Views
5 months ago

D. H. Lawrence - İnsanlar ve Öteki Yaratıklar

D. H. Lawrence, Seçme Şiirler

www.isaretatesi.com

www.isaretatesi.com aksine, ileriye, belirsiz bir geleceğe doğru sürer, onunla doğanın geniş, bakir, taptaze bağlamında, buna uygun bir şimdiki anda buluşmayı kovalar. Fakat bu çaba, öyle pek de ideal, romantik, mistik bir çaba değildir; yücelmeye karşılık düşüşü de zorunlu olarak barındırır; zira beden işin içine karışmıştır; sevgi kadar, merhamet kadar, haz kadar, öfke de, şiddet de, ıstırap da su yüzüne çıkar: Yaratık yaratıkla karşı karşıya gelir, ikisi birbiriyle iç içe geçer. Bu bakımdan, Lawrence’ın sürekli üzerinde durduğu Ruh/Beden, Akıl/İçgüdü, Birey/Toplum, Kadın/Erkek, Doğal/Yapay gibi karşıtlıklar, yazarın doğa temalı şiirlerinde “libidinal” bir çözümün içinde eriyerek belirsizleşir. Öteki’yle ve Yaratık’la kurulan ilişki sırasındaki birtakım bilinç, duyum, dürtü mekanizmaları gözler önüne serilirken, eşine az rastlanır şekilde somut, gerçek zamanlı, uygulamalı bir şiir ortaya çıkar. Lawrence’ın, toplu şiirlerinin 1928 tarihli baskısına yazdığı önsözde belirttiği üzere, şiir yaşamının en önemli ürünleri, ağırlıklı olarak Kuşlar, Yaratıklar ve Çiçekler’i oluşturan, yer yer diğer şiir kitaplarına da dağılmış, “demon”un, yani yaratıcı dehanın, yahut cinin (daimon), “yaratığın” etkisiyle yazılmış şiirlerdir. Aynı zamanda bunlar, yazdıkları üzerinde sonradan bolca değişiklik yapmayı seven, pek çok şiirini birden fazla defa yazan şairin, ilk yazıldığı haliyle bıraktığı, sonradan neredeyse hiç değiştirmediği şiirlerdir; “söylenmesi gerektiği gibi söylenmiş” şiirlerdir. Seçkiye dâhil ettiğim şiirlere, özellikle de Kuşlar, Yaratıklar ve Çiçekler’in büyük kısmını oluşturan şiirlere 17

www.isaretatesi.com bakıldığında Lawrence’ın poetikasını en iyi örnekleyen bu ürünlerin ağırlıklı olarak çağın ve Avrupa’nın dışına uzanan bir arayışa karşılık geldiği ve şiirlerin yazıldığı yerlerin de bunu yansıttığı görülebilir. Kitabın, coğrafi olarak, biri Toskana ve Sicilya, diğeri New Mexico olmak üzere başlıca iki ekseni vardır; şiirin arka planındaki diğer mekânların büyük kısmı da Avrupa dışında, örneğin Sri Lanka ve Avustralya’dadır. Şair bunlar üzerinden hem geçmişle, Eski Dünya’yla, yani Etrüsklü’yle, Yunan’la, Kızılderili’yle, Bushman’la, hem de modernitenin ötesindeki uzak bir gelecekle, Yeni Dünya’yla, geleceğin insanıyla bağ kurar; bozulmamış, bakir, özüne sadık, ruhen ve bedenen tam, doğa ile uyumlu olan erkeği ve kadını arar. Bu yüzden de, insanı insan yapan her şeyi kendine malzeme edinir şair; Öteki’yle bağ kuran yaratık tüm öğeleriyle uyanır, duyar, deneyimler, eylemde bulunur. Ve tüm bunları yaparken Lawrence yeni bir tinselliği, maneviyatı kurmaya çalışır – insanı teniyle, etiyle, bedeniyle, tüm duyum, dürtü, eylem dünyasıyla bir bütün halinde kabul eden, insancıl olan hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan bir yüceliş ve düşüşün maneviyatı. Lawrence’ın “Ânın Şiiri”nde ilkelerini genel hatlarıyla açıkladığı şiiri, biçim ve dil olarak da aynı çizgiyi yansıtır. Şair, Öteki’yle doğrudan ilişki kurmayı dener; ağacı, meyveyi, hayvanı birer “imge” olarak almaz; dikkatini verir, duyar, dokunur; Öteki’ni kendisi olarak hisseder; bu arada da imgeyi bozar, söküme uğratır ve onun yerine, somut canlı varlığı yapım işlemine tâbi tutar; bunun için hem kendine hem ötekine başvurur. Duyum, algı, güdü, düşünce, sezgi 18