IT Network November 2019

istmagmagazin

Mobil çalışanlar ve bulut

uygulamaları risk altında!

Telefonlara iki dakikada jet şarj

İstanbul Boğazı’nda blockchain

rüzgarı esti

KOBİ’lerin siber güvenlik

önlemleri yetersiz

B İ L G İ T E K N O L O J İ L E R İ D E R G İ S İ

01 Kasım • 15 Kasım • 2019 • KDV Dahil 15 TL



Başarısı dünyaya yayıldı!

İlk kurulduğu andan itibaren bir sektör oluşturan Picus, 2019 yılında siber güvenlik alanında inovasyon sağlayan dünya

çapındaki beş şirketten birisi seçildi. Siber Saldırı Simülasyonu teknolojilerinin öncüsü olan ve sürekli güvenlik doğrulaması

yaklaşımıyla BT güvenliğine yeni bir boyut kazandıran Picus bizden biri olduğu kadar da global bir oyuncu olarak öne çıkıyor.

Şirketlerin dijitalleşme süreçlerinde siber güvenlik risklerini proaktif olarak yönetebilmelerini sağlamak amacıyla 2013 yılında

kurulan Picus, Gartner tarafından Cool Vendor olarak tanımlanan ilk Türk şirketi oldu. Picus platformu, siber saldırıları simüle

ederek kurumların bu saldırılara karşı risk durumunu ortaya çıkartırken, tespit edilen risklerin ortadan kaldırılması için de

iyileştirme önerileri sunuyor. Bir nevi kurumlara güvenlik reçetesi yazan Picus’un bu ikili yaklaşımı ise şirketin başarısındaki

en önemli faktörlerden birisi olarak öne çıkıyor. IT Network ekibi olarak şirketin kurucu ortaklarından Volkan Ertürk ile yakın

zamanda bir araya gelip Picus’u detaylarıyla kendisinden dinledik. Önümüzdeki sayı tüm detaylarıyla, 2013 yılında fikrin

ortaya çıkışı ve bu fikirle yakalanan global başarının ardında yatanları sizler için hazırlayacağız. Picus’un başarı hikayesini

önümüzdeki sayı dergimizden okuyabilirsiniz.

Vertiv ile İtalya…

Sektörde önemli değişikliklere yol açan çözümleriyle inovasyon alanında haklı bir üne sahip olan Vertiv; güç yönetiminden

erişim ve kontrol sistemlerine, yönetim çözümlerinden soğutma sistemlerine kadar uzanan çok kapsamlı kurumsal çözümlerini

bizim de içinde olduğumuz bir IT basın grubuna İtalya’da tanıttı. Türkiye dahil 130’dan fazla ülkede faaliyetlerini sürdüren

Vertiv’in, Venedik’te bulunan veri merkezi ile Bologna’da bulunan ve en son teknolojilerle donatılmış Müşteri Deneyim Merkezi

(Customer Experience Center) lokasyonlarında en son veri merkezi teknolojilerini yakından deneyimleme ve alanında uzman

danışanlardan bilgi alma imkanı bulduk. Vertiv’in en son pil teknolojisinden gerçekleştirilen yeniliklere kadar birçok detayı

önümüzdeki sayıda dergimizden okuyabilirsiniz.

√ √ √

Sektörün önemli mecralarından birisi olan derginiz bu sayıda da yine dolu dolu. Teknolojide yenilikleri, kurumların sunmuş

oldukları çözümlerindeki farklılıkları bulacağınız sektör market sayfalarımız sizi teknolojisi deryasına yolculuğa çıkartacak.

Diğer taraftan araştırma ve değerlendirme sayfalarımızda da mutlaka ilginizi çekecek içerikleri sizler için hazırladık.

Teknolojinin hayatımıza pozitif yön verdiği, yenilikleri ile hayatımızı kolaylaştırdığı farklı teknoloji haberleriyle yeniden

buluşmak dileğiyle…

Hoşçakalın…

Ahmet Mızrak

ahmet.mizrak@img.com.tr


iÇiNDEKiLER

12-13

EAE Ürün

çeşitliliği ile

sektöre yeni

soluk getiriyor…

Samsung 8

Geliştiriciler

Konferansı 2019:

Samsung

Deneyim

İnovasyonunu

İleriye Taşıyor

“Türkiye fiber

optik ağını 5

milyon km’ye

çıkarmalı”

18


01 Kasım / 15 Kasım 2019

28

ITnetwork

BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

Dijitalleşme bir

organizasyonun

bütününe

sirayet etmeli

22

Lenovo Yeni

Sunucusu

ThinkSystem

SE350’yi

tanıttı

39

Siber

saldırılara

karşı beş

kritik önlem

İSTMAG MAGAZİN GAZETECİLİK YAYINCILIK

İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. ADINA

İMTİYAZ SAHİBİ

H. FERRUH IŞIK

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

MEHMET SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

GENEL YAYIN KOORDİNATÖRÜ

SIDIKA AKYOL KAYIR

sidika.kayir@aplusmedya.com

GE NEL YA YIN MÜ DÜ RÜ

AHMET MIZRAK

ahmet.mizrak@img.com.tr

DIŞ İLİŞKİLER MÜDÜRÜ

YUSUF OKÇU

yusuf.okcu@img.com.tr

HABER MERKEZİ

ENES KARADAYI

enes.karadayi@img.com.tr

KAT KI DA BU LU NAN LAR

Prof. Dr. İS MAİL KA YA

is ma il ka ya@gmail.com

Doç. Dr. M.ALİ ÖZ BU DUN

ozbudun@gmail.com

ÖMER KARDAŞ

omer.kardas@ihlas.com.tr

ALİ İLKER YÜCEER

ali@mak ro bil.com.tr

GRAFİK TASARIM

HAKAN SÖZTUTAN

hakan.soztutan@img.com.tr

FİNANS MÜDÜRÜ

Cuma KARAMAN

cuma.karaman@img.com.tr

MUHASEBE MÜDÜRÜ

Yusuf DEMİRKAZIK

yusuf.demirkazik@img.com.tr

A BO NE VE DAĞI TIM

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

İSMAİL ÖZÇELİK

ismail.ozcelik@img.com.tr

Reklam Rezervasyon

A PLUS MEDYA

NISH ISTANBUL RESIDENCE

Çobançeşme Mah. Sanayi Cad.

No: 44/B - D: 167 Yenibosna/

Bahçelievler - İstanbul

Reklam İletişim

reklam@aplusmedya.com

Tel : 0212 216 99 13

İdare Merkezi:

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 34190 Yenibosna–Bahçelievler / İSTANBUL

Tel: 0212 454 22 22

Renk Ayrımı:

Türkiye Gazetesi Renk Ayrımı Servisi

CTP - BASKI : İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler / İSTANBUL

Tel: 0212 454 30 00


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Mobil çalışanlar ve bulut uygulamaları

risk altında!

Uzak ofisler, mobil çalışanlar ve bulut uygulamaları

şirketlerin verimlilik, çeviklik ve yenilikçilik konusunda

hızlı ilerlemelerini sağlarken, siber güvenlik tehditlerinin

yüzeyini artırıyor. Forcepoint, Bulut Erişimi

Güvenlik Aracısı ve Web Security araçlarıyla yeni nesil

çalışma biçimlerinin de güvende kalmasını sağlıyor...

Sektör Market

IT network

Bulut uygulamaları ve mobil cihazların

yaygınlaşması şirketlerin verimliliğini

artırırken, çeviklik ve yenilikçilik konusunda

da hızlı ilerlemelerini sağlıyor.

Uzak ofis ve uzaktan çalışan kavramları,

çalışan verimliliğine olumlu etkileri

kadar mâliyet avantajı sebebiyle de son

dönemde birçok şirket tarafından uygulamaya

koyuluyor.

Her 10 çalışandan 4’ü mobil

olacak

Hâlihazırda şirketlerin neredeyse yarısının

(%48) esnek iş gücü uygulamalarına

sahip olduğunu gösteren Upwork’ün çalışması,

departmanların yüzde 63’ünde

zamanının büyük bölümünü uzaktan

çalışarak geçiren biri bulunduğunu

ortaya koyuyor. Araştırma, 2028 yılına

kadar tüm çalışma gruplarının içerisinde

uzak çalışanların bulunacağını

kaydediyor. Strategy Analytics’in çalışması

ise 2022 yılına kadar dünyadaki

tüm iş gücünün yüzde 42,5’unun mobil

çalışanlardan oluşacağını gösteriyor.

Tecla’nın araştırmasına göre uzaktan

çalışanlar şirketlere yılda ortalama 7 bin

dolar tasarruf ettiriyor.

Uzak ofis olarak da bilinen uzaktan çalışma

eğilimi yükselişe geçerken, beraberinde

siber güvenlikle ilgili çeşitli endişeler

getiriyor. Farklı bir ağ, cihaz, konum

ve uzak çalışmayı kolaylaştıran bulut

hizmetleri şirketlerin karşılaşabileceği

tehdit yüzeyini artırıyor. Çalışanların

şirketlerin korunaklı siber güvenlik yapılarının

dışına çıkması, kritik verilerin

şirketlerin kontrol edemediği ağlarda ve

cihazlarda kullanılması anlamına geliyor.

CIS Bölge Direktörü Levent Turan,

“İşletmeler coğrafi kısıtlamalar olmadan

çalışanlarının emeğinden faydalanmak

istiyorlarsa, mobil iş gücünün getirdiği

avantajlar kadar problemleri de

kabullenmeli ve tedbirleri buna göre almalılar.

Uzak çalışanlara uygun bir güvenlik

yaklaşımı için mobil cihazlarla ilgili

bir politika öncelikli olmalı” şeklinde

konuştu.

iPass’in mobil güvenlik raporu, şirketlerin

yüzde 34’ü mobil çalışanların cihazlarındaki

açıklar yüzünden veri kaybına

uğradığını gösteriyor. Mobil çalışanların

kendi cihazlarıyla şirket ağına ve kaynaklarına

uzaktan eriştiğini belirten

Turan, böylece ofisteki fiziksel ve elektronik

güvenlik katmanlarından uzaklaşıldığının

altını çizdi. Bu tip durumlarda

bağlanılan kablosuz ağların güvenliğinden

emin olmak gerektiği gibi, VPN gibi

araçlarla veri kaçaklarının önüne geçilebiliyor.

Bulutta erişim temelli bir

yaklaşım benimseyin

Mobil çalışanlara sahip işletmeleri bekleyen

bir diğer güvenlik problemi ise bulutta

yaşanıyor. Turan, “Bilişim güvenliği

uzmanları, bulut üzerindeki verilerin güvenliği

için erişim temelli bir yaklaşımı

benimsiyor. Verilere kim, nereden, ne zaman,

nasıl erişiyor ve hangi bilgilere erişiyor

sorularını yanıtlayabilen bir güvenlik

politikası, buluttaki verileri güvende

tutmanızı sağlar” dedi.

Forcepoint, bulut güvenliğini

CASB ile sağlıyor

Turan, Forcepoint çözümleriyle bulut

ortamında güvenliği sağlamanın son

derece kolay olduğunu belirtti ve ekledi:

“Forcepoint Bulut Erişimi Güvenlik Aracısı

(Cloud Access Security Broker) ile

ister özel ister hibrit bulut ortamı kullanın;

sistemin kullanımını otomatik

keşfetmek, riskleri analiz etmek, SaaS

ve üretim uygulamaları için belirli kontrolleri

yaptırmak son derece kolay. Araştırma

şirketi Gartner’ın 2019’un En İyi 10

Güvenlik Projesi listesine aldığı Forcepoint

CASB’nin yanı sıra, Web Security aracımız

da bulut uygulamalarını kontrol

modülü ile bulut işlemlerinin görünürlüğünü

artırıyor ve entegre bir yaklaşımla

kontrol imkânı veriyor.”

4

Kendi cihazını getir (BYOD)

yaklaşımı güvenliği azaltıyor

Gereken güvenlik politikalarının belirlenmesi

ve önlemlerin alınmasıyla

uzaktan çalışanların güvenlik endişesi

olmadan şirketlere katkı sunabileceğini

belirten Forcepoint Türkiye, Rusya,



BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Equifax’ın yaşadığı veri ihlalinde

skandal ihmal!

Kredi derecelendirme şirketi Equifax’ın 2017’de 143 milyon

ABD’li müşteriyi kimlik hırsızlığına maruz bıraktığı

büyük veri ihlali ile ilgili hazırlanan rapora göre şirket,

kredi anlaşmazlıklarını yönetmek için kullandığı bir portala

erişim yetkisi vermek için hem kullanıcı adı hem de

parola olarak “admin” kelimesini kullanmış…

Sektör Market

IT network

Kredi derecelendirme şirketi Equifax’ın

2017’de 143 milyon ABD’li müşteriyi kimlik

hırsızlığına maruz bıraktığı büyük veri

ihlalinin üzerinden 2 yıl geçti ancak hala

tüm zamanların en kötü ihlallerinden

biri olarak kabul ediliyor. İhlal ile ilgili ortaya

çıkan son bulgu ise oldukça çarpıcı.

Hazırlanan rapora göre şirket, kredi anlaşmazlıklarını

yönetmek için kullandığı

bir portala erişim yetkisi vermek için hem

kullanıcı adı hem de parola olarak “admin”

kelimesini kullanmış. Şirket verilerinin

korunmasında hem çok faktörü kimlik

doğrulaması hem de benzersiz zor şifreler

kullanılması gerektiğini belirten Bitdefender

Türkiye Genel Müdürü Barbaros

Akkoyunlu’ya göre, Equifax gibi kritik

birçok veriye sahip olan bir şirketin dahi

basit güvenlik önlemlerini göz ardı etmesi,

insan hatalarından kaynaklanabilecek

güvenlik problemlerinin boyutunu gözler

önüne seriyor.

700 Milyon Dolar Ceza

Kesilmişti

Ülke nüfusunun yaklaşık yarısını etkileyen

ABD tarihinin en büyük siber saldırısında,

dışarıya sızan bilgiler arasında

müşterilerin isimleri, sosyal güvenlik

numaraları, doğum tarihleri ve sürücü

belgelerinin bulunduğu kaydedilmişti.

Temmuz ayında ABD Federal Ticaret

Komisyonu (FTC), Equifax’ın federal ve

eyalet düzenleyicileriyle yaşanan veri ihlali

üzerine anlaşmaya vardığını belirtmiş

ve şirket 700 milyon dolara kadar tazminat

ödemeyi kabul etmişti.

• Hassas verileri şifreleyemedi, düz metin

olarak sakladı ve yetkisiz kullanıcıların

okumasını ve yanlış kullanmasını kolaylaştırdı.

• Web sitesi sunucusunu tehlikeye atan

herhangi bir saldırganın bu kişisel verilere

plaintext ile hemen erişebilmesini sağlayan,

halka açık ve yaygın olarak kullanılan

bir web sitesi aracılığıyla erişilebilen şifrelenmemiş

hassas veriler bıraktı.

• Savunmasız mobil uygulamaları şifreleyemedi,

bu nedenle şifrelenmemiş verileri

internet üzerinden aktarılmasına neden

oldu.

• Verileri şifrelemek için kullandığı şifre

çözme anahtarlarını herkese açık bıraktı.

Ve liste uzayıp devam ediyor ancak belki

de Equifax’daki en büyük problem, kimlik

doğrulama departmanındaydı. Özellikle,

çok faktörlü kimlik doğrulaması yapamadı

ve kredi anlaşmazlıklarını yönetmek

için kullanılan bir portala erişim yetkisi

vermek için hem kullanıcı adı hem de parola

olarak “admin” kullandı. Milyonlarca

kişinin oldukça hassas verilerine sahip bir

şirketin default bir şifreyi kullanmasının

oldukça büyük bir ihmal olduğunu belirten

Barbaros Akkoyunlu, bu tarz verileri

korumak başta olmak üzere şifre gerektiren

tüm kişisel veya kurumsal hesaplarda

rakamlar ile harflerin beraber bulunduğu,

kırılması zor alfa-numerik şifrelerin seçilmesi

gerektiğini, uzun ve karmaşık şifreler

oluşturmakta ve yönetmekte zorluk çekiliyorsa

Bitdefender Password Manager gibi

bir şifre yöneticisi kullanılmasını öneriyor.

Password Manager, parolalarınızı takip etmenizi,

gizliliğinizi korumanızı ve güvenli

bir tarayıcı deneyimi yaşamanızı sağlar.

Kimlik bilgilerinize erişmek için tek bir

ana şifre kullanan Password Manager, şifrelerinizi

güvende tutmanızı kolaylaştırır.

Çevrimiçi etkinlikleriniz için en iyi korumayı

sunan Password Manager, Bitdefender

Safepay ile entegre çalışır ve özel verilerinizin

tehlikeye atılacağı çeşitli yollar

için birleşik bir çözüm sunar.

6

Hem Kullanıcı Adı Hem De Şifre

Olarak “Admin” Kullanılmış!

Equifax’ın suçlandığı diğer başlıklar ise

şöyle:

• Yeterli bir yama yönetimi süreci gerçekleştiremedi,

aynı zamanda siber güvenlik

altyapısındaki bilinen eksiklikleri gideremedi.

• Yama sürecini tüm ağında manuel olarak

uygulamak için tek bir kişiye güvendi.



BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Samsung deneyim inovasyonunu ileriye taşıyor

Sektör Market

IT network

8

Samsung Electronics, Samsung Geliştiriciler

Konferansı’nda (SDC19) Samsung

platformlarının, geliştiricilerin tüketicilere

daha yalın ve daha güçlü deneyimler sunmaları

için sağladığı yeni yolların tanıtımını

yaptı. Samsung Electronics IT &Mobil

İletişim Bölüm Başkanı ve CEO’su DJ

Koh, konu ile ilgili şöyle konuştu: “Dünyanın

en iyi geliştiricileri ve tasarımcılarıyla

çalıştığımız için şanslıyız. Onlarla birlikte

geniş kapsamlı ve güvenli bir cihaz ve servis

ekosistemi yarattık. Gittiğimiz her yerde

pürüzsüz ve kesintisiz bir şekilde yaşanacak

yeni mobil deneyimlerin inovasyon

yaratıcısı olma vizyonumuzu gerçekleştirmeye

devam ediyoruz.”

Geliştiriciler için yeni fırsatlar

yaratılıyor

Samsung bu yılın başlarında Bixby Marketplace’in

lansmanını yapmış, böylece

geliştiricilerin Bixby kapsüllerini milyonlarca

Bixby kullanıcısına sunmalarını sağlayacak

yeni bir yol açmıştı. Geçtiğimiz altı

ay içinde Bixby geliştirici topluluğunun büyüklüğü

ikiye katlandı. 2020’den itibaren

Bixby Marketplace daha da büyüyecek ve

geliştiricilerin daha fazla Samsung cihazına

hizmet sunmalarını mümkün kılacak.

Samsung, SDC19’daki Bixby Geliştiriciler

Stüdyosu’nda daha gelişkin Bixby özelliklerini

tanıttı.

• Yeni Bixby Şablonları, geliştiricilerin sıfırdan

başlamalarını gereksiz kılan, mevcut

formları kullanarak yeni kapsüller yaratmalarını

kolaylaştırıyor.

• Geliştirilmiş Bixby Görüntüleri sayesinde

geliştiriciler akıllı telefonların da ötesinde

televizyonlar, tabletler, akıllı saatler ve

buzdolapları için de standart tasarımlı

kapsüller yaratabilecekler.

• Geliştiriciler artık kapsüllerini Doğal Dil

Kategorisi altında sunabilecekler. Kullanıcılar,

radyo, haber, navigasyon gibi herhangi

bir kategoride Bixby’den yardım istediklerinde,

kapsülün tam adını söylemeseler

bile Bixby onlara daha kolay ve daha hızlı

yardımcı olacak bir kapsülü önerebilecek.

Samsung, geliştiricilerin

hizmetlerini, geniş

kapsamlı, güvenli ve

ağ bağlantılı ekosistemi

üzerinden milyarlarca

cihaza sunmaları

için yarattığı yeni yolları

sergiliyor…

SmartThings üzerinden

yenilikler sunuluyor

Günümüzde çok daha fazla sayıda tüketici,

ağ bağlantılı cihaz ve servislerin günlük

yaşamı ne kadar kolaylaştırdığını görebiliyor.

Samsung, geliştiricilere mevcut cihazlarını

geliştirmeleri ve SmartThings platformu

ile entegrasyonunu sağlamalarına

yardımcı olacak yeni özellikleri tanıttı.

• Yeni Rules API, bireylerin günlük rutinlerini

geniş çeşitlilikte SmartThings cihazları

üzerinden yansıtan daha fazla otomatikleştirilmiş

akıllı ev deneyimleri sunuyor.

• Samsung 2020 başlarında daha çok sayıda

üçüncü parti imalatçının SmartThings

ile uyumlu cihaz üretmelerini mümkün

kılacak SmartThings Device SDK Beta

programının lansmanını yapacak.

Samsung geliştiricilere Samsung ekosistemine

aktif olarak katılma çağrısı yapmaya

devam ediyor ve Best of Galaxy Store

Award, Samsung Mobile Design Competition,

Bixby DevJam ve Samsung Mobile

Security Reward gibi bir dizi teşvik edici

programla geliştiriciler topluluğunu destekliyor.

Çeşitli cihazları kapsayan yeni

deneyimlerle geliştiricilere

ilham veriliyor

Samsung mobil deneyimi, kullanıcıların

onlar için en önemli noktalara odaklanmasını

sağlayacak şekilde daha rafine hale

getirmeye devam ediyor. One UI 2 kullanıcı

ara yüzünü düzenleyerek insanların

hem en doğal şekilde etkileşime geçmesini,

hem de bunu gözlerini yormadan yapmalarını

mümkün kılıyor. Şimdi de gerek

geliştirici gerekse kullanıcı deneyimlerinin

cihazlar arasında uyumluluğunu sağlamak

üzere Samsung One UI 2’nin kullanımını,

akıllı telefonlara ek olarak tabletler,

giyilebilir cihazlar ve katlanabilir cihazlar

da dahil olmak üzere yeni form faktörlerini

kapsayacak şekilde genişletiyor.

Akıllı televizyonlarda yeni

deneyimler

Samsung, mümkün olan en iyi TV izleme

deneyimi sunmak üzere 8K teknolojilerine

yatırım yapmaya devam ediyor. AI

ScaleNet ile Samsung, daha düşük bant

genişliğine sahip ağlarda bile yüksek kalitede

8K videoları oynatmayı mümkün

kılıyor. Samsung ayrıca geliştiricilerin Tizen

işletim sistemi kullanan 100 milyon

akıllı televizyonunda yeni deneyimler

sunmalarını kolaylaştıran yeni araçların

da duyurusunu yaptı.

• Wits geliştiricilerin güncellemelerini neredeyse

anında görebilmelerini sağlayan,

böylece geliştirme süresini kısaltan bir kod

edit’ini otomatik olarak yüklüyor.

• EasyST, içerik playback testini çok daha

kolaylaştırıyor, çünkü geliştiricilerin içeriklerini

tam istedikleri gibi oynattıklarından

emin olmak için kendi test uygulamalarını

yaratmalarına gerek kalmıyor.

• TIFA (Tizen Identifier for Advertising) tüketicilere

reklam yayınlarını sınırlama ya

da herhangi bir reklamı devre dışı bırakma

olanağı sağlıyor.

• Samsung ilk kez Tizen TV OS’u üçüncü

parti TV imalatçıları için de ulaşılabilir

kılıyor.

Her çözüm ve her deneyim için

uçtan uca güvenlik

IoT, Yapay Zeka ve 5G gibi yeni gelişen teknolojiler,

geliştiriciler toplumuna yeni özellikler

ve fırsatlar kazandırıyor. Samsung

için bu, geliştiriciler toplumuna emniyetli

ve güvenilir çözümler sunmak için gerekli

olan araçları ve programları sağlamak

anlamına geliyor.

Samsung ayrıca, gerek geliştiricilerin gerekse

kullanıcıların iç rahatlığı için Samsung

ortaklara ve uygulama geliştiricilere

ileri güvenlik çözümlerini, uygulamaları

ve servisleriyle entegre etme olanağı tanıyan

Knox SDK’yı sunuyor. Güvenilir kimlik

hizmetlerine yönelik güçlü bir temel yaratarak

müşterilere ve devletlere destek olmak

üzere mobil cihazla kullanılabilecek

bir elD geliştirmede Alman devlet kurumları,

özellikle BSI ve sektör oyuncuları ile iş

birliği içinde çalışıyor



BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

TCL PLEX Türkiye’de satışa çıktı

TCL Communication, ekran alanında bilinen uzmanlığını

mobil cihazlara taşıyan ve kendi adını taşıyan ilk

akıllı telefonu TCL PLEX’i Türkiye›de satışa sundu…

Sektör Market

IT network

TCL’in NXTVISION görsel teknolojisi ve

üst düzey görüntü kalitesine sahip ekranıyla

canlı görüntüler elde etmek mümkün

hale geliyor. Süper “düşük ışık” sensörü

ve süper geniş açılı lense sahip üçlü

yapay zekâ kamerasıyla kaliteli görüntüleme

standartları sunan TCL PLEX, ayrıca

akıllı telefonunuzu her zaman en verimli

biçimde kullanabilmeniz için akıcı

ve sezgisel bir arayüz de sağlıyor.

Özel ekran motoru ve

SDR’den HDR’ye gerçek

zamanlı video dönüştürme

özelliği

TCL PLEX ile çekilen görseller TCL NXT-

VISION ile gerçek zamanlı olarak iyileştiriliyor

ve böylece daha parlak renkler

elde ediliyor. 6 eksenli renk iyileştirme

özelliği sayesinde fotoğraflar ve videolar

daha net bir kontrasta sahip oluyor.

Çok daha canlı ekran

TCL PLEX ile kullanıcılar diledikleri

zaman özel ekran motorunu kullanarak

sinema kalitesinde görüntüler elde

edebiliyor. Yüzde 90 ekran-cihaz boyutu

oranına sahip 6.53 inç FHD+ TCL Dotch

ekranlı ön kameraya sahip bu cihaz,

Qualcomm® Snapdragon işlemci kullanıyor.

TCL PLEX ayrıca SDR’den HDR’ye

gerçek zamanlı dönüştürme özelliği

sunarak kullanıcıların HDR kalitesinde

izleme deneyimi yaşamalarını sağlıyor.

sağlıyor. Cihazın 2,9μm büyük pikselli

düşük ışık sensörüne sahip gelişmiş fotoğraf

ve video özellikleriyle kullanıcılar

geceleri de kaliteli görüntüler yakalayabiliyor.

Saniyede 960 kareyle ister gece ister

gündüz koşullarında dolgun renklere

sahip HD süper ağır çekim özelliği, her

saniyeyi 32 kat daha yavaşlatmayı mümkün

kılıyor.

Süper geniş açı

16MP 123° süper geniş açılı kamera özelliği

sunan TCL PLEX, kullanıcılarının

tek bir karede daha fazla içerik yakalayabilmelerini

ve böylece her ortamda

fotoğraflarına daha fazla ayrıntı sığdırabilmelerini

mümkün kılıyor. Akıllı video

kayıt özelliği sayesinde TCL PLEX

otomatik yakınlaştırma yapabiliyor ve

nesnelerin görüntüsünü sabitleyebiliyor.

Cihaz bu özelliğiyle hareketli nesneleri

takip ediyor ve görüntülerini yakalayabiliyor.

Ayrıca dört pikseli görüntü yakalama

esnasında bir araya getiren 4’ü

1 arada büyük piksel teknolojisine sahip

24 MP ön kamerası sayesinde çok daha

net görüntülerle selfie çekebilmek mümkün

hale geliyor.

Akıcı arayüz ve kullanıcı

dostu tasarım

Akıcı TCL arayüzüyle kullanıcı dostu bir

akıllı telefon olan TCL PLEX, dosyalar

arasında kolayca arama yapabilme, işlevsel

ve kaydırmalı görüntü silme özellikleriyle

geliyor. Cihazda ayrıca kullanım

alışkanlıklarına uyum sağlayan “Smart

Panel” de bulunuyor. Bu özellikle kullanıcılar

akıllı telefonlarını istedikleri şekilde

kişiselleştirebiliyor. Qualcomm’un

hızlı şarj özelliğini destekleyen TCL

PLEX’in bataryasının yarısı 32 dakika

içinde şarj edilebiliyor.

Sorunsuz bağlantı

Kullanıcılar bu cihazla TCL yapay zekâ

ve nesnelerin interneti ekosisteminden

de faydalanabiliyor. Örneğin, TCL PLEX

kullanıcıları evrensel uzaktan kumanda

ve akıllı televizyon asistanı uygulaması

olan TCast ile tam entegrasyon sayesinde

seçili TCL akıllı televizyonları kontrol

edebiliyor.

Genişleyen ses deneyimi

TCL PLEX ile kullanıcılar bluetooth deneyimini

güçlendirmek üzere dört adede

kadar bluetooth hoparlöre bağlanabiliyor

ya da dört bluetooth kulaklıkla

eşleştirme yapabiliyor. TCL PLEX, 3D

holografik yüzeye sahip ince tasarımıyla

geliyor. TCL PLEX, parlak opal beyaz-obsidyen

siyah renkleri ve kompakt tasarımıyla

öne çıkıyor.

Ulaşılabilirlik

TCL PLEX, obsidyen siyah ve opal beyaz

renk seçenekleriyle 3499 TL’den (önerilen

satış fiyatı) satışa sunuluyor.

Uyarlanabilir renk ve parlaklık

TCL PLEX, göz yorgunluğuna karşı koruma

sağlıyor ve “Uyarlanabilir Ton”,

“Okuma Modu” ve “Göz Konforu Modu”

ile sürekli olarak en iyi ekran netliğini

sunuyor.

10

Düşük ışıkta dahi kaliteli

çekim özelliği

Üçlü kamerayla donatılan TCL PLEX, 4K

kayıt özelliğine sahip 48MP ultra yüksek

çözünürlüklü Sony sensörlü yapay zekâ

kamerasıyla kullanıcılarının profesyonel

bir fotoğrafçı gibi çekim yapabilmelerini

ve daha fazla ayrıntı yakalayabilmelerini



Bize öncelikle kökleri çeyrek asra dayanan EAE

Elektrik’ten bahseder misiniz?

Serdar Goralı: EAE Elektrik 1973 yılında başlayan serüvenine bugün bünyesinde

birçok şirketi bulunduran EAE Grup olarak devam ediyor. Bir elektrik

malzemeleri firması olarak kurulan şirketin ana işi busbar üretimi. Bugün Avrupa’nın

en büyük busbar üreticilerinden birisi konumunda bulunurken, dünyada

da ilk beş üreticiden biri olarak yer almaktadır. EAE Elektrik, EAE Grup

Şirketleri içerisindeki ana şirket olarak en fazla ciroya sahip şirket. Grubun diğer

firmaları ise EAE Aydınlatma, 2004 yılında kurulan EAE Elektroteknik, endüstride

dünyanın önde gelen imalatçıları arasında yer alan EAE Teknoloji Elektronik,

2009 yılında kurulan; sıra dışı donanım ve yazılım ürünleri geliştirmek ve

bina yönetim sistemleri alanında komple sistem çözümleri sunmak amacıyla

kurulan EAE Teknoloji, 1996 yılında kurulan ve faaliyet alanı yassı çelik pres

otomasyon ve roll form sistemleri olan EAE Makine, 2007 yılında kurulan ve

EAE Grubun tüm ürünlerini İtalyan müşterilere ilk elden ulaştırarak, yerinde

teknik ve ticari her türlü desteği verip EAE Grubun en önemli hedefi olan tam

müşteri memnuniyeti ilkesini hedefleyen EAE ITALIA Srl, 2013 yılında faaliyete

başlayan ve 2015 yılında da busbar imalatına başlayan, Aleksandrov’da Kablo

Kanalı ve Askı Sistemleri ve Endüstriyel Aydınlatma Armatürleri üretimi yapan

EAE Rusya fabrikamız, 2019 yılında da EAE Germany GmbH firmamız olarak

grup şirketlerimizle hizmet sunuyoruz. EAE Germany ile, EAE Grup şirketlerinin

tüm ürünlerini Almanya’da bulunan müşterilerine ilk elden ulaştırarak,

aynı zamanda yerinde teknik destek sunarak EAE kalitesini müşterilerimizle

buluşturuyoruz.

Serdar Goralı

EAE Elektrik Veri Merkezleri İş Grubu Yöneticisi

EAE, UptimeInstitute ve

Flexenclosure işbirliği ile

gerçekleştirilen EAE Teknoloji

Günleri Veri Merkezi Etkinliğinin

ikincisi İstanbul’da Kozyatağı

Hilton Otel’inde 24 Ekim tarihinde

gerçekleştirildi. İlkin

Ankara’da gerçekleştirilen etkinliğin

ikinci ayağı olan İstanbul’da

Veri Merkezi çözümleri

ve Bilişim Sektörünün Geleceği

tartışıldı. IT Network olarak

yerinde takip ettiğimiz etkinliğin

ardından EAE Elektrik Veri

Merkezleri İş Grubu Yöneticisi

Serdar Goralı ve EAE Elektrik

CDCDP KabinPLUS Satış ve

Operasyon Müdürü Üzeyir Kaluk

ile hem etkinlik hem de genel

olarak EAE Elektrik üzerine

söyleşide bulunduk.

4 yıldır odağımız Rack Kabinet

Üzeyir Kaluk: EAE Elektroteknik firmamız ile son 4 yıldır veri merkezleri için

rack kabinet üretmeye başladık ve bu konuda da hızlıca yol aldık. Bugün Türkiye

geneline baktığımızda özellikle kritik altyapı tasarımına sahip projelerde

bizim kabinetlerimizin kullandığını söyleyebilirim. Dünya pazarındaki çok

önemli rakiplerle de rekabet edebilecek konumda bulunuyoruz.

EAE Makine firmamızla kendimize ait tasarımlarla sac işleme makineleri seri

üretim parkurlarımızı genişlettik. Adı geçmişken EAE Makine bugün üretiminin

yüzde 30’unu iç müşterilerine karşılarken yüzde 70’ini dış müşterilere

gerçekleştiriyor. Dilovası’nda yeni kampüsümüz bulunuyor. Tüm fabrikalarımız

İstanbul’da bulunurken, Türkiye dışında sadece Rusya’da fabrikamız bulunuyor.

Yeni busbar fabrikamızı da 90 bin metrekare kapalı alan kapasitesiyle

Dilovası’na kurduk. Bugünkü haliyle dünyanın en büyük busbar fabrikalarından

birisi. Dünyada çok büyük rakiplerimiz var, ancak onların ana işleri busbar

değil; bizim ise ana işimiz busbar olduğu için bu noktada oldukça gelişmiş durumdayız.

Aydınlatma ve Elektroteknik fabrikalarımızın da yenisini Dilovası’nda

açmış bulunuyoruz. Türkiye’nin en büyük Leed Gold sertifikalı kablo kanalı

tesisimizi de orada faaliyete geçirdik. Bu tesisimizde yağmur suyunu biriktirip

üretimde kullanıyoruz. Tesis içerisinde bulunan bir panel duvarında suyu ısıtıp,

soğuk iklim şartlarında içeriyi ısıtmada yararlanıyoruz. Son olarak da yakın

bir zamanda Amerika’nın Atlanta eyaletinde Amerikan pazarına yönelik

satış pazarlama firması kurduk. Ayrıca Avusturalya’da da bir irtibat ofisimiz

bulunuyor. Bugün itibariyle Çin hariç dünyanın her tarafına ulaşabildiğimizi

söyleyebilirim. Bugün EAE olarak 106 ülkeye ihracat yapar bir konumda bulunuyoruz.

Partnerlerimiz üzerinden satış gerçekleştirirken, bugün çok ciddi

bir satış ağına sahip durumdayız. Bir aile şirketi olan EAE yüzde 100 bir Türk

mühendislik firmasıdır.

İlki Ankara’da yapılan ve büyük ilgi gören EAE

Teknoloji Günleri’nin ikincisini yapıyorsunuz.

Bize biraz içerikten ve etkinliğin detaylarından

bahseder misiniz?

Serdar Goralı: Bizim üretimimiz olan EAE Busbar ürünleri bugün enerji dağıtımı

gereken hemen hemen tüm endüstrilerde kabloya alternatif olarak kullanılmaktadır.

Çünkü busbarlar çok daha sağlam ve uzun ömürlü olmalarının

yanında birçok avantaja sahip ürünler. İlk akla gelen örnek olarak ticari binaları

verebilirim. Bu örneği daha derinleştirirsek Dubai’de bulunan birçok binada

EAE kullanıldığını söylemeliyim. Londra’daki havaalanları ve Londra metro-


sunda EAE kullanılmıştır. Moskova’da birçok noktada EAE yer almıştır.

Örneklemelerden de anlaşıldığı gibi birçok endüstride ürünlerimiz

ile yer alıyoruz.

Ancak bunun yanı sıra özellikle bazı sektörlere odaklanmanız gerekiyor.

Biz bir proje firmasıyız. Biz komple bir sistem çözümü, bir

enerji altyapısı sunuyoruz. Bundan dolayı belirli pazarlara odaklanmak

gerekiyor. Bugün odaklandığımız pazarlardan birisi Oil & Gas.

Oil & Gas sektörüne özellikle kablo kanalları ve merdivenleri satıyoruz.

Rusya’da eksi 70 derecede özelliğini yitirmeyen özel kablo tavası

üretiyoruz. Bir diğer odağımız ise veri merkezleri. Biz elektrik firması

olmamızın yanında son 12 senedir dünyanın önde gelen 200’ün üzerinde

veri merkezine busbar satışı gerçekleştirdik. Pazar hızlı büyümesini

sürdürdüğünden tarafımıza gelen talepler de artarak devam

ediyor. Veri son derece hızlı bir şekilde arttığından bizlerde bu pazara

yönelik farkı çözümler sunmaya devam ediyoruz. Bu gelişmeler bizim

de EAE olarak veri merkezlerine odaklanmamızı sağladı. Bugünkü

etkinliğimizin bir konusu da edge yani uç birimlerdeki veri merkezleriydi

Uzunca bir süredir veri merkezleri bizim öncelik verdiğimiz konulardan

birisi oldu. Şu anda Veri Merkezi İş Birimimiz ile tamamen

Veri Sektörüne odaklı çalışmaktayız. Diğer taraftan benzeri şekilde

sağlık sektörüne de. Veri merkezleri dünyadaki elektrik tüketiminin

yüzde 6’sını kullanırken, 2025 yılında bu rakamın yüzde 9 seviyesine

çıkacağı öngörülüyor. Bundan dolayı veri merkezlerindeki enerji verimliliği

son derece önem taşıyor. Veri merkezlerinin enerji verimliliğine

ne kadar katkı sağlarsanız o kadar ön plana çıkıyorsunuz.

Üzeyir Kaluk: Öncelikle neden bu tarz etkinlikleri düzenlemeye başladığımız

sorusuna cevap vermek istiyorum. Bunun en önemli nedeni

katılımcılara çok daha rahat ulaşabiliyorsunuz. Fuar gibi etkinliklerde

gelen ziyaretçilerinizle bu kadar ileri boyutta etkileşimde bulunamıyorsunuz.

Ya da ürününüzü tam anlamıyla anlatma şansını yakalayamıyorsunuz.

Birebir ziyaretlerde ise herkesle aynı anda bulunma

imkânınız olmuyor. Bu tarz etkinliklerde hem daha sıcak bir ortamda

hem de daha yakın ilişkiler kurarak tüm paydaşlarınızla sinerji oluşturma

imkanı buluyorsunuz. Diğer taraftan da firmanızın işine ne

kadar önem verdiğini, müşterilerine verdiği değeri karşı tarafa yansıtma

imkânınız oluyor. Tüm katılımcılarla daha sıcak ve samimi sohbetler

yaparak işin daha da derinliklerine ulaşma imkânınız oluyor.

Böyle bir etkinliği tek başınıza yapabilmeniz için hem ürün gücü, hem

ürün çeşitliliği ile bilgi ve tecrübe birikimine ihtiyacınız var. Sahneye

çıktığınızda doğru, hızlı ve etkili bilgi vererek katılımcıları dolu dolu

etkinlikten göndermek çok önemli. Biz burada misafirlerimize kabinet

ve kapama çözümlerimizin farklılıklarını, busbarımızın neden bu

kadar özel olduğunu, kablo tavamızın niye bu kadar çok tercih edildiği

gibi her özelliği arkasını doldurarak anlatıyoruz. Bunun da gerçekleştirmiş

olduğumuz önemli Ar-Ge yatırımlarından kaynaklandığını,

sürekli araştırma ve geliştirme içerisinde olmamızdan dolayı olduğunu

söyleyebilirim.

Veri merkezi bileşenleri adına sunduğunuz

çözümlerinizden bahseder misiniz?

Serdar Goralı: Öncelikle veri merkezlerine sağladığımız busbar

ürünlerimizden bahsedebilirim. Çok güvenilir olan ürünlerimizi

bugüne kadar 200’ün üzerinde veri merkezine satmamıza rağmen

tek bir şikayet almadık. Çünkü bizim busbar tasarımımızın çok özel

olduğunu söyleyebilirim. Bize özel olan bu tasarım sayesinde ürünümüz

ömrü çok uzun ve güvenilir olarak ön plana çıkıyor. Biz ürünün

tüm kritik proseslerini hep kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz.

Ürünün tasarımından üretim noktasına kadar her aşamasına hakim

olduğumuz için kalitemizi de ürünlerimize yansıtabiliyoruz.

Diğer taraftan busbarlarda ek kısımları çok önemlidir ve ilk sıkıntı

oradan çıkar. Bizim eklerimizde çok özel olduğu için busbar sistemlerinde

normalde ilk ısınan ve en sıcak olan yer ek noktaları olurken,

bizim busbarlarımızın işletmede en soğuk kısımları ek noktaları oluyor.

Bu da ayrıca karşı tarafa güven telkin etmektedir. Biz busbarlarımızın

hem izolasyonunu hem de eklerini, yani her noktasında teknolojiyi

kullanıyoruz. Busbar konusunda dünya pazarlarında önde gelen

üreticilerden biri olduğumuzu düşünüyoruz; çünkü biz bu konuda

tutkulu bir şekilde çalışıyoruz. Her yıl, gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge

çalışmaları sonrasında yeni ürünler çıkartıyoruz. Dışarıdan bağımsız

bir şekilde bedeli karşılılığı testlerinizi yaptırabileceğiniz önemli

bir laboratuvarımız bulunuyor. Dolayısıyla ürünlerimizi, tasarım ve

üretim aşamalarında tamamen test edebilme yetkinliğine sahibiz.

Laboratuvarımız uluslararası laboratuvarlar tarafından akreditedir

(onaylıdır)

Son derece güvenilir, uzun ömürlü, problemsiz ve çok özel tasarımlara

sahip bir ürün sunuyoruz. İstenilen tercihlere göre de ürünlerimizi

özelleştirebiliyoruz. Bizim büyük müşterilerimiz ürünümüzle

ilgili iki noktaya çok dikkat ediyorlar; birincisi ürününün ne kadar

güvenilir olduğu ikincisi de üretim kapasitesi. Biz bu iki noktada da

müşterilerimizin isteklerine cevap verebiliyoruz. İstenilen adetlerde

ve istenilen zamanda teslimat yapabiliyoruz. Bu özelliklerimizle de

hem ulus hem de uluslararası pazarlarda rekabetçi

ve tercih edilebilir oluyoruz.

Üzeyir Kaluk: Ben konuşmamda bugün EAE’nin

Alman üretim kültürüne sahip bir firma olduğunu

söyledim. Kalite ve uzun ömürlü ürün en önemli

düsturlarımızdandır. Ürettiğimiz ürünlerin her

zaman arkasındayız ama sorun çıkamaması için

de gerekli önemi gösteriyoruz. EAE olarak tüm

üretimimiz her zaman üst seviyede ürünlerden

oluşur. Rack kabinet üretimine başlamamız 4 sene

gibi bir zaman olmasına rağmen bugün ürün kalitemiz

ve çeşitliliğimizle Avrupa ve Amerika’daki

üreticilerle rekabet edebilecek durumdayız. 4 yıl

içerisinde uzun yıllardır bu sektörde üretim yapan

rakiplerimizin önüne geçtiğimizi söyleyebilirim.

Bu süre içerisinde yapmış olduğumuz projeler ile

ürünlerimizi geliştirdik ve global markalarla rekabet

edecek konuma geldik. Bir kabinet üreticisi

olarak sadece 19 inç kabinet tarafında 6 Ar-Ge personelimiz

bulunuyor. Diğer ürünlerimizin Ar-Ge

personelleri de ayrı. Ürünlerimizde kullandığımız

malzemeler, ürün kalitesi ve ürünlerimizle sunduğumuz

çeşitlilikle rakiplerimizden farklılaşıyoruz.

Yapmış olduğumuz bu tarz etkinliklerle elde etmiş

olduğumuz birikimlerimizi sektör ile paylaşmak

ve sektör standartlarını yükseltmek istiyoruz.

Mottomuz yaptığımız işte her zaman en iyisini

yapmak ve en iyisi olmak.

Bugün itibariyle 2020 yılında çok farklı ürünlerle

kataloğumuzu hazırlamış bulunuyoruz. EAE olarak

yeni ürün çeşitliliğimiz ve kalitemiz ile sektöre

çok farklılık getireceğimize inanıyoruz. Bizim

genel müdürümüz başta olmak üzere ekip olarak

Ar-Ge’ye çok önem veriyoruz. Satış müdürü olarak

üretimin her safhasını takip ediyor ve bunu sahada

en iyi şekilde uygulamaya çalışıyoruz.

2019 yılını yapmış olduğunuz

projeler ve hedefleriniz doğrultusunda

değerlendirir misiniz?

Üzeyir Kaluk: Türkiye pazarında son 4 yıldır veri merkezinde yer

aldığımız için hızlı büyümemizi sürdürüyoruz. Ancak bu noktada

referanslar çok önemli. Yurt içinde çok fazla referansımız varken;

yurt dışında da bu sayıyı artırmayı hedefliyoruz. Bir Türk firmasının

yaşayacağı zorluklara karşılık bizim EAE olarak yıllara dayanan busbar

bilinirliliğimiz yurt dışı projelerimizdeki artımız oluyor. Bundan

dolayı rahatlıkla bir yurt dışı projesinde global rakiplerimizin yanında

konumlanabiliyoruz. EAE’nin hem yerli hem de global gücü sayesinde

önümüzdeki dönemde hem yurt içi hem de yurt dışı projelerinde

önemli başarılar elde edeceğimize inanıyoruz.

Son olarak eklemek istediklerinizi alabilir

miyiz?

Serdar Goralı: EAE olarak ülkemizde ve globaldeki marka bilinirliliğimiz

ve özellikle son 4 yıldır veri merkezi tarafında yeni geliştirdiğimiz

busbar ve rack kabinet ürünlerimiz ile önümüzdeki dönemde

yurt içi ve yurtdışında pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz.

Üzeyir Kaluk

EAE Elektrik CDCDP KabinPLUS

Satış ve Operasyon Müdürü


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Bosch cihazları, elektrikli araçlar kazaya

karıştığında elektrik kaçağını önlüyor

Bosch yongaları, bir çarpışma sırasında elektrikli araçların

bataryalarına bağlı küçük patlayıcı yükleri kontrol

ediyor ve güç kaynağını izole ediyor. Bosch’un yarı

iletken yongaları; otomobildeki kişiler, kurtarma ekipleri

ve ilk müdahale ekipleri için daha fazla emniyet

sağlarken aynı zamanda hava yastıklarının da güvenilir

bir biçimde açılmasını sağlıyor…

Sektör Market

IT network

Yollarda elektrikli otomobillerin sayısı

arttıkça, bir çarpışma durumunda ne yapılması

gerektiği konusunda sürücüler

kararsız kalıyor. Kurtarma ekipleri için

de elektrikli motorların getirdiği yeni

zorluklar söz konusu oluyor.

Oysa diğer araçlarda olduğu gibi elektrikli

araçlar da bu gibi olaylara karşı güvenlik

özellikleriyle donatılıyor. Örneğin,

Bosch’un yarı iletkenleri bir kaza sırasında

elektrik çarpması riskini önlemeye

yardımcı oluyor. Özel olarak tasarlanan

yongalar, bir saniyeden çok daha kısa

bir sürede aracın güç devrelerini kapatıyor.

Bu, kurtarma ekiplerinin anında

çalışmaya başlamasına imkân veriyor,

ilk müdahale ekiplerinin ve araçta bulunan

kişilerin güvende olmasını sağlıyor.

Bosch Otomotiv Elektroniği Bölümü

İcra Kurulu Üyesi Jens Fabrowsky, “Yarı

iletken teknolojimiz, hibrit ve elektrikli

araçların emniyetinde hayati bir rol oynuyor”

dedi.

Bosch, bir çarpışma durumunda batarya

bağlantısının güvenli bir şekilde kesilmesini

sağlamak üzere araç üreticilerinin

özel sistemleriyle birlikte çalışan yarı

iletken yongalar sunuyor. Almanya İtfaiyeciler

Derneği (DFV) Başkan Yardımcısı

Karl- Heinz Knorr, “Karayollarında

kazaya karışabilecek elektrikli araç sayısındaki

artış dikkate alındığında, kazazedelere

mümkün olduğunca hızlı ve

güvenli bir şekilde yardım etme ve onları

kurtarma görevimizi yerine getirebilmek

için bu sistemler son derece önemlidir”

diye konuştu.

rak kesilmesini sağlıyor ve böylece kaza

yerinde bulunan hiç kimse, akım taşıyan

bileşenlerle temas etmiyor.

Yarı iletken cihazlar, bir piroteknik emniyet

şalteri sisteminin veya diğer adıyla

fişekleme sigortasının bir parçasıdır. Bu

sistemler, küçük patlayıcı yükler aracılığıyla

yüksek gerilimli bataryanın tüm

kablo bağlantı bölümlerini patlatır ve

böylece gücün dolaşımı hızlı ve etkin

bir şekilde kapatılır. Bosch yarı iletkenleri,

bu sistemlerde önemli bir rol oynar.

Örneğin, hava yastığı sensörleri bir çarpışma

algıladığında, on milimetreden

büyük olmayan ve sadece birkaç gram

ağırlığındaki küçük cihazlar, fişekleme

sigortasını tetikler. Bu tetikleme neticesinde,

batarya ünitesi ve güç elektroniği

arasındaki yüksek voltajlı kabloyu ayıran

küçük patlamalar başlar. Akımın bu

şekilde kesilmesiyle, elektrik çarpması

veya yangın riski ortadan kaldırılır.

Birkaç milimetrekarelik silikon

üzerindeki karmaşık devreler

Fişekleme sigortası sisteminde kullanılan

CG912 entegre hava yastığı sistemi,

uygulamaya özel entegre devre veya

bir diğer adıyla ASIC’tir. Bu durumda

özel uygulama, otomotiv emniyetidir.

Fabrowsky, “Artık bir tırnaktan daha

küçük olan, ama buna rağmen milyonlarca

transistör içeren ASIC’lerimiz, bir

saniyeden daha kısa bir sürede emniyet

işlevlerini güvenilir bir şekilde etkinleştirmek

için özel olarak tasarlanmıştır”

ifadelerini kullandı.

Bosch tarafından hava yastıklarının serbest

bırakılmasını tetiklemek için geliştirilen

CG912, milyonlarca kez güvenilir

bir şekilde çalıştı. Modern araçlar, sadece

hava yastıkları ve emniyet kemeri germe

tertibatı gibi emniyet özellikleri için

değil, aynı zamanda hız sabitleme sistemi,

mesafe sensörleri, uzun far destek

sistemi, şeritte kalma desteği, yağmur

sensörleri ve sürücü yorgunluk algılama

sistemi gibi emniyet özelliklerini kontrol

etmek amacıyla düzinelerce entegre devreye

sahip bulunuyor. Fabrowsky bunu,

“Günümüzde, yonga kullanımını gerektirmeyen

bir otomotiv mühendisliği alanı

neredeyse bulunmamaktadır” diyerek

yorumladı.

14

Kontrollü patlamalar,

kabloları izole ediyor

Birçok insan, bataryadaki akımın bir

hibrit veya tamamen elektrikli otomobilin

metal gövdesine sızabileceği düşüncesiyle

bir kaza neticesinde hasar gören

kablolardan endişe ediyor. Neticede bu

bataryalar 400 ila 800 voltluk bir gerilim

sağlamak üzere tasarlanıyor. Bosch’un

yarı iletken yongaları, yüksek voltajlı

bataryanın bağlantısının otomatik ola-


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Hızlı ve kaliteli baskının

en pratik yolu: Kompakt

imageFORMULA

DR-S150

Canon tarafından tanıtılan yeni yazıcı

imageFORMULA DR-S150 hızlı ve

kompakt yapısıyla, ofisin herhangi bir

yerinde bilgisayarlı veya bilgisayarsız,

USB’li, kablolu veya kablosuz şekilde

kullanılabiliyor. Çok yönlü özelliğiyle

imageFORMULA DR-S150, PVC kaplı

kimlik kartlarından pasaporta kadar

birçok belgeyi güvenli bir şekilde taramanın

en pratik yolunu sunuyor…

Canon’un ilk masaüstü tarayıcısı olan imageFORMULA DR- 150, her yere

sığabilecek ergonomik boyutlarıyla gerek USB gerekse kablolu veya kablosuz

ağ bağlantısı üzerinden kullanım kolaylığı sunarak yüksek kalite

taramalar almanızı sağlıyor. Renkli, dokunmatik LCD ekranı ile tarama

işlemini kolaylaştırarak, kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini sağlıyor.

Üstün performans

60 sayfaya kadar hacimleri işlemden geçirebilen imageFORMULA DR-

150, ultra ince kağıtlar, plastik kimlikler, kabartmalı kartlar ve 4 mm kalınlığındaki

pasaportlar dahil olmak üzere farklı birçok dokümanı kolaylıkla

tarayabiliyor.

Tek bir dokunuşla dakikada 90 tarama

Önceden yapılandırılmış işleri kullanarak tek bir dokunuşla herhangi

bir bilgisayar bağlantısı olmadan görüntülerin doğrudan taramasını

alabilme özelliği sunan imageFORMULA DR- S150, özel DR görüntü işlemcisi

sayesinde dakikada 90 görüntüyü tarayabiliyor.

Canon Europe Avrupa Ürün Müdürü Tim Brosnihan kullanıcılarına esneklik

ve pratiklik sunan yeni yazıcılarıyla ilgili olarak “Yeni imageFOR-

MULA DR-S150’yi güvenilir ve esnek bir ürün olması için ürettik. Bu cihaz,

ev ofislerde, küçük ya da büyük bir ofiste ortak paylaşımlı cihaz olarak ya

da finans alanında hizmet veren firmaların ofislerinde kolaylıkla kullanılabiliyor.

İş akışlarının iyileştirilmesini sağlamak üzere tasarladığımız

yeni ürünümüz, az yer kaplaması, PUSH tarama işlevi, pasaport ve kimlik

kartı gibi zorlu dokümanları kolaylıkla tarama becerisiyle benzersiz bir

seçenek sunuyor” diyor.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

“Hayallerimiz gerçekleşti, artık hedef milyar

dolar değerinde şirketler ortaya çıkarmak”

mevcut bilgi birikimiyle birleşerek, çok

kısa sürede, hatta gelecek 3 ay içinde

yatırıma dönüşeceğine, sektörün ciddi

bir ivme kazanacağına ve 2023 yılı

sonunda birden fazla milyar doların

üzerinde değerlemeye sahip ödeme ve

elektronik para kuruluşuna kavuşacağımıza

inancımız tamdır.”

Sektör Market

IT network

16

Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme

Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları hakkında

kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair

kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından

kabul edildi. Bu önemli gelişmeyi değerlendiren Ödeme

ve Elektronik Para Derneği (ÖDED) Başkanı Burhan Eliaçık,

Türkiye ödeme hizmetleri için artık yeni bir dönemin

başladığını vurguladı…

6493 sayılı ödeme hizmetlerinin amaç,

rol ve sorumluluğunu tanımlayan kanunda

yapılan değişiklikler, Türkiye’de

fintech’lerin önünü açacak. Bu gelişmeyle

birlikte BDDK’nın Kanun kapsamında

görev ve yetkilerinin Merkez

Bankası’na devredileceğini, Türkiye

Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları

Birliği’nin kurulacağını ve ödeme hizmetleriyle

ilgili yenilikçi rollerin hayatımıza

gireceğini vurgulayan Ödeme

ve Elektronik Para Derneği Başkanı

Burhan Eliaçık, “Hayallerimiz gerçekleşti.

Artık hedef ülkemize yatırım çekmek

ve milyar dolar değerinde şirketler

ortaya çıkarmak. Sektörümüzün ciddi

bir ivme kazanacağına ve 2023 sonunda

birden fazla milyar doların üzerinde

değerlemeye sahip ödeme ve elektronik

para kuruluşuna kavuşacağımıza

inancımız tamdır” dedi.

“Merkez Bankası çatısı

altında toplanıyor”

6493 sayılı ödeme hizmetlerinin amaç,

rol ve sorumluluğunu tanımlayan Kanunda

yapılan değişikliklerle birlikte

ödemeler alanına ilişkin olarak Bankacılık

Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na

(BDDK) ait yetkilerin kanundaki

bütünlüğü sağlamak üzere Türkiye

Cumhuriyeti Merkez Bankası’na devredildiğini

ifade eden Eliaçık, “Böylece

Merkez Bankası ile BDDK arasında

oluşturulan ikili düzenleme ve kontrol

mekanizması değiştirilerek görev ve

yetkiler tek çatı altında toplanacak”

diye konuştu.

“3 ay içinde yatırıma

dönüşecek”

2019 yılında yasalaşan 11. Kalkınma

Planı’nda belirtilen hedeflerin önemli

bir kısmının yıl sona ermeden hızla hayata

geçirildiğinin altını çizen Eliaçık,

“Hayallerimiz gerçekleşti. Bu gelişme,

ödeme hizmetleri sektörü açısından

son derece büyük bir mutluluk ve gurur

kaynağı” diye konuştu. Bu yasayla

birlikte uluslararası düzenlemeler

ve standartlarla uyumu yakalayarak

yenilikçi ve düşük maliyetli ürün ve

hizmetlerin yaygınlaştığı bir ödemeler

ekosistemine doğru hızla yol alacağımızı

ifade eden Burhan Eliaçık, şöyle

konuştu: “Uluslararası benzer uygulamaların

süratle hayatımıza girdiği ve

bu sayede finansal erişimin tabana yayıldığı

bir dönem başlayacak. Bu gelişmelerin

ülkemiz ödeme hizmetlerinin

“Kuruluşlar mevcut finansal

sisteme tam entegre

olacak”

Ödeme ve elektronik para

kuruluşlarının mesleki faaliyetlerinin

kolaylaştırılması ve sistemin daha

sağlıklı işlemesi amacıyla her fırsatta

önemini vurguladıkları birlik

talebinin de bu değişikliklerle birlikte

gerçekleştiğini söyleyen Burhan Eliaçık,

“Bu karar doğrultusunda, sektörümüzün

uzun süredir beklediği Türkiye

Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları

Birliği’ne kavuşmuş oluyoruz. Bu

önemli adım sayesinde kuruluşların

mevcut finansal sisteme tam entegrasyonu

sağlanabilecek” dedi.

“PSD2’ye uyum sağlanacak

ve açık bankacılık

faaliyetleri geliştirilebilecek”

Yeni düzenlemeyle bireyler ve kurumlar

için hayatı kolaylaştıracak ödeme

çözümlerinin de hayata geçirileceğini

ifade eden Eliaçık, “Ödeme hizmeti

başlatma ve hesap bilgisi sağlama faaliyetleri

olarak tanımlanan yetkilerle,

kullanıcıların onayıyla ödeme hesabına

ilişkin bilgilerin çevrimiçi platformlarda

konsolide sunulması ve başka bir

ödeme hizmeti sağlayıcısındaki ödeme

hesabıyla ilgili ödeme başlatılabilmesi

mümkün olacak. Böylece kullanıcıların

bir uygulama içinde bakiye sorgulayabilmesini

ve bu bakiyeyi transfer

edebilmesini mümkün kılan uygulamalar

hayatımıza girecek. Bu sayede

sektörün heyecanla beklediği Avrupa

Birliği’nin ‘Payment Services Directive

2’ düzenlemesi ile uyum sağlanacak

ve açık bankacılık uygulamaları Merkez

Bankası’nın belirleyeceği usul ve

esaslar çerçevesinde geliştirilebilecek.

Bu vesileyle tüm süreçte sektörümüze

desteklerini esirgemeyen T.C Hazine ve

Maliye Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti

Merkez Bankası ve Bankacılık Düzenleme

ve Denetleme Kurumu’na sonsuz

teşekkür ediyoruz” diye konuştu.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Epson’dan ultra kısa

mesafeli yeni 4K:

EH-LS500

Şık tasarım, 4K PRO-UHD lazer görüntü

kalitesi ve ultra kısa mesafe gösterim

teknolojisiyle alan rahatlığı Epson’un

yeni projektör modeli EH-LS500’de birleşiyor…

Epson, ürün yelpazesini genişletmeye devam ediyor. Görüntü kalitesi kadar

şık tasarımıyla da dikkat çeken EH-LS500, beyaz (EH-LS500W) ve siyah (EH-

LS500B) renk alternatifleriyle Türkiye’de satışta.

Lazer görüntü kalitesini uygun bir bütçeyle sunmakla da iddialı olan model en

yakın mesafe konumunda 130 inçlik büyük ekran keyfini evlere taşıyor.

Parlaklığıyla iddialı, maksimum renk deneyimi sunan yeni EH-LS500; aynı zamanda

‘Ayrıntı Zenginleştirme’ teknolojisine de sahip. Belirgin gölge ayrıntılarını

ve derin siyahları 2.500.000:1 kontrast oranıyla sunan model, ayarlanabilir

HDR ayarları ile daha fazla çok yönlülük sağlıyor.

Kolay kurulumu ve çift renk alternatifiyle Epson EH-LS500; üç HDMI girişi, iki

dahili 10w hoparlör ve ön tarafta akış cihazını saklamak için gizli bir bölmeye

sahip. Projeksiyonu, birlikte verilen uzaktan kumanda veya iProjection uygulamasıyla

kontrol edebilirsiniz.

Temel Özellikler:

4K PRO-UHD ultra kısa mesafeli lazer: 4K içerik izleyin ve bu şık modeli görüntüleme

alanının önüne koyun

Filmler, kutu setler ve oyunlar: İzlediğiniz içeriğe uygun olması için görüntünün

büyüklüğünü 65 - 130 inç arasında ayarlayın

Kolay kullanım: Üç HDMI girişi ve akış cihazı için alan

Parlak renkler: Eşit derecede yüksek Beyaz ve Renkli Işık Çıkışı (CLO)

10 yıl boyunca her gün bir film izleyin: Ekonomik modda 20.000 saatlik uzun

bir ömre sahip lazer ışık kaynağı

Tavsiye edilen perakende satış fiyatı: 16.990 TL (KDV dahil)


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

“Türkiye fiber optik ağını

5 milyon km’ye çıkarmalı”

“Dijital Yönetim ve Kırılma” Konferansı’nda konuşan

Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi, eski Ekonomi

Bakanı Işın Çelebi, Türkiye’nin fiber optik altyapı

uzunluğunu 5 milyon km’ye çıkarması gerektiğini belirterek

bunun için 50 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç

olduğunu belirtti…

Sektör Market

IT network

18

Altınbaş Üniversitesi, Türkiye Bilişim

Vakfı ve Çelebi Danışmanlık tarafından

düzenlenen “Dijital Yönetim ve

Kırılma” Konferansı’nda Türkiye’nin

dijitalleşme süreci ve yaşanan sorunlar

masaya yatırıldı. Konferansta bir

konuşma yapan Altınbaş Üniversitesi

öğretim üyesi, eski Ekonomi Bakanı

Işın Çelebi, dijitalleşmenin yepyeni bir

dünya ortaya çıkardığına dikkat çekerek

bunun bir kırılmaya yol açtığını

vurguladı.

Işın Çelebi, fiber optik altyapının önemine

dikkat çekerek, devletin ve özel

sektörün el ele verip bu alanda gerekli

yatırımları yapması gerektiğini ifade

etti. Fiber optik altyapının geliştirilmesinin

şu anda Türkiye’nin en önemli

projesi olduğunu belirten Çelebi, “Eğer

bu alanda gerekli yatırımlar yapılmazsa

Türkiye çağdışı kalabilir” uyarısında

bulundu. Türkiye’nin fiber optik

altyapı uzunluğunu 5 milyon kilometreye

çıkarması gerektiğini belirten Altınbaş

Üniversitesi öğretim üyesi, eski

Ekonomi Bakanı Işın Çelebi, bunun

için 50 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç

olduğunu anlattı.

“DÜNYA DİJİTAL DÖNÜŞÜM

ÇAĞINDA”

Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyet

Başkanı Ali Altınbaş da, “Dijital Yönetim

ve Kırılma” Konferansı’nda yaptığı

konuşmada dünyanın dijital dönüşüm

çağında bulunduğunu belirterek, özellikle

Endüstri 4.0 devriminin çok hızlı

geliştiğini ve yeni fırsatlar yarattığını

vurguladı. Yeni teknolojilerin müşteri

ihtiyaçlarına uygun ürünlerin çok

daha hızlı piyasaya sunulmasını mümkün

kıldığını belirten Ali Altınbaş, bu

sayede daha hızlı ve esnek ürünlerin

üretilmesinin mümkün hale geldiğini

anlattı. İnsan kas gücünün sistemden

çekilmesiyle hata payının azalacağını

ve mükemmelliğin artacağını vurgulayan

Ali Altınbaş, yeni kurulan şirketlerin

ancak bu teknolojileri kullanarak

fark yaratabileceğini vurguladı.

Altınbaş Üniversitesi olarak yenilikçi

ve çağdaş bir eğitim sistemi uyguladıklarını

belirten Ali Altınbaş, sadece

teknolojiyi kullanan değil geliştiren

kuşakların yetiştirilmesini amaçladıklarını

ifade etti. Türkiye’nin genç nüfusunun

önemli bir fırsat sağladığına

dikkat çeken Ali Altınbaş, bu cevherin

iyi işlenmesi durumunda ekonomik

açıdan sıçrama gerçekleştirebileceğini

söyledi. Mühendislik fakültelerinde

dijital dönüşümün teşvik edilmesi ve

sektörle işbirliği yapılması gerektiğini

vurgulayan Ali Altınbaş, Türkiye’nin

yaygın bir fiber optik altyapısına ihtiyaç

duyduğunu belirtti. Bu yatırımın

yapılmaması durumunda 5G altyapısının

etkili bir şekilde işleyemeyeceğini

ifade eden ve Türkiye’nin fiber optik

altyapısının 5 kat artırılması gerektiğini

belirten Ali Altınbaş, aksi takdirde

Türkiye’nin teknoloji yarışında geri

düşebileceği uyarısını yaptı.

“ENDÜSTRİYEL İNTERNET

BÜYÜK DEĞİŞİM

YARATACAK”

Konferansa katılan Bilkent Üniversitesi

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Arıkan

ise 5G’yi anlattığı konuşmasında

endüstriyel internetin büyük bir değişim

yaratacağı yeni bir dönemin hayal

edildiğini ifade etti. 5G’nin gerek ölçek

gerekse servis kapsamı olarak 4G’den

çok farklı olduğunu belirten Prof. Dr.

Erdal Arıkan, 5G’nin 1000 misli fazla

veri hızları vadettiğini belirtti. 5G ile

yaşanacak sayısal dönüşümün firmalar

ve ülkelerin rekabet gücünü belirleyeceğini

belirten Prof. Dr. Erdal Arıkan,

bu yatırımı telekom şirketlerinin

tek başına yapamayacağını, kamunun

sorumluluk üstlenmesi gerektiğini

söyledi.

“Dijital Yönetim ve Kırılma” Konferansı’nda

bir konuşma yapan Türkiye Bilişim

Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı da

dijitalin birçok sektörde yıkıcı (Disruptive)

dönüşüme yol açtığını belirterek

bu dönüşüme ayak uyduramayan bir

zamanların dev şirketlerinin yok olduğunu

vurguladı.

“KATMA DEĞERİN

TEMELİNDE DİJİTAL

DEVRİMLER VAR”

Konferansa katılan Türkiye Teknoloji

Geliştirme Vakfı Başkanı (TTGV) Cengiz

Ultav da, dünyada bilimin, teknolojinin

itici gücü haline geldiğini belirttiği

konuşmasında dijital teknoloji

konusundaki dinamiklerin çok iyi görülmesi

gerektiğine vurgu yaptı. “Genç

arkadaşlarımız bu dinamiklerin içine

dalarlarsa oradan çıkaracakları enerjinin

haddi hesabı yok” diyen Ultav,

“Verimlilik ve katma değer yaratmada

endüstriyel dijital devrimlerin bulunduğunu

ve sürekli devam etmekte

olduğunu çok iyi fark etmemiz lazım.

Bunların üstüne bir de şimdi insanla

bir araya gelmeye çalışan teknolojiyi

ve birçok yeni ufukları açan bilimi bindirdiğimiz

zaman, bu yeni bağlam çok

çok büyük bir potansiyel ifade ediyor.

Birbirleriyle çok büyük girişimleri var.

Endüstri 4.0, dijital devrim gibi terimlerin

arkasındaki bütünlüğü yakalamanın

çok önemli olduğuna inanıyorum”

ifadelerini kullandı.

TBV Genel Sekreteri Çağdaş Ergin,

Microsoft Genel Müdür Yardımcısı

Erdem Erkul, Blockchain Türkiye

YK Üyesi Dr. Soner Canko, BTC Türk

CEO’su Özgür Güneri’nin yanı sıra aralarında

Altınbaş Üniversitesi Öğretim

Üyesi Dr. Mahfi Eğilmez, Prof.Dr. Emre

Alkin, Prof. Dr. Ercan Gegez, Prof.Dr.

Berrin Ceylan Ataman ile Prof.Dr. Ersin

Kalaycıoğlu gibi akademisyenlerin

de yer aldığı, alanında zirve isimleri

buluşturan “Dijital Yönetim ve Kırılma”

Konferansı’nda Türkiye’nin yakın

geleceğinde dijitalleşmenin önemi konuşularak

politika önerileri sunuldu.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Türk Telekom

International, Global

Carrier Awards’da “En

İyi Toptan Satış Ekibi”

ödülü aldı

Türk Telekom’un uluslararası toptan ses

ve veri altyapı satış ve pazarlama şirketi

Türk Telekom International, telekomünikasyon

endüstrisinin en prestijli ödüllerinden

olan Global Carrier Awards’da “En

İyi Toptan Satış Ekibi” ödülü aldı…

Türk Telekom’un uluslararası toptan ses ve veri altyapı satış ve pazarlama

faaliyetlerinden sorumlu şirketi Türk Telekom International uluslararası

pazardaki başarılarını sürdürüyor. Türk Telekom International son olarak

Capacity Europe 2019 zirvesi kapsamında verilen Global Carrier Awards

(Global Taşıyıcı Ödülleri) 2019’da “En İyi Toptan Satış Ekibi” ödülünün sahibi

oldu.

Türk Telekom International’a ödülü, Londra’da düzenlenen Capacity

Europe 2019 organizasyonu kapsamında düzenlenen törenle verildi. Ödül,

Türk Telekom International’ın mükemmelliği yakalamadaki kararlılığı,

yenilikçiliği ve bölgesinde pazar lideri konumuna sahip büyük bir oyuncu

olduğunu uluslararası telekomünikasyon endüstrisinde bir kez daha teyit

etti. Türk Telekom International’ın sunduğu müşteri hizmetleri, hizmet

kalitesi ve güvenilirliği, “En İyi Toptan Satış Ekibi” ödülünü kazandıran

başlıca etkenler oldu.

Yenilikçi telekomünikasyon çözümleri

Türk Telekom International Genel Müdürü Şükrü Kutlu konuyla ilgili açıklamasında

şunları söyledi: “Toptan Satış ekibimizin bu başarısından büyük

gurur duyuyoruz. Yenilikçi telekomünikasyon çözümleri sunarak, müşterilerimize

üstün kalitede hizmet sağlayarak, marka bilinirliğimizi arttırarak

ve bölgedeki varlığımızı genişleterek başarılarımızı sürdürmeye devam

edeceğiz.”

Londra’da düzenlenen ödül seremonisi toptan

telekomünikasyon sektöründe 420’den fazla

önde gelen oyuncuyu sektörün son senedeki en

büyük başarılarını kutlamak üzere bir araya getirdi.

Ödüller Capacity Media CEO’su Rosalind

Irving, Capacity Media Baş Editörü ve Ödül Jürisi

Başkanı Jason McGee-Abe ev sahipliğinde

bir Gala Yemeğinde takdim edildi.

Global Carrier Awards son 15 senedir toptan telekomünikasyon

sektörünün en büyük ve prestijli

ödül etkinliği olmaya devam ediyor.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Sürdürülebilirlik ve Endüstri Rönesansı

3DEXPERIENCE Forum’da konuşuldu

Dassault Systèmes’in geleneksel etkinliği “3DEXPERIEN-

CE Forum Türkiye” bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti. 6

Kasım’da İstanbul Feriye’de gerçekleşen forumun bu yılki

ana teması “Endüstri Rönesansı: Sürdürülebilir İnovasyon

ve Sürdürülebilir Bir Dünya İçin Sürdürülebilir İş” idi…

Sektör Market

IT network

Etkinliğe, birçok farklı sektörden uzmanlar

katıldı. Forumun açılış konuşmasını yapan

Dassault Systèmes Türkiye Ülke Müdürü Elif

Gürdal Dassault Systèmes’in tüm dünyada

250.000›den fazla müşteriye sahip olduğunu

bir 3DEXPERIENCE şirketi olduğunu,

müşterilerin inovasyonun kalbinde olduğunu

söyledi. Elif Gürdal, Dassault Systèmes’in

insanlara ürün, doğa ve yaşamı uyumlu hale

getirebilecek sürdürülebilir yenilikleri hayal

edebilmeleri için 3DEXPERIENCE evrenlerini

sağladığını söyledi. Gürdal’ın konuşmasının

ardından, firmanın EMEAR Bölgesi Başkan

Yardımcısı Olivier Ribet söz aldı. Ribet,

Endüstri Rönesansı döneminde bir küresel

dönüşüm yaşadığımızı anlattı.

Otomotiv endüstrisindeki lider yerli firmalardan

Farplas’ın CEO’su Ömer Burhanoğlu,

konuşmasında dijitalleşme ve sürücüsüz

araçların sektörde birçok şeyi kökten değiştireceğini

ifade etti. Otomobillerin aynı

zamanda veri toplayan araçlar da olup mobilitenin

öneminin çok artacağını da belirtti.

Etkinlikte TETLab, FNSS ve Yeşilova Holding

de bu yıl diğer başarı hikâyesi anlatan şirketler

arasındaydı. Katılımcılar, çeşitli uygulamaların

sergilendiği “Deneyimsel Alan”ı da

ziyaret etme ve çözümleri yerinde deneyimleme

fırsatı buldular.

Vodafone Türkiye, 2019-20 ilk yarıyıl

sonuçlarını açıkladı

Vodafone Türkiye, 2019’un ilk mali yarıyılında

büyümesini sürdürdü. Nisan-Eylül 2019 dönemine ait

ilk yarıyıl sonuçlarını açıklayan şirket, servis gelirini

geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,6 artırdı…

20

Vodafone Türkiye’nin servis gelirleri mali yılın

ilk yarısında 6 milyar TL’ye ulaştı. Şirketin, 2019-

20 mali yılının ilk yarısında Faiz, Amortisman

ve Vergi Öncesi Kâr’ı (FAVÖK) geçen yılın aynı

dönemine göre yüzde 32,6 artışla 2 milyar TL’ye

yükseldi.

Türkiye’nin dijital geleceğine

yatırım

Türkiye’nin dijitalleşmesine öncülük etme vizyonuyla

fiber altyapı yatırımlarına devam eden

Vodafone’un mali yarıyıl yatırımları 733 milyon

TL olarak gerçekleşti. Bu yatırımlar içinde

Temmuz 2019 itibariyle şebekede canlı olarak

kullanılmaya başlanan yaklaşık 250 adet yerli

ve milli ULAK baz istasyonu da yer alıyor.

Sabit genişbant abone

sayısında hızlı yükseliş

Vodafone Türkiye›nin mobil abone sayısı, bir

önceki çeyreğe göre 310 bin net abone artışı ile

24.1 milyona yükseldi. M2M (Makineler arası

iletişim) dahil toplam mobil abone sayısı ise

25.8 milyona ulaştı.

Şirketin, faturalı abone sayısı mali yılının ilk

yarısında 14 milyona çıkarak toplam abone bazının

yüzde 58,2’sine ulaştı.

Vodafone’un 4.5G abone sayısı da mali yarıyıl

sonu itibariyle 16 milyon oldu.

Vodafone Türkiye’nin sabit genişbant abone

sayısı son 12 ayda 184 bin net abone artışı ile

ilk mali yarıyılda yaklaşık 1 milyona ulaşırken,

sabit hizmetlerden elde ettiği servis gelirleri ise

geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34,9 arttı.

Vodafone Türkiye›nin “eve kadar fiber” gibi

yeni nesil erişim teknolojileri kullanan abone

sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre 129

bin artış ile 239 bine ulaştı.

Vodafone Türkiye sabit hizmetlerde

gerçekleştirdiği stratejik işbirlikleri sayesinde

yeni nesil erişim şebekeleri ile ulaştığı hane

sayısı ise 7.8 milyona yükseldi.

11.2 milyon “Dijital müşteri”

Müşterilerinin dijital yol arkadaşı olmayı hedefleyen

Vodafone’un “Vodafone Yanımda” uygulaması

gibi dijital kanallarını kullanan aylık

aktif müşteri sayısı 11.2 milyonu aştı. Vodafone

Yanımda’nın aylık ziyaret trafiği ise 250 milyonun

üzerine çıktı.

2019-20 mali yılı ilk yarısında Vodafone Türkiye

abonelerinin kişi başı aylık mobil internet

kullanımı 5 GB’ı aştı. Vodafone Türkiye

abonelerinin toplam veri kullanımı ise, geçen

yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 38,7 artış ile

748 petabyte’a ulaştı.

Türkiye’nin 81 ilinde 18.3 bin 4.5G iletişim noktası

ile hizmet veren Vodafone Türkiye böylece

4.5G›de en geniş kapsamaya sahip operatör

olmayı sürdürdü.

Vodafone Türkiye CEO›su Colman Deegan

2019-20 mali yılı ilk yarıyıl sonuçlarını şöyle değerlendirdi:

“Dijital bir telekomünikasyon şirketi

olma yönünde kaydettiğimiz gelişmeden

son derece memnunuz. Müşteri deneyimini

daha da iyileştirmek amacıyla tüm iş süreçlerimizde

dijitalleşmeye öncelik veriyoruz. Gerek

şirketimiz gerekse Türkiye’nin dijitalleşmesi

için attığımız adımların olumlu sonuçlar verdiğini

görmekten mutluluk duyuyoruz. Bunun

en güzel örneklerinden biri aylık 250 milyonluk

dijital trafik yaratan mobil uygulamamız Vodafone

Yanımda. Bu platformumuz, gelecekteki

büyümenin itici güçlerinden biri olacak.

Dijitalleşmeyi bir memleket meselesi olarak

görüyor ve Türkiye’yi bu kritik süreçte sonuna

kadar destekliyoruz. Fiber yatırımları, altyapı

paylaşımı ve yerli 5G ekosistemi oluşturulması

gibi ivedilikle ele alınması gereken pek çok

konu var. Bu alanlarda ilerleme kaydetmek için

üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Yerli milli

baz istasyonu ULAK’a destek vermekten memnuniyet

duyuyoruz. Halihazırda, şebekemizde

250’ye yakın ULAK baz istasyonu çalışıyor.

Türkiye’nin potansiyeline olan inancımız sürüyor.

Bu inançla, 2019-20 mali yılının ilk 6 ayında

733 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirdik. Amacımız,

daha iyi bir gelecek için herkesi birbirine

bağlamak. Türkiye’nin ve sektörümüzün geleceğine

duyduğumuz güvenle yatırımlarımıza

devam edeceğiz.”


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Dijital dönüşümün anahtarı bulut

bilişim şirketlerinde

İtalya’daki ilk uluslararası hizmet sağlayıcısı ve

dünyanın önde gelen ilk on operatörü arasında

yer alan Sparkle sponsorluğunda, uluslararası

araştırma kuruluşu IDC tarafından gerçekleştirilen

Doğru Dengeyi Bulun: “Çoklu Bulut Çağında”

Nasıl Daha Çevik Olabilirsiniz? başlıklı

InfoBrief’in bulguları yayınlandı.

Araştırmaya göre Türkiye’deki CIO’ların

yüzde 40’ı donanımlarının ömrü sona

ermek üzere olduğu için bulut hizmetlerini

kullanmayı düşünüyor. Yüzde 29’u veri

merkezlerinin güncellenmesi, genişletilmesi

veya değiştirilmesi gerektiği için, yüzde 26’sı ise

da BT ekiplerinden daha fazla çeviklik veya hız

istediği için buluta geçmeyi planlıyor.

Güvenlik endişeleri (yüzde 41), yönetim zorlukları

(yüzde 38), merkezden yönetilen BT

sistemleri ve azalan özelleştirme yetkisi (yüzde

32) CIO’ların bulut hizmetlerine dair en önemli

endişeleri arasında yer alıyor. Bu durum, buluta

geçiş konusunda strateji oluşturma ve uygulama

gibi dijital dönüşüm inisiyatiflerinde kendini

gösteriyor.

Dünya çapında kurumların ortalama yüzde

30’u bir veya iki tane bulut sağlayıcısıyla çalışırken,

ancak çalışmaya katılanların yüzde 9’u en

az on bulut sağlayıcısıyla çalışıyor.

Türkiye’deki CIO’ların yüzde 78’i bulut

bilişimin şirketlerinin dijital dönüşüm stratejisi

açısından kritik öneme sahip olduğunu

düşünüyor. Çünkü bulut, kurumların BT

altyapılarını sadeleştirmelerini ve ihtiyaç

halinde ölçekleyebilmelerini sağlarken yeni

Sparkle’ın sponsoru olduğu IDC’nin InfoBrief’i, Türkiye’deki

CIO’ların yüzde 78’inin bulut bilişimi neden

şirketlerinin dijital dönüşüm stratejisinin kritik bir

parçası olarak gördüğünü açıklıyor…

teknolojileri de deneme imkanı sunuyor. Kurumsal

mobilite ve pazara daha hızlı ürün sürme

imkanları da bulut hizmetlerinin benimsenmesindeki

diğer sebepler olarak öne çıkıyor.

Pazar dönüştükçe kurumlar da bulut kullanımını

benimseme yolculuğunda 5 aşamadan

geçerek önemli bulut becerilerine ve bilgisine

sahip oluyor. IDC’nin “Optimize Edilmiş”

olarak adlandırdığı bulut olgunluğunun son

aşaması, kurumlara en çok fayda sağlayan bölüm

oluyor. Özel, genel veya hibrit bulutları BT

ekiplerine, uygulamalarına ve kurumsal ihtiyaçlarına

göre kullanıma alan ve farklı ortamlardaki

dağıtık kaynaklarını başarılı bir şekilde

yöneten kurumlar, olgun bulut stratejisine sahip

olanlar arasında yer alıyor.

Raporun bulguları aynı zamanda çoklu bulutu

benimseme yaklaşımının büyüyen bir trend

olduğunu, gelecekte ise kapsamı artacak olan

otomasyon, analitik, DevOps, çeviklik, mikroservisler,

konteynerler, sunucusuzlar, Hizmet

olarak Konteynerler, DBaaS (Hizmet olarak

Veritabanı) SQL, DRaaS (Hizmet olarak Felaket

Kurtarma) ve hibrit bulutun etkili olacağını

öngörüyor. Kurumlar, üçüncü taraf genel bulut

veya hibrit bulutlarda çalışan dağıtık iş yüklerinin

kontrolünü sağlamaya öncelik veriyor.

Sparkle, müşterilerin en önemli ihtiyaçlarını

belirlemelerine ve operasyonel karmaşıklıklarını

azaltarak bulut yolculuklarında kendilerine

bir harita çizmelerine yardımcı oluyor.

Otomatikleştirilmiş yönetim konsolu gibi

birçok kişinin yer aldığı ortamlarda çalışan

genel, yerel ve özel platformlarda bulut hizmeti

veren Sparkle, en gelişmiş bağlantı hizmetlerinden

faydalanarak Cloud Connect ile

kurumları çoklu bulutları hizmete almaya

teşvik ediyor. Son derece güvenilir ve esnek

uçtan uca erişim hizmeti olan Cloud Connect,

sertifikalı yetkinlik merkezinin desteklediği

felaket kurtarma ve yönetilen profesyonel

hizmetlere sahip birbirine bağlı taşıyıcısız

veri merkezlerindeki özel hibrit çözümlerinin

kullanımına imkan tanıyor. Sparkle’ın hiper

bütünleşik Çoklu Bulut Otomasyon Platformu,

çoklu bulut stratejilerine birleşik yönetim

araçları ve uygulamalarına güç sağlamak ve

dijital dönüşüm potansiyellerini keşfetmek için

kurumlara birçok fayda sağlıyor.

Sparkle, iştiraki Sparkle Türkiye ile stratejik

bir varlık gösteriyor. İstanbul’daki tamamen

ayrıştırılmış ağ ve premium veri merkezi kuruluşlarıyla

Sparkle Türkiye, müşterilerinin

istediği performansı, verimliliği, esnekliği

ve kalite standartlarını en iyi şekilde

karşılayan uygun maliyetli ağ, veri merkezi

ve bulut çözümleriyle birçok küresel ve

bölgesel telekomünikasyon şirketinin yanı

sıra Türkiye’de faaliyet gösteren çok uluslu

şirketlerin ve kurumların tercihi haline geliyor.

İnovasyona büyük önem veren Sparkle Türkiye,

Sparkle Group’un yeniden yükselme hikayesinde

anahtar bir role sahip.

Sektör Market

IT network

Danfoss ve ASI’den otonom araç pazarında ortaklık

Danfoss ve ASI

stratejik ortaklığı

ile iki şirket,

daha fazla müşterinin

uygulamalarındaki

otonom

çözümleri

benimsemeleri

için güçlerini birleştirecek. Otonom teknoloji,

güvenliği ve verimliliği arttırırken, güvenilir yiyecek

tedariki ve sürdürülebilir ana sanayi gibi

zorlu mücadeleleri destekleyebiliyor.

Danfoss CEO ve Başkanı Kim Fausing konuyla

ilgili olarak “Bu ortaklık otonomiye yatırım

yapma ve müşterilerimiz için yenilikçi bir ortak

olma amacımızı gösteriyor. Bu, umut vadeden

bir ortaklık ve araç otomasyonundaki potansiyel

için heyecanlıyız” dedi.

Isıtma, soğutma, motor kontrol sistemleri ve güç çözümlerinin

global oyuncusu Danfoss ile madencilik, tarım

ve inşaat kullanımları için araçların otomasyonu alanında

küresel oyuncu Autonomous Solutions, Inc. (ASI), mobil

donanım uygulamaları ve yan pazarları için otonom teknoloji

alanında stratejik ortaklık anlaşması imzaladılar…

Birlikte Daha Güçlü

Ortaklığın pazarda güçlü bir işaret ve Danfoss

ile ASI’nin birlikteliğinin otomatikleştirilmiş

araçlara dönüşüm için bir avantaj sağladığına

dikkat çeken ASI CEO ve Başkanı Mel Torrie

sözlerine şöyle devam etti: “ASI geçtiğimiz 20

yıldır dünyanın lider araç OEM’leri ile otonomi

gelişmemizi desteklemek için yenilikçi Danfoss

parçalarını kullanıyordu. Bu yeni ortaklık, üreticilerin

otonom endüstriyel araçları standart

haline getirme çabalarını gerçekleştirmek için

ihtiyaç duyduğu desteğe sahip olmalarını garantileyecek.”

Otomatikleştirilmiş Bir Gelecek

ASI, geçmişten bu yana otomatik hale getirdiği

araçların birçoğunda Danfoss Power Solutions’ın

PLUS + 1® yazılım platformunu kullanan

uzun süreli bir Danfoss müşterisi.

21


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Lenovo yeni sunucusu ThinkSystem

SE350 ile ezber bozuyor

Teknoloji devi Lenovo, IoT ve Edge Computing alanlarında

oyunun kurallarını değiştirecek yeni ThinkSystem

SE350 sunucusunu düzenlediği basın toplantısında

tanıttı. ThinkSystem SE350 kompakt bir edge

sistemi olarak hem çok daha az yer kaplıyor, hem de

çevre şartlarına dayanıklılığıyla farkını hissettiriyor…

Sektör Market

IT network

Lenovo, IoT ve Edge Computing alanında

teknoloji dünyasına damga vuracak

yeni ThinkSystem SE350 Edge ürününü

düzenlenen bir toplantıyla basına tanıttı.

Toplantıya Lenovo Türkiye DCG (Data

Center Group) Ülke Müdürü Burç San ev

sahipliği yaptı.

Toplantıda konuşan Lenovo Türkiye

DCG (Data Center Group) Ülke Müdürü

Burç San, “Edge Computing” dönüşümü

ile gerçek zamanlı veri analitiği ihtiyaçlarına

yanıt verebilme adına, pazardaki

en inovatif, geleneksel sunucu standartlarının

çok altında (neredeyse bir dizüstü

bilgisayar büyüklüğünde) çevre şartlarına

dayanıklı olarak tasarlanan yeni

ürünün teknolojiye damga vuracak bir

yenilik olduğunun altını çizdi.

San, piyasaya sunulan yeni sunucu ürünü

hakkında şunları söyledi:”ThinkSystem

SE350 Edge, IoT ve Edge Computing

alanında Lenovo’nun inovasyona bağlılığı

doğrultusunda tasarlanmış yepyeni

bir üründür. ThinkSystem SE350 kompakt

bir edge sistemi olarak yüksek veri

işleme kapasitesiyle, verisini sahada ve

gerçek zamanlı olarak işleme ihtiyacı

olan kurumlara büyük avantaj sağlayacak.

ThinkSystem SE350 aynı zamanda

az yer kaplayan ve dayanıklılığıyla da

fark yaratan bir üründür. Globalde “edge

computing” pazarı yükselişini sürdürürken,

Lenovo olarak ThinkSystem SE350

ürünümüzle attığımız yenilikçi adımın

sektörde birçok avantaj getireceğini

umuyoruz.

“Geleceği şekillendiren lider veri merkezi

şirketi” olma yolunda 2019’da portföyüne

kattığı NetApp teknolojili depolama

ürünlerinin Ar-Ge’si, üretimi, satış

ve pazarlaması ve çeşitlenen network

ürünleriyle birlikte tüm Veri Merkezi pazarını

adresleme kabiliyetine sahip olan

Lenovo Data Center Grup, pazarın ihtiyaçlarına

inovatif tasarımlarıyla da yön

vermeye devam edecek”

Daha az yer kaplıyor

Yükseklik olarak 1,75 inç (40mm), genişlik

olarak 8,1inç(215mm) ve derinlik olarak

sadece 14,9 inç (376 mm) olan SE350

normal bir veri merkezi sunucusuna

göre çok daha az yer kaplıyor. SE350 alışılageldiği

şekliyle çalışma alanından

uzakta kalan geleneksel bir veri merkezi

için değil, güvenlik ve kapalı kalma süresi

ile ilgili sorunları ele almak üzere

verilerin üretildiği alana yakın yerlerde

bulundurmak üzere tasarlanmış bir

ürün olarak sunuluyor. SE350 bu özelliği

yanında duvara monte edilebilecek, rafa

istiflenebilecek veya rafa monte edilebilecek

az yer kaplayan bir sunucu olarak

da kurumlara avantaj sağlıyor.

Çevre şartlarına dayanıklı

SE350, çok yer kaplayan sunucu cihazlarının

konulabildiği ortamlarda değişen

sıcaklıklar, yüksek nem, toz, dar

alanda titreşim gibi risklere karşı çok

daha dayanıklı bir cihaz olarak karşımıza

çıkıyor. Öte yandan sunucu alanının

çalışma alanından uzakta olması durumunda

bir sorun çıktığında IT uzmanlarının

müdahalesi zor olabiliyor. SE350

bu anlamda da kompakt bir sunucu olarak

büyük avantaj sağlıyor.

ThinkSystem SE350, Intel’in 256 GB

RAM ve 16 TB dahili depolamaya sahip

işlemcisine dayanan yüksek performanslı

bir sunucu olarak kurumlara

sunuluyor. Kablosuz bağlantı da sunan

ThinkSystem SE350, kablolu Ethernet,

Wi-Fi ve hücresel LTE dahil olmak üzere

birden fazla bağlantı seçeneği sunuyor.

22


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Z Kuşağı kripto paraya güveniyor

KPMG’nin gerçekleştirdiği son araştırma, ABD’de yaşayan

18-24 yaş arası gençlerin yüzde 83’ünün kripto paraların

geleceğiyle yakından ilgilendiğini ortaya koydu.

Araştırmaya göre ABD’lilerin yüzde 82’si kripto paraları,

banka, restoran gibi yerlerin “müşteri sadakat programlarında”

kullanmaya istekli olduklarını belirtiyor…

Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi

firması KPMG’nin ABD’de yaptığı yeni araştırma

özellikle gençlerin, son iki yılda zayıf

performans sergileyen kripto paralara olan

güveninin kaybolmadığını gösterdi.

Araştırmaya katılan 18-24 yaş arası gençlerin

yüzde 83’ü kripto paraların geleceğiyle

yakından ilgilendiklerini söylerken, 65 yaş ve

üstündeki katılımcıların yarısından fazlası

da kripto paralara ilgi duyduklarını belirtti.

Anahtar sadakat

programlarında

Araştırmaya katılan ABD’lilerin yüzde 63’ü

kripto paraların kolay bir ödeme yöntemi olduğunu

düşünürken, yüzde 66’sı kripto paraları

sıradan bir alışverişte kullanmaktansa,

müşterisi oldukları firmaların ‘sadakat programlarında’

kullanmayı tercih edebileceklerini

vurguladı. Katılımcıların yüzde 82’si,

kripto paraları halihazırda dahil oldukları

‘sadakat programlarında’ kullanmaya istekli

olduklarını ifade etti.

Hangi sektörlerin “sadakat programlarını”

kullandıkları sorulduğunda katılımcıların

verdikleri cevaplar şöyle sıralandı:

• Banka ve kredi kartı firmaları (yüzde 87)

• Restoran ve kahve dükkanları (yüzde 86)

• Elektronik mağazaları (yüzde 81)

• Medya ve telekom firmaları (yüzde 79)

Büyük marka şart değil

Katılımcıların yüzde 60’ı kripto paraları kullanmak

için sadece büyük markaları tercih

etmeyeceklerini, küçük işletmelere de sıcak

baktıklarını söylerken, yüzde 64’ü bu paraları

e-ticarette kullanabileceğini belirtti.

Kolay kullanım şart

Katılımcıların yüzde 79’u kripto paraları,

kolay kullanım imkanı bulduklarında tercih

edebileceklerini söyledi. KPMG Türkiye

Finansal Hizmetler Sektör Lideri Kerem

Vardar, kripto paraların yaygınlaşması için

tüketiciye kolay ve çekici bir deneyim imkanı

sunmak gerektiğini, bunun içinde “sadakat

programlarının” iyi bir fırsat sunduğunu

kaydetti.

Vardar, “Birçok yatırımcı, ticaretin geleceğinin

kripto paralarda olduğunu düşünüyor.

Yakın gelecekte geleneksel ticaret yöntemlerine

alternatif olacaklar. Sadakat programları

sayesinde kripto para kullanımının yaygınlaştırılması

daha kolay gerçekleşebilir”

diye konuştu.

Sektör Market

IT network

Wipelot, havalimanlarının yoğun iş

süreçlerinde kolaylık sağlıyor

Endüstri 4.0’ın yapıtaşı olan endüstriyel IoT

teknolojisi üzerine kurgulanan gerçek zamanlı

konum belirleme sistemi Wipelot, havalimanlarının

yoğun iş süreçlerinde kolaylık sağlıyor.

Bir bölgeden diğerine sürekli olarak bagajların,

servis araçlarının, personel ve diğer ekipmanların

hareket ettiği uluslararası havaalanları

içerisindeki özel araçlar, taşıyıcılar veya diğer

ekipmanlar çoğu zaman yanlış bölgelere gidebiliyor,

hatta kaybolabiliyor. Bu ekipmanların

konumlarını belirlemek ve raporlamak üzere

personellere görev veriliyor ancak bu süreçte

de raporlar kaybolabiliyor, gecikmeler yaşanabiliyor,

raporlamadan sonra ekipmanın yeri değiştirilebiliyor.

Bu karmaşık lojistik problemleri

havayolu şirketleri ve havaalanı işletmelerinin

karlılık oranını düşürüyor ve operasyonel maliyetlerini

artırıyor. Bu noktada havacılık sektörüne

kaynak yönetimi alanında verimlilik

Ekipmanların ve demirbaşların yeri, ne kadarının kullanılır

durumda olduğu, personellerin yeri, verimliliği

ve çalışma ortamının güvenliği gibi pek çok farklı unsuru

takip eden Wipelot, bu sayede havalimanlarının

karmaşık lojistiğine çözüm getiriyor. İş süreçlerinde

yüksek verimlilik sağlayan Wipelot, her türlü koşul

ve alanda güvenle çalışabilmeye olanak tanıyor…

artışı sağlayan araçlar sunan gerçek zamanlı

konum belirleme sistemi Wipelot, daha ileri

seviyede ekipman ve personel hareket rotaları

takibi ve analizi ile iş süreçlerinde iyileştirme

sağlıyor. Nesnelerin konum bilgilerinin anlık

olarak toplanıp yönetilmesini sağlayan Wipelot,

bu sayede havaalanlarındaki yoğun lojistik

süreçlerinde yaşanan problemleri çözüme kavuşturuyor.

Öncü kurumların tercihi

Aktif Radyo Frekanslı Tanıma (RFID) ve Nesnelerin

İnterneti (IoT) teknolojilerinden faydalanılarak

geliştirilen, endüstriyel ve zorlu

çalışma ortamlarına uygun gerçek zamanlı konum

belirleme sistemi Wipelot; iş süreçlerinin

iyileştirilmesi, takibi, raporlaması ve verimliliği

konularında avantaj sağlayarak kurum ve

kuruluşlara ekstra rekabet gücü kazandırıyor.

Dünyanın pek çok ülkesinde ve Türkiye’de sektöründe

öncü kurumların tercihi olan Wipelot,

tüm varlıkların ve durumlarının görünürlüğünü

sağlayarak dijitalleşme yolunda temel bir

eksiği tamamlıyor. Ayrıca konum temelli süreçlerdeki

olası zaman kayıplarını tespit eden

Wipelot, bu sayede uçtan uca izlenebilirlik

sağlıyor.

23


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Ödeal‘da ilk 5: İstanbul, İzmir, Ankara,

Bursa ve Antalya

Sektör Market

IT network

Türkiye’yi öncelikle ‘Cepte POS’, sonra “Yazarkasa

POS” uygulamalarıyla tanıştıran,

kurulduğu 5 yıllık süre boyunca, aylık kotalar,

sabit maliyetler ve bürokrasi nedeniyle

POS yatırımı yapamayan KOBİ’lere, küçük

işletmelere ve bireysel girişimcilere hem can

suyu olan hem de onların bankacılık sistemine

dahil olmalarını sağlayan Ödeal’ın

üye işyeri sayısı 35 bini aştı. Faaliyetleriyle,

ekonomi sisteminin daha fazla kayıt içine

alınmasına ve ülkemizin finansal erişim oranının

artmasına da destek sunan firma, 5 yıllık

süre boyunca sürdürülebilir büyümesini

devam ettirerek, alanının lideri haline geldi.

Ödeal, bu yılın üçüncü çeyrek sonuçlarına

göre, 35 bin üye işyeri sayısını aşma başarısının

yanı sıra; 81 ilde 64’ten fazla sektörde

hizmet vererek, geçen yılın aynı dönemine

göre üye işyeri sayısını yüzde 20; işlem adedini

yüzde 186 ve işlem hacmini yüzde 125

artırdı. Ödeal’ın toplam üye işyeri sayısının

yüzde 75’ini bireysel girişimciler ve şahıs

şirketleri; geri kalan yüzde 25’lik kısmını ise

limited şirketler ve kooperatiflerle, dernekler

oluşturuyor. İlk 5 il sırasıyla, İstanbul, İzmir,

Ankara, Bursa ve Antalya oldu. Bu 5 ili, yine

sırasıyla, Kocaeli, Konya, Muğla, Kayseri ve

Gaziantep takip ediyor.

5 yıl gibi kısa bir zaman içinde, bir startup’tan

alanının lider firmasını çıkarma başarılarına

dikkat çeken Ödeal Kurucu Ortağı

Fevzi Güngör; “Bu başarı öncelikle bir ekip

Ödeal bu yılın üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 81 ilde

64’ten fazla sektörde hizmet vererek, 35 bini aşkın

işyerine ulaşma başarısı gösterdi. İlk 5 il sırasıyla, İstanbul,

İzmir, Ankara, Bursa ve Antalya… Bu 5 ili, yine

sırasıyla, Kocaeli, Konya, Muğla, Kayseri ve Gaziantep

takip ediyor…

işi. Tüketici ihtiyaç, davranış ve eğilimleri

doğru tespit edildiğinde ve uygun ekiple,

doğru modelleme oluşturulduğunda başarılı

genelde geliyor. 5 yıllık süre boyunca, sürdürülebilir

bir büyüme trendi ve planladığımız

ürün portföyünü tamamlamak öncelikli hedeflerimiz

olmuştu ve her iki hedefimize de

ulaştık. “Ödeal Cepte POS”, “Ödeal POS” ve

“Ödeal Yazar Kasa POS” ürünlerimizle birlikte,

ürün-hizmet portföyümüzü tamamladık.

Artık hedefimiz büyük iş ortaklıkları ve

büyük projeler. Bu büyük iş ortaklıklarının

en büyüklerinden birini de, Halkbank şubelerinde

Ödeal sözleşmesiyle birlikte

yazarkasa satmaya başlayarak bu sene

başında gerçekleştirdik. Biz, ‘Türkiye’de,

BDDK’dan lisanslı şirketler birbirleriyle iş

ortağı olarak çalışacak mı?’ sorusunu; bir

ödeme kuruluşunun bir bankayla proje

yaparak, ürün tedarik edebilme noktasına

gelerek cevapladık. Bu Türkiye’de bir ilk, inşallah

çoğalır” dedi.

Türkiye, dünyanın fintek

finans merkezi olabilir

Türkiye’de mobil tahsilat uygulamaları alanında

hala büyük bir potansiyel olduğunu da

vurgulayan Güngör şunları söyledi: “Fırsat

buldukça her platformda dile getirdiğim gibi,

Türkiye, dünyanın fintek finans merkezi olabilir.

Bu konuda hem devlet hem de özel sektör

kanallında önemli girişimlerde bulunuluyor,

adımlar atılıyor. Yenilikçilik, müşterilere

yakınlık, inovasyon, uzmanlık, regülasyonlar,

devlet teşvikleri ve yabancı sermayeli

girişimler gibi fintek pazarının büyümesinde

etkili olan faktörlerin hepsi mevcut. Ülkemizin,

yatırımcıların daha çok ilgisini çeken,

dünya markası fintek şirketlerinin yer aldığı

bir ekosisteme kavuşacağına inanıyorum.”

Mesh Wi-Fi sistemini genişletme ürünü geldi

24

TP-Link, Deco serisi Mesh teknolojili ev Wi-Fi sistemlerini

genişletmek amacıyla kullanılacak yeni ürününü satışa

sunuyor. Deco M3W model ürün, herhangi bir prize

takılarak kullanılıyor ve tüm Deco modelleriyle uyumlu…

Son dönemde Mesh teknolojili

ev Wi-Fi sistemleri ile geniş ve

katlı evlerdeki Wi-Fi sorunlarına

çözüm getiren TP-Link®,

Deco serisi Mesh Wi-Fi modellerine

bir yenisini ekledi. Mevcut

Deco kullanıcılarının ağı

genişletmek amacıyla kullanabilmeleri

için tasarlanan Deco

M3W, tüm Deco modelleriyle

uyumlu.

Daha önce birkaç birimden oluşan bir Deco ev

Wi-Fi sistemi kuran kullanıcılar, zaman içinde

bu mevcut ağı daha genişletmek isteyebilirler.

Yeni cihazların eklenmesi, daha önce Wi-Fi

bağlantısı gerekmeyen evin farklı bölümlerinde

de Wi-Fi ihtiyacı oluşması gibi nedenlerle

ağı genişletmek isteyen kullanıcılar için geliştirilen

ve standart bir menzil genişleticiye benzeyen

Deco M3W, herhangi bir prize takılarak

kullanılıyor. Sadece Deco sistemleriyle uyumlu

olan ürün, yaklaşık 140 metrekareye (1500

feet2) kadar Wi-Fi sinyallerini genişletebiliyor.

Kurulumu ve kullanımı da son derece kolay

olan Deco M3W’yi Wi-Fi sinyallerinin ulaşması

istenen koridor, mutfak, garaj ya da bodruma

yakın bir noktadaki prize takıp, çalışır hale getirmek

mümkün. Cihazın doğru yerde konumlanması

çok önemli. Bu nedenle ürün üzerinde

yer alan akıllı sinyal göstergesi, kullanıcıları bu

konuda yönlendiriyor. Beyaz ışık olan noktadaki

prize takılarak çalışır duruma getirilen Deco

M3W, aynı ağ adı ve şifre ile mevcut Mesh Wi-

Fi ağını daha da genişletiyor. Mesh Wi-Fi sisteminin

sağladığı, tek bir ağ adı ile evin içinde

kesintisiz bir şekilde Wi-Fi’a bağlı dolaşabilme

avantajı genişletme ürünü olan Deco M3W ile

de sürüyor.

Yüksek Wi-Fi Hızı, Kesintisiz

Bağlantı Keyfi

Deco M3W, çift bant ve AC desteğine sahip ve

toplamda 1200Mbps kablosuz hızlara ulaşabiliyor.

‘Adaptif Yol Seçimi’ ve QoS Fonksiyonları

özellikleriyle çok sayıda cihazın bağlı olduğu

Wi-Fi ağlarında görülen sıkışıklık ve yavaşlama

gibi sorunları ortadan kaldırıyor. Wi-Fi

ağına bağlanan cihaz sayısı ne kadar çok olursa

olsun sorunsuz ve kesintisiz bir Wi-Fi keyfi

sunuyor. Deco M3W, sadece kesintisiz ve güçlü

bir Wi-Fi erişimi oluşturmuyor; aynı zamanda

diğer Deco modellerinde olduğu gibi güçlü

Ebeveyn Kontrol özellikleri sayesinde ağın ve

kullanıcıların güvenliğini de sağlıyor. Basit ve

sezgisel bu kontroller ile kullanıcı profilleri ve

buna uygun bağlantı seçenekleri oluşturulabiliyor;

filtre seviyeleri; zaman sınırlamaları;

Wi-Fi bağlantısını tamamen askıya alma gibi

engellemeler kolayca yapılabiliyor.

TP-Link’in iOS ve Android destekli Deco uygulaması

sayesinde kolayca kurulabilen Deco

M3W, yine bu uygulamadan basit bir şekilde

yönetilebiliyor; tüm kontroller yapılabiliyor.

Ürün ayrıca Alexa sayesinde ses ile de kontrol

edilebiliyor. Türkiye’de satışa sunulacak olan

Deco M3W’nin satış fiyatı KDV dahil 48 USD

olarak açıklanıyor.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Samsung, pedallayarak Kız Kulesi’ni

renklendirdi

Samsung’un aktif yaşam tarzını benimsemiş

olan kullanıcılar için tasarladığı akıllı saati

Galaxy Watch Active2 sponsorluğunda,

Kız Kulesi’nde gerçekleştirilen GalaxyRide

etkinliğine katılan sporseverler muhteşem

bir İstanbul manzarası eşliğinde ve denizin

üstünde pedal çevirdiler. Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen

etkinlik sporseverler tarafından

yoğun ilgiyle karşılandı.

Urban Riders eğitmenleri eşliğinde

gerçekleşen GalaxyRide etkinliğinde 4 seansta

toplam 750 kişi spor dolu bir gece

yaşadı. Etkinliğe katılanlar Galaxy Watch

Active2 akıllı saatleriyle her anlarına enerji

katarken kişisel performanslarını anlık olarak

takip etme ve toplam yaktıkları kalori

miktarını görme imkanı yakaladı. Gerçekleştirilen

eğlenceli yarışmalarda her seansın

en çok kalori yakan katılımcısı Özlem Korkar

636.80 metre ile birincilik ödülü olarak Galaxy

Watch Active2’ye sahip olurken, ikinci

Neslihan Acar ise 636.10 metre ile Urban Riders’tan

50 derslik hediye kazandı.

Yaşam Tarzınız İçin Akıllı

Önerileri ve Şık Tasarımıyla

Galaxy Watch Active2

Galaxy Watch Active2 günlük aktivitelerinizi

takip edebilmeniz için size destek olacak

özelliklere sahip. Galaxy Watch Active2’nin

arka kısmında bulunan ve daha hızlı ölçüm

yapabilen yeni sağlık sensörleri sayesinde verileri

hızla alıp antrenman düzeninizi belirleyebiliyor

ve hedefinize ulaşabiliyorsunuz.

Samsung Galaxy Watch Active2 sponsorluğunda gerçekleştirilen

GalaxyRide etkinliğine katılan sporseverler

Kız Kulesi’nde muhteşem İstanbul manzarasının

eşlik ettiği keyifli bir deneyim yaşadılar. Etkinliğe

katılanlar denizin üstünde pedallayarak Kız Kulesi’ni

video mapping uygulaması ile renklendirdiler. Video

mapping’i medya sanatçısı Hakan Yılmaz gerçekleştirirken,

deneysel besteci Mehmet Ünal da Audio-Visual

projesi Under One Minute ile ilk kez GalaxyRide

projesinde yer aldı…

Galaxy Watch Active2, popüler sağlık uygulaması

Samsung Health ile gerçek zamanlı

stres düzeyinizi de takip ediyor. Galaxy

Watch Active2 kullanıcıların küçük fakat

anlamlı günlük değişikliklerle iyi bir yaşam

sürmelerine destek oluyor. Uyku, antrenman

ve stres yönetimi gibi sağlık hedeflerinden işleri

verimli halletmeye kadar birçok konuda

yardımcı oluyor. İster meditasyon yapmaya

vakit ayırmak isteyin, ister sürekli yeniliklerden

anında haberdar olmak isteyin, Galaxy

Watch Active2 yaşam tarzınıza uyum sağlıyor

ve fark yaratan özellikleri şık görünümle

birlikte sunuyor.

Galaxy Watch Active2 klasikleşmiş bezeli

dijitalleştirerek şık bir yenilik sunuyor. Dijital

hale gelen bezel ile menüler arasında

dolaşmak kolaylaşırken, ekran boyutu da

artıyor. Kullanıcılar, My Style renk algılama

algoritması ile de Galaxy Watch Active2’lerinin

dijital kadranını kıyafetlerine göre ayarlayabiliyor.

Galaxy Wearable uygulamasında

bulunan bu özellik sayesinde, kullanıcılar,

kıyafetlerinin fotoğrafını çekip beş farklı

renk düzeni arasından seçim yaparak saatlerinin

kadranını saniyeler içinde değiştirebiliyorlar.

Sektör Market

IT network

Fortinet, 2019 yılı üçüncü çeyreğine ait

finansal sonuçlarını açıkladı

Kapsamlı, entegre ve otomatik siber güvenlik çözümlerinin

global oyuncularından Fortinet®, 30 Eylül

2019’da sona eren 2019 yılı üçüncü çeyreğine ait finansal

sonuçlarını duyurdu…

Fortinet’in açıklamış olduğu 2019’un üçüncü

çeyreğine ait verilere göre toplam gelir, geçen

yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artarak

547,5 milyon dolara ulaştı. Ürün geliri geçen

yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artış

göstererek 197,1 milyon dolaşa ulaşırken;

faturalandırmalar geçen yılın aynı dönemine

göre yüzde 19 artışla 626,6 milyon dolar

rakamlarına ulaşmış durumda.

Açıklanan verilere göre ertelenmiş gelir geçen

yıl ile karşılaştırıldığında aynı döneme göre

yüzde 26 artış gösterip 1,95 milyar dolara ulaşırken,

GAAP faaliyet karı 450 baz puan artışıyla

yüzde 18’e ulaştı. GAAP dışı faaliyet karı ise geçen

yılın aynı dönemine göre 250 baz puan artışıyla

yüzde 26’ya ulaştı. İşletme faaliyetlerinden

kaynaklanan nakit akış 221,2 milyon dolar

olurken; GAAP’ye göre seyreltilmiş hisse başı

net kar 0,46 dolar, GAAP dışı seyreltilmiş hisse

başına net kar ise 0,67 dolar oldu. Açıklanan

çeyrek rakamlarına göre 191,1 milyon dolar

değerinde serbest nakit akışı ise geçen yılın

aynı dönemine göre 45,2 dolar artış gösterdi.

Fortinet Kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı

ve Kıdemli Baş Yönetici Ken Xie konuyla ilgili

olarak şunları söyledi: “Fortinet Security Fabric,

bulut ve SD-WAN ürün ve hizmetlerindeki

büyük gelir artışı, üçüncü çeyrekte geçen yılın

aynı dönemine göre sektörün ortalama gelir

artışından da fazla olduğuna inandığımız

yüzde 21 artışta büyük paya sahip. Amerika

ve EMEA bölgeleri, sırasıyla yüzde 24 ve yüzde

21’lik artışlarla çeyreği ilk sıralarda kapadılar.

18 Kasım’da Fortinet’in halka arzının onuncu

yıldönümüne yaklaşırken, önümüzdeki 10 yılda

sektör ortalamasından daha fazla büyümeyi

hedefliyoruz.”

25


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Turkcell dijital dönüşüme ‘tedarikli’

Sektör Market

IT network

Dünyanın önde gelen şirketlerinin tedarik, satınalma ve

lojistik alanında üst düzey yöneticileri, Barselona’da düzenlenen

ProcureCon Europe Konferansı’nda bir araya

geldi. 300 davetlinin yer aldığı organizasyonda Turkcell

Tedarik Zinciri Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

Ali Türk bir konuşma yaptı. Türk konuşmasında

Turkcell’in tedarik sisteminde dijital dönüşümün etkisini

anlattı, veriyi işlemenin önemine dikkat çekti…

Dijital operatör Turkcell’in, müşterileri için

sunduğu hizmetleri geliştirme sürecine

teknolojik gelişmeleri dahil etme deneyimi

uluslararası alanda ilgi topluyor. İspanya’nın

Barselona şehrinde 20’ncisi düzenlenen ProcureCon

Europe Konferansı’nda konuşan

Turkcell Tedarik Zinciri Yönetiminden Sorumlu

Genel Müdür Yardımcısı Ali Türk, kökten

bir dijital dönüşümün şirketlerin ayakta

kalması için neden hayati olduğunu ortaya

koydu. Dünyanın önde gelen şirketlerinden

65 üst düzey yöneticinin sunumlarıyla yer

aldığı organizasyonda Türk, tedarik zinciri

yönetiminde yapay zeka ve robotik teknoloji

kullanımından çarpıcı örnekler verdi.

Her yıl düzenlenen ProcureCon Europe’a

yine tedarik, satınalma ve lojistik operasyonlarının

küresel çapta önde gelen yaklaşık

300 yöneticisi katıldı. Bu alanda inovasyonu

ve rekabeti hızlandırıcı fikirlerin konuşulduğu

konferansta öne çıkan başlık dijitalleşme

oldu.

“Veriyi doğru işleyenler

geleceğin lideri olacak”

Ali Türk “Dijital dönüşüm yolculuğunuzu

güçlendirmek için yapay zeka, makine öğrenimi

ve robotik süreç otomasyonu benzeri

son teknolojilerden faydalanmak” başlıklı

konuşmasında verinin işlenmesinin önemine

dikkat çekerek “Günümüzde telefonlarımızla

büyük miktarlarda veri oluşturuyoruz.

5G’nin hayatımıza tam olarak girmesi

ve nesnelerin interneti ile hem milyarlarca

insan hem de milyarlarca cihaz birbirine

bağlı olacak. Bununla birlikte ne kadar çok

verinin ortaya çıkacağını ve işleneceğini bir

hayal edin. Veri günümüzün en değerli varlığı.

Gelecekte de böyle olacak. Veriyi işleyen

firmalar da, şimdi olduğu gibi, önde gelen, lider

firmalar olacak. Veri sayesinde malumata

ulaşıyoruz. Malumattan bilgi elde ediyoruz.

Bilgi de bize bilgelik sağlıyor. Geleneksel

şirketler bu piramidi tırmanmak için insan

kaynağını kullanıyor. Dijital firmalar ise bu

piramidin ilk basamaklarını robotik ve yapay

zeka destekli teknolojilere bıraktı. Bu elbette

dijital firmalar için güzel bir haber ama geleneksel

firmalar için hiç güzel bir haber değil.

Bu zor pazarda rekabet edebilmek için tüm

tedarik zinciri süreçlerinin dijitalleşmesi

gerekiyor. Bu dönüşüme ayak uyduramayan

şirketler hayatta kalamayacak, bu yüzden biz

Turkcell olarak bu dönüşüme liderlik ediyor

olmaktan dolayı gurur duyuyoruz” dedi.

Y3K, yenilikçi ürün ve çözümleriyle ISAF

2019’a damgasını vurdu

26

Tedarik ve dağıtım alanında verdiği hizmetlerle

sektörün lider elektronik güvenlik sistemleri

distribütörü olan Y3K, güvenlik sektörünün

Avrupa ve Türkiye’deki en önemli etkinliklerinden

biri olan ISAF’a katıldı.

Elektronik güvenlik sektörüne yönelik zengin

ürün gamını ISAF 2019’da tanıtan Y3K, video

izleme ve yönetim sistemleri, geçiş kontrol, biyometrik,

network ve yangın algılama sistemleri

ile kilit ve kapı aksesuarlarında öne çıkan

yenilikleri ve bu sistemlerin entegrasyon kabiliyetlerini

ziyaretçilere deneyimletme fırsatı

buldu.

Elektronik güvenlik sistemlerinde kalitesi kanıtlanmış

30’dan fazla uluslararası markanın

Türkiye distribütörlüğünü yapan Y3K, bu sayede

proje firmalarının, doğru ürünü bulma, zamanında

ve en uygun koşullarla tedarik edebilme

gereksinimlerine en iyi şekilde yanıt veriyor.

Y3K, Güvenlik, İş Güvenliği, Yangın, Akıllı Bina ve Siber

Güvenlik sektörlerinin buluşma noktası olan ISAF’ta,

ileri teknoloji ürünlerini tanıttı. Şirket, elektronik

güvenlik sistemlerinde kalitesi kanıtlanmış 30’dan

fazla uluslararası markanın öne çıkan çözümlerini ziyaretçilerle

buluşturdu…

“Bilgi ve tecrübemizi

bayilerimize aktarıyoruz”

Y3K Güvenlik Teknolojileri Kanal Satış Direktörü

Hakan Yağcı, fuarla ilgili yaptığı değerlendirmede,

“ISAF’ta bu yıl, bayilerimizin

işlerini geliştirebilecekleri, çok fazla tanımadıkları

ya da kullanmadıkları yeni teknolojiler

ve entegre güvenlik çözümlerini ön plana

çıkarttık. Bugün dünyanın hemen her yerinde

üretilen donanımlar özellik olarak birbirine

çok yaklaşmış durumda. Önemli olan bu

donanımın arkasında kullanılan yazılım ve

sizin sahaya suna-bildiğiniz bilgi ve tecrübe

desteğinizdir. Biz de ISAF’ta bayilerimize daha

çok bu farklılıkları-mızı aktarmaya çalıştık”

dedi.

“Her talebi karşılayacak farklı

çözümler üretebiliyoruz”

Hakan Yağcı, şirket olarak, güvenlik segmentinde

video sistemlerinden yangın algılamaya

kadar tüm müşteri taleplerini karşılayacak

zengin bir ürün ve çözüm gamına sahip olduklarını

ekleyerek, “En büyük yeteneğimiz müşterilerimizi

dinlemek. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını

doğru anlayarak talep ve ihtiyaçlarına en

uygun çözümleri sunmaya özen gösteriyoruz”

diye konuştu.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Zyxel’den yeni dual band AC1200 LTE

Modem/Router

Ağ teknolojileri alanında uçtan uca çözümler sunan

Zyxel, LTE3316 model modem/router’ı pazara sundu.

ADSL, fiber veya kablolu TV gibi karasal hatların

bulunmadığı lokasyonlarda 4,5 G internet erişimi

sağlayan yeni LTE cihazı, kesintisiz iletişim keyfi

vaat ediyor…

Ev ve ofislerde mevcut sabit hatlarda

kesinti yaşanması durumunda alternatif

çözüm olarak devreye girebilen

ve 4,5G LTE yedek internet bağlantısı

sağlamak için kullanılabilen LTE3316,

köprü (bridge) ve yönlendirici (router)

modları ile her türlü cihaz veya ağ geçidi

ile sorunsuz bir şekilde entegre olarak

çalışabiliyor. Kurumsal ve bireysel

kullanıma uygun olan Zyxel’in yeni

4,5G modem/router’ı LTE3316, 300

Mbps indirme (DL), 50 Mbps (UL) veri

gönderme kapasitesi ile sabit hatların

olmadığı piknik alanları veya açık denizde

bile internet erişimi sunabiliyor.

Klasik modem/router’lar, bir ADSL/

VDSL modem desteği ve servis sağlayıcı

firmanın ethernet kablosu ile

internet erişimi sağlayabilirken; LTE

modem/router’lar, kablo ile internet

bağlantısının olmadığı yerlerde “herhangi

bir SIM kart üzerinden” sabit telefon

hattına ihtiyaç duymadan yüksek

hızda internet sunabiliyor. LTE3316,

mikro USB güç bağlantı noktasından

aldığı enerji ile mobil olarak çalışabiliyor.

Bu sayede kırsal alanda araba

kullanırken, denizde balık tutarken

veya dağlık alanda piknikte yaparken

bile 7-24 iletişim özgürlüğü deneyimi

yaşatıyor.

Zyxel Marka ve Pazarlama Müdürü

Özden Aliyagiç Uyar’in verdiği bilgiye

göre Zyxel’in yeni nesil modem/

router’ı LTE3316 ile Netflix üzerinden

dizilerinizi rahatlıkla izleyebilir, 4K

çözünürlüklü videoları bekleme süresi

ve kopma olmadan seyredebilir, oynadığınız

oyunların canlı yayınlarını arkadaşlarınızla

paylaşabilir ve yüksek

boyutlu dosyaları rahatlıkla transfer

edebilirsiniz. LTE router’ınızın aile

koruması modunu aktif hale getirerek

güvenli internet ortamı yaratabildiğiniz

gibi konuklarınız için ise kolaylıkla

bağlantı hızı ve öncelikleri belirleyeceğiniz

misafir ağları oluşturabilirsiniz.

Tüm ağ cihazlarınızla

entegrasyon

LTE3316, kurumsal şirketlerde kullanım

için köprü (bridge) ve yönlendirici

(router) modu ile işletmelere esneklik

sağlıyor. Böylece, ürünün iş uygulamalarında

yerleşik yönlendirme (router)

işlevlerinden faydalanabilirken, köprü

(bridge) modu ile de yüksek kaliteli

Wi-Fi erişim imkânı elde ediliyor.

Yedekli bağlantı ile iş

sürekliliği, dual bant desteği

Ofislerde sadece kablolu internet bağlantısına

dayalı bir internet erişiminizin

olması, iş sürekliliğini açısından

sorunlara neden olabiliyor. Kablolu

hatlardaki herhangi bir internet kesintisi

anında, mobil operatör üzerinden

internet erişiminizin devreye alınmasına

olanak tanıyan Zyxel LTE3316,

maksimum iş verimliliğini garanti altına

alıyor.

Taşınabilir şarj cihazları ya da araç

şarj cihazlarından mikro USB bağlantısı

ile enerji sağlayabilen LTE3316,

maksimum 32 cihaza internet paylaşımı

sağlayabiliyor.

Zyxel’in yeni modem/router’ı, AC1200

teknolojisi destekli dual bant özelliği

ile yüksek kalitede kusursuz Wi-Fi deneyimi

için hem, 2,4ghz hem de 5ghz

bağlantı seçeneği sunabiliyor. Tak ve

çalıştır özelliği, Web GUI sihirbazı ve

“LTE Ally uygulaması” sayesinde Zyxel

LTE3316, akıllı telefon veya tablet bilgisayar

üzerinden kolayca yönetilebiliyor.

Ultra yüksek kaliteli sesli

arama

LTE3316, entegre ses desteği sayesinde,

kablo sınırlaması olmadan, evde,

ofiste ya da mobil internet kapsama

alanın dahilinde; VoLTE aramaları

veya ultra yüksek kaliteli CSFB aramalarına

imkan tanıyor.

Sektör Market

IT network

27


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Dijitalleşme bir organizasyonun

bütününe sirayet etmeli

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, birinci

adamların, zamanımıza denk gelen bir değişim, dönüşüm

süreci olan dijitalleşmenin doğal bir parçası olmaları

gerektiğini belirterek, “Dijitalleşme bir organizasyonun

bütününe sirayet etmeli” dedi…

Sektör Market

IT network

Adnan Bali, Webrazzi Summit 2019 etkinliğinde

yaptığı konuşmada, aracısızlaşma

olarak tanımladığı dijitalleşmede;

iş modellerinin farklılaşması ve insan

davranışındaki değişikliklerle birlikte

değer yaratma zincirindeki bazı halkaların

işlevini kaybettiğini, bazılarının

işlevinin değiştiğini, yeni halkaların

eklendiğini söyledi. İşlevsiz halkaların

elimine olmasıyla nihai kullanıcı ile ilk

hizmeti, ürünü sunan arasındaki mesafenin

kısaldığı dijitalleşmenin istisnası

veya muafiyetinin olmadığını belirten

Bali, bunun bütün sektörlere ve iş alanlarına

etki ettiğini söyledi.

Dijitalleşmenin, zamanımıza denk gelen

değişim dalgası olduğunu ifade eden

Bali, “Böyle bakıldığında aslında sanayi

devriminden, buharlı makinelerin icadından

bir farkı yok. O tarihlerde insanlar

fizik sınırlarını aşmaya çalışıyordu.

Bugün dijitalleşmeyle, yeni algoritmalarla,

yapay zekâ ile bu defa zihnin sınırları

aşılmaya çalışılıyor” dedi.

çekim, cazibe merkezleri oluşturulabilir.

Orada yaratılan enerji ile işletmenin diğer

taraflarına bu yayılabilir. Ancak asıl

dönüşümü sağlayabilmek için bütün iş

süreçlerinin kapsanması gerekir. Eğer

süreç, özel bir yerde dijitalleşmeyle, dönüşümle

ilgili bir ünite kurup onunla

yürütülürse, bu, büyük bir gemiyi sürat

motoru ile yönlendirmeye, onun yönünü

değiştirmeye çalışmaya benzer. İmkânsız

bir şeydir.”

Bazı alanların doğal olarak işleri gereği

dijital dönüşüm sürecine daha yakın olduğunu

belirten Bali, “Örneğin İş Bankası’nda

bu iş, bireysel bankacılıktan nüve

olarak doğdu. Çünkü müşteri davranışlarındaki

değişimin bankacılığa yansımalarının

en fazla hissedildiği yerdi.

Tabii ki orayla sınırlı bir faaliyet olarak

kalmadı, bütün süreçlerimize yayıldı.

Eğer arabanın dört tekerleği aynı hızda

gitmiyorsa, araç en düşük hızı olan tekerleğe

tabi olur. Onun için hepsi birden

senkronize edilmeli” diye konuştu.

bir mesai ile öğrenme gayreti göstermek,

o işin mutfağına girmek de önemli” dedi.

İş Bankası Genel Müdürü Bali, verinin

bu sürecin kilit noktası olduğuna

dikkat çekerek, müşterilerin davranış

değişikliğini ve beklentilerini yönetmek

için çok sağlam bir veri akışı olması, bu

verinin de çok iyi muhafaza edilmesi

ve işlenmesi gerektiğini söyledi. “İçinde

yaşadığımız dünyada artık işimiz bir

ürünü noktasal olarak satmak değil”

diyen Adnan Bali, o ürün ile bağlantılı

bütün ürün ve hizmetleri, tarafları

kapsayacak şekilde bir ekosisteme

dönüştürüp faaliyetleri bir arada

yürütmenin önemli olduğunu söyledi.

Bankacılığın, bu konuda bir platform

olma bakımından ciddi avantajı

olduğunu ifade eden Bali, “Yeter ki

pasta büyüsün, sunulamayan hizmetler

sunulabilir hale gelsin, erişilemeyen

müşteri tabanlarına erişilsin” diye

konuştu.

28

“Dijital dönüşümü iş

süreçlerinden bağımsız

tutarak özel bir ünite ile

yönetmek, gemiyi sürat

motoru ile yönlendirmeye

benzer”

Geçmişte bu tür değişimlerin önemli bir

bölümünün elit bir ekip tarafından yürütüldüğünü

belirten Bali, şöyle konuştu:

“Hâlbuki dijitalleşme tabandan, müşterilerden,

insan davranışlarından tetiklenen

bir süreç. İş dünyasında tedarikçi de

çalışan da bu denkleme dâhil. Hepsi bir

arada dönüşüyor. Dışında kalmak mümkün

değil. Gecikme olursa da bu zemin

kaybettirir, iş modellerindeki değişimin

farkına varılmaz. Dijital dönüşüm kontrol

edilebilir bir süreç değil. Bu yönüyle

bakıldığında topyekûn, bütüncül ve

kapsayıcı olmak zorundadır. ‘İşletmenin

şurası buna uygun, orayı öyle yapalım

ama bu kısımda geleneksel yöntemlerle

devam edelim’ demek mümkün değil.

Başlangıç aşamasında bir yönetme taktiği

olarak ilişkisi güçlü alanlarda belki

“Birinci adamın varlığı

yetmez, taahhüdü,

samimiyeti, işin mutfağında

olması önemli”

Ekip, takım lideri olan birinci adamın,

bağlayıcı, net bir taahhüdünün olmadığı

hiçbir işin istenilen seviyede gitmeyeceğinin

altını çizen Bali, “Sürecin içindeki

herkes birinci adamın varlığını, taahhüdünü,

samimiyetini hissetmeli. Eğer

o irade, kararlılık yeteri kadar hissettirilmezse

yine aksaklıklar olur. Örneğin;

‘arkadaşlar yapıyor’ mesafesindeki işlerin

hiçbiri yürümez. İmkân sağlamak,

güç vermek, hakem olmak lazım... Ortak

“İş dünyası, finans, kamu ve

akademik çevreler bir arada

çalışmalı”

Dijitalleşme, değişim ve dönüşüm

sürecinde kamunun yönlendirici olmasının

önemine de işaret eden Bali,

“Kamu tarafında yatırım yapma saikini

güçlendirecek, kolaylıklar sağlayacak,

vergiyle ilgili düzenlemelerde imkân

sağlayacak alanlar yaratmalıyız. İş dünyası,

finans, kamu ve akademik çevreler

bir arada çalışmalı. Çünkü tekil çalışmalarla

istenilen sonuçlar yaratılamayabilir”

dedi.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

GESS Türkiye ve FATİH ETZ 2020

Ankara’da tanıtıldı

Düzenlenen lansman toplantısında söz alan

Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Reha Denemeç:

“Bir bilgi toplumu yaratmak ve eğitimde

teknolojiyi yararlı kılmak; eğitim ve

öğretimi, teknolojinin geldiği son nokta ile

buluşturmak üzere son dört yıldır periyodik

olarak düzenlediğimiz Uluslararası FATİH

ETZ ise FATİH Projesi’nin hem bilimsel ayağını

destekleyen hem de eğitim teknolojilerinin

her bakımdan nabzını tutan büyük

bir etkinlik olarak varlığını sürdürüyordu.

2020 yılında ise yine uluslararası eğitim

teknolojilerinin nabzını tutan ve beş ülkede

gerçekleştirilerek eğitimde dünyanın önemli

isimlerini bir araya getiren GESS Türkiye ile

FATİH ETZ güçlerini birleştirdi” dedi.

Son 10 yıldır bilim ve teknolojideki gelişmelere

bakınca radikal değişimlerin eskiye nazaran

çok daha hızlı gerçekleştiğini, eğitimin

de bundan doğrudan etkilendiğini söyleyen

Tarsus Turkey Genel Müdürü Zekeriya Aytemur

ise, “Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim

sisteminin bilim ve teknolojideki gelişmelere

uyarlanması noktasında oldukça başarılı

adımlar atıyor. Bu da GESS Türkiye olarak

bizim ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı ile Tarsus Turkey arasında

imzalanan protokolle Eğitim Teknolojileri ve Çözümleri

Fuarı GESS Türkiye ile Uluslararası FATİH Eğitim

Teknolojileri Zirvesi (ETZ), 2-4 Nisan 2020’de İstanbul

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda bir arada

gerçekleşecek…

gösteriyor. Eğitim alanındaki tüm tedarikçileri

çatısı altında buluşturmayı amaçlayan

GESS Türkiye, sektörün nabzının tutulduğu,

eğitim uzmanlarının en yeni ürün, teknoloji,

hizmet ve uygulamaları yerinde görebildiği,

yurt içi ve yurt dışından profesyonel alıcılar,

devlet ve özel okul yöneticileri, müdürleri,

sahipleri, yatırımcıları ve satın alma kararı

veren yöneticileriyle tedarikçilerin doğrudan

bir araya geldiği büyük bir teknoloji, bilgi ve

ticaret platformu. Bu etkinliğin Fatih ETZ ile

birlikte gerçekleştirilecek olması Türk Eğitim

Sektörü için çok büyük bir fırsat” dedi.

GESS Türkiye ve FATİH ETZ

2020, eğitimin geleceğine

yön veren yeni bilimsel

çalışmalara ve teknolojilere

ev sahipliği yapacak.

GESS Türkiye ve FATİH ETZ 2020, Bahçeşehir

Eğitim Kurumları ve Arçelik ana sponsorluğunda

eğitimin geleceğine yön veren

en son teknolojilere ev sahipliği yapacak.

Üç gün sürecek etkinliklerde katılımcılar;

bilimsel toplantılar, bildiri sunumları,

atölye çalışmaları ve paneller ile yeni eğitim

yaklaşımları ve teknolojik gelişmelerden

haberdar olurken çeşitli uygulamaları da

deneyimleme imkanı bulacak. Ayrıca fuarda

bu sektöre ürün, hizmet ve teknoloji sunan

firmaların standlarında tanıtımlar yapılacak,

eğitim kurumları ile çözüm sağlayıcılar

bir araya gelecek. GESS Türkiye ve FATİH

ETZ 2020’de, akademisyenler, sivil toplum

kuruluşları, start-up’lar ve eğitim teknolojileri

alanındaki tüm paydaşların buluşacağı

en büyük ulusal platform oluşacak.

Sektör Market

IT network

HyperX, oyun dünyasında rekabeti artırıyor!

HyperX, kendi markasını

taşıyan anahtarlarını ve bu

anahtarlarla donatılan HyperX

Alloy Origins oyuncu

klavyelerini tüm dünyada

piyasaya sürüyor. Satışa

sunulan ilk HyperX klavye

anahtarı olan HyperX Red

mekanik anahtar, daha kısa çalıştırma noktası

ve 80 milyon tıklama ömrüyle performans ve

uzun vadeli dayanıklılık sunuyor. HyperX Alloy

Origins mekanik klavye ise HyperX anahtarlarıyla

donatılan ilk tam boy oyuncu klavyesi

olma özelliği taşıyor. Alttan RGB aydınlatmaya

sahip tuşlar; daha canlı bir parlaklık, etkileyici

efektler ve beş ayrı parlaklık düzeyiyle oyun deneyimini

zenginleştiriyor. Alloy Origins’te havacılık

standartlarında fırçalanmış kaplamaya

sahip, dayanıklı ve stabil bir alüminyum gövde

yer alıyor. Klavyenin alandan tasarruf eden

dizilimiyse oyuncuların masalarında daha

fazla yer açarak fareyi kullanmayı kolaylaştırıyor.

Alloy Origins; aydınlatma ve makrolar

HyperX Red mekanik anahtarlarıyla donatılan Alloy

Origins Mekanik Oyuncu Klavyesi oyun dünyasına rekabetçi

özellikler ve performans sunuyor…

için gelişmiş kişiselleştirme özelliklerine sahip

HyperX Ngenuity yazılımıyla birlikte geliyor.

Bu yazılımla her tuşta ayrı aydınlatma efekti

ayarlanabiliyor. USB Type C - USB Type A klavye

kablosu, istenildiği zaman çıkarılabiliyor.

Alloy Origins’te bulunan özel oyun modları ile

kullanıcılar hangi tuşların çalışıp çalışmayacağına

karar verebiliyor. Atanan makro tuşları

makro arşivine kaydedilebiliyor. Kullanıcılar

kendilerine en uygun pozisyonu bulmak için

üç farklı açıdan birini seçebiliyor. Kullanıcılar

HyperX Ngenuıty yazılımıyla üç adet Alloy

Origins profilini dahili belleğe kaydedip istedikleri

yerde kullanabiliyor. Üründe yüzde 100

anti-ghosting ve tam N-tuş geçişi gibi özellikler

de bulunuyor.

“HyperX olarak, oyuncuların aradığı işlevlere

ve tasarım özelliklerine sahip tuş anahtarlarını

geliştirmek için iki yıl çalıştık. Şimdi, kendi

markamızı taşıyan anahtarları sunmaktan büyük

heyecan duyuyoruz.” diyen HyperX Klavye

Ürün Müdürü Jennifer Ishii, sözlerini şöyle

sürdürüyor: “Yeni anahtarlarımızla donatılan

Alloy Origins mekanik oyuncu klavyesi, 80 milyon

tıklamaya dayanan ve doğrusal bir tarza

sahip bir anahtar arayan oyuncuların ihtiyaçlarını

karşılayacak.”

29


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Signify, 3D Yazıcı ile üretilen ilk

armatürlerin üretimine başladı

Signify, üç boyutlu yazıcıyla basılan ve müşterilerine

özel olarak hazırlanan profesyonel armatürlerin üretimini

duyurdu. Üç boyutlu yazıcı ile üretim yapılan

ilk kullanıcısı Marks and Spencer’ın ise ciddi kazanımlar

elde ettiğini açıkladı…

Sektör Market

IT network

Aydınlatmada dünya lideri olan Signify, Hollanda’da

abajur ve teçhizatları (armatür) üç

boyutlu basacak olan tesislerinin yanı sıra

ABD, Hindistan ve Endonezya’da üç boyutlu

baskı fabrikaları kurma planlarını açıkladı.

Yüzde 100 geri dönüştürülebilir polikarbonat

malzeme kullanan şirket, esnek ve

sürdürülebilir üretim tarzının benimsemesi

ile birlikte armatürlerin kişiye özel tasarlanmasına

ve her bir müşterinin ihtiyaçlarına

göre ayarlanmasına olanak sağlıyor. Üretilen

ürünler ömrünü tamamladığında ise geri

dönüştürülerek döngüsel ekonomiye katkıda

bulunmasını sağlıyor.

Moda ve gıda perakendecisi Marks and

Spencer (M&S) bugün yaptığı açıklamayla,

2020 yılı sonuna kadar İngiltere’de bulunan

mağazalarına yerleştireceğini ve üç boyutlu

yazıcı ile hazırlanan binlerce armatürü üretme

sürecinin ilk aşamasında olduğunu ifade

etti. M&S böylece Albert Heijn, SAS, Total ve

Praxis gibi diğer önemli müşterilerin arasında

yerini alıyor.

Signify’ın üç boyutlu baskı alanındaki

yatırımları, şirketin bir yandan müşterilerine

daha iyi hizmet sunarken diğer yandan da

hem onların hem de kendisinin karbon ayak

izini azaltma kararlılığını yansıtıyor. Bu

şekilde üretilen tipik bir armatür (elektronik

ve optik bileşenler hariç), geleneksel

yöntemlerle imal edilen metal bir armatüre

nazaran yüzde 47 daha az karbon ayak izine

sahip oluyor. Neredeyse bütün bileşenleri yeniden

kullanılabiliyor veya geri dönüştürülebiliyor,

böylece döngüsel ekonomiye katkı

sunuyor.

Signify’ın İnovasyon Başkanı Olivia Qiu “Biz,

endüstriyel ölçekte 3 boyutlu basılmış armatürler

imal eden ilk aydınlatma üreticisiyiz;

böylece aydınlatma sektörünün ve sürdürülebilir

inovasyonun öncüsü konumumuzu

pekiştiriyoruz” dedi.

Qui konuşmasına şöyle devam etti “Armatürleri

basmak, daha esnek, hızlı ve çevre

dostu bir imalat yöntemidir. Büyük yatırımlara

ve uzun ürün geliştirme döngülerine ihtiyaç

duymadan, müşteri ihtiyaçlarını hızlı

bir şekilde karşılayan yeni tasarımlar oluşturabiliyor

veya mevcut tasarımları özelleştirebiliyoruz.

Müşteriler fikirlerini birkaç ay

değil birkaç gün içinde hayata geçirebiliyor

ve baskı daha az enerji sarf ediyor. Üç boyutlu

basılmış aydınlatma armatürlerimiz, geleneksel

olarak üretilmiş metal aydınlatma

armatürlerine göre daha düşük karbon ayak

izine sahip. Ağırlıkları daha düşük olduğundan,

nakliye kaynaklı karbon emisyonlarını

yüzde 35 azaltıyoruz. Üretimi kentsel alanların

yakınlarında gerçekleştirerek ayak izimizi

daha da düşürüyoruz. Ve elbette LED

aydınlatma, geleneksel aydınlatmaya göre

çok daha verimli.”

2018 yılı itibariyle Signify’ın satışlarının

yüzde 79’u sürdürülebilir gelir kaynaklarından

geliyor. 2020 yılında karbon nötr

olma hedefine ulaşmaya kararlı olan şirket,

kısa süre önce Dow Jones Sürdürülebilirlik

Endeksi’nde üst üste üçüncü yıl Endüstri

Lideri seçildi.

30


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Dijital işgücü ile yeni bir sanayi devrimi başlıyor!

Automation Anywhere, Türkiye’deki en geniş

yetkiye sahip tek Gold Partneri eSystems ile

iş ortaklıklarının kamuoyuna duyurulduğu,

Türkiye RPA pazarının durumunun ve sektörün

gelecekteki konumunun ele alındığı bir

toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan

Automation Anywhere’in Satıştan Sorumlu

Genel Müdür Yardımcısı Kerry Koutsikos “Şu

anda teknoloji alanında hem evrim hem de

devrim yaşıyoruz. Son yılların gündem konusu

olan yapay zekâ ve makine öğrenimi (Machine

Learning) önümüzdeki 5 sene içinde birleşerek,

bizlere gerçek robotik devri yaşatmaya

başlayacak” dedi.

Robotik Süreç Otomasyonu (RPA), 2019 yılında şirketlerin

en çok ilgi gösterdiği teknolojilerin başında geliyor.

RPA, şirketlerin rutin, yüksek hacimli, kurallara bağlı

işlerini; düşük maliyet, hatasız işlem ve yüksek hızla

yürütmelerini yazılım robotları aracılığıyla sağlıyor.

Robotik Süreç Otomasyonu ve Yapay Zeka konusunda

dünyanın lider yazılım şirketi Automation Anywhere,

RPA ve dijital işgücü ile “yeni bir sanayi devrimi”nin

başladığına dikkat çekiyor…

Yakın Gelecekte Kaç

Dijital İşgücünüz Olduğu

Konuşulacak

Koutsikos konuşmasına “Biz RPA ile dijital

işgücünü yükselişe geçirirken, çalışanların

verimliliğini ve yaratıcılığını artırmaya çalışıyoruz.

Günümüzde bilançolarını açıklayan

şirketler, çalışan sayılarını da muhakkak sundukları

rapora ekliyorlar. Çok yakın gelecekte,

bu raporlarda şirketlerin dijital işgücü sayılarının

da yer aldığını göreceğiz. Her yatırımcı, yatırım

yaptığı firmanın teknolojik altyapısını da

bilmek, değerlendirmek ister. İşte bu noktada

kaç botunuz olduğu önem kazanacak.” açıklamasıyla

devam etti.

“Türkiye’yi Yetenek ve

Yaratıcılık Merkezi Haline

Getirmek İstiyoruz”

Türkiye RPA pazarında yer almaktan mutluluk

duyduklarını ve heyecanlandıklarını dile getiren

Kerry Koutsik “Türkiye’de var olan potansiyel,

Körfez ülkelerinin tamamından çok daha

fazla. Çok uluslu şirketlerin Türkiye yatırımları,

iyi eğitimli ve donanımlı Türk yazılımcılar

ve ülkenizin büyüme hızı bizim bu pazara girmemizde

etkili oldu. RPA, birlikte yol alınacak

çok uzun bir seyahat. Bu seyahatte bizimle yola

çıkmaya hazır, yerel dinamikleri bilen, müşterisini

dinleyen ve anlayan bir partner gerekiyor.

eSystems bizim yol arkadaşımız oldu. Ülkenizdeki

stratejik hedefimiz Türkiye’yi Automation

Anywhere’in yetenek ve yaratıcılık merkezlerinden

biri haline getirmek. Bu süreci de Gold

Partnerimiz eSystems ile kısa zamanda tamamlamayı

planlıyoruz” dedi.

RPA Milyonlarca İnsanı Özgür

Kılacak

Toplantıda söz alan eSystems Genel Müdürü

Gökhan Karahan ise; Automation Anywhere

ile yaptıkları anlaşmanın, Türkiye RPA pazarı

için önemli bir açılım olduğunun altını çizerek

“Biz RPA alanında yaptığımız bu iş birliği ile

çalışanlara düşünmek, verimli olmak ve keşfetmek

için zaman yaratmak istiyoruz. Amacımız

rutin işlerin içinde boğulan milyonlarca

çalışanın yaratıcılıklarını özgür bırakmalarına

ve verimliliklerini artırmalarına destek olmak”

şeklinde konuştu.

Sektör Market

IT network

Dyson kurumsal ürün ailesine Airblade 9kJ

El Kurutma Makinesini ekledi

Dyson, en hızlı ve en verimli HEPA filtreye sahip el kurutma

makinesi Airblade 9kJ’yi sunuyor. Eşsiz tasarımı

ve son teknolojisiyle Dyson Airblade 9kJ el kurutma

makinesi, kullanıcıların hızlı ve hijyenik şekilde ellerini

kurutmasına olanak sağlarken, düşük enerji tüketimiyle

tek kullanımlık kağıt havlulara alternatif oluyor…

“Dyson olarak, el kurutma

sürecinin hızlı,

hijyenik ve enerji

tüketimi açısından

duyarlı olması gerektiğine

inanıyoruz. Bu

sorunların çoğunu,

2006’da ilk Airblade’imizi

tanıtıp

pazara girdiğimizde

çözdük.” diyen Dyson Baş Mühendisi Jake

Dyson, “Dyson Airblade 9kJ’yi sunarak en yeni

el kurutma teknolojisiyle öncü olmaya devam

ediyoruz. Akustiğinden tasarımına; kullanıcı

deneyiminden ve hijyenden hiçbir ödün vermeden

en iyi performansı alabilmek için her detayı

düşündük” sözleriyle ürünü anlattı.

Dyson Airblade 9kJ el kurutma makinesi,

700’ün üzerinde prototip yapılarak üç seneden

uzun süren çalışmalar sonunda ortaya çıktı.

Sonuç olarak 10 saniyelik hızlı kurutma performansıyla

bugüne kadarki en hızlı ve sessiz Dyson

Airblade el kurutma makinesi tasarlandı.

Dyson’ın kullandığı motor ve Air Flow teknolojisi

Dyson Airblade 9kJ el kurutma makinesinin

diğer sıcak hava kurutuculara göre Eco Mod’da

yüzde 87 oranında daha az enerji kullanmasını

sağlıyor. Aynı zamanda kağıt havlulara göre

adet başına yüzde 85 daha az karbondioksit

emisyonu üretiyor.

Konuya ilişkin açıklamasında “Bir şeyleri geliştirme,

daha verimli hale getirme ve bu süreçte

daha az kaynak kullanma isteği mühendislerin

içgüdüsüdür. DNA’mıza kodlanmıştır. 1907’de

kağıt havlular ilk kez tanıtıldı. Elektrikli el kurutma

makinesi ilk kez 1948’de ortaya çıktıama

ikisi de başarısız oldu. Daha iyi bir çözüm

bulma yolculuğu her zaman büyüleyicidir.

2006’da Dyson Airblade teknolojisinin icadı,

ilk defa suyun yüksek hızlı ısınmamış hava

kullanılarak kurutulması ve böylece enerji

tüketiminin azaltılması anlamına anlamına

geldi” dedi.

Her zaman olduğu gibi Dyson’da başarı; ayrıntılarda

ve donanımla yazılımın akıllı şekilde

birleşiminde gizlidir. Dyson Airblade 9kJ

el kurutma makinesinin sağlam tasarımı ve

paslanmaz çelik gövdesi, gerçek yaşam koşullarına

dayanacak şekilde titizlikle test edilerek

üretildi.

31


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Huawei akıllı hesaplama sistemlerini

Intel ile birlikte tanıttı

Sektör Market

IT network

Huawei, kurumlara teknolojik yenilik, maliyet

ve verimlilik avantajı sağlayan akıllı

hesaplama çözümlerini, Intel iş birliği ile 6

Kasım’da İstanbul’da gerçekleştirdiği, “Akıllı

Hesaplama – Akıllı Türkiye” etkinliği ile

tanıttı. Bazı modellerinde yeni nesil Intel

işlemcilerle de desteklenen Huawei Atlas ve

x86 ürün aileleri, geleceğin akıllı hesaplama

ve veri yönetimi süreçlerinde öne çıkıyor…

KOBİ’lerden büyük şirketlere

kadar uzanan çözümler

Huawei, veri merkezleri için akıllı hesaplama

çözümleri sunan, Intel iş birliği ile 2020’nin

başında pazara sunmayı hedeflediği “Atlas”

grubunu tanıttı. Atlas ürün grubu, tıbbi teşhis

araştırmalarından yüz tanıma sistemlerine

farklı sektörlerde, çok geniş bir yelpazede

çözümler sunuyor. Bunlar arasında sağlık,

güvenlik, enerji, taşımacılık ve akıllı şehirler

gibi önemli sektörler bulunuyor. Etkinlik

kapsamında Huawei, işlemci, yonga seti ve

ağ kartlarında “Intel” ile desteklenen x86 serisini

de tanıttı.

Huawei’nin akıllı çipleri tarafından desteklenen

sunucular, kurumların operasyon giderlerini

yüzde 15’e varan oranda düşürüyor.

İş dünyasında akıllı hesaplama sistemlerinin önemi

günden güne artarken Huawei, bu alandaki hizmet ve

çözümleri olan Huawei x86 Server ve Atlas ürünlerini,

Intel iş birliği ile düzenlenen “Akıllı Hesaplama – Akıllı

Türkiye” etkinliğinde iş ortakları ve kurumsal müşterilerine

sundu…

Küçük işletmelerden büyük kurumlara her

ölçekte şirkete yönelik sunucu çözümlerini

içeren x86 serisini farklılaştıran bir başka

özelliği de yoğun kullanımda bile yüksek

ısılara dayanıklılığı. Pazarda birçok ürün ancak

35 santigrat dereceye kadar performans

sağlarken Huawei sunucuların, 45 santigrat

dereceye kadar aynı hız ve kapasitede çalışabiliyor.

Huawei Akıllı Hesaplama İş Birimi Avrupa

Bölgesi Genel Müdürü Adam Jiang, toplantının

açılış konuşmasında; “Sektörde yenilikçi

bir segment olarak, geçen yıl Akıllı Hesaplama

iş birimini hayata geçirdik. Kurumsal

hizmetlerde farklılık yaratacak bu iş birimiyle

sunucu ve yapay zekâ alanlarında önemli

hizmetler ve çözümleri sunmaya şimdiden

başladık. Bugün bu sistemleri değerli iş ortağımız

Intel çözümleri ile bir arada sunuyoruz.

Uzun yıllardır devam eden bu birliktelik

için Intel’e teşekkür ederim” dedi.

Huawei Türkiye Akıllı Bilgi İşlem İş Birimi

Genel Müdürü Bobby ZHANG ise konuyla

ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Huawei’nin

Akıllı Bilgi İşlem alanında sahip olduğu

vizyonun önemli bir ürünü olan Atlas

çözümü, aynı zamanda Huawei’yi pazardaki

diğer sunucu çözümlerinden farklılaştırıyor.

2020 yılıyla birlikte, Türkiye’de giderek daha

fazla yapay zekâ gereksinimi ortaya çıkacağını

düşünüyor ve bu kapsamda çalışmalarımıza

hız kesmeden devam ediyoruz.”

Verimlilik ön planda

Kurumlar sanallaştırma kapsamında birçok

farklı sistemi kendi sistemlerine entegre

etmek durumunda. Ancak bunu yaparken

hâlihazırda işleyen yapının bundan

etkilenmemesi gerekiyor. Huawei sunucu ailesi,

hem içinde Intel işlemcisi olan ürünleri

hem de kendi geliştirdiği işlemcili ürünlerle

bu sanallaştırma işlemlerine imkân ve de kolaylık

sağlıyor.

Kingston’dan yeni microSD ve SD Kart ailesi:

Canvas Select Plus

32

Kingston’ın

Canvas Select

Plus bellek

kart serisi

s a ğ l a d ı ğ ı

daha yüksek

hızlar, daha

fazla güvenilirlik

ve 512

GB1’a varan

kapasiteleriyle kullanıcı deneyimini en üst seviyeye

çıkarmak için tasarlanıyor. Canvas Select

Plus, yüksek kalitedeki içerikleri aktarırken

Class 10 UHS-I hızlarını 100MB/s2‘ye kadar çıkararak;

daha hızlı uygulama yükleme, yüksek

çözünürlüklü fotoğraflar aktarma, tam uzunlukta

HD videolar kaydetme ve düzenleme

gibi ağır iş yükleri için ihtiyaç duyulan hızları

sağlıyor.

Bellek ürünleri ve teknolojisinde dünyanın önemli

oyuncularından Kingston, yeni Canvas Select Plus

microSD ve SD kart serisini piyasaya sürdüğünü duyurdu.

Kingston, orijinal Canvas Select Kart serisini

daha hızlı ve daha yüksek kapasiteli Canvas Select

Plus’la değiştirerek telefonlar ve dijital kameralar için

vazgeçilmez bir seri sunuyor…

Yeni Canvas Select Plus microSD kartı, muhteşem

hızlarda uygulama açma ve yükleme

işlemleri için A1 uygulama performans sınıfında

tasarlanarak Android cihazlar için optimize

ediliyor. Son teknolojiyle geliştirilmiş yeni

özelliği ile kullanıcılara yüksek çözünürlüklü

fotoğraflar ve 4K video çekimi sağlayan kart;

yoğun grafikli multimedyalar için yeterli hız

ve depolama sağlayarak güçlü bir uygulama

deneyimi sunuyor.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Pirelli’den 5G şebekesiyle etkileşim kuran lastikler

Lastik devi Pirelli, akıllı lastikler tarafından

yol yüzeyiyle ilgili olarak algılanan bilgileri

5G şebekesi üzerinden müşterilere ileten

dünyadaki ilk lastik şirketi oldu.

Şirket Torino›da “Dünyanın ilk 5G destekli

ADAS (Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri)

hizmetleri” kullanım etkinliğini lanse etti.

Etkinlik, Pirelli›nin de üyesi olduğu 5GAA

- Otomotiv Derneği tarafından düzenlenen

“Araçtan Her Yere, İletişimde 5G Yolu”

etkinliğinde gerçekleşti.

Pirelli, Ericsson, Audi, Tim, Italdesign ve

KTH ile birlikte Lingotto binasının çatısında

gerçekleştirdiği denemede sensörlerle donatılmış

‘Pirelli Cyber Tyre’ lastiklerle donatılan

ve 5G şebekesine bağlı bir otomobilin,

lastiklerin algıladığı ‘suda kızaklama’ riskini

takip eden bir araca nasıl iletebildiğini gösterdi.

Bu uygulama, 5G’nin ultra geniş bandı

ve düşük gecikme süresi sayesinde mümkün

oldu.

Otonom sürüş sistemlerinin

geliştirilmesinde aktif rol

oynayacak

Araç ile yol arasındaki tek bağlantı noktası

olan lastikler, Pirelli’nin mükemmelleştirdiği

teknoloji sayesinde araç ve şoförle, 5G

potansiyeli sayesinde de tüm yol altyapısıyla

iletişim kurmayı başardı. İçinde bir sensör

bulunan Pirelli Cyber Tyre, gelecekte lastik

Prelli Cyber Tyre, hem sürüşe uygun olmayan yol koşullarıyla

ilgili bilgileri algılayabiliyor hem araca ve yakındakilere

bu bilgileri şebeke üzerinden iletiyor…

modeli, kat edilen kilometre, dinamik yük ve

bir ilk olarak su birikintilerinden zayıf kavramaya

kadar yol yüzeyindeki olası tehlike

durumları gibi verileri otomobile iletecek.

Bu bilgiler otomobilin kontrol ve sürüş destek

sistemlerini adapte etmesini, güvenlik,

konfor ve performans seviyesini ciddi ölçüde

geliştirmesini sağlayacak. Aynı bilgiler,

diğer otomobillere ve altyapıya da iletilecek.

Pirelli, 5G’nin potansiyeli sayesinde lastiği

karayolu ulaşım ekosisteminin tamamını

kapsayan daha geniş bir iletişim bağlamında

konumlandırabilecek ve geleceğin mobilite

ve otonom sürüş sistemleri için çözüm ve

hizmetlerin geliştirilmesine aktif olarak katkıda

bulunabilecek.

Track Adrenaline ürünü de

tanıtıldı

Pirelli bu yıl sensörlü P Zero Trofeo lastikleri

serisini içeren ve pist meraklılarına hitap

eden Italia Track Adrenaline ürününü de tanıttı.

Track Adrenaline, bir pist mühendisinin

sanal versiyonu gibi hareket ederek lastik

basıncını ve sıcaklığını gerçek zamanlı izleyip

bu bilgileri telemetrik verilerle birleştiriyor

ve sürücüye pist performansını nasıl artıracağına

dair göstergeler ve öneriler sunuyor.

Lastiklerin sensörlerle donatılması, Pirelli’nin

otomobil üreticileri, filolar ve genel

olarak sürücülerin gelecekteki ihtiyaçlarını

karşılamak ve halen devam eden değişikliklere

uyum sağlamak için “terzi işi” özel ürün

ve hizmetlerin geliştirilmesine odaklanan

“Mükemmel Uyum” stratejisinin ayrılmaz

bir parçasını oluşturuyor.

Sektör Market

IT network

istegelsin İstanbul’dan sonra

şimdi de Kocaeli’nde

Market alışverişinin zaman kaybetmeden, kolayca yapılmasını

sağlayan istegelsin, hizmet alanını genişletiyor.

Kocaeli’nde Gebze, Dilovası, Darıca ve Çayırova’dan

sonra şimdi de İzmit’te faaliyetlerine başlıyor…

180 farklı şirketten tedarik ettiği 7 bin ürün

çeşidiyle taze gıdadan, temizliğe; vegan

ürünlerden organik ürünlere kadar müşterilerinin

hemen her ihtiyacını karşılayan istegelsin,

önümüzdeki yıl daha fazla kişinin

hayatına dokunmayı hedefliyor.

Faaliyete geçtiği ilk yılında İstanbul’un tamamına

(adalar ve Şile hariç) hizmet vermeye

başlayan istegelsin, yeni şehirlerle yoluna

devam ediyor. Yılın bitmesine az bir zaman

kala önemli bir atak yapan #çoksüpermarket

istegelsin, Kocaeli’nde Gebze, Dilovası, Darıca

ve Çayırova’dan sonra şimdi de İzmit’te

hizmet vermeye başlayacağını duyurdu. istegelsin,

15 Kasım Cuma günü itibarıyla soğuk

zincir bozulmadan, taptaze ürünleri market

fiyatına kullanıcılarına ulaştıracak. istegelsin’in

kullanıcılarına bir sürprizi de var. İlk

alışverişe özel 30 TL indirim anında hediye!

Tüm ürün ve kampanyalar

dahil

İstanbul’da olduğu gibi yeni lokasyonlardaki

kullanıcılar da tüm ürün ve kampanyalara

ulaşabilecek. Halihazırda 7 bin ürün çeşidinden

istediklerini seçebilecekler. Her geçen

gün ürün çeşitliliğini artıran istegelsin, çeşitliliği

gıda ve gıda dışı tüm ev ihtiyaçlarının

yüzde 90’ını karşılayacak hâle getirmek

istiyor. Şu an 1 milyon indirilme sayısı ve 300

bin aktif müşteriye sahip olan istegelsin, yeni

şehirlerle birlikte hedef kitlesini de artırmayı

hedefliyor.

10 kat büyüme hedefi

istegelsin, soğuk hava depolarında saklanan

meyve, sebze ve etleri, soğuk zincir kırılmadan

kullanıcısına ulaştırıyor. Bu noktada sahip

oldukları güçlü altyapı ve dağıtım ağının

önemini vurgulayan istegelsin CEO’su Sedat

Yıldırım, “#çoksüpermarket sloganıyla hizmet

vermeyi sürdürüyoruz. Müşterilerimize

sunduğumuz hizmetin en ayrıştırıcı özellikleri

arasında; etlerde mahalle kasabı güvenini

sunmamız, meyve, sebzeyi taze, temiz

ve özel paketlerde göndermemiz ve soğuk

zinciri bozmadan her türlü market ihtiyacını

karşılamamız yer alıyor. İş modelimiz

normal bir süpermarketten farklı olarak sadece

fiziksel anlamda bir mağaza açmamak

üzerine kurulu. İstanbul’da mevcutta sekiz

dağıtım merkezimiz bulunuyor. Kesin olmamakla

birlikte şubatta Ankara ve mayısta da

Bodrum’da olmayı planlıyoruz. 2020 yılında

ciroda 10 kat büyüme hedefliyoruz. Şu anda

150 kişiyi istihdam ediyoruz, hedefimiz 2020

sonunda bu sayıyı 300’e çıkartmak” diye konuştu.

33


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Çoğu Amerikalı iki faktörlü kimlik

doğrulamasının ne olduğunu bilmiyor!

Pew araştırma merkezi tarafından yapılan son araştırmaya

göre, Amerikalıların yüzde 72’si iki faktörlü

kimlik doğrulamayı tanımlayamıyorken yüzde 70’i de

HTTPS’nin işlevini bilmiyor. Siber güvenlik konusunda

bilgilerin Türkiye’de de yetersiz olduğunu aktaran Bitdefender

Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu,

ülkemizde de siber güvenlik bilincinin yeterli düzeyde

olması için çalışmalar yapılması gerektiğini belirtiyor…

Sektör Market

binden fazla yetişkine yönelttiği 10

soruluk siber güvenlik testinde ilginç

sonuçlara ulaşıldı. Amerikalılar ve Dijital

Bilgi araştırması kapsamında elde

edilen sonuçlara göre, ABD’deki yetişkinlerin

önemli bir çoğunluğunun

siber güvenlik, mahremiyet ve dijital

yaşam ile ilgili konularda yetersiz olduğu

raporlandı. Dünyada 500 milyondan

fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender

Antivirüs’ün Türkiye Operasyon

Direktörü Alev Akkoyunlu’ya göre,

ülkemizde de siber güvenlik bilinci

yetersiz ve yapılacak çalışmalarla bu

bilinç düzeyinin artırılması gerekiyor.

IT network Pew Araştırma Merkezi’nin ABD’li 4

İki Faktörü Kimlik

Doğrulamasını Bilmiyorlar

Anketin ortaya koyduğu en ilginç sonuçlardan

biri, katılımcıların sadece

yüzde 28’inin iki faktörlü kimlik doğrulamasını

tanımlayabilmesiydi. 2FA

veya iki faktörlü kimlik doğrulamasının,

genellikle bir SMS olarak veya

e-postaya gönderilen ikinci bir giriş

koduyla online hesapların güvence altına

alındığı bir güvenlik önlemi olduğunu

dile getiren Alev Akkoyunlu, iki

faktörlü kimlik doğrulaması sayesinde

saldırganların, kullanıcı adı ve şifreleri

çalsa bile, kullanıcının telefonuna

veya e-posta hesabına erişemediği için

hesabı devralamayacağını belirtiyor.

İnternet bankacılığı, sosyal medya,

Google veya iCloud hesaplarını, çoğu

saldırıya karşı güvence altına almanın

en iyi yolunun iki faktörlü kimlik

doğrulama yöntemi olduğunu aktaran

Akkoyunlu’ya göre, Türkiye’de de çoğu

kullanıcının bu güvenlik önlemini öğrenmesi

ve kullanması gerekiyor.

verilerini sonsuza dek herkesten gizlediğini

düşünüyor. Gizli mod kullanımının

web aramalarını tarayıcı geçmişine

kaydetmemesi dışında bir gizlilik koruması

sağlamadığını dile getiren Alev

Akkoyunlu, kullanıcıların gizli sekmelerde

yaptığı işlemlere internet servis

sağlayıcıları ve tarayıcının üreticisi

tarafından erişildiğini aktarıyor. Yine

aynı anket sonuçlarına göre, Amerikalıların

sadece yüzde 30’u HTTPS’nin

işlevinin ne olduğunu biliyorken,

ankete katılanların yarısından fazlası

ağ tarafsızlığı hakkında hiçbir bilgiye

sahip değil.

Saldırı Çeşitleri Bilinse De

Çözümlere Dair Fikir Yok

Ankete katılanların başarılı olduğu

konu ise yüzde 67’sinin kimlik avı dolandırıcılığı

ve gerçekleştiği mecralar

hakkında bilgilerinin yeterli olması.

Ancak saldırı çeşitlerinin bilinmesinin

saldırılardan korunmaya yetmediğini

dile getiren Alev Akkoyunlu’ya göre,

kullanıcıların alınabilecek önlemleri

de bilmesi gerekiyor. Ülkemizde de

siber güvenliğe dair bilinçlenmenin

gerçekleşmesi gerektiğine dikkat çeken

Akkoyunlu, başta eğitim kurumlarında

olmak üzere özel şirketlerde

ve kamu kurumlarında çalışan birçok

kişiye siber güvenliğe dair temel eğitimlerin

verilmesi gerektiğini dile getiriyor.

34

Gizli Mod İnternet Kullanımı

O Kadar Da Gizli Değil

Ankete katılanların yüzde 24’ü, gizli

mod ile internet kullanımının tarayıcı


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Dijital dönüşüm projeleriyle 2020’ye iddialı giriyor

İş dünyasına sunduğu

çözümlerle dijital

dönüşüm konusunda

rehberlik yapan

Software AG Türkiye,

2019 yılını yüzde 125

büyümeyle kapatıyor.

Türkiye’deki istikrarlı

büyümeyi gelecek yıl

da sürdürmeyi hedeflediklerini

söyleyen

Software AG Türkiye

ve Katar Genel Müdürü

Ebru Kılıç Eker, halen önde gelen bir telekomünikasyon

servis sağlayıcısıyla birlikte

yürüttükleri IoT platformu projesinin sonuçlarını

2020’de göreceklerini ve bunun büyümeye

ciddi katkıda bulunacağını tahmin ettiklerini

açıkladı.

Ebru Kılıç Eker: “Global

ekip bize çok güveniyor ve

başarılarımızı takdir ediyor”

2019 yılının başında Türkiye’nin sorumluluk

alanına Yunanistan ve Kıbrıs’ın yanında Katar’ın

da eklendiğini hatırlatan Ebru Kılıç Eker,

“Bu çeşitlilik bize çok iyi geldi. Türkiye’de öğrendiklerimizi

Katar’da, Katar’da öğrendiklerimizi

Türkiye’de kullanma şansı buluyoruz.

Birbirinden farklı ülkelerin sorumluluğunu

üstlenen, çok büyük ve ilginç projeler yapan bir

organizasyon haline geldik. 2019, iş ortaklarımızla

birlikte çok verimli şekilde geçirdiğimiz

bir yıl oldu” diye konuştu. Software AG Türkiye

ekibinin küresel çapta görünürlüğünün

giderek arttığını söyleyen Eker, sözlerine şöyle

Software AG, Türkiye ve bölgesinde iş ortaklarıyla

birlikte önemli projelere imza attığı 2019 yılında yüzde

125 gibi çarpıcı bir büyüme kaydetti. Software AG

Türkiye ekibi, küresel çapta önemli referans projeleri

ortaya koyarken, uluslararası alandaki görünürlüğü

de arttı…

devam etti: “Software AG Global bize çok güveniyor

ve başarılarımızı takdir ediyor. 2019

yılında global taraftan baktığımızda benzersiz

projeler gerçekleştirdik. Şehir hastaneleriyle

rekor zamanlarda entegrasyon projeleri yaptık.

Aras Kargo, Kredi Kayıt Bürosu, İpekyol gibi

global referans haline gelen önemli projelere

imza attık. Yıl içinde bize yurt dışından gelen

önemli müşterileri referans görüşmeleri için

ağırladık. Böylece hem ülkemizi tanıtıp hem de

burada çok önemli işler yapıldığını, başarılı bir

ekip olduğunu gösterdik.”

Dijital dönüşümde yol haritası

çıkarıyor

Software AG’nin, Endüstri 4.0’ın Almanya’da

doğduğu ilk günden itibaren bu alanda yapılanların

bir parçası olduğunu vurgulayan Ebru

Kılıç Eker, bu deneyimi Türkiye’ye taşımak

konusunda istekli ve heyecanlı olduklarını söyledi.

Türkiye’deki şirketlerin dijital dönüşüm

konusunda önemli adımlar atmaya başladığını

gözlemlediklerini belirten Eker, bu süreçte

mevcut durum analizlerini yaparak yol haritalarını

çizmek ve uçtan uca entegrasyon için

altyapıyı hazırlamak konusunda şirketlerin

yanında yer aldıklarını söyledi.

Dünyanın bu alanda ilk patentli yazılımı olan

‘Digital Business Platform’ ile şirketlerin bugünlerinin

bir dijital fotoğrafını çektiklerini

ifade eden Eker, “Bu ilk adımda, şirketin stratejisini,

organizasyon modelini, süreçlerini, mevcut

teknoloji yatırımlarını ele alıyoruz. Varmak

istedikleri hedefleri onlarla konuşup, bu hedeflere

varılabilmesi için gerekli olan yol haritası

ve planlamayı çıkarıyoruz. İkinci adımda ise

entegrasyon, API yönetimi, mikro servisler

ve geliştirme platformundaki ürünlerimizle

uçtan uca bir entegrasyon ve süreç otomasyonunun

altyapısını hazırlıyoruz. Üçüncü ve son

adımda ise IoT ve analitik ürünlerimizle üretimin

ve verimliliğin artırılması, maliyetlerin

düşürülmesi gibi bütün şirketlerin ulaşmayı

hedefledikleri amaçların gerçekleşmesini sağlıyoruz”

diye konuştu.

Dünyanın ve Avrupa’nın ilk yazılım şirketlerinden

biri olan Software AG’nin bir Alman şirketi

olmasının getirdiği deneyim ve disiplinle çalıştığını

sözlerine ekleyen Ebru Kılıç Eker, en büyük

artılarından birinin müşteriyi iyi dinlemek

ve beklentileri doğrultusunda çözümler sunmak

olduğunu kaydetti.

Sektör Market

IT network

MenaPay Bithumb Global’de listeleniyor

Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini kapsayan MENA

Bölgesinin ilk blok zinciri (Blockchain) tabanlı ödeme

sistemi MenaPay, küresel olarak büyümeye ve farklı

coğrafyalarda hizmet sunmaya devam ediyor…

MenaPay’in tüm dünyada MPAY sembolüyle

işlem gören kripto parası, Güney Kore’nin

önemli küresel kripto para borsalarından

biri olan Bithumb Global’de 14 Kasım 2019

tarihinden itibaren işlem görmeye başlıyor.

Son günlerde önemli kripto para borsalarında

listelenmesi ile dikkatleri üzerine

toplayan MenaPay’in tüm dünyada MPAY

sembolüyle işlem gören kripto parası Bithumb

Global’de listelendi. Kolektif işlem

hacmi 1 trilyon ABD dolarını aşan Bithumb

Global, Güney Kore’deki ilk ve en nüfuzlu

dijital para borsa şirketlerinden biri konumunda.

8 milyon kayıtlı kullanıcısı, 1 milyon

mobil uygulama kullanıcısı ile sadık bir topluluğa

sahip. Günlük işlem hacmi ise Güney

Kore’deki Bitcoin piyasasının yüzde 75,7’sini,

küresel Bitcoin piyasasının yüzde 15’ini oluşturuyor.

Son derece güçlü siber güvenlik sistemi

ve büyük likidite ile hızla en kullanıcı

dostu dijital varlık ekosistemi haline gelen

Bithumb Global, yakın zamanda hem web

hem de mobil ara yüzlerinde Türkçe hizmet

vermeye başlamıştı.

Mobil ödeme pazarında dünya devi şirketlere

ev sahipliği yapan Asya’da yeni nesil ödeme

yöntemi sunan MenaPay de pazarda yerini

almak üzere çalışmalarına devam ediyor.

İşlem hacmine göre belirlenen küresel listelerde

üst sıralarda yer alan kripto para borsalarından

Kore merkezli Bithumb Global

platformunda MPAY Token, 14 Kasım 2019

tarihinden itibaren işlem görmeye başladı.

Asya piyasasında da

MenaPay’e ilgi artıyor

MenaPay CEO’su Çağla Gül Şenkardeş, MenaPay’in

son günlerde blockchain alanında

önemli atılımlar yapan ve gündemden düşmeyen

Asya ülkelerindeki yatırımcılardan

büyük ilgi gördüklerini belirtti. Son altı ay

içinde çok önemli işbirlikleri ve yatırım çalışmaları

yaptıklarının altını çizen Şenkardeş

son bir ayda önce DragonEX şimdi de Bithumb

Global’de listelenmenin bu çalışmaların

bir sonucu olduğunun altını çizdi.

35


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Huawei, OceanStor Dorado V6’yı duyurdu

Huawei, Penta Teknoloji ve IDC iş birliğiyle İstanbul’da

düzenlediği Huawei IT Day etkinliğinde yeni nesil All-

Flash Depolama çözümü OceanStor Dorado V6’yı iş

dünyasına tanıttı. Etkinlikte ayrıca Türkiye’nin önde

gelen kuruluşlarının temsilcileri dijital dönüşüm hikâyelerini

katılımcılarla paylaştı…

Sektör Market

IT network

Huawei, iş ortakları Penta ve IDC ile birlikte

düzenlediği Huawei IT Day etkinliğinde,

katılımcılarla birlikte Türkiye’nin dijital dönüşümünü

değerlendirirken, geliştirdiği yeni

çözümü OceanStor Dorado V6’yı tüm iş ortaklarına

duyurdu. Konuşmacılar insanların

internetinden nesnelerin internetine(IoT) geçişte

veri miktarının büyük oranda arttığına

dikkat çekerek bu bağlamda veri depolamanın

önemine vurgu yaptı.

En hızlı, en sağlam, en güçlü

yapay zekâlı

OceanStor Dorado V6’nın özelliklerini açıklayan

Huawei Kıdemli IT Mimarı İbrahim

Erturan, ürünün performansının pazardaki

benzer ürünlere göre en az yüzde 30 daha

fazla olduğunu ve maliyetleri belirgin bir şekilde

indirdiğini vurguladı.

OceanStor Dorado V6, uçtan uca NVME

(Non-Volatile Memory Express) desteğine

sahip. Dorado V6 gücünü Huawei’in kendi

ürettiği 48 çekirdekli, RISC (Reduced Instruction

Set Computers) mimarideki, Kunpeng

920 işlemci, 8 teraflops işlem kapasitesine

sahip yapay zekâ işlemcisi Ascend 310,

100Gblik RDMA (Remote Direct Memory

Access) çiplerinden ve yine kendi üretimi

NVME SSD’lerden (Solid State Disk) alıyor.

Ürün aynı zamanda simetrik aktif-aktif

kontrolcü mimarisi ve 8 kontrolcüden

7’sinin arızalanması durumunda kesintisiz

çalışmaya devam etmesiyle öne çıkıyor.

Uçtan uca bir platform OceanStor Dorado

V6 20.000.000 IOPS ile 0.1 ms gecikme süresi

sunuyor ve bu sayede gerçek zamanlı işlem

imkanı sağlıyor. OceanStor Dorado V6’nın

sloganı ise: En hızlı, en sağlam ve güçlü yapay

zekâlı depolama ürünü.

Sektörde lider depolama

çözümleri

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Huawei

Türkiye Enterprise Ülke Müdürü

Serdar Yokuş konuşmasında şu sözlere yer

verdi: “2006 yılından beri, iş sürekliliğini

tüm süreçlerimize uygulayarak, olağanüstü

durumlara karşı hazırlık yapıyoruz. Bu

yaklaşımı, mevcut çözümlerimizde de

uyguluyoruz. Bu sayede büyümemizi devam

ettiriyor ve adaptasyon kabiliyetimizi

artırıyoruz. Başarımızda en önemli etken,

Ar-Ge’ye verdiğimiz önem. Dünya genelinde

80 bin kişilik Ar-Ge kadrosuna sahibiz. 2018

yılında Ar-Ge yatırımlarında dünyada 5. sıradaydık,

bu yıl 17.4 milyar dolarlık Ar-Ge

yatırımıyla zirveye ulaşmayı hedefliyoruz.”

Çeşitli şirketlerden konuşmacıların olduğu

etkinlikte, şirketlerin dijital dönüşüm hikâyeleriyle

birlikte All-Flash Depolama Çözümlerinin

örnek uygulamaları da detaylı

bir şekilde konuşuldu.

Teknosa’dan Adana’ya 6’ncı mağaza yatırımı

36

Sabancı Holding iştiraklerinden, Türkiye’nin

öncü teknoloji perakende şirketi Teknosa, son

model teknolojiyi tüketicilere sunmak için yatırımlarına

hız kesmeden devam ediyor. Online

ve mobil kanallarının yanı sıra tüketiciyle

bire bir buluşma noktası olan mağazalara da

yatırımı sürdüren Teknosa, Adana’daki 6’ıncı

mağazasının açılışını Teknosa Genel Müdürü

Bülent Gürcan ve İcra Kurulu Üyeleri’nin

katılımıyla gerçekleştirdi. Teknosa, Adana 01

Burda AVM içerisindeki 1000 metrekarenin

üzerinde alana sahip yeni mağazasında telefondan

aksesuara, televizyondan bilgisayara,

kişisel bakımdan küçük ev aletlerine zengin

ürün gamını en uygun fiyatlarla teknoloji severlerin

beğenisine sunuyor. Adana 01 Burda

AVM Teknosa mağazasının açılışında konuşan

Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan,

Adana şehrinin Sabancı Holding ve Teknosa

için özel bir anlamı olduğunu vurgulayarak;

“Teknosa’nın Türkiye’de 19 yıldır tüketiciyi

en iyi anlayan markalardan biri olması, bu

süreçte tüketiciyle kurduğu güven ilişkisi

ve her zaman değişikliklere adapte olan

dinamik yapısı; teknolojiyi, yenilikçiliği ve

gelecek potansiyeli yüksek işleri merkezine

alan Sabancı Topluluğu’nda çok önemli bir

değeri temsil ediyor. Bugün de Sabancı Holding’in

doğduğu kent olan Adana’ya yatırım

Teknosa, Türkiye’nin her köşesine son teknoloji

ürünlerini ulaştırmak için yatırımlarına hızla devam

ediyor. Bu kapsamda 01 Burda AVM’de yeni mağaza

açan Teknosa, Adana’da 6’ıncı, Türkiye’de 201’inci

mağazasını teknoloji severlerle buluşturdu…

yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu açılışımızla

birlikte, mağaza sayımızı Adana’da

6’ya, Türkiye’de ise 201’e ulaştırdık. Teknosa

olarak çoklu kanalda teknoloji ürünlerine

erişimi daha kolay ve keyifli hale getirmek,

müşterilerimize en iyi deneyimi sunmak için

yatırımlarımıza devam edeceğiz” dedi.

Adanalılar Teknolojiyi Seviyor

Teknosa ve Adana ilişkisinin, Teknosa’nın

kuruluş yılına uzandığını ifade eden Bülent

Gürcan, buradaki ilk mağazanın 2000 yılında

yine Kasım ayında açıldığını söyledi. Gürcan

sözlerine şöyle devam etti: “Teknosa’nın Adana

hikayesi 19 yıl önce 153 metrekarelik ufak bir

mağaza ile başladı. Daha sonra Teknosa’nın

ilk büyük metrekareli mağazasını da ilk Adana’da

açtık. Bugün geldiğimiz noktada ise 7

bin metrekarenin üzerinde toplam alana sahip

6 mağazaya ulaştık. Adanalı teknoloji sever

müşterilerimize ilk günkü heyecan ve özenle

teknolojiye dair her şeyi ulaştırıyoruz. 2019 yılının

ilk 9 ayında Adana’da aynı mağazalarda

büyümemiz, toplam büyümemizin de üzerinde

yüzde 21 olarak gerçekleşti. Büyüme rakamları

Adanalıların teknolojiyi çok sevdiğini ve

bizim Adana’ya yaptığımız yatırımların değer

bulduğunu gösteriyor.”


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Penta Teknoloji, Printronix’in yetkili dağıtıcısı oldu

Türkiye’nin önde gelen katma değerli teknoloji

dağıtıcılarından biri olan Penta Teknoloji,

endüstriyel baskı çözümleri ürünleri

alanında dünyanın en büyük markalarından

Printronix’in Türkiye’deki yetkili dağıtıcısı

oldu.

İmzalanan sözleşme kapsamında Penta Teknoloji,

Printronix ve TallyGenicom satır (line

matrix) yazıcılarının yanı sıra, nokta vuruşlu

(serial dot matrix) yazıcı modellerinin de

Türkiye’deki dağıtıcılığını üstlenecek.

Üretim, lojistik, FMCG ve bankacılık gibi

farklı sektörlere hitap eden Printronix yazıcılarının

kullanım alanı ise oldukça geniş.

Üretimden satışa, muhasebeden satın almaya

kadar birçok departmanın fatura, irsaliye,

ürün etiketleri, barkod basımı gibi farklı

boyutta ve nitelikteki baskı ihtiyaçları için

kullanılan Printronix yazıcılar, hem zaman

tasarrufu hem de maliyet avantajı sağlıyor.

Printronix yazıcılar özel iklimlendirme ortamlarına

(nem, toz, sıcaklık) ihtiyaç duymaması

sayesinde, iklim kontrolü olmayan

zor ortamlarda bile her zaman kaliteli baskı

alınmasını sağlayarak güvenilir bir şekilde

çalışabiliyor. Printronix, yüksek adetli baskı

Bilgisayar, yazılım ve donanım ürünleri başta olmak

üzere, 29 yıldır bilgi teknolojileri ürünlerinin dağıtımını

gerçekleştiren Penta Teknoloji; endüstriyel baskı çözümlerinde

dünya liderlerinden biri olan Printronix’in

Türkiye’deki yetkili dağıtıcısı oldu…

ihtiyacı için satır yazıcılarını; daha orta ölçekli

baskı ihtiyaçları için ise nokta vuruşlu

yazıcı modellerini en uygun seçenek olarak

müşterilere sunuyor.

Printronix’in Penta Teknolojiyle iş birliği

sonrası, Türkiye pazarında faaliyetlerini genişletmesi

bekleniyor.

Printronix’i daha fazla

müşteriyle buluşturma hedefi

Printronix markasını daha fazla müşteriye

ulaştırmak istediklerini söyleyen Penta Teknoloji

Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel

Müdür Yardımcısı Fatih Erünsal, “Dağıtıcılığını

yaptığımız markaların ve iş ortaklarımızın

hem bilişim pazarını hem de iş hacimlerini

büyütmeleri için Penta Teknoloji olarak

sektöre değer katmaya devam ediyoruz. Endüstriyel

baskı alanında öncü Printronix,

özellikle imalat, otomotiv ve gıda üreticileri

ile lojistik alanında hızlı ve kaliteli baskı sağlayan,

maliyet avantajına sahip ve dayanıklılığı

yüksek ürünler sunuyor. Uzman ekibimiz

ve yaygın iş ortağı kanalımızla farklı ölçek

ve sektörde bulunan müşterilerimize Printronix

ürünleriyle ulaşmayı ve Printronix’in

pazardaki varlığını güçlendirmeyi amaçlıyoruz.

Ayrıca ileri teknoloji yazıcı çözümleriyle

donatılmış Penta Baskı Teknolojileri Merkezi’mizde,

hem iş ortaklarımıza hem de iş ortaklarımızın

müşterilerine Printronix ürünlerini

satış öncesi deneyimleme olanağını

sunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Printronix EMEA Satış ve Pazarlamadan Sorumlu

Başkan Yardımcısı Rosemarie Zito ise

varılan anlaşma sonrası “Penta Teknoloji’nin

yetkili dağıtıcımız olması bizleri oldukça

memnun etti. Ülke çapında bayilik oluşturmada

müthiş bir geçmişe sahip olması iş

çözümlerimizin yayılmasını büyük ölçüde

destekleyecek. İnanıyoruz ki Penta Teknoloji,

müşterilerimize çözümlerimizi ulaştırma

noktasında en iyi şekilde destek olacak” diye

belirtti.

Sektör Market

IT network

Biznet’ten, kritik altyapıların siber güvenliği

Etkinlikte Biznet’i

temsil

eden IoT siber

güvenlik hizmetleri

ekip

lideri Fatih

Kayran, “Akıllı

Şebekelerde

Enerji Hattı Üzerinden Veri İletimi Güvenliği”

konulu bir sunum gerçekleştirdi. Akıllı

şebekelerin, tüketicilere iki yönlü dijital iletişim

yoluyla elektrik sağlamak için kullanılan,

dijital teknolojiye dayalı bir elektrik

şebekesi olduğu bilgisi veren Kayran; “Akıllı

şebekeler, verimliliği arttırmaya, enerji tüketimini

ve maliyetini azaltmaya, enerji tedarik

zincirinin şeffaflığını ve güvenilirliğini

en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olmak

için tedarik zinciri içerisinde izleme, analiz,

kontrol ve iletişimi sağlar. Birçok hükümet

ve kurum küresel ısınmayı, acil durum esnekliğini

ve enerji bağımsızlık senaryolarını

kontrol edebilmek için akıllı şebekelerin kullanılmasını

teşvik ediyor” dedi.

Yüksek maliyetli anlarda

tüketimi en aza indirme

Elektrik üretiminin borsaya benzediğini

Akıllı şebekeler, enerji tesisleri, ulaşım, haberleşme sistemleri,

nükleer santraller, nesnelerin interneti, gömülü

sistemler gibi kritik sistem ve altyapıların güvenliği konusunda

farkındalığı artırmayı öncelikleri arasında konumlandıran,

Türk siber güvenlik sektörünün yaklaşık 20 yıllık

yerli siber güvenlik firması Biznet Bilişim, Abu Dabi’de düzenlenen

uluslararası HITB CyberWeek etkinliğine katıldı…

vurgulayan Kayran, şunları söyledi: “Genelde

elektrik fiyatları taleple birlikte artar.

Akıllı şebeke enerji yönetimi hizmetleri, tüketicilere

mevcut tüketim ve enerji fiyatları

hakkında bilgi vererek, yüksek maliyetli

ve yoğun talep sürelerinde tüketimi en aza

indirmeye yardımcı olur. Bunu sağlayan şebeke

mimarisi ayrıca, enerji tüketimini ve

işletmeler için ortalama maliyeti tahmin

edebilme amacıyla enerji yönetimi yazılımıyla

birleştirilmiştir.”

Saha memurlarına ihtiyaç

kalmıyor

Akıllı sayaçlardan ve güvenliğinden bahsederek

konuşmasını tamamlayan Biznet IoT

siber güvenlik hizmetleri ekip lideri Fatih

Kayran, akıllı sayaçlarda, elektrik hırsızlığını

tespit edebilmenin, uzaktan izleme,

faturalandırma, kapatma gibi hizmetlerin

alınabildiğini, dolayısıyla sahadaki sayaçları

okumak için bir memura gerek olmadığını

vurguladı.

Ayrıca akıllı şebekelerde kullanılan haberleşme

protokollerinin ve akıllı sayaçların

şebekeler için yeni bir saldırı yüzeyi oluşturduğuna

dikkat çeken Kayran, akıllı şebeke

altyapılarına yapılabilecek saldırılarla

elektrik kullanımı sahteciliği gibi doğrudan

maliyet odaklı zararlar yaşanılabileceğini

vurguladı.

37


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Eviation, sıfır emisyonlu elektrikli commuter

uçağının ilk prototipini tamamladı

Sektör Market

IT network

Dassault Systèmes elektrikli hava mobilitesi

alanının öncüsü Eviation Aircraft’ın, bulut

ortamında 3DEXPERIENCE platformunu

kullanarak, sıfır emisyonlu, tümüyle elektrikli

bölgesel commuter (kısa mesafeler arası sefer

yapan) uçağı Alice’in ilk prototipini iki yıl gibi

bir süre içerisinde geliştirdiğini duyurdu.

Sürdürülebilir hava mobilitesinde yeni kategoriler

yaratma ve bunları ticari hale getirme

yarışında Eviation Aircraft, 3DEXPERIENCE

platformunu temel alan “Reinvent the Sky”

(Gökyüzünü Yeniden Keşfet) endüstri çözüm

deneyimini hizmete alarak, prototip geliştirme

çalışmalarına hız kazandırdı. Bulut ortamında

yer alan bu ölçeklenebilir çözüm, tek ve

standart temelli bir tasarım ortamı içerisinde

eksiksiz veri güvenliği sunarken, aynı zamanda

şirketin 3D, kompozit tasarım ve akış simülasyonlarına

yönelik bütüncül yaklaşımında

işbirliğini kolaylaştırdı.

Elektrikli hava mobilitesinin

öncüsü olan

şirket, prototipi iki yıl

içerisinde, bulut ortamında

3DEXPERIENCE

platformunu kullanarak

geliştirdi…

Eviation Aircraft CEO’su Omer Bar-Yohay, konuyla

ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Artık

uçakların elektrikli hale gelip gelmeyeceği değil,

bu değişimin ne zaman olacağı konuşuluyor.

Bölgesel ve çevre dostu uçak yolculuğunu

herkesin yararlanabileceği bir hale getirmeye

çalışırken, yolcuların güven duyacakları, içinde

oturup yolculuk edebilecekleri ve bunu çabucak

yapabilecekleri bir ürün geliştirmemiz

gerekiyordu. Uzun vadede kullanmayı sürdürmek

isteyeceğimiz araçlardan yararlanmak ve

bulut ortamı sayesinde hızlı ve güvenli erişim

ile küresel ölçekte işbirlikleri kurmak ise bu hedefimize

ulaşmanın en doğru yoluydu. 3DEX-

PERIENCE platformunu seçerken, kaynakları

ve vakti kısıtlı, yaşamının erken evrelerindeki

bir şirkettik. Şimdi ise ürünün ticari aşamasına

ilişkin ilk prototipimizi beklediğimizden daha

kısa sürede tamamlamış ve ABD’deki ilk müşterimizle

anlaşmış bulunuyoruz.”

Eviation Aircraft, geliştirdiği prototipi her yıl

yüzlerce adet üretilecek bir ürüne dönüştürmenin

yolunun, mühendislerine tasarımın

sonraki nesillerini inşa etmek için gerekecek

uzun vadeli bilgi ve donanımı kazandırmak

olduğu bilinciyle hareket etti.

Alice piyasaya sürüldüğünde, tek şarjla 9 yolcu

ve 2 mürettebatı 10,000 fit irtifada 650 mil mesafeye

taşıyabilen, dünyanın ilk tümüyle elektrikli

bölgesel commuter uçağı olacak.

Dassault Systèmes Havacılık, Uzay ve Savunma

Endüstrilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı

David Ziegler, konuya ilişkin şu değerlendirmede

bulundu “Dassault Systèmes, havacılığın

Rönesans’ına imza atarak seyahat ve taşımacılığı

dünya çapında tümüyle değiştirmek üzere

çalışan Eviation Aircraft gibi yeni şirketler de

dahil olmak üzere, her ölçekte şirketle işbirliği

yapıyor. 3DEXPERIENCE platformu bu yenilikçi

şirketlere, programlarının konsept, tasarım,

üretim, test, sertifikasyon ve uygulama aşamalarında

yeni ufuklar açacak, özel geliştirilmiş

çözümler sunuyor.”

2019’un ilk üç çeyreğinde kimlik avı

saldırılarında artış var

38

Finansal kötü amaçlı yazılımlar para ve finansal verileri

çalmanın yanı sıra tehdit aktörlerinin hem kullanıcıların

hem de finans kuruluşlarının varlıklarına ve bilgisayar

sistemlerine erişmelerini sağlamayı amaçlıyor. Bunun

gibi tehditler her zaman tehdit ortamının önemli bir bölümünü

tek başına kaplıyor çünkü dolandırıcılar ve siber

suçlular için finans, büyük bir motivasyon kaynağı…

Kötü amaçlı yazılımların tipik saldırı vektörleri

spam e-postaları ve kimlik avı web siteleri oluyor.

İkincisi genelde meşru bir web sitesiymiş

gibi görünmekle birlikte gerçekte, banka kartı

ayrıntılarını, kişisel bilgileri ve benzeri diğer

hassas verileri çalma amaçlı olarak tehdit aktörleri

tarafından oluşturuluyor. Kaspersky

araştırmacıları, kimlik avı saldırılarında çarpıcı

bir yükseliş olduğunu keşfetti: 2019’un ilk

üç çeyreğinde bu saldırıların sayısı 3 milyonu

aşarak 2018’in aynı dönemine kıyasla yüzde 40

artış gösterdi.

Kaspersky’nin Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı

Maher Yamout, “Genelde kimlik avı saldırılarında

bu çaptaki sıçramaları, insanların

tedbirli olma eğilimlerinin normalden düşük

olduğu; hediye, sürpriz ya da önemli haberler

beklenilen bayram dönemlerinde veya benzeri

önemli günlerde görüyoruz. Bu da siber

suçluların, bankalar ve müşteriler fark edip

de harekete geçemeden, zarar veren eylemlerini

uygulamaya koymaları için uygun zemini

oluşturuyor. Özellikle de yaklaşan Black Friday

dönemi gibi zamanlarda, çevrim içi olarak

gerçekleştirdikleri bankacılık ve finansla ilgili

tüm eylemlerinde herkesi ekstra dikkatli ve

ihtiyatlı olması için uyarıyoruz” diyor.

Kimlik avı saldırılarını ifade eden rakamlar

yükselişteyken Türkiye’de finansal kötü

amaçlı yazılımlardan etkilenen kullanıcıların

oranında ise düşüş görülüyor: 2019’un ilk çeyreğiyle

üçüncü çeyreği kıyaslandığında bu tehditle

karşılaşan kullanıcıların oranında yüzde

34’lük bir düşüş yaşandığı dikkat çekiyor. Bu

durum, bankacılık trojanlarının daha kârlı olduğu

anlaşılan diğer siber suç araçları tarafından

geri plana itildiği gerçeğiyle açıklanabilir.

Fidye yazılımları, kripto-madenciler ve parola

hırsızları, siber suçlular arasında gün geçtikçe

daha da popülerleşen bu araçlar arasında sayılıyor.

Daha elverişli bir ortam sunması sayesinde

mobil platformlar siber suçlular için tercih sebebi

olduğundan, finansal tehditlerin kurbanı

sıklıkla mobil kullanıcılar oluyor. 2019’un başlarında

finansal kötü amaçlı yazılımlarda ilk

10’da yer alan Android bankacılık trojanı Asacub

eylemlerinin, son aylarda hız kestiği dikkat

çekiyor. Kaspersky’nin ölçümlerine göre, geçen

yılın aynı dönemine kıyasla Türkiye’de 2019’un

ilk üç çeyreğinde mobil finansal saldırıların sayısının

yüzde 29 azaldığı da görülüyor.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Siber saldırılara karşı beş kritik önlem

Fortinet, şirketleri siber güvenlik programı oluşturulması

ve bu alanda farkındalık yaratılması konusunda

uyarıyor. İşte siber güvenlik programında yer alması

gereken beş kritik bilgi!

Fortinet Küresel Tehdit Görünümü raporuna

göre Android tabanlı kötü amaçlı yazılımlar

siber tehditlerin yüzde 14’ünü oluşturuyor.

Doğrudan saldırıların yanı sıra tehlikeli web

siteleri, e-posta kimlik avı ve kötü amaçlı erişim

noktalarının sayısı da katlanarak artıyor.

Çalışanların bu tarz tehlikeler hakkında

bilgilendirilmemesi şirketler için büyük risk

taşıyor. Fortinet, şirket çalışanlarının bilmesi

gereken beş kritik siber saldırı önlemini

derledi.

Açık Wi-Fi bağlantılarına

dikkat!

Ücretsiz Wi-Fi bağlantıları genelde güvenli

bağlantılar olsa da saldırılara açık olmadığını

göstermiyor. Siber suçlular, zararlı bağlantıları

özellikle kalabalık etkinliklerde ve

mekânlarda halka açık bir erişim noktası

olarak yayınlayabilirler. Bir kullanıcı bu erişim

noktasına bağlandığında ise tüm verileri

çalınabilir. Pek çok akıllı telefon, otomatik

olarak açık Wi-Fi noktalarına bağlanıyor ya

da Bluetooth erişimiyle bağlantı kuruyor.

Olası bir saldırıyı engellemek için Wi-Fi ve

Bluetooth ayarlarının otomatik bağlantıya

kapatılması gerekir. Ayrıca VPN yazılımı

kurmak da mevcut erişim noktalarıyla güvenli

ve şifreli bağlantılar kurmanızı sağlar.

terler kullanabilir; daha kolay hatırlamak

için ise sevdiğiniz bir cümlenin ya da şarkı

sözünün ilk harflerini seçebilirsiniz. Bu çözüm

size hala yeterince güvenli gelmiyorsa,

iki faktörlü kimlik doğrulama gerçekleştirmek

sizi güvende hissettirecektir.

Kimlik hırsızlığı tuzaklarına

karşı önlem alın

Herkes, tanımadığı birinden gelen mailin

ekindeki dosyayı indirmiş, e-postasına

gönderilen veya web sitelerinde karşılarına

çıkan reklam bağlantılara bir kez olsun tıklamıştır.

Bu linkler genelde dilbilgisi yanlışlarıyla

dolu, karmaşık URL’lerden oluşur. Bu

sorunun en iyi çözümü ise spam ve kimlik

avını tespit edebilen, bağlantıları doğrulayabilen

etkin bir e-posta ve web uygulaması

güvenlik duvarı çözümünü yüklemektir.

Cihazlarınızı güncelleyin

Tüm şirketlerin, kaynaklarına erişimi olan

cihazlarda güvenlik aracısı veya MDM çözümü

olmalıdır. Bu yazılımın güncel tutulması

ve cihaz taramalarının düzenli olarak çalıştırılması

büyük önem taşıyor. Benzer şekilde,

uç nokta cihazlarının da düzenli şekilde

güncellenmesi ve yamalanması gerekiyor.

Güvenlik ve işletim sistemi yazılımlarının

güncel olup olmadığını tespit edebilen Ağ

Erişim Kontrolleri sayesinde, kullanıcılar cihazlarının

güvenlik durumlarıyla ilgili uyarı

alabilir.

Sosyal medya hesaplarınıza

dikkat edin

Siber suçlular, gönderilen linke tıklanma

olasılığını artırmak için saldırıları kişiselleştirirler.

Kişisel bilgileri ele geçirmenin en kolay

yolu ise sosyal medya hesaplarıdır. Bunu

önlenmenin en kolay yolu, sayfasını gören

kişileri sınırlamaktır. Herkese açık bir sosyal

medya profili isteyen kişilerin de kiminle arkadaş

olacaklarını dikkatlice seçmeleri gerekir.

Tanımadığınız biri sizi ekliyorsa ya kabul

etmeyin ya da hesap bilgilerinden arkadaşları

olup olmadığını kontrol edin.

Sektör Market

IT network

Daha iyi şifreler kullanın

En sık yapılan hatalardan bir diğeri ise kullanıcıların

tüm çevrimiçi hesaplarında aynı

şifreyi kullanmasıdır. Her site için farklı bir

şifreyi hatırlamak zor olsa da suçlular şifrenizi

engellemeyi bir kez başardığında bankacılık

ve alışveriş siteleri dahil olmak üzere

tüm hesaplarınıza erişebilir. Bu durumda yapılacak

en akıllıca şey tüm şifrelerinizi saklayan

bir şifre kasası kullanmaktır. Böylece

hatırlamanız gereken tek şey bu kasanın şifresi

olur. Tabii bu kasanın şifresinin de güçlü

olması gerekir. Güçlü bir şifre oluşturmak

için büyük-küçük harf, rakam ve özel karak-

39


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

İstanbul Boğazı’nda blockchain rüzgarı esti

Sektör Market

IT network

Dünya’da blockchain ve kripto para konusunda

en önemli isimler arasında gösterilen Meltem

Demirörs ile birlikte Mustafa Yilham ve

Barış Özistek ev sahipliğinde 18 Ekim Cuma

günü “A Consensus Night on the Bosphorus”

temasıyla gerçekleştirilen önemli buluşmanın

destekçileri arasında Cumhurbaşkanlığı

Yatırım Ofisi, Boğaziçi Ventures, Coinshares

ve Bixin de yer aldı. Uzakdoğu, Amerika, Ortadoğu

ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden yabancı

yatırımcı ve fikir liderlerinin bir araya

geldiği etkinlik, İstanbul’un stratejik önemi

ve cazibesini bir kez daha gözler önüne serdi.

İstanbul’da düzenlenen Avrasya Blockchain Zirvesi

kapsamında dünyanın blockchain ve kripto para alanındaki

en önemli isimleri Sait Halim Paşa Yalısı’nda

özel bir davette bir araya geldi. Katılımcılar arasında

Cornell Üniversitesi’nden, tüm dünyanın tanıdığı Prof.

Dr. Emin Gün Sirer, Bitmex’in kurucusu Arthur Heyes,

Huobi Group CFO’su Chris Lee gibi isimler yer aldı…

Global yatırımların merkezi

İstanbul olabilir

Sait Halim Paşa Yalısı’nda bir araya gelen yabancı

yatırımcı ve fikir liderleri İstanbul’un

finansın, teknolojinin ve entelektüel sermayenin

bir araya gelebileceği en iyi merkezlerden

biri olduğunun altını çizdiler. Davetin ev

sahipleri içerisinde yer alan Boğaziçi Ventures

Yönetim Kurulu Başkanı Barış Özistek

“Dünyanın en önemli isimleri ile Türk iş

adamlarının buluşması hem heyecan verici

hem de global yatırımların Türkiye’ye çekilebilmesi

için çok büyük bir adım oldu. Türkiye’nin

kısa zamanda atacağı doğru adımlarla

birlikte dünyanın kripto para ve blockhain

merkezi haline geleceğine inanıyorum” diyerek

etkinliğin önemine vurgu yaptı.

CoinShares CSO’su Meltem Demirörs ise teknoloji

ve finans dünyasının bir araya geldiği

buluşmaya ev sahipliği yapmaktan büyük

mutluluk duyduklarını belirtti. İstanbul’un

cazibesiyle yatırımcılara, girişimcilere, sektör

profesyonellerine kucak açtığını söyledi.

Demirörs şöyle devam etti: “Türkiye’de kripto

para ve fintech ekosisteminin gelişimini

yıllardır takip ediyorum ve günden güne

daha fazla yatırımcının Türkiye’deki eşsiz

pazar fırsatına ilgi gösterdiğini görmek beni

cesaretlendiriyor. Türkiye’nin inovasyon

ekosisteminin büyümesini hızlandıracak

olan bu gibi etkinliklerin organizasyonunda

yer almayı ve onlara katılmayı sabırsızlıkla

bekliyorum.

Turkcell ve Ericsson, 5G teknolojisi alanında

işbirliği anlaşması imzaladı

Turkcell ve Ericsson, 5G teknolojisinin Turkcell şebekesinde

kullanımına imkân tanıyacak senaryoların

geliştirilmesi konusunda ‘iyi niyet anlaşması’ imzaladı.

İki şirket, çeşitli sektörlerde farklı 5G kullanım

senaryoları belirlemek üzere birlikte çalışacak…

40

Ericsson ve Turkcell, 5G teknolojisi ile farklı

sektörlerde hayata geçecek olan yeni kullanım

senaryolarının Turkcell şebekesinde

kullanımına yönelik ‘İyi Niyet Anlaşması’

imzaladı. İşbirliğine giden iki şirket, farklı

sektörlerde çeşitli 5G kullanım senaryolarını

birlikte geliştirecek. İyi Niyet Anlaşması

imza töreni, 15 Ekim 2019 tarihinde Ericsson

Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) Merkezi’nde

düzenlendi.

Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu

Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin konuyla

ilgili şunları söyledi: “Turkcell olarak

Türkiye’nin 5G alanında söz sahibi olması

için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.

Bu doğrultuda iş ortağımız Ericsson ile yeni

bir iyi niyet protokolüne daha imza attık.

Anlaşma ile 5G alanında özellikle sektörlerin

dönüşümüne katkı sağlayacak çözümlerin

hayata geçmesi için ortak çalışmalar

yürüteceğiz” dedi.

Turkcell’le sürekli artarak devam eden işbirliğinin

önemine dikkat çeken Ericsson Genel

Müdürü Işıl Yalçın, “5G teknolojisi, düşük

gecikme süreleri ve yüksek hız kapasitesi sayesinde

daha büyük fırsatlara, yenilikçi çözümlere

ve uygulamalara olanak tanıyacak

ve sektörlerin dijital dönüşümleri sayesinde

yeni ek gelir kapıları aralanmasına imkân

verecek” dedi.

Turkcell ve Ericsson arasında 2015 yılında

başlayan 5G teknolojisi alanındaki işbirliği,

imzalanan bu mutabakat anlaşmasıyla yeni

bir dönüm noktasına ulaştı:

• Ocak 2019 - Turkcell ve Ericsson, Türkiye’nin

standartlarla uyumlu ilk canlı 5G

çağrısını İstanbul’da başarıyla gerçekleştirdi.

5G’ye hazır şebeke teknolojisi sayesinde

Turkcell, 3GPP standartlarına uygun olarak

5G veri çağrısı yapan dünyanın ilk mobil

operatörlerinden biri oldu.

• Nisan 2019 - Ericsson ve Turkcell, Turkcell

Teknoloji Zirvesi’nde sürücüsüz elektrikli

araç EasyMile EZ10 ile 5G teknolojisinin düşük

gecikme özelliklerini sergiledi.

• Ağustos 2019 - Halihazırda piyasada satışta

olan ticari 5G telefon ve Ericsson-Turkcell 5G

altyapısı ile gerçekleştirilen hız testinde 2,28

Gigabit üzerinde hızlara ulaşıldı.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

MEB’den okullara 16 bin 600 adet Arçelik

etkileşimli tahta

Arçelik ile Milli

Eğitim Bakanlığı

Yenilik ve Eğitim

Teknolojileri Genel

Müdürlüğü

(YEĞİTEK), Fatih

Projesi kapsamında

sonuçlanan

ihale çerçevesinde

15 bin 600 adet

65 inç ve bin adet

75 inç olmak üzere

toplamda 16

bin 600 adet Etkileşimli

Tahtanın

(E-Tahta) satışı ve okullara kurulumunu öngören

bir anlaşma imzaladı. Arçelik E-Tahtaların

kurulumları Mart 2020 tarihine kadar

tamamlanacak.

Tamamen yerli teknolojilerle tasarlanan Arçelik

E-Tahtalar ile öğretmenler pratik, hızlı

ve detaylı bir biçimde ders içeriklerini öğrencilere

aktarma imkânı bulurken, öğrenciler

de güçlü görsel öğelerle desteklenebilen

derslerde bilgiyi daha kolay ve odaklanarak

öğrenebilecek.

Arçelik E-Tahtalar gün ışığı ve spot altında

Teknoloji temelli eğitim-öğretim için çözümler geliştiren

Arçelik, Millî Eğitim Bakanlığı’nın Fatih Projesi kapsamında

yapmış olduğu ihaleyi kazanarak okullarda kullanılmak

üzere 16 bin 600 Etkileşimli Tahtanın (E-Tahta) dersliklere

kurulması için sözleşme imzaladı. Arçelik E-Tahtaların kurulumunu

Mart 2020’ye kadar tamamlayacak…

parlamayı engelleyen koruma camı ile mükemmel

bir görsel deneyim sunarken, 4K

Ultra HD ekranı da daha canlı renkler sağlıyor.

Pardus ve Windows işletim sistemlerini

destekleyen cihaz, aynı anda 10 noktadan

dokunmayı destekleyen infrared dokunmatik

paneli ile gelişmiş dokunma deneyimi

yaşatarak öğrenmeyi kolaylaştırıyor ve 16GB

RAM, 250GB SSD desteği sayesinde yüksek

performans sunuyor.

Arçelik Türkiye Genel Müdürü Can Dinçer,

dijitalleşmenin hayatın her alanda hızla dönüştürdüğünü

belirterek “Türkiye’nin lider

teknoloji şirketlerinden biri olarak çocuklarımızın,

gençlerimizin teknoloji temelli bir

öğretim almasına katkı sağlayacak çözümler

geliştirmeye odaklanıyoruz. Okullarda

E-Tahta kullanımını ülkemizin dört bir

yanındaki öğrencilerimizin eşit fırsatlarda

eğitim-öğretim görmesi adına çok sevindirici

bir gelişme olarak görüyoruz. Öğrenciler

ve öğretmenlerin talep ve ihtiyaçlarını

göz önünde bulundurarak tasarladığımız

Arçelik E-Tahtalar; dâhili bilgisayar desteği

sayesinde kablosuz(wifi) ve kablolu internet

bağlantısı ile tüm güncel içeriklere erişim

sağlayabiliyor. Bu sayede gerçek zamanlı

iletişim deneyimi yaşatarak, derse katılım

oranını yükseltiyor, verimlilik ve başarıyı

artırıyor. Çocuklarımızı geleceğin dünyasına

hazırlayabilmek, gerekli yetkinliklerle

donatabilmek için teknolojiler ve çözümler

geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Sektör Market

IT network

Sennheiser yeni ürünleriyle ses kalitesindeki

çıtayı en üste taşıyor

Kaliteli ses denildiğinde akla ilk gelen marka Sennheiser

iki yeni ürünü ile karşımızda. Tek bir cihazda çoklu

sinema sistemini bir araya getiren Ambeo Soundbar

ve müziği stüdyo kalitesinde ileten Yeni Momentum

Wireless, mükemmel sesi hayata dahil ediyor…

Müziği adeta konserdeymiş gibi ileten kulaklıklar

ya da izlediğiniz filmin içinde yaşadığınızı

hissettiren hoparlörler hayatımıza yeni teknolojilerle

dahil oluyor. Sennheiser’ın iki yeni

ürünü Ambeo Soundbar ve Yeni Momentum

Wireless sundukları ses kalitesiyle bunu kusursuzca

ve beklentinin hakkını sonuna kadar

vererek yapıyorlar.

Hayatın ritmine dahil olun

Sennheiser’ın kafa üstü olarak tasarlanan

kulaklığı Yeni Momentum Wireless, dengeli,

derin ve stüdyo kalitesindeki netliğe, ahenge

sahip ses sunuyor. Yüksek bass vuruşları, hafif

melodiler, stüdyoda kaydedildiği haline en yakın

olarak sanki şarkıyı canlı dinliyormuş gibi

Sennheiser Momentum Wireless ile kulaklara

geliyor. Ultra şık tasarımıyla, kulağın yapısına

en uygun ergonomiyle tasarlanan kulaklık, tek

bir dokunuşla telefonun sesli asistan özelliğini

de aktif edebilme özelliğine sahip. Hakiki deri

kulak yastıkları ve taç yastığı sayesinde Yeni

Momentum Wireless uzun süreli kullanıldığında

bile rahatlık sağlıyor. Akıllı telefonlara

yüklenen Sennheiser Smart Control uygulaması

ile Momentum Wireless’ta da farklı gürültü

engelleme profilleri arasında geçiş ve ekolayzır

ayarı yapılabiliyor. TILE teknolojisi sayesinde

kulaklığın şarjı bitse bile nerede olduğunu görebiliyor;

hiç aramaya gerek kalmadan nerede

olduğunu bulabiliyorsunuz. Sennheiser, Yeni

Momentum Wireless, 3.199 TL

Sinema ses farkıyla eve

taşınıyor

Çoklu ev sinema sistemleri Ambeo Soundbar

ile geride kalıyor. Gelecekteki ev sinemasını

tek bir soundbar’da yaşatan Ambeo, sunduğu

derin ses kalitesiyle izlenilen filmin etkisini

katlayabiliyor. Tek bir bar üzerinde yer alan 13

High-End sürücü ile 5.1.4 ses deneyimi sunan

Ambeo Soundbar, ekolayzır ayarları sayesinde

kişiselleşebiliyor. Dolby Atmos, MPEG-H Audio,

dtsX desteği de hoparlörde bulunuyor.

Bulunduğu odayı algılayabilme teknolojisine

sahip olması da Ambeo’yu farklılaştıran özelliklerinden.

Sesi çarpıtacağı duvarları algılayıp

kalibrasyon yapabildiği için 3D sesi kusursuzlaştırıp

odanın yansıtıcı yüzeylerini belirleyerek

en iyi sanallaştırma teknolojisini Fraunhofer

ile geliştirildiği için ortamın akustiğini

keşfedebiliyor. Evde izlenilen filmin sesleri Ambeo

Soundbar ile derinleşiyor, en ince detaylar

bile duyulup filmin içindeymiş gibi hissediliyor.

Soundbar, 30Hz’e kadar inen derinlik hissini

ilave bir subwoofer gerektirmeden verebiliyor.

Ambeo Soundbar sunduğu ekolayzır ayarları

ve üç farklı 3D modu ile kendi zevkinize özel üç

boyutlu ses deneyiminizi yaratmanızı sağlıyor.

Sennheiser, Ambeo Soundbar, 19.999 TL

41


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

KOBİ’lerin siber güvenlik

önlemleri yetersiz

Yapılan son araştırmalar gösteriyor ki KOBİ’ler, siber

güvenlik konusunda yeterli önlemlere ve çözümlere

sahip değiller. Büyük işletmelerin geçmiş yıllara oranla

gelişme gösterdikleri siber güvenlik konusu, KOBİ’ler

için hala muamma…

Sektör Market

42

Untangle tarafından yayınlanan ve

300’den fazla KOBİ için IT güvenliği eğilimlerini

inceleyen rapora göre, KOBİ’lerin

yüzde 80’i IT güvenliğini birinci öncelik

olarak kabul etse de, yüzde 52’sinin

IT network bünyesinde IT güvenliği uzmanı olmadığı

ve yüzde 29’unda da IT güvenliğine

yıllık 1000 dolardan daha az harcama

yapıldığı raporlandı. KOBİ’lerde siber güvenlik

önlemlerinin artırılmasına dikkat

çeken Komtera Teknoloji Kanal Satış Direktörü

Gürsel Tursun’a göre, siber güvenlik

alanında KOBİ’lerin uygulaması

gereken 7 önemli ipucu bulunuyor.

1. Şirketin en hassas verilerini tanımlayın.

Satış verileri, müşteri ve satıcı

listeleri gibi önemli veriler, KOBİ’lerin

faaliyet göstermesi için çok önemliyken,

bilgisayar korsanları için de yüksek değerli

hedefler olarak bulunuyor. KOBİ’ler,

şirketlerinin başarısı için kritik öneme

sahip olan varlıkları ve sistemleri tanımlayarak

işe başlamalıdır. Şirkete dair

veri ve fiziksel varlıklarının ayrıntılı bir

envanter listesini oluşturması gereken

KOBİ’ler, bunları düzenli olarak güncellemeli.

2. Sık güncelleme yaparak şirket verilerini

koruyun. Güvenlik ihlallerinin

büyük çoğunluğu, güvenlik yazılımı,

web tarayıcıları, verimlilik uygulamaları

ve işletim sistemleri dahil olmak üzere

güncel olmayan yazılımlardan kaynaklanıyor.

Birçok yazılım uygulaması otomatik

olarak güncellenebilme fırsatını

sunduğu için bu özelliğin muhakkak

açık olması gerekiyor. Ayrıca bir yedekleme

sistemine sahip olmakta KOBİ’lerin

sıkça karşılaşmaya başladığı fidye yazılımı

saldırıları karşısında kendilerini güvende

tutmaya yarayacaktır.

3. Siber güvenlik kültürü yaratın. Çalışanların,

olağandışı isteklerden, eklerden

ve bağlantılardan şüphelenmesi

gerekiyor. KOBİ’lerin, çalışanlarını siber

güvenlik konusunda daha fazla bilgilendirmesi

ve bir şeylerin yanlış olduğunu

düşünmeleri durumunda bir sorunu

bildirmelerini yansıtmayı kültür olarak

yaşatması gerekiyor. Çalışanların phishing

e-postalarını ve farklı siber saldırı

işaretlerini bilmesi, şirketin siber güvenliği

için önemli neticeler sağlıyor.

4. Olay müdahale planı hazırlayın. Mevcut

en iyi araçlara ve çalışanlara sahip

olunsa bile, güvenlik olayları gerçekleşebilir.

Bu yüzden KOBİ’ler, bir olay müdahale

planı geliştirmelidir. Olay müdahale

planında, tehditle karşılaşma anında ve

sonrasında neler yapılacağı, hangi prosedürlere

dikkat edileceği belirtilmelidir.

5. Yönetilen bir güvenlik servis sağlayıcısından

destek alın. KOBİ’lerin, hizmetlerin

bir karışımı olarak güvenliği sağlayan

bir IT dış kaynak sağlayıcısından

daha fazlasına ihtiyacı olacağı için tehdit

ortamlarında yönetilen bir güvenlik

servis sağlayıcısına ihtiyaç duyulabilir.

Burada KOBİ’lerin tercihlerini yaparken

hizmet sağlayıcının özelliklerine, sunduğu

hizmete ve çözüm araçlarına dikkat

etmesi gerektiği unutulmamalı.

6. Standartlara ve sertifikalandırma uygunluğuna

odaklanın. KOBİ’lerin hangi

güvenlik standartlarına odaklanacaklarına

karar vermeleri gerekiyor. Örneğin,

kredi kartı kullanımı planlanıyorsa,

PCI DSS (Kartlı Ödeme Endüstrisi Veri

Güvenlik Standardı) sertifikalı olmaları

gerekiyor. Ayrıca, Türkiye’de KVKK,

Avrupa için de GDPR gerekliliklerine

uyumluluklarını test etmeleri gerekiyor.

7. Güçlü şifreler oluşturun. KOBİ’ler, çalışanlarına

şifrelerini nasıl sık sık değiştireceklerini

ve geliştireceklerini öğretmeli.

Daha güçlü şifreler oluşturmak için

çalışanların, uzun, tahmin edilmesi zorlu,

yaratıcı, genel kelimelerin yer almadığı

parolalar oluşturması gerekirken, çok

faktörlü kimlik doğrulamanın da kullanılması

savunmalarını artıracaktır.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

İzlerken izleniyor muyuz?

ABD’de Princeton ve Chicago Üniversiteleri’nden

araştırmacılar, internet yayınlarını izlemek için kullanılan

kimi cihazların bazı izleme alışkanlıklarınızı takip

ettiklerini ortaya çıkardı. Siber güvenlik kuruluşu

ESET, araştırmayı mercek altına aldı…

İki üniversiteden araştırmacılar, internet

yayınlarını izlemek için kullanılan ve

toplamda en büyük küresel pazar payına

sahip iki cihaza Roku ve Amazon Fire TV’ye

odaklandı. Bunlar OTT (Over-The-Top) yani

internet tabanlı akış cihazları veya medya

oynatıcıları olarak tanımlanıyor ve başta

çevrimiçi akış kitaplıkları olmak üzere, televizyonlara

akıllı özellikler ekleyebiliyor. Her

iki hizmet de Türkiye’de resmi olarak sunulmuyor

ancak Amerika Birleşik Devletleri ve

Avrupa’da yaygın.

İzleme alışkanlıkları takip mi

ediliyor?

Yapılan araştırmada her iki platformda da

izleme alışkanlıklarının yaygın şekilde takip

edildiği belirlenmiş. ESET’in edindiği bilgiye

göre, takip oranı Roku kanallarında yüzde 69

ve Amazon Fire TV’deki kanallarda yüzde

89 olarak tespit edilmiş. Roku’da, Google’ın

sahibi olduğu doubleclick.net, en baskın

takip programı (tracking domain) olarak

öne çıkmış ve test edilen 1.000 kanaldan

975’inde görülmüş. Amazon Fire TV’de ise,

Amazon’un amazon-adsystem.com takip yazılımı

(tracking domain) öne çıkmış ve test

edilen 1.000 kanaldan 687’sinde görülmüş.

Hangi bilgiler iletiliyor?

Cihazların en çok, iki benzersiz kimlik olan

AD ID ve seri numarasını ilettiği belirtildi.

Cihazların ilettiği diğer benzersiz tanımlayıcıların

ise cihaz kimlikleri, MAC adresleri,

Wi-Fi SSID’leri ve dört örnekte, hesabı oluşturmak

için kullanılan e-posta adreslerinin

olduğu duyuruldu.

Rastgele seçilen kanallar

Cihazların kullanıcılarının seyir zevklerini

takip edip etmediklerini belirlemek için

araştırmacılar rastgele olarak yüz kanal seçtiler.

Roku’daki dokuz kanalın ve Amazon

Fire TV’deki on dört kanalın, videonun başlığını

bir izleme yazılımına (tracking domain)

ilettiğini saptadılar.

Önlemler yetersiz

Araştırmacılar, söz konusu işlemler ışığında,

gizliliği korumaya yönelik karşı önlemlerin

yetersiz olduğu sonucuna ulaştılar. Araştırmacılar,

OTT platformlarının, gizli gezinme

modu da dahil olmak üzere, modern tarayıcılar

tarafından sunulan daha iyi gizlilik

özelliklerini sağlamalarını önerdiler. Araştırmacıların

tüm önerilerini ve bulgularını

şu çalışmada bulabilirsiniz: https://tv-watches-you.princeton.edu/tv-tracking-acm-ccs19.pdf

Sektör Market

IT network

Webrazzi Summit 2019’a Turkcell damgası

Dijital odaklı girişimci ve yatırımcıların bir araya geldiği

Webrazzi Summit 2019’da, Turkcell Pazarlamadan

Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ömer Barbaros

Yiş, Turkcell’in kurumsal sosyal sorumluluk projelerini

anlattığı “Kurumsal İyilik: Sosyal İnovasyon”

başlıklı bir konuşma yaptı…

Turkcell’in Elmas Sponsor olduğu Webrazzi

Summit 2019, İstanbul Wyndham Grand Levent’te

gerçekleştirildi. Dijital pazarlama, sosyal

medya, e-ticaret, finansal servisler, girişim

sermayesi gibi konuların ele alındığı, girişimci

ve yatırımcıları buluşturan organizasyona

Turkcell’in hayata geçirdiği Kurumsal Sosyal

Sorumluluk projeleri damga vurdu.

Üst düzey yöneticilerin sektörel gelişme ve

deneyimlerini paylaştığı organizasyonda

Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür

Yardımcısı Ömer Barbaros Yiş “Kurumsal

İyilik: Sosyal İnovasyon” başlıklı bir konuşma

yaparak “Biz Turkcell olarak akılla kalbi birleştiriyoruz”

dedi.

Konuşmasına sosyal iyilik kavramını anlatarak

başlayan Yiş, fedakarlığın markalar için de

çok önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Fedakarlık insana özgü gibi görünse de, markalar

için de fedakarlıktan bahsedebiliriz. Bunun

bizim için anlamı ‘insan için teknoloji’ demek.

Teknolojiyi insan faydası için geliştirmek

bizim için çok kritik. Örneğin bizim Zeka Gücü

projemizle Türkiye’nin dört bir yanında akılla

kalbi birleştiriyoruz. Gençler etrafına bakıyor

ve icatlarını ona göre geliştiriyor. Bugün

sizin de stantlarını göreceğiniz Arıkovanı,

Geleceği Yazan Kadınlar, Zeka Gücü projeleri

ile gençlere, kadınlara, çocuklara, engelliler

ve özel yetenekli bireylere yönelik teknoloji

temelli çalışmalara destek veriyoruz. Turkcell

olarak ihtimalleri kapsıyoruz ve diyoruz ki, insanlarımızın

hayalini gerçekleştirmeleri adına

üzerimize düşen sorumluluğu üstleniyoruz.”

Arıkovanı’nda fonlanan ürünler

katılımcılara sunuldu

1500 üst düzey yöneticinin yer aldığı Webrazzi

Summit 2019’da Turkcell; Zeka Gücü, Geleceği

Yazan Kadınlar ve Arıkovanı projelerini

anlatan stantlarla yer aldı.

Türkiye’de kitlesel fonlama ve girişimcilik ekosistemini

geliştirmek amacıyla yola çıkan Arıkovanı

için kurulan stantta yerli girişimcilerin

geliştirdiği ürünler, Webrazzi Summit katılımcılarına

sunuldu. Swenna Akıllı Çanta, kablosuz

şarj cebi ile insanların şarj sorununa sunduğu

çözümle ilgi gördü. Fonlama süresi sona

eren çanta şu anda Arıkovanı üzerinden satın

alınabiliyor. Otomatik mama kabı Yemle Beni,

evcil hayvanı olanlar için uygun bir beslenme

planı çıkarmanızı ve onu yönetmenizi sağlıyor.

Ayrıca Kodris kodlama eğitim kiti, 8-12 yaş çocukların

bir sistem üzerinden oyunlaştırma

tekniğiyle kod öğrenmesini sağlıyor ve şimdiden

çocukları geleceğe hazırlıyor.

43


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Veriyi etkin yöneten şirketler rakiplerine

karşı büyük avantaj sağlıyor

Sektör Market

IT network

44

Pazar araştırma şirketi International

Data Corporation’ın (IDC) açıkladığı

son tahminlere göre, Türkiye’de Büyük

Veri ve Analitik yatırımları 2018 yılında

247 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2023

yılına kadar pazarın yıllık yüzde 16 oranında

büyüyerek, 520 milyon dolara ulaşacağı

öngörülüyor.

Dünyanın dört bir yanındaki şirketlerin

veriyi analiz ederek anlamlı sonuçlar çıkarmalarına

yardımcı olan Hitachi Vantara’nın

sponsorluğunda IDC tarafından

gerçekleştirilen araştırmaya göre, Türkiye’deki

kurumların yüzde 55’i şirket içi

(on-prem) Büyük Veri işleme konusunda

çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye’deki her 10 kurumdan 8’i ‘makine

öğrenmesi›ni, kurumu için anlamlı

ve değerli görürken, her iki şirketten biri,

yani katılımcıların yarısı, geçmiş verileri

analiz etmek için çok sayıda veri kaynağını

bir araya getirmekte zorlandığını

belirtiyor.

Büyük Veri yatırımları ikiye

katlanacak

Türkiye’deki kurumların tamamına

yakını (%98), önümüzdeki iki yıl içinde,

Büyük Veri işleme ve yönetme çözümlerine

ayrılan bütçenin artmasını bekliyor.

Araştırmaya katılan kurumların yüzde

15’i ise, yine bu bütçenin önümüzdeki

iki yıl içerisinde yüzde 100’ün üzerinde

artacağını tahmin ediyor.

Büyük Veri nerede kullanılıyor?

Büyük Veri ve analitik çözümleri kurumlara

birçok farklı konuda çalışma

imkanı sunarken, katılımcıların yüzde

70’i ‘Müşteri hizmetlerini ve deneyimini

geliştirmek’ ve ‘İş süreçlerini ve operasyonlarını

geliştirmek ve optimize etmek’

konularının öncelikli alanlar olduğunu

vurguluyor.

Uygulama ve kullanım

kolaylığı aranıyor

Büyük Veri işleme platformlarının kullanımında

kurumların karşılaştığı en

Şehirleşmenin hızlanması, üretim kapasiteleri ve

tesislerin büyümesi, ağa bağlı cihaz sayısının hızla

artması, Büyük Veri’nin anlamlı aksiyonlara dönüştürülmesini

zorunlu kılıyor. IDC, ‘Büyük Verinin Devrimi’

olarak da adlandırılan ve şirketleri daha verimli ve yenilikçi

hale getirme potansiyeli olan bu değişime kolay

adapte olabilen şirketlerin, rakiplerine göre büyük

avantaj elde edeceğini öngörüyor…

önemli zorluklar arasında yüzde 52 ile

‘Şirket içi bilgi ve deneyim eksikliği’ ilk

sırada yer alırken, ‘Farklı sistemler ve

farklı veri türleri’ yüzde 30 ile ikinci sırada

bulunuyor. Türkiye’deki kurumlar

Büyük Veri ve Analitik çözümlerini değerlendirirken,

‘uygulama kolaylığı’ ve

‘kullanım kolaylığı’nın en çok önem verilen

kriterler olduğu belirtiliyor.

Entegre veri yönetimi

‘olmazsa olmaz’ konuma

geldi

Türkiye’de giderek artan sayıda kurum

ve şirketin, Büyük Veri’nin önemini

kavramaya başladığını belirten

IDC Türkiye’nin Baş Analisti Eren Eser,

“Kurumlar, Büyük Veri ve Analitik Teknolojilerinin

yetkinliğinin artması ve

sunduğu imkanlarla birlikte, veriye

dayalı karar verme yönünde bir istek

ve yönelim içinde bulunuyor. Büyük

Veri ve analitik yatırımlarının başlıca

kısa vadeli hedefi, iş operasyonlarını ve

müşteri deneyimini iyileştirmek olsa da,

birçok kurum Büyük Veri ve Analitik

çözümlerini daha uzun vadede yeni iş ve

gelir akışları yaratmak için kullanmayı

hedefliyor” şeklinde konuştu.

IDC Türkiye’nin Yazılım Çözümleri

Araştırma Müdürü Yeşim Öztürk de,

“Şirket içi ve bulut uygulamalarında üretilen

verilerin harmanlanması, yükselen

bir eğilim veya zorluk olmaya devam ediyor.

Bu nedenle entegre veri yönetimi ve

analizi sağlayacak çözümlere artık daha

fazla ihtiyaç duyuyoruz. Entegre veri yönetimi,

mükemmel müşteri ve çalışan

deneyimi için olmazsa olmazdır” ifadelerini

kullandı.

Hitachi’den veri yönetimine

modern ve etkin bir yaklaşım

Araştırma sonuçlarını değerlendiren

Hitachi Vantara Türkiye Genel Müdürü

Önder Sönmez de büyüyen şirketlerin

ürettiği veri hacminin her geçen gün

arttığına, bu veriyi farklı bulut ve şirket

içi bilişim ortamlarında daha etkin yönetme

ihtiyacının derinleştiğine dikkat

çekti. Sönmez, “Sahip oldukları veriden

daha fazla katma değer elde etmek isteyen

kurumlara, Hitachi’nin ortak veri

yönetim yaklaşımı DataOps ile hizmet

veriyoruz. Bu yaklaşımın temel prensibi,

doğru veriyi, doğru zamanda ve doğru

yerde elde etmek. Bunun için şirketlerin

veri yolculuğunda SEAM (Store, Enrich,

Activate, Monetize) olarak adlandırdığımız

dört adımlı bir yaklaşım öneriyoruz.

Müşterilerimizin sahip oldukları

veriyi ‘Depolama’ adımından ‘Gelire

Dönüştürme’ adımına kadar doğru yönetmelerine

destek oluyoruz. DataOps,

Hitachi Vantara’nın yakın zamanda yeni

sürümünü yayınladığı veri entegrasyon

ve analitik platformu yazılımı Pentaho

8.3 ile çalışıyor. Bu yeni versiyon, veriye

sadece en hızlı bir biçimde ulaşılmasını

sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu

verinin ’sürükle-bırak’ yöntemlerle analize

hazırlanmasını ve makine öğrenme

gibi ileri seviye analitik işlemlerin yapılmasını

kolaylaştırıyor. Bu sayede, verinin

hazırlanması için harcanan büyük

zaman kayıplarının önüne geçiliyor ve

veri bilimcilerin analizler yapabilmesi

için daha fazla zamanları olmasını sağlayarak,

verinin sahip olduğu ekonomik

değerin tam kapasitede kullanılmasına

olanak veriyor” şeklinde konuştu.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

OLED TV’ler düşük mavi ışık seviyesi ile

gözleri koruyor

Televizyon önünde uzun saatler geçirenlerin

en yaygın kaygılarından biri, ekran ışıklarının

göz sağlıkları üzerinde olumsuz bir etki

yaratma olasılığı. Özellikle art arda izlenen

favori diziler, saatler süren programlar

sonrası, hassas gözler, bu ışıkların etkisini

görüşlerde bulanıklık, odaklanamama ya

da baş ağrısı şeklinde hissetmeye başlayabiliyor.

LG, TÜV Rheinland tarafından “göz

dostu” olarak onaylanan OLED TV panelleri

ile bu kaygıyı taşıyan tüketicilere çözüm sunuyor.

LG OLED TV panellerinin “göz dostu” sertifikası

aldığı Göz Konfor Testi, üç genel kaygıyı

ele alıyor: mavi ışık içeriği, titreme ve yüksek

kaliteli görüntüleme. Yapılan çalışmalar,

yüksek mavi ışığa maruz kalmanın uykusuzluk,

göz hasarı, hatta görme kaybının da

aralarında olduğu farklı sağlık sorunlarına

yol açabileceğini gösteriyor. LG Display’in 65

inç OLED panelleri tarafından üretilen ışık,

yüzde 50 eşiğinin altında kalarak, yüzde 34

mavi ışıktan oluşuyor. En yüksek özellikli 65

inç LCD paneller yüzde 64 mavi ışık üretirken,

LG Display’in OLED panelleri bu miktarın

sadece yarısını yayıyor.

LG Display, Yüksek Renk Aralığı ve Yüksek

Dinamik Aralık kategorileri dahil olmak

üzere tüm test kriterlerini karşılıyor. LG’nin

ışık yansıma kategorisinde aldığı yüzde 0.87

oranı, LCD panellerin aldığı ortalama değerin

yarısına denk geliyor.

LG Display Genel Müdür Yardımcısı ve TV

Görüntü teknolojilerinde dünya lideri LG Display, büyük

boyutlu OLED TV panelleri için bağımsız denetim

hizmetlerinde dünya lideri olan TÜV Rheinland’dan

“Göz Konforu” sertifikası alarak OLED TV’lerin “göz

dostu” olduğu kanıtladı…

İş Birimi Başkanı Dr. Chang-Ho Oh, “TÜV

Rheinland tarafından belgelendirme, LG

Display’in OLED TV panellerinin uluslararası

alanda “göz dostu” olarak tanındığı

anlamına geliyor. Tüketicilerin artık OLED

TV’leri daha güvenle seçebileceklerini düşünüyoruz”

dedi.

TÜV Rheinland’da Ürün Başkan Yardımcısı

Holger Kunz, “TÜV Rheinland, test sertifikasyon

alanında uzun yıllara dayanan deneyime

sahip, uluslararası alanda hizmet veren

bağımsız bir test hizmeti sağlayıcısıdır. LG

Display’i sertifikasyon aldığı için tebrik ediyoruz

ve şirketin yeni nesil ekran teknolojisi

olan OLED’in kalitesiyle ilgili uluslararası tanınırlık

kazanması için gerekli desteği sağlayacağız”

şeklinde konuştu.

Dünyanın tek büyük OLED üreticisi olan LG

Display, Paju tesisinde 55, 65 ve 77 inç UHD

OLED panelleri üretiyor. Guangzhou’daki

OLED üretim tesisinin tamamlanmasıyla,

aylık 60 bin unite üretim kapasitesine ulaşacak.

Böylelikle aylık toplam üretim kapasitesi

130 bin üniteye çıkacak.

IHS Markit’in öngörüsüne göre, 2019 sonunda

OLED satışları 3,8 milyon’a, 2020 sonunda

ise 6,7 milyona çıkacak.

Sektör Market

IT network

Paribu’da listelenen kripto para sayısı 18’e çıktı

Türkiye’nin en yüksek işlem hacmine sahip dijital

varlık işlem platformu Paribu, listesine Waves’i dahil

ederek işlem gören kripto para birimi sayısını on sekize

çıkardı…

Türkiye’nin en yüksek hacimli dijital varlık

işlem platformu Paribu, Waves’i listelediğini

duyurdu. Kullanıcı ihtiyaçlarını sürekli

analiz ederek sunduğu hizmetleri geliştiren

şirket, marketine eklediği kripto para birimleriyle

kullanıcılara geniş ve alternatifli bir

portföy sunmayı hedefliyor.

Kullanıcı taleplerini de dikkate alan Paribu,

Türkiye ve Dünya piyasalarını yakından

takip ederek altyapısından ve yazılımsal

güvenilirliğinden emin olunan

para birimlerini listelemeye devam ediyor.

Yatırımcılar tarafından ilgi gören Waves’in

teknik özelliklerinin yanı sıra küresel işlem

hacmi de listelenme konusunda belirleyici

faktörlerden oldu.

Paribu, marketine dahil edeceği kripto paraları,

global işlem hacmi, yazılım güvenilirliği,

mutabakat algoritması, kullanım alanı ve

bunun gibi çok sayıda temel ve teknik özelliğe

göre değerlendiriyor, kriterlerine uygun

olanları listeliyor.

Müşteri memnuniyetini odak noktasına

alan Paribu, kullanıcılarına en hızlı, en kolay

ve en güvenli kripto para işlem deneyimiyle

birlikte, kesintisiz destek hizmeti de

sunarak her geçen gün daha fazla kullanıcı

tarafından tercih ediliyor. Türkiye’nin en

yüksek hacimli dijital varlık işlem platformu

konumunda bulunuyor. 550 binin üzerinde

kullanıcıya hizmet veren Paribu, hizmetlerini

geliştirmek için çalışma ve yatırımlarını

sürdürüyor.

45


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

GITEX’te Mitsubishi Electric

robotundan Türk kahvesi ikramı

Sektör Market

IT network

46

“Evden uzaya” kadar pek çok farklı sektörde

ileri teknoloji çözümleriyle sanayiye yüksek

katma değer sağlayan Mitsubishi Electric, 6-10

Ekim 2019 tarihleri arasında Dubai’de gerçekleştirilen

GITEX Teknoloji Haftası’nda sektör

oyuncularıyla bir araya geldi. Orta Doğu, Kuzey

Afrika ve Güney Asya’daki en büyük teknoloji

fuarlarından biri olarak bilinen organizasyonda

Aquatoria Akıllı Su Çözümü, Robot ve Akıllı

Fabrika Çözümü e-F@ctory, Veri Merkezi IT

Soğutma Çözümleri, Yüksek Hızlı Asansör

Sistemleri, Bina Yönetim ve Kontrol Sistemleri,

Bariyersiz Bilet Ücreti Toplama Çözümü ve Yapay

Zeka Video Analiz Çözümleri’ni sergileyen

Mitsubishi Electric, katılımcılara Türk Kahvesi

yapıp ikram eden insan eli hassasiyetine sahip

robotuyla etkinliğe renk kattı.

Geleceğin Enerjisi Ödülü’nü aldı

GITEX Teknoloji Haftası kapsamında organize

edilen ödül töreninde IT Soğutma Sistemleri

çözümü i-FX Serisi ile “Geleceğin Enerjisi

Ödülü”nü alan Mitsubishi Electric, i-FX Serisi’nin

sunduğu yüksek verimliliği de sektör

profesyonellerine anlattı. -20°C ile +55°C arası

dış mekan ısılarında çalışabilen inverter vidalı

kompresörlere sahip hava soğutmalı soğutucu

çözümü i-FX Serisi, 383 ila 1697 kW arası kapasiteyle

çalışabiliyor. Konforlu soğutma uygulamaları

alanında çevre dostu yeniliğin öncüsü

olmak için dizayn edilen bu seri, en karmaşık

projelerde dahi en üst seviye verimlilik sağlamasıyla

dikkat çekiyor.

Robotlar fabrikalarda önemli

bir iş gücü

Üretim sürecinde hayati önem taşıyan robotlar

sağladıkları hız ve kolaylıklarla günümüzde

çok olağan bir iş gücü haline geldi. Bu noktada

fabrika otomasyonu ve ileri robot teknolojileri

alanında iddialı bir oyuncu olarak öne çıkan

dünya devi Mitsubishi Electric, robotları ile

endüstride daha esnek bir üretimi, üretim maliyetlerini

düşürerek insan konforunu artırmayı

ve ihtiyaç olan her yerde robot teknolojisinin

kullanılmasını mümkün kılıyor. Etkinlik kapsamında

hızlı ve hassas robotlarla sanayicilere

sağladığı yüksek katma değeri anlatan Mitsubishi

Electric, 7/24 her koşulda 25 bin saat

bakım gerektirmeden çalışabilen robotlarını

tanıttı. Kompakt yapıları ile istenildiği zaman

fabrikanın her alanına taşınabilen bu robotlar,

böylelikle esnek bir üretim alanı sağlıyor.

Akıllı şehirlere özel enerji

tüketimini azaltan çözüm

“Aquatoria”

Şehir suyu şebekeleri için yapay zeka

teknolojisini kullanarak su şebekesi ve

dağıtımının her adımında sürecin hassas

şekilde kontrolünü sağlayan bir akıllı yazılım

çözümü olan Aquatoria, kalitesi kanıtlanmış

otomasyon teknolojileri ve uyarlanabilir kontrol

algoritmaları sayesinde ekipman işletimi

sırasında verimsizlikleri belirliyor. Bu sayede

aktif pompalama istasyonları kontrol edilip

Mitsubishi Electric, bu yıl 39.’su düzenlenen GITEX Teknoloji

Haftası’na “Akıllı Mitsubishi Electric” temasıyla katıldı.

6-10 Ekim tarihleri arasında Dubai’de gerçekleştirilen etkinlikte

Aquatoria Akıllı Su Çözümü, Robot ve Akıllı Fabrika

Çözümü e-F@ctory, Veri Merkezi IT Soğutma Çözümleri,

Yüksek Hızlı Asansör Sistemleri, Bina Yönetim ve Kontrol

Sistemleri, Bariyersiz Bilet Ücreti Toplama Çözümü ve

Yapay Zeka Video Analiz Çözümleri’ni tanıtan Mitsubishi

Electric, ziyaretçilere Türk Kahvesi yapıp ikram eden robotuyla

büyük ilgi topladı…

basınç uygun şekilde düzenlenebiliyor ve

otomatik olarak optimize edilebiliyor. GITEX

Teknoloji Haftası’nda akıllı şehirler için kritik

önem taşıyan enerji tüketimini büyük oranda

düşüren Aquatoria çözümü ile dikkat çeken

Mitsubishi Electric, bu teknoloji sayesinde sızıntıları

ve bakım gereksinimlerini azaltıyor

olmasıyla da öne çıktı.

Yüksek hızlı asansör ile ‘Sanal

Gerçeklik Deneyimi’

Çin’de yer alan Shanghai Tower’a 2016 yılında

dünyanın en hızlı asansörünü kuran Mitsubishi

Electric, 2’inci kattan 119’uncu kata çıkmak

isteyen asansör kullanıcılarını saniyede 20.5

metre (73.8 km/sa) hız ile 632 metre mesafeye

yalnızca 53 saniyede çıkarabiliyor. GITEX

kapsamında bu gelişmiş teknolojili yolculuk

deneyimini ‘Sanal Gerçeklik Deneyimi’ olarak

sergileyen Mitsubishi Electric, asansör kullanıcılarına

sunduğu yüksek kalitedeki konfor ve

güvenliği etkinlik ziyaretçilerine de yaşatmış

oldu.

BMS ile binalarda tam kontrol

Mitsubishi Electric’in GITEX Teknoloji Haftası’nda

tanıtılan bir diğer çözümü olan Bina Yönetim

ve Kontrol Sistemleri (BMS), binalarda

havalandırma, aydınlatma, ısıtma, alarm takibi,

asansör sistemleri, enerji sistemleri, yangın

sistemleri ve güvenlik sistemlerini kontrol

etmeye imkan tanıyor. Mitsubishi Electric’in

yüksek kaliteli sistemlerinden biri olan BMS,

aynı zamanda akıllı raporlama, kolay bakım,

erken sorun tespiti ve arttırılmış işletme

verimliliği gibi özellikleriyle de dikkat çekiyor.

İstasyonlar için bariyersiz

ücret toplama

Kablosuz iletişim teknolojisi ile yolcuların okuyucuya

kart okutmasına gerek kalmadan bariyersiz

ücret toplanmasını hedefleyen ve kullanıcıların

yalnızca alandan geçmesini yeterli

kılan bu çözüm, tekerlekli sandalye ve yürüteç

kullanıcılarının yanı sıra bavulu olan kullanıcıların

da rahatlıkla geçiş yapabilmesine olanak

tanıyor. Etkinlik kapsamında yoğun ilgi gören

Mitsubishi Electric’in Bariyersiz Ücret Toplama

Çözümü’nde her yolcunun izin durumu ve

gideceği durağı gösteren işaretler, kendi önlerinde

yer alan zeminde görüntüleniyor.

Tehlike anında kişileri algılayan

yapay zeka video analizi

Mitsubishi Electric’in GITEX’te sergilediği bir

diğer teknolojisi ise Yapay Zeka Video Analizi

Çözümleri oldu. İnsanların ya da eşyaların

özelliklerini fark eden, otomatik olarak hareketlerini,

durumlarını, diğer bilgilerini ve güvenlik

kayıtlarını gerçek zamanlı olarak analiz

ederek algılayan Yapay Zeka Video Analizi Çözümleri,

bu sayede yardıma ihtiyacı olan bireyleri

algılıyor ve aynı zamanda şüpheli davranışları

ve diğer potansiyel sorunları önceden fark

edebiliyor.

Veri Merkezi Çözümleri ile

entegre IT Soğutma Sistem

Çözümleri

Küçük bilgisayar odalarından geniş veri merkezlerine

kadar pek çok farklı alanda tam kapsamlı

IT Soğutma Sistem Çözümleri sunan

Mitsubishi Electric, yüksek kaliteli çözüm yelpazesi

ile veri merkezi uygulamalarında teknik

liderliğini kanıtlıyor. IT soğutma uygulamaları

için performansı optimize eden ve yüksek güvenilirliği

garantileyen ücretsiz soğutma teknolojisi,

akıllı ısı geri kazanım sistemleri, gelişmiş

kontrol mantık birimi gibi sistemlere sahip

yüksek verimliliğe sahip soğutucular sunan

Mitsubishi Electric, IT Soğutma çözüm yelpazesi

kapsamındaki ürünlerini de GITEX’te

sergiledi. Veri merkezi yönetim sistemleri ile

entegre edilebilen IT Soğutma Çözümleri, birlikte

çalıştığı soğutma sisteminin tüm parçalarını

kontrol ederek en yüksek performansı ve

önleyici bakımı sistemin tüm kullanım ömrü

boyunca olabilecek en yüksek kalite optimizasyon

sistemleri ile güçlendiriyor.


BİL Gİ TEK NO LO Jİ LE Rİ DER Gİ Sİ

ITnetwork

Telefonlara iki dakikada jet şarj!

TÜBİTAK’ın tersine beyin göçü programı ile 2019-2020

akademik yılı başında Türkiye’ye dönerek çalışmalarını

Boğaziçi Üniversitesi’nde sürdürme kararı alan

genç araştırmacı Betül Uralcan geleceğin enerji depolama

cihazlarını geliştirmeyi hedefliyor…

TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar

Programı ile Türkiye’ye geri dönen bilim

insanlarından biri olan Betül Uralcan, gelecekte

pillerin yerini alacağı tahmin edilen “süper

kapasitörler” üzerine çalışmalarına Boğaziçi

Üniversitesi’nde başlıyor.

Princeton Üniversitesi Kimya ve Biyoloji Mühendisliği

çatısı altında bütünleşik doktora

ve doktora sonrası çalışmalarını tamamlayan

Uralcan, enerjinin daha hızlı bir şekilde daha

küçük bir alanda depolanmasını sağlayacak

olan çift katmanlı kapasitörler üzerine çalışıyor.

Enerji kaynaklarının giderek kısıtlı hale

geldiği ve enerji depolamanın önem kazandığı

günümüzde, çift katmanlı kapasitörler hızlı,

çevre dostu ve güvenli olmalarıyla öne çıkıyor.

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği

Bölümü 2013 yılı mezunu olan Betül Uralcan,

mezuniyetinin ardından Princeton Üniversitesi

Kimya ve Biyoloji Mühendisliği Bölümü’nde

bütünleşik doktora derecesini aldı ve aynı üniversitede

doktora sonrası araştırmacı olarak

çalıştı. Princeton Üniversitesi’nde bulunduğu

süre boyunca enerji depolama, protein modelleme

ve kiral moleküller üzerine araştırmalar

yapan Uralcan, yeni nesil enerji depolama cihazları

olan çift katmanlı kapasitörlerin geliştirilmesi

çalışmalarına TÜBİTAK 2232 Uluslararası

Lider Araştırmacılar Programı’ndan

alacağı destekle Boğaziçi Üniversitesi Kimya

Mühendisliği Bölümü bünyesinde devam edecek.

Uralcan, enerji kaynaklarının giderek kısıtlı

hale geldiği ve enerji depolamanın önem kazandığı

günümüzde çevre dostu, güvenli ve

hızlı şarj/deşarj olmasıyla süper kapasitörlerin

öne çıktığını belirtti.

Boğaziçi Üniversitesi’nde “süper kapasitörler”

üzerine çalışmalar yürüten Betül Uralcan konu

hakkında şunları söyledi: “Burada yeni nesil bir

enerji depolama cihazı olan çift katmanlı kapasitörler

üzerine çalışacağız. Süper kapasitörler

olarak da bilinen bu cihazların pillerden farkı

enerjiyi statik elektrik olarak depolamaları, bu

sayede çok daha hızlı enerji depolayıp boşaltabiliyorlar.

Örneğin, bir süper kapasitör telefonu

birkaç saniyede, elektrikli arabayı ise birkaç

dakika içinde şarj edebilir.”

Pillerde enerjinin elektrolit ile elektrot arasında

gerçekleşen kimyasal reaksiyon ile depolandığını

süper kapasitörlerde ise enerji depolama

mekanizmasının elektriksel olduğunu belirten

Uralcan, süperkapasitörlerde kullanılan

malzemelerin kaynaklarının sınırlı olmaması,

geri dönüşümünün kolaylığı ve çevreye olumsuz

etkilerinin daha az olması nedeniyle tercih

edildiğini ifade etti.

Uralcan, süper kapasitörlerin pillere göre daha

geniş bir sıcaklık aralığında güvenli olarak

kullanılabildiği bilgisini vererek, “Boğaziçi

Üniversitesi’nde yürüteceğimiz araştırma hem

de dünyada süper kapasitörler üzerine devam

eden çalışmalar kapasitörlerin boyutlarını

küçültme ve enerji yoğunluklarını artırma yönünde.

Bu sayede şarj edilme hızı pillere oranla

çok daha yüksek ve taşınılabilir cihazlar elde

edilebilecek. Böylelikle, piller ile birlikte birbirlerini

tamamlayıcı hibrit sistemlerde, ya da hızlı

şarj/deşarjın önemli olduğu sistemlerde tek

başına kullanımları yaygınlaşabilecek” dedi.

“Amacımız bu cihazları piller gibi günlük hayatta

kullanılabilecek aletlere dönüştürmeye

yönelik bir mimari geliştirmek” diye ekleyen

Uralcan, süper kapasitörlerin dünyada ulaşım,

enerji, otomotiv gibi sektörlerde kullanılmakta

olduğuna ve süper kapasitör pazarının dünyada

giderek büyüdüğüne dikkat çekti. Çin’de

elektrikli otobüs sisteminde süper kapasitörler

kullanıldığını; Tesla’nın bu alanda önemli yatırımlar

yaptığını ve önde gelen otomotiv şirketlerinin

elektrikli araçlarda kullanmak üzere

süper kapasitör üreticileri ile anlaşmalar yaptıkları

bilgisini veren araştırmacı, Türkiye’nin

de bu pazarda mutlaka yerini alması gerektiğini

kaydetti.

Sektör Market

IT network

Western Digital, ISAF Istanbul 2019’da “Uçtan

Çekirdeğe” gözetim çözümlerini sergiledi

WD Purple HDD, WD Purple MicroSD, Western Digital

Ultrastar HDD ve JBOD Ultrastar Data60 ve Data102

ISAF 2019’da Wester Digital’in öne çıkardığı en önemli

çözümleri arasındaydı…

Verilerin gelişmesi için gerekli ortamları sağlayan

Western Digital Corp., en yeni gözetim

çözümlerini, Türkiye pazarındaki distribütörleri

ile iş birliği gerçekleştirerek ISAF 2019’da

sergiledi.

Güvenlik sistemleri, IT, akıllı binalar ve bina

otomasyonu, yangın ve acil durumlar için çözümleri

kapsayan ISAF, Avrasya’nın en büyük

sektörel etkinliği olarak İstanbul’un güvenlik

ve emniyet alanında ticari bir merkez haline

gelmesine 23 yıldır katkıda bulunuyor. Yıldan

yıla büyümesini sürdüren ISAF, Türkiye’de

gözetim sektörünün büyümesinin bir kanıtı

olarak görülüyor ve Western Digital, odağı ‘görmekten’

çok ileriye bakmaya taşıyan uçtan çekirdeğe

gözetim portfölyosu ile bu büyümede

yerini aldı.

Türkiye pazarı için Western Digital’in stantta

sergilediği önemli çözümler arasında WD

Purple HDD, WD Purple MicroSD, Western Digital

Ultrastar HDD ve JBOD Ultrastar Data60

ve Data102 ürünleri vardı.

WD Purple 12TB HDD, amaca yönelik yapay

zeka (AI) özelliklerine sahip gözetim sınıfı bir

sürücü. AI özelliklerine sahip yeni DVR ve NVR

sistemlerinde, arka planda sürekli devam eden

öğrenme ile yakalama anında AI ile tetiklenen

olayların gerçek zamanlı olarak algılanmasını

destekler. Ayrıca 64 kameraya kadar destek ve

derin öğrenme teknolojisi sağlar.

7/24 kesintisiz video kaydı kapasitesine sahip

olan WD Purple microSD kart, sert hava şartlarına

ve -25° ile 85° C arası sıcaklıklar gibi aşırı

derecelere karşı dayanıklılığıyla fuara katılanların

ilgisini çekti.

Kurumsal sınıf bir çözüm ve masaüstü sürücülerden

10 kata kadar daha fazla iş yükü kapasitesine

ve özel derin öğrenme teknolojisine

sahip olan Ultrastar HDD’de ilgi çekici ürünler

arasındaydı. Ayrıca fuardaki standa yer alan

JBOD Ultrastar Data60 ve Data102, hibrit depolama

platformları, yeni nesil ayrıştırılmış

depolama ve Yazılım Tanımlı Depolama (SDS)

sistemlerinin ana unsurları olduğundan dikkat

çekti.

47




More magazines by this user
Similar magazines