Views
5 months ago

genç kalemler

CUMHURİYET Duvarlara

CUMHURİYET Duvarlara bayraklar asıldı, Cumhuriyet çocukları bağırdı. 1923’te Cumhuriyet kuruldu, Ulus dediğin buydu. Al bayraklar dalgalanıyordu, Güneşle birlikte yeni günler doğuyordu. Atatürk sanki bana sesleniyordu, Bu ulusu koruyun diyordu. Cumhuriyet bayramı tarihe yazıldı. Çok ama çok güzel bir destandı. Sevinçten havalara uçtuk, Sanki bir kuştuk. Atatürk’ü gördüm, bana bakıyordu. Bana bir şeyler demeye çalışıyordu. Belki de bana değil tüm millete sesleniyordu, “Hürriyet Türk’ün hakkıdır.” diyordu. Elif Umay UYGUN Milas Yeniköy Tek Ortaokulu 5/A Sınıfı CUMHURİYETİN SESİ Toplanalım tek bayrak altında Cumhuriyetin sesini duyuralım dünyaya Kardeşimin yarınıydı Tek umuttu tek çareydi Elimizdeki sönmeyen tek meşaleydi Son çıkıştı karanlıkta ki Cumhuriyetin ışığı Şimdi hep birlikte yakalım vatanda Asil cumhuriyet ateşini Güneşi serpelim kata ufuklara Cumhuriyet meltemi estirelim yurdumda Ata’mızın emanetini taşıyalım sonsuzluğa Kazıyalım adını tarih sayfalarına Her gün eşsiz milletimle Dalgalan göklerde şerefle Asil kanlı bayrağım ısıt içimizi güneşimle Ata’m dinle adımlarımızın sesini Bu vatan dört bucak seninle Türk ruhunu taşıyoruz göklere Yaşatıyoruz cumhuriyet sevgisini Yıldızlar göklerden ışık tuttu yolumuza Ata’mızın eserini çizdik yüreğimize Yaşıyoruz sayende barış içinde 29 Ekim cumhuriyetin günüdür Kocaman bir saltanatın çöküşüdür Yankılanıyor vatanımın her köşesinde Şimdi cumhuriyetin sesi. Seda DIKIK Datça Yılmaz Kardeşler Anadolu Lisesi 12/D Sınıfı 28

VATANIM SAĞ OLSUN Bir yiğit doğurdum 1992’de. Adını Mustafa Kemal koydum; ismiyle gurur duysun diye. Yirmi beş yaşındaydı oğlum. Askerdi. İstanbul’daydı yavrum. Mutluydum. Orası sakindir, dedim ama evlat işte. Görmediğim her saniye ayrı ayrı yandı içim. “Ağlama” demişti Hasan. “Oğlumuz vatan için gitti.” demişti. Evlat işte! Yanıyor insanın içi. İçimin yangınına bir de Temmuz sıcağı ekleniyordu o gün. Tam 15 Temmuz… Saat altıya gelmişti. Eli kulağındadır, arar artık yiğidim, dedim. İçime doğmuştu sanki. Sözüm biter bitmez çalmıştı telefon. Sesini duyduğum her saniye şükrederdim. “Anacığım” diyen sesini duyunca düğümlendi boğazım. Son duyuşummuş gibi ezberledim sesindeki her tınıyı. “Oğlum” diyebildim sadece. “Çok özledim seni anacığım” dedi yavrum. Belliydi sesinden özlediği. Ağlayamadım bile acımdan. “Ben de oğlum. Ben de özledim. İyi misin yavrum? Doyurdun mu karnını?” diyebildim. “Doyurdum anacığım.” demişti. “Babanı vereyim onunla da konuş.” dedim yavruma. “Tamam, anacığım.” dedi. Bir sıkıntı düşmüştü yüreğime. İçim parçalanıyordu sanki. Belli belirsiz duyuyordum baba oğulun konuşmalarını. “ İyiyim oğlum. Sen nasılsın?” demişti Hasan’ım. Gülümsüyordu. Çok benzerlerdi birbirlerine. ‘’Güzel olmaz mı Mustafa’m. Güzel olmaz mı benim Muğla’m.” dedi Hasan’ım. Çok severdi yiğidim memleketini. “Tamam oğlum. Dikkat et kendine.” dedi Hasan’ım. Ardından da kapattı. Bir saniye daha olsun duyabilseydim aslanımın sesini. “Anam” deseydi bir kez daha. “Yarın tekrar arar Fatma.” dedim kendime. Akşam namazını kılmak için abdest aldım. Namazım bittiğinde Rabbim’e dua etmeye başladım. “Allah’ım sen evladımı, asker evlatlarımızı koru. Sen onların yar ve yardımcısı ol. Sen evlatlarımıza gönül rahatlığı ver Rabbim. Asker evlatlarımızı sağ salim anasına, babasına kavuştur.” Evladımın kokusu burnumda tütmüştü. Gül yüzünü özlemiştim yavrumun. İçimdeki sıkıntı hala geçmemişti. Doğrulup Hasan’ımın yanına gideyim dedim. Ayaklarım geri geri gidiyordu sanki. İlk defa içimi böyle bir his kaplamıştı. O düğüm yine düşmüştü boğazıma. Ağır adımlarla yürüyordum. Kapının eşiğinde donakaldım. Yüzünde hiç tanımadığım bir ifade vardı. Yavrumuzun sehpada duran fotoğrafını almış okşuyordu. Beynimden vurulmuşa döndüm. Beni yeni fark etmişti. “Fatma…” devamını getiremedi Hasan’ım. Dönmedi dili demeye. ‘’Oğlumuz…’’ diyebildi sadece. İşte o an anladım içimdeki sıkıntının sebebini. Oğluma bir şey olmuştu. Atıldım evimin direğinin kollarına. “Hasan’ım! İyi misin? Oğlum… Ne oldu oğluma?” diyebildim sadece. Hasan’ım ilk defa ağlıyordu. Hıçkırıklarının arasından “Vatan sağ olsun.” Dediğini duyabildim. Nefesim kesildi o an. Benim oğlum anasını bırakıp gitmiş miydi? Bir kez daha olsun sesini duyamadan mı gitmişti? Gül yüzünü bir daha göremeden mi gitmişti? Şehit mi olmuştu aslanım? Cennet kokusu toprağa mı karışacaktı şimdi? Korkardı ki benim oğlum. Yapamazdı karanlıkta. Soğuğu da sevmezdi ki! Hem ısınmazdı da eli ayağı. Üşür müydü acaba şimdi? Korkar mıydı tek başına cennet kokulum? Bir kez daha “Anne” diyemedim diye yanar mıydı içi? Unutur muydu acaba kokumu? Hatırlar mıydı acaba göğsümde uyuttuğum zamanları? İlk konuştuğunda çok şaşırmıştım. İlk kelimesi “Anne” olmuştu. Artık bana “Anne” diyemeyecek miydi? Üşümesin diye üstüne titrediğim oğlum toprağa mı girecekti şimdi? Karanlıkta korkar diye ışığını kapatmadığım odası boş mu kalacaktı? Korkar diyor yalnız bırakmadığım oğlum, mezarda yalnız mı kalacaktı? Kedilerden korkardı hep yavrum. Acaba gelir miydi mezarına kediler? Korkar mıydı onlardan? Beyazı hiç sevmezdi yiğidim. Kefen mi giyecekti şimdi? Hasan’ım… Hasan’ım ne yapardı onsuz? Kim onunla balık tutacaktı şimdi? Kim onunla maça gidecekti? Kim ‘’korkma anne! Ben buradayım.’’ diyecekti? Zil sesiyle irkildim. Ayaklarım gidemedi kapıya. Kâbuslarımı yaşıyordum. Komutanlar kapıdaydı. Oğlumun soğuk yüzünü mü görecektim ben şimdi? Soğuk tenine mi dokunacaktım? Onun soğuk tenine dokunacaktım da; yine de ‘’Vatan sağ olsun!’’ diyecekti. Vatan sağ olsun! Armağan KARABULUT Yatağan Gazi Anadolu Lisesi 11/D sınıfı 29

Ülkemizde Dev-Genç'liler Var! - Yürüyüş
Beyin Takımı E-Dergi
şubat 2012 - Martı Dergisi
yeni türküler söyle - Bizim Kulliye Dergisi
Umran - koç özel lisesi mezunlar derneği
AFS Program - Notre Dame de Sion Fransız Lisesi
AYLİK ÜLKÜ DERGİSİ
2012 Temmuz - Polis Akademisi
SEÇİMDEN ÖNEMLİ KONU YOK MÜDÜR?
I • Hakan İlhan KURT
Layout 1 (Page 1) - Yeni Vatan Gazetesi Online
FAŞİZME KARŞI DEMOKRASİ - Yürüyüş
57-Dusunuyorum-Şubat-Mart-2015
altZine_ilkbahar_2015