Views
9 months ago

genç kalemler

BU SONBAHAR “SON”

BU SONBAHAR “SON” BAHARINIZ OLMAMALIYDI Sıradan bir sonbahar akşamıydı oysaki. Sararan yapraklar dökülüyordu usul usul. Bazen sıcak güneş yakıyordu tenimizi, bazen de bir rüzgâr dans ettiriyordu saçlarımızı. Günler kısalıyor, kışın kapıda olduğu hissediliyordu. Dersler başlamıştı. Yeni gelen öğrencilerle tanışırken, Kavaklıdere’de geçen yedi yılın da etkisiyle fark ediyorduk ki yeni olduğunu sandıklarımız aslında önceki yıllarda mezun ettiğimiz öğrencilerin kardeşi, amcasının oğlu, teyzenin kızıydı. Aslında hepsini tanıyorduk neredeyse. Yıllar yüzümüzde çizgiler, saçlarımızda beyazlar oluşturmamıştı sadece. Bizler birbirini tanıyan kocaman bir aile olmuştuk geçen zaman içinde. Her sabah tüm dertlerimizi kapının ardında bırakıp o sınıfa girdiğimizde; bazen uykulu, bazen haylaz ama her zaman masum ve sevgi dolu o yüzlerle renklendirirken kalbimizi, bilemezdik böyle olacağını. Bazen kızıyorduk onlara, yapmaları gereken sadece verilen ödevler ve görevlerdi işte! Neden yapamasınlardı ki? Kendimiz için istemiyorduk ki bunları. Çokça okusunlar, çokça yazsınlar, çokça araştırsınlar ve neresinde başlarlarsa başlasınlar hayatın, hazır olsunlar yaşayacaklarına. Anlayışlı, iyi birer insan; kendi problemleriyle başa çıkabilen ve bunu yaparken sadece güzelliğe, doğruya, iyiliğe yönelebilen insanlar olmalarını istiyorduk. Meslekleri, kazandıkları paralar değildi önceliğimiz. Öyle bir uğraşıydı ki bu ürünlerini çok sonraları veren… Bir bahçıvan olsaydık, sadece birkaç mevsim beklerdik güllerimizin açtığını görmek için. Bir doktor olsaydık, tedavi süreci sona erdiğinde anlardık emeklerimizin karşılığını alıp alamadığımızı. Oysaki öğretmendik işte. Öyle üç beş test sorusu, birkaç sınav ölçemiyordu hayatta nasıl bireyler olacaklarını. Tüm gün derslerin yanı sıra heyecanla, hüzünle anlattıkları dertlerini dinlerken; bazen de direkt değil de dolaylı yoldan, küçük haylazlıklarla “Beni gör, anla beni…” demeye çalışan halleriyle başa çıkmaya çalışırken ruhumuzdan yudum yudum veriyoruz onlara. Anlayamıyoruz mum misali erirken, ne kadar aydınlatabildiğimizi, ne kadarına yettiğini gücümüzün. Sonra… Yıllar sonra… Bir gün bir sokakta kocaman adam olmuş vücutları ama hep bildiğimiz o çocuksu gülüşleriyle çıkıveriyorlar karşımıza. Anlatıyorlar: “Okuyoruz öğretmenim, öğretmen olacağım ben de, evlendim cennet kokulu çocuklar yetiştiriyorum, askere gidip vatani görevimi yapacağım…” Yıllar evvel göremediğimiz o güllerden koca bir demet bırakıveriyorlar kucağımıza. O zaman hiçbir servetin yaratamayacağı mutlulukla aydınlanıveriyor yüzümüz. Bazen de… Sıradan bir sonbahar akşamında… Bir haber yayılıyor birden. Fidanlarımız, büyüsün de kanat çırpsın diye beklediğimiz minicik tırtıllarımız yoklar artık. Adına “kaza” diyorlarmış. Araba yoldan çıkmış, ani fren yapmış, uçuruma düşmüşler. Kelimeler, uğruna yıllarınızı harcadığınız o çocukların artık yaşamadıklarını anlatmaya çalışırken öyle anlamsızlaşıyor ki... “Allah rahmet eylesin!” denir vefat edenin ardından. Kendinden küçük birine nasıl söylenir o söz? Vaktiyle sınıfta kendi anne babasından çok gördüğünüz, ödevini yapmıyor diye kızdığınız, bir şeyler öğrendiklerinde içinizde güller açtıran o çocuklar yok artık! En kötüsü de hiçbir şey gelmiyor elinizden. Acaba neyi eksik öğrettim? Ben de suçlu muyum diye düşünüp karşınızda duran mini mini yüreklere yalvarıyorsunuz: “N’olur dikkatli olun yavrularım. Hem kendiniz hem de sizi sevenler için. Hayat bir oyun değil işte! Merhametli değil bizim gibi, yanlışlarınızı affedivermiyor öylece.” Biz sizlerden gül beklerken, siz yaprak misali dökülüp gittiniz bir sonbahar akşamı. Ne güzel bakardınız umut dolu gözlerle, kim bilir daha ne hayalleriniz, yaşanacak ne güzel günleriniz vardı. Çok erkendi çocuklar. Saygınızla, sevgi dolu yüreklerinizle, kalbinizle yer ettiniz kalbimizde. Unutulmayacaksınız Kavaklıdere’nin güzel çocukları. Ruhunuz şad, yeriniz uçmağ olsun. “Kadir Doğramacı, Mehmet Nuri Akkuş, İlyas Aktaş, Meltem Turgut, Hakan Şahin ve Mehmet Ay anısına…” Dilek MADAN Kavaklıdere Atatürk Ortaokulu Türkçe Öğretmeni 10

DİRİL GENÇ Kupkuru toprağı yarıp da Yeryüzüne merhaba de Sıkıştığın köşenden ancak başını uzatarak kurtulursun Tohumun çatlasın Çatlasın da filiz ver Uyan ve harekete geç Dallan, budaklan Büyü ve sonra çiçekler aç Karları taşı sırtında Yağmurları içine al Ve içine çek rüzgârın sana getirdiği Hoş kokulu meltemleri Sonra tomurcuklar açmaya söz ver Baharı karşıla beyazlar, pembeler, morlar içinde... Sonra taşımasını bil çiçeklerini vakarla Güneş'in seni kucaklamasına izin ver Büyüt meyvelerini koynunda Hepsini tutamazsın yanında Bazılarını bırak, kavuşsun toprağa ve suya Bırak, var olmayı yaşasın o da. Dallarının altında cıvıltılar olsun Kuşlar senin dalını tercih etsin Sen göğe değen salıncakların beşiği ol Salınacakların da... Gölge ol, serinletici ol ey genç Örnek alacağın ne çok şey var Şu ağaçlar gibi... Emine SUBAŞI Kavaklıdere Halil İbrahim Boz İmam Hatip Ortaokulu Türkçe Öğretmeni GEÇER GİDER Mİ? Yıkarmış yağmur tüm kirleri Yıkar mı gerçekten Yalanları, savaşları, kanları Götürürmüş rüzgâr tüm kötülükleri Götürür mü gerçekten Kini, kumarı, kavgayı Yakarmış Güneş tüm mikropları Yakar mı gerçekten Katilleri, hırsızları, saldırganları Silermiş kar tüm karanlıkları Siler mi gerçekten Acıları, kahırları, yalnızlıkları Yoksa geçer gider mi? Yağmur, rüzgâr, güneş, kar Birbiri ardına sıralanan saatler gibi Reyhan ÇETİN Köyceğiz Toparlar Ortaokulu 6/D Sınıfı KARANLIKTAN AYDINLIĞIMA Yalnız hissedersin bazen İçin içini kemirirken. Güçlü durmaya çalışmak Gözyaşlarının akmasına engel olur. Dünyan kararır, Ağlamaya cesaretin kalmaz, Karanlığa hapsolursun, Kimseyi umursamaz, Kimseyi düşünmezsin, Ta ki o gün gelene kadar. Aydınlığın, En büyük ilacın, Aydınlığım! Zeliha AKŞİT Ortaca Şehit Er Gürsel Çelik Ortaokulu 8/B Sınıfı 11

Bültenin PDF kopyasına erişmek için tıklayınız - koç özel lisesi ...
Pdf indir - Beşiktaş Belediyesi
Bağımsızlık ve Cumhuriyet Ateşi Hiç Sönmez! - Beşiktaş Belediyesi
Büyükşehir Ailesi Sayı 31 - İstanbul Büyükşehir Belediyesi
SAY| ı 33 - MUSTAFA AKBABA ve NEVZUHUR
martı_temmuz_sayi_42
martı_temmuz_sayi_42_2014
Ülkemizde Dev-Genç'liler Var! - Yürüyüş
4afd4a366a38e5ddb79c44167de45ee5ee0f8828
DO⁄U ANADOLU fiUBES‹ ERZURUM'DA AÇILDI! - Türk Üroloji ...
Mustafa Su TSRđB'nin yeni Baēkanı - Anadolu Sigorta
Mobilya Dekorasyon 143. sayı
Dergi54_Sayı_01
ad4abf7f9f454e4adec9b2454e8280837376bfa3