Otomasyonda Trendler | Perspektifler

festo.turkey

otomasyonda

trendler

2.2019

Pusula

Vizyoner

Biyonik modelden uyarlanabilir

tutucuya

İlham

İki bakış açısı

Ürün geliştirmede yeni

yaklaşımlar

Odak noktası

Perspektifler

Sinerjiler

Kendi türünün

İlk örneği

Engin ufuklardan geleceğe

bakan kumanda teknolojisi


Dijitalleşin. Şimdi!

Festo Dashbord –

bulutta durum izleme

Temel işlemler için daha fazla zaman sağlar. Gelecekte daha titiz bir

şekilde planlama yapabileceksiniz. Festo dashbord ve CPX-IOT ağ geçidimiz,

problemleri önceden tespit etmenize ve bir arıza oluşmadan

önce doğru önlemleri almanıza olanak sağlıyor. Festo'nun önceden

konfigüre edilmiş anahtar teslimi dashbordu, herhangi bir ilave programlama

veya yazılım kurulumu istemez. Verilerin dünyanın her yerinden

ulaşılabilir olması üretim müdürleri ve operatörler için işletim şeffaflığını

artırır.

Yeni

www.festo.com/industry-4-0


Sevgili okuyucu,

Bakış açınızı değiştirmek için, hareket etmeniz gerekir. Nesnelere

veya konulara farklı bir perspektiften bakmak, bunları tamamen

farklı bir ışık altında görmemizi sağlayarak yeni anlayışlar kazanmamıza

yardımcı olabilir. Bu nedenle yeni bir bakış açısı kazanma

hakkında konuşuyoruz ve bu sayının ana konusu bu.

Bu bakış açısı aynı zamanda değişikliklerinden yararlanan otomasyonda

şaşırtıcı sonuçlar elde ediyor. Örneğin, geliştiriciler ve üretim

uzmanları eş zamanlı bir mühendislik sürecinde işbirliği yaptıklarında

sonuçlar inanılmaz olabiliyor. Karşılıklı fikir alışverişi

yapmak çok yönlü bir bakış açısını teşvik ediyor ve aynı zamanda

ürünlerin ve üretimin gelişmesine yol açıyor. İşbirliği, dünyanın en

küçük mini ekseni DGST'nin, iki yıldan daha az rekor bir sürede geliştirilmesine

yol açtı. Üstelik, bu aynı zamanda bir dizi olağanüstü

teknik ürün özelliklerine sahipti ve üretimi optimize edilmişti (sayfa

12).

Dr Ansgar Kriwet,

Satıştan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

Festo AG

Artan üretim verimi: Akıllıca standartlaştırma stratejisi sayesinde,

şirketler kendi ham maddelerinden şimdiye kadar olduğundan

daha fazla ürün elde ediyor. Bu, şirketlerin rekabetçi konumunu

güçlendiriyor ve geleceğe hazırlıyor. Festo otomasyonunun, kan

plazmasının ayrılmasında nasıl daha yüksek bir verim sağladığını

sayfa 36'da okuyabilirsiniz. Bazen küçük bir adım bile büyük bir

etki yaratabilir.

Otomasyonun dijitalleştirilmesi, Festo'nun odaklandığı perspektiflerden

biridir. Gelecek yıllarda, dünya genelinde dijitalleşme düzeyi

arttıkça üretim binalarında bir değişimin gerçekleştiğini görebiliriz.

Bu alandaki ilk ürünlerden biri, dijital bakım yöneticisi Smartenance'tır.

Üretim müdürleri ve sistem operatörleri için tasarlanan bu

uygulama kesinlikle hiçbir şeyi unutmuyor ve daima el altında.

Böylece, geleceğin bakımı çok daha yüksek bir proses güvenilirliği

derecesini garanti edecek (sayfa 18).

Gelecek, aynı zamanda açık denizlerde de sıcak bir gündem maddesi.

AIDA donanmasındaki en yeni gezi gemisi, yenilikçi LNG kumanda

teknolojisini kullanıyor ve böylece emisyonları asgariye düşürüyor.

Geminin güvertesinde Festo'nun pnömatik devrelerini

bulabilirsiniz. Güvenilir standartlaştırılmış komponentler, gaz sisteminin

ideal çalışmasını ve güvenliğini garantiliyor. İlk kez bir Festo

serisi ürün gemicilikte kontrol elemanı olarak kullanılıyor (sayfa

30).

Yolculuğumuzda bize katılın! Bu sayının size pek çok yeni bakış açısı

ve fikir sağlayacağını umuyorum.

Saygılarımla,


Foto: © Peter Lanzersdorfer –

stock.adobe.com

Odak noktası Perspektifler Kamera açısı bu fotoğrafı

daha da büyüleyici yapıyor ve aynı zamanda

yusufcuk böceğinin eşsiz özelliklerini akıllıca

vurguluyor. Piyasadaki en küçük mini eksen için

ürün geliştirme, bir bakış açısı değişiminin ne kadar

başarılı olabileceğini gösteriyor. Hangi teknolojiler

gemicilik sektörü ve Festo için yeni fırsatlar

yaratıyor? Bu sayıda tüm bunları ve çok daha fazlasını

okuyabilirsiniz.

otomasyonda trendler

2.2019

Editöryal 3

Kompakt 41

Soft Stop 46

Künye 47

6

Biyonik

prototipten üretime

hazır ürüne kadar.

Pusula

Yeni fikirler için sezgi

Ters çevirme sayesinde sıkıca kavrayan tutma: Uyarlanabilir

tutucunun çalışma şekli bukalemun dili üzerinden

modellendi. Oslo Üniversitesi'yle işbirliği halinde

geliştirildi. 6


2.2019 otomasyonda trendler

İçindekiler 4 – 5

18

İlham

Smartenance – mobil bakım

yöneticisi

Yeni perspektifler için mekân

İki ekip, tek hedef: Dünyanın en küçük

mini ekseni – DGST. Yeni bir ürün, iki yıldan

kısa bir süre içinde, fikir aşamasından satışa

sunma aşamasına getirildi. 12

Dijital bakım yönetimi Smartenance

Dijital bakım yöneticisi, sisteminizin bakımı

için açık bir program ve değerlendirme

sağlar. 18

Söyleşi

Festo, Smartenance ile birlikte yeni bir bakış

açısı geliştirdi. En başından beri sürecin

içinde olan Jost Litzen ile söyleşi gerçekleştirdik.

20

30

Sinerjiler

Tersane ve denizde yeni bir dönem:

dünyanın ilk LNG yolcu gemisi.

Çağlar boyunca

İnsanları harekete geçiren fikirlerin ülkesi:

Hollanda uzun bir inovasyon geçmişine

sahiptir. Festo, ülkenin gelişme potansiyelini

oldukça erken farketmişti. 22

Süt sağma teknolojisinde kilometre taşı

Lely'den tamamen otomatik süt sağma

sistemi: Festo sürücülere sahip hibrit robotik

kol, nazik süt sağma sağlıyor. 28

Yeşil yolculuk

Gezi gemisi AIDAnova, kendi türünün

tamamen LNG ile çalışan ilk örneği. Bu okyanus

gemisi, sıvı yakıt ikmal ve tedariğini

kontrol etmek için Festo valflerine sahip

bir gaz sistemini tercih etti. 30

Standartları belirliyoruz

Kan plazması ayırma: Festo'nun standartlaştırılmış

komponentleri, Biotest

için büyük ölçekli bir tesiste montaj ve

bakımı basitleştiriyor. 36


Biyonik prototipten üretime hazır ürüne

Yeni fikirler için

sezgi

Başarılı bir av için sabır, şans ve iyi bir burun gerekir, bukalemun için

ise dil. Bukalemun, dilini, avına hiçbir şans bırakmayan çok özgün bir

şekilde kullanır. Bu yöntemden büyülenen bir grup Norveçli öğrenci

2014-2015'te bukalemun dilinin biyonik muadilini geliştirdi. Teknik iyileştirme

ve görsel ince ayar çalışmalarından sonra geliştirilen prototip,

artık üretim için hazır ve bu yılın ortasında "adaptive shape gripper"

adıyla piyasaya sunulacak.


2.2019 otomasyonda trendler

Pusula 6 – 7

400x

İnsan tükürüğünden daha ağdalı –

bukalemunun dili üzerindeki mukus son

derece kalındır.

20ms

2x

Kendi vücudu kadar uzun – bukalemun

çok uzun bir dile sahiptir.

Bukalemunun bir çekirgeyi yakalaması için geçen zaman. Cape

cüce bukalemun, kendi türleri arasında bir rekortmendir: Dili

sıfırdan 97 kilometre/saat'e kadar hızlanabilir.

Adaptive shape gripper DHEF,

bukalemun dili üzerinden modellendi.

Silikondan yapılmış esnek

ve katlanabilir başlığı, pek çok

farklı şekle ve boyuta sahip nesneleri

yerden kaldırabiliyor, toplayabiliyor

ve tekrar yerine koyabiliyor.

Adaptive shape gripper, bir

bukalemun dilinin ucu gibi, başlık

ucunu içeri doğru çekip nesneleri

sıkıca kavrayarak yerden kaldırıyor.


Düzenli iletişim: Festo ekibi Akershus University

College Ürün Tasarımı Bölümü'nden

öğrencilerle birlikte.

2014

prototipin

Oslo'daki evrimsel tarihinin

başlangıcı oldu.

Dil ucunun çalışmasını taklit etmek

için malzemeler ve şekillerle başlangıç

testleri.

Proje, Norveç'in başkenti Oslo’da bulunan

Mimarlık ve Tasarım Okulu'nda

Festo Biyonik Öğrenme Ağı çalışanlarının

ev sahipliğini yaptığı bir atölye çalışmasıyla

başladı. Teoriden sonra sıra

uygulama çalışmasına geldi. Katılımcı

öğrenciler gruplara ayrılarak onlardan

bir biyolojik model ve aynı zamanda

teknik türevler bulmaları istendi. Bir

grup bukalemunu seçti. Onları bu sürekli

değişen sanatçıya hayran bırakan

şey, hareket eden çok büyük gözleri

veya renk değiştirmeleri değil, dilleriydi.

Dilin uzunluğundan ziyade, kullandığı

yakalama mekanizması öğrencilerin

ilgisini çekti. Konuyla ilgili

belgeseleri inceleyip analiz ettiler,

konu üstüne tartışmalar düzenlediler

ve sadece iki gün sonra, av yakalamayı

simüle etmek için kendi modellerini

tasarladılar.

Öğrencilerin bilimsel merakı son derece

artmıştı. Bukalemun araştırmacıları

dört hafta sonra, heyecan verici bir

keşfi duyurdu. Yiyeceği yakalama konusunda,

dil ucunun mevcut yakalama

mekanizması kadar önemli olduğunu

anlamışlardı. Bukalemunun dili, böceğin

etrafını sararak bir emme vantuzu

gibi tutar. Böylelikle ilk basit biyonik

modeller, jel doldurulmuş yastıklı bir

atıksu borusu kullanılarak yaratıldı. Fikir,

sezgisel olarak açık ve büyüleyici

olduğu kadar etkileyiciydi de. Festo'da

yüksek lisans öğrencileri olarak çalışmakta

olan Norveçli fikir üreticileriyle

el ele oluşturulan bukalemun dili konsepti

kelimenin tam anlamıyla esas

şeklini aldı. Sonunda bir robota monte

edildi, programlandı ve Hannover Messe

2015'te FlexShapeGripper olarak tanıtıldı.


2.2019 otomasyonda trendler

Pusula 8 – 9

2009

FinRay®Gripper

Model: Balık yüzgeci

Festo biyolojiyi bir model olarak kullanarak,

üniversiteler, kurumlar ve geliştirme

şirketleriyle işbirliği içerisinde bir çok kez

çeşitli tutucu mekanizmalarını inceledi.

2012

NanoForceGripper

Model: Kertenkele ayağı

2012

PowerGripper

Model: Kuş gagası

2013

LearningGripper

Model: İnsan eli

2014

MultiChoiceGripper

Model: İnsan eli

2015

İlk prototip, Hannover Messe'de bir

Biyonik Gelecek Konsepti olarak

tanıtıldı.

Adım adım pazara hazırlık

Dünyanın önde gelen teknoloji ticaret fuarlarından

birinde yaratılan heyecan kesinlikle bir

etki yaratıyor. FlexShapeGripper olarak adlandırılan

biyonik uygulamanın, pazarlamaya hazır

bir ürün geliştirmek için kullanılması gerektiğine

karar verildi. Bununla birlikte, bu amaca

ulaşmak için uzun bir teknik incelik süreci gerekiyordu.

Biyonik bukalemun dili, Festo'nun

geliştirme laboratuvarlarındaki optimizasyon

yolculuğunda üç yıl harcadı. İlk model serisiyle

kazanılan uygulama deneyimi, gelişmeyi

sağlayan daha ileri adımları kolaylaştırdı. Başlangıçta

suyla doldurulan silikon başlık, hızlı

ve kolay bir şekilde değiştirilebilen daha kısa

bir susuz versiyonla değiştirildi. Daha hafif,

3D yazıcıda yazdırılan plastik parçalar taşıma

yükünü azalttı. Bir ISO arayüzü, endüstriyel

tesislere güvenilir entegrasyon sağladı. Sensör

yuvaları, konum vericilerinin veya yaklaşım

sensörlerinin konumu hassas şekilde tespit

etmek için takılmasını kolaylaştırdı.

Başlıktaki özel bir gömme parça, son derece

hassas piston mili stroku sağladı. Bunu, farklı

obje şekil ve boyutlarıyla yapılan pek çok test

izledi. Adaptive shape gripper aynı zamanda

sürekli işletimde de etkileyicidir. Böylece başarılı

bir piyasa lansmanı için tüm gereklilikler

karşılanmış oldu.

2018

test laboratuvarlarında kapsamlı

testler yapıldı


Adaptive shape gripper DHEF – tutma hareketi mükemmelleştirildi

Birçok uygulaması olan bir

tutucu

Herhangi bir şekli sıkıca

kavrayarak tutma

Farklı şekilde hizalanmış

objeleri tutma

Fotograf: Audi

Audi'de deneme sürüşü

Audi'deki "Teknoloji Geliştirme Üretim

Destek Sistemleri" departmanı, çalışanları

kendi işlerinde destekleyen yeni üretim

teknolojileriyle ilgileniyor. Tesis dışındaki

bir Teknik Merkezde, insan-robot

işbirliği, montaj işçilerinin desteklenmesi,

yeni hafif robotlar ve aynı zamanda

yeni sensörler ve görüntüleme konseptleri

gibi temel konular üzerinde çalışmalar

yürütülüyor.

Audi Teknik Merkezi, Festo'nun adaptive

shape gripper'ı serbest şekillli ve yuvarlak

geometrilere sahip komponentlerin

taşınmasını test etmek için kullanıyor.

Çok esnek olması ve keskin kenarları olmaması

nedeniyle, örneğin hava nozulları

veya dekor şeritleri gibi hassas objeleri

tutmak için idealdir. Tutucu aynı zamanda

bir kap içindeki somunlar gibi birkaç

parçayı tek harekette alabiliyor.

Bir tutucuyla birkaç

objeyi tutma

Hassas objeleri nazikçe

tutma

Güvenli insan-makine

etkileşimi

Gelecekte, adaptive shape gripper DHEF'yi birkaç objenin

aynı zamanda tutulmasını veya farklı şekillere

sahip objelerin taşınmasını gerektiren herhangi bir

uygulamada kullanmak mümkün olacak.

Örnekler:

• Klasik makine yapımında küçük parçaların yönetilmesi

• Paketleme sistemleri için besleyici üniteleri

• Meyve ve sebzeler için gıda endüstrisi

• Montaj işlerinde hizmet robotları

• Tıbbi teknolojide prostetik takviyeler


2.2019 otomasyonda trendler

Pusula 10 – 11

Robot arayüzü: entegre basınç

besleme portlarına sahip EN

ISO 9409-1: 1996'ya uygun

224 mm

Sensör kanalı: konum

algılayan standart

sensörler için

2019

Ürün

üretime hazır olarak

fuarda sergilendi.

Kolay başlık değişimi

için sürgülü kilit

Adaptive shape gripper, çok sayıda farklı tutma

seçeneği sayesinde yarının üretim senaryolarında

iyi bir yere sahiptir. Fonksiyon entegrasyonu,

sistem ve komponentlerin

gelecekte kendilerini farklı ürün ve görevlere

adapte edebileceği bir yoldur. Proje aynı zamanda

Festo'nun doğadaki örnekleri ana otomasyon

işinde yeni anlayışlar elde etmek için

nasıl kullandığını da gösteriyor.

Esnek silikon membran

• Esnek ve katlanabilir

• Sıkıştırılmış hava ile basınçlandırılır

İlave bilgi ve animasyonları şu

adreste bulabilirsiniz:

www.festo.com/dhef


Dominik Bittner

Seri Ürünler Proje Ofisi,

Tesis Proje Müdürü, Festo

Michael Seyfang

Seri Ürünler Proje Ofisi,

Genel Proje Yönetimi Geliştirme, Festo


2.2019 otomasyonda trendler

İlham 12 – 13

Mini eksen DGST: Festo'da üretim odaklı ürün geliştirme

Yeni perspektifler

için mekân

İki yıldan kısa bir sürede yeni bir ürünü fikir aşamasından satış aşamasına nasıl getirirsiniz?

Yanıtı basit, mesela, üretim ve geliştirme departmanlarından meslektaşları hiç

olmadığı kadar yakın çalıştırarak. İki ekip, tek hedef: Dünyanın en küçük mini ekseni

DGST. Bakış açısındaki bir değişim başarılı bir sonucun yolunu açtı. Proje Müdürleri

Michael Seyfang ve Dominik Bittner bunu nasıl yaptıklarını anlattı.


Michael Seyfang:

“Geliştirme departmanı,

ideal üretim ve montaj

prosesleri elde etmek

için ürünün nasıl tasarlanması

gerektiğini daha

açık bir şekilde görme

olanağı yakaladı.”

Çok sıkı bir zaman çizelgesine bağlı olduğumuzdan,

ilk andan itibaren Esslingen'de bulunan

şirket merkezindeki geliştirme departmanı

ile Festo Scharnhausen Teknoloji Tesisi

arasındaki gidiş gelişlerde harcanan zamanı asgaride

tutmakta kararlıydık.

Ama yine de, haftalık toplantılara katılmanın yanı sıra

ilk işlenen parçaları görmek, üretim ve montajdaki otomasyon

düzeylerini tartışmak ve sonuç olarak üründe

gereken değişiklikleri yapmak için şirket merkezinden

sadece yedi kilometre mesafede bulunan tesisi zaman

zaman ziyaret ettik. Bazen telefonda konuşmak yerine,

işlenmiş bir parçayı kendi gözlerinizle görmek ve ellerinizde

tutmak daha iyidir. Bizzat orada olmamız, üretimdeki

bireysel optimizasyon önlemlerini doğrudan geliştiricilerle

tartışabilmemiz ve bu sayede çabucak

çözümler bulabilmemiz anlamına geliyordu. Bu eşzamanlı

mühendislik, pek çok yeni fikir ve konsept üretti.

Üretimdeki meslektaşlarımızla yakın işbirliği sonucunda,

parça sayısının azaltılması ve bazen montaj

sürecinde gecikmelere sebep olması nedeniyle diş kilitleme

maddesi olarak tutkal kullanmama kararı alınması

gibi optimizasyonlar ortaya çıktı. Otomasyon için doğru

vida konfigürasyonunu erken bir aşamada hesaba kattık.

Aynı zamanda, bir kaliper plakası ile gerçek eksenden

oluşan önceki eksen SLT'nin iki parçalı gövdesini,

DGST için tek parça bir çözüm ile değiştirdik. Dolayısıyla,

bir yandan üründe daha yüksek rijidite ve doğruluk

elde ederken, üretim ve montaj süresini azalttık.

İki yıllık hedef geliştirme süremizin iki - üç ay ilerisindeydik.

Bu, sıra dışı ekip ruhu özelliklerine sahip yüksek

derecede başarılı bir ortak çabanın sonucuydu. Daha ilk

günden, her iki ekip birbiriyle uyumlu, hedefe odaklanmış

bir birim oluşturdu. Bu durum; geliştirme, üretim ve

montajda en yüksek hıza ulaşmamızı mümkün kıldı.

Ekiplerin organize edilme şeklinde bir bakış açısı değişimini

başardık. Bir tarafta üretim ve diğer tarafta geliştirme

şeklindeki geleneksel ayrımı büyük ölçüde ortadan

kaldırdık. Tabiri caizse koltukları sıklaştırdık ve böylece

yoğun diyalog yoluyla son derece verimli bir ekip çalışması

sağladık. Bence bu bir ilerlemedir ve gelecekteki

projeler için bir pilot model olarak görülmelidir.


2.2019 otomasyonda trendler

İlham 14 – 15

Geleneksel üretim kaynaklarının

miktarları,

gelecekte rekabetçi

kalmak için yeterli olmayacak.

Küresel üretimin yüksek

taleplerini karşılayabilmek

için esnekliğe ihtiyacınız olacak.

Tek başına kapasite artık yeterli

değil. Mini eksen DGST için yeni

üretim tesisinde yeni üretim ve

montaj konseptleri uygulayarak

yaklaşık 1.200 metrekarelik bir

alanı kaplayan özerk bir üretim

sistemi yarattık.

Gövdenin ve eksenin alüminyum profilllerinden işlenmesi,

boyutlar ve stroklar bakımından çok yüksek bir esneklik

derecesini gösteriyor. Ağ içerisinde üretilmesi gereken

çok sayıda parça, sadece tamamen otomatik

tasarımla, seri üretim için işleme merkezleri ve otomasyon

merkezleriyle üretilebilir. Montajda, modüler ve genişletilebilen

bir montaj sistemi olan kısmen otomatik

Flexline ile çalıştık. Daha önce bahsettiğim özerk üretim,

maksimum esneklik sağlamak için önemlidir. Diğer ürün

gruplarının sistemden geçmesini kısıtlayarak bir ürünün

üretimine açıkça öncelik vermemizi mümkün kılar. Böylece

değişen müşteri ihtiyaçlarına cevap verebilir ve artan

talebi karşılayabiliriz.

Geliştirme departmanının erken entegrasyonu, meslektaşlar

arasındaki yakın ve sürekli diyalog, bu projenin

özgün yönleri arasındaydı. Üretim tesisini farklı bir bakış

açısından öğrenebilmeleri için bizzat gelip görmeleri yönündeki

davetimizi kabul ettiler. Geliştirme ekibi, tesiste

uygulama deneyimi kazanmalarına, parçaları monte etmelerine

ve başlangıç ürünüyle ilgili sorunları öğrenmelerine

imkân veren iki gün geçirdi. Bu, çoğunun teorik

olarak bildiği, ancak pratikte geniş ölçüde uygulanmayan

bir tür birliktelik yarattı. Biz bunu yapmayı başardık.

Projemizde, geliştiriciler ideal üretim ve montaj prosesleri

elde edebilmek için ürünün nasıl tasarlanması gerektiğini

hiç olmadığı kadar açık bir biçimde görüp tanımlayabildiler.

Dominik Bittner:

“Üretimdeki bireysel

optimizasyon önlemlerini

doğrudan geliştiricilerle

tartışabildik ve bu

sayede çabucak

çözümler bulduk."

Bu durumda bizim için ideal olan durum; yüksek derecede

esnek, zamandan kazandıran ve uygun maliyetli demektir.

Aynı zamanda, üretimde, modern ürün geliştirme

gerekliliklerinin ideal şekilde karşılanabilmesi için üretim

konseptlerinin nasıl olması gerektiği sorusuyla daha

yakından ilgileniyorduk. Bu, aynı zamanda konseptlerimizi

tasarlama ve prosesleri basitleştirmek amacıyla

yeni üretim yöntemleri kullanma konularında cesur olmayı

gerektiriyor.

Şimdi alan doluyor ve ilk üretim

merkezleri yerlerini aldı.


İlk fazın işletmeye alınması:

DGST için eksenler ve gövdeler yakında

tam kapasiteyle burada işlenecek.

Küçük boyutlar, maksimum hassasiyet:

mini eksen DGST

Montaj yerine

entegre edilmiş

sensörler

Küçük fakat güçlü: DGST kendi türünün

en küçüğü ve piyasadaki en kısa kızaklı

silindirdir. Bununla birlikte, hassasiyet,

kuvvetler, hareket kontrolü, dayanıklılık

ve güvenilirlik söz konusu olduğunda

güçlüdür. Yeke ve sürgü, maksimum torsiyon

rijiditesi için tek parçayı oluşturur;

sensörler ve yastıklama tamamen entegre

edilmiştir.

Tüm montaj arayüzleri

simetriktir

Torsiyon rijiditesi için tek

parça olarak çatal ve eksen

Montaj yerine entegre edilmiş

darbe emici tutucu


2.2019 otomasyonda trendler

İlham 16 – 17

Entegre sensörler ve yastıklama

Mini eksene bir ikiz piston takıldı. Bir temel

yastıklama sistemi, dış yastıklamaya

ihtiyaç duymaksızın daha küçük yüklerin

hareket ettirilebilmesi için bunu uç konumlarında

yavaşlatır. Standart temel

yastıklamaya ilave olarak, mini eksenin

aynı zamanda başka iki yastıklama versiyonu

mevcuttur: ayarlanabilir polimer

yastıklama ve ayarlanabilir darbe emiciler.

Maksimum tekrarlama hassasiyeti

Eksen ve çatal ünitesi tek parça olarak

üretildiği için torsiyon rijiditesi

çok yüksektir. Boşluksuz küresel kılavuzla

birlikte son ürün, son derece

küçük toleranslara ve çok yüksek

tekrarlama hassasiyetine sahip teknik

olarak optimize edilmiş bir sistemdir.

Güçlü bir kombinasyon

Kendi başına DGST; küçük, güçlü ve hassastır. Milsiz

silindir DLGF ile birleştirdiğinizde, silindirleri

bağlamak için adaptör levhalarına ihtiyaç duymaksızın

çok düzgün bir handling sistemi elde edersiniz.

Güçlü yönlerini, hassas itme, kaldırma, yerleştirme

ve konumlandırma gerektiren işlerde ve aynı

zamanda presli montaj ve sıkma işlemlerinde gösterir.

Daha fazlasını keşfedin:

www.festo.com/dgst


Smartenance – mobil bakım uygulaması

Dijital bakım yönetimi

Her zaman hazır, el altında ve kullanılabilir. Smartenance, bakım yönetimini

çağdaşlaştırır. Mobil dijital bakım uygulaması, bakım işlemine, zamanlamadan

görsel şekilli talimatlara kadar yüksek bir güvenilirlik getiriyor. Dijital ürün

geliştirme ve iş modelleri uzmanı Jost Litzen, tasarımın arka planını anlatıyor.


2.2019 otomasyonda trendler

İlham 18 – 19

Bir bakışta her şeyi görebilme:

Üretim sorumluları için web tarayıcı

• Bakım görevlerinin tümü, kumanda

panelinden her an görüntülenebilir.

• İş arkadaşlarından geri bildirim ve acil

bakım görevleri konusunda bilgilere her

zaman ulaşılabilir

• Tüm sistemlerin bir web tarayıcı üzerinde

açık ve net gösterimi

• Her zaman kullanılan denetim çalışmaları

için ayrıntılı cevaplar

Her şey kontrol altında:

sistem operatörleri için uygulama

• Bakım zaman çizelgesine, akıllı bir cep

telefonundan veya tabletten her zaman

erişilebilir

• Sıradaki her bakım görevi açık ve net bir

biçimde gösterilir

• Kolay sezgisel operasyon, öğrenmesi

hızlı ve kolaydır

• Son derece pratik: dijital bakım

talimatları sistem üzerindeki çalışmayı

basitleştirir

Kâğıt üzerindeki bakım zaman çizelgeleri

bazen gözden kaçabilir. Ancak

Festo’nun bakım yöneticileri ve sistem

operatörleri için bakım yöneticisi

Smartenance ile durum değişti. Akıllı telefonlar

veya tabletler için tasarlanmış olan bu mobil

uygulama, yaklaşmakta olan bakım tarihleri

hakkında size otomatik hatırlatmalar

yapar. Kâğıda basılı bakım çizelgelerinin sistemde

görüntülenmesi artık geçmişte kaldı.

Smartenance uygulaması kurulum gerektirmez

ve bir tarayıcı üzerinde doğrudan veya bir

mobil uygulama olarak kullanılabilir. Fotoğraflar

ve adım adım talimatlarla bakım işlemlerini

kolaylaştırır ve daha güvenli hale getirir.

Sahadaki kullanıcılar sistemde tam olarak neyin

nerede yapılması gerektiğini görür.

İki perspektif, tek çözüm

Smartenance sistem operatörleri için bakım

işlemini kolaylaştırmakla kalmaz. Toplanan

verilerin belge haline getirilmesi ve merkezi

olarak yönetilmesi sayesinde üretim yöneticileri

sistem bakımı konusunda her zaman

güncel bilgilere sahip olur. İster bir üretim

müdürü ister bir sistem operatörü olun

Smartenance uygulamasının dijitalleştirilmiş

bakım yönetiminin avantajlarını kolaylıkla

fark edebilirsiniz.

www.festo.com/smartenance

Jost Litzen ile

görüşme


Dijital yenilikler: Smartenance

Söyleşi

Festo, Smartenance uygulamasıyla yeni bir yaklaşım getirdi. Festo Dijital Strateji ve İş

Modeli bölümünden Jost Litzen en başından itibaren projenin içindeydi. Kendisiyle Smartenance

uygulamasının geliştirilmesi ve bu uygulamanın Endüstri 4.0 gelişmeleriyle nasıl

uyumlu olduğu konusunda konuştuk.

otomasyonda trendler: Festo, 2016 yılında Endüstri 4.0

için dijitalleşme ürünleri tasarımına yönelik bir inisiyatif duyurdu.

Dijital bir bakım yöneticisinin geliştirilmesi en başından

planlanmış mıydı?

Jost Litzen: Hayır, hiç değil. O zamanlarda müşteriler için

otomasyon çözümlerinde tamamen açık fikirliydik. İşe, disiplinler

arası bir ekip kurmakla başladık. Ardından bir "Tasarım,

fikir atölyesi" çalışması gerçekleştirdik. Bu atölye çalışmasında

bir vizyon geliştirdik ve bu oldukça hızlı bir

şekilde bakım alanında kendine yer buldu. Bizim kendi bakım

ekibimiz projeye özetle işte böyle başladı. Müşterilerimizin

gerçek sorunlarını belirlemek bizim için önemliydi.

Listenin en başında, hataya açık, kâğıda dayalı bakım çizelgelerinin

kullanıldığı analog bakım planlaması duruyordu.

Fikirden uygulamaya doğru yolculuktaki ilk önemli adımlar

nelerdi?

Litzen: Bakımı dijital olarak nasıl geliştirebileceğimizi ve bakım

işleminin geleceğinin neye benzeyeceğini kendimize

sorduk. Bunun için bakım teknisyeninin bir gününü tarif

eden bir fotoroman ürettik. Bu fotoromandan bir MVP (minimum

uygulanabilir ürün) tasarladık. Bu bir ürünün ilk işlevsel

sürümüdür, bir üretim bandında kısa zamanda üretilebilen

ve temel müşteri gereksinimlerini karşılayan bir üründür.

Smartenance uygulamasının kazayla ortaya çıktığını söyleyebilir

miydiniz?

Litzen: Kesinlikle hayır. Tam tersi, ortada bir talep vardı. Talebi

kendimiz ve müşterilerimiz için en ince ayrıntısına kadar

analiz ederek uygun bir çözüm tasarladık. Smartenance uygulamasıyla

geleneksel geliştirme yöntemleri yerine yenilikçi

bir yaklaşım getirdik. Tasarım hâlâ bitmiş değil, müşterilerin

geri bildirimlerini gittikçe daha hızlı hesaba katıyoruz.

Festo gibi büyük bir şirket bile, küçük, çevik başlangıç işletmelerinden

birçok şey öğrenebilir. MVP’nin tasarımı aşamasında

yeni iş modelleriyle yeni çevrimiçi satış yöntemleri ve

uygulama mağazalarında dijital pazarlamayla ilgili bilgi topladık.

Pratik testler geleneksel yöntemle mi yapıldı?

Litzen: Evet, burası dijital ve gerçek test dünyasının buluştuğu

yer. Sonraki adım bir deneme müşterisi bulabilmekti ve

Jacobi Eloxal adında alüminyum yüzey cilalama uzmanı bir

işletme bulduk. Bu şirket dijital yenilik fikrine çok yatkın ve

Smartenance uygulamasının bakımcının diliyle konuşması,

önemli terminolojiyi kullanması ve bakım işlemlerinde yer

alan tipik prosesler cinsinden düşünmesi gibi avantajlarını

çok beğendiler.


2.2019 otomasyonda trendler

İlham 20 – 21

“Endüstri 4.0 alanında dijital

geliştirmeler için becerileri

şimdiden Smartenance

uygulamasına entegre ettik.”

Jost Litzen, Dijital Strateji ve İş Modeli, Festo

Smartenance sistem operatörleri ve üretim yöneticileri için

bakım işlemlerini nasıl kolaylaştırıyor?

Litzen: Bu gerçekten çok basit. Kullanıcı “Yeni makine oluştur”

öğesine tıklıyor ve sistemin adını giriyor. Kullanıcı daha

sonra bir fotoğraf ekleyebiliyor ve gerektiği kadar görev oluşturabiliyor.

Her göreve basit bir isim veya başlık veriliyor.

Veriler, merkezi olarak saklanıyor, bir kumanda panelinde kullanılabiliyor

ve belirli sayıda harici birim üzerinden erişilebiliyor.

Bir cihazda yapılan değişiklikler diğerlerine kullanıma hazır

biçimde aktarılıyor.

“Smartenance uygulamasını

bir yıldır kullanıyoruz. Mobil

uygulama bizim modern, dijital

bir bakım yönetiminden

beklediğimiz her şeyi yerine

getiriyor.”

Alwin Lajtos, Jacobi Eloxal Üretim Müdürü

Smartenance hem müşterilere doğrudan kazanımlar sağlıyor,

hem de yeni fonksiyonlara açık. Sonraki adımınız ne olacak?

Litzen: Smartenance üçüncü taraf sistemlerle ve bulutlarla

iletişime hazır. Bunlar otomatik bir biçimde bitiş tarihlerini belirlemek

ve değiştirmek için komutlar verebilir. Örneğin bir Endüstri

4.0 sistemi, gelecekte bir durum sapması algıladığında

bakım tarihini değiştirmeye karar verebilir. Yeni bakım süresi

Smartenance uygulamasında kolayca güncellenir. Endüstri

4.0 alanında dijital geliştirmeler için becerileri şimdiden entegre

ettik. Müşteriler bir bulutla çalışmaya başlar başlamaz,

Smartenance uygulamasıyla bir sonraki adıma geçmeye hazırdır.

Bu arada Smartenance var olan sistemlerle de birçok

avantaj sunuyor.

Geleceğin üretilmesine doğru. Festo ve Endüstri 4.0 hakkında

daha fazla bilgi için:

www.festo.com/industry-4-0


Yaşam dolu bir kentte tarihsel miras: Amsterdam’ın

kanal evlerinden birçoğu 17. yüzyılda Hollanda'nın

altın çağının en parlak dönemlerinde yapılmış.


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 22 – 23

Hollanda

Çağlar öncesinden

İnsanları harekete geçiren fikirlerin ülkesi. Ülkenin neredeyse yarısının denizden yüksekliği bir

metreden daha az. Buna rağmen burada yaşayanlar gözlerini yukarılara dikmişler. Bu, yalnızca

toplum için değil aynı zamanda iş dünyası, bilim, sanat, kültür ve spor için de geçerli. Burada kurulan

işletmelerin çokluğu Hollanda yenilikçi gücüne tanıklık ediyor.

Avrupa’nın en düz coğrafyasına sahip Hollanda’da yaşayan

17 milyon kişiye ek olarak burası özel bir tür “iki

ayaklı arkadaşa”da ev sahipliği yapıyor. Onlardan yaklaşık

22 milyon adet var. Onları bu kadar benzersiz kılan

şey kendi türleriyle beraber yaşamaları, ama insanlar eşlik ederse,

bazen hızlı bazen yavaş hareket etmeleri. Şehir ve doğa manzarasını

karakterize eden bu iki ayaklı arkadaş ne olabilir? Bölge

halkı ona "fiets" veya daha duygusal biçimde "fietsje", yani, bisiklet

diyor. Hollanda, nüfusundan daha çok bisiklete sahip dünyadaki

tek ülke. Hague’den Enschede’ye, Maastricht’ten Eemshaven’a

insanlarla makineler arasındaki mobil birliktelik her

köşede görülebiliyor. Belki de bu yüzden Hollandalılar dünyanın

en yenilikçi ulusları arasında. Hızlı ilerleme kaydetmeyi, kendilerini

ve diğer şeyleri harekete geçirmeyi ve yeni ufukları keşfetmeyi

seviyorlar.

Yenilikçilik becerileri

Hollanda dünyanın en buluşçu ekonomilerinden biri. 126 ulusun

değerlendirildiği Global Yenilikçilik Endeksi 2017’de üçüncü sırada

yer aldı. Avrupa Yenilikçilik Puan Tablosu 2018 (EIS) de Hollandalıları

en üst yaratıcı grup içinde değerlendirdi. Hollanda’nın

yenilikçilik gücünün meşhur simgesi yel değirmenleri olup bunlar

mekanik ve otomasyonun tipik örnekleri olarak kabul edilir.

Bugün geriye yaklaşık 1.000 yel değirmeni kalmış olsa da 16. ve

18. yüzyıllar arasında 10.000 yel değirmeninin pervaneleri dönüyordu.

Bu değirmenler un yapımında, su altında kalan araziyi kurutmada

ve aynı zamanda tarlaları sulamada kullanılıyordu. Hollandalılar

yalnızca dünyaca ünlü lalelerini ve bunların çeşitlerini

burada yetiştirmekle kalmadı, 16. yüzyılda tarımı yapılmaya başlanan

portakal rengi havuç da onların yenilikçi gücünün bir eseriydi.

Çok vakit geçmeden 17. Yüzyılın ortalarıyla 18. yüzyılın

başları arasında Antoni van Leeuwenhoek mikroskoplarıyla mikro

biyoloji dünyasını insan gözlerine açtı. Mekanik ve gök mekaniği

alanında uzman matematikçi, fizikçi ve astronom olan Christiaan

Huygens çok önemli sonuçları olan keşifler yaptı. Huygens,

yüksek hassaslıkta saatler yapmakla kalmadı, yaptığı modern teleskop

1655’te Satürn’ün uydusu Titan’ı keşfetmesine yol açtı.

NASA tarafından 1997 yılında uzaya fırlatılan ve görevi Satürn

olan uydu “Cassini-Huygens”, bu ünlü Hollandalının adını taşır.

Yenilikçiliğin tarihi bugün de devam ediyor. CD’ler, DVD’ler ve

Blu-ray diskler Hollanda’da keşfedildi ve konu dijitalleşme olunca

bu ülke Avrupa’nın önde giden koşucuları arasında yer alıyor.

Eksi

yedi ile artı 321 arasında

Hollanda’nın

yenilikçilik ruhu aynı zamanda bir yılda kurulan işletmelerin

sayısıyla da (tam olarak 127.000) kendini gösteriyor. Ülkenin

41,526 kilometre kare olan yüz ölçümüne vurulursa bu değer bir

yılda bir kilometre kare başına 3 yeni işletme demektir. Bu rakam

yüksek nüfus yoğunluğunu hesaba katarak daha iyi görülebilir.

Kilometre kare başına 412,4 kişi olan Hollanda nüfusu dünyadaki

en yüksek sekizinci nüfus yoğunluğuna sahip ülke olup bunun

beşte biri deniz seviyesinin altında yaşıyor. Yaklaşık 3.000 kilometre

olan barajlar Kuzey Denizinin yükselmelerine ve nehir taşmalarına

karşı koruma sağlıyor.


Rotterdam Avrupa’nın en

büyük limanı ve ufuk çizgisi

sürekli değişen Hollanda’nın

mimari şehridir.

10.000’den fazla yel değirmeni

Hollanda doğa manzaralarının

vazgeçilmez bir

unsurudur. Eskiden endüstriyel

amaçlarla ve su

pompa istasyonları olarak

kullanılıyordu. Korunmuş

en eski yel değirmeni sekizinci

yüzyıla aittir.

Amsterdam

Delft

Festo Hollanda’nın

Genel Merkezi

17.13 million

nüfus

53.3% 21.9%

tarım arazisi

Almanya’ya

ihracat

(bir numaralı ticari iş ortağı)

Kaynak: Statistisches Bundesamt (German Federal Statistical Office)

Hollanda, ABD’nin ardından dünyanın en büyük ikinci tarım

ürünleri ihracatçısıdır. Çiftçiler, yetiştirdikleri meyve

ve sebzelerle ülkeye her yıl 6 milyar euro getiriyor. En çok

satılan ürünler arasında tatlı biber, domates ve acı biberler

yer alıyor.

Suyu körfezde tutmak: 13 inşaat projesi içeren Delta Çalışma

Grubu dünyanın en büyük sel barajını oluşturuyor.

Ülkenin yaklaşık üçte biri su seviyesinin altında. Eğer

Hollanda su savunma sistemlerine sahip olmasaydı ülkenin

yarısı sular altında kalacaktı.


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 24 – 25

Vincent van Gogh (1853-1890) günümüzde tüm zamanların

en büyük sanatçılarından biri sayılıyor. Amsterdam’daki

Van Gogh Müzesi Hollandalı sanatçının dünyadaki en

büyük koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Ülkenin en alçak noktasını eksi yedi metredeki Prins Alexanderpolder,

en yüksek noktasını ise 321 metredeki Vaalserberg

oluşturuyor. Oosterschel'deki fırtına bariyeri barajı gibi sanat harikaları

varolan toprak alanları korumada kullanılıyor. Bunun yanı

sıra örneğin IJsselmeer’deki denizden kazanılmış Flevoland Bölgesi’nde

olduğu gibi büyük toprak parçaları geri alınabiliyor.

Sihirli bir dokunuş ve top duygusu

Büyük bir şey oluşturmak için büyük bir haya gücü gerekir. Hollandalılar,

Hieronymus Bosch, Rembrandt van Rijn ve Jan Vermeer

gibi dünyaca ünlü ressamların çalışmalarıyla buna sahip olduklarını

gösterdi. Altın Çağ da denen 17. yüzyıl boyunca 700 civarında

ressam Hollanda’da bir yılda 70.000’e yakın resim yaptı. Modern

çağın en iyi bilinen temsilcilerinden biri Vincent van Gogh’tur.

Hollandalılar yalnız bilim, sanat ve kültüre tutkun değildir; Gerrie

Knetemann ve Peter Post gibi ödüllü bisikletçileriyle aynı zamanda

spor meraklısıdırlar. Futbolun, ulusun spor kültüründe kökü daha

da derindir. “Turuncuları” aklınıza getirin. Johan Cruyff ve Johan

Neeskens gibi futbolcular uluslararası futbolun efsanelerinden sayılıyor.

Bu futbolcular, Hollanda’nın milli takımı “elftal”in şöhretinin

yapı taşlarını döşediler. Hem oyuncu hem de antrenör olarak

yeni perspektiflere ilham vermiş olan Cruyff bugün hâlâ bir futbol

dehası olarak kabul edilir.

Ülkenin modern teknolojiye sahip seralarında yetiştirilen ünlü domatesleri

de unutulmamalı. Hollandalılar domates söz konusu

olunca verimliliğin gerçek ustaları olduklarını kanıtladılar. Bir kilo

domates yetiştirmek için dünyada ortalama yaklaşık 100 litre su

gerekirken Hollanda bunu sadece dört litreyle başarıyor. Dahası

çiftlik ekipmanı ve tarımdaki uzmanlıklarından gittikçe daha sık

yararlanılıyor. Enerji tasarrufu yapan seralar, hassas tarımda kullanılan

GPS ve insansız hava aracı sistemleri, verimli sağım robotları

ve sebze dizme makineleri kadar popüler.

Hollanda yıllar içinde hizmet yönelimli bir topluluğa dönüştü. Toplam

milli hasılanın yaklaşık üçte ikisi, nüfusun sadece yüzde onuna

iş sağlayan üretim sektörünün tersine nüfusun yarısından fazlasına

iş sağlayan hizmet sektörü tarafından üretiliyor. Gıda

sektörü üretim sektörünün en büyük bölümünü temsil ediyor. Son

yirmi yıldır, makine mühendisliği önem kazandı. Çeşitli küçük ve

orta büyüklükte işletmeler kendi sektörlerinde küresel pazar liderliğini

ellerinde tutuyor.

100 litre yerine sadece dört litre

Hollanda’nın ekonomisi, Avrupa’nın en büyük limanı olan Rotterdam’ın

deniz kenarında olması sayesinde güçlü bir biçimde uluslararasına

odaklanmıştır. İyi altyapı, çoğunlukla birden fazla dil bilen

yüksek nitelikli işçiler ve yüksek üretkenlik Hollanda

ekonomisine katkıda bulunan faktörlerdir. Ülke, özellikle tarım

sektöründe yenilikçidir. Hollanda 101 milyar Euro ile ABD’den sonra

dünyanın ikinci en büyük tarım ürünleri ihracatçısıdır. Bu ihracatın

içinde yılda iki milyar lale ve sekiz milyar kilo patates yer alıyor.


Dijital bir gelecek

Festo Hollanda, zengin uzmanlığa sahip bir gelişim

ortağı olarak dijitalleşmeyi ileriye taşıyor. Festo

Müşteri Deneyim Merkezi “Akıllı Endüstri” adlı

inisiyatifte önemli bir rol oynuyor. Hollanda makine

ve tesis inşa sektörü de bundan yararlanıyor.

Müşteri Deneyim Merkezi, müşterilerin, örneğin

Festo Biyonik Öğrenme Ağı ve yeni dijitalleştirme

teknolojileri konusunda bilgi almaları için bir alan

sunuyor. Kurum içi Gelecek Öğrenim Laboratuvarı

tesis kurma ve işletme için özel istasyonlara sahiptir.


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 26 – 27

Festo 50 yıldır Hollanda’da

Otomasyon yeni yollar açar

Festo, Hollanda’nın gelişim potansiyelini erkenden teşhis etti. Otomasyon uzmanı,

iki yıl önce Hollanda’da kuruluşunun 50. yılını kutladı. Festo kendi alanında

pazar lideri olup 160’tan fazla çalışanıyla Hollanda işletmelerine destek sağlıyor.

Bugüne kadar başarıya giden yolda 5.000 müşteriye danışmanlık,

teknoloji ve geliştirme ortağı olarak yardımcı oldu. Yakın geliştirme ortaklıkları

süt sağımı ve ecza robotları yanı sıra daha hassas ve daha hızlı çiçek kesimi yapan

otomatik işlem makineleri gibi öncü keşiflere yol açtı. Tarım sektörü dışında

elektronik endüstrisi, küçük parça montajı, sağlık teknolojisi, laboratuvar otomasyonu,

ecza ve kimya endüstrisi gibi hızlı büyüyen sektörler dikkatlerin odaklandığı

alanlar arasında yer alıyor. Hollanda gelecekte de benzer biçimde yüksek

derecede hareketle tanınmaya devam edecek.

Festo Hollanda genel merkezi

Rotterdam yakınlarındaki

Deft’te bulunuyor.

“Göreve gelmemin birinci yılında 1.500’den

fazla müşteri, çözümlerimiz üzerinde çalışmak

amacıyla Müşteri Deneyim Merkezini ziyaret etti.”

Dennis van Beers, Festo Benelüks Genel Müdürü


Servo pnömatik robot kollu tam otomatik süt sağma sistemi

Süt sağma teknolojisinde

yeni kilometre taşı

Kendinizi mutlu hissettiğinizde performansınız artar. Bu, hem insanlar hem de hayvanlar için

geçerlidir. İnekler, Lely'nin tam otomatik süt sağma robotu Astronaut A5 ile ne zaman sağılmak

istediklerine kendileri karar veriyor. Festo'nun elektrikli sürücülerine ve yazılımına sahip

hibrit robotik kol nazik süt sağma sunuyor.

İ

nekler ister dışarıda otluyor veya ahırda

olsunlar, programlı bir günlük rutine ihtiyaç

duyarlar. Ayrıca, sürdürülebilir hayvancılık,

hayvanların kendi doğal davranışlarını

ifade etme özgürlüğüne sahip

olmasını gerektirir. Stressiz bir inek daha

sağlıklıdır ve daha fazla süt üretir. Mandıracılar

için otomatik sistemler üreten Hollanda

şirketi Lely, bunu 'inek konforu' diye nitelendiriyor.

Lely'nin en yeni tam otomatik

süt sağma robotu, ineklere hiç olmadığı kadar

fazla hareket serbestliği veriyor.

Stressiz süt sağma

İnek, Astronaut A5'in süt sağma kabinine

girdiğinde verici çip tarafından tespit edilir.

Lely'nin yazılımı, ineğin sağılmak için hazır

olup olmadığına karar verir. Bunun üzerine

robotik süt sağma kolu hayvana yaklaşır.

Sensörler ineğin memelerini algılar ve süt

sağma mekanizmasını doğru şekilde takar.

Üç katmanlı bir lazer sistemi, meme ucunun

konumu hakkında titiz bilgi verir. Bir Festo

pnömatik silindiri, elektriksel uyarılı döner

kolu ineğin kendi hareketlerine uyarlamak

suretiyle stressiz süt sağma sağlar. Lely'nin

Müşteri Çözümleri Başkan Yardımcısı Martijn

Boelens: "İneğin kendini rahat hissetmesi

gerekir. Rahat hissetmezse geri dönmeyecektir,”

diyor. Astronaut A5'in tasarımı

bu rahatlığı sağlıyor. Robotik kol, ineği takip

etmek suretiyle kabin içerisinde maksimum

hareket serbestliğine izin verir ve süt sağma

işlemini çok daha kolay hale getirir. Nazik

ve hassas şekilde çalışan makinenin kullanılmaya

başlamasından sadece bir hafta

sonra inekler sağım için gönüllü olarak gelmeyi

öğrendiler.

Hızlı, nazik ve güvenilir

Yeni Astronaut A5'in hibrit kolu, elektriksel

uyarılı hareketlerin avantajlarını pnömatik

devrelerin gücüyle birleştiriyor. Festo'dan

iki elektrikli sürücü ESBF ve bir özelleştirilmiş

yatay kayışlı eksen şeklindeki elektrik

komponentleri, kolu büyük doğrulukla hareket

ettirirken, büyük bir pnömatik silindir

neredeyse hiç hava kullanmadan kolun

ağırlığını taşır. ESBF, düzgün yüzeyleri ve

sade tasarımıyla temizlemesi kolay olup,

kirlenmeye daha az müsaittir. Aktüatörler

özelleştirilmiş EMCA motorlar tarafından

çalıştırılır. Festo VTUB-12 valf adaları, süt

sağma işlemi için proses vanalarını kontrol

eder. Son teknoloji pnömatik sistem, kolun

ağır yükünü dengeler ve ineğin tekmelerine

karşı tampon görevi görerek elektrik

sistemini korur. Süt sağma kolunun servo

pnömatik hibrit tasarımı sessizce çalışır ve

ineğin kendini daha huzurlu hissetmesini

sağlar.

Süt sağma robotları mandıra çiftçilerinin

yükünü hafifletiyor

Astronaut A5, hayvanlar için daha fazla

konforun yanısıra, çiftçiler için somut ekonomik

avantajlar sağlıyor. Son teknoloji süt

sağma robotu enerji tasarruflu olup işletme

ve bakım maliyetlerini azaltır. Ayrıca,

meme vantuzunu ineğe takmak yaklaşık

yüzde 30 daha az zaman alır. Astronaut

A5'in verimli çalışması için kilit unsurlardan

biri hareket yazılımıdır. Bu yazılım, Festo

tarafından geliştirilmiş olup Lely için makinenin

tasarım ve yapım sürecini

kolaylaştırmıştır. Lely'den Martijn Boelens,

“Kendi temel uzmanlıklarımıza odaklanarak

genel Astronaut sistemini geliştirebilmek

için Festo'nun teknik uzmanlığından

yararlanıyoruz,” diyor . Kabindeki daha

yüksek otomasyon derecesi aynı zamanda

mandıra çiftçilerine kendi ana faaliyetlerine

odaklanma özgürlüğü kazandırıyor. Bu sayede

Astronaut A5 ile bir mandıra çiftliğinde

çalışan tek bir kişi yılda iki milyon litre

süt üretebiliyor.

Bu yazıyla ilgili video için,

bkz:

youtu.be/5cWiEp10ruA

Lely Holding S.à.r.l.

Cornelis van der Lelylaan 1

3147 PB Maassluis

Hollanda

www.lely.com

İş alanı:

Mandıracılar için otomatik sistemler

geliştirme ve üretme


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 28 – 29

Son teknoloji servo pnömatik: Lely'nin süt

sağma robotu Astronaut A5, mandıra çiftliklerinde

otomasyon derecesini yükseltiyor.

Festo'nun elektrik eksenleri ve ilgili yazılımıyla

birlikte robotik kolun hareketleri nazik,

işlem daha hızlı ve daha fazla enerji tasarrufludur.

“Kendi temel uzmanlıklarımıza

odaklanabilmek için Festo'nun

teknik uzmanlığından yararlanıyoruz.”

Martijn Boelens, Müşteri Çözümleri Başkan Yardımcısı, Lely


Sıvılaştırılmış gazla çalışan ilk gezi gemisinde pnömatik devrede

Yeşil yolculuk

Açık denizlerde dünyayı keşfedin ve çevreyi koruyun. AIDAnova , sıvılaştırılmış

doğal gazla (LNG) çalışan türünün ilk örneği yeni gezi gemisidir. 330

metreden uzun bu transatlantik gezi gemisi en son LNG sürüş teknolojisini

kullanıyor. Bu durum, parçacıklı madde, kükürt oksit, nitrojen oksit ve CO 2

emisyonunu önemli ölçüde azaltıyor. Festo, bu gezi gemisinin pnömatik otomasyon

teknolojisi optimum sistem fonksiyonlarını ve güvenliğini güvence

altına alıyor.


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 30 – 31

Etkileyici: 500 metrekare ölçüsünde ve 50

metreye varan genişlikteki köprüsüyle AIDA

filosunda türünün en büyüğü. Geçen yılın

Nisan ayında 345 tonluk bu bileşen, kapalı

güverte 2’deki en büyük vinçle Papenburg’daki

Meyer Werft’te pozisyonuna oturtuldu.

Fotograf: © AIDA Cruises


Ggezi gemisi, geçtiğimiz ağustos

ayında Papenburg Meyer Werft

tersanesinde harika ışık kurguları

ve müzik eşliğinde suya indirildi.

36 ay süren projenin planlamadan

tamamlamaya kadar çeşitli fazlarına katılan

herkes arasında yakın ve yoğun iş

birliği gerçekleşti. Bu yeşil gezi gemisinin

LNG sürücülerini geliştirmek için birçok

şirket güçlerini birleştirdi. Bunlardan biri

de, kontrol valflerini kullanarak gezi gemisinin

yakıt tedarikini kontrol eden bir

gaz sistemi sağlayan Festo’ydu.

LNG teknolojisi emisyonları azaltıyor AI-

DAnova’da, LNG teknolojisi sayesinde

nitrojen oksit emisyonlarını tam dizel

motorlara göre yaklaşık %80, kükürt oksit

ve is partikülleri ise yüzde 100’e kadar

azaltılıyor. Ayrıca LNG motorunda

kullanılan yağ ve tüketim ürünlerinin

miktarı da düşürülüyor. Peki bir gemi sıvılaştırılmış

doğal gazla (LNG) nasıl çalışır?

AIDAnova’da, sıvılaştırılmış gaz eksi

162 derece santigradta üç büyük depoda

tutulur. Depolardan ikisi yaklaşık 35 metre

uzunluğunda, 8 metre çapa sahip ve

1.550 metreküp hacmindedir. 3 depodan

en küçüğü yaklaşık 520 metre küp tutar

ve 28 metre uzunlukta olup 5 metre çapa

sahiptir. AIDA ailesinden AIDAprima ve

AIDAperla adlı iki gezi gemisinde de LNG

kullanılıyor.

Açık denizlerde otomasyon

Yüksek derecede otomasyon, gaz sisteminin

maksimum proses güvenilirliğini

güvence altına alıyor. Tüm otomatik

kontrol valfleri iki Festo valf panosuyla

(port ve yıldız pano) pnömatik olarak işletiliyor.

Kontrol sistemi ile proses valflerinin

arasına yerleştirilmiş CPX/MPA valf

adaları patlamadan yalıtılmış alanda proses

valflerinin pilot valfleri için kullanılıyor.

Festo otomasyon çözümü, gemi inşaatı

alanının, iki kontrol panosunun

endüstriyel kumandayla yedek konfigürasyonu

sıkı standartlarını karşılıyor. Festo

pnömatiklerinin az yer kaplayan tasarımı

da gemilerdeki sınırlı montaj alanı

şartlarında önemli bir avantajdır. Elektrikli

ekipman sayısını azaltma ve kuru

nitrojen kullanımı da ilave güvenlik sağlıyor.

Bunun pozitif bir yan etkisi sistem bileşenlerinin

dayanıklılığının artmasıdır.

Özellikle kuru nitrojen tedariki ayrıca valf

aktüatörlerinin dondurucu LNG civarında

donma riskine karşı da koruma sağlıyor.

Festo bu tasarımda, dünya çapında en

kısa sürede tedarik edilebilecek kendini

kanıtlamış standart ekipmanları kullandı.

Özel bir çözüm oluşturmak için bir araya

getirilen AIDAnova’daki bu pnömatikler,

sıra dışı performans ve bakım kolaylığı

sağlıyor.

Tüm hat boyunca sürdürülebilirlik

AIDAnova’da LNG kullanımı gezi gemileri

için yeni ekolojik ve ekonomik perspektifler

getiriyor. Uluslararası Denizcilik Kuruluşu’nun

(IMO) 2020 yılında yürürlüğe

girecek en temiz çözüm olan sıkı emisyon

kurallarıyla uyum bu perspektiflerin başında

geliyor. Bu kurallara göre, gemi egzoz

gazları yalnızca %0,5 kükürt içerebilir.

Festo’yla yolculuk yapın

Bu konu, Festo’nun endüstriyel otomasyon

çözümleri için yeni bir alan ve bu seri

ürünler gemilerin kontrol ekipmanında

ilk kez kullanılıyor. Bu konsept gelecekte

gemilerde ultra modern ve çevre dostu

enerji tedarik sistemlerinin bir parçası olacak.

Festo için gemi inşaat sektöründe bir

dizi ürünün kabul edilmesi ve onaylanması

proses endüstrisi segmentinde yeni iş

alanlarına kapı açtı. Başka gemileri donat-


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 32 – 33

80%

LNG teknolojisi sayesinde AIDAnova’nın

saf dizel motorlara göre çevreye nitrojen

oksit salınımı %80 daha azdır.

ma kararlılığı bu alanda gelecekteki gelişmelere

ve konseptlere açılan yolu döşeyecek.

www.festo.com/processautomation

www.festo.com/ready-to-install

www.festo.com/catalogue/cpx

Özel otomasyon çözümü: AIDAnova’nın

LNG güç üniteleri için

Festo’dan standartlaştırılmış pnömatik

bileşenler.

Foto: © AIDA Cruises


Geleceğin yakıtı

LNG Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (Liquefied Natural Gas)

kelimelerinin kısaltması. Doğal gaz eksi 162 derece

santigrada soğutulduğu zaman atmosfer basıncında

bile sıvılaşır. Bu nedenle depolar poliüretan köpükle yalıtılır.

Ya da daha küçük gemilerde ısı transferine karşı

bir vakum tabakasıyla korunur. Yalıtıma rağmen dondurucu

sıvı ortamdan ısı emer ve düşük ısılara rağmen sıvı

kaynamaya başlar. Sonuçta kaynama sonucu ortaya çıkan

gaz oluşur. Bu, eğer üretildiği oranda atılmazsa,

tankın basıncını arttırır. Kaynama sonucu ortaya çıkan

gazı kompresörlerle doğru basınca getirerek kullanmak

için birkaç seçenek vardır. Kaynama sonucu ortaya çıkan

gaz çift yakıtlı motorlarda kullanılabilir.

LNG halihazırda doğal gazdan üretilir (bunun ana bileşeni

metandır). Gelecekte LNG’yi yenilenebilir enerji

kaynaklarından da üretmek mümkün olacak (örneğin

güçten-gaza adı verilen bir yöntemle rüzgârı kullanarak).

Bu çalışma şimdilik tasarım aşamasında ve verimliliği

henüz yüksek değil. Ama yenilenebilir biyolojik sıvılaştırılmış

doğal gazı, düşük maliyetle üretebilmek an

meselesi.

–162 °C

doğal gazın sıvılaştığı sıcaklık.


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 34 – 35

İşbirliği yeni perspektifler oluşturur

Yeşil gezi gemisinde LNG sürücülerinin oluşturulması için birçok şirket

işe dahil oldu. Örneğin, gaz sistemi konsepti Festo ile Hamburg merkezli

denizcilik teknolojisi çözümleri uzmanı bir şirket olan Marine Service GmbH

arasında uzun süren, tutkulu iş birliği sayesinde ortaya çıktı. Bu iki şirketin

yetkilileri, yıllar süren ortak çalışmadan ne öğrendiklerini anlatıyor.

Christian Krämer,

Marine Service Genel

Müdürü

“Denizcilik sektörü 21. yüzyılda yüksek derecede uzmanlık isteyen

bir alan haline geldi. LNG alanında 50 yıllık deneyimimiz

var ve LNG’yi gemiler için çevre dostu bir yakıt olarak, en sıkı

standartlarla uyumlu bir biçimde kullanmak üzere çözümler

geliştirdik. Örneğin, ortağımız Festo’yla beraber gezi gemileri

için tasarladığımız, burada bahsedilen otomasyon çözümü

gibi. Bütün bileşenler Marine Service GmbH, tersane, gemicilik

şirketi ve denizcilik sınıflandırma kuruluşunun koyduğu kalite

kriterlerine uymanın bir gereği olarak sert ilave testlerden geçirildi.

Bu projede edindiğimiz deneyim gelecekte ‘gemiciliğin

yakıtı olarak LNG’ konusunda bir standart ortaya çıkartmak

için katedilmesi gereken yolun taşlarını döşüyor.”

www.ms-de.eu

“Marine Service GmbH ile çalıştığımız dört yılda gemilerde

güç tedariki için kullanılan otomasyon teknolojisinin gerekleri

hakkında bilgi edindik. Bir tankerin ilk tasarımından, elimizdeki

gezi gemisine kadar özel bir çözüm için bir dizi konsept

tasarlamak üzere birlikte çalıştık. Birden çok test

ortamı hazırlığı ardından ilk prototip kontrol panosunu monte

ettik ve bunun denizcilik lisansını aldık. İlk kez bir Festo

ürünü gemilerde bir kontrol elemanı olarak kullanılıyor.”

Andreas Raupach,

Kuzey bölgesi

Uygulama Mühendisliği,

Festo


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 36 – 37

Kan plazması ayırmada standartlaştırılmış otomasyon

Standartları

belirliyoruz

Kan plazması, hayat kurtaran ilaçların üretiminde vazgeçilmez bir kaynaktır. Küresel

piyasalarda revaçtadır. Biotest AG, bu değerli maddeyi daha verimli kullanmak amacıyla

yola çıktı. Plazma ayırma için bir litre kan plazmasından, daha önceki üç ürün üretilirken,

şimdi beş ürün elde etmeyi mümkün hale getiren yeni büyük ölçekli bir tesis geliştirdi.

Festo'nun standartlaştırılmış komponentleri montaj ve bakımı kolaylaştırıyor.


4.6 milyon

Almanya'da geçen yıl, 3 milyondan fazla

alyuvar torbası dahil 4,6 milyon kan

ürünü kullanıldı.

Kan plazması 120'den fazla değerli

protein içerir. Bunlar arasında pıhtılaşma

faktörleri, kan maddeleri

ve örneğin bir organ naklinden

sonra hastaların bağışıklık sistemini güçlendirebilen

immünoglobulin'ler bulunur.

Biotest AG gibi şirketler bu değerli ham

maddeden mümkün olan en iyi şekilde yararlanabilmek

için, araştırmaya ve yenilikçi

üretim yöntemlerine yatırım yapıyor. Bir litre

kan plazmasından elde edilebilen tıbbi

ürünlerin sayısı üçten beşe çıktığı için yatırım

kendini amorti ediyor. Üretim maliyetlerinin

yüzde 50'sinden fazlası plazma satın

alımından kaynaklandığından, aynı

zamanda verimlilikte kalıcı bir artışa da

katkıda bulunuyor. Daha verimli yöntemler,

kan plazmasından elde edilen çeşitli ürünlerin

ideal şekilde işlenmesini sağlıyor. Festo'nun,

Biotest'in yeni üretim tesisinde kullanılan

6.000 valfi ve 250 standart kontrol

panosu hem tesisatların yapımını hem de

müteakip bakım işlemlerini kolaylaştırıyor

ve uzun vadede bakım maliyetlerini düşürüyor.

Standartlaştırmanın kalıcı etkisi

Kan plazması ayırma için yeni Biotest tesisinin

inşasındaki standartlaştırma, hem

şirket hem de tesis mühendisleri için

avantajlar sunuyor. Tanımlanmış bir komponent

havuzu sayesinde mühendisler

önceden tanımlanmış komponentleri hızlı

ve kolay bir şekilde satın alarak avantajlı

koşullara erişim sağlayabiliyor. Böylece

Biotest için toplam yedek parça tedarik

maliyeti aşağıya çekiliyor. Diğer avantajlar

arasında, bakım ve servis personeli

için daha az eğitim ihtiyacı, daha kısa aksama

süreleri ve aynı zamanda bir arıza

durumunda daha az bakım iş yükü sayılabilir.

Bu aynı zamanda daha az dokümantasyon

ve tedarik yönetimi maliyetleri anlamına

geliyor.


2.2019 otomasyonda trendler

Sinerji 38 – 39

Daha yüksek kapasite ve verim

Biotest'in Teknik Proje Yönetimi BNL Müdürü

Matthias Mahle: “Kan plazması ayırma

için büyük ölçekli modern tesisle birlikte

yeni binanın inşası söz konusu

olduğunda, dikkate alınacak iki ana husus

vardı” diyor ve sözlerine şöyle devam

ediyor: "Birincisi, mevcut tesislerin performans

sınırlarının ötesinde kapasite artışı

ve diğeri verimlilikti. Kan plazması işleme

alanında çalışan bir ilaç şirketi

olarak, küresel bir piyasada rekabet ediyoruz.

Pazardaki yerimizi aynı miktarda

plazmadan daha fazla ürün elde ederek

güçlendiriyoruz”. Biotest, yeni tesiste

daha fazla sayıda ürün üretebilecek ve

aynı zamanda saflığı ve verimi artırabilecek.

Mahle, “Bir kısmı 1995'e dayanan

mevcut sistemlerle, plazmadan üç farklı

ürün elde edebiliyorduk. Yeni tesisler altı

ürün imal edebilecek. Hammadde olarak

kan plazması, üretim maliyetlerinin yüzde

50'sinden fazlasını oluşturduğundan,

üretimde yüksek bir verimlilik düzeyi zorunlu.”

diyor. Mevcut kapasite limiti

800.000 litre iken, yeni tesis 1,4 milyon

litre kan plazması ayırabilecek.

Mühendislik sürecine erken katılım

Yeni tesisin planlamasına 2013'te başlandı

ve 2021'e kadar tamamen işletmeye

alınması bekleniyor. Halihazırda tesisin

büyük kısmı kurulmuş olmakla birlikte,

üretimin fiilen başlaması için uzun bir

doğrulama ve yeterlilik testlerinin tamamlanması

gerekiyor. Festo, temel mühendisliğin

ardından, aynı zamanda ilk

baştan itibaren detaylı mühendislik süreciyle

ilgilendi. Biotest EMSR Teknoloji Departmanı'nın

Müdürü Werner Gödel'e

göre, mümkün olan en büyük uzun vadeli

tesis verimliliğini elde etmek amacıyla

belirli otomasyon ürün grupları için standartların

tanımlanması gerekiyor. Werner

Gödel, "Anahtar sorulardan biri, örneğin

bakım iş yükünü azaltmak için elde edilebilecek

standartlaştırma düzeyiyle ilgiliydi.

Standart valf dolaplarının kullanılması

bu konuda önemli bir adımdı. Standart

sayısının sınırlandırılması, gelecekteki

bakım iş yükünü azaltacak,” diyor.

Bakımı kolaylaştırır: Festo'nun kontrol panoları, planlama

aşamasında zaten standart olarak tanımlanmıştı.

1.4 milyon

Yeni tesiste 1,4 milyon litre kan plazması ayrılabilecek.

2021'e kadar işletmeye alınması bekleniyor.


Önce bağışla, sonra bileşenlerine ayır

Kanın bileşenleri

55%

2%

43%

Kan plazması

Diğer kan hücreleri

Eritrositler

Plazma türevleri, acil durum ve yoğun

bakım tıbbında her gün hayat kurtarıyor.

Kan plazması dünya genelinde bağış

merkezlerinde toplanıyor. En büyük

tedarikçilerden biri ABD'dir. Her bir verici,

plazmaferez başına 200 ile 800 ml

arasında kan plazması bağışlayabilir.

Alma işleminden sonra vericinin vücudunda

kırmızı ve beyaz kan hücreleri

yer değiştirir. Klinik immünoloji, hematoloji

ve yoğun bakımda tedavi için temel

bileşenler, ayırma yoluyla elde edilir.

Kan plazması, fiziksel ve kimyasal

işlemleri içeren çeşitli adımlarla kendi

bileşenlerine ayrılır.

“Mümkün olan en büyük uzun

vadeli tesis verimliliğini elde

etmek amacıyla belirli ürün

grupları için standartların

tanımlanması gerekiyor.”

Werner Gödel, EMSR Teknoloji Departmanı Müdürü, Biotest AG

En küçük ayrıntısına kadar tanımlandı

Festo'nun eski Almanya İlaç Segmenti

Müdürü ve şimdiki Güney Almanya Proses

Endüstrileri sorumlusu Jürgen Weber,

yeni tesis için tanımlama aşamasında etkin

bir rol oynadı. Burada, mesela paslanmaz

çelikten mi, yoksa nikel kaplı pirinçten

mi yapılmış bağlantı rakorları

kullanılması gerektiği gibi sorunlar en

ince ayrıntısına kadar tartışıldı. Festo

standart olarak tanımlandıktan sonra,

yedi tedarikçinin tamamı, proje tabanlı

bir sipariş kataloğu kullanmaya başladı.

Bu katalog sayesinde standartlaştırılmış

valf dolapları gibi ilgili ürünlere ve havuz

komponentlerine erişme ve elektronik

platform üzerinden sipariş verme olanağı

doğdu.

İlk baştan itibaren yakın koordinasyon

Biotest'ten Werner Gödel'e göre, erken

planlama aşamasında Festo'dan Jürgen

Weber ile Biotest'in kendi bakım departmanı

arasındaki yakın koordinasyon özellikle

önemliydi. Gödel, “Sonuçta, bakım

personelimiz ürünlerle çalışmak zorunda

olan insanlar. Festo’yu tercih etme yönündeki

düşünceleri netti. Artı puanlar kullanım

kolaylığı, mükemmel destek ve uzun

kullanım ömrüydü. Aynı zamanda tesis

mühendisleriyle de önceden konuştuk ve

havuz komponentlerini araştırırken fikirlerini

aldık. Festo komponentleri lehinde

güçlü bir evet yanıtı vardı,” diyor.

www.festo.com/biotech

Biotest AG

Landsteinerstraße 5

63303 Dreieich

Almanya

www.biotest.com

İş alanı:

Plazma proteinleri ve bio tedavi

ilaçları geliştirme, üretim ve

pazarlama faaliyetleri


2.2019 otomasyonda trendler

Kompakt 40 – 41

Kompakt

Dünyanın her yerinden

Fotos: David Archer, Kingsize Fotography

Lö Man'a giden yol

Başarılı takım, ünlü bir test sürücüsü ile birlikte: Eski

Formula 1 Dünya Şampiyonu Damon Hill (açık renkli yarış

elbisesi giymiş olan) teknolojiyi test ediyor

İngiltere // Engelli ve sağlam yarış sürücüleri artık yarışlarda tamamen aynı

otomobilleri kullanarak yarışabiliyor. İngiliz motorlu spor ekibi Team BRIT,

Festo'nun desteğiyle gaz pedalı, vites değişimi, frenleme ve debriyaj için el

ve ayak kontrollerinin kullanıldığı esnek bir sistem geliştirmek için Sloven

şirket MME Motorsport ile güçlerini birleştirdi. Team BRIT, normal yarışlarda

sağlam sürücülere karşı yarışan engelli sürücülerden oluşan bir araba yarışı

takımıdır. Team BRIT sürücüleri, 2015/2016 yarış sezonunda Britcar

Endurance serisi ve Silverstone 24-saat yarışına katıldı. Takım, 2020 için efsanevi

Lö Man 24-saat yarışına katılmayı hedefliyor.

Hem engelli hem sağlam sürücüler için yenilikçi kontrol sistemi, fiziksel

engelli sürücülerin özel ihtiyaçlarına uyarlanabiliyor. Gaz pedalı, fren, vites

değişimi ve debriyaj, hem pedallar hem de direksiyon simidi üzerinde bulunan

el kontrolleri kullanılarak geleneksel şekilde çalıştırılabiliyor. Direksiyon

simidi kolayca çıkarılarak el kontrolleri olmayan normal bir direksiyon simidiyle

değiştirilebiliyor. Frenleme, vites değişimi ve debriyaj, Festo otomasyon

teknolojisi kullanılarak kontrol ediliyor. Hidrolik fren sisteminin oransal

pnömatik kontrolleri, ön ve arka dingiller üzerindeki frenlerin ayrı olarak çalıştırılmasına

izin veriyor. Bir pnömatik silindir, ardışık manuel şanzımanı

kontrol ediyor. Debriyaj, bir oransal pnömatik silindir kullanılarak kavranıyor

ve ayrılıyor.

Festo İngiltere'nin Ürün ve Pazarlama Müdürü Steve Sands'e göre, yarış

otomobilleri için bu yeni manuel kontroller sistemi, engelli insanlar için motorlu

sporlarda daha kapsayıcı olma yönünde önemli bir adım oluşturuyor.

Sands: "Tüm ekip, oransal pnömatik teknolojisi entegrasyonuyla engelli sürücülere

kendi otomobillerinin tüm kontrolünü kazandırarak mucizeler yarattı,"

diyor. Bu yeni gelişmenin gelecekte sürüş simülatörlerinde de kullanılacağı

umuluyor.

www.teambrit.co.uk

Yenilikçi kontrol sistemi: Yarış otomobillerinde gaz

pedalı, vites değişimi, debriyaj ve fren, el kontrolleri

veya ayak pedalları kullanılarak çalıştırılabiliyor.


São Paulo, Brezilya // Festo, yarım yüzyıldan

uzun bir süredir Brezilya otomasyon endüstrisine

katkıda bulunuyor. Güney Amerika

Festo ulusal şirketi, geçen Ekim ayında

50. yıldönümünü kutladı. Kutlamada, önce

bir personel partisi düzenlendi. Ardından

São Paulo'da müşteriler için Festo Yönetim

Kurulu üyeleri ve şirket sahibi Stoll ailesinin

de katıldığı 200 davetli konukla birlikte bir

gala gerçekleştirildi.

Festo Brezilya, 7 Kasım 1968'de kuruldu.

Başlangıçta şirket esas olarak Almanya'dan

pnömatik komponentler ithal etmeye odaklandı.

1972-1973'te kendi üretim tesisini kurarak

özelleştirilmiş silindirler ve aynı zamanda

komponent ve satış ürünleri üretmeye

başladı. Festo Didactic, 1974'ten beri Brezilya'da

temsil ediliyor. 1994'te son teknolojili

yeni bir fabrika faaliyete geçti. Festo Brezilya,

2010 ve 2011'de Santo Andre'deki genel

merkezinde

İdeal

tasarım

Festo Motion Terminal VTEM, bir uygulama

kullanarak bir takımı uzaktan değiştirme

fonksiyonunu mümkün kılıyor.

İtalya // Cüzdanlar için kredi kartı yuvalarının elle üretimi, titiz bir dokunuş

ve bir zanaatkâr olarak yılların deneyimini gerektirir. Ayakkabı ve deri eşya

fabrikaları için otomasyon sistemlerinde uzman olan İtalyan üretici Autec'in

geliştirdiği yeni bir sistem, hata yatkınlığını ortadan kaldırıyor ve ham maddenin

ideal kullanımını garanti ediyor. Lider İtalyan markası için geliştirilmiş

olan makine, biri deriden diğeri ipekten yapılmış iki parçanın yapıştırılmasını

kontrol ediyor. Daha sonra bir yardımcı robot yapıştırılan parçaları bir deri

katlama makinesine aktarıyor. Autec'te Mühendis ve Proje Müdürü olan Ilario

Barsacchi, “Yerden kazandıran bu kompakt çözümde, 14 saniye içinde

sekiz kredi kartı yuvası yapıştırılıp katlanabiliyor,” diyor.

Festo Motion Terminal VTEM, yapıştırma ve bunu izleyen taşıma işlemi için

takım fonksiyonunda hızlı değişim sağlıyor. Valfler hem oransal valfler hem

de kontrol valfleri olarak kullanılabiliyor. İşletim için bir uygulamayla birlikte

özel olarak geliştirilmiş yönetim yazılımları, hızlı ve basit işlemler sağlıyor.

Valflerin ve çeşitli takımların fonksiyonlarını ve aynı zamanda makinenin çalışmasını

tanımlamak için kullanılabiliyorlar. İlave olarak, uygulamalar çeşitli

takımların ve makinenin çalışmasının uzaktan kontrol edilmesini mümkün

kılıyor. Barsacchi bu konuda şunları söylüyor: "Festo Motion Terminalinin

yeniden konfigürasyonu şimdi son derece hızlı. İlave oransal valfler sipariş

vermek, takmak ve yeniden konfigüre etmek yerine, yapmamız gereken tek

şey bir uygulamayı çalıştırmak.”

www.autecautomation.com


2.2019 otomasyonda trendler

Kompakt 42 – 43

Jamaika Başbakanı Andrew Holness

(ortada), Kingston'daki Festo Yetkili

ve Onaylı Eğitim Merkezi'nin (FACT)

açılışında.

Karayipler'de Teknoloji

Jamaika // Büyük Antiller'in üçüncü en büyük adası, güzel sahilleri, dünyanın

geri kalanına ihraç ettiği regi müziği ve birinci sınıf atletleriyle ünlüdür.

Eylül 2018'de, Jamaika aynı zamanda endüstriyel Otomasyon ve Mekatronik

için dünyadaki en büyük Festo Yetkili ve Onaylı Eğitim Merkezi'nin (FACT)

açılışıyla birlikte teknik eğitimde bir küresel amiral gemisi haline geldi. Kingston'daki

Karayip Denizcilik Üniversitesi (CMU) yerleşkesinde bulunan son

teknoloji eğitim merkezinde öğrenciler otomasyon teknolojisi, elektrik mühendisliği,

mekatronik ve Endüstri 4.0 öğrenimi görecek. FACT'ın açılışı Jamaika

Başbakanı Andrew Holness ve Eğitim Bakanı Ruel Reid tarafından yapıldı.

Modern öğrenim fırsatları, gençler için yeni kariyer perspektifleri

açacak ve uluslararası standartta eğitim sağlayacak.

FACT, gelecekte her yıl 4.000 Mühendislik ve Fen Fakültesi Mezununa ve ayrıca

bölgedeki endüstri çalışanlarına endüstride bir gelecek kariyeri için eğitim

vermeyi ümit ediyor. Laboratuvarlar; aktüatörler, sensörler, elektrik mühendisliği,

elektronik ve PLC programlama gibi tematik ilgi merkezleri

temelinde modüler eğitim sağlıyor. Modüler üretim sistemi (MPS), disiplinlerarası

eğitimi hedefliyor. Bir Siber-Fiziksel Fabrika veya kısaca CP Factory,

akıllı üretim ve Endüstri 4.0 alanında temel ve ileri eğitim için özel olarak

üretilmiştir.

Festo'yla ilişki, bir Jamaika heyetinin İsviçre St. Gallen'deki WorldSkills Yarışmasını

ziyaret ettiği 2003'te başladı. CMU, 2017'de üniversite statüsü kazandığında,

mevcut merkezi genişletmeye karar verdi. 2019 için ilave yatırımları

şimdiden planlandı. Bunlar arasında, otomotiv mühendisliği ve

mekatronik için bir eğitim merkezi ve aynı zamanda bir seyyar FACT laboratuvarı

yer alıyor. Bunun aynı zamanda Kinston'un dışındaki gençlere de ilham

vererek ilgilerini teknoloji ve teknik eğitime yönelteceği ümit ediliyor.

http://cmu.edu.jm

Karayip Denizcilik Üniversitesi, FACT ile yüksek bir

uluslararası eğitim standardı oluşturuyor.


Festo Santa Clara Deneyim Merkezi'nin resmi açılışına

şirket sahibi ailenin üyeleri, Denetleme Kurulu ve Yönetim

Kurulu ile Festo NAFTA/ABD'nin yönetimi katıldı.

Silikon Vadisi/ABD Büyük veri ve bulut bilgi işlem, otomasyonda giderek daha

çok yer buluyor. Festo, Kuzey Amerika'daki ilk Deneyim Merkezi'ni dünyanın en

dinamik inovasyon merkezlerinden birinde açtı. Endüstri 4.0'la ilgili konsept ve

sistemler temelinde kademeli olarak tam bir uygulamalar dizisi oluşturulması

ümit ediliyor. Bu, uygulamalar, akıllı sensörler, bulut bağlantılı büyük veri konseptleri,

bulut-tabanlı gösterge panelleri ve veri analizi, enerji verimliliği, süperiletkenler,

v.b. temelinde fonksiyonları kontrol edilebilen siber-fiziksel sistemler

gibi konuları kapsıyor. Festo Deneyim Merkezi, müşteriler için sergi salonu

olarak kullanılan büyük bir salon dahil 5.000 metrekare yüzölçümüne sahip bulunuyor.

Burada, artırılmış gerçeklik sayesinde ziyaretçiler yarıiletken ve elektronik,

güneş paneli ve düz panel, montaj ve test, tıbbi teknoloji, laboratuvar

otomasyonu, gıda, ambalaj ve proses otomasyonu sektörlerinden üretim ve işleme

sistemlerinin sanal deneyimini yaşayabiliyor. Döner teşhirler, en yeni otomatik

üretim ve işleme çözümlerinin aktif ve statik görüntülerini gösteriyor.

Temiz tuzlu su

Vietnam – Avusturya // Vietnam, 3.500 kilometrelik

sahil şeridi, gür yağmur ormanları, yalçın dağları, eşsiz

kır manzaralarının yanı sıra canlı şehirleriyle tanınır. Bir

başka yoğun faaliyet alanı, Vietnam'ın karides yetiştiriciliği

sektörüdür. Viet-Uc, modern üretme yöntemlerini

kullanarak tüm dünyada popüler bir yiyecek olan bu

deniz hayvanlarından her yıl yaklaşık 18 milyar adet

üretiyor. 2019'da üretimin 40 milyar karidese çıkarılması

planlanıyor. Temiz tuzlu su, bu sucul organizmaların

yüksek kalitesini garantilemek için gerekli. Festo'nun

otomasyon çözümleriyle birlikte Avusturya şirketi

Oos-Wassertechnik'in modern su arıtma çözümleri

bunu sağlıyor.

Karidesler, gelişimlerinin her aşamasında doğru su kalitesine ve hassas şekilde

ayarlanmış tuz içeriğine ihtiyaç duyar. Özellikle kabuklular, boyları üç ile

dört milimetre arasındayken su kalitesindeki değişikliklere karşı hassastırlar.

Oos-Wassertechnik, 1.000'den fazla Viet-Uc tankında iletkenlik, türbidite ve

pH değeri için ideal koşullar yaratıyor. Filtre sistemleri ve tuzlu su teknolojisi

kullanılarak bir nehir suyu ve yeraltı suyu karışımı hazırlanıyor. Pilot vanalar

ve - Festo Teknik ve Uygulama Merkezi'nden bir Müşteri Çözümü olarak montaja

hazır şekilde temin ve test edilen - Festo MPA valf adalarına sahip korozyona

dayanıklı paslanmaz çelik kontrol panoları güvenilir prosesleri garantiliyor.

Su sıçramasına karşı korunan kompakt çözümler montaj alanını

küçültüyor ve sistemlerin proses güvenilirliğini arttırıyor. MS4 tipi şartlandırıcı

üniteler, basınçlı hava hazırlanmasını sağlıyor. Montaja hazır çözümler sayesinde

kurulum hızlı ve kolaydır; sadece kablo ve boru bağlantılarının tesiste

yapılması gerekiyor.

.

www.oos-wassertechnik.at

Viet-Uc, milyarlarca karides içeren 1.000'den

fazla tanka sahip – bu nedenle su kalitesi kritik

öneme sahip.

Karides yetiştiriciliğinde temiz tuzlu su için

Festo'nun paslanmaz çelik korumalı kontrol

teknolojisi kullanılıyor


2.2019 otomasyonda trendler

Kompakt 44 – 45

Fotos: WorldSkills Germany

Yeni Alman Mekatronik

şampiyonları Festo'dan çıktı: Felix

Alt (solda) ve Jan Kintzi.

Kazan'a gidiyorlar

Almanya // Köln, didacta 2019, Salon 6: Yedi ayrı takım, Festo

standının yakınındaki bir alanda WorldSkills Almanya'nın

Mekatronik şampiyonu unvanı için üç gün boyunca mücadele

etti. Yarışmaya katılanlar arasında Festo kursiyerleri Felix Alt

ve Jan Kintzi ve vardı. Ticaret fuarı en yoğun saatlerini yaşarken,

onlar kablo bağlantısı, boru tesisatının montajı, birleştirme

ve programlama dahil, bir modüler üretim sistemiyle

(MPS sistemi) ilgili birçok farklı ve bazen yanıltıcı görevi çözmekle

meşguldü. Sonuçta sistemin, müstakil kapları ayırması,

onlara renklerine göre farklı kapaklar sağlaması ve daha

sonra renge göre sıralanmış küçük kapları çıkarması gerekiyordu.

Ve bu görevi başarıyla gerçekleştiren yetenekli ikili, bir ilave

ödül ve ayrıca kazananlar töreni ödülünü aldı. Alt ve Kintzi,

Almanya Yarışındaki başarıları nedeniyle, 22 - 27 Ağustos tarihlerinde

Rusya, Kazan'da yapılacak olan WorldSkills uluslararası

yarışına girmeye hak kazandılar. İki mekatronik mühendisi,

Alman ulusal takımının üyesi olarak çalışma

disiplinine girecek. Şimdi görevleri, hazırlanma süresini

mümkün olan en iyi şekilde kullanmak olan ekip üyeleri:

“Rusya'da elimizden gelenin en iyisini yapmak ve sonuna kadar

başarmak istiyoruz,” diyorlar. Festo Didactic de Siemens

ile birlikte Mekatronik, Su Teknolojisi, Endüstriyel Kontrol,

Polimekanik ve Endüstriyel Mekanik Değirmenci becerileri

yarışmaları için Endüstri 4.0 sunum yarışması için ekipman

sponsoru olarak hazır bulunacak.

Deneyimli ekip: MPS istasyonunda iki genç mekatronik mühendisi.

WorldSkills International, 65 yıldır stajyerlere,

öğrencilere ve genç profesyonellere

- sıkı uluslararası standartlara uygun

olarak - yeteneklerini uluslararası düzeyde

test etme fırsatı sunuyor. Yarışma iki yılda

bir yapılıyor. Aradaki zamanda çeşitli ulusal

değerlendirme yarışmaları düzenleniyor;

Almanya'da bu yarışma WorldSkills

Almanya adıyla yapılıyor. Tüm ulusal değerlendirme

yarışmalarında birinci gelenler

WorldSkills'te, ikinci gelenler ise keza

her iki yılda bir yapılan EuroSkills'te yarışabiliyor.

www.worldskills.org

www.worldskillsgermany.com

www.festo.com/didactic


2.2019 otomasyonda trendler

Soft Stop 46

Spor mu, sanat mı

Tolga?

Hatırladığım en eski şey üç-dört yaşlarımdayken

dergi kenarlarına yaptığım resimlerdi.

Bir de balkonumuzu mini bir futbol,

basketbol sahasına çevirmem. Sağ olsun

ailemde her şeyi saklama huyu olduğu

için o sayfalar ve basket potası hala durur. Belki ileride,

ben gidince bu antikalar çok para edebilir ama gerçekçi olmak

gerekirse düşük bir ihtimal.

Zamanla resim tutkum dergi sayfalarını aşarak duvarlara

taşındı. Evin, bahçenin duvarlarına hatta komşularınkilere

de resimler çiziyordum. Bir an geldi, bizim sokakta, duvarlarına

sulu boya kuş resmi yapmadığım ev kalmamıştı. İlk

paramı da o zaman kazandım. Her şeyi saklayan ben, keşke

o ilk parayı da adet olduğu üzere saklasaydım ama o

kadar azdı ki bakkala gidip harcadım.

Bir yandan da fazlasıyla kitap okuyor, her okuduğum yazardan

etkilenip o yazar gibi yazmak istiyordum. Yazıyordum

da ama tabi ki o yazarlar gibi değil. Onlar kadar iyi değil.

Hatta kötü, baya kötü. Ama en azından kompozisyon

dersinden geçiyordum.

Bütün bunlar olurken arka planda hep top oynuyorduk. O

zamanlar spor yapmak demezdik tabi buna. Top oynuyorduk

evet. Topun olduğu her oyun. Top bulamazsak top yapıyorduk.

Lahanayla yaptığımız bir maç bile var. İki dakika

sürdü.

O günlerde büyüyünce ya sporcu ya da sanatçı olacağımı

zannediyordum. Bu yüzden mühendis oldum.

Elim ekmek tutmaya başlayınca hayatımın aşkı sinemaya

meylettim. Amatör sinema pahalı bir uğraştı çünkü. Hayat

boyu biriktirdiğim tüm sanatsal birikim, sinema olarak ortaya

çıkmaya başladı. Tüm boş zamanlarımda belgeseller,

klipler, komedi şovları, kısa filmler çekiyordum.

Tabi olaylar gelişirken yine arka planda spor vardı. Amatör

ligde futbol oynuyordum, tenis tutkumdu falan.

Tam bu noktada mühendis olmamın büyük faydalarını gördüm.

Yaptığım her şeyde, sporda da, sanatta da farkında

olmadan mühendis yaklaşımları geliştirdiğimi fark ediyordum.

Bir film çekerken set kurulumunda, sahne tasarlarken,

post-production aşamasında kurgu yaparken gibi her

anda “bak dostum, bu yaptığın tam bir mühendis çözümü”

diyordum kendi kendime. Bir problemi en kısa yoldan en

verimli şekilde çözme, analitik bakabilme gibi melekeler

hayatın her alanında bana yardımcı olageldi.

Şanslı biri olduğumu düşünüyorum. Hayattaki en büyük şanslarımdan

biri de Festo’da çalışmak oldu. Dahası, Festo’nun

da, çalışanlarının hobilerini desteklemesi, buna teşvik etmesidir.

Ama bence deminden beri anlattığım hikayeler dahil en

muhteşemi, sporcu ve sanatçı kimliklerimi Festo adına da hayata

geçirme muradına erişmemdir.

2014 yılı Festo için çok özel bir yıldı. O yıl şirketimiz Türkiye’de

kuruluşunun 25. yılını çeşitli etkinliklerle kutluyordu. Yönetimimiz

bu 25 yılın hikayesini bir belgeselle anlatmam için bana

teklif sundu. Teklif sundu derken “bu belgeseli yap” dedi. Sevinerek

kabul ettim tabi. Altı aylık hummalı bir çalışmanın sonunda

iş arkadaşlarımız, eskiden bizimle çalışmış olan dostlarımız,

müşterilerimiz, öğrenciler ve yönetimimizin rol aldığı

çok kalabalık bir prodüksiyonu gerçekleştirdik. Video, 25.Yıl

etkinliklerinin gala gecesinde firma sahiplerimizin huzurunda

gösterildi. O günü unutmayacağım.

Sonra bir başka müthiş olay daha gerçekleşti.

Festo’nun her iki yılda bir düzenlediği ve tüm Festo Avrupa

ülkelerinin katıldığı futbol şampiyonasına Türkiye olarak

ilk kez katılma kararı aldık. Yönetimimiz bu kez bana takım

kaptanlığı teklifi sundu. Teklifi sundu derken, demin

anlattığım gibi yani.

Biz ilk olarak 2014’te, yedincisi düzenlenen turnuvaya Bulgaristan’da

katıldık. 2016’da İspanya’da, 2018’de de Macaristan’da

ülkemizi ve şirketimizi başarıyla temsil ettik. Ben de takımımıza,

meslek hayatımda edindiğim yöneticilik ve liderlik

tecrübelerimle yardım etmeye çalıştım.

Ayrıca son turnuvaya hazırlık sürecimizi de belgeselleştirdik.

O video filmi de açılış partisinde gösterildi

ve Macar turnuva komitesi tarafından özel teşekkür

aldık.

Bence her şey bir karma. Her şeyin birbiriyle ilişkisi var. Derin

felsefe yapamam elbette ama her şeyin birbirinin içinde var

olduğunu görebiliyorum. Spor, sanat, kariyer hepsi birbirini

tetikliyor, oluşturuyor gibi. Bu nedenle ruhumuzu ve bedenimizi

hep beslememiz, zenginleştirmemiz lazım geldiğine inanıyorum.

Bu zorlu hayatta mutlu ya da başarılı olmanın başka

da bir yolu yok sanki...


Bu Impressum yayın

hakkında

otomasyonda trendler

2.2019

Yayınlayan:

Festo San. ve Tic. A.Ş.

Aydınlı İstanbul Anadolu Yakası

Organize Sanayi Bölgesi Mh.

Üniversite Cad. No: 45, 34953

Tuzla/İstanbul

Tel: 444 1 378

Faks: 0 (216) 585 00 50

Lütfen dikkat

Müşteri, kullanıcı, uzman veya

teknik danışman gibi tüm

tabirler hem kadın hem erkekleri

kasteder.

Telif hakkı 2019 Festo AG & Co. KG

Tüm hakları saklıdır

Kullanılan tüm görüntüler, grafikler ve

metinler telif ve diğer fikri mülkiyet

yasalarınca korunur. Festo AG & Co. KG.

tarafından verilmiş açık izin olmadan,

bunların başka bir basılı veya elektronik

yayında her tür yeniden üretimi,

modifikasyonu veya kullanımı yasaktır.

www.festo.com/facebook

www.festo.com/twitter

www.festo.com/youtube

www.festo.com/linkedin


Foto: © euclem – stock.adobe.com

Göz açıp kapayana kadar

Bir doğa fotoğrafçısı olarak, çok sabırlı olmanız ve bu renkli yusufçuk

gibi objeleri yakalayabilmek için hızlı reaksiyon vererek en doğru

anda deklanşöre basmanız gerekir. O kadar hızla vızıldayıp gidiyor

veya yön değiştiriyorlar ki, genellikle takip edilebilmeleri

imkânsız. Kamera açısı bu fotoğrafı daha da göz alıcı yapıyor.

Yusufçuk, dinlenmek için durduğu zaman kanatlarını birbirine değdirene

kadar geri kıvırır. Bu anda, genellikle büyük, sabit, bileşik

gözleri daha da öne çıkar. Ommatidya adı verilen bu yapı 7.000’e

kadar bağımsız gözden oluşur. Her birinin minik bir lensi ve ışık algılayıcı

hücresi bulunur. Uzamsal çözünürlük piksel sayısıyla doğru

oranlı ve tek delikli göze görülen çözünürlüğün çok altındadır. Ancak,

insan gözü saniyede 24 kare işleyebilirken bunlar saniyede 300

kareye kadar işleyebiliyor. Yaklaşık 360 derecede görüş alanına sahip

olan yusufçuklar bu sayede avlarını yüksek hızda uçarken bile

tanıyıp yakalayabiliyor.

www.festo.com/facebook

www.festo.com/twitter

www.festo.com/youtube

www.festo.com/linkedin

www.festo_tr/instagram

More magazines by this user
Similar magazines