Views
4 months ago

Rabindranath Tagore - Firari

Tagore Şiirleri, "Firari" (2. baskı)

www.isaretatesi.com

www.isaretatesi.com -RİTVİK- Bu tam da benim günlük takdis için salona girdiğim âna denk gelmişti; gözü hiçbir şey görmeyen Kral, beni itip geçti; kanıma dokundu bu. Daha sonra mahcup bir yüzle geri döndüğünde, sordum ona: “Kralım, yüksek makam ve vazifenizi terk etmek pahasına sizi günün bu en yoğun saatinde kadınlar dairesine çeken ne gibi bir aciliyettir acaba – dost saraylardan elçiler gelmişken, mazlum adalet isterken, vezirleriniz sizinle hayati meseleleri görüşmek için beklerken? Bir Brahman’ın takdisini bile hiçe sayacak kadar önemli, ne gibi bir aciliyetiniz olabilir? -SOMAKA- İlkin hiddetli bir ateş parladı yüreğimde, ama hemen sonra, bir yılanın dikelmiş başını ezercesine bastırdım onu; uysalca cevap verdim: “Tek çocuk babası olduğumdan huzurum kalmadı. Lütfen bu defalık beni bağışlayın, bundan böyle babanın düşkünlüğünün Kralı asla teslim almayacağına dair size söz veriyorum.” -RİTVİK- Lâkin hınçla doluydu yüreğim ve şöyle dedim: “Tek çocuklu bir baba olmanın lanetinden kurtulmak istiyorsanız, size bir yol gösterebilirim. Ama bu öyle zor bir yol ki, sizin onu başarabileceğinizden şüpheliyim.” Kralın gururuna dokundu bu; ayağa fırlayarak haykırdı: “Bir Kşatriya ve bir Kral olarak kutsal olan her şey üzerine ant içerim ki, yapılmasını buyuracağınız şeyi ne denli zor olursa olsun hiç çekinmeden 162

www.isaretatesi.com yapacağım.” “O halde dinleyin,” dedim. “Bir kurban ateşi yakın, oğlunuzu feda edin: Yükselecek olan duman, bir nesil getirecek size, bulutların yağmur getirdiği gibi.” Kral başını eğdi, susup kaldı; saray maiyeti dehşetle homurdandı; Brahmanlar ellerini kulaklarına kapatarak, “Söylemek de dinlemek de günahtır böyle sözleri,” diye bağrıştı. Kral şaşkın bir kederle bir süre ne diyeceğini bilemedi, sonra soğukkanlı bir şekilde, “Sözümde duracağım,” dedi. Günü geldi, ateş yakıldı, insanlar şehri boşalttı; sıra çocuğun getirilmesine geldiğinde, hizmetkârlar direndi, askerler silah bırakarak itaatsizlik etti. O zaman, bilgeliğiyle nefsin tüm zayıflıklarını ve aldatıcı duyguları kendinden pek aşağıda ve uzakta bırakmış olan ben, Ritvik, bizzat yolunu tuttum kadınlar dairesinin. Çocuğun etrafı kadınlar tarafından, bir ağacın tehditkâr dallarınca kuşatılmış bir çiçek misali sarılmıştı. Çocuk beni gördü, hevesli ellerini uzattı ve bana gelmeye çabaladı, zira onu hapseden sevgiden kurtulmak istiyordu. “Sana hakiki kurtuluşu vermeye geldim,” diye haykırarak, zorla çekip aldım onu baygınlık geçiren annesinin ve çaresizce feryat eden dadılarının elinden. Ateşin titreyen dilleri göğü yalıyor, Kral alevlerin başında dikiliyordu, kaskatı ve suskun, yıldırım çarpmış bir ağaç misali. Kollarımda parlak ateşin ilâhvâri görkeminden büyülenmişçesine agulayıp oynaşan bebek, alevlerin özgür ihtişamında âdeta bilinmeyen bir dadıyı arıyordu sabırsızca. -SOMAKA- Kes, yeter, yalvarıyorum! 163