Views
2 weeks ago

reklamc__305_l__305_ktez

Yine sıklıkla,

Yine sıklıkla, nedenini bilmediğimizi düşünürüz ve sonra da yanılmış olduğumuzu görürüz. 72 a. Güdülenmenin Doğası Sözcük dağarcığında güdülenme konusuyla ilgili olan istek, gereksinim, motiv, hedef, dürtü, dilek, erek, açlık, susuzluk, sevgi, arzu, öç gibi yüzlerce sözcük vardır. Her biri diğerlerinden farklı tanımlanabilir, ancak anlamları çok bilinmişlik gösterdiğinden kabul edilmiş bir terminaloji yoktur. b. Güdüsel Döngüler Güdülenme psikologların konu hakkında söylemek istediği hemen her şeyi içeren oldukça geniş kapsamlı bir terimdir. Güdülenmenin 3 ayrı yönü vardır: (1) Kişiyi belirli bir hedefe iten güdüleyici durum, (2) Hedefe ulaşmak için yapılan davranış, (3) Hedefe ulaşmak. Güdülenmenin bu üçyönü bir döngü içinde oluşudur. 73 (şekil 2.5) Güdüleyici durum davranışa, davranış hedefe öncülük eder; hedefe ulaşıldığında güdü, hiç değilse geçici olarak giderilir. Şekil 2.5 . 72 Aydan gülerce, Psikolojiye Giriş: Dürtüler ve Güdülenme, Hacettepe Üniv. Psikoloji Bölümü Yayınları, Ankara, 1991, s. 190 73 Gülerce, a.g.e., s. 189

Döngünün birinci devresi için kullanılan terim güdüdür. Güdünün İngilizce karşılığı olan “motive”, “hareket etmek” anlamındaki Latince sözcükten gelmektedir. Dolayısıyla güdü, davranışı harekete geçirici olarak düşünülebilir. Döngünün bu kısmı için kullanılan bir çok sözcük vardır. (Örneğin; dürtü, gereksinim, istek, hırs, dilek, hedef, susuzluk, açlık, amaç vb.) Psikologlar tarafından en sık kullanılan iki terim dürtü ve gereksinimdir. Dürtü; sıklıkla açlık, susuzluk, cinsellik, gibi fizyolojik konularla ilgili olarakkullanılır. Gereksinim ise; başarı, sevgi, sosyal onay, statü, gibi daha karmaşık güdüler için kullanılmaktadır. Güdüler, iç durumlar – organizmanın bir hedefe ulaşmak için çaba harcamasına neden olan kendi içindeki bir şey – olarak sayılsalar da, genellikle dış uyarıcılar tarafından uyandırılırlar. Örneğin, şiddetli bir şok, bundan uzaklaşmak için bir güdü uyandırabilir. Böylece güdüler sadece kişinin içinde değil, çevredeki uyarıcılardan da doğabilirler. Güdüsel döngünün ikinci devresi, dürtü ya da gereksinim yüzünden bir tür davranış ortaya koymadır. Bu davranış genellikle hedefe ulaşmada ve böylelikle altta yatan güdünün doyumunda araçsal bir özellik taşımaktadır. Örneğin, susamış bir kişi su aramak üzere hareket eder. Üçüncü devre, belirtilmiş olduğu gibi, hedefe ulaşmadır. Susamış kişinin suyu (hedefi) bulduğunda içmesi ve susuzluğunu gidermesi ile güdüsel döngü o anlık sona erer. 74 . 74 A.g.e., s. 190