Views
3 weeks ago

Aytek Sever - Panorama

Aytek Sever, Seçme Şiirler

www.isaretatesi.com

www.isaretatesi.com DÜNYA VE EDİMLER building Carthage Dünyayla ne yapacağımı bilmem ben. Sabah sisinde uzakta metal bir direkten yansıyan ışığı gördüğümde mutluyumdur. – Ama acaba bu bir işarettir ve onu bana sabah göstermek istemiştir de, ben onu kendi yüksek değeriyle mi görmekteyimdir, yoksa o yansıma orada kendi başına oluveren bir şeydir de, ben mi onun değerini çarpıtmışımdır? – Bazen basit bir yansımayı bile olduğu gibi bırakmayı bilmem ben. Terasa çıkarım ve hızar testerenin gürültüsü biçerken ortalığı, gökkubbeyi tararım. Beklentim büyüktür, her zaman ölçülü olamam. Bulutlarda ve yükseklerin kırlangıçlarında bir okyanus doğrultusu ararken zorbalaşabilirim. Ama kuşlara olan hıncım bazen çok uzun gider de bazen çabuk geçer. Terk eder beni, tatmin dolu dünyanın oluklarından süzülerek akmanın bana göre bir şey olmadığı düşüncesi. Olağan bir şeydir aslında kızılağaçları sevmek, taş duvardan fırlamış yaratıkvari bitkiyi sevmek. Sevmekten de öte, çayırlara minderler gibi saçılmış yassı kayalarda ve kireçli 48

www.isaretatesi.com falezlerde hoşlanacak bir yan bulmak, istemime uygun yüksek bir aşamanın kurgusuna çıkartıverir beni: Orada, neşenin sağladığı imkânla, güç müsrifi yapıp etmeler için ölçüsüz bir heves bulurum kendimde. Ok atarım görüntüyü kapatan binaların arasında görünen ufuk parçalarına doğru! Gökdelenin karnını demir tıkırtılarıyla süslerim, sıradağın dış hattına dikiş çizgisi eklerim. Coşkunluğun acemi edimleri kesinlikle eksiltmez beni. Mısır tarlasının yanıbaşında iri bir çekiçle yere çakılı kazığı döven kızı yüceltirim yüceltebildiğim kadar. Göle giderken yürüdüğüm yolda geçtiğim her bir tümsekte yaşadığım kişisel zafer hissi bende saklı. Melodiye tutunurum. Kasabadan bu yana doğru gelirken yolculuğumun karakteriyle çizdiğim yayı, göl kıyısı yürüyüşüm sırasında tamamlamaya çalıştığım halkayı kendimden bile gizlerim. Bakışlarımdan anlaşılmaz gözlerimin yamaçlarda ne aradığı: Ben de bilmem. Issız patikanın ağzında, kuş, böcek ve rüzgâr sesleri arasında çakılıp kalmışım, ormanın derinliğine doğru çok uzun süredir sabit gözlerle bakmaktayım: Acaba korkacağım bir şey midir, oradan gelmesini beklediğim? Başımın üstündeki gökkubbenin ağırdan ağıra bunaltıcı bir tavana dönüşebileceği düşüncesiyle tedirgin, sırtımdan soğuk damlalar süzülerek ardımı dönüp çıkar giderim ormandan. Benim ormana dair hafızam, ayrılırken hep unutmuştur en güzel şeyleri: Boş bir sayfa bulma korkusuyla, kaçınırım öyle anlarda geriye dönük zihin meşguliyetinden; ormandan ağırdan ağıra köklü bir kopuştur bu. – Yine de, bir ara, giderek 49