Views
7 months ago

Rabindranath Tagore - Firari

Tagore Şiirleri, "Firari" (2. baskı)

www.isaretatesi.com

www.isaretatesi.com Fakat her iki yandaki evlerin günlük atıkları –küle bulanmış balık pulları, sebze soyuntuları, çürük meyveler, fare ölüleri– nedense, “Bunlar ne böyle?” türünden bir şüphe uyandırmıyor. Tüm kaldırım taşlarını kanıksamış sokak. Ama bazen aradaki çatlaklardan başını uzatıyor bir tutam ot; bu kafasını karıştırıyor onun: Somut gerçekler böyle bir ihlâle nasıl izin veriyor? Sabahleyin evler güz güneşinin dokunuşuyla güzelliklere uyanıyor tiksinç rüyalardan, o zaman sokak kendi kendine fısıldıyor: “Bu binaların ötesinde bir yerde sınırsız bir mucize var…” Fakat saatler geçiyor, evlerde insanlar hareketleniyor; hizmetçi kız pazardan bir elinde erzak sepetiyle, öbür elini sallayarak dönüyor; hava mutfaklardan yayılan koku ve dumanla doluyor – ve bir kere daha anlaşılıyor ki, sokağımız için hakiki ve olağan olan, sokağın kendisinden ibarettir, evlerden ve çöp yığınlarından… 152

www.isaretatesi.com XXII. Tüm zenginliğini yitirdiği halde yıkılıp gitmemiş bir konak bu; yol kenarında sırtına yamalı bir paçavra giymiş bir meczup gibi duruyor. Günbegün zalim çiziklerle yaralanıyor; yağmurlu aylar tuhaf imzalarını bırakıyor duvarın çıplak tuğlalarında. Yukarıdaki terk edilmiş odanın çifte kapılardan biri paslı menteşelerinden düşmüş; dul kalan diğer kapı düzensiz esintilerle gece gündüz bangırdıyor. Bir gece bu evden kadın feryatları yükselmişti. Ailenin küçük oğlunun ölümüne ağıt yakılıyordu; on sekiz yaşında bir oğlandı, gezici bir tiyatroda kadın kahramanı oynayarak geçimini sağlardı. Birkaç gün sonra ev sessizliğe büründü; kapıları kitleyip gittiler. Yalnızca, kuzey tarafında, yukarıdaki odada o harap kapı ne kopup istirahate kavuşuyor, ne kapanıp kalıyor; durmadan ileri geri sallanıyor rüzgârda, kendine eziyet eden bir ruh âdeta. 153