Hotel Restaurant Hitech

istmagmagazin

Hotel Restaurant Hitech Mayis19

TUYED güçlendi!

Dinamikleri gereği turizm sektörü

cephesinde oluşum ve dönüşümler birbiri

ardına süregelirken, onu doğru habercilik

ve güvenilir haber kaynaklarıyla besleyen

gazeteciler ve yazarlar kadrosu da yoğun

emeklerle bütünü tamamlamaya çalışıyor.

Aralarında ben dahil Cem Polatoğlu, Musa

Alioğlu, Emin Demir ve Murat Özbilgi gibi

turizmci ve yazarların yer aldığı Turizm

Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED),

yakın bir zamanda gerçekleştirdiği 12.

Olağan Genel Kurulu’ndan çok daha

güçlü kararlar ve hedeflerle çıktı. Kerem

Köfteoğlu’nun yeniden başkan seçildiği

derneğin sektöre değer katacak yeni

yapılanmasını ve gelecek döneme ilişkin yol

haritasını gündem sayfalarımızdan daha

detaylı okuyabilirsiniz.

Daha 18’inde bile değildi, gönlünü boyunu

aşan hayallere kaptırırken. Bir filmi, bir

barı, bir romanı olsun istedi en çok. Önce

güzel yazısıyla sinema, film piyasasının

nabzını tuttu, ucundan köşesinden. 26’sında

kendi barının sahibi oldu, üç ortak sonra.

Arkasından o çok arzu ettiği sinema filmini

çekti, 22 Anadolu kadınını hikaye ettiği

belgeseliyle. Bir tek roman yazmadı, Koralı.

Zaten sınır tanımayan cesareti, özgüveni ve

donanımıyla çoktan yazmıştı bile hayatının

romanını.

Yeme içme ve eğlence sektörünün deneyimli

ismi, Ebru Köktürk Koralı, yeni nesile ilham

katacak hikayesi ile işte kadın konuğumuz...

Bolu Geredeli. Baba da aşçı, amcalar da!

1985 yılından bu yana mutfağa hem gönül

hem ömür veren bir değerli şef o.Kontrollü,

titiz, tezcanlı ve de paylaşmasını bilen!

Yemek yapmak onun nazarında bir aile

mesleği olmanın ötesinde; bir yaşam biçimi

ve hazzı adeta! Öyle ki, 30 yıllık mutfak

yolculuğunda hayıflandığı, pişmanlık

duyduğu tek bir an bile yok! Düne

değil, bugüne ve an’a odaklananlardan.

Öğrendiklerini büyük bir heves ve iştahla

paylaşacak kadar heyecanlı, bildikleriyle

yetinmeyecek kadar öğrenmeye aç!

Boğaz’ın en görkemli noktasında,

Anadoluhisarı’nın ve de İstanbul’un

gözbebeği Lacivert Restaurant’ın deneyimli

Executive Şefi Hüseyin Ceylan bu ayki

konuğumuz. Ramazana özel kareleriyle

hem kapağımızda hem de şefin gözünden

sayfalarımızda sizlerle...

Ve beş yıldızlı iftarlar…

Türkiye’nin beş yıldızlı mutfaklarında

başlayan hummalı Ramazan telaşı sona

erdi. Lezzetli iftar sofralarını misafirlerine

açan profesyonel mutfaklar için şimdi

aylar süren yorucu menü hazırlıklarının

meyvelerini toplama zamanı! Geleneksel

Türk mutfağının ana başlangıcı olan

çorbalardan iştah açıcı ara sıcaklara,

çeşit çeşit iftariyeliklerden zeytinyağlı

seçeneklerine, vazgeçilmez nostaljik

lezzetlerden damakları tatlandıracak

enfes Türk tatlılarına kadar bu Ramazan

da oteller ve restoranlarda bir bayram

havası. Herkese hayırlı Ramazanlar diliyor,

Türkiye’nin en özel sofralarından seçtiğimiz

iftar menülerini ve Ramazan programlarını

beğeninize sunuyoruz…

Keyifli okumalar dilerim.

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

FİNANS MÜDÜRÜ

MUSTAFA AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

K

FURKAN YALDIZ

furkan.yaldiz@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

MUHASEBE MÜDÜRÜ

ABONE ve DAĞITIM

ZEKAYİ TURASAN

zturasan@img.com.tr

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

HAKKI GÜNERKAN

hakki.gunerkan@img.com.tr

LACİVERT RESTAURANT

CTP - BASKI

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

ümit başer alkaç

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

ADRES

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi B Blok No:1 Kat:4

Güneşli-Bağcılar/İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00

Faks: +90 212 604 51 35

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


içindekiler

56 52

antre

8 Sektörden kısa haberler

gündem

16 Doluluklar düştü, fiyatlar arttı!

18 ‘Kadın İnisiyatifi ve Gücü’ne örnek 6

kadın, 6 hikaye

20 TUYED’in yeni yönetimi belli oldu

22 Türkiye turizmi, TTYD ile devler liginde

24 TÜRSAB Şişli BTK acentaları ile buluştu

26 Pervin Ersoy, turizmi tanıtmak

için yollara düştü

28 İstanbul instagram üstünden dünyaya

tanıtılıyor

30 Beş yılda 6.299 yeni otel geliyor

32 Bakan Ersoy: Tematik tanıtımlar sonuç

veriyor

34 Galataport, kruvaziyer gemilerini

ağırlamaya başlıyor

36 Ersoy’un bakanlığı ‘rekabeti

bozuyor’ iddiası

38 Türkus: Yazık oldu Atatürk

Havalimanı’na

40 Turizme yabancı turist müjdesi

42 Prontotour 25. yılında yurt içi

turlarında da hedef büyüttü

44 Öner: Odalarda ışıksızım,

dernekler dipsiz kuyu!

46 Seyahat için 5.1 milyar dolar

harcadık

yeni yatırımlar

48 Hilton Garden Inn, Afrika’da

genişliyor

49 Hedef, 5 yılda 20 otel ile 100

milyon Euro yatırım

50 Torunlar GYO otelciliğe Hilton ile

giriyor

52 Divan Diyarbakır açıldı

54 The LifeCo Bodrum Beach açıldı

56 YOTEL ve YOTELAIR İstanbul Havalimanı

açıldı

58 Manesol Hotels, yeni yatırımlarla

büyüyecek

60 Hem keşfettiler hem yerel ekonomiye

dokundular!

61 22 Haziran’da başkanlık bayrağını

Hüseyin Kurt devralacak

iş’te kadın

62 Sınır tanımayan 3 hayal, 3 hayat:

Ebru Köktürk Koralı

marka

62

66 Öncelikli hedefinde müşteriyi teknoloji ve

tasarımla buluşturmak var

www.hotelrestaurantmagazine.com


74

dosya

Ramazan

Özel

68 Türkiye’nin en iyi şefleri, bu yıl da

Porland’ı seçti

78

70 Ramazanda konuklarınızı stressiz

ağırlayın

72 Ege Seramik’te bayrak değişimi

şefın gözünden

74 Kontrollü şef: Hüseyin Ceylan

dosya

78 Ramazan özel

gastro etkinlik

84 İzmir’in Boyoz’u dünyaya açılıyor

86 Metro Türkiye sürdürülebilirlik

stratejilerini anlattı

87 Challenging Master Classes 2019’da göz

kamaştırdı

gastro güncel

88 Nestlé Professional’dan filtre kahve

çözümleri

90 SEK’ten Türkiye’de bir ilk daha

92 Hızla değişen beslenme alışkanlıkları

üzerine bir komplo teorisi

gustonun yorumu

94 Reha Tartıcı ile yeni mekanlar

yeni mekan

96 Tam bir Amerikan rüyası: Rustyfork

98 Ordu Fatsa’daki lezzet durağı:

Bolaman Park Restaurant

100 İşin uzmanlarından Loco de Pera

102 Happy Moon’s Grup’tan yeni marka:

Bob’s Kitchen

100

hijyen

104 Diversey, TASKI Intellibot’u beğeniye

sundu

106 Eczacıbaşı Profesyonel, Interclean

İstanbul’a katıldı

hotel-tech

108 Mitsubishi Electric üniversitelilerle

buluştu

110 Bir kahve ile binlerce kişinin kart

bilgilerini çaldılar

111 Lokmanızı nasıl alırdınız?

ürünler

112 Yeni ürünler

www.hotelrestaurantmagazine.com


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Corendon Almanya’daki

acenteleriyle buluştu

Corendon Airlines, Almanya’da faaliyet gösteren etnik ve Alman seyahat

acenteleriyle Münster’de gerçekleştirilen akşam yemeklerinde bir araya geldi.

İki akşamda toplam 250 acentenin katıldığı yemekte konuşan Corendon Airlines

Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, “Münster, bizim için büyük önem

taşıyor. Hem Münster/Osnabrück Havalimanının 24 saat açık olması sebebiyle

bize sağladığı operasyonel imkanlar hem de geçtiğimiz günlerde bir Alman

Havayolu’nun iflasını açıklamasının üzerine partner tur operatörlerimizden

gelen yeni hat talepleri ile birlikte Münster’de başarılı bir operasyon

yürüteceğimize inancımız tam. 12 Nisan’da Münster’den gerçekleştireceğimiz

Rodos uçuşuyla sezona başlayacağız. Münster’den sezon boyunca 10 tatil

destinasyonuna haftada 17 uçuş gerçekleştireceğiz. Her zaman olduğu gibi

birlikte el ele çalışarak güzel bir sezon geçireceğimize inanıyoruz.” dedi.

Cruise Planet.com.tr yayında

Dünyanın en büyük tur operatörlerinden olan Japonya merkezli H.I.S Turizm, 70

ülkede, 554 ofisi ve 18 binin üzerinde çalışanı ile dünya turizmine değer katmaya

devam ediyor. 2018 yılında, 70 ülkede yer alan toplam 554 ofis arasında dünyanın en

iyi H.I.S ofisi seçilen H.I.S. Türkiye, Cruise Arama Motoru mottosu ile Cruise Planet

markasını hayata geçirdiğini duyurdu. Türkiye’de ilk ve tek Cruise arama-kıyaslama

motoru olan Cruise Planet.com.tr’de dünyanın güçlü 35 cruise firmasının 5 kıtada

organize edilen tur programları yer alıyor. Böylece cruise seyahatlerine çıkmak

isteyen seyahat severler, en uygun Cruise turlarından, en lüks gemi turlarına kadar

birçok seçeneğe cruiseplanet.com.tr’den ulaşabilecekler.

Erciyes 2020 kayak sezonunu erken açtı

Yurt içinde ve yurt dışında kayak turizminin yükselen değeri olan Erciyes Kayak Merkezi

2019 kayak sezonu resmen kapanmadan, 2020 sezonunu açtı. Özellikle Rusya ve Ukrayna

pazarında hızlı bir yükseliş kaydeden Erciyes Kayak Merkezi 2019 yılında Ukrayna’da en

popüler 3. Kayak destinasyonu olarak tahminlerin ötesinde bir başarı elde etti.

2019 yılındaki ilerlemeyi değerlendiren Radisson Blu Hotel, Kayseri Genel Müdürü Burak

Aydın, “Erciyes, gerek tesis kalitesi ve gerekse sunduğu olanaklarla çok daha fazlasını

hak etmektedir. Otelimizin 2019 yılında ağırladığı yabancı kayakçıların sayısındaki artışa

bakarak, birkaç yıla kadar Erciyes’in Akdeniz ve Ege sahillerimiz gibi bir yabancı turist

destinasyonu olacağını söylemek hayal değil.” dedi. Burak Aydın, 2020 yılından çok daha

umutlu olduklarını zira şimdiden yurt dışı taleplerinin gelmeye başladığını da ilave etti.

Hilton Dalaman’a ödül

Hilton Hotels& Resorts markasının Türkiye’deki ilk Resort oteli olan Hilton

Dalaman Sarıgerme Resort& SPA, hizmet ve altyapı kalitesini EMEA

bölgesinde aldığı Award of Excellence / Mükemmellik Ödülü ile taçlandırdı.

Hilton Dalaman Genel Müdürü Tunç Batum ödül ile ilgili görüşlerini bildirdi;

“Bu yıl Award of Excellence ödülünü alan tek Türk Resort oteli olarak bu

tatlı yarış içerisinde bulunmak çok gurur vericiydi. Bu gerçekten 10 yıldır

süregelen çalışmalarımızın bir sonucu. Türkiye turizmi içinde çok önemli

ve değerli bir ödül, ayrıca Hilton’un 100. yılı olması sebebiyle de ayrı bir

önem taşıyor. Türkiye’de otelciliğin ne kadar kuvvetli olduğunu gösteren

mükemmel bir sonuç.” dedi.


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Ali Can Aksu güven tazeledi

2. Olağan Genel Kurulunu Ankara Anemon Hotel ‘de gerçekleştiren Turizm

Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD) Başkanlığı’na yeniden Ali Can Aksu seçildi.

Türkiye’nin dört yanından geniş katılım ile gerçekleşen genel kurulda konuşan Ali

Can Aksu sözlerine genel kurula katılan tüm üyelere teşekkür ederek başladı. Aksu:

“Üç yıldan beri otel yöneticileri ve profesyonel otel temsilcileri olarak TUROYD

çatısı altında büyük adımlar attık. Özellikle Türk turizminin tanımına yönelik yapmış

olduğumuz bölgesel faaliyetlerde, bölgenin gelişimine ciddi katkı sağladık. Bu yeni

dönemde Kültür ve Turizm Bakanımız Ersoy’un sektörün içerisinden gelmiş olması,

aynı dili konuşuyor olmamız geleceğe ümitlerimizi arttırmıştır.” dedi. Seçilen yeni

yönetim kurulu ve bölgesel yürütme kurul başkanlıklarının önümüzdeki dönemde

etki oluşturan çalışmalara imza atacaklarını belirten Aksu, üye sayısı olarak yurt

içi ve dışında artış kaydettiklerini ve bu sayede sektörde söz sahibi olarak turizm

politikalarında etkin rol oynamaya başladıklarını söyledi.

Katie Fallon,

ITP Başkan Yardımcılığına atandı

Hyatt Grubu’nun üç oteline yeni atama

Direnç Koca, Grand Hyatt İstanbul, Park Hyatt İstanbul ve Hyatt House Gebze’nin

yeni Satış ve Pazarlama Direktörü oldu. Üniversite eğitimini İzmir’de tamamladıktan

sonra İngiltere’ye dil eğitimi için giden Direnç Koca, çalışma hayatına Thames nehri

üzerinde bulunan Boulters Lock Otel’de başladı. Bodrum’un en lüks otellerinden

Kempinski Hotel Barbaros Bay’de 4 sene satış departmanında görev alan Koca,

W Hotel Istanbul’da 3,5 sene görev yaptı. 2014 yılında Hyatt grubuna geçen

Koca, sırasıyla Grand Hyatt Istanbul, Park Hyatt Istanbul ve Hyatt Centric Levent

Istanbul’daki görevlerini başarıyla sürdürdü. Direnç Koca Grand Hyatt Istanbul, Park

Hyatt Istanbul, Hyatt House Gebze otellerinde Grup Satış ve Pazarlama Direktör’ü

olarak görev yapacak.

Hilton’un Genel Müdür Yardımcısı ve Kurumsal İlişkiler Global Başkanı Katie

Fallon, International Tourism Partnership (ITP) Yönetim Kurulu’na Başkan

Yardımcısı olarak atandı. Atamayla ilgili konuşan Fallon: “Çevrenin ya da insan

haklarının korunması söz konusu olduğunda konaklama sektöründe kesinlikle

bir rekabet yoktur. Sektör, ITP aracılığıyla, Seyahatin Altın Çağı’nda karşımıza

çıkan fırsatların kapsamını ve önümüze koyulan görevleri ele almak için

işbirliğinin gerekliliğini kabul ederek ortak ve cesur hareketlerde bulunmak için

toplanmaktadır. Sürdürülebilir büyümeyi sağlamak noktasında sektörel liderliğin

her zamankinden daha önemli olduğu bir zamanda, ITP Başkan Yardımcısı

rolünü üstlenmekten heyecan duyuyorum.” dedi.

AB’li turist en fazla Makedonya’da

geceledi

TUYED yönetimi, gecelik konaklama araştırmalarını ülkede yerleşik

olmayanları dikkate alarak yapan Eurostat uzmanlarının verilerini derledi.

Buna göre, AB üyesi turistler, Avrupa ve yakın çevresinde 2018 yılında

önemli bir artış olarak kabul edilen toplam 1,4 milyar gecelik konaklama

gerçekleştirdi. AB üyesi turistlerin birlik dışındaki Litvanya, Liechtenstein,

Belçika, Sırbistan ve Makedonya’daki geceleme sayıları arttı. Söz konusu

ülkelerdeki geceleme artışı yüzde 8 ila yüzde 22 arasında değişiyor. Avrupalı

turistin gecelemelerinde yüzde 22’lik artışı yakalayan Makedonya, yılı açık

ara farkla lider olarak kapattı.


14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Tuncer, Oslo’da Türkiye’yi tanıttı

Turizm Yazarları Derneği (TUYED) üyesi fotoğraf sanatçısı Halil Tuncer,

“Fotoğraflarla Türkiye” adlı sergisini Norveç’in başkenti Oslo’daki Türk

Büyükelçiliğinde açtı. Fotoğraflar, Türk Hava Yolları, Oslo Türk Kadınlar Grubu

iş birliği ve Oslo’nun Türkiye Büyükelçiliği desteğiyle 4 Mayıs’a kadar sergilendi.

TUYED üyesi fotoğraf sanatçısı Halil Tuncer’in 20’nci kişisel sergisinin Oslo’daki

açılış töreninde konuşan Türkiye Cumhuriyeti Oslo Büyükelçisi Fazlı Çorman

“Halil Tuncer, tarihi ve doğal güzelliklerini fotoğraflayarak, Türkiye’nin

büyüleyici görüntüleriyle bizlere Türkiye’yi taşıdı. Türkiye’nin görsel güzellikleri

izleyenlere bu bölgeleri seyahat etmelerini arzu ettiriyor. Bu Türkiye adına

önemli bir tanıtım çalışmasıdır” dedi.

Katar Ulusal Turizm Konseyi ve

UNWTO’dan iş birliği

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) ve Katar Ulusal

Turizm Konseyi (QNTC), bu hafta Katar’ın tüm dünyadaki turizm gelişimini

desteklemek için planlanan bir dizi iş birliğini duyurdu.

UNWTO Genel Sekreteri’nin Doha’ya yaptığı ilk ziyareti sırasında imzalanan

anlaşmayla, QNTC, Futbol Kulübü Barcelona (FCB) iş birliği ile yapılacak

olan ilk UNWTO Spor Turizmi Start-up Yarışması’nın sponsoru oldu. Yarışma

girişimcilik ekosistemini geliştirirken, spor turizminde yeniliği artırmayı,

turizm ve spor sektörlerini teşvik edip güçlendirmeyi hedefliyor. Yarışmanın

galipleri Barcelona İnovasyon Merkezi’nde çalışabilecek ve buldukları

konseptler FIFA Dünya Kupası 2022’ye ev sahipliği yapmak üzere hazırlanan

Katar’da uygulanmak üzere dikkate alınacak.

En Mükemmel Kayak Merkezi Erciyes

Erciyes Kayak Merkezi, 5 yıl üst üste dünyanın en önemli turizm sitesi Tripadvisor

tarafından global çaptaki tatil ve seyahat işletmelerine verilen “Mükemmellik

Sertifikası” ödülüne tekrar layık görüldü. 28 farklı dilde 49 web sitesi, yaklaşık

96 milyon üye, 600 milyonun üzerinde yorum ve aylık 455 milyonu aşan

ziyaretçi sayısıyla dünyanın en büyük seyahat sitesi olan Tripadvisor, bu ödülü

ziyaretçilerden sürekli olarak yüksek puanlı yorum alan ve mükemmel bir

konukseverlik taahhüdü sergileyen dünyadaki belirli sayıda işletmeye veriliyor.

Türkiye’nin dağ yönetimi konusundaki ilk Destination Management Organization

(DMO)’su Kayseri Erciyes A.Ş. tarafından yönetilen Erciyes Kayak Merkezi, daha

önce de ISO 9001 ve IQNET belgeleri ile ülkemizde Hizmet Kalite Standartları ve

Uluslararası Tanınırlık Belgesi alan ilk ve tek kış sporları merkezi olmuştu.

Turizmciler Türkiye Festivali’ne

hazırlanıyor

Moskova’da bu sene üçüncüsü gerçekleştirilecek olan Türkiye Festivali için

hazırlıklar sürüyor. 14 - 16 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan

festival, Türkiye’nin Rusya pazarından elde ettiği turist ve geliri artırmayı

hedefliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle TÜROFED, TÜRSAB, TTYD

koordinasyonunda organize edilen festivale Türkiye’den oteller, tur operatörleri,

turizm destinasyonları ve önemli turizm markaları katılarak Türkiye’nin turistik

değerlerini tanıtacak.


16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Turizm geliri yüzde 4,6 arttı

Turizm istatistiklerini konu alan araştırmayı inceleyen Ajans Press’in Türkiye

İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere

göre, 2019 yılının ilk çeyreğindeki turizm gelirinin yüzde 4,6 arttığı görüldü. Böylelikle

ilk 3 aydaki turizm gelirinin 4 milyar 629 milyon 679 bin dolara ulaştığı kaydedildi.

Aynı şekilde ülkemizden çıkış yapan ziyaretçi sayısı da yüzde 8,5 artış gösterirken,

6 milyon 644 bin 391 kişi olduğu belirlendi. Bunlarında yüzde 82,2 sini de yabancılar

oluştururken, yüzde 17,8’ini de yurt dışında ikametgâh eden vatandaşların

oluşturduğu saptandı. Bu çeyrekte yapılan yabancı harcamaları da ortalama 678

dolara denk gelirken, yurt dışında ikamet eden vatandaşların ortalama harcaması

765 dolar oldu.

Emirates Havayolu’na beş ödül birden

İnsanları ve şehirleri birbirine bağlayan Emirates Havayolu, Business

Traveller Ortadoğu Ödülleri 2019’da En İyi First Class, En İyi Economy

Class, En İyi Yolcu Sadakat Programı ve Ortadoğu’daki En İyi Lounge

ödüllerine layık görüldü. Operasyonel mükemmelliği ve sıradışı ürün

ve hizmetleri ile bilinen, dünyanın en büyük uluslararası havayolu

şirketi Emirates, ayrıca Dünyanın En İyi Havayolu Şirketi ödülünü de

kazandı. Business Traveller Ortadoğu Ödülleri, endüstriye öncülük

eden profesyoneller ve önemli isimlerin katıldığı bir gala yemeğinde

takdim edildi. Business Traveller Ortadoğu Ödülleri, derginin yazı

işleri ekibinin yanı sıra, seyahat uzmanlarının oluşturduğu bir jüri

tarafından değerlendiriliyor.

Bu sezon Bodrum’da ne işgal ne de

hanutçuluk olacak

Bodrum’un turistik bölgelerinde ve çarşı merkezlerinde görüntü

kirliliği, işgaliye ve hanutçuluk sorununun yaşanmaması için

harekete geçen Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, esnafları

bilgilendirmek amacıyla toplantılar düzenlemeye devam ediyor.

Kumbahçe’de esnaflarla bir araya gelen Başkan Aras, turizme

yakışmayan görüntüler konusunda duyarlılık beklediklerini

belirterek “Kent estetiğini bozan, yürüyüş yollarını ya da kıyıları

işgal eden, yaya trafiğini aksatan, hanutçuluk yapan bir düzen

istemiyoruz. Bu konuda tüm esnaflardan destek bekliyoruz”

dedi. Başkan Aras, özellikle hanutçuluk konusunda sıkı önlemler

aldıklarını belirterek, turistleri taciz eden işyerlerini kamera

görüntüsüyle tespit edeceklerini ve yasal işlem uygulayacaklarını

söyledi.

Turizm Karikatürleri Yarışması’nda

ödüller sahiplerini buldu

Anatolia Turizm Akademisi tarafından Er Yatırım’ın ana sponsorluğunda düzenlenen

10’uncu Uluslararası Turizm Karikatürleri Yarışması’nda ödüller Four Points by

Sheraton, İzmir oteli ev sahipliğinde İzmir’de sahiplerini buldu. Dünyada turizm

alanında düzenlenen tek karikatür yarışmasına 61 ülkeden 673 sanatçı katıldı. 1331

karikatürün gönderildiği yarışmada yetişkinler kategorisinde Türkiye’den Kürşat

Zaman, gençlerde ise Elif Kayra Eşin birincilik kazandılar. Bu yılki teması “Tatil

Anıları” olan yarışmada yetişkinlerde beş, gençler kategorisinde ise üç karikatür

sanatçısı ödül kazandı.


hotel restaurant

18 & hi-tech

gündem

Doluluklar düştü

Fiyatlar arttı!

TÜROB, Türkiye’nin Mart 2019 otel doluluklarının geçen yıla göre

yüzde 5 azalarak yüzde 64.2 olduğunu açıkladı. Oda fiyatlarının

yüzde 4.6 artışla 63.3 Euro olması memnuniyet oluşturdu.

Konaklama sektörü ilkbahara

doluluklarda düşüşle girerken, oda

fiyatlarındaki artış trendi devam

etti. Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB),

dünya çapında veri ve analiz şirketi STR

tarafından hazırlanan ‘Mart 2019 Ülke

Performans Raporu’nu açıkladı. Raporda

yer alan verilere göre, Türkiye’nin Mart

2019 otel dolulukları 2018 yılının aynı

ayına göre yüzde 5 azalarak yüzde 64.2

olarak kaydedildi. Mart 2018’de bu

oran yüzde 67.5 olmuştu. Mart 2019’da

Türkiye’nin ortalama günlük satılan oda

bedeli ise yüzde 4.6 artışla 63.3 Euro

olarak gerçekleşti. Mart 2019’da Avrupa

destinasyonları doluluk ortalaması yüzde

68.6 olurken, ortalama günlük satılan

oda bedeli ise 104.3 Euro olarak tespit

edildi.

Fiyatlar İstanbul ile yükseldi

TÜROB’un açıklamasına göre,

İstanbul’un Mart 2018’de yüzde 73.6

olan doluluk oranı, Mart 2019’da yüzde

2.5 azalarak yüzde 71.8 olarak ölçüldü.

İstanbul’da Mart 2019’da, Average

Daily Rate (ADR) olarak adlandırılan

ortalama günlük satılan oda bedeli 77.3

Euro’ya çıkarak 2018’e göre yüzde 4.6

artış gösterdi. Mart 2018’de bu rakam

73.9 Euro olmuştu. Toplam oda sayısı

üzerinden odabaşı elde edilen gelirlerde

ise (RevPAR) geçen yıla oranla yüzde 2

artış yaşandı ve 55.5 Euro olarak ölçüldü.

Mart 2018’de bu rakam 54.4 Euro

olmuştu. Yılın ilk çeyreğinde ise geçen

yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında

doluluk oranı yüzde 68.2’den yüzde 67.3’e

gerilerken, ortalama günlük satılan oda

bedeli 71.2 Euro’dan 76.0 Euro’ya, oda

başı elde edilen gelir 48.5 Euro’dan 51.1

Euro’ya yükseldi.

Antalya’da aynı kaldı

Antalya’da Mart 2019 otel dolulukları bir

önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde

3 azalarak, yüzde 58.4 oldu. Mart 2018’de

bu oran yüzde 60.2 olmuştu. Ortalama

günlük satılan oda bedeli 47.8 Euro

olarak Mart 2018 ile aynı kaldı. Toplam

oda sayısı üzerinden odabaşı elde edilen

gelirler geçen yıla oranla yüzde 3.1

düşüşle ve 27.9 Euro olarak gerçekleşti.

Mart 2018’de bu rakam 28.8 Euro

olmuştu. Yılın ilk çeyreğinde ise geçen

yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında

doluluk oranı 57.7’den yüzde 59.4’e

yükseldi. Ortalama günlük satılan

oda bedeli 45.5 Euro’dan 44.7 Euro’ya

gerilerken, oda başı elde edilen gelir çok

hafif artışla 26.2 Euro’dan 26.5 Euro’ya

yükseldi.

Anadolu şehirleri yavaşladı

Doluluk verilerini değerlendiren TÜROB

Başkanı Müberra Eresin, ilk üç aylık

rakamlara göre, kitle turizminde

ve yurtdışı pazarlardan beslenen

merkezlerde artışlar göründüğünü

belirterek, “Ancak geri kalan kısımlarda,

özellikle de iç turizm ve normal yurtiçi

kaynak pazarlardan beslenen şehirlerde

maalesef durumlar o derece parlak

gözükmüyor. Ancak her şeye rağmen,

TÜROB olarak 2018’in iyi geçtiğini,

2019’un iyi geçeceğini ve hatta 2020’nin

de Türkiye için çok önemli bir turizm

yılı olacağını düşünüyoruz” dedi.

Önümüzdeki yıldan itibaren canlanacak

olan cruise ve kongre turizmiyle biraz

daha hareketlenme beklediklerini dile

getiren Eresin, “2019 yılı sonu itibariyle

hem oda fiyatlarında hem doluluk

oranlarında minimum yüzde 10-15’lerde

artış bekliyoruz” diye konuştu.

TÜROB’un açıklamasına göre,

İstanbul’un Mart 2018’de yüzde

73.6 olan doluluk oranı, Mart

2019’da yüzde 2.5 azalarak yüzde

71.8 olarak ölçüldü. İstanbul’da

Mart 2019’da, Average Daily Rate

(ADR) olarak adlandırılan ortalama

günlük satılan oda bedeli 77.3

Euro’ya çıkarak 2018’e göre yüzde

4.6 artış gösterdi.


Rüzgar Yok,

Sadece Serinlik Var

15.700 mikro delik sayesinde

yaşam alanınızı rüzgarsız serinletin.

Wind-Free

4 Yön Kaset Klima

Daha fazla bilgi için www.samsung.com/tr/business adresini ziyaret edin.

Wind-Free soğutma

15.700 adet mikro delik

sayesinde soğuk hava akımı

olmadan konfor sağlar.

Daha uzun

üfleme mesafesi

84 mm geniş kanatlar, soğuk

havanın daha uzağa ulaşması

için geniş açı sağlar.

Yapay zeka sensörü

Hareket ve ısı algılayan

sensörler yardımıyla oda

sıcaklığının anlık olarak takip

edilmesini sağlar.


20

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Fotoğraf: Göçhan Yıldırım

‘Kadın İnisiyatifi

ve Gücü’ne örnek

6 kadın, 6 hikaye!..

MPI VE SITE Türkiye, Dünya Toplantı Sektörü Günü’nü “Kadın İnisiyatifi ve Gücü” konulu bir panel ile kutladı.

Panelde yönetici ve girişimci kimliğiyle öne çıkan 6 örnek kadın, sektörde daha fazla iş birliği, destek ve

eğitimin gerekliliğine dikkat çekti, paylaştıkları hikaye ve projeleriyle kadın iş gücü ve inisiyatifini nasıl

başarıyla kullandıklarını anlattı...

Her yıl MPI Global başta olmak üzere,

birçok ülkenin uluslararası sektör

birlikleri ve derneklerinin önemli

buluşma günlerinden biri olan Dünya

Toplantı Sektörü Günü (GMID- Global

Meeting Industry Day), Türkiye’de bu yıl

ikinci kez 4 Nisan 2019 Perşembe günü

İstanbul Lütfi Kırdar’ın ev sahipliğinde

kutlandı. MPI ve SITE Türkiye iş birliğinin

ortaya koyduğu sinerji ile sektörde ve

iş hayatında kadınların önemi ve rolü

konusunda görüş alışverişinde bulunulduğu

etkinlikte turizm kurum ve kuruluşları,

şirket ve dernek yetkilileri, toplantı sektörü

profesyonelleri ve sektör medyası gibi tüm

sektör paydaşları bir araya geldiler.

Bu yılın konusu “Kadın İnisiyatifi ve Gücü”

Uluslararası camiayla eş zamanlı olarak

çeşitli sponsor kurum ve kuruluşların

katkılarıyla gerçekleşen etkinliğin bu yılki

konusu “Kadın İnisiyatifi ve Gücü” olarak

belirlendi.

Moderatörlüğünü Lüks Konaklama ve

Etkinlik Sektörü Danışmanı Cantekin

Temizer’in üstlendiği panelde; KAGİDER

Başkanı Sanem Oktar, Kızlar Sahada

Futbol Okulu Kurucusu Melis Abacıoğlu

Sezener, MarkaSokak Reklam Ajansı

Kurucu Başkanı Ebru Köktürk Koralı,

Turkishwin Kurucusu Melek Pulatkonak,

Çehreli Danışmanlık Kurucusu Şehnaz

Çehreli Şefik, ODS TURKEY Kurucusu ve

Genel Müdürü Hasan Dinç, MPI Türkiye

Başkanı ve İstanbul Lütfi Kırdar Genel

Müdürü Handan Boyce konuşmacı olarak

yer aldılar.

Sanem Oktar: Fırsat eşitliğinin olduğu bir

dünya hayal ediyoruz

Panelde ilk sözü alan KAGİDER Başkanı

Sanem Oktar, “Ben bir kadın girişimciyim,

bir şirketim var.

Ama aynı zamanda da bir sivil toplum

kuruluşunun başkanı olarak buradayım.

Adı üstünde, kadın girişimcilerin kurduğu

bir dernek bu. Amacı, kadın girişimcilerin

güçlenmesini sağlamak olan derneğimizin

bir tek hayali var, o da kadın ve erkeklerin

fırsatlara eşit olarak ulaştığı bir dünya

düzeni” dedi.

Türkiye’de kadınların fırsatlara eşit

ulaşamadığının altını çizen Oktar, şu an

itibariyle kadın çalışan oranının yüzde 29,

yönetici seviyesinde yüzde 12, girişimciler

olarak 115 bin olduğunu söyledi. Oktar,

ekonominin gelişebilmesi, daha iyi

yönetilebilmesi için kadın istihdamının

önemine işaret ederek, Türkiye’nin

dünyada sondan 16. sırada olduğunu ifade

ederek, ‘Büyük metropolleri artık kadınlar

yönetiyor. Kadının liderlik becerileri daha

fazla ön plana çıkmaya başladı. İstihdamın

yanı sıra kadının hem yönetici hem de

girişimci olması günümüzde çok önemli”

dedi. Sanem Oktar, turizm sektöründe

kadın istihdamının diğer sektörlere göre

uzun ancak bariyerli olduğuna vurgu

yaparak, bu algıya yönelik çalışmanın da

önemine dikkat çekti.

Dönüşümü tetiklemek için kızları sahaya

çıkardı;

Melis Abacıoğlu Sezener…

Kızlar Sahada Futbol Okulu Kurucusu

Melis Abacıoğlu Sezener, “Ben de farklı

şapkalara sahip olan bir kadınım. Ben

de bir girişimciyim, iki tane teknoloji

girişimim var. Ama bugün karşınızda

‘Kızlar Sahada’ şapkamla oturuyorum. Bu

bir sosyal girişim. Kadın futbolcu oranı

yüzde 8’lerde, antrenör oranı yüzde 6’larda,

hakem oranı yüzde 4’lerde. Türkiye’de

bu konuda örnek gösterilen insanlarımız

var. Ama hala gidecek çok yolumuz var.

Peki Kızlar Sahada ne yapıyor? 7’den 70’e

kadın ve kız çocuklarına ‘yapamazsın’

diye kodlanan farklı toplumsal cinsiyet

yargılarını futbol sahasında kırıyor.

Ayaklarına top değiyor ve oynamaya

başlıyor, orada bir yolculuk başlıyor,

oynayabildiklerini görüyor, özellikle de

kız çocukları. O dönüşüm acayip bir yere

çıkıyor. Bir sosyal etki ölçümü yaptık,

sonunda da şu çıktı, bizim sahamızda

oynayan kız çocuklar, sonrasında acayip

bir kırılım yaşıyor. Diyorlar ki, ‘futbol

oynayabiliyorsam acaba doktor da olabilir

miyim, mühendis de olabilir miyim?’ Bir

anda önlerindeki koskoca duvar yıkılıyor

ve çok kuvvetli bir dönüşümü tetiklemiş

oluyorsunuz. Benim de hayattaki en büyük

vizyonum bu, dönüşümleri tetiklemek.

Bunu da projemizle çok rahat bir şekilde

yapabildiğimize inanıyoruz.” diye konuştu.

“Genel müdür olamayacaksın” dediler,

girişimci oldu!

Şehnaz Çehreli Şefik…

Yaklaşık 32 yıldır sektöre hizmet verdiğini

belirten Çehreli Danışmanlık’ın Kurucusu

Şehnaz Çehreli Şefik, “Ben de bir kadın

girişimciyim. 10 yıllık profesyonel otelcilik

hayatından sonra başladı yolculuğum.

Grand Hyatt Otel’in başkanıyla konuşurken

ona ne zaman genel müdür olacağımı

sordum. Bana dünyada büyük beş yıldızlı

otellerde kaç tane kadın genel müdür

gördüğümü sordu ve sorumu şöyle

yanıtladı: ‘hiçbir zaman genel müdür

olamayacaksın çünkü sen bir kadınsın’

dedi. Bu benim için gerçekten bir dönüm

noktasıydı, ilk ve son istifam oldu” dedi.

“TÜRSAB’a kadın başkan ne zaman

gelecek, çok merak ediyorum”

İstifasından sonra 1998 yılında Çehreli

Danışmanlık’ı kurduğunu anlatan Şefik,

“Şu an Kıbrıs ve Türkiye’de iki şirketin


sahibiyim. Turizm, insan faktörüne dayanan

bir sektör. Kadınların ağırlıklı çalıştığı

fakat üst düzey pozisyonlara gelemediği bir

sektördü. Bugün aramızda TÜROB’a başkan

olan ilk kadın başkanımız Müberra (Eresin)

Hanım var. Tabii bu sektörde bir dönüm

noktası. TÜRSAB hiçbir zaman olmadı, ne

zaman olacak çok merak ediyorum. Asla

bırakmazlar!” dedi.

“Turizmde kadınları birleştiren bir

platform bilmiyorum”

Aynı zamanda Akdeniz’de kadın Liderler

Kurulu’nun da başında olduğunu ifade eden

Şefik, oluşumun ileriki yıllarda daha da

büyüyeceğini ve bölgeye destek vereceğine

inandığını dedi. Turizm sektöründe

kadın çalışanları birleştiren bir platform

bilmediğini söyleyen Şehnaz Çehreli

Şefik, “Çünkü kadınların derdini bir tek

kadınlar bilir. Kadınları bir noktaya kadar

getiriyorlar. Yönetim bazında çok fazla

önem vermiyorlar. Ama bu değişiyor artık.

Yeni nesil, bizden çok daha şanslı ama.

Ben o yüzden ümitliyim. Türkiye’de de hem

Akdeniz Turizm Vakfı olarak hem de sadece

özellikle bu platformda belki de KAGİDER

ile birlikte kadınların bir platformda

buluşmasını arzu ediyorum” şeklinde

sözlerini tamamladı.

Hasan Dinç: “Bütün sorunların tek bir

çözümü var, eğitim!”

SITE Türkiye Başkanı ve ODS TURKEY

Kurucusu/Genel Müdürü Hasan Dinç,

Atatürk’ün kadınlarla ilgili sözlerinden

bir alıntı yaparak sözlerine başladı.

“Birisi olmadan diğeri olmuyor. Bizim

bütün problemimiz eğitimden başlıyor.

Kadın erkek ilişkilerine yönelik sorunlar

da eğitimle çözülecek, suistimaller de.

Bizim asıl odaklamamız gelirken düzgün

bir eğitim sistemi. Sektörde bir 30.

yılımdır herhalde. Şu ana kadar etkinlik

endüstrisinde negatif veya pozitif ayrımcılık

pek görmedim. Ben geceli gündüzlü çalışan

çok başarılı kadın müşterilerle de çalıştım.

Operasyonun tam ortasında ‘ben kuaföre

fön çektirmeye gideceğim’ diyen erkek

müşterilerle de... Dolayısıyla bu duruma

biraz daha farklı yaklaşıyorum” diyen Dinç,

30 yıllık meslek hayatında bu ayrıma tanık

olmadığını söyledi.

Aynı şekilde gelir dengesizliği konusunda

da bir ayrımın olmadığını anlatan Dinç,

dünyadaki yeni bir trenden bahsederek,

“Artık azınlıklara pozitif ayrımcılık

anlamında bir yaklaşım var. Azınlıklara

kadınlar da dahil. Uluslararası bir firmanın

ihalesine girerken, eğer eşit şartlarda

iseniz ve sizin şirketinizin ortağı veya sahibi

kadınsa size artı 1 puan veriliyor. Bu güzel

bir uygulama, dünyada da yeni başlayan bir

trend” diyerek sözlerini tamamladı.

Gastronomi hikayeleri toplamak için

Anadolu kadınının peşine düştü...

Ebru Köktürk Koralı

MarkaSokak Reklam Ajansı Kurucu

Başkanı ve Ebru Köktürk Koralı kadın gücü

ve inisiyatifine konu olan hikayesini şöyle

paylaştı: “Ben de bir girişimciyim ama bizler

bilmeden giriştik. İletişimden geldiğim

için pek çoğu beni Hayal Kahvesi’nin

patronu olarak değil, iletişimci ve halkla

ilişkilerci olarak bildi. Herkesin ‘Ben roman

yazacağım, ben bir film çekeceğim, bir

barım olsun’ dediği 1995 yılında Beyoğlu

Hayal Kahvesi’ mi açtık. Tabii bizim ekip

film yapamadı, daha yeni yeni gerçekleşir o

hayalimiz. Bir kadın olarak zor ama harika

yıllardı”.

Anadolu hikayelerini eylülde paylaşmaya

hazırlanıyor…

2006 yılında TURYİD’in kurulmasıyla

beraber 35 kadın bir masanın etrafında

toplanmaya başladığını söyleyen Koralı, bu

aralıkta evlenip iki çocuk sahibi bir anne

olduğunu belirterek, “Benim oğlanlar

arabanın arkasında büyüdüler” dedi. Şu

anda iki üniversitenin iletişim ve gastronomi

bölümlerinde ders vermeye devam ettiğini

anlatan Koralı, “İletişimde eşit sayıda kızerkek

öğrenci oluyor. Gastronomi ve mutfak

sanatları okullarında ise kız çocukların

ilgisi çok daha fazla. Ama bizim gastronomi

sektöründe sorunlar devam ediyor.

Turizm sektöründe işler biraz daha

kolaylaşmış olabilir. Bunlar, hepimizin

bildiği sorunlar. Erkekler daha iyi maaş

alıyor, mutfakta kadın istemiyor. Teknoloji

ne kadar ilerlemiş olsa da büyük kazanları,

büyük tencereleri bahane ediliyorlar

hala. Aslında böyle bir sorun yok. Kızlara

bakıyorsun, ‘ben pastacılığa çok ilgi

duyuyorum” diyorlar. 50 yaşıma geldim,

birkaç küçük kamerayla Globalekonomi

Zirvesi için Anadolu insanın peşine düştüm

ve harika hikayeler topladım. TURYİD

olarak da çok önemsediğimiz gastronomi

turizmi ve ürün-restoran ihracı konularında

hikayeler topluyorum. İnşallah eylül ayında

tekrar sizlerle paylaşacağız.” sözleriyle

konuşmasını tamamladı.

Türkiye’nin ilk kadın ilham kütüphanesini

kuran sosyal girişimci:

Melek Pulatkonak

Turkishwin Kurucusu Melek Pulatkonak,

“Ben bir sosyal girişimciyim. Zoru

başarmaya çalışıyoruz. Hem sosyal fayda

ortaya koyup hem de girişimcilik yönümüzle

dünyayı geliştirmeye çalışıyoruz” dedi.

Yaklaşık 20 yıl yurt dışında yaşadığını

ve bu vesile ile MPI Zirvesi’ne katılma

fırsatı bulduğunu belirten Pulatkonak,

“Sektörünüzü çok önemsiyorum. Doğru

insanları bir araya getirmek işi de bir sanat.

Siz bunu her zaman yapıyorsunuz. Bizler de

sosyal fayda üretmek için yapıyoruz” dedi.

“Gelecekte networku olanlar kazanacak”

Turkishwin’in kuruluşuna da kısaca değinen

Pulatkonak, Turkishwin’in ihtiyaçtan

doğan bir network olduğunu dile getirerek

şöyle konuştu: “Amerika’da yaşayan bir

kadın olarak, benim gibi global kariyer

sahibi, yurt dışında yaşayan ama Türkiye’yi

seven, çalışmak isteyen kadınlarla bir

araya gelerek hikayelerimizi paylaşmak

amacıyla TED Talk gibi bir network kurdum.

Türkiye’nin ilk kadın ilham kütüphanesi

olarak tanımladığımız bu çalışma

kapsamında 250 Türk kadını hikayesini

özgün bir anlatımla ve İngilizce olarak

anlattılar. Biz gelecekte networku olanların

kazanacağına inanıyoruz çünkü dedi.

Pulatkonak, bugüne kadar 500 tane

eşleştirme yaptıkları mentorluk, üniversiteli

kadınlar için kampüs programı ve

toplumsal cinsiyet eşitliğini yaygınlaştıran

etkinlikler düzenlediklerini ifade etti.

Son olarak, Kız Kardeşler networkunu

kurduklarını belirten bunu sektörel bazda

büyütmek istediklerini anlatan Pulatkonak,

panel aracılığıyla turizmcilere de bir çağırı

yaparak, “Turizm sektörünü de sizinle

yapabiliriz. Bu konuda içerik üretip insanları

bir araya getirecek fikir önderlerine

ihtiyacımız var. Biz bütün bu yaptığımız

işleri etkinliklerle taçlandırıyoruz. Sizler

olmazsanız bu işler de olmuyor. Etkinlikler

ve sizin dokunduğunuz her şey ve her kişi

çok önemli” diye konuştu.

Handan Boyce: Aktif ve lideriz ama

uluslararası platformlarda yokuz!”

MPI Türkiye Başkanı ve İstanbul Lütfi

Kırdar Genel Müdürü Handan Boyce ise,

eğitime vurgu yapan konuşmasında toplantı

sektöründe çalışan kadınların son derece

aktif, başarılı ve lider statüsünde olmalarına

karşın uluslararası platformlarda yer

almadıklarını eleştirerek, “Burada çuvaldızı

kendime de batırmak suretiyle eleştirimi

dile getirmek isterim ki, lider dediğimiz

kadınlar bile sahnede çok yer almıyor.

Uluslararası platformlarda gerekeni

yeterince yapmadığımız kanaatindeyim.

Artık sunum yapan, konuşan taraf biz

olmalıyız. Oturup dinleyenler olmamalı,

aktif rolleri sahiplenmeyi bilmeliyiz” diye

konuştu.

Dünya düzenin değiştiğini ve yeni iş yapma

biçimlerinin ortaya çıktığını da sözlerine

ekleyen Boyce şöyle devam etti: “Bu

değişim içerisinde başarılı olmak için artık

kapitalizmden yetkinliklere ve inovasyona

yönelmemiz gerek. Çünkü ülkelerin

ekonomik ve business başarısı burada.

Bu da başka bir pencere demek, başka bir

bakış açısı demek. Dolayısıyla kadın, bu yeni

dünya düzeninde yaratıcılığı ve çok yönlü

becerileri sayesinde liderlik ve yönetimde

çok daha fazla söz sahibi olabilecek”.


hotel restaurant

22 & hi-tech

gündem

TUYED’in yeni yönetimi belli oldu

Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği’nin (TUYED) 12. Olağan

Genel Kurul Toplantısı Ramada İstanbul Taksim Otel’de yapıldı. Genel kurulda,

Kerem Köfteoğlu derneğin başkanlığına yeniden seçildi.

Turizm Yazarları ve Gazetecileri

Derneği’nin (TUYED) 12. Olağan

Genel Kurul Toplantısı, Ramada

İstanbul Taksim Otel’de gerçekleştirildi.

Divan Başkanlığını Prof. Dr. Nüzhet

Kahraman’ın yaptığı genel kurul

toplantısında seçime tek listeyle girildi.

Seçimlerin ardından yapılan toplantıda,

yönetim kurulu üyelerinin görev dağılımı

belirlendi.

Toplantıda, Kerem Köfteoğlu’nun yeniden

dernek başkanı olmasına karar verildi.

Hatice Ünal Bilen ve Cem Polatoğlu

başkan yardımcılığına seçilirken, Musa

Alioğlu ise genel sekreterliğe getirildi.

Öte yandan derneğin Antalya temsilciliğini

Emin Demir, yeni medya koordinatörlüğü

de Murat Özbilgi yürütecek.

TUYED’in yönetim kurulu asil ve yedek

üyeleri şu isimlerden oluştu:

Musa Alioğlu, Hatice Ünal Bilen, Emin

Demir, Mehmet Ali Doğan, Kerem

Köfteoğlu, Murat Özbilgi ve Cem

Polatoğlu. Yönetim kurulu yedek üyeleri

ise Aykut Bakay, Sayime Başçı, Özlem

Kapar Bayburs, Burak Coşan, Mehmet

Güneli, Halil Öncü ve Gönül Yıldırım.

Denetleme kurulu asil ve yedek üyeleri

ise şöyle belirlendi: Prof. Dr. Nüzhet

Kahraman, Osman Nihat Aydoğan,

İsmail Toksoy, Özlem Kasa, Gülay Yücel

Sarıkaya, Cazibe Ulutaş.

Köfteoğlu: “Ar-Ge bölümünü

güçlendireceğiz”

TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu, oylama

sonrası derneğin önceki başkanları Prof.

Dr. Nüzhet Kahraman ve Hasan Arslan’a

yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür etti.

Yeni dönemde turizm bölgelerinde

örgütlenip Ar-Ge bölümünü

güçlendireceklerini vurgulayan Köfteoğlu

şöyle konuştu: “Prof. Dr. Nazmi

Kozak başkanlığındaki Ar-Ge bölümü,

sektörün ihtiyaç duyduğu araştırmaları

yapacak. Düzenli hazırlanacak raporları

haberlerimizle destekleyip kamuoyu ile

paylaşacağız. Sektörün bilgi birikimini

de çok önemsiyoruz. Bu yüzden birikime

sahip, ‘turizmin belleği’ olarak kabul

edilen kişilerden bir danışma kurulu

oluşturacağız. Kurul üyelerini titri değil,

fikri olan deneyimli kişiler arasından

seçeceğiz.”


24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Türkiye turizmi, TTYD ile devler liginde

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği, küresel turizm ve seyahat devlerinin kulübü olan

Dünya Seyahat Ve Turizm Konseyi (WTTC) üyeliğine kabul edildi.

Türkiye Turizm Yatırımcıları

Derneği TTYD, yurt dışı temsil

kabiliyetinin geliştirilmesi

yönünde en önemli hedeflerinden

birini gerçekleştirerek dünyanın turizm

ve seyahat sektöründeki en büyük

özel sektör şirketlerinin üye olarak

barındıran “World Travel and Tourism

Council” (WTTC) adlı kuruluşun

üyeliğine kabul edildi. TTYD Başkan

Yardımcıları Ayhan Bektaş ve Ali Güreli

ile Yönetim Kurulu Üyesi Naile Göçen

Çukurova İspanya’nın Sevilla kentinde

düzenlenen WTTC Küresel Zirvesi’nde

katıldı ve temaslarda bulundu.

Büyük ölçekli şirketler üye kabul

ediliyor

Küresel otel gruplarından hava yolları,

finans kurumları ve havaalanlarına

kadar farklı sektörlerden büyük ölçekli

şirketlerin üye kabul edildiği WTTC’de

TTYD ilk defa sektörel temsil kuruluşu

kategorisinden üye olarak bir ilki

gerçekleştirdi.

TTYD’nin üyeliğe kabul edildiği ve 3-4

Nisan 2019 tarihlerinde yapılan Sevilla

Zirvesi’nde ABD eski Başkanı Barack

Obama da onur konuşmacısı olarak

bir konuşma yaptı. Barack Obama’nın

yanı sıra İspanya Başbakanı Pedro

Sanchez, BM Dünya Trizm Örgütü

Genel Sekreteri Zurab Pololikasvili

ve Mısır Turizm Bakanı da zirve

konuşmacıları arasında yer aldı.

Zirvede kesintisiz seyahat, turist

deneyimleri, sürdürülebilirlik ve iklim

değişikliği, destinasyonların korunması

gibi konularda paneller gerçekleşti.

WTTC’nin Türkiye’den THY, Özaltın

Grup, OTI Holding, ZAFER Turizm

Grubu ve Martı Grubu olmak üzere

5 üyesi var ve bu şirketlerin THY

hariç tamamı TTYD üyesi bulunuyor.

WTTC’nin başkanlığını halihazırda

Hilton CEO’su Christopher Nassetta,

Genel Direktörlüğü’nü ise Meksika

Turizm Eski Bakanı Gloria Guevera

Manzo yürütüyor.


LEZZET PROFESYONELLERİNE

KESİNTİSİZ ENERJİ

Likit fazdayken de enerji üretebilen LPG PRO, kesintisiz enerji sağlar. Özel emniyet tertibatı ve

periyodik bakım hizmetleri sayesinde son derece güvenlidir. Alev boyunu ve tüp basıncını sabit

tutarak; otel, restoran ya da kafelerin hep tam güçle çalışmasını sağlar.

TÜRKİYE’DE

BiR iLK


hotel restaurant

26 & hi-tech

gündem

Fotoğraflar: Göçhan Yıldırım

TÜRSAB Şişli BTK acentaları ile buluştu

TÜRSAB Şişli BTK (Bölge Temsil

Kurulu) 26 Nisan Cuma günü

Barcelo İstanbul Hotel ev

sahipliğinde bir araya geldi. TÜRSAB

Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın yanı sıra

Yönetim Kurulu Üyesi Ali Bilir, Finansal

ve Kurumsal Fonksiyonlar Grup Başkanı

Neslihan Örnek ve ŞİŞLİ BTK Başkanı

Aylin Güneşli’nin katıldığı network

buluşmasında bölge acentalarının

birbiri ile tanışması, iş geliştirme ve fikir

alışverişinde bulunması amaçlandı.

Güneşli: “ŞİŞLİ BTK olarak çok keyifli

işler çıkardık”

Taksim’de tamamen yenilenen Barcelo

İstanbul Hotel ev sahipliğinde yoğun bir

katılım ile gerçekleşen organizasyonun

açılış konuşmasını yapan ŞİŞLİ BTK

Başkanı Aylin Güneşli, ŞİŞLİ BTK

ekibini de tanıttığı sunumunda projeler

ve hizmetlerle ilgili bilgiler aktardı.

Güneşli, “Bugün burada amacımız hem

hep birlikte biraz eğlenmek, keyifli

vakit geçirmek hem de aramızda iş

geliştirmek.

Ekibimizle de birlikte çok keyifli işler

çıkardığımızı düşünüyorum. Birlikte

olmaktan da keyif duyuyorum” dedi.

Bağlıkaya: “Haziran 2019’da yasayı

çıkarmayı hedefliyoruz”

Şişli bölge Acentalarının konuk edildiği

organizasyonda kısa bir konuşma yapan

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya,

ise devam etmekte olan projeler ve

hedefleri ile ilgili bilgilendirme yaptı.

Konuşmasında yasa çalışmalarına

değinen Bağlıkaya, Kültür ve Turizm

Bakanlığı titizlikle yürütülen yasayı

2019 Haziran ayında çıkarmayı

hedeflediklerini açıkladı.

Bağlıkaya ayrıca UKOME ile bundan

sonra yapılacak toplantılarda TÜRSAB’ın

çok daha etkin rol oynaması için

çalıştıklarını belirterek,“Nüfusumuzun

yarısı kadar yabancı turist ağırlıyoruz.

Turizmin en önemli ayaklarından biri

olan şehir içi ulaşım konusunda alınacak

kararlarda seyahat acentelerimiz

muhakkak olmalı” dedi. Bağlıkaya,

“Tüketici Hakem Heyetlerinde” seyahat

acentelerinin temsil edilmediğini ve her

durumda acenteler aleyhine kararlar

çıktığını, bu kararların daha adil olması

için yeni öneriler sunduklarını da ayrıca

sözlerine ekledi.


28

hotel restaurant

& hi-tech

Bakan eşi Pervin Ersoy,

turizmi tanıtmak için yollara düştü

Turizmde Türkiye’nin hedefler çok

yüksek. Geçen yılı yaklaşık 29.5

milyar dolarla kapatan sektörde

bu yıl 35 milyar doların üzerinde

gelir bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde

reform paketini açıklayan Hazine

ve Maliye Bakanı Berat Albayrak,

turizm gelirini 4 yılda 70 milyar dolara

çıkarmak için ‘Turizm Master Planı’

nın oluşturulacağını duyurmuştu. Bu

plan çerçevesinde turizmde hem ülke

ve destinasyon çeşitliliği hem turist

sayısı hem de turist başına düşen geliri

artırılacak.

Tanıtıma katkı sağlıyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri

Ersoy’un eşi Pervin Ersoy Türkiye

turizmine katkı sağlamak ve farklı

yardımlaşma derneklerine destek olmak

amacıyla “Her Şehri Ünlüsüyle Geziyoruz”

projesi başlatmıştı. Proje kapsamında

Ersoy, ünlülerle Şanlıurfa’nın tarihi

ve turistik yerlerini ziyaret etti. Bizim

Çocuklarımız Dayanışma Derneği Kurucu

Üyesi ve Başkan Yardımcısı Ersoy ile

seyahat yazarı Saffet Emre Tonguç,

Remax Gayrimenkul Danışmanı Evrim

Kırmızıtaş Başaran ve proje kapsamında

ünlü isimlerle Balıklıgöl, Göbeklitepe,

Harran ve Şanlıurfa Müze Kompleksi

gibi birçok yeri ziyaret etti. Gruptakilere,

Kültür ve Turizm İl Müdürü Aydın Aslan,

Şanlıurfa Müze Müdürü Celal Uludağ ve

Vali Abdullah Erin’in eşi Gülhan Erin de

eşlik etti.

Turlara katılacaklar

Pervin Ersoy, yaptığı açıklamada, iç

turizmi hareketlendirmek ve Türkiye’yi

bilinmeyen yönleriyle tanıtmak amacıyla

“Her Şehri Ünlüsüyle Geziyoruz”

projesini başlattıklarını anımsattı. Proje

kapsamında her şehrin birkaç ünlü

isminin, kendi şehrinde düzenlenecek

tura katılacağını dile getiren Ersoy,

Şanlıurfalı Bülent İnal, Ferhat Göçer,

Mahmut Tuncer ve Seyyal Taner ile

Ayşegül Aldinç ve Asuman Dabak’ın da

aralarında yer aldığı isimlerle kente

geldiklerini ifade etti.

81 ili gezecekler

Ersoy, projeyi yeni başlatmalarına

rağmen büyük ilgi gördüğüne dikkati

çekerek, şunları söyledi: “Denizli ile

başladık ve burayı sanatçılarımızla

beraber çok güzel gezdik. İkinci

durağımız ise Şanlıurfa, burada da çok

güzel izlenimler elde ettik. Sanatçılarımız

da aynı şekilde çok mutlu, gezimize

renk kattılar. Bilmeyenler için burası

gerçekten görülmesi gereken bir yer,

beni müthiş etkileyen şehirlerden bir

tanesidir. Hele de 2019’un Göbeklitepe

Yılı olması dolayısıyla mutlaka insanların

buraya gelmesi ve en az bir kez görmesi

gerektiğini düşünüyorum. Hedefimiz,

Türkiye’nin 81 ilini gezmek. Projeyi

Ankara’da tamamlamayı düşünüyoruz.

Bizim amacımız, iç turizme hareket

getirmek. Gittiğimiz şehre dokunuyoruz,

o dokunmayla beraber şehrin ivme

kazanmasını sağlamaya çalışıyoruz.”

Geziye katılan Evrim Kırmızıtaş Başaran,

Harran ve Şanlıurfa Müze Kompleksi’ yle

Şanlıurfa’nın çok güzel bir şehir olduğunu

vurgulayarak, “Göbeklitepe Türkiye için

çok büyük bir değer, ikinci kez gelişim,

sahip çıkıp bu değeri bütün dünyanın

bilmesini sağlamamız gerekiyor.” dedi.


30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İstanbul instagram üstünden

dünyaya tanıtılıyor

İstanbul’u dünyada daha fazla görünür kılmak amacıyla

düzenlenen #oneistanbul Instagram yarışması ödül töreni

Çırağan Palace Kempinski’de gerçekleşti.

Türk Hava Yolları iş

birliğiyle “İstanbul’u

Paylaş ve Uç”

sloganıyla 2 farklı

dönem olarak

düzenlenen yarışmanın

1. Dönem üçüncüsü

Begüm Serra Üstün,

2. Dönem üçüncüsü

Cihan Çorak, 1. Dönem

ikincisi Abdullah Bilgiç,

2. Dönem ikincisi

Soner Akan olurken, 1.

Dönem birincisi Rıdvan

Aras ve 2. Dönem

birincisi Aydın Sertbaş

oldu.

Oneistanbul;

İstanbul

Büyükşehir

Belediyesi, İstanbul

Ticaret Odası, TUGEV

ve İstanbul Kongre ve

Ziyaretçi Bürosu (ICVB) iş

birliğiyle, tarihi, kültürel,

doğal güzelliklerle

dünyanın gözbebeği

olan İstanbul’u dünyada

daha fazla görünür

kılmak amacıyla 2015

yılında sosyal medyada

başlatıldı. Bu yıl Türk

Hava Yolları işbirliğinde

yürütülen Oneistanbul

Instagram Yarışması’nın

kazananları Çırağan

Palace Kempinski’de

düzenlenen törenle

açıklandı.

Instagramda @

oneistanbul hesabı

aracılığıyla yürütülen

kampanyayla

İstanbul’u, sosyal

medyada fotoğrafları

en çok paylaşılan

şehirlerarasında üst

sıralara çıkarmak

hedefleniyor.

#oneistanbul ve

#istanbul hashtag’leriyle

bugüne kadar 610

binden fazla fotoğraf

paylaşılırken, @

oneistanbul hesabının

takipçi sayısı ise 100 bine

yaklaştı.

“İstanbul’u Paylaş ve

Uç” temalı Oneistanbul

İnstagram Yarışması

kapsamında; Turizmden

sorumlu Vali Yardımcısı

İsmail Gültekin,

İstanbul Ticaret Odası

Yönetim Kurulu Başkan

Yardımcısı İsrafil

Kuralay, İstanbul

Büyükşehir Belediyesi

Sanat Yönetmeni

Hüseyin Karaca, Türk

Hava Yolları Pazarlama

ve Satış Başkanı Emre

Menevşe, Türk Hava

Yolları Kurumsal İletişim

Başkanı Seda Kalyoncu,

İstanbul Ticaret

Üniversitesi İletişim

Fakültesi Dekanı Prof.

Dr. Celalettin Aktaş’tan

oluşan bir jüri tarafından

“İstanbul’u Paylaş ve Uç”

temasının en beğenilen

fotoğrafları seçildi.

Fotoğrafları en çok

beğenilen yarışmacılara

ödülleri, iş ve sanat

dünyasından isimlerin

katılımıyla Çırağan

Palace Kempinski’de

düzenlenen törenle

verildi.


32

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Beş yılda 6.299 yeni otel geliyor!

Dünya önümüzdeki beş yıl içinde otele doyacak. 2019-2023 yıllarını kapsayan dönemde

küresel ölçekte 6 bin 299 yeni otelin hizmete girmesi bekleniyor. Yeni otellerin bölgelere

göre dağılımı incelendiğinde; bunların 2,163’nün Asya Pasifik, 1,815’nin Amerika,

1,521’nin Avrupa, 506’sının Ortadoğu ve 294’ünün de Afrika’da hizmete gireceği

görülüyor.

TopHotel’in konuyla ilgili verilerini

inceleyen TUYED yönetiminin

haberine göre; özellikle Avrupa

bölgesinde hizmete girmesi beklenen

yeni oteller hakkında ayrıntılı bilgiler

bulunuyor. 2019-2023 yılları arasında

Avrupa’da hizmete girecek 1,521 otelin

yüzde 70’ine denk gelen 1.068 tesis

birinci sınıf, yüzde 30’una denk gelen

453 tesis de lüks kategorisinde olacak.

Birincilik Almanya’da

Önümüzdeki 5 yıllık süreçte hizmete

girecek yeni oteller ülkelere göre

incelendiğinde, ilk beş ülke ve yeni

açılacak otel proje sayısı şöyle

sıralanıyor:

Almanya 377 proje, İngiltere 285 proje,

Fransa 91 proje, İspanya 79 proje ve

Avusturya 69 proje.

En fazla yeni otel açılacak şehirlerde

ise liste şöyle belirleniyor: Londra 78

proje, Dublin 31, Paris 30, Hamburg ve

Viyana ise 20’şer proje.

2019-2023 yılları arasında Avrupa’da

hizmete girecek otel markaları

incelendiğinde ise bu konuda Holiday

Inn Express markasının 45 yeni otelle

ipi birincilikle göğüsleyeceği görülüyor.

Onu 42 projeyle Hampton By Hilton,

22’şer projeyle Hilton Garden Inn 22

ile Courtyard Marriot ve 20 projeyle de

Holiday Inn izliyor.

HANGİ YIL AVRUPA’DA

KAÇ YENİ OTEL

AÇILACAK?

YILLAR PROJE SAYISI

2019 432

2020 451

2021 199

2022 55

2023 384

TOPLAM 1.521


34

gündem

Bakan Ersoy: “Tematik tanıtımlar sonuç veriyor”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet

Ersoy, Göbeklitepe’nin sadece

Şanlıurfa’yı değil, tüm Türkiye’yi

etkilediğini vurguladıktan sonra

“Buranın tarihin sıfır noktası olduğunu

anlattığımız zaman başka bir şey

söylememize gerek kalmıyor. İnsanlar

merak edip araştırmaya başlıyor. Bu

yıl hedeflediğimiz 50 milyon turist, 35

milyar dolar turizm gelirine ulaşmak

için tarih, gastronomi, kültür, sanat

ve Batılı yaşam tarzımızı daha fazla

öne çıkaracağız. Gecelik 65 dolar olan

gecelik kişi başı konaklama gelirini

de artıracağız. Pazar çeşitlemesi

yaparak, ortalama 9.7 olan geceleme

sayısını 2023 yılında 10.2’ye çıkarmayı

hedefliyoruz” diye ekledi.

Ersoy: “Konuşulacak gerekçe ortaya

koymalıyız”

Türkiye’nin yurtdışında rakipsiz

ürünleriyle gündeme gelerek

konuşulmasını sağlamak amacıyla

gezici sergilere ağırlık vereceklerini

hatırlatan Bakan Ersoy, TUYED

yönetimine şu bilgileri verdi:

“Japonya’nın başkenti Tokyo’da

prensesin katılımıyla ‘Hazineler ve

Osmanlı İmparatorluğu’nda Lale

Geleneği Sergisi’ni gerçekleştirdik.

Sergi, Japon kamuoyu üstünde

olumlu etkiler yaptı. Konuşulacak

gerekçe yaratmalısınız. Bu gerekçeler

reklamdan daha etkili oluyor. Bazı

ülkelerle siyasi sorun yaşandığında

kötü bir şekilde de gündeme

gelebiliyoruz. Ancak bu konuşulma

süresi çok fazla uzun olmuyor. İyi

bir şeyler yapıldığında ise gündemde

daha uzun kalıp, akıllarda yer yer

edebiliyoruz. Aktiviteler sosyal

medyaya taşınınca dikkat çekip, kalıcı

etkiler yapıyor. Ayrıca bu kalıcı etkinin

ölçülmesini de kolaylaştırıyor. Söz

konusu gezen sergiyi, en fazla turist

çektiğimiz Almanya, Rusya, İngiltere

gibi ülkelerde de açacağız.”

Tanıtım komitesi genişliyor

Bakan Ersoy; Kerem Köfteoğlu,

Musa Alioğlu, Cem Polatoğlu, Hatice

Ünal Bilen, Özlem Kapar Bayburs,

Mehmet Ali Doğan ve Burak Coşan’dan

oluşan TUYED yönetimine, dernek

bünyesinde oluşturdukları dış ilişkiler

komitesinden dolayı teşekkür etti.

“Komiteyi Türkiye’nin hedef

pazarlarında sivil toplum kuruluşları

(STK) nezdinde tanıtılması için

oluşturduk” diyen TUYED Başkanı

Kerem Köfteoğlu, “Komitemiz,

Türkiye’nin hedef pazarlarında güçlü

bağlantıları olan kişilerden oluşuyor.

TUSİAD eski Pekin Temsilcisi Iraz

Turhan Alvaran da ülkemizin Asya

Pasifik Bölgesinde etkin tanıtılması için

söz konusu komiteye gönüllü destek

verecek. Komitemiz Türkiye’yi dünyanın

dört bir yanındaki STK’lara gönüllü

olarak anlatmak isteyen, dil bilen

uzmanlara açıktır. Tanıtım konusunda

Turizm Bakanlığımızla güç birliğine

hazırız” dedi.

Türkiye’nin yurt dışında tanıtılması

noktasında turizm basını ve STK’lara

büyük görev düştüğüne dikkat çeken

Bakan Ersoy da sözlerini şöyle

noktaladı: “Sizin yapacağınız tanıtımlar

bazen resmi tanıtımlardan daha da

etkili oluyor. Önemli bir iş yaptınız,

geliştireceğiniz projelere destek

vermeye hazırız.”

Ziyaretin sonunda TUYED Başkanı

Kerem Köfteoğlu, Bakan Ersoy’a

derneğin Onursal Üyelik Kartını takdim

etti.


36

gündem

Galataport, Mart 2020’de kruvaziyer

gemilerini ağırlamaya başlıyor

Galataport, 113 ülkeden 643 katılımcının yer aldığı Seatrade Cruise Global 2019 fuarında,

dünya devlerine İstanbul’u ve Mart 2020’de açılacak Galataport İstanbul

Kruvaziyer Limanı’nı tanıttı.

Dünyanın en ünlü kruvaziyer fuarı

Seatrade Cruise Global 2019,

8-11 Nisan tarihleri arasında

ABD’nin Miami kentinde gerçekleşti.

113 ülkeden 643 katılımcı ve 11 bin

tedarikçi ile satın almacının yer aldığı

Seatrade fuarında, Mart 2020’de

açılması planlanan Galataport İstanbul

Kruvaziyer Limanı ilk kez bir stant

ile yer aldı. Galataport, bir başlangıç

noktası olması itibariyle önemli bir

destinasyon olan İstanbul’u fuarda

temsil ederek 2020-2021 sezonu

için dünyanın en önemli kruvaziyer

şirketlerinin rotalarını İstanbul’a

çevirmeyi başardı.

İstanbul’un tek ana limanı olarak

büyük ilgi gördü

Miami Beach Convention Center’da

düzenlenen fuarda, Galataport

İstanbul Kruvaziyer Limanı’nın teknik

detaylarının yanı sıra İstanbul’un ve

İstanbul içinde tarihi yarımadanın bir

uzantısı olacak yeni bir destinasyon

olması hedeflenen Galataport

projesinin de tanıtımı yapıldı.

İstanbul’a yoğun ilgi gösterilen fuarda

Galataport ile ilgili bilgiler paylaşan

Galataport İstanbul Liman İşletmeciliği

ve Yatırımları A.Ş. Genel Müdürü

Erdem Tavas, inşaat süreci hızla

devam eden projenin tamamlanmasıyla

birlikte, tarihi boyunca dünyanın en

önemli liman kentlerinden biri olarak

anılan İstanbul’un yeniden bu kimliğine

kavuşacağının altını çizdi. Erdem Tavas

proje ile ilgili şu bilgileri verdi:

“Galataport, gerek İstanbul’un tarihi

limanı olması gerekse konumu

itibariyle bu sektördeki benzer

yatırımlardan oldukça ayrışan

bir liman. Mart 2020’de açmayı

planladığımız yeni terminal, dünyada

ilk kez uygulanacak bir proje ile zemin

altında kurgulanıyor. Bu planlamaya

göre, gümrüklü alan, dünyada bir ilk

olma özelliği taşıyan bir sistem ile,

3 metrelik özel bir kapak sistemi ile

sahanın geri kalanından ayrışıyor.

Her türlü kruvaziyer gemisinin

ihtiyacı doğrultusunda yaptığımız

bu planlama ile İstanbul’un gemi

turizm potansiyeline ciddi bir katkıda

bulunacağız. Yeni terminalimiz, üstün

teknoloji ve yüksek standartlarla 20

bin m2’de kurgulanıyor. Bu kurgu ile,

yaklaşık 200 yıldır erişime kapalı olan

bu eşsiz sahil şeridi de İstanbullular’ın

ve kentin ziyaretçilerinin kullanımına

açılmış olacak.”

Gemi rezervasyonu 50’yi aştı

Galataport’un devreye girmesi ile

birlikte İstanbul’un kruvaziyer turizmde

yeni bir dönemin başlayacağını

söyleyen Galataport İstanbul Liman

İşletmeciliği ve Yatırımları A.Ş. Liman

İşletme Genel Müdür Yardımcısı Figen

Ayan, 2020 – 2021 yıllarına ilişkin

rezervasyonları almaya başladıklarının

altını çizerek şöyle konuştu:

“2020 yılında şu an için elimize ulaşan

konfirme gemi rezervasyonu 50’yi

aşkın. Bu rezervasyonların büyük

çoğunluğunun ana liman rezervasyonu

olması; gemi firmalarının Galataport’u

ana liman olarak seçtiğini gösteriyor.

Bu gelişme, ülkemizin ve İstanbul’un

turizmi için büyük önem taşıyor.

Rezervasyon yapan gemi firmaları

arasında başta dünyanın en büyük 2

gemi firması olan Carnival Corporation

ve Royal Caribbean Cruises olmak

üzere, Holland America Cruise Line,

Regent Seven Seas Cruises, Celestyal

Cruises, Le Ponant, Silversea Cruises,

Fred Olsen Cruises, Marella Cruises,

Wind Star Cruises firmaları da

bulunuyor.”

3 büyük gemi aynı anda yanaşabilecek

3 yıl öncesine kadar Akdeniz çanağında

gezinen 55 geminin 43’ünün İstanbul’u

tercih ettiğini de vurgulayan Figen

Ayan, “Her bütçe ve müşteriye hitap

edebilen İstanbul destinasyonu,

2020’den itibaren kruvaziyer turizmi

için yeniden gözde bir rota olacak” dedi.

Galataport İstanbul Kruvaziyer Limanı

tamamlandığında, 3 büyük geminin aynı

anda limana yanaşabileceğini ve günde

ortalama 15.000 kruvaziyer yolcusunun

ağırlayabileceğini kaydeden Ayan,

“Galataport İstanbul Kruvaziyer Limanı

tamamlandığı zaman yıl içerisinde

mürettebat dahil 1.5 milyon yolcuya

hizmet vermeyi hedefliyoruz” dedi.


38

gündem

Ersoy’un

bakanlığı

‘rekabeti

bozuyor’

iddiası!

Haber: Turizm Ajansı

Son toplantısını yapan TURAD kendini

kapattı Ekonomist Hakan Güldağ’ın

genel ekonomik seyir üzerine soruları

cevaplamasının sonrasında TURAD

Başkanı Bahattin Yücel, derneğin

10 yıllık çalışmalarını barkovizyon

sunumu eşliğinde anlattı. Yaptıkları

toplantının TURAD’ın son toplantısı

olduğunu açıklayan Bahattin Yücel,

derneğin kurumsal kimliğini feshettiğini

duyurdu.

Turizm Araştırmaları Derneği (TURAD)

30 Nisan Salı günü Mercury City

Bosphorus Hotel’de düzenlediği

toplantı ile “2019 Sezonu Başlarken

Ekonomideki Son Gelişmelerin İç Turizm

Talebi Üzerindeki Etkileri ve Turizmde

Rekabet Eşitliği” konularını gündeme

taşıdı.

Toplantıya TURAD Başkanı Bahattin

Yücel’in yanı sıra Av. Murat Uysal,

Ekonomist Hakan Güldağ, Turizm

Yazarları Derneği Başkanı Kerem

Köfteoğlu ve turizm gazetecileri katıldı.

Yücel: “Tek yetkililik tekelleşmenin

önünü açıyor”

Sektörün genel seyrine ilişkin izlenimlerini

paylaştıktan sonra “tek yetkiliğin”

sektörde oluşturduğu sorunlara değinen

Yücel, son yıllarda ortaya çıkan tek

satıcılığın, tekelleşmenin önünü açtığını

savundu. Turizmde tekelleşmenin başka

bir boyutunun da uluslararası rezervasyon

zincirlerinin mahkeme kararı ile erişiminin

engellenmesi olduysağunu ileri süren

Bahattin Yücel, bu kararın, aynı mantıkla

çalışan yerli ve yabancı başka şirketlerin

önünü açtığını ifade etti.

Uysal: “Oteller kapı müşterisine bile

satış yapamaz hale getiriliyor”

Ardından söz alan rekabet hukuku uzmanı

Av. Murat Uysal, turizmdeki “tek yetkili

satıcılıktan” rekabet yasalarındaki yorum

farklarına kadar geniş bir çerçevede

konuştu. Tur operatörleriyle oteller

arasında yapılan münhasırlık anlaşmasına

değinen Uysal, münhasırlık anlaşması

dışında bazı tur operatörlerinin, diğer

satış kanallarına, kendisine verilen fiyatın

üzerinde fiyat verilmesi şartını koştuğunu

ve bu konuda Rekabet Kurumu’na

yapılmış başvurular olduğunu söyledi.

2018 yılında Rekabet Kurumu’nun yaptığı

bir incelemeye değinen Uysal şöyle devam

etti: “İnternetten de ulaşılabilir olduğu için

isim vermekte bir sakınca görmüyorum,

Rekabet Kurumu ETS Tur ve Jolly Tur gibi

şirketler hakkında yapılan başvuruları

inceledi. İncelemede, tek satıcılık

sözleşmesinde, otellerin münhasır

anlamında bağlanarak, “bizim sattığımız

fiyatların yüzde 15’inden fazlasına bile

başka birine satamazsın” noktasına

getirilmiş. Örneğin bir tur operatörü,

otelle 100 liraya anlaşmış ise, odaları boş

olsa bile, kapı müşterisine 115 liradan

aşağıya satamıyor. Bu tür uygulamalar,

çoğu tur operatörünün de kabul ettiği bir

durum zaten”.

“Rekabet Kurumu yatay anlaşmaya

bakıyor”

Söz konusu işlemlerin Rekabet Kurumu

tarafından incelendiğini anlatan Av. Murat

Uysal, şöyle devam etti: “Rekabet Kurumu

bunları inceledi, ama soruşturmamaya

gerek görmedi. Çünkü hukukta dikey

anlaşma diye bir anlaşma türü var. Aynı iş

kolunda faaliyet göstermeyenler arasında

yapılan anlaşmalara dikey anlaşma denir.

Örneğin otelle seyahat acentası arasında

yapılan anlaşma dikey, iki acenta arasında

yapılan anlaşma ise yatay anlaşmadır.

Rekabet Kurulm da rekabetin korunması

açısından baktığında, iki tur şirketinin

yatay anlaşmalarla piyasayı bozup

bozmadığına bakıyor doğal olarak.”

“Grup muafiyeti tebliği sayesinde tek

satıcılık yapıyorlar”

Türkiye’de yasaların alıcıya, eğer pazarın

yüzde 40’ından fazlasına sahip değilse,

“grup muafiyeti tebliği” çerçevesinde

dikey anlaşma imkanı tanıdığını anlatan

Uysal, Rekabet Kurumu’nun hiçbir

şirketin pazarın tamamının yüzde 40’ından

fazlasına sahip olmadığına, dolayısıyla da

pazarı etkilemeyeceğine kanaat getirerek,

bu şirketlerin tek satıcılık yapabilmelerine

olanak tanıdığını söyledi.

“Tek satıcılık, pazarın yüzde 40’ını

geçiyor”

Av. Murat Uysal, tur operatörlerinin

hiçbirinin tek başına pazarın yüzde

40’nı aşmadığını, fakat uygulanan tek

satıcılığın, pazarın yüzde 60’ından fazlasını

kapsadığını, bunun da Rekabet Kurul’unun

raporlarında belirtildiğini söyledi.

“Pazar tanımı yanlış yapılıyor”

Türkiye’de pazar tanımlarının da hatalı

yapıldığını ve bu durumun pazar hakimi

şirketlere geniş bir alan açtığını belirten

Av. Murat Uysal, “Örneğin Kapadokya’yı

100 otelli bir pazar olarak tanımlarsak,

burada yüzde 40 anlamlı olabilir. Fakat

Türkiye’deki tüm konaklama sektörünü bir

pazar olarak görüp, bir şirketin bu pazarın

yüzde 40’na hakim olana kadar seyirci

kalmak pek mantıklı olmayacaktır.

“Asıl sorun hakim durumu kötüye

kullanmak”

Şirketlerin hakim durumda olmasının

rekabet hukukunda bir engel olarak

tanımlanmadığını hatırlatan Uysal,

“Engel olan, hakim durumun kötüye

kullanılmasıdır. Kanun kötüye kullanmayı

da şöyle tanımlıyor: Pazar dinamiklerini

bozuyor, fiyat belirleyerek, pazara başka

oyuncuların girmesini engelliyorsa, hakim

durumunu kötüye kullanıyor demektir.”

“ETS Tur hem pazar hem de siyasi olarak

hakim konumdadır”

Türkiye’de ETS Tur’un hakim konumda

olduğunu savunan Av. Murat Uysal,

şirketin siyasi bağlantılarına dikkat

çekerek şunları söyledi: “Örneğin hakim

şirketin, pazara girişleri engellemesi

rekabete aykırıyken, Türkiye’de turizm

pazarının en büyük oyuncusunun sahibi,

pazarı yöneten Turizm Bakanlığı’nın

başında. Hakim durumu, sadece

pazarın yüzde 50-60’na sahip olarak

değerlendiremezsiniz. Hakim olmak, aynı

zamanda pazarda belirleyici olmak da

demektir. Bana göre ETS Tur’un konumu

hakim bir durumdur. Sadece pazar payıyla

değil, aynı zamanda siyasi gücüyle de

hakim durumdadır.


40

hotel restaurant

& hi-tech

gündem makale

Ihsan Türkus

Yazık oldu

Atatürk Havalimanı’na!

İstanbul...

Doğuyla batının kesiştiği nokta...

Belki de doğunun, hem de her türlü dolabın çevrildiği Ortadoğu’nun çıkış noktası...

Dünyanın belki de en güzel resim veren, ender şehirlerinden biri...

Dünya Turizm Örgütü’nün, turizmde “ bal kutusu” olarak nitelendirdiği kentler vardır. Paris, Roma,

Barcelona gibi...

İstanbul da turizmciler için, ülkemiz için gerçekten bal kutusudur...

Hiç uzatmadan söyleyeyim…

3. Boğaz köprüsünü yapıp 1. köprüyü kapatmak neyse, rüştünü tüm dünyaya ispat etmiş Atatürk

Havalimanı’nı kapatmak aynı anlamdadır...

Hele hele, 3. havaalanı diyerek İstanbul havalimanından bahsederken, bugüne kadar büyük bir başarıyla

hizmet etmiş 1. havalimanını kapatmak, hizmet dışı bırakmak stratejik hatanın bile ötesindedir...

Oysa biz turizmciler, 3. havaalanı yatırımının sözü edildiğinde öylesine sevinmiştik ki...

Vay be! demiştik... İstanbul’ a öyle turist akacak ki, sadece İstanbul’un değil, tüm ülkenin yüzü gülecek,

diye düşünmüştük...

Atatürk Havalimanı; çevresi, oteller, kongre merkezleri, fuar alanları ile donatıldı...

Bütün bu yatırımlarda binlerce işgücü istihdam edildi...

Şimdilerde gerek yatırımcısı, gerek çalışanları kafalarını iki ellerinin arasına almış bekliyor...

Sadece TAV, 4.500 civarında eğitilmiş, deneyimli insanı kapı önüne koydu!

Yakındır o bölgedeki otellerde de benzer uygulamalar olmasın...

Zaten son 4-5 yıldır kongreler açısından gerilere düşmüş İstanbul, daha da büyük zorluklarla karşı

karşıya...

Atatürk Havalimanı kapatılmamalıydı..

Bilhassa turizmciler bu konuda seslerini yükseltmeli, karar vericileri uyarmalıydı!

Sabiha Gökçen çok canlı bir örnek...

Yıllarca atıl kalmışken özel bir havayolu şirketi sahiplenince, şu an ki noktaya geldi...

Atatürk Havalimanı da böyle sahiplenilmez miydi?

İstanbul’un charter uçaklarına tahsis edilmiş bir alanı olarak göreve devam edemez miydi?

İstanbul’a, dolayısıyla Türkiye’ye gelecek 1 fazla turist, hiç mi önemsenmedi...

Yazık oldu...

Bilmem, zararın neresinden dönebiliriz diye düşünebilecek bir akıl çıkabilecek mi?


42

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Turizme

yabancı turist

müjdesi!

Bankalararası Kart Merkezi’nin açıkladığı verilere göre, yabancı kartlarla yılın

ilk çeyreğinde yurt içinde 11 milyar TL ödeme yapıldı. 2018 yılının ilk çeyreğiyle

kıyaslandığında yabancı kartlarla yapılan ödeme tutarında en fazla artış yüzde 135 ile

seyahat acenteleri sektöründe gerçekleşti.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM)

2019 yılı mart ayı verilerini

açıkladı. BKM’nin verilerine

göre, mart ayı sonunda Türkiye’de 66,7

milyon adet kredi kartı ve 151,5 milyon

adet banka kartı bulunuyor. Mart 2019

ile kıyaslandığında kredi kartı sayısında

yüzde 5’lik, banka kartı sayısında ise

yüzde 13’lük artış görülüyor.

2018’in aynı dönemine göre yüzde 22

artış

BKM verilerine göre, banka kartları

ve kredi kartları ile mart ayında

toplam 78,3 milyar TL’lik ödeme

yapıldı. Bu tutarın 68,3 milyar

TL’si kredi kartlarıyla ödenirken,

10 milyar TL’sinde banka kartları

kullanıldı. Büyüme oranları özelinde

incelendiğinde banka kartıyla

ödemelerde önceki yılın aynı dönemine

göre büyüme oranı yüzde 38 olurken,

kredi kartıyla ödemelerde ise bu oran

yüzde 20 olarak gerçekleşti. Toplam

kartlı ödemeler büyümesi ise yüzde 22

oldu.

Yabancı kartlarla yurt içinde 11 milyar

TL ödeme

BKM verilerine göre Ocak-Mart ayları

arasını kapsayan yılın ilk çeyreğinde

yabancı kartlarla yurt içinde toplam

11 milyar TL tutarında ödeme yapıldı.

Buna göre önceki yılın aynı döneminde

6 milyar TL olan kartlı ödeme tutarıyla

kıyaslandığında, yüzde 85 büyümeyle

son yıllardaki en büyük artışın

gerçekleştiği görüldü. İşlem başına

yapılan kartlı ödeme tutarı ise 584

TL’den 720 TL’ye çıktı.

Yabancı kartlarla yapılan ödemelerde

2,5 kat artış

2018 yılının ilk çeyreğiyle

kıyaslandığında yabancı kartlarla

yapılan ödeme tutarında en fazla

artışın yüzde 135 ile seyahat acenteleri

sektöründe gerçekleştiği görülüyor.

Elektronik eşya sektörü yüzde 120,

sağlık ürünleri/kozmetik sektörü yüzde

95, giyim ve aksesuar sektörü yüzde

87 ve hava yolları sektörü yüzde 80

artışla en fazla büyüme görülen diğer

sektörler arasında yer aldı. Turizmde

yaz dönemi tatil planlamalarının

yapıldığı bu dönemde seyahat

acenteleri ve hava yolları sektörlerinde

görülen artışlar, yabancıların geçen

yıla göre çok daha fazla rezervasyon

yaptırdığına işaret ediyor.


44

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Prontotour 25. yılında

yurt içi turlarında da hedef büyüttü!

Vizyonuna yurt içinde büyümeyi de ekleyen Prontotour, yılın ilk çeyreğinde kültür turlarında yüzde 300 artış kaydetti. Butik şehir

turlarından festival turlarına, trenli konsept turlardan klasik kültür rotalarına kadar farklı kategorilerde zengin içerikli turları

ürünleri arasına katan Prontotour, yurt içi turlarda pazar liderliğini hedefliyor.

Bu yıl 25’inci yaşını kutlayan yurt dışı

turların lider markası Prontotour,

yurt içi kültür turlarında da hedef

büyüttü. Prontotour yönetimi, Ramada

Resort Kazdağları, Thermal & Spa’da

gerçekleştirdiği Basın Toplantısı’nda

2019 yılındaki yeniliklerini paylaştı.

Prontotour Yönetim Kurulu Başkanı

Ali Onaran, Pazarlamadan Sorumlu

Genel Müdür Yardımcısı (CMO) Gürkan

Erol ve Yurt İçi Turlarından Sorumlu

Genel Müdür Yardımcısı Hakan Öksel,

düzenlenen Basın Toplantısı’nda 2018

yılını değerlendirip, 2019’dan beklentiler

konusunda bilgiler verdi.

Onaran: “2018’i artışla kapattık”

Döviz kurlarındaki hızlı hareketlerden

dolayı 2018’in zor bir yıl olduğunu

hatırlatan Prontotour Yönetim Kurulu

Başkanı Ali Onaran, “Ekim ayından

itibaren satışlarımız yükseldi. Son 6

ayda istikrarlı bir artış trendi yakaladık.

2018 yılını ciro bazında yüzde 10’luk

artışla kapadık. Kişi sayısı azalsa da

döviz kurundaki yükselme ile TL olarak

gelirlerimiz arttı. Bazı pazarlarda

çift haneli büyüdük. Ürünlerimizi

çeşitlendirmeye devam edip, yurt içi

kültür turlarında hedeflerimizi de

büyüttük. Kültür turizmi, ülkemizin kültür

mirasını koruyup yaşattığı gibi, yerel

ekonomilere de önemli katkılar sunuyor”

dedi.

“Yurt içi turlar %300 arttı”

Geçen yılın Ağustos ve Eylül aylarının

zor geçtiğine değinen Onaran, “Ana

destinasyonlarda gerilemeler oldu.

Bazılarında çift haneli düşüşler görüldü”

dedikten sonra açıklamalarını şöyle

sürdürdü: “Son çeyrekte ise satışlarımız

yükseldi. Kişi sayısı anlamında Kıbrıs’ta

yüzde 33, Kapadokya’da yüzde 20,

Karadeniz’de yüzde 28’lik büyümeler

kaydettik. Kars turlarındaki büyümemiz

ise yüzde 121’e ulaştı. Yurt dışı pazarlarda

da gemi turu ve Pronto Plus’da büyüme

hızımızı koruyup, Maldivler’de yüzde 61,

Ukrayna yüzde 40, Orta Doğu’da yüzde 24

artış kaydettik.”

Bu yılın ilk üç aylık döneminde yurt içi

kültür turu misafir sayılarının 2018’e göre

yüzde 300 arttığını vurgulayan Onaran

beklentilerini şöyle özetledi: “Yeni yerler

keşfederek mevcut bilgilerine yenisini

katmak isteyen gezginler, ağırlıklı olarak

kültür turlarını tercih ediyor. Eskiden bu

turları orta yaş ve üstü tercih ediyordu.

Günümüzde artık gençler de rağbet

ediyor. Bu yüzden kültür turlarında

beklenti ve hedeflerimizi yükselttik.”


46

hotel restaurant

& hi-tech

gündem makale

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO

Tezer Öner

Odalarda ışıksızım, dernekler dipsiz kuyu!

Bir ara aklıma geldi. Turizm dernekleri kaç

tane acaba, sayıca çok mu? Ne iş yaparlar?

Katkıları oluyor mu falan diye düşündüm ve

hiç kimseyle konuşmadan sadece arama

motorları ile bir araştırdım ki... Ortalık

dernekten geçilmiyor.

Biz bölünmeyi ve rekabeti seven bir

toplumuz. O yüzden kavgamız boldur. Hatta

bu sebeple dış güçler bizi hırpalamak için

hep bir yol bulurlar. Siyasi ideolojiden

denerler, olmadı etnik köken, olmadı

coğrafi bölge, olmadı tuttuğun takım,

olmadı meslek grubun, olmadı sarışınlara

esmerler, sonuçta sen bize kapışmak için

hazır mısın diye sor, biz mutlaka iki veya

daha fazla gruba ayrılmayı başarırız. Tek

anlayamadıkları konu ve çözemedikleri

mevzu “Söz konusu vatansa gerisi

teferruattır” kısmı. Aynı hızla bütünleşmesini

de o kadar iyi biliyoruz ki bunca çaba ve

çelmeye rağmen hala maşallahımız var!

Bizim sektörde de maşallah dernekten

geçilmiyor. Mevzu turizm ama bunun

yatırımcısı ayrı, acentası ayrı, çalışanları

ayrı, çalışanlarının yönetici olanları ayrı,

işçi olanları ayrı, her bölgeninki ayrı, hatta

yeme içmesi ayrı, yatması ayrı, yazarları

bile ayrı... Bu eminim diğer iş kollarında

da bu şekildedir ama bence turizm sektörü

bu konuda ayrı bir yerde duruyor. Hatta bu

dernekler o kadar çoğalıyor ki, sonra bir de

bunları birleştirip ortak akıl oluşturabilmek

adına bu sefer de federasyon veya

konfederasyon kurmak gerekiyor. Nitekim

de kuruluyor. Hatta bunlar da ayrı ayrı

toplanıyor.

Genel olarak bakıldığında zaten çok klişe ve

standart bir yapı görüyoruz. Web sitelerine

girdiğimiz zaman hep aynı klasik menüler

ve başlıklar altında zaten devlet tarafından

verilmiş ya da azıcık nüansla kanun, tüzük,

yönetmelik, yönerge, tebliğler ve kurumsal

vs. amaçlar ve kuruluş gayeleri hep aynı...

Neden bu kadar çok kuruluyor peki? Yani

bölgesel sorunların çözümü için bölgelere

ayrılmış veya şehir bazlı kurulmuş dernekleri

anlarım da bunu ayrıca yatırımcı, çalışan,

yönetici, içecekçi, yiyecekçi, sağlıkçı, deniz

güneşçi, kayakçı veya yazarı falan diye bu

kadar bölmenin anlamı var mı?

Yanlış anlaşılmasın kesinlikle tam demokrat

ve sosyal dağılım yanlısıyım ama bu kadar

parçalanınca da aslında amacı kaybetmiyor

muyuz? Yani şunu merak ediyorum: Zaten

meslek odaları varken, çalışanlar için de

sendika varken ayrıca turizm çalışanları

derneği neden? Bu dernek mesela turizm

yatırımcıları derneğiyle arada buluşup

“arkadaş siz bizi çok çalıştırıyorsunuz bak

biz onbeş bin kişiyiz haa” falan yapıyor mu?

Ya da bu iki dernek hiçbir araya gelmiş mi?

Bu ikisi kendi arasında konuştuğu sürece

sorunu kim çözecek? Turizm Yazarları

Derneği mi? Bu dernek de, bu iki derneğin

konuştuğunu yazacak sonra bu toplantılara

turizm yeme içme derneği ikramda mı

bulunacak? Ama bir dakika zaten yeme

içmedeki Hasan Abi servis yaparken aynı

zamanda yatırımcılarla konuşan masada

oturan turizm çalışanı da değil mi?

Bakmayın dalga geçtiğime bence bu işin

hakikaten ucu kaçmış.

O kadar çok dernek var ki ben şöyle

kabaca bakınca bir kişi en az üç derneğe

üye olur diye kestiriyorum. Yani biz acaba

çok mu makam mevki meraklısıyız da bu

kadar çok yapı ve organizasyon kuruyoruz

devamlı? Hayır, sorun çözmek için demeyin,

dernekler ardı ardına açılıyor ama ben

kendimi bildim bileli turizm sektörünün

sorunları aynı. Ama o otelde veya şu

mekanda sürekli toplananların sayısı hep

artıyor. Turistik masa sandalye derneği

başkanımız konuşuyorlar efendim. Basın

sözcümüz de açıklama yapıyor bu arada

yönetim kurulumuz ve sayın üyeleri haa

bir de denetleme kurulumuz ve onun aynı

derecede sayın üyeleri yıllık olağan, arada

bir de olağanüstü anlık toplantılarını... Oof

gerçekten çok sıkıldım...

Bir sürü birbiriyle konuşması gereken insan

sadece kendi arkadaş veya meslektaşlarıyla

aralarında konuşup sonuçta hiçbir sonuç

alamıyorlar. Baktığımızda da bir dernek ona

aidat ödeyen bir sürü adam orada gereksiz

bir başkanlık çekişmesi veya yönetimde olma

gayreti. O küçük grubu manüple etme veya

nemalanma hedefli çekişmeler derken... Aaa

ama hocam senin otel batıyor. Ne olacak

şimdi?

Sen önce bir kendi işletmenle ilgilenseydin.

Oturup kendi çalışanlarınla mükemmeli

yakalasaydın. Klasik tartışmalara

bayılıyorum. Turizm sektöründe düzelmesi

gereken sorunlar konulu oturum kaç kere

açıldı kaç kere kapandı da hala o sorunlar

düzelmedi değil mi? Acaba bizim yapısal

sorunlarımız mı var?

Çok basit yapılanmayla güçlü olması gereken

kurumlarımız var. Çalışanlar için sendika

var. Yatırımcı, profesyoneller ve yazarlar

gruplaşmak isterlerse gruplaşsınlar tabii...

Bana diyeceksiniz ki “ama yöneticilerin

bambaşka sorunları var.” Acentelerin kendi

dertleri var.” İyi de acentelerin dertleri

işletmelerle zaten. İşletmelerin olmadığı

bir platformda kendi kendinize konuşarak

konuyu nasıl çözeceksiniz?

Birlik olmak zorundayız. Hep beraber

konuşmak ve hep beraber çözüm aramak

zorundayız. Ben bürokrasi seven biri

değilim. İşler pratik olmalı. Sonuçta herkes

kazancının peşinde. Derneklerin bağımsız

yapılarını ve demokratik varlıklarını

savunmakla birlikte bunun bir çözüm

üreteceğine olan inancım maalesef yok!

Başkan ve yöneticilerin padişah gibi yıllarca

oturduğu koltukları artık sosyal statü haline

gelmiş ve protokolde yer bulmak adına

açılan dernekleri fayda yerine aksine zararlı

buluyorum. Arada canları toplanıp yemek

yemek isteyenler varsa bunu yapsınlar

elbette. Aktivite, eğitim ve benzeri şeyleri

düzenlesinler ama sektöre yapısal reform

veya çözüm üretme konusunda bu kadar

çok dernek ve yöneticinin bugüne kadar

yaptıkları ortada demek gerekiyor.

Merkezden başlayarak Kültür ve Turizm

Bakanlığı’nın idare ve himayesinde bölge

ve meslek gruplarına ait derin ve herkesi

kapsayan bir sosyal yapılanmaya ihtiyacımız

var. Bu yapılanma aidat toplama veya

yemeğe katılma endişelerini hissettirmeden

sadece sesini duyurma ve öneri getirme

amaçlı çalışmalı... Yoksa herkes dostlarıyla

istediği gibi takılsın ne var. Bana da

yemeklerde bizim çocuklar hep başkan der

zaten!


hotel restaurant

48 & hi-tech

gündem

Seyahat için

5.1 milyar dolar harcadık

2018 yılında online kanallar üzerinden 11, 5 milyar dolar para harcayan Türkiye’de internetten en

çok satın alınan şeylerin başında, 5,1 milyar dolarla seyahat harcamaları geldi.

Her yıl yayınlanan We Are Social

araştırması Türkiye’deki internet

kullanımına ilişkin önemli detaylar

ortaya koyuyor. 2018 yılında online kanallar

üzerinden 11, 5 milyar dolar para harcayan

Türkiye’de internetten en çok satın alınan

şeylerin başında, 5,1 milyar dolarla seyahat

harcamaları geldi. Yine aynı araştırmaya

göre ülke nüfusunun yüzde 93’ü yani 76,3

milyonu bir mobil cihaza sahip. Online

seyahat pazarındaki büyümede en fazla

etkisi olan faktörlerin başında mobil cihaz

kullanımının geldiğini belirten biletall.

com Ceo’su Yaşar Çelik, mobilden bilet

alım oranının yüzde 80 oranına ulaştığını

vurguladı.

Pazarın büyüklüğü dünyada 2020’de 800

milyar doları aşacağı

öngörülüyor

Türkiye İstatistik Kurumu

verilerine göre, 2018

itibariyle Türkiye’de

internet kullanan

bireylerin oranı

yüzde 72,9 oldu.

Araştırmaya göre her

10 evden 8’i internete

erişebiliyor.

Türkiye’de internet

kullanımı da

internetten

alışveriş

alışkanlığı da

artıyor.

Bu artış davranışlarımızı da etkiliyor.

Eskiden seyahat biletleri için terminallere

giderken şimdi ise cebimize giriyor.

Rakamlarda bunu gösteriyor. Türkiye’de

e-ticaretin yüzde 30’unu oluşturan online

seyahat pazarının büyüklüğü dünyada

2020 yılında 800 milyar doları aşacağı

öngörülüyor.

E ticaret arttıkça, alışverişlerimizin

mobilleştiğinin altını çizen Çelik,”

Önümüzdeki 5 yıl içerisinde seyahat

harcamalarının yüzde 40’ı online

platformlardan yapılacak. Dijitalleşen

dünyada alışverişten giyime, gıdadan

mobilyaya kadar hemen hemen tüm

sektörler için online kanallardan işlem

yapıyoruz. Tüketicilerin internet üzerinden

alışveriş yapma noktasında duydukları

güvenin artması, bu sektörün büyümesinde

en büyük etken” ifadelerini kullandı.


...PROFESSIONAL FURNITURE SOLUTIONS...

Hotel Restaurant Cafeteria Mobilyaları

Adres : Yeni Mah. Şehit Polis Ahmet

toprakoğlu Cad. no 118 Sarıçam/ADANA

0(533) 779 58 79

0(533) 77907 69

info@horecamobilya.com


50

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Hilton Garden Inn

Afrika’da genişliyor

Hilton yönetimi, Afrika bölgesi

için özel olarak geliştirdikleri

Hilton Garden Inn prototipleriyle

başarıyı yakalayacaklarını söylüyor.

Prototipin markanın tüm dünyada

tanınan tutarlı, temel konuk teklifleri

odaklı, Afrika’ya giden gezginlerin yanı

sıra, otel sahiplerinin de beklentilerini

karşılayacak özellikte olduğu iddia

ediliyor.

Yeni tesislere ev sahipliği yapacak olan

Botswana ve Uganda’nın dünyanın hızlı

büyüyen ekonomileri arasında olduğu

belirtiliyor. Hilton Garden Inn markası

da, orta sınıf gezginlerin Afrika içinde

ve dışında yükselişine hitap ediyor.

Afrika’da hizmet veren Hilton Garden

Inn’ler, el yapımı kokteyll, hafif

atıştırmalıkların yanı sıra, günün 24

saati açık bir alışveriş alanı olan shop,

içki, self-servis özel kahve barı lüks bir

karışımı sunuyor.

Afrika’daki mevcut 44 tesisini 100’e

çıkarmayı hedefliyor

2 bin 400 odalı Uganda’daki Hilton

Garden Inn Kampala ve Namibya’daki

Hilton Garden Inn Windhoek’in

önümüzdeki haftalarda hizmete

girmesi bekleniyor. Diğer tesisler ise

Malavi, Uganda, Gana, Mısır, Kongo

Demokratik Cumhuriyeti, Etiyopya,

Gana, Nijerya ve Güney Afrika hizmete

girecek. Bu yıl 100’ncü yılını kutlayan

Hilton yönetimi, Afrika’daki mevcut 44

tesisini 100’e çıkarmayı hedefliyor.

Afrika’da orta kesime

hitap eden Hilton Garden

Inn markaları altında

ilk otellerini 2016’da

işletmeye başlayan

şirket yönetimi, bu yıl 14

yeni tesis daha açarak

genişlemeyi planlıyor.

Yeni Hilton Garden Inn’ler

ağırlıklı olarak Botswana,

Zambiya ve Uganda’da

hizmete girecek.

Haber: TUYED


Hedef, 5 yılda

20 otel ile

100 milyon Euro

yatırım

Barceló Hotel Group Türkiye Genel Müdürü Hasan

Ekmen, Barceló Hotel Group’un önümüzdeki 5 yıl

içerisinde Türkiye’ye 20 otel ile 100 milyon Euro’luk

yatırım yapmayı planladığını ifade ederek, yeni

açılan Barceló Istanbul Hotel’e ise şu ana kadar

toplam 7 milyon Euro’luk bir yatırımın gerçekleştiğini

belirtti.

Dünyanın ve İspanya’nın önde gelen

turizm gruplarından biri olan ve

25 ülkede 251 oteliyle hizmet

veren Barceló Hotel Group, Türkiye’deki

yatırımlarına devam ediyor. İstanbul’un

en merkezi noktası olan Taksim’de

açılan 5 yıldızlı Barceló Istanbul Hotel’in

resmi açılışı gerçekleştirildi. Açılışta

konuşan Barceló Hotel Group Türkiye

Genel Müdürü Hasan Ekmen, İstanbul’un

en çok bilinen ve tercih edilen oteli

konumuna gelmeyi hedeflediklerini

belirterek, grubun Türkiye’deki yeni

yatırımı ve gelecek dönemdeki yatırım

planları hakkında bilgiler verdi.

Ekmen: “Barceló Istanbul’un işletmesini

25 yıllığına üstlendik”

Barceló Hotel Group’un kurulduğu

günden bu yana dünyanın farklı

bölgelerinde yaptığı yatırımlar sayesinde

İspanya’nın 2., dünyanın ise 29. büyük

otel zinciri haline geldiğini aktaran

Ekmen, “Türkiye pazarı 20 yıldır içinde

olduğumuz ve yakından tanıdığımız

bir pazar. Grup olarak aldığımız yeni

yatırım kararı ile Barceló Istanbul’un

işletmesini 25 yıllığına

üstlendik ve Aralık 2018’de

kapılarımızı misafirlerimize

açtık. Böylelikle Occidental

the Public ve Occidental

Pera İstanbul’dan sonra

Türkiye’deki 3. otel yatırımımızı

yapmış olmaktan büyük gurur

duyuyoruz.

Önümüzdeki dönemde hem bunların

sayısını artırmak hem de Royal Hideaway

ve Allegro Hotels markalarımızla yeni

yatırımlar yapmayı hedefliyoruz” dedi.

20 yılda 60 milyon Euro doğrudan

yatırım

Barceló Hotel Group’un yurtdışından

Türkiye’ye doğrudan yatırım yapan tek

büyük otel zinciri olduğunun altını çizen

Ekmen, Türkiye pazarındaki yatırımları

hakkında şunları söyledi: “Turizm

sektöründeki 87 yıllık deneyimimiz

doğrultusunda dünyanın farklı

bölgelerinde yatırım yapmış ve yapmaya

devam eden uluslararası bir zincir oteller

grubuyuz. Türkiye’deki 20 yıllık varlığımız

süresince işletmesini sürdürdüğümüz

otellere toplam 60 milyon Euro’luk bir

yatırım gerçekleştirdik. Bu noktada

Türkiye pazarını, gelişmeye açık ve yeni

yatırımların yapılmasına uygun bir bölge

olarak görüyoruz. Barceló Istanbul

özelinde şu ana kadar yapılan toplam

yatırım miktarı 7 Milyon Euro’ya ulaştı.

Grup olarak Türkiye’ye çok inanıyor ve

güveniyoruz. Bu doğrultuda önümüzdeki

5 yıl içerisinde 20 otele ulaşmayı ve

yaklaşık 100 milyon Euro’luk bir yatırım

gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Yatırım

yapmayı planladığımız şehirler ve

bölgeler arasında başta İstanbul, Akdeniz

bölgesinde Antalya, sonra Kapadokya,

İzmir ve Ankara yer alıyor. Şu anda

üzerinde çalıştığımız ciddi projelerimiz

mevcut. Bunların dışında ise yeni proje

arayışlarımız devam ediyor.”

Yüzde 80 dolulukla 5 ayda 116 farklı

ülke

Barceló Hotel Group Türkiye Genel

Müdürü Hasan Ekmen, uluslararası

standartlardaki servis yaklaşımı ve iş

dünyasına özel yenilikçi uygulamalarıyla

gerek iş gerek tatil amaçlı seyahat

eden misafirlerine keyifli ve konforlu

bir konaklama deneyimi sunmayı

hedeflediklerini ifade etti. Barceló

Istanbul Hotel’in şehrin en gözde

ve merkezi bölgelerinden biri olan

Taksim’de yer aldığını belirten Ekmen,

“Taksim bölgesi yenilenen yüzüyle

her ülkeden turistin tercih ettiği bir

bölge haline geldi. Hedefimiz Barceló

Istanbul’u, İstanbul’un en çok bilinen

ve tercih edilen oteli konumuna

getirmek. Bu otel, grubun Türkiye’deki

iş hedeflerinin de temelini oluşturuyor.

Özellikle Avrupalı ve Batılı turistleri

bu bölgeye çekmek istiyoruz ki başta

İspanya olmak üzere Orta-Güney

Amerika ve Avrupa’daki birçok ülkedeki

yüksek bilinirliğimizin destinasyona

artı bir güven sağlayacağı, dolayısıyla

bölgedeki turist sayısı ve çeşitliliğini

artıracağı kanısındayız. Beş ay gibi kısa

bir sürede toplam 116 farklı ülkeden

misafir ağırladık. Şu anda otelimizin

doluluk oranı yüzde 80’e ulaştı. Bu

açıdan Taksim’in cazibe merkezi

haline gelmesinde de önemli görevler

üstleniyoruz. Aldığımız bu sonuçların da

hedeflediğimiz başarıyı ortaya koyduğuna

inanıyoruz” şeklinde konuştu.


52

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Torunlar GYO otelciliğe

Hilton ile giriyor!

Torunlar GYO Türkiye’nin en büyük

karma projesi Mall of İstanbul

içinde yer alan ve yapımı devam

eden otel etabı için Hilton ile franchise

anlaşması imzalandı. Torunlar GYO

Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun ve

Hilton MENA&T Bölgesi (Orta Doğu,

Kuzey Afrika ve Türkiye) İş Geliştirme

Başkan Yardımcısı Carlos Khneisser’ın

katılımı ile gerçekleşen anlaşma

töreninde konuşan Aziz Torun; “Mall

of İstanbul’da, dünyanın en önemli otel

markası Hilton ile iş birliği yapmaktan

mutluluk duyuyoruz. Rezidanslarında

35 ayrı milletten yatırımcısı bulunan

ve her yıl 2 milyonun üzerinde yabancı

turist ağırlayan Mall of İstanbul,

Hilton markası ile birlikte uluslararası

cazibesini daha da artıracaktır” dedi.

Torun; “Arsa hariç 71 milyon USD yatırım

bedeli ile hayata geçirdiğimiz Hilton Mall

of İstanbul, 2020 yılının ikinci yarısında

konuklarını ağırlamaya başlayacak. 5

kıtada 260’ın üzerinde şehre uçuş imkânı

sunan İstanbul Yeni Havalimanı’na en

yakın 5 yıldızlı otellerden biri olarak

hizmet verecek” dedi.

Önümüzdeki yıl hizmete girmesi

planlanan Ataköy - İkitelli Metro hattı

üzerinde yer alan Masko istasyonunun

Mall of İstanbul projesi ile direkt

bağlantısı olduğunu da hatırlatan

Torun; “Metro sayesinde konuklarımız

İstanbul’un her noktasına kolayca

ulaşma imkânına da sahip olacaklar”

dedi.

Uluslararası ve ulusal iş toplantılarına

ev sahipliği yapacak

Hilton otelinin Mall of İstanbul ile büyük

bir sinerji oluşturacağına inandığını

ifade eden Torun, “Mall of İstanbul,

İstanbul’un giderek artan kültür, sağlık,

eğitim ve alışveriş turizmine de önemli

katkılar sunacağını belirterek, “1410

kişi kapasiteli konferans salonu ve

farklı büyüklüklerdeki 10 adet toplantı

salonu ile Hilton Mall of İstanbul,

hem uluslararası hem de ulusal iş

toplantılarına ev sahipliği yapacak

özelliklere de sahip” dedi.

Törende Hilton adına konuşan Hilton

MENA&T Bölgesi (Orta Doğu, Kuzey

Afrika ve Türkiye) İş Geliştirme Başkan

Yardımcısı Carlos Khneisser ise “Böyle

harika bir projenin parçası olmaktan

büyük gurur duyuyoruz. Hilton Hotel ve

Resorts markası olarak Hilton İstanbul

Bosphorus’u açtığımızdan bugüne

kadar 60 yılı aşkın süredir uluslararası

seyahat pazarının öncülüğünü yapıyoruz.

Hilton Mall of İstanbul ile şehrin

gelişen ve yükselen bölgesinde de en

üst standartları belirlemeye devam

edeceğiz” dedi.

Torunlar GYO Türkiye’nin

en büyük karma projesi Mall

of İstanbul içinde yer alan

ve yapımı devam eden otel

etabı için Hilton ile franchise

anlaşması imzalandı. Hilton

Mall of İstanbul, 2020 yaz

aylarında misafirlerini

ağırlamaya başlayacak.

Hilton Mall of İstanbul’da,

19’u süit, 161’i standart

olmak üzere toplam

180 oda bulunuyor. 366

ziyaretçi kapasiteli otelde,

kongre merkezi, restaurant,

executive lounge, spa,

fitness center ve havuz gibi

sosyal donatıların yanı sıra

mağaza alanları da yer

alıyor. Açıldığında yaklaşık

300 kişiye istihdam

sağlaması beklenen Hilton

Mall of İstanbul, Torunlar

GYO yüzde 100 iştiraki

olan TRN Otel İşletmeciliği

tarafından franchise

anlaşması modeli ile

işletilecek.


5303 Sok. 75. Yıl Mah. No 96/A

Yunusemre/Manisa

www.faikminibar.com.tr

0236 233 15 77

faik.karik@faikminibar.com.tr


54

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Divan Diyarbakır açıldı

Divan Diyarbakır, tarihin en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan Mezopotamya ve

Anadolu’nun kesişme noktasında yer alan Diyarbakır’da kapılarını misafirlerine açtı.

Eksiksiz bir konaklama tecrübesi sunan Divan Diyarbakır,153 odası, eşsiz Divan lezzetlerini

misafirleriyle buluşturan Divan Pub ve Divan Patisserie ile hizmet vermeye başladı.


Yöresel kültürü Divan hizmet kalitesiyle birleştirerek

çağdaş ve zarif bir şekilde yorumlayan Divan Diyarbakır,

hem iş hem de tatil için seyahat eden misafirlerine

unutulmaz bir konaklama deneyimi sunuyor. 10 bin yıla yakın

geçmişinde sayısız medeniyetleri ağırlamış bu toprakların

misafirperverlik geleneğini yaşatan Divan Diyarbakır’ın 127

superior oda, 16 deluxe oda, 9 süit, 1 engelli odası olmak üzere,

toplam 153 odasında yörenin kültüründen izler taşıyan detayları

modern ve lüks tasarımla bir araya getiriyor.

Çıtır çıtır hamur işleri ve sıcak lezzetlerle güne enerjik bir

başlangıç yapmak isteyenlere zengin kahvaltı büfesinin servis

edildiği Divan Diyarbakır’da, öğle ve akşam yemeğinde yöre

mutfağının yanı sıra Türk lezzetleri ve uluslararası tatlar ile

geniş seçenekler de sunuluyor. Doğum günü ya da yıl dönümü

gibi önemli günlerinde Divan Diyarbakır’da güzel anılar

biriktirmek isteyen misafirler, Divan Patisserie’nin birbirinden

enfes tatlarıyla eşsiz bir günün keyfini yaşayabilecek.

Tarihi mekanlara yakın mesafede

Diyarbakır’ın gözde tarihi mekanlarına yakın mesafede

konumlanan Divan Diyarbakır, Tarihi Diyarbakır Surları ve

Hevsel Bahçeleri, Dicle Nehri, Hasan Paşa Hanı, Malabadi

Köprüsü, Ulu Cami, Sülüklü Han, 4 Ayaklı Minare, On Gözlü

Köprü, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi, Asur Kalesi, Çayönü Höyüğü,

Zerzavan Kalesi, Gazi Köşkü, Meryem Ana Kilisesi ve Surp

Giragos Ermeni Ortodoks Kilisesi gibi tarihe tanıklık etmiş

mekanları keşfetmek isteyen misafirlerine benzersiz bir

deneyim vadediyor.

Divan mutfağı Diyarbakırlılarla buluşuyor

Yemek kültürüyle öne çıkan Diyarbakır’da yöresel mutfağın

olmazsa olmaz tatları Divan’ın 50 yıllık mutfak tecrübesiyle

de birleşecek lezzet şöleni sunuyor. Günün her öğününde

tercih edilebilecek Divan Pub’da, deneyimli şefler Türk ve

dünya mutfaklarının favorileri hazırlarken Türkiye’ye butik

pastanecilik anlayışını getiren Divan Patisserie’nin lezzetli

tatlıları, damağa olduğu kadar göze de hitap edecek.

Divan Pub’ın zarif ve seçkin atmosferinde Divan şeflerinin

hazırladığı tarifler, haftanın her günü Diyarbakır

konaklamalarına ayrı keyif katacak.

Yemek kültürüyle öne

çıkan Diyarbakır’da

yöresel mutfağın olmazsa

olmaz tatları Divan’ın 50

yıllık mutfak tecrübesiyle

de birleşecek lezzet

şöleni sunuyor. Günün

her öğününde tercih

edilebilecek Divan Pub’da,

deneyimli şefler Türk

ve dünya mutfaklarının

favorileri hazırlarken

Türkiye’ye butik

pastanecilik anlayışını

getiren Divan Patisserie’nin

lezzetli tatlıları, damağa

olduğu kadar göze de hitap

edecek.


56

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

The LIfeCo Bodrum

Beach açıldı

Bodrum, Antalya ve Phuket’teki, konaklamalı well-being ve detoks merkezleri ile

adından sıkça söz ettiren; sağlıkla arınmanın, yenilenmenin ve gençleşmenin isim

yapmış adresi The LifeCo; kendine ait özel plajı ile Türkbükü sahilindeki ikinci merkezi

The LifeCo Bodrum Beach’i misafirlerinin hizmetine açtı.

The LifeCo

“well-being” kavramını

kişinin yaşam süresi

boyunca ulaşabileceği

mümkün olan en yüksek

yaşam kalitesi olarak

açıklıyor. The LifeCo’da

bu kapsamda oluşturulan

programlar, kişinin doğru

ve sağlıklı bir yaşam

tarzına daha kolay adım

atmasını sağlayacak

ürünler, online kurslar ve

daha bir çok uygulama ile

destekleniyor.

Türkbükü’ndeki ana

merkezin yanı sıra

14 odası ile denize

sıfır konumda hizmet

veren The LifeCo Bodrum

Beach; detoks deneyimini

şehrin stresinden

uzakta masmavi denize

karşı, portakal kokulu

yemyeşil bir bahçe

içinde ve sezlongta

güneşin keyfini çıkararak

yaşamak isteyenlere ev

sahipliği yapıyor. The

LifeCo Bodrum Beach;

deniz manzaralı odaları

ve yeşillikler içindeki

raw-vegan mutfağın

sağlıklı lezzetlerinin

tadılabileceği “Saf

Restaurant”ı ile sağlıklı

yaşam tutkunlarına farklı

tatlar ile çok özel bir

deneyim yaşama imkanı

sunuyor. Ana merkezdeki

tüm programlar ve

hizmetler The LifeCo

Bodrum Beach’te de

alınabiliyor. Misafirler

The LifeCo Bodrum

Beach’in bembeyaz

kumlarında sere serpe

yazın ilk günlerinin keyfini

çıkartırken, kendine

ödül niteliğindeki bu

tatil deneyimini çok

etkin fayda görebileceği

detoks programları ile

taçlandırıyor.

Arınmak ve yenilenek

için…

The LifeCo Bodrum

Beach’te sonuç odaklı

ve kişinin kısa sürede

fayda sağlayabileceği tüm

programlar; detoks ve

sağlıklı beslenme planları

çerçevesinde, kişinin

arınma ve yenilenme

sürecini hızlandıran etkin

terapiler, uygulamalar,

fiziksel ve spiritüel

egzersizler, eğitim

seansları, workshoplar

ve kişinin kendini

şımartabileceği güzellik ve

masaj uygulamalarından

oluşuyor.

Misafirin ihtiyacı

doğrultusunda detoks

uzmanı tarafından

en uygun program

hazırlanıyor; tüm

programlar; yoğun

arınma, kilo kontrol,

karaciğer temizliği,

diyabet ve benzeri kronik

hastalıklarda iyileşme

gibi bir çok amaca

hizmet ediyor. The LifeCo

Bodrum Beach konukları;

detoks programlarıyla

toksinlerinden arınırken,

fazla kilolarından

kurtuluyor, gençlik

enerjisini yeniden

kazanarak, Türkiye’de

eşi benzeri olmayan

well-aging hizmetleriyle

yaşlanma saatini tersine

çeviriyor.


58

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

YOTEL ve YOTELAIR

İstanbul Havalimanı açıldı

Havalimanı ve şehir otelciliğinin dünyadaki en çağdaş markalarından YOTEL’ in

Türkiye’deki ilk işletmesi İstanbul Havalimanı’nda kapılarını açtı. Terminalin iki ayrı

kısmında, toplamda 451 kabin (oda) ile hizmet verecek olan YOTELAIR ve YOTEL

İstanbul Havalimanı, kapasite açısından dünyadaki havalimanı otelleri sıralamasında ilk

üçe girecek.

YOTEL İstanbul Havalimanı,

uyarlanabilir modern tasarımı ve

teknoloji ile misafir deneyimine

odaklanmış yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

Londra, Amsterdam, Paris, New York,

Boston, San Francisco, Washington ve

Singapur’da faaliyet gösteren İngiltere

merkezli hızla büyüyen YOTEL, dünyanın

en yenilikçi konaklama deneyimi sunan

markası olarak tanınıyor.

2023’te dünyadaki YOTEL sayısı 60’a

ulaşacak

YOTEL’ in dünya çapındaki faaliyetleri

hakkında da bilgi veren YOTEL Global

CEO’SU Hubert Viriot, şu anda dünyada 9

otelle hizmet verdiklerini belirterek “Hali

hazırda devam eden projeler arasında kısa

bir süre önce açılan San Francisco’nun

yanı sıra bir hafta sonra açılacak Singapur

Changi Havalimanı’ndaki YOTELAIR ve

Londra Clerkenwell, Dubai, Edinburgh,

Miami, Amsterdam, Glasgow, Porto, Long

Island City, Cenevre, Park City (Utah)

ve Güney Kalifornia’da Mammoth’da

olmak üzere yeni şehir otelleri yatırımları

bulunuyor. YOTEL, 2021 yılında dünya

çapındaki otel sayısını 29 otele, 2023 yılında

ise 60’a çıkarmış olacak. YOTEL İstanbul

Havalimanı’nın başarısı, İstanbul’da ve

Türkiye’nin diğer büyük illerinde gelecek

yatırımlarımız açısından son derece büyük

öneme sahip. Türkiye’de büyümeyle

yakından ilgileniyoruz” dedi.


Bora Göymen

Göymen: “Yüzde 80 doluluk hedefliyoruz”

Açılışa ilişkin, YOTEL İstanbul Havalimanı

Genel Müdürü Bora Göymen, YOTEL’ in

Türkiye faaliyetleri ile ilgili olarak şunları

söyledi: “Türkiye’deki ilk işletmemizi

bölgenin hava trafiğini büyük ölçüde

artıracak olan İstanbul Havalimanı’nda

açmış olmaktan dolayı büyük gurur duyuyor,

bu yolculuğun bir parçası olmaktan heyecan

duyuyoruz. Çok kısa bir süre içerisinde

%80 doluluk oranına erişeceğimizi

umuyoruz. YOTEL Istanbul Havalimanı,

Türkiye’de gördüğümüz en büyük havaalanı

oteli yatırımıdır. Modern küresel ve yerel

yolcunun değişen ihtiyaçlarını anlamak,

bizim için son derece önemlidir. Günümüz

dünyasında hayat çok hızlı akıyor ve

insanlar kendi akışlarını oluşturmayı tercih

ediyorlar. Zamanı doğru kullanmak ise

oldukça önemli hale geldi. Konuklarımıza

daha hızlı aksiyon alabilecekleri değerli

zamanlarından tasarruf sağlayabilecekleri

ve kendi akışlarını yönetebilecekleri

yeni yöntem ve çözümler sunabilmekten

ötürü büyük mutluluk duyuyoruz. YOTEL

olarak, misafirlerimizin hem havayolunda

hem de kara tarafındaki bölgelerde akıllı

tasarımlarımız ve yüksek teknolojiyi

sunuyor, misafirlerimize kesintisiz bir

şekilde yaşamlarını sürdürme özgürlüğü

veriyoruz.

Günümüzde, yaşadığımız çağda tüm

modern gezginlerin kesintiye uğramadan

daimi şekilde bağlantıda olma, birlikte

çalışma, ortak alanlarda rahatlama

ve bu amaçlara yönelik özel olarak

tasarlanmış alanlarda arzu ettikleri anda

işten, eğlence ve dinlenceye geçiş imkanı

tanıyan ortamlara yönelik evrensel bir

talebi bulunuyor. YOTEL’de biz sadece bu

ihtiyaçları karşılamakla sınırlı kalmıyor aynı

zamanda tüm bu talepleri beklentilerin de

üzerinde karşılayarak misafirlerimize ağır

fiyat etiketi ile sunmadan deneyimletmenin

gururunu yaşıyoruz.

Son dönemde seyahat edenler için en

öncelikli hale gelen unsurlar arasında ‘uyku

kalitesi, duşlar, damak tadlarına hitap eden

yemekler ve 7/24 kesintiye uğramadan

bağlı kalma ve şarj imkanı bulma’ yer alıyor.

Seyahat esnasında bile formda kalabilme

arzusu ise lüksün yeni tanımı kapsamında

görülüyor. YOTEL’de konaklayan

misafirlerimiz arasında farkına vardığımız

bir diğer özellik ise; YOTEL imzası taşıyan

ortak alanlarda kendi yaşam biçimleri

ve yaklaşımları ile benzerlik gösteren

diğer gezginler ile bir arada bulunarak bir

topluluk oluşturmaktan hoşnut olduklarına

şahit olmamızdır. ”

Terminal içerisinde iki ayrı kısımda

toplam 451 oda

YOTEL’de tasarımımız minimalist, biraz

fütüristik, yerel dokular ve teknolojiden

ilham alan bir tarz bütünlüğüne sahiptir.

Ancak, her şeyden önce tasarımda

ortaya koyduğumuz unsurların pratik

ve konforlu olmasını ve konukların tüm

ihtiyaçlarını karşılamasını hedefleriz.

Bütün bu unsurlar kusursuz bir konaklama

deneyimi sunabilmek için YOTEL İstanbul

Havalimanı’nın uyarlanabilir toplantı ve çok

işlevli kamusal alanlarına, şık kabinlerine

ve teknolojinin entegre edildiği tüm

uygulamaların tasarımlarına yansıtılır.

İstanbul Havalimanı içerisinde kara

tarafında 277 oda (kabin) ile YOTEL Istanbul

Havalimanı, hava tarafında 174 oda (kabin)

ile YOTELAIR; Premium ve First Cabin’den

VIP Suites’lere kadar toplamda 451 oda

(kabin) ile hizmet veriyor. Bora Goymen;

“Konuklarımız için kapsayıcı, çok işlevli

bir ortam oluşturuyoruz. YOTEL’in kapıları

herkese açık olmakla birlikte, sabah erken

uçuşu olanlar, uzun transit uçuşları olanlar

ve hatta havaalanında toplantısı olan yerli,

yabancı misafirler için ideal konaklama

imkanı sunuyor.

Misafirlerimiz hangi yaşta olursa olsunlar

dijital odaklı, bağımsız hareket etmeyi ve

keşfetmeyi seven, güvendikleri kişilerin

bağımsız tavsiyelerine dayanarak bilinçli

tercihler yapan, sürekli hareket halinde

olan, dışa dönük, evrensel görünüme sahip,

kolayca iş ortamından eğlence/dinlenceye

geçiş yapmaya hazır kişilerden oluşuyor.

Hem YOTEL hem YOTELAIR ana terminal

binası içerisinde çok merkezi ve erişimi

rahat konumda bulunduğundan, hem iş

hem eğlence amaçlı seyahat edenlerin yanı

sıra havayolu ekipleri ve havaalanındaki

diğer işletmeler için de konaklama kolaylığı

sağlıyor. Zamanını çok efektif kullanmayı

tercih eden, kendi akışını oluşturmaktan

hoşlanan, vakti kıymetli, yüksek fiyat

etiketinden kaçınan konuklar için ideal

adresiz.” diyerek YOTEL ve YOTELAIR

İstanbul Havaalanı Genel Müdürü Bora

Göymen sözlerine ekledi.


60

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Manesol Hotels, YENİ

yatırımlarla büyüyecek!

2015 yılında Manesol Old City Bosphorus ile birlikte ikinci yatırımı Manesol Fuar

Beylikdüzü’nü de hizmete açan Manesol Hotels, bu yılla beraber yeni yatırımlarla

büyümeyi hedefine koydu...

Sirkeci’de butik konseptiyle Mart

2015’ten bu yana misafirlerini

ağırlamaya devam eden Manesol

Old City Bosphorus, Tarihi Yarımada’daki

birçok tarihi lokasyona yürüyüş

mesafesiyle tatil ve tarihi eser meraklıları

için ideal bir seçenek. 55 odalı otelin 28

deniz manzaralı odası muhteşem Boğaz

manzarasını, 27 şehir manzaralı odaları

ise Topkapı Sarayı’nın ihtişamını gözler

önüne seriyor.

Fuar ve harici konaklamalar

için ideal;

Manesol Fuar Beylikdüzü

Mayıs 2015 itibari ile kapılarını açan

Manesol Fuar Beylikdüzü ise, Tüyap Fuar

Merkezi’ne yakın mesafedeki konumu

ile hem fuar hem iş amaçlı seyahat eden

konukların tercihi.

Manesol Hotels Satış Müdürü Hande

Katmer, 160 odalı otelle ilgili şu

bilgileri paylaşıyor: “Otelimizde 80’i

Büyükçekmece Gölü’nü gören ferah

ve konforlu göl manzaralı odasıyla, üst

düzey misafirlerimizin özellikle tercihleri

arasında bulunuyor. Fuar dönemlerinde

tüm misafirlerimize rahat, konforlu,

ortalama 35 m 2 ’lik ferah odalarımızda

en iyi hizmeti vermeyi amaçlıyoruz. Tüm

fuar dönemlerinde fuar alanına transfer,

akşam yemeklerinde açık büfe akşam

yemeği ve arzu eden firmalarımıza 30’ar

kişilik, 2 toplantı salonumuzda verimli

toplantılar geçirmelerini sağlıyoruz.

Ayrıca tüm gün fuar yorgunluklarını

atmak isteyen misafirlerimiz otelimizin

Spa alanında rahatlayıp ertesi güne daha

zinde başlamalarına imkan veriyoruz”.

Ramazana hazır!

Açıldığı günden bu yana ayrıcalıklı

lezzetleriyle de İstanbul’un popüler

lezzet adresleri arasındaki yerini koruyan

otel, İstanbul Restaurant’ı ile de bir

konaklama tercihi! Ramazan ayı için 4

adet özel iftar menüsü hazırladıklarını

belirten Katmer, deneyimli şef Yaşar

Demirel yönetiminde tüm fuar, grup ve

münferit misafirlere en özel lezzetleri

sunduklarını söylüyor. Toplantı ve etkinlik

talep eden misafirlere de en kaliteli

hizmeti vermeyi amaç edindiklerini ifade

eden Katmer, “Düğün, kına, toplantı, gala

yemeklerinde de maksimun 250 kişiye

kadar hizmet verebilmekteyiz” diyor.


hotel restaurant

62 & hi-tech

gastro etkinlik

Fotoğraflar: Mete Işık

Hem keşfettiler hem yerel ekonomiye dokundular!

Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği (I-MICE), 3-5 Mayıs tarihleri arasında MICE ve etkinlik

yönetimi segmentlerinde çalışan acentaları Ramada Resort Kazdağları Thermal & Spa

sponsorluğunda ikinci kez buluşturdu.

İlkini 2017 yılında gerçekleştiren, bu

sene daha geniş kapsamlı bir programla

acentaları doğa ve mitolojinin eşsiz

dünyasıyla buluşturan I-MICE, programın

ilk ayağında Ramada Resort Kazdağları

Thermal & Spa’nın Executive Şefi Murat

Evrim’in sunumuyla Ege otlarıyla bir

workshop gerçekleştirdi. Program,

Ma’adra Dağı’ndaki, Kuzey Ege’nin ilk ve

tek şarap bağı özelliğine sahip olan Ma’dra

Vineyard House’taki tadım ile devam etti.

Cunda Adası’nın lezzet adreslerinden

Cunda Deniz Restaurant’ ta alınan akşam

yemeği ile son buldu.

Programın ikinci günü jip safari ile yola

çıkan acentalar Çamlıbel’de büyük

usta Tuncel Kurtiz’in mezarını ziyaretin

ardından Sütüven ve Hasan boğuldu

şelalelerinde keyifli dakikalar geçirdiler.

Güzergah boyunca turp otu, hardal otu,

arapsaçı otu, civez otu, şevketi bostan,

ısırgan otu, adaçayı ve kekik toplayan

katılımcılar zeytinyağı fabrikası ziyaretinin

arkasından Sarıkız Etnografya Müze ve

Antandros kazı alanını gezdiler.

I-MICE koordinasyonunda düzenlenen

program 4 Mayıs Cumartesi akşamı

Ramada Resort Kazdağları Oteli’nde

düzenlenen gala yemeği ile devam etti.

Yemek sonrasında gitar eşliğinde ateş

kuyusu etrafında toplanan acentalar müzik

ve sıcak şarap eşliğinde eğlendiler. MICE

acentaları, programın üçüncü gününde

Kavurmacı’larda Sarıkız destanını

dinleyerek Kazdağları’na veda ettiler.

Kurt: “Yerel ekonomiye dokunmayı

önemsiyoruz”

Kazdağları etkinliği ile ilgili konuşan

I-MICE Derneği 2. Başkanı Hüseyin

Kurt, “Bu organizasyon iki tarafıyla çok

önemli. İlki yaratıcılığı ortaya çıkarmak.

İkinci olarak ise yerel ekonomiye

dokunmak. Safari turumuzla yol üstünde

birçok durakta durduk, köylülerden

minik alışverişler yaptık. Biz bunu çok

önemsiyoruz. Bunu yapmıyorsanız zaten

standart oluyorsunuz. Amacımız, tüm

organizasyonlarımızda yaratıcılıkla birlikte

farkındalık oluşturmak. İlkini 2017’de

gerçekleştirdiğimiz organizasyondan

sonra görüyoruz ki, iki sene içinde güzel

gelişmeler olmuş. O dönem otel sancılı

bir dönemden geçiyordu ki buna rağmen

nitelikli bir organizasyon almıştık. Ama

bu sene benim gördüğüm, yeni bir genel

müdür kadrosuyla birlikte yapılanmaya

dahil olmuş. Bu da nitelik bağlamında

otele o farkındalığı açıkçası sağlamış”.


Nisan 2016’da resmi kuruluşunu

duyuran Uluslararası MICE

Endüstrisi Derneği (I-MICE), 22

Haziran’da gerçekleşecek 2. Olağan

Genel Kurul için gün sayıyor. Kurul için

üyelerine çağrı yaptıklarını ve seçimle

birlikte bir bayrak devri de olacağını

açıklayan I-MICE Derneği 2. Başkanı

Hüseyin Kurt, “22 Haziran seçimlerinden

sonra ben başkanlığa geçeceğim. Tabii

bu arkadaşlarımızın, delegelerimizin,

üyelerimizin destekleri ve güvenleriyle

olacak. Başkanımız Serdar Söyler 2.

Başkan olurken, Kubilay Şahin Sayman

olarak görevi Mali Kanji’den devralacak”

dedi.

“22 Haziran’dan sonra kadroyu

güçlendiriyoruz”

Hüseyin Kurt, dernek olarak sektörde

3. yılına girdiklerini, iki senelik dönemde

çok sayıda etkinlik gerçekleştirdiklerini

ve sektörde hızlı bir yol kat ettiklerini

söyledi. Geçtiğimiz dönem 9 Asil, 9 Yedek

Yönetim Kurulu, 3 Asil, 3 Yedek Denetim

Kurulu, 3 Asil, 3 Yedek Disiplin Kurulu

olmak üzere toplamda 30 kişilik icra

kurulunun 22 Haziran seçimlerinden

sonra da aynı yönetim modeliyle

çalışmalarına devam edeceğini kaydeden

Kurt, “Fakat yeni dönemde kadroyu

biraz daha güçlendiriyoruz. Şu anda

isim zikretmek çok doğru olmayabilir

ama totalde 20’ye yakın acenta sahibi

arkadaşımız olacak. Bunun yanı sıra asil,

yedek, denetim ve disiplin kurulumuzu da

güçlendireceğiz” dedi.

“Üyeliklerde gaza basacağız”

Yeni dönemde derneğin yurt içi ve yurt

dışı temsilcilikler de açacağını duyuran

Kurt, “Bugün bizim içimizde 227 acente

sahibi dostumuz ve 600 civarında

üyemiz var. Bugüne kadar üyelik adına

gaza basmış bir dernek olmadık.

Ama seçimden sonra üyeliklerde

22 Haziran’da başkanlık bayrağını

Hüseyin Kurt devralacak!

gaza basacağız, üye sayımızı çok hızlı

artırmak için arkadaşlarımızı daha fazla

teşvik edeceğiz. Yurt içi temsilciliklerle

örgütlenmeye devam edeceğiz “ dedi.

“Yurt dışı temsilcilikler de vereceğiz”

Hüseyin Kurt, konuşmasının devamında

bir eleştiriye de yanıt vererek, “Biz

biliyorsunuz Uluslararası MICE Endüstrisi

Derneği olarak geçiyoruz. Kurulduğumuz

günden bu yana bize minik de olsa şöyle

bir eleştiri geliyordu. Sizin uluslararası

herhangi bir bağınız yok, nasıl

uluslararası oluyorsunuz diyorlardı. Ben

bunu bir yaşam sürecine benzetiyorum.

İnsanoğlu doğar, büyür. Biz de dernek

olarak doğduk, emeklemeye ve yürümeye

başladık. Sonra minik minik koştuk. Artık

zamanı geldi ve önümüzdeki dönemde

yurt dışı temsilcilikler de vereceğiz” dedi.

“Yurt dışı tanıtım gezilerini B2B ile

birleştiriyoruz”

Yeni dönemde yurt içi tanıtım gezileri gibi

yurt dışı ayağına da ağırlık vereceklerini

kaydeden Kurt, yurt dışını bir tık daha

yukarı taşıyarak tanıtım gezilerini B2B

ile birleştireceklerinin altını çizdi. Kurt

sözlerine şöyle devam etti: “Önümüzde

Romanya, Bulgaristan gezimiz var. Orada

katılımcılar bir yandan destinasyonu

keşfederken bir yandan da meslektaşları

ile bir araya gelerek yeni işbirlikleri de

yapabilecekler.” Kurt, derneğin sosyal

sorumluluk projeleriyle birlikte network

etkinliklerine devam edeceğini ve eylülün

ilk haftası gibi 1000-1500 kişilik bir

organizasyonla da hem keyifli bir davetle

sezona merhaba demeyi hem de yeni

iş birliği ve iletişim fırsatları sunmayı

amaçladıklarını söyledi.

“Delege başı teşvikle MICE’yi

canlandırabiliriz”

2016 yılında Belçika’nın başkenti

Brüksel’deki patlamalardan sonra devlet

kademesinde MICE sektörünün zarar

görmemesi, yaşanan kaybın minimum

seviyede kalması için sosyal yardımların,

teşviklerin ve delege başı teşvik

sisteminin hayata geçirildiğine dikkat

çeken Hüseyin Kurt; bizimde bu ve buna

benzer modelleri hayata geçirmemiz

gerekir. “ dedi. Kurt, Belçika’da hayata

geçirilen teşvikler ve delege başı teşvik

sistemi hakkında kısa bilgiler verdikten

sonra; “Ülke olarak MICE ile ilgili algıyı

çok hızlı oluşturmalıyız. MICE sektörünün

gerçek artı değerlerini yansıtamıyoruz;

bunu yansıtmamız lazım” dedi.

“Bir örneğini de Güney Kore yaptı”

Bu modelin bir örneğini de Güney

Kore’nin uyguladığını belirten Kurt,

“Güney Kore terör saldırısı sonrasında

dedi ki, ülkeme kongre amaçlı gelenleri

havalimanında ben karşılarım. Kongre

katılımcılarının atıyorum bir etkinliğine

sponsor olurum. Aynı zamanda delege

başına da şu kadar bir katkı sağlarım”.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve ilgili

bakanlıkların destek ve teşvikleriyle

Türkiye’de de delege başı teşvikin hayata

geçirilebileceğine önerisini paylaşan Kurt,

önümüzdeki günlerde I-MICE Derneği

olarak konuyu bir raporla Bakanlığa

sunmayı planladıklarını da sözlerine

ekledi.

“Türkiye’de sigorta mevzuatı yok”

Konuşmasında sigorta mevzuatının

önemine de ayrıca dikkat çeken Kurt,

“Ülkemizde bir sigorta mevzuatı yok. Biz

delegeyi sigortalı aramıyoruz. Sigorta

mevzuatın da çok hızlıca meclisten

geçirebiliriz” dedi.

“Kamusal ziyaretlere ağırlık vereceğiz”

Derneğin üç yılda hedeflerine ulaştığını,

bundan sonraki yedi yıllık süreçte

ise yurt içi ve yurt dışı temsilcilikler

ile beraber kamusal ziyaretlere de

ağırlık vereceklerini söyleyen Kurt,

“Bizim derdimiz hiçbir zaman bakanla

görüşelim, birtakım başkanlarla

görüşelim olmadı. Ama maalesef MICE

segmenti Ankara ve bürokratlar tarafında

çok fazla tanınmıyor. Bu dönemde ürün

ve ambalaja da çalışacağız. Bugün

baktığımızda sektörümüz birbirinden

farklı 50- 55 civarında paydaşa

dokunuyor. Bu çok büyük bir ekonomi”

dedi.

“Siyasiler söylemleri ve paylaşımlarıyla

bize destek vermeli”

Bu bağlamda uluslararası tanıtımın

önemine dikkat çeken Kurt, siyasetin

gerek söylemleri gerekse paylaşımlarıyla

MICE’cileri desteklemesi gerektiğini

savundu. Bakanlık programından

çıkarılan bazı fuarlara ilişkin yorumunu

da paylaşan Kurt, Bakanlığın takdirine

saygı duymakla beraber IMEX Amerika

gibi fuarlara katılımın önemine vurgu

yaparak, “Bence belli bazı fuarlarda

olmamız gerekiyor. Tabii sadece olmuş

olmak için değil; içeriğimiz, konseptimiz,

kurgumuzla etkin bir şekilde katılım

göstermek önemli” dedi.


hotel restaurant

64 & hi-tech

iş’te kadın

Ebru

Köktürk

Koralı

Sınır tanımayan

3 hayal

3 hayat

Daha 18’inde bile değildi, gönlünü

boyunu aşan hayallere kaptırırken.

Bir filmi, bir barı, bir romanı olsun

istedi en çok. Önce güzel yazısıyla sinema,

film piyasasının nabzını tuttu, ucundan

köşesinden. 26’sında kendi barının sahibi

oldu, üç ortak sonra. Arkasından o çok

arzu ettiği sinema filmini çekti, 22 Anadolu

kadınını hikaye ettiği belgeseliyle.

Bir tek roman yazmadı, Koralı. Zaten

sınır tanımayan cesareti, özgüveni ve

donanımıyla çoktan yazmıştı bile hayatının

romanını…

Yeme içme ve eğlence sektörünün

deneyimli ismi, Ebru Köktürk Koralı, işte

kadın konuğumuz...

Ebru Hanım çocukluk ve ilk gençlik hayallerinizden

başlayarak profesyonel çalışma hayatınıza uzanan

hikayenizi anlatır mısınız?

18 yaşımdayım, öyle tek bir hayalim yok, biraz

karışık… Birçok şeyi bir arada yapmak istiyorum.

Masa başında çalışmak istemiyorum asla! Bir barım

olsun istiyorum mesela. Yönetmen veyahut yapımcı

olup film çekmek istiyorum. Bir de unutmadan,

roman yazmak istiyorum.


18 yaş için epey cesur hayaller… Nasıl bir

çevrede büyüdünüz, ailenizden de kısaca

bahseder misiniz?

Ailemde sinemacı fazlaydı, abim oyuncuydu

mesela. Film çekme hevesim en çok da

bundandır. İletişim sektörüne alakalı,

organizasyon kabiliyeti yüksek, sosyal bir

aileden geliyorum ben. Eğitimci bir babanın

kızıyım ve daha en başından benden

mühendis çıkmayacağı apaçık ortadaydı.

Oysa işletmenin, tıbbın, mühendisliğin çok

popüler olduğu yıllardı onlar…

Bense işletme veya iktisat üzerinden

sinema okumayı hayal ediyordum.

Yüksekokulu Anadolu Üniversitesi İktisat

Fakültesi’nde okudum. Bir de Yıldız

Üniversitesi Büro Yönetimi ve Sekreterlik

Bölümü var. Gelin görün ki, devamlı

akademi sınavlarının kapısındayım. Ama

olmuyor, olamıyor! Tabii o dönemler

kontenjanlar çok düşük, en az 10 kişi

alınıyor. Çok başarılı bir öğrenci de değilim,

okul hayatım başarısızlıklar üzerine kurulu.

Dediğim gibi aklımda bir tek akademiye

girmek var ama oyuncu olmayı da asla

düşünmüyorum!

O emelime ulaşamadım. En büyük

talihsizliğim, İstanbul’da sadece iki okul

olmasıydı; biri Marmara diğeri Mimar Sinan

Üniversitesi… Öte taraftan ailem de İstanbul

dışında okumamı kabul etmiyor. Neticede o

hayalim gerçekleşemedi. Sonra düşündüm

ve anladım ki, çok doğru bir meslek değildi,

benim dünyam olamazdı…

Film çekme hayalinize veda mı ettiniz

yani?

Neyseki hayır. Anadolu Üniversitesi’nde

okurken Türkiye Sinema Eseri Sahipleri

Meslek Birliği’ne (SESAM) girme fırsatı

doğdu. O hikaye de şöyle, 20 yaşımdaydım.

SESAM’da bir defter yazma işi var, benim

yazı da çok iyi. Hem müthiş de para

veriyorlar. Abimin de arkadaşları neticede.

Sağına baksan Kadir İnanır, soluna baksan

Tanju Gürsu… Hayır diyemedim tabii. 40 gün

boyunca SESAM’ın bütün kayıt defterlerini

yazdım; dijitalleşme, teknoloji sıfır. Bir

taraftan da düşünüyorum, orada bir fark

oluşturur muyum diye…

Sağ olsunlar beni gerçekten bağırlarına

bastılar. Bir yandan devam etmek

istiyorum, inanılmaz etkilenmişim o büyülü

dünyadan. Bir taraftan da akademi hayalimi

cepte tutuyorum. Sinemanın tam bir geçiş

dönemiydi, gelenekselden yeni sinema

anlayışına geçiliyor. Ve Türkiye’de öyle

iyi filmler çekiliyordu ki, yurt dışında da

başarılar elde ediliyordu.

Akabinde ben ufaktan setlere gitmeye

başladım. Öyle ya, bu dünya nasıl dönüyor,

öğrenmeliydim. Henüz akademiye de

girememişim, ne yaptımsa beceremiyorum!

Fakat şöyle bir gelişme oldu, 1988 senesiydi

ve Antalya Film Festivali SESAM bünyesinde

yapılıyordu. 11 jüri koordinasyonu görevini

bana verdiler. O işi çok iyi yaptım. Ertesi

sene tekrar yaptım, ertesi sene tekrar

yaptım… O işteki başarı ve yetkinliğim

bana 17 yıl aradan sonra Adana Altın

Koza’yı getirdi. Henüz 24’ümdeyim,

uçaklara indirimli biniyorum, yaşımı büyük

göstermek için saçıma büyük topuzlar

yapıyorum, yere kadar etekler giyiyorum.

Ya sonrası?

Bu süreç, 1995 yılına, Çubuklu Hayal

Kahvesi açılana kadar böyle devam etti.

Tabii o sıralar Beyoğlu’nda festival, film

organizasyonları yapıyorum, arkadaşlarımla

paylaşıyorum. Hakikaten parlak bir

çocuğum, sinema sektöründe çok

seviliyorum, güzel ilişkilerim var, işleri

sonuna kadar kusursuz teslim ediyorum.

Fehmi (Yaşar) ve Serdar (Temizkan), Hayal

Kahvesi’nin kurucuları, aynı zamanda da

çok yakın arkadaşlarım. Beraber bir iş

tutalım istedik. Bir sinema salonu mu açsak

yoksa bir bar mı? Ne yapalım ne edelim

derken hoş bir tesadüfle Çubuklu’daki

antrepolar geldi. 1 Nisan sabahı, yine böyle

yağmurlu bir günde Çubuklu’ya gittik. Tabii

önce çok korktuk. O zamanlar çok bakir bir

bölge; sağı, solu bomboş, ıssız… Ama bir

yandan da tutkuyla aşık olunacak kadar da

olağanüstü! Hemen yanımızda da Çubuklu

29 var, çok popüler. Ben o mekanın da

müşterisiyim. Netice itibari ile 26 yaşımda

basbayağı bir gece kulübü işletmecisi

oluverdim.

Sabah beşe kadar açık, turizm ruhsatlı bir

işletmeyi 1995 senesinde üç ortak açtık.

Barı açtığınızda ne hissettiniz?

Çok mutluyum, şahane! Annem “eve geç

kalma, akşama erken gel” diyor. Çok

konservatif değil ama bir Türk ailesi tabii.

Bar açmam bir yandan çok hoşlarına

gidiyor ama diğer yandan da akılları

almıyor. Çünkü daha 26’ımdayım, kendi

yaptığım sermaye ile bir işletmeye ortak

oluyorum, onlardan bir kuruş almıyorum ve

ailemle oturuyorum…

Hem yaş hem dönem olarak bar açmanın

türlü zorlukları olmuştur elbette.

Çok zorlu bir süreçti bizim için. Hem

dediğiniz gibi üçümüz de çok genciz,

devletle ilişkileri bilemiyoruz... En kolay

müşteri ile kurduğumuz ilişki. O da

zaten çok gerçek, arkadaşlık ilişkisi

gibi... Bizden, yaşadığımız hayat gibi...

Ama diğer parametreler son derece ağır

ve zorlayıcı! Yaşımıza göre çok büyük

paralar kazanıyoruz. Ama sadece dört

ay açık kalabiliyoruz. Bu arada benim ve

ortaklarımın film çekme hayalleri devam

ediyor. O ara dokümanter ve reklamcılığa

çok büyük ilgi duyuyorum, reklam

çalışmalarım sürüyor.

Birlikte öyle güzel işler yapıyoruz ki, her

şeye rağmen keyfimiz yerinde. Pazar

brunch’larımız çok meşhur, İstanbul’da

sadece 1-2 otel yapmaya cesaret ederken

üstelik de! Pazar akşamları düğünler

yapıyoruz, her biri parti havasında geçiyor.

Boğaz ile müthiş bir ilişkimiz var. Bölge

için büyük bir istihdam oluşturuyoruz.

Bir araştırın, Çubuklu’da çalışmamış

üniversite öğrencisi neredeyse yoktur. Çok

iyi dostlarım var, halen de semt pazarına

çıktığımda herkes beni tanır. 22 küsür

senedir Boğaz’da yaşıyorum, hiçbir zaman

da ayrılmayı düşünmüyorum.

Çubuklu ve paralelinde ortaklık

serüveniniz ne zamana kadar sürdü?

Bildiğim kadarıyla şu an işin başında

değilsiniz.

Çubuklu, 2010’a kadar sürdü. 2003’e kadar

çok aktiftik. Ancak sonrasında ortaklık

yapımızda bir değişiklik oldu. Ben bir miktar

daha arka planda kalmayı tercih ederek,

kurduğum Marka Sokak ajansımı Çubuklu

Hayal’in içine dahil ettim.

Öyle olunca yönetimsel olarak daha geride,

operasyonel manada ise daha aktif yoluma

devam ettim.

Profesyonel iş hayatı ve

STK faaliyetleri dışında

akademisyen kimliğiyle de öne

çıkan Ebru Köktürk Koralı, en

çok da insanların ona “Ebru

abla” ve “hocam” deyişlerini

sevmiş. İletişim ve gastronomi

bölümlerine iki farklı branşta

ders vermeye devam ettiğini

anlatan Koralı, hayatının en

eğlenceli ve mutlu günlerini

öğrencileriyle geçirdiğini dile

getirerek, “sanki içimden bir

öğretmen çıktı. Kalabalıklar

içerisinde sıkılarak konuşan

ben artık çok daha rahatım.

Bir öğrencim arkamdan

‘hocam’ diye seslendiğinde iki

gözüm iki çeşme. Eğitimci bir

babanın çocuğu olarak mesleğin

kıymetini şimdi çok daha iyi

anlıyorum” diyor.


66

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Ta ki 2018 yılına kadar... Tam 26

yılım rıhtımda geçti. Önünde bir sahil

düzenlemesi yapılınca dayanamadım,

gitme vakti deyip veda ettim. Son bir yıldır

Etiler’deki ofisimizde ajans faaliyetlerimizi

sürdürüyoruz.

Marka Sokak nasıl gidiyor,

çalışmalarınızdan kısaca söz eder misiniz?

Marka Sokak, 20 yıllık lokal bir ajans. Bir

network ajansı değil, dolayısıyla sadece

ulusal markalarla çalışıyor. Bana Kalan

Anadolu müşterileri. Türkiye’den çıkan

markaları çok kıymetli buluyorum.

Dokunmadığım Türk markası kalmamıştır

diye tahmin ediyorum. Bu topraklardan

çıkmış markalarla mutlaka bir iletişimim

olmuştur.

Biraz da TURYİD’den bahsedelim mi?

Dernekle yollarınız nasıl kesişti?

TURYİD, aslında tamamen sektörün

ihtiyacından doğan bir birliktir. Nasıl ki

ben ve ortaklarım bu sektöre bir hayal,

bir idealle girdiysem, Sunset’in sahibi

Barış Tansever’in özlemleri ve hikayesi

de bizimkinden farklı değildi. Daha

bunun gibi onlarca benzer hikaye daha

sayabilirim. Baktığınızda her birimiz emekçi

işletmecileriz. Aramızda bulaşıkçılıktan

şefliğe, ustalığa yükselmiş, işinin ehli o

kadar yok yönetici vardır ki...

Bizlerin hayalleri, hikayeleri birdi evet ama

aynı şekilde sorunları da birdi. 90’lı yıllarla

beraber Beyoğlu’nda müzik kulübü kültürü

ile başlayan taze kan değişimi çok geçmedi,

Boğaz’a da sirayet etti. Bir enerji geldi,

müzik başka türlü konuşulur ve dinlenir

oldu. Evet, tüm bunlar hem sektör hem de

İstanbul için harika gelişmelerdi. Boğaz’da

eğlenmek isteyenler için bangır bangır

açılan müzikler, doğal olarak kimileri için de

bir şikayet konusu olabildi.

Ses dışında bir diğer sorunumuz,

İstanbul’un eğlence kültürüne ait medyanın

yansıttığı hatalı algı problemiydi ki, İstanbul

öyle köpük şovlar ve animasyonlarla

eğlenen bir şehir değil! Bizim bütün

derdimiz, müşterilerimize iyi yemeği kaliteli

müzik ve amiyans eşliğinde sunabilmek!

Mali sorunlarımız da cabası! Ben bilmem

ki, vergi memurlarına mesai harcamadan

geçirebildiğim bir tek yılbaşı gecem olsun,

havai fişekleri tam 24.00’te gökyüzüne

attırabileyim...

İşte sektörde bunun gibi birçok sorunla

çarpışırken bulduk aslında birbirimizi

ve 2003 yılında TURYİD’in ilk temellerini

attık. Derneğin Yönetim Kurul Üyesi

olarak sektöre fayda sağlamak adına

çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bu yıl aynı zamanda TURYİD’in 2. sini

düzenlediği Gastro GlobalEkonomi

Zirvesi’ne de başkanlık ettiniz. Nasıl bir

deneyimdi, zirveye ilişkin detaylar vererek

anlatır mısınız?

Geçen yılki zirveyi açık konuşmak gerekirse

biraz zor çıkardık. Bunda Türkiye’nin

diplomatik, siyasi ve ekonomik faktörlerinin

etkisi büyüktü. Bu yıl için Yönetim

Kurulumuz biraz tedirgin olmadı değil. Biz

bunu sürdürebilir miyiz diye düşündüler,

hatta ertelenmesi bile gündeme geldi.

Peki ne oldu sonra?

“Ben bu organizasyonun bütün

sorumluluğunu karı ve zararıyla üzerime

alıyorum” dedim. Elbette bir toplantı

organizatörü değiliz. Ama Çubuklu Hayal

olsun, Antalya ve Adana Film Festivalleri

olsun, onları bir even yönetimi değil miydi?

Her ne kadar toplantı ve toplantı içerikleri

oluşturma konusunda çok deneyimli

olmasak da kendi bünyemizde kurduğumuz

güçlü ekibimizle yürekliydik, hevesliydik, titiz

ve çalışkandık...

Ne mutlu ki, zirve beklenenden fazla ilgi

gördü, sonraki yansımaları da beni çok

mutlu ve onore etti. Bu organizasyonda en

önemli hedeflerimizden biri, farkındalık

oluşturmaktı ki, burada da amacımıza

ulaştığımızı görüyoruz.

Bir de şunu özellikle ilave etmek isterim,

bu yılki zirvemizde “Bölgesel Kalkınma”

konusuna dikkat çekmek istedik. Bunun

bir sebebi, sektörümüzün istihdama katkısı

paralelinde kadın işgücünün de önemine

vurgu yapmaktı. İkinci olarak, turizm için bir

değer olan coğrafi işaretli ürünlere dikkat

çekmekti. Bir pirinç deyip geçemiyoruz,

onun bir hikayesi var. Üstelik sonradan

yazılmış bir hikaye de değil; doğru ve gerçek

bir hikaye.

Bir sonraki yıl için hazırlıklar başladı

mı? 2020 programınızda sektöre yeni

sürprizleriniz olacak mı mesela?

Tarihimiz belli, 25 Mart’ta üçüncüsünü

düzenleyeceğiz. Şimdi yeni konular

peşindeyiz. Geçen yıl başlattığımız “sosyal

gastronomi” kavramını çok önemsiyoruz.

Hatta Ebru Baybara Demir ile birlikte

yürüteceğimiz bazı projelerimiz olacak, bu

konuyla ilgili yurt dışından birkaç konuşma

teklifi aldık, gidip hikayemizi anlatacağız.

Yine Suriye meselesini fazlasıyla

önemsiyoruz. 3.5 milyon Suriyeli’nin

yaşadığı bir ülke olarak gastronomi yoluyla

Yalova’da küçük, şirin bir evinin

olduğunu söyleyen Koralı,

vakit buldukça bahçe işleriyle

uğraşmaktan büyük keyif alıyor.

O yemyeşil doğanın ortasında

geleni gideni hiç bitmiyor, evinde

misafir ağırlamak onun en

büyük zevki! Şehir mutfağında

değil ama Yalova’nın harika köy

pazarından ve bahçeden topladığı

taze ürünlerle mutfağa girmeye

bayılıyor. Bir de kitap okumayı çok

seviyor, Koralı. Son zamanlarda ise

en çok gastronomi okumayı…


onlara ulaşmak, hayatın içinde tutabilmek,

istihdam gücü sağlamak ve en önemlisi de

üreten insanlar haline getirmek gayesiyle

projelerimize yön veriyoruz.

Onun dışında ülkemizde ilk kez geçen

yıl zirvede gündeme taşıdığımız

“gastrodiplomasi” kavramı bizim için çok

kıymetli. Bu yılki zirvemize Türk Kahvesini

ve Kahve Kültürünü Amerika’yı şehir şehir

dolaşarak anlatan Gizem Şallıel kızımızın

hikayesi damgasını vurdu.

İlham veren bir hikayeydi. Bunun gibi

daha çok projeye ihtiyacımız olduğunu

düşünüyorum. Benim hayalim; Türkiye’den

yurt dışına çıkan her öğrencinin kendi

mutfağının bilinciyle hareket etmesi,

gittikleri yerlerde annesini aramadan “ben

size şahane bir dolma yapayım” diyebilmesi,

bunları Türkiye’nin yerel ürünleriyle yaptığını

söyleyebilmesi ve adres göstermesi...

İşte Türk mutfağı da, yerel ürünlerimiz de

ancak bu yolla dünyaya yayılacak ve Türk

gastronomisi hak ettiği değeri görecek...

Az önce Gastro Global Ekonomi Zirvesi’ni

anlatırken, “Bölgesel Kalkınma” teması

paralelinde üründe hikayenin önemine

işaret ettiniz. Ya sizin hikayeleriniz, bir

süredir Anadolu kadınlarının hikayelerini

belgeselleştirdiğinizi biliyorum. Film nasıl

gidiyor?

Kadın mevzu öteden beri beni

heyecanlandırmıştır. Bu bir tesadüf

olamaz! Konferansa gidiyorsunuz

kadınlar var, Torino’ya gidiyorsunuz

kadınlar var. Erkek egemen bir

sektörde olduğum için aradaki farkı da

çok iyi analiz edebiliyorum.

Kadınlar meraklılar, hevesliler,

düşünüyor ve üretiyorlar.

Dahi fikirler kadınlardan çıkıyor genelde.

Hal böyle olunca, 18’imden beri bir film

yapma hayalim de var ya hani, “ben bu

kadın hikayelerini toplayacağım” dedim.

Silifke’den bir balıkçı kadının hikayesini

çektim. Evinin bahçesi bir dalyan. Bütün gün

denize ağ atıyor, çekiyor. Hatta baze o kadar

hırslanıyor ki, yemin ediyorum erkek kuvveti

yetmez, gecede 600 kere atıp çekiyor.

Sonra bir Aylin Yazıcıoğlu hikayesi var;

çok iyi eğitim almış, İstanbul’un en iyi

restoranlarından birinin kurucu şefi,

izlenmeye değer...

O direniş hikayelerini dinlerken o kadar

heyecanlanıyorum ki, iki gözüm iki çeşme

dinliyorum.

Hedefim, 22 kadının hikayesini çekmek.

Geçen hafta Londra’ya, üç kadının hikayesi

için gittim. Kıbrıslı bir kız var ki, Allah’ım

yarabbim, Londra’da Oklava ve .... adında

iki restoran açmış; Bulgar şefine Katmerci

Zekeriya gibi şırak şırak katmer yaptırıyor.

Türk malzemeleri ve tekniklerini inovatif bir

yaklaşımla yorumlamasını çok kıymetli ve

gurur verici buldum.

Peki belgesel için hedefiniz nedir?

Televizyonda herkes izleyebilecek mi,

yoksa farklı planlarınız var mı?

İstanbul’da çekeceğim 23 hikayem kaldı.

Arkasından Kayseri, Kapadokya ve Dalaman

gelecek. Tüm bu çekimleri mayıs sonunda

tamamlamayı planlıyorum. Çünkü kaba bir

montajın ardından filmi festivaline yetişmek

istiyorum. Şayet yetiştiremezsem önümde

bir de Berlin Film Festivali var. Gastronomi

Filmleri bölümünde kadın hikayelerim ve

Anadolu gösterimimle yer alacak olmak

beni çok heyecanlandırıyor.

İki oğul sahibi deneyimli iş kadını

Ebru Köktürk Koralı’nın en büyük

emeli, çocuklarına bankada

para değil, daha sürdürülebilir

bir gelecek bırakmak! Kendi gibi

gastronomi sevdalısı büyük oğluyla

birlikte ileride tarladan sofraya

konseptli bir restoran hayali

kurduğunu anlatan Koralı için

varsa yoksa çocukları, yemyeşil

doğanın ortasındaki huzur veren

evi ve belgeselleştirdiği film sevdası

var!

Belgeselde, kadında neye vurgu

yapıyorsunuz, merak ettim doğrusu.

Türk kadının kendi ekonomisini, kendi

ekonomik özgürlüğünü sağlaması

çok kıymetli ve bu beni çok fazla

heyecanlandırıyor.

Peki, ilk gençlik hayallerinizde bar açmak

vardı, Çubuklu Hayal’i uzun yıllar işlettiniz.

Film çekmek vardı, şu an bir belgesel

yapıyorsunuz. Ya roman hayaliniz, onu ne

zaman yazacaksınız?

Roman yazmayacağım ama bir sürü film

çekmek istiyorum. Zirve için bir domates

görüntüsü, bir bar görüntüsü aradığımda

ulaşmakta o kadar zorlandım ki, buna

acil ihtiyacımız olduğunu fark ettim. Evet,

stoklar var ama bizim daha çok fotoğrafa ve

belgesele gereksinimimiz var.

“Hayatımı Yazsam Roman Olurdu” dediniz

mi hiç? Nasıl bir duruş, dünya görüşü

sizinkisi?

Herkesin hayatı roman ama belki benimki

bir romana konu olacak kadar ilginç değil.

İçinde drama yok her şeyden önce, geriye

dönüp bakmak. Ben her sabah hafızamı

kaybetmiş gibi sıfırlanarak başlarım yeni

güne. Kin yok, kıskançlık yok, geçmişe

dönük pişmanlıklarım yok. Şu an buradayım

ve önümde ne var, hayatımı bu temel

üzerine kurup şekillendirmiş biriyim.

Hiçbir zaman para için kimseyi kırmadım.

Varsa vardır, yoksa yoktur. Her zaman

geleceğe bakmakta ve biraz da unutkan

olmakta fayda var diye düşünüyorum.

Boğaz’a bakarım ve hep derim ki “burayı

kim yaşıyorsa Boğaz onundur”. Mülkiyet

hırsım yok benim. Çocuklarıma da hep şunu

tembihliyorum, “doğaya bakmayı öğrenin,

ağaç yaşarken görmeyi öğrenin, toprak

canlanırken bakmayı öğrenin, denizde

yüzmeyi öğrenin, ihtiyacın olan balığı almayı

öğrenin”. Hepsi bu işte!..


68

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj

Öncelikli hedefinde müşteriyi

teknoloji ve tasarımla

buluşturmak var!

Seramiksan…

Süreyya Çağlar

Son tüketici ve mimarların değişen ihtiyaçlarına yönelik

hayata geçirdiği teknoloji ve tasarım odaklı ürünleri

müşterileri ile buluşturmayı öncelikli hedefleri arasına

koyan Seramiksan, hem seramik hem de vitrifiye grubunda

farklı dekorasyon tarzlarına hitap eden ürünleri ve hayatı

kolaylaştıran işlevsel çözümleriyle sektördeki marka değerini

güçlendiriyor.

UNICERA Fuarı’nda Türkiye’de ilk kez üretimini gerçekleştirdiği

‘Fishbone Koleksiyonu’nu profesyonellerin beğenisine sunan

markanın 2019 yılına yönelik üretim, AR-GE ve inovatif

faaliyetlerini Seramiksan Türkiye Satış Müdürü M. Süreyya

Çağlar ile konuştuk.

Bu yılki koleksiyonda hangi ürünler ön plana çıkıyor?

Ülkemizde ilk kez üretimini gerçekleştirdiğiniz ‘Fishbone

Koleksiyonu’ndan bahseder misiniz?

Her yıl güçlü AR-GE çalışmalarımız ile müşterilerimize yepyeni

bir ürün portföyü sunuyoruz. Türkiye’de özellikle ahşap

grubunda çok iddialıyız. 12X24.5 cm’den başlayarak 30X180

cm’ye kadar ahşap grubunda pek çok farklı ebatta ürünlerimiz

mevcut.

Dekorasyon trendlerinde uzun bir süredir doğal malzemeler ön

plana çıkıyor. Doğanın dingin ruhunu yaşam alanlarına taşımak

isteyenlerin tercihi olan ahşap görünümlü bu karolar, banyo

ve mutfak gibi ıslak zeminlerde rahatlıkla kullanılmasından

dolayı, dayanıklı ve kullanışlı özellikleriyle dikkat çekiyor. Öne

çıkan dekorasyon trendlerinden olan mermeri, şık tasarımlarla

birleştirdiğimiz 30X90, 30X60 ve 25X50 cm ebatlı yepyeni duvar

karosu serilerimiz banyo ve mutfaklarda en çok tercih edilen

ürün gruplarımız arasında. 1950’li yılların popüler zemin

kaplama ürünü olan Terrazzo’yu yeniden yorumladığımız

Terrazzo serisi öne çıkan ürünlerimiz arasında bulunuyor.

Türkiye’de ilk kez Seramiksan tarafımızdan üretilen ‘Fishbone’

dediğimiz balık kılçığı görünümlü ürünümüzü bu yıl ilk kez

UNICERA’da sergiledik. Çok özel bir kalıptan imal ettiğimiz bu

ürünümüzün hiçbir rakibimizde olmaması, Türkiye’de bir ilk

olması bizim için ayrı bir onur vesilesi. Bu ürünümüzle ilgili fuar

süresince olumlu tepkiler aldık. Alışılmışın dışında benzersiz

formuyla dikkat çeken Fishbone Koleksiyonumuz, ahşap,

mermer, cement ve patchwork görünümlerinin bir araya geldiği

9 farklı seriden oluşuyor.

Seramiksan’ın ürün portföyü ve inovatif çalışmaları hakkında

bilgi alabilir miyiz?

Seramiksan olarak, dünya trendlerini daima yakından takip

etmek suretiyle oluşturduğumuz yenilikçi ürün portföyümüzü,

müşterilerimiz ile buluşturmaya devam ediyoruz. Yer karosu,

duvar karosu, sırlı porselen, büyük ebatlı teknik granit, unglazed

(sırsız) porselen, seramik sağlık gereçleri ve yapı kimyasalları

üretiyoruz. 10X20 duvar karosundan 120X180 porselen karolara

kadar, farklı ebat ve tasarımlarla oluşturduğumuz geniş ürün

yelpazesine sahibiz.

Türkiye’de ilk defa leke tutmayan, bakteri barındırmayan ve

çok kolay temizlenen nano tech granitleri ürettik. 2016 yılında

devreye aldığımız yeni granit tesisimizle de büyük ebatlarda

porselen karolar üretmeye başladık.

Sektörümüz için önemini her yıl artıran UNICERA Fuarı’nda, bu

yıl Türkiye’de ilk kez Seramiksan tarafından üretilen Fishbone

Koleksiyonumuzu sektör profesyonelleri ve ziyaretçilerimizin

beğenisine sunduk. Son tüketici ve mimarların değişen

ihtiyaçlarına yönelik tasarladığımız teknoloji ve tasarım odaklı

ürünlerimizi müşterilerimiz ile buluşturmak öncelikli hedefimiz.


Marka olarak tasarımda öncelikli olarak nelere dikkat

ediyorsunuz?

Hem seramik grubunda hem de vitrifiye grubunda, farklı

dekorasyon tarzlarına hitap eden ürünler ve hayatı kolaylaştıran

işlevsel çözümler sunuyoruz. Büyük titizlikle yürüttüğümüz

AR-GE çalışmalarımız sonucunda ileri teknolojiyi kullanarak

rakiplerimiz ile aramızda fark oluşturacak tasarımlara imza

atıyoruz Müşterilerimizin kendi yaşam alanlarını kurgulamalarını

sağlayan yenilikçi ürünlerimizi; İtalya ve İspanya gibi tasarımda

güçlü olan ülkeleri yakından takip ederek oluşturuyoruz.

Tasarımları ağırlıklı olarak İtalya’daki tasarım şirketlerinden

satın alıyoruz. Böylelikle dünya pazarlarıyla birebir aynı anda

ilerlemiş, trendleri hızlıca yakalamış oluyoruz.

Dünya seramik pazarında, yeni ürün geliştirme ve bu ürünlerin

pazara sunumu açısından en önemli seramik fuarı kabul edilen

CERSAIE Fuarı’na 11 yıldır düzenli olarak katılım sağlıyoruz.

Büyüme politikanız içerisinde mağaza sayınızı artırmak var

mı? Şu an Türkiye genelinde kaç mağazanız bulunuyor?

Türkiye’nin hemen her yerine yayılmış yaklaşık 230 aktif bayimiz

bulunuyor. Bu bayilerimizin de hizmet verdiği 1000’in üzerinde

tali bayi ağı mevcut. Bu sayede ülkemizin her iline ulaşabiliyoruz.

Her geçen gün rakiplerine göre daha hızlı gelişen ürün

portföyümüzü sunacak bayilikler tesis etmeye gayret ediyoruz.

Sadece Seramiksan ürünleri satan 150’nin üzerinde Seramiksan

satış noktamız var. İstanbul ve Ankara gibi metropollerde de

bayi sayılarımızı artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bayilerimizle uzun süreli ve güçlü bağlar kurmak, karşılıklı

güvene dayanan ilişkiler oluşturmak şirket-bayi ilişkisinde

öncelikli hedefimiz.

Dolayısıyla bayilik verirken gerçek anlamda ince eleyip sık

dokuyoruz. Sürdürülebilir finansal başarısının yanı sıra, yüksek

müşteri memnuniyeti ve bağlılığı ile markamızın kimliğini

yansıtabilmeleri en önemli kriterimiz diyebilirim. Ardından da

bulunduğu lokasyon, mağaza metrekaresi, perakende müşteriye

odaklı çözümler sunabilme gibi detayları değerlendiriyoruz.

Geçtiğimiz aylarda UNICERA Fuarı’na katıldınız. Fuardan

beklediğiniz performansı alabildiniz mi? Ziyaretçilerin fuara

ilgisi nasıl oldu?

Seramik sektörünün global profesyonellerini bir araya getiren

UNICERA Fuarı, seramik sektörü için önemli bir organizasyon ve

her geçen yıl önemini artırmaya devam ediyor.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, güçlü AR-GE çalışmalarımız sonucu

oluşturduğumuz yenilikçi ürün portföyümüz ile fuara katıldık.

Fuar çok yoğun bir ilgi ve katılımla gerçekleşti. Hem yurt içinden

hem yurt dışından gelen ziyaretçi sayısı bizler açısından gayet

tatmin ediciydi. İç pazarla ilgili birçok yeni satış noktasından

bayilik talepleri aldık. Özellikle İstanbul, Ankara gibi büyük

şehirlerden ve Anadolu’nun pek çok farklı bölgesinden talepler

oldu.

İhracat noktasında hangi ülkelere ulaşıyorsunuz? Yeni pazar

arayışlarınız var mı?

Biz her yıl artan kapasitemizle birlikte satış kanallarımızı da

artırıyoruz. Başta Azerbaycan, Gürcistan, Kanada, İngiltere

olmak üzere 57 ülkeye ihracat yapıyoruz. Bugün büyük

toptancılar, perakendeciler, yapı market zincirleri ve yurtdışında

projeler yürüten inşaat şirketlerinden oluşan yurt dışı müşteri

portföyümüz ile geniş bir pazara çalışıyoruz. Çevreci üretim

felsefesi ile ürettiğimiz inovatif ürünlerimiz Amerika, Avrupa,

Afrika, Asya kıtalarındaki ülkelerin, taleplerini karşılayabiliyor.

Seramik ve vitrifiyede 2019 yılı trendleri neler olacak?

Gelecek dönemde ahşap dokulu karoları görmeye devam

edeceğiz. Ahşap görünümlü karolar, kolay temizlenme, leke

tutmama, banyo ve mutfak gibi ıslak zeminlerde rahatlıkla

kullanılmasından dolayı, dayanıklı ve kullanışlı özellikleriyle

dikkat çekiyor. Mekanlara parlaklık ve ışıltı katan, gerçeğinden

ayırt edilmeyen mermer görünümlü karolar ise banyolarda

en çok tercih edilenler arasında olacak. 2019 yılında özellikle,

mermerin siyah ve beyaz renklerini buluşturan tasarımlar

sadeliğe vurgu yaparak banyo ve mutfak tasarımlarında yerini

alacak. Son yıllarda oldukça ilgi gören, geçmişin izini günümüze

taşıyan retro tarza sahip karolar, yüzeyinde bulunan birbirinden

farklı desen ve renkleri, zengin motif seçenekleriyle yaşam

alanlarının trendi olmaya devam ediyor.

2019 vitrifiye ürünlerinde ise, doğa dostu özellikleri ile dikkat

çeken ürünleri göreceğiz. Çevreci ve su tasarrufu sağlayan

2.5 litre su ile sıvı atıkları temizleyen, 4 litre su ile katı atıkları

temizleyen klozetler hem temiz suların daha az tüketilmesine

olanak sağlıyor hem de aile bütçelerine çok ciddi katkı sağlıyor.

Son yıllarda oldukça popüler olan renkli lavabo ve klozetlerin

ortaya çıkmasıyla beraber banyolarda hijyenden sonra,

dekorasyon da ön plana çıkmaya başladı. Keyifli yaşam alanları

olarak tasarlanan günümüz banyolarında renkli vitrifiyeler

oldukça popüler. Hem mat hem de parlak olarak üretilen bu

ürünler, dikkat çekici renkler olan siyah, kırmızı, turuncu

renkler klozet ve lavabolarda artık çok daha karşımıza çıkıyor.


70

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Türkiye’nin en iyi şefleri

bu yıl da Porland’ı seçti!

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Culinary Cup 2019’un Yarışma Mutfakları

Porselen Ana Sponsorluğunu Porland üstlendi. Organizasyonda göz alıcı stantlarıyla

yer alan Porland, Gastronomi sektörü için en yeni koleksiyonlarından

Reaktif Sırlı Özel ürünlerini sergiledi.

Porland, Aşçılar

Derneği’nin 8. kez

düzenlediği Geleneksel

Aşçılar ve Tedarikçiler

Buluşması / İstanbul

Culinary Cup 2019’un, bu yıl

da Porselen ana sponsoru

olmanın heyecanını yaşadı.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da,

çok fazla sayıda executive

chef ile ulusal ve uluslararası

pek çok tedarikçi firmayı bir

araya getiren etkinlik, 13-

14 Nisan 2019 tarihlerinde

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın

katkılarıyla Haliç Kongre

Merkezi’nde düzenlendi.

Porland, İstanbul Culinary Cup

2019’un Porselen ana sponsoru

olmasının yanı sıra, canlı

yarışma kategorileri arasında

yer alan Porland Grand Prix

Üniversiteler yarışmasında büyük ödül

sponsorluğuyla 1, 2 ve 3. olan katılımcılara

hediyeler verdi. Tüm yarışmaların ve

organizasyonun sunum ürünlerini

sağlayan Porland, yarışmaya özel olarak

tasarladığı porselen plaketleri ile de

etkinliğe ayrıcalıklı bir değer kattı.

Sadece tasarlayıp üretmekle kalmıyor,

ilham da veriyor!

Etkinliğin “Tema Mutfağı: Sokak

Lezzetleri” kapsamında ise Porland’ın

Executive Chef Cavit Ünal’ın

danışmanlığında düzenlediği “Sokak

Lezzetleri Yemek Sergisi” Porland

koleksiyonunun en özel tasarım

ürünleriyle sunuldu. Bu özel çalışma,

katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü.

Porland, sadece tasarlayıp üretmekle

kalmıyor, dünyanın önde gelen şeflerine

ilham vermeye de devam ediyor.


72

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Ramazanda

konuklarınızı

stressiz

ağırlayın

Ramazan sadece oruç tutmaktan ibaret değildir.

Aksine, bu oruç döneminin aynı zamanda sosyal

bir işlevi vardır. İftarda aileler ve dostlar bir araya

gelerek birlikte iftar açar, sohbet eder ve yemek

yer. Günümüzde bu buluşmalar ev ortamında

ve aile arasında kalmayıp giderek daha fazla

oranda toplu iftar organizasyonları yapılmaktadır.

Büfelerde tatlı tuzlu, etli etsiz ulusal lezzetlere

de yer verilir.

Çoğunlukla yüzlerce konuğa servis

yapılan tipik bir büfeye baktığınızda

büyük bir çeşit bolluğu

görürsünüz: Piliç “Topkapı” kebabı,

geleneksel tencere yemekleri, yerel

kebaplar. Servis edilen tatlılar arasında

muhallebi, künefe, güllaç, kadayıf

ve baklava vardır. Hatta bunlardan

bazıları konukların önünde taze taze

hazırlanır. Türkiye Kurumsal Şefi Melih

Kümbüloğlu, gündelik çalışmalarından

edindiği izlenime göre, “İftarda orucu

kalabalık gruplar halinde açmak gitgide

daha popüler hale geldi,” diyor. “O

yüzden artık işletmeler müşterilere

gerek atmosfer gerekse çeşit bolluğu

açısından çok farklı seçenekler

sunuyorlar.” Üst üste her gece, aynı

kalitede ve uzun saatler boyunca büyük

miktarda üretim yapmak, geleneksel

pişirme ekipmanlarıyla kısa sürede

büyük bir güçlük haline gelebilir. Bu

nedenle gitgide daha fazla şef, tencere

gibi geleneksel ekipmanları bırakarak,

pişirme moduna bağlı olarak ızgara,

buğulama, tava ve haşlama yapmakta

kullanılabilen buharlı kombi fırın gibi

modern gereçlere geçmekte.

Akıllı fonksiyonlar

Buharlı kombi fırın esas olarak ısı,

buhar veya her ikisinin kombinasyonuyla

çalışır. RATIONAL’ın bir buharlı

kombi fırını olan SelfCookingCenter,

bir adım daha ileri giderek bu temel

fonksiyonlara akıllı fonksiyonlar

eklemiştir. Dolayısıyla, aynı anda veya

gün boyunca farklı yemekler pişirilebilir

ve büyük miktarda ızgara, hepsi aynı

pişkinlikte olacak şekilde hazırlanabilir.

Diğer bir avantajı, iyi sonuç verdiği

görülen bir tarifin kaydedilip

tek düğmeyle tekrar tekrar

kullanılabilmesidir. Üstelik,

RATIONAL’ın ağ bağlantı çözümü olan

ConnectedCooking sayesinde tarifler,

istenen sayıda başka SelfCookingCenter

ünitesine aktarılabilir. Böylece,

SelfCookingCenter ünitesini kim

kullanırsa kullansın bütün ünitelerde

aynı sonucun alınması garantilenir.

Kümbüloğlu, şöyle diyor: “Elbette

başlangıçta kafalarda, bir Alman

üreticinin pişirme ekipmanının Türk

mutfağına uygun olup olamayacağı

konusunda şüpheler olabilir. Ama ilk

kullanımdan sonra, şef sonuçta elde

edilen zaman tasarrufunu görünce bu

şüpheler hemen ortadan kalkıyor.”

SelfCookingCenter ünitesinde Türkçe dil

seçeneğinin olması da onları etkiliyor.

Bu, hazır tariflerin, modların ve yardım

fonksiyonlarının kendi dillerinde

sunulması anlamına geliyor. Bu sayede

buharlı kombi fırın tamamen hatasız

şekilde kolayca kullanılabiliyor. Sonuçta

mutfakta daha az stres oluyor ve hem

konuklar hem de personel, lezzetli ve

sakin bir iftar yaşıyor.


Aygaz 4’üncü kez ihracatın yıldızı oldu

LPG sektörünün lider markası olan Aygaz, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri

İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB) bu yıl 4’üncüsünü düzenlediği İhracatın Yıldızları

Ödüllerinde “Mineral Yakıtlar İhracatı” kategorisinde ödüle layık görüldü.

Raffles İstanbul Zorlu Center’da düzenlenen ödül töreninde, Aygaz adına ödülü Aygaz

LPG Temin ve Ticaret Yöneticisi Can Koka Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail

Gülle ve İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister’in elinden aldı.

Ecolab Türkiye operasyonları

Halit Kayatürk’e emanet

Dünyanın lider su, hijyen, enerji teknolojileri şirketi Ecolab’ın yeni Türkiye Genel Müdürü belli

oldu. Son 6 yılını Ecolab’ın Almanya merkez ofisinde üst düzey yönetici olarak geçiren Halit

Kayatürk, şirketin Türkiye operasyonlarından sorumlu olacak. Kayatürk, İstanbul St Joseph

Lisesi mezunu olan Kayatürk, Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu.

Kariyerine Türkiye´de finans alanında başlayan Kayatürk, 1991 yılında Ecolab Türkiye’nin Finans

Müdürü oldu. 1997 yılında şirketin genel müdürlüğü görevini üstlenen Kayatürk 5 yıl süreyle bu

görevi başarıyla yürüttü ve daha sonra sırasıyla Ecolab Ortadoğu ve Afrika Başkan Yardımcılığı,

Doğu Avrupa Başkan Yardımcılığı, Almanya ve İsviçre Başkan Yardımcılığı ve Ecolab Almanya

Ülke Müdürlüğü yaptı.

Philips TV, en yüksek

resmi onayı aldı

TP Vision’un seçkin kalite performansına ve Avrupa işçiliğine odaklanması bir kez

daha dikkat çekti. Şirketin 2019 Philips TV serisi içerisinde yer alan yüksek teknolojili

televizyonlarından üç tanesi, iF ve Red Dot tasarım yarışmalarında en üst sırada yer

aldı. TP Vision Baş Tasarımcısı Rod White ödül getiren başarılarla dolu seneyle ilgili;

“Bowers & Wilkins’la devam eden ortaklığımızla en iyi görüntü ve ses performansını

sağlamaya devam ediyor; gerçek ustalıkla uygulamaya geçirilen gerçek materyaller

kullanarak minimalist, işlevsel tasarımlar sunuyoruz” dedi.

A.C.E. Awards 2019 ödüllerinde

Türksat Kablo yine lider

Türkiye’nin ilk ve tek müşteri memnuniyeti ölçen platformu sikayetvar.com’da,

4’üncü kez gerçekleşen A.C.E Awards 2019 (Achievement in Customer Excellence)

‘Mükemmel Müşteri Memnuniyeti Başarı Ödülleri’ sahiplerini buldu. Kullanıcılarına

sunduğu kaliteli, yenilikçi ve ekonomik hizmetin yanı sıra müşteri memnuniyetini de

her zaman en önde tutmayı hedefleyen Türksat Kablo, bu yıl dördüncüsü düzenlenen

ödül töreninde, “Dijital Platform” ve “İnternet Servis Sağlayıcıları” gibi iki farklı alanda

KabloTV ve Kablonet markaları ile dördüncü kez birincilik ödülünü aldı.

Ankara’da düzenlenen A.C.E Awards ödül töreninde, 21 sektörde müşteri deneyimini

en iyi yöneten ulusal ve uluslararası 38 markanın ödülleri, markaların yöneticilerine

verildi. KabloTV ve Kablonet markaları için birincilik ödülleri Türksat A.Ş. adına

Kablo Hizmetleri Müşteri İlişkileri Direktörü İbrahim Duman tarafından alındı.

İbrahim Duman konuşmasında; “Şikayetvar’ın bizlere sunduğu en önemli özellik

müşteri deneyim ölçümlemesi yapmasıdır. Burada jüri bir nevi müşterilerden

oluşuyor. Onlardan gelen puanlarla, 4 yıldır birincilik ödülü almaya hak kazanıyoruz.

Başarımızda emeği geçen tüm ekibime teşekkür ederim.” dedi.


74

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Ege Seramik’te bayrak değişimi

Ege Seramik AŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Murat Polat getirildi.

İbrahim Polat da Onursal Başkan oldu.

Ege Seramik A.Ş., 2018 yılı hesap

dönemine ilişkin Olağan Genel Kurul

Toplantısı 26 Nisan Cuma günü

İzmir Kemalpaşa’da gerçekleştirildi.

2018 yılı faaliyet raporu detayları ve

diğer gündem maddeleri ortaklar ve

pay sahipleri ile paylaşıldı. Genel Kurul

Toplantısında yapılan faaliyet raporu

bilgilendirmesinde, 2018 yılında Ege

Seramik AŞ’nin net satış gelirlerinin

434.544.973 TL olarak gerçekleştirildiği,

bunun 2017 yılına göre %13,29 arttığı,

ayrıca satışın %52 sinin ihracattan

oluştuğu, ihracat gelirlerindeki artışın da

%38,34 olarak gerçekleştiği belirtildi. Ege

Seramik’in vergi sonrası karı ise geçen

yıla göre %25,89 artarak 60,3 milyon

TL olarak gerçekleşti. Yapılan genel

kurul toplantısında elde edilen karın 31

milyon TL tutarındaki kısmının ortaklara

dağıtılmasına karar verildi. Böylelikle

Şirket düzenli kar dağıtımı politikasını bu

yıl da sürdürdü.

Genel Kurulda ayrıca yeni dönemde

faaliyet gösterecek Ege Seramik A.Ş.

Yönetim Kurulu üyeleri Murat Polat,

Baran Demir, Bülent Zıhnalı, İbrahim

Fikret Polat, Dilek Nam, Tuba Tarlan

olarak seçildiler.

Ege Seramik’e sağladığı katkılarından

ve kendisine duyulan minnettarlığın

bir göstergesi olarak İbrahim Polat’a

‘Onursal Başkan’ unvanının verilmesine

karar verildi. Genel kurul toplantısından

sonra yapılan yönetim kurulu

toplantısındaki görev dağılımına göre

Yönetim Kurulu Başkanı Murat Polat

olurken, yardımcılıklarına Baran Demir

ve Bülent Zıhnalı seçildiler.

İbrahim Polat: “Görevimi huzurla

devrediyorum”

Ege Seramik AŞ Onursal Başkanı

İbrahim Polat yaptığı açıklamada; “Ege

Seramik’te neredeyse yarım yüzyıl

boyunca vatanıma ve milletime hizmet

etmek için çok çalıştım. Şimdi, çok güzel

bir noktaya taşıdığımız Ege Seramik

şirketindeki görevimi gururla ve huzurla

Sayın Murat Polat’a devrediyorum. Benim

desteğime, fikirlerime ihtiyaç duyacakları

her zaman onlarla birlikte vatanıma

milletime hizmet etmek üzere yanlarında

olacağım. Kendisine yeni görevinde

başarılar diliyorum” dedi.

Murat Polat: “Bu kıymetli bayrağı teslim

almaktan gurur duyuyorum”

Ege Seramik AŞ Yönetim Kurulu

Başkanı seçilen Murat Polat ise yaptığı

açıklamada; “Ege Seramik AŞ, Sayın

İbrahim Polat’ın önderliğinde çok önemli

başarılara imza attı. Kendisi sonsuz bir

özveri ile bugüne kadar Ege Seramik’e

hizmet etmiş, sektöründe çok önemli bir

konuma getirmiştir. Bugünden sonra da

engin tecrübesi ile Onursal Başkanımız

olarak bizlere yol gösterici olmaya devam

edecektir. Kendisinin Yönetim Kurulu

Başkanlığı boyunca, özellikle son 10 yılda

Ege Seramik A.Ş. başarı grafiğini sürekli

olarak yükselmiştir. Hiç şüphesiz ki bu

sürdürülebilir destek ve başarının ardında

kendisinin emek, özveri ve ticari zekası

ile beraber Ege Seramik’i büyük bir aile

haline getirmesi de yatıyor. Kendisine

Ege Seramik ailesi adına teşekkürlerimizi

arz ederim. Ben de bu kıymetli bayrağı

teslim almaktan gurur duyuyorum.

Başta İbrahim Polat Holding olmak

üzere, iş ortaklarımız, iştirakçilerimiz ve

çalışanlarımızın desteği ile şirketimizi

hep birlikte geliştirip, sektördeki gücünü

sürdürülebilir kılarak bayrağı daha da

daha yukarılara taşıyacağız.” dedi.

Murat Polat Kimdir?

Murat Polat, 1958 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini Işık Lisesi’nde, orta ve lise öğrenimini Yıldız Koleji’nde tamamladıktan

sonra İsviçre’de iş idaresi öğrenimi aldı. Yurda dönüşünde grup şirketlerinden Polat İnşaat’ta görev aldı, daha sonra 1982-1985

yılları arasında İzmir Ege Seramik’te görev yaptı. İstanbul’a dönüşünde İbrahim Polat Holding’e bağlı Polat Turizm Anonim

Şirketi’nin otel yatırım projesini hayata geçirdi. Sonraki yıllarda başta Polat İnşaat olmak üzere grup şirketlerinde Genel Müdür,

Yönetim Kurulu Üyeliği, Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu. Aynı dönemde İbrahim

Polat Holding’de Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevini de yürüttü. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında kurucu üye olarak görev

aldı. Gayrimenkul geliştirme, inşaat, seramik, sanayi ve turizm konularında pek çok projeyi hayata geçirdi. Evli ve üç çocuk babası

olan Murat Polat, İngilizce bilmektedir.


Bosch Termoteknik Manisa Fabrikası’na

En iyi Fabrika Ödülü

Bosch Termoteknik Manisa Fabrikası, 2018 yılında 888.888 kombi üretimiyle tarihinin

en büyük üretimini gerçekleştirdi. Termoteknik iş kolunda dünya çapında öne çıkan

tesisler arasında yer alan ve 41 ülke için 744 farklı tip cihaz üreten Manisa Fabrikası,

yeni üretim rekoruyla ‘üretim üssü’ unvanını pekiştirdi. 25 yılı aşkın süre-dir faaliyet

gösteren fabrika, kurulduğu günden itibaren 8 milyondan fazla kombi üretti ve

iklimlendirme sektöründe ‘ihracat lideri’ unvanını elinde bulunduruyor.

Güral Porselen bayilerini

Belek’te ağırladı

Güral Porselen, Türkiye genelindeki 350 perakende, 150 toptan bayisini

eşleriyle birlikte 5-8 Nisan ve 11-14 Nisan tarihleri arasında Güral Premier

Belek’te ağırladı. Güral Porselen Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Güral’ın

da katılımıyla gerçekleşen toplantıda, 45 kişilik Güral Porselen ekibi

hazır bulundu. Açılış konuşmasını yapan Yönetim Kurulu Üyesi Harika

Güral, sektörde Güral Porselen’in konumundan, ürün çeşitliliğinden,

yeni ürünlerden ve sosyal medyanın satışlara etkilerinden bahsetti.

Güral Porselen’in bayileri ile birlikte büyük bir aile olduğunu vurgulayan

Harika Güral, 2019 yılında hedeflerine hep birlikte sağlam adımlarla

yürüyeceklerine inandığının da altını çizdi. Güral’ın konuşmasının sonunda,

Güral Porselen Yönetim Kurulu üyeleri tarafından her iki grupta da ilk üçe

giren bayilere ödülleri verildi.

Form, İzmir’de çözüm ortaklarıyla buluştu

Form Şirketler Grubu iştiraklerinden Form Endüstri Tesisleri, farklı sektörlerden çözüm

ortaklarının davetli olduğu eğitim ve bilgilendirme toplantısının ilkini hayata geçirdi. 15

firmanın temsilcilerinin katıldığı ve Form Endüstri Tesisleri’nin İzmir’deki fabrikasının

ev sahibi olduğu etkinlikte Form’un yenilikçi ürünlerinden Duman Tahliye Sistemleri

standartları ve belgelendirilmesi hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı.

Form Endüstri Tesisleri’nde bir tam gün süren eğitim toplantısı, davetlilerin katıldığı

akşam yemeğiyle sonlandırıldı. Sunduğu yenilikçi çözümlerle sektörde fark ortaya koyan,

enerji tasarruflu çevre dostu ürünleri ile Form Endüstri Tesisleri, eğitim ve bilgilendirme

toplantılarını düzenli olarak gerçekleştirerek sektöre bir dinamizm getirmeyi hedefliyor.

Multinet Up’a yeni

Satış Genel Müdür Yardımcısı

Multinet Up, pazarda rekabet gücünü yükseltmek ve satış alanında büyümesini sürdürmek

üzere gerçekleştirdiği organizasyonel çalışmalar kapsamında atama gerçekleştirdi. Yaklaşık

20 yıldır satış ve finans alanında farklı şirketlerde ve Multinet Up bünyesinde pek çok önemli

rol üstlenen Didem Kuş, Satış Genel Müdür Yardımcısı olarak tüm satış faaliyetlerine liderlik

yapacak. Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olan Didem

Kuş, 1998 yılında Commercial Union Sigorta’da Finansal Danışman unvanıyla satış kariyerine

adım attı. Ardından 1999 yılında Accor Services şirketinde Satış Yöneticisi olarak görev aldı.

2003 yılında Multinet Up’a transfer olan Kuş, Adana Bölge Müdürü görevini 2013 yılına kadar

sürdürdü. 2013 yılında Multinet Up İstanbul Bölge Müdürü görevine atanan Kuş, 2014 yılında

Multinet Up Satış Koordinatörü unvanını aldı.


76

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Kontrollü Şef

Hüseyİn Ceylan

Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

Bolu Geredeli. Baba da aşçı, amcalar

da! 1985 yılından bu yana mutfağa

hem gönül hem ömür veren bir

değerli şef o. Kontrollü, titiz, tezcanlı ve

de paylaşmasını bilen! Yemek yapmak

onun nazarında bir aile mesleği olmanın

ötesinde; bir yaşam biçimi ve hazzı adeta!

Öyle ki, 30 yıllık mutfak yolculuğunda

hayıflandığı, pişmanlık duyduğu tek bir an

bile yok!

Düne değil, bugüne ve an’a

odaklananlardan… Öğrendiklerini büyük

bir heves ve iştahla paylaşacak kadar

heyecanlı, bildikleriyle yetinmeyecek

kadar öğrenmeye aç!

Bir aş uğruna dünya mutfaklarını

gezmeye, en sevdiği restoranlarda farklı

lezzetler tatmaya, dünyaca ünlü meslek

erbaplarıyla birlikte tava sallamaya

bayılıyor. Anne mutfağında filizlenip, baba

ve amca lokantalarında perçinlenen bir

aşçılık hikayesinde piştikçe pişiyor. 8-9

yaşlarındayken lezzetle pişirip afiyetle

yedirdiği kuru fasulye, pilav, kabak tatlısı

ve yapmaktan en fazla zevk aldığı hamur

işleri günü geliyor bir akşamda 300-500

tabaklık ziyafet sofralarına ustalıkla

dönüşüveriyor.

Boğaz’ın en görkemli noktasında,

Anadoluhisarı’nın ve de İstanbul’un

gözbebeği Lacivert Restaurant’ın

deneyimli Executive Şefi Hüseyin Ceylan

bu ayki konuğum. Tüm ihtişamıyla

tepesinde yükselen Fatih Sultan Mehmet

Köprüsü’nün hemen dibinde, 20 yıllık

mutfak hikayesinin başladığı noktada,

belki de hayal ettiği gibi son durağında,

ilham veren yolculuğuna misafirim.

Çocukluk ve ilk gençlik hayallerinden

başlayarak… Bolu’nun küçük, orta ölçekli

esnaf, aile lokantalarından İstanbul’un

ve dünyanın popüler, gösterişli a la

carte restoranlarına dek süregelen bir

hikayenin başkahramanının “evim” dediği

mekanında…


“İyi ki aşçı olmuşum”

Lacivert Restaurant’ın deneyimli şefi

Hüseyin Ceylan, ilkokulu bitirdikten sonra

İstanbul’un en iyi lokantalarından Maçka

Plaza’ya çırak olarak girdiği o ilk günlerle

başlıyor hikayesine. Zaman içinde

mutfakta pişip, yetiştiğini daha sonra.

Hedefler belli, yol belli! Tıpkı bir saat gibi,

her şey tıkırında işliyor. İyi bir lokantada

en iyi şeflerle çalışmak rüyası mı dersiniz

yoksa yurt dışında Michelin yıldızlı şeflerle

aynı mutfakta yemek pişirmek mi?

Ceylan, 25 sene önce kurduğu hayallere

birer birer kavuştuğunu anlatıyor, büyük

bir keyifle.

Dedim ya, bu hikayede pişmanlık da

yok keşkeler de! “İyi ki aşçı olmuşum”

diyen Hüseyin Şef’in bugünlere

gelişinde ustalarının yeri pek bir ayrı,

onu anlıyorum. En çok da, rahmetle

andığı Nevzat Akbaş ustası! İlk mutfağa

girdiğinde düğmelerini ilikleyip, önlüğünü

bağlayan ustası…

Kendini titiz, tezcanlı ve

kontrollü bir şef olarak

tanımlayan Hüseyin

Ceylan için işin başında

olmak, kontrolü elden

bırakmamak olmazsa

olmazları arasında.

Ürünse ürün, misafir

memnuniyetiyse misafir

memnuniyeti! “Alışverişler

yapıldı, yemekler tabaklara

yerleştirilip sofralara

taşındı. Afiyetle yendi.

İşimiz bununla da bitmiyor

ki” diyen Ceylan’ın görev

aşkı günün sonunda masa

masa ziyaret ettiği misafir

sohbetlerine yetecek kadar

limitsiz ve cömert! O kadar

ki, kapılarını sonuna kadar

açık bıraktığı mutfağında

misafirlerle yemek

pişirmekten de çok büyük

keyif aldığını söylüyor.

Saatlerce karides ayıklatıp, emek ve

hoş görüyle bugünlere hazırlayan

ustası…

30 yıllık meslek hayatında ustalarından

pek çok şey öğrendiğini anlatan

Hüseyin Şef, bir aile gibi gördüğü

çalışma arkadaşlarına bildiklerini

öğretmekten tek bir an bile

yüksünmediğinin altını çizerek, “O

günün çırakları bugün Türkiye’nin

elit restoranlarının aşçıları ve şefleri.

Bundan daha büyük mutluluk ne

olabilir ki?” diyor ve ekliyor: “Fikirler

paylaştıkça güzelleşir, anlam kazanır.

Bildiklerimi, gördüklerimi paylaştıkça

mutfağımızda çok daha güzel işler

ortaya çıkardığımıza inanıyorum”.

“Müzik gibi mutfağın da dili yok”

Bu nefis manzaralı söyleşimizin

devamında bu kez de mutfağın anlamını

soruyorum şefe. Mutfakta kırmızı

çizgilerinin ve egolarının olmadığını

içtenlikle dile getiren Hüseyin Şef,

“Mutfak, bir hayat hem de dopdolu

bir hayat benim için. Tıpkı müzik gibi

evrensel, dili olmayan bir dünya” diyor

ve bu hissiyatını destekleyen şu anısını

da paylaşmadan geçmek istemiyor:

“Hiç unutmam, sene 2000’de Fransa’da

Michelin yıldızlı bir restorana gitmiştim.

Üstelik yabancı dilim de yoktu. Mutfağa

ilk girdiğimde sanki 15 yıldır orada

çalışıyormuşum, o Fransız şefle 10 yıldır

arkadaşmışız gibi hissettim.


78

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Evet, tek ortak dilimiz yemekti ve

bu sayede birlikte harika bir uyum

yakalamıştık. Ne mutlu ki, böyle

düşünen tek ben de değildim. Ahmet

Örs’ün şu sözünü hiç unutmam:

‘Bugüne kadar pek çok düet yemeği

yedim ama hiç bu kadar lezzetlisine

rast gelmedim”. Bu başarıyı birbirine

üstünlük sağlamamak ve fikirlere saygı

göstermeye bağlayan Ceylan, aynı kanıyı

paylaştığı Fransız şefin şu sözlerini

de aktarmadan geçmek istemiyor:

“Ama belki ben bir Fransız şefle bunu

başaramazdım. Belki Hüseyin Usta da

bir Türk şefle başaramazdı. Fakat biz

bunu başardık ve çok mutluyum”.

“Lacivert’teki bütün hayallerimi

gerçekleştirdim”

Lacivert Restaurant’ta 20 yılı deviren

tecrübeli mutfak şefine bundan

sonraki hayallerini soruyorum. “Şu ana

kadar Lacivert’teki bütün hayallerimi

gerçekleştirdim” diyen Hüseyin Ceylan,

“27 yaşımda başladığım bu restoran

benim bir ailem oldu. Neredeyse üç

neslin geçişini burada yaptım ve iyi de

bir çizgi yakaladığımı düşünüyorum.

Bundan sonraki amacım, işimi

yepyeni ürünler, akımlar ve arayışlarla

beslemek, geliştirmek olacak.

Burada olmak beni mutlu ediyor, çok

rahatım, kendi yerim gibi çalışıyorum.

Ömrüm yettiği kadar da burada kalmak

istiyorum” diyor.

Aynı zamanda üç erkek evlat sahibi

olduğunu da anlatan Hüseyin Şef için

çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak

en büyük idealleri arasında. Kendisi

gibi aşçılık mesleğine gönül veren iki

oğlunun şu an iyi yerlerde çalıştığını

söyleyen Ceylan, lise düzeyindeki

oğlunun mesleğe uzak durduğunu

ancak hayallerinde de özgür olduğunu

sözlerine ekliyor.

Sunumunuz nasıl?

İşletme hayatına Akdeniz mutfağı

esintileriyle başlayıp, geçen zaman

içinde yelpazesini genişleterek

menüsüne ağırlıklı balık ve meze

olmak üzere zeytinyağlılar, et,

makarna çeşitleri ve kahvaltı

seçeneklerini de dahil eden

Lacivert Restaurant’ta ürünlerin

dokusunu bozmadan çalışmaya özen

gösterdiğini anlatan Hüseyin Şef,

karışık sunumlardan olabildiğince

uzak durduğunu söylüyor.

Malzemede orijinallik ve doğallığın

kendisi için vazgeçilmez bir kriter

olduğuna dikkat çeken Ceylan,

“tabaklarımı mümkün olduğu kadar

sade hazırlarım. Ana yemek ve

garnitür eşleştirmelerinde dengeyi

gözetirim” diyor.

Lezzetin püf noktaları neler?

Hüseyin Şef, eve iş götürmeyi

sevmeyenlerden. Çünkü evde en az

kendisi kadar leziz yemekler yapan

bir eşi var, bahsettiğince. “Evimizin

şefi eşim, ben yardımcısıyım” diyen

Ceylan, “Lezzetin sırrı emek vermek,

işini isteyerek yapmak ve kendi

yiyebileceklerinizi sunmak.

Kötü mutfak yoktur, kötü aşçı vardır.

Dünyanın en iyi mutfağında da

çalışsanız, en kaliteli malzeme de

kullansanız pişirme, eşleştirme ve

sunum alt yapısı ve becerisine sahip

değilseniz lezzeti yakalayamazsınız.

Mutfakta aslolan bilgi, beceri, denklik

ve tecrübedir. Ürünün dokusunu,

mevsimini ve pişirme tekniğini

bilmek aslolan” diyor.

Türkiye ve dünyada hayran

olduğunuz mutfaklar, lezzetler

hangileri?

Çıraklıktan bu yana Fransız

mutfağına, şeflerine ve lezzetlerine

ayrı bir hayranlık beslediğini

anlatan Ceylan’ın İspanyol ve

İtalyan mutfaklarına ilgisi de büyük.

Kariyerinde en büyük şansının, bu

deneyimi ekol mutfaklarda en iyi

şeflerle tanışarak ve yemek pişirme

fırsatı yakalayarak elde ettiğini

anlatan Ceylan, Türk mutfağından

ise en çok Gaziantep, Antakya ve

Karadeniz lezzetlerine yeşil ışık

yakıyor. Lacivert’in hafta sonu

brunchlarına da Anadolu’nun

yöresel tatlarını taşıdığını söyleyen

Ceylan, “Anadolu’nun sır lezzetlerini

kahvaltı büfesine taşımak keyif

verici. Bu sayede memleketimizin

unutulmaya yüz tutmuş ürünlerini

ve yemeklerini gün yüzüne çıkararak

Türk mutfağının gelişimine de hizmet

etmiş oluyoruz“ diyor.

Bu arada yerellik kadar ürünün

hikayesi de Hüseyin Şef için önemli

bir ayrıntı. Ürünü tabağa duygusu ve

hikayesiyle yerleştirmeyi kendilerine

misyon edindiklerini dile getiren

Ceylan, bununla da sınırlı kalmayıp

ürünün ve yemeğin hikayesini tek

tek misafirlerini anlatmaktan geri

kalmıyor.


PROFESSIONAL

X8

Der Güçlü, robuste, çok yönlü vielseitige özel kahve Kaffeespezialitäten-Profi

uzmanı

Özellikler

Vorzüge

• Modern 21 programmierbare tek dokunuş Spezialitäten

fonksiyonu

sayesinde Individueller sadece Kaffeegenuss

bir tuşa basarak

21 auf programlanabilir Knopfdruck dank spesiyaller moderner

ile

bireysel One-Touch-Funktion

kahve keyfi

• Kilitlenebilir Abschließbarer kahve Bohnen çekirdek behälter haznesi und

ve

su Wassertank

haznesi

Dış Als Schutz etkilere vor karşı Fremdeinwirkung

koruma olarak

• Ürün Sperrfunktion seçme ve für programlama die Bereiche

alanları

için Produkte kilitleme und fonksiyonu

Programmierung

Hatalı Verhindert işlemleri Fehlmanipulationen önlemek için, örneğin

z. B.

temizlik bei Reinigungsarbeiten

esnasında

• 6 große, büyük, frontal önden kumandalı angeordnete direkt Direkt-

ürün

seçme wahl- sowie ve 2 navigasyon 2 Navigationstasten

düğmesi ile bir

tuşa Kaffeegenuss dokunarak auf kahvenin Knopfdruck

tadını çıkarın

X8’in Die Vielseitigkeit çok yönlülüğü der etkileyici: X8 besticht: Süt Sie ve beherrscht süt köpüğü das ile hafifletilmiş gesamte Spektrum kahve spesiyalitelerinin

der mit Milch

yanı und Milchschaum sıra siyah kahve verfeinerten spesiyaliteleri Kaffeespezialitäten, ile klasik fincan kahvenin die volle Bandbreite en geniş çeşitlerini von Schwarzkaffeespezialitäten

ustalıkla sunuyor. sowie den Ayrıca, klassischen çay severlerin Kännchenkaffee. özellikle takdir Zusätzlich ettiği sıcak verfügt su için sie über farklı

tek

cihazda sıcaklık unterschiedliche seviyelerine Temperaturstufen sahiptir. Sağlam, für yüksekliği Heißwasser, ayarlanabilen was Teeliebhaber kombine besonders kahve çıkış zu ağzı

ile schätzen tek bir wissen. tuşa dokunarak Über ihren fincan soliden, veya höhenverstellbaren bardaklara bir veya Kombiauslauf iki kahve spesiyalitesi gelangen aynı

auf

anda Knopfdruck dolabilir. wahlweise Pratik fincan eine oder konumlandırma gleichzeitig yardımcısı, zwei Kaffeespezialitäten self servis alanı in için die fincanın

Tassen

yerini bzw. Gläser. önceden Die belirler.

praktische Tassenpositionierungshilfe prädestiniert sie geradezu für den

Aynı Selbstbedienungsbereich. şekilde, büyük ve kolay Ebenso anlaşılabilir die großen, ürün hazırlık klar zugeordneten düğmeleri. Zubereitungstasten.

Tamamen kişisel

ihtiyaçlara Ganz auf die göre spezifischen belirlenen Bedürfnisse kahve spesiyaliteleri, zugeschnitten, ekrandaki lassen yerlerinden sich Kaffeespezialitäten istenildiği

beliebig

in ihrer kolayca Position getirilebilinir. auf dem İster Display standart, verschieben. büyük su Ob deposuyla mit dem standardmäßigen,

donatılmış olsun,

konuma isterse großen şebeke Wassertank suyu ausgestattet bağlantı kiti ile oder donatılmış mit einem olsun, stabilen X8 hem Frischwasser-Kit değişken hem nachgerüstet, de sabit

yerlerde die X8 brilliert parlar.

sowohl an variablen als auch an festen Standorten.

Empfohlenes Zubehör


Glass Cup Warmer


Cool Control 1 Liter Wireless


Cool Control 1 Liter Basis


Milk Cooler Piccolo


Smart Compact Payment Box


Bohnenbehälter-Erweiterung


Frischwasser-Kit


Kaffeesatzabwurf-/Restwasser ablauf-

Set


Möbelreihe Coffee to Go


80

hotel restaurant

& hi-tech

ramazan özel / röportaj

Mutfağın yarım asırlık çınarı

Necmettin Baştürk

Bursa’da kaliteli ve lezzetli yemek

denilince ilk akla gelen isim,

Necmettin Baştürk. Almira

Hotel’in Baş Aşçısı. Aynı zamanda

Türkiye Aşçılar Federasyonu’nun da

kurucularından. Yaklaşık 50 yıldır

mutfağa gönül veren usta şef, 30 yılı

aşkın süredir Almira Hotel’in mutfağını

yönetiyor. Kariyer yolculuğunun 9 yılını

Çeşme Altın Yunus’ta şeflik yaparak

geçiren Bolulu aşçı, İstanbul ve İzmir

gibi çeşitli şehirlerde de görev almış bir

isim.

“Güçlü bir Bursa markasıyız”

Ramazan’ı karşıladığımız bu günlerde

mutfağına konuk olduğumuz deneyimli

şefe meslekteki başarısının sıralarını

soruyorum. Kendini ekibi zorlayacak

kadar çalışılması güç bir şef olarak

tanımlayan Baştürk, işin sırrının iyi

bir ekip ve misafir beklentilerini en iyi

şekilde karşılamak olduğunu anlatıyor.

Bu noktada takım çalışmasının

önemine dikkat çeken Baştürk, “Takım

ruhu ve dinamizmi olan iyi bir ekibiz.

Takım çalışmasına odaklı bir yapınız

var ise başarılısınızdır. Gıpta edilen bir

yerde çalışmak ekibin motivasyonunu

etkiliyor. Ekibinizde her kişi önemli

olduğunu hissetmeli. Takdir ve

tenkitleri birlikte üstlenmelisiniz.

Yemekler hazırlanmadan ve servis

edilmeden önceki toplantılar çok

önemli. Servis öncesinde lezzet, renk

uyumu ve tabak sunumuna dikkat

edilmeli” sözleriyle Almira Hotel’in

Bursa’da markalaşma sırlarını da

samimiyetle dile getiriyor.

Menüyü trendler, mevsimsellik ve

misafir beklentileri belirliyor

Mutfağına füzyon ve moleküler

mutfak çalışmalarını ustalıkla adapte

eden Baştürk’ün bahsettiğine göre

Almira Hotel’de menü yılda iki defa

yaz ve kış olmak üzere değişiyor. Bir

menüyü planlarken mevsim sebze ve

meyvelerinin kullanılmasına, değişen

trendler ve misafir beklentilerine

uygunluğuna özellikle dikkat ettiğini

anlatan Baştürk, tüm bu lezzetleri

otel bünyesinde farklı konseptleriyle

hizmet sunan Kadife A la Carte,

Alluna Havuzbaşı A la Carte, Hanzede

Restaurant ve Rosso Brasserie’de

sofralara taşıdıklarını dile getiriyor.


“Türk mutfağından birçok lezzet

tanıtılamadığından, diğer ülkeler

tarafından sahiplenebiliyor”

Profesyonel şef Baştürk, Bursa’ya

faydalı olmak ve yerel ürünlerini doğru

tanıtmak misyonuyla da çalışmalarına

yön veriyor. Sadece Bursa eşrafında

da değil, Baştürk yarım asır adadığı

mesleğinde Türk mutfağının

gelişmesine de gönül vermiş bir isim.

Türk mutfağı ile uzun zamanlı teşrik-i

mesaisini otel mutfağındaki başarılı

çalışmalarıyla da taçlandıran usta şef,

“Türk mutfağı sıcak, soğuk, tatlı ve

zeytinyağlı olarak oldukça zengin ve

diğer ülke / dünya mutfaklarına göre

çok önde. Ancak Türk mutfağından

birçok lezzet tanıtılamadığından, diğer

ülkeler tarafından sahiplenebiliyor”

diyor.

Türk mutfağı gönüllüsü

Mevzu Türk mutfağından açılmışken

profesyonel şefe Türkiye’de yeme içme,

gastronomi sektörünün gelişimini de

soruyorum. Ülkemizde sektörün çok

hızlı olduğunu ve yetişmiş eleman

bulmakta çok zorluk çektiklerini

anlatan Baştürk, “Hem iş alanın fazla

olması, hem turizmin büyümesi,

sektörün çok genişlemesini sağladı. Bir

iş yerine girmek için 3 sene beklediğimi

biliyorum. Şimdi öyle değil. Her çalışan

her otele girebiliyor ama ne kadar

başarılı oluyor tartışılır” diye konuşuyor.

“Tedarikçi firma varsa varız, yoksa

yokuz”

Turizm sektörünün gelişmesine paralel

olarak ev dışı tüketim kanalı da büyüyor,

bu alanda pek çok tedarikçi firma

ortaya çıkıyor. Tecrübeli şefe sektörü

daha da ileriye taşımak için firmalardan

beklentilerini soruyorum.“Tedarikçi

firmalar bizi ne kadar desteklerse,

bizde onlara o kadar destek oluruz.

Sadece federasyona değil,

derneklere de yardımcı ve destek

olmaları gerekiyor. Sivil Toplum

Örgütleri, hem bütün birimlerle

kurumlarla çalışıyor, hem de tedarikçi

firmadan destek alıyorlar. Tedarikçi

firmalar bize destek vermezse zor.

Karşılıklı etkileşim çok önemli” diyen

Baştürk, “Tedarikçi firma varsa varız,

yoksa yokuz” diye de ekliyor.

“Ne istediğini bilen gençler daha hızlı

yol alıyor”

Malum, günümüzde aşçılık çok

saygın ve birçok yaş grubu tarafından

da tercih edilen bir meslek haline

dönüştü. Profesyonel şef Baştürk’e son

olarak genç aşçılara, şef adaylarına

tavsiyelerini soruyorum. Genç kuşağın

öğrenme kapasitesinin önceki

kuşaklara göre çok daha hızlı olduğunu

dile getiren usta şef, “Ne istediğini bilen

gençler daha hızlı yol alıyor. Meslek

okullarından, aşçılık kurslarından,

üniversitelerden, gençlerimizin eğitim

alması önemli.

Dil bilmeli, teknolojiye hakim olmalı

yeni gelişmeleri takip etmeli ve tabii

ki tatmayı bilmeli. Yemek ağzınızda

karamel tadı bırakmalı işte o

zaman olmuştur” şeklinde sözlerini

tamamlıyor.

“Bursa’da Gıda Güvenliği

Sistemine sahip ilk oteliz. Yiyecek

ve içeceklerle ilgili tüm süreçler

otelimiz bünyesinde çalışan gıda

mühendisimizin kontrolünden

geçiyor. Sağlıklı ve kaliteli ürünler

kullanıyoruz.”

“Almira Hotel olarak

Ramazan ayında sahur ve

iftar menülerimizin öncelikle

sağlıklı olmasına özen

gösteriyoruz. Menü planlaması

yaparken vücudun günlük

enerji ve besin gereksinimlerini

karşılamaya, misafir profili,

misafirin beklentileri, beslenme

alışkanlıkları, mevsimsel

faktörler, günlük kalori

gereksinimleri, yemek çeşitleri

arasındaki uyumluluk gibi

birçok noktayı göz önünde

bulunduruyoruz.

Sahur ve iftar için hazırlanan

menülerimizde özellikle

çorbalara, su ve şeker

kaybını dengeleyecek mevsim

meyvelerine, salatalara,

kompostolara ağırlık veriyoruz.

Vücudun günlük alması gereken

enerji, vitamin, protein ve

mineral tüketimini dengede

tutacak menüler planlıyoruz.”


82

hotel restaurant

& hi-tech

ramazan özel

Tuğra’da iftar ziyafeti

Eşsiz mimarisi ve büyüleyici atmosferiyle Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma

Boğaz üzerindeki tek Saray ve Otel olan Çırağan Palace Kempinski’nin birinci

katında yer alan Tuğra Restoran, Ramazan dönemine özel hazırladığı geleneksel

iftar menüsü ile misafirlerini lezzet şölenine davet ediyor. Fırından taze çıkmış

sıcacık ramazan pideleri, birbirinden leziz geleneksel iftariyelikler, çorba çeşitleri

misafirlere sunulacak başlangıçlardan sadece bazıları. Açık büfede sunulan

baklavalar, Osmanlı lokumları, kaymaklı tel kadayıfı, revani, fırınlanmış cevizli bal

kabağı, zerde, keşkül, kazandibi ve güllaç gibi tadına doyum olmaz geleneksel tatlı

çeşitleri de çay veya kahveyle birlikte gecenin sonunda sohbetleri tatlandıracak.

Büyüleyen manzarasıyla

iftar keyfi bir başka…

Conrad İstanbul Bosphorus, Tarihi Yarımada ve Boğaz manzarasına sahip

mekanı Manzara Restaurant’ta 11 ayın sultanı Ramazan ayı boyunca lezzeti

ve çeşitliliği ile göze çarpan çok özel bir menü sunuyor. Conrad’ın usta şefleri

tarafından hazırlanan tadına doyulmaz iftar set menüsü, ailenizle, dostlarınızla

ve iş arkadaşlarınızla iftar yemeğinde buluşmak için en güzel seçenek...

Muhteşem iftar sofraları…

Hilton İstanbul Kozyatağı, Ramazan ayı boyunca Brasserie Restaurant’ta

misafirlerine zengin menüsü, geleneksel tatları ve canlı fasıl müziği ile

nostaljik bir ramazan yaşatacak. Açık büfe olarak hazırlanan Ramazan

menüsünde, Türk mutfağının vazgeçilmez iftariyelikleri, zeytinyağlılar, kebap

sunumları, taş fırından çıkacak çıtır pideler, börek çeşitleri, Anadolu’nun

çeşitli illerine özgü yöresel yemekler ve çok geniş bir tatlı büfesi yer alacak.

İftar ziyafetine, Ramazan sofralarının vazgeçilmezi komposto ve şerbetler eşlik

edecek. Gül Kokulu Güllaç, Hurma Tatlısı, İzmir Lokması, Sakızlı Muhallebi,

Cevizli Baklava, Ekmek Kadayıfı ise tatlı büfesindeki tatlılardan sadece bazıları.

Geleneksel ve modern lezzetler bir arada

Wish More Hotel İstanbul, Ramazan ayı süresince birbirinden zengin

iftar menüleriyle misafirlerini ağırlıyor. Misafirlerini ister münferit ister

grup olarak bereketli Ramazan sofralarına davet eden beş yıldızlı otel,

maharetli şeflerinin hazırladığı dört farklı menüyle geleneksel tatlardan

modern lezzetlere uzanan geniş bir yelpazede iftar seçenekleri sunuyor.

İftariyelikler, kayısı, hurma, helva, bal, tereyağı, tahin-pekmez, yeşil ve

siyah zeytin, reçel çeşitleri, salam, beyaz peynir, kaşar peyniri, otlu peynir,

söğüş domates, salatalık ve imambayıldıdan oluşan zengin bir başlangıçla

açılan ilk menü, nohutlu ve bulgurlu alaca çorbası, içli köfte, fıstıklı pilav

eşliğindeki piliç pirzolayla birbirinden lezzetli ve özgün tatlar sunuyor.

Vişne soslu baklava tabağı ile taçlanan menü, taze demlenmiş çay ve filtre

kahve ile sonlanarak misafirlere unutulmaz bir iftar lezzeti yaşatıyor.


Eşsiz iftar sofralarının

tadına varın!

Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel, Ramazan ayı boyunca

bahçe konseptine sahip Remina Restaurant’ta zengin menülere sahip

iftar sofraları ile misafirlerini ağırlayacak. Fasıl ve sema gösterilerinin

renklendirdiği Ramazan coşkusu Kalamış’ta yaşanacak. Wyndham

Grand Kalamış Remina Restaurant, Executive Chef Rafet İnce ile

birlikte yenilenen mutfağında Ramazan ayına özel hazırladığı Beykoz,

Beylerbeyi, Salacak, Kadıköy ve Açık Büfe menü seçenekleri ile

misafirlerine iftar şöleni yaşatacak. Menüdeki fresh tatlara fasıl ve

sema gösterileri eşlik edecek.

Ustalarından enfes tatlarla iftar vakti

Hilton İstanbul Bosphorus, 11 ayın sultanı Ramazan ayını, eşsiz İstanbul

manzarasının eşlik ettiği Bosphorus Terrace Restaurant’taki açık büfe iftar

yemeği ve hem Boğaz hem bahçe manzaralı Veranda Terrace’da servis edeceği

iftar set menüleriyle karşılıyor. Hilton İstanbul Bosphorus’un Türk ve Osmanlı

mutfağından oluşan birbirinden leziz iftar yemekleri ile Ramazan sofraları lezzet

şölenine dönüşüyor. Şehrin merkezindeki Hilton İstanbul Bosphorus’un eşsiz

bahçeleri, iftar yemeğinde bir araya gelmek isteyen kalabalık gruplar için de

ideal.

En keyifli iftar sofraları

IZAKA’da kuruluyor

Eşsiz Boğaz manzarası ve zengin mutfağıyla İstanbul’un en seçkin

mekanlarından olan IZAKA Restaurant, Ramazan boyunca Türk ve

Osmanlı mutfağının en özel lezzetlerini misafirleriyle buluşturuyor.

Restoranın zengin iftar menüsünde birbirinden lezzetli iftariyeliklerden

enfes zeytinyağlılara, salatalardan ızgaralara, tatlılardan şerbetlere kadar

birçok farklı seçenek bulunuyor. Executive Chef Eyüp Çevik’in yorumuyla

hazırlanan iftar menüsünde her hafta farklı lezzetler konukları bekliyor.

Zengin ve eşsiz iftar sofralarına bekliyor

Radisson Otelleri, Ramazan ayı boyunca Türk mutfağının geleneksel

lezzetlerinden oluşan özel iftar menülerini deneyimlemeleri için tüm

misafirlerini bekliyor. Radisson Otelleri’nin sunduğu zengin ve eşsiz

Ramazan menüleri sayesinde tüm misafirler geleneksel lezzetler ile

oruçlarını açacak ve bahar akşamlarında unutulmaz bir iftar yaşayacak.

Radisson Otellerinin sunduğu özel programlar ve menüler sayesinde

iftar yemekleri bir ziyafete dönüşecek. İftariyelikler, çorba çeşitleri,

pide, ekmek çeşitleri, Osmanlı şerbetleri, leziz ana yemekler ve Türk

tatlıları ile zenginleştirilen sofralar sayesinde misafirler nostaljik

Ramazanların ve unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerin da tadına varacak.


84

hotel restaurant

& hi-tech

ramazan özel

Geleneksel iftar ziyafeti

Mövenpick Hotel Istanbul, Türk ve Osmanlı yemek kültürünü yansıtan lezzetlerle

bezenmiş, canlı fasıl müziğinin eşlik ettiği iftar büfesiyle geleneksel Ramazan

sofralarının keyfini yaşatıyor. Baş Aşçı Giovanni Terracciano ve ekibi tarafından

hazırlanan, her gün farklı lezzetlere ev sahipliği yapan iftar büfesinde; Ramazan

şerbeti, çeşit çeşit iftariyelikler, Ramazan pideleri, zeytinyağlılar, yöresel

çorbalar, ızgara ve kebap çeşitleri, mantı, döner ve Ramazan’a layık lezzetlerin

yanı sıra güllaç, ayva tatlısı, lokma, tulumba tatlısı, ekmek kadayıfı ve fırın sütlaç

gibi tatlılar yer alıyor. AzzuR Restaurant’taki bu benzersiz ziyafetin ardından

serinletici bir lezzetle ferahlamak için iftar büfesinde yer alan gurme Mövenpick

dondurmalarını deneyebilirsiniz.

“Hoş geldin Ramazan”

Renaissance Polat İstanbul Hotel, 11 ayın sultanını iftariyelikler, eski İstanbul’un

özgün lezzetleri, Renaissance Polat spesiyalleri, geleneksel tatlıları ve

şerbetleriyle, huzur veren fasıl eşliğinde eşsiz Ramazan sofralarıyla karşılıyor.

Sevdiklerinizle birlikte paylaşacağınız Daphne Restaurant & Grill’deki iftar

yemeklerinde, Marmara Denizi’nin muhteşem manzarasının keyfini çıkarın.

Toplu iftar davetleriniz içinde misafirleriniz için en uygun mönü ve fiyat

alternatiflerini seçebilirsiniz. Ayrıca Ramazan ayı boyunca Polat Patisserie;

spesyalitesi güllacı, geleneksel Türk tatlılarını, lokum, şekerleme ve çikolataları

beğeninize sunmaya devam ediyor.

İftar sofrasında nostaljinin

ruhunu yaşatıyor

Şehrin merkezindeki lokasyonuyla Raffles İstanbul Zorlu Center içerisinde

yer alan Rocca, Ramazan Ayı’nda iftar için nezih ve konforlu bir adres

arayanlara, zengin içerikli bir iftar menüsü sunuyor. Ramazan’ın ruhuna

uygun sunumları ve enfes lezzetleriyle Rocca, dördüncü yılında da

unutulmayan kalabalık sofraların kurulduğu ve nostaljinin ruhunu yansıtan

iftarların adresi oluyor. Rocca Restaurant, her geçen yıl artan bir ilgiyle

misafirlerine geleneksel lezzetleri modern bir yorumla sunuyor.

11 Ayın Sultanına özel Anadolu lezzetleri

Wyndham Grand İstanbul Levent, ramazan ayında Türk mutfağının

tadına doyum olmayacak geleneksel lezzetlerini misafirleri ile

buluşturuyor. Açık büfesinde iki yüze yakın çeşidin sunulacağı Carême

Restaurant’ta Anadolu mutfağından farklı damak tatlarına hitap edecek

seçkin lezzetler, konukları kendine hayran bırakacak. Beş yıldızlı

otel ayrıca Ramazan ayı boyunca misafirlerine her akşam canlı fasıl

dinletisi sunacak.


Haftanın 7 günü

7 bölgeden 7 farklı menü

İstanbul’un en büyük oteli Hilton İstanbul Bomonti’nin içinde yer alan lezzet

tutkunlarının favori restoranı The Globe, Ramazan ayına özel hazırladığı

zengin iftar menüleri ile konuklarına tam anlamıyla bir lezzet şöleni sunmaya

hazırlanıyor. Haftanın 7 günü 7 farklı menü ile misafirlerini karşılayacak olan

The Globe, iftar sofralarını Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden özel olarak getirdiği

coğrafi tescilli ürünleri içeren iftariyelikler, Hilton yorumu ile sunulan Osmanlı

-Türk mutfağından geleneksel yemekler ve misafirlerini adeta Anadolu’nun dört

bir yanında lezzet yolculuğuna çıkaracak yöresel lezzetlerle donatıyor.

Ramazan’ın tadı Kaşıbeyaz’da çıkar

Huzur, bolluk, bereket, uzun süren sohbetler ve paylaşımlarla özdeşleşen iftar

sofralarıyla artık Ramazan’ın klasik mekanları arasında yerini alan Kaşıbeyaz

Lezzet Grubu, bu Ramazan’da da yine hem göze hem mideye hitap ediyor.

Zengin iftar sofrasında hurma, süzme bal, taze kaymak, Malatya peyniri, vişne

reçeli, portakal reçeli, siyah zeytin, yeşil zeytin ve sucuktan oluşan geleneksel

iftariyeliklere dumanı üstünde tüten sıcacık çorba eşlik ederken, Kaşıbeyaz’ın

lezzet ustalarının hazırladığı kebap çeşitleri de iftar menüsünün içerisinde yer

alıyor.

İftar sofralarını şenlendiren tatlılar

Mutluluk tadında ürünlerin yaratıcısı Özsüt, geleneksel tatlardan modern

lezzetlere uzanan zengin içerikli tatlılarıyla Ramazan ayını karşılıyor.

Misafirlerine daima en leziz tatları ulaştırma misyonuyla hareket eden

marka, adeta klasikleşen ve iftar sofralarının vazgeçilmezi haline gelen

güllacının yanı sıra bu Ramazan’da müdavimlerine kaymaklı güllacı

da sunarak sürpriz tatlarla yılın her dönemine lezzet katıyor. Özsüt’ün

deneyimli ve maharetli şefleri tarafından iftar sofralarını tatlandırmak üzere

özenle hazırlanan klasik güllaçta, bol sütle ıslatılmış yaprakların arasında

badem, fındık ve ceviz kullanılırken, üzeri antepfıstığı ile süslenen güllaç

damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor.

Ramazan tatları Gaziantep’in

efsane ustasına emanet

Gaziantep’in efsaneleşmiş ismi Halil Usta, Ramazan ayı boyunca

Gaziantep mutfağının yerel lezzetlerini Watergarden İstanbul Nostalji

Sokağı’nda ziyaretçiler ile buluşturacak. Gaziantep’e gitme fırsatı

bulamayan ya da bu lezzetleri tekrar tatmak isteyen ziyaretçiler

Gaziantep Yöresel Çorbaları, İftariyelik Tabağı, Fındık Lahmacun, Halil

Usta Kaşık Salatası, Halil Usta Karışık Kebap Tabağı, Havuç Dilim

Baklava’dan oluşan zengin iftar menüsü ile Ramazan ayı boyunca Halil

Usta’nın enfes lezzetlerini Watergarden İstanbul’da tadabilme imkanı

bulacaklar.


86

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

İzmir’in Boyoz’u

dünyaya açılıyor!

Kültürel bir miras olan ve “Smyrna Boyoz” markası sayesinde İzmir’den dünyaya yayılan

boyoz, 24 Nisan Çarşamba akşamı da Feriye Sarayı’nda düzenlenen davetle tanıtıldı.

1492’de İspanya’dan göç ederek

önce Selanik’e sonra da İzmir’e

yerleşen Sefaradların kazandırmış

olduğu kültürel bir miras olan Boyoz,

Smyrna Boyoz sayesinde artık dünya

lezzeti oluyor. Yeni nesil lezzetlere ev

sahipliği yalan Smyrna Boyoz dün gecce

muhteşem bir davetle tanıtıldı. Gül-

Kenan Erçetingöz ev sahipliğinde Ortaköy

Feriye’de düzenlenen davete iş dünyası,

cemiyet hayatı ve basından birçok isim

katıldı.

Gecce Gurme Kurulu üyelerinden Güneri

Civaoğlu, Uğur Talayhan ve Dilara

Koçak’ın yanı sıra davete katılan isimler

arasında; Egemen Bağış, Saba Tümer,

Burcu-Sinan Akçıl, Berkay, İvana Sert,

Hakan Akkaya, Ayşe Kucuroğlu, Sema

Çelebi, Ceylan Çapa, Neslihan Yargıcı,

Zeynep Mansur, Işıl Reçber, Bahar Öztan

yer aldı.

Davet alanının ortasına kurulan ve 14

çeşit boyozun yer aldığı şölen masası,

ihtişamlı görüntüsüyle davetlilerden

tam puan aldı. Tüm boyoz çeşitlerinin

tadımının gerçekleştiği geccede Smyrna

Boyoz’un tanıtım filmi gösterimi sonrası

usta şefleri tarafından boyoz hamuru

açılarak davetlilere adeta görsel bir şölen

yaşatıldı.

“Boyoz yiyerek formda kalabilirsiniz”

Boyozu çok sevdiğini söyleyen Diyetisyen

Dilara Koçak “Herkes bana soruyor boyoz

çok yağlı bu güzel lezzeti yiyerek nasıl

zayıf kalabiliriz diye.

Fransızlar nasıl her sabah kruvasan

yiyerek incecik kalabiliyorlarsa, Türk

kadınları da boyoz yiyerek formlarını

koruyabilirler” dedi.

Amerika’yla birlikte 6 ülkede!

Bir kültür mirası haline gelen boyoz,

Smyrna Boyoz ile birlikte Amerika’da ve

tüm Avrupa’da 6 ülkeye ihraç edilirken,

yıllık satış adeti de 3 milyonu aşıyor.

İzmir’in eski adı, eşsiz tadı “Smyrna

Boyoz”

Avram ustanın yıllar önce lezzetli

tarifiyle İzmir’de başlayan boyozun

hikayesi, bugün İzmir halkı için sofraların

vazgeçilmezi haline geliyor. Türkiye’de

pek çok yerde boyoz üretilmesine rağmen

boyozun orjinal tarifine göre üretimi

sadece İzmir’de yapılıyor.

Çıtır çıtır hamuruyla ve mis gibi

kokusuyla gelenekten geleceğe...

İzmir’in sembolü haline gelen boyoz,

lezzetini Smyrna Boyoz’un hünerli

ustalarının elinde özel yoğurulan

hamurundan alıyor. Boyozun hamurunda

kullanılan tahin, ürünün besleyici

değerini artırdığı gibi mideyi de

rahatlatıyor. Kokusu ise vazgeçilmez

kılıyor. Taş fırında uzun süre pişirilmiş

yumurtayla beraber eşsiz bir tat haline

gelerek kahvaltı masalarını şölene

dönüştüren bu lezzet, farklı kültürleri

ortak paydada buluşturuyor.

Güzel başlangıçlara çıkan bir lezzet

durağı

Smyrna Boyoz’daki eşsiz tatların

sırları her ürünün lezzet kalitesine

verilen önemde ve hünerli ustaların

reçetelerinde saklı. Smyrna Boyoz, gerek

ülkemizin gerek dünya lezzetlerinin farklı

yorumuyla hazırladığı kahvaltı grubu,

özel soslarla bezenmiş pasta ve eşsiz

tariflerle hazırladığı çok özel lezzetleriyle,

damaklarda unutulmayacak tatlara imza

atıyor.


88

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Metro Türkiye

sürdürülebilirlik stratejilerini anlattı

Metro Türkiye, markaların geleceği şekillendirmede oynadığı rolü anlamaya ve onlara

güç kazandırmaya odaklanan Sustainable Brands platformunun İstanbul buluşmasının

sponsorları arasında yer aldı.

Paydaşlarımızla birlikte insan odaklı,

çevreye saygılı, yerel değerleri koruyan

işlere imza atmayı ve anlamlı izler

bırakmayı amaçlıyoruz” dedi.

Yerel değerlerin korunması,

desteklenmesi ve Türk mutfağının

geliştirilmesi adına hayata geçirdikleri

Coğrafi İşaretli Ürünler Projesi’nin

de yine aynı amaç için yürütüldüğünü

belirten Minialai, sözlerini şöyle

sürdürdü, “2011 yılında başladığımız

bu hikayede bugün raflarımızda 130’u

aşkın coğrafi işaretli ürün bulunuyor.

Ürünlere marka değeri kazandırmanın

yanı sıra yerel kalkınmaya da destek

oluyoruz.”

Metro Türkiye, aralarında Detroit,

Paris, Madrid ve Tokyo’nun

da yer aldığı 13 şehirde bir

buçuk milyondan fazla profesyoneli

buluşturan Sustainable Brands’in

İstanbul etkinliğine (SB’19 İstanbul

Konferansı) katıldı. Redesigning

The Good Life (İyi Yaşamı Yeniden

Tasarlamak) temasıyla 3-4 Nisan’da

Fairmont Quasar İstanbul’da

gerçekleştirilen konferansın

sponsorları arasında yer alan Metro

Türkiye, iki ayrı oturumda markalar,

iş liderleri ve farklı sektörlerden çok

sayıda davetliyle bir araya geldi.

Minialai: “Sürdürülebilirlik, iyi bir

fikirden çok daha fazlası”

SB’19 İstanbul’un ilk gününde,

“Türk mutfağına sahip çıkmak bir

şirketin amacı olabilir mi?” başlıklı

bir sunum gerçekleştiren Metro

Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı

Boris Minialai, günümüz koşullarında

sürdürülebilirliğin iyi bir fikirden

çok daha fazlası olduğuna dikkat

çekerek insanlar, toplum ve çevre

için bir ihtiyaç haline geldiğini söyledi.

Metro Türkiye’nin sürdürülebilirliği

dikkat çekici bir kavram olmanın

ötesinde iş yapış şekli haline

getirdiğini dile getiren Minialai,

“Metro Türkiye olarak üreticiden

tedarikçilerimize, hizmet verdiğimiz

HoReCa profesyonellerinden son

tüketiciye kadar tüm paydaşlarımızla

sürdürülebilir ve birlikte büyüyen

çalışmalara odaklanıyoruz. Bugün

şirketimiz ile özdeşleşen Türk mutfağı

ve değerlerine sahip çıkma amacımız,

yürüttüğümüz tüm projelerin kalbinde

yer alıyor.

Özerkan: “Elma alıp elma satan bir

şirket değiliz”

SB’19 İstanbul katılımcılarının yenilikçi

dönüşüm araçlarını keşfetmesini

sağlayan Deep-Dive Hubs bölümünde

düzenlenen Good Retail (İyi Perakende)

panelinin konuşmacıları arasında yer

alan Metro Türkiye Gıda Kategori Grup

Müdürü Esra Özerkan ise Türk mutfağı

ve değerlerine sahip çıkma hedefleri

ile atık ve israfı önleme alanında

hayata geçirdikleri çalışmalara

değindi. Metro Türkiye olarak ürün

alıp satmanın ötesine odaklandıklarını

dile getiren Özerkan, “Biz elma alıp

elma satan bir şirket değiliz. Biz

elmaya, elmanın üreticisine, yetiştiği

toprağa, tohuma, ona dokunuşlarıyla

değer katan şefe ve tüm ekosistemine

katkı sağlayan bir şirketiz. Bununla

birlikte Türk mutfağı ve değerlerini

korumaya, kayıt altına almaya, gelecek

nesillere miras bırakmaya, şeflerimize

ulusal ve uluslararası platformlarda

desteklemeye, onlara farklı ürün

ve hizmetlerimizle ilham vermeye

odaklanıyoruz” dedi.


Challenging Master Classes 2019’da

göz kamaştırdı!..

Şişecam’ın global tasarım markası Nude’un ana sponsorluğunda 13-14 Nisan tarihleri

arasında The Marmara Taksim’de gerçekleştirilen Challenging Master Classes

2019, dünyaca ünlü şarap uzmanları ile üreticilerini, Horeca mensuplarını ve fikir

önderlerini ağırladı.

Classes 2019’un ana sponsoru olan

Nude, iki gün boyunca saat 10.00 ile 18.30

arası devam eden “Walk Around Tasting”

bölümünde ürünlerini sergilediği stant

alanında ziyaretçilerini ağırladı.

Global tasarım markası Nude,

şarap ve şampanya kadehlerinden

oluşan yalın, elegan ve sofistike

koleksiyonu Stem Zero’da cam

teknolojisi ile tasarım zekasını yüksek

bir seviyede buluşturuyor. Şişecam

tarafından geliştirilen özel “Ion Shielding”

teknolojisi ile üstün bir dayanıklılık

kazanan Stem Zero; darbe, eğme ve

düşme gibi tüm testlerden başarıyla

çıkıyor. Şarapseverler ve ikram sektörü

profesyonelleri, Stem Zero’yu iki kat daha

güçlü ve esnek bir yapıya kavuşturan

bu teknoloji ile üretilen kadehleri,

Challenging Master Classes 2019’da

deneyimleme şansı elde ettiler. 13-

14 Nisan’da The Marmara Taksim’de

gerçekleştirilen Challenging Master

Nude kadehlerinde tattılar…

Şarapseverlerin ve ikram sektörü

profesyonellerinin bir araya geldiği

etkinlikte ziyaretçiler, üzüm

çeşitlerine, kupajlarına ve yoğunluğuna

göre kategorize edilen ürünleri Nude

kadehlerinde tatma fırsatı yakaladılar.

Tadım alanında üretici firmaların

yetkilileri ile konuşarak üretim

teknikleri konusunda bilgi edinebilen

katılımcılar, 54 üretici ve 225 farklı

etiketle tanıştılar.

Nude ana

sponsorluğunda

gerçekleştirilen

etkinlikte, Oz Clarke ve

Madeleine Stenwreth

MW’nin de aralarında

olduğu 6 şarap

uzmanının katılımıyla

keyifli anlar yaşandı.

Şarap dışı alanlarda da

peynir, zeytinyağı ve bira

gibi artizan markalar da

ziyaretçilerin beğenisine

sunuldu.


90

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Nestlé Professional’dan

filtre kahve çözümleri

Nestlé Professional, ev dışı tüketim sektöründe

faaliyet gösteren otel, ofis, kafe ve kantin işletmeleri

için «toplam kahve çözümleri sağlayıcısı» olmak

hedefiyle portföyünü güçlendirerek, filtre kahve

kategorisine giriş yaptı.

Dünya’nın lider gıda firması

Nestlé’nin ev dışı tüketim

sektöründe faaliyet gösteren uzman

iş birimi Nestlé Professional, 25-28

Nisan 2019 tarihleri arasında ICC Kongre

ve Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen

ve Türkiye’nin ilk B2B kahve fuarı

olan Coffex İstanbul Fuarı’nda sektör

oyuncularıyla buluştu. Fuarda tüm içecek

çözümleri ile birlikte yeni filtre kahve

ürünleri Nestlé Bonka ve Brasilia’yı ilk

kez Türkiye’deki otel, ofis, kafe ve kantin

işletmeleri ve tüm kahveseverlerin

beğenisine sundu.

Güne başlarken Bonka, keyifli anlarda

Brasilia

Nestlé Professional’ın yeni filtre kahve

ürünleri, Nestlé’nin kahve uzmanlığıyla

özenle kavrulmuş ve öğütülmüş

kahve çekirdekleri harmanları olarak,

işletmecilerin son tüketiciye sabit fincan

profili sunmasını garanti ediyor. Böylece

kahveseverler her fincanda aynı standart

lezzet, renk ve berraklığı bulabiliyor.

Nestlé Bonka, yoğun kahve tadı ve

kokusuyla güne başlamanın lezzetli yolu

olarak öne çıkarken, yoğun ve aromatik

bir tada sahip Brasilia gün boyunca keyifli

anlarınıza eşlik ediyor ve her iki kahve

de ilk yudumdan itibaren ağzı kaplayan

yüksek gövdeli kahve lezzeti vadediyor.

Filtre kahve makine çeşitleri, french

press ve 3. nesil kahve demleme

ekipmanları ile kolayca hazırlanabilen

Nestlé Bonka ve Brasilia, vakumlu

ambalajları ile eşsiz kahve aromasını ve

tazeliğini uzun süre muhafaza ediyor.

Alibaz: “Her kanalın ihtiyaçlarına

yönelik farklı kahve çözümleri

sunuyoruz”

Nestlé Professional Türkiye Genel

Müdürü Arzu Alibaz, yeni filtre kahve

çözümleriyle ilgili değerlendirmesinde,

“Nestlé Professional olarak işletmelere

değer katan yaratıcı yiyecek ve

içecek çözümleriyle müşterilerimizin

operasyonlarını kârlı bir şekilde

büyütmelerine yardımcı oluyoruz. Her

kanalın ihtiyacının farklı olduğunu

bilerek bu ihtiyaçlara yönelik farklı

kahve çözümleri sunuyoruz. Nestlé’nin

kahve uzmanlığıyla geliştirdiği Nestlé

Bonka ve Brasilia ile müşterilerimizin

filtre kahve ihtiyaçlarını da en iyi ve

kaliteli şekilde karşılamayı ve toplam

kahve çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz.

Nestlé Professional olarak ev dışı

tüketim sektöründe faaliyet gösteren

müşterilerimize ve onların misafirlerine

günün her anı Nestlé kalitesiyle lezzetli

ürünler sunmaya, tutkunu olacakları

filtre kahveleri kahve severlerle

buluşturmaya ve “Birlikte Daha Fazlasını

Mümkün” kılan çözümler üretmeye

devam edeceğiz” diye konuştu.

Nestlé Professional’ın

yeni filtre kahve ürünleri,

Nestlé’nin kahve uzmanlığıyla

özenle kavrulmuş ve

öğütülmüş kahve çekirdekleri

harmanları olarak,

işletmecilerin son tüketiciye

sabit fincan profili sunmasını

garanti ediyor.


92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

SEK’ten Türkiye’de bir ilk daha!

SEK BARİSTA CLUB

Süt ve süt ürünleri sektöründe birçok ilke imza atan SEK,

kahve kültürünü zenginleştirmek ve baristaların kendilerini

geliştirebilecekleri bir platform oluşturmak amacıyla

SEK Barista Club’ı kurdu.

Yenilikçi ürünleriyle sektörün

ilklerine imza atmaya devam eden

SEK, Türkiye’de kahve kültürünü

zenginleştirmek ve baristaların

kendilerini geliştirebilecekleri bir

platform oluşturmak üzere SEK

Barista Club’ı kurdu. Türkiye’de

benzeri olmayan bu uygulama ile ilk

kez hayata geçirilen SEK Barista Club

aracılığıyla baristalar birbirleriyle bilgi

alışverişinde bulunabilecekler, farklı

ve yeni yöntemleri öğrenebilecekler,

sosyalleşebilecekler ve eğitim

görebilecekleri bir platformda bir

araya gelecekler.

Kesimer: “1 yılda yaklaşık 1.000

baristaya erişmek istiyoruz”

SEK Barista Club ile sütün kahve

ile olan uyumu ve lezzeti sayesinde

kahve tariflerinin geliştirildiği bir

kahve topluluğu oluşturulmasının

da amaçlandığını belirten Tat

Gıda CEO’su Arzu Aslan Kesimer

konuya ilişkin şunları söyledi: “SEK

markalı süt satışımızın %30’unu

kahve dükkanlarına yapıyoruz. Bu

sebeple, gençlerin dünyasında ve

kahve kültürünün içinde daha yoğun

yer almak istedik. Kahve kültürünü

zenginleştirmek ve baristaların

kendilerini geliştirebilecekleri bir

platform oluşturmak amacıyla SEK

Barista Club’ı kurduk.

Baristaları daha iyi anlamak

ve onların ihtiyaçlarını ortaya

çıkarmak adına baristalarla

derinlemesine görüşmelerin

yanı sıra İstanbul’da 2 aylık

bir saha çalışması ile yaklaşık

2.500 nokta ziyareti, 2.000’den

fazla barista ile görüşmeler

gerçekleştirdik. Projenin

hayata geçirilmesinde

bahsettiğim araştırma ve

saha çalışmaları kadar

kahve alanında uzmanlar

ile birlikte çalışmak da

çok önemli bir kısımdı. Bu

süreçte SCA sertifikalı ve

alanında uzmanlaşmış bir

ekiple çalışıyoruz. Proje

hedefimiz 1 yıl içinde yaklaşık

1.000 baristaya erişerek

onlara temel seviyede

barista eğitimi vermek. SEK

Barista Club bizi kahve dünyasına yani

gençlere yakınlaştırarak markamızı

gençleştiriyor, bu çok heyecan verici.”

Doğru süt, iyi kahve!

Doğru süt kullanımının iyi bir kahve

servis etmek için önemli bir faktör

olduğunu belirten Arzu Aslan Kesimer,

“SEK Barista Club uzmanları ile farklı

sütlerle dönem dönem yaptığımız

deneme ve tadımlara dayanarak

SEK Barista Club eğitim ayağında,

temel ve ileri seviyede eğitimler

yarım gün ve tam gün olarak

deneyimli ve SCA sertifikalı

eğitmenler tarafından veriliyor.

Sektörden baristalarla bir

araya gelme ve Türkiye ve yurt

dışında ödül almış baristalarla

tanışma fırsatı sunulan bu

platform sayesinde baristalar

yarışmalara katılabilecek, kulüp

bünyesinde çeşitli faaliyetler ile

hediye kazanma, keyifli ve eğitici

workshoplara katılma şansı

yakalayabilecek.

SEK’in kahve ile çok iyi performans

veren sütler sunduğunu söyleyebiliriz.

SEK’in yıllara dayanan tecrübesi ve

buna bağlı ürün kalitesi, kahvenin

tadında inanılmaz bir fark oluşturuyor.

Bu sebeple, müşterilerine kahve

sunan işletmeler için SEK Barista

Süt’ü sunduk. Hem ürünlerimiz hem

de SEK Barista Club platformumuz ile

kahve sektöründe güçlü yer almaya

devam edeceğiz.” dedi.


Aila bahçesini açıyor

Dünyanın sayılı lezzetleri arasında yer alan Türk mutfağını çarpıcı

bir mekan tasarımıyla özdeşleştiren ve yemeği konsept müzikle

harmanlayan Aila, mayıs ayının sonunda bahçesini de hizmete açıyor.

Fairmont’un bahçe katında yer alan ve Şef Emre İnanır’ın imzasıyla

Türk mutfağının geleneksel tatlarını lezzet tutkunları ile buluşturan

Aila, ‘vip’ odasında özel grup kutlamaları için verdiği hizmetle de

ilgi odağı oluyor. Kırk kişilik kapasitesiyle gurupları ağırlayan ‘vip’

odasında doğum günü, kına gecesi, bekarlığa veda partisi ya da iş

yemekleri gibi özel hizmet, müzik ve eğlencenin olduğu yemekli

davetler gerçekleştiriliyor.

Reis Gıda, YZB’de yerini aldı

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) tarafından bu yıl 17-18 Nisan 2019 tarihlerinde

11’inci kez düzenlenen YZB, “Değer” ana temasıyla kapılarını araladı. Organizasyon, yeni ürün,

hizmet ve konuşmacılarıyla gıda ve perakende sektörünün geleceğine iki gün boyunca ışık tuttu.

Gazeteci ve ekonomi yorumcusu Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde yerel

ekonomiyi güçlendirmek için atılması gereken adımlar, yerel işaretli ürünler, küresel talebe

ayak uydururken yakalanacak fırsatlar, yerel ürünler ve markalaşmanın önemi konuşuldu.

Günümüzde markalar rekabet edebilmeleri için müşterinin değişen ihtiyaç ve isteklerini göz

önünde bulundurmalılar diyen Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, rekabet gücünü

elde tutmak için talebe göre üretim yapmak gerektiğinin altını çizdi.

Günün her saatinde…

“Temiz Beslen, İyi Hisset” mottosuyla 25 yıldır en sağlıklı ve doğal ürünleri

kullanarak hazırladığı yemeklerle öne çıkan Cafe Cadde; sürekli yenilenen

menüsü ile de müdavimlerini mutlu etmeyi başarıyor. Cumartesi ve Pazar

günleri açık büfe kahvaltısı ile şehrin en iyileri arasında yer alan mekanda

hafta içi nefis kahvaltı seçenekleri, akşamüzeri çay saati lezzetleri ve tatlı

alternatifleri de bulunuyor. Lahmacun ve yaz pidesinin yanı sıra unsuz

şekersiz çikolatalı keki ve 12 saat fırında pişen kuzu tandırı ile Türk mutfağı ve

dünya mutfağı seçeneklerini bir arada sunan mekan, etten balığa, risottodan

hamburgere kadar her damak zevkine hitap ediyor.

Mutfakçılar Afrika pazarına

Fildişi’nden girecek

Son dönemin yükselen pazarlarından Afrika ev ve mutfak sanayicilerinin de

radarına girdi. Afrika’nın çok önemli bir pazar olduğunu ve burada Avrupalıların

hakimiyetlerini kırmak istediklerini söyleyen Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri

ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) Başkanı Burak Önder, Sahra Altı Afrika’ya

Fildişi üzerinden gireceklerini söyledi. Ticaret Bakanlığı’nın desteği ile Fildişi’ne

düzenledikleri sektörel heyetin önemli bağlantılar gerçekleştirdiğini belirten

Önder, “Türk ürünlerine yaklaşım çok iyi. Biz burada fiyat ve kalite avantajımızla

öne çıkacağız.” dedi.


94

hotel restaurant

& hi-tech

gastro makale

Yiyecek İçecek Danışmanı

Orhan Genceli

Değişen Beslenme

Alışkanlıkları üzerine bir

komplo teorisi!

Petrolden sonraki dünya kontrolü, su

kaynaklarını kontrol etmek ve nitekim

beslenme ihtiyaçlarının kontrolünü

ele geçirerek yapılacak en kolay

yoldur. Biz ithal et, yerli et kavgasıyla

boğuşa duralım, dünyanın efendileri,

gelecekteki paylaşım hesaplarını

çoktan yaptılar bile!..İşe evvela gelişim

evresindeki gelişmemiş ülkelerin

beslenme alışkanlıklarını değiştirerek

başladılar.

Hadi başkalarını bırakalım, bir

kendimize dönelim. Zengin Türk

mutfağımızla beraber beslenme

alışkanlıklarımız da hızla değişmiyor

mu? Tıpkı yazıldığı gibi senaryo her

geçen gün katlanarak değişiyor. Ne

oldu peki o dillere destan kahvaltı

kültürümüze? Bir poğaça, bir çay...

Oldu mu sana kahvaltı! Öğle öğününü

de bir hamburger, sandviçle geçiştir...

Akşama hiç girmiyorum, yorgun argın

gücümüz ancak sucuklu mantarlı pizza

siparişine yetiyor. Gerisi teferruat

zaten! Günlük atıştırmalarımız

gösterişli mekanlarda kuki, pasta,

kahve, çaydan ibaret! Bu senaryo size

de tanıdık gelmiştir elbet.

Bugüne kadar 80’in üzerinde ülke

dolaştım. Sinema ve AVM kültürleriyle

bu alışkanlıklar dünyaya hükmetmiş

durumda zaten.

O zaman sıkı durun, komplo

senaryosunu açıklıyorum!

Un, şeker ve yağ! Çağın üç vebası!

Bir de bunları kahve ve kakao ile

süsleyip, üretimi ve dağıtımını kontrol

altına alabilirseniz ve dünyayı da bu

ürünlerle beslenmeye alıştırırsanız,

petrol bittikten sonra çok kolay dünyayı

kontrol edebilirsiniz! Üstelik bu

gerçeğe varabilmek için bilim insanı

olmanıza da gerek yok!

Şimdi biraz daha spektral düşünelim.

Tüm bu saydıklarımın borsası,

üretim ve dağıtımı dünyada kimlerin

kontrolüne geçmiş, kimler üretip

satıyor, kimler ithal ediyor? Bütün

bunları yapmak için bir argümana daha

ihtiyacınız var. Tabii ki su kaynaklarını

kontrol etmek. Bu da zaten çoktan

yapıldı.

Tek merkezli dünya hakimiyetine

giden yol

Küresel olarak beslenme sisteminin,

üç-beş temel tahıl cinsi üzerine

yeniden yapılandırılarak, geniş insan

kitlelerinin beslenmesi üzerinde

belirleyici ve hâkim kılınması da

toprak gaspı ve su gaspı girişimleri ile

paralel yürütülmektedir. İlk bakışta

birbiri ile ilintisiz gibi görülen ve/veya

ilintisizmiş gibi gösterilmeye çalışılan

bu küresel mücadele alanları aynı

amaca yönlenmiştir. Bu üçlü stratejik

saldırı, tüm insanlığı bir daha kurtuluşu

asla mümkün olmayacak bir tutsaklığa

mahkûm etmeye giden sürecin birbiri

ile bağlantılı, birbirini tamamlayan

ögeleridir.

Büyük holdingler, önü alınmaz kârlarını

temiz su alanları ve su havzalarını

satın alarak kontrolü ele geçirmeye

başladılar.

Su kaynaklarının kullanıcılar arası

dağılımı, %70 Tarım ve Hayvancılık,

%20 Endüstri, %10 Bireysel Kullanım

olarak (2*-2) tanımlanmaktadır.

Burada en çok kullanımın tarım ve

hayvancılık olduğu görülüyor. Sorunun

en çok dikkatle irdelenmesi gereken

noktası da burası. Sözü geçen “tarım ve

hayvancılık”, kırsalda yaşayan çiftçinin

sürdüregeldiği geleneksel tarımsal

faaliyeti değildir. Hayvancılık da

köylünün beslediği birkaç inek, koyun,

keçi ve bahçesindeki 10-15 tavuk

değildir.

Sözünü ettiğim “tarım”, küresel “tarım

gruplarının” ele geçirdikleri çok büyük

tarım alanlarında gerçekleştirdikleri

“kitlesel tarım”dır.

Toprak Gaspı (land grabbing) diye

adlandırılan; Afrika’da, Güney

Amerika’da, Doğu Avrupa ve Asya

ülkelerinde 49 ile 99 yıllığına kiralanan

milyonlarca hektar arazide yapılan

sözde “modern” tarım, yoğun sulama

ile gerçekleştirilmektedir. Bu arazileri

su hakkı ile birlikte kiralayan söz

konusu tarım konzenleri, inanılmaz

miktarlardaki suyu çevre nehirlerden

veya akiferlerden çekmekteler.

Kısacası, hızla yok olan geleneksel

çok çeşitli beslenme alışkanlıklarımız

modern dünyaya ayak uydurma

uğruna hızla yok olurken, bizim de

şapkamızı önümüze koyup beslenme

alışkanlıklarımızdan başlayarak

tarım ve üretim politikamızı gözden

geçirmenin zamanı geldi de

geçmektedir!


Hilton İstanbul Bomonti’nin yeni Şefi

Alexis Atlamazoğlu

Oda sayısıyla şehrin en büyük oteli olma unvanına sahip Hilton İstanbul

Bomonti, sunduğu farklı lezzetlerle iddialı olan mutfağını deneyimli şef Alexis

Atlamazoğlu’na emanet ediyor. Atina Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği

bölümü mezunu olan Atlamazoğlu, sonrasında Le Monde Aşçılık Okulu’na

kaydolarak kariyerindeki en önemli adımı attı. 2 yıllık eğitimi başarıyla

tamamladıktan sonra kısa süre içerisinde iyi otellerin ve popüler restoranların

aranan ismi haline geldi. Beş yıldızlı otelin yeni Executive Chef’i olan Atlamazoğlu,

otel operasyonlarında yerel ürünleri kullanmayı tercih ediyor. Alışverişlerini

Bomonti esnafından yapan Atlamazoğlu, yemeklerinde kullanacağı malzemeleri

de kendisi seçiyor.

BTA 10 restoranıyla İstanbul Havalimanı’nda

TAV Havalimanları’nın iştiraki BTA, Atatürk Havalimanı’nda edindiği tecrübeyi

geliştirerek İstanbul Havalimanı’na taşıdı. BTA, yeni İstanbul Havalimanı’nda

4 200 metrekarelik alanda 10 ayrı noktada misafirlerini karşılıyor. BTA İcra

Kurulu Başkanı Sadettin Cesur “İstanbul Havalimanı’nda 10 ayrı noktada hizmet

veriyoruz. Anadolu mutfak kültürünü tanımak isteyen yolcularımıza farklı

lezzetleri deneyimleme şansı sunan Tadında Anadolu, Türkiye’ye ilk kez gelen

dünyaca ünlü markalar YoSushi ve Vivanda Burger; ünlü şeflerimizin yarattığı

konseptler Enzo Pizzeria ve Gram ile BTA’nın sevilen markaları Turcuisine,

Tickerdaze, Brewmark ve Seferi ile misafirlerimizi karşılıyoruz” dedi.

Nestlé, “Düşük Karbon Kahramanı”

seçildi

Ortak Değer Yaratma anlayışını iş süreçlerinin bir parçası olarak

benimseyen Nestlé, operasyonlarının çevreye etkisini sıfıra indirme hedefi

kapsamında beş alt projeden oluşan “Taşımada Çevreye Dost Seçimler”

projesini hayata geçirdi. Nestlé Tedarik Zinciri’nin yükleme şekillerinde,

güzergahında, araç ve konteynır doluluk oranlarında sürdürülebilirliği

hedefleyen proje, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) gerçekleştirilen

VI. İstanbul Karbon Zirvesi kapsamında “2019 Düşük Karbon Kahramanı”

ödülüne layık görüldü. Toplamda yaklaşık 300 bin kg daha az karbondioksit

salınımı sağlayan 5 ayrı çevresel sürdürülebilirlik projesinden oluşan

“Taşımada Çevreye Dost Seçimler” ile Nestlé’nin karbon ayak izinde 21.428

adet ağacın bir senede absorbe edeceği karbondioksit miktarı kadar tasarruf

sağlanmış oldu.

Türkiye şarap ihracatına odaklanacak

Dünyanın en büyük üzüm üreticilerinden olan Türkiye’nin şarap

ihracatının çok düşük olduğunu belirten Ege Yaş Meyve Sebze

İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, Türkiye’de

şarap ihracatının gelişime açık bir sektör olduğunu kaydetti. Fransa’nın

yıllık 15 milyar dolar şarap ihracatı yaptığını, Türkiye’den çok daha

küçük olan Şili’nin şarap ihracatından yıllık 2 milyar Avro gelir elde

ettiğini anlatan Uçak, “Türkiye’de şarap üretilen 120 farklı üzüm çeşidi

var. Bu sektöre destek olduğumuz takdirde günümüzde 10 milyon

dolar seviyesinde olan ihracatını milyar dolar mertebesine kısa sürede

çıkarabiliriz. İzmir’de özellikle Urla ve çevresinde şarap sektörü ile ilgili

bir ekosistem oluştu. Bu ekosistem ilerleyen dönemde ihracatımızın

hızlı bir artış göstermesini sağlayacak” şeklinde konuştu.


96

hotel restaurant

& hi-tech

gustonun yorumu

Reha Tartıcı

Gastronomi Yazarı

Ataşehir’de ezber bozan Bob Barbecue

Moda’da küçücük bir dükkandı. İddiası en iyi hamburgeri yapmaktı.

Ünü ve lezzeti kısa zamanda tüm İstanbul’a yayıldı. Kimin canı iyi

hamburger istese ilk akla gelen isimlerden biri oldu. Haliyle bu

küçücük dükkan yetmez oldu. BOB Burger büyümek için hemen

yanı başındaki komşusunun binasını kiralamak istedi. Kendisi de

uzun zamandır yeme içme sektöründe olan bina sahibi bu kiralama

sürecinde BOB Burger’e ortak oldu. İki işletmeci bir araya gelince

ortaya çıkan sinerji yeni yatırımlara ilham olup Ataşehir BOB hayata

geçirilmiş.

Burada konsept biraz değişmiş. Burgerden biraz uzaklaşılmış ama

hala menüde burger çeşitleri mevcut. Aslında menü biraz daha

et ağırlıklı hala gelmiş. Ama mevcut steakhouse ve etçilerden de

farklılaşan bir dokunuşla bonfileyi lezzet severlerle buluşturmuş.

Bu sihirli dokunuş size masanızda mangal keyfi yaşatıyor desem

çok da abartmış olmam. Ama tek bir farkla bu mangalın kömürü

ve dumanı yok. Etinizi sipariş verdikten sonra masaya 400 dereceye

kadar ısıtılmış bir taş geliyor. Tabii ki bu taşla birlikte bonfileniz,

taze sebzeler ve hellim peyniri de masanızdaki yerini alıyor. 400

derecedeki taşın üzerinde, suyunu ve özelliğini kaybetmeden hızla

pişen bonfileyi damak zevkinize göre kendiniz pişiriyorsunuz.

Özellikle mangal severler için keyifli ve lezzetli bir deneyim olduğunu

söyleyebilirim.

BOB Ataşehir’e gelirseniz sadece taşta bonfile değil mutlaka

hamburger ve sosis çeşitlerini de deneyin. Bu nedenle siparişinizi

ortaya paylaşımlık olarak vermenizi öneririm. Böylece menüdeki

farklı seçenekleri deneme şansı yakalayabilirsiniz.


İtalyan ve Fransız lezzetleri Nişantaşı’nın yeni yüzü

Mandolini’de…

Mandolini 2019’un hemen başında kapılarını açan çiçeği burnunda bir işletme. Nişantaşı’nın en işlek caddelerinden Teşvikiye Caddesi’nde

City’s Alışveriş Merkezi’nin tam karşısında. Konum olarak oldukça hareketli bir noktada olmasına rağmen kapısından içeri girip arkadaki

bahçeye çıktığınızda adeta boyut değiştiriyorsunuz. Tarihi bina ve ağaçların gölgesindeki bahçe bahar ve yaz ayları için ideal. İçerisi oldukça

sade ama bir o kadarda şık. İşletme sahipleri Mehmet Selim Baki ve eşi Yeliz Baki Mandolini’yi birlikte hayata geçirirken iç mekan tasarımı ve

dekorasyonu, aynı zamanda mimar olan Mehmet Bey ve Musa Samastı’ya bırakmışlar. Mekanda misafirlere huzur veren sadelik ve şıklığın

uyumunda bu ikilinin imzası var. Mutfağın başında ödüllü şef Hakan Özfırıncı bulunuyor.

Klasik İtalyan ve Fransız lezzetlerinin yorumlanarak uyum içinde bir araya getirilmesi ile oluşturulan menüde oldukça lezzetli alternatifler

bulabiliyorsunuz. Paylaşımlıklar kategorisinden “Üç Mantarlı Arancini” ve “Steak Tartar Crostini”yi denemenizi öneririm. Tabii ki makarna ve

risotto alternatiflerini de göz ardı etmemelisiniz. Ama pizzalara gelince özel bir notum var. “Beyaz Rüya” isimli pizzanın mutlaka ama mutlaka

tadına bakmalısınız. Eğer canınız et yemek isterse “Ağır Ateşte Dana Kaburga” pişman olmayacağınız bir seçim olabilir. Önümüz yaz hem

şehrin kalbinde olup, hem de şehrin gürültü ve keşmekeşinden kaçmak isteyenler için Mandolini’nin bahçesi adeta biçilmiş kaftan.


hotel restaurant

98 & hi-tech

yeni mekan

Tam bir Amerikan rüyası

Rustyfork

Etiler’de açılan, yemekleri, dekoru, sunumları kendine özgü ruhu ve karakteriyle dikkat çeken

Rustyfork, ünlü şef Murat Bozok’un danışmanlığında hazırlanan, biraz Texas, biraz Louisiana

etkisindeki Amerikan konseptli dünyasını keşfe davet ediyor…

İstanbul Etiler’de açılan “Rustyfork”, gastronomi

dünyasının önde gelen isimlerinden ünlü şef

Murat Bozok’un danışmanlığında hazırlanan,

Louisiana ve Texas’ın en çarpıcı lezzetleri başta

olmak üzere Amerikan mutfağı odaklı menüsü, fark

ortaya koyan dekoru ve özgün konsepti ile Rustyfork

dikkat çekiyor.

Amerikan konseptinin en iştah kabartan adresi

Amerikan mutfağının çarpıcı tatlarını, özgün

yorumlarla sunan Rustyfork menüsünde, her

damak tadına uygun, başlangıçlar, çorbalar,

salatalar, eşlikçiler, soslar ve dipler, ana yemekler,

tatlılar ile zengin alternatifler yer alıyor.


Çorbalardan New England kum

midyesi çorbası Clam Chowder,

başlangıçlardan patates

kızartması, aioli ve bourbon bbq

sos eşliğinde cajun baharatlarla

panelenmiş karides Southern

Fried Shrimp, ana yemeklerden

kızarmış bebek patates ve salata

yanında aromatik tereyağıyla

lezzetlendirilmiş dry - aged

dana pirzola Cowboy Steak,

ballı, hardallı patates püresi

eşliğinde tütsülenmiş dana

sosis Smoked Texas Sausage,

milföy kaplı, kremalı sotelenmiş

tavuk ve sebzeler Chicken

Pot Pie, patates kızartması ve

coleslawla beraber servis edilen

barbekü soslu Baby Back Ribs,

coleslaw, mısır ekmeği, baked

bean, mac & cheese ile beraber

tütsülenmiş dana brisket

Smoked Beef Brisket gibi, her

biri özel reçetelerle hazırlanan,

oldukça karakteristik tatlar yer

alıyor. Colelaw, mısır ekmeği,

baked bean, mac & cheese

eşliğinde tütsülenmiş dana

brisket, kaburga ve sosis bir

arada servis edilen Smokehouse

Combo ise her lezzetin tadını

doyasıya çıkarmak isteyenlerin

favorisi…

Çarpıcı mimari, özgün

dekorasyon

Rustik mimarinin en temel

öğeleri olan ahşap, taş, tuğla

gibi detayların yoğun kullanımı

Mekanın dekorasyonunda öne

çıkarken, mekana dinamizm

ve güçlü bir hava katan metal

dokunuşlar da, kafes detayları,

aydınlatmalar, dolaplar gibi

materyallerde kendini gösteriyor.

Mekana özel çizimler ise sanatçı

Birim Erol tarafından tasarlandı.

Ahşap üzerine çizilmiş, baskı

efektli boğa resmi, adeta

yerinden çıkıp gitarıyla şarkılar

söyleyecek gibi duran, tuğla

duvar üstü, yağlı boya efektli B.B.

King’in resmi kadar mekanın

panellerini süsleyen cigarbox

gitarlar da mekanın çarpıcı

detayları olarak öne çıkıyor. İki

katlı mekanın üst bölümünde

özel günler için ayrı bir bölüm,

arka bölümünde ise büyük bir

bahçe bulunuyor.


100

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Ordu Fatsa’daki

lezzet durağınız

Bolaman Park Restaurant...

Bir mekan düşünün; Karadeniz’in tüm güzelliğini denize

sıfır eşsiz şehir manzarasıyla seyre sunan... Üstelik de bu

ayrıcalığı yöreselden moderne başarılı füzyon mutfağıyla

yaşatan... Ordu Fatsa’nın gözde lezzet adresi Bolaman

Park Restaurant, ayrıcalıklı konumu ve menüsüyle damak

severleri ağırlamaya devam ediyor...

Karadeniz’in tüm güzelliğini

panoromik, denize sıfır eşsiz şehir

manzarasıyla seyre sunan Bolaman

Park Restaurant, Yeşim Torluoğlu’nun

konsept danışmanlığında lezzet severleri

ağırlamaya devam ediyor. Ordu’nun

Fatsa ilçesinde Eylül 2018’den bu

yana hizmet veren restoran, ayrıcalıklı

menüsüyle her damak tadına hitap eden

özel bir mekan.

Mutfağı ödüllü şeflere emanet!

Çok kısa bir zamanda şehrin yerlisi

gibi bölgeyi turistik amaçlı ziyaret eden

yabancı turistlerin de uğrak noktası

haline gelen mekanın bu başarısında

ödüllü şeflerin payı büyük. Türk ve

dünya mutfağı kadar enfes steak

sunumlarıyla da iddiasını koruyan

mekan, ödüllü şefler Kenan Dipköy ve

Eren Doğan yönetiminde vazgeçilmez bir

lezzet noktası olurken, restoran kendi

üretimleri olan ürünlerin yer aldığı yerel

marketiyle de iyi bir alışveriş alternatifi.

Bolaman Park’ın

deneyimli şefleri Kenan

Dipköy ve Eren Doğan,

Antalya’da düzenlenen

Gelenekten Geleceğe

Yemek Yarışmasında

Mürdüm Eriği Soslu Kuzu

Küşleme ve Balkabağı

Dondurmalı Fındık

Suflesiyle dördüncülük

elde eden şefler, geçtiğimiz

yıl düzenlenen ulusal

yarışmalarda da birincilik

ödülü almaya hak

kazanmışlardı.


Alaçatı’nın Limon’u yeni sezona hazır

Her yıl olduğu gibi bu yıl da yaz sezonunu dolu dolu karşılamaya hazırlanan

Alaçatı’nın gözde mekanı Limon Köyiçi yeni sezona hızlı bir giriş yaptı. Yazın

sıcak günlerinde gün boyu Çeşme plajlarının keyfini çıkardıktan sonra hareketli

akşamlara geçiş yapmak için en çok tercih edilen mekanlar arasındaki yerini

koruyan Limon Köyiçi, misafirlerine yaşattığı lezzet şölenleriyle de adından söz

ettiriyor. Turgay Işık, Hasan Başkaya ve Yasin Becek işbirliğiyle 2019 yazı için

hazırladığı menüde her bir yemeğin hikayesi bulunan Limon Köyiçi’nin mutfağı ise

Şef Eyüp Gül’e emanet olacak.

Chobani CEO’su Ulukaya’yı

onurlandıran ödül

ABD’nin en hızlı büyüyen gıda şirketlerinden Chobani’nin kurucusu ve CEO’su

Türk iş adamı Hamdi Ulukaya, iş dünyasının Nobel’i Oslo Business for Peace

Ödülü’ne layık görülen 3 liderden biri oldu. Ödül, şirket başarılarının vazgeçilmez

bir unsuru olarak sosyal ve çevresel etki oluşturmayı kendilerine amaç edinmiş,

etik ve sorumlu iş yapmanın öneminin savunucusu ve bu anlamda olağanüstü

örneklere imza atarak çevrelerine ilham veren iş dünyası liderlerine veriliyor.

Türkiye “En Çok Şekerli İçecek

Tüketen Ülkeler Arasında”

Dünyadaki şekerli içecek tüketimine yönelik yapılan araştırmayı inceleyen

Ajans Press’in Euromonitor International verilerinden ve medya

yansımalarından derlediği bilgilere göre, küresel yıllık meşrubat tüketimi

kişi başına ortalama 91,1 litre olarak görüldü. Bu rakamın yıllar içinde arttığı

saptanırken, 2013 yılındaki meşrubat tüketiminin kişi başına ortalama 84,1

litre olduğu saptandı. Dünyadaki en fazla şekerli içecek tüketen ülkeler

de açıklanırken, Türkiye’nin yıllık kişi başına 160,6 litre ile en fazla şekerli

içecek tüketen ülkeler arasında yer aldığı gözlendi. Bununla birlikte en fazla

şekerli içecek tüketiminin Çin’de olduğu kaydedilirken, yıllık kişi başına

tüketim miktarının 410,7 litre olduğu tespit edildi. Böylelikle Çin’deki kişi

başına meşrubat tüketiminin günde bir litreden fazla olması dikkatlerden

kaçmadı. Çin’i takip eden ülkeler ise sırasıyla, ABD, İspanya, Suudi

Arabistan, Arjantin, Nijerya, Japonya, İngiltere, Türkiye ve Brezilya oldu.

Kitchenette menüsü sürpriz

tatlarla yenilendi

Mevsimsel ve taze lezzetleriyle yemek tutkunlarına yeni tatlar

deneyimleten Kitchenette, zenginleşen yepyeni menüsünü “Birlikte

Daha Güzel” sloganıyla misafirleriyle paylaşıyor.

Dünya mutfaklarından farklı lezzetleri yorumlayarak misafirleri ile

buluşturan Kitchenette’in yenilenen menüsünün başlangıçlarında yer

alan tereyağlı çörek Patty, kıymalı ve sebzeli olarak iki farklı seçenekte

sunuluyor. Menüde öne çıkan bir diğer yenilik ise otlu ve kaburga etli

alternatifleri ile sunulan Fransız mutfağının sevilen lezzeti Galette. Tatlı

menüsü ile de her zaman iddialı olan Kitchenette, Limon Mereng Tart

ve Çikolatalı Sufle ile tatlı severlerin gönlünü fethediyor.


102

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

İşin uzmanlarından

Loco de Pera…

Geçmişten günümüze, İstanbul’un en özel semtlerinden Pera,

“Passage de Petit Champs” binasında kapılarını açan Loco de Pera ile

yepyeni bir tada, benzersiz bir keyfe kavuşuyor!


Miksoloji alanında sahip olduğu

uzmanlıkla, uzun zamandır

hayalini kurduğu mekan

işletmeciliğini de bünyesine katan

Loco Entertainment Group, 200 yıllık

tarihi Fransız Pasajı “Passage de

Petit Champs” binasında açtığı Loco

de Pera’da kaliteli eğlence anlayışını

yaşatırken, bu eğlenceye keyif katan

lezzetleri de özenle sunuyor. Şehrin

ritmine, yeni bir renk, heyecan ve

dinamizm katan Loco de Pera,

Tabanlıoğlu Mimarlık’ın sunduğu

mimari tasarım çerçevesinde, toprak

tonları ve gold yansımaların ağırlıkta

olduğu, modern, şık, ilham veren

dekorasyonuyla oldukça sıcak ve de

seçkin bir atmosfer sergiliyor.

Yapısı ve mimarisi itibariyle herkesin

birbiriyle keyifle sohbet ettiği,

sosyalleştiği bu oval bar, en lezzetli

kokteylleri yudumlamak, eğlenceli bar

şovlarını izlemek ve tadı damaklarda

iz bırakan yemekleri tatmak için de

oldukça konforlu bir alan sağlıyor.

Şef İsmet Saz danışmanlığında

Miksoloji kokteylleri ve bar tasarımıyla

öne çıkan mekanın konsepti gastrobar

anlayışı üzerine kurulu... Benzersiz

kokteyller ve seçkin içkilerin tadıyla

uyum sağlayan tapas tarzı yemekler

sunan Loco de Pera lezzetinin ardında

da, alanında önde gelen ve oldukça

tecrübeli bir isim öne çıkıyor;

ünlü şef İsmet Saz…

İsmet Saz danışmanlığında hazırlanan

Loco de Pera menüsü, Taze Taze Salata,

Alt Tarafı Ekmek, Bir Lokma, İnceden

Doyalım, Biraz Ordan Biraz Burdan,

Yudumlarken etaplarından oluşuyor.

Çıtır kinoa, avokado, edamame, vinegret

sos ile lezzetlenen Chia ve Izgara Kabak

Salatası, rezene, kereviz, havuç, lahana,

yer fıstığı, susam, ballı vinegret sos

ile harmanlanan Kök Sebze Salatası,

Somon Tataki, süzme yoğurtlu tahin

sos eşliğinde Falafel, kapari ve aioli

soslu Enginar Kalbi, Urfa biberiyle

yepyeni bir yoruma kavuşan Karides,

Cheddar, biberiye, aioli ile hazırlanan

Mini Burgers, tatlı – acı sos ve blue

cheese’le servis edilen Tavuk Kanatları

gibi lezzetler Loco de Pera menüsünde

her damak tarzına dokunan seçenekler

arasında yer alıyor.

Bireysel ve kurumsal etkinlikler için;

Loco Atelier

Mekanın sundukları bununla da

bitmiyor; kendi organizasyonunu,

davetini, partisini veya workshopını,

uzmanların önderliğinde

gerçekleştirmek isteyenleri de Loco

Atelier’de ağırlıyor. Mekanın kapısından

girer girmez hemen sağ tarafta yer

alan Loco Atelier, mimari tasarımı ile

özel, VIP bir alan konumlandırmasına

sahip; bu da bireysel ya da kurumsal

etkinliklerin kolaylıkla yönetilmesine

olanak sağlıyor.


104

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Happy Moon’s Grup’tan yeni marka

Bob’s Kitchen

Türkiye’de büyük porsiyonları, uygun fiyata, konforlu ortamlarda sunmayı ve lüksü erişilebilir

hale dönüştürmeyi ilke edinen Happy Moon’s, lezzet severleri dünya mutfağından seçenekler

ile buluşturacak ve food courtlarda servis verecek yeni markası

Bob’s Kitchen’i açtı.

20 yıldır bilgi ve deneyimle sektöründe

ilkleri gerçekleştiren Happy Moon’s

Grup, ailesine yeni bir marka kattı.

İlk şubesi Zorlu AVM food court katında

açılan Bob’s Kitchen, yemek yerken

hem doyuruculuk hem de uygun fiyata

lezzet arayanlara Dünya mutfağından

seçeneklerle hazırlanan menüsü ile

cevap verecek. Food Courtlarda porselen

tabaklar ile zengin menüsünü servis

verecek olan mekan her gün farklı yemek

arayanların uğrak yeri olmaya aday.

Türkiye genelinde büyümesi planlanıyor

Happy Moon’s Grup olarak halen İstanbul,

Ankara, İzmir, Mersin, Bursa ve Antalya’da

25 mağazasıyla hizmet verdiklerini ve

Happy Moon’s markasının konsepti

gereği büyümesini daha organize, daha

yavaş yaptıklarını ancak yeni konseptleri

mekan ile çok daha hızlı şekilde büyümeyi

hedeflediklerini dile getiren Happy Moon’s

Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin

Aymutlu; “Türkiye’de food courtları

uzun süredir gözlemlemekteydim. Bu

alanlarda restoran şeklinde servis vererek,

birçok farklı mutfaktan lezzeti bir arada

sunabilen marka konusunda bir eksiklik

olduğunu, müşterilerin ise her gün aynı

yemekleri tercih etmek yerine farklı

alternatif arayışında olduğunu gördüm.

Bu açığı kapatmak üzere neler yapabiliriz

düşüncesiyle, uzun değerlendirme

ve araştırma süreçleri sonunda yeni

markamızı oluşturmaya karar verdik.

Şimdilerde ise bu çalışmalarımızın meyvesi

olarak ilk şubemizi Türkiye’nin sayılı

avm’lerinden biri olan Zorlu AVM ‘de açmış

olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Happy Moon’s ile edindiğimiz tecrübemizi,

müşteri ihtiyaç ve beklentilerini iyi analiz

ederek yeni markamıza yansıtmayı

planlıyoruz. Bunun müşteri tarafına da bu

şekilde yansımasını bekliyor ve istiyoruz.”

diyerek markanın kuruluş amacını ifade

etti.


Günaydın

Yepyeni konseptiyle Suadiye’de

Türkiye’nin et konusundaki en iddialı restoranı Günaydın,

yeni şubesi Suadiye ile markanın gelişime açık, yenilikçi ve

dinamik yapısını ortaya koyuyor.

Türkiye’de 45 restoranıyla etin en

güvenilir adresi olan Günaydın, Steak

& Smokehouse konseptinde açılan

Suadiye şubesinde misafirlerini ağırlamaya

başladı. Günaydın Suadiye, modern

unsurlarla tasarlanan dekorasyonunun

yanı geniş barı ve girişte bulunan kasap

reyonu ile de misafirlerine zengin bir

konsept sunuyor.

Smoke pişirme tekniği uygulanıyor

Yeni konsepte ismini veren ve ilk kez

bu şubede uygulanan smoke pişirme

tekniği Günaydın’ın et konusundaki

uzmanlığının altını da bir kez daha çiziyor.

Smoke yönteminde; etlerin aroması

yüksek saf meşe ve kiraz odunu ile 5 saat

tütsülendikten sonra 5 saat daha pişiriliyor

ve bu şekilde aroması artırılıyor. Bunun

yanı sıra yine ilk defa Suadiye şubesinde

uygulanan ızgara sistemi sayesinde

ateşin seviyesi kontrol edilebiliyor ve etin

pişirilme derecesi damak zevkine göre

ayarlanabiliyor. Mekan; Brisket, Assado,

Dallas Steak, Beef Fillet Tagliata, New York

Steak, T-Bone Steak, Porterhouse Steak ve

Kuzu Kafes gibi imza yemekleriyle bir kez

daha farkını ortaya koyuyor.

200 kişi kapasiteli

Steak & Smokehouse konseptiyle hizmet

veren Suadiye şubesi; yaklaşık 200 kişilik

kapasitesiyle aile yemeklerinden özel gün

organizasyonlarına, maç heyecanından

iş yemeklerine kadar farklı buluşmalara

ev sahipliği yapıyor. Haftanın belirli

günlerinde DJ performansı da Günaydın

buluşmalarına eşlik ediyor. Kasap

reyonundan çiğ et satışının da gerçekleştiği

şube, paket servis hizmeti ile de zengin

menüsünü evlere taşıyor.

“Etin Profesörü” olarak

anılan Cüneyt Asan, “Yurt

dışı yatırımlarımızın

yanı sıra Türkiye’de

de yatırımlarımıza

devam ediyoruz. Yeni

şubemiz Suadiye’de

yepyeni bir konsept olan

Steak & Smokehouse’u

misafirlerimizle

buluşuyoruz. Yeni

adresimizde markanın

gelişime açık, yenilikçi

ve dinamik yapısını

yansıtmaya çalıştık.

Modernleşen marka

kimliğimizle daha fazla

noktada Günaydın kalitesi

ile misafirlerimize kusursuz

hizmet sunabilmek için

çalışmaya ve kendimizi

yenilemeye devam

edeceğiz.” diyor.


hotel restaurant

106 & hi-tech

hijyen

Diversey,

TASKI Intellibot’u beğeniye sundu

Dünyaca ünlü hijyen devi

Diversey, küresel alanda

yürüttüğü en büyük

AR-GE projesi olan yeni

nesil akıllı temizlik robotu

TASKI Intellibot’u

FM Expo Fuarı’nda

tanıttı.

Bina bakımından, profesyonel

çamaşırhane ve endüstriyel mutfak

hijyenine kadar pek çok alanda,

geleceğe yönelik temizlik ve hijyen

teknolojileri ve danışmanlık hizmetleriyle

sektöre profesyonel çözümler sunan

dünya hijyen devi Diversey, yeni nesil

temizlik robotunu Türkiye’de ilk kez FM

Expo Fuarı’nda tanıttı. Diversey’in ortaya

koyduğu “temizliğin interneti” (IoC)

kavramının en gelişmiş ürünlerinden

biri olan TASKI Intellibot, ziyaretçiler

tarafından büyük ilgiyle karşılanarak

fuarın gözdesi oldu.

Gece dahil günün her saati kendi

kendine temizlik

Nesnelerin interneti aracılığıyla, gece

dahil günün her saati kendi kendine

temizlik yapabilen robot, ses dalgalarını

kullanarak alanı haritalandırabiliyor ve

geniş alanların zemin temizliğini, zaman,

enerji ve iş gücü verimliliği sağlayarak

yapıyor. Diversey’in küresel alanda

yürüttüğü en büyük AR-GE projesi olan

TASKI Intellibot, havaalanı, AVM, hastane,

spor salonu, fabrika ve otellerin zemin

temizliği için kullanılıyor.

Mevcut iş gücünün başka amaçlar için

kullanılabilmesine olanak sağlayarak

verimliliği artırmaya yardımcı olan

yeni nesil temizlik robotu, sahip

olduğu patentli IntelliFlow akıllı dozaj

solüsyon sistemi ile su ve kimyasal ürün

kullanımında da %76 oranında tasarruf

sağlayabiliyor. IntelliTrak sistemi ile

uzaktan makineye bağlanıp problemi

görme ve çözme yanısıra yazılım

güncelleme yapılabilen ve data bazlı

çalışma raporu hazırlayarak yönetici ve

kullanıcıya anında bilgi aktarabilen robot,

firmaların verimlilik kontrolünü her an

elinde tutmasını sağlıyor.


hotel restaurant

108 & hi-tech

hijyen

Eczacıbaşı Profesyonel inovatif ürünleriyle

Interclean İstanbul’a katıldı

Interclean İstanbul Fuarı’nda inovatif

ürünlerini katılımcılarla buluşturan

Eczacıbaşı Profesyonel,

Türkiye’nin sınırlarını aşarak,

uluslararası bir oyuncu olma

yolunda ilerliyor.

Eczacıbaşı Topluluğu’nun dört

ana grubundan biri olan Tüketim

Ürünleri Grubu çatısı altında

faaliyet gösteren Eczacıbaşı Profesyonel,

ürün ve hizmetleri ile 5 bini turizm

sektöründe olmak üzere 11 bin işletmeye

çözüm sağlıyor. Yeni pazarlar hedefiyle

çalışmalarını sürdüren Eczacıbaşı

Profesyonel, yenilikçi ürünlerini 10-

12 Nisan tarihlerinde İstanbul Kongre

Merkezi’nde gerçekleşen Interclean

İstanbul Fuarı’nda Türkiye, Ortadoğu

ve Kuzey Afrika bölgelerinden katılım

sağlayan sektör temsilcilerine tanıttı.

Hedef pazarlar bir araya geliyor

Türkiye’de gerçekleşen önemli

fuarlarda ürünlerini müşterileriyle

buluşturduklarını belirten EP Eczacıbaşı

Profesyonel İş Birim Direktörü Ömer

Koç, “Fuarlar hem inovatif ürünlerimizin

tanıtımını yapmak hem de sektör

temsilcileriyle bir araya gelmemiz

açısından önem taşıyor. Bu fuarda

Selpak Professional, Maratem ve Dispo

markalarımız altında bulunan Antimic,

Duo, Bio, Taşınabilir Dispenser, Touch

ve Wave Dispenser ailesi, Selpak

Professional Premium ve Extra serileri,

Geri Dönüşümlü ürün ailesi ile fark

yarattığımıza inanıyoruz. Eczacıbaşı

Profesyonel olarak gündemimizdeki en

önemli konuların başında uluslararası

pazarlardaki varlığımızı güçlendirmek

var” dedi. Ev dışı tüketim pazarında

büyümeyi sürdürdüklerini aktaran Ömer

Koç, profesyonel temizlik kimyasalları

alanında 2019 yılı sonunda ihracat ağını

geliştirmeyi hedeflediklerini vurguladı.

Geri dönüşüm sektörün odak noktası

olmalı

Geri dönüşümlü kağıt ürünlerin

kullanımını yaygınlaştırmayı

hedeflediklerini aktaran Ömer Koç,

“Ev dışı tüketim sektöründe dünya geri

dönüşümlü malzemeye geçiş yapıyor.

Biz de doğaya olan sorumluluğumuz

gereği daha az enerji ve daha az su

harcanarak üretilen ürünlerimizi çevreye

duyarlı işletmeler sunuyoruz. Ev dışı

tüketim sektörünün odak noktasının

sürdürülebilirlik olması gerektiğine

inanıyoruz. Selpak Professional Geri

Dönüşümlü seri ile işletmelere çevreci

çözüm sunuyoruz” dedi.

EP Akademi eğitimi sektör

profesyonellerini bilinçlendirdi

Fuarın ikinci gününde ise Eczacıbaşı

Profesyonel Akademi tarafından

sektör profesyonellerine yönelik

“Hijyende Mükemmellik” semineri

gerçekleşti. Eczacıbaşı Profesyonel

Akademi Yöneticisi Pınar Günenç’in

hijyende mükemmelliğe ulaşmak için

sektörde uygulanan yöntemleri anlattığı

seminerde, Türkiye ve dünyadan da

örneklere yer verildi. Pınar Günenç,

doğru temizlik ürünlerinin kullanımı ile

kimyasal ve sudan tasarruf sağlanırken

zamanı verimli yönetmenin mümkün

olabildiğinin altı çizdi. Eczacıbaşı

Profesyonel tarafından gerçekleştirilen

araştırma sonuçlarına da değinen

Pınar Günenç “Tüketicilerin yüzde 68’i

dışarıda yemek yiyeceği mekanı temizlik

kriterine göre seçiyor. Ev dışında yemek

yemeyi tercih edenlerin yüzde 58’i ise

temiz bulmadığı restorana bir daha

gitmiyor. Tüketicilerin yüzde 95’i mekan

kalitesini tuvalet temizliği ile tanımlıyor.

Söz konusu rakamlardan anlaşılıyor ki,

işletme hijyeni tüketici davranışlarını

doğrudan etkiliyor” dedi. Doğru

temizlik uygulamalarının işletmelerde

benimsenmesi için nitelikli iş gücünün

artırılması gerektiği vurgulayan Pınar

Günenç, Uzaktan Eğitim uygulaması

ile eğitim seviyesinin artırılabileceğini

aktardı. Günenç, doğa dostu ürünlerin

kullanılması gerekliliğine de dikkat çekti.


hotel restaurant

110 & hi-tech

hotel-tech

Mitsubishi Electric

üniversitelilerle buluştu

Mitsubishi Electric, Yalova Üniversitesi İşletme ve

Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen

“APEX’19”da öğrencilerle buluştu.

Üstün teknolojisi, çevreci yaklaşımı

ve pek çok farklı sektöre yönelik

yüksek kaliteye sahip inovatif

ürünleri ile tanınan Mitsubishi Electric,

Yalova Üniversitesi öğrencileriyle bir

araya geldi. Yalova Üniversitesi İşletme

ve Ekonomi Kulübü Başkanı Selin Kılıç ve

kulüp üyelerinin öncülüğünde düzenlenen

“APEX’19” etkinliğine farklı sektörlerden

alanında uzman konuklar katıldı.

Etkinlikte “Marka İletişiminin Püf

Noktaları ve Geleceğin Pazarlama ve

Marka Yöneticilerine Öneriler” başlıklı bir

sunum gerçekleştiren Mitsubishi Electric

Türkiye Reklam ve Halkla İlişkiler Takım

Lideri Savaş Ceneviz; satış, pazarlama

ve marka yönetimi departmanlarının

hizmet kapsamı hakkında bilgi verirken

örnek olaylar üzerinden deneyimlerini

aktardı. İletişimin çok hızlı değişen bir

süreç yönetimi gerektirdiğini belirten

Savaş Ceneviz, dijital dünyada pazarlama

ve marka iletişiminin farklılaşan

dinamiklerine de dikkat çekti.

Ceneviz: “Pazarlama ve marka yönetimi

birbirini tamamlayan birimler”

Pazarlama ve satış kavramlarının

birbirine karışıyor olması nedeniyle

toplumda satış eylemini gerçekleştiren

bireylerin “pazarlamacı” olarak

adlandırıldıklarını ifade eden Ceneviz,

konuyla ilgili olarak şu açıklamalarda

bulundu; “Pazarlama ve satış birimlerinin

çalışma felsefesi anlamında önemli

farklılıkları bulunuyor. Pazarlama uzun

dönemli stratejiler üzerine faaliyetlerini

kurgularken, satış daha kısa süreli

stratejiler üzerinden çalışmalarını

gerçekleştiriyor. Pazarlama ve marka

yönetimi ise birbirini tamamlayan

kavramlar olarak öne çıkıyor. Yoğun

rekabet ortamı içerisinde ayakta

kalabilmeyi başarabilen markalar,

tüketicilerin zihninde olumlu izler

bırakabilenler oluyor. Bunun için

de markaların doğru ve uzun vadeli

stratejilerle yönetilmesi ve itibara yatırım

yapılması gerekiyor.”

“Küresel markalar lokal dinamikleri

yakından takip etmeli”

İpek Yolu ticareti ile başlayan

küreselleşmenin beraberinde küresel

markalaşmayı da getirdiğini hatırlatan

Ceneviz, “Küresel markaların lokal

dinamikleri yakından takip etmesi

ve faaliyet gösterdikleri pazarları iyi

analiz edebilmesi oldukça önemli

bir husus. Bulunduğu coğrafyanın

dinamiklerini görmezden gelen

markaların ilgili pazarlarda faaliyetlerini

uzun süreli olarak yürütebilmeleri

neredeyse imkansız hale geliyor. Bu

noktada dünyanın önde gelen küresel

markalarından biri olan Mitsubishi

Electric, 40’dan fazla ülkedeki direkt

operasyonları ile hem genel hem de

faaliyet gösterdiği bölge ve ülkelere

özel iletişim çalışmalarını hassasiyetle

uyguluyor. Biz de markamızın global

stratejilerini ve marka vaatlerini

Türkiye’nin yerel dinamikleri ile

harmanlayarak pazarlama ve marka

iletişimi süreçlerimizi yönetiyoruz”

şeklinde konuştu.

“Konvansiyonel ve dijital pazarlamanın

senkronizasyonu şart”

“Artık dijital platformlarda kısa süreli

çevrim içi olmuyor, çevrim içi yaşıyoruz”

diyen Ceneviz, internetin hızlı bir

şekilde hayatımıza girmesiyle birlikte

iletişim modellerinin de bu düzene göre

şekillenmeye başladığına dikkat çekti.

Konvansiyonel pazarlama stratejileri

geçerliliğini korumaya devam etse de

dijital pazarlama taktikleri ile senkron

içinde olabilmenin önemli bir gereklilik

olduğunu vurgulayan Ceneviz, “Markalar

gerek konvansiyonel gerekse dijital

iletişimi birbirlerini tamamlayan ve

birbirleriyle kolay uyumlu hale gelen

bir yapıya getirmeliler. Bu noktada

yeni neslin de dünyayı yakından takip

etmesi ve gerek bölgesel gerekse

lokal yenilikleri izleyerek bilgilerini

güncellemeleri oldukça önemli.

Dijitalleşmeyle birlikte giderek

entegrasyonu artan bir iletişim sürecinde

Vietnam’daki bir birey ile Norveç’deki

bir bireyin gelişmelere neredeyse aynı

anda erişebilmesi mümkün. Geldiğimiz

noktada iletişim süreçlerine paralel

olarak markaların üretim süreçlerinin

de giderek dijitalleştiğini söyleyebiliriz.

Markamız Mitsubishi Electric’in robot

teknolojileri, Sanayi 4.0’a yanıtı olan

e-F@ctory uygulamaları ve yapay zeka

altyapısına sahip klimaları giderek

dijitalleşen üretim süreçlerine örnek

gösterebileceğimiz teknolojiler arasında

yer alıyor. Dijital dünyada artık pazarlama

birimlerinin bilgi işlem departmanları ile

yakın temasta çalışmaları gerekeceğini

ve çalışanların belki yazılım mühendisi

kadar yoğun bir bilgiye gerek duymasa da

ileri ki süreçte pazarlama otomasyonları

ve yazılımlarına ilişkin fikir sahibi

olmalarının fayda sağlayabileceğini

söylemek mümkün” diyerek sözlerini

tamamladı.


hotel restaurant

112 & hi-tech

hotel-tech

Bir kahve ile binlerce kişinin

kart bilgilerini çaldılar!

Amerika Birleşik Devletleri’nde

ödeme sistemleri sağlayıcısı

NCBP şirketinin 139 müşterisine,

tüketicilerinin kredi kartı bilgilerini çalan

kötü amaçlı bir yazılım bulaşması büyük

bir krize neden oldu. Müşterilerin önemli

bir çoğunluğunun kafe ve restoranlar gibi

günlük hayatta tüketimin fazla olduğu

mekanlar olmasının birçok tüketiciyi zor

durumda bıraktığını belirten Bitdefender

Antivirüs, kötü amaçlı yazılımlara karşı

korunmasız olan finans şirketlerinin

gerekli önlemleri alması gerektiğini

vurguluyor.

21 gün boyunca tüketicilerin bilgilerini

çaldılar

ABD genelindeki perakendecilerin

ödeme sistemleri için hizmet aldıkları

NCBP şirketine yönelik siber saldırının

tam olarak 21 gün sürdüğünü belirten

Bitdefender Antivirüs, siber suçluların,

tüketicilerin adları ve soyadları, kredi

kartı numarası, son kullanma tarihi ve

CVV güvenlik kodu bilgilerini çaldıklarını

açıkladı. Tüketicilerin korunmak

adına hiçbir önlem alamadıkları bu

gibi durumlarda POS cihazı sağlayan

şirketlerin güvenli hizmet verip

veremediğinin bilinememesi de,

öngörülemeyen problemlere yol açıyor.

Bir kahve ile kart bilgileri

siber suçluların elinde

NCBP şirketi, durumun farkına

vardıktan sonra müşterilerini hemen

bilgilendirse de, 21 gün boyunca kahve

içmek ya da yemek yemek için alışveriş

yapan tüketicilerden hangilerinin zarar

gördüğünü belirlemek pek mümkün

gözükmüyor.

ABD’de ödeme

hizmeti sağlayan

NCBP şirketinin

müşterilerinden 139

kafe ve restoranın

sistemine bulaşan

kötü amaçlı yazılım,

21 gün boyunca fark

edilmedi. Dünyada

500 milyondan fazla

kullanıcıyı koruyan

Bitdefender Antivirüs,

ABD’de yaşanan bu

durumun ödeme

sistemini kullanan

müşterileri etkilediğini

ve tüketicilerin kart

bilgilerinin risk altında

olduğunu belirtiyor.

Tüketicilerin durumdan habersiz kaldığını

belirten Bitdefender Antivirüs, POS cihazı

sağlayan şirketin listesinden zarar gören

mekanların incelemesini, hesapların

dikkatlice kontrol edilmesini ve

bankalara durum hakkında bilgi verilmesi

gerektiğini, bilgilerinin çalındığından

şüphelenen tüketicilerin acil olarak

kartlarını iptal etmesi gerektiğini

öneriyor. Banka hesabı için kullanılan

e-posta ve şifre kombinasyonunun

kullanıldığı internet hesaplarının

güncellenmesi de olası bilgi sızıntılarına

karşı ek bir önlem olarak alınabilir.

More magazines by this user
Similar magazines