Views
4 months ago

D. H. Lawrence - İnsanlar ve Öteki Yaratıklar

D. H. Lawrence, Seçme Şiirler

www.isaretatesi.com

www.isaretatesi.com Plazmik bir kesinlik olamaz; hiçbir şey billur ve kalıcı değildir. Canlı dokuyu biyologların müdahale yoluyla yaptığı gibi sabitlemeye çalışırsak, gözlem için yalnızca geçmişin, geride kalmış yaşamın kaskatı bir parçasını elde ederiz. Daima var olan yaşam, kesinlik bilmez, tamamlanmış bir billurlaşma bilmez. Kusursuz gül yanmakta olan bir alevdir yalnızca; belirir, akar gider; asla ve katiyen hareketsiz, durgun, sonlanmış olamaz. Onun aşkın güzelliği burada yatar. Tüm yaşamın ve zamanın gelgiti ansızın kabarır ve önümüzde bir tayf gibi, vahiy gibi belirir. Doğrudan, oluşmakta olan yaratılışın saf özüne bakarız. Selden bir nilüfer çiçeği yükselir, etrafına bakar, parıldar, kaybolur. Daima çalkalanan selin özünü, onun cisimleşmiş halini görmüşüzdür. Görünmez olanı görmüşüzdür. Yaratıcı değişimin, yaratıcı başkalaşımın ta kendisini görmüş, ona dokunmuş, onu paylaşmışızdır. Bana nilüfer çiçeğinden 2 söz edecekseniz, değişmez veya ebedî olan bir şeyden söz etmeyin. Akışın cisimleşmiş yansımasından, çiçeklenen, kahkaha atan, çürüyen başkalaşımdan söz edin – onlar ki, geçerken kusursuzca açık, hareket ederken çırılçıplaktır karşımızda. Bırakın, nilüfer çiçeğimde çamuru ve gökkubbeyi duyayım. Bırakın, ağır, balçıklaşmış, içine doğru çeken çamuru da, gök rüzgârlarının girdaplarını da duyayım. İkisini de en saf temaslarıyla, içine çeken ağırlığın çıplaklığıyla, geçip giden ışıltının çıplaklığıyla duyayım. Bana sabit, değişmez, durgun bir şey vermeyin. Sonsuz olanı ve ölümsüz olanı da vermeyin: 2 Lotus. (ç.n.) 29

www.isaretatesi.com istemem sonsuzluğu, ölümsüzlüğü. Bana sakin olanı, içten içe kaynayan esası, cisimleşmiş ânın akkor ışıltısını ve serinliğini verin: ânı; tüm değişim, sürat ve karşıtlığın özünü – şimdiyi, mevcut ânı, şu ânı. Aşağı doğru akan suyun tek bir damlası değildir şimdiki an. Kaynaktır o, yüzeye çıkıştır, akıntının fokurdamasıdır. Burada, tam şu an, zamanın akışı gelecek kuyularından fokurdar, geçmişin okyanuslarına akar. Kaynaktır bu, yüzeye çıkıştır, yaratıcı özdür. Şimdiki ânın şiiri vardır; tıpkı sonsuz geçmişin ve sonsuz geleceğin şiiri olduğu gibi, anlık şiir vardır. Cisimleşmiş ânın kaynayan şiiri en üstünüdür; öncenin ve sonranın daimi cevherlerinin bile ötesindedir. Titreşen gelip geçiciliği içinde, o, inci gibi sert, billurumsu cevherleri, her iki sonsuzluğun şiirlerini aşar. Solup gitmeyen zamandışı cevherlerin niteliklerini istemeyin. Çamurun içte içe kaynaması olan saflığı isteyin; göğün düşüşü olan, başlangıç halindeki bozuluşu isteyin; durmak bilmeyen, kesintisiz yaşamın kendisini isteyin. Yanardönerlikten bile daha hızlı bir başkalaşım olmalıdır; durulma değil, sürat; sabitlik değil, gelip geçicilik olmalıdır; sonuçlanmayış, dolaysızlık, yaşamın ta kendisinin akıbetsiz ve kapanışsız niteliği olmalıdır. Yaratılışın hesaplanamaz, daimi yolculuğunda karşılaşıp geçen şeylerin anlık, çarçabuk ilişkisi olmalıdır: her bir şey, geri kalan tüm şeylerle olan hızlı, akıcı ilişkisi içinde bırakılmalıdır. Saf ânın yatışmaz, kavranılmaz şiiri; kalıcılığı rüzgârsı geçişinde yatan şiir böyledir. Bu tür şiirin en iyisi ise Whitman’ın şiiridir. Başlangıç ve son olmaksızın, kaidesiz ve 30