Yapı Malzeme September 2018

istmagmagazin

Yapı Malzeme September 2018

MESA

NAL Tünel

Kalıbı

TEMEL ÖZELLİKLER

• Yüksek yük taşıma kapasitesi ve beton basıncına dayanıklılık

• Hızlı ve kolay montaj sağlayan modüler tasarım

• Esneklik

• Hızlı ve güvenli uygulama

• Hidro-mekanik güç sistemleri ile zaman ve işçilikten tasarruf

• Beton döküm kolaylığı ve vibrasyon sistemleri


Kalıp ve İskele Sistemleri

MESA

TBM Segment

Kalıpları

TEMEL ÖZELLİKLER

• Projeye özel, teknoloji odaklı kalıp tasarımı

• Dayanıklı ve uzun ömürlü kalıplar ile sağlanan maliyet avantajı

Malzeme kalitesi ve üretim teknolojisi ile yüksek beton kalitesi ve

ölçüsel hassasiyete sahip kalıplar.

• Hızlı ve güvenli uygulama


İSTMAG Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına

İmtiyaz Sahibi

H. Ferruh Işık

Genel Müdür

Mehmet Söztutan

mehmet.soztutan@img.com

Reklam Müdürü

Hakan Girgin

hakan.girgin@img.com.tr

Yayın Editörü

Tarık Oral

tarik.oral@img.com.tr

Grafik Tasarım

Sami Aktaş

sami.aktas@img.com.tr

Sorumlu Müdür

Cüneyt Aktürk

cuneyt.akturk@img.com.tr

Dış İlişkiler Müdürü

Yusuf Okçu

yusuf.okcu@img.com.tr

Kurumsal İletişim Müdürü

Ebru Pekel

ebru.pekel@img.com.tr

Muhasebe Müdürü

Zekai Turasan

zturasan@img.com.tr

Muhasebe ve Finans Müdürü

Mustafa Aktaş

mustafa.aktas@img.com

Bilgi İşlem

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Abone

İsmail Özçelik

ismail.ozcelik@img.com.tr

CTP - Baskı

İhlas Gazetecilik A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza No:11 A / 41

Yenibosna - Bahçelievler / İstanbul

Tel: 0 212 454 30 00

Adres

Evren Mahallesi Bahar Caddesi

Polat İş Merkezi B Blok No:3 Kat:1

Güneşli - Bağcılar

İSTANBUL / TURKEY

Tel : +90 212 604 51 00

Fax : +90 212 604 51 35


editör

“Bizimdir yerlere tükürülmeyen yerler”

Geçtiğimiz ay, 17 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen büyük depremin yıl dönümü olması hasebiyle sektördeki

pek çok özel şirket ve sivil toplum kuruluşlarından konuyla ilgili açıklamalar yapıldı. Açıklamalardaki ortak nokta;

deprem kuşağında yer alan ülkemizin bu tür afetlerle tekrar tekrar karşılaşabilecek olmasıydı. Bu gerçeği öncelikle

kabullenip bu tür olası afetlere karşı daha duyarlı ve daha bilinçli olmamızın da icap ettiğini bildirdiler. Tabi

her kurum kendi uzmanlık alanına göre, ülkemizin genel yapılaşması içerisinde fark ettikleri yanlış ve eksiklikleri

belirtirken doğru olanı ve olması gerekeni de ilan ettiler...

Genelde bu tür organizasyonlarda maalesef ortaya atılan ifadeler dinleyiciler için anlık bir umut ışığı şekline

bürünerek zihinleri aydınlatıyor olsa da, konuşulanların etkisi sadece konuşmanın gerçekleştiği alanla sınırlı

kalıyor. Dışarıya çıkıp rutin işlerimize döndüğümüzde, yine o malum bize deden miras alışkanlıklarımızla başbaşayız...

‘İnsanı insan yapan ahlaki örüntüler kişinin icra ettiği meslek ile şekillenmekte. Felsefi öğretiler, sekülerize edilmiş

dünya görüşleri ya da seçkin kürsülerden dinleme ayrıcalığı yakaladığımız beylik laflarla ilgili değil.’ Bence

kabul edeceğimiz ilk gerçek bu olsa gerek.

‘Sektörün hangi köşesinde bulunursak bulunalım ortaya koyduğumuz ürün, emek, hizmet ya da sermaye her

ne ise, bizim (genelde diğerlerinden bir gömlek üstte olan) benliğimizle sıkı sıkıya bağlı olduğunu bilelim.’ Bu

konuda biraz daha bilinç...

‘Para kazanma yolunda zamanla kıyasıya yarışarak hızla ilerlerken sarfedilen eforu, amaca giden yolda katlanılması

gereken bir zul olarak değil, sektördeki diğer paydaşlarımız ya da herhangi bir tüketici için ürün ve

hizmet anlamına geldiğini eğer aklımızda tutamayacaksak bir yere not edelim.’ Biraz daha duyarlılık...

Belki böylelikle büyük afetlerin her yıl dönümünde değerli vakitlerini ayırarak bizlere telkinlerde bulunan büyüklerimizin

gösterdiği yolda bir mesafe kat eder, olanları kabullenip daha duyarlı ve daha bilinçli oluruz.

Faydalı bir sayı olması dileğiyle...

Tarık Oral


İçindekiler

18 - İZODER: “Depreme karşı

güvenli binalar için su yalıtımı şart”

82 - Hareket Sensörü ile Enerji Tasarrufu

94 - Borusan Cat’in

34’üncü Revizyon Merkezi Ankara’da

98 - “Gücümüzü ülkemize

olan sorumluluğumuzdan alıyoruz”

106 - Mitsubishi Electric’ten Segmentinin En

Kompakt Ödüllü ve Çevreci Kliması

110 - Baymak ilk 6 ayda % 55 büyüdü

Emre KARABEK – Gömülü Yazılım Mühendisi

REKLAM İNDEKSİ

BAUMIT........................................................................ 57

BIG CLUB.................................................................... 37

BİEN SERAMİK......................................................... 101

BOSCH TERMOTEKNİK........................................... 119

BUDERUS.................................................................. 117

ÇİMSA...................................................... ARKA KAPAK

DAIKIN.......................................160 – ARKA KAPAKİÇİ

DOKA KALIP ve İSKELE SİST...........ÖN KAPAKİÇİ – 1

E.C.A.......................................................................... 105

EGE YAPI ZİRVESİ’2018........................................... 153

ERYAP.......................................................................... 49

GF HAKAN PALSTİK.................................................. 65

İNTEK KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ................. 2 – 3

KEYHAN TERCÜME.................................................. 155

KİLSAN........................................................................ 87

KORDSA/KRATOS...................................................... 23

LAYHER İSKELE SİSTEMLERİ.......................... 10 – 11

MESA İMALAT......................................................... 6 – 7


Mehmet Göçmen / Sabancı Holding CEO’su

NİMEÇATI.................................................................. 109

ÖZLER KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ................ 8 – 9

PANASONIC................................................................ 81

PERİ DUO............................................................ 28 – 29

PERİ KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ.......... ÖNKAPAK

SARAY ALÜMİNYUM................................................ 131

SARAY ALÜMİNYUM................................................ 133

SERAMİKSAN............................................................. 95

SİSTEM ALÜMİNYUM..................................... 122 – 123

SODEX’2019.............................................................. 151

TAYF ÇATI.................................................................... 89

TMS KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ..................... 4 – 5

TÜRKİYE HASTANESİ.............................................. 156

UNIFAB........................................................................ 73

UZMAN KİREMİT....................................................... 113

VOLİ TURİZM............................................................. 157

YAPIMALZEME.COM.TR.......................................... 159


Türkiye İMSAD Başkanı Ferdi Erdoğan:

“Konutlarımızı dayanıksız tüketim

malı olmaktan çıkarmalıyız”

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, 17 Ağustos 1999 Marmara

Depremi’nin 19’uncu yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Depreme dayanıklı uzun

ömürlü yapılar inşa edilmesi için kullanılan malzemeden uygulama sürecine kadar her

aşamada kalite büyük önem taşıyor. Dayanıklı tüketim malları için yapılan sorgulamayı

binalar ve konutlar için yapmadığımız müddetçe, konutlar birer dayanıksız tüketim malı gibi

olmaya devam edecek ve en az 100 yıl dayanması beklenen binaların ömrü bir otomobil

ömrü kadar olacaktır” dedi.

Marmara Bölgesi’ni etkileyen ‘17 Ağustos

1999 Depremi’nin üzerinden 19 yıl geçmesine

rağmen, Türkiye’nin depreme hazır

olma konusunda birçok eksiği olduğunu

belirten Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu

Başkanı Ferdi Erdoğan, “Ülkemizde 7 milyondan

fazla riskli konumda yapı bulunuyor.

Bu yüzden en başta kentsel dönüşüm

sürecindeki eksikliklerin bir an önce giderilmesi

gerekiyor. Deprem kuşağında yer

alan Türkiye’de yapısal problemleri çözüp,

daha güvenli yapılara ulaşmalıyız ve depremi

bir risk olmaktan çıkarmalıyız” dedi.

“Sorgulamadığımız müddetçe

binalar dayanıksız tüketim malı

olmaya devam edecek”

Türkiye’de 100 yıllık yapılar inşa edilmesi

için kullanılan malzemeden uygulama sürecine

kadar her aşamada kalitenin önemli

olduğunu vurgulayan Ferdi Erdoğan, şöyle

konuştu: “Buzdolabımızdaki sebze ve

meyvelerin konforu kadar kendi konforumuzu

sorgulamadığımız müddetçe; çamaşırlarımızı

yıkarken tüketeceğimiz enerji ve

suyun tasarrufu kadar konutlardaki tasarrufu

sorgulamadığımız müddetçe; saçımızı

kesen berberin sertifikası kadar evimizi

yapan müteahhit ve ustaların sertifikalarını

sorgulamadığımız müddetçe; dayanıklı tüketim

için yapılan sorgulamayı binalar ve

konutlar için yapmadığımız müddetçe, başımızı

soktuğumuz konutlar birer dayanıksız

tüketim malı gibi olmaya devam edecektir.

En az 100 yıl dayanması beklenen

binalar; 25-30 yıl yani bir otomobil ömrü

kadar dayanacaktır. Artık depreme dayanıklı

binalar yapıp içinde güvenle oturmak

yerine, deprem sırasında evdeki dayanıklı

tüketim malları olan beyaz eşyaların yanına

saklanma tavsiyelerinden insanlarımızı

kurtarmalıyız.”

Yenileme pazarı ile sektöre ivme

kazandırmak mümkün

Günümüzde, depremle ilişkilendirilmiş konut

yapısının tam olarak yerine oturmadığına

dikkat çeken Ferdi Erdoğan kentsel

dönüşüm pazarı ile yenileme pazarının

birbirinden ayrıştırılması gerektiğini vurguladı

ve şunları söyledi “Kentsel dönüşüm

sürecini çok iyi yönetmemiz gerekiyor.

Şu an uygulandığı haliyle, kolay satılabilir

lokasyonlardaki ‘binasal dönüşüm’den

çıkarıp esas ihtiyaç olan alt yapı ve alan

düzenlemesi yaparak daha fazla insan,

çevre ve kentsel doku odaklı bir dönüşüm

planlaması yaratmalıyız. Kentsel dönüşümde

performansa dayalı inşaat modellemesi

hedeflenirken her derde deva olduğu

iddia edilen fırsatçı ürünlerin performansı

bozmasına izin vermemeliyiz. Ayrıca kentsel

dönüşüme girmeyecek binaların belirlenmesi

neticesinde konutlarda yapılacak

güçlendirme ve yenileme çalışmaları ile

daha hızlı ve sağlıklı bir dönüşüm gerçekleşebilir.

Yenileme pazarına yönelik yapılacak

işbirlikleri ve kampanyalar ile birçok

sektör ve iş kolu hareket kazanırken, genç

ve dinamik nüfusa sahip inşaat sektöründe

istihdam alanında da önemli fırsatlar doğacaktır.”

Türkiye Müteahhitler Birliği depremin yıldönümünde bir açıklama yayınladı:

“Depreme süratle akılcı ilgi gösterilmeli”

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin (TMB), 17

Ağustos Depremi’nin 19. yıldönümünde yayınladığı

açıklamada, “Deprem riskinin çok yüksek

olduğu ülkemiz açısından bütünsel bazda

sürdürülebilirlik hedefiyle bilimsel olarak planlanarak

uygulanacak kentsel dönüşüm hayati

önem taşımaktadır. İmar mevzuatı yeniden ele

alınmalı, dikey yapılaşma tercihleri tarihi ve

çevresel doku gözetilerek değerlendirilmelidir”

denildi.

Depremde hayatını kaybeden vatandaşları

saygı ve rahmetle anarak başlayan açıklamada,

“Türkiye Müteahhitler Birliği Yönetim

Kurulu olarak, böyle bir acının ülkemizde ve

dünyada bir daha yaşanmamasını diliyor;

deprem felaketlerinde kaybettiğimiz binlerce

vatandaşımızın acılarını yüreklerimizde taşımayı

sürdürüyoruz. Deprem konusunda çok

daha hassas bir sürece giriyor; akılcı bir ilgi,

toplumsal farkındalık ve eğitimler ile uygulamada

sabırlı bir sürekliliğin sağlanmasına ihtiyaç

duyuyoruz” ifadesi yer aldı.

Açıklamada şu noktalara yer verildi:

İKLİME BAĞLI AFETLER ARTIYOR: Küresel

ısınmanın en önemli sonuçlarından biri dünya

genelinde iklime bağlı doğal afetlerin sayı ve

ölçeğinde meydana gelen artıştır. Dünyada 31

çeşit doğal afetin 28’inin meteorolojik afetlerden

oluştuğu gözlenmektedir. Türkiye için ise

başlıca afetler deprem, kuraklık, sel, taşkın,

heyelan ve yangın olarak sıralanmaktadır.

TOPLUMSAL BELLEĞİMİZE ACILAR YÜK-

LEDİ: Topraklarımızın çok büyük kısmının

deprem kuşağında bulunduğu dikkate alındığında;

deprem, toplumsal belleğimizi büyük

kayıplar ve derin acılarla yüklemiş bir numaralı

doğal afettir. Sadece düne ait bir deneyim

değil, aynı zamanda içinde bulunduğumuz

andan yarınlarımıza uzanan çok ciddi bir tehdittir.

Afetlerin ardından yapılan sorgulamalar

ve çözüm arayışları, ne yazık ki bir süre sonra

giderek hafiflemekte ve yerini bir sonraki depreme

kadar süren bir rehavete bırakmaktadır.

18

Yapı Malzeme Eylül 2018


Aktüel

GYODER Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin:

“İmar barışı ile depreme dayanıksız

binaların dönüşümü hız kazanacak”

Topraklarının büyük çoğunluğu deprem kuşağında yer alan Türkiye’de depreme hazırlıklı

olmak için kentsel dönüşümün büyük önem taşıdığını vurgulayan GYODER Yönetim Kurulu

Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, “Bugün Türkiye genelinde 7.5 milyon riskli konutun

dönüşmesi gerekiyor. Bunun için zaman kaybetmeden, prosedürlere kısa yollar oluşturarak

sorunları çözmemiz gerekiyor. İmar barışı bu anlamda Türkiye için kangren olmuş sorunları

ortadan kaldırırken, yarattığı gelir ile kentsel dönüşüme ivme kazandıracak” dedi.

Doç. Dr. Feyzullah Yetgin / GYODER Başkanı

Türkiye’de büyük yıkıma yol açan 17 Ağustos

1999 Marmara Depremi’nin 19’uncu

yıldönümü nedeniyle açıklamada bulunan

GYODER Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin,

hayata geçirilen tüm düzenleme ve

yapılanmalara rağmen Türkiye’nin hala

depreme tam anlamıyla hazırlıklı olmadığını

belirtti.

Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, “Bugün Türkiye

genelinde milyonlarca konutta halen

binaların gücünü zayıflatan en önemli

faktörlerden biri olan korozyonun önüne

geçen su yalıtımı yok. 7.5 milyon konut

ise dönüştürülmesi gereken konut statüsünde

bulunuyor. Topraklarının büyük

çoğunluğunun deprem kuşağında yer alan

ülkemizde depreme hazırlıklı olmak için

güvenli ve kaliteli yapılaşma anlayışıyla

hereket etmeliyiz ve kentsel dönüşüm fırsatını

iyi değerlendirmeliyiz” dedi.

Kentsel dönüşümün hız kazanması konusunda

imar barışının büyük önem taşığını

vurgulayan Doç. Dr. Feyzullah Yetgin,

“Yılda 500 bin adet konutu dönüştürürsek,

dönüşümü 15 yıl gibi bir sürede tamamlayabiliyoruz.

Bunun için zaman kaybetmeden,

prosedürlere kısa yollar oluşturarak

sorunları çözüp, önümüzdeki 15 yılda bu

problemi el birliğiyle atlatmamız gerekiyor.

Türkiye’de sayısı 13 milyona yaklaşan

ruhsatsız yapının imar ve ruhsat sorununa

çözüm getirecek olan imar barışı, hem

Türkiye için kangren olmuş bir sorunu

ortadan kaldıracak hem de yarattığı gelir

ile kentsel dönüşüme ivme kazandıracak”

diye konuştu.

Kentsel dönüşüm sürecinin başta büyükşehirler

olmak üzere kapsamlı bir imar

reformu ile planlanması gerektiğine dikkat

çeken Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, şöyle devam

etti: “Şehirlerimizi, talep ve ihtiyaçlara

göre planlayıp geliştirmeli, değiştirmeli ve

dönüştürmeliyiz. İlgili yönetmeliklerin ihtiyaçlara

ne ölçüde yanıt verdiğini sorgulanması

ve denetlenmesini sağlamalıyız”

GYODER olarak, kentsel dönüşüm çalışmalarına

katkıda bulunmaya devam

edeceklerini kaydeden Doç. Dr. Feyzullah

Yetgin, “Olası büyük bir depremde minimum

kayıp verilmesi için riskli binaların

yeniden, yönetmeliklere uygun şekilde

inşa edilmesi ve tüm Türkiye’nin yeniden

yapılanması için çalışacağız. Deprem bilincinin

toplumun tüm kesimleri tarafından

benimsenmesi de yeniden yapılanma sürecine

büyük bir ivme kazandıracaktır”

dedi.

ÖNEMLİ ADIMLAR ATILIYOR: Ülkemizde deprem riski ile mücadele

konusunda önemli adımlar da atılmaktadır. Son olarak ülkemizin deprem

haritası, 22 yıl sonra geçtiğimiz aylarda yenilenmiş; Yeni Deprem

Bina Yönetmeliği 2018 yılı Mart ayı içerisinde yürürlüğe girmiştir. Çevre

ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlıkları yapılan Deprem Yasası

Tasarısının ivedilikle hayata geçirilmesi beklenmektedir.

STRATEJİK AFET PLANI HAZIRLANMALI: Türkiye depremin yanı

sıra, iklim değişikliğinin etkisiyle diğer doğal afetlerde de ciddi hasarlar

almaktadır. Bu çerçevede bir stratejik afet planı hazırlanması büyük

önem taşımaktadır. Son olarak Ordu’da yaşanan sel felaketinden sonra

hükümetin doğal afetler için genel bir eylem planı hazırlanacağına ilişkin

açıklamasını son derece gerekli ve doğru bulmaktayız.

AFETLER BAKIŞ AÇISIYLA PLANLAMA: İçinde bulunduğumuz çağda,

yaşadığımız mekanların bilim ve tekniğe uygun olarak inşa edilmiş

olması lüks değil mecburiyettir. Afetler bakış açısıyla bu çerçevede gerekli

planlamaların yapılması ve tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu

önlemlerin teknik çatısı ilgili devlet kurumlar ile araştırma ve planlama

konusundaki deneyimli uzmanların ortaklaşa gayretiyle oluşturulabilir.

İmar mevzuatı yeniden ele alınmalı, dikey yapılaşma tercihleri tarihi

ve çevresel doku gözetilerek değerlendirilmeli, imar değişikliği uygulamaları

kamu vicdanını zedeleyen, kişilere özel değerlendirmelerden

arındırılmalıdır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM HAYATİ ÖNEMDE: Şehirleşme oranının giderek

arttığı ve deprem riskinin yüksek olduğu ülkemiz açısından kentsel

dönüşüm hayati önem taşımaktadır. Kentsel dönüşüm, “yaşanabilir şehirler”

hedefiyle, sürdürülebilir biçimde bilimsel olarak uygulanmalıdır.

Bina bazlı ve rant odaklı ele alınmamalı; kentsel altyapı, yeşil alan ihtiyacı

ile başta mülkiyet hakkı olmak üzere sosyo-kültürel doku ve bölge

sakinlerinin tüm hakları gözetilerek planlanmalı ve hayata geçirilmelidir.

Gündemdeki İmar Barışı sürecinde fen kurallarına ve teknik standartlara

aykırı yapılar için ayrı bir çalışma yürütülmeli ve öncelikle teknik

şartlara uygun hale getirilmesi sağlanmalıdır.

ETKİN DENETİM MEKANİZMASI OLUŞTURULMALI: Yap-Sat sektörü

mevcut denetimsiz işleyişinden kurtarılmalıdır. Sektörün tanımı yapılmalı,

yetki ve sorumlulukları belirlenmelidir. Ayıplı iş yapan firmaların

sektörden ayıklanmasına olanak sağlayan yasal zemin hazırlanmalıdır.

İnşaat sektöründe topluma ve çevreye duyarlı, şeffaf, hesap verebilir ve

sürdürülebilir bir yatırım ortamının oluşması en önemli hedef olmalıdır.

Yapı Malzeme Eylül 2018 19


İZODER: “Depreme karşı güvenli

binalar için su yalıtımı şart”

Deprem gerçeği ve yalıtım konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek için faaliyetlerini aralıksız

olarak sürdüren İZODER’in Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen, halen depreme

hazırlıklı olmayan Türkiye’de, güvenli ve nitelikli binaların sayısının hızla artırılması

gerektiğine dikkat çekerek, “ Topraklarının büyük bir kısmı deprem kuşağında yer alan bir

ülkede, can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için alınması gereken en temel önlemlerin

başında uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Bunun için de,

yapıların, öncelikle su yalıtımı ile donatılarak korozyona karşı korunması gerekiyor” dedi.

Yalıtım konusunda kamuoyunu ve sektörü

bilinçlendirmeyi amaç edinen İZO-

DER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları

Derneği) Başkanı Levent Pelesen, yapıyı

oluşturan ana elemanları (demir ve beton),

ömrü boyunca koruyacak olan su

yalıtımının hayati önem taşıdığını söyledi.

Tüm Marmara Bölgesi’ni etkileyen ‘17

Ağustos 1999 Depremi’nin üzerinden 19

yıl geçmesine rağmen, Türkiye’nin depreme

hala hazır olmadığını açıklayan

Levent Pelesen, “Ülke olarak depremle

yaşamayı öğrenmeli,

güvenli ve kaliteli yapılaşma

bilinciyle hareket

etmeliyiz. Deprem kuşağında

yer alan Türkiye’de

can ve mal güvenliğini

sağlayabilmek

için alınması gereken

en temel önlemlerin

başında uzun ömürlü

ve depreme dayanıklı

binalar inşa etmek geliyor”

dedi.

Betonarme yapı sistemlerinin

en hassas

oldukları noktalardan birinin suya karşı

hassasiyetleri olduğunu vurgulayan Pelesen,

Yapılarımıza suyun nüfuz etmesi

durumunda taşıyıcı elemanlarda bulunan

demir donatılar korozyona maruz kalarak

paslanmakta ve binalarımızın ömrünü ve

dayanıklılığını azaltmaktadır. 17 Ağustos

depremi sonrasında yapılan İstanbul

Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu

tarafından yapılan incelemeler

sonucu, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55

bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde

korozyon tespit edilmesi de su yalıtımının

önemini ortaya çıkarıyor” diye konuştu.

Ülke genelinde milyonlarca konutta halen

su yalıtımı olmadığına, 6.5 milyon konutun

ise deprem açısından riskli bina statüsünde

olduğuna dikkat çeken Pelesen,

“Toplumda çok bilinmese de depremlerin

yol açtığı büyük yıkımların en önemli nedenlerinden

biri korozyondur. Herhangi

bir yoldan binaya sızan su, oksijen ve

beton içerisinde farklı kimyasal içeriğe

sahip maddeler ile kimyasal tepkimeye

girerek paslanmaya, yani korozyona neden

oluyor. Korozyon sonucunda binanın

taşıyıcı sistemi öyle zayıflıyor ki, su yalıtımına

sahip olmayan bir bina, yapımından

sonraki 20 yıl içinde taşıma kapasitesinin

yarısından fazlasını kaybediyor. Binanın

taşıyıcı sistemini zayıflatan korozyonu

engellemenin tek yolu ise su yalıtımıdır”

şeklinde konuştu.

Yeni yönetmelikle su yalıtımı

zorunlu hale geldi

Pelesen, özetle şunları söyledi: “Türkiye’de

inşaat sektöründe büyük bir eksikliği

gidererek, binalara dayanıklılık, kalite

ve konfor kazandıracak ‘Binalarda Su Yalıtımı

Yönetmeliği’ 1 Haziran 2018 tarihi

itibarıyla yürürlüğe girdi. Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı tarafından, destek ve girişimlerimizle

mevzuattaki eksikleri gidermek

üzere hazırlanan yeni yönetmelikle

yalıtımın yeni binalarda uygulanması zorunlu

hale getirildi. Türkiye inşaat sektörü

ve bina sakinleri açısından çok önemli bir

adım olan bu yönetmelik, su yalıtımı ile ilgili

çok büyük bir eksikliği giderecek. Yeni

yapılan binalarda bu yönetmelikte öngörülen

esaslara uyulmadığının tespit edilmesi

hâlinde, bu eksiklikler giderilinceye

kadar binaya yapı kullanma izin belgesi

verilmeyecek”

Kentsel dönüşüm fırsatı iyi

değerlendirilmeli

“Kentsel dönüşüm süreci su yalıtımı uygulamaları

için büyük bir fırsat. Bina da-

20

Yapı Malzeme Eylül 2018


Aktüel

‘Tüm Yönleriyle Yalıtım

Seminerleri’nin 5’incisi

Elazığ’da gerçekleştirildi

İZODER Başkanı Levent Pelesen, “Amacımız,

yurt genelinde yalıtım bilincini artırmak ve ülkemiz

için stratejik öneme sahip bir konuda farkındalık

yaratmaktır” dedi.

Levent Pelesen / İZODER’in Yönetim Kurulu Başkanı

yanımı için gerekli olan su yalıtımı, şimdiye

kadar çoğunlukla ihmal edildiği için, ülkemizde

30 yıllık binalar ömrünü tamamlamış olarak görülüyor.

Oysa asgaride 80-100 yıl gibi bir süre

için inşa edilmesi gereken binalarımız, bu süre

içinde korozyon etkisine karşı korunmuş olmalı.

Bunun için de mevzuatların öngördüğü gibi

su yalıtımı yapılmalı. Önümüzdeki kentsel dönüşüm

sürecini iyi değerlendirip, su yalıtımını

kaliteli malzeme ve uzman uygulamalar ile gerçekleştirirsek,

her deprem sonrasında yaşadığımız

düşündürücü tabloları engelleyebiliriz”

Avrupa’da su yalıtımlı bina oranı daha

yüksek

“Türkiye topraklarının yüzde 92’si ve nüfus yoğunluğunun

yüzde 95’inin deprem kuşağında

bulunuyor. Deprem tehlikesi altında olmayan

Avrupa’da bile su yalıtımına yönelik yaptırımlar

var ve tüm yalıtım uygulamaları, denetim ve

sigorta şirketleri tarafından çok ciddi bir şekilde

denetleniyor. Çünkü korozyon nedeniyle binaların

depreme karşı dayanıksız hale geldiğinin

bilincindeler. Biz de, hem canımızı korumak,

hem de sağlıklı, yaşanabilir yapılar inşa etmek

istiyorsak, su yalıtımının olmazsa olmaz bir unsur

olduğunu anlamalıyız”

İZODER, üretici firmalara İKOS belgesi

veriyor

“Su yalıtımının kaliteli malzeme ve uzman uygulamalar

ile gerçekleştirmek çok büyük önem

taşıyor. İZODER üyelerini mevcut kanun ve

yönetmeliklerde yer alan standartlara uygun

olarak piyasaya ürün arz ettiklerini belgelemek

ve haksız rekabeti önlemek amacı ile yeni bir

uygulama başlattık. İZODER Kalite Onay Sertifikası

(İKOS) adını verdiğimiz bu belge için

üyelerimizin ürünlerini piyasadan rastgele alıyor

ve İZODER bünyesinde kurulan TEBAR

AŞ’de deneye tabi tutuyoruz. Firmanın beyan

ettiği değerlerle test sonuçlarını karşılaştırarak

İKOS Sertifikası veriyoruz”

‘Tüm Yönleriyle Yalıtım Seminerleri’nin

beşincisi Megaboard partnerliğinde,

Bonus, Mardav, Ode, Ravaber,

Terrawool ve Saint-Gobain

Weber sponsorluğunda Windy Hill

Hotel Elazığ’da düzenlendi.

‘Tüm Yönleriyle Yalıtım Semineri-Elazığ’,

Elazığ Çevre ve Şehircilik

İl Müdürü Mustafa Pirinççi, Elazığ

Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı

Asilhan Arslan, İZODER Başkanı

Levent Pelesen, öğretim üyeleri,

mimar ve mühendislerin yanı sıra,

kamu, STK ve sektör temsilcilerinin

katılımıyla gerçekleşti.

Elazığ Çevre ve Şehircilik İl Müdürü

Mustafa Pirinççi yaptığı açılış konuşmasında,

yalıtımın insan sağlığı ve

konforu için vazgeçilmez bir unsur

olduğunu vurgulayarak, bu konuda

yapılan yasal düzenlemelerin takipçisi

olduklarını belirtti. Elazığ Ticaret

ve Sanayi Odası Başkanı Asilhan

Arslan ise yalıtımın önemine değinerek,

Türkiye’de yalıtımın yaygınlaşması

ve yalıtım bilincinin artırılması

için gerçekleşen çalışmaların destekçisi

olmaya devam edeceklerini

ifade etti.

Ülke genelinde yalıtım bilincini artırmak,

kamu ile sektör temsilcilerini

buluşturmak, vatandaşlara çözüm

önerileri sunmak amacıyla Anadolu’ya

yöneldiklerini belirten İZODER

Başkanı Levent Pelesen, “ Son yasal

düzenlemelerle birlikte yalıtım

sektörünün gelişimi ivme kazandı.

Sektörümüzün yıllardır beklediği

‘Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği

ve Binaların Gürültüye Karşı Korunması

Hakkında Yönetmelik’ İZODER

çalışanlarının yıllar süren emek ve

katkıları ile ülkemize kazandırıldı.

Isı, su, ses ve yangın yalıtımı, her

şeyden önce Türkiye’nin geleceği

için stratejik öneme sahip bir konu.

Vatandaşların yalıtım konusunda

doğru bilgilere sahip olması çok

önemli çünkü tüm yalıtım uygulamalarıyla,

güvenli, sağlıklı ve konforlu

yaşam alanlarına sahip oluyoruz.

Elbette eksiklikler, düzeltmeler olacaktır

ancak önemli olan, sektörün

bir nirengi noktası kazanmasıdır.

Ayrıca Bakanlığımızın bize verdiği

görev ve yetkiyle Su ve Ses Yalıtımı

Yönetmelik Kılavuzlarının yazılması

için de çalışmaları başlattık. Kılavuzların

da doğru yalıtım uygulamaları

için sektöre katkısı büyük olacaktır”

diye konuştu.

Bir sonraki durak Antalya

Levent Pelesen konuşmasını şöyle

tamamladı: “İZODER olarak, Çevre

ve Şehircilik Bakanlığı işbirliği ile

Ekim 2017’de İzmir’de yüksek bir

katılımla başlayan seminer dizimize,

Ocak 2018’de Ankara’da, Mart

2018’de Adana’da, 19 Nisan’da

Kayseri’de devam ettik. Bugün, yüzyıllardır

birçok uygarlığa ev sahipliği

yapan Elazığ’dayız. Elazığ’ı, Antalya

ve Trabzon illerimiz takip edecek.

Finali ise İstanbul’da yapacağız. Bugüne

kadar gerçekleştirdiğimiz seminerlerin

gördüğü yoğun ilgi, Anadolu’ya

açılma stratejisinin ne kadar

önemli olduğunu bizlere bir kez daha

gösterdi. Hedefimiz bu seminerler

dizisini 2019 yılında da sürdürmek”

Alanında uzman konuşmacılar

yalıtımı masaya yatırdı

‘Tüm Yönleriyle Yalıtım Semineri-Elazığ’da,

‘Su Yalıtımı Yönetmeliği

Neler Getiriyor’, ‘Su Yalıtımı Uygulamaları’,

‘Yangın Yalıtımı ve Yangın

Güvenliği Tedbirleri’, ‘Ses Yalıtımı

Yönetmeliği Neler Getiriyor’, ‘Ses

Yalıtımı Uygulamaları’, ‘Enerji Verimliliği

Mevzuatları’, ‘Enerji Verimliliği

İçin Isı Yalıtım Uygulamaları’,

Yapı Sektöründe Denetim’ başlıklı

oturum ve sunumlar gerçekleştirildi.

Yapı Malzeme Eylül 2018 21


Türkiye İhracat Katkı Endeksi 2018 yılı ikinci çeyrek sonuçları:

İnşaat Seramikleri, 27,88’lik katkı

oranı ile ihracat katkısını artırdı

Türkiye Seramik Federasyonu desteği ile ekonomistler tarafından hazırlanan Türkiye

İhracat Katkı Endeksi’nin 2018 yılı ikinci çeyrek verileri açıklandı. Endekse göre, 17 sanayi

sektörü arasında inşaat seramikleri 27,88’lik oranla ihracata katkı oranı en yüksek sektör

oldu. İnşaat seramikleri, son beş çeyrek dönemdeki istikrarlı artışıyla ihracata olan net

katkısını sürdüren sektör olmayı başardı. İnşaat seramiklerini sırasıyla giyim eşyaları ve

mobilya sektörü takip etti.

Sanayi sektörlerinin, Türkiye dış ticaretine

katkı değerlerinin ölçümlenmesi amacıyla

Türkiye Seramik Federasyonu desteği ile

ekonomistler tarafından hazırlanan “Türkiye

İhracat Katkı Endeksi”nin 2018 yılı

ikinci çeyrek verileri açıklandı. Endekse

göre; seramik sektörü Türk ekonomisine

sağladığı katma değer ile 17 sektör arasında

yine ipi göğüsleyen sektör oldu.

Dördüncüsü kamuoyuna açıklanan endekse

göre; Türkiye sanayinin ihracata

olan genel katkı oranı 0,78 puan ile hemen

aynı kalırken, 12 sanayi kolunun katkı

oranları bir önceki çeyrek döneme göre

iyileşme gösterdi. 5 sanayi kolunun katkı

oranında ise düşüş yaşandı.

İnşaat Seramikleri ihracat net katkısı artışını

istikrarla sürdürüyor

2018 yılı ikinci çeyrek dönemi, gerek yurt

içinde gerekse yurt dışında oldukça zorlu

koşulların yaşandığı bir süreci kapsıyor.

İnşaat seramikleri ise bu dönemdeki zorlu

koşullara rağmen ihracat katkı oranını en

çok artıran sektör olmayı başardı. 2018

yılı ikinci çeyrek katkı endeksi verileri

itibariyle en yüksek ihracat katkı oranını

27,88 ile yine inşaat seramikleri gerçekleştirdi.

İnşaat seramikleri bir önceki

çeyrek döneme göre 1,38 puan artışı da

sağladı. İnşaat seramikleri katkı oranı son

beş çeyrek dönemdeki istikrarlı artışıyla

da ihracata olan net katkısını sürdüren

sektör oldu.

Giyim eşyaları sektörü ikinci,

mobilya sektörü üçüncü oldu

Birinci çeyrek itibariyle 17 sanayi kolu

içerisinde ihracata katkı oranı pozitif olan

10 sektör bulunuyor. İnşaat seramikleri

sonrası en yüksek katkı oranına sahip iki

sektör 8,44 ile giyim eşyaları ve 4,04 ile

mobilya sektörü oldu. Bu iki sektörün bir

önceki çeyrek dönemle kıyaslandığında

yerini koruduğu görülüyor.

Motorlu kara taşıtlarında düşüş

var

En yüksek ihracat gerçekleştiren motorlu

Erdem Çenesiz / Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı

kara taşıtları sanayinin katkı oranı ikinci

çeyrekte 1,37’ye inerken, tekstil sanayi

1,64’e geriledi. Metal eşya sanayi ise

1,94’e yükseldi. Bununla birlikte 7 sanayi

kolunun ihracat katkı oranları ikinci çeyrekte

negatif oldu. En yüksek negatif oran

0,15 ile elektronik ve bilgisayar sanayinde

gerçekleşti.

2018’in ikinci çeyreği durağan

geçti

Türkiye sanayinin genel katkı oranı geçen

yıl üçüncü çeyrekte de 0,71’e geriledikten

sonra dördüncü çeyrekte yeniden 0,74’e

çıkmış, 2018 yılı ilk çeyrekte ise 0,79’a

yükselmişti. 2018 yılının ikinci çeyreğinde

ise katkı oranı 0,78. Bu oran ile sektörün

durağan bir süreçten geçtiğini söyleyebiliriz.

Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı

Erdem ÇENESİZ: “İnşaat Seramikleri,

2018’in ikinci çeyreğindeki zorlu koşullarda

gerek yurt içi gerekse yurt dışındaki

rekabet gücünü artırdı”

Türkiye İhracat Katkı Endeksi 2018 yılı

ikinci çeyrek verilerini yorumlayan Türkiye

Seramik Federasyonu Başkanı

ÇENESİZ; “2018 yılı ikinci çeyrek döneminde

içeride ve dışarıda oldukça zorlu

koşullar ortaya çıktı. Türkiye’de bu süreçte

seçimler belirleyici unsur oldu. Bu dönem

içerisinde belirsizlikler artmış, mali

göstergelerde değer kayıpları hızlanmış

ve ekonomik istikrar zayıflamıştır. Bu koşullar

tüm sektörleri etkiledi. Yurt dışında

ise küresel ticarette karşılıklı korumacılık

önlemleri başlamış ve ihracatı zorlaştıran

bu süreç ile ticaret savaşları endişesi artmıştır.

Emtia ve mal fiyatlamalarında ise

dalgalanmalar yaşanmıştır.

İnşaat Seramikleri sektörü bu zorlu koşulların

yaşandığı 2018 yılı ikinci çeyrek

döneminde net ihracat katkısını en çok

artıran sektör oldu. Sektörün ihracat katkı

oranı bir önceki çeyrek döneme göre 1,38

puan artarak 27,88’e yükseldi ve ihracata

en çok katkı sağlayan sektör olarak liderliğini

sürdürdü. Bu artış sektörün yurt

içi ve yurt dışı rekabet gücünün her türlü

olumsuz koşulda dahi artmakta olduğunu

gösteriyor.”

Ekonomide net ihracatı

sağlayacak olanlar sanayi

sektörleridir

Türkiye ekonomisinde sürdürülebilir bir

büyüme ve gelişme için iki temel ihtiyaç

bulunduğunun altığını çizen Çenesiz sözlerine

şu şekilde devam ediyor: “Bu iki

temel ihtiyaç daha yüksek katma değer

sağlanması ile daha yüksek ihracat yapılarak

net ihracat fazlası elde edilmesidir.

Ekonomide üretim ve ihracatta daha yüksek

katma değer ile net ihracatı sağlayacak

olanlar ise sanayi sektörleridir.

Net ihracat aynı zamanda yüksek katma

değerli üretim yapıldığını da göstermektedir,

nitekim ihracatın ithalattan yüksek

olması sektörlerin rekabet gücünü ve

bunu sağlayan katma değeri yansıtmaktadır.

Sanayi sektörleri katma değer ve

net ihracat yaratma güçleri ve potansiyellerine

göre ölçülmeli ve desteklenmelidir.”

22

Yapı Malzeme Eylül 2018


Aktüel

Türkiye İmsad Ağustos 2018 Sektör Raporu açıklandı:

İnşaat malzemesi sanayi üretimi

Haziran ayında %2,5 geriledi, ithalat

ise % 12,4 düşüş gösterdi

Türkiye İMSAD, yapı sektörü ve ekonomi

çevreleri tarafından dikkatle izlenen aylık

sektör raporunu açıkladı. ‘Türkiye İM-

SAD Ağustos 2018 Sektör Raporu’nda;

geleneksel olarak yılın ikinci ve üçüncü

çeyreğinde önemli artış gösteren ancak

Temmuz ayında 1,1 puan yükselebilen

mevcut inşaat işlerinin, Ağustos ayında

8,4 puan birden düşüş gösterdiği vurgulandı.

2018 yılı Haziran ayında inşaat

malzemesi ortalama sanayi üretiminin

2017 yılı Haziran ayına göre yüzde 2,5

gerilediğine yer verilen raporda, ithalatın

ise geçen yılın Haziran ayına göre yüzde

12,4 düşüş gösterdiğine dikkat çekildi.

Raporda ayrıca, 2018 yılının ilk yarısında

ihracatın yüzde 17,8 artarak 9,93 milyar

dolara ulaştığı, ihracatta devam eden

kuvvetli artış ile birlikte 2017 yılı Haziran

ayından bu yana yıllık ihracatın da 18,78

milyar dolar olarak gerçekleştiği belirtildi.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri

Derneği (Türkiye İMSAD)’nin, sektörün

çatı kuruluşu olarak hazırladığı ‘Ağustos

2018 Sektör Raporu’nda şu tespitler yer

aldı: Seçim kararının alındığı ve yapıldığı

yılın ikinci çeyreğinde durağanlaşan inşaat

faaliyetleri, Temmuz ayında zayıf bir

toparlanma gösterdi ancak Ağustos ayında

önemli ölçüde geriledi. Gerilemede

uzun bayram tatilinin de etkisiyle birlikte

ekonomi politikalarındaki belirsizlik, döviz

kurları ve faiz oranlarındaki artış ile dış

politik gerginlikler belirleyici oldu. İnşaat

işlerindeki yavaşlama, inşaat malzemeleri

sanayi üretimini ve iç satışlarını ise

olumsuz etkilemeye başladı. İnşaat sanayisinde

işlerin normalleşmesi için öncelikle

piyasalarda güvenin ve istikrarın

yeniden sağlanması bekleniyor.

Güven endeksi Ağustos ayında

10,5 puan geriledi

İnşaat sektörü güven endeksi Nisan ayında

alınan erken seçim kararı ile birlikte

gerilemeye başlamış, seçimler sonrasında

ise Temmuz ayında 0,2 puan daha düşerek

durağanlaşmıştı. Ağustos ayında

ise inşaat sektörü güven endeksi en yüksek

aylık düşüşünü gerçekleştirdi ve 10,5

puan birden düştü. Ekonomide yaşanan

belirsizlikler ile başta döviz kurları olmak

üzere mali göstergelerdeki kayıplar inşaat

sektörünü de olumsuz etkiledi.

Mevcut inşaat işleri seviyesinde önemli

düşüş

Mevcut inşaat işleri seviyesi, geleneksel

olarak yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde

mevsimsellik etkisi ile önemli artış gösteriyor.

İkinci çeyrekte mevcut işler seviyesi

seçimlerin yarattığı belirsizlikler ile gerilemiş,

Temmuz ayında ise mevcut işler

seviyesi ancak 1,1 puan yükselebilmişti.

Ağustos ayında ise mevcut işler seviyesi

bir önceki aya göre 8,4 puan birden düşüş

gösterdi. İşlerdeki gerilemede güven

kaybı ile birlikte finansman olanaklarındaki

sıkılaşma ve faiz oranlarındaki artışın

büyük etkisi bulunuyor. Mevcut işlerdeki

hareketlenmenin politika uygulamalarına

bağlı olacağı öngörülüyor.

Yeni alınan inşaat işleri seviyesi

Ağustos ayında 9,3 puan düştü

Alınan yeni iş siparişleri seçim kararı ardından

gerilemiş, Temmuz ayında ise sadece

1,7 puan artış göstermişti. Ağustos

ayında ise yeni alınan inşaat işleri seviyesi

bir önceki aya göre 9,3 puan düşüş

gösterdi. Bayram tatili ile birlikte ekonomide,

piyasalarda ve mali göstergelerde

yaşanan belirsizlikler yeni inşaat işlerini

de önemli ölçüde sınırladı.

İpotekli konut satışları Temmuz

ayında geriledi

Türkiye genelinde konut satışlarında

banka kredileri ile yapılan ipotekli satışlar

önemli rol oynuyor. İpotekli konut satışlarında

uygulanan düşük faiz kampanyalarının

sona ermesi ile birlikte Temmuz

ayında ipotekli satışlar bir önceki aya

göre önemli ölçüde düştü. Temmuz ayında

ipotekli konut satışları geçen yılın aynı

ayna göre ise yüzde 21,2 düşerek 30 bin

405 adet oldu. Konut kredi faizlerinin aylık

ortalama yüzde 1,6’ları aşması ile birlikte

kredili-ipotekli konut alım talebi düştü.

Yüksek faizler nedeniyle konut

sektöründe yeni kampanya

Mayıs ve Haziran aylarında bankaların

uyguladıkları düşük faiz kampanyaları

nedeniyle diğer faiz oranlarındaki artışa

rağmen konut kredisi faiz oranları düşük

kalmıştı. Kampanyaların sona ermesinin

ardından Temmuz ve Ağustos aylarında

konut kredisi aylık ortalama faiz oranları

önemli ölçüde artış gösterdi. Bankaların

mevcut maliyet yapıları içinde konut

kredisi faiz oranlarını düşürme olanağı

bulunmuyor. Bu nedenle konut sektörü,

kendi içinde yeni bir kampanya başlattı.

Yeni kampanyada konut faizleri yüzde

0,98’e çekildi.

İnşaat malzemesi sanayi üretimi

Haziran ayında geriledi

2018 yılı Haziran ayında inşaat malzemesi

ortalama sanayi üretimi 2017 yılı

Haziran ayına göre yüzde 2,5 geriledi.

Böylece ilk kez Haziran ayında üretimin

aylık olarak gerilediği görüldü. Haziran

ayında iç talepteki yavaşlamanın yanı

sıra bayram nedeniyle çalışma gün sayısının

azalması da üretimi olumsuz etkiledi.

İhracat ise üretim artışını zayıf da olsa

desteklemeye devam etti.

İnşaat malzemesi ihracatı yılın ilk

yarısında yüzde 17,8 arttı

2018 yılının ilk yarısında ihracat yüzde

17,8 artarak 9,93 milyar dolara ulaştı.

İhracatta devam eden kuvvetli artış ile

birlikte yıllık ihracat ise 18,78 milyar dolar

olarak gerçekleşti. 2018 yılında ihracat

yüksek performans göstermeye devam

ediyor. Yakın ve komşu pazarlarda göreceli

iyileşme ile AB pazarı, ihracat artışına

katkı sağlıyor. Döviz kurlarındaki artışın

da ihracata destek verdiği görülüyor.

İnşaat malzemesi ithalatı Haziran

ayında geriledi

Yeni yılın ilk yarısında inşaat malzemesi

ithalatı yüzde 7,2 artarak 4,58 milyar dolara

ulaştı. Bununla birlikte ithalat 2018

yılında ilk kez Haziran ayında geriledi.

Böylece 2018 yılı Mayıs ayına kadar yükselen

ithalat, Haziran ayında geçen yılın

Haziran ayına göre yüzde 12,4 düşüş

gösterdi. Döviz kurlarındaki önemli artış

ve inşaat işlerindeki yavaşlama, yıllık artış

hızını da sınırlamaya başladı.

Yapı Malzeme Eylül 2018 23


Sektörel

Şişecam Ailesi

Kırklareli’nde ‘Cam Yeniden Cam’

ile geri dönüşüme renk kattı

Şişecam Topluluğu tarafından camın en sürdürülebilir ambalaj malzemesi olmasından

hareketle hayata geçirilen “Cam Yeniden Cam” projesi kapsamında, şehirleri renklendirmek

için başlatılan etkinliklerin ilk durağı Kırklareli oldu.

Şişecam Topluluğu tarafından camın en

sürdürülebilir ambalaj malzemesi olmasından

hareketle 2011 yılında hayata

geçirilen ve Türkiye’nin en kapsamlı sürdürülebilirlik

ve sosyal sorumluluk projelerinden

biri olan “Cam Yeniden Cam” şehirleri

renklendirmek için yola çıktı. Proje

kapsamındaki planlanan etkinliklerin ilk ilk

durağı ise Kırklareli oldu. Şişecam Topluluğu

cam ev eşyası, düzcam ve otomotiv

camları üretim tesislerinin çalışanları aileleriyle

birlikte geri dönüşümde farkındalığı

artırmayı amaçlayan Cam Yeniden

Cam projesine destek için bir araya geldi.

Paşabahçe Cam, Şişecam Düzcam ve

Şişecam Otomotiv fabrikalarında gerçekleştirilen

cam kumbara boyama etkinlikleri

kapsamında, Topluluk çalışanları ve

ailelerinden oluşan 175 katılımcı tarafından

rengarenk boyanan cam kumbaraları

adeta yeniden tasarlandı. Keyifli ve

yaratıcı bir atmosferde gerçekleştirilen

etkinliklerde katılımcılar keyifli bir gün

geçirirken, Cam Yeniden Cam projesi

kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar

hakkında da bilgilendirildiler. Şişecam

Topluluğu çalışanları ve aileleri tarafından

yeniden tasarlanan cam kumbaraları ise

Kırklareli’nin ihtiyaç duyulan noktalarında

kullanılarak, cam geri dönüşümüne katkıda

bulunacak.

Cam Yeniden Cam Projesi

Şişecam Topluluğu’nun camın en sürdürülebilir

ambalaj malzemesi olmasından

hareketle 2011 yılında hayata geçirdiği

Cam Yeniden Cam projesi kapsamında

bugüne kadar toplanan cam atık miktarı

976 bin tona ulaştı. İlçe belediyeleriyle iş

birliği içinde yürütülen proje kapsamında

bugüne kadar:

• 20 binin üzerinde cam kumbarasını belediyelerin

kullanımına sunuldu.

• 250 binin üzerinde ilköğretim öğrencisine

farkındalık eğitimi verildi.

• Farkındalık etkinlikleriyle üç milyon kişiye

camın geri dönüşümünün önemini

anlatıldı.

Bir cam şişe, bir bilgisayarı 25

dakika çalıştırıyor

Cam üretiminde yüzde 10 oranında cam

kırığının girdi olarak kullanılması, hammaddenin

yüzde 12, enerjinin yüzde 2,5

ve karbon emisyonlarının ise yüzde 5

oranında azaltılmasını sağlıyor. Hiçbir

kalite kaybına uğramadan yüzde 100 geri

dönüştürülebilen bir ambalaj malzeme

olan cam ile bir adet cam şişe üretmek

için girdi olarak bir adet cam şişe atığı kullanmak

yeterli oluyor.

Bir adet cam şişeyi geri dönüştürerek bir

bilgisayarı 25 dakika, bir televizyonu 20

dakika çalıştırmaya yetecek kadar da

elektrik tasarrufu sağlanabiliyor.

24

Yapı Malzeme Eylül 2018


İzmir - Göztepe Stadyumunda

PERI imzası

İzmir - Göztepe futbol takımının 20.000 taraftar kapasiteli yeni

stadyumunun inşaatı PERI kalitesi ile devam ediyor.

26

Yapı Malzeme Eylül 2018


Çözüm Ortağı

Yapı Malzeme Eylül 2018 27


1925 yılında İzmir’ de kurulan Göztepe

futbol takımının, 1949 yılında yapılan ilk

stadyumundan sonra günümüz mimarisine,

UEFA ve Türkiye Futbol Federasyonu

kriterlerine uygun, 20.000 taraftar kapasiteli

yeni stadyumunun inşaatına başlandı.

TOKİ tarafından ihalesi yapılan ve İzmir’

in düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümünde,

9 Eylül 2017 tarihinde temeli

atılan inşaatta; Ana yüklenici olarak REC

ULUSLARARASI İNŞ. YAT.SAN.ve TİC.

A.Ş. firması olup, alt yüklenici olarak da

EN GAYRIMENKUL İNŞ. SAN. VE TİC.

LTD. ŞTİ. görev almaktadır.

Konak ilçesinde bulunan stadyum projesinin

etrafında, yoğun konut yerleşiminin

olmasından dolayı yapının; sadece maç

günlerinde kullanılan bir yapı olarak değil,

yılın her günü, günlük sosyal yaşama uygun

olarak kullanılması düşünülmüştür. Bu

yüzden stad çevresinde yaşayan sakinlerin,

günlük stresten uzaklaşmaları amacı

ile stadın çatısı yeşillendirilerek yürüyüş ve

koşu parkuru haline getirilmiştir.

Statta; kapalı otopark, halka açık spor

alanları, müze, idari alanlar, fitness merkezleri,

alışveriş, yeme - içme ve çocuk eğlence

yerleri ile birlikte, 26.500m²’ si kapalı

olmak üzere toplamda yaklaşık 36.000m²

alana sahip 6 bloktan oluşmaktadır.

24 saat yaşayan ve İzmir’ in en geniş kapsamlı

projesi olan yeni karma stadyuma,

takımın efsane futbolcusunun anısına

‘GÜRSEL AKSEL SPOR VE SAĞLIKLI

YAŞAM MERKEZİ’ adı verildi.

Projede kullanılan

PERI SİSTEMLERİ

PERI PD8 DÖŞEME KALIBI

TAŞIYICI İSKELE SİSTEMİ

Yeni Göztepe Stadyumu inşaatının döşeme

ve kiriş kalıplarında PERI PLYWOOD,

ayrıca bu kalıpları taşıyıcı olarak ta ‘PERI

PD8 İSKELE SİSTEMİ’ kullanılmıştır.

PERI UP İSKELE SİSTEMİ

Tribün sisteminde, taşıyıcı olarak imal

edilecek olan ‘TESTERE TİP KİRİŞ’ kalıplarında

‘PERI UP FLANŞLI İSKELE

SİSTEMİ’ kullanılmıştır.

PERI VARIO GT24 PERDE VE

KOLON KALIBI SİSTEMİ

H= 10,50m, 80x150cm ve 150x150cm

kesit ölçüleri olan tribün altı kolonların kalıplarında

‘VARIO GT24 PERDE VE KO-

LON KALIP SİSTEMİ’ kullanılmıştır.

PERI UP İSKELE SİSTEMİ

Şantiyede Merdiven kulelerinde ve çalışma

iskelelerinde de ‘PERI UP FLANŞLI

İSKELE SİSTEMİ’ kullanılmıştır.

28

Yapı Malzeme Eylül 2018


Çözüm Ortağı

İzmir Yeni Göztepe Stadyum Projesi ve Kullanılan PERI Kalıp & İskele Sistemleri

Bulut Bozkurt / İnşaat Mühendisi / Yeni Göztepe Stadyum Projesi

EN GAYRİMENKUL İNŞ. SAN. Ve TİC. LTD. ŞTİ.

Süper Lig’de 14 yıl aradan sonra mücadele etmenin gururunu

yaşayan Göztepe’yi şimdi de stat heyecanı sardı. Uzun süredir

hayali kurulan, TOKİ tarafından İzmir’de inşaatı devam eden

Yeni Göztepe Stadyumu için geri sayıma geçildi. Projenin içeriği

sadece bir stadyum olmayıp, müze, alışveriş merkezi, kafe ve

ofislerin olacağı yeşil alana sahip sosyokültürel kompleks olacağı

şekilde planlanmıştır.

Hali hazırda hızlı bir çalışma yapılmakta olan şantiyede kaba

inşaat kısmı EN GAYRİMENKUL İNŞ. SAN. Ve TİC. LTD. ŞTİ.

tarafından yapılmaktadır. 74670 m2 kapalı alana sahip olan projede

167336 m2 toplam kırık ölçü kalıp metrajımız vardır. Bu projede

kolon kalıplarında VARIO GT 24 kolon kalıbı, çekirdek perde

kalıplarında TRIO perde kalıbı, döşeme ve kiriş kalıpları için

PERI Birch 18mm -21mm plywood ve PERI PD8 iskele sistemi,

testere kiriş altı kalıplarında, çalışma ve tırmanma merdivenlerinde

de PERI UP iskele sistemleri kullanılmaktadır.

Kullanmış olduğumuz PERI ürünleri gerek saha içinde taşıma ve

yükleme sırasındaki deformasyonlara, gerekse saha dışında çevresel

etkilere karşı dayanımı yüksek ve kullanışlıdır. Kurulum ve

söküm kolaylığı, imalat sırasındaki süreyi kısaltmaktadır. Sahada

kolayca istiflenmesi ve vinçlerle basit bir şekilde taşınması da ayrıca

işçilik ve zaman yönünden çalışmanın verimini arttırmamıza

yardımcı olmaktadır. Şantiyemizde kullandığımız VARIO GT24

kalıplarının yüksekliği 10,50 m ebatları 80*150 ve 150*150 olup

yapılan statik ve dizayn çalışmaları ile kolon dökümünde ve imalat

aşamasındaki risk oranını ortadan kaldırmaktadır.

Şantiyemizde altı farklı blokta birçok ayrı katta yapılan imalatlarda

kullanılan iskele sistemleri için ortak statik ve dizayn çözümlemeleri

yapılması, sahadaki malzemelerin maksimum düzeyde

kullanımını ve firmamızın ekstra maliyetten kurtulmasını

sağlamaktadır. PERI Kalıp ve İskele Sistemleri’ne, firmamıza

sağlamış olduğu sağlam ve güvenilir malzemelerinden, statik ve

dizayn çalışmalarından, destek ve göstermiş olduğu ilgiden dolayı

teşekkür ederiz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 29


PERI DUO

Tek bir sistem ile

perde, kolon ve döşeme imalatı

DUO kalıp sistemi çok kolay taşınabildiği ve düşük bir ağırlığa

sahip olduğu için yenilikçi bir sİstemdir. Sadece malzeme

yapısından dolayı değil, tüm tasarım konsepti ile yenilikçi bir

sistemdir. Sistem, çok az sayıda malzeme çeşitliliği ile kolon,

perde ve döşeme imalatlarının gerçekleşmesini sağlar.

Panel ve betonla temas eden yüzey elemanına ek olarak, çoğu

DUO elemanı politek malzemeden üretilmiştir. Bu yeni geliştirilen

ürün, oldukça hafif olmasının yanı sıra, yüksek taşıma

kapasitesine sahiptir.

Malzeme yapısının dışında, kalıp elemanlarının kolay bir şekilde

tutulması ve taşınabilmesine de oldukça önem verilmiştir.

DUO sistemine ait neredeyse tüm uygulamalar herhangi bir harici

alete ihtiyaç duyulmadan yapılır ve çalışma adımları oldukça

kolaydır. Kalıp uygulamaları hakkında çok az bir tecrübeye

sahip kişiler bile DUO sistemi ile çok hızlı ve verimli bir şekilde

çalışabilir. Perde, kolon ve döşeme imalatında kullanılan sistem

elemanlarının çoğu, çalışanların performans ve verimliliği

arttırır.

DUO paneller yatay ve dikey uygulamalar için kullanılabilir.

Yatırım ve lojistik maliyetinin yanısıra, çalışanların eğitim ücretini

de en aza indirir.

Bu sistemin en büyük avantajı birden fazla alanda kullanılabilir

olmasıdır. Paneller kolon, perde ve döşeme imalatı için

kullanılabilir. Buna ek olarak, köşe ve bağlantı elemanı gibi

malzemeler birden çok uygulamada kullanılabilecek şekilde

tasarlanmıştır. Bu sayede sahadaki malzeme çeşitliliği ihtiyacı

azalır ve daha sade ve rahat uygulama alanları oluşturulur.

DUO’nun tüm kullanım süreci gözlemlenirse avantajları belirgin

bir şekilde görülebilir. Kullanıcılar bu çok yönlü kalıp sistemi

ile daha verimli kullanım elde eder, daha az istifleme

alanına ihtiyaç duyulur ve sahaya transfer ücretleride önemli

derecede azalır.

Her görev için ergonomik kullanım Hafif, el ile taşınabilen, vinçsiz kullanım

Sistem elemanlarının kullanım kolaylığı ve düşük ağırlığı

iş sahasında üretim verimliliğini arttırır.

DUO sisteme ait elemanların hiç biri 25 kg’dan fazla değildir.

Bu sayede vince gerek duyulmaz, el ile taşınabilir. Personeller

için, düşük ağırlıklarla çalışmak daha az yorucu olduğu için,

günlük çalışma konsantrasyonunu yükseltir ve sahadaki iş

kazası riskini azaltır. Bunun yanı sıra, elemanların hiç birinde

keskin kenar olmadığı için yaralanma olasılığını da minimuma

indirir.

Yine de vinç kullanılması zorunlu ise, düşük kaldırma kapasiteli

vinçler yeterli olacaktır. Bu sayede ekstra vinç masrafı da

azaltılabilir.

DUO bağlantı elemanı, sistem elemanlarının kullanımının

çok kolay olduğunun en iyi örneğidir.

DUO bağlantı elemanı doğrudan çerçeve boşluğuna geçirilip,

hiçbir alete ihtiyaç duyulmadan el ile 90 derece döndürülerek

monte edilir. Bu bağlantı tam anlamıyla panelleri aynı hizaya

getirir. Monte edildikten sonra bu kilitlerin dışa doğru çıkıntılı


ir yapıda olmaması, panellerin üst üste konularak çok kolay

istiflenebilmelerine olanak tanır.

Bağlantı elemanları;

, Panelleri birbirine bağlamak için,

, Köşe elemanlarının panellerle bağlantısı için,

, Dolgu elemanlarının duvar kalınlığı belirleme elemanı ile bağlantısında,

kullanılır.

DUO paneller üzerindeki kiriş boşlukları kolay tutabilme

imkanı sağlarken aynı zamanda bağlantı elemanının

monte edildiği yer olarak görev yapar.

DUO sistem elemanlarının karakteristik özellikleri,

kolay kullanımı ve düşük ölçülerde olmalarıdır.

Bağlantı elemanları pürüzsüz bir şekilde panelleri birbirine

bağlarken, monte halde panel üzerinde dışa

doğru çıkıntılı bir yapıda değildir ve düz bir görünüm

sunar.

Betonla temas eden yüzey elemanının kolay değişimi Sadece bir kaç vida ile kolay bir bakım olanağı

DUO’nun önemli bir özelliği de betonla temas eden yüzey

elemanının herhangi bir özel alete ihtiyaç duyulmadan kolay

bir şekilde değiştirilmesidir.

DUO sistem elemanları ve betonla temas eden yüzey elemanı politekden

yapıldığı için oldukça uzun ömürlüdür. Düzgün kullanım

ve düzenli bakım ile DUO elemanları yıllar boyunca kullanılabilir.

Betonla temas eden yüzey üzerindeki küçük sıyrıklar kolaylıkla tamir

edilebilir. Gerekli ise bu eleman değiştirilebilir.

Kolon Kalıbı Standart Uygulamaları 5 cmlik artışlarla kare ve dikdörtgen kolonlar

DUO ile kenar uzunları 15 cmden 55 cm’ye kadar ve 5 cmlik artışlarla tie-roda

gerek duyulmadan dikdörtgen ve kare kolon imalatları yapılabilir.

Çok Amaçlı Panel DMP 45 ya da DMP 75, Köşe bağlantı elemanı ve DUO Chamfer

Strip Kolon imalatı için kullanılır.

2 çok amaçlı panel birbirine, DUO köşe bağlantı elemanı ve DUO köşe saplamasıyla doğru açıda bağlanır.

Kolon ölçülerine göre 5’er cmlik artış veya azaltma uygulanabilir.

Köşe bağlayıcısı kolayca panele

takılır ve sonra çok amaçlı

panele DUO köşe saplaması ile

bağlanır ve güvenli hale gelir.

DUO’nun döşeme kalıbı olarak kullanılması Güvenli şekilde sistematik kurulum

DUO oldukça hafiftir ve 30 cm beton kalınlığına kadar kirişsiz döşemeler için döşeme kalıbı

olarak kullanılabilir. Kurulumu oldukça pratik elemanları, döşeme kenarı veya dolgu gerektiren

diğer boşluklar gibi çeşitli uygulamalara olanak tanır. DUO ile döşeme kalıbı kurulumu

bir alt döşeme kotundan rahatlıkla yapılabilir. DUO ızgaralı yapısı sayesinde yandaki resimde

görüldüğü gibi bir yardımcı ekipman ile kolayca kaldırılarak yatay konumuna getirilebilir. Kurulumu

oldukça basit olan bu kalıp sistemi ile daha önce bu kalıp hakkında eğitimi olmayan

bir personel bile kolayca kurulumunu gerçekletirebilir.


Kırşehir Biyogaz Tesisi Projesinde

İNTEK Kalıp ve İskele Sistemleri

Proje Adı:

KIRŞEHİR BİYOGAZ TESİSİ

Yüklenici:

KÖRPINAR BİYOGAZ ENERJİ ÜRETİM

SAN. VE TİC. A.Ş.

Alt Yüklenici:

YÜKDAR İNŞAAT TAAHHÜT TURİZM

MADENCİLİK SANAYİ VE TİC.LTD. ŞTİ.

Yer:

KIRŞEHİR

Kırşehir ili Merkez İlçesi Körpınar

Köyü mevkiinde bulunan organize

hayvancılık bölgesinin en büyük

beklentisi olan Kırşehir Biyogaz

Tesisinde inşaat çalışmaları yoğun

bir şekilde devam ediyor. Bölgedeki

hayvansal (büyükbaş ve kanatlı)

atıkların çevreye etkilerinin azaltılması,

değerlendirilmesi, atıklardan

elde edilen metan gazının elektrik

enerjisine çevrilmesi amacıyla işletilmesi

planlanan Biyogaz Tesisi

toplam 18.949,25 m 2 ’lik alanda

kurulacaktır. Tesisin iki aşamada

tamamlanması planlanmaktadır. İlk

aşamada tesisin 3,12 MWe gücünde

olan kısmı kurulup işletmeye

alınacaktır. İlerleyen süreçte, atık

miktarında öngörülen artışın gerçekleşmesi

ile birlikte, başlangıçta

projede belirlenen şekilde kapasite

6,0 MWe kurulu güce çıkarılacaktır.

Tesiste toplam 460 ton/gün atık

işlenecek, işlenen atıktan elde

edilen biyogaz ise elektrik enerjisine

çevrilecektir. Üretilen elektrik,

orta gerilim hattına verilerek en-

32

Yapı Malzeme Eylül 2018


Çözüm Ortağı

terkonnekte ağa ulaştırılacaktır. Ayrıca

söz konusu tesisin kurulması ile bölgede

bulunan hayvancılık tesislerinden çıkan

atıkların ve özellikle organik maddelerin

de tesise alınarak bertaraf edilmesi sağlanabilecektir.

Projede, iç çapı 27 m, yüksekliği 9 m olan

5 adet ‘Fermenter Tankı’’ ve iç çapı 14 m,

yüksekliği 5 m olan 2 adet ön depolama

tankı bulunmaktadır. Tesiste bu dairesel

tanklar dışında 2 adet Teknik bina ve 1

adet Trafo binası yer almaktadır.

Yapı Malzeme Eylül 2018 33


Projede Kullanılan İntek Kalıp ve

İskele Sistemleri:

İç çapı 27 m olan dairesel Fermenter

Tankları için, h=9 m kalıp yüksekliği ve

plandan baktığımızda bir tankın iki dökümde

tamamlanması esas alınarak, 780

m² ‘’PANEMAX’’ vinçle taşınan panel kalıp

sistemi kiralık olarak verilmiştir. Aynı

kalıp stoğu ile iç çapı 14 m, yüksekliği

h=5 m olan dairesel ön depolama tankları

ve diğer binalardaki düz perde imalatları

da başarılı bir şekilde yapılmıştır.

Panemax sisteminde, “ayarlı kilit VD”

ile iki panel arasına en fazla 20 cm kalınlığında,

ahşap “ara parça” koymak

mümkündür. Ahşap ara parçalar, sıfırdan

başlamak üzere 20 cm’ye kadar istenen

ölçüde yapılabilir. Sistemin bu özelliği

sayesinde, standart panel ölçüleri ile değişken

ölçülere sahip perdeler kolaylıkla

çözülebilmekte, ayrıca iç köşelerde panellerin

sıkışmadan sökülmesi sağlanmaktadır.

Bu ara parçalar aşağıdaki şekilde görüldüğü

ve bu projede uygulandığı gibi “yamuk”

şeklinde üretilirse, sistem bir “kırık

çizgi” halini alarak, “dairesel perde kalıbı”

olarak da kullanılabilmektedir.

Yüksekliğin üç metreye kadar olduğu

perdelerde sadece kalıbın en üst kotunda,

işçilerin beton dökerken kullanmaları

için oluşturulan çalışma platformları, bu

projede perde yüksekliğinin fazla olması

nedeni ile her üç metrede bir oluşturulmuştur.

Bu platformlar sayesinde işçiler

kalıbın her noktasına emniyetli bir şekilde

ulaşarak, ankrajların ve diğer kalıp aksesuarlarının

monte edilmesi ve sökülmesi

sırasında, iş güvenliği açısından uygun

bir ortamda çalışabilmektedirler. Panemax

sisteminde, çalışma konsolunun panelle

birleşmesini sağlayan parça mafsallıdır

ve 360° dönebilmektedir. Bu özellik

sayesinde panellerin dikey ya da yatay

olarak kullanıldığı her durumda, çalışma

konsollarının panele montajı mümkün olmaktadır.

“PANEMAX’’ vinçle taşınan çelik çerçeveli

panel kalıp sistemi:

Farklı formlara çok kolayca adapte edilebilmesi

PANEMAX sisteminin en önemli

34

Yapı Malzeme Eylül 2018


Çözüm Ortağı

özelliklerinden biridir. PANEMAX panel

kalıp sistemi, 80 kN/m² (düzgün yayılı

yük) gibi yüksek bir beton basıncı dayanımı,

ön montaj gerektirmeden şantiyeye

geldiği ilk günden itibaren kullanıma hazır

olması, özel forma sahip çelik kenar

profilleri ve buna uygun bağlantı kilitleri

vasıtası ile panellerin yan yana ve üst

üste çok pratik bir şekilde birleştirilip sökülmesi,

yine çelik kenar profillerin formu

ve plywood ile birleşiminde uygulanan silikon

detayı sayesinde plywoodun değiştirilmeden

çok tekrar kullanılabilmesi gibi

özellikleri ile mükemmel bir perde-kolon

kalıbı sistemidir. Panemax panellerde,

pazarda yer alan diğer Avrupalı ve yerli

birçok markadan farklı olarak 18 mm değil

21 mm kalınlığında plywood kullanılmaktadır.

Bu özellik, eşit beton basınçlarında daha

düşük sehim anlamına gelmektedir.

Yapı Malzeme Eylül 2018 35


TMS GRUP

1915 Çanakkale Köprüsünde

TFK Kalıp ve İskele Kiralama Sistemleri

BTMS Donatı Manşonları

İnşaat Mühendisi Fazlı ŞİŞİK

45 yıllık tecrübesi ile TMS Grup; ülkemizde ve uluslararası arenada ses getiren

büyük projelerde bulunduğu gibi, şimdi de:

“1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ” Projesinde

Daima müşteri memnuniyetini ön planda tutan TMS GRUP

şirketleri, kaliteli ürünlerinin yanında, sağladığı teknik destekle

de, yurt içi ve yurt dışında, güvenle tercih edilmeye

devam etmektedir.

1915 ÇANAKKALE Köprüsü: 2023 m orta açıklığı ile dünyanın

“en uzun” asma köprüsü̈ olacaktır.

Köprünün her iki yanında bakım amaçlı kullanılacak olan

yürüme yolları bulunacaktır. Köprü platformu 44,8m genişliğe

ve 3,5m yüksekliğe sahiptir. 1915 Çanakkale Köprüsünün

tasarım ömrü 100 yıl olacaktır.

Projede, TMS Grup şirketlerinin yurt içi kiralama yüzü olan

TFK-Kiralama, Asya kesonunun kalıp ihtiyacını karşılamaktadır.

TEKYOL Plus Yapı Endüstrisi A.Ş. tarafından yapımı üstlenilen

Asya kesonu imalatında kullanılmak üzere kiralanan sistemler

özetle şöyledir:

* Ahşap kirişli ve çelik kuşaklı perde kalıbı: TMS-SIMPEX,

* Ayarlanabilir dairesel perde kalıbı: TMS-ROUNDEX,

* Modern ve yenilikçi panel kalıp: TMS-VINC’I 80,

* Vinçle tırmanır konsol sistemi: TRK 160 ve TRK 240.

36

Yapı Malzeme Eylül 2018


Çözüm Ortağı

KESONLAR

TMS SIMPEX:

Keson imalatının büyük kısmında SIMPEX ve VINC’I 80 serisi perde kalıp

sistemleri kullanılmaktadır.

318 m’lik kule yüksekliği, köprüyü dünyanın “en

yüksek” köprülerinden biri yapmaktadır.

Asya ve Avrupa olmak üzere iki adet “Keson” söz

konusu kulelerin deniz içerisindeki tabanını oluşturacaktır.

83mx74m boyutlarında ve 1m yüksekliğe sahip

olan bir temel üzerine kurulan ayak kesonları kademeli

ve odalı beton perde duvarlardan oluşmaktadır.

SIMPEX Perde Kalıpları, düşeyde HT20 Ahşap Kirişler ve yatayda çelik

kuşaklardan oluşan, geniş yüzeyli, ayarlanabilir perde kalıbı sistemidir.

SIMPEX’in farklı yükseklik ve kesitlere kolay adapte edilebilir özelliği, vinç

ile kullanılan sistemler arasında ayrıcalıklı bir konuma sahip olmasını sağlamıştır.

Sistemi, yüksek beton basınçlarına ve beton döküm hızlarına göre,

düşey Ahşap Kirişlerin ve YK çelik kuşakların ara mesafelerini değiştirilerek

tasarımlamak mümkündür. Şekli, boyutu, tie-rod düzeni ve yüzeyi herhangi

bir gereksinime göre esnek olarak uyarlanabilmektedir.

Yüzeyde kullanılacak plywood ’un proje ihtiyacına göre seçilebilmesi projeye

ekonomi ve esneklik sağlamaktadır.

Yapı Malzeme Eylül 2018 37


Çözüm Ortağı

TMS ROUNDEX:

Dairesel bölümde SIMPEX ve ROUNDEX sistemler

birbirlerine bütünleşmiş şekilde çalışarak imalatın

hızlanmasına ve güvenli bir şekilde tamamlanmasına

yardımcı olmaktadır.

BTMS Donatı Manşonları:

TMS Grup olarak projeye BTMS firması ile de donatı birleştirme manşonları

sağlanmaktadır.

TMS ROUNDEX ayarlanabilir eğrisel perde kalıbı

sistemidir.

Küçük yarıçaplardan başlayarak sınırsız ayarlanabilir

eğri yüzeyler elde etmek mümkündür. Kalıp

panolarını değiştirmeden çap değiştirme kolaylığı

sağlar. Aynı proje içinde farklı çaplara uyarlamayı

kolaylaştırdığı gibi, kalıpların daha sonraki projelere

de kolayca uyum sağlayabilir olması büyük

avantajlar sağlamaktadır.

BTMS/BMS Manşonları; çelik donatının gerilme ve basınç dayanım verilerini

muhafaza ederek, birleştirilmesini sağlayacak teknik kapasitede ve standartlarda

üretilmektedirler.

Kesonlarda 200 bin âdetin üzerinde manşonlu birleşim kullanılması planlanmıştır.

Dünya çapında rekorları elinde bulunduran böyle dev bir projede yer almak

TMS Grup için bir övünç kaynağıdır.

Dairesel kesitte daralan perdelere uyum sağlayabilmesi

itibari ile projeye ekonomik ve güvenle kullanım

avantajı sağlamaktadır.

38

Yapı Malzeme Eylül 2018


Sultanahmet Camii Koruma ve

Restorasyon Çalışmaları;

Özler Uniscaff Çalışma İskele Sistemleri

ile güvenle devam etmektedir

Sultanahmet Camii Koruma ve Restorasyon Çalışmaları, Vakıflar İstanbul 1. Bölge

Müdürlüğü kontrolünde, IM Mimarlık tarafından yapılan ve İstanbul 4 numaralı Anıtlar Bölge

Kurulu tarafından onaylanan Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Projeleri doğrultusunda,

Starwood Orman Ürünleri A.Ş. firmasının sponsorluğunda, Taşyapı İnşaat-Kara İnşaat

Ortaklığı ile yürütülmektedir. Anıtlar kurulunun onaylı restorasyon projeleri doğrultusunda

koruma ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

Çalışmalarda en temel prensip

Başlatılan çalışmalarda en temel prensip,

Sultanahmet Camii’nin ibadete ve turist

ziyaretine tamamen kapatılmaması olarak

belirlenmiştir.

İç mekan iskele sistemleri tasarımı

60x60 ebatlarında, altı metrelik aks aralıklarına

yerleştirilen kırkbeş adet çelik

örgü kolon, üzerindeki makas ve aşıkları

taşıyarak, sekiz metre kotunda izole

edilmiş çalışma alanı oluşturulmuştur. Bu

çalışma platformu üzerine kurulan flanşlı

iskele sistemi, söküm ve yer değiştirme

işlemlerine uygun olarak Özler Kalıp ve

İskele Sistemleri A.Ş. tarafından projelendirilmiş

ve imal edilmiştir.

Tüm çalışma yüzeylerine ulaşım

Çalışma platformu üzerinde platform

ayaklarının aks aralıklarına sâdık kalınarak

düzenlenen Özler Uniscaff iskele sistemi,

birçok yerinde konsol ve alüminyum

makaslarla genişletilerek, tüm çalışma

yüzeylerine ulaşımı sağlar.

M3 minaresi çelik çalışma

platformu ve iskele sistemi

tasarımı

Restorasyon projesinde öngörülen müdahale

kararları doğrultusunda, düşey

ekseninde kayma tespit edilen M3 minaresi,

yukarıdan aşağı doğru şerefe kotuna

kadar sökülerek, özgün taşlarının konservasyonu

sonrasında tekrar örülecektir.

Yapılacak çalışma, iş güvenliği önlemlerinin

gereklilikleri neticesinde çelik çalışma

platformu üzerine kurulan Özler Uniscaff

iskele sistemi üzerinden yapılmaktadır.

Minarenin kaide seviyesinde oluşturulan

çalışma platformu, zemin kotundaki

çalışma ile minare kotundaki çalışmayı

ayırmasının yanı sıra, minare iskelesinin

nizami kurulması için de düzgün bir yüzey

oluşturmuştur.

İç mekan iskele sistemleri tasarımı

60x60 ebatlarında, altı metrelik aks aralıklarına

yerleştirilen kırkbeş adet çelik

örgü kolon, üzerindeki makas ve aşıkları

taşıyarak, sekiz metre kotunda izole

edilmiş çalışma alanı oluşturulmuştur. Bu

çalışma platformu üzerine kurulan flanşlı

40

Yapı Malzeme Eylül 2018


Çözüm Ortağı

Yapı Malzeme Eylül 2018 41


42

Yapı Malzeme Eylül 2018


Çözüm Ortağı

iskele sistemi, söküm ve yer değiştirme

işlemlerine uygun olarak

Özler Kalıp ve İskele Sistemleri

A.Ş. tarafından projelendirilmiş ve

imal edilmiştir.

Tüm çalışma yüzeylerine

ulaşım

Çalışma platformu üzerinde platform

ayaklarının aks aralıklarına

sâdık kalınarak düzenlenen Özler

Uniscaff iskele sistemi, birçok yerinde

konsol ve alüminyum makaslarla

genişletilerek, tüm çalışma

yüzeylerine ulaşımı sağlar.

M3 minaresi çelik çalışma

platformu ve iskele sistemi

tasarımı

Restorasyon projesinde öngörülen

müdahale kararları doğrultusunda,

düşey ekseninde kayma

tespit edilen M3 minaresi, yukarıdan

aşağı doğru şerefe kotuna

kadar sökülerek, özgün taşlarının

konservasyonu sonrasında tekrar

örülecektir. Yapılacak çalışma, iş

güvenliği önlemlerinin gereklilikleri

neticesinde çelik çalışma platformu

üzerine kurulan Özler Uniscaff

iskele sistemi üzerinden yapılmaktadır.

Minarenin kaide seviyesinde oluşturulan

çalışma platformu, zemin

kotundaki çalışma ile minare kotundaki

çalışmayı ayırmasının

yanı sıra, minare iskelesinin nizami

kurulması için de düzgün bir

yüzey oluşturmuştur.

Yapı Malzeme Eylül 2018 43


DOSYA

DOSYA KONULARI:

Yalıtım & İzolasyon Malzemeleri ve Teknolojileri …

Yapı Kimyasalları & Katkı Maddeleri ve Teknolojileri …

Aydınlatma & LED sistemleri ve Otomasyon

Elektrik Malzemeleri Teknolojileri ...


“‘Isı Yaltımı = Ülke Kazanımı’

ifadesini akıllara kazımak için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz”

“Standartlar içerisinde kaliteden ödün vermeden en uygun fiyatlarla tüketiciye en hızlı

şekilde ürün sunmak tek amacımız. Ancak burada her sektörde olduğu gibi standartlar

altında, kalite denetlemesi yapılmayan ürünlerin tüketiciler tarafından tercih edilmemesi

gerekiyor.”

22 ülkede 90’nın üzerinde şirkete sahip

olan Schmid Industrie Holding’in bir kuruluşu

olan Austrotherm, Türkiye’de EPS

üretimine 2008 yılında Dilovası – Kocaeli

fabrikası ile başladı. Austrotherm Türkiye,

kısa sürede ısı yalıtım pazarında sağladığı

başarı ile yeni Fabrika ve Üretim Tesisleri

açarak, Türkiye’de hali hazırda 3 EPS

Fabrikası ve 3 Üretim Tesisi ile Isı Yalıtım

Sektörüne hizmet veren firma, temelden

çatıya kadar binaların Isı Yalıtım ihtiyaçlarına

yönelik EPS ürünlerini TS EN 13163

standartına uygun olarak üretmekte.

Austrotherm Türkiye Genel Müdür Yardımcısı

Tolga Celayer ile gerçekleştirdiğimiz

röportaj çalışmamızda pazardaki faaliyetlerini

ve projelerini ele almaya çalıştık.

Austrotherm hakkında ve

firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Austrotherm, Avrupa’nın en önemli inşaat

malzemesi üretici gruplarından biri. Isı

yalıtım ürünleri alanında 65 yıldırfaaliyetgöstermekte.

Bina dış cephemantolama

sistemlerinde kullanılan EPS ısıyalıtımlevhaları

ve inşaat mühendisliği uygulamalarında

kullanılan “AustrothermgeoBLOCK

®” ürünlerini üretiyoruz.

Avrupa genelinde toplam 11 ülkede 22 üretim

tesisimiz var. 2017 yılında grup olarak

%15,5 büyüyerek 351 milyon Euro ile ciro

rekoru kırdık. 1.000’in üzerinde çalışanımız

bulunmakta. Bağlı olduğu Schmid

IndustrieHolding, 5000 çalışanıyla Avrupa’nın

sayılı inşaat malzemesi üretici gruplarından

biridir. Kocaeli, Manisa, Trabzon,

Diyarbakır veKayseri’deki üretim tesislerimize

ek olarak 2018 yılının Nisan ayında

hizmete aldığımız Türkiye’deki 6.tesisimiz

Ankara fabrikamız ile 10 yıldır da Türkiye’deyiz.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

İthal girdilerin yoğun olduğu her sektörde

olduğu gibi son zamanlarda yaşanan döviz

kuru artışları ve dalgalanmalarından

inşaat sektörü de haliyle etkilenmekte.

Türkiye’nin son yıllardaki lokomotif sektörü

haline gelen 2,5 milyon kişinin istihdam

edildiği sektörde inşaat malzemeleri de

aynı paralelde bu etkiden nasibini almaktadır.

Önemli olan anlık veya dönemsel verileri

irdelemek yerine daha büyük resme

bakarak ülkemizin dış kaynaklara ihtiyacını

minimuma indirmek için çalışmalara en

hızlı şekilde başlamak ve bunları bir devlet

politikası ve standart haline getirmek

olmalıdır. Austrotherm Türkiye olarak her

zaman bardağın dolu tarafına bakarak aksiyonlarımızı

planlıyoruz. Kriz zamanlarında

firmalar kendilerini , ürün ve hizmetlerini

gözden geçirmeleri gereklidir. Churchill’in

bir sözü bahsettiğim konuya çok uyuyor;

“İyi bir krizin boşa gitmesine asla izin vermeyin”

der.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

2018 yılında yatırımını tamamlayıp hizmete

açtığımız yeni Ankara fabrikamız ile

Türkiye’de 6 lokasyondan en doğudan en

batıya her noktaya en hızlı ve ekonomik

şekilde ürün gönderebiliyoruz. Isı yalıtım

levhasında Austrotherm bayisi olmayı bir

ayrıcalık haline getirdik. Zira ısı yalıtımında

ürün kalitesi ve sürekliliği , bulunurluk ve

hızlı sevkiyat çok aranan özellikler. Tüketicinin

ve satış ağımızın bu isteklerini artık

tam anlamıyla karşılıyor olmak ve bunun

sonuçlarını görmek mutluluk verici.

Tolga Celayer / Austrotherm Türkiye Genel Müdür Yardımcısı

46

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Rekabet noktasında ürün ve fiyatta

farklılaşma stratejinizi nasıl belirliyorsunuz?

Dediğim gibi kaliteye güven, standartlar içerisinde kaliteden

ödün vermeden en uygun fiyatlarla tüketiciye en

hızlı şekilde ürün sunmak tek amacımız. Ancak burada

her sektörde olduğu gibi standartlar altında, kalite

denetlemesi yapılmayan ürünlerin tüketiciler tarafından

tercih edilmemesi gerekiyor. Mantolamada ucuza iş

yaptırmak hiçbir zaman amaç olmamalı, bu bilinçlendirmeyi

yapmak için özellikle son 2 senedir çok fazla

emek harcıyoruz. AUSTROtalk ücretsiz online seminerlerimiz,

Isı Yalıtımlı Kedi Evi , Müdür yollarda ve change.org

kampanyalarımız ile gerek sosyal medyadan

gerek basılı yayınlardan sürekli olarak doğru mantolamanın

önemini vurgulamaya çalışıyoruz. ‘Isı Yaltımı =

Ülke Kazanımı’ ifadesini akıllara kazımak için faaliyetlerimizi

sürdürüyoruz. Mantolamanın kalbi EPS yalıtım

levhasıdır ve bu levha ne kadar kalın olursa, o kadar

kazanç sağlanır ve yaptığınız yatırımın geri dönüşü o

kadar kısa olur.

Markalaşmanın rekabetteki yeri nedir? Bu

konudaki çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Austrotherm, Avrupa’nın en büyük EPS ve XPS ısı yalıtım

levhası üreticisi, Türkiye’de ise en güvenilen ve

bilinen EPS ısı yalıtım levhası üreticisi olarak değer

görüyor. Tüketicilerin marka ürünlere yönelmesi bizlerin

daha iyisini yapmamızı teşvik ettiğini hissediyoruz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 47


“4 hayati yalıtımda üretim yapan

%100 Türk sermayeli tek üreticiyiz”

“Biz biliriz ki iyi çalışanlar, iyi iş sonuçları üretir ve iyi çalışanları getirir, iyi bayilerde

başarıları ile iyi satış noktalarını getirir. Bu sebeple 2018 yılı başında kadro yapılanmamızı

tamamlayarak sürekli eğitimler ile geliştirerek nitelikli ve sürdürülebilir bir ağ ile yolumuza

ve hedeflerimizi gerçekleştirmeye devam ediyoruz.”

Eryap Grup, 2001 yılından

bu yana, 150.000 m²’yi aşan

3 üretim tesisinde; dış cephe

kaplama sistemleri, ısı, su,

ses ve yangın yalıtım malzemeleri

ve polimer kapı ve

pencere sistemleri üretimi

gerçekleştirmekte. Türkiye’nin

81 ilinde yaygın bayi ağı ile

hizmet sunan firma, 25’ten

fazla ülkede kurmuş olduğu

güçlü işbirlikleri ile yurt dışında

da ürünlerini müşterileri ile

buluşturmakta.

Eryap Grup Türkiye Satış Müdürü

Tolga Ceylan ile yapmış

olduğumuz röportajda pazarlama

faaliyetlerinden - sektördeki

son duruma, yeni yatırımlarından

- ürün gruplarına

kadar pek çok konuya değinmeye

çalıştık.

Tolga Ceylan / Eryap Grup Türkiye Satış Müdürü

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca

bilgi verir misiniz?

Eruslu ailesi olarak, ülkemizin

sürdürülebilir büyümesine

katkıda bulunma gayesiyle

ülke için üretim yapma hikâyemiz

1960 yılında başlıyor.

“En değerli yatırım, tasarruftur”

inancımız bugünün yatırımlarını

köklerinden besleyerek

büyütmeye devam ediyor.

Eryap Grup olarak 2001 yılında

başladığımız yalıtım seferberliği

yolculuğumuza, 2018

yılında daha da güçlü adımlar

atarak devam ediyoruz. Doğru

zamanda yapılan doğru

yatırımlar ile büyümemizi sürdürülebilir

kılarak, yeni iş, yeni

ürün, yeni teknolojik yatırımların

yanı sıra insan kaynağına

da yatırımlar yaparak tüm

departmanlarımızda daha iyi

hizmet verebilmek için ciddi

çalışmalar yapıyoruz.

Son 3 yılda yeni kurumsal

kimlik, yeni marka yapılanması,

CRM ve bayi sipariş

yönetimi portalı, ek kapasite

48

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

ve yeni yatırımlar, yeni ürün ve AR-GE

çalışmalarımızın yanı sıra tüm bayi örgütümüz

ile birlikte stratejik iş birlikleri kurarak

büyümeye devam ediyoruz. Gaziantep,

İstanbul Silivri ve Sakarya Hendek üretim

tesislerimizde toplam 150.000 m2 alanda

XPS, membran, taş yünü, polimer cephe

kaplama sistemleri ve PVC kapı ve pencere

sistemleri üretiyoruz. Her biri alanında

öncü olan Bonus, American Siding, Winer

markalarımız ve 3 farklı bayi örgütümüz

ile ülkemizin 81 ilinde ulaşılabilir olmanın

gururunu yaşarken, 62 ülkeye ihracat yaparak

ürünlerimizin ve üretim alanlarımızın

dünya pazarında da varlığını arttırmaya

devam ediyor, ülkemize döviz kaynaklı

sermaye fonu sağlıyoruz.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

Dalgalanmanın dünya ticaret savaşı ile

başlaması ülkelerin karşılıklı vergi uygulamaları

ile sürmesi tüm dünyada benzer kayıpları

beraberinde getirmiştir. Biz ülkemizin

potansiyeline ve gücüne inanıyoruz ve

bu noktada; İstanbul’un büyük bir metropol

olarak marka şehir gücünün tüm dünya yatırımcılarının

ilgisini çekmeye devam etmesi,

genç nüfusumuzun ülkemizin en güçlü

yanı olmayı sürdürmesi, inşaat sektörünün

insan kaynağının ve inşaat alanındaki şirketlerin

kurumsallaşma hızlarının giderek

artması ve bu durumun şirketleri yönetim

ve finans anlamında güçlü bir noktaya taşıması

ile sektörümüzün güçlü yönlerinin

büyümeyi tetiklemesini beklemekteyiz.

Çünkü bu durumda bazı fırsatları beraberinde

getirecektir.

Ülkemizin inşaat alanında kabul edilmiş

itibarının yüksek olması ve yurt dışı pazarda

inşaat alanının en önemli ikinci ülkesi

olarak kabul görmesi, tüm sektörün önünü

açan bir güven ortamı oluşturacaktır. Ülkemizin

coğrafi konumu, halen pazar ve sektör

oyuncularının değerlendirdiği fırsatlar

oluşturmakta. Genç ve dinamik nüfus ortamı

inşaat sektörü için önemli bir fırsat ve

doğal talep kendi kendine devam etmekte.

Konut alımını ve tasarrufu teşvik amacıyla

alınan önlemler (konut hesabı açarak

birikim yapan kişilere yönelik yüzde 15

devlet desteği) ve bunun ekonomi üzerindeki

etkisi olumlu. İşsizlik fonu ve bireysel

emeklilik fonlarının kullanımı konusunda

ortak hesap oluşturulması vb. girişimlerin

inşaat sektörünün gelişmesine yönelik olarak

sürekli güncel tutulduğunu görüyoruz.

Ülkemizin konut sektöründe orta ve orta alt

gruba ait konut ihtiyacı yoğun bir şekilde

devam ediyor. Ekonomi, olumsuz etkilere

karşı çeyreklerde büyüme eğilimi göstermeyi

sürdürüyor. Yabancı yatırımcının ilgisi

devam ediyor, döviz kurundaki artış yabancı

yatırımcılar için göreceli bir avantaj

sunuyor. Yabancılara yönelik yatırımlarda,

vize, vatandaşlık, oturma izni ve bürokratik

işlemlerin azaltılması bir fırsat ortamı oluşturuyor.

Özellikle son dönemde Rusya ile

vizelerin kaldırılması turizm yanında inşaat

sektörü içinde olumlu sonuçlar doğurdu.

Yatırımcıların değer kazanan bölgelerde

konut alma eğilimleri devam ediyor. Yüksek

kentsel dönüşüm ihtiyacı, sektörün

orta ve uzun vadede geleceğini güvence

altına alıyor. Satış sürekliliği açısından değerlendirmek

gerekirse; plan ve program iş

sürekliliği için bütçeler kadar hassastır ve

nelerle karşılaşabileceğinizi öngörerek bir

yol haritası çizebilmek üstün bir pazar ve

piyasa bilginiz var ise çözümleyebileceğiniz

çok bilinmeyenli bir denklemdir.

2018 yılına başlarken tüm projeksiyonlarımızı

kritik seçim süreci ile başlayarak,

para piyasalarında yaşanabilecek dalgalanmalara

karşı sermaye yönetimi, olası

senaryolar için risk yönetimi politikalarımızın

yeniden değerlendirilmesi ile bazı önlemler

alarak işimizi sürdürülebilir kılmak

için adımlarımızı planlayarak başladık.

Üretici kimliğimiz her daim satan olmaktan

ziyade üretebilme potansiyelimizi ve gücümüzü

geliştirebilme ve yenileme isteği

yanında pazarın gereksinimlerini önceden

görerek aksiyon alabilme kabiliyetimizi pekiştirmektedir.

Bu deneyimde pazarı daha

iyi okuyarak çözüm üretebilme gücümüzü

arttırmaktadır.

İnşaat sektörü alt toplamda 200 farklı sektörü

tetikleyen, 900.000 doğrudan ve dolaylı

istihdamı oluşturan büyük bir sektör.

Girdilerinin ve değerlemelerinin büyük bir

kısmı da döviz ile fiyatlandığından olumsuz

her hareket sektörü bir miktar daha

yavaşlatmaktadır.

Bizde sektör için katma değerli ve özellikli

yalıtım malzemeleri üretimi yapıyoruz.

Dolayısı ile özellikle bu tarz ekonomik dalgalanmalar

tasarruf etme bilincinin tekrar

uyandığı, daha fazla dikkate alındığı ve aksiyon

alındığı zamanlardır. Bizde bu süreci

her platformda yalıtım bilincini arttırmak ve

önemini vurgulamak, tasarruf bilincini yaymak,

doğru malzeme, doğru uygulama ile

doğru projeleri buluşturmak için çaba sarf

ederek geçiriyoruz.

Bu yıl İzoder ile birlikte sponsorlarından

biri olarak tüm yılı kapsayacak şekilde 7

ilde seminer düzenleyerek, yapı denetimi

firmaları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl

Müdürlüğü personelleri, müteahhitler, müşavirler

ve mimarlar ile bir araya gelerek

değişen yönetmelikler, uygulamalar, sektörün

gelişimi ve yalıtımın önemini aktarmaktayız.

Bayi ve satış ağında bu yıl nasıl bir

mesafe kat ettiniz? Bu minvalde

önümüzdeki dönem için hedefleriniz

neler?

2018 yılı American Siding ve Bonus markalarımız

ile bayi ağında niceliksel büyüme

yerine niteliksel büyümeye odaklandık.

Uzun süreli iş birlikleri kurarak günü değil

geleceği şekillendirecek bir yaklaşımla ilerlemekteyiz.

Bayi ve satış ağındaki kaliteli

büyüme; aslen kadrolarınız ve alt yapınız

ile destekleyebildiğiniz sürece gerçekleşebilir.

Bu noktada sisteminiz, üretim

kabiliyetiniz, kapasiteniz, satış kadronuz,

yapılanmanız ve kaliteniz bir bütünü temsil

eder. Biz biliriz ki iyi çalışanlar, iyi iş sonuçları

üretir ve iyi çalışanları getirir, iyi bayilerde

başarıları ile iyi satış noktalarını getirir.

Bu sebeple 2018 yılı başında kadro yapılanmamızı

tamamlayarak sürekli eğitimler

ile geliştirerek nitelikli ve sürdürülebilir bir

ağ ile yolumuza ve hedeflerimizi gerçekleştirmeye

devam ediyoruz.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Biz üretici kimliğimizle zor olan yolu seçerek,

tüm standartlara uygun, nitelikli ve kaliteli

ürünler üreterek iyi bir yalıtım çözümcüsü

olarak büyümemize devam ediyoruz.

Sürdürülebilir büyüme için aslında rekabetinde

doğru ve dürüst şekilde yönetilmesinin

önemini biliyor ve bu düsturumuza

uygun şekilde yürümeye devam ediyoruz.

Ne yazık ki rekabetin korunmadığı ülkelerde

haksız rekabet konuşuluyor, oysa

rekabeti doğru anlayarak koruyabilseydik,

ülkemizde bu konu başlığı hiç açılmamış

olacaktı, salt ürün satışı, günü kurtarma

telaşı, inovasyon yerine taklit etme, hiçbir

değer üretmeden skor peşinde koşmak

gibi yanına onlarca örneği koyabileceğimiz

yaklaşımlar yüzünden değer üretmekten

ziyade değer devşirerek ancak ayakta kalınabileceğine

olan kolaycı inanç, her sektörde

işleri ileride daha da içinden çıkılmaz

bir sarmala döndürüyor. Eğer görünmez

şeyleri görme beceriniz yoksa yani; aslında

bir vizyonunuz yoksa var olmaya çalışmak

sadece bugüne yetişmek için rekabet

anlayışınızı taklide çevirecektir. Ama nihai

sonuç değişmeyecektir, bugüne hazır olmayanın

yarına hazır olması daha güç olacaktır.

Rekabet aslında geleceğe bir hazırlık

kapısıdır, tabi doğru çözümleyenler için.

Haksız rekabet dediğimizde her sektörde

onlarca birbirine benzer örnek olaya rastlayabiliriz,

oysa yapı malzemeleri sektör

olarak bu durumu herkesten daha önce

sahiplenerek hem insanlığı hem de geleceğimizin

inşasını kurmak ile sorumludur.

Deprem kuşağında olan ve her geçen

gün riske bir adım daha yaklaştığımız ülkemizde;

işin temelinde geleceğimiz için

daha nitelikli yapılara sahip olmamız, yapı

malzemeleri sektörünün bu konuda rekabeti

doğru tanımlayarak ülke politikalarına

uyumlu ve bilinçlendirici olmamız en

önemli çıkış noktası olarak görülmeli ve

enerjide dışa bağımlı bir ekonomi olmamız

sebebi ile özellikle enerji tasarrufunda

daha dikkatli davranmamız gerekmektedir.

Yapı Malzeme Eylül 2018 49


Dosya

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

4 hayati yalıtımda da üretici olan tek %100

Türk sermayeli şirket olarak, 2016 yılında

başlayan ve bundan sonrada devam edecek

olan birçok planlı yenilik hayatımıza

girmeye devam edecek.

Geçtiğimiz bu süreçte Eryap Grup kurumsal

kimliğimizi yeniledik, salt olarak logomuz,

söylemlerimiz değil değişen, asıl yenilediğimiz;

bakış açımız, yaklaşımlarımız,

çağa ve teknolojiye ayak uydurabilme yeteneğimiz,

dinamizm, kurum kültürümüz.

Yine bu süreçte Bonus markamız için kurumsal

kimliğimiz oluşturuldu ve tüm yalıtım

markalarımızı Bonus markamız altında

birleştirerek birlikten doğan güce olan

inancımızı markalarımıza da yansıttık.

Teknolojik alt yapı yatırımları yaptık, CRM

ve online bayi sipariş sistemimizi kurduk

ve başarı ile geliştirmeye devam ediyoruz.

Eryap Grup, Bonus, American Siding ve

Winer web sitelerimizi yeniledik, sektörünün

üzerinde sonuçlara ulaştık.

Tüm pazarın ve nihai tüketicilerin bildiği,

ürüne ve kategorisine ismini vererek jenerikleşmiş

olan American Siding, bizim markamız.

Yalıtım tarafında ise Bonus Yalıtım

markamız ile pazarda yüksek bir bilinirliğe

sahibiz ve pekiştirmek için 2018 yılını yeni

atılımlar ile geçiriyoruz. Bu yıl yalıtım için

hazırlamış olduğumuz ilan çalışmamız ile

alanında en prestijli ödüllerden biri olan

Hürriyet gazetesi ‘’Kırmızı’’ ödülünü aldık.

Bunun yanı sıra yine reklamcılık sektörünün

en prestijli ödüllerinden olan ‘’Kristal

Elma’’ ödülüne layık görüldük. İnteraktif tarafta

da önem arz eden ödüller aldık, grup

web sitemiz ile Amerika’da düzenlenen

Web Awards yapı /inşaat kategorisinde

aldığımız ’’Mükemmellik Ödülü’’ de bunlardan

birisi. İşimizi her geçen gün daha iyi ve

doğru şekilde yaparak geliştirmeye devam

ediyoruz.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu

değişim sürecinde siz kendinizi

nerede görüyorsunuz?

Bu noktada tüketicileri barınma ihtiyacı

sebebi ile konut edinecek olan ve yatırım

aracı olarak alım yapacak olan şeklinde

ikiye ayırmak doğru olacaktır. Barınma gibi

temel bir ihtiyacı karşılamak adına alım yapacak

olan tüketiciler için; değişen teknoloji

ile birlikte güvenlik beklentisinin artması,

bunun akabinde site yaşamına olan talebin

artarak devam etmesi, aile bütünlüğü

düşünüldüğünde; 1+1 olarak nitelendirilen

konutlar hariç büyüme olacağını, yatırım

açısından alım yapacak tüketiciler için ise;

yatırımın gelecek değeri ve genç nüfusun

oluşturacağı daha ekonomik konutlara

talebin artacağı konusunda bir yaklaşım

oluşmuş durumda. Tüketici beklentileri

konut alım ihtiyacını değil, konut statüleri

arasında seçimi değiştirmektedir.

Ülkemizde konut sektöründe orta ve orta

alt gruba ait konut ihtiyacı yoğun bir şekilde

devam ediyor. Yapı malzemelerinde tasarrufa

dönük bir yatırım kalemi olarak yalıtım

malzemeleri üretiminin daha fazla dikkate

değer bulunacağını, iyi ve kaliteli malzeme

ile projelerin buluşacağını, tasarrufun öneminin

artması ile birlikte enerjinin cari açığa

olan olumsuz etkisinin azaltılması için

önemi ile bu olumsuz etkinin ekonomide

dışa daha az bağımlı olarak ülkemizin sürdürülebilir

kalkınmasına destek olacağına

inancımız tamdır.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

İnşaat sektörü tüm dünyada büyümesini

devam ettirmektedir. Bu büyümenin sadece

sermaye ya da öz kaynak ile değil,

öncelikli bir yönetim sistemi ile desteklenmesinin

önemli olduğunu düşünmekteyim.

Sektörde büyümenin sürdürülebilir olması

için etkin bir yönetim sistemi gelişimi gereklidir.

Öz kaynak, yönetim sistemi ve

doğru planlamanın uyumu büyümede 3

temel unsurdur. Bu değişkenlerin uyumu

büyümenin anahtarı olacaktır.

Değişen teknoloji ile özellikle yapı malzemelerinde

üretim konusunda endüstri 4.0

konuşulmakta lakin aslında teknolojinin

kullanımının konut üretiminde arttırılmasını

sağlamakta, bir çok değişkende maliyet

avantajı oluşturacaktır. Dolayısı ile teknolojik

yenilenme ve kurumların hızla evrimlerini

tamamlamaları ve dijitalleşmeleri ile

ülkemizin dünyada kabul görmüş olan inşaat

sektörünün büyümesi ve gelişimi için

dikkate alınması gereken iki konu başlığıdır.

50

Yapı Malzeme Eylül 2018


“Teknoloji, Ar-Ge

çalışmalarımızın temelini oluşturuyor”

“Şirket vizyonumu çerçevesinde önem verdiğimiz unsurların başında çevreci ve

sürdürülebilir çalışmalarla yüksek performanslı, yasal mevzuata uygun koşullarda

üretilmiş, insan sağlığına zarar vermeyen ürünler geliyor. Ar-Ge faaliyetlerimizin odağına

bu yaklaşımla baktığımızda sürdürülebilir, çoklu konforlu ve insanların refah seviyesini

yükselten yaşam alanları yaratma hedefiyle yola çıktığımızı ifade edebilirim.”

Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü İzocam,

sektördeki hemen hemen tüm ihtiyaçlara

cevap vererek Türkiye´nin 500

Büyük Sanayi Kuruluşu arasında daima

yerini almakta. Yüksek teknolojisiyle imal

ettiği uluslararası standartlardaki tüm

ürünlerini ihraç eden ve ülkemize önemli

döviz girdisi sağlayan firma; başta Balkanlar,

Birleşik Devletler Topluluğu, Türki

Cumhuriyetler, Ortadoğu, Afrika´da bulunan

46 ülkeye ihracat yapmakta.

İzocam Genel Direktörü Levent Gökçe ile

gerçekleştirdiğimiz röportajımızda İzocam

ile ilgili merak ettiklerimizi ele almaya çalıştık.

Firmanızın faaliyetleri hakkında

kısaca bilgi verir misiniz?

Yalıtımın farklı uygulama modellerine (ısı

yalıtımı, gürültü kontrolü, akustik ve yangın

güvenliği) ve alanlarına yönelik (konut,

sanayi, tesisat, dayanıklı tüketim malları

vb.) yalıtım ürünleri tasarlayan, üreten

ve pazara sunan, 53 yıllık tecrübemiz ile

sektörümüzün lider firmasıyız.

Geniş ürün yelpazesine sahip ve her ihtiyaca

uygun yalıtm çözümleri sunabilen

öncü bir markayız. Zeminden, cephe ve

çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar

her uygulama alanı için nitelikli yalıtım

malzemeleri üretiyoruz. İzocam ürünleri,

bir konuta içeriden uygulanabilecek yalıtımdan

sanayi yapılarına, okul ve hastanelere

kadar her binanın ve tesisatın

yalıtım ihtiyacına etkin bir şekilde çözüm

sunuyor. Ürün gamımız içinde lojistikten,

soğuk hava depolarına özel ürettiğimiz

yalıtım malzemeleri bile bulunuyor… Bu

açıdan bakıldığında ülkemizde ve dünyada

yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı

çatı altında üretebilen tek şirket konumundayız.

Ürün portföyümüzde Camyünü,

Taşyünü, Ekstrüde Polistiren (Foamboard),

Ekspande Polistiren (İzopor ve İzopor

Plus), Kauçuk Köpük (İzocam Flex),

Polietilen Köpük (İzocam PEflex), PU/

PIR/Taşyünü yalıtımlı sandviç panel (İzocam

Tekiz) ile Trapez levha bulunuyor.

Yakın zamanda piyasaya

sunduğunuz yeni bir ürün/yenilik

bulunuyor mu?

Dünyanın ve sektörün değişim hızına

bakıldığında, liderliğini devam ettirme

misyonu ile hareket eden bir şirket olarak

inovasyonu oldukça önemsiyoruz ve her

yıl yeni ürünler geliştirerek pazara sunuyoruz.

Son dönemde geliştirdiğimiz ürünlerden

özellikle “İzocam Ara Bölme Levhası”

(ABL) prefabrik yapılarda kullanıma çok

uygun bir ürün. Hafif ara bölmelerde kullanılmak

üzere geri dönüşümlü malzemeleri

kullanarak geliştirdiğimiz ABL, doğal içeriği

ile toz yapmayan yapısı ve kolay kesimiyle

rahat ve sağlıklı çalışma ortamları

52

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

yaratıyor ve hızlı uygulama ile zamandan

tasarruf sağlıyor.

Kendi başına ayakta durabilen İzocam

Ara Bölme Levhası, güvenli uygulama

imkânının yanında sahip olduğu taşıma

saplı ambalajı ve hafifliği sayesinde de

kolay taşınabiliyor. Farklı kalınlıklarda

üretilebilen ürün, ara bölme duvarlarda,

ısı ve A sınıfı ses yalıtımı sağlıyor. Ayrıca,

düşük ısı iletim katsayısı ile İzocam Ara

Bölme Levhası, farklı sıcaklık ve zamanlarda

iklimlendirilen hacimler arasında da

enerji verimli ara duvarların teşkil edilmesini

sağlıyor, enerji tasarrufu ve konforu

artırıyor.

Bu sene geliştirdiğimiz diğer bir ürünümüz

ise İzocam Yeni Cephe Levhası oldu.

Daha fazla ısıl konfor, sürdürülebilirlik ve

kalite için geliştirdiğimiz İzocam Yeni Cephe

Levhası, bir yüzeyi siyah camtülü kaplı

bir ürün ve giydirme cephe sistemlerde,

cam, granit, mermer, alüminyum, ahşap

vb. cephe kaplamalarının arkasında ısı,

ses yalıtımı ve yangın güvenliği amacıyla

kullanılan bir ürünümüz. 35 mW/mK

iletkenliğe sahip olarak tasarladığımız bu

ürünle enerji verimliği konusunda oldukça

iddialıyız.

Ürünümüz, hafifliği sayesinde rahatça

taşınıyor ve esnek yapısıyla kolay uygulanabiliyor.

Ayrıca sıkıştırılabilme özelliğiyle,

nakliye ve depolamada da tasarruf

sağlıyor. İzocam Yeni Cephe Levhası’nın

öne çıkan diğer özellikleri ise camtülü

kaplı olması ve su iticiliği… Bu sayede,

yağmur suyunun ürüne zarar verme riski

azalıyor, zamandan ve iş gücünden tasarruf

sağlamaya yardımcı oluyoruz. Yüksek

yapılara ısıl konfor getirmeyi hedefleyen

Yeni Cephe Levhası aynı zamanda çevre

dostu bir ürün.

2018’de, endüstriyel binalarda kullanılmak

üzere iki yeni ürün daha geliştirdik.

Bunlar; yerinde uygulama yapılan metal

binaların çatı ve cephelerinde iki metal

levha arasında kullanılan İzocam Endüstriyel

Bina Levhası (EBL) ve İzocam Endüstriyel

Bina Levhası R+ (EBL R+). Her

iki ürün de ısı ve ses yalıtımı ile yangın

güvenliği sağlarken hafifliği sayesinde

kolayca taşınıyor ve esnek yapısıyla kolay

uygulanabiliyor. Bu ürünlerin bir diğer

özelliği ise bünyesine su almaması. Bu

sayede, yağmur suyunun ürüne zarar

verme riski ortadan kalkıyor, zamandan

ve iş gücünden tasarruf sağlanıyor. Endüstriyel

yapılara ısıl konfor getirmeyi

hedefleyen bu ürünlerimiz aynı zamanda

çevre dostu ürünler. Ürünlerimizin kalitesi

CE ve EUCEB belgeleriyle de kanıtlanmış

durumda.

Yeni ürünlerimizden EBL 37 mW/mK ısı

iletkenlik değerine sahip. EBL R+ ise 35

mW/mK iletkenliğe sahip olacak şekilde

tasarlandı. Bu özellikleriyle etkin ısı yalıtımı

yapan malzemelerimizle enerji verimliği

konusunda da oldukça iddialıyız.

Ürünlerimiz, yanmaz özellikleri sayesinde

Levent Gökçe / İzocam Genel Direktörü

olası yangınlarda zaman kazandırıyor ve

yangın güvenliği konusunda da etkili çözümler

sunuyor.

Firmanızın gelecek dönem

hedefleri ve yatırım planlarını iletir

misiniz?

Önümüzdeki dönemde yeni kapasite artırımları

ve geliştirme yatırımlarımızla paydaşlarımız

ve sektörümüz için katma değer

yaratmaya devam edeceğiz. Yıllardır süre

gelen modernizasyon ve kapasite yatırımlarımızla

hem ürün çeştliliğimiz hem de

üretim yetkinliğimiz sürekli gelişim gösterdi.

Çalışmalarımız bu şekilde hız kesmeden

devam ediyor. Bugün Mineral Yün ve

XPS’de bölgedeki en büyük kurulu kapasiteye

sahibiz. Tesisat, ısı ve ses yalıtımında

kullanılan A1 sınıfı yanmaz Camyünü Prefabrik

Boru ürünümüzün üretim kapasitesini

% 30 üzerinde artırarak 3. boru hattımızı

bu sene devreye aldık.

Gelecek dönemde ise sadece mevcut ürün

gamımızı kullanarak değil, yeni teknolojileri

de hayatımıza alarak yol kat edeceğiz.

Ar-Ge yeni dönemde İzocam’ın hayatında

daha çok yer alacak. Yeni ve gelişmiş bir

Ar-Ge laboratuvarı oluşturma planımızın

olduğunu da eklemek isterim.

İç pazar ve ihracat

faaliyetlerinizden bahsedebilir

misiniz? Yeni hedef pazarlar var

mı?

Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlarda yalıtım

sektörünün öncü firmaları arasında

yer alıyoruz. Toplam 130.000 tona ulaşan

mineral yün kapasitemizin yanı sıra artan

üretim kapasitelerimizle esnek üretim ve

zamanında teslim imkânları sunuyoruz.

Böylece inşaat ve sanayide her türlü yalıtım

talebine hızlı ve güvenilir bir şekilde

yanıt verebiliyoruz.

Bugüne kadar 100’ü aşkın ülkede çözüm

sunduk ve 20 yerleşik bayimiz ile ihracat

faaliyetlerimize devam ediyoruz. Türki

Cumhuriyetler, Afrika, Balkanlar, Asya ve

Ortadoğu ihracat yaptığımız önde gelen

pazarlar. Ağırlıklı olarak bina ve sanayide

kullanılan yalıtım ürünlerinin ihracatını gerçekleştiriyoruz.

Bu ürünlerin dışında ayrıca

HVAC (ısıtma, soğutma ve iklimlendirme)

pazarına yönelik ürünlerin de ihracatını

yapıyoruz. İhracatı 700.000 m³’ü aşan

İzocam, Orta Doğu HVAC pazarının en

önemli üreticisi konumunda. 2017 yılında

22,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik.

Son 5 yılda ihracattan elde ettiğimiz satış

geliri 160 milyon doları buldu. Önümüzdeki

5 yıl toplamda 150 milyon doların üzerinde

ihracat yapmayı hedefliyoruz.

İhracat pazarında yeni pazar arayışlarımız

bu yıl da sürecek. Özellikle son iki yılda

odaklandığımız Orta Afrika’daki pazar arayışlarımız

önümüzdeki dönemde de devam

edecek. Kuzey Afrika ülkelerine yeni

bayilikler vermeye devam ediyoruz. Diğer

taraftan BDT ülkelerinde tanıtım faaliyetlerimiz

artarak devam ediyor.

İnovasyon ve Ar-Ge alanlarındaki

çalışmalarınız nedir?

İzocam olarak yalıtımın tüm segmentlerinde

faaliyet gösterdiğimiz için fikir havuzumuz

da çok geniş... Ayrıca bu kadar farklı

ürün gamını tek çatı altında toplamak, bize

yeni deneyim alanlarını hayata geçirme

kolaylığı da tanıyor. Ürün gamına Ar-Ge

çalışmalarımız doğrultusunda yeni ürünler

ekliyor, yalıtım ile ilgili tüm ihtiyaçların karşılanabileceği

güçlü bir marka olma özelliğimizi

koruyoruz. Her yıl yeni ürünler geliştirerek

pazara sunuyoruz. Bu anlamda

bizim uzun yıllardır takip ettiğimiz bir başarı

göstergemiz var; yeni ürünlerin ciromuz

içindeki payı, yani “inovasyon katsayısı”.

İnovasyon katsayısına göre yeni ürünlerin

ciromuz içindeki payı şu an 15. Bu rakamı

artırma hedefimizi koruyoruz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 53


“Çalışan ve müşteri mutluluğunu

önemseyen

marka değerine yatırım yapan

bir firmayız”

“12 temel değer kavramıyla iç müşteri, çalışan mutluluğuna önem verme,

müşterileri ile sadece iş için değil, değerli zaman geçirerek dostluklar kurmak

adına etkinlikler düzenleyen bir firmadır. Bu bağlamda Canpa, her yıl düzenlenen

‘Great Place to Work’ yani ‘Türkiye’nin En İyi İşverenleri’ değerlendirmesinde

kendi kategorisinde 2016 yılında ikinci, 2017’de ise birinci olmuştur.”

İnsanın bulunduğu ve çalıştığı her

mekanda konforlu yaşam alanlarının

oluşturulması hedefiyle faaliyetlerini

sürdüren Canpa Yalıtım, üretim

ve uygulama süreçlerinde daima

çevre bilinciyle ahreket etmekte.

Canpa Holding Yapı Grubu Genel

Müdürü Celal Kocaoğlu ile gerçekleştirdiğimiz

röportaj çalışmamızda,

ürüngrupları,gündemdeki projeleri

ve önümüzdeki döneme dair planlarını

ele almaya çalıştık.

Firmanızın pazardaki

faaliyetleri hakkında kısaca

bilgi verir misiniz?

Canpa Holding, başkent Ankara’da

1985 yılında kurucu yönetim kurulu

başkanımız Mehmet Özcan tarafından

kurulmuş, ikinci nesil Yönetim

kurulu üyemiz Murat Özcan tarafından

icrası yönetilmektedir. Şu anda

Ankara, Anadolu ve Avrupa olmak

üzere İstanbul ve Kocaeli ofislerinde

hizmet veren bir firmadır.

Ben de bu yapıda, yapı grubu Genel

Müdürlüğü görevini yürütmekteyim.

Sika markasının distribütörlüğünü

yine Ankara, İstanbul, Kocaeli

ve Adapazarı’nda YMD ve ERKEL

isimli iki şirketimiz ile yürütüyoruz.

Bu şirketler, bayileri aracılığıyla Sika

ürünlerinin satış ve pazarlama faaliyetlerini

distribütör kimliği ile üstlenmektedirler.

Türkiye’nin tamamına hizmet veren,

Canpa İnşaat ve Canpa Yapı firmaları

ile genelde su yalıtımı ve ısı yalıtımı

üzerine yoğunlaşmış ancak alçı,

alçı levha, betopan levha, yeraltı ve

yerüstü boruları, cephe örtü ürünlerinin

satışının da yürütüldüğü, toplam

20 fabrikanın ürünlerinin müşterilerimizle

buluşturulduğu iki pazarlama

şirketimiz vardır.

Ayrıca İstanbul ve Ankara’da yapılanmış,

Elazığ’dan Bodrum’a, Samsun’dan

Tekirdağ’a kadar su yalıtımı

konusunda 40’ı aşkın şantiyede

toplamda beyaz yakada 25, mavi

yakada sayısı 250’yi geçen teknik

personel ile hizmet veren iki taahhüt

firmamız mevcuttur.

İnşaat piyasasındaki dalgalanmalardan

ne ölçüde etkileniyorsunuz?

Satışların sürekliliği

konusunda neler söylemek

istersiniz?

Biz inşaat sektöründe kamu ve özel

sektöre iş yapan inşaat firmalarına,

bu firmalara hizmet veren taşeronlara

ve bu taşeronlara malzeme temini

sağlayan tedarikçilere hizmet vermekteyiz.

Ülkemizin büyümesinde en etkili lokomotif

sektör olan inşaat sektörünün

içerisindeyiz. Böyle bir misyonu

yüklenen sektör haliyle, ekonomideki

aksiliklerden daha hızlı etkilenmektedir.

Son dönemde oluşan gelişmelerin

başta inşaat sektörünün tüm paydaşlarında

bir resesyon oluşturacağını

beklemekteyiz. Ancak geçmiş

dönemde de tecrübe ettiğimiz üzere

bu dur kalklar sonrası büyüme tekrar

sağlanmıştır.

Biz de bu geminin bir yolcusu ve

sektörün köklü firmalarından biri olarak

yeni normal düzene göre hareket

edeceğiz.

Bayi ve Satış ağında bu yıl nasıl

bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem

için hedefleriniz neler?

Girişte bahsettiğim gibi Sika Distribütör

kanalında bayi yapılanmamız

mevcut. Bu kanalda yılın ilk yarısında

%15 ilk bir büyüme sağladık.

Satış kanalında yılın ilk 6 ayında

yeni bayilikler ile birlikte %20 büyüme

sağladık.

Yılın ikinci yarısında yeni normal piyasa

düzenine göre hareket edip büyümeyi

makul seviyelerde tutacağız.

Rekabet noktasında ürün ve fiyatta

farklılaşma stratejinizi nasıl belirliyorsunuz?

Kurucu yönetim kurulu başkanımızın,

İzoder Kurucu başkanlarından

olması, bize firma olarak yalıtım konusunda

bir ürünü satmanın ve ya

uygulamanın dışında ek sorumluluklar

yüklemektedir.

Sektörde istenilen değil, doğru ürünle

müşterinin buluşturulması, sektöre

değer katan yenilikçi ürünlerin

yurtiçi, benzeri yurt içinde yok ise

54

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

yurt dışından temini ile sektörün

inovatif ürünlerle tanışması adına

yoğun çalışmalar yürütmekteyiz.

2018 yılında aynı zamanda üniversitelerle

işbirliği içinde eğitim ve

stajyer çalışma arkadaşları edinme

programları başlattık.

Bu bağlamda ODTÜ ile 2018 yılı

içinde 2 kez eğitim programı düzenleyerek

öğrencileri Ankara İncek

kampüsümüzde ağırladık.

Canpa teknik biriminde staj yapan

bir arkadaşımızı, staj sonrasında

işe başlatarak IK süreçlerimize örnek

olabilecek bir ek katkı sağladık.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki çalışmalarınızdan

biraz bahsederek

misiniz?

Markalaşma bana göre şirketleri bir

ya da bir kaç sebeple benzerlerinizden

ayıran çalışmaları yaparak sağlanabilir.

Biz bu konuda müşteri ve çalışan

başlıklı çalışmalar yapıyor, tüm paydaşlarımız

gündelik işleri ile uğraşırken

‘’mutluluk bulaşıcıdır’’ mottosu

ile yaptığımız işi daha eğlenceli hale

getirmeye çalışıyoruz.

Sektörümüz bu anlamda kısır bir

sektör olmakla birlikte Canpa çalışan

ve müşteri mutluluğunu önemseyen

ve böylece marka değerine

yatırım yapan bir firmadır.

12 temel değer kavramıyla iç müşteri,

çalışan mutluluğuna önem

verme, müşterileri ile sadece iş için

değil, değerli zaman geçirerek dostluklar

kurmak adına etkinlikler düzenleyen

bir firmadır.

Bu bağlamda Canpa, her yıl düzenlenen

‘Great Place to Work’ yani

‘Türkiye’nin En İyi İşverenleri’ değerlendirmesinde

kendi kategorisinde

2016 yılında ikinci, 2017’de ise

birinci olmuştur.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu

değişim sektörü nasıl

etkiliyor? Bu değişim

sürecinde siz kendinizi

nerede görüyorsunuz?

Değişime uyum hem insanlar hem

de şirketler için zorlu bir süreç.

Canpa’nın değişime ayak uydurabilen

hatta öncülük eden bir firma

olması adına çalışmalar yapıyoruz.

En büyük şansımız şirket hissedarlarımızın

vizyonu ve ekip arkadaşlarımızın

yüksek katkısı.

Çalışan eğitimlerimizde, bize büyük

katkıları olan İzgören Akademi, Dail

Carnigie gibi eğitim partnerlerimiz

var.

Bu eğitimler ile ekip arkadaşlarımızın

yenilikçi bakış açıları edinmelerini

ve kişisel gelişimine katkı

sağlamalarını ve bu böylece şirket

kültürümüzü sürdürülebilir olması

için çalışıyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Ne gündelik hayatımızda yaşadıklarımız

ne de sektör ve ülke olarak

Celal Kocaoğlu / Canpa Holding Yapı Grubu Genel Müdürü

yaşadıklarımız doğal mutluluğu tek

başına sağlayamayacaktır.

Hepimiz yaptığımız işe, sektör ve

ülke gelişimine değer katarak, her

gün ufak ilerlemelerle katkı sağlamalıyız.

Zor günlerin yaşanması her

zaman güzel günlerin habercisidir,

bu anlamda daha çok çalışmak ve

mutlu ve umutlu kalarak çevremize

mutluluğu bulaştırmaya devam edeceğiz.

Yapı Malzeme dergisi olarak da sizlere

bu kısımda bize yer ayırdığınız

ve sektöre sağladığınız katkı adına

şirketim ve şahsım adına teşekkür

ederim.

Sevgi ve Saygılarımla...

Yapı Malzeme Eylül 2018 55


“Ürünlerimizi 5 kıtada

50’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz”

“ISIDEM Yalıtım olarak hedefimiz teknik yalıtım sektöründe kendi coğrafyamızda yenilikçi

ve tercih edilen bir marka olmak. Bu hedefimiz doğrultusunda gerek yurt içi gerekse yurt

dışı çalışmalarımız hızla devam ediyor.”

1998 yılında faaliyetlerine başlayan ISI-

DEM, kurulduğu günden bu yana sürekli

kendini yenileyerek kalitesini, üretim

teknolojisini ve kapasitesini geliştirmekte.

Türkiye’nin en önemli markalarından

biri konumunda olan firma, kendi sektör

ve bölgesinde en modern ve en yüksek

üretim kapasitesine de sahip bulunmakta.

ISIDEM Yönetim Kurulu Başkanı Murat

Erenoğlu ile şirket faaliyetlerini, yeni projelerini

ve sektördeki yenilikleri ele almaya

çalıştık.

Sektöründe gerçekleştirmiş

olduğunuz faaliyet ve

hizmetlerinizi kısaca bizlerle

paylaşır mısınız?

ISIDEM, Isıtma, soğutma ve havalandırma

sektöründe hizmet vermek üzere

1998 yılında Tuzla’da faaliyete geçerek

yuvarlak, kare ve dikdörtgen formlu sac

hava kanalları üretimine başladık. 2001

yılında Duct Connect markasıyla kanal

bağlantı parçaları ve 2010 yılında Flexiduct

markasıyla esnek hava kanalı ürünleriyle

ürün gamımızı genişlettik.

Havalandırma kanalları üretiminde edindiğimiz

bilgi ve tecrübeyle, 2013 yılında

ısıtma, soğutma ve havalandırma sektöründe

yalıtım amaçlı kullanılan elastomerik

kauçuk köpüğü üretimine başlama

kararı aldık. Coolflex

markasıyla farklı tiplerde

ve fonksiyonlarda

ürünün türevlerini

pazara sunduk.

Ürün gruplarınız

hakkında bilgi

verir misiniz?

Bu yıl için satış

anlamında öne

çıkardığınız ürün

ve sistemler

hangileri olacak?

Üç ana ürün grubumuz

var; Duct Connect

markasıyla kanal bağlantı parçaları,

Flexiduct markasıyla esnek hava kanalı

ve Coolflex markasıyla elastomerik kauçuk

köpüğü alanlarında hizmet vermekteyiz.

Yeni nesil ürün bağlamında, ISIDEM Yalıtım’ın

2018 yılında piyasaya sunduğu

56

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Coolflex PCS (Pre Cutting Sheet) elastomerik

kauçuk köpüğü ürünleri, büyük

çaplı boru yalıtımı için ölçülendirilerek,

45 derecelik açıyla özel olarak kesilmiş

Murat Erenoğlu / ISIDEM Yönetim Kurulu Başkanı

ve paketlenmiş elastomerik kauçuk köpüğü

levhalarıdır. Ayrıca μ (Mu) ≥ 10.000

değeri ile üretilen Coolflex PCS ürünleri

TSE tarafından tescillenmiş ürünler arasında

sektörün en yüksek su buharı difüzyon

direnç katsayısına sahip ürün

olma özelliği de taşıyor.

Sektörde bir ilk olarak değerlendirilen

Coolflex PCS ürünü tamamen uygulayıcı

dostu olma özelliği ile ön plana çıkıyor.

Ürün tesisat yalıtımlarında fireleri ve işçilik

maliyetlerini azaltarak, hızlı ve kolay

uygulanıyor. “Ambalajından çıkar ve uygula”

sloganı ile piyasaya arz edilen ürün,

ustalara büyük kolaylık sağlıyor.

Bu yılki hedefleriniz hakkında

biraz bilgi verir misiniz?

ISIDEM Yalıtım olarak hedefimiz teknik

yalıtım sektöründe kendi coğrafyamızda

yenilikçi ve tercih edilen bir marka olmak.

Bu hedefimiz doğrultusunda gerek yurt içi

gerekse yurt dışı çalışmalarımız hızla devam

ediyor. Bu süreçte Avrupa’daki pazar

payımızı güçlendirmek, paydaşlarımıza

daha hızlı ve kusursuz hizmet verebilmek

adına ISIDEM İtalya ofisini ve deposunu

faaliyete aldık.

5 Kıtada 50’den fazla ülkeye ihraç ettiğimiz

Coolflex, Flexiduct ve Duct Connect

markalı ürünlerimizle 2017 yılında bir

önceki yıla oranla yüzde 50 büyüme yakaladık

ve 15’ten fazla yeni ülkeye giriş

yaparak dağıtım kanallarımızı güçlendirdik.

Özellikle elastomerik kauçuk köpüğü

üretimimizi 2 kat arttırdık. 2017 yılında

toplam gelirimizin yüzde 45’ini ihracattan

elde ettik. Önümüzdeki dönemde hedeflerimizden

biri de, Amerika kıtasında

daha etkin olarak hedef ülkelerde dağıtım

kanallarımızı artırmak ve toplam gelirimizin

yüzde 55 ’ini yurtdışına ihraç ederek

kazanmak.

Türkiye dışında hangi sistemlerle

hangi pazarlarda daha güçlü

konumdasınız?

Avrupa pazarı diyebiliriz, ürünlerini 5 kıtada

50’den fazla ülkeye ihraç eden bir Türk

firması olarak, Avrupa’daki pazar payını

güçlendirmek, paydaşlarımıza daha hızlı

ve kusursuz hizmet verebilmek adına

2017 yılı ilk çeyreğinde ilk yurtdışı iştirakimiz

olan İtalya ofisini ve deposunu hizmete

açtık. Önümüzdeki dönemde Amerika

kıtasındaki pazar payımızı artırarak

bu bölgede de daha güçlü hale gelmek

için çalışmalarımızı yapıyoruz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 57


Yapı sektörüne yön veren fikirleriyle

Baumit 30 yaşında

Kuruluşunun 30 .yılını kutlayan Baumit, Avrupa’nın en büyük kuru harç üreticisi olmanın

yanı sıra “İleriye yönelik fikirler” sloganı doğrultusunda yeni çözümler geliştirerek sektörde

öncü bir marka olmanın gururunu yaşıyor.

Dosya

1 w, bu yıl kuruluşunun 30 yılını kutluyor.

1988 yılında “Wietersdorfer” ve “Wopfinger”

firmalarının güçlerini birleştirerek

yarattıkları Baumit markası, 30 yılın ardından

bugün Schmid Industry Holding’in

en güçlü markalarından biri olarak öne çıkıyor.

Avrupa, Türkiye ve Çin’e kadar 27

ülkede faaliyet gösteren Baumit, 5.900

çalışanı ve 2017 yılında 1,7 milyar Avroluk

satışı ile Holding’in lokomotifi konumunda

bulunuyor.

30 Yılın Satır Başları

Kuruluşunun ilk 10 yılında kuru harç üretimine

ağırlık veren Baumit, özellikle silolu

ürün sevkiyatları ile hayatı kolaylaştırırken,

şantiyelerin imajını da şekillendiriyor.

Baumit markasının ikinci on yılı, yenilikçi

cephelerin geliştirilmesi ve tasarımına

odaklanıyor. Yalıtım malzemesinin binalar

için önemi ve değeri üzerinde çalışmalar

yürütülürken kompozit ısı yalıtımı sistemi,

enerji verimliliği ve ekoloji gibi konular ön

planda tutuluyor. Kurulduğu günden bu

yana “İleriye yönelik fikirler” mottosunu

benimseyen Baumit, bu felsefeyi tüm yapılarda

gerçeğe dönüştürüyor.

Baumit tarihinin üçüncü on yılını sağlıklı

ev yaşamı sunan ürünlerin devri olarak

değerlendirmek mümkün. Avusturya’daki

İnovasyon Merkezi ve 2015 yılında kurulan

Viva Araştırma Parkı’nda sadece dış

cepheler için değil, günümüz ve önümüzdeki

yıllara ait iç ortam ikliminin iyileştirilmesine

yönelik bilimsel çalışmalar da yürütülüyor.

Baumit’in uzun araştırmalarda

elde ettiği verileri kullanarak ürettiği Healthy

Living ürünleri, iç mekan iklimini doğal

bir şekilde düzenleyerek doğru nem

ve temiz hava yaratılmasına odaklanıyor.

Ürünlerin havayı da temizleyebilmesi ve

sağlık açısından değerli olan iyonlarla

zenginleştirilmesi gibi özellikler üzerinde

çalışmalar yapılıyor. Dolayısıyla Baumit,

gönül rahatlığıyla “Sağlıklı konut ve ev

yaşamı işte böyle sağlanır” diyebiliyor.

Viva Araştırma Parkı

Baumit’in merkezi Wopfing’de, yapı malzemeleri

konusunda Avrupa’nın en büyük

araştırma parkını faaliyete geçiren Baumit,

ünlü araştırma enstitüleri ile konutların

gerçek yaşam durumlarını simüle

ederek, yapı malzemeleri ile bunların

sağlığa olan etkilerini araştırıyor.

“İnovasyon, önümüzdeki on

yılların motivasyonu”

Baumit Yönetici Direktörü Robert Schmid,

inovasyonun gelecek için önemli olduğunu

ancak yıllar içinde değişime uğradığına

dikkat çekerek “İnovasyon büyümenin

anahtarıdır. Çok sayıda yenilikçi ürün ve

devrim niteliğinde gelişmeyi, dünyaya

Wopfing’deki merkezimizden sunduk ve

bize her zaman rekabette üstünlük sağladı.

İnovasyon, aynı zamanda gelişimi de

destekliyor. Örneğin 20 yıl önce sadece

ürün odaklı çalışıyorken artık günümüzde

bir sistem paketleri olarak geliştiriyor ve

satışa sunuyoruz. Geleceğe yön verecek

fikirler daha şimdiden konumlandırılmaya

başlanıyor. Bunun en iyi örneği olarak

BauMinator - 3D yazıcıyı gösterebiliriz.

Know-how ve kapsamlı makine teknolojisi,

Baumit’in başından beri başarısında

kilit faktörlerdir. BauMinator - 3D yazıcı

da beton baskısı için eşsiz bir paket olarak

karşımızda”.

2006 yılında Türkiye pazarına giren Baumit,

bugün Orta ve Doğu Avrupa’da, yılda

40 milyon metrekare ile ısı yalıtım sistemlerinde

ve cephe kaplamalarında pazar

lideri olarak bulunuyor.

30. yıl nedeniyle açıklamada bulunan

Robert Schmid, “Her şeye rağmen, her

zaman tüm değerleriyle bir aile şirketi olmayı

sürdürmek istiyoruz. Gelecekte de,

en iyi yaptığımız şeyi yapacağız: Araştırmak,

geliştirmek, en iyi kaliteyi üretmek

ve vizyonumuzun parça parça gerçeğe

dönüşmesini sağlamak: Herkesin sağlıklı,

enerjiyi etkili kullanan ve güzel bir yaşam

sürmesini istiyoruz.”

58

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dolgu duvarlar sayesinde

depremde can kayıplarının önüne

geçmek mümkün

Türkiye’nin en büyük yerli gazbeton üreticilerinden AKG Gazbeton, Marmara Depremi’nin

19’uncu yıl dönümü sebebiyle korkutan senaryolarla başa çıkmak için güvenli yapıların

inşasının gerekliliğine dikkat çekti. AKG Gazbeton Genel Müdür Vekili Sırrı Güvenç

yaptığı açıklamada; konutta ve yapı malzemesinde kalite vurgusunun altını çizerek yeni

deprem yönetmeliği ile dolgu duvarların önem kazanmasının duvar devrilmesi sonucu can

kayıplarının önüne geçeceğini vurguladı.

Sırrı Güvenç / AKG Gazbeton Genel Müdür Vekili

17 Ağustos 1999’da yaşanan depremin

yıldönümü yaklaşırken kaçınılmaz gerçek

olan depremin risk faktörlerini ortadan

kaldıracak yapısal çözümler gündeme

geldi. 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe

girecek olan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği

ile başta yeni yapılacak binaların

depreme karşı tasarımı ve mevcut

binaların değerlendirilmesi olmak üzere,

depreme karşı alınacak önlemlerin ve

standartlara uygun yapıların inşa edilmesiyle

can kayıplarının önüne geçilmesi

hedefleniyor.

Güvenç: “Yeni Deprem

Yönetmeliği’nde dolgu duvarlar

önem kazandı”

17 Ağustos’ta yaşanan can kayıplarının

bir kısmının duvar devrilmelerinden, Van

Depremi’nde yaşanan can kayıplarının

bir kısmının ise sandviç duvarlardan kaynaklandığını

belirten Sırrı Güvenç, “Depreme

hazır olmak için sağlam binalar inşa

ederek, depremin risk faktörü olmaktan

çıkarılması gerekiyor. Yürürlüğe girecek

olan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde

uygulama yöntemleriyle can ve mal

kayıplarının en aza indirilmesi için dolgu

duvarlar önem kazanacak. Yönetmelik

sayesinde yeni binaların daha kalıcı ve

sürdürülebilir bir yaklaşımla inşa edilmesini

umut ediyorum. Depremle başa

çıkmanın yolu, depremi kabullenip konut

standartlarını geliştirmek ve nitelikli

yapılar inşa etmekten geçiyor” şeklinde

konuştu.

Nitelikli ve güvenli yapı ihtiyacı bir

üst seviyeye taşınıyor

Geçmiş hatalardan ders alarak sağlam

bina inşa edilmesi için sistematik, teknolojik

adımlar atılması gerektiğini vurgulayan

Sırrı Güvenç, “AR-GE ’ye yaptığı

yatırımlar ile ısı yalıtım plağı Minepor,

elektromanyetik dalga soğuran Emiblok

gibi inovatif ürünleriyle öne çıkan AKG

Gazbeton olarak, nitelikli ve güvenli yapı

ihtiyacını bir üst seviyeye taşıdık.

Servis Depremlerini hasar almadan, yıkılmadan

atlatabilen yeni gazbeton duvar

teknolojisi ile ülkemizin en önemli sorunlarından

birine cevap verebilmek için

kapsamlı bir AR-GE çalışması gerçekleştirdik.

Gazbeton dışındaki yapı malzemeleri ile

de uyum içerisinde çalışan sistem çözümümüz

sayesinde duvar deprem anında

ağır hasar almayacak ve devrilme veya

yıkılma sorununu da ortadan kaldıracak”

diye konuştu.

60

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Su yalıtımında liderlik hedefleyen

ODE’den Ar-Ge ile iki yeni ürün

Su yalıtımında liderlik hedefiyle ilerleyen ODE Yalıtım, membran ürün ailesine

Ar-Ge çalışmaları sayesinde yeni ürünler kazandırmaya devam ediyor. Bitümlü

membran pazarında farklı talep ve ihtiyaçlara yanıt verebilmek amacıyla

ürün geliştirme çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini kaydeden Pazarlama

Direktörü Ceylin Akdemir, “ODE Alüminyum Folyolu Membran ve ODE Granat

Viyadük Membran isimli iki yeni ürün geliştirdik” dedi.

Yalıtım sektöründe faaliyetlerini

Türkiye’den çıkan global bir marka

olma hedefiyle sürdüren ODE

Yalıtım’ın Pazarlama Direktörü

Ceylin Akdemir, su yalıtımında liderlik

hedeflerine Ar-Ge çalışmaları

sayesinde imza atacakları yeni

ürünleriyle ulaşacaklarını söyledi.

Bitümlü membran pazarında farklı

talep ve ihtiyaçlara yanıt verebilmek

amacıyla aralıksız çalıştıklarını

kaydeden Akdemir, son olarak

ODE Alüminyum Folyolu Membran

ve ODE Granat Viyadük Membran

ismiyle iki yeni ürün geliştirdiklerini,

bu sayede bu alandaki iddialarını

bir adım daha öteye taşıdıklarını

ifade etti.

Çatılar daha serin, yollar

daha uzun ömürlü

Bitümlü membranda pazarın nabzını

iyi tuttuklarını ve hızlı hareket

ettiklerini vurgulayan Ceylin Akdemir,

“Ürün geliştirme çalışmalarımızı

pazarın talep ve ihtiyaçları

paralelinde yapıyoruz. Öncelikli

hedefimiz, yakın gelecekte bitümlü

membranda her segmentte ürün

üretmek” diye konuştu. Yeni ürünleri

hakkında bilgi de veren Akdemir,

şunları söyledi: “ODE Alüminyum

Folyolu Membran, çatı su yalıtımlarında,

baca diplerinde, çatı derelerinde

ikinci kat membran olarak

kullanılıyor. Üst yüzeyi alüminyum

folyo ile kaplanmış olan bu ürün,

Ceylin Akdemir

ODE Yalıtım’ın Pazarlama Direktörü

esnekliği ile tüm detaylara uyum

sağlarken, güneş ışınlarını yansıtarak

daha serin çatılar ortaya

çıkarıyor. ODE Granat Viyadük

Membran ise, viyadükler, köprüler,

tüneller ve karayolları inşaatlarında

asfalt altında su yalıtım uygulamasında

kullanılıyor. Üstüne serilecek

asfaltın 140-150 °C’deki sıcaklığına

dayanıklı, yüksek sıcaklıklarda

akmaya karşı yüksek mukavemete

sahip bir ürün.”

Yapı Malzeme Eylül 2018 61


“Güvenli ve çevre dostu

yapılaşma konusunda

öncü çalışmalar

yapıyoruz”

“Başarımızı güçlü Ar-Ge altyapımız

ve inovasyon kapasitemiz kadar,

bilgiye ve sektörel gelişime yaptığımız

yatırımlara da borçluyuz. 55 yıl boyunca

kendimizi geliştirirken, etkileşim içinde

olduğumuz tüm alanlarda nitelikli gelişimi

destekledik.”

Gökhan Erel / Türk Ytong Genel Müdürü

Alman Ytong ortaklığı ile faaliyet gösteren

Türk Ytong; İstanbul, Tekirdağ, Antalya

ve Bilecik’te bulunan fabrikaları ve Gaziantep’deki

iştiraki ile yılda 2,5 milyon m³

üretim kapasitesine sahip durumda. Dünyanın

sayılı üreticileri arasında yer alan

firma üstün ürün kalitesi, sürdürülebilir ve

yenilikçi ürünler, hizmet anlayışı, çalışanlarının

profesyonel katkısı, kendisine güvenen

müşterileri ve Türkiye’nin dört bir

yanında hizmet veren yetkili satıcılarıyla

pazarda başarılı bir grafik çizmekte. Türk

Ytong Genel Müdürü Gökhan Erel ile

dosya konumuz çerçevesinde bir röportaj

gerçekleştirdik.

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir

misiniz?

Türk Ytong olarak 55 yıldır inşaat sektörüne

üstün kaliteli malzemeler ve hizmetler

sunuyoruz. Enerji tasarrufu, deprem

ve yangın güvenliği gibi alanlardaki inovatif

özellikleri sayesinde Ytong ürünleri,

yapılardaki konforlu, güvenli ve ekonomik

bir yaşamın temel taşı haline geldi. Türk

Ytong, girişimci, yenilikçi ve inovatif anlayışını

ürünlerine de yansıtan bir şirkettir.

Isı yalıtımı, yangın güvenliği, hafiflik ve

kolay işlenme özelliklerine sahip Ytong

ürünleri, güvenli ve çevreci yapılaşma

denince akla ilk gelen yapı malzemesidir.

Ar-Ge yatırımlarımızın işletme stratejilerimizde

önemli bir yeri mevcut. Araştırma

geliştirme süreçlerini sürdürülebilir büyümenin

vazgeçilemez bir parçası olarak

görüyoruz. Bütün adımlarımızı müşterilerimize

ve kullanıcılarımıza fayda sağlamak,

sektörümüzü ileriye taşımak adına

atıyoruz. Bu stratejimiz doğrultusunda

duvar blokları ve duvar panellerini, çatı-döşeme

plağı ve sıva malzemelerini,

Multipor markası altında ise ısı yalıtım

ürünlerimizi tüketicilerle buluşturuyoruz.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

Ekonomik gelişmeler bütün dünyada değişimlere

neden oluyor. İnşaat sektörü de

genel olarak ekonomiye duyarlılığı fazla

olan bir sektör. Aynı zamanda da Türkiye

için stratejik önemi olan sektörler içerisinde

yer alıyor, birçok farklı sektörü de

ilgilendirmesi nedeniyle istihdam ve üretim

sürecini de önemli ölçüde etkiliyor.

Oldukça geleneksel bir yapıya sahip olsa

da inşaat sektörünün de dinamikleri değişebilir

fakat etkinliği değişmez. Türkiye;

bir cazibe merkezi olması, genç nüfusu,

kentleşme hızı ve deprem gerçeği nedeniyle

uzun yıllar yapılaşmaya açık, üst

ve alt yapı projelerinin devam edeceği

bir ülke. Bu ihtiyacın geniş bir çerçevede

analiz edilerek, uzun dönemli değerlendirmeler

ve planlamalar yapılmasına

ihtiyaç bulunuyor. Biz, Türk Ytong olarak

düzenli bir şekilde sektördeki gelişmeleri

ve konjonktürü takip ve analiz ediyoruz.

Kaynakların hızla tükenmesi karşısında,

dünyada yapılarda enerji verimliliğine ilişkin

gelişmeleri ve çalışmaları izliyor, yeni

ürünler geliştiriyoruz. Yapı sektöründe de

kendini gösteren dijital dönüşümün etkilerini

analiz ederek, yeni iş modellerine,

çalışma ortamlarına adapte olmak üzere

çalışmalar yapıyoruz. Sektöre yön veren

ve her zaman öncülük etmiş bir marka

olarak adımlarımızı atıyor ve bunun bilinciyle

hareket ediyoruz. Her sektörde olduğu

gibi inşaat sektörünün de kendi içinde

bir dinamiği var. Uzun soluklu planlamalar

içerisinde, kurumsal bakış açımız ile gelişmeleri

yakından izliyoruz. Pazar kendi

içerisinde yine kendi çizgisini ve ivmesini

sağlayacaktır. Sektörün bu dalgalanmayı,

sağduyu ve karşılıklı güven ile aşacağına

inanıyoruz.

Bayi ve satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Yetkin ve güvenilir firmalardan oluşan geniş

bir bayi ağımız var. Çoğu ile çok uzun

yıllardır iş birliği içindeyiz. Bayilerimizle

karşılıklı güvene dayalı ve iyi iletişim için-

62

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

de yürütülen güzel bir çalışma sistemimiz

var. Ytong’un Türkiye’de ulaştığı büyük

başarılarda bayilerimizin önemli katkısı

olduğunu söylemeliyim.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Türk Ytong olarak ülkemizde sektörün lideri,

uluslararası arenada ise “dünyanın

en büyük Ytong üreticisi” konumundayız.

Duvar denince akla ilk gelen yapı malzemesi

olarak önemli bir başarı elde ettik.

Bu elbette gurur verici ve bir o kadar büyük

bir sorumluluk.

Başarımızı güçlü Ar-Ge altyapımız ve

inovasyon kapasitemiz kadar, bilgiye ve

sektörel gelişime yaptığımız yatırımlara

da borçluyuz. 55 yıl boyunca kendimizi

geliştirirken, etkileşim içinde olduğumuz

tüm alanlarda nitelikli gelişimi destekledik.

Güvenli ve çevre dostu yapılaşma

konusunda öncü çalışmalar yaptık. Sektörel

bilginin artması yönünde sosyal

sorumluluk projeleri, mimarlık ve kent

kültürüne katkı koyan Mimarlık Yarışmaları,

akademik eğitim programları, STK

ve meslek örgütleriyle sosyal projeler gibi

birçok farklı alanda sektöre, kent ve mimarlık

kültürüne katkı sağlamaya özen

gösterdik.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Günümüz iş dünyası ve rekabet ortamında

bir işletmenin yurtiçi ve yurtdışında

başarılı olması ve dolayısıyla bilinirliğini

artırması o firmanın markalaşmasına

bağlıdır. Marka sadece bir logo, kimlik ya

da bir işaretten ibaret değildir. Günümüz

koşullarında rekabet markalar arasında

sürdüğünden, markalaşma bir işletmenin

en stratejik yatırımlarından biri konumundadır.

Markalaşma bir işletme için kısa

vadeli bir girişim olmaktan çok, stratejik

bir konu niteliğinde ele alınmak durumundadır.

Bizim de Türk Ytong olarak işletme

stratejimiz sektörümüze fayda sağlamak

üzerine kurulu. Çünkü her daim ekolojik

düşünen ve çevre ile dost hareket eden

bir markayız. Bütün adımlarımızı bu yönde

atıyoruz. Tamamen doğal hammaddeler

ile çevre dostu üretim gerçekleştiriyoruz.

Ana hammadde olarak kullandığımız

kuvarsiti, çıkartırken de işlerken de çevreye

zarar vermiyoruz. Enerji tasarrufunun

sürdürülebilir gelecek için taşıdığı

önemin bilinciyle son yıllarda blok ürünlerimizin

ısı yalıtım performansını önemli

ölçülerde artırmayı başardık. Son yılların

yapı sektöründeki en dikkat çekici teknolojik

gelişmesi olarak öne çıkan Ytong

Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) için de ilk

adımı attık ve ürünlerimizin BIM objelerini

müşterilerimizin kullanımına sunmaya

başladık. Bu sayede Ytong markası hem

sektöre hem de Türkiye’ye değer üretiyor.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu

değişim sürecinde siz kendinizi

nerede görüyorsunuz?

Şehirlerde her geçen gün nüfus oranı

artmakta ve buna bağlı olarak doğal kaynakların

paylaşımında kişi başına düşen

miktar azalmaktadır. Yaşanabilir bir çevre

ve yapılar bu nedenle büyük önem arz

etmektedir. Geldiğimiz noktada da Türkiye’nin

kaliteli, güvenli, çevreye duyarlı,

enerji verimli ve ileri teknoloji kullanılan

yapılara ihtiyacı var. Tüketicilerin de bu

konuda büyük talepleri oluşmuş durumdadır.

Sektörümüzde bu yönde bir eğilim

sergilemeye başlamıştır. Biz Türkiye’nin

ilk Çevre Etiketi’ne (EPD) sahip firması

olarak, Türk inşaat sektöründe sürdürülebilir

yapı malzemelerinin yaygınlaşmasına

öncülük etmekteyiz. Bununla birlikte

düşük enerji tüketimi ve düşük emisyon

düzeyine sahip Yeşil Binaların oluşturulmasında

güvenilir bir çözüm ortağı durumundayız.

Üretim süreçlerimizi tamamen

kapalı döngüde hem düşük enerjiyle hem

sıfır atıkla yürütüyoruz. Fabrikalarımızı

hammadde kaynağının yanına inşa ediyor

olmamız sebebiyle, nakliye sırasında

yaratılan çevre kirliliğinin de önüne geçmiş

oluyoruz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 63


Mustafa Batuhan Besler / GF Hakan Plastik Türkiye ve Ortadoğu Bölge Başkanı

“Verdiğimiz hizmetler ile

ayrıştığımızı düşünüyoruz”

“Hedefimiz karşılıklı güven ve bağlılığımızı her yıl daha da güçlendirerek yolumuza devam

etmektir. Bunun için de öncelikle satış kanalımıza hizmet veren satış ve satış destek

ekiplerimize hem de kanalımıza yatırım yapıyoruz.”

Türkiye’de sessiz boruyu ilk üreten firma

olarak büyük başarılara imza atan, kurulduğu

1965 yılından bu yana gelişime ve

değişime verdiği önemi ürün ve hizmetlerine

yansıtan Hakan Plastik, 2013 yılında

İsviçre merkezli global bir şirket olan

GFPS ile yollarını birleştirmişti. O tarihten

itibaren GF Hakan Plastik markasıyla faaliyetlerini

sürdüren firma, Türkiye’nin en

büyük 500 sanayi kuruluşundan biri olmayı

da başarmış durumda.

GF Hakan Plastik Türkiye ve Ortadoğu

Bölge Başkanı Mustafa Batuhan Besler ile

dosya konumuz çerçevesinde bir röportaj

gerçekleştirdik. Bizlere vakit ayırdıkları

için sayın Besler’e teşekkür ediyoruz.

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

GF Hakan Plastik olarak plastik boru sektöründe

üst yapı, alt yapı ve tarımsal ürün

gruplarında faaliyet gösteriyoruz. GF Hakan

Plastik özellikle üst yapı boru ve ek

parçaları ile tanınmış bir marka. Bununla

beraber son yıllarda alt yapı boru ve ek

parçalarımız ile de önemli projelerde yer

alıyoruz. Georg Fischer satın almasından

sonra özellikle endüstriyel pazar segmentinde

profesyonel sistem çözümleri sunmaya

başladık.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

İnşaat piyasasındaki dalgalanmalar bizleri

doğrudan etkiliyor. Müşterilerimize hep

çok yakın olmak, ihtiyaç duyduklarında

yanlarında olmak bu zamanlarda karşılıklı

olarak dalgalanmaları hafifletmemize destek

veriyor. Bununla beraber iç Pazar ve

ihracat dengesini buna göre yönetiyoruz.

İhracatta güçlenmemiz yurt içinde yaşanan

iniş ve çıkışları dengelememizi sağlıyor.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Türkiye’nin her noktasına yayılmış çok

köklü, sağlam ve bulundukları illerin en ileri

gelen esnafları ile çalışıyoruz. Bayi teşkilatımız

bizim için çok kıymetli ve pazar erişimimizi

en üst noktaya taşıyor. Bayilerimiz

aracılığıyla ürünlerimizin dağıtım ve satışını

gerçekleştiriyoruz. Hem perakende kanalda

hem de proje kanalında bu şekilde

çalışıyoruz. Hedefimiz karşılıklı güven ve

bağlılığımızı her yıl daha da güçlendirerek

yolumuza devam etmektir. Bunun için de

öncelikle satış kanalımıza hizmet veren

satış ve satış destek ekiplerimize hem de

kanalımıza yatırım yapıyoruz.

64

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

GF Hakan Plastik kurulduğu günden itibaren

projelerin çözüm ortağı olan ve sektörde

özellikle profesyonel hedef kitleye

hizmet veren bir firma. En belirgin ayrışım

noktamız Türkiye’nin ilk sessiz borusu

üreticisi olmamız. Silenta Premium, sektöre

farklılık getiren en önemli ürünümüz.

Artık bu ürün grubunun katma değeri

daha da iyi anlaşılıyor. Bu yenilikler yıllar

içinde de devam etti. Silenta FR, yangın

dayanımı olan sessiz boru olarak pazara

sunuldu. Bu konuda çalışmalarımız hız

kesmeden devam ediyor. Yeni ve katma

değerli ürünler dışında ürün kalitemiz de

en önemli değerimiz.

Verdiğimiz hizmetler ile ayrıştığımızı düşünüyoruz.

Satış departmanımız içinde proje

ve büyük müşterilere hizmet veren Önemli

Müşteriler departmanımız var. Bu bölüm

projeler ile birebir iletişim ile her zaman iş

ortaklarımızın yanında oluyor. Pazarlama

departmanımız içinde de Teknik Hizmetler

birimimiz var. Bu bölümü oluşturma amacımız,

özel ve kamu yatırımları ile devam

eden büyük projelere teknik danışmanlık,

teknik hizmet verebilmek, buralardaki profesyonellere

plastik boru alanında destek

verebilmek. Ana hedeflerimizi ise projelerde

plastik boru tesisatı ile ilgili gelebilecek

sorulara cevap verebilmek, ihtiyaçlara

göre sistem çözümleri sunabilmek ve projelerde

doğru ürünlerin kullanımına katkı

sağlamak şeklinde açıklayabiliriz. Bununla

beraber yine projelere, satış öncesinde

olduğu gibi satış sonrasında da hizmet

vermek de departmanın ana görevlerinden

biri. Öncelikli amaç satış değil, danışmanlık

hizmeti verebilmek ve doğru alanda

doğru sistemleri sağlamak. Pazarlama,

şirket için “geliştirici” bir departman. Teknik

Hizmetler birimi de bu “geliştirici”lik işlevine

katkı sağlayan araçlardan biri. Sahaya

olduğu kadar kaliteye, satışa, üretime ve

Ür-Ge’ye de gelişim için katkı sağlıyor.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Markalaşma, rekabette ayrışmamıza katkı

sağlıyor. GF Hakan Plastik markalaşma

yoluna 2006’da Türkiye’nin ilk sessiz borusunu

pazara sunarak girdi. O dönemde

yaptığı reklam kampanyaları ile akıllarda

yeni aldı. Devamında da büyük projelerin

en önemli tedarikçisi ve çözüm ortağı

olarak yerini pekiştirdi. Şu anda markamız

pazarlama departmanımızın yönetiminde.

Hedef kitlemize göre farklı kanallarda iletişim

çalışmalarımız var. Hem sizler gibi

kıymetli sektör yayınları aracılığı ile hem

sosyal medya kanalından hem de radyoda

farklı konseptlerde ama benzeri mesaj

içerikleri ile hedef kitlemize ulaşıyoruz. Bizim

ana mesajımız plastik boruda kalitenin

değişmeyen, bu pazarın da öncü, yenilikçi

markası olduğumuzdur. Bunu pekiştirmek

için de bu yönde aktiviteler yapıyoruz.

Ürünün kalitesi, ancak doğru ve uygun uygulama

ve teknik bilgi ile birleştiğinde çok

daha fazla ortaya çıkar. Bu sebeple hem

teknik hem de uygulama eğitimleri sektörde

bilgi ve farkındalık düzeyinin artırılması

için çok önemlidir. GF Hakan Plastik olarak

biz de bu konuda önemli bir adım atarak

2016 yılında Eğitim ve Teknoloji Merkezimizi

açtık. Bu merkez ile GF Hakan

Plastik müşterileri, sektöre hizmet veren

profesyoneller, üniversite öğrencileri ve

tesisatçılar gibi birçok farklı hedef kitleye

ulaşmak mümkün olacak. Her paydaş için

farklı eğitim ve seminer programları ile

hem GF Hakan Plastik ürünleri hem de

ürünlerin doğru uygulama teknikleri hakkında

bilgiler veriliyor. Bu merkez 3 ana

bölümden oluşuyor; showroom, teorik ve

uygulamalı eğitim alanı ve ofis bölümü.

Showroom alanında hem ürün hem de

sistem çözümlerimizi sergiliyoruz. Ana hedefimiz

üstyapı ve altyapı işlerinde komple

sistem olarak çözümler üretebilmek. Bu

alanda ürünlerimizi dijital olarak da deneyimlemeye

imkân veren ekranlarımız bulunuyor.

Dijital dönüşüm anlamında ürün

sunumunu teknoloji ile desteklemek için

bu ekranlarımızda geliştirme çalışmalarımıza

devam ediyoruz.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu değişim

sürecinde siz kendinizi nerede

görüyorsunuz?

Sizin de belirttiğiniz gibi çok hızlı bir değişim

çağında yaşıyoruz ve tüketicilerin

talep ve beklentileri de değişiyor. Bizim

sektörümüzde genel beklentiler artık daha

güvenli ve yaşam konforunu artıracak

ürünlere yönelik oluyor. Sessiz boru, yangına

dayanıklı boru, temiz su tesisatında

daha yüksek sıcaklık ve basınçlara dayanıklı

ve hijyeni sağlayan boruların tercih

ve kullanımı artıyor. Biz tüm bu konularda

ürün portföyümüzü şekillendirip, geliştiriyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Sektörümüz büyüyen ve gelişen bir sektör.

Çok önemli üreticilerimiz var. Her

geçen gün hem ürün çeşitliliği hem de

ürün kalitesi iyiye doğru gidiyor. Özellikle

hammaddede dışa bağımlılık sektörün en

büyük yaşadığı zorluklardan biri. Bununla

beraber uygun hammadde kullanmayan

ya da belli standartların altında üretim

yapan firmalar sektörümüzde önemli bir

sorundur. Gerek altyapı ihalelerinde gerek

yeni proje inşaatlarında gerekse mevcut

binaların tesisat yenileme çalışmalarında

doğru ürünün seçilmesi için belli standartların

aranması ve üreticilerden bu standartların

sorulması bu sıkıntıları aşmak

için ilk adım olacaktır. Sizlerin yaptığı yayınlar

ile bu kalite algısına ve doğru ürün

seçimi için bilinç oluşturmaya katkınız büyük.

Bu çalışmalarınız bizim de yapmak

istediklerimizi daha doğru aktarmamıza

katkı sağlıyor.

Yapı Malzeme Eylül 2018 65


Dosya

Yüksek UV Dayanımı ile

Dış Cephelerin yıldızı:

weber.tex UV star!

Dünyanın ilk 100 şirketi arasında yer alan Saint-Gobain Grubu’nun endüstriyel

harçlar alanında faaliyet gösteren şirketi Saint-Gobain Weber, 62 ülkede 200’e

yakın üretim tesisi ile yüksek teknik ihtiyaçları

karşılayan gelişmiş formülasyon teknolojilerini

kullanarak eksiksiz çözümler sunuyor.

Sürdürülebilir yaşam alanları yaratma

hedefiyle, inşaat malzemeleri

üretiminde ihtiyaçlara yönelik inovatif

çözümler sunan Weber, saf akrilik

esaslı boya ve kaplamaları ile pek

çok avantajı bir arada sunuyor.

Saf akrilik esaslı, yarı parlak dış cephe

boyası weber.tex UV star, yüksek

örtücülük ve aderans, suya ve neme

karşı yüksek dayanım, düşük CO2

difüzyon direnci gibi avantajları ile

standart dış cephe boyalarına göre

üstün performans sağlıyor. Parlak

ve canlı renkler sunan weber.tex UV

star, yüksek UV direnci sayesinde

güneş ışınlarının yaratacağı renk

solmalarına karşı üstün performans

göstererek, standart dış cephe

boyalarına göre rengini ve parlaklığını

daha uzun süre koruyor.

Yeni projeler ve renovasyon için

farklı kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik

yenilikçi çözümler üreten Weber,

Türkiye’de 1998 yılından beri faaliyet

gösteriyor. Seramik yapıştırıcıları

ve derz dolguları, dış cephe ve

ısı yalıtımı, teknik ürünler, zemin

sistemleri ve iç cephe boyaları ile

geniş bir ürün portföyüne sahip

olan Weber’in Türkiye’de 6 fabrikası,

8 bölge müdürlüğü ve yaygın bir

satış ağı bulunuyor.

66

Yapı Malzeme Eylül 2018


Ülkü Yurtsever / Fixa Yapı Kimyasalları Pazarlama İletişimi Yöneticisi

“Bilginin üretimi ve paylaşımı

konusunda büyük çaba gösteriyoruz”

“Çünkü bir Türk markası olarak, Türk insanının yaşam kalitesini ve sosyal mutluluğunu

artıracak yaşam alanları örnekleri, konfor sağlayacak ürün ve mimari çözümleri

sektörümüze kazandırmak konusunda kendimizi sorumlu hissediyoruz.”

Kurulduğu 2001 yılından beri yenilikçi

yapı kimyasalları üretmekte olan Fixa

Yapı Kimyasalları, 11 ürün grubunda,

Türk ve bölge inşaat sektörüne yüksek

kaliteli ürünler sunmakta. Gücünü teknolojiden

alan firma, araştırma ve ürün

geliştirme faaliyetlerini aralıksız sürdürmekte.

Fixa Yapı Kimyasalları Pazarlama

İletişimi Yöneticisi Ülkü Yurtsever ile şirket

faaliyetlerinin yanı sıra özellikle ismiyle

merak uyandıran ‘Aderans’ adlı kurum

dergisi özelinde konuştuk...

Yakın zamanda ilk kurum derginizi

çıkarttınız ve paydaşlarınıza

ulaştırdınız. Öncelikle hayırlı

olsun. Bir kurum dergisi çıkarma

fikri nasıl ortaya çıktı, biraz

bahseder misiniz?

Fixa bünyesinde bir kurum dergisi yayınlamak

aslında yıllardır düşündüğümüz bir

projeydi. Fakat aklımızdaki konsepti hayata

geçirmek kolay olmadı. Kurum dergimiz

Aderans, ağırlıklı olarak Fixa’dan

bahseden, kurum haberleri ve ürün reklamları

ile doldurulmuş bir dergi değil, incelediğinizde

farklı bir konumlandırması

olduğunu hemen anlarsınız. Bu dergiyi

çıkartırken hedefimiz bilgiyi paylaşmak,

edindiğimiz tecrübeyi ve inşaat sektörü

adına araştırdığımız her yeni teknolojiyi

paydaşlarımızın bilgisine sunmaktır. Çünkü

bir Türk markası olarak, Türk insanının

yaşam kalitesini ve sosyal mutluluğunu

arttıracak yaşam alanları örnekleri, konfor

sağlayacak ürün ve mimari çözümleri

sektörümüze kazandırmak konusunda

kendimizi sorumlu hissediyoruz. Dolayısıyla

hedeflediğimiz dergi içeriğinin kalitesini

yakalamak hiç kolay değil. Bizimle

aynı dili konuşan ve hedeflerimizi benimseyen

bir iletişim ajansı araştırmamız

dahi neredeyse bir yılımızı aldı. Daha

sonra anlaşmaya vardığımız bir iş ortağımız

ile çalışmaya başladık ve temmuz

ayında ilk sayımızı çıkardık.

Aderans Dergisi’nin amacının

yalnızca kurum iletişimi yapmak

olmadığını vurguladınız. Derginin

yayınlanmasındaki amacın ne

olduğunu biraz daha açıklayabilir

misiniz?

Elbette. Tüm bu bilgileri toplayıp detaylarını

sektörle paylaşmamızdaki asıl amaç,

içinde mutlulukla yaşayabileceğimiz, akıllıca

tasarlanmış ve inşa edilmiş yapılardan

örnekleri kamuoyu bilgisine sunmak

ve sektöre ilham vermektir. Dünya’nın

farklı yerlerinde yapılmış binalar incelendiğinde

fark ediliyor ki aslında toplumun

kültürel yapısı, mimarisini direkt olarak

etkiliyor.

68

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Bir örnek üzerinden gidersek, Almanya’daki

konutlar, Alman kültürünün bir

yansıması olarak karşımıza çıkmakta,

bu kültür ile yetişen insanların içerisinde

mutlu olabileceği bir şekilde dizayn edilmiş

olmaktadır. İncelendiğinde kolaylıkla

fark edilecektir ki genellikle evler yoğun

bir çalışma temposuna sahip olan bir

Alman vatandaşı için tasarlanmıştır. Gereksiz

mobilya ve ayrıntıdan arındırılmış,

basit bir plana sahip olan bu evler hava

şartlarının özellikle kış aylarında sert geçmesi

nedeniyle detaylı bir ısı yalıtımına

sahiptir. Özetle kültürlerin, yaşayış biçimlerini

ve yapıların malzeme seçiminden

tasarım stillerine kadar pek çok detayı

yeniden yorumladığı bir gerçek.

Peki, o halde bizim kültürümüze uygun,

Türk insanını rahat ve mutlu hissettirecek

yapıların özellikleri ne olmalı? Farklı kültürlerde

yaşayan insanlar için tasarlanmış

konutlarda gerçekten konforlu yaşamamız

mümkün mü? Bizler için tasarlanmış

binalarda kullanılması gereken yapı

kimyasalları ne olmalı ve nasıl seçilmeli?

Bizim ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek

ve yaşam kalitemizi yükseltecek, coğrafyamızın

iklim koşullarına göre yalıtılmış,

aile hayatımız ve yaşayış biçimimize göre

planlanmış konutların özellikleri nelerdir?

İşte her üç ayda bir çıkaracağımız Aderans

Dergisi ile tüm bu soruların cevaplarını

araştıracak ve bu sektöre emek

verenler için faydalı bilgileri derleyeceğiz.

Derginizin içeriğinden biraz

bahsedebilir misiniz?

Aderans Dergisi’nin içeriğini bazı disiplin

başlıkları altında hazırlıyoruz. Sektörden

haberler ve kültür sanat köşemiz var. Ardından

mimari bölümde, ağırlıklı olarak

Türkiye’den farklı ve fonksiyonel mimari

yapılara yer veriyoruz. Her sayıda mutlaka

bir araştırma konumuz oluyor. Örneğin

ilk sayımızda oyun parklarını mercek

altına aldık. Dünyada oyun parkları standartları

nelerdir, hangi malzeme hangi

yükseklikte kullanılmalıdır, nasıl denetlenir

gibi soruların cevaplarını araştırdık.

Teknoloji köşemiz, inşaat sektörünün

gelişen yüzünü işliyor. Bu bölümde robot

teknolojiden BİM’e, gelecekte bizi nelerin

beklediğini inceliyoruz. Şantiye bölümümüzde

her sayıda bir projeyi ele alıyoruz

fakat bu projeler elbette belli filtrelerden

geçerek seçiliyor. Buradaki şantiyeleri

seçerken genellikle ülkemizde uygulandığında

fayda sağlayabilecek, yaşam standartlarımızı

yükseltebilecek, akılcı mimari

çözümler içeren ve topluma fayda sağlayabilen

projeleri ele alıyoruz. Dergimizin

en önemli bölümlerinden biri de standartlar

bölümüdür. Biliyorsunuz ki inşaat sektöründe

birçok uygulama standardı mevcut.

Isı yalıtımından tutun su yalıtımına

kadar yapılan uygulamaların bazı teknik

özellikleri barındırması gerekiyor. Fakat

yönetmelikte yazılan metinler bazen doğru

anlaşılamayabiliyor veya yeni çıkan

yönetmeliklerden yüklenici / usta haberdar

olmayabiliyor. Bu nedenle dergimizin

standartlar bölümünde inşaat sektörünün

uygulama standartlarını olabildiğinde

yalın bir dille anlatıyoruz. Yönetmeliğin

işaret ettiği noktaları vurguluyoruz. Örneğin

bu sayımızda şirketimizin Teknik

Ürün Müdürü Mimar Semagül Köprülü,

su yalıtımı yönetmeliğini genel hatları ile

açıkladı. Bundan sonraki dört sayımızda

da yönetmeliğin ışık tuttuğu uygulamaları

tek tek işleyeceğiz.

Bilgi ve araştırma konularının bu

kadar ağırlıklı olduğu bir dergi için

nasıl içerik üretiyorsunuz?

Bizim kendi bünyemizde çalışan teknik

ekibimiz oldukça yetkin. Ar- ge müdürümüz,

teknik ürün müdürümüz bize içerik

desteği sağlıyor. Ayrıca akademisyen

danışmanlarımız da var. Birlikte çalıştığımız

iletişim ajansımız da sektörümüze

oldukça yakın. Her ne kadar bir sayı için

içerik üretmek ve dergiyi ortaya çıkarmak

yaklaşık üç ayımızı alıyor olsa da, yayın

kurulumuz genellikle mimar veya mühendis

kökenli olduklarından bilgiye ulaşmak

bizim için daha kolay olmaktadır.

Derginizin adı nasıl seçildi?

Aderans’ın hikâyesini biraz

anlatabilir misiniz?

Aderans, kelime anlamı olarak iki maddenin

birbirine güçlü bir şekilde yapışması,

birleşmesi anlamına gelir. Biz de teori ile

pratiği, akademi ile reel sektörü, proje ile

uygulayıcıyı buluşturma misyonu edinen

dergimiz için Aderans ismini çok anlamlı

bulduk. Umuyorum ki arkasında böyle bir

hikâyesi olan Aderans, okuyucularının da

beğenisini kazanır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir

şey var mıdır?

Teknolojik gelişmeler yalnızca telekomünikasyon,

tıp, bilişim gibi sektörlerde ivme

kazanmadı. İnşaat malzemeleri, yapı

kimyasalları alanında da pek çok yenilik

karşımıza çıkıyor. Özellikle geleceğin en

büyük sorunu olarak gösterilen çevre kirliliğini

önlemek amacıyla artık sıfır karbon

salınımı yapabilen şehirler tasarlanıyor.

Dünyada tüm bu gelişmeler yaşanırken,

ülkemizde büyümeye devam eden inşaat

sektörünün sağlam temeller üzerinde

yükselmesi için bizlere düşen bilgiye kıymet

vermek, çok okumak, çok araştırmak

ve ülkemiz için en uygun malzemeleri en

doğru mimari tasarımlarla inşa etmektir.

FİXA olarak bizler de bilginin üretimi ve

paylaşımı konusunda büyük çaba gösteriyor,

bu çerçevede hazırladığımız dergimiz

Aderans’ın sektörümüze ve ülkemize

fayda sağlayacağını umut ediyoruz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 69


“Gelişmeyi sürdürülebilir kılmaya

önem veriyoruz”

“Kalitenin sürekliliğinin korunmasına katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz tüm

çalışmalarda ve üretim süreçlerinde çevre ile ilgili yasalara, normlara uymayı ve tüm

faaliyetlerde etkin bir ‘Kalite Yönetim Sistemi’ oluşturmayı taahhüt etmekteyiz.”

Türkiye inşaat sektöründe, yapı kimyasalları

alanında yeni ürünlerin geliştirilmesi

ve üretilmesine öncü olmak, alanındaki

ürünlerde kalitenin sürekliliğinin

korunmasına katkıda bulunmak amacıyla

kurulan Koramic Yapı Kimyasalları, aynı

zamanda bu ürünlerin doğru kullanılması

konusunda da sistematik çözümler üretmekte.

1998 yılında merkezi Belçika’da bulunan

Koramic Building Products S.A. ile

Türkiye’nin en büyük gruplarından biri

olan Eczacıbaşı Grubu’n %50-50 ortaklık

anlaşması sonucunda kurulan firmanın,

2011 Haziran ayında yapılan anlaşma ile

%100 hissesi Koramic Grubu’na devredilerek

o tarihten itibaren yeni ticari unvanı

olan ‘Koramic Yapı Kimyasalları Sanayi

ve Ticaret Anonim Şirketi’ adı altında faaliyetlerini

sürdürmektedir.

Koramic Yapı Kimyasalları Pazarlama,

Ürün ve Teknik Hizmetler Müdürü Bahadır

Arıkan ile gerçekleştirdiğimiz röportaj

çalışmamızda sayın Arıkan, sektörün

içerisindeki son durumu değerlendirirken

aynı zamanda, önümüzdeki döneme dair

projeleri ve yeni ürün çalışmalarından da

bahsetti.

Firmanızın pazardaki

faaliyetlerinden kısaca bahseder

misiniz?

Türkiye’deki faaliyetlerini 20 yıldır büyük

bir özenle sürdüren Koramic Yapı Kimyasalları

olarak, 4 üretim tesisinde, %20’si

ihracata yönelik olmak üzere yıllık 100 bin

tondan fazla yapı kimyasalının üretim ve

satışını gerçekleştirmekteyiz.

Üretim tesislerimizde, yapıştırma harçları,

derz dolgu malzemeleri, su yalıtım

malzemeleri, kendinden yayılan şaplar,

astar ve harç katkıları, uygulama sonrası

70

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Bahadır Arıkan / Pazarlama, Ürün ve Teknik Hizmetler Müdürü

temizlik ve bakım ürünleri, tamir ve yüzey

düzeltme sıvaları, poliüretan ve epoksi

esaslı zemin kaplama, su yalıtım malzemeleri

ve dış cephe ısı yalıtım sistemleri

üretilmektedir.

Eczacıbaşı Grubu ile birlikte hayata geçirdiğimiz

ve iş ortaklığımızın devam ettiği

VitrA Fix ve VitrA Therm markalı ürünlerimizin

üretiminin yanı sıra 2011 yılı itibariyle

tanıtımına ve üretimine başladığımız,

Avrupa’da yaklaşık 55 yıldır bilinirliği

ve tüketimi oldukça yüksek olan CERMIX

markamız ile faaliyetlerimize her geçen

gün artan bir ivme ile devam ediyoruz.

Yakın dönemde yeni ürünleriniz

olacak mı?

Günümüzde inşaat sektöründe yaşanan

hızlı gelişim ve değişimler sektörün tüm

alt uygulama sistemlerinin, dolayısı ile

birçok farklı ve gelişmiş ürün grubunun

pazarda yerini almasını sağlamaktadır.

İnşaat sektöründeki tüm bu gelişmeler,

hiç şüphesiz Yapı Kimyasalları sektöründe

de sürekli inovasyonu tetikliyor.

Özellikle; yapıların ömrünü ve sağlamlığını

artıracak su yalıtım ürünleri ile enerji

verimliliği konusunda oldukça doğru sonuçlar

alınmasını sağlayan Poliüretan

Sistemler gün geçtikçe önem kazanıyor.

Bizler de Koramic olarak; yalıtım sistemlerini

oldukça önemsiyor ve konuda sektöre

kaliteli ve teknik ürünler sunmaya

devam ediyoruz.

Ayrıca, Bilecik’e bağlı Bozüyük’de 22 bin

metrekare arsa üzerinde 11 bin metrekare

inşaat alanına sahip olan ve 8 bin

metrekarelik kapalı alanda yıllık 190 bin

ton üretim kapasitesiyle dikkatleri üzerine

toplayan ve bir teknoloji üssü olarak

tasarlanan fabrikamızda yer alan AR-GE

ekibimiz her zaman yenilikler üzerinde

çalışmaktadır. Gelişimin en büyük parçası

olan AR-GE çalışmalarımızın çoğunu

yurtdışı ile koordineli olarak yapıyoruz.

Yeni fabrikamızda kurduğumuz modern

laboratuvarlarda Belçika’daki genel merkezimiz

ve Fransa’da bulunan kardeş

şirketlerimiz ile ortak çalışmalara devam

ediyoruz. Çalışmalarımızın neticesinde

gelecek sene içerisinde yeni teknik ürünleri

piyasaya sürmeyi amaçlıyoruz.

Bu yıl için satış anlamında öne

çıkan ürün grupları hangileri

oldu?

Geçtiğimiz son 15 senede, Türkiye’de ısı

yalıtımın önemi artmış ve yasal zorunluluk

haline getirilmiştir. Bunun yanında sektör

ısı yalıtım ile birlikte diğer yalıtım alanlarının

da önemini anlamaya başladı. Özellikle

su, yangın ve ses yalıtımı alanında

bilinç oluşmaya başladı. Son yıllarda su

yalıtımı, ürün grubu hem firmamızda hem

de sektörde pazarını genişletmiştir. İleriki

dönemlerde de bu büyümenin artarak

devam edeceğini ön görmekteyiz. Ayrıca

ince yapıda kullanılan ürünlerin dışında

kaba yapı aşamasında kullanılan ürünlerle

ilgili de çalışmaktayız.

Sektörün içerisinde bulunduğu

süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hepimizin bildiği gibi inşaat sektörü Türkiye’

de son 10-15 yıldır altın çağını yaşıyor.

Ülkemizde de bu sektörün gelişmesinden

kaynaklı insanlar, daha modern, konforlu

yaşam alanlarına, daha uygun ve kolay

ulaşıyorlar. Son 6 aya kadar olan süreçte

ekonomideki istikrar, uygun faiz oranları

tüketicilerin emlağa olan güvenini arttırmaktaydı.

Ancak yaşanan son olumsuz

ekonomik süreçlerde sektörün bir dönem

olumsuz etkileneceğiniz düşünmekteyiz.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz var mı?

Koramic’in kurumsal hedeflerinin başında

sürekli büyümek, gelişim ve hiç durmadan

yola devam etmek yer alıyor. Biz bu amaçlar

doğrultusunda ve tabi sektörün içinde

bulunduğu süreci göz önüne alarak olabilecek

tüm fırsatları değerlendirme çabası

içerisindeyiz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Koramic Yapı Kimyasalları olarak, kurumun

tüm birimleri ile, sürdürülebilir rekabet gücüne

ulaşabilmek için üretim odaklılıktan,

entegre pazarlama ve teknoloji odaklılığına

geçiş yapmanın önemine inanıyoruz.

Bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya

dönüştürülmesi ilkesini benimserken, çalışmalarımızı

daha müşteri odaklı olarak sürdürmekteyiz.

Üretkenliğin devamlılığının

sağlanması ilkesi ile gelişmeyi sürdürülebilir

kılmaya önem veriyoruz. Genel misyonumuzu

tekrar edersek biz Koramic ailesi;

kalitenin sürekliliğinin korunmasına katkıda

bulunmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz tüm

çalışmalarda ve üretim süreçlerinde çevre

ile ilgili yasalara, normlara uymayı ve tüm

faaliyetlerde etkin bir ‘Kalite Yönetim Sistemi’

oluşturmayı taahhüt etmekteyiz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 71


C. Onur Sürmeli / KYK Yapı Kimyasalları Yönetim Kurulu Başkanı

“Uygulamacıların mesleki

gelişimlerine yatırım da

öncelikli sorumluluklarımızdan”

“Sahadaki sorunlara, doğru ürün ve doğru uygulama yöntemleri ile geliştirdiğimiz sistem

çözümleri sunmak ana ilkelerimizden biri. Ürün yelpazemizi sektördeki teknolojilere ve

ihtiyaçlara göre sürekli geliştirme yönünde adımlar atıyoruz.”

2001 yılında Eskişehir’de kurulan KYK

Yapı Kimyasalları, yapıştırıcılar, derz dolguları,

su yalıtım malzemeleri, ısı yalıtım

malzemeleri, tamir harçları, zemin malzemeleri,

sıvalar, astarlar, dış cephe boyaları,

katkılar ve yardımcı malzemeleri ile

tüm Türkiye’ye ve yurtdışında 20 farklı

noktaya satış gerçekleştirmekte.

%100 yerli sermaye ile faaliyetlerine devam

eden firma, şu an 116 farklı ürün ve

400 ürün çeşidi ile TSE, CE ve ISO belgeleri

ile yönetim sistemleri çalışmalarını

yürütmekte.

KYK Yapı Kimyasalları Yönetim Kurulu

Başkanı C. Onur Sürmeli ile dosya konumuz

çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz röportajımızda,

şirket olarak eğitime vermiş

oldukları önemi de görme şansımız oldu.

Bizlere vakit ayırarak projelerini aktaran

sayın Sürmeli’ye teşekkür ediyoruz.

Firmanızın pazardaki

faaliyetlerinden kısaca bahseder

misiniz?

2001 yılında Eskişehir’de başladığımız

üretim faaliyetlerimize bugün Eskişehir

Merkez olmak üzere Samsun, Adana ve

Diyarbakır fabrikalarımızla devam etmekteyiz.

4 üretim tesisimizde toplam 600 bin

ton üretim kapasitesine sahibiz. Türkiye’nin

stratejik noktalarına kurulmuş olan

fabrikalarımızla yurdun tüm noktalarına

hem hızlı hem de nakliye avantajlı ürün

ve hizmet sunmaktayız.

İnşaat sektörünün alt sektörleri arasında

yer alan yapı kimyasallarında faaliyetlerimizi

sürdürürken, bir yapının temelden

çatıya ihtiyaç duyabileceği tüm yapı kimyasallarını

sunmayı hedeflemekte, yeni

ürün çalışmalarımızı da bu hedefe ve

pazar gelişimine göre yönlendirmekteyiz.

Portföyümüzde bulunan; yapıştırıcılar,

derz dolguları, su yalıtım malzemeleri, ısı

yalıtım malzemeleri, tamir harçları, zemin

güçlendirme malzemeleri, sıvalar, astarlar,

dış cephe boyaları, katkılar ve yardımcı

malzemeler ile sahadaki sorunlara,

doğru ürün ve doğru uygulama yöntemleri

ile geliştirdiğimiz sistem çözümlerini

sunmaktayız.

Türkiye genelinde Adana, Ankara, Antalya,

Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir

ve Samsun Bölge Müdürlüklerimiz ile hizmet

vererek dağıtım, perakende satış ve

uygulama yapan 270 ana bayi, 1.000 tali

bayi ile ürünlerimizin yurt genelinde penetrasyonunu

sağlamaktayız.

İhracat Bölümümüzün çalışmalarıyla

Almanya, Belçika, İsviçre, Hollanda,

Fransa, Polonya gibi Avrupa Ülkeleri;

Irak, İran, Ürdün gibi Ortadoğu Ülkeleri;

Türkmenistan, Özbekistan gibi Türki

72

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Cumhuriyetler; Afrika ve Uzak Doğu Ülkeleri,

ABD, Kanada ve Rusya olmak

üzere 20’nin üzerinde ülkeye yaptığımız

ihracatla da uluslararası faaliyetlerimizi

yürütmekteyiz.

Yüzde 100 yerli sermaye ile üretim faaliyetlerini

sürdüren firmamız, kurulduğu

günden bugüne kadar ki kısa süre içerisinde

hızlı ve istikrarlı büyüme performansı

ile 500’ün üzerinde firmayı barındıran

yapı kimyasalları sektöründe satış

hacminde 3. sıradaki yerini almıştır.

Yakın dönemde yeni ürünleriniz

olacak mı?

Sahadaki sorunlara, doğru ürün ve doğru

uygulama yöntemleri ile geliştirdiğimiz

sistem çözümleri sunmak ana ilkelerimizden

biri. Ürün yelpazemizi sektördeki

teknolojilere ve ihtiyaçlara göre sürekli

geliştirme yönünde adımlar atıyoruz. Son

yıllarda su yalıtımı ve zemin sistemleri

ürün grubumuzu geliştirmek adına yoğun

Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları gerçekleştiriyoruz.

Megaİzo markalı su yalıtım çözümlerimiz

içerisinde yer alan çimento,

akrilik, bitüm ve poliüretan esaslı ürünlerimizle

yüksek performanslı su yalıtım

çözümleri sunuyoruz. Poliüretan üretim

hattı yatırımımızı gerçekleştirdik. Mevcut

poliüretan esaslı su yalıtım ürünlerimizin

yanı sıra çalışmalarını sürdürdüğümüz

hibrit ve poliürea ürünler bu tesisimizde

üretiliyor olacak. MegaZemin markalı zemin

kaplama çözümlerimiz içerisinde yer

alan epoksi esaslı zemin kaplama sistemlerimizle

fabrika, üretim tesisi, depo,

hangar, laboratuvar, ofis, konut, okul,

avm gibi alanların güçlendirilmiş zemin

ihtiyaçlarına çözümler sunuyoruz. Ayrıca

MegaZemin markalı ürün grubumuza

eklenecek olan poliüretan esaslı zemin

kaplamaları için çalışmalarımız sürmekte

olup, yatırımını yaptığımız poliüretan üretim

tesisimizde bu ürünlerinde üretimlerini

gerçekleştiriyor olacağız. Böylelikle epoksi

esaslı zemin kaplama çözümlerimizle

birlikte poliüretan esaslı zemin kaplama

malzemelerle de komple çözüm sunabiliyor

olacağız.

Bu yıl için satış anlamında öne

çıkan ürün grupları hangileri

oldu?

Stratejik büyüme hedeflerimiz arasında

yer alan su yalıtımı ve zemin güçlendirme

ürünleri satışlarımızda da öne çıkan ürün

gruplarımız arasında yer aldı.

Binaların toprakla temas eden temel,

döşeme ve bodrum duvarlarında, çatılarında,

balkon ve ıslak hacimlerinde su

yalıtımı yapılması zorunlu kılan ve bu yıl

yürürlüğe giren yeni su yalıtım yönetmeliğiyle

birlikte su yalıtımı sektöründe hızlı

bir büyüme öngörüyoruz. Sektör ihtiyaçlarına

yanıt verecek ürünleri ürün gamımıza

dahil ederek satış ve pazarlama

faaliyetlerimizi bu ürün grupları üzerine

odaklıyoruz.

Bununla birlikte başlıca faaliyet alanlarımızdan

biri olan seramik uygulamaları

pazarında gelişen büyük ebatlı seramiklerin

uygulanmasına dair ihtiyaç duyulan

yüksek performanslı yapıştırıcılar ve diğer

tamamlayıcı ürünler yine satışlarımızdan

önemli pay aldı.

Önümüzdeki dönem için yeni yatırım

ve projeleriniz var mı?

Önümüzdeki süreçte yatırımını tamamladığımız

epoksi ve poliüretan üretim hattımızda

su yalıtımı ve zemin güçlendirme

ürün grubumuzu güçlendirecek yeni

ürünlerin lansmanını yapıyor olacağız.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Sadece üretim yatırımı değil, sektör gelişimine

ve uygulamacıların mesleki gelişimlerine

yatırım da üretici olarak öncelikli

sorumluluklarımızdan biri.

Sürekli olarak düzenlediğimiz eğitimler ile

bilinçlendirme faaliyetlerinde bulunuyoruz.

Eğitim Tırımız Kâşif ve Eğitim Otobüsümüz

Gezgin ile Türkiye’nin dört bir

tarafında en kılcal noktalara kadar eğitim

hizmetini sunuyoruz. “Usta Buluşmaları”

adı altında gerçekleştirdiğimiz bu eğitimlere

2005 yılından itibaren hiç ara vermeden

devam ederek şu ana kadar toplamda

150.000 uygulamacıya bulundukları

yerde eğitim hizmeti ulaştırdık.

Mesleki eğitime katkı sağlamak amacıyla

geçtiğimiz yıllarda yürüttüğümüz bir diğer

önemli uygulamacı geliştirme faaliyetimiz

ise ulusal ve uluslararası alanda geçerli

olan Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika

program oldu.

Uygulama kalitesi ve iş güvenliği için ülkemiz

adına çok önemli bir adım olarak

gördüğümüz MYK Belgelendirmesini,

KYK BELGEM adı altında Sosyal Sorumluluk

Projemiz olarak yürütüyoruz. KYK

BELGEM ile Mesleki Yeterlilik Belgelendirmesi

konusunda akredite bir kurum

olarak sektördeki uygulamacıların sınav

ve belgelendirilmesi konusunda hizmet

vermekteyiz.

Eğitim faaliyetlerimizin odağındaki diğer

grup ise karar verici konumundaki profesyonellerdir.

İnşaat Mühendisleri, Mimarlar

ve Makine Mühendisleri Odaları ile ortaklaşa

düzenlediğimiz seminerleri, şantiye

ve ofis ziyaretleri vasıtasıyla gerçekleştirdiğimiz

teknik bilgilendirme toplantılarını

büyük bir disiplin ile sürdürmekteyiz.

Ayrıca sektörde geleceğin profesyonelleri

olan üniversitelerin mühendislik, mimarlık

ve yapı bölümlerinde eğitim - öğretimlerine

devam eden öğrencileri kendi okullarında

ziyaret ederek sektör ve sistem çözümlerimiz

hakkında bilgilendirmekteyiz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 73


Dosya

BTM’nin yeni nesil ürünleri

Antalya Doğu Garajı Kültür ve

Ticaret Merkezi Projesinin tercihi oldu

Uygulaması Prizma İzolasyon tarafından gerçekleştirilen Antalya Doğu Garajı Kültür

ve Ticaret Merkezi projesinin teras çatı su yalıtımında BTMSEAL Yeni Nesil Su Yalıtım

Ürünleri tercih edildi.

BTMSEAL PUrea H2 sprey Hibrit Polyürea

uygulaması öncesi zemin temizliği ve

silimi, gider etraflarına grout uygulaması

ve beton birleşim noktalarına tamir harcı

ile pah yapıldı. Akabinde BTMSEAL

AA0106 Epoksi Esaslı Solventsiz Şeffaf

Emprenye Astarı rulo ve çek pas yardımı

ile yüzeye uygulanarak silis kumu serpildi.

Bir gün sonra astara tutunmayan silis

kumları süpürülerek BTM Purea H2 Hibrit

Polyürea uygulamasına geçildi. Daha

sonra keçe ve XPS üzerine konularak

çakıl serme işlemi yapılıp işlem sonlandırıldı.

UV’ye maruz kalan yüzeylere ( parapet

vs. ) alifatik UV dayanımlı poliüretan

boya uygulandı.

BTMSEAL PUrea H2: Çift

Komponentli, Sıcak Kürlenen,

Hibrit Poliürea Esaslı Su Yalıtım

Malzemesi

BTMSEAL PUrea H2, çift komponentli

solventsiz,sıcak uygulamalı, yüksek mekanik

ve kimyasal dayanım performanslı,

çok hızlı kürlenen, hibrit poliürea esaslı

bir su yalıtım kaplamasıdır.

Uygulama sonrası

aşınma ve basma dayanımı

yüksek eksiz, sağlam

ve çatlak köprüleme

özellikli bir yapı oluşturur.

BTMSEAL AA0106:

Epoksi Esaslı

Solventsiz Şeffaf

Emprenye Astarı

BTMSEAL AA 0106 solventsiz,

düşük viskoziteli,

iki komponentli, şeffaf,

reçine ve sertleştiriciden

oluşan epoksi esaslı emprenye

astarıdır. Özellikle

Poliüretan ve Poliürea

bazlı BTMSEAL ürünlerinin

astar malzemesi

olarak kullanılır. A ve B

bileşenleri ölçümlü olarak

ambalajlandığından kullanım

alanında birbirine

karıştırılarak kullanılırlar.

74

Yapı Malzeme Eylül 2018


“Müşteriler aslında marka altında

güveni satın almaktadırlar”

“Sadece düşük fiyattan ürün satmak endişesiyle, tüketici beklentilerini karşılamak son

derece riskli ve yanlış bir uygulama. Bu durum hem sektör hem de firmanın marka algısını

olumsuz olarak değiştirir. Amaç kaliteli ürünü optimum fiyatta pazara sunmak olmalıdır.

Emülzer de, daha fazla karlılık elde etmek için, maliyetleri düşürmek (cost cutting) yoluna

asla başvurmamıştır.”

Türkiye’de yalıtım sektörünün ilk firması

olan Emülzer, 1935 yılından beri su yalıtımı

için en kaliteli ve güvenilir likit yalıtım ürünlerini

sağlamaktadır. Firma, geleneksel kalite

ve istikrarlı çalışma anlayışı yanında,

yıllar içinde sürekli geliştirdiği ürünleriyle

de Türkiye’de likit yalıtım teknolojisinin öncüsü

olmuş. Emülzer Proje ve Teknik Satış

Müdürü Cem Ercan ile firma faaliyetlerini,

ürün gruplarını ve projelerini konuştuk.

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Emülzer, 1935 yılından beri sadece ‘Su

yalıtımı’ ürünleri üreten %100 yerli bir firmadır.

Ürün portföyümüzü sıralarsak;

Su yalıtım malzemeleri ürün grupları:

1- Bitüm esaslı, likit sürme su yalıtım malzemeleri

2- Derz dolgu malzemeleri (Bitüm, poliüretan,epoksi,polysülfit)

3- Su tutucu bantlar (bentonit, bitüm ve akrilik

polimer esaslı)

4- Harç Katkıları (Süper-hiper akışkanlaştırıcılar,latex,

antifriz katkıları)

5- Çimento esaslı yalıtım malzemeleri (yarı,tam

ve süper elastik yalıtım harçları, kristalize

harçlar, grout ve tamir harçları)

6- Bitümlü Membranlar (app ve sbs, fiber-polyester

takviyeli, 2-5mm kalınlık

aralığında)

7- Poliüretan likit membranlar ( saf, bitümlü

ve hibrit)

8- Akrilik esaslı likit membranlar

9- Silan siloxan esaslı şeffaf izolasyon malzemeleri

10- Epoksi zemin kaplamaları

11- Drenaj levhaları

12- Nefes alan çatı örtüleri

13- Geotekstiller

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

Özellikle üstyapı diye adlandırdığımız, konut,

işyeri satışında daralma olmuştur. An-

Cem ERCAN

İnşaat Yüksek Mühendisi

Proje ve Teknik Satış Müdürü

cak havalimanı, yüksek hızlı tren, yap-işlet-devret

modeli işler, altyapı projeleri

devam etmektedir. Hem üstyapıya, hemde

altyapıya yönelik ürünlerin olması nedeniyle,

piyasadaki dalgalanmalardan etkilenmedik.

Yapılan üretim özel bilgi, tecrübe,

arge ve marka bilinirliği gerektirmektedir.

Bu da işin bir başka boyutudur. 2018’in

ikinci yarısı da dahil olmak üzere, satış

hedeflerimize ulaştık. İhracattaki satış oranımız

yüzde 25’in de üzerine çıktı. Bitüm

esaslı ürünleri Türkiye’de ilk üreten firma

olmamız nedeniyle yine tonaj açısından,

ağırlıklı olarak bu ürünlerin satışını yaptık.

Su ile şişen bantlar, ms hibrid ve poliüretan

esaslı ürünlerin satışı ciro açısından daha

fazla katkıda bulundu.

İstikrar, fiyat/kalite avantajı ile birlikte satışlarda

sürekliliği devam eden, ve hala ürün

verdiğimiz bazı büyük ölçekli projeler bulunmakta.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Emülzer, satış stratejisini değiştirmiştir.

Fabrikadan, doğrudan satış ve uygulama

yapılmamaktadır. Satış ve uygulamalar,

bayiler tarafından gerçekleştirilmektedir.

Sonuçta, sevkiyat takibi, irsaliye düzenlemek,

faturalandırmak, tahsil etmek vb.

ciddi bir iş yükü ve zaman. Diğer taraftan

da, “Ürün rafta olduğu zaman’’, satılmaktadır.

Bayiler de stok tutmaya başlamışlardır.

İnşaat firmalarına daha fazla zaman

ayırıp, hizmet sunmak için, bayi satış kanalı

geliştirilmektedir. Bayi ve satış ağında

yarattığımız strateji ile cirolarımız daha da

artmaktadır.

Şantiye taramaları sırasında veya onlardan

gelen talepler halinde, inşaat firmaları

ziyaret edilmektedir. Şantiyenin, üründen

istediği özellikler ve detaylar birebir görüşülmektedir.

Sunumlar yapılmaktadır.

Gerekirse numune vererek uygulama yapılmaktadır.

Karar verildikten sonra da

uygulama metodu ve kontrol listeleri hazırlanmasına

yardımcı olunmaktadır. Böylece

gerek teoride, gerek ise pratikte bir hata

yapılması önlenmektedir. Sonuçta su yalıtım

ürünleri, işin sonunda el ile tutulup, göz

ile görülen ürünler olmayıp, alt yapı malzemeleridir.

Etkinliği yapıda yaşam başlandıktan

veya işletmeye açıldıktan sonra

görülmektedir.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Özellikle dövizdeki değişkenlikler, hammadde

ve genel giderlere gelen zamlar,

yatırımcıyı tedirgin etmektedir. Yatırımlar

azalsa bile inşaata olan talep vardır. Yerli

76

Yapı Malzeme Eylül 2018


firma olmamız dolayısıyla mümkün olduğunca

satış fiyatlarını Türk Lirası cinsinden

yapmaktayız. Ancak hammaddesi yurtdışından

gelen ve döviz bazlı olan ürünleri,

döviz cinsinden pazara sunmaktayız. Türk

Lirası cinsinden piyasaya sunmamız, tercih

sebeplerinden olmuştur.

Mimari ve mühendislik proje firmaları genelde

yurtdışı menşeili firmaların ürünlerini

tercih ederek, şartnameyi hazırlamaktadır.

İş uygulama safhasına geçtiği zaman yükleniciler;

mümkün olduğunca ve muadili de

var ise, daha çok yerli üreticiden ürünleri

tedarik etmektedirler. Bu durum kaliteli,

istikrarlı üretim yapan yerli firmalar için bir

avantajdır.

Piyasada talep gören, ancak muadili portföyünde

olmayan ürün için, yerli firmalar

girişimcilikte bulunmalıdır. Firmalarındaki,

ARGE (araştırma-geliştirme) ve ÜRGE

(üretim-geliştirme) çalışmalarının yapılmasının

önünü açmaktadırlar. Bu durum

yatırımcıyı teşvik etmektedir. Ayrıca birçok

proje geliştirme için desteklerde (KOS-

GEB, TÜBİTAK.. ) sunulmaktadır.

Kanuni düzenlemelerin de gelmesiyle, “Su

yalıtımı yapılması zorunlu’’ hale geldi. Kişilerin

öngörüsünden çıktı, sistemsel bir

zorunluluk oluştu. Bu durumda, sektörün

önünün açık olduğunu ve yapılacak daha

bir çok işlerin olduğunu göstermektedir.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Su yalıtımı sektörü; çarşaf çarşaf gazete

ilanları, televizyon kanallarında sürekli

dönen reklamlar ile marka bilinirliğinin artırıldığı

bir sektör değildir. Çünkü bir içecek

veya gıda gibi nihai tüketicinin doğrudan

alıp kullanacağı ürünler değildir. Birçok

üründe nitelikli uygulamacılara, sistem detayına

ihtiyaç duyulmaktadır. Su yalıtımı

ürünü altyapı ürünü olduğu için, çıktısında

göz ile görülebilen bir ürün değildir.

Su yalıtımının en iyi reklamı şantiyede kullanılan

ambalajdır, kovadır, tenekedir, torbadır.

Siz ürünü ne kadar iyi tanıtsanız da

şayet uygulamada iyi bir performans göstermez

ve istenen özellikleri sağlayamaz

ise bütün çalışmalar boşa gidecektir. Ürünün

neden, nerede, nasıl ve kim tarafından

kullanılacağı çok önemlidir. Bu nedenlerle

bayi ve şantiye ziyaretlerini yapmaktayız.

Bayi çalışanlarına ürün eğitim seminerleri

vermekteyiz. Ardından “Katılımcı sertifikası’’

ile eğitimin karnesini düzenliyoruz.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu değişim

sürecinde siz kendinizi nerede

görüyorsunuz?

Müşteriler aslında marka altında güveni

satın almaktadırlar. Aldıkları ürünün geri

dönüşüm yaşatmamasını, firmaya verdiği

ücretin hak edilerek kazanıldığını görmek

istemektedirler. Bir ürün, hizmet veya sektörde

gerçekten rüştünüzü ispat edebilirseniz,

yaptığınız diğer işlere de olumlu kaynak

oluşturmaktadır. Emülzer, halk dili ile

ziftçi olarak bilinir. Bitüm likit su yalıtımında

çok önemli başarılara imza atmıştır. Müşteri

memnuniyeti ile birlikte, talep edilen diğer

ürünlerin üretiminde de, aynı iş disiplini

ve bilgisini göstermektedir. Böylece su ile

şişen bantlar, poliüretan ve ms hibrid gibi

su yalıtımının tamamlayıcı ürünlerinin de

üretimi gerçekleşmiştir.

Sadece düşük fiyattan ürün satmak endişesiyle,

tüketici beklentilerini karşılamak

son derece riskli ve yanlış bir uygulamadır.

Bu durum hem sektör hem de firmanın

marka algısını olumsuz olarak değiştirir.

Amaç kaliteli ürünü optimum fiyatta pazara

sunmak olmalıdır. Daha fazla karlılık elde

etmek için, maliyetleri düşürmek (cost cutting)

yoluna asla başvurmamıştır.

Emülzer’de, tüketici beklentileri çıtayı

yükselterek, pazara, farklı, kaliteli ürünler

sunmak olarak algılanmaktadır. Farklı

Dosya

ürünleri sunmak için de üretim prosesi yenilenmektedir.

Yeni ekipmanlar, reaktörler

ilave edilmektedir. Tüketicinin değişik taleplerini,

pazarda gerçekten yeri olan ve

arzulanan ürünleri üretmek maksadıyla

algılamaktayız.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Su yalıtımı yapılmayan bir betonarme

yapı, 10 yıl sonra taşıma kapasitesinin

%66 ‘sını kaybetmektedir. Örneğin: 70 x

80 cm. ebadında 100 ton taşıyan bir kolon,

sürekli su yalıtımı sorunları içerisinde

ise kesit de kaybederek, 36 ton yük taşır.

Üretim yaptığımız ürünler su yalıtımı ürünleridir.

Ürünlerin pazarda yer bulması ve

şantiyelerde, yapı marketlerde, nalburiye

sektöründe talep ediliyor olması; doğrudan

şartnamelere, yönetmeliklere bağlıdır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hazırladığı

‘’Su Yalıtım Yönetmeliği’’ 27.10.2017

tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. 1

Haziran 2018’den itibaren Binalarda Su

Yalıtımı Yönetmeliği yürürlüğe girecektir.

Pazara olumlu yönde katkı sağlayacaktır.

Yönetmelik; su yalıtımı üreticilerini, uygulamacılarını,

ürünü satan bayilerin işini

olumlu yönde arttıracaktır.

“Su yalıtımı yapılması zorunluluğu’’ resmen

kamu ve özel sektör ihale sözleşmesinde

yazılmalıdır. Ürün türü belirtilmelidir.

Şartnamede, yazılmaz ise sahada uygulamaya

geçmesi çok mümkün görünmemektedir.

Türkiye’nin hazır beton kullanımına

geçmesi de yönetmelik ve teknik

şartnamelerde zorunlu hale getirildi de

şantiyelerde uygulamaya geçildi.

Su yalıtımı ürünleri üreten birçok firmanın,

sektörün uzun zamandan beri beklediği bir

haber idi. Yönetmeliğin uygulamaya geçişi

süresince;Bakanlığa, mimari ofislere, mühendislik

firmalarına, müşavirlik firmalarına,

belediyelere, yapı denetim kuruluşlarına,

müteahhitlere, üniversitelere pek çok

işler düşmektedir.

Bunun bir sonraki aşamasında ise mimari

ofislerden “Su Yalıtım Projesi’’ istenmesi

olmalıdır. Aksi taktirde, belediyeler tarafından

yapı ruhsatı verilmemelidir. Şantiyede;

su ve ısı yalıtımı beraber kullanılacak

ise uygulama aşamaları mutlaka denetlenmeli

ve sistem detayı için ufak bir numune

de yapılmalıdır.

Gelişmiş ülkelerde bir mimari ofis, yılda

8-10 proje çizdiği zaman, o yılın çok yoğun

çalışılarak geçirildiğini iletmektedir.

Ülkemizdeki bazı mimari proje firmalarında,

proje adedi üç haneli rakamlarla ifade

edilmektedir. Gelişmiş ülkelerin yurt

dışında çizilen projeye göre pafta sayısı,

ülkemizdekine göre 10 kattan daha fazla

olabiliyor. Temelden-çatıya kadar su yalıtımı

detayları gibi ayrıntılara girildikçe

projelerdeki pafta sayısı da artış gösterecektir.

Yapılan işe, emeğe göre de alınan

bedelin tatminkar olması gerekmektedir.

Proje bazında düşünüldükten sonra uygulama

aşamasına geçilmesi daha az

masraflıdır.

Yapı Malzeme Eylül 2018 77


“2020 yılına kadar

her ilde en az bir bayimiz olacak”

“Bayilerimiz ve müşterilerimizden gelen taleplere istinaden firma olarak sürekli

AR-GE gerçekleştirmekteyiz. Firma olarak sektörümüzdeki gelişmeleri yakınen takip edip

her zaman ‘Daha iyisi nasıl olabilir’ sorusunu kendimize sorarak faaliyetlerimizi devam

ettirmekteyiz.”

Bihruz Dağdaş / DKS Yapı ve İzolasyon Kimyasalları Genel Müdürü

2012 yılında İzmir’de kurulan DKS Yapı

ve İzolasyon Kimyasalları, Su Yalıtım

Ürünlerinin yanı sıra, Beton Katkıları,

Sıva Harç Katkıları, Nem ve Rutubet Yalıtım

Ürünleri, Yapıştırıcılar, Tamir-Tadilat

Grubu Ürünleri ile pazarda akla gelen

ilk firmalardan. Sürekli gelişime açık bir

prensip ile faaliyetlerini sürdüren firma,

sahip olduğu geniş ürün portföyü ve etkin

uygulama kabiliyeti ile müşteri memnuniyetini

her zaman en üst seviyede tutmayı

başarmakta.

DKS Yapı ve İzolasyon Kimyasalları Genel

Müdürü Bihruz Dağdaş ile bir röportaj

çalışması gerçekleştirdik.

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

DKS Kimya, 2012 yılında İzmir Merkezli

olarak ticaret hayatına başlamıştır.Su

Yalıtım ürünleri ile başlayan üretimini kısa

sürede ısı yalıtım boyaları, poliüretan zemin

kaplamaları, beton Katkıları, Sıva Harç

Katkıları, Nem ve Rutubet Yalıtım ürünleri,

yapıştırıcılar ve tamir-tadilat grubu ürünleri

ile ürün yelpazesini genişletmiştir.

DKS Kimya olarak; bünyemizde yer alan

izolasyon uygulama şirketi ve uygulama

bayilerimiz aracılığı ile; Türkiye Genelinde

müşterilerimize; kalite ve müşteri memnuniyetinin

her zaman en üst düzeyde olmasını

sağlayan bir sistem içerisinde dürüst,

saygılı ve sürekli gelişime açık bir prensip

ile su yalıtım uygulama hizmeti vermekteyiz.

İnşaat piyasasındaki

dalgalanmalardan ne ölçüde

etkileniyorsunuz? Satışların

sürekliliği konusunda neler

söylemek istersiniz?

2002 yılından bu yana Türkiye’nin lokomotifi

konumunda olan inşaat sektörü; 2017

yılı Eylül ayından bu yana kredi faiz oranlarında

meydana gelen kademeli artışın,

inşaat maliyetlerinin artması ve dolayısıyla

daire fiyatlarının yükselmesi, konut stoğunda

meydana gelen artışın etkisiyle diğer yıllara

göre büyümede nispeten hız kesmiştir.

Firmamızın yalıtım ve zemin kaplamalarıyla

ilgili temelden terasa kadar çözüm üreten

ürünlerin üreticisi konumunda olması

dolayısıyla ürün çeşitliliğiyle, ülkemiz genelinde

yeni inşaatlar için yalıtım ihtiyacı

olduğu kadar; mevcut binalarda meydana

gelen sorunlar için çözüm üretici bir firma

konumunda olması dolayısıyla sektörde

meydana gelen dalgalanmalardan inşaat

sektörüne göre nispeten daha az etkilenmektedir.

Satışlarımızı değerlendirdiğimiz

zaman ise Aralık – Şubat döneminin hava

şartlarına bağlı olarak diğer aylara göre

daha sakin geçtiğini ifade edebiliriz.

Bayi ve Satış ağında bu yıl

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu

minvalde önümüzdeki dönem için

hedefleriniz neler?

Bayileşme sürecinde 2016 yılından bu

yana hızlı mesafe kat edilmiştir. Nüfus yoğunluğu

yüksek olan başta Marmara Bölgesi

olmak üzere, Ege, Akdeniz, Karadeniz

bölgelerinde konusunda uzman firmalara

bayilikler verilmiştir. Özellikle uygulama

bayiliği verirken firmanın sektörde geçmişinin

olmasına dikkat etmekteyiz. Neticede

bir marka yaratıyorsunuz ve markanızın

ürünleri ile milyonlarca liralık projelerin;

belki de en önemli aşaması olan su yalıtımı,

ısı yalıtımı veya zemin kaplamasının

yüklenicisi oluyorsunuz. Bayinizin yapacağı

bir hata sizin yıllarca emek verip oluşturduğunuz

imajınızın yok olmasına; piyasada

ürünleriniz ile ilgili olumsuz bir algı

oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle bayi

seçimlerimizi yaparken; yaptığı işlerde garanti

verebilecek potansiyelde iş bilgisi ve

ekibe sahip olan, sektörde deneyimli firma-

78

Yapı Malzeme Eylül 2018


ları tercih etmekteyiz.

Satış kısmında ise bayilerimize müşterilerimizin

ihtiyaçlarını iyi anlamasını ve ona

göre ürün önerilmesini önemle rica ediyoruz.

Bu amaçla ürün kataloglarımızı sürekli

güncelliyor. Yapılan farklı uygulamalara ait

tanıtım ve eğitim materyallerini üçer aylık

dönemlerde bayilerimize ulaştırarak farklı

müşteri ihtiyaçları için hazırlıklı olmalarını

sağlıyoruz. Hali hazırda firmamızın belirtmiş

olduğumuz bölgelerde 20’yi aşkın

bayisi bulunmakta olup 2020 yılına kadar

Türkiye’nin her ilinde en az bir bayimiz olacak

şekilde bayilik ağı oluşturmayı hedeflemekteyiz.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Rekabet noktasında firma olarak hiçbir zaman

çok fazla mal satalım, her bayilik isteyene

bayilik verelim prensibinde olmadık.

DKS Kimya olarak; fiyattan ziyade ürünlerinin

kalitesi ile tercih nedeni olmayı hedeflemekteyiz.

Sektördeki potansiyel müşterilerimiz

genel itibariyle fiyat ve ambalaja

göre ürün seçimi gerçekleştirmektedir. Örneklemek

gerekirse; siz 18 kg’lık bir ürünü

225 TL’ye satıyorsunuz ve müşteriniz size

farklı bir markaya ait olan emsal ağırlıkta

bir ürünün 180 TL olduğunu belirtiyor ve

sizi pahalı olarak nitelendirebiliyor . Oysa

ki metrekare tüketim miktarlarını baz aldığımızda

ise bizim ürünümüz kullanıldığı

takdirde 15 metrekare alanın yalıtımı yapılıp

metrekare birim maliyeti 15 TL’ye mal

olurken; diğer markada ise aynı ambalaj

ile 9 metrekare alan yalıtım yapılabilmekte

ve metrekare birim maliyet ise 20 TL’ye

ulaşmaktadır. Bu kıyaslama bilincini müşterilerinizde

oluşturabildiğini takdirde ürün

ve fiyat noktasında rekabette farklılaşmayı

zaten sağlamış oluyorsunuz.

Markalaşmanın rekabetteki

yeri nedir? Bu konudaki

çalışmalarınızdan biraz bahseder

misiniz?

Günümüz rekabet koşullarında tercih nedeni

olmanızın en önemli etkenlerinden

Dosya

biri markanızdır. Güvenilen ve inanılan

bir ürün, hizmet ideali veya istenen tatmin

düzeyini temsil eden değer, müşterinin kalbinde

ve zihninde oluşturduğu bir yaşam

biçimi, ekonomik bir varlık vs... Kısacası,

marka, satın alınacak olan ürünlerin güvenilir

olması, kalitesinin güvence altına alınması

anlamında bir vaattir, salt rekabetten

daha iyi bir şekilde tüketicileri hedefleyen

bir tekliftir. Pek çoğumuz marka dediğimiz

kavramın sadece bir ürün logosu ya da bir

kutunun üzerindeki amblemden çok daha

fazlası olduğunu çok iyi biliyoruz. Markayı

yaratan fikir ve uygulamaların, bir firmanın

kişiliğini, gelecek projelerini, sektördeki

konumunu tümden belirleyecek konumda

olması markalaşa anlayışını daha da ön

plana çıkaracağı artık kesinleşmiş durumda.

Markalaşmanın önemini artıran şeyler

sadece bir firmanın kendi ürününü tutundurma

çabalarının bir sonucu olarak görülmemelidir.

Yurtiçinde ya da yurtdışında marka olabilmiş,

ürünü tanınmış ve güvenilir bir marka

haline getirebilmiş irili ufaklı tüm firmalar,

kendilerinden kat kat fazla üretim hacmi

ve istihdamı olan ama markalaşmamış

firmalardan çok daha yüksek kar marjları

elde edip, sadece markaları üzerinden

büyük bir artı değer yaratmaktadırlar. Bu

farkı yaratan şey ise, kalite ve güvenilirlik

konularında kendini ispatlamış bir marka

yaratabilmekte yatmaktadır. İş sadece kalite

ve güvenilirlikle bitmemektedir elbette.

Kimileri kaliteyi ön plana çıkarıp bunun

markalaşma için yeterli olacağı hatasına

düşmekte ve bu da markalaşmadan beklenen

yararın hüsranla sonuçlanmasına

neden olmaktadır. Markalaşma kültürünü

yaratan şey, tüm kurumsal stratejilerinin

bir bütün olarak ürüne odaklanması sonucu

oluşmaktadır. Bu anlamda markalaşma

kültürü markalaşma stratejilerinin toplamından

ibarettir. Kalite, yönetim, pazarlama,

finans, müşteri ilişkileri stratejileri bir

bütün olarak bir markayı yaratmaktadır.

İşletmeler açısından, güçlü bir marka yaratabilmek,

yüksek pazar payı ile birlikte

yüksek satış ve kar anlamına gelmektedir,

yani marka satılabilir bir değer olma

özelliği kazanmıştır. Bir diğer önemli durum

ise markanın tüketiciler üstünde bıraktığı

sadakat duygusudur. Dağınık hale

gelen medya ortamında, ağırlaşan rekabet

koşulları içinde bu duyguyu yaratmak

zorlaşmış ve markanın bu görevi büyük

önem kazanmıştır. Bütün bu sebeplerden

ötürü güçlü bir marka yaratmak işletmeler

açısından olmazsa olmaz bir durum halini

almıştır. Firma olarak markalaşma sürecimizde;

gerek çalışanlarımız gerek bayi seçimlerimizi

yaparken şirket prensiplerimize

bağlı kalacak arkadaşlar ile çalışmaya

özen gösteriyoruz.

Ayrıca marka imajımızı güçlendirmek amacıyla

tüm sosyal medya kanallarını,google

reklam kanallarını, zincir mağazaların

e-ticaret platformlarını ve sektörümüzle

alakalı olarak düzenlenen fuarlara katılım

sağlayarak marka bilinirliğimizi arttırmaya

çalışmaktayız.

Tüketici beklentileri sürekli

değişiklik gösteriyor. Bu değişim

sektörü nasıl etkiliyor? Bu değişim

sürecinde siz kendinizi nerede

görüyorsunuz?

Tüketicilerimiz genel itibariyle; basit uygulama

özellikleri olan, ekonomik, hızlı

ve etkili sonuç alabilecekleri ürünleri talep

ediyorlar.Biz dahil sektörümüzdeki tüm

üreticilerimiz; tüketici beklentilerine uygun

olarak AR-GE faaliyetlerine önem vermek

durumundayız. Bu bağlamda gerek hammadde

ve yardımcı maddelerde meydana

gelen değişimleri, iyileştirmeleri yakınen

takip etmemiz gerekiyor. Bayilerimiz ve

müşterilerimizden gelen taleplere istinaden

firma olarak sürekli AR-GE gerçekleştirmekteyiz.

Bu işlemlere önem vermediğiniz

takdirde belirli bir süre sonra sektörde

rekabet gücünüzü kaybedersiniz. Firma

olarak bizde sektörümüzdeki gelişmeleri

yakınen takip edip her zaman ‘Daha iyisi

nasıl olabilir’ sorusunu kendimize sorarak

faaliyetlerimizi devam ettirmekteyiz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

İnşaat sektörümüzde; toplam bina maliyetinin

neredeyse %3’lük kısmı olan su yalıtım

malzemeleri; sektördeki çoğu kuruluş

tarafından maalesef gereksiz masraf olarak

görülmektedir.

Bu nedenle firmalar eğer uygulama işlerini

kendileri yapıyorlar ise çoğu zaman metrekare

birim sarfiyatlarına sadık kalmamakta,

ileride sorun oluşabilecek bölgelerde

sadece fiyatı nedeniyle uygun olmayan

ürün kullanmakta ve hatta bazen kullanılan

beton kalitesini örnek göstererek su yalıtımına

gerek olmadığını düşünmektedir.

Firmalarımızın üretimini gerçekleştirdiği binalarda

5 yıl sorumlulukları olduklarını; ileride

kaçındıkları masrafların kendilerinden

avukatlık ücreti ve tazminat olarak talep

edildiğini hatırlatmak isteriz.Bu nedenle

yapım aşamasında bu tarz maliyetlerde

kaçınmamalarını ve işin ehli olan kişilere,-

firmalara iş yaptırmalarını tavsiye ederiz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 79


“Bilgi ve tecrübe birikimini

ülke genelinde yaygınlaştırmaya çalışıyoruz”

“YAPSUDER, Yapısal Su Yalıtımının inşaat sektörüne sunduğu avantajlara inanan,

yenilikçi ürünlerin, dünya çapında yaşanan gelişimlerin takipçisi olan sektör temsilcilerinin

katkılarıyla, üye sayısını artırıyor ve her geçen gün büyümeye devam ediyor.”

Uzun yıllardır sektörde doğru su yalıtımının

önemini yaygınlaştırmayı misyon

edinmiş üç büyük “Yapısal Su Yalıtımı”

üreticisi tarafından kurulan Yapısal Su

Yalıtımcılar Derneği (YAPSUDER) Başkanı

Yasin Alakuş ile dosya konumuz

çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz röportaj

çalışmasında dernek faaliyetleri, hedefleri

ve sektöre dair konuştuk...

YAPSUDER’le ilgili bilgileri bizimle

paylaşır mısınız?

Geçtiğimiz kasım ayında kurulan derneğimizin

öncelikli amacını, yapı stoğunun

önemli bir çoğunluğunda su yalıtım problemiyle

karşı karşıya olan ülkemizde, doğru

su yalıtımı uygulamalarıyla ilgili bilincin

artmasını sağlamak, “Yapısal Su Yalıtımı”

sistemlerinin önemini, içeriğini, özelliklerini

ve kaliteli yaşam alanları oluşturmak

adına kullanımını yaygınlaştırmak olarak

özetleyebiliriz.

Sektörümüzün çok önemli bir eksiği olan

“Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliğinin”

geçtiğimiz aylarda Çevre ve Şehircilik

Bakanlığınca imar mevzuatı kapsamında,

projelendirme ve yapılaşmaya ilişkin

usül, esas ve standartlara ilişkin düzenlemelere

göre yenilenmiş olmasını memnuniyetle

karşılıyoruz. Ancak, sektörde

hala ciddi bir boşluk olduğunu düşünüyor

ve bu konuda dünya standartlarına ulaşabilmemiz

açısından bizler gibi derneklerin

de Bakanlığımıza destek vermesi gerektiğine

inanıyoruz. Bu bilinçle hareket

eden Derneğimiz, sektörü ve kamuoyunu

bilinçlendirme, eğitim ve doğru su yalıtım

sistemlerinin uygulanması, yaygınlaştırılması

konularında gerçekleştireceği çalışmalarla

ülkemizde kaliteli yaşam alanlarının

artması için üzerine düşen görevleri

yerine getirme misyonuyla kurulmuştur.

Derneğin kurucuları hakkında kısa

bir bilgi alabilir miyiz?

Derneğimiz, ülkemizde yaşam kalitesinin

daha üst düzeylere taşınmasını, doğru

ve insan odaklı mimari yaklaşımlar ile

çevreye, doğaya saygılı bina sayısının

artmasını ve sürdürülebilir dayanıklılığı

sağlamayı misyon edinmiş ve Yapısal Yalıtım

sektörüne yıllarını vermiş dört öncü

şirketin liderliğinde kuruldu. Yapısal Yalıtım

konusunda uzun yıllardır ülkemizin

önemli üreticileri olarak sektöre hizmet

veren ve ülke ekonomisine önemli katkılar

sağlamış olan Interfiks, Xypex ve Kryton’un

bilgi ve tecrübe birikimi ile kurulan

derneğimiz, kurucu firmalarımızın dünya

çapında edindikleri bilgileri paylaşmak ve

ülke genelinde yaygınlaştırmak ilkesiyle

çalışmalarını sürdürmeyi planlıyor.

YAPSUDER, Yapısal Su Yalıtımının inşaat

sektörüne sunduğu avantajlara inanan,

yenilikçi ürünlerin, dünya çapında

yaşanan gelişimlerin takipçisi olan sektör

temsilcilerinin katkılarıyla, üye sayısını

artırıyor ve her geçen gün büyümeye devam

ediyor.

80

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Yapısal Su Yalıtımı tam olarak ne

anlama geliyor?

Yapısal Su Yalıtımı, betonun üzerini

başka bir malzeme ile kaplamak yerine

betonun kendisini suya karşı geçirimsiz

hale getirme ve yapısal detaylarda uygun

çözümleri uygulayarak yapının bütününü

geçirimsiz hale getirme prensibine dayalı

bir yalıtım sistemidir. Yapısal Su Yalıtım

Sistemleri beton içinde derinlemesine

işleyerek, betonu ömrü boyunca su geçirimsiz

hale getiren, gösterdikleri performans

açısından örtü tipi sistemlere kıyasla,

yırtılmazlık özellikleriyle su yalıtımında

en garantili ve çevreci yaklaşımı sunan

sistemlerdir. Klasik yöntemlere kıyasla

sağladığı uygulama kolaylığı, özellikle işçiliğe

bağlı maliyet ve zamandan tasarruf

avantajlarının yanı sıra çevreci yapısıyla

da tüm dünya ülkelerinin yıllardır benimsediği

ve kullandığı bir yalıtım sistemidir.

Dernek üyelerinizden kısaca

bahseder misiniz?

Üyelerimiz Yapısal Yalıtımın en önemli

enstrümanlarından biri olan betonun

geçirimsiz hale getirilmesini sağlayan

Kristal Üreten Katkıları ve bu sistemlerin

diğer bileşenlerini üreten ve uygulayan

firmalardır.

American Concrete Institute (ACI) tarafından

PRAH olarak adlandırılan basınçlı

suya dayanıklı bu beton katkıları betonla

reaksiyona girerek kristal oluşturan sistemlerdir.Amerika

Kıtası ve Uzak doğuda

yaygın bir şekilde kullanılan bu sistemler,

Avrupa’da da önemli bir pazar payına sahiptir.

Yapısal Su Yalıtımının avantajları

nelerdir?

Binalarda Su Yalıtımı konusunda tüm

dünyada halihazırda yürürlükte bulunan

en kapsamlı standartlardan biri hiç kuşkusuz

İngiliz Standardı “British Standard

BS8102:2009” dır. Binalarda su yalıtımı,

özellikle de toprak altında su yalıtımı ile ilgili

düzenlemelerde bu standarttan yararlanılması

kaçınılmaz ve oldukça doğaldır.

Halihazırda hazırlık çalışmaları süren ve

yönetmeliğin açıklayıcı eki niteliğindeki

su yalıtım kılavuzunda da bu standarttan

sıklıkla yararlanılmaktadır. Söz konusu

standartta diğer tüm yalıtım sistemleri

derinlemesine tariflendiği gibi “Yapısal Su

Yalıtım Sistemlerinin” önemi ve avantajları

da defalarca vurgulanıyor.

Özellikle küresel ısınma konusundaki

duyarlılığın arttığı , çevre dostu Yeşil

Ürünler ile yapı üretmeminin gündemde

olduğu bir dönemdeyiz. Çevreyle ilgili konuların

başında da karbon salımını azaltmak

ve petrol türevi malzeme kullanımını

da en aza indirmek geliyor. Bu konu ile

ilgili yapılmış en önemli açıklamalardan

biri de 2009 senesinde Obamanın beyaz

sarayda yaptığı bir basın açıklamasıdır.

Bu açıklamada betonu kütlesel olarak

yalıtan teknoloji ile köprülerin,

yolların ve binaların ömrünün uzamasının

ekonomiye olan katkısı belirtmiştir.

Bu söylemler gerek inşaat

sektörü gerekse yalıtım sistemleri

üreticileri için büyük bir mesajı ve

gelecek için atılması gereken doğru

adımları içermektedir.

Yapısal Su Yalıtımının çok sayıda

avantajlarından birisi de, betonun

dökülebildiği her türlü hava şartında

yalıtımın da yapılıyor olması. Betonla

beraber döküldüğü için ayrıca bir

zamana ihtiyaç duyulmuyor. Zamandan

ve işçilikten büyük bir tasarruf

sağlanıyor. Performans olarak da

Yapısal Yalıtım ürünleri betonun bir

parçası oldukları için betonun ömrü

kadar ömre sahip oluyorlar. Halbuki

bazı örtü türü malzemeler toprak altına

yok oluyorlar.

Yapısal Su Yalıtımında kullanılan,

PRAH (Hidrostatik basınç altında

yalıtım özelliğini kaybetmeyen Hazır

Beton katkısı) tipi kristal oluşturan

katkıların diğer bir büyük avantajı

da beton çatladığında su ve nem

ile reaksiyona girerek o çatlakların

kapanmasıdır. Suyun bir iğne deliğinden

bile kolayca geçebileceğini

düşünürsek, su yalıtımında detaylar ve

çözümler ne kadar basit ve uygulaması

kolay olursa başarılı olma ihtimali de o

kadar yüksektir. Örtü yalıtım sistemlerinde

birleşim noktaları, dönüşler vs. üzerinde

durulması gereken detaylar oldukça

fazlayken, Yapısal Su Yalıtımı betonun

bir parçası olduğu için uygulaması çok

kolaydır. Yapısal Su Yalıtımı’nda tek bir

yöntemle bu detaylar kendiliğinden çözülebilmektedir.

Önümzdeki dönemde öncelikli

olarak ne tür faaliyetleriniz

olacak?

“Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği” ile

sektörün en büyük eksiği olan su yalıtımının

önemi bir kez daha vurgulandı.

Bu konunun ülkemizde tam anlamıyla

benimsenmesi ve su yalıtımın doğru uygulanması

adına Bakanlığımıza destek

olmak, bilinçlendirici çalışmaları ülke geneline

yaymak konusunda bizlere de büyük

görevler düşüyor. YAPSUDER, doğru

su yalıtımı ürünleri ve uygulamaları ile

ilgili bilincin yayılması, konunun ehli ustaların

yetişmesi amaçlı eğitim programları

ve seminerler kanalıyla ülkemiz genelinde

binalarda “Yapısal Su Yalıtımı” anlayışının

benimsenmesi adına çalışmalar

gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Su Yalıtım Yönetmeliği’nde sizce

ne tür eksiklikler var?

Hem sektör hem Dernek olarak ülkemizde

Su Yalıtım Yönetmeliğinin çıkarılmış

Yasin Alakuş / Yapısal Su Yalıtımcılar Derneği (YAPSUDER) Başkanı

olmasından son derece memnunuz. Su

Yalıtım Yönetmeliği, bütün yalıtım kalemleriyle

beraber yapısal su yalıtımı tarafını

da düzenlemeyi amaçlıyor. Fakat bu düzenleme

sırasında kamuda yeteri kadar

bilgi olmaması bazı sorunlar yaratıyor.

Yönetmeliğin hayata geçişi sırasında,

sürece dahil olmayı ve sektörümüz ve

çözümlerimizle doğru, sağlıklı bilgileri

Bakanlığa sunmaya çalışıyoruz. Fakat

Yönetmelikte bazı sorunlar olduğunu da

dile getirmek gerekiyor.

Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliği, Bakanlığın

çıkardığı “Yangın Yönetmeliği”,

“Enerji verimliliği” ve “Isı Yönetmeliğinden”

farklı olarak su yalıtımında kullanılması

ön görülen ürünlerin cins ve özellikleri

tarif ediliyor.

Mesela ısı yalıtım yönetmeliğinde yalıtım

malzemesi belli U değerini sağlıyorsa

kullanılmasında bir engel bulunmamakta,

yalıtım malzemesi eps, xps veya taş

yünü olacak diye belirtilmemekte, ürünün

ısı yalıtım katsayısı önem arz etmektedir..

Bahsettiğim diğer tüm yönetmeliklerde de

benzer şekilde ürün performansı ön plana

çıkmışken su yalıtım yönetmeliğinde

maalesef ürünün hammaddesi, ne cins

bir ürün olduğu ön plana çıkıyor. Öyle ki

yönetmeliğin ilk taslağında yapısal su yalıtım

tek başına yapılamaz denilmekte, bitüm

ve pvc esaslı ürünlerden başka hiçbir

ürüne izin verilmemekteydi.

Yaptığımız itiraz sonucu Bakanlık isteklerimizi

mantıklı buldu ve Yapısal Su Yalıtımını

yönetmeliğin bir parçası haline

getirdi.

Yapı Malzeme Eylül 2018 81


Dosya

IstanbulLight 2018,

Gençlere ve Geleceğe ışık oluyor

IstanbulLight Uluslararası Aydınlatma ve Elektrik Malzemeleri Fuarı, ‘Aydınlık Gelecek,

Gençlerle Gelecek’ projesinin destekçileri arasında yerini aldı. 2017 yılında IstanbulLight

Fuarı’nda temelleri atılan sosyal sorumluluk projesi, Balıkesir’de Güzel Sanatlar Lisesi

Resim öğrencileri ile Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Elektronik Bölümü öğrencilerini bir

araya getiriyor. Böylece estetik ve teknik alanların sinerjisi ile geleceğin LED tasarımlarını

ve sistemlerini yaratacak nitelikli profesyoneller yetiştirmeyi amaçlıyor. Projenin ilk yılında

yaratılan başarı ve gelecek dönem hedefleri fuar kapsamında sektöre sunulacak.

UBM Turkey tarafından organize edilen

11. IstanbulLight Uluslararası Aydınlatma

ve Elektrik Malzemeleri Fuarı ve Kongresi

‘Aydınlık Gelecek, Gençlerle Gelecek’

projesini destekleme kararı aldı. 19-22

Eylül 2018 tarihlerinde, İstanbul Fuar

Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan IstanbulLight

2018, projenin gelişiminde öncü

bir rol üstlenecek. İstikrarlı bir büyüme ile

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri

olan aydınlatma sektörüne yetkin profesyoneller

kazandırma hedefiyle başlatılan

‘Aydınlık Gelecek, Gençlerle Gelecek’

projesi, ilk bir yılda kritik bir başarı yakaladı.

Proje kapsamında, Balıkesir’deki

T.C. Ziraat Bankası Güzel Sanatlar Lisesi

Resim öğrencileri ve İMKB Mesleki ve

Teknik Anadolu Lisesi Elektronik Bölümü

öğrencileri çapraz eğitimlerle aydınlatma

alanında teknik ve estetik konularda

gelişim fırsatı yakalıyor. Öğretmenlerinin

destekleriyle projeler geliştiren öğrenciler,

geleceğin aydınlatma fikirlerini hayata

geçirmek üzere teşvik ediliyor.

‘Aydınlık Gelecek, Gençlerle Gelecek’

projesi sayesinde sektörde çok hayati

bir ihtiyaç olan donanımlı profesyonel

ihtiyacına somut bir çözüm sunulduğuna

değinen UBM EMEA IstanbulLight Marka

Direktörü Mehmet Dükkancı, “Dünya

yeni nesil teknolojiler ile hızla değişirken

en büyük ihtiyacın bu teknolojiyle yenilikleri

icat edecek profesyoneller olduğunu

biliyoruz. Bu durum aydınlatma sektörü

için de geçerli. Özellikle LED aydınlatma

sistemleri ile birlikte estetik ve teknik bilgi

birikimine sahip profesyonellere olan

ihtiyaç hızla artıyor. Balıkesir’de ülkemiz

için bir ilk olarak hayata geçirilen ‘Aydınlık

Gelecek, Gençlerle Gelecek’ projesi bu

anlamda sektörümüz için bir umut ışığı

oluyor. Gençlerimize daha güçlü bir kariyer

yaratma imkanı tanırken, aydınlatma

şirketlerinin iş gücü ihtiyaçlarına da cevap

sunuyor. İlk yılda öğrencilerin hayata

geçirdikleri fikir ve projeler ise gelecek

vaat ediyor. İnanıyoruz ki UBM EMEA’nın

desteğiyle proje güçlenerek büyüyecek.

Hem gençlerimize hem de sektörümüze

bu şekilde hizmet etmekten gurur duyuyoruz”

dedi.

ATMK, 24 Kasım – 22 Aralık 2018 tarihlerinde

9. kez Aydınlatma Eğitim Semineri gerçekleştirek

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte hızla büyüme gösteren aydınlatma

sektöründeki kişileri ve sektör ile ilgilenenleri bilgilendirmek

amacı ile ATMK tarafından birincisi 2014 yılında

düzenlenen seminerlerin dokuzuncusu, 24 Kasım – 22 Aralık

2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.

“ATMK AYDINLATMA SEMİNERİ 2018-2” için aydınlatmanın

temel ilkeleri ve kavramlarının yanı sıra, ışık kaynakları,

doğal ışık, iç ve dış aydınlatma kurgularını içeren detaylı bir

ders programı hazırlanmıştır.

Konusunda uzman akademisyenler ve sektör uzmanları tarafından

verilen dersler, aydınlatma konusuna ilgi duyanlar

için kılavuz niteliği taşımaktadır.

82

Yapı Malzeme Eylül 2018


Hareket Sensörü ile

Enerji Tasarrufu

Enerji ihtiyacının %62’sini

ithal etmek zorunda olan

ve fosil yakıt kullanarak

elektrik enerjisine

dönüşüm sağlayan

santrallerin toplam

veriminin %30 olduğu

ülkemizde, enerjinin

etkin kullanımının önemi

açıkça görülmektedir.

Aydınlatma alanında da,

toplam elektrik enerjisi

tüketiminin %25 – %30’u

kullanıldığına göre,

bizlere de çok önemli bir

sorumluluk yüklemektedir.

Her geçen gün enerji

tüketimi artmakta iken

yeni enerji kaynaklarının

kurulumu yıllar almakta,

dünya bir enerji krizine

doğru sürüklenmektedir.

Bu şartlar altında en

önemli enerji kaynağı

konumuna ise “Enerji

Tasarrufu” gelmiştir. Enerji

tasarrufu yapılabilecek en

kolay kalem ise hiç şüphe

yok ki enerji tüketimindeki

payı %30’lar mertebesini

zorlayan aydınlatma

elektriğidir.

Emre KARABEK – Gömülü Yazılım Mühendisi

Panasonic ECO Solutions A.Ş. / İstanbul - emre.karabek@tr.panasonic.com

Kentleşme ve nüfus artış hızının getirmiş

olduğu yüksek enerji talebinin karşılanmasında

doğal kaynakların yetersiz

kalmaya başlamasıyla önem kazanan

“enerji tasarrufu” konusu sadece enerji

harcamalarını azaltmak noktasında değil,

hava kirliliğini azaltmak noktasında da

ciddi katkı sağlayacaktır. Binalardaki yapay

aydınlatma dünyadaki karbon emisyonunun

%20’si ile %40’ı arasında bir

kısmının sorumlusu konumundadır.

1 kWh’lik aydınlatma enerjisi tasarrufunun

karbon gazı emisyonunu yıllık bazda

yaklaşık 2,33kg azaltacağı düşünüldüğünde,

özellikle kamu binalarında gündüz

saatlerindeki aydınlatma enerjisi tüketiminin

makul seviyelere çekilmesi gerekliliği

ortaya çıkmaktadır.

Bazı çalışmalarda yaz aylarında gün

boyu 10 saat kesintisiz olarak devrede

bulunan gün ışığına bağlı bir aydınlatma

sisteminin %50’ler üzerinde enerji tasarrufu

yapabildiği ve sadece hareket sensörlü

kontrol sistemi içermeyen sistemin

de aydınlatma enerjisi tasarrufunu %20

’ler seviyesinde gerçekleştirebildiği gösterilmiştir.

Bu oranda bile tasarrufun sağlanmasıyla,

ülke düzeyinde elektrik enerjisi tüketiminde

%5 ile %6’lık bir azalma görülebilir

ki bu da diğer birçok alanda olduğu gibi

enerji alanında da dışa bağımlılığımızı

belirli bir ölçüde azaltması açısından

önemli bir yarar olabilecektir.

Dünya enerji krizini izleyen yıllarda,

CIE (Commission Internationale de L’Eclairage

–Uluslararası Aydınlatma Komisyonu),

IES (The Illuminating Engineering Society

of America –ABD Aydınlatma Mühendisleri

Birliği),

IES (The Illuminating Engineering Society

–İngiltere Aydınlatma Mühendisleri

Birliği),

IEI (The Illuminating Eng. Institute of

Japan –Japon Aydınlatma Mühendisleri

Enstitüsü) ve diğer kuruluşlar, aydınlatma

enerjisinin etkin kullanılarak tasarruf

edilmesine yönelik tasarım ve uygulama

kılavuzları yayınladılar [1,4]. Bunlar incelendiğinde

hemen hepsinde birbirine yakın

sonuçlar çıkartmak mümkündür.

Bu nedenle, söz konusu amaca yönelik

önerilerden, yapay aydınlatma sisteminin

kullanım süresi minimize edilmeli konusu-

84

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya / Makale

nu ele alalım,

Bunu gerçekleştirmek için;

a) Gün ışığını maksimum kullanmak,

b) Otomatik kontrol sistemlerini kullanmak.

Burada görülen ama yıllardır göz ardı edilen

en önemli uyarı, gün ışığından maksimum

yararlanmadır. Özellikle bütünleşik

aydınlatma sistemlerinde, gün ışığına duyarlı

kontrol sistemleri ile %35’lere varan

enerji tasarrufu sağlanabilmektedir. Ayrıca,

zaman anahtarları ve hareket sensörleri

ile lambalar kullanılmadığı zaman otomatik

olarak söndürülmesiyle de %30’lara

varan tasarruf sağlanabilmektedir.

Birçok ortamda aydınlık seviyesi yeterli

olmasına karşın el alışkanlığı nedeniyle

aydınlatma gereksiz yere devreye alınmaktadır.

Sabah karanlık saatlerde devreye

alınan aydınlatma gün ışıması ile

birlikte kapatılmamaktadır. Koridor gibi

geçiş alanlarında geçiş esnasında aydınlatma

devreye sokulmakta ancak geri dönülmezse

açık kalmaktadır. Bu ve bunun

gibi birçok nedenden dolayı aydınlatma

gerçekten %100 ihtiyaç doğrultusunda

kullanılmamaktadır. Bu girdiden hareketle,

hareket ve varlık sensörleri tasarlanmış,

günlük hayattaki yerlerini almaya

başlamıştır.

Özellikle ortamda insan varsa ve aydınlık

seviyesi yeterli değilse aydınlatmanın

devreye alınması ve bunun dışında kapalı

tutulması için Panasonic Eco Solutions

A.Ş. Türkiye’nin ilk sıva altı duvar tipi PIR

hareket sensörünü tasarlamıştır. Ürünün

avantajı, var olan tesisatlarda kullanıma

elverişli yerler için duvardaki mekanik

anahtarı çıkartıp yerine hareket sensörünün

takılması ile kullanıcıya çok pratik

bir çözüm sağlamıştır. Ayrıca Sensör tüm

standart testlerden geçecek düzeyde ve

CE sertifikalıdır.

Çalışma Prensibi; İnsan vücudu ortamda

farklı bir sıcaklık (35°C) oluşturur. Bu farklı

sıcaklık PIR hareket sensörü tarafından

kızılötesi olarak algılanarak ortamda insan

var bilgisi mikroişlemci tarafından

belirlenmiş olur. Aynı zamanda sensör

ortamın aydınlık seviyesini de ölçer. Ayarlanan

aydınlık seviyesinin altında karanlık

bir ortam ve ortamda da insan varsa sensör

aydınlatmayı devreye alır, belirlenen

süre boyunca açık kalmasını sağlar.

Panasonic PIR hareket sensörleri tesisatta

herhangi bir değişikliğe gidilmeden mekanik

anahtarın çıkartılıp yerine sensörün

takılması ile hem kullanıcıya konfor hem

de ciddi enerji tasarrufu sağlar.

Panasonic PIR Hareket Sensörleri EMC

uyumludur ve geleneksel PIR hareket

sensörlerine göre önemli avantajlar sunar;

• Eşsiz tasarım konsepti ve dahili sinyal

işleme özelliği ile yüksek güvenlik garantili

optimal algılama yeteneğine sahiptir.

• TO-5 metalinin içindeki yükseltici ve

karşılaştırıcı devresi(Dijital)(Şekil 2) ile

cep telefonları ve kablosuz cihazlar tarafından

üretilen elektromanyetik alanların

neden olduğu parazitleri önler.

• Kullanılan özel I/V devresi sayesinde

Pyroelectric elemandan gelen akım sinyalini

voltaja dönüştürmek için daha iyi

SNR(Sinyal/Gürültü Oranı) değerine sahiptir(Şekil

3).

• Panasonic PIR Hareket sensörleri geleneksel

PIR hareket sensörlerinde kullanılan

ve kurşun içeren seramik taban

malzemelerinin(örneğin PZT) tersine Pyroelectric

Elemanlarda LiTaO3 Kurşunsuz

tek kristal kullanır. Bu sebeple çevre

dostudur.

• Benzersiz Pyroelectric Elemanların yarık

tasarımı(Şekil 4) sayesinde hassasiyet

önemli ölçüde geliştirilmiştir. Ayrılmış

algılama alanları, tek algılama elemanları

arasındaki termal karışmayı önler. Ayrıca

havaların ısınmasıyla insan vucüt sıcaklığı

ve ortam sıcaklığı arasındaki farkın

azalmasından dolayı yaşanan algılama

kaybı bu sensörde giderilmiştir.

Ürün Özellikleri :

• Standart anahtar kasasına uyumlu.

• Gece/Gündüz (Lux ayarı) yapılabilir.

• Süre ayarı yapılabilir.

• 160° algılama açısına sahiptir.

• Algılama açısı ayarlanabilir.

• 10 metre algılama mesafesine sahiptir.

• Açık / Kapalı / Otomatik olarak kullanılabilir.

• Led lambalar ile kullanılabilir. In-Rush

dayanımlı.

• Güvenlik standartlarına sahip, CE sertifikalı.

KAYNAKÇA

1) CIE, “Statement on Energy Coservation

and Lighting”, Publication CIE, No.29,

1975.

2) KAUFMAN, J.E. (Ed.), “Optimizing

the Uses of Energy for Lighting”, Lighting

Design and Application, Vol.3, No.10, 1973.

3) IES, “IES Code-for Interior Lighting”,

IES –London, 1977.

4) TANABLE, R., “Report of the

Illumination Rationalization Committ

5) ONAYGİL, S., “Aydınlatmada Verimlilik

veEnerji Tasarrufu”, İzmir Aydınlatma

Sempozyumu, Bildiriler Kitabı, Kasım

2001,İzmir, s.6-12.

6) KÜÇÜKDOĞU, M.,”Aydınlatmada

Etkin Enerji Kullanımı”

7) KÜÇÜKDOĞU M.g., Aydınlatmada

Etkin Enerji Kullanımı, EMO Ulusal

Aydınlatma Kongresi, 2003

8) MILLS E., The $230 - Billion Global

Lighting Energy Bill, International

Association for Energy Efficient Lighting

and Lawrence Berkeley National

Laboratory, ABD, 2002

Yapı Malzeme Eylül 2018 85


“Yenilikçi projeler ile sektöre değer

katmaya devam etmeyi hedefliyoruz”

“Signify olarak gezegenimiz için sağlıklı aydınlatma ekipmanları kullanmak ve

vatandaşların konforunu, güvenliğini ve emniyetini artırarak şehirlerin de yaşanabilirliğini

geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra şehirlerin kimliklerini, imajlarını ve cazibelerini

artırmaya yardımcı olmak da hedeflerimiz arasında.”

1891’de Hollanda’nın Eindhoven şehrinde

Frederik ve Gerard Philips’in kurduğu

Philips Aydınlatma, tarih boyunca aydınlatma

endüstrisindeki en önemli gelişmelerin

birçoğunun altına imzasını attı.

LED ve bağlantılı aydınlatmada dünya

çapında bir endüstri lideri olan şirket, bu

liderliğini ve şirket dinamikliğini yeni vizyon

doğrultusunda ‘Signify’ adı ile taçlandırdı.

Signify Türkiye Profesyonel Kanal Satış

Direktörü Saner Kırık ile gerçekleştirdiğimiz

röportaj çalışmamızda,

Türkiye pazarındaki faaliyetleri,

yeni yatırım/projelerini

ve sekötürün içerisindeki son

durumu ele almaya çalıştık.

Sektörün içerisinde

bulunduğu süreci nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Kapasite, kalite ve ürün çeşitliliği

açısından hızla gelişen

aydınlatma sektörü, yeni

ve gelişmiş bir teknoloji olan

LED’e yönelerek büyüme sürecini

hızlandırdı. Aydınlatma

alanında önümüzdeki dönemde LED’in

ciddi bir paradigma değişikliğine yol açması

beklenirken, 2020’de piyasanın en

az yüzde 75′inin LED’e geçmesi öngörülüyor.

Türkiye’deki aydınlatma sektörü özelinde

bakıldığında yurtdışındaki teknolojik

gelişmelere paralel olarak son 10-15 yıldan

beri bir büyüme trendi söz konusu.

Sektör, şehirlerdeki nüfus artışı ve artan

enerji ihtiyacı gibi global trendlere paralel

olarak, etkin bir büyüme gerçekleştiriyor.

Uzun ömrü ve sağladığı enerji verimliliği

ile LED teknolojisi, tüm dünyada olduğu

gibi Türkiye’de de sektöre damgasını

vurmuş durumda. Bu büyümeyi etkileyen

pek çok faktör söz konusu: İnşaat sektörünün

AVM, lüks ofis, konut, akıllı bina ve

kentsel dönüşüme yönelmesi, kişi başına

düşen milli gelir artışı ve kişilerin daha

konforlu hayat tercih etmeleri gibi eğilimler

son teknolojik çözüm olan LED aydınlatmaya

olan talebi arttırıyor. Bu talep

artışı LED aydınlatma ürünlerinin daha

86

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

ulaşılabilir fiyatlarla sunulmasını mümkün

kılıyor. Özellikle tüketici pazarında

Türkiye’de LED’e geçiş oranı %50’lerde

bulunuyor.

LED dönüşümü konusunda, globalde olduğu

gibi Türkiye’de de pazar lideri olarak;

özellikle bağlantılı LED sistemleri,

anahtar teslim aydınlatma çözümleri gibi

birçok konuda Türkiye’de öncü ve destekçi

olmaya devam edeceğiz. Yalnızca

son teknoloji ürün ve çözümlerin Türkiye’ye

getirilmesinin yeterli olmadığının

farkındayız. Aynı zamanda bu ürünlerin

güncel yönetmelikler ve teknik şartnamelerle

uyumlu olması da bizim için çok hassas

bir konudur. A+ ve A++ enerji sınıfı

etiketlerine sahip çevreye duyarlı Philips

lambalar ve aydınlatma armatürleri ile

enerji verimliliğine katkıda bulunarak sürdürülebilir

teknolojileri destekliyoruz.

Bağlantılı LED sistemleri de, önümüzdeki

dönemde aydınlatmanın olmazsa olmazı

haline gelecek. Tam manasıyla, her

yönüyle dijital bir dünyaya dönüşen bir

aydınlatmadan bahsediyoruz. Geleceğe

baktığımızda bir gün tüm ampullerimizin

ve armatürlerimizin dijital ve yerel ağa

bağlanmaya hazır olacağını görebiliyoruz.

Dijital aydınlatma olarak üç farklı uygulama

alanından bahsedebiliriz: Akıllı Evler,

Akıllı Ofisler ve Akıllı Şehirler.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Markamız, aydınlatmanın üzerimizdeki

olumlu etkilerine yönelik anlayışı ve derin

teknolojik bilgisi sayesinde, ticari değer

yaratan, zengin kullanıcı deneyimi

sunan ve hayat kalitesini yükselten dijital

aydınlatma yenilikleri sunuyor. Profesyonel

ve tüketiciye yönelik tüm pazarlarda

hizmet veriyor; LED satışları ve bağlantılı

aydınlatma sistemlerinde sektör lideri konumunda

bulunuyor. Pazar payımızı arttırmak

için güçlü olduğumuz alanları

daha da geliştirmeye

odaklanıyoruz.

Özellikle LED

dönüşümüne

liderlik ediyor

ve tüm

dünya-

da olduğu gibi akıllı şehirler, akıllı evler

konularında da farklı çözümlerimizi piyasaya

tanıtıyoruz ve şehirlerin önemli

noktalarını güzelleştiren projelere odaklanıyoruz.

Signify’ın LED teknolojisi elektrik

tüketiminde %80’e varan bir tasarruf

sağlıyor. Bu açıdan enerji tasarrufu ve

verimliliği konusunda farkındalığı artırıcı

çalışmalar da yine Pazar payımızı geliştirici

konular arasında gündemimizde yer

alıyor.

Şu anda devam eden projeleriniz

hangileri?

Signify olarak gezegenimiz için sağlıklı

aydınlatma ekipmanları kullanmak ve

vatandaşların konforunu, güvenliğini ve

emniyetini artırarak şehirlerin de yaşanabilirliğini

geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bunun

yanı sıra şehirlerin kimliklerini, imajlarını

ve cazibelerini artırmaya yardımcı olmak

da hedeflerimiz arasında. Dış mekân

aydınlatması, yaşanabilir şehirler yaratmada

önemli bir rol oynuyor. Signify

Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz projelerle

şehirleri güzelleştirmeye ve yaşam

kalitesini artırmaya devam ederek, son 7

yılda Adana, Ankara, Bursa, Çanakkale,

Edirne, Gaziantep, İzmir, İstanbul, Kahramanmaraş,

Konya, Kırklareli ve Lüleburgaz

da dâhil olmak üzere Türkiye’nin

dört bir yanında 50’den fazla ikonik şehir

projesine imza attık.

Saner Kırık / Signify Türkiye Profesyonel Kanal Satış Direktörü

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz var mı?

Philips Aydınlatma’nın kökleri 125 yıldan

daha da öncesine, 1891’de Hollanda’nın

Eindhoven şehrinde Frederik ve Gerard

Philips’in kurduğu şirkete dayanıyor. Tarih

boyunca bu şirket, aydınlatma endüstrisindeki

en önemli gelişmelerin birçoğunun

altına imzasını attı. Günümüzde ise dünyadaki

en geniş bağlantılı aydınlatma ağına

sahip olan şirket; geleneksel, LED ve

bağlantılı aydınlatmada dünya çapında bir

endüstri lideri. Bu liderliğini ve şirket dinamikliğini

yeni vizyon doğrultusunda ışığın

oluşturduğu akıllı dilin anlamlı bir amaca

bağlanmasından yola çıkarak ‘Signify’ adı

ile taçlandırılmasına karar verildi.

Yeni ismimiz ile birlikte daha aydınlık yaşamlar

ve daha iyi bir dünya için ışığın

olağanüstü potansiyelini ortaya çıkarmayı

amaçlayan stratejik vizyonumuzun açık bir

ifadesi olduğunu söyleyebiliriz. Bu vizyon

ile birlikte kurumsal imajımızı baştan yaratmak

için vazgeçilmez bir fırsat yakaladık.

Bu yeni ve eşsiz imajımız sayesinde de

32.000 Signify çalışanı olarak birbirimize

daha iyi kenetleneceğimize inanıyor çok

daha başarılı işlere hep birlikte imza atacağımıza

inanıyoruz. Ve 1930 yılından beri

Türkiye’de aktif olan bir firma olarak bugüne

kadar yaptığımız gibi geliştirdiğimiz

en ileri teknoloji çözümlerimizi ve global

tecrübemizi ülkemize ve yenilikçi projeler

ile sektöre değer katmaya devam etmeyi

hedefliyoruz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 87


“En uygun çözümü en

az ürünle sunuyoruz”

“Önümüzdeki dönemde ürün ailelerimize mikrodalga sensörler dahil edeceğiz. Hem

otomasyona bağlı hem standalone tarafta çözüm sağlayacak olan bu sensörlerle yine

birçok projede bulunma fırsatı yakalamayı hedefliyoruz.”

Dosya

Müslüm Aydoğdu / Bticino ve Sistemleri Ürün Müdürü

1990 yılında Bufer Elektrik’ i satın alarak

Türkiye elektrik pazarına giriş yapan Legrand

Grubu, sektöre tam kapsamlı çözümler

sunmakta. Firma sürdürülebilir bir büyüme

hedefi için, elektrik ve dijital altyapı

sistemlerindeki lider konumunu güçlendirip,

yenilikçi çözümler sunarak pazarda

öncü olmayı hedeflemekte. Bticino ve

Sistemleri Ürün Müdürü Müslüm Aydoğdu

yapmış olduğumuz röportajda Legrand

Grubu ve markaları hakkında merak ettiklerimizi

ele aldık.

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Legrand genel anlamda elektrik malzemeleri

ve dijital altyapılar ile ilgili çözümler

üreten bir marka.

Şalt malzemeler dediğimiz alçak gerilim,

dağıtım ekipmanları içerisinde modüler yapıda

ürünler olan otomatik sigortalar, kaçak

akım koruma anahtarları, parafudrlar, kontaktörler,

dijital ve analog zaman saatleri,

bunların dışında trafolar, sarf malzemeler,

endüstriyel fiş ve prizler, konut ve ticari pazarlara

yönelik anahtar, priz serilerimiz var.

Ayrıca My Home dediğimiz ev otomasyonu

ve bunun dışında intercom sistemlerimizle

son kullanıcılara yönelik akıllı bina çözümleri

geliştirmekteyiz.

Bunların dışında kablo yönetim sistemleri

adı altında tel örgü metal kablo taşıma

tavaları, PVC kablo kanalları, çalışma ortamı

çözümleri içerisinde döşeme altı buatlar,

masa altı, masa üstü priz blokları,

kablo dağıtımında ve çeşitli fonksiyonlarda

anahtar, prizlerin sonlandığı sütunlar.

Gebze Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikamızda

şalt malzeme, anahtar,prizler ve

PVC kablo kanallarının üretimini gerçekleştirmekteyiz.

Bununla beraber Sancaktepe’deki

İnform fabrikamızda ise UPS(kesintisiz

güç kaynakları) ve 19” Rack kabin/

kabinetleri üretmekteyiz.

Benim sorumlu olduğum ürün grupları ise

yapısal kablolama sistemleri olan bakır ve

fiber optik ürün grupları ve bunların hem

LAN(Local Area Network) hem de Data

Center pazarına yönelik çözümleri ve Estap

markamız altında 19” Rack kabinleri

ve aksesuarları, Data Center Kabinleri ve

Özelleştirilmiş Telekom Kabinleri. Ağırlıklı

olarak ana üretim kalemlerimiz yapısal

kablolama sistemleri pasif taraf ürünleri

olan kabin/kabinetler, bakır ve fiber optik

data kabloları, patch paneller, patch cordlar,

RJ45 data prizleri, konnektörleri ve

fiber optik bloklar. Bunların dışında aktif cihaz

olarak PoE enjektör modüller, access

point, switch ve fiber/bakır dönüştürücüler

üretmekteyiz.

Sektörün içerisinde bulunduğu

süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aydınlatma sistemlerinin amacı tamamen

enerji tasarrufuna yöneliktir. Enerji tasarrufu

sağlarken aynı zamanda çevreye duyarlı

ürünlerinde kullanılması son derece

önemli. Bunula birlikte ışık kaynaklarının

ve lux değerlerinin insanları rahatsız etmeyecek

tasarımda konumlandırılması ve

ayarlanmasıda ayrı bir önem taşımaktadır.

Bunlar bir bütün olarak sektörde çeşitli iş

alanlarının oluşmasına ve ürün tasarımlarının

gelişmesine yardımcı olmaktadır. Led

teknolojinin iyice gelişmesi ve kabul görmesinden

itibaren büyük ölçülerde tasarruf

sağlandı.

Bununla birlikte aydınlatma sistemlerinden

kullanıma bağımlı veya otomasyona bağlı

sensörlerle ortamdaki doğal ışık şiddeti en

verimli şekilde kullılmaktadır. Yeşil binaların

yaygınlaşması yine sektöre hız katan

diğer bir unsur. Bu gibi gelişimler sektörün

gelişmesini her geçen gün arttırmaktadır.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Legrand ailesi olarak birçok alanda faaliyet

göstermekteyiz. Aydınlatma yönetimi

tarafında hem standalone sensörlerimiz

hemde otomasyona bağlı sensör çözümlerimizle

fark oluşturmaktayız. Bu sene

başında sunduğumuz standalone DALI

sensörümüzde birçok alanda aydınlatma

yönetim çözümleri sunmaktadır. En büyük

avantajımız bir projenin başından itibaren

içinde bulunarak en uygun çözümü en az

ürünle sunmamızdır. Böylece hem mimari

açıdan hemde maliyetler açısından büyük

avantajlar sağlamaktayız.

Önümüzdeki dönem için yeni yatırım

ve projeleriniz var mı?

Aydınlatma yönetimi tarafında KNX çözümlerimize

bu sene ağırlık verdik. Önümüzdeki

dönemde ürün ailelerimize mikrodalga

sensörler dahil edeceğiz. Hem

otomasyona bağlı hem standalone tarafta

çözüm sağlayacak olan bu sensörlerle

yine birçok projede bulunma fırsatı yakalamayı

hedefliyoruz.

88

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

“Standartlar konusunda acil

çalışmalar yapılması gerekmekte”

“Dünya üzerindeki rekabet ve piyasadaki ciddi daralma ile zor günler geçiriyoruz. Çin

menşeili ürünlerin piyasamıza girmesi ve buna orantılı olarak ucuz ve kalitesiz ürünlerin

piyasada daha fazla yer bulmasıyla üretim kapasiteleri gün geçtikçe azalmakta ve zora

giren firma sayısı gün geçtikçe artmakta.”

Innova Aydınlatma, Mimarlık ofisleri, inşaat

şirketleri ve son tüketicilere sunduğu

hizmet kalitesi, üstün üretim gücü ve

yenilikçi çözümleriyle kurulduğu günden

bugüne, Türk Aydınlatma Sektörü’nün referans

firmalarından biri oldu. Türkiye’nin

adını dünyanın önde gelen aydınlatma

üreticileri arasına taşımak isteyen firma,

mükemmelliği bir standart olarak sunma

hedefiyle faaliyetlerini sürdürmekte. Innova

Aydınlatma Genel Müdürü Uğur Işık ile

kısa bir röportaj çalışması gerçekleştirdik.

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir

misiniz?

Innova Aydınlatma Türkiye ve Dünya Aydınlatma

Piyasasında İç ve Dış Mekan

Aydınlatma Ürünleri Üretimi Konusunda

Uzmanlaşmıştır. Dekoratif ve profesyonel

ürün segmentlerinden klasik ve modern

tarzda istenilen ürünlerin üretimi ve

gerektiğinde montajı konusunda 44 yıllık

bilgi birikimimiz ile çalışmaktayız.

Uğur Işık / Innova Aydınlatma Genel Müdürü

Sektörün içerisinde

bulunduğu süreci nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Dünya üzerindeki rekabet ve piyasadaki

ciddi daralma ile zor günler geçiriyoruz.

Çin menşeili ürünlerin piyasamıza

girmesi ve buna orantılı olarak ucuz ve

kalitesiz ürünlerin piyasada daha fazla

yer bulmasıyla üretim kapasiteleri gün

geçtikçe azalmakta ve zora giren firma

sayısı gün geçtikçe artmakta. Aydınlatma

maalesef piyasamızda bir yapıda genelde

ihtiyaç olduğu son anda akla gelen bir

ürün gamı. Bu sebeple de üretim yapmak

gerçekten çok zorlaştı.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

Kalite/fiyat performans oranımızı her zaman

yüksek tutuyoruz.

Kullandığımız komponentleri uzun yıllar

boyunca kullanılabilecek şekilde seçiyoruz.

Şu anda devam eden projeleriniz

hangileri?

Yurtdışında 2 otel projemiz ve yurtiçinde

merkez ofis binaları ile belli başlı bir çok

projemiz devam etmekte.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz var mı?

Şu anda piyasaların geleceği noktaları

görmek önemli. Yatırım yapmak için henüz

doğru bir zaman olduğunu düşünmüyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Aydınlatma çok ciddi bir konu fakat henüz

bu konu ile ilgili ülkemizde doğru bir noktaya

gelindiğini söylemek güç.

Standardlar konusunda acil çalışmalar

yapılması gerekmekte.

90

Yapı Malzeme Eylül 2018


“Işığın mekana özel

mühendisliğini yapıyoruz”

“Aydınlatma sektöründe, LED’le birlikte yaşanan değişim sürecine Türkiye çok çabuk

adapte oldu. Türkiye’de enerji verimliliği açısından çok cazip olan LED’e karşı ilgi ve

LED’den beklenen performans Avrupa’nın ilerisinde. Avrupa’dan aldığımız geri dönüşlere

dikkat ettiğimizde Türkiye’nin, LED’e Avrupa’nın birçok ülkesinden daha hızlı geçiş yaptığını

fark ediyoruz.”

Kurumsal faaliyetlerine 1963 yılında temel

aydınlatma gereçlerinin imalatı ile başlayan

LAMP 83, zaman içerisinde evrilerek

günümüzde globalleşen bir markaya dönüştü.

“Doğru Aydınlatma“ motivasyonu ve

tescilli sloganı ile 50 yılı aşkın süredir pazarda

önemli bir oyuncu olarak varlık gösteren

firma, kurumsal ve bireysel paydaşlarının

desteği ile gelişimini, büyümesini ve

globalleşmesini sürdürmekte.

LAMP 83 Satış Grup Müdürü Serhan Acar

gerçekleştirdiğimiz röportajda kendilerine

firma hakkında merak ettiklerimizi ve önümüzdeki

döneme dair planlarını sorduk.

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

1963 yılında temel aydınlatma gereçlerinin

imalatı ile faaliyete başlayan, yarım yüzyılı

aşan tecrübesine sahip olduğu teknolojik

üstünlüklerle tasarımcı kimliğini de ekleyen,

nitelikli ve uzman ekibi ile aydınlatma

sektörüne birçok yeniliği, öncü hizmeti ve

teknolojiyi sunan LAMP 83; Türk aydınlatma

sektörünün öncü markalarından biridir.

LAMP 83, mağazalar, alışveriş merkezleri,

ofisler, oteller, hastaneler, rezidanslar,

kamu binaları ve diğer yapılar için standart

veya ihtiyaca uygun olarak LED çözümlerini

tasarlar, geliştirir, projelendirir ve üretir.

Enerji tasarrufu, verimlilik, kalite, kullanım

ömrü ve dayanıklılık hususlarında müşterilerine

en uygun çözümleri sunmak için çalışan

ve ışığın kontrol edilmesi konusunda

uzmanlaşan LAMP 83, toplam 22.000 m2

toplam alana sahip olan fabrikasında her

sene 1.000.000’den fazla aydınlatma aygıtı

üretme kapasitesine sahiptir.

En büyük ihracat pazarımız Almanya ve

İsveç başta olmak üzere AB ülkeleri. Almanya

gibi Kalite standartlarıyla birlikte

beklentilerin de yüksek seviyede olduğu bir

pazarda yakaladığımız başarıyı bütün AB

ülkelerinde yakalamak istiyoruz.

Bunun dışında Fransa, Belçika, Hollanda,

BAE, İran, Ukrayna, Suudi Arabistan,

Ürdün, Karadağ, Makedonya ve Gürcistan’ın

da aralarında olduğu 14 farklı ülkede

distribütörlüğümüz bulunuyor ve 50’ye

yakın ülkeye, kendi markamız ile ihracat

yapıyoruz.

Sektörün içerisinde bulunduğu

süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aydınlatma sektöründe, LED’le birlikte yaşanan

değişim sürecine Türkiye çok çabuk

adapte oldu. Türkiye’de enerji verimliliği

açısından çok cazip olan LED’e karşı ilgi

ve LED’den beklenen performans Avrupa’nın

ilerisinde. Avrupa’dan aldığımız geri

Serhan Acar / LAMP 83 Satış Grup Müdürü

92

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

dönüşlere dikkat ettiğimizde Türkiye’nin,

LED’e Avrupa’nın birçok ülkesinden daha

hızlı geçiş yaptığını fark ediyoruz.

Ancak, tüketicilerin genellikle ürünün fiyatına

bakarak ‘tekil anlamda en ucuz olan

ürüne’ yöneldiklerini gözlemliyoruz. Dolayısıyla

enerji verimliliğine yönelim ve bu konudaki

farkındalık, henüz istenen seviyede

değil. Önemli olan, uygun görülen ürünün

birim fiyatı değil, talebe bağlı olarak ulaşılmak

istenen aydınlık seviyesini sağlayabilecek

aydınlatma sistemlerinin maliyeti

ve sağlayacağı enerji tasarrufudur. Enerji

verimli ürünler konusunda tüketici bilgisi ve

talebi arttıkça, katma değeri yüksek ürünlere

olacak talep artışı ile pazar daha da

büyüyecektir.

Rekabet noktasında ürün ve

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl

belirliyorsunuz?

LAMP 83’ün ürün gamı, zaman içerisinde

her türlü iç aydınlatma projesine uyum

sağlayacak ve doğru çözümü önerebilecek

şekilde geliştirildi. Ürünlerimizin neredeyse

tamamı, LED ışık kaynakları ile beraber A+

veya A++ enerji sınıfı verimliliğe sahip.

LAMP 83’ün ticarette faal olduğu yarım

yüzyılın üstündeki süre boyunca, ürünlerimizin

kaliteli, verimli, uzun ömürlü, zamanın

teknolojisine uygun ve dayanıklı

olması, her zaman bizim için birinci öncelik

oldu. Bu bağlamda, ürettiğimiz tüm

ürünler ilgili Avrupa Birliği mevzuatı ve

standartlarına göre üretiliyor; bu da bizim

dünyanın her yerine ihracat yapabilmemize

olanak sağlıyor.

Daha da detaya inmek gerekirse bir aydınlatma

aygıtının toplam kalitesi ve başarısını

oluşturan LED ışık kaynağı, sürücü,

optik (lens veya reflektör), soğutma kapasitesi,

mekanik tasarım, boya kalitesi,

kullanılan malzemelerin kalitesi, işçilik vb.

tüm konuların her birini tek tek ele alarak,

her bir alanda daha iyiyi hedefleyerek üretim

yapıyoruz. Bu da ürünlerimizin kaliteli,

verimli, uzun ömürlü ve dayanıklı olmasını

sağlıyor. Örneğin İstanbul Atatürk Havalimanı

Dış Hatlar Terminali ATÜ Duty

Free mağazasında, 2012 ilkbaharından

bu yana, hiç kapanmadan 7 gün 24 saat

yanan ve hala sorunsuz şekilde çalışmaya

devam eden ürünlerimiz mevcut.

Satış sonrasında da ürünlerimizin performansını,

projenin başarısını müşterilerimizle

beraber objektif bir şekilde değerlendiriyoruz.

Ürünlerimizin nitelikleri kadar

önemli olan bir diğer husus, aydınlatma

uzmanlarımızın aydınlatmasını yapacağımız

mekanlar için özel olarak çalıştıkları

aydınlatma projeleridir. Ortaya çıkan hesaplamalar,

görseller ve yakalanan değerlerin

ardından, teknik anlamda, estetik, verimlilik,

enerji tüketimi ve bütçe anlamında

projenin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayan

ürünleri seçerek, üretim aşamasına geçiyoruz.

Bir bakıma, ezberden ürün önermek

yerine ışığın mekana özel mühendisliğini

yapıyoruz. Tüm bu bileşenler ve toplam

kalite anlayışımız, LAMP 83’ün rakiplerinin

önünde ve müşteri nezdinde farklı bir noktada

konumlanmasını sağlıyor.

Şu anda devam eden projeleriniz

hangileri?

Aydınlatma çözüm ortağı olarak hizmet

verdiğimiz belli başlı markaları alfabetik

sırayla kısaca sayarsak, Adidas, Altınbaş,

ATÜ Duty Free, Bellona, Bosch, Cacharel,

Camper, Colin’s, Damat&Tween, D’S Damat,

Dedeman, Defacto, Flormar, Hilton,

Hyundai, Kahve Dünyası, Kiğılı, Koleksiyon

Mobilya, Komşu Fırın, Koton, Loft,

Little Big, Mondi, Lacoste, Loft, New Balance,

Nike, Nine West, Pierre Cardin, Profilo,

Renault, Sarar, Sephora, Simit Sarayı,

Starbucks, Turkcell, U.S. Polo ASSN, Vodafone,

Yatsan aklımıza ilk gelen markalar.

Yakın bir dönemde, Yemek Sepeti’nin Levent’teki

yeni ofisi “Yemek Sepeti Park,

Ferko Signature Ofis Bloğu, Vakıfbank

Genel Merkezi, Küçükyalı’daki Hilltown

AVM ve Acıbadem Altunizade Hastanesi’ne

LAMP 83’ün ışığını taşıdık. Şu anda

devam eden önemli projelerimiz arasındaysa,

Vadi İstanbul içerisinde yer alacak

Galeries Lafayette, Acıbadem Maslak

Hastanesi ve Robert Koleji’ni sayabiliriz.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz var mı?

Şu sıralarda bizi en çok heyecanlandıran

projemiz, LAMP 83 tarafından geliştirilen,

birçok yenilik ve ilki de beraberinde getiren,

yeni e-ticaret platformumuz: “İş Ortağım

LAMP 83”. Platformu yakın bir zaman

önce aydınlatma sektöründe faaliyet

gösteren ticari sektör profesyonellerinin

hizmetine sunduk. Platformun en büyük

özelliği, stok tutma zorunluluğu, yıllık ciro

taahhüdü ve teminat mektubu gibi sorunlulukları

yaşamadan, LAMP 83’ün alışılmış

ürün ve hizmet kalitesini, kendi ilindeki tüketicilere

sunabilen sınırlı sayıda firmadan

biri olma şansını sunması. İşleyiş yapısını

kısaca özetlemek gerekirse, Türkiye’deki

81 ilin demografik yapısına göre, sınırlı

sayıda seçilecek olan “LAMP 83 İş Ortakları”,

7 gün 24 saat boyunca online hizmet

verecek e-ticaret sitesi aracılığıyla, temin

edecekleri LAMP 83 ürünleri ile ilgili, siparişten

sevkiyata kadar tüm iş ve işlemlerini

telefon etmeye dahi gerek kalmadan, tek

bir tuş yardımıyla bu platform üzerinden

gerçekleştirebilecek.

Platforma üye olan, “LAMP 83 İş Ortakları”,

platform üzerinden ürün ve güncel stok

bilgisi görüp, ürün siparişlerini geçebilmenin

yanı sıra, kredi kartı ile tek seferde

veya taksitli ödeme yapabilecek ve kargo

takip bilgilerini de alabilecekler.

Platformun üyeleri, ayrıca hem kendilerine

ayrılan özel sayfalarda firmalarını, projelerini,

referanslarını ve hizmetlerini tanıtabiliyor;

hem de LAMP 83 tarafından platformla

ilgili olarak yapılacak tüm reklam, tanıtım

ve pazarlama çalışmalarından yararlanabilme

şansını elde edecekler.

Yapı Malzeme Eylül 2018 93


İTÜ Arıoğlu Yolu - iGuzzini iPro Spot Armatür

“Her dönemde karşılaşılan ekonomik

koşullara uyum sağlamış bir firmayız”

Kalitenin uzun vadeli bir yatırım olduğunu müşterilerimize aktarmak öncelikli görevimiz.

Ürünlerimiz sahip oldukları tasarım, malzeme, teknoloji gibi özelliklerle zaten farklılaşıyor.

Diğer önemli bir özelliğimiz ise esneklik. Benzer ürün kategorileri için farklı ekonomik

seviyelerde ürün sunabildiğimiz zengin bir ürün koleksiyonumuz var bu da bizi her türdeki

ekonomik koşullar karşısında esnek kılıyor.

TEPTA Aydınlatma 1991’den beri mimarlara,

tasarımcılara, elektrik mühendislerine

ve son kullanıcılara ışık alanında hizmet

sunan bir çözüm ortağı.

Firma, küçük veya geniş ölçekli projelendirme

ve “doğru” aydınlatma danışmanlığından,

önde gelen aydınlatma markalarının

ürünlerinin satışına, süpervizyon

ve denetim hizmetlerine, satış sonrası

montaj ve bakım servislerine kadar pek

çok alanda yaygın bir faaliyet ve hizmet

ağına sahip. TEPTA Aydınlatma Stratejik

Marka Direktörü Özlem Yalım ile yapmış

olduğumuz röportaj çalışmasında aydınlatma

sektöründeki faaliyetlerini, devam

eden projelerini ve önümüzdeki döneme

dair planlarını ele almaya çalıştık.

Firmanızın pazardaki faaliyetleri

hakkında kısaca bilgi verir

misiniz?

TEPTA olarak, çalışmalarımızda başarıyı,

mimarlardan, pazarlama uzmanlarından

ve teknik ekipten oluşan deneyimli kadromuz

ile sağlamaktayız.

Aydınlatma alanındaki hizmet ve ürün

kapsamımız, gerek dekoratif gerekse

mimari aydınlatmada, iç mekanlardan

dış mekanlara ve bina cephe aydınlatmasına

kadar uzanıyor. Sergilenen tek

bir mücevherin aydınlatılmasından, büyük

kapsamlı projelere; tüm bir konutun

hedeflenen estetik kavram çerçevesinde

aydınlatılmasından, ofislere ve ticari yapılara,

demo aydınlatmalarından tarihi

eserlere ve müzelere kadar her aydınlatma

çözümü için en uygun ürünlerle en iyi

hizmeti sağlıyoruz.

Böylesine geniş bir ürün ve hizmet yelpazesini

25 yılı aşkın süredir temsilcisi olduğumuz

iGuzzini’nin yanı sıra alanında

önde gelen 30’dan fazla Avrupa merkezli

şirketin Türkiye temsilcisi olarak gerçekleştirmekteyiz.

Tasarım ve kaliteleriyle

öne çıkan bu markalardan bazıları, Simes,

Linea Light Group, Lasvit, Brand van Egmond,

Aqua Creations, Leucos, Catellani

& Smith, Studio Italia Design, Delightfull,

Roger Pradier, Cini and Nils, Kundalini,

Il Fanale, Torremato, Terzani ve Masiero

olarak sıralanabilir. Exclusive markaları-

94

Yapı Malzeme Eylül 2018


Dosya

Özlem Yalım / TEPTA Stratejik Marka Direktörü

mızın yanında herhangi bir projede specify

edilmiş diğer markalarla da işbirliklerimiz

dahilinde çalışabilmekteyiz. 30.000’den

fazla ürün çeşidimiz var bunların sadece

bir kısımını 1.Levent’teki 4 katlı mağazamızda

sergileyerek sunuyoruz.

Bütün bunların yanında sunduğumuz

hizmetler arasında özel üretim ürünler

de zaman zaman öne çıkabiliyor. Projelerin

bütünlüğünün öncelikli olduğu

durumlarda, mimar – elektrik mühendisi

– kullanıcı üçgeninin istekleri

doğrultusunda teknik, estetik

ve ekonominin birleştikleri en

uygun noktayı üst kalitedeki

üretimlerde sağlayabiliyoruz.

Bu özelliği ile gerek yurt içinde

gerekse yurt dışında iyi, hızlı

ve güvenilir bir çözüm ortağı

konumundayız.

Sektörün içerisinde

bulunduğu süreci nasıl

değerlendiriyorsunuz?

TEPTA olarak her dönemde

karşılaşılan ekonomik koşullara

uyum sağlamış bir firmayız.

Sektörel anlamda, merdiven

altı üretimler, kalitesi düşük

uzak doğu ürünleri, rekabet

dezavantajı yaratan kopyacılık

gibi alanlarda çeşitli vakalarla

karşılaşıyoruz. Bunları sektörü

etkileyen olumsuz faktörler

İTÜ Arıoğlu Yolu İnşaat Fakültesi Çıkışı - iGuzzini Twilight Direk Aydınlatma

iGuzzini / Twilight Bilbao

olarak üzüntü ile izliyoruz. Sektördeki aydınlatma

tasarımcılarının günden güne

artması sektörel anlamda bilincin artması

bakımından bize umut veriyor.

Rekabet noktasında ürün ve fiyatta

farklılaşma stratejinizi nasıl belirliyorsunuz?

Müşterilerimizin bilinçsiz olmaları ve kısa

vadeli düşünmeleri bizleri zaman zaman

aydınlatma alanında daha çok bilgi paylaşımı

yapmamız gerektiği sonucuna

getiriyor. Hizmetlerimizi,

markalarımızı, ürünlerimizi ve

onların hikayelerini anlatmak

için çok farklı kanallardan iletişim

ve pazarlama stratejileri yürütüyoruz.

Ayrıca kendini global

pazarda kanıtlamış, yenilikçi ve

uzman markalarla çalışıyoruz.

Kalitenin uzun vadeli bir yatırım

olduğunu müşterilerimize

aktarmak öncelikli görevimiz.

Ürünlerimiz sahip oldukları tasarım,

malzeme, teknoloji gibi

özelliklerle zaten farklılaşıyor.

Diğer önemli bir özelliğimiz ise

esneklik. Benzer ürün kategorileri

için farklı ekonomik seviyelerde

ürün sunabildiğimiz zengin

bir ürün koleksiyonumuz var

bu da bizi her türdeki ekonomik

koşullar karşısında esnek kılıyor.

Mimarların özel tasarımlarını

da en üst kalitede üretebilme yetimiz

var. Proje denklemleri için doğru adımları

atmak isteyen herkesle tüm bu noktalarda

buluşabiliyoruz.

Şu anda devam eden projeleriniz

hangileri?

Çok farklı alanlarda çok farklı projelere

imza atmakla birlikte son dönemde öne

çıkan bazı projelerimizden örnek vermem

gerekirse; Bodrum’daki Maçakızı otelin iskele

ve bar kısımlarındaki aydınlatmaları

TEPTA imzası taşıyor. Bu proje iGuzzini

ve Linea Light markalarımız ile aydınlatıldı.

Yine bu sene gerçekleşen İTÜ Ayazağa

yerleşkesinin önemli bir kısmı iGuzzini Twilight

ve iPro ürünleri ile TEPTA tarafında

aydınlatıldı. Emaar Square projesinin bir

kısmının aydınlatılması da TEPTA tarafından

üstlenildi. Bu projede iGuzzini ürünleri

kullanıldı. Diğer bir yandan devam etmekte

olan projelerimizden Abu Dhabi Havalimanı’nın

önemli ve büyük bir kısmı iGuzzini

ürünlerimiz ile aydınlatılıyor.

Önümüzdeki dönem için yeni

yatırım ve projeleriniz var mı?

Son dönemde en önemli yatırımımız iş

süreçlerimizi dijitalleştirmek üzere. Satış

süreçlerimizden ithalata, marka yönetiminden

proje takibine kadar tüm ekibimizin

kullanacağı bir XRM sistemini hayata

geçirmek üzere son 1 yıldır çalışmalarımız

devam ediyor. Kısa bir süre sonra tüm işleyişimiz

dijital platforma geçecek. Bu sayede

müşterilerimize verdiğimiz hizmetin

hızında ve kalitesinde artış hedefliyoruz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 95


Sektörel

Borusan Cat’in

34’üncü Revizyon Merkezi Ankara’da

Borusan Cat iş makinalarının komple bakım ve servislerinin yanı sıra komponent

yenilemesi yapılan Revizyon Merkezleri’nin üçüncüsünü Ankara’da hizmete sundu.

Ankara. İş makinaları sektörünün lider

kuruluşu Borusan Cat yatırımlarına devam

ediyor. Borusan Cat hizmet ve servis

kalitesini, müşteri memnuniyetini yepyeni

boyutlara taşıyan Revizyon Merkezleri’nin

üçüncüsünü Ankara’da hizmete

soktu. 8 Ağustos 2018’de açılan tesis

4000 m² toplam kapalı servis alanı, 2000

m² kapalı depo alanı ve 3500 m² servis

açık alanına sahip. Servis ve depo alanında

100 çalışan görev yapıyor.

İş makinaları ikinci ömürlerini

kazanıyor

Borusan Cat’in daha önce Kazakistan’ın

Karaganda bölgesinde ve Gebze’de hizmete

aldığı Revizyon Merkezleri’nde

müşterilere hızlı, kaliteli ve uygun alternatif

çözümler sunuluyor. Komple bir çözüm

tesisi olan merkezlerde motordan şanzımana,

hidrolik komponent revizyonları ve

makina onarımlarına kadar birçok hizmet

gerçekleştiriliyor ve revizyon maliyeti ile

zamanı asgari düzeye indiriliyor. Caterpillar’in

sertifikalı makine yenileme programı

kapsamında müşterilerin makinaları

orijinaline uygun şekilde yenileniyor. Bu

tesislerde ikinci bir ömür kazanan komponentler

ve makinalar ile çevreye ve ülke

ekonomisine katkı sağlanıyor, değer katılıyor.

Tesislerin ileri teknolojisi, kapsamlı

ve geniş teknik kapasitesi sayesinde

müşteri beklentileri karşılanıyor.

Revizyon Merkezi’nde uygulanan yenileştirme

işlemleri sayesinde yedek parça

sarfiyatı asgari düzeye inerken oluşabilecek

hurda miktarı da azalıyor. İş makinaları

üretildikten sonra

Caterpillar sürekli olarak

onların performansını iyileştiren

modifikasyonlar geliştiriyor.

Bu modifikasyonların

bazıları iş makinası satıldıktan

sonra yayınlanabiliyor.

Revizyon Merkezi’nde yenilenen

her komponent ve

makina için öncelikle yayınlanmış

üretici modifikasyonları

kontrol edilerek uygulanıyor.

Böylece Merkez’de

yenilenen ürün yenisinden

daha güncel ve iyi performans

sergileyebiliyor.

“Müşterilerimizin uzun vadeli iş

ortağı olmayı hedefliyoruz”

Yeni Revizyon Merkezi’nin açılışında bir

konuşma yapan Borusan Cat Türkiye Genel

Müdürü Fuat Murat şunları söyledi:

“Borusan Cat bugün Türkiye’de ve faaliyette

bulunduğu diğer pazarlardaki güçlü

konumunu sadece iş makinası satarak

değil, satış sırasında ve sonrasında sunduğu

komple servis ve hizmet anlayışı ile

kazanmıştır. Biz müşterilerimiz için değer

yaratan uzun vadeli iş ortağı olmayı hedefliyoruz.

Revizyon Merkezlerimiz de bu

yaklaşımımızın temelini oluşturuyor. Kazakistan’da

kurmuş olduğumuz Revizyon

Merkezimiz Caterpillar bünyesindeki benzer

tesisler içinde dünya çapında ikinci

sırada yer alıyor. Bu merkezde geliştirilen

uygulamalar Cat ile paylaşılıyor ve yapılan

değerlendirmeden sonra diğer ülkelerdeki

Fuat Murat / Borusan Cat Türkiye Genel Müdürü

Cat temsilcilerinin de uygulaması için özel

bir platformda yayınlanıyor. Bu başarıyı

Ankara’daki merkezimizde de tekrarlamayı

amaçlıyoruz. Tesislerimize 2018 yılından

başlayarak gelecek 3 yıl içinde yaklaşık

2,5 milyon Euro yatırım yapacağız.”

Fuat Murat Revizyon Merkezi’nin

yarattığı değerle ilgili olarak şöyle

konuştu:

“Bu yenileştirme süreci şirketimize ve

ülkemize maliyet tasarrufu ve yurtdışına

daha az dövizin çıkmasını sağlamakta

hem de ürün döngüsünü arttırdığı için

çevreye katkı yapmaktadır. Konunun parasal

boyutuna bakıldığında iş makinalarının

orijinal parçalarının yurt dışından

geldiği gerçeğinden hareket edersek,

buraya ödenen dövizin yaklaşık % 40’nın

ülke olarak tasarruf edileceği gerçeği ortaya

çıkmaktadır.”

96

Yapı Malzeme Eylül 2018


“İnovatif ürünlerden oluşan yeni koleksiyonumuzu

profesyonellere ve ziyaretçilere

sunacağız”

“Cersaie’de ilk kez sergileyeceğimiz yenilikçi ürünlerimizle, son tüketici ve mimarların

değişen ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacağımıza inanıyoruz. Cersaie için, tasarımı

ve birbirinden farklı yüzey çeşitleri ile zenginleştirilen yeni ürünlerimizin olduğu özel bir

koleksiyon hazırladık.”

1994 yılında üretime başlayan, gelişen

teknoloji ve büyüme anlayışı ile yoluna

devam eden Seramiksan, bugün yıllık

33 milyon m2 üretime sahip. Yüksek

üretim kapasitesiyle Türkiye ve dünyada

sayılı üreticiler arasında yerini alan firma,

yer karosu, duvar karosu, sırlı granit,

teknik granit, dış cephe kaplaması ve yapı

kimyasalları ürünleri ile bir dünya markası

olma yolunda hızla ilerliyor. Seramiksan

Türkiye Satış Müdürü M. Süreyya

Çağlar ile Cersaie Fuarı öncesinde

gerçekleştirdiğimiz röportaj çalışmamızda

kendilerine fuar hazırlıkları, yeni ürünleri

ve önümüzdeki döneme dair beklentilerini

sorduk. Yoğun gündeminde bizlere vakit

ayıran sayın Çağlar’a teşekkür ediyoruz.

Dönem itibariyle öncelikli gündem

konularınızdan biraz bahseder

misiniz?

Tabii ki öncelikli konumuz Eylül ayında

gerçekleştirilecek olan Cersaie Fuarı. Her

yıl İtalya’nın Bologno kentinde düzenlenen

Cersaie, seramik sektörünün önde gelen

temsilcilerinin yer aldığı ve Avrupa seramik

sektörünü bir araya getiren, dünyanın en

büyük fuarı olarak kabul ediliyor. Biz de

sektör profesyonellerinin büyük ilgi gösterdiği

ve 2019 yılının trendlerinin belirlendiği

bu büyük ve önemli organizasyona bu yıl

11. kez katılacak

olmanın gururunu

yaşıyoruz.

Dünyadaki güncel

trendlere uygun

oluşturduğumuz

farklı ebat, renk ve

desen seçeneğine

sahip, yer ve duvar

karolarımızın,

çevre dostu yeni

nesil vitrifiye ürünlerimizin

yer aldığı

koleksiyonumuzu

sektör profesyonelleri

ve ziyaretçilerimiz

ile buluşturacağız.

İlk defa Cersaie’de görücüye

çıkaracağımız yeni fuar koleksiyonumuzu

hazırladık. Tüm yaşam alanları ve kamusal

alanlar için hazırladığımız yeni koleksiyonumuzu

sektör profesyonellerine sunacağımız

için heyecanlıyız.

Aynı zamanda güçlü AR GE çalışmaları-

98

Yapı Malzeme Eylül 2018


Sektörel

M. Süreyya Çağlar / Seramiksan Türkiye Satış Müdürü

mız devam ediyor. 2019 yılı için yenilikçi

kimliğimizle yeni bir koleksiyon hazırlıyoruz.

2018 hedeflerimizden biri olan bayi

ağımızı genişletmek için de çalışmalarımız

devam ediyor.

İtalya’da gerçekleşecek olan

Cersaie Fuarı’na olan katılımınız;

orada ilk kez sergileyeceğiniz

ürünler, katılımcı profili ve fuar

beklentileriniz hakkında neler

söylemek istersiniz?

Cersaie Fuarı her yıl düzenlenen ve Avrupa

seramik sektörünün kalbinin attığı bir

organizasyon. Dünya seramik pazarında

yeni ürün geliştirme ve bu ürünlerin pazara

sunumu açısından önemli bir rol oynuyor.

Bu nedenle bu fuarda olmak bizim için

büyük önem taşıyor. Özgün, yenilikçi tasarımlar

ile mimari çözümler sunan ürünlerimizle,

önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da

iddialıyız. Fuara katılımımız, Türk seramik

sektörünün uluslararası alanda tanıtımına

destek olmamız açısından bizi onurlandırıyor.

Cersaie’de ilk kez sergileyeceğimiz yenilikçi

ürünlerimizle, son tüketici ve mimarların

değişen ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacağımıza

inanıyoruz. Cersaie için, tasarımı

ve birbirinden farklı yüzey çeşitleri ile

zenginleştirilen yeni ürünlerimizin olduğu

özel bir koleksiyon hazırladık.

Koleksiyonumuzda; özellikle son dönemlerin

trendi, en eski zemin kaplama ürünü

Terazzo taşından esinlenerek tasarlanan

‘’Terazzo’’, endüstriyel beton görünümüne

yeni bir soluk getiren ‘’Urban’’, dokunma

hissi yaratan rölyefli yüzeyi ile tasarım ve

dayanıklılığı birleştiren ‘’Rock’’, Loft dekorasyon

tarzın vazgeçilmezi paslı görünüme

sahip ’’Rusty’’, kuzey ülkelerinden ilham

alınarak tasarlanan, eskitme beyaz ahşap

görünümü ile ‘’North’’, kendine özgü nostaljik

çini tarzı desenleri ile ‘’History’’, sahip

olduğu renk paletiyle mekanlara sınırsız

özgürlük getiren ‘’Ral’’ gibi birbirinden farklı,

tüketici beğenilerine hitap eden serilerimizi

ziyaretçilerimiz ile buluşturacağız.

Bildiğiniz gibi dünyanın en modern vitrifiye

üretim tesisine sahibiz. Bildiğiniz gibi dünyanın

en modern vitrifiye üretim tesisine

sahibiz. Güçlü ARGE çalışmalarımız sonucunda

yeni vitrifiye ürünlerimizi de fuarda

sunacağız. Dünyadaki son trendleri her

zaman yakından takip eden bir markayız.

Yenilikçi ve modern tasarım anlayışıyla

tasarlanan, sıradışı çizgileri ve ince kenar

tasarımıyla yeni tezgah üstü lavabo serimiz

Aura’yı da ilk defa Cersaie’de sergileyeceğiz.

Tasarım, işlevsellik, kalite ve

fiyat noktasında hangi ürün

gruplarını ön plana sürmeyi

düşünüyorsunuz?

İnovasyonun hayata katacağı değerin

bilincindeyiz. Bu anlamda son teknoloji

üretim tesislerimizde özel tasarım ürünler

üretiyoruz. Cersaie Fuarı’nda da inovatif

ürünlerden oluşan yeni koleksiyonumuzu

profesyonellere ve ziyaretçilere sunacağız.

Türkiye’de ilk kez dış mekanlarda kullanım

için özel olarak ürettiğimiz yeni 20 mm Outdoor

koleksiyonumuzda fuarda yerini alacak.

Uzun ömürlü ve yüksek performans

özelliğiyle dikkat çeken bu ürünler de ziyaretçilerin

ilgi odağı olacaktır.

Kısaca ‘yeşil ürün’ olarak ifade

edilen, enerji tasarrufu ve

sürdürülebilirlik noktasında en

iddialı olduğunuz ürünleriniz

hangileri?

Enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik ile ilgili

AR GE çalışmalarına çok önem veriyoruz.

Sürdürülebilir çevre ile ilgili hassasiyetimizle

üretimlerimizi gerçekleştiriyoruz. Bunun

için de ham madde girişinden mamül çıkışına

kadar, geri dönüşümle ilgili en üst

teknolojiyi kullanıyoruz. Ürünlerimizin ambalajlarında

da geri dönüşümlü malzemeler

kullanıyoruz. Atık su konusunda özel

çalışmalar yapıyoruz. Üretim yaptığımız

tesislerimizden çevreye 1 litre dahi atık su

çıkmıyor. Vitrifiye koleksiyonumuzda yer

alan, çevre dostu yeni nesil 2.5 litre ile sıvı

atıkları, 4 litre ile katı atıkları temizleyebilen

‘’kanalsız’’ vitrifiye klozetlerimiz ön plana

çıkıyor. 4 kişilik bir çekirdek aileye yıllık 20

ila 30 tona kadar su tasarruf etme imkanı

sağlıyor.

Fuar bitiminde nasıl bir sonuçla

ülkenize dönmeyi planlıyorsunuz?

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk seramiğinin

geldiği noktayı seramiğin başkenti

Bologna’da sergileme fırsatımız olacak.

Seramiksan için çok önemli bir fuar olan

Cersaie’ye her yıl güçlü AR GE çalışmalarımızla

hazırlanıyoruz. Cersaie Fuarı’nda

sektör profesyonellerine sunacağımız

inovatif kimliğimizin öne çıktığı yeni ürün

koleksiyonumuzun büyük beğeni alacağını

düşünüyoruz. Gelecek yılların trendlerinin

belirlendiği bu fuarla birlikte biz de yeni

ürün koleksiyonlarımız için çalışmalarımıza

başlıyoruz. Hem iç hem de dış pazarda

yeni müşterilerle tanışmaya katkı sağlayan

Cersaie, yeni pazarlara ulaşma imkanı da

tanıyor.

Yapı Malzeme Eylül 2018 99


Sabancı Holding Ceo’su

Mehmet Göçmen:

“Gücümüzü

ülkemize olan

sorumluluğumuzdan

alıyoruz”

Sabancı Holding, 2018

yılının ilk çeyreğinde

gösterdiği finansal başarıyı,

yılın ikinci çeyreğine de

taşıdı. 2018 yılının ilk 6

ayında Sabancı Holding’in

kombine satışları 2017

yılının aynı dönemine

oranla yüzde 32 yükselerek

40 milyar TL’ye yaklaştı.

Ana ortaklığa ait özkaynak

seviyesi ise daha da

güçlenerek konsolide olarak

27 milyar 825 milyon TL’ye

ulaştı.

Sabancı Holding’in kombine satışları,

2018 yılının ilk altı ayında bir önceki yılın

aynı dönemine göre % 32 artarak 40

milyar TL’ye yaklaştı. Sabancı Holding

konsolide ana ortaklık net karı ise, 2018

yılının ilk altı ayında bir önceki yılın aynı

dönemine göre % 52 artarak 2 milyar 222

milyon TL olarak gerçekleşti.

Sabancı Holding ilk altı aydaki operasyonel

karlılığını ise % 14 artırarak 4 milyar

920 milyon TL’ye çıkardı. Sabancı Holding’in

toplam varlıkları 2018 yılının ilk

altı ayı itibari ile 383 milyar 952 milyon

TL’ye ulaşırken; toplam konsolide ana ortaklığa

ait özkaynakları ise, 27 milyar 825

milyon TL oldu.

Mehmet Göçmen / Sabancı Holding CEO’su

Sabancı Holding CEO’su Mehmet

Göçmen konuya ilişkin yaptığı

açıklamada:

“Ülkemize olan güvenimiz ve sahip olduğumuz

değer yaratma kültürümüzle,

daha çok çalışmaya ve üretmeye olan

inancımızı, her türlü koşula rağmen, hiç

kaybetmiyoruz. İçinden geçtiğimiz zor

dönemi aşarak, geleceğe güvenle bakabilmemizin

de ancak tüm ekonomi paydaşlarının

ve halkımızın yapıcı ve samimi

yaklaşımları ile destekleyici çabaları

sayesinde mümkün olabileceğine inanıyoruz.

Sabancı Topluluğu olarak, esnek

ve çevik yönetim anlayışımız ve mevcut

koşullara adaptasyon yeteneğimizle yılın

ilk çeyreğinde yakaladığımız başarılı performansı,

2018 yılının ikinci çeyreğinde

de sürdürdük. Güçlü özkaynağımız, etkin

risk yönetimimiz ve güçlü nakit yaratma

yeteneğimiz sayesinde Topluluk olarak,

Türkiye’ye ve yatırımcılarımıza daha fazla

katkı yapabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Gücümüzü de her zaman ülkemize

olan sorumluluğumuzdan alıyoruz” dedi.

100

Yapı Malzeme Eylül 2018


Sektörel

Çimsa’nın 6 aylık cirosu,

bir önceki yıla kıyasla %35 artı

Türkiye çimento sektörünün global oyuncusu Çimsa, 2018 yılının ilk

6 aylık dönemine ait net karını 117.436.245 milyon TL, cirosunu ise

853.343.771 olarak açıkladı.

Türkiye’nin Sabancısı’ndan aldığı

güç ve 46 yıllık tecrübesi

ile Çimsa, yılın ilk 6 ayında karlı

büyüme yolculuğunu sürdürdü.

Kamu Aydınlatma Platformu

(KAP) ile paylaşılan finansal

verilere göre Çimsa’nın 6 aylık

cirosu 853.343.771 milyon TL;

net karı ise 117.436.245 milyon

TL olarak gerçekleşti.

Ülke ekonomisine ve

topluma değer katmaya

devam ediyoruz

Çimsa Genel Müdürü Nevra

Özhatay, “Yurt içi ve yurt dışı

piyasalarda yürüttüğümüz yoğun

çalışmalar neticesinde,

geride bıraktığımız ilk 6 ay güçlü

ekonomik performansımızı

taçlandırdığımız, emeklerimizin

meyvesini topladığımız bir dönem

oldu. 2017 yılında yaklaşık

103,8 milyon ABD Doları tutarında

gerçekleştirdiğimiz ihracat

ile Türkiye İhracatçılar Birliği’nin

(TİM) 25. Olağan Genel Kurulu

kapsamında düzenlenen Türkiye

İhracat Şampiyonları Ödülleri’nde,

çimento, cam, seramik ve

toprak ürünleri sektörünün ilk üç

firması arasında yer aldık. Ayrıca,

Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi

Kuruluşu sıralamasında ilk

100 şirket arasında yer alarak,

ekonomik gelişmeye sağladığımız

katkıyı gözler önüne serdik”

dedi.

Özhatay “Türkiye çimento ve

yapı malzemeleri sektörünün

global oyuncusu olarak attığımız

adımlarla şirketimizi geliştirmenin

yanı sıra, faaliyette

olduğumuz iller başta olmak

üzere insan hayatına ve çevreye

yatırım yaparak, kalıcı

değer yaratma misyonuyla hareket

ediyoruz. Niğde’de 8 yıldır

devam eden ve bu yıl ilk kez

Kayseri’de gerçekleştirilen ‘Yaz

Çocukları’ projemiz ile fabrika

çalışanlarının çocukları ve civar

köylerde ikamet eden toplam

863 çocuğun fiziksel, zihinsel

Nevra Özhatay / Çimsa Genel Müdürü

ve ruhsal gelişimine katkı sağlanmasına

destek olduk.

Ayrıca, fabrika çalışanlarımızın

işbirliğiyle, Çimsa Niğde Geri

Dönüşüm Parkı’nda atıkların

ekolojik dengeyi bozmayacak

şekilde geri kazanımını sağladık.

Bütün bu çalışmalarla

hedefimiz, yaşadığımız toplum

için değer üretmektir” şeklinde

konuştu.

Yapı Malzeme Eylül 2018 101


Sektörel

AGATHA

EVA

GOLDIE MAYORA PARISIAN

Bien Seramik’le banyolarda

büyük ebat kolaylığı

Büyük mekânlarda daha şık bir atmosfer yaratmak için incelikle tasarlanan Bien Seramik’in

2018 yeni koleksiyonlarından olan 40x120 cm duvar karosu koleksiyonları yenilikçi

mekânlar yaratmanıza yardımcı oluyor. Koleksiyonlar kendi dekofon ve dekoruyla birlikte

kullanıldığında mekâna hareket kazandırıyor.

Bien Seramik’in en son teknolojiyle ürettiği

mimar ve iç mimarlara ilham veren

40x120 cm ebatlı koleksiyonları banyolar

için bütünsel çözümler sunuyor.

Bien Seramik’in 2018 koleksiyonlarında

yer alan 40x120 cm duvar karosu koleksiyonları

Agatha, Eva, Goldie, Mayora,

Parisian modern tasarımları, estetik çizgileriyle

dikkat çekiyor. Bien Seramik’in yaşam

alanlarında ve banyolarda kullanım

kolaylığı sağlayan büyük ebatlı karoları

ferah, konforlu atmosferler yaratmanıza

imkân sağlıyor. Renk, dekor ve fon alternatifleri

bulunan bu özel koleksiyonlar

derz görünümünü de minimuma indiriyor.

Aynı zamanda standart konut içinde seçilen

koleksiyondan iki parça kullanılarak

240 cm ile tavan yüksekliğine erişilebiliyor.

Estetik ve tasarımı ön planda tutan,

aynı zamanda kaliteden ödün vermeyen

markanın büyük ebatlı bu özel koleksiyonları,

kişisel zevk ve ihtiyaçlara uygun

mekanlar tasarlamaya olanak sağlıyor.

AGATHA: Siyah ve beyazdan oluşan iki

renk alternatifi birlikte tercih edildiğinde

çarpıcı mekânlara imza atmanıza olanak

sağlıyor. Koleksiyonun dekorlarında gerçek

altın kullanılması ve üç boyutlu görüntüsü

mekânları zengin gösteriyor.

EVA: Yaşam alanlarında da alternatif

oluşturan koleksiyon mekânlara sadeliği

ve modernliği bir arada taşıyor.

GOLDIE: Beyaz ve bej renklerinden oluşan

koleksiyon, özel banyoların yanı sıra

sosyal alanlar ve yaşam alanlarında da

kullanılıyor. Mekânlara temizlik ve sadelik

kazandıran Goldie Koleksiyonu’nun,

40x120 cm ölçülerinde duvar karosu ve

60x60 cm ölçülerde porselen yer karoları

mevcut.

MAYORA: Bien Seramik’in 2018 koleksiyonlarından

olan seri, canlı renkleri ve

görünümü ile ultra modern banyolara ilham

kaynağı oluyor.

PARISIAN: Banyolarda temiz, çağdaş ve

hareketli atmosferler yaratmanıza imkân

sağlayan koleksiyonun sıra dışı dekor ve

fonları mevcut.

102

Yapı Malzeme Eylül 2018


Daikin ailesinin

yeni göz bebeği Vrv-i

ile mimari dokulara özel koruma

İlklere imza atarak iklimlendirme sektörüne öncülük eden Daikin, inovatif yeni ürünü

VRV-i invisible ısı pompası ile kullanıcılara benzersiz bir çözüm sunuyor. VRV serisinin bu

yenilikçi ürünü, özellikle dış ünitenin monte edilmesinde sorun yaşanan yapılar ve mimari

dokunun titizlikle korunması gereken binalarda eşsiz bir çözüm olarak öne çıkıyor. Kolayca

gizlenebilen küçük dış ünitesi ile özellikle tarihi binaların kurtarıcısı olan ürün, hafif ve

kompakt iç üniteleri ile de montaj ve iç ortama yerleşimde büyük avantajlar sağlıyor.

Geniş ürün gamı ve yüksek standartlardaki

kalitesiyle iklimlendirme sektörüne

yön veren Daikin, yenilikçi ürünleriyle her

geçen gün çıtayı yukarı taşımaya devam

ediyor. Yeni ürünü VRV-i ısı pompası ile

fark yaratan Daikin, yeni bir ilke daha

imza atarak iklimlendirme sektöründeki

önemli bir boşluğu yine Daikin kalitesi ve

zekasıyla doldurmayı başarıyor. Daikin’in

mucidi olduğu VRV serisinin 5 patente

sahip yeni ürünü VRV-i invisible ısı pompası,

sahip olduğu birçok üstün özellikle

dikkat çekiyor. Ürün, kompresör ve ısı

eşanjörü olmak üzere iki parça halinde

üretildiğinden her türlü mağaza ve bina

uygulamasında son derece esnek montaj

avantajı sağlıyor.

Ürün en zor konumlara bile çok kolay ve

güvenli bir şekilde monte edilebiliyor. 5

patentli bu eşsiz konseptin monte işlemi

bittiğinde dışardan görünen kısmı sadece

üfleme menfezleri oluyor. Mimariye

kusursuz entegre olan VRV-i dış ünitenin

dışarıdan görünmesi ya da monte edilememesi

sorununa kesin çözüm getiriyor.

Son derece verimli ve güvenli bir ürün

olan VRV-i, 5HP (14 kW) ve 8HP (21,4

kW) kapasite seçenekleri ile 17 iç üniteye

kadar bağlanabilme özelliği taşıyor.

KOMPAKT VE VERİMLİ

VRV-i; havalandırma üniteleri, ‘Biddle’

hava perdeleri ve kontrollerle birlikte

104

Yapı Malzeme Eylül 2018


Sektörel

kapsamlı çözüm sunarak büyük bir

konfor yaratıyor. Ürün, bütün bunları

yaparken; değişken soğutucu akışkan

sıcaklığı (VRT), VRV configurator

ve inverter kompresörler gibi VRV

IV standartlarını ve teknolojilerini kullanıyor.

Ürünün 24,5 cm genişliğe ve

20 cm derinliğe sahip seri teknik alanı

şaft boşluğu, bodrum kat, depo ve

mutfak gibi alanlara kolayca monte

edilebiliyor. Tasarımı ve boyutlarından

dolayı VRV pazarının en zarif ve

en kompakt ürünü olarak öne çıkan

VRV-i, neredeyse tamamen gizlenebilme

özelliğine sahip olması nedeniyle

özellikle korunması gereken

tarihi binaların iklimlendirilme sorununa

nihayet bir çözüm getiriyor. Olağanüstü

düşük çalışma sesi ve sadece

menfezinin görünmesi ile ortam

mimarisine kusursuz entegrasyon

sağlayabilen cihaz, yoğun insan sirkülasyonu

yaşanan alanlar için ideal

bir ürün olarak kabul ediliyor. Küçük

ofisler, kütüphaneler, bankalar, tarihi

binalar ve müzeler için mutlak bir çözüm

olan VRV-i invisible ısı pompası,

konforun yanı sıra görüntü kirliliğine

son vererek estetik konforu da beraberinde

getiriyor.

BÜYÜK ALAN TASARRUFU

SAĞLIYOR

Kompresörün hafif ve kompakt olması,

ürünün iç ortama yerleşimini kolaylaştırırken,

mekanda kullanılabilir

zemin alanını artıran bir unsur haline

dönüşüyor. 397mm yüksekliğindeki

benzersiz V şekilli ısı eşanjörü,

kompakt yapısı sayesinde bir iç ünite

gibi tavan boşluğuna monte ediliyor.

Ürünün, süper verimli inverter santrifüj

fanları ‘sirocco’ tip fanlara kıyasla

yüzde 50’den fazla verimlilik artışı

sağlıyor. Ayrı ayrı gelen ve maksimum

105 kg ağırlığa sahip olan hafif

üniteler ise vinç yardımı olmadan, sadece

2 kişi tarafından kolayca monte

edilebiliyor. Tüm bileşenlere kolayca

ulaşılması, servis ve bakım açısından

büyük kolaylık sağlıyor. Bu sayede

montaj ya da arıza sırasında günlük

ticari faaliyetlerin kesintiye uğraması

gibi bir handikap ortadan kalkıyor.

Daikin, kullandığı bulut teknolojisiyle

enerji yönetimine yardımcı olabiliyor

ve gerektiğinde merkezden birçok

bölgenin kontrolünü yapabiliyor.

VRV-i invisible ısı pompası ile sektörde

önemli bir soruna kökten çözüm

getiren Daikin, ürün gamını geliştirmeye

yenilikçi ürünleriyle devam

edecek.

Yapı Malzeme Eylül 2018 105


Ürün

Minimalist

ve kübist

tasarımları

sevenler

için

E.C.A.’dan

Tiera serisi

E.C.A.’nın Tiera armatür serisi, kübik tasarımı ve zengin seçenekleriyle

tüm banyolara uyum sağlıyor. Boyut, çıkış ucu ve su

akışına göre farklılaştırılmış alternatifler sunan serideki lavabo

ve banyo bataryaları, E.C.A.’nın dayanıklı ve uzun ömürlü krom

kaplama teknolojisi ve bicolor renk alternatifleriyle üretiliyor. Yerli

üretimde ilk defa standart, orta ve yüksek tip batarya seçenekleri

sunan Tiera farklı türlerdeki lavabo seçeneklerine de uyum

sağlıyor.Özel su tasarruflu ve kireç kırıcılı gizli perlatör sayesinde

kullanımı ekonomiktir. E.C.A. kalitesi ve güvencesiyle uzun

ömürlü ve dayanıklı, üstelik çevreye duyarlıdır.

106

Yapı Malzeme Eylül 2018


Mitsubishi

Electric’ten

Segmentinin

En Kompakt

Ödüllü

ve Çevreci

Kliması

Türkiye ve Avrupa pazarına

sunulan A+++ enerji

sınıfındaki çevreye dost

yeni klima serisi EnviroME,

Red Dot ve Good Design

2018 tasarım ödüllerinin

sahibi oldu

Mitsubishi Electric’in Manisa’da kurduğu

ev tipi klima fabrikasında üretilerek Türkiye

ve Avrupa pazarına sunulan yeni klima

serisi EnviroME, çevreye dost özellikleri

ve tasarımı ile öne çıkıyor. A+++ enerji sınıfında

yer alan EnviroME klimalar, A++

enerji sınıfındaki klimalardan yüzde 40’a

varan oranda daha verimli. Daha küçük

ve daha az elektrik tüketen klimalar üretilmesine

imkan sağlayarak küresel ısınma

ile mücadeleye katkıda bulunan yeni nesil

R32 soğutucu akışkan sayesinde Enviro-

ME klimalar, Türkiye’de segmentindeki

en kompakt hacme sahip iç üniteleri ile

farklılaşıyor. Klimanın mekanın dekorasyonuyla

bütünleşerek adeta görünmez

olduğu minimal tasarımı ile dikkat çeken

yeni seri, Red Dot ve Good Design 2018

tasarım ödüllerinin sahibi oldu.

Gerçekleştirdiği yatırımlar ve geliştirdiği

ürünlerde sürdürülebilir çevre misyonu

doğrultusunda yol alarak inovatif iklimlendirme

teknolojilerine imza atan Mitsubishi

Electric, 2017 yılı sonunda Manisa’da

hayata geçirdiği ev tipi klima fabrikasında

ürettiği çevreye dost yeni klima serisi

EnviroME ile yüksek verimlilik, konfor ve

kompakt yapıyı bir arada sunuyor. Mitsubishi

Electric’in IoT temelli e-F@ctory

konseptinin uygulandığı ve ileri robot teknolojilerinin

hakim olduğu dijital tabanlı

fabrikasında Sanayi 4.0 dönüşümünün

öncüsü olarak üretilen EnviroME klimalar,

Türkiye ve Avrupa pazarına sunuluyor. İhracatta

rekabet sağlayacak katma değeri

yüksek teknolojik ürünler üreterek yerli

ekonomiye ve istihdama katkıda bulunan

Mitsubishi Electric, yeni klima serisi EnviroME

ile çok sayıda inovasyonu bir arada

sunuyor.

Yüzde 40’a varan oranda daha

verimli, çevreci ve ödüllü

Mitsubishi Electric’in iklimlendirme sektöründeki

köklü deneyimini tüketici beklentileriyle

bir araya getirerek tasarladığı

A+++ enerji sınıfında yer alan EnviroME

serisi klimalar, A++ enerji sınıfındaki klimalardan

yüzde 40’a varan oranda daha

verimli. Daha küçük ve daha az elektrik

tüketen klimalar üretilmesine imkan sağlayarak

küresel ısınma ile mücadeleye

katkıda bulunan yeni nesil R32 soğutucu

akışkan kullanılarak üretilen Enviro-

ME klimalar, segmentindeki en kompakt

hacme sahip iç ünitesiyle de farklılaşıyor.

İç ünitesinin inceliği ve küçüklüğü sayesinde

klimanın mekanın dekorasyonuyla

bütünleştiği minimal tasarımı ile dikkat

çeken yeni seri, Red Dot ve Good Design

2018 tasarım ödüllerinin sahibi oldu. Yeni

seri, kompakt iç ünitenin temelini oluşturan

ısı değiştirici ve hava üfleme elemanlarında

uygulanan teknolojik yenilikler sayesinde

yüksek performans, verimlilik ve

konfor sağlıyor.

Guinness rekoru kıran fan

İlk kez 1967 yılında ürettiği ve sektörde

halen kullanılmakta olan iç ünite fanının

50 yılı aşkın süredir Kirigamine isimli

klimalarında kullanımını sağlayarak Guinness

rekoru kıran Mitsubishi Electric,

bu tecrübesini EnviroME serisine de taşıyor.

Yeni boyutlarında üretilen bu fan

sayesinde ses seviyesi değişmeden hava

debisinde yüzde 53’e varan artış sağlanıyor.

Bu yapı 19db(A)’lık akustik konfor

bozulmadan daha fazla ortam havasının

iklimlendirilmesine yardımcı olarak sistemden

hızlı tepki alınmasına imkan tanıyor.

Artan bu hava debisinin kullanıcıların

konforları doğrultusunda daha uzun mesafeye

ve bölgeye ulaşmasını sağlayan

yeni yatay ve dikey kanatlar, dört yöne

otomatik olarak kumanda üzerinden kontrol

edilebiliyor. Çift katmanlı kanat yapısı

önceki seriye göre yüzde 104 oranında

daha büyük olarak tasarlanan yeni seride

yer alan iki ayrı yatay kanat, havanın tavana

paralel yönlendirilmesinde kolaylık

sunuyor, hava çarpması gibi konforsuz

koşulları engelliyor ve montaj yeri seçiminde

avantaj sağlıyor.

Geniş kapasite seçeneği

Geçmişe göre artık daha küçük odalara

sahip olan yeni konutlardaki düşük kapasite

klima ihtiyacı, yoğun olarak multi

sistem cihazlarla karşılanıyor. Mitsubishi

Electric’in yeni EnviroME serisi, 1,5kw ve

2kw kapasiteli multi sistem iç ünitelerle

bu ihtiyaçları çözüme kavuşturuyor. EnviroME

serisinin kapasite yelpazesinde

1,5kw ile 5kw aralığında değişen 6 farklı

iç ünite alternatifi bulunuyor. Günümüzün

küçülen ve yalıtım oranı artan yapılarında,

ısıtma ve soğutma ihtiyaçları eskiye

göre azalıyor. Oluşan bu yeni durum karşısında

EnviroME serisinin 4,2kw kapasiteli

cihazı, mekana en uygun kapasitede

ürünün seçilebilmesi için alternatif sağlıyor.

Bu sayede ilk yatırım ve işletme maliyetleri

önemli ölçüde düşürülebiliyor.

İnternet üzerinden uzaktan kontrol

edilebilen klima

Mitsubishi Electric, EnviroME serisin-

108

Yapı Malzeme Eylül 2018


Sektörel

de de yer alan MELCloud teknolojisiyle

uzaktan bir bilgisayar, tablet veya akıllı

telefon kullanarak klimanın internet

üzerinden kontrolünü sağlayarak hayatı

kolaylaştırıyor. Opsiyonel olarak ya

da EnviroME cihazı içerisine fabrikada

monte edilmiş şekilde temin edilebilen

MELCloud sistemi sayesinde kullanıcılar,

klimalarının tüm fonksiyonlarını klimayı

kullanması mümkün olmayan veya kısıtlı

olanaklara sahip çocuklar, yaşlılar ya da

hastalar adına da uzaktan yönetebiliyor.

Bu teknoloji ile evlerine ya da ofislerine

ulaşmadan önce klimalarını açabilen ve

mekandan uzaklaştıktan sonra “klimayı

kapattım mı” endişesi yaşamayan kullanıcılar,

aynı zamanda elektrik tüketimi ile

mekan ve dış ortam hava sıcaklıklarına

ait raporları da alabiliyor.

Mitsubishi Electric

2018 Çevre Raporu’nu Açıkladı

Üretimde verimliliğin artırılmasıyla enerjiden kaynaklanan CO2 emisyonu 24 bin ton

azaltılırken, ürünlerden kaynaklanan CO2 emisyon oranı yüzde 35 düşürüldü.

Global ölçekte öncü bir yeşil şirket

olan Mitsubishi Electric; düşük karbon

ve geri dönüşüme dayalı bir toplum

yaratılmasına katkıda bulunmayı,

doğayla uyum içerisinde faaliyet

göstermeyi ve grubun çevre yönetimi

çerçevesini güçlendirmeyi hedefliyor.

Bu noktada markanın 2018 Çevre

Raporu, hedeflere ulaşmak

konusunda önemli adımlar atıldığını

ortaya koyuyor. Toplam yıllık sera

gazı emisyonlarının 1,37 milyon ton

hedefinin de altına inerek 1,27 milyon

tona düşürüldüğünün açıklandığı

rapora göre; CO2 harici emisyonlar

190 bin tona düşürülerek 220 bin ton

olarak belirlenen hedefin altında bir

sayıya ulaşıldı. Tesislerin yenilenmesi ve

Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojilerinin

benimsenmesiyle üretimde verimliliğin

arttırılması sonucunda enerjiden

kaynaklanan CO2 emisyonu 24 bin ton

azaltıldı. 102 Mitsubishi Electric ekoürününün

neden olduğu CO2 emisyonları

ise ortalama yüzde 35 oranında

azaltılarak belirlenen hedefe ulaşılması

sağlandı. Üretimden geri dönüşüme

kadar ürün döngüsünün her aşamasında

çevreci olan teknolojik ürünleriyle dikkat

çeken Mitsubishi Electric, Türkiye’de de

çevre dostu binalar, tesisler ve alt yapı

projelerinin iklimlendirme, otomasyon,

asansör, yürüyen merdiven ve görsel veri

sistemleri için iddialı bir çözüm ortağı.

İleri teknolojisini dünya genelinde

toplumların yaşam kalitesini artırmak

ve gelecek nesillere sürdürülebilir bir

dünya sağlamak için kullanan Mitsubishi

Electric, tüm faaliyetlerini “küresel ve önde

gelen çevre dostu” bir şirket olma hedefi

Şevket Saraçoğlu

doğrultusunda şekillendiriyor. Çevre

yönetimi konusundaki tutumunu ifade

eden “Eco Changes” (Eko Değişim) ilkesi

çerçevesinde, hem kendi çalışanlarının

hem de toplumun eko-bilinç düzeyini

artırmak için çalışan Mitsubishi Electric,

100. yıldönümü olan 2021 yılına kadar

çevreyle ilgili önemli hedefler belirlemiş

durumda. Markanın bu kapsamda; düşük

karbon ve geri dönüşüme dayalı bir toplum

yaratılmasına katkıda bulunmayı, doğayla

uyum içerisinde faaliyet göstermeyi

ve grubun çevre yönetimi çerçevesini

güçlendirmeyi amaçladığını belirten

Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Şevket

Saraçoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Mitsubishi Electric olarak, 2021

hedeflerimiz paralelinde ürün

kullanımından kaynaklanan CO2

emisyonunu 2001 mali yılına kıyasla,

üretimden kaynaklanan CO2 emisyonunu

ise 1991 mali yılına göre yüzde 30 oranında

azaltmayı amaçlıyoruz. Bu noktada 2018

Çevre Raporumuz, hedeflerimize ulaşma

yolunda önemli adımlar atıldığını

ortaya koyuyor.”

Ürünlerden ve üretimden

kaynaklanan karbon emisyonu

düşürüldü

Şevket Saraçoğlu, Mitsubishi

Electric’in 2018 Japon mali yılına (1

Nisan 2017 - 31 Mart 2018 dönemi)

ilişkin çevre planı kapsamında

belirlenen hedeflere ulaşılması ve

politikaların uygulanması yönünde

çalışmalara yer verilen Çevre

Raporu’nun sonuçlarına ilişkin

şu bilgileri aktardı; “Raporlama

yılında, Mitsubishi Electric üretim

tesislerinin yenilenmesi ve operasyonel

süreçlerin geliştirilmesi gibi bir dizi faaliyet

sonucunda, toplam yıllık sera gazı

emisyonları 1,37 milyon ton hedefinin de

altına inerek 1,27 milyon tona düşürüldü.

CO2 harici emisyonlar ise büyük ölçüde

Japonya dışındaki fabrikalarda küresel

ısınma potansiyeli düşük soğutucular

ve geliştirilmiş gaz toplama metotlarının

kullanılmasına bağlı olarak CO2 eşdeğeri

bazında 190 bin tona düşürülerek,

220 bin ton olarak belirlenen hedefin

altında bir sayıya ulaşıldı. Tesislerin

yenilenmesi ve Nesnelerin İnterneti (IoT)

teknolojilerinin benimsenmesiyle üretimde

verimliliğin arttırılması sonucunda

enerjiden kaynaklanan CO2 24 bin ton

azaltıldı. Başta bilişim teknolojisi ürünleri

ve elektronik cihazlar olmak üzere 102

Mitsubishi Electric eko-ürününün neden

olduğu CO2 emisyonları ise ortalama

yüzde 35 oranında azaltılarak belirlenen

hedefe ulaşılması sağlandı.”

Yapı Malzeme Eylül 2018 109


Sektörel

Ege

Vitrifiye’ye

bir tasarım

ödülü

daha!

Son yıllarda yurt içi ve

yurtdışında kalite ve

tasarıma verdiği değerle

büyüyen önemli seramik

sağlık gereçleri markası Ege

Vitrifiye, Catamaran serisiyle

banyo kategorisinde 2018

Avrupa Ürün Tasarım

Ödülü’ne (European Product

Design Award) layık

görüldü.

Merter Savaş / Ege Vitrifiye Genel Müdürü

İtalyan tasarımcı Claudio Papa tarafından

Ege Vitrifiye’ye özel tasarlanan ve Ege Vitrifiye

tasarım ekibince hayata geçirilen bu

özel seri, iki klozet, iki lavabo ve bir pisuar

olmak üzere, toplamda 5 parça üründen

oluşuyor. Denizden ilham

alınarak yorumlanan her bir

ürün sahip olduğu konsepti

banyolara taşıyor.

Ege Vitrifiye Genel Müdürü

Merter Savaş “Ege Vitrifiye

olarak bir defa daha Avrupa

Ürün Tasarım Ödülü’nü almanın

gururunu yaşıyoruz.

Geçtiğimiz sene Avrupa Ürün

Tasarım Ödülünü Finikia serimiz

ile almış, firma olarak

dünya standartlarında tasarım

kabiliyetimizi göstermiştik.

Bu sene de başvurumuzu

yaptığımız Catamaran serimiz

ile ikinci defa aynı ödüle

layık görüldük” diye belirtti.

“Üründe farklılaşmanın temel

enstrümanının tasarım olduğunu

çok iyi biliyor, kaliteden

ödün vermeden, çalışmalarımızı

bu doğrultuda sürdürüyoruz.

Müşteriler artık

kendileriyle özdeşleştirdikleri

ürünlere odaklanıyor, banyonun

bir yaşam alanı olduğunu

gözeterek seçimlerini gerçekleştiriyorlar.

Catamaran serisi benzeri olmayan,

özel bir çalışma, ödüllü serimizin hem yurt

içinde hem de ihracatta fark yaratacağı

inancındayız” diye ekledi.

110

Yapı Malzeme Eylül 2018


Baymak ilk 6 ayda % 55 büyüdü

İklimlendirme sektörünün öncüsü Baymak, 2018 yılının ilk 6 ayında toplam ciroda yüzde

55 büyüme kaydetti. Aynı dönemde 101 yeni bayiyi bünyesine katan Baymak’ın yıl sonu

büyüme hedefi ise yüzde 50’nin üzerinde.

Ender Çolak / Baymak CEO’su

Isıtma soğutma sektörünün öncüsü

Baymak, 2018 yılının ilk 6 ayında cirosunu

geçen senenin aynı dönemine

göre yüzde 55 arttırdı. Baymak’ın

2013 yılından bu yana her dönemde

sektörün oldukça üzerinde büyüme

kaydettiğinin altını çizen Baymak

CEO’su Ender Çolak, hızlı ve sürdürülebilir

büyümenin en önemli kaynağı

olarak yüksek müşteri memnuniyeti

ve her mevsim kullanılabilen geniş

ürün gamını gösterdi. Çolak, 2018

yılını, yüzde 50’nin üzerinde büyüme

ile tamamlamayı hedeflediklerini dile

getirdi.

Ender Çolak, “Gelişen bayi ve servis

altyapısı ile Türkiye’nin her yerinde

ulaşılabilir konumdayız. İlk 6 ayda

Baymak ailesine eklenen 101 yeni

bayi ile gücümüzü arttırmaya devam

ediyoruz. Bu büyüme dört mevsim

kullanılabilen ürün gamı ile birleştiğinde

elde edilen başarı Baymak’ı

lider konumda sürdürülebilir kılıyor”

şeklinde konuştu. Yılın ilk 6 ayında

geçen yılın aynı dönemine göre

yoğuşmalı kombide adetsel bazda

yüzde 15 büyüdüklerini dile getiren

Çolak, yoğuşmalı kazanda ise pazar

liderliğini sürdürdüklerinin altını çizdi.

Son dönemin gözde ürünü olan ısı

pompalarında yüzde 87 gibi çarpıcı

bir büyüme yakaladıklarını belirten

Çolak, “Klimada ise sektörde yaşanan

küçülmeye karşın ilk yarıyılda %4 büyüyerek

pazar payımızı artırdık” diye

konuştu.

İhracatta bu yıl Rusya pazarına girdiklerini

belirten Ender Çolak, ihracat

cirosunu önümüzdeki dönemde daha

da artıracaklarını ifade etti. Global

bir marka olma yolunda ciddi katkı

sağlayacak Turquality programına

dikkat çeken Çolak, “Turquality kapsamında

alınacak marka desteği ile

Batı Avrupa, Avrasya ve Kuzey Afrika

pazarında hızla büyüyeceğiz” şeklinde

konuştu. Ayrıca bu yıl Milano’da

112

Yapı Malzeme Eylül 2018


Sektörel

gerçekleştirilen Mostra Convegno Expocomfort

2018’e katılarak Türkiye’yi ve

Baymak’ı en iyi şekilde temsil ettiklerini

de vurguladı.

‘Gizli Müşteri Araştırması’ ile

hizmet kalitesi arttırılıyor

Müşteri memnuniyetini her zaman ön

planda tutan Baymak, düzenli olarak uyguladığı

Gizli Müşteri Araştırmasıyla hem

bayilerin hizmet performansını yükseltiyor

hem de tüketicilerin memnuniyetini

arttırıyor.

Bilinirliği en yüksek marka

Bağımsız araştırma kuruluşu GFK tarafından

yapılan Türkiye iklimlendirme pazarı

araştırmasında Baymak’ın kombide

bilinirliği ve tercih etme oranı en yüksek

marka olduğunu ifade eden Çolak, sözlerine

şu şekilde devam etti: “Baymak kombi

markaları arasında değeri en yüksek

marka olmayı başardı. Tüketicilerimizin

gözünde güvenilir, kaliteli, dayanıklı ve

teknolojik ürünlere sahip marka olarak

öne çıkıyoruz.”

Sektördeki eğitim ihtiyacı için

Baymak Akademi

Baymak’ın son dönemdeki hızlı büyümesinde

satış sonrası hizmete verdikleri

önemin de payının büyük olduğunu kaydeden

Çolak, şöyle devam etti: “Sahada

ihtiyaç duyulan eğitim eksikliklerinin giderilmesi

için kurulan Baymak Akademi,

ücretsiz olarak Türkiye genelinde eğitime

ihtiyaç duyan herkese açık. Akademi ile

hedefimiz sadece Baymak Ailesinin değil,

tüm sektör çalışanlarının ve gelecek nesillerin,

insana değer veren, konusunda

en üst donanıma sahip şekilde ülkemizi

ileri taşımasına katkı sağlamak. Bu kapsamda

kurduğumuz güçlü altyapının yanı

sıra eğitimlerimizi Akademi’nin de dışına

taşırdık. Türkiye genelinde bu yıl 27 ilde

1.500 katılımcıyla 200 saate yakın eğitim

verdik. Önümüzdeki dönemde de bu eğitimler

yoğun bir şekilde devam edecek.”

Baymak İdee

ile kışa meydan okuyun

Baymak’ın yoğuşma teknolojisiyle kombide fark yarattığı idee, bu kış da sizinle.

Küçük, zarif tasarımı, yüksek performansı ve sessiz çalışma özelliğiyle kış aylarında

evinizi ısıtan idee kombiler, oda termostatıyla hassas ısı ayarlarına olanak tanırken

enerji tasarrufuyla da cebinizi koruyor.

Ev ve iş yerlerinizde aradığınız teknoloji

ve estetik, küçük tasarımı, yüksek

performansı ve ultra sessiz çalışma

özelliği ile Baymak idee’de bir araya

geldi. Pazarda bulunan kombilere

göre standardın dışında olan idee premix

yoğuşmalı kombi, 26 kg ve 54 cm

yüksekliğe sahip ultra kompakt yapısıyla

dikkat çekiyor. Yüksek enerji tasarrufuyla

kış aylarında tüketiciyi kabarık

doğalgaz faturasından kurtaran

idee kombiler tasarımının yanı sıra

sessizliğiyle kendini unuttururken, 24-

28 kW modellerinde maksimum güçte

dahi 38 desibelle fısıltı düzeyinde çalışıyor.

Montaj ve nakliyede kolaylık

sağlıyor

Opsiyonel olarak oda termostatlarıyla

kullanılabilen idee, çok sayıda gelişmiş

fonksiyona sahip Opentherm

kontrol cihazları ile hassas kontrole

de olanak veriyor. Bakım periyotlarınızı

gösterecek şekilde programlayabileceğiniz

idee kombinin ön kapağı

sayesinde parçalarına ve iç teknik

yapısına da kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Ayrıca doğalgaz veya propan ile çalışma

olanağı da sunan idee, standart

dâhili emniyet ventiline sahiptir. Teknik

özellikleriyle ön plana çıkan idee kombi,

nakliyesinden montajına kadar da

tüketiciye kolaylık sağlıyor.

Ödüllü Kombi

Şık tasarımı, sessizliği ve kolay kurulumuyla

öne çıkan Baymak

idee, 2017 yılında Hollanda’da

bağımsız Tüketiciler

Birliği’nin 6 bin kişinin

katılımıyla gerçekleştirdiği

değerlendirme sonucunda

birincilikle ödüllendirildi.

Değerlendirme sonucunda

yüksek enerji tasarrufu,

yüksek güvenilirlik, ultra

hafif ve kompakt ölçüleriyle

en yüksek derecelendirme

notunu aldı.

Konut projelerinde

Baymak imzası

Baymak, Toki Nevşehir Ürgüp

Konutları’nda 50 adet,

Toki Bitlis Rahva Sosyal

Konutları’nda 112 adet ve

Van Evzan Evleri’nde 65

adet olmak üzere büyük

konut projelerinde de tercih

edilen marka olarak ön plana çıkıyor.

Avrupa teknolojisini yenilikçi ürünleri

ile Türkiye’ye taşıyan Baymak idee

kombiler, 3 yıl garantiyle tüm Baymak

bayileri ve Orange Store mağazalarında

satışa sunuluyor.

Yapı Malzeme Eylül 2018 113


Sektörel

Güçlü bayilik sistemi,

güçlü müşteri memnuniyeti

Cephe sistemleri, açılır sistemler, menfezler, güneş kırıcılar, skylight sistemleriyle tüm

çözüm alternatiflerini tüketiciye ulaştıran IQ Alüminyum Sistemleri, güçlü bayilik sistemi ile

müşteri memnuniyetinde fark yaratıyor.

Deceuninck güvencesiyle alüminyum

sektöründe ön plana çıkan ve müşteri

memnuniyeti vizyonu doğrultusunda

bayilik sistemi ile çalışan IQ Alüminyum

Sistemleri, alüminyum sektöründe yetkili

kişi bulamama sıkıntısını da ortadan kaldırıyor.

IQ Alüminyum Sistemleri’nde

kapsamlı bayi eğitimleri

IQ Alüminyum, bayilik sistemi ile çalışırken

önce teknik ekipler aracılığıyla

bayilerine kapsamlı bir eğitim veriyor.

Müşterilerden ve bayilerinden olumlu geri

dönüşler alan IQ Alüminyum Sistemleri,

rakiplerinden sıyrılarak sektöre yön veriyor.

Fiyat ve ömür bileşiminde rakipsiz

Sektördeki çalışmaları ile adından söz ettiren

IQ Alüminyum Sistemleri, Deceuninck

kalitesi ile fiyat performansı ve ömür

bileşiminde rakipsiz olma yolunda ilerliyor.

Kurumsal yapısı ile üretim aşamasından

tüketiciye ulaştırma sürecine kadar

büyük bir sorumlulukla ilerleyen IQ Alüminyum

Sistemleri, mükemmelleştirme

politikası ile her zaman tercih edilen bir

kuruluş olmayı temel ilkesi olarak sayıyor.

Sürme sistemleri, açılır sistemler, menfez,

güneş kırıcı, skylight ve cephe sistemlerinde

21 serisi bulunan IQ Alüminyum

Sistemleri; yüksek yalıtımlı, uzun ömürlü,

kaliteli, dayanıklı, geri dönüştürülebilir

tasarımları ve çevreci olması sebebiyle

yaşam alanlarında öncelikli olarak tercih

ediliyor. Ayrıca, çok geniş renk yelpazesi

ile de müşterilerine sınırsız seçenek sunuyor.

114

Yapı Malzeme Eylül 2018


PROJE

&

MİMARİ


Proje

‘Antwell Life Care Residence’

için start verildi

Ant Yapı’nın Türkiye’nin sağlık hizmetleri alanındaki ilk konsepti olan ve Çamlıca

eteklerinde konumlanan Antwell Life Care Residence’ın inşaatı düzenlenen temel atma

töreni ile başladı.

Çeyrek asırlık deneyimi ile yurt içi ve yurt

dışında birçok projeye imza atan Ant Yapı’nın

Çamlıca eteklerinde yer alan yeni

projesi Antwell Life Care Residence’ın

temeli atıldı. Antwell Life Care Residence

için düzenlenen temel atma törenine;

Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet

Okay ile Hasan Yılmaz, şirket yöneticileri

ve proje çalışanları katıldı.

Yüksek hizmet kalitesine sahip, güvenli,

konforlu, teknolojik alt yapısı güçlü rezidansları

arasına Antwell Life Care Residence’ı

da eklemeye hazırlanan Ant Yapı,

yeni projesinde Türkiye’nin alanında tanınmış,

güçlü ve güvenilir sağlık kuruluşu

Acıbadem Sağlık Grubu ile işbirliği yapıyor.

Antwell içinde oluşturulan sağlık birimi,

gün boyunca Antwell sakinlerinin tüm

sağlık ihtiyaçlarına cevap verebilecek.

Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet

Okay, projeyi insan hayatının farklı

dönemlerindeki ihtiyaçlarına cevap verebilmek

amacıyla hayata geçirdiklerini

belirterek, “Türkiye’de sağlık hizmetleri

alanında ilk kez uygulanacak olan bu proje

sakinlerine kapsamlı bir sağlık hizmeti

de sunacak. Türkiye’nin önde gelen sağlık

kuruluşu Acıbadem Sağlık Grubu ile iş

birliği sayesinde Antwell sakinlerinin tüm

sağlık ihtiyaçlarına da cevap verebileceğiz.

Bunun yanında esneklik ve eşitlik

ilkeleriyle her ihtiyaca hizmet verecek şekilde

dönüştürülebilen bir mimari tasarım

hayal ettik. Üzerinde titizlikle çalışarak

tüm sosyal beklentilere karşılık verecek

150 Milyon TL yatırım değerindeki projemizi

2019 yılının Haziran ayında tamamlamayı

hedefliyoruz” dedi.

Çamlıca İş Merkezi’nin karşısında yer

alacak Antwell; ihtiyaç duyulan sosyal

yaşama erişilebilirliği sağlamak amacıyla

çevre yollarının kesiştiği, farklı toplu

taşıma seçeneklerinden faydalanılabilecek

bir lokasyonda konumlanıyor. Aynı

zamanda sunulacak shuttle hizmeti ile

Antwell sakinlerinin merkezi toplu taşıma

araçlarına kolaylıkla ulaşabilmeleri planlanıyor.

118

Yapı Malzeme Eylül 2018


www.buderus.com/tr 444 5 474


Bosch Termoteknik büyümeye devam ediyor

Bu yılın ilk yarısında ciroda %6 artış

Sektörel

Bosch Termoteknik CEO’su Uwe Glock: “Dekarbonizasyon, dijitalleşme ve desentralizasyona

yönelik geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerimiz ile sektörümüzde iyi bir pozisyondayız.”

Wetzlar – Bosch Termoteknik nominal olarak

yüzde dört oranında, döviz kuru ayarlanmış

olarak ise yüzde altı oranla büyüyerek

2017 yılında 3,4 milyar Euro’luk bir

rekor satışa ulaştı. 2018 yılının ilk yarısında

da önemli ölçüde büyümeye devam etti.

Bu yılın ilk altı ayında satışlar nominal olarak

yüzde üç ve geçen yılın aynı dönemine

göre döviz kuru oranı ayarlanmış olarak

yüzde altı oranında arttı. Bosch Termoteknik

CEO’su Uwe Glock, “Zorlu koşullara

rağmen son 18 ayda Bosch Termoteknik

olarak mükemmel bir performans gösterdik.

Ham madde ve taşıma maliyetleri büyük

ölçüde arttı ve olumsuz döviz kuru etkileri

ile başa çıkmak zorunda kaldık. Tüm

bu zorluklara rağmen, 2017 yılında şirket

tarihinin bugüne kadarki en yüksek gelirini

elde ettik.”

Ürün bazında bu büyümeye ısı pompaları

ve duvar tipi cihazlar büyük katkı sağlarken,

piyasa bazında ise Avrupa’nın katkısı

büyük oldu. Bosch Termoteknik, ana satış

bölgesi Almanya’nın yanı sıra, Türkiye’de,

Orta ve Doğu Avrupa’nın ise hemen hemen

tüm bölgelerinde satışlarda güçlü bir

büyüme elde etti. Brexit’e ve buna bağlı

gerçekleşen negatif döviz etkilerine rağmen,

Bosch Termoteknik, İngiltere’de de

büyüme göstererek, 2018 yılının ilk yarısında

lokal para biriminde satışlarda yüzde

sekizlik bir artış elde etti. Glock, satışlardaki

artışla iligli görüşlerini “Yıllardır geleceğin

yenilikçi teknolojilerinin geliştirilmesine

yaptığımız sürekli olarak yatırımların karşılığını

alıyoruz. 2017 yılında, 172 milyon

Euro olan araştırma ve geliştirme bütçemiz

on yıl öncesine göre iki kat daha fazla” şeklinde

ifade etti. Bosch Termoteknik, satılan

415.000’den fazla bağlanabilir cihaz ile

konforu, enerji verimliliğini, operasyonel

emniyeti ve hizmet kalitesini önemli ölçüde

artıran akıllı ısıtma çözümlerinin lider

tedarikçilerinden biri konumundadır. 2015

yılında “DNA” adıyla piyasaya sürülen yeni

cihaz ailesi; bağlanabilirlik, modüler yapı

konsepti, kullanıcı dostu ve ayırt edici benzersiz

tasarımıyla fark yarattı ve bu yenilikçi

ürünlerimiz dünya çapında 30 ülkede

son tüketiciyle buluşmaktadır. Glock “Konutlara

sağladığımız hizmetlerle dünyada

pazar lideri olarak konumumuzu daha da

güçlendirdik ve ısıtma sektörü için yeni

standartlar belirledik” dedi.

Enerji aktarımında üç mega trend

Son on yılda Bosch Termoteknik bir ürün

tedarikçisi olmaktan çıkarak, uluslararası

HVAC (ısıtma, havalandırma, klima) sistemleri

tedarikçisi haline gelmiştir. Bosch

Termoteknik üç iş kolu olan “Konutlar için

ısıtma sistemleri ve enerji yönetimi”, “Sıcak

su üretimi” ve “Ticari ve endüstriyel ısıtma

ve iklimlendirme sistemleri” üzerine odaklanmaya

devam ediyor. Uwe Glock, Bosch

Termoteknik’in geleceğe yönelik hedeflerini:

“Amacımız bir dijital iklim ve enerji şirketi

olmak ve aynı zamanda satışlarda yılda en

az yüzde beş büyüme elde etmek” şeklinde

açıkladı. Bosch Termoteknik’i geleceğe

uyarlarken, ısıtma teknolojisi sektöründeki

üç büyük mega trend olan dekarbonizasyon,

dijitalleşme ve desantralizasyon odak

noktaları olmaya devam edecek. Diğer

gelecek planları hakkında ise Glock, “Konutlar

için komple sistem çözümleri, ticari

ve endüstriyel segmentteki projelerin genişletilmesi

ve hava temizleme gibi yeni

iş alanlarına adım atılması, önümüzdeki

yıllarda da gündemimizde olan konulardır”

açıklamasını yaptı. Bosch Termoteknik,

daha şimdiden bu üç mega trende uygun

bir çok yenilikçi ürün geliştirmiştir.

Bosch’un yeni entegre enerji yönetim

sistemi sayesinde akıllı ağ bağlantısı

Mart ayında SHK Essen ticaret fuarında

tanıtılan Bosch’un yeni enerji yönetim sistemi,

akıllı konut sakinlerini enerji bağımsızlığına

giden yolda destekliyor. Ev sahipleri,

her geçen gün daha çok ısı pompası

ve fotovoltaik sistemleri tercih ediyor. Bosch

Akıllı Ev uygulamasına entegre edilen

enerji yönetim sistemi sayesinde kullanıcılar,

mobil uygulama yardımıyla tüm verileri

görüntüleyebilecek ve diğer ev aletlerini

kolayca sisteme entegre edebilecek. Akıllı

ev kullanıcıları, dijital kontrol ve yenilenebilir

güneş enerjisi sistemi sayesinde elektrik

maliyetlerinden yüzde 80’e kadar tasarruf

edebiliyor.

Dijital çözümler gelecekte başarının

anahtarı olacak

Uwe Glock, “Dijital çözümler, ısıtma endüstrisinin

geleceğini şekillendirmede

başarının anahtarıdır. Öngörülebilir gelecekte,

gelirimizin büyük bir kısmını bağlanabilirlikten

elde edeceğiz. Hedefimiz, ağ

bağlantılı dünyaya giden yolda uzman şirketlere

güçlü iş ortakları olarak destek vermek.

Böylece iş ortaklarımız temel işlerine

odaklanarak son tüketiciye mümkün olan

en iyi hizmeti sunabilecekler” dedi.

Buderus ortaklarını Dijital Dönüşüme dahil ediyor

Buderus, sadakat kulübünde yer alan premium kategorisindeki* iş ortakları için kendi

kurumsal tasarımı ile website oluşturarak online dünyada yer almalarına katkı sağlıyor.

İklimlendirme sektörünün en iddialı sadakat

kulüplerinden biri olan Buderus

Star Club, üyelerine birbirinden farklı

avantajlar sunmaya devam ediyor.

Son olarak premium partnerlerinin dijital

dünyada da yer almalarına katkıda

bulunmak adına geliştirdiği website

projesi, Buderus tarafından hayata

geçirilmeye başladı. Proje kapsamında

premium partnerlerinin websiteleri,

Buderus kurumsal kimliğine uygun

olarak hazırlanıyor ve partnerlerin

yönetimine sunuluyor. Bu sayede iş

ortaklarını da dijital dönüşüme dahil

edecek olan Buderus, hazırlayacağı

websiteler ile online dünyadaki yetkinliğini

bir kez daha kanıtlayacak.

İş ortakları için hazırlanan websiteleri

sayesinde premium partnerler son

kullanıcı fiyatlarını buradan duyurabilecek

ve her türlü hizmet alanını gösterebilecek;

son kullanıcılar ise ürünler

hakkında detaylı bilgilere erişebilecek

ve iş ortağının bulunduğu bölgeye hizmet

veren Buderus Yetkili Servislerine

ulaşabilecek. Kullanıcı dostu olarak tasarlanan

sitede firma ile kolayca irtibata

geçebilmek için tek tuşla arama ve

mail atma fonksiyonları da bulunuyor.

*Premium kategori: Bu kategori, Buderus

sadakat portalı olan Buderus Star

Club’da en üst segmentte yer alan bayileri

temsil eder.

120

Yapı Malzeme Eylül 2018


Başkentin ilk ve tek marinası

Marina Towers

1974’ten bugüne, ürettiği her projede tecrübenin, güvenin ve ilklerin öncüsü olan Sinpaş,

bir projesini daha hayata geçirmenin gururunu yaşıyor. Sinpaş’ın sıra dışı fikirlerle

donatılmış, Türkiye’nin en iddialı karma yaşam projelerinden Marina Ankara hızla

yükselmeye devam ediyor.

Sinpaş, Marina Ankara ile Başkentlilere

özlemini duyduğu marina yaşamını ve

zengin sosyal donatıları sunarken, “kazanırken

kazandırma” hedefiyle, şehrin

merkezinde her gün değerlenen güzel

bir yaşama sahip olma fırsatı oluşturuyor.

Marina Ankara deniz şehirlerinin havasını

projenin her detayına taşıyarak ismiyle

müsemma bir yaşam tarzının müjdesini

veriyor. Sinpaş’ın yaşam başlayan birbirinden

özgün projeler zincirine Marina

Towers yepyeni bir halka olarak ekleniyor.

Mahmut Sefa Çelik: İşlerimiz 30 yıl

sonra bile değerlidir

Sinpaş Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut

Sefa Çelik, Marina Towers da hayatın

başlamasından mutluluk duyduklarını

belirterek, “Ankara’nın ilk ve tek marinasının

yer aldığı projemiz, sunduğu yaşamıyla

başkentin yeni simgelerinden ve

buluşma noktalarından biri olacak. Çelik,

müşterilerinin gözünde güven algısı

daima yüksek olan Sinpaş’ın yarım asra

yakın tecrübesi, ilkleri başlatma geleneği,

araştırmaya, bilgiye verdiği önem ve insan

kaynağına verdiği değerle ayrıştığını

söyledi. Sinpaş’ın 44 yıldır her koşulda

başarılı projeler ürettiğine dikkat çeken

Çelik, “Marina Towers da, diğer devam

eden tüm projelerimizi de yaparken her

şeyden önce işimize odaklanmaya dikkat

ettik. Projelerimizin 30 yıl sonra bile

değerli olması bizim için çok kıymetli. Bu

artılarımız müşteri memnuniyetini sağlayarak

Sinpaş markasını güçlendirdi.” diye

konuştu.

Marina Ankara neler sunuyor?

Marina Ankara’da tüm etaplar tamamlandığında

birbirinden eşsiz donatılarla dikkat

çekecek. Başkente yeni bir vizyon katan ve

Ankaralıları marina yaşamı ile tanıştıracak

olan Marina Ankara projesi tamamlandığında,

Çankaya Oran’ı yepyeni bir konsept

ile tanıştıracak. Ankara’nın ve Türkiye’nin

en iddialı karma yaşam projelerinden Marina

Ankara’nın sakinleri, Marina Ankara’nın

ismini aldığı marinasında, iskelelerden

küçük yelkenlilerle açılabilecek, kanolarla

kürek çekebilecek, kıyı teraslarında oturup

dinlenebilecek. Şelaleleri, kumsalları,

Tropik Adası, deniz feneri, çocuklar için

su kaydırağı, sis koyu, suyun üzerinden

uzanan ahşap köprü ve gölüyle öne çıkan

Kanyon bölgesi de projenin su alanlarıyla

iç içe sunduğu diğer ayrıcalıklı yaşam

alanları olarak öne çıkıyor. Marina Ankara’nın

Eymir Gölü’ne bakan cephesinde

Ankaralılara Eymir Gölü’nün yamacında

yaşama ayrıcalığı sunacak.

122

Yapı Malzeme Eylül 2018


Proje

Her ihtiyaca uygun farklı konut

seçenekleri

Toplamda 2590 konutun yer aldığı Çankaya

Oran’da yükselen Marina Ankara’da

yer almak için hala fırsat var. Marina

Ankara’da Marina yaşamını sunmak

için hemen teslim konut alternatiflerinin

yanı sıra ileri dönemde teslim edilecek

1+1’den 4+1’e kadar farklı konut tipleri de

yer alıyor.

Projede son dönemde çok tercih edilen

Marina Ankara Proje Künyesi:

Firma:

Sinpaş

Konum:

Çankaya - Oran / Ankara

Toplam Arazi: 125 bin m²

Toplam Konut: 2.590

Metrekare Aralığı: 69 - 450 m²

1+1’lerin yerine çok amaçlı kullanımlarıyla

fark yaratan buçuk odalı ekstra daireler

yer alıyor. Sinpaş’ın 1+1’den daha fazlasını

isteyenleri düşünerek tasarladığı

1,5+1 daireler beklentisi yüksek olanlar

için bir alternatif niteliğinde. “1+1+ çalışma

odası” veya bebek odası, giysi odası,

hobi odası, kütüphane, atölye, müzik,

spor odası gibi birçok farklı amaç için

düşünülmüş ekstra daireler kişiye özel

“mola alanı” sunarak rahatlık sağlıyor.

Büyük Kanyon ve Alplerin

ilhamıyla Ankara

Marina Ankara projesinin tüm etapları tamamlanınca,

Başkentlilere kentin merkezinde

nitelikli bir ev sunmanın yanı sıra,

onları ABD Büyük Kanyon, Kanada Toronto,

İskoçya Edinburgh ya da İsviçre Alpleri

gibi dünyanın en ünlü turizm merkezlerinde

benzerleri bulunan Snowland, Extreme-

Land, Skywalk gibi donatılarla tanıştıracak.

Projenin hemen yanında bulunan ve Türkiye’de

“ilk” olma özelliği taşıyan Skywalk

250 metre yüksekliğindeki cam platformu

ile ayakları yerden kesiyor ve gökyüzünde

benzersiz bir yürüme deneyimi yaşatıyor.

Marina Ankaralılar evlerinden tek şehir içi

kayak merkezi olan Snowland’e teleferikle

inebiliyor, yaz kış yılın 12 ayı kayak

yapabilme olanağı yakalayabiliyor. Marina

Ankaralılar dışında Başkentlilerin de

gözdesi olan Snowland’de her seviye için

güvenli kayak ve snowboard keyfi sürebilmek

mümkün. Metrelerce yükseklikteki ip

parkuruyla ekstrem spor meraklılarını cezbeden

ExtremeLand Türkiye’nin ilk ve tek

şeffaf tırmanma duvarının bulunduğu yer.

Her sabah eşsiz bir göl manzarasına uyanarak

güne başlamak ve her akşam güneşin

batışının huzuruna dalmak…

Başkentin oksijen deposu Eymir Gölü’nün

yanı başındaki Marina Ankara ile doğanın

da tadını çıkarmak mümkün. Marina

Ankaralılar her mevsim doğal güzellikleri

ve kartpostalları aratmayan muhteşem

manzarasıyla Başkent’e eşlik eden Eymir

Gölü’nün huzurunu yaşarken, yelkenden

kayağa, kumsal keyfinden teleferikle

gezintiye kadar projenin tüm benzersiz

özelliklerinden faydalanabilecek. Ayrıca

İmrahor Vadisi’ndeki yaklaşık 4 kilometrelik

parkurda bisiklet turları yapmak; koşu

ve yürüyüşlerle sağlık bulmak aktiviteler

dahilinde…

Yapı Malzeme Eylül 2018 123


Curio Collection by Hilton,

BESA Grup güvencesi ile Bodruma geliyor

Hilton, Türkiye’deki ilk Curio Collection resort otelini açmak üzere inşaat sektöründe

gerçekleştirdiği öncü projeleri ile yaklaşık yarım asırdır Başkent Ankara’ya ve Türkiye’ye

damgasını vuran BESA Grup ile anlaştı. Toplam 85 odalı otel, Bodrum’un Ege sahilindeki

en özel koylarından Küçükbük’te bulunan BESA Gruba ait The BO Viera yatırımının bir

parçası olacak.

Curio Collection by Hilton, Amerika ve

Avrupa başta olmak üzere dünyanın en

seçkin 18 destinasyonunda, her biri özenle

tasarlanmış 67 otelin yer aldığı özel bir

koleksiyondur. Bulunduğu lokasyonun

yerel dokularını benzersiz bir konfor ile

buluşturan Curio Collection by Hilton

markası Türkiye’de ilk kez “The BO Vue”

ile Bodrum’da yaşam bulacak. Özgün

yapısı içerisinde yaşattığı ince detaylarla

tasarlanmış mimarisi, yerel ve dünya

mutfağından sunduğu özel lezzetleri ve

üst düzey misafirperverliği ile “The BO

Vue”, Bodrum’un “en”lerine aday olmaya

hazırlanıyor.

The BO Vue’in tamamıyla entegre olacağı

The BO Viera, villa ve rezidanslardan

oluşan 330 yaşam ünitesi ile misafirlerine

özel plaj, spor merkezi, spa ve diğer

tesislerden yararlanma olanağı sunuyor.

Otelin 2021 yılında ilk misafirlerini ağırlaması

bekleniyor.

İstanbul’da düzenlenen imza töreninde

BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı

Salih Bezci, BESA Grup Yönetim Kurulu

Üyesi Efe Bezci, Hilton MENA (Orta

Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye) İş Geliştirme

Başkan Yardımcısı Carlos Khneisser

ve Hilton Türkiye İş Geliştirme Direktörü

Nida Sözügeçer ve Hilton Orta Doğu,

Kuzey Afrika ve Türkiye Başkanı Rudi Jagersbacher

“The BO Vue” ile ilgili bilgi

verdiler. BESA Grup Turizm Koordinatörü

Yunus Gürkan da imza törenine katıldı.

Hilton MENA bölgesi (Orta Doğu, Kuzey

Afrika ve Türkiye) İş Geliştirme Başkan

Yardımcısı Carlos Khneisser, İstanbul’daki

imza töreni sırasında şunları söyledi:

“Curio Collection, yatırımcıların lüks oteller

için özgün konseptler geliştirmesine

ve Hilton sistemimize entegre etmesine

imkan veriyor. Türkiye’nin St. Tropez’i

diye anılan Bodrum, seçkin otellere, restoranlara

ve beach club’lara ev sahipliği

yapıyor. Farklı bir konaklama deneyimi

tasarlamayı ve geliştirmeyi taahhüt eden

yatırımcıyla birlikte çalışıyor, misafirlerin

sürekli gelişen bu gözde destinasyonda

en iyi deneyimi yaşamasını amaçlıyoruz.”

BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı

Salih Bezci, “Türkiye’deki ilk Curio Collection

Oteli’nin açılışı bizim için çok heyecan

verici bir dönüm noktası” derken

şöyle devam etti: “The BO Viera projesi

126

Yapı Malzeme Eylül 2018


Proje

ile büyük bir hayalimizi gerçekleştirmiştik.

Şimdi, dünyanın da en önemli tatil destinasyonları

arasında yer alan Bodrum’un

değerine değer katacak “The BO Vue”,

Türkiye’de ilk kez hayata geçiriyor. “The

BO Vue”, gerçek bir unutulmaz konaklama

deneyimi arayan meraklı gezginlerin

Bodrum’daki vazgeçilmez adresi olacağından

eminim. Değerli Hilton yöneticilerine,

bu lüks markayı Türkiye’ye getirmek

için BESA Grup’u tercih ettiklerinden

dolayı teşekkür ederim. Alanlarında uzmanlaşmış

iki grubun, Bodrum’un daha

da gelişmesi için güçlerini birleştirecek

olmasından mutluluk duyuyorum.”

BESA Grup Yönetim Kurulu Üyesi

Efe Bezci,” Hilton marka ve

standartlarının korunacağı

“The BO Vue” otelimiz ile Curio Collection

by Hilton’un, sahip olduğu elit konseptle

gerek Bodrum’a gerek turizm sektörümüze

çok değerli katkılarda bulunacağına

inanıyorum. Hilton’un Türkiye’ye ilk kez

verdiği markası Curio Collection by Hilton

için BESA Grup yatırımını ve güvencesini

seçmesinden onur duyuyoruz. “The

BO Vue”, Bodrum’un seçkin ve elegant

bir adresi olarak vazgeçilmez bir deneyim

olacak. Geleceğe atılan temellerin

sağlamlığını gösteren bu iş birliğinin ülkemiz

için hayırlı olmasını diliyorum.”

CURIO Collection by Hilton,

Bodrum ve Türkiye’de yeni

keşiflere imza atıyor

Yeni yatırım, halen faaliyette veya yapım

veya proje aşamasında olan 100’den

fazla tesise sahip Curio

markasının büyüyen küresel

portföyüne eklenecek.

Markanın Türkiye’ye

yatırım planlarında İstanbul’daki

Rumeli Han ve

Armand olmak üzere iki

tesis daha yer alıyor.

Her biri özenle seçilmiş,

taklit edilemeyecek farklı

özelliklerde olan ve meraklı

olanlara ödül niteliğindeki

simge haline

gelmiş otellerin yer aldığı

CURIO Collection by

Hilton markası, dünyada

belirli lokasyonlarda bulunuyor.

Bulundukları lokasyondaki

dokunun birer

parçası olan CURIO Collection

by Hilton otelleri,

şehirlerin ruhunu yansıtan,

tam anlamıyla yerel

mekânlar olarak göze çarpıyor.

Otel, Ege Denizi kıyısındaki

Küçükbük’te 1,2

kilometre uzunluğunda

kesintisiz bir sahilde konumlanacak.

Bodrum havaalanından

arabayla bir saatten daha kısa sürede

ulaşılabilecek olan otel, bu eşsiz koyu

şehir merkezine bağlayan ana yollara da

kolay erişim avantajına sahip.

85 odalı ve 180 yatak kapasiteli olarak

planlanan The BO Vue’da, odaların çoğunun

önünde havuz bulunurken, tümü

deniz manzaralı olacak.

150 metrelik büyüleyici bir sahile sahip

olan “The BO Vue”, benzersiz mutfak

deneyimi ile de elit ve sofistike bir tatili

tercih edenlerin gözdesi olmaya aday.

Ana restoranın yanı sıra, ala carte restoran

da konukların en taze malzemelerle

hazırlanmış, Ege mutfağından çıkan yemeklerin

tadını çıkarmaları için planlandı.

Ayrıca, Café BO ‘Bar, besleyici yemek

seçeneklerinin yanı sıra en kaliteli şarap

ve kokteyl seçenekleriyle konuklarını gerçekten

sakin bir ortama davet edecek.

“The BO Vue”, büyük led ekranları kablosuz

video projektörü ve Wi-Fi dahil olmak

üzere en son teknolojiye sahip toplantı

salonu ile küçük toplantılar için ideal bir

ortam sunacak.

Otelde, egzersiz yapmak isteyenler için

yüksek teknoloji ile donatılmış bir spor

salonu da yer alacak.

Dünya standartlarında spa hizmeti ile de

The BO Vue, Bodrum’un en gözde otelleri

arasında olmaya aday.

Yapı Malzeme Eylül 2018 127


“Yaşama ekstra

konfor,

kolaylık ve keyif katan

pek çok unsuru bir

arada sağlıyoruz”

“Şiltaş Yapı olarak

Türkiye ekonomisinin

lokomotifi inşaat sektörüne

katkı sağlamak için

yatırımlarımıza devam

ediyoruz. Siltaş Marina dahil

olmak üzere 2020’ye kadar

3 yeni proje daha hayata

geçirmeyi planlıyoruz.”

‘Kente değer katan yapılar’ misyonuyla

yaklaşık 20 yıldır faaliyetlerini sürdüren

Siltaş Yapı, insan odaklı yaşam alanlarını

gerçekleştirmeye devam ediyor. Siltaş

Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Murat Özdemir ile gerçekleştirdiğimiz röportaj

çalışmamızda ‘Siltaş Marine Projesi’ni

ve kendi geliştirdikleri ‘LifeX Konsepti’

üzerine konuşmaya çalıştık.

Öncelikle kısa tarihçenizle birlikte

faaliyetlerinizden bahseder

misiniz?

Tekstil sektöründe hem üretim hem de mağazacılık

tarafında 40 yıllık geçmişin üzerine

2011 yılından itibaren inşaat sektörüne

yoğunlaşmaya başladık. Bugüne kadar

ağırlıklı olarak Pendik, Kartal, Maltepe aksında

iş merkezleri ve Siltaş Nova Park,

Siltaş Mavi Park, Siltaş Teras Park, Siltaş

Safir Park ve Siltaş Flora Park gibi yeni nesil

konut projeleri inşa ettik. Arsa geliştirmeden

projelendirmeye, üretimden teslime

ve satış sonrası hizmetlere kadar her alanda

çok hızlı aksiyon alan bir şirketiz. Projelerimiz

kapsamında beyan ettiğimiz her

unsuru en ince ayrıntısına kadar eksiksiz

olarak zamanında yerine getiriyoruz. Proje

geliştirdiğimiz bölgeleri derinlemesine

analiz ederek bölgenin ve hedef kitlemizin

ihtiyaç ve taleplerine uygun nitelikte, ileri

inşaat teknolojisi ile yüksek kalitede yenilikçi

projeler üretiyoruz. İnşaat sektöründe

güvene dayalı ilişkiler geliştirmiş bir şirket

olarak satışı kısa sürede tamamlanan ve

prim potansiyeli yüksek projelere imza atıyoruz.

Siltaş Marina projeniz ve diğer

projelerden ayrışan özellikleri

hakkında bilgi verir misiniz?

İstanbul’un en hızlı büyüyen ve gelişen

merkezlerinden biri olan Pendik’in sahil

şeridinde marinanın tam karşısında yükselen

“Adalara karşı, bulutlara komşu” Siltaş

Marina projemiz, toplam 8 bin metrekare

üzerinde 20 katlı iki bloktan oluşuyor.

Projemizde 2+1’den 4+1’e kadar çeşitli

büyüklük ve özellikte 200 konut, 4 ticari

ünite ve sosyal yaşam alanları bulunuyor.

52 adet açık ve kapalı mutfak alternatifleri

bulunan 2+1 dairenin yer aldığı projemizde

140 adet 3+1 ve 8 adet 4+1 daire mevcut.

Bir kentsel dönüşüm projesi olarak hayata

geçirdiğimiz Siltaş Marina’da, yıktığımız 7

blok yerine sadece 2 blok inşa ediyoruz ve

projemizin yüzde 70’ini sosyal donatı ve

peyzaj alanlarına ayırıyoruz. Ayrıca Siltaş

Marina’da ilk kez hayata geçireceğimiz

“LifeX Konsepti’’ ile farklılaşıyoruz. Bu konsept

ile standart sosyal donatılardan farklı

olarak yaşama ekstra konfor, kolaylık ve

keyif katan pek çok unsuru bir arada sağlıyoruz.

Siltaş Marina’yı farklı kılan bir diğer

nokta ise özel mimarisi sayesinde projede

yer alan konutların tamamının deniz manzaralı

olması.

LifeX Konsepti hakkında detaylı

bilgi verebilir misiniz?

Siltaş Yapı olarak Siltaş Marina’da ilk kez

hayata geçireceğimiz LifeX Konsepti ile

sadece bir ev değil, komple bir yaşam

alanı vadediyoruz. Bu konseptimizi gelecek

tüm projelerde bölgenin ihtiyaçları

ve beklentiler doğrultusunda daha da

zenginleştirerek uygulamayı planlıyoruz.

LifeX Konsepti içinde; proje sakinlerinin

evlerine gelen misafirlerini beş yıldızlı otel

konforunda ağırlayabilecekleri misafir süiti,

ebeveynlerin çocuklarını güvenle emanet

edebileceği kreş, yüksek ses yalıtımı

sayesinde çevreye rahatsızlık vermeden

istenilen enstrümanın çalınabileceği ve

eğitim alınabilecek müzik odası, proje sakinlerinin

aileleri ve arkadaşlarıyla geniş

ekranda film ve maç izleyebilecekleri ya

da konsolda oyun oynayabilecekleri cep

sineması bulunuyor. Akıllı ev sistemi altyapısının

da bulunacağı projemizde; yeşil

128

Yapı Malzeme Eylül 2018


Proje

enerjiyle çalışan elektrikli araçlar için e-şarj

istasyonu, kitap ve kahve keyfini bir arada

sunan cafe kütüphane, dört mevsim yüzme

imkanı bulunan yüzme havuzu, fitness

salonu ve sauna da yer alıyor. Yürüyüş ve

bisiklet parkuru, çocuk parkı ve basketbol

sahasının yanı sıra proje sakinlerinin temel

ihtiyaçlarına cevap vermesi hedeflenen ticari

üniteler de mevcut.

Projenizin konut sahibi olacaklar

açısından başlıca tercih sebepleri

nelerdir?

Tüm ulaşım alternatiflerinin kesişim noktasında

bulunan Siltaş Marina, konumu

açısından konut sahibi olmak isteyenlerin

başlıca tercihleri arasında yer alıyor. Projemiz

Pendik sahile 1,5 dakika, Pendik Marina’ya

2 dakika, metroya 3 dakika, yüksek

hızlı trene ve İDO Pendik Terminali’ne 5

dakika, Sabiha Gökçen Havalimanı’na 13

dakika ve üçüncü köprü bağlantı yoluna

17 dakika mesafede konumlanıyor. Deniz

taksi ve deniz otobüsüyle ulaşım imkanı

sayesinde zamandan tasarruf sağlayan

projemiz, teknesi ve yatı olanlar için de

eşine az rastlanır bir konfor sunuyor. Yakın

zamanda teknoloji ve inovasyon konusunda

Türkiye’nin Silikon Vadisi olmaya hazırlanan

Teknopark’a 15 dakika mesafede

bulunan Siltaş Marina; birçok AVM, eğitim

kurumu, kamu kurumu ve hastanenin yanı

başında yer alıyor.

Yüksek ağaçlarla ferahlık hissi oluşturan

peyzaj düzenlemesi ile insana ve doğaya

dost bir proje olarak tasarlanan Siltaş Marina’da

başta çocuklar olmak üzere proje

sakinlerinin rahatı ve güvenliği için site içi

araç trafiğine izin vermeyen kapalı otopark

yer alıyor. Ambulansın girebildiği otoparka

ek olarak bloklarda sedye taşınabilen

asansörler de mevcut. Adalar manzaralı

balkonları ve terasları ile doyulmaz seyir

keyfi sunan Siltaş Marina, 7/24 güvenlik

hizmeti ve kapalı devre kamera sistemiyle

korunacak. Projemiz yüksek deprem standartları

ve deprem yönetmeliğine uygun

olarak radye temel ve betonarme karkas

sistemi ile inşa ediliyor.

Pendik bölgesinin avantajları

konusunda bilgi verebilir misiniz?

Son yıllarda İstanbul’un en hızlı büyüyen

ve gelişen merkezlerinden biri olan Pendik,

hem yerli hem de yabancı gayrimenkul

yatırımcılarının yeni gözdesi haline geldi.

Kentsel dönüşüm çalışmalarıyla hızla yenilenen

Pendik, nüfusu ve yüzölçümü ile

Murat Özdemir / Siltaş Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

İstanbul’un en büyük ilçeleri arasında yer

alıyor. Endeksa verilerine baktığımızda ise

Pendik’te son 5 yılda fiyat artışının yaklaşık

yüzde 77 seviyesinde olduğunu görüyoruz.

Zengin ulaşım ağı ile Pendik, sahil

şeridine sahip oluşu ve sunduğu yüksek

standartlarda yaşam kalitesi ile İstanbul

gibi kalabalık ve trafik sıkıntısının yoğun

olduğu bir şehirde yaşamı kolaylaştırıyor.

Elit ve kaliteli bir yaşam merkezi olan Pendik

geniş yeşil alanların yanı sıra İstanbul’un

en büyük su kaynaklarından biri olarak

bilinen Ömerli Barajı’nı da bünyesinde

barındırıyor.

Gelecek dönem hedeflerinizden

bahsedebilir misiniz?

Şiltaş Yapı olarak Türkiye ekonomisinin

lokomotifi inşaat sektörüne katkı sağlamak

için yatırımlarımıza devam ediyoruz.

Siltaş Marina dahil olmak üzere 2020’ye

kadar 3 yeni proje daha hayata geçirmeyi

planlıyoruz. Siltaş Marina’nın ardından

Sancaktepe ve Kartal’da başlayacağımız

projelerimiz bulunuyor. Bu projelerle birlikte

bugüne kadar inşaat sektöründe 7 yılda

gerçekleştirdiğimiz yatırım tutarı kadar

yeni yatırımı, şimdi 2 yıl içinde gerçekleştirmeyi

hedefliyoruz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 129


“Sadece yerli yatırımcıların değil

yabancı yatırımcıların da dikkatini çekiyoruz”

“Başkent’in kaliteli, huzurlu ve aile yaşantısının huzurla devam edeceği bir alana ihtiyacı

vardı biz onu hayata geçirdik. Merkezine insanı koyduğumuz bir projeyi hayata geçirmeyi

hedefleyerek; bu doğrultuda ilerlemek bizlere ayrıcalık sağladı. Duru Beytepe’nin

lokasyonu da bu noktada ön plana çıkan bir diğer husus oldu.”

2009 kurulan Safe Grup, finansal güç ve

sahip olduğu geniş vizyon ile ulusal ve

uluslararası pazarda çok sayıda projeye

imza atmış durumda. Son dönemde Duru

Beytepe Projesi ile tekrar kendinden söz

ettiren Safe Grup, faaliyetlerini vizyoner

anlayışı ile sürdürmekte. Duru Beytepe

/ Tona Yapı ve Safe İnşaat Ortaklığı İcra

Kurulu Başkanı İlhan Erdal ile genel faaliyetler

ve yeni projeleri üzerine konuştuk.

Öncelikle kendinizden ve

ofisinizin kısa tarihçesiyle birlikte

faaliyetlerinizden bahseder

misiniz?

1969 yılı Ankara Kahramankazan doğumluyum.

Genç yaşta girdiğim ticaret

hayatına Rüzgârlı sokakta tesisat malzemeleri

satan arkadaşımın yanında pazarlamacı

olarak başladım. 1996 yılında Erel

Concept’i kurdum. Bugün inşaat, enerji

ve AVM yatırımları ile ticari hayatımıza

devam etmekteyiz. MÜSİAD (Müstakil

Sanayi ve İşadamları Derneği) Ankara

Yönetim Kurulu üyeliği ve Başkan Yardımcılığından

sonra halen MÜSİAD Ankara

başkanlığı görevini yürütmekteyim.

Aynı zamanda, da DEİK (Dış Ekonomik

İlişkiler Kurulu) Türkiye – Endonezya İş

Konseyi Başkanıyım. Tona Yapı A.Ş. ve

Safe İnşaat A.Ş. Ortaklığı İcra Kurulu

Başkanlığını yürütüyorum. Duru Beytepe

de, inşaat sektörünün tecrübeli firmalarındanTona

Yapı A.Ş. ve Safe İnşaat A.Ş.

Ortaklığı ile hayata geçirilen bir proje. Ankara

merkezli olarak 2016 yılında kurulan

Tona Yapı, Türkiye’de ve Dünya’da yenilikçi,

özgün, çevreci ve akıllı yapı uygulamalarını

projelerine taşımayı amaçlıyor.

Güçlü ortaklık yapısı ve finansal gücüyle

yaşanabilir sosyal alanlar inşa etmeyi hedefleyen

Tona Yapı, tecrübeli ekibi, inşaat

sektöründe dünyadaki en yeni ve güncel

gelişmeleri yakından takip eden bakış

açısıyla paydaşlarının geleceğini şekillendirmeyi

hedefliyor. Türkiye’nin güçlü

markalarıyla çözüm ortaklığı ve işbirliği

yaparak projelerine değer katan Tona

Yapı, Duru Beytepe Projesi ile Ankara’ya

merhaba diyor. Ankara’da faaliyet gösteren

ve 19 etkin iş adamının, 2009 yılında

kurduğu SAFE GRUP İNŞ.TAAH.SAN ve

TİC.A.Ş ise; Çankaya’da hayata geçen

Safe Park Konutları ve Podium Alışveriş

Merkezi projelerindeki deneyimini Tona

Yapı ile girdiği ortaklık ile Ankara Duru

130

Yapı Malzeme Eylül 2018


Proje

İlhan Erdal

Duru Beytepe / Tona Yapı ve Safe İnşaat Ortaklığı İcra Kurulu Başkanı

Beytepe projesinde harmanlıyor. Modern

yaşamın doğa ile birleştiği ve “Bizim Mahallenin

Çocukları” mottosuyla yola çıkılan

projemizde özlenilen duyguları yeniden

yaşatmayı amaçlıyoruz.

‘Duru Beytepe Projesi’ hakkında

biraz bilgi verir misiniz?

Projenizin diğer projelerden

ayrışan özellikleri neler? Biraz

bahseder misiniz?

Başkent’in gözde yerleşim yerlerinden

Beytepe’de hayata geçirilen Duru Beytepe,

kaliteli yaşamın anahtarını sunuyor.

Toplamda 47.276 m2’lik arazi üzerine kurulan

ve 484 daireden oluşan proje, bünyesinde

barındırdığı çocuk oyun alanları,

sosyal yaşam alanları ve sağlıklı yaşam

alanları ile fark yaratıyor. 484 konuttan

oluşan Duru Beytepe, arazi büyüklüğünün

yüzde 84’lük kısmının yeşil alan ve

peyzaj alanlarına ayrılıyor. 2+1’den 5+1’e

kadar sunmuş olduğumuz konut seçeneklerimiz

ile vatandaşlarımıza kaliteli bir

yaşam sunuyoruz. Projede yer alan Çocuk

Oyun Alanları, Ağaç Ev, Güneş Meydanı,

Satranç Meydanı, Çocuk Plajı, Evcil

Hayvan Bahçesi ve Kuş Evleri, Meyve

Bahçeleri, Su Parkuru, Adrenalin ve Denge

Parkuru ile çocuklarımıza doğal oyun

alanları sunuyoruz. Siesta Köşesi ile ise;

hem çocuklara hem de ailelere doğanın

içinde dinlenebilecekleri alanlar oluşturuyoruz.

Projede yer alan sosyal donatı

alanlarının dışında planlanan kütüphane

ve etüt merkezi çocukların bireysel

yeteneklerini geliştirebilmesine imkân

sağlamayı hedefliyoruz. Yazlık Sinema

ile nostalji rüzgarını yakalarken, Organik

Hobi Bahçesi, Terapi Bahçeleri, Aromatik

Bahçeler, Çim Amfi, Hobi Bahçesi alanlarında

ise keyifle vakit geçirebileceğiniz

alanlar oluşturduk. Bu alanları planlarken

aynı zamanda evinize gelecek olan

misafirlerinizi keyifle ağırlayabileceğiniz,

toplantı odalarını ve davet salonlarını

da unutmadık. Yüzme havuzu, masa tenisi

salonu, fitness center, spa merkezi

ve açık hava spor alanları kalabalıktan

uzakta kendisine zaman ayırmak isteyenleri

keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Beytepe,

aynı zamanda Ankara’nın gelişen

lokasyonlarından olduğu için de yatırım

değerini katlıyor. Yukarıda sunmuş olduğumuz

imkanlar doğrultusunda sadece

yerli yatırımcıların değil aynı zamanda da

yabancı yatırımcılarında dikkatini çekiyoruz.

Özellikle yurt dışından gelerek satış

ofisimizi ziyaret eden ve Duru Beytepe

ile yakından ilgilenen birçok kişi oluyor.

Geride bıraktığımız yılı bu etkenler dâhilinde

değerlendirdiğimizde çok başarılı

bir satış grafiği yakaladığımızı söylemek

yanlış olmaz. Peyzaj alanının büyüklüğü

ve fonksiyonları ile Ankara’da eşine

zor rastlanan bir yaşam alanı sunuyor

olmamız Duru Beytepe’nin farklı yanıdır.

Başkent’in kaliteli, huzurlu ve aile yaşantısının

huzurla devam edeceği bir alana

ihtiyacı vardı biz onu hayata geçirdik.

Merkezine insanı koyduğumuz bir projeyi

hayata geçirmeyi hedefleyerek; bu doğrultuda

ilerlemek bizlere ayrıcalık sağladı.

Duru Beytepe’nin lokasyonu da bu noktada

ön plana çıkan bir diğer husus oldu.

Projenizin konut sahibi olacaklar

açısından başlıca tercih sebepleri

nelerdir?

Duru Beytepe projesi, sunacağı sosyal

alanlar ile kaliteli yaşamın kapılarını aralayacak.

Sağlıklı yaşama önem verenler

için özel olarak tasarlanan doğa alanları

ile spor yapmak yaşamınıza huzur katacak.

Projede hayata geçecek olan; saha

spor alanları ile dilediğiniz sporu yaparken,

yürüyüş, koşu ve bisiklet yolları ile

yeşile ve oksijene doyacaksınız. Projede

sunulan yetişkin açık hava spor alanları,

yüzme havuzu, masa tenisi salonu, Fitness

center, spa merkezi alanlarıyla ise;

evinizden uzaklaşmadan spor yapma imkânı

bulacaksınız. Siesta Köşesi ile ise;

hem çocuklara hem de ailelere doğanın

içinde dinlenebilecekleri alanlar oluşturuyoruz.

Projede yer alan sosyal donatı

alanlarının dışında planlanan kütüphane

ve etüt merkezi çocukların bireysel yeteneklerini

geliştirebilmesine imkân sağlamayı

hedefliyoruz. Projemizde film tutkunlarını

da unutmadık. Yazlık Sinema

ile nostalji rüzgarını yakalarken, Organik

Hobi Bahçesi, Terapi Bahçeleri, Aromatik

Bahçeler, Çim Amfi, Hobi Bahçesi alanlarında

ise keyifle vakit geçirebileceğiniz

alanlar oluşturduk. Bu alanları planlarken

aynı zamanda evinize gelecek olan

misafirlerinizi keyifle ağırlayabileceğiniz,

toplantı odalarını ve davet salonlarını da

ekledik.

Bu projenin çevresine ve şehir

yaşamına etkileri sizce nasıl

olacak?

Duru Beytepe’nin ekonomik olarak ve

Ankara’ya olan katkısından bahsedecek

olursak; bölge olarak kavşak noktasında

yer alıyoruz. Bulunduğumuz bölgede

kentsel dönüşüm çerçevesinde bu noktalarda

düzenlemeye gidildi. Artık günümüz

koşuluna batığımızda herkes Duru Beytepe’nin

önü, Duru Beytepe’nin yanı diye

adres tarif etmeye başladı. Bu noktada

da mihenk taşı olduğumuzu düşünüyoruz.

Hem bölgeye hem de hayata geçirmiş

olduğumuz konsept anlamında sektöre

yeni bir soluk getirmiş olduğumuzun

kanaatindeyiz.

Şehir planlamacılığı hakkındaki

görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Ülkemizde böyle bir şey niçin

mümkün olmuyor?

Geçmiş zamanlarda yapılan ve planlamacılık

anlamında ne yazık ki eksikliklerin

yaşandığı durumlar günümüze kadar

sirayet etti. Son zamanlarda Çevre

ve Şehircilik Bakanlığı’nın atmış olduğu

adımlar ve belediyeler tarafından hayata

geçirilen düzenlemeler ile kısmi olarak

kentsel anlamda düzenlemelerin hayata

geçtiğini görüyoruz. Özellikle Ankara’nın

yeni yeni yapılaşmaya başlayan Beytepe

gibi lokasyonlarında düzenli bir planalama

yürütülüyor. Önemli olan yapılan bazı

yanlışlardan ders çıkarmaktır. Çukurambar

bölgesinde yapılan düzensiz planlama

diğer lokasyonlara örnek olmalıdır.

Şehrin merkezindeki kentsel dönüşüm

çalışmaları şehrin gelişmesi için bir an

önce yapılmalıdır.

Yapılacak olan çalışmalar sayesinde şehir

merkezi yeni bir çehreye kavuşurken

aynı zamanda da dar gelirlinin de konut

ihtiyacı kolay bir şekilde karşılanabilecek

duruma gelecektir. Bu da iki taraflı kazanç

olacaktır.

Yapı Malzeme Eylül 2018 131


Tabanlioglu Mimarlık

Londra Tasarım Bienali’nde Türkiye’yi temsil ediyor

Mimari

Türkiye’nin uluslararası mimarlık ofisi

Tabanlıoğlu Mimarlık, ‘housEmotion’ ile

yeniden Londra’da sanatseverlerle buluşacak.

Tabanlıoğlu, T.C. Kültür ve Turizm

Bakanlığı ve T.C. Londra Büyükelçiliği

ve’nce desteklenen “housEmotion” enstalasyonu

ile 4-23 Eylül tarihleri arasında

düzenlenecek 2018 Londra Tasarım Bienali’nde

Türkiye’yi temsil edecek.

Tabanlıoğlu, enstalasyonları

ile son dört yılda üçüncü kez

Londra’da

Tabanlıoğlu, kültür sanat dünyasının en

önemli küresel merkezlerinden Londra’da

son üç yılda iki kez daha enstelasyonlarını

sergilemişti. Londra Tasarım Festivali

kapsamında; 2015 yılında Tabanlıoğlu-Arik

Levy işbirliğinde, farklı disiplinleri, farklı

yaratıcılıkları, farklı malzemeleri biraraya

getiren “Geçiş, Sıcak/Islak” başlıklı enstalasyonla

Somerset House’da yer alan

Tabanlıoğlu, 2016 yılında ise Sabahattin

Ali’nin ‘Kürk Mantolu Madonna’ romanına

atıfla “Beloved” isimli enstalasyonunu

Victoria & Albert Müzesi’nde sergilemişti.

Mimarlık ve tasarım yaklaşımını son yıllarda

düzenli olarak katıldığı tasarım,

kültür sanat etkinlikleriyle de uluslararası

platformlara taşıyan Tabanlıoğlu, bu yılın

Bienal teması olan “Duygusal Durumlar”

başlığına mimari aracılığıyla bir karşılık

veriyor.

İkincisi düzenlenen Londra

TasarımBienali’ne 40’dan fazla

ülke katılıyor

İlki 2016’da gerçekleşen Londra Tasarım

Bienali’nin büyük başarısının ardından bu

yıl 4-23 Eylül tarihleri arasında ikincisi düzenlenen

bu prestijli küresel buluşmada;

Fransa, Almanya, Hong Kong, Hindistan,

İngiltere, ABD ve Türkiye dahil olmak

üzere 40’tan fazla ülke ve bölgeden tasarımcının

eserleri sergileniyor.

Küresel kültür ajandasında dikkat çekici

bir konum kazanan Londra Tasarım Bienali;

tasarımın evrensel gücünü kutlamak,

kolektif geleceğimizde tasarımın rolünü

irdelemek üzere, yenilikçi ve kültürel

yapılanmaları ile dünyanın en heyecan

verici, iddialı tasarımcılarını Somerset

House’da izleyicilerle bir araya getiriyor.

İnsan yaşamları, deneyimleri, varlık ve

duygu durumlarına dair meseleleri dile

getirilecek

Bienalin bu yılkı “Duygusal Durumlar” temasına

karşılık veren, inovasyon, yaratıcılık

ve araştırma odaklı, dünyanın çeşitli

ülkelerini temsil eden çağdaş tasarım çalışmaları,

Eylül ayında 20 gün boyunca

Somerset House’un iç ve dış mekanlarının

tamamında sergileniyor.

Tasarım disiplinleri arasında zihin açıcı

tartışmaları teşvik etmek amacıyla

seçilen “Duygusal Durumlar” temasıyla

kurgulanan enstelasyonların, insan yaşamlarına,

deneyimlere, varlık ve duygu

durumlarına dair meseleleri dile getirlmesi

amaçlanıyor.

‘Zamanın Ötesinde Tasarım Kâşifleri #6’ etkinliğinde

Geberit’in bu yılki konuğu Edoardo Tresoldi

Uzay zaman boyutunu aşmak ve sanatla

dünya arasında görsel bir diyalog oluşturmak

için transparan tel örgü yüzeyler

ve endüstriyel malzemeler kullandığı

tasarımlarını hayata geçiren Edoardo

Tresoldi, Geberit’in davetlisi olarak

İstanbul’a geliyor. Sanatında alan ve

alan boyutunu aşmak için şeffaflıkla

oynayan ve sanat ile yeryüzü arasında

fiziksel sınırlamaları ortadan kaldıran

Tresoldi, 9 Ekim Salı İTÜ Maçka

Kampüsünde, mimarlar, mimarlık öğrencileri,

mühendisler ve tasarımcılarla

bir araya gelmeye hazırlanıyor.

İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit, bu

yıl Arkitera Mimarlık Merkezi iş birliğiyle

gerçekleştirdiği ‘Zamanın Ötesinde

Tasarım Kâşifleri’ etkinliğine kaldığı

yerden devam ediyor. 9 Ekim Salı günü

Edoardo Tresoldi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maçka

kampüsünde 6’ıncısı düzenlenecek

etkinliğin bu yılki konuğu ise çağdaş

sanatın dünya çapındaki en önemli

temsilcilerinden biri olan Edoardo

Tresoldi.

9 Ekim Salı günü İstanbul Teknik

Üniversitesi (İTÜ) Maçka kampüsünde

tasarımcı ve mimarlar ile bir

araya gelecek olan Edoardo Tresoldi,

konferansta; “Yokluk Maddesinden

Metafizik Harabeye” konulu bir

konuşma yapacak.

Konuşmasının ardından Tresoldi,

merak edilen sorulara da yanıt verecek.

132

Yapı Malzeme Eylül 2018


Mimari

Ferko Line

German Design Award

2019’a aday

VİVA Architects, modern çağın koşulları ile gelişen lüks

kavramını iş dünyasıyla buluşturan Ferko’nun Kağıthane’de

yükselen projesi Ferko Line ile ‘Architecture Excellent

Design’ kategorisinde German Design Award’a aday

gösterildi.

VİVA Architects, tasarladığı Ferko Line

projesi ile 8 Şubat 2019’da Frankfurt’ta

gerçekleştirilecek German Design

Award’a ‘Architecture Excellent Design’

kategorisinde aday olarak davet edildi.

1953 yılında Alman Parlamentosu tarafından

kurulan ve tasarımda iletişim ve

bilgi transferi alanlarında dünyanın önde

gelen uzmanlık merkezlerinden biri olan

Alman Tasarım Konseyi’nin, benzersiz

tasarımları ödüllendirdiği German Design

Award, tasarım dünyasının en prestijli

ödülleri arasında yer alıyor.

German Design Award’un en büyük

özelliklerinden biri de değerlendirmeye

alınan ürünlerin başvuru sistemiyle değil,

uluslararası bağımsız jüri tarafından

belirleniyor olması. VİVA Architects,

geçtiğimiz yıl da

Ferko Line projesi

ile Office Development

ve Mixed

Use Architecture

kategorilerinde

ödüle layık görülmüştü.

Kağıthane’nin

en prestijli projesi olarak iş hayatının

profesyonellerini ağırlamaya hazırlanan

Ferko Line, 105 bin metrekare toplam

inşaat alanında 4 bloktan oluşuyor.

Bünyesinde 192 ofis, 38 adet ticari alan

ve 173 oda kapasiteli Four Points by

Sheraton Oteli’ni bulunduran Ferko Line,

ortak teras ve yeşil alanları, restoran ve

dünyaca ünlü markaların yer aldığı ticari

bölümleri, fitness center ve hobi alanları

ile iş yaşamının yoğun temposunda

çalışanlara nefes aldırarak bölgede ‘yeni

nesil ofis’ dönemini başlatacak.

134

Yapı Malzeme Eylül 2018


PDG Mimarlar’dan Tarihi ve Kültürel

Kimliğe Vurgu Yapan Tasarım:

Hatay Dinler ve Medeniyetler Projesi

İstanbul ve Houston (ABD) kentlerindeki ofislerinde yer alan profesyonel kadrolarıyla ulusal

ve uluslararası ölçekte nitelikli projelere imza atan PDG Mimarlar tarafından tasarlanan

Hatay Dinler ve Medeniyetler Projesi’nde, kentin sahip olduğu potansiyellere vurgu

yapılarak, Hatay’ın farklı dinlere mekan olmuş kültürel kimliğini ön plana çıkaran bir kentsel

imge oluşturulması amaçlanmış.

Projelerini sahip olduğu tüm potansiyelleri

sorgulayarak yenilikçi bir bakış açısıyla ele

alan Mimar Cengiz Gültek ve Mimar Murat

Şahin liderliğindeki PDG Mimarlar, Hatay’da

10.7 hektar alanın kentsel dönüşümünü

içeren, bölgenin sosyoekonomik ve

fiziksel olarak gelişmesi hedefine hizmet

edecek ve aynı zamanda da Hatay’ın çok

katmanlı kültürel zenginliğini kullanıcılarına

daha etkin bir şekilde yansıtacak olan

Hatay Dinler ve Medeniyetler Projesi’ni hayata

geçiriyor.

PDG Mimarlar Kurucu Ortağı Y. Mimar

Murat Şahin’e göre ülkemizde 2000’lerle

birlikte yoğun olarak yer bulmaya başlayan

kentsel dönüşümün ortaya çıkışının

temel nedenleri; göç, yasa dışı yapılaşma,

özellikle deprem olmak üzere doğal afetler,

kent merkezlerinin ve eski kent parçalarının

sorunlarının süzülme süreci temel başlıkları

etrafında şekilleniyor. Hatay’ın da 1.

derece deprem kuşağında yer alıyor olması,

küçük sanayi – hal – eski otogarı kapsayan

10.7 hektar alanın kentsel dönüşüm

alanı olarak belirlenmesinde etkili olmuş.

Mimar Murat Şahin: “Projede sahip olunan

potansiyeller birbirini tetikledi...”

Projeyi ele alırken kentsel sürdürülebilirlik

sağlamak adına, Hatay’ın farklı dinlere mekan

olmuş kültürel kimliğini öne çıkaracak

kentsel bir imge oluşturulması amaçlanmış.

Mevcut geleneksel kent dokusuna uygun

bir şekilde kurgulanan projede; insan

odaklı fiziksel kurgu, kente entegrasyon,

iklimlendirme ve avlu oluşumları tasarımın

ana çizgisini oluşturmuş.

Murat Şahin, otel, müze ve konut bölgelerinden

oluşan, Haraparası ve Saint Pierre

Parkı alanlarını da kapsayan Hatay Dinler

ve Medeniyetler Projesi’ni şehrin potansiyelini

de değerlendirerek kurguladıklarını

belirterek, genel tasarım kararlarını şu

cümlelerle özetliyor: “Haraparası bölgesi

için çalışırken, kentsel ölçekteki dinamikleri

ve bunların bütünlüğünü sorguladık.

Ara sokaklar, çıkmazlar, teras kullanımları,

revaklar, avlular yani yerele ait ne varsa

bizim modern hayat için tasarladığımız

projeye ‘öz’ olarak girmeye başladı. O

alışagelmiş imar/parsel ilişkisini hibrid bir

yerleşim şeması haline dönüştürdük. Bu

sırada yaptığımız projenin kente nasıl entegre

olacağı konusunda da kafa yormaya

başladık. Hatay’ın sahip olduğu potansiyel

de bizim işimizi kolaylaştırdı. Proje alanımızın

yanındaki potansiyel arkeopark alanı

ve bunu müze ile bütünleşme imkanı der-

136

Yapı Malzeme Eylül 2018


Mimari

ken bir anda Saint Pierre Kilisesi’ne kadar

ulaştığımızı gördük. Belki de projenin en

çekici yanlarından biri de orasıydı. Saint

Pierre Kilisesi’nin etrafına bir tema parkı

önerdik. Ama asıl mesele, tasarım yapmadan

tasarım yapmak oldu. Tamamen yalın

yollar ve yürüyüş parkurları olacak şekilde

tasarlanmadan şekillendirilecek bir alan

olarak düşündük. Tüm süreci düşündüğümüzde

sahip olunan potansiyeller birbirini

tetikledi diyebiliriz.”

Hatay geleneksel kent dokusuna sınırı

olan, mevcut durumda küçük sanayi ve

meyve sebze halinin bulunduğu fiziksel

açıdan bir çöküntü bölgesinin yenilenme

projesi olarak betimlenen Haraparası Projesi,

Hatay’ın girift sokaklarını, damak tadını,

sanat tarihini ve 3 semavi dinin ‘bir’liğini

işaret eden alanın, ekonomik – sosyal – fiziksel

bakımdan sağlıklı bir şekilde gelişmesini

amaçlıyor.

PDG Mimarlar, medeniyetler beşiği Hatay’da

öne çıkan ve Hatay’ın özgün kimliğine

vurgu yapacak 3 konu olan organik

doku, sanat tarihi ve gastronomiyi, bu

alanlarda uzmanlaşmış üç sokak tasarımı

ile projeye entegre etmiş. Projenin, turistik,

ticaret, müze, kültür merkezi ve üniversite

fonksiyonlarını barındıran Medeniyetler

Sokağı, atölyeler, sanat galerileri, eğitim

birimleri, performans ve gösteri mekanları

içeren Sanat Sokağı, yörenin geleneksel

tatlarını restoranları ile deneyime sunan

Gurme Sokağı bileşenleriyle kent tarihine

ışık tutması sağlanmış.

Hatay gibi tarihi çok eskilere dayanan ve

özgünlüğü tescillenmiş bir kentin, yeni bir

kent parçasına adapte olması için simgesel

bir yaklaşım benimseyen PDG Mimarlar,

mekanda, 3 semavi dine ev sahipliği

yapması dolayısıyla iç içe geçmiş, eşitliği

temsil eden 3 adet kare doku temellendirmiş.

Bu 3 kare simgenin yani 3 semavi

dinin kesiştiği alan, meydan alanı olarak

işlevlendiren mimarlar, tasarladıkları kanal

örüntüsüyle Hatay’ın kent dokusuna

uyumlu sürpriz ve gölge mekanlar üretmiş

ve bu yeni dokuyu sağlıklı bir şekilde kente

entegre etmiş.

Yapı Malzeme Eylül 2018 137


Öncelikli

hedefimiz;

müşteri

memnuniyeti

ve kullanıcı

kitlenin

yaşam

konforunu

sağlamaktır”

Alparslan Özarpat / Yoo Mimarlık Kurucu Ortağı

“Başarılı mimarlar kesinlikle

tasarımları ile çağının

düşünce ve yaşam tarzına

ışık tutarlar. Projelerindeki

özgünlük, modern

çizgiler içerisinde, kendi

dinamikleriyle de yapı

fonksiyonunda ve formunda

farklılık yaratırlar.”

Birbirinden değerli pekçok projeyi hayata

geçirmiş olan Yoo Mimarlık, gerçekleştirdiği

çalışmalarda ortaya koyduğu pratik

konforun yanı sıra çevrenin sosyal ve kültürel

dokusuyla bütünleşik tasarımlarıyla

kendinden söz ettiriyor.

Yoo Mimarlık Kurucu Ortağı Alparslar

Özarpat ile mimari, şehir planlamacılığı ve

Türkiye’de mimarinin serüvenini ele aldığmız

çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle kendinizden ve

ofisinizin kısa tarihçesiyle birlikte

faaliyetlerinizden bahseder

misiniz?

Yoo Mimarlık’ın kurucu ortaklarından biriyim.

Mimarlık lisans eğitimimi 1999 Orta

Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde

tamamladıktan sonra Ankara ve

İstanbul’da farklı mimarlık firmalarında çalıştım.

Kariyerime bir süre kendi kurduğum

mimarlık firmasında devam ettikten sonra

kurucu ortaklarından biri olarak 2007 yılında

kurduğumuz Yoo Mimarlık’ta çalışmalarımı

sürdürmekteyim.

Yoo Mimarlık’ı, çeşitli mimarlık ofislerinde

çalıştıktan sonra üç kurucu ortak olarak Mimar

Orçun Özkan ve Mimar Alptekin Yıldız

ile birlikte 2007 yılında İstanbul’da kurduk.

Ortaklığımıza Mete Buyurgan’ın da katılımıyla

daha da güçlendik. Yaklaşık olarak

mimar, iç mimar ve teknik kadrodan oluşan

50 kişilik bir ekibimiz ile çalışmalarımızı

Maçka’da ki ofisimizde sürdürüyoruz.

İstanbul başta olmak üzere dünyanın pek

çok noktasında mimari tasarım, iç mimari

ve lüks mağaza uygulama projelerimizi

gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Her

projeyi yoğun ve geniş çaplı bir araştırma

ve koordinasyon süreci ile beraber hem

inovatif çözümlerle hemde projeleri yüksek

bir farkındalıkla, tasarı olmaktan çıkarıp,

kolayca gerçekleşecek biçimde formülize

ederek geleceğe ilham verecek şekilde ileriye

götürmeyi amaçlıyoruz.

Projelerinizde en çok neye dikkat

edersiniz, nelere öncelik verirsiniz?

Tasarım kriterlerimizin başında çağdaşlık

ve fonksiyonellik anlayışı gelmektedir.

Aslında her proje kendi içerisinde farklı bileşenleri

barındırır. Her yeni tasarımımızda,

işverenin en önemli kriter olmasının

yanında tasarımın konusu, kullanıcı kitle

gibi veriler tasarımımıza yön verir ve her

yapının bu veriler ışığında kendine özgü

bir konsepti oluşur. Bu konseptin, malzeme

seçimine kadar her konuda uyumlu ve

birbirini destekler nitelikte olmasına özen

gösteriyoruz.

Ayrıca kullanıcı kitlenin isteğini, yaşam

konforunu en iyi şekilde yansıtan, geleceğe

ve çevreye faydalı tasarımları ilke ediniyorum.

Bunu yaparken de doğaya saygılı,

topluma ve kente adapte olan ve insanların

yaşamlarını sürdürülebilir kılan mekanlar

üretmeye çalışıyoruz.

Bunlara ek olarak tasarım sürecimizde çalıştığımız

firmayı çok iyi tanımak ve müşterinin

kim olduğu ve müşterinin ne istediğini

de biliyor olması bizim için projenin başarılı

şekilde sonuçlanmasında diğer önemli

kriterlerdendir. İşverenin isteklerini doğru

anlayıp, tasarıma yansıtabilirsek, tasarımda

istenilen sonucun elde edileceğini düşünüyoruz.

Sizce başarılı bir mimar nasıl

olmalıdır? Kendi başarınızı ne tür

kriterlerle temellendiriyorsunuz?

Başarılı mimarlar kesinlikle tasarımları ile

çağının düşünce ve yaşam tarzına ışık

tutarlar. Projelerindeki özgünlük, modern

çizgiler içerisinde, kendi dinamikleriyle de

yapı fonksiyonunda ve formunda farklılık

yaratırlar.

Bizim öncelikli hedefimiz müşteri memnuniyeti

ve kullanıcı kitlenin yaşam konforunun

sağlanmasıdır.

Bu amacı destekler şekilde çalışmalarımızı

gerçekleştiririz. Her yeni tasarım için

yoğun ve geniş çaplı bir araştırma süreci

başlar. Bu araştırmalar sonucunda birden

138

Yapı Malzeme Eylül 2018


fazla konsept ve avan projeler ortaya çıkar.

Avanların kabulü ile uygulama süreci

başlar. Uygulama süreci birçok disiplinler

arası koordinasyonu içinde barındırır. Biz

tüm koordinasyon sürecini üstlenerek işveren

içinde kolaylaştırırız. Hem tasarım

hem yapım aşamasında güçlü network’ümüz

ve küresel tedarik zincirimiz sayesinde

zamanı en etkin şekilde kullanarak

çalışmaları sonlandırırız. Bunun yanı sıra,

birlikte çalıştığımız şirketi ve ihtiyaçlarını

merkeze koyarak onlara fiyat-performans

dengesi açısından en akılcı teklifi sunarız.

Uluslararası premium müşterilerle çalıştığımız

için etkin malzemeyi belirleme gibi

konularda da onlara çok geniş seçenekler

sunarız. Öncede belirttiğim gibi tasarım ve

uygulama sürecinde işvereni çok iyi tanımak,

ne istediğini bilmek ve işvereninde

ne istediğini bilmesi bizim proje süreçlerimizin

başarılı şekilde sonuçlanmasında en

önemli faktörlerdendir.

Şehir planlamacılığı hakkındaki

görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Ülkemizde böyle bir şey niçin

mümkün olmuyor?

Dünyada varolan küreşelleşme ve yeniden

yapılanma döneminde, ülkemizde de

hızlı bir kentleşme süreci yaşanmaktadır.

Bu bağlamda yaşadığım şehir olan İstanbul’u

ele alacak olursak, yapılaşmanın

birçok iyi ve kötü potansiyellerine sahiptir.

İstanbul’a ülkenin hemen hemen her yerinden

yapılan göçlerle beraber, şehirde

nüfus hızla artmaktadır ve bundan dolayı

yaşanabilir alanların varlığı da giderek

azalmaktadır. Nüfus artışı ile beraber kentte

çarpık yapılaşma, altyapı ve ulaşım ihtiyaçlarının

karşılanmasında sorun yaşanmaktadır.

Bu sorunlardan ötürü İstanbul’un

yoğunluğunu düşürücü önlemler alınması

gerekirken, bizde yapılan planlama çalışmaları

daha çok nüfusu arttırmaya yönelik

olmaktadır.

Yapılan şehir planlamalarında bazı değerlerin

göz ardı edilmesi ve yakın tarihte

yapılan birçok yapının da bu kentleşme sürecine

olumsuz katkıları olmaktadır. Kent

meydanlarına dahi bina yapılma gayreti

içerisinde her yer yapılarla doldurulmaktadır.

Böyle durumda planlamanın da çok

mümkün olmadığı görülüyor.

‘Kent’ ve ‘Şehir’ kavramlarını

ayrıştıran olgu mimari olarak nerde

başlar nerde biter?

Bu iki kavramın aslında birbirleriyle iç içe

geçmişlikleri vardır. Şehir kavramı kent

kavramını içine alan, çok daha geniş fiziki

bir mekandır. Kent bir yerleşme ve topluluk

biçimidir. Kent diye tanımladığımız bu

olgunun içerisinde sosyo-ekonomik ve kültürel

açıdan farklılık taşıyan bireyler vardır.

Etkileşimin yüksek olduğu, insanların birbirlerini

anlayıp, dinlediği, birlikte birşeyler

ürettiği ve yaşadığı Eski dönemlerden

günümüze kadar gelişim ve değişim göstererek

günümüz

şeklini almıştır.

Her kentin ve

toplumun kendine

özgü değerleri

vardır. Doku içerisinde

yer alan,

mimari ölçekte ele

alınmış her yapı,

kentten etkilenir

ve buna göre biçimlenir.

Bu anlamda,

mimari

ölçekte ele alınan

bütün yapılar,

aslında kentsel

çevrenin birer parçasıdır.

Bu süreç

aslında mimaride tasarımın

başlamasından bitişine kadar

devam eder.

Türkiye’de mimarinin

gelişimini ve özellikle

son dönemde birbirinin

kopyası niteliğinde ortaya

çıkan projeleri nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Aslında bu duruma bazen mimarın

yorumlarının göz ardı

edilmesinden dolayı maruz

kalındığını düşünüyorum. Dolayısı

ile karamsar olmamak

gerek; tasarım sürecinde ki

denge sağlandığında kendine

özgü yapılarda ortaya çıkmaktadır.

Her geçen gün yeni teknolojilerin

gelişimi ile bu teknolojilere

Türkiye’de ki yapı teknolojisi

olarak ta ulaşabiliyor oluşumuz

ve bunun yanı sıra üzerine birşeyler

koyarak ilerlediğimiz bir

süreçte çok daha farklı yapılarında

ortaya çıktığını görüyoruz.

Gelecekte mimari

üzerindeki en önemli

etken sizce ne olacak?

Dünyada mimarlık çok hızlı şekilde

ilerliyor. Gelişmekte olan

ülkelerde çok daha ekonomik

binalar yapılmaya çalışılıyor.

Teknolojik gelişmelere paralel

olarak sizlerinde yapı bilginizi

değiştirerek yeni malzemelerin

koordinasyonunu çözmeniz

gerekiyor. Bu gelişen teknoloji

ile beraber insanlar da farklılık yaratan

yapı arayışları içerisinde oluyorlar.Gelişen

teknoloji ile birlikte değişen isteklere yanıt

vermek adına mimarlık ofisleri ve yapı

firmaları da çalışmalarını sürdürmektedir.

Teknolojinin gelişmesi mimari yaratıcılığıda

etkilemektedir.

Son yıllarda gelişen teknoloji sonucunda

bilgisayarların ve bilgisayar programlarının

Galeries Lafayatte

La Guerite

Mimari

Dream Ofis

Zuma

hayatımıza girmesi ile beraber mimarlık

ve iç mimarlıkta büyük gelişim ve değişim

göstermektedir. Günümüzde teknolojik

gelişmeler hayatımızın bir parçası olduç

Mobil teknolojiler, kablosuz iletişim vb..

yaygınlaşması ile beraber dünyayı kavrayışımız,

düşünce üretme ve yorumlama

yöntemlerimiz değişmeye başladı. Bu gelişim

ve değişimin gelecekte mimari üzerinde

etkileri yadsınamaz.

Yapı Malzeme Eylül 2018 139


YENİ ÜRÜNLER

İKLİMLENDİRME

DemirDöküm

BOYA

Alligator

DYO

Düfa

EKİPMAN / TEÇHİZAT

Karcher

ELEKTRİK

Panasonic

ZEMİN KAPLAMA

Ateco


BANYO

Creavit

Kale

SERAMİK

Çanakkale Seramik

Decovita

Ege Seramik

YAPI KİMYASALLARI

Kalekim

Clariant

SIHHİ TESİSAT

Geberit

EL ALETLERİ

Dewalt

VİTRİFİYE

Vitra

İsvea

KAPI

Okey Porte

OTOMASYON

Somfy


Çanakkale Seramik, yeni serisi Metropol ile

mekanları kır evine dönüştürüyor

Yenilikçi ve trend ürünleriyle tüketicilerin

beğenisine hitap eden Çanakkale Seramik,

ferahlık hissini tasarımla buluşturan

Metropol serisi ile mekanlara yeni bir soluk

getiriyor.

Seramik karoda geliştirdiği özel tasarımlarla

trendleri belirleyen ve tüketici tercihlerinde

ilk sırada olan Çanakkale Seramik’in

yeni serisi Metropol ilk görüşte

hayranlık hissi uyandırıyor. Gri ve açık gri

renk seçenekleri ile sunulan seri, ortama

hareket katan dekor alternatifleriyle mekanları

modern bir kır evine dönüştürüyor.

Doğaltaş görüntüsünde, mat yüzeyli rölyef

dekoru ile modern bir yaklaşım diline

sahip olan Metropol serisinde, 30x60 cm

rektifiyeli/rektifiyesiz mat duvar karoları

ve dekorları; 45x45 cm, 60x60 cm mat,

sırlı porselen yer karoları bulunuyor. Gri

ve açık gri renk seçenekleri olan Metropol;

3 boyutlu geometrik dekor ile derinlik

sağlarken, soft renkli fonları mekanlarda

yalın bir ifade sunuyor. Hem evlerin hem

de otel, ofis, restoran gibi sosyal alanların

dekarosyonunda tercih edilen Metropol

serisi, modern, özgün ve farklılık arayanların

ilk tercihi oluyor.

Kısa sürede banyolarını yenilemek isteyenler için;

Geberit Monolith Rezervuar Modülü

Geberit, geliştirdiği teknolojik ürünleriyle banyolarda konforu

hedeflemenin ötesinde kısa sürede takipçilerini yepyeni bir banyoyla

buluşturacak akıllı çözümler sunuyor. Minimalist tasarımını

inovatif bakış açısıyla harmanlayan Geberit Monolith Rezervuar

Modülü, modern banyoların vazgeçilmez bir parçası oluyor.

Birbirinden şık ve inovatif tasarımların altına

imza atan Geberit, her tarza uygun

akıllı çözümleriyle yaşam kalitenizi yükseltmeye

devam ediyor. Kısa sürede, çok

fazla tadilat gerektirmeden banyolarını yenilemek

isteyenlere çözümler sunan Geberit

Monolith serisi, banyolarınızı ferah

ve şık bir görünüme kavuşturuyor.

Ön cam paneli temperli (ESG) cam malzemeden üretilen modül,

banyonuza kolaylıkla monte edilebiliyor. Monolith’in AquaClean

akıllı klozetlerle de uyumlu olan ve siyah, beyaz, bej ya da toprak

rengi seçenekleriyle banyolara uyum sağlayan Monolith ailesi,

yaşam alanlarınızı kişiselleştirmenize eşlik ediyor.

Modern banyoların vazgeçilmez

parçası

Teknolojiyi tasarım ile birleştiren Geberit,

Monolith rezervuar modülüyle hem yeni

inşaatlarda hem de renovasyonlarda kullanıcısına

büyük avantaj sağlıyor. Montajı

esnasında banyoda yapısal bir değişiklik

gerektirmeden monte edilen modüllerin

aynı zamanda birden çok fonksiyonu bulunuyor.

Geberit Monolith rezervuar; fonksiyonelliği

ve güçlü bir tasarımı yan yana

getiriyor.

142

Yapı Malzeme Eylül 2018


Ürün

Kendi kendini temizleyen lavaboyla

banyoda zahmetsiz hijyen

VitrA AutoClean

lavabo, kendi kendini

temizleme özelliği

sayesinde, kolay

ve konforlu temizlik

olanağı sunarken,

daha sağlıklı evler

için banyo hijyenine

destek oluyor. Lavabonun

altında yer

alan 1 litrelik hazneye

eklenen deterjan,

istendiğinde ya da her

kullanımdan sonra

suya karışarak temizlik

yapıyor. Manuel ya

da sensörle kontrol

edilebilen seçenekleri

bulunan VitrA AutoClean

lavabo, her kullanımda

yaklaşık 1 litre

suya 5 ml deterjan

karıştırıyor. Banyoya

temizliğin ferahlatan

kokusunu yayan

lavabonun gizli su

çıkışı, kirin birikmesini

engelleyerek ekstra

hijyen sağlıyor.

Dar banyolar için akılcı çözüm: Mio

Şehir hayatına kolay uyum sağlamanın altın kuralı, dar mekanları

konfordan ödün vermeden, efektif kullanabilmektir. Creavit Mio

banyo mobilyasını, modern şehir yaşamının hayatımıza olan yansımasını,

banyolara taşımak için tasarladı. Mio, dar banyolarda

kullanışlı ölçüleri ile yerden tasarruf sağlarken, sunduğu saklama

çözümleriyle banyolara düzen getiriyor. Sade ve kullanışlı tasarımı

ile dar banyolarda ferah alanlar yaratırken, 45 cm’lik alt modülüne

ek olarak, boy dolabı ve etajerli aynası ile sunduğu saklama alanı

yerden tasarruf etmenizi sağlıyor. Yavaş kapanır çekmece ve

kapakları, gizli kulpları ile fonksiyonel ve şık bir kullanım sunuyor.

Ahşabın modern yorumu arkadya rengi mdflam kaplaması ile Mio,

dar mekanlara pratik ve şık bir çözüm getiriyor.

Yapı Malzeme Eylül 2018 143


Lavabolarda “monoblok” dönemi

Günümüz banyolarının tanımı tümden değişti. Artık banyo tasarımlarında

kendimizle baş başa kalmanın, arınmanın ve rahatlamanın

altı çiziliyor. Bu değişimi en çok yeni nesil lavabolarda

görüyoruz. Özellikle “monoblok lavabolar” banyolar için vazgeçilmez

tasarımlar arasında yerini almaya aday. İtalyan ISVEA’nın

birbirinden özgün tasarımlara sahip monoblok lavaboları, kusursuz

bir banyo dekorasyonuna ev sahipliği yapmanız için birbirinden

özel alternatifler sunuyor.

Banyoların kişisel birer yaşam alanına dönüşmesiyle

birlikte bu mekanlardaki karakteristik tasarımlar

da ön planda yerini alıyor. Lavabo seçiminde

ise artık klasik çizgiler yerine mekana ferahlık

katan, tasarımındaki detaylarıyla sınırları zorlayan

monoblok lavabolar oldukça revaçta.

Yalın bir forma, etkileyici ve karizmatik bir duruşa sahip Allegro

monoblok lavabolar ise derin tasarımıyla rahat bir kullanım sunarken

tasarımındaki iddialı çizgiler ile beklentilerin çok ötesindeki

hayallere hitap eden Lunna, tüm detayların yuvarlak formda

çalışıldığı, görsellikte sınırları zorlayan, sıra dışı ve ikonik bir seri

olarak karşımıza çıkıyor.

Monoblok lavabolarda ilham veren

tasarımlar

Banyolarda monoblok bir lavabo seçimi görkemli

bir atmosfer anlamına geliyor. İtalyan ISVEA’nın

Sott’Aqua, Allegro ve Lunna serilerinde yer alan

monoblok lavaboları modern ve

inovatif tasarım anlayışının en özel örneklerini

sergiliyor. Dünyaca ünlü tasarım ofisi Nativita

Design House tarafından tasarlanan Sott’Aqua

serisinin monoblok ve asma monoblok lavaboları,

serinin en fark yaratan tasarımları arasında yerini

alıyor. Sott’Aqua monoblok lavabolar, fildişi,

vizon, antrasit, parlak siyah ve beyaz renk seçenekleriyle

büyük beğeni topluyor.

Kale Banyo Artdeco: Zamansız zarafet sunuyor

Kale Banyo’nun kullanıcı odaklı tasarımları,

şıklığı ve işlevselliği ön plana

taşıyan ürünleri banyoları yaşanılası

mekanlara dönüştürmeye devam

ediyor. Doğal formu ve stilize edilmiş

klasik tarzıyla zamansız bir zarafet

sunan Artdeco serisi lavabo ve armatürler

banyolara kattığı ruhla göz alıcı

bir atmosfer yaratıyor.

Klasik tarzın zarafeti ile modern tarzın

şıklığını bir araya getiren Artdeco

lavabo ailesi 65x50 cm, 80x50 cm ve

100x50 cm’lik seçenekleriyle satışa

sunuluyor. Kıvrımlı yapısıyla yumuşak

ve elit bir görünüm kazandıran

seri, aynı zamanda banyolara estetik

bir dokunuş da katıyor.

Tek kumanda kollu tasarımı ile

kullanım kolaylığı sağlayan Artdeco

armatür ailesi ise 35 milimetre

seramik kartuşla kolay açma-kapama

sağlarken, yumuşak formuyla serinin

elit ve zarif duruşunu tamamlıyor.

Krom, altın, rose gold renk seçenekleriyle

sunulan Artdeco armatürler,

Honeycomb akış düzenleyicisi sayesinde

yüzde 40 su tasarrufu sağlıyor.

Artdeco, bu özelliğiyle hem sizi hem

de doğayı düşünüyor.

144

Yapı Malzeme Eylül 2018


Ürün

Decovita, doğanın en güzel renklerini yaşam alanlarına taşıyor

İlhamını doğadan alan tasarımlarını sırlı porselen seramik

kalitesiyle buluşturan Decovita Seramik, ağaçlardan, ormanlardan

esinlenerek doğanın bu muhteşem güzelliklerini

ürünlerine taşıyor. Eylül ayının gelmesi yazdan sonbahara

geçişin de başlamasıyla doğanın en güzel dönüşümü ve

renklerin dansı iç mekanlarda kendine yer buluyor.

Duvarlarınızı yapraklarla süsleyin

Doğanın olmazsa olmaz renkleri olan yeşil ve kahve tonlarını

evlere getiren Decovita Seramik yaprakların, ağaçların

dinginliğini yaşam alanlarına taşıyor. İnce çizgilerin derin

bir damarla birleştiği görüntüsüyle yaprağı andıran Onyx

Leaf serisinde beyaz üzerine açıklı koyulu yayılan çizgiler

ürünü hareketlendirirken, full lappato yüzey ise ışıltı katıyor.

Seri, başta banyo ve mutfak olmak üzere ev ve ticari

mekanların iç kısımlarında, hem yer hem de duvar uygulamalarında

kullanılabiliyor.

Doğayı hissedin

Ağaçların huzur veren görüntüsünü seramik karolara aktaran

Windsor, naturel renkleri ve minimal dokusuyla yaşam

alanlarına modern bir görünüm kazandırıyor. Ahşap karo

dokusuyla Lurid Wood, bir çınarın 4 mevsim yaşanmışlığına

tanıklık ediyor. Tekstürlü dokusu, doğal renk paletiyle,

dokunduğunuzda doğanın tüm samimiyetini size hissettiriyor.

Artprint serisinde, doğal renk tonlarının üzerinde geometrik

desenler, yazı - rakam ve hoş bir görünüm sunan

objelerin sanatsal baskıları yer alıyor. Fildişi, cappuccino,

boz kahverengi, kum ve moka gibi seçeneklerin olduğu seri

evinize doğanın en güzel kesitlerini sunuyor.

Ege Seramik’ten Hi-Tile Technology malzemeler

Tasarım çizgisi ile rakiplerinden ayrılan Ege Seramik, Hi-Tile Technology

yeni malzemeleri ile üretim teknolojisini de farklılaştırmış

oldu. Crystal shine effect, glossy effect ink, deep effect ink

ve granillia application olmak üzere 4 yeni malzemeyi kapsayan

Hi-Tile Technology sınıfı malzemelerin her biri farklı bir yüzey

etkisine sahip. Ekstra parlaklık, kısmi parlaklık, rölyef etkisi ve

doku kazandıran bu yeni malzemeler ile desenler çok daha etkili

ve gerçekçi bir görünüm kazanıyor.

Seramiklerin önemli dekorasyon malzemelerinden biri haline

gelip, tüm yaşam alanlarında tercih edilir olduğu günümüzde,

farklılık yaratabilmek her zamankinden çok daha gerekli. Bu

noktadan yola çıkarak Hi-Tile Technology malzemeler kullanarak

yeni serileri ile büyük fark yaratan Ege Seramik, trendleri yaratan

firma olma iddiasını koruyor.

Yapı Malzeme Eylül 2018 145


Kalekim’den

‘Technofull’ ile hızlı çözümler

Kalekim’in çimento esaslı yapıştırma harcı

1066 Technofull, büyük ebatlı seramik, granit

seramik, porselen seramik, cotto, klinker,

mermer gibi kaplama malzemelerinin iç ve

dış mekan zemin uygulamalarında beton,

sıva, şap gibi yüzeyler üzerine kombine

yönteme gerek kalmadan yapıştırılmasında

hızlı ve etkili sonuçlar veriyor. Eski seramik

ve granit üzerine seramik kaplama uygulamalarında,

yoğun yaya ve yük trafiğinin olduğu

alışveriş-iş merkezleri, hastane, okul

gibi mekanların zemin uygulamalarında da

kullanım imkanı sunan Technofull, bir gün

içerisinde kullanıma açılması istenen devlet

binaları, kafeler, süpermarketler, havaalanları

gibi mekanlarda seramik kaplamak için

de ideal çözümler sunuyor.

Tüketim, zaman ve işçilikten tasarruf sağlayan

1066 Technofull, akıcı kıvamı sayesinde

seramik arkasını kombine yapıştırma yöntemine

ve seramiklerin üzerine kuvvet uygulanmasına

gerek kalmadan yüzde 100 kaplar.

Hızlı priz özelliği sayesinde 6 saat sonra

mukavemet alan Technofull, yüksek yapışma

gücüne sahip ve ani ısı değişimleri sebebiyle

oluşan yüzey gerilimlerine dayanıklıdır.

Dewalt 2kg Pnömatik matkap yüksek performansı ile

profesyonellerin yeni gözdesi

Dünyanın lider el aleti ve aksesuar üreticisi StanleyBlack&Decker,

üstün kalite, sürekli yenilik ve mükemmellik

tutkusu ile birçok farklı sektörde yer alan, alanında lider

ve öncü ürünleriyle fark yaratmaya devam ediyor. StanleyBlack&Decker’ın

DEWALT markasına ait profesyonel

kullanıma uygun olan D25133K Pnömatik Matkap,

daha kısa sürede daha çok iş yapmayı sağlıyor.

Mükemmel dönme ve darbe hızı sayesinde farklı yüzeylerde

yüksek verimlilik sağlarken, kullanım kolaylığını

ve fonksiyonelliği bir arada sunuyor. Sürekli çalıştırma

için hız sabitleme düğmesine sahip olan DEWALT

D25133K Profesyonel Kırıcı ve Delici Matkap, geniş

elektronik şalter ile işleri kolaylaştırırken çok daha hızlı,

verimli ve güvenli çalışma imkânı sunuyor.

DEWALT D25133K teknik özellikleriyle öne

çıkıyor

Kullanım kolaylığı sayesinde geniş veya dar alan fark

etmeksizin erişim kolaylığı sunan DEWALT kırıcı ve

delici matkap, profesyonellerin vazgeçilmezleri arasında

yer alıyor. Pnömatik mekanizması sayesinde daha

yüksek darbe gücüyle sert malzemede yüksek performans

sağlarken, yalıtımlı mekanizması ile tozun darbe

mekanizmasına girmesini önleyerek uzun süreli çalışılabiliyor.

Emniyet debriyajı ile uç sıkışmasında ortaya

çıkabilecek yüksek torklu sekmeyi önleyerek daha çok

iş yapma imkânı sağlıyor.

146

Yapı Malzeme Eylül 2018


Ürün

Bayram Temizliği İçin

Kärcher’den Pratik Çözümler

Kurban Bayramı’na sayılı günler kala

evlerde büyük bayram temizliği için kimyasal

temizlik malzemelerinden yararlananlar

sağlıklarına zarar veriyor. Alman

temizlik devi Kärcher, çevre dostu teknolojiye

sahip buharlı temizlik makineleri,

güçlü süpürgeleri ve fonksiyonel ürünleriyle

kimyasal kullanmaya gerek kalmadan

derinlemesine temizlik ve hijyen

sağlıyor.

Özellikle bayram gibi özel günlerde pek

çoğumuz evimizin her köşesini temizliyor,

bunun için hem çok fazla efor hem

de zaman harcıyoruz. Üstelik etkili temizlik

ve hijyen için kullanıldığımız kimyasal

temizlik maddeleri yüzünden sağlığımıza

da zarar veriyoruz. Alman temizlik devi

Kärcher, sunduğu pratik, çevre dostu ve

profesyonel ürünlerle bayram temizliğini

kolaylaştırıyor.

Cam temizliği artık çok daha

kolay

Cam ve ayna gibi yüzeyleri lekesiz ve iz

bırakmadan, kolayca temizlemek Kärcher

WV 1 Plus şarjlı cam temizleyiciyle mümkün. Elle yapılan

temizliğe göre üç kat daha hızlı olan Kärcher WV 1 Plus, temizlik

esnasında vakumlama yaparak kirli

suyu damlatmıyor. Bu sayede iz bırakmayan

Kärcher WV 1 Plus, son derece

hafif olduğu için çok fazla güç harcamanıza

da gerek kalmıyor. Şarj edildikten

sonra ortalama 20 dakika kullanılabilen

Kärcher WV 1 Plus, deterjanlı püskürtme

ve ön silme yapma imkanı sağlayan

sprey püskürtme şişesiyle birlikte sunuluyor.

Ayrıca ayna, duşakabin, fayans

gibi tüm pürüzsüz yüzeylerde de kolaylıkla

kullanılabiliyor.

Tozlara geçit yok

Kärcher VC 3 toz torbasız elektrikli

süpürgesi, multisiklon teknolojisi sayesinde

emiş gücü kaybı olmadan üstün

süpürme performansı sunuyor. HEPA

filtresi sayesinde alerjiyi tetikleyen toz

ve partikülleri yüzde 99,95 oranında

hapseden Kärcher VC 3, toz torbası olmadığı

için hem torbadan kaynaklı kötü

kokuları önlüyor hem de torba masrafını

ortadan kaldırarak tasarruf sağlıyor. Filtre

ve toz haznesi suyla kolayca temizlenebiliyor.

Son derece sessiz çalışan Kärcher VC 3, kompakt

tasarımı sayesinde yer tasarrufu da sağlıyor.

DemirDöküm dört 4’lük yoğuşmalı kazan ailesini satışa sundu

Türkiye’de ve dünyanın 50 ülkesinde on

binlerce ailenin ilk tercihi olan Demir-

Döküm, yoğuşmalı ürünleriyle yenilikte

hız kesmiyor. 21 Nisan’da ülkemizde de

uygulanmaya başlanan ErP Yönetmeliği

ile birlikte yoğuşmalı kombisi Atromix’i,

geçtiğimiz günlerde ısı pompasını tüketicileri

ile buluşturan DemirDöküm, şimdi

de kaskad ürün kategorisinde MaxiCondense

yoğuşmalı kazan ailesinin yeni

üyelerini satışa sundu.

Türkiye’nin ilk kombi ve ilk yoğuşmalı

kombi üreticisi DemirDöküm, MaxiCondense

ile kaliteli ve yüksek tasarruflu

ürünlerini tüketiciyle buluşturmaya devam

ediyor. DemirDöküm’ün kaskad

ürün kategorisindeki yeni ürünü duvar

tipi yoğuşmalı kazan MaxiCondense, 4

farklı kapasite seçeneği ile satışa sunuldu.

Yoğuşma teknolojisi sayesinde yüzde

109’a varan verimliliği ve yüksek tasarruf

imkânı ile MaxiCondense, her cihaza

entegre kontrol panosu sayesinde

kullanıcılara kolay, düşük maliyetli kurulum

ve uzun ömürlü kullanım imkânı

sunuyor. Düşük emisyon ve elektrik değerleri ile ön plana çıkan

MaxiCondense yeni yoğuşmalı kazan ailesi, yüksek metrekareli

evlerin ısıtma ihtiyacını 48 - 65 ile apartman,

rezidans, alışveriş merkezleri ve hastane

gibi toplu kullanım alanlarının ihtiyacını ise

110 – 150 ile karşılayacak.

64 CİHAZA KADAR KASKAD

YAPILABİLİYOR

Premix eşanşör sayesinde merkezi ısıtmada

kullanıcısına yüksek verim sunan MaxiCondense,

kolay ve düşük maliyetli kuruluma,

uzun ömürlü kullanıma sahip. Yüksek verimli

pompası (HEP) ile enerji tasarrufunda yeni

bir dönem başlatacak olan MaxiCondense,

64 cihaza kadar (*110 & 150 modelleri) kaskad

yapabilme imkanıyla yüksek kapasite ihtiyaçlarına

en uygun çözümü sunuyor.

Hem hermetik hem de standart bacaya montaja

uygun olarak geliştirilen DemirDöküm’ün

yeni duvar tipi yoğuşmalı kazan ailesi, kaskad

sisteminde her ünite değişebilir ısı yükünde

çalışıyor. İlk ünite belli bir verime ulaştığında

bir sonraki modül kaskad sisteminde çalışıyor.

Müstakil dairelerden yüksek metrekareli

çoklu kullanım alanlarının ihtiyacı için geliştirilen

MaxiCondense’de yer alan elektronik

sistem, tüm cihazları otomatik olarak kontrol

ederek, sıralı çalışma veya gerekli kapasiteyi tüm cihazlara paylaştırarak

eşit yükte çalışmaya olanak tanıyor.

Yapı Malzeme Eylül 2018 147


Alligator Boya ‘İlham veren renkler’

koleksiyonu ile yaşam alanlarını renklendiriyor

Filli Boya Alligator, her biri ayrı karaktere hitap eden birbirinden

seçkin 440 renk, hem iç cephelere hem dış cephelere hayat veriyor.

Renk seçimini kolaylaştırmak, renklerin geniş alanda nasıl

durduğunu daha kolay hayal edebilmek için renk çipleri standart

ebatların ötesinde hazırlanıyor.

Yıllardır özel fonksiyonlu boya çeşitleriyle

tüketicisiyle buluşan Filli Boya

Alligator, “İlham Veren Renkler” Koleksiyonunda

yaza ilham veren renkleri harmanlayarak

en göz alıcı tonları beğeniye

sunuyor.

Ayraç sayfalarında güneşin en can alıcı

sarısı A-1005, fark yaratan turuncu

A-1061, kırmızı tonlarında A-1087, toprak

tonlarında A-1163, A-1224 gibi daha

büyük ölçekli ayraçlarla ayrılan kartela,

sektörde renk kartelalarına farklı bir soluk

getiriyor.

İç cephelerde Türkiye’de Greenguard

belgeli, sağlıklı boya ELF serisi ürünlerinin

dışında, Alligator Leona İpeksi Mat

İç Cephe Boyası, Alligator Moss Mat İç

Cephe Boyası, Aliza Plastik İç Cephe

Boyası ürünlerine ait renkleri de bu karteladan

seçmek mümkün.

Bunun yanı sıra dış cephelerde de %100

saf akrilik yapıda Alligator Neon Saf Akrilik,

Alligator Neon Silk, dış cephelerde çatlak köprüleme özelliğine

sahip Alligator Neon Elastic Texture ürünleri ile silikon esaslı

yapıda Alligator Aquatic, Alligator Aquatic Grenli, Alligator Orbis

ürünleri için de ‘İlham Veren Renkler’ kartelasından seçim yapılabiliyor.

Yaşam kaynağı güneşin ışığı sonbaharda da

mekânlarınıza sıcaklık ve neşe katıyor

DYO’nun doğadan ilham alarak hazırladığı Renk Yağmuru Kartelası’nda

yer alan Sarı&Hardal Renk Damlası, mekânlarınızı

sonbaharda da yaşam kaynağı güneşin ışığı ile dolduruyor.

Renkler arasında en fazla yansıtıcı özelliğe sahip olan sarı ve

hardal tonları, uygulandığı alanlara mutluluk ve neşe taşıyor.

Boya sektörünün öncü markası DYO, güz mevsiminde mekânlarında

değişiklik yapmak isteyenlere Sarı&Hardal

Renk Damlası kartelasındaki tonları öneriyor.

Uygulandığı alanları sarıp sarmalayan, güneşin

sıcaklığını hissettiren sarı ve tonları, mutluluğun

rengi olarak ifade ediliyor. Renk uzmanlarına

göre, yaşam enerjisini yükselten, egoyu güçlendiren

sarı, kişilerin içindeki ışığı da dışarı yansıtmaya

yardımcı oluyor. Her ne kadar doğa sonbaharda

yeşilden sarıya dönerken melankolik

bir hava oluştursa da yetenekleri ortaya çıkaran,

seçme özgürlüğünüzü hissettiren sarı ve hardal

tonları psikolojik olarak mutluluk veren bir özellik

taşıyor.

odaları, çocuk odaları ve uzun toplantıların yapıldığı alanlar için

sarı ve tonları ideal olarak kabul ediliyor.

Mutluluğun güçlü etkisini yaşam alanlarınıza taşımak için

Dyo’nun Renk Yağmuru Kartelası’nda 8 farklı renk grubu arasında

yer alan, “Sarı&Hardal Renk Damlası” Kartelası’nın 24 değişik

tonuyla duvarlarınızın rengini değiştirin, hayatınız değişsin.

EN FAZLA IŞIĞI İÇEREN RENK

Tüm renklerin dalga boylarıyla en iyi uyumu

sağlayan sarı, renk yelpazesinde en fazla ışığı

içerdiği için de aydınlık mekânlar yaratmak için

tercih ediliyor. Bu nedenle az ışık alan, kapalı

ortamların ideal rengi olan sarı, mekanlara ışığı

ile birlikte neşe’yi de getiriyor. Özellikle çalışma

148

Yapı Malzeme Eylül 2018


Ürün

Ateco Zemin’den yaşam alanlarına

kolaylık katan Yükseltilmiş Döşeme Sistemleri

Ateco Zemin Malzemeleri, yeni nesil ürünleriyle yapı sektöründe

öncü olmaya tüm hızıyla devam ediyor. Ateco Zemin, yükseltilmiş

döşeme sistemleriyle enkapsüle çelik ve etial 150’den oluşan

yapılarıyla zemini 10 cm ile 130 cm arasında yükseltebiliyor.

İnovatif tasarımlarıyla yaşam alanlarındaki verimi artıran Ateco

Zemin, yükseltilmiş döşeme sistemleri sayesinde havalandırma

kanallarını, elektrik kablolarını ve başka alanlardaki teknik elemanları

yükseltilmiş döşemenin altına hapsederek, mekanı daha

estetik bir hale getirerek dekorasyon

konusunda esneklik sağlıyor.

Genel mekanlar için ideal çözüm

Yaygın olarak bilgi işlem merkezlerinde,

UPS odalarında, hastanelerde,

laboratuvarlarda, sistem odalarında,

santrallerde, plazalarda, iş merkezlerinde

ve ofislerde kullanılan yükseltilmiş

döşeme sistemleri, galvaniz çelik ve

etial 150’den oluşan yapılarıyla zemini

10 cm ile 130 cm arasında yükseltebiliyor.

Klima ve iklimlendirme sistemleri

için yeterli hava yastığı oluşturan ve

TS-EN 12825 standartlarına uygun bu

sistemler, bilgisayar destekli hassas dijital

testlerden aldığı iyi sonuçlarla uluslararası

projelerde kullanılıyor. Yükseltilen

döşemelerin üzerine ihtiyaca göre halı, Vinil (PVC), laminat

(HPL), linolyum (linoleum), seramik, doğal taş, granit veya cam

uygulanabilmesi, bu döşemelerin daha çok tercih edilmesini sağlıyor.

Statik elektriğin çok olduğu yerlerde topraklama sağlayarak

elektriklenmeyi azaltan yükseltilmiş döşeme sistemlerine ve bu

sistemlerin üzerinde kullanabileceğiniz kaplama çeşitlerine Ateco

Zemin aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin yangına 60 dakika dayanıklı tek çelik kapısı

Markalı konut ve kentsel dönüşüm projelerine sunduğu kapı,

mutfak ve banyo çözümleriyle adından söz ettiren Aslandağ

Grubu, inovatif ürünleriyle sektöre yön vermeye devam ediyor.

Yangın gibi hayati önem taşıyan

olaylarda can güvenliğini

sağlamak için Aslandağ

Grubu, İtalya’nın ünlü çelik

kapı markası Okey Porte’nin

yangına dayanıklı kapılarını

Türkiye pazarında sunuyor.

Aslandağ Grubu güvencesiyle

Türkiye’deki tüketicilerin

taleplerini karşılayan

Okey Porte, son teknolojiyi

kullanarak ürettiği yeni nesil

güvenlik kapısı “Safe Entry”

modeliyle sizlere güvenli bir

yaşam sunuyor. Estetiğin

ön planda tutulduğu bu çelik

kapı, endüstriyel görüntüden

ve çeliğin soğukluğundan

uzak, yalın tasarımı, özel

gizli menteşe ve kilit sistemleriyle

dikkat çekiyor. Kapının

en önemli özelliği ise tüm

güvenlik sertifikalarına sahip

olduğu gibi EI60 yangına dayanıklılık

sertifikasıyla Türkiye’de

satışı yapılan tek çelik daire giriş kapısı olması. Böylece bir

yangın durumunda 60 dakika boyunca yanmayarak, yangında

içeride kalanlar için kaçma fırsatı sunuyor.

Yapı Malzeme Eylül 2018 149


Clariant, Türkiye’nin boya sektörüne

‘süper saydam’ pigment preparatlarıyla hizmet veriyor

Özel kimyasallarda bir dünya lideri olan Clariant, Türkiye’nin büyüyen

boya sektörünü desteklemek amacıyla Hostatint A 100-ST

ürününü piyasaya sürdü.

Son 10 yılda önemli bir konuma gelen Türkiye

boya sektörü, kimya endüstrisi içindeki

yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Boya

Sanayicileri Derneği BOSAD’a göre Avrupa’nın

5. büyük boya üreticisi olan Türkiye,

büyüme potansiyeliyle önemli bir oyuncu konumunda.

Türkiye boya sektörünün iç pazar

ve ihracat toplamı 3 milyar dolara yaklaşırken,

2016’daki yıllık üretimi 900 bin ton düzeyinde

gerçekleşti. 1 Boya sektöründe üretimin

%60’ını dekoratif boyalar, %40’ını ise

endüstriyel boyalar oluşturuyor. Üretiminin

%90’ı iç pazarda tüketilen sektör, kalan üretimi

yaklaşık 50 ülkeye ihraç ediyor. Göz alıcı

metalik ve mineral efektler; yüzey boyaları ve

bordürler için yeni renkler

Halojenleşmemiş pigment bazlı süper saydam

preparat serisi Hostatint A 100-ST, gündelik

hayatta kullanılan ürünlere yakışan göz

alıcı metalik ve mineral efektler ile yüzey boyaları

ve bordürler için yeni renkler sunuyor.

Hostatint A 100-ST serisi, kullanıma hazır ve

saydamlığı yüksek dokuz pigment preparatıyla

solvent bazlı boya sistemlerinde tüm

renklerin elde edilebilmesini sağlıyor. Çok ince pigment tanecikleri,

mükemmel dispersiyon ve uzun vadede stabilizasyon, güçlü renk

yoğunluğuna sahip, aynı zamanda da ışığa

ve dış ortam koşullarına son derece dayanıklı,

akmayan ve bulaşmayan bir boya elde

etmek için vazgeçilmez şartlar.

Hostatint A 100-ST performans yararlarının

yanı sıra, kaplama sektöründe yaratıcılığı da

teşvik ediyor. Halojensiz pigment molekülleri,

elektronik üreticileri için, sektörün halojen

içeriğine dair kısıtlamalarına uygun bir parlak

yeşil renk elde edilmesini mümkün kılıyor.

Hostatint A 100-ST’nin süper saydamlığıyla

üretilen endüstriyel kaplamalar, yüzeyi oluşturan

cam, ahşap, metal gibi malzemelerin

cazibesini arttırarak kaliteyi yükseltiyor. Siyah

yüzey üzerinde neredeyse görünmez olan

süper saydam renkli kaplamalar, siyah/renk

karşıtlığını vurgulamakta da çok etkili.

Hostatint A 100-ST pigment preparatlarının

kullanımı son derece kolay ve güvenli. Düşük

viskozite, solvent bazlı boya sistemlerine geniş

uyum ve yüksek parlama noktası sayesinde

depolama, taşıma ve elleçleme işlemleri

daha güvenli hale geliyor. Renklendiricilerin

kararlılığı ise raf ömrünün uzun olmasını sağlıyor.

Viko by Panasonic’ten her mekana özel çözümler;

Multi-Let Grup Prizler

Evlerdeki elektronik cihazların sayısı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla

grup prizlere de daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Elektrik

anahtarı ve priz sektörünün lider ismi Panasonic Eco Solutions

Türkiye, çok fonksiyonlu tasarım özelliğine sahip VİKO Multi-let

Grup Prizler ile bu alanda ideal bir çözüm sunuyor.

Grup Prizde Çoklu Fonksiyon…

Multi-let Grup Prizlerin en önemli özelliklerinden biri,

isteğe göre yüzeye sabitlenerek ya da asılarak kullanılabilmesi…

Ürün bu sayede evlerde olduğu kadar

ofis, atölye ve şantiyelerde de güvenle kullanılabiliyor.

Farklı uzunluklarda sunulan kablo boyları sayesinde

mekanlara uygun seçimle kablo karmaşasının önüne

geçiyor. Anahtar kısmı içinde yer alan turuncu ışık ise

ürünün fonksiyonel tasarımda ortaya koyduğu şıklığı

tamamlıyor.

Cihazlarınızı ani gerilim artışlarından koruyor

Multi-let Şok Korumalı Grup Prizler ise şebeke gerilimindeki dalgalanmalara

karşı koruyucu elektronik devreye sahip bulunuyor.

Bu sayede elektronik cihazlarınız şebeke üzerinde elektrik üretim

tesisinden ya da yıldırım düşmesi gibi doğal etkenlerden kaynaklı

ani gerilim artışlarından etkilenmiyor. Koruma durumunun

aktif olup olmadığı ise göstergeden kontrol edilebiliyor.

Gelişmiş tasarım özellikleri

Multi-let Grup Prizler; 2’li, 3’lü, 4’lü, 5’li ve 6’lı ürün seçenekleriyle

sunuluyor. Dileyenler beyaz dileyenlerse

siyah renk seçeneğini tercih edebiliyor. Çocuk koruması

ise tüm ürünlerde standart… Böylece ebeveynler

çocuklarının bulunduğu ortamlarda ürünü gönül

rahatlığı ile kullanabiliyor. 45 derecelik açıya sahip

giriş yuvaları da ürünün rahatça ve pratik şekilde kullanılmasına

olanak sağlıyor.

150

Yapı Malzeme Eylül 2018


Ürün

Düfa Zeolit Banyo&Spa Boyası ile sağlığınız küflenmesin!

Özel saf akrilik esaslı, mat görünümlü dekoratif iç cephe su bazlı

son kat duvar boyası Düfa Zeolit Banyo&SPA boyası nemin yüksek

olduğu yaşam alanlarını koruma altına alıyor.

Banyo, mutfak ve spa gibi rutubetli ortamlarda boya filmi üzerindeki

yüksek nemin neden olduğu yoğuşma (terleme) probleminin

önlenmesi amacıyla geliştirilmiş iç cephe boyası Düfa Zeolit

Banyo&SPA boyası, içerdiği mikro kapsüller sayesinde zemin ile

boya yüzeyi arasında ısı yalıtımı sağlar. Sıcaklık farkı ile oluşan

yoğuşmayı ve duvar küfünün oluşumunu engeller.

Her türlü yüzeye mükemmel yapışan Düfa Zeolit Banyo&Spa

Boyası çatlama, dökülme ve sararma yapmaz. Kokusuz, insan

sağlığına ve çevreye dosttur.

Her türlü sıva, brüt- gaz beton, eternit, betopan, tugla, alçıpan

vb. yüzeye kolayca uygulanabilen Düfa Zeolit Banyo&SPA boyası,

24 saat içerisinde tam kuruma sağlar.

Somfy’den akıllı termostat teknolojisi;

Evlerde enerji verimliliği

Akıllı ev ve otomasyon sistemlerinin öncü markası Somfy’nin

geliştirdiği Akıllı Termostat da bunlar arasında. Somfy Akıllı Termostat

ile kullanıcılar şimdi ev ya da iş yerlerindeki kombilerini

uzaktan kontrol edebiliyor. Ürünün akıllı telefon uygulaması sayesinde,

ekstra bir kontrol ünitesine gerek kalmadan ısı seviyesini

istedikleri senaryoya göre kendileri ayarlayabiliyor. Böylece

kendi konfor alanlarını yarattıkları gibi ısınma giderlerinde de

tasarruf sağlıyor.

Eviniz istediğiniz sıcaklıkta…

Somfy akıllı termostatlar, birçok yerden ısıtma ve kombi markası

ile uyumlu şekilde çalışıyor. Kullanıcılar, sıcaklık ve nem kombinasyonu

sayesinde yeni bir konfor seviyesi keşfediyor. Sıcaklık

sensörü ve nem sensörü içeren ürün, hissedilen sıcaklığı; evinizdeki

sıcaklık ve nem seviyesini hesaba katarak isteğinize en

yakın seviyeye getiriyor.

Kışın yaklaşmasıyla ısınma, ev ve iş yerlerinde en önemli ihtiyaçlardan

biri olarak öne çıkmaya başladı. Öte yandan teknolojinin

gelişmesi ile birlikte soğuk günlerde hem ortamın ısısını hem

de hayat konforunu yükseltecek çözümler bugün hayatımızda…

Enerji tasarrufu sağlayın…

Somfy tarafından geliştirilen Akıllı Termostat; evinizin enerji performansını,

yaşadığınız bölgenin iklim koşullarını ve alışkanlıklarınızı

analiz ediyor. Öte yandan akıllı telefon uygulamasından

güncel enerji kullanımı da takip edilebiliyor. Kullanıcılar, kişiye

özel sunulan öneriler ile enerji tüketimini kontrol ederek tasarruf

sağlayabiliyor. Hatta evde açık bir pencere tespit edildiğinde termostat,

ısıtma sistemini geçici olarak kapatarak boş yere yakıt

harcanmasını da önleyebiliyor.

Yapı Malzeme Eylül 2018 151


Kısa Kısa

BTM Bayilerini

Minsk’te ağırladı

BTM, yurtiçi bayilerini Avrupa’nın önemli başkentleri arasında

bulunan Minsk şehrinde ağırladı. Belarus ülkesinin başkenti

olan Minsk, geniş ve temiz caddeleri, korunmuş tarihi yapıları,

gölleri ve yoğun yeşili ile mutlaka gezilmesi gereken şehirler

arasında yer alıyor.

BTM bayileri bu güzel şehirdeki panoramik şehir turunda Bağımsızlık

Caddesi’ni, Kırmızı Katedral’i, Bağımsızlık Meydanı’nı,

Yer Altı Çarşısı’nı, 2.Dünya Savaşı Özgürlük Anıtı’nı, Milli

Kütüphane’yi, Lenin’nin Bolşevik ihtilalinin yapılmasına karar

verdiği konutu ve son olarak Afganistan savaşı gazileri anısına

yapılan anıt ile Gözyaşı Adası’nı gezme fırsatını yakaladılar.

9-12 Ağustos tarihleri arasında, 3 gece 4 gün süren ve 109 kişinin

katıldığı tur sonrasında BTM bayileri güzel anılarla dolu,

keyifli bir tatil ve güzel Minsk anılarıyla evlerine döndü.

DemirDöküm

Kombi keşfini parmak

ucuna taşıdı

Üstün teknolojiye sahip ürünleriyle doğayı ve aile bütçesini koruyan

DemirDöküm, tüketici dostu hizmetlerine bir yenisini daha

ekledi. “DemirClub Keşif” projesini hayata geçiren şirket, kombi

keşiflerini internetten toplayacak. Türkiye’nin her bölgesinde ücretsiz

olarak kullanıma sunulan hizmet sayesinde tüketiciler ev

ve ofisleri için en ideal yoğuşmalı kombiye DemirDöküm mühendislerinin

yönlendirmesiyle ulaşma şansı bulacak.

Türkiye’nin ısıtma sektöründe en iyi müşteri deneyimini yaşatan

firması DemirDöküm, müşterilerinin hayatlarını kolaylaştırmaya

devam ediyor. Tamamı Türk mühendisler tarafından

tasarlanıp üretilen ürünleriyle dünyanın 50 ülkesine ısı konforu

sunan DemirDöküm,

kombisini değiştirmek

veya yeni bir yoğuşmalı

kombi almak isteyen

müşterileri için

ücretsiz danışmanlık

hizmeti verecek.

Gezegenin sürdürülebilirliği,

çevrenin korunması,

aile bütçesine

katkıda bulunmak

için ürünlerinle en yeni

teknolojiye yer veren

DemirDöküm, “DemirClub

Keşif” projesi

ile hem tüketicilerin hem de yetkili satıcıların hayatını kolaylaştıracak.

Dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında 2014 yılından

itibaren tüketici beklentilerine en hızlı ve kusursuz şekilde yanıt

verebilmek için www.demirdokum.com.tr web sitesini geliştiren

DemirDöküm, keşif hizmetini DemirClub portalı ile entegre etti.

Proje sayesinde Türkiye’nin dört bir yanından tüketiciler ister

bilgisayarları başından ister akıllı telefonları üzerinden kombi

keşfi için ücretsiz talep oluşturabilecek. DemirDöküm yetkili satıcıları,

24 saat içerisinde gelen taleplere yanıt verip, evin büyüklüğü,

konumu, yalıtımı doğrultusunda danışmanlık hizmeti

vererek, en geç 48 saat içinde müşteri talebi ve mekana uygun

seçimleri sunacak.

Kone, 8. kez üst üste

dünyanın en yenilikçi şirketleri

listesinde

KONE, uluslararası ekonomi dergisi FORBES tarafından belirlenen

2018 listesinde de dünyanın en yenilikçi firmaları arasında

gösterildi. FORBES dergisinin “Dünyanın En Yenilikçi Şirketleri”

listesi, yatırımcıların büyük yenilikler sunma potansiyelini göz

önünde bulundurdukları şirketlerden oluşuyor. KONE, dünyanın

en yenilikçi 100 şirketi listesinde üst üste 8 yıldır yer alıyor. Bu

yıl listeye 59. sıradan giren KONE, aynı zamanda listedeki tek

asansör ve yürüyen merdiven şirketi olma özelliğini ise devam

ettiriyor. KONE Türkiye Genel Müdürü Haldun Ulusoy, “FOR-

BES dergisinin her sene düzenlediği dünyanın en inovatif 100