Egeyön Dergisi 3. Sayı

derviscandeda

Ege'ye Yön veren Egeyön Dergisi yeni sayısı ile okurları ile buluşuyor. Dolu dolu içeriği, baskılı ve online halinde videolu haber sunumları ile Egeyön Dergisi'nin son sayısı sizler için yayında. Keyifli okumalar

EgeYöN Dergisi

Mart 2018

GİRİŞ

Egeyön Dergisi’nin 3. Sayısı ile sizlerleyiz.

Egeyön Yayıncılık olarak gerçekleştirdiğimiz pek çok projenin

yanında bizleri en çok heyecanlandıran Dergimizin yeni sayısı

ile sizlerle birlikte olmak bizler için büyük mutluluk.

Her sayıda olduğu gibi yine baskılı, online ve videolu haberlerimizle

sizlere dergimizi sunuyoruz. Yeniden hatırlatmak isterim

ki haberlerimizin yanlarında bulunan QR kodları ile

haberlerimizin videolarına ulaşabilirsiniz. Bununla birlikte egeyondergisi.com

adresinden dergimizin online haline istediğiniz

yerden ulaşabilir, dosya konularımızı videoları ile birlikte görüntüleyebilirsiniz.

Geleneksel yayıncılık ve çağı yakalamak için gerekli dijital

dönüşümü harmanladığımız Egeyön Dergisi 3. Sayısı ile de sizlere

birbirinden farklı pek çok dosya konusu sunmakta. Belediyecilik

çalışmalarından kadın dosyasına, sektörel gelişmelerden

mermer fuarına, Ege’deki çocuk istismarı dosyasından Ege’de

gezilebilecek yerlere ve daha fazlasına sayfalarımızda yer vermeye

çalıştık.

Şunu ifade etmeliyim ki bölgeden topladığımız ve değerlendirmek

istediğimiz konular o kadar çok ki bizleri en çok zorlayan

bu konuları 96 sayfaya sığdırabilmek. Hedeflediğimiz şey

ise 6. Sayımızdan sonra sayfa sayımızı ciddi bir şekilde arttırmak.

Bunu yaparken planladığımız dijital dönüşümden feragat

etmeden, çağı yakalamış ve diğer yayınlardan farkını ortaya

koymuş bir dergi olma hedefi ile yola devam edeceğiz.

Egeyön Dergisi okurları ile güçlenecek, EGE’YE YÖN VER-

MEYE DEVAM EDECEK.

Derviş Can DEDA

Genel Yayın Yönetmeni

EgeYöN Dergisi

YIL:1 Sayı:3 Mart 2018

Egeyön Yayıncılık, Matbaacılık,

Tanıtım, Danışmanlık,

Reklamcılık, San. Tic. Ltd. Şti.

adına

İmtiyaz Sahibi Fatma Çetin

Genel Yayın Yönetmeni

Derviş Can Deda

Yayın Danışmanı

Ahmet Deda

Editörler

Oral Can Tatar,

Özge Adıgüzel,

Serkan Özkurt,

Kreatif Direktör

Serkan Urgancı

Reklam Tasarım

Mehmet Konaz

(Egeyön Ajans)

Hukuk Danışmanı

Can Çapar

Adres: İsmet Kaptan Mahallesi,

Gazi Osman Paşa Blv.,

Yeni Asır İş Hanı No:3 D: 613

Çankaya İzmir

egeyonhaber.com

denizlidedahaber.com

Haber ve Reklam

İletişim

0532 257 01 41

0507 243 40 63

Basım Yeri:

Adres:

Baskı Tarihi:

2 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

İÇİNDEKİLER

S 06

HD KAUÇUK

CIROSUNU YÜZDE 25 ARTIRACAK

DENİZLİ LOBİSİ ANKARA’DA

GÜNDEN GÜNE GÜÇLENİYOR

S 20

PAMUKKALE BELEDİYESİ

ENGELLİ

S 08

BİREYLERİN

HAYATINI DEĞİŞTİRİYOR

Herkes, 2018 Yılına Damga

Vuracak Bu Projeyi Konuşuyor…

MERKEZ S 30

KÜTÜPHANE

TÜRKİYE’NİN

LİDERİ OLACAK

TURİZMİN

GÖZBEBEĞİ

EGE’DE

GEZİLECEK

YERLER

S 84

S 94

DTO Başkanı Uğur Erdoğan,

Meclis’te açıkladı:

TİCARİ S 16

GÖSTERGELER

OLUMLU

DOĞALTAŞTA

EN ŞANSLI

ÜLKEYİZ S 42

MEHMET UZ

Biz Çalışacağız ki Ülkemiz Kalkınsın

egeyondergisi.com 3


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Ahmet DEDA

TARIM POLİTİKASINA

GENEL BİR BAKIŞ

Türkiye’nin birliği ve beraberliği için güvenlik

güçlerimiz gece gündür ayakta. Vatanımızı

korumak ve güçlü Türkiye’yi ayakta tutmak için

şehitler veriyoruz.

Her köşesi şehitlerimizin kanları ile sulanmış

bu vatan topraklarımızın her bir karışı da

hepimiz için kutsaldır. Peki bu kutsal topraklardan

yaşarken kutsallığa uygun davranıyor

muyuz? HAYIR, ÖYLE DAVRANMIYORUZ.

Ege denilince incir, zeytin, bağlarında üzüm,

tarlalarında onlarca çeşit sebze- meyve aklımıza

gelmez mi? Gelmesine gelir de ama hep üreticilerin

sorunları ile aklımızda yer eder. Domatesi

satamadık, limon dalda kaldı, üzüm bağda.

Yada hayvancılıkta Osmanlı döneminde çobandan

geçilmeyen dağlarımızda koyun- keçi kalmadı.

Peki neden?

Bu ülkenin milli ve de ayakları yere basan bir

tarım politikası yok mu?

Bu ülkenin tarım ürünlerini pazarlayan bir

sistem var mı?

Bu ülkede HALLER Yasası’nı kim ele almalı,

tarım ülkesine uygun yeniden kim yapılandırmalı?

Bu ülkenin meclisi bu işlere NEDEN

zaman ayırmıyor?

Bu ülkede üretici birlikleri ve pazarlama işleri

Avrupa Birliği’ne uygun hale getirilsin ve

sıkı denetlensin bakın neler oluyor?

Biz yıllarca bu ülkede boş tarlalara teşvik

verdik. Bu ne demek? “Sen, ekme, biçme, al çay

parasını kahvede otur” dedik. Halbuki bu ülkenin

adam gibi ÜRETMEYE ihtiyacı var.

Ayrıca yıllarca çektik hala çekiyoruz, üretilen

ürünlerin değerini aracılar tefeciler belirliyor.

Bir bakıyorsun soğan - patates altın gibi, bir bakıyorsun

tarlada çürümüş.

Ülkemizin tarım politikasının artık değiştirilmeye

ihtiyaç duymayacak noktaya getirecek

şekilde yeniden ve sil baştan değiştirilmesi ve

MİLLİ BİR TARIM POLİTİKASININ oluşturulması

gerek. Elbetteki fayda sağlanmaya çalışılıyor

ama bir bakanın kafasına göre oluşturduğu

bir proje ile bütünlüklü politikalar oluşturulamaz.

Bir kişiye 300 koyun değil. Bir bölgenin

üretici birliklerine, çoban birliklerine fazlasıyla

koyun verilmeli. Ama ET BALIK KURUMU ile

anlaşmalı verilmeli.

Bir bölge soğanı- patatesi- domatesi yetiştirmeli

ama HALLERLE anlaşmalı yetiştirmeli.

Çal’da bin yıllardır ÇAL Karası üzümü yetişir.

Yetişir de TÜCCARIN iki dudağının söyleyeceği

lafa esir yetişir.

Çok mu zordur üreticiye gerçek prim vermek?

Sirkesini, pekmezini satana NEDEN prim

verilmesin?

Bu ülkenin dağlarını çobanlara, yörüklere

teslim edelim. Bakın dağlardan nasıl kuzu- keçi

sesleri gelir.

Dağları köylüye, çobana tepeden bakan insanlara

değil. Üreten, dağı - taşı, koyunu keçiyi

ve de insanı seven insanlara teslim etmek gerekli.

Tarım politikası üretimiyle, pazarıyla Anadolu’yu

kucaklar. Tarım iş makinaları da YERLİ

gelişir.

Afyon yöresinde çiftçinin tarlada kullandığı

ulaşım, tarıma, sulama aygıtının adı PAT- PATtır.

Pat- patları kendi sanayisinde kendi ustaları

yapar. İşte bu ANADOLU yiğitlerinin önünü

açın açın ki ANADOLUDA TARIM şahlansın.

Bu ülkede tarım şahlanırsa, dağlar, taşlar,

yeşil olur. Her yer keçi - koyun- kuş sesi olur. İnsanın

olduğu dağlarda YÖRÜK sesi GÜR olur.

Bu ülkede bir imza için sanayici ve yatırımcıyı

iki yıldır bekleten bürokratlar varsa siz insanları

Çim Mermer Fuarı’na gönderir, İzmir’de

dünyanın en büyük mermer fuarlarından birini

yaparsınız amaaaa. Mermercinin elini ayağını

atılmayan imzalarla bağlarsınız?

Sorarım size, bu ülke kalkınır mı?

Tarım ve hayvancılık politikası değişmez ise

BU ÜLKENİN dağları yeşerir mi?

Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmamak için

toprakta, madende, dağda, tarlada birlik olmamız

lazım.

Sizin HAYDİ TÜRKİYE demeniz için gün bu

gün! HAYDİ!

4 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Ana sanayiye direkt parça

vermeye başlayan

HD KAUÇUK

CIROSUNU YÜZDE 25 ARTIRACAK

Denizli'de otomotiv sektörüne yönelik

kauçuk üretimi yapan ve bu yıl ana sanayi firmalarına

direkt parça vermeye başlayan HD

Kauçuk, cirosunu yüzde 25 artırmayı hedefliyor.

HD Kauçuk İşletme Müdürü İsmail Aktekin,

2017 yılı ikinci yarısında yapılan 350 bin

Euro’luk fosat kaplama tesisi ve Otomatik

Chemosill Boyama Tesisi yatırımına ek olarak,

300 bin dolarlık makine yatırımıyla ürün

kapasitesinde yüzde 40 artış hedeflediklerini

söyledi.

Ateş Grubu bünyesinde bulunan HD Kauçuk'un

1959'da İzmir Atatürk Organize Sanayi

Bölgesi'nde başlayan hikayesinin 2011 yılından

bu yana Denizli'de devam ettiğini söyleyen

Aktekin, "Kauçuk ve metal birleşimi

yedek parçalar üretiyoruz. Ağır vasıta, otobüs,

kamyon gibi araçların yedek parça alt takım

ve takoz grubu üretimini yapıyoruz. Aynı zamanda

ticari faaliyet de yürütüyor, üretmediğimiz

ürünlerin de alım satımını

gerçekleştiriyoruz. Kendi tesisimizde üretmediğimiz

bu ürünleri fason olarak ürettiriyoruz"

dedi.

Geçen seneyi yüzde 26 büyümeyle kapattıklarını

dile getiren Aktekin, 15 milyon dolarlık

ihracat tutarına ulaştıklarını söyledi.

Aktekin, "2017 yılında 350 bin euroluk yatırımla

çinko fosfat kaplama tesisimizi ve Chemosill

Boyama tesisimizi yenileyerek

otomasyona çevirdik . Bu yıl başında da toplamda

300 bin dolarlık yeni makinelerimizin

siparişini verdik, sene ortasında üretime başlayacak.

108 kişilik istihdam sağlıyoruz. Bu

yatırımlarla hem üretim kapasitesini yüzde

30 artıracak, hem de istihdamı yüzde 10 artıracağız"

ifadesini kullandı.

6 egeyondergisi.com

Ana sanayiye parça verme hedeflerine

2017 Nisan ayında ulaştıklarını vurgulayan

Aktekin, "IATF 16949 Otomotiv Kalite Yönetim

Sistemi Belgesi'ni aldık. Bu sayede ana sanayiye

parça verebilir konuma geldik. Ana

sanayi ile görüşmelerimiz vardı. Süreci tamamladık

ve parça vermeye başladık" diye

konuştu.

Doğu Avrupa Yeni Hedef Pazar

En büyük ihraç pazarlarının Almanya,

Suudi Arabistan, İtalya ve Afrika Ülkeleri olduğunu

belirten Aktekin, "5 kıtada, yaklaşık

60 ülkeye ihracat yapıyoruz. 2016 sonunda

Ukrayna'ya şube açtık. 2018'de bu şebemizle

Ukrayna ve komşusu olan ülkelerde daha

etkin olmayı planlıyoruz"dedi. Hedefimiz bulunduğumuz

Coğrafyada lider ve Dünyanın

her yerinde markamızın var olmasıdır.

“Ithalat Azalsin, Ihracat Artsin

Istiyoruz”

Aylık 90 ton kauçuk işleme kapasitelerinin


EgeYöN Dergisi Mart 2018

olduğunu belirten Aktekin, "Kapasitemizin

yüzde 85'ini kullanıyoruz. Üretimin yüzde 75

i ihracat. İç piyasada ise bayii ağımız var. İstanbul,

Ankara. Konya. Nazilli ve İzmir’ de

bulunan bayilerimizle tüm Türkiye'ye ürünlerimizi

gönderiyoruz. İç pazarda yoğun olduğumuz

bölge Marmara" şeklinde konuştu.

Komple ihracata yönelme gibi bir durumun

hedeflerinde olmadığını vurgulayan Aktekin,

"İthalat azalsın, ihracat artsın istiyoruz,

onun için de fuarlara katılıyoruz. İstanbul'da

4-8 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek

Automechanika İstanbul Fuarı'nda bir standımız

olacak. Dubai, Çin, İran, Suudi Arabistan

ve Almanya'da da fuarlara katılıyoruz.

Fuarlarda geri dönüşler olumlu oluyor" diye

konuştu.

Bu sene 100 yeni ürün üreteceklerini dile

getiren Aytekin, “bu da her yıl yaklaşık olarak

2 Milyon TL yeni kalıp yatırımı demektir. Kalıpları

kendi bünyemizde yapıyoruz” dedi.

Denizli'de 20 bin metrekare alanda hizmet

verdiklerini ifade eden Aktekin, "Bölgede

daha etkin olmayı planlıyoruz. Her sene bünyemize

en az 80 ürün katıyoruz. En iyi kaliteyi

daha ucuza sunmaya çalışıyoruz. Bu sene 100

yeni parça hedefimiz var" dedi.

Tasarım Merkezi Çalışmaları

Aktekin, 2017 yılı Haziran ayında T.C

Bilim Sanayi ve Teknoliji Bakanlığından “Tasarım

Merkezi” belgesini aldıklarını ve bu Tasarım

Merkezinde 5’i mühendis olmak üzere

toplam 15 personelle çalıştıklarını dile getirdi.

Aytekin “Biz hammaddemizi Malezya'dan

ithal ediyoruz. Orijinal hammaddeyle çalışıyoruz,

ama ikinci kalite hammaddeyle çalışan

üreticiler var. Pazarda karşımıza fiyat

baskısı olarak çıkıyor. Bilinçli müşteri iç piyasada

az" şeklinde konuştu.

Sektörde ara eleman sıkıntısı yaşadıklarını

ve bu noktada da Pamukkale Üniversitesi ile

işbirliği içinde olduklarını söyleyen Aktekin,

bünyelerinde üniversite öğrencilerinin

dönem stajlarını yaptığını söyledi. Üniversiteye,

tasarım merkezini ve laboratuvarlarını

kullanma önerisini götürdüklerini söyleyen

Aktekin, yüksek lisans tezi için öğrencilerin

firmayı ve tasarım merkezini kullanabileceklerini

söyledi.

Aktekin, Türkiye’deki bütün sektörler için

en büyük pazar olan Ortadoğudaki sorununun

çözülmesiyle Türkiye ve bölge ekonomisinin

rahatlayacağını dile getirdi.

Aktekin, tüm HD ailesi çalışanları adına

Ülkemiz Ekonomisine katkıda bulunan ve

bölgemize istihdam sağlayan girişim ve yatırımları

için başta Yönetim Kurulu Başkanımız

Hasan Hüseyin Ateş Bey’e ve tüm Yönetim

Kurulu Üyelerimize teşekkür ederim dedi.

egeyondergisi.com 7


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

PAMUKKALE BELEDİYESİ

ENGELLİ BİREYLERİN

HAYATINI DEĞİŞTİRİYOR

Pamukkale Belediyesi yeni kurulan bir belediye olmasına rağmen, kurulduğu

günden bu yana pek çok alanda adından sıkça bahsettirdi. Pamukkale

Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin termal turizm ve

Pamukkale için verdiği mücadele ile ilçenin tanıtım çalışmalarının yanında

Pamukkale Belediyesi’nin üzerine düşen kent düzenleme çalışmalarından,

sosyal sorumluluk alanlarına kadar her alanda

faaliyetlerini başarıyla sürdürüyor. Gürlesin, engelli vatandaşlar için

gerçekleştirdiği çalışmalar ile de herkese örnek oluyor.

Pamukkale ilçesinde pek çok alanda başarılı

çalışmaları ile ismini duyuran Pamukkale

Belediyesi, engellilere yönelik

yaptığı örnek projelerle adından sıkça bahsettiriyor.

Spor ve sporcunun her zaman

yanında yer alan Pamukkale Belediyesi,

Başkan Gürlesin’in hem engellilere yönelik

hem de spora verdiği desteğin en büyük

göstergesi tekerlekli sandalye basketbol

takımını kurmak oldu.

2015 yılında Başkan Hüseyin Gürlesin’in

önderliğinde kurulan Pamukkale Belediye

Spor Kulübü’nün ilk branşı tekerlekli

sandalye basketbol takımı oldu.

“Spor ve sporcunun yanındayız” sloganıyla

çalışmalar yaptıklarını ifade eden

Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin,

ligde mücadele eden takımın her

zaman destekçisi olduklarını belirtti. Hem

engellilere yönelik hem de spora destek

vermenin en büyük göstergesinin tekerlekli

sandalye basketbol takımını kurmak

olduğunu belirten Başkan Gürlesin,

“Gençlerimizin sporla birlikte hayata daha

8 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

sıkı tutunduğunu görüyoruz. Pamukkale

Belediyesi olarak engelli spor yapmasına

imkân sağlamak amacıyla kurduğumuz takımımızın

birçok vatandaşımıza cesaret

verdiğini de gördük. Pamukkale Belediyesi

olarak hem engellilere hem de gençlere

desteklerimiz devam edecek” dedi.

Başkan Gürlesin, “Engelli olmak hayattan

kopmak demek değil. Biz belediye olarak

engellilere yönelik pozitif ayrımcılık

yapıyoruz. Kulübümüzü bu nedenle kurduk.

Takımımız ilk sezonda hiç maç kazanamadı.

Ama biz bunu hiç önemsemeden

yolumuza devam ettik. İkinci sezonda bu

sabrın sonucunu aldık ve takımımız

önemli başarılara imza attı. Bunun yanında

takım içinden Meryem Tan, Yunus

Emre Bal gibi oyuncular Milli Takım’a

gitti. Takımımız yeni sezonda geçen sezona

göre daha başarılı sonuçlara imza

atacaktır. Biz her zaman olduğu gibi takımımızın

yanında olmaya devam edeceğiz”

dedi.

egeyondergisi.com 9


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

PAMUKKALE BELEDİYESPOR’UN

MİLLİ GURURLARI

Pamukkale Belediyespor Tekerlekli Sandalye Basketbol takımı Bölgesel Lig

A gurubunda mücadele ediyor. Başarılı grafikle ligin önemli takımlarından

Pamukkale Belediyespor, 3 yıllık kulüp deneyiminde milli sporcular da yetiştirerek

kulüp olarak başarılı bir çalışma yürüttüğünü göstermiş oldu.

Pamukkale Belediyespor Tekerlekli Sandalye

Basketbol takımında yer alan Meryem

Tan ve Yunus Emre Bal geçtiğimiz yıllarda milli

takıma davet edildi. Pamukkale Belediye Başkanı

Hüseyin Gürlesin, “Belediyemiz bünyesinde

kurduğumuz Tekerlekli Sandalye

Basketbol Takımımız hem takım olarak hem de

oyuncuların bireysel başarıları ile bizleri gururlandırmaya

devam ediyor” dedi.

Pamukkale Belediyespor Tekerlekli

Sandalye Basketbol takımında

yer alan Meryem Tan bir

kez daha milli takıma davet edilen

ilk isim oldu. İlk sezonunda

Meryem Tan’ı milli takıma gönderen

Pamukkale Belediyespor

milli takıma giren 13 sporcudan

birini Denizli’den göndererek

milli gurur yaşadı.

Pamukkale Belediyespor’un

bir diğer gurur kaynağı da Yunus

Emre Bal oldu. Pamukkale Belediyespor

Kulübü oyuncusu

Yunus Emre Bal, U22 Gençler Tekerlekli

Sandalye Basketbol Milli

Takım Kampı’na davet edildi.

Türkiye’nin çeşitli illerinden U22

Gençler Tekerlekli Sandalye Basketbol

Milli Takım Kampı’na

davet edilen 19 isimden biri olan

Yunus Emre Bal, bu büyük heyecanı

yaşadı.

“Çalışmalarımızı

Aralıksız Sürdüreceğiz”

Engelliler konusunda önemli çalışmalara

imza attıklarını ifade eden Pamukkale Belediye

Başkanı Hüseyin Gürlesin, takımdan milli davet

alan sporcu sayısının artmasından dolayı mutlu

olduklarını ifade etti. Başkan Gürlesin, “Bu davetler

bizim ne kadar önemli bir işe imza attığımızı

gösteriyor. Kulübümüz sayesinde

bedensel engelli gençlerimizin ülkemizi temsil

etme imkanı bulmasını sağlamak bizi mutlu

ediyor. Sporcularımızın başarısında Pamukkale

Belediyespor Kulübü Tekerlekli Sandalye Basketbol

Takımımızın payı da büyüktür. Bizler

kurduğumuz kulübün ilk branşını tekerlekli

sandalye basketbol olarak belirlemiştik. İlk yılımızda

Meryem Tan’ı milli takıma gönderdik.

Daha sonra da 21 yaşındaki Yunus Emre Bal ayyıldızlı

formayı giydi. Bu davetler diğer gençlerimize

örnek teşkil edecek. Biz Pamukkale

Belediyesi olarak engellilerin topluma kazandırılması

için çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz”

dedi.

HAYATIM DEĞİŞTİ

Pamukkale Belediyespor Tekerlekli

Sandalye Basketbol takımının

milli sporcusu Meryem

Tan verdiği demeçte basketbol

sayesinde hayatının değiştiğini

vurgulayarak, “Basketbola Pamukkale

Belediyesi’nde başladım.

Daha önce içine kapanık

birisi olarak yaşıyordum. Ama bu

spor sayesinde hayatım değişti.

Milli takıma seçilerek ülkemi

temsil etme imkanı buldum.

Bana destek olan başta Pamukkale

Belediye Başkanı Hüseyin

Gürlesin olmak üzere herkese teşekkür

ediyorum. Engelli olanlara

da örnek olarak beni

almalarını istiyorum. Engelli

olmak hayattan kaçmak değildir”

dedi.

“Gençlerin hayatını

değiştirdik”

Pamukkale Belediye Başkanı

Hüseyin Gürlesin, Denizli’de bir ilki gerçekleştirerek

kurdukları Tekerlekli Sandalye Basketbol

Takımı’nın önemli başarılara imza atmasının

yanı sıra, takım oyuncularının milli takımlara

gitmesinden dolayı büyük bir gurur yaşadıklarını

belirtti. Başkan Gürlesin, “Sporcularımızın

milli takımda yer alması bizleri gururlandırıyor.

Biz engelliler ve gençlere ayrı önem veriyoruz.

Kurduğumuz tekerlekli sandalye basketbol takımımızla

birçok engelli gencimizin hayatına

dokunduk. Biz Pamukkale Belediyesi olarak

sporun ve sporcuların, engellilerin ve gençlerin

her zaman yanında olmaya devam edeceğiz”

dedi.

10 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUNUYOR

Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin,

sosyal belediyecilikteki çalışmalarına bir

yenisini daha ekledi. Engellilerin her zaman yanında

olan, desteğini göreve geldiği ilk günden

bu yana sürdüren Başkan Gürlesin, engelli otobüsünün

hizmete başladığını açıkladı.

Başkan Gürlesin, “Özellikle Denizli’mizde

bir ilki gerçekleştirerek kurduğumuz engelli

basketbol takımımız oyuncuları ve Pazar yerine

alışverişe gidip gelecek engelli vatandaşlarımız

için özel engelli rampası bulunan otobüsü

aldık” dedi.

Spordan sağlığa, eğitimden güvenliğe ve en

önemlisi de sosyal belediyecilikte öncülük eden

Pamukkale Belediyesi yine önemli bir çalışmaya

imza attı. Halkın her kesimine hitap etmeyi

başaran Pamukkale Belediye Başkanı

Hüseyin Gürlesin, yaşlı, genç, öğrenci, engelli

ayrımı yapmaksızın Pamukkale Halkı’nın 7’den

70’e gönlüne dokunuyor. İşte bu projelerle kamuoyunun

karşısına çıkan Başkan Gürlesin, son

olarak da engelli otobüsünü hizmete alarak, gönüllere

bir kez daha dokunmayı başardı.

Tekerlekli sandalye ile araca binme imkanı

sağlayan engellilere özel olarak hazırlanan otobüs

Pamukkale ilçesinde hizmet vermeye başladı.

Böylece engelli olan ve tekerlekli sandalye

ile yaşamak zorunda olan vatandaşlar ile Bölgesel

A Ligi’nde yer alan Pamukkale Belediye

Spor Tekerlekli Sandalye Basketbol takımı

oyuncularının ulaşımları için araç kullanılmaya

başlandı.

TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUNUYOR

Denizli’de bir ilki gerçekleştirerek Tekerlekli

Sandalye Basketbol Takımı’nı kuran Pamukkale

Belediyesi, engellilere yönelik evde berber hizmeti,

maddi durumu yetersiz ailelere tekerlekli

sandalye, hasta yatağı ve diğer malzeme ihtiyaçlarını

gidermeye devam ediyor.

Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin,

“Pamukkale Belediyesi olarak hayata geçirdiğimiz

projelerle vatandaşlarımızın en üst

düzeyde faydasının olmasını hedefliyoruz.

Özellikle de Pamukkale İlçesi’nin engelsiz bir

ilçeye dönüşebilmesi için çalışmalarımıza

devam ederken, engelli vatandaşlarımıza da her

zaman desteğimizi sürdürüyoruz. Birçok projemizle

birlikte, en yeni projelerimizden biri de

Bağbaşı Mahallesi’nde yapımına başlamak

üzere olduğumuz Pamukkale Kültür ve Yaşam

Merkezi’miz engelsiz bir yaşam merkezi olacak.

Ve yine 2015 yılında Denizli’de bir ilki yaparak

Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımımızı kurmuştuk.

Takımımız bugüne kadar başarılı maçlarla

da bizleri gururlandırmaya devam ederken,

takım oyuncularımızın maçlara daha rahat, kolaylıkla

gidip gelmesi için rampası bulunan özel

engelli otobüsümüzü hizmete başlattık. Engelli

otobüsümüz aynı zamanda ilçemiz sınırları içerisinde

ki pazaryeri alışverişine gidecek engelli

vatandaşlarımız için de hizmet verecek. Engelli

otobüsümüzün hayırlı olmasını diliyorum. Engelli

vatandaşlarımız için, ilçemizi engelsiz

şehre dönüştürmek için hizmetlerimiz devam

edecek” dedi.

egeyondergisi.com 11


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

“ENGELLİLER İÇİN POZİTİF

AYRIMCILIK YAPIYORUZ”

Pamukkale Belediyesi Tekerlekli Sandalye

Takımı oyuncuları, ilçedeki okullarda öğrencilerle

bir araya gelerek bedensel engelli sporcularla

ilgili farkındalık çalışmaları

gerçekleştiriyor.

“Engelliler için pozitif ayrımcılık yapıyoruz”

diyen Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin

Gürlesin, “Pamukkale Belediyesi olarak, bedensel

engelli olmanın bir kusur olmadığını minik

yüreklere aşılamak için okullarımızda farkındalık

eğitimleri gerçekleştiriyoruz” dedi.

Pamukkale Belediyesi engelli vatandaşlara

yönelik yaptığı birçok projenin yanı sıra bedensel

engelli olmanın bir kusur olmadığını kamuoyuna

anlatabilmek adına da farkındalık

çalışmaları gerçekleştiriyor.

Kurulduğu günden bu yana engelliler konusunda

önemli projelere imza atan Pamukkale

Belediyesi, kuruduğu spor kulübünün ilk branşını

da bedensel engelli basketbol takımı olarak

belirlemişti. Bu takım 3 sezondur Tekerlekli

Sandalye Bölgesel A Ligi’nde Denizli’yi temsil

etti. Bu takımın sporcuları ilçe genelindeki engelliler

konusundaki farkındalık eğitimlerine

katılıyor. Pamukkale Belediyesi’nin organize

ettiği farkındalık eğitiminde bir araya gelen, Pamukkale

Belediyesi Tekerlekli Sandalye Takımı

oyuncuları ile Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneği

ana okul öğrencileri, uzun süre sohbet

ederek, sporcularla basketbol maçı yaptılar, beraber

tekerlekli sandalyeye oturdular. Etkinlikte

minik öğrencilerin eğlendiği gözlendi.

12 egeyondergisi.com

“FARKINDALIK EĞİTİMLERİ ÇOK

ÖNEMLİ”

Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin,

2015 yılında kurdukları Pamukkale Belediyesi

Tekerlekli Sandalye Takımı’yla Denizli’de

bir ilki gerçekleştirdiklerini belirterek, “Pamukkale

Belediyesi olarak engelli vatandaşlarımıza

yönelik hayata geçirdiğimiz birçok projemiz bulunmaktadır.

Ama bunlardan en önemlilerinden

birisi de 2015 yılında kurduğumuz

Pamukkale Belediyesi Tekerlekli Sandalye Takımı’dır.

Takımımız kurulduğu günden bu yana

her yıl daha da başarı grafiğini yükseltmeye

devam etmektedir. Bizler, engellin bedenlerde

değil yüreklerde olduğunu düşünüyoruz. Bedensel

engelli olmanın bir kusur olmadığının

bilincindeyiz. Engelli bir bireyin azimle neleri

başarabileceğinin en büyük göstergesi Pamukkale

Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol

Takımı’dır. Engelli sporcularımız azimli çalışmaları

ile zoru başarmaktadırlar. Sporcularımızın

bu azimli mücadelelerinin ilçemizde

bulunan öğrencilerimize örnek teşkil edebileceğini

düşünerek, engelli sporcularımızla öğrencilerimizi

bir araya getiriyoruz” dedi.

5 YAŞ GRUBU MİNİKLERLE

BİRARAYA GELDİLER

Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneği İlkokulu

öğretmeni Vildan Aztaş, öğrencilerinin bu etkinlikte

engelli olmanın spor yapmaya engel olmadığını

öğretmek için geldiklerini belirtti.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Engellilere yönelik yaptığı projelerle adından

sıkça söz ettiren Pamukkale Belediye Başkanı

Hüseyin Gürlesin, hizmet binalarına

görme engelliler için kabartmalı kaldırım taşları

yaptırdı. Başkan Gürlesin, “Belediyemize gelen

görme engelli vatandaşlarımızın daha rahat ve

güven içinde işlemlerini yapabilmeleri için hizmet

binalarımız içerisinde kabartmalı sarı şeritler

yaptık. Amacımız, görme engelli

vatandaşlarımızın belediyemizde engelsiz hizmet

almaları” dedi.

Eğitimde, sağlıkta, güvenlikte ve sosyal belediyecilikte

öncü olan Pamukkale Belediyesi,

engellilere yönelik yaptığı projelerine devam

ediyor. “İlçemizde her kesime hitap eden projelerimize

ara vermeksizin 2018 yılında da

devam edeceğiz” diyen Pamukkale Belediye

Başkanı Hüseyin Gürlesin, yeni yılın ilk engellilere

yönelik icraatını gerçekleştirdi.

TÜM HİZMET BİNALARINA GÖRME

ENGELLİ YOLU

Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, tüm vatandaşlara

en kaliteli hizmeti vermek adına

durmaksızın çalışırken, Pamukkale Belediyesi

hizmet binalarına gelen görme engelli vatandaşlara

yönelik kolaylık olması açısından bir

projeyi daha hayata geçirdi.

“Yerel yönetim olarak görevimiz, vatandaşlarımızın

bizlerden hizmet alırken işlemlerini

kolaylıkla ve kısa sürede yapabilmelerini sağlamaktır”

diyen Başkan Gürlesin, “Göreve geldiğimiz

yıldan beri de, geniş bir alana hizmet

vermemizden dolayı, vatandaşlarımızın bizlere

daha rahat ulaşabilmeleri için merkezi noktalarda

ek hizmet binalarımızı hizmete sokmuştuk.

Ek hizmet binalarımızda tüm

vatandaşlarımıza aynı hizmeti daha kaliteli ve

ivedilikle nasıl verebiliriz sorusunu her an kendimize

sorarak yenilikler yapmaya devam ediyoruz.

Bununla birlikte, en yeni projemiz olarak

görme engelli vatandaşlarımız için tüm hizmet

binalarımızda görme engelli vatandaşlarımızın

daha rahat ve güven içinde işlemlerini yapabilmeleri

için kabartmalı sarı şeritler yaptık. Amacımız,

hem görme engelli vatandaşlarımızın

belediyemizde ki işlemlerini rahatlıkla yapabilmeleri,

hem de belediyemizde çalışan görme

engelli personellerimizin daha kolay bir şekilde

günlük çalışma saatlerini değerlendirmeleri”

dedi.

“ENGELLİLERE DESTEK OLDUĞU

İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

Pamukkale Belediyesi’nde görevli görme

engelli Serkan Çerçi ve Mehmet Çelik, Belediye

Başkanı Hüseyin Gürlesin’in belediye hizmet

binalarındaki sarı çizgi uygulaması için teşekkür

ettiler. Serkan Çerçi, “Pamukkale Belediyemiz

kurulduğu günden bu yana engelliler için

çok güzel çalışmalar yapıyor. Ortopedik engelliler

için tekerlekli sandalye, hastalar için yatak,

görme engelliler için saat ve baston gibi bir çok

ekipman desteği sağlıyor. Başkanımızın talimatıyla

yapılan belediye içindeki bu sarı çizgiler,

yürümemizi kolaylaştırıyor. Bir yere çarpma ya

da düşme olasılığımız ortadan kalkıyor. Ulaşabileceğimiz

yere daha rahat ulaşıyoruz” dedi.

Mehmet Çelik ise “sarı çizgiler bize yön tayin

ediyor” diyerek, “Önceden duvarlara tutunarak

yürüyorduk. Şu anda yönümüzü kolaylıkla bulabiliyoruz.

Başkanımıza çok teşekkür ederiz.

Pamukkale Belediyesi biz engellilere zaten çok

sahip çıkıyor. Tüm engellilere destek sağlıyor.

Başkanımıza biz engellilere unutmadığı için içtenlikle

teşekkür ediyorum” diye konuştu.

egeyondergisi.com 13


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

GÜRLESİN “YAŞLI VE

ENGELLİLERİMİZİN YANINDA

OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Sosyal belediyecilik anlamında her geçen gün yeni projeleri hayata geçiren

Pamukkale Belediyesi’nin ‘Evde Temizlik Hizmeti’ aralıksız devam

ediyor. Pamukkale Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerince yürütülen

proje kapsamında yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç ailelerin evi

baştan sona temizleniyor.

İlçe sınırları içinde yaşayan ve 65 yaş üstü,

engelli ya da ihtiyaç sahibi olan kişiler Kültür

ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne başvurarak temizlik

yapılması konusunda talepte bulunuyor.

Ekipler ilk olarak talep sahiplerinin evlerinde

inceleme yapılarak, gerçekten sahibi olup olmadıkları

tespit ediliyor.

Başta ev içi temizlik olmak üzere, halı ve

koltuk yıkama ve gerekli olduğu takdirde boya

ve onarım işleri de yapılarak, ihtiyaç sahibi vatandaşların

hayatları kolaylaştırılıyor. Toplam

26 kişilik ekip periyodik zamanlarda aynı evlere

giderek temizlik çalışmalarına devam ediyor.

“ALLAH RAZI OLSUN”

Hürriyet Mahallesi’nde yalnız yaşayan ve

“Evde Temizlik Hizmeti”nden faydalanan 77

yaşındaki Safiye Ayhan’ı evinde ziyaret eden

Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin,

çalışmaları yerinde inceledi.

Pamukkale Belediyesi’nin bu hizmetinden

dolayı çok mutlu olduğunu söyleyen Safiye

Ayhan, “11 yıldır yalnız yaşıyorum. Hiç çocuğum

olmadı. Yaşım nedeniyle ev temizliği yapamıyorum.

Benim bu durumumu öğrenen

Pamukkale Belediyesi ekipleri düzenli belirli

zamanlarda gelip evimi baştan aşağı temizliyorlar.

Bu hizmete vesile olan Pamukkale Belediye

Başkanı Hüseyin Gürlesin’den ve tüm

ekibinden Allah razı olsun” dedi.

14 egeyondergisi.com

“HER KONUDA

VATANDAŞLARIMIZIN

HİZMETİNDEYİZ”

Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin

Gürlesin ise belediye olarak ilçe sınırları

içinde yardıma muhtaç tüm vatandaşların

yardımına koştuklarını belirterek, “Sosyal

belediyecilik anlamında birçok projeyi hayata

geçirdik. İlçe sınırlarımız içinde bakıma

muhtaç aileleri tespit edip onlar için

ne gerekiyorsa tüm imkanlarımızı seferber

ediyoruz. Bu hizmetler kapsamında belediye

olarak oluşturduğumuz ekipler, ilçede

yaşayan ihtiyaç sahibi yaşlı, engelli vatandaşlarımızın

evlerine gidip ellerinden tutarak

başta temizlik, kişisel bakım olmak

üzere, sağlıklı bir yaşam alanı oluşturmak

için aralıksız çalışıyor. Hürriyet Mahallemizde

yalnız yaşayan Safiye teyzemiz gibi

birçok vatandaşımız var bu vatandaşlarımıza

verilen hizmetleri bizzat takip ediyorum

ve yerinde inceleme yapıyorum. Bizim

görevimiz sadece bilindik belediyecilik hizmetleri

değil, her konuda vatandaşlarımıza

dokunup onların dertleriyle dertlenmek istiyoruz.

Pamukkale Belediyesi olarak, ekiplerimiz

aracılığıyla vatandaşlarımızın

özellikle de yaşlı ve engellilerimizin yanında

olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

DTO Başkanı Uğur Erdoğan, Meclis’te açıkladı:

TİCARİ GÖSTERGELER

OLUMLU

2017’nin Ocak ayında 832 olan karşılıksız

çek adedi, 2018’in Ocak ayında önceki yıla

göre %60,94 oranında azalarak 325’e indi.

2017’nin ocak ayında 15 Milyon 10 Bin Türk

lirası tutarında senet protestosu gerçekleşmişken,

2018’in ocak ayında bu miktar

%40.37 oranında düşüşle 8 Milyon 950 Bin

Türk Lirası’na kadar geriledi. Denizli Ticaret

Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, Türkiye’nin

hem cephede hem de ekonomide yürüttüğü

mücadeleden alnının akıyla çıkmayı

başardığını, bunun piyasalara da olumlu olarak

yansıdığını söyledi.

BAŞKAN ERDOĞAN: “ZEYTİN DALI

OPERASYONU’NU HALKIMIZ VE

PİYASALAR OLUMLU KARŞILADI”

Mart ayının olağan DTO Meclis Toplantısı’ndaki

konuşmasında, sınır ötesinde terör

örgütlerine yönelik temizlik harekatının başarıyla

devam ettiğini anımsatan Denizli Ticaret

Odası Başkanı Uğur Erdoğan,

“Kahraman güvenlik güçlerimiz ülkemizin

bekası için tehlike ve tehdit oluşturan iç ve

dış terör örgütlerine yönelik temizlik harekâtını

başarıyla yürütmektedir. İyi planlanmış

bu operasyonun çok hızlı ve başarılı

olması, halkımız ve piyasalar üzerinde

olumlu bir etki bırakmıştır. Özellikle ileri

teknoloji ürünü yerli silahlar ve bunların kul-

16 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

lanılmasında sergilenen maharet, milli sanayimizin

potansiyelini göstermesi bakımından

da önemlidir” diye konuştu.

İHRACATIMIZ %20,9 ARTTI

DTO Meclisi’nin aylık olağan toplantısında

ekonomik gelişmelerle de ilgili değerlendirmede

bulunan Yönetim Kurulu

Başkanı Uğur Erdoğan, Türkiye İhracatçılar

Meclisi (TİM) verilerine göre, 2018 Şubat ayı

sonu itibarıyla iki aylık dönemde Denizli ihracatının

geçen yılın aynı dönemine göre

%20,9 artışla 521 Milyon 331 Bin Dolar olduğunu

açıkladı. Başkan Erdoğan, “Aynı dönem

için en fazla ihracat, sırasıyla %13,84 artışla

72 Milyon 147 Bin Dolar olarak İngiltere’ye,

%10,67 artışla 55 Milyon 603 Bin Dolar olarak

Almanya’ya, %7,44 artışla 38 Milyon 768

Bin Dolar olarak İtalya’ya oldu. Şubat ayı itibarıyla

son 2 aylık dönemde, en fazla ihracat

yapılan ürünlerin başında 172 Milyon 068

Bin Dolar ve %33 artışla hazır giyim ve konfeksiyon

geldi. Onu 92 Milyon 373 Bin Dolar

ve %17,70 artışla Elektrik-Elektronik ve Hizmet

ile 67 Milyon 378 Bin Dolar ve %12,9 artışla

Demir ve Demir Dışı Metaller izledi.

2018 yılı Ocak ayı sonu itibarıyla, ithalat

geçen yılın aynı dönemine göre %20,01 oranında

artarak 173 Milyon 417 Bin Dolar’a

ulaştı. 2017 yılının sonu itibarıyla 4/a kapsamında

kayıtlı istihdam geçen yılın aynı dönemine

göre %6,58 oranında artışla 228 Bin

759 kişi olarak kayıtlara geçti” dedi.

TEŞVİKLERDE BİR ÖNCEKİ YILA

GÖRE %677 ARTIŞ VAR

Meclis üyelerine, yatırım teşvik verilerini

de aktaran Başkan Erdoğan, teşviklerde bir

önceki yıla göre %677 artış olduğuna dikkat

çekti. Erdoğan, “2018’in ocak ayında geçen

yılın aynı dönemine göre %50 artışla Denizli'ye

10 adet daha yatırım teşvik belgesi verildi.

Bunun karşılığı, tutarda %30 artış

gösteren 13 milyon Türk Lirası’dır. Bu teşviklerin;

7 adedi imalat, 1 adedi hizmetler ve 2

adedi madencilik faaliyetleri için verildi. Teşviklerde

bir önceki yıla göre % 677 artış var.

2017’de 18 kişi olan istihdam sayısı bu yıl

aynı dönemde 140 kişilik istihdama kadar

çıktı. 2018 Ocak ayında ilimizden Türk Patent

Enstitüsü’ne 116 adet Marka başvurusu,

1 adet Faydalı Model başvurusu, 27 Adet Endüstriyel

Tasarım başvurusu, 4 adet Patent

başvurusu oldu” diye konuştu.

KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU

SENETLER AZALDI

DTO Meclisi üyeleri ile karşılıksız çek ve

protestolu senetlerle ilgili son durumu da

paylaşan Başkan Erdoğan, değerlerdeki gerilemenin

yadsınamayacak kadar dikkat çekici

ve olumlu olduğunu vurguladı. Erdoğan,

“2017’nin ocak ayında 832 olan karşılıksız

çek adedi, 2018’in ocak ayında önceki yıla

göre %60,94 oranında azalarak 325’e indi.

2017’nin ocak ayında 15 Milyon 10 Bin Türk

lirası tutarında senet protestosu gerçekleşmişken,

2018’in ocak ayında bu miktar

%40,37 oranında düşüşle 8 Milyon 950 Bin

Türk Lirası’na kadar geriledi” dedi.

YABANCI SERMAYELİ ŞİRKET

SAYISI 87 OLDU

2018 Ocak ayı itibariyle DTO’nun 16 bin

345 üyeye ulaştığını da belirten Başkan Erdoğan,

“2018 Şubat ayı itibariyle iki aylık dönemde

odamıza 241 firma kayıt oldu. En çok

firma kaydı 36 firma ile İnşaat Taahhüt alanında.

2018 Şubat ayı sonu itibarıyla Denizli’de

Limited Şirket statüsünde yabancı

sermayeli 2 şirket kuruldu. Firmaların birisinde

Suriye uyruklu, diğerin de Almanya uyruklu

ortak var. Firmaların biri ithalat,

ihracat ve mümesillik, diğeri ise çağrı merkezi

olarak faaliyet gösteriyor. Denizli’de faaliyet

gösteren yabancı sermayeli şirket sayısı,

87’ye yükseldi” diye konuştu.

egeyondergisi.com 17


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Denizli Platformu’nun şehir için büyük kazanç olduğunu söyleyen

Dönem Sözcüsü Uğur Erdoğan:

Denizli Sanayici, Tüccar ve İş Adamları Platformu

Dönem Sözcüsü ve Denizli Ticaret Odası

(DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan,

Denizli Platformu’nun olağan toplantısını

yaptı. Denizli Platformu’nun Türkiye'ye örnek

bir platform olduğunu söyleyen Başkan Erdoğan,

üyelerine katkı ve desteklerinden dolayı teşekkür

etti.

26 sivil toplum kuruluşunun yer aldığı Denizli

Sanayici, Tüccar ve İş Adamları Platformu,

bu kez Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı

Osman Zolan’ın ev sahipliğinde toplandı. Denizli

Sanayici, Tüccar ve İş Adamları Platformu

Dönem Sözcüsü ve Denizli Ticaret Odası (DTO)

Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan’ın toplantı

çağrısına uyan oda, borsa ve dernek başkanları,

Bağbaşı Yaylası’ndaki Teleferik’te yer

alan Denizli Büyükşehir Belediyesi Tesisleri’nde

bir araya geldi.

18 egeyondergisi.com

“PLATFORMUMUZ

ŞEHRİMİZİN HAMİSİDİR”

DTO BAŞKANI ERDOĞAN:

“DENİZLİ’NİN NABZINI

TUTUYORUZ”

Toplantının açış konuşmasını yapan Denizli

Sanayici, Tüccar ve İş Adamları Platformu

Dönem Sözcüsü ve Denizli Ticaret Odası (DTO)

Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, kısaca

Denizli Platformu olarak adlandırılan yapının,

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin 2001 yılında

İhracatçılar Birliği Başkanı iken fikir babalığını

yaparak hayata geçirilmesinde ön ayak

olduğu, STK’lar arasındaki dayanışmayı artırmayı

amaçlayan sivil bir oluşum olduğunu hatırlattı.

Başkan Erdoğan, “O günlerde

platformda yer alan oda, borsa ve dernek sayısı

5-6’yı geçmiyordu; şimdi 26. Platform üyelerimizin

gayreti ve Sayın Bakanımızın yapmış olduğu

girişimler sonucu, zamanla çok iyi bir

noktaya geldik. Platformda gündeme gelip de

henüz yapılmayan tek iş Denizli-Aydın Otobanı.

Ancak, onunla da ilgili önemli bir aşama

kat edildi; ihale tarihi belli oldu ve Resmi Gazete’de

ilan edildi. Bunun dışında, platformumuza

gelen tüm konular sonuca ulaştırıldı; sorunlar

çözüldü. Bugün yine Denizli’miz ile ilgili konuları

ele alıp istişare edeceğiz” dedi.

ERDOĞAN: “DENİZLİ’NİN

ÇIKARLARINI GÖZETİYORUZ”

Konuşmasında Denizli Platformu olarak

önemli faaliyetlere imza attıklarını da dile getiren

DTO Başkanı Erdoğan, “Bu sayede De-


EgeYöN Dergisi Mart 2018

nizli’miz büyük kazanımlar elde etti. Bunların

birkaçına değinmekte yarar var… Sayın Bakanımızın

önderliğinde üç büyük organizasyon gerçekleştirdik.

Denizli’mizin tarihinde pek

rastlanmayan ve katılımın 1000 kişiyi bulduğu,

şehrin vizyonunun, yol haritasının belirlendiği

toplantılar yaptık. Denizli'deki tüm sektörlerin

varsa problemlerini konuşup, bunların üzerinde

çalışmalar yürütmek için konunun taraflarını

bir araya getirdik. Ekonomi Bakanımızın, genel

müdürlerinin de yer aldığı 10-12 üst düzey bürokratıyla

birlikte Denizli’mize gelip toplantı

yapmasını sağladık. Yetkililer, toplantı sonrasında

da 130’un üzerinde firmamızı bizzat ziyaret

edip, teşvik belgesinden ipliğe kadar tüm

konuları heyet halinde bir bir ele aldılar. Eximbank

Genel Müdürü ile önemli organizasyonlar

yaptık. Kredi Garanti Fonu Genel Müdürümüz

ile de çok ciddi çalışmalar yürüttük. Türkiye'ye

örnek teşkil edecek faaliyetler içerisinde bulunduk.

Merkez Bankası Başkanı ile Borsa İstanbul

Başkanımızı da Denizlililer ile bir araya getirdik.

Peki, tüm bunları sonucunda Denizli'ye ne sağladık?

Kısaca anlatayım… Denizli’de 2017 yılında

ihracatımızda yüzde 10’luk bir artış oldu.

İstihdam da yüzde 10’un üzerinde arttı. Denizli’de

2016 yılında KGF’yi bilen ve müracaat

eden firma sayımız 38 iken, 2017'de Denizli'deki

7000'e yakın firmamıza kredi imkanı sağladık.

Bu, Türkiye'ye örnek oldu ve basında da ciddi

anlamda yer aldı. KGF denilince sanki batmış

firmalar oradan kredi kullanıyor gibi bir izlenim

vardı; bu algıyı değiştirdik. 2017 yılında yaklaşık

4 milyar TL de KOSGEB tarafından kredi imkanı

sağlandı. Eximbank’ın hem şube olması hem

faaliyet alanının genişlemesi noktasında da

önemli adımlar attık ve iyi bir sonuca ulaştık.

Türkiye'de yapılan ihracata kredi desteği yüzde

25 iken, özellikle Sayın Bakanımızın çok ciddi

katkısı ile Denizli’de bu oran %40’ı buldu. Böylelikle,

Denizli'nin ihracatına 1 milyar 250 bin

Dolar civarında katkı sağlamış olduk. Yine bakanlığımızın

vermiş olduğu yatırım teşviklerle

ilgili de %100 artış oldu. 1 milyar 250 milyon TL

civarında bir kaynak ve bu teşviklerin karşılığında

da 2 bine yakın bir istihdamı yakaladık”

diye konuştu.

DÖNEM SÖZCÜSÜ ERDOĞAN,

BAŞKAN ZOLAN’A TEŞEKKÜR ETTİ

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman

Zolan’a Denizli Platformu Dönem Sözcüsü olarak

teşekkür eden DTO Başkanı Erdoğan, “Sağ

olsun; sivil toplum kuruluşlarımızın her konusu

ile ilgileniyor. Maddi ve manevi desteği var. Hepimiz

Denizli için çalışıyoruz. Buradakilerin tamamı

Denizli’ye hizmet ediyor; şehri adına

koşturuyor. Sayın Zolan, bugün de bir jest yaptı

ve bizi bu güzel tesiste ağırladı. Tekrar teşekkür

ediyor, başarılar diliyorum” diye konuştu.

Toplantının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne

denk geldiğini de anımsatan Başkan Erdoğan,

“Türkiye'de kadın istihdamı yüzde 28 iken Denizli’miz

her zaman olduğu gibi yine yüzde 34

ile daha önde yer aldı. Denizli'de 230 bine yakın

SGK’lı çalışanımız var. Bunun 54 bini kadın kardeşlerimiz.

Denizli'nin yükünü sırtlıyorlar. Denizli'nin

geleceği ile ilgili elini taşın altına

koymuşlar. Kadınlarımıza çok teşekkür ediyorum.

Platform kurulduğunda bir kadın başkanımız

yoktu fakat, bugün aramızda 4 kadın var.

Denizli, bu anlamda da ileri ki süreçte kadınların

önemini sadece söylemde değil icraatla da

ortaya koyacaktır. Denizli'deki sivil toplum kuruluşlarında,

derneklerde, odalarda, borsalarda

ve siyasette, kadınlarımızın önde olmasını canı

gönülden arzu ediyoruz. Denizli Ticaret Odası

olarak, bu süreçte biz bunu daha çok hissettireceğiz

ve herkes görecek. Çünkü, Denizli Ticaret

Odası’ndaki çalışanların %50’si kadın. Bu bile

önemli bir göstergedir. Bir kez daha 8 Mart

Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Birbirimize

destek çıkarak, Denizli’mizi kalkındıralım!

Bugün buraya kadar da geldiğiniz için teşekkür

ederim” dedi.

“İKBALİMİZİ DEĞİL, ŞEHRİN

GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

Denizli Valisi Hasan Karahan ile Denizli

Cumhuriyet Başsavcısı Ergül Yılmaz’ın da katıldığı

toplantıda Denizli Büyükşehir Belediye

Başkanı Osman Zolan

da kısa bir konuşma

yaptı. Denizli Teleferik

ve Bağbaşı Yaylası’nda

Denizli Platformu

üyelerini ağırlamaktan

mutluluk duyduklarını

söyledi.

Denizli'nin turizm potansiyeli

ve yatırımları

ile Denizli Büyükşehir

Belediyesi’nin neler

yaptığı hakkında konuklarını

bilgilendiren

Başkan Zolan,

“Altyapı ve üst yapı,

zor ve zahmetli işler.

Belediye başkanlarının

tercih etmeyeceği

işlerden fakat, bana

göre bir sorun varsa üzerine gitmeli. Çünkü, sorumluluk

taşıyoruz. Bulunduğumuz mevki, sorunu

çözmekle mükelleftir. Kendi ikbalimizi

değil, şehrin geleceğini düşünmeliyiz. Belki biz

kaybetsek de şehrin kaybetmemesi gerekir! İşte

bu düşünceyle bu çalışmalara başladık. İnşallah

toparlıyoruz artık; son birkaç ayımız kaldı. Ulaşımda

da köprülü kavşaklarımızda sona doğru

geliyoruz; başta Üçgen olmak üzere kısa sürede

hepsi de tamamlanıp, hizmete alınacak. İnşallah

Denizli’de güzellikler hızla artacak. Denizli’ye

gelenler, ‘Denizli çok farklı hale geldi.

2004’ten sonra çok hızlı bir değişim oldu’ diyorlar"

dedi.

egeyondergisi.com 19


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

DENİZLİ LOBİSİ

ANKARA’DA

GÜNDEN GÜNE

GÜÇLENİYOR

2009 yılında kurulmasının ardından Ankara’da

Denizli lobisi adına sürekli çalışan

Denizlim Derneği’nin girişiminde ve Denizli

Platformu, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin

destekleri ile Ankara’da gerçekleştirilen Denizli

Vizyon Başkent Buluşması Denizli Lobisi’nin

Ankara’da ne kadar güçlendiğini bir

kez daha gösterdi.

Ankara’daki Denizlili iş, siyaset ve bürokrasi

dünyasındaki isimler ve Denizli’nin kurmayları

ile Denizli – Ankara arasında önemli

bir köprünün kurulduğu Başkent Buluşması

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin de katılımı

ile Sheraton Otel’de gerçekleşti.

ANKARA DENİZLİM

Başkent, Denizli için tarihi sayılabilecek

bir zirveye ev sahipliği yaptı. “Denizli Vizyon

Başkent Buluşması” adı altında gerçekleştirilen

zirve, Denizli Platformu birleşenlerinin

önemli isimleri ve yerel yöneticilerle, Denizli’yi

başkentte temsil eden önemli hemşerileri

bir araya getirdi.

BAŞ KONUK BAKAN ZEYBEKCİ

Ankara Denizlim Kültür ve Dayanışma

Derneği’nin projesi olarak hayata geçen zirveye,

Denizli Sanayici Tüccar ve İşadamları

Platformu, Denizli Büyükşehir Belediyesi ve

Ekonomi Bakanlığı destek verdi. Ankara Sheraton

Otel’de gerçekleştirilen zirvenin baş

konuğu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci idi.

20 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

DENİZLİ’NİN

KURMAYLARI

TAM KADROYDU

Denizli Valisi Hasan

Karahan, Denizli Büyükşehir

Belediye Başkanı

Osman Zolan,

Denizli Platformu

Dönem Sözcüsü ve

DTO Yönetim Kurulu

Başkanı Uğur Erdoğan,

DSO Yönetim Kurulu

Başkanı Müjdat Keçeci,

DENİB Yönetim Kurulu

Başkanı Süleyman

Kocasert, DESOB Yönetim

Kurulu Başkanı

Musa Çelikkol başta

olmak üzere iş ve siyaset

dünyasından yüze yakın önemli ismin katıldığı

toplantıda yargıdan bürokrasiye

Başkent’te görev yapan çok önemli Denizlili

isimler katıldı. Denizli Zirvesi’ni Denizli Milletvekilleri

de es geçmedi. AK Partili vekiller

Sema Ramazanoğlu, Şahin Tin, Milliyetçi Hareket

Partisi Genel Başkan Yrd. Emin Haluk

Ayhan toplantıdaydı. Öte yandan Aydın milletvekili

Abdurrahman Öz ve ORDU milletvekili

Ergün Taşçı da gecenin konukları

arasındaydı.

Etkinliğe ayrıca Adalet Bakan Yardımcısı

Bilal Uçar’ın yanı sıra Danıştay Başsavcısı

Halil Yılmaz, RTÜK Başkan Yardımcısı Hikmet

İnce, Kamu İhale Kurumu Başkanı

Hamdi Güleç, HSK üyesi Alp Aslan, Varlık

Fonu ve İMKB Başkanı Himmet Karadağ,

VDK Başkanı Hüseyin Karakum katıldı. Serinhisar’da

bir dönem kaymakamlık yapan ve

Denizli ile bağlarını koparmayan Milli Güvenlik

Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu

da zirveye katılarak destek

verdi.

ÖNCE OYMAK SESLENDİ

Öncelikle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Ve silah arkadaşları olmak üzere tüm

merhum kahramanlarımız için Saygı duruşu

, İstiklal marşı Ve Terörle mücadele eden askerlerimiz

için Kur’an tilavetiyle başlayan

Denizli Vizyon Başkent Buluşması’nın açılış

konuşmasını Ankara Denizlim Kültür ve Dayanışma

Derneği Başkanı Av. Hasan Oymak

yaptı. Denizlim Derneği olarak bu güne kadarki

en kapsamlı organizasyona ev sahipliği

yapmanın onurunu yaşadıklarını belirten

Oymak, “Madem ki bu Şehre sevdalıyız,

madem ki Denizlili olmakla gurur duyuyoruz,

o zaman Denizli’ye , Denizlililere borcumuz

var. Biz Bütün hemşerilerimizle, gençlerimizle,

iş adamlarımızla Ankara arasında

köprü olarak ödemeye çalışıyoruz borcumuzu.

Tanış oldukça zorlar kolaya dönecektir.

Bu hedefle çıktık yola Ve bizimle aynı hayali

paylaşanlarla her geçen gün biraz daha

yaklaşıyoruz daha güçlü Denizli hedefimize.

Ekonomi Bakanımız, Büyükşehir belediye

başkanımız, Denizli platformumuz Ve milletvekillerimiz

başta olmak üzere her daim yanımızda

olan Ve Denizli mevzubahis

olduğunda milli takım ruhuyla hareket eden

herkese sonsuz teşekkürler” dedi.

“DENİZLİ PLATFORMU HER

ZAMAN DENİZLİ’NİN YANINDA”

Daha sonra, Denizli Platformu Dönem

Sözcüsü ve DTO Başkanı Uğur Erdoğan konuştu.

Birlikte hareket etmenin önemine

vurgu yapan Erdoğan, “Denizli platformu,

daha güçlü bir Denizli için var. Platform olarak

Biz, her zaman Hemşerilerimizin yanında,

Denizli’mizin hizmetindeyiz” dedi.

“TAŞ ÜSTÜNE TAŞ KOYUYORUZ”

Ardından Büyükşehir Belediye Başkanı

Osman Zolan kürsüye geldi. Zolan, elinden

geldiğince hemşeri derneklerine destek vermeye

çalıştıklarını dile getirdi, “Gece gündüz

hizmet vermeye çalışıyoruz. Hep birlikte Denizli

için taş üstüne daha fazla taş koyabilirsek

ne mutlu” dedi.

egeyondergisi.com 21


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

“DENİZLİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Vali Hasan Karahan da yaptığı kısa konuşmada

Denizli’ye hizmet vermek için 24 saat

çalıştıklarını ve Başkent’te Ekonomi Bakanı

Nihat Zeybekci sayesinde iyi bir uyum içinde

olduklarını söyledi. Vali Karahan, Başkent’in

yerel yatırımlar için son derece kritik bir konumda

olduğuna vurgu yaptı.

“DENİZLİ PLATFORMU ÇOK YOL

KAT ETTİ”

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, daha

önce Denizli’de vurguladığı Denizli Platformu’nun

önemini yeniden dile getirdi, “Denizli

bu platformla çok yol kat etti, edecek

de” dedi.

Geceye yalnız Denizlililerin değil, Egeli

vekiller ve farklı kentlerden bürokratların da

katılarak destek verdiğine vurgu yapan Zeybekci’nin,

“Aramızda Denizlili vekiller var,

Denizlili olup farklı illerde vekillik yapmış

isimler var, hatta Denizlili olduğunu iddia

eden vekiller var” sözleri, solandakileri gülümsetti.

Zeybekci’ye konuşmasının ardından

programa verdiği destek nedeniyle teşekkür

hediyesi takdim edildi ve gecenin anısına aile

fotoğrafı çekildi.

Bakan Zeybekci’nin konuşmasının ardından

Avukat, Şair ve Edebiyat Araştırmacısı

Hayati İnanç, okuduğu şiirler ve o şiirler üzerine

yaptığı konuşma İle programa renk

kattı.

Gece, Denizlim Kültür Dayanışma Derneği

ve Denizli Büyükşehir Belediyesi halk

Dansları ekiplerinin zeybek gösterileriyle

devam etti.

22 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

TÜRK HAVLUSU

KALDIĞI YERDEN

Türk havlusunun Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirdiği tanıtımlar

tüm hızıyla kaldığı yerden devam ediyor.

Son yıllarda markalaşma çalışmalarına

ağırlık veren ve “Turkish Towels” markasıyla

dünyanın farklı noktalarında tanıtım faaliyetlerini

sürdüren Denizli İhracatçılar Birliği,

New York’ta düzenlenen Global Home

Show’un açılış programının sponsorluğunu

gerçekleştiriyor.

Programda aynı zamanda, New York’taki

Türkiye Ticaret Merkezi’nde showroomu bulunan

firmaların yeni sezon koleksiyonları ile

DENİB 6. Ev ve Plaj Giyimi Tasarım Yarışması’nda

dereceye giren finalistlerin koleksiyonları

tanıtılıyor.

Meyvelerini Alıyoruz…

Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan

TİM Başkan Vekili ve DENİB Başkanı Süleyman

Kocasert, ABD pazarına yönelik yapılan

çalışmaların meyvelerinin alındığını belirterek

özellikle son yıllarda ABD’ye gerçekleştirilen

havlu ihracatında ciddi artış olduğunun

altını çizdi ve sözlerini şu şekilde sürdürdü:

24 egeyondergisi.com

“ABD’ye son iki yılda havlu ihracatımız sırasıyla

yüzde 14 ve yüzde 16 oranlarında artmış

durumda. Bu artış oranlarıyla, ABD uzun

yıllar liderlik koltuğunda yerini kimseye kaptırmayan

Almanya’yı da geride bırakmış

oldu. ABD’ye anlamlı bir şekilde artan ihracatımızda,

şüphesiz ki son yıllarda odaklandığımız

marka çalışmalarının ve ABD

pazarına yönelik “Turkish Towels” vurgusunun

da büyük önemi var.”


EgeYöN Dergisi Mart 2018

DENİB, TEKSTİL VE

HAZIR GİYİM SEKTÖR

KURULLARINI AĞIRLADI…

Tekstil ve Hazır Giyim Sektörleri İstişare

Toplantısı, 24 Şubat 2018 Cumartesi günü

Denizli’de düzenlendi. Denizli İhracatçılar

Birliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya;

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli

Valisi Hasan Karahan, Denizli

Milletvekilleri Şahin Tin ve Cahit Özkan, Denizli

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman

Zolan, Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör

Kurulu ve İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi,

Tekstil ve Hammaddeleri Sektör Kurulu ve

İTHİB Başkanı İsmail Gülle, TİM Başkan Vekili

ve DENİB Başkanı Süleyman Kocasert ile

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektörlerinin

önde gelen birlik ve kurumlarının başkanları

ve temsilcileri katılım sağladı.

Açılış konuşmalarıyla başlayan ve ardından

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Başkanlığında

devam eden Tekstil ve Hazır

Giyim Sektörleri İstişare Toplantısı’nda, 2017

yılında artış trendi yakalayan ve performansını

2018 yılında da güçlü bir şekilde devam

ettiren tekstil ve hazır giyim sektörlerinde

yaşanan gelişmeler ele alındı.

TEKSTİL VE KONFEKSİYON

RÜZGÂRI ARKASINA ALDI…

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci başta

olmak üzere konuklara katılımlarından dolayı

teşekkür ederek sözlerine başlayan,

dünya piyasalarında yaşanan olumlu havanın

da etkisiyle, rüzgârı arkalarına aldıklarını

belirten TİM Başkan Vekili ve DENİB Başkanı

Süleyman Kocasert, Denizli’nin ihracatta en

önemli sektörünün tekstil ve konfeksiyon olduğunu

belirterek, yıllık yaklaşık 1,4 milyar

USD’lik tekstil ve konfeksiyon ihracatıyla

ülke ekonomisine sundukları katkının altını

çizdi ve sözlerine şu şekilde devam etti:

“Tekstil ve konfeksiyon sektörleri her ne

kadar ayrı sektörler gibi görünse de, aslında

bir bütünün önemli ve adeta ayrılmaz iki

parçası. İlimiz ihracatında da tekstil ve konfeksiyon

önemli bir pay alıyor. Hem ihracat

pazarlarımız genişliyor hem de ihracatçı sayımız

hızlı bir şekilde artıyor.

egeyondergisi.com 25


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

2014 yılında 129 olan ihracat pazarımızı,

2017 yılında 157’ye çıkardık. Benzer şekilde,

2014 yılında 504 olan ihracatçı

sayımız, bugün 622’ye ulaşmış durumda.

Değinmek istediğim önemli noktalardan

biri de, tekstil ve konfeksiyonun en

önemli alt sektörlerinden birinin ev tekstili

olduğu. Bilindiği gibi; ülkemiz dünya ticaretinden

binde dokuz dolaylarında pay alırken;

ev tekstili sektörümüz, dünya ev tekstili sektöründen

yaklaşık yüzde 3,5 pay alıyor. Ülkemizin

gerçekleştirdiği yaklaşık 3 milyar

USD’lik ev tekstili ihracatının hemen hemen

yarısı ilimizden yapılıyor.

Bugün burada aramızda bulunan tekstil

ve konfeksiyon sektörünün önemli kurumlarının

başkanlarına, temsilcilerine, Hazır

Giyim ve Konfeksiyon Sektör Kurulu ve

İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, Tekstil ve

Hammaddeleri Sektör Kurulu ve İTHİB Başkanı

İsmail Gülle’ye şahsım ve Yönetim Kurulumuz

adına teşekkürlerimi sunuyorum.”

26 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

DENİB 6. EV VE PLAJ GİYİMİ

TASARIM YARIŞMASI’NI

MUHTEŞEM FİNALLE

GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Ekonomi Bakanlığı himayelerinde Denizli

İhracatçılar Birliği tarafından bu yıl 6.sı düzenlenen

" DENİB Ev ve Plaj Giyimi Tasarım

Yarışması "muhteşem finalle sonuçlandı. Yarışmada,

Gülhan Ateş birinci, Melike Dolan

ikinci, Şilan Göker üçüncü oldu . Jüri Özel

Ödülünü ise Abdul Cihat Sünbül aldı.

Denizli İhracatçılar Birliği tarafından sektöre

yenililikçi, yaratıcı tasarımcılar kazandırmak

amacıyla bu yıl 6. kez düzenlenen, "

DENİB Ev ve Plaj Giyimi Tasarım Yarışması”

nın finali 24 Şubat 2018 tarihinde Denizli Colossae

Thermal Otel'de Rönesans Ajans Akif

Örük koreografisiyle gerçekleştirildi.

Öykü Serter’in sunuculuğunu üstlendiği

ve jüri başkanlığını Yarışma Komitesi Başkanı

Murat Tosunoğlu’ nun yaptığı gecede,

jüri üyeleri yurtiçi ve yurtdışında isim yapmış

moda tasarımcılarından Atıl Kutoğlu, Hakan

Akkaya, Niyazi Erdoğan, Özlem Erkan, Emre

Erdemoğlu, DERİMOD A.Ş. Yönetim Kurulu

Başkan Yardımcısı Sedef Orman, Haliç Üniversitesi

Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve

Moda Tasarımı Bölüm Başkanı Yrd . Doç. Dr.

Şöhret Aktepe, Boyner Özel Markalar Kategori

Müdürü Seyhan Okur, Gardenya Tekstil

Yönetim Kurulu Başkanı Mukaddes Başkaya

ve DENİB Yarışma Komitesi üyesi Osman

Uğurlu idi.

Yarışmanın açılış konuşmasını yapan

TİM Başkan Vekili ve Denizli İhracatçılar Birliği

Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Kocasert,

DENİB Ev ve Plaj Giyimi Tasarım

Yarışması'nın, moda tasarımı alanında bu

toprakların sahip olduğu değerleri ortaya çıkarmak,

fikri ve yeteneği olan, genç tasarımcıları

desteklemek ve dikkatleri çekerek bu

yarışmaya katılan genç değerlerin kariyer

egeyondergisi.com 27


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

planlarında bir kilometre taşı olabilmek misyonuyla

düzenlendiğinin altını çizdi. Kocasert

konuşmasında şunları söyledi.

“Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz yarışmalarımızda

yaklaşık 500 başvuru aldık, 20

finalistimiz dereceye girdi, 5 tasarımcımızı

Ekonomi Bakanlığımızın destekleriyle moda

ve tasarım üzerine dünyanın sayılı okullarına

burslu olarak gönderdik. Yazılı basında yaklaşık

250 kere yarışmamıza yer verildi. Tech

Anatolia, Rüya ve Düşler, Dönüşüm, Su, Ekoloji

gibi farklı temalarda yarışmalar düzenlendi.

Son yıllardaki koleksiyonları incelediğimizde

görüyoruz ki, üç boyutlu baskı ve aksesuarlar

günlük yaşamımızın adeta bir

parçası. Bu noktadan hareketle, geleneksel

kumaşlarla tasarlanan koleksiyonların farklı

ve bir o kadar da yenilikçi bakış açısıyla ortaya

çıkması amacıyla bu seneki yarışmamızın

temasını “3DREAMS” olarak belirledik.

Sözlerimi noktalarken, Tasarım Yarışmamızı

destekleyen Ekonomi Bakanlığımıza teşekkürlerimi

sunuyorum.

Son olarak, organizasyonun ilk gününden

itibaren yoğun bir çaba sarf eden DENİB Tasarım

Yarışması Komite Üyelerimize, projeleri

değerlendiren kıymetli jürimize,

yarışmanın kreative direktörlüğünü yapan

Özlem Kaya ile yarışmanın tüm aşamalarında

teknik destek veren Mukaddes Başkaya’ya,

çok değerli proje ekibimize ve emeği

geçen tüm destekçilerimize şahsım ve Yönetim

Kurulumuz adına şükranlarımı sunuyor,

heyecan dolu finalde yarışacak arkadaşlarımıza

başarılar diliyorum.”

Ekonomi Bakanlığı himayelerinde gerçek-

28 egeyondergisi.com

leşen yarışmada dereceye girenlerin belli olduğu

geceye, Denizli Milletvekilleri Şahin

Tin, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı

Osman Zolan, Denizli Ticaret Odası Başkanı

Uğur Erdoğan, Denizli Sanayi Odası Başkanı

Müjdat Keçeci, Denizli Ticaret Borsası Başkanı

İbrahim Tefenlili, Denizli Platformunda

yer alan dernek ve kurumların başkanları,

DENİB ailesi üyeleri, tekstil sektörünün tanınmış

isimleri ve işadamları yer aldı.

Ayrıca, Ankara, İstanbul, İzmir, Adana

gibi Denizli dışından çok sayıda ihracatçı ve

sanayici konuk katılım sağladı. Hazırgiyim ve

Konfeksiyon Sektör Kurulu Başkanı ve İHKİB

Başkan Hikmet Tanrıverdi, Tekstil ve :Hammaddeleri

Sektör Kurulu Başkanı ve İTHİB

Başkanı İsmail Gülle, UHİB Başkanı Şenol

Şankaya, EHİB Başkanı Emre Kızılgüneşler,

ATİB Başkanı Zeki Kıvanç, AHİB Başkanı

Hayri Uğur, TGSD Başkanı Hadi Karasu,

MHGF Başkanı Hüseyin Öztürk, TETSİAD

Başkanı Ali Sami Aydın başta olmak üzere

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektörlerinin

önde gelen İhracatçı Birlikleri ve Kurumları

başkanları ve temsilcilerinin katıldığı

geceye ilgi yoğundu.

Yarışmada dereceye giren tasarımcılardan

birinciye 10 bin TL , ikinciye 7 bin TL , üçüncüye

ise 5 bin TL para ödülünün yanısıra dereceye

giren 1 finalist Ekonomi Bakanlığınca

yurtdışı eğitim hakkı sağlanacak. Ayrıca, final

gecesinde, yarışmaya katılan finalistlere

İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi tarafından

İHKİB yönetimince yapılan bir jest ile,

İHKİB’in iştiraki olan İstanbul Moda Akademisi’nde

(İMA) eğitim sözü verildi.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

DENİB’DEN

DENİZLİ’DE

BİR İLK...

Ekonomi Bakanlığı’nın destekleri ile Denizli

İhracatçılar Birliği’nin koordinatörlüğünde yürütülmekte

olan Denizli Ev Tekstili Yurt Dışı Pazarlama

Takımı Ur-Ge Projesi, faaliyetlerine

yoğun bir şekilde devam ediyor.

Geçtiğimiz dönemlerde yurt dışında birçok

faaliyet gerçekleştiren, dünyanın çeşitli ülkelerinde

en prestijli fuarlara ve hedef ülkelerde yapılan

ikili görüşmelere katılım sağlayarak

Denizli ev tekstili sektörünü tanıtan proje katılımcısı

firmalar, bu kez de 10 farklı ülkeden

gelen 20 kişilik alım heyetinin temsilcilerini

ağırladı ve Denizli’de bir ilke imza attı.

Geleceğe Işık Tutuyoruz…

Gerçekleştirilen alım heyeti faaliyeti ile ilgili

açıklamalarda bulunan TİM Başkan Vekili ve

DENİB Başkanı Süleyman Kocasert, ülkemizin

ev tekstili sektörünün dünya ev tekstili ihracatından

yaklaşık yüzde 3,5 pay aldığını belirterek,

pastada en büyük paya ülkemizin ev tekstili

ihracatının yarısını tek başına gerçekleştiren

Denizli’nin sahip olduğunun altını çizdi ve şunları

söyledi:

GELECEK

EĞİTİMLE

PARLAYACAK…

DENİB AKADEMİ Kaplumbağa Terbiyecisinin

Sırrı programını, yoğun bir katılım ile Denizli

İhracatçılar Birliği Raşit Güntaş Konferans

Salonu’nda gerçekleştirdi.

İzgören Akademiden Umut Sav tarafından

verilen eğitimde; liderin duruşu, tutumu, karar

verme yöntemi, yönetme biçimi, doğru kişilerle

doğru ekip kurması gibi özellikleri Osman

Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu

üzerinden, gerçek hayatından kesitler de sunularak

anlatıldı.

Osman Hamdi Bey’in 1906 ve 1907 yıllarında

iki farklı versiyonunu çizdiği tabloda kullandığı

renkler, resimde yer alan

kaplumbağalar, mavi çinilerle kaplı oda, elindeki

ney, alçak pencere, yerdeki yapraklar aynı

tablonun iki farklı versiyonu üzerinden katılımcılarla

birlikte yorumlandı.

“İlimiz, dünyada ev tekstilinin başkenti olarak

biliniyor. Denizli ev tekstili sektörü olarak,

binlerce yıllık tarihimizden aldığımız güç ile

aynı zamanda geleceğe de ışık tutuyoruz.

6 yıldır faaliyetlerine son derece başarılı bir

şekilde devam eden, çok farklı kıtalarda ve

10’un üzerinde ülkede çeşitli faaliyetlere katılan

Denizli Ev Tekstili Yurt Dışı Pazarlama Takımı

Ur-Ge Projesi, bu kez de güçlü bir alım heyetini

ilimizde ağırlıyor.

Özellikle dış basında, ülkemiz için oluşturulmaya

çalışılan olumsuz algının herhangi bir

etkisinin olmadığını görmek ve Avrupa’nın

farklı ülkelerinden ülkemize çekinmeden gelen

firmalara ev sahipliği yapmak da oldukça sevindirici.

Çek Cumhuriyeti, Estonya, Gürcistan, Hırvatistan,

Letonya, Macaristan, Polonya, Romanya,

Rusya ve Ukrayna’dan gelen 20 kişilik

heyet hem ikili görüşme fırsatı buldu hem de

fabrikalarda yerinde inceleme yapma şansına

sahip oldu. Son derece verimli geçen iki günlük

süreçte, Denizli ev tekstili sektörünü en iyi şekilde

anlattık.”

Gelecek Eğitimle Parlayacak…

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili ve

Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Süleyman

KOCASERT, DENİB Akademi’nin Türkiye’de

örnek bir proje olma yolunda hızla ilerlediğini

belirterek, geleceğimizin eğitimle daha da parlayacağını

ifade etti.

İletişimin önemine de değinen Başkan Kocasert,

bu tarz eğitimlerle iletişimin öneminin

farkına daha da varıldığına dikkat çekerek, eğitimler

sayesinde aslında iletişimin de gelişim

yolunda ilerlediğinin altını çizdi ve oldukça

yoğun bir katılımla düzenlenen eğitim programına

katılımlarından dolayı tüm katılımcılara

teşekkürlerini iletti.

egeyondergisi.com 29


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Herkes, 2018 Yılına Damga Vuracak Bu Projeyi Konuşuyor…

MERKEZ KÜTÜPHANE

TÜRKİYE’NİN

LİDERİ OLACAK

Merkezefendi Belediyesi’nin ilçeye kazandırmakta olduğu ‘MERKEZ

KÜTÜPHANE’ de çalışmalar devam ediyor. Denizli’nin entelektüel sermayesine

katkı sağlayacak olan ‘Merkez Kütüphane’ yeni bir soluk getirecek

konseptiyle ve içerikleriyle çığır açacak.

Yapısal ve sosyal projeleriyle adından

sıkça söz ettiren Merkezefendi Belediyesi,

vizyon projelerini de bir bir Merkezefendililerin

hizmetine sunuyor. Bunlardan ilki

olan Bereketler Toplantı Sergi ve Salonu,

Merkezefendililerin hizmetine açıldı. Şimdiler

de ise birçok projenin tamamlanmaya

yakın olması da yeni heyecanlar yaşatıyor.

Öyle ki Denizli’ye, yeni bir soluk getirecek

olan, konseptiyle ve içeriğiyle kitap okumaya

teşvik edip, kütüphane kültürünü de

oluşturarak birçok başarının kapısını açacak

‘Merkez Kütüphane’ de çalışmalar tüm

hızıyla devam ediyor.

“MERKEZEFENDİ’DE BİRİNCİ

ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİMDİR”

Adalet Mahallesi’nde, yaşayan ve nefes

alan bir yapı olarak yükselen ‘Merkez Kütüphane’

2018 yılına damga vuracak. 2018

yılını da ‘Açılışlar Yılı’ ilan eden Merkez-

30 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

efendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu,

Merkez Kütüphane’nin Denizli’nin

entelektüel sermayesine katkı sağlayacağını

söyledi. ‘Mekân okutur’ sloganıyla

sözlerine başlayan Başkan Subaşıoğlu,

“Merkezefendi Belediyesi olarak bizim, her

platformda söylediğimiz bir şey var. ‘Merkezefendi’de

birinci önceliğimiz eğitimdir.’

Bu çerçevede Merkezefendi ilçesinde birçok

projemiz yer alıyor. Bunlar hem sosyal

hem de yapısal projeler. İlçemize kazandırdığımız

vizyon projelerimiz var. Bunlardan

biri Bereketler Toplantı ve Sergi Salonuydu.

24 SAAT HİZMET VERECEK

Şimdi yeni bir heyecanımız var. Merkezefendimize,

Denizlimize çok yakışacak

bir kütüphanemiz yükseliyor. Konseptiyle

ve içeriğiyle tam anlamıyla bir çığır açacak.

Merkez Kütüphanemiz içerisinde bin

yüz metrekare yetişkin kütüphanesi, 800

metrekare çocuk kütüphanesi, bireysel ve

grup çalışma odaları, konferans salonu,

açık hava tiyatrosu, 300 metrekarelik bir

kitap kafe gibi birçok sosyal alanlar bulunuyor.

İçerisinde 150 bin adet kitap olacak.

Merkez Kütüphane, ilçe sınırları içindeki

tüm okullara ücretsiz servis araçlarıyla 24

saat hizmet verecek. Yaşayan ve nefes alan

bir yapı olacak. Bizim amacımız bu şehrin

entelektüel sermayesine yatırım yapmak.

Geleceğimiz olan çocuklarımıza yatırım

yapmak. Bu doğrultuda çalışmalarımızı

sürdürüyoruz. Türkiye’nin en büyük halk

kütüphanesi olan Merkez Kütüphanesi Denizlimize,

Merkezefendimize hayırlı

olsun” dedi.

egeyondergisi.com 31


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

32 egeyondergisi.com

İMAM HATİP

FEN LİSESİ İNŞAATI

YÜKSELİYOR

Merkezefendi Belediyesi tarafından Şirinköy Mahallesi’nde yapımı

devam ve yaklaşık 10 milyon TL'ye mal olan İmam Hatip Fen Lisesi’nin

inşaatında sona geliniyor.

Merkezefendi Belediyesi tarafından inşa

edilen ve yaklaşık 10 milyon TL'ye mal olacak

İmam Hatip Fen Lisesinin inşaatında sona

doğru yaklaşıldı. Şirinköy Mahallesi’nde 32

derslik olarak inşa edilen okulun, içinde fizik,

kimya ve biyoloji laboratuvarları, kız ve erkelere

ait kapalı spor salonlarının bulunacak. 3 Ocak

2017 tarihinde ilk kazmanın vurulduğu okulun

yılsonunda tamamlanması bekleniyor. Milli

Eğitime anahtar teslim ile yapılacak okulun ilde

bir marka olması hedefleniyor. Projesi, Ankara'da

Milli Eğitimin müşavirlerine özel olarak

tasarlanan okulun sınıfları 42 metre kareden

oluşacak ve sınıfların yanında öğretmenlerin

özel bilim çalışması yapacağı bölümler yer alacak.

8 Milyon 297 bin TL'ye mal olan binanın

maliyeti çevre düzenlemesi ile yaklaşık 10 milyon

TL'yi bulacak.

Okul inşaatında incelemelerde bulunarak

görevlilerden bilgi alan ve Türkiye'de ilke defa

İmam Hatip Fen Lisesi olarak bir okulun sıfırdan

inşa edildiğini belirten Merkezefendi Belediye

Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, okul

hakkında açıklamalarda bulundu. Subaşıoğlu,

"İlk ve tek imam hatip fen lisesinin inşaatı son

surat devam ediyor. Tamamı Merkezefendi Belediyesi

tarafından finanse ediliyor. Yaklaşık 10

milyon TL'lik yatırımla, Türkiye'nin ilk ve tek

imam hatip fen lisesini Denizlimize kazandırmış

olacağız. İçerisinde 32 derslik bulunuyor,

bununla birlikte biyolojik, kimya ve fizik gibi laboratuvarları

ayrı ayrı projelendirildiği, bunun

yanında müzik, resim, musiki gibi atölyelerinin

bulunduğu, en alt katta kızlar ve erkekler için

ayrı ayrı kapalı spor mekanlarının tasarlandığı,

bahçesinde de yine halı sahaların, basket saha-


EgeYöN Dergisi Mart 2018

larının, tenis kortlarının yer aldığı önemli bir

projedir" dedi.

"DİN EĞİTİMİ YANLIŞ ELLERİN

ELİNE GEÇMESİN"

Projenin Merkezefendi Belediyesinin marka

projelerinden biri olduğunu belirten Subaşıoğlu,

bu proje ile din eğitimin yanlış kişilerin

eline geçmesini engellemeye yönelik olduğunu

söyledi. Subaşıoğlu, "Biz bu okulumuzu inşallah

bunu bitirip milli eğitime devrettikten sonra, bu

okuldan elimizi çekmeyeceğiz. Bizzat bu okulun

içerisinde, üzerinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Sadece binayı yapıp teslim etmek değil, asıl

içerisindeki mantığı gayet güzel bir şekilde

çağın gerektirdiği şekilde organize etmemiz gerekiyor.

Hem din ilimlerinin hem de fen ilimlerinin

birlikte mecz edilerek, birlikte gelecek

nesillere aktarıldığı, çok önemli bir projedir. Son

dönemde FETÖ terör örgütüyle de, din eğitiminin

yanlış kişilerin eline geçtiğinde sonuçlarını

hep beraber gördük. Artık din eğitiminin doğru

ellerle çocuklarımıza aktarılması, din eğitiminin

yanında fen bilimleriyle de yeni bir perspektif

kazandırmamız gerekiyor" diye belirtti.

Okul yaptıktan sonra bırakıp gitmeyeceklerini

belirten Subaşıoğlu, okulun geliştirilmesi

ve marka haline getirilmesi için çalışmalarına

devam edeceklerini söyledi. Subaşıoğlu, "Marka

yapmak adına gerek öğrencilere burs verilmesi,

bu okulun hem banisi hem de hamisi olacak insanlarla

destekleyici vakıf anlayışı içerisinde,

farklı kurumsal bir kimlik çalışması da yapacağız.

Bu okul bizim için sadece bir bina değil, içerisine

ruh konulacak. Türkiye'nin geleceğine

dair, yeni bir perspektif öngören yeni imam

hatip fen lisesi kategorisi ile inşallah Türkiye'de

ilk defa yola çıkacak" ifadelerini kullandı.

"OKUL PROJESİ ÖZEL OLARAK

TASARLANDI"

Okulun projesinin Ankara'da Milli Eğitimin

müşavirlerine özel olarak yaptırıldığını belirten

Subaşıoğlu, özel olarak dizayn edilen çevre düzenlemesi

için de yaklaşık 1,5 milyon TL'lik bir

harcama yapılacağını söyledi. Subaşıoğlu,

"Çevre duvarları, Beştepe'deki Külliye gibi altı

bürüt beton, üstü lamel olarak tasarlandı. Bu

okul bir gün Türkiye'de parmakla gösterilen bir

okul olacak. Hem din eğitimi, hem de fen bilimleri

eğitiminin mecz edilerek, birleştirilerek, verileceği

önemli bir mekân olacak" dedi.

"EĞİTİM PROJELERİMİZ DEVAM

EDECEK"

İlerleyen zamanlarda örgün eğitimin içine

yazılım akademisi adında bir projenin örgün

eğitimin içerisinde koymak gibi hedeflerinin olduğunu

belirten Subaşıoğlu, "Merkezefendi ilçesinin

hem TEOG sınavlarında, hem üniversite

sınavlarında hem de akademik başarıda, sportif

başarıda ya ilk üçte ya da ilk beşte yer alıyor.

Bizim için bu başarının kalıcı ve sürdürülebilir

hale gelmesi çok çok önemlidir. Eğitim projeksiyonları

perspektifleri anlamında önemli bir

kilometre taşı ama sadece bunlarla sınırlı değil,

Merkezefendi'nin kendi sınırları içerisinde yaşayan

insanları, gençler ve çocukların geleceği

ile ilgili yeni projelere imza atılmasını öngörüyoruz.

İnşallah daha yeni ve iyi projelerle Merkezefendili

hemşerilerimizin karşısında

olacağız" şeklinde konuştu.

egeyondergisi.com 33


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

SELÇUKBEY SPOR

EĞİTİM MERKEZİ’NE

SPORSEVERLERDEN YOĞUN İLGİ

Merkezefendi Belediyesi tarafından Selçukbey

Mahallesi’ne kazandırılan Spor Eğitim

Merkezi sporseverler tarafından yoğun

ilgi görüyor. Tenisten, futbola, basketboldan

voleybola kadar birçok spor sahasını içerisinde

barındıran tesis, Merkezefendililere

spor yapma imkânı sunuyor. Merkezefendi

Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu,

“Sporun ve sporcunun dostu Merkezefendi

Belediyesi, ilçede spora verdiği destekleri

Selçukbey Spor Eğitim Merkezi ile taçlandırıyor.

Tüm sporseverlerimizi merkezimize

bekliyoruz” dedi.

Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet

Subaşıoğlu’nun her platformda dile getirdiği,

“Merkezefendi’de spor; hafta sonu

televizyonda izlenen bir şey olmaktan çıkarılacak

ve herkesin bizzat yaptığı bir uğraş

haline getirilecek” sözünden yola çıkılarak,

Merkezefendi’de spora verilen destekler tüm

hızıyla devam ediyor. Her yaştan Merkezefendili’nin

spor yapmasına olanak sağlayan

Merkezefendi Belediyesi, Selçukbey Mahallesi’ne

kazandırılan Spor Eğitim Merkezi ile

desteklerini taçlandırıyor. Selçukbey Spor

Eğitim Merkezi, gün boyunca sporseverler tarafından

yoğun ilgi görüyor.

“HALKA HİZMET AÇISINDAN

BAŞARILI BİR PLANLAMA OLMUŞ”

Merkezefendi Belediyesi tarafından ilçeye

kazandırılan Spor Eğitim Merkezi’ni gezen

Okul Sporları Şube Müdürü Zafer Akçay, “Tesisimizi

daha önce de gezmiştik. Bugün de

burada okul spor müsabakalarını planladık.

İyi bir tesis olmuş. Hemen hemen en çok rehavet

gören branşları içinde barındırıyor.

Kulüp müsabakaları açısından da baya etkin

şekilde kullanılabilecek bir merkez. Halka

hizmet açısından başarılı bir planlama

olmuş” şeklinde konuştu.

“BU TESİSİN YAPILMIŞ OLMASINI

GÖRMEK BİZİ SEVİNDİRDİ”

Spor Eğitim Merkezi’nde vakit geçiren bir

sporseverler, “Bu tesisin yapılmış olmasını

34 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

görmek bizi sevindiriyor. Yapılan her yatırımın

iyi olduğu gibi bu da güzel bir yatırım.

Mahallemizde böyle merkeze ihtiyaç vardı.

Bu ihtiyaç da giderilmiş oldu. Gördüğünüz

gibi çocuklarımızla buraya geliyoruz. Burada

vakit geçiriyoruz. Güzel bir tesis olmuş. Çok

memnunuz. Her mevsim burayı kullanabileceğiz.

İnşallah bu çalışmaların devamı gelir.

Burası çok güzel oldu. Her gün buraya geliyoruz

ve 1 saat yürüyüş yapıyoruz. Muhammet

Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz”

yorumunda bulundular.

Tesise ilk defa geldiklerini belirten gençler

ise, “Gayet güzel olmuş. Futbol tesisleri

olsun, tenis tesisleri olsun, basketbol sahası

olsun güzel bir tesis. Buradan Merkezefendi

Belediyesi’ne bize böyle bir fırsat sunduğu

için teşekkür ederiz. Tenis, basketbol, futbol

oynayabileceğimiz yerler çıktı. Mutluyuz”

şeklinde konuştular.

“SPORCULARIMIZ BURADA

YETİŞECEK”

Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet

Subaşıoğlu, “Baştan beri söylediğimiz

bir şey var Merkezefendimiz ’de… Merkezefendi

Belediyesi sporun ve sporcunun dostudur.

Merkezefendi’de spor; hafta sonu

televizyonda izlenen bir şey olmaktan çıkarılacak

ve herkesin bizzat yaptığı bir uğraş

haline getirilecek’ demiştik. Bunu başardık.

Her yaştan Merkezefendili hemşerimizi spor

yapmaları anlamında fırsatlar sunuyoruz.

Destek sağlıyoruz. Şimdide bu desteklerimiz

Selçukbey Spor Eğitim Merkezi ile taçlanıyor.

İlçemizin, Denizlimizin ve memleketimizin

yeni sporcuları inşallah bu merkezde yetişecek.

Sağlıklı ve güvenli bir şekilde spor yapmak

isteyen vatandaşlarımızı bu

merkezimize bekliyoruz” dedi.

SPOR TESİSİNDE NELER VAR?

Selçukbey Mahallesi’nde 7 bin m2 arazi

üzerine inşa edilen projede, açık ve kapalı

olmak üzere 2 tane halı saha, yine açık ve kapalı

olmak üzere 2 tane tenis kortu, 1 tane

kapalı basketbol sahası, idari bina sosyal tesisleri,

yürüyüş parkuru ve çocuklar için oyun

parkı bulunuyor.

egeyondergisi.com 35


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

İŞ KAZALARININ

ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN

DENGE TESTİ

Her yıl pek çok çalışan, iş kazası nedeniyle

yaşamını kaybetmekte veya engelli hale gelmektedir.

Dünyada ve ülkemizde iş kazası nedenli

ölümler incelendiğinde ilk sırada kök

neden olarak yüksekten düşme saptanmaktadır.

Araştırma çalışması ölümle sonuçlanan kazalar

arasında insan düşmesi sonucunda gelişen kazaların

sıklığını %42,9 olarak belirtmiştir. Dolayısıyla

yüksekten düşmeler konusunda

yapılacak çalışmalarla Türkiyede resmi rakamlara

yansıyan her yıl 700 civarında çalışanın

ölümü engellenebilecektir. Birçok merkezde

özellikle yüksekte çalışma eğitimleri, yaşam

hatları, emniyet kemerleri ve ekipmanlarının

öne çıkarıldığı çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.

Bu çalışmalar çalışanın denge problemi olmasında

hiçbir şey ifade etmemektedir.

Denge Testi Bakırköy Psikiyatri Tedavi ve

Araştırma Merkezi bünyesinde yüksekte çalışan

kişilerin değerlendirilmesinde iş güvenliği uzmanları

ve hekimlerinin talebi üzerine Dr.

Ayhan Akcan’ın önderliğinde değerlendirmelere

başlamıştır.

DENGE TESTİ NEDİR?

Gelişmiş ülkelerde iş güvenliği kapsamında

1 metreden yüksekte çalışan her işçiye işe başlamadan

önce ve 2 yılda bir periyodik olarak uygulanır.

Testin uygulaması 3 aşamadır. Sonuçta

yüksekte çalışana denge testi açısından uygunluk

raporu düzenlenir, bu rapor yüksekte çalışanın

iş güvenliği birimine iletilir.

KİMLER YAPTIRMALI

Sürekli dikkat ve uzaysal zamansal algı ve

her iki kulak ve göz açısından dengenin devamlılığı

gerektiren bir metereden yüksekte çalışan

herkes bu testi yaptırmak zorundadır. Yüksekte

çalışmayı sağlık açısından değerlendirmede;

Psikoteknik ve denge fonksiyonları açısından

değerlendiren ve AB ülkelerinde uygulanan

Sigma Testi Türkiye’de BAPAM tarafından uygulanmaktadır.

OPERATÖRLER: İş kazalarının yoğunlukla

meydana geldiği kaldırma ve iletme makinaları

arasında yer alan yerden metrelerce yüksekte çalışan

vinç operatörler ve forklift operatörleri risk

grupları arasındadır. Bu işe uygunluğu bilimsel

olarak test edilip raporlandırılması gerekir.

TAŞIYICILAR: Sürekli dikkat ve uzaysal zamansal

algı ve her iki kulak ve göz açısından

dengenin devamlılığı önemlidir.

İNŞAAT İŞÇİLERİ: İnşaat sektörü, dünyanın

hemen her yerinde en çok ölümlü iş kazasının

görüldüğü sektörlerden biridir. ABD’de işgücünün

%5’i inşaat sektöründe çalışırken, görülen iş

kazası sonucu ölümlerin %15’i inşaat sektörüne

aittir.

36 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

İTFAİYE ÇALIŞANLARI: İtfaiyecilik tehlikeli

meslekler sınıfının başındadır. Çünkü itfaiyecilerin

karşılaştıkları kazalar sonucunda ölüm

ve yaralanmaları kaçınılmazdır. Bulundukları ortamlar

insan sağlığını tehdit eden sınırların her

zaman üstündedir.

TEMİZLİK İŞÇİLERİ: Temizlik görevlileri

için iş sağlığı ve güvenliği riskler ile doludur.

Özellikle kadın temizlik işçilerinin sayısı erkeklerden

fazla olduğu için yaralanma oranları da

yüksektir.

BİGCAR KULLANICILARI: Son yıllarda iş

makinelerinin kullanımı çok fazla artmıştır. Buna

paralel olarak da, iş makinelerinin kullanımı esnasında

çok sayıda kazalar meydana gelmektedir.

Bunun için iş sağlığına önem verin.

DENGE TESTİ:

• Tarama ve periyodik olarak uygulanır.

• 50 yaşına kadar 24 ayda 50 yaş sonrası 18

ayda bir periyodik uygulanır.

• Uygulayıcılar Klinik Psikologlardır.

• Anlaşmaya bağlı Nöroloji veya Psikiyatri

uzmanı muayenesi yapılır.

• Tahmini bir çalışan uygulaması 30-45 dakika

sürer.

• Mobil olarak işyerlerinde uygulanabilir.

Denge Testi Uygulamaları 3 aşamadan oluşur.

1. AŞAMA

İlk aşamada yüksekte çalışanın zihinsel

kapasitesi bilgisayar destekli testlerle ölçülür.

Bu testler muhakeme, dikkat ve zamansal-mekansal

algıyı ölçer. Yaklaşık 10 dakikadır.

2. AŞAMA

İkinci aşamada yüksekte çalışanın psikomotor

yeteneklerini ölçülür. İlk psikomotor uygulaması

her iki kulak ile sağlanan denge duruş

testidir. İkinci psikomotor uygulama iki göz

uyumu ile dengeyi ölçer. Yaklaşık 12 dakika

sürer.

3. AŞAMA

Bu aşamalar sonucuna göre kesin sonuç ile

“Yüksekte çalışmaya denge testleri açısından

uygunluk raporu” düzenlenerek çalışana verilir.

DENGE TESTİ İŞ AKIŞI

3 aşamalı testi tamamlayan kişilere Denge

Testi Açısından Uygunluk Raporu Verilir. Anlaşmaya

göre işyerlerinde denge testi uygulamaları

yapılır.

DENGE TESTİ DEĞERLENDİRME

Testin uygulaması 3 aşamadır. İlk aşamada

zihinsel kapasitesini ölçen yaklaşık 10 dakikada

bilgisayar destekli uygulanan 3 test ile ölçülür.

İlk test muhakemesini, ikinci test dikkat boyutunu,

üçüncü test zamansal mekansal algısını

ölçer. İkinci aşamada kişinin çalışma esnasında

kapasite olarak olması gereken psikomotor yeteneklerini

ölçülür. İlk psikomotor uygulaması

her iki kulak denge duruş testidir. Yaklaşık 5 dakika

sürer. İkinci psikomotor uygulama iki göz

uyumu ile dengeyi ölçer. iki göz uyumu ile

uzaklık denge testi “binocular vision stereometr”

test olarak bilinir. Yaklaşık 7 dakika sürer;

değerlendirilmesinde 3 aşamalı test sağ ve sol

hareketli çubuklar ile önden sabit çubuğa arkadan

sabit çubuğa çaprazlama olarak sabit çubağa

eşitlemeyi ölçer. Sonuçta istenen ve

ölçülen hareketli çubukları ne kadar sabit çubuğa

yakınlaştırabildiğidir. Sabit çubuğa olan

uzaklıklar mm ölçeğinde ölçümlendirilir ve raporda

belirtilir. Üçüncü aşamada; Raporlandırma

yapılır.

Dr Ayhan Akcan Kimdir?

Dr. Ayhan Akcan 1962 yılında doğmuştur.

Denizli Cumhuriyet Lisesi’nden sonra Akdeniz

Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur.

İhtisasını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları

Hastanesi’nde tamamlamıştır. Çalışma hayatına

Adalet Bakanlığı’na bağlı Cezaevi Hekimliği

(1990-1993) ile başlayan Ayhan Akcan

sırasıyla; Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları

Hastanesi’nde AMATEM, 35. Serviste “Kronik

Şizofren Hastalar” ile ilgili çalışmalar, II.Nevroz

biriminde özellikle “depresyon, anksiyete bozuklukları,

yas, travma sonrası stres bozukluğu

ve kişilik” üzerine çalışmalar (1993-1998) yapmıştır.

1998 yılından itibaren Bakırköy Dr. Sadi

Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi’nde, Psikiyatri

Uzmanı olarak çalışmıştır.

egeyondergisi.com 37


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

DENİZLİ FIRINCILAR ODASI

AFRİN'E 20 BİN

EKMEK GÖNDERDİ

Denizli Fırıncılar Odası Türk Silahlı Kuvvetleri

(TSK) tarafından Afrin de gerçekleştirilen

Zeytin Dalı Harekatına destek vermek

amacı ile 20 bin ekmek gönderildi. Kamyona

yüklenen ekmekler dualar ile yollandı.

Denizli 15 Temmuz Meydanı Yeni Caminde

öğlen namazına müteakip gerçekleştirilen

uğurlama törenine, Pamukkale

Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, Merkezefendi

Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu,

Merkezefendi Kaymakamı Şükrü

Korucu, Pamukkale Kaymakamı Hayrettin

Balcıoğlu, Esnaf Odaları Birliği Başkanı Musa

Çelikkol, Denib Başkanı Süleyman Kocasert,

dernek üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Uğurlama töreni öncesi etkinlikle ilgili

açıklama yapan Denizli Fırıncılar Odası Başkanı

Bekir Karadaban, amaçlarının TSK'ya

yani Mehmetçiğe harekatta destek vermek

olduğunu ifade etti.

Başkan Karadaban, "Zeytin Dalı Harekatını

destekliyoruz ve Denizlili fırıncılar olarak

20 bin adet ekmeğimizi Afrin'e

gönderiyoruz. Oda olarak Mehmetçiğimize

onların yanında olduğumuzu göstermek, onlara

güç ve kuvvet vermesi amacı ile böyle bir

etkinlik gerçekleştirdik. Bu zaman kadar operasyonda

şehit olan ailelere de başsağlığı diliyorum.

Etkinliğe 15 fırıncı destek oldu. paketli

bir şekilde ekmeklerimizi gönderiyoruz.

üretim yapan fırıncılarımızın hiç biri etkinlik

dışında kalmadı ve hepsi elinden gelen desteği

verdi. Bende Denizli Fırıncılar Odası

Başkanı olarak etkinlikte emeği geçen herkese

teşekkür ediyorum" dedi.

Açıklamanın ardından 20 bin ekmek ile

dolu kamyon dualar ile Çınar Meydanı'ndan

uğurlandı. Etkinlikte ayrıca katılımcılara

lokma ikramında da bulunuldu.

38 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Bugüne Kadarki En İyi Venus Z10

Kamera

Hassas ve Detaycı

Venus ailesinin en

iyi kamerasına sahip

Venus Z10,

tüm renkleri ve ışıkları

en ince detayına

kadar yakalar;

çektiğiniz fotoğraflara

aynı hassasiyetle

yansıtır.

Daha Net, Daha Canlı, Daha Gerçekçi

Venus Z10’un 5.2” – 1920x1080 Full HD IPS Ekranı,

benzerlerine kıyasla çok daha parlak ve gerek

renklerden oluşan bir görüntü deneyimi yaşatır.

Normalde gözümüzle görebildiğimiz renk aralığı

daha geniş iken, telefon ekranlarında bu renklerin

ancak kısıtlı bir bölümünü görebiliriz. Z10’un ekran

teknolojisi ise renkleri gerçeğe daha yakın ve daha

parlak görmenizi sağlar. Z10’un geniş renk gamı ile

görüntü deneyiminiz çok daha canlı hale gelir.

Tümüyle Metal Gövde

Bir kalem kalınlığındaki örümcek ağı, doğru

konumlandırıldığında hızla uçan bir jet uçağını

bile durdurabilir.

Venus Z10, doğanın bu benzersizliğinden

ilham alarak, güç ve dayanıklılığı zarafetle harmanladı.

7.4 mm inceliğindeki elmas kesimli, şık tasarımlı

tümüyle metal gövdenin camla muhteşem

buluşması…

Kesintisiz formu ve kenarları yuvarlatılmış derinlik

hissi veren 2.5D cam teknolojisi, bu zarafetin

detaylarını oluşturuyor… Venus Z10 gücünü,

tasarımından alıyor.

Performans

Performansa İhtiyacınız Varsa, Z10 Var!

4 GB RAM, 64 Bit ve 8 Çekirdekli Qualcomm

işlemcisiyle Venus Z10 hızlı ve kesintisiz bir

deneyim sunuyor!

Yüksek performans gerektiren oyunlar şimdi

çok daha akıcı.

Yüksek bağlantı hızı sağlayan Cat6 teknolojisi

ve en güncel

Android işletim sistemi Nougat 7.1.1 ile

Venus Z10 ‘la hızın tanımı değişiyor.

Hayatı Kolaylaştıran Detaylar

Tersi Düzü Yok, Çift Taraflı USB

Type-C USB girişi sayesinde telefonunuzu şarj etmek şimdi çok daha rahat.

Çift taraflı kullanım özelliği ile Venus Z10’u kolayca şarja takıp çıkarın.

egeyondergisi.com 39


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

ÇİN'DE TÜRK DOĞALTAŞ

RÜZGARI ESTİ

Türk doğaltaş sektörü Çin'e ihracatta 1 milyar dolara koşuyor

Türk doğaltaş sektörü, en büyük ihraç pazarı

Çin'de düzenlenen dünyanın en büyük doğaltaş

ve teknolojileri fuarı Xiamen Doğaltaş ve Teknolojileri

Fuarı'nda 140 firma ile Türk rüzgarı

estirdi. 2017 yılında Çin'e 945 milyon dolarlık

doğaltaş satan Türk doğaltaş sektörü, 2018 yılında

1 milyar dolar barajını aşmayı hedefliyor.

6-9 Mart 2018 tarihleri arasında Xiamen International

Conference & Exhibition Center’da

düzenlenen Xiamen Doğaltaş ve Teknolojileri

Fuarı'nda Türkiye standı Türkiye'nin Çin Büyükelçisi

Abdulkadir Emin Önen, Ege Maden İhracatçıları

Birliği Başkanı Mevlüt Kaya tarafından

açıldı.

Büyükelçi Önen; "Türk doğaltaş

sektörü gurur veriyor

Xiamen Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı'nda

Türkiye standının açılışını gerçekleştiren Türkiye'nin

Çin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen,

"Dünya'nın en büyük doğaltaş fuarının en

büyük katılımcısının Türkiye olması gurur verici.

Türk doğaltaş sektörünü tebrik ediyor, başarılı

fuarlar diliyor, Çin'e yaptığı ihracatın

artmasını diliyoruz" diye konuştu.

Kaya, "İlk kez büyükelçi nezdinde

katılım bizlere gurur verdi"

Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu

Başkanı Mevlüt Kaya ise; Xiamen Fuarı'na

40 egeyondergisi.com

ilk kez büyükelçi düzeyinde katılım olması doğaltaş

sektörünü gururlandırdı. 2018 yılında

doğaltaş sektörü olarak 2.5 milyar dolar ihracat

hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için Xiamen

Fuarı itici güç olacak" şeklinde konuştu.

Xiamen Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı'nda

Türkiye pavyonunun açılışını gerçekleştiren

Türkiye'nin Çin Büyükelçisi Abdulkadir Emin

Önen, Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim

Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, Türkiye'nin Guanco

Başkonsolosu Melih Bora Kerimoğlu, Ticaret

Ataşesi Serdar Afşar ve EMİB Yönetim

Kurul üyeleri ile birlikte Türk firmalarının

standlarını ziyaret ederek, yetkilileri ile bir

araya geldi.

Ege Maden İhracatçıları Birliği'nin Milli Katılım

Organizasyonu ile A2 holünde 3061 metrekare,

diğer hollerde yer alan Türk firmaları ile

birlikte 3557 metrekarelik Türkiye standında 77

firma yer alırken, bireysel katılan firmalarla birlikte

Türkiye 140 firma ile Xiamen Doğaltaş ve

Teknolojileri Fuarı'nda temsil edildi.

2018 yılında 18. düzenlenen Xiamen Stone

Fair, Xiamen Jinhongxin Exhibition Co. Ltd. tarafından

organize edilen ve ağırlıklı olarak

doğal taş ürünleri ile makina ve ekipmanlarının

sergilendiği bir ihtisas fuarı. Fuarda,

185.000m2’lik stand alanında, 470’i 54 ülkeden

yabancı toplam 2.000 civarında firma stant açarak

katılım gösteriyor. Fuarın yaklaşık 140.000

profesyonel ziyaretçisi bulunuyor.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Çin'in doğaltaş ticaretinin yüzde 60'ı

Xiamen'de yapılıyor

Zengin doğal taş rezervlerine sahip Fujian

eyaletinde yeralan Xiamen adası, Çin’in en

önemli doğal taş üretim ve ticaret merkezi konumunda.

10 milyar dolara ulaşan Çin doğal taş

ticaretinin yüzde 60’ı, dünya doğal taş ticaretinin

ise yüzde 15’i Xiamen limanından gerçekleştiriliyor.

Türkiye’nin Çin’e olan toplam ihracatının

yüzde 60’ını maden, mermer ve doğaltaş ürünlerinin

oluşturması ve Çin doğal taş ticaretinin

yarıdan fazlasının Xiamen limanından gerçekleştiriliyor

olması nedeniyle Xiamen Fuarı, Türk

doğaltaş sektörü açısından ayrı bir öneme sahip.

Çin 5 yılda 10 trilyon dolar ithalat

yapacak bundan azami pay alalım

Madencilik sektöründe faaliyet gösteren Ege

Maden İhracatçıları Birliği ve İstanbul Maden İhracatçıları

Birliği arasındaki dostluk ortamı Xiamen

Fuarı'nda taçlandı. EMİB ve İMİB Xiamen

Fuarı'nın "Gala Yemeği"ni birlikte verdi.

Gecede konuşan Türkiye'nin Çin Büyükelçisi

Abdulkadir Emin Önen, iki ülke devlet başkanlarının

son 2 yılda 4 kez bir araya geldiklerini, Çin

ile Türkiye arasındaki ilişkilerin kazan-kazan formülüyle

ilerlediğini kaydetti.

Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaretin 28 milyar

dolar seviyesinde olduğuna işaret eden Önen,

"Bu 28 milyar doların 26 milyar doları Türkiye'nin

Çin'den yaptığı ithalat. İşadamlarımızın yeni kuracakları

ortaklıklarla dış ticaret açığını azaltabiliriz.

Çin ithalat yapmak istiyor. Kasım ayında

Şanghay'da İthal Ürünler Fuarı düzenleyecekler.

Çin, önümüzdeki 5 yılda 10 trilyon dolar ithalat

yapmak istiyor. Bunu fırsata çevirmeliyiz. Yeni

İpek Yolu ile 15 günde Çin'den Avrupa'ya trenler

gidip gelebilecek. Bu trenlerin dolu gidip dolu

gelmesi iki tarafında menfaatine" diye konuştu.

Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatında verdiği

şehitlerden dolayı üzüntülerinin büyük olduğunu

ifade eden Ege Maden İhracatçıları Birliği

Başkanı Mevlüt Kaya, ihracatçılar olarak dünyada

ekonomik bir savaş verdiklerini, Türkiye'nin

ihracatını arttırarak ülkeye olan borçlarını ödeyeceklerine

inandıklarını dile getirdi.

EMİB Başkanı Kaya, "Kayıp yıl olarak nitelendirdiğimiz

2017 yılında Türk madencilik sektörü

ihracatımızı yüzde 24 arttırdık. 2018 yılında da

en az yüzde 25 arttırmayı hedefliyoruz" diye sözlerine

son verdi.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim

Kurulu Başkanı Aydın Dinçer ise; sektörde yakalanan

birliktelik ortamının devamı için Xiamen'de

yerlerini aldıklarını söyledi. Dinçer,

"Sektörün tek ses, tek vücut olduğunu göstermek

için katıldık ve Gala Yemeğini birlikte veriyoruz.

Bu sinerjiyle yüzde 28-30'luk ihracat artışı hedefliyoruz"

dedi.

Xiamen'de Marble 2019 daveti

İzmir'in gururu, dünyanın ikinci büyük doğaltaş

ve teknolojileri fuarı Marble Doğaltaş ve

Teknolojileri Fuarı, Xiamen Doğaltaş ve Teknolojileri

Fuarı'nda, Marble Fuarı'nın tanıtımını

yaptı ve 2019 yılı için Çinli firmaları davet etti.

İZFAŞ Genel Müdürü Gül Şener, Xiamen'e

gelirken 28-31 Mart 2018 tarihleri arasında düzenlenecek

24. Marble Doğaltaş ve Teknolojileri

Fuarı'nın katılımını tamamladıklarını, sektöre

son dokunuşu yapmak için Xiamen Fuarı'na katıldıklarını,

2019 yılında 25. yılı olacak olan

Marble Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı'na daha

yoğun katılım için çalıştıklarını kaydetti.

egeyondergisi.com 41


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

DOĞALTAŞTA

EN ŞANSLI

ÜLKEYİZ

- EMİB Başkanı Kaya: "Hükümetin koyduğu çıtayı yakalayabilecek

tek sektör olma şansına sahibiz"

Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim

Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, Ege İhracatçı

Birlikleri (EİB) Mete Uğuz

Toplantı Salonu’nda, basın toplantısı düzenledi.

28-31 Mart tarihleri arasında İzmir’de

düzenlenecek olan İzmir Marble

Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı ve sektörel

güncel gelişmelerle ilgili görüşlerini

kamuoyu ile paylaştı.

Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB)

Başkanı Mevlüt Kaya, Türkiye’nin doğaltaşta

rezerv ve renk seleksiyonu bakımından

dünyanın en şanslı ülkesi olduğunu

belirterek, “Büyümeler sürekli hale getirilirse

Hükümetin koyduğu çıtayı yakalayabilecek

tek sektör olma şansına sahibiz.

Uç ürünlere yönelirsek, ülkemizdeki algıları

yenebilirsek, belediyeleri de işin içine

sokarsak inanın kimsenin hayal etmediği

yere geliriz” dedi.

42 egeyondergisi.com

“Tüm ihracatçıların rekora

ihtiyacı var”

140 stantla 7 bin 500 metrekarelik

alanda Türkiye olarak dünyanın en büyük

fuarının en büyük katılımcısı olduklarını

kaydeden Kaya, doğaltaş sektörü hakkında

da, “Dünyayla ticaret yapan ihracatçılar

olarak daha objektif olmamız

gerekiyor. Dışarıdan gelecek paraları buraya

getirmek zorundayız. FETÖ belasından

çıkan bir ülke olarak 2017 yılını kayıp

yılı ilan etmiştik. Gerçekten bir fırtınadan


EgeYöN Dergisi Mart 2018

çıkmıştık. Ancak KGF ve Exim Bank kredileri

öyle bir zamanlamada devreye girdi ki,

o kayıp yılda sektörümüz özelinde 23.7,

Türkiye ihracatında da yüzde 11.1 gibi bir

büyüme sağladık. Şu anda Hindistan özelinde,

yüzde 54 büyüdük. 7 ayda yüzde

54’lük büyüme sağlamışken, 12 ayda yüzde

100’ün daha üstünde büyüme bekliyoruz.

2018’de beklentimiz 23.4’ün üstüne çıkmak.

‘İnadına üretim, inadına ihracat’ diye

bir sloganımız vardı ve bunu başarıyoruz.

Bu sene tüm ihracatçıların rekora ihtiyacı

var” diye konuştu.

“Çıtayı yakalayabilecek tek

sektör”

İhracat açısından 2017’deki oranların

çok daha üstüne çıkılacağı ile ilgili öngörü

ve ön kabulün olduğunu vurgulayan Kaya,

bu büyümelerin sürekli hale getirilmesi

durumunda Hükümetin koyduğu çıtayı yakalayabilecek

tek sektör olma şanslarının

olduğunu belirtti. Kaya, 2023 hedeflerini

sektör olarak yakalayabileceklerini kaydederek

şöyle devam etti:

“Hedeflerimiz büyük. Bu ülke için canını

feda edenler varsa en azından onların

hatırına bizim 2-3 saat daha fazla mecburiyetimiz

var. 2018’de hedeflerimiz büyük

ve inşallah hepsini de başaracağız.”

“Kimsenin hayal etmediği yere

geliriz”

Kaya, Türkiye olarak doğaltaş ihracatını

8-10 milyar dolarlara getirmenin de

zor olmadığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Dünyanın doğaltaşta en şanslı ülkesiyiz.

Rezervin ötesindeki şansımız, renk seleksiyonumuz.

Hangi taş moda ise onu sahaya

sürebiliyoruz. Modadan çok etkilenmeyen,

değişmeyen taşlarımız var. Dün açıp olmaz

deyip kapattığımız ocaklar şu an moda.

Örneğin gri taşlar. Uç ürünlere yönelirsek,

ülkemizdeki algıları yenebilirsek, belediyeleri

de işin içine sokarsak inanın kimsenin

hayal etmediği yere geliriz.”

egeyondergisi.com 43


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

YER ALTINI İYİ

KULLANAMAYAN MİLLETLER

GELECEKTE

SÖZ SAHİBİ

OLAMAZ

Ahmet Deda ile Analiz programında yaklaşan

İzmir Mermer Fuarı ve Türkiye’deki Doğaltaş

sektörü ve Mermercilik konuşuldu.

44 egeyondergisi.com

Pamukkale TV ekranlarında yayınlanan

Ahmet Deda ile Analiz Programında 28-31 Mart

arasında Fuar İzmir’de gerçekleştirilecek olan

MARBLE 24.Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri

Fuarı ve Türkiye’deki Doğaltaş ve Mermercilik

masaya yatırıldı. Tümaş Mermer

Sanayi Genel Müdürü ve Denizli Madenciler ve

Mermerciler Derneği Başkanı Serdar Sungur ve

Maden Mühendisi Samet Gündüz’ün konuk

olarak katıldığı program Türkiye’de maden sektörünün

sorunlarını ele aldı.

‘YER ALTINI İYİ KULLANAMAYAN MİL-

LETLERİN GELECEKTE SÖZ SAHİBİ OLA-

MAYACAĞINI DA BİLİYORUZ’

Maden sektörünün sıkıntıları

ile ilgili konuşan Sungur,

‘Umutsuz durum yok umutsuz

insan var, biz umudumuzu hiç

bire zaman yitirmedik, biz

yaptığımız işe son derece inanıyoruz.

Yer altını iyi kullanamayan

milletlerin gelecekte

söz sahibi olamayacağını da

biliyoruz, bu için bu düsturla

bu azimle bu şevkle yolumuza

devam ediyoruz. Ankara’ya

her gittiğimizde de madenlerimizi

kullanarak gelecekte

nasıl Dünya’da ülke olarak söz sahibi olacağımızı

anlatmaya gidiyoruz.

‘Bürokrasimiz çok yavaş çalışıyor’

Sektör ile ilgili gelişmelerde Bürokrasinin

işleyişine de değinen Sungur, Sektörümüzün

sorunlarından biri de hız. Hızlı değiliz. Bürokrasimiz

çok yavaş çalışıyor, işleyiş bizi son derece

bizi yıldırıyor. Kendi firmamdan örnek

vereyim şu an bizim 2 buçuk senesini doldurmuş

ruhsatım var. Evet adıma tescilli ama bekliyorum.

Bekleyeceğiz, devletimizi kestiği

parmak tabi ki acımaz. Ama bu bize bir çok şey

kaybettiriyor. Araştırmalarını yaptığımız, yeni

bulduğumuz maden ocaklarını açamıyoruz.

Çünkü bunu yapabilmek için izinlerimizi tamamlayamamışız’

şeklinde konuştu.

‘Türkiye’de yatırım iklimi iyi değil’

Ahmet Deda’nın Egeyön Dergisi Şubat ayı

sayısında kaleme aldığı ‘Madencilik Sektöründe

yatırım iklimi’ adlı köşe yazısı hakkında Samet

Gündüz’ün görüşlerini sorması üzerine Samet

Gündüz, ‘Türkiye’de yatırım iklimi iyi değil, Bir

yatırımcı maden sektöründe yatırım yapmaya

başladığında en büyük giderleri altyapı giderleri,

madenci altyapı giderlerini ödeyip işe başlayacağı

zaman, işletme sermayesi kalmıyor.

Sektörün ana sorunlarından biri bu. ‘ dedi.

Maden sektörü için ‘Enerji’ ciddi sorun

Sektörün bir diğer önemli ‘Enerji’ sorunu olduğunu

ifade eden Gündüz, ‘Ocaklarımıza biz

kendimiz elektrik götürüyoruz. Ve elektriği getirmemizin

izinleri uzun ve pahalı bir süreç. Bir

sürü prosedür var. Şimdi bizim ocaklarda jeneratörle

çalışma şansımız sıfır. İran’da tam tersi

bir durum var orada enerji ucuz olduğu için şirketler

jeneratörle çalışıyorlar. Fakat bizim enerjiyi

ocağımıza götürmemiz gerekiyor. Örneğin

4 km’lik bir mesafeye elektriğimizi götüreceğiz.

Projesini bize yaptırıyorlar. Bunu yaptıktan

sonra bir onay süresi var. Onaylandıktan sonra

onun bakımını da bize yaptırıyorlar. Dış ülkelerde

ise bu projeyi yine yatırımcı yapıyor ama

daha sonra bu maliyeti faturasından düşüyorlar.

Bunlar sektör ile ilgili ciddi tezatlıklar.’ dedi.

Serdar Sungur: Siyasete Uzak Değiliz

Ahmet Deda’nın ‘Politikada

sizi de görecek miyiz? sorusuna

yanıt veren Tümaş

Mermer Sanayi Genel Müdürü

ve Denizli Madenciler ve Mermerciler

Derneği Başkanı Serdar

Sungur; ‘Biz sektörün

içerisindeyiz, tabi siyaset de

sektörün içinde. Onun için çok

da uzak olduğumuz şeyler

değil. Bir gün fırsat doğarsa

halkımıza hizmet adına, vazifede

bize düşerse elimizden

geleni yapmaya çalışırız.’ ifadelerini

kullandı.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

MADEN ve

ORMAN

İZİNLERİ

Maden kanunu 18.Şubat.2015 tarihinde

değişti, buna bağlı olan yönetmenlikler iki

yıl aradan sonra 2017 yılı içinde yayınlanarak

yürürlüğe girdi ama sektörün en

önemli sorunu olan Başbakanlık genelgesinde

bir değişiklik olmadı.

2015 yılında yapılan Maden Kanunu değişikliği

çalışmaları sırasında, sektöre, bu

kanun yürürlüğe girdiği tarihte 16. Haziran.2012

tarihli Başbakanlık genelgesinin

yürürlükten kaldırılacağı sözü verilmesine

rağmen bu güne kadar bu konuda bir gelişme

olmadı. Danıştay, bu genelgenin yürürlüğünü,

2016 yılı içinde “genelge

kanundan önce gelemez gerekçesiyle” son

vermesine rağmen hala durumda değişiklik

olmadı, sektör günümüzde bu genelge

ile yaşamaya devam etmektedir. Günümüzde

MADEN RUHSATI ile ORMAN izni

almak çok zor, hatta imkansızdır.

Maden İşleri Genel Müdürlüğü ruhsatın

her işlem için Başbakanlıktan veya Bakanlıktan

izin alarak bu işlemi gerçekleştirmektedir.

Buda zamanı çok fazla

uzatmakta ve şirketleri yatırımdan vazgeçirmektedir.

Bir şirket için bir defa Başbakanlıktan

izin alınmalı ruhsatın diğer

işlemleri bu izin doğrultusunda Maden İşleri

Genel Müdürlüğü tarafından verilmelidir.

Özellikle ruhsat süresi uzatımı

işleminde ruhsat güvencesi kaidesine

sadık kalınmalıdır.

Son günlerde ORMAN izinleri konusunda

Bölge Müdürlüklerine gönderilen

GENELGELER ile SEKTÖR gelişimini engelleyen

çok önemli değişiklikler yapılmıştır.

Artık yeni müracaat edilen ocaklar ile

eskiden üretimine devam eden sahalardaki

alan büyütmelerinde orman izni alabilmek,

imkansız hale gelmiştir. Sektör olarak,

çok fazla orman dosyası izin için sıra

bekliyor söyleminin önüne geçebilmek için

BÖLGE Müdürlüklerinden ANKARA’ya

dosya gönderilmemesi için çok karışık bir

prosüdür uygulanmaya başlandı. Yüksek

meblağlarla madenciye orman izni veren,

ORMAN İDARESİ, ben bu alana orman izni

vereyim mi diye ÇED izni alınırken alınmış

yazılı izinler olsa da yaklaşık 3 ayrı kurumdan

yeniden kendine hitaben yazılmış yeni

Samet Tünay

GÜNDÜZ

Maden Müh.

tarihli görüş talep etmektedir. Bunun kısaca

adı ben kurum olarak madenciye

ORMAN İZNİ vermiyorumdur.

Bu ülkede yatırım iklimi mutlaka iyileştirilmeli,

tüm sektörlere yatırım yapmayı

planlayan şirketlere kamu kurum ve kuruluşları

en azından engel olmamalıdır.

Tüm sektörlerde yatırımcının önündeki

en büyük engellerden birisi de aslında

TEK’dir. Yatırımcıya parasıyla elektrik satacak

olan bu kurum özellikle işletmesine

elektrik getirecek olan yatırımcıya tüm yatırımı

yaptırdığı gibi bir de kendisi için getirilen

trafoda bir boş bölüm istemekte, bu

bölümünde kendisine parasız devir edileceğine

dair noter onaylı belge almadan işletmelere

elektrik vermemektedir.

İşletmesine yaklaşık 100 000 TL yatırım

yaparak elektrik getiren bir şirketin TEK

için yaptığı yatırım yaklaşık 20 000 TL kadardır.

Yatırım esansında zaten zorlanan

şirketlere, ek yatırımın yaptırması TEK kurumunun

bir ayıbıdır. Günümüzde bir işletmeye

sadece plan üzerinden elektrik

müsaadesi alınması yaklaşık 3 ay sürmektedir.

TEK kurumunun, kanun ve yönetmenlikleri

bir an önce gözden geçirilmeli

ve YATIRIM ikliminin iyileştirilmesi için

acilen gelişmiş ülkelerdeki ELEKTRİK

SATIŞ yöntemleri aynen ülkemizde uygulanmalıdır.

Yatırımcı son senelerde bürokrasi ile

uğraşmaktan yatırıma zaman ayıramaz

hale gelmiştir.

Bu konuda çok AÇİL özel sektörden

görüş alınarak bir şeyler yapılmalıdır.

Yatırım iklimi, başta maden sektörü

olmak üzere tüm sektörleri de içine alacak

şekilde özel sektör yatırımcısı lehine bir an

önce güncellenmelidir.

Eğer bürokrasinin bu şekilde devam etmesi

halinde, sektörün yaşama şansı bulunmamaktadır.

Umudumuz bir an önce YATIRIM İKLİ-

MİN, özel sektörün isteği doğrultusunda

yeniden düzenlenmesidir.

egeyondergisi.com 45


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

“AK Belediyeler 2019 Yolunda”

Yerel Yönetimler Ege Bölge

Toplantısı

Denizli’de Gerçekleşti

AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler

Başkanlığı’nca ‘AK Belediyeler 2019 Yolunda’

adıyla düzenlenen bölge toplantılarının Ege

ayağı, Denizli 'de ve AK Parti Genel Başkan

Yardımcısı Yerel Yönetimler Başkanı Erol

Kaya ile Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin

katılımıyla gerçekleştirildi.

AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler

Başkanlığı tarafından ‘AK Belediyeler 2019

Yolunda’ adıyla bölge toplantısı düzenlendi.

Colossae Termal Otel’de gerçekleştirilen Ege

Bölgesi Belediye Başkanları Toplantısı’na;

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerel Yönetimler

Başkanı Erol Kaya ve Ekonomi Bakanı

Nihat Zeybekci, AK Parti Denizli

Milletvekili Şahin Tin, AK Parti Denizli İl

Başkanı Necip Filiz, Afyonkarahisar, Aydın,

Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla ve

Uşak illerinden 102 belediye başkanı ile büyükşehir

belediye başkan vekilleri, il genel

meclisi başkanları ve il yerel yönetimler başkanları

katıldı.

“2004’TEN BUGÜNE TAŞ TAŞ

ÜSTÜNE KONDU”

Toplantıda konuşan Denizli Büyükşehir

Belediye Başkanı Osman Zolan; “Denizli tükettiğinden

daha fazla üreten, satın aldığından

daha fazlasını satan bir şehir. Denizli

aynı zamanda turizm, sanayi ve tarım şehri.

Denizli sonsuz güzelliklerin olduğu bir şehir.

2004’e kadar bu güzellikler maalesef tam anlamıyla

gün yüzüne çıkarılamamış; insanlarımızın

kullanımına sunulamamıştı. Özel

sektörün gayretlerine, önde gidişine kamu ve

yerel yönetimler ayak uyduramamıştı.

2004’te Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekci’nin

belediye başkanı olmasıyla birlikte

AK Partimizin, Cumhurbaşkanımızın belediyecilik

anlayışı ve hizmetkârlık ruhu vücut

buldu. 2004’ten bugüne taş taş üstüne

kondu. Gece gündüz el ele verilip çalışıldı.

Bugün Denizlimiz büyükşehire ulaştı.

2004’le bugün arasında kıyaslanmayacak

kadar yol alındı” dedi.

46 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

“2019 SEÇİMLERİNE ÇALIŞMAYA

BUGÜNDEN BAŞLADIK”

AK Parti Denizli İl Başkanı Necip Filiz ise;

“En büyük teşekkürü Sayın Cumhurbaşkanımıza,

Genel Başkanımıza etmemiz gerekiyor.

Kendisi AK Parti’nin kurucusu olarak bu davada

en başta inancı, samimiyeti, hedefi,

planlı çalışmayı, disiplini gösteren; yaşantısıyla

da örnek olan biri. Genel Başkanımızın

tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet

inancıyla başta Denizli olmak üzere Ege Bölgesi’nde

ve tüm Türkiye’de 2019 gibi önemli

bir seçim için çalışmaya bugünden başladık.

Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekci Denizli’nin

yeniden inşası için azimle çalışmaya

devam ediyor. Dünyadaki 1 numaralı büyüyen

ülke olmak onun inancının bir göstergesi.

Bizler çok şanslıyız ki; Ekonomi

Bakanımızla burada beraber siyaset yapıyoruz”

diye konuştu.

“2018'DE BÜYÜME BEKLENTİMİZ

DAHA YÜKSEK”

Türkiye’nin büyüme rakamlarına değinen

Ekonomi Bakanı Zeybekci; “Türkiye, 2017 yılında

G20 ve OECD ülkeleri içinde bir numaralı

büyüyen ülke. Türkiye'nin büyüme

ortalaması yüzde 7-8. Kredi derecelendirme

kuruluşu yüzde 2,5-2,75'ler seviyesinde tahmin

etti. Türkiye'nin büyümesini 4-5 kez revize

ettiler. Hala Türkiye'nin gelmesi gereken

yeri yakalayamadılar. Yıllık ortalamamızda,

Allah'ın izniyle, 7,4-7,5'e kadar gidebileceğimiz

bir alan görüyoruz. Türkiye'de ekonomi

olumlu bir gidişat izliyor. Bunun en önemli

kanıtı; son 1 yılda özel sektörde 1 milyon 600

bin kişinin istihdam edilmesidir. Türkiye'nin

2017 büyümesini kimisi 4,5 kimisi 5 diyor.

Biz daha yukarıda bekliyoruz. 2017 yılında

biz 2016 yılına göre vermiş olduğumuz yatırım

teşvik belgeleri yüzde 81 buçuk artmış.

Rakam bazında, adet değil. Kapasite kullanım

oranına bakıyoruz, yüzde 80'inin üzerine

çıkmış. Onun için 2018'de beklentimiz daha

yüksek. İhracatla ilgili yaptığımız çalışmalarda

2 haneli bir ihracat büyümesi 2018 yılında

gerçekleşecek. İşsizlik ve istihdam

gayet iyi olacak” dedi.

"TÜRKİYE YENİ DÜNYANIN

KURUCUSU OLMA MÜCADELESİ

VERİYOR"

"Yeni bir dünya kurulacaksa ve yeni bir

dünya haritası çizilecekse, Türkiye o yeni

dünyayı kuranlardan olma mücadelesi veriyor”

diyen Bakan Zeybekci sözlerinin devamında

ise; “O yeni haritayı çizenlerden olma

mücadelesi veriyor. Eskisi gibi artık ekonomi

bakanı gönderilerek yönetilen Türkiye değil,

artık milletin malını canından aziz bilenler

var. Türkiye ekonomisi öyle kitap atmakla,

öyle dalgalandırmalarla veya bir şekilde spekülasyonlarla

dengesini kaybedecek bir ekonomi

olmaktan çıktı. Satın alma gücü

paritesine göre dünyanın 13’üncü büyük

ekonomisi. Avrupa'nın 5’inci büyük ekonomisi.

1,8 trilyon Dolarlık satın alma gücüne

sahip olan bir ekonomi" ifadelerine yer verdi.

“2019 YEREL SEÇİM HEDEFİ: 50+1”

Oturumlara başkanlık eden AK Parti

Genel Başkan Yardımcısı Yerel Yönetimler

Başkanı Erol Kaya ise 2019 yerel seçim hedefleriyle

ilgili şunları söyledi: “Bin 398 belediyemiz

var. Bunun 884’ü AK Partili. 20 bin

meclis üyesinin de 11 bin 500’ü AK Partili.

Sayısal olarak baktığımızda belediyelerde

yüzde 60, meclis üyelerinde de yüzde 55’ten

daha yukarı bir noktadayız. 2019 Mart’a giderken

bizim 50+1’i önce belediyelerde alıp,

Sayın Cumhurbaşkanımıza hediye olarak

takdim etmek hepimizin boynunun borcu.

Kasım’daki seçimlere böyle bir motivasyonla

gitmek zorundayız. Ben başaracağımıza inanıyorum.

Sizlere yürekten inanıyorum. 50+1’i

Türkiye genelinde oy olarak alacağımıza inanıyorum.

Bunun için yapmamız gereken şey;

seçime AK Parti ailesi olarak birlik ve beraberlik

içerisinde gitmek ve son rötuşları

doğru yapmak. 2016 rakamlarına baktığımızda

yaklaşık 600 binden fazla personeli

olan, tüm Türkiye’deki belediyelerin 120 milyardan

fazla mali gücü var. Mali olarak baktığımızda

devletin gücünün neredeyse 4’te

1’ine tekamül eden bir rakamı konuşuyoruz.

Türkiye’de yerel yönetimler çok güçlü. AK

Parti de bu gücü sürekli teyit eden ve hükümet

politikalarını uygulayan bir parti.”

egeyondergisi.com 47


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

BEŞİKTAŞ’IN GELECEĞİNE

KANAT ÇIRP

Büyük bir hayalin başlangıcını yaptığımız Seviye Okulları serüvenimizde

öğrencilerimizin sadece akademik anlamda değil hayatı öğrenmeleri,

hayal güçlerinin gelişmesi, sosyal anlamda özgüven

kazanmaları, büyüklerine saygıyı ve vatan sevgilerini geliştirmek için

mücadele ettik; etmeye de devam edeceğiz

Bünyemize büyük bir onurla dahil ettiğimiz

Beşiktaş Basketbol Okullarını Denizlili

basketbol severlerle buluşturmanın mutluluğunu

yaşıyoruz. Özellikle Denizli Beşiktaşlılar

Derneği yönetimi ve üyelerinin

desteğiyle ayrıca Beşiktaş Jimnastik Kulübü

yönetimi ve okul sporları koordinatörlerine

kurumumuza inanmaları bizi Beşiktaş ismiyle

bütünleştirmeleri en büyük gurur kaynağımız

olmuştur.

Beşiktaş Basketbol Okulları, 6-16 yaş

arası kız ve erkek öğrencilerimize 12 ay boyunca

temel basketbol eğitimi ve stratejilerini

en doğru şekilde verecek profesyonel

anlamda Beşiktaş alt yapısına oyuncu kazandırma

hedefiyle çalışmalarını sürdürecektir.

Bu temel doğrultusunda; Denizli Beşiktaş

Basketbol Okulları olarak; spor okullarımızda

ve takım çalışmalarımızda branşında

uzman ve yüksek deneyim sahibi ekiplerimiz

ile modern ve de pozitif yaklaşımlı antrenman

metotları uygulayarak sporcularımızın

ihtiyaç duyacakları teknik donanım ve kişisel

özellikleri onlara kazandırmayı amaçlıyoruz.

Böylece hem sportif yaşamlarında hem de

sosyal hayatlarında daha başarılı ve aktif bireyler

olmaları konusunda onlara katkı sağlamış

oluyoruz. Spor, hayatın çok önemli bir

kulvarı. Biz Denizli Beşiktaş Basketbol Okulları

olarak bizim çatımız altında bu yola başlayan

ya da devam eden çocuklarımıza ışık

tutmayı hedefliyoruz.

Spor okulu çalışmalarımızda; çocuklarımıza

rekabetten uzak yöntemlerle branşlarında

temel teknik ve becerileri kazandırmayı

amaçlarken aynı zaman da diyalog kurma ve

kendini ifade edebilme konularında da girişimci

bireyler olmalarına yardımcı oluyoruz.

Kulüp çalışmalarımızda; spor okulu çalışmalarında

temel donanımlarını elde etmiş

sporcularımızın teknik özelliklerini daha üst

seviyeye çıkartıp bunları takım oyunları içerisinde

kullanabilir hale gelmelerini sağlarken

sporcu lisansına sahip olmalarını sağlayıp,

yarışmacı ortamlarda da kendilerini

deneme ve gösterme fırsatını onlara sunuyoruz.

Yaptığımız programları tamamen sporcularımızın

akademik programlarına uygun

planlayarak, öğrencilerimizin okul-spor iş

birliğini başarı ile yürütmelerini hedefliyoruz.

Çocuklarınızı spora, özellikle takım sporlarına

ve kişisel gelişim konusunda en faydalı

takım sporlarından biri olan basketbola yönlendirmeniz

onların geleceklerine yapacağınız

en önemli yatırım olacaktır.

Basketbol konusunda Denizli Beşiktaş

Basketbol Okulları olarak bu önemli noktaları,

sporcularımıza kazandırmak adına ihtiyaç

olan tüm donanıma sahip kadromuz ve

modern tesislerimiz ile sizleri aramızda görmekten

mutluluk duyacağız.

48 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

EGE’NİN EN BÜYÜK EĞİTİM YATIRIMI

SEVİYE OKULLARI

SİZLERİ BEKLİYOR

Dünyaya gözlerini ilk açtıkları andan itibaren bütün yaşamların merkezine

oturuverir çocuklar. Hayata dair bütün öncelikleri alırlar. Bu

başlangıçla birlikte her şeyin odak noktasında bulurlar kendilerini. İlk

ağlayışlarıyla başlar “Acaba?” sorusuna cevap aramalar…

Büyüdükçe değişir

sorunlar, beklentiler. Ve

habersizce akar gider yaşamlar

zamanla birlikte.

Anne/baba için son nefese

kadar devam edecek

bir süreçtir bu başlangıç.

Yuvadan uçup özgürleşseler

de kendi yuvasını

kurup çoluk çocuğa karışsalar

bile bir gözleri

hep o çocuğun üzerindedir

anne/babanın. Her

anne/babanın dileği öncelikle

evladının iyi bir insan olmasıdır. Çocuğunun

rızkını kazanabilmesi için elinin iş

tutmasını arzular. Mutlu olsun, kabul görsün,

değer verilsin diye statü sahibi olsun ister. Her

yönüyle iyi yetişmiş, entelektüel, kültürlü, hızla

değişen dünyanın gidişatını okuyabilen nitelikli

bir fert olmasını bekler. Etkin, saygın, başardıklarıyla

herkes tarafından gurur duyulan, öncelikle

kendisine, ailesine, anne/babasına,

topluma, vatanına ve milletine faydalı olmasını

ümit eder. Bütün bu beklentiler doğal olarak çok

ciddi bir mücadele ve arayışa sürükler ebeveyni.

İnsanlığın görüş birliğine vardığı ortak nokta ise

mutlu – başarılı, geleceğe dair endişe taşımayan,

özgüveni tam, kendisini gerçekleştirmiş,

ufuk sahibi ve hayal eden/hayalleri için çaba

gösterme enerjisine sahip bireyler yetiştirmenin

tek formülünün sağlıklı bir eğitim ile mümkün

olabileceğidir. Sıradanlıktan ve

tekdüzelikten uzak, kendisiyle barışık, kalitesi

yüksek bir yaşam standardı yakalamak da sadece

eğitim ile mümkündür.

Çocukların eğitimi ile

ilgili verilmiş yanlış kararlar

telafisi mümkün olamayacak

sorunları

beraberinde getirdiği gibi,

yaşanılacak keşkelerin

kaybı vicdanları ömür

boyu sızlatmaktadır.

Doğal olarak çocukları

hem hayata hazırlamak

hem de güzel bir kariyer

sahibi olmasını sağlamak

kaçınılmaz sondur.

DENİZLİ SEVİYE OKULLARI’nda çocuklarımızı

güvenilir ortamımızda hem yaşama hazırlama

hem de akademik anlamda hayalindeki

başarıları yakalamaları için gerekli olanakları

sunma gayretindeyiz. Çocukların geleceğini

oluşturmaktansa onları geleceğe hazırlama felsefesi

ile çıktığımız bu yolda en güzelini sunmak

her zaman temel düsturumuz olacaktır.

Sağlıklı toplumların mutlu bireylerden oluşacağı

farkındalığı ile kişisel yeteneklerin keşfedilmesi/geliştirilmesi,

bilginin yaşatılarak daha

kalıcı olmasının sağlanması, sosyal-sportif-yeteneklerine

yönelik çalışmalar ile ilgili imkânlar

sunarak farklı ve güçlü kişiliklere sahip olmalarını

sağlama çabasındayız. Okulumuzda duru

zihinleri kirletecek etkenlerden arındırılmış bir

kampüs oluşturarak, yanlış alışkanlıklar kazanmasını

engellediğimiz gibi, onları hem sağlıklı

bir hayata hem de göz kamaştıracak yarınlara

ulaştıracak bir köprü olmak hedefimizdir.

Gelin çocuklarımızı SEVİYE’li bir yaşama

SEVİYE’de hep birlikte hazırlayalım.

egeyondergisi.com 49


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Kadınlar…

Tarihte yaşayan uygarlıkların neredeyse

tamamında bereketin, üretimin, doğanın ve

emeğin tasviri olarak anlatılan kadınlar…

8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısı ile

Mart sayımızda topluma örnek kadınların

dosyası ile karşınızdayız.

Bu dosyamızda siyasetten iş dünyasına

toplum önünde ön plana çıkmış, erkek çoğunlukta

olan alanlarda “Kadının Adı Var”

diyen ve herkese örnek gösterilebilen Ege’nin

kadın siyasetçileri yerel yöneticileri ve iş

dünyasından isimlere yer verdik.

Tabi gönül isterdi ki tüm kadınlarımıza

yer verebilelim. Lakin süreli yayınların

zaman sıkıntısı ve sayfa sınırlaması ile bu

dosyamızı sınırlı tutmamız gerekti. Bu sebeple

sayfalarımızda yer veremediğimiz ve

toplumsal yaşamda herkese örnek olan Kadınlarımızdan

özür dileyerek başlıyoruz dosyamıza.

Öncelikle dünyada pek çok ülkeden önce

seçme ve seçilme hakkını eline alan Türk kadınını

temsil eden ve Türkiye Büyük Millet

Meclisi’ndeki erkek çoğunluğun yanında söz

sahibi olan Ege’nin kadın milletvekillerinin

Egeyön Dergisi’ne verdikleri demeçleri sizlere

sunuyoruz.

Aydın Milletvekili Deniz Depboylu:

“DOĞRU OLAN

TEMSİLİYETTE DE

EŞİT SAYIDA OLMAK”

1934 yılında Dünya üzerinde pek çok ülkeden

evvel milletvekili seçilme hakkını

eline alan Türk kadını, ilk ve en yüksek kadın

milletvekili dağılımı ile o yıllarda dünyaya

50 egeyondergisi.com

örnek olsa da maalesef ki günümüzdeki mecliste

kadın dağılımı dünya üzerinde geri sıralarda

kalmakta.

Şu an içinde bulunduğumuz 26. Dönemde

dolu olan 539 milletvekilinin sadece 75’i

kadın. Bu sayı meclis genelinde ise %13.9

gibi bir oran yapıyor. Dosyamızda yer ayırdığımız

Aydın Milletvekili Deniz Depboylu da

temsilde eşitlilik vurgusu yaparak, “Aslında

kadın milletvekili olarak, çok sayıda erkek

milletvekilinin görev aldığı bir mecliste

görev almakta zorlandığımızı söyleyemem.

Siyasi görüşü ne olursa olsun tüm erkek milletvekili

arkadaşlarımız, kadın milletvekillerine

gereken saygı ve nezaketi gösteriyorlar.

Aksi bir olaya tanık olmadım. Herkes üstüne

düşen görevi yerine getirmeye çalışıyor.

Tabi kadın milletvekillerinin sayısı mevcut

duruma göre daha fazla olsa, çok daha

güzel bir tablo oluşurdu. İçinde bulunduğumuz

nüfusun yarısından fazlası kadınlardan

oluştuğuna göre, sağlıklı ve doğru olan temsiliyette

de eşit sayıda olmak. Kadının olduğu

yerde her zaman zerafet, hassasiyet ve yaratıcılık

vardır. Bu güzel özellikler TBMM'de


EgeYöN Dergisi Mart 2018

kadının varlığı ve gücüyle siyasete de yansımalı”

dedi.

BİRAZ DAHA POZİTİF

AYRIMCILIK…

Kültürün kadına yüklediği görevlerin oldukça

ağır olduğunu ifade eden Depboylu, siyasette

kadınların isimlerini daha çok

duyurabilmesi için şu önerilerde bulundu:

“Kadın öncelikle ailesi ve yakın çevresi tarafından

desteklenmeli. Daha küçük yaşlardan

itibaren toplumsal olaylar, sorunlar ve

çözümleri ile ilgili olarak, yaşına uygun eğitimler

alması da faydalı olacaktır.

Siyasetin erkek işi olduğu yanılgısından

kurtulunmalıdır. Aslında kadınların siyasete

doğuştan gelen bir yeteneği olduğu gözden

kaçırılmaktadır. Kadın gücüne değer veren

siyasi partilerin başarısının da bu değere paralel

olarak yükseleceği unutulmamalıdır.

Belki biraz daha pozitif ayrımcılık fena

olmaz.”

Afyon Milletvekili Burcu Köksal:

“SONRAKİ NESİLLERE ÖRNEK

OLMAK ZORUNDAYIZ”

Türkiye’de kadın olarak erkeklerin egemen

oldukları siyasette mücadele etmenin

zorluğunu vurgulayan Afyon Milletvekili

Burcu Köksal, “Kadına karşı olan tabuları

yıkıp kendimizden sonraki nesillere örnek

olmak zorundayız” dedi.

Köksal dergimize verdiği demeçte

STK’larda da kadınların temsiline değinerek,

“Sivil toplum örgütlerinin yönetimlerinde iş

dünyasına ilişkin kuruluşlarda, oda ve borsa

yönetimlerinde yeterince kadın yok. Kadınlar

bu kanallarda yer bulamayınca sadece siyasette

kadının olmasına ilişkin çaba da yetersiz

kalıyor. Taban da yöneten kadın çok ama

yöneten kadın az” dedi.

“SİYASİ PARTİLER YASASINDA

DEĞİŞİKLİK YAPILMASI GEREK”

Köksal siyasette kadınların daha fazla yer

alabilmesi için bir kanun teklifi verdiğini

ifade ederek, “Siyasette daha çok kadın temsili

istiyorsak her şeyden evvel siyasi partiler

yasasında değişiklik yapılması gerekiyor.

Benim bu konu da vermiş olduğum bir kanun

teklifim var.

Adaylık sürecinde fermuar yönetiminin

uygulanmasını teklif ettim. Yani sıralama da

bir kadın bir erkek aday her parti için zorunlu

olmasını, bu sayede yüzde 50 kadın yüzde 50

erkek adayın seçime girebileceğini belirttim.

Bizim partimizin tüzüğünde %33 cinsiyet kotası

var ve genellikle kadınlar için uygulanıyor.

Bu bir anlamda bizler için avantaj ama

tek başına yeterli değil dediğim gibi siyasi

partiler yasasında da güvence altına alınması

lazım. Kadın adaylardan hiçbir şekilde adaylık

için başvuru harcı alınmamalıdır. Tüm

partiler kadın siyasetçileri tecrübe ve yetenekleriyle

orantılı olarak meclise veya yerel

yönetimlere yönelik hedefler için teşvik etmelidir”

dedi.

EĞİTİMLİ OLMAK ZORUNDAYIZ

Erkek siyasetçilere göre daha dezavantajlı

olduklarını söyleyen Köksal, “Türkiye de bugüne

dek erkeklerin egemenlik alanı olan siyasette

kadın olarak mücadele etmek

yeterince zor. Bir de bu mücadelenin üzerine

Meclis mücadelesi eklendi. Bizler erkek siyasetçilere

göre daha dezavantajlıyız. Çünkü

eğitimli ve donanımlı olmak zorundayız. Nitelikli

siyasi görevimize layık olabilmek için

sürekli ve çok çalışmak zorundayız. Belirli

yerlerde kadına karşı olan tabuları yıkıp kendimizden

sonraki nesillere örnek olmak zorundayız.

Yükümüz ve sorumluluklarımız

ağır. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği sağlayamamış

bir ülke de kadın siyasetçi olarak mücadele

ediyoruz” dedi.

egeyondergisi.com 51


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Denizli Milletvekili Melike Basmacı:

“SİYASETE DAHA ÇOK KADIN

ELİ DEĞMESİ GEREKTİĞİNİ

SAVUNUYORUZ”

Kadınların daha çok siyasete dahil olmaları,

siyasette söz almaları ve hayatta daha

çok rol almaları gerektiğini savunduklarını

dile getiren Denizli’nin ‘Yazmalı Efe’si” Milletvekili

Melike Basmacı, “Kadınlar ile erkekler

arasında var olan yapısal ve düşünsel

farklılıklar siyasal alanda da kendini gösterecektir.

Farklı sesler farklı düşüncelerin,

adaletin ve sevginin kıymetli olduğunu bilen

bizler, kadınların daha çok siyasete dâhil olmaları

siyasette söz almaları, hayatta daha

çok rol almaları gerektiğini savunuyoruz. Kadınların

daha çok siyasi hayata dâhil olmalarıyla

ülkemizi aydınlık geleceklere

götüreceğiz.

52 egeyondergisi.com

“KADINLARIMIZ ÖNCE KENDİ

DEĞERLERİNİ ANLAMALIDIR”

“Kadının elinin değdiği yerde güzellik

vardır” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ü hatırlatarak

siyasete daha çok kadın eli değmesi

gerektiğini savunuyoruz. Aslında kadınlarımız

önce kendi değerlerini anlamalıdır.

Dünya nüfusunun % 50 si kadın ama diğer %

50 yi yetiştiren, adam eden yine kadındır. Üstelik

kadınlar yetiştirilişlerinde galiba daha

pratik ve daha hızlı düşünebiliyorlar. Fakat

ülkede son 12 yılda kadına şiddet % 1400

arttı ve çocuklarımızı bile korumayan hükümet

toplumda kadını daha geri plana itmiştir.

Kadın kardeşlerimizin bir an önce kendi

haklarına sahip çıkması lazım” dedi.

“HER KADIN KAHRAMANDIR

ASLINDA”

Türkiye’de eğitim sisteminin değişmesi

gerektiğini vurgulayan Basmacı, “kadın veya

erkekten önce insan, adaleti öğreten bir sistem

olmalıdır. Eğer evlatlarımızı doğru yetiştirirsek

geleceğimiz özgür ve eşit olur. Bizler

dünyadaki birçok ülkeden önce 1934 yılında

seçme ve seçilme hakkına kavuştuk. Mustafa

Kemal Atatürk kadınların değerini, aklını görerek

bu hakkı bizlere verdi. Bizlerde yeni

cumhuriyetin kadınları olarak daha çok meclise,

daha çok iş hayatına, daha çok hayata

müdahil olmalıyız. Mücadele bizim mayamızda

var. Her kadın kahramandır aslında sadece

biraz cesaret, adalet ve inanç ile bunu

başarabiliriz” dedi.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

İzmir Milletvekili Zeynep Altıok

“SAYI DEĞİL AKIL, İRADE VE

AYDINLANMACI İLERİCİ BİR

TUTUM GEREKLİ”

Kadın milletvekilleri

hatta seçilmişler dünyada da

genel olarak sayısal eşitlikten

çok uzak olduğunu dile getiren

İzmir Milletvekili Zeynep

Altıok, “Kadın olarak yaşaması

her geçen gün zorlaşan

bir ülkede, siyaset temsilinde

sayıdan çok genel bir anlayış

sorunu var. Kadını yaşamın

dışına itmeye çalışan, toplumsal

rol dağılımında kuluçka

makinesi ve hizmetli

gibi gören anlayış her geçen

gün özgürlükleri kısıtlıyor.

Kadını sahiplenen erkek egemen

bakış kadının yaşamı,

bedeni ve aklı üzerinden fetvalar

açıklıyor. Kadına yönelik

şiddet namus gerekçesi ile

meşrulaştırılıyor. Cezasızlık

ve iktidar söylemi ile meşrulaştırılıyor”

dedi.

“ZORLUK ERKEK AKLIYLA

HAREKET EDEN KADIN VEKİLLERİN

VARLIĞI”

Sayısal üstünlüğün değil akıl, İrade ve aydınlanmacı

ilerici bir tutumun gerekli olduğunu

vurgulayan Altıok, “Böyle bir toplumsal

bakış karşısında kadın hakları ile ilgili düzenlemeler

ve değişim için mücadele verilen mecliste

ise en büyük zorluk sayıca çok olan

erkeklerin aklı ile hareket eden kadın milletvekillerinin

varlığı. Meclise gelen tecavüz yasasına

bu kadınlar evet oyu verebildiler. Çocuk

istismarı, kadına yönelik şiddet konularında

verdiğimiz araştırma önergeleri, kanun teklifleri

bu vekiller tarafından iktidar lehine, iktidarın

kadını yok sayan bakış açısıyla kadın

vekiller tarafından engellendi, reddedildi. Sayıca

çok az olan kadın vekillerin, bakanların

söylemleri "aileyi bir arada tutmak için iyi

börek yapmak", tecavüz, istismar karşısında

"bir kereden bir şey olmaz." Akıl almaz ve kaygı

verici bir tablo ile karşı karşıyayız. O yüzden

sayı değil akıl, irade ve aydınlanmacı ilerici bir

tutum gerekli. Bu tutum ile kadın hareketine

destek verecek milletvekillerinin ise kadın ya

da erkek olmasının farkı yok. Daha çok erkek

vekili de bilinçle kadın haklarına sahip çıkmaya

davet ediyoruz” dedi.

BİRLİKTE YAŞAMA, DAYANIŞMA,

PAYLAŞMA KÜLTÜRÜNÜN

YERLEŞTİRİLMESİ ÖNEMLİ

Kadınların siyasette daha fazla yer alabilmeleri

için önerilerde bulunan Altıok, “Öncelikle

kadının siyasete katılımının artabilmesi

için yaşama katılacağı koşulların iyileştirilmesi

ve yaratılması gerekli. Bilinçlendirme,

hakların tanımı, hak arama ve itiraz iradesi

için eğitimler başta olmak üzere yaşamın her

alanında bilinç ve farkındalık sağlayacak eğitim

ve bilinçlendirme programları gerekli. Yanı

sıra yaşanmışlık paylaşımları, sonuç almış davalar,

başarı öykülerinin paylaşımı. Birlikte yaşama

ve dayanışma ortamının paylaşma

kültürünün yerleştirilmesi önemli. Siyasal partilerin

her kadının hayatını etkileyecek türlü

konularda parti programlarını, fayda ve çözüm

önerilerini paylaştıkları kadınlar ile bir dostluk,

kız kardeşlik bağı yaratarak, partilerine

yönelik daha kapsamlı bir bilgi ve algı ortamı

yaratmaları ve çalışmak, katılmak isteyen kadınları

hem kişisel gelişim sağlayabilecekleri,

hem keyif alıp katkı sunabilecekleri alanlara

yönlendirmeleri yol açıcı olacaktır” dedi.

egeyondergisi.com 53


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer:

“KADINLAR İÇİN HER YER

DAYANIŞMA, MÜCADELE VE

VAR OLUŞ ALANIDIR

TBMM’de sayısal eşitlikten yana olduğunu

ifade eden Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer,

“Açıkça konuşmak gerekirse yaşadığımız

dönem gerek sistemin gerekse de içinde yaşadığımız

toplumun bugünkü sosyolojik niteliğinin

ve gerekse ülkeyi yöneten iktidarın siyasal

İslamcı ve milliyetçi pozisyonunun ülkedeki

tüm kadınlar için büyük bir eşitsizliği yaratmadığını

söylemek saçmalık olur. Hukuki olarak

kadın-erkek eşitliği söz konusu iken, Türkiye’ye

yön veren Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de

sayısal olarak kadın-erkek eşitliğinin olmasından

yanayım. 539 Milletvekili bulunan parlamentoda

sadece 75 kadın milletvekili var, yani

%13,91lik bir kadın söz hakkı var. Mecliste bulunan

erkek milletvekili sayısının çokluğundan

dolayı kadınların sesini duyuramadığımız için

elbette ki zorluk yaşıyoruz. Kadın temsiliyetinin

fazla olması gerekiyor. Siyasal İslamcı yaklaşımların

kadın cinsini baskı altına almaya

çalıştığına ve buna da alışılmaya başlandığına

dikkat çekmek istiyorum.

16 yıllık AKP iktidarında kadınlara yönelik

muazzam bir saldırının yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz.

Bu süreç kadınlara karşı ayrımcı bir dil

ve politikanın tavan yaptığı, şiddetin, taciz ve

tecavüzün katmerlendiği, yaşam güvencesinin

ortadan kalktığı bir süreç oldu. AKP iktidarının

yarattığı bu atmosferde kadınlara eşitlik ve özgürlük

bulunduğunu bu durumun kadınlara

adalet sunduğunu söylemek safdillik olur. AKP

ülkede başta kadın yaşamı olmak üzere tüm

yaşam katmanlarını erkek bakış açısıyla ve siyasal

islamcı motiflerle yeniden kurgularken

kadınları mümkün olduğunca kamusal alandan

uzak tutup, onu toplumsal yaşamın dışına iterek

ona tek bir kimlik vermeye çalıştı -ki bu

kadın değil sadece annelikti- ve tüm politikalarını

bu minvalde hayata geçirmek için kurguladı.

Bunun tezahürü Meclis’te de var zaten. Erdoğan’dan

Arınç’a onlarca erkek AKP dilinin

kadınları meclis çatısı altında da kaç kez hedef

gösterdiğine tanıklık etmedik mi? Kadınları

aşağılayan onlarca yüzlerce söz ve eylemle karşılaşmadık

mı? Ama bu durum bizim için bir

yılgınlık yarattı da diyemem. Bugün Meclis’te

sayıca az bir kadın varlığı olabilir ancak çok etkili

bir kadın muhalefeti var diyebilirim. 16 yıllık

AKP iktidarının kadınlara karşı böylesi saldırı-

54 egeyondergisi.com

larda bulunmasına karşın kadınlar gerek Meclis’te

ve asıl önemlisi gerekse sokakta AKP başta

olmak üzere tüm erkek egemen dil ve saldırılara

karşı muhalefet yöntemleri açısından çok daha

hazırlıklı çok daha etkin. Toplumsal muhalefet

noktalarının köşe başlarında artık kadınların

muhalefeti var.

Söylenecek her söz, atılacak her adım, çıkarılacak

her yasanın önce kadın muhalefetiyle

karşılaşacağını artık erkekler biliyor ve muhalefet

aslında kadın muhalefetine paralize olarak

şekilleniyor diyebilirim. Bunun çocuk ve kadın

istismarına yönelik yasa teklifleri başta olmak

üzere çevre ve sağlık politikalarına yönelik muhalefette

kadın direnişinin onlarca örneği var”

dedi.

Biçer, “Ben bir muhalefet milletvekiliyim

haliyle aksayan, işlemeyen ve yurttaşın aleyhine

olan iktidar “marifetlerine” muhalefet için

varım Meclis’te. AKP “Allah’ın lütfu”nu 2016 15

Temmuz’undan bu yana OHAL ve KHK’ler üzerinden

başta kadınlar olmak üzere kendinden

olmayan tüm toplumsal kesimlere bir baskı rejimi

tasarlayıp kendi bekasını kurguluyor. Bu

yeni düzenin kadın kimliğine yönelik çok fazla

sindirme çabası içinde olduğunu görüyoruz.

Neredeyse tüm kamusal alanı kadına kapalı

hale getiren AKP aklına rağmen kadınlar bu

alanlarda olmaktan geri kalmayacaktır. Ayrıca

dinselleştirilen ve kadınlar için dayanılmaz hale

getirilen toplumsal yaşamda kadın yaşamının

fetvalarla daha da zehirli hale getirilmeye çalışıldığı

da ortada.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

64. Hükümette Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve

Denizli Milletvekili Sema Ramazanoğlu:

“KADINLARIN SİYASETİ

TALEP ETMELERİ LAZIM”

Türkiye’nin kadın temsili açısından olması

gerekenin çok altında olduğunu dile getiren 64.

Hükümette Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve

Denizli Milletvekili Sema Ramazanoğlu, “Kadınların

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki

temsil oranı yüzde 14,7 civarında. Dünyada kadınların

temsil oranı ise %22,1. Üzülerek ifade

etmem gerekir ki Türkiye olması gereken oranın

çok altında. Ancak ilk meclis açıldığından

itibaren baktığımızda bu oranın giderek arttığını

görüyoruz. Özellikle son 2002, 2007, 2011

ve 2015 Genel Seçimleriyle bu oran giderek artmıştır.

Elbette AK Parti’nin kadın milletvekili

sayısının artırılması ve kadınların siyasi alanda

daha etkin ve yetkin olmaları için gösterdiği

çaba bu sonuçları etkilemiştir. Geldiğimiz

nokta tabii ki istediğimiz ideal nokta değil. Burada

şunu da özellikle belirtmek istiyorum. Sayısal

anlamda kota doldurmak ve sırf görünürlük

için uğraşmak bizim tasvip ettiğimiz bir şey

değil. Siyaseti gerçekten yapmak isteyen, bu

mecrada kendisi olarak var olabilen etkin ve yetkinliği

olan kadınların siyasi arenada var olması

gerekir. Bu ne demek; siyaset çok rekabetçi ve

aynı zamanda erkek egemen bir alan. Şu an görüntüsü

ve reel durumu aynen böyle. Siyasi olarak

bu rekabetçi ortam, rekabetin kurallarının

kendi içerisinde çok iyi tanımlanmamış olmasıyla

birlikte kariyeri ve mesleği olan bir kadının

gerçekten zorlanmasına neden olmaktadır. Bürokrasinin

ve akademinin kendi içerisinde bir

kuralları var ve onları yerine getirdiğinizde siz

mesleğinizde ilerleme kaydedersiniz. Ancak siyasette

verdiğiniz emeğin karşılığında ne kadar

mesafe kat edeceğiniz hususunda bir şey söylemek

zor. Bu noktada siyaseti sadece “ben siyaset

yapacağım” olarak değil, ülkeye hizmet etme

düsturuyla ve Allah rızası için yapmak lazım.

Tabii siyaset fedakârlık demek. Bu fedakârlıkların

karşılığında hizmet etme noktalarında erkekler

daha rahat bir şekilde talepkâr

olabiliyorlar. Kadınlara gelince ise bu talep etme

konusunda “siz fedakârlık yaptınız bundan sonrasını

biz erkeklere bırakın” tarzında bir sonuç

ya da tavır bekleniyor. Maalesef bu da başka bir

sosyolojik vaka” dedi.

Erkeklerin kadınlara karşı yazılı olmayan kuralları

olduğunu dile getiren Ramazanoğlu,

“Özellikle bizim ve bize benzer toplumlarda erkeklerin,

kadınların karar verme mekanizmalarında

yer almamaları noktasında kendi içlerinde

yazılı olmayan birtakım kuralları var. Kadınlar,

çalışıp fedakârlıklarda bulunsunlar her türlü çabayı

yerine getirsinler ama bir karar alma mekanizması

dediğimiz bir pozisyona talip olamasınlar…

Erkeklerin birçoğu –bunu genellemek istemiyorum-

o pozisyonu kendisi için doğal bir hak

olarak görüyor. Kadınlara ise belli alanlarda, kendileri

istedikleri ve müsaade ettikleri kadar yer

veriyorlar. Kadın, o pozisyona talip olduğu

zaman kendisini rakip olarak değil tehdit olarak

algılıyor. Ve her zaman kadınlar, eğitimde de olduğu

gibi bu mücadele de en kolay saf dışı bırakılacak

aktörler olarak görülüyor. İşte bütün bu

bahsettiğimiz sosyolojik meseleler ışığında siyasette

kadın olarak var olmak, bu görevleri yerine

getirmek, mücadelenin içinde bulunmak ve bu

ülkeye hizmet etmek tabii ki kendi içerisinde birçok

zorlukları da beraberinde getiriyor.

Açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; kadınların

son 20 yılda Türk siyasetinde var olmalarının

önünü açarak bu konuda çok cesur

kararlar veren ve gerçekten devrim nitelinde işlere

imza atan kişi Sayın Cumhurbaşkanımız

Recep Tayyip Erdoğan’dır. 1994 yerel seçiminde

birlikte mücadele ettiği kadınlar ve onların gücü,

AK Parti’nin kurucu kadrosuna da sirayet etmiştir.

Her zaman ısrarla kadınların siyasette yer almasını

vurgulayarak ezici güç içerisinde

ezilmemek için direnen kadınların önünü açmıştır.

Günümüzde de bu şekildedir. Her zaman dediğim

gibi kadın temsil oranları tabii ki bizi

memnun eden bir durum da değildir, ancak bu

bir süreçtir ve hızla devam etmektedir. İlk partiyi

kurduğumuz yıllarda kadınları teşvik etmek

adına çok büyük gayret sarf ediyorduk. Bugün 10

milyona yaklaşan üye sayısı ile en büyük sivil

toplum örgütü olan AK Parti, 4,5 milyon kadın

üye sayısı ile en büyük kadın siyasi örgütlerinden

bir tanesidir diyebiliriz. Bu aynı zamanda Sayın

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın

açmış olduğu istikrarlı ve güçlü bir yürüyüşün

sonucudur.

egeyondergisi.com 55


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Ege Bölgesi’nde bulunan 150 civarında belediyeden sadece 5’inde

kadın belediye başkanı var. Toplumda bulunan “kadın işi değil” yargısını

kırabilmek adına Egeyön Dergisi olarak Ege Bölgesi’nde yerel

yönetimlerin başında bulunan kadın belediye başkanlarımızla da

görüştük. Kadın olarak erkek çoğunlukta yönetimlerde topluma

örnek olan Başkanlarımızdan deneyimlerini paylaşmalarını istedik.

Zaman ve yer açısından Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik ve

Kiraz Belediye Başkanı Saliha Özçınar’ı dergimize taşıdık.

Bu sayımızda yer veremediğimiz Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı

Özlem Çerçioğlu’na, Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar’a ve Konak Belediye

Başkanı Sema Pekdaş’a başarılı çalışmaları ile toplum önünde

herkese örnek oldukları için teşekkür eder; sonraki sayılarımızda çalışmaları

ile, farklılıkları ile ve rol model kimlikleri ile Egeyön Dergisi’nde

bulunacaklarını siz değerli okurlarımıza bildiririz.

Kiraz Belediye Başkanı

Saliha Özçınar

“HİZMET

ETMEK ERKEK

İŞİ DEĞİL BİR

GÖNÜL İŞİ”

Kent yöneticiliği yapmanın zor olduğunu

ifade eden Kiraz Belediye Başkanı Saliha Özçınar,

“yeri geliyor aç kalıyoruz uykusuz kalıyoruz

ama işimiz gücümüz hep Kiraz. Başkanlık sadece

dairede yapılmıyor bir kere o sıfatı taşıdığınız

zaman sorumluluğunuz daha çok oluyor

eve geldiğiniz zaman vatandaşlarımız beni evde

karşılıyor ama ben bu durumdan memnunum

çünkü bizim ev her zaman kalabalıktır. Siyaset

bizde baba mirası babamın bayrağını gururla

taşıyor, var gücümle ilçeme hizmet için çalışıyorum.

10 yaşında bir oğlum var bazen iş yoğunluğundan

onu ihmal etsem de oğlum her

şeyin farkında akıllı bir çocuk “Anne Kiraz’ın

Başkanı olmak kolay değil” diyor” dedi.

56 egeyondergisi.com

“EGE’NİN KADINI EFEDİR”

Hizmet etmenin erkek işi olmadığını vurgulayan

Özçınar, “Hizmet etmek erkek işi değil bir

gönül işi kadın ruhu her zaman fark yaratır.

Ege’nin Kadını Efedir Kadın toplumun yapı taşıdır.

Problemler her zaman aynıdır fakat bir

kadın olarak baktığımız zaman daha duygusal

bakıyorsunuz. İlçemde ki kadınlar mutsuz

olursa bende mutsuz olurum çünkü ben bir kadınım

o yüzden göreve geldiğim günden bu

yana kadınlarımıza hep destek verdim.

Kadınlara önerim hiçbir zaman korkmasınlar

cesaretli olsunlar, toplum da tüm bireyler

eşit erkeklerin yaptığı her işi kadınlar da yapabilir”

dedi.

Belediye Başkanlığı sürecinde kadınlar için

yaptığı çalışmalardan da bahseden Özçınar

şunları ifade etti:

“Belediye olarak Kırköy Tarımsal Kadın kooperatif

Kurulmasını sağladık ama bir şartım

vardı, kooperatif ’in tüm üyeleri ve Başkanı

kadın olacaktı ve öyle oldu. Bu Kiraz’lı kadınlar

için büyük bir fırsattı, çünkü kooperatif adında

çalışıp ürettikleri eşya ve gıdalar ile para kazanabileceklerdi,

her zaman desteğim inşallah

daha ileri seviyeye taşıyacağız kadınlarımızı.

Kadın dinlenme yeri aklımda vardı Kiraz

merkezine günlük işleri için köylerden ve mahallelerden

gelen, oturup bekleyecek yerleri olmayan

kadınlar için yaptık. Çocuk emzirme

yeri, çocuk bezi değiştirme odası olan kadın

dinlenme yeri, gün boyunca kadınlarımıza hizmet

veren bir yer ayrıca çay kadınlara bedava.

Unutmadan bizim bir de Kadın kepçe operatörümüz

var. Operatörlük Belgesini aldıktan

sonra yanıma geldi iş istedi ve bende o kadar

gururlandım ki inanın kadınlarımızı erkek işi

diye tabir edilen meslekler de görünce daha çok

gururlanıp mutlu oluyorum.”


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik

“BİZ KADINLAR BÜTÜN

ZORLUKLARA RAĞMEN

BAŞARILI ŞEKİLDE

GÖREVLERİMİZİ YERİNE

GETİREBİLİRİZ”

Egeyön Dergisi Ocak sayısında işlediğimiz

Bozkurt dosyasında (egeyondergisi.com adresinden

Ocak sayımızı inceleyebilirsiniz) başarılı

çalışmalarına detaylı bir şekilde yer verdiğimiz

Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik dergimize

verdiği demeçte “aile hayatımı ve başkanlık

yaşantımı mutlu bir şekilde

yürütebiliyorum” dedi.

Belediye Başkanlığı’nın yoğun mesai gerektiren

bir iş olduğunu ifade eden Çelik, “Eşten,

aileden, çocuklardan vazgeçmek değil adeta

kendinden ödün veriyorsun. Türkiye’de kadın

siyasetçiyseniz, erkeklere göre iki kat fazla çalışmanız

gerekiyor. Çünkü anne ve eşsiniz aynı

zamanda.

ZOR OLSA DA YAPILAMAYACAK İŞ

YOKTUR

Bir taraftan siyaset yapıyorsunuz. Bir taraftan

ailene, evine zaman ayırmaya çalışıyorsun. Bu

sebeple İki kat daha fazla çalışıyorsunuz. Çocuklarınıza

ayırmanız gereken zamanı yeterince ayıramayabiliyorsun.

Bu konuda eşim ve oğullarım

bana yardımcı oldular ve çok büyük fedakârlık

yaptılar. Kısacası zor olsa da yapılamayacak iş

yoktur. Biz kadınlar bütün zorluklara rağmen başarılı

şekilde görevlerimizi yerine getirebiliriz.

Ben halkıma faydalı olmaktan, hayatı kolaylaştırmaktan

ve kısacası bize ihtiyacı olan herkese

ulaşmaktan mutluluk duyuyorum. Bu sebeple

aile hayatımı ve başkanlık yaşantımı mutlu bir

şekilde yürütebiliyorum” dedi.

Kadınların belediye başkanlığı görevinde erkeklere

göre daha başarılı olma potansiyeli olduğunun

altını çize Çelik, “Kadın olmanın

verdiği bir özellik vardır. Biz kadınlar çok detaycıyızdır.

Bizler çok iyi organizatör, anaç, derleyici

ve toparlayıcıyızdır. Kadın olarak iyi bir

hakemiz.

Erkekler olaylara daha yüzeysel bakarak düşünürler.

Bizler ise daha geniş ve olaylara pratik

çözümler bularak düşünme yoluna gireriz.

Kadın olarak ev hayatımızda bile birçok işi

aynı anda yapmak zorunda kalırız. Misafirlerimle

görüşeme esnasında bile 1 saat sonra yapacaklarımı

kafamda planlıyor olurum.

Bizlerin bu özelliği sayesinde Kadın bakış

açısını belediyeciliğimize de yansıtarak, erkek

belediye başkanının elde ettiklerinden kat be

kat başarılı oluruz” dedi.

Belediyecilik çalışmalarında kadınlar için

yaptığı çalışmalardan da bahseden Çelik, “Bozkurt’a

avantajlarımızdan bir tanesi İstanbul-

Ankara yolu üzerinde olmak, yani yol

interlandımız çok güzel. Bizde insanlar İstanbul

ve Ankara’ya giderken Bozkurt’tan geçerken

farkına varsınlar dedik. Afyon’dan geçerken

nasıl kaymaklı kadayıf yiyip orada katkı sağlıyorsak

Bozkurt’a kadar bu katkı sağlansın istiyoruz.

Bozkurt belediyesine ait yol üstünde atıl

duran çorak arazimiz var. Bozkurt’un öyle ağız

tatları var ki hiç kimse bilmez. Kiğdemiz, cızlamamız

var. Bağcı somunumuz var. Bunlar sadece

bize özgü tatlar. Bu sebeple ‘’Lezzet

Durağı’’ projemize başladık. Lezzet durağı projemiz

restoran ve cafe olarak tasarlandı. Sosyal

Belediyecilik projelerimizden bir tanesidir. Projemizin

alan genişliğini değerlendirmek ve ilçemizdeki

halkımızın yaz ve kış aylarında

düğün, etkinlik salonu ihtiyacını karışmak ve

yaklaşık 1000 kişiye yemek verilebilecek şekilde

tasarıma ekledik. TKDK projesi kapsamında

hem yol üzerinde nezih bir ortam oluşturmak,

hem yöresel lezzetlerimizi tanıtmak amacıyla

projemize başladık. İlçemizde kadınların bir

kısmı işsizdir. Bu sebeple Lezzet Durağı projemiz

de çoğunluk olarak kadınlarımıza iş imkânı

sağlatacağım. ” dedi.

egeyondergisi.com 57


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca

TOPLUMDA KADININ DEĞERİ

ERKEKLE EŞİTTİR

Kadına dayatılan toplumsal cinsiyet rollerinin

hastalıklı bir düşünce olduğunu belirten

Karaca, “Ev işi yapmak sadece kadının görevi

değildir, ailenin görevidir. Kadının kaderi eve

bakmak, çocuk doğurmak değildir. Toplumda

kadının değeri erkekle eşittir. Sağlıksız bir aile

ortamında büyüyen çocuk çok yanlış hastalıklı

bir düşünceye kapılabilir. Kız çocuğunun yeri

annesinin yanında mutfakta, erkek çocuğunun

yeri de babasının yanında televizyon karşısında

keyif sürmek değildir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı

Gülizar Biçer Karaca, Türk kadının siyasette

yer edinmesinin kolay olmadığını dile

getirerek, “Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa

Kemal Atatürk kadınlara seçme ve seçilme

hakkını verdi. Bu hak için mecliste çok çetin tartışmalar

oldu. Kadının toplumdaki yerinin kabulü

için çok çalışıldı. İlk olarak mecliste

reddedildi. Atatürk’ün yurt gezilerinde çalışmaları

ve faaliyetleriyle kadının siyasetteki yeri

başladı. Monarşik bir yapıdan çağdaş bir cumhuriyete

uzanan yol oldu. Bu hakkın Avrupa ülkelerinden

çok daha önce verildiğini hatırlamak

cumhuriyetin değerlerini daha iyi hatırlatır. En

yüksek kadın temsil oranı Atatürk döneminde

yaşanmıştır. Sonraki dönemlerde kadını siyasetten

hep uzak tutmak istediler, engel oldular”

sözleriyle Türk kadının siyasal haklarının cumhuriyete

borçlu olduğunu hatırlattı.

Bununla beraber kadına yönelik şiddetin

önlenmesinde hükümetin devlet politikalarında

kadınlara güvenceler sağlaması gerekliliğini

vurgulayan Karaca, “Son yıllarda kadın

cinayetleri ve kadına yönelik şiddet zirve yaptı.

Bunun çözümü eğitimden geçiyor. Kadınların

kocamdır sever de döver de zihniyetinden uzaklaşması

lazım. Önemli olan kanunu çıkarma

değil çıkarılan kanunun uygulanmasıdır. Şiddete

uğrayan kadının devlet güvencesi altında

korunması, iş sağlanması ve gereken desteğin

sağlanması gereklidir” sözleriyle kadınlarında

devletin sağlayacağı kendi haklarını bilip korumaları

gerekliliğini ifade etti.

Denizli’ye siyaset alanında ilkleri tattıran

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı,

CHP Parti Meclis Üyesi, MYK Üyesi, 25.

Dönem CHP Denizli Milletvekili, 10 yıl boyunca

Denizli Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanlığı

yapan Gülizar Biçer Karaca, “Bugün geldiğimiz

noktalara dişimizle tırnağımızla tırmanarak

geldik” sözleriyle azminin ve çalışmanın sonucunda

Denizli’ye ilkleri yaşattığını vurguladı.

58 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

HAYALLERİNİ

İNŞA EDEN KADINLAR…

Denizli Ticaret Odası (DTO) tarafından

girişimcilik kursuna katılarak hayallerini

gerçekleştiren 8 kadın başarılarını anlattı.

Denizli Ticaret Odası tarafından düzenlenen

girişimcilik kursuna katılan 8 kadın,

hayallerini gerçekleştirdikleri günleri anlattı.

Kursta kendilerine verilen eğitimlerden,

manevi desteğe, kendilerinde

hissettikleri güvenden, iş hayatına kadar

sürecin anlatıldığı kısa filmi yayınlayan Denizli

Ticaret Odası kadınların hayallerini

gerçekleştirmek için bir adım olan kurslarına

da devam ediyor.

Kurs ile hayallerindeki işe daha

hızla kavuştu

başladığını belirten Kırbaş, "DTO'nun açtığı

kursu öğrendim, başvuruyu, şansımı deneyim,

fırsat olur, heves olur dedim. Kabul

edildi kurslara katıldım. Yapmak istediğim

iş kafamda oturmaya başladı, maddi olarak

neler bulmam gerekir, önüme tablo şeklinde

konuldu. Girişimcilik kursundan 6 ay

sonra kendi iş yerimi kurdum. 'Bir ticarete

atılacaksanız bunun en az 2-3 katını kazanmalısınız

ki girdiğiniz riske değsin' demişti

kurs hocam. O söz beni gerçekten de düşündürdü.

Bir işe gireceğim ama 2-3 katı

kazanabilecek miyim? Gerçekten de o riski

alabilecek miyim? Yaptığım tabloda aslında

2-3 katından fazlası, 10 katına kadar kazanacağımı

gördüm. İlk yıl 2 milyon dolarlık

ihracat yaptım. Büyük firmaların bile yapamadığı

rakamdı. Herkes bizi tanıdı davet etmeye

başladı. Ürünlerimizi satar mısınız?

diyerek gelmeye başladılar. Bayanlar için

kolay değil. Yıllarca çocuğumda küçük, yurt

dışı şehir dışı yaptım, fedakarlık yaptık.

Emek olmadan yemek olmuyor. Çok emek

verdim. Doğal taş aşığıyım işi sevince başarı

da geliyor" dedi.

Girişimcilik kursuna katılan Ayşe Kırbaş,

kurs bittikten 6 ay sonra kendi işletmesini

kurdu. Mermer ihracatçısı olan Kırbaş hayallerini

gerçekleştirmesinde girişimcilik

kursunun büyük katkısı olduğuna dikkat çekerek,

kurs öğretmeninin "Bir ticarete atılacaksanız

bunun en az 2-3 katını

kazanmalısınız ki girdiğiniz riske değsin"

sözünden etkilendiğine dikkat çekti. Kurs

ile birlikte yapacağı işi daha iyi anlamaya

“Kendime güvenim geldi”

Zücaciye İşletmecisi Dilek Karaca,

kurslarda verilen eğitimler ile projesini

kendisinin hazırladığı söyledi. Karaca, "Aileme

destek olabilmek için ne yaparım diye

düşündüm. Uzun zamandır iş kurma hayalim

vardı. Arkadaşlarım önerisi ile Denizli

Ticaret Odası'nın girişimcilik kurslarına

başvurdum. Kısa sürede kaydoldum ve

güzel bir eğitim oldu. Kendime güvenim

geldi, çok destekleri oldu. Zaten aldığımız

kurslarda projeyi kendimiz yapabileceğimizi

söylediler. Kurs bittikten sonrada projemi

kendim hazırladım ve daha sonra

KOSGEB'e sundum. İşyerinde zamanın nasıl

egeyondergisi.com 59


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

geçtiğini bilmiyorum. Sabah geliyorum,

hemen akşam olmuş. Akşam eve gidiyorum,

yine yemeğimi yapıyorum temizliğimi yapıyorum.

Şimdi daha çok işe yaradığımı düşünüyorum.

Önceden eşimden para isteyen

ben, hiçbir işe yaramıyormuşum gibi geliyordu.

Kurs ve iş hayatımda kendime güven

geldi. İş kurmak isteyenlere tavsiye ederim.

Bu süreçte bana destek olan kardeşime,

Bozkurt ilçesinde yaşayan Gülşen Arda,

ev hanımıyken hayalini kurduğu işyerine

Denizli Ticaret Odası girişimcilik kursu ile

kavuştuğunu belirterek, "Bir ev hanımı olarak,

evde durmak çok kötü. Yani bir şeyler

yapmamız gerekiyor. Eşimize, çocuğumuza,

milletimize bir destek yapmamız gerekiyor.

Boş durmak bayanlar için çok kötü bir şey"

şeklinde konuştu.

Ev hanımlığından iş hayatına

eşime, çocuklarıma daha sonra kursumuzda

faydalı olan öğretmenlerimize, Denizli Ticaret

Odası Başkanına teşekkür ederim. İşlemler

çok hızlı ilerledi" ifadelerini kullandı

"Evde oturmak kötü bir şey”

geçti

Çocuklarının okula başlaması ile çalışmak

isteyen ve kendi işini kurmak için düşünen

Şeyma Çetin, muhasebecisinin

önerisiyle başladığı DTO girişimcilik kursları

sonrası, şimdi Almanya'dan ithal ettiği

ürünleri satıyor. Yurt dışından getirttiği

ürünleri satan Çetin, işyeri için projeyi kendisinin

hazırladığını belirterek "İşe girişmeden

önce ev hanımıydım, 2 çocuğum

vardı sonra çocuklarım okula başlayınca

boşluğa düştüm. Ne yapabilirim diye düşü-

60 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

nürken, yurt dışından geldiğim için, çevremdeki

arkadaşlarım, yurt dışı ziyaretlerimde

benden bir şeyler istemeye başladı.

Bunu nasıl fırsata çevirebilirim Türkiye'ye

ne getirebilirim diye eşimle birlikte düşündük.

Bu işi yapmaya karar verdiğimizde

nasıl yapabilir diye araştırma içine girdik.

olacağıma 10 yıl önce sorsalardı yada söyleselerdi,

inanmazdım. Bu hayalleri ben

Projemi muhasebecim yardımıyla hazırladım.

Almanya'dan solingen ürünlerin ithalatına

başladım. Aileme, Ticaret Odasına,

çevremde beni destekleyen herkese teşekkür

ederim" diye konuştu.

"Evde çevresi için yaptığı tatlı ve

pastaları şimdi müşterileri için

yapıyor”

Kafe açan Özlem Çelik, evde çevresine,

akrabalarına yaptığı pasta ve tatlıları şimdi

kendi işletmesinde müşterileri için yapıyor.

Özlem Çelik kursta aldığı eğitimlerin çok

faydasını gördüğünü kaydederek, "Hayallerim

vardı, hayallerimi gerçekleştirdim. Bir

işte çalışmadım ama okulumu bitirdikten

sonra, evde çevremdekilere pasta tatlı yaparak

kendimi geliştirdim. Kurslara katıldım.

Kuzenim ve bir arkadaşım ticaret odası

girişimcilik kurslarına katıldı. Onların başarılarını

gördüm, iş yerlerini açtıklarını

gördüm. Girişimcilik kursunda KOSGEB'in

desteğini gördüm. İşyerim için gerekli olan

bilgileri aldım. Böyle bir iş yerinin sahibi

gerçekleştirdim, tabi ki adım atarak ama

sonra ailem ve çevrem destek oldu. Sonra

girişimcilik kursundan aldığım destek oldu"

dedi.

Babası gibi esnaf olmak istedi,

kendi iş yerini açtı

Hayalinde esnaf olmak, kendi işyerine

sahip olmak hedefine, DTO tarafından düzenlenen

girişimcilik kursu ile adım atan

Türcan Karakaş açtığı butik ile kendi iş yerinin

sahibi oldu. Karakaş, kurslara katılmasaydı,

hayallerini ertelemeye devam

edeceğini belirterek "Hep böyle babamdan

gördüğüm üzere esnaf olayım, kendi işim

olsun, kendi işimin başında durayım istiyordum.

Ben butik açmayı çok istiyordum.

Kadınlar kesinlikle gitmeliler, ertelemesinler.

Mutlaka o kurslara katılsınlar, illa butik

değil pastalar var, takılar var, tasarımlar var,

fotoğraflar var, bir sürü var. Hobileri neyse

onu yapsınlar. Devlet destek veriyorsa eğer,

mutlaka gitsinler. Hayallerini ertelemeyen

bayanlara diyorum, gitsinler kayıt olsunlar,

yapsınlar" açıklamasında bulundu.

egeyondergisi.com 61


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

"Kadınlara verilen destekler çok

avantajlı geldi"

Kendine ait iş yeri açma hayali olan

fakat maddi olarak, hayalindeki işyerini

açacak kadar birikimi olmayan Saadet Kundakçıoğlu,

kadınlara verilen desteklerin

avantajları ile kendi işyerini açtı. Devletin

kadınlara verdiği avantajların önemli olduğunu

belirten Kundakçıoğlu, "Başka iş yerinde

çalışırken yapamayacağımı fark ettim

ve kendime ait işyerimin olması gerektiğini

düşündüm. Sevdiğim bir meslek olmasını

istedim." ifadelerini kullandı

"Formalite sandığı girişimcilik

kursu ile vizyonu değişti"

Kızı ile daha çok vakit geçirmek için

kendi iş yeri olmasını isteyen Hülya Saral,

DTO Girişimcilik kurslarını formalite düşünürken,

kurslardan aldığı eğitimle vizyonunu

değiştiğini söyledi. DTO tarafından

düzenlenen girişimcilik kursuna katılarak

aldığı sertifikayla kendi işyerini açmaya

adım atan Saral, kurstan aldığı eğitim ile

vizyonunun değiştiğini söyledi. Eğitimlere

önyargılı bakmasına rağmen bakış açısının

değiştiğini belirten Saral, "Aslında birazcık

da kendi işyerimin olmasını istememin sebebi

kız çocuğum olduğu için, kendi işim

olsun, onla da biraz vakit geçireyim. Yanımda

bulunsun, gibi düşüncelerim olduğu

için, bir senedir hep böyle, ne yapabilirim,

ne yaparım, diye düşünürken, işyeri açma

gibi kafamda bir düşünce oluştu ve işyerimi

açtım. İşyerimi açmadan önce DTO girişimcilik

kursları hakkında gideyim, oradan destek

alayım, tabi ki işyeri açarken belli bir

bütçeniz olması lazım. Girişimcilik kurslarını

ben şöyle düşündüm, 50 bin lira para

verecekler, 4 gün formaliteden gideceğiz,

mülakat vesaire gibi 4 gün kurs kısmından

bir şeyler öğrenebileceğimi düşünemedim.

Bir kere vizyon genişliyor. Öğretmenlerimiz

çok yardımcı oldu. Sıdıka hanım çok sağ

olsun. Onlar sayesinde bu katkı oldu. Kafamda

soru işaretleri vardı, ama kursa gittikten

sonra daha çok heyecanlandım. Daha

zevkle evet ben yapabilirim diye düşünmeye

başladım. Tasarım ürünler üzerine çalışıyoruz,

tamamen ahşap ve sağlıklı, el

işçiliği olan ürünler. Her yerde çok bulamayacağınız

ürünler hakkında bir sektör seçtim.

Çok zor değil, gelip geçerken afişi

kursu görürler değerlendirirler. 4 günde hayatım

çok büyük faydası oldu. Bir şeyler yaparken

o öğrendiklerimle yola çıkıyorum ve

düşünüyorum. İnşallah herkes için hayırlısı

olur. Dediğim gibi ufacık bir kıvılcım aslında

yeterli, herkes bunu değerlendirsin

çünkü bu büyük bir fırsat. Denizli Ticaret

Odası Başkanlığına açtığı bu kurstan dolayı,

öğretmenlerimize gerçekten çok teşekkür

ederim" şeklinde konuştu.

62 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

İZMİR’DE HER İŞTE

KADIN ELİ VAR

İzmir Büyükşehir Belediyesinin farklı birimlerinde

görev yapan kadınlar, can ve mal

güvenliğinden ulaşım ve temizliğe kadar yaşadıkları

kentin her alanına güç veriyor, renk

katıyor.

Kadınlar İzmir’in her köşesinde, en zorlu

işleri üstleniyor; mağduriyet öyküleriyle

değil güç, cesaret, beceri ve başarılarıyla ön

plana çıkıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesinin

farklı iş kollarında görev yapan kadınlar,

hemcinslerine örnek oluyor. Kimi cesaretle

alevlerin içine dalıyor, kimi 120 tonluk trene

hükmederek her gün binlerce kişiyi sevdiklerine

ulaştırıyor. Kimi ise Türkiye’nin günlerce

konuştuğu şampiyonları yetiştiriyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin kadın itfaiyecilerini

Türkiye “ateşe yürüyen cesur kadınlar”

olarak tanıdı. Yangınlara müdahale

eden kahraman itfaiyecinin bir kadın olduğunu

ancak görevi sona erince fark eden İzmirliler,

çoğu zaman hayranlık ve şaşkınlığı

bir arada yaşadı. Ateşler arasından geçip 30

metrelik itfaiye merdivenine tırmanan, 50

kilo ağırlığa karşılık gelen ve beş bar basınçla

su sıkan yangın hortumlarını rahatlıkla kullanabilen

kadın itfaiyeciler, tıpkı erkek meslektaşları

gibi zorlu eğitimlerden geçiyor.

Her gün yeni ve tehlikeli bir macera

onları beklese de, göreve başlamadan önce

makyajlarını yapmayı asla ihmal etmiyorlar.

O itfaiyecilerden biri olan Hülya Ercan,

5 yıldır bu görevde olduğunu ifade ederek,

“Daha önce hiç kadın itfaiyeci hiç görmediğim

için kadın itfaiyecilerin olduğunu

bile bilmiyordum. Bu mesleği yapmak hayalim

değildi ama çocukluğumdan beri hareketli

ve farklı bir meslek yapmak

istemiştim. İnsanların hayatına dokunmak

ve onlara yardım eli uzatmak istemiştim.

Bugün ise aklınıza gelebilecek her türlü

yangın, insan-hayvan kurtarma, trafik kazası,

intihar gibi vakalara müdahale ediyorum.

‘Kadından itfaiyeci olur mu hiç’

tarzında çok söylem duyduk. ‘Bu işin altından

nasıl kalkabilirsin’ dediler, ‘erkek işi o

onu yapamazsın’ dediler ama kadının her

yerde olması gerektiğini her işi yapabileceğini

göstermiş oldum. Kadınlar her

alanda olmalı. Hala daha da yeni tanıştığım

birine mesleğimi söylediğimde çok şaşırıyor.

‘Gerçekten yangına gidiyor

musun?’ diye soruyorlar. Kadının böyle bir

iş yapabileceğine inanamıyorlar ama biz

buradayız ve bu işi yapıyoruz” dedi.

egeyondergisi.com 63


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

64 egeyondergisi.com

Rayların sultanları

Her gün İzmir’in 180 kilometrelik hafif

raylı sistem araçlarında sürücü olarak görev

yapan kadın vatmanlar, hem metro hem de

tramvayda sık sık karşımıza çıkıyor. Tramvay

tamirinden kataner hattının bakımına, hatta

validatör cihazının onarılmasına kadar raylı

sistemin her aşamasına kadın eli değiyor.

Rayların sultanları dikkat, düzen ve güler

yüzleriyle kent ulaşımına renk katıyor. Tramvay

kullanmak kadar bakım çalışmalarının da

zor yanlarının olduğunu ve çok fazla dikkat

gerektirdiğini belirten kadınlar, İzmir'in

demir yollarına hükmediyor.

6 ay boyunca hem teorik hem pratik eğitim

aldıklarını ifade eden tramvay sürücüsü

Emine Ambarcı, “Gece ve gündüz eğitiminden

geçtik. Çevremiz ve ailemiz önce şaşırdı

ama daha sonra hepsi bu duruma alıştı. Bu

mesleği seçme sebebim hem hayalim hem de

çok merak uyandıran bir iş olmasıydı. Aslında

yaptığım meslek doğrultusunda kadınların

da bu alanda olabileceğini göstermiş

oldum. Mesleğimiz çok zorlu, dikkat ve özveri

gerektiriyor. İzmir, metro aracı sürücü

koltuğunda kadın görmeye alışkın bu yüzden

tramvayı kullanırken bizi gördüklerinde de

artık şaşırmıyorlar. Erkek, kadın çocuk, tüm

yolcular bize sempati ile yaklaşıyor. Çocuklar

el sallıyor. Sevdiğim işi yapıyorum. Ailem ve

çevrem benimle gurur duyuyor” diye konuştu.

İzmir metrosunda planlama ve mekanik

bakım mühendisi olan Bahar Aksu ise “Her

geçen gün raylı sistemi gelişen İzmir’de hizmet

vermek benim için inanılmaz gurur verici.

İzmir Metro’nun ilk kadın mekanik

bakım mühendisi olmak ise bambaşka bir

duygu. Tamir atölyesinde çalışmak zor ama

aşılamayacak bir şey değil. Burada göreve

başladığımda elime takım çantası alıp tramvayın

tamirini yaptığımda ‘Siz ne yapıyorsunuz.

Oturun biz yaparız’ gibi yaklaşımlarla

karşılaştım ama işin içine girmeye başladıkça

hep birlikte, birbirimizden çok şey öğrenerek

çalışmaya başladık. Tramvayın her bölümünde

kadın çalışan bulmanız mümkün. Bu

durum bana göre İzmirli kadınının özgüven

yüksekliğinin bir sonucu. İzmir, çok modern

bir kent. Her şeyden önce burada insanlar çok

kibar. Bu nedenle sorun yaşamadan işimizi

yapıyoruz” dedi.

Güçlü kadın zabıta

İzmir Büyükşehir Belediyesinde görev

yapan çok sayıdaki kadın zabıta da, erkek

meslektaşlarından geride kalmadan görevlerini

layıkıyla yerine getiriyor. Sahada kimi

zaman seyyar satıcılarla, kimi zaman dilencilerle

karşı karşıya geliyor, sıklıkla da tehlikeler

yaşayabiliyorlar. Ama iyi bir eğitim ve

biraz da kadın duyarlılığı sayesinde zorlukla-


EgeYöN Dergisi Mart 2018

rın üstesinden gelmeyi başarıyorlar.

11 yıldır zabıta olarak görev yaptığını

söyleyen Sema Çiçekdağ, “Trafik, çevre gibi

farklı birimlerde çalıştım. Görevimiz 24 saat

çocuklarım arabadayken nasıl araç kullanıyorsam,

görev süresince de çocuklarıma davrandığım

biçimi sergiliyorum. Günümüzde

kadınlar trafikte artık daha etkin. Eskisi gibi

değil; otobüs şoförü de var, traktör şoförü de.

O yüzden biz kadınlar her yerdeyiz” şeklinde

kon uştu.

Bu rekor zor kırılır

Sualtı Ragbi Federasyon Kupasında 13

sezondur şampiyonluğu kaptırmayan İzmir

Büyükşehir Belediyesinin kadın sporcularının

başarısının ardında yine bir kadın var.

Henüz 5 yaşındayken, İzmir Büyükşehir Belediyesi

Spor Okulu öğrencisi olarak girdiği

havuzdan bugün antrenör olarak çıkan

Didem Özdem, bu alandaki rakipsizliğini takımına

kazandırdığı sayısız başarı ve rekorlarla

kanıtladı. Özdem, “Genelde erkeklerin

esasına göre, hafta tatili, bayram tatili, hafta

sonu tatili olmadan çalışmayı gerektiren bir

meslek. Yakın savunma teknikleri, öfke kontrolü

ve mevzuat eğitimi alıyoruz. Şehrin en

ücra köşelerinden kent merkezlerine kadar

her yerde faaliyet gösteriyoruz. Kentin her

noktasını tanıyoruz. Sokak sokak, mahalle

mahalle değil, insanıyla muhtarıyla, çocuğuyla,

satıcısıyla, esnafıyla, yerel hizmetleriyle,

parkıyla her şeyiyle kenti yakından

tanıyoruz. Bu bizi sosyal yaşantımızda daha

etkin bir birey yapıyor” ifadelerini kullandı.

Kadın şoförler iş başında

İzmir Büyükşehir Belediyesinin kadın

çalışanları arasında şoförler de var. Kent trafiğinde

profesyonelce direksiyon sallayan

Sıla Gökbulut, “İzmir Büyükşehir Belediyesinde

1 yıldır çalışıyorum. Araba kullanmak

benim için bir tutkuydu. Ben de tutkumu

mesleğe dönüştürdüm. Arkadaşlar ilk arabaya

bindiklerinde şaşırmıyor değil. Ama

hepsi alıştı. Görev süresince İzmir’in tüm ilçelerini

tek tek geziyoruz. Beni erkek meslektaşlarımdan

ayıran en önemli özellik ise

antrenörlük yaptığı bir dal su altı ragbisi.

Eğer gerçekten bir işi severek yaparsanız,

önünüze ne kadar engel çıkarsa çıksın her

işin üstesinden gelirsiniz. Kadınlar her

zaman daha sorumluluk sahibi, daha disiplinli.

Ben takımımızın uzun süredir rakipsizliğini

de bu başarıya bağlıyorum. Ayrıca

kadın milli takımının yüzde 85'ini de İzmir

Büyükşehir Belediyesinin sporcuları oluşturuyor.

Bu da benim için büyük bir gurur verici

bir şey.”

egeyondergisi.com 65


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

DEGİAD’TAN UNUTULMAZ

8 MART ETKİNLİĞİ

ZAMANSIZ

KADINLAR

DENİZLİ’DEYDİ

Türkiye’nin kurtuluşu ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Türk ulusuna

ilkleri yaşatan kadınlar Denizli’de can buldu.“Zamansız Kadınlar”

gösterimi ile Cumhuriyet tarihinin ilklere imza atmış pek çok

kadınının sahneye koyulduğu etkinlikte izleyenlere ‘Türk Kadını’nın

bugüne kadar neler başardığı anlatıldı.

66 egeyondergisi.com

Denizli Genç İş Adamları

Derneği(DEGİAD) 8 Mart Dünya Kadınlar

Günü kapsamında unutulmaz bir etkinlik

düzenledi. “Zamansız Kadınlar”

gösterimi ile Cumhuriyet tarihinin ilklere

imza atmış pek çok kadınının sahneye

koyulduğu etkinlikte izleyenlere

‘Türk Kadını’nın bugüne kadar neler başardığı

anlatıldı.

Türkiye’nin kurtuluşu ve Cumhuriyet’in

kuruluş yıllarında Türk ulusuna


EgeYöN Dergisi Mart 2018

ilkleri yaşatan kadınlar

Denizli’de can buldu. DE-

GİAD’ın Zamansız Kadınlar

etkinliğinde

Araştırmacı Yazar İlknur

Güntürkün Kalıpçı’nın

anlatımıyla gerçekleşen

etkinlikte ilklere imza

atmış Türk Kadınları Denizlili

kadınlar tarafından

canlandırıldı. Yazar Kalıpçı’nın

araştırmalarına

dayandırdığı anlatıları ile

Türk Kadınlarının sadece

Türkiye’de değil dünya

için gerçekleştirdiği ilkler

anlatıldı.

Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve

Kültür Vakfı ve DEGİAD’ın iş birliğinde

gerçekleştirilen etkinlik Cafer

Sadık Abalıoğlu Vakfı Salonu’nda gerçekleştirildi.

“Zamansız Kadınlar”

ismi ile gerçekleştirilen etkinlikte

geçmişten 18 kadın dönemin kıyafetleri

ile podyuma çıktı. Yazar Kalıpçı’nın

anlattığı hikayeleri ile

izleyenler büyükleyen etkinlik Zübeyde

Hanım’ın Mustafa Kemal Atatürk’ün

temsili ile sona erdi.

egeyondergisi.com 67


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Denizli Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart

Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında

ünlü sanatçı Bedia Akartürk konseri

düzenledi. Denizli Büyükşehir Belediyesi

Kent Konseyi Kadın Meclisi'nin organize ettiği

program Denizli Büyükşehir Belediyesi

Sanat Merkezi’nde gerçekleşti. Etkinliğe Denizli

Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi

Başkanı Ali Değirmenci, Kent Konseyi Kadın

Meclisi Başkanı Bilsen Özen, Kültür, Turizm

ve Tanıtım Dairesi Başkanı Hüdaverdi Otaklı,

Kadın Meclisi Yürütme Kurulu üyeleri, kadınlar

ve çok sayıda davetli katıldı. Denizlili

kadınların yoğun ilgi gösterdiği programda

Anadolu’nun sevilen türkülerini seslendiren

ünlü sanatçı Bedia Akartürk, gönülleri fethetti.

BÜYÜKŞEHİR’DEN

KADINLARA ÖZEL

BEDİA AKARTÜRK KONSERİ

Denizli Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri

kapsamında ünlü sanatçı Bedia Akartürk’ü kadınlar ile buluşturdu.

Akartürk’ün unutulmaz türkülerini dinleyen Denizlili kadınlar unutulmaz

bir gün geçirdi.

68 egeyondergisi.com

Muhteşem performans

Sahnede gösterdiği muhteşem performansı

ile izleyenleri büyüleyen Akartürk, sevilen

türküleri ile Denizlili kadınları mest

etti. Denizli Büyükşehir Belediyesi Konservatuar

sanatçılarının eşlik ettiği konser büyük

beğeni topladı. Program sonunda Kent Konseyi

Başkanı Ali Değirmenci ve Kent Konseyi

Kadın Meclisi Başkanı Bilsen Özen ünlü sanatçı

Bedia Akartürk’e günün anısına çiçek

takdim etti.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

YELKENLERİ

KADINA ŞİDDETE

KARŞI AÇTILAR

Muğla’nın Fethiye ilçesinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kupası Yelken

Yarışları yapıldı.

Fethiye'ye bağlı Göcek Mahallesinde,

Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla

bu yıl ilk kez düzenlenen "Kadına

Şiddete Karşı Yelken Açıyoruz" yarışına

12 tekne ve 60 sporcu katıldı. D-

Marin ile Göcek Yat Kulübü

işbirliğinde düzenlenen yarışları TYF

Başkanı Özlem Akdurak ve yat kulübü

yetkilileri izledi.

Türkiye Yelken Federasyonu (TYF)

Başkanı Özlem Akdurak, gazetecilere

yaptığı açıklamada, bu yıl ilk kez düzenlenen

yarışa katılımın her yıl artacağını

söyledi. Etkinliğin amacının

kadına şiddete karşı farkındalık oluşturmak olduğunu

söyleyen Akdurak, “Bu etkinliğin tüm

Türkiye’ye örnek olmasını diliyorum. Yat sınıfında

sadece kadın ekiplerinin sayısı gün geçtikçe

artıyor. Düzenlenen etkinliklere kadın

sporcuların ilgisi de her geçen gün çoğalıyor.

Kadınların yelkene ilgisi çok güzel” dedi.

Gençlik sınıflarında kız sporcuların sayısının

yüzde 20 civarında olmasına rağmen başarılarının

dünya çapında olduğunu ifade eden

Akdurak, yelkende kız sporcuların son derece

başarılı olduğunu kaydetti.

egeyondergisi.com 69


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Sağlık Çalışanlarından

“Kadınlar Günü” Klibi

8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla

bir video çeken Özel Egesante Tıp Merkezi

çalışanları, tüm kadınların eşitlik içinde,

şiddetten uzak, başarılı, sağlıklı, bireysel

özgürlüğüne sahip ve aynı zamanda sosyal

toplumda mutluluk içerisinde bir yaşam

sürmelerini diledi.

İzmir’de bulunan Özel Egesante Tıp

Merkezi’nin çalışanları, 8 Mart Dünya Kadınlar

günü için bir video klip çekti. Klipte

Afyonkarahisar’da bir grup lise öğrencisi,

8 Mart Dünya kadınlar Günü kapsamında kadına

ve kızlara yönelik şiddete farkındalık

oluşturmak amacıyla "Sevginin yerini Şiddet

Almasın" projesiyle yüzlerine yaptıkları makyajlı

hallerini fotoğraflayıp sergi açtılar.

Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde Raziye

Sultan - Yusuf Kayabaşı Sosyal Bilimler

Lisesi ve Bolvadin Kent Konseyi, 8 Mart

Dünya Kadınlar Günü kapsamında farlı bir

etkinliğe imza attılar. Lise öğrencilerinin katılımı

ile kadına ve kızlara şiddete karşı farkındalık

oluşturmak amacıyla bir proje

hazırlandı. Lise öğrencileri, şiddet görmüş

kadınların durumunu, yüzlerine yaptıkları

makyajlarla anlatmaya çalıştı. Yapılan makyajla

öğrenciler kamera karşısına geçti ve ortaya

çıkan fotoğraflardan bir sergi açtılar.

Sergide toplamda 19 fotoğraf yer aldı.

70 egeyondergisi.com

tüm ülkeye mesaj veren çalışanlar, tüm kadınların

eşitlik içinde, şiddetten uzak, başarılı,

sağlıklı, bireysel özgürlüğüne sahip

ve aynı zamanda sosyal toplumda mutluluk

içerisinde bir yaşam sürmesi dileklerinde

bulundu.

Merkezdeki kadın çalışanların Kadınlar

Günü kutlanırken her birine karanfil

hediye edildi. Özel Egesante Tıp Merkezinde

bugün 13.00- 17.00 saatleri arasında

düzenlenecek Kadınlar Günü etkinliğinde

tüm kadınlara ücretsiz plastik cerrahi

muayeneleri yapılıp, sürpriz çekilişlerle

birlikte hediyeler verilecek.

Kadına Şiddeti Makyajlı

Fotoğraflarıyla Sergilediler

Şiddetin her türlüsüne karşı çıkmak

adına gerçekleştirdikleri bu projeyle liseli

gençler, makyajlı halleri ile şiddete karşı tavırlarını

net bir şekilde göstermiş oldular.

Okul salonunda açılan sergi halk tarafından

büyük ilgi gördü.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Karanlık çöktü odama, hani

pembeydi bu dünya? Büyüklerime

saygı duymayı öğretmişlerdi bana,

küçüklerime de sevgi duymamı

söylemişlerdi. Sevgiyi ve saygıyı

bana mı yanlış öğrettiler? Benim

öğrendiğim başka, yaşadığım

başka... Doğru olan yaşadığımsa,

ne çirkin bir şeymiş büyüklerin

küçüklere sevgi göstermesi. Ben

böyle acı bir sevgi görmedim.

Benim çok güzel oyuncaklarım

vardı, çok güzel oyunlarım vardı.

Büyüklerin oyunları benim oyunlarım

gibi değildi ki. Peki bu oyunda neden

oyuncaklarla oynamak yerine, benim bedenimle

oynandı. Hem bu oyun hiç de zevkli

değildi...

Gülmek yok bir kere bu oyunda, ağlamak

var. Böyle oyun mu olur, ben çok ağladım bu

oyunda. Orada ağlamam bitti mi sanıyorsunuz?

Bitmedi! Hayatın ağlamak olduğunu

öğrendim bu oyunla. Ağlamak ve susmak...

Bir de sustum! Hep sustum. Hiç bu kadar

sessiz kaldığımı hatırlamıyorum ki ben. Hani

çocukların bağırmaya, gülmeye ve şımarmaya

hakkı vardı. Benim okuduğum masallarda

dünya karanlık değildi ki, çocuklar

oynardı yemyeşil bahçelerde. Masmavi gökyüzünün

altında hepsi kahkaha atardı. Annesi

ve babası yemek hazır olunca çağırırdı

o çocukları eve. O çocuklar da bir tek orada

üzülürdü. Benim okuduğum bu dünya nerede?

Annem kızıyor bana okula gitmek istemediğim

için. Nasıl gideyim? Dersleri dinleyemiyorum

ki ben. Kızmayın bana,

öğretmenim ders anlatırken, hayal kurmuyorum

ben ya da teneffüste oynayacağım

oyunu düşünmüyorum. Ben hep o kabusu

yaşıyorum.

İçten içe korkuyorum da. Hadi biri öğrenirse

benim içimdeki ateşin sebebini. Hadi

birinin kulağına giderse... Benim utancım

boyumu aşmaz mı o zaman?

Arkadaşlarım sadece derste konuşunca

suçlu sanıyor kendini. Ben tüm yaşadıklarımı

suç sayıyorum, aileme söyleyemediğim

için de bu sırrın altında eziliyorum. Söyleyemem

ki! Hadi beni suçlu görürlerse... Annem

ve babam bana, benim yüzümden olduğunu

söylerse...

Televizyonlarda haberler görüyorum bu

aralar. Hem izlemekten kaçıyorum, hem

merak ediyorum. Bir tek ben değilmişim

bunu yaşayan! Üzülmem gerekirken, yalnız

olmadığımı bilmek beni biraz mutlu etti biliyor

musunuz? Bir melek gördüm televizyonda.

Bize ‘susmayın’ diyor, ağlayarak. Bize

hep bahsedilen meleklerden biri, o kişi mi

İlay YENİÇERİ

yoksa? ‘Çocukların ne suçu olabilir?’ diyor.

Evet, benim ne suçum vardı ki, çocukluğumu

yaşamak istemekten başka. Benim bir tek

masallardaki öcüden korkmam gerekirken,

ben dünyadan ve insanlardan korkmaya başladım.

Bana ve benim gibi arkadaşlarıma

bunları yaşatmaya ne hakları vardı ki o insanların?

Onlar da mı çocukken aynı şeyleri

yaşadı da, bizden mi çıkarıyorlar acısını

yoksa? Benim çocukluğumu aldı da, acısı

geçti mi sanki? Şimdi ona ve onun gibi olanlara

verilecek olan cezaları tartışıyorlar. İçim

acıyor benim, ona ne yaparlarsa yapsınlar

benim yaramı üfleyip geçiremezler ki. Cezasını

alsın istiyorum tabii ki. Ama o adam

benden haz almadı ki, öfkesini kustu üstüme.

Bir daha öfkesini başka arkadaşımın

üstüne kusmayacağına söz verecek mi? Biz

çocuklara söz verince tutmamızı öğretmişlerdi.

Büyükler neden kirlenmiş ki bu kadar?

O melek, küçük yaşta verilmesi gereken

eğitimlerden bahsetti. Neden verilmiyor

hala? Ben de öğrenmek istiyorum. O kişi gibi

kötü kalpli olmak istemiyorum ben büyüyünce.

Arkadaşlarımın da temiz kalpleri kirlensin

istemiyorum. Öğrenelim her şeyi,

doğru yerden öğrenelim. Eğitim verilirse,

büyüklerimize utanarak soramadığımız şeyleri

de doğru zamanda ve doğru bir şekilde

öğreniriz ki. Korkmayalım hem. Konuşabilelim.

Çekinmeyelim. Utancımızdan eve hapsetmeyelim

kendimizi. Bunları bize

söyleyen, bir sürü meleklerle karşılaşalım.

Çok istiyorum. Anlayın beni lütfen. Siz

benim arkamda durursanız benim kocaman

kanatlarım olur. Uçarım ki, tüm kötülüklerin

üstünden. Suçlamayın beni. Sadece anlayın!

Ben vermeyeceğim ona çocukluğumu!

Susmayacağım! Utanmayacağım! Bu benim

yüzümden olan bir şey değil biliyorum. Ben

kendimi bu hayattan sildirmeyeceğim. Yarın

güneşli günler gelecek bizim için hissediyorum.

O meleği dinleyeceğim ve susmayacağım.

Yine dünyayı pembeye boyayacağım

ben.

Çünkü benim adım çocuk!

İlay Yeniçeri

egeyondergisi.com 71


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

ÇOCUK

İSTİSMARI!

- Adana'daki cinsel istismara

İzmirliler'den pankartlı tepki geldi

İzmirliler, Adana'da cinsel istismara uğrayan

4.5 yaşındaki kız çocuğunun sesi

olmak için birlik oldu. İzmir çevre yolu üzerinde

bulunan bir benzinlikte bir araya gelen

vatandaşlar, Adana'da yaşanan çocuk istismarına

tepki gösterdi. Araçlarına "Susma",

"Çocuğu istismar edeni vergilerim ile besletmem",

"İdama evet" ve "Çocuklardan uzak

durun" şeklinde pankartlar yapıştıran vatandaşlar,

konvoy oluşturarak polis ekipleri eşliğinde

Bayraklı'dan Karşıyaka yönüne

hareket etti. Aynı istikamette ilerleyen diğer

sürücüler de, konvoya katılarak destek oldu.

Türk Bayrakları ile cadde ve sokakları dolaşan

İzmirlilerin organizasyonu Karşıyaka'da

son buldu.

- Çocuk istismarcısı komşu

cinayetine emsal karar

İzmir’de 55 yaşındaki komşusu Erol T. tarafından

apartmanda cinsel istismara uğrayan

10 yaşındaki Y.A., durumu annesine

anlattı. Anne, istismar anının güvenlik kameralarına

ulaşınca küçük kızın 36 yaşındaki

babası B.A. tek bıçak darbesiyle şahsı yaraladı

ve şahıs hastanede öldü. Tutuklanıp hakkında

müebbet hapis cezası istemiyle dava

açılan B.A., ’kastın aşılması suretiyle öldürme’

suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına

çarptırılıp tahliye edildi. İtiraz edilmeyen

karar kesinleşti.

Kan donduran olay, geçen Mayıs ayında

İzmir’in Buca ilçesine bağlı Yıldız Mahallesinde

meydana geldi. 10 yaşındaki Y.A., birlikte

pazara gidecekleri annesinden önce

evden çıkarak apartman merdivenlerinden

aşağıya indi. Bu sırada Y.A.’nın merdivenlerden

indiğini gören 55 yaşındaki komşu Erol

T., küçük kızı asansörün önünde sıkıştırıp

öptü ve arkasından sarıldı. Elinde tornavida

benzeri kesici bir alet de taşıyan sapık komşunun

istismarı üzerine küçük kız korkup dışarı

kaçtı. O anlar, güvenlik kameralarına

saniye saniye kaydedildi.

- İki kız çocuğuna cinsel tacizden 15 yıl

hapis cezası alan şüpheli, çöpten çıkan görüntüler

için ayrıca yargılanacak

Denizli'nin Çal ilçesinde işlettiği bakkal

dükkanında iki kız çocuğunu taciz ettiği gerekçesiyle

tutuklanan şahsa 15 yıl hapis cezası

verilirken, çöpten çıkan görüntüler için

ise ayrıca yargılanacağı öğrenildi.

Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesi bakkal

dükkanında iki kız çocuğuna cinsel istismarda

bulunmaktan yangılandığı davada,

Halil A.'ya toplam 15 yıl hapis cezası verdi.

Çöpten çıkan cinsel istismar görüntüleriyle

ilgili de Halil A. hakkındaki soruşturmanın

sürdüğü belirtildi. Görüntülerdeki, cinsel istismara

uğrayan çocukların tespit edilip, ifadelerinin

alınmasının ardından, Halil A.

hakkında yeni bir dava açılabileceği öğrenildi.

- Fethiye'de öğrencisine cinsel

istismarda bulunan öğretmen

tutuklandı

Muğla'nın Fethiye ilçesinde öğrencisine

cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen

rehber öğretmeni, 12 yıl 6 ay hapis cezasına

çarptırıldı.

Fethiye'de ortaokul öğrencisi 14 yaşındaki

E.E.Y.’ye cinsel istismarda bulunduğu

72 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

iddiasıyla tutuksuz yargılanan rehberlik öğretmeni

Ali Y.’ye "çocuğun cinsel istismarı"

suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinde görülen

duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ali Y. ile

E.E.Y., annesi Özge Y. ve avukatlar katıldı.

Yaklaşık 1 yıl süren Fethiye Ağır Ceza Mahkemesindeki

son duruşmada şüpheli Ali Y.

iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını

okumasının ardından suçlamaları kabul

etmeyerek, "25 yıl şerefimle bu mesleği tamamladım.

Beraatimi istiyorum" dedi.

Mahkeme heyeti, sanığın "çocuğun cinsel

istismarı" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına

çarptırılmasını kararlaştırdı.

- Kendini beden öğretmeni olarak

tanıtıp çocukları taciz eden polise

40 yıl hapis cezası

Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde 2015

yılında kendisini beden eğitimi öğretmeni

olarak tanıtarak 6 kız çocuğuna cinsel istismarda

bulunmaktan yargılanan polis memuru,

mahkemece meslekten men edilerek,

40 yıl hapisle cezasına çarptırıldı.

Sanığın okuldan çıkan 8 yaşındaki bir kız

öğrencinin yanına gelip önce kendini beden

eğitimi öğretmeni olarak tanıttığı, ardından

kızı bir binanın boşluğuna götürüp elle taciz

ettiği ileri sürüldü. Küçük kızın durumu annesine

anlatması üzerine anne durumu polise

bildirdi. Pedagog eşliğinde küçük kızın

ifadesine başvuran polis, şüphelinin yakalanması

için çalışma başlattı. Şüpheli Erkan

G., Pamukkale ilçesi Topraklık Mahallesi'nde

yakalanarak gözaltına alındı. Zanlı sorgusunda

susma hakkını kullandı. Yapılan araştırmada,

Güney İlçe Emniyet Müdürlüğünde

polis memuru olan zanlının çeşitli tarihlerde

5 cinsel taciz mağdurunun verdiği eşkale uyduğu

ve her seferinde kendisini beden öğretmeni

olarak tanıttığı belirlendi. Adliyeye

sevk edilen ve savcılıkta ifadesi alınan Erkan

G., İstanbul'da okulların trafik eğitim pistinde

görevli olduğunu ve orada da taciz olayından

dolayı hakkında soruşturma

açıldığını söyledi.

- Öğretmen tacizini muhabbet

kuşları ortaya çıkardı

İzmir'in Bornova ilçesinde, halk eğitim

merkezinde eğitim gören zihinsel engelli bir

kızın, evlerindeki muhabbet kuşlarının gagalarını

birbirine değdirerek oynamasını görüp

annesine, 'öğretmenim ile böyle öpüşüyoruz'

demesi üzerine çıkan cinsel istismar olayında,

yargılama sonucu sanık öğretmen Yalçın

K., 4 zihinsel engelli öğrenciye 'cinsel

saldırı' suçundan 15 yıl 3 ay hapis cezasına

çarptırıldı.

Cumhuriyet Savcısı Cevdet Aydemir'in

hazırladığı iddianameye göre, Bornova Halk

Eğitim Merkezi'nde eğitim gören zihinsel engelli

23 yaşındaki Özlem N.'nin, 2014 yılı sömestr

tatilinde, evinde bulunduğu sırada,

evdeki iki muhabbet kuşunun gagaları ile

birbirleri ile oynadığını gördüğü ve annesine

'Ben de öğretmen Yalçın K. ile böyle öpüşüyorum'

şeklinde söylemesi üzerine, anne durumu

Bornova Halk Eğitim Merkezi

yetkililerine bildirdi. Öğrenilen durum üzerine

Yalçın K.'yi takibe alan kurs yetkilileri,

Yalçın K.'nin zihinsel engelli erkek öğrenciler

Ramazan Y. ve Abdülsamet A.'nın cinsel organını

ellediği, kendi cinsel organını da ellettiğini

ileri sürdü. Hazırlanan iddianamede,

şüpheli öğretmen Yalçın K.'nin zihinsel engelli

kız öğrencilerin göğüslerine başını dayayıp

masaj yaptırdığı belirtildi. Öte yandan,

mağdur öğrenci İlyas Z.'nin öğretmenlerine,

şüpheli öğretmen Yalçın K.'nin kalçasını elleyerek

'kalçan güzelmiş' şeklinde sarf ettiğini

söylemesi üzerine öğretmenler

tarafından tutanak tutularak, bu durumun

Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda

bulunulduğu belirtildi.

- Avukat Bengisu Kaya: ''Cinsel

istismarlarda iyi hal indirimi

uygulanmasın''

İzmir'in Karabağlar ilçesinde, öğrencisini

taciz ettiği suçlamasıyla yargılanan öğretmen

S.S.S.'ye, artırım yapılarak önce 22 yıl 6

ay hapis cezası verilirken, daha sonra iyi hal

indirimi uygulanıp cezası 18 yıl 9 aya düşürüldü.

Mağdur ailenin avukatı Bengisu Kaya,

"Mahkeme, sanığın ceza takdirini üst sınırlardan

yapmamış, üstelik 'duruşmadaki hal

ve tutumunu göz önünde bulundurarak' takdiri

indirim uygulamış ve sonuç olarak 39

yıla kadar hapis cezası verebilecekken 18 yıl

9 ay hapis cezasına hükmetmiştir" dedi.

- Söke’de gençler çocuk istismarı

ve ölümlerine karşı eylem yaptı

Aydın’ın Söke ilçesinde sosyal medyadan

iletişim kuran gençler, bir araya gelerek

çocuk istismarı ve kadın tecavüzlerine karşı

eylem yaptı.

egeyondergisi.com 73


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Söke’de iki duyarlı genç Damla Akar ve

Deniz Kalkan, son dönemde Türkiye’de yaşanan

çocuklara yönelik cinsel istismar haberleri

üzerine harekete geçti. Sosyal medya

başta olmak üzere iletişim kanallarını kullanan

gençler, eylem için buluşma kararı aldı.

Gerekli izinlerini alan gençlerin buluşma

noktası Söke’nin Cumhuriyet Meydanı oldu.

Çocuk istismarı, çocuk ve kadın ölümlerini

lanetleyen dövizler hazırlayan gençler, Cumhuriyet

Meydanında toplandı.

- 14 yaşındaki engelli kızı taciz

eden şüpheli tutuklandı

Denizli’de 14 yaşındaki zihinsel engelli

kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan zanlı

tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Denizli’nin Çivril ilçesi Bekirli Mahallesi'nde

yaşanan olayda, 14 yaşındaki zihinsel

engelli N.D., komşusu S.K.(40) tarafından

evin arka kısmında bulunan ardiyede taciz

edilirken, N.D.'nin amcası tarafından suçüstü

yakalandı. Zanlı S.K.'yı olay yerine gelen jandarmaya

teslim eden N.D.’nin ailesi S.K.'dan

şikayetçi oldu. Küçük N.D. uzman eşliğinde

alınan ifadesinde, S.K.'nın kendisine 4 yıldır

tacizde bulunduğunu belirtirken, S.K.'nın da

suçunu itiraf ettiği ifade edildi.

- MAGİAD cinsel taciz mağdurlarına ücretsiz

danışmanlık hizmeti verecek

Manisa Genç İş Adamları Derneği önemli

bir sosyal sorumluluk projesine daha imza

attı. MAGİAD Başkanı Ömer Geriter, cinsel

tacize maruz kalan kadın ve çocuklara ücretsiz

hukuki ve psikolojik danışmanlık hizmeti

sağlayacaklarını açıkladı.

Son günlerde basına yansıyan çocuk istismarı

ve tecavüz haberleri Manisa Genç İş

Adamları Derneği'ni harekete geçirdi.

Manisa Genç İş Adamları Derneği Başkanı

Ömer Geriter, cinsel taciz mağduru

kadın ve çocukların hukuki ve psikolojik destek

masraflarını üstleneceklerini açıkladı.

- MBGC’den çocuk istismarına

kınama

- Muğla Büyükşehir

Gazeteciler Cemiyeti Derneği,

son yıllarda artan

çocuk istismarına yönelik

olayları kınarken, Fethiye’de

çocuk yaştaki kız

çocuklarının yatlara servis

edildiği iddialarına yönelik

yetkililerin açıklama

yapmamasını eleştirdi.

Muğla Büyükşehir Gazeteciler

Cemiyeti Derneği

yönetimi tarafından yapılan açıklamada,

çocuk istismarına yönelik artan olaylar

kınandı. Cemiyet Başkanı Cem Kaytan,

Adana’da yaşanan son olay ve Fethiye’de

yaşları 12 ila 16 arasında değişen 14 kız çocuğunun

lüks yatlara servis edildiği yönündeki

haberler ve iddiaların kan dondurucu

olduğunu açıkladı.

Muğla'nın Fethiye ilçesinde, 2015 yılında

yaşanan cinsel istismar olayının üzerinin örtüldüğü

şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını

belirten Cumhuriyet Başsavcısı

Kurtca Eker, "Çocukların uğradığı saldırıların

vebali hepimize ait" dedi.

Cumhuriyet Başsavcısı Eker, 2015 yılında

yaşanan olayla ilgili adli sürecin yapıldığını,

dosya kapsamında bir kişinin tutuklandığını

bildirdi. Eker, "Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden

bir akademisyenin olayla ilgili hazırladığı

raporu adli makamlara

bildirmediğine karar verilmiş, konuyla alakalı

daha sonra mağdurlarla görüşüp rapor

hazırlanmış, bu rapor adli merciler yerine basına

servis edilmiştir. Dava dosyasına yansımayan

kısımlarıyla, rapordaki iddialar

hakkında da araştırma başlatıldı. Raporu yetkili

mercilere bildirmeyen kişiyle de alakalı

tahkikat başlattık. Bir mağduriyet söz konusuyla

bu giderilir. Kimsenin yaptığı yanına

kalmaz. Çocukların uğradığı saldırıların vebali

hepimize ait” dedi.

Uzman Psikolog Çönkü, “Cinsel

istismar psikolojik kanserdir”

Uzman

P s i k o l o g

Didem Turgut

Çönkü, cinsel

istismarın bir

tür psikolojik

kanser olduğunu

söyledi.

Türkiye’de

son günlerde

yoğun olarak

tartışılan ‘cinsel

istismar’

konusunda önemli açıklamalarda bulunan

Uzman Psikolog Didem Turgut Çönkü, “Cinsel

istismar, çeşitli kılıklarda karşımıza çıkar.

Cinsel istismar, kısmen, çocuğun fiziksel yakınlık

ve şefkat ihtiyacını kullanarak onu

baştan çıkarmaya ve ikna etmeye, eğer çocuk

failin taleplerini yerine getirmeyi reddederse

kısmen de tehdit ve şiddete dayanır” dedi.

74 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

GELENEKSEL YÖNTEMLERLE

PARŞÖMEN

Antik kent Bergama'da iki kadın geleneksel doğal yöntemlerle

parşömen üretiyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan

Bergama’nın en önemli simgelerinden olan

parşömen, bu işe gönül vermiş iki kadın öncülüğünde

anavatanında üretilmeye devam ediyor.

Hala geleneksel doğal yöntemlerle üretilen

parşömen, gerektiği gibi işlendiğinde her iki yüzüne

de yazılabilmesi, yırtılmaması, alev almaması,

dayanıklılığı, hat ve tezhip sanatına

uygunluğu, üstündeki yazıların okunduğunda

gözü yormaması özellikleriyle dikkat çekiyor.

Asıl mesleği restorasyon olan Demet Sağlam

Tokbay, Anadolu’nun son kara tabağı olan

İsmail Araç’ın yanında çırak olarak başladığı

parşömen yolculuğunda kalfalık ve sonrasında

geleneksel olarak düzenlenen peştamal töreni

ile birlikte artık usta olarak parşömen üretiyor.

Nesrin Ermiş ise Bergama Belediyesi UNESCO

Dünya Mirası Ofisinde çalışıyor.

Bulunuşu milattan önceye dayanan parşömenin

öyküsü, uzun yıllar sonra ilk kez 2013 yılında

tabak ustası İsmail Araç tarafından

yeniden yazılmaya başlandı. Araç, kendisini

Bergama aşığı olarak tanımlayan Macit Gönlügür

ile birlikte işe büyük emek veriyor. Genelde

oğlak derisinden yapılan parşömenin geleneksel

yöntemlerle üretmesi için kolları sıvayan

Araç ve Gönlügür'ün girişimleriyle başlatılan

parşömen üretimi, şimdi her geçen gün daha

büyük ilgi görüyor.

Çırak olarak başladılar

İsmail Araç'ın yanında 2007 yılında çırak

olarak işe başlayan Demet Sağlam Tokbay, daha

sonra kalfa oldu ve geçtiğimiz yıl Temmuz

ayında düzenlenen geleneksel peştamal kuşanma

töreni ile ustalık derecesine yükseldi.

Asıl mesleği restorasyon olan Tokbay, "Arkeoloji

Restorasyon mezunuyum. Uzun yıllar boyunca

restorasyon üzerine çalışmalar yaptım İstanbul

ve Bergama’da. 2005 yılında parşömen ile tanıştım.

İsmail Amca ile tanıştıktan sonra onun

yaptığı bu mesleği öğrenmeye merak saldım.

2007 yılında beraber çalışmaya başladık. Geçen

seneye kadar kendime ait bir atölyem vardı.

Orada hem üretim hem de desen tasarım olarak

parşömen ile ilgili çalışmalar yapıyordum. İsmail

Amca beni önce çırak olarak kabul etti,

daha sonra kalfa oldum ve en son geçen yıl

Temmuz ayında da geleneksel peştamal kuşanma

töreni ile ustalık mertebesine eriştim.

Halen devam ediyorum parşömen üretmeye. Şu

anda İngiltere’de kalıyorum. Orada ustamdan

öğrendiğim parşömen teknikleri ile aynı şekilde

üretim yapmaya devam ediyorum. Maalesef şu

anda ülkemizde antik dönem yapım teknikleri

ile İsmail Amca, Nesrin ve benim dışımda yapan

kimse yok. Bunun dışında birkaç firma var onlar

da fabrikasyon parşömen üretim yapıyorlar"

dedi.

egeyondergisi.com 75


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

URLA...

Nedim ÖZ

Son zamanda önemi ve değeri giderek artan,

gizli kalmış bir güzelliktir Urla. Körfezin ve aynı

zamanda yarımadanın kenarındaki cennet sahilleri,

binlerce yıldır balıkçılara ev sahipliği

yapan limanı ve bolluğu, bereketi temsil eden

bahçeleri ile Urla her dönem Ege’nin nezihliğiyle

akılda kalan bir sembolü olmuştur.

Denize çıkan bu kentin sokaklarında Necati

Cumalı’dan, Yorgo Seferis’ten, Tanju Okan’dan

izler bulmak mümkündür. Bu izleri keşfederken

de sakin bir meltem eşliğinde sahillerinde dolaşmak,

ruhuna gıdadır insanın.

Her beyaz yakalının rüyalarını süsleyen bu

sessiz ve dingin Ege kasabası, İzmir’in batısında

38 km. yarımadanın orta kısmında yer alır. Kuzeyinde

İzmir Körfezi, batısında Alaçatı ve

Çeşme, doğusunda Güzelbahçe, güneyinde Ege

denizi ve Seferihisar ilçesi bulunmaktadır. Konumu

itibariyle kuzey ve güneyinden denize kıyısı

olmasının yanı sıra bu kıyılarında eşsiz

sahiller yer almaktadır.

Kentin tarihi de şehir dokusu kadar önemli

ve dikkat çekicidir. İlk yerleşim bölgesi, günümüzde

Urla İskele ’de bulunan, körfeze kıyı

oluşturan tarihi bir limanın üzerine inşa edilmiştir.

Çok eski bir yerleşim merkezi özelliğinde

olan bu limanın tarihi, M.Ö. 2000 yıllarına

kadar uzanır. Urla'nın o devirlerdeki adı Klazomenai'dir.

M.Ö. 2000 yıllarının sonlarında Ege

göçleri sonucu, Dor'ların Orta Avrupa içlerinden

aşağıya, Yunanistan'a inmeleri ile Yunanistan'da

oturan İon'lar Anadolu'ya geçerek İzmir

Körfezi'nden Mandalya Körfezi'ne kadar uzanan

bölgede yerleşmişlerdir. O devirlerdeki kargaşadan

dolayı Anadolu'ya gelerek yeni kentler

kurmuşlar. Hatta Hititler gibi büyük devletler

bile bu kargaşadan etkilenmiştir. Bu bölgeye

İonia adını vermişler. İon kolonizasyonu olarak

adlandırılan bu olay, zamanla yayılmış ve

Smyrna (Eski İzmir) ve Phokaia (Eski Foça)

Aiollerin elinden koparılıp alınmış ve birer İon

kent devletine dönüştürülmüştür. Klazomenai

antik kentinin kalıntıları Urla'nın İskele mahallesinde

bulunmaktadır. Şu anda kazılar halen

devam etmektedir. Bir kısmı Karantina Adası

üzerinde bulunmaktadır. Çıkarılan önemli kalıntılardan

birisi de o devirlerde kullanılan bir

zeytinyağı fabrikasıdır. Ağaçlı yolun (Mithat

Paşa Caddesi) İskele tarafında batısında bulunmaktadır.

Klazomenai M.Ö.188 de, Roma'nın

Pergamon Krallığı'nın müttefiki olarak yer aldığı,

Suriye Krallığı ile yapılan Apemai barışından

sonra, Romalı'lar tarafından özgür bırakılan

şehirler arasındadır.Ayrıca Drymussa (Uzunada)

Adası'da Klazomenai'a eklenmiştir. Arkeolojik

bulgular Klazonmenai Kentinde yerleşimin en

geç M.S. 5. Y.Y. başlarına kadar devam ettiğini

göstermektedir. Bizans döneminde Piskoposluk

listesinde adı geçen Klazomenai kentinin bazı

arkeolojik deliller ışığında eski kent arazisi

içinde kalan ve günümüzde Gülbahçe olarak

adlandırılan yerde bulunmaktadır.

Klazomenai antik kenti ve ören yeri meraklılarının

görmesi gereken önemli bir konumda

olmasının yanı sıra, dünyada eşine pek de rastlanmayan

deniz arkeolojisinin yapıldığı nadir

bölgelerdendir. Su altı kazı çalışmalarının yapıldığı

bu limanda antik çağlardan kalma birçok

eserler gün yüzüne çıkarılmıştır. Hatta bu bulgulardan

yola çıkılarak bir savaş gemisi bile yapılmış;

proje başkanlığını Arkeolog Osman

Erkurt 'un yaptığı proje ile Kybele Antik Gemisi,

360 derece Tarih Araştırmaları Grubu'nca yapılıp,

Marsilya’ya sahillerine kadar yelken açmıştır.

Urla İskele bölgesinde güzelliğiyle göze çarpan

adaları da görülmeye değerdir. Kendi sınırları

içinde on iki adaya sahip olan ilçenin, en

dikkat çekici adası şüphesiz Karantina adasıdır.

Urla'da bulunan huzur merkezidir bu ada. Ağaçlar,

kuş sesleri, pırıl pırıl deniz alıverir insanın

tüm elektriğini.

Burası adından da anlaşılacağı gibi Osmanlı

döneminde bulaşıcı hastalıkların önüne geçilmesi

amacıyla kullanılmıştır. Osmanlı’nın bu ilk

karantina bölgesini kuran ise Fransızlardır.

76 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

1865’te kurulan tesis, ticaret ve yolcu gemileri

ile özellikle kuzey hac yolu için gelen hacılar

için düşünülmüş ve 1950 yılına kadar aktif kalmıştır.

Daha sonra Deniz ve Güneş Tedavi Enstitüsü

olarak kullanılan tesis, 1960’da Kemik ve

Mafsal Hastalıkları Hastanesi’ne dönüştürülmüştür,

1986’da ise Devlet Hastanesi statüsü kazanmıştır.

Daha sonra yeni Urla Devlet

Hastanesi’nin faaliyete başlaması ile hastane

faaliyetleri yeni yerine taşınmıştır.

Karantina Adası, hiç dalgalanmayan antik

plajı ile ünlüdür. Çam ve palmiye ormanlarıyla

kaplı olan adayı karaya bağlayan yol, MÖ 225

yılında Büyük İskender tarafından yapılmıştır.

Adanın kuzey burnunda gün ışığına çıkarılmayı

bekleyen Antik Dönem ’e ait 5.000 kişilik bir

amfi tiyatro bulunur.

Mübadele döneminde Yunanistan'dan gelen

göçmenleri yurda almadan önce beklettikleri ve

sağlık kontrolünden sonra yurda alındıkları bu

adanın başka ülkelerde de örnekleri bulunmaktadır.

Dünyada tescilli olarak 3 adet Karantina

adası bulunmaktadır. Urla’daki Ada dışındaki

diğer örnekler ise; ABD’de Ellis adası, Hırvatistan’da

bulunan Karantina adalarıdır.

Urla’nın İskele ve Çeşmealtı’nı kapsayan kıyı

bölgesi, genellikle yazlık konutları barındırsa

da, insana mutluluk veren ılık ve temiz havası

ile haftasonu yerli turist ve Pazar günleri

İzmir’e yakınlığı sebebiyle günübirlik ziyaretçi

İzmirlilerin sık rağbet gösterdikleri mekanlardandır.

Şirin dokusunu hala koruyan tarihi limanı

halen balıkçılara ev sahipliği yapmanın

yanı sıra gündüz ve gece vakit geçirmelik nezih

mekanları da içinde barındırır. Önceleri ticari

depo işlevi gören ve limanı çevreleyen portikli

bu yapılar zamanla günümüz ihtiyaçlarına göre

şekil almış ve yeme içme mekanlarına dönüşmüştür.

Urla İskele’den sahil boyunca devam eden

yol takip edildiğinde Çeşmealtı’na varılır. Güzel

sahilleri ve sakin yolları ile ün yapmış bu semt,

genellikle yazlık konutların konumlandığı bir

mevkiidir. Yol sırasında konumlanan kafelerin

yanı sıra, yazın kurulan şenlikli akşam pazarı ile

kent hareketlenir. Sahilleri ve bakir doğası görülmeye

değerdir. Çeşmealtı’nda ayrıca Finansörlüğünü

Vehbi Koç Vakfı’nın üstlendiği,

Türkiye Sualtı Arkeolojisi (TİNA) Vakfı’nın ise

projenin gerçekleşmesi için büyük katkı sağladığı,

Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma

ve Uygulama Merkezi (ANKÜSAM)

tarafından yapılan Urla - Çeşmealtı’ndaki Ankara

Üniversitesi Mustafa Vehbi Koç Deniz Arkeolojisi

Araştırma Merkezi ve Arkeoparkı

bulunmaktadır. Bu tesis, özel donanım ve eğitim

gerektiren sualtı kazı ve araştırmalarının

devamlılığını sağlamak için merkez bünyesinde

uzman eleman yetiştirmek amacıyla eğitim

programları hazırlanmakta, ayrıca bilimsel yayınlar

yapmak ve denizle bağlantılı deneysel arkeoloji

projelerine destek olmak da merkezin

diğer öncelikli hedefleri arasındadır.

Urla sahilleri ve çehresinin şairane ve yalnız

olmasının insan üzerinde yarattığı etkiye dayanarak,

kentin güzelliklerini aktarmaya çalıştık

bu yazımızda. Doğayı insanın vazgeçilmez karakteri

olarak kabul edip, bu doğrultuda temiz,

sağlıklı, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ortamda

yaşamak her bireyin hakkı. Urla’da bunu

yaşamak mümkün.

Nedim Öz

egeyondergisi.com 77


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

SULTAN 2. ABDÜLHAMİT’İN

DENİZLİ’DE SATIN

ALDIĞI KÖY

HÜSAMETTİN ATAMAN

2010 yılında, Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit’in

mirasçısı olduklarını söyleyen 32 kişi Padişah’ın

Cumhuriyet idaresi tarafından el konulan

ve Hazine’ye devredilen malı mülkü üzerinde hak

iddia ederek dava açtılar. Davanın görülmesi sırasında

mirasçı olduklarını iddia edenlerin sayısı

250’yi buldu.

Basın toplantısı düzenleyen ve Sultan 2. Abdülhamit’in

5. Kuşaktan torunu olduğunu iddia

eden Nilhan Osmanoğlu, dedesine ait malların

kendilerine iade edilmesini istedi. Osmanoğlu, konuya

ilişkin süren veraset davasından sonuç alınamaması

halinde İnsan Hakları Mahkemesi’ne

gideceğini, sembolik de olsa Osmanlı hanedanlığının

kurumsal olarak sürmesini istediğini söyledi.

Hürriyet gazetesinde 7 Kasım 2016 günü şöyle

bir haber yer aldı;

“Sultan 2. Abdülhamid’in çeşitli ülkelerde yaşayan

torunlarının açtığı miras davalarıyla zaman

zaman tartışılan mal varlığına ilişkin, Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı’na bağlı Tapu ve Kadastro Genel

Müdürlüğü arşivlerinde ayrıntılı kayıtlar yer alıyor.

Arşiv Daire Başkanı Zeynel Abidin Türkoğlu,

Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada;

arşivlerinde Sultan 2. Abdülhamid’in şahsi mal

varlığına ilişkin 3 tapu kayıt defteri bulunduğunu

söyledi. Türkoğlu, ‘Elimizdeki 3 defterde Sultan 2.

Abdülhamid adına kayıtlı 1869-1908 yıllarına ait

Anadolu, Ortadoğu, Balkanlar ve Trakya’da aktif

ve pasif olarak toplam 7 bin 756 taşınmazın tapu

kaydı bulunuyor.

2. Abdülhamid’e ait kayıtlar içinde tarla, bağ,

bahçe, mera, koru, çiftlik, konak, hane, değirmen,

maden, zeytinlik, kahvehane ve dükkân gibi birçok

taşınmaz yer alıyor.’ dedi. Sultan 2. Abdülhamid’in

ölümünün ardından bazı taşınmazların hazineye

aktarıldığını belirten Türkoğlu, özellikle

çiftlik ve emlaka ilişkin kayıtlarda sayı belirtilmediği

için miktarın net olarak bilinemediğini ifade

etti.

2. Abdülhamid’in Anadolu’da 2 bin 369 taşınmaz

kaydı bulunduğunu vurgulayan Türkoğlu,

‘Bunlar İstanbul, İzmir, Balıkesir, Denizli, Çanakkale,

Tekirdağ, Adıyaman, Sakarya, Giresun, Aydın,

Sivas, Eskişehir, Bursa, Kocaeli, Burdur, Manisa,

Kırklareli ve Edirne illerinde yer alıyor. Bu taşınmazların

bir milyon 256 bin 947 dekarı halen 2.

Abdülhamid’in üzerinde kayıtlı bulunuyor. 391

bin 573 dekarı Hazine, 8 bin 627 dekarı da şahıslar

78 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

adına geçmiş gözüküyor.’ diye konuştu.

Hürriyet gazetesinde bu haberi okuyunca, Denizli

gazetesinde 35 yıl önce yer alan bir haberi

anımsadım.

Denizli, Çal ilçesine bağlı Dayılar köyü muhtarı

Mehmet Varol, 6 Haziran 1993 günü bir basın bildirisi

yayınlayıp köyün ve köylünün bir sıkıntısını

dile getiriyor. Dayılar köyünün içinde bulunduğu

durumu okurlarına “100 YıllıkTapu Umudu” başlığıyla

aktaran Denizli Gazetesi’nin haberi şöyle;

“Çal ilçesine bağlı Dayılar Köyü sakinleri 96 yıl

önce köyün tapusunu üzerine geçiren Abdülhamit

yüzünden tapularına kavuşamıyor. Cumhuriyet

döneminde köyün tapusu Abdülhamit’e ait olduğu

için Hazine tarafından el konulan arazi 96 yıldır

sorun olmaya devam ediyor.

Dayılar Köyü, Büyük Menderes nehri kenarında

küçük ama şirin bir köy.

Dayılar köyü yakınından geçen Büyük Menderes

nehri üzerinde tarihi Tozlukara Köprüsü.

Köylüler köprünün İpek Yolu Köprüsü diye adlandırıldığını

duyduklarını söylüyorlar.

Dayılar Köyü Muhtarı Mehmet Varol, köyde

133 hanenin bulunduğunu ve yıllardır çıkartılan

imar aflarından yararlanamadıklarını belirtti.

Köyde 133 hanenin olmasına rağmen köylülerin

resmiyette çadırlarda yaşadıklarının görüldüğünü

vurgulayan Muhtar Mehmet Varol, resmiyette görünmeyen

evlerinin vergilerini her yıl verdiklerini

dile getirdi.

Dayılar Köyü Muhtarı Mehmet Varol, 1970 yılında

köyden geçen Tapu ve Kadastro’nun, arazinin

Hazine’ye ait olduğu evlerini

tapulayamadığını belirtti. Osmanlı Padişahlarının

halâ acısını çektiklerini dile getiren Varol, ‘Kendi

evimizde kiracı gibi yaşıyoruz. Maliye yıllardır bizden

işgaliye vergisi alıyor. Evlerimizin yeri Tapu

ve Kadastro’da tarla olarak geçiyor. Hazine’den

yıllardır satışını istediğimiz halde bir sonuç alamadık.

Yerleşim yeri bulunmayan köyümüzün

giriş çıkışındaki tabelaları söktük’ dedi.

Çevrede Abdülhamit’in Çiftliği olarak bilinen

11.200 dönüm üzerinde kurulu 133 haneli arazinin

bulunduğu Dayılar Köyü halkı, ‘Kaçak binalarda

oturduğumuz için devletin dozerlerini her

an ensemizde hissediyoruz’ dediler”.

Gazete haberinden anlaşıldığı kadarıyla, köylüler,

tapusu Hazine’ye ait arazileri ekip biçiyorlar

ve evleri de Hazine arazisi üzerinde. Milli Emlak

Müdürlüğü de köylülerden her yıl, adına ecri misil

denilen, kira bedeli alıyor. Her şey yasalara uygun

işliyor. Her ne kadar köy muhtarı Sultan Abdülhamit’i

suçluyor ise de, arazilerin eski tapulu sahibi

Abdülhamit’in bu sorunla bir ilgisi yok. Olayın ayrıntıları

incelendiğinde, konu, kamuoyunun ilgisini

çeksin diye Padişah’ın adının olaya dahil

edildiği anlaşılıyor. Ancak, “Burası Türkiye, belli

olmaz. Abdülhamit’in torunu olduğunu söyleyenler,

miras davasını kazanıp buraya da gelebilirler”

diyenlere de rastlanmıyor değil.

1993 yılında Dayılar Köyü Muhtarı olarak gazetecilere

demeç veren Mehmet Varol’a 21 Eylül

2017 günü, “O demecinizin üzerinden çeyrek asır

geçtikten sonra olaya nasıl bakıyorsunuz?” diye

sorduğumda şu cevabı aldım;

“Sorun aynen devam ediyor. Nasıl çözülecek

bilemiyoruz. Abdülhamit’in varisleri tarafından

miras davası açılmış. Davanın bizim köydeki arazileri

kapsayıp kapsamadığı konusunda tam bilgi

sahibi değiliz. Köylünün elinde, Devlet tarafından

verilmiş bulunan bazı tapular, tapu tahsis belgeleri

var. Tapuların, tapu tahsis belgelerinin iptal

edilmesi söz konusu olmadığına, köylülerin yıllardır

oturdukları evlerden çıkarılamayacağına ve

ekip biçtikleri arazilerden atılamayacaklarına

göre, sonucun ne olacağını bizler de merakla bekliyoruz.”

Dayılar köyünün ve köylülerinin tapulama sorunlarını

yerinde incelemek üzere köye gitmeye

karar verdim. Denizli Milli Emlâk Müdürlüğü’nden

bazı gerekli ön bilgileri aldıktan sonra Çal ilçesine

gittim. Dayılar köyü, 2014 yerel seçimlerinden

önce Denizli’nin Büyükşehir olmasıyla birlikte köy

statüsünden çıkarılıp Çal ilçesinin mahallesi olan

yerleşimlerden biri. Menderes Nehri’nin kenarında,

nehirden 50-60 metre yüksekte kurulu bir

köy.

Dayılar Köyü’nde üç dönem muhtarlık yapan

Muhammet Yıldırım,

“Artık buramıza kadar geldi. Koca devlet köylünün

sorununu bir asırdır nasıl çözemez?” diyor.

Önce Belediye Başkanlığı’na, sonra Tapu ve

Kadastro Müdürlüğü’ne gitim. Dayılar köyünün

durumu hakkında bilgi almaya çalıştım. Sonra da

Dayılar’a gittim.

İlginçtir, Dayılar küçücük bir yerleşim yeri. Bir

asır kadar önce burada bir yerleşim yeri yokmuş.

Buradaki tarlalar, yakındaki Aşağıseyit ve İcikli

köylüleri tarafından ekilip biçiliyormuş.

Olayın öyküsü de şu;

Osmanlı Devleti, 1901 yılında Hicaz demiryolu

yapımına başlanacağını açıklar. Diğer demiryolu

güzergâhları yabancı şirketlere imtiyaz karşılığı

yaptırılırken, bu demiryolu kutsal topraklardan

geçeceği gerekçesiyle yerli olanaklarla yapılmasına

karar verilir. Hazinede yeterli para yoktur. Bağışlar

toplanır. Emlâk vergisi dahil tüm vergilere,

getirisi bu demiryolu inşaatında kullanılmak

üzere, özel eklemeler yapılır.

Bu bölgedeki tarlaları kullananlar vergiyi çok

bulurlar ve itiraz ederler. Salınan ek vergileri ödeyemezler.

Sultan Abdülhamit de bu bölgedeki arazinin

tamamını önceki kullanıcılarından satın alır

veya kendi adına tapuya kaydettirir. Orası tam bilinmiyor.

Arazi vergilerini kendisi öder.

Bu kadar arazi satın alınmıştır ve boş durmaması

gerekmektedir. Önce bir at yetiştirme çiftliği

(hara) yapılır. Sonra örnek bir çiftlik halinde çeşitli

meyve ve sebze yetiştirilmesine karar verilir. Burada

çalışacak aileler civar köylerden getirilerek

burada iskân edilirler. Zamanla burası bir köy haline

gelir.

egeyondergisi.com 79


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

1909’da Abdülhamit’in padişahlığı sona erer.

1919’da Milli Mücadele başlar. Bu arazilerin tapusu

Sultan Abdülhamit üzerindedir ama arazilerin bakımını

ve işlenmesini Çal’dan Necip Ağa üstlenir.

Buraya Ahmet Efendi adında birini kâhya olarak bırakır.

Köylüler, büyüklerinden Necip Ağa’yı ve

Ahmet Efendi’yi duyduklarını söylüyorlar.

Millî Mücadele sona erer. Cumhuriyet kurulur.

3 Mart 1924 günü çıkarılan yasa ile Osmanlı Hanedanı

mensuplarının tüm mal varlıkları Hazine’ye

geçer. Dolayısıyla Dayılar Köyü arazilerinin ve köydeki

binaların tümü Hazine malı olur. Ancak köylüler,

arazileri, kendi adlarına işlemeye ve evlerinde

oturmaya devam ederler.

1924 yılında Denizli merkezde kadastro çalışmaları

başlar. Kent merkezinin mevcut durumunun

haritası çıkarılır. Dönemin Denizli Valisi Cemal

Bardakçı (tarih araştırmacısı yazar gazeteci Murat

Bardakçı’nın dedesi) kadastro ekibinden bir iki kişiyi

Dayılar’a gönderir ve burada kimin hangi araziyi

kullandığının belirlenmesini ister. Yapılan

belirlemelere göre bir dağıtım yapılır. Bu dağıtım

sırasında köylülerden bazı aileler devlet tarafından

belirlenen bedel üzerinden, işledikleri arazileri

satın alırlar. Birçok aile belirlenen bedeli yüksek

bulup istenen parayı yatırmazlar, ama arazileri işlemeye

devam ederler. Devlet onların arazileri işlemelerine

engel olmaz.

Köylülerin anlattıklarına göre 1980’li yıllarda çıkarılan

bir yasa ile hazine arazilerini kullananlardan

ecri misil (kullanma bedeli - yıllık kullanım

kirası) alınmaya başlanır. 1984 ve 1987 yıllarında

çıkarılan İmar Affı yasası ile birlikte kurulan Yeminli

Özel Teknik Bürolar’a müracaat edenler oturdukları

evler ile ilgili Tapu Tahsis Belgesi alırlar.

İleride bu belgelerin gerçek tapu belgelerine dönüştürüleceği

söylenir.

1986’da, Dayılar köyünde düzenlenen köyler

arası voleybol turnuvasında Dayılar köyü voleybol

takımı şampiyon olur. Köydeki gençlerin kurduğu

voleybol takımının bu başarısı Kaymakam’ın da Vali’nin

de ilgisini çeker. Köy ile köylünün sorunlarına

sıcak yaklaşırlar.

Köylüler, diğer sorunlarının yanında tapu sorunlarını

da aktarırlar yetkililere. Köylüyü dinleyen

her kademedeki yetkili çözüm sözü verir. Kaymakam

söz verir, Vali söz verir, Milletvekilleri söz verir.

Sözler verilir verilmesine de, nedense, bir türlü

sonuç alınmaz. Köylüler bir türlü tapularına kavuşamazlar

ve her yıl Çal Mal Müdürlüğü tarafından

kendilerinden istenen yıllık kira bedelini (ecri misil)

ödemeye devam ederler. Hattâ tarlalarını nadasa

bıraktıkları yıllarda bile bu ödeme kendilerinden istenir.

Ödemeyenlere haciz gelir.

Sultan Abdülhamit adına kayıtlı iken 1924 yılında

Hazine’ye intikal eden araziler üzeinde devam

eden, “Tapulu Arazi - Hazine Arazisi - Mera Arazisi”

tartışması da köylülerin zaman zaman Kaymakamlık

tarafından suçlanmalarına ve haklarında dava

açılmasına neden olmaktadır.

Köye haber vermeden gitmiştim. Köy kahvesinde

birkaç vatandaş tavla oynuyorlardı. Kendimi

tanıttım. Köye neden geldiğimi anlatınca dertlerini

anlatmaya başladılar. İçlerinde uzun yıllar muhtarlık

yapan Muhammet Yıldırım evine giderek 1985

yılında aldığı Tapu Tahsis belgesini getirdi ve

“Bizim sorunumuz bu belgenin gerçek tapu belgesine

çevrilememiş olmasıdır” dedi.

Daha sonra konuştuğum Mustafa Konar, babası

1972 yılında köy muhtarı iken köye kadastrocuların

gelip 2 yıl çalıştıklarını, o sırada kendisinin de kadastrocuların

yanında bulunduğunu ve karşılaştıkları

bazı olayları anlattı. Kadastro ekibinin

hazırladığı kayıt defterinin bir kopyasını çıkartıp bir

anı olarak saklamış. Babasına ait tapu belgelerini

ve elindeki köy arazileri ile ilgili tüm diğer belgeleri

gösterdi.

Mustafa Konar’ın babası, Ahmet oğlu Ahmet

Konar adına

1950 yılında tanzim edilen tapu belgesi.

Tapu belgesinde, arazinin yeni sahibine nasıl

intikal ettiği şöyle anlatılıyor; “Padişahlardan kalmak

suretiyle Hazine’ye intikal eden yerlerden iken,

tevzi (dağıtım) komisyonunca 1341 (1925) yılında

diğer 11 parça gayrimenkullerle birlikte 344 lira 50

kuruş bedel mukabilinde takdiri kıymetle sahip senetlere

(tapu sahibine) tevzi edildiği ve bedeli tamamen

alındığı Mal Müdürlüğü’nün 4.4.1949 -

25.11.1949 gün ve 954-1972 sayılı yazısı ile bildirilmekle

hazinenin tasarrufu tapu komisyonunun

5.12.1949 gün ve 49 sayılı kararı ile tasdik edilmekle

Mal Müdürü Nazım Karahanoğlu’nun temlik ikrarı

üzerine sahip senetlere yeniden tescilinden sonra

Ümmügülsüm yarı hissesini diğer yarı hisseye sahip

80 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

oğlu Ahmet’e şartsız hibe etmekle tescil olundu.”

Anlaşıldığı kadarı ile bu arazi, 1925 yılında, Hazine

tarafından Mustafa Konar’ın dedesine satılmış.

Ölüm sonrası bölünen arazi, 1950 yılında babası

adına, müracaat üzerine, birleştirilmiş.

16 Şubat 1995 günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde,

Dayılar köyü halkının ve benzerî sorunların

çözüme kavuşturulması için bir yasa çıkarılır. 4071

sayılı bu yasanın başlığı şöyle; “3 Mart 1340 (1924)

Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz

Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri

Hakkında Kanun”. Adından da anlaşılacağı gibi, bu

yasa, tam da Dayılar köylülerinin anlattıkları sorunlarını

çözmeye yönelik bir yasadır.

Yasanın bazı maddelerini okuyunca sizin de

benim gibi, “Daha ne olsun. İşte yasa da çıkmış. Bu

sorunlar neden yıllardır sürüncemede bırakılır da

çözülmez?” diye soracağınızı hisseder gibiyim;

Madde 1 - Bu Kanunun amacı; 3 Mart 1340

(1924) tarihli ve 431 sayılı Hilafet’in ilgasına ve Hanedanı

Osmanî’nin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki

Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun gereğince Hazine’ye

İntikal eden taşınmaz malların tapu kaydı

içinde kalmaları sebebiyle Hazine adına tescil edilen

veya edilmesi gereken yerlerin, zilyedlerine verilmesi

esas ve usullerini düzenlemektir.

Madde 2 - Bu Kanun, tapu sicilinde intikal işlemi

yapılmış olsun veya olmasın, Osmanlı Padişahlarından

Hazine’ye intikal eden taşınmaz

malların tapu kaydı sınırları içinde uygulanır.

Yasanın maddeleri, konunun ayrıntılarına inerek

devam edip gidiyor… Yasalar hazırlanıyor, Meclis’ten

geçiyor, yürürlüğe giriyor, ama, sorun

çözülmeyince köylünün başı dertten bir türlü kurtulamıyor.

Çal Kaymakamlığı, 2010 yılında, ‘Dayılar köylüleri

hazine arazilerini işgal etmişler, ekip biçiyorlar’

diye Cumhuriyet Savcılığı’na ihbarda

bulunuyor, yani suç duyurusu yapıyor.

Savcılık makamı önce haklarında suç duyurusu

bulunan ve şüpheli sıfatı verilen köylüler hakkında

iddianame hazırlayıp kamu davası açıyor. Köylüler,

hakları olmadığı halde hazine arazilerini işlemekle,

yani kamu arazilerine tecavüz etmekle, suçlanıyorlar

ve haklarında ‘Altı aydan üç yıla kadar hapis ve

üç yıla kadar adlî para cezası’ isteniyor.

Ancak, sonradan, Savcılık makamı fikir değiştirerek

köylülerin hazine arazilerini işgal ederek ekip

biçmelerinin suç olmadığını söylüyor ve takipsizlik

kararı alıyor. Köylüler ceza yemekten kurtuluyor.

Çal Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Dayılar köylülerine

iletilen 29 Mayıs 2010 tarihli son kararı.

Çal Cumhuriyet Savcısı’nın verdiği bu son karardan

anlaşıldığı kadarı ile kamuya ait taşınmazlara

yapılan tecavüz suç olmaktan çıkarılmış. Yani

Hazine’ye ait bir araziyi işgal etmek artık suç değilmiş.

Köylüler hakkındaki suçlama o nedenle reddedilmiş.

Savcılığın ilk kararını da son kararını da, nedenlerini

de pek anlayamadım doğrusu. Herhalde hukukçu

olmadığım (!) için. Bunun yorumunu

hukukçulara bırakıp Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamit’in

Denizli’de satın aldığı arazilerle ilgili konumuzu

noktalıyayım.

1902 yılında İstanbul’da oturan Osmanlı Padişahı

Sultan 2. Abdülhamit, Aydın Vilayeti’nin Denizli

Sancağı’nın Çal Kazası’na 15 kilometre

mesafede bir kısım araziyi kendi adına tapuya geçirtmiş.

Sonra burası çiftlik haline getirilmiş. Zamanla

bir köy haline dönüşen bu yerleşim yerine

Dayılar Köyü denilmiş.

Padişahlığa 1909 yılında veda eden Sultan Abdülhamit,

1918 yılında vefat etmiş, Osmanlı Devleti

yıkılmış, yerine 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti

Devleti kurulmuş. 1924 yılında çıkarılan bir yasa ile

Osmanlı hanedanı mensuplarının tüm mal varlığı

Hazine’ye intikal ettirilmiş.

2018 yılında Dayılar köyünde oturanların, bu

köydeki arazilerini ekip biçenlerin, babadan dededen

kalma evlerinde oturanların tapu sorunları halâ

çözülememiş.

Bir asırlık zaman diliminde bir köydeki köylüler

ile hazine arasındaki tapu sorununu çözüme kavuşturamayan

bir bürokrasi ve siyaset. Ardından, Sultan’ın

mirasçısı olduğunu söyleyerek ortaya çıkan

ve Sultan’ın adına kayıtlı olduğu söylenen mal

mülk üzerinde hak iddia eden insanlar…

HÜSAMETTİN ATAMAN

Babası Jandarma astsubayı, annesi ev hanımı.

Babasının görevi dolayısıyla bulunduğu Tunceli’nin

Pertek ilçesinde, 1947 yılında dünyaya

geldi.

Annesi Denizli Koyunaliler köyünden, Babası

Denizli Baklan’lı. Üç kardeşiyle birlikte, ilk-ortalise

öğrenimini, babasının memuriyeti dolayısıyla,

Muğla, Yatağan, Datça, Denizli, Siirt, Silifke, Mersin

gibi değişik yerlerde tamamladı.

1969 yılında, mimarlık ve şehir planlaması eğitimi

aldığı ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nden, 1973

yılında da toplumsal kalkınma alanında eğitim aldığı

International Institute of Social Studies'den

(Den Haag- La Hey, Hollanda) mezun oldu.

Mimarlar Odası Denizli Temsilcisi, Mimarlar

Odası Genel Merkezi Onur Kurulu Üyesi, Mimarlar

Odası Genel Merkezi Avrupa Birliği Çalışma Grubu

Üyesi ve Denizli Belediye Meclisi Üyesi olarak

görev yaptı. Kariyerini Denizli’de mimarlık yaparak

sürdürüyor.

Denizli’de yayınlanan yerel gazete ve dergilerde

köşe yazıları yazdı. Yerel televizyon kanallarında

Denizli kentinin belleği, siyasî, sosyal ve

ekonomik tarihi ile ilgili programlar hazırlayıp

sundu.

2004 yılında Denizli’nin Şehirleşmesi ve Yerel

Yönetimler adlı ilk kitabı, sonraki yıllarda da,

Türklerin Denizli önlerinde ilk görüldükleri 1070

yılından günümüze Denizli’de yaşanan gelişmeleri

derlediği Tarih Süzgecinde Anadolu ve Denizli

adında dört ciltlik, Denizli’nin son bir asırlık kentsel

değişimini inceleyen Son Yüz Yıl adında iki

ciltlik kitapları yayınlandı.

egeyondergisi.com 81


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

ÖZAY GÖNLÜM

İZMİR’DE

ANILDI

İzmir Denizlililer Derneği, Türkiye’nin sanat elçisi, Denizli’nin gururu

büyük ozan Özay Gönlüm için vefatının 18. yılında İzmir’de

büyük bir anma etkinliği gerçekleştirdi.

Ünü Denizli’nin sınırlarını aşmış olan

büyük ozan Özay Gönlüm, İzmir Denizliler

Derneği’nin düzenlediği büyük bir etkinlik

ile anıldı. Daha önce 2 Mart tarihinde yapılması

planlanan etkinlik, kahraman Mehmetçiğin

gerçekleştirdiği Afrin

Operasyonu'ndan gelen acı şehit haberleri

sebebiyle iler bir tarihe ertelenmişti.

İzmir Denizlililer Deneği yönetim kurulunun

kararı ile 17 Martta gerçekleştirilen

Özay Gönlüm gecesi Pamukkale TV’den

canlı yayınlandı.

82 egeyondergisi.com

İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde gerçekleşen

etkinlik öncesinde fuaye alanında Denizli

ve ilçelerini tanıtan broşürler, kitapçıklar

ve CD’liler dağıtıldı. Ali Kayadibi ve Denizlili

yazar Hüseyin Ataman kitaplarını

ziyaretçilere imzaladı

Etkinliğe Denizli Büyükşehir genel sekreter

yardımcısı Mustafa Gökoğlan, Bornova

Belediye Başkanı Yardımcıları Mustafa

Akkaya, Ali Aykut, Dikili Belediye Başkanı

Mustafa Tosun, Çal Belediye Başkanı Fethi

Akcan, Sarayköy Belediye Başkan Yardımcısı

Mestan Özkan ve İzmir Belediyeler Birliği

Başkanı Cengiz Bulut katıldı.

Etkinliğin açılış konuşması için sahneye

çıkan İzmir Denizlililer Derneği Başkanı Veli


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Kasap, Aslında etkinliğin daha önce yapılmasının

planlandığını fakat Afrin'den gelen

şehit haberleri nedeniyle şehitlerin aziz hatırasına

saygılı davranmak için 17 Mart'a

alındığı ifade ederek Afrin'de şehit olan Askerlere

rahmet ve yakınlarına başsağlığı dileyerek

başladı.

Dernek olarak yaptıkları çalışmalar hakkında

da kısa bir bilgi veren Kasap, 'Dernek

başkanı olduğumda ilk olarak TÜİK’ten İzmir’de

yaşayan Denizli’lerin istatistiğini istedim.

İzmir’de 148.000 Denizli’li

hemşerimiz yaşamakta olduğunu öğrendik.

İşte bizler dernek olarak buradaki büyük potansiyelimizi

harekete geçirmek, Denizli ve

İzmir’li hemşehrilerimiz arasında köprü olmayı

amaçlıyoruz. Kültürel anlamda, ekonomik

anlamda birlik ve buluşma noktası

olmayı hedefliyoruz. 2016 yılından bugüne

birçok kültürel ve sosyal etkinlikte

bulunuyoruz. Bu özel

gecede birkez daha büyük

usta Özay Gönlüm’ü rahmetle

saygıyla anıyoruz. Onun gelecek

nesillere aktarılması ve

yaşatılması için bu gece bir

vesile olacaktır. Ve görev hepimize

düşmektedir.' ifadelerini

kullandı.

Açılış konuşmalarının ardından

Ege Üniversitesi Devlet

Türk Musikisi

Konservatuvarı’nın desteklediği

değerli sanatçıların sahne

performansına geçildi. Genel

Sanat Yönetmeniliğini Ege Üniversitesi

DTM Konservatuvarı Öğr. Gör. Salih Sütoğlu'nun

yaptığı, Müzik Yönetmenliğini Ege

Üniversitesi DTM Konservatuvarı Öğr. Gör.

Mahmut Karagenç'in üstlendiği, Dans Koreografisini

Barış Sarıkaya'nın hazırladığı

etkinlikte, TRT İzmir radyosu Sanatçıları;

Makbule Kaya ve Selcan Kökçen Şahin, Ege

Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuvarı

Öğretim elemanları Senem Ersin

Genç, Hale Yamaner Okdan, THM Sanatçısı

Zeynep İlhan, THM Sanatçısı Feyzi Önder,

THM Sanatçısı Adnan Koparan, ve Ege üniversitesi

Devlet Türk Müziği Konservatuvarı

THM İcra Topluluğu sahne aldı.

Özay Gönlüm'ün eserlerinin bolca seslendirildiği

etkinlik, izleyicilere keyifli anlar

yaşatarak noktalandı.

egeyondergisi.com 83


EgeYöN Dergisi

TURİZMİN GÖZBEBEĞİ

EGE’DE

GEZİLECEK YERLER

Mart 2018

Ege Bölgesi, revaçta turizm beldeleriyle sadece ülkemizin değil,

Dünya’nın da önde gelen turizm cenneti…

Nurettin Boydak

Ege’yi baştan aşağıya gezdik. Yazılara

döktüğüm Ege, fotoğraf meraklıları için görsel

bir cennet, deniz meraklıları için harika

kumsallar ve kültür meraklıları için zengin

bir tarih sunmakta.

Tam bir Ege turu yapmak istiyorsanız bu

yazı tam size göre. En önemli lokasyonlarıyla

Ege Bölgesini arabayla gezmek isteyenler

için Çanakkale’den başlayan turumuz; Balıkesir,

Aydın, İzmir ve son olarak gezimizin

ana temasını oluşturan Muğla ile sonlandırdık.

Kaz Dağları’nda kamp, Çeşme’de rüzgâr

sörfü, Fethiye’de yamaç paraşütü, Dalyan’da

skuba diving (dalış), Dalaman’da rafting ve

Marmaris’in koylarında tekne turu gibi deneyimlerimiz

gezimizin önemli aktivitelerinden

oldu.

Çanakkale’de Gezilecek Yerler

Assos-Behramkale’yi Keşfedin

Direkt otobüs seferi bulunmayan Assos

için Çanakkale’ye ulaştığınızda, Ayvacık minibüs

seferleri var. Oradan da Behramkale’ye

kolaylıkla geçebilirsiniz. Assos, İstanbul’a

yaklaşık 400 kilometre uzaklıkta yer alıyor.

Antik Kentin en yüksek tepesinde Athena

Tapınağı bulunmakta. Milattan Önce 900’lü

yıllarda kurulan bu kentin en göz alıcı yeri en

tepesine yapılmış olan Athena Tapınağıdır.

Şehrin bir diğer turistik özelliği de tapınağın

olduğu alandan görülen manzaradır. Kentin

ayrıca büyük bir amfi tiyatrosu da vardır. Buraya

taşlı kaplı bir yokuşu yürüyerek gelinebilir.

Bu kapıdan girdiğinizde Athena

Tapınağı’na ulaşıyorsunuz. Tepeye çıktığınızda

karşınızda Midilli Adası‘nı görüyor, büyüleyici

Ege Deniziyle karşı karşı kalıyor ve

rüzgârın esintisiyle Tarih içerisinde yolculuğa

çıkıyorsunuz. Özellikle gün batımında

gelmenizi tavsiye ederim. Sizi antik çağlara

götürecek kadar etkileyicidir.

Behramkale köy sokakları da arşınlandıktan

sonra, köylü kadınlarımızın çeşitli hediyelik

eşyaları sağlı, sollu sattıklarını

göreceksiniz. Assos’ta gezilmesi gereken bir

diğer yer Antik Limanı‘dır. Turistik tesis işletmelerin

yoğun olduğu limanda son derece

nezih restoranlar mevcut. Assos’u Ege turunuza

mutlaka eklemelisiniz.

84 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Zeus Altarı, Adatepe ve Yeşilyurt

Köylerini Gezin

Assos dönüşü, vaktiniz varsa Zeus Altarı,

Adatepe ve Yeşilyurt Köyleri gezilmesi gereken

yerlerden. Zeus Altarı, o dönem de kaya

kütlelerin işlenmesiyle oluşturulmuş. Bu

kaya kütlesine irili ufaklı kaya kütlelerinden

oluşan merdivenler ile çıkılmaktadır. Adatepe

Köyü ise, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinin

Küçükkuyu Beldesi’nde, Kaz Dağları’nın

yamacında bulunan bir köydür. Kaz Dağları

sınırları içerisinde kalır ve mutlaka görülmesi

gereken şirin bir köydür.

Balıkesir’de Gezilecek Yerler

Kaz Dağları’nda Kamp

Kamp için konakladığımız Kaz Dağları bir

ucuyla Çanakkale’ye, bir ucuyla Balıkesir’e

uzanıyor. Kaz Dağları, sahip olduğu görkemli

doğasıyla Edremit körfezi kıyısında Biga Yarımadası

boyunca yer almaktadır. Marmara’nın

Güneybatısında Ege’yle doğal bir sınır

oluşturan Kaz Dağları görenlerin unutamadığı

bir yeryüzü cennetidir. Kaz Dağları,

doğal ve kültürel kaynak açısından en zengin

Milli parklarımızdan. Doğa ve tarih meraklısı

binlerce kişi özellikle yaz aylarında burayı ziyaret

etmektir.

egeyondergisi.com 85


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Ayvalık – Cunda Adası Lezzetlerini

Keşfedin

Ayvalık, tarihin, Arkeolojinin göz bebeği

Bergama’yı, bereketli pırıl pırıl deniziyle Altınova’yı,

fıstık çamlarıyla bezeli güzelim Kozağı,

Ege’nin en güzel kumsallarına ev

sahipliği yapan Küçükköy’ü, geçmişi Kaz

Dağları ile birleşmiş, kaderi ise denizdeki akranı

Midilli ile yazılmış. Şeytan Sofrası, Cennet

Tepesi, Sarımsaklı Plajı ve Cunda Adası

gibi doğal güzellikleri ne sahip bir yerin yaz

aylarında cazibe merkezi olmaması düşünülemez

zaten. Ayvalık için Ege’nin insana

sunduğu lezzet diyarı desek yanlış olmaz.

Çünkü Ayvalık’ta lezzet durağı bir başkadır.

Ege’nin has otlarına, balıkları ve zeytinyağları

bambaşka bir lezzet katar.

Ayvalık sonrası Cunda’ya doğru hareket

etmeye hazır mısınız? Balıkesir’e ulaştıktan

sonra şehir merkezinden minibüs ve ya otobüslerle

Ayvalık’a ve Cunda’ya ulaşabilirsiniz.

İstanbul’dan gelecekler deniz yolunu

kullanabilir, İDO feribotları ile Bandırma’ya

gelerek oradan Ayvalık ve Cunda’ya ulaşabilirler.

.

Cunda Adası’nda ne yenir denildiğinde

“balık” denildiğini duyar gibiyim. Sahil yolu

boyunca balık lokantaları sıralanıyor. Bu yüzden

hangi restorana gireceğinize karar vermek

zaman zaman güç olabiliyor.

Birbirinden güzel balık çeşitleri, Sardalya, İskorpit

ve Levrek gibi balıklar da rağbet en çok

tercih edilenler. Cunda konaklama tesisi bakımından

iyi durumda. 4 yıldızlı otel, pansiyon

ya da butik otellere kadar her bütçeye

uygun yerler var. Ege’ye has taş evler

Cunda’da var. Restore edip, pansiyon gibi işletenler

de var.

86 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Aydın’da Gezilecek Yerler

Didim’de Tarihe Tanıklık Edin

Antik Kent diyarı Ege’nin en görkemli

kültür mirasını barındıran Didim, plajları ve

altın rengi kumsallarıyla dikkat çekiyor.

Didim, tertemiz plajları, doğal güzellikleri ve

tarihi zenginlikleri ile de ön planda olan bir

ilçe. Ege’nin mutlaka gezilip görülmesi gereken

tatil beldesi olan Didim’de, Apollon Tapınağı,

Milet Antik Kenti, Priene Antik Kenti

tarih meraklıların uğrak yeri.

Kuşadası’nda Doğa ile Baş Başa

Özellikle tatil sezonlarında Ege Bölgemizin

turizm alanında ön plana çıkan yerlerinden

olan Kuşadası’na uğramadan

geçemiyoruz. Güzelçamlı Millipark yeşil doğasıyla

Kuşadası’nda gezilecek yerlerin başında

geldiğini öğreniyoruz. Kuşadası’nda

gezilecek yerlerden bir diğeri de Güvercinada

Kalesi’dir. Buradan Kuşadası Limanı ve Kuşadası

şehrinin fotoğraflarını görüntülemek

mümkün. Kuşadası’na yakın olması nedeniyle

Kirazlı Köyü, köy kahvaltısı sevenlerin

uğrak yeridir. Kuşadası’nın yerli ve yabancı

ziyaretçiler tarafından tercih edilmesinin ilk

sebebi altın sarısı plajlarıdır.

egeyondergisi.com 87


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

İzmir’de Gezilecek Yerler

Bergama’da Kültür Turuna Çıkın

Ege turumuzun İzmir ayağında gezilecek

ilk yer Bergama oluyor. Roma ve Bizans gibi

Batı Uygarlıklarına ev sahipliği yapan Bergama,

Pergamon Krallığı’nın da başkenti olarak

biliniyor. Antik dönemin ilk sağlık

merkezlerinden biri olan Asklepeion, ilk yerleşim

alanı Akropol ve milattan sonra II. yüzyıla

ait Kızıl Avlu gibi muhteşem eserleri

sayesinde turistik önemini arttırıyor.

88 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Efes’te Kültürel Mirası İnceleyin

Efes, Ege bölgesinin İzmir’in Selçuk ilçesine

bağlı Roma döneminin en ihtişamlı tarihi

bir Yunan şehridir. Efes’te gezilecek

yerler arasında, dünyanın yedi harikasından

biri olan Artemis Tapınağı, Celsus Kütüphanesi,

Antik Kent Tiyatrosu, Kuretler Caddesi,

Hadrian Tapınağı, Liman Caddesi, Herakles

Kapısı, Trajan Çeşmesi, Agora ve Odeonlarına

kadar gezebileceğiniz büyük bir alan

Efes sınırları içerisinde. Antik Çağ’ın en

önemli yerleşim yerlerinden biri olan ve Efes,

her yıl 2 milyon’dan fazla turist tarafından

ziyaret edilmektedir.

Şirince’de Konaklayın

Efes döneminden gelen tarihi bir mahalle

olan Şirince, Efes halkının yaz dönemleri için

keşfettikleri bir yer olarak anılmakta. Şirince’ye

geldiyseniz butik otellerinde veya

pansiyonlarında konaklayabilirsiniz. Küçük

bir kasaba olan Şirince’nin arka sokakları

mutlaka dolaşılmalı. Fotoğraf meraklıların ilgiyle

ziyaret ettiği Şirince, Ege turunuzda

mutlaka ziyaret etmeli.

egeyondergisi.com 89


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Çeşme Kumsallarında Denize Girin

Çeşme’ye ilk geldiğiniz de marinada demirleyen

yatların muhteşem görüntüsü ile

karşılaşıyor, tarihi Çeşme Kalesi’nin bozulmayan

dokusuna şahitlik ediyorsunuz. Boyalık

Plajı, Aya Yorgi Beach ve Pırlanta

Koyu’nun dingin denizi ve altın kumları tatilcilerin

ve gezginlerin hayallerini süslüyor.

Çeşme’de gezilmesi gereken yerlerin en

önemli bölgesi, belki de Ege’nin en önemli

plajlarının yer aldığı Aya Yorgi ve Altınkum.

Deniz turizminin yanı sıra tarihi Rum evleri,

yöreye has sokakları ve sanat galerilerini gezebilirsiniz.

Alaçatı Popüler Tatilin Adresi

Alaçatı, dünyanın en önemli sörf merkezlerinden…

Rüzgârı açısından iyi durumda olduğundan

sörfçülerin uğrak yeri olmuş.

Bizlerde bu deneyimi yaşamak için Çeşme’den

yaklaşık on altı km ilerleyerek Alaçatı’ya

geçiyoruz. İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı

küçük bir Ege köyü olan Alaçatı, son yıllarda

gündemden düşmemiş ve Ege turizminin

önemli bir tatil merkezine dönüşmüş.

İzmir’de gezilecek yerler arasında mevcut

lokasyonumuzun dışında gezilecek güzel

yerler de mevcut. Kemeraltı Çarşısı, Tarihi

İzmir Agorası, İzmir Saat Kulesi (Konak Meydan),

Smyrna Antik Kenti, Tarihi Asansör,

Kordon Boyu, Arkeoloji Müzesi, Alsancak, İnciraltı,

Bostanlı ve Karşıyaka diğer görülmesi

gereken yerlerden.

90 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Muğla’da Gezilecek Yerler

Dalyan’ın Koylarında Dalış Yapın

Dalyan, Caretta Caretta deniz kaplumbağalarıyla

meşhur Ege bölgemizin cennet bir

beldesi. Kaunos Antik Şehri, kaya mezarları,

çamur banyoları ve bozulmamış doğasıyla,

yaz tatillerinin vazgeçilmez merkezlerinden

biri. Dalyan, dalış meraklıları tarafından

Ege’nin favori koyları arasında yer almakta.

Ege turumuzun belki de en heyecanlı deneyimini

scuba diving ile gerçekleştiriyoruz.

Denizin altında onlarca metre altın harika

fotoğraflar çekilebilir, su altı canlılarının gizli

yaşamına konuk olabilirsiniz. Yaklaşık iki

bölüm halinde gerçekleştirdiğimiz dalış ile

fotoğraflar ve videolar çekerek su altı dünyasının

gizemine tanık olduk.

Bodrum’un Tadını Çıkarın

Bodrum, deniz tatili ve muhteşem koylarıyla

gelen ziyaretçisini her zaman cezbetmiştir.

Deniz tatili ve kültür turizmini bir ara

da yaşamak isteyenler için Bodrum’un çok

kıymetli bir yeri var. Enfes koylara sahip Bodrum’da

birkaç koya tekne ile açılıyor ve kendimizi

koyların dingin sessizliğine

bırakıyoruz. Bodrum’un gezilecek yerler arasında

en popüler yerler, Yalıkavak ve Gümbet

yaz aylarında oldukça hareketli. St. John Şövalyeleri

tarafından 15. Yüzyılda küçük bir

yarımada üzerinde inşa edilen Bodrum Kalesi,

şüphesiz Bodrum’da görülmesi gereken

yerlerden. Antik Tiyatro, Su Altı Arkeoloji

Müzesi, Uluburun ve Serçe Limanı ise Bodrum’un

kültür turizmini yansıtan önemli

alanlarından.

egeyondergisi.com 91


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Marmaris’in Koylarını Es Geçmeyin

Marmaris, ziyaretçilerine çok sayıda ve

etkileyici gezilecek yer imkânı sunmaktadır.

Marmaris ve çevresinde çok sayıda gezilecek

ve görülecek yer bulunmaktadır. Muhteşem

güzellikteki koylarını gezmek bile başlı başına

tatildir. Antik Kentleri, kalesi, müzeleri

ve birbirinden farklı tarihi yerleri ile Marmaris’e

kültür turuna çıkabilirsiniz.

Marmaris’in muhteşem plajları, İçmeler

beldesi, Turunç Beldesi, Kleopatra Adası ve

Plajı, müzeleri, çevre köyleri ve Kızkumu

Plajı, Marmaris’te gezilip görülmesi gereken

yerler arasındadır.

92 egeyondergisi.com


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Datça’da Kafanızı Dinleyin

Datça, huzurlu bir tatil arayanların tam

adresi. Açıkçası Datça’ya gitmeden bu kadar

huzurlu bir tatil beldesi olduğunu anlamıyorsunuz.

Datça’ya ulaşım için Bodrum üzerinden

feribotla ulaşılabildiği gibi kendi

aracınızla Marmaris-Datça yolunu takip ederek

bu güzel tatil beldesine ulaşmak mümkün.

Datça, Ege’den, Akdeniz’e uzanan bir

yarım ada. Sahil şeridi tam bir akvaryum niteliğinde.

Mavi bayraklı plajları ve arkeolojik

alanları, esen rüzgârı, nemsiz keyifli bir

yaşam imkânı veren tatil yöremizdir.

Fethiye’de Ekstrem Sporlar...

Doğası ve tarihi dokusu ile yerli ve yabancı

turistlerin uğrak noktası olan Fethiye;

Akdeniz ve Ege bölgesini ayıran çizgide yer

almakta. Fethiye’de gezilecek yerlerin başında

Babadağ ve Ölüdeniz geliyor. Önce bir

doğa harikası olan Saklıkent Kanyonu’na gidiyor

ve kayaların içerisinde oyulmuş vadiyi

geziyoruz. Babadağ’ın yamacında yer alan

Kelebekler Vadisi birinci derecede doğal sit

alanı ilan edilmiş ve her türlü yapılaşmaya

kapatılarak doğru bir karar verilmiş. Fethiye’de

gezilecek yerler arasında Kayaköy’ün

yeri ayrıdır. Antik Kenti üzerinde inşa edilen

bu köyün büyük çoğunluğu taş yapılardan

oluşmakta ve alanda yer alan kalıntılarıyla

beraber yerli ve yabancı turistleri ağırlamaktadır.

egeyondergisi.com 93


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

MEHMET UZ

94 egeyondergisi.com

Biz Çalışacağız ki

Ülkemiz Kalkınsın

Denizli’nin önde gelen Genç İş Adamlarından

Mehmet Uz, çok yönlü kişiliği ve iş

hayatının dışında yaptığı önemli faaliyetlerle

adını sürekli duyuruyor. Fıratpen’in üretici

bayiliği ve gerçekleştirdiği inşaat projeleri ile

Çok yönlü çalışmaları ile

pek çok alanda adından söz

ettiren İş Adamı Mehmet Uz,

“Çalışma arzumuz sadece ticari

bir iş yapıp para kazanmak

değil, ülkemizin

üretimine ve ihracatına katkı

koyarak ülkemizi kalkındırmak

içindir” dedi.

Sıra Profil San.Tic.Ltd.Şti

ismi ile 20 yıldır Fıratpen’in

Gedizpen markasının Ege

bölge distiribütörlüğünü

yapan Mehmet Uz, “artık distiribütörlükten

üretici firma

olma yolundayız. 2018 yılı

başı itibari Fıratpen’in üretici

bayisi olduk. Ülkemiz için

üretim ve istihdam yaratmaya

hızla devam edeceğiz.

Ayrıca üretimizin yanında

Winhouse markası ile de ihracat

çalışmalarımızı da hızla

gerçekleştiriyoruz. Ayrıca firmamızın

aktifine kayıtlı arsalarımız

üzerinde inşaat projelerimiz devam

etmekte, farklı bir iş kolu olarak da Denizli’de

faaliyetlerimize devam etmekteyiz” dedi.

iş dünyasında önemli bir yere sahip olan Uz,

siyaset yaşantısı, Denizlispor sevdası ve

yörük kültürü olan deve güreşlerinin Denizli’de

yaşatılması için gerçekleştirdiği çalışmalarla

çok yönlü kişiliğini ortaya koyuyor.

İş Adamı Mehmet Uz:

“BİR OLACAĞIZ, BİRLİK OLACAĞIZ

VE ÜLKEMİZİ KALKINDIRACAĞIZ”

“ÜRETİM YAPILIYORSA KALKINMA

SAĞLANIR”

Türkiye olarak zor zamanlardan kurtulmanın

üreterek mümkün olduğunu dile getiren

Mehmet Uz, “Ülkemizin yaşadığı sorunları aşması,

Türk ekonomisinin uluslararası

arenada rekabet gücüne

kavuşması, Türkiye’nin hızlı kalkınma

sürecine geçebilmesi üretim

ve istihdam politikasına

bağlıdır. Ülkemizde ardı ardına

yaşanan ekonomik durgunluk

ve krizler, sektörlerin üretim ve

istihdam sağlama gücünü olumsuz

etkilemektedir. Bu bağlamda

güçlü ülke olmak için, sağlıklı

ekonomik büyüme için reel üretim

ve istihdam çok önemlidir.

Bu nedenle, yatırım çabamız

Çardak OSB’de aldığımız bir

arsa üzerine kuracağımız ve burada

300 kişiye istihdam sağlayacağımız

bir fabrika projesi

üzerinde yoğunlaşmaktayız.

Bunu belki yatırım için zor zamanlarda

kuruyoruz ama ‘’başlamak

bitirmenin yarısıdır’’

diyerek yola devam ediyoruz. Biz

üretmediğimiz sürece, biz bir

şey yapmadığımız sürece ülkemizi

zor zamanlarından kurtarma şansımız yok.

Bir olacağız, birlik olacağız ve ülkemizi kalkındıracağız.

Ülkece üretim faaliyetlerini hızlandırıp

ihracatımızı yükseltip ithalatımızı

azalttığımız zaman başarılı olacağız.

Şahsım adına şunu söylemek istiyorum. Bizler

dirayetli durmadığımız sürece bu ülke yok

olur. Bizler dirayetli durduğumuz sürece ise ülkemiz

kalkınır ve yükselir” dedi.


EgeYöN Dergisi Mart 2018

Siyaset Adamı Mehmet Uz

“SİYASETEN ÜZERİME DÜŞENİ

2019’DA DA YAPACAĞIM”

1 Kasım 2015 seçimlerinde

26. Dönem 3. Sıradan MHP Milletvekili

adayı olan Mehmet Uz,

“2019 seçimleri için de ben yine

aday olacağım. Görev verildiği

takdirde sıralamanın hiçbir

önemi yok elimden gelen her

şeyi yine yapacağım” dedi.

Ülkesine ve memleketine siyaseten

de hizmet etmek istediğini

belirten Mehmet Uz, “Öncelikle

Genel Merkezimiz bize bir görev

verirse ben bu görevi alırım. Bu belediye

başkanlığı adaylığı olsa da,

milletvekili adaylığı olsa da farketmez.

Üzerime düşen her şeyi yapmaya

hazırım.

1 Kasım Seçimlerinde MHP’den 3. Sıra milletvekili

adaylığı görevi verildi. Herkes dedi ki

“Seçilemeyeceksin”. Seçilmeyeyim önemi yok

bunun. Ben 3. Sıradaki yerimi almışım ve partimi

en iyi şekilde temsil etmem gerekiyor. Ben

hiçbir şey gözetmeksizin partimi en iyi şekilde

nasıl temsil edebilirim, bunun derdindeydim.

30’a yakın aracım vardı. Her ilçeye araç gönderdim.

Ayak basmadığım yer de kalmadı. Benim

birinci amacım “partime bir fazla oy getirebilir

miyim”, ikinci amacım da MHP’ye yakışan

temsilde benim üzerime düşen görevi yerine

getirmekti. Burada ben üçüncü sıradayım seçilmem

diye düşünemem. 7. Sırada olsam da aynı

şeyi yapardım” dedi.

“AMACIMIZ PARTİMİZİ EN İYİ YERE

GETİRMEK”

Seçilemeyeceği için çalışmalardan geri durması

gerektiğini söyleyenlere “amacımız sadece

seçilmek değil, amacımız Partimizi en iyi yere

getirmek” diyen Mehmet Uz, “Son seçimlerde

bir değil iki vekilimiz olsun isterdim. “Sen çıkmayacaksın

uğraşma” diyorlar bana. Ben çıkmayayım

ama MHP’nin Denizli’den 2 tane

vekili olsun.

2019 seçimlerinde ben yine aday olacağım.

Görev verildiği takdirde sıralamanın hiçbir

önemi yok elimden gelen her şeyi yine yapacağım”

dedi.

Denizlispor Sevdalısı Mehmet Uz:

“ŞU ANDAKİ YÖNETİM GELMİŞ

GEÇMİŞ EN İYİ YÖNETİM”

Kentte yaptığı ticari ve siyasi çalışmalarının yanında

Mehmet Uz’un yoğun emek verdiği bir başka

alan da en büyük sevdası olan Denizlispor.

Denizlispor için hiçbir zaman elini taşın altına

koymaktan çekinmeyen Mehmet Uz, Denizlispor’un

önümüzdeki sezon hak ettiği yere

ulaşacağını söyledi. Denizlispor için çalışmaktan

vazgeçmeyeceklerini dile getiren Uz, “Sezon

başında geçmiş yönetimlerden kalma sorunlarla

boğuştuk. Transfer yasakları elimizi ayağımızı

bağladı. Geçen sene ile aynı kadrodaydık

ama rakiplerimiz takviyelerle güçlendikleri için

ilk yarı istediğimiz gibi gitmedi. Ama bunları

aştık. Artık yasağımız yok. Şuna inanıyorum ki

şu andaki yönetim Denizlispor’un gelmiş geçmiş

en iyi yönetimi. Biz yönetim içinden yönetim

çıkarttık. Bu yönetim maddi manevi her

türlü konuyu üstlendi.

Bizim şu anki yönetimimiz bir şirket nasıl yönetilirse

o şekilde yönetiyoruz. Hocayı gönderdik

parasını ödeyerek. Eski yönetimler gibi güle güle

deseydik o hocanın bedeli bize 1buçuk milyon

olacaktı. Biz hesaplamaları yapıyoruz. En uygun

nasıl yaparız diye. Elimizden gelen en iyisini yapıyoruz

ve yapmaya da devam edeceğiz.

egeyondergisi.com 95


EgeYöN Dergisi

Mart 2018

Yörük Kültürünün Yaşatıcısı Mehmet Uz:

DEVE GÜREŞLERİNİ TURİZM

ETKİNLİĞİNE DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ

Deve güreşlerinin yörük ve Türk kültüründe

yeri çok önemli. Mehmet Uz da bu kültürün

Denizli’de yaşatılması için önemli

çalışmalara imza atıyor. Deve güreşlerine

olan merakının çocukluk zamanlarından

gelen bir merak olduğunu dile getiren Uz,

“Bu kültür yaşatılarak ve geliştirilerek İspanya’daki

boğa güreşleri gibi çok büyük bir turizm

faaliyetine dönüştürülebilir” dedi.

Denizli’de gerçekleştirilen Deve güreşlerinde

etkin olarak rol alan ve kültürün Denizli’de

de yaşatılması için çalışan Uz, “Bu bizim

kültürümüzde var ve yaşatılması gerekiyor.

Kültürü yaşatmanın yanında şehrimizin tanıtım

faaliyetleri açısından da çok önemli bir

alan. Geçen gün çok güzel bir şey oldu. Çal

Deve güreşleri için Çanakkele’den gelen bir

arkadaşımız 8 asırdır Çal’da gerçekleşen

Koyun Atlatma Şenliklerini ilk defa duydu.

Binlerce insan Çal’a geldi ve Çal’ın güzelliklerini

yaşadılar, öğrendiler. Bu bağlamda bu

güreşler bizim sadece deve güreşi olduğu için

değil bir tanıtım atağı olduğu için önemli”

dedi.

“Neden İspanya Gibi Olmayalım?”

Bu etkinliklerin turizm faaliyetleri ile harmanlanıp

büyük organizasyonlara dönüşmesi

gerektiğini dile getiren Mehmet Uz,

“Deve güreşlerinde develer birbirine zarar

vermez. Halbuki boğa güreşleri ile ünlü İspanya’da

vahşet yaşanıyor ve dünyanın her

yerinden oraya insanlar gidiyor. Matador

96 egeyondergisi.com

ölüyor, boğa ölüyor. Şiddet var, kan var. İspanya

bunu alıyor büyük bir turizm faaliyeti

olarak sunuyor. Oysaki deve güreşlerinde

hayvanlar hiç zarar görmüyor. Bizler neden

kendi kültürümüzden gelen bu güreşlerinizi

İspanya gibi büyük bir turizm organizasyonuna

dönüştüremeyelim?

“Deve Güreşleri Büyük Bir Kış

Turizmine Dönüşebilir”

Ben diyorum ki burada buna belediyelerin

sahip çıkması gerekiyor. Mesela dünyaca

ünlü Pamukkale’miz var. Bu bölgede kış turizminin

de geliştirilmesi adına büyük bir

festival gerçekleştirilebilir. Bir alan belirlenip,

cirit, at yarışları, koyun ve köpek güzellik

yarışmaları, deve güreşleri gibi pek çok etkinliğin

bir araya geldiği büyük bir festival

yapılabilir. Turizm Bakanlığı’nın da buna el

atması gerek. Deve güreşlerini on binlerce

insan takip ediyor. Böyle büyük bir organizasyonla

Pamukkale’de gerçekleştirilse,

gelen insanlara Denizli’mizin tüm güzelliklerini

tanıtsak çok güzel olur. Bu bağlamda

belediyelerimizin hem bu kültürümüze sahip

çıkması hem de bunu geliştirerek büyük bir

kış turizmi aktivitesi haline getirmesi gerek”

dedi.

Yörük kültürüne herkesin sahip çıkması

gerektiğini dile getiren Uz, “Ben bu kültürün

Denizli’de yaşatılması için sadece vesile

oldum. Ama bu bizim değerimiz ve herkesin

buna sahip çıkması gerekiyor” dedi.

More magazines by this user
Similar magazines