07.09.2018 Views

Yapı Malzeme September 2018

Yapı Malzeme September 2018

Yapı Malzeme September 2018

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

MESA<br />

NAL Tünel<br />

Kalıbı<br />

TEMEL ÖZELLİKLER<br />

• Yüksek yük taşıma kapasitesi ve beton basıncına dayanıklılık<br />

• Hızlı ve kolay montaj sağlayan modüler tasarım<br />

• Esneklik<br />

• Hızlı ve güvenli uygulama<br />

• Hidro-mekanik güç sistemleri ile zaman ve işçilikten tasarruf<br />

• Beton döküm kolaylığı ve vibrasyon sistemleri


Kalıp ve İskele Sistemleri<br />

MESA<br />

TBM Segment<br />

Kalıpları<br />

TEMEL ÖZELLİKLER<br />

• Projeye özel, teknoloji odaklı kalıp tasarımı<br />

• Dayanıklı ve uzun ömürlü kalıplar ile sağlanan maliyet avantajı<br />

• <strong>Malzeme</strong> kalitesi ve üretim teknolojisi ile yüksek beton kalitesi ve<br />

ölçüsel hassasiyete sahip kalıplar.<br />

• Hızlı ve güvenli uygulama


İSTMAG Magazin Gazetecilik<br />

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına<br />

İmtiyaz Sahibi<br />

H. Ferruh Işık<br />

Genel Müdür<br />

Mehmet Söztutan<br />

mehmet.soztutan@img.com<br />

Reklam Müdürü<br />

Hakan Girgin<br />

hakan.girgin@img.com.tr<br />

Yayın Editörü<br />

Tarık Oral<br />

tarik.oral@img.com.tr<br />

Grafik Tasarım<br />

Sami Aktaş<br />

sami.aktas@img.com.tr<br />

Sorumlu Müdür<br />

Cüneyt Aktürk<br />

cuneyt.akturk@img.com.tr<br />

Dış İlişkiler Müdürü<br />

Yusuf Okçu<br />

yusuf.okcu@img.com.tr<br />

Kurumsal İletişim Müdürü<br />

Ebru Pekel<br />

ebru.pekel@img.com.tr<br />

Muhasebe Müdürü<br />

Zekai Turasan<br />

zturasan@img.com.tr<br />

Muhasebe ve Finans Müdürü<br />

Mustafa Aktaş<br />

mustafa.aktas@img.com<br />

Bilgi İşlem<br />

Emre YENER<br />

emre.yener@img.com.tr<br />

Abone<br />

İsmail Özçelik<br />

ismail.ozcelik@img.com.tr<br />

CTP - Baskı<br />

İhlas Gazetecilik A.Ş.<br />

Merkez Mahallesi 29 Ekim Cad.<br />

İhlas Plaza No:11 A / 41<br />

Yenibosna - Bahçelievler / İstanbul<br />

Tel: 0 212 454 30 00<br />

Adres<br />

Evren Mahallesi Bahar Caddesi<br />

Polat İş Merkezi B Blok No:3 Kat:1<br />

Güneşli - Bağcılar<br />

İSTANBUL / TURKEY<br />

Tel : +90 212 604 51 00<br />

Fax : +90 212 604 51 35


editör<br />

“Bizimdir yerlere tükürülmeyen yerler”<br />

Geçtiğimiz ay, 17 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen büyük depremin yıl dönümü olması hasebiyle sektördeki<br />

pek çok özel şirket ve sivil toplum kuruluşlarından konuyla ilgili açıklamalar yapıldı. Açıklamalardaki ortak nokta;<br />

deprem kuşağında yer alan ülkemizin bu tür afetlerle tekrar tekrar karşılaşabilecek olmasıydı. Bu gerçeği öncelikle<br />

kabullenip bu tür olası afetlere karşı daha duyarlı ve daha bilinçli olmamızın da icap ettiğini bildirdiler. Tabi<br />

her kurum kendi uzmanlık alanına göre, ülkemizin genel yapılaşması içerisinde fark ettikleri yanlış ve eksiklikleri<br />

belirtirken doğru olanı ve olması gerekeni de ilan ettiler...<br />

Genelde bu tür organizasyonlarda maalesef ortaya atılan ifadeler dinleyiciler için anlık bir umut ışığı şekline<br />

bürünerek zihinleri aydınlatıyor olsa da, konuşulanların etkisi sadece konuşmanın gerçekleştiği alanla sınırlı<br />

kalıyor. Dışarıya çıkıp rutin işlerimize döndüğümüzde, yine o malum bize deden miras alışkanlıklarımızla başbaşayız...<br />

‘İnsanı insan yapan ahlaki örüntüler kişinin icra ettiği meslek ile şekillenmekte. Felsefi öğretiler, sekülerize edilmiş<br />

dünya görüşleri ya da seçkin kürsülerden dinleme ayrıcalığı yakaladığımız beylik laflarla ilgili değil.’ Bence<br />

kabul edeceğimiz ilk gerçek bu olsa gerek.<br />

‘Sektörün hangi köşesinde bulunursak bulunalım ortaya koyduğumuz ürün, emek, hizmet ya da sermaye her<br />

ne ise, bizim (genelde diğerlerinden bir gömlek üstte olan) benliğimizle sıkı sıkıya bağlı olduğunu bilelim.’ Bu<br />

konuda biraz daha bilinç...<br />

‘Para kazanma yolunda zamanla kıyasıya yarışarak hızla ilerlerken sarfedilen eforu, amaca giden yolda katlanılması<br />

gereken bir zul olarak değil, sektördeki diğer paydaşlarımız ya da herhangi bir tüketici için ürün ve<br />

hizmet anlamına geldiğini eğer aklımızda tutamayacaksak bir yere not edelim.’ Biraz daha duyarlılık...<br />

Belki böylelikle büyük afetlerin her yıl dönümünde değerli vakitlerini ayırarak bizlere telkinlerde bulunan büyüklerimizin<br />

gösterdiği yolda bir mesafe kat eder, olanları kabullenip daha duyarlı ve daha bilinçli oluruz.<br />

Faydalı bir sayı olması dileğiyle...<br />

Tarık Oral


İçindekiler<br />

18 - İZODER: “Depreme karşı<br />

güvenli binalar için su yalıtımı şart”<br />

82 - Hareket Sensörü ile Enerji Tasarrufu<br />

94 - Borusan Cat’in<br />

34’üncü Revizyon Merkezi Ankara’da<br />

98 - “Gücümüzü ülkemize<br />

olan sorumluluğumuzdan alıyoruz”<br />

106 - Mitsubishi Electric’ten Segmentinin En<br />

Kompakt Ödüllü ve Çevreci Kliması<br />

110 - Baymak ilk 6 ayda % 55 büyüdü<br />

Emre KARABEK – Gömülü Yazılım Mühendisi<br />

REKLAM İNDEKSİ<br />

BAUMIT........................................................................ 57<br />

BIG CLUB.................................................................... 37<br />

BİEN SERAMİK......................................................... 101<br />

BOSCH TERMOTEKNİK........................................... 119<br />

BUDERUS.................................................................. 117<br />

ÇİMSA...................................................... ARKA KAPAK<br />

DAIKIN.......................................160 – ARKA KAPAKİÇİ<br />

DOKA KALIP ve İSKELE SİST...........ÖN KAPAKİÇİ – 1<br />

E.C.A.......................................................................... 105<br />

EGE YAPI ZİRVESİ’<strong>2018</strong>........................................... 153<br />

ERYAP.......................................................................... 49<br />

GF HAKAN PALSTİK.................................................. 65<br />

İNTEK KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ................. 2 – 3<br />

KEYHAN TERCÜME.................................................. 155<br />

KİLSAN........................................................................ 87<br />

KORDSA/KRATOS...................................................... 23<br />

LAYHER İSKELE SİSTEMLERİ.......................... 10 – 11<br />

MESA İMALAT......................................................... 6 – 7


Mehmet Göçmen / Sabancı Holding CEO’su<br />

NİMEÇATI.................................................................. 109<br />

ÖZLER KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ................ 8 – 9<br />

PANASONIC................................................................ 81<br />

PERİ DUO............................................................ 28 – 29<br />

PERİ KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ.......... ÖNKAPAK<br />

SARAY ALÜMİNYUM................................................ 131<br />

SARAY ALÜMİNYUM................................................ 133<br />

SERAMİKSAN............................................................. 95<br />

SİSTEM ALÜMİNYUM..................................... 122 – 123<br />

SODEX’2019.............................................................. 151<br />

TAYF ÇATI.................................................................... 89<br />

TMS KALIP ve İSKELE SİSTEMLERİ..................... 4 – 5<br />

TÜRKİYE HASTANESİ.............................................. 156<br />

UNIFAB........................................................................ 73<br />

UZMAN KİREMİT....................................................... 113<br />

VOLİ TURİZM............................................................. 157<br />

YAPIMALZEME.COM.TR.......................................... 159


Türkiye İMSAD Başkanı Ferdi Erdoğan:<br />

“Konutlarımızı dayanıksız tüketim<br />

malı olmaktan çıkarmalıyız”<br />

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, 17 Ağustos 1999 Marmara<br />

Depremi’nin 19’uncu yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Depreme dayanıklı uzun<br />

ömürlü yapılar inşa edilmesi için kullanılan malzemeden uygulama sürecine kadar her<br />

aşamada kalite büyük önem taşıyor. Dayanıklı tüketim malları için yapılan sorgulamayı<br />

binalar ve konutlar için yapmadığımız müddetçe, konutlar birer dayanıksız tüketim malı gibi<br />

olmaya devam edecek ve en az 100 yıl dayanması beklenen binaların ömrü bir otomobil<br />

ömrü kadar olacaktır” dedi.<br />

Marmara Bölgesi’ni etkileyen ‘17 Ağustos<br />

1999 Depremi’nin üzerinden 19 yıl geçmesine<br />

rağmen, Türkiye’nin depreme hazır<br />

olma konusunda birçok eksiği olduğunu<br />

belirten Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu<br />

Başkanı Ferdi Erdoğan, “Ülkemizde 7 milyondan<br />

fazla riskli konumda yapı bulunuyor.<br />

Bu yüzden en başta kentsel dönüşüm<br />

sürecindeki eksikliklerin bir an önce giderilmesi<br />

gerekiyor. Deprem kuşağında yer<br />

alan Türkiye’de yapısal problemleri çözüp,<br />

daha güvenli yapılara ulaşmalıyız ve depremi<br />

bir risk olmaktan çıkarmalıyız” dedi.<br />

“Sorgulamadığımız müddetçe<br />

binalar dayanıksız tüketim malı<br />

olmaya devam edecek”<br />

Türkiye’de 100 yıllık yapılar inşa edilmesi<br />

için kullanılan malzemeden uygulama sürecine<br />

kadar her aşamada kalitenin önemli<br />

olduğunu vurgulayan Ferdi Erdoğan, şöyle<br />

konuştu: “Buzdolabımızdaki sebze ve<br />

meyvelerin konforu kadar kendi konforumuzu<br />

sorgulamadığımız müddetçe; çamaşırlarımızı<br />

yıkarken tüketeceğimiz enerji ve<br />

suyun tasarrufu kadar konutlardaki tasarrufu<br />

sorgulamadığımız müddetçe; saçımızı<br />

kesen berberin sertifikası kadar evimizi<br />

yapan müteahhit ve ustaların sertifikalarını<br />

sorgulamadığımız müddetçe; dayanıklı tüketim<br />

için yapılan sorgulamayı binalar ve<br />

konutlar için yapmadığımız müddetçe, başımızı<br />

soktuğumuz konutlar birer dayanıksız<br />

tüketim malı gibi olmaya devam edecektir.<br />

En az 100 yıl dayanması beklenen<br />

binalar; 25-30 yıl yani bir otomobil ömrü<br />

kadar dayanacaktır. Artık depreme dayanıklı<br />

binalar yapıp içinde güvenle oturmak<br />

yerine, deprem sırasında evdeki dayanıklı<br />

tüketim malları olan beyaz eşyaların yanına<br />

saklanma tavsiyelerinden insanlarımızı<br />

kurtarmalıyız.”<br />

Yenileme pazarı ile sektöre ivme<br />

kazandırmak mümkün<br />

Günümüzde, depremle ilişkilendirilmiş konut<br />

yapısının tam olarak yerine oturmadığına<br />

dikkat çeken Ferdi Erdoğan kentsel<br />

dönüşüm pazarı ile yenileme pazarının<br />

birbirinden ayrıştırılması gerektiğini vurguladı<br />

ve şunları söyledi “Kentsel dönüşüm<br />

sürecini çok iyi yönetmemiz gerekiyor.<br />

Şu an uygulandığı haliyle, kolay satılabilir<br />

lokasyonlardaki ‘binasal dönüşüm’den<br />

çıkarıp esas ihtiyaç olan alt yapı ve alan<br />

düzenlemesi yaparak daha fazla insan,<br />

çevre ve kentsel doku odaklı bir dönüşüm<br />

planlaması yaratmalıyız. Kentsel dönüşümde<br />

performansa dayalı inşaat modellemesi<br />

hedeflenirken her derde deva olduğu<br />

iddia edilen fırsatçı ürünlerin performansı<br />

bozmasına izin vermemeliyiz. Ayrıca kentsel<br />

dönüşüme girmeyecek binaların belirlenmesi<br />

neticesinde konutlarda yapılacak<br />

güçlendirme ve yenileme çalışmaları ile<br />

daha hızlı ve sağlıklı bir dönüşüm gerçekleşebilir.<br />

Yenileme pazarına yönelik yapılacak<br />

işbirlikleri ve kampanyalar ile birçok<br />

sektör ve iş kolu hareket kazanırken, genç<br />

ve dinamik nüfusa sahip inşaat sektöründe<br />

istihdam alanında da önemli fırsatlar doğacaktır.”<br />

Türkiye Müteahhitler Birliği depremin yıldönümünde bir açıklama yayınladı:<br />

“Depreme süratle akılcı ilgi gösterilmeli”<br />

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin (TMB), 17<br />

Ağustos Depremi’nin 19. yıldönümünde yayınladığı<br />

açıklamada, “Deprem riskinin çok yüksek<br />

olduğu ülkemiz açısından bütünsel bazda<br />

sürdürülebilirlik hedefiyle bilimsel olarak planlanarak<br />

uygulanacak kentsel dönüşüm hayati<br />

önem taşımaktadır. İmar mevzuatı yeniden ele<br />

alınmalı, dikey yapılaşma tercihleri tarihi ve<br />

çevresel doku gözetilerek değerlendirilmelidir”<br />

denildi.<br />

Depremde hayatını kaybeden vatandaşları<br />

saygı ve rahmetle anarak başlayan açıklamada,<br />

“Türkiye Müteahhitler Birliği Yönetim<br />

Kurulu olarak, böyle bir acının ülkemizde ve<br />

dünyada bir daha yaşanmamasını diliyor;<br />

deprem felaketlerinde kaybettiğimiz binlerce<br />

vatandaşımızın acılarını yüreklerimizde taşımayı<br />

sürdürüyoruz. Deprem konusunda çok<br />

daha hassas bir sürece giriyor; akılcı bir ilgi,<br />

toplumsal farkındalık ve eğitimler ile uygulamada<br />

sabırlı bir sürekliliğin sağlanmasına ihtiyaç<br />

duyuyoruz” ifadesi yer aldı.<br />

Açıklamada şu noktalara yer verildi:<br />

İKLİME BAĞLI AFETLER ARTIYOR: Küresel<br />

ısınmanın en önemli sonuçlarından biri dünya<br />

genelinde iklime bağlı doğal afetlerin sayı ve<br />

ölçeğinde meydana gelen artıştır. Dünyada 31<br />

çeşit doğal afetin 28’inin meteorolojik afetlerden<br />

oluştuğu gözlenmektedir. Türkiye için ise<br />

başlıca afetler deprem, kuraklık, sel, taşkın,<br />

heyelan ve yangın olarak sıralanmaktadır.<br />

TOPLUMSAL BELLEĞİMİZE ACILAR YÜK-<br />

LEDİ: Topraklarımızın çok büyük kısmının<br />

deprem kuşağında bulunduğu dikkate alındığında;<br />

deprem, toplumsal belleğimizi büyük<br />

kayıplar ve derin acılarla yüklemiş bir numaralı<br />

doğal afettir. Sadece düne ait bir deneyim<br />

değil, aynı zamanda içinde bulunduğumuz<br />

andan yarınlarımıza uzanan çok ciddi bir tehdittir.<br />

Afetlerin ardından yapılan sorgulamalar<br />

ve çözüm arayışları, ne yazık ki bir süre sonra<br />

giderek hafiflemekte ve yerini bir sonraki depreme<br />

kadar süren bir rehavete bırakmaktadır.<br />

18<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Aktüel<br />

GYODER Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin:<br />

“İmar barışı ile depreme dayanıksız<br />

binaların dönüşümü hız kazanacak”<br />

Topraklarının büyük çoğunluğu deprem kuşağında yer alan Türkiye’de depreme hazırlıklı<br />

olmak için kentsel dönüşümün büyük önem taşıdığını vurgulayan GYODER Yönetim Kurulu<br />

Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, “Bugün Türkiye genelinde 7.5 milyon riskli konutun<br />

dönüşmesi gerekiyor. Bunun için zaman kaybetmeden, prosedürlere kısa yollar oluşturarak<br />

sorunları çözmemiz gerekiyor. İmar barışı bu anlamda Türkiye için kangren olmuş sorunları<br />

ortadan kaldırırken, yarattığı gelir ile kentsel dönüşüme ivme kazandıracak” dedi.<br />

Doç. Dr. Feyzullah Yetgin / GYODER Başkanı<br />

Türkiye’de büyük yıkıma yol açan 17 Ağustos<br />

1999 Marmara Depremi’nin 19’uncu<br />

yıldönümü nedeniyle açıklamada bulunan<br />

GYODER Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin,<br />

hayata geçirilen tüm düzenleme ve<br />

yapılanmalara rağmen Türkiye’nin hala<br />

depreme tam anlamıyla hazırlıklı olmadığını<br />

belirtti.<br />

Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, “Bugün Türkiye<br />

genelinde milyonlarca konutta halen<br />

binaların gücünü zayıflatan en önemli<br />

faktörlerden biri olan korozyonun önüne<br />

geçen su yalıtımı yok. 7.5 milyon konut<br />

ise dönüştürülmesi gereken konut statüsünde<br />

bulunuyor. Topraklarının büyük<br />

çoğunluğunun deprem kuşağında yer alan<br />

ülkemizde depreme hazırlıklı olmak için<br />

güvenli ve kaliteli yapılaşma anlayışıyla<br />

hereket etmeliyiz ve kentsel dönüşüm fırsatını<br />

iyi değerlendirmeliyiz” dedi.<br />

Kentsel dönüşümün hız kazanması konusunda<br />

imar barışının büyük önem taşığını<br />

vurgulayan Doç. Dr. Feyzullah Yetgin,<br />

“Yılda 500 bin adet konutu dönüştürürsek,<br />

dönüşümü 15 yıl gibi bir sürede tamamlayabiliyoruz.<br />

Bunun için zaman kaybetmeden,<br />

prosedürlere kısa yollar oluşturarak<br />

sorunları çözüp, önümüzdeki 15 yılda bu<br />

problemi el birliğiyle atlatmamız gerekiyor.<br />

Türkiye’de sayısı 13 milyona yaklaşan<br />

ruhsatsız yapının imar ve ruhsat sorununa<br />

çözüm getirecek olan imar barışı, hem<br />

Türkiye için kangren olmuş bir sorunu<br />

ortadan kaldıracak hem de yarattığı gelir<br />

ile kentsel dönüşüme ivme kazandıracak”<br />

diye konuştu.<br />

Kentsel dönüşüm sürecinin başta büyükşehirler<br />

olmak üzere kapsamlı bir imar<br />

reformu ile planlanması gerektiğine dikkat<br />

çeken Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, şöyle devam<br />

etti: “Şehirlerimizi, talep ve ihtiyaçlara<br />

göre planlayıp geliştirmeli, değiştirmeli ve<br />

dönüştürmeliyiz. İlgili yönetmeliklerin ihtiyaçlara<br />

ne ölçüde yanıt verdiğini sorgulanması<br />

ve denetlenmesini sağlamalıyız”<br />

GYODER olarak, kentsel dönüşüm çalışmalarına<br />

katkıda bulunmaya devam<br />

edeceklerini kaydeden Doç. Dr. Feyzullah<br />

Yetgin, “Olası büyük bir depremde minimum<br />

kayıp verilmesi için riskli binaların<br />

yeniden, yönetmeliklere uygun şekilde<br />

inşa edilmesi ve tüm Türkiye’nin yeniden<br />

yapılanması için çalışacağız. Deprem bilincinin<br />

toplumun tüm kesimleri tarafından<br />

benimsenmesi de yeniden yapılanma sürecine<br />

büyük bir ivme kazandıracaktır”<br />

dedi.<br />

ÖNEMLİ ADIMLAR ATILIYOR: Ülkemizde deprem riski ile mücadele<br />

konusunda önemli adımlar da atılmaktadır. Son olarak ülkemizin deprem<br />

haritası, 22 yıl sonra geçtiğimiz aylarda yenilenmiş; Yeni Deprem<br />

Bina Yönetmeliği <strong>2018</strong> yılı Mart ayı içerisinde yürürlüğe girmiştir. Çevre<br />

ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlıkları yapılan Deprem Yasası<br />

Tasarısının ivedilikle hayata geçirilmesi beklenmektedir.<br />

STRATEJİK AFET PLANI HAZIRLANMALI: Türkiye depremin yanı<br />

sıra, iklim değişikliğinin etkisiyle diğer doğal afetlerde de ciddi hasarlar<br />

almaktadır. Bu çerçevede bir stratejik afet planı hazırlanması büyük<br />

önem taşımaktadır. Son olarak Ordu’da yaşanan sel felaketinden sonra<br />

hükümetin doğal afetler için genel bir eylem planı hazırlanacağına ilişkin<br />

açıklamasını son derece gerekli ve doğru bulmaktayız.<br />

AFETLER BAKIŞ AÇISIYLA PLANLAMA: İçinde bulunduğumuz çağda,<br />

yaşadığımız mekanların bilim ve tekniğe uygun olarak inşa edilmiş<br />

olması lüks değil mecburiyettir. Afetler bakış açısıyla bu çerçevede gerekli<br />

planlamaların yapılması ve tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu<br />

önlemlerin teknik çatısı ilgili devlet kurumlar ile araştırma ve planlama<br />

konusundaki deneyimli uzmanların ortaklaşa gayretiyle oluşturulabilir.<br />

İmar mevzuatı yeniden ele alınmalı, dikey yapılaşma tercihleri tarihi<br />

ve çevresel doku gözetilerek değerlendirilmeli, imar değişikliği uygulamaları<br />

kamu vicdanını zedeleyen, kişilere özel değerlendirmelerden<br />

arındırılmalıdır.<br />

KENTSEL DÖNÜŞÜM HAYATİ ÖNEMDE: Şehirleşme oranının giderek<br />

arttığı ve deprem riskinin yüksek olduğu ülkemiz açısından kentsel<br />

dönüşüm hayati önem taşımaktadır. Kentsel dönüşüm, “yaşanabilir şehirler”<br />

hedefiyle, sürdürülebilir biçimde bilimsel olarak uygulanmalıdır.<br />

Bina bazlı ve rant odaklı ele alınmamalı; kentsel altyapı, yeşil alan ihtiyacı<br />

ile başta mülkiyet hakkı olmak üzere sosyo-kültürel doku ve bölge<br />

sakinlerinin tüm hakları gözetilerek planlanmalı ve hayata geçirilmelidir.<br />

Gündemdeki İmar Barışı sürecinde fen kurallarına ve teknik standartlara<br />

aykırı yapılar için ayrı bir çalışma yürütülmeli ve öncelikle teknik<br />

şartlara uygun hale getirilmesi sağlanmalıdır.<br />

ETKİN DENETİM MEKANİZMASI OLUŞTURULMALI: Yap-Sat sektörü<br />

mevcut denetimsiz işleyişinden kurtarılmalıdır. Sektörün tanımı yapılmalı,<br />

yetki ve sorumlulukları belirlenmelidir. Ayıplı iş yapan firmaların<br />

sektörden ayıklanmasına olanak sağlayan yasal zemin hazırlanmalıdır.<br />

İnşaat sektöründe topluma ve çevreye duyarlı, şeffaf, hesap verebilir ve<br />

sürdürülebilir bir yatırım ortamının oluşması en önemli hedef olmalıdır.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 19


İZODER: “Depreme karşı güvenli<br />

binalar için su yalıtımı şart”<br />

Deprem gerçeği ve yalıtım konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek için faaliyetlerini aralıksız<br />

olarak sürdüren İZODER’in Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen, halen depreme<br />

hazırlıklı olmayan Türkiye’de, güvenli ve nitelikli binaların sayısının hızla artırılması<br />

gerektiğine dikkat çekerek, “ Topraklarının büyük bir kısmı deprem kuşağında yer alan bir<br />

ülkede, can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için alınması gereken en temel önlemlerin<br />

başında uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Bunun için de,<br />

yapıların, öncelikle su yalıtımı ile donatılarak korozyona karşı korunması gerekiyor” dedi.<br />

Yalıtım konusunda kamuoyunu ve sektörü<br />

bilinçlendirmeyi amaç edinen İZO-<br />

DER (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları<br />

Derneği) Başkanı Levent Pelesen, yapıyı<br />

oluşturan ana elemanları (demir ve beton),<br />

ömrü boyunca koruyacak olan su<br />

yalıtımının hayati önem taşıdığını söyledi.<br />

Tüm Marmara Bölgesi’ni etkileyen ‘17<br />

Ağustos 1999 Depremi’nin üzerinden 19<br />

yıl geçmesine rağmen, Türkiye’nin depreme<br />

hala hazır olmadığını açıklayan<br />

Levent Pelesen, “Ülke olarak depremle<br />

yaşamayı öğrenmeli,<br />

güvenli ve kaliteli yapılaşma<br />

bilinciyle hareket<br />

etmeliyiz. Deprem kuşağında<br />

yer alan Türkiye’de<br />

can ve mal güvenliğini<br />

sağlayabilmek<br />

için alınması gereken<br />

en temel önlemlerin<br />

başında uzun ömürlü<br />

ve depreme dayanıklı<br />

binalar inşa etmek geliyor”<br />

dedi.<br />

Betonarme yapı sistemlerinin<br />

en hassas<br />

oldukları noktalardan birinin suya karşı<br />

hassasiyetleri olduğunu vurgulayan Pelesen,<br />

“<strong>Yapı</strong>larımıza suyun nüfuz etmesi<br />

durumunda taşıyıcı elemanlarda bulunan<br />

demir donatılar korozyona maruz kalarak<br />

paslanmakta ve binalarımızın ömrünü ve<br />

dayanıklılığını azaltmaktadır. 17 Ağustos<br />

depremi sonrasında yapılan İstanbul<br />

Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu<br />

tarafından yapılan incelemeler<br />

sonucu, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55<br />

bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde<br />

korozyon tespit edilmesi de su yalıtımının<br />

önemini ortaya çıkarıyor” diye konuştu.<br />

Ülke genelinde milyonlarca konutta halen<br />

su yalıtımı olmadığına, 6.5 milyon konutun<br />

ise deprem açısından riskli bina statüsünde<br />

olduğuna dikkat çeken Pelesen,<br />

“Toplumda çok bilinmese de depremlerin<br />

yol açtığı büyük yıkımların en önemli nedenlerinden<br />

biri korozyondur. Herhangi<br />

bir yoldan binaya sızan su, oksijen ve<br />

beton içerisinde farklı kimyasal içeriğe<br />

sahip maddeler ile kimyasal tepkimeye<br />

girerek paslanmaya, yani korozyona neden<br />

oluyor. Korozyon sonucunda binanın<br />

taşıyıcı sistemi öyle zayıflıyor ki, su yalıtımına<br />

sahip olmayan bir bina, yapımından<br />

sonraki 20 yıl içinde taşıma kapasitesinin<br />

yarısından fazlasını kaybediyor. Binanın<br />

taşıyıcı sistemini zayıflatan korozyonu<br />

engellemenin tek yolu ise su yalıtımıdır”<br />

şeklinde konuştu.<br />

Yeni yönetmelikle su yalıtımı<br />

zorunlu hale geldi<br />

Pelesen, özetle şunları söyledi: “Türkiye’de<br />

inşaat sektöründe büyük bir eksikliği<br />

gidererek, binalara dayanıklılık, kalite<br />

ve konfor kazandıracak ‘Binalarda Su Yalıtımı<br />

Yönetmeliği’ 1 Haziran <strong>2018</strong> tarihi<br />

itibarıyla yürürlüğe girdi. Çevre ve Şehircilik<br />

Bakanlığı tarafından, destek ve girişimlerimizle<br />

mevzuattaki eksikleri gidermek<br />

üzere hazırlanan yeni yönetmelikle<br />

yalıtımın yeni binalarda uygulanması zorunlu<br />

hale getirildi. Türkiye inşaat sektörü<br />

ve bina sakinleri açısından çok önemli bir<br />

adım olan bu yönetmelik, su yalıtımı ile ilgili<br />

çok büyük bir eksikliği giderecek. Yeni<br />

yapılan binalarda bu yönetmelikte öngörülen<br />

esaslara uyulmadığının tespit edilmesi<br />

hâlinde, bu eksiklikler giderilinceye<br />

kadar binaya yapı kullanma izin belgesi<br />

verilmeyecek”<br />

Kentsel dönüşüm fırsatı iyi<br />

değerlendirilmeli<br />

“Kentsel dönüşüm süreci su yalıtımı uygulamaları<br />

için büyük bir fırsat. Bina da-<br />

20<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Aktüel<br />

‘Tüm Yönleriyle Yalıtım<br />

Seminerleri’nin 5’incisi<br />

Elazığ’da gerçekleştirildi<br />

İZODER Başkanı Levent Pelesen, “Amacımız,<br />

yurt genelinde yalıtım bilincini artırmak ve ülkemiz<br />

için stratejik öneme sahip bir konuda farkındalık<br />

yaratmaktır” dedi.<br />

Levent Pelesen / İZODER’in Yönetim Kurulu Başkanı<br />

yanımı için gerekli olan su yalıtımı, şimdiye<br />

kadar çoğunlukla ihmal edildiği için, ülkemizde<br />

30 yıllık binalar ömrünü tamamlamış olarak görülüyor.<br />

Oysa asgaride 80-100 yıl gibi bir süre<br />

için inşa edilmesi gereken binalarımız, bu süre<br />

içinde korozyon etkisine karşı korunmuş olmalı.<br />

Bunun için de mevzuatların öngördüğü gibi<br />

su yalıtımı yapılmalı. Önümüzdeki kentsel dönüşüm<br />

sürecini iyi değerlendirip, su yalıtımını<br />

kaliteli malzeme ve uzman uygulamalar ile gerçekleştirirsek,<br />

her deprem sonrasında yaşadığımız<br />

düşündürücü tabloları engelleyebiliriz”<br />

Avrupa’da su yalıtımlı bina oranı daha<br />

yüksek<br />

“Türkiye topraklarının yüzde 92’si ve nüfus yoğunluğunun<br />

yüzde 95’inin deprem kuşağında<br />

bulunuyor. Deprem tehlikesi altında olmayan<br />

Avrupa’da bile su yalıtımına yönelik yaptırımlar<br />

var ve tüm yalıtım uygulamaları, denetim ve<br />

sigorta şirketleri tarafından çok ciddi bir şekilde<br />

denetleniyor. Çünkü korozyon nedeniyle binaların<br />

depreme karşı dayanıksız hale geldiğinin<br />

bilincindeler. Biz de, hem canımızı korumak,<br />

hem de sağlıklı, yaşanabilir yapılar inşa etmek<br />

istiyorsak, su yalıtımının olmazsa olmaz bir unsur<br />

olduğunu anlamalıyız”<br />

İZODER, üretici firmalara İKOS belgesi<br />

veriyor<br />

“Su yalıtımının kaliteli malzeme ve uzman uygulamalar<br />

ile gerçekleştirmek çok büyük önem<br />

taşıyor. İZODER üyelerini mevcut kanun ve<br />

yönetmeliklerde yer alan standartlara uygun<br />

olarak piyasaya ürün arz ettiklerini belgelemek<br />

ve haksız rekabeti önlemek amacı ile yeni bir<br />

uygulama başlattık. İZODER Kalite Onay Sertifikası<br />

(İKOS) adını verdiğimiz bu belge için<br />

üyelerimizin ürünlerini piyasadan rastgele alıyor<br />

ve İZODER bünyesinde kurulan TEBAR<br />

AŞ’de deneye tabi tutuyoruz. Firmanın beyan<br />

ettiği değerlerle test sonuçlarını karşılaştırarak<br />

İKOS Sertifikası veriyoruz”<br />

‘Tüm Yönleriyle Yalıtım Seminerleri’nin<br />

beşincisi Megaboard partnerliğinde,<br />

Bonus, Mardav, Ode, Ravaber,<br />

Terrawool ve Saint-Gobain<br />

Weber sponsorluğunda Windy Hill<br />

Hotel Elazığ’da düzenlendi.<br />

‘Tüm Yönleriyle Yalıtım Semineri-Elazığ’,<br />

Elazığ Çevre ve Şehircilik<br />

İl Müdürü Mustafa Pirinççi, Elazığ<br />

Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı<br />

Asilhan Arslan, İZODER Başkanı<br />

Levent Pelesen, öğretim üyeleri,<br />

mimar ve mühendislerin yanı sıra,<br />

kamu, STK ve sektör temsilcilerinin<br />

katılımıyla gerçekleşti.<br />

Elazığ Çevre ve Şehircilik İl Müdürü<br />

Mustafa Pirinççi yaptığı açılış konuşmasında,<br />

yalıtımın insan sağlığı ve<br />

konforu için vazgeçilmez bir unsur<br />

olduğunu vurgulayarak, bu konuda<br />

yapılan yasal düzenlemelerin takipçisi<br />

olduklarını belirtti. Elazığ Ticaret<br />

ve Sanayi Odası Başkanı Asilhan<br />

Arslan ise yalıtımın önemine değinerek,<br />

Türkiye’de yalıtımın yaygınlaşması<br />

ve yalıtım bilincinin artırılması<br />

için gerçekleşen çalışmaların destekçisi<br />

olmaya devam edeceklerini<br />

ifade etti.<br />

Ülke genelinde yalıtım bilincini artırmak,<br />

kamu ile sektör temsilcilerini<br />

buluşturmak, vatandaşlara çözüm<br />

önerileri sunmak amacıyla Anadolu’ya<br />

yöneldiklerini belirten İZODER<br />

Başkanı Levent Pelesen, “ Son yasal<br />

düzenlemelerle birlikte yalıtım<br />

sektörünün gelişimi ivme kazandı.<br />

Sektörümüzün yıllardır beklediği<br />

‘Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği<br />

ve Binaların Gürültüye Karşı Korunması<br />

Hakkında Yönetmelik’ İZODER<br />

çalışanlarının yıllar süren emek ve<br />

katkıları ile ülkemize kazandırıldı.<br />

Isı, su, ses ve yangın yalıtımı, her<br />

şeyden önce Türkiye’nin geleceği<br />

için stratejik öneme sahip bir konu.<br />

Vatandaşların yalıtım konusunda<br />

doğru bilgilere sahip olması çok<br />

önemli çünkü tüm yalıtım uygulamalarıyla,<br />

güvenli, sağlıklı ve konforlu<br />

yaşam alanlarına sahip oluyoruz.<br />

Elbette eksiklikler, düzeltmeler olacaktır<br />

ancak önemli olan, sektörün<br />

bir nirengi noktası kazanmasıdır.<br />

Ayrıca Bakanlığımızın bize verdiği<br />

görev ve yetkiyle Su ve Ses Yalıtımı<br />

Yönetmelik Kılavuzlarının yazılması<br />

için de çalışmaları başlattık. Kılavuzların<br />

da doğru yalıtım uygulamaları<br />

için sektöre katkısı büyük olacaktır”<br />

diye konuştu.<br />

Bir sonraki durak Antalya<br />

Levent Pelesen konuşmasını şöyle<br />

tamamladı: “İZODER olarak, Çevre<br />

ve Şehircilik Bakanlığı işbirliği ile<br />

Ekim 2017’de İzmir’de yüksek bir<br />

katılımla başlayan seminer dizimize,<br />

Ocak <strong>2018</strong>’de Ankara’da, Mart<br />

<strong>2018</strong>’de Adana’da, 19 Nisan’da<br />

Kayseri’de devam ettik. Bugün, yüzyıllardır<br />

birçok uygarlığa ev sahipliği<br />

yapan Elazığ’dayız. Elazığ’ı, Antalya<br />

ve Trabzon illerimiz takip edecek.<br />

Finali ise İstanbul’da yapacağız. Bugüne<br />

kadar gerçekleştirdiğimiz seminerlerin<br />

gördüğü yoğun ilgi, Anadolu’ya<br />

açılma stratejisinin ne kadar<br />

önemli olduğunu bizlere bir kez daha<br />

gösterdi. Hedefimiz bu seminerler<br />

dizisini 2019 yılında da sürdürmek”<br />

Alanında uzman konuşmacılar<br />

yalıtımı masaya yatırdı<br />

‘Tüm Yönleriyle Yalıtım Semineri-Elazığ’da,<br />

‘Su Yalıtımı Yönetmeliği<br />

Neler Getiriyor’, ‘Su Yalıtımı Uygulamaları’,<br />

‘Yangın Yalıtımı ve Yangın<br />

Güvenliği Tedbirleri’, ‘Ses Yalıtımı<br />

Yönetmeliği Neler Getiriyor’, ‘Ses<br />

Yalıtımı Uygulamaları’, ‘Enerji Verimliliği<br />

Mevzuatları’, ‘Enerji Verimliliği<br />

İçin Isı Yalıtım Uygulamaları’,<br />

‘<strong>Yapı</strong> Sektöründe Denetim’ başlıklı<br />

oturum ve sunumlar gerçekleştirildi.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 21


Türkiye İhracat Katkı Endeksi <strong>2018</strong> yılı ikinci çeyrek sonuçları:<br />

İnşaat Seramikleri, 27,88’lik katkı<br />

oranı ile ihracat katkısını artırdı<br />

Türkiye Seramik Federasyonu desteği ile ekonomistler tarafından hazırlanan Türkiye<br />

İhracat Katkı Endeksi’nin <strong>2018</strong> yılı ikinci çeyrek verileri açıklandı. Endekse göre, 17 sanayi<br />

sektörü arasında inşaat seramikleri 27,88’lik oranla ihracata katkı oranı en yüksek sektör<br />

oldu. İnşaat seramikleri, son beş çeyrek dönemdeki istikrarlı artışıyla ihracata olan net<br />

katkısını sürdüren sektör olmayı başardı. İnşaat seramiklerini sırasıyla giyim eşyaları ve<br />

mobilya sektörü takip etti.<br />

Sanayi sektörlerinin, Türkiye dış ticaretine<br />

katkı değerlerinin ölçümlenmesi amacıyla<br />

Türkiye Seramik Federasyonu desteği ile<br />

ekonomistler tarafından hazırlanan “Türkiye<br />

İhracat Katkı Endeksi”nin <strong>2018</strong> yılı<br />

ikinci çeyrek verileri açıklandı. Endekse<br />

göre; seramik sektörü Türk ekonomisine<br />

sağladığı katma değer ile 17 sektör arasında<br />

yine ipi göğüsleyen sektör oldu.<br />

Dördüncüsü kamuoyuna açıklanan endekse<br />

göre; Türkiye sanayinin ihracata<br />

olan genel katkı oranı 0,78 puan ile hemen<br />

aynı kalırken, 12 sanayi kolunun katkı<br />

oranları bir önceki çeyrek döneme göre<br />

iyileşme gösterdi. 5 sanayi kolunun katkı<br />

oranında ise düşüş yaşandı.<br />

İnşaat Seramikleri ihracat net katkısı artışını<br />

istikrarla sürdürüyor<br />

<strong>2018</strong> yılı ikinci çeyrek dönemi, gerek yurt<br />

içinde gerekse yurt dışında oldukça zorlu<br />

koşulların yaşandığı bir süreci kapsıyor.<br />

İnşaat seramikleri ise bu dönemdeki zorlu<br />

koşullara rağmen ihracat katkı oranını en<br />

çok artıran sektör olmayı başardı. <strong>2018</strong><br />

yılı ikinci çeyrek katkı endeksi verileri<br />

itibariyle en yüksek ihracat katkı oranını<br />

27,88 ile yine inşaat seramikleri gerçekleştirdi.<br />

İnşaat seramikleri bir önceki<br />

çeyrek döneme göre 1,38 puan artışı da<br />

sağladı. İnşaat seramikleri katkı oranı son<br />

beş çeyrek dönemdeki istikrarlı artışıyla<br />

da ihracata olan net katkısını sürdüren<br />

sektör oldu.<br />

Giyim eşyaları sektörü ikinci,<br />

mobilya sektörü üçüncü oldu<br />

Birinci çeyrek itibariyle 17 sanayi kolu<br />

içerisinde ihracata katkı oranı pozitif olan<br />

10 sektör bulunuyor. İnşaat seramikleri<br />

sonrası en yüksek katkı oranına sahip iki<br />

sektör 8,44 ile giyim eşyaları ve 4,04 ile<br />

mobilya sektörü oldu. Bu iki sektörün bir<br />

önceki çeyrek dönemle kıyaslandığında<br />

yerini koruduğu görülüyor.<br />

Motorlu kara taşıtlarında düşüş<br />

var<br />

En yüksek ihracat gerçekleştiren motorlu<br />

Erdem Çenesiz / Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı<br />

kara taşıtları sanayinin katkı oranı ikinci<br />

çeyrekte 1,37’ye inerken, tekstil sanayi<br />

1,64’e geriledi. Metal eşya sanayi ise<br />

1,94’e yükseldi. Bununla birlikte 7 sanayi<br />

kolunun ihracat katkı oranları ikinci çeyrekte<br />

negatif oldu. En yüksek negatif oran<br />

0,15 ile elektronik ve bilgisayar sanayinde<br />

gerçekleşti.<br />

<strong>2018</strong>’in ikinci çeyreği durağan<br />

geçti<br />

Türkiye sanayinin genel katkı oranı geçen<br />

yıl üçüncü çeyrekte de 0,71’e geriledikten<br />

sonra dördüncü çeyrekte yeniden 0,74’e<br />

çıkmış, <strong>2018</strong> yılı ilk çeyrekte ise 0,79’a<br />

yükselmişti. <strong>2018</strong> yılının ikinci çeyreğinde<br />

ise katkı oranı 0,78. Bu oran ile sektörün<br />

durağan bir süreçten geçtiğini söyleyebiliriz.<br />

Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı<br />

Erdem ÇENESİZ: “İnşaat Seramikleri,<br />

<strong>2018</strong>’in ikinci çeyreğindeki zorlu koşullarda<br />

gerek yurt içi gerekse yurt dışındaki<br />

rekabet gücünü artırdı”<br />

Türkiye İhracat Katkı Endeksi <strong>2018</strong> yılı<br />

ikinci çeyrek verilerini yorumlayan Türkiye<br />

Seramik Federasyonu Başkanı<br />

ÇENESİZ; “<strong>2018</strong> yılı ikinci çeyrek döneminde<br />

içeride ve dışarıda oldukça zorlu<br />

koşullar ortaya çıktı. Türkiye’de bu süreçte<br />

seçimler belirleyici unsur oldu. Bu dönem<br />

içerisinde belirsizlikler artmış, mali<br />

göstergelerde değer kayıpları hızlanmış<br />

ve ekonomik istikrar zayıflamıştır. Bu koşullar<br />

tüm sektörleri etkiledi. Yurt dışında<br />

ise küresel ticarette karşılıklı korumacılık<br />

önlemleri başlamış ve ihracatı zorlaştıran<br />

bu süreç ile ticaret savaşları endişesi artmıştır.<br />

Emtia ve mal fiyatlamalarında ise<br />

dalgalanmalar yaşanmıştır.<br />

İnşaat Seramikleri sektörü bu zorlu koşulların<br />

yaşandığı <strong>2018</strong> yılı ikinci çeyrek<br />

döneminde net ihracat katkısını en çok<br />

artıran sektör oldu. Sektörün ihracat katkı<br />

oranı bir önceki çeyrek döneme göre 1,38<br />

puan artarak 27,88’e yükseldi ve ihracata<br />

en çok katkı sağlayan sektör olarak liderliğini<br />

sürdürdü. Bu artış sektörün yurt<br />

içi ve yurt dışı rekabet gücünün her türlü<br />

olumsuz koşulda dahi artmakta olduğunu<br />

gösteriyor.”<br />

Ekonomide net ihracatı<br />

sağlayacak olanlar sanayi<br />

sektörleridir<br />

Türkiye ekonomisinde sürdürülebilir bir<br />

büyüme ve gelişme için iki temel ihtiyaç<br />

bulunduğunun altığını çizen Çenesiz sözlerine<br />

şu şekilde devam ediyor: “Bu iki<br />

temel ihtiyaç daha yüksek katma değer<br />

sağlanması ile daha yüksek ihracat yapılarak<br />

net ihracat fazlası elde edilmesidir.<br />

Ekonomide üretim ve ihracatta daha yüksek<br />

katma değer ile net ihracatı sağlayacak<br />

olanlar ise sanayi sektörleridir.<br />

Net ihracat aynı zamanda yüksek katma<br />

değerli üretim yapıldığını da göstermektedir,<br />

nitekim ihracatın ithalattan yüksek<br />

olması sektörlerin rekabet gücünü ve<br />

bunu sağlayan katma değeri yansıtmaktadır.<br />

Sanayi sektörleri katma değer ve<br />

net ihracat yaratma güçleri ve potansiyellerine<br />

göre ölçülmeli ve desteklenmelidir.”<br />

22<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Aktüel<br />

Türkiye İmsad Ağustos <strong>2018</strong> Sektör Raporu açıklandı:<br />

İnşaat malzemesi sanayi üretimi<br />

Haziran ayında %2,5 geriledi, ithalat<br />

ise % 12,4 düşüş gösterdi<br />

Türkiye İMSAD, yapı sektörü ve ekonomi<br />

çevreleri tarafından dikkatle izlenen aylık<br />

sektör raporunu açıkladı. ‘Türkiye İM-<br />

SAD Ağustos <strong>2018</strong> Sektör Raporu’nda;<br />

geleneksel olarak yılın ikinci ve üçüncü<br />

çeyreğinde önemli artış gösteren ancak<br />

Temmuz ayında 1,1 puan yükselebilen<br />

mevcut inşaat işlerinin, Ağustos ayında<br />

8,4 puan birden düşüş gösterdiği vurgulandı.<br />

<strong>2018</strong> yılı Haziran ayında inşaat<br />

malzemesi ortalama sanayi üretiminin<br />

2017 yılı Haziran ayına göre yüzde 2,5<br />

gerilediğine yer verilen raporda, ithalatın<br />

ise geçen yılın Haziran ayına göre yüzde<br />

12,4 düşüş gösterdiğine dikkat çekildi.<br />

Raporda ayrıca, <strong>2018</strong> yılının ilk yarısında<br />

ihracatın yüzde 17,8 artarak 9,93 milyar<br />

dolara ulaştığı, ihracatta devam eden<br />

kuvvetli artış ile birlikte 2017 yılı Haziran<br />

ayından bu yana yıllık ihracatın da 18,78<br />

milyar dolar olarak gerçekleştiği belirtildi.<br />

Türkiye İnşaat <strong>Malzeme</strong>si Sanayicileri<br />

Derneği (Türkiye İMSAD)’nin, sektörün<br />

çatı kuruluşu olarak hazırladığı ‘Ağustos<br />

<strong>2018</strong> Sektör Raporu’nda şu tespitler yer<br />

aldı: Seçim kararının alındığı ve yapıldığı<br />

yılın ikinci çeyreğinde durağanlaşan inşaat<br />

faaliyetleri, Temmuz ayında zayıf bir<br />

toparlanma gösterdi ancak Ağustos ayında<br />

önemli ölçüde geriledi. Gerilemede<br />

uzun bayram tatilinin de etkisiyle birlikte<br />

ekonomi politikalarındaki belirsizlik, döviz<br />

kurları ve faiz oranlarındaki artış ile dış<br />

politik gerginlikler belirleyici oldu. İnşaat<br />

işlerindeki yavaşlama, inşaat malzemeleri<br />

sanayi üretimini ve iç satışlarını ise<br />

olumsuz etkilemeye başladı. İnşaat sanayisinde<br />

işlerin normalleşmesi için öncelikle<br />

piyasalarda güvenin ve istikrarın<br />

yeniden sağlanması bekleniyor.<br />

Güven endeksi Ağustos ayında<br />

10,5 puan geriledi<br />

İnşaat sektörü güven endeksi Nisan ayında<br />

alınan erken seçim kararı ile birlikte<br />

gerilemeye başlamış, seçimler sonrasında<br />

ise Temmuz ayında 0,2 puan daha düşerek<br />

durağanlaşmıştı. Ağustos ayında<br />

ise inşaat sektörü güven endeksi en yüksek<br />

aylık düşüşünü gerçekleştirdi ve 10,5<br />

puan birden düştü. Ekonomide yaşanan<br />

belirsizlikler ile başta döviz kurları olmak<br />

üzere mali göstergelerdeki kayıplar inşaat<br />

sektörünü de olumsuz etkiledi.<br />

Mevcut inşaat işleri seviyesinde önemli<br />

düşüş<br />

Mevcut inşaat işleri seviyesi, geleneksel<br />

olarak yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde<br />

mevsimsellik etkisi ile önemli artış gösteriyor.<br />

İkinci çeyrekte mevcut işler seviyesi<br />

seçimlerin yarattığı belirsizlikler ile gerilemiş,<br />

Temmuz ayında ise mevcut işler<br />

seviyesi ancak 1,1 puan yükselebilmişti.<br />

Ağustos ayında ise mevcut işler seviyesi<br />

bir önceki aya göre 8,4 puan birden düşüş<br />

gösterdi. İşlerdeki gerilemede güven<br />

kaybı ile birlikte finansman olanaklarındaki<br />

sıkılaşma ve faiz oranlarındaki artışın<br />

büyük etkisi bulunuyor. Mevcut işlerdeki<br />

hareketlenmenin politika uygulamalarına<br />

bağlı olacağı öngörülüyor.<br />

Yeni alınan inşaat işleri seviyesi<br />

Ağustos ayında 9,3 puan düştü<br />

Alınan yeni iş siparişleri seçim kararı ardından<br />

gerilemiş, Temmuz ayında ise sadece<br />

1,7 puan artış göstermişti. Ağustos<br />

ayında ise yeni alınan inşaat işleri seviyesi<br />

bir önceki aya göre 9,3 puan düşüş<br />

gösterdi. Bayram tatili ile birlikte ekonomide,<br />

piyasalarda ve mali göstergelerde<br />

yaşanan belirsizlikler yeni inşaat işlerini<br />

de önemli ölçüde sınırladı.<br />

İpotekli konut satışları Temmuz<br />

ayında geriledi<br />

Türkiye genelinde konut satışlarında<br />

banka kredileri ile yapılan ipotekli satışlar<br />

önemli rol oynuyor. İpotekli konut satışlarında<br />

uygulanan düşük faiz kampanyalarının<br />

sona ermesi ile birlikte Temmuz<br />

ayında ipotekli satışlar bir önceki aya<br />

göre önemli ölçüde düştü. Temmuz ayında<br />

ipotekli konut satışları geçen yılın aynı<br />

ayna göre ise yüzde 21,2 düşerek 30 bin<br />

405 adet oldu. Konut kredi faizlerinin aylık<br />

ortalama yüzde 1,6’ları aşması ile birlikte<br />

kredili-ipotekli konut alım talebi düştü.<br />

Yüksek faizler nedeniyle konut<br />

sektöründe yeni kampanya<br />

Mayıs ve Haziran aylarında bankaların<br />

uyguladıkları düşük faiz kampanyaları<br />

nedeniyle diğer faiz oranlarındaki artışa<br />

rağmen konut kredisi faiz oranları düşük<br />

kalmıştı. Kampanyaların sona ermesinin<br />

ardından Temmuz ve Ağustos aylarında<br />

konut kredisi aylık ortalama faiz oranları<br />

önemli ölçüde artış gösterdi. Bankaların<br />

mevcut maliyet yapıları içinde konut<br />

kredisi faiz oranlarını düşürme olanağı<br />

bulunmuyor. Bu nedenle konut sektörü,<br />

kendi içinde yeni bir kampanya başlattı.<br />

Yeni kampanyada konut faizleri yüzde<br />

0,98’e çekildi.<br />

İnşaat malzemesi sanayi üretimi<br />

Haziran ayında geriledi<br />

<strong>2018</strong> yılı Haziran ayında inşaat malzemesi<br />

ortalama sanayi üretimi 2017 yılı<br />

Haziran ayına göre yüzde 2,5 geriledi.<br />

Böylece ilk kez Haziran ayında üretimin<br />

aylık olarak gerilediği görüldü. Haziran<br />

ayında iç talepteki yavaşlamanın yanı<br />

sıra bayram nedeniyle çalışma gün sayısının<br />

azalması da üretimi olumsuz etkiledi.<br />

İhracat ise üretim artışını zayıf da olsa<br />

desteklemeye devam etti.<br />

İnşaat malzemesi ihracatı yılın ilk<br />

yarısında yüzde 17,8 arttı<br />

<strong>2018</strong> yılının ilk yarısında ihracat yüzde<br />

17,8 artarak 9,93 milyar dolara ulaştı.<br />

İhracatta devam eden kuvvetli artış ile<br />

birlikte yıllık ihracat ise 18,78 milyar dolar<br />

olarak gerçekleşti. <strong>2018</strong> yılında ihracat<br />

yüksek performans göstermeye devam<br />

ediyor. Yakın ve komşu pazarlarda göreceli<br />

iyileşme ile AB pazarı, ihracat artışına<br />

katkı sağlıyor. Döviz kurlarındaki artışın<br />

da ihracata destek verdiği görülüyor.<br />

İnşaat malzemesi ithalatı Haziran<br />

ayında geriledi<br />

Yeni yılın ilk yarısında inşaat malzemesi<br />

ithalatı yüzde 7,2 artarak 4,58 milyar dolara<br />

ulaştı. Bununla birlikte ithalat <strong>2018</strong><br />

yılında ilk kez Haziran ayında geriledi.<br />

Böylece <strong>2018</strong> yılı Mayıs ayına kadar yükselen<br />

ithalat, Haziran ayında geçen yılın<br />

Haziran ayına göre yüzde 12,4 düşüş<br />

gösterdi. Döviz kurlarındaki önemli artış<br />

ve inşaat işlerindeki yavaşlama, yıllık artış<br />

hızını da sınırlamaya başladı.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 23


Sektörel<br />

Şişecam Ailesi<br />

Kırklareli’nde ‘Cam Yeniden Cam’<br />

ile geri dönüşüme renk kattı<br />

Şişecam Topluluğu tarafından camın en sürdürülebilir ambalaj malzemesi olmasından<br />

hareketle hayata geçirilen “Cam Yeniden Cam” projesi kapsamında, şehirleri renklendirmek<br />

için başlatılan etkinliklerin ilk durağı Kırklareli oldu.<br />

Şişecam Topluluğu tarafından camın en<br />

sürdürülebilir ambalaj malzemesi olmasından<br />

hareketle 2011 yılında hayata<br />

geçirilen ve Türkiye’nin en kapsamlı sürdürülebilirlik<br />

ve sosyal sorumluluk projelerinden<br />

biri olan “Cam Yeniden Cam” şehirleri<br />

renklendirmek için yola çıktı. Proje<br />

kapsamındaki planlanan etkinliklerin ilk ilk<br />

durağı ise Kırklareli oldu. Şişecam Topluluğu<br />

cam ev eşyası, düzcam ve otomotiv<br />

camları üretim tesislerinin çalışanları aileleriyle<br />

birlikte geri dönüşümde farkındalığı<br />

artırmayı amaçlayan Cam Yeniden<br />

Cam projesine destek için bir araya geldi.<br />

Paşabahçe Cam, Şişecam Düzcam ve<br />

Şişecam Otomotiv fabrikalarında gerçekleştirilen<br />

cam kumbara boyama etkinlikleri<br />

kapsamında, Topluluk çalışanları ve<br />

ailelerinden oluşan 175 katılımcı tarafından<br />

rengarenk boyanan cam kumbaraları<br />

adeta yeniden tasarlandı. Keyifli ve<br />

yaratıcı bir atmosferde gerçekleştirilen<br />

etkinliklerde katılımcılar keyifli bir gün<br />

geçirirken, Cam Yeniden Cam projesi<br />

kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar<br />

hakkında da bilgilendirildiler. Şişecam<br />

Topluluğu çalışanları ve aileleri tarafından<br />

yeniden tasarlanan cam kumbaraları ise<br />

Kırklareli’nin ihtiyaç duyulan noktalarında<br />

kullanılarak, cam geri dönüşümüne katkıda<br />

bulunacak.<br />

Cam Yeniden Cam Projesi<br />

Şişecam Topluluğu’nun camın en sürdürülebilir<br />

ambalaj malzemesi olmasından<br />

hareketle 2011 yılında hayata geçirdiği<br />

Cam Yeniden Cam projesi kapsamında<br />

bugüne kadar toplanan cam atık miktarı<br />

976 bin tona ulaştı. İlçe belediyeleriyle iş<br />

birliği içinde yürütülen proje kapsamında<br />

bugüne kadar:<br />

• 20 binin üzerinde cam kumbarasını belediyelerin<br />

kullanımına sunuldu.<br />

• 250 binin üzerinde ilköğretim öğrencisine<br />

farkındalık eğitimi verildi.<br />

• Farkındalık etkinlikleriyle üç milyon kişiye<br />

camın geri dönüşümünün önemini<br />

anlatıldı.<br />

Bir cam şişe, bir bilgisayarı 25<br />

dakika çalıştırıyor<br />

Cam üretiminde yüzde 10 oranında cam<br />

kırığının girdi olarak kullanılması, hammaddenin<br />

yüzde 12, enerjinin yüzde 2,5<br />

ve karbon emisyonlarının ise yüzde 5<br />

oranında azaltılmasını sağlıyor. Hiçbir<br />

kalite kaybına uğramadan yüzde 100 geri<br />

dönüştürülebilen bir ambalaj malzeme<br />

olan cam ile bir adet cam şişe üretmek<br />

için girdi olarak bir adet cam şişe atığı kullanmak<br />

yeterli oluyor.<br />

Bir adet cam şişeyi geri dönüştürerek bir<br />

bilgisayarı 25 dakika, bir televizyonu 20<br />

dakika çalıştırmaya yetecek kadar da<br />

elektrik tasarrufu sağlanabiliyor.<br />

24<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


İzmir - Göztepe Stadyumunda<br />

PERI imzası<br />

İzmir - Göztepe futbol takımının 20.000 taraftar kapasiteli yeni<br />

stadyumunun inşaatı PERI kalitesi ile devam ediyor.<br />

26<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Çözüm Ortağı<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 27


1925 yılında İzmir’ de kurulan Göztepe<br />

futbol takımının, 1949 yılında yapılan ilk<br />

stadyumundan sonra günümüz mimarisine,<br />

UEFA ve Türkiye Futbol Federasyonu<br />

kriterlerine uygun, 20.000 taraftar kapasiteli<br />

yeni stadyumunun inşaatına başlandı.<br />

TOKİ tarafından ihalesi yapılan ve İzmir’<br />

in düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümünde,<br />

9 Eylül 2017 tarihinde temeli<br />

atılan inşaatta; Ana yüklenici olarak REC<br />

ULUSLARARASI İNŞ. YAT.SAN.ve TİC.<br />

A.Ş. firması olup, alt yüklenici olarak da<br />

EN GAYRIMENKUL İNŞ. SAN. VE TİC.<br />

LTD. ŞTİ. görev almaktadır.<br />

Konak ilçesinde bulunan stadyum projesinin<br />

etrafında, yoğun konut yerleşiminin<br />

olmasından dolayı yapının; sadece maç<br />

günlerinde kullanılan bir yapı olarak değil,<br />

yılın her günü, günlük sosyal yaşama uygun<br />

olarak kullanılması düşünülmüştür. Bu<br />

yüzden stad çevresinde yaşayan sakinlerin,<br />

günlük stresten uzaklaşmaları amacı<br />

ile stadın çatısı yeşillendirilerek yürüyüş ve<br />

koşu parkuru haline getirilmiştir.<br />

Statta; kapalı otopark, halka açık spor<br />

alanları, müze, idari alanlar, fitness merkezleri,<br />

alışveriş, yeme - içme ve çocuk eğlence<br />

yerleri ile birlikte, 26.500m²’ si kapalı<br />

olmak üzere toplamda yaklaşık 36.000m²<br />

alana sahip 6 bloktan oluşmaktadır.<br />

24 saat yaşayan ve İzmir’ in en geniş kapsamlı<br />

projesi olan yeni karma stadyuma,<br />

takımın efsane futbolcusunun anısına<br />

‘GÜRSEL AKSEL SPOR VE SAĞLIKLI<br />

YAŞAM MERKEZİ’ adı verildi.<br />

Projede kullanılan<br />

PERI SİSTEMLERİ<br />

PERI PD8 DÖŞEME KALIBI<br />

TAŞIYICI İSKELE SİSTEMİ<br />

Yeni Göztepe Stadyumu inşaatının döşeme<br />

ve kiriş kalıplarında PERI PLYWOOD,<br />

ayrıca bu kalıpları taşıyıcı olarak ta ‘PERI<br />

PD8 İSKELE SİSTEMİ’ kullanılmıştır.<br />

PERI UP İSKELE SİSTEMİ<br />

Tribün sisteminde, taşıyıcı olarak imal<br />

edilecek olan ‘TESTERE TİP KİRİŞ’ kalıplarında<br />

‘PERI UP FLANŞLI İSKELE<br />

SİSTEMİ’ kullanılmıştır.<br />

PERI VARIO GT24 PERDE VE<br />

KOLON KALIBI SİSTEMİ<br />

H= 10,50m, 80x150cm ve 150x150cm<br />

kesit ölçüleri olan tribün altı kolonların kalıplarında<br />

‘VARIO GT24 PERDE VE KO-<br />

LON KALIP SİSTEMİ’ kullanılmıştır.<br />

PERI UP İSKELE SİSTEMİ<br />

Şantiyede Merdiven kulelerinde ve çalışma<br />

iskelelerinde de ‘PERI UP FLANŞLI<br />

İSKELE SİSTEMİ’ kullanılmıştır.<br />

28<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Çözüm Ortağı<br />

İzmir Yeni Göztepe Stadyum Projesi ve Kullanılan PERI Kalıp & İskele Sistemleri<br />

Bulut Bozkurt / İnşaat Mühendisi / Yeni Göztepe Stadyum Projesi<br />

EN GAYRİMENKUL İNŞ. SAN. Ve TİC. LTD. ŞTİ.<br />

Süper Lig’de 14 yıl aradan sonra mücadele etmenin gururunu<br />

yaşayan Göztepe’yi şimdi de stat heyecanı sardı. Uzun süredir<br />

hayali kurulan, TOKİ tarafından İzmir’de inşaatı devam eden<br />

Yeni Göztepe Stadyumu için geri sayıma geçildi. Projenin içeriği<br />

sadece bir stadyum olmayıp, müze, alışveriş merkezi, kafe ve<br />

ofislerin olacağı yeşil alana sahip sosyokültürel kompleks olacağı<br />

şekilde planlanmıştır.<br />

Hali hazırda hızlı bir çalışma yapılmakta olan şantiyede kaba<br />

inşaat kısmı EN GAYRİMENKUL İNŞ. SAN. Ve TİC. LTD. ŞTİ.<br />

tarafından yapılmaktadır. 74670 m2 kapalı alana sahip olan projede<br />

167336 m2 toplam kırık ölçü kalıp metrajımız vardır. Bu projede<br />

kolon kalıplarında VARIO GT 24 kolon kalıbı, çekirdek perde<br />

kalıplarında TRIO perde kalıbı, döşeme ve kiriş kalıpları için<br />

PERI Birch 18mm -21mm plywood ve PERI PD8 iskele sistemi,<br />

testere kiriş altı kalıplarında, çalışma ve tırmanma merdivenlerinde<br />

de PERI UP iskele sistemleri kullanılmaktadır.<br />

Kullanmış olduğumuz PERI ürünleri gerek saha içinde taşıma ve<br />

yükleme sırasındaki deformasyonlara, gerekse saha dışında çevresel<br />

etkilere karşı dayanımı yüksek ve kullanışlıdır. Kurulum ve<br />

söküm kolaylığı, imalat sırasındaki süreyi kısaltmaktadır. Sahada<br />

kolayca istiflenmesi ve vinçlerle basit bir şekilde taşınması da ayrıca<br />

işçilik ve zaman yönünden çalışmanın verimini arttırmamıza<br />

yardımcı olmaktadır. Şantiyemizde kullandığımız VARIO GT24<br />

kalıplarının yüksekliği 10,50 m ebatları 80*150 ve 150*150 olup<br />

yapılan statik ve dizayn çalışmaları ile kolon dökümünde ve imalat<br />

aşamasındaki risk oranını ortadan kaldırmaktadır.<br />

Şantiyemizde altı farklı blokta birçok ayrı katta yapılan imalatlarda<br />

kullanılan iskele sistemleri için ortak statik ve dizayn çözümlemeleri<br />

yapılması, sahadaki malzemelerin maksimum düzeyde<br />

kullanımını ve firmamızın ekstra maliyetten kurtulmasını<br />

sağlamaktadır. PERI Kalıp ve İskele Sistemleri’ne, firmamıza<br />

sağlamış olduğu sağlam ve güvenilir malzemelerinden, statik ve<br />

dizayn çalışmalarından, destek ve göstermiş olduğu ilgiden dolayı<br />

teşekkür ederiz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 29


PERI DUO<br />

Tek bir sistem ile<br />

perde, kolon ve döşeme imalatı<br />

DUO kalıp sistemi çok kolay taşınabildiği ve düşük bir ağırlığa<br />

sahip olduğu için yenilikçi bir sİstemdir. Sadece malzeme<br />

yapısından dolayı değil, tüm tasarım konsepti ile yenilikçi bir<br />

sistemdir. Sistem, çok az sayıda malzeme çeşitliliği ile kolon,<br />

perde ve döşeme imalatlarının gerçekleşmesini sağlar.<br />

Panel ve betonla temas eden yüzey elemanına ek olarak, çoğu<br />

DUO elemanı politek malzemeden üretilmiştir. Bu yeni geliştirilen<br />

ürün, oldukça hafif olmasının yanı sıra, yüksek taşıma<br />

kapasitesine sahiptir.<br />

<strong>Malzeme</strong> yapısının dışında, kalıp elemanlarının kolay bir şekilde<br />

tutulması ve taşınabilmesine de oldukça önem verilmiştir.<br />

DUO sistemine ait neredeyse tüm uygulamalar herhangi bir harici<br />

alete ihtiyaç duyulmadan yapılır ve çalışma adımları oldukça<br />

kolaydır. Kalıp uygulamaları hakkında çok az bir tecrübeye<br />

sahip kişiler bile DUO sistemi ile çok hızlı ve verimli bir şekilde<br />

çalışabilir. Perde, kolon ve döşeme imalatında kullanılan sistem<br />

elemanlarının çoğu, çalışanların performans ve verimliliği<br />

arttırır.<br />

DUO paneller yatay ve dikey uygulamalar için kullanılabilir.<br />

Yatırım ve lojistik maliyetinin yanısıra, çalışanların eğitim ücretini<br />

de en aza indirir.<br />

Bu sistemin en büyük avantajı birden fazla alanda kullanılabilir<br />

olmasıdır. Paneller kolon, perde ve döşeme imalatı için<br />

kullanılabilir. Buna ek olarak, köşe ve bağlantı elemanı gibi<br />

malzemeler birden çok uygulamada kullanılabilecek şekilde<br />

tasarlanmıştır. Bu sayede sahadaki malzeme çeşitliliği ihtiyacı<br />

azalır ve daha sade ve rahat uygulama alanları oluşturulur.<br />

DUO’nun tüm kullanım süreci gözlemlenirse avantajları belirgin<br />

bir şekilde görülebilir. Kullanıcılar bu çok yönlü kalıp sistemi<br />

ile daha verimli kullanım elde eder, daha az istifleme<br />

alanına ihtiyaç duyulur ve sahaya transfer ücretleride önemli<br />

derecede azalır.<br />

Her görev için ergonomik kullanım Hafif, el ile taşınabilen, vinçsiz kullanım<br />

Sistem elemanlarının kullanım kolaylığı ve düşük ağırlığı<br />

iş sahasında üretim verimliliğini arttırır.<br />

DUO sisteme ait elemanların hiç biri 25 kg’dan fazla değildir.<br />

Bu sayede vince gerek duyulmaz, el ile taşınabilir. Personeller<br />

için, düşük ağırlıklarla çalışmak daha az yorucu olduğu için,<br />

günlük çalışma konsantrasyonunu yükseltir ve sahadaki iş<br />

kazası riskini azaltır. Bunun yanı sıra, elemanların hiç birinde<br />

keskin kenar olmadığı için yaralanma olasılığını da minimuma<br />

indirir.<br />

Yine de vinç kullanılması zorunlu ise, düşük kaldırma kapasiteli<br />

vinçler yeterli olacaktır. Bu sayede ekstra vinç masrafı da<br />

azaltılabilir.<br />

DUO bağlantı elemanı, sistem elemanlarının kullanımının<br />

çok kolay olduğunun en iyi örneğidir.<br />

DUO bağlantı elemanı doğrudan çerçeve boşluğuna geçirilip,<br />

hiçbir alete ihtiyaç duyulmadan el ile 90 derece döndürülerek<br />

monte edilir. Bu bağlantı tam anlamıyla panelleri aynı hizaya<br />

getirir. Monte edildikten sonra bu kilitlerin dışa doğru çıkıntılı


ir yapıda olmaması, panellerin üst üste konularak çok kolay<br />

istiflenebilmelerine olanak tanır.<br />

Bağlantı elemanları;<br />

, Panelleri birbirine bağlamak için,<br />

, Köşe elemanlarının panellerle bağlantısı için,<br />

, Dolgu elemanlarının duvar kalınlığı belirleme elemanı ile bağlantısında,<br />

kullanılır.<br />

DUO paneller üzerindeki kiriş boşlukları kolay tutabilme<br />

imkanı sağlarken aynı zamanda bağlantı elemanının<br />

monte edildiği yer olarak görev yapar.<br />

DUO sistem elemanlarının karakteristik özellikleri,<br />

kolay kullanımı ve düşük ölçülerde olmalarıdır.<br />

Bağlantı elemanları pürüzsüz bir şekilde panelleri birbirine<br />

bağlarken, monte halde panel üzerinde dışa<br />

doğru çıkıntılı bir yapıda değildir ve düz bir görünüm<br />

sunar.<br />

Betonla temas eden yüzey elemanının kolay değişimi Sadece bir kaç vida ile kolay bir bakım olanağı<br />

DUO’nun önemli bir özelliği de betonla temas eden yüzey<br />

elemanının herhangi bir özel alete ihtiyaç duyulmadan kolay<br />

bir şekilde değiştirilmesidir.<br />

DUO sistem elemanları ve betonla temas eden yüzey elemanı politekden<br />

yapıldığı için oldukça uzun ömürlüdür. Düzgün kullanım<br />

ve düzenli bakım ile DUO elemanları yıllar boyunca kullanılabilir.<br />

Betonla temas eden yüzey üzerindeki küçük sıyrıklar kolaylıkla tamir<br />

edilebilir. Gerekli ise bu eleman değiştirilebilir.<br />

Kolon Kalıbı Standart Uygulamaları 5 cmlik artışlarla kare ve dikdörtgen kolonlar<br />

DUO ile kenar uzunları 15 cmden 55 cm’ye kadar ve 5 cmlik artışlarla tie-roda<br />

gerek duyulmadan dikdörtgen ve kare kolon imalatları yapılabilir.<br />

Çok Amaçlı Panel DMP 45 ya da DMP 75, Köşe bağlantı elemanı ve DUO Chamfer<br />

Strip Kolon imalatı için kullanılır.<br />

2 çok amaçlı panel birbirine, DUO köşe bağlantı elemanı ve DUO köşe saplamasıyla doğru açıda bağlanır.<br />

Kolon ölçülerine göre 5’er cmlik artış veya azaltma uygulanabilir.<br />

Köşe bağlayıcısı kolayca panele<br />

takılır ve sonra çok amaçlı<br />

panele DUO köşe saplaması ile<br />

bağlanır ve güvenli hale gelir.<br />

DUO’nun döşeme kalıbı olarak kullanılması Güvenli şekilde sistematik kurulum<br />

DUO oldukça hafiftir ve 30 cm beton kalınlığına kadar kirişsiz döşemeler için döşeme kalıbı<br />

olarak kullanılabilir. Kurulumu oldukça pratik elemanları, döşeme kenarı veya dolgu gerektiren<br />

diğer boşluklar gibi çeşitli uygulamalara olanak tanır. DUO ile döşeme kalıbı kurulumu<br />

bir alt döşeme kotundan rahatlıkla yapılabilir. DUO ızgaralı yapısı sayesinde yandaki resimde<br />

görüldüğü gibi bir yardımcı ekipman ile kolayca kaldırılarak yatay konumuna getirilebilir. Kurulumu<br />

oldukça basit olan bu kalıp sistemi ile daha önce bu kalıp hakkında eğitimi olmayan<br />

bir personel bile kolayca kurulumunu gerçekletirebilir.


Kırşehir Biyogaz Tesisi Projesinde<br />

İNTEK Kalıp ve İskele Sistemleri<br />

Proje Adı:<br />

KIRŞEHİR BİYOGAZ TESİSİ<br />

Yüklenici:<br />

KÖRPINAR BİYOGAZ ENERJİ ÜRETİM<br />

SAN. VE TİC. A.Ş.<br />

Alt Yüklenici:<br />

YÜKDAR İNŞAAT TAAHHÜT TURİZM<br />

MADENCİLİK SANAYİ VE TİC.LTD. ŞTİ.<br />

Yer:<br />

KIRŞEHİR<br />

Kırşehir ili Merkez İlçesi Körpınar<br />

Köyü mevkiinde bulunan organize<br />

hayvancılık bölgesinin en büyük<br />

beklentisi olan Kırşehir Biyogaz<br />

Tesisinde inşaat çalışmaları yoğun<br />

bir şekilde devam ediyor. Bölgedeki<br />

hayvansal (büyükbaş ve kanatlı)<br />

atıkların çevreye etkilerinin azaltılması,<br />

değerlendirilmesi, atıklardan<br />

elde edilen metan gazının elektrik<br />

enerjisine çevrilmesi amacıyla işletilmesi<br />

planlanan Biyogaz Tesisi<br />

toplam 18.949,25 m 2 ’lik alanda<br />

kurulacaktır. Tesisin iki aşamada<br />

tamamlanması planlanmaktadır. İlk<br />

aşamada tesisin 3,12 MWe gücünde<br />

olan kısmı kurulup işletmeye<br />

alınacaktır. İlerleyen süreçte, atık<br />

miktarında öngörülen artışın gerçekleşmesi<br />

ile birlikte, başlangıçta<br />

projede belirlenen şekilde kapasite<br />

6,0 MWe kurulu güce çıkarılacaktır.<br />

Tesiste toplam 460 ton/gün atık<br />

işlenecek, işlenen atıktan elde<br />

edilen biyogaz ise elektrik enerjisine<br />

çevrilecektir. Üretilen elektrik,<br />

orta gerilim hattına verilerek en-<br />

32<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Çözüm Ortağı<br />

terkonnekte ağa ulaştırılacaktır. Ayrıca<br />

söz konusu tesisin kurulması ile bölgede<br />

bulunan hayvancılık tesislerinden çıkan<br />

atıkların ve özellikle organik maddelerin<br />

de tesise alınarak bertaraf edilmesi sağlanabilecektir.<br />

Projede, iç çapı 27 m, yüksekliği 9 m olan<br />

5 adet ‘Fermenter Tankı’’ ve iç çapı 14 m,<br />

yüksekliği 5 m olan 2 adet ön depolama<br />

tankı bulunmaktadır. Tesiste bu dairesel<br />

tanklar dışında 2 adet Teknik bina ve 1<br />

adet Trafo binası yer almaktadır.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 33


Projede Kullanılan İntek Kalıp ve<br />

İskele Sistemleri:<br />

İç çapı 27 m olan dairesel Fermenter<br />

Tankları için, h=9 m kalıp yüksekliği ve<br />

plandan baktığımızda bir tankın iki dökümde<br />

tamamlanması esas alınarak, 780<br />

m² ‘’PANEMAX’’ vinçle taşınan panel kalıp<br />

sistemi kiralık olarak verilmiştir. Aynı<br />

kalıp stoğu ile iç çapı 14 m, yüksekliği<br />

h=5 m olan dairesel ön depolama tankları<br />

ve diğer binalardaki düz perde imalatları<br />

da başarılı bir şekilde yapılmıştır.<br />

Panemax sisteminde, “ayarlı kilit VD”<br />

ile iki panel arasına en fazla 20 cm kalınlığında,<br />

ahşap “ara parça” koymak<br />

mümkündür. Ahşap ara parçalar, sıfırdan<br />

başlamak üzere 20 cm’ye kadar istenen<br />

ölçüde yapılabilir. Sistemin bu özelliği<br />

sayesinde, standart panel ölçüleri ile değişken<br />

ölçülere sahip perdeler kolaylıkla<br />

çözülebilmekte, ayrıca iç köşelerde panellerin<br />

sıkışmadan sökülmesi sağlanmaktadır.<br />

Bu ara parçalar aşağıdaki şekilde görüldüğü<br />

ve bu projede uygulandığı gibi “yamuk”<br />

şeklinde üretilirse, sistem bir “kırık<br />

çizgi” halini alarak, “dairesel perde kalıbı”<br />

olarak da kullanılabilmektedir.<br />

Yüksekliğin üç metreye kadar olduğu<br />

perdelerde sadece kalıbın en üst kotunda,<br />

işçilerin beton dökerken kullanmaları<br />

için oluşturulan çalışma platformları, bu<br />

projede perde yüksekliğinin fazla olması<br />

nedeni ile her üç metrede bir oluşturulmuştur.<br />

Bu platformlar sayesinde işçiler<br />

kalıbın her noktasına emniyetli bir şekilde<br />

ulaşarak, ankrajların ve diğer kalıp aksesuarlarının<br />

monte edilmesi ve sökülmesi<br />

sırasında, iş güvenliği açısından uygun<br />

bir ortamda çalışabilmektedirler. Panemax<br />

sisteminde, çalışma konsolunun panelle<br />

birleşmesini sağlayan parça mafsallıdır<br />

ve 360° dönebilmektedir. Bu özellik<br />

sayesinde panellerin dikey ya da yatay<br />

olarak kullanıldığı her durumda, çalışma<br />

konsollarının panele montajı mümkün olmaktadır.<br />

“PANEMAX’’ vinçle taşınan çelik çerçeveli<br />

panel kalıp sistemi:<br />

Farklı formlara çok kolayca adapte edilebilmesi<br />

PANEMAX sisteminin en önemli<br />

34<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Çözüm Ortağı<br />

özelliklerinden biridir. PANEMAX panel<br />

kalıp sistemi, 80 kN/m² (düzgün yayılı<br />

yük) gibi yüksek bir beton basıncı dayanımı,<br />

ön montaj gerektirmeden şantiyeye<br />

geldiği ilk günden itibaren kullanıma hazır<br />

olması, özel forma sahip çelik kenar<br />

profilleri ve buna uygun bağlantı kilitleri<br />

vasıtası ile panellerin yan yana ve üst<br />

üste çok pratik bir şekilde birleştirilip sökülmesi,<br />

yine çelik kenar profillerin formu<br />

ve plywood ile birleşiminde uygulanan silikon<br />

detayı sayesinde plywoodun değiştirilmeden<br />

çok tekrar kullanılabilmesi gibi<br />

özellikleri ile mükemmel bir perde-kolon<br />

kalıbı sistemidir. Panemax panellerde,<br />

pazarda yer alan diğer Avrupalı ve yerli<br />

birçok markadan farklı olarak 18 mm değil<br />

21 mm kalınlığında plywood kullanılmaktadır.<br />

Bu özellik, eşit beton basınçlarında daha<br />

düşük sehim anlamına gelmektedir.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 35


TMS GRUP<br />

1915 Çanakkale Köprüsünde<br />

TFK Kalıp ve İskele Kiralama Sistemleri<br />

BTMS Donatı Manşonları<br />

İnşaat Mühendisi Fazlı ŞİŞİK<br />

45 yıllık tecrübesi ile TMS Grup; ülkemizde ve uluslararası arenada ses getiren<br />

büyük projelerde bulunduğu gibi, şimdi de:<br />

“1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ” Projesinde<br />

Daima müşteri memnuniyetini ön planda tutan TMS GRUP<br />

şirketleri, kaliteli ürünlerinin yanında, sağladığı teknik destekle<br />

de, yurt içi ve yurt dışında, güvenle tercih edilmeye<br />

devam etmektedir.<br />

1915 ÇANAKKALE Köprüsü: 2023 m orta açıklığı ile dünyanın<br />

“en uzun” asma köprüsü̈ olacaktır.<br />

Köprünün her iki yanında bakım amaçlı kullanılacak olan<br />

yürüme yolları bulunacaktır. Köprü platformu 44,8m genişliğe<br />

ve 3,5m yüksekliğe sahiptir. 1915 Çanakkale Köprüsünün<br />

tasarım ömrü 100 yıl olacaktır.<br />

Projede, TMS Grup şirketlerinin yurt içi kiralama yüzü olan<br />

TFK-Kiralama, Asya kesonunun kalıp ihtiyacını karşılamaktadır.<br />

TEKYOL Plus <strong>Yapı</strong> Endüstrisi A.Ş. tarafından yapımı üstlenilen<br />

Asya kesonu imalatında kullanılmak üzere kiralanan sistemler<br />

özetle şöyledir:<br />

* Ahşap kirişli ve çelik kuşaklı perde kalıbı: TMS-SIMPEX,<br />

* Ayarlanabilir dairesel perde kalıbı: TMS-ROUNDEX,<br />

* Modern ve yenilikçi panel kalıp: TMS-VINC’I 80,<br />

* Vinçle tırmanır konsol sistemi: TRK 160 ve TRK 240.<br />

36<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Çözüm Ortağı<br />

KESONLAR<br />

TMS SIMPEX:<br />

Keson imalatının büyük kısmında SIMPEX ve VINC’I 80 serisi perde kalıp<br />

sistemleri kullanılmaktadır.<br />

318 m’lik kule yüksekliği, köprüyü dünyanın “en<br />

yüksek” köprülerinden biri yapmaktadır.<br />

Asya ve Avrupa olmak üzere iki adet “Keson” söz<br />

konusu kulelerin deniz içerisindeki tabanını oluşturacaktır.<br />

83mx74m boyutlarında ve 1m yüksekliğe sahip<br />

olan bir temel üzerine kurulan ayak kesonları kademeli<br />

ve odalı beton perde duvarlardan oluşmaktadır.<br />

SIMPEX Perde Kalıpları, düşeyde HT20 Ahşap Kirişler ve yatayda çelik<br />

kuşaklardan oluşan, geniş yüzeyli, ayarlanabilir perde kalıbı sistemidir.<br />

SIMPEX’in farklı yükseklik ve kesitlere kolay adapte edilebilir özelliği, vinç<br />

ile kullanılan sistemler arasında ayrıcalıklı bir konuma sahip olmasını sağlamıştır.<br />

Sistemi, yüksek beton basınçlarına ve beton döküm hızlarına göre,<br />

düşey Ahşap Kirişlerin ve YK çelik kuşakların ara mesafelerini değiştirilerek<br />

tasarımlamak mümkündür. Şekli, boyutu, tie-rod düzeni ve yüzeyi herhangi<br />

bir gereksinime göre esnek olarak uyarlanabilmektedir.<br />

Yüzeyde kullanılacak plywood ’un proje ihtiyacına göre seçilebilmesi projeye<br />

ekonomi ve esneklik sağlamaktadır.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 37


Çözüm Ortağı<br />

TMS ROUNDEX:<br />

Dairesel bölümde SIMPEX ve ROUNDEX sistemler<br />

birbirlerine bütünleşmiş şekilde çalışarak imalatın<br />

hızlanmasına ve güvenli bir şekilde tamamlanmasına<br />

yardımcı olmaktadır.<br />

BTMS Donatı Manşonları:<br />

TMS Grup olarak projeye BTMS firması ile de donatı birleştirme manşonları<br />

sağlanmaktadır.<br />

TMS ROUNDEX ayarlanabilir eğrisel perde kalıbı<br />

sistemidir.<br />

Küçük yarıçaplardan başlayarak sınırsız ayarlanabilir<br />

eğri yüzeyler elde etmek mümkündür. Kalıp<br />

panolarını değiştirmeden çap değiştirme kolaylığı<br />

sağlar. Aynı proje içinde farklı çaplara uyarlamayı<br />

kolaylaştırdığı gibi, kalıpların daha sonraki projelere<br />

de kolayca uyum sağlayabilir olması büyük<br />

avantajlar sağlamaktadır.<br />

BTMS/BMS Manşonları; çelik donatının gerilme ve basınç dayanım verilerini<br />

muhafaza ederek, birleştirilmesini sağlayacak teknik kapasitede ve standartlarda<br />

üretilmektedirler.<br />

Kesonlarda 200 bin âdetin üzerinde manşonlu birleşim kullanılması planlanmıştır.<br />

Dünya çapında rekorları elinde bulunduran böyle dev bir projede yer almak<br />

TMS Grup için bir övünç kaynağıdır.<br />

Dairesel kesitte daralan perdelere uyum sağlayabilmesi<br />

itibari ile projeye ekonomik ve güvenle kullanım<br />

avantajı sağlamaktadır.<br />

38<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Sultanahmet Camii Koruma ve<br />

Restorasyon Çalışmaları;<br />

Özler Uniscaff Çalışma İskele Sistemleri<br />

ile güvenle devam etmektedir<br />

Sultanahmet Camii Koruma ve Restorasyon Çalışmaları, Vakıflar İstanbul 1. Bölge<br />

Müdürlüğü kontrolünde, IM Mimarlık tarafından yapılan ve İstanbul 4 numaralı Anıtlar Bölge<br />

Kurulu tarafından onaylanan Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Projeleri doğrultusunda,<br />

Starwood Orman Ürünleri A.Ş. firmasının sponsorluğunda, Taşyapı İnşaat-Kara İnşaat<br />

Ortaklığı ile yürütülmektedir. Anıtlar kurulunun onaylı restorasyon projeleri doğrultusunda<br />

koruma ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir.<br />

Çalışmalarda en temel prensip<br />

Başlatılan çalışmalarda en temel prensip,<br />

Sultanahmet Camii’nin ibadete ve turist<br />

ziyaretine tamamen kapatılmaması olarak<br />

belirlenmiştir.<br />

İç mekan iskele sistemleri tasarımı<br />

60x60 ebatlarında, altı metrelik aks aralıklarına<br />

yerleştirilen kırkbeş adet çelik<br />

örgü kolon, üzerindeki makas ve aşıkları<br />

taşıyarak, sekiz metre kotunda izole<br />

edilmiş çalışma alanı oluşturulmuştur. Bu<br />

çalışma platformu üzerine kurulan flanşlı<br />

iskele sistemi, söküm ve yer değiştirme<br />

işlemlerine uygun olarak Özler Kalıp ve<br />

İskele Sistemleri A.Ş. tarafından projelendirilmiş<br />

ve imal edilmiştir.<br />

Tüm çalışma yüzeylerine ulaşım<br />

Çalışma platformu üzerinde platform<br />

ayaklarının aks aralıklarına sâdık kalınarak<br />

düzenlenen Özler Uniscaff iskele sistemi,<br />

birçok yerinde konsol ve alüminyum<br />

makaslarla genişletilerek, tüm çalışma<br />

yüzeylerine ulaşımı sağlar.<br />

M3 minaresi çelik çalışma<br />

platformu ve iskele sistemi<br />

tasarımı<br />

Restorasyon projesinde öngörülen müdahale<br />

kararları doğrultusunda, düşey<br />

ekseninde kayma tespit edilen M3 minaresi,<br />

yukarıdan aşağı doğru şerefe kotuna<br />

kadar sökülerek, özgün taşlarının konservasyonu<br />

sonrasında tekrar örülecektir.<br />

<strong>Yapı</strong>lacak çalışma, iş güvenliği önlemlerinin<br />

gereklilikleri neticesinde çelik çalışma<br />

platformu üzerine kurulan Özler Uniscaff<br />

iskele sistemi üzerinden yapılmaktadır.<br />

Minarenin kaide seviyesinde oluşturulan<br />

çalışma platformu, zemin kotundaki<br />

çalışma ile minare kotundaki çalışmayı<br />

ayırmasının yanı sıra, minare iskelesinin<br />

nizami kurulması için de düzgün bir yüzey<br />

oluşturmuştur.<br />

İç mekan iskele sistemleri tasarımı<br />

60x60 ebatlarında, altı metrelik aks aralıklarına<br />

yerleştirilen kırkbeş adet çelik<br />

örgü kolon, üzerindeki makas ve aşıkları<br />

taşıyarak, sekiz metre kotunda izole<br />

edilmiş çalışma alanı oluşturulmuştur. Bu<br />

çalışma platformu üzerine kurulan flanşlı<br />

40<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Çözüm Ortağı<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 41


42<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Çözüm Ortağı<br />

iskele sistemi, söküm ve yer değiştirme<br />

işlemlerine uygun olarak<br />

Özler Kalıp ve İskele Sistemleri<br />

A.Ş. tarafından projelendirilmiş ve<br />

imal edilmiştir.<br />

Tüm çalışma yüzeylerine<br />

ulaşım<br />

Çalışma platformu üzerinde platform<br />

ayaklarının aks aralıklarına<br />

sâdık kalınarak düzenlenen Özler<br />

Uniscaff iskele sistemi, birçok yerinde<br />

konsol ve alüminyum makaslarla<br />

genişletilerek, tüm çalışma<br />

yüzeylerine ulaşımı sağlar.<br />

M3 minaresi çelik çalışma<br />

platformu ve iskele sistemi<br />

tasarımı<br />

Restorasyon projesinde öngörülen<br />

müdahale kararları doğrultusunda,<br />

düşey ekseninde kayma<br />

tespit edilen M3 minaresi, yukarıdan<br />

aşağı doğru şerefe kotuna<br />

kadar sökülerek, özgün taşlarının<br />

konservasyonu sonrasında tekrar<br />

örülecektir. <strong>Yapı</strong>lacak çalışma, iş<br />

güvenliği önlemlerinin gereklilikleri<br />

neticesinde çelik çalışma platformu<br />

üzerine kurulan Özler Uniscaff<br />

iskele sistemi üzerinden yapılmaktadır.<br />

Minarenin kaide seviyesinde oluşturulan<br />

çalışma platformu, zemin<br />

kotundaki çalışma ile minare kotundaki<br />

çalışmayı ayırmasının<br />

yanı sıra, minare iskelesinin nizami<br />

kurulması için de düzgün bir<br />

yüzey oluşturmuştur.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 43


DOSYA<br />

DOSYA KONULARI:<br />

Yalıtım & İzolasyon <strong>Malzeme</strong>leri ve Teknolojileri …<br />

<strong>Yapı</strong> Kimyasalları & Katkı Maddeleri ve Teknolojileri …<br />

Aydınlatma & LED sistemleri ve Otomasyon<br />

Elektrik <strong>Malzeme</strong>leri Teknolojileri ...


“‘Isı Yaltımı = Ülke Kazanımı’<br />

ifadesini akıllara kazımak için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz”<br />

“Standartlar içerisinde kaliteden ödün vermeden en uygun fiyatlarla tüketiciye en hızlı<br />

şekilde ürün sunmak tek amacımız. Ancak burada her sektörde olduğu gibi standartlar<br />

altında, kalite denetlemesi yapılmayan ürünlerin tüketiciler tarafından tercih edilmemesi<br />

gerekiyor.”<br />

22 ülkede 90’nın üzerinde şirkete sahip<br />

olan Schmid Industrie Holding’in bir kuruluşu<br />

olan Austrotherm, Türkiye’de EPS<br />

üretimine 2008 yılında Dilovası – Kocaeli<br />

fabrikası ile başladı. Austrotherm Türkiye,<br />

kısa sürede ısı yalıtım pazarında sağladığı<br />

başarı ile yeni Fabrika ve Üretim Tesisleri<br />

açarak, Türkiye’de hali hazırda 3 EPS<br />

Fabrikası ve 3 Üretim Tesisi ile Isı Yalıtım<br />

Sektörüne hizmet veren firma, temelden<br />

çatıya kadar binaların Isı Yalıtım ihtiyaçlarına<br />

yönelik EPS ürünlerini TS EN 13163<br />

standartına uygun olarak üretmekte.<br />

Austrotherm Türkiye Genel Müdür Yardımcısı<br />

Tolga Celayer ile gerçekleştirdiğimiz<br />

röportaj çalışmamızda pazardaki faaliyetlerini<br />

ve projelerini ele almaya çalıştık.<br />

Austrotherm hakkında ve<br />

firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?<br />

Austrotherm, Avrupa’nın en önemli inşaat<br />

malzemesi üretici gruplarından biri. Isı<br />

yalıtım ürünleri alanında 65 yıldırfaaliyetgöstermekte.<br />

Bina dış cephemantolama<br />

sistemlerinde kullanılan EPS ısıyalıtımlevhaları<br />

ve inşaat mühendisliği uygulamalarında<br />

kullanılan “AustrothermgeoBLOCK<br />

®” ürünlerini üretiyoruz.<br />

Avrupa genelinde toplam 11 ülkede 22 üretim<br />

tesisimiz var. 2017 yılında grup olarak<br />

%15,5 büyüyerek 351 milyon Euro ile ciro<br />

rekoru kırdık. 1.000’in üzerinde çalışanımız<br />

bulunmakta. Bağlı olduğu Schmid<br />

IndustrieHolding, 5000 çalışanıyla Avrupa’nın<br />

sayılı inşaat malzemesi üretici gruplarından<br />

biridir. Kocaeli, Manisa, Trabzon,<br />

Diyarbakır veKayseri’deki üretim tesislerimize<br />

ek olarak <strong>2018</strong> yılının Nisan ayında<br />

hizmete aldığımız Türkiye’deki 6.tesisimiz<br />

Ankara fabrikamız ile 10 yıldır da Türkiye’deyiz.<br />

İnşaat piyasasındaki<br />

dalgalanmalardan ne ölçüde<br />

etkileniyorsunuz? Satışların<br />

sürekliliği konusunda neler<br />

söylemek istersiniz?<br />

İthal girdilerin yoğun olduğu her sektörde<br />

olduğu gibi son zamanlarda yaşanan döviz<br />

kuru artışları ve dalgalanmalarından<br />

inşaat sektörü de haliyle etkilenmekte.<br />

Türkiye’nin son yıllardaki lokomotif sektörü<br />

haline gelen 2,5 milyon kişinin istihdam<br />

edildiği sektörde inşaat malzemeleri de<br />

aynı paralelde bu etkiden nasibini almaktadır.<br />

Önemli olan anlık veya dönemsel verileri<br />

irdelemek yerine daha büyük resme<br />

bakarak ülkemizin dış kaynaklara ihtiyacını<br />

minimuma indirmek için çalışmalara en<br />

hızlı şekilde başlamak ve bunları bir devlet<br />

politikası ve standart haline getirmek<br />

olmalıdır. Austrotherm Türkiye olarak her<br />

zaman bardağın dolu tarafına bakarak aksiyonlarımızı<br />

planlıyoruz. Kriz zamanlarında<br />

firmalar kendilerini , ürün ve hizmetlerini<br />

gözden geçirmeleri gereklidir. Churchill’in<br />

bir sözü bahsettiğim konuya çok uyuyor;<br />

“İyi bir krizin boşa gitmesine asla izin vermeyin”<br />

der.<br />

Bayi ve Satış ağında bu yıl<br />

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu<br />

minvalde önümüzdeki dönem için<br />

hedefleriniz neler?<br />

<strong>2018</strong> yılında yatırımını tamamlayıp hizmete<br />

açtığımız yeni Ankara fabrikamız ile<br />

Türkiye’de 6 lokasyondan en doğudan en<br />

batıya her noktaya en hızlı ve ekonomik<br />

şekilde ürün gönderebiliyoruz. Isı yalıtım<br />

levhasında Austrotherm bayisi olmayı bir<br />

ayrıcalık haline getirdik. Zira ısı yalıtımında<br />

ürün kalitesi ve sürekliliği , bulunurluk ve<br />

hızlı sevkiyat çok aranan özellikler. Tüketicinin<br />

ve satış ağımızın bu isteklerini artık<br />

tam anlamıyla karşılıyor olmak ve bunun<br />

sonuçlarını görmek mutluluk verici.<br />

Tolga Celayer / Austrotherm Türkiye Genel Müdür Yardımcısı<br />

46<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

Rekabet noktasında ürün ve fiyatta<br />

farklılaşma stratejinizi nasıl belirliyorsunuz?<br />

Dediğim gibi kaliteye güven, standartlar içerisinde kaliteden<br />

ödün vermeden en uygun fiyatlarla tüketiciye en<br />

hızlı şekilde ürün sunmak tek amacımız. Ancak burada<br />

her sektörde olduğu gibi standartlar altında, kalite<br />

denetlemesi yapılmayan ürünlerin tüketiciler tarafından<br />

tercih edilmemesi gerekiyor. Mantolamada ucuza iş<br />

yaptırmak hiçbir zaman amaç olmamalı, bu bilinçlendirmeyi<br />

yapmak için özellikle son 2 senedir çok fazla<br />

emek harcıyoruz. AUSTROtalk ücretsiz online seminerlerimiz,<br />

Isı Yalıtımlı Kedi Evi , Müdür yollarda ve change.org<br />

kampanyalarımız ile gerek sosyal medyadan<br />

gerek basılı yayınlardan sürekli olarak doğru mantolamanın<br />

önemini vurgulamaya çalışıyoruz. ‘Isı Yaltımı =<br />

Ülke Kazanımı’ ifadesini akıllara kazımak için faaliyetlerimizi<br />

sürdürüyoruz. Mantolamanın kalbi EPS yalıtım<br />

levhasıdır ve bu levha ne kadar kalın olursa, o kadar<br />

kazanç sağlanır ve yaptığınız yatırımın geri dönüşü o<br />

kadar kısa olur.<br />

Markalaşmanın rekabetteki yeri nedir? Bu<br />

konudaki çalışmalarınızdan biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

Austrotherm, Avrupa’nın en büyük EPS ve XPS ısı yalıtım<br />

levhası üreticisi, Türkiye’de ise en güvenilen ve<br />

bilinen EPS ısı yalıtım levhası üreticisi olarak değer<br />

görüyor. Tüketicilerin marka ürünlere yönelmesi bizlerin<br />

daha iyisini yapmamızı teşvik ettiğini hissediyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 47


“4 hayati yalıtımda üretim yapan<br />

%100 Türk sermayeli tek üreticiyiz”<br />

“Biz biliriz ki iyi çalışanlar, iyi iş sonuçları üretir ve iyi çalışanları getirir, iyi bayilerde<br />

başarıları ile iyi satış noktalarını getirir. Bu sebeple <strong>2018</strong> yılı başında kadro yapılanmamızı<br />

tamamlayarak sürekli eğitimler ile geliştirerek nitelikli ve sürdürülebilir bir ağ ile yolumuza<br />

ve hedeflerimizi gerçekleştirmeye devam ediyoruz.”<br />

Eryap Grup, 2001 yılından<br />

bu yana, 150.000 m²’yi aşan<br />

3 üretim tesisinde; dış cephe<br />

kaplama sistemleri, ısı, su,<br />

ses ve yangın yalıtım malzemeleri<br />

ve polimer kapı ve<br />

pencere sistemleri üretimi<br />

gerçekleştirmekte. Türkiye’nin<br />

81 ilinde yaygın bayi ağı ile<br />

hizmet sunan firma, 25’ten<br />

fazla ülkede kurmuş olduğu<br />

güçlü işbirlikleri ile yurt dışında<br />

da ürünlerini müşterileri ile<br />

buluşturmakta.<br />

Eryap Grup Türkiye Satış Müdürü<br />

Tolga Ceylan ile yapmış<br />

olduğumuz röportajda pazarlama<br />

faaliyetlerinden - sektördeki<br />

son duruma, yeni yatırımlarından<br />

- ürün gruplarına<br />

kadar pek çok konuya değinmeye<br />

çalıştık.<br />

Tolga Ceylan / Eryap Grup Türkiye Satış Müdürü<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca<br />

bilgi verir misiniz?<br />

Eruslu ailesi olarak, ülkemizin<br />

sürdürülebilir büyümesine<br />

katkıda bulunma gayesiyle<br />

ülke için üretim yapma hikâyemiz<br />

1960 yılında başlıyor.<br />

“En değerli yatırım, tasarruftur”<br />

inancımız bugünün yatırımlarını<br />

köklerinden besleyerek<br />

büyütmeye devam ediyor.<br />

Eryap Grup olarak 2001 yılında<br />

başladığımız yalıtım seferberliği<br />

yolculuğumuza, <strong>2018</strong><br />

yılında daha da güçlü adımlar<br />

atarak devam ediyoruz. Doğru<br />

zamanda yapılan doğru<br />

yatırımlar ile büyümemizi sürdürülebilir<br />

kılarak, yeni iş, yeni<br />

ürün, yeni teknolojik yatırımların<br />

yanı sıra insan kaynağına<br />

da yatırımlar yaparak tüm<br />

departmanlarımızda daha iyi<br />

hizmet verebilmek için ciddi<br />

çalışmalar yapıyoruz.<br />

Son 3 yılda yeni kurumsal<br />

kimlik, yeni marka yapılanması,<br />

CRM ve bayi sipariş<br />

yönetimi portalı, ek kapasite<br />

48<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

ve yeni yatırımlar, yeni ürün ve AR-GE<br />

çalışmalarımızın yanı sıra tüm bayi örgütümüz<br />

ile birlikte stratejik iş birlikleri kurarak<br />

büyümeye devam ediyoruz. Gaziantep,<br />

İstanbul Silivri ve Sakarya Hendek üretim<br />

tesislerimizde toplam 150.000 m2 alanda<br />

XPS, membran, taş yünü, polimer cephe<br />

kaplama sistemleri ve PVC kapı ve pencere<br />

sistemleri üretiyoruz. Her biri alanında<br />

öncü olan Bonus, American Siding, Winer<br />

markalarımız ve 3 farklı bayi örgütümüz<br />

ile ülkemizin 81 ilinde ulaşılabilir olmanın<br />

gururunu yaşarken, 62 ülkeye ihracat yaparak<br />

ürünlerimizin ve üretim alanlarımızın<br />

dünya pazarında da varlığını arttırmaya<br />

devam ediyor, ülkemize döviz kaynaklı<br />

sermaye fonu sağlıyoruz.<br />

İnşaat piyasasındaki<br />

dalgalanmalardan ne ölçüde<br />

etkileniyorsunuz? Satışların<br />

sürekliliği konusunda neler<br />

söylemek istersiniz?<br />

Dalgalanmanın dünya ticaret savaşı ile<br />

başlaması ülkelerin karşılıklı vergi uygulamaları<br />

ile sürmesi tüm dünyada benzer kayıpları<br />

beraberinde getirmiştir. Biz ülkemizin<br />

potansiyeline ve gücüne inanıyoruz ve<br />

bu noktada; İstanbul’un büyük bir metropol<br />

olarak marka şehir gücünün tüm dünya yatırımcılarının<br />

ilgisini çekmeye devam etmesi,<br />

genç nüfusumuzun ülkemizin en güçlü<br />

yanı olmayı sürdürmesi, inşaat sektörünün<br />

insan kaynağının ve inşaat alanındaki şirketlerin<br />

kurumsallaşma hızlarının giderek<br />

artması ve bu durumun şirketleri yönetim<br />

ve finans anlamında güçlü bir noktaya taşıması<br />

ile sektörümüzün güçlü yönlerinin<br />

büyümeyi tetiklemesini beklemekteyiz.<br />

Çünkü bu durumda bazı fırsatları beraberinde<br />

getirecektir.<br />

Ülkemizin inşaat alanında kabul edilmiş<br />

itibarının yüksek olması ve yurt dışı pazarda<br />

inşaat alanının en önemli ikinci ülkesi<br />

olarak kabul görmesi, tüm sektörün önünü<br />

açan bir güven ortamı oluşturacaktır. Ülkemizin<br />

coğrafi konumu, halen pazar ve sektör<br />

oyuncularının değerlendirdiği fırsatlar<br />

oluşturmakta. Genç ve dinamik nüfus ortamı<br />

inşaat sektörü için önemli bir fırsat ve<br />

doğal talep kendi kendine devam etmekte.<br />

Konut alımını ve tasarrufu teşvik amacıyla<br />

alınan önlemler (konut hesabı açarak<br />

birikim yapan kişilere yönelik yüzde 15<br />

devlet desteği) ve bunun ekonomi üzerindeki<br />

etkisi olumlu. İşsizlik fonu ve bireysel<br />

emeklilik fonlarının kullanımı konusunda<br />

ortak hesap oluşturulması vb. girişimlerin<br />

inşaat sektörünün gelişmesine yönelik olarak<br />

sürekli güncel tutulduğunu görüyoruz.<br />

Ülkemizin konut sektöründe orta ve orta alt<br />

gruba ait konut ihtiyacı yoğun bir şekilde<br />

devam ediyor. Ekonomi, olumsuz etkilere<br />

karşı çeyreklerde büyüme eğilimi göstermeyi<br />

sürdürüyor. Yabancı yatırımcının ilgisi<br />

devam ediyor, döviz kurundaki artış yabancı<br />

yatırımcılar için göreceli bir avantaj<br />

sunuyor. Yabancılara yönelik yatırımlarda,<br />

vize, vatandaşlık, oturma izni ve bürokratik<br />

işlemlerin azaltılması bir fırsat ortamı oluşturuyor.<br />

Özellikle son dönemde Rusya ile<br />

vizelerin kaldırılması turizm yanında inşaat<br />

sektörü içinde olumlu sonuçlar doğurdu.<br />

Yatırımcıların değer kazanan bölgelerde<br />

konut alma eğilimleri devam ediyor. Yüksek<br />

kentsel dönüşüm ihtiyacı, sektörün<br />

orta ve uzun vadede geleceğini güvence<br />

altına alıyor. Satış sürekliliği açısından değerlendirmek<br />

gerekirse; plan ve program iş<br />

sürekliliği için bütçeler kadar hassastır ve<br />

nelerle karşılaşabileceğinizi öngörerek bir<br />

yol haritası çizebilmek üstün bir pazar ve<br />

piyasa bilginiz var ise çözümleyebileceğiniz<br />

çok bilinmeyenli bir denklemdir.<br />

<strong>2018</strong> yılına başlarken tüm projeksiyonlarımızı<br />

kritik seçim süreci ile başlayarak,<br />

para piyasalarında yaşanabilecek dalgalanmalara<br />

karşı sermaye yönetimi, olası<br />

senaryolar için risk yönetimi politikalarımızın<br />

yeniden değerlendirilmesi ile bazı önlemler<br />

alarak işimizi sürdürülebilir kılmak<br />

için adımlarımızı planlayarak başladık.<br />

Üretici kimliğimiz her daim satan olmaktan<br />

ziyade üretebilme potansiyelimizi ve gücümüzü<br />

geliştirebilme ve yenileme isteği<br />

yanında pazarın gereksinimlerini önceden<br />

görerek aksiyon alabilme kabiliyetimizi pekiştirmektedir.<br />

Bu deneyimde pazarı daha<br />

iyi okuyarak çözüm üretebilme gücümüzü<br />

arttırmaktadır.<br />

İnşaat sektörü alt toplamda 200 farklı sektörü<br />

tetikleyen, 900.000 doğrudan ve dolaylı<br />

istihdamı oluşturan büyük bir sektör.<br />

Girdilerinin ve değerlemelerinin büyük bir<br />

kısmı da döviz ile fiyatlandığından olumsuz<br />

her hareket sektörü bir miktar daha<br />

yavaşlatmaktadır.<br />

Bizde sektör için katma değerli ve özellikli<br />

yalıtım malzemeleri üretimi yapıyoruz.<br />

Dolayısı ile özellikle bu tarz ekonomik dalgalanmalar<br />

tasarruf etme bilincinin tekrar<br />

uyandığı, daha fazla dikkate alındığı ve aksiyon<br />

alındığı zamanlardır. Bizde bu süreci<br />

her platformda yalıtım bilincini arttırmak ve<br />

önemini vurgulamak, tasarruf bilincini yaymak,<br />

doğru malzeme, doğru uygulama ile<br />

doğru projeleri buluşturmak için çaba sarf<br />

ederek geçiriyoruz.<br />

Bu yıl İzoder ile birlikte sponsorlarından<br />

biri olarak tüm yılı kapsayacak şekilde 7<br />

ilde seminer düzenleyerek, yapı denetimi<br />

firmaları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl<br />

Müdürlüğü personelleri, müteahhitler, müşavirler<br />

ve mimarlar ile bir araya gelerek<br />

değişen yönetmelikler, uygulamalar, sektörün<br />

gelişimi ve yalıtımın önemini aktarmaktayız.<br />

Bayi ve satış ağında bu yıl nasıl bir<br />

mesafe kat ettiniz? Bu minvalde<br />

önümüzdeki dönem için hedefleriniz<br />

neler?<br />

<strong>2018</strong> yılı American Siding ve Bonus markalarımız<br />

ile bayi ağında niceliksel büyüme<br />

yerine niteliksel büyümeye odaklandık.<br />

Uzun süreli iş birlikleri kurarak günü değil<br />

geleceği şekillendirecek bir yaklaşımla ilerlemekteyiz.<br />

Bayi ve satış ağındaki kaliteli<br />

büyüme; aslen kadrolarınız ve alt yapınız<br />

ile destekleyebildiğiniz sürece gerçekleşebilir.<br />

Bu noktada sisteminiz, üretim<br />

kabiliyetiniz, kapasiteniz, satış kadronuz,<br />

yapılanmanız ve kaliteniz bir bütünü temsil<br />

eder. Biz biliriz ki iyi çalışanlar, iyi iş sonuçları<br />

üretir ve iyi çalışanları getirir, iyi bayilerde<br />

başarıları ile iyi satış noktalarını getirir.<br />

Bu sebeple <strong>2018</strong> yılı başında kadro yapılanmamızı<br />

tamamlayarak sürekli eğitimler<br />

ile geliştirerek nitelikli ve sürdürülebilir bir<br />

ağ ile yolumuza ve hedeflerimizi gerçekleştirmeye<br />

devam ediyoruz.<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

Biz üretici kimliğimizle zor olan yolu seçerek,<br />

tüm standartlara uygun, nitelikli ve kaliteli<br />

ürünler üreterek iyi bir yalıtım çözümcüsü<br />

olarak büyümemize devam ediyoruz.<br />

Sürdürülebilir büyüme için aslında rekabetinde<br />

doğru ve dürüst şekilde yönetilmesinin<br />

önemini biliyor ve bu düsturumuza<br />

uygun şekilde yürümeye devam ediyoruz.<br />

Ne yazık ki rekabetin korunmadığı ülkelerde<br />

haksız rekabet konuşuluyor, oysa<br />

rekabeti doğru anlayarak koruyabilseydik,<br />

ülkemizde bu konu başlığı hiç açılmamış<br />

olacaktı, salt ürün satışı, günü kurtarma<br />

telaşı, inovasyon yerine taklit etme, hiçbir<br />

değer üretmeden skor peşinde koşmak<br />

gibi yanına onlarca örneği koyabileceğimiz<br />

yaklaşımlar yüzünden değer üretmekten<br />

ziyade değer devşirerek ancak ayakta kalınabileceğine<br />

olan kolaycı inanç, her sektörde<br />

işleri ileride daha da içinden çıkılmaz<br />

bir sarmala döndürüyor. Eğer görünmez<br />

şeyleri görme beceriniz yoksa yani; aslında<br />

bir vizyonunuz yoksa var olmaya çalışmak<br />

sadece bugüne yetişmek için rekabet<br />

anlayışınızı taklide çevirecektir. Ama nihai<br />

sonuç değişmeyecektir, bugüne hazır olmayanın<br />

yarına hazır olması daha güç olacaktır.<br />

Rekabet aslında geleceğe bir hazırlık<br />

kapısıdır, tabi doğru çözümleyenler için.<br />

Haksız rekabet dediğimizde her sektörde<br />

onlarca birbirine benzer örnek olaya rastlayabiliriz,<br />

oysa yapı malzemeleri sektör<br />

olarak bu durumu herkesten daha önce<br />

sahiplenerek hem insanlığı hem de geleceğimizin<br />

inşasını kurmak ile sorumludur.<br />

Deprem kuşağında olan ve her geçen<br />

gün riske bir adım daha yaklaştığımız ülkemizde;<br />

işin temelinde geleceğimiz için<br />

daha nitelikli yapılara sahip olmamız, yapı<br />

malzemeleri sektörünün bu konuda rekabeti<br />

doğru tanımlayarak ülke politikalarına<br />

uyumlu ve bilinçlendirici olmamız en<br />

önemli çıkış noktası olarak görülmeli ve<br />

enerjide dışa bağımlı bir ekonomi olmamız<br />

sebebi ile özellikle enerji tasarrufunda<br />

daha dikkatli davranmamız gerekmektedir.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 49


Dosya<br />

Markalaşmanın rekabetteki<br />

yeri nedir? Bu konudaki<br />

çalışmalarınızdan biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

4 hayati yalıtımda da üretici olan tek %100<br />

Türk sermayeli şirket olarak, 2016 yılında<br />

başlayan ve bundan sonrada devam edecek<br />

olan birçok planlı yenilik hayatımıza<br />

girmeye devam edecek.<br />

Geçtiğimiz bu süreçte Eryap Grup kurumsal<br />

kimliğimizi yeniledik, salt olarak logomuz,<br />

söylemlerimiz değil değişen, asıl yenilediğimiz;<br />

bakış açımız, yaklaşımlarımız,<br />

çağa ve teknolojiye ayak uydurabilme yeteneğimiz,<br />

dinamizm, kurum kültürümüz.<br />

Yine bu süreçte Bonus markamız için kurumsal<br />

kimliğimiz oluşturuldu ve tüm yalıtım<br />

markalarımızı Bonus markamız altında<br />

birleştirerek birlikten doğan güce olan<br />

inancımızı markalarımıza da yansıttık.<br />

Teknolojik alt yapı yatırımları yaptık, CRM<br />

ve online bayi sipariş sistemimizi kurduk<br />

ve başarı ile geliştirmeye devam ediyoruz.<br />

Eryap Grup, Bonus, American Siding ve<br />

Winer web sitelerimizi yeniledik, sektörünün<br />

üzerinde sonuçlara ulaştık.<br />

Tüm pazarın ve nihai tüketicilerin bildiği,<br />

ürüne ve kategorisine ismini vererek jenerikleşmiş<br />

olan American Siding, bizim markamız.<br />

Yalıtım tarafında ise Bonus Yalıtım<br />

markamız ile pazarda yüksek bir bilinirliğe<br />

sahibiz ve pekiştirmek için <strong>2018</strong> yılını yeni<br />

atılımlar ile geçiriyoruz. Bu yıl yalıtım için<br />

hazırlamış olduğumuz ilan çalışmamız ile<br />

alanında en prestijli ödüllerden biri olan<br />

Hürriyet gazetesi ‘’Kırmızı’’ ödülünü aldık.<br />

Bunun yanı sıra yine reklamcılık sektörünün<br />

en prestijli ödüllerinden olan ‘’Kristal<br />

Elma’’ ödülüne layık görüldük. İnteraktif tarafta<br />

da önem arz eden ödüller aldık, grup<br />

web sitemiz ile Amerika’da düzenlenen<br />

Web Awards yapı /inşaat kategorisinde<br />

aldığımız ’’Mükemmellik Ödülü’’ de bunlardan<br />

birisi. İşimizi her geçen gün daha iyi ve<br />

doğru şekilde yaparak geliştirmeye devam<br />

ediyoruz.<br />

Tüketici beklentileri sürekli<br />

değişiklik gösteriyor. Bu değişim<br />

sektörü nasıl etkiliyor? Bu<br />

değişim sürecinde siz kendinizi<br />

nerede görüyorsunuz?<br />

Bu noktada tüketicileri barınma ihtiyacı<br />

sebebi ile konut edinecek olan ve yatırım<br />

aracı olarak alım yapacak olan şeklinde<br />

ikiye ayırmak doğru olacaktır. Barınma gibi<br />

temel bir ihtiyacı karşılamak adına alım yapacak<br />

olan tüketiciler için; değişen teknoloji<br />

ile birlikte güvenlik beklentisinin artması,<br />

bunun akabinde site yaşamına olan talebin<br />

artarak devam etmesi, aile bütünlüğü<br />

düşünüldüğünde; 1+1 olarak nitelendirilen<br />

konutlar hariç büyüme olacağını, yatırım<br />

açısından alım yapacak tüketiciler için ise;<br />

yatırımın gelecek değeri ve genç nüfusun<br />

oluşturacağı daha ekonomik konutlara<br />

talebin artacağı konusunda bir yaklaşım<br />

oluşmuş durumda. Tüketici beklentileri<br />

konut alım ihtiyacını değil, konut statüleri<br />

arasında seçimi değiştirmektedir.<br />

Ülkemizde konut sektöründe orta ve orta<br />

alt gruba ait konut ihtiyacı yoğun bir şekilde<br />

devam ediyor. <strong>Yapı</strong> malzemelerinde tasarrufa<br />

dönük bir yatırım kalemi olarak yalıtım<br />

malzemeleri üretiminin daha fazla dikkate<br />

değer bulunacağını, iyi ve kaliteli malzeme<br />

ile projelerin buluşacağını, tasarrufun öneminin<br />

artması ile birlikte enerjinin cari açığa<br />

olan olumsuz etkisinin azaltılması için<br />

önemi ile bu olumsuz etkinin ekonomide<br />

dışa daha az bağımlı olarak ülkemizin sürdürülebilir<br />

kalkınmasına destek olacağına<br />

inancımız tamdır.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

İnşaat sektörü tüm dünyada büyümesini<br />

devam ettirmektedir. Bu büyümenin sadece<br />

sermaye ya da öz kaynak ile değil,<br />

öncelikli bir yönetim sistemi ile desteklenmesinin<br />

önemli olduğunu düşünmekteyim.<br />

Sektörde büyümenin sürdürülebilir olması<br />

için etkin bir yönetim sistemi gelişimi gereklidir.<br />

Öz kaynak, yönetim sistemi ve<br />

doğru planlamanın uyumu büyümede 3<br />

temel unsurdur. Bu değişkenlerin uyumu<br />

büyümenin anahtarı olacaktır.<br />

Değişen teknoloji ile özellikle yapı malzemelerinde<br />

üretim konusunda endüstri 4.0<br />

konuşulmakta lakin aslında teknolojinin<br />

kullanımının konut üretiminde arttırılmasını<br />

sağlamakta, bir çok değişkende maliyet<br />

avantajı oluşturacaktır. Dolayısı ile teknolojik<br />

yenilenme ve kurumların hızla evrimlerini<br />

tamamlamaları ve dijitalleşmeleri ile<br />

ülkemizin dünyada kabul görmüş olan inşaat<br />

sektörünün büyümesi ve gelişimi için<br />

dikkate alınması gereken iki konu başlığıdır.<br />

50<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


“Teknoloji, Ar-Ge<br />

çalışmalarımızın temelini oluşturuyor”<br />

“Şirket vizyonumu çerçevesinde önem verdiğimiz unsurların başında çevreci ve<br />

sürdürülebilir çalışmalarla yüksek performanslı, yasal mevzuata uygun koşullarda<br />

üretilmiş, insan sağlığına zarar vermeyen ürünler geliyor. Ar-Ge faaliyetlerimizin odağına<br />

bu yaklaşımla baktığımızda sürdürülebilir, çoklu konforlu ve insanların refah seviyesini<br />

yükselten yaşam alanları yaratma hedefiyle yola çıktığımızı ifade edebilirim.”<br />

Türkiye yalıtım sektörünün öncüsü İzocam,<br />

sektördeki hemen hemen tüm ihtiyaçlara<br />

cevap vererek Türkiye´nin 500<br />

Büyük Sanayi Kuruluşu arasında daima<br />

yerini almakta. Yüksek teknolojisiyle imal<br />

ettiği uluslararası standartlardaki tüm<br />

ürünlerini ihraç eden ve ülkemize önemli<br />

döviz girdisi sağlayan firma; başta Balkanlar,<br />

Birleşik Devletler Topluluğu, Türki<br />

Cumhuriyetler, Ortadoğu, Afrika´da bulunan<br />

46 ülkeye ihracat yapmakta.<br />

İzocam Genel Direktörü Levent Gökçe ile<br />

gerçekleştirdiğimiz röportajımızda İzocam<br />

ile ilgili merak ettiklerimizi ele almaya çalıştık.<br />

Firmanızın faaliyetleri hakkında<br />

kısaca bilgi verir misiniz?<br />

Yalıtımın farklı uygulama modellerine (ısı<br />

yalıtımı, gürültü kontrolü, akustik ve yangın<br />

güvenliği) ve alanlarına yönelik (konut,<br />

sanayi, tesisat, dayanıklı tüketim malları<br />

vb.) yalıtım ürünleri tasarlayan, üreten<br />

ve pazara sunan, 53 yıllık tecrübemiz ile<br />

sektörümüzün lider firmasıyız.<br />

Geniş ürün yelpazesine sahip ve her ihtiyaca<br />

uygun yalıtm çözümleri sunabilen<br />

öncü bir markayız. Zeminden, cephe ve<br />

çatıya, duvar ve döşemeden tesisata kadar<br />

her uygulama alanı için nitelikli yalıtım<br />

malzemeleri üretiyoruz. İzocam ürünleri,<br />

bir konuta içeriden uygulanabilecek yalıtımdan<br />

sanayi yapılarına, okul ve hastanelere<br />

kadar her binanın ve tesisatın<br />

yalıtım ihtiyacına etkin bir şekilde çözüm<br />

sunuyor. Ürün gamımız içinde lojistikten,<br />

soğuk hava depolarına özel ürettiğimiz<br />

yalıtım malzemeleri bile bulunuyor… Bu<br />

açıdan bakıldığında ülkemizde ve dünyada<br />

yalıtım sektöründe 7 farklı ürünü aynı<br />

çatı altında üretebilen tek şirket konumundayız.<br />

Ürün portföyümüzde Camyünü,<br />

Taşyünü, Ekstrüde Polistiren (Foamboard),<br />

Ekspande Polistiren (İzopor ve İzopor<br />

Plus), Kauçuk Köpük (İzocam Flex),<br />

Polietilen Köpük (İzocam PEflex), PU/<br />

PIR/Taşyünü yalıtımlı sandviç panel (İzocam<br />

Tekiz) ile Trapez levha bulunuyor.<br />

Yakın zamanda piyasaya<br />

sunduğunuz yeni bir ürün/yenilik<br />

bulunuyor mu?<br />

Dünyanın ve sektörün değişim hızına<br />

bakıldığında, liderliğini devam ettirme<br />

misyonu ile hareket eden bir şirket olarak<br />

inovasyonu oldukça önemsiyoruz ve her<br />

yıl yeni ürünler geliştirerek pazara sunuyoruz.<br />

Son dönemde geliştirdiğimiz ürünlerden<br />

özellikle “İzocam Ara Bölme Levhası”<br />

(ABL) prefabrik yapılarda kullanıma çok<br />

uygun bir ürün. Hafif ara bölmelerde kullanılmak<br />

üzere geri dönüşümlü malzemeleri<br />

kullanarak geliştirdiğimiz ABL, doğal içeriği<br />

ile toz yapmayan yapısı ve kolay kesimiyle<br />

rahat ve sağlıklı çalışma ortamları<br />

52<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

yaratıyor ve hızlı uygulama ile zamandan<br />

tasarruf sağlıyor.<br />

Kendi başına ayakta durabilen İzocam<br />

Ara Bölme Levhası, güvenli uygulama<br />

imkânının yanında sahip olduğu taşıma<br />

saplı ambalajı ve hafifliği sayesinde de<br />

kolay taşınabiliyor. Farklı kalınlıklarda<br />

üretilebilen ürün, ara bölme duvarlarda,<br />

ısı ve A sınıfı ses yalıtımı sağlıyor. Ayrıca,<br />

düşük ısı iletim katsayısı ile İzocam Ara<br />

Bölme Levhası, farklı sıcaklık ve zamanlarda<br />

iklimlendirilen hacimler arasında da<br />

enerji verimli ara duvarların teşkil edilmesini<br />

sağlıyor, enerji tasarrufu ve konforu<br />

artırıyor.<br />

Bu sene geliştirdiğimiz diğer bir ürünümüz<br />

ise İzocam Yeni Cephe Levhası oldu.<br />

Daha fazla ısıl konfor, sürdürülebilirlik ve<br />

kalite için geliştirdiğimiz İzocam Yeni Cephe<br />

Levhası, bir yüzeyi siyah camtülü kaplı<br />

bir ürün ve giydirme cephe sistemlerde,<br />

cam, granit, mermer, alüminyum, ahşap<br />

vb. cephe kaplamalarının arkasında ısı,<br />

ses yalıtımı ve yangın güvenliği amacıyla<br />

kullanılan bir ürünümüz. 35 mW/mK<br />

iletkenliğe sahip olarak tasarladığımız bu<br />

ürünle enerji verimliği konusunda oldukça<br />

iddialıyız.<br />

Ürünümüz, hafifliği sayesinde rahatça<br />

taşınıyor ve esnek yapısıyla kolay uygulanabiliyor.<br />

Ayrıca sıkıştırılabilme özelliğiyle,<br />

nakliye ve depolamada da tasarruf<br />

sağlıyor. İzocam Yeni Cephe Levhası’nın<br />

öne çıkan diğer özellikleri ise camtülü<br />

kaplı olması ve su iticiliği… Bu sayede,<br />

yağmur suyunun ürüne zarar verme riski<br />

azalıyor, zamandan ve iş gücünden tasarruf<br />

sağlamaya yardımcı oluyoruz. Yüksek<br />

yapılara ısıl konfor getirmeyi hedefleyen<br />

Yeni Cephe Levhası aynı zamanda çevre<br />

dostu bir ürün.<br />

<strong>2018</strong>’de, endüstriyel binalarda kullanılmak<br />

üzere iki yeni ürün daha geliştirdik.<br />

Bunlar; yerinde uygulama yapılan metal<br />

binaların çatı ve cephelerinde iki metal<br />

levha arasında kullanılan İzocam Endüstriyel<br />

Bina Levhası (EBL) ve İzocam Endüstriyel<br />

Bina Levhası R+ (EBL R+). Her<br />

iki ürün de ısı ve ses yalıtımı ile yangın<br />

güvenliği sağlarken hafifliği sayesinde<br />

kolayca taşınıyor ve esnek yapısıyla kolay<br />

uygulanabiliyor. Bu ürünlerin bir diğer<br />

özelliği ise bünyesine su almaması. Bu<br />

sayede, yağmur suyunun ürüne zarar<br />

verme riski ortadan kalkıyor, zamandan<br />

ve iş gücünden tasarruf sağlanıyor. Endüstriyel<br />

yapılara ısıl konfor getirmeyi<br />

hedefleyen bu ürünlerimiz aynı zamanda<br />

çevre dostu ürünler. Ürünlerimizin kalitesi<br />

CE ve EUCEB belgeleriyle de kanıtlanmış<br />

durumda.<br />

Yeni ürünlerimizden EBL 37 mW/mK ısı<br />

iletkenlik değerine sahip. EBL R+ ise 35<br />

mW/mK iletkenliğe sahip olacak şekilde<br />

tasarlandı. Bu özellikleriyle etkin ısı yalıtımı<br />

yapan malzemelerimizle enerji verimliği<br />

konusunda da oldukça iddialıyız.<br />

Ürünlerimiz, yanmaz özellikleri sayesinde<br />

Levent Gökçe / İzocam Genel Direktörü<br />

olası yangınlarda zaman kazandırıyor ve<br />

yangın güvenliği konusunda da etkili çözümler<br />

sunuyor.<br />

Firmanızın gelecek dönem<br />

hedefleri ve yatırım planlarını iletir<br />

misiniz?<br />

Önümüzdeki dönemde yeni kapasite artırımları<br />

ve geliştirme yatırımlarımızla paydaşlarımız<br />

ve sektörümüz için katma değer<br />

yaratmaya devam edeceğiz. Yıllardır süre<br />

gelen modernizasyon ve kapasite yatırımlarımızla<br />

hem ürün çeştliliğimiz hem de<br />

üretim yetkinliğimiz sürekli gelişim gösterdi.<br />

Çalışmalarımız bu şekilde hız kesmeden<br />

devam ediyor. Bugün Mineral Yün ve<br />

XPS’de bölgedeki en büyük kurulu kapasiteye<br />

sahibiz. Tesisat, ısı ve ses yalıtımında<br />

kullanılan A1 sınıfı yanmaz Camyünü Prefabrik<br />

Boru ürünümüzün üretim kapasitesini<br />

% 30 üzerinde artırarak 3. boru hattımızı<br />

bu sene devreye aldık.<br />

Gelecek dönemde ise sadece mevcut ürün<br />

gamımızı kullanarak değil, yeni teknolojileri<br />

de hayatımıza alarak yol kat edeceğiz.<br />

Ar-Ge yeni dönemde İzocam’ın hayatında<br />

daha çok yer alacak. Yeni ve gelişmiş bir<br />

Ar-Ge laboratuvarı oluşturma planımızın<br />

olduğunu da eklemek isterim.<br />

İç pazar ve ihracat<br />

faaliyetlerinizden bahsedebilir<br />

misiniz? Yeni hedef pazarlar var<br />

mı?<br />

Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlarda yalıtım<br />

sektörünün öncü firmaları arasında<br />

yer alıyoruz. Toplam 130.000 tona ulaşan<br />

mineral yün kapasitemizin yanı sıra artan<br />

üretim kapasitelerimizle esnek üretim ve<br />

zamanında teslim imkânları sunuyoruz.<br />

Böylece inşaat ve sanayide her türlü yalıtım<br />

talebine hızlı ve güvenilir bir şekilde<br />

yanıt verebiliyoruz.<br />

Bugüne kadar 100’ü aşkın ülkede çözüm<br />

sunduk ve 20 yerleşik bayimiz ile ihracat<br />

faaliyetlerimize devam ediyoruz. Türki<br />

Cumhuriyetler, Afrika, Balkanlar, Asya ve<br />

Ortadoğu ihracat yaptığımız önde gelen<br />

pazarlar. Ağırlıklı olarak bina ve sanayide<br />

kullanılan yalıtım ürünlerinin ihracatını gerçekleştiriyoruz.<br />

Bu ürünlerin dışında ayrıca<br />

HVAC (ısıtma, soğutma ve iklimlendirme)<br />

pazarına yönelik ürünlerin de ihracatını<br />

yapıyoruz. İhracatı 700.000 m³’ü aşan<br />

İzocam, Orta Doğu HVAC pazarının en<br />

önemli üreticisi konumunda. 2017 yılında<br />

22,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik.<br />

Son 5 yılda ihracattan elde ettiğimiz satış<br />

geliri 160 milyon doları buldu. Önümüzdeki<br />

5 yıl toplamda 150 milyon doların üzerinde<br />

ihracat yapmayı hedefliyoruz.<br />

İhracat pazarında yeni pazar arayışlarımız<br />

bu yıl da sürecek. Özellikle son iki yılda<br />

odaklandığımız Orta Afrika’daki pazar arayışlarımız<br />

önümüzdeki dönemde de devam<br />

edecek. Kuzey Afrika ülkelerine yeni<br />

bayilikler vermeye devam ediyoruz. Diğer<br />

taraftan BDT ülkelerinde tanıtım faaliyetlerimiz<br />

artarak devam ediyor.<br />

İnovasyon ve Ar-Ge alanlarındaki<br />

çalışmalarınız nedir?<br />

İzocam olarak yalıtımın tüm segmentlerinde<br />

faaliyet gösterdiğimiz için fikir havuzumuz<br />

da çok geniş... Ayrıca bu kadar farklı<br />

ürün gamını tek çatı altında toplamak, bize<br />

yeni deneyim alanlarını hayata geçirme<br />

kolaylığı da tanıyor. Ürün gamına Ar-Ge<br />

çalışmalarımız doğrultusunda yeni ürünler<br />

ekliyor, yalıtım ile ilgili tüm ihtiyaçların karşılanabileceği<br />

güçlü bir marka olma özelliğimizi<br />

koruyoruz. Her yıl yeni ürünler geliştirerek<br />

pazara sunuyoruz. Bu anlamda<br />

bizim uzun yıllardır takip ettiğimiz bir başarı<br />

göstergemiz var; yeni ürünlerin ciromuz<br />

içindeki payı, yani “inovasyon katsayısı”.<br />

İnovasyon katsayısına göre yeni ürünlerin<br />

ciromuz içindeki payı şu an 15. Bu rakamı<br />

artırma hedefimizi koruyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 53


“Çalışan ve müşteri mutluluğunu<br />

önemseyen<br />

marka değerine yatırım yapan<br />

bir firmayız”<br />

“12 temel değer kavramıyla iç müşteri, çalışan mutluluğuna önem verme,<br />

müşterileri ile sadece iş için değil, değerli zaman geçirerek dostluklar kurmak<br />

adına etkinlikler düzenleyen bir firmadır. Bu bağlamda Canpa, her yıl düzenlenen<br />

‘Great Place to Work’ yani ‘Türkiye’nin En İyi İşverenleri’ değerlendirmesinde<br />

kendi kategorisinde 2016 yılında ikinci, 2017’de ise birinci olmuştur.”<br />

İnsanın bulunduğu ve çalıştığı her<br />

mekanda konforlu yaşam alanlarının<br />

oluşturulması hedefiyle faaliyetlerini<br />

sürdüren Canpa Yalıtım, üretim<br />

ve uygulama süreçlerinde daima<br />

çevre bilinciyle ahreket etmekte.<br />

Canpa Holding <strong>Yapı</strong> Grubu Genel<br />

Müdürü Celal Kocaoğlu ile gerçekleştirdiğimiz<br />

röportaj çalışmamızda,<br />

ürüngrupları,gündemdeki projeleri<br />

ve önümüzdeki döneme dair planlarını<br />

ele almaya çalıştık.<br />

Firmanızın pazardaki<br />

faaliyetleri hakkında kısaca<br />

bilgi verir misiniz?<br />

Canpa Holding, başkent Ankara’da<br />

1985 yılında kurucu yönetim kurulu<br />

başkanımız Mehmet Özcan tarafından<br />

kurulmuş, ikinci nesil Yönetim<br />

kurulu üyemiz Murat Özcan tarafından<br />

icrası yönetilmektedir. Şu anda<br />

Ankara, Anadolu ve Avrupa olmak<br />

üzere İstanbul ve Kocaeli ofislerinde<br />

hizmet veren bir firmadır.<br />

Ben de bu yapıda, yapı grubu Genel<br />

Müdürlüğü görevini yürütmekteyim.<br />

Sika markasının distribütörlüğünü<br />

yine Ankara, İstanbul, Kocaeli<br />

ve Adapazarı’nda YMD ve ERKEL<br />

isimli iki şirketimiz ile yürütüyoruz.<br />

Bu şirketler, bayileri aracılığıyla Sika<br />

ürünlerinin satış ve pazarlama faaliyetlerini<br />

distribütör kimliği ile üstlenmektedirler.<br />

Türkiye’nin tamamına hizmet veren,<br />

Canpa İnşaat ve Canpa <strong>Yapı</strong> firmaları<br />

ile genelde su yalıtımı ve ısı yalıtımı<br />

üzerine yoğunlaşmış ancak alçı,<br />

alçı levha, betopan levha, yeraltı ve<br />

yerüstü boruları, cephe örtü ürünlerinin<br />

satışının da yürütüldüğü, toplam<br />

20 fabrikanın ürünlerinin müşterilerimizle<br />

buluşturulduğu iki pazarlama<br />

şirketimiz vardır.<br />

Ayrıca İstanbul ve Ankara’da yapılanmış,<br />

Elazığ’dan Bodrum’a, Samsun’dan<br />

Tekirdağ’a kadar su yalıtımı<br />

konusunda 40’ı aşkın şantiyede<br />

toplamda beyaz yakada 25, mavi<br />

yakada sayısı 250’yi geçen teknik<br />

personel ile hizmet veren iki taahhüt<br />

firmamız mevcuttur.<br />

İnşaat piyasasındaki dalgalanmalardan<br />

ne ölçüde etkileniyorsunuz?<br />

Satışların sürekliliği<br />

konusunda neler söylemek<br />

istersiniz?<br />

Biz inşaat sektöründe kamu ve özel<br />

sektöre iş yapan inşaat firmalarına,<br />

bu firmalara hizmet veren taşeronlara<br />

ve bu taşeronlara malzeme temini<br />

sağlayan tedarikçilere hizmet vermekteyiz.<br />

Ülkemizin büyümesinde en etkili lokomotif<br />

sektör olan inşaat sektörünün<br />

içerisindeyiz. Böyle bir misyonu<br />

yüklenen sektör haliyle, ekonomideki<br />

aksiliklerden daha hızlı etkilenmektedir.<br />

Son dönemde oluşan gelişmelerin<br />

başta inşaat sektörünün tüm paydaşlarında<br />

bir resesyon oluşturacağını<br />

beklemekteyiz. Ancak geçmiş<br />

dönemde de tecrübe ettiğimiz üzere<br />

bu dur kalklar sonrası büyüme tekrar<br />

sağlanmıştır.<br />

Biz de bu geminin bir yolcusu ve<br />

sektörün köklü firmalarından biri olarak<br />

yeni normal düzene göre hareket<br />

edeceğiz.<br />

Bayi ve Satış ağında bu yıl nasıl<br />

bir mesafe kat ettiniz? Bu<br />

minvalde önümüzdeki dönem<br />

için hedefleriniz neler?<br />

Girişte bahsettiğim gibi Sika Distribütör<br />

kanalında bayi yapılanmamız<br />

mevcut. Bu kanalda yılın ilk yarısında<br />

%15 ilk bir büyüme sağladık.<br />

Satış kanalında yılın ilk 6 ayında<br />

yeni bayilikler ile birlikte %20 büyüme<br />

sağladık.<br />

Yılın ikinci yarısında yeni normal piyasa<br />

düzenine göre hareket edip büyümeyi<br />

makul seviyelerde tutacağız.<br />

Rekabet noktasında ürün ve fiyatta<br />

farklılaşma stratejinizi nasıl belirliyorsunuz?<br />

Kurucu yönetim kurulu başkanımızın,<br />

İzoder Kurucu başkanlarından<br />

olması, bize firma olarak yalıtım konusunda<br />

bir ürünü satmanın ve ya<br />

uygulamanın dışında ek sorumluluklar<br />

yüklemektedir.<br />

Sektörde istenilen değil, doğru ürünle<br />

müşterinin buluşturulması, sektöre<br />

değer katan yenilikçi ürünlerin<br />

yurtiçi, benzeri yurt içinde yok ise<br />

54<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

yurt dışından temini ile sektörün<br />

inovatif ürünlerle tanışması adına<br />

yoğun çalışmalar yürütmekteyiz.<br />

<strong>2018</strong> yılında aynı zamanda üniversitelerle<br />

işbirliği içinde eğitim ve<br />

stajyer çalışma arkadaşları edinme<br />

programları başlattık.<br />

Bu bağlamda ODTÜ ile <strong>2018</strong> yılı<br />

içinde 2 kez eğitim programı düzenleyerek<br />

öğrencileri Ankara İncek<br />

kampüsümüzde ağırladık.<br />

Canpa teknik biriminde staj yapan<br />

bir arkadaşımızı, staj sonrasında<br />

işe başlatarak IK süreçlerimize örnek<br />

olabilecek bir ek katkı sağladık.<br />

Markalaşmanın rekabetteki<br />

yeri nedir? Bu konudaki çalışmalarınızdan<br />

biraz bahsederek<br />

misiniz?<br />

Markalaşma bana göre şirketleri bir<br />

ya da bir kaç sebeple benzerlerinizden<br />

ayıran çalışmaları yaparak sağlanabilir.<br />

Biz bu konuda müşteri ve çalışan<br />

başlıklı çalışmalar yapıyor, tüm paydaşlarımız<br />

gündelik işleri ile uğraşırken<br />

‘’mutluluk bulaşıcıdır’’ mottosu<br />

ile yaptığımız işi daha eğlenceli hale<br />

getirmeye çalışıyoruz.<br />

Sektörümüz bu anlamda kısır bir<br />

sektör olmakla birlikte Canpa çalışan<br />

ve müşteri mutluluğunu önemseyen<br />

ve böylece marka değerine<br />

yatırım yapan bir firmadır.<br />

12 temel değer kavramıyla iç müşteri,<br />

çalışan mutluluğuna önem<br />

verme, müşterileri ile sadece iş için<br />

değil, değerli zaman geçirerek dostluklar<br />

kurmak adına etkinlikler düzenleyen<br />

bir firmadır.<br />

Bu bağlamda Canpa, her yıl düzenlenen<br />

‘Great Place to Work’ yani<br />

‘Türkiye’nin En İyi İşverenleri’ değerlendirmesinde<br />

kendi kategorisinde<br />

2016 yılında ikinci, 2017’de ise<br />

birinci olmuştur.<br />

Tüketici beklentileri sürekli<br />

değişiklik gösteriyor. Bu<br />

değişim sektörü nasıl<br />

etkiliyor? Bu değişim<br />

sürecinde siz kendinizi<br />

nerede görüyorsunuz?<br />

Değişime uyum hem insanlar hem<br />

de şirketler için zorlu bir süreç.<br />

Canpa’nın değişime ayak uydurabilen<br />

hatta öncülük eden bir firma<br />

olması adına çalışmalar yapıyoruz.<br />

En büyük şansımız şirket hissedarlarımızın<br />

vizyonu ve ekip arkadaşlarımızın<br />

yüksek katkısı.<br />

Çalışan eğitimlerimizde, bize büyük<br />

katkıları olan İzgören Akademi, Dail<br />

Carnigie gibi eğitim partnerlerimiz<br />

var.<br />

Bu eğitimler ile ekip arkadaşlarımızın<br />

yenilikçi bakış açıları edinmelerini<br />

ve kişisel gelişimine katkı<br />

sağlamalarını ve bu böylece şirket<br />

kültürümüzü sürdürülebilir olması<br />

için çalışıyoruz.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Ne gündelik hayatımızda yaşadıklarımız<br />

ne de sektör ve ülke olarak<br />

Celal Kocaoğlu / Canpa Holding <strong>Yapı</strong> Grubu Genel Müdürü<br />

yaşadıklarımız doğal mutluluğu tek<br />

başına sağlayamayacaktır.<br />

Hepimiz yaptığımız işe, sektör ve<br />

ülke gelişimine değer katarak, her<br />

gün ufak ilerlemelerle katkı sağlamalıyız.<br />

Zor günlerin yaşanması her<br />

zaman güzel günlerin habercisidir,<br />

bu anlamda daha çok çalışmak ve<br />

mutlu ve umutlu kalarak çevremize<br />

mutluluğu bulaştırmaya devam edeceğiz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> dergisi olarak da sizlere<br />

bu kısımda bize yer ayırdığınız<br />

ve sektöre sağladığınız katkı adına<br />

şirketim ve şahsım adına teşekkür<br />

ederim.<br />

Sevgi ve Saygılarımla...<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 55


“Ürünlerimizi 5 kıtada<br />

50’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz”<br />

“ISIDEM Yalıtım olarak hedefimiz teknik yalıtım sektöründe kendi coğrafyamızda yenilikçi<br />

ve tercih edilen bir marka olmak. Bu hedefimiz doğrultusunda gerek yurt içi gerekse yurt<br />

dışı çalışmalarımız hızla devam ediyor.”<br />

1998 yılında faaliyetlerine başlayan ISI-<br />

DEM, kurulduğu günden bu yana sürekli<br />

kendini yenileyerek kalitesini, üretim<br />

teknolojisini ve kapasitesini geliştirmekte.<br />

Türkiye’nin en önemli markalarından<br />

biri konumunda olan firma, kendi sektör<br />

ve bölgesinde en modern ve en yüksek<br />

üretim kapasitesine de sahip bulunmakta.<br />

ISIDEM Yönetim Kurulu Başkanı Murat<br />

Erenoğlu ile şirket faaliyetlerini, yeni projelerini<br />

ve sektördeki yenilikleri ele almaya<br />

çalıştık.<br />

Sektöründe gerçekleştirmiş<br />

olduğunuz faaliyet ve<br />

hizmetlerinizi kısaca bizlerle<br />

paylaşır mısınız?<br />

ISIDEM, Isıtma, soğutma ve havalandırma<br />

sektöründe hizmet vermek üzere<br />

1998 yılında Tuzla’da faaliyete geçerek<br />

yuvarlak, kare ve dikdörtgen formlu sac<br />

hava kanalları üretimine başladık. 2001<br />

yılında Duct Connect markasıyla kanal<br />

bağlantı parçaları ve 2010 yılında Flexiduct<br />

markasıyla esnek hava kanalı ürünleriyle<br />

ürün gamımızı genişlettik.<br />

Havalandırma kanalları üretiminde edindiğimiz<br />

bilgi ve tecrübeyle, 2013 yılında<br />

ısıtma, soğutma ve havalandırma sektöründe<br />

yalıtım amaçlı kullanılan elastomerik<br />

kauçuk köpüğü üretimine başlama<br />

kararı aldık. Coolflex<br />

markasıyla farklı tiplerde<br />

ve fonksiyonlarda<br />

ürünün türevlerini<br />

pazara sunduk.<br />

Ürün gruplarınız<br />

hakkında bilgi<br />

verir misiniz?<br />

Bu yıl için satış<br />

anlamında öne<br />

çıkardığınız ürün<br />

ve sistemler<br />

hangileri olacak?<br />

Üç ana ürün grubumuz<br />

var; Duct Connect<br />

markasıyla kanal bağlantı parçaları,<br />

Flexiduct markasıyla esnek hava kanalı<br />

ve Coolflex markasıyla elastomerik kauçuk<br />

köpüğü alanlarında hizmet vermekteyiz.<br />

Yeni nesil ürün bağlamında, ISIDEM Yalıtım’ın<br />

<strong>2018</strong> yılında piyasaya sunduğu<br />

56<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

Coolflex PCS (Pre Cutting Sheet) elastomerik<br />

kauçuk köpüğü ürünleri, büyük<br />

çaplı boru yalıtımı için ölçülendirilerek,<br />

45 derecelik açıyla özel olarak kesilmiş<br />

Murat Erenoğlu / ISIDEM Yönetim Kurulu Başkanı<br />

ve paketlenmiş elastomerik kauçuk köpüğü<br />

levhalarıdır. Ayrıca μ (Mu) ≥ 10.000<br />

değeri ile üretilen Coolflex PCS ürünleri<br />

TSE tarafından tescillenmiş ürünler arasında<br />

sektörün en yüksek su buharı difüzyon<br />

direnç katsayısına sahip ürün<br />

olma özelliği de taşıyor.<br />

Sektörde bir ilk olarak değerlendirilen<br />

Coolflex PCS ürünü tamamen uygulayıcı<br />

dostu olma özelliği ile ön plana çıkıyor.<br />

Ürün tesisat yalıtımlarında fireleri ve işçilik<br />

maliyetlerini azaltarak, hızlı ve kolay<br />

uygulanıyor. “Ambalajından çıkar ve uygula”<br />

sloganı ile piyasaya arz edilen ürün,<br />

ustalara büyük kolaylık sağlıyor.<br />

Bu yılki hedefleriniz hakkında<br />

biraz bilgi verir misiniz?<br />

ISIDEM Yalıtım olarak hedefimiz teknik<br />

yalıtım sektöründe kendi coğrafyamızda<br />

yenilikçi ve tercih edilen bir marka olmak.<br />

Bu hedefimiz doğrultusunda gerek yurt içi<br />

gerekse yurt dışı çalışmalarımız hızla devam<br />

ediyor. Bu süreçte Avrupa’daki pazar<br />

payımızı güçlendirmek, paydaşlarımıza<br />

daha hızlı ve kusursuz hizmet verebilmek<br />

adına ISIDEM İtalya ofisini ve deposunu<br />

faaliyete aldık.<br />

5 Kıtada 50’den fazla ülkeye ihraç ettiğimiz<br />

Coolflex, Flexiduct ve Duct Connect<br />

markalı ürünlerimizle 2017 yılında bir<br />

önceki yıla oranla yüzde 50 büyüme yakaladık<br />

ve 15’ten fazla yeni ülkeye giriş<br />

yaparak dağıtım kanallarımızı güçlendirdik.<br />

Özellikle elastomerik kauçuk köpüğü<br />

üretimimizi 2 kat arttırdık. 2017 yılında<br />

toplam gelirimizin yüzde 45’ini ihracattan<br />

elde ettik. Önümüzdeki dönemde hedeflerimizden<br />

biri de, Amerika kıtasında<br />

daha etkin olarak hedef ülkelerde dağıtım<br />

kanallarımızı artırmak ve toplam gelirimizin<br />

yüzde 55 ’ini yurtdışına ihraç ederek<br />

kazanmak.<br />

Türkiye dışında hangi sistemlerle<br />

hangi pazarlarda daha güçlü<br />

konumdasınız?<br />

Avrupa pazarı diyebiliriz, ürünlerini 5 kıtada<br />

50’den fazla ülkeye ihraç eden bir Türk<br />

firması olarak, Avrupa’daki pazar payını<br />

güçlendirmek, paydaşlarımıza daha hızlı<br />

ve kusursuz hizmet verebilmek adına<br />

2017 yılı ilk çeyreğinde ilk yurtdışı iştirakimiz<br />

olan İtalya ofisini ve deposunu hizmete<br />

açtık. Önümüzdeki dönemde Amerika<br />

kıtasındaki pazar payımızı artırarak<br />

bu bölgede de daha güçlü hale gelmek<br />

için çalışmalarımızı yapıyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 57


<strong>Yapı</strong> sektörüne yön veren fikirleriyle<br />

Baumit 30 yaşında<br />

Kuruluşunun 30 .yılını kutlayan Baumit, Avrupa’nın en büyük kuru harç üreticisi olmanın<br />

yanı sıra “İleriye yönelik fikirler” sloganı doğrultusunda yeni çözümler geliştirerek sektörde<br />

öncü bir marka olmanın gururunu yaşıyor.<br />

Dosya<br />

1 w, bu yıl kuruluşunun 30 yılını kutluyor.<br />

1988 yılında “Wietersdorfer” ve “Wopfinger”<br />

firmalarının güçlerini birleştirerek<br />

yarattıkları Baumit markası, 30 yılın ardından<br />

bugün Schmid Industry Holding’in<br />

en güçlü markalarından biri olarak öne çıkıyor.<br />

Avrupa, Türkiye ve Çin’e kadar 27<br />

ülkede faaliyet gösteren Baumit, 5.900<br />

çalışanı ve 2017 yılında 1,7 milyar Avroluk<br />

satışı ile Holding’in lokomotifi konumunda<br />

bulunuyor.<br />

30 Yılın Satır Başları<br />

Kuruluşunun ilk 10 yılında kuru harç üretimine<br />

ağırlık veren Baumit, özellikle silolu<br />

ürün sevkiyatları ile hayatı kolaylaştırırken,<br />

şantiyelerin imajını da şekillendiriyor.<br />

Baumit markasının ikinci on yılı, yenilikçi<br />

cephelerin geliştirilmesi ve tasarımına<br />

odaklanıyor. Yalıtım malzemesinin binalar<br />

için önemi ve değeri üzerinde çalışmalar<br />

yürütülürken kompozit ısı yalıtımı sistemi,<br />

enerji verimliliği ve ekoloji gibi konular ön<br />

planda tutuluyor. Kurulduğu günden bu<br />

yana “İleriye yönelik fikirler” mottosunu<br />

benimseyen Baumit, bu felsefeyi tüm yapılarda<br />

gerçeğe dönüştürüyor.<br />

Baumit tarihinin üçüncü on yılını sağlıklı<br />

ev yaşamı sunan ürünlerin devri olarak<br />

değerlendirmek mümkün. Avusturya’daki<br />

İnovasyon Merkezi ve 2015 yılında kurulan<br />

Viva Araştırma Parkı’nda sadece dış<br />

cepheler için değil, günümüz ve önümüzdeki<br />

yıllara ait iç ortam ikliminin iyileştirilmesine<br />

yönelik bilimsel çalışmalar da yürütülüyor.<br />

Baumit’in uzun araştırmalarda<br />

elde ettiği verileri kullanarak ürettiği Healthy<br />

Living ürünleri, iç mekan iklimini doğal<br />

bir şekilde düzenleyerek doğru nem<br />

ve temiz hava yaratılmasına odaklanıyor.<br />

Ürünlerin havayı da temizleyebilmesi ve<br />

sağlık açısından değerli olan iyonlarla<br />

zenginleştirilmesi gibi özellikler üzerinde<br />

çalışmalar yapılıyor. Dolayısıyla Baumit,<br />

gönül rahatlığıyla “Sağlıklı konut ve ev<br />

yaşamı işte böyle sağlanır” diyebiliyor.<br />

Viva Araştırma Parkı<br />

Baumit’in merkezi Wopfing’de, yapı malzemeleri<br />

konusunda Avrupa’nın en büyük<br />

araştırma parkını faaliyete geçiren Baumit,<br />

ünlü araştırma enstitüleri ile konutların<br />

gerçek yaşam durumlarını simüle<br />

ederek, yapı malzemeleri ile bunların<br />

sağlığa olan etkilerini araştırıyor.<br />

“İnovasyon, önümüzdeki on<br />

yılların motivasyonu”<br />

Baumit Yönetici Direktörü Robert Schmid,<br />

inovasyonun gelecek için önemli olduğunu<br />

ancak yıllar içinde değişime uğradığına<br />

dikkat çekerek “İnovasyon büyümenin<br />

anahtarıdır. Çok sayıda yenilikçi ürün ve<br />

devrim niteliğinde gelişmeyi, dünyaya<br />

Wopfing’deki merkezimizden sunduk ve<br />

bize her zaman rekabette üstünlük sağladı.<br />

İnovasyon, aynı zamanda gelişimi de<br />

destekliyor. Örneğin 20 yıl önce sadece<br />

ürün odaklı çalışıyorken artık günümüzde<br />

bir sistem paketleri olarak geliştiriyor ve<br />

satışa sunuyoruz. Geleceğe yön verecek<br />

fikirler daha şimdiden konumlandırılmaya<br />

başlanıyor. Bunun en iyi örneği olarak<br />

BauMinator - 3D yazıcıyı gösterebiliriz.<br />

Know-how ve kapsamlı makine teknolojisi,<br />

Baumit’in başından beri başarısında<br />

kilit faktörlerdir. BauMinator - 3D yazıcı<br />

da beton baskısı için eşsiz bir paket olarak<br />

karşımızda”.<br />

2006 yılında Türkiye pazarına giren Baumit,<br />

bugün Orta ve Doğu Avrupa’da, yılda<br />

40 milyon metrekare ile ısı yalıtım sistemlerinde<br />

ve cephe kaplamalarında pazar<br />

lideri olarak bulunuyor.<br />

30. yıl nedeniyle açıklamada bulunan<br />

Robert Schmid, “Her şeye rağmen, her<br />

zaman tüm değerleriyle bir aile şirketi olmayı<br />

sürdürmek istiyoruz. Gelecekte de,<br />

en iyi yaptığımız şeyi yapacağız: Araştırmak,<br />

geliştirmek, en iyi kaliteyi üretmek<br />

ve vizyonumuzun parça parça gerçeğe<br />

dönüşmesini sağlamak: Herkesin sağlıklı,<br />

enerjiyi etkili kullanan ve güzel bir yaşam<br />

sürmesini istiyoruz.”<br />

58<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dolgu duvarlar sayesinde<br />

depremde can kayıplarının önüne<br />

geçmek mümkün<br />

Türkiye’nin en büyük yerli gazbeton üreticilerinden AKG Gazbeton, Marmara Depremi’nin<br />

19’uncu yıl dönümü sebebiyle korkutan senaryolarla başa çıkmak için güvenli yapıların<br />

inşasının gerekliliğine dikkat çekti. AKG Gazbeton Genel Müdür Vekili Sırrı Güvenç<br />

yaptığı açıklamada; konutta ve yapı malzemesinde kalite vurgusunun altını çizerek yeni<br />

deprem yönetmeliği ile dolgu duvarların önem kazanmasının duvar devrilmesi sonucu can<br />

kayıplarının önüne geçeceğini vurguladı.<br />

Sırrı Güvenç / AKG Gazbeton Genel Müdür Vekili<br />

17 Ağustos 1999’da yaşanan depremin<br />

yıldönümü yaklaşırken kaçınılmaz gerçek<br />

olan depremin risk faktörlerini ortadan<br />

kaldıracak yapısal çözümler gündeme<br />

geldi. 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe<br />

girecek olan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği<br />

ile başta yeni yapılacak binaların<br />

depreme karşı tasarımı ve mevcut<br />

binaların değerlendirilmesi olmak üzere,<br />

depreme karşı alınacak önlemlerin ve<br />

standartlara uygun yapıların inşa edilmesiyle<br />

can kayıplarının önüne geçilmesi<br />

hedefleniyor.<br />

Güvenç: “Yeni Deprem<br />

Yönetmeliği’nde dolgu duvarlar<br />

önem kazandı”<br />

17 Ağustos’ta yaşanan can kayıplarının<br />

bir kısmının duvar devrilmelerinden, Van<br />

Depremi’nde yaşanan can kayıplarının<br />

bir kısmının ise sandviç duvarlardan kaynaklandığını<br />

belirten Sırrı Güvenç, “Depreme<br />

hazır olmak için sağlam binalar inşa<br />

ederek, depremin risk faktörü olmaktan<br />

çıkarılması gerekiyor. Yürürlüğe girecek<br />

olan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nde<br />

uygulama yöntemleriyle can ve mal<br />

kayıplarının en aza indirilmesi için dolgu<br />

duvarlar önem kazanacak. Yönetmelik<br />

sayesinde yeni binaların daha kalıcı ve<br />

sürdürülebilir bir yaklaşımla inşa edilmesini<br />

umut ediyorum. Depremle başa<br />

çıkmanın yolu, depremi kabullenip konut<br />

standartlarını geliştirmek ve nitelikli<br />

yapılar inşa etmekten geçiyor” şeklinde<br />

konuştu.<br />

Nitelikli ve güvenli yapı ihtiyacı bir<br />

üst seviyeye taşınıyor<br />

Geçmiş hatalardan ders alarak sağlam<br />

bina inşa edilmesi için sistematik, teknolojik<br />

adımlar atılması gerektiğini vurgulayan<br />

Sırrı Güvenç, “AR-GE ’ye yaptığı<br />

yatırımlar ile ısı yalıtım plağı Minepor,<br />

elektromanyetik dalga soğuran Emiblok<br />

gibi inovatif ürünleriyle öne çıkan AKG<br />

Gazbeton olarak, nitelikli ve güvenli yapı<br />

ihtiyacını bir üst seviyeye taşıdık.<br />

Servis Depremlerini hasar almadan, yıkılmadan<br />

atlatabilen yeni gazbeton duvar<br />

teknolojisi ile ülkemizin en önemli sorunlarından<br />

birine cevap verebilmek için<br />

kapsamlı bir AR-GE çalışması gerçekleştirdik.<br />

Gazbeton dışındaki yapı malzemeleri ile<br />

de uyum içerisinde çalışan sistem çözümümüz<br />

sayesinde duvar deprem anında<br />

ağır hasar almayacak ve devrilme veya<br />

yıkılma sorununu da ortadan kaldıracak”<br />

diye konuştu.<br />

60<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

Su yalıtımında liderlik hedefleyen<br />

ODE’den Ar-Ge ile iki yeni ürün<br />

Su yalıtımında liderlik hedefiyle ilerleyen ODE Yalıtım, membran ürün ailesine<br />

Ar-Ge çalışmaları sayesinde yeni ürünler kazandırmaya devam ediyor. Bitümlü<br />

membran pazarında farklı talep ve ihtiyaçlara yanıt verebilmek amacıyla<br />

ürün geliştirme çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini kaydeden Pazarlama<br />

Direktörü Ceylin Akdemir, “ODE Alüminyum Folyolu Membran ve ODE Granat<br />

Viyadük Membran isimli iki yeni ürün geliştirdik” dedi.<br />

Yalıtım sektöründe faaliyetlerini<br />

Türkiye’den çıkan global bir marka<br />

olma hedefiyle sürdüren ODE<br />

Yalıtım’ın Pazarlama Direktörü<br />

Ceylin Akdemir, su yalıtımında liderlik<br />

hedeflerine Ar-Ge çalışmaları<br />

sayesinde imza atacakları yeni<br />

ürünleriyle ulaşacaklarını söyledi.<br />

Bitümlü membran pazarında farklı<br />

talep ve ihtiyaçlara yanıt verebilmek<br />

amacıyla aralıksız çalıştıklarını<br />

kaydeden Akdemir, son olarak<br />

ODE Alüminyum Folyolu Membran<br />

ve ODE Granat Viyadük Membran<br />

ismiyle iki yeni ürün geliştirdiklerini,<br />

bu sayede bu alandaki iddialarını<br />

bir adım daha öteye taşıdıklarını<br />

ifade etti.<br />

Çatılar daha serin, yollar<br />

daha uzun ömürlü<br />

Bitümlü membranda pazarın nabzını<br />

iyi tuttuklarını ve hızlı hareket<br />

ettiklerini vurgulayan Ceylin Akdemir,<br />

“Ürün geliştirme çalışmalarımızı<br />

pazarın talep ve ihtiyaçları<br />

paralelinde yapıyoruz. Öncelikli<br />

hedefimiz, yakın gelecekte bitümlü<br />

membranda her segmentte ürün<br />

üretmek” diye konuştu. Yeni ürünleri<br />

hakkında bilgi de veren Akdemir,<br />

şunları söyledi: “ODE Alüminyum<br />

Folyolu Membran, çatı su yalıtımlarında,<br />

baca diplerinde, çatı derelerinde<br />

ikinci kat membran olarak<br />

kullanılıyor. Üst yüzeyi alüminyum<br />

folyo ile kaplanmış olan bu ürün,<br />

Ceylin Akdemir<br />

ODE Yalıtım’ın Pazarlama Direktörü<br />

esnekliği ile tüm detaylara uyum<br />

sağlarken, güneş ışınlarını yansıtarak<br />

daha serin çatılar ortaya<br />

çıkarıyor. ODE Granat Viyadük<br />

Membran ise, viyadükler, köprüler,<br />

tüneller ve karayolları inşaatlarında<br />

asfalt altında su yalıtım uygulamasında<br />

kullanılıyor. Üstüne serilecek<br />

asfaltın 140-150 °C’deki sıcaklığına<br />

dayanıklı, yüksek sıcaklıklarda<br />

akmaya karşı yüksek mukavemete<br />

sahip bir ürün.”<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 61


“Güvenli ve çevre dostu<br />

yapılaşma konusunda<br />

öncü çalışmalar<br />

yapıyoruz”<br />

“Başarımızı güçlü Ar-Ge altyapımız<br />

ve inovasyon kapasitemiz kadar,<br />

bilgiye ve sektörel gelişime yaptığımız<br />

yatırımlara da borçluyuz. 55 yıl boyunca<br />

kendimizi geliştirirken, etkileşim içinde<br />

olduğumuz tüm alanlarda nitelikli gelişimi<br />

destekledik.”<br />

Gökhan Erel / Türk Ytong Genel Müdürü<br />

Alman Ytong ortaklığı ile faaliyet gösteren<br />

Türk Ytong; İstanbul, Tekirdağ, Antalya<br />

ve Bilecik’te bulunan fabrikaları ve Gaziantep’deki<br />

iştiraki ile yılda 2,5 milyon m³<br />

üretim kapasitesine sahip durumda. Dünyanın<br />

sayılı üreticileri arasında yer alan<br />

firma üstün ürün kalitesi, sürdürülebilir ve<br />

yenilikçi ürünler, hizmet anlayışı, çalışanlarının<br />

profesyonel katkısı, kendisine güvenen<br />

müşterileri ve Türkiye’nin dört bir<br />

yanında hizmet veren yetkili satıcılarıyla<br />

pazarda başarılı bir grafik çizmekte. Türk<br />

Ytong Genel Müdürü Gökhan Erel ile<br />

dosya konumuz çerçevesinde bir röportaj<br />

gerçekleştirdik.<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir<br />

misiniz?<br />

Türk Ytong olarak 55 yıldır inşaat sektörüne<br />

üstün kaliteli malzemeler ve hizmetler<br />

sunuyoruz. Enerji tasarrufu, deprem<br />

ve yangın güvenliği gibi alanlardaki inovatif<br />

özellikleri sayesinde Ytong ürünleri,<br />

yapılardaki konforlu, güvenli ve ekonomik<br />

bir yaşamın temel taşı haline geldi. Türk<br />

Ytong, girişimci, yenilikçi ve inovatif anlayışını<br />

ürünlerine de yansıtan bir şirkettir.<br />

Isı yalıtımı, yangın güvenliği, hafiflik ve<br />

kolay işlenme özelliklerine sahip Ytong<br />

ürünleri, güvenli ve çevreci yapılaşma<br />

denince akla ilk gelen yapı malzemesidir.<br />

Ar-Ge yatırımlarımızın işletme stratejilerimizde<br />

önemli bir yeri mevcut. Araştırma<br />

geliştirme süreçlerini sürdürülebilir büyümenin<br />

vazgeçilemez bir parçası olarak<br />

görüyoruz. Bütün adımlarımızı müşterilerimize<br />

ve kullanıcılarımıza fayda sağlamak,<br />

sektörümüzü ileriye taşımak adına<br />

atıyoruz. Bu stratejimiz doğrultusunda<br />

duvar blokları ve duvar panellerini, çatı-döşeme<br />

plağı ve sıva malzemelerini,<br />

Multipor markası altında ise ısı yalıtım<br />

ürünlerimizi tüketicilerle buluşturuyoruz.<br />

İnşaat piyasasındaki<br />

dalgalanmalardan ne ölçüde<br />

etkileniyorsunuz? Satışların<br />

sürekliliği konusunda neler<br />

söylemek istersiniz?<br />

Ekonomik gelişmeler bütün dünyada değişimlere<br />

neden oluyor. İnşaat sektörü de<br />

genel olarak ekonomiye duyarlılığı fazla<br />

olan bir sektör. Aynı zamanda da Türkiye<br />

için stratejik önemi olan sektörler içerisinde<br />

yer alıyor, birçok farklı sektörü de<br />

ilgilendirmesi nedeniyle istihdam ve üretim<br />

sürecini de önemli ölçüde etkiliyor.<br />

Oldukça geleneksel bir yapıya sahip olsa<br />

da inşaat sektörünün de dinamikleri değişebilir<br />

fakat etkinliği değişmez. Türkiye;<br />

bir cazibe merkezi olması, genç nüfusu,<br />

kentleşme hızı ve deprem gerçeği nedeniyle<br />

uzun yıllar yapılaşmaya açık, üst<br />

ve alt yapı projelerinin devam edeceği<br />

bir ülke. Bu ihtiyacın geniş bir çerçevede<br />

analiz edilerek, uzun dönemli değerlendirmeler<br />

ve planlamalar yapılmasına<br />

ihtiyaç bulunuyor. Biz, Türk Ytong olarak<br />

düzenli bir şekilde sektördeki gelişmeleri<br />

ve konjonktürü takip ve analiz ediyoruz.<br />

Kaynakların hızla tükenmesi karşısında,<br />

dünyada yapılarda enerji verimliliğine ilişkin<br />

gelişmeleri ve çalışmaları izliyor, yeni<br />

ürünler geliştiriyoruz. <strong>Yapı</strong> sektöründe de<br />

kendini gösteren dijital dönüşümün etkilerini<br />

analiz ederek, yeni iş modellerine,<br />

çalışma ortamlarına adapte olmak üzere<br />

çalışmalar yapıyoruz. Sektöre yön veren<br />

ve her zaman öncülük etmiş bir marka<br />

olarak adımlarımızı atıyor ve bunun bilinciyle<br />

hareket ediyoruz. Her sektörde olduğu<br />

gibi inşaat sektörünün de kendi içinde<br />

bir dinamiği var. Uzun soluklu planlamalar<br />

içerisinde, kurumsal bakış açımız ile gelişmeleri<br />

yakından izliyoruz. Pazar kendi<br />

içerisinde yine kendi çizgisini ve ivmesini<br />

sağlayacaktır. Sektörün bu dalgalanmayı,<br />

sağduyu ve karşılıklı güven ile aşacağına<br />

inanıyoruz.<br />

Bayi ve satış ağında bu yıl<br />

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu<br />

minvalde önümüzdeki dönem için<br />

hedefleriniz neler?<br />

Yetkin ve güvenilir firmalardan oluşan geniş<br />

bir bayi ağımız var. Çoğu ile çok uzun<br />

yıllardır iş birliği içindeyiz. Bayilerimizle<br />

karşılıklı güvene dayalı ve iyi iletişim için-<br />

62<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

de yürütülen güzel bir çalışma sistemimiz<br />

var. Ytong’un Türkiye’de ulaştığı büyük<br />

başarılarda bayilerimizin önemli katkısı<br />

olduğunu söylemeliyim.<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

Türk Ytong olarak ülkemizde sektörün lideri,<br />

uluslararası arenada ise “dünyanın<br />

en büyük Ytong üreticisi” konumundayız.<br />

Duvar denince akla ilk gelen yapı malzemesi<br />

olarak önemli bir başarı elde ettik.<br />

Bu elbette gurur verici ve bir o kadar büyük<br />

bir sorumluluk.<br />

Başarımızı güçlü Ar-Ge altyapımız ve<br />

inovasyon kapasitemiz kadar, bilgiye ve<br />

sektörel gelişime yaptığımız yatırımlara<br />

da borçluyuz. 55 yıl boyunca kendimizi<br />

geliştirirken, etkileşim içinde olduğumuz<br />

tüm alanlarda nitelikli gelişimi destekledik.<br />

Güvenli ve çevre dostu yapılaşma<br />

konusunda öncü çalışmalar yaptık. Sektörel<br />

bilginin artması yönünde sosyal<br />

sorumluluk projeleri, mimarlık ve kent<br />

kültürüne katkı koyan Mimarlık Yarışmaları,<br />

akademik eğitim programları, STK<br />

ve meslek örgütleriyle sosyal projeler gibi<br />

birçok farklı alanda sektöre, kent ve mimarlık<br />

kültürüne katkı sağlamaya özen<br />

gösterdik.<br />

Markalaşmanın rekabetteki<br />

yeri nedir? Bu konudaki<br />

çalışmalarınızdan biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

Günümüz iş dünyası ve rekabet ortamında<br />

bir işletmenin yurtiçi ve yurtdışında<br />

başarılı olması ve dolayısıyla bilinirliğini<br />

artırması o firmanın markalaşmasına<br />

bağlıdır. Marka sadece bir logo, kimlik ya<br />

da bir işaretten ibaret değildir. Günümüz<br />

koşullarında rekabet markalar arasında<br />

sürdüğünden, markalaşma bir işletmenin<br />

en stratejik yatırımlarından biri konumundadır.<br />

Markalaşma bir işletme için kısa<br />

vadeli bir girişim olmaktan çok, stratejik<br />

bir konu niteliğinde ele alınmak durumundadır.<br />

Bizim de Türk Ytong olarak işletme<br />

stratejimiz sektörümüze fayda sağlamak<br />

üzerine kurulu. Çünkü her daim ekolojik<br />

düşünen ve çevre ile dost hareket eden<br />

bir markayız. Bütün adımlarımızı bu yönde<br />

atıyoruz. Tamamen doğal hammaddeler<br />

ile çevre dostu üretim gerçekleştiriyoruz.<br />

Ana hammadde olarak kullandığımız<br />

kuvarsiti, çıkartırken de işlerken de çevreye<br />

zarar vermiyoruz. Enerji tasarrufunun<br />

sürdürülebilir gelecek için taşıdığı<br />

önemin bilinciyle son yıllarda blok ürünlerimizin<br />

ısı yalıtım performansını önemli<br />

ölçülerde artırmayı başardık. Son yılların<br />

yapı sektöründeki en dikkat çekici teknolojik<br />

gelişmesi olarak öne çıkan Ytong<br />

<strong>Yapı</strong> Bilgi Modellemesi (BIM) için de ilk<br />

adımı attık ve ürünlerimizin BIM objelerini<br />

müşterilerimizin kullanımına sunmaya<br />

başladık. Bu sayede Ytong markası hem<br />

sektöre hem de Türkiye’ye değer üretiyor.<br />

Tüketici beklentileri sürekli<br />

değişiklik gösteriyor. Bu değişim<br />

sektörü nasıl etkiliyor? Bu<br />

değişim sürecinde siz kendinizi<br />

nerede görüyorsunuz?<br />

Şehirlerde her geçen gün nüfus oranı<br />

artmakta ve buna bağlı olarak doğal kaynakların<br />

paylaşımında kişi başına düşen<br />

miktar azalmaktadır. Yaşanabilir bir çevre<br />

ve yapılar bu nedenle büyük önem arz<br />

etmektedir. Geldiğimiz noktada da Türkiye’nin<br />

kaliteli, güvenli, çevreye duyarlı,<br />

enerji verimli ve ileri teknoloji kullanılan<br />

yapılara ihtiyacı var. Tüketicilerin de bu<br />

konuda büyük talepleri oluşmuş durumdadır.<br />

Sektörümüzde bu yönde bir eğilim<br />

sergilemeye başlamıştır. Biz Türkiye’nin<br />

ilk Çevre Etiketi’ne (EPD) sahip firması<br />

olarak, Türk inşaat sektöründe sürdürülebilir<br />

yapı malzemelerinin yaygınlaşmasına<br />

öncülük etmekteyiz. Bununla birlikte<br />

düşük enerji tüketimi ve düşük emisyon<br />

düzeyine sahip Yeşil Binaların oluşturulmasında<br />

güvenilir bir çözüm ortağı durumundayız.<br />

Üretim süreçlerimizi tamamen<br />

kapalı döngüde hem düşük enerjiyle hem<br />

sıfır atıkla yürütüyoruz. Fabrikalarımızı<br />

hammadde kaynağının yanına inşa ediyor<br />

olmamız sebebiyle, nakliye sırasında<br />

yaratılan çevre kirliliğinin de önüne geçmiş<br />

oluyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 63


Mustafa Batuhan Besler / GF Hakan Plastik Türkiye ve Ortadoğu Bölge Başkanı<br />

“Verdiğimiz hizmetler ile<br />

ayrıştığımızı düşünüyoruz”<br />

“Hedefimiz karşılıklı güven ve bağlılığımızı her yıl daha da güçlendirerek yolumuza devam<br />

etmektir. Bunun için de öncelikle satış kanalımıza hizmet veren satış ve satış destek<br />

ekiplerimize hem de kanalımıza yatırım yapıyoruz.”<br />

Türkiye’de sessiz boruyu ilk üreten firma<br />

olarak büyük başarılara imza atan, kurulduğu<br />

1965 yılından bu yana gelişime ve<br />

değişime verdiği önemi ürün ve hizmetlerine<br />

yansıtan Hakan Plastik, 2013 yılında<br />

İsviçre merkezli global bir şirket olan<br />

GFPS ile yollarını birleştirmişti. O tarihten<br />

itibaren GF Hakan Plastik markasıyla faaliyetlerini<br />

sürdüren firma, Türkiye’nin en<br />

büyük 500 sanayi kuruluşundan biri olmayı<br />

da başarmış durumda.<br />

GF Hakan Plastik Türkiye ve Ortadoğu<br />

Bölge Başkanı Mustafa Batuhan Besler ile<br />

dosya konumuz çerçevesinde bir röportaj<br />

gerçekleştirdik. Bizlere vakit ayırdıkları<br />

için sayın Besler’e teşekkür ediyoruz.<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?<br />

GF Hakan Plastik olarak plastik boru sektöründe<br />

üst yapı, alt yapı ve tarımsal ürün<br />

gruplarında faaliyet gösteriyoruz. GF Hakan<br />

Plastik özellikle üst yapı boru ve ek<br />

parçaları ile tanınmış bir marka. Bununla<br />

beraber son yıllarda alt yapı boru ve ek<br />

parçalarımız ile de önemli projelerde yer<br />

alıyoruz. Georg Fischer satın almasından<br />

sonra özellikle endüstriyel pazar segmentinde<br />

profesyonel sistem çözümleri sunmaya<br />

başladık.<br />

İnşaat piyasasındaki<br />

dalgalanmalardan ne ölçüde<br />

etkileniyorsunuz? Satışların<br />

sürekliliği konusunda neler<br />

söylemek istersiniz?<br />

İnşaat piyasasındaki dalgalanmalar bizleri<br />

doğrudan etkiliyor. Müşterilerimize hep<br />

çok yakın olmak, ihtiyaç duyduklarında<br />

yanlarında olmak bu zamanlarda karşılıklı<br />

olarak dalgalanmaları hafifletmemize destek<br />

veriyor. Bununla beraber iç Pazar ve<br />

ihracat dengesini buna göre yönetiyoruz.<br />

İhracatta güçlenmemiz yurt içinde yaşanan<br />

iniş ve çıkışları dengelememizi sağlıyor.<br />

Bayi ve Satış ağında bu yıl<br />

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu<br />

minvalde önümüzdeki dönem için<br />

hedefleriniz neler?<br />

Türkiye’nin her noktasına yayılmış çok<br />

köklü, sağlam ve bulundukları illerin en ileri<br />

gelen esnafları ile çalışıyoruz. Bayi teşkilatımız<br />

bizim için çok kıymetli ve pazar erişimimizi<br />

en üst noktaya taşıyor. Bayilerimiz<br />

aracılığıyla ürünlerimizin dağıtım ve satışını<br />

gerçekleştiriyoruz. Hem perakende kanalda<br />

hem de proje kanalında bu şekilde<br />

çalışıyoruz. Hedefimiz karşılıklı güven ve<br />

bağlılığımızı her yıl daha da güçlendirerek<br />

yolumuza devam etmektir. Bunun için de<br />

öncelikle satış kanalımıza hizmet veren<br />

satış ve satış destek ekiplerimize hem de<br />

kanalımıza yatırım yapıyoruz.<br />

64<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

GF Hakan Plastik kurulduğu günden itibaren<br />

projelerin çözüm ortağı olan ve sektörde<br />

özellikle profesyonel hedef kitleye<br />

hizmet veren bir firma. En belirgin ayrışım<br />

noktamız Türkiye’nin ilk sessiz borusu<br />

üreticisi olmamız. Silenta Premium, sektöre<br />

farklılık getiren en önemli ürünümüz.<br />

Artık bu ürün grubunun katma değeri<br />

daha da iyi anlaşılıyor. Bu yenilikler yıllar<br />

içinde de devam etti. Silenta FR, yangın<br />

dayanımı olan sessiz boru olarak pazara<br />

sunuldu. Bu konuda çalışmalarımız hız<br />

kesmeden devam ediyor. Yeni ve katma<br />

değerli ürünler dışında ürün kalitemiz de<br />

en önemli değerimiz.<br />

Verdiğimiz hizmetler ile ayrıştığımızı düşünüyoruz.<br />

Satış departmanımız içinde proje<br />

ve büyük müşterilere hizmet veren Önemli<br />

Müşteriler departmanımız var. Bu bölüm<br />

projeler ile birebir iletişim ile her zaman iş<br />

ortaklarımızın yanında oluyor. Pazarlama<br />

departmanımız içinde de Teknik Hizmetler<br />

birimimiz var. Bu bölümü oluşturma amacımız,<br />

özel ve kamu yatırımları ile devam<br />

eden büyük projelere teknik danışmanlık,<br />

teknik hizmet verebilmek, buralardaki profesyonellere<br />

plastik boru alanında destek<br />

verebilmek. Ana hedeflerimizi ise projelerde<br />

plastik boru tesisatı ile ilgili gelebilecek<br />

sorulara cevap verebilmek, ihtiyaçlara<br />

göre sistem çözümleri sunabilmek ve projelerde<br />

doğru ürünlerin kullanımına katkı<br />

sağlamak şeklinde açıklayabiliriz. Bununla<br />

beraber yine projelere, satış öncesinde<br />

olduğu gibi satış sonrasında da hizmet<br />

vermek de departmanın ana görevlerinden<br />

biri. Öncelikli amaç satış değil, danışmanlık<br />

hizmeti verebilmek ve doğru alanda<br />

doğru sistemleri sağlamak. Pazarlama,<br />

şirket için “geliştirici” bir departman. Teknik<br />

Hizmetler birimi de bu “geliştirici”lik işlevine<br />

katkı sağlayan araçlardan biri. Sahaya<br />

olduğu kadar kaliteye, satışa, üretime ve<br />

Ür-Ge’ye de gelişim için katkı sağlıyor.<br />

Markalaşmanın rekabetteki<br />

yeri nedir? Bu konudaki<br />

çalışmalarınızdan biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

Markalaşma, rekabette ayrışmamıza katkı<br />

sağlıyor. GF Hakan Plastik markalaşma<br />

yoluna 2006’da Türkiye’nin ilk sessiz borusunu<br />

pazara sunarak girdi. O dönemde<br />

yaptığı reklam kampanyaları ile akıllarda<br />

yeni aldı. Devamında da büyük projelerin<br />

en önemli tedarikçisi ve çözüm ortağı<br />

olarak yerini pekiştirdi. Şu anda markamız<br />

pazarlama departmanımızın yönetiminde.<br />

Hedef kitlemize göre farklı kanallarda iletişim<br />

çalışmalarımız var. Hem sizler gibi<br />

kıymetli sektör yayınları aracılığı ile hem<br />

sosyal medya kanalından hem de radyoda<br />

farklı konseptlerde ama benzeri mesaj<br />

içerikleri ile hedef kitlemize ulaşıyoruz. Bizim<br />

ana mesajımız plastik boruda kalitenin<br />

değişmeyen, bu pazarın da öncü, yenilikçi<br />

markası olduğumuzdur. Bunu pekiştirmek<br />

için de bu yönde aktiviteler yapıyoruz.<br />

Ürünün kalitesi, ancak doğru ve uygun uygulama<br />

ve teknik bilgi ile birleştiğinde çok<br />

daha fazla ortaya çıkar. Bu sebeple hem<br />

teknik hem de uygulama eğitimleri sektörde<br />

bilgi ve farkındalık düzeyinin artırılması<br />

için çok önemlidir. GF Hakan Plastik olarak<br />

biz de bu konuda önemli bir adım atarak<br />

2016 yılında Eğitim ve Teknoloji Merkezimizi<br />

açtık. Bu merkez ile GF Hakan<br />

Plastik müşterileri, sektöre hizmet veren<br />

profesyoneller, üniversite öğrencileri ve<br />

tesisatçılar gibi birçok farklı hedef kitleye<br />

ulaşmak mümkün olacak. Her paydaş için<br />

farklı eğitim ve seminer programları ile<br />

hem GF Hakan Plastik ürünleri hem de<br />

ürünlerin doğru uygulama teknikleri hakkında<br />

bilgiler veriliyor. Bu merkez 3 ana<br />

bölümden oluşuyor; showroom, teorik ve<br />

uygulamalı eğitim alanı ve ofis bölümü.<br />

Showroom alanında hem ürün hem de<br />

sistem çözümlerimizi sergiliyoruz. Ana hedefimiz<br />

üstyapı ve altyapı işlerinde komple<br />

sistem olarak çözümler üretebilmek. Bu<br />

alanda ürünlerimizi dijital olarak da deneyimlemeye<br />

imkân veren ekranlarımız bulunuyor.<br />

Dijital dönüşüm anlamında ürün<br />

sunumunu teknoloji ile desteklemek için<br />

bu ekranlarımızda geliştirme çalışmalarımıza<br />

devam ediyoruz.<br />

Tüketici beklentileri sürekli<br />

değişiklik gösteriyor. Bu değişim<br />

sektörü nasıl etkiliyor? Bu değişim<br />

sürecinde siz kendinizi nerede<br />

görüyorsunuz?<br />

Sizin de belirttiğiniz gibi çok hızlı bir değişim<br />

çağında yaşıyoruz ve tüketicilerin<br />

talep ve beklentileri de değişiyor. Bizim<br />

sektörümüzde genel beklentiler artık daha<br />

güvenli ve yaşam konforunu artıracak<br />

ürünlere yönelik oluyor. Sessiz boru, yangına<br />

dayanıklı boru, temiz su tesisatında<br />

daha yüksek sıcaklık ve basınçlara dayanıklı<br />

ve hijyeni sağlayan boruların tercih<br />

ve kullanımı artıyor. Biz tüm bu konularda<br />

ürün portföyümüzü şekillendirip, geliştiriyoruz.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Sektörümüz büyüyen ve gelişen bir sektör.<br />

Çok önemli üreticilerimiz var. Her<br />

geçen gün hem ürün çeşitliliği hem de<br />

ürün kalitesi iyiye doğru gidiyor. Özellikle<br />

hammaddede dışa bağımlılık sektörün en<br />

büyük yaşadığı zorluklardan biri. Bununla<br />

beraber uygun hammadde kullanmayan<br />

ya da belli standartların altında üretim<br />

yapan firmalar sektörümüzde önemli bir<br />

sorundur. Gerek altyapı ihalelerinde gerek<br />

yeni proje inşaatlarında gerekse mevcut<br />

binaların tesisat yenileme çalışmalarında<br />

doğru ürünün seçilmesi için belli standartların<br />

aranması ve üreticilerden bu standartların<br />

sorulması bu sıkıntıları aşmak<br />

için ilk adım olacaktır. Sizlerin yaptığı yayınlar<br />

ile bu kalite algısına ve doğru ürün<br />

seçimi için bilinç oluşturmaya katkınız büyük.<br />

Bu çalışmalarınız bizim de yapmak<br />

istediklerimizi daha doğru aktarmamıza<br />

katkı sağlıyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 65


Dosya<br />

Yüksek UV Dayanımı ile<br />

Dış Cephelerin yıldızı:<br />

weber.tex UV star!<br />

Dünyanın ilk 100 şirketi arasında yer alan Saint-Gobain Grubu’nun endüstriyel<br />

harçlar alanında faaliyet gösteren şirketi Saint-Gobain Weber, 62 ülkede 200’e<br />

yakın üretim tesisi ile yüksek teknik ihtiyaçları<br />

karşılayan gelişmiş formülasyon teknolojilerini<br />

kullanarak eksiksiz çözümler sunuyor.<br />

Sürdürülebilir yaşam alanları yaratma<br />

hedefiyle, inşaat malzemeleri<br />

üretiminde ihtiyaçlara yönelik inovatif<br />

çözümler sunan Weber, saf akrilik<br />

esaslı boya ve kaplamaları ile pek<br />

çok avantajı bir arada sunuyor.<br />

Saf akrilik esaslı, yarı parlak dış cephe<br />

boyası weber.tex UV star, yüksek<br />

örtücülük ve aderans, suya ve neme<br />

karşı yüksek dayanım, düşük CO2<br />

difüzyon direnci gibi avantajları ile<br />

standart dış cephe boyalarına göre<br />

üstün performans sağlıyor. Parlak<br />

ve canlı renkler sunan weber.tex UV<br />

star, yüksek UV direnci sayesinde<br />

güneş ışınlarının yaratacağı renk<br />

solmalarına karşı üstün performans<br />

göstererek, standart dış cephe<br />

boyalarına göre rengini ve parlaklığını<br />

daha uzun süre koruyor.<br />

Yeni projeler ve renovasyon için<br />

farklı kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik<br />

yenilikçi çözümler üreten Weber,<br />

Türkiye’de 1998 yılından beri faaliyet<br />

gösteriyor. Seramik yapıştırıcıları<br />

ve derz dolguları, dış cephe ve<br />

ısı yalıtımı, teknik ürünler, zemin<br />

sistemleri ve iç cephe boyaları ile<br />

geniş bir ürün portföyüne sahip<br />

olan Weber’in Türkiye’de 6 fabrikası,<br />

8 bölge müdürlüğü ve yaygın bir<br />

satış ağı bulunuyor.<br />

66<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Ülkü Yurtsever / Fixa <strong>Yapı</strong> Kimyasalları Pazarlama İletişimi Yöneticisi<br />

“Bilginin üretimi ve paylaşımı<br />

konusunda büyük çaba gösteriyoruz”<br />

“Çünkü bir Türk markası olarak, Türk insanının yaşam kalitesini ve sosyal mutluluğunu<br />

artıracak yaşam alanları örnekleri, konfor sağlayacak ürün ve mimari çözümleri<br />

sektörümüze kazandırmak konusunda kendimizi sorumlu hissediyoruz.”<br />

Kurulduğu 2001 yılından beri yenilikçi<br />

yapı kimyasalları üretmekte olan Fixa<br />

<strong>Yapı</strong> Kimyasalları, 11 ürün grubunda,<br />

Türk ve bölge inşaat sektörüne yüksek<br />

kaliteli ürünler sunmakta. Gücünü teknolojiden<br />

alan firma, araştırma ve ürün<br />

geliştirme faaliyetlerini aralıksız sürdürmekte.<br />

Fixa <strong>Yapı</strong> Kimyasalları Pazarlama<br />

İletişimi Yöneticisi Ülkü Yurtsever ile şirket<br />

faaliyetlerinin yanı sıra özellikle ismiyle<br />

merak uyandıran ‘Aderans’ adlı kurum<br />

dergisi özelinde konuştuk...<br />

Yakın zamanda ilk kurum derginizi<br />

çıkarttınız ve paydaşlarınıza<br />

ulaştırdınız. Öncelikle hayırlı<br />

olsun. Bir kurum dergisi çıkarma<br />

fikri nasıl ortaya çıktı, biraz<br />

bahseder misiniz?<br />

Fixa bünyesinde bir kurum dergisi yayınlamak<br />

aslında yıllardır düşündüğümüz bir<br />

projeydi. Fakat aklımızdaki konsepti hayata<br />

geçirmek kolay olmadı. Kurum dergimiz<br />

Aderans, ağırlıklı olarak Fixa’dan<br />

bahseden, kurum haberleri ve ürün reklamları<br />

ile doldurulmuş bir dergi değil, incelediğinizde<br />

farklı bir konumlandırması<br />

olduğunu hemen anlarsınız. Bu dergiyi<br />

çıkartırken hedefimiz bilgiyi paylaşmak,<br />

edindiğimiz tecrübeyi ve inşaat sektörü<br />

adına araştırdığımız her yeni teknolojiyi<br />

paydaşlarımızın bilgisine sunmaktır. Çünkü<br />

bir Türk markası olarak, Türk insanının<br />

yaşam kalitesini ve sosyal mutluluğunu<br />

arttıracak yaşam alanları örnekleri, konfor<br />

sağlayacak ürün ve mimari çözümleri<br />

sektörümüze kazandırmak konusunda<br />

kendimizi sorumlu hissediyoruz. Dolayısıyla<br />

hedeflediğimiz dergi içeriğinin kalitesini<br />

yakalamak hiç kolay değil. Bizimle<br />

aynı dili konuşan ve hedeflerimizi benimseyen<br />

bir iletişim ajansı araştırmamız<br />

dahi neredeyse bir yılımızı aldı. Daha<br />

sonra anlaşmaya vardığımız bir iş ortağımız<br />

ile çalışmaya başladık ve temmuz<br />

ayında ilk sayımızı çıkardık.<br />

Aderans Dergisi’nin amacının<br />

yalnızca kurum iletişimi yapmak<br />

olmadığını vurguladınız. Derginin<br />

yayınlanmasındaki amacın ne<br />

olduğunu biraz daha açıklayabilir<br />

misiniz?<br />

Elbette. Tüm bu bilgileri toplayıp detaylarını<br />

sektörle paylaşmamızdaki asıl amaç,<br />

içinde mutlulukla yaşayabileceğimiz, akıllıca<br />

tasarlanmış ve inşa edilmiş yapılardan<br />

örnekleri kamuoyu bilgisine sunmak<br />

ve sektöre ilham vermektir. Dünya’nın<br />

farklı yerlerinde yapılmış binalar incelendiğinde<br />

fark ediliyor ki aslında toplumun<br />

kültürel yapısı, mimarisini direkt olarak<br />

etkiliyor.<br />

68<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

Bir örnek üzerinden gidersek, Almanya’daki<br />

konutlar, Alman kültürünün bir<br />

yansıması olarak karşımıza çıkmakta,<br />

bu kültür ile yetişen insanların içerisinde<br />

mutlu olabileceği bir şekilde dizayn edilmiş<br />

olmaktadır. İncelendiğinde kolaylıkla<br />

fark edilecektir ki genellikle evler yoğun<br />

bir çalışma temposuna sahip olan bir<br />

Alman vatandaşı için tasarlanmıştır. Gereksiz<br />

mobilya ve ayrıntıdan arındırılmış,<br />

basit bir plana sahip olan bu evler hava<br />

şartlarının özellikle kış aylarında sert geçmesi<br />

nedeniyle detaylı bir ısı yalıtımına<br />

sahiptir. Özetle kültürlerin, yaşayış biçimlerini<br />

ve yapıların malzeme seçiminden<br />

tasarım stillerine kadar pek çok detayı<br />

yeniden yorumladığı bir gerçek.<br />

Peki, o halde bizim kültürümüze uygun,<br />

Türk insanını rahat ve mutlu hissettirecek<br />

yapıların özellikleri ne olmalı? Farklı kültürlerde<br />

yaşayan insanlar için tasarlanmış<br />

konutlarda gerçekten konforlu yaşamamız<br />

mümkün mü? Bizler için tasarlanmış<br />

binalarda kullanılması gereken yapı<br />

kimyasalları ne olmalı ve nasıl seçilmeli?<br />

Bizim ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek<br />

ve yaşam kalitemizi yükseltecek, coğrafyamızın<br />

iklim koşullarına göre yalıtılmış,<br />

aile hayatımız ve yaşayış biçimimize göre<br />

planlanmış konutların özellikleri nelerdir?<br />

İşte her üç ayda bir çıkaracağımız Aderans<br />

Dergisi ile tüm bu soruların cevaplarını<br />

araştıracak ve bu sektöre emek<br />

verenler için faydalı bilgileri derleyeceğiz.<br />

Derginizin içeriğinden biraz<br />

bahsedebilir misiniz?<br />

Aderans Dergisi’nin içeriğini bazı disiplin<br />

başlıkları altında hazırlıyoruz. Sektörden<br />

haberler ve kültür sanat köşemiz var. Ardından<br />

mimari bölümde, ağırlıklı olarak<br />

Türkiye’den farklı ve fonksiyonel mimari<br />

yapılara yer veriyoruz. Her sayıda mutlaka<br />

bir araştırma konumuz oluyor. Örneğin<br />

ilk sayımızda oyun parklarını mercek<br />

altına aldık. Dünyada oyun parkları standartları<br />

nelerdir, hangi malzeme hangi<br />

yükseklikte kullanılmalıdır, nasıl denetlenir<br />

gibi soruların cevaplarını araştırdık.<br />

Teknoloji köşemiz, inşaat sektörünün<br />

gelişen yüzünü işliyor. Bu bölümde robot<br />

teknolojiden BİM’e, gelecekte bizi nelerin<br />

beklediğini inceliyoruz. Şantiye bölümümüzde<br />

her sayıda bir projeyi ele alıyoruz<br />

fakat bu projeler elbette belli filtrelerden<br />

geçerek seçiliyor. Buradaki şantiyeleri<br />

seçerken genellikle ülkemizde uygulandığında<br />

fayda sağlayabilecek, yaşam standartlarımızı<br />

yükseltebilecek, akılcı mimari<br />

çözümler içeren ve topluma fayda sağlayabilen<br />

projeleri ele alıyoruz. Dergimizin<br />

en önemli bölümlerinden biri de standartlar<br />

bölümüdür. Biliyorsunuz ki inşaat sektöründe<br />

birçok uygulama standardı mevcut.<br />

Isı yalıtımından tutun su yalıtımına<br />

kadar yapılan uygulamaların bazı teknik<br />

özellikleri barındırması gerekiyor. Fakat<br />

yönetmelikte yazılan metinler bazen doğru<br />

anlaşılamayabiliyor veya yeni çıkan<br />

yönetmeliklerden yüklenici / usta haberdar<br />

olmayabiliyor. Bu nedenle dergimizin<br />

standartlar bölümünde inşaat sektörünün<br />

uygulama standartlarını olabildiğinde<br />

yalın bir dille anlatıyoruz. Yönetmeliğin<br />

işaret ettiği noktaları vurguluyoruz. Örneğin<br />

bu sayımızda şirketimizin Teknik<br />

Ürün Müdürü Mimar Semagül Köprülü,<br />

su yalıtımı yönetmeliğini genel hatları ile<br />

açıkladı. Bundan sonraki dört sayımızda<br />

da yönetmeliğin ışık tuttuğu uygulamaları<br />

tek tek işleyeceğiz.<br />

Bilgi ve araştırma konularının bu<br />

kadar ağırlıklı olduğu bir dergi için<br />

nasıl içerik üretiyorsunuz?<br />

Bizim kendi bünyemizde çalışan teknik<br />

ekibimiz oldukça yetkin. Ar- ge müdürümüz,<br />

teknik ürün müdürümüz bize içerik<br />

desteği sağlıyor. Ayrıca akademisyen<br />

danışmanlarımız da var. Birlikte çalıştığımız<br />

iletişim ajansımız da sektörümüze<br />

oldukça yakın. Her ne kadar bir sayı için<br />

içerik üretmek ve dergiyi ortaya çıkarmak<br />

yaklaşık üç ayımızı alıyor olsa da, yayın<br />

kurulumuz genellikle mimar veya mühendis<br />

kökenli olduklarından bilgiye ulaşmak<br />

bizim için daha kolay olmaktadır.<br />

Derginizin adı nasıl seçildi?<br />

Aderans’ın hikâyesini biraz<br />

anlatabilir misiniz?<br />

Aderans, kelime anlamı olarak iki maddenin<br />

birbirine güçlü bir şekilde yapışması,<br />

birleşmesi anlamına gelir. Biz de teori ile<br />

pratiği, akademi ile reel sektörü, proje ile<br />

uygulayıcıyı buluşturma misyonu edinen<br />

dergimiz için Aderans ismini çok anlamlı<br />

bulduk. Umuyorum ki arkasında böyle bir<br />

hikâyesi olan Aderans, okuyucularının da<br />

beğenisini kazanır.<br />

Son olarak eklemek istediğiniz bir<br />

şey var mıdır?<br />

Teknolojik gelişmeler yalnızca telekomünikasyon,<br />

tıp, bilişim gibi sektörlerde ivme<br />

kazanmadı. İnşaat malzemeleri, yapı<br />

kimyasalları alanında da pek çok yenilik<br />

karşımıza çıkıyor. Özellikle geleceğin en<br />

büyük sorunu olarak gösterilen çevre kirliliğini<br />

önlemek amacıyla artık sıfır karbon<br />

salınımı yapabilen şehirler tasarlanıyor.<br />

Dünyada tüm bu gelişmeler yaşanırken,<br />

ülkemizde büyümeye devam eden inşaat<br />

sektörünün sağlam temeller üzerinde<br />

yükselmesi için bizlere düşen bilgiye kıymet<br />

vermek, çok okumak, çok araştırmak<br />

ve ülkemiz için en uygun malzemeleri en<br />

doğru mimari tasarımlarla inşa etmektir.<br />

FİXA olarak bizler de bilginin üretimi ve<br />

paylaşımı konusunda büyük çaba gösteriyor,<br />

bu çerçevede hazırladığımız dergimiz<br />

Aderans’ın sektörümüze ve ülkemize<br />

fayda sağlayacağını umut ediyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 69


“Gelişmeyi sürdürülebilir kılmaya<br />

önem veriyoruz”<br />

“Kalitenin sürekliliğinin korunmasına katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz tüm<br />

çalışmalarda ve üretim süreçlerinde çevre ile ilgili yasalara, normlara uymayı ve tüm<br />

faaliyetlerde etkin bir ‘Kalite Yönetim Sistemi’ oluşturmayı taahhüt etmekteyiz.”<br />

Türkiye inşaat sektöründe, yapı kimyasalları<br />

alanında yeni ürünlerin geliştirilmesi<br />

ve üretilmesine öncü olmak, alanındaki<br />

ürünlerde kalitenin sürekliliğinin<br />

korunmasına katkıda bulunmak amacıyla<br />

kurulan Koramic <strong>Yapı</strong> Kimyasalları, aynı<br />

zamanda bu ürünlerin doğru kullanılması<br />

konusunda da sistematik çözümler üretmekte.<br />

1998 yılında merkezi Belçika’da bulunan<br />

Koramic Building Products S.A. ile<br />

Türkiye’nin en büyük gruplarından biri<br />

olan Eczacıbaşı Grubu’n %50-50 ortaklık<br />

anlaşması sonucunda kurulan firmanın,<br />

2011 Haziran ayında yapılan anlaşma ile<br />

%100 hissesi Koramic Grubu’na devredilerek<br />

o tarihten itibaren yeni ticari unvanı<br />

olan ‘Koramic <strong>Yapı</strong> Kimyasalları Sanayi<br />

ve Ticaret Anonim Şirketi’ adı altında faaliyetlerini<br />

sürdürmektedir.<br />

Koramic <strong>Yapı</strong> Kimyasalları Pazarlama,<br />

Ürün ve Teknik Hizmetler Müdürü Bahadır<br />

Arıkan ile gerçekleştirdiğimiz röportaj<br />

çalışmamızda sayın Arıkan, sektörün<br />

içerisindeki son durumu değerlendirirken<br />

aynı zamanda, önümüzdeki döneme dair<br />

projeleri ve yeni ürün çalışmalarından da<br />

bahsetti.<br />

Firmanızın pazardaki<br />

faaliyetlerinden kısaca bahseder<br />

misiniz?<br />

Türkiye’deki faaliyetlerini 20 yıldır büyük<br />

bir özenle sürdüren Koramic <strong>Yapı</strong> Kimyasalları<br />

olarak, 4 üretim tesisinde, %20’si<br />

ihracata yönelik olmak üzere yıllık 100 bin<br />

tondan fazla yapı kimyasalının üretim ve<br />

satışını gerçekleştirmekteyiz.<br />

Üretim tesislerimizde, yapıştırma harçları,<br />

derz dolgu malzemeleri, su yalıtım<br />

malzemeleri, kendinden yayılan şaplar,<br />

astar ve harç katkıları, uygulama sonrası<br />

70<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

Bahadır Arıkan / Pazarlama, Ürün ve Teknik Hizmetler Müdürü<br />

temizlik ve bakım ürünleri, tamir ve yüzey<br />

düzeltme sıvaları, poliüretan ve epoksi<br />

esaslı zemin kaplama, su yalıtım malzemeleri<br />

ve dış cephe ısı yalıtım sistemleri<br />

üretilmektedir.<br />

Eczacıbaşı Grubu ile birlikte hayata geçirdiğimiz<br />

ve iş ortaklığımızın devam ettiği<br />

VitrA Fix ve VitrA Therm markalı ürünlerimizin<br />

üretiminin yanı sıra 2011 yılı itibariyle<br />

tanıtımına ve üretimine başladığımız,<br />

Avrupa’da yaklaşık 55 yıldır bilinirliği<br />

ve tüketimi oldukça yüksek olan CERMIX<br />

markamız ile faaliyetlerimize her geçen<br />

gün artan bir ivme ile devam ediyoruz.<br />

Yakın dönemde yeni ürünleriniz<br />

olacak mı?<br />

Günümüzde inşaat sektöründe yaşanan<br />

hızlı gelişim ve değişimler sektörün tüm<br />

alt uygulama sistemlerinin, dolayısı ile<br />

birçok farklı ve gelişmiş ürün grubunun<br />

pazarda yerini almasını sağlamaktadır.<br />

İnşaat sektöründeki tüm bu gelişmeler,<br />

hiç şüphesiz <strong>Yapı</strong> Kimyasalları sektöründe<br />

de sürekli inovasyonu tetikliyor.<br />

Özellikle; yapıların ömrünü ve sağlamlığını<br />

artıracak su yalıtım ürünleri ile enerji<br />

verimliliği konusunda oldukça doğru sonuçlar<br />

alınmasını sağlayan Poliüretan<br />

Sistemler gün geçtikçe önem kazanıyor.<br />

Bizler de Koramic olarak; yalıtım sistemlerini<br />

oldukça önemsiyor ve konuda sektöre<br />

kaliteli ve teknik ürünler sunmaya<br />

devam ediyoruz.<br />

Ayrıca, Bilecik’e bağlı Bozüyük’de 22 bin<br />

metrekare arsa üzerinde 11 bin metrekare<br />

inşaat alanına sahip olan ve 8 bin<br />

metrekarelik kapalı alanda yıllık 190 bin<br />

ton üretim kapasitesiyle dikkatleri üzerine<br />

toplayan ve bir teknoloji üssü olarak<br />

tasarlanan fabrikamızda yer alan AR-GE<br />

ekibimiz her zaman yenilikler üzerinde<br />

çalışmaktadır. Gelişimin en büyük parçası<br />

olan AR-GE çalışmalarımızın çoğunu<br />

yurtdışı ile koordineli olarak yapıyoruz.<br />

Yeni fabrikamızda kurduğumuz modern<br />

laboratuvarlarda Belçika’daki genel merkezimiz<br />

ve Fransa’da bulunan kardeş<br />

şirketlerimiz ile ortak çalışmalara devam<br />

ediyoruz. Çalışmalarımızın neticesinde<br />

gelecek sene içerisinde yeni teknik ürünleri<br />

piyasaya sürmeyi amaçlıyoruz.<br />

Bu yıl için satış anlamında öne<br />

çıkan ürün grupları hangileri<br />

oldu?<br />

Geçtiğimiz son 15 senede, Türkiye’de ısı<br />

yalıtımın önemi artmış ve yasal zorunluluk<br />

haline getirilmiştir. Bunun yanında sektör<br />

ısı yalıtım ile birlikte diğer yalıtım alanlarının<br />

da önemini anlamaya başladı. Özellikle<br />

su, yangın ve ses yalıtımı alanında<br />

bilinç oluşmaya başladı. Son yıllarda su<br />

yalıtımı, ürün grubu hem firmamızda hem<br />

de sektörde pazarını genişletmiştir. İleriki<br />

dönemlerde de bu büyümenin artarak<br />

devam edeceğini ön görmekteyiz. Ayrıca<br />

ince yapıda kullanılan ürünlerin dışında<br />

kaba yapı aşamasında kullanılan ürünlerle<br />

ilgili de çalışmaktayız.<br />

Sektörün içerisinde bulunduğu<br />

süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?<br />

Hepimizin bildiği gibi inşaat sektörü Türkiye’<br />

de son 10-15 yıldır altın çağını yaşıyor.<br />

Ülkemizde de bu sektörün gelişmesinden<br />

kaynaklı insanlar, daha modern, konforlu<br />

yaşam alanlarına, daha uygun ve kolay<br />

ulaşıyorlar. Son 6 aya kadar olan süreçte<br />

ekonomideki istikrar, uygun faiz oranları<br />

tüketicilerin emlağa olan güvenini arttırmaktaydı.<br />

Ancak yaşanan son olumsuz<br />

ekonomik süreçlerde sektörün bir dönem<br />

olumsuz etkileneceğiniz düşünmekteyiz.<br />

Önümüzdeki dönem için yeni<br />

yatırım ve projeleriniz var mı?<br />

Koramic’in kurumsal hedeflerinin başında<br />

sürekli büyümek, gelişim ve hiç durmadan<br />

yola devam etmek yer alıyor. Biz bu amaçlar<br />

doğrultusunda ve tabi sektörün içinde<br />

bulunduğu süreci göz önüne alarak olabilecek<br />

tüm fırsatları değerlendirme çabası<br />

içerisindeyiz.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Koramic <strong>Yapı</strong> Kimyasalları olarak, kurumun<br />

tüm birimleri ile, sürdürülebilir rekabet gücüne<br />

ulaşabilmek için üretim odaklılıktan,<br />

entegre pazarlama ve teknoloji odaklılığına<br />

geçiş yapmanın önemine inanıyoruz.<br />

Bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya<br />

dönüştürülmesi ilkesini benimserken, çalışmalarımızı<br />

daha müşteri odaklı olarak sürdürmekteyiz.<br />

Üretkenliğin devamlılığının<br />

sağlanması ilkesi ile gelişmeyi sürdürülebilir<br />

kılmaya önem veriyoruz. Genel misyonumuzu<br />

tekrar edersek biz Koramic ailesi;<br />

kalitenin sürekliliğinin korunmasına katkıda<br />

bulunmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz tüm<br />

çalışmalarda ve üretim süreçlerinde çevre<br />

ile ilgili yasalara, normlara uymayı ve tüm<br />

faaliyetlerde etkin bir ‘Kalite Yönetim Sistemi’<br />

oluşturmayı taahhüt etmekteyiz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 71


C. Onur Sürmeli / KYK <strong>Yapı</strong> Kimyasalları Yönetim Kurulu Başkanı<br />

“Uygulamacıların mesleki<br />

gelişimlerine yatırım da<br />

öncelikli sorumluluklarımızdan”<br />

“Sahadaki sorunlara, doğru ürün ve doğru uygulama yöntemleri ile geliştirdiğimiz sistem<br />

çözümleri sunmak ana ilkelerimizden biri. Ürün yelpazemizi sektördeki teknolojilere ve<br />

ihtiyaçlara göre sürekli geliştirme yönünde adımlar atıyoruz.”<br />

2001 yılında Eskişehir’de kurulan KYK<br />

<strong>Yapı</strong> Kimyasalları, yapıştırıcılar, derz dolguları,<br />

su yalıtım malzemeleri, ısı yalıtım<br />

malzemeleri, tamir harçları, zemin malzemeleri,<br />

sıvalar, astarlar, dış cephe boyaları,<br />

katkılar ve yardımcı malzemeleri ile<br />

tüm Türkiye’ye ve yurtdışında 20 farklı<br />

noktaya satış gerçekleştirmekte.<br />

%100 yerli sermaye ile faaliyetlerine devam<br />

eden firma, şu an 116 farklı ürün ve<br />

400 ürün çeşidi ile TSE, CE ve ISO belgeleri<br />

ile yönetim sistemleri çalışmalarını<br />

yürütmekte.<br />

KYK <strong>Yapı</strong> Kimyasalları Yönetim Kurulu<br />

Başkanı C. Onur Sürmeli ile dosya konumuz<br />

çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz röportajımızda,<br />

şirket olarak eğitime vermiş<br />

oldukları önemi de görme şansımız oldu.<br />

Bizlere vakit ayırarak projelerini aktaran<br />

sayın Sürmeli’ye teşekkür ediyoruz.<br />

Firmanızın pazardaki<br />

faaliyetlerinden kısaca bahseder<br />

misiniz?<br />

2001 yılında Eskişehir’de başladığımız<br />

üretim faaliyetlerimize bugün Eskişehir<br />

Merkez olmak üzere Samsun, Adana ve<br />

Diyarbakır fabrikalarımızla devam etmekteyiz.<br />

4 üretim tesisimizde toplam 600 bin<br />

ton üretim kapasitesine sahibiz. Türkiye’nin<br />

stratejik noktalarına kurulmuş olan<br />

fabrikalarımızla yurdun tüm noktalarına<br />

hem hızlı hem de nakliye avantajlı ürün<br />

ve hizmet sunmaktayız.<br />

İnşaat sektörünün alt sektörleri arasında<br />

yer alan yapı kimyasallarında faaliyetlerimizi<br />

sürdürürken, bir yapının temelden<br />

çatıya ihtiyaç duyabileceği tüm yapı kimyasallarını<br />

sunmayı hedeflemekte, yeni<br />

ürün çalışmalarımızı da bu hedefe ve<br />

pazar gelişimine göre yönlendirmekteyiz.<br />

Portföyümüzde bulunan; yapıştırıcılar,<br />

derz dolguları, su yalıtım malzemeleri, ısı<br />

yalıtım malzemeleri, tamir harçları, zemin<br />

güçlendirme malzemeleri, sıvalar, astarlar,<br />

dış cephe boyaları, katkılar ve yardımcı<br />

malzemeler ile sahadaki sorunlara,<br />

doğru ürün ve doğru uygulama yöntemleri<br />

ile geliştirdiğimiz sistem çözümlerini<br />

sunmaktayız.<br />

Türkiye genelinde Adana, Ankara, Antalya,<br />

Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir<br />

ve Samsun Bölge Müdürlüklerimiz ile hizmet<br />

vererek dağıtım, perakende satış ve<br />

uygulama yapan 270 ana bayi, 1.000 tali<br />

bayi ile ürünlerimizin yurt genelinde penetrasyonunu<br />

sağlamaktayız.<br />

İhracat Bölümümüzün çalışmalarıyla<br />

Almanya, Belçika, İsviçre, Hollanda,<br />

Fransa, Polonya gibi Avrupa Ülkeleri;<br />

Irak, İran, Ürdün gibi Ortadoğu Ülkeleri;<br />

Türkmenistan, Özbekistan gibi Türki<br />

72<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

Cumhuriyetler; Afrika ve Uzak Doğu Ülkeleri,<br />

ABD, Kanada ve Rusya olmak<br />

üzere 20’nin üzerinde ülkeye yaptığımız<br />

ihracatla da uluslararası faaliyetlerimizi<br />

yürütmekteyiz.<br />

Yüzde 100 yerli sermaye ile üretim faaliyetlerini<br />

sürdüren firmamız, kurulduğu<br />

günden bugüne kadar ki kısa süre içerisinde<br />

hızlı ve istikrarlı büyüme performansı<br />

ile 500’ün üzerinde firmayı barındıran<br />

yapı kimyasalları sektöründe satış<br />

hacminde 3. sıradaki yerini almıştır.<br />

Yakın dönemde yeni ürünleriniz<br />

olacak mı?<br />

Sahadaki sorunlara, doğru ürün ve doğru<br />

uygulama yöntemleri ile geliştirdiğimiz<br />

sistem çözümleri sunmak ana ilkelerimizden<br />

biri. Ürün yelpazemizi sektördeki<br />

teknolojilere ve ihtiyaçlara göre sürekli<br />

geliştirme yönünde adımlar atıyoruz. Son<br />

yıllarda su yalıtımı ve zemin sistemleri<br />

ürün grubumuzu geliştirmek adına yoğun<br />

Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları gerçekleştiriyoruz.<br />

Megaİzo markalı su yalıtım çözümlerimiz<br />

içerisinde yer alan çimento,<br />

akrilik, bitüm ve poliüretan esaslı ürünlerimizle<br />

yüksek performanslı su yalıtım<br />

çözümleri sunuyoruz. Poliüretan üretim<br />

hattı yatırımımızı gerçekleştirdik. Mevcut<br />

poliüretan esaslı su yalıtım ürünlerimizin<br />

yanı sıra çalışmalarını sürdürdüğümüz<br />

hibrit ve poliürea ürünler bu tesisimizde<br />

üretiliyor olacak. MegaZemin markalı zemin<br />

kaplama çözümlerimiz içerisinde yer<br />

alan epoksi esaslı zemin kaplama sistemlerimizle<br />

fabrika, üretim tesisi, depo,<br />

hangar, laboratuvar, ofis, konut, okul,<br />

avm gibi alanların güçlendirilmiş zemin<br />

ihtiyaçlarına çözümler sunuyoruz. Ayrıca<br />

MegaZemin markalı ürün grubumuza<br />

eklenecek olan poliüretan esaslı zemin<br />

kaplamaları için çalışmalarımız sürmekte<br />

olup, yatırımını yaptığımız poliüretan üretim<br />

tesisimizde bu ürünlerinde üretimlerini<br />

gerçekleştiriyor olacağız. Böylelikle epoksi<br />

esaslı zemin kaplama çözümlerimizle<br />

birlikte poliüretan esaslı zemin kaplama<br />

malzemelerle de komple çözüm sunabiliyor<br />

olacağız.<br />

Bu yıl için satış anlamında öne<br />

çıkan ürün grupları hangileri<br />

oldu?<br />

Stratejik büyüme hedeflerimiz arasında<br />

yer alan su yalıtımı ve zemin güçlendirme<br />

ürünleri satışlarımızda da öne çıkan ürün<br />

gruplarımız arasında yer aldı.<br />

Binaların toprakla temas eden temel,<br />

döşeme ve bodrum duvarlarında, çatılarında,<br />

balkon ve ıslak hacimlerinde su<br />

yalıtımı yapılması zorunlu kılan ve bu yıl<br />

yürürlüğe giren yeni su yalıtım yönetmeliğiyle<br />

birlikte su yalıtımı sektöründe hızlı<br />

bir büyüme öngörüyoruz. Sektör ihtiyaçlarına<br />

yanıt verecek ürünleri ürün gamımıza<br />

dahil ederek satış ve pazarlama<br />

faaliyetlerimizi bu ürün grupları üzerine<br />

odaklıyoruz.<br />

Bununla birlikte başlıca faaliyet alanlarımızdan<br />

biri olan seramik uygulamaları<br />

pazarında gelişen büyük ebatlı seramiklerin<br />

uygulanmasına dair ihtiyaç duyulan<br />

yüksek performanslı yapıştırıcılar ve diğer<br />

tamamlayıcı ürünler yine satışlarımızdan<br />

önemli pay aldı.<br />

Önümüzdeki dönem için yeni yatırım<br />

ve projeleriniz var mı?<br />

Önümüzdeki süreçte yatırımını tamamladığımız<br />

epoksi ve poliüretan üretim hattımızda<br />

su yalıtımı ve zemin güçlendirme<br />

ürün grubumuzu güçlendirecek yeni<br />

ürünlerin lansmanını yapıyor olacağız.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Sadece üretim yatırımı değil, sektör gelişimine<br />

ve uygulamacıların mesleki gelişimlerine<br />

yatırım da üretici olarak öncelikli<br />

sorumluluklarımızdan biri.<br />

Sürekli olarak düzenlediğimiz eğitimler ile<br />

bilinçlendirme faaliyetlerinde bulunuyoruz.<br />

Eğitim Tırımız Kâşif ve Eğitim Otobüsümüz<br />

Gezgin ile Türkiye’nin dört bir<br />

tarafında en kılcal noktalara kadar eğitim<br />

hizmetini sunuyoruz. “Usta Buluşmaları”<br />

adı altında gerçekleştirdiğimiz bu eğitimlere<br />

2005 yılından itibaren hiç ara vermeden<br />

devam ederek şu ana kadar toplamda<br />

150.000 uygulamacıya bulundukları<br />

yerde eğitim hizmeti ulaştırdık.<br />

Mesleki eğitime katkı sağlamak amacıyla<br />

geçtiğimiz yıllarda yürüttüğümüz bir diğer<br />

önemli uygulamacı geliştirme faaliyetimiz<br />

ise ulusal ve uluslararası alanda geçerli<br />

olan Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika<br />

program oldu.<br />

Uygulama kalitesi ve iş güvenliği için ülkemiz<br />

adına çok önemli bir adım olarak<br />

gördüğümüz MYK Belgelendirmesini,<br />

KYK BELGEM adı altında Sosyal Sorumluluk<br />

Projemiz olarak yürütüyoruz. KYK<br />

BELGEM ile Mesleki Yeterlilik Belgelendirmesi<br />

konusunda akredite bir kurum<br />

olarak sektördeki uygulamacıların sınav<br />

ve belgelendirilmesi konusunda hizmet<br />

vermekteyiz.<br />

Eğitim faaliyetlerimizin odağındaki diğer<br />

grup ise karar verici konumundaki profesyonellerdir.<br />

İnşaat Mühendisleri, Mimarlar<br />

ve Makine Mühendisleri Odaları ile ortaklaşa<br />

düzenlediğimiz seminerleri, şantiye<br />

ve ofis ziyaretleri vasıtasıyla gerçekleştirdiğimiz<br />

teknik bilgilendirme toplantılarını<br />

büyük bir disiplin ile sürdürmekteyiz.<br />

Ayrıca sektörde geleceğin profesyonelleri<br />

olan üniversitelerin mühendislik, mimarlık<br />

ve yapı bölümlerinde eğitim - öğretimlerine<br />

devam eden öğrencileri kendi okullarında<br />

ziyaret ederek sektör ve sistem çözümlerimiz<br />

hakkında bilgilendirmekteyiz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 73


Dosya<br />

BTM’nin yeni nesil ürünleri<br />

Antalya Doğu Garajı Kültür ve<br />

Ticaret Merkezi Projesinin tercihi oldu<br />

Uygulaması Prizma İzolasyon tarafından gerçekleştirilen Antalya Doğu Garajı Kültür<br />

ve Ticaret Merkezi projesinin teras çatı su yalıtımında BTMSEAL Yeni Nesil Su Yalıtım<br />

Ürünleri tercih edildi.<br />

BTMSEAL PUrea H2 sprey Hibrit Polyürea<br />

uygulaması öncesi zemin temizliği ve<br />

silimi, gider etraflarına grout uygulaması<br />

ve beton birleşim noktalarına tamir harcı<br />

ile pah yapıldı. Akabinde BTMSEAL<br />

AA0106 Epoksi Esaslı Solventsiz Şeffaf<br />

Emprenye Astarı rulo ve çek pas yardımı<br />

ile yüzeye uygulanarak silis kumu serpildi.<br />

Bir gün sonra astara tutunmayan silis<br />

kumları süpürülerek BTM Purea H2 Hibrit<br />

Polyürea uygulamasına geçildi. Daha<br />

sonra keçe ve XPS üzerine konularak<br />

çakıl serme işlemi yapılıp işlem sonlandırıldı.<br />

UV’ye maruz kalan yüzeylere ( parapet<br />

vs. ) alifatik UV dayanımlı poliüretan<br />

boya uygulandı.<br />

BTMSEAL PUrea H2: Çift<br />

Komponentli, Sıcak Kürlenen,<br />

Hibrit Poliürea Esaslı Su Yalıtım<br />

<strong>Malzeme</strong>si<br />

BTMSEAL PUrea H2, çift komponentli<br />

solventsiz,sıcak uygulamalı, yüksek mekanik<br />

ve kimyasal dayanım performanslı,<br />

çok hızlı kürlenen, hibrit poliürea esaslı<br />

bir su yalıtım kaplamasıdır.<br />

Uygulama sonrası<br />

aşınma ve basma dayanımı<br />

yüksek eksiz, sağlam<br />

ve çatlak köprüleme<br />

özellikli bir yapı oluşturur.<br />

BTMSEAL AA0106:<br />

Epoksi Esaslı<br />

Solventsiz Şeffaf<br />

Emprenye Astarı<br />

BTMSEAL AA 0106 solventsiz,<br />

düşük viskoziteli,<br />

iki komponentli, şeffaf,<br />

reçine ve sertleştiriciden<br />

oluşan epoksi esaslı emprenye<br />

astarıdır. Özellikle<br />

Poliüretan ve Poliürea<br />

bazlı BTMSEAL ürünlerinin<br />

astar malzemesi<br />

olarak kullanılır. A ve B<br />

bileşenleri ölçümlü olarak<br />

ambalajlandığından kullanım<br />

alanında birbirine<br />

karıştırılarak kullanılırlar.<br />

74<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


“Müşteriler aslında marka altında<br />

güveni satın almaktadırlar”<br />

“Sadece düşük fiyattan ürün satmak endişesiyle, tüketici beklentilerini karşılamak son<br />

derece riskli ve yanlış bir uygulama. Bu durum hem sektör hem de firmanın marka algısını<br />

olumsuz olarak değiştirir. Amaç kaliteli ürünü optimum fiyatta pazara sunmak olmalıdır.<br />

Emülzer de, daha fazla karlılık elde etmek için, maliyetleri düşürmek (cost cutting) yoluna<br />

asla başvurmamıştır.”<br />

Türkiye’de yalıtım sektörünün ilk firması<br />

olan Emülzer, 1935 yılından beri su yalıtımı<br />

için en kaliteli ve güvenilir likit yalıtım ürünlerini<br />

sağlamaktadır. Firma, geleneksel kalite<br />

ve istikrarlı çalışma anlayışı yanında,<br />

yıllar içinde sürekli geliştirdiği ürünleriyle<br />

de Türkiye’de likit yalıtım teknolojisinin öncüsü<br />

olmuş. Emülzer Proje ve Teknik Satış<br />

Müdürü Cem Ercan ile firma faaliyetlerini,<br />

ürün gruplarını ve projelerini konuştuk.<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?<br />

Emülzer, 1935 yılından beri sadece ‘Su<br />

yalıtımı’ ürünleri üreten %100 yerli bir firmadır.<br />

Ürün portföyümüzü sıralarsak;<br />

Su yalıtım malzemeleri ürün grupları:<br />

1- Bitüm esaslı, likit sürme su yalıtım malzemeleri<br />

2- Derz dolgu malzemeleri (Bitüm, poliüretan,epoksi,polysülfit)<br />

3- Su tutucu bantlar (bentonit, bitüm ve akrilik<br />

polimer esaslı)<br />

4- Harç Katkıları (Süper-hiper akışkanlaştırıcılar,latex,<br />

antifriz katkıları)<br />

5- Çimento esaslı yalıtım malzemeleri (yarı,tam<br />

ve süper elastik yalıtım harçları, kristalize<br />

harçlar, grout ve tamir harçları)<br />

6- Bitümlü Membranlar (app ve sbs, fiber-polyester<br />

takviyeli, 2-5mm kalınlık<br />

aralığında)<br />

7- Poliüretan likit membranlar ( saf, bitümlü<br />

ve hibrit)<br />

8- Akrilik esaslı likit membranlar<br />

9- Silan siloxan esaslı şeffaf izolasyon malzemeleri<br />

10- Epoksi zemin kaplamaları<br />

11- Drenaj levhaları<br />

12- Nefes alan çatı örtüleri<br />

13- Geotekstiller<br />

İnşaat piyasasındaki<br />

dalgalanmalardan ne ölçüde<br />

etkileniyorsunuz? Satışların<br />

sürekliliği konusunda neler<br />

söylemek istersiniz?<br />

Özellikle üstyapı diye adlandırdığımız, konut,<br />

işyeri satışında daralma olmuştur. An-<br />

Cem ERCAN<br />

İnşaat Yüksek Mühendisi<br />

Proje ve Teknik Satış Müdürü<br />

cak havalimanı, yüksek hızlı tren, yap-işlet-devret<br />

modeli işler, altyapı projeleri<br />

devam etmektedir. Hem üstyapıya, hemde<br />

altyapıya yönelik ürünlerin olması nedeniyle,<br />

piyasadaki dalgalanmalardan etkilenmedik.<br />

<strong>Yapı</strong>lan üretim özel bilgi, tecrübe,<br />

arge ve marka bilinirliği gerektirmektedir.<br />

Bu da işin bir başka boyutudur. <strong>2018</strong>’in<br />

ikinci yarısı da dahil olmak üzere, satış<br />

hedeflerimize ulaştık. İhracattaki satış oranımız<br />

yüzde 25’in de üzerine çıktı. Bitüm<br />

esaslı ürünleri Türkiye’de ilk üreten firma<br />

olmamız nedeniyle yine tonaj açısından,<br />

ağırlıklı olarak bu ürünlerin satışını yaptık.<br />

Su ile şişen bantlar, ms hibrid ve poliüretan<br />

esaslı ürünlerin satışı ciro açısından daha<br />

fazla katkıda bulundu.<br />

İstikrar, fiyat/kalite avantajı ile birlikte satışlarda<br />

sürekliliği devam eden, ve hala ürün<br />

verdiğimiz bazı büyük ölçekli projeler bulunmakta.<br />

Bayi ve Satış ağında bu yıl<br />

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu<br />

minvalde önümüzdeki dönem için<br />

hedefleriniz neler?<br />

Emülzer, satış stratejisini değiştirmiştir.<br />

Fabrikadan, doğrudan satış ve uygulama<br />

yapılmamaktadır. Satış ve uygulamalar,<br />

bayiler tarafından gerçekleştirilmektedir.<br />

Sonuçta, sevkiyat takibi, irsaliye düzenlemek,<br />

faturalandırmak, tahsil etmek vb.<br />

ciddi bir iş yükü ve zaman. Diğer taraftan<br />

da, “Ürün rafta olduğu zaman’’, satılmaktadır.<br />

Bayiler de stok tutmaya başlamışlardır.<br />

İnşaat firmalarına daha fazla zaman<br />

ayırıp, hizmet sunmak için, bayi satış kanalı<br />

geliştirilmektedir. Bayi ve satış ağında<br />

yarattığımız strateji ile cirolarımız daha da<br />

artmaktadır.<br />

Şantiye taramaları sırasında veya onlardan<br />

gelen talepler halinde, inşaat firmaları<br />

ziyaret edilmektedir. Şantiyenin, üründen<br />

istediği özellikler ve detaylar birebir görüşülmektedir.<br />

Sunumlar yapılmaktadır.<br />

Gerekirse numune vererek uygulama yapılmaktadır.<br />

Karar verildikten sonra da<br />

uygulama metodu ve kontrol listeleri hazırlanmasına<br />

yardımcı olunmaktadır. Böylece<br />

gerek teoride, gerek ise pratikte bir hata<br />

yapılması önlenmektedir. Sonuçta su yalıtım<br />

ürünleri, işin sonunda el ile tutulup, göz<br />

ile görülen ürünler olmayıp, alt yapı malzemeleridir.<br />

Etkinliği yapıda yaşam başlandıktan<br />

veya işletmeye açıldıktan sonra<br />

görülmektedir.<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

Özellikle dövizdeki değişkenlikler, hammadde<br />

ve genel giderlere gelen zamlar,<br />

yatırımcıyı tedirgin etmektedir. Yatırımlar<br />

azalsa bile inşaata olan talep vardır. Yerli<br />

76<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


firma olmamız dolayısıyla mümkün olduğunca<br />

satış fiyatlarını Türk Lirası cinsinden<br />

yapmaktayız. Ancak hammaddesi yurtdışından<br />

gelen ve döviz bazlı olan ürünleri,<br />

döviz cinsinden pazara sunmaktayız. Türk<br />

Lirası cinsinden piyasaya sunmamız, tercih<br />

sebeplerinden olmuştur.<br />

Mimari ve mühendislik proje firmaları genelde<br />

yurtdışı menşeili firmaların ürünlerini<br />

tercih ederek, şartnameyi hazırlamaktadır.<br />

İş uygulama safhasına geçtiği zaman yükleniciler;<br />

mümkün olduğunca ve muadili de<br />

var ise, daha çok yerli üreticiden ürünleri<br />

tedarik etmektedirler. Bu durum kaliteli,<br />

istikrarlı üretim yapan yerli firmalar için bir<br />

avantajdır.<br />

Piyasada talep gören, ancak muadili portföyünde<br />

olmayan ürün için, yerli firmalar<br />

girişimcilikte bulunmalıdır. Firmalarındaki,<br />

ARGE (araştırma-geliştirme) ve ÜRGE<br />

(üretim-geliştirme) çalışmalarının yapılmasının<br />

önünü açmaktadırlar. Bu durum<br />

yatırımcıyı teşvik etmektedir. Ayrıca birçok<br />

proje geliştirme için desteklerde (KOS-<br />

GEB, TÜBİTAK.. ) sunulmaktadır.<br />

Kanuni düzenlemelerin de gelmesiyle, “Su<br />

yalıtımı yapılması zorunlu’’ hale geldi. Kişilerin<br />

öngörüsünden çıktı, sistemsel bir<br />

zorunluluk oluştu. Bu durumda, sektörün<br />

önünün açık olduğunu ve yapılacak daha<br />

bir çok işlerin olduğunu göstermektedir.<br />

Markalaşmanın rekabetteki<br />

yeri nedir? Bu konudaki<br />

çalışmalarınızdan biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

Su yalıtımı sektörü; çarşaf çarşaf gazete<br />

ilanları, televizyon kanallarında sürekli<br />

dönen reklamlar ile marka bilinirliğinin artırıldığı<br />

bir sektör değildir. Çünkü bir içecek<br />

veya gıda gibi nihai tüketicinin doğrudan<br />

alıp kullanacağı ürünler değildir. Birçok<br />

üründe nitelikli uygulamacılara, sistem detayına<br />

ihtiyaç duyulmaktadır. Su yalıtımı<br />

ürünü altyapı ürünü olduğu için, çıktısında<br />

göz ile görülebilen bir ürün değildir.<br />

Su yalıtımının en iyi reklamı şantiyede kullanılan<br />

ambalajdır, kovadır, tenekedir, torbadır.<br />

Siz ürünü ne kadar iyi tanıtsanız da<br />

şayet uygulamada iyi bir performans göstermez<br />

ve istenen özellikleri sağlayamaz<br />

ise bütün çalışmalar boşa gidecektir. Ürünün<br />

neden, nerede, nasıl ve kim tarafından<br />

kullanılacağı çok önemlidir. Bu nedenlerle<br />

bayi ve şantiye ziyaretlerini yapmaktayız.<br />

Bayi çalışanlarına ürün eğitim seminerleri<br />

vermekteyiz. Ardından “Katılımcı sertifikası’’<br />

ile eğitimin karnesini düzenliyoruz.<br />

Tüketici beklentileri sürekli<br />

değişiklik gösteriyor. Bu değişim<br />

sektörü nasıl etkiliyor? Bu değişim<br />

sürecinde siz kendinizi nerede<br />

görüyorsunuz?<br />

Müşteriler aslında marka altında güveni<br />

satın almaktadırlar. Aldıkları ürünün geri<br />

dönüşüm yaşatmamasını, firmaya verdiği<br />

ücretin hak edilerek kazanıldığını görmek<br />

istemektedirler. Bir ürün, hizmet veya sektörde<br />

gerçekten rüştünüzü ispat edebilirseniz,<br />

yaptığınız diğer işlere de olumlu kaynak<br />

oluşturmaktadır. Emülzer, halk dili ile<br />

ziftçi olarak bilinir. Bitüm likit su yalıtımında<br />

çok önemli başarılara imza atmıştır. Müşteri<br />

memnuniyeti ile birlikte, talep edilen diğer<br />

ürünlerin üretiminde de, aynı iş disiplini<br />

ve bilgisini göstermektedir. Böylece su ile<br />

şişen bantlar, poliüretan ve ms hibrid gibi<br />

su yalıtımının tamamlayıcı ürünlerinin de<br />

üretimi gerçekleşmiştir.<br />

Sadece düşük fiyattan ürün satmak endişesiyle,<br />

tüketici beklentilerini karşılamak<br />

son derece riskli ve yanlış bir uygulamadır.<br />

Bu durum hem sektör hem de firmanın<br />

marka algısını olumsuz olarak değiştirir.<br />

Amaç kaliteli ürünü optimum fiyatta pazara<br />

sunmak olmalıdır. Daha fazla karlılık elde<br />

etmek için, maliyetleri düşürmek (cost cutting)<br />

yoluna asla başvurmamıştır.<br />

Emülzer’de, tüketici beklentileri çıtayı<br />

yükselterek, pazara, farklı, kaliteli ürünler<br />

sunmak olarak algılanmaktadır. Farklı<br />

Dosya<br />

ürünleri sunmak için de üretim prosesi yenilenmektedir.<br />

Yeni ekipmanlar, reaktörler<br />

ilave edilmektedir. Tüketicinin değişik taleplerini,<br />

pazarda gerçekten yeri olan ve<br />

arzulanan ürünleri üretmek maksadıyla<br />

algılamaktayız.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Su yalıtımı yapılmayan bir betonarme<br />

yapı, 10 yıl sonra taşıma kapasitesinin<br />

%66 ‘sını kaybetmektedir. Örneğin: 70 x<br />

80 cm. ebadında 100 ton taşıyan bir kolon,<br />

sürekli su yalıtımı sorunları içerisinde<br />

ise kesit de kaybederek, 36 ton yük taşır.<br />

Üretim yaptığımız ürünler su yalıtımı ürünleridir.<br />

Ürünlerin pazarda yer bulması ve<br />

şantiyelerde, yapı marketlerde, nalburiye<br />

sektöründe talep ediliyor olması; doğrudan<br />

şartnamelere, yönetmeliklere bağlıdır.<br />

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hazırladığı<br />

‘’Su Yalıtım Yönetmeliği’’ 27.10.2017<br />

tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. 1<br />

Haziran <strong>2018</strong>’den itibaren Binalarda Su<br />

Yalıtımı Yönetmeliği yürürlüğe girecektir.<br />

Pazara olumlu yönde katkı sağlayacaktır.<br />

Yönetmelik; su yalıtımı üreticilerini, uygulamacılarını,<br />

ürünü satan bayilerin işini<br />

olumlu yönde arttıracaktır.<br />

“Su yalıtımı yapılması zorunluluğu’’ resmen<br />

kamu ve özel sektör ihale sözleşmesinde<br />

yazılmalıdır. Ürün türü belirtilmelidir.<br />

Şartnamede, yazılmaz ise sahada uygulamaya<br />

geçmesi çok mümkün görünmemektedir.<br />

Türkiye’nin hazır beton kullanımına<br />

geçmesi de yönetmelik ve teknik<br />

şartnamelerde zorunlu hale getirildi de<br />

şantiyelerde uygulamaya geçildi.<br />

Su yalıtımı ürünleri üreten birçok firmanın,<br />

sektörün uzun zamandan beri beklediği bir<br />

haber idi. Yönetmeliğin uygulamaya geçişi<br />

süresince;Bakanlığa, mimari ofislere, mühendislik<br />

firmalarına, müşavirlik firmalarına,<br />

belediyelere, yapı denetim kuruluşlarına,<br />

müteahhitlere, üniversitelere pek çok<br />

işler düşmektedir.<br />

Bunun bir sonraki aşamasında ise mimari<br />

ofislerden “Su Yalıtım Projesi’’ istenmesi<br />

olmalıdır. Aksi taktirde, belediyeler tarafından<br />

yapı ruhsatı verilmemelidir. Şantiyede;<br />

su ve ısı yalıtımı beraber kullanılacak<br />

ise uygulama aşamaları mutlaka denetlenmeli<br />

ve sistem detayı için ufak bir numune<br />

de yapılmalıdır.<br />

Gelişmiş ülkelerde bir mimari ofis, yılda<br />

8-10 proje çizdiği zaman, o yılın çok yoğun<br />

çalışılarak geçirildiğini iletmektedir.<br />

Ülkemizdeki bazı mimari proje firmalarında,<br />

proje adedi üç haneli rakamlarla ifade<br />

edilmektedir. Gelişmiş ülkelerin yurt<br />

dışında çizilen projeye göre pafta sayısı,<br />

ülkemizdekine göre 10 kattan daha fazla<br />

olabiliyor. Temelden-çatıya kadar su yalıtımı<br />

detayları gibi ayrıntılara girildikçe<br />

projelerdeki pafta sayısı da artış gösterecektir.<br />

<strong>Yapı</strong>lan işe, emeğe göre de alınan<br />

bedelin tatminkar olması gerekmektedir.<br />

Proje bazında düşünüldükten sonra uygulama<br />

aşamasına geçilmesi daha az<br />

masraflıdır.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 77


“2020 yılına kadar<br />

her ilde en az bir bayimiz olacak”<br />

“Bayilerimiz ve müşterilerimizden gelen taleplere istinaden firma olarak sürekli<br />

AR-GE gerçekleştirmekteyiz. Firma olarak sektörümüzdeki gelişmeleri yakınen takip edip<br />

her zaman ‘Daha iyisi nasıl olabilir’ sorusunu kendimize sorarak faaliyetlerimizi devam<br />

ettirmekteyiz.”<br />

Bihruz Dağdaş / DKS <strong>Yapı</strong> ve İzolasyon Kimyasalları Genel Müdürü<br />

2012 yılında İzmir’de kurulan DKS <strong>Yapı</strong><br />

ve İzolasyon Kimyasalları, Su Yalıtım<br />

Ürünlerinin yanı sıra, Beton Katkıları,<br />

Sıva Harç Katkıları, Nem ve Rutubet Yalıtım<br />

Ürünleri, <strong>Yapı</strong>ştırıcılar, Tamir-Tadilat<br />

Grubu Ürünleri ile pazarda akla gelen<br />

ilk firmalardan. Sürekli gelişime açık bir<br />

prensip ile faaliyetlerini sürdüren firma,<br />

sahip olduğu geniş ürün portföyü ve etkin<br />

uygulama kabiliyeti ile müşteri memnuniyetini<br />

her zaman en üst seviyede tutmayı<br />

başarmakta.<br />

DKS <strong>Yapı</strong> ve İzolasyon Kimyasalları Genel<br />

Müdürü Bihruz Dağdaş ile bir röportaj<br />

çalışması gerçekleştirdik.<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?<br />

DKS Kimya, 2012 yılında İzmir Merkezli<br />

olarak ticaret hayatına başlamıştır.Su<br />

Yalıtım ürünleri ile başlayan üretimini kısa<br />

sürede ısı yalıtım boyaları, poliüretan zemin<br />

kaplamaları, beton Katkıları, Sıva Harç<br />

Katkıları, Nem ve Rutubet Yalıtım ürünleri,<br />

yapıştırıcılar ve tamir-tadilat grubu ürünleri<br />

ile ürün yelpazesini genişletmiştir.<br />

DKS Kimya olarak; bünyemizde yer alan<br />

izolasyon uygulama şirketi ve uygulama<br />

bayilerimiz aracılığı ile; Türkiye Genelinde<br />

müşterilerimize; kalite ve müşteri memnuniyetinin<br />

her zaman en üst düzeyde olmasını<br />

sağlayan bir sistem içerisinde dürüst,<br />

saygılı ve sürekli gelişime açık bir prensip<br />

ile su yalıtım uygulama hizmeti vermekteyiz.<br />

İnşaat piyasasındaki<br />

dalgalanmalardan ne ölçüde<br />

etkileniyorsunuz? Satışların<br />

sürekliliği konusunda neler<br />

söylemek istersiniz?<br />

2002 yılından bu yana Türkiye’nin lokomotifi<br />

konumunda olan inşaat sektörü; 2017<br />

yılı Eylül ayından bu yana kredi faiz oranlarında<br />

meydana gelen kademeli artışın,<br />

inşaat maliyetlerinin artması ve dolayısıyla<br />

daire fiyatlarının yükselmesi, konut stoğunda<br />

meydana gelen artışın etkisiyle diğer yıllara<br />

göre büyümede nispeten hız kesmiştir.<br />

Firmamızın yalıtım ve zemin kaplamalarıyla<br />

ilgili temelden terasa kadar çözüm üreten<br />

ürünlerin üreticisi konumunda olması<br />

dolayısıyla ürün çeşitliliğiyle, ülkemiz genelinde<br />

yeni inşaatlar için yalıtım ihtiyacı<br />

olduğu kadar; mevcut binalarda meydana<br />

gelen sorunlar için çözüm üretici bir firma<br />

konumunda olması dolayısıyla sektörde<br />

meydana gelen dalgalanmalardan inşaat<br />

sektörüne göre nispeten daha az etkilenmektedir.<br />

Satışlarımızı değerlendirdiğimiz<br />

zaman ise Aralık – Şubat döneminin hava<br />

şartlarına bağlı olarak diğer aylara göre<br />

daha sakin geçtiğini ifade edebiliriz.<br />

Bayi ve Satış ağında bu yıl<br />

nasıl bir mesafe kat ettiniz? Bu<br />

minvalde önümüzdeki dönem için<br />

hedefleriniz neler?<br />

Bayileşme sürecinde 2016 yılından bu<br />

yana hızlı mesafe kat edilmiştir. Nüfus yoğunluğu<br />

yüksek olan başta Marmara Bölgesi<br />

olmak üzere, Ege, Akdeniz, Karadeniz<br />

bölgelerinde konusunda uzman firmalara<br />

bayilikler verilmiştir. Özellikle uygulama<br />

bayiliği verirken firmanın sektörde geçmişinin<br />

olmasına dikkat etmekteyiz. Neticede<br />

bir marka yaratıyorsunuz ve markanızın<br />

ürünleri ile milyonlarca liralık projelerin;<br />

belki de en önemli aşaması olan su yalıtımı,<br />

ısı yalıtımı veya zemin kaplamasının<br />

yüklenicisi oluyorsunuz. Bayinizin yapacağı<br />

bir hata sizin yıllarca emek verip oluşturduğunuz<br />

imajınızın yok olmasına; piyasada<br />

ürünleriniz ile ilgili olumsuz bir algı<br />

oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle bayi<br />

seçimlerimizi yaparken; yaptığı işlerde garanti<br />

verebilecek potansiyelde iş bilgisi ve<br />

ekibe sahip olan, sektörde deneyimli firma-<br />

78<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


ları tercih etmekteyiz.<br />

Satış kısmında ise bayilerimize müşterilerimizin<br />

ihtiyaçlarını iyi anlamasını ve ona<br />

göre ürün önerilmesini önemle rica ediyoruz.<br />

Bu amaçla ürün kataloglarımızı sürekli<br />

güncelliyor. <strong>Yapı</strong>lan farklı uygulamalara ait<br />

tanıtım ve eğitim materyallerini üçer aylık<br />

dönemlerde bayilerimize ulaştırarak farklı<br />

müşteri ihtiyaçları için hazırlıklı olmalarını<br />

sağlıyoruz. Hali hazırda firmamızın belirtmiş<br />

olduğumuz bölgelerde 20’yi aşkın<br />

bayisi bulunmakta olup 2020 yılına kadar<br />

Türkiye’nin her ilinde en az bir bayimiz olacak<br />

şekilde bayilik ağı oluşturmayı hedeflemekteyiz.<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

Rekabet noktasında firma olarak hiçbir zaman<br />

çok fazla mal satalım, her bayilik isteyene<br />

bayilik verelim prensibinde olmadık.<br />

DKS Kimya olarak; fiyattan ziyade ürünlerinin<br />

kalitesi ile tercih nedeni olmayı hedeflemekteyiz.<br />

Sektördeki potansiyel müşterilerimiz<br />

genel itibariyle fiyat ve ambalaja<br />

göre ürün seçimi gerçekleştirmektedir. Örneklemek<br />

gerekirse; siz 18 kg’lık bir ürünü<br />

225 TL’ye satıyorsunuz ve müşteriniz size<br />

farklı bir markaya ait olan emsal ağırlıkta<br />

bir ürünün 180 TL olduğunu belirtiyor ve<br />

sizi pahalı olarak nitelendirebiliyor . Oysa<br />

ki metrekare tüketim miktarlarını baz aldığımızda<br />

ise bizim ürünümüz kullanıldığı<br />

takdirde 15 metrekare alanın yalıtımı yapılıp<br />

metrekare birim maliyeti 15 TL’ye mal<br />

olurken; diğer markada ise aynı ambalaj<br />

ile 9 metrekare alan yalıtım yapılabilmekte<br />

ve metrekare birim maliyet ise 20 TL’ye<br />

ulaşmaktadır. Bu kıyaslama bilincini müşterilerinizde<br />

oluşturabildiğini takdirde ürün<br />

ve fiyat noktasında rekabette farklılaşmayı<br />

zaten sağlamış oluyorsunuz.<br />

Markalaşmanın rekabetteki<br />

yeri nedir? Bu konudaki<br />

çalışmalarınızdan biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

Günümüz rekabet koşullarında tercih nedeni<br />

olmanızın en önemli etkenlerinden<br />

Dosya<br />

biri markanızdır. Güvenilen ve inanılan<br />

bir ürün, hizmet ideali veya istenen tatmin<br />

düzeyini temsil eden değer, müşterinin kalbinde<br />

ve zihninde oluşturduğu bir yaşam<br />

biçimi, ekonomik bir varlık vs... Kısacası,<br />

marka, satın alınacak olan ürünlerin güvenilir<br />

olması, kalitesinin güvence altına alınması<br />

anlamında bir vaattir, salt rekabetten<br />

daha iyi bir şekilde tüketicileri hedefleyen<br />

bir tekliftir. Pek çoğumuz marka dediğimiz<br />

kavramın sadece bir ürün logosu ya da bir<br />

kutunun üzerindeki amblemden çok daha<br />

fazlası olduğunu çok iyi biliyoruz. Markayı<br />

yaratan fikir ve uygulamaların, bir firmanın<br />

kişiliğini, gelecek projelerini, sektördeki<br />

konumunu tümden belirleyecek konumda<br />

olması markalaşa anlayışını daha da ön<br />

plana çıkaracağı artık kesinleşmiş durumda.<br />

Markalaşmanın önemini artıran şeyler<br />

sadece bir firmanın kendi ürününü tutundurma<br />

çabalarının bir sonucu olarak görülmemelidir.<br />

Yurtiçinde ya da yurtdışında marka olabilmiş,<br />

ürünü tanınmış ve güvenilir bir marka<br />

haline getirebilmiş irili ufaklı tüm firmalar,<br />

kendilerinden kat kat fazla üretim hacmi<br />

ve istihdamı olan ama markalaşmamış<br />

firmalardan çok daha yüksek kar marjları<br />

elde edip, sadece markaları üzerinden<br />

büyük bir artı değer yaratmaktadırlar. Bu<br />

farkı yaratan şey ise, kalite ve güvenilirlik<br />

konularında kendini ispatlamış bir marka<br />

yaratabilmekte yatmaktadır. İş sadece kalite<br />

ve güvenilirlikle bitmemektedir elbette.<br />

Kimileri kaliteyi ön plana çıkarıp bunun<br />

markalaşma için yeterli olacağı hatasına<br />

düşmekte ve bu da markalaşmadan beklenen<br />

yararın hüsranla sonuçlanmasına<br />

neden olmaktadır. Markalaşma kültürünü<br />

yaratan şey, tüm kurumsal stratejilerinin<br />

bir bütün olarak ürüne odaklanması sonucu<br />

oluşmaktadır. Bu anlamda markalaşma<br />

kültürü markalaşma stratejilerinin toplamından<br />

ibarettir. Kalite, yönetim, pazarlama,<br />

finans, müşteri ilişkileri stratejileri bir<br />

bütün olarak bir markayı yaratmaktadır.<br />

İşletmeler açısından, güçlü bir marka yaratabilmek,<br />

yüksek pazar payı ile birlikte<br />

yüksek satış ve kar anlamına gelmektedir,<br />

yani marka satılabilir bir değer olma<br />

özelliği kazanmıştır. Bir diğer önemli durum<br />

ise markanın tüketiciler üstünde bıraktığı<br />

sadakat duygusudur. Dağınık hale<br />

gelen medya ortamında, ağırlaşan rekabet<br />

koşulları içinde bu duyguyu yaratmak<br />

zorlaşmış ve markanın bu görevi büyük<br />

önem kazanmıştır. Bütün bu sebeplerden<br />

ötürü güçlü bir marka yaratmak işletmeler<br />

açısından olmazsa olmaz bir durum halini<br />

almıştır. Firma olarak markalaşma sürecimizde;<br />

gerek çalışanlarımız gerek bayi seçimlerimizi<br />

yaparken şirket prensiplerimize<br />

bağlı kalacak arkadaşlar ile çalışmaya<br />

özen gösteriyoruz.<br />

Ayrıca marka imajımızı güçlendirmek amacıyla<br />

tüm sosyal medya kanallarını,google<br />

reklam kanallarını, zincir mağazaların<br />

e-ticaret platformlarını ve sektörümüzle<br />

alakalı olarak düzenlenen fuarlara katılım<br />

sağlayarak marka bilinirliğimizi arttırmaya<br />

çalışmaktayız.<br />

Tüketici beklentileri sürekli<br />

değişiklik gösteriyor. Bu değişim<br />

sektörü nasıl etkiliyor? Bu değişim<br />

sürecinde siz kendinizi nerede<br />

görüyorsunuz?<br />

Tüketicilerimiz genel itibariyle; basit uygulama<br />

özellikleri olan, ekonomik, hızlı<br />

ve etkili sonuç alabilecekleri ürünleri talep<br />

ediyorlar.Biz dahil sektörümüzdeki tüm<br />

üreticilerimiz; tüketici beklentilerine uygun<br />

olarak AR-GE faaliyetlerine önem vermek<br />

durumundayız. Bu bağlamda gerek hammadde<br />

ve yardımcı maddelerde meydana<br />

gelen değişimleri, iyileştirmeleri yakınen<br />

takip etmemiz gerekiyor. Bayilerimiz ve<br />

müşterilerimizden gelen taleplere istinaden<br />

firma olarak sürekli AR-GE gerçekleştirmekteyiz.<br />

Bu işlemlere önem vermediğiniz<br />

takdirde belirli bir süre sonra sektörde<br />

rekabet gücünüzü kaybedersiniz. Firma<br />

olarak bizde sektörümüzdeki gelişmeleri<br />

yakınen takip edip her zaman ‘Daha iyisi<br />

nasıl olabilir’ sorusunu kendimize sorarak<br />

faaliyetlerimizi devam ettirmekteyiz.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

İnşaat sektörümüzde; toplam bina maliyetinin<br />

neredeyse %3’lük kısmı olan su yalıtım<br />

malzemeleri; sektördeki çoğu kuruluş<br />

tarafından maalesef gereksiz masraf olarak<br />

görülmektedir.<br />

Bu nedenle firmalar eğer uygulama işlerini<br />

kendileri yapıyorlar ise çoğu zaman metrekare<br />

birim sarfiyatlarına sadık kalmamakta,<br />

ileride sorun oluşabilecek bölgelerde<br />

sadece fiyatı nedeniyle uygun olmayan<br />

ürün kullanmakta ve hatta bazen kullanılan<br />

beton kalitesini örnek göstererek su yalıtımına<br />

gerek olmadığını düşünmektedir.<br />

Firmalarımızın üretimini gerçekleştirdiği binalarda<br />

5 yıl sorumlulukları olduklarını; ileride<br />

kaçındıkları masrafların kendilerinden<br />

avukatlık ücreti ve tazminat olarak talep<br />

edildiğini hatırlatmak isteriz.Bu nedenle<br />

yapım aşamasında bu tarz maliyetlerde<br />

kaçınmamalarını ve işin ehli olan kişilere,-<br />

firmalara iş yaptırmalarını tavsiye ederiz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 79


“Bilgi ve tecrübe birikimini<br />

ülke genelinde yaygınlaştırmaya çalışıyoruz”<br />

“YAPSUDER, <strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımının inşaat sektörüne sunduğu avantajlara inanan,<br />

yenilikçi ürünlerin, dünya çapında yaşanan gelişimlerin takipçisi olan sektör temsilcilerinin<br />

katkılarıyla, üye sayısını artırıyor ve her geçen gün büyümeye devam ediyor.”<br />

Uzun yıllardır sektörde doğru su yalıtımının<br />

önemini yaygınlaştırmayı misyon<br />

edinmiş üç büyük “<strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımı”<br />

üreticisi tarafından kurulan <strong>Yapı</strong>sal Su<br />

Yalıtımcılar Derneği (YAPSUDER) Başkanı<br />

Yasin Alakuş ile dosya konumuz<br />

çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz röportaj<br />

çalışmasında dernek faaliyetleri, hedefleri<br />

ve sektöre dair konuştuk...<br />

YAPSUDER’le ilgili bilgileri bizimle<br />

paylaşır mısınız?<br />

Geçtiğimiz kasım ayında kurulan derneğimizin<br />

öncelikli amacını, yapı stoğunun<br />

önemli bir çoğunluğunda su yalıtım problemiyle<br />

karşı karşıya olan ülkemizde, doğru<br />

su yalıtımı uygulamalarıyla ilgili bilincin<br />

artmasını sağlamak, “<strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımı”<br />

sistemlerinin önemini, içeriğini, özelliklerini<br />

ve kaliteli yaşam alanları oluşturmak<br />

adına kullanımını yaygınlaştırmak olarak<br />

özetleyebiliriz.<br />

Sektörümüzün çok önemli bir eksiği olan<br />

“Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliğinin”<br />

geçtiğimiz aylarda Çevre ve Şehircilik<br />

Bakanlığınca imar mevzuatı kapsamında,<br />

projelendirme ve yapılaşmaya ilişkin<br />

usül, esas ve standartlara ilişkin düzenlemelere<br />

göre yenilenmiş olmasını memnuniyetle<br />

karşılıyoruz. Ancak, sektörde<br />

hala ciddi bir boşluk olduğunu düşünüyor<br />

ve bu konuda dünya standartlarına ulaşabilmemiz<br />

açısından bizler gibi derneklerin<br />

de Bakanlığımıza destek vermesi gerektiğine<br />

inanıyoruz. Bu bilinçle hareket<br />

eden Derneğimiz, sektörü ve kamuoyunu<br />

bilinçlendirme, eğitim ve doğru su yalıtım<br />

sistemlerinin uygulanması, yaygınlaştırılması<br />

konularında gerçekleştireceği çalışmalarla<br />

ülkemizde kaliteli yaşam alanlarının<br />

artması için üzerine düşen görevleri<br />

yerine getirme misyonuyla kurulmuştur.<br />

Derneğin kurucuları hakkında kısa<br />

bir bilgi alabilir miyiz?<br />

Derneğimiz, ülkemizde yaşam kalitesinin<br />

daha üst düzeylere taşınmasını, doğru<br />

ve insan odaklı mimari yaklaşımlar ile<br />

çevreye, doğaya saygılı bina sayısının<br />

artmasını ve sürdürülebilir dayanıklılığı<br />

sağlamayı misyon edinmiş ve <strong>Yapı</strong>sal Yalıtım<br />

sektörüne yıllarını vermiş dört öncü<br />

şirketin liderliğinde kuruldu. <strong>Yapı</strong>sal Yalıtım<br />

konusunda uzun yıllardır ülkemizin<br />

önemli üreticileri olarak sektöre hizmet<br />

veren ve ülke ekonomisine önemli katkılar<br />

sağlamış olan Interfiks, Xypex ve Kryton’un<br />

bilgi ve tecrübe birikimi ile kurulan<br />

derneğimiz, kurucu firmalarımızın dünya<br />

çapında edindikleri bilgileri paylaşmak ve<br />

ülke genelinde yaygınlaştırmak ilkesiyle<br />

çalışmalarını sürdürmeyi planlıyor.<br />

YAPSUDER, <strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımının inşaat<br />

sektörüne sunduğu avantajlara inanan,<br />

yenilikçi ürünlerin, dünya çapında<br />

yaşanan gelişimlerin takipçisi olan sektör<br />

temsilcilerinin katkılarıyla, üye sayısını<br />

artırıyor ve her geçen gün büyümeye devam<br />

ediyor.<br />

80<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

<strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımı tam olarak ne<br />

anlama geliyor?<br />

<strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımı, betonun üzerini<br />

başka bir malzeme ile kaplamak yerine<br />

betonun kendisini suya karşı geçirimsiz<br />

hale getirme ve yapısal detaylarda uygun<br />

çözümleri uygulayarak yapının bütününü<br />

geçirimsiz hale getirme prensibine dayalı<br />

bir yalıtım sistemidir. <strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtım<br />

Sistemleri beton içinde derinlemesine<br />

işleyerek, betonu ömrü boyunca su geçirimsiz<br />

hale getiren, gösterdikleri performans<br />

açısından örtü tipi sistemlere kıyasla,<br />

yırtılmazlık özellikleriyle su yalıtımında<br />

en garantili ve çevreci yaklaşımı sunan<br />

sistemlerdir. Klasik yöntemlere kıyasla<br />

sağladığı uygulama kolaylığı, özellikle işçiliğe<br />

bağlı maliyet ve zamandan tasarruf<br />

avantajlarının yanı sıra çevreci yapısıyla<br />

da tüm dünya ülkelerinin yıllardır benimsediği<br />

ve kullandığı bir yalıtım sistemidir.<br />

Dernek üyelerinizden kısaca<br />

bahseder misiniz?<br />

Üyelerimiz <strong>Yapı</strong>sal Yalıtımın en önemli<br />

enstrümanlarından biri olan betonun<br />

geçirimsiz hale getirilmesini sağlayan<br />

Kristal Üreten Katkıları ve bu sistemlerin<br />

diğer bileşenlerini üreten ve uygulayan<br />

firmalardır.<br />

American Concrete Institute (ACI) tarafından<br />

PRAH olarak adlandırılan basınçlı<br />

suya dayanıklı bu beton katkıları betonla<br />

reaksiyona girerek kristal oluşturan sistemlerdir.Amerika<br />

Kıtası ve Uzak doğuda<br />

yaygın bir şekilde kullanılan bu sistemler,<br />

Avrupa’da da önemli bir pazar payına sahiptir.<br />

<strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımının avantajları<br />

nelerdir?<br />

Binalarda Su Yalıtımı konusunda tüm<br />

dünyada halihazırda yürürlükte bulunan<br />

en kapsamlı standartlardan biri hiç kuşkusuz<br />

İngiliz Standardı “British Standard<br />

BS8102:2009” dır. Binalarda su yalıtımı,<br />

özellikle de toprak altında su yalıtımı ile ilgili<br />

düzenlemelerde bu standarttan yararlanılması<br />

kaçınılmaz ve oldukça doğaldır.<br />

Halihazırda hazırlık çalışmaları süren ve<br />

yönetmeliğin açıklayıcı eki niteliğindeki<br />

su yalıtım kılavuzunda da bu standarttan<br />

sıklıkla yararlanılmaktadır. Söz konusu<br />

standartta diğer tüm yalıtım sistemleri<br />

derinlemesine tariflendiği gibi “<strong>Yapı</strong>sal Su<br />

Yalıtım Sistemlerinin” önemi ve avantajları<br />

da defalarca vurgulanıyor.<br />

Özellikle küresel ısınma konusundaki<br />

duyarlılığın arttığı , çevre dostu Yeşil<br />

Ürünler ile yapı üretmeminin gündemde<br />

olduğu bir dönemdeyiz. Çevreyle ilgili konuların<br />

başında da karbon salımını azaltmak<br />

ve petrol türevi malzeme kullanımını<br />

da en aza indirmek geliyor. Bu konu ile<br />

ilgili yapılmış en önemli açıklamalardan<br />

biri de 2009 senesinde Obamanın beyaz<br />

sarayda yaptığı bir basın açıklamasıdır.<br />

Bu açıklamada betonu kütlesel olarak<br />

yalıtan teknoloji ile köprülerin,<br />

yolların ve binaların ömrünün uzamasının<br />

ekonomiye olan katkısı belirtmiştir.<br />

Bu söylemler gerek inşaat<br />

sektörü gerekse yalıtım sistemleri<br />

üreticileri için büyük bir mesajı ve<br />

gelecek için atılması gereken doğru<br />

adımları içermektedir.<br />

<strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımının çok sayıda<br />

avantajlarından birisi de, betonun<br />

dökülebildiği her türlü hava şartında<br />

yalıtımın da yapılıyor olması. Betonla<br />

beraber döküldüğü için ayrıca bir<br />

zamana ihtiyaç duyulmuyor. Zamandan<br />

ve işçilikten büyük bir tasarruf<br />

sağlanıyor. Performans olarak da<br />

<strong>Yapı</strong>sal Yalıtım ürünleri betonun bir<br />

parçası oldukları için betonun ömrü<br />

kadar ömre sahip oluyorlar. Halbuki<br />

bazı örtü türü malzemeler toprak altına<br />

yok oluyorlar.<br />

<strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımında kullanılan,<br />

PRAH (Hidrostatik basınç altında<br />

yalıtım özelliğini kaybetmeyen Hazır<br />

Beton katkısı) tipi kristal oluşturan<br />

katkıların diğer bir büyük avantajı<br />

da beton çatladığında su ve nem<br />

ile reaksiyona girerek o çatlakların<br />

kapanmasıdır. Suyun bir iğne deliğinden<br />

bile kolayca geçebileceğini<br />

düşünürsek, su yalıtımında detaylar ve<br />

çözümler ne kadar basit ve uygulaması<br />

kolay olursa başarılı olma ihtimali de o<br />

kadar yüksektir. Örtü yalıtım sistemlerinde<br />

birleşim noktaları, dönüşler vs. üzerinde<br />

durulması gereken detaylar oldukça<br />

fazlayken, <strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımı betonun<br />

bir parçası olduğu için uygulaması çok<br />

kolaydır. <strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımı’nda tek bir<br />

yöntemle bu detaylar kendiliğinden çözülebilmektedir.<br />

Önümzdeki dönemde öncelikli<br />

olarak ne tür faaliyetleriniz<br />

olacak?<br />

“Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği” ile<br />

sektörün en büyük eksiği olan su yalıtımının<br />

önemi bir kez daha vurgulandı.<br />

Bu konunun ülkemizde tam anlamıyla<br />

benimsenmesi ve su yalıtımın doğru uygulanması<br />

adına Bakanlığımıza destek<br />

olmak, bilinçlendirici çalışmaları ülke geneline<br />

yaymak konusunda bizlere de büyük<br />

görevler düşüyor. YAPSUDER, doğru<br />

su yalıtımı ürünleri ve uygulamaları ile<br />

ilgili bilincin yayılması, konunun ehli ustaların<br />

yetişmesi amaçlı eğitim programları<br />

ve seminerler kanalıyla ülkemiz genelinde<br />

binalarda “<strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımı” anlayışının<br />

benimsenmesi adına çalışmalar<br />

gerçekleştirmeyi hedefliyor.<br />

Su Yalıtım Yönetmeliği’nde sizce<br />

ne tür eksiklikler var?<br />

Hem sektör hem Dernek olarak ülkemizde<br />

Su Yalıtım Yönetmeliğinin çıkarılmış<br />

Yasin Alakuş / <strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımcılar Derneği (YAPSUDER) Başkanı<br />

olmasından son derece memnunuz. Su<br />

Yalıtım Yönetmeliği, bütün yalıtım kalemleriyle<br />

beraber yapısal su yalıtımı tarafını<br />

da düzenlemeyi amaçlıyor. Fakat bu düzenleme<br />

sırasında kamuda yeteri kadar<br />

bilgi olmaması bazı sorunlar yaratıyor.<br />

Yönetmeliğin hayata geçişi sırasında,<br />

sürece dahil olmayı ve sektörümüz ve<br />

çözümlerimizle doğru, sağlıklı bilgileri<br />

Bakanlığa sunmaya çalışıyoruz. Fakat<br />

Yönetmelikte bazı sorunlar olduğunu da<br />

dile getirmek gerekiyor.<br />

Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliği, Bakanlığın<br />

çıkardığı “Yangın Yönetmeliği”,<br />

“Enerji verimliliği” ve “Isı Yönetmeliğinden”<br />

farklı olarak su yalıtımında kullanılması<br />

ön görülen ürünlerin cins ve özellikleri<br />

tarif ediliyor.<br />

Mesela ısı yalıtım yönetmeliğinde yalıtım<br />

malzemesi belli U değerini sağlıyorsa<br />

kullanılmasında bir engel bulunmamakta,<br />

yalıtım malzemesi eps, xps veya taş<br />

yünü olacak diye belirtilmemekte, ürünün<br />

ısı yalıtım katsayısı önem arz etmektedir..<br />

Bahsettiğim diğer tüm yönetmeliklerde de<br />

benzer şekilde ürün performansı ön plana<br />

çıkmışken su yalıtım yönetmeliğinde<br />

maalesef ürünün hammaddesi, ne cins<br />

bir ürün olduğu ön plana çıkıyor. Öyle ki<br />

yönetmeliğin ilk taslağında yapısal su yalıtım<br />

tek başına yapılamaz denilmekte, bitüm<br />

ve pvc esaslı ürünlerden başka hiçbir<br />

ürüne izin verilmemekteydi.<br />

Yaptığımız itiraz sonucu Bakanlık isteklerimizi<br />

mantıklı buldu ve <strong>Yapı</strong>sal Su Yalıtımını<br />

yönetmeliğin bir parçası haline<br />

getirdi.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 81


Dosya<br />

IstanbulLight <strong>2018</strong>,<br />

Gençlere ve Geleceğe ışık oluyor<br />

IstanbulLight Uluslararası Aydınlatma ve Elektrik <strong>Malzeme</strong>leri Fuarı, ‘Aydınlık Gelecek,<br />

Gençlerle Gelecek’ projesinin destekçileri arasında yerini aldı. 2017 yılında IstanbulLight<br />

Fuarı’nda temelleri atılan sosyal sorumluluk projesi, Balıkesir’de Güzel Sanatlar Lisesi<br />

Resim öğrencileri ile Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Elektronik Bölümü öğrencilerini bir<br />

araya getiriyor. Böylece estetik ve teknik alanların sinerjisi ile geleceğin LED tasarımlarını<br />

ve sistemlerini yaratacak nitelikli profesyoneller yetiştirmeyi amaçlıyor. Projenin ilk yılında<br />

yaratılan başarı ve gelecek dönem hedefleri fuar kapsamında sektöre sunulacak.<br />

UBM Turkey tarafından organize edilen<br />

11. IstanbulLight Uluslararası Aydınlatma<br />

ve Elektrik <strong>Malzeme</strong>leri Fuarı ve Kongresi<br />

‘Aydınlık Gelecek, Gençlerle Gelecek’<br />

projesini destekleme kararı aldı. 19-22<br />

Eylül <strong>2018</strong> tarihlerinde, İstanbul Fuar<br />

Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan IstanbulLight<br />

<strong>2018</strong>, projenin gelişiminde öncü<br />

bir rol üstlenecek. İstikrarlı bir büyüme ile<br />

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri<br />

olan aydınlatma sektörüne yetkin profesyoneller<br />

kazandırma hedefiyle başlatılan<br />

‘Aydınlık Gelecek, Gençlerle Gelecek’<br />

projesi, ilk bir yılda kritik bir başarı yakaladı.<br />

Proje kapsamında, Balıkesir’deki<br />

T.C. Ziraat Bankası Güzel Sanatlar Lisesi<br />

Resim öğrencileri ve İMKB Mesleki ve<br />

Teknik Anadolu Lisesi Elektronik Bölümü<br />

öğrencileri çapraz eğitimlerle aydınlatma<br />

alanında teknik ve estetik konularda<br />

gelişim fırsatı yakalıyor. Öğretmenlerinin<br />

destekleriyle projeler geliştiren öğrenciler,<br />

geleceğin aydınlatma fikirlerini hayata<br />

geçirmek üzere teşvik ediliyor.<br />

‘Aydınlık Gelecek, Gençlerle Gelecek’<br />

projesi sayesinde sektörde çok hayati<br />

bir ihtiyaç olan donanımlı profesyonel<br />

ihtiyacına somut bir çözüm sunulduğuna<br />

değinen UBM EMEA IstanbulLight Marka<br />

Direktörü Mehmet Dükkancı, “Dünya<br />

yeni nesil teknolojiler ile hızla değişirken<br />

en büyük ihtiyacın bu teknolojiyle yenilikleri<br />

icat edecek profesyoneller olduğunu<br />

biliyoruz. Bu durum aydınlatma sektörü<br />

için de geçerli. Özellikle LED aydınlatma<br />

sistemleri ile birlikte estetik ve teknik bilgi<br />

birikimine sahip profesyonellere olan<br />

ihtiyaç hızla artıyor. Balıkesir’de ülkemiz<br />

için bir ilk olarak hayata geçirilen ‘Aydınlık<br />

Gelecek, Gençlerle Gelecek’ projesi bu<br />

anlamda sektörümüz için bir umut ışığı<br />

oluyor. Gençlerimize daha güçlü bir kariyer<br />

yaratma imkanı tanırken, aydınlatma<br />

şirketlerinin iş gücü ihtiyaçlarına da cevap<br />

sunuyor. İlk yılda öğrencilerin hayata<br />

geçirdikleri fikir ve projeler ise gelecek<br />

vaat ediyor. İnanıyoruz ki UBM EMEA’nın<br />

desteğiyle proje güçlenerek büyüyecek.<br />

Hem gençlerimize hem de sektörümüze<br />

bu şekilde hizmet etmekten gurur duyuyoruz”<br />

dedi.<br />

ATMK, 24 Kasım – 22 Aralık <strong>2018</strong> tarihlerinde<br />

9. kez Aydınlatma Eğitim Semineri gerçekleştirek<br />

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte hızla büyüme gösteren aydınlatma<br />

sektöründeki kişileri ve sektör ile ilgilenenleri bilgilendirmek<br />

amacı ile ATMK tarafından birincisi 2014 yılında<br />

düzenlenen seminerlerin dokuzuncusu, 24 Kasım – 22 Aralık<br />

<strong>2018</strong> tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.<br />

“ATMK AYDINLATMA SEMİNERİ <strong>2018</strong>-2” için aydınlatmanın<br />

temel ilkeleri ve kavramlarının yanı sıra, ışık kaynakları,<br />

doğal ışık, iç ve dış aydınlatma kurgularını içeren detaylı bir<br />

ders programı hazırlanmıştır.<br />

Konusunda uzman akademisyenler ve sektör uzmanları tarafından<br />

verilen dersler, aydınlatma konusuna ilgi duyanlar<br />

için kılavuz niteliği taşımaktadır.<br />

82<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Hareket Sensörü ile<br />

Enerji Tasarrufu<br />

Enerji ihtiyacının %62’sini<br />

ithal etmek zorunda olan<br />

ve fosil yakıt kullanarak<br />

elektrik enerjisine<br />

dönüşüm sağlayan<br />

santrallerin toplam<br />

veriminin %30 olduğu<br />

ülkemizde, enerjinin<br />

etkin kullanımının önemi<br />

açıkça görülmektedir.<br />

Aydınlatma alanında da,<br />

toplam elektrik enerjisi<br />

tüketiminin %25 – %30’u<br />

kullanıldığına göre,<br />

bizlere de çok önemli bir<br />

sorumluluk yüklemektedir.<br />

Her geçen gün enerji<br />

tüketimi artmakta iken<br />

yeni enerji kaynaklarının<br />

kurulumu yıllar almakta,<br />

dünya bir enerji krizine<br />

doğru sürüklenmektedir.<br />

Bu şartlar altında en<br />

önemli enerji kaynağı<br />

konumuna ise “Enerji<br />

Tasarrufu” gelmiştir. Enerji<br />

tasarrufu yapılabilecek en<br />

kolay kalem ise hiç şüphe<br />

yok ki enerji tüketimindeki<br />

payı %30’lar mertebesini<br />

zorlayan aydınlatma<br />

elektriğidir.<br />

Emre KARABEK – Gömülü Yazılım Mühendisi<br />

Panasonic ECO Solutions A.Ş. / İstanbul - emre.karabek@tr.panasonic.com<br />

Kentleşme ve nüfus artış hızının getirmiş<br />

olduğu yüksek enerji talebinin karşılanmasında<br />

doğal kaynakların yetersiz<br />

kalmaya başlamasıyla önem kazanan<br />

“enerji tasarrufu” konusu sadece enerji<br />

harcamalarını azaltmak noktasında değil,<br />

hava kirliliğini azaltmak noktasında da<br />

ciddi katkı sağlayacaktır. Binalardaki yapay<br />

aydınlatma dünyadaki karbon emisyonunun<br />

%20’si ile %40’ı arasında bir<br />

kısmının sorumlusu konumundadır.<br />

1 kWh’lik aydınlatma enerjisi tasarrufunun<br />

karbon gazı emisyonunu yıllık bazda<br />

yaklaşık 2,33kg azaltacağı düşünüldüğünde,<br />

özellikle kamu binalarında gündüz<br />

saatlerindeki aydınlatma enerjisi tüketiminin<br />

makul seviyelere çekilmesi gerekliliği<br />

ortaya çıkmaktadır.<br />

Bazı çalışmalarda yaz aylarında gün<br />

boyu 10 saat kesintisiz olarak devrede<br />

bulunan gün ışığına bağlı bir aydınlatma<br />

sisteminin %50’ler üzerinde enerji tasarrufu<br />

yapabildiği ve sadece hareket sensörlü<br />

kontrol sistemi içermeyen sistemin<br />

de aydınlatma enerjisi tasarrufunu %20<br />

’ler seviyesinde gerçekleştirebildiği gösterilmiştir.<br />

Bu oranda bile tasarrufun sağlanmasıyla,<br />

ülke düzeyinde elektrik enerjisi tüketiminde<br />

%5 ile %6’lık bir azalma görülebilir<br />

ki bu da diğer birçok alanda olduğu gibi<br />

enerji alanında da dışa bağımlılığımızı<br />

belirli bir ölçüde azaltması açısından<br />

önemli bir yarar olabilecektir.<br />

Dünya enerji krizini izleyen yıllarda,<br />

CIE (Commission Internationale de L’Eclairage<br />

–Uluslararası Aydınlatma Komisyonu),<br />

IES (The Illuminating Engineering Society<br />

of America –ABD Aydınlatma Mühendisleri<br />

Birliği),<br />

IES (The Illuminating Engineering Society<br />

–İngiltere Aydınlatma Mühendisleri<br />

Birliği),<br />

IEI (The Illuminating Eng. Institute of<br />

Japan –Japon Aydınlatma Mühendisleri<br />

Enstitüsü) ve diğer kuruluşlar, aydınlatma<br />

enerjisinin etkin kullanılarak tasarruf<br />

edilmesine yönelik tasarım ve uygulama<br />

kılavuzları yayınladılar [1,4]. Bunlar incelendiğinde<br />

hemen hepsinde birbirine yakın<br />

sonuçlar çıkartmak mümkündür.<br />

Bu nedenle, söz konusu amaca yönelik<br />

önerilerden, yapay aydınlatma sisteminin<br />

kullanım süresi minimize edilmeli konusu-<br />

84<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya / Makale<br />

nu ele alalım,<br />

Bunu gerçekleştirmek için;<br />

a) Gün ışığını maksimum kullanmak,<br />

b) Otomatik kontrol sistemlerini kullanmak.<br />

Burada görülen ama yıllardır göz ardı edilen<br />

en önemli uyarı, gün ışığından maksimum<br />

yararlanmadır. Özellikle bütünleşik<br />

aydınlatma sistemlerinde, gün ışığına duyarlı<br />

kontrol sistemleri ile %35’lere varan<br />

enerji tasarrufu sağlanabilmektedir. Ayrıca,<br />

zaman anahtarları ve hareket sensörleri<br />

ile lambalar kullanılmadığı zaman otomatik<br />

olarak söndürülmesiyle de %30’lara<br />

varan tasarruf sağlanabilmektedir.<br />

Birçok ortamda aydınlık seviyesi yeterli<br />

olmasına karşın el alışkanlığı nedeniyle<br />

aydınlatma gereksiz yere devreye alınmaktadır.<br />

Sabah karanlık saatlerde devreye<br />

alınan aydınlatma gün ışıması ile<br />

birlikte kapatılmamaktadır. Koridor gibi<br />

geçiş alanlarında geçiş esnasında aydınlatma<br />

devreye sokulmakta ancak geri dönülmezse<br />

açık kalmaktadır. Bu ve bunun<br />

gibi birçok nedenden dolayı aydınlatma<br />

gerçekten %100 ihtiyaç doğrultusunda<br />

kullanılmamaktadır. Bu girdiden hareketle,<br />

hareket ve varlık sensörleri tasarlanmış,<br />

günlük hayattaki yerlerini almaya<br />

başlamıştır.<br />

Özellikle ortamda insan varsa ve aydınlık<br />

seviyesi yeterli değilse aydınlatmanın<br />

devreye alınması ve bunun dışında kapalı<br />

tutulması için Panasonic Eco Solutions<br />

A.Ş. Türkiye’nin ilk sıva altı duvar tipi PIR<br />

hareket sensörünü tasarlamıştır. Ürünün<br />

avantajı, var olan tesisatlarda kullanıma<br />

elverişli yerler için duvardaki mekanik<br />

anahtarı çıkartıp yerine hareket sensörünün<br />

takılması ile kullanıcıya çok pratik<br />

bir çözüm sağlamıştır. Ayrıca Sensör tüm<br />

standart testlerden geçecek düzeyde ve<br />

CE sertifikalıdır.<br />

Çalışma Prensibi; İnsan vücudu ortamda<br />

farklı bir sıcaklık (35°C) oluşturur. Bu farklı<br />

sıcaklık PIR hareket sensörü tarafından<br />

kızılötesi olarak algılanarak ortamda insan<br />

var bilgisi mikroişlemci tarafından<br />

belirlenmiş olur. Aynı zamanda sensör<br />

ortamın aydınlık seviyesini de ölçer. Ayarlanan<br />

aydınlık seviyesinin altında karanlık<br />

bir ortam ve ortamda da insan varsa sensör<br />

aydınlatmayı devreye alır, belirlenen<br />

süre boyunca açık kalmasını sağlar.<br />

Panasonic PIR hareket sensörleri tesisatta<br />

herhangi bir değişikliğe gidilmeden mekanik<br />

anahtarın çıkartılıp yerine sensörün<br />

takılması ile hem kullanıcıya konfor hem<br />

de ciddi enerji tasarrufu sağlar.<br />

Panasonic PIR Hareket Sensörleri EMC<br />

uyumludur ve geleneksel PIR hareket<br />

sensörlerine göre önemli avantajlar sunar;<br />

• Eşsiz tasarım konsepti ve dahili sinyal<br />

işleme özelliği ile yüksek güvenlik garantili<br />

optimal algılama yeteneğine sahiptir.<br />

• TO-5 metalinin içindeki yükseltici ve<br />

karşılaştırıcı devresi(Dijital)(Şekil 2) ile<br />

cep telefonları ve kablosuz cihazlar tarafından<br />

üretilen elektromanyetik alanların<br />

neden olduğu parazitleri önler.<br />

• Kullanılan özel I/V devresi sayesinde<br />

Pyroelectric elemandan gelen akım sinyalini<br />

voltaja dönüştürmek için daha iyi<br />

SNR(Sinyal/Gürültü Oranı) değerine sahiptir(Şekil<br />

3).<br />

• Panasonic PIR Hareket sensörleri geleneksel<br />

PIR hareket sensörlerinde kullanılan<br />

ve kurşun içeren seramik taban<br />

malzemelerinin(örneğin PZT) tersine Pyroelectric<br />

Elemanlarda LiTaO3 Kurşunsuz<br />

tek kristal kullanır. Bu sebeple çevre<br />

dostudur.<br />

• Benzersiz Pyroelectric Elemanların yarık<br />

tasarımı(Şekil 4) sayesinde hassasiyet<br />

önemli ölçüde geliştirilmiştir. Ayrılmış<br />

algılama alanları, tek algılama elemanları<br />

arasındaki termal karışmayı önler. Ayrıca<br />

havaların ısınmasıyla insan vucüt sıcaklığı<br />

ve ortam sıcaklığı arasındaki farkın<br />

azalmasından dolayı yaşanan algılama<br />

kaybı bu sensörde giderilmiştir.<br />

Ürün Özellikleri :<br />

• Standart anahtar kasasına uyumlu.<br />

• Gece/Gündüz (Lux ayarı) yapılabilir.<br />

• Süre ayarı yapılabilir.<br />

• 160° algılama açısına sahiptir.<br />

• Algılama açısı ayarlanabilir.<br />

• 10 metre algılama mesafesine sahiptir.<br />

• Açık / Kapalı / Otomatik olarak kullanılabilir.<br />

• Led lambalar ile kullanılabilir. In-Rush<br />

dayanımlı.<br />

• Güvenlik standartlarına sahip, CE sertifikalı.<br />

KAYNAKÇA<br />

1) CIE, “Statement on Energy Coservation<br />

and Lighting”, Publication CIE, No.29,<br />

1975.<br />

2) KAUFMAN, J.E. (Ed.), “Optimizing<br />

the Uses of Energy for Lighting”, Lighting<br />

Design and Application, Vol.3, No.10, 1973.<br />

3) IES, “IES Code-for Interior Lighting”,<br />

IES –London, 1977.<br />

4) TANABLE, R., “Report of the<br />

Illumination Rationalization Committ<br />

5) ONAYGİL, S., “Aydınlatmada Verimlilik<br />

veEnerji Tasarrufu”, İzmir Aydınlatma<br />

Sempozyumu, Bildiriler Kitabı, Kasım<br />

2001,İzmir, s.6-12.<br />

6) KÜÇÜKDOĞU, M.,”Aydınlatmada<br />

Etkin Enerji Kullanımı”<br />

7) KÜÇÜKDOĞU M.g., Aydınlatmada<br />

Etkin Enerji Kullanımı, EMO Ulusal<br />

Aydınlatma Kongresi, 2003<br />

8) MILLS E., The $230 - Billion Global<br />

Lighting Energy Bill, International<br />

Association for Energy Efficient Lighting<br />

and Lawrence Berkeley National<br />

Laboratory, ABD, 2002<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 85


“Yenilikçi projeler ile sektöre değer<br />

katmaya devam etmeyi hedefliyoruz”<br />

“Signify olarak gezegenimiz için sağlıklı aydınlatma ekipmanları kullanmak ve<br />

vatandaşların konforunu, güvenliğini ve emniyetini artırarak şehirlerin de yaşanabilirliğini<br />

geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra şehirlerin kimliklerini, imajlarını ve cazibelerini<br />

artırmaya yardımcı olmak da hedeflerimiz arasında.”<br />

1891’de Hollanda’nın Eindhoven şehrinde<br />

Frederik ve Gerard Philips’in kurduğu<br />

Philips Aydınlatma, tarih boyunca aydınlatma<br />

endüstrisindeki en önemli gelişmelerin<br />

birçoğunun altına imzasını attı.<br />

LED ve bağlantılı aydınlatmada dünya<br />

çapında bir endüstri lideri olan şirket, bu<br />

liderliğini ve şirket dinamikliğini yeni vizyon<br />

doğrultusunda ‘Signify’ adı ile taçlandırdı.<br />

Signify Türkiye Profesyonel Kanal Satış<br />

Direktörü Saner Kırık ile gerçekleştirdiğimiz<br />

röportaj çalışmamızda,<br />

Türkiye pazarındaki faaliyetleri,<br />

yeni yatırım/projelerini<br />

ve sekötürün içerisindeki son<br />

durumu ele almaya çalıştık.<br />

Sektörün içerisinde<br />

bulunduğu süreci nasıl<br />

değerlendiriyorsunuz?<br />

Kapasite, kalite ve ürün çeşitliliği<br />

açısından hızla gelişen<br />

aydınlatma sektörü, yeni<br />

ve gelişmiş bir teknoloji olan<br />

LED’e yönelerek büyüme sürecini<br />

hızlandırdı. Aydınlatma<br />

alanında önümüzdeki dönemde LED’in<br />

ciddi bir paradigma değişikliğine yol açması<br />

beklenirken, 2020’de piyasanın en<br />

az yüzde 75′inin LED’e geçmesi öngörülüyor.<br />

Türkiye’deki aydınlatma sektörü özelinde<br />

bakıldığında yurtdışındaki teknolojik<br />

gelişmelere paralel olarak son 10-15 yıldan<br />

beri bir büyüme trendi söz konusu.<br />

Sektör, şehirlerdeki nüfus artışı ve artan<br />

enerji ihtiyacı gibi global trendlere paralel<br />

olarak, etkin bir büyüme gerçekleştiriyor.<br />

Uzun ömrü ve sağladığı enerji verimliliği<br />

ile LED teknolojisi, tüm dünyada olduğu<br />

gibi Türkiye’de de sektöre damgasını<br />

vurmuş durumda. Bu büyümeyi etkileyen<br />

pek çok faktör söz konusu: İnşaat sektörünün<br />

AVM, lüks ofis, konut, akıllı bina ve<br />

kentsel dönüşüme yönelmesi, kişi başına<br />

düşen milli gelir artışı ve kişilerin daha<br />

konforlu hayat tercih etmeleri gibi eğilimler<br />

son teknolojik çözüm olan LED aydınlatmaya<br />

olan talebi arttırıyor. Bu talep<br />

artışı LED aydınlatma ürünlerinin daha<br />

86<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

ulaşılabilir fiyatlarla sunulmasını mümkün<br />

kılıyor. Özellikle tüketici pazarında<br />

Türkiye’de LED’e geçiş oranı %50’lerde<br />

bulunuyor.<br />

LED dönüşümü konusunda, globalde olduğu<br />

gibi Türkiye’de de pazar lideri olarak;<br />

özellikle bağlantılı LED sistemleri,<br />

anahtar teslim aydınlatma çözümleri gibi<br />

birçok konuda Türkiye’de öncü ve destekçi<br />

olmaya devam edeceğiz. Yalnızca<br />

son teknoloji ürün ve çözümlerin Türkiye’ye<br />

getirilmesinin yeterli olmadığının<br />

farkındayız. Aynı zamanda bu ürünlerin<br />

güncel yönetmelikler ve teknik şartnamelerle<br />

uyumlu olması da bizim için çok hassas<br />

bir konudur. A+ ve A++ enerji sınıfı<br />

etiketlerine sahip çevreye duyarlı Philips<br />

lambalar ve aydınlatma armatürleri ile<br />

enerji verimliliğine katkıda bulunarak sürdürülebilir<br />

teknolojileri destekliyoruz.<br />

Bağlantılı LED sistemleri de, önümüzdeki<br />

dönemde aydınlatmanın olmazsa olmazı<br />

haline gelecek. Tam manasıyla, her<br />

yönüyle dijital bir dünyaya dönüşen bir<br />

aydınlatmadan bahsediyoruz. Geleceğe<br />

baktığımızda bir gün tüm ampullerimizin<br />

ve armatürlerimizin dijital ve yerel ağa<br />

bağlanmaya hazır olacağını görebiliyoruz.<br />

Dijital aydınlatma olarak üç farklı uygulama<br />

alanından bahsedebiliriz: Akıllı Evler,<br />

Akıllı Ofisler ve Akıllı Şehirler.<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

Markamız, aydınlatmanın üzerimizdeki<br />

olumlu etkilerine yönelik anlayışı ve derin<br />

teknolojik bilgisi sayesinde, ticari değer<br />

yaratan, zengin kullanıcı deneyimi<br />

sunan ve hayat kalitesini yükselten dijital<br />

aydınlatma yenilikleri sunuyor. Profesyonel<br />

ve tüketiciye yönelik tüm pazarlarda<br />

hizmet veriyor; LED satışları ve bağlantılı<br />

aydınlatma sistemlerinde sektör lideri konumunda<br />

bulunuyor. Pazar payımızı arttırmak<br />

için güçlü olduğumuz alanları<br />

daha da geliştirmeye<br />

odaklanıyoruz.<br />

Özellikle LED<br />

dönüşümüne<br />

liderlik ediyor<br />

ve tüm<br />

dünya-<br />

da olduğu gibi akıllı şehirler, akıllı evler<br />

konularında da farklı çözümlerimizi piyasaya<br />

tanıtıyoruz ve şehirlerin önemli<br />

noktalarını güzelleştiren projelere odaklanıyoruz.<br />

Signify’ın LED teknolojisi elektrik<br />

tüketiminde %80’e varan bir tasarruf<br />

sağlıyor. Bu açıdan enerji tasarrufu ve<br />

verimliliği konusunda farkındalığı artırıcı<br />

çalışmalar da yine Pazar payımızı geliştirici<br />

konular arasında gündemimizde yer<br />

alıyor.<br />

Şu anda devam eden projeleriniz<br />

hangileri?<br />

Signify olarak gezegenimiz için sağlıklı<br />

aydınlatma ekipmanları kullanmak ve<br />

vatandaşların konforunu, güvenliğini ve<br />

emniyetini artırarak şehirlerin de yaşanabilirliğini<br />

geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bunun<br />

yanı sıra şehirlerin kimliklerini, imajlarını<br />

ve cazibelerini artırmaya yardımcı olmak<br />

da hedeflerimiz arasında. Dış mekân<br />

aydınlatması, yaşanabilir şehirler yaratmada<br />

önemli bir rol oynuyor. Signify<br />

Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz projelerle<br />

şehirleri güzelleştirmeye ve yaşam<br />

kalitesini artırmaya devam ederek, son 7<br />

yılda Adana, Ankara, Bursa, Çanakkale,<br />

Edirne, Gaziantep, İzmir, İstanbul, Kahramanmaraş,<br />

Konya, Kırklareli ve Lüleburgaz<br />

da dâhil olmak üzere Türkiye’nin<br />

dört bir yanında 50’den fazla ikonik şehir<br />

projesine imza attık.<br />

Saner Kırık / Signify Türkiye Profesyonel Kanal Satış Direktörü<br />

Önümüzdeki dönem için yeni<br />

yatırım ve projeleriniz var mı?<br />

Philips Aydınlatma’nın kökleri 125 yıldan<br />

daha da öncesine, 1891’de Hollanda’nın<br />

Eindhoven şehrinde Frederik ve Gerard<br />

Philips’in kurduğu şirkete dayanıyor. Tarih<br />

boyunca bu şirket, aydınlatma endüstrisindeki<br />

en önemli gelişmelerin birçoğunun<br />

altına imzasını attı. Günümüzde ise dünyadaki<br />

en geniş bağlantılı aydınlatma ağına<br />

sahip olan şirket; geleneksel, LED ve<br />

bağlantılı aydınlatmada dünya çapında bir<br />

endüstri lideri. Bu liderliğini ve şirket dinamikliğini<br />

yeni vizyon doğrultusunda ışığın<br />

oluşturduğu akıllı dilin anlamlı bir amaca<br />

bağlanmasından yola çıkarak ‘Signify’ adı<br />

ile taçlandırılmasına karar verildi.<br />

Yeni ismimiz ile birlikte daha aydınlık yaşamlar<br />

ve daha iyi bir dünya için ışığın<br />

olağanüstü potansiyelini ortaya çıkarmayı<br />

amaçlayan stratejik vizyonumuzun açık bir<br />

ifadesi olduğunu söyleyebiliriz. Bu vizyon<br />

ile birlikte kurumsal imajımızı baştan yaratmak<br />

için vazgeçilmez bir fırsat yakaladık.<br />

Bu yeni ve eşsiz imajımız sayesinde de<br />

32.000 Signify çalışanı olarak birbirimize<br />

daha iyi kenetleneceğimize inanıyor çok<br />

daha başarılı işlere hep birlikte imza atacağımıza<br />

inanıyoruz. Ve 1930 yılından beri<br />

Türkiye’de aktif olan bir firma olarak bugüne<br />

kadar yaptığımız gibi geliştirdiğimiz<br />

en ileri teknoloji çözümlerimizi ve global<br />

tecrübemizi ülkemize ve yenilikçi projeler<br />

ile sektöre değer katmaya devam etmeyi<br />

hedefliyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 87


“En uygun çözümü en<br />

az ürünle sunuyoruz”<br />

“Önümüzdeki dönemde ürün ailelerimize mikrodalga sensörler dahil edeceğiz. Hem<br />

otomasyona bağlı hem standalone tarafta çözüm sağlayacak olan bu sensörlerle yine<br />

birçok projede bulunma fırsatı yakalamayı hedefliyoruz.”<br />

Dosya<br />

Müslüm Aydoğdu / Bticino ve Sistemleri Ürün Müdürü<br />

1990 yılında Bufer Elektrik’ i satın alarak<br />

Türkiye elektrik pazarına giriş yapan Legrand<br />

Grubu, sektöre tam kapsamlı çözümler<br />

sunmakta. Firma sürdürülebilir bir büyüme<br />

hedefi için, elektrik ve dijital altyapı<br />

sistemlerindeki lider konumunu güçlendirip,<br />

yenilikçi çözümler sunarak pazarda<br />

öncü olmayı hedeflemekte. Bticino ve<br />

Sistemleri Ürün Müdürü Müslüm Aydoğdu<br />

yapmış olduğumuz röportajda Legrand<br />

Grubu ve markaları hakkında merak ettiklerimizi<br />

ele aldık.<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?<br />

Legrand genel anlamda elektrik malzemeleri<br />

ve dijital altyapılar ile ilgili çözümler<br />

üreten bir marka.<br />

Şalt malzemeler dediğimiz alçak gerilim,<br />

dağıtım ekipmanları içerisinde modüler yapıda<br />

ürünler olan otomatik sigortalar, kaçak<br />

akım koruma anahtarları, parafudrlar, kontaktörler,<br />

dijital ve analog zaman saatleri,<br />

bunların dışında trafolar, sarf malzemeler,<br />

endüstriyel fiş ve prizler, konut ve ticari pazarlara<br />

yönelik anahtar, priz serilerimiz var.<br />

Ayrıca My Home dediğimiz ev otomasyonu<br />

ve bunun dışında intercom sistemlerimizle<br />

son kullanıcılara yönelik akıllı bina çözümleri<br />

geliştirmekteyiz.<br />

Bunların dışında kablo yönetim sistemleri<br />

adı altında tel örgü metal kablo taşıma<br />

tavaları, PVC kablo kanalları, çalışma ortamı<br />

çözümleri içerisinde döşeme altı buatlar,<br />

masa altı, masa üstü priz blokları,<br />

kablo dağıtımında ve çeşitli fonksiyonlarda<br />

anahtar, prizlerin sonlandığı sütunlar.<br />

Gebze Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikamızda<br />

şalt malzeme, anahtar,prizler ve<br />

PVC kablo kanallarının üretimini gerçekleştirmekteyiz.<br />

Bununla beraber Sancaktepe’deki<br />

İnform fabrikamızda ise UPS(kesintisiz<br />

güç kaynakları) ve 19” Rack kabin/<br />

kabinetleri üretmekteyiz.<br />

Benim sorumlu olduğum ürün grupları ise<br />

yapısal kablolama sistemleri olan bakır ve<br />

fiber optik ürün grupları ve bunların hem<br />

LAN(Local Area Network) hem de Data<br />

Center pazarına yönelik çözümleri ve Estap<br />

markamız altında 19” Rack kabinleri<br />

ve aksesuarları, Data Center Kabinleri ve<br />

Özelleştirilmiş Telekom Kabinleri. Ağırlıklı<br />

olarak ana üretim kalemlerimiz yapısal<br />

kablolama sistemleri pasif taraf ürünleri<br />

olan kabin/kabinetler, bakır ve fiber optik<br />

data kabloları, patch paneller, patch cordlar,<br />

RJ45 data prizleri, konnektörleri ve<br />

fiber optik bloklar. Bunların dışında aktif cihaz<br />

olarak PoE enjektör modüller, access<br />

point, switch ve fiber/bakır dönüştürücüler<br />

üretmekteyiz.<br />

Sektörün içerisinde bulunduğu<br />

süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?<br />

Aydınlatma sistemlerinin amacı tamamen<br />

enerji tasarrufuna yöneliktir. Enerji tasarrufu<br />

sağlarken aynı zamanda çevreye duyarlı<br />

ürünlerinde kullanılması son derece<br />

önemli. Bunula birlikte ışık kaynaklarının<br />

ve lux değerlerinin insanları rahatsız etmeyecek<br />

tasarımda konumlandırılması ve<br />

ayarlanmasıda ayrı bir önem taşımaktadır.<br />

Bunlar bir bütün olarak sektörde çeşitli iş<br />

alanlarının oluşmasına ve ürün tasarımlarının<br />

gelişmesine yardımcı olmaktadır. Led<br />

teknolojinin iyice gelişmesi ve kabul görmesinden<br />

itibaren büyük ölçülerde tasarruf<br />

sağlandı.<br />

Bununla birlikte aydınlatma sistemlerinden<br />

kullanıma bağımlı veya otomasyona bağlı<br />

sensörlerle ortamdaki doğal ışık şiddeti en<br />

verimli şekilde kullılmaktadır. Yeşil binaların<br />

yaygınlaşması yine sektöre hız katan<br />

diğer bir unsur. Bu gibi gelişimler sektörün<br />

gelişmesini her geçen gün arttırmaktadır.<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

Legrand ailesi olarak birçok alanda faaliyet<br />

göstermekteyiz. Aydınlatma yönetimi<br />

tarafında hem standalone sensörlerimiz<br />

hemde otomasyona bağlı sensör çözümlerimizle<br />

fark oluşturmaktayız. Bu sene<br />

başında sunduğumuz standalone DALI<br />

sensörümüzde birçok alanda aydınlatma<br />

yönetim çözümleri sunmaktadır. En büyük<br />

avantajımız bir projenin başından itibaren<br />

içinde bulunarak en uygun çözümü en az<br />

ürünle sunmamızdır. Böylece hem mimari<br />

açıdan hemde maliyetler açısından büyük<br />

avantajlar sağlamaktayız.<br />

Önümüzdeki dönem için yeni yatırım<br />

ve projeleriniz var mı?<br />

Aydınlatma yönetimi tarafında KNX çözümlerimize<br />

bu sene ağırlık verdik. Önümüzdeki<br />

dönemde ürün ailelerimize mikrodalga<br />

sensörler dahil edeceğiz. Hem<br />

otomasyona bağlı hem standalone tarafta<br />

çözüm sağlayacak olan bu sensörlerle<br />

yine birçok projede bulunma fırsatı yakalamayı<br />

hedefliyoruz.<br />

88<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

“Standartlar konusunda acil<br />

çalışmalar yapılması gerekmekte”<br />

“Dünya üzerindeki rekabet ve piyasadaki ciddi daralma ile zor günler geçiriyoruz. Çin<br />

menşeili ürünlerin piyasamıza girmesi ve buna orantılı olarak ucuz ve kalitesiz ürünlerin<br />

piyasada daha fazla yer bulmasıyla üretim kapasiteleri gün geçtikçe azalmakta ve zora<br />

giren firma sayısı gün geçtikçe artmakta.”<br />

Innova Aydınlatma, Mimarlık ofisleri, inşaat<br />

şirketleri ve son tüketicilere sunduğu<br />

hizmet kalitesi, üstün üretim gücü ve<br />

yenilikçi çözümleriyle kurulduğu günden<br />

bugüne, Türk Aydınlatma Sektörü’nün referans<br />

firmalarından biri oldu. Türkiye’nin<br />

adını dünyanın önde gelen aydınlatma<br />

üreticileri arasına taşımak isteyen firma,<br />

mükemmelliği bir standart olarak sunma<br />

hedefiyle faaliyetlerini sürdürmekte. Innova<br />

Aydınlatma Genel Müdürü Uğur Işık ile<br />

kısa bir röportaj çalışması gerçekleştirdik.<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir<br />

misiniz?<br />

Innova Aydınlatma Türkiye ve Dünya Aydınlatma<br />

Piyasasında İç ve Dış Mekan<br />

Aydınlatma Ürünleri Üretimi Konusunda<br />

Uzmanlaşmıştır. Dekoratif ve profesyonel<br />

ürün segmentlerinden klasik ve modern<br />

tarzda istenilen ürünlerin üretimi ve<br />

gerektiğinde montajı konusunda 44 yıllık<br />

bilgi birikimimiz ile çalışmaktayız.<br />

Uğur Işık / Innova Aydınlatma Genel Müdürü<br />

Sektörün içerisinde<br />

bulunduğu süreci nasıl<br />

değerlendiriyorsunuz?<br />

Dünya üzerindeki rekabet ve piyasadaki<br />

ciddi daralma ile zor günler geçiriyoruz.<br />

Çin menşeili ürünlerin piyasamıza<br />

girmesi ve buna orantılı olarak ucuz ve<br />

kalitesiz ürünlerin piyasada daha fazla<br />

yer bulmasıyla üretim kapasiteleri gün<br />

geçtikçe azalmakta ve zora giren firma<br />

sayısı gün geçtikçe artmakta. Aydınlatma<br />

maalesef piyasamızda bir yapıda genelde<br />

ihtiyaç olduğu son anda akla gelen bir<br />

ürün gamı. Bu sebeple de üretim yapmak<br />

gerçekten çok zorlaştı.<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

Kalite/fiyat performans oranımızı her zaman<br />

yüksek tutuyoruz.<br />

Kullandığımız komponentleri uzun yıllar<br />

boyunca kullanılabilecek şekilde seçiyoruz.<br />

Şu anda devam eden projeleriniz<br />

hangileri?<br />

Yurtdışında 2 otel projemiz ve yurtiçinde<br />

merkez ofis binaları ile belli başlı bir çok<br />

projemiz devam etmekte.<br />

Önümüzdeki dönem için yeni<br />

yatırım ve projeleriniz var mı?<br />

Şu anda piyasaların geleceği noktaları<br />

görmek önemli. Yatırım yapmak için henüz<br />

doğru bir zaman olduğunu düşünmüyoruz.<br />

Son olarak eklemek istedikleriniz?<br />

Aydınlatma çok ciddi bir konu fakat henüz<br />

bu konu ile ilgili ülkemizde doğru bir noktaya<br />

gelindiğini söylemek güç.<br />

Standardlar konusunda acil çalışmalar<br />

yapılması gerekmekte.<br />

90<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


“Işığın mekana özel<br />

mühendisliğini yapıyoruz”<br />

“Aydınlatma sektöründe, LED’le birlikte yaşanan değişim sürecine Türkiye çok çabuk<br />

adapte oldu. Türkiye’de enerji verimliliği açısından çok cazip olan LED’e karşı ilgi ve<br />

LED’den beklenen performans Avrupa’nın ilerisinde. Avrupa’dan aldığımız geri dönüşlere<br />

dikkat ettiğimizde Türkiye’nin, LED’e Avrupa’nın birçok ülkesinden daha hızlı geçiş yaptığını<br />

fark ediyoruz.”<br />

Kurumsal faaliyetlerine 1963 yılında temel<br />

aydınlatma gereçlerinin imalatı ile başlayan<br />

LAMP 83, zaman içerisinde evrilerek<br />

günümüzde globalleşen bir markaya dönüştü.<br />

“Doğru Aydınlatma“ motivasyonu ve<br />

tescilli sloganı ile 50 yılı aşkın süredir pazarda<br />

önemli bir oyuncu olarak varlık gösteren<br />

firma, kurumsal ve bireysel paydaşlarının<br />

desteği ile gelişimini, büyümesini ve<br />

globalleşmesini sürdürmekte.<br />

LAMP 83 Satış Grup Müdürü Serhan Acar<br />

gerçekleştirdiğimiz röportajda kendilerine<br />

firma hakkında merak ettiklerimizi ve önümüzdeki<br />

döneme dair planlarını sorduk.<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir misiniz?<br />

1963 yılında temel aydınlatma gereçlerinin<br />

imalatı ile faaliyete başlayan, yarım yüzyılı<br />

aşan tecrübesine sahip olduğu teknolojik<br />

üstünlüklerle tasarımcı kimliğini de ekleyen,<br />

nitelikli ve uzman ekibi ile aydınlatma<br />

sektörüne birçok yeniliği, öncü hizmeti ve<br />

teknolojiyi sunan LAMP 83; Türk aydınlatma<br />

sektörünün öncü markalarından biridir.<br />

LAMP 83, mağazalar, alışveriş merkezleri,<br />

ofisler, oteller, hastaneler, rezidanslar,<br />

kamu binaları ve diğer yapılar için standart<br />

veya ihtiyaca uygun olarak LED çözümlerini<br />

tasarlar, geliştirir, projelendirir ve üretir.<br />

Enerji tasarrufu, verimlilik, kalite, kullanım<br />

ömrü ve dayanıklılık hususlarında müşterilerine<br />

en uygun çözümleri sunmak için çalışan<br />

ve ışığın kontrol edilmesi konusunda<br />

uzmanlaşan LAMP 83, toplam 22.000 m2<br />

toplam alana sahip olan fabrikasında her<br />

sene 1.000.000’den fazla aydınlatma aygıtı<br />

üretme kapasitesine sahiptir.<br />

En büyük ihracat pazarımız Almanya ve<br />

İsveç başta olmak üzere AB ülkeleri. Almanya<br />

gibi Kalite standartlarıyla birlikte<br />

beklentilerin de yüksek seviyede olduğu bir<br />

pazarda yakaladığımız başarıyı bütün AB<br />

ülkelerinde yakalamak istiyoruz.<br />

Bunun dışında Fransa, Belçika, Hollanda,<br />

BAE, İran, Ukrayna, Suudi Arabistan,<br />

Ürdün, Karadağ, Makedonya ve Gürcistan’ın<br />

da aralarında olduğu 14 farklı ülkede<br />

distribütörlüğümüz bulunuyor ve 50’ye<br />

yakın ülkeye, kendi markamız ile ihracat<br />

yapıyoruz.<br />

Sektörün içerisinde bulunduğu<br />

süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?<br />

Aydınlatma sektöründe, LED’le birlikte yaşanan<br />

değişim sürecine Türkiye çok çabuk<br />

adapte oldu. Türkiye’de enerji verimliliği<br />

açısından çok cazip olan LED’e karşı ilgi<br />

ve LED’den beklenen performans Avrupa’nın<br />

ilerisinde. Avrupa’dan aldığımız geri<br />

Serhan Acar / LAMP 83 Satış Grup Müdürü<br />

92<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

dönüşlere dikkat ettiğimizde Türkiye’nin,<br />

LED’e Avrupa’nın birçok ülkesinden daha<br />

hızlı geçiş yaptığını fark ediyoruz.<br />

Ancak, tüketicilerin genellikle ürünün fiyatına<br />

bakarak ‘tekil anlamda en ucuz olan<br />

ürüne’ yöneldiklerini gözlemliyoruz. Dolayısıyla<br />

enerji verimliliğine yönelim ve bu konudaki<br />

farkındalık, henüz istenen seviyede<br />

değil. Önemli olan, uygun görülen ürünün<br />

birim fiyatı değil, talebe bağlı olarak ulaşılmak<br />

istenen aydınlık seviyesini sağlayabilecek<br />

aydınlatma sistemlerinin maliyeti<br />

ve sağlayacağı enerji tasarrufudur. Enerji<br />

verimli ürünler konusunda tüketici bilgisi ve<br />

talebi arttıkça, katma değeri yüksek ürünlere<br />

olacak talep artışı ile pazar daha da<br />

büyüyecektir.<br />

Rekabet noktasında ürün ve<br />

fiyatta farklılaşma stratejinizi nasıl<br />

belirliyorsunuz?<br />

LAMP 83’ün ürün gamı, zaman içerisinde<br />

her türlü iç aydınlatma projesine uyum<br />

sağlayacak ve doğru çözümü önerebilecek<br />

şekilde geliştirildi. Ürünlerimizin neredeyse<br />

tamamı, LED ışık kaynakları ile beraber A+<br />

veya A++ enerji sınıfı verimliliğe sahip.<br />

LAMP 83’ün ticarette faal olduğu yarım<br />

yüzyılın üstündeki süre boyunca, ürünlerimizin<br />

kaliteli, verimli, uzun ömürlü, zamanın<br />

teknolojisine uygun ve dayanıklı<br />

olması, her zaman bizim için birinci öncelik<br />

oldu. Bu bağlamda, ürettiğimiz tüm<br />

ürünler ilgili Avrupa Birliği mevzuatı ve<br />

standartlarına göre üretiliyor; bu da bizim<br />

dünyanın her yerine ihracat yapabilmemize<br />

olanak sağlıyor.<br />

Daha da detaya inmek gerekirse bir aydınlatma<br />

aygıtının toplam kalitesi ve başarısını<br />

oluşturan LED ışık kaynağı, sürücü,<br />

optik (lens veya reflektör), soğutma kapasitesi,<br />

mekanik tasarım, boya kalitesi,<br />

kullanılan malzemelerin kalitesi, işçilik vb.<br />

tüm konuların her birini tek tek ele alarak,<br />

her bir alanda daha iyiyi hedefleyerek üretim<br />

yapıyoruz. Bu da ürünlerimizin kaliteli,<br />

verimli, uzun ömürlü ve dayanıklı olmasını<br />

sağlıyor. Örneğin İstanbul Atatürk Havalimanı<br />

Dış Hatlar Terminali ATÜ Duty<br />

Free mağazasında, 2012 ilkbaharından<br />

bu yana, hiç kapanmadan 7 gün 24 saat<br />

yanan ve hala sorunsuz şekilde çalışmaya<br />

devam eden ürünlerimiz mevcut.<br />

Satış sonrasında da ürünlerimizin performansını,<br />

projenin başarısını müşterilerimizle<br />

beraber objektif bir şekilde değerlendiriyoruz.<br />

Ürünlerimizin nitelikleri kadar<br />

önemli olan bir diğer husus, aydınlatma<br />

uzmanlarımızın aydınlatmasını yapacağımız<br />

mekanlar için özel olarak çalıştıkları<br />

aydınlatma projeleridir. Ortaya çıkan hesaplamalar,<br />

görseller ve yakalanan değerlerin<br />

ardından, teknik anlamda, estetik, verimlilik,<br />

enerji tüketimi ve bütçe anlamında<br />

projenin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayan<br />

ürünleri seçerek, üretim aşamasına geçiyoruz.<br />

Bir bakıma, ezberden ürün önermek<br />

yerine ışığın mekana özel mühendisliğini<br />

yapıyoruz. Tüm bu bileşenler ve toplam<br />

kalite anlayışımız, LAMP 83’ün rakiplerinin<br />

önünde ve müşteri nezdinde farklı bir noktada<br />

konumlanmasını sağlıyor.<br />

Şu anda devam eden projeleriniz<br />

hangileri?<br />

Aydınlatma çözüm ortağı olarak hizmet<br />

verdiğimiz belli başlı markaları alfabetik<br />

sırayla kısaca sayarsak, Adidas, Altınbaş,<br />

ATÜ Duty Free, Bellona, Bosch, Cacharel,<br />

Camper, Colin’s, Damat&Tween, D’S Damat,<br />

Dedeman, Defacto, Flormar, Hilton,<br />

Hyundai, Kahve Dünyası, Kiğılı, Koleksiyon<br />

Mobilya, Komşu Fırın, Koton, Loft,<br />

Little Big, Mondi, Lacoste, Loft, New Balance,<br />

Nike, Nine West, Pierre Cardin, Profilo,<br />

Renault, Sarar, Sephora, Simit Sarayı,<br />

Starbucks, Turkcell, U.S. Polo ASSN, Vodafone,<br />

Yatsan aklımıza ilk gelen markalar.<br />

Yakın bir dönemde, Yemek Sepeti’nin Levent’teki<br />

yeni ofisi “Yemek Sepeti Park,<br />

Ferko Signature Ofis Bloğu, Vakıfbank<br />

Genel Merkezi, Küçükyalı’daki Hilltown<br />

AVM ve Acıbadem Altunizade Hastanesi’ne<br />

LAMP 83’ün ışığını taşıdık. Şu anda<br />

devam eden önemli projelerimiz arasındaysa,<br />

Vadi İstanbul içerisinde yer alacak<br />

Galeries Lafayette, Acıbadem Maslak<br />

Hastanesi ve Robert Koleji’ni sayabiliriz.<br />

Önümüzdeki dönem için yeni<br />

yatırım ve projeleriniz var mı?<br />

Şu sıralarda bizi en çok heyecanlandıran<br />

projemiz, LAMP 83 tarafından geliştirilen,<br />

birçok yenilik ve ilki de beraberinde getiren,<br />

yeni e-ticaret platformumuz: “İş Ortağım<br />

LAMP 83”. Platformu yakın bir zaman<br />

önce aydınlatma sektöründe faaliyet<br />

gösteren ticari sektör profesyonellerinin<br />

hizmetine sunduk. Platformun en büyük<br />

özelliği, stok tutma zorunluluğu, yıllık ciro<br />

taahhüdü ve teminat mektubu gibi sorunlulukları<br />

yaşamadan, LAMP 83’ün alışılmış<br />

ürün ve hizmet kalitesini, kendi ilindeki tüketicilere<br />

sunabilen sınırlı sayıda firmadan<br />

biri olma şansını sunması. İşleyiş yapısını<br />

kısaca özetlemek gerekirse, Türkiye’deki<br />

81 ilin demografik yapısına göre, sınırlı<br />

sayıda seçilecek olan “LAMP 83 İş Ortakları”,<br />

7 gün 24 saat boyunca online hizmet<br />

verecek e-ticaret sitesi aracılığıyla, temin<br />

edecekleri LAMP 83 ürünleri ile ilgili, siparişten<br />

sevkiyata kadar tüm iş ve işlemlerini<br />

telefon etmeye dahi gerek kalmadan, tek<br />

bir tuş yardımıyla bu platform üzerinden<br />

gerçekleştirebilecek.<br />

Platforma üye olan, “LAMP 83 İş Ortakları”,<br />

platform üzerinden ürün ve güncel stok<br />

bilgisi görüp, ürün siparişlerini geçebilmenin<br />

yanı sıra, kredi kartı ile tek seferde<br />

veya taksitli ödeme yapabilecek ve kargo<br />

takip bilgilerini de alabilecekler.<br />

Platformun üyeleri, ayrıca hem kendilerine<br />

ayrılan özel sayfalarda firmalarını, projelerini,<br />

referanslarını ve hizmetlerini tanıtabiliyor;<br />

hem de LAMP 83 tarafından platformla<br />

ilgili olarak yapılacak tüm reklam, tanıtım<br />

ve pazarlama çalışmalarından yararlanabilme<br />

şansını elde edecekler.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 93


İTÜ Arıoğlu Yolu - iGuzzini iPro Spot Armatür<br />

“Her dönemde karşılaşılan ekonomik<br />

koşullara uyum sağlamış bir firmayız”<br />

Kalitenin uzun vadeli bir yatırım olduğunu müşterilerimize aktarmak öncelikli görevimiz.<br />

Ürünlerimiz sahip oldukları tasarım, malzeme, teknoloji gibi özelliklerle zaten farklılaşıyor.<br />

Diğer önemli bir özelliğimiz ise esneklik. Benzer ürün kategorileri için farklı ekonomik<br />

seviyelerde ürün sunabildiğimiz zengin bir ürün koleksiyonumuz var bu da bizi her türdeki<br />

ekonomik koşullar karşısında esnek kılıyor.<br />

TEPTA Aydınlatma 1991’den beri mimarlara,<br />

tasarımcılara, elektrik mühendislerine<br />

ve son kullanıcılara ışık alanında hizmet<br />

sunan bir çözüm ortağı.<br />

Firma, küçük veya geniş ölçekli projelendirme<br />

ve “doğru” aydınlatma danışmanlığından,<br />

önde gelen aydınlatma markalarının<br />

ürünlerinin satışına, süpervizyon<br />

ve denetim hizmetlerine, satış sonrası<br />

montaj ve bakım servislerine kadar pek<br />

çok alanda yaygın bir faaliyet ve hizmet<br />

ağına sahip. TEPTA Aydınlatma Stratejik<br />

Marka Direktörü Özlem Yalım ile yapmış<br />

olduğumuz röportaj çalışmasında aydınlatma<br />

sektöründeki faaliyetlerini, devam<br />

eden projelerini ve önümüzdeki döneme<br />

dair planlarını ele almaya çalıştık.<br />

Firmanızın pazardaki faaliyetleri<br />

hakkında kısaca bilgi verir<br />

misiniz?<br />

TEPTA olarak, çalışmalarımızda başarıyı,<br />

mimarlardan, pazarlama uzmanlarından<br />

ve teknik ekipten oluşan deneyimli kadromuz<br />

ile sağlamaktayız.<br />

Aydınlatma alanındaki hizmet ve ürün<br />

kapsamımız, gerek dekoratif gerekse<br />

mimari aydınlatmada, iç mekanlardan<br />

dış mekanlara ve bina cephe aydınlatmasına<br />

kadar uzanıyor. Sergilenen tek<br />

bir mücevherin aydınlatılmasından, büyük<br />

kapsamlı projelere; tüm bir konutun<br />

hedeflenen estetik kavram çerçevesinde<br />

aydınlatılmasından, ofislere ve ticari yapılara,<br />

demo aydınlatmalarından tarihi<br />

eserlere ve müzelere kadar her aydınlatma<br />

çözümü için en uygun ürünlerle en iyi<br />

hizmeti sağlıyoruz.<br />

Böylesine geniş bir ürün ve hizmet yelpazesini<br />

25 yılı aşkın süredir temsilcisi olduğumuz<br />

iGuzzini’nin yanı sıra alanında<br />

önde gelen 30’dan fazla Avrupa merkezli<br />

şirketin Türkiye temsilcisi olarak gerçekleştirmekteyiz.<br />

Tasarım ve kaliteleriyle<br />

öne çıkan bu markalardan bazıları, Simes,<br />

Linea Light Group, Lasvit, Brand van Egmond,<br />

Aqua Creations, Leucos, Catellani<br />

& Smith, Studio Italia Design, Delightfull,<br />

Roger Pradier, Cini and Nils, Kundalini,<br />

Il Fanale, Torremato, Terzani ve Masiero<br />

olarak sıralanabilir. Exclusive markaları-<br />

94<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Dosya<br />

Özlem Yalım / TEPTA Stratejik Marka Direktörü<br />

mızın yanında herhangi bir projede specify<br />

edilmiş diğer markalarla da işbirliklerimiz<br />

dahilinde çalışabilmekteyiz. 30.000’den<br />

fazla ürün çeşidimiz var bunların sadece<br />

bir kısımını 1.Levent’teki 4 katlı mağazamızda<br />

sergileyerek sunuyoruz.<br />

Bütün bunların yanında sunduğumuz<br />

hizmetler arasında özel üretim ürünler<br />

de zaman zaman öne çıkabiliyor. Projelerin<br />

bütünlüğünün öncelikli olduğu<br />

durumlarda, mimar – elektrik mühendisi<br />

– kullanıcı üçgeninin istekleri<br />

doğrultusunda teknik, estetik<br />

ve ekonominin birleştikleri en<br />

uygun noktayı üst kalitedeki<br />

üretimlerde sağlayabiliyoruz.<br />

Bu özelliği ile gerek yurt içinde<br />

gerekse yurt dışında iyi, hızlı<br />

ve güvenilir bir çözüm ortağı<br />

konumundayız.<br />

Sektörün içerisinde<br />

bulunduğu süreci nasıl<br />

değerlendiriyorsunuz?<br />

TEPTA olarak her dönemde<br />

karşılaşılan ekonomik koşullara<br />

uyum sağlamış bir firmayız.<br />

Sektörel anlamda, merdiven<br />

altı üretimler, kalitesi düşük<br />

uzak doğu ürünleri, rekabet<br />

dezavantajı yaratan kopyacılık<br />

gibi alanlarda çeşitli vakalarla<br />

karşılaşıyoruz. Bunları sektörü<br />

etkileyen olumsuz faktörler<br />

İTÜ Arıoğlu Yolu İnşaat Fakültesi Çıkışı - iGuzzini Twilight Direk Aydınlatma<br />

iGuzzini / Twilight Bilbao<br />

olarak üzüntü ile izliyoruz. Sektördeki aydınlatma<br />

tasarımcılarının günden güne<br />

artması sektörel anlamda bilincin artması<br />

bakımından bize umut veriyor.<br />

Rekabet noktasında ürün ve fiyatta<br />

farklılaşma stratejinizi nasıl belirliyorsunuz?<br />

Müşterilerimizin bilinçsiz olmaları ve kısa<br />

vadeli düşünmeleri bizleri zaman zaman<br />

aydınlatma alanında daha çok bilgi paylaşımı<br />

yapmamız gerektiği sonucuna<br />

getiriyor. Hizmetlerimizi,<br />

markalarımızı, ürünlerimizi ve<br />

onların hikayelerini anlatmak<br />

için çok farklı kanallardan iletişim<br />

ve pazarlama stratejileri yürütüyoruz.<br />

Ayrıca kendini global<br />

pazarda kanıtlamış, yenilikçi ve<br />

uzman markalarla çalışıyoruz.<br />

Kalitenin uzun vadeli bir yatırım<br />

olduğunu müşterilerimize<br />

aktarmak öncelikli görevimiz.<br />

Ürünlerimiz sahip oldukları tasarım,<br />

malzeme, teknoloji gibi<br />

özelliklerle zaten farklılaşıyor.<br />

Diğer önemli bir özelliğimiz ise<br />

esneklik. Benzer ürün kategorileri<br />

için farklı ekonomik seviyelerde<br />

ürün sunabildiğimiz zengin<br />

bir ürün koleksiyonumuz var<br />

bu da bizi her türdeki ekonomik<br />

koşullar karşısında esnek kılıyor.<br />

Mimarların özel tasarımlarını<br />

da en üst kalitede üretebilme yetimiz<br />

var. Proje denklemleri için doğru adımları<br />

atmak isteyen herkesle tüm bu noktalarda<br />

buluşabiliyoruz.<br />

Şu anda devam eden projeleriniz<br />

hangileri?<br />

Çok farklı alanlarda çok farklı projelere<br />

imza atmakla birlikte son dönemde öne<br />

çıkan bazı projelerimizden örnek vermem<br />

gerekirse; Bodrum’daki Maçakızı otelin iskele<br />

ve bar kısımlarındaki aydınlatmaları<br />

TEPTA imzası taşıyor. Bu proje iGuzzini<br />

ve Linea Light markalarımız ile aydınlatıldı.<br />

Yine bu sene gerçekleşen İTÜ Ayazağa<br />

yerleşkesinin önemli bir kısmı iGuzzini Twilight<br />

ve iPro ürünleri ile TEPTA tarafında<br />

aydınlatıldı. Emaar Square projesinin bir<br />

kısmının aydınlatılması da TEPTA tarafından<br />

üstlenildi. Bu projede iGuzzini ürünleri<br />

kullanıldı. Diğer bir yandan devam etmekte<br />

olan projelerimizden Abu Dhabi Havalimanı’nın<br />

önemli ve büyük bir kısmı iGuzzini<br />

ürünlerimiz ile aydınlatılıyor.<br />

Önümüzdeki dönem için yeni<br />

yatırım ve projeleriniz var mı?<br />

Son dönemde en önemli yatırımımız iş<br />

süreçlerimizi dijitalleştirmek üzere. Satış<br />

süreçlerimizden ithalata, marka yönetiminden<br />

proje takibine kadar tüm ekibimizin<br />

kullanacağı bir XRM sistemini hayata<br />

geçirmek üzere son 1 yıldır çalışmalarımız<br />

devam ediyor. Kısa bir süre sonra tüm işleyişimiz<br />

dijital platforma geçecek. Bu sayede<br />

müşterilerimize verdiğimiz hizmetin<br />

hızında ve kalitesinde artış hedefliyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 95


Sektörel<br />

Borusan Cat’in<br />

34’üncü Revizyon Merkezi Ankara’da<br />

Borusan Cat iş makinalarının komple bakım ve servislerinin yanı sıra komponent<br />

yenilemesi yapılan Revizyon Merkezleri’nin üçüncüsünü Ankara’da hizmete sundu.<br />

Ankara. İş makinaları sektörünün lider<br />

kuruluşu Borusan Cat yatırımlarına devam<br />

ediyor. Borusan Cat hizmet ve servis<br />

kalitesini, müşteri memnuniyetini yepyeni<br />

boyutlara taşıyan Revizyon Merkezleri’nin<br />

üçüncüsünü Ankara’da hizmete<br />

soktu. 8 Ağustos <strong>2018</strong>’de açılan tesis<br />

4000 m² toplam kapalı servis alanı, 2000<br />

m² kapalı depo alanı ve 3500 m² servis<br />

açık alanına sahip. Servis ve depo alanında<br />

100 çalışan görev yapıyor.<br />

İş makinaları ikinci ömürlerini<br />

kazanıyor<br />

Borusan Cat’in daha önce Kazakistan’ın<br />

Karaganda bölgesinde ve Gebze’de hizmete<br />

aldığı Revizyon Merkezleri’nde<br />

müşterilere hızlı, kaliteli ve uygun alternatif<br />

çözümler sunuluyor. Komple bir çözüm<br />

tesisi olan merkezlerde motordan şanzımana,<br />

hidrolik komponent revizyonları ve<br />

makina onarımlarına kadar birçok hizmet<br />

gerçekleştiriliyor ve revizyon maliyeti ile<br />

zamanı asgari düzeye indiriliyor. Caterpillar’in<br />

sertifikalı makine yenileme programı<br />

kapsamında müşterilerin makinaları<br />

orijinaline uygun şekilde yenileniyor. Bu<br />

tesislerde ikinci bir ömür kazanan komponentler<br />

ve makinalar ile çevreye ve ülke<br />

ekonomisine katkı sağlanıyor, değer katılıyor.<br />

Tesislerin ileri teknolojisi, kapsamlı<br />

ve geniş teknik kapasitesi sayesinde<br />

müşteri beklentileri karşılanıyor.<br />

Revizyon Merkezi’nde uygulanan yenileştirme<br />

işlemleri sayesinde yedek parça<br />

sarfiyatı asgari düzeye inerken oluşabilecek<br />

hurda miktarı da azalıyor. İş makinaları<br />

üretildikten sonra<br />

Caterpillar sürekli olarak<br />

onların performansını iyileştiren<br />

modifikasyonlar geliştiriyor.<br />

Bu modifikasyonların<br />

bazıları iş makinası satıldıktan<br />

sonra yayınlanabiliyor.<br />

Revizyon Merkezi’nde yenilenen<br />

her komponent ve<br />

makina için öncelikle yayınlanmış<br />

üretici modifikasyonları<br />

kontrol edilerek uygulanıyor.<br />

Böylece Merkez’de<br />

yenilenen ürün yenisinden<br />

daha güncel ve iyi performans<br />

sergileyebiliyor.<br />

“Müşterilerimizin uzun vadeli iş<br />

ortağı olmayı hedefliyoruz”<br />

Yeni Revizyon Merkezi’nin açılışında bir<br />

konuşma yapan Borusan Cat Türkiye Genel<br />

Müdürü Fuat Murat şunları söyledi:<br />

“Borusan Cat bugün Türkiye’de ve faaliyette<br />

bulunduğu diğer pazarlardaki güçlü<br />

konumunu sadece iş makinası satarak<br />

değil, satış sırasında ve sonrasında sunduğu<br />

komple servis ve hizmet anlayışı ile<br />

kazanmıştır. Biz müşterilerimiz için değer<br />

yaratan uzun vadeli iş ortağı olmayı hedefliyoruz.<br />

Revizyon Merkezlerimiz de bu<br />

yaklaşımımızın temelini oluşturuyor. Kazakistan’da<br />

kurmuş olduğumuz Revizyon<br />

Merkezimiz Caterpillar bünyesindeki benzer<br />

tesisler içinde dünya çapında ikinci<br />

sırada yer alıyor. Bu merkezde geliştirilen<br />

uygulamalar Cat ile paylaşılıyor ve yapılan<br />

değerlendirmeden sonra diğer ülkelerdeki<br />

Fuat Murat / Borusan Cat Türkiye Genel Müdürü<br />

Cat temsilcilerinin de uygulaması için özel<br />

bir platformda yayınlanıyor. Bu başarıyı<br />

Ankara’daki merkezimizde de tekrarlamayı<br />

amaçlıyoruz. Tesislerimize <strong>2018</strong> yılından<br />

başlayarak gelecek 3 yıl içinde yaklaşık<br />

2,5 milyon Euro yatırım yapacağız.”<br />

Fuat Murat Revizyon Merkezi’nin<br />

yarattığı değerle ilgili olarak şöyle<br />

konuştu:<br />

“Bu yenileştirme süreci şirketimize ve<br />

ülkemize maliyet tasarrufu ve yurtdışına<br />

daha az dövizin çıkmasını sağlamakta<br />

hem de ürün döngüsünü arttırdığı için<br />

çevreye katkı yapmaktadır. Konunun parasal<br />

boyutuna bakıldığında iş makinalarının<br />

orijinal parçalarının yurt dışından<br />

geldiği gerçeğinden hareket edersek,<br />

buraya ödenen dövizin yaklaşık % 40’nın<br />

ülke olarak tasarruf edileceği gerçeği ortaya<br />

çıkmaktadır.”<br />

96<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


“İnovatif ürünlerden oluşan yeni koleksiyonumuzu<br />

profesyonellere ve ziyaretçilere<br />

sunacağız”<br />

“Cersaie’de ilk kez sergileyeceğimiz yenilikçi ürünlerimizle, son tüketici ve mimarların<br />

değişen ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacağımıza inanıyoruz. Cersaie için, tasarımı<br />

ve birbirinden farklı yüzey çeşitleri ile zenginleştirilen yeni ürünlerimizin olduğu özel bir<br />

koleksiyon hazırladık.”<br />

1994 yılında üretime başlayan, gelişen<br />

teknoloji ve büyüme anlayışı ile yoluna<br />

devam eden Seramiksan, bugün yıllık<br />

33 milyon m2 üretime sahip. Yüksek<br />

üretim kapasitesiyle Türkiye ve dünyada<br />

sayılı üreticiler arasında yerini alan firma,<br />

yer karosu, duvar karosu, sırlı granit,<br />

teknik granit, dış cephe kaplaması ve yapı<br />

kimyasalları ürünleri ile bir dünya markası<br />

olma yolunda hızla ilerliyor. Seramiksan<br />

Türkiye Satış Müdürü M. Süreyya<br />

Çağlar ile Cersaie Fuarı öncesinde<br />

gerçekleştirdiğimiz röportaj çalışmamızda<br />

kendilerine fuar hazırlıkları, yeni ürünleri<br />

ve önümüzdeki döneme dair beklentilerini<br />

sorduk. Yoğun gündeminde bizlere vakit<br />

ayıran sayın Çağlar’a teşekkür ediyoruz.<br />

Dönem itibariyle öncelikli gündem<br />

konularınızdan biraz bahseder<br />

misiniz?<br />

Tabii ki öncelikli konumuz Eylül ayında<br />

gerçekleştirilecek olan Cersaie Fuarı. Her<br />

yıl İtalya’nın Bologno kentinde düzenlenen<br />

Cersaie, seramik sektörünün önde gelen<br />

temsilcilerinin yer aldığı ve Avrupa seramik<br />

sektörünü bir araya getiren, dünyanın en<br />

büyük fuarı olarak kabul ediliyor. Biz de<br />

sektör profesyonellerinin büyük ilgi gösterdiği<br />

ve 2019 yılının trendlerinin belirlendiği<br />

bu büyük ve önemli organizasyona bu yıl<br />

11. kez katılacak<br />

olmanın gururunu<br />

yaşıyoruz.<br />

Dünyadaki güncel<br />

trendlere uygun<br />

oluşturduğumuz<br />

farklı ebat, renk ve<br />

desen seçeneğine<br />

sahip, yer ve duvar<br />

karolarımızın,<br />

çevre dostu yeni<br />

nesil vitrifiye ürünlerimizin<br />

yer aldığı<br />

koleksiyonumuzu<br />

sektör profesyonelleri<br />

ve ziyaretçilerimiz<br />

ile buluşturacağız.<br />

İlk defa Cersaie’de görücüye<br />

çıkaracağımız yeni fuar koleksiyonumuzu<br />

hazırladık. Tüm yaşam alanları ve kamusal<br />

alanlar için hazırladığımız yeni koleksiyonumuzu<br />

sektör profesyonellerine sunacağımız<br />

için heyecanlıyız.<br />

Aynı zamanda güçlü AR GE çalışmaları-<br />

98<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Sektörel<br />

M. Süreyya Çağlar / Seramiksan Türkiye Satış Müdürü<br />

mız devam ediyor. 2019 yılı için yenilikçi<br />

kimliğimizle yeni bir koleksiyon hazırlıyoruz.<br />

<strong>2018</strong> hedeflerimizden biri olan bayi<br />

ağımızı genişletmek için de çalışmalarımız<br />

devam ediyor.<br />

İtalya’da gerçekleşecek olan<br />

Cersaie Fuarı’na olan katılımınız;<br />

orada ilk kez sergileyeceğiniz<br />

ürünler, katılımcı profili ve fuar<br />

beklentileriniz hakkında neler<br />

söylemek istersiniz?<br />

Cersaie Fuarı her yıl düzenlenen ve Avrupa<br />

seramik sektörünün kalbinin attığı bir<br />

organizasyon. Dünya seramik pazarında<br />

yeni ürün geliştirme ve bu ürünlerin pazara<br />

sunumu açısından önemli bir rol oynuyor.<br />

Bu nedenle bu fuarda olmak bizim için<br />

büyük önem taşıyor. Özgün, yenilikçi tasarımlar<br />

ile mimari çözümler sunan ürünlerimizle,<br />

önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da<br />

iddialıyız. Fuara katılımımız, Türk seramik<br />

sektörünün uluslararası alanda tanıtımına<br />

destek olmamız açısından bizi onurlandırıyor.<br />

Cersaie’de ilk kez sergileyeceğimiz yenilikçi<br />

ürünlerimizle, son tüketici ve mimarların<br />

değişen ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacağımıza<br />

inanıyoruz. Cersaie için, tasarımı<br />

ve birbirinden farklı yüzey çeşitleri ile<br />

zenginleştirilen yeni ürünlerimizin olduğu<br />

özel bir koleksiyon hazırladık.<br />

Koleksiyonumuzda; özellikle son dönemlerin<br />

trendi, en eski zemin kaplama ürünü<br />

Terazzo taşından esinlenerek tasarlanan<br />

‘’Terazzo’’, endüstriyel beton görünümüne<br />

yeni bir soluk getiren ‘’Urban’’, dokunma<br />

hissi yaratan rölyefli yüzeyi ile tasarım ve<br />

dayanıklılığı birleştiren ‘’Rock’’, Loft dekorasyon<br />

tarzın vazgeçilmezi paslı görünüme<br />

sahip ’’Rusty’’, kuzey ülkelerinden ilham<br />

alınarak tasarlanan, eskitme beyaz ahşap<br />

görünümü ile ‘’North’’, kendine özgü nostaljik<br />

çini tarzı desenleri ile ‘’History’’, sahip<br />

olduğu renk paletiyle mekanlara sınırsız<br />

özgürlük getiren ‘’Ral’’ gibi birbirinden farklı,<br />

tüketici beğenilerine hitap eden serilerimizi<br />

ziyaretçilerimiz ile buluşturacağız.<br />

Bildiğiniz gibi dünyanın en modern vitrifiye<br />

üretim tesisine sahibiz. Bildiğiniz gibi dünyanın<br />

en modern vitrifiye üretim tesisine<br />

sahibiz. Güçlü ARGE çalışmalarımız sonucunda<br />

yeni vitrifiye ürünlerimizi de fuarda<br />

sunacağız. Dünyadaki son trendleri her<br />

zaman yakından takip eden bir markayız.<br />

Yenilikçi ve modern tasarım anlayışıyla<br />

tasarlanan, sıradışı çizgileri ve ince kenar<br />

tasarımıyla yeni tezgah üstü lavabo serimiz<br />

Aura’yı da ilk defa Cersaie’de sergileyeceğiz.<br />

Tasarım, işlevsellik, kalite ve<br />

fiyat noktasında hangi ürün<br />

gruplarını ön plana sürmeyi<br />

düşünüyorsunuz?<br />

İnovasyonun hayata katacağı değerin<br />

bilincindeyiz. Bu anlamda son teknoloji<br />

üretim tesislerimizde özel tasarım ürünler<br />

üretiyoruz. Cersaie Fuarı’nda da inovatif<br />

ürünlerden oluşan yeni koleksiyonumuzu<br />

profesyonellere ve ziyaretçilere sunacağız.<br />

Türkiye’de ilk kez dış mekanlarda kullanım<br />

için özel olarak ürettiğimiz yeni 20 mm Outdoor<br />

koleksiyonumuzda fuarda yerini alacak.<br />

Uzun ömürlü ve yüksek performans<br />

özelliğiyle dikkat çeken bu ürünler de ziyaretçilerin<br />

ilgi odağı olacaktır.<br />

Kısaca ‘yeşil ürün’ olarak ifade<br />

edilen, enerji tasarrufu ve<br />

sürdürülebilirlik noktasında en<br />

iddialı olduğunuz ürünleriniz<br />

hangileri?<br />

Enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik ile ilgili<br />

AR GE çalışmalarına çok önem veriyoruz.<br />

Sürdürülebilir çevre ile ilgili hassasiyetimizle<br />

üretimlerimizi gerçekleştiriyoruz. Bunun<br />

için de ham madde girişinden mamül çıkışına<br />

kadar, geri dönüşümle ilgili en üst<br />

teknolojiyi kullanıyoruz. Ürünlerimizin ambalajlarında<br />

da geri dönüşümlü malzemeler<br />

kullanıyoruz. Atık su konusunda özel<br />

çalışmalar yapıyoruz. Üretim yaptığımız<br />

tesislerimizden çevreye 1 litre dahi atık su<br />

çıkmıyor. Vitrifiye koleksiyonumuzda yer<br />

alan, çevre dostu yeni nesil 2.5 litre ile sıvı<br />

atıkları, 4 litre ile katı atıkları temizleyebilen<br />

‘’kanalsız’’ vitrifiye klozetlerimiz ön plana<br />

çıkıyor. 4 kişilik bir çekirdek aileye yıllık 20<br />

ila 30 tona kadar su tasarruf etme imkanı<br />

sağlıyor.<br />

Fuar bitiminde nasıl bir sonuçla<br />

ülkenize dönmeyi planlıyorsunuz?<br />

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk seramiğinin<br />

geldiği noktayı seramiğin başkenti<br />

Bologna’da sergileme fırsatımız olacak.<br />

Seramiksan için çok önemli bir fuar olan<br />

Cersaie’ye her yıl güçlü AR GE çalışmalarımızla<br />

hazırlanıyoruz. Cersaie Fuarı’nda<br />

sektör profesyonellerine sunacağımız<br />

inovatif kimliğimizin öne çıktığı yeni ürün<br />

koleksiyonumuzun büyük beğeni alacağını<br />

düşünüyoruz. Gelecek yılların trendlerinin<br />

belirlendiği bu fuarla birlikte biz de yeni<br />

ürün koleksiyonlarımız için çalışmalarımıza<br />

başlıyoruz. Hem iç hem de dış pazarda<br />

yeni müşterilerle tanışmaya katkı sağlayan<br />

Cersaie, yeni pazarlara ulaşma imkanı da<br />

tanıyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 99


Sabancı Holding Ceo’su<br />

Mehmet Göçmen:<br />

“Gücümüzü<br />

ülkemize olan<br />

sorumluluğumuzdan<br />

alıyoruz”<br />

Sabancı Holding, <strong>2018</strong><br />

yılının ilk çeyreğinde<br />

gösterdiği finansal başarıyı,<br />

yılın ikinci çeyreğine de<br />

taşıdı. <strong>2018</strong> yılının ilk 6<br />

ayında Sabancı Holding’in<br />

kombine satışları 2017<br />

yılının aynı dönemine<br />

oranla yüzde 32 yükselerek<br />

40 milyar TL’ye yaklaştı.<br />

Ana ortaklığa ait özkaynak<br />

seviyesi ise daha da<br />

güçlenerek konsolide olarak<br />

27 milyar 825 milyon TL’ye<br />

ulaştı.<br />

Sabancı Holding’in kombine satışları,<br />

<strong>2018</strong> yılının ilk altı ayında bir önceki yılın<br />

aynı dönemine göre % 32 artarak 40<br />

milyar TL’ye yaklaştı. Sabancı Holding<br />

konsolide ana ortaklık net karı ise, <strong>2018</strong><br />

yılının ilk altı ayında bir önceki yılın aynı<br />

dönemine göre % 52 artarak 2 milyar 222<br />

milyon TL olarak gerçekleşti.<br />

Sabancı Holding ilk altı aydaki operasyonel<br />

karlılığını ise % 14 artırarak 4 milyar<br />

920 milyon TL’ye çıkardı. Sabancı Holding’in<br />

toplam varlıkları <strong>2018</strong> yılının ilk<br />

altı ayı itibari ile 383 milyar 952 milyon<br />

TL’ye ulaşırken; toplam konsolide ana ortaklığa<br />

ait özkaynakları ise, 27 milyar 825<br />

milyon TL oldu.<br />

Mehmet Göçmen / Sabancı Holding CEO’su<br />

Sabancı Holding CEO’su Mehmet<br />

Göçmen konuya ilişkin yaptığı<br />

açıklamada:<br />

“Ülkemize olan güvenimiz ve sahip olduğumuz<br />

değer yaratma kültürümüzle,<br />

daha çok çalışmaya ve üretmeye olan<br />

inancımızı, her türlü koşula rağmen, hiç<br />

kaybetmiyoruz. İçinden geçtiğimiz zor<br />

dönemi aşarak, geleceğe güvenle bakabilmemizin<br />

de ancak tüm ekonomi paydaşlarının<br />

ve halkımızın yapıcı ve samimi<br />

yaklaşımları ile destekleyici çabaları<br />

sayesinde mümkün olabileceğine inanıyoruz.<br />

Sabancı Topluluğu olarak, esnek<br />

ve çevik yönetim anlayışımız ve mevcut<br />

koşullara adaptasyon yeteneğimizle yılın<br />

ilk çeyreğinde yakaladığımız başarılı performansı,<br />

<strong>2018</strong> yılının ikinci çeyreğinde<br />

de sürdürdük. Güçlü özkaynağımız, etkin<br />

risk yönetimimiz ve güçlü nakit yaratma<br />

yeteneğimiz sayesinde Topluluk olarak,<br />

Türkiye’ye ve yatırımcılarımıza daha fazla<br />

katkı yapabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz.<br />

Gücümüzü de her zaman ülkemize<br />

olan sorumluluğumuzdan alıyoruz” dedi.<br />

100<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Sektörel<br />

Çimsa’nın 6 aylık cirosu,<br />

bir önceki yıla kıyasla %35 artı<br />

Türkiye çimento sektörünün global oyuncusu Çimsa, <strong>2018</strong> yılının ilk<br />

6 aylık dönemine ait net karını 117.436.245 milyon TL, cirosunu ise<br />

853.343.771 olarak açıkladı.<br />

Türkiye’nin Sabancısı’ndan aldığı<br />

güç ve 46 yıllık tecrübesi<br />

ile Çimsa, yılın ilk 6 ayında karlı<br />

büyüme yolculuğunu sürdürdü.<br />

Kamu Aydınlatma Platformu<br />

(KAP) ile paylaşılan finansal<br />

verilere göre Çimsa’nın 6 aylık<br />

cirosu 853.343.771 milyon TL;<br />

net karı ise 117.436.245 milyon<br />

TL olarak gerçekleşti.<br />

Ülke ekonomisine ve<br />

topluma değer katmaya<br />

devam ediyoruz<br />

Çimsa Genel Müdürü Nevra<br />

Özhatay, “Yurt içi ve yurt dışı<br />

piyasalarda yürüttüğümüz yoğun<br />

çalışmalar neticesinde,<br />

geride bıraktığımız ilk 6 ay güçlü<br />

ekonomik performansımızı<br />

taçlandırdığımız, emeklerimizin<br />

meyvesini topladığımız bir dönem<br />

oldu. 2017 yılında yaklaşık<br />

103,8 milyon ABD Doları tutarında<br />

gerçekleştirdiğimiz ihracat<br />

ile Türkiye İhracatçılar Birliği’nin<br />

(TİM) 25. Olağan Genel Kurulu<br />

kapsamında düzenlenen Türkiye<br />

İhracat Şampiyonları Ödülleri’nde,<br />

çimento, cam, seramik ve<br />

toprak ürünleri sektörünün ilk üç<br />

firması arasında yer aldık. Ayrıca,<br />

Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi<br />

Kuruluşu sıralamasında ilk<br />

100 şirket arasında yer alarak,<br />

ekonomik gelişmeye sağladığımız<br />

katkıyı gözler önüne serdik”<br />

dedi.<br />

Özhatay “Türkiye çimento ve<br />

yapı malzemeleri sektörünün<br />

global oyuncusu olarak attığımız<br />

adımlarla şirketimizi geliştirmenin<br />

yanı sıra, faaliyette<br />

olduğumuz iller başta olmak<br />

üzere insan hayatına ve çevreye<br />

yatırım yaparak, kalıcı<br />

değer yaratma misyonuyla hareket<br />

ediyoruz. Niğde’de 8 yıldır<br />

devam eden ve bu yıl ilk kez<br />

Kayseri’de gerçekleştirilen ‘Yaz<br />

Çocukları’ projemiz ile fabrika<br />

çalışanlarının çocukları ve civar<br />

köylerde ikamet eden toplam<br />

863 çocuğun fiziksel, zihinsel<br />

Nevra Özhatay / Çimsa Genel Müdürü<br />

ve ruhsal gelişimine katkı sağlanmasına<br />

destek olduk.<br />

Ayrıca, fabrika çalışanlarımızın<br />

işbirliğiyle, Çimsa Niğde Geri<br />

Dönüşüm Parkı’nda atıkların<br />

ekolojik dengeyi bozmayacak<br />

şekilde geri kazanımını sağladık.<br />

Bütün bu çalışmalarla<br />

hedefimiz, yaşadığımız toplum<br />

için değer üretmektir” şeklinde<br />

konuştu.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 101


Sektörel<br />

AGATHA<br />

EVA<br />

GOLDIE MAYORA PARISIAN<br />

Bien Seramik’le banyolarda<br />

büyük ebat kolaylığı<br />

Büyük mekânlarda daha şık bir atmosfer yaratmak için incelikle tasarlanan Bien Seramik’in<br />

<strong>2018</strong> yeni koleksiyonlarından olan 40x120 cm duvar karosu koleksiyonları yenilikçi<br />

mekânlar yaratmanıza yardımcı oluyor. Koleksiyonlar kendi dekofon ve dekoruyla birlikte<br />

kullanıldığında mekâna hareket kazandırıyor.<br />

Bien Seramik’in en son teknolojiyle ürettiği<br />

mimar ve iç mimarlara ilham veren<br />

40x120 cm ebatlı koleksiyonları banyolar<br />

için bütünsel çözümler sunuyor.<br />

Bien Seramik’in <strong>2018</strong> koleksiyonlarında<br />

yer alan 40x120 cm duvar karosu koleksiyonları<br />

Agatha, Eva, Goldie, Mayora,<br />

Parisian modern tasarımları, estetik çizgileriyle<br />

dikkat çekiyor. Bien Seramik’in yaşam<br />

alanlarında ve banyolarda kullanım<br />

kolaylığı sağlayan büyük ebatlı karoları<br />

ferah, konforlu atmosferler yaratmanıza<br />

imkân sağlıyor. Renk, dekor ve fon alternatifleri<br />

bulunan bu özel koleksiyonlar<br />

derz görünümünü de minimuma indiriyor.<br />

Aynı zamanda standart konut içinde seçilen<br />

koleksiyondan iki parça kullanılarak<br />

240 cm ile tavan yüksekliğine erişilebiliyor.<br />

Estetik ve tasarımı ön planda tutan,<br />

aynı zamanda kaliteden ödün vermeyen<br />

markanın büyük ebatlı bu özel koleksiyonları,<br />

kişisel zevk ve ihtiyaçlara uygun<br />

mekanlar tasarlamaya olanak sağlıyor.<br />

AGATHA: Siyah ve beyazdan oluşan iki<br />

renk alternatifi birlikte tercih edildiğinde<br />

çarpıcı mekânlara imza atmanıza olanak<br />

sağlıyor. Koleksiyonun dekorlarında gerçek<br />

altın kullanılması ve üç boyutlu görüntüsü<br />

mekânları zengin gösteriyor.<br />

EVA: Yaşam alanlarında da alternatif<br />

oluşturan koleksiyon mekânlara sadeliği<br />

ve modernliği bir arada taşıyor.<br />

GOLDIE: Beyaz ve bej renklerinden oluşan<br />

koleksiyon, özel banyoların yanı sıra<br />

sosyal alanlar ve yaşam alanlarında da<br />

kullanılıyor. Mekânlara temizlik ve sadelik<br />

kazandıran Goldie Koleksiyonu’nun,<br />

40x120 cm ölçülerinde duvar karosu ve<br />

60x60 cm ölçülerde porselen yer karoları<br />

mevcut.<br />

MAYORA: Bien Seramik’in <strong>2018</strong> koleksiyonlarından<br />

olan seri, canlı renkleri ve<br />

görünümü ile ultra modern banyolara ilham<br />

kaynağı oluyor.<br />

PARISIAN: Banyolarda temiz, çağdaş ve<br />

hareketli atmosferler yaratmanıza imkân<br />

sağlayan koleksiyonun sıra dışı dekor ve<br />

fonları mevcut.<br />

102<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Daikin ailesinin<br />

yeni göz bebeği Vrv-i<br />

ile mimari dokulara özel koruma<br />

İlklere imza atarak iklimlendirme sektörüne öncülük eden Daikin, inovatif yeni ürünü<br />

VRV-i invisible ısı pompası ile kullanıcılara benzersiz bir çözüm sunuyor. VRV serisinin bu<br />

yenilikçi ürünü, özellikle dış ünitenin monte edilmesinde sorun yaşanan yapılar ve mimari<br />

dokunun titizlikle korunması gereken binalarda eşsiz bir çözüm olarak öne çıkıyor. Kolayca<br />

gizlenebilen küçük dış ünitesi ile özellikle tarihi binaların kurtarıcısı olan ürün, hafif ve<br />

kompakt iç üniteleri ile de montaj ve iç ortama yerleşimde büyük avantajlar sağlıyor.<br />

Geniş ürün gamı ve yüksek standartlardaki<br />

kalitesiyle iklimlendirme sektörüne<br />

yön veren Daikin, yenilikçi ürünleriyle her<br />

geçen gün çıtayı yukarı taşımaya devam<br />

ediyor. Yeni ürünü VRV-i ısı pompası ile<br />

fark yaratan Daikin, yeni bir ilke daha<br />

imza atarak iklimlendirme sektöründeki<br />

önemli bir boşluğu yine Daikin kalitesi ve<br />

zekasıyla doldurmayı başarıyor. Daikin’in<br />

mucidi olduğu VRV serisinin 5 patente<br />

sahip yeni ürünü VRV-i invisible ısı pompası,<br />

sahip olduğu birçok üstün özellikle<br />

dikkat çekiyor. Ürün, kompresör ve ısı<br />

eşanjörü olmak üzere iki parça halinde<br />

üretildiğinden her türlü mağaza ve bina<br />

uygulamasında son derece esnek montaj<br />

avantajı sağlıyor.<br />

Ürün en zor konumlara bile çok kolay ve<br />

güvenli bir şekilde monte edilebiliyor. 5<br />

patentli bu eşsiz konseptin monte işlemi<br />

bittiğinde dışardan görünen kısmı sadece<br />

üfleme menfezleri oluyor. Mimariye<br />

kusursuz entegre olan VRV-i dış ünitenin<br />

dışarıdan görünmesi ya da monte edilememesi<br />

sorununa kesin çözüm getiriyor.<br />

Son derece verimli ve güvenli bir ürün<br />

olan VRV-i, 5HP (14 kW) ve 8HP (21,4<br />

kW) kapasite seçenekleri ile 17 iç üniteye<br />

kadar bağlanabilme özelliği taşıyor.<br />

KOMPAKT VE VERİMLİ<br />

VRV-i; havalandırma üniteleri, ‘Biddle’<br />

hava perdeleri ve kontrollerle birlikte<br />

104<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Sektörel<br />

kapsamlı çözüm sunarak büyük bir<br />

konfor yaratıyor. Ürün, bütün bunları<br />

yaparken; değişken soğutucu akışkan<br />

sıcaklığı (VRT), VRV configurator<br />

ve inverter kompresörler gibi VRV<br />

IV standartlarını ve teknolojilerini kullanıyor.<br />

Ürünün 24,5 cm genişliğe ve<br />

20 cm derinliğe sahip seri teknik alanı<br />

şaft boşluğu, bodrum kat, depo ve<br />

mutfak gibi alanlara kolayca monte<br />

edilebiliyor. Tasarımı ve boyutlarından<br />

dolayı VRV pazarının en zarif ve<br />

en kompakt ürünü olarak öne çıkan<br />

VRV-i, neredeyse tamamen gizlenebilme<br />

özelliğine sahip olması nedeniyle<br />

özellikle korunması gereken<br />

tarihi binaların iklimlendirilme sorununa<br />

nihayet bir çözüm getiriyor. Olağanüstü<br />

düşük çalışma sesi ve sadece<br />

menfezinin görünmesi ile ortam<br />

mimarisine kusursuz entegrasyon<br />

sağlayabilen cihaz, yoğun insan sirkülasyonu<br />

yaşanan alanlar için ideal<br />

bir ürün olarak kabul ediliyor. Küçük<br />

ofisler, kütüphaneler, bankalar, tarihi<br />

binalar ve müzeler için mutlak bir çözüm<br />

olan VRV-i invisible ısı pompası,<br />

konforun yanı sıra görüntü kirliliğine<br />

son vererek estetik konforu da beraberinde<br />

getiriyor.<br />

BÜYÜK ALAN TASARRUFU<br />

SAĞLIYOR<br />

Kompresörün hafif ve kompakt olması,<br />

ürünün iç ortama yerleşimini kolaylaştırırken,<br />

mekanda kullanılabilir<br />

zemin alanını artıran bir unsur haline<br />

dönüşüyor. 397mm yüksekliğindeki<br />

benzersiz V şekilli ısı eşanjörü,<br />

kompakt yapısı sayesinde bir iç ünite<br />

gibi tavan boşluğuna monte ediliyor.<br />

Ürünün, süper verimli inverter santrifüj<br />

fanları ‘sirocco’ tip fanlara kıyasla<br />

yüzde 50’den fazla verimlilik artışı<br />

sağlıyor. Ayrı ayrı gelen ve maksimum<br />

105 kg ağırlığa sahip olan hafif<br />

üniteler ise vinç yardımı olmadan, sadece<br />

2 kişi tarafından kolayca monte<br />

edilebiliyor. Tüm bileşenlere kolayca<br />

ulaşılması, servis ve bakım açısından<br />

büyük kolaylık sağlıyor. Bu sayede<br />

montaj ya da arıza sırasında günlük<br />

ticari faaliyetlerin kesintiye uğraması<br />

gibi bir handikap ortadan kalkıyor.<br />

Daikin, kullandığı bulut teknolojisiyle<br />

enerji yönetimine yardımcı olabiliyor<br />

ve gerektiğinde merkezden birçok<br />

bölgenin kontrolünü yapabiliyor.<br />

VRV-i invisible ısı pompası ile sektörde<br />

önemli bir soruna kökten çözüm<br />

getiren Daikin, ürün gamını geliştirmeye<br />

yenilikçi ürünleriyle devam<br />

edecek.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 105


Ürün<br />

Minimalist<br />

ve kübist<br />

tasarımları<br />

sevenler<br />

için<br />

E.C.A.’dan<br />

Tiera serisi<br />

E.C.A.’nın Tiera armatür serisi, kübik tasarımı ve zengin seçenekleriyle<br />

tüm banyolara uyum sağlıyor. Boyut, çıkış ucu ve su<br />

akışına göre farklılaştırılmış alternatifler sunan serideki lavabo<br />

ve banyo bataryaları, E.C.A.’nın dayanıklı ve uzun ömürlü krom<br />

kaplama teknolojisi ve bicolor renk alternatifleriyle üretiliyor. Yerli<br />

üretimde ilk defa standart, orta ve yüksek tip batarya seçenekleri<br />

sunan Tiera farklı türlerdeki lavabo seçeneklerine de uyum<br />

sağlıyor.Özel su tasarruflu ve kireç kırıcılı gizli perlatör sayesinde<br />

kullanımı ekonomiktir. E.C.A. kalitesi ve güvencesiyle uzun<br />

ömürlü ve dayanıklı, üstelik çevreye duyarlıdır.<br />

106<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Mitsubishi<br />

Electric’ten<br />

Segmentinin<br />

En Kompakt<br />

Ödüllü<br />

ve Çevreci<br />

Kliması<br />

Türkiye ve Avrupa pazarına<br />

sunulan A+++ enerji<br />

sınıfındaki çevreye dost<br />

yeni klima serisi EnviroME,<br />

Red Dot ve Good Design<br />

<strong>2018</strong> tasarım ödüllerinin<br />

sahibi oldu<br />

Mitsubishi Electric’in Manisa’da kurduğu<br />

ev tipi klima fabrikasında üretilerek Türkiye<br />

ve Avrupa pazarına sunulan yeni klima<br />

serisi EnviroME, çevreye dost özellikleri<br />

ve tasarımı ile öne çıkıyor. A+++ enerji sınıfında<br />

yer alan EnviroME klimalar, A++<br />

enerji sınıfındaki klimalardan yüzde 40’a<br />

varan oranda daha verimli. Daha küçük<br />

ve daha az elektrik tüketen klimalar üretilmesine<br />

imkan sağlayarak küresel ısınma<br />

ile mücadeleye katkıda bulunan yeni nesil<br />

R32 soğutucu akışkan sayesinde Enviro-<br />

ME klimalar, Türkiye’de segmentindeki<br />

en kompakt hacme sahip iç üniteleri ile<br />

farklılaşıyor. Klimanın mekanın dekorasyonuyla<br />

bütünleşerek adeta görünmez<br />

olduğu minimal tasarımı ile dikkat çeken<br />

yeni seri, Red Dot ve Good Design <strong>2018</strong><br />

tasarım ödüllerinin sahibi oldu.<br />

Gerçekleştirdiği yatırımlar ve geliştirdiği<br />

ürünlerde sürdürülebilir çevre misyonu<br />

doğrultusunda yol alarak inovatif iklimlendirme<br />

teknolojilerine imza atan Mitsubishi<br />

Electric, 2017 yılı sonunda Manisa’da<br />

hayata geçirdiği ev tipi klima fabrikasında<br />

ürettiği çevreye dost yeni klima serisi<br />

EnviroME ile yüksek verimlilik, konfor ve<br />

kompakt yapıyı bir arada sunuyor. Mitsubishi<br />

Electric’in IoT temelli e-F@ctory<br />

konseptinin uygulandığı ve ileri robot teknolojilerinin<br />

hakim olduğu dijital tabanlı<br />

fabrikasında Sanayi 4.0 dönüşümünün<br />

öncüsü olarak üretilen EnviroME klimalar,<br />

Türkiye ve Avrupa pazarına sunuluyor. İhracatta<br />

rekabet sağlayacak katma değeri<br />

yüksek teknolojik ürünler üreterek yerli<br />

ekonomiye ve istihdama katkıda bulunan<br />

Mitsubishi Electric, yeni klima serisi EnviroME<br />

ile çok sayıda inovasyonu bir arada<br />

sunuyor.<br />

Yüzde 40’a varan oranda daha<br />

verimli, çevreci ve ödüllü<br />

Mitsubishi Electric’in iklimlendirme sektöründeki<br />

köklü deneyimini tüketici beklentileriyle<br />

bir araya getirerek tasarladığı<br />

A+++ enerji sınıfında yer alan EnviroME<br />

serisi klimalar, A++ enerji sınıfındaki klimalardan<br />

yüzde 40’a varan oranda daha<br />

verimli. Daha küçük ve daha az elektrik<br />

tüketen klimalar üretilmesine imkan sağlayarak<br />

küresel ısınma ile mücadeleye<br />

katkıda bulunan yeni nesil R32 soğutucu<br />

akışkan kullanılarak üretilen Enviro-<br />

ME klimalar, segmentindeki en kompakt<br />

hacme sahip iç ünitesiyle de farklılaşıyor.<br />

İç ünitesinin inceliği ve küçüklüğü sayesinde<br />

klimanın mekanın dekorasyonuyla<br />

bütünleştiği minimal tasarımı ile dikkat<br />

çeken yeni seri, Red Dot ve Good Design<br />

<strong>2018</strong> tasarım ödüllerinin sahibi oldu. Yeni<br />

seri, kompakt iç ünitenin temelini oluşturan<br />

ısı değiştirici ve hava üfleme elemanlarında<br />

uygulanan teknolojik yenilikler sayesinde<br />

yüksek performans, verimlilik ve<br />

konfor sağlıyor.<br />

Guinness rekoru kıran fan<br />

İlk kez 1967 yılında ürettiği ve sektörde<br />

halen kullanılmakta olan iç ünite fanının<br />

50 yılı aşkın süredir Kirigamine isimli<br />

klimalarında kullanımını sağlayarak Guinness<br />

rekoru kıran Mitsubishi Electric,<br />

bu tecrübesini EnviroME serisine de taşıyor.<br />

Yeni boyutlarında üretilen bu fan<br />

sayesinde ses seviyesi değişmeden hava<br />

debisinde yüzde 53’e varan artış sağlanıyor.<br />

Bu yapı 19db(A)’lık akustik konfor<br />

bozulmadan daha fazla ortam havasının<br />

iklimlendirilmesine yardımcı olarak sistemden<br />

hızlı tepki alınmasına imkan tanıyor.<br />

Artan bu hava debisinin kullanıcıların<br />

konforları doğrultusunda daha uzun mesafeye<br />

ve bölgeye ulaşmasını sağlayan<br />

yeni yatay ve dikey kanatlar, dört yöne<br />

otomatik olarak kumanda üzerinden kontrol<br />

edilebiliyor. Çift katmanlı kanat yapısı<br />

önceki seriye göre yüzde 104 oranında<br />

daha büyük olarak tasarlanan yeni seride<br />

yer alan iki ayrı yatay kanat, havanın tavana<br />

paralel yönlendirilmesinde kolaylık<br />

sunuyor, hava çarpması gibi konforsuz<br />

koşulları engelliyor ve montaj yeri seçiminde<br />

avantaj sağlıyor.<br />

Geniş kapasite seçeneği<br />

Geçmişe göre artık daha küçük odalara<br />

sahip olan yeni konutlardaki düşük kapasite<br />

klima ihtiyacı, yoğun olarak multi<br />

sistem cihazlarla karşılanıyor. Mitsubishi<br />

Electric’in yeni EnviroME serisi, 1,5kw ve<br />

2kw kapasiteli multi sistem iç ünitelerle<br />

bu ihtiyaçları çözüme kavuşturuyor. EnviroME<br />

serisinin kapasite yelpazesinde<br />

1,5kw ile 5kw aralığında değişen 6 farklı<br />

iç ünite alternatifi bulunuyor. Günümüzün<br />

küçülen ve yalıtım oranı artan yapılarında,<br />

ısıtma ve soğutma ihtiyaçları eskiye<br />

göre azalıyor. Oluşan bu yeni durum karşısında<br />

EnviroME serisinin 4,2kw kapasiteli<br />

cihazı, mekana en uygun kapasitede<br />

ürünün seçilebilmesi için alternatif sağlıyor.<br />

Bu sayede ilk yatırım ve işletme maliyetleri<br />

önemli ölçüde düşürülebiliyor.<br />

İnternet üzerinden uzaktan kontrol<br />

edilebilen klima<br />

Mitsubishi Electric, EnviroME serisin-<br />

108<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Sektörel<br />

de de yer alan MELCloud teknolojisiyle<br />

uzaktan bir bilgisayar, tablet veya akıllı<br />

telefon kullanarak klimanın internet<br />

üzerinden kontrolünü sağlayarak hayatı<br />

kolaylaştırıyor. Opsiyonel olarak ya<br />

da EnviroME cihazı içerisine fabrikada<br />

monte edilmiş şekilde temin edilebilen<br />

MELCloud sistemi sayesinde kullanıcılar,<br />

klimalarının tüm fonksiyonlarını klimayı<br />

kullanması mümkün olmayan veya kısıtlı<br />

olanaklara sahip çocuklar, yaşlılar ya da<br />

hastalar adına da uzaktan yönetebiliyor.<br />

Bu teknoloji ile evlerine ya da ofislerine<br />

ulaşmadan önce klimalarını açabilen ve<br />

mekandan uzaklaştıktan sonra “klimayı<br />

kapattım mı” endişesi yaşamayan kullanıcılar,<br />

aynı zamanda elektrik tüketimi ile<br />

mekan ve dış ortam hava sıcaklıklarına<br />

ait raporları da alabiliyor.<br />

Mitsubishi Electric<br />

<strong>2018</strong> Çevre Raporu’nu Açıkladı<br />

Üretimde verimliliğin artırılmasıyla enerjiden kaynaklanan CO2 emisyonu 24 bin ton<br />

azaltılırken, ürünlerden kaynaklanan CO2 emisyon oranı yüzde 35 düşürüldü.<br />

Global ölçekte öncü bir yeşil şirket<br />

olan Mitsubishi Electric; düşük karbon<br />

ve geri dönüşüme dayalı bir toplum<br />

yaratılmasına katkıda bulunmayı,<br />

doğayla uyum içerisinde faaliyet<br />

göstermeyi ve grubun çevre yönetimi<br />

çerçevesini güçlendirmeyi hedefliyor.<br />

Bu noktada markanın <strong>2018</strong> Çevre<br />

Raporu, hedeflere ulaşmak<br />

konusunda önemli adımlar atıldığını<br />

ortaya koyuyor. Toplam yıllık sera<br />

gazı emisyonlarının 1,37 milyon ton<br />

hedefinin de altına inerek 1,27 milyon<br />

tona düşürüldüğünün açıklandığı<br />

rapora göre; CO2 harici emisyonlar<br />

190 bin tona düşürülerek 220 bin ton<br />

olarak belirlenen hedefin altında bir<br />

sayıya ulaşıldı. Tesislerin yenilenmesi ve<br />

Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojilerinin<br />

benimsenmesiyle üretimde verimliliğin<br />

arttırılması sonucunda enerjiden<br />

kaynaklanan CO2 emisyonu 24 bin ton<br />

azaltıldı. 102 Mitsubishi Electric ekoürününün<br />

neden olduğu CO2 emisyonları<br />

ise ortalama yüzde 35 oranında<br />

azaltılarak belirlenen hedefe ulaşılması<br />

sağlandı. Üretimden geri dönüşüme<br />

kadar ürün döngüsünün her aşamasında<br />

çevreci olan teknolojik ürünleriyle dikkat<br />

çeken Mitsubishi Electric, Türkiye’de de<br />

çevre dostu binalar, tesisler ve alt yapı<br />

projelerinin iklimlendirme, otomasyon,<br />

asansör, yürüyen merdiven ve görsel veri<br />

sistemleri için iddialı bir çözüm ortağı.<br />

İleri teknolojisini dünya genelinde<br />

toplumların yaşam kalitesini artırmak<br />

ve gelecek nesillere sürdürülebilir bir<br />

dünya sağlamak için kullanan Mitsubishi<br />

Electric, tüm faaliyetlerini “küresel ve önde<br />

gelen çevre dostu” bir şirket olma hedefi<br />

Şevket Saraçoğlu<br />

doğrultusunda şekillendiriyor. Çevre<br />

yönetimi konusundaki tutumunu ifade<br />

eden “Eco Changes” (Eko Değişim) ilkesi<br />

çerçevesinde, hem kendi çalışanlarının<br />

hem de toplumun eko-bilinç düzeyini<br />

artırmak için çalışan Mitsubishi Electric,<br />

100. yıldönümü olan 2021 yılına kadar<br />

çevreyle ilgili önemli hedefler belirlemiş<br />

durumda. Markanın bu kapsamda; düşük<br />

karbon ve geri dönüşüme dayalı bir toplum<br />

yaratılmasına katkıda bulunmayı, doğayla<br />

uyum içerisinde faaliyet göstermeyi<br />

ve grubun çevre yönetimi çerçevesini<br />

güçlendirmeyi amaçladığını belirten<br />

Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Şevket<br />

Saraçoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;<br />

“Mitsubishi Electric olarak, 2021<br />

hedeflerimiz paralelinde ürün<br />

kullanımından kaynaklanan CO2<br />

emisyonunu 2001 mali yılına kıyasla,<br />

üretimden kaynaklanan CO2 emisyonunu<br />

ise 1991 mali yılına göre yüzde 30 oranında<br />

azaltmayı amaçlıyoruz. Bu noktada <strong>2018</strong><br />

Çevre Raporumuz, hedeflerimize ulaşma<br />

yolunda önemli adımlar atıldığını<br />

ortaya koyuyor.”<br />

Ürünlerden ve üretimden<br />

kaynaklanan karbon emisyonu<br />

düşürüldü<br />

Şevket Saraçoğlu, Mitsubishi<br />

Electric’in <strong>2018</strong> Japon mali yılına (1<br />

Nisan 2017 - 31 Mart <strong>2018</strong> dönemi)<br />

ilişkin çevre planı kapsamında<br />

belirlenen hedeflere ulaşılması ve<br />

politikaların uygulanması yönünde<br />

çalışmalara yer verilen Çevre<br />

Raporu’nun sonuçlarına ilişkin<br />

şu bilgileri aktardı; “Raporlama<br />

yılında, Mitsubishi Electric üretim<br />

tesislerinin yenilenmesi ve operasyonel<br />

süreçlerin geliştirilmesi gibi bir dizi faaliyet<br />

sonucunda, toplam yıllık sera gazı<br />

emisyonları 1,37 milyon ton hedefinin de<br />

altına inerek 1,27 milyon tona düşürüldü.<br />

CO2 harici emisyonlar ise büyük ölçüde<br />

Japonya dışındaki fabrikalarda küresel<br />

ısınma potansiyeli düşük soğutucular<br />

ve geliştirilmiş gaz toplama metotlarının<br />

kullanılmasına bağlı olarak CO2 eşdeğeri<br />

bazında 190 bin tona düşürülerek,<br />

220 bin ton olarak belirlenen hedefin<br />

altında bir sayıya ulaşıldı. Tesislerin<br />

yenilenmesi ve Nesnelerin İnterneti (IoT)<br />

teknolojilerinin benimsenmesiyle üretimde<br />

verimliliğin arttırılması sonucunda<br />

enerjiden kaynaklanan CO2 24 bin ton<br />

azaltıldı. Başta bilişim teknolojisi ürünleri<br />

ve elektronik cihazlar olmak üzere 102<br />

Mitsubishi Electric eko-ürününün neden<br />

olduğu CO2 emisyonları ise ortalama<br />

yüzde 35 oranında azaltılarak belirlenen<br />

hedefe ulaşılması sağlandı.”<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 109


Sektörel<br />

Ege<br />

Vitrifiye’ye<br />

bir tasarım<br />

ödülü<br />

daha!<br />

Son yıllarda yurt içi ve<br />

yurtdışında kalite ve<br />

tasarıma verdiği değerle<br />

büyüyen önemli seramik<br />

sağlık gereçleri markası Ege<br />

Vitrifiye, Catamaran serisiyle<br />

banyo kategorisinde <strong>2018</strong><br />

Avrupa Ürün Tasarım<br />

Ödülü’ne (European Product<br />

Design Award) layık<br />

görüldü.<br />

Merter Savaş / Ege Vitrifiye Genel Müdürü<br />

İtalyan tasarımcı Claudio Papa tarafından<br />

Ege Vitrifiye’ye özel tasarlanan ve Ege Vitrifiye<br />

tasarım ekibince hayata geçirilen bu<br />

özel seri, iki klozet, iki lavabo ve bir pisuar<br />

olmak üzere, toplamda 5 parça üründen<br />

oluşuyor. Denizden ilham<br />

alınarak yorumlanan her bir<br />

ürün sahip olduğu konsepti<br />

banyolara taşıyor.<br />

Ege Vitrifiye Genel Müdürü<br />

Merter Savaş “Ege Vitrifiye<br />

olarak bir defa daha Avrupa<br />

Ürün Tasarım Ödülü’nü almanın<br />

gururunu yaşıyoruz.<br />

Geçtiğimiz sene Avrupa Ürün<br />

Tasarım Ödülünü Finikia serimiz<br />

ile almış, firma olarak<br />

dünya standartlarında tasarım<br />

kabiliyetimizi göstermiştik.<br />

Bu sene de başvurumuzu<br />

yaptığımız Catamaran serimiz<br />

ile ikinci defa aynı ödüle<br />

layık görüldük” diye belirtti.<br />

“Üründe farklılaşmanın temel<br />

enstrümanının tasarım olduğunu<br />

çok iyi biliyor, kaliteden<br />

ödün vermeden, çalışmalarımızı<br />

bu doğrultuda sürdürüyoruz.<br />

Müşteriler artık<br />

kendileriyle özdeşleştirdikleri<br />

ürünlere odaklanıyor, banyonun<br />

bir yaşam alanı olduğunu<br />

gözeterek seçimlerini gerçekleştiriyorlar.<br />

Catamaran serisi benzeri olmayan,<br />

özel bir çalışma, ödüllü serimizin hem yurt<br />

içinde hem de ihracatta fark yaratacağı<br />

inancındayız” diye ekledi.<br />

110<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Baymak ilk 6 ayda % 55 büyüdü<br />

İklimlendirme sektörünün öncüsü Baymak, <strong>2018</strong> yılının ilk 6 ayında toplam ciroda yüzde<br />

55 büyüme kaydetti. Aynı dönemde 101 yeni bayiyi bünyesine katan Baymak’ın yıl sonu<br />

büyüme hedefi ise yüzde 50’nin üzerinde.<br />

Ender Çolak / Baymak CEO’su<br />

Isıtma soğutma sektörünün öncüsü<br />

Baymak, <strong>2018</strong> yılının ilk 6 ayında cirosunu<br />

geçen senenin aynı dönemine<br />

göre yüzde 55 arttırdı. Baymak’ın<br />

2013 yılından bu yana her dönemde<br />

sektörün oldukça üzerinde büyüme<br />

kaydettiğinin altını çizen Baymak<br />

CEO’su Ender Çolak, hızlı ve sürdürülebilir<br />

büyümenin en önemli kaynağı<br />

olarak yüksek müşteri memnuniyeti<br />

ve her mevsim kullanılabilen geniş<br />

ürün gamını gösterdi. Çolak, <strong>2018</strong><br />

yılını, yüzde 50’nin üzerinde büyüme<br />

ile tamamlamayı hedeflediklerini dile<br />

getirdi.<br />

Ender Çolak, “Gelişen bayi ve servis<br />

altyapısı ile Türkiye’nin her yerinde<br />

ulaşılabilir konumdayız. İlk 6 ayda<br />

Baymak ailesine eklenen 101 yeni<br />

bayi ile gücümüzü arttırmaya devam<br />

ediyoruz. Bu büyüme dört mevsim<br />

kullanılabilen ürün gamı ile birleştiğinde<br />

elde edilen başarı Baymak’ı<br />

lider konumda sürdürülebilir kılıyor”<br />

şeklinde konuştu. Yılın ilk 6 ayında<br />

geçen yılın aynı dönemine göre<br />

yoğuşmalı kombide adetsel bazda<br />

yüzde 15 büyüdüklerini dile getiren<br />

Çolak, yoğuşmalı kazanda ise pazar<br />

liderliğini sürdürdüklerinin altını çizdi.<br />

Son dönemin gözde ürünü olan ısı<br />

pompalarında yüzde 87 gibi çarpıcı<br />

bir büyüme yakaladıklarını belirten<br />

Çolak, “Klimada ise sektörde yaşanan<br />

küçülmeye karşın ilk yarıyılda %4 büyüyerek<br />

pazar payımızı artırdık” diye<br />

konuştu.<br />

İhracatta bu yıl Rusya pazarına girdiklerini<br />

belirten Ender Çolak, ihracat<br />

cirosunu önümüzdeki dönemde daha<br />

da artıracaklarını ifade etti. Global<br />

bir marka olma yolunda ciddi katkı<br />

sağlayacak Turquality programına<br />

dikkat çeken Çolak, “Turquality kapsamında<br />

alınacak marka desteği ile<br />

Batı Avrupa, Avrasya ve Kuzey Afrika<br />

pazarında hızla büyüyeceğiz” şeklinde<br />

konuştu. Ayrıca bu yıl Milano’da<br />

112<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Sektörel<br />

gerçekleştirilen Mostra Convegno Expocomfort<br />

<strong>2018</strong>’e katılarak Türkiye’yi ve<br />

Baymak’ı en iyi şekilde temsil ettiklerini<br />

de vurguladı.<br />

‘Gizli Müşteri Araştırması’ ile<br />

hizmet kalitesi arttırılıyor<br />

Müşteri memnuniyetini her zaman ön<br />

planda tutan Baymak, düzenli olarak uyguladığı<br />

Gizli Müşteri Araştırmasıyla hem<br />

bayilerin hizmet performansını yükseltiyor<br />

hem de tüketicilerin memnuniyetini<br />

arttırıyor.<br />

Bilinirliği en yüksek marka<br />

Bağımsız araştırma kuruluşu GFK tarafından<br />

yapılan Türkiye iklimlendirme pazarı<br />

araştırmasında Baymak’ın kombide<br />

bilinirliği ve tercih etme oranı en yüksek<br />

marka olduğunu ifade eden Çolak, sözlerine<br />

şu şekilde devam etti: “Baymak kombi<br />

markaları arasında değeri en yüksek<br />

marka olmayı başardı. Tüketicilerimizin<br />

gözünde güvenilir, kaliteli, dayanıklı ve<br />

teknolojik ürünlere sahip marka olarak<br />

öne çıkıyoruz.”<br />

Sektördeki eğitim ihtiyacı için<br />

Baymak Akademi<br />

Baymak’ın son dönemdeki hızlı büyümesinde<br />

satış sonrası hizmete verdikleri<br />

önemin de payının büyük olduğunu kaydeden<br />

Çolak, şöyle devam etti: “Sahada<br />

ihtiyaç duyulan eğitim eksikliklerinin giderilmesi<br />

için kurulan Baymak Akademi,<br />

ücretsiz olarak Türkiye genelinde eğitime<br />

ihtiyaç duyan herkese açık. Akademi ile<br />

hedefimiz sadece Baymak Ailesinin değil,<br />

tüm sektör çalışanlarının ve gelecek nesillerin,<br />

insana değer veren, konusunda<br />

en üst donanıma sahip şekilde ülkemizi<br />

ileri taşımasına katkı sağlamak. Bu kapsamda<br />

kurduğumuz güçlü altyapının yanı<br />

sıra eğitimlerimizi Akademi’nin de dışına<br />

taşırdık. Türkiye genelinde bu yıl 27 ilde<br />

1.500 katılımcıyla 200 saate yakın eğitim<br />

verdik. Önümüzdeki dönemde de bu eğitimler<br />

yoğun bir şekilde devam edecek.”<br />

Baymak İdee<br />

ile kışa meydan okuyun<br />

Baymak’ın yoğuşma teknolojisiyle kombide fark yarattığı idee, bu kış da sizinle.<br />

Küçük, zarif tasarımı, yüksek performansı ve sessiz çalışma özelliğiyle kış aylarında<br />

evinizi ısıtan idee kombiler, oda termostatıyla hassas ısı ayarlarına olanak tanırken<br />

enerji tasarrufuyla da cebinizi koruyor.<br />

Ev ve iş yerlerinizde aradığınız teknoloji<br />

ve estetik, küçük tasarımı, yüksek<br />

performansı ve ultra sessiz çalışma<br />

özelliği ile Baymak idee’de bir araya<br />

geldi. Pazarda bulunan kombilere<br />

göre standardın dışında olan idee premix<br />

yoğuşmalı kombi, 26 kg ve 54 cm<br />

yüksekliğe sahip ultra kompakt yapısıyla<br />

dikkat çekiyor. Yüksek enerji tasarrufuyla<br />

kış aylarında tüketiciyi kabarık<br />

doğalgaz faturasından kurtaran<br />

idee kombiler tasarımının yanı sıra<br />

sessizliğiyle kendini unuttururken, 24-<br />

28 kW modellerinde maksimum güçte<br />

dahi 38 desibelle fısıltı düzeyinde çalışıyor.<br />

Montaj ve nakliyede kolaylık<br />

sağlıyor<br />

Opsiyonel olarak oda termostatlarıyla<br />

kullanılabilen idee, çok sayıda gelişmiş<br />

fonksiyona sahip Opentherm<br />

kontrol cihazları ile hassas kontrole<br />

de olanak veriyor. Bakım periyotlarınızı<br />

gösterecek şekilde programlayabileceğiniz<br />

idee kombinin ön kapağı<br />

sayesinde parçalarına ve iç teknik<br />

yapısına da kolaylıkla ulaşabilirsiniz.<br />

Ayrıca doğalgaz veya propan ile çalışma<br />

olanağı da sunan idee, standart<br />

dâhili emniyet ventiline sahiptir. Teknik<br />

özellikleriyle ön plana çıkan idee kombi,<br />

nakliyesinden montajına kadar da<br />

tüketiciye kolaylık sağlıyor.<br />

Ödüllü Kombi<br />

Şık tasarımı, sessizliği ve kolay kurulumuyla<br />

öne çıkan Baymak<br />

idee, 2017 yılında Hollanda’da<br />

bağımsız Tüketiciler<br />

Birliği’nin 6 bin kişinin<br />

katılımıyla gerçekleştirdiği<br />

değerlendirme sonucunda<br />

birincilikle ödüllendirildi.<br />

Değerlendirme sonucunda<br />

yüksek enerji tasarrufu,<br />

yüksek güvenilirlik, ultra<br />

hafif ve kompakt ölçüleriyle<br />

en yüksek derecelendirme<br />

notunu aldı.<br />

Konut projelerinde<br />

Baymak imzası<br />

Baymak, Toki Nevşehir Ürgüp<br />

Konutları’nda 50 adet,<br />

Toki Bitlis Rahva Sosyal<br />

Konutları’nda 112 adet ve<br />

Van Evzan Evleri’nde 65<br />

adet olmak üzere büyük<br />

konut projelerinde de tercih<br />

edilen marka olarak ön plana çıkıyor.<br />

Avrupa teknolojisini yenilikçi ürünleri<br />

ile Türkiye’ye taşıyan Baymak idee<br />

kombiler, 3 yıl garantiyle tüm Baymak<br />

bayileri ve Orange Store mağazalarında<br />

satışa sunuluyor.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 113


Sektörel<br />

Güçlü bayilik sistemi,<br />

güçlü müşteri memnuniyeti<br />

Cephe sistemleri, açılır sistemler, menfezler, güneş kırıcılar, skylight sistemleriyle tüm<br />

çözüm alternatiflerini tüketiciye ulaştıran IQ Alüminyum Sistemleri, güçlü bayilik sistemi ile<br />

müşteri memnuniyetinde fark yaratıyor.<br />

Deceuninck güvencesiyle alüminyum<br />

sektöründe ön plana çıkan ve müşteri<br />

memnuniyeti vizyonu doğrultusunda<br />

bayilik sistemi ile çalışan IQ Alüminyum<br />

Sistemleri, alüminyum sektöründe yetkili<br />

kişi bulamama sıkıntısını da ortadan kaldırıyor.<br />

IQ Alüminyum Sistemleri’nde<br />

kapsamlı bayi eğitimleri<br />

IQ Alüminyum, bayilik sistemi ile çalışırken<br />

önce teknik ekipler aracılığıyla<br />

bayilerine kapsamlı bir eğitim veriyor.<br />

Müşterilerden ve bayilerinden olumlu geri<br />

dönüşler alan IQ Alüminyum Sistemleri,<br />

rakiplerinden sıyrılarak sektöre yön veriyor.<br />

Fiyat ve ömür bileşiminde rakipsiz<br />

Sektördeki çalışmaları ile adından söz ettiren<br />

IQ Alüminyum Sistemleri, Deceuninck<br />

kalitesi ile fiyat performansı ve ömür<br />

bileşiminde rakipsiz olma yolunda ilerliyor.<br />

Kurumsal yapısı ile üretim aşamasından<br />

tüketiciye ulaştırma sürecine kadar<br />

büyük bir sorumlulukla ilerleyen IQ Alüminyum<br />

Sistemleri, mükemmelleştirme<br />

politikası ile her zaman tercih edilen bir<br />

kuruluş olmayı temel ilkesi olarak sayıyor.<br />

Sürme sistemleri, açılır sistemler, menfez,<br />

güneş kırıcı, skylight ve cephe sistemlerinde<br />

21 serisi bulunan IQ Alüminyum<br />

Sistemleri; yüksek yalıtımlı, uzun ömürlü,<br />

kaliteli, dayanıklı, geri dönüştürülebilir<br />

tasarımları ve çevreci olması sebebiyle<br />

yaşam alanlarında öncelikli olarak tercih<br />

ediliyor. Ayrıca, çok geniş renk yelpazesi<br />

ile de müşterilerine sınırsız seçenek sunuyor.<br />

114<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


PROJE<br />

&<br />

MİMARİ


Proje<br />

‘Antwell Life Care Residence’<br />

için start verildi<br />

Ant <strong>Yapı</strong>’nın Türkiye’nin sağlık hizmetleri alanındaki ilk konsepti olan ve Çamlıca<br />

eteklerinde konumlanan Antwell Life Care Residence’ın inşaatı düzenlenen temel atma<br />

töreni ile başladı.<br />

Çeyrek asırlık deneyimi ile yurt içi ve yurt<br />

dışında birçok projeye imza atan Ant <strong>Yapı</strong>’nın<br />

Çamlıca eteklerinde yer alan yeni<br />

projesi Antwell Life Care Residence’ın<br />

temeli atıldı. Antwell Life Care Residence<br />

için düzenlenen temel atma törenine;<br />

Ant <strong>Yapı</strong> Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet<br />

Okay ile Hasan Yılmaz, şirket yöneticileri<br />

ve proje çalışanları katıldı.<br />

Yüksek hizmet kalitesine sahip, güvenli,<br />

konforlu, teknolojik alt yapısı güçlü rezidansları<br />

arasına Antwell Life Care Residence’ı<br />

da eklemeye hazırlanan Ant <strong>Yapı</strong>,<br />

yeni projesinde Türkiye’nin alanında tanınmış,<br />

güçlü ve güvenilir sağlık kuruluşu<br />

Acıbadem Sağlık Grubu ile işbirliği yapıyor.<br />

Antwell içinde oluşturulan sağlık birimi,<br />

gün boyunca Antwell sakinlerinin tüm<br />

sağlık ihtiyaçlarına cevap verebilecek.<br />

Ant <strong>Yapı</strong> Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet<br />

Okay, projeyi insan hayatının farklı<br />

dönemlerindeki ihtiyaçlarına cevap verebilmek<br />

amacıyla hayata geçirdiklerini<br />

belirterek, “Türkiye’de sağlık hizmetleri<br />

alanında ilk kez uygulanacak olan bu proje<br />

sakinlerine kapsamlı bir sağlık hizmeti<br />

de sunacak. Türkiye’nin önde gelen sağlık<br />

kuruluşu Acıbadem Sağlık Grubu ile iş<br />

birliği sayesinde Antwell sakinlerinin tüm<br />

sağlık ihtiyaçlarına da cevap verebileceğiz.<br />

Bunun yanında esneklik ve eşitlik<br />

ilkeleriyle her ihtiyaca hizmet verecek şekilde<br />

dönüştürülebilen bir mimari tasarım<br />

hayal ettik. Üzerinde titizlikle çalışarak<br />

tüm sosyal beklentilere karşılık verecek<br />

150 Milyon TL yatırım değerindeki projemizi<br />

2019 yılının Haziran ayında tamamlamayı<br />

hedefliyoruz” dedi.<br />

Çamlıca İş Merkezi’nin karşısında yer<br />

alacak Antwell; ihtiyaç duyulan sosyal<br />

yaşama erişilebilirliği sağlamak amacıyla<br />

çevre yollarının kesiştiği, farklı toplu<br />

taşıma seçeneklerinden faydalanılabilecek<br />

bir lokasyonda konumlanıyor. Aynı<br />

zamanda sunulacak shuttle hizmeti ile<br />

Antwell sakinlerinin merkezi toplu taşıma<br />

araçlarına kolaylıkla ulaşabilmeleri planlanıyor.<br />

118<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


www.buderus.com/tr 444 5 474


Bosch Termoteknik büyümeye devam ediyor<br />

Bu yılın ilk yarısında ciroda %6 artış<br />

Sektörel<br />

Bosch Termoteknik CEO’su Uwe Glock: “Dekarbonizasyon, dijitalleşme ve desentralizasyona<br />

yönelik geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerimiz ile sektörümüzde iyi bir pozisyondayız.”<br />

Wetzlar – Bosch Termoteknik nominal olarak<br />

yüzde dört oranında, döviz kuru ayarlanmış<br />

olarak ise yüzde altı oranla büyüyerek<br />

2017 yılında 3,4 milyar Euro’luk bir<br />

rekor satışa ulaştı. <strong>2018</strong> yılının ilk yarısında<br />

da önemli ölçüde büyümeye devam etti.<br />

Bu yılın ilk altı ayında satışlar nominal olarak<br />

yüzde üç ve geçen yılın aynı dönemine<br />

göre döviz kuru oranı ayarlanmış olarak<br />

yüzde altı oranında arttı. Bosch Termoteknik<br />

CEO’su Uwe Glock, “Zorlu koşullara<br />

rağmen son 18 ayda Bosch Termoteknik<br />

olarak mükemmel bir performans gösterdik.<br />

Ham madde ve taşıma maliyetleri büyük<br />

ölçüde arttı ve olumsuz döviz kuru etkileri<br />

ile başa çıkmak zorunda kaldık. Tüm<br />

bu zorluklara rağmen, 2017 yılında şirket<br />

tarihinin bugüne kadarki en yüksek gelirini<br />

elde ettik.”<br />

Ürün bazında bu büyümeye ısı pompaları<br />

ve duvar tipi cihazlar büyük katkı sağlarken,<br />

piyasa bazında ise Avrupa’nın katkısı<br />

büyük oldu. Bosch Termoteknik, ana satış<br />

bölgesi Almanya’nın yanı sıra, Türkiye’de,<br />

Orta ve Doğu Avrupa’nın ise hemen hemen<br />

tüm bölgelerinde satışlarda güçlü bir<br />

büyüme elde etti. Brexit’e ve buna bağlı<br />

gerçekleşen negatif döviz etkilerine rağmen,<br />

Bosch Termoteknik, İngiltere’de de<br />

büyüme göstererek, <strong>2018</strong> yılının ilk yarısında<br />

lokal para biriminde satışlarda yüzde<br />

sekizlik bir artış elde etti. Glock, satışlardaki<br />

artışla iligli görüşlerini “Yıllardır geleceğin<br />

yenilikçi teknolojilerinin geliştirilmesine<br />

yaptığımız sürekli olarak yatırımların karşılığını<br />

alıyoruz. 2017 yılında, 172 milyon<br />

Euro olan araştırma ve geliştirme bütçemiz<br />

on yıl öncesine göre iki kat daha fazla” şeklinde<br />

ifade etti. Bosch Termoteknik, satılan<br />

415.000’den fazla bağlanabilir cihaz ile<br />

konforu, enerji verimliliğini, operasyonel<br />

emniyeti ve hizmet kalitesini önemli ölçüde<br />

artıran akıllı ısıtma çözümlerinin lider<br />

tedarikçilerinden biri konumundadır. 2015<br />

yılında “DNA” adıyla piyasaya sürülen yeni<br />

cihaz ailesi; bağlanabilirlik, modüler yapı<br />

konsepti, kullanıcı dostu ve ayırt edici benzersiz<br />

tasarımıyla fark yarattı ve bu yenilikçi<br />

ürünlerimiz dünya çapında 30 ülkede<br />

son tüketiciyle buluşmaktadır. Glock “Konutlara<br />

sağladığımız hizmetlerle dünyada<br />

pazar lideri olarak konumumuzu daha da<br />

güçlendirdik ve ısıtma sektörü için yeni<br />

standartlar belirledik” dedi.<br />

Enerji aktarımında üç mega trend<br />

Son on yılda Bosch Termoteknik bir ürün<br />

tedarikçisi olmaktan çıkarak, uluslararası<br />

HVAC (ısıtma, havalandırma, klima) sistemleri<br />

tedarikçisi haline gelmiştir. Bosch<br />

Termoteknik üç iş kolu olan “Konutlar için<br />

ısıtma sistemleri ve enerji yönetimi”, “Sıcak<br />

su üretimi” ve “Ticari ve endüstriyel ısıtma<br />

ve iklimlendirme sistemleri” üzerine odaklanmaya<br />

devam ediyor. Uwe Glock, Bosch<br />

Termoteknik’in geleceğe yönelik hedeflerini:<br />

“Amacımız bir dijital iklim ve enerji şirketi<br />

olmak ve aynı zamanda satışlarda yılda en<br />

az yüzde beş büyüme elde etmek” şeklinde<br />

açıkladı. Bosch Termoteknik’i geleceğe<br />

uyarlarken, ısıtma teknolojisi sektöründeki<br />

üç büyük mega trend olan dekarbonizasyon,<br />

dijitalleşme ve desantralizasyon odak<br />

noktaları olmaya devam edecek. Diğer<br />

gelecek planları hakkında ise Glock, “Konutlar<br />

için komple sistem çözümleri, ticari<br />

ve endüstriyel segmentteki projelerin genişletilmesi<br />

ve hava temizleme gibi yeni<br />

iş alanlarına adım atılması, önümüzdeki<br />

yıllarda da gündemimizde olan konulardır”<br />

açıklamasını yaptı. Bosch Termoteknik,<br />

daha şimdiden bu üç mega trende uygun<br />

bir çok yenilikçi ürün geliştirmiştir.<br />

Bosch’un yeni entegre enerji yönetim<br />

sistemi sayesinde akıllı ağ bağlantısı<br />

Mart ayında SHK Essen ticaret fuarında<br />

tanıtılan Bosch’un yeni enerji yönetim sistemi,<br />

akıllı konut sakinlerini enerji bağımsızlığına<br />

giden yolda destekliyor. Ev sahipleri,<br />

her geçen gün daha çok ısı pompası<br />

ve fotovoltaik sistemleri tercih ediyor. Bosch<br />

Akıllı Ev uygulamasına entegre edilen<br />

enerji yönetim sistemi sayesinde kullanıcılar,<br />

mobil uygulama yardımıyla tüm verileri<br />

görüntüleyebilecek ve diğer ev aletlerini<br />

kolayca sisteme entegre edebilecek. Akıllı<br />

ev kullanıcıları, dijital kontrol ve yenilenebilir<br />

güneş enerjisi sistemi sayesinde elektrik<br />

maliyetlerinden yüzde 80’e kadar tasarruf<br />

edebiliyor.<br />

Dijital çözümler gelecekte başarının<br />

anahtarı olacak<br />

Uwe Glock, “Dijital çözümler, ısıtma endüstrisinin<br />

geleceğini şekillendirmede<br />

başarının anahtarıdır. Öngörülebilir gelecekte,<br />

gelirimizin büyük bir kısmını bağlanabilirlikten<br />

elde edeceğiz. Hedefimiz, ağ<br />

bağlantılı dünyaya giden yolda uzman şirketlere<br />

güçlü iş ortakları olarak destek vermek.<br />

Böylece iş ortaklarımız temel işlerine<br />

odaklanarak son tüketiciye mümkün olan<br />

en iyi hizmeti sunabilecekler” dedi.<br />

Buderus ortaklarını Dijital Dönüşüme dahil ediyor<br />

Buderus, sadakat kulübünde yer alan premium kategorisindeki* iş ortakları için kendi<br />

kurumsal tasarımı ile website oluşturarak online dünyada yer almalarına katkı sağlıyor.<br />

İklimlendirme sektörünün en iddialı sadakat<br />

kulüplerinden biri olan Buderus<br />

Star Club, üyelerine birbirinden farklı<br />

avantajlar sunmaya devam ediyor.<br />

Son olarak premium partnerlerinin dijital<br />

dünyada da yer almalarına katkıda<br />

bulunmak adına geliştirdiği website<br />

projesi, Buderus tarafından hayata<br />

geçirilmeye başladı. Proje kapsamında<br />

premium partnerlerinin websiteleri,<br />

Buderus kurumsal kimliğine uygun<br />

olarak hazırlanıyor ve partnerlerin<br />

yönetimine sunuluyor. Bu sayede iş<br />

ortaklarını da dijital dönüşüme dahil<br />

edecek olan Buderus, hazırlayacağı<br />

websiteler ile online dünyadaki yetkinliğini<br />

bir kez daha kanıtlayacak.<br />

İş ortakları için hazırlanan websiteleri<br />

sayesinde premium partnerler son<br />

kullanıcı fiyatlarını buradan duyurabilecek<br />

ve her türlü hizmet alanını gösterebilecek;<br />

son kullanıcılar ise ürünler<br />

hakkında detaylı bilgilere erişebilecek<br />

ve iş ortağının bulunduğu bölgeye hizmet<br />

veren Buderus Yetkili Servislerine<br />

ulaşabilecek. Kullanıcı dostu olarak tasarlanan<br />

sitede firma ile kolayca irtibata<br />

geçebilmek için tek tuşla arama ve<br />

mail atma fonksiyonları da bulunuyor.<br />

*Premium kategori: Bu kategori, Buderus<br />

sadakat portalı olan Buderus Star<br />

Club’da en üst segmentte yer alan bayileri<br />

temsil eder.<br />

120<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Başkentin ilk ve tek marinası<br />

Marina Towers<br />

1974’ten bugüne, ürettiği her projede tecrübenin, güvenin ve ilklerin öncüsü olan Sinpaş,<br />

bir projesini daha hayata geçirmenin gururunu yaşıyor. Sinpaş’ın sıra dışı fikirlerle<br />

donatılmış, Türkiye’nin en iddialı karma yaşam projelerinden Marina Ankara hızla<br />

yükselmeye devam ediyor.<br />

Sinpaş, Marina Ankara ile Başkentlilere<br />

özlemini duyduğu marina yaşamını ve<br />

zengin sosyal donatıları sunarken, “kazanırken<br />

kazandırma” hedefiyle, şehrin<br />

merkezinde her gün değerlenen güzel<br />

bir yaşama sahip olma fırsatı oluşturuyor.<br />

Marina Ankara deniz şehirlerinin havasını<br />

projenin her detayına taşıyarak ismiyle<br />

müsemma bir yaşam tarzının müjdesini<br />

veriyor. Sinpaş’ın yaşam başlayan birbirinden<br />

özgün projeler zincirine Marina<br />

Towers yepyeni bir halka olarak ekleniyor.<br />

Mahmut Sefa Çelik: İşlerimiz 30 yıl<br />

sonra bile değerlidir<br />

Sinpaş Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut<br />

Sefa Çelik, Marina Towers da hayatın<br />

başlamasından mutluluk duyduklarını<br />

belirterek, “Ankara’nın ilk ve tek marinasının<br />

yer aldığı projemiz, sunduğu yaşamıyla<br />

başkentin yeni simgelerinden ve<br />

buluşma noktalarından biri olacak. Çelik,<br />

müşterilerinin gözünde güven algısı<br />

daima yüksek olan Sinpaş’ın yarım asra<br />

yakın tecrübesi, ilkleri başlatma geleneği,<br />

araştırmaya, bilgiye verdiği önem ve insan<br />

kaynağına verdiği değerle ayrıştığını<br />

söyledi. Sinpaş’ın 44 yıldır her koşulda<br />

başarılı projeler ürettiğine dikkat çeken<br />

Çelik, “Marina Towers da, diğer devam<br />

eden tüm projelerimizi de yaparken her<br />

şeyden önce işimize odaklanmaya dikkat<br />

ettik. Projelerimizin 30 yıl sonra bile<br />

değerli olması bizim için çok kıymetli. Bu<br />

artılarımız müşteri memnuniyetini sağlayarak<br />

Sinpaş markasını güçlendirdi.” diye<br />

konuştu.<br />

Marina Ankara neler sunuyor?<br />

Marina Ankara’da tüm etaplar tamamlandığında<br />

birbirinden eşsiz donatılarla dikkat<br />

çekecek. Başkente yeni bir vizyon katan ve<br />

Ankaralıları marina yaşamı ile tanıştıracak<br />

olan Marina Ankara projesi tamamlandığında,<br />

Çankaya Oran’ı yepyeni bir konsept<br />

ile tanıştıracak. Ankara’nın ve Türkiye’nin<br />

en iddialı karma yaşam projelerinden Marina<br />

Ankara’nın sakinleri, Marina Ankara’nın<br />

ismini aldığı marinasında, iskelelerden<br />

küçük yelkenlilerle açılabilecek, kanolarla<br />

kürek çekebilecek, kıyı teraslarında oturup<br />

dinlenebilecek. Şelaleleri, kumsalları,<br />

Tropik Adası, deniz feneri, çocuklar için<br />

su kaydırağı, sis koyu, suyun üzerinden<br />

uzanan ahşap köprü ve gölüyle öne çıkan<br />

Kanyon bölgesi de projenin su alanlarıyla<br />

iç içe sunduğu diğer ayrıcalıklı yaşam<br />

alanları olarak öne çıkıyor. Marina Ankara’nın<br />

Eymir Gölü’ne bakan cephesinde<br />

Ankaralılara Eymir Gölü’nün yamacında<br />

yaşama ayrıcalığı sunacak.<br />

122<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Proje<br />

Her ihtiyaca uygun farklı konut<br />

seçenekleri<br />

Toplamda 2590 konutun yer aldığı Çankaya<br />

Oran’da yükselen Marina Ankara’da<br />

yer almak için hala fırsat var. Marina<br />

Ankara’da Marina yaşamını sunmak<br />

için hemen teslim konut alternatiflerinin<br />

yanı sıra ileri dönemde teslim edilecek<br />

1+1’den 4+1’e kadar farklı konut tipleri de<br />

yer alıyor.<br />

Projede son dönemde çok tercih edilen<br />

Marina Ankara Proje Künyesi:<br />

Firma:<br />

Sinpaş<br />

Konum:<br />

Çankaya - Oran / Ankara<br />

Toplam Arazi: 125 bin m²<br />

Toplam Konut: 2.590<br />

Metrekare Aralığı: 69 - 450 m²<br />

1+1’lerin yerine çok amaçlı kullanımlarıyla<br />

fark yaratan buçuk odalı ekstra daireler<br />

yer alıyor. Sinpaş’ın 1+1’den daha fazlasını<br />

isteyenleri düşünerek tasarladığı<br />

1,5+1 daireler beklentisi yüksek olanlar<br />

için bir alternatif niteliğinde. “1+1+ çalışma<br />

odası” veya bebek odası, giysi odası,<br />

hobi odası, kütüphane, atölye, müzik,<br />

spor odası gibi birçok farklı amaç için<br />

düşünülmüş ekstra daireler kişiye özel<br />

“mola alanı” sunarak rahatlık sağlıyor.<br />

Büyük Kanyon ve Alplerin<br />

ilhamıyla Ankara<br />

Marina Ankara projesinin tüm etapları tamamlanınca,<br />

Başkentlilere kentin merkezinde<br />

nitelikli bir ev sunmanın yanı sıra,<br />

onları ABD Büyük Kanyon, Kanada Toronto,<br />

İskoçya Edinburgh ya da İsviçre Alpleri<br />

gibi dünyanın en ünlü turizm merkezlerinde<br />

benzerleri bulunan Snowland, Extreme-<br />

Land, Skywalk gibi donatılarla tanıştıracak.<br />

Projenin hemen yanında bulunan ve Türkiye’de<br />

“ilk” olma özelliği taşıyan Skywalk<br />

250 metre yüksekliğindeki cam platformu<br />

ile ayakları yerden kesiyor ve gökyüzünde<br />

benzersiz bir yürüme deneyimi yaşatıyor.<br />

Marina Ankaralılar evlerinden tek şehir içi<br />

kayak merkezi olan Snowland’e teleferikle<br />

inebiliyor, yaz kış yılın 12 ayı kayak<br />

yapabilme olanağı yakalayabiliyor. Marina<br />

Ankaralılar dışında Başkentlilerin de<br />

gözdesi olan Snowland’de her seviye için<br />

güvenli kayak ve snowboard keyfi sürebilmek<br />

mümkün. Metrelerce yükseklikteki ip<br />

parkuruyla ekstrem spor meraklılarını cezbeden<br />

ExtremeLand Türkiye’nin ilk ve tek<br />

şeffaf tırmanma duvarının bulunduğu yer.<br />

Her sabah eşsiz bir göl manzarasına uyanarak<br />

güne başlamak ve her akşam güneşin<br />

batışının huzuruna dalmak…<br />

Başkentin oksijen deposu Eymir Gölü’nün<br />

yanı başındaki Marina Ankara ile doğanın<br />

da tadını çıkarmak mümkün. Marina<br />

Ankaralılar her mevsim doğal güzellikleri<br />

ve kartpostalları aratmayan muhteşem<br />

manzarasıyla Başkent’e eşlik eden Eymir<br />

Gölü’nün huzurunu yaşarken, yelkenden<br />

kayağa, kumsal keyfinden teleferikle<br />

gezintiye kadar projenin tüm benzersiz<br />

özelliklerinden faydalanabilecek. Ayrıca<br />

İmrahor Vadisi’ndeki yaklaşık 4 kilometrelik<br />

parkurda bisiklet turları yapmak; koşu<br />

ve yürüyüşlerle sağlık bulmak aktiviteler<br />

dahilinde…<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 123


Curio Collection by Hilton,<br />

BESA Grup güvencesi ile Bodruma geliyor<br />

Hilton, Türkiye’deki ilk Curio Collection resort otelini açmak üzere inşaat sektöründe<br />

gerçekleştirdiği öncü projeleri ile yaklaşık yarım asırdır Başkent Ankara’ya ve Türkiye’ye<br />

damgasını vuran BESA Grup ile anlaştı. Toplam 85 odalı otel, Bodrum’un Ege sahilindeki<br />

en özel koylarından Küçükbük’te bulunan BESA Gruba ait The BO Viera yatırımının bir<br />

parçası olacak.<br />

Curio Collection by Hilton, Amerika ve<br />

Avrupa başta olmak üzere dünyanın en<br />

seçkin 18 destinasyonunda, her biri özenle<br />

tasarlanmış 67 otelin yer aldığı özel bir<br />

koleksiyondur. Bulunduğu lokasyonun<br />

yerel dokularını benzersiz bir konfor ile<br />

buluşturan Curio Collection by Hilton<br />

markası Türkiye’de ilk kez “The BO Vue”<br />

ile Bodrum’da yaşam bulacak. Özgün<br />

yapısı içerisinde yaşattığı ince detaylarla<br />

tasarlanmış mimarisi, yerel ve dünya<br />

mutfağından sunduğu özel lezzetleri ve<br />

üst düzey misafirperverliği ile “The BO<br />

Vue”, Bodrum’un “en”lerine aday olmaya<br />

hazırlanıyor.<br />

The BO Vue’in tamamıyla entegre olacağı<br />

The BO Viera, villa ve rezidanslardan<br />

oluşan 330 yaşam ünitesi ile misafirlerine<br />

özel plaj, spor merkezi, spa ve diğer<br />

tesislerden yararlanma olanağı sunuyor.<br />

Otelin 2021 yılında ilk misafirlerini ağırlaması<br />

bekleniyor.<br />

İstanbul’da düzenlenen imza töreninde<br />

BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Salih Bezci, BESA Grup Yönetim Kurulu<br />

Üyesi Efe Bezci, Hilton MENA (Orta<br />

Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye) İş Geliştirme<br />

Başkan Yardımcısı Carlos Khneisser<br />

ve Hilton Türkiye İş Geliştirme Direktörü<br />

Nida Sözügeçer ve Hilton Orta Doğu,<br />

Kuzey Afrika ve Türkiye Başkanı Rudi Jagersbacher<br />

“The BO Vue” ile ilgili bilgi<br />

verdiler. BESA Grup Turizm Koordinatörü<br />

Yunus Gürkan da imza törenine katıldı.<br />

Hilton MENA bölgesi (Orta Doğu, Kuzey<br />

Afrika ve Türkiye) İş Geliştirme Başkan<br />

Yardımcısı Carlos Khneisser, İstanbul’daki<br />

imza töreni sırasında şunları söyledi:<br />

“Curio Collection, yatırımcıların lüks oteller<br />

için özgün konseptler geliştirmesine<br />

ve Hilton sistemimize entegre etmesine<br />

imkan veriyor. Türkiye’nin St. Tropez’i<br />

diye anılan Bodrum, seçkin otellere, restoranlara<br />

ve beach club’lara ev sahipliği<br />

yapıyor. Farklı bir konaklama deneyimi<br />

tasarlamayı ve geliştirmeyi taahhüt eden<br />

yatırımcıyla birlikte çalışıyor, misafirlerin<br />

sürekli gelişen bu gözde destinasyonda<br />

en iyi deneyimi yaşamasını amaçlıyoruz.”<br />

BESA Grup Yönetim Kurulu Başkanı<br />

Salih Bezci, “Türkiye’deki ilk Curio Collection<br />

Oteli’nin açılışı bizim için çok heyecan<br />

verici bir dönüm noktası” derken<br />

şöyle devam etti: “The BO Viera projesi<br />

126<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Proje<br />

ile büyük bir hayalimizi gerçekleştirmiştik.<br />

Şimdi, dünyanın da en önemli tatil destinasyonları<br />

arasında yer alan Bodrum’un<br />

değerine değer katacak “The BO Vue”,<br />

Türkiye’de ilk kez hayata geçiriyor. “The<br />

BO Vue”, gerçek bir unutulmaz konaklama<br />

deneyimi arayan meraklı gezginlerin<br />

Bodrum’daki vazgeçilmez adresi olacağından<br />

eminim. Değerli Hilton yöneticilerine,<br />

bu lüks markayı Türkiye’ye getirmek<br />

için BESA Grup’u tercih ettiklerinden<br />

dolayı teşekkür ederim. Alanlarında uzmanlaşmış<br />

iki grubun, Bodrum’un daha<br />

da gelişmesi için güçlerini birleştirecek<br />

olmasından mutluluk duyuyorum.”<br />

BESA Grup Yönetim Kurulu Üyesi<br />

Efe Bezci,” Hilton marka ve<br />

standartlarının korunacağı<br />

“The BO Vue” otelimiz ile Curio Collection<br />

by Hilton’un, sahip olduğu elit konseptle<br />

gerek Bodrum’a gerek turizm sektörümüze<br />

çok değerli katkılarda bulunacağına<br />

inanıyorum. Hilton’un Türkiye’ye ilk kez<br />

verdiği markası Curio Collection by Hilton<br />

için BESA Grup yatırımını ve güvencesini<br />

seçmesinden onur duyuyoruz. “The<br />

BO Vue”, Bodrum’un seçkin ve elegant<br />

bir adresi olarak vazgeçilmez bir deneyim<br />

olacak. Geleceğe atılan temellerin<br />

sağlamlığını gösteren bu iş birliğinin ülkemiz<br />

için hayırlı olmasını diliyorum.”<br />

CURIO Collection by Hilton,<br />

Bodrum ve Türkiye’de yeni<br />

keşiflere imza atıyor<br />

Yeni yatırım, halen faaliyette veya yapım<br />

veya proje aşamasında olan 100’den<br />

fazla tesise sahip Curio<br />

markasının büyüyen küresel<br />

portföyüne eklenecek.<br />

Markanın Türkiye’ye<br />

yatırım planlarında İstanbul’daki<br />

Rumeli Han ve<br />

Armand olmak üzere iki<br />

tesis daha yer alıyor.<br />

Her biri özenle seçilmiş,<br />

taklit edilemeyecek farklı<br />

özelliklerde olan ve meraklı<br />

olanlara ödül niteliğindeki<br />

simge haline<br />

gelmiş otellerin yer aldığı<br />

CURIO Collection by<br />

Hilton markası, dünyada<br />

belirli lokasyonlarda bulunuyor.<br />

Bulundukları lokasyondaki<br />

dokunun birer<br />

parçası olan CURIO Collection<br />

by Hilton otelleri,<br />

şehirlerin ruhunu yansıtan,<br />

tam anlamıyla yerel<br />

mekânlar olarak göze çarpıyor.<br />

Otel, Ege Denizi kıyısındaki<br />

Küçükbük’te 1,2<br />

kilometre uzunluğunda<br />

kesintisiz bir sahilde konumlanacak.<br />

Bodrum havaalanından<br />

arabayla bir saatten daha kısa sürede<br />

ulaşılabilecek olan otel, bu eşsiz koyu<br />

şehir merkezine bağlayan ana yollara da<br />

kolay erişim avantajına sahip.<br />

85 odalı ve 180 yatak kapasiteli olarak<br />

planlanan The BO Vue’da, odaların çoğunun<br />

önünde havuz bulunurken, tümü<br />

deniz manzaralı olacak.<br />

150 metrelik büyüleyici bir sahile sahip<br />

olan “The BO Vue”, benzersiz mutfak<br />

deneyimi ile de elit ve sofistike bir tatili<br />

tercih edenlerin gözdesi olmaya aday.<br />

Ana restoranın yanı sıra, ala carte restoran<br />

da konukların en taze malzemelerle<br />

hazırlanmış, Ege mutfağından çıkan yemeklerin<br />

tadını çıkarmaları için planlandı.<br />

Ayrıca, Café BO ‘Bar, besleyici yemek<br />

seçeneklerinin yanı sıra en kaliteli şarap<br />

ve kokteyl seçenekleriyle konuklarını gerçekten<br />

sakin bir ortama davet edecek.<br />

“The BO Vue”, büyük led ekranları kablosuz<br />

video projektörü ve Wi-Fi dahil olmak<br />

üzere en son teknolojiye sahip toplantı<br />

salonu ile küçük toplantılar için ideal bir<br />

ortam sunacak.<br />

Otelde, egzersiz yapmak isteyenler için<br />

yüksek teknoloji ile donatılmış bir spor<br />

salonu da yer alacak.<br />

Dünya standartlarında spa hizmeti ile de<br />

The BO Vue, Bodrum’un en gözde otelleri<br />

arasında olmaya aday.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 127


“Yaşama ekstra<br />

konfor,<br />

kolaylık ve keyif katan<br />

pek çok unsuru bir<br />

arada sağlıyoruz”<br />

“Şiltaş <strong>Yapı</strong> olarak<br />

Türkiye ekonomisinin<br />

lokomotifi inşaat sektörüne<br />

katkı sağlamak için<br />

yatırımlarımıza devam<br />

ediyoruz. Siltaş Marina dahil<br />

olmak üzere 2020’ye kadar<br />

3 yeni proje daha hayata<br />

geçirmeyi planlıyoruz.”<br />

‘Kente değer katan yapılar’ misyonuyla<br />

yaklaşık 20 yıldır faaliyetlerini sürdüren<br />

Siltaş <strong>Yapı</strong>, insan odaklı yaşam alanlarını<br />

gerçekleştirmeye devam ediyor. Siltaş<br />

<strong>Yapı</strong> Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı<br />

Murat Özdemir ile gerçekleştirdiğimiz röportaj<br />

çalışmamızda ‘Siltaş Marine Projesi’ni<br />

ve kendi geliştirdikleri ‘LifeX Konsepti’<br />

üzerine konuşmaya çalıştık.<br />

Öncelikle kısa tarihçenizle birlikte<br />

faaliyetlerinizden bahseder<br />

misiniz?<br />

Tekstil sektöründe hem üretim hem de mağazacılık<br />

tarafında 40 yıllık geçmişin üzerine<br />

2011 yılından itibaren inşaat sektörüne<br />

yoğunlaşmaya başladık. Bugüne kadar<br />

ağırlıklı olarak Pendik, Kartal, Maltepe aksında<br />

iş merkezleri ve Siltaş Nova Park,<br />

Siltaş Mavi Park, Siltaş Teras Park, Siltaş<br />

Safir Park ve Siltaş Flora Park gibi yeni nesil<br />

konut projeleri inşa ettik. Arsa geliştirmeden<br />

projelendirmeye, üretimden teslime<br />

ve satış sonrası hizmetlere kadar her alanda<br />

çok hızlı aksiyon alan bir şirketiz. Projelerimiz<br />

kapsamında beyan ettiğimiz her<br />

unsuru en ince ayrıntısına kadar eksiksiz<br />

olarak zamanında yerine getiriyoruz. Proje<br />

geliştirdiğimiz bölgeleri derinlemesine<br />

analiz ederek bölgenin ve hedef kitlemizin<br />

ihtiyaç ve taleplerine uygun nitelikte, ileri<br />

inşaat teknolojisi ile yüksek kalitede yenilikçi<br />

projeler üretiyoruz. İnşaat sektöründe<br />

güvene dayalı ilişkiler geliştirmiş bir şirket<br />

olarak satışı kısa sürede tamamlanan ve<br />

prim potansiyeli yüksek projelere imza atıyoruz.<br />

Siltaş Marina projeniz ve diğer<br />

projelerden ayrışan özellikleri<br />

hakkında bilgi verir misiniz?<br />

İstanbul’un en hızlı büyüyen ve gelişen<br />

merkezlerinden biri olan Pendik’in sahil<br />

şeridinde marinanın tam karşısında yükselen<br />

“Adalara karşı, bulutlara komşu” Siltaş<br />

Marina projemiz, toplam 8 bin metrekare<br />

üzerinde 20 katlı iki bloktan oluşuyor.<br />

Projemizde 2+1’den 4+1’e kadar çeşitli<br />

büyüklük ve özellikte 200 konut, 4 ticari<br />

ünite ve sosyal yaşam alanları bulunuyor.<br />

52 adet açık ve kapalı mutfak alternatifleri<br />

bulunan 2+1 dairenin yer aldığı projemizde<br />

140 adet 3+1 ve 8 adet 4+1 daire mevcut.<br />

Bir kentsel dönüşüm projesi olarak hayata<br />

geçirdiğimiz Siltaş Marina’da, yıktığımız 7<br />

blok yerine sadece 2 blok inşa ediyoruz ve<br />

projemizin yüzde 70’ini sosyal donatı ve<br />

peyzaj alanlarına ayırıyoruz. Ayrıca Siltaş<br />

Marina’da ilk kez hayata geçireceğimiz<br />

“LifeX Konsepti’’ ile farklılaşıyoruz. Bu konsept<br />

ile standart sosyal donatılardan farklı<br />

olarak yaşama ekstra konfor, kolaylık ve<br />

keyif katan pek çok unsuru bir arada sağlıyoruz.<br />

Siltaş Marina’yı farklı kılan bir diğer<br />

nokta ise özel mimarisi sayesinde projede<br />

yer alan konutların tamamının deniz manzaralı<br />

olması.<br />

LifeX Konsepti hakkında detaylı<br />

bilgi verebilir misiniz?<br />

Siltaş <strong>Yapı</strong> olarak Siltaş Marina’da ilk kez<br />

hayata geçireceğimiz LifeX Konsepti ile<br />

sadece bir ev değil, komple bir yaşam<br />

alanı vadediyoruz. Bu konseptimizi gelecek<br />

tüm projelerde bölgenin ihtiyaçları<br />

ve beklentiler doğrultusunda daha da<br />

zenginleştirerek uygulamayı planlıyoruz.<br />

LifeX Konsepti içinde; proje sakinlerinin<br />

evlerine gelen misafirlerini beş yıldızlı otel<br />

konforunda ağırlayabilecekleri misafir süiti,<br />

ebeveynlerin çocuklarını güvenle emanet<br />

edebileceği kreş, yüksek ses yalıtımı<br />

sayesinde çevreye rahatsızlık vermeden<br />

istenilen enstrümanın çalınabileceği ve<br />

eğitim alınabilecek müzik odası, proje sakinlerinin<br />

aileleri ve arkadaşlarıyla geniş<br />

ekranda film ve maç izleyebilecekleri ya<br />

da konsolda oyun oynayabilecekleri cep<br />

sineması bulunuyor. Akıllı ev sistemi altyapısının<br />

da bulunacağı projemizde; yeşil<br />

128<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Proje<br />

enerjiyle çalışan elektrikli araçlar için e-şarj<br />

istasyonu, kitap ve kahve keyfini bir arada<br />

sunan cafe kütüphane, dört mevsim yüzme<br />

imkanı bulunan yüzme havuzu, fitness<br />

salonu ve sauna da yer alıyor. Yürüyüş ve<br />

bisiklet parkuru, çocuk parkı ve basketbol<br />

sahasının yanı sıra proje sakinlerinin temel<br />

ihtiyaçlarına cevap vermesi hedeflenen ticari<br />

üniteler de mevcut.<br />

Projenizin konut sahibi olacaklar<br />

açısından başlıca tercih sebepleri<br />

nelerdir?<br />

Tüm ulaşım alternatiflerinin kesişim noktasında<br />

bulunan Siltaş Marina, konumu<br />

açısından konut sahibi olmak isteyenlerin<br />

başlıca tercihleri arasında yer alıyor. Projemiz<br />

Pendik sahile 1,5 dakika, Pendik Marina’ya<br />

2 dakika, metroya 3 dakika, yüksek<br />

hızlı trene ve İDO Pendik Terminali’ne 5<br />

dakika, Sabiha Gökçen Havalimanı’na 13<br />

dakika ve üçüncü köprü bağlantı yoluna<br />

17 dakika mesafede konumlanıyor. Deniz<br />

taksi ve deniz otobüsüyle ulaşım imkanı<br />

sayesinde zamandan tasarruf sağlayan<br />

projemiz, teknesi ve yatı olanlar için de<br />

eşine az rastlanır bir konfor sunuyor. Yakın<br />

zamanda teknoloji ve inovasyon konusunda<br />

Türkiye’nin Silikon Vadisi olmaya hazırlanan<br />

Teknopark’a 15 dakika mesafede<br />

bulunan Siltaş Marina; birçok AVM, eğitim<br />

kurumu, kamu kurumu ve hastanenin yanı<br />

başında yer alıyor.<br />

Yüksek ağaçlarla ferahlık hissi oluşturan<br />

peyzaj düzenlemesi ile insana ve doğaya<br />

dost bir proje olarak tasarlanan Siltaş Marina’da<br />

başta çocuklar olmak üzere proje<br />

sakinlerinin rahatı ve güvenliği için site içi<br />

araç trafiğine izin vermeyen kapalı otopark<br />

yer alıyor. Ambulansın girebildiği otoparka<br />

ek olarak bloklarda sedye taşınabilen<br />

asansörler de mevcut. Adalar manzaralı<br />

balkonları ve terasları ile doyulmaz seyir<br />

keyfi sunan Siltaş Marina, 7/24 güvenlik<br />

hizmeti ve kapalı devre kamera sistemiyle<br />

korunacak. Projemiz yüksek deprem standartları<br />

ve deprem yönetmeliğine uygun<br />

olarak radye temel ve betonarme karkas<br />

sistemi ile inşa ediliyor.<br />

Pendik bölgesinin avantajları<br />

konusunda bilgi verebilir misiniz?<br />

Son yıllarda İstanbul’un en hızlı büyüyen<br />

ve gelişen merkezlerinden biri olan Pendik,<br />

hem yerli hem de yabancı gayrimenkul<br />

yatırımcılarının yeni gözdesi haline geldi.<br />

Kentsel dönüşüm çalışmalarıyla hızla yenilenen<br />

Pendik, nüfusu ve yüzölçümü ile<br />

Murat Özdemir / Siltaş <strong>Yapı</strong> Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı<br />

İstanbul’un en büyük ilçeleri arasında yer<br />

alıyor. Endeksa verilerine baktığımızda ise<br />

Pendik’te son 5 yılda fiyat artışının yaklaşık<br />

yüzde 77 seviyesinde olduğunu görüyoruz.<br />

Zengin ulaşım ağı ile Pendik, sahil<br />

şeridine sahip oluşu ve sunduğu yüksek<br />

standartlarda yaşam kalitesi ile İstanbul<br />

gibi kalabalık ve trafik sıkıntısının yoğun<br />

olduğu bir şehirde yaşamı kolaylaştırıyor.<br />

Elit ve kaliteli bir yaşam merkezi olan Pendik<br />

geniş yeşil alanların yanı sıra İstanbul’un<br />

en büyük su kaynaklarından biri olarak<br />

bilinen Ömerli Barajı’nı da bünyesinde<br />

barındırıyor.<br />

Gelecek dönem hedeflerinizden<br />

bahsedebilir misiniz?<br />

Şiltaş <strong>Yapı</strong> olarak Türkiye ekonomisinin<br />

lokomotifi inşaat sektörüne katkı sağlamak<br />

için yatırımlarımıza devam ediyoruz.<br />

Siltaş Marina dahil olmak üzere 2020’ye<br />

kadar 3 yeni proje daha hayata geçirmeyi<br />

planlıyoruz. Siltaş Marina’nın ardından<br />

Sancaktepe ve Kartal’da başlayacağımız<br />

projelerimiz bulunuyor. Bu projelerle birlikte<br />

bugüne kadar inşaat sektöründe 7 yılda<br />

gerçekleştirdiğimiz yatırım tutarı kadar<br />

yeni yatırımı, şimdi 2 yıl içinde gerçekleştirmeyi<br />

hedefliyoruz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 129


“Sadece yerli yatırımcıların değil<br />

yabancı yatırımcıların da dikkatini çekiyoruz”<br />

“Başkent’in kaliteli, huzurlu ve aile yaşantısının huzurla devam edeceği bir alana ihtiyacı<br />

vardı biz onu hayata geçirdik. Merkezine insanı koyduğumuz bir projeyi hayata geçirmeyi<br />

hedefleyerek; bu doğrultuda ilerlemek bizlere ayrıcalık sağladı. Duru Beytepe’nin<br />

lokasyonu da bu noktada ön plana çıkan bir diğer husus oldu.”<br />

2009 kurulan Safe Grup, finansal güç ve<br />

sahip olduğu geniş vizyon ile ulusal ve<br />

uluslararası pazarda çok sayıda projeye<br />

imza atmış durumda. Son dönemde Duru<br />

Beytepe Projesi ile tekrar kendinden söz<br />

ettiren Safe Grup, faaliyetlerini vizyoner<br />

anlayışı ile sürdürmekte. Duru Beytepe<br />

/ Tona <strong>Yapı</strong> ve Safe İnşaat Ortaklığı İcra<br />

Kurulu Başkanı İlhan Erdal ile genel faaliyetler<br />

ve yeni projeleri üzerine konuştuk.<br />

Öncelikle kendinizden ve<br />

ofisinizin kısa tarihçesiyle birlikte<br />

faaliyetlerinizden bahseder<br />

misiniz?<br />

1969 yılı Ankara Kahramankazan doğumluyum.<br />

Genç yaşta girdiğim ticaret<br />

hayatına Rüzgârlı sokakta tesisat malzemeleri<br />

satan arkadaşımın yanında pazarlamacı<br />

olarak başladım. 1996 yılında Erel<br />

Concept’i kurdum. Bugün inşaat, enerji<br />

ve AVM yatırımları ile ticari hayatımıza<br />

devam etmekteyiz. MÜSİAD (Müstakil<br />

Sanayi ve İşadamları Derneği) Ankara<br />

Yönetim Kurulu üyeliği ve Başkan Yardımcılığından<br />

sonra halen MÜSİAD Ankara<br />

başkanlığı görevini yürütmekteyim.<br />

Aynı zamanda, da DEİK (Dış Ekonomik<br />

İlişkiler Kurulu) Türkiye – Endonezya İş<br />

Konseyi Başkanıyım. Tona <strong>Yapı</strong> A.Ş. ve<br />

Safe İnşaat A.Ş. Ortaklığı İcra Kurulu<br />

Başkanlığını yürütüyorum. Duru Beytepe<br />

de, inşaat sektörünün tecrübeli firmalarındanTona<br />

<strong>Yapı</strong> A.Ş. ve Safe İnşaat A.Ş.<br />

Ortaklığı ile hayata geçirilen bir proje. Ankara<br />

merkezli olarak 2016 yılında kurulan<br />

Tona <strong>Yapı</strong>, Türkiye’de ve Dünya’da yenilikçi,<br />

özgün, çevreci ve akıllı yapı uygulamalarını<br />

projelerine taşımayı amaçlıyor.<br />

Güçlü ortaklık yapısı ve finansal gücüyle<br />

yaşanabilir sosyal alanlar inşa etmeyi hedefleyen<br />

Tona <strong>Yapı</strong>, tecrübeli ekibi, inşaat<br />

sektöründe dünyadaki en yeni ve güncel<br />

gelişmeleri yakından takip eden bakış<br />

açısıyla paydaşlarının geleceğini şekillendirmeyi<br />

hedefliyor. Türkiye’nin güçlü<br />

markalarıyla çözüm ortaklığı ve işbirliği<br />

yaparak projelerine değer katan Tona<br />

<strong>Yapı</strong>, Duru Beytepe Projesi ile Ankara’ya<br />

merhaba diyor. Ankara’da faaliyet gösteren<br />

ve 19 etkin iş adamının, 2009 yılında<br />

kurduğu SAFE GRUP İNŞ.TAAH.SAN ve<br />

TİC.A.Ş ise; Çankaya’da hayata geçen<br />

Safe Park Konutları ve Podium Alışveriş<br />

Merkezi projelerindeki deneyimini Tona<br />

<strong>Yapı</strong> ile girdiği ortaklık ile Ankara Duru<br />

130<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Proje<br />

İlhan Erdal<br />

Duru Beytepe / Tona <strong>Yapı</strong> ve Safe İnşaat Ortaklığı İcra Kurulu Başkanı<br />

Beytepe projesinde harmanlıyor. Modern<br />

yaşamın doğa ile birleştiği ve “Bizim Mahallenin<br />

Çocukları” mottosuyla yola çıkılan<br />

projemizde özlenilen duyguları yeniden<br />

yaşatmayı amaçlıyoruz.<br />

‘Duru Beytepe Projesi’ hakkında<br />

biraz bilgi verir misiniz?<br />

Projenizin diğer projelerden<br />

ayrışan özellikleri neler? Biraz<br />

bahseder misiniz?<br />

Başkent’in gözde yerleşim yerlerinden<br />

Beytepe’de hayata geçirilen Duru Beytepe,<br />

kaliteli yaşamın anahtarını sunuyor.<br />

Toplamda 47.276 m2’lik arazi üzerine kurulan<br />

ve 484 daireden oluşan proje, bünyesinde<br />

barındırdığı çocuk oyun alanları,<br />

sosyal yaşam alanları ve sağlıklı yaşam<br />

alanları ile fark yaratıyor. 484 konuttan<br />

oluşan Duru Beytepe, arazi büyüklüğünün<br />

yüzde 84’lük kısmının yeşil alan ve<br />

peyzaj alanlarına ayrılıyor. 2+1’den 5+1’e<br />

kadar sunmuş olduğumuz konut seçeneklerimiz<br />

ile vatandaşlarımıza kaliteli bir<br />

yaşam sunuyoruz. Projede yer alan Çocuk<br />

Oyun Alanları, Ağaç Ev, Güneş Meydanı,<br />

Satranç Meydanı, Çocuk Plajı, Evcil<br />

Hayvan Bahçesi ve Kuş Evleri, Meyve<br />

Bahçeleri, Su Parkuru, Adrenalin ve Denge<br />

Parkuru ile çocuklarımıza doğal oyun<br />

alanları sunuyoruz. Siesta Köşesi ile ise;<br />

hem çocuklara hem de ailelere doğanın<br />

içinde dinlenebilecekleri alanlar oluşturuyoruz.<br />

Projede yer alan sosyal donatı<br />

alanlarının dışında planlanan kütüphane<br />

ve etüt merkezi çocukların bireysel<br />

yeteneklerini geliştirebilmesine imkân<br />

sağlamayı hedefliyoruz. Yazlık Sinema<br />

ile nostalji rüzgarını yakalarken, Organik<br />

Hobi Bahçesi, Terapi Bahçeleri, Aromatik<br />

Bahçeler, Çim Amfi, Hobi Bahçesi alanlarında<br />

ise keyifle vakit geçirebileceğiniz<br />

alanlar oluşturduk. Bu alanları planlarken<br />

aynı zamanda evinize gelecek olan<br />

misafirlerinizi keyifle ağırlayabileceğiniz,<br />

toplantı odalarını ve davet salonlarını<br />

da unutmadık. Yüzme havuzu, masa tenisi<br />

salonu, fitness center, spa merkezi<br />

ve açık hava spor alanları kalabalıktan<br />

uzakta kendisine zaman ayırmak isteyenleri<br />

keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Beytepe,<br />

aynı zamanda Ankara’nın gelişen<br />

lokasyonlarından olduğu için de yatırım<br />

değerini katlıyor. Yukarıda sunmuş olduğumuz<br />

imkanlar doğrultusunda sadece<br />

yerli yatırımcıların değil aynı zamanda da<br />

yabancı yatırımcılarında dikkatini çekiyoruz.<br />

Özellikle yurt dışından gelerek satış<br />

ofisimizi ziyaret eden ve Duru Beytepe<br />

ile yakından ilgilenen birçok kişi oluyor.<br />

Geride bıraktığımız yılı bu etkenler dâhilinde<br />

değerlendirdiğimizde çok başarılı<br />

bir satış grafiği yakaladığımızı söylemek<br />

yanlış olmaz. Peyzaj alanının büyüklüğü<br />

ve fonksiyonları ile Ankara’da eşine<br />

zor rastlanan bir yaşam alanı sunuyor<br />

olmamız Duru Beytepe’nin farklı yanıdır.<br />

Başkent’in kaliteli, huzurlu ve aile yaşantısının<br />

huzurla devam edeceği bir alana<br />

ihtiyacı vardı biz onu hayata geçirdik.<br />

Merkezine insanı koyduğumuz bir projeyi<br />

hayata geçirmeyi hedefleyerek; bu doğrultuda<br />

ilerlemek bizlere ayrıcalık sağladı.<br />

Duru Beytepe’nin lokasyonu da bu noktada<br />

ön plana çıkan bir diğer husus oldu.<br />

Projenizin konut sahibi olacaklar<br />

açısından başlıca tercih sebepleri<br />

nelerdir?<br />

Duru Beytepe projesi, sunacağı sosyal<br />

alanlar ile kaliteli yaşamın kapılarını aralayacak.<br />

Sağlıklı yaşama önem verenler<br />

için özel olarak tasarlanan doğa alanları<br />

ile spor yapmak yaşamınıza huzur katacak.<br />

Projede hayata geçecek olan; saha<br />

spor alanları ile dilediğiniz sporu yaparken,<br />

yürüyüş, koşu ve bisiklet yolları ile<br />

yeşile ve oksijene doyacaksınız. Projede<br />

sunulan yetişkin açık hava spor alanları,<br />

yüzme havuzu, masa tenisi salonu, Fitness<br />

center, spa merkezi alanlarıyla ise;<br />

evinizden uzaklaşmadan spor yapma imkânı<br />

bulacaksınız. Siesta Köşesi ile ise;<br />

hem çocuklara hem de ailelere doğanın<br />

içinde dinlenebilecekleri alanlar oluşturuyoruz.<br />

Projede yer alan sosyal donatı<br />

alanlarının dışında planlanan kütüphane<br />

ve etüt merkezi çocukların bireysel yeteneklerini<br />

geliştirebilmesine imkân sağlamayı<br />

hedefliyoruz. Projemizde film tutkunlarını<br />

da unutmadık. Yazlık Sinema<br />

ile nostalji rüzgarını yakalarken, Organik<br />

Hobi Bahçesi, Terapi Bahçeleri, Aromatik<br />

Bahçeler, Çim Amfi, Hobi Bahçesi alanlarında<br />

ise keyifle vakit geçirebileceğiniz<br />

alanlar oluşturduk. Bu alanları planlarken<br />

aynı zamanda evinize gelecek olan<br />

misafirlerinizi keyifle ağırlayabileceğiniz,<br />

toplantı odalarını ve davet salonlarını da<br />

ekledik.<br />

Bu projenin çevresine ve şehir<br />

yaşamına etkileri sizce nasıl<br />

olacak?<br />

Duru Beytepe’nin ekonomik olarak ve<br />

Ankara’ya olan katkısından bahsedecek<br />

olursak; bölge olarak kavşak noktasında<br />

yer alıyoruz. Bulunduğumuz bölgede<br />

kentsel dönüşüm çerçevesinde bu noktalarda<br />

düzenlemeye gidildi. Artık günümüz<br />

koşuluna batığımızda herkes Duru Beytepe’nin<br />

önü, Duru Beytepe’nin yanı diye<br />

adres tarif etmeye başladı. Bu noktada<br />

da mihenk taşı olduğumuzu düşünüyoruz.<br />

Hem bölgeye hem de hayata geçirmiş<br />

olduğumuz konsept anlamında sektöre<br />

yeni bir soluk getirmiş olduğumuzun<br />

kanaatindeyiz.<br />

Şehir planlamacılığı hakkındaki<br />

görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?<br />

Ülkemizde böyle bir şey niçin<br />

mümkün olmuyor?<br />

Geçmiş zamanlarda yapılan ve planlamacılık<br />

anlamında ne yazık ki eksikliklerin<br />

yaşandığı durumlar günümüze kadar<br />

sirayet etti. Son zamanlarda Çevre<br />

ve Şehircilik Bakanlığı’nın atmış olduğu<br />

adımlar ve belediyeler tarafından hayata<br />

geçirilen düzenlemeler ile kısmi olarak<br />

kentsel anlamda düzenlemelerin hayata<br />

geçtiğini görüyoruz. Özellikle Ankara’nın<br />

yeni yeni yapılaşmaya başlayan Beytepe<br />

gibi lokasyonlarında düzenli bir planalama<br />

yürütülüyor. Önemli olan yapılan bazı<br />

yanlışlardan ders çıkarmaktır. Çukurambar<br />

bölgesinde yapılan düzensiz planlama<br />

diğer lokasyonlara örnek olmalıdır.<br />

Şehrin merkezindeki kentsel dönüşüm<br />

çalışmaları şehrin gelişmesi için bir an<br />

önce yapılmalıdır.<br />

<strong>Yapı</strong>lacak olan çalışmalar sayesinde şehir<br />

merkezi yeni bir çehreye kavuşurken<br />

aynı zamanda da dar gelirlinin de konut<br />

ihtiyacı kolay bir şekilde karşılanabilecek<br />

duruma gelecektir. Bu da iki taraflı kazanç<br />

olacaktır.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 131


Tabanlioglu Mimarlık<br />

Londra Tasarım Bienali’nde Türkiye’yi temsil ediyor<br />

Mimari<br />

Türkiye’nin uluslararası mimarlık ofisi<br />

Tabanlıoğlu Mimarlık, ‘housEmotion’ ile<br />

yeniden Londra’da sanatseverlerle buluşacak.<br />

Tabanlıoğlu, T.C. Kültür ve Turizm<br />

Bakanlığı ve T.C. Londra Büyükelçiliği<br />

ve’nce desteklenen “housEmotion” enstalasyonu<br />

ile 4-23 Eylül tarihleri arasında<br />

düzenlenecek <strong>2018</strong> Londra Tasarım Bienali’nde<br />

Türkiye’yi temsil edecek.<br />

Tabanlıoğlu, enstalasyonları<br />

ile son dört yılda üçüncü kez<br />

Londra’da<br />

Tabanlıoğlu, kültür sanat dünyasının en<br />

önemli küresel merkezlerinden Londra’da<br />

son üç yılda iki kez daha enstelasyonlarını<br />

sergilemişti. Londra Tasarım Festivali<br />

kapsamında; 2015 yılında Tabanlıoğlu-Arik<br />

Levy işbirliğinde, farklı disiplinleri, farklı<br />

yaratıcılıkları, farklı malzemeleri biraraya<br />

getiren “Geçiş, Sıcak/Islak” başlıklı enstalasyonla<br />

Somerset House’da yer alan<br />

Tabanlıoğlu, 2016 yılında ise Sabahattin<br />

Ali’nin ‘Kürk Mantolu Madonna’ romanına<br />

atıfla “Beloved” isimli enstalasyonunu<br />

Victoria & Albert Müzesi’nde sergilemişti.<br />

Mimarlık ve tasarım yaklaşımını son yıllarda<br />

düzenli olarak katıldığı tasarım,<br />

kültür sanat etkinlikleriyle de uluslararası<br />

platformlara taşıyan Tabanlıoğlu, bu yılın<br />

Bienal teması olan “Duygusal Durumlar”<br />

başlığına mimari aracılığıyla bir karşılık<br />

veriyor.<br />

İkincisi düzenlenen Londra<br />

TasarımBienali’ne 40’dan fazla<br />

ülke katılıyor<br />

İlki 2016’da gerçekleşen Londra Tasarım<br />

Bienali’nin büyük başarısının ardından bu<br />

yıl 4-23 Eylül tarihleri arasında ikincisi düzenlenen<br />

bu prestijli küresel buluşmada;<br />

Fransa, Almanya, Hong Kong, Hindistan,<br />

İngiltere, ABD ve Türkiye dahil olmak<br />

üzere 40’tan fazla ülke ve bölgeden tasarımcının<br />

eserleri sergileniyor.<br />

Küresel kültür ajandasında dikkat çekici<br />

bir konum kazanan Londra Tasarım Bienali;<br />

tasarımın evrensel gücünü kutlamak,<br />

kolektif geleceğimizde tasarımın rolünü<br />

irdelemek üzere, yenilikçi ve kültürel<br />

yapılanmaları ile dünyanın en heyecan<br />

verici, iddialı tasarımcılarını Somerset<br />

House’da izleyicilerle bir araya getiriyor.<br />

İnsan yaşamları, deneyimleri, varlık ve<br />

duygu durumlarına dair meseleleri dile<br />

getirilecek<br />

Bienalin bu yılkı “Duygusal Durumlar” temasına<br />

karşılık veren, inovasyon, yaratıcılık<br />

ve araştırma odaklı, dünyanın çeşitli<br />

ülkelerini temsil eden çağdaş tasarım çalışmaları,<br />

Eylül ayında 20 gün boyunca<br />

Somerset House’un iç ve dış mekanlarının<br />

tamamında sergileniyor.<br />

Tasarım disiplinleri arasında zihin açıcı<br />

tartışmaları teşvik etmek amacıyla<br />

seçilen “Duygusal Durumlar” temasıyla<br />

kurgulanan enstelasyonların, insan yaşamlarına,<br />

deneyimlere, varlık ve duygu<br />

durumlarına dair meseleleri dile getirlmesi<br />

amaçlanıyor.<br />

‘Zamanın Ötesinde Tasarım Kâşifleri #6’ etkinliğinde<br />

Geberit’in bu yılki konuğu Edoardo Tresoldi<br />

Uzay zaman boyutunu aşmak ve sanatla<br />

dünya arasında görsel bir diyalog oluşturmak<br />

için transparan tel örgü yüzeyler<br />

ve endüstriyel malzemeler kullandığı<br />

tasarımlarını hayata geçiren Edoardo<br />

Tresoldi, Geberit’in davetlisi olarak<br />

İstanbul’a geliyor. Sanatında alan ve<br />

alan boyutunu aşmak için şeffaflıkla<br />

oynayan ve sanat ile yeryüzü arasında<br />

fiziksel sınırlamaları ortadan kaldıran<br />

Tresoldi, 9 Ekim Salı İTÜ Maçka<br />

Kampüsünde, mimarlar, mimarlık öğrencileri,<br />

mühendisler ve tasarımcılarla<br />

bir araya gelmeye hazırlanıyor.<br />

İsviçreli sıhhi tesisat devi Geberit, bu<br />

yıl Arkitera Mimarlık Merkezi iş birliğiyle<br />

gerçekleştirdiği ‘Zamanın Ötesinde<br />

Tasarım Kâşifleri’ etkinliğine kaldığı<br />

yerden devam ediyor. 9 Ekim Salı günü<br />

Edoardo Tresoldi<br />

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maçka<br />

kampüsünde 6’ıncısı düzenlenecek<br />

etkinliğin bu yılki konuğu ise çağdaş<br />

sanatın dünya çapındaki en önemli<br />

temsilcilerinden biri olan Edoardo<br />

Tresoldi.<br />

9 Ekim Salı günü İstanbul Teknik<br />

Üniversitesi (İTÜ) Maçka kampüsünde<br />

tasarımcı ve mimarlar ile bir<br />

araya gelecek olan Edoardo Tresoldi,<br />

konferansta; “Yokluk Maddesinden<br />

Metafizik Harabeye” konulu bir<br />

konuşma yapacak.<br />

Konuşmasının ardından Tresoldi,<br />

merak edilen sorulara da yanıt verecek.<br />

132<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Mimari<br />

Ferko Line<br />

German Design Award<br />

2019’a aday<br />

VİVA Architects, modern çağın koşulları ile gelişen lüks<br />

kavramını iş dünyasıyla buluşturan Ferko’nun Kağıthane’de<br />

yükselen projesi Ferko Line ile ‘Architecture Excellent<br />

Design’ kategorisinde German Design Award’a aday<br />

gösterildi.<br />

VİVA Architects, tasarladığı Ferko Line<br />

projesi ile 8 Şubat 2019’da Frankfurt’ta<br />

gerçekleştirilecek German Design<br />

Award’a ‘Architecture Excellent Design’<br />

kategorisinde aday olarak davet edildi.<br />

1953 yılında Alman Parlamentosu tarafından<br />

kurulan ve tasarımda iletişim ve<br />

bilgi transferi alanlarında dünyanın önde<br />

gelen uzmanlık merkezlerinden biri olan<br />

Alman Tasarım Konseyi’nin, benzersiz<br />

tasarımları ödüllendirdiği German Design<br />

Award, tasarım dünyasının en prestijli<br />

ödülleri arasında yer alıyor.<br />

German Design Award’un en büyük<br />

özelliklerinden biri de değerlendirmeye<br />

alınan ürünlerin başvuru sistemiyle değil,<br />

uluslararası bağımsız jüri tarafından<br />

belirleniyor olması. VİVA Architects,<br />

geçtiğimiz yıl da<br />

Ferko Line projesi<br />

ile Office Development<br />

ve Mixed<br />

Use Architecture<br />

kategorilerinde<br />

ödüle layık görülmüştü.<br />

Kağıthane’nin<br />

en prestijli projesi olarak iş hayatının<br />

profesyonellerini ağırlamaya hazırlanan<br />

Ferko Line, 105 bin metrekare toplam<br />

inşaat alanında 4 bloktan oluşuyor.<br />

Bünyesinde 192 ofis, 38 adet ticari alan<br />

ve 173 oda kapasiteli Four Points by<br />

Sheraton Oteli’ni bulunduran Ferko Line,<br />

ortak teras ve yeşil alanları, restoran ve<br />

dünyaca ünlü markaların yer aldığı ticari<br />

bölümleri, fitness center ve hobi alanları<br />

ile iş yaşamının yoğun temposunda<br />

çalışanlara nefes aldırarak bölgede ‘yeni<br />

nesil ofis’ dönemini başlatacak.<br />

134<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


PDG Mimarlar’dan Tarihi ve Kültürel<br />

Kimliğe Vurgu Yapan Tasarım:<br />

Hatay Dinler ve Medeniyetler Projesi<br />

İstanbul ve Houston (ABD) kentlerindeki ofislerinde yer alan profesyonel kadrolarıyla ulusal<br />

ve uluslararası ölçekte nitelikli projelere imza atan PDG Mimarlar tarafından tasarlanan<br />

Hatay Dinler ve Medeniyetler Projesi’nde, kentin sahip olduğu potansiyellere vurgu<br />

yapılarak, Hatay’ın farklı dinlere mekan olmuş kültürel kimliğini ön plana çıkaran bir kentsel<br />

imge oluşturulması amaçlanmış.<br />

Projelerini sahip olduğu tüm potansiyelleri<br />

sorgulayarak yenilikçi bir bakış açısıyla ele<br />

alan Mimar Cengiz Gültek ve Mimar Murat<br />

Şahin liderliğindeki PDG Mimarlar, Hatay’da<br />

10.7 hektar alanın kentsel dönüşümünü<br />

içeren, bölgenin sosyoekonomik ve<br />

fiziksel olarak gelişmesi hedefine hizmet<br />

edecek ve aynı zamanda da Hatay’ın çok<br />

katmanlı kültürel zenginliğini kullanıcılarına<br />

daha etkin bir şekilde yansıtacak olan<br />

Hatay Dinler ve Medeniyetler Projesi’ni hayata<br />

geçiriyor.<br />

PDG Mimarlar Kurucu Ortağı Y. Mimar<br />

Murat Şahin’e göre ülkemizde 2000’lerle<br />

birlikte yoğun olarak yer bulmaya başlayan<br />

kentsel dönüşümün ortaya çıkışının<br />

temel nedenleri; göç, yasa dışı yapılaşma,<br />

özellikle deprem olmak üzere doğal afetler,<br />

kent merkezlerinin ve eski kent parçalarının<br />

sorunlarının süzülme süreci temel başlıkları<br />

etrafında şekilleniyor. Hatay’ın da 1.<br />

derece deprem kuşağında yer alıyor olması,<br />

küçük sanayi – hal – eski otogarı kapsayan<br />

10.7 hektar alanın kentsel dönüşüm<br />

alanı olarak belirlenmesinde etkili olmuş.<br />

Mimar Murat Şahin: “Projede sahip olunan<br />

potansiyeller birbirini tetikledi...”<br />

Projeyi ele alırken kentsel sürdürülebilirlik<br />

sağlamak adına, Hatay’ın farklı dinlere mekan<br />

olmuş kültürel kimliğini öne çıkaracak<br />

kentsel bir imge oluşturulması amaçlanmış.<br />

Mevcut geleneksel kent dokusuna uygun<br />

bir şekilde kurgulanan projede; insan<br />

odaklı fiziksel kurgu, kente entegrasyon,<br />

iklimlendirme ve avlu oluşumları tasarımın<br />

ana çizgisini oluşturmuş.<br />

Murat Şahin, otel, müze ve konut bölgelerinden<br />

oluşan, Haraparası ve Saint Pierre<br />

Parkı alanlarını da kapsayan Hatay Dinler<br />

ve Medeniyetler Projesi’ni şehrin potansiyelini<br />

de değerlendirerek kurguladıklarını<br />

belirterek, genel tasarım kararlarını şu<br />

cümlelerle özetliyor: “Haraparası bölgesi<br />

için çalışırken, kentsel ölçekteki dinamikleri<br />

ve bunların bütünlüğünü sorguladık.<br />

Ara sokaklar, çıkmazlar, teras kullanımları,<br />

revaklar, avlular yani yerele ait ne varsa<br />

bizim modern hayat için tasarladığımız<br />

projeye ‘öz’ olarak girmeye başladı. O<br />

alışagelmiş imar/parsel ilişkisini hibrid bir<br />

yerleşim şeması haline dönüştürdük. Bu<br />

sırada yaptığımız projenin kente nasıl entegre<br />

olacağı konusunda da kafa yormaya<br />

başladık. Hatay’ın sahip olduğu potansiyel<br />

de bizim işimizi kolaylaştırdı. Proje alanımızın<br />

yanındaki potansiyel arkeopark alanı<br />

ve bunu müze ile bütünleşme imkanı der-<br />

136<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Mimari<br />

ken bir anda Saint Pierre Kilisesi’ne kadar<br />

ulaştığımızı gördük. Belki de projenin en<br />

çekici yanlarından biri de orasıydı. Saint<br />

Pierre Kilisesi’nin etrafına bir tema parkı<br />

önerdik. Ama asıl mesele, tasarım yapmadan<br />

tasarım yapmak oldu. Tamamen yalın<br />

yollar ve yürüyüş parkurları olacak şekilde<br />

tasarlanmadan şekillendirilecek bir alan<br />

olarak düşündük. Tüm süreci düşündüğümüzde<br />

sahip olunan potansiyeller birbirini<br />

tetikledi diyebiliriz.”<br />

Hatay geleneksel kent dokusuna sınırı<br />

olan, mevcut durumda küçük sanayi ve<br />

meyve sebze halinin bulunduğu fiziksel<br />

açıdan bir çöküntü bölgesinin yenilenme<br />

projesi olarak betimlenen Haraparası Projesi,<br />

Hatay’ın girift sokaklarını, damak tadını,<br />

sanat tarihini ve 3 semavi dinin ‘bir’liğini<br />

işaret eden alanın, ekonomik – sosyal – fiziksel<br />

bakımdan sağlıklı bir şekilde gelişmesini<br />

amaçlıyor.<br />

PDG Mimarlar, medeniyetler beşiği Hatay’da<br />

öne çıkan ve Hatay’ın özgün kimliğine<br />

vurgu yapacak 3 konu olan organik<br />

doku, sanat tarihi ve gastronomiyi, bu<br />

alanlarda uzmanlaşmış üç sokak tasarımı<br />

ile projeye entegre etmiş. Projenin, turistik,<br />

ticaret, müze, kültür merkezi ve üniversite<br />

fonksiyonlarını barındıran Medeniyetler<br />

Sokağı, atölyeler, sanat galerileri, eğitim<br />

birimleri, performans ve gösteri mekanları<br />

içeren Sanat Sokağı, yörenin geleneksel<br />

tatlarını restoranları ile deneyime sunan<br />

Gurme Sokağı bileşenleriyle kent tarihine<br />

ışık tutması sağlanmış.<br />

Hatay gibi tarihi çok eskilere dayanan ve<br />

özgünlüğü tescillenmiş bir kentin, yeni bir<br />

kent parçasına adapte olması için simgesel<br />

bir yaklaşım benimseyen PDG Mimarlar,<br />

mekanda, 3 semavi dine ev sahipliği<br />

yapması dolayısıyla iç içe geçmiş, eşitliği<br />

temsil eden 3 adet kare doku temellendirmiş.<br />

Bu 3 kare simgenin yani 3 semavi<br />

dinin kesiştiği alan, meydan alanı olarak<br />

işlevlendiren mimarlar, tasarladıkları kanal<br />

örüntüsüyle Hatay’ın kent dokusuna<br />

uyumlu sürpriz ve gölge mekanlar üretmiş<br />

ve bu yeni dokuyu sağlıklı bir şekilde kente<br />

entegre etmiş.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 137


Öncelikli<br />

hedefimiz;<br />

müşteri<br />

memnuniyeti<br />

ve kullanıcı<br />

kitlenin<br />

yaşam<br />

konforunu<br />

sağlamaktır”<br />

Alparslan Özarpat / Yoo Mimarlık Kurucu Ortağı<br />

“Başarılı mimarlar kesinlikle<br />

tasarımları ile çağının<br />

düşünce ve yaşam tarzına<br />

ışık tutarlar. Projelerindeki<br />

özgünlük, modern<br />

çizgiler içerisinde, kendi<br />

dinamikleriyle de yapı<br />

fonksiyonunda ve formunda<br />

farklılık yaratırlar.”<br />

Birbirinden değerli pekçok projeyi hayata<br />

geçirmiş olan Yoo Mimarlık, gerçekleştirdiği<br />

çalışmalarda ortaya koyduğu pratik<br />

konforun yanı sıra çevrenin sosyal ve kültürel<br />

dokusuyla bütünleşik tasarımlarıyla<br />

kendinden söz ettiriyor.<br />

Yoo Mimarlık Kurucu Ortağı Alparslar<br />

Özarpat ile mimari, şehir planlamacılığı ve<br />

Türkiye’de mimarinin serüvenini ele aldığmız<br />

çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.<br />

Öncelikle kendinizden ve<br />

ofisinizin kısa tarihçesiyle birlikte<br />

faaliyetlerinizden bahseder<br />

misiniz?<br />

Yoo Mimarlık’ın kurucu ortaklarından biriyim.<br />

Mimarlık lisans eğitimimi 1999 Orta<br />

Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde<br />

tamamladıktan sonra Ankara ve<br />

İstanbul’da farklı mimarlık firmalarında çalıştım.<br />

Kariyerime bir süre kendi kurduğum<br />

mimarlık firmasında devam ettikten sonra<br />

kurucu ortaklarından biri olarak 2007 yılında<br />

kurduğumuz Yoo Mimarlık’ta çalışmalarımı<br />

sürdürmekteyim.<br />

Yoo Mimarlık’ı, çeşitli mimarlık ofislerinde<br />

çalıştıktan sonra üç kurucu ortak olarak Mimar<br />

Orçun Özkan ve Mimar Alptekin Yıldız<br />

ile birlikte 2007 yılında İstanbul’da kurduk.<br />

Ortaklığımıza Mete Buyurgan’ın da katılımıyla<br />

daha da güçlendik. Yaklaşık olarak<br />

mimar, iç mimar ve teknik kadrodan oluşan<br />

50 kişilik bir ekibimiz ile çalışmalarımızı<br />

Maçka’da ki ofisimizde sürdürüyoruz.<br />

İstanbul başta olmak üzere dünyanın pek<br />

çok noktasında mimari tasarım, iç mimari<br />

ve lüks mağaza uygulama projelerimizi<br />

gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Her<br />

projeyi yoğun ve geniş çaplı bir araştırma<br />

ve koordinasyon süreci ile beraber hem<br />

inovatif çözümlerle hemde projeleri yüksek<br />

bir farkındalıkla, tasarı olmaktan çıkarıp,<br />

kolayca gerçekleşecek biçimde formülize<br />

ederek geleceğe ilham verecek şekilde ileriye<br />

götürmeyi amaçlıyoruz.<br />

Projelerinizde en çok neye dikkat<br />

edersiniz, nelere öncelik verirsiniz?<br />

Tasarım kriterlerimizin başında çağdaşlık<br />

ve fonksiyonellik anlayışı gelmektedir.<br />

Aslında her proje kendi içerisinde farklı bileşenleri<br />

barındırır. Her yeni tasarımımızda,<br />

işverenin en önemli kriter olmasının<br />

yanında tasarımın konusu, kullanıcı kitle<br />

gibi veriler tasarımımıza yön verir ve her<br />

yapının bu veriler ışığında kendine özgü<br />

bir konsepti oluşur. Bu konseptin, malzeme<br />

seçimine kadar her konuda uyumlu ve<br />

birbirini destekler nitelikte olmasına özen<br />

gösteriyoruz.<br />

Ayrıca kullanıcı kitlenin isteğini, yaşam<br />

konforunu en iyi şekilde yansıtan, geleceğe<br />

ve çevreye faydalı tasarımları ilke ediniyorum.<br />

Bunu yaparken de doğaya saygılı,<br />

topluma ve kente adapte olan ve insanların<br />

yaşamlarını sürdürülebilir kılan mekanlar<br />

üretmeye çalışıyoruz.<br />

Bunlara ek olarak tasarım sürecimizde çalıştığımız<br />

firmayı çok iyi tanımak ve müşterinin<br />

kim olduğu ve müşterinin ne istediğini<br />

de biliyor olması bizim için projenin başarılı<br />

şekilde sonuçlanmasında diğer önemli<br />

kriterlerdendir. İşverenin isteklerini doğru<br />

anlayıp, tasarıma yansıtabilirsek, tasarımda<br />

istenilen sonucun elde edileceğini düşünüyoruz.<br />

Sizce başarılı bir mimar nasıl<br />

olmalıdır? Kendi başarınızı ne tür<br />

kriterlerle temellendiriyorsunuz?<br />

Başarılı mimarlar kesinlikle tasarımları ile<br />

çağının düşünce ve yaşam tarzına ışık<br />

tutarlar. Projelerindeki özgünlük, modern<br />

çizgiler içerisinde, kendi dinamikleriyle de<br />

yapı fonksiyonunda ve formunda farklılık<br />

yaratırlar.<br />

Bizim öncelikli hedefimiz müşteri memnuniyeti<br />

ve kullanıcı kitlenin yaşam konforunun<br />

sağlanmasıdır.<br />

Bu amacı destekler şekilde çalışmalarımızı<br />

gerçekleştiririz. Her yeni tasarım için<br />

yoğun ve geniş çaplı bir araştırma süreci<br />

başlar. Bu araştırmalar sonucunda birden<br />

138<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


fazla konsept ve avan projeler ortaya çıkar.<br />

Avanların kabulü ile uygulama süreci<br />

başlar. Uygulama süreci birçok disiplinler<br />

arası koordinasyonu içinde barındırır. Biz<br />

tüm koordinasyon sürecini üstlenerek işveren<br />

içinde kolaylaştırırız. Hem tasarım<br />

hem yapım aşamasında güçlü network’ümüz<br />

ve küresel tedarik zincirimiz sayesinde<br />

zamanı en etkin şekilde kullanarak<br />

çalışmaları sonlandırırız. Bunun yanı sıra,<br />

birlikte çalıştığımız şirketi ve ihtiyaçlarını<br />

merkeze koyarak onlara fiyat-performans<br />

dengesi açısından en akılcı teklifi sunarız.<br />

Uluslararası premium müşterilerle çalıştığımız<br />

için etkin malzemeyi belirleme gibi<br />

konularda da onlara çok geniş seçenekler<br />

sunarız. Öncede belirttiğim gibi tasarım ve<br />

uygulama sürecinde işvereni çok iyi tanımak,<br />

ne istediğini bilmek ve işvereninde<br />

ne istediğini bilmesi bizim proje süreçlerimizin<br />

başarılı şekilde sonuçlanmasında en<br />

önemli faktörlerdendir.<br />

Şehir planlamacılığı hakkındaki<br />

görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?<br />

Ülkemizde böyle bir şey niçin<br />

mümkün olmuyor?<br />

Dünyada varolan küreşelleşme ve yeniden<br />

yapılanma döneminde, ülkemizde de<br />

hızlı bir kentleşme süreci yaşanmaktadır.<br />

Bu bağlamda yaşadığım şehir olan İstanbul’u<br />

ele alacak olursak, yapılaşmanın<br />

birçok iyi ve kötü potansiyellerine sahiptir.<br />

İstanbul’a ülkenin hemen hemen her yerinden<br />

yapılan göçlerle beraber, şehirde<br />

nüfus hızla artmaktadır ve bundan dolayı<br />

yaşanabilir alanların varlığı da giderek<br />

azalmaktadır. Nüfus artışı ile beraber kentte<br />

çarpık yapılaşma, altyapı ve ulaşım ihtiyaçlarının<br />

karşılanmasında sorun yaşanmaktadır.<br />

Bu sorunlardan ötürü İstanbul’un<br />

yoğunluğunu düşürücü önlemler alınması<br />

gerekirken, bizde yapılan planlama çalışmaları<br />

daha çok nüfusu arttırmaya yönelik<br />

olmaktadır.<br />

<strong>Yapı</strong>lan şehir planlamalarında bazı değerlerin<br />

göz ardı edilmesi ve yakın tarihte<br />

yapılan birçok yapının da bu kentleşme sürecine<br />

olumsuz katkıları olmaktadır. Kent<br />

meydanlarına dahi bina yapılma gayreti<br />

içerisinde her yer yapılarla doldurulmaktadır.<br />

Böyle durumda planlamanın da çok<br />

mümkün olmadığı görülüyor.<br />

‘Kent’ ve ‘Şehir’ kavramlarını<br />

ayrıştıran olgu mimari olarak nerde<br />

başlar nerde biter?<br />

Bu iki kavramın aslında birbirleriyle iç içe<br />

geçmişlikleri vardır. Şehir kavramı kent<br />

kavramını içine alan, çok daha geniş fiziki<br />

bir mekandır. Kent bir yerleşme ve topluluk<br />

biçimidir. Kent diye tanımladığımız bu<br />

olgunun içerisinde sosyo-ekonomik ve kültürel<br />

açıdan farklılık taşıyan bireyler vardır.<br />

Etkileşimin yüksek olduğu, insanların birbirlerini<br />

anlayıp, dinlediği, birlikte birşeyler<br />

ürettiği ve yaşadığı Eski dönemlerden<br />

günümüze kadar gelişim ve değişim göstererek<br />

günümüz<br />

şeklini almıştır.<br />

Her kentin ve<br />

toplumun kendine<br />

özgü değerleri<br />

vardır. Doku içerisinde<br />

yer alan,<br />

mimari ölçekte ele<br />

alınmış her yapı,<br />

kentten etkilenir<br />

ve buna göre biçimlenir.<br />

Bu anlamda,<br />

mimari<br />

ölçekte ele alınan<br />

bütün yapılar,<br />

aslında kentsel<br />

çevrenin birer parçasıdır.<br />

Bu süreç<br />

aslında mimaride tasarımın<br />

başlamasından bitişine kadar<br />

devam eder.<br />

Türkiye’de mimarinin<br />

gelişimini ve özellikle<br />

son dönemde birbirinin<br />

kopyası niteliğinde ortaya<br />

çıkan projeleri nasıl<br />

değerlendiriyorsunuz?<br />

Aslında bu duruma bazen mimarın<br />

yorumlarının göz ardı<br />

edilmesinden dolayı maruz<br />

kalındığını düşünüyorum. Dolayısı<br />

ile karamsar olmamak<br />

gerek; tasarım sürecinde ki<br />

denge sağlandığında kendine<br />

özgü yapılarda ortaya çıkmaktadır.<br />

Her geçen gün yeni teknolojilerin<br />

gelişimi ile bu teknolojilere<br />

Türkiye’de ki yapı teknolojisi<br />

olarak ta ulaşabiliyor oluşumuz<br />

ve bunun yanı sıra üzerine birşeyler<br />

koyarak ilerlediğimiz bir<br />

süreçte çok daha farklı yapılarında<br />

ortaya çıktığını görüyoruz.<br />

Gelecekte mimari<br />

üzerindeki en önemli<br />

etken sizce ne olacak?<br />

Dünyada mimarlık çok hızlı şekilde<br />

ilerliyor. Gelişmekte olan<br />

ülkelerde çok daha ekonomik<br />

binalar yapılmaya çalışılıyor.<br />

Teknolojik gelişmelere paralel<br />

olarak sizlerinde yapı bilginizi<br />

değiştirerek yeni malzemelerin<br />

koordinasyonunu çözmeniz<br />

gerekiyor. Bu gelişen teknoloji<br />

ile beraber insanlar da farklılık yaratan<br />

yapı arayışları içerisinde oluyorlar.Gelişen<br />

teknoloji ile birlikte değişen isteklere yanıt<br />

vermek adına mimarlık ofisleri ve yapı<br />

firmaları da çalışmalarını sürdürmektedir.<br />

Teknolojinin gelişmesi mimari yaratıcılığıda<br />

etkilemektedir.<br />

Son yıllarda gelişen teknoloji sonucunda<br />

bilgisayarların ve bilgisayar programlarının<br />

Galeries Lafayatte<br />

La Guerite<br />

Mimari<br />

Dream Ofis<br />

Zuma<br />

hayatımıza girmesi ile beraber mimarlık<br />

ve iç mimarlıkta büyük gelişim ve değişim<br />

göstermektedir. Günümüzde teknolojik<br />

gelişmeler hayatımızın bir parçası olduç<br />

Mobil teknolojiler, kablosuz iletişim vb..<br />

yaygınlaşması ile beraber dünyayı kavrayışımız,<br />

düşünce üretme ve yorumlama<br />

yöntemlerimiz değişmeye başladı. Bu gelişim<br />

ve değişimin gelecekte mimari üzerinde<br />

etkileri yadsınamaz.<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong> 139


YENİ ÜRÜNLER<br />

İKLİMLENDİRME<br />

DemirDöküm<br />

BOYA<br />

Alligator<br />

DYO<br />

Düfa<br />

EKİPMAN / TEÇHİZAT<br />

Karcher<br />

ELEKTRİK<br />

Panasonic<br />

ZEMİN KAPLAMA<br />

Ateco


BANYO<br />

Creavit<br />

Kale<br />

SERAMİK<br />

Çanakkale Seramik<br />

Decovita<br />

Ege Seramik<br />

YAPI KİMYASALLARI<br />

Kalekim<br />

Clariant<br />

SIHHİ TESİSAT<br />

Geberit<br />

EL ALETLERİ<br />

Dewalt<br />

VİTRİFİYE<br />

Vitra<br />

İsvea<br />

KAPI<br />

Okey Porte<br />

OTOMASYON<br />

Somfy


Çanakkale Seramik, yeni serisi Metropol ile<br />

mekanları kır evine dönüştürüyor<br />

Yenilikçi ve trend ürünleriyle tüketicilerin<br />

beğenisine hitap eden Çanakkale Seramik,<br />

ferahlık hissini tasarımla buluşturan<br />

Metropol serisi ile mekanlara yeni bir soluk<br />

getiriyor.<br />

Seramik karoda geliştirdiği özel tasarımlarla<br />

trendleri belirleyen ve tüketici tercihlerinde<br />

ilk sırada olan Çanakkale Seramik’in<br />

yeni serisi Metropol ilk görüşte<br />

hayranlık hissi uyandırıyor. Gri ve açık gri<br />

renk seçenekleri ile sunulan seri, ortama<br />

hareket katan dekor alternatifleriyle mekanları<br />

modern bir kır evine dönüştürüyor.<br />

Doğaltaş görüntüsünde, mat yüzeyli rölyef<br />

dekoru ile modern bir yaklaşım diline<br />

sahip olan Metropol serisinde, 30x60 cm<br />

rektifiyeli/rektifiyesiz mat duvar karoları<br />

ve dekorları; 45x45 cm, 60x60 cm mat,<br />

sırlı porselen yer karoları bulunuyor. Gri<br />

ve açık gri renk seçenekleri olan Metropol;<br />

3 boyutlu geometrik dekor ile derinlik<br />

sağlarken, soft renkli fonları mekanlarda<br />

yalın bir ifade sunuyor. Hem evlerin hem<br />

de otel, ofis, restoran gibi sosyal alanların<br />

dekarosyonunda tercih edilen Metropol<br />

serisi, modern, özgün ve farklılık arayanların<br />

ilk tercihi oluyor.<br />

Kısa sürede banyolarını yenilemek isteyenler için;<br />

Geberit Monolith Rezervuar Modülü<br />

Geberit, geliştirdiği teknolojik ürünleriyle banyolarda konforu<br />

hedeflemenin ötesinde kısa sürede takipçilerini yepyeni bir banyoyla<br />

buluşturacak akıllı çözümler sunuyor. Minimalist tasarımını<br />

inovatif bakış açısıyla harmanlayan Geberit Monolith Rezervuar<br />

Modülü, modern banyoların vazgeçilmez bir parçası oluyor.<br />

Birbirinden şık ve inovatif tasarımların altına<br />

imza atan Geberit, her tarza uygun<br />

akıllı çözümleriyle yaşam kalitenizi yükseltmeye<br />

devam ediyor. Kısa sürede, çok<br />

fazla tadilat gerektirmeden banyolarını yenilemek<br />

isteyenlere çözümler sunan Geberit<br />

Monolith serisi, banyolarınızı ferah<br />

ve şık bir görünüme kavuşturuyor.<br />

Ön cam paneli temperli (ESG) cam malzemeden üretilen modül,<br />

banyonuza kolaylıkla monte edilebiliyor. Monolith’in AquaClean<br />

akıllı klozetlerle de uyumlu olan ve siyah, beyaz, bej ya da toprak<br />

rengi seçenekleriyle banyolara uyum sağlayan Monolith ailesi,<br />

yaşam alanlarınızı kişiselleştirmenize eşlik ediyor.<br />

Modern banyoların vazgeçilmez<br />

parçası<br />

Teknolojiyi tasarım ile birleştiren Geberit,<br />

Monolith rezervuar modülüyle hem yeni<br />

inşaatlarda hem de renovasyonlarda kullanıcısına<br />

büyük avantaj sağlıyor. Montajı<br />

esnasında banyoda yapısal bir değişiklik<br />

gerektirmeden monte edilen modüllerin<br />

aynı zamanda birden çok fonksiyonu bulunuyor.<br />

Geberit Monolith rezervuar; fonksiyonelliği<br />

ve güçlü bir tasarımı yan yana<br />

getiriyor.<br />

142<br />

<strong>Yapı</strong> <strong>Malzeme</strong> Eylül <strong>2018</strong>


Ürün<br />

Kendi kendini temizleyen lavaboyla<br />

banyoda zahmetsiz hijyen<br />

VitrA AutoClean<br />

lavabo, kendi kendini<br />

temizleme özelliği<br />

sayesinde, kolay<br />

ve konforlu temizlik<br />

olanağı sunarken,<br />

daha sağlıklı evler<br />

için banyo hijyenine<br />