Views
5 months ago

Rabindranath Tagore - Firari

Tagore Şiirleri, "Firari" (2. baskı)

www.isaretatesi.com XXX.

www.isaretatesi.com XXX. Kalabalık hayranlıkla dinliyordu sahnedeki genç şarkıcı Kaşi’yi; sesiyle, maharet gösterisindeki bir kılıç misali, umutsuz açmazların arasına dalıyor, onları paramparça ediyor, kendinden geçiyordu. Dinleyiciler arasında ihtiyar Racah Pratap da oturuyordu; hayli bitkin ve hoşnutsuz görünüyordu; zira kendi yaşamı, bir nehrin güzelce süslediği bir yöre misali, her yanını Baraclal’ın şarkılarının sarıp beslediği bir yaşamdı. Yağmurlu akşamlar ve güz günlerinin durgun saatleri, onun kalbine Baraclal’ın sesiyle hitap ederdi; ve şenlik geceleri bu şarkılara göre lambalar kısılır, ziller çıngırdardı. Kaşi dinlenmek üzere ara verince Pratap gülümseyerek Baraclal’a göz kırptı ve ona, “Haydi Üstat, bu yeni icat şarkılar yerine hakiki müziği çal bize; öbürleri âdeta oyunbaz kedi eniklerinin felç olmuş fareleri avlamasına öykünüyor,” diye fısıldadı. Başında bembeyaz bir sarığı olan ihtiyar şarkıcı, dinleyicileri öne eğilerek selamladı, sahnede yerini aldı. İnce parmaklarıyla çalgısının tellerine dokundu, gözlerini kapadı, ürkekçe şarkısına başladı. Salon geniş, Baraclal’ın sesi cılızdı; 180

www.isaretatesi.com Pratap gösterişli bir tavırla “Çok yaşa!” diye bağırdı, o sırada eğilip arkadaşının kulağına, “Biraz daha yüksek sesle, haydi dostum!” diye fısıldadı. Kalabalık huzursuzlandı; kimi esniyor, kimi uyukluyor, kimi sıcaktan şikâyet ediyordu. Salonun havası ilgisizliğin çoksesli homurtusuyla uğuldamaya başladı; ve nihayet şarkı, narin bir kayık misali boş yere çırpınıp, büsbütün curcunaya gömüldü. Yüreği incinen ihtiyar adam aniden bir pasajı unuttu, panayırda kayıp kılavuzunu arayan kör bir adam misali acıyla yokladı hafızasını. Gediği rastgele bir ezgiyle doldurmaya çalıştı; ama gedik daha da açıldı: İhtiyaca yanıt vermeyi reddetti çarpıtılmış notalar; birdenbire makam değişti ve ip koptu. Üstat Baraclal başını sazına yasladı ve ondan, unuttuğu müziğin yerine, bir bebeğin dünyaya saldığı ilk yaşam çığlığının koptuğu duyuldu. Pratap nazikçe onun omzuna dokundu ve şöyle dedi: “Gel gidelim, bizim meclisimiz burası değil. Biliyorum, dostum, sevgi olmayınca dul kalır hakikat – ve ne çokluğu ne de ânın kendisini mesken tutar güzellik.” 181