Views
10 months ago

Konfeksiyon Teknik Şubat 2018

10 PAZAROLA KONFEKSİYON

10 PAZAROLA KONFEKSİYON TEKNİK ŞUBAT | FEBRUARY | 2018 Kazanmak Kazandırmak İş alemindekiler bilir. Belli zaman dilimlerinde olan biteni anlamak için toplu bir değerlendirmeye, esaslı bir muhasebeye ihtiyaç duyular. Bu dönemlerde fabrika, mağaza ve dükkanlarda bir envanter telaşı yaşanır. Büyük marketlerde elemanlar seferber olur, ne var ne yok tek tek sayılır. Buna fiziksel envanter deniyor. Şimdilerde bilgi teknolojileri sayesinde on binlerce çeşitten elde, depoda ve hatta yolda ne kadar bulunduğu saniyesi saniyesine bir çırpıda öğrenilebiliyor. Mal canın yongası. Malın envanterini tutuyoruz da, canımızın, hayatımızın envanterini niye tutmuyoruz? Zaman zaman, “elde ne kaldı?”nın hesabını niye yapmıyoruz? İşli olsun, işsiz görünsün, aslında herkesin birden fazla işi var. Ama farkında değil. Hayata pazarlama gözlüğü ile bakınca, herkesin bir iki değil, onlarca piyasada/pazarda kazanmaya, kâr etmeye, yüzünü güldürmeye uğraştığı ayan beyan görülüyor. En yakında “ev halkı pazarı” var. Bu pazarda evin, ailenin büyükleri, ortancaları ve küçükleri var. Herkes birbirine karşı kâh alıcı kâh satıcı durumunda. Saygı veriyor, sevgi alıyor. Sevgi veriyor, saygı alıyor. Gönlünü hoş ediyor, hediye veriyor, ihsanlara kavuşuyor. Bazen de bedel ödetiyor. Daha neler neler… Evden çıkınca, “apartman veya mahalle ve komşular piyasası” ile karşılaşılıyor. Onlar da kâh alıcı, kâh verici olarak sahnedeler. “Mangalın kokusu gitmiştir” düşüncesiyle kebaplar komşuya gidiyor; “tatlı severler” deyip baklavalar komşudan geliyor. Vesaire… PAZAROLA Prof. Dr. İSMAİL KAYA İ.Ü. İşletme Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi mail ikaya@istanbul.edu.tr ismail.kaya@gmail.com blog http://www.pazarola. blogspot.com http://www.pazarlama bitanedir.blogspot.com Sözü uzatmayalım ama bir de akrabalar var. “Akrabalar segmenti”nde yer alan “müşteriler” için bir siz bir şeyler yapar, bir şeyler verirsiniz, bir de onlar size verirler veya sizden bir şeyler beklerler. Hastalık, sağlık, düğün, dernek derken, mürüvvetler kadar mazarratlar da paylaşılır, hediye, yardım ve ödünçler dahi alınır verilir. Kısacası, iş için veya yaşamak için birer parçası olduğumuz, müşteri veya sunucu rolüyle girip çıktığımız başka “pazarlar” da var. Yabancı dilde, cohort da denilen, “meslektaşlar piyasa diliminde”, “okul arkadaşları pazarında”, “asker-hacı-gezi arkadaşları piyasasında”; tanıdık tanımadık sürüyle insanla bir arada olduğumuz “toplu taşıma dilimlerinde”, “alışveriş yerlerinde”, “sosyal organizasyonlarda” vesairede sürekli bir “alış-veriş”, “değiş-tokuş” “memnun edip karşılığını alma”, “men dakka dukka” işinde değil miyiz? Saydığım ve sayamadığım bütün “piyasa dilimleri”ndeki insanlar bizim “hedef pazarımız”a dahil değiller mi? Biz hayatımızı onlarla birlikte, onların bize verdikleri veya verebilecekleri, bizim onlara verebileceklerimiz veya verdiklerimizle daha değerli veya daha değersiz hale getirmiyor muyuz? Hayattaki başarımız, mutluluğumuz, refahımız, kısacası, dünyalığımız ve hattâ ahiretimiz bu piyasalardaki “alışverişlerimiz”de ne kadar kârlı, ne kadar etkili-başarılı bir “pazarlamacı” olabildiğimize bağlı değil mi? Pazarlamacı derken, “yağlayıcı”, “laf kalabalığına boğucu”, “alttan girip üstten çıkıcı”, “zorlayıcı”, “emredici” türünden “çığırtkan satıcı” tarifine giren işlerden bahsetmiyoruz. Müşteri keşfetmekten başlayıp, onları mest etmeyi hedefleyen ahenkli bir faaliyet bütünüyle onlara özel olarak hizmet etmeyi

11 PAZAROLA KONFEKSİYON TEKNİK ŞUBAT | FEBRUARY | 2018 amaçlayan stratejik bir iş olarak, müşteriyi “muhterem” gören bir anlayışa dayalı gerçek pazarlama gayretlerini kastediyoruz. İşimizdeki performansımız nasılsa bir şekilde ölçülüyor. Peki, biz kendi özel işlerimizde ve pazarlarımızda kendi şahsî performansımızı ve başarımızı hiç değerlendiriyor muyuz? Zaman zaman hayatımıza ve “hayatımızın pazarları”na “pazarlama gözlüğüyle” bakabiliyor muyuz? “Pazarlama zekâsı” diye bir terim duyduk mu? Bunun, müşteri temelli bir pazarlama anlayışına ne kadar yakın durulduğuna ve pazarlamanın ne derecede güçlü, yoğun ve kapsamlı bir şekilde hayata geçirilebildiğine dair bir ölçü olduğunu biliyor muyuz? İşimizde ve kendi hayatımızda “pazarlama zekâmız”ın kaç paralık olduğunu hiç ölçtük mü, ölçtürdük mü? “Pazarlama zekâmızı” geliştirmek için özel bir çaba gösteriyor muyuz? Nasıl geliştirileceğini biliyor muyuz? Bir fırsatını bulup, arada sırada oturup bir düşünsek... *** Tarih boyunca dünya siyaseti, pazarlar, pazar paylaşımları ve ticaret alanları üzerinde cereyan etti. İşletmecilerin yakından bildiği bu gerçeği, ülke yönetimine talip olanların da bilmesinde fayda var. Medeniyetler su kenarlarında ticaretle gelişti. Kıtalar, keşifler, ürünler ve yenilikler yeni pazarlar ve pazarlarda yeni fırsat arayışları sonunda gerçekleşti. Pazar savaşları eskiden olduğu gibi, gelecekte de tarihe damgasını vuracak, vurmaya devam edecek. Dünya, kimine çok büyük, kimine iğne ucu kadar küçük görünse de neticede bir pazaryeri. Dünya hayatı da bir nevi ticaret zamanı. Doğumdan ölüme, ömürler hep almak-vermekle geçiyor. Hayat boyu alıyor, satıyoruz. Hepimiz bir şey alıyor, bir şey satıyoruz. Zamanında satmaz, vaktinde almaz isek; satılacakla alınacakları birbirine karıştırsak; verdiğimizden daha fazlasını alamazsak kaybediyoruz. Alıcı yokken satmaya, müşteriyi anlamadan etkilemeye kalkınca netice alamıyor, satamıyoruz. Hattâ hesabını bilmeyenlere, patavatsızlara, densizlere, arsızlara iyi gözle bakmıyoruz. Yönetime talip olanların dünyayı bir pazaryeri gibi görüp görmemeleri, dünya hayatını bir ticaret fırsatı olarak bilip bilmemeleri çok şeyi değiştiriyor. Asıl kazancın alınanla verilen arasındaki fark olduğuna inanan; gerçek kârını zararını, önceliklerini, hedeflerini, işini ve meşgalesini müşteri esası üzerinden geliştiren insanlar bir başka oluyor. “Pazarlama bakış açısı”, “pazarlama okuryazarlığı”, “pazarlama zekâsı” kişiyi diğerlerinden ayırıyor. Pazarlama zekâsı geliştikçe, rekabet işbirliğine; üretmeden paylaşmak üretip bölüşmeye; ezip sömürmek besleyip doyurmaya; emredip zorlamak hizmet ederek gönül kazanmaya; kazan/kaybet anlayışı kazan/kazana dönüşüyor. Çevrenizdeki insanların “pazarlama zekâlarını” anlamaya çalışın. Dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını satanlara dikkat edin. Size beş on gün müsaade. Ekranlarda, meydanlarda, kahvelerde konuşanlara bir de bu gözle bakın. Ahali, kişiler, partiler, firmalar, markalar, ekipler pazar gerçeğinden ve pazarlamadan ne kadar haberdarlar? Ne kadar pazarlamalılaşabilmişler? Yaşamak için, iş için hayatımız boyunca çeşit çeşit insanla tanışıyor, yakınlaşıyor, ilişki kuruyor, iş yapıyoruz. Bunların büyük bölümünü biz kendi irademizle, tercihlerimizle seçiyoruz. Bir kısmıyla da mecburen, istemesek de veya geçici olarak beraber olmak, onlarla birlikte iş yapmak zorunda kalıyoruz. İlişkide bulunduğunuz, bulunmak durumunda olduğunuz kişileri isim isim düşünün. Kimlerin ilişkilerde kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünmediklerini, hep almaktan yana davrandıklarını anlamaya çalışın. Kimlerin de hayatın alışverişle, almak için önce vermekle kâim olacağı düşüncesinden yana durduklarını anlamaya bakın. Acaba bu kişiler dünyanın bir ticaret zamanı, bir büyük pazaryeri olduğu gerçeğinden ne derecede haberdarlar? Tahmin etmeye çalışın. Ticareti, pazarı ve pazarlamayı doğru anlayanlardan, rızkın onda dokuzunu orada görenlerden size de başkalarına da zarar gelmez. Lakin, bu dünyada ticaret ve pazarlama terazisini hep kendi lehlerine tutan öyle insanlar da var ki, onlar hem halka, insanlığa, hem de pazarlama mesleğine ihanet içindeler. Üstelik, niyetlerini gizlemeyi de pek biliyorlar. Kime ve kimlere yakın, kimlerden uzak duracağımızı bilmek önemli. Muhatabını, müşterisini, pazarını tanıyan ve çok çalışanlar hem kendileri kazanıyor hem de kazandırmayı da biliyorlar. Nasibleri ölçüsünde, elbette...

BİRİNCİLİKTE - İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri
ÖZGÜR - İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri
Dijital Teknik September 2018
FUAR - İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri
FUAR - İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri
eylül ekim- sayı 34 - Örme Sanayicileri Derneği
kasım aralık - Örme Sanayicileri Derneği
5å TANITIM $7$ã,1 - İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri
eylül-ekim - Örme Sanayicileri Derneği