Hotel Restaurant & hi-tech Haziran 2019

istmagmagazin

Hotel Restaurant & hi-tech Haziran 2019

www.cooker.com.tr


ADRES: İSTOÇ 7.ADA NO:110-123 MAHMUTBEY, BAĞCILAR - İSTANBUL - TURKEY 34280

TELEFON: 0212 659 91 92 GSM: 0533 385 19 09 FAX: 0212 659 96 76


‘Farkındalık’ diye buna derim!

“Çocuk tuvaletleri, İstanbul’da dahi sayıca bu kadar azken daha da artsa… Resepsiyonlar

düzenlense… Gastronomi turizminde çocuk menüleri oluşturulsa” önerilerinde de bulundular

ama asıl çıkış noktaları turizm alanlarında hizmet alan çocukların yanı sıra 18 yaş

altı stajyerlerin seyahat ve turizmde haklarını güçlendirmek ve bir birey olarak kabul

görmelerine imkan sağlamaktı. Tesislerde çocukların tüm şiddet türlerinden uzak oldukları

turizm ortamlarının sağlanması, risklerin önceden düşünülmesi ve önlem alınmasını hayal

ettiler ve çok sayıda sektör temsilcisinin de desteğini alarak Çocuk Dostu Turizm programını

başlattılar.

Hem bir anne hem de çalışan bir kadın olarak, bu değerli projeyi hayata geçiren Uluslararası

Çocuk Merkezi’ni ve ona katkı sağlayan turizm sektörü temsilcilerini tebrik ediyor, bu

bilincin daha da yaygınlaşarak hedefe ulaşmasını temenni ediyorum.

Çocuklar yarınlarımızdır. Sağlıklı toplumlarda ailelerin tatil planları ve destinasyon

seçiminde önemli bir belirleyici olan çocukların her türlü hakkının gözetilmesi de yadsınamaz

bir gerçektir. Bu bilinci geliştirerek çocuklarımıza daha umutlu yarınlar sağlayabiliriz.

Turizme ve çocuklarımıza katma değer sağlayacak projenin detaylarını gündem

sayfalarımızda bulabilirsiniz.

İstanbul Akvaryum Müdürü ve İcra Kurulu Üyesi. Genç, donanımlı, hedefe odaklı ve

disiplinli! Sporu bir yaşam tarzının ötesinde iş yapma stiline taşıyacak kadar vizyoner,

inisiyatif hakkını tekeline zimmetlemeyecek kadar adaletli ve uzlaşımcı. Kolektif, üretken,

icraatçı ve yaşam felsefesiyle ‘akışına uygun aksiyon alan!’ Ünlü bir ressam olmayı hayal

ederken, hayatın akışında hedefini ‘başarılı bir iş insanı’ olmaya adayan ve şimdilerde

İstanbul Akvaryum Müdürlüğü ile beraber projenin İcra Kurulu Üyeliği görevini de

başarıyla yürüten Dilek Çapanoğlu ile kariyer yolculuğunu konuştuk.

27 yıldır mutfağın içinde. Öyle karma mutfaklar arasında savrularak da değil üstelik! Bir

ömür, bir gönül vererek, merakla, adanmışlıkla… Bir zamanlar ustasının da tembihlediği

üzere ‘ne iş yaparsa yapsın en iyisini yapmaya’ gayret göstererek… Titizlikle, disiplinle,

araştırarak ve bildiklerini paylaşarak. Bu kez de, Osmanlı Saray mutfağını geçmişten

günümüze orijinaline sadık reçeteleriyle yaşatmaya devam eden Matbah Restaurant’ın 20

yıllık emektar şefi Kadir Yılmaz’ın mutfağına konuğum. Deneyimli şefin şefliğe uzanan

başarılı yolculuğu şefin gözünden bölümünde sizlerle…

Keyifli okumalar dilerim.

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

FİNANS MÜDÜRÜ

MUSTAFA AKTAŞ

mustafa.aktas@img.com.tr

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

K

FURKAN YALDIZ

furkan.yaldiz@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

MUHASEBE MÜDÜRÜ

ABONE ve DAĞITIM

ZEKAYİ TURASAN

zturasan@img.com.tr

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

FOTOĞRAF

YÜKSEL EKİNCİ

yuksel.ekinci@img.com.tr

HAKKI GÜNERKAN

hakki.gunerkan@img.com.tr

MATBAH RESTAURANT

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

ümit başer alkaç

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

ADRES

Evren Mah. Bahar Cad.

Polat İş Merkezi B Blok No:1 Kat:4

Güneşli-Bağcılar/İstanbul

Tel: +90 212 604 51 00

Faks: +90 212 604 51 35

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.


“Otelimin tercih edilmesi için misafir memnuniyet skorunun yüksek

olması gerekiyor. Bu yüzden farklı konseptlerle misafirlerime

kusursuz bir konaklama deneyimi yaşatmak istiyorum.”

En sevilen 3 farklı temalı gece

konsepti lezzetli, eğlenceli ve

zahmetsiz bir şekilde misafir

memnuniyetini artırmanızı sağlar.

www.ufs.com


içindekiler

32

36

40

antre

8 Sektörden kısa haberler

gündem

20 Antalya turizmi 3 milyonu aştı

22 TUYED ülkelerin tanıtımda kullandığı

sloganları araştırdı

24 Çocuk Dostu Turizm Projesi ile

farkındalık oluşturdular

25 Katılımcısı az etkinlikler hızla artıyor

26 İstanbul Havalimanı turistik ürün oldu

30 Öner: Ayaklarına halı sersek yeridir

yeni yatırımlar

32 Wish More Hotel’den 2. yatırım geliyor

34 Kempinski Otelleri’nden Küba’ya

yatırım

36 Tarihi Kaf Konak ve Rukiye

Restoran yenilendi

38 Her mevsim termal keyfi: Yoncalı

Termal Otel &SPA

iş’te kadın

40 Vizyonunda ‘icraat’ var:

Dilek Çapanoğlu

marka

44 Bars: Tüm isteklerimizi Simpra

Suite ile karşılıyoruz

46 Profesyonel mutfakların 25 yıllık

lezzet sırrı: Arifoğlu

48 Nestlé Professional iki yeni

ürününü tanıttı

50 Başarılı iş adamlarını bir araya

getiren pozitif yapılanma:

Lider Patronlar Birliği

52 Form’dan Yerli Üretim Paket Klimalarda

ilk ihracat

54 Duayen kurucuya çifte kutlama

58 Korkmaz, ihracat gücünü 3.lük ödülüyle

tescilledi

şefın gözünden

60 Mutfağın ‘Saraylısı’: Kadir Yılmaz

gastro etkinlik

64 Gastronomiye 3’ü bir arada proje:

GASCONFAIR

66 Hellmann’s Burger Fest 4. kez burger

severlerle buluşacak

www.hotelrestaurantmagazine.com


88

60

90

68 Profesyonel şefler mutfak sırlarını

paylaştılar

70 “Toprağın Kadınları” UNDP Forumu’nda

71 Uluslararası pastacılardan Samsun

çıkartması

gastro aktüel

72 Gastronomi sektöründen kısa haberler

gastro güncel

78 Amacı olan markalar daha hızlı büyüdü

80 Gıda kaybına yol açan algı ve davranışlar

araştırıldı

82 Slow Food, Kadim Üretim Havzaları’nı

koruyor

fuar

84 Sirha İstanbul yeniliklerle geliyor

86 Interclean İstanbul, 81 ülkeden

ziyaretçi ağırladı

dekorasyon

88 Tarz sahibi oteller için: Dekopasaj

90 Şimdi açık hava zamanı

92 Seramiksan’dan modern ve zamansız

banyolar

yeni mekan

94 Kafkas mutfağı Shamor ile

İstanbul’da

96 Vitalica Healing Restaurant açıldı

98 Bebek’in yeni gözdesi:

Patio

100 Türkiye’nin ilk füzyon içecek mutfağı

İstanbul’da

102 Akdeniz mutfağına özel dokunuşlar:

Amante Di Mare

104 MSC Cruises, Ramón Freixa

ortaklığını genişletiyor

106 Türkiye’de yeni konseptle açılan

ilk butik: İstinye Park BoutIque

107 Yaz akşamlarının yeni mekanı:

Grasidi Meyhane

hotel-tech

108 Turizmde güvenlik, konfor ve gizlilik

ekseninde şekilleniyor

109 Ytong’tan alevlere geçit vermeyen

yangın duvarı çözümü

ürünler

110-112 Yeni ürünler

www.hotelrestaurantmagazine.com


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Eresin Otelleri’nde atama

Türkiye’nin önemli otel zincirlerinden Eresin Otelleri’nde yeni bir atama yapıldı.

Yeşim Müsellim, Eresin Otelleri İstanbul’un Satış, Pazarlama ve İş Geliştirme

Direktörü oldu. Turizmde 15 yılı geride bırakan Yeşim Müsellim, tüm bilgi ve

birikimlerini bu önemli görev ile Eresin Grubu ile paylaşmak üzere Mayıs 2019

itibariyle yeni görevine başladı. Üniversite eğitimini İsviçre’de gören Yeşim

Müsellim, Harvard MBA kapsamında Risk Management Yüksek Lisansı yaptı.

İngilizce, Almanca ve Fransızca bilen Müsellim, 2004 yılında iş hayatına adım

attı. Turizm sektöründe çeşitli görevlerde bulunan Müsellim, en son Belek

Kempinski Hotel The Dome‘da görev aldı.

Bu yaz serin geçecek

Renaissance Polat İstanbul Hotel, yaz mevsiminin gelmesi ile açık havada havuz

sezonunu açıyor. Şehrin karmaşasından uzak yemyeşil bahçesinde İstanbul’da ki

oteller arasında en büyük yüzme havuzunda kendinizi serin sulara bırakabilir, minik

misafirlerde çocuk havuzunun keyfini çıkarabilirler. Havuz başında keyfi tercih

edenler şezlonglarda, negatif enerjiden arınıp manzarayı bir adım daha yakından

seyretmek isteyenler çimlerin üzerinde rahatça güneşin tadını çıkarabilirler. Lezzetli

menüsü ile Pool Bar her yıl olduğu gibi bu yılda pazar günleri barbekü geleneğini

sürdürmeye devam ediyor.

Reges, A Luxury Collection

Resort&SPA, Çeşme’ye atama

Çeşme’nin Boyalık’ta konumlanan ve Haziran ayında kapılarını açacak olan Reges

A Luxury Collection Çeşme’nin genel müdür pozisyonuna Yıldıray Altın, satış ve

pazarlama direktörlüğü pozisyonuna ise Gülce Köprülü atandı. Mersin Üniversitesi

Turizm İşletmeciliği bölümünden mezun olan Yıldıray Altın, meslek yaşamına İsviçre

ekolü Hapimag Sea Garden Bodrum’da başladı. Kariyerine 1998 yılında Asya Tur da

başlayan Gülce Köprülü ise, Lux Bodrum Resort & Residences’te Satış Direktörü

görevinin ardından, Kasım ayı başında Reges, a Luxury Collection Resort & Spa,

Çeşme’de göreve başladı.

Konak Toplantı Salonu’nu yeniledi

Wyndham Grand İzmir Özdilek, kapsamlı bir çalışma sonrasında yenilediği

Konak Salonu’nu konuklara görkemli bir davetle tanıttı. Açılış konuşmasında

davetlilere hitap eden Wyndham Grand İzmir Özdilek Genel Müdürü Funda

Çam: “Bugüne dek ulusal ve uluslararası birçok kongreye, toplantıya,

düğüne ve davete ev sahipliği yapan Konak Salonu’nu en son teknolojik

imkanlarla donatılmış, yükseltilmiş tavanına ek olarak yekpare cam

cephesiyle ferah bir atmosfere sahip, gün ışığı alan, şık ve fonksiyonel bir

salon haline getirdik” dedi. Çam, ayrıca misafirlerine inovatif ve yenilenen

mekanlarda hizmet sunabilmek adına 2010 yılından bu yana toplam 11

milyon TL yatırım yaptıklarını da söyledi.


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

D-Marin Dubai LLC, Dubai’deki

marinaların yönetimine başladı

Dubai merkezli bir şirket olan Meraas, Dubai Holding ve D Marin ortak girişimiyle

2019 yılında kurulan D-Marin Dubai LLC, Dubai’de bulunan Al Seef, Business

Bay, Jaddaf Waterfront marinalarının yönetimine başladı. Şirketin çalışmalara

başlamasıyla Dubai’yi lüks yatlar tarafından tercih edilen uluslararası bir

destinasyona dönüştürmek için ilk adım atılmış oldu. Körfez bölgesinde yer

alan marinaların gelişimi ve yönetimi konusunda artan talebi karşılamak ve

Dubai’de bölgesel bir merkez yaratmak amacıyla kurulan D-Marin Dubai LLC,

Dubai’de bulunan Al Seef, Business Bay, Jaddaf Waterfront marinalarına “Marina

Yönetimi”; Port De La Mer, Dubai Harbour, Marsa Al Arab marinalarına ise “Teknik

Danışmanlık” hizmeti sunacak.

Türkiye’nin 1 Numaralı İşvereni, Hilton

Hilton, İstanbul’da düzenlenen Great Place to Work ödül töreninde Türkiye’nin

bu yılki en iyi işvereni seçildi. Küresel otel zinciri, 2000 üstü çalışan

kategorisinde 2017 yılında olduğu gibi bu yıl da birincilik ödülü kazandı.

Great Place to Work, başvuru sürecinin bir parçası olarak Türkiye genelinde

bulunan 2.000’den fazla Hilton çalışanlarına yönelik bir anket uyguladı.

Anket sorularına verilen cevaplar bazında Hilton birçok kategoride etkileyici

sonuçlar elde etti. Ankete katılan Ekip Üyeleri’nin yüzde 90’ından fazlası

çalışmalarının bir fark yarattığını düşündüklerini ve yüzde 83’ü ise ‘Hilton’un

Çalışmak için Harika Bir İşyeri’ olduğunu ifade etti. Ekip Üyeleri’nin yüzde 95’i

ise Hilton’un Kurumsal Değerlerini bildiklerini söyledi.

Pegasus’tan Hotels.com ve Airbnb iş birliği

Misafirlerinin A’dan Z’ye ihtiyaçlarına odaklanarak ek ürün ve hizmet çeşitliliğini

her geçen gün artıran Pegasus, Nisan ayında Hotels.com ve Airbnb ile iş birliği

başlattı. Bu sayede Pegasus misafirleri sadece uçarken değil, konaklarken de cazip

avantajlardan faydalanabilecek. İş birliği çerçevesinde Pegasus’tan uçak biletini

alan misafirler, Hotels.com ile 200’ün üzerinde ülkede yüz binlerce otelden dilediğini

seçerek özel indirimler kazanıyor. Tercihi Airbnb olan misafirler ise 6 milyondan fazla

ev alternatifi arasından seçim yaparak konaklamalarından 500 Bolpuan kazanıyor.

TİK ana gündemine turizm

çalışanlarının sorunlarını aldı

Turizm İstişare Kurulu (TİK) kuruluşunun birinci yılında birinci yılını istişare

toplantısında değerlendirdi. TTYD adına TTYD Yönetim Kurulu Üyesi Yalçın

Aydın ev sahipliğinde Raffles Hotel’de gerçekleştirilen Turizm İstişare Kurulu

(TİK) toplantısının ana gündem maddesini turizm sektöründe çalışma hayatı

boyutunda yaşanan sıkıntılar ve çözümler oluşturdu. Kurul üyeleri, sektörün

sağlıklı büyümesinin önünde engel oluşturan konular ve nitelikli iş gücü

sorunlarının giderilmesine yönelik çözüm önerilerini tartıştı. Bu kapsamda

çalışma mevzuatında turizm sektörünün karakterine paralel yapılması

gereken değişiklik önerileri üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu.

Ayrıca turizm sektörünün ortak paydasını oluşturan ve tüm sektörü yatay

kesen konuların TİK platformu temelinde ele alınarak, çözüm önerilerinin

müştereken geliştirilmesi kararlılığı teyit edildi.


14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Tokat Ballıca Mağarası, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde

Yükselen sağlık turizmi değerleriyle ön plana çıkan Tokat’ta Ballıca Mağarası’nın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmesiyle

ilgili değerlendirmede bulunan Dedeman Otelleri Genel Müdürü Emrullah Akçakaya, 2017 yılında bölgenin turizm potansiyeline

inanarak Dedeman Tokat Oteli hizmete açtıklarını vurgulayarak, “Dedeman Grubu olarak Türk turizminin lider kuruluşlarından

biri olmanın verdiği sorumlulukla ülkemizde turizm potansiyeli gördüğümüz kentlerimize yatırım önceliği veriyoruz. Bu bağlamda

Dedeman Otelleri olarak ele aldığımız Tokat otelimizde de kentin ilk ve tek 5 yıldızlı otel yatırımını yaptık. Bölgedeki kültürel ve doğal

değerlerin cazibe oluşturacağını düşündük. Nitekim Unesco, Tokat’taki Ballıca Mağarası’nı Dünya Kültür Mirası Aday listesine aldı.

Ayrıca, Tokat’a artan yolcu talebi ile inşaatı devam eden yeni havalimanı da gündeme geldi. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra

da ülke turizmine yaptığımız yatırımlarımız artarak devam edecektir” dedi.

Oluşumu milyonlarca yıl önce gerçekleşen doğa harikası Ballıca Mağarası geçtiğimiz günlerde UNESCO Dünya Mirası Geçici

Listesi’ne alınmıştı. Yaşı yaklaşık 4 milyon yıl olarak tespit edilen Ballıca Mağarası, ziyaretçilerine sunduğu görsel ziyafetin yanı sıra

astım ve koah gibi nefes yolu hastalarına da şifa olmasıyla biliniyor.

Sağlıklı deneyim

Modern mimarisi, kent kültürünü yansıtan hizmet özellikleri ve gönülden

servis yaklaşımı ile konforlu ve keyifli bir deneyim sunan Wish More Hotel

İstanbul, Babalar Günü’nü babaların sağlığına iyi gelecek, anlamlı bir

hediyeyle kutluyor. Ailesinin geleceği ve sağlığını düşünerek yoğun bir

tempoyla, gece gündüz demeden çalışan kahraman babalara özel olarak

tasarlanan kampanya ile Wish More Hotel İstanbul, Babalar Günü’nü de

kapsayan 10-16 Haziran tarihleri arasında Wish More Hotel Fitness & SPA

üyeliklerinde %25 indirim uyguluyor. Üyeliklerde gerçekleştirilen bu kapsamlı

indirimin yanı sıra kese/köpük masajı ve diğer tüm masaj hizmetlerinde de

yine %25 oranında fiyat indirimi sağlanıyor.

Narin: “Ara tatil düzenlemesi çok önemli

bir atılımdır”

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin, Milli Eğitim

Bakanlığı’nın okulların yaz tatili sürelerinin kısaltılarak Kasım ve Nisan aylarında

ara tatiller konulması konusunu değerlendirdi ve şunları söyledi:

“Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un 15 Mayıs 2019 tarihinde yaptığı

açıklama ile MEB’e bağlı eğitim öğretim kurumlarında yaz tatilinin 11 haftaya

indirilerek güz ve bahar dönemlerinde Kasım ayı sonu ve Nisan ayında birer

haftalık ara tatil düzenlemesi yapılmış olduğunu büyük memnuniyetle öğrenmiş

bulunuyoruz. Turizm hareketinin yıl içinde daha dengeli gerçekleşmesi açısından

taşıdığı önem nedeniyle sektörümüzce uzun yıllardır dile getirilen derneğimizin

son iki yıldır temas ve girişimlerinde gündemde tuttuğu bu düzenleme için Milli

Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’a, konuyu sahiplenerek yakından takip eden

Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a ve Cumhurbaşkanımız Sayın

Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımızı sunuyoruz.”

Hizmet kalitesini tescilledi

Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel, kuruluşların sürekli gelişmesini

ve büyümesini sağlayan iş geliştirici nitelikte olan ISO 9001:2015 Kalite Yönetim

Sistemi, ISO10002 Müşteri Memnuniyeti & Şikâyet Yönetim Sistemi ve OHSAS

18001 İs Sağlığı & Güvenliği Yönetim Sistemi belgelerini almaya hak kazandı.

2018’de The Seven Stars Luxury Hospitality and Lifestyle Awards Avrupa’nın

En İyi İş Oteli ödülünü alan beş yıldızlı otel, hizmet ve performans sürecini

dünyanın en yaygın kalite yönetim standardı olan, ISO 9001:2015 Kalite Yönetim

Sistemi Belgesi ile standarda bağladı. Böylece Wyndham Grand Kalamış Hotel,

üst yönetimi dahil tüm personeline, misafiri memnun edebilecek aktif yönetim

yapılanmasını ve kalite kavramını aşıladı.


16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen

44. Şirketi Biletall

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye Ekonomi Politikaları

Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) organizasyonunda Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100

şirketi belirlendi. 2015 -2017 arası 2 yıllık ciro artışı dikkate alınarak yapılan

değerlendirmede cirosunu yüzde 361 oranında arttıran biletall.com 44’üncü sırada

yer aldı. Ödülü biletall.com CEO’su Yaşar Çelik’e, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu,

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan takdim

etti.

11 ülke spor için buluştu

Asteria Kremlin Palace, 11 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen 10. Bobrikov

Open Beach Volley ve Beach Tennis Turnuvası’na ev sahipliği yaptı. Rusya,

Beyaz Rusya, Türkiye, Kazakistan, Ukrayna, Bulgaristan, Gürcistan,

Polonya, Litvanya, Letonya ve Japonya’nın katılımıyla gerçekleştirilen

ve 7 gün süren turnuvada yaklaşık olarak 550 misafir katıldı. Misafirler

turnuvanın yanı sıra atıcılık ve masa tenisi turnuvalarında da mücadele etti.

Asteria Kremlin Palace’ın ev sahipliği yaptığı turnuvanın 13.000 Euro’luk

ödülü ise 7. günün sonunda sahiplerine kavuştu. Akdeniz’in güneşi altında,

aynı anda 16 beach volley sahası ve 6 beach tennis sahası olmak üzere

toplamda 22 adet sahada, kıyasıya bir mücadele veren katılımcılar, bu

unutulmaz turnuvanın bir parçası oldukları için çok mutlu olduklarını dile

getirdiler.

Pegasus’tan öğrencilere kariyer imkânı

Pegasus Hava Yolları, pilot ihtiyacını karşılamak için eğitim

kurumlarıyla anlaşma kararı aldı. Bu kapsamda Pilotaj

Programı’ndan mezun olacak öğrencilere Pegasus Hava Yolları’nda

çalışma imkânı sunulacak. Böylece hızla gelişen bir sektör olarak

öne çıkan sivil havacılığın pilot ihtiyaçlarının iç kaynaklardan

temin imkanları zenginleşecek. 26 bin öğrenciye sahip İstanbul

Okan Üniversitesi ile Pegasus Hava Yolları’nın iş birliği anlaşması

kapsamında, İstanbul Okan Üniversitesi Uygulamalı Bilimler

Fakültesi Pilotaj Bölümü öğrencilerinden Pegasus’un kriterlerini

karşılayanlara İkinci Pilot olarak çalışma imkânı sağlanacak.

Ukraynalı turizmciler Kayseri ve Kapadokya’da!

Potansiyel görülen ülkeler arasında başı çeken Ukrayna’ya yönelik tanıtım

çalışmaları da devam ediyor. TÜROB tarafından Ukrayna’nın Kiev, Harkiv, Sumy,

Rivne ve Chernivtsy şehirlerinden davet edilen üst düzey seyahat acentelerinin

yöneticileri Kayseri ve Kapadokya’da ağırlandı. Katılımcılar 4 gün boyunca Kayseri

ve Kapadokya’nın tarihi ve doğal turistik alanlarını gezerken, Kayseri’nin başta kış

turizmi olmak üzere turizm olanaklarını Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Memduh

Büyükkılıç’tan dinledi. Organizasyona TÜROB üyeleri, Radisson Blu Hotel Kayseri ve

DoubleTree by Hilton Hotel Avanos Cappadocia destek verirken, söz konusu proje ile

yılda 1.3 milyon turist ile en büyük turizm pazarlarımız arasında yer alan ve ağırlıklı

deniz-kum-güneş için gelen Ukraynalı turistler için farklı tatil seçeneklerinin de

tanıtılması amaçlanıyor.


LEZZET PROFESYONELLERİNE

KESİNTİSİZ ENERJİ

Likit fazdayken de enerji üretebilen LPG PRO, kesintisiz enerji sağlar. Özel emniyet tertibatı ve

periyodik bakım hizmetleri sayesinde son derece güvenlidir. Alev boyunu ve tüp basıncını sabit

tutarak; otel, restoran ya da kafelerin hep tam güçle çalışmasını sağlar.

TÜRKİYE’DE

BiR iLK


18

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Organik atıklarını gübreye çeviriyor

Uzun yıllardır bünyesinde kâğıt, cam ve plastik ürünlerin ayrışımını gerçekleştiren

Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & SPA Oteli, artık bütün organik atıklarını gübre

olarak geri kazanmak için harekete geçti. Bu amaçla “Sıfır Atık Projesi”ni hayata

geçiren otel, bünyesinde sıfır atık tesisi kurdu. Bu tesis sayesinde otelde üretilen

tüm atıklar, kullanılacak enzim sayesinde 24 saat içerisinde organik gübreye

dönüştürülmeye başladı. Dünyada ve ülkemizde sıfır atık tesisinin benzerini

otellerine kurduklarını belirten Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & SPA Oteli Genel

Müdürü Tunç Batum, “Bu tesis sayesinde otelimizde oluşan evsel atığı organik

gübreye dönüştürme olanağına sahip olduk. Sıfır atık tesisinde kullanılması için

otelimizde çıkan atığın ne olduğunun çok fazla bir önemi yok. İster mutfak atıkları,

ister çim, ister ağaç dalı, isterse yemek atıkları olsun, her türlü organik atık bu tesis

sayesinde organik gübre olarak tekrar otelimize kazandırılıyor” dedi.

İstanbul Havalimanı’na uluslararası ödül

Türkiye’nin dünyaya açılan yeni kapısı İstanbul Havalimanı, ABD merkezli küresel erişimi

olan; sık seyahat eden, lüks tüketim yapan, premium yolculuk ve konaklama fırsatlarını

deneyimleyen tüketicilere ulaşan aylık seyahat dergisi Global Traveler tarafından

ödüllendirildi. 16 Mayıs 2019 tarihinde Los Angeles’ta Sofitel West Hollywood Otel’de

düzenlenen ödül töreninde İstanbul Havalimanı, ‘Üstün Yenilik’ kategorisinde Özel Başarı

Ödülü’nün sahibi oldu. Ödülü İstanbul Havalimanı adına İGA Kurumsal İletişim Direktörü

Gökhan Şengül aldı.

Havuz keyfini terasta yaşayın

Şehrin en seçkin alışveriş ve yerleşim merkezlerinden

Nişantaşı’nda misafirlerini ağırlayan Park Hyatt Istanbul, yazı

güzel geçirmek isteyen misafirlerini havuz keyfine bekliyor. Otelin

terasında yer alan 20 m uzunluğunda, 4 m genişliğindeki havuzda

yazın keyfi doyasıya çıkarılarak, günün istenilen saatinde keyifli bir

gün geçirmeye olanak tanıyor. Otel ayrıca yüzmeyi seven ve sağlıklı

beslenmeyi benimseyen misafirleri için teras havuzu kullananlara

özel oluşturduğu menüsü ile de günün daha da güzel geçmesini

sağlıyor.

Turizm yazarlarından TÜROB’a ziyaret

Turizm Yazarları Derneği (TUYED), Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra

Eresin’e bir nezaket ziyaretinde bulundu. TÜROB’un Elmadağ’daki ofisinde bir

araya gelen her iki sektör meslek kuruluşu temsilcileri uzun yıllardır devam eden

işbirliğinin devamı ve yeni projelerde dayanışma içinde içinde olma konusunda bir

kez daha hem fikir oldu. TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu, Başkan Yardımcısı Hatice

Ünal Bilen ve Yönetim Kurulu üyesi Özlem Kapar Bayburs’a ev sahipliği yapan TÜROB

Başkanı Müberra Eresin ve Basın Temsilcisi Belma Toprak, turizm sektörünün son

durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eresin, özellikle sayısal istatistiklerin

paylaşıldığı konaklama sektörüne ilişkin son verilerin yer aldığı raporların basında

geniş yer almasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Turizm basının sektörün

gelişimi ve yükselişi için kilit rol oynadığını ifade eden Eresin, TUYED’in yeni yönetimi

ile geçmişten bu yana hep olduğu gibi iş birliğine devam edeceklerini ve yeni

projelerde her zaman destek vereceklerini belirtti. Eresin, TÜROB’un çok yoğun bir

dönem geçirdiğini vurgulayarak, diğer meslek kuruluşları ile iyi ilişkilerin turizmi çok

daha iyi bir konuma taşıyacağının da altını çizdi.


20

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Tokat’ta Dedeman’dan iftar daveti

Dedeman Tokat, Ramazan ayının bereketini paylaşmak amacıyla şehrin önde gelen

basın mensuplarını iftar davetinde ağırladı. İftarda konuşma yapan Tokat Genel

Müdürü Serdar Küçükyıldız, Ramazan ayının aynı zamanda paylaşma ayı olduğunu

belirterek sözlerine başladı. Tokat’ın öncelikli hedefleri arasında yer alan 1 milyon

turist sayısına ulaşmada Dedeman Otel olarak üzerlerine düşen görevi yerine

getireceklerini belirten Küçükyıldız, “Tokat, kültürel dokusu ve gastronomi kültürü

ile ülkemizde ayrı bir yere ve öneme sahip. 1 milyon turist hedefine kademeli

olarak ulaşılacaktır. Bu kapsamda başta belediyemiz olmak üzere tüm yerel

yönetimlerimizin sundukları katkı geleceğe dair umudumuzu artıyor” dedi. Dedeman

Tokat Otel olarak sadece açıldığımız Mayıs ayından itibaren 77.000 misafiri konuk

ettiklerini belirten Küçükyıldız, Tokat’ın turizm alanında yapacağı tüm atılımlarda

üzerlerine düşen vazifeyi yerine getireceklerini vurguladı.

Havaş, IATA ile el sıkıştı

LUX* Bodrum Resort & Residences’e

Mükemmellik Ödülü

Lux* Resort& Residence turizm sektöründe Bodrum’da hizmet

veren ‘Dünyanın en büyük seyahat web sitesi’ olarak nitelendirilen

Trip Advisor’ın ziyaretçilerinin değerlendirmeleri sonucunda

2019 Mükemmellik Sertifikası’na lâyık görüldü. Trip Advisor’ın

5 yıldır teşvik edici bir ödül olarak dünya gezginleri adına verdiği

‘Mükemmellik Sertifikası’, site üyelerinin dünyayı gezerken

yaşadıkları seyahat tecrübelerine dair yazdıkları yorumlar ve

puanlama sistemiyle veriliyor.

Türkiye, Letonya ve Suudi Arabistan’da toplam 30 havalimanında 200’den fazla

havayolu şirketine yer hizmetleri sağlayan Havaş, Uluslararası Hava Taşımacılığı

Birliği’nin (IATA) vize ve pasaport işlemlerinde ülkelere göre farklılaşan yasal

düzenlemelerin yer aldığı rehberini mobil platforma aktarmak üzere geliştirdiği

Timatic Mobil uygulamasını yolcu hizmetlerinde kullanmaya başlıyor. Geniş veri

tabanı ve sürekli güncelleme desteği bulunan Timatic Mobil uygulaması, check-in

işlemlerinde yolcuların seyahat belgelerinin mobil cihazlarla taranarak güncel vize

düzenlemeleriyle eşleştirilmesine ve pasaport kontrollerinin daha güvenilir ve hızlı

gerçekleştirilmesine imkan sunuyor.

Oteller organik atıklarını

gübreye dönüştürecek

İsrafın önlenmesi, atığın azaltılması ve atıkların dönüştürülmesini

kapsayan atık yönetim felsefesi olarak tanımlanan “Sıfır Atık”

konusunda çalışmalar devam ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

tarafından başlatılan “Sıfır Atık Projesi” Türkiye genelinde büyük

bir katılımla büyürken, proje kapsamında geri dönüştürülen atıklar

Türkiye ekonomisine ciddi bir katkı sağlayacak. “Sıfır Atık” kapsamında

katı atıklar ayrıştırılarak geri dönüşüm sağlanırken en büyük

sorunlardan biri de meyve sebze atıkları, buğday, arpa, çavdar samanı,

dökülmüş ağaç yaprakları ve arıtma çamuru gibi atıklardan oluşan

organik atıklar da yeni sistemlerle bir tür gübre olan kompost haline

dönüştürülebilecek. Başta oteller olmak üzere, belediye, avm, site,

hastane, restoran, üniversite gibi insanların yoğun olarak kullandığı

yerlerde hayata geçirilebilecek olan sistem ile tesisler organik

atıklarından kurtulacak.


hotel restaurant

22 & hi-tech

gündem

Antalya turizmi 3 milyonu aştı!

Mayıs ayında yeni rekorlara imza atan Antalya’da 27 Mayıs itibarıyla kente gelen turist sayısı

3 milyonu aştı. Şehir turizminde ilk defa mayıs ayında 3 milyon ziyaretçi sayısına ulaşıldı.

Dünyanın en çok yabancı turist

misafir eden kentleri arasında

üçüncü sırada yer alan Antalya,

2019 yılında yeni rekorlar kırmaya devam

ediyor. Sezonun ölü dönemi olarak

nitelendirilen ocak-şubat-mart aylarında

geçen yıllara göre yüzde 50’ye yakın

artışlarla büyük başarı yakalayan kent

turizmi nisan ayında 1 milyon rakamını

aşarken, mayıs ayında ise üç rekora imza

attı.

İlk rekor 2 milyon

İlk rekor, bu yıl 9 Mayıs Perşembe

itibarıyla kırıldı. Bu tarih itibarıyla kente

gelen yabancı turist sayısı ilk kez 2

milyonu aştı. Antalya Havalimanı ile

Gazipaşa-Alanya Havalimanı toplam

rakamı 2 milyon 15 bin 704 kişi oldu.

İkinci rekor mayıs gün rekoru

İkinci rekor ise 25 Mayıs Cumartesi günü

gerçekleşti. 25 Mayıs’ta kente 76 bin 739

turist geldi. Bu sayı ile mayıs ayı gün

rekoru kırılmış oldu.

İlk defa mayısta 3 milyon

Üçüncü rekor haberi ise 27 Mayıs

Pazartesi günü geldi. Antalya ve

Gazipaşa-Alanya havalimanları

aracılığıyla kente gelen toplam turist

sayısı ilk defa mayıs ayı içinde 3 milyon

rakamını aştı. 27 Mayıs itibarıyla toplam

turist sayısı 3 milyon 53 bin 965 kişi oldu.

Bu rakamın 2 milyon 992 bin 561’i Antalya

Havalimanı’na, 61 bin 404’ü ise Gazipaşa-

Alanya Havalimanı’na iniş yaptı.

Hedef 16 milyon

İki ana pazar Rusya ve Almanya ağırlıklı

olmak üzere geçen yıl toplam turist

sayısında 13 milyon 642 bin kişiyle tüm

yılların rekorunun kırıldığı Antalya’da

bu yılki hedef ise Antalya Valisi Münir

Karaloğlu ile turizm sektörü temsilcileri

tarafından 16 milyon olarak açıklandı.

Yüzde 19 artış

1 Ocak- 27 Mayıs 2019 tarihleri itibarıyla

Antalya’ya gelen toplam turist sayısı 3

milyon 53 bin 965 olurken, artış oranı

yüzde 19 oldu. Antalya’da, 2018 yılının

aynı döneminde 2 milyon 562 bin, 2017’de

1 milyon 786 bin, 2016’da 1 milyon 416

bin, 2015’te 2 milyon 370 bin, 2014’te ise

2 milyon 636 bin turist ağırlanmıştı. Mayıs

ayı itibarıyl kente gelen günlük turist

sayısı ortalaması ise 55 binin üzerinde

gerçekleşti. (DHA)


hotel restaurant

24 & hi-tech

gündem

TUYED ülkelerin tanıtımda kullandığı

sloganları araştırdı

Turizm Yazarları Derneği (TUYED)

Başkanı Kerem Köfteoğlu, Kültür

ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri

Ersoy’un bu yılki tanıtımın merkezine

Göbeklitepe’yi koyduklarını ve

Türkiye’yi “Tarihin Sıfır Noktası!”

sloganıyla tanıttıklarına dikkat çekti.

Göbeklitepe’nin 2018’de Türkiye’den

18. Varlık olarak UNESCO Dünya

Mirası Listesine alındığını hatırlatan

Şanlıurfa Müze Müdürü ve Göbeklitepe

Kazı Başkanı Celal Uludağ konuyla

ilgili şu bilgiyi veriyor: “Burası

Malta’da bulunan tapınaktan yaklaşık

6.500, Stonehenge’den 7000 ve Mısır

Piramitlerinden ise 7500 yıl daha eskiye

dayanıyor. Göbeklitepe’yi diğer anıtsal

yapılardan farklı kılan en önemli özellik

gönümüzden 12.000 yıl önce inşa

edilmesi. Ayrıca alanda bulunan dikili

taşlar çok belirgin bir şekilde insanı

sembolize ediyor.”

Medium Corporation ve FamilyBreakFinder gibi web sitleri,

ülkelerin tanıtımda resmen kullandığı veya kendilerine yakıştırılan

samimi, ilginç, şakacı sloganları yayınladı. 2019 turizm tanıtımda

Göbeklitepe’yi merkeze koyan Türkiye ise, “Tarihin Sıfır Noktası!”

sloganını öne çıkarıyor.

Tanıtımda hangi ülke, hangi sloganı

kullanıyor?

Türkiye: Tarihin Sıfır Noktası!

Arjantin: Ücretsiz Che Guevara tişörtü

veya duvar posteri alın.

Arnavutluk: Vatandaşlarımızın çoğu kaçtı,

size fazlasıyla yatacak yer kaldı.

Avusturya: Gel ve canlan.

Brezilya: Dünyaca ünlü Zika

sivrisineklerinin evi.

Cezayir: Süslü Fransızca konuşur, basit

Arapçayla soyarız.

Çin: Mandarin yakında ana diliniz olacak,

öğrenin!

Endonezya: Bali’deki aşkı hissedin, ancak

ülkemizin geri kalanının nefretinden de

uzak durun.

Güney Kore: Al sana gezi haritası, şimdi git

ve bizi rahatsız etmeyi bırak.

Hırvatistan: Hayat dolu.

Hindistan: Dev bir çağrı merkezinden daha

fazlası.

İran: Bizi İran olarak tanıyın, çünkü

yaptırımlardan sonra yeniden

markalaşıyoruz.

İrlanda: Guinness! Daha fazlasını

söylemeye gerek var mı?

İsveç: Birkaç daha esmerle Norveç’i hayal

edin…

İsviçre: Sorun ne olursa olsun, bunun

dışında kalıyoruz.

Kamboçya: Kara mayınları için kazı

yaparak ulusal eğlencemizin tadını çıkarın.

Kamerun: Tek ülkede Afrika’nın tamamı.

Karadağ: Vahşi güzellik.

Kazakistan: Harikalar diyarı.

Kenya: Barack ve vatandaşlarına yeniden

hoş geldiniz!

Küba: Purolar, arabalar, komünistler!

Maldivler: Yaşamın güneşli yüzü

Malezya: Gerçek Asya.

Mısır: Her şeyin başladığı yer.

Namibya: Sonsuz ufuklar.

Panama: Kanal için gelme, kokainimize

gel.

Tanzanya: Kilimanjaro Bölgesi, Zanzibar

ve Serengeti.

Tayland: Bir sonraki tsunami için hazırız.

Trinidad ve Tobago: Burada yapacak fazla

şey olmadığından, iki ülkeyi birleştirmek

zorunda kaldık.

Venezuela: İflas ettik, her şey için pazarlık

yapabilirsin.


26

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Çocuk Dostu Turizm

Projesi ile farkındalık

oluşturdular…

Uluslararası Çocuk Merkezi tarafından yürütülen ‘Çocuk Dostu Turizm’ programının, önemli mesajların

verildiği kapanış etkinliği yüksek katılım ile gerçekleşti. Proje Süpervizörü Çağıl Metin Balcı, “Çocuk Dostu

Turizm projesi ile farkındalık oluşturduk” dedi.

Uluslararası Çocuk Merkezi

tarafından hayata geçirilen Çocuk

Dostu Turizm programının kapanış

toplantısı Türkiye’nin dört bir yanından

gelen sektör temsilcilerinin eşliğinde,

yüksek katılım ile gerçekleşti.

İki yılı aşkın süren ve önemli eğitim

çalışmaları ile sektöre dönük üst düzey

hizmetin ortaya konduğu Çocuk Dostu

Turizm programının kapanış etkinliğinde

konuşan Uluslararası Çocuk Merkezi

Proje Süpervizörü Çağıl Metin Balcı,

çok sayıda turizm sektörü temsilcisinin

paydaşlığında yürütülen projenin

önemine işaret etti. Projenin turizm

alanlarında hizmet alan çocukların yanı

sıra 18 yaş altı stajyerleri de kapsadığını

belirten Balcı, “Proje ile sosyal etki

ortaya koymayı hedefledik. Çocuk Dostu

Turizm projesi ile farkındalık yarattık. AB

Delegasyonu’na da verdiği desteklerden

ötürü teşekkür ederiz” diye konuştu.

STK’lara özel önem

Avrupa Birliği Delegasyonu Sivil

Toplum, Temel Haklar, Yargı ve İçişleri

Bölüm Başkanı Alexander Fricke de

yaptığı konuşmada, çocuk haklarının

AB için öncelikli konu başlıklarından

olduğunu belirterek, “Projenin başarısı

paydaşlarının desteği ile ölçülür. Proje

sahipleri, 28 aylık süreci çok etkin

kullandı ve farkındalık yarattılar” dedi.

Fricke, sivil toplum kuruluşlarına son

5 yılda vatandaş odaklı projeleri için

50 milyon Euro’luk finansal destek

sağlandığını dile getirdi.

Uluslararası Çocuk Merkezi Proje

Sorumlusu Beril Uğuz da etkinlikte

‘Çocuk Dostu Turizm Projesi Faaliyet

Sunumu’nu gerçekleştirdi. Uğuz,

projelerinin Türkiye’de çocuk dostu

turizm anlayışının güçlenmesine büyük

destek sunduğuna işaret etti.

Toplantıda ayrıca Çocuk Dostu Turizm

Anlayışı Çerçevesinde Kriterler ve

Koruma Politikaları başlıklı bir panel

düzenlendi. Uluslararası Çocuk Merkezi

Birim Koordinatörü Işıl Erdemli’nin

moderatörlüğünde gerçekleşen

panelde ilginç saptamalar ortaya

kondu. Çocuk tuvaletlerinin İstanbul

da dahi çok az otelde görülebildiğini

belirten panelistler, resepsiyonların

çocuklara yönelik düzenlenmesi

gerektiğinden, gastronomi turizminde

çocuk menülerinin oluşturulmasına,

tesis belgelendirilmelerinde çocuk dostu

olduğunu gösterir kuralların devreye

alınmasına kadar çerçevede önerilerde

bulundular.

Etkinlikte ayrıca Uluslararası Çocuk

Merkezi Genel Müdürü Prof. Dr.

Münevver Bertan tarafından seyahat ve

turizmde mesleki davranış kurallarına

imza atan kuruluş temsilcilerine plaket

takdimi gerçekleşti.


Katılımcısı az etkinlikler hızla artıyor

Alman Ulusal Turizm Kurulu (GNTB), Avrupa Etkinlik Merkezleri Birliği (EVVC) ve GCB

Alman Kongre Bürosu’nun ortaklaşa hazırladığı “Toplantı ve Etkinlik Barometresi 2018/2019

açıklandı. Buna göre, payları yüzde 40’ı aşan katılımcı sayısı ortalama 50 kişilik etkinlikler

artarken, 5 binlik etkinliklerin sayısı azalıyor.

Toplantı ve Etkinlik Barometresi’nde

geçen yıl Almanya’daki etkinliklere

katılan kişi sayısının yüzde 1.6’lık

büyümeyle 412 milyon kişiye ulaştığına

yer veriliyor. Barometreyi hazırlayan

uzmanlar, bu yıl için iyimser beklenti

içinde olduklarını belirtiyor.

Uzmanlar, etkinliklere az katılımcılı

etkinlik sayısındaki artışın dijitalleşme

alanında yaşanan baş döndürücü

gelişmelerden kaynaklandığını

vurguluyor. Toplantı ve Etkinlik

Barometresine göre, Almanya’daki

etkinliklere toplamın içinde yüzde 9’luk

paya sahip 37.2 milyon kişi yurtdışından

katıldı. Bu da yüzde 2.1’lik artışa denk

geliyor.

Toplantıları, konferans ve etkinlik

planlayıcıları, Almanya’nın farklı

büyüklüklere sahip 7.472 etkinlik

merkezinden birini seçti. Rapor, 2018’de

kullanılan mekan sayısının bir önceki yıla

arttığıın ortaya koyuyor.

Dijitalleşmenin etkisi

Toplantı ve Etkinlik Barometresi’nde

bir yandan geleneksel katılımlar, öbür

yandan dijitalleşmenin sektörde yol

açtığı değişim sonucu ortaya çıkan

hibrit çözümlerin ağırlık kazandığına

dikkat çekiliyor. Dijital dönüşüm, etkinlik

alanlarının tekliflerinin yanı sıra, online

pazarlarla, çevrimiçi pazarlarda listeleme

gibi dijital unsurların gelişmesine yol

açıyor. 2017’de toplam içinde yüzde 8 olan

hibrit etkinliklerin sayısı geçen yıl yüzde

10.4’de yükseldi. Son rakamlar, etkinlik

piyasasının daha heterojen ve gittikçe

çeşitlendiğini gösteriyor. Bu trend, yeni,

daha esnek ve işbirliğine dayalı çalışma

yöntemlerini beraberinde getiriyor.

Uluslararası Kongre ve Kongre Birliği

(ICCA) tarafından 2018 yılına ilişkin

açıklanan rakamlar, Almanya’nın

uluslararası kongrelere ev sahipliği

yapma noktasında 15’nci kez Avrupa’da

üst sırlarda olduğunu gösteriyor.

Almanya, 2018’de ev sahipliği yaptığı

642 uluslararası toplantıyla Almanya, bu

konuda ABD’nin arkasında ikinci sırada

yer alıyor.


28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İstanbul Havalimanı turistik ürün oldu

TÜROB ve THY’nin işbirliğiyle yabancı turizmcilere yönelik tanıtım ve ağırlama faaliyetleri Mayıs

ayında rekor seviyeye ulaştı. İki haftada 32 destinasyondan 500’ün üzerinde tur operatörü ve

seyahat acentesi üst düzey yöneticisi İstanbul’da ağırlandı. Tanıtımlarda yabancı yöneticilerin

İstanbul Havalimanı’na büyük ilgisi dikkat çekti.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)

ve THY, önemli bir tanıtım

etkinliğine imza atıyor. İki

kurumun işbirliği kapsamında,

dünyanın dört bir yanından gelen

turizmcilere yönelik tanıtım ve

ağırlama faaliyetleri Mayıs ayında

rekor seviyeye ulaştı. Mayıs

ayının ilk iki haftasında toplam 32

destinasyondan 500’ün üzerinde

tur operatörü ve seyahat acentesi

yöneticisi TÜROB üyesi oteller ev

sahipliğinde İstanbul’da ağırlandı.

Söz konusu tanıtım organizasyonda

İstanbul’un tüm turistik özelliklerinin

tanıtımının yanı sıra İstanbul

Havalimanı’nın öne çıkması dikkat

çekti. Katılan heyetlere yeni

havalimanı ve İstanbul turizm ürünleri

hakkında bilgi verildi. Yabancı tur

operatörü ve seyahat acentelerinin

üst düzey yöneticileri İstanbul

Havalimanı’na büyük ilgi gösterdi.

Eresin: “Yavaşlayan dönemi avantaja

çeviriyoruz”

Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan

TÜROB Başkanı Müberra Eresin,

Ramazan ayının turizm sektörü

açısından özellikle İstanbul’da

yavaşlama görülen bir dönem

olduğuna dikkat çekerek, “Dolayısıyla

biz de bu dönemi avantaja çevirmek

için iş ortağımız THY ile birlikte

güzel bir girişimde bulunduk. Davetli

destinasyonlar içerisinde mümkün

olduğunca pazar çeşitliliği yaratmaya

çalıştık. İşlerimizin azaldığı bu dönemi

verimli bir şekilde kullanarak, ülkemiz

ve şehrimiz tanıtımına önemli bir katkı

sağladığımıza inanıyoruz. Bizlere bu

kadar büyük hacimli bir işte destek

olan tüm üyelerimize içtenlikle

teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

İstanbul’a ilgi çok yüksek

TÜROB olarak sadece bu dönemde

değil, her dönemde tanıtım faaliyetleri

sürdürdüklerini dile getiren Eresin,

“Son dönemde bu tanıtım trafiği çok

hızlandı. Bizim girişimlerimizin yanı

sıra özellikle yabancı turizmcilerin

İstanbul’a olan ilgilerinde de dikkat

çeken bir yükseliş var. Bunu son

dönemdeki organizasyonlarda

gözlemliyoruz. Katılımcıların İstanbul

Havalimanı’na olan ilgileri de yüksek

düzeyde” dedi. Bu arada şehir merkezi

ve oteller koordinasyonunu hedefleyen

famtrip organizasyonlarında 15 gün

içinde Hamburg, Lagos, Napoli,

Washington, Abidjan, Birmingham,

Abuja, Uganda, Odessa, Kiev,

Dublin, Riga, Saraybosna, Tiflis,

Sofya, Londra, Priştine, Edinburgh,

Helsinki, Manchester, Stockholm

Kopenhag, Gotheburg, Oslo, Minsk,

Talin, Vilnius, Varşova, Amsterdam,

Budapeşte, Brüksel ve Lüksemburg

destinasyonlarından katılım sağlandı.

Yabancı turizmciler bu otellerde

ağırlandı

Hilton İstanbul Bosphorus, Eresin

Hotels Taksim, Eresin Hotels

Sultanahmet, Armada Hotel, Elite

World Business, WOW İstanbul,

Novotel, Yaşmak Sultan, Lazzoni

Hotel, Eresin Hotels Topkapı, Clarion

Hotel Golden Horn, Feronya Hotel,

Point Hotel, All Seasons Hotel,

Hilton İstanbul Bomonti, Levni Hotel,

Ramada Şişli, Larespark Hotel, Titanic

Business Golden Horn, The Marmara

Pera, Radisson Blu Vadi Istanbul,

Ibis Otel, B.W. The President Hotel,

Crowne Plaza İstanbul Old City.


hotel restaurant

30 & hi-tech

gündem

Artvin, doğa turizminin merkezi oluyor!

Turizm Yazarları Derneği (TUYED) heyetine Artvin’i tanıtan Atabarı Turizm’in sahibi

Erhan Gazihan, kentin turizm merkezi ilan edilen bölgelerinde yeni konaklama tesislerinin

devreye gireceğini söyledi. Gazihan, “Artvin, doğal güzellikleri, yeşili, şelalesi, gölleri, yaylaları,

dünyaca ünlü kanyonu ile ziyaretçilere birçok neden sunuyor” dedi.

Karadeniz’in en doğu ucu Artvin’in

turizm potansiyelini ortaya

çıkarmaya yönelik çalışmalar hız

kazanıyor. Kent yönetiminden ticari

hayatına yön verenlere, halkından

turizmden ekmek yiyenlerine kadar

herkes Artvin’i turizmde vitrine çıkarmak

istiyor.

Bu çabayı gösterenlerden biri olan

Atabarı Turizm’in sahibi Erhan Gazihan,

TUYED heyetini ağırlayarak onlara kenti

tanıttı. Artvin’in doğal güzellikleri, yeşili,

şelalesi, gölleri, yaylaları, dünyaca ünlü

kanyonuyla Türkiye’de görülmesi gereken

en bakir yer olduğunu belirten Gazihan şu

bilgileri verdi: “Kafkasör yaylamızda boğa

güreşleri festivalini yılda iki kez yapıyoruz.

Festivali dünyanın çeşitli yerlerinden

binlerce kişi katılıyor. Boğa güreşlerinin

yapıldığı Kafkasör yaylamızda 9 ayrı

parsel turizm bölgesi ilan edildi. Bu

parsellere yaklaşık bin 400 yataklı

tesisler yapılacak.”

Şavşat ilçesinde de ev pansiyonculuğunun

geliştiğine dikkat çeken Gazihan, “Burada

da 3 ve 4 yıldızlı tesisler yapılıyor. Şavşat

ve Borçka’daki Karagöllerimiz görülmeye

değer doğa harikası yerlerdir. Hatila

Milli Parkı içindeki cam seyir terasından

sonra, şimdi de Ardanuç ilçemizdeki

Cehennem Deresi kanyonunun iki

yakası arasında da bir cam seyir terası

projesi var. İlimizin sahip olduğu turistik

değerleri dikkate aldığımızda, herkesin

Artvin’e gelmek için birçok sebebi

olduğunu görüyoruz” dedi.

Çevre dostu turizm hareketi başlayacak

Kenti doğa turizminin merkezi haline

getirecek projeleri olduğunu belirten

Artvin Sanayi Ticaret Odası Başkanı

Seçkin Kurt, “Türkiye’nin en zengin tabiat

varlıklarına sahibiz. Bu varlıklara zarar

vermeden, çevre dostu turizm hareketi

Artvin’den başlayacak” dedi.

Kafkasör yaylasında, doğaya uyumlu

tesisleri çok ortaklı yatırım modeliyle

hayata geçireceklerini hatırlatan Kurt,

“Mimari planı özenle hazırlanacak.

Çok katlı olmayacak, butik turizme

hizmet edecek otelimizde çevre dostu

malzemeler kullanılacak. Bölgemizdeki

geliştireceğimiz turizmin doğaya zarar

vermeden, sürdürülebilir olmasını

sağlamaya yönelik tüm paydaşları tek çatı

altında birleştirecek çalışmamızı yakında

kamuoyuna açıklayacağız” diye konuştu.

Hopa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı

Osman Akyürek ise Laz böreğine

coğrafi işaret alıp bunu tescil ettiklerini,

hamsili ekmek için de benzer girişimde

bulunacaklarını ve bölgeye özgü ürünleri

her ortamda tanıtacaklarını söyledi.

Yapmadan dönmeyİn!

En büyük Atatürk heykelinin bulunduğu

Atatepe’yi, Camili-Maçahel’i, Kafkasör

Yaylasını, Karagölleri, Hatila Milli Parkı

içindeki cam seyir terasını, Bilbilan ve

Arsiyan yaylalarını görmeden; Zipline’ı

denemeden, Laz böreği, kaygana, kara

lahana sarması, soğan aşı, puçuko, yatık

döner, hinkal ve zurbiyet’i tatmadan

Artvin’den dönmeyin.


32

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO

Tezer Öner

Ayaklarına

halı sersek yeridir!

Cruise seferlerinin yeniden başlaması

Türkiye turizmi için önemli bir gelişme.

En çok da şu bakımdan önemli,

cruise ile gelen misafir gemiden indi

mi otomatik olarak gezmek, para

harcamak, hatıra toplamak, alışveriş

yapmak üzere sanki programlanmışlar.

Böyle de bir misyonları var ki layıkıyla

yerine getirmeden de ülkelerine

dönmüyorlar, şükür!

Bir tarafımız bu kadar parlakken öte

tarafta konakladığı tatil köyleri ve

otelleri 15 gün işgal edip, harcaması

100 Euro’yu geçmeyen her şey

dahilciler var ki, hem kapasitemizi

fazladan doldurup hem de beklediğimiz

gelirleri sağlayamıyorlar. Bu da ne

yazık ki şişman ve hantal bir sektöre

dönüşmemize sebep oluyor.

Halbuki gemiden inen adam 3-4 gün

geçirdiği Türkiye’de hem kapasiteyi işgal

etmiyor hem de diğer misafirlerden çok

daha fazlasını kısa sürelerde harcayarak

turizm ekonomisine muhteşem bir

katkıda bulunuyor.

Demem o ki, cruise müşterisi candır!

Onları pamuklara sarıp sarmalamak

lazım. Gelir seviyeleri hem çok

yukarıda hem de dinamik. Hızlı

tüketimi seviyorlar. Hızlı ve de çok

yiyorlar. Gezmeye meraklı oldukları

gibi koleksiyon malzemeleri toplamaya

da bayılıyorlar. Bir zamanlar gülerdik,

halk oyunu ekipleri ile karşılamalar

mı dersiniz, rıhtımda merasim

düzenlemeler mi? Komik gelirdi bize

o zamanlar ama şimdi anlıyoruz ki,

ayaklarına halı sersek yeridir. Çünkü bu

adamlar candır!..

Alıntı: Malta bayraklı Horizon isimli

yolcu gemisi büyük çoğunluğu

İspanyollardan oluşan 1315 yolcusu ve

595 kişilik mürettebatıyla Marmaris

Limanı’na yanaştı. Santorini Adası’ndan

gelen kruvaziyerin bir sonraki durağının

Girit Hanya Limanı olduğu öğrenildi.

Yolcular, gümrükteki işlemlerinin

ardından Marmaris Çarşısı, kale içi

ve yat limanını gezdi. Turistlerden

bazıları kafelerde oturdu, alışveriş yaptı.

Ortaca’nın Dalyan ve Ula’nın Akyaka

Mahallesi’ne de düzenlenen turlara

katılan yolcular İçmeler, Orhaniye,

Turgut, Bayır ve Gökçe mahallelerinde

turistik yerleri gezdi.

Sonuç: Daha ne diyeyim... Bedava

rakamlarla gelip 10-15 gün havuz

kenarından ayrılmayan, dışarıda yemek

yemeyen, bara, diskoya gitmeyen, hadi

bunları bir kenara bırakın, turistik

yerleri gezmeyen turisti istemiyorum

arkadaş! Gemiyle gelip, 12 saat

kalıp, ortalığı alışverişle yıkan cruise

müşterisini ne yalan söyleyeyim, ben

omuzumda gezdiririm.

O halde yol haritamız ne olmalı?

Türkiye ivedilikle cruise limanları

hamleleri yapmalı. Kültür ve alışverişe

yönelik öncelikli rotalar belirlenmeli

ve uygulanmalı. Bu işleri yapan yerli

ve yabancı şirketlere acilen destek

verilmeli...

İstanbul şu an cruise müşterisinden

mahrum bir şekilde ikinci sezonunu

geçiriyor. Bu limanların yapımı acilen

bitirilmeli... Bu kriz ortamı ve bu

yoklukta her türlü gelirden mahrum

kalmamız bize çok daha ağır geliyor.

Her kuruşa ihtiyacımız varken yapımla,

tadilatla veya yeniden dizaynla

kaybedecek zamanımız yok! Olanı adam

gibi işletelim de yenisi olur zaten...

Gemiler yüzyıllardır ticaretin can

damarı. İster yük ister yolcu taşısın...

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede

bu kıyılarda bu kadar az gemi misafir

etmek bizim için oturup düşünülmesi

gereken önemli bir konu.


34

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Wish More Hotel İstanbul,

2. otelini açmaya hazırlanıyor

Modern mimarisi, kent kültürünü

yansıtan hizmet özellikleri ve

gönülden servis yaklaşımı ile

konforlu ve keyifli bir deneyim sunan

Wish More Hotel İstanbul, 28 Nisan-1

Mayıs 2019 tarihleri arasında Dubai’de

gerçekleştirilen Arabian Travel Market

Dubai 2019 Uluslararası Turizm

Fuarı’nda, kendi standıyla yer aldı. Fuar

kapsamında ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle

karşılaşan ve Orta Doğu pazarında bilinen

bir marka olma yolunda hızla ilerleyen

beş yıldızlı otel, aynı zamanda Türkiye’nin

sahip olduğu turizm değerlerinin

tanıtılmasına da katkı sağladı.

Komşu ülkelerin yanı sıra dünyanın

birçok farklı ülkesinden gelen sektör

profesyonelleri, global ölçekte faaliyet

gösteren turizm acenteleriyle kapsamlı

görüşmeler gerçekleştiren Wish More

Hotel İstanbul, Şişli Halaskargazi’deki

ikinci otelinin kısa süre içinde açılacağını

da fuar kapsamında duyurdu. Bu

doğrultuda önümüzdeki dönem için

uluslararası arenada önemli ticari

işbirlikleri geliştiren Wish More Hotel

İstanbul, hizmete açmayı planladığı

ikinci oteliyle, konaklama deneyiminde

lüks anlayışı ile çıtayı yükseltmeyi, iş

dünyasının nabzını tutmayı, toplantı ve

etkinlik dendiğinde akla gelen ilk adres

olmayı amaçlıyor.

Yüzde 90 dolulukla yaza hazır

Wish More Hotel İstanbul’un Türkiye’nin

yanı sıra uluslararası alanda da hizmet

veren bir oteller zinciri yaratma

vizyonunda hızla ilerlediğini ifade eden

Wish More Hotel İstanbul Genel Müdürü

Erkan Akkurt, Şişli Halaskargazi’de yer

alan ikinci otelin inşaatının tamamlanmak

üzere olduğunu ve yakında hizmete

açılacağını kaydetti. Fuar kapsamında

bir yandan Türkiye’nin turizm

anlamında tanıtımına destek verirken

diğer yandan da önemli bağlantılar

gerçekleştirdiklerini kaydeden Akkurt,

“Orta Doğu pazarında bilinen bir marka

olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz”

dedi. Akkurt, sözlerine şöyle devam etti:

“Wish More Hotel İstanbul’a yönelik talep

artışlarını ve müşteri memnuniyetini

online kanallardan aldığımız yorumlardan

da açıkça görebiliyoruz. Bu ilgi ve talep

bizleri memnun etmesinin yanı sıra

yatırımlarımıza devam etme konusunda

da cesaret veriyor. Fuar kapsamında

ikinci otelimizin tanıtımını yaparak

beklentileri daha da yukarı taşıdık.

Wish More Hotel İstanbul olarak Nisan

ayını %90 doluluk oranıyla tamamlamış

olmamız yaz sezonuna emin adımlarla

girmemizi sağlıyor.”

Türkiye çapında ve

uluslararası alanda hizmet

veren bir oteller zinciri

oluşturmayı hedefleyen

Wish More Hotel İstanbul,

Arabian Travel Market

Dubai 2019 Uluslararası

Turizm Fuarı’nda yapımı

bir süredir devam etmekte

olan Şişli Halaskargazi’deki

ikinci otelinin çok yakında

açılacağını duyurdu.


36

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

KempInskI Otelleri, Küba’daki ilk beş

yıldızlı lüks resort otelini açıyor

Kempinski Otelleri ve Grupo de Turismo Gaviota SA, Küba’nın ilk beş yıldızlı lüks resort oteli

Cayo Guillermo Resort Kempinski için yönetim sözleşmesini imzaladı. Ülkenin ilk beş yıldızlı

şehir oteli olan Gran Hotel Manzana Kempinski La Habana’yı yaklaşık iki yıldır başarıyla

yöneten Kempinski, Karayiplerdeki yeni oteli ile Amerika kıtasındaki varlığını genişletiyor. Şu an

inşa halinde olan Cayo Guillermo Resort Kempinski’nin bu yıl içinde açılması planlanıyor.

Havana’nın yaklaşık 500 kilometre

doğusunda, cenneti andıran

Cayo Guillermo’da bulunan

yeni resort otel, markanın zevk sahibi

konuklarına tropik adanın başkentindeki

koşuşturmaca ve telaşından uzak,

ayrıcalıklı ve özel bir deneyim sunacak.

Bu lüks otel ayrıca, Küba’nın her

şey dahil olmayan ilk resort oteli

olma özelliğine sahip. Otel, Ernest

Hemingway’in Cayo’ya olan bağlılığı

ve sevgisinden ilham alarak çağdaş

gezginlere hitap edecek şekilde yeniden

tasarlanan eşsiz ve otantik bir deneyim

sunacak.

Bir geminin pruvasını andıracak şekilde

tasarlanıyor

Bu ihtişamlı resort otel, Atlantik

Okyanusu’nda ilerleyen bir geminin

pruvasını andıracak şekilde inşa edilecek.

Nefes kesen bir doğa manzarası ve geniş

bahçelerle çevrelenen resort otelde

245 oda ve süit bulunacak. Bunların

arasında her biri kendi havuzuna sahip

göz alıcı panaromik manzaraları ve en

az 75 metrekarelik alanıyla, altı adet

su üzerinde konumlanmış villa ve 200

metrekarelik su üzerinde presidential

süiti de bulunuyor. Standart konuk

odalarının da çoğu, önü açık şekilde

deniz manzarası sunarken, meşhur beyaz

kumlu Playa Pilar plajı da doğrudan tatil

köyünün bitişiğinde yer alıyor.

Cayo Guillermo Resort Kempinski ile

konuklar spa, yoga ve havuz manzaraları

ile yalın ayak olma lüksünün tadını

çıkartırken gastronomik deneyimler

de kazanacaklar. Özel tatlar sunan

restoranlar en taze deniz ürünleri

ile bu resortu Cayo’daki diğer tüm

restoranlardan ayırıyor. Çocuk kulübü,

spor salonu, tenis kortu, lobi bar ve puro

bar da bu tesisteki ayrıcalıklar arasında

yer alıyor.

Kempinski, özgünlüğünü ve zarafetini

Küba’ya taşıyor

Grupo de Turismo Gaviota İcra Kurulu

Başkanı Carlos Miguel Latuff Carmenate

“Şehir otelimiz Gran Hotel Manzana

Kempinski La Habana’nın açılışını

neredeyse iki yıl önce başarılı bir şekilde

gerçekleştirdikten sonra, özel lüks

resort otelimiz Cayo Guillermo Resort

Kempinski’yi de yakın tarihte açarak

farklı bir deneyim sunacağız,” diyor.

“Kempinski Hotels ile tekrar çalışmaktan

mutluyuz. Resort ve otel yönetiminde

dünya çapında uzmanlığa sahip bu lüks

otel markası, özgünlüğünü ve Avrupa’ya

özgü zarafetini Küba’ya taşımaya devam

edecek.”

Kempinski Otelleri Yönetim Kurulu ve

İcra Kurulu Başkanı Markus Semer:

“Projemizin büyüme hızının geçen

yıla oranla %18 artışı ile uzun süredir

ortağımız olan Grupo de Turismo Gaviota

SA ile imzaladığımız Küba’daki ikinci

projemizden büyük mutluluk duyuyorum.

Gran Hotel Mazana Kempinski ile

Havana’ya lüks konaklama konseptini

getirdikten sonra ülkenin ilk lüks

resort otelini yönetecek şirket olarak

seçilmekten heyecan duyuyoruz. Grupo

de Turismo Gaviota ile kurduğumuz

bu güçlü ortaklık bize gurur veriyor

ve Havana’da büyük başarılarla dolu

işletmemizin ilk iki yılından güç alarak

başarımızı yeni lüks resort de sürdürmeyi

heyecanla bekliyoruz.”


38

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Tarihi Kaf Konak ve

Rukiye Restoran yenilendi

100 yıllık Settarlar Konağı’nın butik otel ve restorana dönüştürülerek yaşatıldığı Kaf Konak, Bartın kentinin

ruhuna ve konağın tarihi kimliğine sadık kalınarak yenilenmiş odaları, bünyesindeki Rukiye Restoran’ın

zengin menüsü ve deneyimli personeliyle misafirlerini ağırlamaya ve birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaya

devam ediyor.

Türkiye’nin ve dünyanın farklı

bölgelerinden gezginlerin

Bartın’daki uğrak noktası Kaf

Konak Butik Oteli ve Rukiye Restoran,

aynı zamanda kurumsal ve özel birçok

buluşmaya da ev sahipliği yapıyor.

Bartın kentinin ruhuna, konağın tarihi

kimliğine, tipolojisine, yapısal izlerine

sadık kalarak, günümüz konfor ve

teknoloji bileşenleriyle biçimlendirilmiş

odalarıyla Bartın ziyaretleri için uygun

bir konaklama hizmeti sunan Kaf Konak,

bünyesindeki Rukiye Restoran’ın 120

kişilik kapalı alanı, alanında eğitimini

almış uzman personeli ve Karadeniz’e

özgü yeşilin tüm tonlarını barındıran

geniş bahçesiyle değerli misafirlerini

ağırlamaktan büyük keyif duyuyor.

Zengin menüsüyle Rukiye Restoran…

Şehir merkezinde ama şehir

gürültüsünden uzak bir alternatif sunan

Rukiye Restoran’ın sabah kahvaltısıyla

başlayan bir günü; öğle ve akşam

yemeğiyle devam ediyor. 5 çaylarının,

gün programlarının, aile ve arkadaşlara

ayrılmış keyifli saatlerin vazgeçilmez

adresi olan Rukiye Restoran 2019 yılı ile

birlikte yenilenen servis anlayışı ile A La

Carte hizmetinin yanında; iş yemeklerine,

doğum günü partilerine, kına ve nişan

organizasyonlarına, kokteyllere, nikah

merasimlerine ve Bartın’ın geleneksel

gündüz sünnet düğünleri gibi banket

organizasyonlara da ev sahipliği yapıyor.

Safranbolu’ya 80, Amasra’ya ise

sadece 20 km uzaklığında konumlanan

restoranda haftanın belirli günleri canlı

müzik programları yapılıyor ve zengin

yemek menüsünün yanında yöresel ev

yemekleri de servis ediliyor. Üstün hizmet

standartlarını korumak ve maksimum

müşteri memnuniyetini sağlamak için

personel gelişimine ve eğitimine de

son derece önem veren Kaf Konak

ekibi, bu süreçte mutfak personelini

belirli periyodlarda Mutfak Sanatları

Akademisi’ne eğitime göndermenin

yanında tüm personeline hizmet içi

eğitimler vererek kendilerini geliştirme

olanağı sağlıyor.

Bir asırlık öykü…

2010 yılında başlayan ve 5 senede

tamamlanan restorasyon sürecinin

ardından Kaf Konak Butik Oteli ve Rukiye

Restoran olarak ilk misafirlerini 2015

yılında ağırlamaya başlayan işletme, aile

yadigarını yeniden yaşama dönüştürme

arzusundaki torunların önayak olmasıyla

ve Kültür ve Turizm Bakanlığı, İl Turizm

Kültür Müdürlüğü, TOKİ ve Batı Karadeniz

Kalkınma Ajansı hibe ve kredileriyle

hayata geçirilmiş. Yüzyılı aşkın geçmişiyle

tarihe tanıklık eden Kaf Konak & Rukiye

Restoran yeşille mavinin buluştuğu

Karadeniz’in gözde şehri Bartın’da

yarattığı marka değerini her dönem

yükselterek ziyaretçilerine üstün kalitede

hizmet sunmaya ediyor.


...PROFESSIONAL FURNITURE SOLUTIONS...

Hotel Restaurant Cafeteria Mobilyaları

Adres : Yeni Mah. Şehit Polis Ahmet

toprakoğlu Cad. no 118 Sarıçam/ADANA

0(533) 779 58 79

0(533) 77907 69

info@horecamobilya.com


40

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Her mevsim termal keyfi

Yoncalı Termal Otel & SPA

Odalarında ve tüm

aktivitelerinde kaplıca

suyu kullanılan Yoncalı

Termal2de termal suyun

yer altından çıkış ısısı 42

derece olup, aktivitelerde

38 derece olarak

hissediliyor. 23 eleman

radyoaktivitesi olup,

yoğun olarak bikarbonat,

magnezyum ve kalsiyum

iyonlarını içeriyor.

Genellikle romatizmal

hastalıkların tedavisinde

kullanılan bu su, cilde

olumlu etkilerinden dolayı

‘Gençlik Suyu’ olarak

adlandırılıyor.

Dört aylık kapsamlı bir renovasyon

çalışmasının ardından 4 Nisan 2018

yılı itibariyle dört yıldız konseptinde

yeniden kapılarını açan Yoncalı Termal

Otel &SPA, yenilenen yüzüyle turizme

hizmet vermeye devam ediyor. Proje

kapsamında tüm odalarını ve genel

kullanım alanlarını baştan sona yenileyen

otel, ilave SPA bölümü ile de yerli ve

yabancı turistlerin gözdesi…

73 odalı

İnsan sağlığını ve Türk konukseverliğini

ön planda tutan işletmecilik anlayışı

ile hizmetlerini sürdüren 73 odalı ve

180 yatak kapasiteli tesis bünyesinde

3 adet bay-bayan karma havuz (1 adet

kapalı ve 2 adet açık), kapalı bayanlar

havuzu, karışık olarak ve sadece bayan

konukların kullandığı Türk hamamları,

sauna, buhar odası, tuz odası, jakuzili

özel aile banyoları, fıtness center, parafin

banyosu, çamur banyosu, bitki banyosu,

cilt bakımı, manuel terapi ve masaj

üniteleri bulunuyor.

Yeme içme hizmetleriyle de iddialı olan

Yonca Termal Otel & SPA’da 250 kişilik

kapalı restoran, 150 kişilik toplantı

salonu ve 1000 kişilik bahçe ve havuz başı

bölümlerine sahiptir. Kış sezonunda ve

özel günlerde restoran bölümünde hafta

sonları canlı müzik eğlence programı

bulunuyor. Yaz sezonunda ise havuz

başı ve bahçe bölümü ile düğün, nişan,

mezuniyet ve parti organizasyonlarına ev

sahipliği yapan tesis, yenilenen yüzüyle

‘Her Mevsim Termal Keyfi ‘’konuklarını

bekliyor.


hotel restaurant

42 & hi-tech

iş’te kadın

Vizyonunda

‘icraat’ var!

Dilek

Çapanoğlu

İstanbul Akvaryum Müdürü ve İcra

Kurulu Üyesi. Genç, donanımlı, hedefe

odaklı ve disiplinli! Sporu bir yaşam

tarzının ötesinde iş yapma stiline

taşıyacak kadar vizyoner, inisiyatif hakkını

tekeline zimmetlemeyecek kadar adaletli

ve uzlaşımcı. Kolektif, üretken, icraatçı

ve yaşam felsefesiyle ‘akışına uygun

aksiyon alan!’

Ünlü bir ressam olmayı hayal ederken,

hayatın akışında hedefini ‘başarılı bir

iş insanı’ olmaya adayan ve şimdilerde

İstanbul Akvaryum Müdürlüğü ile

beraber projenin İcra Kurulu Üyeliği

görevini de başarıyla yürüten Dilek

Çapanoğlu ile kariyer yolculuğunu

konuştuk.

Dilek Hanım, İstanbul Akvaryum

projesine uzanan yolculuk ilk nasıl

başladı? Genç yaşta dev bir kompleks

yönetiminin bir parçası olmak var mıydı

aklınızda?

Çocukluğuma döndüğümde ‘büyüyünce

ne olacaksın?’ ’sorusunun cevabı

ressam olmaktı. Aslında şimdi anlıyorum

ki benim hayallerimin temelinde

soyut veya somut; bir konuyu bir fikri

bir düşünceyi bir projeyi ya da bir

sistemi tasarlama ve yürütme arzusu

yatıyormuş. Aynı zamanda spora karşıda

çok meraklıydım. İlkokuldan üniversiteye

kadar okul voleybol ve masatenisi

takımlarında oynadım. Üniversite

sınavlarına hazırlanan her genç gibi

benim hedeflerim de farklılaşmaya

başladı. Bunu etkileyen birçok çevresel

ve duygusal faktör oldu tabi ki, bir yandan

ressam veya sanatın bir noktasında

olabilmek hep beynimin arka planında

beni çağıran bir tutkuyken bir yandan da

iş hayatında var olmayı, ileride önemli bir

projede veya bir organizasyonda yönetici

pozisyonunda olduğumu hayal ederken

buluyordum kendimi.

Hedefler farklılaşırken eğitim ne

şekilde devam etti?

Bizim zamanımızda eğitim sistemi

bugünkünden daha farklıydı. Ailelerimizin

çocuklarımız iyi devlet üniversitelerinde,

iyi bölümlerde, iyi okullarda okusun

derdi vardı. Ben de İstanbul Üniversitesi

mezunuyum. Eğitim sürecinde birçok

sertifika programı ve atölye çalışmalarına

katıldım. İş hayatına girdikten sonra da

ingilizce İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı

yaptım. Eğitimler en çok önemsediğimiz

konularından başında geliyor, iş

hayatımda da birçok eğitime katılmakla

birlikte eğitimler de düzenliyorum.

Liderlik sanırım doğamda var, oldum

olası dahil olduğum konuların her


noktasında sürükleyici rollerde olmayı

sevmişimdir. Dolayısıyla bu içten gelen

güdülerle de aktif olarak iş hayatında yer

alabileceğim bir sektörde çalışmak istedim.

Hedefime tamamen bir iş insanı olmayı

koydum.

İstanbul Akvaryum, ilk iş deneyiminiz mi?

Staj dönemimi saymazsak evet. İstanbul

Akvaryum’dan önce üretimde öncü bir

fabrikada üretim kısmında stajyer olarak

çalıştım. Güzel bir deneyimdi benim için.

Çok büyük bir fabrikada bir ürünün nihai

tüketiciye ulaşıncaya kadar geçirdiği

evreleri birebir deneyimleme fırsatım oldu.

İstanbul Akvaryum kompleksi şantiyesinde

işe başladığım zaman ülkemizde henüz

bu alana ait özel bir tecrübe veya bilgi

birikimi olmadığı için işi bilen hiç kimse

yoktu demek yanlış olmaz. Zaten

projenin tasarım sürecinden akvaryumun

işletmeye alınmasına kadar geçen sürede

yatırımcılarımızın vizyonu sayesinde

alanında uzman yabancı danışmanlardan

oluşan çok uluslu bir ekip kurulmuştu.

Kurulan teknik ekibin bir parçası olarak

ben de işe başlayanlar arasındaydım.

Yurt dışında yıllardır var olan bilgiyi ve

tecrübeyi şantiye dönemi süresince

akvaryum sektörü özelinde transfer ederek

dönüştürdük diyebilirim.

İşin şantiye, tasarım kısmından yönetim

tarafına nasıl geçtiniz? Yatırımcı şirketten

ve yapılanmadan bahsederek anlatabilir

misiniz?

Süreç içinde gelişen bir konumlandırma

oldu diyebilirim. Yatırımcılarımız en uygun

işletme modeli üzerine birçok görüşmeler

gerçekleştirdiler, işletme süreci şantiye

dönemi bitmeden başladığı için otomatik

olarak biz de işletme sürecine tanıklık

ediyor ve aktarımlarımızı yapıyorduk.

Teknik açıdan değerlendirdiğimde bugün

her noktasında farklı imalat zorlukları

olan, tasarım ve uygulama açılarından

binlerce canlının evi olduğu gibi aynı

zamanda milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan

;ülkemizin sembol tesislerinden biri olan

bu özellikli yapıda şantiye ekibi olarak

çok zorlu zamanlarımız oldu ama müthiş

bir koordinasyon ve organizasyon gücü

ile tesisin açılacağı güne geldiğimizde

akvaryum işletmesinin gerektirdiği spesifik

yönetim biçimi ve işletmecilik mantığının

varlığı teknik ekibin büyük bir kısmının

işletme yapısına geçmesini de gerektirdi.

O dönemde şantiye döneminden işletme

dönemine geçen bir kadro oldu ve ben de o

kadronun içerisindeydim. Böylece şantiye

dönemi boyunca transfer ettiğimiz bilgiyi

artık işletme kadrosunda da dönüştürerek

geliştireceğimiz bir süreç başlamıştı

hepimiz için. Gösterdiğimiz performans

neticesinde ve o dönem işletmeyi

yapabilecek yatırımcılarımızın kriterlerini

karşılayan alternatif bir Türk operatörü

olmadığı için bizler işletmeye geçmek

zorunda kaldık. Bir nevi iş başa düştü de

diyebiliriz. Yapılanmamız da kısaca şöyle,

burada Türkiye’nin en iyi inşaat firmalarının

içerisinde yer aldığı bir konsorsiyum var.

İstanbul Akvaryum kompleksi akvaryumalışveriş

merkezi ve otel tesislerimizle

model olarak bir yap-işlet-devret projesi

olduğu için projenin yapımını üstlenen

firmalarımız aynı zamanda ana projenin

işletme operatörüdür de. Her birinin yurt

içinde ve dışında alışveriş merkezi, peyzaj,

park, residence, hastane ve toplu konut gibi

inşaat veya taahhüt projeleri bulunuyor.

Bu yapılanma içinde İcra Kurulu’nun

görevlerini de bize kısaca aktarabilir

misiniz?

Kompleksimizin İcra Kurulu olarak üç

kişilik bir ekibiz. Yönetim Kurulu Başkanı

altında tüm tesisin yönetimi İcra Kurulu

ile gerçekleştirilmekte. Aslında bu tam

anlamıyla kolektif bir yönetim biçiminin

modernize olmuş örneğidir diyebiliriz.

Dolayısıyla otel, alışveriş merkezi ve

akvaryumdaki tüm süreçler icra kurulu

kararlarıyla yürütülüyor.

Burada gördüğünüz revizyonlar, capexler,

iş geliştirme süreçleri ya da personel alım

süreçlerinin her biri bizim dahil olduğumuz

süreçler. Bu sebeple de işletmenin her

anını yaşayan bir icra kurulu olarak bizi

düşünebilirsiniz.

Kompleksin diğer yatırımları hakkında

bilgi verir misiniz?

İstanbul Akvaryum, “akvaryum”, “otel”

ve “avm” olmak üzere üç ayrı kategoride

bir kompleks olarak projelendirildi ama

başlangıç akvaryum tesisi ile gerçekleşti.

Akvaryum Haziran 2011 yılında açıldı;

akabinde 2012 yılında Aqua Florya AVM

ve 2016 yılında Crowne Plaza Florya

otelimizin açılışlarını da gerçekleştirerek

kompleksimizi tamamladık. Otelimizin

açıldığı sene ülkemizin gerilimli olduğu

bir dönemdi, özellikle turizm açısından

değerlendirdiğimizde yeni açılan bir otelin

açılabileceği en zorlu dönemlerden birinde

açılarak yine bir örneği yaşadık belki de

ama şükür ki Türk halkı olarak kendimizi

olaylara ve gelişmelere karşı adapte etme

yeteneğimiz çok yüksek.

İstanbul Akvaryum’u ağırlıklı kimler

ziyarete ediyor? Yabancı ziyaretçilerin

ilgisi nasıl?

Biz Türkiye’nin en büyük akvaryumu ve

dünyanın en büyük tematik akvaryumuyuz.

Açıldığımız günden bu yana ülkemizi

yurt dışında pek çok konferans ve

kongreye katılarak temsil ederek

tanıtım faaliyetlerimizi de aynı zamanda

sürdürüyoruz. Burada ne iş yaptığımızı

anlatmak için yurt dışından davetler

alıyoruz. Özellikle kültür ve turizm tarafında

İstanbul’da en fazla turist çeken cazibe

merkezlerinden biriyiz. Sadece Akvaryum

özelinde bizim sadece akvaryum tarafında

yıllık toplamda bir buçuk milyona yakın

ziyaretçi sayımız var. Şu an Topkapı Sarayı

ve Ayasofya’ya bakın, son dönemlerde

bakarsak, onların da rakamlarında

düşüşler oldu. Ama İstanbul Akvaryum

olarak özellikle Ortadoğu, Körfez Ülkeleri

ve Türki Cumhuriyetler’den şu an çok ciddi

ziyaretçi ağırlıyoruz.

Yıllık toplam bir buçuk milyon ziyaretçinin

de yüzde 60-70’i yabancı turistlerden

oluşuyor. Bu oran özellikle yaz döneminde,

yüksek sezonda yüzde 80-85’leri buluyor.

Dolayısıyla İstanbul Akvaryum kompleksi

olarak turizmde yaşanan hareketler,

artışlar, gelişmeler bizim için çok önemli

çünkü biz direkt olarak turizmde yaşanan

dalgalanmalar bizi ciddi derecede etkiliyor.

İstanbul Akvaryum kompleksi’nde

11 yılı geride bırakan Dilek

Çapanoğlu, yönetim koltuğuna

işin mutfağından gelenlerden.

Mevcut örgütlenme yapısı içinde

her bir kademeyi tecrübe ederek

İcra Kurulu Üyeliğine kadar

yükselen Çapanoğlu’nun kişisel

planlarında seyahatlere devam

etmek var. “Kendinize yeni şeyler

katmak için gezmeniz şart. Çünkü

dünya öyle bir noktaya geldi

ki, yeni teknolojileri yakından

takip ederek her şeye interaktif

katılmayı gerekiyor” diyen

Çapanoğlu’nun gelecek planları

arasında yeni şehirler, yeni

ülkelerle beraber ağırlıklı teknoloji

fuarları ve bilim müzelerini

gezmek var. Çapanoğlu’nun işle

ilgili ideali ise, İstanbul’un sembol

komplekslerinden biri olarak

tanımladığı İstanbul Akvaryum

başarısını ileriye dönük olarak

sürdürülebilir kılmak var.


44

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

alanımız mevcut. “Dünyanın en büyük

tematik akvaryumu” dememizin sebebi

de bu zaten. Dolayısıyla sözünü ettiğim

bu temalara farklı dokunuşlar yapmak

zorundasınız. Çünkü ziyaretçilerinize her

seferinde aynı şeyleri gösteremezsiniz.

Ziyaretçileriniz zaman içerisinde bir yenilik,

bir farklılık bekler sizden. Ama bu da demek

değil ki, her sene yeni bir alan açayım, bir

revizyon yapayım.

Biz son olarak yaklaşık 3 milyon Euro gibi

bir yatırım bedeliyle soğuk iklim penguen

doğal yaşam alanımızı açtık. Orada Kutup

coğrafyasını birebir simule ediyoruz.

Ayrıca nesli tehlike altında olan canlıların

dünya genelinde yürütülen koruma ve

sürdürülebilirlik projesi kapsamında bu

yaşam alanını hayata geçirdiğimiz bizim için

anlamı çok büyük.

Hazır turizme gelmişken, bu yıl nasıl

başladı? Yıl sonu için öngörüleriniz neler?

İstanbul Akvaryum için 2019 iyi başladı,

gayet de güzel gidiyor. Geçen yılın ilk

çeyreğiyle kıyasladığımızda turist sayısında

yüzde 10-11.5’lik bir artış görüyoruz.

Kompleksimizde bu artış anında pozitif

olarak otel doluluklarına ve AVM gelirlerine

birebir yansıyor. Bu seneki verilerimizin

geçen yıla kıyasla çok daha yukarıda

olduğunu görmekteyiz. Yaz sezonunda

turizmden beklentimiz bir hayli yüksek.

Crowne Plaza Istanbul Florya tarafında

uyguladığımız Sadakat Programı sayesinde

zaten müşteri eğilimlerini, kalış sürelerini

ve tercih nedenlerini net bir şekilde

görebiliyoruz.

Otel tarafında doluluklar güzel gidiyor.

Sezon çok önemli tabii. Ramazan

döneminde olmamıza rağmen

doluluklarımızın Ramazan özelinde

beklentimizi karşıladığını görüyoruz. Yaz

sezonu olduğu için rezervasyonlarımız

inanılmaz yoğun. Sezonu yüzde 85-

95 bandında doluluklarla geçmeyi

öngörüyoruz.

Ortadoğu pazarı çok hareketli biliyorsunuz.

Özellikle de saç ektirmek veya sağlık

turizmiyle ilgili gelen Ortadoğu ve Körfez

ülkelerinden misafirlerimiz var. Bununla

beraber yine Almanya, Brezilya ve Rusya

gibi ülkelerden de gelen misafirlerimiz var

ama ağırlık Ortadoğu’da.

Atatürk Havalimanı’nın kapatılmasından

etkilendiniz mi?

Bunu söylemek için aslında şu an çok

erken ama çok yakından takip ettiğimiz bir

süreç. Çünkü çok uzun yıllardır havalimanı

kompleksimize 5 dakikalık bir mesafedeydi.

Ulaşım çok kolaydı. Yerli veya yabancı turist

havalimanına gitmeden önce otelden check

out yapıp, AVM, akvaryum veya otelimize

gelip uçuşa kadar vakit geçiriyordu.

Tam Atatürk Havalimanı kapandı,

Marmaray - Florya Akvaryum durağımız

açıldı. Dolayısıyla ikisi arasında 3-4 gün var.

Biri gitti, biri geldi. Durak isminin Marmaray

-Florya Akvaryum durağı olması da

İstanbul’un turistik açıdan sembol tesisleri

arasında olan bir tesis için elbette çok

olumlu oldu. Şöyle hayal edelim Anadolu

yakasından yerli veya yabancı turistimiz

İstanbul şehrinde gezilmesi gereken

tesislerden birine giderken hiç zaman

kaybetmeyecek, yollarda kaybolmayacak,

kafası karışmadan banliyö hattı durak

haritasından nereye gittiğini bilerek güvenle

yolculuk yapmış olacak. Bu gerçekten

turizm açısından çok değerli ve önemli bir

hizmet aynı zamanda yaratılan bir katkıdır.

Son veriler bir olumsuzluk göstermediği gibi

aksine gerçekleşen bir artış var ama bunu

da izlemeye devam edeceğiz. Havalimanının

kapanmasından sonra herhangi bir kayıp,

olumsuz bir durum söz konusu değil.

Ajandanızda yeni projeler, yatırımlar var

mı?

Akvaryum tarafında “yatırımı bir kez

yaptık, bu bizi 30 yıl boyunca götürecek”

mantığıyla hareket edemiyorsunuz. Bu aynı

şekilde alışveriş merkezimiz ve otelimiz

için de geçerli elbette. Ne kadar özellikli,

fonksiyonel bir yapı olsa da içerisinde 17 bin

canlı yaşıyor. Akvaryum’da 17 farklı tematik

Sırada yeni bir akvaryum projesi var mı?

Bu konuyla ilgili 2-3 gün önce bir

görüşmemiz oldu. Tabii koşullar uygun

olursa yapabiliriz.

Türkiye’de’de, yurt dışında da

görüşmelerimiz oldu. Sonuç istediğimiz gibi

olursa, bu know how’u başka yerlere de

götürmeyi isteriz.

Turizm tarafında yeni yatırım planları

mevcut mu? Sektöre ilişkin hedefleriniz

neler?

Kendi bünyemizde ve tesis içerisinde

capexlerimiz, yatırımlarımız devam edecek.

Bu noktada kompleks genelinde

müşterilerimize daha iyi hizmet sağlamak

adına 2-3 yılda bir yenilikler yapacağız.

Örneğin Crowne Plaza Istanbul Florya’nın

en önemli özelliği şu, biz aslında sadece

bir şehir oteli değil, İstanbul’un göbeğinde

bir resort oteliz de. Bu doğrultuda, bu sene

havuz kotundaki odalarımızın teraslarını

açarak direkt olarak havuza erişim

sağladık. Çok da keyifli oldu. Yaz boyunca

kısa tatillere vakti olan veya şehir dışına

çok gidemeyecek, iş yoğunluğu sebebiyle

İstanbul’da olmak zorunda olan kişiler

için de otelimiz gerçekten inanılmaz bir

alternatifler sunuyor.

Biraz da sizi tanıyabilir miyiz? İş ve özel

yaşamıyla Dilek Çapanoğlu kimdir?

Ben kolektif çalışmayı seven biriyim.

İş hayatımda liderliği çok sevmemle

birlikte çalıştığım arkadaşlarımın belirli

seviyelerde inisiyatife sahip olmalarını çok

önemsiyorum. Bu, karar verme yetisinin

gelişmesi açısından bence önemli bir unsur.

Sorunlar sadece tepeden çözülmemeli

bence. Çünkü sistemler kişilere bağlı

değildir. Bugün biz varız, yarın yerimize bir

başkası gelecektir.


Hiçbir sistem boşluk kaldırmaz. O yüzden

profesyonel hayatımda sistemi doğru

kurmaya çok önem veriyorum. Bu da takım

arkadaşlarımızla başarabileceğimiz bir

durum.

Misal, 10 günlük iş seyahatimde ekibim

tarafından aranmıyorsam bu bence bir

başarıdır, doğru yolda olduğumuzun bir

göstergesidir.

Ben sporu da çok seven biri olduğum

için tıpkı oradaki gibi, iş hayatında da

takım çalışmasının yerinin ne kadar

önemli olduğunu da deneyimleyerek

yaşıyorum. Doğru yerde, doğru pası, doğru

kişiye vermeniz gerekir ki hedeflerinize

ulaşacağınız sonuçları elde edebilesiniz.

Öğrencilik yıllarımda sporla çok haşır neşir

olmamdan dolayı bir takım içerisindeki

haberleşme, birbirine pas atma, arkasından

bunu sayıya çevirme veya karşıdan

gelen bir hücuma karşı defans ve kurgu

yapabilmeyi iş hayatına çok benzetiyorum.

Doğru oyuncular, iyi bir haberleşme,

gerçekçi bir kurgu, net bir hedef ve dinamik

bir organizasyonla ile harika sonuçlara

ulaşabiliyoruz. Başarıya giden en önemli

taşlardan biri, kolektif çalışma diye

düşünüyorum.

“İdealist bir yapım var”

Onun dışında gerçekten disipline önem

veren bir insanım. Kişisel hayatımda da

kendime ait belirli disiplinlerim var ama

iş hayatımda hedefe odaklı çalışıyorum.

“Hedefe kilitlenmek” diye bir şey vardır ya, o

benim karakterimde var olan bir özellik.

İletişime çok önem veren bir insanım,

herkesin ne düşündüğünü bilmek isterim.

Burada gündelik hayat ile ilgili herkesin

düşüncelerinden bahsetmiyorum, örneğin

bir işin yapılış şekli ile ilgili farklı görüşlere

açığımdır demek istiyorum. Bir konuyu

tartışma beceresi gelişebilmiş bir grup aynı

şekilde o konuyu güncelleme ve geliştirme

becerisi de geliştirebilecektir. Ben de aynı

şekilde düşüncelerimi aktarırken net ve

şeffaf olmayı severim.

Yapım gereği hareketli bir insanım. Olayları

anı anına yaşamayı severim. Mutlaka işin

içinde olmalı, öğrenmeli ve bildiklerimi

de aktarmalıyım. Ekibimle sıcak ilişkiler

üzerine kurulu ve her daim dirsek

temasında bir yönetim şeklim var. Personel

mutluluğunu ve ihtiyaçlarını fazlasıyla

önemsiyorum. Nihayetinde insanlar evinde,

eşiyle, ailesiyle geçirdiği vakitten çok daha

fazlasını iş ortamında geçiyor. Dolayısıyla

kişi iş hayatında mutlu olmalı ki, hem

kendine hem de sisteme faydalı olabilsin,

katkı yaratsın, verim sağlayabilsin. Mutsuz

bir çalışanın ne kendine ne de sorumlu

olduğu işletmeye bir yararı dokunabilir.

Üretemez, vizyon sahibi olamaz, ileriyi

planlayamaz, adaptasyon problemi yaşar,

aynı zamanda mutsuzluk bulaşıcıdır hem

sizi hem çevrenizi etkiler, bu ve buna

benzer pek çok şeyi daha sayabiliriz.

Benim açımdan verimliliğin en önemli yapı

taşlarından biri motivasyondur.

Bununla birlikte idealist de bir yapım

var. Zamanlama en hassas olduğum

konulardan biri. Bu konuda taviz vermem

kolay olmuyor.

Kişisel hayattaki Dilek’le iş hayatındaki

Dilek arasında muhtelif farklar söz konusu

elbette. İş hayatında yaşananların pek çok

insan tarafından kişiselleştirildiğine tanık

oldum fazla duygusallığın insana hata

yaptıracağını, objektif karar verme yetisini

kaybettireceğini düşünüyorum. Bizim

ülkemizde kültürümüzde var genelde bu;

duygular hep çok yoğun yaşanır. Genetik

kodumuzda yüzyıllardır var olan bu yoğun

tutkulu duygulu ruh hallerimizin yarın

değişmesini bekleyemeyiz ama en azından

bu duyguları kapı dışında bırakmayı

öğrenmeliyiz.

Üzerine bir de kadınsanız! Peki iş

dünyasında kadın olmak üzerine neler

söyleyebilirsiniz?

Biz gerçekten erkek egemen sektörde

çalışan bir avuç kadınız. Erkek egemen

iş dünyasında bir kadın olmak elbette

zor. Özellikle de ilk başlarda kendinizi

kabul ettirme konusunda kimi zorluklar

yaşıyorsunuz. Ben 30’lu yaşlarımın başında

üst düzey yöneticilik yapmaya başladım.

Ama sahip olduğunuz bilgi birikiminiz,

iş tecrübeniz ve stratejik yaklaşımlarınız

ile bu engeli aşmamak için bir neden

yok. Arkasından bir güven oluşuyor

zaten. Ayaklarınız üzerinde ne kadar

dik durabildiğinizle ilgili bir konu

bu. Kendinizden emin ve donanımlı

olduğunuzda karşı tarafta da kabulleniş

de başlıyor zaten. Ama asıl nokta şu bizler

hangi işi yaparsak yapalım ne olursak olalım

iş dünyasında kendimizi kabul ettirmek

gibi bir zorunluluğumuz olmadığını çok

iyi biliyor ve bunun karşılığını bekliyoruz.

Yani bu kıyaslamaların olmadığı, kadınların

kendilerini iş dünyasında kabul ettirmeye

çalışmadan erkeklerle eşit koşullarda

çalıştığı bir dünyanın çoktan var olması

gerektiğini…

Özel yaşamınızda neler yapmaktan

hoşlanırsınız?

Küçüklüğümden beri ayrıca masa tenisi

oynuyorum. Şu an Akvaryum’da bir pinpon

masamız var ve ekip olarak düzenli bir

şekilde masatenisi oynuyoruz, turnuvalar da

düzenliyoruz.

Spor hayatımızın olmazsa olmazları

arasında muhakkak olmalı. Özellikle masa

tenisi, refleksleri güçlendiren bir spor.

Reflekslerin güçlenmesi ise karar alma

sürecini olumlu yönde etkiliyor. Dolayısıyla

spor yapmak kadar onu iş hayatımın içine

de örtüşen noktalarında entegre etmek

hoşuma gidiyor.

Bir de seyahat etmeyi çok seviyorum.

İşim gereği de zaten sıklıkla yurt içi ve

yurt dışı seyahatlere çıkıyorum. Bir gün

önce Trabzon’daydım. Ondan önce de

Cenevre’deydim. İstanbul Akvaryum

kompleksi olarak dünyanın en kaliteli

tesislerine verilen uluslararası bir ödüle

layık görüldük, onu almak için gittik. O da

çok gurur vericiydi.

Yaşam felsefenizi birkaç cümleyle aktarır

mısınız?

“Akışa göre yaşa” benim mottom. Kişisel

hayatımda akışı yaşama, akışa göre hareket

alma ve esneyebilme kabiliyeti ile yaşamayı

kendime amaç ediniyorum yani durumları

yönetebilmek için adaptasyon yeteneğimi

geliştirici bir bakış açısına sahibim. Çünkü

çok sert köşeleriniz veya önyargılarınız

varsa yaşadığınız kişisel veya iş hayatınızda

karşılaştığınız durumlarda , köşeleri

belirli katı formlarda sıkışmış bir davranış

biçimi ile ilerlemek veya sorun çözmek

daha da zorlaşacaktır. Şu anda esnemeyi

başarabilmek çok önemli.


hotel restaurant

46 & hi-tech

marka / proje

Bars: “Tüm

isteklerimizi

Simpra ile

karşılıyoruz”

İşleri sadece dondurma yapmak

değildi! Kurumsallığa bütüncül bir

gözle yaklaşarak sıradanlığı güçlü

ve güvenilir bir çözüm ortağıyla

yıkmak oldu temel amaçları. Bu

süreçte üretmek kadar sistemi doğru

kurgulamak da önemliydi nitekim.

Üretim, satış ve sipariş üçgenini en

iyi şekilde ölçümlemek ve kaliteli

hizmet vermek hedefiyle açtıkları

her bir şubede en doğru partnerlerle

yol aldılar, bu sayede sürdürülebilir

başarılara da imza attılar…

Kanyon AVM’nin giriş katında

neşeli tasarımı ve birbirinden enfes

dondurmalarıyla olduğu kadar

güvenilir sistem tercihleriyle de dikkat

çeken Pioppo Gelato’dayız. Bir hobi

olarak başladığı gelato serüvenini

profesyonelliğe taşıyarak şimdilerde

çok şubeli mekanların yönetimini

üstlenen Pioppo Gelato Yönetici Ortağı

Volkan Bars ile hem işletmeyi hem

de konsepti başarıya taşıyan sistem

tercihlerini konuştuk.

Volkan Bey, ilk olarak Pioppo ne

anlama geliyor?

İtalyancada “kavak” anlamına

gelmektedir. İlk mağaza deneyimimizi

Yalıkavak Marina’da yaşadığımız için bu

ismi uygun gördük. İsim de marka ile

çok özdeşleşti. İtalyan dondurmasını

Türk damak tadına uyarladık. Yaklaşık

18 ay boyunca her gece evimizde

dondurma makinesi alarak denemeler

yaptık. İtalya’da eğitim aldık ve

Türkiye’de pekiştirdik. Lezzet için her

zaman en iyisi olsun istedik. Çalışan

eğitimlerimizde ise, öncelikli olarak

mutluluğa odaklandık; personelimize

üzgün ve mutsuz değil, enerjik ve güler

yüzle çalışmayı öğrettik.

Konseptin ana çizgisinden kısaca

bahseder misiniz? Türkiye’de toplam

kaç şubeyle hizmet veriyorsunuz?

Pioppo Gelato ilk olarak Yalıkavak

Marina’da 2014 yazında açıldı. Daha

sonra İstanbul’a gelme kararı verildi.

İlk önce tüm mağazalarımızı kendimiz

açtık. Gelen ısrarlar doğrultusunda çok

özenle seçtiğimiz kişilere franchise

vermeye başladık. İlk olarak Master

Franchise Mersin’de açıldı. Yakın bir

zamanda Mersin’de ikinci şubemizi

açacağız ve hemen arkasından Adana

da bu sezona yetişecek. Bu seneki yeni

lokasyonlarımız olarak, İstanbul Bağdat

Caddesi ve Nişantaşı’na 2 yeni şube

ekledik. Şu anda sekiz farklı noktada

hizmet veriyoruz. Bu yıl içerisinde

gelen talepleri değerlendirdikten

sonra yeni noktalar da eklenecek. Bu

süreçte geliştirdiğimiz yenilikler

de olacak ama Ar-Ge işlemleri

tamamlanmadan söylemem doğru

olmaz. Sadece küçük bir ipucu

paylaşmam gerekirse, herkesin en az

Pioppo Gelato kadar beğeneceği yeni

tatlar yolda diyebilirim.

Fotoğraflar: Yüksel Ekinci


Volkan Bars

Kimlere hitap ediyorsunuz? Müşteri

eğilimleri ve beklentilerini ne

şekilde analiz edip, memnuniyete

dönüştürmeyi esas tutuyorsunuz?

Pioppo Gelato’da herkes bizim müşteri

profilimiz. 3 yaşındaki bebekten 90

yaşındaki ninelerimize kadar uzanıyor.

Hedef kitle olarak dondurmayı

sevmeyenin olmayacağını sadece

damak tadında ve özel lezzetlerden

dolayı tercih edilebileceğimizi, hep

taze ve hep en iyi kalitede ürün

sunduğumuzu düşünüyoruz.

Müşteri memnuniyeti olmazsa

olmazımız! Biz ürünlerimize

güveniyoruz. Bana “en çok hangisini

beğeniyorsunuz” diye soruyorlar. Ben

de şu yanıtı veriyorum, “siz en çok hangi

çocuğunuzu seviyorsunuz?”

Hepsi benim çocuklarım, bütün tatları

oluştururken gecemizi gündüzümüze

kattık. Sonuçta gıda satıyoruz ve

birinci kuralımız hijyen, sağlıklı

ürünler, günlük üretim, kısa sürede

tüketilecek kadar üretim ve her gün

taze politikamız.

Bu doğrultuda her tür geri bildirim

bizim için değerli, bunu önemsiyor ve

dikkate alıyoruz.Kendimizi devamlı

geliştiriyoruz, kendi kendimizi

denetletiyoruz, gizli müşteri

kullanıyoruz. ISO belgemiz, eğitim

seminerlerimiz, personel eğitimlerimiz

ve şef eğitimlerimiz de sürekli yapılıyor.

Restoran POS Yönetim Sistemleri

konusunda çözüm ortağı ararken belli

başlı kriterleriniz neler oldu? Buna

paralel olarak Simpra ile çalışmaya

nasıl karar verdiniz? Ne kadar süredir

çalışıyorsunuz?

Mevzu kurumsallıksa, bunu bütünüyle

yapmak gerek. Sadece dondurma

yapıyoruz derseniz sıradan olmaktan

kurtulamazsınız! Önce bir sistem

üzerinden satışları doğru tutmak,

hesaplamaları doğru yapmak, ne kadar

sattığınızı doğru görmek, ne kadar

ürettiğinizi doğru yapmak ve gelen

müşterilerin hangi yaş grubundan

olduğunu bile bilmek gerekli. Biz de

araştırmalarımız neticesinde en doğru

tercih olarak Simpra’yı tercih ettik. Bu

sene başında çalışmaya başladık ve çok

memnunuz. Bundan sonra açılacak her

dükkânımızda Simpra üzerinden tüm

isteklerimizi karşılayabiliyoruz.

Bize vermiş oldukları destekle doğru bir

seçim yaptığımızı düşünüyoruz.

Simpra’yı kullanıcısı olarak daha

detaylı tanıtabilir misiniz? Sistemin

işletmeye, şubeler arası çalışma

performans ve verimliliğinin yanı sıra

müşterilerine sunduğu imkanlar ve

avantajlar neler?

İşletmeler artık global yapı içerisinde

anında değişim ve istekleri karşılamak

için teknolojik yapıyı kullanmayı en

üst seviyeye çekiyorlar. Bu nedenle

biz de üretim-satış-sipariş üçgenini

en iyi şekilde ölçümlemek ve kaliteli

hizmet vermek hedefiyle yola çıktık.

Süreçte imalat öncesi satın almaların

yapılması, sonrasında imalat

programlarını tüketim ve lokasyonlara

göre belirlenmesi ve tüm bu konularda

Simpra karlılık, ciro ve memnuniyet

üçgeninin doğru ve ölçümlenebilir

olmasında bize çok faydalı bir yazılım

olmaya devam etmektedir.

Son olarak eklemek istedikleriniz…

Son olarak herkesin bir mutluluğa

ihtiyacı var, biz de hepinizi bu küçük

mutluluğu tatmak için en yakın Pioppo

Gelato’ya bekliyoruz.


48

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj

Profesyonel mutfakların 25 yıllık

lezzet sırrı Arifoğlu

Bundan 75 yıl önce dede Ahmet

Arifoğlu ve baba İsmet Arifoğlu

tarafından Tarihi Mısır Çarşısı’nda

herkesin güvenle tüketebileceği doğal

lezzetleri sofralara sunmak üzere yola

çıkan Arifoğlu, bugün yüzlerce çeşit

ürünü milyonlarca insana ulaştıran

öncü kimliğiyle İstanbul Avcılar’daki

merkez tesislerinde ticari faaliyetlerini

sürdürüyor.

Üreticiden sofraya uzanan süreçte

ürünlerin sağlıklı, kaliteli ve güvenilir bir

şekilde nihai tüketiciye ulaşması hedefiyle

çalışmalarını sürdürdüklerini ifade

eden Arifoğlu’nun firma sahibi B. Fuat

Arifoğlu, Türkiye ve dünyada yüzlerce

satış noktasındaki ürünlerin milyonlarca

kişinin önceliği olmasına gayret ettiklerini

belirterek, “1944 yılında yanmaya

başlayan bu hizmet ateşimizi, gerek bizi

bugüne kadar ev mutfaklarında tercih

eden ev hanımları gerekse profesyonel

şeflerin o çok kıymetli beğenisini hak

etmek için sürdürüyoruz. Çorbada bir

tuzumuz olsun istiyoruz” diyor.

Türkiye’nin her yerinde

Ev dışı tüketim kanalında hizmet veren

Arifoğlu, uluslararası marketlerin rafları

başta olmak üzere Türkiye geneline

yayılan satış bayileriyle faaliyetlerini

sürdürüyor. Aynı zamanda “arifoglu.com”

adlı online kanaldan da müşterilerine

hizmet verdiklerini belirten Fuat Arifoğlu,

“Kimi zaman Erzurum’da bir butik otel,

restoran, büfe kimi zaman güneyde

tatil köyü kimi zaman da ülkemizin en

büyük catering firmaları ya da iş yeri

yemekhaneleri müşterilerimiz arasında

yer alıyor” diyor.

Yıl sonu hedefinde yüzde 40 büyüme

var!

Arifoğlu, başta baharat ve bitkiler

olmak üzere bitki çayları, kaplama

malzemeleri, ‘Şeflerin Lezzet Sırrı’

olarak sınıflandırılan Bulyon ve Çeşninin

yanı sıra Cajun, Fajita, Taco ve Köri gibi

dünya mutfakları serisi ürünleriyle de

ev dışı tüketim kanalına hizmet veriyor.

Baharat ve bitki çaylarının yanı sıra

bitkisel yağlardan pekmeze, organik

ürünlerden arı ürünlerine uzanan geniş

yelpazesini soslar, salçalar, macunlar ve

doğal kozmetik ürünlerini de dahil ederek

pazardaki büyümesini sürdürdüklerini

söyleyen Fuat Arifoğlu, son beş yılda

yakaladıkları bu hızlı büyüme trendini yıl

sonunda özellikle bilinirlik ve bulunurluk

anlamında yüzde 40 büyüme ile devam

ettirmeyi amaçladıklarını belirtiyor.

Ambalaj önemli!

Başta Gaziantep’teki biber işleme

tesisleri olmak üzere Türkiye’nin çeşitli

yerlerindeki tesislerde işlenen Arifoğlu

ürünleri İstanbul’da paketleniyor.

Ürünleri profesyonel hale getiren

bir özellik olarak ambalaj kalitesi ve

çeşitliliğine verdikleri öneme dikkat

çeken Fuat Arifoğlu, “Bu alanda

yılların verdiği deneyim ile her an

müşterilerimizin elinin altında bulunacak

pratik kullanımlı ambalajlar ve büyük,

daha büyük paket ambalajlar ile şeflerin

mutfaklarına çözümler sunuyoruz” diyor.

Üründe kalite, hizmette istikrar

75 yıllık üretim yolculuğuna pek çok

ödülü sığdıran Arifoğlu için sektör

tarafından onurlandırılmaktan çok daha

fazlası, şeflerin ilgisini kazanmak ve

prestije katkıda bulunmak! Bu doğrultuda

üretimlerine yön verdiklerini ve

profesyonel mutfağın en çok tercih edilen

ürünleri arasında olmayı ilke edindiklerini

söyleyen B. Fuat Arifoğlu, üretim ve satış

sonrası anlayışlarını ‘Nar Ekşili Sos’

ürünü özelinde bir örnekle şöyle açıklıyor:

“20 yılı aşkın bir süredir çıkardığımız

her üründe kalite ve hizmetteki istikrarı

birincil önceliğimiz yaptık. Zaman zaman

mevsimsel sebepler gibi kimi bazı

aksaklıklar da yaşadık elbette. Sonuçta

tabiata bağlı ürünler üretiyoruz. Bu tür

durumlarda şefler çok kısa bir sürede

müşteri hizmetlerimizi arayarak bizleri

uyardılar sağ olsunlar. Onlara sebepleri

açıklayınca bizi tercih etmeye devam

ettiler. Yani bir kere beğenilmek, hep

beğenilmek, alışkanlıkları kolay kolay

zora sokmamak… Kalite, fiyat gibi

unsurlar rekabetin her geçen gün daha

da etkisini arttırdığı dünyamızda zaten

olmazsa olmazlar. Bizim nazarımızda

bütün mutfaklar aynı. Çünkü mutfakta

ya bir hanım var, o annedir ya da bir ekip

var, başlarındaki şeftir”.


50

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Nestlé Professional’dan

iki yeni kahve makinesi serisi

Nescafé Milano ATTIMO ve Nescafé Alegria LEGGERO

Kahve tüketicilerinin giderek artan beklentilerini karşılamak isteyen işletmelere özel

çözümler sunan Nestlé Professional, iki yeni kahve makinesi serisini, Yapı Kredi bomontiada

Atölye’de düzenlenen Deneyim Tasarımı ve Yönetim Zirvesi XCO’19’da görücüye çıkardı.

Dünyanın lider gıda firması Nestlé’nin

ev dışı tüketim sektöründe faaliyet

gösteren uzman iş birimi Nestlé

Professional, sektördeki öncülüğünü

yenilikçi duruşuyla da güçlendiriyor.

Deneyim Tasarımı ve Yönetim Zirvesi

XCO’19’da ev dışı tüketim endüstrisi

profesyonellerinin beğenisine sunulan iki

yeni kahve makinesi serisi, müşterilerine

en üst düzeyde kahve keyfini en uygun

maliyetlerle sunmak isteyenler için ideal

seçenekler olarak dikkat çekiyor.

“An”ın tadını çıkarmak için;

Nescafé Milano ATTIMO

Kahve severlere eşsiz bir deneyim

sunmak ve bu deneyimin her anını özel

kılmak üzere tasarlanan ATTIMO serisi

adını İtalyanca’da “AN’’ kelimesinden

aldı. ATTIMO; Nestlé Professional’ın

en premium markası olan Nescafé

Milano’nun taze kahve çekirdeklerini,

servisten hemen önce ki ‘O AN’da

öğütürken, değirmenden gelen kahve

çıtırtıları ve o AN’da demlenen taze

kahvenin eşsiz kokusu ile kusursuz

bir deneyim sunan “toplam kahve

çözümü’’dür. Espresso’dan Cappucino’ya,

Mocha’dan Flat White’a uzanan geniş

bir kahve yelpazesini 60 saniyeden

kısa sürede profesyonel bir baristanın

elinden çıkmış gibi hazırlayan Nescafé

Milano ATTIMO, 25 cm’lik dokunmatik

ekranı, göz alıcı LED aydınlatması ile şık

ve çağdaş bir tasarıma sahip olmakla

birlikte 80 yılı aşkın kahve tecrübesi

olan NESCAFÉ ise bu tasarıma imzasını

kırmızı ikonu ile atmış.

Öğütme, demleme ve ısıtma

teknolojilerinde yapılan son yenilikler

sayesinde son bardaktaki ürün kalitesi

yükselen ATTIMO’da operasyonel

zorluklar ise azaltıldı. Özel ısıtma

teknolojisi “Varitherm” ile seçilen içeceği

hazırlamak için kullanılacak su anında

ısıtılıyor, böylece makine kullanımda

olmadığı anlarda enerji tüketimini yüzde

60’a kadar düşürerek hem maliyet

avantajı sağlıyor hem de doğaya özen

gösteriyor. “Varigrind” teknolojisi ise

sadece o anda talep edilen içecek için


gerekli miktarda kahveyi öğüterek, taze ve

otantik kahve deneyimini bir üst seviyeye

taşıyor. Nescafé Milano ATTIMO’da

kullanılan ve Nescafé’nin 80 yılı aşkın

kahve uzmanlığı ve deneyiminden

beslenerek hazırlanan ürünler de

tüketicilerin kahve keyfine keyif katıyor.

Yüzde 100 Arabica çekirdeklerinden

oluşan, Kolombiya ve Brezilya harmanı,

orta gövdeli ve dengeli tada sahip, Yağmur

Ormanları Birliği sertifikalı NESCAFÉ

Superiore çekirdek kahve, kurutulmuş

yüzde 100 yağsız süt ve yüzde 34 kakao

oranına sahip premium çikolata…

Çağdaş tasarım, gelişmiş işlevsellik;

Nescafé Alegria LEGGERO

Ev dışı tüketim endüstrisi

profesyonellerine kahve çeşitlerini

standart kalitede ve uygun fiyatlarla

sunmaları için gerekli ürünleri, kahve

makinesi serilerini ve hizmetleri

sağlayan Nestlé Professional’ın ana

içecek çözümlerinden biri olan Nescafé

Alegria ailesi de işletmelerin işine değer

katacak yeni bir makine serisiyle büyüyor.

Yeni Nescafé Alegria LEGGERO kahve

makinesi serisi, çağdaş tasarımı ve

gelişmiş işlevsellik sunan özellikleri ile ev

dışı tüketim endüstrisi profesyonellerinin

ihtiyaçlarına özel olarak üretildi.

İtalyanca’da “ışık” anlamına gelen

LEGGERO’nun ismi, Alegria’nın eşsiz

kahve lezzetini hızlı ve pratik bir şekilde

sunabilmesinden geliyor. Dokunmatik

paneliyle kolay kullanım sağlayan

ve çağdaş tasarımıyla dikkat çeken

LEGGERO sayesinde işletmeler çeşitli

kahve menülerini kullanarak özel kahve

seçeneklerini hızlı ve kolay şekilde

tüketicilerine sunabiliyor.

Artan kahve beklentilerini karşılamak

için doğru kahve makinesi serisi

Nestlé Professional

Türkiye Genel

Müdürü Arzu

Alibaz, “Kahve

beklentilerinin

giderek yükseldiği

günümüzde

tüketiciler kahvede

kalite ve çeşit

kadar tazelik ve

orijinallik de talep

ediyor. Ev dışı

tüketim endüstrisi

profesyonellerinin de

bu artan beklentileri

karşılamak ve

kusursuz bir kahve deneyimi sunmak

için doğru kahve çözümüne ihtiyaç

duyuyor. Nestlé Professional’da

işletmeler için toplam kahve çözüm

ortağı olma hedefimize yönelik olarak

tutkuyla çalışıyoruz. Bu süreçte en güçlü

yanlarımızdan biri şirketimizin yenilikçi ve

yaratıcı DNA’sı sayesinde imza attığımız

teknolojik, estetik ve işlevsel anlamda

etkili ve verimli kahve çözümlerindeki

yenilikler. Yeni Nescafé Milano ATTIMO

ve Nescafé Alegria Leggero, işletmelerin

düşük maliyet, kullanım kolaylığı ve

kaliteli kahve gibi taleplerini en etkili

şekilde karşılayan iki yeni çözümümüz.

Ürünlerimizin yanı sıra menü

tasarımından reçete önerilerine, sezonsal

promosyonlardan personel eğitimine

uzanan desteklerimizle de ev dışı

tüketim endüstrisi profesyonellerini karlı

büyüme yolculuklarında desteklemeyi

sürdürüyoruz” diye konuştu.

Öte yandan, “Daha Fazlası Mümkün”

mottosuyla Türkiye’nin değerlerini

tanıtmak için yola çıktıklarını söyleyen

Alibaz, “Aslında hepimiz Türkiye için birer

turizm elçisi, marka elçileri olabiliriz. Bu

noktada #birliktedahafazlasimumkun

ve #Türkiyedenhikayeler hastaglerini

oluşturarak biz bu projeye start verdik.

İnanıyoruz ki bu projeyle ülkemizin

değerlerini daha iyi anlatabileceğiz.

Böylelikle gelecek kuşaklara

bırakabileceğimiz bir hikâyemiz de olacak.

Ben bu yola doğduğum toprakların

hikâyesini anlatmak için çıktım. Bu

yolda benimle birlikte yürüyen herkese

şimdiden çok teşekkür ederim” dedi.


52

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Başarılı iş adamlarını bir araya getiren pozitif yapılanma:

Lider Patronlar Birliği

Lider Patronlar Birliği’nin kurucularından, aynı zamanda genel sekreterlik sorumluluğunu da üstlenen

Monart Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çıkan, “Lider Patronlar adından da anlaşılacağı üzeri birçok

sektöründe önder liderleri bir araya getiren bir oluşum. Bu oluşumda bana da yer verdikleri için öncelikle

beni davet eden üye başta olmak üzere tüm yönetim kuruluna ve üyelere teşekkür ederim” diyor.

Tüm üyeleri kendi alanlarında

başarılı şirket sahiplerinden oluşan

Lider Patronlar Birliği, sektöründe

başarılı iş insanlarını bir araya getirerek,

birbirlerinin networklerine dahil olup iş

ağlarını geliştirmek ve girişimci bir bakış

açısıyla gelişmek amacıyla kurulmuştur.

Farklı sektörlerden 50 kişilik ana üye

kadrosu ve 10 kişilik misafir kadrosu

olmak üzere toplam 60 kişiden oluşan

birlik, toplantıların yanı sıra, 50 kişilik

ana üye kadrosu, tek tek veya gruplar

halinde, birbirlerini iş yerlerinde ziyaret

ederek referanslarını ve iş geliştirme

olanaklarını görüşürler.

Gönüllülük esasıyla çalışan, bağımsız

bir platform olan birliğin herhangi bir

dernek, cemaat, siyasi parti veya grupla

bağlantısı olmayıp, başarılı, dürüst,

saygın ve ilkeli iş insanlarını bir araya

getirerek iş ağını genişletmeyi ve yeni iş

birlikleri oluşturmayı amaçlar.

Sürekli genişleyen iş ağı

Küreselleşen dünya ve dijital devrim,

günümüzde farklı uzmanlık dallarının

birlikte çalışmasını zorunlu kılıyor.

Ticaret reklamsız, reklam yazılımsız,

yazılım hukuksuz ilerleyemiyor. Bu

durum tüm sektörler için geçerli.

Büyümek, ülkemize ve geleceğimize katkı

sağlamak için her sektörden uzmanlarla

iş birlikleri kurmaya ihtiyacımız var.

Birlik üyeleri, güvendikleri kişilerin

referanslarıyla tanışır, mali müşavirden

avukata, doktordan matbaacıya kadar her

sektörden güvenilir tanıdıklarla çalışma

olanağına kavuşurlar. Birlik üyesi olan

tanıdıklarına iş yönlendirmeleri yaparak,

‘kazan-kazan’ mantığında çalışan çözüm

ortakları bulurlar.

Düzenli toplantılar

Lider Patronlar Birliği toplantıları ayda

üç defa, çarşamba sabahları saat 06.30-

08.30 arasında yapılır. İşleri aksatmamak

ve hafta sonunu harcamamak için

sabah saatlerinde gerçekleştirilen

toplantılara 50 asil üye ve 10 misafir

katılır. Kurulmuş olan 1. grup 50 asil

üye ile hizmet vermektedir. Bu 50

asil üye, her hafta kendi çevresinden

toplam 10 misafir davet eder. Misafirler,

toplantıdan olumlu etkilenmeleri halinde,

50 kişilik yeter sayıya ulaşınca 2. grubu

oluşturacaklardır. Toplantının amacı,

Birlik’in dinamik yapısını korumak ve

süreklilik sağlamaktır. Bu sebeple, üst

üste iki toplantıya mazeretsiz katılmayan

veya iş yönlendirmesi ve ziyaret

yapmayarak atıl kalan üye Birlik dışı kalır.

Dinamik üyelik politikaları

Lider Patronlar Birliği, dinamik bir

topluluktur. Topluluğa yarar sağlamayan

üyeleri diskalifiye eden bir iş karnesi

doğrultusunda, doğal seleksiyon

yöntemiyle çalışır. Birlik üyelerinin

ziyaretleri, iş yönlendirmeleri ve iş

birlikleri takip edilip karneler oluşturulur.

Her hafta en az aktif olan üye, en çok

ziyaret ve iş yönlendirmesi yapan

‘Haftanın Şampiyonu’na ödül olarak bir

hediye verir. Üç hafta üst üste ‘haftanın

en pasifi’ olan üye elenir ve Lider

Patronlar Birliği üyeliği düşer. Benzer bir

sektörde yöneticilik yapan daha aktif bir

misafir, üyeliği düşürülen kişinin yerine

geçer.

Toplantı süreçleri

Birliğin 1. grup toplantıları 5 yıldızlı bir

otelin balo salonunda gerçekleştirilir.

Otelin sahibi de - eğer varsa - platform

üyeleri arasından seçilir. Toplantıda

bir moderatör ve bir grup başkanı

bulunmaktadır. Moderatör toplantıyı idare

eder, başkan gerekli bilgilendirme ve

konuşmalarla açıklamalarda bulunur ve

toplantıya destek verir.


54

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Form’dan Yerli Üretim Paket Klimalarda ilk ihracat

Form Şirketler Grubu, Türkiye’de 40 yıla yakın bir süredir tek yetkili distribütörü olduğu

Lennox markasının kısa bir süre önce üretimine başladığı paket klimalarından ilk ihracatını

gerçekleştirdi. Form, Lennox lisansıyla ürettiği paket klimalar ile Bakü Haydar Aliyev

Uluslararası Havalimanı’nın iklimlendirmesini sağlayacak.

Türkiye’de iklimlendirmenin öncü

firmalarından Form Şirketler Grubu,

Türkiye’de 40 yıla yakın bir süredir

tek yetkili distribütörü olduğu Lennox

markasının kısa bir süre önce üretimine

başladığı paket klimalarından ilk ihracatını

gerçekleştirdi.

İlk ihracatını Bakü’ye yaptı

Amerika’nın en büyük klima

üreticilerinden biri olan Lennox’un kendi

tesisleri dışında paket klima üretim lisansı

verdiği dünyadaki ilk ve tek distribütörü

olan Form Şirketler Grubu, ürettiği paket

klimaların ilk ihracatını Azerbaycan’ın

başkenti Bakü’ye yaptı. Bakü’deki Haydar

Aliyev Uluslararası Havalimanı’na yapılan

Lennox markalı paket klima ihracatında

soğutma kapasitesi 340 kW olan, heat

pump ısıtma özellikli ürünler tercih

edildi. EC plug fanlı model FAH170 DN

Lennox paket klimalar havalimanının

eski terminalindeki check in bölümünün

iklimlendirme ihtiyacını karşılayacak.

Ecodesign kriterleriyle uyumlu, Eurovent

sertifikalı paket klimalar; tek bir cihaz

ile %100 taze hava ihtiyacını karşılayan

ve aynı zamanda ısıtma, soğutma,

nemlendirme, nem alma yapabilme gibi

imkanları bir arada sunuyor. Yüksek enerji

tasarrufu da sunan paket klimalar, hızlı ve

kolay kurulumları sayesinde işletmelerin

ilk yatırım maliyetlerini de minimumda

tutmalarına olanak veriyor.

Lennox’tan Form’a

“Paket Klimada En İyi Ortak Ödülü”

İklimlendirme sektörünün öncü

firmalarından Form Şirketler Grubu, 36

yıldır iş ortaklığı gerçekleştirdiği paket

klima üreticisi Lennox tarafından ‘’En

Önemli Paket Klima Partneri’’ (Key

Rooftop Partner) ödülüne layık görüldü.

Yakın zamanda Lennox için İzmir Pancar

OSB’deki tesislerinde üretime başlayan

Form, aynı zamanda Lennox’un dünyada

kendi tesisleri dışında paket klima üretim

lisansı verdiği ilk ve tek marka olma

özelliğine sahip.

36 yıldır Lennox’u Türkiye’de tek yetkili

olarak temsil eden Form Şirketler Grubu,

2015 yılında hizmete başlayan 20.000

m2 açık alan üzerine 11.000 m2 kapalı

alandan oluşan fabrikasında ilk aşamada

80 kW üstü kapasitelerde Lennox markalı

paket klima (rooftop) cihazları üretiyor, bu

yatırım sayesinde 2020’den itibaren 80 kW

altı kapasitelerin de üretimine geçecek.


56

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Duayen kurucu

Mustafa Kaya’ya

çifte kutlama!

Kayalar Grup bünyesinde toplanan KM Kayalar Mutfak A.Ş.,

Kayalar Plastik A.Ş., Kayalar Medikal A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

Mustafa Kaya, 80’inci yaşını ve iş hayatındaki 70’inci yılını Rahmi Koç

Müzesi’nde düzenlenen görkemli bir davet ile kutladı.

1956 yılından bugüne profesyonel iş

hayatındaki başarısını her geçen gün

artırarak devam ettiren Türkiye’nin

öncü firmalarından Kayalar Endüstriyel

Mutfak A.Ş., Kayalar Plastik A.Ş. ve

Kayalar Medikal A.Ş. Murahhas Üyesi,

Kayalar Grup Yönetim Kurulu Başkanı

Mustafa Kaya, Rahmi Koç Müzesi’nde

verdiği yemekte hem 80. yaşını hem de iş

hayatındaki 70. yılını iş dünyasının önemli

isimleri, akademisyenleri, devlet adamları,

ailesi, dostları ve çalışanları ile birlikte

kutladı.

Mustafa Kaya’nın yeni yaşını ve yetmiş

yıllık iş hayatını konu alan etkinliğe,

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu

Başkanı Erdal Bahçıvan, Meclis Başkan

Vekili ve MÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu

Üyesi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan

Yardımcısı Hasan Büyükdede, İstanbul

Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet ve

Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Aydın,

Türkiye Deniz Aslanları Kulübü Yönetim

Kurulu Başkanı, Başkan Yardımcıları ve

Üyeleri, İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı

Nahit Kemalbay, Mermorial Sağlık Grubu

Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Aydın,

Kılıçlar Çatal Kaşık A.Ş. Yönetim Kurulu

Başkanı Hüseyin Kılıç, Alkoy A. Ş. Yönetim

Kurulu Başkanı Mustafa Alkoy’un yanı sıra

çok sayıda iş insanı katılım gösterdi.

Kaya: “İnsan sevdiği işi yaptığında o iş,

hayatının amacı olur. İnsanı sağlıklı

tutan, içindeki sevgiyi, umudu, güzelliği

büyüten ise elbette yaşamına dair

belirlediği amaçlardır”

Bundan 70 yıl önce henüz 10 yaşında

bir çocukken atıldığı iş hayatına, bugün

dahi aynı heyecan ve yeni hedeflere

duyduğu hevesle devam eden Mustafa

Kaya, “Hala içim kıpır kıpır, daha ne iş

yapsam diyorum” sözleriyle konuşmasına

başlayarak, 70 yıllık iş disiplininde işine

duyduğu saygıyı ve çalışma isteğini samimi

bir üslupla konuklarına aktardı. İçinde hiç

tükenmeyen bir yenilik ve üretim isteğini

ise, “İnsan sevdiği işi yaptığında o iş,

hayatının amacı olur. İnsanı sağlıklı tutan,

içindeki sevgiyi, umudu, güzelliği büyüten

ise elbette yaşamına dair belirlediği

amaçlardır. Ben işimi bu yaşımda dahi

büyük bir azimle yapıyor ve karşınızda bu

kadar zinde ve sağlıklı durabiliyorsam

bunun sebebi, bir gün bile ara vermeden

işimin başında çalışmamdan kaynaklıdır.”

diyerek ifade etti.

“Başladığımız her işi sadece emeğimizi

değil, yüreğimizi de katarak sürdürelim.

İşimizi ve birbirimizi sevmekten,

saymaktan hiç vazgeçmeyelim”

1950’lerde Trabzon’dan İstanbul’a

gelerek sayısız başarıya imza atan

ve çalışma hayatında durmaksızın

aktif rol alan Mustafa Kaya, kendisi

için düzenlenen geceye katılan tüm

misafirlerine yaptığı konuşmasının

devamında, “Yola çıktığımda 10 yaşımda,

tek başıma hayatta kalmaya çalışan

yalnız bir çocuktum. Şimdi sahneden siz

değerli konuklarıma baktığımda, artık

kocaman bir ailem olduğunu görüyor ve

bu sebeple beni yalnız bırakmadığınız

için hepinize teşekkür ediyorum. Hayatım

boyunca dürüstlüğümden ve çalışma

isteğimden hiç ödün vermedim. Her yeni

güne işimin heyecanı, sürdürülebilir

bir yenilik tutkum ve geleceği okuma

azmimle başlıyor ve bugün dahi yeni

neler yapabileceğimizi, üretime nasıl

katkı sağlayabileceğimizi düşünüyor,

yerimde duramıyorum. Bu gece beni yalnız

bırakmayan saygıdeğer konuklarım ve

değerli ailem var oldukça, inanıyorum ki,

bizler daha çalışacak, ülkemiz için nice

başarılara imzalar atacağız. Başladığımız

her işi sadece emeğimizi değil, yüreğimizi

de katarak sürdürelim. İşimizi ve

birbirimizi sevmekten, saymaktan hiç

vazgeçmeyelim.”diyerek tüm misafirlerine

dileklerini ve teşekkürlerini iletti.

Katılımcılar gece boyunca Mustafa Kaya ile

olan anılarını ve duygularını kürsüde söz

alarak toplulukla paylaştı. Deniz Aslanları

İş Adamları Derneği, Mustafa Kaya’ya iş

hayatında öncü bir başarı ile yetmişinci yılı

doldurası sebebi ile bir plaket takdim etti.

“Benim dönemimde gösterdiğim

çabaları, sizlerin de bugün iş hayatına

yeni atılan ve çalışmaktan, üretmekten

hiç vazgeçmeyen yeni nesiller için

göstereceğinize inanıyor, aynı isteği

ve azmi geliştirip, gereken desteği

vereceğinize güveniyorum”

Mustafa Kaya 70 yıllık iş hayatı boyunca,

başarıya yürüdüğü yolda gerek

destek aldığı gerek destek olduğu yol

arkadaşlarına hayatına kattığı değerler

için teşekkür ederken, gerçekleşen

etkinlikte zamanında kol kanat gererek yol

gösterdiği kişilerin bugün birer iş adamı

olduğunu ve kendi işlerinde başarılarını

kanıtladıklarını gördükçe ne kadar onur

Kayalar Grup Yönetim Kurulu Başkanı

Mustafa Kaya


duyup gururlandığı ifade etti. Mustafa Kaya

yemeğe katılan iş dünyasının önde gelen

isimlerine, “her birimiz yola çıktığımızda

aslında tek başımızaydık ve arkamızı

yaslayabileceğimiz bir sermaye ya da

güç yoktu. Ancak bir çoğumuzun yolu

kesişti, yanımda çalışan arkadaşlarım

kendi işlerini kurmak isterken, kimi

arkadaşlarım işlerini kurmuş ancak

geliştirip büyütmekte zorlanırken ben

elimden geldiğince yolunuza ışık tutmaya,

imkânlarımı paylaşmaya önem verdim.

Bugün sizleri karşımda gördüğümde ne

kadar doğru bir karar verdiğimi ve şimdi

hem ülke ekonomisine katkılarımız hem

de baki olan dostluğumuz açısından

ne kadar yol kat ettiğimizi görüyorum.

Benim dönemimde gösterdiğim çabaları,

sizlerin de bugün iş hayatına yeni atılan ve

çalışmaktan, üretmekten hiç vazgeçmeyen

yeni nesiller için göstereceğinize inanıyor,

aynı isteği ve azmi geliştirip, gereken

desteği vereceğinize güveniyorum.” diyerek

yaptığı konuşmada gelecek nesiller için de

bir dayanışma ağı kurulmasına öncülük

etti.

“Bir insanın mesleği yoksa eli kolu bağlı

demektir. Ben çocukların geleceğini,

ülkenin geleceği olarak gördüğüm için

bugün Kayalar Mesleki ve Teknik Anadolu

Lisesi’nin varlığını çok önemsiyorum”

Hiç okul yüzü görme imkânı yakalamamış,

İstanbul’a geldikten sonra bu özlem ve

ihtiyacını gidermek adına çabalamış ve

Beyoğlu’nda bir okuldan mezun olmayı

yıllar sonra başarmış olan Mustafa

Kaya için eğitime ve bilime verdiği önem

kuşkusuz ki kazanılan tüm başarılardan

çok daha kıymetli ve elzem bir noktada.

Hayat görüşü ve vizyonuyla Mustafa Kaya,

Türk milli eğitiminin genel ve özel amaçları

doğrultusunda; öğrencilere güvenli bir

ortamda nitelikli eğitim vermek, iletişime

açık, sorumluluk duygusu yüksek, meslekî

ve akademik alanlarda başarılı, mesleğiyle

ilgili yenilik ve gelişmeleri yakından takip

eden, yeniliğe açık nesiller yetiştirme

umudu ve isteğiyle 1999 yılında Kayalar

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni

yaptırdı.

Mustafa Kaya Kayalar Mesleki ve Teknik

Anadolu Lisesi’nin yapılmasına olanak

sağlaması karşılığında hissettiklerini,

her sene mezuniyet törenine katıldığını,

mezun olan öğrencilerle neredeyse aynı

heyecanı yaşadığını, öğrencilere bir meslek

kazandırma yolunda etkili olmasının

kendisine verdiği mutluluğu başka hiçbir

duyguyla eş değer olmadığını açıklıkla

ifade etti.

Eğitimin ve üretkenliğin, bireyin meslek

edinmesi ve ülke ekonomisine katkı

sağlayan sorumlu bir yurttaş olmasının,

kendisi için başarının en temel

Soldan sağa: İstoç Yönetim Kurulu Başkanı Nahit Kemalbey, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı

Hasan Büyükdede, Vildan Büyükdede, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, KM Kayalar Mutfak

Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kaya, İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet ve Y. K. Mustafa Aydın,

KM Kayalar Mutfak Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nuray Kaya, KM Kayalar Mutfak Yönetim Kurulu

Başkan Yardımcısı Fikret Kaya.

vazgeçilmezi olduğunu dile getiren Mustafa

Kaya, “bir insanın mesleği yoksa eli kolu

bağlı demektir. Ben çocukların geleceğini,

ülkenin geleceği olarak gördüğüm

için bugün bu okulun varlığını çok

önemsiyorum. Siz başarılı iş dünyasından

arkadaşlarımı da bu konuyu önceliğinize

almanızı, eğitime destek vermenizi,

memleketimize eğitim ve bilim merkezleri

alanında katkı sunmanızı cani gönülden

istiyorum. Kim gelir de böyle bir projede

destek isterse bilsin ki tüm kalbimle ve

imkânlarımla yanında olacağım.” diyerek

yeni okullar, eğitim merkezleri için iş

çevresinden arkadaşlarına açık çağrıda

bulundu.

“Değişen ve gelişen iş hayatı için algımız

açık olmalı, yılmadan, yorulmadan

yeniliği takip etmeli, gerekli yatırımları

yapmalıyız”

Günümüz şartlarında çalışma koşullarının

çok değişkenlik gösterdiğinin bilincinde

olan Mustafa Kaya, iş hayatında ve

özellikle sanayi sektörlerinde, durmaksızın

araştırmalara devam edilmesi gerektiğinin,

çağın gerisinde kalmadan, yeniliklerin

ve özellikle AR-GE, inovasyon gibi

çok önemi disiplinleri dikkate alarak

ilerlemek gerektiğini belirtti. Mustafa Kaya

düzenlediği gecede aldığı sözü, “değişen

ve gelişen iş hayatı için algımız açık olmalı,

yılmadan, yorulmadan yeniliği takip etmeli,

gerekli yatırımları yapmalıyız. AR-GE ve

inovasyon koşullarını en az Avrupa’daki

kadar ve hatta daha ilerisine taşıyarak ülke

içi yatırımları desteklemek ve geliştirmek

çabasında olmalıyız. Bu koşulları

sağladığımız sürece sayısız başarılar

kazanacağımıza inanıyorum ” sözleriyle

iş dünyası için bugün ve yarına dair çok

önemli stratejileri dile getirerek gecedeki

konuşmasını sonlandırdı.


hotel restaurant

58 & hi-tech

marka güncel

Alipay Türkiye pazarına ininal ile girdi

Türkiye’nin lider yeni nesil ödeme platformu ininal, Alipay’in Türkiye’deki ilk iş ortağı

oldu. Fintek alanının önemli oyuncularından ve Multinet Up’ın iştiraki olan ininal;

Alibaba’ya bağlı şirketler arasında yer alan, Ant Financial Services Group tarafından

işletilen, lider ödeme ve yaşam tarzı platformu Alipay ile Çinli ziyaretçilerin Türkiye’deki

işletmelerde Alipay’i kullanmalarına imkan tanıyan önemli bir iş birliğine imza attı. İş

birliği ilk olarak, Türkiye’yi ziyaret eden Çinli turistlerin yüzde 85’inden fazlasına hizmet

veren ve Türkiye’nin her yerinde faaliyet gösteren turizm şirketi Dorak Holding’in ilgili

tesislerinde geçerli olacak. Bu hizmet kapsamında Alipay ile ödemeyi kabul eden

kuruluşlar arasında; Kapadokya’daki balon işletmeleri, mağazalar, oteller ve restoranlar

yer alıyor. Anlaşma kapsamındaki işletmeler; İstanbul ve Kapadokya’yı ziyaret eden Çinli

turistlerle Alipay uygulaması üzerinden direkt olarak bağlantı kurabilecekler. Ayrıca

müşterilerin check-out sırasında aynı uygulamayı kullanarak kart terminallerinde

görünen Alipay QR kodunu okutmasıyla ödeme yapmaları mümkün olacak.

5 yılda 5000 öğrenci el hijyeni hakkında

bilgilendirildi

Geleceği şekillendirmeye devam ediyor!

Bosch Termoteknik Türkiye, Ortadoğu ve Kafkasya Satış Genel Müdürü

Zafer Polat ve Pazarlama Direktörü Ali Aktaş Türkiye’nin En İyi Kombi Ustası

Yarışması öncesinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bosch Termoteknik’in

başarılarından da bahseden Polat, “Sektör ile birlikte firmamız da her yıl cirosunu

artırarak büyümeye devam ediyor. Özellikle Bosch ve Buderus markalarımızla

yoğuşmalı kombide pazar liderliğimizi devam ettiriyoruz. 25 yıldır kendi

tasarladığı ve katma değeri yüksek ürünleriyle Türkiye ihracatına katkı sağlayan

Manisa Fabrikamız ile Bosch Termoteknoloji fabrikaları arasında “En İyi Fabrika”

ödülü aldık. 2018 yılı itibari ile Manisa fabrikamızda 8.000.000’uncu kombiyi

üretirken, aynı zamanda üst üste 5. Kez en iyi AR-GE merkezi ve İklimlendirme

Sanayi İhracat Sektör Lideri ödüllerini alarak başarılarımızı devam ettirdik.”

şeklinde açıklamalarda bulundu.

Eczacıbaşı Topluluğu’nun dört ana grubundan biri olan Tüketim Ürünleri Grubu çatısı altında

faaliyet gösteren Eczacıbaşı Profesyonel, ‘El Hijyeni Eğitimi’ projesiyle üç farklı şehirde dört

okulda anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencisi olan 1000 çocuk ile buluştu. Çocukları el hijyeni

konusunda bilinçlendiren Akademi ekibi, el yıkama tekniklerini çocuklara eğlenceli bir şekilde

anlattı. El kurulamada kağıt havlu kullanımının önemine de değinen Akademi ekibi, tek kullanımlık

kağıt havluların el kurutma makinelerinden daha hijyenik olduğuna vurgu yaptı.

İnoksan, yılın ilk çeyreğini başarıyla kapattı

Geçtiğimiz yılda kurumsal yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmaları tamamlayan İnoksan,

2 milyon avroluk makine yatırımıyla özellikle stratejik ürün gruplarında kapasite artışı

gerçekleştirdi. Sene başında 2019 yılında global pazarlarda daha aktif olacaklarının sinyalini

veren İnoksan Genel Müdürü Esra Batkın, 2019’daki en önemli hedeflerinin Avrupa’daki toptan

satış fırsatlarını değerlendirmek olduğunu belirterek ,“Bu konuda 2018 başından bu yana ciddi

girişimlerimiz oldu ve 2019 ilk çeyrek itibarı ile sonuçlarını almaya başladık. 2019 ortasında bu

kanaldaki ivmemiz artacaktır. Bunun yanında 2019’da ABD, Çin ve Afrika pazarları bizim için

birincil sırada önem taşıyor. ABD’de mevcut bir organizasyonumuz var ve güçlenerek büyüyor.

Çin pazarında yaptığımız belge yatırımları ile 2019 ortalarında satışlarımızın hızlanmasını

bekliyoruz. Afrika’da büyük işler almaya başladık. Operasyonel anlamda zorluklar taşıyan bir

pazar olsa da büyük bir potansiyel var” dedi.


ASSOS BARBAROSSA HOTEL

Behramkale Kadırga Mevkii Ayvacık / Çanakkale / TÜRKİYE

T. +90 286 721 70 71 – +90 541 721 70 71 F. +90 286 721 71 77

assoszeytinhanhotel / assosbehramhotel / assosbarbarossahotel / assosdionysos_hotel

@AssosBehramHotel / @assosbarbarossahotel / @zeytinhanhotelassos / @assosdionysoshotel

www.assosbarbarossahotel.com


60

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Korkmaz, ihracat gücünü

3.lük ödülüyle tescilledi

Korkmaz Mutfak Eşyaları, İhracatın Metalik Yıldızları 2018 Ödül Töreni’nde, ‘Paslanmaz

Çelik Mutfak Eşyaları’ kategorisinde, ‘En Fazla İhracat Yapan Markalar’ arasında üçüncülük

ödülünün sahibi oldu.

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller

İhracatçıları Birliği (İDDMİB), İhracatın

Metalik Yıldızları 2018 Ödül Töreni’nde,

geçen yıl gerçekleştirdikleri ihracat

ile yıldızlaşan üyelerini ödüllendirdi.

Global pazarda Türkiye’nin önde gelen

markalarından biri olan Korkmaz,

düzenlenen ödül töreninde, Paslanmaz

Çelik Mutfak Eşyaları Kategorisi’nde

üçüncülük ödülünü gururla kaldırdı.

Ödülü, Korkmaz, Paslanmaz Çelik Mutfak

Eşyaları Yönetim Kurulu Üyesi Kerim

Korkmaz aldı.

Türkiye’nin güçlü ihracatçıları arasında

Bugün 115 ülkeye ihracatı, yılda

6,5 milyonluk ürün üretimi ve

1.250 çalışanı ile Türkiye’nin güçlü

ihracatçıları arasında yer alan Korkmaz,

Paslanmaz Çelik Mutfak Eşyaları,

kendi kategorisinde aldığı 3’üncülük

ödülünün yanı sıra Metal ve Metalik Ürün

İhracatı’nda da Türkiye’deki ilk 100 firma

arasında 57’inci olarak ihracatın metalik

yıldızı ödülüne layık görüldü.

Türk sanayisinde ilk akla gelen

kuruluşlarından olan Korkmaz;

Kandıra’daki 18.880 metrekare kapalı

alana sahip çelik ürün grubu fabrikasında

ürettiği paslanmaz çelik ürünleri,

25.505 metrekarelik kapalı alana sahip

Tuzla küçük ev aletleri fabrikasında

ürettiği elektrikli ev aletleri ve döküm

tencerelerle dünya pazarına “A kalite”

ürünler sunarak, ihracatın metalik

yıldızları arasında yer almasıyla

ödüllendirildi.

Türk ekonomisine ve istihdamına

sağladığı katkı, son teknoloji üretim alt

yapısı, marka ve AR-GE yatırımları ve

ihracat adetleriyle ihracatın çarklarını

döndüren Korkmaz, Türkiye ekonomisine

katkı sağlamayı kendine ilke edinen

markalar arasında bir kez daha öne çıktı.


62

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Mutfağın

‘Saraylısı’

Kadir Yılmaz

Fotoğraflar: Ümit Başer Alkaç

27 yıldır mutfağın içinde. Öyle karma

mutfaklar arasında savrularak da

değil üstelik! Bir ömür, bir gönül

vererek, merakla, adanmışlıkla… Bir

zamanlar ustasının da tembihlediği üzere

‘ne iş yaparsa yapsın en iyisini yapmaya’

gayret göstererek… Titizlikle, disiplinle,

araştırarak ve bildiklerini paylaşarak…

Bu kez de, Osmanlı Saray mutfağını

geçmişten günümüze orijinaline sadık

reçeteleriyle yaşatmaya devam eden

Matbah Restaurant’ın 20 yıllık emektar

şefi Kadir Yılmaz’ın mutfağına konuğum.

14 yaşında, neredeyse çocuk denecek bir

yaşta, Sivas’ın Kangal ilçesinden mutfak

tutkusu uğruna İstanbul’un yolunu tutan

Kadir Şef’in. Döner dükkanında çalışan

ağabeyi gibi mutfağı bir ucundan da olsa

yakalamak uğruna! Küçük bir çocukken

anne mutfağında haşladığı makarnaları,

pişirdiği menemenleri yepyeni reçeteler

ve lezzetlerle taçlandırmak hevesiyle…

Akranları sokakta top peşinde koşarken,

o domates, biber, yumurta üçlüsünün

harmonisine kapılarak… Yeni bir şeyler

üretmek ve keşfetmek iddiası ve isteğiyle

en çok da!

“Ne iş yaparsan yap, en iyisini yap!”

Başarı dediğimiz nedir? Şans mı, kısmet

mi? Doğru zamanda, doğru yerde,

doğru insanlarla bir araya gelmek,

fırsatları akıllıca değerlendirip hayata

geçirebilme becerisi mi? Bu hikayenin

daha en başında, her birinin teker teker

filizlenerek şefin geleceğini bir nakış gibi

işlediğini anlamaya başlıyorum. Tıpkı

ağabeyi gibi, mutfağa sevdasıyla Sivas’a

vedası da bunu bir parçası, devamını

getiremediği eğitim hayatını bir öğretmen

lokantasında adeta bir okulmuşçasına

fırsata çevirmesi de kanımca. Ve “en

büyük şansım” dediği Raşit Ustası!

Aşçılar diyarı Bolu Mengen’i meşhur

eden o unutulmaz şef Raşit Özdemir

ile mutfağına gelen bir tüpçü sayesinde

tanışacağı da besbelli.

Hayat bazen fırsatlar koyar önümüze.

Tıpkı Kadir Şef’in başına gelenler gibi.

Altı ay boyunca duayen bir şef tarafından

izlenmekle değişiyor hayatı. İlk o zaman

tanışıyor, Osmanlı Saray mutfağıyla,

anlattığına göre. Bir tarafta “ilk göz ağrım,

okulum, işim” dediği emekli öğretmenin

Uğraş Et Lokantası, bir tarafta kendini

geliştirme, öğrendiklerine yeni şeyler

katma gayesiyle geri çeviremediği Raşit

Şef’in cezbeden Asitane Restaurant

teklifi! “Kabul etmemek mümkün mü”

diyor ve 1994 yılında Kariye Müzesi’nin

kanatları altındaki Asitane Restaurant’ın

mutfağına girerek yepyeni bir sayfa

açıyor hayatında. Mutfağa bir ilgi, bir

merak, sormayın gitsin. Hep okumak,

kaynakları araştırmak istiyor. Aklı fikri

işin matematiğinde, tatlı ile tuzlunun

tabaktaki uyumlu bileşkesine yoruyor,

durup durup zihnini.

16 yıllık Asitane serüveninin ilk

kıvılcımları…

Kadir Şef’in sözünü ettiği, 1994’ten

2010’a, 16 yıllık bir serüvenin daha ilk

kıvılcımları bunlar. Tek derdi yemek

pişirmek olmayacak kadar mutfağa

hakkını verme duyarlılığıyla iz sürmeler.

Hazır tariflerle kolay tencere kaynatmak

değil, yeni nesil için de önemli bir

yol haritası olacağı aşikar bir mutfak

yolculuğu onunkisi.


Öğretmen ustası da sıkı sıkıya

tembihlememiş miydi ki, “ne iş

yaparsan yap, en iyisini yap” diye?

Önce Osmanlı Saray mutfağının dilini

çözmek için Sahaflar Çarşısı’na gider

gelir. Tozlanmış reçeteleri gün yüzüne

çıkardıkça heveslenir. Ustasıyla lezzete

dönüştürdükçe daha bir keyiflenir.

Bahsettiğince Raşit Ustası o kadar

öğretici ve paylaşımcıdır ki, hep yeni

reçeteleri ona verir, uygulatır. Çok

geçmez, bir yıl önce personel aşçısı olarak

girdiği mutfağın yardımcı şefi olur, Kadir

Yılmaz. Ta ki ustası 2004 yılında vefat

edene kadar ustasına sağ kolluk eden

Yılmaz, 2010 yılına kadar da mutfakta şef

önlüğüyle tava sallar.

Matbah ile yollar buluşunca…

Hikayeyi dinlemek çok keyifli. Ama merak

ediyorum ve soruyorum: “Peki Matbah

Restaurant ile yolarınız nasıl kesişiyor?”

“Asitane’de çalışırken Ottoman Hotel

Imperial Genel Müdürü Serdar Balta

arada bize yemek yemeye gelirdi.

İzlermiş o da Raşit Ustam gibi. O dönem

Matbah farklı bir konseptte hizmet veren

bir restorandı. Serdar Bey’in niyetiyse

restoranı Osmanlı Saray mutfağına

çevirmekti. Bana bir teklifle geldi, o

dönemde ben de Asitane Restaurant’ta

misyonumu artık tamamladığımı

biliyordum, konuştuk, anlaştık” diyen

Kadir Şef, 2010 yılı itibari ile uzmanı

olduğu mutfağı bu kez Matbah’a taşıdığını

anlatıyor. “Padişaha yemek pişirilen

mutfak” anlamına gelen Matbah, o gün

bugündür İstanbul’un Osmanlı Saray

mutfağı denildiğinde ilk akla gelen

restoranlarının başında geliyor.

Arşivinde 350 reçete var!

Dile kolay, neredeyse çeyrek asrı Osmanlı

Saray mutfağına adayan Kadir Şef’in

gözü gibi baktığı arşivinde yaklaşık

250-300 adet orijinal reçete bulunuyor.

Halihazırda araştırma aşamasında olan

50 adet reçetenin de varlığından söz eden

Yılmaz, bu kaynaklara Serdar Balta ile

Sahaflar Çarşısı ve civar kütüphanelerden


hotel restaurant

64 & hi-tech

şefin gözünden

Yabancı turistin Türk yemek

kültürü algısında şiş, kebap,

döner algısı vardır ya hani.

İşte Matbah Restaurant, Tarihi

Yarımada’yı ziyaret eden

ziyaretçilerin bu algısını yıkacak

kadar baskın bir mutfağa sahip.

Bir yanında Mimar Sinan’ın

inşa ettiği kubbesiyle göz

dolduran Cafer Ağa Medresesi,

bir yanında tüm ihtişamıyla

Ayasofya’nın minareleri…

Topkapı Sarayı ve Ayasofya

ziyaretlerinin ardından Osmanlı

Saray mutfağı tatmak isteyen

yabancı misafirler için en gözde

adreslerden biri olduklarını dile

getiren Kadir Şef, “Mutancana,

Kaz Kebabı, İncik, Bostan

Patlıcanda Ballı Bıldırcın ve

Helatiye, Bal Helvamızı bir

tadan bir daha geliyor. Bu da

bizi hem işletmemiz hem de

Türk gastronomisinin tanıtımı

anlamında son derece mutlu

ediyor” diyor.

ulaştıklarını söyleyerek, “Yaptığımız iş

hiç de kolay değil aslında. Misal elimizde

bir kaynak var ki, 1910 yılından kalma,

Osmanlıca yazılmış ‘Aşçıların Mektebi’

kitabı. Biz onu Türkçeye çevirdikten

sonra tıpkı bir laboratuvar gibi işleyerek

sofralarımıza taşıyoruz” diyor.

Şefin de altını çizdiği gibi, Matbah

mutfağından çıkan her bir yemek aslına

sadık uygulanıyor. Reçetedeki malzeme

neyse onu tedarik etmek işletmenin temel

prensipleri arasında. Ürünün muadili de

olsa şefin mutfağında yeri yok, benim de

anladığım. Zengin bir baharat çeşitliliğine

ve kültürüne sahip olan dünyaca tescilli

restoranda safransa İran’dan, biber

salçasıysa Gaziantep’ten, etse Biga’dan

özel olarak getiriliyor. Dolmaysa mevzu

bahis, mevsimine göre yazın kavundan,

kışın ayvadan menüye dahil ediliyor.


Osmanlı Saray mutfağında

25 yıllık birikim ve

donanıma sahip bir şef

olan Kadir Yılmaz’ın

gelecek planlarında

varsa yoksa yine Matbah

var! Mutfak sektöründe

istikrarlı çizgisiyle pek çok

meslektaşından ayrışan

Kadir Şef’in bir arzusu

ömrü elverdiğince Matbah’a

hizmet etmekse bir arzusu

da emekliliğinden sonra

fazlaca vakit ayıramadığı

genç mutfak adaylarına

tüm bilgi ve birikimlerini

aktarmak! Ha unutmadan,

şefin bir müjdesi de var,

uzun araştırmalar ve

çalışmalar sonucu Osmanlı

Saray mutfağından seçme

özel tariflerin ve o döneme

ait mutfak kültürünün

kendilerince derlendiği

‘Matbah’ isimli kitap

da yolda, yaz sonunda

raflardaki yerini almaya

hazırlanıyor. Elçiye zeval

olmazmış!


66

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Gastronominin ilk 3’ü bir arada etkinliği

GASCONFAIR geliyor!

GASCONFAIR, gastronomi sektöründe ilk defa kongre, konferans ve fuarı 12-15 Şubat

2020 tarihinde Nişantaşı Üniversitesi NeoTech Kampüsü’nde bir araya getirecek.

12-15 Şubat 2020 tarihinde

Nişantaşı Üniversitesi NeoTech

Kampüsü’nde düzenlenecek

kısa adı GASCONFAIR olan İstanbul

Gastronomi Kongresi, Konferansı

ve Fuarı ile ilgili ilk basın daveti 24

Mayıs 2019 Cuma günü düzenlendi.

Toplantıya Nişantaşı Üniversitesi

Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ve

Nişantaşı Üniversitesi Rektör Yard.

Prof.Melis Oktuğ Zengin katıldı.

Nişantaşı Üniversitesi Rektörü

Prof. Dr. Esra Hatipoğlu yaptığı

konuşmada; “GASCONFAIR için

çok doğru bir alt yapımız var.

Ayrıca heyecan verici bu etkinlik

için paydaş olmaktan son derece

memnunuz. Üzerimize düşen her

türlü çalışma için ekibe elimizden

gelen desteği sağlayacağız” dedi.

Proje’nin Genel Koordinatörü

Necdet Koç’un GASCONFAIR içeriği

hakkında bilgi verdiği toplantıda,

basın mensupları ve sektör

profesyonelleri, akademisyenler

hazır bulundu.

İlkler için doğru adres

Gastronomi sektöründe ilk defa

kongre, konferans ve fuarı bir

araya getiren, ilk defa bir üniversite

kampüsünde bu kadar kapsamlı

fuar gerçekleştirecek olan ve ilk

defa etkinlik sonrası kurulacak

özel bir platform ile etkinlikle

birlikte başlayan çalışmaları

devam ettirecek olan GASCONFAIR

tüm sektöre fayda sağlamayı

amaçlıyor. Avrupa’nın en büyük

ikinci kampüsü olan Nişantaşı

Üniversitesi NeoTech Kampüsü,

tüm fuar alanlarına göre çok büyük

avantajlar barındırıyor. Kongre

ve konferanslar için çok sayıda

konferans salonu ve amfiye sahip


olan mekan, aynı zamanda teknik

alt yapı olarak da gastronomiye

yönelik olan GASCONFAIR

bünyesinde düzenlenecek her türlü

mutfak çalışması için 5 adet büyük

uygulama mutfağına sahip.

Kongrenin içeriği akademisyenler

tarafından yönetiliyor

Organizasyon kapsamında

düzenlenecek kongre için 6 farklı

bilimsel çalışma alanından bildiri

kabul edilecek. Kongrenin içeriği ise

tamamen akademisyenler tarafından

yönetiliyor. Konferanslarda yurt

içi ve yurt dışından katılacak bilim

insanları ilginç konular ile tüm

dinleyicileri hayran bırakacak. Çok

sayıda workshop, panel, söyleşi

ve seminer de düzenlenecek olan

GASCONFAIR’de, ayrıca sıra dışı

yarışmaların kazananlarına para

ödülleri dağıtılacak.

GASCONFAIR Ekibi ve Görevleri

-Genel Koordinatör - Necdet Koç

-Yemek Yarışmaları ve Gala Yemeği Koordinatörü/Baş Hakem -

Şef Aydın Demir

-Marka Koordinatörü/Yemek Fotoğrafçısı - Elif Tekkaya

-Kahve İçeriği ve Yarışmalar Koordinatörü - Cenk R. Girginol

-Ana Medya Sponsoru/Basın İlişkileri - Çiğdem Coşkun

-Uluslararası İlişkiler ve Sponsorluk Koordinatörü - Alper Işıntan

-Bilim Kurulu Başkanı - Doç. Dr. Burak Mil

-Bilim Kurulu Başkanı - Doç. Dr. Kazım Ozan Özer

-Bilim Kurulu Üyesi - Prof. Dr. Haluk Levent


68

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Hellmann’s Burger Fest

4. kez burger severlerle buluşacak!

Türkiye’nin ilk ve tek hamburger festivali olan Hellmann’s Burger Fest, dördüncü yılında

sokak lezzetlerini de konseptine ekliyor. Zorlu Center’da 15-16 Haziran tarihlerinde

düzenlenecek olan festival, babalarına burger ve sokak lezzetleri sürpriziyapmak

isteyenlere, babalar günü için iyi bir alternatif sunuyor.

İki gün boyunca ‘Hellmann’s Burger

Fest 4’ etkinliği kapsamında tüm

ziyaretçiler, canlı müzik eşliğinde

birbirinden lezzetli 40’a yakın gurme

burger çeşidini deneyimleyebilecek,

ünlü şef Hazer Amani ile burger ve sos

workshopları gibi eğlenceli aktivitelere

katılabilecekler. Gün boyu sınırsız

patates kızartması ve çeşitli ikramların

yapılacağı bu lezzet dolu festivalde

burgere ara vermek isteyenleri hafif

alternatifler de bekliyor. Ünlü lezzet

markalarının festivale özel tasarladığı

yepyeni burgerler ise festivale yeni bir

heyecan katacak. Sürpriz isimlerin

sahne performanslarıyla renklenecek

hafta sonunda aynı zamanda bir müzik

şöleni yaşanacak.

Sokak lezzetleri de festival

eğlencesini kat kat arttıracak

Gurme burgerlerle birlikte son

dönemin yükselen yeme-içme trendi

sokak lezzetleri de Hellmann’s Burger

Fest eğlencesini kat kat arttıracak.

Hellmanns’ın lezzetli sosları ile burger

ve sokak lezzetlerini deneyimleyecek

olan lezzet severler, Hellmann’s

Burger Fest 4 & Street Food’da lezzete,

müzik ve eğlenceye doyacakları

unutulmaz iki gün geçirecekler.

İstanbul’un en seçkin restoran ve

burger noktalarını aynı çatı altında

burger severlerle buluşturacak

olan Hellmann’s Burger Fest’e;

Zula, Fireroom, Virginia Angus,

Burger House, Will Burger&Bowl,

Sticky Fingers, Pabu Food&Drink,

Dobby’s Burger Place, Mec’s Kasap

Burger, Don Pablo’s Grill, Daily Dana

Burger&Steak, Cross Fingers, Kis

Rotisserie, Bakermill Burger&Pub,

Lezzet Arası CarrefourSA gibi

birbirinden özel lezzet noktaları,

hem en sevilen, hem de festival için

tasarladıkları burgerler ile katılacaklar.


70

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Profesyonel şefler mutfak

sırlarını paylaştılar…

İstanbul Bilgi Üniversitesi, gastronomi alanının önde gelen isimlerini bir araya getirerek

“Şefler Atışıyor” etkinliğini düzenledi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi

Gastronomi ve Mutfak Sanatları

Bölümü, “Şefler Atışıyor”

etkinliğine ev sahipliği yaptı.

Gastronomide fark yaratmak için

gerekli olan niteliklerin masaya

yatırıldığı etkinlik keyifli bir sohbete

sahne oldu. Etkinliğin açılışında,

BİLGİ Gastronomi ve Mutfak

Sanatları Bölümü öğrencilerinden

oluşan “Gastro Cookies” müzik

grubu, mutfak aletlerini enstrüman

şeklinde kullanarak verdiği

konserle katılımcılara keyif dolu

anlar yaşattı.

Etkinlikte Swissotel The Bosphorus

Hotel’in Executive Chef’i Ali Ronay,

son Oscar töreninde yer alan

Türk yemeklerini pişiren Spago

Istanbul’un Executive Chef’i Cihan

Kıpçak ve Youtuber Şef Esen Hünal

eğitimin mutfaktaki yeri ve önemine

vurgu yaparak iyi bir şef olmanın

gerekliliklerini tartıştı. Etkinliğin

açılış konuşmasını İstanbul Bilgi

Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak

Sanatları Bölüm Başkanı Dr.

Öğretim Üyesi Dilistan Shipman

yaptı.

Shipman: “Şeflik sanatkarlıktır”

Birbirinden kıymetli üç şefin ilk

kez bir araya geldiğine vurgu yapan

Dr. Öğr. Üyesi Shipman, “Mutfak

sadece yemek yapılan bir alandan

çok daha fazlasıdır. Her alanda

olduğu gibi gastronomide de işinizi

özenle, sevgiyle ve ciddiye alarak

yaparsanız fark yaratırsınız. Her

mutfağın ve her şefin kendi hikâyesi

vardır. Bizler bu alanın inceliklerini

keşfetmek ve tutkuyla yapıldığında

nasıl sanata dönüştüğünü tartışmak

için bir araya geldik” dedi.


Kıpçak: “Vizyondan ödün

vermeyenler farkını ortaya

koyuyor”

Etkinlikte konuşan Spago Istanbul

Executive Chef’i Cihan Kıpçak,

turizm kökenli bir aileden geldiği

için mesleğin içine doğduğunu

ama kendini yurtdışına çıkarak

geliştirdiğini belirtti. Kıpçak;

“Fransız bir şeften aldığım

eğitimin ardından Türkiye’ye

döndüğümde sektörün önünde

olduğumu fark ettim. Hintli, Çinli,

Fransız tüm şeflerin menülerini,

alışkanlıklarını, restoranlarını

gözlemlemeye devam ettim. Tüm

dünyada belli bir zümreye özel işler

yapmaya başladığınızda müşteri

kaybediyorsunuz. Fakat fark yaratan

şefler vizyonlarından ödün vermez”

dedi. Oscar Ödül Töreni’nde Türk

yemeklerini pişirme hikayesini

paylaşan Kıpçak; “Farm to Table

(Çiftlikten sofraya) konseptini

incelemek için Amerika’daydım.

Tadım menüsü hazırlama fırsatı

yakaladım ve yemeklerim çok

beğenildi.

Bu sayede beni Oscar’a götüren

yol açılmış oldu. Yurtdışı bütçe ve

macera tutkusuyla ilgili bir girişim

ama bir şekilde size fırsat yaratıyor”

dedi.

Hünal: “Şef mutfağa sıkışıp

kalmamalı”

Yurtdışında eğitim almanın önemine

bir vurgu da Youtuber Şef Esen

Hünal’dan geldi. Hünal; “Bu şansı

yakalayan şef adayları ve şefler

kesinlikle değerlendirmeli. Mutfağa

sıkışıp kalarak geçen bir ömrün

gastronomi açısından bir değeri

yok. Farklı kültürlere ait yemekleri

ve şefleri gözlemlemenin vizyona

katkısı yadsınamaz” dedi. Ekonomik

dalgalanmaların gastronomi

üzerine etkilerine de değinen Hünal,

“Ekonomik sorunlar belki en son

yeme-içme sektörünü etkiliyor gibi

görünüyor ama işin aslı öyle değil.

Gıda maddeleri doğrudan mutfağı

ve sofrayı etkilediği için sektörde

hacim daralıyor” ifadelerini kullandı.

Ronay: “Şeflik meslektir,

hobi değil”

Hep birlikte bir sohbet havasında

geçen etkinlikte Swissotel The

Bosphorus Hotel’in Executive Chef’i

Ali Ronay söz aldı. Mutfakta olmanın

ciddi bir sorumluluk gerektirdiğini

belirten Ronay, “Mutfak çok tatlı,

sürekli cupcake yaptığınız bir ortam

değil. Çalıştığınız işe ciddiyetle

yaklaşmanız, uzmanlaşana kadar

denemeye ve pişirmeye devam

etmeniz, çalıştığınız ortamı

temizlemeniz gerekiyor. Şeflik

meslektir, hobi değil” dedi. Dijital

medyanın önemine de dikkat çeken

Ronay, “İnternette araştırma

yaparken “Kitchen Gerilla” diye bir

başlığa rastladım ve yazışmalar

sonucu gruba dahil oldum.

Kalıpların dışına çıkarak, istediğimiz

yerde istediğimiz etkinliği

yapabildiğimiz farklı bir gastronomi

yaklaşımına sahip olduk. Dijital

medya hem yaptıklarınızı dünyaya

duyurmak hem de güncel trendleri

takip etmeniz açısından çok önemli

bir yere sahip” ifadelerini kullandı.


72

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

“Toprağın Kadınları” UNDP Forumu’nda

Toprağın Kadınlarından Sofralara projesi ile yerel kadın üreticilerin ekonomik ve sosyal

kalkınmalarına destek olan BigChefs’in Kurucu Ortağı Gamze Cizreli, UNDP Türkiye’nin

davetiyle Tunus’ta gerçekleştirilen Cinsiyet Eşitliği Forumu’na katıldı.

BigChefs Kurucu Ortağı ve Yönetim

Kurulu Başkanı Gamze Cizreli,

Birleşmiş Milletler Kalkınma

Programı (UNDP) ve BM Kadın Birimi

tarafından Tunus’ta gerçekleştirilen

Cinsiyet Eşitliği Forumu’nda konuştu.

UNDP Türkiye Ofisi’nin davetiyle

organizasyona katılan Cizreli, BigChefs’in

Toprağın Kadınlarından Sofralara

projesini anlattı.

24-26 Nisan 2019 tarihleri arasında

gerçekleşen etkinliğin ilk gününde

yapılan panelde, ekonomik ve sosyal

imkanlara erişim bakımından

dezavantajlı konumda olan kadınları,

iş süreçlerine etkin şekilde dahil

ederek güçlendirilmelerine destek

veren iş insanları bir araya geldi. Bu

gibi çalışmalarla, farklı aktörler için

nasıl faydalar sağlanabileceği, değer

zincirlerinin bu amaca yönelik nasıl

kurulabileceği tartışıldı.

Cizreli’ye üretici kimliğiyle Aslı Aksoy

eşlik etti

Panelde ayrıca söz konusu projelerden

fayda sağlayan kadın iş ortakları da

yer aldı. Cizreli’ye etkinlikte, Toprağın

Kadınlarından Sofralara üreticilerinden

Aslı Aksoy eşlik etti. Elibelinde Tarım

markasıyla Muğla’nın Yeşilçam Köyü’nde

kuşkonmaz üreten ve kendi de pek

çok kadını üretime dahil eden Aksoy,

projeye dahil olduktan sonra işinde

yaşadığı değişimleri anlattı. İşini büyütme

fırsatının yanı sıra, sürekliliği olan

bir satın alma gerçekleştirildiğinden

ötürü güvence ve özgüvenle hareket

edilebildiğini ifade etti.

Tunus Başbakanı Youssef Chahed’in de

bir konuşma gerçekleştirdiği forumun

açılışını Tunus Kadın ve Aileden Sorumlu

Devlet Başkanı Neziha Labidi yaptı. UNDP

Afrika Bölge Müdürü Abdoulaye Mar

Dieye’nin de konuşmacılar arasında yer

aldığı forumda, panel moderatörlüğünü

UNDP Özel Sektör Global Program

Danışmanı Sahba Sobhani üstlendi.

Etkinlikte dünyanın farklı ülke ve

şehirlerinden kamu yöneticileri ile iş

dünyası temsilcileri de yer aldı.

Toprağın Kadınlarından Sofralara Projesi Hakkında

“Toprağın Kadınlarından Sofralara” projesi kapsamında BigChefs, ürün tedarikinin bir kısmını yerel kadın üreticilerden elde ediyor.

Bugün 30 yerel kadın tedarikçiyle çalışan BigChefs, böylece hem onları ekonomik ve sosyal özgürlüklerini kazanmaları yolunda

destekliyor hem de geleneksel üretimi sahiplenerek misafirlerine güvenilir ve özgün lezzetler sunabiliyor. BigChefs ayrıca, birlikte

çalıştığı üreticilerin tüm aktif iletişim kanallarında tanıtımlarını yaparak, satışlarını geniş kitlelere ulaştırmalarına destek oluyor.

Markanın amacı, bu proje aracılığıyla kamuoyunda farkındalık oluşturup başka firmaların da benzer çalışmalar yapmalarına öncülük

ederek, Türkiye’de kadın istihdamına katkı sağlamak.


Uluslararası pastacılardan Samsun çıkartması

3. Uluslararası Master Of Cake Samsun Pasta Yarışması ve Pasta & Çikolata Festivali,

Samsunlulara 2 gün boyunca tatlı anlar yaşattı.

Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100.

yıldönümü nedeniyle Samsun’da

düzenlenen 3. Uluslararası Master

Of Cake Samsun Pasta Yarışması ve

Pasta & Çikolata Festivali, Samsun Valisi

Osman Kaymak’ın katılımıyla gerçekleşti.

Şehir halkının yoğun ilgi gösterdiği

festivalde Türkiye haricinde Nijerya,

Slovakya, Azerbaycan, Hırvatistan,

Kuzey Kıbrıs ve Sırbıstan olmak üzere

6 ülkeden 150 yarışmacı yer aldı.

Uluslararası düzeyde pasta şeflerinin

yer aldığı Master Of Cake Samsun Pasta

yarışması ve Pasta & Çikolata Festivaline

katılan yarışmacılar tüm hünerlerini

ortaya koydu. Yarışmacıların eserlerinde

çikolata ve şeker hamurundan dekoratif

pastaların yanı sıra çizgi film karakterleri,

roman ve masal kahramanları ile çeşitli

filmlerden esinlendikleri kahramanların

pastaları vardı.

Uludoğan: “Bir Samsunlu olarak ayrı bir

gurur yaşıyorum”

Türkiye’nin farklı kentlerinde pastacılık

festivalleri düzenlediğini açıklayan

festivalin kurucusu ve genel koordinatörü

Zümra Uludoğan; “Yarışmanın bu yılki

konsepti Samsun. Samsun’un tarihi

güzelliklerini ve anıtlarını pastalarla

ortaya koyduk. Çok güzel dekoratif

pastalar yapıldı. Yarışmanın ardından bu

pastaların bir müzede sergilenmesini

amaçlıyoruz. 1919’dan 2019’a uzanan

bir serüveni burada pastalar ve

çikolata sanatıyla hayata geçiriyoruz.

Bir Samsunlu olarak ayrı bir gurur

yaşıyorum. Ayrıca mesleki olarak

baktığımızda da festivalimizi 100’üncü

yıl kutlamalarına taşımış olmanın

mutluluğunu yaşıyoruz.’ dedi.

Kaymak: “Şehrimiz pasta konusunda

öncü ve model olabilir”

Festivaldeki pastaları inceleyen Samsun

Valisi Osman Kaymak ise Atatürk’ün

Samsun’a çıkışının 100’üncü yılı

dolayısıyla birçok etkinlik ve program

düzenlediklerini ifade ederek,

“Biz Samsun’la ilk adım şehri olarak

övünüyoruz. Atalarımız 100 sene önce

bize bu güzel coğrafyayı ülke olarak

armağan ettiler. Buradan tekrar Atatürk

ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi

rahmetle anıyoruz. Onlar sayesinde

bugün bu etkinlikleri yapabiliyoruz. Bu

ruhun yaşatılmasını da çok istiyoruz. O

çerçevede güzellikleri ve başarılarımızı

çocuklarımıza anlatmak istiyoruz.

Türkiye’de her alanda güzel şeyler oluyor.

Pastacılık da turizm alanında çok önemli

bir sektör. Şehrimizde her şeyin en iyisini

yapıyorlar. Demek ki pasta konusunda

da Samsun Türkiye’ye öncü ve model

olabilir” diye konuştu.

İki kategorinin de birincisi, Kifayet Karaağaçlı

Yaklaşık 15 bin Samsunlu’nun ziyaret ettiği festivalin son gününde açıklanan Master

Of Cake Pasta Yarışması’nın birincisi hem pasta tasarımı hem de yöresel lezzetler

kategorisinde Türkiye’den Kifayet Karaağaçlı oldu.


hotel restaurant

74 & hi-tech

gastro aktüel

Banvit’e “Türkiye’nin En Beğenilen

Şirketi” ödülü

Türkiye’nin en beğenilen şirketleri, 30 Nisan Salı akşamı İstanbul

‘The Ritz Carlton Otel’de düzenlenen ödül töreninde bir araya geldi.

18 yıldır iş dünyasının en beğenilen şirketlerini öne çıkaran araştırma

sonucunda Banvit A.Ş. yedinci kez lâyık görüldü. Ödül, Banvit A.Ş. İcra

Kurulu Üyesi ve Satış Direktörü Nerdin Alp’e, Ekonomist Dergisi Genel

Yayın Yönetmeni Talat Yeşiloğlu tarafından verildi. Ağustos - Kasım 2018

tarihleri arasında online anket tekniği uygulanarak gerçekleştirilen

araştırmaya 59 sektörden, 500’ün üzerindeki şirketi temsilen 1.480

yönetici katıldı.

Sanat, yemek ile buluştu

Sanat tarihi boyunca birbirine ilham veren sanat ve yemek, İntema Yaşam

ve Atölye Maçka’nın düzenlediği “Sanat Yemek ile Buluşunca! Salvador

Dali” etkinliğinde İntema Yaşam’da Kirala Pişir Mutfaklarda bir araya geldi.

Kanyon AVM’deki İntema Yaşam’da gerçekleştirilen etkinlikte, Prof. Dr. Erhan

Büyükakıncı dünya resim sanatının dâhilerinden Salvador Dali’nin fantastik

resimlerinden mutfak kültürüne bakışına uzanan çok çeşitli yönleriyle yaşam

öyküsünü anlattığı bir sunum gerçekleştirdi. Duyuların ve yaratıcılığın ortak

noktalarının konu edildiği seminerde Salvador Dali’nin eşi Gala ile beraber

hazırladığı 1973 basımı yemek kitabından hareketle, mutfak kültürü ile sürrealist

resmi nasıl kreatif açılardan birleştirmeye çalıştığı da ele alındı.

Metro Türkiye’de üst düzey atama

Metro Türkiye Pazarlama, Marka Yönetimi ve İletişim Grup Müdürü görevini 15 yıllık pazarlama

tecrübesiyle sektörde ön plana çıkan Seçil Demiralp devraldı. Demiralp, 1 Nisan 2019 tarihinde

Metro Türkiye’deki görevine başladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden

2002 yılında mezun olduktan sonra Koç Üniversitesi İşletme Bölümü’nde yüksek lisans yapan

Demiralp, 2004’te TAB Gıda Pazarlama Departmanı’nda iş hayatına adım attı. 2008’de Burger King

ve Arby’s markalarından sorumlu Pazarlama Müdürlüğü görevini üstlenen Demiralp, 2015 yılında

ise TAB Gıda Pazarlama Genel Müdürlüğü pozisyonuna getirildi.

TFI TAB Gıda Yatırımları’na yeni atama

TFI TAB Gıda Yatırımları’nda gerçekleştirilen üst düzey atamayla, şirketin CFO

görevine Burcu Batı getirildi. Kariyerine PricewaterhouseCoopers şirketinde

Finansal Denetçi olarak 2001 yılında başlayan Burcu Batı devamında, Turkcell

ve Vodafone gibi şirketlerin Türkiye ve yurt dışı ofislerindeki çalışmalarıyla

kariyerini sürdürdü. 2014 yılında Turkcell Superonline’ın CFO’luğuna atanan Batı,

2016-2017 yılları arasında ise, Sahibinden.com CFO’su olarak çalıştı. TFI TAB

Gıda Yatırımları’na katılmadan önce, SAP Türkiye firmasının CFO’su ve Yönetim

Kurulu Üyesi olan Batı, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunudur.


Four Seasons Hotels Istanbul

şeflerine ödül

İstanbul’un Tarihi Yarımadası’nda ve Boğaz’ın kıyısında yer alan,

sunduğu lezzet kalitesi ile misafirlerine her zaman en iyiyi sunmayı

hedefleyen Four Seasons Hotels Istanbul şefleri, ödüllerine yenilerini

ekledi. Chaine Des Rôtisseurs Derneği Türkiye Temsilciliği tarafından

bu yıl 23’üncü kez düzenlenen Jeunes Chefs Rôtisseurs’da (Ulusal Genç

Şefler Yarışması), Türkiye’nin önde gelen otel ve restoranlarında görev

alan birbirinden yetenekli 10 genç şefin yarıştığı etkinliğin kazananları

Four Seasons Hotel Sultanahmet’ten birinci olan Metin Yavuz ve Four

Seasons Hotel Bosphorus’tan ikinciliğe hak kazanan Baran Çimen oldu.

101 İstanbul Lezzeti Festivali

İnoksan mutfaklarında sergilendi

Gastroplatform, turizm ve gastronomide

istihdama çözüm olacak

Türkiye’nin gastronomi alanında hizmet veren ilk ve tek insan kaynakları

platformu Gastroplatform, gastronomi dünyasının nitelikli çalışanları ile sektörün

en iyi işletmelerini aynı çatı altında buluşturuyor. İşletmelerin doğru adaylarla

doğru ekipleri kurmasına destek sağlayan Gastroplatform, gastronomi sektörü

içinde yer alan tüm çalışan profillerini özgeçmiş havuzunda barındırıyor. Bu

sayede de yeni iş fırsatlarından haberdar olmak isteyen gastronomi sektörü

çalışanlarına önemli fırsatlar sağlıyor. Eğitimi devam eden öğrencilerden,

mezun olup iş arayanlara, yeni kariyer fırsatlarını değerlendirmek isteyen

sektör çalışanlarından gastronomi alanına ilk kez adım atmak isteyenlere kadar

herkesin üye olabildiği gastroplatform.com, ücretsiz üyelik sistemiyle çalışan bir

kariyer gelişim platformu olarak sektöre destek sağlıyor.

Profesyonel mutfakların köklü tedarikçisi İnoksan, gastronomiye önem vermeyi ve desteklemeyi

sürdürüyor. İstanbul’un en fiyakalı restoranlarını 2013 yılından bu yana lezzet severlerle

buluşturan 101 İstanbul Lezzeti Festivali, 28 Nisan Pazar günü yoğun katılımla gerçekleşti.

Festivalin mutfak sponsorluğunu üstlenen İnoksan, katılımcı restoranların taleplerine yönelik

ekipman, cihaz ve yardımcı ürün desteği vererek etkinliğin çözüm ortağı oldu. Festival alanında

şeflerin taleplerine yönelik mini profesyonel mutfaklar kuran İnoksan, Koza Gıda, Eat Largo ve

Galvin Ristorante gibi restoran ve markalardan tam not aldı. Hemen her stantta birbirinden leziz

ikramların bulunduğu festivale lezzet severlerin ilgisi büyüktü.

Kısık Ateş, bloggerlarla buluştu

Gastronomi sektörünün dijital buluşma noktası Kısık Ateş, 3 Mayıs Cuma günü

Kartopu Grup Medya, Nergis Sinem Yılmaz organizasyonuyla Chef Eyüp Kemal

Sevinç’in moderatörlüğünde EKS Mutfak Akademi’de Pınar Süt ve Süt ürünleri ile

hazırlanan “Sütlü Tatlılar ve Çikolata Workshop”unda lezzetin peşinde bloggerlar

ile buluştu. Sektörün en genç, en eğlenceli ve bilgi dolu dijital platformu Kısık

Ateş’in gerçekleştirdiği etkinliğe 15 ünlü blogger katılım gösterdi. Birbirinden

keyifli dakikaların yaşandığı workshopta; Pınar ürünleri ile Creme Brulee, Truffle

ve Crunch tarifleri yapıldı. Özellikle fit kalmaya önem veren blogger’lar, Crunch

tarifine ilgi gösterdi. Pınar’ın gözde soslarından Acı Sos ile yapılan Meksika Usulü

Sıcak Çikolata ise; blogger ve influencer’lardan tam puan aldı.


hotel restaurant

76 & hi-tech

gastro aktüel

Cafe Italiano’dan franchise atağı

Türkiye’de ekonominin her geçen gün gelişmesi ve alışveriş merkezlerinin

sayısının giderek artması neticesinde ülkemizde franchising sistemi

giderek büyümeye başladı. 2003 yılında İstanbul Taksim’de açılan ve açıldığı

günden beri gerek yerli, gerekse yabancı misafirlerimize en iyi ve lezzetli

İtalyan mutfağını sunan Cafe İtaliano da kendi işini kurmak isteyenler cazip

franchise fırsatı sunmaya hazırlanıyor. Global Restoran Grup bünyesinde

2003 yılında açılan Cafe Italiano 16 yıldır 2,5 milyon misafir ağırlarken 2019

yılının yarısından itibaren franchise vereceğini açıkladı. Gıda sektöründe

2019 yılının franchise yılı olması beklenirken kriz döneminde en uygun

yatırımı sunan Cafe İtaliano 3 senede 55 restoran açmayı planlıyor.

Gıda kaybını azaltmak mümkün!

Gıda kayıpları ve gıda atıkları dahil olmak üzere dünya çapında üretilen gıdanın

neredeyse üçte biri boşa gidiyor. Küresel sürdürülebilir bir yaşam için enerji ve

gıda israfının engellenmesi yolunda, günlük tüketim maddelerinin üretiminden

tüketimine kadar olan her süreçte yer alan Danfoss, entegre soğutma sistemleri

ile gıda bozulmalarını önlüyor ve her yıl milyonlarca gıda atığının önüne

geçilmesini sağlıyor. Soğuk zincirlerin verimliliğini arttıracak çözümler üretmeye

devam eden Danfoss, israf olan gıda miktarını azaltmayı, gıda kalitesini ve

güvenliğini arttırmayı ve yaşadığımız dünyanın kaynaklarını verimli bir şekilde

kullanmayı amaçlıyor.

Mondelēz International Cocoa Life 2018

Faaliyet Raporunu yayınladı

Mondelez International’ın çikolata markaları için gereken kakaonun sürdürülebilir çiftliklerden

elde edilmesini sağlayan Cocoa Life programı, 2025 yılına kadar şirketin kakao hacminin yüzde

100’ünü karşılayacak. Bugün Milka, Cadbury Dairy Milk ve Côte d’Or dahil olmak üzere, Mondelez

International çikolatalarının yüzde 43’ünde yer alan Cocoa Life logosu, gelecek dönemde

Toblorone’un yanı sıra çok sayıda yerel markayı da kapsayacak.

İstanbul Havalimanı’nda

ocakbaşı deneyimi

Anadolu’nun binden fazla geleneksel yemek reçetesini titizlikle bir araya getiren

Tadında Anadolu, İstanbul Havalimanı’nda yeni konseptiyle misafirlerini ağırlıyor.

Dış hatlarda yer alan ilk Tadında Anadolu, aynı zamanda şimdiye kadar açılan

restoranlar arasında en büyüğü olarak öne çıkıyor. Tadında Anadolu’nun baş

aşçısı Şef Muhsin Ertürk ile Türkiye’nin 81 ilinden kaybolmaya yüz tutan tarifler

canlanıyor ve misafirlere sunuluyor. Pideden dönere, sulu yemekten ocakbaşına,

künefeden çay ve kahve alanına kadar Anadolu mutfağının her köşesinin temsil

edildiği restoranda binin üzerinde yöresel yemeği bulmak mümkün.


hotel restaurant

78 & hi-tech

gastro aktüel

Döneri, bir de ‘Beyoğlu Döner’den yemeli!

Lezzetiyle tüm dünyaya adını duyuran döneri kendine özel sunumuyla damak tadına

önem verenlerle buluşturan Beyoğlu Döner; meşe odununda pişirilen dönerine

eşlik eden lavaşı, köy yoğurdundan yapılan özel formüllü ayranı ile etin en lezzetli

halini döner severlerin beğenisine sunuyor. ‘’Tüm dünyaya nam salmış döneri bir de

Beyoğlu Döner’den yemeli’’ sloganıyla yola çıkan Beyoğlu döner, lezzetini Balıkesir’in

Gönen ilçesinin yemyeşil doğal yaşam alanlarında yetişen hayvanlardan elde edilen

etlerinden alıyor. Mutfağındaki her gıdanın yerli üretim olduğu Beyoğlu Döner, damak

tadını bilenleri eşsiz lezzetiyle buluşturuyor.

“Türkiye’den bir gastronomi hikayesi çıkar mı?”

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) ve Basque Mutfak Merkezi (Basque

Culinary Center - BCC) tarafından bu yıl 5’incisi İspanya’da düzenlenen UNWTO Gastronomi

Turizmi Dünya Forumu’nun Türkiye’den tek konuşmacısı olan Şef Ebru Baybara Demir,

dünyanın farklı ülkelerinden bir araya gelen gastronomi ve turizm profesyonellerine Mardin

ve Şanlıurfa’da gerçekleştirdiği projeleri anlattı. Baybara Demir, gastronomi turizminde

deneyim yaşatmanın öneminin altını çizdiği konuşmasında, gastronominin dönüştürücü

gücüyle, yerel lezzetlerin kültürleri yansıtan sunumlarını yaşatabilmek ve bunu turizme değer

katan bir unsur haline getirebilmek için sosyal gastronomi projelerine öncelik verilmesi

gerektiğini dile getirdi.

Toprağa ekilen mutfağa dönüyor

Oksijen deposu Kazdağları’nın eteklerinde yer alan ve yerleşimin yüzyıllar öncesine dayandığı

Kozlu Köyü el değmemiş doğası ve mistik atmosferiyle keşfeden herkesin hayranlığını kazanıyor.

Tarihi ve mimarisiyle merak uyandıran Kozlu Köyü, taş evleri ve rafine hizmetleriyle tatil kavramını

yeniden anlamlandıran Kozluhan Otel’e ev sahipliği yapıyor. Ege’nin rafine gastronomisiyle

şekillenen Kozluhan mutfağı, coğrafyanın sunduğu tüm ürünleri usta ellerin dokunuşlarıyla

yorumlayarak misafirleriyle paylaşıyor. Kahvaltı sofralarını süsleyen çeşit çeşit zeytin ve tüm

lezzetlerin altın sıvısı zeytinyağı, Kozluhan zeytinliklerinin mahsulünden elde ediliyor. Taptaze

sebze ve meyveler ve Ege’ye özgü otlar doğal üretim yapan bahçelerden özenle seçiliyor.

Mantar zamanı!

Türkiye, mantar yönünden zengin bir ülke. Öyle ki, Karadeniz’den Ege’ye,

Akdeniz’den Doğu Anadolu’ya uzanan coğrafyada yılın on iki ayında

birbirinden leziz yabani mantarlar yetişiyor. Metro Türkiye, yıl boyunca

raflarında yer alan kültür mantarlarının yanı sıra, dağlık ve ormanlık

bölgelerde yetişen yabani mantarları, taze veya kuru olarak tüketicileri

ile buluşturuyor. Metro Türkiye’de yaz aylarında satışa sunulan yabani

mantarlar arasında siyah trüf çeşitleri, kuzu göbeği, sarıkız, bolet gibi

zengin çeşitler yer alıyor. Protein değeri yüksek, vitamin ve mineral

yönünden zengin yabani mantarlar; tek başına tüketilebildiği gibi

çorbalardan salatalara, et yemeklerinden sandviçlere kadar içine girdiği

pek çok lezzetin de tadını artırıyor.


Cargill, İstanbul’da

öğrencilerle buluştu

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Cargill’in hayata geçirdiği en büyük çevre

odaklı gönüllülük programı olan ‘Dünya Günü Her Gün’ etkinlikleri

kapsamında Cargill çalışanları ve gönüllüler bir araya geldiler. Bu

yıl İstanbul’da düzenlenen etkinlikte TİDER (Temel İhtiyaç Derneği)

işbirliği ve FAO’nun “Sıfır Atık Sıfır Açlık” projesinin Türkiye destekçisi

Uzman Diyetisyen Dilara Koçak’ın katılımıyla, daha sürdürülebilir bir

gıda sistemini desteklemek üzere gıda israfını azaltmanın önemini

vurgulayan, öğrencilere yönelik bir seminer düzenlendi. Seminerin

ardından ise öğrenciler ve Cargill gönüllüleri birlikte bir sebze bahçesi

oluşturdular.

Antalyalı dönerciye Cenevre’den ödül

Kısa adı (BID) olan Business Initiative Directions tarafından dünyanın

en prestijli kalite ödülü olarak kabul edilen ve sektöründe lider kurum

ve kuruluşlara verilen “Uluslararası Altın Yıldız Kalite Ödülü”nün bu yıl

14’ncü gerçekleşti. İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen törende

Business Initiative Directions (BID) Başkanı Jose E. Prieto, ödülü Dönerci

Hamdi Usta Yönetim Kurulu Başkanı Halim Orhan ve Genel Müdür Yunus

Orhan’a verdi. Ödülü Türkiye restoran sektörüne kazandırmanın haklı

gururunu yaşadıklarını belirten Yönetim Kurulu Başkanı Halim Orhan,

“Sürdürülebilir kalite ve iş modellerinde inovasyonu ön planda tutan

işletmemiz, dünyanın en eski dönercisi Kastamonulu Hamdi Usta’nın

markasının sahibidir. Bu ödül ile 1855 yılından bugüne geçmişin izlerini

de muhafaza ederek modern iş yönetim süreçlerini, kaliteyi ve inovasyonu

mükemmel bir şekilde sentezlediğimizin göstergesidir” diye konuştu.

Üstün: “İstihdamımızı %35 artıracağız”

ATO Congresium’da düzenlenen 12. Çalışma Meclisi açılış programında konuşan Cumhurbaşkanı

Recep Tayyip Erdoğan, şubat ayında gerçekleştirdiği istihdam çağrısına dikkat çekti. 2019 yılı

başından bugüne dek yaklaşık 250 kişiye istihdam sağladıklarını belirten Emin Grup Yönetim Kurulu

Başkanı Emin Üstün, “Sayın Cumhurbaşkanımızın istihdam çağrısına destek vermek amacıyla yıl

sonuna kadar 500 kişiyi daha iş imkânı sağlayacağız. İstihdam sayımızı yüzde 35 artırarak çalışan

sayımızı toplamda 1852’ye çıkaracağız. Ülkemizin içinde bulunduğu zorlu süreçte işsizliğin önüne

geçecek yatırımlara ağırlık vereceğiz. Türkiye’nin dört bir noktasında yer alan 103 şubemiz ile

çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Daha geniş kitlelere ulaşmak adına şube sayımızı yıl

sonuna kadar 129’a çıkaracağız. Yaptığımız önemli yatırımlar ile hem istihdamı artıracağız hem de

ülke ekonomisine destek vereceğiz” dedi.

URGE Projesi Türk kiraz ve üzümüne

Uzakdoğu pazarını açtı

Yaş meyve sebze ihracatçılarına Hava Kargoyu keşfettiren, Türk kiraz ve

üzümüne Uzakdoğu pazarına girmenin yolunu açan, ters iklimdeki ülkelerle iş

birliği yaparak ihracat sezonunu 12 aya çıkaran Taze Kiraz ve Üzüm Ürünlerinde

Uluslararası Rekabetçiliğin Arttırılması Projesi’nde sona gelindi. Projenin

sektörün ufkunu açtığını belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği

Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, URGE Projesine katılan firmaların

kurumsallaşma ve verimli üretim alanlarında da büyük kazanımlar elde ettiğini

kaydetti.


80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Amacı olan markalar daha hızlı büyüdü!

Unilever, Sürdürülebilir Yaşam Planının sekizinci yılında pek çok hedefte kayda değer ilerleme

kaydettiğini duyururken, şirket olarak her daim amacının ‘Sürdürülebilir Yaşamı Yaygın Hale Getirmek’

olduğunu açıkladı.

Unilever bünyesinde ‘sürdürülebilir

yaşamı destekleyen markalar’

olarak tanımlanan OMO, Lipton,

Knorr, Dove, Algida, Elidor gibi öne

çıkan markalar, 2018 yılında Unilever

Türkiye’nin toplam büyümesinin

yüzde 79,2’sini gerçekleştirdi. Böylece

sürdürülebilirliğin büyüme için engel

değil, aksine itici güç olduğu bir kez

daha görüldü.

Unilever’in, 2010 yılında açıkladığı

Sürdürülebilir Yaşam Planı

çerçevesinde benimsediği iş modeli,

sürdürülebilirliğin büyüme için engel

değil, aksine itici güç olduğunu

kanıtlamaya devam ediyor. Çevreye

olan etkileri azaltılmış, sürdürülebilir

yaşam amacına sahip ve tüketicisiyle

bunun iletişimini yapabilen ve

Unilever bünyesinde ‘sürdürülebilir

yaşamı destekleyen markalar’ olarak

tanımlanan OMO, Lipton, Knorr,

Dove, Algida, Elidor gibi markalar,

2018 yılında Unilever Türkiye’nin

toplam büyümesinin yüzde 79,2’sini

gerçekleştirdi. Bir önceki yıl bu rakam

yüzde 72 düzeyindeydi. Unilever

Türkiye ve Orta Asya Yönetim Kurulu

Başkanı Mustafa Seçkin, Sürdürülebilir

Yaşam Planının 8. Yılında yaptığı

değerlendirmede, “Yaptığımız her

işin, her markamızın arkasında bir

amaç olmasına büyük önem veriyoruz.

Toplumun beklentilerini, farklılaşan

tüketici ihtiyaçlarını çok iyi okuyan

markalarımız var. Çalışanlarımızın

duyguları ve tüketicilerimizin

beklentileri ile tamamen uyumlu olan

iş yapma şeklimiz, amacımızı kârlılığın

önüne koymamızı gerektirmiyor, amaç

zaten kârlılığı beraberinde getiriyor”

dedi.

Seçkin: “Markalarımızla fayda

oluşturan amaçların peşinden

koşacağız”

Mustafa Seçkin, “Şimdi bizim için,

toplumun, dolayısıyla tüketicilerimizin

yeni beklentilerine cevap verebilmek

ve pozitif etkimizi artırmak adına

markalarımızla daha cesur

olacağımız bir dönem başlıyor.

Sürdürülebilir yaşamı yaygınlaştırmak

üzere şirketimiz, markalarımız ve

çalışanlarımız ile hep birlikte fayda

oluşturan amaçların peşinden

koşacağız” ifadelerini kullandı.


Toplumsal cinsiyet eşitliği

için ekosistemini harekete

geçiriyor

“Ülkemizin geleceğine yatırım

yapacaksak dezavantajlı/kırılgan

grupların güçlenmesi için

onları desteklemek zorundayız”

diyen Seçkin, şirketin 2019

ajandasında bu konunun

öncelikler arasında yer alacağını

vurguladı. Unilever’in toplumsal

cinsiyet eşitliği için önemli

girişimlerde bulunduğunu dile

getiren Seçkin, “Kadınların iş

hayatına katılımını artıracak,

daha üst pozisyonlara

gelmelerini destekleyecek

uygulamaların yaygınlaşması

için ekosistemimizde yer alan

21 şirketle birlikte Birlikte

Güçlüyüz platformunu kurduk.

Birleşmiş Milletler’in Kadının

Güçlenmesi Prensiplerini

(WEPs) ortak bir rehber kabul

ederek, birbirimize ilham

vermeyi, harekete geçirmeyi ve

ölçülebilir gelişim sağlamayı

amaçlıyoruz. Bizim hedefimiz,

bir hayali tek başımıza

gerçekleştirmek değil, güçler

birliği sağlayarak hızlı bir

şekilde etki yaratmak…”

şeklinde konuştu.

Seçkin, Unilever’in en büyük

etki alanlarından biri olan

reklamlarda da toplumsal

cinsiyet eşitliğine yönelik hem

kendi marka reklamlarını

iyileştirmek hem de sektöre

öncü olmak adına önemli

adımlar attığını belirterek,

“Farklı sektörlerden 25 şirketle

birlikte Reklam Verenler

Derneği çatısı altında Toplumsal

Cinsiyet Eşitliği ilkelerinin

reklam endüstrisinin kodu

haline gelmesi için bir girişim

başlattık” dedi.

Unilever Sürdürülebilir

Yaşam Planı, şirketin

büyümesini çevre ayak

izinden ayırırken pozitif

sosyal etkiyi artırmayı

amaçlıyor. Bu plan değer

zincirinde sosyal, çevresel

ve ekonomik performansı

içeren dokuz taahhüt

ve hedefle desteklenen

üç büyük amaca sahip.

Bu plan sayesinde

Türkiye’de 2018 yılında,

riskler minimize edilerek;

tedarik zincirindeki

yeniliklerle 47,7 milyon

TL maliyet tasarrufu elde

edildi.


82

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Gıda kaybına yol açan algı ve davranışlar araştırıldı

Gıda Güvenliği Derneği’nin “Gıda Kaybı ve Etiket Okuma Araştırması”na göre hanelerde en fazla atığa

dönüşen gıda ürünleri yüzde 42 ile sebze ve meyve, yüzde 41 ile süt ve süt ürünleri olarak görülüyor.

Ekmek konusunda ise tüketicilerin göstermiş olduğu toplumsal duyarlılık nedeni ile tüketicilerin yüzde

87’si bayatlayan ekmekleri atmak yerine değerlendirmeye çalışıyor.

Türkiye’deki tüketicilerin gıda kaybına

yol açan algı ve davranışlarını

belirlemek amacıyla Gıda Güvenliği

Derneği tarafından Nielsen Araştırma

Şirketi’ne yaptırılan ve Türkiye kent

nüfusunu temsil eden 26 şehirde 18-

65 yaş arası 1.545 kişi ile görüşerek

gerçekleştirilen “Gıda Kaybı ve Etiket

Okuma Araştırması” çarpıcı sonuçlar

ortaya çıkardı.Tüm dünyada insan

tüketimi için üretilen gıdaların %30‘dan

fazlasının; üretim, dağıtım ve tüketim

aşamalarında kayıp veya atığa dönüştüğünü

ve bu durumun yıllık 1.3 trilyon $ civarında

finansal kayba neden olduğu biliniyor.

Amerika ve Avrupa‘da yapılan birçok

araştırma, etiketleme yaklaşımlarının gıda

atığına sebep olan ana etkenlerden biri

olduğunu ve birçok ülkede gıda ürünlerinin

farklı anlamlara gelen çeşitli tarih

etiketlerine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

STT ve TETT farkı net bilinmiyor

Gıda Kaybı ve Etiket Okuma Araştırması’na

göre tüketiciler Son Tüketim Tarihi

(STT) ve Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi

(TETT) arasındaki farkı çok net bilmiyor.

Tüketicilerin yüzde 86’sı Son Tüketim

Tarihinin (STT) ne anlama geldiğinin biliyor.

Ancak bu oran Tavsiye Edilen Tüketim

Tarihi (TETT) için yüzde 26’ya düşüyor. Tat,

koku ve görünüşüne bakılarak herhangi bir

sorun tespit edilmediği takdirde, Tavsiye

Edilen Tüketim Tarihi geçen gıdaları

tüketmek sağlık açısından riskli olmasa da

tüketicilerin yüzde 72’si evlerinde Tavsiye

Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçmiş gıda

ürünü gördüklerinde bu gıdaları çöpe

attığını ifade ediyor. Son Tüketim Tarihi

(STT) geçmiş gıdaların ise etiketinde

yer alan tarihten sonra tüketilmemesi

gerekiyor.

Kaybın en çok restoran ve otellerde

olduğu düşünülüyor

Tüketiciler en fazla gıda kaybının restoran

ve otellerde yaşandığını düşünüyor.

Yemekhaneler ve evler ise bunları takip

ediyor. Tüketiciler, Türkiye’de restoranlarda

pişirilen her 10 tabak yemekten 4,5’inin,

evlerde ise her 10 tabak yemekten

3’ünün çöpe gittiğini tahmin ediyor.

Ancak “restoranda yiyemediğiniz yemeği

paket yaptırır mısınız” sorulduğunda

tüketicilerin sadece yüzde 21’i “her zaman”

paket yaptırıyor, restoranın teklif etmesi

durumunda ise paket yaptırmayanların

yüzde 50’si fikrini değiştireceğini belirtiyor.

Tüketici alternatiflere açık

Araştırmada, marketlerde oluşan gıda

kaybını azaltabilecek çözümler üzerinde de

duruluyor. Bu doğrultuda, tüketicilere, gıda

kaybını önlemeye yönelik, hangi ürünlerin

ayrı bir reyonda ve daha uygun fiyata

satılabileceği sorulduğunda yüzde 57 ile

“şekli bozuk ama tüketilebilir taze meyve

ve sebzeler” öne çıkıyor. Bunu yüzde 40 ile

“Son Tüketim Tarihi yaklaşmış ürünler”

takip ediyor. Tavsiye Edilen Tüketim

Tarihi geçmiş ürünleri tüketmenin sağlık

açısından zararlı olmadığı bilincindeki

tüketicilerin az olması sebebiyle,

tüketicilerin sadece yüzde 27’si ayrı bir

reyonda Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi

(TETT) geçmiş ürünlerin satılabileceğini

söylüyor.

Ayrıca, her 5 kişiden 1’i, özelikle hayatı

kolaylaştırmanın yanı sıra, malzemenin

artması nedeniyle oluşacak gıda

kayıplarının da önüne geçebileceğini

düşünerek yemekte kullanılacak tüm

malzemelerin temizlenmiş olarak düşük

gramajda veya tek öğünlük porsiyonlarda

satılmasına sıcak baktığını belirtiyor.

Restoranlarda ise tüketicilerin yüzde 52’si

büyük porsiyonların gıda israfına neden

olduğunu düşünüyor, ancak buna karşılık

israfı azaltmak için aynı fiyata porsiyonların

küçültülmesine yüzde 62’si razı değil.


84

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Fotoğraflar: Doğa Derneği Arşivi

Slow Food, Kadim Üretim Havzalarını Koruyor

Tüm dünyada iyi, temiz ve adil gıda için çalışmalar yürüten Slow Food, Ege’nin Kadim Üretim

Havzaları’nı korumak için Natürel Sızma Zeytinyağı (E.V.O.) Koruma Grupları’nı kurdu.

Tüm dünyada iyi, temiz ve adil gıda

için çalışmalar yürüten Slow Food,

Ege’nin Kadim Üretim Havzaları’nı

korumak için Natürel Sızma Zeytinyağı

(E.V.O.) Koruma Grupları’nı kurdu. Koruma

Grupları, Slow Food Mahal ve Doğa

Derneği’nin dört yıl boyunca, Türkiye’de

Ege bölgesindeki zeytin ormanlarını ve

bu alanların biyolojik çeşitliliğini koruma

çalışmalarının bir sonucu olarak ortaya

çıktı. Slow Food Mahal ve Doğa Derneği, bir

Kadim Üretim Havzası olan Ege’nin zeytin

ormanlarının ve bu bölgedeki zeytinyağı

kültürünün özelliklerini ortaya koyan

kriterler belirledi. Yapılan araştırmalar ve

çalışmalar sonucunda bölgedeki üreticilerin

ürettiği Örfene isimli zeytinyağı “presidium”

olarak tescillendi.

Presidium nedir?

Presidium, Slow Food Biyokçeşitlilik Vakfı

tarafından küçük üreticileri ve kaliteli doğa

dostu üretimleri korumak için geliştirilmiş

bir ürün tescil modeli. Bu modelle dünya

üzerinde tek bir bölgeye özgü olan ve orada

yok olmak üzere olan gıda ürünlerinin

korunması hedefleniyor. Günümüzde

500’ün üzerinde presidium olarak

tescillenmiş ürün sayesinde Slow Food,

13 binin üzerinde üreticinin ve binlerce

canlının yaşamına dokunuyor. Presidiumlar

sayesinde üreticileri buluşturan bir ağ

kuruluyor, üreticiler ürünleri için yeni pazar

fırsatları yakalıyor ve biyolojik çeşitliği

koruyan yerel ürünler destekleniyor.

Kadim Üretim Havzaları hangi alanları

kapsıyor?

Doğa Derneği’nin çalışmaları sonucunda,

Anadolu’nun ve dünyanın farklı bölgelerinde

insanların doğayla uyumlu bir şekilde

sürdürdüğü biyolojik çeşitliliği destekleyen

yaşam alanları Kadim Üretim Havzaları

olarak tanımlanıyor. Örfene Zeytinyağı’nın

üretildiği Ege’nin zeytin ormanları,

Türkiye’deki Kadim Üretim Havzaları

arasında yer alıyor. Bu alanlar bir tarım

alanı olmanın yanı sıra bölgedeki canlılar

için bir yaşam alanı olma özelliği taşıyor.

Ege’nin zeytin ormanları yabani zeytin

deliceye aşılanan, bölgeye özgü yerli zeytin

ırklarından oluşuyor. Bu alanlarda iklim

dostu yağmura dayalı üretim pratikleri

uygulanıyor. Aynı zamanda birer mera olan

zeytin ormanlarında hayvanlar otluyor. Bu

sayede kimyasal gübrelemenin yapılmadığı

zeytin ormanlarında, tarım zehirleri

kullanılmıyor. Bu özellikleriyle biyolojik

çeşitliliği destekleyen yaşam alanları olan

Ege’nin zeytin ormanları, bir ekosistem

olma özelliğini taşıyor.

Ege’nin zeytin ormanları tehlike altında!

Ege’nin zeytin ormanları da tehlike altında

olan doğal alanlar arasında yer alıyor. Sahil

kesimi ve iç bölgelerindeki artan kentleşme


askısı, hala geleneksel yöntemlerle devam

eden zeytinyağı kültürünü olumsuz etkiliyor.

Bunun yanı sıra bölgenin iklimsel ve coğrafi

yapısına uygun olmayan ve hastalıklara

dirençsiz yabancı zeytin ırklarının bölgeye

girmesi, zeytin ormanlarının karşı karşıya

olduğu sorunlar arasında yer alıyor.

Anadolu’da bereket anlayışıyla devam

eden yaşam kültürünün, yerini verimi en

üst düzeye çıkarmaya yönelik ürün odaklı

tarımsal pratiklere bırakması, Ege’nin zeytin

ormanları gibi doğal yaşam alanlarının karşı

karşıya olduğu tehditler arasında yer alıyor.

Bu nedenle Slow Food, “Kadim Üretim

Havzaları’nı Koru” kampanyasıyla Ege’nin

zeytin ormanlarını havza ölçeğinde korumak

için Doğa Derneği ve Slow Food Mahal’le

birlikte bir dizi çalışmalar ve ortaklıklar

başlatmış bulunuyor.

Bu çalışmalar kapsamında, Ege’nin

zeytin ormanlarındaki biyolojik çeşitliliği

destekleyen üretim biçimleri korunurken,

Örfene Zeytinyağı presidium olarak dünyaya

açılıyor. Yapılan çalışmalar, Ege bölgesinde

Menteşe Dağları ve etrafında Kızılgüney,

Kızıldağ ve etrafında Orhanlı vadisindeki

yaklaşık otuz üreticiyle hayata geçirilmiş

durumda. Biyolojik çeşitliliği koruyan

kaliteli zeytinyağı üretimini desteklemek,

Kadim Üretim Havzaları’nı ve bu bölgedeki

zeytinyağı kültürünü yaşatmak amacıyla

oluşturulan E.V.O Koruma Grupları’nın,

Türkiye’de ve Yunanistan’da aynı özellikleri

taşıyan diğer Kadim Üretim Havzaları’nı

kapsayacak şekilde genişletilmesi

hedefleniyor.


86

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Sirha İstanbul

yeniliklerle geliyor!

Gastronomi sektörünün en önemli

buluşması olan Sirha İstanbul, 14–16

Kasım 2019 tarihleri arasında İstanbul

Kongre Merkezi‘nde düzenlenecek.

HORECA sektörünün uluslararası

buluşmasında bu yıl şeflerin olimpiyatı

Bocuse d‘Or da gerçekleştirilecek.

Sirha İstanbul‘un bu yılki teması

gastronomi dünyasının trendlerinden

artizan ekmek olacak.

Restoran, otel ve yiyecek içecek

sektörü profesyonellerine yönelik

düzenlenen uluslararası ihtisas

fuarı Sirha İstanbul, 14–16 Kasım 2019

tarihleri arasında ziyaretçilerini bu

yıl da İstanbul Kongre Merkezi‘nde

ağırlayacak. HORECA sektörünün en

prestijli fuarı olan Sirha İstanbul‘un

7. organizasyonunda sektör

profesyonelleri firmalarına vizyon

katacak yenilikler ve teknolojilerle

buluşacak.

360 derece gastronomi sektörü

Gıdadan pişirme ekipmanlarına, otel

ve servis sektöründen paketlemeye

kadar sektörün her alanından katılımcı

firmayı ağırlayan Sirha İstanbul,

gastronomi sektörüne 360 derecelik

bakış açısı getiriyor. Geleceğin

trendlerini de öne çıkaran Sirha

İstanbul, yeni teknolojiler, malzeme

ve ekipmanları tanıtacak, yeni iş

modelleri konusunda ilham verici

etkinlikler gerçekleştirecek.

Firma ve ziyaretçi katılımı açısından

her yıl büyüyerek gelişen fuar, bu yıl da

yüzlerce marka ve firmaya ev sahipliği

yapacak, binlerce sektör profesyoneli

ve karar vericiyi ağırlayacak. Sirha

İstanbul, 2017 yılında başlattığı yurt

dışı alım heyetleri çalışmalarını

bu yıl da sürdürerek Balkanlar ve

Ortadoğu‘dan çok sayıda alım heyetini

fuar katılımcılarıyla buluşturacak.

Yeme içmeden mutfak ekipmanlarına,

sofra takımlarından dekorasyona,

kafe–bar ürünlerinden sektöre yönelik

hizmet ve teknolojilere kadar geniş bir

yelpazede yer alan katılımcı firmalar

fuarda bir araya gelecek.


Networking imkanları

Sirha İstanbul, sektörün her alanından

katılımcıları ve yarattığı networking

imkanlarıyla büyük katma değer

yaratıyor. Yeni işbirliği olanakları

sağlayan fuar, organize ettiği B2B

görüşmelerle firmalar ve satın

alımcılar arasında ilişki kurulmasını

sağlıyor. HORECA sektöründen ulusal

ve uluslararası birçok oyuncuyu aynı

platformda bir araya getiren Sirha

İstanbul, katılımcılara yeni müşteriler,

tedarikçiler ve çözüm ortakları

bulmaları için geniş olanaklar sunuyor.

Sirha İstanbul‘un

katılımcı firma profilini

gıda ürünleri, mutfak

ekipmanları, ekmek

ve pastacılık ürün

ve ekipmanları,

dondurma ürün ve

ekipmanları, kafe–bar

ürünleri ve içecekler,

masaüstü servis

ekipmanları, mobilya,

dekorasyon ve tekstil,

sektöre yönelik hizmet

ve teknolojiler, hijyen

ve temizlik ürünleri,

kullan at ve ambalaj

ürünleri firmaları

oluşturuyor.


88

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Interclean İstanbul,

81 ülkeden ziyaretçi ağırladı

Endüstriyel Temizlik Sektörü’nün Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki en

önemli buluşma noktası Interclean İstanbul Endüstriyel Temizlik Teknolojileri &

Hizmetleri Fuarı ve Konferansı, 10-12 Nisan 2019 tarihleri arasında 81 ülkeden

3.123 ziyaretçi ağırladı.

Interclean İstanbul Endüstriyel Temizlik

Teknolojileri & Hizmetleri Fuarı ve

Konferansı, Amsterdam RAI ile

UBM NTSR’nin uluslararası gücü ve

Tesis Hizmetleri Yönetimi İş Adamları

Derneği TESHİAD’ın desteği ve ile iki

yılda bir İstanbul’da düzenleniyor. Fuarı

değerlendiren RAI Amsterdam Fuar

Direktörü Rob den Hertog, gelecek

günlere pozitif baktıklarını ve son

birkaç yıldır Türkiye’yi merkez üssü

olarak gördüklerini belirtti. Temizlik

sektöründeki istihdam konusuna

değinen TESHİAD Başkanı Zafer

Mumcular ise 1 buçuk milyondan fazla

kişinin sektörde görev yaptığını ve ticaret

hacminin 60 milyar Türk Lirası’nın

üzerinde olduğu söyledi ve temizlik

görevlilerinin yaptıkları işin meslek

olarak tanımlanması gerektiğine vurgu

yaptı.

İnovatif endüstriyel temizlik ürün ve

hizmetleri tanıtıldı

İnovatif endüstriyel temizlik

uygulamaları ve yenilikçi şirketlerin

göz dolduran çalışmaları üç gün

süreyle Interclean İstanbul İnovasyon

Alanı’nda tanıtıldı. Yerli üretim, yüksek

emiş gücüyle yerdeki cam şişeleri bile

süpürebilen sokak temizleme aracı;

nanoteknoloji ile üretilmiş ve kalabalık

alanlarda en çok dokunduğumuz kapı

kolu, elektrik düğmesi, trabzan gibi riskli

alanlarda uzun süreli antibakteriyel

bariyer oluşturan dezenfektan; Avrupa

pazarında büyük ilgi gören yerli üretim

sessiz elektrik süpürgesi gibi ürünler

öne çıktı.

Tüzemen: “Ağırlıklı Ortadoğu pazarı ve

özellikle Körfez ülkeleri öne çıktı”

Eczacıbaşı olarak önceki yıllarda daha

fuara ziyaretçi olarak geldiklerini

belirten Eczacıbaşı Profesyonel Müşteri

Deneyim Müdürü Burçin Tüzemen,

“Bu yıl stant açarak Interclean

İstanbul’un bir parçası olduk. Hem

kendi gözlemlerim, hem çalıştığımız

arkadaşlarımın gözlemleri, gelen

misafirlerin, ziyaretçilerin içinde

yabancıların payının çok yüksek olduğu.

Bu bizi memnun eden ve olumlu

anlamda şaşırtan bir gelişme oldu.

Buraya gelen kitlenin bu kadar global bir

kitle olmasını beklemiyorduk açıkçası.

Onun da faydasını gördük. Avrupa

pazarından gelenler de oldu ama ağırlıklı

Ortadoğu pazarı ve özellikle Körfez

ülkeleri öne çıktı.” dedi. GET Elektrikli

Araçlar Kurucu Genel Müdürü Hilal

Güngör ise “Interclean İstanbul’da güzel

bağlantılar kurduk. Satış anlamında hem

ihracat hem de yerli pazar için çok fazla

görüşme yaptık” şeklinde konuştu.


Sektör temsilcileri bu panelde konuştu!

1,5 milyondan fazla kişiye istihdam

sağlayan ve yaklaşık 60 milyar TL ticaret

hacmine sahip endüstriyel temizlik

sektör temsilcileri, İstanbul Kongre

Merkezi’nde düzenlenen ‘Endüstriyel

Temizlik Sektörüne Genel Bakış

Paneli’nde buluştu. Ekonomi Gazetecileri

Derneği (EGD) Başkanı Celal Toprak

moderatörlüğünde gerçekleşen panele;

Temizlik ve Tesis Hizmetleri Yönetimi

İş Adamları Derneği (TESHİAD) Başkanı

Zafer Mumcular, Tüm Otomotiv Bakım

Dernekleri Federasyonu (TOBFED)

Başkanı Serkan Bakırtaş, Endüstriyel

Mutfak, Çamaşırhane Servis ve İkram

Ekipmanları Sanayicileri ve İşadamları

Derneği (TUSID) Başkanı Güçlü Kaplangı

ve Elite World Hoteller Zinciri Genel

Müdürü Ünsal Şınık katıldı.

Panelde konuşan Elite World Hoteller

Zinciri Genel Müdürü Ünsal Şınık, çevre

bilincinin gelişmesinin merdiven altı

kimyasalların önüne geçtiğinin altını

çizerken, TESHİAD Başkanı Zafer

Mumcular, temizlik görevlilerinin

yaptıkları işin meslek olarak

tanımlanması gerektiğine vurgu yaptı.

Türkiye’de her gün yaklaşık 1 milyar 600

bin araç yıkandığını belirten TOBFED

Başkanı Serkan Bakırtaş ise önemli bir

geri dönüşüm cihazının müjdesini verdi.

Çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptı

Eczacıbaşı Profesyonel Akademi

Yöneticisi Pınar Günenç, Eczacıbaşı

Profesyonel sponsorluğunda “Hijyende

Mükemmelliğe Ulaşmak için Sektör

Uygulamalarına Farklı Bir Bakış Açısı”

konulu konferans verdi. Alexandra

Peters ile Dr. Jonathan Otter tarafından

da ‘Hastanelerde Temizlik ve

Hijyenin Maliyeti ve Getirileri’ başlıklı

workshop’lar gerçekleştirildi.

Seri girişimci, startup mentoru

ve eğitimcisi, Start-IST kurucusu

Mine Kocadağ Dedekoca’nın

moderatörlüğünde, ‘Çevre Teknolojileri

ile Atık Yönetimi Paneli’ düzenlendi.

TÜDAM Dernek Başkanı Ekrem

Demircioğlu, Global Cleantech Innovation

Programı Müdürü Osman Malik Atanur

ve Green Çevre Teknolojileri Genel

Müdürü Serkan Akkaya konuşmacı

olarak yer aldı. İTÜ Maden Fakültesi

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Kural’ın,

‘Yaşanabilir Bir Çevre İçin El Ele

Konferansı’ ve kitaplarının imza töreni

ilgi gören etkinlikler arasındaydı.

İnovatif ürünler sergilendi

Sektörün yenilikçi ürün ve hizmetleri, İstanbul Kongre

Merkezi’nde yapılan Interclean İstanbul Endüstriyel Temizlik

Teknolojileri & Hizmetleri Fuarı ve Konferansı’nda tanıtıldı.

Yerli üretim Yüksek emiş gücüyle yerdeki cam şişeleri bile

süpürebilen sokak temizleme aracı, nanoteknoloji ile üretilmiş

ve kalabalık alanlarda en çok dokunduğumuz kapı kolu, elektrik

düğmesi, trabzan gibi riskli alanlarda uzun süreli antibakteriyel

bariyer oluşturan dezenfektan, Avrupa pazarında büyük ilgi

gören yerli üretim sessiz elektrik süpürgesi gibi ürünler öne

çıktı. Sıfır atık üreten, elektrikle çalışan ve yüksek emiş gücüyle

yerdeki cam şişeleri bile süpürebilen yerli ve ileri teknoloji

üretimi sokak temizleme aracı, 4 yıl önce kadın girişimci,

endüstri ürünleri tasarımcısı Hilal Güngör tarafından kurulan

GET Elektrikli Araçlar tarafından TÜBİTAK’ın desteğini alarak

tasarlandı ve üretildi.


90

hotel restaurant

& hi-tech

dekorasyon

Dekopasaj

Tarz sahibi oteller için

İkinci el mobilya odaklı pazar yeri

Dekopasaj özellikle butik otellerin de tercihi

oluyor. Dekopasaj’da bulunan birbirinden

farklı binlerce ürünle ister hiçbir yerde

bulunmayan vintage mobilyalarla,

ister modern tasarım parçalarla oteller

dekore edilebiliyor. Üstelik Dekopasaj,

Bodrum ve Çeşme’ye nakliye hizmeti de

sağlıyor.


Oteller sadece sunduğu imkanlarla değil,

dekorasyonlarıyla da tercih sebebi oluyor. Şık ve

modern mobilyalar veya geçmişin yaşanmışlığını

hissettiren vintage tasarımlar ortamın havasını

değiştiriyor. İster şehir ister tatil beldesi oteli olsun,

rahatlık kadar mekanların verdiği his de önem taşıyor.

Birbirinden şık dresuarlardan retro konsollara…

Dekopasaj ile masalsı, romantik otel odaları oluşturmak

veya özel tasarım eskitmeli konsollarla misafirlerinizi

otele girer girmez etkilemek mümkün. Birbirinden şık

dresuarlardan retro konsollara, otantik vitrinlerden

tasarım aynalara kadar tarz sahibi bir otel dekorasyonu

için ihtiyacınız olacak her şey Dekopasaj’da. Üstelik

bu şık görünümü yine Dekopasaj’da bulunan dekoratif

aksesuarlarla tamamlamak da mümkün. Masa

lambaları, mumluklar, nostaljik radyo, telefon ve

daktilolarla mobilyalara uyum sağlayan bir görüntü

ortaya koyabiliyor. Bodrum ve Çeşme’ye nakliye hizmeti

de sağlayan Dekopasaj, yazlık mekanlara yeni bir hava

katıyor.


92

hotel restaurant

& hi-tech

dekorasyon

Şimdi açık hava zamanı!

Baharın gelmesiyle yaza göz kırpmaya başlayan güzel havalar

küçükten büyüğü herkese açık hava hayalleri kurdurmaya

başladı. Kışın soğuk günlerinin verdiği uyuşukluk hissi

kendini enerjik bir ruh haline bırakırken yaşam alanlarınızı

yenilemenin tam zamanı!

Özellikle yazın sevdiklerinizle daha

çok vakit geçireceğiniz teras, balkon

ve verandalarda değişim vakti geldi.

Bu mekanlarda ihtiyaç duyacağınız uzun

ömürlü, sağlam, güvenli ve estetik ürün

çözümlerini en çok çeşidi ile bulacağınız

adres her zaman olduğu gibi, Ege

Seramik.

Sezonun gözdesi Terrazzo ve Cotto

şıklığını yakalamak veya 20X20cm ebatlı

Vintage konseptli ürünlerimizle sizde

hemen tanışın. Alicante, Bolivia, Oasis,

Casablanca, Positano ve diğer Ege

Seramik ürün serilerini hemen keşfedin.

Yaza evinizin en şık hali ile merhaba

deyin!


94

hotel restaurant

& hi-tech

dekorasyon

Seramiksan’dan

modern ve zamansız banyolar…

Gelişen tasarım dünyası ve

teknoloji ile beraber günümüz

banyoları artık, insanların

konforlu vakit geçirdikleri, yenilenmek

için fırsat yarattıkları birer yaşam

alanına dönüşüyor. Seramiksan’ın her

zevke ve ihtiyaca hitap eden geniş ürün

yelpazesinde bulunan karo ve vitrifiye

serileri modern ve zamansız banyolar

ortaya koyuyor…

Modern yaşam alanlarında beton

etkisi

İç mekanlarda endüstriyel stilin

popülerleşmeye başlaması ile

brüt beton görünümlü duvar ve

zeminler, sıra dışı dekorasyon tarzını

benimseyenlerin gözdesi oluyor. İç

mekan tasarımlarında kullanıldığında

yaşam alanlarına yalın bir görünüm

sunan brüt beton, 2019 yılı dekorasyon

trendleri arasında. Seramiksan’ın

antrasit ve grinin birçok tonunun yer

aldığı brüt beton görünümlü porselen

karo serileri, 120x120, 60x120 ve 60x60

cm ebat alternatifleri sunan Urban,

Cement, Petra, Neostone sade yüzey

dokuları ile betonun dayanıklı yapısını

yaşam alanlarıyla buluşturuyor.

Mermerin gücünü hissedin

Bu yılın yükselen trendi olan mermer,

damarlı görünümü ve çarpıcı

renkleriyle iç mimarinin göz alıcı

malzemesi olarak ön plana çıkıyor.

Seramiksan’ın kusursuz ve parlak

yüzeylere sahip mermer görünümlü

porselen karo serileri, stil sahibi

banyolar yaratıyor. 2019 yılının öne

çıkan dekorasyon trendlerinden olan

mermeri, şık ve etkileyici tasarımlarla

yeniden yorumlayan Seramiksan’ın

120x120, 60x120 ve 60x60 cm olarak

farklı ebatlarda sunulan Black Marble,

Ephesus, Bergama, Calacatta Marmi,

Emperador ve Castelo porselen karo

serileri büyük ebat avantajı ve daha

az derz kullanımı ile mekanlarda

bütünlük hissi oluşturuyor. 30x90

cm, 30x60 cm ve 25x50 cm farklı ebat

seçenekleri bulunan Victorian, Lasa,

Orion, Gris, Alves, Rio, Santana duvar

karosu serileri ise ışıltılı dekor, motif

ve rölyef seçenekleriyle zengin döşeme

alternatifleri sunuyor.


96

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Kafkas mutfağı Shamor ile

İstanbul’da

Ulusal mutfağın yeni yorumlarla zenginleştirilmiş hali, sömürge öncesi geleneklere

dayanan Osmanlı, Türkmen ve Fransız mutfağının yeni kimlik formunu temsil eden

Shamor Restaurant, hem göz hem de damak zevkine hitap eden zengin menüsü ile

Karaköy’de misafirlerini ağırlamaya başladı.

Menü görme, tat alma, koku

alma ve dokunma algısının

yanı sıra aynı zamanda merak

ve nostaljiye de neden olan geniş bir

kültür ve felsefi bileşenler içererek

misafirler için etkileyici bir gastronomik

deneyim yaşatmayı amaçlayan Shamor

Restaurant, doğu spesiyaliteleri ve

Osmanlı mutfağının derin köklerine

dayanan zenginlikleri yeniden

yorumluyor.

Mutfak şefi ve işletmecisi, Wagif

Feyzullayev

Shamor’un tecrübeli mutfak şefi

ve işletmecisi Wagif Feyzullayev

Türkmenistan’ın Aşkabat şehrinde

dünyaya geldi. Çocukluk yıllarında

profesyonel güreşle ilgilenen

Feyzullayev araştırmayı ve yeni

bilgiler edinmeyi çocukluğundan

bu yana alışkanlık haline getirdiğini

belirtiyor. “Günümüzde geçmişteki

başarılarıma bakmıyorum, her

zaman geleceği düşünüyorum” diye

de belirtmeden geçemiyor. Aşçılık

mesleğine başladıktan sonra 5 yıldızlı

otellerde de görev alan mutfak şefi

şu an kendi mutfağında uygulamış

olduğu felsefede Fransız şef Philippe

Tore‘den esinlendiğini belirtiyor.

Eğitime ve kendini geliştirmeye her

zaman önem veren Feyzullayev Paris’e

giderek Şef Nicholas Moulton’dan


gastronomi sanatı üzerine eğitim alıyor.

Fransa’daki eğitimin ardından Rusya’ya

dönerek Kafkasya gelenekleri üzerinde

incelemelerde bulunuyor. Azerbaycan

mutfağında yenilikler yapma

düşüncesiyle Asya ve Avrupa arasında

bir gastronomik köprü oluşturan

İstanbul’da bir restoran açmaya karar

veriyor ve Shamor’u açıyor. Restoranın

menüsünde sadeliği ön planda tutuyor

fakat misafirlerine alışılmış tatların

dışında araştırılmış ve geliştirilmiş yeni

tatlar sunarak farklılıklar oluşturmayı

da sevdiğini belirtiyor. Pişirme tekniği

olarak sous vide pişirme tekniğini tercih

ediyor. Hazırlamış olduğu menülerde

mevsimselliğe ve dolayısıyla tazeliğe

özellikle dikkat eden Feyzullayev her

sebze ve meyvenin kendi mevsiminde

lezzetinin olduğunu savunuyor.

“Örneğin çileklerden kışın bir tatlı

yapmayı kesinlikle tercih etmiyorum,

tadı işe yaramaz, doğada ürünlerin bir

mevsimselliği vardır, bu da tattaki en

büyük başarıdır” diyor.

en önemli farkımız gıdada kalıcı

renovasyonlar gerçekleştirme

çalışmalarımızdır. Geleneksel

uygulamaları yeniden yorumlayarak

modernleştiriyoruz. Çalışmalarımıza

Dropping a Han Dynasty Urn olarak

adlandırılan Çinli sanatçı Ai Weiwei‘nin

‘I’m rebuilding my tradition through

contemporary mind’ (Geleneğimi

çağdaş akılla yeniden inşa ediyorum)

felsefe anlayışını yerleştirme çabası

içindeyiz. Ve bu doğrultuda çalışıyoruz”.

Her zaman geleceği düşündüğünü

ancak geçmişini de asla unutmadığını

belirten Feyzullayev, “Pişirme sadece

el emeği değildir, aynı zamanda

insanın düşünce gücünün hazırlamış

olduğu yemeğe yansıması işidir.

Ben hazırladığım yemekleri kendim

yiyecekmiş gibi hazırlıyorum. Mutfaktaki

en değerli malzemelerden veya

araçlardan biri, çoğu zaman unutulmuş

olan zihindir” diyor ve ekliyor:

“Amacımız gelecekte dünyadaki en iyi

50 restoran arasında yer almak”.

Geleneksel uygulamaları yeniden

yorumluyor

Shamor mutfağında geleneksel

uygulamaları yeniden yorumlayarak

modernleştirdiklerini söyleyen

deneyimli şef Feyzullayev, mekanın

konseptini şöyle anlatıyor: “Konseptimiz

bir piramit şeklinde düşünülebilir. Üst

katta her zaman bir fikir vardır, alt

katlarda ise onu takip eden maddeler ve

teknikler vardır. Fakat bütün bunların

üzerinde olan şey kültürdür. Kültür

olmadan hiçbir şey olmaz. Her şeyin

temelini kültür oluşturur ve içinde her

şeyi barındırır. Diğer restoranlardan


98

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Vitalica Healing Restaurant açıldı

Sağlıklı yaşam konsepti ile tasarlanan Vitalica Healing Restaurant, LUX* Bodrum’da

kapılarını açtı. Mekan, wellness ve otel müşterilerine yönelik hazırladığı detox yemekleri

ile de farkını ortaya koyacak.


Adabükü’nde eşsiz bir tatil fırsatı sunarken, gurmelere

hitap eden lezzetleriyle de misafirlerine şölen yaşatan

LUX* Bodrum, sağlıklı yaşam konsepti ile tasarlanan

Vitalica Healing Restaurant’ı hizmete açtı.

Sağlıklı yaşam kavramının giderek daha gündemde olduğu

ve bilincin arttığı, yeme alışkanlıklarının hayat kalitesine

etkisinin yakından ölçüldüğü bir dönemde ’Vitalica Healing’

dünyadaki sağlıklı yaşam yeme alışkanlıkların üzerine

kurulmuş tamamen doğal, taze, temiz yemek” önceliğini

vurgulayan bir restoran.

Sağlık ihtiyaçlarına ve farklı

beklentilere yanıt verebilecek

bir yiyecek ve içecek menüsü

sunmasının yanı sıra

sertifikasız hiçbir ürünün

yer almadığı mekan dünya

mutfaklarından Anadolu

mutfağına kadar çok geniş ve

sağlıklı menüler sunuyor.

Doğaya saygı gösterilerek tasarlanan

LUX* Bodrum Resort & Residences;

kristal berraklığındaki Ege denizinin

kıyısında yer alan; yüksek oksijene

sahip, yemyeşil bitki örtüsüyle kaplı bir

yarımadayı kucaklıyor. Otel, kendini

doğaya adapte eden modern tasarımı

ve kendine ait özel koyunda 650

metrelik beyaz kum plajıyla farkını

ortaya koyuyor. Her kitleye, ihtiyaca

ve beğeniye yönelik seçeneklerin

bulunması, oteli canlı ve hareketli

bir nokta olarak öne çıkarıyor. 83

bin metrekarelik alana yayılan LUX*

Bodrum Resort & Residences, farklı

oda kategorisiyle birlikte 91 otel odası,

77 özel villayı barındırıyor.

“Doğal, taze, temiz yemek”

“Doğal, taze, temiz yemek”

önceliğini vurgulayan

menüsünde yeni ve tüm diyet

ihtiyaçlarını kapsayıcı bir

bakışla vegan, vejetaryen,

glütensiz seçeneklerin yanı

sıra, zengin proteinler sağlıklı

yağlar gibi seçenekleri daha

iyi tanıtmak, yaygınlaştırmak

ve erişilebilir bir sağlık

hareketine öncü olmak amacı

ile yaşama dokunuyor.


100

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Patio menüsü ilhamını Ege ve Akdeniz

mutfağından alıyor.

Bebek’in yeni gözdesi

Patio

Bebek’te açılan, ‘avlu’

anlamına gelen ismiyle

daha ilk seferde ferah bir

his veren Patio, şehre yeni

bir soluk getiriyor.

Bebek, Cevdetpaşa Caddesi

üzerinde açılan Patio, samimi

ve oldukça konforlu atmosferi,

mekanı süsleyen limon ağaçları, renkli

ve enerji dolu dekorasyonu, damaklarda

iz bırakan lezzetleri başta olmak üzere,

her detayında unutulmaz deneyimler

yaşatıyor.

Ferah bir veranda gibi tasarlanan

mekanın barı, zengin çeşitliliği ve imza

kokteylleri ile yaz boyu mekanın şehrin

en keyifli buluşma noktası olacağının

sinyallerini veriyor. Brasserie tarzı yemek

menüsü de ilgi çekiyor. Günün her anına

dokunan lezzet seçeneklerinin bulunduğu

Keyifli tatlar, iştah kabartan sunumlar

Gastronomi dünyasının başarılı

isimlerinden şef Muhittin Kabasakal

ve ekibi önderliğinde hazırlanan Patio

menüsü, paylaşımlıklarla başlıyor,

salatalar, pizzette, makarnalar, ana

yemekler ve tatlılarla devam ediyor.

Radika salatası, portakal sos, Scamorza

peyniri, balzamik ve paprikalı Izgara

Kuşkonmaz, avokado salatası, kırmızı

pancar, rakula, karabuğday, greyfurt,

portakal, Asya soslu Vegan Bowl, karışık

yeşillik, havuç, salatalık, avokado, turp,

jalepeno biber, cherry domates, ev yapımı

tortilla cips, özel kefir sosuyla Avokadolu

Patio Salatası, üç renkli kinoa, roka ve

endivyen karışımı, kuşkonmaz, turp

yaprakları, cherry domates ve Patio sosla

Kinoa Salatası, menüde yer alan sağlıklı

seçeneklerden...

Kavrulmuş yemlik otu, tazaki sos, kırma

zeytin salatası, bal, trüf, kadayıfa sarılı

light feta Feta Kadayıf, yanında zeytin

salatası ve yufka ekmeği ile gelen,

kadayıfa sarılı trüflü feta, chipottle sos,

fıstıklı şiş köfte, çıtır tavuklu Atıştırmalık

Tabağı, tiftik ördek eti, mantar, Portobello

sos, salatalık, taze soğan ve Hoisin

soslu Ördek & Mantar Pizzette, kızarmış


kokoreç, Provolon peyniri, acı biber

turşusuyla Kokoreç Pizzette, rakula,

pancar, ceviz, turp, portakal soslu, soğuk

yenen ve glütensiz Fusilli Gluten Free,

Patio’nun mutlaka denenmesi gereken

imza lezzetlerinden…

Ev yapımı tatlılar

Ana yemek seçenekleri, hem balık hem

tavuk hem de kırmızı et sevenleri mutlu

ediyor. Patio salata, yoğurt sos, safranlı

arpa şehriye pilavı ile masaya gelen kuzu

sırtı Kuzu Şaşlık ve ızgara kuşkonmaz,

buğdaylı yeşil salata, Asya sos, ev yapımı

Cafe de Paris soslu bonfile dilimleri

Patio Usulü Bonfile, kırmızı et sevenlerin

iştahını kabartan alternatifler arasında

yer alıyor. Beyaz et tercih edenlerin

ilgisini çekenler arasında ise avokado

parçaları ve portakallı Patio salatası

eşliğinde tavuk but Izgara Tavuk, isli

kapari sos, taze baharatlar, fırın patates,

kuşkonmaz ile servis edilen somon file

Izgara Somon gibi seçenekler bulunuyor.

Mekanın her biri ev yapımı tatlılarından,

incir, hurma, Hindistan cevizi sütü ve

vanilyalı dondurmalı Şekersiz İncirli

Hurma Tatlısı, vanilyalı dondurma,

karamelize fındık ve çilek parçaları ile 7

katlı çikolatalı tatlı Setteveli, menüde yer

alanlardan sadece birkaçı…

Avludaki mis kokulu limon ağaçları…

Mekanın dekorasyonunda ağırlıklı

kullanılan bakır öğeler, mekanı

çevreleyen eskitme taş dokularla

harmanlanıyor. Konforlu sedir oturma

gruplarına, ortamın enerjisini tetikleyen

canlı renkler, mekana özenle yerleştirilen

bitki ve çiçekler, mis kokulu limon

ağaçları eşlik ediyor.

Şehrin yeni gözdesi, kokteylleri ve

lezzetleriyle ilgi çeken, Bebek’in keyifli

avlusu Patio, zamanın nasıl geçtiğini

anlamadan, güzel anlar yaşamak

isteyenleri ağırlıyor.


102

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Türkiye’nin ilk füzyon içecek mutfağı

İstanbul’da

Değişik tatları kahveyle buluşturan Türkiye’nin ilk füzyon içecek mutfağı Olmadık

Kahveler Atölyesi, ikinci şubesini İstanbul Caddebostan’da açtı.


Miksolojiyi (karıştırma sanatı) odağına alarak kahve

reçeteleri geliştiren Olmadık Kahveler Atölyesi’nde,

yeni tatlar ortaya çıkarmak için çalışmalar tüm hızla

sürerken, özgün lezzetleri daha fazla kişiye ulaştırmak

için yeni kahve atölyeleri kuruluyor. Ankara’da başlayan

serüvenin ardından İstanbul Caddebostan İskele Sokak’ta da

hizmet vermeye başlayan Olmadık Kahveler Atölyesi, başka

hiçbir yerde bulunamayacak tatları alternatif lezzet arayan

kahve tutkunlarıyla buluşturuyor.

Matematik problemi çözer gibi kahve tarifleri hazırlanıyor

3. dalga kahve dükkanlarının aksine asidite ve tatların

karışımlar içerisinde çakışmaması için özenle çalıştıklarını

belirten Olmadık Kahveler Kurucusu A. Seçkin Canan, “Bir

nevi laboratuvar gibi çalışıyoruz. Matematik problemi çözer

gibi asit ve şeker oranlarının yer aldığı tablolarla önce kağıt

üzerinde geliştiriyor, ardından uygulamaya geçiyoruz. Bu

nedenle de her meyve, her baharat ve her özüt kahvelerle

bir araya getirilemiyor. Bu durum süt için bile geçerli; doğru

tat için 6 farklı süt kullanıyoruz, her süt her kahve çeşidiyle

yan yana gelemiyor. Öyle ki, kahvelerle karıştırılan en basit

ürünlerin oranlarında dahi ufak bir değişiklik yapıldığında,

kahvenin tadı tümüyle bozuluyor.” ifadelerini kullandı.

29 farklı olmadık kahve ve 16 farklı kahvesiz olağan dışı

lezzet

Füzyon mutfak yaklaşımını içeceklere taşıyarak denenmemiş

tatlar ortaya koyan Olmadık Kahveler Atölyesi, barista ve

gastronomi uzmanlarından oluşan ekibiyle, 29 farklı olmadık

kahve ve 16 farklı kahvesiz olağan dışı lezzet sunuyor.

Meşe isinden yöresel tatlara, rokadan çileğe kadar farklı

aromalara sahip birçok aroma kahveyle buluşuyor. 3. nesil

kahvecilerden farklılaşarak Türkiye’de yenilikçi bir işe imza

atan Olmadık Kahveler Atölyesi, Türkiye’de füzyon içecek

yaklaşımının öncüleri arasında yer alıyor.


104

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Akdeniz mutfağına özel dokunuşlar

Amante Di Mare

Akdeniz mutfağının sevilen

lezzetleri ve denizin

bereketiyle şekillenen

menüsüyle Amante Di

Mare, lezzet tutkunlarını

yepyeni tatlar keşfetmeye

davet ediyor.

Ege’nin en sofistike kaçış

destinasyonu Alaçatı’da yeni sezona

merhaba diyerek konuklarını

ağırlayan Biblos Resort, Alaçatı’nın

keyifli restoranı Amante Di Mare, taze

deniz mahsullerinin eşlik ettiği Akdeniz

Mutfağı’nı yeniden yorumlayarak

konuklarına unutulmaz bir gastronomi

deneyimi yaşatıyor. Denize nazır

manzarası ve sarı sıcak yaz akşamlarını

daha da keyifli kılan şık dekorasyonuyla

Amante Di Mare, rafine lezzetlerin

tadımının yanı sıra, Ege’nin derin

maviliğine karşı güzel bir gün geçirmeyi

de vadediyor. Panoramik manzarasına,

görsel bir şölen yaratan sörf koyu

manzarasını da ekleyen Amante Di Mare,

güneşi romantik bir ambiyansta batırmak

isteyen tüm misafirlerini bekliyor.

Akdeniz mutfağının özgün yorumu

Akdeniz Mutfağı ve deniz mahsullerinin

eşlik ettiği seçkin lezzetler, Amante Di

Mare’nin güçlü akşam yemeği menüsüne

hayat veriyor. Tarihi yüzyıllar öncesine

dayanan reçeteler arasında; Ege’ye

özgü otlarla hazırlanan lezzetler ve Ege

Mutfağının sevilen mezeleri öne çıkıyor.

Kabak Sıyırma, Pembe Sultan, Cibesli

Atom Amante Di Mare mezelerinden öne

çıkan tatlar olurken, Ebe Gümeci, Kaya

Koruğu, Arap Saçı ve daha bir çok Ege

otu halis zeytinyağı ve özel soslarla iştah

kabartıyor. Sunumu ve tatlarıyla tam da

yaz aylarının hafifliğine yakışan zeytinyağlı

tabaklarına Ege’nin bereketli sularının

sunduğu sezon balıkları ve lezzetli

kabuklular eşlik ediyor. Balık pastırması,

İsli Çiroz ve özel marinasyonuyla eşsiz bir

lezzete dönüşen Levrek, menünün imza

lezzetleri arasında yer alıyor. Amante Di

Mare menüsünde ana yemek seçenekleri

de diğer lezzetler gibi gurme tadımlar

yaşatıyor. Rustik sosla servis edilen

Istakozlu Linguini, Karides, Mavi Yengeç,

Deniz Mahsullü Risotto deneyenlerin

vazgeçemediği seçenekler arasında

yer alıyor. Tatlı sonları sevenleri de

unutmayan Amante Di Mare, alternatifli

tatlı menüsünde özel tatlara yer veriyor.

Hatay Usulü Kabak Tatlısı, kaymak ve

ceviz eşliğinde sunuluyor. Eşsiz lezzetleri

kadar güçlü içecek menüsüyle de Amante

Di Mare tüm tadımları unutulmaz kılıyor.

Gün ortasını taçlandıran güçlü tatlar

Akşam yemekleri kadar öğlen yemeği

menüsünde de iddialı olan Amante

Di Mare, deniz mahsulleri ve mevsim

sebzeleriyle hazırlanan salatalar,

İtalyan Mutfağı’nın favori makarnaları,

pizza ve pide severler için odun fırında

pişerek servis edilen alternatifleriyle

gün ortasında doyurucu ve lezzetli

seçenekler arayanlar için en doğru

adres oluyor. Alaçatı Mücveri, Pancarlı

Kalamar Salatası ve Ege otlarıyla servis

edilen Izgara Balık köftesi Amante öğlen

menüsünde yer alan spesiyallerden

sadece birkaçı.


106

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

MSC Cruises, Ramón Freixa ortaklığını genişletiyor

Avrupa, Güney Amerika, Körfez ve Güney Afrika Bölgesinde dünyanın en büyük

kruvaziyer gemi şirketi ve alanın pazar lideri olan MSC Cruises Mayıs ayında MSC

Meraviglia’da ve bu yıl hizmete girecek olan MSC Grandiosa’da, iki yeni HOLA! Tapas

Bar restoranı açarak, iki Michelin yıldızlı İspanyol şef Ramón Freixa ile büyük bir

başarıyla sürdürdüğü ortaklığını genişleteceğini duyurdu.

MSC Cruises CEO’su Gianni

Onorato, konuyla ilgili şunları

dile getirdi: “Ortaklık için

doğru şefleri ararken göz önünde

bulundurduğumuz bir dizi kriterler var.

İlk olarak kendi ilgilendikleri mutfak

kültüründe sektör lideri bir uzmanlık

sunabilecek ve gemide konuklarımızın

yemek deneyimlerini olağanüstü tatlar

ile zenginleştirecek şefler arıyoruz.

İkinci olarak bizimle aynı değerleri

paylaşan şefler ile çalışmak istiyoruz.

Ramon, sadece yenilikçi ve modern

tarzıyla İspanyol gastronomisinde

mükemmeliyeti yakalamakla kalmıyor,

Akdeniz mutfağı konusunda da bizimle

aynı tutkuyu paylaşıyor. Ramon

ile yaptığımız bu başarılı ortaklığı,

daha fazla konuğun onun vizyonunu

deneyimlemesine olanak sağlayacak

şekilde geliştirmeye devam etmekten

memnuniyet duyuyoruz.”

Mutfağı Michelin yıldızlı şeflere emanet

Frexia; arka arkaya 25 yıl boyunca üç

Michelin yıldızını elinde tutan ünlü Alman

şef Harald Wohlfahrt, iki Michelin yıldızlı

Raymond Blanc, yenilikçi pan-Asya

şefi Roy Yamaguchi, ödüllü pasta şefi

Jean Philippe-Maury ve beğeni toplayan

Çinli şef Jereme Leung’un da içinde yer

aldığı etkileyici önde gelen uluslararası

şefler listesinin bir parçasıdır. Dünyanın

sevilen mutfaklarından bazılarının

temsilcileri olan bu yeteneklerin her

biri, kendi özgün tarzları ve vizyonları ile

filo genelinde konuklar için unutulmaz

yemek deneyimleri ortaya koymaktalar.

Ramón Freixa, duygularını şöyle dile

getirdi: “HOLA! Tapas Bar konseptini

MSC Cruises filosundaki iki gemiye

daha taşıyarak dünyanın dört bir

yanından gelen konukların, neşeli bar

atmosferimizde iştah açıcı lezzetler ile

İspanya’nın gerçek tadını keşfetmelerine

olanak sağlamaktan büyük bir mutluluk

duyuyorum.”

HOLA! TAPAS BAR HAKKINDA

Meraviglia sınıfı gemilerin merkezindeki

hareketli Akdeniz tarzı güvertede

yer alan HOLA! Tapas Bar konsepti,

konukların bir dizi geleneksel ve modern

paylaşımlı tabağın ve İspanya’nın en

ünlü yemeklerinden ilham alınarak

hazırlanan ufak atıştırmalıkların tadını

çıkarabilecekleri, sosyal ve sıcak

yemek deneyimleri sunmak üzere

tasarlandı. Konuklar, toplu ve bireysel

oturma düzeninin karışımını sunan

açık atmosferde, hızlı bir atıştırmalık

alabilir veya enfes bir yemeğin tadını

çıkarabilirler. Menünün öne çıkan

lezzetlerinden bazıları ise otantik

İspanyol tortillası, zeytinyağlı, ançüezli,

biberli Gilda ve tatlı sevenler için tipik

Katalan tatlısı: Katalan Krem.


Yalıkavak Marina’ya yepyeni bir konsept

Kai Lounge

Bodrum Yalıkavak Marina’nın yeni gözdesi Kai Lounge,

Kokteyl Bar & Street Food kültürünü Bodrum’a taşımaya hazırlanıyor.

Uluslararası örnek projeleri ile tanınan ve

Türkiye’de yeme-içme, turizm, gayrimenkul

ve inşaat sektörlerinde yaptıkları güçlü

yatırımları ile öne çıkan RMA Group’un yeni gözdesi

Kaı Lounge, Kokteyl Bar & Street Food konsepti

ile Bodrum, Yalıkavak Marina’da yer almaya

hazırlanıyor.

Bu yaz Kai Beach Bodrum’un Mandarin Oriental’in

Cennet Koyu’nda yenilenerek açılacak olmasının

ardından Kai Lounge’da Yalıkavak Marina’yı etkisi

altına alacak.

Türk sokak lezzetleri de yer alıyor

Yalıkavak Marina’nın lüks restoran bloğunda Mayıs

sonu itibariyle 14:00-04:00 saatleri arası servis

verecek Kai Lounge menüsünde burger, hot dog,

bun, caviar gibi dünya lezzetlerinin yanı sıra gece

sonu çorba ve kokoreç gibi Türk sokak lezzetleri de

yer alıyor. Kai Lounge, kokteyl ve sunum çeşitliliği

ile de Bodrum’da birinciliği elde ederek sezonun

vazgeçilmez adreslerinden olmayı amaçlıyor.


108

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Premium kapsül kahvede

dünyanın öncü markası

Nespresso,

Türkiye’deki altıncı

butiğini yeni konseptiyle

İstinye Park’ta açtı.

Nefis gurme kahveleri ile profesyonel

kahve deneyimini evlere taşıyan

Nespresso, Türkiye’deki büyümesine

devam ediyor. Kahve severler, Türkiye’de

yeni konseptle açılan ilk butik olma

özelliğine sahip Nespresso İstinye Park

Boutique’i ziyaret ederek, kahvenin

kökenine doğru deneyimsel bir yolculuğa

çıkıyor.

İstinye Park Boutique, yeni konsepti ile

Nespresso kahve deneyimini ön plana

çıkarıyor. İstinye Park Boutique’i ziyaret

eden kahve tutkunları hem Nespresso’nun

çekirdekten fincana uzanan hikayesi

hakkında bilgiler ediniyor hem de geniş

kahve çeşitliliğini deneyerek Nespresso

dünyasını daha yakından tanıyor.

Türkiye’de Yeni Konseptle Açılan İlk Butik

İstinye Park BoutIque

Kahvenin kökenine saygı

Yeni butik konsepti, Nespresso’nun

çekirdekten fincana uzanan hikayesinin

başlangıç noktası olan kahve

plantasyonlarından ilham alıyor.

Bu ilhamla özel olarak tasarlanan

yeni butik konseptindeki her detay,

kahvenin kökenine saygı duruşunda

bulunuyor. İstinye Park Boutique’te;

Nespresso’nun kahve çekirdeği tedarik

ettiği tarlaların dokusunu yansıtan kahve

tonlarına, Nespreso AAA sürdürülebilir

kalite programının kalbinde yer alan

plantasyonları sembolize eden bitkiler

eşlik ediyor. Kahve plantasyonlarında hasat

sürecinde çiftçiler tarafından kullanılan

ısıtıcı lambalardan ilham alınarak

tasarlanan aydınlatmalar ise deneyim

alanlarında yer alıyor.


Yaz akşamlarının yeni mekanı

Grasidi Meyhane

Grand Hyatt Istanbul,

konumu itibariyle şehrin

gürültüsünden uzak,

gizlenmiş yemyeşil

bahçesinde açacağı yeni

mekanı Grasidi Meyhane

ile bu yazın buluşma

noktası olacak.

Grand Hyatt İstanbul’un şehrin

ortasına gizlenmiş yemyeşil

bahçesine, tavernanın ruhunu,

lezzeti ve ambiyansı ile getirecek

yeni mekanı Grasidi Meyhane geliyor.

Sevdikleriyle unutulmaz yemek

masalarında buluşmak isteyenlerin

mekanı olmaya aday Grasidi Meyhane,

çimlerin üzerinde, ahşap masaların yer

aldığı, tepeden inen ampullerin nostaljik

havası ve meyhane müziklerinin yer

aldığı salaş ve samimi ortamıyla yaz

akşamlarının vazgeçilmez mekanlarından

olacak.

Ege esintisi, Türk ve Yunan mezelerinde

buluşuyor

Grand Hyatt Istanbul’un şefi Serkan

Yaman ve Hyatt Regency Selanik

şefi Konstantinos Chatzimoisiadis

tarafından hazırlanan menü, acılı

peynir ezmesi, karışık deniz ürünleri

salatası, mamzama, atom, fava gibi bol

ve çeşitli mezeler, tarator sos ile servis

edilen kalamar tava, kızarmış gümüş

balığı, kızarmış çıtır karides, saganaki

beyaz soslu karides gibi Türk ve Yunan

lezzetlerini bir araya getiriyor.

Açık havada sevdikleri

ile huzurlu ve keyifli vakit

geçirmek isteyenler için

Grasidi Meyhane,

7 Haziran itibari ile

haftanın 7 günü açık!


hotel restaurant

110 & hi-tech

hotel-tech

Turistik belde ve

şehir otelleri, yeni

nesil akıllı güvenlik

teknolojileriyle daha

az insan kaynağı

kullanarak, daha

kapsamlı güvenliğe

sahip oluyor. Konuk

ağırlama sektörüne

özel güvenlik

ihtiyaçlarına uçtan

uca çözüm sunan

Sensormatic,

misafirlerin konforlu ve

güvenli bir konaklama

deneyimi yaşamalarını

sağlıyor.

Turizmde güvenlik,

konfor ve gizlilik ekseninde şekilleniyor

Yaz dönemiyle birlikte konuk ağırlama

sektöründe misafir trafiği artarken,

gerek turistik yerleşkelerde gerekse

şehir otellerinde yıl boyu temel ihtiyaç

değişmiyor: Daha az insan müdahalesiyle

daha konforlu ve güvenli bir konaklama

deneyimi yaşatmak. Bu ihtiyacı

karşılamanın yolu ise Sensormatic’in 25

yıllık tecrübesi ve sektör uzmanlığıyla

uçtan uca hizmet olarak sunduğu akıllı

güvenlik teknolojilerinden geçiyor.

Konaklama tercihinde internette ve

sosyal medyada yer alan yorumların

belirleyici unsur haline gelmesi, otel ve

turistik tesislerde müşteri deneyiminin

daha fazla önem kazanmasını sağlıyor.

Üstelik misafirlerin memnuniyetini

sağlarken, turizm sektörüne ilişkin

yasal yönetmeliklerle tam uygum

sağlanması ve yerleşke içindeki tüm

güvenlik önlemlerinin dört dörtlük olması

gerekiyor.

Normal yaşam rutininden çıkarak, daha

rahat ve konforlu bir ortamda güvenle

vakit geçirmek isteyen on binlerce

misafiri ağırlayan konaklama tesislerinde

güvenliği en verimli biçimde sağlamak

için akıllı teknolojiler ön plana çıkıyor.

Misafirler davranışlarının kontrol altında

olmasını istemeseler de, güvende

olduklarını hissetmek istiyorlar.

Akıllı görüntüleme teknolojileri ve video

analiz

Yasal yönetmelikler gereği tüm otellerde

giriş ve çıkış kayıtları titizlikle tutuluyor.

Ancak özellikle tatil beldelerinde otele

giriş ve çıkışlarda X-ray denetimi ya da

konaklama deneyimini kesintiye uğratan

diğer güvenlik önlemleri misafirlerin

konforunu olumsuz yönde etkileyeceği

için, turizm sektöründe güvenlik süreçleri

büyük oranda görüntüleme sistemleri

üzerinden yürüyor. Görüntüleme

sistemlerinde algılanan verinin doğru

anlamlandırılması ve yaşanabilecek

olumsuzlukların erken aşamada tespit

edilerek, güvenlik senaryolarının işleme

alınması hayati önem taşıyor.

İş veya tatil amaçlı otelde konaklayan

kişilerin emniyetinin yanı sıra

mahremiyetini de sağlamak otel

yönetiminin öncelikli görevleri arasında

yer alıyor. Yerleşke içinde kaydedilen

görüntülerin saklandığı odaların iyi

korunması ve bu görüntülere ulaşacak

insanların yetkilendirilmesinin doğru

yapılması gerekiyor. Otel misafirlerinin

kendilerini güvende hissetmeleri için

vazgeçilmez bir unsur olan gizlilik,

Sensormatic’in gelişmiş yetkilendirme ve

denetim sistemleriyle sağlanıyor.

Hızlı taramayla kişi veya nesne

tespitinde bulunabiliyor

Yapay zeka destekli video analiz

teknolojileri, otel veya turistik tesislerde

kaydedilmiş saatlerce uzunluktaki

görüntüler üzerinde hızlı tarama yaparak

kişi veya nesne tespitinde bulunabiliyor.

Avigilon Appearance Search, insan

trafiğinin yoğun olduğu lobi, restoran ve

asansör gibi kilit noktalarda kaydedilen

görüntüler üzerinde yaptığı derin

analizler sonucunda unutulan çantaları

ya da ailesinden ayrı kalan bir çocuğu

hızlıca tespit edip, güvenlik ekiplerini

uyarabiliyor. Bugüne kadar kullanılan

video analiz sisteminde seçilen nesnenin,

yani örnekteki çantanın oraya ne

zaman bırakıldığı görülebiliyordu. Bu

çözüm sayesinde aynı alandaki farklı

kameraların aldığı görüntüler içinde

arama yapılabiliyor ve çantayı bırakan

kişinin nereden geldiği, ne zaman

bıraktığı ve sonrasında nereye gittiği

anbean izlenebiliyor.


Ytong’tan

alevlere geçit

vermeyen yangın

duvarı çözümü

Ytong Genel Müdürü

Gökhan Erel

Yapı malzemesi sektörünün öncü

kuruluşu Türk Ytong, sanayi yapılarını

güvenli yangın çözümleriyle buluşturuyor.

Alevlerin yayılmasını Ytong Yangın Duvarı

ile önlüyor.

Türkiye’de sanayi yapıları, son

dönemlerde sıkça yaşanan yangın

olayları ile gündeme geliyor. Ülke

ekonomisi açısından büyük öneme

sahip olan bu yatırımlar, beklenmedik

yangınlarla büyük hasara uğruyor ya da

tamamen yok oluyor. Sanayi yapılarındaki

yangın riskinin ve yangının neden

olduğu kayıpların, pasif yapısal yangın

güvenlik önlemleri ile büyük ölçüde

önlenmesi mümkün. Bunun için yapıların

yangına dayanıklı yapı elemanları ile

tasarlanması, inşa edilmesi ve olası bir

yangın durumunda alevlerin ve dumanın

yayılmasını önleyici nitelikte planlanmış

olması gerekiyor. Sanayi yapıları

gibi büyük ölçekli yapılarda yangının

ilerlemesini ve yayılmasını önlemek için

yapıyı yangın duvarları ile bölümlere

ayırmak en etkili önlemlerden biri. 240

dakikaya kadar yangına dayanan

Ytong Yangın Duvarları, yangının

ilerlemesini ve yapının diğer bölümlerine

yayılmasını önleyerek, kurtarma ve

tahliye çalışmalarına, itfaiyenin daha

etkin bir müdahalesine olanak sağlıyor.

Yangına 4 saat boyunca dayanır

Türk Ytong Genel Müdürü Gökhan

Erel, uluslararası standartlarda yangın

duvarlarından 240 dakikaya varan

yangın dayanımları beklendiğine dikkat

çekerek, “Türkiye’de yürürlükte olan

Binaların Yangından Korunması Hakkında

Yönetmelik’te yangın duvarlarının en

az 90 dakika yangına dayanıklı olacak

şekilde projelendirilmesi gerektiği

belirtilmiştir. Ülkemizde endüstriyel

tesislerdeki yangınların sıklığı ve sebep

olduğu kayıplar düşünüldüğünde, yangın

duvarları için daha yüksek değerlerin

belirlenmesine ihtiyaç olduğunu

söyleyebiliriz.” dedi.

Gökhan Erel şöyle devam etti: “A1 sınıfı

hiç yanmaz özellikteki Ytong paneller ile

oluşturduğumuz Ytong Yangın Duvarı,

yasal düzenlemelerle belirlenenin çok

daha üzerinde bir değerle, 240 dakikaya

ulaşan sürelerde yangına dayanım

sağlıyor. Ytong Yangın Duvarları, yüksek

performansının yanında yangın esnasında

alev almıyor, yanmıyor, zehirli gazlar ve

duman açığa çıkarmıyor.

Sanayi yapıları içerisinde Yangın

Duvarı olarak kullanılmasının yanında,

yapının çatı ve dış duvarları da Ytong

panellerle oluşturulabilir. Bu sayede yapı

dışında çıkan bir yangının yapı içerisine

ilerlemesi engellenir. Böylece yapı

tamamıyla yangına dayanıklı

olarak inşa edilmiş olur.”


hotel restaurant

112 & hi-tech

ürünler

Tükenmez enerji kaynağıyla

ekstra tasarruf sağlıyor

Yenilikçi ve çevreci çözümleriyle iklimlendirme sektörünün standartlarını belirleyen

Daikin, havada bulunan ısı enerjisini alarak tesisat suyuna aktaran Havadan Suya

Isı Pompası Daikin Flex HT ile konfor ve tasarrufu bir arada sunuyor. Özellikle doğal

gaz olmayan yerlerde otel, spor salonu, okul ve şantiye gibi büyük hacimli binaların

sıcak kullanım suyu ihtiyacını en ekonomik biçimde sağlayan Daikin Flex, çevreci bir

çözüm olarak da öne çıkıyor. Sistem, herhangi bir ilave ekipmana ihtiyaç duymadan

dış ortam sıcaklığının -20°C’ye kadar düştüğü durumlarda bile 75°C sıcak kullanım

suyu üretebiliyor.

Akıllı Isıtma Sisteminde mükemmel çözüm

Danfoss Link

Verimliliği yüksek kombi veya kazan sistemleri kullanılsa dahi enerji verimliliğinin

arttırılması, yaşam alanlarındaki konfor ve tasarrufun sağlanması açısından

sistemlerin kontrollü bir şekilde yapılması önem taşıyor. Akıllı otomasyon

sistemlerinin yaygınlaşmasıyla beraber akıllı ısıtma otomasyon sektörü de

gelişmekte, Danfoss Link gibi yapay zeka tabanlı, uzaktan erişime uygun ürünler

de tasarımıyla fark oluşturuyor. Elektrikli, sulu ve radyatör tipi ısıtma modellerinin

tümünü, hem merkezi bir noktadan hem de uzaktan kontrolüne imkan tanıyan

Danfoss Link, başlıca zon kontrol cihazlarından yani termostatlar ve bileşenlerinden

oluşuyor. Danfoss Link sistemi, radyatörlü ısıtma ve döşemeden ısıtma

sistemlerinin ayrı ayrı veya kombine olarak kontrolünü kapsıyor. Danfoss Link

tüm ısıtma sisteminin dokunmatik bir ekran ile tek noktadan kontrolü ve bağımsız

çalışmalarla 23%’e varan enerji tasarrufu sağlıyor.

Ses deneyimlerini kökünden değiştiriyor

LG Electronics (LG), kullanıcıların sesi deneyimleme şeklini farklılaştıracak son model,

2019 ses sistemleri yelpazesini görücüye çıkardı. LG’nin her yıl inovasyonu kutladığı

InnoFest MEA’da, şirketin 2019’daki amiral gemisi Ses Barı vitrine çıkarıldı. SL10YG,

5.1.2ch 570W gibi güçlü çıktılı ses barı ve Meridian Audio’nun üstün teknolojisini, sade

tasarımlı zarif bir gövde içinde sunuyor. Meridian’ın Bass & Space teknolojisi, SL10YG’nin

kusursuz bir dinleme deneyimi için zengin ve dokulu bir sesin yanı sıra güçlü bir basa da

imkan veriyor.

Zyxel’den altı yeni Acces Point

Ağ teknolojileri alanında lider firmalardan biri olan Zyxel, işletmelere

daha fazla esneklik ve güçlü ağ altyapısı desteği sağlamak için Nebula

Bulut Çözümleri ürün yelpazesini genişletti. Yeni özellikler ve altı yeni

ürün ile seriyi büyüten Zyxel, odağında dijitalleşme olan büyük küçük her

ölçekten işletmenin ağ performansını artırmayı hedefliyor. NebulaFlex’in

en yeni üyeleri olan Access point’ler; WAC6100 and WAC6500, kurumların

veri iletişim altyapısını güçlendiriyor. Daha büyük bir kapasite ile üst

düzey performans ve daha geniş kapsama alanını sunmak için Zyxel

Nebula access point’ler Smart Antenna (Akılllı Anten) ve Dual-optimized

anten gibi yenilikçi anten teknolojileri ile donatıldı. 1.75Gbps’ye kadar

veri aktarım hızları sunan yüksek performanslı WAC6100 serisi acces

point’lerin ayarlanabilir antenleri, hem tavan hem de duvara kolayca monte

edilebiliyor.


hotel restaurant

114 & hi-tech

ürünler

Otel odalarında akıllı teknoloji

Sağladığı konfor ve güvenlik ile otel çözümlerine yeni bir boyut getiren BTicino,

otel müşterilerinin odada geçirdikleri süre boyunca memnuniyeti için çalışıyor.

Aydınlatma, perde ve iklimlendirme kontrollerinin kullanıcı dostu ara yüzü ile kontrol

edilebilmesini sağlayan BTicino Otel Otomasyon Sitemi, oda kontrol ünitesi ile otel

odalarını akıllı bir ortama dönüştürüyor. Müşteri memnuniyetini yeni ve benzersiz

çözümlerle arttıran sistem, konukların odada geçirdikleri süre boyunca konforunu

düşünüyor. Aydınlatma, perde ve iklimlendirme kontrollerinin kullanıcı dostu ara

yüzü ile kontrol edilebilmesine olanak tanıyan sistem, IP senaryo modülü ile odanın

kontrol merkezinin tek bir noktadan yönetilmesini sağlıyor. Oda kontrol ünitesi

sayesinde otel odalarını akıllı bir ortama dönüştüren BTicino, konukların bir otel

odasından beklediği tüm teknik donanımı tek bir noktadan çözüyor. Senaryo yönetimi

ile konuklar otel odalarını istedikleri gibi yönetebiliyor.

Isıtma, soğutma ve sıcak su

ihtiyacını tek cihazdan karşılıyor

DemirDöküm doğa ve enerji dostu çözümlerine yenisini ekledi. Tüketicilerine

yüksek kaliteli, maksimum enerji tasarrufu sağlayan ürünler geliştirmek için Ar-Ge

alanında önemli yatırımlar yapan DemirDöküm, ısı pompası ürün grubunu MaxiAir

Plus ile geliştirdi. Dünyanın 50 ülkesinde ısı konforu sunan DemirDöküm; ısıtma,

soğutma ve sıcak su ihtiyacını MaxiAir Plus ile tek cihazda karşılayacak. Havadaki

ısı enerjisini minimum elektrik enerjisi ile harmanlayan MaxiAir Plus, düşük

enerji tüketiminde kullanıcısına yüksek verimlilik sunuyor. Sağladığı yüksek enerji

tasarrufu ile aile bütçesine; zararlı ve atık gaz salımı olmadığı için çevreye katkı

sağlayan MaxiAir Plus, dört farklı kapasite seçeneği ile satışa sunuldu.

Banyolar için yeni bir kimlik

Görsel zarafeti ve yenilikçi fonksiyonları bir araya getirerek tasarladığı ürünler ile

karakteristik banyolar yaratmanızı sağlayan Geberit, her ürününde evrensel bir tasarım

sunuyor. Banyolarda yeni bir kimlik kazanımına ve kişiselliğe önem veren Geberit, yeniden

tasarladığı Sigma50 ile daha işlevsel ve zarif bir atmosfer sunuyor. Ünlü Endüstriyel

Tasarımcı Christoph Behling tarafından yeniden yorumlanan Sigma50, kumanda

kapağının üzerindeki iki ergonomik butonu ile kullanıcısını işlevsellikle buluşturuyor.

Cam, doğal taş, ABS plastik veya metal yüzey kullanımlarıyla tasarlanan Sigma50,

beyaz, bej, krom, arduvaz, siyah gibi 8 farklı renk seçeneği ve kişiye özel tasarlanabilir

kapaklarıyla sınırsız seçenek sunuyor.

Cam tasarımlarla yaza merhaba!

Ferahlığın yanı sıra zarif bir görünüm de ortaya koyan cam, mekanların

hemen hemen her alanında değerlendirilebiliyor. Hijyenik, kolay

temizlenebilir ve insan sağlığına zarar vermeyen bir malzeme olduğu için de

her zaman trend olmayı başarıyor. Panasonic Life Solutions Türkiye’nin en

özel ürünleri arasında yer alan Thea Ultima Cam’ın özellikle açık yeşil cam

elektrik anahtarı ve prizleri, yazlık mekanların dekorasyonunu kusursuz

şekilde tamamlıyor. Beyaz ve bordo cam tasarımlar da aynı şekilde çarpıcı

kombinasyonlar yaratabiliyor. Thea Ultima Cam, yaşam alanlarına ve

dekorasyon dünyasına kattığı üst seviyede şıklık, konfor ve ayrıcalıkla öne

çıkıyor. Minimalist Thea Ultima Cam modelleri, yaşam alanlarında iç açıcı

bir atmosfer yaratırken üstün kalitesi ve teknolojisi ile de fark oluşturuyor.

More magazines by this user
Similar magazines