IOT bölünmüş ailelerin ızdıraplarını parlamentonun gündemine getirdi

iot.nl

IOT bölünmüş ailelerin ızdıraplarını parlamentonun gündemine getirdi

SOZHAKKI

Stichting Inspraakorgaan Turken in Nederland Hollanda’da Türkler İçin Danışma Kurulu

Ömer Ilık

Gescheiden

GEZINNEN

www.iot.nl

APRIL

NİSAN

Yıl 23

2010

Sayı

106

IOT bölünmüş

ailelerin ızdıraplarını

parlamentonun

gündemine getirdi


Entree / Giriş

€ 5

ILIK productuions & DSDF

Presenteren

naar idee van Ömer Hünkar Ilık

ANNE FRANK

SPREEKT TURKS

Tweetalige L e e s v o o r s t e l l i n g

ANNE FRANK

TÜRKÇE KONUŞUYOR

İKİ DİLLİ O K U M A G Ö S T E R İ S İ

3 mei/mayis 2010, aanvang: 18.30

Zuidplein Theater

Deelnemers: o.a. JOHN LEERDAM (PVDA-kamerlid), NİHAT ESKİ (CDA-kamerlid)

FATMA KOŞER-KAYA (D66-Kamerlid), FADİME ÖRGÜ (VVD ex-kamerlid),

Rotterdamse wethouder JANTINE KRINS, AHMET AZDURAL(iot director)

&

Overlevenden van de Tweede wereldoorlog

regie: VEDAT GÜLTEKİN


COLOFON

SAHİBİ/UITGEVER

IOT

YÖNETMEN/REDACTEUR

Ahmet Azdural

YAZI KURULU / REDACTIE

Harm van Zuthem

Ahmet Azdural

Ömer Hünkar Ilık

BU SAYIYA KATKIDA BULUNANLAR

AAN DIT NUMMER HEBBEN MEEGEWERKT

Harm van Zuthem

Jale Şimşek

Adnan Şahin

Özlem Köklü

TASARIM & BASKI

VORMGEVING & DRUKWERK

Drukkerij Dizayn 010-4254030

Mehmet Çamsarı

Abone ve adres değişikliğinin

bildirilmesi için / Voor abonnementen en

adreswijzigingen:

Telefoon: 030-2343625

Fax: 030-6700517

E-mail: info@iot.nl

YAZIŞMA ADRESİ

CORRESPONDENTIE ADRES:

IOT

Maliebaan13

3581 CB Utrecht

Sözhakkı’ndan isim belirtilmek kaydıyla alıntı

yapılmasında herhangi bir izne gerek yoktur.

Onder voorwaarde dat de bron vermeld

wordt, mogen onderdelen van de inhoud van

dit tijdschrift worden overgenomen.

SÖZHAKKI

Yıl / Jaargang 23

Sayı / Nummer 106

Yılda 10 defa yayımlanır

Verschijnt 10 keer per jaar

TİRAJ/OPLAGE

3000

SORUMLU YAYIMCI

VERANTWOORDELIJKE UITGEVER

Inspraakorgaan Turken in Nederland

INTERNET

http://www.iot.nl

E-MAIL

info@iot.nl

SÖZHAKKI’ndan

Bölünmüş ailelerin ızdıraplarını

parlamentonun gündemine getirdik

Sevgili Okurlar,

Hollanda’da Hükümet düştü, ancak

IOT’nin çalışmaları hız kesmedi. IOT ve

bağlı federasyonlar bir yandan 9 Haziran

tarihinde yapılacak genel seçimlere hazırlanırken,

diğer taraftan da göçmenlerle

ilgili bazı önemli konuları siyasetin gündemine

getirmeye çalışıyor. Bu çalışmalardan

birisi, son yıllarda alınan sınırlayıcı

önlemler sonucu bir araya gelemeyen

ailelerin konumu. Bilindiği üzere Hollanda

Hükümetleri son yıllarda, art arda

göçmenlerin aile birleşimi ve oluşumuyla

ilgili koşulları oldukça ağırlaştırdı. Ancak

koşullar zorlaştırılırken, kimse bunun aile

yaşamını ne ölçüde etkilediği üzerinde

durmadı. İşte bu amaçla gazeteci Ömer

Hünkâr Ilık tarafından hazırlanan ve bu

durumda olanların yaşadığı sorunların

anlatıldığı “Bölünmüş Aileler” isimli kitabı,

İkinci Meclis Entegrasyon Komisyonuna

sunduk.

Yoğun bir dönemde göreve gelen IOT

yeni Yürütme Kurulu Üyeleri çalışmalarına

başladılar. Bu sayıdan başlayarak

Yürütme Kurulu Üyelerini sizlere daha yakından

tanıtmaya çalışacağız.

Bu arada, özellikle yüksek oturum harçlarının

geri talep edilmesiyle ilgili başlattığımız

bilgilendirme kampanyası sizlerden

yoğun ilgi gördü. Konuyla ilgli tüm derneklere

gönderdiğimiz broşür ve afişler

etkili oldu. Üye federasyonlar tarafından

harçların geri alınması ve IOT’nin yaptığı

diğer çalışmalar hakkında vatandaşları

bilgilendirmek amacıyla yerel toplantılar

düzenleniyor. Bunlardan birisi de geçtiğimiz

günlerede Weert’te gerçekleşti.

Uzun yıllar Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosu

olarak görev yapan ve emekli olduktan

sonra Hollanda’ya dönen Jonker

Roelants’ın Türkiye sevdası bitmiyor. Her

zaman Türkiye ile ilgili çalışmaların içinde

olan Roelants, son zamanlarda Türkiye’de

kız çocuklarının eğitimine adamış kendini.

Bu amaçla oluşturulan “Anne Vakfı’nın”

çalışmaları hakkında kendisiyle görüşerek

bilgi aldık.

DSDF’nin önderliğinde 3 mayış tarihinde

düzenlenen Anne Frank Türkçe Konuşuyor

adlı iki dilli okuma akşamının toplumda

ses getireceğine inanıyorum.

IOT eşcinsellik konusunun konuşulabilir

hale getirilmesi amacıyla yeni bir çalışma

başlattı. Bu çalışmalara katkıda bulunmak

üzere oluşturulan danışma komisyonu

üyesi Can Çelebi konuyla ilgili düşüncelerini

ve bu amaçla yaptığı çalışmaları

proje görevlisi Jale Şimşek’e anlarttı. Can

Çelebi’nin toplumuzdaki ön yargılar ve

yaşadığı deneyimleri konu alan yazıyı ilgiyle

okuyacağınızı tahmin ediyoruz

IOT’ye üye federasyonlardan Demokratik

Sosyal Dernekler Federasyonu (DSDF)

geçtiğimiz günlerde genel kurulunu gerçekleştirdi.

Geleceğe dönük görev ve geleceğe

yönelik görüşlerin ele alındığı Genel

Kurul’da yaşanan seçim heyecanıyla

ilgili haberlere de yer vereceğiz.

Ahmet Azdural

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 3


IOT yurtdışında uyum sınavı yasasının iptali için

Parlamento üzerindeki baskılarına devam ediyor

hazır bulunarak, milletvekillerine ve basına

yaşadıkarı zor yılları anlattılar.

Türkler İçin Danışma Kurulu

IOTbölünmüş aileleri’

konu alan Gescheiden

gezinnen adlı araştırma kitabını

Parlamentonun dikkatine sundu.

Kitapta yurtdışında uyum yasası

engeline takılarak, eşlerini

Türkiye’den getiremeyen kişilerle

yapılan söyleşiler yer alıyor.

Kitap araştırmacı gazeteci Ömer

Hünkâr Ilık tarafından hazırlandı.

Nisan ayının ikinci haftasında gerçekleşen

sunumda Parlamentonun Entegrasyon

Komisyonu üyelerinden Groen Links’ten

Ineke van Gent, (Komisyon Başkanı),

CDA’dan Mirjam Sterk ve CU’dan Cynthia

Ortega-Martijn adlı milletvekilleri hazır

bulundu.

IOT genel sekreteri Binnur Berkholz-

Zengin sunumda yaptığı kısa bir konuşmasında

‘’yurtdışından evlenerek, aile

oluşturmak gittikçe zorlaşıyor. Bunun

neticesinde eşler yıllarca ayrı ülkelerde

yaşamak zorunda kalıyor. Çocuklar anne

ya da babalarından ayrı büyüyor. Bu

Hollanda’nın taraf olduğu uluslararası çocuk

hakları anlaşmasına aykırıdır. Dünya

çocuk hakları anlaşması ülke yönetimlerine

çocukların mümkün olduğunca anne

ve babalarının yanında yetişmesi görevini

verir. Şiddet ya da açlık gibi koşullar varsa,

çocuk anne –babadan alınabilir. Oysa bu

yasa ile Hollanda çocukları anne ya da babalarından

ayrı büyümelerine yol açmaktadır’

dedi.

Eşini getiremeyen çocuklu yasa mağdurla-

4 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

rından Hatice Doğan, Nermin Ergün ve Yildiz

Aydın yanında Zeynep Parmaklıoğlu-

Güneş ve Gamze Apaydın-Unutmaz da

Ömer Ilık

IOT Genel Başkanı Aydın Akkaya sunumda

yapığı konuşmasında komisyonun geçtiğimiz

ay aldığı ‘yurtdışındaki uyum sınavının

daha da zorlaştırılması’ yönündeki

kararına dikkat çekti. Akkaya ‘aile birleşimini

zorlaştırmayı amaçlayan kuralar düşünülürken,

bu insanların içine düşecekleri

durumlar hesaba katılmamıştı. Yasadaki

yurtdışında uyum sınavının ağırlaştırılası

yönündeki kararınızı yeniden gözden geçirmenizi

ve daha çok insanın mağdur duruma

düşmesini engellemenizi bekliyoruz’

dedi.

Kitabı inceleyeceklerini söyleyen Parla-

Gescheiden

GEZINNEN

Portretten van slachtoffers van het Nederlandse beleid

inzake gezinshereniging

Inspraakorgaan Turken in Nederland

1


mento Uyum Komisyon Başkanı, Groen

Links’ten Inneke van Gent komisyonun

imtihanları zorlaştırma kararının şimdilik

değişmeyeceğini söyledi. Geçici hükümetin

bu gibi konularda karar alamayacağına

işaret eden van Gent, ‘haziran ayında yapılacak

genel seçimlerden sonra gelecek hükümeti

etkilemek için sesinizi duyurmayı

sürdürün’ dedi. CDA’lı milletvekili Mirjam

Sterk’in kendisi ile görüşen mağdurlara

yönelik söylediği ‘eşinizle birlikte olmayı

çok istiyorsanız, Türkiye’ye gidin’ demesi

sunuma katılanlarda şaşkınlık yarattı.

Basında geniş yankı

IOT’nin hazırlattığı bölünmüş aileler kitabına

basın büyük ilgi gösterdi. Türk

medyası yanında Eyalet televizyonları ve

Hollanda İslam Yayın Kurumu NIO konuyu

ekranlarına taşırken, IOT başkanı Aydın

Akkaya Goedemorgen Nederland adlı sabah

programına katıldı. Programda özellikle

Türkiye’den evlendiği eşini getirmek

isteyen yaşlılar için aile birleşimi koşullarının

neredeyse imkânsız derecede ağır olduğuna

dikkat çeken Akkaya ‘çocukları ve

torunları Hollanda’da yaşayan bu insanlar

için evlenip, Türkiye’ye yerleşmek de çok

zor’dedi.

Aile birleşimini engelleyen yasanın Uluslararası

Hukuk ile de çatışma halinde

olduğunun altını çizen Akkaya ‘yasada,

eşini getirmek isteyenlerin gelirinin asgari

ücretin yüzde 120’si düzeyinde olması

gerektiği yer alıyordu. Chakroen adlı bir

Faslı’nın dava açması üzerine geçtiğimiz

günlerde görüş bildiren Avrupa Adalet Di-

Uyum sınavı dışlayıcı

Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan

uyum ve dil sınavları

eleyici ve dışlayıcı bir mekanizma

olarak işlev görüyor.

Bu sonuç Nijmegen Radboud Universiteit

önderliğinde uluslararası bir araştırma

heyetinin yayınladığı raporda yer

alıyor.

Yeni gelenlerin topluma daha kolay uyumunu

amaçlayan uyum sınavının, bunu

başaramadığını belirten rapor, bu uygulamanın

AB üyesi ülkelerinin kendilerine

rehber edindiği liberal ve demokratik

prensiplere aykırı olduğuna işaret ediyor.

Rapora göre uyum sınavları; belirli

bir grup göçmenin aile birleşimini ya da

vanı Hollanda’nın uyguladığı aile birleşimi

koşulları ile Hollanda’ya gelmeden önce

yapılan evliliklerdeki aile birleşimi koşularındaki

ayrımı reddetmiştir. Hollanda uluslar

arası bir mahkemenin kararı ile yüzde

120 kuralını kaldırmak zorunda kalmıştır.

Daha önce de Uluslararası İnsan Haklarını

Gözlem Kurumu ‘Humand Rights Watch’

Hollanda’nın uyguladığı yurtdışında uyum

Yasasının Birleşmiş Milletlere bağlı Irk Ayrımcılığı

ile Mücadele Komitesi’nin kararlarına

aykırı olduğunu ortaya koymuştu.

Tüm bunlar yasanın iptali için yeterlidir

dedi.

daha iyi bir hukuksal konum edinmelerini

ve az eğitimli ya da eğitimsiz göçmenleri

korkutup, adım atmalarını engelliyor.

Düşük gelirli göçmenler sınav

masraflarını ödeyemiyor.

Belçika, Almanya, Fransa, Macaristan,

Letland, Hollanda, Avusturya ve

İngiltere’den katılan uzmanlar, kendi

ülkelerindeki göç politikalarını ve yeni

gelecek göçmenlerin konumunu araştırdı.

Araştırma sonuçları ‘A Re-definition

of Belonging? Language and Integration

Tests in Europe’ adlı raporda yayınlandı.

Karşılaştırmalar Hollanda ve

Almanya’nın katı ve masraflı kurallar konusunda

diğer ülkeler içinde başı çektiğini

ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler

Irkçılıkla Mücadele

Komitesi:

Uyum yasasını

değiştirin!

Hollanda hükümeti ırkçılıkla mücadelede

sınıfta kaldı. Özellikle yurtdışında

uyum yasası (Wet inburgering

buitenland) bunun en çarpıcı

örneği. Bu çarpıcı sonuç Birleşmiş

Miletler Irkçılıkla mücadele komitesinin

geçtiğimiz günlerde yayınladığı

Hollanda raporunda yer alıyor.

Yasanın sadece belirli ülkelerden gelen

göçmenlere uygulandığına dikkat çeken

Komite Hollanda’nın ‘batılı ve batılı

olmayan ülke ayrımı yaparak, milliyet

bazında ırkçılığa yol açtığını belirtiyor.

Komite buradan hareketle ırkçılığa

meydan veren yurtdışında uyum

sınavının durdurulmasını öneriyor.

Komite Hollanda’yı göç yasalarının

tümünü sistematik bir şekilde

gözden geçirilerek, uluslararası

anlaşmaların öngördüğü ırkçılıkla

mücadeleye katılmaya çağırıyor.

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 5


IOT YÖNETİCİLERİNİ TANITIYORUZ

IOT Genel Sekreteri Binnur Berkholz-Zengin:

‘Herkesin eşit hak ve fırsatlara sahip olduğu

bir Hollanda’da yaşamak istiyorum’

İzmir’de doğdum. Göçmen bir ailenin

beşinci çocuğuyum. Yaklaşık yirmi yıldır

Hollanda’dayım.

Su anda Leiden Üniversitesi’nde

kamu ilişkileri yönetimi eğitimi alıyorum.

Hollanda’da İsletme Bilimleri

Enstitüsü’nde işletmecilik okudum.

Türkiye’de Dokuz Eylül Üniversitesi işletme

bölümünü bitirdim, özel sektörde ve

kamu sektöründe bir süre çalıştım.

Şu anda Amsterdam Belediyesi’nde çalışıyorum.

Belediyenin plan ve projelerine

mali kaynak, fon ve hibe bulmak işiyle görevliyim.

Bunun yanında kültürel yönetim

uzmanı olarak, Avrupa Kültür Fonu’nun

Türkiye ile Hollanda arasında kültürel değişim

ve işbirliğini geliştirmeye yönelik

bir projesine de katkıda buluyorum.

Bundan önce Zaanstad Belediyesi’nde

sosyal politikaların geliştirilmesi ve uygulanması

konusunda belediye yönetiminin

danışmanı olarak sekiz yıl çalıştım. Bu

dönemde, bu şehirdeki birçok Türkiyeli

özörgütle de çalışma olanağı buldum.

6 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

Hollanda Sosyal İşler ve Çalışma

Bakanlığı’nda (SZW) kadınların toplumsal

konumlarının geliştirilmesine yönelik hükümet

politikalarını değerlendirme amacıyla

çalıştım.

Uzun yıllar Amsterdam Nieuw-West

bölgesinde Hollanda’ya yeni gelen göçmenlerin

topluma uyumu ile görevli bir

büronun koordinatörlüğünü yaptım.

Hollanda’daki iş hayatım 1992 yılında IOT

ye bağlı federasyonlarımızdan biri olan

Hollanda Türkiyeli Kadınlar Birliği’nde

(HTKB) iletişim görevlisi olarak başladı.

İşim ve IOT deki görevim dışında Amsterdam

Nieuw-West bölgesinde faaliyet

gösteren, çok kültürlü bir kadın grubu

olan Participatieteam (P-team)’in çalışmalarına

katılıyorum. Bir süre öncesine

kadar Amsterdam-Slotervaart bölgesinde

oturduğum sokağın sakinleri ile

bir araya gelerek oluşturduğumuz ve

semtimizi daha yaşanır ve güzel bir hale

getirmek için uğraştığımız bir dernekte

sekreterlik yaptım. Ayrıca Amsterdam Yabancılar

Merkezi’nde (ACB) gönüllü olarak

yönetim kurulu üyeliği yaptım.

IOT ile Hollanda’ya yeni geldiğim doksanlı

yıllar başında tanışmıştım. O zamanlar

hafta sonu etkinliklerine katılmış, gönüllü

çalıştığım HTIB ve görevlisi olduğum

HTKB aracılığıyla çalışmalarını izlemiştim.

IOT çerçevesinde Hollanda’da yasayan

Türkiyeli toplumun ortak sorunlarının

çözümüne olumlu katkıların olanaklı ol-

duğunu ve toplumsal konumumuzun

yükselmesine değerli katkıların yapılabileceğine

tanık oldum.

Yaklaşık iki yıldır IOT çalışmalarına yeniden

ve daha etkin olarak katılıyorum.

IOT içinde üyesi olduğum Hollanda Türki-

yeli İsçiler Birliği’nin (HTIB) temsilcisi olarak

bulunuyorum. IOT’nin geçen Yürütme

Kurulu’nda bir yıl saymanlık yaptıktan

sonra, bu kez yeni Yürütme Kurul’umuzda

sekreterlik görevini üstlendim.

Sosyal çalışmalardaki motivasyonum, içimizden

pek çoğunun da arzu edebileceği

gibi, herkesin eşit hak ve fırsatlara sahip

olduğu, farklılıklarını içinde barındırabilen,

toplumsal zenginliklerini adilce dağıtan,

azınlıklara ve azınlık görüşlerine

saygı gösteren bir Hollanda toplumda

yasama isteği. Bunun yolu da sosyal çalışmalardan

ve birlikte çalışmadan geçiyor.

Bu yüzden ben de taşın altına elimi koydum.

Elimizde sihirli bir değnek bulunmadığına

göre, tıpkı buraya yıllar önce

gelmiş olan anne babalarımız gibi biz de

her şeyi emek ve çabalarımızla gerçekleştirebileceğiz.


IOT ikinci sekreteri Ali Koçak:

Tepkimizi sağır sultan bile duyar. Yeter ki elimizdeki

gücü ve imkânları çok iyi kullanabilelim.

Adım Ali Koçak. 1972 doğumluyum. İlk,

orta ve lise eğitimimi Türkiye’de İzmir’de

yaptım. Hollanda’ya 1992 yılında geldim.

Yedi aylık Hollandaca kursundan sonra

Sosyal Akademinin sosyal danışmanlık

bölümünü 1997 yılında tamamladım.

1998’de Post Hbo dediğimiz uzmanlık

bölümünü bitirdim.

Bana göre çok güzel ve değerli islerde

çalıştım. Sırasıyla; Reclassering Rotterdam,

Raad voor de Kinderbescherming

Rotterdam, Jeugdreclassering Dordrecht,

Gezinsvoogd Dordrecht, Jongerenwerk

Dordrecht, Coördinator Jongerenwerk

Dordrecht, Prostitutie Maatschappelijk

werk Utrecht.

2002 den beri Adviseur olarak Dordrecht

belediyesine bağlı Yaslılar bölümünde

çalışmaktayım. Ayrıca 2006‘dan

bu yana Gorinchem belediye meclis

üyesiyim. Türk Spor ve Kültür Dernekleri

Federasyonu’nda gönüllü olarak çalışmaktayız.

Üç yıldır yönetim kurulu üyesi

olarak IOT’nin çalışmalarına katılıyorum.

Şu anda Yürütme Kurulunda ikinci sekreter

olarak görev yapmaktayım. Daha

belirgin, hızlı, dinamik ve sağlıklı kararları

almak için IOT’nin Günlük yönetim Kuruluna

girdim. İnandığım ve arzu ettiğim bu

asil davada faydam olmazsa hemen geri

çekilirim.

1998’den bu yana Hollanda Türk Spor ve

Kültür Federasyonu’nda aktifim. Federas-

yonumuzun sosyal ve kültürel faaliyetlerinden

sorumluyum. Üyelerimize ve Türk

toplumumuza, elimizden gelen bütün

gücümüzle bilgi toplantılarını düzenlemeye

çalışıyoruz. Mesela ülkesel ve yerel

düzeyde yeni çıkan ve bizleri ilgilendiren

kanunlar, sağlık ve parasal yardım konusunda

toplantılar gibi. Vergi doldurma

hizmetimiz bedavadır.

Toplumsal alanlarda çalışma motivasyonum:

Toplumu bilinçlendirmek. İnsan

hakları bilincini geliştirmek ve korumak.

İnsan hak ve özgürlüklerinin kullanılmasının

önündeki engelleri, hak ihlallerine yol

açan sosyal, siyasal, hukuki ve idari nedenleri

incelemek, araştırmak ve bunların

çözümüne ilişkin önerilerde bulunmak.

Bizi ilgilendiren konulara gereken önem

ve tepki yeterince verilmiyor. Toplumu

yönlendirip ve bilinçlendirdikten sonra

tepkiyi hep beraber verebiliriz. Tepkinin

içeriği, üslubu ve stili de önemli bu konuda.

Şunu ivedilikle belirtmek isterim ki;

toplum dediğiniz zaten biziz. Dolaysıyla

organizeyi, bilinçlendirmeyi, mobilizasyonu

daha iyi yaparsak, tepkimizi sağır

sultan bile duyar. Yeter ki elimizdeki gücü

ve imkânları çok iyi kullanabilelim.

DSDF Genel Başkanı Zeki Baran;

Ailelerinden alınan çocuklara sahip çıkalım!

IOT’yi oluşturan Federasyonlardan

Demokratik Sosyal Dernekler

Federasyonu Başkanı Zeki Baran

yaptığı basın açıklaması ile Hollandalı

Türkleri koruyucu aile olmaya çağırdı.

Çeşitli nedenlerle çocuk koruma kurumu

yetkilileri tarafında ailelerinden

alınan çocukların Hollandalı koruyucu

ailelerin yanına verildiğine işaret

eden Zeki Baran, Türk aileler içinde

koruyucu ailelerin olmaması bizi çok

üzüyor dedi.

Çocuk Esirgeme Kurumu yetkililerinin zaman

zaman yanlış değerlendirmelerine

şahit olduklarını ve IOT ile birlikte

bu sorunları gündeme getirdiklerini

açıklayan Zeki Baran, sorunlu ailelerin

çocuklarının koruyucu ailelere verilmesi

genel olarak doğru ama bu çocuklar Türk

kültüründen ve çevresinden uzaklaşıyor.

Bu da bizi çok üzüyor dedi.

Yetkililerin Türk koruyucu aile bulmakta

zorlandıklarını hatırlatan Zeki Baran,

çocuğu olmayan ya da az çocuklu birçok

aile var. Evinden alınan çocuklara koruyu

aile olursanız hem önemli bir hizmet yapacak

hem de para kazanacaksınız dedi.

DSDF Genel Başkanı Zeki Baran Türk toplumundaki

bütün kişi ve kuruluşları bu

konuda özendirici ve bilgilendirici tavır

almaya çağırdı.

Son yapılan DSDF Genel Kurul’unda

konu ile ilgilenen bir komisyon

oluşturduklarını açıklayan Zeki Baran

kendilerine başvurulması durumunda,

gerekli bilgiyi verebileceklerinin altını

çizdi.

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 7


Demokratik Dernekler Federasyonu DSDF yeni yöneticilerini seçti

IOT’yi oluşturan federasyonlardan biri olan DSDF’in 11. Genel Kurulu

Rotterdam yakınlarındaki Capelle a/d Ijssel ilçesinde gerçekleştirildi.

İki gün süren Genel Kurul çalışmalarında Hollanda’daki

son siyasi gelişmeler ve Türklerin konumu masaya yatırılarak, birinci

hedefimiz ‘eğitimde başarı oranımızı yükseltmektir’ denildi.

Siyasilerden destek

Yeni yöneticilerin seçildiği genel kurula

Helmond Belediyesi PvdA gurup başkanı

Seyit Yeyden, Roermond Belediyesi

meclis üyesi Selçuk Öztürk, Feijenoord

Belediye meclis üyesi Serdar Çiçek gibi

siyasetçiler de katılarak, dayanışma gösterdi.

Başka bir çalışma için Hollanda’da

bulunan Yozgat’ın Sorgun İlçesine bağlı

Bahadin kasabasının DSP’li Belediye

Başkanı Dilaver Özcan’da genel kurulda

8 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

kısa bir konuşma yaparak, Türk sosyal

demokratların Hollanda’daki toplumun

sorunlarının çözümüne yönelik başarılı

çalışmalardan duyduğu memnuniyeti

dile getirdi.

Hollandalılarla ortak çalışmalara

öncelik

İşçi Partisi PvdA’nın geçen dönem Rotterdam

lideri olan Peter van Heems’in

konuşmacı olarak katıldığı birinci günde

Irkçı PVV Partinin gelişmesine karşı yerli

Hollandalı kişi ve kurumlarla ortak çalışmalara

ağılık verilerek, ırkçıların toplumsal

yaşamda izole edilmesinde DSDF’nin

örnek çalışmalar yapmasına karar verildi.

Gençlere özel önem

Hollandalı Türklerin konumunun gençlerin

iş ve eğitimdeki başarılarına bağlı

olduğunun vurgulandığı ilk günkü çalışmada

buna uygun olarak DSDF yönetim

kurulunda başarı gençlere daha çok yer

verilmesi kararlaştırıldı.

Okul-aile birliklerine katılın!

Ayrımcılıkla mücadele için partilerden,

devlet kadrolarına, sivil toplum kuruluşlarından

mahalle güzelleştirme derneklerine

kadar her alanda Türklerin aktif katılımcı

olmasının önemine dikkat çekilen

toplantıda ‘velilerin okul yönetimlerinde

aktif olarak yer almasına yönelik çalışmalara’

öncelik ve ağırlık verilemesi kararlaştırıldı.

Geçmiş dönem değerlendirildi

Yaklaşık 40 delegenin katıldığı genel kurul

toplantısının ikinci gününde son dört

yıllık faaliyet raporunu okuyan eski Yönetim

Kurulu Başkanı Ertuğrul Gültekin;

Politikaya aktif katılım, ırkçıkla ve radikallerle

mücadele yanında namusa dayalı

ve aile içi şiddete karşı başarılı çalışmalar

yaptıklarını anlattı. Rotterdam’da TRT yayınlarının

kabloya geri dönüşü konusunda

etkin olduklarının altını çizen Ertuğrul

Gültekin DSDF’nin önermesi ile başlayan


yabancı işçi anıtı projesinde son noktaya

gelindiğini belirtti. Geçtiğimiz dönem

başkanlığı altında yürütülen çalışmalarda

IOT çatısı altında son derece başarılı

çalışmalara imza atıldığına vurgu yapan

Ertugrul Gültekin, yeni dönemde bu çalışmaların

sürmesinin önemine değindi.

IOT Başkanının konuşması

IOT Genel Başkanı Aydın Akkaya DSDF

Genel Kurulu’na bir konuşma yaptı.

IOT’nin yetkisi altındaki çalışmalarda en

çok çaba sarf eden üye Federasyonlardan

birisi olarak tanımladığı DSDF’nin oluşacak

yeni yönetimine başarılar diledi.

Yeni yönetimde gençler çoğunlukta

Eğitim, iletişim, yaşlılar, gençlik sorunları

ve politik katılım alanlarında çalışmalar

yapacak olan komisyonların oluşturulmasının

ardından yapılan seçimlerde

DSDF’nin iki yıllık çalışmalarını yürütmek

üzere şu kişiler yönetime seçildi;

• Rotterdam Anakent Belediye Meclis

üyesi Zeki Baran (Başkan)

• İletişim uzmanı Feyza Albayrak

(sekreter)

• Erasmus Üniversitesi Ekonomi

yönetimi ikici sınıf öğrencisi Okan

Öztürk (mali sayman)

• Rotterdam Grafik Lisesi İngilizce

öğretmeni yasemin Kaya (üye)

• Hukuk Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi

Murat Karaaslan (üye)

• HAN Yüksek Okulu öğretim üyesi

nevzat Cingöz (üye)

Amserdam, Leerdam ve Venlo Derneklerinin

seçerek göndereceği üç üyenin katılımı

ile yönetim kurulu toplam 9 kişiden

oluşacak.

Yeni Genel Başkan Zeki Baran

DSDF yeni Genel Başkanı Zeki Baran seçimden

sonra yaptığı teşekkür konuşmasında

eğitimde geri kalmışlıkla mücadelenin

öncelikli görevleri olacağının altını

çizerek, toplumumuz içindeki tabuların

kırılması için çalışmalar yapacaklarını söyledi.

Üye dernek, çalışma grupları ve bölge

temsilcileri ile yıpranan ilişkilerin, başkanlar

üst kurulu ve danışma kurulu araçlığı

ile yenileneceğine dikkat çeken Zeki Baran

yeni yönetim kurulu üyelerinin çoğunun

Hollanda doğumlu olduğuna dikkat

çekti. ZekiBaran;“DSDF’nin ihtiyacı olan

gençlik aşısı vurulmuştur. Bizi izlemeye

devam edin” dedi.

İşSIZ GenÇleR IÇIn InTeRneT BAşvuRu SAyFASI AÇIlDI

İş bulmak için güzel düşünceleriniz mi var? İş, staj yeri ya da uygun

eğitim bulmak için zorluklarla mı karşılaşıyorsunuz? İnternetteki

‘Meldpunt jeugdwerkloosheid’ sayfasına başvurun. Bu sayede

geçler arasındaki işsizlikle mücadeleye katkıda da bulunursunuz.

Anne babalar da bu sayfaya başvurabilir.

Sosyal İşler ve istihdam Bakanlığının genel

müdürü José Hilgersom 14 Nisan tarihinde

FNV ve CNV sendikaları ile Ülkesel

Azınlıklar Danışma Kurumu (LOM)un

gençlik temsilcilerinin katılımı ile resmi

Meldpunt jeugdwerkloosheid’ sayfasının

açılışını gerçekleştirdi. Genel müdür sayfaya

ilk başvuruyu da kendisi yaptı. Sayfanın

adresi: www.ikkan.nl/meldpuntjeugdwerkloosheid

.

José Hilgersom açılışta başvuru sayfasının

nasıl çalıştığını anlattı.‘Başvurunuza

iki hafta içinde kişisel yanıt gelecek. Sizin

nelerle karşılaştığınızı bilmek istiyoruz. Bu

sayede size daha iyi hizmet edebilir, politikamızı

daha işlevsel hale getirebiliriz’.

IOT genel Müdürü Ahmet Azdural açılışta

LOM adına yaptığı konuşmada başvuru

sayfası aracılığı ile geçlere yaşamlarının

en önemli yıllarında daha iyi yardımcı

olunmasını umut ettiğini söyledi. Göçmen

kökenli gençler arasında işsizliğin

yüksekliğine dile getiren Azdural ‘anne

babaların eğitim olanakları konusundaki

bilgi ihtiyaçlarına’ dikkat çekti.

CNV sendikası gençleri adına konuşan

Bernique Tool başvuru sayfası ile gençlere

bir sorun olarak yaklaşmayan, gençleri sorunların

çözümüne katkı sağlamaları için

enerjilerinden yararlanan bir anlayışın

ürünü olarak gördüklerini söyledi.

FNV sendikasının gençleri adına açılışa

katılan Jamila Aanzi, ‘bu sayfa aracılığı ile

gençler ve onların anne ve babaları seslerini

duyurabilecek. Umarım çok sayıda

başvuru gelir dedi.‘

Kabine bu yıl için gençler arasında işsizliği

azaltmak amacıyla 70 milyon Euro ayırdı.

Belediyelere verilen bu para ile gençlere

iş, staj ve uygun eğitim verilecek. Bakan

Donner parlamentoya gönderdiği mektupta

projenin ilk sonuçlarını açıkladı.

Buna göre 2009 yılının son dört ayında

yaklaşık 29 bin gence iş ve çıraklık olanağı

ya da staj yeri için yardımcı olundu.

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 9


Amsterdam da yaşamakta olan Can Çelebi, ülke çapında Türkiyeli

eşcinseller ve ailelerine psiko - sosyal yardım sağlayan

Homoloket in kurucularından.

Eşcinsellik bazı kültürlerde az, bazı kültürlerde

daha çok hoşgörüyle yaklaşılan ama

her kültürde zorlukları olan bir yasam biçimi.

Yani sadece Türk toplumunda değil,

dünyanın her yerinde eşcinsellik bir ahlak

anlayışı ile ele alınıyor. Aslında olması gereken;

eşcinselliğe eşit haklar mücadelesi

çerçevesi içinde yaklaşılması.

Eşcinselliğe bakışta kimisi dinini, kimisi

kültürünü referans olarak alıyor. İster öyle,

ister böyle tartışalım bir gerçeği değiştiremiyoruz;

eşcinselliğin varlığı ve her toplumda

yaşandığı.

Toplumun eşcinselliğe bakışı

Genelde eşcinsel denilince insanların aklına

efemine/kadınsı, kıvırtan, ona buna

musallat olan, gayri ciddi tipler geliyor.

Bunlar ilk görüşte kahkahayı bastığımız

eşcinsellerdir. Aslında bir bakıma eşcinsel

tipler üzerinden kadınsılık ve kadın olmak

da aşağılanmaktadır. Aynı şey Lazlar ya da

zenciler için de geçerli. Yani haksız karikatürize

edilen çok şey var.

Oysa eşcinsellerin yüzde 85’ i heteroseksüeller

gibi yaşamalarına rağmen, heteroseksüeller

kadar özgür değillerdir. Homoseksüeller

‘biz eşimle aynı evde yasıyoruz,

kazandığımız parayı aynı hesaba yatırıyoruz,

evimizi geçindirmeye çalışıyoruz, vergi

veriyoruz, askere gidiyoruz, toplumsal

tüm sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz’

demelerine rağmen ne kamusal ne de hukuksal

alanda kendilerini küresel olarak yasallaştıramıyorlar.

Bu durum birçok ülkede

farklılıklar gösteriyor. Örneğin Hollanda’da

10 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

Ülkesel Homoloket’in kurucularından Can Çelebi

ki eşit haklar Türkiye’de hala elde edilmiş

değil.

Gizli saklı yaşanan bir yaşam biçimi

Çok kötü bir şey olsaydı insanlar bu gizli

saklı yaşamı zaten göze almazlardı. Hem

kendini sakla hem ezil hem de böyle bir

hayatı seç…Diyelim ki mavi gözlü ve de

yapışık parmaklısınız. Öyle doğmuşsunuz.

Ama mavi gözlü ve de bitişik parmaklı olmak

dünyada o kadar kötülenmiş ki, hiç

bir şekilde insanlara göstermeden bu özelliğinizi

devamlı olarak saklamaya çalışıyorsunuz.

Böyle bir duyguyu, durumu gözlerinizin

önüne getirebiliyor musunuz? Eğer

cevabiniz EVET’se belki eşcinsellerle biraz

duygudaşlık kurulabilirsiniz.

Doktor ‘eşcinsellik hastalık değildir’ deyince

babamın mavi gözleri kısıldı.

Ben 12-13 yaşına gelince babama sınıfta

bir çocuğu beğendiğimi söyledim. Çünkü

ona hiç yalan söylememem öğretilmişti

bana. Bunu da içimden gelen doğal bir şey

olarak anlattım ona.

Babam bu yaşlarda böyle duyguların olabileceğini

en iyisinin bir doktora danışmak

olduğunu söyledi. Çok şanslıydım. Oldukça

bilinçli ve eğitimli bir ailem vardı. Yaklaşık

iki yıl kadar haftada bir gün, kırk dakika

doktorla konuşmaya gidiyordum. Aslında

günlük şeylerden bahsediyorduk. Doktor

bu arada bana sezdirmeden babama da

yardımcı oluyordu. Ona nasıl davranması

gerektiğini anlatıyordu.

Babam hiç bir zaman kızıp bağırmadı

bana. Beni cezalandırmadı. Sadece doktorun

ilk sözü o mavi gözlerinin kısılmasına

neden oldu. Doktor ona ‘eşcinselliğin bir

Çocuklarımızı

karanlıkta

bırakmayalım

hastalık olmadığını’ söylemişti. Babamın

bana söylediği tek şey “aman bunu annene

söyleme” olmuştu.

Doktorun bana verdiği en önemli şey; kendimi

korumayı öğrenmek oldu. Eşcinsel

olmak senin için problem olmayabilir ama

bazı insanlar için olabilir, diye beni uyardı.

Bende iz bırakacak her hangi olumsuz bir

olayla karşılaşmamam için ellerinden geleni

yaptılar. Bir şey olursa onlara gidebileceğimi

biliyordum.

Annemle bu konuyu ilerleyen yaşlarımda

da pek konuşmuş değilim, ama her şeyimi

bilirler. Bir erkekle evli olduğumu biliyorlar;

beraber yemeğe çıkıyoruz, tatile gidiyoruz.

Bende mekanizmayı şunun üzerinden kurdum:

madem biliyor ama konuşmak istemiyorlar,

o zaman konuşulmasın. Konuşmak

zorunda değiliz. Herkes birbirinin hayatına,

yaşam biçimine saygı duyacak; öyle

ucuz kahramanlık yapılmasından yana

değilim. Dışa açılmak demek; bir şeyleri birilerinin

gözüne sokmak değildir. Avrupalı

farklı yaklaşıyor: ‘ne olduğumu söylersem

rahatlar ve kimliğimi yaşarım’ diyor.

Anne babaların ve eşcinsellik

Biz anne ve babalarımızın hayatına belirli

bir noktadan sonra katılıyoruz. Annemiz

babamız evlenmiş. Onlar bir hayat yaşamışlar,

o evlilik noktasına gelmişler; “eğer

bir istisna yoksa” ikisi de heteroseksüel insanlar

yani. Çocuk sahibi oluyorlar, onu yetiştirmek

için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bizlerde 20 yaşlarına gelip de, eşcinselliğimizin

farkına varınca bunu onlarla paylaşmak

istiyoruz. Çünkü saklamak bizleri

yaralıyor, dürüst olmamak bizleri huzursuz

ediyor. Onlara hiç alışık olmadıkları belki

de hayatlarında hiç karşılaşmadıkları bir

durumu anlatıyoruz. ‘Size bu yaşa kadar

öğretilenlerin dışında başka bir gerçek

daha var, diyoruz. Her iki taraf için de çok


zor bir durum.

Onlara açılmanın birçok biçimi var, ya artık

dayanamaz gider bir çırpıda söylersiniz

(genellikle bu biçim bazı çatışmaları körükler)

yada yavaş yavaş sezdirerek anlatabilirsin.

Her iki durumda da Hollandalı Türkler

ailece soluğu doktorların muayenehanesinde

alıyor. Biz buna sıcak bakıyoruz.

Doktora gitmek, özellikle Hollanda da doktordan

doğru bilgiyi almak; çocuğu cezalandırmaktan

kendini cezalandırmaktan,

bunalımlara girmekten, hacı, hoca ve üfürükçülerin

kapılarında gözyaşları dökerek

beklemekten ve daha birçok istenmeyen

sonuçlardan çok daha iyi geliyor. Doktora

gitmek eğer sizi rahatlatacaksa, hemen gidin.

O konuda içimiz rahat. Gerek Hollandalı,

gerekse Türk doktorları burada sizlere

doğru bilgiyi verecek ve sizlerle doğru bir

plan dâhilinde sorunun çözümü konusunda

çalışacaklardır. Bundan eminiz.

Ailelerin tepkisi

Birincisi aileler böyle bir şeyle karşılaştıkları

zaman: biz nerde hata yaptık diyorlar. Topu

birbirlerine atıyorlar. İlk şoku atlattıktan

sonra, önce çocuğu ve arkadaş çevresini,

sonra kendilerini suçlamaya başlıyorlar.

Hollanda kültürünü suçlayanların şayısı da

azımsanmayacak derecede. ‘Burada olmasaydık,

çocuğum Türkiye’de yetişseydi, her

şey bu kadar ortada olmasaydı belki de

farklı olurdu diye düşünüyorlar.

Anne babalar birbirleriyle ilk başta pek konuşamıyorlar.

İnsanlarda bilgi eksikliği var.

Bilmiyorlar ve korkuyorlar. Bu yeni gerçeği

hayatlarında nereye oturtacaklarını şaşırıyorlar.

Oğlum sütyen mi takacak, makyaj mı yapacak,

saçını mı uzatacak? Kadın gibi mi

olacak? ‘Ben öyle maymun gibi sokakta

gezmesine katlanamam; falancanın oğlu

ibneymiş dedirtmem’ deniyor. Saklıyorlar.

Bir dönem böyle geçiyor. Evde bir yas

havası. Yakın çevrelerinden pek kimseyle

konuşmuyorlar. Bu olayı duyulup damgalanmaktan,

aşağılanıp dedikodularının yapılmasından

korkuyorlar.

Belçika’da oturan bir Türk annesi tanıyorum,

bozuk plak gibi durmadan ‘benim oğlanı

Belçikalılar böyle yaptı’ diyordu. Çünkü

çocuğunun ilk partneri Belçikalıymış. Bunu

onlardan öğrendi. Bizim ailede, sülalede

böylesi yok diyerek yeminler ediyordu.

Ona sadece: Emin misiniz? Demiştim. İnsan

ailesinde, sülalesinde hiç başka eşcinsel

olmadığından nasıl bu kadar emin olabilir?

Belki de sülalenizdeki ilk dürüst insan

olgunuzdur… Ne dersiniz?

eşcinsellik kişinin içinde doğduğu

kültürle ilgili bir şey değil.

Türk toplumunda kendini saklamak zorunda

kalan, o kadar çok eşcinsel avukat, politikacı,

doktor, iş adamı, polis, öğretmen,

psikolog var ki… Saymakla bitmez. Ben

bu insanların topluma katkıları ile ilgileniyorum.

Bu insanları, kişiliklerinin sadece

bir parçası olan cinsellik gibi bir nedenden

dolayı, içimizden atamayız ya da ona hasta

etiketi yapıştırmaya hakkımız yok. Kapısını

kapattığı zaman evinde ne yaptığı, kiminle

hayatını paylaştığı, nasıl seks yaptığı beni

ve de hiç kimseyi ilgilendirmiyor. Kimsenin

böyle bir hakkı yok.

Doğuştan mı, sonradan mı?

Eşcinsellik bir çok anne babaların düşündüğü

gibi düzelmez!” Yanlış bir şey olsaydı

onca bilim adamı bunun düzelmesi için

elbette bir şeyler yaparlar, metotlar geliştirirlerdi.

Eşcinsellik bir hastalık değil, doğuştan gelen

bir özelliktir. Fakat Hollandalı Türk toplumu

içinde eşcinsel olarak doğsanız bile hayatınızın

ilk dört yılında öyle büyük bir maço

kültürün içinde büyüyorsunuz ki, içinizde

taşıdığınız tüm duygular bu toplum tarafından

yerden yere vuruluyor. Haliyle toplumdaki

gözlemleriniz eşcinsel duygularınızı

geri itmenize, saklamanıza neden oluyor.

Sosyolojik etkenlerle her ne kadar eşcinsel

duygularımızı geriye itsek de, dışarıdan bakınca

onların istedikleri gibi görünsek de;

bir erkeğin erkeğe, bir kadının kadına duyduğu

ilgiyi yok edemiyoruz. Bazıları ‘çocuğum

tecavüze uğradı ve o yüzden eşcinsel

oldu’ diye düşünüyor. Böyle bir şey olamaz,

mümkün değildir.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim;

insanlar kendi cinsleriyle seks yapabilirler,

merak ederler, fantezi derler, bilemiyorum.

Bu onların eşcinsel olduğunu göstermez.

Bu onların sadece eşcinsel seks ilişkisi yasadıklarını

gösterir.

Eşcinsel diye tanımlayabilmek için kişinin

kendi cinsinden birisini tutkuyla istemesi

ve kendi cinsine âşık olabiliyor olması gerekir.

eşcinsellik ve iç çelişkiler

İkinci kuşak Türklerin çevrelerinde okuldan

ya da işten tanıdıkları samimi ya da resmi

ilişkilerinin olduğu eşcinseller var. Onlara

öcü ya da cüzamlı gibi bakmıyorlar ve onlarla

sosyal iliksiler kurabiliyorlar.

Simdilerde bireyler cinsel yönelimlerinin

kendi cinsine yönelik olduğunu fark eder

etmez, ilk iş olarak geçip bilgisayarın başına

bilgi topluyor. Bilgiye çok çabuk ulaşabiliyorlar.

Tüm bu gelişmelere rağmen

hala insanlar kendi içlerinde bir çalkantı

yaşıyorlar. Çünkü hem doğru bilgiye ulaşıyor

hem de onu yadsıyan bir ortamda yasamak

zorunda. Bembeyaz bir alanda kendini

siyah bir kare gibi görüyor. Ben kara

bir kareyim diyor. Oysa topladığı bilgi ‘yok

canım, sen normalsin’ diyor.

Türk gençleri, eşcinselliğin normal olduğunu,

hakları olduğunu örgenince bunu

ailesi ile paylaşmayı deniyor. Ya da eşcinsel

kimliğini yaşamak için başkaldırıyorlar.

Kendilerini saklamak istemiyorlar, kabul

edilmek ve görünür olmak istiyorlar. Ailesinin

karşısına çıkıp, hayır ben evlenmeyeceğim

diye itiraz edebiliyorlar. Ya da evi terk

edip başka bir yerde kendisine, kendisi gibi

olmasını sağlayacak yeni bir hayat kurabiliyorlar.

Homoloket eşcinsellere sahip çıkıyor

Amsterdam’da kurulmuş bulunan Homoloket

olarak gencin içinde bulunduğu

baskıyı azaltmaya çalışıyoruz. Başta çevre

baskısı. Açık ki; ailenin bu yükü taşıması

lazım ya da taşıyamayacağını idrak etmesi

gerekli. Biz bu konuda yardımcı olmaya

çalışıyoruz.

Kendi çevrelerinde, kendilerini emniyette

hissettikleri ve onları yargılamadan, hoşgörüyle

kucaklayabilecek kişileri bulmaya

çalışıyoruz. Bu kişiler var. Küçük grupların

içinde çok geniş düşünebilen, eşcinsellerin

şiddet görmesini istemeyen ve de gizli hayat

yaşamalarını tasvip etmeyen insanlarımız

var.

Bu insanları empowerment çerçevesinde

ortaya çıkarmak, örneklerini çoğaltmak

lazım. Bizim hedef kitlemiz Türk kökenli

LGBTT’lerin yanında Türk kökenli heteroseksüeller.

Çünkü sorun eşcinsel bireylerde

değil, sorun Hollanda’daki heteroseksüel

Türk toplumundaki algılmada yatıyor.

Çocuklarımızı yarı yolda ve karanlıkta

bırakmayalım.

Hollandalı Türk toplumu olarak eşcinsellere

yaklaşımımızı değiştirmek zorundayız.

Sizin de çocuğunuz eşcinsel doğabilir.

Eğer eşcinselliğin karanlıktan çıkması için

bir savaş vermezsek, bu ilerde doğacak çocuklarımız

için hiç olumlu olmaz. Bu günkü

sorunları halletmek demek, geleceğe, doğacak

çocuklarımızın, kardeş ve akrabalarımızın

geleceğine ve mutluluğuna yatırım

yapmak demektir.

Çocuğunuz bu toplumda Türk diye ayrım

görse onu elinizle iter misiniz? Elbette

onun için savaşırsınız. Çocuğunuz eşcinsel

ise? İnanın değişen hiç bir şey yok. Elbette

uğruna savaşacağınız kişi yine kendi çocuğunuz.

Bir genç eşcinsel olduğunu keşfederse. Ve

de aile bunu şiddetle ret ederse, bu çocuğun

üstünde olumsuz bir etki yaratır. Eğer

itilirlerse, hor görülüp, aşağılanıp, cezalandırılırlarsa

genç depresyona sürükleniyor.

Hayatı boyunca bunun izlerini taşıyor ruhunda.

Tamiri olmayan bir yara bu. Dünyaya karşı

güveni kalmıyor insanın. Bu güvensizlikten

kaynaklanan ilişki problemleri oluyor,

ilerde yetişkin olunca, insanlarla olan ilişkilerinde

birçok sorunlar yasıyor. Kendine

güvensizlik, başarısızlık korkusu ve bunun

gibi şeyler.

evlendirmek çözüm değil

Diyelim eşcinsel olan bir çocuğu zorla evlendirdiniz.

Dışarıya karşı ‘bakin bu çocuk

normal, erkek gibi evlendi, çocuğu da oldu’

dediniz. Peki, ne değişti? Aile hala büyük

bir yalanın parçası olarak yaşıyor. Çocuğunuz

belki de dünyanın en mutsuz insani

olarak sürdürecek bundan sonraki yaşantısını.

Bir de onun evlendirildiği kişi var.

Onun bura inanın hiç suçu yok. O sadece

ikinci kurban. Bu tabloda tek bir suçlu var

onu zorla evlendiren SİZ.

Madem kabul edemiyorsunuz, bari engellemeyin

çocuklarınızı – akraba ya da

tanıdıklarınızı. Eşcinsel olduğunu kabul

edemiyor musunuz, o zaman bari hayatına

müdahale etmeyin ve saygı duymayı

deneyin. Dürüst olun, bu duruma alışmak

için kendinize zaman verin.

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 11


Anne Fonds yoksul kızların

okuması için destek arıyor

Türkiye’de 25 kız çocuğunun orta dereceli meslek eğitimi alması

için dört yıl boyunca karşılıksız eğitim bursu veren Anne

FOnDS vakfı, daha çok öğrencinin desteklenmesi için yardım

bekliyor. Anne FOnDS’un Kurucu Başkanı Jonker Roelants tam bir

Türkiye sevdalısı. yıllarca Hollanda’nın İstanbul konsolosu olarak

görev yapmış olan J. Roelants burs alan öğrencilerin okullarını bitirdikten

sonra kendisine gönderdikleri mektuplardan çok mutlu

olduğunu söylüyor.

emekli Diplomat

J. Roelants’in Türkiye sevdası yetmişli

yıllarda Ankara’da, doksanlı yılarda

İstanbul’da görev yaptığı dönemde

oluşmuş. Anadolu’da kadınların tarlada,

bahçede, evde yılmadan çalıştığını, erkeklerin

ise ‘küçük paşalar’ gibi kahvelerde

keyif çattıklarını görmüş. Kadınların

Türkiye’deki yaşama mücadelesine şahit

olmuş. İstanbul’da şiddet gören kadınlar

için ilk sığınma evinin açılmasında aktif

12 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

rol oynamış. ‘Türkiye gibi ülkelerde başarı

bir örnek binlerce kadına ilham veriyor’

diyor.

ANNE FONDS kurucusu J. Roelants

‘kadınların pozisyonunun genel olarak

her yerde daha zayıf olduğunu belirtiyor.

Kadın erkek eşitliği açısından Türkiye

dünya sıralamasında alttaki ülkeler

arasında yer alıyor: kadınların yüzde 20’si

okuma-yazma bilmiyor. Meslek sahibi

olan kadınların oranı yüzde 29 (Avrupa

Birliği ortalamasının yarısından az). Polis

raporlarına göre Türkiye’deki kadıların

yüzde 69’u aile içi şiddet görüyor. Herkes

için ama özellikle genç kızların eğitime

katılımının sağlanması Türkiye’nin en

büyük projelerinden birisi. Bazı bölgelerde

kızların orta öğrenime katılımı yüzde

4-7’ler seviyesinde seyrediyor. Yoksul aileler

önceliği erkek çocuklarının okumasına

veriyor. Bu ailelerin kızlarının yetişkinlikte

ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde

kalmaları nerdeyse imkânsız.

emekli maaşından artırarak başlamış

Yukardaki gerçekler emekli diplomat

Jonker Roelants’ı harekete geçirmiş. Türkiye’nin

bu sorunun altından kalkma

mücadelesinde yanında olmak isteği

ile 2005 yılında Anne Fonu’nu kurmuş.

Avrupa Parlamentosu milletvekili Emine

Bozkurt’un da içinde yer aldığı yönetim

kurulu ile kolları sıvamış. Kuruluşta

eski bakan Nebahat Albayrak da destek

vermiş. Tiyatrocu ve köşe yazarı Funda

Müjde gönüllü elçi olmuş. Kendi emekli

maaşından, eşinin maaşından artırdıkları

ile yola koyulmuş. Bazı Firmaları destek

vermeye ikna etmiş. Mali durumu yeterli

olmayan ailelerin kızlarının orta dereceli

meslek eğitimlerini tamamlayabilmeleri

için çalışma başlatmış. Geçen sene

Hollanda’da vefat eden başarılı bir Türk

bayan girişimci bütün servetini ANNE

FONDS’a bağışlamış.

Türk egitim vakfi ile birlikte çalışıyoruz

ANNE FONDS Türkiye’nin en büyük sivil

toplum kuruluşlarından biri olan Türk

Egitim Vakfi, (TEV) ile birlikte çalışıyor. J.

Roelants ‘ TEV’in 30 yıllık tecrübesinden

faydalandık. Ailesinin mali durumu zayıf

ilan kız öğrencileri bize TEV bildiriyor.

Kızların seçtiği eğitim dalı ve bölgesindeki

ekonomik imkânlara bakarak seçim

yapıyoruz. Bu kızlara dört yıl boyunca

kendi ellerine geçecek şekilde para gönderiyoruz’

diyor. Bu para ile öğrenci defter,

kitap, önlük, emek gibi ihtiyaçlarını

karşılıyor. TEV dört yıl boyunca bu kızları

izliyor. Gelişmeleri ANNE FONDS’a bildiriyor.

Destek gören kızların yüzde doksanı

meslek diplomasını almış

Bir öğrencinin dört yıllık meslek eğitimi

için 2.400 Euro gerekiyor. Bu yıl 25

kız öğrenci ANNE FONDS’dan destek

görüyor. TEV ve ANNE FONDS hizmetleri

karşılığında ücret almıyor.

Siz de kızların Türkiye’de okumasına

katkıda bulunma isterseniz ANNE FONDS

Vakfı ile iletişim kurabilirsiniz. Adres:

www.annefonds.nl /info@annefonds.nl


ABD Başkanı Obama Hollanda girişimcilerini

temsilen bir Türk’ü davet etti

Hollanda Haber Ajansı AnP’nin

haberine göre Amerika Başkanı

Obama tarafindan 26-27 nisan tarihlerinde

Washington’da “Ülkeler

arasındaki iliksilerin güçlendirilmesinde

girişimcilerin rolü” konulu bir konferans

düzenliyor. 50 ülkeden davetli

girişimciler bu konferansta görüşlerini

paylaşmak üzere toplanacaklar.

Triodor Software CEO’su Atilla Aytekin

Amerikan Büyükelçiliği’nin ve Başkan

Obama’nın özel davetlisi olarak bu konferansa

katılıyor. Atilla Aytekin bu konferansa

Hollanda’dan davet edilen tek

girişimcidir.

Mısır’ın başkenti Kahire’den 2009 yılında

Yeni Bir Başlangıç başlıklı konuşmasında

başkan Barak Obama 2010 yılında ticari

girişimciler, örgütler ve sosyal çalışalar

yapan kurumar arasındaki bağların nasıl

geliştirileceğine yönelik bir konferans

düzenleyeceğini duyurmuştu. Konferansa

batılı ülkeler ve azınlıkların yaşadığı

ülkelerden temsilciler davet edildi.

Konferansa Hollanda’dan tek girişimci

olarak davet edilen Atilla Aytekin Triodor

Software adlı bir Hollanda şirketinin kurucusu.

Şirketin İstanbul’da yatırımları var.

Atilla’s Dutch Dream adlı Hollanda’daki

göçmen girişimcileri ele aldığı bir kitabı

bulunan Atilla Aytekin tüm zorluklara

rağmen göçmen girişimcilerin başarısını

ele alıyor. Dutch Dream Foundation adlı

bir vakıf kurarak, göçmen girişimcileri

destekleyen Atilla Aytekin 2008’de Amsterdam’da

yılın girişimcisi ödülü almıştı.

Triodor Software 2009 yılında da Dutch

Turkish Trade Award ödülüne layık bulundu.

Konferansa davet edilmekten büyük

mutluluk duyduğunu açıklayan Aytekin,

farklı ülkelerden girişimcilerin yakın

ilişkiler içinde olması yeni oluşumlara

yol açar. Birlikte çalışıp, birlikte yaşayarak

karşılıklı anlayışları güçlendirebiliriz. Konferansta

bu amaca hizmet edecek ilham

verici görüşler dile getirebilirsem, davet

edilmemin hakkını vermiş olurum’ dedi.

Sosyal Kültürel Plan Bürosu: Türkler; Hollanda’daki en içine kapalı grup

Sosyal Kültürel Plan Bürosu SCP’nin yayınladığı

‘ikamet edilen yer fark yaratır mı?’

(maakt de buurt verschil) başlıklı araştırma

raporu Hollanda’da yaşayan Türklerin

konumu ile ilgili çarpıcı sonuçları ortaya

koydu. Göçmenlerle yerli Hollandalıların

mahallelerindeki iletişimi konusuna

eğilen raporun sonuçları medyada geniş

yankı buldu.

Araştırma; yerli ve yabancı kökenli

gruplar arasında iletişim ve farkın

ikamet edilen bölgeden değil ekonomi

gelir, eğitim ve Hollandacaya

hâkimiyetteki farklılıklarından doğduğunu

ortaya koydu. İlginç bulgulardan

birisi de bütün grupların tercihen karışık

mahallelerde oturmak istedikleriydi.

Türkler

Türkler yerli ve yabancı diğer gruplarla

en az bağı olan grup olarak ortaya çıktı.

Türkler Hollandaca konusunda da en geri

grubu oluşturuyor. Türklerin üçte biri boş

zamanlarında sadece Türkçe konuşuyor.

Türkler aynı zamanda Hollanda’da çok

fazla yabancının yaşadığına inanıyor.

Hollanda’nın çok kültürlü bir toplum olmasını

en az isteyenler arasında Hollandalılardan

sonra geliyor. Hollandalılarla

sürekli ilişkisi olan grupların başında

Antililer geliyor. Türkler bu konuda da

en son sırada yer alıyor. Buna rağmen

Hollanda’nın göçmenlere fırsatlar sunduğu

ve toplum tarafından kabul görme konusunda

en kötümser grup Türkler.

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 13


KuTlu DOĞuM HAFTASInA yOĞun İlGİ

Bardakoğlu: Peygamber Sevgisi Farklılıkları Kaldırdı

Hollanda Diyanet vakfının Amsterdam Arena stadyumunda

düzenlemiş olduğu ve Hz. Muhammed Peygamberimizin

anıldığı Kutlu Doğum programı beklenenin üzerinde ilgi

gördü. lahey Büyükelçisi uğur Doğan’ın da katıldığı programa Hollanda’da

var olan pek çok federasyon ve kurum destek verdi. Girişin

ücretsiz olduğu programa 40 binin üzerinde Müslüman katıldı.

Hollanda Lahey T.C Büyükelçiliği Din

Hizmetleri Müşaviri ve Hollanda Diyanet

Vakfı Başkanı Doç.Dr. Bülent Şenay

14 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

özel gayretleri ile Hollanda’da bulunan

9 Türk Federasyonu ve kurumu bu program

için birkaç kez bir araya getirerek

haber ve fotolar: Adnan Şahin

desteklerini ve görüşlerini aldı.

Kırk bin kişi katıldı

4 Nisan Pazar günü 50 bin kişilik

kapalı Arena stadyumunda yaklaşık

40 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen

programa Türkiye’den Diyanet İşleri

Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun yanı

sıra ünlü mevlithan İsmail Çoşar ve ilahi

sanatçısı Fatih Koca ve ekibi, çocuk ilahi

grubu Grup 571 gelerek sahne aldılar.


entegrasyon değil, partisipasyon

Kur’an okunmasi ile başlayan Programda

ilk konuşmayı yapan Şenay sözlerine

şöyle başladı; ‘özgür ülke Hollanda’nın

özgür Müslümanları, bu gün coşkulu bir

gün, mutlu bir gündür. Bu kadar insanı

bir araya getiren nedir’ diye soruyorlardı.

Cevabı burada; Peygamber sevgisi’ dedi.

‘Artık uyumdan değil partisipasyondan

(katılımcılıktan) bahsetmeliyiz’ diyen

Şenay ibadet mekânlarının entegrasyona

ve toplumsal katılıma en büyük

katkıyı sağlayan mekânlar olduğunu

savunurken; Avrupa’da camilerin huzurun

ve minarelerin birliğin simgesi

olduğunu söyledi. Şenay konuşmasının

sonunda; ‘Hollanda’da Türk toplumu

ve Müslümanlar Hollanda’nın mutlu

yarınlarında bir kültür zenginlik kaynağı

ve Sevgi Peygamberi’nin izinden giderek

adil ve huzurlu bir toplumun

savunucuları olarak var olmayı sürdürecekler’

diyerek sözlerini tamamladı.

Hepimiz aynı Allaha inanıyoruz

Toplantıda Amsterdam Vrij üniversitesi

İslam Teolojisi bölümü koordinatörü

prof. Henk Vrom Kısa bir konuşma yaptı.

Dinlerin, kökenlerinde hiçbir şekilde

şiddet öğütlemediklerini söyleyen Vrom

Allah inancı konusunda ise hepimiz aynı

Allaha inanıyoruz ama batıda O’nun

adına God denmiş Arabistan’da ise Allah

denmiş diyerek dinler arasındaki birliği

savundu.

Bardakoğlu: uyum açısından önemli

bir buluşma

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali

Bardakoğlu ‘buraya gelen 40 bine

yakın insanımız Peygamber sevgisi

etrafında buluştu. Sadece peygamber

sevgisini değil, bu bizim birliğimizi,

beraberliğimizi, karşılıklı saygımızı, sevgimizi

ve içinde yaşadığımız toplumla olan

uyumumuzu da göstermesi açısından

son derece önemli bir buluşma’ dedi.

Bardakoğlu bu programı düzenleyen

Hollanda Diyanet Vakfı Başkanı Bülent

Şenay’a ve ona destek veren tüm diğer

kuruluşlara teşekkür etti.

Bardakoğlu, bir gazetecinin ‘uyumdan

söz ettiniz. Burada aşırı sağcı siyasetçiler

var. Bu konuda ne söylersiniz

şeklindeki sorusuna, ‘Hollanda’daki Türk

toplumunun uyumunu, içinde yaşadığı

toplumla olan ahengini göstermeye bu

tablo yeter. Ebetteki farklı düşünenlerde

olabilir. Biz onlara da teşekkür ederiz

ve demek ki biz kendimizi ve Peygamberimizi

anlatmakta yeteri kadar çaba

göstermemişiz diye düşünürüz’ diyerek

cevap verdi.

Karikatür krizi gibi çok incitici şeyler,

yaygın olmasa da, oluyor diyen

Bardakoğlu bunlara ise, gereken cevaplar,

aynı ülkelerin sağduyulu

insanları tarafından veriliyor. Bu da

umut verici bir şey dedi.

Hollanda Diyanet Vakfı başkanı Doç.Dr. Bülent Şenay

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 15


``Görüş, görev ve yurttaşlık açılımı``

konulu Çalışma Konferansı düzenliyor

Türkler için Danışma Kurumu IOT 20 Mayıs 2010 tarihinde uzmanların katılımı ile ´visie, Missie en

Burgerschapsperspectieven´ konulu bir konferans düzenliyor. Konferansta Hollanda’daki Türklerin

bu günkü ve gelecekteki toplumsal pozisyonu ve yurttaşlık açılımları ele alınacak.

Katılımcılar politikacılar ve uzmanlarla birlikte Türklerin Hollanda’daki son 45 yılını değerlendirip, buradan

çıkan sonuçlarla önümüzdeki 25 yıla bakacaklar. Bu toplantıdan alınacak sonuçlara dayanarak, IOT

önümüzdeki 25 yıla yönelik, görüş, görev ve açılım belirleyecektir.

Ana sorular:

• Türklerin Hollanda’daki 45 yıllı gelişmelerine bakarak orta vadede Türklerin şansları ve

karışılacakları engelleri neler olabilir?

• Türk özörgütlerinin bu konularda tercihleri neler olmalı?

Konferans dört temel konu etrafında şekillenecek

1. yurttaşlık ve kimlik, sunan: Prof. Dr. Han Entzinger (Erasmus Universiteit)

2. eğitim, sunan: Dr. Paul Jungbluth (Universtiteit Maastricht)

3. Sosyal ekonomik konum, sunan: Dr. Jaco Dagevos (Sociaal en Cultureel Planbureau)

4. Politik katılım, sunan: Dr. Floris Vermeulen (IMES)

Bu konular sabah oturumlarında bilimciler tarafından sunulacak. Bu sayede önümüzdeki 25 yıla ilişkin

Türklerin pozisyonları, şansları ve karşılaşacakları engeller konusunda verileri olan bir tartışma için zemin

sunacaklar. Öğlen oturumunda oluşturulan çalışma grupları yukarıdaki konular üzerine tartışarak görüş

oluşturacak. Dört çalışma grubunun çıkardığı sonuçlar ortak oturumda değerlendirilecek.

IOT’den Politik Partisipasyon ve Gönüllü eğitimcisi kursları

Türkler İçin Danışma Kurulu IOT organizasyonun güçlenmesi

ve yöneticilerin/gönüllülerin eğitimi için 2009 ve

2010 yıllarında çeşitli projeleri hayata geçirmektedir. Bu

amaçla ‘SeS Training & Advies bv.’ ile birlikte gerçekleştirilen

çalışmalardan birisi olan ‘Train de Trainer (TDT)’ eğitim programı

20 Mart 2010 tarihinde başlatılmıştır. İkinci eğitim programı olan

‘Politieke en Bestuurlijke Participatie (PBP)’ de 27 Mart 2010 tarihinde

başlatılmıştır. İki eğitim programı da 20 katılımcı ile 4 hafta

sonu olarak düzenlenmiştir.

Gönüllü eğiticisi TDT eğitim programı

göçmen özörgütlerinde çalışan yöneticileri/gönüllüleri

kapsayan bir çalışmadır.

Bu programla diğer gönüllülerin

eğitimini yapacak kişilerin yetiştirilmesini

amaçlamaktadır. Göçmen özörgütlerinde

kendi eğitmenlerinin artması onlara belirli

bir güç sağlayacaktır.

16 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

PBP eğitim programının ana amacı

göçmenlere kendi özörgütlerinde, okullarda,

spor klüplerinde, sosyal yardım

kuruluşlarında, yerel yönetimlerde ve politik

partilerde yeralmalarını sağlamak için

gerekli teorik ve pratik bilgileri vermektir.

Programda katılımcılar yerel yöneticilerle,

parti üyeleri ile tanışıp, bu alanlarda

çalışmaların nasıl yapıldığını uygulamalı

olarak görmektedir. Katılımcılar ayrıca

eğitim programında aktif olarak bir

tartışma düzenleyecekler. Buraya yerel

yöneticileri davet edip, onları dinleyecekler

ve Parlamentoyu ziyaret edip, çeşitli

partilerin üyeleri ile 9 Haziran 2010 genel

seçimlerini irdeleyen bir tartışma

yapacaklardır. PBP eğitim programı süresince

ayrıca katılımcılara kişisel iletişim

konusunda da teorik ve uygulamalı bilgiler

verilecektir.

İki eğitim programı da Doorn’daki Hotel

Conferentie Center Zonheuvel’de verilmektedir.

Eğitim programlarının sonunda

her katılımcı bir sertifika ile ödüllendirilecektir.


Weert’de harçlarla ilgili bilgilendirme toplantısı

Weert Türk Merkezi Vakfı, yüksek harç

bedellerinin geri alınmasıyla ilgili bir bilgilendirme

toplantısı düzenledi. IOT çalışmaları

hakkında bilgilerin de verildiği

toplantıya IOT Yürütme Kurulu Üyesi ve

Sayman Nuray Uysal-Aygan ile IOT Müdürü

Ahmet Azdural katıldı.

Katılımcıların yüksek harçlar, eğitim, işsizlik,

geri dönüş, uyum kursları ve izin yolu

sorunları hakkındaki sorularını yanıtlayan

konuşmacılar, vatandaşları, başta çocuklarımızın

eğitimi olmak üzere sorunların

çözümü konusunda daha duyarlı olmaya

davet ettiler. Yıllardır bir çok sorunun

çözülemediğine dikkati çeken IOT yöneticileri,

çözümü başkalarından beklemek

yerine artık vatandaşlarının kendilerinin

HTIB Leiden’de SILA GECESİ

Hollanda Türkiyeli İsçiler Birliği ( HTIB) Leiden

şubesinde unutulmaz bir Sıla gecesi programı

yapıldı. Yoğun bir katlımın olduğu bu programda

Türkiye’den Gelen Gurup Gülsesi

konuklara unutulmayacak bir aksam yaşattı.

Ayrıca HTIB saz öğrencileri yapmış oldukları

müzikle kültürlerine olan bağlılıklarını

sergilemiş oldular. Programda Türkiye’nin tüm

yörelerine ait yemek çeşitleri misafirlere ikram

edildi. Yapılan hediye çekilisinde bu aksamın

anısına hediyeler dağıtıldı. Geceye HTIB genel

başkanı Mustafa Ayrancı, HAKDER Genel

başkanı Fethi Killi, HTIB Den Haag yöneticileri

ve Leiden’deki diğer Türk derneklerinden

temsilciler katildi. Konuklar geç saatlere kadar

doyasıya eğlendiler.

Programın açılışında kısa bir konuşma yapan

harekete geçmelerinin önemine değindiler.

2002 yılından beri ödenen yüksek

oturum harçlarını geri alabilmek için bazı

girişimlerde bulunulması gerektiğini ve

bu işlemlerin de bir avukat aracılığıyla yapılmasını

tavsiye eden IOT, vatandaşların

bu amaçla bölgelerinde bir avukata baş-

vurabileceklerini IOT’nin de bu avukatlara

yardımcı olabileceği belirtti.

Bulgaristan üzerinden seyahatlerde karşılaşılan

sorunların giderilmesi amacıyla

yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren

IOT yetkilileri, rüşvet olayları konusunda

vatandaşları daha duyarlı olmaya çağırdılar.

Rüşvetle mücadelenin sadece denetimlerle

olamayacağını belirten IOT,

vatandaşların da rüşvet vermemelerini,

rüşvetin artık olağan olmaktan çıkması

gerektiğini ve bu konuda vatandaşlara

da önemli görevler düştüğünü belirttiler.

IOT ayrıca, rüşvet vermek zorunda kalanların,

bunu mümkün olduğunca iyi bir

şekilde (Yer, tarih, zaman, görevlinin yaka

numarası gibi..) belgeleyerek, ilgili yerlere

şikayet edilmesinin önemli olduğunu

vurguladı.

HTIB Leiden Başkanı Murat Kurt gösterilen bu

ilgiye, dayanışmaya ve emeği geçen herkese

çok teşekkür etti. Murat Kurt’; ‘Biz HTIB olarak

her sene düzenli olarak bu tür aksamlar düzenleyerek

insanlarımızı bir araya getirmek

dostluk bağlarını güçlendirmek ve birazcık

olsun günlük yasamın vermiş olduğu stresten

uzaklaştırmak istiyoruz. Bugün bir kez daha

gördük ki, buna gerçekten ihtiyaç varmış. Tüm

farklılıklarımızla bugün bir aradayız. Herkesin

yüreğindeki gurbet ve sıla hasreti aynıdır. Ne

kadar burada doğsak, büyüsek de hiç bir zaman

ülkemize olan hasretimiz ve özlemimiz

bitmeyecektir. Türküler bizim özümüzdür,

kültürümüzün bir parçasıdır. Bunları buralarda

yaşatmamız ve gelecek nesillere çok iyi

aktarmamız gerekli. Bugün burada gençlerimizi

görmek bizi son derece mutlu etmiştir’

dedi.

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 17


Yazar Seyhan Büyükcoşkun: “Ebeveynler, İnsan Mimarlarıdırlar”

Hollanda İslam Federasyonu kadın

teşkilatı tarafından 5.si düzenlenen ve

konusu ‘çocuk eğitimi’ olan tefekkür

konferansına federasyona bağlı pek çok

şubeden bayan ve genç kız katıldı. Schiedam

Merkez Camii salonunda yapılan

konferansa Türkiye’den davetli olarak gelen

Yazar Seyhan Büyükcoşkun, katılımcı

bayanlara çocuk eğitimi ile ilgili çok

detaylı bilgiler ve önemli ipuçları verdi.

Çocuk eğitimi esnasında yapılan ancak

gözden kaçan hatalara dikkat

çeken ve özellikle çocukların anneleriyle

ilişkilerinin önemine değinen

Büyükcoşkun, çeşitli düşünür ve bilginlerden

örnekler verdi. İşte bunlardan

Almanya’nın nürnberg kentinde

bulunan Federal Göçmen ve

Mülteci Dairesi tarafından araştırma

yapıldı. Araştırmada Alman toplumuna

ayak uyduramayan göçmen

gruplar ele alındı.

Almanya’nın Nürnberg kentinde bulunan

Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi tarafından

yapılan bir araştırma; ülkedeki yabancılar

arasında Alman toplumuna uyum

sağlamakta en fazla zorluk çeken halk

grubun Türkler olduğunu ortaya çıkardı.

“Welt am Sonntag” gazetesi tarafından

sonuçları kamuoyuna açıklanan araştırmaya

göre, ülkede yaşayan Türkler, Polonyalılara,

Yunanlılara, İtalyanlara ve eski Yugoslavya

topraklarından gelenlere göre

Alman toplumuna ve istihdam piyasasına

uyum sağlamakta daha fazla zorlanıyor.

Ülkede yaşayan yaklaşık 6,8 milyon yabancının

büyük kısmının topluma iyi

18 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

haber ve foto: Özlem Köklü

Türkler; Almanlara ayak uyduramayan halk!

uyum sağladığı, yabancı halk grupları

arasındaki en büyük farklılığın eğitim

alanında olduğu belirtilen araştırma

sonuçlarında şu sonuçlara yer verildi.

Almanya’daki Polonyalıların yaklaşık üçte

ikisi, Yunanlıların da yaklaşık yüzde 60’ı

orta dereceli ya da yüksek okul mezunu.

Bu oran İtalyanlarla eski Yugoslavya topraklarından

gelenlerde yüzde 44, Türklerde

de yüzde 41.

Kadınlar

Almanya’da yaşayan Türk kadınların yüzde

7’sinin okuma-yazma bilmediği, bu

oranın da diğer yabancı kadınlara göre

yüksek olduğu kaydedildi. Araştırmada

ayrıca, ülkede yaşayan Türklerin yüzde

15’inin sosyal yardım parası alarak

geçindiğine, bu oranın Yunanlılar arasında

yüzde 7,6 olduğuna işaret edildi.

Almanca bilgisi konusunda da Türklerin

diğer yabancılara göre alt sıralarda

kaldığı, her 5 Türk’ten birinin,

bazıları: ’Eğer bu dünyada bir şeyler ters

gidiyorsa, bende de bir şeyler yanlış demektir.’

(Carl Gustav Jung). Herkesin ilk,

en katıksız ve en önemli ilişkisi, annesiyle

olan ilişkisidir.’ (Arthur Thomas). ’Eğitilirse

anne babalar, eğitilmiş doğar bütün

çocuklar.’(Goethe)

Konferansa bölge kadınlar teşkilatı

başkanı Bedia Karademir’in yanı sıra eski

kadınlar teşkilatı başkanı Ayşe Koç da

katıldı. Büyükcoşkun ertesi gün yine NIF’e

bağlı Oss Mescid-i Cuma camiinde aynı

konuda bir konferans verdi. Bu konferansa

da yoğun ilgi oldu.

her 17 İtalyan’dan birinin ve her 10

Polonyalıdan birinin Almancayı kötü

ya da yetersiz konuştuğu belirtildi.

Araştırmaya göre ayrıca Türklerin yarısı,

tanıdığı Almanlarla sıkça görüşmüyor.

Buna karşılık İtalyanların ve eski Yugoslavya

topraklarından gelen insanların

büyük kısmının haftada birkaç kez Alman

tanıdıklarıyla bir araya geldiği kaydedildi.


GREVDEKİ TEMİZLİK İŞÇİLERİNDEN MEKTUP

Hollanda’da temizlik işçileri yıllardan beri

düşük ücretler karşılığında, elverişsiz şartlarda

ve düzensiz olarak çalıştırılmaktadır.

Çalıştıkları mesai saatlerinin karşılığını

çok kez alamayan ve yol masrafları karşılanmayan

temizlik işçileri baskı, ayrımcılık

ve diğer kötü muamelelere de maruz

bırakılmaktadırlar. Temizlik işkolunda iş

yapan temizlik firmalarıyla bunlarla birlikte

çalışan özel iş bürolarının patronları iş

ihalelerini en ucuza kabul ederek ve işçi

emeğinin çok büyük bir bölümüne de el

koyarak yoğun bir emek sömürüsü uygulamaktadırlar.

Çok ucuza kabul ettikleri

ihalelerden sağlayamadıkları kârları işçilerin

hakettikleri ücretlerden kesmektedirler.

Böylece kendi kârlarını azami oranlarda

arttırırken işçilere de ancak yoksulluk

sınırının altında yaşayabilecekleri

düşük ücretler ödemektedirler. İhaleleri

veren ve alan patronların kâr hırsından

kaynaklanan bu yoğun emek sömürüsü

temizlik işçilerinin kötü şartlarda çalışmalarına

ve yoksulluk içinde yaşamalarına

neden olmaktadır.

Sömürü, baskı, ayrımcılık, haksızlık ve

aşağılanmaya karşı ‘YETTİ ARTIK!’ diyen

temizlik işçileri, FNV sendikasının desteğiyle,

aylardan beri ülkenin değişik kentlerinde

grev yapmaktadırlar. Grevci işçiler

gün geçtikçe artan sayıda insan ve kuruluşlar

tarafından desteklenmektedir. Grev

sürdükçe ve destekçilerin sayısı arttıkça

temizlik işçilerinin patronlara karşı gücü

büyümekte ve işçilerin taleplerini kabul

etmeleri için patronlar üzerindeki baskılar

artmaktadır.

Tertemiz emekleriyle temizlik hizmeti

üreterek topluma ve toplumsal yaşama

önemli katkılar sunan temizlik işçilerinin

talepleri şöyledir:

• Yaşanılabilir, daha yüksek bir ücret!

• Yol masraflarının karşılanması!

• Mesai saatleri içerisinde Hollandaca ve

uyum kursları alma hakkı!

• Toplumsal saygı!

Temizlik işleri ihale eden ve bu ihaleleri

alan patronlar işçilerin bu haklı taleplerini

karşılamayı reddediyorlar. Bunu anlamak

mümkün değildir! Temizlik işçilerinin

grev ve eylemleri bu nedenle haklı ve

meşrudur. Bu nedenle de temizlik işçileri,

talepleri karşılanıncaya dek mücadelelerini

sürdürmekte kararlıdırlar.

Toplumun geniş kesimleri tarafından temizlik

işçilerinin desteklenmesi büyük

önem taşımaktadır. Onlara verilecek en

ufak bir destek, onlar için gösterilecek irili

ve ufaklı her dayanışma çabası onların

haklı mücadelelerini güçlendirecek, taleplerinin

karşılanması yolunda patronlar

üzerindeki baskıları arttıracak ve onların

kazanmalarına katkı sağlayacaktır.

Bu mesaj, temizlik işçilerini desteklemek

ve onlarla dayanışmak için size de yöneltilmiş

yürekten bir çağrıdır. Bu çağrıya

olumlu karşılık vermek istemeniz halinde,

aşağıdaki çağrı ve önerilerden faydalanabilirsiniz.

Bunlara ek olarak farklı destek

ve dayanışma biçimlerini de düşünüp

uygulayabilirsiniz. Bu durumda ve her halukarda

yapmayı düşündüğünüz destek

ve dayanışma faaliyetleriyle ilgili olarak

Temizlik İşçilerini Destekleme Komitesi

ile temas kurabilirsiniz:

Komite’nin internet site adresi: http://steundeschoonmakers.wordpress.com/

E-mail adresi: steundeschoonmakers@

hotmail.com

Posta adresi: Comité Steun de Schoonmakers,

Eisdenstraat 25, 1066 LK Amsterdam

SÖZHAKKI I NİSAN 2010 I 19


Hollanda’da Vatan Kokulu Kahramanlar Rüzgârı esiyor

Hollanda Türk-İslam Kuruluşları Birliğinin hazırlayıp sunduğu, vatan Kokulu

Kahramanlar 2 tiyatrosunun 18 nisanı 2010 tarihinde Rotterdam Isala

Tiyatro salonunda ki gösterisi katılanlar tarafından gözyaşları ile izlendi.

Hollanda da doğup büyümüş yaklaşık elli erkek ve kızın yer aldığı gösteride dedeler

de rol üstlendi. uzun savaşlardan çok çekmiş bir milletin yaşadığı acıları

ve bütün olumsuzluklara rağmen ölümsüzleşen Mehmetçiğin o büyük mücadele

ruhu sahnelenmiş oldu.

Yapımcılılığını ve senaryosunu HTİKB Genel

Başkanı Abdullah Güven Bey’in hazırlamış

olduğu, Vatan Kokulu Kahramanlar

oyununu beş yüz kişi izledi.

Başkonsolos oyunu kutladı

T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ,

sivil toplum kuruluş başkanları, iş adamları,

siyasiler ve tüm aile bireylerinin katıldığı

programda bir konuşma yapan

HTİKB Genel Başkanı Abdullah Güven

‘kendine güvenen, duruşuyla, çalışma ve

gayretleriyle bu topluma ve insanlığa faydalı

nesiller yetiştirmeyi arzuluyoruz. Bunun

için tarihine, diline, dinine, kültürüne

sahip bir neslin varlığını hep hedeflemişizdir.

Savaş acılarını iliklerine kadar yaşayan

bir milletin mensupları olarak da artık

savaşsız bir dünya arzuluyoruz. Savaşların

acılarını sarmak kolay olmuyor. Al gelinler

kalırken gerilerde, al bayrağa sarılıp gelin

gibi toprağa veriliyor yiğitler. Geride ise

hep kan ve gözyaşı ile büyüyen yetim

çocuklar kalıyor. Bu yüzden Çanakkale bir

ruhtur. Bu ruhu gençlerimize vermek de

ayrı bir sorumluluktur. Biz bu sorumluluğu

tüm ekibimizle birlikte üstlenmiş olduk”

diyerek tüm ekibine ve katılımcılara

teşekkür etti.

Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ yaptığı

selamlama konuşmasında tüm tiyatro

ekibine, yapımcısından oyuncusuna

ve emeği geçen herkese teşekkür ederek

“Bu akşam tarihi bir akşam yaşamış olduk.

20 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa

Kemal Atatürk’ün ve tüm silah arkadaşlarının,

kadınıyla kızıyla bir milletin uyanışının

hatıralarını bu aksam izlemiş olduk.

Şehitlerimize ve gazilerimize minnettarız”

diyerek yaşadıkları duygulu anları paylaşmış

oldular.

Tiyatro grubu Çanakkale’ye gidiyor

Tiyatro Kahramanı evlatlar, asıl kahramanların

ellerini öpmek için Çanakkale

yolundalar. Sponsorluğunu iş adamı İsmail

Çelen’in yaptığı İstanbul - Çanakkale

Kültür gezisiyle gençlerimiz ödüllendirilmiş

oldular.

2 - 6 Mayıs 2010 tarihinde Vatan Kokulu

Kahramanlar rüzgârı Çanakkale’de esecek

ve bir nesil o rüzgârla nefeslenecek.


Tanınmış Türk öyküsü

BOş BeşİK

Dordrecht’te opera olarak

sergileniyor

Hollands Diep Muzik tiyatrosu

eski bir Türk halk öyküsü olan

Bos Beşik adlı eseri modern bir

opera gösterisi haline getirdi.

Gösteri Türk ve Hollanda kültürünün

kucaklaşmasının, Hollandalı ve Türk

amatör ve profesyonel sanatçıların

ortak çalışmasının özgün ürünü olarak

seyirci ile buluşuyor.

Boş beşik ailelerinin rızası olmadan evlenen

iki sevgilinin öksüsüdür. Tüm engellere

rağmen evlenen sevgililer uzun zaman

çocuk sahibi olamaz. Bir gün bir peri

gelir ve ‘yedi yıl sonra çocuğunuz olacak

ama onu ben alacağım’ der.

1969 yılında Türk sinemasında filmi çekilen

ve geniş izleyici bulan öyküde çocuk

devenin üzerinde bir kartal tarafından

kapılır. Hollands Diep Muzik Tiyatrosu

öyküyü orta doğunun diğer öyküleri ile

harmanlamış. Ortaya da seyri doyumsuz

olan bir gösteri çıkmış. Hollandaca tekstler

yanında Türkçe söylenen şarkılar ve

bebek ninnisi, çok etkileyici bir bütünlük

oluşturuyor.

Hollanda’da çok kültürlü ortak yapımların

tiyatrolarda Romeo-Julyet eserinden

etkilendiğini, müzikte de urban stilinde

ürünler verdiğini anlatan yönetmen Cilia

Hogerzeil, opera olarak bu ilk deneme.

Bununla gurur duyuyorum diyor. Orkestra

şefi Romein Bischoft bş beşik operasını

yabancılara karşı artan hoşgörüsüzlüğe

bilinçli bir karşı çıkış olarak tanılmıyor.

Boş beşik operası gösterileri:

18, 22,24,25 nisan ve 6,7,8 mayis

Baslama saati: 20.30

Adres: Energiehuis Doordrecht

SÖZHAKKI I ŞUBAT 2010 I 21


IOT İnternet

sayfasını

inceleyin

Günlük yaşamınızda, özellikle etnik kimliğinizden

dolayı sizi ilgilendiren sorun ve

gelişmeler, en geniş şekilde ve sürekli yenilenerek

artık IOT’nin internet sayfasında

verilmektedir. İnternet sayfasında doğal

olarak IOT’nin varlık nedeni ve faaliyet

alanıyla ilgili konular olduğu için, herkesin

bir şekilde bilgiye ulaşabileceği bütün

kapıları buradan bir şekilde açabilirsiniz.

Örneğin harçlarla ilgili en son gelişmeyi

mi merak ettiniz, işsizlikle ilgili hükümet

yeni bir karar mı aldı, yaşlılara yönelik

hangi girişimler planlanıyor, staj yeri bulmakta

zorlanan çocuklarınız için bilgi mi

edinmek istiyorsunuz? Aylık yayın organı

Sözhakkı’na buradan da ulaşabilirsiniz.

Bütün sayfaları açabilir ve ekranınızdan

okuyabilirsiniz. Abone mi olmak istiyorsunuz?

Hemen bu internet sayfasından

formülü doldurup mail olarak atabilirsiniz.

Bütün bu benzeri soru ve konular hakkında

IOT’nin sürekli yenilenen www.iot.nl

internet sayfasını mutlaka izleyiniz. Ayrıca

yazabilirsiniz mail adresi üzerinden. Mektup

ve telefonla ulaşmaktan öte daha ko-

TICF

Turks-Islamitisch Culturele Federatie

Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu

Afrikaanderplein 40

3072 EC Rotterdam

Voorzitter: Arif Yakışır

Mobiel: 06-18010169

Vicevoorzitter: Mustafa Özcan

E-mail : info@ticf.nl en

a.yakisir@hotmail.com

nIF

Nederlandse Islamitische Federatie

Hollanda İslam Federasyonu

Strevelsweg 700

Unit 413

3083 AS Rotterdam

Voorzitter: Mehmet Yaramış

Tel federatie: 010-4716847

Fax federatie: 010-4719513

Mobiel: 0653-370762

E-mail : nif@nifonline.nl

SICn

Stichting Islamitisch Centrum Nederland

Hollanda İslam Merkezi Vakfı

Van Lieflandlaan 3

3571 AA Utrecht

Voorzitter: Fikri Demirtaş

Tel federatie: 030-2734086

Fax federatie: 030-2715097

Mobiel: 0651-418324

E-mail: info@sicn.nl en demirtas.fikri@gmail.com

22 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

www.iot.nl

lay bir şekilde elektronik posta ile bütün

istek, soru ve faaliyetlerin gidişatı üzerine

varsa eleştirilerinizi de bu şekilde iletebilirsiniz.

Kısacası, bir çok ilki görmeniz ve yararlı

IOT’ye BAĞlI KuRuluSlAR 2009 AAnGeSlOTen ORGAnISATIeS

HTİB

Turkse Arbeidersvereniging in Nederland

Hollanda Turkiyeli İşçiler Birliği

1e Weteringsplantsoen 2c

1017 SJ Amsterdam

Voorzitter: Mustafa Ayrancı

Tel federatie: 020-6221820

Fax federatie: 020-4282522

Mobiel: 0622-202879

E-mail: info@htib.nl

HTİKB

Nederlandse Unie van Turks-Islamitische

Organisaties

Hollanda Türk İslam Kuruluşlar Birliği

Buitenhofstraat 15

3022 PB Rotterdam

Voorzitter: Abdullah Güven

Tel federatie:010-4781102

Fax federatie: 010-4255060

E-mail: abdullahguven@online.nl

HTSKF

Federatie van Turkse Sport en Cultuur in Nederland

Hollanda Türk Spor ve Kültür Federasyonu

C. Mendesring 350

3315 NP Dordrecht

Voorzitter: Sabri Kenan Bağcı

Tel federatie: 0183-649235

Mobiel: 0652-323115

E-mail: sk.bagci@versatel.nl

bilgiye ulaşmanız için mutlaka bu sayfayı

açmanızı öneriyoruz.

www.iot.nl

HTKB

Turkse Vrouwen Vereniging in Nederland

Hollanda Türkiyeli Kadınlar Birliği

Bennekelstraat 131

5654 DD Eindhoven

Voorzitter: Nuray Uysal

Tel federatie: 040-2028824

Mobiel: 06-41605254

E-mail: htkbnl@gmail.com

DSDF

Federatie van Democratische

Sociale Verenigingen

Demokratik Sosyal Dernekler

Federasyonu

Postbus 51203

3007 GE Rotterdam

Voorzitter: Ertuğrul Gültekin

Mobiel: 0654-906048

E-mail: dsdfweb@mynet.com

HAK-DeR

Federatie van Alevitische Gemeenschap in

Nederland

Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu

Postbus 45665

2455 BB Den Haag

Voorzitter: Fethi Kıllı

E-mail: sekreter@hakder.nl en

hakder@hakder.nl


HER PAZAR• ROTTERDAM TV KANALINDA

AKTÜEL TV.NL

ROTTERDAM

DAN

HABERLER

YORUMLAR

DUYURULAR

EĞİTİM

SAĞLIK

EKONOMİ

İŞ YAŞAMI

KÜLTÜR

SANAT

POLİTİKA

SPOR

KONUT

KADIN

GENÇLER

EĞLENCE

MÜZIK

ETKİNLİKLER

14.00 - 14.30

VE

22.30 - 23.00

ARASI


HOllAnDA’nIn

en eSKİ

TÜRK MATBAASI

10.000

A4 FOLDERS

115 gr. fullcolour

incl .opmaak en

vouwen

Kwartaal Aanbiedingen

Verspreidings Folders

20.000

A4 FOLDERS

115 gr. fullcolour

incl .opmaak en

vouwen

50.000

A4 FOLDERS

115 gr. fullcolour

incl .opmaak en

vouwen

1000 Visitekaartjes, Fullcolour e75,-

Starterspakketten

STARTERSPAKKET 1 STARTERSPAKKET 2 STARTERSPAKKET 3 STARTERSPAKKET 4

Alle prijzen zijn excl. BTW.

(010) 425 40 30 24 I SÖZHAKKI I NİSAN 2010

100.000

A4 FOLDERS

115 gr. fullcolour

e 375,- e 595,- e 1100,- e 2150,-

500 Briefpapier

500 A5 enveloppen

500 Visitekaartjes

1000 Briefpapier

1000 A5 enveloppen

1000 Visitekaartjes

500 Briefpapier

500 A5 enveloppen

500 Visitekaartjes

incl .opmaak en

vouwen

1000 Briefpapier

1000 A5 enveloppen

1000 Visitekaartjes

e 225,- e 325,- e 425,- e 525,-

2 KLEUR 2 KLEUR FULLCOLOUR

FULLCOLOUR

Plesmanstraat 58

3125 BG Schiedam

info@dizayn.nl

More magazines by this user
Similar magazines