Views
8 months ago

Rabindranath Tagore - Firari

Tagore Şiirleri, "Firari" (2. baskı)

www.isaretatesi.com

www.isaretatesi.com -AMA- Oğlum var. -VİNAYAKA- Onu bırak! Bedeli kanla ödenmiş bir günahın meyvesiydi o; hâlâ dönüp şefkatle bakma ona! Nereye gideceğini düşün. -AMA- Bir babanın sevgisinden daha geniş açmış kollarını bana ölüm! -VİNAYAKA- Hakikaten de, denizin çamurlu nehirleri yuttuğu gibi günahları yutar ölüm. Ama senin ölümün bu gece, burada olmayacak. Utandırdığın sülalenden ve komşularından uzakta, ücra bir Ulu Şiva 17 tapınağı bul kendine, günde üç defa Kutsal Ganj’da yıkan ve Tanrı’nın adını zikrederken, akşam ayininin son çanına kulak ver – ki böylece belki Ölüm, ıslak gözlerle uykuya dalan çocuğunu seyreden bir baba misali yukarıdan merhametle bakmaya başlar sana. Bırak, seni nazikçe kendi büyük sessizliğine taşısın o, nasıl ki Ganj düşen bir çiçeği sularında taşıyıp götürür ve deniz için lâyık bir adak olabilene dek yıkayıp lekelerinden arındırırsa. 17 Şiva: Hint’in üç büyük tanrısından biri. Vishnu, Brahma ve Şiva’dan oluşan Trimurti’de Brahma yaratıcı, Vishnu koruyucu, Şiva ise yıkıcı güçtür. Ancak Şiva’daki yıkıcılık, yapıcı anlamda bir yıkıcılıktır; örneğin Vedalar’da, Şiva’nın, hakikati örten büyülü güç olan “Maya”yı yok edişi, böylece hakikati görünür kılışından söz edilir. (ç.n.) 96

www.isaretatesi.com -AMA- Peki ya oğlum? -VİNAYAKA- Söylüyorum sana, artık onu anma. Kendini yeniden babanın kollarına bırak evlâdım – ikinci annen olan Unutuş’un rahminden doğmuş körpe bir bebek gibi. -AMA- Dünya benim için bir gölge olmuş artık. Söylediğin sözleri duyuyorum duymasına, ama kalbim duymuyor. Bırak beni Baba, yalnız başıma bırak! Sevginle kendine bağlamaya çalışma beni, zira o bağlar kocamın kanıyla kıpkırmızı… -VİNAYAKA- Yazık! Kopup düşen hiçbir çiçek dalına geri dönmüyor. Törelere uygun bir şekilde Civaci ile nişanlanmışken seni zorla kaçırıp götüren birine nasıl “kocam” diyebiliyorsun? O geceyi asla unutamıyorum. Düğünün yapılacağı salondaydık, heyecanımızın yerini endişeli bir bekleyiş almıştı; damat ortalarda yoktu, eşref saati geçiyordu. Derken uzakta fenerlerin parlak ışığı belirdi, düğün şarkıları dalga dalga geliyordu. Coşkuyla haykırdık, deniz kabuğundan borular üfledi kadınlar. Bir tahtırevan alayı giriş yaptı avluya. Fakat biz “Civaci nerede?” diye sorarken, silahlı adamlar fırtına gibi atılıverdi tahtırevanlardan ve yakalayıp götürdüler seni, biz daha ne olduğunu anlayamadan. Ardından Civaci çıkageldi; 97