Hitech_Subat2019

istmagmagazin

HOTEL RESTAURANT  MAGAZINE Şubat 2019

www.cooker.com.tr


ADRES: İSTOÇ 7.ADA NO:110-123 MAHMUTBEY, BAĞCILAR - İSTANBUL - TURKEY 34280

TELEFON: 0212 659 91 92 GSM: 0533 385 19 09 FAX: 0212 659 96 76


Turizm tırmanışa geçiyor!

2019’un bu ilk ayını, turizm ve gıda sektörlerinde Türkiye’de ve dünyada rüştünü ispatlamış

iki dev organizasyonla karşıladık.

Bunlardan biri, Uluslararası Doğu Akdeniz Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT) idi ki, son

açıklanan rakamlara göre, fuar bu yıl 94 ülkeden 5.620 katılımcı ve 57.470 ziyaretçiyi

ağırladı. Katılımcı bazında yüzde 25 büyüme kaydedildiği açıklanan fuar, 2019’da turizm

sektörünün de tırmanışa geçeceğinin ilk sinyallerini verdi.

Turizm ve gıda sektörlerinin bir diğer önemli buluşması Antalya’da düzenlenen 30.

HotelEquipment – Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı ile 26.

FoodProduct – Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı oldu. 435 katılımcının 3 bin 500’ün

üzerinde markasını sergilendiği bu iki fuarda her yıl olduğu gibi birbirinden ilginç, yenilikçi,

inovatif ürünler ve markalar yerini aldı. Gündeme damgası vuran konular masaya yatırıldı.

Turizm ve gıda sektörlerine yön veren bu sektörel buluşmaların ayrıntılarını dergimiz

sayfalarında bulabilirsiniz.

Turizmin çok yakından tanıdığı bir isim Nuri Kalyoncu. 31 yıldır sektörün içinde, 15 yıldır

da Point Hotel Management çatısı altında çalışıyor. O kadar ki adı turizm camiasında

“istikrar” kelimesine denk sayılıyor. Uzun meslek hayatında şu ana kadar yalnızca iki otel

grubuyla masaya oturduğunu anlatan Kalyoncu, 1988 yılında sektöre giriş yaptığı Merit

Otel’den sonra 2004 yılında Nippon Hotel’e Genel Müdür olarak atanmış. Giriş o giriş!

Point Hotel Taksim’in deneyimli Genel Müdürü Nuri Kalyoncu, İstanbul-Talimhane turizmi

paralelinde otelin hizmet ve servis anlayışını anlattı.

Banu Başaran, sağlık sektörünün en faal kadınlarından biri. Hem İstanbul Cerrahi

Hastanesi’nin Genel Müdür Yardımcısı hem Türkiye Sağlık Turizmi Geliştirme Derneği

Kurucu Başkanı hem de bir anne! Fazlasıyla disiplinli, hiperaktif, yardım gönüllüsü ve söz

ağızdan bir kere çıkanlardan o. 26 yıldır aktif bir şekilde sağlık sektöründe görev yapan

Başaran ile ilk gençlik ideallerinden Türkiye’ye yakışır sağlık köyü hayaline dek her şeyi

konuştuk. Bu keyifli röportajı iş’te kadın sayfalarımızda okuyabilirsiniz.

Ne doktor ne öğretmen, henüz 11 yaşında bir çocukken pilot olup uçmaya heves etti, Murat

Aslan. İstikbalini havacılıkla göklere yazdıracaktı, kararınca. Ne var ki olmadı, uçamadı…

Balıkesir’de doğmuş, o çok küçükken İstanbul’a taşınmışlardı. Sene 1988’di. İlkokulda

okuyor, aşçı olmayı ise aklından bile geçirmiyordu. Ancak o yıl öğretmeninin, “Yeni bir okul,

bir yıl İngilizce de okutuyorlar, gitmelisin” nasihati üzerine, “kader arkadaşım” dediği Erkan

Kıyıcıoğlu ile birlikte Bolu Mengen Anadolu Aşçılık Meslek Lisesi sınavına girdi ve kazandı!

Sonrası mı? BigChefs Mutfak Koordinatörü Murat Aslan’ın profesyonel mutfaklara uzanan

hikayesi şefin gözünden bölümümüzde sizlerle!

Keyifli okumalar dilerim.

K

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

RABİYA ÖZDEMİR

rabiya.ozdemir@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

HAKKI GÜNERKAN

hakki.gunerkan@img.com.tr

Çırağan Palace Kempınskı

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ

FİNANS MÜDÜRÜ

MUHASEBE MÜDÜRÜ

ABONE ve DAĞITIM

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

EBRU PEKEL

ebru.pekel@img.com.tr

MUSTAFA AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

ZEKAYİ TURASAN

zturasan@img.com.tr

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi B Blok No:1 Kat:4

Güneşli-Bağcılar/İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00

Faks: +90 212 604 51 35

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


içindekiler

48

antre

8 Sektörden kısa haberler

gündem

16 2018 3. Çeyrekte yurt içi seyahatler

azaldı, harcamalar arttı

18 EMITT, 57.470 ziyaretçi ağırladı

18 60

36 TÜROB KKTC Turizm Bakan’ını

ağırladı

38 Radisson Blu Hotel Vadistanbul

acentaları ağırladı

40 Bu 8 trend 2019 seyahatlerine

damgasını vuracak!

yatırım

52 Nuri Kalyoncu: Avrupalılar Talimhane’ye

geri dönüyor

54 Turizmde yeni trend: Termal

56 Eskinin hapishanesi, şimdinin şık otelleri

22 Ersoy: Turizme bakış açısı değişmeli

24 2018’de seyahatler daha da arttı

26 Bakan’dan TUROYD’a TGF Danışma

Kurulu’na koltuk sözü

28 İlk Kadın Satınalmacı Çalıştayı gerçekleşti

30 Türkiye için dev buluşma: Turizmde

Fark Yaratanlar

32 Dünyada turist sayısı şimdiden 1,4

milyara ulaştı

34 TYD, 30. Yılını görkemli ödül

töreniyle taçlandırdı

www.hotelrestaurantmagazine.com

42 7 milyon Çinli yurt dışına çıkacak

44 Kolej süsü verilmiş meslek lisesi

olacaksa…

45 Bu yıl daha da dolu olacağız

46 Tunç Batum: Turizm bu yıl

parlayacak

yeni yatırımlar

48 Global limanlarını 18’e çıkardı

49 MP Hotels, üç yeni oteli tanıttı

50 Rixos Hotels’ten Katar’da yeni proje

58 Dünyanın en etkileyici 5 buz oteli

iş’te kadın

60 Hakkıyla sağlıkçı: Banu Başaran

marka

64 Ozanteks pozitif büyümeye

devam edecek

68 Yıldız Şemsiye, İstanbul’a

yatırım yapacak

70 Klimada güçler birleşti

72 Eurometall, yeni ürünleriyle ilgi

odağı oldu


dosya

Sevgililer

Günü Özel

82 112 116

şef in gözünden

74 Duyarlı şef: Murat Aslan

gastro etkinlik

78 GTD, gastronomiye değer katanları

onurlandırdı

80 2. Global GastroEkonomi Zirvesi

12 Mart’ta gerçekleşecek

82 2019’un gastronomi trendleri

konuşuldu

84 Norveçli Şef tezgahın başına geçti

86 Türk Lokumu Versailles Sarayı’nda

gastro güncel

88 Baristalık ateşini bu etkinlik fitilleyecek

90 Gıda makineleri pazarının 2023

ihracat hedefi 13,7 milyar dolar

91 Basque Culinary Center,

Gastronometro ile güçlerini birleştiriyor

www.hotelrestaurantmagazine.com

92 Genç şefler 2. kez ter dökecek

93 İşletmelerde @tavsiyecini dönemi

başladı

94 2019 içecekte hangi yeni trendleri

vaad ediyor?

gustonun yorumu

96 Reha Tartıcı ile yeni mekanlar

gastro aktüel

98 Gastronomi sektöründen kısa

haberler

fuar

104 Horeca’ nın kalbi ANFAŞ Expo

Center’da attı

106 “Yerliysek Yeriz” dediler!

108 Unilever Food Solutions yeni

sezonda da turizmcilerin yanında

109 Anfaş Gıda ve İçecek Fuarı’nın

yıldızı, Uno Gourmet Profesyonel

hijyen

110 Turizmin yükselişi EDT sektörünü de

hareketlendirdi

dosya

112 Sevgililer Günü Özel

yeni mekan

116 White Mill Akaretler Sıraevler’de açıldı

118 Bubble Wrap İstanbul, Nişantaşı Citys’de

120 Hezarfen Taksim açıldı

hotel-tech

122 Mitsubishi Electric ve Geotek

Otomasyon’dan yeni nesil fabrikalar

124 Yeni nesil kahvecilere ‘reçete’ ile stok

kontrol imkanı

125 Havalimanlarında yangın riski

nasıl önlenebilir?

ürünler

126-128 Yeni ürünler


8

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Nermin Yurtoğlu Elite World Hotels’in CMO’su oldu

Turizm dünyasının başarılı ve deneyimli ismi Nermin Yurtoğlu, Türkiye’nin en hızlı büyüyen yerel otel

zinciri Elite World Hotels’de Chief Marketing Officer (CMO) olarak göreve başladı.

Nermin Yurtoğlu, Ankara Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünden 1994 yılında

mezun oldu. Dünyanın en prestijli turizm okullarından biri olarak kabul edilen İsviçre’deki Ecolé

Hotelier de Lausanne’da eğitimine devam eden Yurtoğlu, Londra’da City University’de dijital pazarlama,

MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) girişimcilik eğitimi aldı. Profesyonel Turizm Yöneticileri

Kulübu olan Istanbul SKAL Kulübü, Gastronomi Turizmi Derneği, ETOA (Avrupa Turizm Derneği), CIM

- Chartered Instutite of Marketing kuruluşu üyesidir. Pazarlama, strateji ve markalaşma konularında

uzman olan Nermin Yurtoğlu aynı zamanda girişimci ve seyahat yazarı kimliği taşıyor.

Turizm sektöründe 20 yılı aşkın süredir farklı pozisyonlarda üst düzey yöneticilik yapan Nermin

Yurtoğlu profesyonel kariyerine Dedeman Hotel’de Satış ve Pazarlama Direktörü olarak başladı.

Yurtoğlu, Hotel Zurich İstanbul ve Sabrinas Haus Luxury Hotel’de Genel Müdürlük, Robinson Club’ta

Satış ve Pazarlama Direktörlüğü, Sura Hotel &Tourism Group’ta CEO’luk görevlerini üstlendi.

Nermin Yurtoğlu, turizm sektöründe yatırımları ve hizmet kalitesi ile adından sıkça söz ettiren Elite

World Hotels ile kariyerine devam etmekten memnun olduğunu belirterek, yeni dönemde de yenilikçi

ve atılımcı bir marka olarak adım atmaya devam edeceklerini ifade etti.

The Bodrum EDITION, yakın markajda!

Otel dünyasının dahi isimlerinden Ian Schrager’in imzasını taşıyan,

misafirlerine yüksek standartta bir deneyim sunan The Bodrum

EDITION Hotel dünya basınından övgüler almaya devam ediyor.

Otel, bu övgüleri hak ettiğini, üç ayrı kategoride aday gösterildiği

World Luxury Hotel Rewards ile kanıtlamış oldu. Uluslararası

platformda en özel ve saygın otellerin aday gösterildiği ve

ödüllendirildiği World Luxury Hotel Rewards, The Bodrum EDITION

Hotel’i Luxury Gourmet Hotel, Luxury Wedding Destination ve

Luxury Beach Resort kategorilerinde aday gösterdi.

Akfen GYO’nun gelirleri 2018’de tarihi

seviyeye ulaştı

Akfen GYO’nun Türkiye ve yurt dışında sahibi olduğu toplam 3.628

odası bulunan 20 otelinde 2018 yılının tamamında elde ettiği kira

geliri, geçen yılın tamamına göre yüzde 47’lik artışla 94.5 milyon TL

olarak gerçekleşti. Bu, Akfen GYO’nun kuruluşundan bu yana elde

ettiği en yüksek kira geliri oldu. Akfen GYO Genel Müdürü Sertaç

Karaağaoğlu, “Rusya’daki FIFA Dünya Kupası organizasyonu ve

Türkiye otellerimizdeki yabancı turist konaklamalarındaki büyük artış

gelirlerimizde tarihi rekorların gerçekleşmesini sağladı” derken, 2019

yılında yeni rekorların beklendiğini ifade etti.

Fairmont, Türkiye’deki 2. yılını kutluyor

Dünyaca ünlü otel zinciri Fairmont’un Türkiye’deki ilk oteli olan Fairmont Quasar İstanbul, uluslararası ödülleri, kent

yaşamına değer katan çağdaş sanat etkinlikleri ve kişiselleştirilmiş hizmetleri ile ikinci yılını kutluyor. Fairmont Quasar

İstanbul Genel Müdürü Kai Winkler, “Fairmont’un Türkiye’deki ilk oteli olarak 2017 yılının başında kapılarımızı açtık.

Bu yıl, World Luxury Hotel Awards tarafından “Doğu Avrupa’nın En İyi Lüks Modern Oteli” ödülüne, dünyanın en iyilerini

belirleyen The International Hotel Awards tarafından ise ikinci kez “Avrupa’nın En İyi Şehir Oteli” ve bu yıl ek olarak

“Avrupa’nın En İyi Lüks Oteli” kategorilerinde ödüle layık görüldük. Bu süreçte ağırladığımız tüm misafirlerimize ve ekip

arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kent kültürüne değer katan projelerimizi sürdüreceğiz” dedi.


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Titanic Mardan Palace

profesyonellere emanet

Nisan ayında hizmete girecek Titanic Mardan Palace kadrosunu her

biri kendi alanında uzman ve uzun yıllar köklü kurumlarda görev almış

yöneticilerle yapılandırıyor. Farklı bir perspektiftle değerlendirilen

hazırlıklar heyecanla devam ediyor. Yegane saray konseptine sahip

Titanic Mardan Palace, seçkin saray konseptini hızla değişen ve yenilenen

dünya turizm trendleri ile bütünleştirecek. Titanic Mardan Palace’ın Genel

Müdürlüğü’ne Orhan Gökçen, Genel Müdür Yardımcılığı’na Sabri Duygun

getirildi. Otelin Satış Müdürü görevine ise Berkan Kepeci getirildi.

Air France Türkiye’ye geri dönüyor

2018 yılında aralarında İstanbul da olan birçok Avrupa başkentinden Joon

markası ile uçuşlar gerçekleştirmeye başlayan Air France, bundan sonra

uçuşlarına yeniden Air France markası ile devam etme kararı aldığını duyurdu.

Şu ana kadar biletleri satılan veya satılmakta olan İstanbul dahil tüm Joon

uçuşları, proje tamamlanana kadar Joon tarafından gerçekleştirilecek,

ardından Air France tarafından devralınarak devam ettirilecek.

RJ Models “Tarihin Sıfır Noktası”nı

MIPIM’e taşıyacak

Hazırladığı mimari maketlerle dünya çapında ses getiren çalışmalara

imza atan RJ Models, 12-15 Mart tarihleri arasında Cannes’da

gerçekleşecek MIPIM Fuarı’nda UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer

alan Göbeklitepe’nin maketiyle yer alacak. Göbeklitepe ve şölen alanının

inşasının varsayılan teorilere göre yansıtılacağı maket “tarihin sıfır

noktası”nın tanıtımında da önemli bir rol oynayacak.

Sabiha Gökçen’in yolcu sayısı

34 milyonu aştı!

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, 2018

yılında yolcu sayısını yüzde 9 artırdı ve toplam 34 milyon

58 bin 917 misafirine ev sahipliği yaptı. Geçen yıl bu

rakam 31 milyon 316 bin 109 olarak gerçekleşmişti.

Öte yandan 2017 yılında 10 milyon 338 bin 816 olarak

gerçekleşen dış hat yolcu sayısı ise 2018’de yüzde 13

oranında arttı ve 11 milyon 671 bin 870 olarak kayıtlara

geçti. Geçen yıla göre iç hat yolcu artışı ise yüzde 7 oldu

ve 22 milyon 387 bin 47 olarak gerçekleşti. Öte yandan

2018 yılında Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan uçuş yapan

yolcu uçağı sayısında toplamda yüzde 7 oranında bir

artış elde edildi ve toplam yolcu uçağı sayısı 222 bin 985

oldu. Dış hat uçuşu yapan yolcu uçağı sayısı 2018 yılında

yüzde 10, iç hat uçuşu yapan yolcu uçağı sayısı ise yüzde

5 oranında arttı.


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Concorde De Luxe Resort’e

‘Güvenli Otel’ sertifikası

Concorde De Luxe Resort, otel turizmcilik eğitim ve değerlendirme

platformlarından Preverisk Group tarafından ‘Güvenli Otel (Safe Hotel

Excecutive)’ sertifikası ile sağlık ve hijyen alanında ‘Başarı’ sertifikalarına

layık görüldü. 18 ülkede faaliyet gösteren Preverisk Group, Concorde

De Luxe Resort’u, misafir güvenliği, sağlık, hijyen ve risk yönetimi

konularında aylık periyodik olarak gerçekleştirdiği denetimler sonucunda

2 dalda sertifika ile ödüllendirdi.

Türkiye Ürdün’e dostluk

çıkartmasına hazırlanıyor

Ürdün’ün zengin tarihi geçmişini ve kültürünü “Osmanlı – Türk Kültürü“ ve “Made

in Turkey kalitesi” ile buluşturmayı hedefleyen Türk Kültürü Tanıtım ve Ticareti

Geliştirme Haftası, Türkiye ve Ürdün Turizm Bakanlıkları katkısı ile 10 - 12 Nisan

2019 tarihleri arasında HHB Expo tarafından Amman’da düzenlenecek. Türk Kültürü

Tanıtım ve Ticareti Geliştirme Haftası, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C Ticaret

Bakanlığı, Ürdün Turizm Bakanlığı, HRH Prenses Sana Assem ve Ürdün Ticaret

Odası’nın desteği ile Türk kültürünün geleneksel ve modern öğeleri ile hayata

geçirilmesi, Türkiye’nin Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ihracatın geliştirilmesi ve

aynı zamanda yeni istihdam imkanlarının ortaya çıkması amacıyla gerçekleşecek.

Yılda 120 ton atık kağıdı

geri dönüşüme kazandırıyor

Plastik atıkların oluşturduğu kirlilik ile buna bağlı mevcut ve potansiyel risklerin boyutu her

geçen gün artıyor. Doğal kaynaklarımızın bozulmaması ve sürdürülebilir bir dünya için önemli bir

parametre olan çevre yönetimi ise markaların birincil önceliği. Bu farkındalıkla atık yönetimine

kırmızı çizgiyle yaklaşan GOLD LEED sertifikalı Wyndham Grand İstanbul Levent, üretim ve misafir

alanlarından çıkan tüm plastik atıkları özenle ayrıştırıp İstanbul Çevre Yönetimi Sanayi ve Ticaret

A.Ş. (İSTAÇ) yetkililerine teslim ederek geri dönüşüm faaliyetlerini gerçekleştiriyor.

Kadir Uğur: “İlk defa turizmi anlatmaya ihtiyacımız

olmayan bir bakanla yeni hedeflere yönleniyoruz”

9 Ocak 2019 tarihinde Utrecht’te düzenlenen Vakantiebeurs Turizm Fuarı’nda Bentour CEO’su Deniz

Uğur ve Bentour Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Uğur, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile bir

araya geldiler. Görüşmede Türkiye destinasyonunu daha cazip hale getirecek önlemler üzerine sohbet

edilirken, alt yapının ve kalite kriterlerinin iyileştirilmesi hakkında da düşünceler paylaşıldı. Ayrıca tanıtım

kampanyalarında daha çok içerik odaklı bir yol izleneceği görüşü bildirildi. “Bakanimiz Mehmet Ersoy’ın

turizmde başarılı bir işadamı olarak edindiği tecrübeler bu görev için altın değerindedir“ diye belirten

Kadir Uğur, “Turizm hayatımda birçok turizm bakanının bu görevi icra ettiğine şahit oldum, ilk defa turizmi

anlatmaya ihtiyacımız olmayan bir bakan ile yeni hedeflere yönleniyoruz.“ dedi.


“Sürekli değişen F&B personelimi

sezona hazırlamak ve misafirlerime

iyi bir çay ve kokteyl deneyimi

yaşatmak istiyorum. Fakat bunun

için gerekli olan eğitimler çok

maliyetli ve zaman alıcı.”

Lipton Academy’nin yüz yüze

verilen “Çay, Mixoloy ve

Personel Eğitimleri” sayesinde

personelinizi sezona

hazırlayarak misafirlerinize

eşsiz lezzetler sunabilirsiniz.

Hem de ekstra ücret

ödemeden.

www.ufs.com


14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Kempinski’den bir ilk

Zamansız Check-in ve Check-out

Çırağan Palace Kempinski İstanbul Türkiye’de ve Avrupa’daki Kempinski Otelleri içinde bir ilke daha

imza atarak, misafirlerinin istedikleri zaman odalarına giriş ve odalarından çıkış yapabilmelerini

sağlayacak “Zamansız Check-in ve Check-out” hizmetini başlattı. Çırağan Palace Kempinski

İstanbul’da konaklayan misafirler artık gelenekselleşmiş check-in ve check-out vakitlerine uyma

zorunluluğu olmadan, odalarına istedikleri zaman giriş yapıp, istedikleri zaman odalarından çıkış

yapma imkanına sahipler. Yanı sıra, Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un tarihinde ilk kez uygulanan

bu ayrıcalıklı servis ile misafirler ek bir ücret ödemeden keyifle konaklamalarının tadını çıkaracaklar.

Pilotaj Programı öğrencilerine özel iş birliği

Özyeğin Üniversitesi ve Pegasus Hava Yolları, imzaladıkları yeni bir iş birliği protokolüyle güçlerini birleştirdi. Özyeğin

Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi ile Pegasus Hava Yolları arasında imzalanan ve üniversite-sektör iş birliği

açısından örnek teşkil edecek yeni protokolle, iki kurum arasında 2014 yılında imzalanan iş birliği anlaşmasına da yeni bir

boyut kazandırıldı. İş birliğine göre, Özyeğin Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Pilotaj Programı öğrencileri,

öğrenciyken dahil olacakları seçim aşamasının ardından mezuniyet sonrasında Pegasus Hava Yolları bünyesinde İkinci

Pilot olarak yetiştirilmek üzere TİP eğitimine kabul edilecek. Özyeğin Üniversitesi Pilotaj Programı’na devam eden

öğrencilerin Pegasus İkinci Pilot Adayı Programı çerçevesinde uçuş okuluna ödeyecekleri uçuş eğitim ücreti, TİP eğitim

bedeli ve lisans eğitimleri süresince öğrencilere yapılacak olan eğitim yardımı İkinci Pilot olarak işe başladıkları ilk aydan

itibaren Pegasus Hava Yolları’na geri ödenmek üzere Pegasus Hava Yolları tarafından karşılanacak.

Emirates ve China Southern Airlines’tan

Ortak Uçuş Anlaşması

Emirates ve China Southern Airlines şirketi, Çin, Ortadoğu ve Afrika arasında

seyahat eden yolculara yönelik yeni destinasyonlar açmak üzere, kapsamlı

bir ortak uçuş anlaşması imzaladılar. Merkezi Guangzhou’da bulunan

şirketle yapılan bu ortaklık sayesinde global ağına sekiz yeni destinasyon

ekleyen Emirates yolcularının, Çin’deki iç hat uçuşlarla, kusursuz bir bağlantı

imkanından yararlanmalarına imkân tanıyor. Bu ortak uçuş anlaşması

kapsamındaki şehirler, Fuzhou, Chongqing, Kunming, Qingdao, Xiamen,

Chengdu, Nanjing ve Xi oldu.

Avrupa’nın en dakik havayolu

airBaltic

Bu yıl kuruluşunun 86’ıncı yılını kutlayan Türkiye’nin küresel markası Havaş’ın,

Riga Havalimanı’nda yer hizmetleri operasyonlarını üstlendiği airBaltic

Havayolları, İngiliz araştırma şirketi OAG tarafından gerçekleştirilen araştırmada

geçen yılki unvanını koruyarak ‘Avrupa’nın En Dakik Havayolu’, dünyanın ise en

dakik ikinci havayolu olarak belirlendi. 2018 yılı verilerine göre gerçekleştirilen ve

58 milyondan fazla uçuşun performansının izlendiği araştırmada airBaltic, yüzde

89.17 dakiklik oranıyla liste başında yer aldı. Kaliteli, güvenilir ve zamanında

hizmet anlayışıyla iş ortaklarının performansına katma değer sağlamayı odağına

alan Havaş’ın uzun soluklu işbirliklerinden airBaltic, son beş yıldır dünya dakiklik

performansı sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor.


16

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

2018 3. Çeyrekte yurt içi seyahatler

azaldı, harcamalar arttı

TÜİK, 2018 yılın 3. Çeyrek (Temmuz, Ağustos ve Eylül) dönemi Hanehalkı Yurt içi

Seyahat İstatistiklerini açıkladı. Buna göre 2018 yılı 3. Çeyreğinde seyahat sayısı

%1.5 azalırken harcamalar %18,6 artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018

yılın 3. Çeyrek (Temmuz, Ağustos

ve Eylül) dönemi Hanehalkı Yurtiçi

Seyahat İstatistiklerini açıkladı. Verilere

göre, bu dönemde yurt içinde ikamet

eden 24 milyon 999 bin kişi seyahate çıktı.

Seyahate çıkanların bir ve daha fazla

geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları

toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı

çeyreğine göre yüzde 1,5 azalarak 32 milyon

537 bin seyahat olarak gerçekleşti.

Seyahat sayısı azaldı, harcamalar arttı

Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları

seyahat harcamaları 2018 yılının III.

çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine

göre yüzde 18,6 artarak 21 milyar 138

milyon 934 bin TL olarak gerçekleşti.

Harcamalar ortalama 650 TL!

3. çeyrekte seyahate çıkanlar 333 milyon

38 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme

sayısı 10,2 gece, seyahat başına yapılan

ortalama harcama ise 650 TL oldu.


*31 Mart tarihine kadar yapılan düğün organizasyonu sözleşmelerinde hafta içi %20, hafta sonu %10 indirim uygulanacaktır.


18

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

EMITT, 23.sünde 57.470

ziyaretçiyi ağırladı

EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı 94 ülkeden 5.620

katılımcı ve 57.470 ziyaretçiyi ağırlayarak büyük bir başarıya imza attı. Bu sene

katılımcı bazında %25 büyüme kaydeden EMITT, 2019 yılında turizm sektörünün

de tırmanışa geçeceğinin sinyallerini verdi.

Türkiye’de ekonominin taşıyıcısı olan

sektörlerde uluslararası ölçekli

fuarlar düzenleyen ITE Turkey

Uluslararası Doğu Akdeniz Turizm ve

Seyahat Fuarı / EMITT; 31 Ocak – 3 Şubat

2019 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve

Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Bu

yıl rekor düzeyde yabancı ziyaretçinin

ağırlandığı EMITT, katılımcıları için büyük

değer yaratan, önemli iş birliklerine

zemin hazırlayan bir turizm fuarı olarak

büyük ilgi gördü. Fuar kapsamında

her yıl Travel Shop Turkey iş birliği ile

gerçekleşen “davetli tur operatörü”

programına bu yıl Asya, Avrupa,

Uzakdoğu ve Latin Amerika dahil 100’den

fazla ülkeden 811 davetli tur operatörü

katıldı.

T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C

İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir

Belediyesi ve Türk Hava Yolları’nın

kurumsal sponsorluğunda, KOSGEB

desteğiyle birlikte Türkiye Otelciler

Federasyonu (TÜROFED) ve Türkiye

Turizm Yatırımcıları Derneği’nin (TYD) iş

ortaklığında gerçekleşti.

Yüzde 25 büyüdü

Ülke turizmi ve EMITT arasında bir

paralellik olduğunu belirten ITE Turkey

Turizm & Seyahat & Moda Grup Direktörü

Hacer Aydın: “2018’in Ocak ayında

düzenlediğimiz fuarda ülke turizmindeki

büyüme ile EMITT arasındaki ilişkiyi

bir kez daha çok net bir şekilde görme

imkanımız oldu. Ocak 2018’de 22’incisini

düzenlediğimiz EMITT’te 85 ülkeden

1.065 ana firma (alt katılımcılarla 4.500

firma) ve 54.364 ziyaretçiyi ağırlayarak

büyük bir başarıya imza attık. Bu yıl ise 94


ülkeden 1.170 ana firma (alt katılımcılarla

5.620 firma) ve 57.470 ziyaretçiyi ağırlama

fırsatını bulduk.

Dünyanın dört bir yanından gelen turizm

profesyonelleri buluştu

EMITT’in sadece Türk turizm sektörünün

değil, dünya turizm sektörünün de en

büyük buluşma noktalarından birisi

olduğunu dile getiren Aydın, “Fuara

katılımcı sayımızı geçen yıla oranla

yüzde %25 artırmayı başardık. Ayrıca

bu sene Endonezya, Malta, Avusturya ve

Tayland fuarda ilk defa katılımcı olarak

yer aldı. Turizm sektörü temsilcilerini

dünyanın dört bir yanından gelen

turizm profesyonelleri ile buluşturma

geleneğimizi bu yıl da sürdürdük. Bu

kapsamda Hosted Buyer (davetli tur

operatörü) programı düzenlendi. Program

kapsamında fuarda bu yıl 105 ülkeden

811 davetli tur operatörünü ağırladık.

Asya, Avrupa, Uzakdoğu ve Latin Amerika

ülkelerinden firmalar EMITT’e yoğun ilgi

gösterdi” dedi.

31 Ocak – 3 Şubat 2019 tarihlerinde

ziyaretçilere açık olan EMITT ilk iki günde

turizm profesyonellerini, üçüncü ve

dördüncü gün ise tatilcileri ağırladı.

Turizme dair her şey masaya yatırıldı

Dört gün boyunca süren fuarda, sektörün

paydaşları birbirinden farklı konuları

masaya yatırdı. Turizm yol haritası,

turizm ekonomisi, turizmdeki canlanmayı

kalıcı kılmak için atılması geren adımlar

ve geleceğin turizmine dair öngörüler

paylaşıldı.

Konferans sahnesinin açılışını yapan

Gazeteci, Televizyoncu, Ekonomi

Yorumcusu Emin Çapa, turizmin yerel

kalkınmaya olan katkısından ve turizmi

tüm yıla yaymak için atılması gereken

adımlardan bahsetti. Skal Başkanı Ata

Eremsoy moderatörlüğünde gerçekleşen

panelde ise Hotelbeds Üründen

Sorumlu Türkiye Direktörü Arzu Harley,

Emirates Havayolu Türkiye, Romanya ve

Bulgaristan Bölge Müdürü Bahar Ahmet

Birinci, Marriott Global Sales Turkey

Genel Müdürü Seyhan Ayel yeni trendlerin

ve değişen tüketici profilinin turizme olan

etkilerini ele aldılar.

Konferans Programının ikinci gününde

ise sektörün liderleri TÜRSAB Yönetim

Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya,

TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı

Osman Ayık ve TTYD Başkanı Oya Narin

geleceğin turizmine dair ön görülerini

paylaşıp turizm yol haritası oluşturmak

adına gerçekleştirilmesi gereken

stratejilerden bahsettiler.

Turizmde dijitalleşme konusu ise öne

çıkan başlıklardan bir diğeri oldu. Fütürist

Otelci Cem Kınay, Yapımcı ve İletişim

Danışmanı Elif Dağdeviren, Travel Tech

Global YK Başkanı Ferda Kertmelioğlu,

FTI Group / MP Hotels Ülke Genel

Müdürü Ahmet Pandır ve travel audience

Avrupa Satış Yöneticisi Arnaud Valion

dijitalleşmenin getirdiği fırsatları ortaya

koydular. Online turizm dünyasının

devleri Enuygun.com CEO’su Çağlar

Erol, HotelRunner Kurucu Ortağı Arden

Agopyan, tatilsepeti Genel Müdürü Koray

Küçükyılmaz, Otelz Yönetim Kurulu Üyesi

Orkun Tekin, Neredekal.com Kurucusu

Genel Müdürü Özkan Hacıoğlu ise dijital

acentaların geleceğini masaya yatırdılar.

Asya Pazarını Nasıl Etkilersiniz: Çin

Mercek Altında

Çinli turistlerin outbound turizmi

konusunda dünyayı etkisi altına almasıyla,

bu pazarda etkin olabilmek için EMITT

Konferans Programında ayrı bir çalışma

gerçekleştirildi. Milyonlarca turistin

oluşturduğu dev Çin pazarına KOBİ

İşletme Sahipleri Derneği (ICIF) Başkanı

Marcus Lee’nin keynote konuşmasıyla

giriş yapıldıktan sonra Destination Dr.

Consulting Baş Danışmanı Edward

Dramberger ile bu pazarda etkin olabilmek

için alıcılarla nasıl ilişki kurulacağını ve

satış kapatılacağını anlatan bir atölye

çalışması gerçekleştirildi.


Fenomenler EMITT 2019’a damga vurdu

Ülke tanıtımında artık dijital PR’ın ve

fenomenlerin dönemi başlıyor. Attıkları

bir tweet, çektikleri birkaç saniyelik

video, yazdıkları bir yazıyla milyonları

harekete geçirebilen fenomenlerden Biz

Evde Yokuz ekibi Duygu Şar ve Bilgehan

Çelik, Gezimanya ekibi Murat Özbilgi ve

Tuğçe Yılmaz Özbilgi, LoveMalta hesap

sahibi Jan Herzan ve Profesyonel Seyahat

Bloggerları Derneği (PTBA) Başkanı

Janicke Hansen, fenomenlerin turizm

noktaları için nasıl değer yarattıklarını ve

turizm markaları için nasıl yüksek yatırım

getirisi sağlayabildiklerini irdelediler.

Dünya üzerinde yaşayan en kalabalık

nesli oluşturan Y kuşağı ise turizmin yeni

lokomotifi konumda. Fütürist, Ekonomist,

T-İnsan ve Dijital Ajans Başkanı Ufuk

Tarhan’ın keynote sunumuyla başlayan

Y “Turizmin Geleceği Onların Elinde!

Kuşağıyla Doğru İletişim Kurmayı

Öğrenin” başlıklı oturum devamında Ufuk

Tarhan, 7 Kıtaya Ayak Basan En Genç

Türk olan fenomen Barkın Özdemir’i

sahneye davet ederek Y kuşağını

anlamak üzerine bir soru cevap seansı

gerçekleştirdi.

Parlayan Yıldız: Gastronomi Turizmi!

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

Gürkan Boztepe moderatörlüğünde

gerçekleşen oturumda Uzman Diyetisyen

Dilara Koçak, Yeni medya, Influencer

Marketing ve Sosyal Medya Danışmanı

Cem Karakuş, Mutluluk Okulu &

Verimlilik Enstitüsü Kurucusu Dr.

Ebru Nurluoğlu ve Afiyet Olsun, İsraf

Olmasın Proje Koordinatörü Ali Akgün

gastronomiyi farklı açılardan ele alarak

gastronomi turizmine dair bütüncül bir

yol haritası oluşturdular.

Diğer benzer fuarlarda olduğu gibi

EMITT 2019’da da aktif bir rol üstlenen

Gastronomi Turizmi Derneği, her biri

kendi alanında uzman konuşmacılardan

oluşan içerik gücü ile fuara katılan hem

sektör profesyonelleri hem de ziyaretçiler

için farkındalık yaratan ve herkesin

ilgisini arttıran, bilgi veren paneli ile

dikkat çekti.

Boztepe: “Lezzet mirasımız, dünyada en

rekabetçi olduğumuz tek sektör”

Konuşmacılara özel sorular yönelterek

paneli yöneten Gastronomi Turizmi

Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe,

Türkiye’nin tarihi derinliği olan lezzet

mirası ile tek başına bile Türk mutfağının

dünyada marka olabileceğine dikkat

çekti. Şu sıralar yıldızı parlayan Peru,

Nepal ve Çin mutfaklarının Türk

mutfağından dahi iyi olmadıklarını

ama Türkiye’nin ciddi tanıtım zaafları

olduğunu vurguladı. GTD’nin de bu

nedenle kurulduğunu ifade eden

Boztepe, “Sahip olduğumuz lezzet mirası,

turizmin diğer bileşenleri ile birlikte

düşünüldüğünde Türkiye’nin dünyadaki

en rekabetçi, en güçlü tek sektörüdür”

dedi.

“Turizm gelirlerini artıracak etkili

tanıtım çalışmalarımızı 2019’da

duyacaksınız”

Üstlendikleri misyona da değinen

Boztepe, “Biz bu eşsiz mutfak

kültürümüzün tüm dünyada tanınması

için projeler hazırlıyoruz. Etkinlikler

düzenliyoruz. Yurt sathında ve dünyanın

önemli kentlerindeki yaygın temsilcilik

ağımızı kurduk. Devletler düzeyinde

anlaşmalara imza atan tek sivil örgütüz.

Eş değer sivil örgütlerle kalıcı ilişkiler

kuruyor, işbirliği için ciddi adımlar

atıyoruz. Nitelikli kadromuzu aramıza

katılan yeni üyelerle her geçen gün

daha da güçlendiriyoruz. GTD’nin

2019’da ülkemizin turizm gelirlerini

artırmada çok ses getirecek etkili

tanıtım çalışmalarını çok yakında

duyacaksınız” diyerek panelin son

konuşmasını yaptı.

EMITT Fuarı 2019 Rakamları

Toplam Ziyaretçi sayısı: 57.470

Katılımcı Ülke Sayısı: 94

Yabancı Katılımcı: 1.171 – (yabancı ziyaretçilerle birlikte 4.481)

Toplam B2B Randevu Sayısı: 5.624 randevulu görüşme

Toplam Davetli Tur Operatörü: 105 ülkeden 811 Hosted Buyer


hotel restaurant

22 & hi-tech

gündem

Ersoy: “Turizme

bakış açısı değişmeli”

Dünyanın en büyük dört turizm fuarından biri olan Doğu Akdeniz Uluslararası

Turizm ve Seyahat Fuarı (Emitt), TÜYAP Fuar Merkezi’nde 23. kez kapılarını açtı.

Açılış töreninde konuşan Bakan Ersoy, “Turizme bakış açısı değişmeli” dedi.

TÜYAP Palace Hotel’de gerçekleşen

açılış törenine ITE Türkiye Turizm

Seyahat Moda Grup Direktörü

Hacer Aydın, ITE Grup Bölge Direktörü

EMEA Kemal Ülgen, Türkiye Turizm

Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya

Narin, Türkiye Otelciler Federasyonu

Başkanı Osman Ayık, Türkiye Seyahat

Acentaları Birliği Başkanı Firuz

Bağlıkaya, Türk Hava Yolları Genel

Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan

Vekili Bilal Yetişir, Türkiye Odalar

ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat

Hisarcıklıoğlu, İstanbul Büyükşehir

Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, İstanbul

Valisi Ali Yerlikaya, Kültür ve Turizm

Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve KKTC

Çevre ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu

katıldı.

Aydın: “2023 hedefimiz, 150 ülke, 150

bin ziyaretçi”

Açılış töreninde konuşan ITE Türkiye

Turizm Seyahat Moda Grup Direktörü

Hacer Aydın, bu yıl 100’den fazla

ülkeden 700’den fazla tur operatörünü

ağırladıklarını söyledi. Bu yıl geçen yıla

göre yüzde 25 büyüme kaydettiklerini

belirten Aydın, “2019, Türk turizminin

daha da büyüdüğü bir yıl olacak. EMITT,

bu BÜYÜMEYE katkı sağlamaya devam

edecek” dedi.

Türkiye turizminin 2023 hedefinin 70

milyon turist, 70 milyar dolar gelir

olduğunu anımsatan Aydın, EMITT

Fuarı olarak 2023 yılında 150 ülke,

150 bin ziyaretçi sayısına ulaşmayı

hedeflediklerini söyledi.

Bağlıkaya: “18 yıl aradan sonra

EMITT’te olmaktan mutluyuz”

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği

Başkanı Firuz Bağlıkaya, TÜRSAB

olarak 18 yıl aradan sonra fuara

katılmaktan büyük mutluluk

duyduklarını belirtti. Sektöre ilişkin

konuşan Bağlıkaya, “Sektör olarak iyi

bir dönemden geçiyoruz. 2018’i rekor


ziyaretçi sayısıyla kapattık. 2019’un yeni

rekorların kırılacağı bir yıl olacağına

inanıyoruz. Yeni

rekorlar kırdığımız bu

dönemde daha iyisini

yapabileceğimize

inanıyoruz”.

Bakan Ersoy TUİK

2018 verilerini

açıkladı

Kültür ve Turizm

Bakanı Mehmet

Ersoy ise şu konulara

değindi:

“Yeni

Cumhurbaşkanlığı

Yönetim Sistemi

ile birlikte Sayın

Cumhurbaşkanımız

bakanlıklara

sektöründen

insanları atayarak bir

farklılık oluşturmak

istedi. Biz de bu doğrultuda 2023

hedeflerimizi 70 milyon turist, 70 milyar

dolar gelir olarak revize ettik”.

“Bu yıl gecelik gelirde de iyileşme

başladı”

Konuşmasında güncel TUİK verilerini de

paylaşan Bakan Ersoy, “2018 yılında 34

milyon 488 bin yabancı turist ülkemizi

ziyaret etti. Toplam ziyaretçi sayısı

46 milyon 112 bin turist oldu. 2018’de

toplamda 29.5 milyar dolar geliri aştık.

2017’de kişi başı gelirimiz 681 dolar,

2018’de 647 dolar olarak gerçekleşti”

dedi.

Kişi başı gecelik gelirde bu sene itibari

ile iyileşme başladığına vurgu yapan

Ersoy, “2017’de

kişi başı gecelik

gelir 63.2 dolar,

2018’de ise bu

rakam tahmini

66.5 dolara çıktı.

2019 itibariyle

gecelik gelirde de

iyileşme başladı.

Bu veriler

doğrultusunda

hedeflerimize

ulaşmak bizim

için çok zor değil”

diye konuştu.

“2023’e kadar

kişi başı geliri

yüzde 50 arttırmalıyız”

2023 yılına kadar kişi başı geliri yüzde

50 oranında artırmanın ve nitelikli

turiste geçiş yapmanın önemine dikkat

çeken Bakan Ersoy, “Şu da çok önemli,

kişi başı geliri sadece konaklama

gelirleri olarak ele almamak

lazım. Konaklama dışı gelirlere de

bakmalıyız” dedi.

“Turizme bakış açısını değiştirmemiz

gerekiyor”

Mehmet Ersoy,

sektörde başarılı olmak

için turizme bakış

açısının değiştirilmesi

gerektiğine işaret

ederek sözlerini şöyle

sürdürdü: “Maliyet

değil, gelir odaklı;

arz değil, talep odaklı

turizme konsantre

olmalıyız. Zengin turizm

çeşitliliğimiz ile yeni

turizm konseptleri

oluşturmamız

gerekiyor. Nitelikli

turist için gerekli alt

yapıyı hep birlikte

oluşturmamız

gerekiyor. Alt yapı

olarak insana

yatırım

önemli”.

Kolej

statüsüne

getirilmiş

turizm meslek

lisesi sistemi

2019 Eylül’de

hayata geçiyor

Ersoy,

konuşmasının

devamında

2019 Eylül

ayında hayata

geçirilmesi

planlanan

kolej

statüsüne

getirilmiş

turizm meslek

lisesi sisteminden de bahsetti.

Bakan Ersoy, sistem kapsamındaki

öğrenciler ile birlikte gerçekten

turizm yapmak isteyen öğrencileri

de sisteme dahil ederek otellerde

ücretli olarak istihdam olanağı

sağlayacaklarını ifade etti.

“Nitelikli turist konfor arıyor”

Ersoy, turizme yatırımda ulaşımın da

önemine dikkat çekti. Nitelikli turistin

konfor aradığını belirten Ersoy,

“Nisan ayı itibari ile THY Antalya,

Dalaman ve İzmir havalimanlarına

İngiltere, Almanya, Körfez ülkeleri

ve Rusya’dan yeni tarifeli seferler

açmaya başladı. Hem ulaşımı sürekli

kılmak hem de sektörde insan

kaynağını korumak için turizmin

sürdürülebilir olması önemli” dedi.


hotel restaurant

24 & hi-tech

gündem

2018’de

seyahatler daha da arttı

Bankalararası Kart Merkezi’nin

açıkladığı verilere göre toplam

kartlı ödemeler 2018’de yüzde

21 büyürken; kredi kartıyla yapılan

Dr. Soner Canko

ödemeler yüzde 18, banka kartıyla

yapılan ödemeler ise yüzde 38 oranında

arttı. 2018 yılı seyahatlerinde artış

gözlemlenirken; yabancı harcamalarında

2018 rekor yılı oldu; her bir turist 2 bin

600 TL kartlı ödeme yaptı.

2018 yılında en fazla kartlı ödeme artışı

görülen sektörlere ilişkin bilgi veren

Dr. Soner Canko, şunları söyledi: “2018

yılında da bir önceki yıl olduğu gibi hava

yolları sektörü kartlı ödemelerde en

fazla artış gösteren sektör oldu. Hava

yolları sektöründe kartlı ödemeler

geçen yıl yüzde 44 artarak 20,6 milyar

TL’ye ulaşırken, bu sektörü yüzde 29’luk

artış ve 36,7 milyar TL’lik kartlı ödeme

tutarı ile restoran ödemeleri, yüzde

28’lik artış ve 17,6 milyar TL’lik kartlı

ödeme tutarıyla konaklama sektörü,

yine yüzde 28’lik artış ve 32 milyar TL’lik

kartlı ödeme tutarıyla sağlık ürünleri &

kozmetik sektörü, yüzde 27’lik artış ve

78,1 milyar TL’lik kartlı ödeme tutarıyla

akaryakıt istasyonları sektörü izledi.”

Her bir turist 2 bin 600 TL kartlı

ödeme yaptı

Öte yandan geçtiğimiz yıl kartlı

ödemelerle yapılan yabancı

harcamalarında rekor kırıldığını ifade

eden Canko, şöyle konuştu: “BKM

verilerine göre 2018 yılında yabancı

kartlarla ülkemizde yapılan alışverişler

geçen yılın 2 katına çıkarken, yurt içinde

yapılan kartlı ödemeler içindeki yabancı

payı ise rekor oranla yüzde 5’i geçti.”

13 Ağustos 2018, yabancı kartlarla

Türkiye’de 281 milyon TL ile en fazla

ödeme yapılan gün oldu. 1 yılda 17

milyon farklı yabancı kartla, kart başına

2 bin 600 TL ödeme gerçekleşti.


26

gündem

Bakan’dan TUROYD’a TGF Danışma

Kurulu’na koltuk sözü!

Turizm Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD), Hilton Garden Inn Beylikdüzü Hotel’de düzenlenen

gala yemeğinde turizmin gizli silahları olarak nitelediği profesyonel otel yöneticilerine Turizm

Geliştirme Fonu Danışma Kurulu’nda bir koltuk sözü verdi.

Gala yemeğinin açılış konuşmasını yapan

Turizm Otel Yöneticileri (TUROYD)

Başkanı Ali Can Aksu, otel yöneticileri

olarak, Türk turizminde meslek yasasının

olmayışından kaynaklı ciddi sorunlar

yaşadıklarını kaydetti. Meslek liseleriyle ilgili

projeyi önemsediklerini ve desteklediklerini

açıklayan Aksu, Bakan’a seslenerek, makama

oturmasını bir milat olarak kabul ettiklerini

ifade ederek, “Sizinle birlikte turizmde yeni bir

çağ açılmışken, kuaförün de meslek yasası

olduğu ülkemizde turizm meslek yasasını

çıkararak bir tarih yazmanızı arz ve temenni

ediyorum” diye konuştu.

Ersoy: “Geleceğin müdürlerinin F&B ağırlıklı

olmasını ümit ediyoruz”

Turizmcilerin bakış açılarını değiştirmeleri

gerektiğini her fırsatta dile getiren Kültür ve

Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise, gala

yemeğinde yaptığı konuşmada “Siz profesyonel

yöneticiler olarak aslında çoğunuz bu bakış

açılarının farkındasınız. Önemli olan, turizm

yatırımcısının bakış açısını değiştirmek” dedi.

İnsan gücünün çok ciddi şekilde yetiştirilmesi

gerektiğine bir kez daha vurgu yapan Ersoy,

bu paralelde turizm meslek liseleriyle bir

çalışma başlattıklarını ifade etti. Protokolün bu

yıl itibariyle devreye gireceğini açıklayan Ersoy,

turizm meslek liselerinin kolej statüsüne

getirildiğini belirterek, “3 Nisan’da müfredatı

değiştiriyoruz. 20 Nisan – 20 Ekim arasındaki

eğitimlerin uygulamalı anlaşmalı otellerde

alınmasını sağlıyoruz” dedi.

Bunun bir staj olmadığının altını çizen

Ersoy, “Bu bir eğitim. Sizlerin gözetiminde


dönmesi esas. Çünkü biz onu anlık bir yatırım

olarak düşünmüyoruz, sektörün tamamı için

düşünmemiz lazım. Turizmin sürdürülebilir

olması lazım, tabana yayılmış olması ki bütün

paydaşlar tarafından sahip çıkılsın, geliştirilsin

ve Türkiye bir turizm ülkesi halini alsın.

Profesyonel Turizm Geliştirme Fonu’nda size

de danışma kurulundan bir koltuk vereceğiz”

sözleriyle konuşmasını tamamladı.

TUROYD Başkanı Ali Can Aksu

yetiştirilmiş öğrenciler gelecekte turizmin

yöneticileri olacaklar” dedi. Bakan Ersoy,

eğitim sürecine bir aşama daha kaydederek,

bünyesinde turizm fakültesi bulunan üniversite

rektörleriyle görüşeceklerini dile getirdi.

Geleceğin müdürlerinin F&B ağırlıklı olmasını

ümit ettiğini açıklayan Ersoy, meslek liselerinde

başarılı olan öğrencilerin yüzde 10’luk

kısmına oteller tarafından burs vereceklerini

ve üniversite eğitimine devam etmelerini

sağlayacaklarını anlattı.

“Türk turizmi artık yönetici ihraç eder konuma

gelmeli”

Ersoy konuşmasının devamında Türk turizminin

artık yönetici ihraç eder konuma gelmesi

gerektiğini belirterek, bu konuyla ilgili gerekli

alt yapı çalışmalarını başlattıklarını söyledi.

Bu noktada otel yöneticilerini yatırımcıyı doğru

yönlendirecek olan, geminin kaptanlarına

benzeten Ersoy, “O yüzden sizlerin çok iyi

yetiştirilerek bu konuma gelmeniz hayati önem

taşıyor. Türkiye’nin en çok sıkıntı çektiği kişi

başı turizm gelirlerinin artması da ancak sizler

gibi turizme gönül vermiş yöneticilerin sektörde

kalması ve sizden sonra gelecek gençlerin çok

iyi şekilde yetiştirilmesi ile mümkün. O yüzden

sizlere çok büyük görevler düşüyor” diye konuştu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy

Otel yöneticilerine koltuk sözü verdi

Konuşmasında turizm gelirlerinde artış

kaydetmek için Turizm Geliştirme Fonu’nun

çok hızlı bir şekilde hayata geçmesinin

bir gereklilik olduğunu yineleyen Mehmet

Ersoy, “Turizm Geliştirme Fonu’nun ağırlıklı

bütçesi tanıtma fonundan kullanılıyor. Bir

kısmı da Turizm Geliştirme ve Turizm Yatırım

Fonu olarak kullanılıyor. Turizm Geliştirme

Fonu Yönetim Kurulu 11 kişiden oluşacak.

Bunun ağırlıklı kısmı da turizm

yatırımcılarından oluşacak” dedi.

Yönetim Kurulu’nda Bakan,

Bakan Yardımcısı ve Tanıtma

Genel Müdürü olmak üzere

üç koltuğa sahip olduklarını

anlatan Ersoy, diğer sekiz

kişinin turizm sektöründen

olacağını kaydederek, “Bir

de danışma kurulu olacak.

Danışma kuruluna profesyonel

otel yöneticilerine koltuk

vermeyi planlıyoruz. Çünkü bu

platformda doğru politikaların

geliştirilerek yöneticilerin

yönlendirilmesi açısından sizlerin

bulunması önemli. Bizim için

yatırımın doğru bir şekilde geri

Aksu: “Bundan sonra artık beyinler

konuşacak”

Bakan Ersoy’un gala yemeğinde ilk kez

duyurduğu koltuk sözünün kendisine de

sürpriz olduğunu anlatan TUROYD Başkanı

Ali Can Aksu ise, “Danışma Kurulunda yer

almamız onore edici bir durum. Bakan Bey’in

profesyonelleri önemsemesi bizim bu mesleğe

biraz daha aşkla, tutkuyla tutunmamıza

vesile oluyor. Mutluyuz, çünkü bundan sonra

artık beyinler konuşacak. Bu işin ilmini alan

insanlar turizm politikasında rol oynamaya

başlayacak, sahnede olacaklar. Bundan sonra

bana göre stratejiler değişecek. Tanıtımdan

tutun yatırımlara, meslek yasasına kadar

tüm stratejiler değişecek. Doğru stratejiler

belirledikçe Türk turizmi tamamen doğru yöne

gidecektir. Bakan Bey’in tabii ki zamana ihtiyacı

var. Ama turizmin geleceğine artık ümitle

bakabiliyoruz” ifadelerinde bulundu.


28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜSAYDER WOMEN Komitesi

İlk Kadın Satınalmacı Çalıştayı’nı gerçekleştirdi

Türkiye Satınalma Yöneticileri ve Profesyonelleri Derneği (TÜSAYDER) çatısı

altında TÜSAYDER WOMEN Komitesi 9 Şubat 2019 tarihinde ilk Kadın Satınalmacı

Çalıştayı’nı gerçekleştirdi.

Tek Kanatla Kuş Uçmaz ve

Birlikte Daha Güçlüyüz” sloganı

ile hareket eden TÜSAYDER

WOMEN Komite Başkanı Başkanı

Dr. Sevgi Yılmaz, Yönetim Kurulu

Üyeleri Selda Yüksekbaş ve Nilgün

Kazancı Nurik tarafından organize

edilen çalıştaya TÜSAYDER’in kadın

üyeleri katıldı. TÜSAYDER WOMEN’in

hedef kitlesinde; satınalma mesleğine

gönül vermiş, satınalma tecrübelerini

paylaşmak veya kendisini bir üst

kademeye taşımak isteyen tüm kadın

meslektaşlar, üniversite öğrencileri,

gelecekteki kariyerlerinde satınalma

mesleğini seçecek olan kadınlar, kadın

istihdamına önem veren, Türkiye’nin

‘yerli ve milli’ statüsünde gelişime

katkı sağlamayı amaçlayan tüm kurum

ve kuruluşlar yer alacak.

Her sektörden kadın meslektaş

sayısının artmasına hizmet edecek

TÜSAYDER WOMEN çatısı altında

buluşarak, satınalma mesleğinin

gelişmesine, her sektörden kadın

meslektaş sayısının artmasına, yol

gösterici olmak ve dolayısıyla istihdama

katkı sağlamak adına yakın temasta

olunacağı bir network oluşturulması

amaçlanıyor. Bu kapsamda, sektörel

bilgiler ve atamalar dahil olmak üzere her

ay düzenli bilgilendirmelerin yapılacağı,

konusunda uzman konuklarla düzenli

olarak seminerler organize edileceği,

daha fazla kadın meslektaşımıza destek

olmak amacıyla yazılı ve görsel basına bilgi

verileceği iletildi.

Çalıştay’da, TÜSAYDER WOMEN projesi

kapsamında istihdamdaki eşitsizlik

meselesinin farkında olan, Türkiye’nin

gelişimi için kadınların daha fazla rol

alması için çalışan tüm kadın dernekleri ile

iletişim içinde olunacağı belirtildi.

Gelişen ve değişen ekonomik koşullar;

artık fiziki güçten çok, beyin gücüne

dayalı çalışmaların yoğunluk kazandığını,

bu nedenle de fark oluşturmak isteyen

şirketlerin sadece erkek işgücünü değil,

satınalma yapan kadın beyin gücünü de

dikkate alması gerektiği paylaşıldı.

Satınalma mesleğine gönül vermiş

kadınlar tarafından, doğadan gelen

yetenekleri sayesinde iş süreçlerine

çok yönlü bakabilmeleri, krizleri çok iyi

yönetebildikleri, empati yapma yetenekleri

ile projeleri anlatma ve geri bildirim verme

yetkinliklerinin yüksek olduğu ifade edildi.

İşgücü kullanımı dağılımında tüm dünya

ülkelerinde cinsiyet açısından kadınların

aleyhine bir dağılım gösterdiği, dünyamızın

daha yaşanılır bir yer olması için kadınların

güçlenmesi gerektiği vurgulandı.


hotel restaurant

30 & hi-tech

gündem


hotel restaurant

32 & hi-tech

gündem

Dünyada turist sayısı şimdiden

1,4 milyara ulaştı

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) son yayımlanan Turizm

Barometresi’ne göre, dünyayı gezen turist sayısı, 2018’de öngörülenden iki yıl önce 1,4

milyar kişiye ulaştı. Bir önceki yıldan yüzde 6’lık artışa denk gelen bu sonuç, 2010 yılından

bu yana kaydedilen en güçlü artışa işaret ediyor.

TUYED Ar-Ge’nin UNWTO’nun

Turizm Barometresi’nden derlediği

bilgilere göre, UNWTO uzmanları,

dünyayı gezen turist sayısının 2020

yılında 1,4 milyar kişiye ulaşacağını

tahmin ediyordu. Tahminleri daha erken

gerçekleşen uzmanlar, 2019 yılında

dünya turizmindeki büyümenin ise

yüzde 3 ila 4 arasında olmasını bekliyor.

Yakıt fiyatlarının istikrarı uçuşları

ekonomik hale getirme eğilimini

güçlendiriyor. Bunun da kaynak

pazarların çeşitlenmesine yol açtığına

dikkat çekiliyor. Ayrıca gelişmekte

olan pazarlardan, özellikle Hindistan

ve Rusya’nın yanı sıra, küçük Asya

ve Arap kaynak pazarlarından güçlü

bir dış seyahat talebi eğilimi ağır

basıyor. Uzmanlar, küresel ekonomik

yavaşlama, Brexit ile ilgili belirsizlik

ve ticari gerilimlerin gezginleri “bekle

ve gör” durumuna getirebileceğini

belirtiyor.

“Son yıllarda turizmin büyümesi,

sektörün günümüzde ekonomik

büyüme ve kalkınmanın en güçlü itici

güçlerinden biri olduğunu doğruluyor”

diyen UNWTO Genel Sekreteri Zurab

Pololikashvili konuyla ilgili olarak şu

açıklamayı yaptı: “Turizmi sürdürülebilir

bir şekilde yönetip, genişlemeyi tüm

ülkeler, hatta tüm yerel topluluklara iş

ve girişimcilik için fırsatlar yaratacak

şekilde devam ettirmeliyiz. Temel

sorumluğumuzu da bu kalkınmada

kimseyi geride bırakmayıp, gelişmelerle

herkese fayda sağlamak oluşturuyor.

Bu yüzden UNWTO olarak, 2019’da

eğitim, beceri ve iş yaratma üzerine

yoğunlaşacağız.”

Bölgelere göre sonuçlar

Dünya turizmindeki büyümeleri

bölgelere göre inceleyen Turizm

Barometresi’nde şu saptamalara yer

veriliyor: 2018 yılında Ortadoğu yüzde

10, Afrika yüzde 7, Asya ve Pasifik

ile Avrupa bölgesi ise yüzde 6’lık

büyümeler kaydetti. Aynı yıl Amerika

kıtasını ziyaret edenlerin sayısı yüzde

3’lük seviye ile dünya ortalamasının

altında kaldı.

Avrupa’ya giden uluslararası turist

sayısı 2018’de 713 milyona ulaştı. Bu

bir önceki yıla kıyasla yüzde 6 gibi

önemli bir artış olduğunu gösteriyor.

Yüzde 6’lık artış yakalayan Asya ve

Pasifik bölgesi 2018 yılında 343 milyon

uluslararası turist çekti.

Amerika bölgesi, 2018’de yüzde

3’lük artışla toplam 217 milyon

uluslararası ziyaretçiyi ağırladı. Kuzey

Amerika’daki büyüme yüzde 4, Güney

Amerika yüzde 3), Orta Amerika ve

Karayipler ise yüzde 2’lik artışlar

yakaladı.

Bir önceki yıla göre yüzde 10’luk

ziyaretçi artışı yakalayan Afrika

bölgesi toplamda 67 milyon turiste ev

sahipliği yaptı. Afrika gibi yüzde 10’luk

artış yakalayan Ortadoğu’ya giden

turist sayısı 64 milyon kişiye ulaştı.


Time To Enjoy

Your Garden

OUR AIM IS TO MAKE

EVERY CHAIR,

TABLE, SUN LOUNGER,

LOUNGE SET BEST PLACE

FOR YOU TO ENJOY

YOUR GARDEN OR BALCONY.

WE OFFER GOOD DESIGN

WITH COMPETITIVE PRICES.

WE WANT TO BE PARTNER

WITH YOU IN YOUR HOTEL,

CAFE RESTAURANT PROJECTS.

NOW IT IS TIME TO ENJOY

YOUR GARDEN WITH

RAINBOW OUTDOOR !

Producer of High Quality Garden Furniture.

Metal, Aluminum, Plastic, Rattan.

YÜCEL BAHÇE MOBİLYALARI SAN. VE TİC. AŞ.

Başpınar OSB Mah. O.S.B. 5. Bölge 83528 Nolu Cad. No: 4 / 1

Ş.Kamil / Gaziantep Tel: +90 342 337 95 50

ww.rainbow-outdoor.com

/rainbow.outdoor.garden/ /rainbowoutdoors/ /rainbow_outdoor


hotel restaurant

34 & hi-tech

gündem

TYD, 30. Yılı’nı

görkemli ödül töreniyle taçlandırdı

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği

30. Yıl Buluşması Ödül Töreni 30

Ocak Çarşamba akşamı Raffles

Hotel’de gerçekleşti. Turizm yatırımcıları

ve sektörün yoğun ilgi gösterdiği davete

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy,

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Türkiye Seyahat

Acenteleri Birliği Başkanı Firuz Bağlıkaya,

Türkiye Otelciler Birliği Başkanı Timur

Bayındır, Türkiye Otelciler Federasyonu

Başkanı Osman Ayık, İTO Başkanı Şekib

Avdağiç, AKTOB Başkanı Erkan Yağcı,

Türkiye İstanbul Rehberler Odası Başkanı

Sedat Bornovalı ve çok sayıda turizm

temsilcisi katıldı.

Narin: “Turizm Geliştirme Fonu’nu

destekliyoruz”

Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD)

Başkanı Oya Narin, “Turizmin bugünkü

başarısını 1960’dan beri bayrağı taşıyan

yatırımcılara borçluyuz. Turizm yatırımcısı,

bir sanatçıdır ve kendi eserini icra eder. Biz

de bu akşam bu değerli yatırımcılarımızı

ödüllendirmek istiyoruz” diye sözlerine

başladı.

Turizm sektörünün 2023- 2033 hedeflerine

ulaşmak için önemli bir dönüşüme ihtiyacı

olduğunun bir kez daha altını çizen Oya

Narin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet

Ersoy’un hazırladığı Turizm Geliştirme

Fonu’nun gerçekleşmesi için TTYD olarak

projeyi desteklediklerini açıkladı.

Yerlikaya: “İstanbul için 15 milyon turist

hedefi koyduk”

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya konuşmasında

turizmin sadece bir kazanç değil, aşk

ve tutku işi olduğunu belirterek, “Biz

dünyada geçen yıl 1.4 milyar insanın

turizmin konusu olduğunu biliyoruz.

40 milyona sizler ev sahipliği yaptınız.

Sadece bir kazanç alanı olarak değil, bu

sektörde olmanın bir aşk, tutku olduğuna

inanıyoruz. Ve tüm bu yatırımcılarımızı

tebrik ediyor, kutluyoruz” dedi.

Ali Yerlikaya sözlerinin devamında

turizmin 2016’dan başlayarak çok

zor bir dönemden geçtiğini ancak

içinde bulunduğumuz süreçte nihayet

toparlandığını ifade etti. Son verilere

göre İstanbul’un 13.423 milyon turist

ağırladığını hatırlatan Yerlikaya, “bunu

sizler başardınız. İstanbul için yeni

hedefimiz 15 milyon turiste ulaşmak.”

diye konuştu.


Ersoy: “Gelirlerin sürdürülebilir ve kalıcı

olarak yükseltilmesi önemli”

TTYD’nin 30. Yıl Ödül Töreni’nde konuşan

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ise,

Cumhurbaşkanlığı sisteminde sektörün

içinden gelen biri olarak atandığını

anımsatarak,” Asıl amacımız hızlı olmak

ve daha büyük hedeflere koşmaktır. Biz de

köklü değişiklikler ve yeni yapılanmalara

başlıyoruz” dedi.

Bakanlık olarak ilk hedeflerinin turizm

gelirlerini yükseltmek olduğunu kaydeden

Ersoy, bu noktada sürdürülebilirlik ve

kalıcılığın önemine dikkat çekerek, “Bu

yüzden kalıcı yatırımlar yapmamız lazım.

İnsan ve insan kaynağı en önemli yatırım.

İnsan kaynağına yatırım yapmalı, kalıcı

olmalarını sağlamalıyız. Tesislerde

renovasyona devam etmek zorundayız ki

gelir artışlarımız sürdürülebilir olsun” dedi.

“Turizmde farkındalık oluşturmaya

hazırız”

“Dünyada çok fazla rekabet var. Onlardan

ayrışmak için konseptlere de yatırım

yapmalıyız. En önemlisi, bu yaptıklarımızı

misafire algılatmalıyız, turizmde farkındalık

oluşturmalıyız. Biz hep beraber farkındalık

oluşturmaya hazırız. Bu yıldan itibaren

istikrarlı bir şekilde harekete geçirmemiz

gerekiyor” dedi.

“Sadece devlette ısrar edersek, 20 yılda

hedeflerimize zor varırız”

Geçmişten gelen birtakım alışkanlıklarımız

var. ‘Bedava olsun devletten olsun’. Eğer

devlete hamallık yaptırmakta ısrar edersek,

yabancı turiste hamallık yapmaya devam

ederiz. Sadece devletle yapmakta ısrar

edersek 20 yılda hedeflerimize zor varırız.

Turizmde sayılarla aramız iyi. Bu sene 45

milyon turist ağırlayacağız inşallah”.

“TGF’yi yıl içinde tamamlamamız

gerekiyor”

Ersoy, 2023 hedeflerini revize ettiklerini

belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “2023

için 70 milyon turist hedefliyoruz. Bu hedefe

çok rahat bir şekilde gidiyoruz. 70 milyar

dolar gelir hedefi koyuyoruz. Amerika,

Almanya, Singapur gibi ülkelerin ortak

noktası fon oluşturmuşlar ve turizmde

bu şekilde gelişmişler. Bizim de bu fonu

yıl içinde tamamlamamız gerekiyor. Biz

de eksik kalan yönümüzü tamamlayarak

turizmde hedeflediğimiz noktaya geleceğiz”.


36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜROB geleneksel yemeğinde

KKTC Turizm Bakanı’nı ağırladı

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB),

geleneksel öğle yemeği bugün

Hilton Maslak İstanbul’da

gerçekleştirildi. TÜROB Başkanı

Timur Bayındır’ın yanı sıra sektör

temsilcilerinin de hazır bulunduğu

yemeğe Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Çevre ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu,

Kıbrıs Türk Otelciler Birliği (KITOB)

Başkanı Dimağ Çağıner, İstanbul İl

Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun

Yılmaz, TÜRSAB Başkanı Firuz

Bağlıkaya ve İstanbul Rehberler Odası

(İRO) Başkanı Sedat Bornovalı katıldı.

Bayındır: “İyi denilebilecek bir yılı

geride bıraktık”

2019’un ilk yemekli toplantısında

konuşan TÜROB Başkanı Timur

Bayındır, turizm sektörünün genel

gidişatıyla ilgili bir değerlendirme

yaparak, “İyi denilebilecek bir yılı geride

bıraktık. Kişi adedî olarak muhteşem

rakamlara ulaştık ama maalesef turizm

gelirlerinde halen istenilen seviyeye

gelemedik” dedi.

“Önümüzdeki dönem yüzde 12 artış

bekliyoruz”

Timur Bayındır konuşmasının

devamında önümüzdeki dönem için

yüzde 10-12 oranlarında çift haneli artış

beklediklerini kaydetti. Yeni pazarlara

değinen Bayındır, “Avrupa pazarında

Türkiye’ye karşı bir istek görüyoruz.

Umuyoruz bu daha iyi olacak” diye

konuştu.

“Sektör Yetenek Avında” Türkiye’ye

yayılacak!

Başkan Timur Bayındır, Türkiye

Otelciler Birliği (TÜROB), Milli Eğitim

Bakanlığı iş birliğiyle geçen yıl ilki

gerçekleşen “Sektör Yetenek Avında”

yarışması ile ilgi açıklamalarda da

bulundu. Yarışmanın bu yıl ikincisini

yapmaya hazırlandıklarını ifade eden

Bayındır, “Etkinliği biraz daha büyütmek

istiyorduk ama hakikaten boyumuzu

aşıyor. Önümüzdeki yıllarda etkinliği

tüm Türkiye’ye yaymayı hedefliyoruz”

dedi.

Etkinliğin tanıtımında yetersiz

kaldıklarını, bu sene değişiklik yaparak

organizasyonu iki güne yaymayı

planladıklarını belirten Bayındır, “Galiba

geçen yıl tanıtım konusunda biraz

beceriksiz davrandık. Bu sene değişikler

olacak. Etkinlik geçen yıl bir gün sürdü.

Maalesef hiç duyulmadı. Bu sene

yarışma bir gün olacak. Ertesi gün aylık

yemeğimizde ödülleri dağıtacağız”.

Ataoğlu: “Otellerimizle gurur

duyuyorum”

KKTC Turizm ve Çevre Bakanı Fikri

Ataoğlu ise, adanın kuzeyi ve güneyi

arasındaki kıyaslamadan duyduğu

rahatsızlığı dile getirerek sözlerine

başladı. KKTC’nin otelleriyle gurur

duyduğunu belirten Ataoğlu, “Güneydeki

yatak sayısı 100 binin üzerinde.

Kuzeyde 26 bin yatağa sahibiz. Ama

güneydeki otellerle kıyasa asla müsaade

etmiyorum. Bizim yatırımcılarımızın

turizme kazandırdığı tesisler dünyaya

meydan okur nitelikteler, bunu gururla

söylüyorum. KKTC topraklarımıza

yatırım yapan yatırımcılarımızı

kutluyorum” dedi.

“Bütçe açığının yüzde 65’ini turizmle

kapatmayı hedefliyoruz”

Fikri Ataoğlu sözlerini şöyle tamamladı:

“Her yıl artarak devam eden bir

turizm. KKTC bütçe açığının yüzde

50 civarındaki açığı turizm kapatıyor.

Önümüzdeki dönemde turizmin bütçe

açığının yüzde 60- 65’ini kapatmasını

hedefliyoruz.”


hotel restaurant

38 & hi-tech

gündem

Radisson Blu Hotel Vadistanbul

acentaları ağırladı

İstanbul’un yeni iş ve yaşam merkezi

olarak Ayazağa’da hayata geçirilen

Vadistanbul bünyesindeki Radisson Blu

Hotel Vadistanbul, 30 Ocak 2019 Çarşamba

günü, İstanbul’daki Ortadoğulu seyahat

acentalarının yetkililerini ağırladı. 100’e

yakın seyahat acentasının temsilcisi, eşsiz

lezzetlerden oluşan kahvaltının ardından,

otelin odalarını, toplantı salonlarını ve 2 bin

metrekare alana sahip olan SPA & Fitness

Merkezi’ni gezdiler.

Arifoğlu: “Ülkemize yeni bir otel

kazandırmanın haklı gururunu yaşıyoruz”

Seyahat acentaları buluşmasında

hoşgeldiniz konuşması gerçekleştiren Artaş

Turizm Yatırımları Koordinatörü Recep

Arifoğlu, şunları söyledi:

“Artaş’ın 40 yıllık otel tecrübesi ile Radisson

Hotel Group’un 109 yılı aşkın tecrübesini

birleştirerek, ülkemiz turizmine modern

tasarıma sahip yeni bir oteli kazandırmanın

haklı gururunu yaşıyoruz. Sizleri, farklı

güzellik ve değerlere sahip olan otelimizde

ağırlamaktan mutluluk duymaktayız.

İstanbul’un artan turizm potansiyeline

katkı sağlayarak, konuklarımızın anılarında

izler bırakarak, unutulmayacak bir hizmeti

sunacağız. Otelimizde hizmet kalitemiz ve

misafirlerimizi rahat ettirmenin yanında,

İstanbul’un özgün değerlerini tanıtmak

ana hedeflerimizden olacaktır. Tesisimizin,

ülkemiz turizmine hayırlı olmasını dileriz”

dedi.

7 benzersiz toplantı salonu

Radisson Blu Hotel Vadistanbul, 193 odası,

600 metrekarelik balo ve toplantı

salonlarıyla yerli ve yabancı misafirlerini

ağırlamaya başladı. Alışveriş, şehir turu,

havaalanları ve şehrin iş merkezlerine

kolayca ulaşım sağlanan otelde, şehir

veya orman manzarasında konforlu bir

konaklama mevcut. Otelin her noktasından

ücretsiz yüksek hızlı wi-fi internet bağlantısı

var. Otelin tüm odalarında, kasa, TV

üzerinde ekran yansıtma, minibar, çay ve

kahve ürünleri olan karşılama tepsisi ve su

ısıtıcısı bulunuyor.

Toplantı ve ziyaret; Radisson Blu Hotel

Vadistanbul’da, 2 kişiden 730 kişiye kadar

her türlü etkinliği unutulmaz kılacak toplantı

alanları mevcut. Son teknolojik teknik

ekipmanlarla donatılmış gün ışığı alan 7

benzersiz toplantı salonu ve balo salonları

bulunuyor.

Spor salonu, SPA & Fitness Merkezi; Son

teknoloji ekipmana sahip fitness alanı

mevcut. Isıtmalı kapalı yüzme havuzu, Türk

hamamı, buhar banyosu, vadi manzaralı

saunaları ve kişisel tercihlere göre

şekillenen bakım programları bulunuyor.

Türkiye’nin ilk Havaray’ı hayata geçirildi

Artaş İnşaat, İnvest İnşaat ve Evyap

ortaklığıyla Ayazağa’da hayata geçirilen

Vadistanbul, ülkemizin büyük karma

projeleri arasında öne çıkıyor. İstanbul’un

Maslak, Nişantaşı, İstiklal Caddesi gibi

merkezlerinin alternatifi olarak geliştirilen

Vadistanbul, AVM’si, Radisson Blu

Vadistanbul Hoteli, ofisleri, konutları ve

gündüz nüfusu 40 bin kişiyi bulan yeni bir

şehir merkezi olarak konumlanıyor. Birçok

ilklere imza atılan proje kapsamında,

Türkiye’nin ilk Havaray’ı Vadistanbul için

hayata geçirildi ve şehrin Metro ağına

doğrudan özel bağlantı sağlandı. Yeni

havalimanına yakın bir noktada konumlanan

Vadistanbul, TEM ve E-5 Otoyollarına da

kolay ulaşım imkanıyla dikkatleri çekiyor.


40

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Bu 8 trend 2019

seyahatlerine

damgasını

vuracak!

Global seyahat sektörü, seyahat

hizmetlerinin satışı ve gezginlere

sunulan hizmet şekli açısından

önemli bir değişim içerisinde olduğunu

belirten Amadeus Seyahat Kanalları

Strateji ve Dönüşüm Direktörü

Gilles Trantoul, iş ortaklarının

ve herkesin daha iyi seyahatler

gerçekleştirebilmeleri için seyahat

trendlerini yakından takip ettiklerini

söyledi ve 2019 yılının 8 trendini şu

şekilde özetledi;

Seyahat sektöründe en önemli konu

Kişiselleştirme

Havayolu şirketi, otel, seyahat acentesi

fark etmeksizin 2019 yılında da başarıya

giden yol; eldeki verileri kullanarak

müşteri isteklerine dair daha iyi

sonuçlara nasıl ulaşılabileceğini

bilmekten geçiyor. Günümüzde

giderek daha fazla sayıda gezgin

kişiselleştirilmiş deneyimler arıyor.

Başarıya ulaşmak isteyen şirketler,

gezginlerin bu tür ihtiyaçlarını tahmin

edebilmeli, bu alanlarda daha önce

karşılaşılan zorlukları anlayabilmeli

ve mevcut verilerden, analizlerden

ve iş zekasından faydalanarak bu

konularda önceden önlemler almalıdır.

Sektördeki bazı oyuncular, yapay

zekaya ve analiz süreçlerine yaptıkları

önemli yatırımlarla müşteri deneyimini

ileri seviyelere taşımış olsalar da

bu gelişimin müşteri yolculuğunun

her aşamasına yansıdığını henüz

göremiyoruz.

NDC içeriği de dahil içerik zenginliğinin

sürekli artması

Seyahat sektörü, ticari süreçler ve

teknoloji standartları konusunda NDC

gibi yeni yaklaşımları benimsemeye

yönelirken içerik zenginliğinde de

sürekli bir artış göreceğiz. 2019,

havayolu ve seyahat şirketlerinin

NDC içeriği sunabilmesine ve bu

içerikten yararlanabilmesine olanak

sağlayacak bir dizi geliştirilmiş

çözümün uygulanmasıyla birlikte

NDC’nin sanayileştiği yıl olacak. Bu

içerik, muhtemelen farklı iş modelleri

çerçevesinde birkaç kaynaktan gelecek.

Dolayısıyla seyahat işletmelerinin bu

içeriğin kendi iş modelleri kapsamında

nasıl yönetileceği konusunda

karar verip gerekli özelleştirmeleri

yapabilmeleri büyük önem taşıyor.

Bol miktarda zengin içeriğe erişim,

seyahat şirketlerinin gezginlere verdiği

hizmetleri kişiselleştirebilmesi için

gereken her şeye sahip olması anlamına

geliyor.


Önümüzdeki sene Amadeus’ta

yaşanacak en önemli gelişmelerden

biri de havayolu, otel, alternatif

konaklama, demiryolu, kara ulaşımı ve

destinasyon noktası içeriklerini tek bir

çatı altında birleştiren Amadeus Seyahat

Platformu’nun devam eden gelişimi

olacak. NDC-X programımız kapsamında

dünyanın dört bir yanındaki havayolu ve

seyahat şirketleriyle iş birliği yaparak

oluşturduğumuz NDC içeriği de bu

değişim sürecinin bir parçası.

İşlemlerdeki artan karmaşıklık,

birleştirme, arama ve karşılaştırma

gibi ihtiyaçlar doğuruyor

Günümüzün gezginleri, tek bir tuşla

benzersiz deneyimlere ulaşabilmenin

peşinde olan akıllı ve teknolojiye aşina

tüketiciler. Bu gezginler, seçenekler

arasında karşılaştırma yapıp kendilerine

uygun olanı seçebilmek için tüm

kanal ve uygulamalar üzerinde aynı

seviyedeseçeneğe, kişiselleştirilmiş

hizmete ve tutarlılığa ulaşmak istiyorlar.

Seyahat şirketlerinin, etkin bir rekabet

sürdürmelerine ve talep edilen bu

yolculukları sunabilmelerine olanak

sağlayan doğru araçlara ihtiyaçları var.

Dolayısıyla, 2019’da tüm bu içerikleri bir

araya toplamak, seyahat şirketlerinin

günümüz gezginlerinin talep ettiği

kişiselleştirme seviyesini sağlayabilmek

için tam ihtiyaç duydukları içeriği

kolayca karşılaştırıp bulabilmesinin

anahtarı olacak.

Seyahat sektörü genelinde daha fazla

iş birliği

Son on yılda teknolojide yaşanan

gelişmeler, tatil araştırma, rezervasyon

yapma ve seyahat deneyimlerini

paylaşma şeklimizi değiştirdi. Yeni

teknolojiler ve bu teknolojilerin yeni

kullanım şekilleri her yerde karşımıza

çıkıyor. Bir adım önde olabilmek ve

gezginlerin talep ve beklentilerine

ayak uydurabilmek için seyahat

sektörünün iş birliği içerisinde hareket

etmesi gerekiyor. 2019 yılında daha

fazla açık API, daha çevik ortaklıklar

ve daha fazla ortak gelişim projeleri

üzerinden sektörün gelişmesine şahit

olacağız. Önümüzdeki dönemde bazı

heyecan verici gelişmeler ve ortaklıklar

yaşanacak.

Y kuşağındaki iş seyahati artışları

Boston Consulting Group’un

tahminlerine göre 2020 yılında seyahat

harcamalarının neredeyse yüzde

50’si Y kuşağı tarafından yapılacak.

Bu rakamlar, bu anlamda oluşacak

kâr havuzundan faydalanmak isteyen

seyahat sektörü oyuncularının, Y

kuşağının benzersiz seyahat ihtiyaçlarını

nasıl karşılayabileceklerini öğrenmeleri

gerektiğinin altını çiziyor. Y kuşağı,

seyahat tüketiminde benzersiz bir güç

odağı olmaya doğru giderken sektörün

de bu kuşağın kendine has tutumlarının

farkına varması gerekiyor. Bu trend,

Amadeus cytric Travel & Expense gibi

iş seyahati çözümlerimiz için öncelikli

konulardan biri.

“Hem iş hem tatil” de içeren seyahat

politikaları ve gezginlerin mutluluğu

seyahat yöneticileri için önemli bir

öncelik haline gelecek

İş modelleri globalleştikçe iş seyahatleri

de artmaya devam edecek. GBTA’ya göre

2022 yılı itibarıyla firmaların çalışanlarını

dünyanın çeşitli yerlerine göndermek

için yapacakları harcamaların 1,7 trilyon

ABD dolarına ulaşması bekleniyor. İş

seyahatleri arttıkça “hem iş hem tatil”

trendi de yükselecek ve giderek daha

fazla çalışan iş seyahati ve geliştirilmiş

seyahat politikalarından faydalanacak.

Ayrıca iş amaçlı seyahat eden kişilerin

yolculuk sırasındaki genel sağlığı, yani,

sağlığı, mutlululuğu ve üretkenliği

2019’da seyahat yöneticilerinin en

önemli önceliklerinden biri olacak.

Üstelik bunun çok geçerli bir sebebi

var. Amadeus ve Lonergan’ın 2018

Seyahat Politikası Verilerine göre,

iş gezginlerinin %44’ü kötü seyahat

politikaları yüzünden mevcut işlerini

bırakabileceklerini ve %50’lik bir kesim

de bir firmanın seyahat politikasının o

firmada çalışıp çalışmama kararlarını

etkileyebileceğini belirtiyor.

Seyahat sektöründeki oyuncular, olası

aksaklıkları gidermek için daha fazla

teknoloji kullanacaklar

2019’da seyahat sektörü verimliliğin

artırılması ve aksaklıkların en az

indirilmesi için çeşitli alanlarda bir

dizi yeni teknolojiyi uygulamaya devam

edecek. Teknolojik yetkinliklerdeki

gelişimler sayesinde havalimanları,

havayolu şirketleri, oteller, seyahat

şirketleri ve sektördeki diğer tüm

oyuncular, giderek artan gezgin

beklentilerini karşılayabilir hale

gelecek. Sektör hem yerde hem de

havada kusursuz yolcu deneyimine

odaklanmayı sürdürdükçe büyük veri,

süreç otomasyonu, nesnelerin interneti,

entegrasyon ve uç teknolojilere yatırım

da bu hareketliliğin bir parçası olacak.

Akıllı şehirlerle birlikte seyahat ve

turizm daha da canlanacak

Gelecekteki tüketici dünyasının

karmaşık ve sofistike doğasını en iyi

şekilde harmanlayan trendlerden biri

akıllı şehirler. Seyahatin geleceği daha

kişisel ve akıllı deneyimler yaratmak

üzere çok yöntemli yolculuklar ve

veri kullanımıyla şekillenecek. Akıllı

şehirlerle birlikte seyahat ve turizm

daha da canlanacak. Bu süreç başarıyla

uygulandığında gezginlerin gelecekte

olmasını bekledikleri büyüleyici seyahat

ve hizmet deneyimlerinin yakalanacağı

görüşündeyiz.

20 yıl sonra seyahat sektörünün nasıl

görüneceğini tahmin etmek zor ancak

gelecek bize heyecan veriyor. GDS’den

Live Travel Space’e geçiş yapmaya

devam ettiğimiz bu süreçte tüm

müşterilerimiz ve seyahat sektöründeki

diğer oyuncularla beraber geleceğimizi

inşa etmek için sabırsızlanıyoruz.


hotel restaurant

42 & hi-tech

gündem

7 milyon Çinli

yurt dışına çıkacak!

Ay takvimine göre Çin’de 5 Şubat’ta başlayan yeni yıl tatilinde 400 milyon kişinin

tatili yurt içinde geçirip, 7 milyon kişinin de yurt dışına çıkacağı belirtiliyor.

Şanghay merkezli online seyahat

acentası Crtip’in hazırladığı rapora

göre, 100’ü aşkın Çin kentinden

gelen gezginler, 90 ülkede 500 noktaya

seyahat yapmak amacıyla rezervasyon

yaptırdı. Seyahate çıkacakların büyük bir

kısmının treni tercih ettiği kaydediliyor.

Son altı yılda dünyaya en fazla turist

gönderen ülke

Raporda, Yeni Yılda tatil için yurt dışına

çıkacak Çinlilerin en fazla tercih edilen

ülkeler şöyle sıralanıyor: Tayland,

Japonya, Endonezya, İspanya ve

Singapur. Ayrıca İskandinav ülkeleri

ile Birleşik Arap Emirlikleri de Çinli

ziyaretçilerin rağbet ettiği bölgeler

arasında bulunuyor. Yoğunlaşan

rezervasyonlar, yurt dışı talebinin bir

önceki yıla göre yüzde 10 arttığını

gösteriyor.

Çin Turizm Akademisi’ne göre, 2018’de

140 milyon Çinli, bir önceki yıla göre

yüzde 13,5 oranında bir artış kaydederek

yurt dışına çıktı. Çin Ticaret Bakanlığı’nın

Kasım 2018’de düzenlenen ilk Çin

Uluslararası İthalat Fuarı sırasında

yayımlanan rapor ise, Çin’in son altı yılda

dünyaya en fazla turist gönderen ülke

olduğuna dikkat çekiliyor.


PROFESSIONAL

X8

Der Güçlü, robuste, çok yönlü vielseitige özel kahve Kaffeespezialitäten-Profi

uzmanı

Özellikler

Vorzüge

• Modern 21 programmierbare tek dokunuş Spezialitäten

fonksiyonu

sayesinde Individueller sadece Kaffeegenuss

bir tuşa basarak

21 auf programlanabilir Knopfdruck dank spesiyaller moderner

ile

bireysel One-Touch-Funktion

kahve keyfi

• Kilitlenebilir Abschließbarer kahve Bohnen çekirdek behälter haznesi und

ve

su Wassertank

haznesi

Dış Als Schutz etkilere vor karşı Fremdeinwirkung

koruma olarak

• Ürün Sperrfunktion seçme ve für programlama die Bereiche alanları

için Produkte kilitleme und fonksiyonu

Programmierung

Hatalı Verhindert işlemleri Fehlmanipulationen önlemek için, örneğin

z. B.

temizlik bei Reinigungsarbeiten

esnasında

• 6 große, büyük, frontal önden kumandalı angeordnete direkt Direkt-

ürün

seçme wahl- sowie ve 2 navigasyon 2 Navigationstasten

düğmesi ile bir

tuşa Kaffeegenuss dokunarak auf kahvenin Knopfdruck

tadını çıkarın

X8’in Die Vielseitigkeit çok yönlülüğü der etkileyici: X8 besticht: Süt Sie ve beherrscht süt köpüğü das ile hafifletilmiş gesamte Spektrum kahve spesiyalitelerinin

der mit Milch

yanı und Milchschaum sıra siyah kahve verfeinerten spesiyaliteleri Kaffeespezialitäten, ile klasik fincan kahvenin die volle Bandbreite en geniş çeşitlerini von Schwarzkaffeespezialitäten

ustalıkla sunuyor. sowie den Ayrıca, klassischen çay severlerin Kännchenkaffee. özellikle takdir Zusätzlich ettiği sıcak verfügt su için sie über farklı

tek

cihazda sıcaklık unterschiedliche seviyelerine Temperaturstufen sahiptir. Sağlam, für yüksekliği Heißwasser, ayarlanabilen was Teeliebhaber kombine besonders kahve çıkış zu ağzı

ile schätzen tek bir wissen. tuşa dokunarak Über ihren fincan soliden, veya höhenverstellbaren bardaklara bir veya Kombiauslauf iki kahve spesiyalitesi gelangen aynı

auf

anda Knopfdruck dolabilir. wahlweise Pratik fincan eine oder konumlandırma gleichzeitig yardımcısı, zwei Kaffeespezialitäten self servis alanı in için die fincanın

Tassen

yerini bzw. Gläser. önceden Die belirler.

praktische Tassenpositionierungshilfe prädestiniert sie geradezu für den

Aynı Selbstbedienungsbereich. şekilde, büyük ve kolay Ebenso anlaşılabilir die großen, ürün hazırlık klar zugeordneten düğmeleri. Zubereitungstasten.

Tamamen kişisel

ihtiyaçlara Ganz auf die göre spezifischen belirlenen Bedürfnisse kahve spesiyaliteleri, zugeschnitten, ekrandaki lassen yerlerinden sich Kaffeespezialitäten istenildiği

beliebig

in ihrer kolayca Position getirilebilinir. auf dem İster Display standart, verschieben. büyük su Ob deposuyla mit dem standardmäßigen,

donatılmış olsun,

konuma isterse großen şebeke Wassertank suyu ausgestattet bağlantı kiti ile oder donatılmış mit einem olsun, stabilen X8 hem Frischwasser-Kit değişken hem nachgerüstet, de sabit

yerlerde die X8 brilliert parlar.

sowohl an variablen als auch an festen Standorten.

Empfohlenes Zubehör


Glass Cup Warmer


Cool Control 1 Liter Wireless


Cool Control 1 Liter Basis


Milk Cooler Piccolo


Smart Compact Payment Box


Bohnenbehälter-Erweiterung


Frischwasser-Kit


Kaffeesatzabwurf-/Restwasser ablauf-

Set


Möbelreihe Coffee to Go


44

hotel restaurant

& hi-tech

gündem makale

AGON

Tezer

Danışmanlık ve Mümessillik

Öner

Hizmetleri CEO

Kolej süsü verilmiş

meslek lisesi olacaksa…

İşte yıllardır olması gereken bir değişim

Sayın Bakan’ın açıklamasından sonra

gerçekleşme yolunda... Nedir, ne

değildir azıcık irdelememiz gerekir.

Ama bence çok çok faydalı olacağı

kesindir.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri

Ersoy, gelecek dönem itibarıyla seçilen

10 pilot turizm meslek lisesinin kolej

statüsüne getirileceğini ve bunun her

yıl artacağını belirterek, “Hazırlık artı 4

sene lise eğitimi alacaklar. Hazırlıkta

İngilizce, lise 1’den itibaren Rusça

eğitimini mecburi tutuyoruz. Lise 2’den

itibaren Almanca, Fransızca, Arapça

ve Çince’den herhangi birini seçmeli

olarak eğitime dahil ediyoruz. Lise

1’den itibaren de müfredatın İngilizce

görülmesini sağlıyoruz.” şeklinde bir

açıklamada bulundu.

Öğrencilerin 20 Nisan-20 Ekim

arasında eğitimlerini anlaşmalı

otellerde göreceğini anlatan Ersoy,

öğrencilerin öğretmenleriyle

eğitimlerine uygulamalı olarak otellerde

devam edeceğini, hazırlık sınıfından

itibaren de bu çerçevede maaş almaya

başlayacaklarını dile getirdi.

Bu noktada aklımıza gelen 2006

yılında mesela yapılmış olan T.C. Milli

Eğitim Bakanlığı, Eğitimi Araştırma ve

Geliştirme Dairesi Başkanlığı Anadolu

Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinin

Mevcut Durumları ve Açılmalarına

Zemin Oluşturacak Kriterlerin

Belirlenmesi Raporu’nu okumak ve

üzerinde tartışmak gerekeceği.

Rapor 264 sayfa ve internette herkesin

ulaşabileceği şekilde mevcut. Tavsiyem

yazımı okuyan herkesin bu raporu

indirip uzun uzun okuması. Çünkü

konu sadece öğrencilerin İngilizce

ve Rusça’ya hakim yanında da bir

dil daha bilmesi değil. Ben yabancı

dil konusunda yüzde 100 Sayın

Bakan ile aynı fikirdeyim. Çocuklar

stajda turistlerin arasında şaşkın

ördek gibi gezerlerdi. Azıcık kendi

çabasıyla öğrenilen veya standart

lise müfredatında öğretilen İngilizce

ile gelen yurdum gencinin İngiltere

İngilizcesi veya Alman ya da Rus

aksanıyla yerle yeksan edilmiş turist

İngilizcesi karşısındaki imtihanı

hakikaten Cem Yılmaz’lık bir durum

oluştururdu. Konu sonuçta artık dillere

pelesenk olmuş “what’s your purpose of

visit?” düzeyinde döner dururdu. Ya da

en kolayı Almanya doğumlu gençlerle

işi çözmeye çalışmaktı. En azından

bundan kurtulacağımızın müjdesini

Bakanımızdan almış olduk.

Lakin, geride kalan problemlerden

mesela düşük gelir seviyeli yurdum

gencinin 16 – 17 yaş civarında içine

gireceği Rus turist travmasını, içki

eğlence gece yaşamı dolu bir otelde

uğrayacağı kültürel şoku, okuldan

işletmeye, işletmeden okula intibak

sorunlarını, bu geçişlerin getireceği

davranış ve disiplin sorunlarını,

onu bedava işçi olarak algılayıp her

türlü angaryayı ona yükleyen patron

ve müdür silsilesiyle başa çıkma

yollarını, özellikle öğreneceği birçok

yanlış uygulamadan veya turist

kazıklama yöntemlerinden kendini

etkilenmekten nasıl koruyacağını,

rehber veya kontrolör öğretmenlerin

onlara ulaşamama veya istediklerinde

görüşememe sorununu, okula

döndüklerinde “ben oldum artık!” ruh

bunalımından nasıl çıkacaklarını veya

aldıkları üç kuruş paradan ama bol

bahşişten sonra “yaw okula ne gerek

var, x otel zaten gel hemen alalım seni

diyor” teklifleri ve paranın cazibesinden

kurtulup yeni okul dönemine nasıl

adapte olacaklarını “kolej” nasıl

çözecek onları da anlamamız

gerekiyor...

Ben çok az dokundum. Raporu

okursanız, bu yazının 15 sayfada hala

yarısına bile gelemeyeceğini anlarsınız.

İşte ahval ve şerait bu haldeyken en

azından yabancı dil sorunu, partner

otel veya eğitim destekçileri sorununu

çözdüğümüz için çok seviniyoruz.

Güzel yarınlara…


Bu yıl daha da dolu olacağız

TÜROB, 2018’de ortalama otel doluluklarının yüzde 9.6 artışla yüzde 66.2’ye; oda

gelirlerinin yüzde 16.9 artışla 46.6 Euro’ya; oda fiyatının da yüzde 6.6 artışla 70.4 Euro’ya

yükseldiğini açıkladı.

Konaklama sektörü olumlu bir yılı geride

bıraktı. Konaklama sektöründe 2018

yılının bilançosu netleşirken; doluluk,

oda fiyatları ve gelirlerde ibre yükselişi

işaret etti. Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB),

Türkiye’nin ortalama otel doluluklarının

geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 9.6 artışla

yüzde 66.2’ye; oda gelirlerinin yüzde 16.9

artışla 46.6 Euro’ya; ortalama oda fiyatının

da yüzde 6.6 artışla 70.4 Euro’ya yükseldiğini

açıkladı.

Dünya çapında veri ve analiz şirketlerinden

STR’nin TÜROB için hazırladığı Aralık 2018

Ülke Performans Raporu’nda yer alan

verilere göre; 2018 yılında oda gelirlerinde ve

otel doluluklarında en yüksek artışı yaşayan

ülke Türkiye oldu. Buna karşılık henüz

Avrupa ortalaması yakalanamadı. 2018

yılında Avrupa ortalaması oda fiyatında 114.4

Euro, oda gelirlerinde 80.6 Euro; dolulukta

ise yüzde 72.4 olarak ölçüldü.

İstanbul ve Antalya yükselişte

Ocak–Aralık 2018 döneminde İstanbul’da

doluluk oranı, bir önceki yıla göre yüzde

12.7 artışla yüzde 63.1’den yüzde 71.1’e,

ADR (Average Daily Rate) denilen ortalama

günlük satılan oda bedeli yüzde 10.4 artışla

74.9 Euro’dan 82.7 Euro’ya; oda başı elde

edilen gelir ise (RevPAR) yüzde 24.4 artışla

47.2 Euro’dan 58.8 Euro’ya yükseldi. Aynı

dönemde Antalya’da doluluk oranı, bir önceki

yıla göre yüzde 10.4 artışla yüzde 59.1’den

yüzde 65.3’e; ortalama günlük satılan oda

bedeli yüzde 3 artışla 74.5 Euro’dan 76.8

Euro’ya; oda başı elde edilen gelir yüzde 13.8

artışla 44.0 Euro’dan 50.1 Euro’ya ulaştı.

2019’da da artış bekliyoruz

2018 yılı rakamlarını değerlendiren TÜROB

Başkanı Timur Bayındır, doluluklar açısından

son yılların en yüksek döneminin yaşandığını

belirterek, “Doluluk oranlarındaki artışlar

yüzde 20’leri bulurken oda fiyatlarındaki

artışlar yüzde 10’larda kaldı. Oda

dolulukları belli seviyelere gelmiş olsa

da oda ortalama satış fiyatlarımız henüz

2013-2014 yılı rakamlarına maalesef

ulaşamadı. 2019 beklentilerimiz oldukça

olumlu. Hem doluluklarda hem ortalama

oda fiyatlarımızda yüzde 10-12’lerde artış

bekliyoruz. Hemen hemen tüm turizm

pazarları açısından iyimseriz. Mutlaka ve

mutlaka kişi başı harcamayı, dolayısıyla

gelirleri artırıcı uygulamaları devreye

sokmak zorundayız. Turist sayısındaki

artıştan daha çok, fiyatlarda yükselme

sağlamaya odaklanmak lazım. 2019 yılının en

önemli çalışması bu olmalı” dedi.

Futboldaki güvence kongrelere de

verilmeli

Eski fiyat seviyelerine ulaşmak için önemli

unsurun kongre turizminin yeniden

canlandırılması olduğuna işaret eden

Bayındır, şunları söyledi: “Türkiye’nin ve

İstanbul’un uluslararası kongre ihalelerinde

ülkemizin avantajlarıyla öne çıkması için

ihale özelinde kongre kapsamına KDV

muafiyeti uygulanması fayda sağlayacaktır.

Meclis gündemine gelecek torba yasa ile;

2019 UEFA Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA

Şampiyonlar Ligi Finali için UEFA’ya vergi

güvencesi veriliyor. Katılımcı futbol kulüpleri

ve organizasyonda görevli şirketlerden

merkezi Türkiye’de bulunmayanlar, bu

müsabakalar için yaptıkları işlerde KDV

ödemeyecek. Bu talep bizim de dile

getirdiğimiz, bire bir aynı mahiyette ‘kongre

turizminden belli süre ile KDV alınmasın’

önerimizi hatırlattı. Yani aynı muafiyet diğer

uluslararası kongre-toplantı etkinliklerinde

de uygulanmalı.”


hotel restaurant

46 & hi-tech

gündem

Tunç Batum: “Turizm bu yıl parlayacak”

Erken rezervasyon oranlarında şimdiden yüzde 10’luk artışı yakaladıklarını ve fiyatları da yüzde

10-15 seviyesinde artırmayı başardıklarını belirten Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & SPA Genel

Müdürü Tunç Batum, 2019’un beş yıldızlı oteller açısından parlak bir yıl olacağını dile getirdi.

Şu an aldıkları rezervasyon oranının

geçen yıla göre yüzde 10 arttığını,

fiyatların ise tüm yurtdışı pazarlarda

yüzde 10-15 oranında yükseldiğini belirten

Hilton Dalaman Sarıgerme Resort ve

SPA Genel Müdürü Tunç Batum, “2019,

beş yıldızlı oteller açısından parlak bir yıl

olacak” dedi.

Gazetelerin turizm editörleri ile bir sohbet

toplantısında bir araya gelen Batum,

“Fiyatların artmış olması turizm sektörü

açısından çok önemli bir gelişme. Ancak

beş yıldızlı birinci ve ikinci kalitedeki tatil

otelleri iç pazar fiyatlarını dövize endeksli

olarak artırdıklarından yerli turist oranında

bir gerileme bekliyoruz” dedi.

“Her şey dahil sistemi rekabet koşullarına

uygun hale getirilsin”

Fiyat artışları ile birlikte yabancı turist

başına gelirin de artmış olacağını belirten

Batum, bu konunun yıllardır tartışıldığını

belirterek, eleştirilerini ve önerilerini

dile getirdi. “Kişibaşı harcama gelirinin

artırılma söylemi yıllardır gündemdedir

ancak bir türlü gerçekleşmez. Bence

bunu standart bir sektör söylemi

olmaktan çıkartıp neden sektördeki birçok

oyuncunun fiyat ve kalitesini artıramadığını

bölgelere ayırarak incelemek gerekir.

Üç yıldızlı bir otelle deluxe beş yıldızlı bir

resortun fiyat ve kalite artırma kriterleri

birbirinden çok daha farklı koşullara ve

parametrelere bağlıdır. Burada oteller

kadar tur operatörlerinin de bu fiyatın

artırılamamasındaki payı büyüktür. Ancak

nedense hep otellerden beklenir bu fiyat

artırma hareketi” diyen Batum, şöyle

konuştu: “Bu yıl fiyatlarımızı artırdık.

Turizmde kalite ve talep grafiği paralel

olarak büyüdüğü sürece fiyat artırmak

mümkün. Ancak, her şey dahil sistemde

bir beş yıldızlı otel kış aylarında fiyatlarını

kişi başına gecelik 10-15 avro bandına

indirirse diğer iki ve dört yıldızlı oteller nasıl

hayatta kalsın sorusuna ciddi cevaplar

verilmesi gerekiyor. Yani her şey dahil

gibi bir takım sistemlerin Bakanlık, Birlik,

Odalar ve STK’lar tarafından oluşturulacak

bir komisyonla analizinin yapılıp rekabet

koşullarını düzenleyecek bir yapıya

kavuşturulması lazım. Bu gibi sistematik,

planlı ve devlet özel sektör entegreli bir

takım çalışmalar, yasa ve düzenlemeler

hayata geçmedikçe fiyat artırma söylemi

retorik olmak dışına çıkamaz.”

2019’da yatırımları hızlandırdı

Hilton Dalaman olarak yaptıkları ve yapmayı

planladıkları yatırımlarından da bahseden

Batum, “Bu yıl 120 göl evi, üç villa ve göl

restoranı inşaatına başladık. Ardından bu

yılın sonuna doğru muhtemelen kasım ayı

gibi 3 bin metrekarelik bir toplantı salonu

yatırımımıza başlayacağız. Kısmetse Nisan

2020’de tüm bu projeleri bitirmiş olmayı

planlıyoruz. Toplam yatırım 105 milyon

lira civarında olacak. Sonrasında golf

projemizi hayata geçireceğiz. 2021 ve 2022

yıllarında yaklaşık 20 milyon avro civarında

bir yatırımı daha hayata geçirmiş olmayı

planlıyoruz” dedi.

“Dalaman bölgesi gelişiyor”

Dalaman bölgesine Muğla Valiliği’nin

özel önem verdiğini belirten Batum,

Dalaman, Ortaca, Köyceğiz Turistik

Otel ve İşletmeler Birliği (DOKTOB)

olarak da bölgenin gelişmesi için destek

verdiklerini kaydederek, Hintli turistlerin

bölgelerine gelmeleri amacıyla 2017 yılında

Hindistan’ın en büyük seyahat acentaları

birliği olan TAFI’nin genel kurulunu Hilton

Dalaman’da gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Dalaman bölgesine ağırlıklı olarak İngiliz

turistlerin geldiğini belirten Batum,

ardındanBDT ülkeleri, Avrupa ve iç turistin

geldiğini kaydetti. 2018 yılında Dalaman

Havalimanı’na inen yolcu sayısında yüzde

33 civarında bir artış yaşandığına dikkat

çeken Batum, bu yıl bu rakamın daha

da yukarılara çıkacağını umduklarını

kaydetti. Batum, bölgenin kısa bir süre

sonra Türkiye’nin en önemli turizm

destinasyonlarından biri haline geleceğine

inandıklarını, bu nedenle yatırım yapmaya

devam ettiklerini sözlerine ekledi.

Türk turizminin çok büyük bir potansiyeli

içinde barındırdığını belirten Batum,

sektör içinden bir ismin Turizm Bakanlığı

makamına gelmiş olmasından dolayı

duyduğu memnuniyeti dile getirirken,

turizm sektörü için verilen her türlü

desteğin de yerine olduğunu kaydetti.

Batum, “Her türlü katkı payı veya Kültür

ve Turizm Bakanımızın belirttiği Turizm

Geliştirme Fonu gibi yaklaşımları olumlu

buluyoruz. Önemli olan burada toplanan

paraların doğru ve ehil kişiler tarafından

tanıtıma, altyapı yatırımlarına ve benzeri

sektöre geri dönecek hizmetlere

yansımasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.


48

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Global, limanlarını 18’e çıkardı

Global Ports Holding’in liman işlettiği ülke sayısı 10, kruvaziyer liman sayısı 16 ve 2

ticari liman ile birlikte toplam liman sayısı 18’e yükseldi.

Global Yatırım Holding bağlı kuruluşu

ve dünyanın en büyük kruvaziyer

liman işletmecisi Global Ports

Holding, dünyanın en büyük kruvaziyer

yolcu pazarı Karayipler’de Havana’nın

ardından ikinci limanını işletecek. Global

Ports Holding ile ada ülkesi Antigua ve

Barbuda Hükümeti arasında St. John’s

Kruvaziyer Limanı ve diğer kruvaziyer

liman operasyonlarını işletmek üzere

imtiyaz sözleşmesi imzaladı. Global

Ports Holding’in liman işlettiği ülke sayısı

10, kruvaziyer liman sayısı 16 ve 2 ticari

liman ile birlikte toplam liman sayısı 18’e

yükseldi. St. John’s 2019’da Global’in

portföyüne eklenen ilk liman oldu. Liman

işletmeciliği faaliyetlerinde büyüme,

Global Yatırım Holding’in başlıca hedefi

özelliği taşıyor.

Amerika Kıtası’nda Karayipler odaklı

genişleme stratejileri doğrultusunda ikinci

adımı attıklarına işaret eden Global Ports

Holding CEO’su Emre Sayın, “Karayipler,

orta vade hedefimiz açısından kritik önem

taşıyor. Kuzey ve Güney Amerika’nın diğer

bölgelerinde de fırsatları takip ediyoruz”

diye konuştu.

Karayipler’in küresel kruvaziyer yolcu

rakamlarından yüzde 35 pay aldığını ifade

eden Sayın, “Karayipler’de 2017’de 9,6

milyon kruvaziyer yolcusu seyahat etti.

Karayipler pazarı, 2012’den bu yana yıllık

ortalama yüzde 4,5 büyüdü. Büyüme

hızının 2020’de yüzde 6’ya ulaşması

bekleniyor” diye konuştu.

Yatırımlarla yolcu sayısı 1 milyon çıkacak

Antigua ve Barbuda Hükümeti ile

belirlenecek takvim ve finansmanın

tamamlanması sonrasında işletmeye

başlayacaklarını belirten Sayın, şunları

söyledi: “Kruvaziyer liman işletmeciliği

konusundaki uluslararası deneyimimizi

ve işletme modelimiz kullanacağız.

Halihazırda devam eden ve Oasis sınıfı

en büyük gemilerin yanaşmasına imkan

verecek yeni rıhtım inşaatını da finanse

edeceğiz. Ayrıca mevcut ticari alanların

yenilenmesi ve amaca uygun yeni ticari

alanların dizaynı ve yapımı gibi St. John’s

Limanı’nı önemli ölçüde iyileştirmeye

yönelik yatırımlar yapmayı da planlıyoruz.

2018 yılında yaklaşık 800 bin yolcu

ağırlayan limanın yolcu sayısının 2019’da

900 bin ve orta vadede yatırımların

tamamlanmasıyla 1 milyonun üzerine

çıkmasını bekliyoruz.”


MP Hotels, üç yeni oteli tanıttı

Club Sei’nin de katılımıyla MP Hotels Grubu, misafirlerinin kendi hikayelerini oluşturabilecekleri ve

yaşayabilecekleri yeni nesil bir kulüp deneyimini oluşturmayı hedefliyor. Oteller Grubu, sektörde

çığır açacak bu yeni konsepti Türkiye’deki iki otelin yanı sıra İspanya’nın Kanarya Adaları’nda

bulunan Lanzarote’deki bir otelle birlikte 2019-2020 sezonunda hayata geçirmeyi planlıyor.

Münih – MP Hotels, dün İstanbul’daki

Ritz Carlton’da düzenlediği bir basın

toplantısı ile Club Sei hazırlıklarının

tamamlandığını duyurdu. Club Sei,

birbirinden güzel sahil beldelerinde kişiye

özel ve modern bir tatil deneyimi arayan

modern gezginler ve ailelere hitap eden

“bütün-deneyimler-dahil” sloganlı bir kulüp

konsepti olarak ön plana çıkıyor. Club

Sei, turistlerin günümüzde tatillerinden

bekledikleri her şey özenle düşünülerek

oluşturulan sekiz temel ilke üzerine inşa

edilmiş bir konsept. Bu sekiz ilke arasında

ise dijital ve gezgin, özel ve sosyal, aktif

spor ve sakin terapiler, geniş odalar,

otantik pazar yerine benzer yeme-içme

mekanları ve ayrıca bütün yaş gruplarına

hitap eden özelleştirilmiş faaliyetlerin

kombinasyonu yer alıyor.

MP Hotels CEO’su ve FTI GROUP Genel

Müdürü Roula Jouny’nin bu yeni

gelişmeyle ilgili görüşleri şu şekilde:

“Club Sei ve barındırdığı potansiyel

beni çok heyecanlandırıyor zira daha

geleneksel olarak adlandırabileceğimiz

kulüp konseptini yeni nesilleri ve modern

gezginleri çekerek canlandıracağını

düşünüyorum. Bu bağlamda yepyeni bir

marka yaratmak ve yeni nesil tüketicilerin

ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına daha

önceden Magic Life markasının arkasındaki

kurucu deha olan Dr. Cem Kınay ile iş

birliği yaptık. Club Sei’nin yeni kulüp çağını

başlatacağından eminiz.”

Yeni bir tatil deneyimi arayışındaki genç

ve canlı kitleye hitap edecek

MP Hotels aynı zamanda Club Sei

konseptiyle hizmet verecek üç tatil köyünün

duyurusunu yaptı. Alt yapı hazır ve bu

oteller 2019-2020 sezonunda yeni marka

altında hizmete girecek. Bu yeni oteller

sırasıyla Club Sei Lanzarote, Kanarya

Adaları, İspanya, Club Sei Belek, Akdeniz,

Türkiye ve Club Sei Marmaris, Ege, Türkiye

olarak belirlendi.

281 odalı Club Sei Marmaris, Türkiye’nin

yemyeşil güzellikleriyle bezenmiş

dağlarının hemen eteğinde Ege’nin el

değmemiş sularına komşu bir sahil

bandında yer alıyor. Otelde bir adet havuz,

özel plaj ve iskeleler, SPA ve çok sayıda su

sporu seçeneği bulunuyor. 772 odaları Club

Sei Belek ise Akdeniz’in incisi Belek’te 11

adet yüzme havuzu, çok sayıda restoran

ve bar, su kaydırakları ve özel bir plaj

barındırıyor. Her iki otel de MP Hotels

grubunun bu yenilikçi markasını en iyi

şekilde temsil edecekleri inancıyla seçildi.

Club Sei Lanzarote’nin detaylarının ise

yakın bir zamanda açıklanması bekleniyor.

Toplantı sonunda Jouny sözlerine şu

ifadelerle son verdi: “Otel pazarı her

geçen gün daha fazla segmente ayrılıyor

ve sahip olduğumuz bu güçlü pozisyonu

koruyabilmemiz ve rekabetin üst düzeyde

olduğu bu pazarda gerçek bir lider

olabilmemiz için hedef kitlemizin aradığı

ürünleri sunabilmemiz gerekiyor. Club

Sei tam da bunu sağlayacak bir marka.

Misafirlerimiz bu konsept sayesinde

kişiselleştirilmiş bir tatil deneyiminin yanı

sıra özgür olabilecek ve yerel kültürün

tadını doyasıya çıkarabilecekler.”

Club Sei konsepti, 8 temel ilke baz

alınarak hazırlandı

Club Sei konsepti, 8 temel ilke baz alınarak

hazırlandı. Bütün bu ilkeler bir anlamda

markanın anayasasını oluşturuyor ve

markanın DNA’sının ve iddialı misyonunun

ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor.

Bu 8 konsept şu şekilde sıralanabilir:

Sosyal Butler & Güler yüzlü Hizmet,

Yiyecek & Eğlence, Spor & Moda,

Öğrenme & Birlikte Çalışma, Well+ &

Fitness, Tarım, Yerel Halk Gibi Keşfet

ve Konaklama & Sanat. Bu her bir

konseptin amacı misafir için önemli

olanlara odaklanmak ve aynı zamanda tam

anlamıyla eşsiz bir deneyim yaratmak için

bir orkestra gibi hareket etmek.

Her bir temel ilke

misafirlerimiz için önemli

olana odaklanmayı

amaçlıyor ve hem güncel

hem de yeni trendlerden

ilham alıyor. Amacımız,

hedef kitlemizin

realitesine vurgu yapmak

çünkü hayatı seyahat

üzerinden tanımlayarak

kendilerini güçlendirmeyi

fırsat bilen bir hedef

kitlemiz var.

MP Hotels CEO’su ve FTI GROUP

Genel Müdürü Roula Jouny

Misafirlere kişiselleştirilebilir ve

özelleştirilebilir deneyimler sunmayı

hedefliyor

Sosyal olarak adlandırdığımız ilke, Butler

Hizmeti ve şu anda geliştirilmekte olan dijital

bir uygulamadan faydalanarak misafirlere

kişiselleştirilebilir ve özelleştirilebilir

deneyimler sunmayı hedefliyor. Yiyecek &

eğlence ilkesi ise gelenekten faydalanarak

klasik yemek ve yiyecek deneyimlerine

modern bir dokunuş katarken müzik ve

eğlencenin eşlik ettiği otantik pazar yeri

tarzı mekanları kendisine sahne olarak

seçiyor. Club Sei’nin tarım başlıklı temel

ilkesi ise misafirlerimize taptaze yiyecekler

sunacağımızın bir garantisi ve yiyecek &

eğlence ilkesi ile birlikte hareket edecek

bir konsept. Yerel Halk Gibi Keşfet başlıklı

konseptimizle markanın hem kozmopolit

yapısı hem de yerel dokusu arasında bir

denge kurarak misafirlerimize gittikleri

yerleri yerel halk gibi keşfetme imkanı

sunuyoruz.

Öğrenme ve birlikte çalışma başlıklı ilkeyle

her bir otelin, misafirlerimizin entelektüel

zevklerini yaşayabilecekleri ya da ilgi çekici

kurs ya da etkinliklere katılabilecekleri

rahat ve ferah alanlar sunacağımızın

sözünü vermiş oluyoruz. Well+ & fitness

ilkesiyle de misafirlerimizin bedenen

dinlenebilecekleri aktif bir fiziksel hayat

arasında denge kurmayı hedefliyoruz. Bu

son ilke aslında spor & moda ilkemizle

de oldukça iç içe geçmiş durumda zira bu

ilkeyle misafirlerimize hem spor yapma hem

de trend belirleyici olma fırsatını sunuyoruz.

Ve son olarak, konaklama & sanat ilkemizle

misafirlerimize sanat ve tasarım alanlarına

sınırsız giriş imkanı sunmayı hedefliyoruz.


50

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Rıxos Hotels’ten

Katar’da yeni proje

Rixos Hotels, Qetaifan

Island North’u

geliştirmek ve

yönetmek için kurulan

Katara Hospitality’nin

bir iştiraki olan Qetaifan

Projects şirketi ile

adadaki otellerin, tema

parkların, plaj alanlarının

ve alışveriş alanlarının

yönetimi ve işletilmesi

için sözleşme imzaladı.

İmza töreni, Katara Hospitality Yönetim

Kurulu Başkanı Şeyh Nawaf bin

Jassim bin Jabor Al Thani ve Rixos

Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Fettah

Tamince’nin katılımıyla gerçekleşti.

Törene ayrıca, Katara Hospitality Başkan

Vekili ve Qetaifan Projects CEO’su Şeyh

Nasser bin Abdulrahman Al Thani, Yönetim

Kurulu Üyesi Jamal Al Kaabi, AccorHotels

Orta Doğu İş Geliştirmeden Sorumlu

Başkan Yardımcısı Jean-Baptiste Recher ve

diğer üst düzey yöneticiler de katıldı.

İmzalanan bu sözleşme, Katar’daki kaliteli

turizm tesislerine olan talebin artması

sonucu, sektörün geliştirilmesi amacıyla

kurulan Qetaifan Projects ile Türkiye’den

dünyaya hızla açılan Rixos Hotels

arasındaki ilk sözleşme. AccorHotels ile

yapılan stratejik iş birliği Rixos Hotels’in

bölgesel ve uluslararası seviyedeki büyüme

ivmesini hızlandırıyor.

Rixos Hotels’in Katar’daki ilk projesi

İmza töreninde, Katara Hospitality Yönetim

Kurulu Başkanı Şeyh Nawaf Bin Jassim Bin

Jabor Al-Thani, “Bu anlaşma, Rixos Hotels

markasının Katar’daki ilk projesi olma

özelliğini taşıyor. Qatar 2030 Ulusal Vizyonu

doğrultusunda, yatırım ve inovasyonla

gelecek nesiller için olağanüstü bir

miras bırakmak amacıyla konaklama

dünyasını geliştirme ve değiştirme

vizyonumuzu güçlendiriyoruz, Bunu,

Katar’ın güçlü turizm stratejisinin kanıtı

ve Katar Devleti’nin adına yakışır, güvenli

ve sürdürülebilir yatırımlar oluşturmayı

hedefleyen konaklama endüstrisi açısından

önemli olarak görüyoruz.” dedi.

Şeyh Nawaf Bin Jassim Bin Jabor Al-Thani

sözlerine şöyle devam etti: “Qetaifan Island

North’ta geliştirdiğimiz proje ile bu eşsiz


1,3 milyon metrekarelik

alana sahip Qetaifan

Island North, kendine

özgü yedi sahil alanı

ile Lusail şehrinin bir

parçası. Adada geliştirilen

projeler ise toplam 830

bin metrekarelik bir

alanı kapsıyor. Katar,

2022 Dünya Kupası’na,

Qetaifan Projects’in

geliştirdiği oteller, ticari

alanlar, restoranlar ve

su parkları gibi eşsiz

dinlenme tesisleri ve geniş

yeşil alanlarla çok sayıda

turistin ağırlayabilmesine

olanak sağlayan ilk Arap

ülkesi olarak ev sahipliği

yapıyor. Adada, devletin

farklı sektörlerine hizmet

eden çok sayıda projenin

hayata geçirilmesi, Katar

2030 vizyonuna ve turizm

sektörünün gelişimine

büyük katkı sağlayacak.

destinasyonun yerel ve küresel pazarlardaki

hakettiği konumu almasını sağlayacak bir

partnerle çalışmak bizim için çok önemli.

Rixos Hotels’in bu hedef için en uygun

marka olduğundan eminiz.”

Kurulduğu günden bu yana Rixos

Hotels’in marka yolculuğunda en

önemli hedefinin yeni destinasyonlar

keşfetmek olduğunu vurgulayan Rixos

Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Fettah

Tamince, “Dünyanın pek çok ülkesinde

yılda 1 milyona yakın misafir ağırlayan

bir grup olarak, her yeni destinasyonda

ufkumuzun küresel bir marka olma

yolunda daha da genişleyeceğinden eminiz.

Bugün imzaladığımız bu anlaşma ile

Katar’da hizmetlerimizi kendi markamızla

sunacak olmaktan dolayı gururluyuz ve

Katar turizmine katma değer sağlama

misyonunun bir parçası olduğumuz için

mutluyuz. Qetaifan Projects ile yaptığımız

bu ortaklık sayesinde Katar’da da aynı

misyon ve vizyon ile hareket edeceğimizi

vurgulamak isterim. Ortaklarımızla

Rixos Hotels Yönetim Kurulu Başkanı

Fettah Tamince

olan karşılıklı güven ilişkisi bizim için

çok değerli ve bu güvenin neticesi olan

yeni anlaşmamızı bölgedeki hizmet

portföyümüzü artırmak adına önemli bir

fırsat olarak görüyoruz.” dedi.

Katara Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı

Şeyh Nawaf Bin Jassim Bin Jabor Al-Thani


52

hotel restaurant

& hi-tech

yatırım röportaj

Nuri Kalyoncu:

Avrupalılar Talimhane’ye geri dönüyor!

Turizmin çok yakından tanıdığı bir isim

Nuri Kalyoncu. 31 yıldır sektörün içinde,

15 yıldır Point Hotel Management

çatısı altında çalışıyor. O kadar ki adı turizm

camiasında “istikrar” kelimesine denk

sayılıyor.

Uzun meslek hayatında şu ana kadar yalnızca

iki otel grubuyla masaya oturduğunu anlatan

Kalyoncu, 1988 yılında sektöre giriş yaptığı

Merit Otel’den sonra 2004 yılında Nippon

Hotel’e Genel Müdür olarak atanmış. Giriş o

giriş! Sektörün deneyimli otel yöneticisi, 2009

yılından bu yana Point Hotel Management

bünyesinde Point Hotel Taksim’in Genel

Müdürlük görevini üstlenmeyi sürdürüyor.

Aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarında

da aktif görev almaya devam eden Nuri

Kalyoncu ile İstanbul-Talimhane turizmi

paralelinde Point Hotel Taksim’in hizmet ve

servis anlayışını konuştuk.

2018 yılı İstanbul turizmi ve özelinde

Talimhane bölgesi açısından nasıl geçti?

İstanbul turizmi açısında 2018 yılı, 2017

yılına göre başarılı geçti. Örneğin, Talimhane

bölgesinde doluluklar geçen yıl %70-

80 civarında gerçekleşti. Otel olarak,

geçtiğimiz yıl %80 doluluk gerçekleştirdik ve

hedefimizin üzerine çıktık. Hem otelimizde,

hem bölgemizde gelen misafirlerimizin

yaklaşık %50’sini Ortadoğulu turistler

oluşturdu. Kalan %50’sinde ağırlıklı olarak

yurtdışında yaşayan Türkleri ve İranlıları

ağırladık. Geçen yıl çok az sayıda Avrupalı

ve Japon turistler geldi. Kısaca geçtiğimiz

yılın Ocak ve Şubat aylarının dışında

diğer aylar yaklaşık %75-80 doluluklarda

seyretti. Sadece geçtiğimiz yıl, ortalama oda

gelirlerindeki fiyatlar, istediğimiz rakamlarda

değildi. Bilindiği üzere, Talimhane bölgesinde

oda başına gelirler, 2017 yılında, 2014 yılına

oranla yaklaşık %50 düşüş yaşamıştı. Bu

sene oda fiyatlarında geçtiğimiz yıla oranla

%12 artış öngörüyoruz.

Bu yıla nasıl başladınız? Point Hotel Taksim

ve Talimhane bölgesi olarak değerlendirir

misiniz?

2019 yılına çok güzel bir başlangıç yaptık.

Hem otel olarak, hem bölge olarak, yılbaşını

İstanbul’da geçiren İspanyol ve İtalyan

misafirlerimizi yeniyıl gala yemeğinde

ağırladık. Bu yıl, özellikle Avrupa pazarından

büyüme bekliyoruz. Geçtiğimiz yıl olduğu

gibi bu yıl da, otelimizde ve bölgemizde

yıl ortalamasında doluluklar yaklaşık

%80 olacaktır. Zira bu yıl, oda fiyatlarında

artışa gidebiliriz. Son yıllarda yoğun olarak

ağırladığımız Ortadoğu pazarının yanı sıra,

bu yıl hem Avrupa ülkeleri, hem Rusya, hem

Çin dahil diğer ülkelerden gelecek turistler,

doğal olarak bizlerin de elini güçlendiriyor.

Pazarın çeşitlenmesine paralel olarak turist

sayısı arttıkça, odabaşına gelirlerimiz de

yukarıya çıkacaktır. Son günlerde, farklı

pazarlara çalışan seyahat acentaları yoğun

olarak fiyat teklifleri almaya başladılar.

Özetle, turizm sektörü 2019 yılından

umutludur. İstanbul’un en yoğun olduğu

Nisan- Ekim aylarının, bu yılda yoğun ve

hareketli geçeceğini gözlemliyoruz.

Mevcut pazarlarınızın yanı sıra, hedef

pazarlar hangileri?

Son yıllarda yeni pazarlar olarak, Çin ve


Malezya gibi Uzakdoğu ülkelerinden talep

almaktayız. Bu talepte, yapılan tanıtım ve

pazarlama çalışmalarının yanı sıra, artan

uçuş sayılarının büyük rolü bulunuyor.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) tarafından

düzenlenen “TÜROB Ukrayna Workshopu”

neticesinde çok olumlu geri dönüşler alarak,

bu pazardan misafirlerimizi konuk etmeye

başladık. Bir de, son yıllarda gelmeyen

pazarlarımız arasındaki Avrupa ülkeleri ve

Amerika’dan tekrar turistleri ağırlamak

için tanıtım ve pazarlama çalışmaları

yapmaktayız. Az önce de ifade ettiğim üzere,

2019’a güzel bir başlangıç yaparak girdik. Bu

yıl Avrupa pazarından misafirlerimiz gelmeye

başlıyor. 2020 yılının ise, bu yıldan çok daha

iyi olacağını öngörüyoruz. Nitekim kentimize

ve ülkemize gelen turist sayısı artışını

sürdürüyor. Bir de, kongre turizmi ve cruise

turizminde ciddi bir ivme yakalarsak, Türk

turizmde hedeflerimizin üzerinde başarılar

elde edebiliriz.

Avrupalı turistler geri mi dönüyor? Bu yıl

bölgeden ağırlıklı hangi ülkeleri ağırlarız

dersiniz?

Az önce de belirttiğim gibi Avrupalı turistler,

Talimhane bölgesine ve İstanbul’a bu yıl geri

dönüş yapmaya başladılar. Nitekim Avrupa

ülkelerinden İstanbul’a gelen turistler, 2013

yılındaki Gezi parkı olaylarıyla azalmaya

başlayarak, 2017 yılında bıçak gibi kesilmişti.

2014, 2015, 2016, 2017 gibi yıllarda İran pazarı

başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerinden

gelen misafirlerimizin, İstanbul turizmine

çok büyük katkısı olmuştur. Tekrar bu

yıla dönersek, 2019’a Avrupa ülkelerinden

gelen rezervasyon talepleri ile güzel bir

başlangıç yaptık. Aslında İstanbul’u ziyaret

etmenin tam zamanı diyebiliriz. Bir yandan

son yıllarda düşen oda fiyatları, diğer

yandan Euro ve Dolar’ın, TL karşısındaki

avantajı gibi nedenler, İstanbul’u ve ülkemizi

oldukça ekonomik bir destinasyon haline

getirmiştir. Bu durum da, tarihi ve kültürü

zenginliği, gastronomisi, alışveriş imkanları

gibi birçok artısıyla turistlerin rotalarını

yeniden İstanbul’a ve ülkemize çevirmelerini

sağlamaktadır. Bu yıl Yunanistan, Almanya,

İngiltere, İtalya, İspanya gibi Avrupa

ülkelerinden turistleri kentimizde ve

bölgemizde yoğun olarak görüyor olacağız.

Otel olarak satış ve pazarlamaya yönelik

yaptığınız çalışmalarınızdan bahseder

misiniz? Online ve dijital kanallarda yer

alıyor musunuz? Fuarlardan beklentilerinizi

alabiliyor musunuz?

Otel olarak, online ve dijital kanallarda

yoğun çalışmalarımız var ve bu alandaki

çalışmalarımızı arttırarak sürdüreceğiz.

Dijital pazarlamanın önem kazandığı

günümüzde, dijital mecralarda tanıtım ve

pazarlama çalışmaları yapmaktayız. Nitekim,

otel rezervasyonlarımızın %35’nin online’den

gelmesi, online rezervasyonların her geçen

yıl artış yaşayacağını gösteriyor. Örneğin,

geçmiş yıllarda yoğun olarak seyahat

acentası ile gelen Suudi Arabistan pazarı,

son birkaç yıldır online rezervasyon yapmaya

başlamıştır. Özetle insanlar seyahat ederken,

grup halinde hareket etmek yerine, daha

özgür olmayı istiyorlar. Bir destinasyonla

ilgili ulaşmak istedikleri tüm bilgilere de

ellerindeki cep telefonundan ulaştıkları için,

kendi seyahat planlarını kendileri oluşturmayı

tercih ediyorlar. Bir diğer konu, geçmiş yıllara

oranla fuarlar cazibesini kaybetmiş olsa

da, uluslararası önemli turizm fuarlarına

ülke olarak ve turizmciler olarak katılıyor

olmamızın önemli olduğunu düşünmekteyim.

Geçen yıl hemen hemen hiç kongre

olmamıştı. Kongre turizminin kente

ne zaman geri dönüş yapmasını

öngörüyorsunuz?

Biraz önce söylediğim gibi 2013 yılından

itibaren Avrupa pazarından ciddi bir daralma

başlamıştır ve 2017 yılında bıçak gibi

kesilmiştir. Bu yansıma, kongre turizminde

de gerçekleşmiştir. 2014, 2015, 2016 gibi

yıllarda daha önce sözleşmesi yapılan ve

paralarını ödedikleri, uluslararası kongre ve

toplantılardan bazıları İstanbul’da yapılmış

oldu. Ancak, 2017 yılında İstanbul’da

uluslararası önemli bir kongreye ev sahipliği

yapamadık. Kentimizde kongre turizmine

olan talep, geçen yıl hareketlenmeye başladı.

Bu yıl, Şubat ayında İtalyan bir grubun

seyahat acentaları toplantısına ev sahipliği

yapacağız. Bu toplantı, İtalya ve Avrupa pazarı

için İstanbul’u yeniden gündeme taşıyacaktır.

Yine bu yıl, Türkiye Futbol Federasyonu’nun

ev sahipliğinde UEFA Süper Kupası, Ağustos

ayında Beşiktaş Vodafone Park’ta oynanacak.

Eylül ayında tıp kongresine ev sahipliği

yapacağız. Özetle bu gibi uluslararası

kongreler, toplantılar ve spor etkinlikleri

muhteşem şehrimiz İstanbul’u, dünyanın

gündeminde tutmaya devam edecektir.

Biraz da otelden bahsetmenizi isterim.

Point Hotel Taksim’i ana hatlarıyla tanıtarak

iddialı olduğunuz hizmetlerinizi anlatır

mısınız?

Otelimiz, İstanbul’un kalbi Taksim Talimhane

bölgesinde yer alıyor. İstanbul Boğazı

manzaralı 5 yıldızlı otelimizin, 233 odası, 6

toplantı salonu ve 2 restoranı bulunuyor.

Spa merkezimizde kapsamlı fitness, Türk

hamamı, sauna ve havuzumuz mevcut.

Büyük çoğunluğu uzun yıllardır birlikte

çalıştığımız ekibimiz ile konuklarımıza Türk

misafirliğini yaşatıyoruz. Her iki restoranımız

ile iddialıyız. Udonya, İstanbul’un ilk

Japon restoranlarından birisidir ve eşsiz

lezzetleriyle büyük beğeni almaktadır.

İstanbul Boğazı manzaralı View Point

Restaurantımız ağırlıklı Türk ve Akdeniz

mutfağı olmak üzere dünya mutfaklarından

lezzetler sunmaktadır. View Point

Restaurantımız özellikle toplantı yemekleri

ve düğünlerde yoğun ilgi görüyor. Ayrıca son

10 yıldır her hafta Perşembe günleri View

Point’te “Tango Point” geceleri düzenliyoruz.

Tangonun anavatanı Arjantin ve dünyanın her

yerinde tango yapılacak mekanlar arasında

“Tango Point” bilinmektedir ve bu konuda

dünya çapında tanınıyoruz.

31 yıl eşittir iki otel. Övgüye değer bu

istikrarın formülü ne diye sorsam?

Turizm sektöründe çalışmaya 1998 yılında

Laleli’de ilk adı Ramada Otel olan ve

sonra Merit Antique olan otelde başladım.

Otelin çeşitli departmanlarında görev

aldıktan sonra, satış ve pazarlama müdürü

olduğum 2004 yılında, otelin boşaltılması

nedeniyle ayrıldım. Point Hotel Management

bünyesindeki Nippon Hotel’de 2004 yılında

genel müdür olarak çalışmaya başladım.

Grup bünyemizdeki Point Hotel Taksim’in

2009 yılında genel müdürlüğünü üstlendim

ve halen görevimi sürdürüyorum.

Point Hotel Management bünyesinde 15

yıldır yöneticilik yapmaktayım. Geçen 31

yıllık meslek hayatımda, bugüne kadar 2

ayrı grupta çalıştım. Ben, otel yönetiminde

“istikrarın” önemli olduğuna inanıyorum.

Böylece, misafirlerinizin büyük çoğunluğunu

uzun yıllar tanıyor ve onların ne istediğini

biliyor olursunuz; işletmeyi çok iyi tanıyor

olursunuz; çevrenizi, artıları, eksikleri kısaca

her şeyi çok iyi biliyor olmanız da etkin

stratejiler oluşturabilmenizi sağlarken, bu da

sürdürülebilir başarıyı olumlu etkileyecektir.

Otel yönetiminde

istikrarın önemli

olduğuna inanıyorum.

Böylece, misafirlerinizin

büyük çoğunluğunu uzun

yıllar tanıyor ve onların

ne istediğini biliyor

olursunuz; işletmeyi çok

iyi tanıyor olursunuz;

çevrenizi, artıları,

eksikleri kısaca her şeyi

çok iyi biliyor olmanız

da etkin stratejiler

oluşturabilmenizi

sağlarken, bu da

sürdürülebilir başarıyı

olumlu etkileyecektir .


54

hotel restaurant

& hi-tech

yatırım

Tevfik Talas

Turizmde yeni trend

Termal

Turizmde yeni trendin termal olduğunu dile getiren Karaderili Şirketler Grubu

Ceo’su Tevfik Talas, “Sağlık turizminin yükselişi sürecek” dedi.

Termal otelcilik günümüzde, sağlık, spa

ve wellness turizmiyle iç içe geçti. Son

yıllarda termal suların gücüyle gelen

sağlık turizminde büyük bir artış ve gelişme

var. Gitgide artan bu durum Türkiye’de bir

trend oluşturdu. Sağlık turizmi yatırımları

sadece kaplıca ve içmece hizmetleri ile

değil; geniş kür seçenekleri, lüks tesisler ile

misafirlerine hizmet verecek duruma geldi.

Bu geniş yelpaze, 7’den 70’e her yaştan

misafire hizmet ettiği için termal turizm

algısının büyük bir ivme ile gelişmesine sebep

olup, yaz kış 12 ay faydalanıldığı içinde ciddi

bir trend haline geldi.

“Türkiye, kaynak

zenginliği bakımından

dünyadaki ilk 7 ülke

arasında, Avrupa’daysa

1. sırada bulunuyor.

Kısacası, Türkiye, termal

sular açısından adeta

bir cennet.”

Sağlık turizmine yaptığı yatırımlarla

adından söz ettiren Karaderili Şirketler

Grubu Yalova Terma City ve Kütahya

Emet Termal Resort & Spa tesislerinin

kalitesi bu iki bölgeye gereken önemi

veren şirketlerin başında geliyor. Özellikle

şirketin vizyon projesi Marmara’nın

yükselen değeri 5 yıldızlı lüks termal

turizm kompleksi. 5.000 metrekare sağlık,

spa&kür merkezi ve 2.200 yatak kapasiteli

büyüleyici bir yatırımla, yeni ziyaretçilerinin

karşısına çıkmak için son aşamaya geçti.

Otelde, fizik-tedavi ve rehabilitasyon

merkezi, açık-kapalı yüzme havuzları ve

spor merkezlerinin yanı sıra ailelere özel

havuzlar ve sosyal alanlar da mevcut.

Ziyaretçiler için her ayrıntının düşünüldüğü

projede, 8 tane aile hamamı, bay –bayan

ayrı hamamlar, cilt bakım odası, fitness,

güzellik salonu, kapalı havuz, kese odası,

pilates studio, sauna, solaryum, on bir

tane terapi odası, iki bayan terapi odası,

termal sıcak su havuzu ve jakuzi, üç

tane vip terapi salonu, vitamin bar dikkat

çeken diğer bir ayrıntı ise, proje Selçuklu

ve Osmanlı mimarisinden esinlenerek

yapılandırıldı.

Diğer bir yandan, termal sular birçok

hastalığa yardımcı etkende bulunuyor.

Şifalı suların yararlarını saymakla

bitmiyor. Selülit, cilt deki kırışıklıklar,

kilo problemi, Cilt hastalıkları, mide ve

bağırsak sistemi hastalıkları, kadın doğum

hastalıkları, osteoporoz, romatizma,

gut, sinir hastalıkları, adale ağrıları ve

solunum sistemi hastalıkları, çocuklarda

duruş, hareket ve denge bozukluğu termal

suların yardımcı etkende bulunduğu

hastalıklardan sadece bazıları.

Termal sağlık turizmine ilgi dünyada da

büyüyor

Dünyadan da, Türkiye’ye Termal Sağlık

Turizmi için gelenler her geçen yıl

artış gösteriyor. Türkiye’de bulunan

suların daha fazla minerale sahip

olması, cazip fiyatlı lüks konaklama

seçenekleri turistleri termal sulara çeken

özelliklerden bazıları. Ayrıca, Avrupa ve

Ortadoğu ülkelerinde sağlık turizminin

fiyatlarının çok yüksek olması, yabancı

turistlerin ilgisini Türkiye’ye doğru

yönlendiriyor. Özellikle, Almanya, Fransa,

İngiltere, Avusturya, İran, Iraklı turistler

dünyanın dört bir yanından, Türkiye’ye

termal sular için geliyor.


5303 Sok. 75. Yıl Mah. No 96/A

Yunusemre/Manisa

www.faikminibar.com.tr

0236 233 15 77

faik.karik@faikminibar.com.tr


56

hotel restaurant

& hi-tech

yatırım

Eskinin hapishanesi, şimdinin şık otelleri

Hapishanede bir gece geçirmek nasıl olur diye hiç merak ettiniz mi? Bizce daha fazla merak

etmenize gerek kalmadı. Hızlı ve kolay yolu seçerek, geçmişini de unutmadan huzurlu bir kaçış

yerine dönüştürülmüş ve eskiden hapishane olan otellerden birine giriş yapın.

Hotels.com konaklama uzmanları

hapsedilmekten kesinlikle daha

konforlu olan ‘şık hapishanelerin’

bir listesini derledi. Listede eskiden

Sultanahmet Cezaevi olan ve şu anda

lüks otellerden biri olarak hizmet veren

Four Seasons Hotel at Sultanahmet de

yer alıyor.

Malmaison Oxford, Oxford, Birleşik

Krallık

Bugün Malmaison Oxford olarak bilinen

binanın, 900 yıl öncesine dayanan

hadiselerle dolu bir geçmişi var. Oxford

Kalesi’nin bitişiğindeki bina, ilk olarak

1071 yılında büyük bir Normandiya

Kalesi olarak inşa edildi. Yıllar içinde

sivil kargaşa ve politik çıkarların

değişimi, kalenin Viktorya döneminde

genişletilmesine neden oldu. Kale,

1888-1996 yılları arasında Oxford HM

Hapishanesi olarak hizmet verdi. Daha

sonra ise bir otele dönüştürüldü.

Hotel Katajanokka, Helsinki,

Finlandiya

Finlandiya başkentinin merkezinde yer

alan ve bugün Hotel Katajanokka olarak

bilinen bina, 1837 yılında Helsinki Bölge

Hapishanesi ve Tutukevi olarak açıldı;

2002 yılında hapishane şehrin dışına

taşınana kadar da açık kaldı. Birkaç

yıl süren restorasyon çalışmalarının

ardından ise lüks bir otel olarak 2007

yılında kapılarını konuklarına açtı.

The Liberty Hotel, Boston, ABD

Bugün The Liberty Hotel olarak

bilinen bina, 1851 yılında inşa edildi

ve 1990’a kadar kötü şöhretli Charles

Caddesi Hapishanesi olarak hizmet

verdi. Burada yatan en meşhur

mahkûm, muhtemelen Malcolm X oldu.

Hapishane; mahkumları cinsiyetlerine

ve suçlarına göre ayırmaya yardımcı

olan 27 metre yüksekliğindeki sekizgen

kubbeli yapısı ile tanınıyor ve bu yapı

The Liberty Hotel tasarımının da odağı

durumunda.

Långholmen Hotell, Stockholm, İsveç

Merkezi bir konumda olan Långholmen

adasının bin yıl öncesine dayanan

zengin ve ilgi çekici bir tarihi var.

Islahevi olarak tarihi, ilk kadın

mahkumlarının geldiği 1724’e kadar

uzanır. Hapishane yıllar içinde

genişletilmiş ve sonunda 1975 yılında

kapatılmıştır. Långholmen Hotell,

konuklarının eski mahkumların yaşam

şartları konusunda fikir edinmesini

sağlayan Hapishane Müzesi’ne erişim

şansı da sağlıyor.

Four Seasons Hotel Istanbul at

Sultanahmet, İstanbul, Türkiye

Lüks yaşam için yeniden donatılmış

asırlık bir Türk hapishanesinde kalma

şansını her zaman yakalayamazsınız.

Bina, Mimar Kemaleddin Bey tarafından

1918 yılının başında Türk neo-klasik

mimarisinin başarılı örneklerinden

biri olarak 1.000 kişilik bir kapasiteyle

tasarlanmış. Dar caddeleri, havayı

kaplayan tütsü ve baharat kokularıyla;

Aya Sofya, Sultanahmet Camii ve

Topkapı Sarayı gibi tarihi yapılara her

adımda biraz daha yaklaştığınız “Tarihi

Şehre” doğru bir yolculuk yapacaksınız.


58

hotel restaurant

& hi-tech

yatırım

Dünyanın en etkileyici 5 buz oteli

Seyahat planlamalarında ilk sıralarda

yer alan konaklama konusunda

oteller yaygın bir şekilde tercih

ediliyor. Dünya’da farklı konseptlerde

oteller mevcut. Bunlardan biri de buz

oteller. Bu yerler diğer mekanlara göre

daha dikkat çekiyor. Adı üzerinde buzdan

yapılmış olan bu oteller konusunda

‘Kim buz bir otelde kalır ki?’ gibi sorular

gelebilir aklınıza. Fakat buz otellerin

oldukça büyük bir hayran kitlesi mevcut.

Online seyahat markası biletall.com son

blog yazısında, adeta birer sanat eseri gibi

olan bu otellerin en etkileyicilerini bir araya

getirdi.

Jukkasjärvi Ice Hotel

İsveç’te bulunan bu otel, buz otellerin ilki

olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda şu an

Dünya üzerindeki en büyük buz otel olarak

biliniyor. Kuzey Kutup Dairesi’ne 200 km

uzaklıktaki bir kasabada bulunan bu otel

her yıl Aralık ayından Nisan ayına kadar

50.000 kişiyi ağırlıyor.

Sorrisniva Igloo Hotel

İkinci sıradaki otelimiz Norveç’in Alta

kasabasında bulunuyor. Bu otelde termal

uyku tulumları ve sauna hizmeti sunuluyor.

Ayrıca Eskimo Köpekleri olarak da bilinen

Husky cinsi köpeklerin çektiği kızaklarla da

turlar gerçekleştirebiliyorsunuz.

Grandvalira Igloo Hotel

Andorra’da bulunan Igloo oteli sadece 4

odaya sahip ve 2350 metre yükseklikte

bulunuyor. Otelin kapısından çıktığınız

andan itibaren kayak yapabilme imkanına

sahipsiniz. Ayrıca geceleri binlerce yıldızın

aydınlattığı göz alıcı bir manzaraya sahip

Andorra.

Snow Village

Finlandiya’da bulunan Snow Village için

her yıl 15.000 ton kar kullanılıyor. 30 otel

odasına sahip olan bu otel Kuzey Kutup

Dairesi’ne 120 mil uzaklıkta bulunuyor.

Odalardaki sıcak -2 ile -5 arasında fakat

termal uyku tulumları sayesinde rahat bir

uyku çekebiliyorsunuz.

Hotel of Ice

Bütün buz otellerin kutuplar

çevresinde olduğunu düşünüyorsanız

yanılıyorsunuz. Romanya’da bulunan

Hotel of Ice, Doğu Avrupa’nın ilk buz

oteli olma özelliğini taşıyor.

Jukkasjärvi Ice Hotel Sorrisniva Igloo Hotel Grandvalira Igloo Hotel

Sorrisniva Igloo Hotel

Hotel of Ice


hotel restaurant

60 & hi-tech

iş’te kadın

Hatırınızda kalan ilk yardımınızı

sorsam?

Ben Marmara Koleji’nde okudum.

Butik bir okuldu orası. Çevremize

duyarlı olmak, bizim için temel bir

öğreti oldu hep. Hiç unutmuyorum,

bir sosyal sorumluluk çalışması

istendi bizden. Arkadaşlarım farklı

alanlara yönelirken ben Üsküdar

Çocuk Esirgeme Kurumu’nda

çalışmayı tercih ettim. İlk

deneyimim, ilk gönüllü yardım

girişimimdir o.

13-14 yaşlarımdaydım. Kurum’da

uzun yıllar rol model annelik

yapmakla başladı süreç. Hatta daha

sonra kendi çocuğum oldu. Uzunca

bir süre çocuğumu da haftanın

belli günlerinde Kurum’daki

çocuklarla paylaşmayı öğretmek

üzere yanımda taşıdım. Paylaşmayı

bilsin istedim... Hayatın sadece

yaşadığımız çevreden ibaret

olmadığını görsün istedim... Her

şeyden önemlisi oğlum, çok iyi ve

yardımsever bir insan olsun istedim.

Oğlum şu an 24 yaşında ve ne mutlu

ki, beni fazlasıyla gururlandırıyor.

Hukuk fakültesini bitirdi, şu anda

Londra’da masterını tamamlıyor.

Fotoğraflar: Hakkı Günerkan

Banu Başaran, sağlık sektörünün en faal

kadınlarından biri. Hem İstanbul Cerrahi

Hastanesi’nin Genel Müdür Yardımcısı

hem Türkiye Sağlık Turizmi Geliştirme Derneği

Kurucu Başkanı hem de bir anne! Fazlasıyla

disiplinli, hiperaktif, yardım gönüllüsü ve söz

ağızdan bir kere çıkanlardan o. 26 yıldır aktif bir

şekilde sağlık sektöründe görev yapan Başaran,

Yemen’de yer sofrasında oturarak hastayı nasıl

kabul ettiklerini de görmüş, Amerika’da lüks

otomobille hastaların nasıl karşıladıklarını da!

Uluslararası arenada sağlık yatırımı, yönetimi

ve danışmanlık faaliyetleriyle olduğu kadar

topluma değer katan sosyal sorumluluk

projeleriyle de adından sıkça söz ettiren Banu

Başaran ile ilk gençlik ideallerinden Türkiye’ye

yakışır sağlık köyü hayaline dek her şeyi bu

röportajımızda konuştuk.

Banu Hanım, İstanbul Cerrahi

Hastanesi’ne uzanan kariyer yolcuğunuz

ilk hangi idealler, hayallerle başladı,

anlatır mısınız?

Ben çok kalabalık bir ailede büyüdüm, en

küçük bireyi olduğum için de şanslıydım.

Çünkü babamın hep prensesiydim. Çok

disiplinli bir eğitim hayatım oldu. Bu benim

ailemin en önemli kriterlerinden biridir.

Annem babam hep şunu söyledi: “Ne

olursa olsun doğru olun, herkese yardım

edin”. Sağlık sektörünü tercih etmemin

birincil nedenlerinden biri de, sanırım

küçüklükten itibaren bilinçaltıma kazınan

bu herkese yardımcı olma hevesimdir.

Birilerine yardım etmek, dertlerine çare

olmak bana en başından beri tarif edilmez

bir mutluluk yaşatmıştır.

Marmara Koleji’nden sonraki

eğitiminiz ne şekilde devam etti?

Kanada’da okudum. Sağlığa

yönelmem oradaki yaşantımla

alakalı aslında. Toronto

Üniversitesi’nde işletme okurken

zorunlu staj yapmam gerekiyordu.

Bu stajımı da yine Kanada’da

yaşayan bir hekim arkadaşım

vasıtasıyla bir hastanede

yaptım. Daha sonra gördüm ki,

Türkiye’de sağlık işletmeciliği diye bir şey

yok! Onun üzerine sağlık yönetimi masterımı

tamamlayarak Türkiye’ye döndüm. 1993 yılında

Amerikan Hastanesi’nde çalışmaya başladım.

17 yılım orada geçti. Arkasından Medicana

International’in kuruluşunda bulundum.

Ardından şu an da görev yapmakta olduğum

İstanbul Cerrahi Hastanesi’ne Genel Müdür

Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi olarak atandım.

Sağlığı seçerken aklınızdan tam olarak neler

geçti?

Ben insanlara dokunmayı ve onların

hayatlarında olmayı seviyorum. Bu sebeple

26 yıldır bu sektördeyim. En büyük avantajım

ve şansım; çok fazla kurumsal firmayla

çalışmamdır. Büyük hastanelerde profesyonel


olarak görev aldım. Dediğim gibi, 17 yılım

Amerikan Hastanesi’nde geçti. 2004 yılından beri

Türkiye Sağlık Turizmi Geliştirme Derneği’nin

Başkanlığı’nı yürütüyorum. Aynı zamanda Sağlık

Bakanlığı’nda çeşitli komitelerde danışmanlık

hizmeti veriyorum. 2011 yılında kendi şirketimi

kurdum. Sağlık yatırımı, yönetimi ve danışmanlık

yaptım. Dünyayı gezdim. Yemen’de yer

sofrasında oturarak hastayı nasıl kabul ettiklerini

de gördüm, Amerika’da lüks otomobille hastayı

nasıl karşıladıklarını da. Kültürel özelliklere

göre hastaya davranışımızın nasıl değişmesi

gerektiğini inceledim. Ne kadar çok görür

ve tecrübe ederseniz, kaliteyi de ona göre

yukarılara taşıyorsunuz.

2011 yılında özellikle Ortadoğulu hastaların

Türkiye’ye gelmesi ve Türkiye sağlığının

lobileşmesi alanında faaliyetlerim oldu. Irak

Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’deki hastalarının

organizasyonu konusunda bir yetkilendirme

aldım. Libya hükümetine bağlı çalışan hemşire

ve teknisyenlerin Türkiye’de iş geliştirmelerini

sağlamak amacıyla düzenlenen eğitim

programının organizatörlüğünü yaptım.

Afrika bölgesinde yaklaşık 3 yıl deneyimim

oldu. Tanzanya’da bir diyaliz merkezi ve göz

hastanesinin kurulması konusunda fizibilite

çalışmaları yaptım. Daha sonra Kenya sağlık

regülasyonu sistemi için Ar-Ge faaliyetleri

yürüttüm. Kenya’da bulunan 12 hastanenin

marka konumlandırmasında görev aldım. Daha

sonra Senegal’e giden Dış Ekonomik İlişkiler

Kurulu (DEİK) heyetine sağlık alanında seçildim.

Yine aynı dönemde Batı Afrika’nın ilk özel

hastanesinin anahtar teslimi olacak şekilde 2 yıl

proje danışmanlığını yürüttüm. Bu hastanede

makine, donanım, mobilya dahil her şey Türk

malıydı. Bu hem benim için hem ülkem için

büyük bir gururdur. Orada da sosyal sorumluluk

projelerinde geri kalmadık. S.O.S’in kimsesiz

çocukları yararına projelerim oldu. Giyinme,

barınma, eğitim alanında yanlarında olmaya

çalıştım. Nereye gidersem gideyim çocukların

yanında olmaya çalışıyorum.

İyilik ve yardımseverlik sizi siz yapan

özellikleriniz. Peki Banu Başaran iş yapma ve

yönetim stiliyle nasıl anlatır kendini?

Ben biraz Amerikan kültüründe yetişmiş

birisiyim. Oradaki bakış açımız; “dediğini

yap, yaptığını yaz, yazdığını uygula.” Yani

söz ağızdan bir kere çıkar. Yapabileceğim

konularda söz vermeyi isterim. Söz verdiğim

zamanlarda da arkasında durmak isterim. Çok

disiplinliyim. Çalışma saati konusunda sıkıntım

yok. Hırslarım başarımla orantılı. Dolayısıyla

hedeflerimi destekleyen her zaman için iş

disiplinim oldu. Yönetiminde olduğum İstanbul

Cerrahi Hastanesi’nde de “Öncelikle gerçekten

verdiğim sözün arkasında durabilecek miyim?”

diye düşünürüm. Ekip ruhuna çok inanan

bir insanım. Kapalı çalışmayı çok sevmem.

Biraz hiperaktif olduğum için çalışanlarımın

bana ayak uydurması biraz zor olabiliyor. Ama

uyumu sağladıktan sonra kişilerden ayrılmam

çok zor oluyor. Aslında beni keşfettikten ya

da anladıktan sonra son derece çalışılması

kolay bir yöneticiyim. Keşfe de çok açık biriyim.

Aklımdakini çok net söylüyorum. Onlarla ilgili

bir arka planım yok. Dolayısıyla bu tutumum,

beklentimde ne istediklerini bilmelerini sağlıyor.

Bu yanınızı sağlık sektöründe ne şekilde

geliştiriyor ya da törpülüyorsunuz?

Kocaman bir hastaneyi yönetiyorsunuz.

Sağlık işi yönetim anlamında çok zor. Biz de

şöyle bir durum var, burada doktoruyla da

muhatap olmak zorundasınız, hemşiresi,

hastabakıcısı veya temizlik personeliyle de…

Bir temizlik personelinin eğitim düzeyi ve

hayat standartlarına baktığınızda, o kadar

uçlarda bir çalışan grubu var ki, amaç her türlü

kesimin bakış açısını anlayarak ortak bir alanda

çalıştırmak durumundasınız.

Bunları sağlamak için de dünya vizyonunuzun

olması gerekiyor. Ya da o bakış açısına sahip

olarak bunları görmeniz gerekiyor. Beni bir

gün hastanede yerde havlu toplarken de

görebilirsiniz. Bu kurumda yönetim kurulundaki

ikinci tek yetkiliyim. Üst düzey bir toplantı

yaparken de görebilirsiniz. Bu işimin gerekliliği

tabii ki. Ama benim şöyle bir misyonum da

var. Türkiye’de çok az kişide olan bir şey

bu. Biz Türkiye sağlığını Sağlık Bakanlığı ve

özel hastaneler nezdinde yurt dışına lobisini

yapıyoruz. Misal, bir Malezya, Amerika

veya Ortadoğu ülkesine gittiğimde Türkiye

sağlığının ne denli ileride olduğunu, hekim ve

hastanelerimizin neler yapabileceğini, ülkemize

gelen hastalara nasıl bakabileceğimizin

projeksiyonunu dünyaya anlatıyorum.

Bunu Amerikan Hastanesi’nden başlayarak

yaklaşık 2004-2005 yılından beri kendime

misyon edindim. Bu misyonla Türkiye sağlığının

uluslararası arenada pazarlanmasına katkı

sağlamaya çalışıyorum.

Nasıl bir bilinç ve farkındalıkla bu misyona

tutundunuz?

Ülkemiz sağlık sektörü açısından önemli bir

konumda. Dünyadaki sağlık kuruluşlarıyla

kıyasladığımız zaman ülkemiz hastanelerinin

ne kadar ileri teknolojiye sahip olduklarını

görüyoruz. Alt yapı olarak da çok kuvvetliyiz.

Hekim ve sağlık çalışanlarımız dünyada bilgi

ve beceri olarak çok iyi sıralarda. Sağlıkla

birleştireceğimiz kültürel zenginliklerimiz var.

Türkiye ekonomisine katkı olarak baktığımızda

sağlık turizminin önemli bir gelir kapısı

olduğunu biliyoruz. Nasıl ki ülkemiz tekstil

alanında çok iyi biliniyorsa, aynı şekilde sağlıkta

da sahip olduğumuz değerlerle öne çıkmayı hak

ettiğimizi düşünüyorum. Ne var ki, bu alanda

halen çok eksiğimiz var ve sürdürülebilirlik ve

fiyat politikalarımız en büyük sorunlarımız hala.

Örneğin bir hastanın safra kesesi alınacaksa,

sizin fiyat politikanız Türkiye’de üç aşağı beş

yukarı bellidir. Söz konusu yabancı bir hasta

olduğunda ne yazık ki fiyatlandırmada doğru

prosedürleri izlemiyoruz. Ya da o gruba hasta

gelmeye başlayınca hemen fiyatlarımızı 2-3

katına çıkarmayı hedefliyoruz.

Sağlık sektöründe yapılan en önemli hatalardan

bir tanesi de bu. Yabancı hastalar çoğu zaman

astronomik rakamlarla karşı karşıya bırakılıyor.

Buna neden olarak da özel hastanecilikte

Kadın yöneticilerin aidiyet

duygusu çok fazla ve bir

kurumda uzun yıllar stabil

kalabiliyor. Bu durum söz

konusu markayı, kurumu

sahiplenme ve sorumluluk

almayı da destekleyeceğinden

başarıyı beraberinde getirdiğine

inanıyorum. Ama maalesef

ki sektörümüzde bu konuda

önemli bir açık var. Dolayısıyla

sektörde kadın yöneticilerin

teşvik edilmesi gerektiğini

düşünüyorum. Özellikle sektöre

değer katmak adına bu önemli

bir adım olacaktır.

rekabet ortamının çok açık olması ile birlikte

bir düzenlemesinin olmamasını gösterebiliriz.

Günümüzde özel hastaneler kendi paketlerini

kendileri ayarlayabildikleri için astronomik fiyat

politikaları uygulayabiliyor.

Buna yönelik çözüm önerileriniz olabilir mi?

Bu konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı ile

çalışmalarımız oldu. Bunlarla ilgili yaklaşık

10 yıldır çeşitli komiteler, dernekler ve

organizasyonlar kuruldu. Ben de bunların

arasında dediğim gibi Türkiye Sağlık Turizmi

Geliştirme Derneği’nin Kurucu Başkanıyım.

Hedefimiz, bu rekabet ortamında Türkiye sağlık

sisteminin ortak pazarda tek bir çatı altında

tanıtılmasına hizmet etmekti. Bunu başardık.

Geçmişte özel hastaneler birçok organizasyona

tek başlarına gidiyorken, artık büyük

organizasyonlara “Türkiye Sağlığı”, “İstanbul

Sağlığı” diye gruplar gidiyor. Orada bulunmak

isteyen kurumlar kendi alanlarında pazarlama

ve tanıtımlarını yapıyor. Bunun ikinci aşaması,

uluslararası arenaya açıldığınızda devletin

mutlaka yanınızda veya arkanızda olması lazım.

Bir paralellikte devam etmesi lazım.

Öyle mi peki?

Tam değil. Çünkü özel hastaneciler birtakım

yatırımları kendileri yaptıkları ve devletten de

bir destek göremedikleri için haliyle pazarlama

noktasında devletin fiyat politikalarına

karışmasını çok fazla istemediler. Sektördeki en

büyük noksanlığımız da bu aslında.

Bakıyoruz, bugün Amerika da, Tayland da

dünya üzerinden ciddi anlamda yabancı hasta

alıyor, gelirlerinin büyük bir kısmı sağlık

turizminden geliyor. Bu başarının temelinde,

sağlık sektöründe sürdürülebilir iş modeli

uygulamaları yatıyor. Bunun beraberinde gerek

fiyat politikaları gerekse sundukları eşit şartlar

ve yan şartlar sağlık gelirlerindeki başarıda en

önemli faktörler.


Yan şartlar dediniz. Bunu biraz daha

açabilir misiniz?

Hastanenin dışındaki otelcilik hizmetlerinde

hastanızın yorulmadan sürekli ülkenizi tercih

edebilir haline getirebilmeniz lazım. Bizde bir

furya başladı. Ben Irak Sağlık Bakanlığı’nın

Türkiye Temsilcisi oldum. Bana bu görevi

Irak Hükümeti verdi. Yaklaşık 5 buçuk yıl her

yıl 5 ila 6 bin arasında hasta getirdim. Ancak

Türkiye’ye giren, aktifleşmiş

8 milyar dolarlık bir pazar

var. Gerçek pazarın aslında

20 milyar doların üzerinde

olduğunu biliyoruz. Türkiye

dünya üzerindeki bu

pazardan pay alabilecek

nitelik ve konumdalar.

Buna sadece İstanbul

olarak bakmayın. Zincir

hastanelerimiz var. Diğer

illerimizde hastanelerimiz

var. 500 üzerinde özel

hastanesi olan bir ülkede bu

pastayı aslında çok rahatlıkla

paylaşabilirsiniz.

oradaki tek düzen şuydu, Irak Hükümeti

paket halinde ödeme yaptığı için

hastanelerin o paketin dışında hareket

etme şansları yoktu.

Bu nasıl bir sonuç doğurdu?

Türkiye’de sağlık sektöründe bütün özel

hastaneler Iraklı hastalara bakmaya

çalıştılar, o pazarın içerisinde olmaya

çalıştılar. Ne oldu? Paket kapsamında

fiyatlar belli olduğu için kimse sizinle

ya da Irak Hükümeti ile rekabet haline

girip, paketleri ve fiyatları arttıramadı.

Aynı senaryoyu bu ülke Libya ile yaşadı.

Libya’da çok ciddi sıkıntılar yaşadık.

Çünkü Libya serbest pazar olarak

Türkiye’ye girdi. Hastanelerle vaka

başı, paket başı bir anlaşma yapmadığı

için çok ciddi bir para varken biz bunu

doğru kullanamadık. Bu sefer hükümet

ödememeye, kurumlar hastalarından

para alamamaya başladı.

Buradaki en temel sıkıntılardan bir

tanesi, siz 3 bin dolarlık bir hastayı 23

bin dolara fatura etmeye çalışırsanız,

bu birgün fark edilir ve Sizin ülkenize

artık hasta göndermemeye başlarlar.

Dolayısıyla sağlık sektörü olarak

Libya’daki en büyük hatalarımızdan bir

tanesi, fiyatlandırma politikamız oldu.

Bir de şöyle düşünelim, buraya sağlık

turizmi için hastayı getirdiğinizde

hepsi hastane içinde kalmıyor. Tedavisinin

durumuna göre pozisyon alıyor, bu

hastaların yakınları geliyor mesela. Yemek,

içmek, taksi, otel, eğlence, alışveriş…

Herkesi etkileyen bir alan!

Bu noktada hep istedik ki, sağlık otelleri olsun

veya oteller sağlık için gelen hastalara da

müşteri olarak baktıklarında yararlansınlar.

Ama piyasa o kadar açık ki…

“Hastalar turizm tarafında heba

oluyor”

Örnek veriyorum, hastayı xyz ameliyatı

için ülkenize getirmişsiniz. Bir otelle

anlaşmışsınız, otele bıraktığınız hastayı

bir daha göremiyorsunuz. Çünkü

resepsiyondaki kişi bile hastanın

yanındakine dolgu, botoks, saç

ekimi gibi yaptırabileceği basit işler

konusunda bile kandırıp hastanelerden

komisyon talebinde bulunabiliyorlar.

Dolayısıyla biz de dedik ki, bu iş böyle

olmuyor. Sağlık Bakanlığı’na gidip

denetlenmesini sağlamak üzere

bir proje sunduk. Kültür ve Turizm

Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı ortak

bir paydada buluşsun istedik. Sağlık

turizmi için gelen hastalar turizm

tarafında heba olmasınlar istedik.

Bunun için ortak bir denetleme

mekanizması kuralım istedik. Bu

çerçevede kendi içimizde oteller ve

ilgili STK’larla çeşitli anlaşmalar

yaparak hem hasta haklarını hem de

otel ve hastane haklarını koruma altına

alalım dedik.

Tam da bu konuyla ilgili geçen yıl

Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’da

bir çalıştayı oldu. Ben Sağlık Başkanlığını

yürüttüm. Sağlık alanındaki tek isimdim.

Çalıştay’da çeşitli kararlar aldık. Hastaya

yapmış olduğunuz pazarlama politikasında

360° diğer alanlarda da bir hizmet sunularak

bu ülkeden ayrılsın diye konuşuldu.

Çalıştay’dan sağlık sektörünü etkileyen

Sağlık Bakanlığı nezdinde bir yapılanma çıktı.

Fakat henüz daha yayılmış ve oturtulmuş

değil. Amaç da şuydu; bir denetleme

mekanizması olsun, sertifikadan geçmeyen

kurum ve kuruluşlar sağlık turizmi

yapamasın. Dolayısıyla hastaneler de dahi

bir protokol hazırlandı ve Sağlık Bakanlığı

denetleyerek sağlık turizmi yapabilir yetki

belgesi alınmaya başlandı.

Ama denetlemeler henüz başlamadığı için

bugün bakıyorsunuz, yetki belgesi olmayan

hastane de yabancı hasta alabiliyor. Çünkü

bunun denetlenmesi gerekiyor. Ama kötünün

iyisi diyelim, en azından böyle bir sertifika

programı çıktı. Özel hastaneler olarak

hepimiz bu konuda akredite olduk. Türkiye

genelinde yetkilendirme belgesi almış

yaklaşık 78 özel hastane var.

Buradaki kriter de şu, azami üç olmak üzere

doktorlarımızın mutlaka İngilizce biliyor

olması, uluslararası bir departmanınızın

olması lazım. Medical Translator olarak

hastalarınıza kendi dilinde hizmet verebilecek

bir ekibinizin olması lazım. Sağlık turizmi için

böyle bir yetkilendirme belgesi çıktı.

Biraz önce sağlık turizminde sağlık

otellerinin gerekliliğinden söz ettiniz.

Türkiye’de bu koşullara sahip oteller

arasında hangilerini sayabilirsiniz?

Bu sorunuza belki çok net cevap

veremeyebilirim. Ama anlaşma yaptığımız

otellerle ilgili olarak, biz sağlıkçılar olarak söz


konusu anlaşmalarda şu kriterleri arıyoruz. Bir

hasta veya refakatçinin otelde kalma süreleri,

neler yiyecekleri, hangi tür yastıkta yatacakları,

yastıkların kaç derecede yıkanacağı belli.

Dolayısıyla biz bir otelle anlaşma yaparken

otelin mesafesi ya da yıldızına bakmaksızın

bize bu hizmetleri nasıl sağlayabilecekleri

konusunda anlaşma yapıyoruz.

Bu kapsamda değerlendirebileceğimiz

oteller arasında tüm Marriott, Wyndham

ve Hilton otellerini sayabilirim. Çırağan ve

Four Seasons çok farklı bir kategoride.

Ama şuradaki bir küçük butik otel diye

bakıyorsunuz ama o hizmeti alabiliyoruz. Biz

ne yapıyoruz? Çevremizde 7-8 tane küçük otel

var. The House Hotel ile anlaşmamızı yapmış

durumdayız. İlk etapta oteli denetliyoruz.

Arkasından hastalarımızla ilgili otele bir brife

veriyoruz. Oteller bu anlamda müşterilerine

özel, kişiselleştirilmiş otelcilik hizmeti

sunmaya başlıyorlar.

Bu bahsettiklerinizden sağlık işletmelerinin

konaklama işletmelerini desteklediklerini

anlıyorum. Peki konaklama işletmeleri

sağlıkçıları yeteri anlamda destekliyor mu?

Hiç desteklemiyor. Hatta sağlıkçıların zarar

gördüğü zamanlar da oluyor. Bu konuda

büyük bir sıkıntı yaşıyoruz. Biz sağlıkçılar

olarak turizm ekibiyle zaman zaman bir

araya geliyoruz. Bildiğiniz gibi, dünya çapında

yapılan turizm fuarlarında sağlık kısmı da var.

2006 yılındaki ITB Berlin’e gittiğimizde epey

bir yadırganmıştık, siz turizmci misiniz, ne

işiniz var burada diye. Ama bugün özellikle

turizmle ilgili fuarların en büyük satış alanları,

sağlık turizmi. Her yıl bizimle anlaşma

yapmak veya da bizleri yanlarına almak için

ciddi görüşmeler yapıyorlar. Hatta bundan

1 ay önce ITB Berlin’in yeni bir yapılanması

var. Sağlık Turizmi diye ayrı bir alan açtılar.

Eskiden bir fuarın içerisinde bir sağlık köşesi

olurdu. Şimdi Medical Tourism Pavilion diye

kocaman bir alan ayırmışlar.

Hatta Alman Başkanı buradaydı. ITB Berlin

Turizm Fuarı’nın artık ITB Berlin Turizm ve

Sağlık Fuarı olarak anılıyor. Sağlık kısmına

da bir direktör atamışlar. O da hastaneleri

tanımak üzere burada bir lansman yapıldı.

Hastanemize geldi, görmek istedi. “Lütfen

bize sağlık komitesinde destek olun” diye

bana danışmanlık teklifinde bulundu.

Dolayısıyla onlarla bu sene değil ama

önümüzdeki sene görüşeceğiz. Çünkü yeni

bir hastane yönetimi devraldık. Projenin

içinde birebir olmam gerektiği için bu

şartlarda zaman ayırmam çok güç. Bu sene

ona vakit ayıramayacağımı söyledim.

Bu durum Türkiye ve dünyada sağlık

turizminin gelişimine nasıl yansır sizce?

Türkiye’nin finansal ve politik konjonktürü

nedeniyle şu anda bütün sağlık kurumları

seçimleri bekliyor. Turizmciler destek

alabiliyor, bizlerin de sağlık turizmi

konusunda teşvikleri var. Yurt dışına

yaptığınız stantlar, pazarlama faaliyetlerinizi

alabiliyorsunuz ama biz birebir geri

dönüşümle almıyoruz, altı ay gibi çok geç

bir sürede alıyoruz. Milyonlarca evrakı

tamamlamanız gerekiyor.

Turizm kısmı teşviklerle gidiyor, biz teşviklerle

gitmiyoruz, önce parayı harcıyoruz, sonra

alabilirsek sağlık alanında açılan teşviklerle

paramızı almaya çalışıyoruz. Bu da çok uzun

vade ve yıl içerisinde kaç tane organizasyona

katılabileceğiniz tamamen döviz bazlı olduğu

için bu sene açıkçası biz yeni bir sağlık

sektörü olarak özel hastaneler toplantıların

en önemli konularından bir tanesi 2019’da

sektör olarak hangi bütçede kalacağız

konusu. Daha henüz onu bilmiyoruz,

çözemedik. Dolayısıyla herkes önümüzdeki

seçimleri bekliyor. Bu seçimlerden sonra yurt

dışına yönelik pazarlama aktivitelerimiz ne

kadar para harcayacağımıza bağlı.

Bizim hastanemize baktığınızda kuvvetli bir

ekibimiz var. Burada yaklaşık 15-16 yıllık

tecrübeli bir ekiple çalışıyorum. Dolayısıyla

biz İstanbul Cerrahi Hastanesi’ni pazarlama

konusunda hiç zorlanmadık.Yönetim olarak

hastaneyi devralalı iki yıl oldu. İlk senemiz

tadilat ve çeşitli yapılanma çalışmalarıyla

geçti. Buna rağmen 2018’i %43 yabancı hasta

cirosu ile kapattık.

Yeni yönetimle yeni bir başlangıç yapan

İstanbul Cerrahi Hastanesi Genel Müdür

Yardımcılığı görevinizi bir de sizin

ağzınızdan aktarmak isterim.

Yaklaşık 20 yıllık bir geçmişi olan İstanbul

Cerrahi’nin yatırımcısı Gassan Shaker iki

yıl önce hastanemizin yüzde 100’ünü devir

aldıktan sonra, yönetim olarak bir yönetim

kurulu icra ekibi kurarak hastanenin

yönetimini üstlendik. Başta CEO’muz Doç.

Dr. Ahmet Nuray Turhan liderliğinde ben ve

ekibimizle ortaklaşa kurduğumuz bir yapıyla

İstanbul Cerrahi Hastanesi’ni değiştirdik.

Öncelikle bu zamana kadar dokunulmamış

alanlarında tadilat ve restorasyonla

hastanenin mekanik ve tıbbi alt yapısının

yenilenmesini sağladık. Aynı zamanda

hastane yaklaşık 5677 metrekareye ulaştı.

1000 metrekare inşaat alanıyla genişleme

alanına sahip olduk. Oda sayısı 52’den 78’e

çıkartıldı. Mimari alt yapımız da değiştirildi.

Dış görünüş olarak da gelen misafirlerimizin

algısına hoş bir şekilde hitap etmekle birlikte

bu yenilenme sürecinde en çok teknik

altyapımıza önem verdik. Hiç dokunulmamış

olan teknik alt yapı büyük oranda sıfırlandı

diyebiliriz. Son 2 yıl içerisinde yapılan bu

büyük yatırım ileriye dönük vizyonumuz için

çok önemlidir. İstanbul Cerrahi Hastanesi

Türkiye’deki ilk butik hastanedir. Küçük

hastaneler elbette vardır; ama biz büyük,

A Plus hastanelerin ameliyathanelerine

sahip butik bir hastaneyiz. 5 adet büyük

ameliyathanemiz var. Türkiye’deki büyük

ameliyatlarda, özellikle obezite cerrahisi,

göz lazer ameliyatları, kanser cerrahisi,

beyin cerrahisinde Türkiye’nin önder

hastanelerinden bir tanesiyiz. Her yıl 6-7

binden fazla göz konusunda lazer ameliyatları

yapılan bir hastane burası. Özellikle Fulya’daki

sağlık vadisi içinde olduğumuz için çok fazla

tercih ediliyoruz.

Sağlık turizmini yıllar bazında nasıl

değerlendiriyorsunuz? Sektörün 2023

hedeflerinden de biraz söz edebilir misiniz?

Sağlık sektöründe hedefler her geçen yıl

artıyor. 2018’de ciromuzun yaklaşık yüzde

28’i yabancı hastaya bağlı. Biz bu sene yüzde

40’larda uluslararası ciro bekliyoruz. Bu,

İstanbul Cerrahi Hastanesi için hedefimiz.

Genel anlamda sektörün Türkiye bazında

yüzde 20 rahat büyüyeceğini düşünüyorum.

Libya bir pazardı, durdu. Irak çok büyük

bir pazardı. Biliyorsunuz 2015’teki Irak’taki

politik konjonktürden sonra hastalar

azalmaya başladı. Ortadoğu yeniden kendini

toparlamaya başlayınca Libya tekrar kendi

ülkesine bakamadığı hastaları Türkiye’ye

getirmek üzere yeni bir kapı daha açıyor.

Muhtemelen seçim sonrası Libya pazarı

yeniden Türkiye’ye kazandırılacak. Sağlık

turizmi, sağlık işletmeleri seçimlere odaklandı,

bekliyoruz. Dövizin akibetini bekliyoruz.

Son olarak bundan sonrası için neler

planlıyorsunuz?

Sağlık sektöründen başka bir şey

bilmiyorum. Dolayısıyla beni yoğun çalışmak

çok dinamik tutuyor. Çalışmayı seviyorum,

hiçbir sıkıntım yok ama sektörün en büyük

eksikliklerinden bir tanesi, benim de hayalim

olan, Türkiye’ye yakışır bir sağlık köyünün

kurulması.

Hayat kalitelerini düşürmeden, beraberce

yaşlanabilecekleri bir köy hayalim var benim.

Bu köyün içerisinde otel olabilir, insanların

kendi alanlarında yaşayabilecekleri evleri

olabilir, bir hastane olabilir. Özellikle yabancı

hastalarda bununla ilgili çalışmalarım

ve fırsatlarım oldu. Ülkemizde maalesef

insanlar belli bir yaştan sonra ya evlerine

tıkılmak zorunda kalıyor ya da huzurevlerine

gönderiliyor. Bu bizim gibi toplumlarda

kabul edilebilir bir durum değil. Huzurevine

bile göndermiş olsanız, maalesef ki

bunun da kalitelisi hiç yok. Can sıkıcı

örneklerle karşılaşıyoruz çoğu zaman.

Oysaki bu hastaların sosyalleşebilecekleri,

el becerilerini veya beyinlerini

çalıştırabilecekleri bir aktivasyona ihtiyaçları

var. Bacağı kırılan bir hasta yatağa mahkum

ediliyor örneğin. Veyahut yaşlı bir hastanın

konuşup sohbet edebileceği bir akranı

olmayabiliyor.

Benim hayalim şu; öyle bir köy olsun ki,

bir hastane, içinde çok iyi bir fizik tedavi ve

rehabilitasyon merkezi gibi düşünebilirsiniz.

Yaşlılar tek başlarına bir kat kiralayabilirler.

Tıpkı ev gibi döşenmiş bir alan düşünün.

Aslında bununla ilgili Türkiye’de birkaç

proje çalışmam oldu. Yurt dışı bir fon geldi.

Bodrum’da fonksiyonel planlamasını yaptık.

Bunun için de Çekoslovakya, İspanya,

İngiltere ve Norveç gibi dünyadaki mevcut

örneklerini gezdik. Şu an projenin alt yapı

çalışmalarını sürdürüyoruz. En fazla 2-3 yıla

kadar projeyi tamamlamayı hedefliyoruz.


hotel restaurant

64 & hi-tech

marka röportaj

Ozanteks

pozitif büyümeye devam edecek!

Ozanteks Satış ve Pazarlama Direktörü

Korhan Kalkanel

Üretim faaliyetlerine 43 yıl önce

Denizli’de başlayan Ozanteks, bugün

150 bin metrekare alanda Türkiye’nin

en güçlü tekstil, dokuma firmaları arasında

yer alıyor. 2019 yılına mevcut markaların

yurt içi ve yurt dışı operasyonlarını büyütme

parolasıyla başladıklarını belirten Ozanteks

Satış ve Pazarlama Direktörü Korhan

Kalkanel, yeni dönem hedeflerinde ihracat

hacmini yükseltmek ve katma değerli

ürünleri nihai tüketicilerle buluşturmak

suretiyle pozitif bir büyüme elde etmek

olduğunu söylüyor.

Ozanteks’i tanıtarak faaliyetlerinden ve

ürün gamından bahseder misiniz?

Ozanteks, 1973 yılında Denizli’de

kurulmuştur ve şehrin ilk ihracat yapan

firmalarındandır. Günümüzde 150 bin

metrekare alan üzerine kurulu tamamen

modern ve entegre üretim birimleriyle

(çözgü, haşıl, dokuma, örme, dikişsiz örme,

bobin boyama, top ve parça boyama, dikim,

paketleme, konsodilasyon birimleri) havlu,

bornoz, nevresim ve dikişsiz giyim üretimi

yapmakta ve ürünlerini ağırlıklı yurt dışına

ihraç etmektedir. Aylık 2.5 milyon adet

havlu, 150 bin adet bornoz, 100 bin adet

çarşaf/nevresim ve 300 bin adet dikişsiz

giyim kapasitesi ile yurt dışı ve yurt içindeki

müşterilerine servis vermektedir.

Türkiye’de ağırlıklı olarak hangi sektörlere

ve bölgelere hitap ediyorsunuz?

Ozanteks’in yurt içindeki ev tekstili ana

markası Hobby Home Collection ile nihai

tüketicilere ulaşmakta ve alt markası olan

Hobby Hotels Collection ile de ev tekstilinde

kurumsal çözüm arayan otel, sağlık ve

fitness merkezlerine ev tekstili servisi

vermektedir. Geniş distribütör ve bayi ağıyla

yaklaşık 2.000 satış noktasından Türkiye’deki

tüm bölgelere ürünlerini ulaştırmaktadır.

Aynı zamanda Rusya’da kendi şirketimiz ve

yakın bölge ülkelerindeki temsilciliklerimiz

ile markalarımızın yurt dışı operasyonlarını

da yürütmekteyiz.

İhracat yapıyor musunuz? Firmanızın yurt

içi ve yurt dışı pazar payı nedir?

Kurulduğumuz yıldan beri ülke ekonomisine


“Kurulduğumuz yıldan beri

ülke ekonomisine en yüksek

katkıyı sağlamayı hedef edindik.

Dolayısıyla bütün üretim ve yönetim

sistemlerimizi ihracat odaklı kurduk,

geliştirdik ve büyüttük.”

en yüksek katkıyı sağlamayı hedef edindik.

Dolayısıyla bütün üretim ve yönetim

sistemlerimizi ihracat odaklı kurduk,

geliştirdik ve büyüttük. 2017 yılında yaklaşık

45 milyon dolar ihracat hacmiyle ilk 500

şirket içinde yer aldık. Bir önceki seneye

göre %11’lik artış gösterdik ki daralan

dünya ekonomisinde bunu sürekli kendimizi

geliştirerek ve yenileyerek başardık. 2018

yılındaki performansımız da aynı şekilde

pozitif ve artış yönünde gerçekleşti.

Endüstriyel sektörde ürün tercihlerini

fonksiyonellik ve görsellik anlamında en

çok neler belirliyor? Ozanteks’in üretim

kriterlerinden kısaca bahsederek anlatır

mısınız?

Endüstriyel sektör dahi olsa bütün bu

fonksiyonel, görsel ve kalite kriterlerini

nihai tüketici yani insan belirliyor. Sonuçta

ürettiğimiz bütün ürünleri insanlar

kullanıyor. Hatta kullanmakla kalmıyor,

günün büyük bölümünü birlikte geçiriyor.

Ürünlerimiz direkt insan tenine temas

ediyor. Dolayısıyla ilk kriterimiz insan

sağlığına en uygun ve doğru ürünleri

üretmek ve bu üretim yöntemlerini

sürdürülebilir kılmaktır.

Bu doğrultuda son 10 yıl içinde bunun

gerçekleştirmek adına kendi su arıtma

tesisimizi, su ve kimyasal otomasyon

sistemimizi ve hatta yeşil enerji (güneş

enerjisi) yatırımlarımızı gerçekleştirdik.

Bununla da kalmayıp, hammadde

çözüm ortaklarımız ile de sürekli AR&GE

çalışmalarımız devam etmekte, üstüne

daha fazla ne koyabiliriz yaklaşımımızı şirket

felsefe ve ilkeleri haline getirmeyi başardık.

Bugün ürettiğimiz bütün ürünler dünyanın

hangi ülkesi olursa olsun aranılan minimum

kalite standartlarını fazlasıyla yerine

getirmektedir.

Gerek sosyal gerekse teknik denetimler

yurt dışı ve yurt içi müşterilerimiz tarafından

habersiz tarihlerde gerçekleşmekte

ve denetimlerden tam not alarak

faaliyetlerimize devam etmekteyiz. TSE,

Oeko-Tex, Oeko-Tex SteP (Made in Green),

GOTS sahip olduğumuz sertifikalardan

sadece birkaçı…

2018 yılında Horeca sektörüne en çok

hangi tasarım trendleri hakimdi? Bu

trendler 2019 yılında nasıl bir seyir

gösterecek?

Sağlık ve çevre bilinci gün geçtikçe artıyor

ve artması da gerekiyor. Daha fazla bilgiye

sahip olan nihai tüketiciler de doğal olarak

kullandıkları her ürünün bu kriterleri yerine

getirip getirmediğine daha fazla dikkat

ediyor. Bunun farkında olan Horeca sektörü

de bu kriterleri gerçekleştirirken diğer

yandan müşterilerine kendilerini daha özel,

huzurlu ve rahat hissettirecek (evindeymiş

gibi) deneyimler ortaya koyma peşinde

olacaktır. Bu trend son 4-5 seneden beri

ivmelenerek artmaktadır. Horeca sektörü de

önümüzdeki 3-4 senede aynı servisleri daha

düşük yatırımlar ile nasıl karşılayabileceğine

odaklanacağını düşünüyorum.

Tasarımda malzeme seçimleri anlamında

dikkat çeken detaylar neler? Malzeme

kullanımında Türkiye ve dünyadaki

trendler nereye doğru gidiyor?

Bana sorarsanız artık Türkiye ve dünya diye

ayırım yapmamak gerekiyor Sürdürülebilirlik

ilkesi bu hususta da en tepede olacaktır.

Sağlıklı, fonksiyonel, tekil, rahat, dayanıklı

kriterleri sırasıyla gelecektir.

Bağlı bulunduğunuz sektörün Türkiye’deki

genel durumu hakkında neler

söyleyebilirsiniz? Firma olarak sektörde

kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Şartlar her geçen gün tüm dünyada

zorlaşıyor. Buna ayak uydurmak ise sürekli

kendini ve ürünlerini geliştirmekten geçiyor.

Türkiye’deki ana sıkıntı ise, inişlerin ve

çıkışların çok kısa zaman dilimlerinde tekrar

ediyor olması ve buna reaksiyon hızımızın

her ne kadar iyi olsa da belirsizlikler içinde

planlama yapmamızdır. Zaten bu planlamayı

günün şartlarına en uygun yapan kuruluşlar

başarılı olacaktır.

Teknoloijiye ve Ar-Ge’ye yatırım yapıyor

musunuz?

Şirketimizin fabrika alanı içinde devlet

onaylı bağımsız bir AR&GE merkezimiz

bulunmaktadır. Üniversitelerin faklı

bölümlerinden başarıyla mezun olmuş ve

sektör tecrübeli, sinerjisi yüksek bir birimdir.

TÜBİTAK desteğinde birçok projeyi diğer

sektör AR&GE merkezleri ile beraber

yürütmekte bu sayede benchmark çalışmaları

yaparak şirketimize ve iş ortaklarımıza değer

katmaktadır. Şirketimiz standardizasyon

çalışmaları maksatlı son 5 yılda 10 milyon

Euro’yu aşkın teknolojik yatırımlar yapmıştır ve

yapmaya da devam edecektir.

Son olarak firmanız için 2019 yılı nasıl

başladı? Yıla hangi yeni ürün ve projelerle

girdiniz? Yılsonuna ilişkin hedefleriniz

nelerdir?

2019 yılı sahip olduğumuz markaların yurt

dışı ve yurt içi operasyonlarını büyütme

parolası ile başladı. Bu doğrultuda

kurulduğumuz günden beri fason

olarak hizmet verdiğimiz yurt dışındaki

horeca sektöründe kendi markamız olan

Hobby Hotels Collection ile yer almak

projelerimizden biridir.

Bu yıl amacımız, ihracat

gerçekleştirmediğimiz ülkelere de

ihracat gerçekleştirmek ve katma değerli

ürünleri nihai tüketiciler ile buluştururken

pozitif büyümeye devam etmektir.


hotel restaurant

66 & hi-tech

marka güncel

Zevkli detaylar, şık davetler,

konsept sofralar

Yosi Event yeni sezon konsept masalarında, davet sofralarına

farklı bir dokunuş getirme amacı ile Türkiye’de ilk kez

kiralanabilir lüksü sofralara taşıyor. Özenli bakış açısıyla detayları

birleştiren marka, yenilikçi yaklaşımı ve tasarım odağıyla bu

özel sofraları adeta bir sanat haline getiriyor. Farklı fikirler ve

tasarımlarıyla birçok projeye imza atarken özel davetlerinizi

etkileyici bir masala dönüştüren Yosi Event, bu yıl da davet

yönetimi ile ilgili dünya trendlerini kendi yorumu ile yansıtacak

projeler hayata geçirmeyi planlıyor.

Multinet Up, GastroClub’ı satın alıyor

Yemek kartları sektöründe düzenlemelerin hayata geçeceği yeni döneme

hazır giren Multinet Up, yıl boyunca gerçekleştirdiği yatırımlarına bir

yenisini ekledi. Multinet Up; 5 şehirde, 800’den fazla cafe, restoran, bar ve

beachclublarda yüzde 50’ye varan indirim ve ayrıcalıklar sağlayan, Türkiye’de

yeme-içme sektörünün en büyük sadakat platformu olan GastroClub’a

yatırım yaptı. Bu yatırım kapsamında GastroClub hisselerinin tamamı üç yıl

içerisinde Multinet Up bünyesine geçecek. GastroClub yatırımı ile kullanım

nokta ağını genişleterek pek çok yeni ve seçkin mekana erişim sağlamayı

hedefleyen Multinet Up, ayrıca ürün ve hizmet çeşitliliğini artıracak ve

kullanıcı deneyimini zenginleştirmeye devam edecek.

Amadeus ve Gezinomi'den iş birliği

190’dan fazla ülkede yılda 1,6 milyardan fazla kişinin yerel seyahat

sağlayıcılarına bağlanmasına yardımcı olan Amadeus, Türkiye'deki

iş birliklerine Gezinomi’yi de ekledi. İş ortaklarının iş hacimlerini

artırmayı ve işlerini geliştirmelerine yardımcı olacak ileri teknoloji

çözümler sunmayı hedeflediklerini ifade eden Amadeus’un Türkiye

Ülke Müdürü Mahir Yanık, yaptıkları anlaşmaya ilişkin şunları söyledi:

"Gezinomi bizden biletleme operasyonlarının otomatizasyonunu

sağlamak için Amadeus Web Servisi aldı ve şu anda canlı ortamda

kullanımda. İkinci planda ise outgoing için Amadeus çözümlerini

kullanacaklar. Burada bizim sunduğumuz, işlerini geliştirmelerine

ve gezginlere ulaşmalarını sağlayıp fark yaratacakları çözümlerimizi

değerlendirecekler. Ayrıca yaptığımız iş bi

ESSİAD Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Güray Korun oldu

Form Şirketler Grubu’nun üretim ayağını oluşturan Form Endüstri Tesisleri’nin Genel Müdürü

Güray Korun, Ege Soğutma Sanayicileri ve İş Adamları Derneği ESSİAD tarafından Ocak ayında

düzenlenen Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararla Yönetim Kurulu Başkanı görevine

getirildi. 1992 yılında Form Şirketler Grubu’nda İmalat Mühendisi olarak çalışma yaşamına

başlayan Güray Korun, sırasıyla İmalat Mühendisi, Satış Mühendisi ve Fabrika Müdürü olarak

görev yapmıştır. İklimlendirme sektörü alanında faaliyet gösteren birçok tüzel kuruluşta sektörün

gelişime katkıda bulunmak için faaliyetlerde bulunan Güney Korun, şu anda Türk Tesisat

Mühendisleri Derneği (TTMD), Isıtma Soğutma Klima İmalatçılar Derneği (ISKID) ve Makine

Mühendisleri Odası (MMO) kuruşlarında da aktif olarak üyeliğini yürütüyor.


hotel restaurant

68 & hi-tech

marka

Yıldız Şemsiye,

İstanbul’a yatırım yapacak!

Güneş şemsiyesi sektörünün öncü firmalarından Yıldız Şemsiye, kaliteli ve inovatif

üretimin daha büyük kitlelere ulaşabilmesi adına İstanbul’a yatırım kararı aldı.

Güneş şemsiyesi alanında kullan-at

mantığını ortadan kaldıran inovatif

ve kaliteli hizmet çözümleriyle

sektördeki farkını ortaya koyan Yıldız

Şemsiye, geçtiğimiz yıl yüzde 80’lik

pazar payıyla turizm sektörünün güçlü

tedarikçileri arasındaki yerini korudu.

2018 sezonunu başarılı projelere imza

atarak kapatan firma; yedek parça

garantisi, teknik servis hizmeti ve

patentli ürünleriyle Ege, Akdeniz ve

Kıbrıs’ta yeni açılan beş yıldızlı otellerin

de profesyonel çözüm ortağı oldu.

Ürünler, Türk Patent Enstitüsü’nce

korunuyor!

Türk Patent Enstitüsü tarafından

koruma altına alınan Yıldız Şemsiye

ürünlerinden Mini Star ve Mega

Star, geçtiğimiz sezon üzerine

aksesusar olarak eklenen sehpa ve

kül tablalarında inovatif çözümleriyle

adından bahsettirdi. Şemsiye üzerine

takılan yükseklik ayarlı sehpalarına

plastik dışında ahşap seçeneği ve

kül tablasına ızgara ekleyen firma,

bünyesine kattığı farklı kumaş ve

modellerle müşterilerine farklı

alternatifler sunmaya devam ediyor.

Firma, müşterilerinin gölgeliklerini

sabitlemeden istediği büyük ebatlı

gölgelik ihtiyaçlarına, istedikleri ebatta

rüzgara dayanıklı şemsiyeler üreterek

çözüm bulmuş.

İstanbul’a yatırıma hazırlanıyor

Bu yıl, ürünlerinin çok daha büyük

kitlelere ulaşabilmesi adına İstanbul’da

yatırım yapmayı planladıklarını ifade

eden Yıldız Şemsiye Yetkilileri, bahçe

mobilyasına ilginin her yıl arttığını


Yıldız Şemsiye’nin Anfaş

2018 Otel Ekipmanları

Fuarı’nda müşterilerine

sunduğu ve büyük ilgi gören

patentli şemsiyeler, kare

ve sekizgen olmak üzere

her ebatta üretebiliyor

ve pratikliğiyle horeca

sektörünün tercihi oluyor.

belirtiyor. Kendini evin her mekanında

olduğu gibi bahçelerinde de ifade

etmek isteyen kitlenin, tasarımı ve

dayanıklılığı ön planda tuttuğunu

anlatan Yetkililer, dış mekan ve bahçe

mobilyasının mutlaka hafif, sağlam ve

dış alan koşullarına dayanıklı olması

gerektiğinin altını çizerek şu bilgileri

aktarıyor:

“Malzeme çeşitliliğine imkan vermeyen

bu sektörde, tik ağacı her zamanki gibi

ilk sırada yer alıyor. Ancak tik yalnız

başına pek kullanılmıyor, alüminyum,

paslanmaz çelik ve sentetik rattan’la

birlikte tasarlanıyor. Firmamız, dış

mekanlarda kullanılan tik ve sentetik

rattan ürünlere, alüminyum renkleri

ve şemsiye brandalarıyla uyum

sağlayacak, ithal ürünlerle yarışacak

kalitede ve görsellikteki ürünlerini

müşterilerine sunuyor”.

www.yildizsemsiye.com.tr


70

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Klimada güçler birleşti!

Türkiye’de iklimlendirmenin öncü firmalarından Form Şirketler Grubu, Mitsubishi Heavy

Industries ile ortaklık anlaşması imzaladı. Klima sektörüne yön verecek bu anlaşma ile

kurulacak yeni ortak girişimin adı Form-MHI Klima Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş olacak.

Türkiye’de iklimlendirme alanında öncü

firmalardan Form Şirketler Grubu

iştiraklerinden Form VRF Sistemleri

A.Ş. bünyesinde ortak girişimin kurulması

amacıyla, Japon sanayisinin önde gelen

firmalarından Mitsubishi Heavy Industries’in

iştiraki Mitsubishi Heavy Industries Air

Conditioning Europe (MHIAE) ile ortaklık

anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında

MHIAE, Form VRF Sistemleri A.Ş.’nin

paylarının bir kısmını satın alacak. Bu

yeni ortaklık kapsamında ev tipi klimadan,

profesyonel ürünlere kadar tüm Mitsubishi

Heavy Industries klima ürünlerinin pazar

payının artırılması hedefleniyor.

2011 yılından bugüne Mitsubishi Heavy

Industries’in VRF cihazlarının Türkiye’deki

tek yetkili temsilcisi konumunda olan

Form VRF Sistemleri A.Ş. geçtiğimiz yıl

Mitsubishi Heavy’nin split ve ticari split

klima ürünlerini de portföyüne ekleyerek

bulunduğu pazardaki payını genişletti.

İmzalanan ortaklık anlaşması kapsamında,

Form VRF Sistemleri A.Ş.’deki pay devrinin

ve şirketin yeni unvanının Form-MHI

Klima Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.

olarak değiştirilmesinin, yasal onayların

alınmasını takiben 2019 Mart ayı sonrasında

tamamlanması planlanmaktadır.

Korun: “Bu ortaklık, ülkemize yabancı

yatırım getirecek, yeni istihdamlar

sağlayacak”

Söz konusu ortalık hakkında konuşan

Form Şirketler Grubu Yürütme Kurulu

Başkanı Tunç Korun şunları söyledi: “Klima

yaşam konforumuzu yükselten bir ürün ve

her geçen gün bir lüks olmaktan çıkıyor.

Diğer Akdeniz ülkeleriyle kıyaslandığında

Türkiye’de klima pazarının potansiyelinin

oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye Avrupa’nın en büyük VRF

klima pazarına sahip. Bu pazar içinde

gerçekleştirdiğimiz satışlar ile Mitsubishi

Heavy Industries markalı VRF ürün

satışlarında birçok kez Avrupa birincisi

olduk. Form olarak Türkiye’deki binlerce

projede Mitsubishi Heavy ürünleri ile kaliteli

çözümler sunduk.

Dünyanın en büyük klima üreticilerinden

biri olan Japon MHIAE firması ile

gerçekleştirdiğimiz bu ortaklık anlaşmasını

ülke ekonomimiz açısından da oldukça

önemli bir katkı olarak görüyoruz. Ülkemize

yabancı yatırım getirecek ve yeni istihdamlar

sağlayacak bu ortaklığın ilerleyen günlerde

daha çok büyüyeceğine olan güvenimiz

tam. 2011’den beri süren iş birliğimiz

bu anlaşmayla taçlandı. Bu ortaklık

çerçevesinde Form MHI Klima Sistemleri

olarak bu alanda oluşturacağımız konsept

mağazalarda sadece Mitsubishi Heavy

Industries markalı ürünler satacağız. Bu

çerçevede satacağımız tüm split ürünlerimiz

son teknoloji, çevre dostu ve yüksek verimli

ürünler olacak. Hali hazırda devam etmekte

olan VRF proje satışlarımıza ek olarak,

satışlarına geçtiğimiz yıl başladığımız

split klimalar alanında da 2019 sonuna

kadar 40 adet konsept mağaza açmayı

planlıyoruz. Bu sayıyı üç yıl içeresinde 100’e

çıkarmayı amaçlıyoruz. Hedefimiz, 3 yıl

içerisinde üst segment klima pazarının

önde gelen firmalarından biri olmak.

Ayrıca Form Şirketler Grubu olarak tüm

ürün gruplarımız bazında 3 yıl içerisinde

100 Milyon Euro’luk ciroya ulaşmayı da

hedefliyoruz. Sektörün 55 yıllık deneyime

sahip firmalarından biri olarak aynı

zamanda ülke ekonomisine ve sektörümüze

katma değer sağlayacak bu yatırımın aracısı

olmaktan gurur duyuyoruz, dedi.

Kariya: “Form’un kaliteli iş yapma gücüne

güvendik”

Ortaklıkla ilgili konuşan Mitsubishi Heavy

Industries Air-Conditioning Europe Genel

Müdürü Ryoichi Kariya, Türkiye ekonomisine

ve gelecekteki büyüme potansiyeline

inandıklarını ve Form’un kaliteli iş yapma

gücüne güvenerek bu yatırıma karar

verdiklerinin altını çizdi. Yeni kurulacak

ortak girişim bünyesinde Form’un 55

yıllık mühendislik tecrübesi ve etkin satış

gücü ile Mitsubishi Heavy‘nin teknolojik

kabiliyetlerinin bir araya geleceğini belirtti.

Firma merkezinin İstanbul’da bulunacağını

ancak, İstanbul dışında da İzmir,

Ankara, Antalya, Adana ve Bursa bölge

müdürlükleriyle tüm Türkiye’yi kapsayan

geniş bir coğrafyada hizmet vereceğini

söyledi. Kariya, Avrupa normlarını kabul

eden yüksek standartlara sahip Türk klima

pazarında Mitsubishi Heavy’nin sunduğu

son teknoloji yüksek verimli ürünlerle daha

rekabetçi bir ortam oluşturmayı ve aynı

zamanda küresel ısınmanın engellenmesine

de katkı sağlamayı hedeflediklerini belirtti.


hotel restaurant

71 & hi-tech

marka güncel

Panasonic’ten Hayata Değer

Katan Enerji Verimliliği Projesi

Her geçen gün tükenen doğal kaynaklar ve kirlenen çevre, dünyamızın

ve insanlığın geleceğini tehlikeye atıyor. Enerji için ödenen bedeller

ise her geçen gün artıyor. Bu bağlamda geleceğimizin teminatı

olan çocuklarımızın enerji kullanımı ve tüketimi konusunda

bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Kurumsal sosyal sorumluluk

alanındaki örnek projeleri ile tanınan Panasonic Eco Solutions

Türkiye’nin oluşturduğu VİKO by Panasonic Çocuk Tiyatrosu,

teması enerji verimliliği olan ‘Aydınlık Bir Gelecek’ isimli oyununu

sergileyerek çocukları bu konuda bilinçlendiriyor. Panasonic Eco

Solutions Türkiye, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte

yürütülen ‘Aydınlık Bir Gelecek İçin Okullarda Enerji Verimliliği’

projesinde yaklaşık 7 yılda 620 bin ilkokul öğrencisine ulaşarak bir

rekora imza attı. Büyük hedef ise 1 milyon öğrenciye ulaşmak.

Bosch Termoteknik Akademi

liselerle buluşuyor

Bosch Termoteknik bünyesinde çalışmalarını sürdüren Bosch Termoteknik Akademi;

şirket eğitim faaliyetleri ve sektöre katkılarının yanı sıra, meslek liselerinde de çalışmalarını

sürdürüyor. Meslek lisesi öğrencilerinin eğitimine ve gelişimine büyük önem veren Bosch

Termoteknik Akademi, öğretmenler için de teknik eğitim programları uyguluyor. Bosch

Termoteknik Akademi, Kariyer Günleri kapsamında 26 Kasım 2018 tarihinde İnegöl Hacı Sevim

Yıldız-2 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir eğitim daha gerçekleştirdi. Yaklaşık 65 Tesisat

Teknolojisi ve İklimlendirme Alanı öğrencisine; Bosch Global ve Bosch Türkiye tanıtımı, Bosch

ve Buderus markalarının tanıtımı, doğalgaz sektörünün geleceği ve kombi çalışma prensipleri

ve çalışma kuralları hakkında bilgi verildi.

Mustafa Balcı:

“Mobilya sektörünün çıtasını

daha da yükselteceğiz”

Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balcı, geçtiğimiz

hafta gerçekleşen İMOB Fuarı’nın ardından sektörle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Mobilya sanayinin Türkiye ekonomisi için can suyu olduğunu belirten Balcı, “Enflasyonla

topyekün mücadele kapsamında KDV’nin %8’e düşmesinin olumlu etkilerini İMOB

Fuarı’nda da görmüş olduk. Derneğimize üye 12 markamızla katıldığımız fuardaki B2B

görüşmelerinden aldığımız olumlu dönüşler, ülkemizin lokomotif sektörlerinin başında gelen

mobilya sanayinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi” dedi.


hotel restaurant

72 & hi-tech

marka

Eurometall, yeni ürünleriyle

Horeca kanalının ilgi odağı oldu

Horeca kanalındaki ekipman yelpazesini daha da zenginleştiren Eurometall, 16-19 Ocak

tarihleri arasında katıldığı 30. Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları Fuarı’nda

sergilediği yeni ürünleriyle sektörün beğenisini kazandı.

Kurulduğu 2010 yılından bu yana 30

binin üzerinde ürün çeşitliliğiyle

bölge ve sektör ayrımı yapmaksızın

ekipman tedariki sağlayan Eurometall,

her geçen gün yeni projelere imza

atarak, müşterinin istek ve ihtiyaçlarına

göre ekipman sağlıyor.

Horeca kanalındaki ekipman

yelpazesini daha da zenginleştiren

Eurometall, 16-19 Ocak tarihleri

arasında 30. Uluslararası Konaklama

ve Ağırlama Ekipmanları Fuarı’nda

katılımcı firmalar arasında yerini aldı.

Katılımcılardan yoğun ilgi gördü

Katılımcı firmalar tarafından oldukça

ilgi gören Eurometall, Horeca kanalında

sergilediği ürünlerle adeta göz doldurdu.

Fuarda sergilemiş olduğu ürünlerin

kalitesi, efektif kullanım özellikleri ve göz

alıcı tasarımıyla, fuarda katılımcılarının

en uğrak standı oldu.

Oldukça başarılı bir fuar dönemi geçiren

Eurometall’in en çok ilgi gören ürünleri;

Bavul Taşıma Arabası, Kat Servis Arabası,

Çay Kahve İstasyonu ve Paslanmaz Tepsi

Arabası ve Paslanmaz Tel Ünite oldu.

Pazardaki yerini daha da büyütecek

Bu yıla ilişkin hedefleri arasında

pazardaki yerini daha da büyütmek ve

30 bin adet olan ürün gamına çok daha

fazla ürün eklemek olduğunu belirten

Eurometall, katılımcılarına Horeca

sektörü için ekipman yelpazesinin daha

da zenginleştireceğinin müjdesini verdi.


74

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Ne doktor ne öğretmen, henüz

11 yaşında bir çocukken pilot

olup uçmaya heves etti, Murat

Aslan. İstikbalini havacılıkla göklere

yazdıracaktı, kararınca. Ne var ki

olmadı, uçamadı…

Balıkesir’de doğmuş, o çok küçükken

İstanbul’a taşınmışlardı. Sene 1988’di.

İlkokulda okuyor, aşçı olmayı ise

aklından bile geçirmiyordu. Ancak o

yıl öğretmeninin, “Yeni bir okul, bir yıl

İngilizce de okutuyorlar, gitmelisin”

nasihati üzerine, “kader arkadaşım”

dediği Erkan Kıyıcıoğlu ile birlikte Bolu

Mengen Anadolu Aşçılık Meslek Lisesi

sınavına girdi ve kazandı!

Kendi planına göre okulda bir yıl

kalacak, hazırlık okuduktan sonra yatay

geçiş yaparak eğitimine İstanbul’a

devam edecekti. “Bir sene hazırlık

okudum. Ortaokulu da oku dediler, üç

sene de öyle devam ettim” diyen Aslan,

mutfağın içine girdikten sonra mesleği

yavaş yavaş sevmeye başladığını ve

bir daha da vazgeçemediğini tüm

içtenliğiyle anlatıyor.

Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

“Haz aldıkça daha da bağlandım”

Günler geçiyor, yemek hazırlamaktan

aldığı haz çoğaldıkça mutfağa ilgisi daha

bir artıyor, Aslan’ın. “Yine de lisede

profesyonel mutfağa girene kadar illa

aşçı olacağım kafasında değildim”

diyen Aslan, ilk stajını 1993 yılında İber

Otel Kemer’de yapıyor. Anımsadığına

göre, ilk zamanlar çok zorlanıyor. Buna

rağmen en büyük şansının, bir şeyler

öğretme çabasındaki ustalarla çalışmak

olduğunu anlatan Aslan, “O insanlar hem

mesleki hem hayat tecrübesi anlamında

kılavuzunuz oluyor. Aranızda gizli bir bağ

oluşuyor” diyor.

Stajının üç ayını “bir çırak adayının

çalışmak isteyeceği en son yer” olarak

tanımladığı kahvaltı bölümünde

geçirdiğini anlatan Aslan, her yeni günde

yemekten yapmaktan aldığı keyifle

zorlukları aştığını, günün sonunda

buna bir iş gibi bakmamaya ve aşçılık

mesleğine biraz daha bağlanmaya

başladığını söylüyor.

“Askerlikte bile kurtulamadım”

Murat Aslan için bundan sonrası su gibi

akıyor. Stajını yaptıktan sonra Antalya’nın

beş yıldızlı otellerinde çalışan Aslan,

daha sonra sırasıyla Divan Hotel ve

“hayatımın dönüm noktalarından biri”

olarak tabir ettiği Four Seasons Hotel’in

mutfaklarında tava sallıyor.

Murat Şef, ardından vatani görevi

için Ankara’ya gidiyor. “Askerde bile

kurtulamadım” dediği mutfakta, bu defa

üst rütbeliler için yemek pişirmeye devam

ediyor.


için ayrıldım”

diyor demesine

ama resmi

ortaklığın bittiği

günün ertesinde

bile şirkette

çalışmaktan

vazgeçmiyor.

Doors Grubu’na

veda ve yeni

başlangıçlar…

Sen istediğin

kadar yükünü

hafifletmeye

çalış, Murat

Aslan gibi işinin

ehli ve sektörün aranılan isimlerinden

biri olunca, sen iş yükünü ne kadar

azaltmaya çalışsan da o seni bırakmıyor.

Onunkisi, Doors Restaurant Grubu ile

bitmeyen bir teşrik-i mesai, bir de onu

anlıyorum. 2006 yılında gruptan bir teklif

daha aldığını söyleyen Aslan, bu defa

sekiz restoranlı grubun tüm mutfaklarına

sorumlu executive şef olarak atanıyor.

Gruba son vedasını 2010 yılında toplam

22 restoranla vedasını yapıyor, Hemen

arkasından İstanbul Gourmet Group’a

Kitchen Director olarak göreve başlıyor.

Grubun ilk markası olan Bread’s

Restaurant’larından İstanbul’da 3 ay

içinde 25 adet açıyorlar.

İstanbul’a dönüşünde kısa bir dönem

Circus Restaurant’ın mutfağında çalışan

Aslan’a 2001 yılında yeni kurulmakta olan

İstanbul Doors Restaurant Group’tan

teklif geliyor. Murat Aslan, daha 24

yaşında genç bir şef iken iki restoranlı

gruba executive chef olarak başlıyor,

grubu üç senenin sonunda beş restoranla

bırakıyor.

“Üç ortak, danışmanlık şirketi kurduk”

Şehir otelleri, resort deneyimler ve

İstanbul’un niş restoran mutfakları

derken Murat Şef, üç yılın ardından

Antalya’da Magic Life’e bağlı dört otele

mutfak koordinatörü olarak transfer

oluyor. İstanbul’dan sıkıldığını ve hayatını

biraz olsun değiştirmek amacıyla bu

kararı aldığını söyleyen Aslan, iki senelik

sözleşmenin bitmesiyle Carlo Bernardini

ve Erdem Dönmez ile beraber EMC

Catering ve Danışmanlık şirketini kuruyor.

Ne var ki, belli bir dönem sonra Aslan

ortaklıktan ayrılıyor. Şefe ayrılma nedenini

soruyorum, “Çok basit aslında, ikisi

bekardı, ben ise hem evliydim hem de

eşim hamileydi. Sürekli seyahat ettiğim


76

Big Chefs hikayesi

başlıyor!

Devam eden süreçte Murat

Aslan, 2011’de dönemin

başarısıyla öne çıkan

restoran zinciri BigChefs’e,

Mutfak Koordinatörü

olarak atanıyor. “Neden

BigChefs?” diye soruyorum,

deneyimli şefe. Markayı

ayrıcalıklı kılan en

belirgin özelliğinin sosyal

sorumluluk konusundaki

bilinç ve farkındalık düzeyi

olduğunun özellikle altını

çizmek isteyen Aslan,

bunda Gamze Cizreli gibi

tecrübeli ve duyarlı bir

restoran işletmecisiyle

çalışmanın büyük bir avantaj

oluşturduğunu söylüyor.

“Toprağın Kadınlarından

Sofralara” projesiyle bugüne

dek 25 kadına ulaştıklarını

söyleyen Aslan, Anadolu’dan

kopamadıkların belirterek,

“Çünkü özümüzde bu

var. Her menümüzde

mutlaka Anadolu’dan bir

parça oluyor. Misal yaprak

sarma, olmazsa olmazımız.

BigChefs olarak insanlara

lezzetlerimizle dokunmayı

seviyoruz” diyor.

BigChefs markasının 2019’da yeni restoran

konseptleri ve şubeleriyle büyümeye devam

edeceğini söyleyen Aslan, yurt içinde açılacak

6-7 şube açılışının yanı sıra yeni dönemde yurt

dışı yatırımlarına daha da ağırlık vereceklerini

anlatıyor. Frankfurt’ta kendi yatırımlarını hayata

geçirmeyi planladıklarını dile getiren Aslan,

İstanbul’da ise Büyükçekmece ve Moda’da yeni

adreslerini hizmete açacaklarını söylüyor.


Murat Aslan kendini hangi mutfaklara

daha yakın hissediyor?

-Ben kendimi mutfağa yakın

hissediyorum. Hayatım boyunca

pastanede çalışmadım. Biz aşçıyız,

yapabildiğimiz her şeyi yapmakla

mükellefiz.

Sizce bir tabak nasıl sunulmalı?

-Ben öncelikli olarak tabaktaki lezzete

odaklanırım. Bir yemekte ana yemek

oranı, garnitürler ve sos dengesi

sağlanmadıktan sonra isterseniz Eyfel

Kulesi yapın, hiçbir anlamı yok! Başarı,

denemekten geçiyor. İyi bir iş çıkarmak

istiyorsanız, çalıştığınız mekana göre

farklı sunum tarzları çalışmalısınız.

İlk kitabı ‘Bir

Aşçının Dünlüğü’

kitabının ardından,

yakın bir zamanda

‘Kelimelemeler’

adlı şiir kitabını

da çıkaran Murat

Aslan, görme

engelliler için

tasarlanan bu

kitabının gelirini,

engelli çocuklara

burs olarak

bağışlamayı

amaçlıyor.

Lezzet kriterleriniz neler?

-En iyi malzemeye sahip ama adam

lezzetli pişiremiyor. Neden mi? Çünkü

eğitim yok, beceri yok, tecrübe yok!

Lezzet için sadece malzeme yetmiyor.

Pişirme tekniklerine hakimiyetinle,

ekipman bilginle mutfakta var olacak,

personelin psikolojisini önemseyecek ve

yön vereceksin…

İyi bir şef nasıl olunur?

-En iyi şef diye bir şey yok! Biz hayat

boyu öğrenmeye devam eden insanlarız.

Birileri ben çok iyiyim diyorsa ya yalan

söylüyordur ya da kendini övüyordur.

Hayat boyu öğrenmeye devam eden

bir insan nasıl iyi olabilir? Türkiye’de gerçekten çok iyi

aşçılar var. Herkes de çok iyi olmak için bu işi yapıyor. İyi

yapanlar var, hata yapanlar var. Onun için kötü diyemem,

çok iyi aşçılar da var çünkü.

Ekibini iyi yönetebilen, müşteriyi memnun eden, lezzetli

yemek yapabilen adam. Bu kadar basit. Hatta müşteriyi

de değil, ekibini, müşteriyi, işletmeyi memnun edebilen,

lezzetli yemek yapabilen personel. Bunları yaptığı zaman

zaten kendisi memnun oluyor.

Evde yemek pişiriyor musunuz?

-Çok nadir. İşimizin yoğunluğundan dolayı evde yemek

yapmaya çoğunlukla vakit olmuyor.

Bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz?

-Her şefin belli bir süre tecrübe edindikten sonra kendi

işini yapma isteği vardır. Ben de yazlık bir yerde, belki

Ege belki de yurt dışında bir yerde evim olsun, yanında

da restoranım olsun, doğal ürünlerle yemek yapayım

istiyorum tabii.


78

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

GTD, gastronomiye değer

katanları onurlandırdı

Gastronomi Turizmi Derneği, sektöre değer katanları unutmadı; Elite World

İstanbul ev sahipliğinde düzenlenen ödül töreniyle onurlandırdı.

18 Ocak Cuma akşamı GTD tarafından

Elit World İstanbul’da gerçekleştirilen

2019’a Merhaba Gastronomi Yılı

Gecesi’ne farklı kent ve yörelerden

beklenenin ötesinde ilgi ve katılım oldu.

Aşçısından akademisyenine, tadımcısından

gurmesine, işletmecisinden profesyonel

yöneticisine, yazarından gazetecisine

gastronomi turizmine gönül vermiş, ter

akıtmış, değer katmış hemen herkesi

kucaklayan “Tatlar ve Kokular” temalı

gece, geçmiş yılın yorgunluğunu bir parça

da olsa unutturmak, gelecek yıl için moral

verip dostlukları pekiştirmek amacıyla

özel olarak tasarlandı.

Boztepe: “2019 için hedeflerimiz daha da

yükseldi”

Gastronomi Turizmi Derneği (GTD)

Başkanı Gürkan Boztepe, gecenin açılış

konuşmasında “Bu akşam sadece bir ödül

töreni yapmıyoruz. Gastronomi turizmine

değer katanlar gecesi yapıyoruz. Bize

değer katan çok farklı noktadan Anadolu

insanları aramızda. Her birine ayrı ayrı

teşekkür ediyorum.” dedi.

Gastronomi turizmini hem Türkiye’de

hem de ülke sınırları dışında tanıtmak

amacıyla en yaygın temsilci ağına sahip

olduklarına dikkat çeken Boztepe, 2019’da

hedeflerinin daha da yükseldiğini dile

getirdi. Boztepe, gerek TÜRSAB gerekse

Kültür ve Turizm Bakanlığı düzeyindeki

ilişki ve iş birliklerinin giderek ülke

sınırlarını aşan, devletler düzeyinde resmi

anlaşmalar yapan tek sivil organizasyon

konumuna geldiklerini belirtti ve “Bu

hedeflere ulaşmak için bize ve sektöre

gönül vermiş herkesi GTD olarak

kucaklamak istedik. Çünkü hedeflerimize,

güçlerimizi konsolide ederek

ulaşabileceğimizin farkına varacağımız bir

2019 var önümüzde” diye konuştu.

Ayık: “Ege Bölgesi’nin de bu kervana

katılması lazım”

Gastronomi Turizmi Derneği’nin

Elite World İstanbul’da düzenlediği

“Gastronomiye Değer Katanlar” gecesinde

konuşan TÜROFED Başkanı Osman Ayık

ise, Türk gastronomisinin ülkemizde ve

dünyada gelişmesi için federasyon olarak

GTD ile iş birliğine hazır olduklarını

kaydetti. Dünyada gastronomi turizminin

yükselen bir trend olduğunu, Türkiye’nin

de bu alana daha fazla ağırlık vermesi

gerektiğini kaydeden Türkiye Otelciler

Federasyonu (TÜROFED) Başkanı

Osman Ayık, “Antep, Hatay, Adana

bölgesi birtakım çalışmalar yapıyor.

Ama bakıyoruz, gastronomide en az

hareketlenmiş bölgelerden bir tanesi,

Ege. O bölgenin de bu kervana katılması

lazım. Türkiye’nin gastronomi alanındaki

zenginliği ancak bu şekilde tanınır” dedi.

“Sentez mutfağımızı dünyaya sunmalı ve

markalaştırmalıyız”

Türkiye’nin sadece kebap sunan bir ülke

olmadığını, bunun aksine zengin bir

gastronomik çeşitlilik sunduğuna vurgu

yapan Ayık, “Ülkemiz sentez bir mutfağa


sahip aslında. Bizden önce yaşamış birçok medeniyetin

devamıyız. Bu çeşitliliği de çok kısa süre içinde tüm

dünyaya sunmamız ve marka haline getirmemiz lazım.”

dedi.

“TÜROFED-GTD iş birliğine hazırız!”

Osman Ayık, konuşmasının devamında TÜROFED olarak

iş birliği yapmaya hazır olduklarını ifade ederek, “Gürkan

(Boztepe) Bey ile çok sık bir araya geliyoruz. Bu yıl

içinde birkaç tane önemli organizasyonumuz olacak.

Biliyorsunuz, 2019, Türk-Rus Kültür Yılı. İki ülkede de

yapılacak birçok organizasyonda turizm ve gastronomi

olmak üzere çeşitli kardeş dernekler yer alıyor.

Muhtemelen bu etkinlikler kapsamında birlikte çalışmalar

yapmamız lazım. Bu ülke 5.5 milyondan fazla Rus misafir

ağırlıyor. O zaman kendimizi çok daha iyi anlatmalıyız. Bu

bizim 2019’da yapacağımız ilk adım da olabilir” dedi.

“Avrupa’yı da tanıtım çalışmalarımıza katmalıyız”

Osman Ayık, Türk-Rus Kültür Yılı dışında Avrupa’ya

yönelik tanıtım çalışmalarında da birlikte hareket

edebileceklerinin altını çizerken, özellikle Kültür ve Turizm

Bakanlığı’nın katıldığı fuarlara işaret ederek, “Bugüne

kadar gastronomi alanında yaptığımız faaliyetlerin çok

daha ötesinde aksiyonlar almamız lazım. Bu konuyu

önümüzdeki günlerde mutlaka değerlendirip, 2019 ve

ondan sonraki yıllar için topyekün tanıtma faaliyetleri

içine dahil edebiliriz. Bu sayede gastronomi turizmi

konusundaki farkındalığın artacağına ve umduğumuzdan

daha hızlı yol kat edileceğimize güvenim tam” diye

konuştu.

Kokuların Tatlar Üzerindeki Etkileri anlatıldı

GTD’nin 2019’a Merhaba Gecesi, özel teması, sürprizleri,

lezzetli mönüsü ve sunumlarıyla tadı damakta, kokusu

genizde kalan bir gece oldu.

Sektöre emek ve değer katan seçkin konukları ve GTD

üyeleri için özel olarak tasarlanan yeni yıl yemeğinin

tematik kısmında “Kokuların tatlar üzerindeki etkileri”

anlatıldı. Kış aylarını hafızamızda en iyi canlandıran Tarçın,

Karanfil, Defne, Vanilya, Kişniş gibi baharat kokularıyla

birlikte, Selçuklu ve Osmanlı kültüründe Saray’da

pişirilen yemeklerdeki kokulardan Saray kadınlarının

ve padişahların tercih ettiği kokular ve anlamları

hakkında bilgiler verildi. Kişiye özel koku seçiminin

püf noktalarından yılbaşında parfüm hediye almanın

inceliklerine kadar uzanan uygulamalar gerçekleştirildi.

Gastronomi turizmine değer katanlar unutulmadı

Renkli ve hoş sürprizleri ile de hatırlarda yer edecek

gecede, “Gastronomi Turizmine Değer Katanlar” da

unutulmadı ve her birine katkılarından dolayı tek tek

teşekkür edildi.

TÜROFED Başkanı Osman Ayık, Günaydın Et’in sahibi

Cüneyt Asan, Wyndham Grand Kalamış Marina Hotel

Executive Şefi Mehmet Yalçınkaya, DEN DEN Yatçılık

Sahibi Tamer Köseoğlu, İstanbul Rehberler Odası Başkanı

Sedat Bornovalı, Karaköy Güllüoğlu’nun sahibi Nadir

Güllü, Türkiye Şefler ve Aşçılar Federasyonu Başkanı

Yalçın Manav, Koçulu Peynircilik’in sahibi İlhan Koçulu,

eski Turizm Bakanı Bülent Akarcalı ve turizmci Cem Kınay

gecede teşekkür plaketi alan isimler arasında yer aldı.


80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

2. Global

Gastro

Ekonomi

Zirvesi

12 Mart’ta

düzenleniyor

2. Global

GastroEkonomi

Zirvesi’ni hayata

geçirmeye hazırlanan

TURYİD, Türkiye’nin

‘gastronomi turizmi’

konusundaki

gelişimine ve Türkiye

için oluşturulacak

ekonomik katma

değere odaklanıyor.

Turizm Restoran Yatırımcıları ve

Gastronomi İşletmeleri Derneği

(TURYİD), bu yıl ikinci kez

düzenleyeceği Global GastroEkonomi

Zirvesi’nde tüm dünyadan sektör

profesyonellerini, gastronomi

meraklılarını ve alanında çığır açan

isimlerini bir araya getirecek.

Gastronomi Ekonomisi, Gastro

Diplomasi, Gastronomi Turizmi ve

Sosyal Gastronomi gibi konular, 12

Mart’ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi

Sarayı’nda, alanında uzman isimlerle

masaya yatırılacak. Türkiye’nin sahip

olduğu tarihsel birikimin ve günümüz

kültürünün harmanlanmasının bir

sonucu olan bu eşsiz mutfağın tüm

dünyaya açılması için önemli bir adım

olan Zirve ile ülkemizin ‘gastronomi

turizmi’ konusundaki potansiyeline

odaklanılacak.

Dünyaca ünlü pek çok ismi

ağırlayacak

‘Gastro Diplomasi’nin ülkemize

sağlayacağı ekonomik katma

değeri ortaya çıkarmak için için

çalışmalarını sürdürdüklerini ifade

eden TURYİD Başkanı Kaya Demirer,

“Türkiye’deki restoran ve şeflerin

dünya standartlarındaki yetkinliklerini

biliyor ve gelişimleri için destekliyoruz.

Restoran ihracatı ve Turquality

ile sahip olunan potansiyelin yurt

dışında da ülkemizin marka değerini

artıracağına inanıyoruz. Tüm bu

başlıkların sağlam temeller üzerinde

yükselmesi; sektörümüz ve ülkemiz

için fayda sağlayabilmesi adına bu yıl

ikinci kez düzenleyeceğimiz zirvede

dünyaca ünlü pek çok ismi ağırlayacak;

onların bilgi ve birikimlerinden

faydalanırken biz de ülkemizin sahip

olduğu değerleri onlarla buluşturma

imkânı bulacağız” ifadelerini kullandı.


82

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

2019’un gastronomi trendleri

konuşuldu

Mutfakta prestijin ve mükemmelliğin simgesi Le Cordon Bleu’nün ünlü mezun şefleri ve sektörün

vizyonerleri 2019 yılının gastronomi trendlerinden öne çıkan atıksız mutfak ve sürdürülebilirlik konusunu

sektörle paylaştı!

Dünyanın en prestijli mutfak

sanatları okulu Le Cordon

Bleu ile Özyeğin Üniversitesi

iş birliğinde bu yıl 3.sü düzenlenen,

“Gastronomi Trendleri Buluşması

2019” Le Cordon Bleu mezunu ünlü

şefler ve kanaat önderleri ile 15 Ocak

Salı günü Fransa Sarayı’nın büyülü

atmosferinde “Atıksız Mutfak” teması

ile gerçekleşti.

Etkinliğin açılış konuşmasını

Fransa Başkonsolosu Bertrand

Buchwalter ve Le Cordon Bleu Türkiye

Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu

yaptı. Başkonsolos Buchwalter,

Fransa’nın atıklar üzerine yürüttüğü

politikalardan bahsederek, 2 ülkenin

yemeğe verdiği önemi ve sofrada

geçirilen zamanın paralelliğine

vurgu yaptı. 2018’de gastronomi ve

gastronomi turizminin önemli bir

ekonomik kaynak olduğu konusunda

farkındalığın arttığını belirten Le

Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne

Ertan Tüysüzoğlu ise, ekonomide

sürdürülebilirliğin esas olduğunu ve

bunun da ancak, şeflerden üreticilere;

işletmecilerden seyahat acentalarına

dek tüm paydaşların dahil olduğu

bütünsel bir yaklaşım içinde, devlet

desteği, sivil toplum örgütleri ve

üniversitelerin katkısı ile mümkün

olabileceğinin altını çizdi. Defne Ertan

Tüysüzoğlu sözlerini “Bu konuları

derinlemesine incelemek ve özellikle

yeme-içme sektöründe ne gibi

tedbirler uygulanabileceğini Le Cordon

Bleu Eğitmen Şefleri, mezunları ve

sektörün kanaat önderleri ile birlikte

değerlendirmek için 3. Gastronomi

Trendleri buluşmasını “Atıksız Mutfak

ve Sürdürülebilirlik” çerçevesinden ele

almak istedik.” şeklinde bitirdi.

Atıksız mutfak reçeteleriyle

hazırlanan lezzetler tadıldı

Yeni fikirlerin mercek altına alındığı

buluşmada; Le Cordon Bleu Yönetici


Eğitmen Şefi Erich Ruppen, Le

Cordon Bleu Mezunları; Londra

Yaz Restaurant’ın Yönetici Şefi

Umut Karakuş, Markus Prime Ribs

Society’nin kurucu ortağı Emirhan

Paralı, Eğitmen Şef ve “Bakır Tencere”

yemek kitabının yazarı Semen Öner,

“Şerife ile Yaşam” programlarını

hazırlayan ve permakültür tasarımcısı

Şerife Aksoy, Nicole’ün Mutfak Şefi

Aykut Doğanok ve 10’dan fazla ülkede

catering hizmeti veren İsrailli Şef Omri

Magal, trendleri ve sektörün yönelimini

değerlendirdi. The Marmara Collection

Taksim ve Esma Sultan Yalısı Executive

Şefi Tolga Özkaya ise “Mutfaklarda

gelişen teknoloji, çalışanların eğitimi

ve farkındalığın artması ile birlikte

kaynakların etkin kullanımı konusunda

gelişmeler yaşanmaktadır” sözleriyle

konuşmasını tamamladı. Etkinliğe özel

atıksız mutfak reçeteleriyle hazırlanan

lezzetler tadıldı.

Panelde fikir ve deneyimler paylaşıldı

Bu sene ilk defa; Hürriyet köşe yazarı

Müge Akgün moderatörlüğü’nde

gerçekleşen panelde, WWF Genel

Müdürü Aslı Pasinli, İnce Kiler’in

kurucusu Nazlı Pişkin, Swissotel’in

Executive Şefi Ali Ronay, yemek yazarı,

editör ve danışman Cemre Narin,

Ek Biç Ye İç’in Genel Koordinatörü

Aycan Tüylüoğlu “Atıksız Mutfak”

konusundaki fikir ve deneyimlerini

paylaştı. WWF Genel Müdürü Aslı

Pasinli özellikle plastik tüketiminin

zararları konusunda çarpıcı rakamlar

verdi. “Her gün İstanbul’da garnitür

kaynaklı çöpe giden gıda 13 kamyon.

Restoranlarda seçmeli garnitür

sunarak, tek kullanımlık ambalajlar

kullanmayarak, streç film yerine

tekrar kullanılabilir cam malzemeler

kullanılarak bu atığı sıfırlamak

mümkün. Hepsi ama hepsi parmağımız

ucunda, iş karar vermeye bakıyor”

diyerek konuşmasını sonlandırdı.


84

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Norveçli Şef tezgahın başına geçti...

Dünyaca ünlü Norveçli Şef Gunnar Hvarnes, Norveç Deniz Ürünleri Konseyi’nin

davetlisi olarak geldiği İstanbul’da basın mensuplarıyla birlikte çok keyifli bir

etkinliğe imza attı. Gunnar Hvarnes ile birlikte tezgahın başına geçen basın

mensupları, güveçten pateye uzanan lezzetleri ustalıkla hazırladı.

Bocuse d’OR ödüllü Norveçli Şef

Gunnar Hvarnes, Norveç Deniz

Ürünleri Konseyi’nin davetlisi olarak

İstanbul’a geldi. İlk gün, beş yıldızlı

otellerin Türk şeflerine çok özel bir

yemek şovu düzenleyen dünyaca ünlü şef,

ikinci gün ise basın mensuplarına özel bir

atölye etkinliğine imza attı.

15 Ocak Salı günü d.ream Academy’de

gerçekleşen atölye etkinliğinde basın

mensupları, “Kızarmış ekmek üzerine

füme somon pate”, “Japonez sosu ve

kişniş ile marine edilmiş somon” ve

“Patlıcanlı, naneli, Çin lahanalı somon

güveç” hazırladı. Şef Gunnar Hvarnes’ten

tam not alan basın mensupları,

birbirilerinin hazırladıkları yemeklerin

tadına bakmayı da ihmal etmedi.

Hvarnes: “Türk damak tadına uygun

lezzetler hazırladık”

Norveç somonunun dünyanın farklı

mutfaklarından pek çok lezzet ile

eşsiz bir uyum sağladığını söyleyen

Şef Hvarnes, “Bugün hazırladığımız

yemeklerde Türkiye’den malzemeler

kullandım. Bu da yemekleri benim de

çok sevdiğim Türk mutfağına ve Türk

damak tadına daha çok yaklaştırdı”

dedi.

Zimowski: “Her gün 14 milyon öğünde

Norveç somonu tüketiliyor”

Etkinlik boyunca basın mensuplarının

sorularını yanıtlayan Norveç Deniz

Ürünleri Konseyi Türkiye Direktörü

Anette Grottland Zimowski ise

Norveç’in bin yıla uzanan balıkçılık

mirası hakkında bilgi verirken “Binlerce

kilometrelik sahil şeridimizdeki

soğuk ve berrak sular, bize balıkçılık

yapmak için mükemmel doğal

koşulları sunuyor. Biz de bunu en iyi

şekilde değerlendirmek için büyük

çaba gösteriyoruz. Norveç’te somon

endüstrisi özellikle son 20 yılda,

ileri teknoloji kullanımıyla birlikte

sürdürülebilir ve çok kaliteli bir sektör

haline geldi. Bunun neticesinde dünya

genelinde her gün 14 milyon öğünde

Norveç somonu tüketiliyor. Bu rakam,

Norveç’in küresel anlamdaki büyük

başarısını kanıtlarken bizleri de

gururlandırıyor” diye konuştu.

10 Türk tüketiciden 6’sının tercihi Norveç somonu

•Dünyada her 10 deniz ürünleri tüketicisinden 7’si, satın alırken kökenin önemli olduğunu düşünüyor.

•Deniz Ürünleri Tüketici Endeksi’ne (Seafood Consumer Index) göre, Türkiye’de gıda güvenliği giderek önem kazanıyor. 2017’de 100

kişiden 14’ü gıda güvenliğini öncelikli kriterleri arasında değerlendirirken 2018’de bu oran yüzde 22’ye çıktı.

•Türk tüketiciler somonu ilk olarak sağlık ve lezzet nedeniyle tercih ederken gıda güvenliği ve sürdürülebilirliği de önemli kriterler

arasında nitelendiriyor.

•Türk tüketicilerin yüzde 61’i somon tercihlerini Norveç somonundan yana kullanıyor.


86

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Fransız Sarayı’na kasa kasa giren en geleneksel ve muhteşem tatlarımızdan Türk

Lokumu, Türk mutfağının popülerliğini ve dünya çapında tanınmasını artırmak için

çalışmalar sürdüren Turkey ONE Derneği’nin çabalarıyla, Versailles Sarayı’nda

düzenlenen özel galada davetlilere hediye edildi.

Türkiye Ortak Nesiller Entegrasyonu

Derneği’nin (T-ONE),bir süre önce

başlattığı Türk mutfağını tanıtım

kampanyası uluslararası çapta etki

oluşturmaya devam ediyor. T-ONE Derneği

Gastronomi Komitesi tarafından, Türkiye’nin

seçkin restoranları, mutfak okulları,

organizasyonları ve akademileri olmak üzere

Türk lezzetlerini tanıtmak amacıyla başlatılan

çalışmalara bir yenisi eklendi.

Paris’teki Uluslararası Kanseroloji

Enstitüsü’nün yararına Versailles Sarayı’nda

kansere karşı düzenlenen gala gecesinde

Türk lokumunun ikram edilmesi T-ONE

derneği girişimi ile gerçekleşti.

T-ONE Derneği Başkanı Demet Sabancı

Çetindoğan ve Gastronomi komitesinin

çabaları sonucu uluslararası bir

organizasyon olan “Charte de Paris Contre

le Cancer” Vakfı’nın 19. geleneksel gecesi

için Paris’te Versailles Sarayı’nda düzenlenen

Gala yemeğinde tatlı olarak şık bir sunumla

Türk Lokumunun ikram edilmesi sağlandı ve

konuklar tarafından büyük beğeni aldı.

Sabancı Çetindoğan: “Türk lokumunu

uluslararası bir organizasyonda tanıtmak

istedik”

T-ONE Derneği Başkanı Demet Sabancı

Çetindoğan,“T-ONE derneğimizin

Gastronomi Komitesi ile yürüttüğümüz

çalışmalarda ve derneğimizin girişimleri

sayesinde Ünlü aşçı Wolfgang Puck, 4

Mart 2018 gecesi gerçekleşen Oscar Ödül

Töreni’nin yemek menüsüne üç Türk yemeği

ikram etmişti. Oscar Töreni Gala Yemeği

menüsünün yıldızı da böylece Adana Kebabı

olmuştu. Wolfgang Puck da bu menüden

çok memnun olduğunu, konuklarının da çok

beğendiğini bilhassa kendisi bizlere iletmişti.

Bu atılımımız derneğimize örnek oldu ve

geleneksel en muhteşem lezzetlerimizden

biri olan Türk lokumunu da uluslararası

bir organizasyonda tanıtmak istedik. Türk

lokumu artık dünyaya mal olmuş bir lezzete

dönüşmüş durumda. Lokum sadece

Türk toplumu ve dış dünyaya yayılmakla

kalmamış, birçok ünlü ismin de damağına

dokunmuş bir tatlıdır.

Bu isimlerin başında lokum sevdasıyla

Napolyon Bonapart ve ünlü ressam Picasso

geliyor. Napolyon’un lokumla tanıştığı andan

itibaren kasa kasa sarayına lokum sipariş

etmiş olduğu ve şekerleme niyetine yediği

bu tattan vazgeçemediği, Picasso’nun da

konsantrasyonunu yükseltme amacıyla

lokum yemeyi tercih ettiği tarih sayfalarından

yer almaktadır. T-ONE Derneği Gastronomi

Komitemizin girişimleri sayesinde

uluslararası bir organizasyon da Türk

lokumunun ikram edilmesi Türk mutfağı

adına sevindirici bir gelişmedir.” dedi.

Dünyaca ünlü saygın hükümet, iş, sanat ve

cemiyet dünyasından isimler katıldı

“Charte de Paris Contre le Cancer” vakfının

19. geleneksel gecesi için Paris’te Versailles

Sarayı’nda düzenlenen gala yemeğine;

SAR Princesse Lea de Belgique (Belçika

Prensesi Lea), SAR Charles-Xavier de

Bourbon Parme, Duc de Parme et de

Plaisance, M. et Madame François Pinault,

M. et Mme René de Picciotto, M. et Mme

Jean-Michel Signoles (Goyard’ın sahibi

), Mme Karin Nebot (Kaviari), M. et Mme

Adnan Kassar, M. Georges Blanc, M. Jean-

François Piège, M. Pierre Hermé, M. Eric

Fréchon, Mme Vaimalama Chaves, Miss

France 2018, M. Jean-Pierre Raffarin, ancien

Premier Ministre ( Eski Başbakan), M. Luc

Chatel, ancien Ministre ( Eski Bakan), M. et

Mme Gérard Perse (Château Pavie), SEM

l’Ambassadeur Jamie McCourt (Royaume

Uni) ve Lady Monika del Campo Bacardi gibi

dünyaca ünlü saygın hükümet, iş, sanat ve

cemiyet dünyasından isimler katıldı.


...PROFESSIONAL FURNITURE SOLUTIONS...

Hotel Restaurant Cafeteria Mobilyaları

Adres : Yeni Mah. Şehit Polis Ahmet

toprakoğlu Cad. no 118 Sarıçam/ADANA

0(533) 779 58 79

0(533) 77907 69

info@horecamobilya.com


hotel restaurant

88 & hi-tech

gastro güncel röportaj

Baristalık ateşini

bu etkinlik fitilleyecek!

Bu yıla iki yeni projeyle girmeye

hazırlanan Dream Sales Machine,

23 Mart 2019 tarihinde UNIQ

İstanbul Glass Room’da düzenleyeceği

Barista Clash için gün sayıyor.

Baristanın sektördeki önemini

vurgulayarak bireysel yeteneklerin

sergilenmesini, baristaların ihtiyaçları

ve isteklerine odaklanarak kahve

sektörüne değer katmayı, kahveye

ve baristalık mesleğine olan tutku ve

heyecanı yaymayı hedefleyen etkinliğin

detaylarını dsm group Kurucu Başkanı

Alper Sesli ile konuştuk.

Dream Sales Machine’in Barista Clash

etkinliği hakkında bilgi verir misiniz?

Barista Clash etkinliğimizi 23 Mart 2019

tarihinde UNIQ İstanbul Glass Room’da

düzenleyeceğiz. Barista Clash’ta amatör

ve profesyonel baristalar 5 kategoride

yarışacak ve hünerlerini sergileyecekler.

Şubat ayında yapılacak ön eleme sonucunda

32 Barista Clash yarışmacısı belirlenecek

ve yarışma günü 5 farklı kategoride karşı

karşıya gelecekler. Baristaların yarışmaya

katılmak için dsmbilet.com adresinden

başvuru yapmaları gerekiyor. Barista Clash

yarışmasının şampiyonu, La Marzocco

Linea Mini ev tipi espresso makinesi ve

10.000 TL, ikinci olan barista ise 2.500

TL nakit para ödülünün sahibi olacak.

Nitelikli kahve deneyimi, müzik ve çeşitli

etkinliklerin yer alacağı Barista Clash

yarışmasını izlemek isteyenler ise biletlerini

dsmbilet.com‘dan alabilirler.


dsm group Kurucu Başkanı

Alper Sesli

Bu farklı etkinliği hangi amaçla

düzenliyorsunuz? Hedefiniz nedir?

Nitelikli kahve ile tüketici arasında önemli

role sahip olan baristaların yeteneklerini

sergileyebilmelerine imkan sağlayan keyifli

bir yarışma platformu olan Barista Clash,

kahve tutkusu ile yola çıkmış baristaları,

baristalığı yaşam şekli haline getirenleri,

barista adaylarını, kahve sektöründe

çalışanları, bu sektörde kariyer yapmayı

hedefleyen kişileri ve kahve hakkında daha

fazlasını öğrenmek isteyen kahveseverleri

aynı çatı altında topluyor.

Barista Clash, baristanın sektördeki

önemini vurgulayarak bireysel yeteneklerin

sergilenmesini, baristaların ihtiyaçları ve

isteklerine odaklanarak kahve sektörüne

değer katmayı, kahveye ve baristalık

mesleğine olan tutku ve heyecanı yaymayı

hedefliyor.

Türkiye’de yeni nesil kahve lezzetleri

yaygınlık kazanırken, baristaların beceri,

yetenek düzeyi hakkında neler söylemek

istersiniz?

Aslında 3. dalganın Türkiye’de kahve

endüstrisinde oluşturduğu dalga ile

doğru orantılı olarak çok ciddi bir mahalle

kahveciliği ve barista kültürü gelişti, nitelikli

kahve içme talebindeki yükseliş görüldü.

Sektörel büyüme hızı ve istihdam rakamları

da hızla yükseldi. 2017 yılında İngiltere’nin

ardından Türkiye ve ardından Rusya

pazarları Avrupa pazarının en hızla büyüyen

üç ülkesi idi.

Doğal olarak tüketim rakamlarının kişi

başı yükseldiği bir endüstride en önemli

unsurlardan biri gerek stilleri gerek kahve

bilgileri ve gerek tecrübeleriyle baristalar

oldu.

Diğer bir söylem ile yükselen nitelikli

kahve arzı ve tüketimi arasındaki en

önemli köprüyü baristalar inşa ettiler.

Henüz başında olduğunu düşündüğümüz

bu büyüme eğrisinde son 5 yıl içindeki

yakaladığı popülarite ile barista olmak

değerli bir meslek ve değerli bir bireysel

ifade biçimi oldu. Avrupa ana karası,

Avustralya ve Kuzey Amerika’daki

meslektaşlarına göre daha yolun başında

gözükebilirler, fakat değiller. Pazarın

büyüme eğrisinde daha hızlı kişisel

gelişimine önem veren ve geliştiren ciddi

bir meslek sınıfı olarak yükseliyorlar. Temel

hedefin değerlerini artırarak gelirlerinin de

artacağı bir çizgiye taşımak aslında sektörü

çok geliştirecektir.

Kısacası, ülkemizin birçok noktasında

yükselen bir barista kültürümüz var ve

gerçekten iyiler. Örnek vermek gerekirse

SCA (Nitelikli Kahveciler Birliği) tarafından

düzenlenen şampiyonalarda son 8 yıl içinde

hemen hemen her yıl farklı kategorilerde

Türkiye şampiyonu olmuş baristalarımız

çok iyi dereceler alırken Dünya Şampiyonu

da oluyorlar. Bizler değil dünyanın en saygın

jürileri bu kararı veriyor. Bu da aslında

gelinen düzeyin çok iyi bir özeti.

Türkiye‘de nitelikli kahve endüstrisinin

geldiği aşama hakkında neler

söyleyebilirsiniz?

Son 5 yıl içinde Avrupa’da en ciddi kahve

dükkanı yatırımı yapılan ilk 3 ülke içindeyiz.

AVM’ler ve ana caddeler aslında alacağını

aldı ve bol miktarda kahve dükkanı ya

da zincirine ev sahipliği yapıyorlar. Fakat

önemli değişimler aslında arka sokaklarda

yaşanıyor. Nitelikli kahve deneyiminin

peşinde koşanlar, bağımsız kahve

markalarını heyecanla kovalıyorlar artık. Bu

bağlamda önümüzdeki 5 yıl içinde ağırlıklı

olarak ülkemizin orta batı ve batısında ciddi

bir yatırım dalgasının süreceği çok aşikar.

Nitelikli kahve içmek ve sunmak adına yola

çıkanlar için ufak dükkan yatırımcılığı,

mahalle tipi kahve dükkanlarını çok

arttıracak gibi gözüküyor.

Niteliklik kavurmacı sayısı aynı hızda

yükselmemekle birlikte çok ciddi yatırım

büyüklükleri gerektirmesine karşın hızlı

bir ivme ile gelişiyor. Endüstrinin bağımsız

kahve dükkanları alanında ülke genelinde

zincir tarafındaki 4000 dükkana karşılık, şu

an 1000’inin üzerine çıkmış sayıları ile kısa

bir süre sonra sabah evinizden çıkarken

keyifle kahvenizi alacağınız ve hatta sizi

görür görmez sevdiğiniz kahveyi hazır edip

size sunan baristalarınızla yaşama keyif

katmaya devam edeceksiniz.

Dream Sales Machine olarak 2019 yılında

düzenleyeceğiniz etkinlikler hakkında

bilgi verir misiniz?

2019 yılında iki yeni projemizden biri

Barista Clash, diğeri İCS İstanbul Coffee

Summit. Global anlamda kahve ve kahve

endüstrisinin paydaşlarının katılacağı

uluslararası bir iş konferansı. Ayrıca müzik

endüstrisinde çok ama çok özel bir projeye

çalışıyoruz. Yetiştirebilirsek 2019 yılında

lansmanını yapmak istiyoruz. Markalara

ve festival ziyaretçilerine farklı deneyim

platformları sunan bir etkinlik ajansı

olarak, 2018 yılında binlerce kişinin ziyaret

ettiği Reformist etkinliğimizde sağlıklı

yaşam akımının tüm bileşenlerini bir araya

getirmiştik. 2019 yılında çok daha geniş

bir perspektifle Reformist‘in ikincisini

gerçekleştireceğiz.

İstanbul Coffee Festival, 19–22 Eylül

tarihleri arasında düzenlenecek

İstanbul Coffee Festival‘i ise 19–22 Eylül

tarihleri arasında düzenleyeceğiz. İstanbul

Coffee Festival dinamik bir etkinlik ve her

yıl yenilenerek, uluslararası katılımlarla ve

özel etkinliklerle büyüyerek gelişiyor. Ayrıca

her festivali belli bir konsept kapsamında

gerçekleştirerek kahvenin sınırsız

dünyasında yenilikçi açılımlar yapıyoruz.

2019‘da da ziyaretçilerimizi sürpriz

etkinlikler ve çok zengin bir program

bekliyor. Diğer yandan, Ankara Coffee

Festival 2. yılında 25.000 bin ziyaretçi ile

başka bir kategoride hızla büyüyor. 2019‘da

büyük şehirlerimizden bir tanesinde daha

başlıyoruz. İstanbul’a 40-45 bin, Ankara‘ya

30 bin, diğer şehrimize ise ilk yılında 25

bin kişi bekliyoruz. Kısacası bu yıl 100 bin

kahvesevere dokunmayı hedefliyoruz.

Bir başka marka etkinliğimiz İstanbul

Comics and Art Festival‘i ise 2018 yılında

‘kimlik‘ temasıyla düzenlemiş ve 10.000‘in

üzerinde sanatseveri ağırlamıştık. Çizgiye

dair her şeye ev sahipliği yaptığımız bu

festival, aynı zamanda sokak sanatına

ve kültürüne de ev sahipliği yapan tek

platform. 2019 yılında sürprizlerle gelecek.

“Önümüzdeki 5 yıl içinde

ağırlıklı olarak ülkemizin

orta batı ve batısında ciddi

bir yatırım dalgasının

süreceği çok aşikar.

Nitelikli kahve içmek

ve sunmak adına yola

çıkanlar için ufak dükkan

yatırımcılığı, mahalle tipi

kahve dükkanlarını çok

arttıracak gibi gözüküyor.”


hotel restaurant

90 & hi-tech

gastro güncel

7 Milyar Dolar’lık pazarın

2023 ihracat hedefi

13,7 milyar dolar

Türkiye’de 7 milyar doların üzerinde

pazar payına sahip Hububat,

Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve

Mamulleri ile üretim sürecindeki Gıda

Makineleri sektörünün buluşma noktası

IBAKTECH (Ekmek, Pasta, Dondurma,

Çikolata ve Teknolojileri Fuarı), sektörün

hızlı gelişimini ve yüksek potansiyelini

destekleyen en önemli ticaret

merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.

7 milyar doların üzerinde ihracat yapan

sektörün, 2023 yılında ihracatının 13,7

milyar dolar olması hedefleniyor.

Messe Stuttgart Ares Fuarcılık

tarafından iki yılda bir düzenlenen

IBAKTECH Ankara; Ankara, İstanbul,

Konya, Eskişehir, Kayseri, Balıkesir,

Adana, Zonguldak, Samsun, Bursa

ve İzmir gibi birçok ilden binlerce

yatırımcıyı ağırlamaya hazırlanıyor.

7-10 Mart tarihleri arasında, ATO

Congresium’daki 10 bin metrekarelik

alanda gerçekleşecek organizasyonda;

100’ün üzerinde katılımcı ve 20 bine yakın

ziyaretçiye ulaşılması bekleniyor.

Lezzetin tarihi Ar-Ge ile buluşuyor

Avrasya fırıncılık ve pastacılık

sektöründeki lider konumunu, İstanbul

ve İzmir’de gerçekleştirdiği fuarlarda

kanıtlayan IBAKTECH, verimli iş

bağlantılarıyla birlikte ziyaretçilere,

sektördeki son gelişmeleri deneyimleme

fırsatı sunuyor. Türk mutfağının ve

teknolojinin kapılarını ardına kadar

açan IBAKTECH Ankara, ilgili tüm

sektörlerin profesyonellerini bir araya

getiriyor. Türkiye’nin güçlü mutfak

kültürünü tanıtacak fuarda; ekmek,

hamur, ambalaj makinaları, ekmek ve

pasta katkı maddeleri, gıda ve içecek,

çikolatacılık, fırın ve pastane ekipmanları,

dondurma, pişiriciler, soğutma

grupları, dondurulmuş ürünler ve dekor

malzemeleri yer alacak. 2018 yılında

IBAKTECH; İstanbul’da 115 ülkeden 81

bin 278 ziyaretçi, İzmir’de ise 10 bin 532

ziyaretçi ağırladı.


Basque Culinary Center,

Gastronometro ile güçlerini birleştiriyor

Metro Türkiye’nin gastronomi keşif platformu

Gastronometro ve dünyanın önde gelen mutfak

okullarından Basque Culinary Center, Türk

mutfağı için güçlerini birleştiriyor.

Metro Türkiye’nin, Türk

gastronomisine katkı

sağlamak hedefiyle,

Türkiye’nin ilk gastronomi keşif

platformu olarak hayata geçirdiği

Gastronometro, bir ilke daha

imza atarak dünyanın en prestijli

mutfak okullarından Basque

Culinary Center ile iş birliği yapıyor.

Gastronometro, gastronomi

dünyasının ezber bozan yıldız

şeflerini ve gastronomiye yön

veren fikirlerini bir çatı altında

toplayan Basque Culinary Center

ile güçlerini birleştirerek Türk

gastronomi profesyonellerine

benzersiz bir deneyim yaşama

imkânı sunuyor. Bu kapsamda

21-25 Ocak tarihlerinde

Gastronometro’da gerçekleşen

eğitim ve seminer dizisi Türk

mutfağı ve dünya gastronomisi

arasında köprü niteliği taşıyor.

İş birliği kapsamında, 21-24 Ocak

tarihleri arasında Basque Culinary

Center’ın eğitim departmanının

baş aşçısı Alfredo Taboada, Türk

şeflere ileri mutfak teknikleri

ve trendleri konusunda eğitim

verilirken, 25 Ocak’ta ise modern

mutfak teknikleri ve dünya mutfak

trendleri konularında sektör

profesyonelleri ve gastronomi

öğrencilerine yönelik bir seminer

gerçekleştirildi.

2011’de San Sebastian’da

kurulan mutfak okulu Basque

Culinary Center, üreticilik ruhunu

kaybetmeyen bir mutfağın yolunun

işletme, bilim, ticaret ve daha birçok

disiplinle kesişmesi gerektiğini

aktarıyor. Basque Culinary Center’ın

stratejik konularda tavsiye vermek,

yeni projeler geliştirmek ve

uluslararası bir duruş sergilemek

adına bir araya gelen Uluslararası

Konseyi’nde Massimo Bottura, Rene

Redzepi, Ferran Adria, Alex Atala,

Joan Roca, Heston Blumenthal gibi

dünyaca ünlü 11 isim bulunuyor.


92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Türkiye Otelciler Birliği’nin (TÜROB),

gastronomi turizminin gelişmesine

katkı sağlamasının yanı sıra turizm

meslek liselerinden mezun olanlara da

istihdam sağlamak amacıyla başlattığı

‘Sektör Yetenek Avında’ projesi bu

yıl da devam ediyor. TÜROB’un Milli

Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle ilkini geçen

yıl düzenlediği Turizm Meslek Liseleri

Arası Aşçılık Yarışması, 27 Şubat 2019

tarihinde ikinci kez gerçekleştirilecek.

12 okul öğrencilerinin kıyasıya yarışacağı

ve jüri başkanlığını Şef Vedat Başaran’ın

yapacağı yarışma İstanbul Güneşli’de

bulunan GastronoMetro ev sahipliğinde

düzenlenecek. Tamamen sosyal sorumluluk

amacını taşıyan bu projeyle turizm

otelcilik sektörünün nitelikli eleman

ihtiyacının karşılanmasını ve meslek

lisesi mezunlarının eğitim aldıkları alanda

istihdam edilme imkanlarının artırılması ana

hedef olarak belirlendi.

Bayındır: “Kalifiye eleman eksikliği var”

Projeyle ilgili bilgi veren TÜROB Başkanı

Timur Bayındır, “Geçen yıl yarışmanın

ilkini gerçekleştirmiştik ve çok başarılı

Genç şefler

2. kez ter dökecek!

Türkiye Otelciler Birliği’nin Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle, ilkini geçen yıl

düzenlediği Turizm Meslek Liseleri Arası Aşçılık Yarışması’nın 27 Şubat 2019

tarihinde ikinci kez gerçekleştirilecek.

bir organizasyon oldu. Sadece yarışmada

dereceye girenler değil, yarışmaya

katılanların çoğuna konaklama sektörü

olarak staj imkanı sunduk. Amacımız

öğrenciler mezun olduklarında

sektörümüzde kalıcı olarak istiham

edilmelerini sağlamak. Çünkü kalifiye

çalışan eksikliğinin en fazla hissedildiği

sektörlerden biriyiz. Konaklama sektörü

olarak turizm meslek liselerinden mezun

olan tüm kalifiye çalışanlara talip olmaya

devam ediyoruz” dedi.

“Diğer alanları da dahil edeceğiz”

TÜROB olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile

birlikte turizm otelcilik sektörü ve meslek

liseleri arasında bir köprü oluşturmak üzere

bir işbirliğine ilk adımı geçen yılki ilk yarışma

ile attıklarını hatırlatan Bayındır, “Meslek

liselerini sektöre kazandırmayı hedefiyle

yola çıktık. Böyle bir yarışma fikrinin

doğmasında en büyük rolü, konaklama

sektörünün yaşadığı kalifiye çalışan sıkıntısı

oynadı. Sadece aşçılar, mutfak konusunda

değil konaklama sektörünün tüm çalışma

alanlarında bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Bu yüzden

geleneksel hale getirdiğimiz bu yarışmanın

kapsamını genişleteceğiz. Kat hizmetleri, ön

büro, servis vs kategorilerini de yarışmaya

dahil edeceğiz. Konaklama sektörü olarak

turizm meslek liselerinden mezun olan tüm

kalifiye çalışanlara talibiz. Meslek liseleri

bizim ana istihdam kaynağımız olmalı” diye

konuştu.

Yarışmaya Katılacak Okullar

Selahattin Eyyübi Mesleki ve Teknik

Anadolu Lisesi, Kadıköy Mualla Selcanoğlu

Eyyübi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi,

Kumburgaz Eyyübi Mesleki ve Teknik

Anadolu Lisesi, Küçükçekmece İMKB

Eyyübi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi,

Şişli Kervansaray Eyyübi Mesleki ve Teknik

Anadolu Lisesi, Asım Kibar Eyyübi Mesleki

ve Teknik Anadolu Lisesi, Etiler Eyyübi

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Sarıyer

Vehbi Koç Vakfı Eyyübi Mesleki ve Teknik

Anadolu Lisesi, M. İhsan Mermerci Eyyübi

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Selimpaşa

İMKB Eyyübi Mesleki ve Teknik Anadolu

Lisesi, Katip Mustafa Çelebi Eyyübi Mesleki

ve Teknik Anadolu Lisesi, Şile Borsa İstanbul

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi


İşletmelerde

@tavsiyecini

dönemi başladı!

Onlar, en iyi yemek, en güzel mekan, en iyi hizmet, en iyi ürün, en iyi mesaj, en iyi

fiyat ve en iyilerin duyurulmasıyla amacı ve tüketicinin zarar görmemesi için dürüst

ve korkusuzca izleme yapıyorlar.

Bir avukat, bir iç mimar, bir diyetisyen

ve bir gazetecinin bir araya gelmesiyle

oluşan fahri denetleme ve sonuç

değerlendirme organizasyonu, günlük

hayat içinde yaptıkları değerlendirmeleri

sosyal medya üzerinden yayınlıyorlar.

Kendilerine ‘Tavsiyecini’ adını veren

ekip, bu çalışmayı yaparken olabildiğince

yorumsuz yansıtmaya çalışıyorlar.

1500 mekan, ürün ve hizmeti

değerlendirdiler…

Bugüne kadar 1500 mekan, ürün ve

hizmeti değerlendiren @tavsiyecini ekibi,

sonuçlarını sosyal medya hesaplarından

yayınladı. Ekip, değerlendirmelerini fiyat,

kalite ve hizmet kriterlerini göz önüne

alarak yapıyor.

Amaçlarının her alanda tüketiciyi uyarmak

ve bilinçlendirmek olduğunu belirten

Tavsiyecini organizasyonu sözcüsü Serdar

Şahin, “Uğradığımız mekan veya aldığımız

bir hizmeti, ürünü dört kişilik ekip olarak

tek tek deneyerek değerlendiriyoruz.

Ortaya çıkan sonucu internet üzerinden

kendi aramızda raporlayarak paylaşıyoruz.

Sonrasında ekip üyeleri yaptıkları oylama

sonucu çıkan sonucu sosyal medyadaki

takipçilerimizle ve internet sitemizle

paylaşıyoruz.” dedi.

Şahin: “Bu işe, uğradığımız haksızlıklar

sonrası başladık”

Tavsiyecini ekibinin verdiği not ve

raporlamayı fotoğraflarıyla birlikte

sosyal medya @tavsiyecini hesabından

duyurduklarını anlatan Serdar Şahin,

“Yaptığımız bu çalışmanın benzerlerini

dünyanın farklı yerlerinde görmek

mümkün. Avrupa’daki Michelin Restorant

bunun en güzel örneği. 1900’lü yılların

başında, Michelin lastiklerinin sahibi

Andre Michelin, müşterilerine fayda

sağlamak için hazırladığı rehber ile

müşterilerine konaklayabilecekleri,

yemek yiyebilecekleri, araçlarını tamir

ettirebilecekleri ve benzin alabilecekleri

yerleri tavsiye eder. İlk yıllarında yalnızca

mekan tavsiyesinde bulunurken, ardından

bu mekanları kalitesine göre puanlama

yapmaya başlarlar. Şimdilerde Michelin

Yıldızı olarak bilinen uygulamanın benzerini

biz sosyal medya ve internet sitemiz

üzerinden yapıyoruz. Yeni açılan mekanları

da duyuruyoruz, kapananları da. Ekibimiz

bugüne kadar 1500 mekan, ürün ve hizmeti

değerlendirdi.” şeklinde konuştu.

Tavsiyecini sözcüsü Serdar Şahin, fikrin

ortaya çıkış nedenini anlattı: “Biz bu işe,

uğradığımız haksızlıklar sonrası başladık.

Maalesef ülkemizde birçok işletmede

ödediğiniz ücretin hizmet karşılığını

alamıyorsunuz, haksızlığa uğruyorsunuz.

Bazen iyi hizmet vermesine rağmen çok iyi

bir mekan müşterisiz kalabiliyor. Bu gibi

nedenlerden dolayı dört arkadaş, ürünleri,

hizmetleri, işletmeleri yakın takibe aldık.

Amatörce başladığımız bu çalışmayı

yaklaşık bir yıldır sürdürüyoruz. Ulaştığımız

sonuçları sosyal medyadan yayınlıyoruz.

İşletme sahipleri yayımladığımız

sonuçlardan dolayı bazen teşekkür ediyor,

bazen de tehdit. Mesela Kadıköy’de bir

çorbacı ile ilgili değerlendirmemizden

dolayı yoğun tehdit aldık ama önemli değil.

Çünkü sonuçta biz görevimizi yaptık ve

objektif değerlendirmemizle tüketiciye yol

gösterdik. Sosyal medya takipçilerimiz ise

sonuçlardan oldukça memnun, çünkü bir

değerlendirmeden dolayı yüzlerce teşekkür

aldığımız da oluyor.”

Bu arada, @tavsiyecini çalışmalarını ücretsiz

olarak sürdürüyor. Her üyenin 25 puanla

sınırlı oy hakkı var. 80’in üstünde puan alan

işletmenin Kapısına Tavsiye rozeti takılıyor.

Yapılan değerlendirmeleri Instagram’da @

tavsiyecini hesapından ve diğer sosyalmedya

hesapları üzerinde yine @tavsiyecini adıyla

yayımlıyor. Ayrıca www.tavsiyerotasi.com

sitesi üzerinden de tüketicilerin en iyi yemek,

en güzel mekan, en iyi hizmet, en iyi ürün,

en iyi mesaj ve en iyi fiyat gibi en iyilerden

haberdar olmaları mümkün.


94

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

2019

İçecekte hangi yeni trendleri vaad ediyor?

Tat olgusu “sadece dilimizle aldığımız

lezzet olarak değil, deneyim ve

duygularla hissedilen bir olgu” olarak

karşımıza çıktığını belirten Gooddrink Bar

Catering Kurucu Ortağı Alper Yeruşalmi;

kültür, tarih ve kişiliğin yediğimiz içtiğimiz

şeyleri belirlediğini vurgulayarak içecekte

2019 yılına damgasını vuracak yeni içecek

trendlerini aktardı.

Doğallık, toprağa dönüş…

Genel olarak dünyada ve Türkiye’de toprağa

dönüş, doğallık, toprakla içecek arasında

bağ kurmak ve “topraktan size geldi”

olgusu gün geçtikçe artıyor. ‘Davet sahipleri

ve davetlilerin içeceklerin doğallığına ve

kendilerini nasıl hissettirdiklerine çok

önem verdiklerini belirten Yeruşalmi,

‘Gooddrink Bar Catering olarak Türkiye’de

yetişen narenciye, portakal, limon, greyfurt,

satsuma, kumkuat, yeşil ve kırmızı elma,

armut, üzüm, şeftali, vişne, kirazı gibi yerel

ürünleri özenle seçtiklerini ve tazeliğine

dikkat ederek içecek menülerinde sıklıkla

kullandıklarını.’ifade etti.

Doğu Batı sentezi

Gooddrink Bar Catering Kurucu Ortağı

Alper Yeruşalmi, son 2 senedir trend olan

Ortadoğu ürünlerini ve baharatlarını, biber,

kişniş, zencefil, zerdeçal ve hurmayı içecek

menülerine kattıklarını belirtti. Yeruşalmi

diğer yandan Yunanistan’dan sakız,

diğer ülkelerden mango, guava, papaya,

passion fruit, lychee gibi global tatlarla

hazırlanmış karışımlara ve özel reçetelere

yer verdiklerini belirtti. Böylelikle doğu

ve batı sentezini harmanlayıp yeni tatlar

ve karışımlarla, bir etkinlikte davetlilerin

alışılmış tatların dışına çıktıklarını dile

getirdi. Davetlilerin bir içeceği içtiğinde

aynı anda tatlı, ekşi, acıyı bir arada

hissetmelerini sağladıklarını ifade etti.

Ruh-beden zindeliği sağlıklı yaşam

Alper Yeruşalmi, ‘son yıllarda sağlıklı

yaşam, ruh beden zindeliği konuları

ön plana çıktığından ve farkındalığın

artmasından kurumlar da çalışanlarına

bu doğrultuda motivasyon aktiviteleri

düzenliyor. Biz de bu taleplerden yola

çıkarak, Gooddrink Bar Catering olarak

sağlıklı ve taze içecekler, smoothie, detoks

ve vitamin barlar kuruyoruz.’ diye belirtti.

Yeruşalmi ayrıca ‘biraz daha niş çalışarak

markaların kurum kimliğine özel, kurum

kimliği renkleri, markanın vermek istediği

mesaja uygun göze, lezzete, kokuya hitap

eden içecek seçenekleri sunuyoruz.’

şeklinde belirtti. ‘İçecek sunumlarını da

aynı doğallık konseptine paralel ahşap,

doğal materyallerle sunmayı tercih

ediyoruz’ diye ekledi.

İçimizdeki çocuğun keşfi

Değişen hayat koşullarıyla sırtına birçok

sorumluluk alan yetişkinler, biraz olsun

bu sorumluluktan kaçmanın yollarını

arıyorlar. Çocuksu, eğlenceli özelliklere

sahip içeceklerden hoşlanıyor. Biz de

bunu Popcorn kutusu, limonata şişesi,

Pamuk Şekeri ile süslenmiş bardaklar,

marshmallow, bonibon, renkli baston

şekerlemeler, jelibonlar, minik renkli

mandallarla süslenmiş bardaklar vb.

sunumlar ile içeceklerimizi servis ediyoruz.

Şekil ve doku

Dünyada ve Türkiye’de gıdada şekil ve

doku değişiklikleriyle yepyeni bir deneyim

yaşatma yoluna gidildiğini belirtti. Alper

Yeruşalmi Gooddrink Bar Catering olarak

etkinlik sahiplerine yeni bir deneyim

kazandırma ve kendini farklı hissetme

odaklı olacaklarını ifade etti. Örnek olarak

kavun-karpuz-ananas kapları içinde

ikramlar, dondurma külahında veya renkli

biber dolmalarında sunulan içeceklere yer

verdiklerini belirtti.

Yaptıkları işlerde ağırlıklı olarak

düğünlerde hizmet verdiklerini belirten

Yeruşalmi, ‘Düğün öncesi gelin ve damatlar

ile ofisimizde tadım yaparak hangi

tadın onlara hitap ettiğini ve kendilerini

yansıttığını bulup, düğün menülerine

o içecekleri ve karışımları ekliyoruz’

şeklinde konuştu. Yeruşalmi ayrıca gelin ve

damatların sevdiği tatlardan özel menüler

oluşturduklarını ve onlara o içeceğe yine

kendilerini yansıtan bir isim bulmalarını

rica ettiklerin ve içecek menülerini bu

şekilde hazırladıklarını dile getirdi.


96

hotel restaurant

& hi-tech

gustonun yorumu

Karaköy’de esen

Berlin rüzgarı

Berlin Line

Reha Tartıcı / Gastronomi Yazarı

İstanbul gece hayatının trend semti

Karaköy’e yeni bir hava ve soluk getiren

Berlin Line, açıldığı günden beri yoğun

ilgi görüyor. Karaköy’de pek çok başarılı

projeye imza atan Sidar Ayman ve Melih

Doğan imzalı ait Berlin Line başarılı

tasarımı ve dekorasyonu ile dikkat

çekiyor. mekanın mottosu “Good Food,

Good Drink, Good Music”. Alman mutfağı

lezzetlerini dünya mutfağı lezzetleriyle

harmanlayarak oluşturulan menü dikkat

çekici lezzetleri bir araya getirmiş.

Mekanın sunduğu alternatiflerle farkını

ortaya koyan mutfağının başında Bolulu

genç ve başarılı şef Hamza Mercimek var.

Alman ve dünya mutfaklarından menüye

dahil ettiği yemekleri kendi yorumuyla

zenginleştirerek misafirlerine sunuyor.

Yemeklerin sunumu da lezzetleri kadar

başarılı ve dikkat çekici.

Bende iz bırakan lezzetlere gelince!

Başlangıçlar arasında yer alan “Ot

Çorbası”nı içinde bulunduğumuz kış ayları

için ilk sırada sayabilirim. Ama “Sebzeli

Mücver”in de benden tam not aldığını

söylemeliyim. Alman mutfağında yer

almasa da menüdeki seçenekler arasında

yer alan Hamza Şefin formüllerini sır gibi

sakladığı özel soslarıyla lezzetlendirdiği

“Ahtapot Izgara” ve “Sebzeli Karides

Güveç” mutlaka denenmeli.

Farklı tatlara meraklı lezzet severler

ve Alman yemeği arayanlar için de

menüde sosis çeşitleri başta olmak

üzere pek çok alternatif olduğunu

belirtmeden geçmeyeyim. Menüsü,

atmosferi ve müzikleriyle kapıdan

girenleri Karaköy’den Berlin’e doğru

kısa bir yolculuğa çıkaran Berlin Line

eğlencenin kalbinin attığı Karaköy’e ayrı

bir hava getirmiş. Günün herhangi bir

saatinde Karaköy’e yolunuz düştüğünde

uğramadan geçmemeniz gereken

mekanlar listenize mutlaka eklemenizi

öneririm.

Bağdat Caddesi’nin

parlayan yıldızı

Brasserie Noir

İstanbul Anadolu Yakası’nın en ünlü ve en

popüler caddesi olan Bağdat Caddesi kaliteli

yemek yiyebilmek için maalesef çok fazla

alternatife sahip değil. Brasserie Noir, “Fun

Kitchen” konseptiyle bu özel lokasyonda

fark oluşturan sayılı işletmeden biri.

Kurucularından Oğuz Ermeç’in bu konsepte

katkısı çok fazla. Brasserie Noir lezzetleri

kadar dekorasyonuyla da dikkat çekiyor.

İnsanı yormayan ve rahat hissettiren

abartıdan uzak bir tarzı var. Menü farklı

lezzetlerin bir araya geldiği her damağa

hitap eden bir derinliğe sahip. Klasik

tatların modern dokunuşlarla sunulduğunu

söylesem yanlış olmayacaktır. Türkiye’nin

farklı bölgelerine ait yemeklerin dünya

mutfağının önde gelen lezzetleriyle

yorumlandığı alternatifleri menüde

bulabiliyorsunuz.

Bursa’nın meşhur Cantık Ekmeği ile

Fransa’nın ünlü Camembert Peyniri’nin

eşlenmesi bunun en güzel örneklerinden

biri. Kendi özel hamurlarıyla ürettikleri

ekmekler en az yemekler kadar başarılı.

Ördek But Conflit, Kokoreç, Islak

Hamburger, Noir Usulü Acılı Karides,

Şaşlık Dana Satay menüde dikkat çeken

seçeneklerden bazıları. Benim favorilerime

gelince özel olarak sarılan Kokoreç ve Ördek

But Conflit ilk sıralarda yer alıyor.

Tatlı konusunda da oldukça iddialılar.

Keyifli ve lezzetli bir yemeğin ardından

Tarçınlı Donut ile Nutellalı Donut mutlaka

denenmeli. Yolu Bağdat Caddesi’ne

düşenler ya da bu bölgede oturanlara

şiddetle tavsiye ediyorum.


Nev-i şahsına

münhasır

Ziyade Fasıl

2005 yılında 3. Levent’te başlayan ve

Suadiye’de devam eden, 2018 yılı itibariyle

de yenilenen konseptiyle Kozyatağı Hilton

ve Meydan Beşiktaş’ta hizmet vermeye

başlayan Ziyade Fasıl’ın sektörde geldiği

nokta tam bir başarı hikayesi. Kurucusu

İşletmeci Şef Özlem Mekik’in bu başarıda

emeği ve katkısı tartışılmayacak derecede

fazla.

Ziyade Fasıl kurulduğu günden bu yana aynı

heyecan ve özveri ile kaliteli yemek, kaliteli

servis ve kaliteli eğlence anlayışından asla

taviz vermemiş. 15 yıldır servis, mutfak ve

sahne ekibini neredeyse hiç değiştirmemiş

ancak yeni katılanlarla büyütmüş.

Yakaladıkları başarıda bu istikrarlı yönetim

anlayışının da rolü kuşkusuz çok fazla.

İlk günden beri Mekik’in dokunuşuyla

benzerlerinden ayrılan mezeler, yemekler

ve sıra dışı bir konseptle Ziyade Fasıl her

daim adından söz ettirmeyi başardı.

Yeni menüde de unutulmaya yüz tutmuş

Mezopotamya lezzetlerine gönderme yapan

mezeleri ve tarihi Troya tatlısı başta olmak

üzere tadılmayı bekleyen enfes lezzetler yer

alıyor. Benim favorilerimin Apostol, Kayısılı

Fava, Sarhoş Ezmesi, Elmalı Kabak Sızma

ve Zaho olduğunu söyleyebilirim. Yenilenen

konsept ve yenilenen menüye uygun olarak

özel tasarlatılan servis takımları Ziyade’ye

ayrı bir değer katmış. 15 yıldır nev-i şahsına

münhasır kalite ve hizmet anlayışıyla hizmet

veren Ziyade Fasıl kaliteli yemek ve kaliteli

eğlence arayanlar için ideal bir alternatif.

Lezzetin tarihle buluştuğu

bir Marmara masalı

Falyanos by Kalyon

Uzun yıllar boyunca kalitesinden taviz

vermeden hizmet veren Kalyon Restoran,

yenilenen yüzü ve iddialı menüsüyle

yoluna Falyanos by Kalyon olarak devam

ediyor. 50 yılı aşkın lezzet yolculuğunda

kendi müdavimlerini oluşturan Kalyon

Restoran, basın, siyaset ve iş dünyasından

önemli isimlerin buluşma noktasıydı.

İddialı menüsü ve yenilenen yüzüyle

Falyanos by Kalyon da meze ve balık

tutkunlarının kısa sürede favori adresi

olmaya aday. Adını aldığı yunusların eşlik

ettiği muhteşem Marmara manzarasını

Tarihi Yarımada’nın büyüleyici

atmosferiyle buluşturan Falyanos,

tamamen artizan ürünlerden hazırlanan

İstanbul ve Anadolu

mutfağından mezelerin

yanı sıra başka hiçbir

yerde bulamayacağınız

yaratıcı tatları ve

birbirinden lezzetli

taze deniz ürünlerinin

sunulduğu özgün

menüsüyle unutulmaz

bir gastronomi deneyimi

sunuyor.

Mezelerden Manda

Kaymaklı Kuru Cacık,

Midyeli Lahana Sarma,

Pilaki ve Somon

Lakerda mutlaka

tadılması gereken favori lezzetlerim.

Bu arada yıllardır mekanla özdeşleşmiş

olan Karides Kokteyl’i de denemeden

Falyanos’tan ayrılmayın. Farklı ve özel bir

gastronomi deneyimi yaşamak istiyorsanız

rotanızı Falyanos by Kalyon’a çevirin.


hotel restaurant

98 & hi-tech

gastro aktüel

Aila’dan yepyeni kış menüsü

Şef Emre İnanır’ın imza mezeleri ve ana yemekleriyle en taze ve mevsimsel malzemeleri kendi

özel stilinde sunan Aila, yeni kış menüsüyle de fark oluşturuyor. Geleneksel tatları alışılagelmişin

dışında ve modern sunumlarla harmanlayan mekanın kış menüsü, lezzet tutkunlarının beğenisine

sunuluyor. Aila’nın yeni kış menüsünde; piraye, mütebbel, Girit ezme, , köpoğlu, levrek dövmesi,

pazıda kaburga sarması, kuzu yüreği, kuzu taraklık, düve kuşgömü, ördek tandır gibi meze ve ana

yemeklere, tahinli baklava yufkası gibi yepyeni tatlılar da eşlik ediyor.

Arı sütünün geleceği için çalışıyor

Balparmak, arıların ürettiği en değerli besinlerden biri olan arı sütü üretiminin

sürdürülebilirliğini sağlamak ve güvenli arı sütü üretiminin koşullarını

belirlemek amacıyla hayata geçirdiği “Arı Sütü Üretiminde Farklı Besleme,

Saklama ve Ambalajlama Tekniklerinin Kalite Parametreleri ve Ekonomik

Sürdürülebilirlik Üzerine Etkilerinin Belirlenmesi” konulu araştırma

projesini hayata geçiriyor. Üretiminden tüketimine kadar olan süreçte, arı

sütünün biyokimyasal özelliklerini etkileyen parametrelerin belirlenmesinin

amaçlandığı proje kapsamında, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından

altı ay boyunca farklı arı sütü üretim metotları denenecek. Elde edilen ürünler

üzerinde yapılacak raf ömrü çalışmasıyla, arı sütünün ideal saklama koşulları,

ambalajlama özellikleri ve raf ömrü süresi belirlenecek. İki yıl sürecek

projede, belirlenen ideal üretim yöntemi ile ikinci yıl tekrar verileri doğrulamak

amacıyla üretim gerçekleştirilecek. Proje, arı sütünün farklı özelliklerinin bir

arada ve detaylı olarak incelenmesi açısından bir ilk olma özelliği de taşıyor.

Bu Pazar kahvaltısında

“Yok Yok”

Grand Hyatt İstanbul, nezih ve sessiz bir ortamda misafirlerini ağırlamaya

devam ediyor. 34 Restoran’ın şefleri Pazar kahvaltısını bir şölene

dönüştürmek üzere hazırladıkları yeni kahvaltı menüsü “Yok Yok”u

sunuyor. 3 Şubat’tan itibaren Pazar günleri 11.00 – 15.00 saatleri arasında

serpme olarak sunulacak kahvaltı menüsünde; taze yeşilliklerden, peynir

çeşitlerine, pastırmalı yumurtadan, muhlamaya kadar uzanan lezzetler yer

alıyor. Sucuk, su böreği, ekmek çeşitleri, sokak simidi, kruvasan ve muffin

gibi seçeneklerin yer aldığı kahvaltı menüsünde limitsiz çay ve bir adet taze

meyve içeceği sunuluyor.

BigChefs yeni CEO’su

Cenk Akın

Ankara’da başlayan yolculuğunu, Türkiye genelinde 48, yurtdışında ise 7 şubesiyle

sürdüren BigChefs, 2019’a önemli bir değişiklikle girdi. BigChefs’le birlikte

BigCatering ve Buselik markalarını da bünyesinde bulunduran şirket, yönetimine

yeni bir CEO atadı. Cenk Akın, kariyerinde pek çok başarıya imza atmış bir

profesyonel olarak kısa süre önce göreve başladı. Geçmişte ulusal ve uluslararası

önemli markalarda üst düzey yöneticilik görevleri üstlenen Akın, BigChefs’in

yurtdışına açılma projelerine de geniş bilgi birikimi ile hız ve yön verecek.


Boza’nın en tatlı hali

Soğuk kış günlerinin en özel lezzeti boza, hem sağlıklı yönleri hem leziz olması

bakımından vazgeçilmez bir besin kaynağı. Karemiş Boza klasik tarzda sade

bozanın yanı sıra 2009 yılından beri patentini elinde bulundurduğu Karadutlu

Boza ile, boza tutkunları tarafından çok beğeniliyor. Karadut meyvesinin enfes

tadı bozanın lezzeti ile birleşince, hayranlık bırakan bir tat açığa çıkıyor. Karadut

meyvesi, içerdiği kalsiyum, demir, B1,B2,C,K vitaminleri bakımından tam bir

sağlık deposu. Hem tatlı hem bol vitaminli doyumsuz anlar için Karadutlu Boza’yı

denemelisiniz.

Beyaz Et’in geleceği konuşulacak

Bu yıl 5’incisi yapılacak Uluslararası Beyaz Et Kongresi (UBEK), 24-

28 Nisan 2019 tarihleri arasında Antalya’da düzenleniyor. Beyaz Et

Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği (BESD-BİR) tarafından

iki yılda bir düzenlenen ve beyaz et sektöründe uluslararası katılımla

gerçekleşen tek ve en büyük etkinlik olan kongreye, dünya genelinden ve

ülkemizden yaklaşık 1.500 bilim insanı, uzman ve sektör paydaşlarının

katılımı hedefleniyor.

SEK, Barista Club’ı kurdu

Süt ve süt ürünleri sektöründe birçok ilke imza atan

SEK, kahve kültürünü zenginleştirmek ve baristaların

kendilerini geliştirebilecekleri bir platform

oluşturmak amacıyla SEK Barista Club’ı kurdu.

Bu platform ile baristalar kendilerini geliştirme ve

birlikte sosyalleşme fırsatı bulurken katılacakları

eğitim ve etkinliklerde kahve, süt ve kahve ile sütün

mükemmel uyumuna dair birçok yararlı bilgiyi

edinme şansı bulacaklar.

Thomae’e “Gastronomi Kültürü

Emek Ödülü”

Metro Türkiye’nin gastronomi keşif platformu Gastronometro’nun Direktörü

Maximilian Thomae, Dünya Kitap Dergisi’nin geleneksel “Yılın En İyileri”

Ödülleri kapsamında Gastronomi Kültürü Emek Ödülü’ne layık görüldü.

Thomae ödülü, dünyanın en iyi beş mutfağından biri dediği Türk mutfağının

dünyaya tanıtılmasına yaptığı katkılarından dolayı almaya hak kazandı.


hotel restaurant

100 & hi-tech

gastro aktüel

En tatlı alternatifler

Nişantaşı’nda; taze, hızlı ve doyurucu alternatifler sunan Bronwyn,

birbirinden lezzetli tatlı alternatifleri ile misafirlerine sağlıklı lezzet

deneyimleri sunmaya devam ediyor. Balkabağı Terrine, Tiramisu, Bronwyn

Special gibi birbirinden lezzetli alternatifleri ile mekan her damak tadına

hitap ediyor. Tatlı menüsünde veganları da unutmayan Bronwyn; Vegan

cookie, brownie ve limon&portakallı muffinleri ile vegan tatlılarını da

misafirleri ile buluşturuyor.

Caffè Nero’dan yeni

kahve evi deneyimi

Caffè Nero, Bebek mağazasının açılışıyla misafirlerine yepyeni bir

“Kahve Evi” deneyimi sunuyor. Keyifle vakit geçirilecek mağaza

atmosferi, günlük ve taze olarak mağazada hazırlanan kaliteli ve

lezzetli yeni yiyecek seçenekleri ve baristaların hizmetlerine yansıyan

ustalıklarıyla “kahve evi” kavramını farklı ve Caffè Nero’ya özgü bir

konuma taşıyor. Farklı ürün ve hizmetlerin katkısıyla 2019’da %30’luk

büyüme hedefleyen marka, mevcut mağazalarının yeni konsepte

dönüşümü ile birlikte 15 mağaza açarak 150 kişiye daha yeni istihdam

sağlamayı planlıyor.

Türklerin favori çorbası

Mercimek

Yemeksepeti, dünyada her yıl 4 Şubat’ta kutlanan Dünya Çorba Günü’nde kullanıcılarının çorba

tutkusunu araştırdı. 20 bin yıllık geçmişe sahip olan çorbanın bugünkü formuna yakın hale gelmesi

Fransızlar sayesinde olurken, çorbanın zengin çeşitlerini Türklerin geliştirdiği yaygın bir kanı.

Geçtiğimiz sene 3,5 milyon çorba siparişi veren Türkiye’nin çorba siparişleri %40 arttı. 2.500 çeşit

arasından sipariş oranlarına göre en sevdiğimiz çorba ‘Mercimek’ olurken yöresel çorbalara ilgi

arttı. %67 artış ile İç Anadolu’dan Arabaşı çorbası sipariş sayısını en çok arttıran çorba olurken

Gaziantep’ten Beyran ve Trabzon’dan Karalahana da en çok tercih edilen yöresel lezzetler

arasında. Her kentin toplam siparişlerindeki çorba oranına göre; çorba sevdalısı kentlerin ilk

sırasında İstanbul yer aldı. Onu sırasıyla İzmir, Bilecik, Muğla ve Samsun izledi.

Bu program hem verimi

hem kazancı katlayacak

Cargill, “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programını hayata geçirerek çiftçilerin verimliliklerini ve refahlarını

artırmayı hedefliyor. Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir’de mısır tarımı yapan 1000

çiftçi ile yürütülecek programda alanında uzman ziraat mühendisleri tarafından zirai ve teknik

danışmanlık sağlanırken, yenilikçi dijital araçlara erişim sağlanarak çiftçilerin refahını arttıracak

tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Program aynı zamanda finansal okuryazarlık

eğitimlerini de kapsıyor.


Dünyanın lezzeti

CVK Park Bosphorus’ta

İstanbul’un en özel adreslerinden biri olan CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul,

farklı tatları keşfetmek isteyenler için IZAKA Restaurant&Bar-Lounge ve Hezarfen

Bar&Lounge’ta lezzet dolu bir yıl hazırladı. Eşsiz Boğaz manzarasıyla şehrin en iyi

teras restoranlarından biri olan IZAKA Restaurant&Bar-Lounge, her ay yapacağı

ikramlarla konuklarını Avustralya’dan Rusya’ya, Meksika’dan Hindistan’a tadına

doyulmaz bir lezzet yolculuğuna çıkarırken; Hezarfen Bar&Lounge’ın her ay için

hazırladığı farklı kokteyller şehrin tadını çıkarmak isteyenleri bekliyor.

İyi yemek, iyi müzik, iyi ambiyans

Glens İstanbul

İstanbul’un önde gelen bölgelerinden Nişantaşı, Abdi İpekçi Caddesi’nde

açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gören ve semtin enerjisinden aldığı ilhamı

seçkin deneyimlere, ayrıcalıklı anlara dönüştüren Glens İstanbul, “iyi yemek,

iyi müzik, iyi ambiyans” anlayışını, karakterini yansıtan, benzersiz kokteylleri

ile taçlandırıyor.

Mekan, The Fire of Rome, Pisco & Disco, Silver Cloud, Papercorn Peach

gibi her biri farklı tatlara ve ruhlara sahip olan kokteylleri ile keyifli bir

mola vermeye, şehrin ve günün stresinden arınmaya, iş çıkışlarında keyifli

buluşmalar yaşamaya, eğlenceli ve unutulmaz anlar yaşamaya davet ediyor.

Uzak Doğu’nun en leziz tadı

212 Restaurant’ta!

Renaissance Istanbul Polat Bosphorus Hotel’in roof katında yer alan ve misafirlerini eşsiz

İstanbul manzarası eşliğinde ağırlayan 212 Restaurant, Uzak Doğudan İstanbul’a taşıdığı leziz

Ramen menüsü ile misafirlerini farklı bir lezzet yolculuğuna çıkartıyor. Ramen’in asıl lezzetinin

içindeki noodle’ların yanı sıra, kullanılan et suyundan geldiğini düşünen Japon felsefesi ile

hareket eden ödüllü şef Arif Madakbaş ve deneyimli mutfak ekibi en taze sebzelerle en leziz etleri

harmanlayarak enfes bir Ramen menüsü oluşturdu. Mart ayı boyunca servis edilecek menüde

etli, tavuklu ya da balıklı Ramen seçenekleri mevcut.

Mayi Tuz’dan bir tutam sağlık

“Tek Kullanımlık Tuz”

Beslenme uzmanlarının önerdiği doğal kaynak tuzunu en saf hali ile sofralara getiren Mayi

Tuz, özel paketlerde hazırladığı tek kullanımlık tuzlarıyla sağlığını korumak ve yaşam kalitesini

yükseltmek isteyenlerin tercihi oluyor. Sektöre ilkleri getiren Mayi Tuz’un tek kullanımlık tuzları,

tempolu yaşamın getirdiği öğün ihtiyacını dışarıdan karşılama durumunda sağlığını cebinde taşımak

isteyenlere yönelik üretildi. Rafine işlemsiz kristalize edilen ve saflığından ödün vermeyen tuzlar;

demir, kalsiyum, magnezyum, vanadyum, altın, gümüş, lityum ve 84 çeşit mineral zenginliği ile

öğünlerinize sağlıkla birlikte lezzet katıyor.


hotel restaurant

102 & hi-tech

gastro aktüel

Geleneksel lezzet hamburgere girdi

Geleneksel Türk mutfağına ait kuzu tandır ile hamburgeri buluşturan Cafe Cadde,

nefis bir lezzet oluşturarak adeta 3 nesli bir araya getirdi. Bol kekikli tandır etinin,

karamelize soğan ve cheddar peyniri ile buluşup, özel hamburger ekmeğinde

sunulduğu Tandır Burger, yanındaki patatesi ve özel sosları ile hem büyüklerin

hem de küçüklerin favorileri arasına girmeyi başardı. Geleneksel lezzetin

modern yorumu olarak sunulan Tandır Burger; yeni nesle geleneksel yemekleri

sevdirirken, eskilere de sağlıklı hamburger yeme fırsatı sunuyor.

Yılda 35 kilo et tüketiyoruz!

Ülkelerin et tüketimini konu alan araştırmayı inceleyen Ajans Press’in Birleşmiş

Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerinin yanı sıra medyaya yansıyan haber

başlıklarından da derlediği bilgilere göre, Türkiye’de bir kişinin yıllık ortalama 35

kilogram et tükettiği görüldü. Bu rakam 1960’lı yıllarda sadece 17 kilogram olarak

gözlenirken, yıllar içinde artış göstermesi dikkat çekti. Batı Avrupa’ya bakıldığında

ise bir kişinin yılda ortalama 70-80 kilogram et tükettiği ortaya çıktı. Dünyadaki en

fazla et tüketiminin ise Avusturalya ve ABD’de yapıldığı kaydedilirken, tüketilen

ortalama kilogramın 100 ile 153 arasında olduğu tespit edildi. En az et tüketiminin

ise yılda sadece 7 kilogram ile Etiyopya’da olduğu görüldü. Tüketimin en az olduğu

diğer ülkeler ise, 8 kilogram ile Ruanda, 9 kilogram ile Nijerya olarak belirlendi.

Göçmen Börekçisi’nden

Kıbrıs atağı

2004 yılında Kocaeli’nin Körfez ilçesinde küçük bir

dükkanda başlayan ve bugün toplam 200 kişilik üretim

ekibiyle günlük ortalama 7-10 bin kilogram arasında üretim

hacmine sahip olan Göçmen Börekçisi’nin Kıbrıs-Girne

şubesi açıldı. “Anne eli” lezzetiyle hazırlanan tamamen

el yapımı ürünlerini -40 derece şoklama odalarında

dondurarak Türkiye’nin dört bir yanındaki franchise

noktalarına ulaştıran marka, artık Kıbrıslı lezzet severler ile

de buluşuyor.

Mitte’den yepyeni bir konsept

Friends&Family

Çin’den Hindistan’a uzanan zengin menüsüyle Karaköy’ün yoğun ilgi

gören adresi Mitte, Uzak Doğu mutfağını hiç denemeyenler, merak

edenler ve sevdikleriyle hem lezzetli bir akşam yemeği yemek hem de

mekan değiştirme zahmetine girmeden eğlenmek isteyenler için her

Perşembe “Friends&Family” geceleri düzenliyor. “Friends&Family”’ye

özel misafirlerini 17:00 – 23:00 saatleri arasında Uzak Doğu’nun

lezzet yolculuğuna çıkaracak olan Mitte’nin alacarte standartındaki

set menüsünde; Şef İrem Esen’in dillere pelesenk olan Köz Patlıcanlı

Çorba’sı, Deniz Tuzlu Edamame, Liçi Meyveli Karides, sushi severlerin

gözdesi Tornado Roll, California Roll, Hint mutfağının incisi Hint Pilavlı

Kuzu, Izgara Somon, Hoisin Tavuk gibi iştah açıcı seçenekler yer alıyor.


hotel restaurant

104 & hi-tech

fuar

Horeca’ nın kalbi

ANFAŞ Expo

Center’de attı

30. HotelEquipment ve 26. FoodProduct’ta

ziyaretçi rekoru kırıldı. Uluslararası ve yerli

toplamda 44 bin 625 profesyonel ziyaretçi

ağırlandı. Ziyaretçi sayısının yeni bir rekor

olduğunu ifade eden ANFAŞ Yönetim Kurulu

Başkanı Ali Bıdı, katılımcılara 2020 çağrısı yaptı.

ANFAŞ – Antalya Fuarcılık İşletme

ve Yatırım A.Ş. tarafından

organize edilen, alanında

Türkiye’nin en kapsamlı fuarları olan

30. HotelEquipment – Uluslararası

Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları

İhtisas Fuarı ile 26. FoodProduct –

Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas

Fuarı; 16-19 Ocak 2019 tarihleri arasında

Antalya Expo Center’da gerçekleştirildi.

435 firma 3 bin 500’ün üzerinde marka

Fuar sonunda hayata geçirdiği ticaret

hacmiyle Antalya ve Türkiye ekonomisine

artı değer sağlayan dev organizasyon;

konaklama, ağırlama, gıda ve içecek

sektöründen toplam 435 katılımcıdan 3

bin 500 markayı bir araya getirdi. Fuar

boyunca yeni iş bağlantıları gerçekleştiren

firmalar, yeni ve inovatif ürünlerini

sergileme fırsatı yakaladı.

4 günde yurt içi ve yurt dışından 44 bin

625 ziyaretçi

30. HotelEquipment ve 26.FoodProduct;

ANFAŞ’ın Türkiye ve hedef ülkelerde

yürütmüş olduğu ziyaretçi çalışmaları

sonucu 4 günde, yurt içi ve yurt dışından

toplam 44 bin 625 profesyonel ziyaretçiyi

ağırladı. Fuara

otel yatırımcıları,

otel yöneticileri,

satın almacılar,

spa merkezleri,

iç mimarlar,

müteahhitler,

kamu yetkilileri,

şef ve aşçılar,

zincir market

yetkilileri, kafe ve

restoran sahipleri,

gıda toptancıları,

perakendeciler,

öğretmen evleri,

polis evleri, resmi kurum ve sosyal tesis

işletmelerinden yoğun ilgi gösterdi.

Sektörün dünyaya açılan kapısı

Ekonomi Bakanlığı, BAİB - Batı Akdeniz

İhracatçılar Birliği ve ANFAŞ’ın iş

birliktelikleri aracılığıyla Almanya,


Arnavutluk, Azerbaycan, Bahreyn,

Belarus, Belçika, Birleşik Arap

Emirlikleri, Bosna Hersek, Cezayir, Çin,

Fas, Filistin, Gürcistan, Hırvatistan,

Hollanda, Hong Kong, Irak, İran, Karadağ,

Katar, Kazakistan, Kosova, Libya,

Lübnan, Lüksemburg, Makedonya, Mısır,

Özbekistan, Rusya, Sırbistan, Sudan,

Suriye, Tayvan, Ukrayna, Umman ve

Ürdün olmak üzere 36 ülkeden binin

üzerinde profesyonel ziyaretçi ve alım

heyetleri katılımcılarla bir araya geldi.

Fuar boyunca organize edilen B2B

görüşmeleri, toplu sunumlar ve fuar

görüşmeleri sonucu binin üzerinde iş

görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşmeler

aracılığıyla, uluslararası iş bağlantıları

gerçekleştiren sektörün dev firmaları,

yurt dışında yeni bayilik sözleşmeleri

imzalarken; küçük ve orta ölçekli

katılımcılar ise ürünlerini dünya pazarına

açma fırsatı yakaladı.

6 farklı tasarım sergilendi

Katılımcı ve ziyaretçiler, fuar alanı

içerisinde düzenlenen etkinlik

programlarında bir araya geldi. 30.

HotelEquipment kapsamında bu yıl

dünya ülkeleri temasıyla gerçekleştirilen

Hotel Design Show’da, 6 farklı otel

odası dizaynında Brezilya, Dubai, Fas,

İsveç, Meksika ve Rusya konseptli 6

farklı tasarım sergilendi. Hotel Design

Show’un yanı sıra özel ihtisas alanları ve

Housekeeping Olimpiyatları, konferans ve

seminerler Hotel Equipment’ta katılımcı

ve ziyaretçileri bir araya getirildi.

Turizmciler sektörün rotasını

çiziyor

Fuar kapsamında sektörün

gelişimini ele alan çok sayıda

panel konferans ve seminerler

düzenlendi. POYD – Profesyonel

Otel Yöneticileri Derneği

tarafından fuar boyunca, Gıda

Güvenliği Yönetim Sistemleri

Standardındaki Değişiklikler,

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim

Sistemi, ‘Yalın’la İsraf Out

Verimlilik In’ panelleri

düzenlendi.

“Eş zamanlı” rekor

30. HotelEquipment

ve 26. FoodProduct

hakkında

değerlendirmede

bulunan ANFAŞ Yönetim

Kurulu Başkanı Ali

Bıdı, “Yurt dışından

getirilen alım heyetleri

ve katılımcılar arasında

ticaret köprüsünün

kurulduğunu ifade etti.

Bıdı sözlerini şöyle

devam ettirdi: “36

ülkeden getirdiğimiz

alım heyetleriyle

katılımcılarımız arasında en

az 45 milyon dolarlık ticaret

hacminin oluşmasını bekliyoruz.

Bizler ANFAŞ olarak Türkiye

fuarcılığını geliştirmeye, sektörün

ihtiyaçlarını karşılamaya,

kentimizin ekonomisini

canlandırmaya bugün olduğu

gibi devam edeceğiz. Her

zaman söylediğimiz gibi ANFAŞ

fuarları bizlerin değil, tüm

Türkiye’nin fuarlarıdır. ANFAŞ

fuarları kazandıkça Antalya;

Antalya kazandıkça ülkemiz

kazanmaya devam edecektir. Bu

yıl yakaladığımız ivmeyi, 2020

yılında da tüm paydaşlarımızın

desteğiyle sürdüreceğiz. Gelecek

yıl da Ocak ayında eş zamanlı

kapılarını açacak organizasyon

için katılımcılarımızı şimdiden

fuarda yerini almaya davet

ediyorum” dedi.


hotel restaurant

106 & hi-tech

fuar

“Yerliysek Yeriz” dediler,

Yerli üretim için Antalya’dan ses verdiler!

ANFAŞ’ın Antalya’da bir dünya markası yapma hedefi ile birleştirdiği Food Product ve Hotel

Equipment fuarları kapsamında ANFAŞ ve Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) iş birliği ile ‘869

Yerliyse Yeriz’ Zirvesi düzenlendi. EGD Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünde düzenlenen

zirveye; yerli malı kullanmanın ülke ekonomisine katacağı katma değer damgasını vurdu.

Türkiye’nin cari açığını azaltmak

ve milli bilinç oluşturmak üzere,

Türkiye’nin uluslararası barkod kodu

olan 869 rakamlı ürünlerin ve markaların

desteklenmesi amacı ile yola çıkılan ‘869

Yerliyse Yeriz’ kampanyası; Antalya’da eş

zamanlı olarak düzenlenen ANFAŞ Hotel

Equipment – 30.Uluslararası Konaklama

ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı

ile ANFAŞ Food Product – Uluslararası

Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı kapsamında

düzenlenen zirvede masaya yatırıldı.

ANFAŞ - Antalya Fuar ve Kongre Merkezi ev

sahipliğinde, EGD Başkanı Celal Toprak’ın

modaretörlüğünde gerçekleşen, yerli

üretim logolu ürünlerin kullanımını esas

alan zirve; ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı

Ali Bıdı’nın açılış konuşması ile başladı.

Türkiye Aşçılar Federasyonu Başkanı

(TAFED) Zeki Açıköz, Antalya Gastronomi

Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı (AGEB)

Mustafa Erol, Türkiye Otel Satın Alma

Yöneticileri Derneği Üyesi (TÜRSAD) Dr.

Salih Tellioğlu, TÜRSAB Başkan Vekili

Hasan Erdem ve TV Tarım Editörü-

Program Sunucusu İrfan Donat’ında

konuk olduğu zirvede; bu topraklarda

üretilen mahsulün, üretimlere katkı

sağlaması konusunda desteklenmesini,

yerli firmalarımızın inovasyon çalışmalarına

ağırlık vererek, sadece yerli olduğu için değil

rekabet ettiği ithal firmaların karşısında

kaliteli ve değerli ürünlerin ve markaların

sektöre kazandırılmasının ne kadar hayati

olduğunun altı çizildi.

ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı’nın

açılış konuşması ile başlayan Zirve’de,

yaklaşan turizm sezonu öncesi Antalya

otellerinden başlanarak Türkiye genelinde

yerli malı kullanımı, katma değerli

üretim, tarım ve gıda sektörüne genel

bakış, markalaşma, fırsatlar ve coğrafi

ürünler açısından Antalya ve Anadolu’nun

zenginlikleri konuşuldu.

Donat: “Markalaşma Zinciri

Oluşturulmalı”

Geçtiğimiz yıl Türkiye’de yaşanan döviz

dalgalanmasının sektöre büyük yara

verdiğini belirten TV Tarım Editörü ve

Program Sunucusu İrfan Donat; yaşanan

sorunları kronik olarak nitelendirerek:

“Yerli ve mili kelimelerini çok sık

kullandığımız bir dönemde maalesef

döviz kuru dalgalanması yüzünden

ithalat girdileriniz çok arttı ve bu da

bir tezatlık oluşturuyor. Üretimimiz

düştü, motivasyonumuz azaldı bu da en

çok tarım sektörünü vurdu. Maalesef

bugün üreticilerimiz geçinmenin ayakta

kalmanın derdinde. Ama asıl yapılması

gereken katma değerli ürün yaratmak ve

markalaşmak bu yönelik devlet politikaları

üretmek gerek” dedi.’869 Yerliyse Yeriz’

projesinin çok iyi sahiplenmesi gerektiğinin

de altını çizen Donat, bu projenin başarılı

olması için sürdürülebilirliğin de çok önemli

olduğuna dikkat çekti ve şöyle devam etti:

“Markalaşma adına yapılması gerekenler

dün yapılmadı ama şimdi zamanı,

bugünden bu ateşi daha da arttırmalıyız.

Çok önemli ürünlerimiz var ama maalesef


dünya coğrafik tescil listesinde sadece üç

ürünle yer alıyoruz. Oysa bunları onlara

yüzlere çıkarttığımız zaman ürünlerin

katma değeri bir anda %20-30 artıyor. Bu

projenin siyaset üstü kabul edilip, devlet

politikası haline gelmesi, orta ve uzun

vadede içinde bilim, Ar-Ge, inovasyon,

pazarlama ve insan kaynağı olacak şekilde

zincire dönüştürülmesi gerekir. Dünya bunu

başardı, biz neden başarmayalım.”

Açıköz: “Yerli üretim, üretici önceliğimiz”

Bu zirveyi düzenlemekteki temel

amaçlarının yerli ürün kullanımının

kitleselleştirmek daha fazla insanla

buluşturma ve farkındalık yaratmak

olduğuna vurgu yapan Celal Toprak, “Bu

ülkede her türlü imkan mevcut, bunları bir

araya getirip doğru ve programlı bir şekilde

ilerlediğimizde kimsenin bizimle baş etmesi

mümkün değil” diyerek bu zirveye gelen,

katılım gösteren ve takip edenlerin çok

önemli bir misyonun çok kıymetli parçaları

olduğunu belirttikten sonra sözü Türkiye

Aşçılar Federasyonu Başkanı (TAFED) Zeki

Açıköz’e verdi. Kendilerini Türkiye’nin ‘Beyaz

Kelebekleri’ olarak ifade eden Açıköz, ‘869

Yerliyse Yeriz’ kampanyasının biraz da

vefa duygusuna dayandığına dikkat çekti.

Açıkgöz; “Türkiye’nin uluslararası barkod

kodu olan 869 sadece bir numara değil,

bir vefa anlamı da taşıyor. Çünkü bizim bu

ülkeye bu vatana borcumuz var. Atalarımız

bu ülkemiz için bizler için savaştı, can verdi.

Peki biz ne yapabiliriz? Biz de bu ülkeye, bu

ülkenin değerlerine, ürünlerini, ürettiklerine,

üretenlerine sahip çıkmamız, korumamız,

kollamamız gerek. Yerli üreticilere

sektör ayrımı yapmadan sahip çıkmalıyız.

İthalatçılarımız kızmasın, darılmasın ama

biz önce yerli üreticimizin yanındayız.

Çünkü önce can sonra canan anlayışını

savunuyoruz.”

Erdem: “Gastronomi turizmini

geliştirmeliyiz”

Türkiye’de 10 bine yakın seyahat acentasını

temsilen zirveye katılan TÜRSAB Başkan

Vekili Hasan Erdem de, ‘869 Yerliyse Yeriz’

projesini çok önemsediklerini belirterek

özellikle gastronomi turizminin gelişmesi

adına bu projenin büyük bir önem arz

ettiğinin altını çizdi. Türk ekonomisi ve

özellikle cari açığın kapatılması noktasında

turizm sektörünün büyük bir öneme sahip

olduğunu söyleyen Hasan Erdem, bugün

Türkiye’nin dünya turizminde rekabetçi bir

ülke olduğunu bunu gıda ve tarımda da

başarmamak için hiçbir sebep olmadığını

şu örneklerle zirve katılımcılarına anlattı:

“Türk turizmi olarak dünya mirasının sayılı

örneklerinin olduğu bir coğrafyadayız ama

bu coğrafyamız aynı zamanda gastronomi

anlamında da tarihi bir beşikteyiz. Bunu

kullanmak ve bunu turizmle entegre hale

getirmemiz gerek. Her şeyde olduğu gibi bu

işte de bir formül var. Çünkü her türlü ürün

ve zenginliğimiz var bu formülü bulup artık

değer yaratacak, markalaşacak projelere

dönüştürmeli dahası bunu ekonomik girdiye

çevirmeliyiz. Yerli ürünlerimizin gücü bu

anlamda yadsınamaz. Yöresel lezzetlerimizi,

unutulan değerlerimizi tekrar gün yüzüne

çıkartıp bunu milli isimlerle markalaştırmak

ve gastronomi turizmine kazandırmamız

gerek. Çünkü yerli olmak demek, milli

olmak demek evrensel olmamıza engel

değil. Türkiye’nin lezzet ülkesi olduğunu

anlatmamız lazım. ”

Erol: “İnovasyonlu ürünlerle dünyaya

açılmalıyız”

Zirve’nin Antalya’da gerçekleşmesinden

dolayı bir anlamda ev sahiplerinden de

olan Antalya Gastronomi Eğitimciler

Birliği Derneği Başkanı(AGEB) Mustafa

Erol, zirvenin çıkışı, isminin hikayesi ve

bundan sonraki yapılaması gerekenlere

dair şunları söyledi: “ Üretimin olduğu

yerde huzur ve mutluluk olur. Biz de bu

gerçekten daha yerli ve milli kavramları

bu kadar dillerde pelesenk olmadan

önce ne yapabiliriz? diye düşünürken

geliştirdiğimiz bir kavram oldu. Çünkü

artık karamsarlığı bırakmalıyız, biraz da

güçlü taraflarımızı görmeliyiz, bunlardan

kendimize motivasyon yaratmalıyız. Evet

eksiklerimiz, hatalarımız olmuş geçmişte

ama artık bi rşeyler yapılmalı. Biz de

bunu yapmaya çalıştık. Bugün Antalya’da

3500 şef aşçı var, bu bile ciddi bir itici güç.

Çünkü yerlilik kavramı önemli bir gücümüz

biz de gücü bugün burada olarak ortaya

koyduk. Üretime destek vermek, yerli

ürünleri tercih etmek ve kullanmak bu

ülkenin yaşadığı acılara, sıkıntılara yönelik

yapılacak en büyük fedakarlıktır. Bu

bilinçle marka değeri yüksek, inovasyon

tabanlı ürünlerle ön planla çıkmalıyız.

Sadece bizlerin değil tüm dünyanın

yiyebileceği ürünler geliştirmeliyiz bunu

başardığımız anda yolumuzda önümüzde

açık.”

Tellioğlu: “Ürünlerimiz kalitesi

tartışılmaz”

Panelde son konuşmayı alan Türkiye Otel

Satın Alma Yöneticileri Derneği Üyesi

(TÜRSAD) Dr. Salih Tellioğlu, özellikle

akademisyen kimliği ile de önemli

bilgiler aktardı. Döviz kurundaki yaşanan

dalgalanmaların ülke ekonomisine ve de

özellikle yerli üreticilere ciddi ekonomik

kayıp yaşattığına değinen Tellioğlu, yerli

ürünlerimizin kalitesinde, lezzetinde

hiçbir sıkıntı olmadığını bu konuyu da

avantaja çevirmek gerektiğini belirterek;

“Kendim satın alma yapan birisi olarak

yerli ürünlerimizi almakta hiçbir sıkıntı

yaşamıyorum. Kendi üretimimizdeki

ürünlerin lezzeti ve kalitesi, tadına

diyecek yok ama bunun istenen seviyeye

ve markalaşmaya çeviremediğiniz anda

tercihler değişiyor. O yüzden markalaşma

çok çok önemli ve sektörün çıkışı buna

bağlı. Örneğin bunu yerli muzda başardık.

Devletin doğru politikaları sayesinde bugün

muz üreticilerinin yüzü gülüyor, insanlar

ekim alanlarını arttırdı. Hatta pek çok

otelci muz üretimi işine girmeye başladı.

Yerli muzun zaten tadı, lezzeti ve aroması

noktasında zaten sıkıntımız yoktu. İşte bu

tür örnekleri ürün bazlı olarak arttırmalıyız

bunu bir devlet ve üretim politikası haline

getirmeliyiz, gastronomiyi biraz da ekonomik

temelli bir değere dönüştürmeliyiz. Umarız

‘Yerliysek Yeriz’ sloganı hem üretim hem

de markalaşma adına bir fitili yakar ve daha

çok milli markamızla dünya pazarında yer

almamızı sağlar.”


hotel restaurant

108 & hi-tech

fuar

Unilever Food Solutions

yeni sezonda da turizmcilerin yanında

Yeni sezon öncesinde beklentilerin yüksek olduğu Antalyalı turizmcilere yeni çözümlerini

ANFAŞ 26. Food Product Fuarı’nda tanıtan Unilever Food Solutions, 2019 yaz sezonu öncesi

sunduğu temalar ve ürünlerle turizmcilerde yeni sezon öncesi büyük heyecan yarattı.

Unilever Food Solutions, sezona

heyecanla hazırlık yapan Antalyalı

turizmcilere, sektöre katacağı yeni

çözümlerini gıda sektörünün uluslararası

buluşma merkezi ANFAŞ 26. Food Product

Fuarında tanıttı. Unilever Food Solutions

standında fuar süresinde devam eden

Akdeniz, Meksika ve Türk temalı canlı

performans gösterileri turizmciler ve

sektör temsilcileri tarafından yoğun ilgi

gördü.

2019’da bir ilk: UFS Burger Fest

Unilever Food Solutions, 2019 yılına

özel olarak hazırladığı ‘’Burger Fest’’

konseptiyle katılımcılara lezzet dolu anlar

yaşatırken uzman ağızlar tarafından nasıl

maliyet tasarrufu yapılacağı ile ilgili bilgiler

paylaşıldı. Standın en ilgi çeken tadımı ise,

Hellmann’s soslar ve Knorr köfte harcı ile

hazırlanmış enfes burger köfteleri oldu.

Özel tariflerle çayın en lezzetli hali

Unilever Food Solutions, katılımcılarla

farklı okazyonlarda misafir memnuniyetini

artıran ve deneyim yaşatan sunum

çözümlerini paylaştı. Çay & Miksoloji

eğitimleriyle turizmcilerin operasyonel

işlerine nasıl değer katacağı anlatılırken,

çay uzmanı Aykut

Üner’in özel tarifleriyle

renklenen mini miksoloji

barı ilgiyle karşılandı.

Özel olarak hazırlanan

birbirinden lezzetli

Lipton Tea kokteyl

reçeteleriyle sektör

temsilcileri bir araya

gelerek otellerin

en büyük maliyet

kalemlerinden biri

olan alkol tüketiminin

hem lezzetli hem

de pratik yollarla

nasıl düşürüleceğini

deneyimleyerek

öğrendiler.

30 dakikada ‘’Gıda Güvenliği’’ Sertifikası

Unilever Food Solutions’ın, şeflerin

gıda güvenliği alanındaki beklentilerini

karşılamak amacıyla Gıda Güvenliği

Derneği iş birliğiyle başlattığı ve 3 yıl

olmadan 40 bin şefe ulaşan ‘Güvenilir

Eller’ online gıda güvenliği eğitimi fuar

katılımcılarının da erişimine özel kodla

açıldı. Sadece 30 dakikasını ayıran

şefler, fuara özel eğitim kodu ile gıda

güvenliği eğitimini tamamlayarak Gıda

Güvenliği Derneği onaylı Güvenilir Eller

sertifikasını aldı.

UFS Aplikasyonu hakkında da bilgi verilen

fuarda, şeflere özel ilham veren reçete ve

tariflerin yanı sıra online alışveriş imkanı ve

fırsatlarından haberdar edildi.

Yapılan araştırmalar sonucu her şey dahil

otellerin, maliyet ve misafir memnuniyeti

olarak iki büyük problemle karşı karşıya

olduğu sonucuna ulaştıklarını belirten

Unilever Food Solutions Pazarlama

Direktörü Nihan Kayı, bu iki sorunu çözmek

için “Temalı Geceler” ve “Tasty Snacks”

konseptlerini geliştirdiklerini belirtti. Aynı

zamanda konseptleri uygulamak isteyen

otellere uzman ekip ve eğitimlerle de tam

destek vereceklerini ekledi.

Yükselen gıda fiyatları nedeniyle ana büfe

maliyetleri her geçen gün artarken, bir

yandan da oteller konaklama kararında

tercih edilmek için misafir memnuniyet

skorunu daima yüksek tutmaya çalışıyor.

Bu sorunlara karşılık Unilever Food

Solutions’ın farklı sunum ve uygulamalar

içeren yeni konseptleri maliyetleri

düşürürken, misafirlerinin keyifli vakit

geçirmesini sağlıyor. Otellere karlı bir iş

modeli sunuyor.

‘’Temalı Geceler’’ konseptiyle eğlence ve

lezzet bir arada

Yüksek misafir memnuniyeti için geliştirilen

“Temalı Geceler”, misafirlerin keyifli vakit

geçirmeleri için her şeyiyle düşünülmüş

farklı bir ambiyans sunuyor. Meksika,

Akdeniz ve Türk Gecesi gibi birbirinden

farklı temalara ev sahipliği yapan eğlenceli

animasyon ekibine, şeflerin büfe alanı için

özenle hazırladığı Meksika mutfağının

özgün reçeteleri eşlik ediyor.

‘’Tasty Snacks” maliyetleri düşürüyor

Maliyet baskısını azaltan “Tasty Snacks”

(Lezzetli Atıştırmalıklar) konsepti ile

oteller misafirlerine farklı ve lezzetli

Snack reçeteleri sunarken birbirinden

farklı Snack reçeteleri otellerin rekabet

gücünü arttırmasına destek oluyor. Snacks

konseptini ve Carte d’OR Buffet portföyünü

bir araya getiren UFS, bu yıl ilk kez

gerçekleştirdiği ‘’Tasty Frozen’’ konseptiyle

de damaklarda unutulmaz tatlar bıraktı.


Anfaş Gıda

ve İçecek

Fuarı’nın

yıldızı

Uno Gourmet

Profesyonel

ürünleri

Ünlü Şef Mehmet Yalçınkaya

Uno Gourmet Profesyonel

ürünleriyle yaptığı workshopla

unutulmayacak lezzetlere

imzasını attı.

Turizm ve gıda sektörünün Türkiye’deki en büyük buluşması

ANFAŞ Hotel Equipment - 30.Uluslararası Konaklama ve Ağırlama

Ekipmanları İhtisas Fuarı ile ANFAŞ Food Product Fuarı kapılarını açtı.

Fuar, 19 Ocak’a kadar yurt içinde 7 bölgeden, yurt dışında 36 ülkeden 50

binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırlamaya başladı.

Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı

Ali Bıdı, tüm katılımcı ve ziyaretçilere başarılı ve kazançlı bir fuar dileyerek

sözlerine başladı. Eş zamanlı organizasyonun Türkiye’nin en büyük Horeca

(Hotel Restoran Cafe) buluşması olduğunu ifade eden Bıdı, “Bugün 30’uncu

Hotel Equipment ve 26’ıncı Food Product fuarlarımızı 40 bin metrekarelik

kapalı alanımızda eş zamanlı olarak açılışını gerçekleştiriyoruz. Eş zamanlı

olarak önemli bir başarı yakalayan fuarlarımız, hotel restoran ve kafe

sektörünün Türkiye’deki en büyük buluşmasıdır” dedi.

Ünlü şefleri ağırladı

Yıllardır el değmeden, hijyenik koşullarda üretilen unlu mamulleri ile otel,

kafe, restourant, catering, kantin gibi işletmelere profesyonel çözümler

sunan ve UNO bünyesinde bulunan Uno Gourrmet Profesyonel standı

Anfaş’da yerini aldı. Birçok şefin ziyaret ettiği Uno Gourmet Profesyonel

standında, Türkiye’nin ünlü şeflerinden Mehmet Yalçınkaya, Uno ürünleriyle

yaptığı workshoplar ve tadımlarla fuarın ilk gününden katılımcımların

büyük beğenisini topladı. Mehmet Yalçınkaya’nın moderatörlüğünü yaptığı

workshoplarda birçok şef hem eğlendi hem de Uno’nun ekşi mayalı rustik

ekmeklerinden, hamburger ekmeklerine, simitlerinden böreklerine kadar

birçok farklı ürünle yeni lezzetler ve sunumlar

denedi.

Yalçınkaya: “Pratikliği sayesinde istediğimiz zaman

ürünlerimizi taze ve sıcak ikram edebiliyoruz”

Uno Gourmet Profesyonel hakkında deneyimlerini

paylaşan Ünlü Şef Mehmet Yalçınkaya, “Uno’nun

birbirinden farklı ürünlerini güvenerek ve

beğenerek kullanıyorum. Uno Gourmet Profesyonel

geniş bir ürün yelpazesine sahip. Otelde ihtiyaç

duyabileceğimiz tüm ürün çeşitleri mevcut ve

oldukça pratik. Ürünler donuk olarak bize ulaştıktan

sonra -18’de kolayca depoluyor ve sadece ihtiyaç

duyduğumuz miktarı pişiriyoruz. Pratikliği sayesinde

istediğimiz zaman ürünlerimizi taze ve sıcak ikram

edebiliyoruz.

Uno Gourmet Profesyonel ürünlerini tercih

etmemizdeki en önemli noktalardan biri ise

ürünlerin oldukça lezzetli olması ve farklı

tüketicilerin damak tadına uygun olması. Otelimizde

Uno Gourmet Profesyonel ürünlerini farklı tatlarla

buluşturarak yeni tatlar ve sunumlar yakalıyoruz.

Bu sayede tüketicilerimiz daha önce hiç denemediği

lezzetleri deneyebiliyor. Bizde sunumlarımız ve

tatlarımızla farklılık ortaya koyuyoruz.” dedi.


110

hotel restaurant

& hi-tech

hijyen

Turizmin yükselişi

EDT sektörünü de hareketlendirdi

Ev dışı tüketim sektörünün öncü firmalarından Eczacıbaşı Profesyonel, başarılı ve

verimli bir yılı geride bırakarak 2019 yılı hedeflerini açıkladı. Geçtiğimiz yıl hedeflerini

gerçekleştiren Eczacıbaşı Profesyonel, 2019 yılında odak noktalarına ihracat

çalışmalarını da ekledi.

Eczacıbaşı Profesyonel İş Birimi Direktörü

Ömer Koç

Profesyonel temizlik, hijyen ve gıda

alanlarındaki çözümleriyle ev

dışı tüketim sektöründe faaliyet

gösteren Eczacıbaşı Profesyonel, 2018

yılını başarılı çalışmalarıyla tamamladı.

Ürün ve hizmetleri ile 11 bin işletmeye

çözüm sağlayan Eczacıbaşı Profesyonel,

2019 yılında sektörde büyümesini

sürdürerek ihracat çalışmalarına hız

vermeyi hedefliyor.

Turizm sektörünün yükselişi ile birlikte

EDT sektörünün de hareketlendiğini

belirten Eczacıbaşı Profesyonel İş Birimi

Direktörü Ömer Koç, “Turizm sektöründe

geçtiğimiz yıl yaşanan olumlu gelişmeler

ile birlikte Eczacıbaşı Profesyonel

olarak biz de hedef ve stratejilerimizi

gerçekleştirerek yılı tamamladık. Hizmet

sağladığımız 11 bin işletme ile yıl boyu

iletişimde olarak ihtiyaç duydukları

ürünleri sunduk. Geçtiğimiz yıllarda

başlatmış olduğumuz projelerimizi bu yıl

etkin bir biçimde yürüttük. Ürünlerimiz,

eğitim programlarımız ve hizmetlerimiz

ile işletmelere destek olduğumuz verimli

bir yılı geride bıraktık” dedi.

Çırağan Palace’a Hijyende Mükemmellik

Ödülü

Eyüpsultan ve Beşiktaş Belediyesi ile

yürüttükleri Hijyende Mükemmellik

projesinin sonuçlarını aldıklarına

değinen Ömer Koç “Ev dışı noktalarda

hijyen konusunda tüketiciler nezdinde

güven ortamı oluşturacak ‘Hijyende

Mükemmellik’ projemizi belediyelerimiz

ile yürüttük. Bir yılı tamamladığımız

Eyüp Sultan Belediyesi iş birliğinde

7 işletme, ‘Hijyende Mükemmellik’

sertifikası almaya hak kazandı. Beşiktaş

Belediyesi iş birliğimiz de ilk meyvesini

verdi ve turizm sektörünün köklü

firmalarından Çırağan Palace Kempinski

İstanbul’a Hijyende Mükemmellik

sertifikasını takdim ettik” dedi. Ömer

Koç Uzaktan Eğitim Programı ile sektör

profesyonellerine yıl boyu temizlik ve

hijyen, mutfak hijyeni, yüzey hijyeni

ve çamaşır hijyeni konularında temel

bilgiler, standartlar, prosedürler ve

ürün kullanımları konularında eğitim

verdiklerini belirtti.

“2019’da sektörde büyüme hedefimiz

bulunuyor”

Ömer Koç “2018 yılı boyunca Ar-Ge

ve inovasyon çalışmalarımızda ürün

ve hizmetlerimizi geliştirmeye yönelik

yatırımlarımızı sürdürdük. Dünyadaki

teknolojik gelişmeleri ve trendleri takip

ederek müşterilerimizin ihtiyaçlarına

yönelik projeler, farklı ürün ve çözümler

geliştirmeye özen gösterdik. Gelecek yıl

da bu çalışmalarımıza devam edeceğiz.

2019 yılı boyunca büyümemizi sürdürmeyi

ve ihracat çalışmalarımıza hız vermeyi

hedefliyoruz” dedi.


Selpak Professional,

mutfaklara pratik çözüm sunuyor

Ev dışı tüketim sektöründe yenilikçi ürünleriyle adından söz ettiren Selpak

Professional, taşınabilir havlu dispenser ile profesyonel mutfaklar için fark

oluşturuyor. Selpak Professional taşınabilir dispenser, özgün tasarımı ile ıslak ve

nemli bölümlerde dahi efektif kullanım sağlıyor.

Ev dışı tüketim sektöründe

standartların yükselmesine ürün

ve hizmetleriyle katkı sağlayan

Eczacıbaşı Profesyonel, işletmelerin

ihtiyaçlarına yönelik Selpak

Professional taşınabilir dispenserini

kullanıma sundu. Profesyonel

mutfaklara özel hazırlanan Selpak

Professional taşınabilir dispenser,

özellikle nemli ve ıslak alanlar için

efektif kullanım sağlıyor. Taşınabilir

dispenser, ergonomisi ve işlevselliği

ile profesyonel alanlarda etkili çözüm

sunuyor.

Özel koruması sayesinde tasarruf

sağlıyor

Selpak Professional taşınabilir

dispenser, kağıt havlunun dışında

bulunan özel koruması ile nem ve

sıvıdan havluyu koruyor. Koruması

ve çekmeli yapısı sayesinde gereksiz

kullanımları önlüyor ve kağıt

tasarrufu sağlıyor. Özel tutma alanı

sayesinde ise istenilen alana rahatlıkla

taşınabiliyor. Selpak Professional’ın

tüm içten çekmeli ürünleriyle

uyumlu olan bu dispenser, kat hizmet

arabalarının içlerinde de pratik bir

kullanım sağlıyor.


112

hotel restaurant

& hi-tech

sevgililer günü özel

Aşka giden adres

Hilton İstanbul Maslak

Şehrin merkezindeki mükemmel konumu, şık

detayları ve kusursuz konforu ile misafirlerine

ayrıcalıklı bir otel deneyimi yaşatan Hilton İstanbul

Maslak, 14 Şubat’ı “aşk”a yaraşır bir programla

kutluyor. Sevgilileri, gurme restoranı Zaxi’de geceye

özel “İlk tadımda aşk” menüsü ve Manuş-u Âlâ

grubunun canlı performansıyla ağırlayacak olan

Hilton İstanbul Maslak, otelde konaklamak isteyen

misafirlerine ise avantajlarla dolu bir konaklama

paketi sunuyor.

Aşkınızı tazeleyin

Aşkını doğada doyasıya yaşamak isteyen çiftler, NG Sapanca’nın 14 Şubat

için hazırladığı aşk paketiyle kendilerini şımartıyor. Bir gece konaklamalı

Sevgililer Günü paketinde, keyifli dakikalar odaya adım attığınız an

başlıyor. Köpüklü şarap ve çikolata ikramıyla başlayan günün ardından NG

Sapanca’nın sıra dışı doğası keşfedilmek için sizi bekliyor. Günün devamında

ise romantik aşk şarkılarının seslendirileceği gala yemeği, çiftlerin aşklarına

adeta şahitlik ediyor. Lezzet şöleninden sonraki gün çiftler, 15 Şubat günü

sabah kahvaltısından sonra pakette yer alan Bali masajı veya kese-köpük

terapisinden birini seçip, günü unutulmaz bir şekilde noktalıyor.

Aşkı anlatmanın en tatlı hali

Le Cordon Bleu pastacılık mezunu Berrak Demir tarafından kurulan, özel günlerinde

sevdiklerine tatlı sürprizler yapmak isteyenlerin tercih ettiği Berrak’s Bakery, butik

tatları ile dikkat çekiyor. Bu Sevgililer Günü’nde aşkını farklı anlatmak isteyenler,

Berrak’s Bakery’den tadı kadar görünüşüyle de göz dolduran, üstü kalpli, yoğun badem

ve çilek tadına sahip, içi ağızda eriyiveren doğal aromalı krema ile dolu makaronları

tercih edebilir. Berrak’s Bakery’de Sevgililer Günü için ayrıca, makaron, baş döndüren

kırmızı renkli ve kadife dokulu Red velvet cupcake, el yapımı çikolata ve kalpli mug olan

özel Sevgililer Günü Hediye Paketi de bulunuyor.

Kendinizi ve sevdiğinizi şımartın!

Titanic Port Bakırköy Sevgililer Günü’nde çiftlere romantik bir akşam vadediyor.

Otelin üst katında yer alan ve eşsiz deniz manzarasıyla dikkat çeken Compass’ta

Vural Kaya çiftlere unutamayacakları anlar yaşatacak. Executive şefler tarafından

hazırlanan özel lezzetlerle taçlandırılan çift kişilik Sevgililer Günü programını

keyifli bir konaklama ile devam ettirmek isteyen çiftler için ise, Sevgililer Günü

yemeği, deniz manzaralı oda, BeFine Spa’da havuz, sauna, buhar odası kullanımı

ve ertesi gün zengin açık büfe kahvaltının dahil olduğu özel bir paket bekliyor.


Fransız esintili…

Şık atmosferi, lezzetleri ve caz müzikleri ile dikkat çeken Fransız

Lokal Brasserie Neni Brasserie; romantik sevgilileri, aşklarını

doyasıya yaşayabilecekleri büyüleyici bir atmosfere davet ediyor. Özel

menüsü, Fransız esintili dekorasyonu ve sürprizleri ile Neni Brasserie,

Sevgililer Günü’ne özel lezzetlerden oluşan bir menü sunuyor. Bu

özel menüde; başlangıç olarak, Geleneksel Provençal usulü Taze Yerli

Enginar, ardından Taze kuşkonmaz ve Füme Somonlu Dijon Hardallı

Kiş, ana yemek olarak Adaçaylı ve Biberiyeli Fırında Dana Kaburga

veya Taze Kuşkonmazlı ve Porçini Mantarlı Lagos Balığı sunuluyor.

Sevgililer Günü’nün en özel adresi

Renaissance Polat Istanbul Hotel

Muhteşem Marmara denizi manzarası ile Sevgililer Günü’nün keyfini

çıkarmak isteyenlerin yolu Renaissance Polat Istanbul Hotel’de kesişiyor.

Konaklama paketinin yanı sıra özel kutlama seçenekleri sunan Otel,

misafirlerine unutulmaz bir gece yaşatmaya hazırlanıyor. 14 Şubat’ta

romantik bir akşam yemeği Daphne Restaurant’ı tercih edebilirsiniz. Otel’in

deneyimli şeflerinin hazırlayacağı özel sevgililer günü menüsü ve Grup

Duo’nun romantik şarkıları eşliğinde aşk dolu bir gece geçireceksiniz.

Aşka gelin!

Elite World Hotels, aşkı dolu dolu yaşayabileceğiniz ve

sürprizlerle sevgilinize unutulmaz bir “Sevgiler Günü”

yaşatabileceğiniz birçok alternatif ile geliyor. Elite

World Asia Hotel, ilk sevgililer günü etkinliği için

Ümit Sayın ve romantik şarkıları eşliğinde özel bir

gece hazırladı. Şehrin merkezi Taksim’de yer alan

caz dünyasının buluşma noktası Jazz Company’de

14 Şubat gecesi aşk dolu şarkılar var. Sevgililer

Günü’ne özel bir repertuarlarla hepimizin aşk hayatına

damgasını vurmuş aşk şarkılarına yer verilecek. Muhteşem şehir manzarasını

izleyebileceğiniz Elite World Van Hotel, The Grill Ocakbaşı’nda Sevgililer Günü’ne özel

hazırlanmış program konuklarını bekliyor.

Wish More Hotel Istanbul’dan

Sevgililer Günü’ne özel sürprizler

Wish More Hotel Istanbul, birlikteliklerini kutlamak isteyen çiftler için, birbirinden özel Sevgililer

Günü paketleri sunuyor. 14 Şubat’ta indirimli konaklama fiyatlarından yararlanacak olan sevgilileri

odalarında ufak sürprizlerle özel olarak hazırlanmış romantik detaylar bekliyor. Ayrıca eşsiz

lezzetlerle donanmış açık büfe kahvaltı seçenekleri de pakete dahil ediliyor. Sevgililer, bu güne özel

olarak hazırlanmış, aromatik yağlar ile gerçekleştirilen couple masaj seçeneğiyle de kendilerini

şımartıp bedenlerini ve ruhlarını tazeleyebilecekler.


hotel restaurant

114 & hi-tech

sevgililer günü özel

Romantik anlara eşlik eden lezzetler

Fauchon Paris’te

Uluslararası örnek projeleri ile tanınan RMA Group’un yeni üyesi Fauchon

Paris, Zorlu Center’ın kalbindeki yerinde Fransız esintileri hissettiren

menüsü ve yenilenen barında farklı notalar içeren kokteylleri ile Sevgililer

Günü programları için keyifli bir adres oluyor.

Şefin özel reçeteleri ve mevsimsel içerikler ile hazırlanan Somon Fümeli

Milföy, Fransız Soğan Çorbası, Hellim Kruvasan, Thai Beef Salata ve

1886 Fauchon Salata çiftleri Sevgililer Günü programları için lezzet ve

romantizmin buluştuğu bir deneyime davet ediyor.

Aşk hikâyenize unutulmayacak

anılar ekleyin

Şehrin en büyük oteli Hilton İstanbul Bomonti, Sevgililer Günü’nü

unutulmaz kılmak isteyen çiftlere birbirinden romantik kutlama

alternatifleri sunuyor. Uzak Doğu mutfağından iki farklı menü

seçeneği ile panoramik bir İstanbul manzarası sunan Cloud 34 ve

Fransız mutfağından esintiler taşıyan “Bir Aşk Hikayesi” menüsü ile

The Globe Restaurant, Sevgililer Günü’nü romantik bir akşam yemeği

ile taçlandırmak isteyenleri beklerken; Avrupa’nın en büyük ödüllü

eforea SPA’sında çiftlere özel bakım uygulamalarının dahil olduğu

Mr.&Mrs. Konaklama Paketi, aşkınıza ihtiyaç duyduğu özeni Hilton

kalitesiyle yaşatıyor.

İyi yemek, iyi müzik farkıyla

14 Şubat’ın tadını çıkarın Berry Kiss Hot Chocolate

lezzetinde 14 Şubat!

Şehrin sosyalleşme

noktası The Populist,

14 Şubat Sevgililer

Günü’nü iyi yemek

ve iyi müzik farkıyla

yaşamak isteyen

çiftleri bekliyor.

The Populist’in

14 Şubat’a özel

hazırladığı menüde

craft tatlar ve imza

lezzetler öne çıkıyor.

Sıcak atmosferi ve

güçlü mutfağıyla

rahat ve keyifli

bir alternatif

olan The Populist, özel günlerin de

değişmeyen adresi oluyor. Mekanın Sevgililer Günü menüsünün

başlangıçlarında Enginarlı Dip ve Peynirli Pizzetta çiftlere özel

paylaşımlık olarak servis edilirken, ana yemekte Cheesburger,

Tütsülenmiş Tavuk veya Çedar Peynirli Brisket Sandviç

seçenekleri yer alıyor. O güne özel menünün tatlı finalinde

sunulan Profiterol ise özel sosuyla akıllarda yer ediyor.

Yarım asrı aşkın süredir

tatlarıyla insanların

yüzünü güldüren

Seyidoğlu, bu özel

günde sevdikleriyle

birlikte evde olmayı

tercih edenler için

hazırladığı çikolata ve

pasta çeşitleriyle tüm

sevgililerin sofrasına

konuk oluyor.

14 Şubat’ ı

kutlamanın keyfine

Seyidoğlu’nun

Sevgililer Günü

tatlarıyla

yaşayan çiftler,

farklı damak

zevklerine hitap

eden pasta ve

çikolata çeşitleriyle o özel günü

ölümsüz kılmanın mutluluğunu yaşıyor.


İtalyan usulü romantizm

Mövenpick Hotel Istanbul, 14 Şubat 2019 Sevgililer Günü’nü romantizm kokan

lezzetler, aşk şarkılarının karşı konulmaz tınısı ve ayrıcalıklı konaklama paketiyle

kutluyor. Otelin 20. katında yer alan Skyline Club Lounge’da düzenlenecek

Sevgililer Günü yemeğinde, İtalyan Baş Aşçı Giovanni Terracciano tarafından

hazırlanan “Aşk Menüsü”nü, Petek Akçakaya’nın seslendireceği tüm zamanların

en sevilen aşk şarkıları eşliğinde sunuluyor. Otelin rüya gibi bir akşam yemeğinin

ardından gecenin romantizmini devam ettirmek isteyen çiftler için hazırladığı

Sevgililer Günü konaklama paketinde; 14 Şubat 2019 tarihinde superior odada iki

kişi konaklama, Skyline Club Lounge’da iki kişilik Sevgililer Günü yemeği, AzzuR

Restaurant’ta açık büfe kahvaltı ve odada kalp şeklinde çikolata ikramı bulunuyor

Sevgililer Günü’nde romantik teklif ler

Anadolu Yakası’nın en büyük spa alanına sahip olan Radisson Blu Hotel &

Spa Istanbul Tuzla, 14 Şubat’ta şehrin koşuşturmasından uzak bir gün vaat

ediyor. Sevgililer Günü’nde birbirinden özel program ve avantajlı konaklama

fırsatlarıyla unutulmaz deneyimler sunmaya hazırlanan otelde dileyenler

çello eşliğinde muhteşem yemeklerin ardından Elysia Spa’da yenilenebilir.

Dileyenler o özel akşamı otelin lobisinde yer alan Citrus Lobby Bar’da canlı duo

müzik dinletisi eşliğinde geçirebilir. Otelin spa merkezi Dulcis Thermal Spa &

Hammam’da ise, çiflere çok özel bir spa deneyimi sunacak.

Aşk dolu bir gün

14 Şubat’ta kalpler kadar damaklara da hitap eden The Ritz-Carlton, Istanbul,

Atelier Real Food restoranda “doğadan masaya” konsepti ile enfes bir akşam

yemeği sunuyor. Orka White Trio orkestrasının akustik performansının eşlik

edeceği Sevgililer Günü yemeğinde kaz ciğeri, soslarla tatlandırılmış çıtır

karidesler, kuşkonmaz ve yer alması püresi ile sunulan bonfile ve brisket gibi

enfes tatlar bulunuyor. Akşam yemeğinin yanı sıra tüm zamanların en sevilen

aşk şarkıları eşliğinde ve bu geceye hazırlanan kokteyller ve atıştırmalıklarla

aşkını kutlamak isteyen çiftler için ise Bleu Lounge eğlenceli bir akşam sunuyor.

DJ Moophy’nin sahne alacağı programda giriş ücreti bulunmuyor.

Huzur da aşk da Kalamış Koyu’nda!

Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel, 14 Şubat Sevgililer

Günü’nde romantizmin büyüsünü yaşamak isteyenlere hem huzuru

hem de aşkı vaat ediyor. Üstelik seçim de size kalmış. Huzur ya da

aşk; veya ikisi de bir arada. Otelin terasında bulunan Ouzo Roof

Restaurant’ta sonsuza uzanan tatlı huzuru, Eda&Metin Özülkü-Yeşim

Salkım-Ferda Anıl Yarkın’dan oluşan Çılgınlar Kulübü’nün 90’lar

konseptiyle hazırlanan Kalamış Balo Salonu’nda ise aşkın en neşeli

halini yaşamak tercihinize kalmış. Yılın en romantik gecesine özel

hazırlanan tılsımlı aşk menüleri de gecenin lezzetini ikiye katlayacak.


116

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

White Mill

Akaretler Sıraevler’de açıldı

Şık ve huzur veren atmosferinde, birbirinden güzel sunumlarıyla, doyurucu ve lezzetli

porsiyonlarıyla, kahvaltı-yemek-kokteyl keyfini sürmek isteyenlerin adresi White Mill şimdi yeni

adresi Akaretler’de…


Cihangir’in en sevilen lezzet

duraklarından White Mill, yeni

adresi Akaretler Sıraevler’de açıldı.

İş stresinden, şehrin yoğun temposundan

uzaklaşıp, rahatlamak isteyenlerin

Cihangir’deki uğrak noktası White Mill,

Akaretler Sıraevler’e taşındı. Kokteylini

tapas çeşitleri ve kaliteli müzik eşliğinde

yudumlayarak, keyifli zaman geçirmek

isteyenlerin değişmeyen adresi White

Mill, İstanbul’un eğlence hayatında da

önemli bir yere sahip.

Yöresel lezzetlere modern dokunuş

Sade ve lezzetli tabakları ile beğeni

toplayan White Mill’in menüsünde,

yöresel lezzetlerden yola çıkarak

günümüz damak tadına uyarlanan;

karides tempura, bademli tavuk, etli pazı

dolması, çentik kebabı, anne köftesi,

kızılcık soslu ızgara somon gibi yemekler

öne çıkıyor. White Mill’in hem lezzet hem

de görsel bir şölen yaşatan kokteylleri

ise yeşil elma, nar suyu, passion fruit,

satsuma gibi doğal meyvelerin alkol ile

birleşiminden oluşmuş katkısız ve taze

olarak hazırlanıyor.

Sıcacık bir atmosferde dostlarınızla

birlikte geçireceğiniz keyifli saatlere

ev sahipliği yapmaktan memnuniyet

duyan White Mill, misafirlerini

yeni adresinde farklı sürprizlerle

karşılıyor. Gece 01:30’a dek açık olan

mekân; Çarşamba, Perşembe, Cuma,

Cumartesi akşam üstü başlayan ve

geç saatlere kadar devam eden DJ

performanslarıyla ve ev rahatlığındaki

ortamıyla Akaretler’in popülaritesini

artırırken, İstanbul’un en merkezi ve

gözde buluşma yeri olmaya aday.

Sade ve lezzetli tabakları

ile beğeni toplayan White

Mill’in menüsünde,

yöresel lezzetlerden yola

çıkarak günümüz damak

tadına uyarlanan;

karides tempura,

bademli tavuk, etli pazı

dolması, çentik kebabı,

anne köftesi, kızılcık

soslu ızgara somon gibi

yemekler öne çıkıyor.


Nişantaşı Citys’de...

Bubble Wrap İstanbul’un, Meydan AVM’den sonra alışveriş merkezlerindeki ikinci

durağı Nişantaşı City’s oldu.


Klasik waffle tatlarını özel

malzemelerle yeniden yorumlayan

Bubble Wrap İstanbul, Meydan

AVM’den sonra kioks tarzındaki yeni

dükkanını Nişantaşı Citys’de açtı.

Türkiye’deki her alışveriş merkezinde

olma hedefiyle büyümesini sürdüren

Bubble Wrap İstanbul, şehir dışındaki ilk

dükkanını ise Sahil Antalya’da hizmete

sokacak.

Baloncuklu özel bir hamur içerisinde

tercihe göre dondurma ya da magnolia

üzerine, mevsim meyveleri, farklı soslar,

çikolata parçacıkları, çeşitli yemişler

ve rengarenk şekerlemeler eklenerek

dürüm şeklinde servis edilen Wrapleriyle

festival havası yaratan mekan, yeni

yıla yeni şubelerle girdi. Meydan

İstanbul’dan sonra Nişantaşı Citys’e de

giren Bubble Wrap İstanbul, alışveriş

merkezli odaklı büyümesini sürdürmeyi

hedefliyor.

2017 yılında Kadıköy Moda’da aile

işletmesi olarak açılan Bubble Wrap

İstanbul, tadı, kokusu ve görüntüsü

ile lezzet tutkunlarının kısa sürede

müdavimi haline geldi. İstanbul ve

Antalya ile birlikte şube sayısını dörde

çıkaran mekan, hem kendi öz sermayesi

hem de franchise modeliyle bu yıl

Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Eskişehir,

Gaziantep, Kayseri gibi büyük şehirler

ile önemli tatil beldelerine de girmeyi

amaçlıyor.

Ortalama yatırım maliyeti 150 bin lirayı

geçmiyor

Önemli alışveriş merkezi zincirleriyle

görüşmelerinin sürdüğünü söyleyen

Bubble Wrap İstanbul işletmecisi

Aybars Görpe, “2019, markamız için

bir sıçrama yılı olacak. Hem alışveriş

merkezlerinden hem de kendi

işinin sahibi olmak isteyen girişimci

adaylarından yoğun bir ilgi var. Kısa

sürede 4 şubeye ulaştık. Yılsonuna kadar

en az 10 farklı noktada daha olmak

istiyoruz” dedi. Alışveriş merkezlerinde

ya da işlek caddeler üzerinde açılacak

küçük metrekareli kiosk veya dükkan

tarzındaki Bubble Wrap İstanbul’ların

anahtar teslim ortalama maliyeti 150 bin

lirayı geçmezken, yatırımın geri dönüş

süresi ise 4 ila 6 ay olarak öngörülüyor.

Bubble Wrap İstanbul’un, girişimcilere

çok büyük ekonomik riskler almadan,

düşük sermaye ile yüksek kar marjı

vaad ettiğini vurgulayan Görpe, kendi

işinin sahibi olmak isteyen girişimcileri

işbirliğine davet ediyor.


hotel restaurant

120 & hi-tech

yeni mekan

Hezarfen Bar&Lounge üçüncü şubesi “Hezarfen Taksim” ile şimdi CVK Taksim Hotel

İstanbul’da…

İstanbul’un en büyüleyici Boğaz manzarasına sahip

adreslerinden CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’un lobi

katında yer alan Hezarfen Bar&Lounge üçüncü şubesi

“Hezarfen Taksim’i”, CVK Taksim Hotel İstanbul’un teras

katında açtı. Hezarfen Bar&Lounge, diğer iki şubesinde

olduğu gibi yine muhteşem Boğaz manzarasıyla şehrin

enerjisini yaşamak isteyenlerin yeni buluşma adresi olacak.

Osmanlı’dan günümüze…

Osmanlı’dan günümüze ulaşan gelenekleri de konseptine

taşıyan mekanın menüsünde lezzetli atıştırmalıklardan

salatalara, Akdeniz mutfağının seçkin lezzetlerinden ızgara

seçeneklerine kadar pek çok alternatif yer alıyor. Zengin

menüsüne rağmen uygun fiyatlarıyla dikkat çeken mekan,

şık ve ferah dekorasyonuyla da kendinizi evinizde gibi

hissetmenizi sağlıyor.


hotel restaurant

122 & hi-tech

hotel-tech

Mitsubishi

Electric ve

Geotek

Otomasyon’dan

yeni nesil fabrikalar

Mitsubishi Electric ve Geotek Otomasyon’dan yeni nesil fabrikalar

Projelerinde Mitsubishi Electric ürünlerini tercih eden Geotek Otomasyon, gıda ve

ambalaj sektörü devlerinin üretim kapasitelerini artırdı.

Elektrik, elektronik ve otomasyon

alanında bir dünya devi olan

Mitsubishi Electric’in İzmir bayisi

Geotek Otomasyon, markanın Sanayi 4.0’a

uyumlu ileri teknoloji fabrika otomasyon

ürünleri ile fabrikalara hız, esneklik ve

verimlilik kazandırıyor. Enerji, HES, proses,

su ve yem otomasyonu ile mekatronik

çözümler alanında hizmet veren Geotek

Otomasyon, Mitsubishi Electric ürünleriyle

gerçekleştirdiği dikey-yatay paketleme ve

poşet dilme projeleriyle gıda ve ambalaj

sektörünün öncü markalarında üretim

kapasitesinde artış ve üretim zamanından

tasarruf gibi pek çok avantaj sağladı.

Yurt içi ve yurt dışında başta enerji, su,

beyaz eşya, otomotiv, yem ve çimento

olmak üzere birçok farklı sektörde

anahtar teslim projeler hayata geçiren

Geotek Otomasyon, elektik, elektronik

ve otomasyon devi Mitsubishi Electric

ile önemli işbirliklerine imza atıyor.

Üstün teknolojisine güvendiği Mitsubishi

Electric’in fabrika otomasyon sistemleri

alanında İzmir bayisi olan Geotek

Otomasyon; son kullanıcılara özel enerji,

HES, proses, su ve yem otomasyonu ile

mekatronik çözümlerin yanı sıra OEM

partnerleriyle de beyaz eşya, otomotiv,

elektrik, tekstil, ağaç işleme, cam, gıda,

tütün, deri, ambalaj gibi birçok sektörde de

hizmet veriyor. Mitsubishi

Electric’in Sanayi 4.0’a

uyumlu fabrika otomasyon

ürünleri ile fabrikalara

hız, esneklik ve verimlilik

kazandıran Geotek

Otomasyon, Mitsubishi

Electric’in SCADA

çözümünün otomatik

olarak PLC ve SCADA

projeleri oluşturabilen

sihirbaz arayüzleri

sayesinde geliştirme

ve yapılandırmada

harcanan mühendislik

zamanını önemli ölçüde

azaltıyor. Bu çözümle aynı

zamanda yaşam döngüsü boyunca tesisin

devam eden bakımını kolaylaştıracak

standart bir yapıya imkan tanıyor. Geotek

Otomasyon, gıda ve ambalaj sektörünün

öncü markalarında Mitsubishi Electric

ürünleriyle hayata geçirdiği dikey-yatay

paketleme ve poşet dilme projeleri ile

sağladığı başarılarla dikkat çekiyor.

Dr. Oetker’de üretim kapasitesi yüzde 30

arttı

Dr. Oetker için gerçekleştirdiği dikey

paketleme projesinde Mitsubishi Electric’in

FX5U PLC, FX5-40SSC, MR-JE, MR-J4,

GS2107-WTBD, FX4-4AD-PT, FR-D720

ürünlerini; yatay paketleme projesinde

ise FX3U-PLC, MR-MQ100, MR-E SUPER,

MRJ3-B, GT1050 ürünlerini tercih eden

Geotek Otomasyon önemli başarılara imza

attı. Üretim kapasitesinde dikey paketleme

projesiyle yüzde 30, yatay paketleme

projesiyle yüzde 25 artış yakalanan Dr.

Oetker’de, poşet kapama çenesinde tork

kontrolü sayesinde güvenli ve kaliteli

işleme imkan tanındı. Bakım ve arıza

kaynaklı duruşlar sebebiyle kaybedilen

üretim zamanından yüzde 80 tasarruf

sağlanırken, pozisyonlamada elde edilen

avantajla poşet boylarında hassasiyet


yakalandı. Operatör kullanım kolaylığı

sunulan projede ürün dozajlamada servo

kontrolü ile hassasiyet ve pid kontrol ile

çene sıcaklıklarında stabilite sağlandı. Boşdolu

ürün kontrolü ile fire poşet tasarrufu

elde edilen Dr. Oetker’de kesintisiz çalışan

CAM kontrol sayesinde yumuşak geçişler

ve daha az mekanik yorgunluğa imkan

tanındı.

Kaybedilen üretim zamanından yüzde 80

tasarruf

Donuk gıda sektörünün lider firmalarından

birinin dikey paketleme projesinde

Mitsubishi Electric’in FX5U, PLC, FX5U-

40SSC, FX3U PLC, FX3U-CAN, MR-J4,

MR-JE, GS2107-WTBD ürünlerini; yatay

paketleme projesinde ise FX5U PLC,

FX5-40SSC, MR-JE, MR-J4, GS2107,

FX3U-4LC ürünlerini kullanan Geotek

Otomasyon, firmanın üretim kapasitesinde

dikey paketleme projesiyle yüzde 20,

yatay paketleme projesiyle ise yüzde

30 artışa imkan tanıdı. Poşet kapama

çenesinde tork kontrolü sayesinde

güvenli ve kaliteli işleme olanağı sunulan

projede, bakım ve arıza kaynaklı duruşlar

sebebiyle kaybedilen üretim zamanından

yine yüzde 80 tasarruf sağlandı. Geotek

Otomasyon bu önemli projeyle; poşet

boylarında hassasiyet, operatör kullanım

kolaylığı, ürün dozajlamada servo

kontrolüyle hassasiyet, pid kontrol ile

çene sıcaklıklarında stabilite, fire poşet

tasarrufu, çalışma sistematiğinde yumuşak

geçişler ve daha az mekanik yorgunluk gibi

pek çok avantajı bir arada sundu.

Operatör kullanım kolaylığı

Mitsubishi Electric’in PLC, MR JE, FX3U-

4ADPT, GS2107 ve FR-D720 ürünlerini

kullanarak Poyraz Ambalaj’da poşet

dilme projesini hayata geçiren Geotek

Otomasyon, firmanın üretim kapasitesinde

yüzde 35 artış, bakım ve arıza kaynaklı

duruşlar sebebiyle kaybedilen üretim

zamanından ise yine yüzde 80 tasarruf elde

edilmesine imkan tanıdı. Operatör kullanım

kolaylığı sunan projede pid kontrol ile çene

sıcaklıklarında stabilite ve poşet boylarında

yüksek hassasiyete imkan tanınırken,

FR-D720 dancer kontrol ile bobin açma ve

beslemede de hassasiyet sağlandı.


hotel restaurant

124 & hi-tech

hotel-tech

Yeni nesil kahvecilere

‘Reçete’ ile stok kontrol imkanı

Yerli bulut tabanlı mağazacılık otomasyonu ve POS yazılımı ikas, sunduğu yeni özelliklerle

hem baristaların hem de kahve dükkanlarının dikkatini çekiyor. İster tek şubeli ister zincir

bir mağaza olsun ürün satış, stok ve kasa bilgilerinin anında akıllı cihazlardan takibine

olanak sağlayan ikas, son özellikleriyle stok takibini kolaylaştırıyor.

Yerli bulut tabanlı mağazacılık

otomasyonu ikas, hem baristaların

hem de kahve dükkanı işletenlerin

tercihi. Tablet, telefon ve akıllı

cihazlardan erişilebilen uygulama

sayesinde dükkan sahipleri birkaç

dokunuşla kasaya giren çıkan paranın

takibinden satışın nasıl yapıldığına, ürün

stok bilgisinden müşteri detaylarına

kadar birçok bilgiye kolayca ulaşılabiliyor.

Hem de zaman mekan sınırlaması

olmadan. Sürekli yenilenen özellikleriyle

işletmelerin işlerini daha hızlı ve kolay

yapmalarını sağlayan ikas, tek şubeli

bir kitabevinden zincir bir teknoloji

mağazasına çok farklı sektörlerdeki

şirketlerin problemlerine çözüm oluyor.

Yeni eklenen özellikleriyle kahvecilerin

dikkatini çeken ikas, bu alanda hizmet

veren işletmelerin işlerini çeşitli

şekillerde kolaylaştırıyor:

Reçete özelliği

Reçete özelliğinde ikas’a tarifi yaparken

kullanılacak miktarlar giriliyor. Örneğin

latte yapılırken, standart bir lattede

kullanılan süt, su ve kahve miktarı tıpkı

bir reçete gibi ikas’a giriliyor ve her latte

siparişi verildiğinde bu miktarlar stok

bilgilerinden düşüyor. Bu şekilde stoklar

daha efektif takip edilebiliyor. Reçetedeki

ürünlerin bitmesine yakın uyarı

veren sistem sayesinde işletmeler de

müşteriler de mağdur olmuyor. Maliyet

hesabının doğru yapılmasını sağlayan bu

özellik ile hangi ürün için neyin ne kadar

kullanıldığı da kayıt altında tutulmuş

oluyor.

İşlem devam ederken yeni kullanıcı

girişi

Siparişi alan barista, kahve hazırlamaya

gittiğinde kasaya gelen diğer çalışan

kendi kullanıcı şifresini girerek önceki

işlem devam ederken yeni sipariş

alabiliyor. Böylece kimin hangi işlemi

yaptığı da karışmıyor. Ek olarak hangi

personelin ne kadar satış yaptığı, kaç

tane kahve sattığı gibi bilgiler anlık takip

edilebiliyor.

Ortak veritabanı

Çok şubeli bir işletme iseniz, tüm

müşterileriniz ve ürünlerinizi bütün

mağazalarınızda ekstra bir işleme gerek

duymadan kullanabilirsiniz. Tüm şubeler

bulut üzerinde çalıştığı için arada mesafe

yokmuş gibi hızlıca işlem yapabilirsiniz.

Güncel stok raporları

Stok raporları sayesinde elinizde bulunan

ürünlerin listesini çıkararak kritik stok

durumuna sahip ürünleri görebilirsiniz.

Çalışan yetkileri

Çalışanlarınızın mağazanızda hangi

işlemleri yapabileceğini belirleyerek

güvenliği ve kontrolü artırabilirsiniz.

Personellerinize aylık-haftalık-günlük

olarak satış hedefleri belirleyerek

performanslarını ölçebilirsiniz.

ikas hakkında

Fintech alanında küresel bir vizyonla

hareket eden ikas, bulut tabanlı

mağazacılık ve POS yazılımıdır. Mağaza

personelleri, yöneticiler ve işletme

sahiplerinin işlerini kolaylaştırmayı

hedefleyen ikas, kullanışlı tasarımı ve

bulut teknolojisi sayesinde, hiçbir eğitim

ve yatırım gerektirmeden tüm cihazlarda

çalışabiliyor. Telefon uygulamaları ile

dünyanın her yerinden stok, satış, kasa

gibi en önemli bilgiler görüntülenebiliyor,

stok sayımı ve mal kabulü gibi işlemler

yapılabiliyor. ikas’ın sunduğu eklentiler

ile envanterler tek tuşla internet satışına

ve pazar yerlerine açılarak, satışlar

artırılabiliyor ve tüm dünyayla rekabet

mümkün oluyor. ikas, bütçe dostu aylık

abonelik modeli ile tüm KOBİ’lerin

teknolojiye olan erişimini kolaylaştırmayı

hedefliyor. www.ikas.com


Havalimanlarında yangın riski

nasıl önlenebilir?

Havalimanındaki bir yangın riski, iyi mühendislik ve doğru çözüm tercih edilerek binlerce

yolcuyu paniğe sevk etmeden kontrol altına alınabiliyor.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi

(DHMİ) Genel Müdürlüğü, 2018

Aralık ayı havayolu uçak, yolcu

ve yük istatistiklerine göre; Türkiye

geneli havalimanları iç hat yolcu

trafiği 7 milyon 989 bin 298, dış hat

yolcu trafiği ise 5 milyon 519 bin 748

olarak gerçekleşti. Aralık ayında direkt

transit yolcularla toplam yolcu trafiği

13 milyon 527 bin 265 kişi kaydedildi.

Havalimanları Aralık ayı yük (kargo,

posta ve bagaj) trafiğinin de iç hatlarda

59 bin 550 ton, dış hatlarda 223 bin

810 ton, toplamda ise 283 bin 360

tona ulaştığı açıklandı. Bu yüksek

rakamlar göz önüne alındığında; bir

havalimanında yaşanabilecek yangın

sonucunda uçuşların aksamasından

doğacak krizler, insanların

paniklemesinden kaynaklı izdihamlar,

ciddi oranda mal ziyanı ve en kötüsü can

kaybı yaşanabilir.

İzmir Adnan Menderes Havalimanı

Elektronik Sistemler Müdürü Deniz

Ülker, havalimanlarında yangın riskine

karşı alınması gereken önlemlerle ilgili

bilgiler verdi. Ülker, yangın algılama

ve alarm sistemlerinin EEC Entegre

Bina Kontrol Sistemleri tarafından

2006 yılında Dış Hatlar Terminali’nde

kurulduğunu, buna 2013 yılında İç Hatlar

Terminali’nin de eklendiğini belirtti.

İşlevsel tasarım, kullanım kolaylığı,

geniş yazılım opsiyonu

Deniz Ülker sözlerine, “Yangın Algılama

ve Alarm Sistemimizin bizim için en

faydalı özellikleri ürünün tasarım

anlamında çok işlevsel olması, yazılım

opsiyonlarının aynı şekilde çok geniş

ve kullanıcı kolaylığı sağlaması.

Fireworks tarafı aynı şekilde sorunsuz

kullanıcı kolaylığı sunan bir yazılım.

Bunun üzerine firmanın mühendislik ve

bakım sonrası işletim hizmetlerini de

eklediğimiz de şu an da oldukça iyi bir

noktadayız” şeklinde başladı.

Öncelikle sistemden bekledikleri

faydayı anlatan Ülker; “Yangın algılama

sisteminden beklediğimiz birincil

olarak kuruluş amacına uygun çalışsın,

ne tasarladıysanız bunu alabilesiniz.

İkincisi arıza minimum seviyede olsun.

Üçüncüsü kullanıcıya bakım işletim

kolaylığı sağlasın. Ben bu üç unsurda

da başarılı olduğunu düşünüyorum.

Ürün bizim her türlü yangın algılama

ihtiyacımızı sağlayabilecek nitelikte.

Arıza sıklığı çok az, asılsız ihbar yok

denecek kadar az. Son olarak da biz

bakım anlaşmalı çalışıyoruz. Bizim

güvenlik personelimizde mutlaka

sirkülasyon oluyor. Yeni personeller

katıldıkça anında yerinde eğitimler

tekrarlanıyor. Onlar sisteme ve özellikle

senaryo tarafına hâkim olduğunda

kullanımı kolay, her türlü ihtiyacımızı

giderebildiğimiz bir sistemimiz olmuş

oluyor” yorumunda bulundu.

Yaşadıkları bir örnekten bahseden

Deniz Ülker; “Yangın algılamanın iki

tarafı var, sistem tarafı bir de servis

tarafı. Sistem tarafında yangının

oluşum esnasında algılanması var.

Geçenlerde sabaha karşı bir olay

yaşandı. Bir yiyecek içecek deposunun

olduğu mahalde aydınlatma balastı kısa

devreden eriyor, o plastik damlamaya

başlıyor ve damladığı yerde de yanıcı

madde var. Depo normalde kapalıdır

ama o gün depoda sanırım malzeme

almaya gelen bir görevli var. Kasada

uğraşıyor, depo tarafına geçmiyor ama

kepenk açık, yangını görmüyor. Alarm

düşüyor bizim güvenliğe, tesadüftür ki

işte o kepenk kapalı değil açık. Güvenlik

hemen müdahale ediyor, “Burada

yangın alarmı aldık.” Görevli diyor ki:

“Yok öyle bir şey.” Buna rağmen kontrol

için içeri girip bakıyorlar. Hakikaten de

alevlenmek üzere olan duman çıkarmış

bir yangın var. Gecikilmiş bir algılama ve

gecikilmiş bir müdahale orada ciddi bir

yangının oluşmasına sirayet ederek tüm

havalimanın bir bölgesinin kapatılacak

noktaya gelmesine, operasyonunu

durduracak bir olaya neden olabilir.

Tesadüflerle de beraber ama asıl

sistemin gerekliliklerini yerine

getirdiği bir olaydı. Böyle bir tecrübe

yaşamak bizim için de çok önemliydi,

çünkü gerekli tedbirleri aldık.”

örneğiyle sistemden gördükleri

faydayı aktardı.


hotel restaurant

126 & hi-tech

ürünler

UĞUR’dan Ekonomik Şişe Soğutucu

Geliştirdiği kaliteli, uzun ömürlü ve her gereksinime uygun soğutma

çözümleri ile işletmelerin öncelikli marka tercihi olan Uğur Soğutma,

içecek satışı yapan işyerleri için dayanıklı malzemelerle ürettiği şişe

soğutucu modellerine geçtiğimiz ay bir yenisini daha ekledi.

Kanopili ve kanopisiz olmak üzere iki model seçeneği bulunan ve isimleri,

USS 330 DTK LEAN ve USS 330 DTKL LEAN olan yeni şişe soğutucular,

ürün teşhiri ve depolama için en ekonomik çözümü işletmelere sunuyor.

Türkiye’nin her bölgesinde yedek parça ve bakım servisi veren Uğur

Soğutma, 345 litre genişliğindeki bu şık ve uygun fiyatlı ürünle pazarda fark

oluşturuyor. Çevreci ürünleri ve kalitesiyle sektörün lider markası UĞUR

Soğutma yeni ürünleriyle sektöre yön vermeye devam ederken, müşteri

beklentilerini de en üst seviyede karşılıyor. Uğur Ev tipi ve Ticari ürünleri

Uğur bayileri ve ugur.com.tr web adresinde satışa sunuluyor.

Tek noktadan asansör ve

yürüyen merdiven takibi

Özellikle insan akışının yoğun olduğu binalarda, daha yüksek güvenlik ve konfor için

hem asansör hem de yürüyen merdivenlerin kontrolü ve takibi büyük önem taşıyor.

Asansör ve yürüyen merdiven sektörünün önde gelen ismi KONE, E-Link tesis

yönetim aracı ile binalarda, bina sakinlerine mümkün olan en iyi hizmet kalitesinin

sunulmasını sağlıyor. KONE E-Link ile tüm asansör ve yürüyen merdivenlerinizi tek

bir konumdan takip edebilmeniz mümkün oluyor. Sistem; ekipmanlarınızın genel

durumu, yoğunluk, trafik performansı ve kullanılabilirlik ile ilgili gerçek zamanlı

bilgiler sunuyor. Kapsamlı izleme imkanları, asansör ve yürüyen merdivenlerinizin

çalışma durumlarını detaylı bir şekilde takip etmenize olanak sağlıyor.

Tutkulu bir keyif için mükemmel tasarım

Miele’nin kahve tutkunlarını baştan çıkaracak yeni solo kahve makinesi CM5, keyifli anlarınıza

eşlik eden mükemmel kahveler yapmanızı sağlıyor. 5 renk alternatifi, kompakt boyutları ve

Miele kalitesi CM5 tezgahlı solo kahve makinesinin en dikkat çeken özellikleri. Miele CM5 ile

kişisel damak zevkinize uygun olarak seçilen su oranı, öğütme, sıcaklık ve ön demleme gibi

özellikleriyle de tercihlere göre ayarlanabiliyor. Üstelik “One Touch for Two” özelliği sayesinde

tek bir düğme dokunuşu ile iki kişilik kahveyi aynı anda hazırlayarak, kahve keyfini ikiye katlıyor.

Sunduğu mükemmel tat ve yoğun kahve aroması ile farklılaşan CM5, bakım ve konforlu

temizleme programları ile de farkını ortaya koyuyor.

İşletmelerdeki Premium şıklık: Linen Peçete

Yeni bir teknoloji geliştirilerek üretilen Linen Peçete, işletmelere premium bir şıklık getirdi.

Türkiye’de ev dışı tüketim sektöründe tek olan Selpak Professional Linen Peçete, şıklığının yanı

sıra kolay kullanım özelliği ile pratik bir çözüm sunuyor. Garson katlama özelliği ile Linen peçete,

işletmelerin vazgeçilmez tercihi olmaya aday. Selpak Professional, Linen Peçete ile farklılaşmayı

hedefleyen işletmeler için etkili bir alternatif oluyor.


hotel restaurant

128 & hi-tech

ürünler

Paşabahçe Patissere Ailesi’nin yeni üyesi

Midi Patisserie

Paşabahçe, mini boylarıyla büyük beğeni toplayan ikonikleşmiş Patisserie ailesini genişletti. Ayaklı

ve ayaksız iki farklı seçeneği ve birbirinden farklı kapak seçenekleri ile Midi Patisserie serisi özenli

sofralar için şık ve modern sunumlar ortaya koyuyor. 3 farklı formda satışa sunulan Midi Patisserie

serisi ayaklı sunum tabakları, estetik gravürleri, ince ayakları ve ışıltıları ile çay ve kahve yanı

sunumlarını zenginleştiriyor.

Keyif tutkunlarına ödüllü

sallanan sandalye

Dış mekanda şıklığın ve konforun adresi L’unica, Türkiye’ye

getirdiği Danimarkalı marka Houe’nin Click sallanan

sandalyesini bahçe müdavimlerinin beğenisine sunuyor.

Neo-İskandinav tarzı tasarımlarıyla farklılaşan Houe,

Click koleksiyonunda yer alan sallanan sandalyesiyle

adeta bir lego gibi istenilen renklerdeki parçaları zevkinize

uygun şekilde sıralama fırsatı tanıyor. Konforun sınırlarını

zorlayan Click sandalye, rahatına düşkün olanları günün

yorgunluğunu ve stresini atmaya davet ediyor. Birçok

ülkede ödül almış bir ürün olan Click sallanan sandalye,

sıra dışı tasarımıyla dış mekanların ve evlerin en özel

tamamlayıcısı olmaya aday.

Zyxel Nebula Ürün Ailesi

genişledi

Ağ teknolojileri alanında lider firmalardan biri olan Zyxel,

işletmelere daha fazla esneklik ve güçlü ağ altyapısı desteği

sağlamak için “Nebula Bulut Çözümleri” ürün yelpazesini

genişletti. Yeni özellikler ve iki ürün ile seriyi büyüten Zyxel,

Entegratör firmalar, servis sağlayıcılar ve birçok farklı ölçekteki

işletmenin ağ performansını artırmayı hedefliyor. NebulaFlex’in yeni özelikleri ve piyasaya sunulan üç modlu yeni bulut tabanlı Access

Point WAC6303D-S ve NWA5123-AC HD kurumların veri iletişim altyapısını güçlendiriyor. Teknolojinin hızlı evrimi, iş hayatında veri

ağlarının yapısını ve iş ihtiyaçlarını artırıyor. Günümüzde karmaşık ağ altyapısını yöneten BT yöneticilerinin beklentileri de değişiyor.

Panasonic’ten

Yeni Nesil Yangın Algılama Santralleri

Profesyonel yangın algılama sistemleri ve güvenlik çözümleri ile dünya

standardında koruma vadeden Panasonic, yangın alarm sistemlerinde de

üstün kalite ve teknoloji sunuyor. EBL512 G3 ve EBL128 model yangın algılama

santralleri, güçlü Panasonic teknolojisini yansıtıyor. EN54 Standartlarını

karşılayan yeni nesil yangın alarm sistemleri, binalara güven katıyor. Ortama

uyum sağlayan dedektörlerle birlikte çalışan benzersiz işlevsellik, kendini

uyarlama ve interaktif olma özellikleriyle Panasonic EBL512 G3 ve EBL128 model

yangın algılama santralleri tüm binalar için uygun.


Sıcak & Soğuk

Tütsüleme

. Izgara

. Ağır Pişirme

. Buharlama

. Dinlendirme

. Tütsüleme

. Fümeleme

. Programlama

www.fimakmakina.com.tr

More magazines by this user
Similar magazines