Yeni Hareket Gazetesi Eylül 2019 (Neue Bewegungszeitung September 2019)

g.gmail53016

Avusturya, Viyana, Aylık Gazete, Türkçe, Österreich, Wien, Monatliche Zeitung, Türkisch

Rotenhofgasse 72

1100 Wien

www.istikbal.at

Großmarkt Wien

Tel.: 01 / 616 69 13

Avusturya’da

www.yenihareket.com

Hayatınıza renk katar

Laxenburgerstr. 365/A8, 1230 Wien

www.macrogroup.at

0043 1 616 43 60

Auflage / Baskı:

10.000

facebook.com/

yenihareketzeitung

Neue Bewegung Yıl / Jahr 17 Eylül / September 2019 Sayı / Ausgabe 176 Aylık Bağımsız Gazete e-mail: yenihareket@yenihareket.com Ücretsiz / Kostenlos

Irkçıları sevindirmeyelim

Avusturya’da 29 Eylül'de yapılacak erken genel

seçimler öncesi Türk toplumuna çağrıda

bulunan Türk kökenli milletvekili adayları,

siyasî katılımın önemine işaret ederek kullanılmayan

oyların popülist ve aşırı sağcı partilere

fayda sağladığını vurguladı.

Genel seçimlerin yapılmasına az bir süre kala

seçim çalışmalarını artıran 8 partide 27 Türk

kökenli milletvekili adayı da millet meclisinde

yer alabilmek için yarışıyor.

Avusturya’da yaşayan 300 bine yakın Türk kökenliden

yaklaşık 100 bini seçmen.

Avusturya siyasetinde etkin olmaya çalışan

Türk siyasetçiler, ÖVP- FPÖ koalisyon hükümetinin

göçmen, Türk ve Müslüman karşıtı

politikalarından ciddî oranda olumsuz etkilenen

Türk azınlığın ülkedeki siyasi gelişmelere

daha duyarlı olması gerektiğini düşünüyor.

Kullanılmayan her oy ırkçılara gidiyor

Dr. Tarik Mete

Doğumdan mezara her yönüyle Avusturya’yı

yurt edinen Türk kökenli seçmenlerin kullanmadıkları

her oyun aşırı sağcı veya sağ popülist

partilerin hanesine yazıldığına dikkati

çeken Türk adaylar, Türklerin sandığa giderek

siyasî bir güç olduklarını göstermeleri gerektiğinin

altını çizdi.

Ülkenin en eğitimli milletvekili adayı

Seçimlerde yarışacak bin 476 aday arasında

en eğitimli aday olarak gösterilen Dr. Tarık

Mete, SPÖ’nün Salzburg eyaleti listesinde

ikinci sıradan seçimlere giriyor. Hukuk, siyaset

bilimi, uluslararası ilişkiler gibi 6 farklı üniversite

mezuniyeti bulunan Mete, aynı zamanda

hukuk doktorasına sahip.

29 Eylül’de yapılacak seçimler öncesinde değerlendirmelerde

bulunan Mete, aşırı sağcı

eski hükümetin 17 aylık iktidarı süresince

göçmen karşıtlığı üzerinden siyaseti yönlendirdiğini,

çıkartılan kanunların büyük çoğunluğunun

ülkede yaşayan azınlıkların aleyhine

olduğunu belirterek ikinci bir aşırı sağcı hükümetin

kurulmaması için diğer siyasî partilerin

sandıktan daha güçlü çıkmaları gerektiğini

söyledi.

Mete, aşırı sağcı ÖVP ve FPÖ koalisyonunun

oluşmasını yalnız sosyal demokratların engelleyebileceğini

ifade etti.

Avusturya’da son yıllarda artan Müslüman ve

göçmen karşıtlığının sözlü ve fizikî ırkçı saldırılara

ciddî zemin hazırladığına dikkati çeken

Mete, "SPÖ içerisinde yaklaşık 17 yıldır siyaset

yapan biri olarak, ırkçı saldırılar karşısında

durmaya çalışıyorum. Özellikle Müslüman

kadınlara yönelik artan saldırıları gündeme

taşıyarak kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmeye

çalışıyorum. Bizim siyasî partilerde yer

almamız bu ve benzeri konuların ülke gündemine

taşınmasında önemli bir rol oynayacaktır."

şeklinde konuştu. 4.sayfada

Avusturya'da Türkler, gündelik siyasete alet edilmek istemiyor

Avusturya'da seçime sayılı günler kala 2017

seçimlerinde olduğu gibi yeniden Müslüman

ve göçmen karşıtlığının seçim malzemesi yapılması,

önceki koalisyon ortaklarının içlerinde

bulundukları kimi skandal ve sorunları bu

konularla örtbas etme girişimi, Türk kökenli

Avusturyalı seçmeni rahatsız ediyor.

Özellikle son iki yılda siyaseti tamamen etkisi

altına alan Müslüman ve göçmen karşıtlığının

siyasî bir iktidar olarak Avusturya'da

vücut bulması, başta Türkler olmak üzere

ülkedeki 800 bin Müslümanı, hayatın birçok

alanında olumsuz etkilerken, sözlü ve fizikî

ırkçı saldırıların hedefi haline de getirdi.

"Taktik belli asıl amaç bu yolla oy devşirmek"

Esnaf Doğan Kayıkçı seçim öncesinde artan

ırkçı ve İslamofobik yaklaşımlara işaret

ederek, siyasî partilerin belirli azınlıklar üzerinden

sunî gündemler oluşturduğunu dile

getirdi.

Kayıkçı, özellikle Türklere yönelik baskıların

ciddî oranda arttığını belirterek, şunları kaydetti:

"Meydana gelen her olaydan bizi sorumlu

tutmaya çalışıyorlar. Avusturyalılar‘la konuştuğumda

her zaman söylerim, Türk bir terörist

ya da bir dilenci gördünüz mü Avrupa

sokaklarında? 'Hayır görmedik' derler. 'Görmediyseniz

neden bu tavır?' diye sorarım.

Susar kalır, cevap veremezler. Taktik belli asıl

amaç, bu yolla oy devşirmek."

Siyasilerin seçim kampanyalarında ülkenin

gerçek meselelerini gündeme getirmediklerini

yineleyen Kayıkçı, Avusturya'da asgarî ücretin

Almanya, Hollanda gibi ülkelere oranla

çok daha düşük olduğunu, ev kiralarının

buna karşı son yıllarda ciddî artış gösterdiğini

ve artan vergi oranlarının hiçbir şekilde konuşulmadığını

söyledi.

Şükran Fırat

"Dinî inançlarımızı hedef alıyorlar"

Yaklaşık 30 yıldır Avusturya'da yaşayan 4 çocuk

annesi Şükran Fırat, son yıllarda artan

ırkçılıktan duyduğu memnuniyetsizliği dile

getirerek, "Avusturya'da eğitim ve sağlık alanında

gençlerin işsizliği ve rüşvet gibi ciddî

sorunlar var. Ancak siyasiler, bu konulara çözümler

üretemedikleri için dinî inançlarımızı

hedef alıyorlar." ifadelerini kullandı.

Fırat, ülkede yaşayan Türklere oy kullanma

çağrısında bulanarak, "Seçimler sonucu kurulacak

hükümetin ülke sorunlarına odaklanmasını

istiyorum. Müslüman, Türk ve yabancı

kökenli insanları siyasete alet etmemelerini

arzu ediyorum." dedi.

Viyanalı Ülküm Mutlu da oy kullanmanın ve

siyasi katılımın önemine işaret ederek, artan

ırkçılık, istenilmeyen partilerin iktidara gelmesi,

dini özgürlüklere yönelik kısıtlamaların

meydana gelmesinden Türk toplumunun

şikâyetçi olduğunu ancak sandığa gereken

ilgiyi göstermediğini kaydetti.

SAYFA

4

SAYFA

6

"Başörtüsü siyasete malzeme edilemez"

Türkiye’de aracımla ne kadar kalabilirim

SAYFA

7 Kafes yumurtaya son

SAYFA

9 Marangozluktan hocalığa

SAYFA

12 Kitap sayfası

SAYFA

13 Çengel Bulmaca

SAYFA

14 Mizah

SAYFA

15 Sağlık

SAYFA

16 Kültür Sanat

1160 Wien, Liebhartsgasse 27-29

Tel: 01/966 46 62 Fax: 01/9713298

1120 Wien, Oswaldgasse 3

Tel. & Fax: 01 347 17 57

MÖBEL - KÜCHENSTUDIO

Quellenstr. 96, 1100 Wien

Tel: 0660 673 55 55

SHOP

Bütün ürünlerimizi Unexshop`tan

tedarik edebilirsiniz.

www.unexshop.at

Rotenhofgasse 62, 1100 Wien

www.homextra.at Tel. 01 952 96 91

Quellenstr. 92, 1100 Wien

Sipariş Tel: 0660 673 55 55

FLASH

GÜVENLİK KAMERALARI

Gudrunstr. 144, 1100 Wien

Tel.: 01/ 607 10 27 - www.flashsat.at


2

Eylül

2019

Yetkin Bülbül

yetkinbulbul@yahoo.com

İnsanlık kazansın!

29 Eylül’de ikinci vatanımız

Avusturya’da genel seçim

var.

FPÖ’nün (eski) lideri

Strache’nin sebep olduğu

skandal sonrası ülkede

hükümet krizi yaşanmıştı.

Vatanseverliği kimseye bırakmayan

Strache’nin ülkesinin

çıkarlarını Ruslar’a

satmaya hazır olduğu anlaşılmıştı.

Strache istifa etmek

zorunda kalmıştı, akabinde

hükümet dağılmıştı.

FPÖ seçmeni bu skandaldan

ders alacak mı seçim

akşamı göreceğiz inşallah.

Umarız FPÖ’lü insanlık

düşmanı politikacılar iyi bir

sille yerler.

Seçmen FPÖ’nün iktidar

ortağı Sebastian Kurz liderliğindeki

ÖVP’ye de bir

ders vermeli. Kurz ırkçılıkta

ve İslam düşmanlığında

FPÖ’lüler ile yarışıyor. Ülkede

yaşayan müslümanlara

yeni zulümler peşinde.

Öğretmenlere ve ortaokul

öğrencilerine başörtüsünü

yasaklatmayı vaad ediyor.

Sağduyulu ÖVP’li politikacılar

Sebastian Kurz’un

ÖVP’yi aşırı sağa kaydırdığını

görüyorlar ve çizgisini

reddediyorlar.

ÖVP’de siyaset yapan Türk

kökenli siyasetçilerden de

aynı tavrı beklerdik. Sebastian

Kurz’un İslam düşmanı

planlarına karşı hiç bir

açıklamalarını duymadık.

Müslümanların haklarını

savunmayacaklarsa orada

durmalarının bir anlamı

yok.

FPÖ ve bu haliyle ÖVP’ye

bu seçimde oy vermek, celladına

âşık olmak demek

olur.

Yeşiller deseniz onlardan

da bize hayır gelmez.

NEOS’un da etkili olacağını

düşünmüyoruz.

Hakan Gördü liderliğinde

kurulan SÖZ Partisi 29 Eylül’deki

seçime katılmıyor.

Geriye SPÖ kalıyor.

SPÖ’nün bazı politikalarını

onaylamasak da kötünün

iyisi olarak SPÖ’yü seçmekten

başka çare kalmıyor.

Çünkü ülkede yaşayan

müslümanlar, göçmenler

ve Türkler bir bağımsız

aday etrafında kenetlenemiyorlar.

Halbuki bir aday

üzerinde ittifak sağlansa

bağımsız adayın meclise

girmesi işten bile değil. Birlik

olmayınca dirlik olmuyor.

SPÖ bu seçime „İnsanlık

kazanacak“ sloganıyla

katılıyor. Güzel bir slogan.

SPÖ’nün seçim vaadlerine

baktığımızda bu sloganın

içini dolduracak vaadler

görüyoruz. 1.700 Euro’ya

kadar maaşların vergiden

muaf tutulmasını ve kira

mukavelesi yapılırken kiracının

emlakçıya para ödememesini

vaad ediyorlar.

Hastaların tedavi olmak

için daha az süre beklemesi

de vaadleri arasında var.

Fırsat eşitliğini savunuyorlar.

Politik İslam

Türkiye’de İslam’la ve dindarlarla

mücadele eden

laik kesim halkın tepkisini

çekmemek için „biz irtica

ile mücadele ediyoruz“

derdi.

Avusturya’da da aslında

İslam’ın kendisine karşı

olan politikacılar „Biz

İslam’ı yasaklayacağız“ demiyorlar

da „Politik İslam’ı

yasaklayacağız“ diyorlar.

Politik İslam söylemini FPÖ

SPÖ’deki adaylardan Tarık

Mete bizim haklarımızı

dile getirecek gibi görünüyor.

Gerçi Omar al Rawi de

aday ama onun adaylığı

SPÖ’nün adayları birbiriyle

yarıştırma taktiğinden kaynaklanıyor.

Omar al Rawi

birçok kişinin derdine derman

olmuştu. Faydalı icraatleri

oldu geçmişte. Gelecekte

de etkili olabilmesi

için kendisine tercihli oy

verilebilir.

ve ÖVP çok kullanıyor.

FPÖ başörtüsünü kamusal

alanda yasaklatmayı

hedefliyor. İslamiyetin

ve hatta hristiyanlık ve

yahudiliğin bir vecibesi

olan başörtüsünün politik

islam’la ne alakası var?

FPÖ’lü politikacılar çocuklara

„Muhammed“

ismi konulmasından bile

rahatsızlar.

Kininizde boğulun.

Seçime katılmamak, oy

kullanmamak aşırı sağın

işine yarayacağından sandığa

gidip oy kullanmak

lazım. Bu konuda ihmalkâr

olmayalım, tembellik yapmayalım.

Bir oydan ne çıkar

demeyelim. Sonradan

eyvah dememek için oyumuzu

bize en az zararlı olabileceklere

verelim.

Bir yandan da sivil toplum

çalışmalarına katılalım, gelecek

nesillerin sağlam karakterli

olması için gayret

edelim. Zorlukla beraber

kolaylık vardır. Zorluklar insanı

pişirir, adam eder.

Allah yâr ve yardımcımız

olsun.

SGK

Emeklilik

Havalesi

7 €

Hızlı Havale*

Havalenizi DenizBank ile yapın, Türkiye’nin 81 şehrinde 4.200 noktaya anında ulaşın!

• DenizBank A.Ş.’nin 700’ü aşkın şubesine göndereceğiniz havaleleri,

Türkiye’de hiçbir ek masraf kesilmeden, bir saat içinde ulaştırıyoruz.

• Havalelerinizi ister Avusturya genelindeki 27 şubemizden,

ister internet şubemiz üzerinden online yapın, paranızı hesaplı,

güvenli ve hızlı bir şekilde memlekete ulaştıralım!

Hafta içi uzun çalışma

saatlerimizle hizmetinizdeyiz.

Ayrıca Viyana şubelerimiz

Cumartesi günleri de açık!

* Bireysel müşterilerin DenizBank AG şubelerinden, DenizBank A.Ş. ve Halk Bankası’na yaptıkları 200 Euro’ya kadar olan havaleleri için bir sonraki değişikliğe kadar geçerli ücret.

Müşteri Hizmetleri 0800 88 66 00, www.denizbank.at


Adres: Laxenburger Straße 365/B2, 1230 Wien

Telefon: 01 6166913 - www.ece-orient.at


4

AVUSTURYA

Başörtüsü zulmünü daha

da artırmak istiyorlar

Avusturya Halk Partisi (ÖVP) Genel Başkanı

ve eski Başbakan Sebastian Kurz, yaklaşan

erken genel seçimler öncesinde vaatleri arasında

öğretmen ve öğrencilere yönelik başörtüsü

yasağının da bulunduğunu söyledi.

Ülkede 29 Eylül'de yapılacak erken genel

seçimler öncesi ÖVP'nin vaatlerini açıklayan

Kurz, başta Müslümanlar olmak üzere göçmen

ve mültecilere yönelik sert ve kısıtlayıcı

uygulamaların iktidara geldiklerinde süreceğini

belirtti.

Kurz, ülkeye gelen çok sayıda göçmenin

köklü değişikliklere yol açtığını, bu sebeple

"Avusturya kimliğinin" muhafaza edilmesi

için bazı tedbirlerin alınması gerektiğini savundu.

Haç kalıyor, başörtüsü yasaklanıyor

Avusturya kültür ve geleneklerinin sürdürülmesinin

önemine işaret eden Kurz, okullarda

bulunan haç sembolünün varlığını sürdüreceğini

kaydetti.

Kurz, aşırı sağcı hükümet döneminde yürürlüğe

giren ilkokul öğrencilerine yönelik

başörtüsü yasağının kapsamının ortaokul

öğrencilerini kapsayacak şekilde 14 yaşına

kadar genişletileceğini ve öğretmenlerin başörtüsü

takmasının da yasaklanacağını söyledi.

Düzensiz göçle mücadele başta olmak üzere

göçmen ve mültecilere yönelik kısıtlanan

sosyal yardım düzenlemesinin süreceğini ifade

eden Kurz, çocukları ülke dışında bulunan

yabancı çalışanlara verilen "çocuk yardımlarının"

daha sıkı denetleneceğini dile getirdi.

Kurz, okullarda özellikle göçmen çocuklara

yönelik "vatandaşlık bilgisi" adı altında bir

dersin müfredata alınacağını belirterek, derste,

hukuk sisteminin işleyişi, demokrasi ve

Avusturya değerlerinin aktarılacağını söyledi.

"Siyasal İslam'la" mücadele

Neonazi Kimlikçiler hareketi gibi radikal oluşumların

yasaklanacağına vurgu yapan Kurz,

siyasal İslam'la mücadele için yeni bir merkezin

kurulacağı bilgisini paylaştı.

Kurz, oy kullanma yaşının 16 olduğu ülkede

evlenme yaşını 18'e yükselteceğinin altını çizerek,

kuzenler arasında evliliğin yasaklanacağını

belirtti.

Seçim sebebiyle tansiyonunun arttığı ülkede

"İbiza skandalı" ve ÖVP'ye dışardan yapılan

yardımlar konusunda tartışmaların odağında

olan Kurz'un, seçimlere az bir süre kala yeniden

Müslüman ve göçmenleri hedef alan

vaatlerde bulunması dikkati çekti.

Avusturya İslam Cemaati Başkanı Ümit Vural:

"Başörtüsü İslam dinine ait bir ibadettir ve

siyasî tartışmalara malzeme edilemez"

Avusturya’da eski Başbakan ve Halk Partisi

(ÖVP) Genel Başkanı Sebastian Kurz’un yaklaşan

seçimlerden önce öğretmen ve ortaokul

öğrencilerine yönelik başörtüsü yasağı

vaadine ülkede yaşayan müslümanlar tepki

gösterdi.

İslam dininin yasalarca tanındığı Avusturya’da

Müslümanları temsil eden Avusturya İslam

Cemaati Başkanı (İGGÖ) Ümit Vural, AA muhabirine

yaptığı açıklamada, başörtüsü yasağı

tartışmalarına tepki göstererek, din ve

vicdan hürriyetinin kanunlarca teminat altına

alındığı bir ülkede öğrenci ve öğretmenlere

yönelik başörtüsü yasağı vaadinin kabul edilemez

olduğunu söyledi.

- "Başörtüsü siyasî malzeme yapılamaz"

Vural, herhangi bir dine ait konunun gündelik

siyaset malzemesi yapılmaması gerektiğinin

altını çizerek, "Başörtüsü İslam dinine ait

bir ibadettir ve siyasi tartışmalara malzeme

edilemez." görüşünü paylaştı.

"Avusturya’da din hürriyeti kapsamında dinlere

ait uygulamalar yalnız dini cemaat ve

kuruluşlar tarafından belirlenir, buna siyaset

asla karışamaz." değerlendirmesinde bulunan

Vural, ülkedeki Müslümanların haklarının

korunması için çalışmalarını sürdüreceklerini

söyledi.

Devren Satılık

Kebab Salonu

Hainburg’da faaliyete hazır durumda

döner-pizza-schnitzel salonu devren satılıktır.

70 metrekare salon, 6 metrekare depo, Kira: 950€

Adres: 2410 Hainburg, Hauptplatz 2

Tel: O660 446 78 97

Eylül

2019

Irkçıları sevindirmeyelim

Avusturya’da 29 Eylül'de yapılacak erken

genel seçimler öncesi Türk toplumuna

çağrıda bulunan Türk kökenli milletvekili

adayları, siyasî katılımın önemine işaret

ederek kullanılmayan oyların popülist ve

aşırı sağcı partilere fayda sağladığını vurguladı.

Genel seçimlerin yapılmasına az bir süre

kala seçim çalışmalarını artıran 8 ulusal

partide 27 Türk kökenli milletvekili adayı

da millet meclisinde yer alabilmek için

yarışıyor.

Türk adayların büyük çoğunluğu Sosyal

Demokrat Parti (SPÖ), Avusturya Komünist

Partisi (KPÖ) ve Yeşiller partisi listelerinden

aday gösterilirken, önceki seçimlerde

Türk adaylara da seçim listelerinde

yer veren merkez sağ Avusturya Halk Partisi

(ÖVP) ve liberal Yeni Avusturya Partisinin

(NEOS) aday göstermemesi dikkati

Seçimlerde yarışacak bin 476 aday arasında

en eğitimli aday olarak gösterilen

Dr. Tarık Mete, SPÖ’nün Salzburg eyaleti

listesinde ikinci sıradan seçimlere giriyor.

Hukuk, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler

gibi 6 farklı üniversite mezuniyeti bulunan

Mete, aynı zamanda hukuk doktorasına

sahip.

Avusturya’da 29 Eylül’de yapılacak seçimler

öncesinde AA muhabirine değerlendirmelerde

bulunan Mete, aşırı sağcı

eski hükümetin 17 aylık iktidarı süresince

göçmen karşıtlığı üzerinden siyaseti yönlendirdiğini,

çıkartılan kanunların büyük

çoğunluğunun ülkede yaşayan azınlıkların

aleyhine olduğunu belirterek ikinci

bir aşırı sağcı hükümetin kurulmaması

için diğer siyasî partilerin sandıktan daha

güçlü çıkmaları gerektiğini söyledi.

Mete, aşırı sağcı ÖVP ve FPÖ koalisyonunun

oluşmasını yalnız sosyal demokratların

engelleyebileceğini ifade etti.

Avusturya’da son yıllarda artan Müslüman

ve göçmen karşıtlığının sözlü ve

fizikî ırkçı saldırılara ciddî zemin hazırladığına

dikkati çeken Mete, "SPÖ içerisinde

yaklaşık 17 yıldır siyaset yapan biri olarak,

ırkçı saldırılar karşısında durmaya çalışıyorum.

Özellikle Müslüman kadınlara

yönelik artan saldırıları gündeme taşıyarak

kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmeye

çalışıyorum. Bizim siyasî partilerde

yer almamız bu ve benzeri konuların ülke

gündemine taşınmasında önemli bir rol

oynayacaktır." şeklinde konuştu.

SPÖ’den Tirol eyaletinin milletvekili adayı

Süleyman Kılıç da aşırı sağcı hükümet

döneminde artan ırkçılık ve ayrımcılığa

dikkati çekerek eski Başbakan Sebastian

Kurz’un söylemlerinin aşırı sağcı partiden

çok farklı olmadığını, muhtemel bir ÖVP-

FPÖ koalisyonunun önlenmesi için sandığa

gidilmesi gerektiğini anlattı.

Kılıç, popülist ve aşırı sağcı siyasi partilerin

azınlıkların geleceklerini olumsuz yönde

etkileyecek yasalar hayata geçirmeye çalıştığını

vurgulayarak "Avusturya’da Türk

kökenli vatandaşlarımız oylarını kullanmak

zorundalar. Kullanılmayan her oy aşırı

sağcı partiye destek vermek anlamına

geliyor. Bunu bizim toplumumuzun tam

anlamıyla kavraması gerekiyor." şeklinde

konuştu.

Türk ve göçmen toplumu üzerinden ülkenin

temel sorunlarının örtbas edilmesine

karşı çıkmak ve özellikle gençlerin geleceğinin

karartılmaması için aktif çalışmalar

yürütülmesi gerektiğini ifade eden

Kılıç, "Avusturya siyasetinde bizler etkili

olmalıyız ve biz kendimizi anlatmalıyız,

başkalarının bizi tanımlamasına müsaade

etmemeliyiz. Bizim yerimize konuşanlar

kendi istedikleri gibi bizi tanımlıyorlar."

görüşünü paylaştı.

çekiyor.

Avusturya’da yaşayan 300 bine yakın Türk

kökenliden yaklaşık 100 bini seçmen.

Avusturya siyasetinde etkin olmaya çalışan

Türk siyasetçiler, 2017 seçimleri

sonrasında iktidara gelen ÖVP ve aşırı

sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ)

koalisyon hükümetinin göçmen, Türk ve

Müslüman karşıtı politikalarından ciddî

oranda olumsuz etkilenen Türk azınlığın

ülkedeki siyasi gelişmelere daha duyarlı

olması gerektiğini düşünüyor.

Doğumdan mezara her yönüyle

Avusturya’yı yurt edinen Türk kökenli

seçmenlerin kullanmadıkları her oyun

aşırı sağcı veya sağ popülist partilerin

hanesine yazıldığına dikkati çeken Türk

adaylar, Türklerin sandığa giderek siyasi

bir güç olduklarını göstermeleri gerektiğinin

altını çizdi.

Ülkenin en eğitimli milletvekili adayı

- "Farklı azınlıklarla birlikte hareket

edilmeli"

Mete, dinî veya siyasî görüşü sebebiyle

kimsenin ayrımcılığa maruz kalmaması

gerektiğini vurgulayarak ortak sıkıntı

ve problemleri yaşayan farklı azınlıklarla

birlikte hareket edilmesi gerektiğini, Türk

ve yabancı kökenli isimlerin yalnız belirli

partilerde değil yabancı karşıtı olmayan

her siyasi oluşum içinde yer almaları gerektiğini

dile getirdi.

Siyasî katılımın önemine dikkati çeken

Mete, "Kesinlikle sandığa gidilmesi gerekiyor.

Ancak eskiden olduğu gibi yalnız

adayların isimlerine bakarak oy kullanmamalıyız.

İsminin Ahmet, Hasan, Ayşe

olması önemli değil. Önemli olan bizim

haklarımızı gözeten, ayrım yapmayan,

bizleri daha iyi bir geleceğe taşıyacak

aday ve partilere oy vermeliyiz." değerlendirmesinde

bulundu.

"Kullanılmayan her oy aşırı sağa gidiyor"

Kılıç, Türk toplumunun Avusturya siyasetine

karşı ilgisizliğine işaret ederek "Bizler

daha ziyade Türkiye’nin gündemini takip

ediyoruz. Burada yaşıyor, burada geçimimizi

sağlıyor, hatta burada gömülmemize

rağmen buranın siyasetiyle ilgilenmiyoruz.

Bizim ilgilenmediğimiz alanları ise

başkaları dolduruyor." ifadesini kullandı.

Avusturya’da yaşayan Türklerin ortak değerler

etrafında toplanarak birlik içinde

hareket etmesi gerektiğini söyleyen Kılıç,

bir siyasî güç ortaya konulabilmesi için

birlikte hareket etmenin önemine dikkati

çekti.


Eylül

2019 AVUSTURYA

5

SPÖ’nün göçmen kökenli

adayları tanıtıldı

Beruflich weiterkommen mit den

Bildungsabschlüssen an der VHS

Zweiter Bildungsweg - Bildungsabschluss nachholen!

Holen Sie an den Wiener Volkshochschulen günstig und unkompliziert Ihren höheren

Bildungsabschluss nach!

Sosyal Demokat Parti (SPÖ)

Genel Başkanı Pamela Rendi-Wagner

partisinin göçmen

kökenli adayları ile biraraya

geldi.

Avusturya’da 29 Eylül’de yapılacak

olan genel seçimde

SPÖ’de çok sayıda göçmen

kökenli aday bulunuyor.

Bunlar arasında halen Avusturya

Milli Meclisinde milletvekili

olan Nurten Yılmaz

ve Muna Duzdar, Viyana

Eyalet Milletvekilleri Omar

al Rawi ve Şafak Akçay ile

Ahmed Husagiç, Aziz Gülüm

ve Salzburg’dan seçime

katılan Tarık Mete bulunuyor.

1-Berufsreifeprüfung

Berechtigungen und Qualifikationen mit der Berufsreifeprüfung

Die mit der Berufsreifeprüfung (BRP) erworbenen Zugangsberechtigungen entsprechen

jenen einer schulischen Reifeprüfung (AHS-, BHS-Matura). Die erfolgreich absolvierte

BRP ermöglicht einen uneingeschränkten Zugang zu Universitäten, Fachhochschulen,

Pädagogischen Hochschulen, Akademien und Kollegs (für einzelne

Studienrichtungen sind unter Umständen Ergänzungsprüfungen abzulegen).

Die Berufsreifeprüfung ermöglicht die Einstufung in den gehobenen Bundesdienst.

Die Berufsreifeprüfung wird auf dem Arbeitsmarkt als formale Qualifikation „Matura“

anerkannt.

2-Studienberechtigungsprüfung

Die Studienberechtigungsprüfung (SBP) ermöglicht den Zugang zu höheren Ausbildungen

und Studien für Personen, die keine Reifeprüfung (schulische Matura bzw. Berufsreifeprüfung)

haben.

Mit der Studienberechtigungsprüfung erlangen Sie eine studienspezifische Zugangsberechtigung

für





NEWS.WKO.AT

DAS PORTAL FÜR

ÖSTERREICHS

WIRTSCHAFT

» NEWS.WKO.AT

Das neue Newsportal bringt aktuelle Wirtschaftsnachrichten

aus allen Bundesländern.

» Neueste Entwicklungen am Wirtschaftsstandort

» Nachrichten aus verschiedenen Branchen

» Neuigkeiten aus heimischen Unternehmen

» Kommentare zu aktuellen Themen

W news.wko.at


6

SILA YOLU

YTB, Sıla Yolu’nda Vatandaşları Yalnız Bırakmadı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar

Başkanlığı (YTB) bu yıl Sıla

Yolu’na revan olan yurt dışındaki

vatandaşları yalnız bırakmadı. YTB

hayata geçirdiği faaliyetlerle bu yıl

izin ve tatil dönemlerini geçirmek

üzere ana vatan Türkiye’ye yola koyulan

Avrupa’nın farklı yerlerinden

vatandaşların yanındaydı. Türkiye

sınır kapılarında ve Türkiye’de düzenlenen

çeşitli faaliyetlerin yanı

sıra bu yıl hayata geçirilen Türkiye

sınırları ötesindeki karşılamalar ise

vatandaşların en çok beğenisini

kazanan uygulama oldu. Karşılama

faaliyetleri geri dönüşlerle birlikte

ise yerini uğurlama faaliyetlerine

bıraktı. YTB Başkanı Abdullah Eren

ve beraberindeki YTB heyeti de

geçtiğimiz günlerde karayoluyla

Kapıkule’den Sırbistan’a giderek Sıla

Yolu güzergahındaki uygulamaları

ve hizmetleri yerinde inceledi.

İlk kez sınır ötesinde karşılama

YTB ile Türkiye ve Sırbistan İçişleri

Bakanlıkları arasında gerçekleştirilen

iş birliğiyle vatandaşlar bu yıl

ilk kez Türkiye sınırlarının ötesinde,

Sırbistan sınır kapılarında Türk polisi

ile Türkçe-Sırpça bilen YTB personeli

ve YTB’nin bursiyer uluslararası

öğrencileri tarafından karşılandı.

Sırbistan’ın Bulgaristan, Hırvatistan

ve Macaristan sınır kapılarında görev

yapan Türk polisi ve YTB personeli

ihtiyaç temin faaliyetleri ve

teknik desteklerden tercümanlık

faaliyetlerine kadar vatandaşların

pek çok ihtiyaçlarının giderilmesinde

önemli rol oynadı. Sınır ötesinde

vatandaşlara sunulan hizmetler bununla

da sınırlı kalmadı. Belirtilen sınır

kapılarında 7/24 hazır bekletilen

YTB araçları ring yaparak kesintisiz

olarak vatandaşların yardımına koşarken;

Niş yakınlarında oluşturulan

YTB çağrı merkezi ve destek masası

da 7/24 vatandaşlara hizmet verdi.

Türkçe ve Sırpça bilen YTB görevlileri

50 vatandaşın mahkemesinde

destek sağlarken 400 vatandaşın

da araçlarına arıza yapması nedeniyle

yol yardımı sundu. Kaza yapan

20 vatandaşın hastane ve mahkeme

süreçleri ile de bizzat ilgilendi.

Anlaşmazlıklar nedeniyle yaşanan

1.500’e yakın vatandaş için de tercüme

işlemi sağladı. Vatandaşlar, Sırbistan

geçişlerinde yaşamış oldukları

sorunlar için “+381638162030”

numaralı hattı arayarak veya whatsapp

üzerinden ulaşım sağlayarak

güzergahların durumu hakkında da

ayrıca bilgi alabildi.

Hizmetler sınır kapıları ve yurt

için de de devam etti

Ana vatan Türkiye’ye gelen vatandaşlara

yönelik hizmetler sınır kapılarında

ve yurt içinde ilgili mülki

idare amirlikleri ve belediyeler iş

birliğinde de sürdürüldü. Kapıkule

sınır kapısında kurulan YTB standı

ile ikramlarla karşılanan vatandaşlara

bilgilendirici dokümanlarla da

destek sağlanırken; çocuklara da

eğlenceli materyaller dağıtıldı.

Dönüşler rahatladı

Karşılama sürecinde gerçekleştirilen

faaliyetler dönüş sürecinde de

zenginleştirilerek devam ettirildi.

Kapıkule Sınır Kapısı’nda Edirne Valiliği

iş birliğiyle hayata geçirilen bin

500 araçlık otopark, dinlenme ve

oyun alanları, geçiş sıra ve süresini

belirten numaratörler uzun ve yorucu

kuyrukların minimuma indirilmesi

amacıyla hayata geçirildi. Yine

sınır kapılarında oluşturulan diğer

ihtiyaç temin faaliyetleri ve ikramlarla

da her an vatandaşlara destek

sağlanmaya çalışıldı.

YTB Başkanı Eren: „Sıla Yolu’na

bigâne kalmıyoruz“

Sıla Yolu güzergâhındaki faaliyetleri

yerinde inceleyen YTB Başkanı Abdullah

Eren: “Kendi sınırlarımızda,

sınırlarımızın ötesinde ve yurt içinde

vatandaşlarımızın rahat bir süreç

geçirmeleri için çeşitli hizmetler

sunduk. Vatandaşlarımızın kullandığı

Sıla Yolu’nda neler yaşadıklarını,

ne sıkıntılarla karşılaştıklarını da

yerinde görelim istedik. Sırbistan’da

yaşanan sıkıntılar, polislerimizin ve

personellerimizin göreve başlaması

ile neredeyse ortadan kalktı. Bizim

Arabamla Türkiye`de ne kadar kalabilirim?

Eski pasaportumdaki geçerli vizeleri

ikinci nesil e-Pasaport aldığımda da

kullanabilecek miyim?

Genel olarak ifade etmek gerekirse,

süresi dolmuş bir eski tip pasaportta

bulunan geçerli bir vize, üzerine iptal

damgası vs. basılarak geçersiz kılınmadığı

müddetçe geçerlidir ve ikinci

nesil e-Pasaportla birlikte ibraz edilebilir.

Ancak, vize rejimleri ülkeden

ülkeye değişmektedir. Bu nedenle, seyahatlerinizden

önce vize konusunda

ilgili ülke temsilciliklerine danışarak

bilgi almanız en doğru yöntem olacaktır.

Yolcu Beraberi Eşya Türkiye’ye giriş

yaparken yanımda bulunabilecek

eşyalar nelerdir?

Türkiye’ye girerken yanınızda ticari

miktar ve mahiyette olmayan, kişisel

ve ailevî kullanıma mahsus veya hediye

edilmek üzere getirilen eşyayı

bulundurabilirsiniz.

Yanımda getirdiğim elektronik cihazlar

için “bandrol ücreti” ödeyecek

miyim?

Evet. Ticari ithalat maksadı dışında

yurtdışından getirdiğiniz televizyon

ve radyo için bir defaya mahsus olmak

üzere “Bandrol ücreti” tahsil edilmektedir.

Yolcu beraberinde getirilen

cihazın türüne göre ve televizyon için

ekran boyutuna göre değişine miktarlarda

TRT bandrol ücreti tahsil edilmektedir.

Yolcu beraberinde cep telefonu getirmek

mümkün müdür?

Evet getirilebilir. Yolcular, 2 takvim yılında

1 adet ile sınırlı olmak üzere, Tv,

müzik çalar, video oynatabilme özelliğine

sahip olanlar da dahil olmak

üzere cep telefonunu yolcu beraberi

kişisel eşya statüsünde telefonun kıymetine

bakılmaksızın muafen getirebilmektedir.

Cihazların sorunsuz bir şekilde kullanılabilmesi

için kayıt altına alınmaları

ve kaydın yolcunun Türkiye’ye giriş

tarihinden itibaren 120 gün içinde yapılması

gerekmektedir.

Yolcu Beraberinde Getirilen Cep Telefonları

Vergiden Muaf Mıdır?

Evet vergiden muaftır. Ancak, Maliye

Bakanlığı tarafından yapılan değişiklik

ile, ticari mahiyette olmaksızın

yolcuların kendi kullanımları için yurt

dışından getirdikleri alıcısı bulunan

verici portatif telsiz telefon cihazlarının

kullanım izni harç kapsamına

alınmıştır. Bu kapsamda, yolcu beraberinde

getirilen cep telefonları için

1500 TL tutarında “Yolcu beraberinde

getirilen telefon kullanım izin harcı”

ödenmesi gerekmektedir.

Yolcu Beraberinde Getirilen Cep Telefonlarından

Alınan Harçlar Nereye

Ödenir?

Söz konusu harcın, Bilgi Teknolojileri

ve İletişim Kurumunca veya mobil

iletişim sunan işletmecilerce (GSM şirketleri)

telefon cihazlarının elektronik

kimlik bilgisinin kayıt altına alınması

işleminden önce vergi dairesine veya

yetki verilmiş bankalara ödenmesi

gerekmektedir.

Yolcu Beraberi Taşıt Türkiye’de aracımla

ne kadar kalabilirim?

Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik

kişinin (emekliler dâhil) taşıtı ile

birlikte Türkiye’de kalabileceği azami

süre 730 gündür. Yabancılara ait

taşıtlara verilecek süre bu kişilerin

Türkiye’de kalabilecekleri süre kadardır.

Tüzel kişiliklere ait taşıtların

(otomobil, minibüs, arazi taşıtı, kamyonet

ve motosiklet) vekâletname

ile Türkiye’ye getirilmesi halinde 30

(otuz) güne kadar süre verilir. Olağan

durumda yurtdışında ikamet eden kişinin,

Türkiye’ye giriş yapmak istediği

tarihten geriye doğru son 1 yıl içerisinde

en az 185 gün fiilen yurtdışında

bulunması halinde yurtdışında yerleşik

olduğu kabul edilir. Yurtdışından

emekli olanların, emeklilik tarihinden

sonra Türkiye’ye ilk defa getirecekleri

taşıt için yurtdışında yerleşik olma koşulundaki

185 günlük süre şartı aranmaz.

Bununla birlikte Türkiye’ye taşıt

getirmek için süresi bulunmayan veya

yurtdışında yerleşik olma koşulundaki

185 gün şartını sağlayamayan Avrupa

Birliği ve Avrupa Serbest Ticaret

Birliği ülkelerinde ikamet eden kişilerin

ikamet yerlerinde adlarına kayıtlı

taşıtlarına yılda bir kez olmak üzere

bir ay süre verilmektedir.

Türkiye’ye aracım ile giriş yaptım,

aracımı Türkiye’de bırakarak yurtdışına

geçici çıkabilir miyim?

En yakın gümrük idaresine başvurarak;

“Geçici İthal Edilen Taşıtlara İlişkin

Gümrük Genel Tebliği” kapsamında

taahhütname vererek taşıtı gümrük

idaresine teslim etmeksizin yurtdışına

çıkış yapabilir ya da taşıtı gümrük

idaresine teslim ederek yurtdışına

taşıtsız çıkış yapabilirsiniz. Taahhütnamenin

en yakın gümrük idaresine

verilmesi ve taşıtın gümrük idaresine

beyan edilen adreste park halinde bulunması

gerekmekte olup taşıt sahibinin

yurtdışında yerleşik eşi, çocukları,

anne ve babası dâhil taşıtın herhangi

biri tarafından kullanılması mümkün

değildir. Yurtdışına çıkışlarda taşıtını

gümrük idaresine teslim etmeyen

veya taahhütname vermeyen kişiler

pasaport işlemleri tamamlanmadan

önce gümrük idaresine yönlendirileceğinden

herhangi bir mağduriyet

yaşanmaması için taşıtsız olarak

yurtdışına çıkmadan önce en yakın

gümrük idaresine başvurulması gerekmektedir.

Türkiye’ye taşıtım ile giriş yaptım

ve verilen süre bitmeden taşıtım ile

yurtdışına çıktım. 185 gün yurt dışında

bulunmadan yeniden taşıtla

gelebilir miyim?

Verilen süreyi doldurmadan kişinin

Türkiye’den çıkış yapması ve belli bir

süre sonra tekrar taşıtıyla Türkiye’ye

girmek istemesi halinde taşıta kullanılmayan

sürenin verilebilmesi için

kişinin Türkiye’ye giriş yapmak istediği

tarih itibariyle yurtdışında yerleşik

olma şartını sağlaması gerekir. Söz konusu

şartın sağlanması halinde, yani

taşıtgetirilmek istendiği tarih itibariyle

son 1 yıl içerisinde 185 gün yurtdışında

bulunulmuş olması halinde,

kullanılmayan süre verilerek taşıtın

Türkiye’ye girişine izin verilir. 730 günlük

sürenin tamamını kullanmadan

taşıtıyla yurtdışına çıkan yurtdışından

emeklilerin kalan süreden faydalanmak

üzere yeniden Türkiye’ye girmek

istemeleri halinde, bu kişilerden yurtdışında

yerleşik olma koşulundaki

185 günlük süre şartı aranmaz ve taşıtlarına

kalan süre verilerek girişlerine

izin verilir.

Başkasına ait taşıt ile Türkiye’ye gelebilir

miyim?

Başkasına ait olan yabancı plakalı taşıtların

vekâletname veya kiralama

yoluyla Türkiye’ye getirilmesi aşağıdaki

durumlarda mümkündür:


hem de taşıt sahibinin Türkiye Gümrük

Bölgesi dışında yerleşik olma koşulunu

sağlaması,


ülkede kayıtlı olması,

tirilen

taşıtlar için kira sözleşmesinin

bulunması. Taşıtın vekâletname veya

kiralama yoluyla Türkiye’ye getirilmesi

halinde duruma uygun olarak

aşağıdaki belgelerden birinin gümrük

idaresine sunulması gerekmektedir;


bir vekâletname ya da taşıtı getiren

şahıs ile taşıtın mülkiyet sahibinin

giriş gümrük idaresinde hazır bulunmaları

halinde, bu kişilerin kendi aralarında

düzenleyecekleri ve gümrüğü

onaylayacağı bir vekâletname,

zenleyerek

ilgili ülkenin gümrük, belediye,

emniyet veya mahkeme gibi

resmi makamlara onaylatılmış olan

belge,

rilen

taşıtlar için kira sözleşmesi. Tüzel

kişiliklere ait taşıtların vekâletname ile

Türkiye’ye getirilmesi halinde bunlara

ek olarak aşağıda yer alan belgeler

Eylül

2019

sloganımız ‘nerede bir vatandaşımız

varsa oradayız’. Bu sloganın da gereğini

yerine getiriyoruz. Önümüzdeki

yıl bu hizmetleri daha da geliştirerek

vereceğiz. Sıla Yolu’na bigane

kalmıyoruz.” değerlendirmesinde

bulundu.

“Geçişlerde en büyük problem dil

ve anlaşma idi. Artık bu sorun çözüldü.

Uygulama çok faydalı oldu.’’

diyen Sırbistan Sınır Polisi Başkanı

Milan Stanojevic de ‘‘Ortak sorunlarda

birlikteyiz, bekleme azaldı.

Ayrıca diğer problemleri de birlikte

çözüyoruz. Kötü eleştiriler ortadan

kalktı” açıklamasında bulundu.

gümrük idaresine sunulur:


sahibi veya yönetim kurulunun imza

ve onayını içeren vekâletname,


kişilerin şirket ortağı veya çalışanı olduğunu

gösterir belge, Yukarıda sayılan

belgelerin noter veya konsolosluk

onaylı tercümelerinin de gümrüğe

sunulması gereklidir.

Türkiye’de yerleşik (yurtdışında ikameti

bulunmayan) bir kişi yurtdışında

yaşayan akrabası/arkadaşı/eşi

tarafından getirilen taşıtı kullanabilir

mi?

Turistik kolaylıklar kapsamında getirilen

taşıtların Türkiye’de yerleşik kişilerce

kullanılması mümkün değildir.

Turistik kolaylıklardan faydalanılarak

geçici olarak getirilen taşıtlar; taşıt

programına kaydı yapılan izin hak

sahibi, bu kişinin yurtdışında yerleşik

eşi, anne-babası ve çocukları tarafından

kullanılabilir.

Bunların dışındaki kişiler taşıtı

vekâletnameleri olsa da kullanamaz.

Bu amaçla Türkiye’den veya yurtdışından

alınmış vekâletnameler geçersizdir.

Ayrıca turistik kolaylıklar kapsamında

Türkiye’ye getirilen yabancı

plakalı taşıtların bir başkasına devredilmesi

mümkün değildir. Bu durumun

tespiti halinde araç sahibi ile hak

sahibi olmayan kişiler hakkında ayrı

ayrı 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun

238 inci maddesi uyarınca cezaî işlem

uygulanır. Taşıt yurtdışı edilir.


Eylül

2019 HABER

Mustafa Çatalbaş

Anadolu izlenimleri

Hepimizin gönlünde taht kuran güzel

Anadolumuz‘da yaz boyunca izinlerimizi

geçirdik ve hemen hepimiz tekrar

geriye dönmüş bulunuyoruz.

Anavatanımız güzel, memleketimiz

dağları ,ovaları, denizleri her bir köşesi

bir başka güzel… Bereketli toprakları

gezdik, yaşadık, gördük ve tekrar

Avrupa’ya döndük.

Öncelikle bizler iki aidiyetli olmamız hasebiyle

yükümüz oldukça ağır ve de zor

.Burada yaşarız, bütün işlerimiz buradadır

ama ruhumuz gönlümüz memleketimizdedir.

Memleketimizdeki gelişmeleri yakından

takip eder ve yaşamaya çalışırız.

Bu seneki gözlemlerimize bakarsak

memlekette büyük gelişmeleri fark ediyoruz.

Bir defa çok ciddi gelişmeler var.

Yollarımız, havalimanlarımız… Özellikle

sağlıkta büyük gelişmeler gördük.

Sadece geçen yıldan itibaren başlayan

döviz yükselmesinden dolayı iç piyasada

belirgin bir durgunluk söz konusu.

Önceki yıllara göre hissedilir bir durgunluk

var.Ama gel gör ki büyük tezat

oteller dolu, uçaklar dolu, otobüsler

dolu, AVM‘lerde parklar tamamen dolu.

Genelde görülen çok ciddi bir bolluk ve

bereket var.

Krizden bahsediliyor ama işimizi görmek

için usta bulamıyoruz.İki yüz liradan

aşağı temizlikçi-gündelikçi yok, O

parayı verseniz de çalışan bulamıyoruz.

Ne yazık ki bi çok şeyin ölçüsü yok. Bir iş

yüz liraya da yapılabiliyor ,aynı iş ya da

hizmet beş katına kadar çıkabiliyor.

Maalesef camilerimiz çok boş çok az

kişi camide namaz kılıyor.

Şehirleşmenin ve zamanın bize dayattığı

hayat biçiminin bizi biraz daha dünyevileştirdiğini

gözlemledik.

Bir tarafta son zamanlarda fiyatların

yükselmesi temel gıda maddelerinin

yükselmesi insanımızı zorluyor gibi

gözükmekte.Yine bi büyük tezatta

tüketim,lüks son hızıyle devam etmekte.Bir

de insan ilişkilerinde

ne yazık ki bi miktar yozlaşma ve sorumsuzluk

gözlenmekte. Trafik kurallarına

uyum çok az, birbirimize

tahammülümüz de çok zayıf. Güzel

Anadolumuz‘un güzel insanları tabii ki

daha iyisini, fazlasını hak ediyor.

Bulunduğumuz coğrafya oldukça zor

ve oldukça hareketli. Allah devletimizi

yönetenlere güç kuvvet ve basiret nasip

etsin.

Yakında Avusturya’da genel seçimler

var ve burada oy kullanma hakkı olan

bütün her birimiz lütfen sandığa gidelim,

oyumuzu mutlaka kullanalım. Kendimize

en

yakın gördüğümüz siyasî partiyi oylarımızla

destekleyelim. Üzülerek belirtelim

ki seçime katılma oranımız çok düşük

seviyede. Mutlaka seçime katılalım.

Selam ve dua ile

„Kafes yumurta ithalatını durdurun!“

Avusturya Sosyal Demokrat

partisinden (SPÖ) Zeyd Bülbül

Avusturya’da kafes yumurtası satılmaması

için bir kampanya başlattı.

Gazetemize açıklamada bulunan

genç siyasetçi şunları söyledi:

'Kafes yumurtası almayın' diyen

lisedeki biyoloji öğretmenimin

sözleri hâlâ aklımda. Bu tavsiyesinin

üzerinden yaklaşık 15 sene

geçmesine rağmen ben bugüne

kadar o tavsiyesine hep uydum.

Neden mi? Çünkü o hayvanlar

sadece bir A4 kağıdı büyüklüğünde

bir kafeste yaşıyorlar. Hayvanların

kafeste yaşadıkları o korku

ve stres doğal olarak yumurtaya

geçiyor ve sonrasında yumurtayı

tüketen insanlarda olumsuz olarak

etkisini gösteriyor. Ne yazık ki

tüketicilerin bir çoğunun bilmediği

bir gerçek var o da şu ; Kafes

yumurtaları tabaklarımızda yerini

almadan önce stres hormonlarıyla

dolup taşıyor. Barbarca olan bu

hayvan besleme şekli 2019 sonu

ile yasaklanıyor. Bu doğru bir

adımdır. Fakat Statistik Austria‘ya

göre günlük 1milyona yakın kafes

yumurtası Avusturya‘ya ithal ediliyor.Yâni

kafes yumurtaları evimize

girmeye devam ediyor.Bundan

ötürü SPÖ ' de görevli olan birisi

7

olarak ben, kafes yumurta ithalatının

durdurulmasını talep ediyorum.

Çünkü herkes sağlıklı bir

gıdayı hak ediyor.

Gelin beraber kafes yumurta ithalatını

durduralım!

Hem insanlarımız,hem de hayvanlarımız

için!

Türkiye'de üretilen araçlar Avrupa sokaklarında

Türkiye'den, ocak-haziran döneminde 170

ülkeye yaklaşık 13 milyar dolarlık motorlu

kara taşıtı ihraç edilirken, dış satışlarda ilk

sıraları sektörde önde gelen Avrupa ülkeleri

aldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine

göre, Türkiye motorlu kara taşıtları ticaretinde

önemli mesafe almaya devam ediyor.

Fiat, Renault, Ford, Toyota ve Hyundai gibi

Türkiye'de fabrikası bulunan sektörün

önemli markalarının, burada ürettiği araçlar

Avrupa sokaklarında trafiğe çıkıyor.

Dünyanın ilk akıllı aynası

> Sizin için özel olarak ayarlanabilir ayna

> Mükemmel müzik ve ses için çift hoparlörlü ayna

> Trafik ve toplu taşıma ile ilgili bilgileri gösteren ayna

Kuaför

Ev

DER INTELLIGENTE

SPIEGEL, GEMACHT

FÜR DICH

Restorant

Hotel

www.peek-developing.com

+43 660 229 2226 @peekdeveloping


Zeyd,

Mitarbeiter

KundInnenservice

Auf die

Plätze … fertig …

Abschluss!

Zweiter Bildungsweg –

jetzt Kurse buchen! www.vhs.at

Die Wiener Volkshochschulen

unterstützen Dich beim Aufstieg!

Durchstarten – mit der Berufsreife- oder

Studienberechtigungsprüfung beim

größten Anbieter Wiens.

Foto: Johannes Zinner

Bildung

und Jugend

DEIN PARTNER FÜR DEN ZWEITEN BILDUNGSWEG

www.vhs.at


Diwan Tereyağlı Baklavalarından tattınız mı?

Diwan Etli Pidelerinden yediniz mi?

1100 Wien, Erlachgasse 96

1110 Wien, Simmeringer Hauptstrasse/Braunhubergasse

1120 Wien, Reschgasse 5 ( Meidlinger Markt)

Avusturya’da

Auflage:

10.000

Neue Bewegung Yıl 17 Eylül / September 2019 Sayı / Ausgabe 176 Aylık Bağımsız Gazete e-mail: yenihareket@yenihareket.com Ücretsiz / Kostenlos

Marangozluktan hocalığa

Eğitimi için yurt dışına giden

ve daha sonra dünya çapında

kabul gören araştırmalara

imza atan Türk bilim insanları

bir bir anavatanlarına dönerek

tecrübelerini genç nesillere

aktarıyor. Bunlardan biri de

Emrah Eroğlu. Avusturya’da

doğan ve imkânsızlıklar yüzünden

okulu bırakıp marangozuk

ve inşaat işçiliği yapan Eroğlu,

tıbbı bitirip keşfedilmemiş sensörü

buldu.

Gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak

Avusturya’da küçük bir köyde

dünyaya gelen, imkânsızlıklar

yüzünden 15 yaşında okulu

bırakıp marangozluğa başlayan,

20 yaşında evlenen, ailesine

bakmak için inşaatlarda çalışan

ve 27 yaşında döndüğü üniversiteyi

derece ile bitirdikten sonra

bilim dünyasında ses getiren

buluşlara imza atan Dr. Emrah

Eroğlu, azmin ve çalışmanın en

güzel örneklerinden biri oldu.

Keşfedilmemiş sensör

Bir yandan tıp fakültesinde

okurken bir yandan da sensör

laboratuvarında çalışmalarını

sürdürdüğünü dile getiren

Eroğlu sözlerine şöyle devam

etti:

“Oradaki araştırmacılara ‘bugüne

kadar keşfedilmemiş bir sensör

var mı?’ diye sorduğumda

‘nitrik oksit sensörü yok’ dediler.

Bu beni harekete geçirdi,

araştırmaya ve üzerinde

çalışmaya başladım. İki ay gibi

bir sürede nitrik oksit ölçebilen

bir sensör yapmayı başardım.

Nitrik oksit, azot ve oksijenden

oluşan küçük bir gaz.

Damarların genişlemesi, tansiyonumuzun

ayarlanmasına,

beynimizdeki hücrelerin birbiriyle

iletişim kurmasına,

bağışıklık sisteminin bakterileri

öldürmesine kadar birçok işe

yarıyor.

Kendi insanımıza faydamız

olsun

Viyana, bir kez daha dünyanın

en yaşanabilir şehri seçildi

Türkiye’ye dönüş kararıyla ilgili

Eroğlu, “Avrupa ve ABD,

bilimsel olarak doymuş ama

Türkiye’nin buna ihtiyacı var ve

benim buna bir katkım olsun

istedim. Türkiye’de şartlar zor

ama yaptığımız çalışmalarının

kendi insanımıza faydası olsun.

Öğrenciler yurt dışına gittiklerinde

kendilerine sihirli bir değnek

dokunacak ve bilim insanı olacaklar

diye düşünüyorlar. Ama

orada şartlar, imkanlar çok

çok zor. Ben çok zor şartlarda

bugünlere geldim. Eşim ben

Viyana üstü üste ikinci kez dünyanın en yaşanılabilir şehri seçildi. Viyana, İngiliz Economist dergisinin

yayımladığı 2019'da dünyanın en yaşanılabilir şehirleri listesinde ilk sırada yer aldı.

Altyapı, hava kalitesi, kültür, eğitim ve sağlık imkanları ile ekonomik ve siyasi istikrar kriterleri dikkate

alınarak hazırlanan listede Viyana bu yıl da birincilik ünvanını korudu. Araştırma sonucuna göre

Avustralya’nın Melburn şehri ikinci olurken, Sidney üçüncü sırada yer aldı.

facebook.com/

yenihareketzeitung

okurken paramız olmadığı için

kucağında çocuğumuzla okula

gidip öğretmen oldu. Beni

okuttu, bize baktı. Biz bugünlere

tırnaklarımızla söke söke

çalışarak geldik. Yurt dışındaki

araştırmacılar Türkiye’ye çok

geride zannediyorlar ama bizim

çalışmalarımızı gördükçe

kafalarındaki imaj da değişiyor”

diye anlattı.

,

MİLLİYET

CAMCI TAYFUN

Sigortalarla çalışmaktayız

1100 Wien, Gudrunstr. 136A

Tel. : 01 /943 69 15

Mobil : 0699 110 490 21

www.glasereitayfun.at

24 SAAT

HİZMET

ULI‘S Getränke & Verpackung Grosshandel

Torosların zirvesinden Tekir su ve maden suları Avusturya`da.

İrtibat ve Sipariş: Recep Aydin +436508612254 - info@ulis.at


10

Eylül

2019

Şahin Tekinel

Okullar açıldı

Tatil bitti ve yeniden okullar açıldı.

Okul çok önemli.Çocuğun hayatını

başarılı bir şekilde devam ettirebilmesi

için mutlaka okul okumalı

ve o disiplini mutlaka almalı.

Çocuklarımız mesleği okuldan

almalı. Dini de okul gibi sistemi

olan ve dinî eğitimi çocukların

yaşlarını göz önüne alarak programlayan

yerlerden almalıdır.

Aman ha dikkat edelim. Devamlı

söylüyoruz; çocuklarımızı okula

kendimiz getirelim ve götürelim.

Haydi okula diyerek kapıdan rahatımızı

bozmadan gönderivermeyelim.

Okul dönüşü kendimiz

alalım ve karşılayalım.

Çocuğumuzun nasıl bir eğitim

aldığını takip edelim. Her zaman

çocuğumuza karşı çıkmayalım.

Çocuğumuzun önünde durmayalım,

yanında duralım.

Hep engelleyerek, hep önünde

durarak geleceğini kaybettirmeyelim.

Hangi mesleği seviyorsa

ona yönlendirelim. Ekstra

öğretmenler tutalım, derslerine

yardımcı olalım. Ki çocuklarımız

yarının gençleri olarak donanımlı

olsunlar. Kendilerine güvensinler,

hayatta hayal kırıklığı yaşamasınlar,

başarılı olsunlar.

Ama bunlar için bizim de biraz

rahatımızdan fedâkarlık etmemiz

lazım. Nerede, nasıl bir okulda

veya kursta olduğunu takip etmemiz

şart.

En önemlisi çocukların hafta

sonlarını değerlendirmek. Bu konuda

hassasiyet göstermeliyiz.

Çocuklarımızı namaz kılmasını ve

Kuran okumasını öğrensin diye

gönderdiğimiz yerlere çok ama

çok dikkat etmeliyiz.

„Falan yerde bir dernek var diye

hadi oraya gönderelim, çocuk dinini

öğrensin“ demeden önce o

derneği araştırmalıyız.

Hafta sonu bizim çocukları topla

ve onlara elifayı öğret diye kurs

yapılmaz. Bu hem çocuğa, hem

de o çocuğun dinine en büyük

kötülüktür.

Din ehil kişilerden, bilenden öğrenilir.

Yoksa her okumayı bilen başkasına

okuma öğretemez, öğretse

de anlatamaz. Kendi bilmiyor ki

çocuğa öğretsin.

En ucuz eğitim ne yazık ki din eğitimi

oluyor.

Lütfen ciddiye alalım, dinini çocuklarımıza

onların hayatlarında

kullanabilecekleri şekilde yaşlarına

göre sistematik öğretelim.

Yoksa öğrettiğiniz dinin çocuğa

da babasına da faydası olmaz.

Allah bizleri sevdiği kullarından

eylesin.

Yarınımız güzel olsun. Birlik ve

beraberliğimiz daim olsun.

Hoş kalın, hoşca kalın

---------------------------------

İkinci Yazı

Bir de bizi dinleyin

Şimdi düşünelim

Kendinden önceki veya beraber

çalıştığı siyasilerin hatalarından

medet umarak kendine siyasi gelecek

sağlamaya çalışan siyasetçiler

yarın ne yapabilir ki?

Bir milletin kaderi hiç böyle siyasilere

bağlanabilir mi?

Şayet yanlışlar vardı da ve siz bu

yanlışları görüyordunuz da neden

o zaman müdahele etmediniz?

Neden birlikte çalışmaya devam

ettiniz? Görevden alınırken

neden ben bunları düzeltmeden

ayrılmam demediniz?

Hani „ Şerefiniz, şerefimdir“ demiştiniz.

N’oldu ağababalarınız

kabul etmedi mi?

Tabii sayın Merkel’le konuşurken

sayın Tayyip Bey’i satmıştınız, onu

hiçe sayarak sayın Merkel ile terör

konusunda anlaşmıştınız.

Rahmetli Abdulhamid Han hazretleri

döneminde de Enver Paşa

Almanlarla anlaşmıştı ve hatta

gönderdikleri pastaya „ Enverland“

yazmışlardı.

Koskoca Osmanlı ne hale geldi,

bunları bilmeniz lâzım.

Rus’un uçağı düşürüldüğünde

haberiniz yoktu, ağababalarınız

istedi diye mecburen sahiplendiniz

ve Tayyib Bey de mecburen

arkanızda durdu ve sizi savundu.

Bu ülkenin ekonomisine 3 yıl zarar

verdiniz.

Hemen unutuyorsunuz, bu garib

gurebanın ettiği zararları kim telafi

edecek?

Tayyip Bey’i indirip ağababalarınızın

hedef gösterdiği yolda ilerlemek

için mi çalışıyorusunuz?

Başbakandınız, parti genel başkanıydınız,

7 Haziran seçimlerinde

neden başarısız oldunuz?

Tabii Yüksek Seçim Kuruluna

verdiğiniz liste, Tayyip Bey’in size

verdiği liste değildi. Ne çabuk

bunları unutuyorsunuz?

CHP ile hükümet kurmak için ne

kadar da çaba harcamıştınız ama

Tayyip Bey müsaade etmeyince

tabii ki kuramadınız. Hayalleriniz

suya düştü ve 1 Kasım’ı Tayyip

Bey yeniden kazanınca zorunuza

gitti. Ağababalarınızın dediği olmayınca

hemen saf değiştirdiniz.

Bütün mesele hanımlarınızla

Emine Hanım arasındaki hasetliktir.

Hanımlarınız Emine Hanım’ı

çekemiyorlar ve size onlardan ayrılmanızı

salık veriyorlar. Ondan

dolayı Emine Hanım’ın çantasını

konuşuyorsunuz, algı operasyonu

yapmak için.

Dürüst ve düzgün siyasetçi sorunları

birlikte çözer ve onun için

uğraşır, kendine pay çıkarmaz.

Mesele memleket meselesiyse

gerisi teferruattır.

İnsan dostunu terk etmez, gemiden

inmez, davayı arkadan vurmaz.

İşte fark burada. Küçük düşünenler

yarını göremezler.

Talimat alanlar başarılı olamazlar.

Tayyip Bey bu sistemi neden değiştirdi?

Bu müslüman milletin başına bir

daha şarhoş biri veya onun millimanevi

değerlerine karşı biri gelmesin

diye.

Siz demek ki anlamadığınız için

başkalarıyla konsensus (mutabakat)

arıyorsunuz.

Tayyip Bey sizin o görüştüklerinizden

daha mı kötü yönetiyor ki

siz ayrılmak zorunda kaldık diyorsunuz.

Yazıklar olsun. Hakkımızı helâl etmiyoruz.

WEFA Austria

Ignazgasse 12, 1120 Wien

Telefon: 0043 1 252 01 64


Eylül

2019

HAYAT

11

Belkıs Kılıç

Amazon ormanları

ve çocuklar

Evimde bilgisayar başında yazı

yazmaktayım ve aynı zamanda

balkonumun açık kapısından

içeriye bahçede konuşan

üç Avusturyalı kız çocuğunun

sesleri geliyor. Birinin zamanında

bahçeye diktiği çiçeği diğer

kız çocuğunun sahiplenmeye

başlamasından ötürü seviyeli

Ahmet Güneştekin’in

Viyana’daki ilk kişisel sergisi,

Daax Corporation desteğiyle

3 Ağustos 2019 tarihinde Bank

Austria Kunstforum’da açıldı.

Sergi, Berlin’de bulunan Galeri

Michael Schultz işbirliğiyle

gerçekleşti. Sanatın ruhunu

hissettiren mimari projeler

üreten Daax Corporation,

Ahmet Güneştekin’in sınır

tanımayan yaratıcılığını 27

Ağustos’a kadar sanat severlerle

buluşturdu.

Projelerinde kalitenin sanatla

özdeşleşen ruhunu hissettiren

ve yaşatan DAAX

Corporation’ın grup şirketi

Daax Construction, ünlü mimar

Zaha Hadid’in konsept

tasarımını yaptığı Bakü’deki

Haydar Aliyev Kültür

Merkezi’den sonra yine Zaha

Hadid tasarımı olan Merkez

Bankası projesiyle mimari

çalışmalarına devam ediyor.

Sanatçının sergi mekânındaki

enstalasyonun izleri ile

onu çevreleyen işlerin renk

topografyası arasında kurgulamak

istediği gerilim,

mitosların geçmişle birlikte

şimdiki zamanın da bir

bir tartışma çıktı aralarında. Bir

yandan yazımı yazarken, diğer

yandan ise çocukların konuşmalarına

kulak veriyorum. Lâkin

bir ara öyle bir dalmışım ki işime,

çocukların tartışması nerelere

gelmiş anlamamışım bile. Başımı

ekrandan kaldırdığımda fark

ettim ki, on yaşlarındaki bu üç

kız çocuğu bu aralar yanmakta

olan Amazon ormanlarından

bahsediyorlar! Masamın başından

kalkıp, balkona oturdum

ve çocukları usulca dinlemeye

koyuldum.

Amazon ormanları insanların

oksijen ihtiyacının yüzde 60´ini

karşılıyormuş – bu ormanlar tabiat

için çok büyük bir öneme

sahipmiş – hayvanlara da oksijen

sağlıyormuş – insanlar Amazon

ormanlarını koruyamadığından

maalesef ki yanıyormuş.

Aklıma düşen ilk soru: Bu çocuklar

bunları nereden biliyor?

görünümü olduğunu söylemesinin

aracı olarak beliriyor.

Sanatçıya göre mitoslar

uydurulmuş hikâyeler

değildir, olayların fantastik

yansımasıdır; şahsî, subjektif

bir kavrayışın sonucu, bilincin

mantığı ve diyalektik bir

zorunluktur. Sanatçının sergideki

işleri, mitosların ve modern

algılama biçimlerinin bir

sentez içinde olduğunun fark

edilmesini sağlamaya yöneliktir.

Ahmet Güneştekin’in Bank

Austria Kunstforum’da sergilenen

farklı disiplinlerdeki

işlerinin bir bölümü önümüzdeki

dönemde Bakü, Moskova

ve Tiflis’te açılacak kişisel

sergilerinde de yer alacak.

Sanatçının işleri 26 Eylül’de

Bakü’de Heydar Aliyev

Merkezi’nde, 2020’de Moskova

Çağdaş Sanat Müzesi’nde

ve Tiflis’te Zurab Tsereteli

Modern Sanat Müzesi’nde izleyiciyle

buluşacak.

------

DAAX Corporation hakkında

Serginin merkezinde

Güneştekin’in yaşadığı

coğrafyanın hafızasına

yerleşmiş yıkımları ve Uluslararası platformlarla

yüzleşmesini yaşamamış bir

yakın geçmişi ortaya koyduğu

önemli ve prestijli projeler

yürüten DAAX Corporation

“Yoktunuz” adlı enstalasyonu 2009 yılında Birleşik Arap

yer alacak. Ayrıca sanatçının,

renklerin yerleşimi, üç boyutlu

iz düşümler, optik bileşenlerin

Emirlikleri’nde kuruldu. Genç,

ve tecrübeli kadrosu ile sanatı

mimari ile birleştiren projelere

kullanımı, görüntünün imza atan firma, projelerinin

çakıştırılması ve katmanlı kurgunun

teknolojik ve geometrik yapısı,

ortaya çıkışına daya-

dayanıklılığı, kullanışlılığı

nan bir anlayışla mitosları subjektif

ve ihtiyacı karşılayan

biçimler olarak çalıştığı tasarımlarıyla sektördeki

işleri de sergilendi.

yerini sağlamlaştırmıştır. Enerji,

sağlık ve hizmet alanlarında

da faaliyet gösteren firma;

dinamik, çözümcü ve çevreci

yatırımları ile dikkat çekmektedir.

Dubai merkezli firmanın sahibi

Hassan Gozal özellikle

Özellikle kızlardan birinin sesi

titriyordu Amazon ormanlarından

bahsederken. O kadar

içselleştirmiş ki bu konuyu, bir

ağacın yaprağını merhametle

okşuyordu konuşmasını sürdürürken.

„Ormanlarımız yanıyor

ve biz hiç bir şey yapmıyoruz“

diye haykırdıktan sonra başını

yere eğdi. Uzun bir süre izledim

o kızı. Aklıma düşen ikinci soru:

Bu çocuktaki ormanları koruma

bilinci nereden geliyor?

Azerbaycan’ın sembolü haline

gelmiş ünlü mimar Zaha

Hadid’in eşsiz projesi Haydar

Aliyev Kültür Merkezi’nin

Bakü’deki inşasından sonra,

şimdi de Zaha Hadid’in yine

bir başka benzersiz projesi

olan Irak Merkez Bankası projesini

Bağdat’ta hayata geçiriyor.

Gozal’ın inşaat projelerinin

yanı sıra uluslararası petrol

ürünleri ticareti ve lojistiği ile

sigortacılık, sağlık ve yenilenebilir

enerji sektörlerinde de

faaliyetleri bulunuyor.

Bu güzel sanat buluşmasına

vesile olan Daax Corporation

CEO’su Ümit Sönmez

İNANÇ’ın mesajı:

‘’ Daax Corporation olarak

2009’dan bu yana yaptığımız

her projede şirket kültürümüzü

sanatla yansıtmaya çalıştık.

Her biri özgün modellerden

oluşan çalışmalarımızın sadece

şirketimize değer katmakla

kalmadı, bulunduğu

coğrafyanın da sanatsal dokusunu

zenginleştirdi. Bugün

geldiğimiz noktada

proaktif yaklaşımımız kadar,

spor ve sanatın ruhunu

paylaşmanın da büyük payı

vardır. Zor coğrafyalarda zor

işler başarmanın getirdiği

farkındalıkla bir çok sosyal

sorumluluk projesine destek

verdik. Gayemiz, içinde

yaşadığımız dönemin ve

geleceğin toplumlarına kalitede

sınır tanımayan, özgün,

yaratıcı eserler bırakmak. O

nedenle, sanata dokunan elimiz

daha çok insana değsin

istedik. Uluslararası başarılara

imza atan değerli sanatçı Ahmet

Güneştekin’in Viyana’daki

ilk solo sergisi ile sanatseverleri

buluşturmaktan gurur

duyuyoruz.’’

Üzerinde biraz düşünmeye

başlıyorum. Ne okuldan ne de

kitaptan veya internetten öğrenilmiş

bir bilgi değil bu çocukların

bahsettiği. Ki zaten o

yaşlardaki çocuklar durduk yere

neden Amazon ormanlarına ilgi

duyup araştırsın ki? Şu kanaate

varıyorum ki, basbayağı bu çocukların

evlerinde bu konular

konuşuluyor ve tartışılıyor. Bu

tür mevzulardan bahsedebilmek

için de, anne babanın bilgili

olduğunu var saymak gerekiyor.

Gazete ve kitap okuduğunu, haberleri

takip ettiğini ve devamlı

kendilerini geliştirdiklerini farz

etmek gerekiyor. Okuyan, bilgi

sahibi olan ve öğrendiklerini ailesiyle

paylaşan velilerin çocukları

Amazon ormanları hakkında

tartışabilecek seviyeye geliyorlar

besbelli. Aklıma düşen üçüncü

soru: Bizim çocuklarımız kendi

aralarında ne hakkında konuşuyorlar?

Bu yazımın konusu hakkında

bir eğitimci arkadaşımla istişâre

ederken, daha geçenlerde öğrencilerinin

kendi aralarında

babalarının son model arabaları

veya Türkiye’deki bilmem kaç

katlı evleri ve arsaları hakkında

konuştuklarına şâhit olduğundan

bahsetti. Çocuklara ne ki,

velilerinin arsasından, malından

mülkünden? Bir çocuğun konuşması

gereken konular bunlar

olmamalı. O ailenin içinde konuşulmaya,

anlatılmaya değen

farklı bahisler olması gerekir.

Meselâ ne gibi mi?

Meselâ yanmakta olan Amazon

ormanları gibi.

Çocuklar küçük yaşlarında birçok

şeyi anlayabilecek kapasitedeler.

Bu sebepten, „Küçüktür,

anlamaz“ demeyin. Toplumsal

konuları çocuklarla mümkün

olduğunca paylaşın. Paylaşın ki,

bir çevre ve sosyal bilinç ile yetişsinler.

Çevresine ve etrafındaki olaylara

ilgi duyan bilinçli çocuklar yetiştirmemiz

dileğimle.

Belkıs Kılıç

(Bana yazabilirsiniz:

belkis.klc@hotmail.com)

Ahmet Güneştekin’in eserleri Viyana’da sergilendi

IMPRESSUM

Avusturya / Österreich

Unabhängige österreichische Zeitung in türkischer Sprache

Yıl/Jahr: 17 - Sayı/Ausgabe Nr.: 176 - Eylül/September 2019

Sahibi / Herausgeber und Medieninhaber: Yetkin BÜLBÜL

Adresse: Schellhammergasse 8/3, A-1160 Wien/Austria

Tel&Fax: +43 1 990 96 23, yenihareket@yenihareket.com

www.yenihareket.com | www.facebook.com/yenihareket

Genel Yayın Yönetmeni / Chefredakteur: Yetkin BÜLBÜL

PR Manager: Zeyd BÜLBÜL

Editorial Grafiker / Layout: Yeni Hareket

AUFLAGE: 10.000

İlan / Inserate:

0699 116 79 724

yenihareket@yenihareket.com

Baskı / Druck: MediaPrint: Wien

İlanlar ve köşe yazılarının içeriğinden gazetemiz sorumlu değildir.

Der Verlag übernimmt keine Haftung für den Inhalt der Anzeigen und Kolumnen.

dem Ehrenkodex der österreihischen Presse verpflichtet.


12

KİTAP SAYFASI

Eylül

2019

99 Soruda Lozan

Mustafa Budak / KETEBE YAYINEVİ

Lozan anlaşması İsmet

Paşa’nın söylediği gibi Osmanlı

Devleti’nin tasfiye edildiği

bir anlaşmadır. İtilaf Devletleri

Lozan Konferansı’na

Osmanlı Devleti’ni tasfiye için

gelmişlerdir.

Prof. Mustafa Budak’ın „99

soruda Lozan“ kitabı yıllardır

tartışılan Lozan anlaşması

hakkında aydınlatıcı bir içeriğe

sahip.


olmamasına rağmen neden

heyet başkanı seçildi?


etinin

bir üyesi olarak Yahudi

di

katıldı mı?


onaylamayacağı anlaşılınca

Mustafa Kemal Paşa ne yaptı?

Bunlar kitapta cevabını

bulacağınız önemli sorular.

99 Soruda Lozan, Türk kamuoyunun

yıllardır merak ettiklerini

‘soru-cevap’ tarzında bilimsel

bir metotla cevap vermeye

çalışan bir eser

Yozgat Var, Yozgatlı Yok

Abbas Sayar / ÖTÜKEN NEŞRİYAT

“Yozgat Var Yozgatlı Yok” ta

Abbas Sayar 1930’lardan

1980’lere uzanan takriben

yarım yüzyıllık bir zaman dilimi

içerisinde Yozgatlı’nın

serüvenini olayların

aydınlığında akıcı bir dille

gözler önüne sermektedir.

Sayar, bu eseri ile sadece

Yozgat’ın Cumhuriyetli

yıllarına ait tarihine mütevazi

ışıklar yollamakla kalmıyor,

Yozgatlıyı da eleştirel bir

bakış açısıyla sorguluyor.

Çizgili Pijamalı Çocuk

John Boyne / TUDEM YAYINEVİ

Bu kitabı okumaya başladığınızda,

Bruno adında dokuz yaşındaki bir

çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız

(ama bu kitap dokuz yaşındakiler için

değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir

tel örgüye varacaksınız.

Böyle tel örgüler dünyanın dört bir

yanında var. Umarız asla rastlamak

zorunda kalmazsınız.

Kesinlikle çok iyi yazılmış, dokunaklı

bir hikâye.. Okuduklarım çok çok

uzun süre aklımdan çıkmayacak!

The Star

Okumaya başladığım andan beri

aklımdan çıkmıyor. Oldukça yalın ve

hiçbir zorlama olmadan anlatıldığı

için neredeyse kusursuz. İşte bu,

çok ender karşılaşılan bir şey.

Yanaklarımdan süzülen yaşlarla öylece

kalakaldım!

The Irish Independent

Yazar, kitap boyunca okurun hep bir

adım önündeki konumunu korurken,

öldürücü darbeyi son sayfalarda indiriyor.

The Independent

America the Beautiful - Fesüphanallah!

Nasihatname 1 - Alev Alatlı / TURKUVAZ KİTAP

“Önümüzdeki yılları bir elimiz yağda, bir

elimiz balda geçiştiremeyecekmişiz gibi

duruyormuş. Olsun.

Güneş her gün daha mütekâmil bir dünyaya

doğmaz. Tarih ezelden ebede dümdüz

uzanan doğrusal bir hat değil, devirli bir

oluşumdur. Gün olur, en gerideki en öndekinden

ileride olur. Aristarkus, Kopernik’e

‘zıpçıktı astrolog’ diyen devrimci Martin

Luther’den daha ilericidir. Ahmet Yesevi,

Kadızade Mehmet’in çok ötesinde.

‘Nasihatname’ dediğim kalıp, bu yolda bir

temrin aslında. Elim henüz kalem tutarken,

tecrübemi tecrübenize, bildiklerimi

bildiklerinize, hadi lafı dolandırmayayım,

ömrümü ömrünüze katarak, 21. yüzyıldaki

yolculuğunuzda size belirli bir avans

sağlama gayreti. İsterim ki, elinizden geleni

değil, yapılması gerekeni yapın, dünyaya

bir de benim pencerelerimden bakın.

İstemediklerinizi kapatın, yenilerini açın.

İstihkâmlarınızı güçlendirin, zor zamanları

fırsata çevirin. Benim yaşıma geldiğinizde,

benim hiç olamadığım kadar hakîm, fehim,

müstakim, emin, mekin ve metin olun. (Sözlük

kullanmayı da âdet edinin.)

Aziz ülkemize gelince; ille bir şeye benzetecekseniz,

her budağından sürgün atan

salkım saçak bir böğürtlen çalısına benzeteceksiniz

Türkiye’yi. Bir sürgünü çiçeğe

dururken, diğerinin kurumakta,ötekisinin

meyve vermekte olduğunu görün. Tek bir

sürgüne takılıp kalmayın, bütüne bakmayı

âdet edinin. Unutmayın ki, düz akılla

anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine

has bir kimliği vardır Türkiye’nin. Batmaz.

Batarsa, okyanuslar taşar.”

Müslüman Hayatında Vakit

Prof. Dr. Yusuf el-Karadavi / NİDA YAYINCILIK

Kur'ân'da ve hadislerde çeşitli vesilelerle ve değişik

şekillerde zamana temas edilmektedir. Bunların

başında ise, zamanın önemi ve Allah'ın (celle celaluhu)

ne kadar büyük bir nimeti olduğu beyan edilmektedir.

Nimetler dile getirilirken, Allah'ın insanoğlu

üzerindeki lütfunu beyan hususunda Kur'ân şöyle

der: Sürekli olarak yörüngelerinde hareket eden ay

ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verdi.

O, kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi.

Allah'ın nimetlerini saymak isteseniz sayamazsınız.

İbrahim, 33-34.

Şu bir gerçektir ki; vakti boşa harcamak, malını gereksiz

harcayarak saçıp savurmaktan daha tehlikeli bir

durumdur. Mallarını boşa savuranlardan ziyade, vakitlerini

boşa harcayıp savuranların cezalandırılması

gerekir. Çünkü kaybedilen servet tekrar kazanılabilir.

Ancak kaybedilen zaman bir daha geri getirilemez.

İlmihal Yahut Arzuhal

Mustafa Kutlu / DERGAH YAYINLARI

“Aydınlığa ve vuzuha açılan bir kapı,

sonsuzluğa doğru uzanan bir yol, hakikat ve

merhamet deryasına doğru akan bir nehir,

göğe yükselen bir miraç...

Mustafa Kutlu’nun İlmihali’nde (ki yıllar önce

ilk metinler ortaya çıktığında ona birlikte Kutlu

İlmihal adını vermiştik) yüksek bir hissiyatın

eşlik ettiği bu hikmetli anlatım edebin ve

edebiyatın, sanatın imkânlarıyla yeni bir biçime

ve üsluba kavuşuyor, terütaze yeni bir ihmihal

türüne kanatlanıyor.

Yazar metinlerin neredeyse tamamında

aslında kendi tecrübelerini, müşahedelerini,

içten duyduklarını, tazarru ve niyazlarını,

ızdıraplarını, zevk ve acılarını, ümit ve

korkularını, rüya ve hayallerini anlatıyor. Bir

dua gibi, bir rahmet seli gibi hikâye ediyor.

Merhamet, hürmet, hizmet sütunları üzerine

yükselen bir ahlâk dünyası, bir insanlık

meşheri kuruyor.”

İsmail Kara








Eylül

2019 ÇENGEL BULMACA

13

Asya’da Türkiye

dostu bir ülke

Gündüzün

başlangıcı


Hatırlama,

zikretme

İflas etmek

anlamında bir söz


Fransa`nın trafik

işareti


Hararet

Yüzyıl

Çaba, emek

Ayrılık İlaç Namus


Notada duraklama

işareti



İç ferahlığı, huzur



Avusturya`nın

trafik işareti

Sicim, tel gibi

malzemeden

yapılan örgü



Arapçada hayır

Konya’nın bir

ilçesi


Kabu etmeme Ses

Resimdeki tarihçi





Bir hayvan


Akıllı (ingilizce)

Ecdad


AB kalite

standardı


isim

Rütbesiz asker

Atmaktan emir




Bir nota


Kırmızı

Suyla çevrili kara

parçası




Düşmana yapılan

saldırı


Sahip


Bir bilgisayar

oyunu


Anadolu Ajansı

Danimarka trafik

kodu

Ön kelimesinin

zıddı




İlaç

Macaristan`ın

trafik işareti


En kısa zaman

Örmekten emir


Vilayet

İdare eder

anlamında



Erkek



Eski dilde su



Bir peygamber

ismi

Askerlikle ilgili

Yönetim

Temiz

Vücüdun bir

parçası






Rüzgâr

Bir kadın ismi



Güneş battıktan

sonraki vakit

Ferişteh

Küçük orman

Almanya’da bir TV

kanalı



Arapçada bir harf

Almanya`nın

trafik işareti


Yazı aleti




Tehir etme

Bir şeyin çizgi ve

boya ile çizilen

şekli

Bir ulaşım aracı


İnsanlar

karşılaştıklarında

söylerler


Denizin

kabarması


Sormaktan emir

Bir siyasi düşünce



Bir inşaat malzemesi



Türkiye’de bir

şehir



Az aralıklı

Ateş

İrlanda’nın trafik ▶

Yabancı


Boş olmayan


kodu


Hayati içeceğimiz



Gelenek, töre

Belçika’nın trafik

kodu


Anne

Bir sahabe ismi

Arkası sırlanmış

cam




Bir erkek ismi


Bir uzaklık ölçüsü


Millî İstihbarat

Teşkilâtı


Türkiye’nin para

birimi


Sadakatli


Alan


Cereyan

Vasıta




Nadir bulunan


Avuç içi

Rey Fakat Saydam madde


Suudi

Arabistan’ın trafik

kodu



Alış veriş



Erkek kişi


Bir binek hayvanı

Beyâz

Meşhur Osmanlı

tarihçisi

Şatış yapmak




Sıkıntı gerektirmeyen,

kolay

Bir hitap şekli





Gaye


Mesafe


14

MİZAH

NÜKTELER & KARİKATÜRLER

Neşenin kaynağı

Neyzen Tevfik'e bir gün şöyle sormuşlar:

– Neyzen! Çalarken mi neşelenirsin yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın?

Neyzen, adı hırsıza çıkmış bir adamın adını vererek cevaplamış: – Ben o muyum

ki, çaldığım zaman neşeleneyim...

Çıplak ayak

Dünyaca ünlü bir İtalyan ayakkabı firması, mallarına pazar bulmaları için iki pazarlama

uzmanını Afrika‘ya gönderdi. Bir kaç gün sonra uzmanlardan birinden

şöyle bir telgraf geldi:

– Burada satış imkânsız. Çünkü herkes çıplak ayakla geziyor...

Diğer pazarlama uzmanı ise şu telgrafı çekmişti:

– Burada herkes çıplak ayakla gezdiği için milyonlarca ayakkabı pazarlayabiliriz.

İmansız gitmeyeyim

Bizim Türklerden biri Almanya'da işsiz kalmış, aramış taramış uygun bir iş yok! Bir

hemşehrisi haber vermiş:

– Sirkten adam arıyorlardı, git bir bak!

Bizimki sirke müracaat etmiş. Sirk müdürü sormuş:

– Ne iş yaparsın?

– Ne iş olsa yaparım...

– Bizde bir iş var ama... Bilmem yapar mısın?

– Ne iş olsa yaparım dedim ya!

– Maymun olacaksın!

Bizimki şaşırmış:

– Nasıl oİacak bu iş?

– Biz seni maymun kılığına sokacağız, sen seyircilerin arasında dolaşıp onları

eğlendireceksin.

Bizimki düşünmüş, taşınmış, aç dolaşmaktansa kabul etmiş. İşe başlamış, maymun

kılığında piste çıkıyor, seyircilerin arasına giriyor, kadınları, çocukları korkutuyor...

Kısacası hem eğlenip hem de para kazanıyormuş. Bir gün yine maymun

kılığında sirkte dolaşırken karşısına bir aslan çıkmış. – Eyvaaah, demiş içinden.

Kafesten kaçtı bu galiba... Şimdi ben ne yapacağım?

Aslan bir adım atmış, bizimki maymun kılığında adım gerilemiş. Aslan geliyor, bizimki

geri geri gidiyor. Sonunu köşeye sıkışmış kalmış, kaçacak yer yok. Aslan düpedüz

kendisini yiyecek, hem de maymun kılığında... Kurtuluş yok... Bari imansız

gitmeyeyim diye yüksek sesle kelime-i tevhid getirmiş:

– La ilahe illallah...

Aslan karşılık vermiş:

– Muhammeden rasûlullah...

Borcun vadesi

İyi yürekli bir vezir, yoksul ve muhtaçlara devlet hazinesinden borç para veriyordu,

borç alanlar: – Bunu ne zaman geri ödeyeceğiz? diye sorduklarında, –

Padişahımız ölünce ödersiniz, diye cevap veriyordu. Bu duruma şahit olan birisi

bir gün padişaha: – Efendimiz, sizin veziriniz devletinizin hazinesinden muhtaçlara

borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyor. Demek ki niyeti kötü,

sizin bir an önce ölmenizi istiyor, siz ölünce de paraları zimmetine geçirecek, diye

gammazladı. Bu gammazlık üzerine padişah vezirinden şüphelenmeye başladı.

Vezirim huzuruna çağırıp söylenenlerin doğruluk derecesini ve maksadının

ne olduğunu sordu. Vezir sıradan bir vezir değildi. Zekâsı ve uyanıklığı dillere

destandı. Padişahı yatıştıran ve yüreğini ferahlatan şu açıklamayı yaptı: – Söylenenler

doğrudur. Ben hazineden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin

ölümünüze bağlıyorum. Ama bunu sizin ölmenizi değil, tersine çok yaşamanızı

istediğim için yapıyorum. Bilirsiniz ki, her borçluya borcunun vadesi kısa gelir,

vade dolmasın diye dua eder. Bu demektir ki borçlarını siz ölünce verecek olanlar,

borçlarının vadesi dolmasın diye sizin ölmemeniz için dua edeceklerdir. Allah

katında en makbul dualardan biri de borç altındaki kullarının duasıdır. Benim de

maksadım ömrünüzün uzunluğu, sağlık ve afiyetinizdir.

İdam kararıyla değil

Komşu olan bir avukat ile bir doktor birbirleriyle hiç geçinemiyorlardı. Sürekli

birbirlerini iğneleyici konuşmalar yaparlardı.

Bir gün avukat:

– Haydi anlat bakalım doktor, müşterileriniz yine ölüyorlar mı?

– Evet, fakat idam kararıyla değil...

Yardım

Arslanın biri yaralanmış. Bir ağaç altına oturup yarasını yalarken yanına bir tilki

sokulmuş:

– Aman arslan baba demiş, geçmiş olsun. Ağır yaralandığını duydum da koşup

imdadına geldim. Ceylan istiyorsan yakalayıp getireyim, düşmanların varsa kırıp

geçireyim. Sen sağ ol da sadece emret.

Arslan bıyık altından gülümseyerek:

– Teşekkür ederim. Benim yaram herhalde geçecek ve ben bu yaradan

ölmeyeceğim ama, senin şu sözlerin yok mu, işte asıl o beni öldürecek.

Eylül

2019


Eylül

2019 SAĞLIK

PSiKİYATRİST Mİ? PSİKOTERAPİST Mİ? PSİKOLOG MU?

Beden sağlığına dikkat

ediyoruz peki, ya

ruh sağlığımız? Ruh

sağlığımıza, beden

sağlığımız kadar özen gösteriyor

muyuz? Siz değerli

okurlarımız için düzenli

olarak uzman doktorumuz

ile buluşup detaylı

sohbetler yapacağız

ve konuştuğumuz

konuları sosyal medya

hesaplarımdan da sizlere

paylaşacağım.

İlk olarak doktorumuzu

tanıyarak konumuza giriş

yapalım.

Dr. Meral Sağlam Hanım,

bize kendinizi kısaca

tanıtır mısınız?

Ben Doktor Meral Sağlam.

Viyana Tıp Fakültesinden

doktor olarak mezun oldum.

Uzmanlık alanım

psikiyatri yâni ruh ve sinir

hastalıkları. Krankenhaus

Hietzing`de akut stationda

baş hekim olarak görevliyim.

Aynı zamanda

13. Viyana, Feldkellergasse

30a/3 numarada özel muayenehanemde

hastalarıma

hizmet veriyorum. Ruh

ve sinir hastalıkları

uzmanlığımın yanında

Allgemeinmedizin (Genel

Sağlık) doktoruyum. Bu

yoğun eğitimlerle birlikte

ayrıca psychotherapistim

yâni konuşma terapisini

(systemische Familientherapist)

tedavilerimde

kullanıyorum. Bunlardan

ayrı olarak Alternatif Tıp

eğitimi de aldım. TCM Doktoruyum.

Yâni Uzak Doğu

Tıbbı ( Çin Tıbbı) Uzmanı

olarak bitkisel tedavileri

ve akupunkturu özel

kliniğimde hastalarıma uyguluyorum.

Dr. Meral Hanım, uzun

yılların tecrübesine sahip

bir doktorumuzsunuz.

İlk olarak bizlere psikiyatris

(Psychiater), psikolog

ve psikoterapist

nedir anlatır mısınız?

Ararlarındaki meslekî

farklar nelerdir?

Ruh sağlığı alanını insanlar

maalesef iyi tanımıyor ve

psikolog, psikoterapist ve

psikiyatrist gibi ünvanlar

arasında büyük bir kavram

karmaşası yaşıyorlar. Psikiyatrist

tıp doktordur. Yâni

ruh ve sinir hastalıkları

uzmanı. Uzun süren zorlu

tıp fakültesini bitirdikden

sonra aynı dalda yıllarca

çalışıp uzman olursunuz.

Ruh hastalıklarının teşhis,

tedaviye yönlendirme, ilaç

tedavisini psikiyatrist doktorlar

yapabilir. Bu meslek

alanlarında psikiyatrist

doktor ilaç tedavisine karar

veren yetkili tek kişidir.

Psychotherapeut (psikoterapist)

işe konuşma terapistidir,

doktor değildir.

Psikiyatrist tarafından

teşhis konulmuş bir vakada

gerekiyorsa ilaç tedavisi

uygulanmış kişiler genelde

konuşma terapisine

yönlendirilir. Bu süreç uzun

soluklu olabilmektedir.

Ayrıca psikoterapist olmak

için tıp fakültesi mezunu

olma zorunluluğu yoktur o

nedenle sadece konuşarak

tedavi edebilmeleri mümkündür.

Her pskiyatri

doktoru da psikoterapist

değildir. Konuşma terapisi

öğrenimi tıpdan ayrı en az

üç yıl süren ayrı bir daldır.

Üç beş seminere katılıp

diplomasız, bilinçsizce

insanlara konuşma tedavileri

uygulanıyor, bunlara

dikkat edilmesi gerekiyor.

İnsanlar sağlıklarından

kendileri sorumlu

ve gittikleri kişilerin

diploması, eğitimleri nedir

araştırsınlar ki ileride telâfisi

imkânsız büyük zararlar

görmesinler.

Bu alanda çok karıştırılan

diğer meslek alanı ise psikolojidir.

Psikologlar üniversite

eğitimlerini psikoloji

alanında alırken,

kişilerde var olan sağlıksız

duygu, düşünce ve

davranışların altında yatan

nedenleri çeşitli standart

test metodları ile belirliyen

uzmanlardır. Psikiyatrist

doktor tarafından gözlemlenen

bir ruhî hastalık

şüphesi var ise, doktor

hastayı psikologlara yönlendirir

ve onlar ruh ve sinir

hastalıklarına özel test

metotları uygularlar. Bu

özel testler ile psikologlar,

biz psikiyatrist doktorlara

teşhiste destek olur.

Test uygulanan kişi uzman

doktora yönlendirilir

ve psikiyatrist ilaç gerekli

olup olmadığına karar verir

böylelikle tedâvi süreci

başlar.

Benim için ,bu farklıkların

bilinmesi çok değerli.

Çünkü her alanda olduğu

gibi bizim alanımızda

da eğitimini almadan

bilmediği konulara müdahale

hakkı gören kişiler

çok fazla. Bu sebeple

hastalarımız başvurduğu

kişileri iyi araştırsınlar ve

mutlaka aldığı eğitimi

sorsunlar. Tekrar söylemek

isterim İLAÇ TEDAVİSİNİ

SADECE DOKTORLAR

GERÇEKLEŞTİREBİLİR.

Aksi takdirde kendilerini

maddî ve mânevî olarak

zor duruma düşürtebilirler.

Dr. Meral Hanım ruh

sağlığı alanında en çok

görülen şikâyetler nelerdir?

Birçok değişik ruhî

hastalıklar olmakla beraber,

en çok depresyon,

korku/kaygı bozukluğu,

panik ve psikosomatik

hastalıklar yoğunlukta.

Bu hastalıklardan özellikle

psikosomatik olanlarla

ilgili bizlere bilgi

verebilir misiniz?

Psikosomatik hastalarda

vücutta sebebi diğer uzman

doktorlar tarafından

belirlenemeyen ağrılar

gözlemlenir. Tahlil ve röntgenlerin

temiz çıkmasına

rağmen ağrılar devam

eder. Her türlü teşhislere

rağmen nedeni belli olmayan

ağrılar hasta için

yıpratıcı olur. En son psikiyatrist

doktoruna yönlendirilir

bu hastalar.

Uzman psikiyatrist doktor

tarafından bakılınca

hastanın ruh halinden

kaynaklandığı anlaşılır

ağrıların. Depressif ruh

hali, uzun yıllar kendini ihmâl

etme veya uzun yıllar

yıpranma, sıkıntı ve üzüntüleri

içine atarak günlük

hayatını sürdürme çabası

sonucu meydana gelir.Bu

hastalarda odak noktası sadece

ağrıyan bölgesi olur.

Uzun zaman çare bulamayan

bu hastalar kendi kendisine

internet üzeri teşhis

koymaya başlarlar. Bu da

kaygı ve endişe haline yol

açar. Kendisine kanser

teşhisi koyan hastalarımız

bile oluyor. Böylelikle kendi

psikolojilerini daha da

zor duruma sokarlar.

Psikosomatik hastalıklar

kronik bir durumdur.

Yukarıda anlattığımız gibi

bu tür hastalarda ağrılara

akupunktur metodu çok

iyi gelmektedir. Ben muayehanemde

hastalarıma

aynı zamanda akupunktur

tedavisi de uyguluyorum

ve çok olumlu sonuçlar

gözlemliyoruz.

Konuşma terapisi de bu

15

tür hastalıkların tedavisinde

çok önemlidir. Tedavide

hastanın kendisini

anlaması, ağrılarının ruh

hali ile bağlantısı ve yeni

sağlıklı davranış şekilleri

öğrenimi işlenir.

Doktorumuz ile olan

sohbetimizi burada

sonlandırıyor ve kendisine

çok teşekkür ediyorum.

Sosyal medya hesabımdan

düzenli olarak bu söyleşileri

yapacağız. Dr. Meral Hanım

ile röportajımızda adı

geçen diğer hastalıklar ve

ruhî durumlar ile ilgili yeniden

söyleşi yapacağımızı

şimdiden sizlere duyurmak

isterim.

Ruhî hastalıklar gözle

görünmüyor! Bu nedenle

karşılaştığınız insanlara ve

kendinize hoşgörülü olun.

Bedenimiz gibi ruhumuz

da doktora ihtiyaç duyar

ve bu normal bir durumdur.

Kendinizi ve çevrenizi

sevin.

Gülderen GÜNDÜZ


16

KÜLTÜR SANAT

Eylül

2019

"Müslüman olduğum için son derece huzurluyum"

Michael Jackson ve Whitney Houston

başta olmak üzere birçok sanatçının

vokalistliğini yaparak ünlenen,

geçen yıl Türkiye'ye yerleşip Müslüman

olan ABD'li sanatçı Della Miles,

"Müslüman olduğum için son derece

huzurluyum." dedi.

Türk insanı ve kültürünü sevdiği için

Türkiye'de yaşama kararı aldığına

dikkati çeken Miles, almadan çok

vermeyi seven Türk kültürünü benimsediğini

vurguladı.

"İslam aslında bir eğitim"

Geçen yıl Türkiye'de Müslüman olduğunu

hatırlatan Miles, hayatından

ziyade hislerinde çok büyük değişiklik

olduğunu belirterek, "İslam

aslında bir eğitim. Gerçeğin eğitimi.

Birileri sana söylüyor ve sen de kabul

ediyorsun. Müslüman olduğum için

son derece huzurluyum. Ailem beni

seviyor. Allah'ı da seviyor. Bu yüzden

bana bir reaksiyon veren, karşı çıkan

olmadı." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

ile görüşmesine değinen Miles,

bunun mutluluk verici olduğuna

işaret ederek, "Görüşmemizde bana

sanki bir başkan değil de çok yakın

arkadaş gibi yaklaştı, sevgisini gösterdi."

dedi.

"Davranışlar kelimelerden yüksek

sesle konuşuyor"

Miles, İslamiyet ile ilgili birçok şeyi

Türkiye'de öğrendiğinin altını çizerek,

şunları kaydetti:

"Bendeki durum 'Hadi Türkiye'ye gideyim

ve Müslüman olayım' gibi bir

şey değildi. Bütün güzel şeylerde olduğu

gibi (İslamiyet) etrafımı çevirdi.

Dünyanın neresinde olursanız olun,

çok sayıda muhteşem şey yaşadığınızda

onu yapmanız gerektiğine

inanırsınız. Benim yaptığım da buydu.

Müslümanlık deneyimini burada

çok güçlü buldum. Neden başka bir

yere gideyim ki?"

Della Miles, ABD'de yaşayan Müslümanlar

arasında da çokça vakit

geçirdiğini ancak Türkiye'de öğrendiklerinin

ardından İslam dinini seçtiğini

aktararak, "Bence İslam beni

seçti. Çünkü bu ülkede çok zaman

geçirdim. Burada din hakkında birçok

şey öğrendim ve (İslam'ı seçmenin)

gerekli olduğunu hissettim."

değerlendirmesinde bulundu.

Türk ve Müslüman arkadaşlarıyla

konuştuğunda sürekli bir şeyler öğrendiğini

kaydeden sanatçı, "Her

zaman söylüyorum kitap (Kuran-ı

Kerim) mükemmel fakat davranışlar

kelimelerden daha yüksek sesle konuşuyor."

ifadelerini kullandı.

"Anladım ki bu yolda yürümek lazım"

Della Miles, İslam ile ilgili her şeyin

kendisi için çok yeni olduğunu ve

Müslüman olduktan sonra çok fazla

şey öğrendiğini dile getirerek, şunları

söyledi:

"Şu an benim için her şey yeni. İslam

konusunda kendimi bir bebek

gibi hissediyorum. Çünkü her gün

öğrenecek bir şeyler ve yürüyecek

uzun bir yolum var. Çevremdeki insanlardan

öğrenmeyi umuyorum.

Bakın ne kadar güzel gülümsüyorlar.

Bütün bunlar buradayken beni etkiliyor."

Kuran-ı Kerim'de aileye, komşuya, arkadaşa

iyi davranmayı tavsiye eden

ayetler olduğuna ve Türk insanının

da bunu uyguladığına dikkati çeken

sanatçı, "Belki kim olduğumu bilmiyorlar

fakat bir bakış bile insanı huzurlu

hissettirmeye yetiyor. Benim

inandığım gerçek Müslüman işte bu.

Sadece kitabı okuyan ve hiçbir şey

yapmadan bunu göstermeden 'Ben

Müslümanım' diyen değil. Anlatmak

istediğim şey bu." dedi.

Miles, Türkiye'ye ilk geldiği günden

itibaren İslam dinini öğrenmeye başladığını

sözlerine ekleyerek, şu bilgileri

verdi:

"Öğrendiğimin farkında değildim.

İnsanların davranışlarını gördüm ve

'Kur'an-ı Kerim'in dediği bu.' dedim.

Sonra bütün parçaları bir araya getirmeye

başladım ve anladım ki bu

yolda yürümek lazım. Sadece kitabı

okumakla ilgili birşey değil. Biliyorum

herkes böyle değil tabii ama

Müslüman bir komşunuza gidip

birşey istediğinizde, ihtiyacı olana

el uzatıyorlar. Müslüman olmaktan

kast ettiğim bu."

"Mazlumları desteklemek için

kendimi sorumlu hissediyorum"

Filistin'de yaşanan drama sessiz kalmayarak

sosyal medyada paylaşımlarda

bulunan ünlü sanatçı, haksızlık

karşısında sanatçıların bir duruş sergilemesi

gerektiğine dikkati çekerek,

"Kim bir dram görürse, bu duruşu

sergilemeli. Ben bir insan olarak

mazlumları desteklemek için kendimi

sorumlu hissediyorum. Bu bizim

yapmamız gereken bir şey." değerlendirmesinde

bulundu.

Başarılı sanatçı, herkesin mazlumları

desteklemesi gerektiğinin altını

çizerek, "Bir araya gelmemiz ve baskıya

maruz kalanları desteklememiz

lazım. Bu kadar basit." diye konuştu.

Filistin'e hiç gitmediğini ancak orada

konser vermek istediğini aktaran

Miles, "Biz insanız ve bence müzik

insanlara güç veriyor, iyi hissettiriyor.

Oraya gitmek isterim. Benim sayemde

insanların yüzünde gülümseme

belirecekse ben açığım, yaparım."

ifadelerini kullandı.

Sanatçı, özellikle Türkiye'deki konserlerinin

ödemelerinde Türk lirasını

tercih ettiğine dikkati çekerek, her

ülkenin kendi para birimiyle iş yapmasının

güzel olduğunu sözlerine

ekledi.

Della Miles?

ABD'nin Teksas eyaletinde dünyaya

gelen Milles, Los Angeles'a giderek

reklam müzikleri seslendirdi ve albüm

kayıtları yaptı. Miles, Michael

Jackson'ın yapımcılığını üstlendiği

"Sisterella" isimli müzikalde başrolü

canlandırdı.

Ünlü şarkıcı, Türkiye'de de Müslüm

Gürses, Zeki Müren için hazırlanan

anma albümlerinde yer aldı, Murat

Kekilli'nin "Gümüş Teller" albümündeki

"Git" şarkısına eşlik etti.

Muğla'da ev alarak yılın bir kısmını

burada geçirmeye başlayan sanatçı,

down sendromlu çocukları ziyareti

esnasında Cumhurbaşkanı Recep

Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan

ile bir süre sohbet etmişti.

Türkçe öğrenmeye başlayan, çeşitli

televizyon programlarına misafir

olan meşhur sanatçı, konserlerinin

yanı sıra katıldığı çeşitli etkinliklerde

de yoğun ilgi görüyor.

Profesyonel Muhasebe

Hizmetleri

HİZMETLERİMİZ

Steuerberatung

Vergi ve Mali Hukuk Danışmanlığı

HAKKIMIZDA

10 yılı aşkın süredir hizmet verdiğimiz sektörde, Nisan

2017 yılı itibariyle Yeminli Mali Müşavir yetkisiyle hizmet

kalitimizi yükseltmiş bulunuyoruz. 12 kişilik uzman

ve yenilikçi kadromuzla işletmeniz için gerekli

olan profesyonel muhasebe hizmetlerini sunuyoruz.

NEDEN BFB STEUERBERATUNG

• Yeminli Mali Müşavir yetkisiyle sizi ve işletmenizi

en üst makamlarda temsil etme hakkına sahibiz,

• 12 kişilik uzman ve yenilikçi kadromuzla işletmeniz

için işlemlerde kolaylık, zamanda tasarruf

sağlıyoruz.

Umgründung

Şirket Türünü Dönüştürme

Unternehmensberatung

Yönetim Danışmanlığı

Buchhaltung Lohnverrechnung

Muhasebe ve Mali İşler Yönetimi

Vertretung bei Betriebsprüfung

Vergi Yargısı Danışmanlığı

Arbeits- und Sozialversicherungsrecht

İşçi ve Sosyal Güvenlik Hukuku

Vertretung bei Rechtsmittelverfahren

Vergi Davalarında Temsilcilik

Internationales Steuerrecht,

insb. DBA Österreich -Türkei

Uluslararası Çifte Vergi Anlaşması Danışmanlığı

WEB: www.bfb-wt.at | TEL: +43 (1) 920 21 41 | E-MAİL: office@bfb-wt.at

More magazines by this user
Similar magazines