Views
3 weeks ago

Aytek Sever - Panorama

Aytek Sever, Seçme Şiirler

www.isaretatesi.com

www.isaretatesi.com DUTCH CRAZE Geliyorlar. Harekete geçtiler, dört koldan geliyorlar, birlik halinde, dağılmadan, seri şekilde geliyorlar, dumana inandılar, son dördünde geliyorlar, hizayı koruyarak, yayılarak geliyorlar, ilk ateşi çoktan geride bıraktılar, düzlükleri, nehirleri, kanalları aşıyorlar, tarlaları ve evleri dalga dalga ısıtarak, gece göğünün beyaz ufkuna bakarak geliyorlar, tümsekleri ve değirmenleri uğuldatarak, kentleri sarsarak, denizi bir an olsun akıllarından çıkarmadan geliyorlar, duvarlardan su gibi, sokaklardan rüzgâr gibi geçiyorlar, kıyıdan köşeden cıva gibi hızla süzülüyorlar, seziliyorlar, sütlü kahveyi bozarak, dayalı bisikletlerin önünden, güz sonu ağaçlarının altından ilerliyorlar ve arnavut kaldırımının aralarındaki macun gibi çamura sızarak, katedrali korkuyla uyandırarak, farların aydınlattığı en dar sokağın ucundaki izmaritte hızlanarak geliyorlar, isli dumanın ardındaki yıldız göründü, çok değil, birazdan, – metali şimdiye dek kimsenin duymadığı gibi duyacaklar. 88

www.isaretatesi.com YERLİLER Ateş yakıyorlar. Dumanın çevresinde toplanıyorlar. Bu alan ağaç kütükleri, hasır, yapraklar ve kamışlarla çatılmış ve zemini yerden bir karış yüksek tutulmuş çepeçevre kulübelerin orta yerinde, köyün meydanıdır. Şamanın bir işaretiyle susuyorlar ve önemli eylemi göz kırpmadan izliyorlar. Anlama kapılıp gitmeleri çok da zaman almıyor. Seslere ve dumana ayak uydurarak mırıldanıyorlar. Tepiniyorlar, ayaklarını kızıl toprağa vurarak ayin dansı yapıyorlar. Bu köyün insanları avlanmaz. Fazlalıkları toplarlar sadece. Su kıyısına gitseler de balık tutmadan dönerler; ama uzun süre kalırlar orada. Dalgındırlar, derin düşüncelere gömülürler, ama neyi düşündükleri bilinmez. Bazen burunlarının ucundakini göremezler; dumanlı, bulanık, hülyalı, mahmur bir yaşayışı yeğliyor gibidirler; bir bütün olarak aldıkları dünyadan parçalar seçmek onların yaşam düzeni ve zaman kavramına terstir sanki. Oluş halindeki şeyleri tanımaz, tanımlamazlar. Hep başladıkları yerdedirler. Aylaktırlar. Bundan çıkıp buna dönerler. 89