Hotel Restaurant & Hi-Tech December 2019

istmagmagazin

TÜRSAB’da

Firuz Bağlıkaya

yeniden başkan

Mutfağın Picasso’su

Reşat Aydın

Hülya Kaya

iş’te kadın röportaj

“İstanbul’u bir kadın

gibi görüyorum”












Turizmde dostluk kazandı!

TÜRSAB’da ‘Değişim Hareketi’ Firuz Bağlıkaya ile devam ediyor. Bugüne

kadar en fazla üyenin oy kullandığı seçimler, bu yıl rekor bir katılıma sahne

oldu. Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurullarının seçimi için sandık başına 4

bin 45 TÜRSAB üyesi seyahat acentası gitti. 4 bin 45 oyun 2 bin 510’unu alan

Firuz Bağlıkaya, yeniden TÜRSAB Başkanı seçildi. Başkan Bağlıkaya’nın zafer

konuşması öncesinde rakibi Davut Günaydın’ı sahneye davet ederek, seçimi

dostane bir ortamda noktalaması övgüye değerdi.Deneyimli turizmci Davut

Günaydın’ı da mücadeleci ruhu ve centilmen duruşuyla ayrıca tebrik ediyorum.

Turizmin uzlaştırıcı ve barışçıl etkisi, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda

püfür püfür esti, ne mutlu ki sektöre… TÜRSAB seçim sonuçlarının turizm

sektörüne hayırlı olmasını diliyor, Firuz Bağlıkaya ve ekibini kutluyorum.

İstanbul’un Turizmden Sorumlu ilk kadın Vali Yardımcısı. Genç, donanımlı ve

vizyoner. ‘İnsanlara dokunmak ve onların hayatlarında bir fark oluşturabilmek’

idealiyle yola çıkmış. Hep hayalini kurduğu İstanbul’un turizm yönetimine

talip profesyonel bir İstanbul sevdalısı. Sıcak, güler yüzlü ve samimi! Yeni

görevinde, turizm sektörünün tüm seslerini büyük bir heves ve öğrenme azmiyle

dinleyip, ortak akıl bileşkesinde buluşturacak kadar çözüm odaklı bir isim.

İstanbul Valiliği Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı Hülya Kaya ile yirmi yıllık

kaymakamlık ve vali yardımcılığı tecrübesinden İstanbul’a uzanan kariyer

yolculuğunu, bir kadına benzettiği İstanbul’u ve şehrin turizmine dair projelerini,

hayallerini konuştum.

Aşçılık mesleğine bütün hevesi, tutkusu “kahramanım” dediği babasından.

Erzurum’un en kıdemlisi, bir dönem Turgut Özal’a aşçıbaşılık etmiş örnek bir

babayla başlıyor, Reşat Aydın’ın mutfaktaki yolculuğu. O vakitler daha 13

yaşında bir çocuk… “Ben de birgün babam gibi iyi bir aşçı olacağım” hayalleriyle

dopdolu… O kadar ki babasının “oku oğlum” nasihatlarına hiç kulak vermeden,

ağabeyiyle terk ediyor ortaokul sıralarını.Erzurumlu Reşat Aydın’ın Türkiye’den

Miami’ye uzanan başarılı mutfak yolculuğunu eminim keyifle okuyacaksınız.

Yeni bir yıla girmeye hazırlanırken; 2020’nin tüm insanlığa ve ülkemize barış,

mutluluk getirmesini temenni ediyor, şimdiden “mutlu seneler” diyorum…

Keyifli okumalar dilerim.

ABONE ve DAĞITIM

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

CTP - BASKI

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

K

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

TOLGA ÇAKMAKLI

tolga.cakmakli@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Orhan GENCELİ

Türkiye Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD)

Yönetim Kurulu Üyesi

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.



içindekiler

26

42 52

antre

14 Sektörden kısa haberler

gündem

20 İstanbul Turizm Tanıtma Platformu

resmen kuruldu

24 İmamoğlu: İBB Başkanıyım ama

İstanbul turizmini birlikte yönetecek

kadar da akıllıyım

26 TÜRSAB’da ‘Değişim’ Firuz Bağlıkaya

ile devam ediyor

28 Kalender, B2B WorkShop etkinliğini

mağaraya taşıdı

30 Yatırımlarda İstanbul ve Antalya aşkı

dinmiyor

32 Öner: İstanbul’a master plan tamam da,

yapısal destek kısmı ne olacak?

34 Uğur: Avrupa’da turizmin elçisiyiz, tüm

Türkiye’yi temsil ediyoruz

36 İlhan: İki dünyanın en iyisini

sadece teknolojiyle yakalayacağınızı

sanıyorsanız…

38 Erkek çağından pek mutlu

olunamayan ekonomide kadın çağı

başlıyor!

40 Aydın: 60 binin üzerinde ziyaretçi

ağırlamaya hazırlanıyoruz

42 TÜRSAB, yeni dijital rotasıyla

ekonomiye 5 milyar TL ek gelir

sağlayacak

yeni yatırımlar

44 Sofitel İstanbul Taksim açıldı

46 Wyndham Çerkezköy Otel açıldı

48 Sianji Hotels, wellness otel

sözleşmesi imzaladı

50 Hagia Sofia Mansions Curio

Collection By Hilton açıldı

işte kadın

52 Kaya: İstanbul’u bir kadın gibi görüyorum

marka

56 Türk mutfak devi Öztiryakiler’e

Japon ortak

58 Kayalar Endüstriyel Mutfak’a ‘2019 İyi

Tasarım Ödülü’

şefin gözünden

64 Mutfağın Picasso’su: Reşat Aydın

etkinlik

68 Sheraton Istanbul City Center’a görkemli

açılış

70 Radisson Blu Vadistanbul, acentaları

gazino gecesinde ağırladı

www.hotelrestaurantmagazine.com


96

64

100

gastro etkinlik

72 Balon turizmiyle havalanan Kayseri,

gastronomisiyle de yükselecek

76 Kartın: Kayseri gastronomisinde

üründen önce algı yönetimine

odaklanılmalı

78 Uluslararası Gastromasa Konferansı

5. kez gerçekleşti

80 Şahin: Sumak ve nar ekşisine talep

çok fazla, dünyayı iyi yakalamak lazım

82 500 yıllık Da Vinci Dönemi menüsü gün

yüzüne çıkaran davet

84 Gastronominin Hatay ekonomisine

katkısı bu panelde konuşuldu

gastro güncel

86 Gıda sektörü her yönüyle masaya

yatırıldı

87 Sözleşmeli tarım ile hem çiftçiler hem

Türkiye kazanacak

gastro aktüel

88 Gastronomi sektöründen

kısa haberler

dosya

92 Yeni yıl özel

yeni mekan

96 Eşsiz lezzet, müzik ve eğlencenin

adresi: 1001 Lounge

98 Ataşehir’in lezzet ve eğlence

durağı: Süslü Konak

100 Kartalkaya’ya yeni bir soluk:

Morino

101 Yeni nesil deneyim noktası:

Vakkorama Cafe

fuar

102 Sirha İstanbul 15.314 kişiyi

ağırladı

hijyen

104 Eczacıbaşı Profesyonel ve

Kärcher’den iş birliği

hotel-tech

106 Samsung’dan klima sektörüne

yenilikçi çözümler

108 Viessmann Group Türkiye’deki 25.

yılını kutladı

ürün

110 Ege Seramik Autumn Collection

serileri ile tanıştınız mı?

111 Dyson’dan tüm zamanların en hızlı ve

en verimli el kurutma makinesi

ürünler

112 Yeni ürünler

www.hotelrestaurantmagazine.com


16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Global Yatırım Holding,

bu yıl da endekste!

Global Yatırım Holding (GLYHO), şirketlerin sürdürülebilirlik konularında halka açık bilgi paylaşımlarına bağlı olarak değerlendirildiği ‘BIST

Sürdürülebilirlik Endeksi’nde (XUSRD) bu yılda yer aldı. Geçen yıl girdiği ‘BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ndeki yerini koruyan Global Yatırım

Holding, önemli bir başarıya imza atmış oldu. Global Yatırım Holding’in, şirketlere hem itibar kazandıran hem de rekabet avantajı sağlayan

BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ne yeni döneminde de dahil olmasında sürdürülebilirlik ile ilgili alanlarda kapsamlı politikalara sahip olması,

belirli çevresel indikatörlerde iyileştirmeler sağlaması, ISO9001:2015 Kalite ve ISO14001:2015 Çevre entegre sertifikasyonları gibi hedefleri

taahhüt ettiği sürede yerine getirmiş olması ve Akdeniz Koruma Derneği’nin “Boncuk Koyu’nda Kum Köpekbalığı ve Üreme Alanı” projesinin

desteklemesi gibi çalışmaları önemli rol oynadı. Grup önümüzdeki dönemde denizlerin yağmur ormanları olarak da adlandırılan mercan resifi

yetiştirme projelerine destek olacak.

Polat Erzurum Resort Hotel’de

kayak sezonu açıldı

Türkiye’nin en gözde kayak destinasyonlarından Palandöken’de; muhteşem

bir kış tatili geçirmeniz için Polat Erzurum Resort Hotel yenilenen yüzü ile

konuklarını bekliyor. Kristalize kar dokusuna sahip Palandöken’in en güzel

konumunda ve İstanbul’dan sadece 2 saat uzaklıkta bulunan Polat Erzurum

Resort Hotel; lobisinde ve Şömine Bar’da gerçekleştirdiği renovasyon çalışmaları

ile misafirlerine kusursuz bir konaklama deneyim vaad ediyor. Modern ve güvenli

4 kişilik liftleri, otelin hemen önünde yer alan telesiyej sistemi, herkesin ısıtmalı

özel dolabı olduğu 500 metrekarelik modern kayak odası, dağ manzaralı kafesi

Snowdeck ve karda çocuk oyun alanı ile Polat Erzurum Resort Hotel kayak

tutkunlarının vazgeçilmez adresi.

İstanbul Sabiha Gökçen

Terminal binası 10 yaşında

Türkiye’nin ikinci, Avrupa’nın ise 12’nci büyük havalimanı olan İstanbul Sabiha Gökçen

Uluslararası Havalimanı’nın terminal işletmecisi İSG tarafından 31 Ekim 2009 tarihinde

hizmete sokulan terminal binası, 10 yılını geride bırakıyor. Türk sivil havacılığının en

önemli yatırımlarından biri olan Sabiha Gökçen Havalimanı terminali geride bıraktığımız

10 yılda yaklaşık 240 milyon misafire ev sahipliği yaptı. 2009 yılı sonunda 6.6 milyon yolcuyu

ağırlayan Sabiha Gökçen Havalimanı, 10 yılda yolcu sayısını 6 kat artırarak 2019 yılı sonunda

36 milyon yolcuya ulaşmayı hedefliyor.

The House Hotel

Grubu’nda yeni atama

Kerten Hospitality’nin kalite ve bireysellik konusunda dünya çapında üne sahip, ödüllü, hızlı

büyüyen lüks markası The House Hotel Grubu’nun Türkiye operasyonları Genel Müdürlük

görevine Tolga Akıncı getirildi. Kerten Hospitality’nin şehir otelciliğinin yanı sıra Ege ve Akdeniz

sahil şeridinde başlatmayı planladığı küçük-orta çaplı işletmeleri marka çatısı altında toplayarak

genişleme stratejisinden sorumlu kişi de yine Akıncı olacak. Çalışma hayatına Grand Hyatt

İstanbul’da başlayan Akıncı, Pera Palace Hotel’in restorasyon projesinde proje koordinatörü olarak

görev aldı. Aynı otelde satış direktörü olarak çalışan Akıncı, Martı İstanbul Otel ve Radisson Blu

Hotel’de çeşitli satış ve pazarlama pozisyonları ve CVK Park Bosphorus Hotel’de Genel Müdür

Yardımcılığı gibi pozisyonların ardından son olarak Accor’a bağlı Mercure İstanbul Taksim Oteli’nin

Genel Müdürlüğü’nü üstlendi.


www.jumbo.com.tr | @jumboturkiye | @jumbogastro


18

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Accor Otel Grubu

Türkiye’de de güçleniyor

Fransa merkezli Avrupa’nın en önde gelen otel zinciri Accor Otel Grubu, 2019 yılı üçüncü çeyreğinde de rapor edilen

büyümesinin paralelinde Türkiye’deki yatırımlarına devam ediyor. Grubun , üçüncü çeyrekteki büyümesine paralel

olarak, uluslararası marka değerlendirme şirketi Brand Finance tarafından Accor çatısı altındaki “Mercure” markası

da dünyanın en güçlü markası seçildi. Brand Finance Oteller listesinin “marka gücü” sıralamasında en üst sırada

Mercure Otel markası yer alırken, Accor Otel Grubu’nun Türkiye’deki en yeni iki oteli olarak Mercure Sirkeci ve

Mercure Bakırköy öne çıkıyor.

İstanbul ilk kez destinasyon

standıyla Barselona’da

Bu yıl 19 – 21 Kasım tarihleri arasında Barselona’da gerçekleşen IBTM

World Fuarı’nda İstanbul ilk kez Türkiye standından bağımsız olarak kendi

standında ziyaretçilerini ağırladı. Yaklaşık 200 m2’lik bir alanda yer alan

İstanbul, destinasyon standında 12 katılımcı bankosunda 14 firma ve sektör

kuruluşu yer aldı. Konuyla ilgili olarak ICVB Genel Müdürü Cemil Hakan Kılıç

bir değerlendirmede bulunarak “Londra ve Barselona gibi İstanbul’un rakibi

konumundaki pek çok şehir, ülke stantlarından ayrı olarak bu fuarlarda her yıl

kendi destinasyon stantları ile temsil edilmekte. İstanbul’un da ilk kez bu fuarla

kendi standında katılıyor olması, şehrimiz tanıtımı ve temsili açısından son derece

önemli. Şehir konseptinin öne çıktığı bu uygulamanın diğer M.I.C.E. fuarlarında da

sürdürülmesinin son derece faydalı olduğunu düşünüyoruz” dedi.

‘Yılın Havalimanı’ Ödülü İstanbul

Havalimanı’nın…

Açılışının birinci yılını kısa bir süre önce geride bırakan İstanbul

Havalimanı, İngiltere merkezli havacılık sektörünün dünyadaki lider

yayınlarından olan International Airport Review Dergisi okuyucuları

tarafından “Airport of the Year” seçilerek küresel bir hub olma

hedefinde uluslararası otoritelerin de takdirini kazandı. Aralarında

Heathrow, Changi, Copenhagen Vancouver, Sydney ve Hong Kong gibi

uluslararası havalimanlarını geride bırakarak “Airport of the Year”

ödülünün sahibi olan İstanbul Havalimanı, Türk havacılık sektörünün

bayrak taşıyıcısı olduğunu da kanıtlamış oldu.

Türkiye, Akdeniz’in en iyi kruvaziyer

destinasyonu seçildi

Uluslararası kruvaziyer turizmindeki gelişmeleri takip eden önde gelen ABD

merkezli yayın kuruluşu Porthole Cruise Magazine, Türkiye’yi Akdeniz’in en iyi

kruvaziyer destinasyonu seçti. Yayın, 1998 yılından bu yana okuyucu oyları ile çeşitli

kategorilerde sektörün en iyilerini belirliyor. Küresel ağında Türkiye’ye gelen

kruvaziyer turistlerin yüzde 62’sinin geçiş yaptığı Kuşadası, Bodrum ve Antalya

kruvaziyer limanları bulunan dünyanın en büyük kruvaziyer liman işletmecisi Global

Ports Holding (GPH) CEO’su Emre Sayın, “Türkiye kruvaziyer turizminin tekrardan

yükselişe geçmesi için devletimiz ile birlikte ciddi efor sarf ettiğimiz bu dönemde

Türkiye’nin en iyi kruvaziyer destinasyonu seçilmesi bizi çok sevindirdi ve daha da

motive etti.” dedi.



20

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Japonlar Türkiye’deki yatırıma hız verdi

Bu yıl 40. yılını kutlayan dünya devi bir Japon markası HIS Global’in Japonya’da doğan, yıllardır

cruise sektöründe bilinen global markalarından olan Cruise Planet, çok yakın bir zamanda

İstanbul Nişantaşı’nda misafirlerine alışılmışın dışında, çok farklı bir anlayışla hizmet vereceği

bir cruise showroom’u olan The House of Cruising Nişantaşı’nı açacağını duyurdu. 70 ülkede,

550’nin üzerinde ofisi ve 17.000 çalışanıyla edinilen 40 yıllık tecrübe; Japon vizyonerliği ve Türk

misafirperverliği hizmet anlayışını birleştirerek Cruise Planet’i yönettiklerini belirten Cruise

Planet Cruise Müdürü Onur Ovacık, “Merkez ofisimizin cesaretlendirmesi ve yeni ofisimizin

hizmete açılmasıyla marketing bütçelerimizi de arttırarak, gemi turlarının Türkiye’de daha

fazla tanınması için yoğun bir çalışma içine gireceğiz. Türkiye’nin Akdeniz’de en iyi cruise

destinasyonu seçilmesi sayesinde, Türkiye ofisimizin Yunanistan, Azerbaycan, İran, Dubai

ve Katar gibi ülkelerde de Cruise Planet’in marketing-satış çalışmalarının bizzat bizim

tarafımızdan yapılması konusunda bir karar almıştır.” dedi.

Bağlıkaya, Şişli’de acenta

temsilcileriyle buluştu

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Genel Kurul’a sayılı günler kala İstanbul Şişli’de faaliyet

gösteren seyahat acentaları ile bir araya geldi. TÜRSAB Şişli BTK Başkanı Aylin Güneşli

ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda 250’nin üzerinde acenta temsilcisi yer aldı. 21 aylık

görev süresince yapılanları anlatan Bağlıkaya, “18 yıllık yönetim ve anlayışın arkasından

yepyeni bir şeyler yapmaya çalıştık. Birliğimiz, yönetmelik olmadan idare ediliyordu. Göreve

gelir gelmez 11 yılda çıkarılmayan yönetmeliği hazırladık ve yürürlüğe soktuk. İSO 9001

Belgesi alarak TÜRSAB’ın kurumsallaşma sürecini taçlandırdık” dedi. Acentalara ‘Genel

Kurul’a katılın çağırısı da yapan Bağlıkaya, “Bu toplantıların amacı görev süremizle ilgili

sizlere hesap vermek. Biz size hesap vermeye geliyoruz. Siz de lütfen kongreye katılın,

oyunuzu kullanın. 30 Kasım-1 Aralık’ta Genel Kurul’a katılın. Gelmeyen arkadaşlarınızı ikna

edin. Kongremiz kardeşlik ve barış içinde, el ele, kol kola geçsin istiyoruz. Yeni yönetimimizi

seçeceğiz, yepyeni bir döneme yeni umutlarla devam edeceğiz” diye konuştu.

Sabiha Gökçen’de uzun

mesafeli uçuş başladı

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda uzun mesafeli uçuşlar 16 Kasım itibariyle

başladı. İki ülke arasında son yıllarda artan uçuş trafiği ile birlikte, Malezya Havayolları’na

ait Airbus A330 tipi uçaklar, Cumartesi günleri olmak üzere Kuala Lumpur ve Sabiha Gökçen

Havalimanı arasında charter seferleri yapacak. 16 Kasım 2019 - 11 Ocak 2020 tarihleri

arasında hizmet verecek olan bu rota, Malezya Havayolları’nın Londra rotasından sonra

Avrupa’ya yapılan en uzun 2. uçuşu olacak.19 business ve 268 ekonomi sınıfı ile toplam

287 koltuk bulunan A330’lerin uçuşları 3 ay boyunca Türkiye’den Dorak Holding işbirliği ile

gerçekleştirilecek. Malezya Havayolları’nın seferlerine başlaması nedeniyle Sabiha Gökçen

Havalimanı’nda bir karşılama töreni düzenlendi. Apronda geleneksel su takı ile karşılanan

uçak daha sonra körüğe yanaştı ve uçuş ekibine çiçek takdim edildi.

Turizm Öğrencileri Kongresi, Ankara’da gerçekleşecek

10. Lisansüstü Turizm Öğrencileri Araştırma Kongresi, 18-21 Haziran 2020 tarihlerinde Ankara’da, Atılım Üniversitesi Kampüsü’nde

gerçekleşecek. Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi ile Anatolia: Turizm Akademisi’nin iş birliğinde düzenlenecek olan kongrenin

şu bölümlerine bildiri gönderilerek başvurulabilir: Lisansüstü tezler bölümü; önceki kongrelerde olduğu gibi turizmin konu veya

uygulama alanı olarak inceleyen lisansüstü tez çalışmaları (tamamlanmış veya devam eden) bu bölümde sunulacaktır. Doktora

tezleri: (a) Devam eden doktora tezleri, (b) Tamamlanmış doktora tezleri. Yüksek lisans tezleri: (a) Devam eden yüksek lisans tezleri,

(b)Tamamlanmış yüksek lisans tezleri. Serbest Bildiriler Bölümü: Araştırma Bildirileri: Bu bölüm Lisansüstü öğrenci, akademisyen

ve araştırmacıların hazırlayacakları “turizmi konu almış araştırma bildirilerine” ayrılmıştır. Bu bölüme önerilecek bildirilerde konu

sınırlaması bulunmamaktadır. Herhangi bir yerde ücretli olarak çalışmayan (mali durumu sınırlı) kongre katılımcısı 50 yüksek lisans veya

doktora öğrencisi Atılım Üniversitesi Öğrenci Evleri’nde (konaklama + kahvaltı) ağırlanacaktır. Bu öğrencilerden kongre katılım ücreti

alınmayacaktır. Başvuru bilgileri “Kayıt ve Konaklama” sayfasında yer almaktadır.



22

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İstanbul Turizm Tanıtma

Platformu resmen kuruldu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurulan, genel

koordinatörlüğüne eski Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü, emekli vali

yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı getirilen Turizm Tanıtma Platformu bugün İstanbul

Kongre Merkezi’nde gerçekleşen tanıtma toplantısında kuruluşunu resmen duyurdu.

İstanbul turizminin gelişmesine yönelik

yatırım, denetim, iletişim, tanıtım ve

pazarlama konularında koordinasyonu

sağlamak üzere İstanbul Büyükşehir

Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun

talimatıyla kurulan Turizm Tanıtma

Platformu, bugün İstanbul Kongre

Merkezi’nde sektör temsilcilerine

yönelik düzenlediği tanıtım toplantısıyla

resmen kuruluşunu duyurdu. Şehrin

turizm gelirleri ile turist sayısını

arttırmaya yönelik çalışmalarında, sektör

temsilcileriyle iş birliği ve koordinasyon

içinde yol alması hedeflenen platformda

İBB üst yönetimi, Valilik Birimleri, Sektör

Temsilcileri (TÜRSAB, TÜROB, TTYD,

İTO, İRO vb.) Meslek Odaları, Vakıflar,

Uluslararası Kurumlar, Duayenler ve İBB

Kardeş Şehirleri’ne kadar sektörün çok

geniş yelpazede temsilcileri yer alıyor.

Turizm çalışmalarını, inanç turizmi,

sağlık turizmi, tarih-kültür-sanataktivite

turizmi, ekoturizm-doğa/gençlik

turizmi, eğlence-gastronomi turizmi,

spor turizmi, kongre turizmi, kruvaziyer

turizmi, iş turizmi ve eğitim turizmi gibi

komisyonlarla yürütecek olan platform

toplantısında şehrin turizm potansiyeli ve

geleceği bütün yönleri ile masaya yatırıldı.

Taşbaşı: “İstanbul turizminde halen

hak ettiğimiz yerde değiliz”

İmamoğlu’nun göreve gelmesinden

sonra kurulan Turizm Tanıtma Platformu

toplantısının açılış konuşmasını yapan

Turizm Tanıtma Platformu Genel

Koordinatörü Cumhur Güven Taşbaşı,

İstanbul turizminin halen hak ettiği yerde

olmadığına vurgu yaparak şunları söyledi:

“İstanbul’u anlatmaya kelimeler yetmez.

Dünyada eşi benzeri olmayan bir şehir.

İki kıtayı birleştiren, ortasından deniz

geçen, geçmişte birçok medeniyete

başkentlik yapmış bir kent burası. Fakat

halen turizm de hak ettiğimiz yerde

değiliz. İstanbul’a her yıl gelen ziyaretçi

sayısı artıyor. Bugün 14 milyona yakın

ziyaretçiden bahsediyoruz. Ama 2014

yılı rakamları ile karşılaştırdığımızda,

şehrin bugün çok daha yüksek yerlerde

olması gerektiğini düşünüyoruz. 2014’te

bu rakamları yakalamışız, kişi başı gelir

olarak daha ileriydik. 160 ile 180 euro

aralığındaydık. Şu anda ise 60 ile 80

euro arasındayız. Bu veriler ise İstanbul

için mücadele etmemiz ve birlikte

çalışmamız gerektiğini gösteriyor. Kongre

turizminde ilk 7. sıradaydık. Cruise

seferlerinde de çok iyi bir noktadaydık.

Umarım Galataport ile bu sayılar yeniden

artacaktır. İstanbul’a gelecek ziyaretçi

sayısında ciddi bir artış olacaktır. Daha

az gelir grubuna sahip olanlar gelmiştir.

Bunu daha üst seviyelere çekmemiz

ve profili düzeltmemiz gerektiğini

düşünüyorum. Sağlık turizmi yılda 3.5

milyar dolar gelir getiriyor. Eğer bu

denetimli ve profesyonel yapılırsa, 15

milyar dolar olacağı söyleniyor”.

“Bugün itibariyle İstanbul Turizm

Tanıtma Platformu resmen

kurulmuştur”

Turizmde kararların hızla değiştiğini,

insanların sosyo ekonomik, özgürlükler,

hukuk, dijital gibi parametrelerin önemini

vurguladığını ifade ederek sözlerine

devam eden Taşbaşı, karar vericilerin bu

parametreleri önemsemeleri gerektiğine

dikkat çekerek, “Bu gelişmelerin

ışığında 24 Haziran seçimlerinden


Cumhur Güven Taşbaşı Kaya Demirer Sedat Bornovalı

sonra, İstanbul’da bir özgürlük ve barış

rüzgarı Sayın Ekrem İmamoğlu’nın

seçilmesiyle esti. Sayın Başkan, bize

turizmde, demokratik, katılımcı, adil

bir yapı olmasının talimatını vermiştir.

Bunun üzerine biz de İstanbul Turizm

Tanıtma Platformu’nu oluşturduk”

dedi. Başkan İmamoğlu’nun talimatının

ardından ilk olarak bir literatür taraması

yaptıklarını aktaran Taşbaşı, eylül

ayında bir ofis kurduklarını belirterek,

“Kamu, üniversiteler, STK’lar ve yerel

halk temsilcilerinden oluşan bir havuz

oluşturduk. Başta İstanbul Valiliği, Deniz

Ticaret Odası, Şoförler Odası gibi 20’den

fazla kurum, 4’ten fazla üniversite,

3’ten fazla sağlık kuruluşu 60’dan fazla

kişi ile görüşme yaptık. Bu görüşmeler

doğrultusunda İstanbul için kısa dönem

bir çalışma yapacağız. Bu bilgiler ve

belgeler ile acil eylem planı hazırladık.

Bugün itibariyle İstanbul Turizm Tanıtma

Platformu resmen kurulmuştur.

Platformun kurulmasında başta Sayın

Başkanımız Ekrem İmamoğlu, belediyenin

ilgili birimleri, STK’lara ve herkese sonsuz

teşekkürlerimizi iletiyorum” diye konuştu.

Biçer: “Turizmi sürdürülebilir

kılmak için çalışacağız”

Cumhur Güven Taşbaşı’nın ardından

Platform Koordinasyon Birimi Genel

Koordinatörü Özcan Biçer, platforma

ilişkin detaylı bir sunum gerçekleştirdi.

Turizmde istikrarlı bir yapının olduğunu

belirten Biçer, İstanbul’un doluluklarda

elde ettiği başarıyı turizm gelirlerinde

yakalayamadığını kaydederek, “Stabil

bir sektörüz. GSM’nin yüzde 10’u ve

istihdamın da 10 milyonluk kısmına

karşılık gelen bir sektörden bahsediyoruz.

Çok ziyaretçi var ama hepsine

ulaşmıyoruz. Türkiye’yi ziyaret edenlerin

üçte biri İstanbul’a geliyor. Turizm belgeli

tesislerimiz var. İstanbul’a gelenler, 2.6

gün kalıyorlar. Diğer illerde daha fazla

kalıyorlar. 2020 yılında da İstanbul turizm

gelirleri, 16- 17 milyar dolar civarındadır”

dedi. Biçer, İstanbul’un kentsel turizm

alt yapısında çok iyi olmadığı gibi kentin

bir turizm politikasının olmamasına

da dikkat çekti. Önümüzdeki dönemde

gelen turist sayısını arttırmak gerektiğine

işarete den Biçer, “Herkes için ayrı ayrı

yapılar kuracağız. Hepimizin katkısı ve

emeği olacaktır. Sürdürülebilir olması da

en büyük hedeflerimizden biri” şeklinde

konuştu.

Demirer: “Gastronomi denilince

Anadolu mutfağı konuşuluyor,

İstanbul konuşulmuyor”

Turizm sektörünün, İBB’nin turizmle

ilgili tüm birimleri ve yönetim kadroları

ile buluşma olanağı bulduğu tanıtım

toplantısı sektör temsilcilerinin kısa

konuşmalarıyla devam etti.

Toplantıda ilk söz alan TURYİD (Turizm

Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi

İşletmeleri Derneği) Başkanı Kaya

Demirer, şöyle konuştu:

“Bugün burada turizme yön veriliyor.

Gastronomi denilince Anadolu mutfağı

konuşuluyor, İstanbul konuşulmuyor.

Kentte balıkçılıkla ilgili sorunlar var,

bunları aşmalıyız. Gastronomi moda ve

sanat ile birleşirse asıl büyük bir etki

yapar. Sokak lezzetlerini geliştirmeliyiz.

İstanbul’un gastronomi merkezi eksik.

Büyük metropollerdeki gibi hem pazaryeri

hem yeme içme yerlerinin olduğu bir

gastronomi merkezine ihtiyaç var.

Tıpkı Londra ve Barselona’daki gibi.

Biz yatırımlarını da size yaptırırız. Gelir

projemizi anlatırız. İstanbul mutfağını

anlatan bir dijital baskı kitabının

olmasını istiyoruz. İBB himayesinde

İstanbul gastronomi rotalarının olmasını

önemsiyoruz. Londra’da 20 milyon turist,

25- 30 milyar dolar turizm geliri var.

Baktığınızda Londra ve Dubai’nin en

önemli özelliği, yüzde 25 oranında yeniden

gelen ziyaretçi sayısıdır. İstanbul’da da

bu sayıyı arttırmalıyız. İşte o zaman 80

dolarlardan 170 milyar dolara çıkacaktır.

Bir şehirde ekonomik geliri arttırmak için

gastronomi önemli bir güçtür. İstanbul

bizim, turizm geleceğimiz”.

Bornovalı: “İstanbullu olmayı,

turiste de yaşatalım”

İstanbul Rehberler Odası Başkanı Sedat

Bornovalı, “Kısa sürede uzun söylevler

zordur. Bizim mesleğimiz konuşmak.


24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Müberra Eresin Oya Narin Firuz Bağlıkaya

Turizm için ne gerekiyorsa, her şey hazır.

Biz mutlu isek, turizm zaten mutlu oluyor.

İstanbullu olmayı, turiste de yaşatalım.

Bugün İstanbul’a bağlı 5 bin turist

rehberimiz vardır. Dünyanın en pahalı

markaları veri satıyor. Bize doğrudan

aktaracakları bir veri olmalıdır. Turistlerin

bize anlattıklarını anlatabiliyoruz” dedi.

Narin: “Turizm ajansı gelirlerinin

%60’ının Türkiye tanıtımına,

%40’ının da şehirlere ayrılmasını

talep ediyoruz”

TTYD’nin 50 milyar dolarlık yatırım

portföyünü temsil ettiğini kaydeden

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği

(TTYD) Başkanı Oya Narin, “İstanbul

Turizm Tanıtma Platformu, sektörün

bir çatı altında yönetilmesi manasında

çok önemli bir boşluğunu dolduracaktır.

Ben bir iş kadını olarak mutluyum. Bu

yapının, İstanbul’un dünyada hak ettiği

yere ulaşması anlamında ciddi katkı

sağlayacağı düşüncesindeyim” dedi.

Dünyada çok önemli yatırım markalarının

yatırım taleplerini arttırdıklarını söyleyen

Narin, “İstanbul’da bir envanter planı

oluşturulması, yatırım ortamının yerli ve

yabancılar için yeniden yapılması hepimiz

için önemli bir adım olacaktır. Bu, bizim

30 yıllık planımızı ortaya koyacaktır.

Yine bu süreçte Turizm Ajansı’na destek

vereceğiz. Ancak ajans gelirlerinin yüzde

60’ının Türkiye tanıtımına, yüzde 40’ının

da şehirlere ayrılmasını talep ediyoruz”

dedi.

Eresin: “Hizmet kalitesini otel

içinde ve dışında standartlaştırmak

platformun ana hedeflerinden biri

olmalı”

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)

Başkanı Müberra Eresin de yaptığı

konuşmada, İstanbul turizminin ortak

olarak yönetilmesinde Cumhur Güven

Taşbaşı’na tüm desteği vermeye

çalıştıklarını ifade ederek, “Otellerimizde

çok kaliteli, yüksek standartlarda hizmet

veriyoruz. Turist otelin dışına çıktığında

da aynı kaliteyi, aynı yüksek standardı

bulabilmeli. Platformun çalışmalarının

ana hedeflerinden biri bu yönde olmalıdır”

dedi.

Bağlıkaya: “Yol Güzergâh Belgesi

alma zorunluluğuna İstanbul’da da

çözüm bekliyoruz”

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği

(TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya ise,

“İstanbul çağlar boyu uygarlıklara ev

sahipliği yaptı, 8 bin yıllık geçmişiyle

dünyanın dört bir yanından turist geliyor.

Bu yıl ilk kez İstanbul’a 15 milyon

turist gelecek. Ziyaret sayısındaki artış

her zaman memnuniyet vericidir. Asıl

hedef, geliri artırmaktır. Bu bağlamda,

destinasyon imajını güçlendirecek

adımların atılması önemlidir. İstanbul,

gelenekselle moderni buluşturuyor. Bu

güzel değerlerimizi tüm dünyaya açarak,

yaklaşım sergilememiz gerekmektedir”

dedi.

Konuşmasının devamında Ankara

ve İzmir’den sonra, İstanbul’da da

UKOME kararı ile seyahat acentalarının

omuzlarına yüklenen “Yol Güzergâh

Belgesi” alma zorunluluğuna çözüm

bulunmasını isteyen Bağlıkaya,

İmamoğlu’na seslenerek, “Sayın

Başkanım, Türkiye Seyahat Acentaları

Birliği olarak; Ankara ve İzmir’den

sonra, İstanbul’da da bu soruna

çözüm bulunacağının müjdesini turist

taşımacılığı yapan binlerce seyahat

acentamız ile birlikte sizden bekliyoruz.

İnanın bu yöndeki kararınız, İstanbul

turizminin gelişmesine, hizmet kalitesinin

yükselmesine ve turist memnuniyetinin

artmasına büyük katkı sağlayacaktır. Tüm

amacımız hizmet kalitemizi maksimuma

çıkarmaktır. Turistin İstanbul’dan tekrar

gelme planları yaparak ayrılmasını

sağlamaktır.” şeklinde sözlerini

tamamladı.



26

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

EKREM İMAMOĞLU

“İBB Başkanıyım ama İstanbul turizmini

birlikte yönetecek kadar da akıllıyım”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Ekrem İmamoğlu, seçim vaatleri

arasında bulunan İstanbul Turizm

Platformu sözünü tuttu. 18 Kasım

Pazartesi günü İstanbul Kongre

Merkezi’nde sektörün yoğun katılımıyla

gerçekleşen tanıtım toplantısında

turizmcilerle bir araya gelen İmamoğlu,

önce sektör temsilcilerini dinledi,

arkasından İstanbul turizmine dair kısa ve

uzun vadeli projeleri anlattı.

İBB Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem

İmamoğlu konuşmasında şu konulara

değindi:

“Master plan yapma konusunda

bayağı yetenekliyim”

“İstanbul Turizm Platformu Tanıtım

Toplantısına hoş geldiniz. Öncelikle

çok özel bir an. Çünkü önemli bir işe

imza atıyoruz. Turizm Platformu, bizim

demokratik katılım konusunda, herkesin

kendini içinde hissedeceği katılımlardan

birisi olacaktır. Bu ilkini temsil ediyor.

Göreceksiniz, yarınlarda, çok daha farklı

konularda platformlar oluşturacağız.

Bunlar bazen ticari, bazen toplumsal

amaçlı hedeflere dönük olacak. Çünkü biz

en başta şunu söylemiştik, ben İstanbul

Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Ama

bu kenti sizinle bir arada ve birlikte

yönetecek kadar da akıllıyım. Tek başına

yönetmek akıl işi değil biliyorsunuz.

İstanbul turizmini birlikte yöneteceğiz.

Kendimi bu kentin moderatörü olarak

tanımlıyorum. Dolayısıyla bu platformun

oluşumunu çok önemsiyorum. Günün

imzası bu. Çünkü hayatımın en önemli

imzasını da bugün attım. Bundan 18

Kasımda evlenmiştim. Çeyrek yüzyıla

doğru gidiyor. Ben bir araya getirmeyi

de severim. Çünkü bugün ayrıca eşimin

doğumgünü. Benden herhalde bu

kadarını beklemiyordunuz. Ama bir de

oğlumun doğumgünü. Master plan yapma

konusunda bayağı yetenekleyim.

“İstanbul’un Turizm Master Planı’nı

hazırlıyoruz”

Bir şehrin yüzünün gülmesi lazım. Bir

toplumun mutlu ve huzurlu olması

lazım. Bu enerji insanları kendisine

çekebilir. Yüzü asık bir esnaftan kimse

alışveriş yapmayı sevmez. Biz daha çok

yüzü gülen, dünyaya pozitif enerji veren

bir kent olmaya kararlıyız. Turizm en

büyük lokomotif olacak. Turizm Master

Planı’nı hazırlamak şart. Bu, tek başına

teknik bir tanım değil, uygulamaya

geçildiğinde aslında çok stratejik, başarısı

yüksek muazzam bir planlamadan

bahsediyoruz. Tabii bu tür planlamalar

katılımcılıkla, deneyimler le mükemmel

olabilir. Dolayısıyla bu platformun temel

yürüyüşü, bu katılımcılığı en üst düzeyde

tutacak ve sizlerin içinde olduğu bir

sistemle süreci tamamlayacağız. Turizm

açıkçası, krizlere rağmen, varlığını

sürdürüyor. Bacasız sanayidir. Sunduğu

ürünleriyle, enerjisiyle, yemekleriyle,

sanatıyla, kültürüyle, tümüyle katma

değeri bu ülkeye aittir. Ara ürün yoktur.

Bu noktada herkesin kendisine dikkat

etmesi gereken de bir sektördür. Aklınıza

gelen herkesin, her kurumun kendisine

dikkat etmesi gerekiyor. Bir çalışandan

en üst düzeye kadar, bu sektörün

yaptığı her işi bir ülke adına ne kadar

önemli olduğunu bilerek hareket etmesi

gerekiyor. Tabiri caizse, her birisi bir

temsilci. Bu bakımdan kampanyamız

boyunca, her sektörün dertlerine kulak

veren bir yönetim olacağız dedim. Sistem

koordine edeceğiz demiştik ve bunu

ortak akılla yapacağımızı söylemiştik. Bu

konuda İBB en üst seviyede moderatörlük

görevini yerine getirecek. İBB’de etkili

kurumları kuracağımızı taahhüt etmiştik.

Bunlardan birisi olan İstanbul Yatırım

Ajansı’nı çok önemsiyoruz. Dünyada

bunun örnekleri de var. En son dünyanın

en başarılısı olan Londra’yı ziyaretinde

Londan Parkers diye bir kurumları var,

üst düzeyde başarılar elde etmişler. Bir

deneyim paylaşımı yaptık. Kendileriyle

bu ayın içerisinde İstanbul’da bir çalışma

yapacağız. Ardından da turizm çalıştayının

da bir parçası olmalarını istedim ve

katılacaklarını dile getirdiler.

“Aralıkta Turizm Çalıştayı

yapacağız”

Aralık ayının ortasında bir turizm çalıştayı

yapılması ve 2020’ye gerçekten orada

bazı kararların alınmış hale girmemiz

gerektiğinin de altını çizdik. Bu konudaki

hazırlığı da hepinizden talep ediyoruz.

Turizm sektörüne yönelik vizyonumuzu,

çok daha üst seviyeye taşımak adına

yönetimimiz bu parametreleri harekete


geçirmeden olmayacağının farkındayız.

Bugün Türkiye’ye gelen her 3 yabancı

ziyaretçiden birisi İstanbul’a geliyor.

Dönemsel bir sorun yaşadığımız ortada.

2013 sonrası yaşadığımız bazen siyasi

bazen farklı sorunlarla ne yazık ki bir

düşüşe geçtik. Ama bugün gelinen

noktada harekete geçme dönemindeyiz.

Birçok şehir, kendi nüfusunun 2 katı

turist çekerken, gelirleri bizim 2-3 katımız

iken, bugün bizim durduğumuz ortamda

veriler bizi mutsuz ediyor. Halbuki

dünyadaki bütün otoritelere baktığımızda

İstanbul gerçekten öncü kent olmayı hak

ediyor. İstanbul için ilk 5 hedefi diyorlar.

İstanbul için ilk 5 makul bir hedeftir. Ama

birinci olmayı hedeflemeliyiz. Özellikle

Türkiye’nin dünyadaki değerini de

anlamak için haritaya bakmak yeterlidir

ya, dünya haritasına baktığınızda bunu

görürsünüz. Dolayısıyla bu renk ve

çeşitliliğe sahip bu kentin ilk 5’te olması

doğru bir hedeftir. Ama gerçekten

birincilik hedeflenmelidir.

“2050 vizyonunu birlikte

belirleyeceğiz”

2050 vizyonunu çalışıyoruz. İstanbul

Turizm Platformu, İstanbul vizyonunun

bir parçasıdır, bu vizyonu hep beraber

belirleyeceğiz. Ama biz bu şehrin 2050’ye

vardığında dünya çapında hedefler

koyması lazım. Şehrimizin denizi, kültürü,

tarihi, gastronomisi ile yapacağız bunu.

İstanbul aynı zamanda Bursa, Tekirdağ,

Kırklareli, Edirne gibi yakın coğrafyanın

da lokomotifi olma sorumluluğu da vardır.

Bunu başardığımız takdirde hem Türkiye

hem de İstanbul turizminin nerelere

taşıyacağımızı hepimiz görüyoruz. Değerli

dostlar, hak ettiğimiz yere ulaşmak

için, elbette ki planlayacağız, sürece

stratejik bakacağız. Global rekabeti

doğru anlayıp, el birliğiyle karar alacağız.

Hamasi kararı bu sürecin içine dahil

etmeyeceğim Sektörün içindeki herkesin

sesine kulak vereceğiz. Bu ortak akılla da

uzun süreli kararlar alacağız. Yap-boza

asla izin vermeyeceğiz. Kişiye göre karar

almayacağız. Siyasi görüşe göre karar

vermeyeceğiz. Bu şehre ihanet edilmesine

asla fırsat vermeyeceğiz. Özellikle, omuz

omuza verip, bu şehrin turizmi örnekleri

ile hep birlikte kazanacağız.

“Marka festivallerle İstanbul’un

yaratıcı potansiyelini ortaya

çıkaracağız”

İstanbul’da muazzam fırsatlar var.

Haliç ayrı bir kıymettir. Haliç’e gözümüz

gibi bakmalıyız. Onun için ben 130 bin

metrekarelik alanda bir gereksiz biyolojik

arıtma tesisine karşı çıktım. Bir arıtma

tesisini bu şehirde harekete geçirmek

önemli ama orası değil! İşte bunlar bir

heyetin anlık bir kararıyla olacak şeyler

değil. Şehrin bir master planı vardır.

Örneğin bu arıtma tesisi İstanbul’un

belediyesinin Master planında yok.

Ben de aradım bulamadım. Onun için

bazı şeylerin olmaması gerekiyor. Bu

bakımdan, her yer bir fırsat… Adalar

bile turizm için yeterli olur, kendini

anlatmak için yeterli olur. Biz Adalar

için bir master plan başlattık. Adalar’a

bir hedef koyacağız. Turizm, kültür,

sanat hedefi koyacağız. Adalar’a kimlik

kazandırmak istiyoruz. Tabii akşamdan

sabaha değil, sizlerin katılımlarıyla.

Marka festivallerle İstanbul’un yaratıcı

potansiyelini de ortaya çıkaracağız.

İstanbul neden bir Broadway olmasın?

Özellikle kültür sanattaki süreçlerde

İstanbul’un yaratıcı potansiyelini açığa

çıkaracağız. İstanbul’da bu yönüyle

aslında demokrasi ve özgürlük modelini

en üst seviyeye getirip dünyaya da

anlatacağız. Göreceksiniz hep birlikte

başardığımızda o anlattığım birinci turizm

kenti İstanbul’un hedefini 2050’ye hep

beraber hazırlayacağımızdan bir şüphe

duymuyorum. Kişi başı gelir açısından

da en az 2 katına hızlıca ulaşması

gerektiğini ama çok yakın planda hızlıca

yüzde 25 seviyelerinde artışı yakalamamız

gerektiğini düşünüyorum.

“Turizmin kadın istihdamına çok

yoğun katkı yapacağını şimdiden

görüyorum”

Bu sektörün başka bir tarafı var. Benden

önceki konuşmacılar da neredeyse

yüzde 50 dengesini sağlayan kadın

yöneticilerimizin kimliği de aslında

kadın istihdamında da çok ön planda

olabilecek bir sektörden bahsediyoruz.

İstanbul’da işsizlik sorunu en üst

seviyede. Zaten İstanbul’da bir şeyler

ters gidiyorsa Türkiye’de ters gider. Onun

için yaptığımız her bir çaba aslında milli

meseleye katkıdır. Biz burada turizmi

canlandırıyorsak buluyoruz ki Türkiye

turizmine de katkılar sağlayacak. O

bakımdan turizmdeki bu katkı hızlıca

istihdama pozitif şekilde yansıyacağı

konusunda hiçbir tereddütümüz yok.

Bu bakımdan turizm sektörünün kadın

istihdamına çok yoğun katkı yapacağını

şimdiden görüyorum. Kadınlarımız sorun

da yaşamayacak. Çünkü onlar için başka

bir kampanya başlattık. 150 kreşi bir yıl

içinde bu şehire hediye edeceğiz. Sadece

150 kreşle bile, 15 bin anneye özgürlük

tanıtacağız ve iş bulmasına olanak

sağlayacağız.

“İstanbul İstatistik Ofisi ve

İstanbul Gönüllüleri Platformu’nu

kuracağız”

İstanbul İstatistik Ofisini de Aralık

ayında tanıtacağım. İstanbul Gönüllüleri

Platformu’nu kuracağız. Bu şehrin,

turizmde, sanatta ve daha pek çok

alanda gönüllüleri olacaktır. Bu yakın

coğrafyanın merkezi olacağız, birlikte

başaracağız. Biz bütün bunları harekete

geçirdiğimizde, turizmde gelecek nokta

başarılı olacaktır. Bu konuda, İstanbul

Turizm Platformu’ndan talimat almaya

hazır bir belediyeyiz. Elbette ki TÜRSAB

Başkanı Firuz Bağlıkaya bize mesajı

verdi, haklı buluyoruz. İBB olarak bu

konuda samimi çalışıyoruz, uzağında

değiliz. İstanbul, iş potansiyelini üç katına

çıkaracak bir kenttir. İstanbul 2050’de

yeşil bir şehir olacaktır. Bunu omuz

omuza vererek sağlayacağız”.


28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Yatırımlarda

İstanbul ve Antalya aşkı dinmiyor

Karadeniz’de yavaşlama sürdü

Konaklama sektörü yatırımlarında 9 ayda proje sayısında düşüş olurken, yatırım tutarı

yüzde 7.5 arttı. Karadeniz’de yavaşlama devam etti. Antalya ve İstanbul’un yatırım

talebindeki ağırlığı sürdü.

Konaklama sektörü yatırımları yılın

9 aylık döneminde parasal olarak

artarken, proje sayısı azaldı. T.C.

Ticaret Bakanlığı tarafından, 2019 yılı

Eylül ayına ait verilen ‘Yatırım Teşvik

Belgeleri’ne ilişkin veriler Türkiye

Otelciler Birliği (TÜROB) tarafından

derlendi. TÜROB’un araştırmasına

göre, Ocak-Eylül 2019 döneminde

Türkiye genelinde 27 şehirde toplam

17.942 yataklı 73 yeni otel projesi

teşvik belgesi aldı. Yeni projeler

için 2 milyar 322 milyon TL yatırım

yapılması planlanıyor. Geçen yılın aynı

döneminde toplam tutarı 2 milyar 158

milyon TL olan 47 ilde toplam 20.691

yataklı 134 yeni proje için başvuru

yapılmıştı. Buna göre yatırım tutarında

yüzde 7.5 artış olurken, proje sayısı

yüzde 45 azaldı.

Antalya’da 16, İstanbul’da 10 yeni

proje

2019 yılının ilk dokuz ayında teşvik

belgesi alan oteller içerisinde 3 yıldızlı

oteller toplam 23 otel ile ilk sırayı

alırken, kapasite bakımından 10.436

otel ile 5 yıldızlı oteller ilk sırada yer

aldı. Yatırım tercihlerinde Antalya ve

İstanbul’un yıllardır süren ağırlıkları

bu yıl da devam etti. 9 aylık dönemde

toplam yatırım tutarı 816 milyon TL

olan 16 otel projesiyle Antalya ilk

sırada yer aldı. İstanbul toplam 192

milyon TL tutarında 10 proje ile ikinci

sırayı aldı. Üçüncü sırada ise 129

milyon TL’lik 9 proje ile Muğla var.

Van da yavaşladı

Geçtiğimiz 2 yılın gözdesi Karadeniz’e,

özellikle Trabzon’a yapılan yatırımlarda

yavaşlama gözlendi. Bu yıl Ocak-Eylül

döneminde Sakarya 4 proje ile öne

çıkarken, 2018’in tamamında 14 proje

ile en fazla konaklama yatırımı alan

üçüncü il olan Trabzon’da bu yıl 9 ayda

başvuru sayısı 3’te kaldı. Yine geçen

yılın gözde yatırım illerinden Van da

yavaşladı ve başvuru sayısı 2 olarak

gerçekleşti.

Yenileme yatırımları olmalı

Konaklama yatırımlarıyla ilgili bir

değerlendirme yapan TÜROB Başkanı

Müberra Eresin, bu yıl Anadolu

şehirlerinde yatırımlarda yavaşlamanın

dikkat çektiğini belirtti. Eresin, “Ancak

en fazla yatırım yapılan İstanbul,

Antalya ve Muğla’nın yatırımlarda

yine en fazla talep çeken şehirler

olduğunu görüyoruz. Buralarda artık

yeni yatırımlardan çok renovasyona,

yani yenilemelere önem verilmesi

gerektiğini ısrarla belirtiyoruz” dedi.

En fazla tercih edilen iller

(Ocak-Eylül 2019)

Yatırım teşvik

İl

başvuru sayısı

Antalya 16

İstanbul 10

Muğla 9

Sakarya 4

İzmir 4

Nevşehir 3

Trabzon 3

Tekirdağ 2

Van 2


Digibone Collection

gural.com.tr


30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Kalender, “Dünyada sadece bir Kapadokya var”

dedi, B2B WorkShop etkinliğini mağaraya taşıdı!

Turizm dünyasında ilk kez bir B2B

etkinlik, mağara konseptli bir

otelde gerçekleşti. Kapadokya’daki

Cappadocia Cave Resort and Spa

Hotel’in Mağara Toplantı Salonu’nda

düzenlenen etkinliğe 100 ülkeden

30’a yakın yabancı tur operatörünün

alım heyetleri katılırken, 1.675 ikili

görüşmenin yapıldığı etkinlikte sıcağı

sıcağına 22 anlaşmaya imza atıldı.

Toplamda 4.320 pakslık başarılı iş

anlaşmalarının cirosu yarım milyon

dolara karşılık geldiği bilgisi veriliyor.

Hosted buyer’le, Türkiye’nin

doğasına da, tarihine de doydu

İstanbul’dan başlayan etkinlik, Ankara

Turizm Fuarı’nda ikili görüşmelerle

devam etti. Anıtkabir’in ardından

Medeniyetler Müzesi ziyareti ile devam

eden organizasyon, Aksaray Valiliği

himayesinde özel bir akşam yemeği ile

son buldu. Bir sonraki gün Aksaray’a

bağlı Ihlara Vadisi’ndeki kanyon

yürüyüşüyle güne merhaba diyen

yabancı misafirler, bölgede yer alan

muazzam yeraltı mağaraları, Göreme

Açık Hava Müzesi gibi eşine az rastlanır

turistik yapıları gezme fırsatı buldular.

Bir sonraki gün, günün erken

saatlerinde, hayatta en az bir kez

yapılması şart, Kapadokya sıcak

hava balonu gezisinde, unutulmaz

anlar yaşayan buyer’ler, şehri tüm

görkemiyle havadan panoramik olarak

deneyimlerken, gökyüzünde ahenk

içinde havalanan yüzlerce balonun

sunduğu görsel şölene tanık oldular.

Gala yemeği için bölgenin prestijli oteli

Perissia’ya geçilirken yemek sonrası

Turizmde sıra dışı

etkinlikleriyle dikkat

çeken Kalender, turizm

dünyasında bir ilke daha

imza atarak, B2B WorkShop

etkinliğini mağaraya taşıdı.

eğlencenin de tadına varıldı. Ertesi gün

İzmir programıyla devam eden gezi;

Kuşadası, Efes Harabeleri ve Meryem

Ana evi gibi Hristiyan Haç geleneğinin

vazgeçilmez parçası konumundaki

önemli turistik lokasyonların ziyareti ile

son buldu.

Kalender: “Dünyada sadece bir

Kapadokya var!”

Dünyada ilk kez ikili görüşmelerin

mistik bir ambiyans sunan Kapadokya

CCR Hotel’in mağara konsepti toplantı

salonu içerisinde gerçekleşmesinin

önemini altını çizen sözlerinde

fikrin sahibi, Travelshop Turkey

Genel Müdürü Murtaza Kalender,

“Bu, ülkemiz adına oldukça mühim

bir etkinlik. Kültürel turlara yönelik

paketleri olan Hosted Buyerlar için

de sadece Kapadokya’yı değil, tüm

kültürel mirası bulunan çevre illeri ve

topyekün bölgeyi de etkileyecek bir

ilgiye zemin hazırlayacak” dedi.

“Dünyada sadece bir Kapadokya var”

diyerek sözlerini sürdüren Kalender,

“Organizasyon çerçevesinde dünyanın

dört bir yanından gelen misafirleri

doyumsuz ve meşhur sıcak hava balonu

gezisine çıkartarak, tarifi imkansız bir

haz yaşattık” dedi.

Etkinlikler, 2020’de de hız

kesmeyecek!

Murtaza Kalender, 2020 yılına dair

paylaştığı etkinlik takvimiyle ilgili

olarak şu bilgileri verdi: “Önümüzdeki

yıl da hız kesmeden, ocak ayında

ACE of MICE İstanbul, martta ‘Kutsal

Semavi Dinler’ temalı bir etkinlik,

mayısta Yacht Cruise Fethiye,

devamında Tokat’ta gastronomi

temalı bir etkinlik ve yine Bodrum’da

yapılması planlanan M.I.C.E ve düğün

temalı pek çok farklı kategoride

çalıştaylar ve eğitim gezileriyle

etkinliklerimizi sürdüreceğiz”.

Konuşmasını tamamlarken tüm

sivil toplum kuruluşları ve turizm

profesyonellerini etkinliklere davete

den Kalender, “ilklerin yaratıcısı olarak

bu başarıdan siz de payınıza düşeni

alın” diyerek sektörel temsilcilerine

seslendi.



32

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜRSAB, yeni dijital rotasıyla ekonomiye

5 milyar TL ek gelir sağlayacak

Türkiye Seyahat Acentaları Birligi,

seyahat endüstrisine yeni bir

soluk katmayı hedeflediği TÜRSAB

Rota Projesi’nin tanıtım toplantısını

bugün Lütfi Kırdar Sergi Sarayı’nda

gerçekleştirdi. TÜRSAB Başkanı

Firuz Bağlıkaya’nın yanı sıra yönetim

kurulunun da yoğun katılımıyla

düzenlenen toplantıda altı aylık bir

çalışmanın sonunda 10 binin üzerinde

acentaya tek tuşla hizmet verecek

dijital platform için şu ana dek 750 bin

TL harcandığı, bu tutarın 1 milyon TL’yi

bulacağı aktarıldı.

Bağlıkaya: “İç turizmi canlandıracak

önemli bir adım attık”

TÜRSAB Rota Projesi ile sektörün

uzun yıllardır hayalini kurduğu dijital

platformu hayata geçirmekten gurur

duyduklarını ifade eden Türkiye

Seyahat Acentaları Birliği Başkanı

Firuz Bağlıkaya, projenin iç turizm

dinamiklerini canlandıracak çok

önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Bağlıkaya konuşmasında şunları

ifade etti: “Projemiz, TÜRSAB

aile üyelerinin birbirleriyle olan

bağlarını güçlendirirken, seyahat

severlere kültür turizminden yat

turizmine, sağlık turizminden doğa

turizmine, gastronomi turizminden

kış turizmine kadar ülkemizdeki

tüm turizm türlerinde en iyi hizmeti

sunmalarına da fırsat yaratıyor. Türkiye

ekonomisinin öncü sektörlerinden biri

olan turizm sektörünün temsilcileri

olarak, ülkemize karşı büyük

sorumluluklarımız var. Sektörümüzü

güçlendirmek, yerel kalkınmayı ve

ekonominin canlanmasını sağlamak da

bu yolda boynumuzun borcudur.”

Boynueğri: “Proje bedeli 1 milyon

TL’yi bulacak”

TÜRSAB Başkan Yardımcısı Selçuk

Boynueğri ise, altı aydır üzerinde

çalıştıkları projenin Türkiye turizmine

katkı sağlayacağını belirtti. Boynueğri,

şu ana kadar 750 bin TL’ye mal olan

ve toplamda 1 milyon TL’ye ulaşması

beklenen projenin Türkiye ekonomisine

5 milyar TL ek gelir sağlayacağını ve

kayıt dışını bitireceğni ifade etti.

Turizmde kayıt dışı ekonomiyi bitirmesi

hedeflenen dijital hamle; asli görevi

kaçak acenta faaliyetlerine karşı

mücadele ederek haksız rekabeti

önlemek ve turizm sektörü ile

seyahat acentalığı mesleğine kâr

amacı gütmeksizin katkı sağlamak

olan TÜRSAB tarafından tasarlandı.

Sürdürülebilir turizm ekseninde,

bölge esnafını güçlendirerek

yerel kalkınmanın ve ekonominin

canlanmasına katkı sağlamak da

TÜRSAB Rota projesinin en temel

amaçlarından biri olarak belirlendi.

Öz sermayesi tamamen yerli

ortaklardan oluşuyor

TÜRSAB güvencesi ve tamamen

yerli ve milli ilkesiyle uygulamaya

geçirilen TÜRSAB Rota Projesi, seyahat

acentalarının kendi yörelerine özgün

tur paketlerini yükleyebileceği ve

B2B hizmet değişimi ve paylaşımı

sağlayabileceği bir online platform

olacak. Aynı zamanda seyahat

severlere, uygun ve binlerce tur

paketi seçenekleri sunulmasına

aracılık edecek olan TÜRSAB

Rota uygulamasıyla tüketiciye;

şeffaf, adil, güvenli ve birçok yeni

rotanın keşfedilebilmesi için olanak

sağlanması hedefleniyor.

Öz sermayesi tamamen yerli iş

ortakları ve paydaşlardan oluşan

projeyi 10 binin üzerinde acenranin

hizmetine sunduklarını anlatan

Boynueğri, “Günlük hayatta birbiriyle

bir araya gelmesi mümkün olmayan

acentaları tek tuşla aynı platformda

buluşturuyoruz. Projenin en önemli

güvencesi, tüm seyahatlerin yanında bir

TÜRSAB güvencesi olması” dedi.

Beş majör dilde küreselleşecek

Yazılımı beş majör dilde oluşturulan,

ocak-şubat aylarında mobile taşınması

planlanan platformun küreselleşme

hedefinin de olduğunu aktaran

Boynueğri, dijital platformu yerelin

dışında yurt dışındaki acentalarına da

kullanımına açacaklarını söyledi.

Tek tıkla binlerce acentanın

ürününe ulaşma imkanı

Son iki yılda birçok önemli projeyi

hayata geçiren TÜRSAB, paket

turlardan oluşan adeta bir pazar

yeri kuracak ve “TÜRSAB Rota”

projesi ile üyelerine büyük imkanlar

sağlayacak. TÜRSAB üyesi acentalar,

tek tıkla Türkiye’nin her tarafından

binlerce acentanın sağladığı tur

paketi seçeneklerine ulaşabilecek.

Tüm acentalara açık olan bu sisteme

giren acentalar, zengin çeşitlilikteki

tur paketi seçeneklerini bu platform

üzerinden yerli müşterilerine

sunabilecek.

Özellikle iç pazarda hareketlilik

yaratmak ve üyelerine yeni iş alanları

açmak için birçok çalışma yürüten

TÜRSAB’ın geliştirdiği TÜRSAB Rota

projesi, 23 Ekim 2019 itibariyle start

aldı.

TÜRSAB Akademi tarafından

acentalara eğitim verilecek

Acentaların karşılıklı üye ilişkilerini

güçlendirecek olan uygulama, aynı

zamanda ürün çeşitliliğinin de

artmasına vesile olacak. TÜRSAB

Rota sistemine kolay giriş sağlamak

amacıyla Türkiye geneline yayılan

36 TÜRSAB Bölge Temsil Kurulu

aracılığıyla TÜRSAB Akademi

tarafından acentalara eğitim verilecek.


Sapanca’daki

Doğal Tercihiniz

Elite World zincirinin tecrübesini ve ışıltısını yansıtan

Elite World Sapanca Convention & Wellness Resort; iş, tatil, wellness

amaçlı konaklamalarınız için doğanın kalbinde sizleri bekliyor.

• 500 ODA • KONGRE SALONU • 18 TOPLANTI SALONU

Otelin yapımı esnasında

hiçbir ağaç kesilmemiştir.

• 8.500 M 2 WELLNESS ve SPA ALANI • BİYOLOJİK GÖLET • AQUAPARK

• MACERA PARKI • KIDS CLUB • BAR ve RESTORANLAR • GAME ARENA

• BOWLING • TENİS KORTLARI • BASKETBOL SAHASI

0264 415 10 00


34

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO

Tezer Öner

İstanbul’a master plan

tamam da… Yapısal

destek kısmı ne olacak?

Son zamanlarda sürekli duyduğumuz

bir şey bu. “Falanca için master plan

hazırlanacak”, “filanca için master plan

açıklanıyor”. “O sektörün master planı,

bu sektörün master planı… Ortalık

sürekli master plandan bahsedilen

toplantılar veya sektör buluşmaları ile

doldu. Plan yapma meselesi yeni bir

şey değil. İlk planlama Mustafa Kemal

Atatürk sayesinde İzmir İktisat Kongresi

ile başladı. Sonra sırasıyla 5 yıllık

kalkınma planları, bölgesel kalkınma

planları ve sektörel geliştirme planları

derken iş daha özelleşmeye ve sektör

bazlı stratejik hamlelerle planlamalara

gitmeye başladı.

Türkiye, 1970’li yıllardan beri turizm

kalkınma planları, master planları

veya bölgesel ana planlar gibi birçok

planları gördü. Yöneticiler eski planları

beğenmedi, yenisini yaptı. Bazıları revize

etti. Kimi varlığını bile unuttu, yeniden

sanki yokmuş gibi tekrar yaptı. Bazen

de bir kurtarıcı gözüyle bakılarak ki

ekonomimizin lokomotifi olur kendileri,

sanki yeni keşfedilmiş gibi tekrar

master plan yapıldı ve muhteşem

hedefler konuldu.

Son master planımızda hedefimiz, 70

milyon turist ve 65 milyar dolar gelir

yani adam başı 86 dolar konaklama

rakamı ile Sayın Bakanımız tarafından

açıklandı. Bu tabii ki Türkiye genelinde

yapılan çalışma ve Türkiye Turizm

Master Planı olarak açıklanan rakamlar.

Peki İstanbul? Türkiye’nin Antalya ve

Ege sahillerinden daha fazla kazanması

gereken, ekonominin başkenti, tarihin

orijin noktalarından biri, kültürel bir

dünya mirası sahibi, kongre ve yemek

turizmi için paha biçilmez coğrafyası

olan nadide yedi tepeli şehrimiz...

Sayın Belediye Başkanımız Ekrem

İmamoğlu güzel bir hamle ile İstanbul

Master Planı hazırlanacağını, bu

konuyla alakalı çalıştaylar ve meslek

erbaplarından oluşan çalışma grupları

kurulacağını, herkesin elini taşın altına

koyarak veya yönetimde söz sahibi

olarak gerçekten birlikte çalışarak bu

işi kotaracağımızı açıkladı. Ben söylediği

her sözün samimiyetine inanıyorum ve

her türlü çalışma içinde olmaya hazırım.

Ancak bu sadece meslek grupları,

erbaplar, duayenler ve STK’lar ile olacak

iş değil! Devletin de işin içinde olması ve

bu uyuma katılması gerekir.

Güvenlik kuvvetlerinden zabıtaya,

işletme kontrollerinden tutun da

tüm bakanlık müfettişlerine kadar

bu bilinçle şehrin hazırlanması,

eğitilmesi, denetlenmesi ve bir sinerji

oluşturulması gerekir. Bu konuda

ilk sıkıntı, yeni gelen konaklama

vergisi olacak gibi görünüyor. Tüm

dünyada belediyelerin aldığı bu vergi,

bizde maalesef hazineye katkı olarak

toplanacak. Ha bu arada dünyadaki

belediyeler de bu toplanan vergiyi turizm

amaçlı kullanıyorlar, o da ayrı bir konu...

Yıllarca yapılan onca master ve ana

plandan sonra geldiğimiz noktaya

bakarsak, işimiz kolay değil... Taksi

şoförlerinden tutun da kişisel hak

ve özgürlüklerin kullanımına kadar,

sansürden tutun da terör ve şiddet

eylemlerine, hatta bölgesel siyasetteki

rolümüze kadar turistlerin bugüne dek

İstanbul’dan uzaklaşmasına neden

olmuş bir dolu “master sorunumuz” var.

Bunları çözmeden tarihi yarımadanın

kaldırımlarını yenileyip restorasyon

yapmak bana hiç te gerçekçi gelmiyor.

Nitelikli ve zengin turistin Avrupalı,

Japon veya Körfez Ülkelerinden

geldiğini biliyoruz. Avrupalı’nın istekleri

ile körfezlinin ki farklı ama herkesi

memnun edecek kültürel harmanı

barındıran bir ülkeyiz. Sadece bunun

bilincinde olup kullanmalıyız.

Umarım bir sonraki “master plan”

yapılırken uluslarası ilişkilerimizin ve

sosyal yaşam standartlarının ya da

özgürlüklerin de düşünülerek bir dünya

devleti gibi hazırlandığı bir yaklaşım

görürüz.

O zaman sokaklar salaş da olsa buraya

herkes gelir merak etmeyin.



36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Deniz Uğur:

“Avrupa’da turizmin elçisiyiz,

tüm Türkiye’yi temsil ediyoruz”

Almanya ve İsviçre’de tek Türk tur

operatörü olarak faaliyetlerini

sürdüren Bentour Reisen,

geleneksel Antalya 2020 Bentour Katalog

Tanıtımı için Avrupa’dan 800 acenteyi

Antalya’da ağırladı. 29 Kasım Cuma günü

Mirage Park Resort Hotel’de düzenlenen

workshopun ardından Bentour Reisen

Onursal Başkanı Kadir Uğur ve Bentour

Reisen CEO’su Deniz Uğur’un yanı sıra

Türkiye Genel Koordinatörü Vildan Erdin,

Pazarlama Müdürü Christian Hauk ve

Ürün Müdürü Diter Reiser’in katılımıyla

gerçekleşen basın toplantısında şirketin

2020 hedefleri açıklandı.

Kadir Uğur: “Turizmin gübresi

reklam, online ile olmaz bu iş”

Toplantının açılış konuşmasını yapan

Bentour Reisen’in Onursal Başkanı

Kadir Uğur, turizmin gübresinin reklam

olduğunu, Türkiye reklamının iyi yapılması

gerektiğine işaret ederek, “Ben bunu

3-4 senedir yazıyorum. Her sene reklam

yapmak zorundasınız. Bakan Ersoy 200

milyonluk reklam bütçesi hazırladı. Ama

biz bunu nasıl kullanacağız? Reklamın sırf

online olması bize kaybettirecek. Turizm

uçtu diyorlar ama turizm Batı Avrupa’dan

uçmadı. Bizim Batı Avrupa’ya ihtiyacımız

var. Onlarda ihtiyar profili çok yüksek.

Yüzde 65’i 50 yaşın üstünde. Online

reklamı genç kuşaklara yapacaksın. Sırf

online ile olmaz bu iş. O zaman başka

ülkelere kaçıyorlar” dedi.

“Bakan Ersoy bize sormuyor”

Bakanlığın hem basın reklamları hem

de fuarlara devam etmesi gerektiğini

ifade eden Uğur, Bakan Ersoy’un “her

memlekette bir fuar yapacağız” sözünü

eleştirerek, “Stuttgart Fuarı’na 250 bin

kişi geliyor. Önemli bir tüketici fuarı

bu. Biz de bu işin bir elçisi olarak 400

metrekare yer aldık. Galata Kulesi’nin

ortasına oturttuk. Otelciler çok yardımcı

oldu. Fuara 18 otel ve uçak şirketi katıldı.

200 bin euroya yakın bütçe çıkarttık.

52 yılım bu sektörde geçti, her bakanla

tartışırdık, Bakan Ersoy bize sormuyor”.

Deniz Uğur: “2020’de ‰30 büyüme

şansımız var”

Bentour Reisen’in CEO’su Deniz Uğur, 15

yıllık bir tur şirketi olan Bentour Reisen’in

2020 hedeflerinin çok net olduğunu

belirterek, önümüzdeki yıl yüzde 30’luk

büyüme şanslarının olduğunu kaydetti. Bu

yıl 150 bin kişiye yaklaştıklarını, 2020’de

bu sayıyı 200 bin kişiye taşıyacaklarını

ifade eden Uğur, Almanya’da kazanmak

için yeni zincirlere ihtiyaç duyduklarını

belirterek, “Zincir zincir, acenta

acenta kazanarak satış noktalarımızı

büyüteceğiz. Biz para kazanarak

büyüyeceğiz, iflas etmek istemiyoruz”

dedi.

Bentour Reisen’in hedeflenen rakamları

kolaylıkla yakalayabileceğini söyleyen

Deniz Uğur, ürünlerinin çoğaldığını, yeni

otelleri bünyelerine kattıklarını aktardı.

Ana partnerleri Stone Grup ile Belek’te

büyük atılım hedeflerinin olduğunu,

Side ve Alanya bölgeleri için de aynı

büyümeyi hedeflediklerini açıklayan Uğur,

“2020 yaz sezonunda bu hedeflerimizi

başaracağımıza inanıyoruz” diye konuştu.

Bentour Reisen’in turizm dışında

Avrupa’da bir elçilik görevinin de

olduğunu kaydeden Uğur, “Biz bütün

Türkiye’yi temsil ediyoruz, tek turizmi

vurgulamak istemiyoruz” dedi.

“Fiyattan müşteri kazanmayı doğru

bulmuyoruz”

Deniz Uğur, Almanya’da ciddi bir fiyat

savaşının olduğunu, Bentour Reisen

olarak fiyattan müşteri kazanmayı

doğru bulmadıklarını belirterek, “Biz

fiyat savaşlarına girmiyoruz, bunu

yanlış buluyoruz. Öyle olsaydı daha hızlı

büyüyebilirdik. Biz en ucuzu olamayız,

en pahalısı da olamayız. Hedefimiz, uzun

vadede orta yoldan gitmek” dedi.

Türkiye’nin Sunexpress ve Corendon gibi

iki büyük uçuş avantajının olduğunun

altını çizen Uğur, “Bu yüzden çok

mutluyuz. Sunexpress’in filo yaşı

ortalama 5.3. Bu çok büyük bir avantaj.

Bizim filomuz çok genç” dedi.

Vildan Erdin: “Avrupalı turisti geri

kazanmak için Kemer’deyiz”

Deniz Uğur’un “Yeni kuvvetimiz. Modern

bir şirkette en azından bir kadın yönetici

olması lazım. Bu kürsüde her defasında

beş erkek oturmayalım” sözleriyle takdim

ettiği, Bentour Reisen’in Türkiye Genel

Koordinatörü Vildan Erdin ise, 1 Ekim

2019 itibariyle ekibe katıldığını, zoru

başararak bugünlere geldiklerini söyledi.

Yeni sezonda Antalya bölgesinin tamamını

hedeflediklerini açıklayan Erdin, “Hepimiz

aynı teknedeyiz. Bu iş birliğine katkıda

bulunacak her işi yerine getireceğiz.

Zor ama güzel bir sezon olacağına

inanıyorum. Kemer eksik bir alan. O

yüzden de acentaları burada ağırlıyoruz.

Avrupalı turisti buraya çekerek yeniden

geri kazanmak istiyoruz” dedi.



38

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

ECE Türkiye Proje Yönetimi A.Ş İş Geliştirme Müdürü

Onur Ilhan

İki dünyanın en iyisini sadece

teknolojiyle yakalayacağınızı

sanıyorsanız…

Trivago’nun yeni CEO’su Axel Hefer,

geçtiğimiz günlerde çok doğru bir

tespit yaptı. Gezginlerin artık hem

Airbnb evlerinin sıcak ve orijinal

havasını hem de otellerin tahmin

edilebilirliğini ve kalite standartlarını

aynı anda talep ettiğini dile getirdi.

Meşhur şarkıda da dediği gibi, “her ev

bir yuva değildir.” Gezginlere geçici bir

yuva sunarken bunu profesyonel bir

şekilde yapabilenler elbette ön sıralara

çıkacaktır. Öznellik ve mahremiyetin

yanı sıra müthiş bir düzenle yönetilecek

tesisler…

Bunu sadece eski inanışlarımızı

değiştirerek başaramayız. Optimum

gelir-gider dengesi ve müşteri

memnuniyeti için teknolojiye de çok

ciddi yatırımlar yapmak zorundayız.

Doğru kullanıldığında teknoloji, tüm o

karmaşık yönetsel işleri gizli bir el gibi

düzenleyen, ancak bu sırada müşteriyi

hiç rahatsız etmeyen, gece gündüz

hiç yorulmadan çalışabilen yetkin bir

personel gibidir.

Tam otonom bireysel kayıt masaları,

sesli komut sistemleri, sanal gerçeklik,

akıllı telefonunuzla entegre temel

güvenlik önlemleri ve konfor adımları

(kimlik doğrulama, kapı kilidi, ortam

ısısı ve aydınlatma kontrolleri, oda

servisi ve benzeri), yakın gelecekte

sektör standartları haline gelecektir.

Böylece müşteriler alışık oldukları

düzenden feragat etmek zorunda

kalmadan sıcak bir konaklama

deneyimi yaşayabileceklerdir.

Ancak iki dünyanın en iyisini sadece

teknolojiyi kullanarak yakalamak

pek de mümkün olamayabilir. Zira

tesis tasarımı, inşaat ve işletme

aşamalarında muazzam bir detaycılık

ve ileri görüşlülük gerekmektedir.

Materyalin dilinden anlamak ve tesisin

günlük akışını doğru kurgulamak

çok önemlidir. Konu bazen bir

koltuğu nasıl hem standart bir otel

mobilyasından farklı hem de uzun süre

dayanacak, leke tutmayacak şekilde

tasarlayabileceğimiz ile ilgili olur.

Bazen de mal kabul ve tesis içi sevk

işlemlerini nasıl hem en etkin şekilde

hem de müşterileri rahatsız etmeden

yapabileceğimizi düşünmemiz gerekir…

Gelişmiş bilgisayar modelleri bunun

gibi karar süreçlerinde de çok yardımcı

olmaktadırlar. Ancak, insan tecrübesine

ve estetik anlayışına da ihtiyaç vardır.

Vitruvius’a göre her binanın firmitas

(sağlamlık), utilitas (fayda) ve venustas

(güzellik) sahibi olması gerekir. İnsan

ve teknoloji el ele vererek bu yüksek

ideallere eskisinden daha verimli bir

şekilde ulaşabilir.

Yani konu sadece Airbnb ve otelleri

bir araya getirecek yeni bir konsept

ortaya koymak ile ilgili değildir. Aynı

zamanda insan dokunuşu ile gelişen

teknolojiyi de bir araya getirmek

gerekecektir. Dolayısıyla asli hedefimiz,

farklı açılardan işimize yarayabilecek

en güçlü özellikleri tespit edebilmek ve

bunların birleşiminden yeni bir sektör

standardı oluşturabilmek olmalıdır.



40

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Erkek çağından pek mutlu olunamayan

ekonomide kadın çağı başlıyor!

Bu yıl ikincisi düzenlenen Kadın

Girişimciliğini Destekleme Zirvesi ve Ödül

Töreni etkinliğinde konuşan EGD Başkanı

Celal Toprak, “Ekonomide kadın çağı

diye bir dönem başlıyor. Erkek çağından

pek mutlu olamadığımızı düşünüyorum.

Bu nedenle de herkes gibi ben de kadın

çağını heyecanla bekliyorum” dedi.

Daha çok kadının iş hayatında olması için

farkındalığı artırmayı hedefleyen ‘Kadın

Girişimciliğini Destekleme Zirvesi ve

Ödül töreni etkinliğinin ikincisi Ekonomi

Gazetecileri Derneği (EGD) Yönetim Kurulu

Başkanı Celal Toprak’ın önderliğinde ve

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) İsmail

Gülle’nin destekleri ile gerçekleştirildi. İş,

siyaset, sivil toplum ve medya dünyasının

önde gelen isimlerini bir araya getiren

Kadın Girişimciliğine Destek Zirvesi ve

Ödül Töreni’nde kadın girişimciliğinde yeni

arayışlar ve hedefler tartışıldı.

Toprak: “Kadın çağını heyecan

içerisinde bekliyorum”

Zirvenin açılışında konuşan Celal Toprak,

erkeklerin her zaman kolaylaştırıcı rolü

üstlendiğini hatırlatarak, “Bu konudaki

başarı oranımızı zirvemiz süresince

öğrenmiş olacağız” dedi. Etkinlik

katılımcılarına teşekkür eden Celal

Toprak, ekonomide kadın çağı denilen

bir sürece girildiğini ifade ederek,

“Ekonomimizdeki bu yeniçağdan

dolayı çok mutluyum. Nedeni ise; biz

erkekler olarak kendi çağımızda pek

mutlu olamadık. Kadın çağını heyecan

içerisinde bekliyorum” dedi. Ekonomide

Kadın Eli sloganıyla düzenlenen

Kadın Girişimciliğine Destek Zirvesi

ve Ödül Töreni kapsamında ‘Kadın

Girişimciliğinde Yeni Arayışlar’ paneli

de gerçekleştirildi. Panelde Beko Satış

Direktörü Arel Atakol, Hepsiburada

Girişimci Kadınlar Proje Direktörü Duygu

Aktaş, Moleküler Biyolog-Sentromer

DNA Teknolojileri Kurucusu ve KAGİDER

Üyesi Pınar Akalın, TOBB İstanbul Genç

Girişimciler Kurulu Üyesi ve Teksan

Jeneratör Pazarlamadan Sorumlu

Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Ata Tuncer

ile Pasta-Ekmek Şefi Sevilay Gök kadının

ekonomi içerisindeki yeri ve girişimcilik

projelerine ilişkin konuşma yaptılar. İş

dünyası, STK’lar, akademisyenler, yerel

yönetim ve gazetecilerden yoğun ilgi

gören Kadın Girişimcileri destekleme

Zirvesi’nde 27 kategoride ödüller dağıtıldı.

İşte Ödül Alan İsimler:

Öncülük Eden Başarı

Ödülü

İstanbul Akvaryum

İcra Kurulu Üyesi ve

Akvaryum Genel Müdürü

Dilek Çapanoğlu

Kadın Girişimciliğine

Destek Ödülü

Girişimci Akademisi

Kurucusu

Şebnem Kalyoncuoğlu

Ünlü

Marka Yönetimi Lideri

Ödülü

Arnica Yönetim Kurulu

Başkanı

Senur Akın Biçer

Turizmde Başarı Ödülü

Türkiye Otelciler Birliği

Başkanı

Müberra Eresin

Kadına En Yararlı Sivil

Toplum Kuruluşu Ödülü

Yönetim Kurulunda

Kadın Derneği Başkan

Yardımcısı ve Yönetim

Kurulu Üyesi ve TAT

Gıda CEO’su

Arzu Aslan

Anadolu’da Değer

Katan Kadın Girişimci

Ödülü

Gözüküçük Makina

Yönetim Kurulu Başkanı

Zuhal Gözüküçük

İletişimde Başarı Ödülü

Women TV Kurumsal

İletişim Direktörü

Gülcan Tuğ

Ekolojiye Katkı Ödülü

Ekoteks Laboratuvar

ve Gözetim Hizmetleri

Yönetim Kurulu Başkanı

Nilgün Özdemir

Kırsal Tarımda Başarı

Ödülü

Girişimci Mardinli Şef

Ebru Baybara Demir

Kadına Değer Katan

Şirket Ödülü

Accor Hotels Turkey

Yetenek ve Kültür

Müdürü

Canan Töre Petekçi

Startup Ödülü

Nanomik Kurucusu

Buse Berber Örçen

Sanata Değer Katan

Başarı Ödülü

MAJİ Luxury Art Gallery

& Event

Gaye Donay

Sosyal Girişimci Kadın

Ödülü

İnci Bankoğlu Eğitim ve

Kültür Vakfı Kurucusu

Fatma İnci Bankoğlu

Anadolu’da Markalaşan

Başarı Ödülü

Kebo Gıda AŞ. Yönetici

Ortağı

Çiğdem Kıral

Fark Yaratanlar

BaşarıÖdülü

Demirtaş Organize

Sanayi Bölgesi Sanayici

İşinsanları Derneği’nin

(DOSABSİAD)

Nilüfer Cevikel

Yurtdışında Ülkemize

Değer Katan Başarı

Ödülü

Medyafors Fuarcılık

Yönetim Kurulu Üyesi

Ferzan Erem Escobedo

Kadınlara Değer

Katanlar Başarı Ödülü

İstanbul Kadın

Akademisi Platformu

Başkanı

Semra Aydın Avşar

Girişimcilikde En İyi Rol

Model Ödülü

Silk&Cashmere

Kurucusu ve CEO’su

Ayşen Zamanpur

Sosyal Etki Başarı

Ödülü

İstanbul Social

Enterprise

Hakan Elbir ve Kerem

Okumuş

Girişimcilik Ödülü

Bigchefs Kurucusu

Gamze Cizreli

Denizde Başarı Ödülü

BIMCO Yönetim Kurulu

Başkanı/TURMEPA

Yönetim Kurulu Başkanı

Şadan Kaptanoğlu

Yurtdışında Değer

Yaratan Marka Ödülü

Beta Tea Bölge Müdürü

Fatma Uğur Ersöz

Anadolu’da Fark

Yaratan Kadın Ödülü

Cevahir Han Yönetim

Kurulu Başkanı

Asuman Yazmacı

Öncülük Eden Başarı

Ödülü

İSPARK Pazarlama

ve Kurumsal İlişkiler

Müdürü

Derya Atacan

Kadın Girişimciliğine

Destek Özel Ödülü

Asuman Kurt

Kadın Girişimciliğine

Destek Özel Ödülü

Peyker Şimşek

Tarımsal Kalkınmada

Kadın Ödülü

Hediye Akcan



42

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / röportaj

Hacer Aydın: “60 binin üzerinde

ziyaretçi ağırlamaya hazırlanıyoruz”

Yakın bir zaman önce adını HYVE

Group olarak değiştirdiğini duyuran

ITE Fuarcılık, bu sene 24’üncüsü

düzenlenecek olan Uluslararası Doğu

Akdeniz Turizm ve Seyahat Fuarı – EMITT

için hazırlıklarını sürdürüyor. 2019 yılında

94 ülkeden 5.620 firma ve 57.470 ziyaretçi

ağırlayan EMITT’in 2020 yılında hedeflerin

çok daha üstüne çıkarak 60 binin üzerinde

ziyaretçi sayısına odaklandığını belirten

EMITT Fuar Direktörü Hacer Aydın, fuarla

ilgili tüm detayları bu röportajımızda

paylaştı…

Kısa bir süre önce ITE Fuarcılık,

adını HYVE Group olarak

değiştirdiğini duyurdu. Bu değişiklik

hakkında bilgi verir misiniz?

Evet, Eylül 2019 itibariyle ITE Group olan

kurumsal kimliğimiz HYVE Group olarak

değişti. Küresel bir Fuarcılık Şirketi

olarak 14 ülkede 17 global ofisi, 1.200’ü

aşkın deneyimli personeliyle yılda 120’inin

üzerinde fuar ve konferans düzenlenleyen

bir kurumuz. Kurumsal kimliklerin de

bir ömrü var. Her alanda olduğu gibi

bu alanda da yenilik ve değişim ihtiyacı

doğuyor. Dinamik ve büyüyen yapımızı

daha iyi temsil edeceğini düşündüğümüz

daha genç bir kimliğe kavuştuk.

Öncelikle, bu sene 24’üncüsü

düzenlenecek olan Uluslararası

Doğu Akdeniz Turizm ve Seyahat

Fuarı – EMITT hakkında genel bilgi

verebilir misiniz? Yıllar içinde

EMITT nasıl bir gelişim ve değişim

sergiledi?

Hyve Group olarak organize ettiğimiz

Uluslararası Doğu Akdeniz Turizm

ve Seyahat Fuarı – EMITT’i; 30 Ocak

– 2 Şubat 2020 tarihleri arasında

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde

gerçekleştireceğiz. Bu yıl fuarımız,

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C

İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir

Belediyesi ve Türk Hava Yolları’nın

kurumsal sponsorluğunda, KOSGEB

desteğiyle birlikte Türkiye Otelciler

Federasyonu (TÜROFED) ve Türkiye

Turizm Yatırımcıları Derneği’nin (TTYD) iş

ortaklığında düzenleniyor.

Her yıl dünyanın ve Türkiye’nin farklı

bölgelerinden, turizm profesyonellerini,

turizm belde ve kuruluşlarını,

ziyaretçilerle buluşturan dünyanın en

büyük 5’inci turizm fuarı olan EMITT bu

yıl turizm alanında trend olan konuların

başında gelen dijitalleşme, kişiselleşme,

2000 sonrası jenerasyonunun beklenti

ve taleplerini karşılama, bölgesel şehir

pazarlaması ve nitelikli personel ihtiyacı

başlıklarını değerlendireceğiz. Kültür ve

Turizm Bakanlığı tarafından açıklandığı

üzere Turizm 4.0 sloganını en kapsamlı

şekilde ele alarak Türkiye’nin marka

algısını değerlendirme, ülke turizmine

yol haritası oluşturma, güncel ve akıllı

çözümler üretme konularını enine boyuna

tartışacağız.

Rekor seviyede yabancı ziyaretçiyi

ağırlamaya hazırlandığımız EMITT, tüm

katılımcılar için değer ortaya koyan,

birbirinden faydalı içerik ve iş birlikleri ile

sektöre yön vermeyi sürdürüyor. Her sene

gerçekleştiğimiz hosted buyer (davetli

tur operatörü) programında bu yıl Asya,

Avrupa, Uzakdoğu ve Latin Amerika’dan

davetli tur operatörünü ağırlayacağız.

“60 bin ziyaretçi hedefliyoruz”

Geçen seneye baktığımızda turizm

sektörüne EMITT’in katkısının büyük

olduğunun altını çizmemiz gerekir. Bu

seneki EMITT’ Fuarı’nda geçen sene

gösterdiğimiz başarımızın daha da

üstüne çıkacağımıza inancımız sonsuz.

2019 yılında gerçekleştirdiğimiz EMITT

Fuarı’nda 94 ülkeden 5.620 firma ve

57.470 ziyaretçi ağırladık. Bu yıl da 50’nin

üzerinde ülkeden (binin üzerinde) binin

üzerinde katılımcı ve 60.000’in üzerinde

ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyoruz.

Türkiye ekonomisine, turizmimize ve

ülkemizin bilinirliğine EMITT Fuarı’nın

katkısının önemli bir rolu olduğunu

söyleyebiliriz.

23 yıldır gerçekleştirdiğimiz EMITT’e bu

yıl da Avrupa pazarı başta olmak üzere

pek çok alternatif pazarlardan katılım

talepleri aldık. Bu durum; bizim doğru

bir iş yaptığımızı gösteriyor ve ülkemize

daha da yararlı olmak için çalışmalarımızı

hızlandırmaya teşvik ediyor. Her yıl bir

önceki EMITT’te gösterdiğimiz başarının

üstüne çıkmayı hedefliyoruz.

Fuara en çok hangi ülkelerden talep

geliyor? Hosted buyer programına

olan ilgi nasıl?

Her yıl olduğu gibi bu yıl da B2B

platformumuz ve gerçekleştirilecek

görüşmeler, Fuarımızın en hareketli

bölgesi olacak. 23’üncü EMITT Fuarında

106 ülkeden 600 yüksek profilli alıcı

ağırlanırken, toplamda 7 bin görüşme

gerçekleştirilmişti. 30 Ocak 2020’de

açılışını gerçekleştireceğimiz 24’üncü

EMITT Fuarı’mızda gerek alıcıların

gerekse görüşmelerin sayısında önemli

bir artış yaşanacağını öngörüyorum.

Asya, Avrupa, Uzakdoğu ve Latin Amerika

ülkelerinden firmalar EMITT’e yoğun ilgi

gösteriyor ve programımıza başvuruda

bulunuyor. En çok başvuruyu şu an için

Uzakdoğu’dan aldığımızı söyleyebilirim.

İlerleyen günlerde programla ilgili

detayları paylaşıyor olacağız.

Geride bıraktığımız yılla

kıyasladığımızda EMITT içeriğinde

ne gibi farklılıklar ya da yenilikler

göreceğiz? Fuarla eş zamanlı

gerçekleşecek etkinlik programı

kapsamında öne çıkacak konular

nelerdir?


Sosyal, ekonomik ve teknolojik

değişimlerin çarpıcı şekilde gerçekleştiği

bir on yılı geride bırakırken, EMITT 2020,

yeni bir dönemin başlangıcına işaret

ediyor. 24 yıldır sektöre hizmet veren

ve sektörü büyütmek için çalışmalar

yapan fuarda yine kapsamlı bir konferans

programıyla turizm ekonomisini,

önemli trendleri ve önümüzdeki on yıla

damga vuracak teknolojik inovasyonları

gündemimize taşıyacağız.

Bu yıl da TTYD, TÜROFED, TÜRSAB

gibi sektöre yön veren kurumları

ağırlayacağımız Başkanlar Forumu ile

başkanlar, beklentilerini, öngörülerini

ve önerilerini paylaşacak. Sorumlu ve

sürdürülebilir turizme dönüşümün nasıl

gerçekleşeceğini, yeni çağda bizleri

nelerin beklediğini masaya yatıracağız.

Fütürist Cem Kınay, Marka Mimarı Ömer

Şengüler ve Şef Vedat Başaran gibi

isimlerle ülke tanıtımı ve markalaşması

yolunda aktörlerin atması gereken

adımları tartışacağız. Dijitalizasyon

konusunda ise dijital satış kanallarının

performansı, influencerların turizme

katkısı, Y kuşağından sonra atılıma

geçen Z kuşağının dinamikleri ele

alınacak konular arasında yer alıyor.

Bu sene geliştirdiğimiz VR Deneyim

Alanında, turizm profesyonelleri

sanal gerçekliğin turizmde nasıl etkili

şekilde kullanılabileceğini ilk elden

deneyimleyebilecekler.

Destinasyon pazarlamasına yönelik olarak

cruise turizmi, outdoor turizmi, sorumlu

turizm gibi yıldızlaşan alternatif akımları

inceleyecek, belediye başkanlarını davet

ederek yeni dönemde planladıkları turizm

hamlelerini, örnek teşkil eden çalışmaları

öğreneceğiz. Sinema, müzik, gastronomi,

mimari gibi farklı alanların kesişiminde

turizme nasıl katma değer yaratılacağını

uzmanların yönettiği bir vaka etüdüyle ele

alacağız.

Uluslararası katılımcılarımızı etkinlik

programımıza dahil ederek odağa

aldığımız yeni pazarları ve rotaları

bizzat ilgili ülkelerin profesyonelleri ile

tartışacağız.

Fuarın tatilciler açısından

baktığımızda önemi ve anlamı

nedir?

EMITT, Hyve Group’un Türkiye’de

gerçekleştirdiği en etkili ve büyük

fuarlarından bir tanesi. EMITT, sektöre

ciddi katkıları olan bir fuar. Bundan 23

sene önce ilk EMITT’i yaptık. Türkiye’de

“tatil” kavramı bu kadar gelişmiş değildi.

EMITT’le birlikte daha çok insan, tatilin bir

kültür olduğunu fark etti. En doğru tatili

nerede, nasıl ve hangi planla yapacağını

ve uygun fiyatlı tatil seçeneklerini, farklı

tatil türlerini yerli turiste anlatmak

konusunda, EMITT’in önemli bir eğitim

işlevi olduğunu düşünüyoruz. EMITT

gerek turizm sektörüne gerekse de

tatil tüketicisine çok şey kattı. Turizm

profesyonelleri tüketicilerine kendilerini

nasıl anlatmaları gerektiği ve ürünlerini

nasıl oluşturacakları konusunda geliştiler.

Kazanan tüm sektör oldu ama asıl olarak

yerli turistimizin tatil anlayışına büyük

katkıları oldu.

EMITT, turizm sektörünü ve farklı

turizm türlerinin gelişimine nasıl

bir katkıda bulundu?

EMITT olarak başından beri Türkiye’de

turizm nasıl gelişmeli, farklılaşmak için

neler yapılmalı diye kendimize sorduk

ve deniz, kum ve güneşten ibaret bir

ülke olmadığımızı savunarak hareket

ettik. Biz kültür, tarih ve doğal güzellik

bakımından çok zengin değerlere sahip

bir ülkeyiz. Türkiye’de yeri geldiğinde

her bir köy bir turistik destinasyon

olarak kendini konumlayabilir. Bu

bilinçle, her bir ilimizin, ilçemizin ve

köylerimizin kendilerini tanıtabildiği

alanlar sunduk ve fikir önderliği yaptık.

Böyle düşündüğünüzde “turizm” genel

başlığı altında gastronomi turizminden,

karavan turizmine, kültür turizminden,

din turizmine kadar birçok yeni alan, hep

EMITT Fuarı’nda gündeme geldi.

Türkiye’nin sahip olduğu değerlerin

aslında birer ürüne dönüştürülebileceğini

ve bu ürünlerin de EMITT gibi

önemli bir fuarda pazara sunulup

markalaşabileceğini herkese öğrettik.

Farkındalık yaratmak çok önemliydi,

bizler bunun peşine düştük. EMITT’te

imkansızı başardığımızı söyleyebiliriz.

Katılımcı olarak fuarımızda yer alacak

ülkeler bu yıl da renkli etkinlikler ile

ülkelerini tanıtmaya çalışacak. EMITT

Türkiye’nin tüm bölgelerinin kültürel

zenginliklerinin de tanıtıldığı bir

platform. Biz de kendi yörelerimize özgü

etkinliklerle ülkemizin tüm bölgelerini

Dünya’ya bir kez daha tanıtacağız.

Kültür ve Turizm Bakanımız

Mehmet Nuri Ersoy’un kısa bir süre

öncesinde yaptığı açıklamalara

ilişkin yorumlarınız nelerdir?

Sayın Bakanımızın verdiği rakamlar

turizm sektörü açısından son derece

olumlu. Yılın ilk 8 ayında 33 milyon turist

aldığımız için, yıl sonuna kadar 40 milyona

ulaşan bir turist saysısı bekliyoruz ki, bu

rakam Türkiye’nin birkaç yıl önce girdiği

durağan dönemi aştığını gösteriyor. Bu

olumlu durum turizm ve turizmin alt

sektörleri için ve Fuarcılık sektörü gibi

uluslararası çalışan sektörler için de

oldukça olumlu bir mesaj.

Ülke turizminin gelişimine yönelik

bir sektörün uzmanı olarak sizin

mevcut durumla ilgili görüşleriniz

nelerdir?

Dünyadaki rakamları Türkiye ile

kıyasladığımızda şu tablo karşımıza çok

net bir şekilde çıkıyor: Türkiye’nin turist

çekme ile ilgili bir sorunu yok ancak turist

başına gelir olarak baktığımızda rekabet

halinde olduğumuz ülkelerin biraz

gerisinde olduğumuz görülüyor.

Örneğin; en çok ziyaret edilen ülkeler

listesine baktığımızda Fransa, ABD,

İspanya, Çin ve İtalya’nın ardından

Türkiye 6’ıncı sırada yer alıyor. Ancak bu

sıralamaya gelir tarafından baktığımızda

Türkiye 12’inci sıraya geriliyor.

Dolayısıyla turist sayısındaki dönemsel

artış ve düşüşlerden çok sektör olarak

turizm gelirlerimizi nasıl daha yukarı

çekebileceğimize dair kafa yormamız

gerekiyor.

Sizce kış turizminde popüler

olabilecek destinasyonlar

neresidir? Türkiye’nin bu alanda

alması gereken aksiyonlar

nelerdir?

Pist ve tesis kalitemiz giderek gelişiyor.

EMITT Fuarına da yeni kış turizmi

destinasyonları katılmaya başladı. Bu

alana dönük altyapı çalışmalarının

kazandığı ivme ile, Türkiye’nin sadece

yerelde değil, globalde de tercih edilmeye

başlayan bir destinasyon olduğunu

söyleyebiliriz. Bildiğiniz gibi Palandöken,

the New York Times gazetesi tarafından

dünyanın en iyi 18’inci kayak merkezi

olarak gösterilmişti. Palandöken’in

5 ay boyunca kış sporlarına elverişli

olması önemli bir detay. Uludağ, Erciyes,

Kartepe de yine kış turizmi için gerek

yerelde gerek globalde öne çıkan

destinasyonlarımız arasında yer alıyor.

Bildiğiniz gibi ülkemizde termal turizmi

de özellikle son yıllarda önemli bir

ivme kazandı. 2020 için de Nevşehir,

Afyonkarahisar ve Denizli’nin yanı

sıra Bolu’nun da termal turizminin

önemli adresleri arasında yer alacağını

düşünüyorum.

Son tüketici için EMITT’ten

tatil satın almanın avantajları

konusunda bilgi verebilir misiniz?

Kesinlikle çok önemli avantajları var.

Uygun fiyatlı ve uygun ödeme seçenekleri

bulunan avantajlı tatiller satın alma

imkanı vermesi en önemlisi. Diğer yandan

farklı tatil türlerinden seçenekleri bir

arada görmek, bilmediği destinasyonlar

hakkında bilgi sahibi olmak için de

benzersiz bir platform.


44

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜRSAB’da ‘Değişim’ Firuz

Bağlıkaya ile devam ediyor

Sandık başına giden 4 bin

45 TÜRSAB üyesi seyahat

acentasından 2 bin 510

oy alan Bağlıkaya, ikinci

kez TÜRSAB Başkan’ı

seçildi. “Değişim Devam

Ediyor” sloganıyla yeniden

TÜRSAB Başkanlığı’na

aday olan Bağlıkaya,

güven tazeleyerek 3 yıl

süreyle ikinci kez başkan

oldu.

Bugüne kadar en fazla üyenin oy

kullandığı TÜRSAB seçimleri,

rekor katılıma sahne oldu.

Yönetim, Denetim ve Disiplin

Kurullarının seçimi için sandık başına 4

bin 45 TÜRSAB üyesi seyahat acentası

gitti. Oy sayım işlemi Beşiktaş İlçe

Seçim Kurulu Başkanlığı tarafından

gerçekleştirildi. 4 bin 45 oyun 2 bin

510’nu alan Firuz Bağlıkaya, yeniden

TÜRSAB Başkanı seçildi.

Bağlıkaya: “Gecem, gündüzüm,

emeğim, alın terim; size helal

olsun”

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya zafer

konuşmasını yapmadan önce rakibi

Davut Günaydın’ı sahneye davet etti.

Dostane bir ortamda geçen seçim

kongresi için Günaydın’a teşekkür

ederek, çiçek takdim etti. İkinci kez

başkan seçilen Bağlıkaya “Benim

kıymetli dostlarım yol arkadaşlarım,

helal olsun. Gecem, gündüzüm,

emeğim, alın terim; size helal olsun.

Ama bundan çok daha önemlisi; size

helal olsun. Başarı sizin başarınız.

Bugüne gelmek için verdiğiniz emeğe,

yaptığınız fedakarlıklara, cesaretinize,

işinizden, ailenizden ayırıp verdiğiniz

zamana helal olsun. Birlikte çıktığımız

bu güzel yolda yürümeye devam

edeceğiz. Üyelerimizin sandığa büyük

bir teveccühü oldu. 21 ayda her şeyi

yapmak mümkün olmadı. Bu nedenle

bir döneme daha ihtiyacımız vardı.

Değişimin devam ediyor olması,

başarısıyla da doğru orantılıydı.

Kesintiye uğramak istemiyorduk.

21 aylık bir sürede bir şeyleri yapıp

yetiştirmek, bir yandan da eskilerle

mücadele etmek gerçekten zor bir

süreçti. Elimizden geldiğince yapmaya

çalıştık. Kongremiz son derece

kardeşçe geçti. Bizim rakip olduğumuz

arkadaşlarımızla bir sorunumuz yok.

Onlarla kardeş kardeş bu kürsüde

konuşabiliyoruz. Umarız bunlar sonraki

kongremiz de daha kardeşçe, daha

aile ortamında geçerek mesleğimizin

sorunlarını tartıştığımız bir ortam

olur. Bundan sonraki dönemde çok

çalışmaya devam edeceğiz. Hep birlikte

elimizden geldiğince mesleğimize bir

şeyler katmaya devam edeceğiz. Bu

yolda yanımda olduğunuz için hepinize

çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.



46

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Sofitel

İstanbul

Taksim

açıldı

Uluslararası lüks otel markası

Sofitel Hotels & Resorts, farklı

sektörlerde yarım asra ulaşan

köklü geçmişe sahip Tuna

Şirketler Topluluğu ile dünyanın

öncü otel gruplarından Accor

Grubu iş birliğiyle Türkiye’deki ilk

otelini Taksim’de açtı.

Dünya genelinde 40’tan

fazla ülkede 120’den

fazla otel ile misafirlerine

eşsiz deneyim sunan Sofitel,

İstanbul Taksim’de kapılarını

açtı. Yatırımı ve inşaatı Tuna

Şirketler Topluluğu tarafından

tamamlanan, işletmesi ise Accor

Grubu tarafından yürütülen Sofitel

İstanbul Taksim, yerel kültürün

ruhundan esinlenerek ‘Fransız

Yaşam Sanatı’nın tüm inceliklerini

İstanbul’da misafirlerine sunuyor.

Sofitel İstanbul Taksim, 100 milyon

dolar yatırımla turizm sektörüne

yeni bir soluk getirirken,

Türkiye’nin nitelikli turist

sayısını artırma hedefi yolunda

vazgeçilmez bir enstrüman niteliği

taşıyacak.

Tuna: “Türkiye’nin global açılımını

desteklemeyi misyon haline

getirdik”

Ofis, ev mobilyaları ve

inşaat sektörlerinde önemli

birikimlerinin olduğunu belirten

Tuna Yönetim Kurulu Başkan

Yardımcısı Nuri Tuna, “Bir

dünya hazinesi niteliğinde

olan İstanbul, küresel çapta

en çok ziyaret edilen şehirler

arasında 8’inci sırada yer alıyor.

Bu anlamda kentimizin daha

büyük bir potansiyeli olduğunu

rahatlıkla söyleyebiliriz. Biz de bu

potansiyel doğrultusunda turizm

sektöründeki ilk yatırımımız

olan Sofitel İstanbul Taksim’i,

şehre kazandırmaktan dolayı

büyük bir gurur yaşıyoruz. Yeni

yatırımımızda dünyanın öncü otel

gruplarından Accor Grubu ile iş

birliğine giderek, elimizdeki değeri

en verimli şekilde kullanmayı


ayrıcalıklı bir dünya sunan Sofitel İstanbul

Taksim’de, 169 oda ve 34 ayrı suite olmak üzere

toplam 203 oda bulunuyor. Ünlü Türk Ressam

Devrim Erbil tabloları ile sanatla bütünleşen

odalar, Boğaz, Taksim Meydan veya şehir olmak

üzere İstanbul’un en ikonik manzaralarına bakıyor.

Üretiminin Tuna tarafından yapıldığı şık tasarım

mobilyalar, lüks banyo ve güzellik ürünleri başta

olmak üzere tüm odalarda hissedilen Fransız stili

suitelerde ise Hermes banyo ürünleriyle ön plana

çıkıyor.

planladık. Esasen yabancı ortaklıklar konusunda

tecrübeli bir grubuz. Avrupa’nın en önemli ofis koltuğu

markalarından Girsberger ile ortaklığımızı başarılı

bir şekilde 27 senedir devam ettiriyoruz. Önümüzdeki

dönemde de ülkemize katma değer sağlayacak yatırım

fırsatlarını değerlendirmeye devam edeceğiz” diye

konuştu.

Taksim’de bir Fransız esintisi

Sofitel İstanbul Taksim, Fransız yaşam tarzını ve yaşam

sanatını İstanbul’un en gözde lokasyonlarından Taksim

Meydanı’na taşırken, şık terasıyla şehrin dokusunu boğazın

eşsiz manzarasıyla buluşturuyor. Misafirlerine kültürel

etkinliklerden, benzersiz gastronomik deneyimlere,

görkemli güzellik ritüellerinden modern tasarımlarla

Şehrin yeni çekim merkezi olacak

Sofitel İstanbul Taksim bünyesinde bulunan The

Oven, La Table ve CakeBox Patisserie ile şehrin

yeme içme kültürüne farklı bir perspektif sunuyor.

Restoran ve teras olarak hizmet verecek olan

The Oven, Fransız mutfağı ve Türk mutfağını

harmanlamanın yanı sıra European Brasserie

konsepti ve göz alıcı Boğaz manzarası ile keyifli

buluşmalara ev sahipliği yapıyor. Fransız kültürünün

vazgeçilmezlerinden olan tatlılar ise CakeBox

Patisserie’de otel misafirleriyle buluşuyor. Türk

ve Fransız kültürünün kusursuz harmanlandığı

Sofitel İstanbul Taksim, misafirlerini Fransız Spa

uygulamaları ve geleneksel Türk ritüelleri ile

buluşturuyor. 7 farklı uygulama odası bulunan

Sofitel Spa ve Türk Hamamı tüm detaylar

düşünülerek tasarlandı. Sağlıklı yaşamayı ve sporu

hayat tarzı olarak benimsemiş misafirlerini düşünen

Sofitel İstanbul Taksim, fitness alanı ile misafirlerin

kendi spor salonlarını aramayacakları bir alan

vadediyor.


48

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Wyndham

Çerkezköy Otel açıldı

Huzurlu ve sakin ortamıyla

konuklarına tam bir yenilenme

yaşatmak üzere tasarlanan

Wyndham Çerkezköy Otel, 19 Ağustos

2019’da kapılarını açtı. Deneyimli

turizmci İlke Ferit Demirbilek’in genel

müdürlüğünü üstlendiği beş yıldızlı

otel; 120 odası, lüks restoranları ve

3500 m²’lik alana kurulu SPA merkezi

ile konuklarını ağırlıyor.

3500 m²’lik alana kurulu SPA

merkezi

2 adet çift kişilik jakuzi, 3 adet 4

kişilik jakuzi 4 adet tek kişilik masaj

salonu, sauna, buhar odaları, şok

ve macera duşları, su yatakları ile

gerçekleştirilen 3500 m²’lik alana

kurulu otelin SPA merkezi, sağlık ve

arınma isteyenlerin aradıklarını tam

anlamıyla bulabilecekleri bir kişisel

bakım cenneti konumunda.

Eşsiz bir konaklama deneyimi vadeden

otelin SPA merkezinde, içerisinde

84 çeşit mineral barındıran mucizevi

Himalaya tuzu kürleriyle stres ve

negatif enerjilerden arınma sağlanıyor.

Himalaya tuzundan tuğlalarla kaplanan

tuz odalarında sunulan ruhsal ve

bedensel terapi hizmetlerinin yanı sıra

kişiye özel bütünleyici uygulamalar,

vücudun su-tuz dengesinin

ayarlanması, bedene enerji kazanımı,

yorgunluğun ve ağrıların yok edilmesini

sağlıyor.

Tuzun cilt proteini olan elastinin

yeniden yapılmasını sağla yan tuz

kürlerinin yanı sıra, incelmeye imkan

Cilt ve vücut bakımları,

masajlar, Osmanlı

Hamamı, tuz odası, tuz

yatakları, taş yatakları,

aromaterapi ve kapsamlı

kişiye özel kişisel bakım

hizmetleriyle benzersiz

bir deneyim sunuyor.

veren yosun terapileri ve süt banyosu

gibi birbirinden faydalı uygulamalarla

misafirlerine özel hizmet sunuyor.


Usta şeflerin ellerinden eşsiz tatlar

Türkiye’de ilk defa Himalaya tuzunu

tüm alanlarda konsept olarak

kullanarak farkını ortaya koyan beş

yıldızlı otel, yeme içme alanlarıyla

da iddialı! Ege, Marmara ve dünya

mutfaklarından en leziz deniz

mahsullerini sunan Lagos Restaurant,

şehrin içinde doğa ile baş başa bir

atmosfer vaat eden Tuana Restaurant

ve Terrace Steakhouse konuklarına

usta şeflerin ellerinden eşsiz lezzetler

sunuyor.


50

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Sianji Hotels, Mısır’ın en ünlü

turizm şirketiyle wellness

otel sözleşmesi imzaladı

Sianji Hotels, Mısırlı Boulevard Tourism Development Company ile Wellness

otel sözleşmesi imzaladı. Mısır’ın en ünlü turizm şirketlerinden Boulevard

Tourism Development Company’nin sahibi Maged Shafik, Sianji Hotels’in yeni

konseptinin ilk yabancı yatırımcısı oldu. Otel Sianji Wellbeing Resort Marsa

Alam ismi ile hizmet verecek.

İnşaat ve turizm sektöründe

33 yıllık tecrübeye sahip Sianji

Hotels; Sianji, Sianji Well-being

Resort, Sianji Stay & Go, Sianji

Suits & Villas & Residences, Sianji

Dry Hotels markaları ile yatırım

ve otel işletmeciliği alanlarında

12 ay boyunca hizmet veriyor. Aynı

zamanda master detoks, raw food,

ayurverdik diyet, ketojenik diyet,

Akdeniz diyeti alternatifleriyle farklı

konseptlerde restoran yatırımcılığı

ve işletmeciliği faaliyetlerini de

sürdüren Sianji Hotels, Muu SPA

markası ile de SPA yatırımı ve

işletmeciliği yapıyor.

2021’in son çeyreğinde faaliyete

geçecek

Boulevard Tourism Development

Company, Kızıldeniz’in yeni trend

bölgesi Marsa Alam’da turizm

imarlı 1 milyon metrekarelik araziye

sahip. İmzalanan anlaşma ile arazi

üstünde Sianji markaları ile aşama

aşama proje geliştirilecek. 2020

yılının ilk yarısında inşaata başlanıp

2021 yılının son çeyreğinde faaliyete

geçmesi planlanan ilk etapta, Maldiv

stili 120 villa, 3000 metrekarelik

SPA, 4 restoran yapılacak ve Sianji

Wellbeing Resort olarak hizmet

verecek.

İlk etabın yatırım tutarı yaklaşık 20

milyon dolar

İlk etabın yatırım tutarının yaklaşık

20 milyon dolar mertebesinde

olacağı projede, ikinci aşamada villa

ve residence’lar, üçüncü aşamada

350-400 odalı Sianji Resort,

sonrasında büyük bir Aqua Park

ve golf sahası yapılacağı iletildi.

Ayrıca, turizm sektörüne hizmet

verecek bir eğitim merkezi de

faaliyete geçirilecek. İlk aşamadaki

120 villa ekolojik yapısı ve oksijen

sirkülasyonu ile ahşap bungalov

stilde sağlıklı doğal malzemelerle

oluşturulacak.

Çakır: “Mısır ile dünyaya açılarak

ekonomiye katma değer katacağız’’

Sianji Hotels Yönetim Kurulu

Başkanı Recai Çakır konu ile ilgili

görüşlerini aktardı: ‘’Sianji Hotels

olarak 10. yılımızı tamamladık.

Türkiye’nin turizmdeki gücünü

tüm dünyaya göstermek istiyoruz.

Türkiye’ye sağlıklı yaşam ve detoks


turizmini kazandıran, Avrupa’nın En

İyi Sağlıklı Yaşam ve Spa Merkezi,

Avrupa’nın En İyi Resort’u dahil

olmak üzere uluslararası alanda

27 farklı ödülün sahibi Sianji

Wellbeing Resort, Dünya Lüks Spa

Otelleri arasında da Türkiye’den

ödüle layık görülen tek otel oldu.

Sianji Hotels olarak 33 yıllık turizm

deneyimimizle sektörümüze

işletmecilik misyonumuz

altında da hizmet veriyoruz.

Yatırımcılara yol göstermek,

projelendirmeden, inşaatına ve

inşasına, pazarlamasından, konsept

yaratılmasına kadar planlı ve tam

kontrollü bir iş birliği ve stratejik

plan ile işletmecilik yapıyoruz.

Bodrum’daki emsal projemiz Sianji

Well-being Resort ile dünyaca

tanınan 27 uluslararası ödülle de

tescillenerek hizmet vermemiz

yanında, Türkiye’nin sağlık üssü

Bodrum Kadıkalesi bölgesinde

wellbeing kültürünü oluşturduk.

Global Wellness Institute’ın son

rakamları da gösteriyor ki, wellness

dünyada 4,5 trilyon dolara ulaşan bir

sektör. Wellness ekonomisi Türkiye

için hala yeni bir pazar, Sianji

Hotels olarak wellness / wellbeing

konseptini biz büyüttük ve şimdi

Mısır ile birlikte dünyaya açılarak

öncü gücümüzü burada da sektöre

göstermek, ülke ekonomimize katma

değer sağlamayı amaçlıyoruz.’’

Shafik: Mısır’da ciddi bir wellbeing

işletmesi yok, bu ihtiyacımızı

Türkiye’den karşılıyoruz

Boulevard Tourism Development

Company’nin sahibi Maged Shafik,

yatırım kararı ile ilgili şu bilgileri

verdi: ‘’Türkiye’de kimya sektörü

ile yakın iş birliğimiz var. Mısır’da

kimya ve turizm sektörleri dışında

elektrikli golf arabası ve elektrikli

çok amaçlı çevreci küçük arabalar

üretiyoruz. Mısır’da ciddi bir

wellbeing işletmesi yok ve bu

ihtiyacımızı Türkiye’den ve özellikle

Sianji Wellbeing Resort Bodrum’dan

karşılıyoruz. Recai Çakır Bey ile de

misafirlerimle tesisinde konaklarken

tanıştık ve çok güçlü bir iş birliğinin

temellerini attık. Sağlık turizmi

bizim için yeni bir alan, yatırım

için hem yurt dışı hem Türkiye’de

farklı gruplarla da görüştük,

burada Sianji Hotels Grubu, Recai

Çakır’ın 33 yıllık birikimi ve ekibinin

know-how’una, müşterileri olarak

edindiğimiz birebir deneyime dayalı

bir karar aldık. 5 yıldır Sianji Wellbeing

Resort’ün müşterisi olarak bir

resort otelin farklı tüm hizmetlerini

deneyimledik. Mısır’da wellness

yaşam tarzını benimseyen önemli

bir kitle var. Aynı zamanda ileri

aşamalarda yapılacak alanlarımıza

Sianji ile birlikte bir estetik merkezi

de yapmayı planlıyoruz. Böylelikle

niş sağlık sektöründe pek çok

alanda birlikte hizmet vermeyi

planlıyoruz. İlk aşama yatırımımız

oda sayısı itibariyle de bir yetişkin

oteli olarak hizmet verecek.

Projemize Mısır dışında Türkiye

ve Avrupa ülkelerinden Sianji

Well-being Resort’un oluşturduğu

konseptten dolayı fazlaca talep

alacağımıza inanıyorum.’’

Öztunç: “Müşteri almadığı hizmetin

bedelini ödemeyecek”

Sianji Büyüme Stratejileri

Danışmanı Dr. Faik Öztunç ise,

sağlık turizminin ve özellikle Well-

Being, Welness, Detox hizmeti veren

tesislerin ülkemizde ve dünyada

çok önem kazanacağını belirterek

büyümelerini bu alanda ve gerçek

anlamda dört yıldız hizmet verecek

Sianji Stay & Go markasında

yoğunlaştırdıklarını iletti. Gerçek

dört yıldızlı otel konseptinin başta

İstanbul olmak üzere Anadolu

kentlerimizin de büyük ihtiyacı diye

belirtti. Yatırımcı daha az maliyetle

otelini en iyi hizmeti verecek tarzda

inşa edecek ve müşteri de almadığı

hizmetin bedelini ödemeyecek diye

vurguladı. Özellikle Well-being

tarzında bir otelin İstanbul’da

mükemmel iş yapacağını ileterek

yatırımcılarla iş birliğine hazır

olduklarını ileten Öztunç her iki

konseptteki otelin, geri dönüş

süresinin çok kısa olduğunu belirtti.

“Global Wellness

Institute’in son

rakamları da gösteriyor

ki, wellness dünyada

4,5 trilyon dolara

ulaşan bir sektör. Sianji

Hotels olarak wellness

/ wellbeing konseptini

biz büyüttük.”


52

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Hagia Sofia Mansions Curio

Collection By Hilton açıldı

Hagia Sofia Mansions Curıo Collection By Hilton, Sultanahmet’te hizmete açıldı.

Dorak Holding tarafından Turing’den kiralanan tesisler, İstanbul’un en turistik bölgesi

Sultanahmet’te tek çatı altında toplam 78 odalı bir otel olarak hizmet verecek.

Kapadokya Bölgesi başta olmak

üzere İstanbul, Ankara ve

Kuşadası’ndaki yatırımlarıyla

turizm sektörünün güçlü

markalarından olan Dorak Holding,

Sultanahmet’te büyük bir projeye

imza attı. Aralarında tarihi Yeşil

Ev’in de olduğu tarihi Soğuk Çeşme

Sokağı’ndaki konakların işletim

hakkını Turing’den devralan Dorak

Holding, ünlü otel zinciri Hilton ile iş

birliğine giderek tesisi Hagia Sofia

Mansions Curio Collection by Hilton

markası ile hizmete açtı.

Topkapı Sarayı ile Ayasofya

Müzesi’nin ortasında

Türkiye’de Hilton markasının Curio

koleksiyonuna dahil olan ilk tesis

olarak hizmete giren Hagia Sofia

Mansions Curio Collection by

Hilton, Topkapı Sarayı ile Ayasofya

Müzesi’nin ortasında büyüleyici

bir tarihin ortasında misafirlerini

ağırlamaya başladı. Otelin açılışı

için önceki gün bir parti düzenlendi.

Açılışta, Dorak Holding Yönetim

Kurulu Başkanı Ahmet Serdar

Körükçü, Başkan Yardımcısı Ahmet

Kaplan Tan ve Yönetim Kurulu

üyesi Mustafa Pilav, Hilton Avrupa

Mimarlık ve İnşaat Proje Yöneticisi

Cihan Yıldırım, Hilton Kıdemli

Yöneticisi Fabienne Salet ile Otel

Genel Müdürü Melis Okay ve tüm

çalışanlar yer aldı.

78 odalı

Yeşil Ev ve 12 konaktan oluşan

toplam 78 odalı tesis, fine dining

restoranı olarak hizmet veren

bin 500 yıllık su sarnıcı ve tarihi

sütunlarla çevrili SPA’sıyla

İstanbul’da önemli bir merkez

olacak. Dorak Holding tarafından

yeni bir çehreye büründürülen ve

değerli kültür mirasını korumak için

özenle hazırlanan proje kapsamında,

toplam 9 bin metrekarelik alan

yeniden İstanbul’a kazandırılmış

oldu. Dünya standartlarının üzerinde

bir hizmet kalitesi ile misafirlerini

ağırlayacak olan otel, konuklarına

Ayasofya Müzesi ve Topkapı

Sarayı’na komşuluk etme imkanı

veriyor.

Sarnıç Restoran’ıyla eşsiz tatlar

sunacak

3. Selim döneminde yapılan

misafirhane ve sarayda görevli

üst düzey çalışanların barındıkları

konakların bulunduğu Soğuk Çeşme

Sokağı şimdi, Ottoman Suites,

Hagia Sofia Suites, Hürrem Sultan

Suite, Junior Suite ve Superior

Room olarak farklı oda tipleriyle

tarihle iç içe farklı bir deneyim

sunuyor. Her konak geçmişte

olduğu gibi Menekşe, Gül, Orkide,

Papatya, Karanfil, Lavanta ve

Sümbül gibi çiçek isimleriyle

anılıyor. Roma İmparatoru 1.

Justinyanus tarafından 527 - 565

yılları arasında yapılan su sarnıcı

ise Sarnıç Restoran olarak usta

şeflerin elinden çıkan lezzetlerle

misafirlerini ağırlıyor.



54

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Hülya

Kaya

“İstanbul’u

bir kadın gibi

görüyorum”

İstanbul’un Turizmden Sorumlu

ilk kadın Vali Yardımcısı. Genç,

donanımlı ve vizyoner. ‘İnsanlara

dokunmak ve onların hayatlarında

bir fark oluşturabilmek’ idealiyle

yola çıkmış. Hep hayalini kurduğu

İstanbul’un turizm yönetimine talip

profesyonel bir İstanbul sevdalısı.

Sıcak, güler yüzlü ve samimi! Yeni

görevinde, turizm sektörünün tüm

seslerini büyük bir heves ve öğrenme

azmiyle dinleyip, ortak akıl bileşkesinde

buluşturacak kadar çözüm odaklı

bir isim. İstanbul Valiliği Turizmden

Sorumlu Vali Yardımcısı Hülya Kaya

ile yirmi yıllık kaymakamlık ve vali

yardımcılığı tecrübesinden İstanbul’a

uzanan kariyer yolculuğunu, bir kadına

benzettiği İstanbul’u ve şehrin turizmine

dair projelerini, hayallerini konuştuk.

Hülya Hanım, İstanbul’un

Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı

olarak ekim ayının başından beri

görevinizin başındasınız. Üstelik de

‘ilk kadın vali yardımcısı’ olarak! Bu

makamda bir ilk olmak size neler

hissettiriyor?

İstanbul çok sevdiğim bir şehir. Eşim

de İstanbullu olduğu için Anadolu’daki

mecburi görevim sırasında bir ayağımız

hep İstanbul’daydı, her tatilimizde

buraya gelirdik. Elbette böylesine kadim

ve güzel bir şehre hizmet etmekten çok

büyük bir sevinç ve gurur duyuyorum.

O halde bu zirveye giden yolu, ilk

gençlik ideallerinizden başlayarak

konuşalım mı? Mülki İdare amiri

olmanızı tercih etmenize sebep olan

nedir?

Lise yıllarım ailemin yanında, Konya’nın

Akşehir ilçesinde geçti. İlçemizin

kaymakamı herkesin sevdiği ve saygı

duyduğu bir insandı. Her ne kadar

ilkokuldan liseye kadar hep hayallerimi

bir edebiyatçı olmak süslese de,

her genç gibi ben de olgunlaştıkça

hedefimi ve hayattan beklentilerimi

sorgulamaya başlamıştım.

Kaymakamımızın samimiyeti, insana

dokunan tarafı ve en önemlisi de

ilçemizde ki insanların hayatında fark

yaratabilmesi çok hoşuma gitmişti.

Tabii benim kaymakam olmaya

karar verdiğimde henüz hiç bayan

kaymakam yoktu. Ailemin ve çevremin

de cesaretlendirmesi ile Hacettepe

Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü

birinci tercihim olarak kazandım.

Kamu yönetiminden mezun olduktan

sonra ilk ve tek girdiğim sınav olan

Kaymakamlık sınavını kazandım ve

1999 yılında kaymakam adayı olarak

atamam yapıldı. İnsanların hayatında

bir fark yaratabilmek meslekte daima

motivasyon kaynağım oldu. Bu sebeple

de kaymakamlık mesleğini yaparken

hep çok büyük keyif aldım. Yirmi

yıllık meslek tecrübemde Aksaray’da

başlayan meslek serüvenime

İstanbul’da vali yardımcısı olarak

devam ediyorum. Meslekte her ne

kadar Anadolu’nun farklı yerlerinde çok

güzel tecrübeler edinsem de okumak

yazmaya karşı ilgimi hiç kaybetmedim.


2008-2009 yılında İçişleri Bakanlığı

tarafından İngiltere’ye kamu yönetimi

mastırı yapmak için gönderildim.

Yurt dışı inceleme ve araştırmalarım,

kamu da yenilikçi yaklaşımların ne

denli önemli olduğunu bir kez daha

anlamama ve uygulamaya geçirmeme

yardımcı oldu.

“İstanbul’a atanmama çok

şaşırdım, bu görevlendirmeyi hiç

beklemiyordum”

Konya’nın bir ilçesinde kaymakamlık

yapar iken gelen bir teklif üzerine

İstanbul Büyükşehir Belediyesi

bünyesinde Basın Yayın Halkla İlişkiler

Daire Başkanlığı ve İstanbul Finans

Merkezi Projesi’nin koordinatörlüğünde

göreve başladım. Eş zamanlı olarak

genel sekreter danışmanlığı da yaptım.

İstanbul’da yaklaşık dört buçuk yıl

kaldım. 2010-2014 yılları içerisinde

İstanbul’da bulundum. 2015’te İçişleri

Bakanlığı’na geri döndüm.

Ben aynı zamanda hukukçuyum,

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

mezunuyum. Kısa bir dönem bakanlıkta

hukuk müşavirliğinde çalıştım. O ara

doktora yapmak için burs başvurusu

da yapmıştım. Başvurum İçişleri

Bakanlığınca kabul edilince tekrar

İngiltere’ye gittim. Uluslararası Hukuk

alanında doktoramı tamamladım.

Ardından da İstanbul’a tayinim çıktı,

yaklaşık iki yıldır da Vali Yardımcısı

olarak çalışıyorum. Yaklaşık iki yıl

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler

Bakanlığının İstanbul’daki iş ve

işlemlerinden sorumlu idim. Ekim

ayının başından bu yana da İstanbul’un

Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı

olarak görevime devam etmekteyim.

Kahramanmaraş, Adıyaman, Konya

derken İstanbul’a atanmak aklınıza

gelir miydi hiç? Bu haberi ilk

aldığınızda ne düşündünüz?

İstanbul’u çok seviyorum. Buraya her

gelişimde“acaba bir gün bu şehre

hizmet etme şansını bulabilecek

miyim?” diye kendi kendime sorardım.

Hatta valiliğin önünden geçerken, “ne

kadar güzel bir bina, keşke burada

çalışabilsem” dediğim çok zamanlar

olmuştur.

Atama haberini ilk duyduğumda tabii

çok şaşırdım. Böyle bir görevlendirmeyi

hiç beklemiyordum. Hatta o dönemde

doktora çalışmamı yürütmek üzere

İngiltere’deydim. Çalışmamın bitmesine

daha vakit vardı. İlk olarak bir şaşkınlık

yaşadım, onu heyecan ve mutluluk takip

etti. Biraz önce de ifade ettiğim üzere,

İstanbul’a geldikten sonra öncelikle

Aile Çalışma Sosyal Hizmetler ve Sosyal

Yardımlaşma Vakfı bana bağlandı. Bu

iki yıllık süreçte de çok güzel çalışmalar

yaptığımızı düşünüyorum.

“Turizm işletmecilerimiz neyi, ne

zaman yapacağını çok iyi biliyor”

İstanbul turizmi için yapmak

istedikleriniz neler? Yeni

görevinizde şehrin potansiyelini

arttırmak adına ne tür bir çalışma

yürütmeyi planlıyorsunuz?

Dünyadaki konjonktürel değişimler

ve de ülkemizin içinde bulunduğu

coğrafi durum bizi ve özellikle de

turizmi çok derinden etkiliyor.

Baktığımızda 2015’e kadar çok iyi gelen

eğri, güvenlik endişeleriyle beraber

olumsuz bir seyir aldı. Her ne kadar

İstanbul ve Türkiye’miz dünyada çok

popüler de olsa, güvenlik endişeleri

nedeniyle istenilen noktada olmadığını

görüyorum.

İstanbul’un ciddi bir potansiyeli var.

2023 hedefimiz, İstanbul’u dünya

sıralamasında ilk beşe yerleştirmek.

Otel sayımız, alt yapımız bunun için

yeterli. Çok kaliteli otellerimiz var.

Serbest piyasa ekonomisinde turizm

işletmecilerimiz nereye ne kadar

yatırım yapacağını gayet iyi biliyorlar.

O noktada çok fazla müdahaleye gerek

yok. Bizim görevimiz onların işlerini

kolaylaştırmak.

“Taksiciler, hanutçular,

dilenciler, servis sektöründeki

denetimlerimizi arttırdık”

İstanbul’un uluslararası arenada daha

iyi bir seviyeye taşınabilmesi ve ilk

beş şehir arasındaki yerini alabilmesi

için geliştirmemiz gereken alanlar

var. Bu süreçte onlara yoğunlaştık.

“İki çocuk annesi olan Hülya

Kaya, makamından arta kalan

zamanlarda ailesiyle yurt

içi ve yurt dışı seyahatlere

de çıktığını anlatan Kaya’nın

öncelikli rotaları arasında

Avrupa, Asya ve Uzak Doğu

ülkeleri var. Seyahat tercihlerinde

mesleki hastalıklara kapılmaksızın

gittiği destinasyondan

maksimum keyif almaya

odaklandığını belirten Kaya

için önemli olan kaliteli zaman

geçirmek! Seyahatlerinde bir

alışveriş merkezi yerine şehrin

yerel değerleri ve ürünlerini

bulabileceği pazarları gezmeyi

tercih ettiğini söyleyen Kaya,

bir şehir veya ülkeyi ziyaret

etmeden önce mutlaka bir

yazarının gözünden tanımaya,

kültürel ve sanatsal etkinliklerine

katılmaya, özel lezzetlerini

tatmaya çalışıyor. Bir kitabını

da çantasına koymadan o şehirden

ayrılmıyor.”


56

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

“Kendini düzenli, disiplinli ve

çalışkan biri olarak tarif eden

Hülya Kaya, işini günü gününe

takip etmeyi seviyor. Çalışmak

kadar öğrenmekten de büyük

keyif alan Kaya; insanlara

faydalı olabildikçe mutlu, son

derece yenilikçi ve de fark

yaratmayı seven biri. Valilik ve

kaymakamlık gibi makamlarda

kadın çalışan sayısının az

olduğunu anlatan Kaya, “Bir

makama geldiğimde hep şunu

düşünürüm, bir kadın olarak

erkeklerden daha farklı ne

yapabilirim, nasıl bir fark

katabilirim? Kadının gücünü

farklı bir şekilde yansıtmak

gerektiğini düşünüyorum”

diyor.”

Özellikle hizmet sektöründeki kalitenin

arttırılmasına yönelik çalışmalar

yapıyoruz. Bunların içinde taksicilerimiz

de var. İstanbul İl Kültür ve Turizm

Müdürlüğümüz havalimanlarımızdaki

taksicilerimizin eğitimine başladı. Bu

kapsamda 10 bin taksiciyi eğitime

alacağız. Şehrimize gelen turistlerin

memnun bir şekilde ayrılmaları

önceliğimiz.

Onun haricinde, servis sektöründe vaat

edilen hizmet kalitesinin takipçisiyiz.

Örneğin şu an üzerinde en fazla

uğraştığımız konulardan bir tanesi;

turist geldi, hizmetini aldı, ancak

fazla bir faturalamayla karşı karşıya

kalıyor mu? Ya da bir turist, hanutçular

tarafından zorla bir malı alması

yönünde baskılanıyor mu? Bu konularda

denetimleri arttırıyoruz. Dilencilerin

sokakta dolaşarak turistlere rahatsızlık

vermesini istemiyoruz. Yabancı

turistlerin kendilerini evlerinde,

ülkelerinde gibi rahat, huzurlu ve

güvende hissetmeleri bizim için önemli.

Bununla ilgili olarak turizm polisiyle

de çok sıkı bir iş birliğimiz var. Bu

alanda gün geçtikçe uzmanlaşıyoruz.

Turizm polisimiz, gerek yönlendirme,

gerekse şikayetlerin hızlı bir şekilde

değerlendirilmesi noktasında

profesyonel bir çalışma sergiliyor.

Bunu çok daha iyi bir noktaya taşımayı

planlıyoruz.

“Umarım turizmde güvenlik

endişesiyle gerileme olmaz”

Turizmde, ülkemizin doğru

tanıtımı noktasındaki daha etkin

ve sürdürülebilir stratejiler ortaya

koymamız gerekiyor. Geçen yıllarda

da gördüğümüz üzere, oluşturulan

yanlış algılar ve güvenlik endişeleri

yabancı turistlerin çok çabuk

fikirlerini değiştirmesine ve başka

destinasyonlara yönelmesine sebebiyet

verebiliyor.

Bunların haricinde İstanbul, muhteşem

güzel bir hizmet üretiyor. Kruvaziyer

turizmindeki potansiyelin artırılmasına

yönelik yeni yatırımlar devam ediyor.

Bunlardan en önemlisi, Nisan 2020’de

açılması hedeflenen Galataport.

Dünyada ilkler arasında yer alacak

bir proje olarak değerlendirdiğimiz

Galataport’un hayata geçmesiyle

birlikte şehrin kruvaziyer turizmini

de ciddi anlamda arttıracağını

düşünüyoruz.

Kongre turizmi ile ilgili geçen ay

İstanbul Ticaret Odası ile beraber

Barselona’da IBTM World Fuarı’na

katıldık. Bu yıl ilk defa İstanbul’un

destinasyon standını açtık. Valilik

olarak, şehrimizi en iyi şekilde temsil

etmek ve anlatmak üzere ben de

oradaydım. Bu tür fuarlarda İstanbul’un

yer almasının özellikle kongre

turizminin yönünün değiştirilmesinde

çok etkili olacağını düşünüyorum. Bu

noktada biraz önce ifade ettiğim gibi

turizmin paydaşları olan tüm kamu

kurum ve kuruluşları, meslek odaları

ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte

çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.

İstanbul’da parlatılması gereken bir

diğer alan, gastronomi turizmi!

İstanbul turizminde parlatılması

gereken bir diğer alan olarak

gastronomi turizmini görüyoruz.

Türkiye’nin bu konuda çok iyi bir

noktada olduğunu düşünüyorum.

Kültür ve Turizm Bakanımızın da

ifade ettiği gibi, özellikle gastronomi

haritasının çıkarılması, söz konusu

illerin yabancı turistler tarafından

bilinirliğinin arttırılması çok

önemli. Çünkü gastronomi amaçlı

gelen turistler normal turistlerle

kıyaslandığında çok daha fazla harcama

yapıyor. İstanbul’da bu alternatif

turizm modelinin başarılı olabileceği,


potansiyeli yüksek şehirlerden

bir tanesi. Kentte inanılmaz güzel

restoranlarımız ve yetenekli şeflerimiz

var. Geleneksel mutfağımız diğer

ülkelere kıyasla çok başarılı. Tüm bu

değerlerimizi tanıtma noktasında sivil

toplum kuruluşlarımızın desteğine

ihtiyacımız var, bu bir gerçek.

Bunu Gastronomi Turizmi Derneği

Başkanı Gürkan Boztepe’nin

Gastrotalks programına katıldığımda

daha net gördüm. Gastronomi

turizmi konusunda önemli bir tanıtım

eksikliğimiz bulunuyor. Yurt dışında Çin,

Meksika, Vietnam, İtalyan ve Fransız

mutfaklarıyla karşılaşıyoruz. Ne yazık ki

Türk mutfağını yeterince tanıtamadık.

Türk mutfağı denilince akla ilk ve tek

akla gelen döner oluyor. Dolayısıyla şu

anki yol haritamızda işin uzmanlarıyla

birlikte sektörün gelişimine katkı

sağlamak var. Bu konuda Valilik

olarak üzerimize düşen ne ise,

yapmaya hazırız. Kültür ve Turizm

Bakanlığı’mızın hazırladığı 2023 Turizm

Stratejisi kapsamında, hem İstanbul’un

turizm potansiyelinin arttırılması hem

de sosyal ve kültürel faaliyetlerle

entegresi gerekiyor.

Turizmden Sorumlu Vali

Yardımcılığı görevinizin dışında

da İstanbul’u konuşmak isterim

sizinle. Hülya Kaya, bir kadın

gözüyle İstanbul’u nasıl tarif eder?

İstanbul aslında tam bir kadına

benziyor, bence. Birçok duyguyu,

aynı anda derinlemesine ve tüm

incelikleriyle yaşıyor ve yaşatıyor size

İstanbul. Tek düzelikten uzak; her

sokağı ve mahallesi ayrı bir renk, ayrı

bir motif. Hikayelerle dolu bir şehir

İstanbul. Aynı anda bir sürü duyguyu

yaşatabiliyor size. Bugün mesela Valilik

binasından çıktım, Kadırga’ya kadar

yürüdüm ve geri döndüm. Bu şehirde

bir defa sanat var, tarih var, yaşanmışlık

var, günlük hayat var, yeme içme var,

karmaşa var. Bunların hepsini bir anda

yaşatabilecek bir mesafedeyiz, hepsini

aynı anda görebiliyoruz. Müthiş güzel

bir duygu bu.

“İstanbul’un dokusunu bozmayalım

yeter”

Madem İstanbul’u bir kadına

benzettiniz. O halde şehrin mevcut

turizm potansiyelini ortaya

çıkarmak adına ne tür bir yaklaşım

sergilemek gerekir İstanbul’a?

Mevcut yapıyı bozmayalım yeter.

Atalarımız, –Allah gani gani rahmet

eylesin- geride çok güzel eserler

bırakmış. Şehrin bu dokusunu

bozmayalım yeter. Yabancılar da

bunun için gelmiyor mu? İnsanlarımız

sevecenliğini kaybetmesin. Çünkü bizim

insanımız çok hoşgörülü, çok sevecen,

cana yakın. Yurt dışından gelen

arkadaşlarım hep bu özelliğimizden

bahsediyor. “Neden Türkler bu kadar

cana yakın, bu kadar iyi? Mutfağınız

çok iyi, şehriniz çok güzel, hareketli.

Hiçbir Avrupa kentinde bu hareketliliği

göremiyoruz. Bu kadar renklilik,

çeşitlilik yok! Bunu kaybetmeyin

yeter” diyor. Yabancı turist İstanbul’u

olduğu gibi seviyor. Şehrin renk

cümbüşünü, ahengini, karmaşasını

aynı anda yaşamak istiyor. Bu anlamda

yazarlarımızın ve sanatçılarımızın

şehre olan katkısı çok büyük. Mesela

Ahmet Ümit’i okuyup, onun dizelerinde

anlattığı İstanbul’u keşfetmeye gelenler

var. Orhan Pamuk’un gözünden

İstanbul’u yaşamak isteyenler var.

Elif Şafak’ın romanlarını okuyup

o mistik ve dar sokaklarda eski

İstanbul’un bozacılarının sesini duymak

isteyenler var.Kültür ve sanatın turizm

ile buluştuğu nokta olan İstanbul’un

tanıtımında edebiyatçılarımızın,

şairlerimizin ve ressamlarımızın ruha

işleyen mesajlarına kulak kesilmeye

ve bu gücü şehrin tanıtımında merkeze

yerleştirmeye ihtiyacımız var.

Bu şehirde özellikle genç neslin

eğlenebilecekleri çok fazla alternatif

bulunuyor. Bir Balat’a gittiğinizde çok

farklı bir sosyo-kültürel doku ile karşı

karşıyasınız. Balat, inanılmaz güzel

oldu. Adeta sizi farklı bir dünyaya

götürüyor. Sultanahmet’i farklı,

Beyazıt’ı, Üsküdar’ı farklı bir güzellikte.

Ben diyorum ki, şehrin sadece bu

hassasiyetlerini koruyalım. Mevcut

tarihi varlıklarımızı korumak ve

sürdürülebilir bir şekilde yönetebilmek

için elimizden gelen gayreti gösterelim.

Müzecilik de atılması gerek adımlar var.

İstanbul’daki müzelerimizin, Paris ve

Londra’daki müze ziyaretçi sayılarına

ulaşabilmesi için yapılması gereken çok

işler olduğunu düşünüyorum.

Yine de çok iyiye gidiyoruz.

Bu sene yıl sonuna kadar 15 milyon

turisti ağırlamayı hedefliyoruz.

Gelecek sene eminim bu rakamlar

daha da artacak. Önemli olan,

kaliteli ve sürdürülebilir bir turizm

yönetimini hakim kılmak. Turizmde

kaliteyi arttırmak sureti ile hizmetleri

çeşitlendirmeye ve turizmden daha

fazla gelir elde etmeye odaklanmalıyız.

İstanbul, doluluktaki artış

oranını gelirler seviyesinde

dengeleyemiyor. Turizmcilerin en

çok şikayet ettikleri konulardan

biri de bu. Bir performans

değerlendirmesiyle öneri ve

görüşlerinizi paylaşabilir misiniz?

Bu serzenişi duyuyorum ben de.

Turizmcilerimiz “doluluk oranlarımız

çok iyi ama önceki dönemin rakamlarını

yakalayamıyoruz” diyor. Tabii bu

noktada Türk lirasının döviz karşısında

değer kaybetmesi gelirimizi etkiliyor.

Diğer bir önemli konu da, İstanbul’da

geçirilen gün sayısı ve insanların bu

süreyi ne yaparak geçirdikleri. Şehre

gelen gruplar nereleri tercih ediyor,

nerede geziyor, nerede yiyip içiyor,

bu önemli. Biz turizmde farklılıkları

ortaya koyarak, farklı rotalar çizerek

şehrimizde turistin daha fazla

kalmasının yollarını araştırmalıyız.

Tüm dünyada şehirlerin bir simgesi

var. Sizin gözünüzden şehrin bir

simgesi olmalı mıdır, bir adayınız

var mı?

İşin açıkçası İstanbul’a baktığımda

kullanabileceğimiz pek çok simgemiz

var. Bu çeşitlilik içerisinde tek

birine odaklanmak ne derece doğru

bilmiyorum. Markalaşmak ve turistin

dikkatini çekebilmek için zaman

zaman belli tarihi yapılarımızı ön plana

çıkarmak yararlı olacaktır.

Hülya Hanım, bu keyifli söyleşimizi

sonlandırırken, bundan sonra neler

olsun istiyorsunuz hayatınızda?

Mesleki olarak şu anki konumumda,

işimi en iyi şekilde yapmak istiyorum.

Bu doğrultuda sektörle olan

tanışıklığımızı ileri seviyeye taşıyıp,

o samimiyetten sonra çözüm odaklı

neler yapabiliriz, ne tür iş birlikleri

geliştirebiliriz aşamasına geçmek

istiyorum. Şu an henüz tanışma

safhasındayız. Fakat bunun bir adım

ötesinde, birlikte bu yolda nasıl

yürüyebiliriz, onların bizden talepleri

neler, bu birlikteliği nasıl sürdürebilir

kılabiliriz boyutuna geçmek istiyorum.

Bunun için de turizm sektörünün işlerini

kolaylaştırma noktasında elimden

gelen gayreti göstereceğim. Onlar zaten

işlerini çok iyi yapıyor. Biz de valilik

olarak daima arkasında olacağız.


58

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Türk mutfak devi Öztiryakiler’e

Japon ortak

Endüstriyel mutfak ekipmanları sektöründe dünyanın en büyük üç firması arasında yer

alan Japon Hoshizaki Corporation, sektörün Türkiye’deki en büyük firması Öztiryakiler’e

yüzde 28.6 oranında ortak oldu.

Türkiye’nin lider endüstriyel mutfak

ekipmanları üreticisi Öztiryakiler,

merkezi Japonya’da bulunan

ve sektörün dünyadaki en büyük üç

firmasından birisi olan Hoshizaki

Corporation ile yüzde 28.6 oranında

ortak olmak için anlaşmaya vardı.

Konu ile ilgili olarak Öztiryakiler’den

yapılan açıklamada, dünya genelinde

51 grup şirketi ve yaklaşık 13 bin

çalışanı olan dünya devi ile yapılan

ortaklık anlaşmasının hem Türkiye hem

de Öztiryakiler açısından çok önemli

olduğunun altı çizildi ve Hoshizaki’nin

Türkiye’ye, Türk ekonomisine ve

Öztiryakiler’e duyduğu güvenin kendileri

için gurur kaynağı olduğu belirtildi.

Öztiryakiler’in ismi ve iş yapış şekli

değişmeyecek

Japon Hoshizaki Corporation ile varılan

anlaşma uyarınca Öztiryakiler’in

mevcut yönetim yapısında bir değişiklik

olmayacak, şirketin ismi ve iş yapış şekli

aynı kalacak. İki firma arasında yapılan

ortaklık anlaşmasında, Öztiryaki ailesinin

yönetime olan katkısı, tecrübeleri ve

işindeki başarısının değişmez bir değer

olarak koruyarak iyileştirilmesinin

hedeflendiği kaydedildi. Açıklamada,

“Öztiryakiler olarak, gelişen ve

globalleşen dünyada daha kaliteli, daha

hızlı ve verimli üretim yapmak, yenilikler

tasarlamak ve büyük yatırımlara imza

atmak için Hoshizaki’den gelen talep

üzerine bu ortaklığı gerçekleştiriyoruz.

Hoshizaki ve Öztiryakiler sinerjisi

şirketimizin hızlı büyümesine ivme

katacak. Hoshizaki ile çok daha geniş

bir coğrafyada rekabet üstünlüğü elde

edeceğimize inanıyoruz.” denildi.

Avrupa’da pazar payını artıracak

Hoshizaki’den yapılan açıklamada

ise Öztiryakiler’in yüksek kaliteli,

rekabetçi ürünler ve üretim sistemleri

sunabilmesinin yanında Orta Doğu,

Avrupa ve Afrika ülkelerindeki geniş

satış kanalları sayesinde yüksek büyüme

ve karlılık potansiyeli sunan bir değer

olduğu kaydedildi. Açıklamada, “Şirketin

mevcut yönetimi Orta Doğu, Afrika ve

Avrupa pazarları hakkında derin ve geniş

bilgileriyle büyümesini sürdürmeye

devam ederken Öztiryakiler’e yatırım

yapacağız. Böylelikle Avrupa’daki

ürünlerimiz için pazar payımızı artırmayı

ve buzdolabı imalatıyla Öztiryakiler ile

sinerji yaratmayı hedefliyoruz. Ayrıca

ürün geliştirme, ürün çeşitliliği ve fiyat

rekabetçiliğinin yanı sıra üretkenliği

ve artırılmış kaliteyi desteklemeyi

umuyoruz.” denildi.

130 ülkeye ihracat yapıyor

1958 yılından bu yana bir aile şirketi

olarak faaliyet gösteren Öztiryakiler

toplam 140.000 m² üretim tesisine,

1.300 çalışana ve 5 bine yakın ürün

çeşidine sahip. 130 ülkeye ihracatı

ile sektöründe lider olan Öztiryakiler,

Türkiye’de ve dünyada anahtar teslim

proje üreticisi konumunda bulunuyor.

Şirket dünyada 106 satış ve 83 satış

sonrası servis hizmet noktası ile global

tanınmış markalar arasında yer alıyor.

Orta Doğu, Avrupa, Afrika, Asya ve Güney

Amerika kıtalarında satış kanallarıyla

ihracatta hızlı bir büyüme gösteren

Öztiryakiler’in yönetimi tümüyle Öztiryaki

Ailesi’ne ait. 1947’de kurulan Japonya

merkezli Hoshizaki Corporation, dünya

genelinde toplam 51 grup şirketi ve 12

bin 982 çalışanı ile faaliyet gösteriyor.

Dünyada sektörünün en büyük ilk üç

firmasından birisi olan Hoshizaki’nin

hisseleri Japon borsasında işlem görüyor.

Japonya dışında faaliyetlerini genişletmek

konusunda proaktif bir yaklaşım

içerisinde olan Hoshizaki, gelecekteki

büyümenin anahtarı olarak, satışları ve

pazar payını arttırmak amacıyla şirketin

halihazırda takip ettiği gelişmiş ülkelere

ek olarak büyümekte olan ekonomileri de

hedefliyor.



60

hotel restaurant

& hi-tech

marka

‘2019 İyi Tasarım Ödülü’

Kayalar Endüstriyel Mutfak

A.Ş.’nin oldu

Bu yıl dördüncüsünü düzenlenen

ve gelenekselleşen Design Week

Turkey’in endüstriyel tasarım

alanında, Mete Mordağ’ın Kayalar

Endüstriyel Mutfak A.Ş. için

tasarladığı Poleserie Kombine

Pişirme Grubu, 2019 İyi Tasarım

Ödülünü aldı.

Bu yıl dördüncüsünü düzenlenen ve gelenekselleşen

Design Week Turkey’in endüstriyel tasarım alanında,

Mete Mordağ’ın Kayalar Endüstriyel Mutfak A.Ş. için

tasarladığı Poleserie Kombine Pişirme Grubu, 2019 İyi

Tasarım Ödülünü aldı. 2019 İyi Tasarım Ödülü Ticaret Bakanı

Ruhsar Pekcan, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve TİM Başkanı

İsmail Gülle tarafından takdim edildi.

Kaya: “Böyle özel bir ödülle taçlandırıldığımız için çok

mutluyuz”

Kayalar Endüstriyel Mutfak A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı

Nuray Kaya ödül töreninin ardından yaptığı açıklamada,

“Endüstriyel mutfak konusunda 65 yıllık bir hikayemiz var.

Beş yıl önce tasarımını Mordag Design - Mete Mordağ ile

başlattığımız Modüler Pişirici serimizi (Modular Cooking

Line) POLESERIE TIM ve IMMIB tarafından düzenlenen

Design Week Turkey’de İyi Tasarım Ödülü’ne layık görüldü.

Tasarımcımız Mete Mordağ başta olmak üzere, Kayalar

Endüstriyel Mutfak Ar-Ge ve üretim ekibi, yoğun ve titiz

çalışmalarının sonucunda bu başarıyı elde etti. AR-GE ve

inovasyonel üretimlerimiz sonucunda böyle özel bir ödülle

taçlandırıldığımız için çok mutluyuz. 2019 yılının sonlarına

doğru aldığımız bu ödül bizim motivasyonumuzu daha

da arttırdı. Şimdi yeni bir seri üstünde çalışmalarımızı

sürdürüyor ve bu yeni tasarımımızı 2020’nin ilk aylarında

tamamlamayı planlıyoruz” diyerek düşüncelerini ifade etti.



62

hotel restaurant

& hi-tech

marka güncel

Mitsubishi Electric’e

‘Altın Rating’ Ödülü

İleri teknolojisini dünya genelinde toplumların yaşam kalitesini artırmak ve gelecek nesillere

sürdürülebilir bir dünya sağlamak için kullanan Mitsubishi Electric, 155 ülkede 198 satın alma

kategorisinde faaliyet gösteren, tedarikçileri 21 kurumsal sosyal sorumluluk göstergesine

göre değerlendiren ve dünya genelinde 55 binden fazla şirketin kullandığı EcoVadis tarafından

“Altın Rating” ödülü ile ödüllendirildi. Çevre ve sürdürülebilir tedarik, çevrenin korunması

ve sosyal açıdan sorumlu tedarikler sağlama kategorilerinde sağladığı başarılar ile dikkat

çekerek yüksek puanlamalar alan Mitsubishi Electric, EcoVadis tarafından değerlendirilen tüm

şirketler arasında yüzde 5’lik en üst dilimde yer aldı. Sosyal sorumluluk bilinciyle sunduğu

ürün, sistem ve hizmetleriyle çevresel sorunlar, kaynak ve enerji konularındaki sosyal

güçlüklerin çözümlenmesi için çalışan Mitsubishi Electric, bunları yaparken ‘sürdürülebilirlik’

ile ‘emniyet, güvenlik ve konfor’ unsurlarını aynı anda sağlayarak değer yaratıyor. Yarattığı bu

değerlerin yanı sıra faaliyetleri kanalıyla sürdürülebilir büyüme yönündeki çalışmalarını hız

kesmeden ilerletecek olan marka, SDG’nin (Sustainable Development Goals – Sürdürülebilir

Kalkınma Amaçları) global olarak paylaşılan hedeflerine ulaşması yolunda katkı sağlamaya

devam etmeyi hedefliyor.

ISM bu yıl da ‘en iyiler’ arasında yer aldı

23 yıllık deneyimiyle ağırlama ve konaklama sektörüne yön veren ISM Minibar, başarı hanesine

bir halka daha ekledi. ISM Minibar, Deloitte Private tarafından geçtiğimiz yıl Türkiye’de ilk

kez hayata geçirilen “En İyi Yönetilen Şirketler” programı çerçevesinde bu yıl da ödüle layık

görülüp ünvanını korudu. ISM Minibar Genel Müdürü Niyazi Şencan, ödülle ilgili şunları söyledi:

“Sektöründe dünya markası olan şirketimizin başarısının bir yansıması olarak gördüğümüz bu

ünvanı ikinci kez almanın gururunu yaşıyoruz. Bu başarıda emeği olan tüm takım arkadaşlarımı

yürekten kutluyorum. Bir başarıdan daha güzeli bu başarıyı istikrarlı bir şekilde tekrarlamak

ve sürdürülebilir nitelik kazandırmaktır. ISM Minibar olarak 2019 yılında da sektörümüzdeki

öncü çalışmalarımızı devam ettirdik. Yine sektörümüzde tüm dünyada bir ilk olan ISMART

Tasarım Merkezi’ni faaliyete geçirdik. Otel odası başta olmak üzere konuk ağırlama sektöründe

yenilikçi ses getirecek projesi olan ve bu projelerini geliştirmek isteyen tüm girişimcilerle iş

birliği yapılarak farklı iş modelleri çerçevesinde projelerin gelişimine katkı sağlıyoruz. Ayrıca

yeni iş fikirlerini teşvik amacıyla otel çalışanlarının katılabileceği bir yarışma başlattık. Türkiye

ekonomisine değer katan, sürekli gelişen bir şirketiz. ISM markamız uygulamaya aldığımız

stratejilerimiz doğrultusunda günden güne güç kazanmaya devam edecek.”

Ege Seramik profesyonel kadın

yöneticileriyle ödüllendirildi

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından hayata geçirilen Bağımsız

Kadın Direktörler Projesi kapsamında; 2019 yılı ‘Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim

Kurulu Endeksi’ ve ‘Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu Ödülleri’, “7. Kadın

Direktörler Konferansı”nda açıklandı. Toplamda 7 şirketin ödül aldığı konferansta

Ege Seramik, 2019 yılında BIST’de kayıtlı profesyonel kadın üyesi olan tüm şirketler

arasında “komitelerinde en fazla kadın üyesi oranına sahip şirketlerden” biri olarak

“2019 Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu” ödülünü almaya hak kazandı. Ödülü

Ege Seramik adına Kurumsal Yönetim Komite Üyesi Aysel Hatipoğlu, Avrupa İmar ve

Kalkınma Bankası Türkiye Ülke Direktörü Arvid Tuerkner’den aldı.

Yataş Grup’a

birincilik ödülü

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Türkiye’nin rekabet gücünün

artırılmasına yönelik işletmelerdeki verimlilik çalışmalarını desteklemek ve bu

alanda gerçekleştirilen projeleri teşvik etmek amacıyla düzenlenen 2019 Verimlilik

Ödülleri’nin kazananları belli oldu. Türkiye’nin en büyük ve en inovatif şirketlerinin

geliştirdiği 181 farklı projenin bağımsız bir jüri tarafından değerlendirildiği proje

yarışmasında mobilya, yatak ve uyku ürünleri sektörünün yenilikçi ve öncü markası

Yataş Grup, “Yatak montaj hattında operasyonel mükemmellik sistemiyle kapasite

artırımı” isimli projeyle “Büyük İşletme Süreç İyileştirme Kategorisi”nde birinciliğe

layık görüldü. Törende ödülü Yataş Grup adına CEO Nuri Öztaşkın aldı.



64

hotel restaurant

& hi-tech

marka güncel

Havalandırmada Form & Cvs iş birliği

Cvsair’in havalandırma amaçlı ürünlerinin satışı iklimlendirme sektörünün en

köklü ve öncü firmalarından Form Şirketler Grubu’nun iştiraki Form Endüstri

Ürünleri tarafından gerçekleştirilecek. Fan pazarında sektör dinamiklerini

değiştirecek bu iş ortaklığı sayesinde Form Endüstri Ürünleri kurumsal

firmalara kapalı alanlardaki konfor standartlarını yükselten iklimlendirme

seçenekleri sunacak. Yapılan anlaşma çerçevesinde Cvsair tarafından üretilen

yüksek kaliteli havalandırma cihazları Türkiye pazarında yalnızca Form Endüstri

Ürünleri tarafından satılacak. Form Endüstri Ürünleri, enerji verimli çözümler

üreten Cvsair ile gerçekleştirdiği iş ortaklığı sayesinde kapalı alanlardaki konfor

standartlarını yükselten iklimlendirme seçeneklerine daha güçlü paket çözümler

sunarak sektör profesyonellerine katma değer oluşturmayı hedefliyor.

Hotelya’dan Balkanlar çıkarması

Müşterileri için mobilya konusunda tam bir çözüm ortağı olan Hotelya, yurt

dışı projelerine bir yenisi daha ekledi. Tüm otel odaları minimalist bir tarzda

dizayn edilen Rotana by Bosmal Arjaan Hotel, müşterilerine kaliteli ve konforlu

bir deneyim sunuyor. Hotelya tarafından üretilen ürünler, sade, modern ve şık

görünümleriyle dikkat çekiyor. Son dönemin trendlerinin kullanıldığı ürünler,

yenilikçi yaklaşımı ile göz dolduruyor. 4 ay gibi kısa sürede 3 binin üzerinde

üretilen mobilyalar, otel konsepti ile birebir uyum içinde bulunuyor.

Son teknolojiye sahip olan Rotana by Bosmal Arjaan, müşterilerine sıcak,

rahat ve dinlendirici bir konfor sunuyor. Mermerin, ahşabın ve metalin ayrı

ayrı ve bir arada kullanıldığı otelde misafirler, Hotelya ürünlerinin de katkısıyla

misafirperver bir ortam ile buluşuyor.

Kütahya Porselen’in iki yeni koleksiyonuna

“Üstün Tasarım” ödülü…

Fark oluşturan tasarımlarıyla porselende sınırları aşan bir yaklaşım sergileyen Kütahya

Porselen, geliştirdiği en yeni koleksiyonlarıyla ödüllerine yenilerini ekledi. Bu yıl 8’incisi

düzenlenen ‘Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri’nde, porselende mükemmelliği

yeniden tanımladığı Ayla ve Aura Koleksiyonları ile farklı kategorilerde yalnızca 8 tasarıma

verilen “Üstün Tasarım” Ödülleri’nin 2’sine layık görülerek büyük bir başarıya imza attı.

İnsan sağlığına odaklanan, bakteri barındırmayan özelliğiyle fark yaratan koleksiyonlar,

porselende yeni bir trend başlattı. Porselen tasarımında Türkiye’nin ulaştığı son noktanın

bir yansımasını oluşturan koleksiyon lansmanı, 2 Aralık Pazartesi günü, Kütahya Porselen

Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Üyesi

Gülden Güral, Kütahya Porselen İcra Kurulu Üyesi Müzeyyen Şirin, “Ayla’’ Koleksiyonu’nun

Tasarımcısı Kunter Şekercioğlu, “Aura” Koleksiyonu’nun Tasarımcıları Şenol Duman ve

Fatih Özger’in katılımıyla, The Ritz-Carlton, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında

yapıldı. Lansmanda konuşan Sema Güral Sürmeli, Kütahya Porselen olarak kullanıcılar

için mükemmelliği yeniden tasarladıkları Alya ve Aura Koleksiyonları ile bu yıl 8’incisi

düzenlenen Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri’nde, sadece 8 tasarıma verilen

Üstün Tasarım Ödülleri’nin 2’sini alarak Türkiye için gurur verici bir gelişmeye imza

attıklarını kaydetti.

Samsung Electronics 50. yılını kutluyor

Samsung Electronics, Suwon şehrinde bulunan Samsung Digital City genel merkezinde yapılan etkinlikle kuruluşunun 50.

yıldönümünü kutladı. Bu önemli yıldönümünü kutlamak üzere etkinliğe 400’den fazla çalışan katıldı. Şirket yönetim kadrosundan

Cihaz Çözümleri (DS) Birimi Başkan Yardımcısı ve CEO’su Kinam Kim, Tüketici Elektroniği (CE) Birimi Başkanı ve CEO’su Hyun

Suk Kim, BT ve Mobil İletişim (IM) Birimi Başkanı ve CEO’su Dong Jin Koh de yer aldı. Samsung Electronics Başkan Yardımcısı Jay

Y. Lee, yayınladığı video mesajında geçmiş 50 yıldaki çalışmalarından dolayı tüm Samsung çalışanlarına şükranlarını sunarken,

şirketin bu birikiminden yararlanarak asırlık bir şirket olma doğrultusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceğini vurguladı.

Başkan Yardımcısı Lee, “Geçen 50 yılda yaşananlar her birinizin özverisi ve çok çalışması sayesinde mümkün oldu. Gelecek 50 yıla

bakarken hayal gücümüzü serbest bırakıp olağanüstü bir gelecek hayali kurmalıyız” dedi.


...PROFESSIONAL FURNITURE SOLUTIONS...

Hotel Restaurant Cafeteria Mobilyaları

Adres : Yeni Mah. Şehit Polis Ahmet

toprakoğlu Cad. no 118 Sarıçam/ADANA

0(533) 779 58 79

0(533) 77907 69

info@horecamobilya.com


66

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Mutfağın

Picasso’su

Reşat

Aydın

Aşçılık mesleğine bütün hevesi,

tutkusu “kahramanım” dediği

babasından. Erzurum’un en

kıdemlisi, bir dönem Turgut Özal’a

aşçıbaşılık etmiş örnek bir babayla

başlıyor, Reşat Aydın’ın mutfaktaki

yolculuğu. O vakitler daha 13 yaşında

bir çocuk… “Ben de birgün babam

gibi iyi bir aşçı olacağım” hayalleriyle

dopdolu… O kadar ki babasının “oku

oğlum” nasihatlarına hiç kulak

vermeden, ağabeyiyle terk ediyor

ortaokul sıralarını.

İlk çıraklığını Erzurum’un ünlü

restoranı Tufan’da tecrübe ediyor.

İlginçtir, zoru kolay eyliyor, işine

olan aşkı. Ne uzun saatler izinsiz

çalışmaktan ne de iş yükünden

gocunuyor, anlattığına göre. “Aşık

olduğunuz her iş kolay gelir size

çünkü” diye de ekliyor.

Aydın’ın Tufan Restaurant’tan bir

sonraki adresi, Sefer Otel oluyor.

Kalbini koyduğu aşçılık mesleğiyle

en büyük sınavını da orada veriyor,

nitekim. Öyle bir gün geliyor; aşçısı,

soğukçusu, sıcakçısı makadro terk

ediyor otel mutfağını. Daha 19’una

bile basmamışken, takdire şayan

bir özgüven ve yüreklilikle, takıyor

tereddütsüz önlüğünü, “arkadaşlar,

gelin başlıyoruz” diyor.

Ve koca bir operasyon onun etrafında

dönüyor. Görüntüde aşçı, mutfağın

ihtiyar bulakşıkçısı ama operasyonun

başındaki asıl isim, Reşat Aydın

oluyor. Bu arada en büyük destekçisi

de, “benim gerçek hocam” dediği

babası…

Askerlikte bile ‘aşkla’…

Profesyonel aşçılar ekseriyetle,

vatani görevini yaparken yemek

pişirmeyi tercih etmez. En azından

ben, hikayesini dinlediğim şefler

arasında pek örneğine rast


gelmedim. Reşat Şef için durum yine

tersine işliyor. Askerliğini yaptığı

Çanakkale’de, orduevi mutfağına

kendi rızasıyla girerek, yine büyük bir

aşkla kaynatıyor tencerelerini.

Ne var ki, askerlik dönüşü tam

bir hüsran ve hayal kırıklığı… Aşçı

babası topluyor, yetiştirdiği beş aşçı

evladını… İstanbul Yenibosna’da bir

catering firması kuruyor. Sözün senet

olduğu inancıyla girdikleri bu yoldan

ise ancak batarak çıkabiliyor Aydın

Ailesi.

Şimdi herkes ‘executive chef‘

Aile işletmesinin ardından çok çeşitli

otel ve restoran mutfaklarından

çalıştığını anlatarak hikâyesine

devam eden Reşat Şef’e ilk executive

şeflik görevi, 30’lu yaşlarının başında,

Sirkeci’de açılışını yaptığı Princess

Hotel ile geliyor. “Ben o zaman

kartvizitlerime executive chef değil,

kitchen chef yazdırıyordum. Yönetici

şeflik mertebesine ulaşmak tıpkı

doktorluk gibi çok meşakkatli bir yol.

Bakıyorum, şimdi herkes ‘executive

chef’. İki özel okulu bitiren executive

chef. Bu görevi sadece ve sadece

başarıyla sistem kurup, yönetebilen

hak eder” diyen Aydın, ardından

sırasıyla grand Öztanık Otel, Ceylan

Intercontinental ve Bahçeşehir

Üniversitesi’nin kafe restoranında

şeflik görevini sürdürüyor.

“Sevda Yılgaz ve Mehmet Yaşin

mesleğimin dönüm noktalarıdır”

Tecrübeli şefin mesleğindeki en

önemli dönüm noktalarından biri

Antik Otel’in o zamanki Genel

Müdürü Sevda Yılgaz oluyor.

“Kendisiyle çalışmaya başladıktan

sonra komple dünyam değişti.

Bilgi birikimim ve tecrübelerim

üst seviyeydi. Fakat eğitimsizlikten


68

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

verimli bir şekilde kullanamıyordum.

Sevda Yılgaz sayesinde vizyonum

gelişti, ufkum açıldı. Bir şef olarak

kendimi değerli hissetmem ve motive

olmamda kendisinin katkısı büyüktür.

‘Bana sen mutfağın Picasso’susun

der, sanatçı kimliğimi desteklerdi”

diyen Reşat Şef, o süreçte Türkiye’de

ilk defa etle meyveyi cesaretle

birleştiren şef oluyor.

“Osmanlı’nın başlı başına bir füzyon

mutfağı olduğunu söyleyen şef

de benim” sözleriyle mutfaktaki

iddiasını kelimelere döken Aydın’a

hemen arkasından televizyon

kanallarından teklif yağıyor. Usta

şef, aşçılıktaki yıldızını 2012 yılının

ilk sezonunda ‘Şeflerin Düellosu’

yarışma programındaki birinciliğiyle

parlatıyor.

Şefin kariyerindeki dönüm

noktalarından biri de, Mehmet Yaşin

oluyor. Reşat Şef, Yaşin’in “Sizin gibi

değerli şefler televizyon programı

yaptıktan sonra bitiyor. Ne olursunuz,

bilgi ve deneyimlerinizi akademik

olarak paylaşın ama bu programlara

fazla kapılmayın” sözlerinden sonra

profesyonel mutfaklara daha bir

yoğunlaşıyor.

Okyanusu aşan mutfak sevdası…

İşinde nazara inanan ve mutfağını

inanç temeli üzerine kurgulayan

Reşat Şef, Antik Otel’den sonra 2013

yılında Beyaz Saray Otel’de çalışırken

Miami’de yeni açılan Lokum

Restaurant’tan bir teklif alıyor. Sahibi

Türk, iddiası ise, Türk mutfağını

yurt dışında tanıtmak olunca, sırtını

dönmek istemiyor.

Türk ve Akdeniz ağırlıklı mutfak,

şefin hayalindeki Gordon Ramsay

tarzı ile örtüşmeyince önce bir

bocalıyor ama pes etmiyor… Yaklaşık

bir yılını sistemi düzeltmeye

adayan Reşat Şef; Leonardo Di

Caprio’sundan Ahu Tuğba’sına tabak

tabak servis yapıyor.


Kendini, mutfağın notasını

‘bıçağından kepçesine,

tavasından tenceresine’

doğal enstrümanlarıyla

okuma becerisine sahip bir

şef olarak niteleyen Reşat

Aydın, “Mutfağın cızırtısı,

buharı, ateşiyle yemeğe

konsantre olur, adeta kendi

dünyanızı yaratırsınız.

Enstrümantal düzeydeki bu

ses yoğunluğu eşliğinde çıkar

asıl sanat… Tabağı sanat

olarak yorumlayıp, şehrin

dokusuyla harmanlarsanız,

gerçek başarıyı elde

edersiniz” diyor. Tabaklarını

ustalıkla resmedip, sanata

dönüştüren Aydın, “Bu haz

anlatılmaz, yaşanır. İnanın,

misafirlerimden duyduğum

bir teşekkür, milyonlardan

çok daha değerli” diye de

ekliyor.

Ne zaman ki, işletme sahibinden

“Şef benim param olmasa hiçbir

şey değildir” sözlerini duyuyor,

değersizleştirildiğini hissettiği

mutfak sanatıyla, mekana vedasını

yapıyor. “Türkiye’de birçok restoran,

şefine değer vermediği için batmıştır.

Yemeği para yapmaz. Sanatı para

yapmaz. Sanatı icra eden, sanatçının

kendisidir. Vizyonsuz yönetici ve

işletme sahipleriyle sizin görüşünüz

de daralır” demekten geri kalmayan

dobra şef, Miami dönüşünde

Sirkeci’deki Legacy Ottoman Hotel’in

mutfağının başına geçiyor.

Ama anavatanı ile teşrik-i mesaisi

çok uzun sürmüyor. Amerika’ya

yeniden dönen Reşat Şef’in

Miami’deki ikinci adresi, Babylon

Restaurant oluyor bu defa da.

O kadar verimli iki yıl oluyor ki,

Babylon, Miami’nin en iyi 15 restoranı

arasındaki yerini alıyor. Ardından

Miami’de Meze Restaurant’a ortak

oluyor. Ne var ki, eşinin rahatsızlığı

sebebi ile Türkiye’ye dönmek

durumunda kaldığını da özetle

sözlerine ekliyor.

“Mutfak sanatımı milyonlara

değişmem”

Şimdilerde İstanbul’da Royal Stay

Palace Hotel’in mutfağını yöneten

Reşat Aydın; Anadolu, Osmanlı

harmonisinde, İtalyan ağırlıklı ülke

mutfaklarıyla mesleğinde kıdem

almaya devam ediyor. Mutfak

sanatını icra etmeyi milyonlara

değişmeyeceğini her defasında altını

çizerek söyleyen Reşat Aydın’ın

bundan sonraki hayallerinde gönül

verdiği Türk, Osmanlı mutfağını

yurt dışı restoranlarında layıkıyla

yaşatmak ve yaşamak var.


70

hotel restaurant

& hi-tech

etkinlik

Sheraton Istanbul City Center’den

görkemli açılış

İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda; Taksim, tarihi yarımada ve Haliç gibi merkezi yerlere

yakın konumuyla cazip bir buluşma noktası olan Sheraton Istanbul City Center,

Hadise’nin muhteşem konseriyle görkemli bir açılışa sahne oldu. İş ve cemiyet

hayatından önde gelen isimlerin katıldığı gecede davetliler, İstanbul’un farklı renklerini

deneyimlediler.

Misafirlerini şehrin en merkezi

noktasında, Beyoğlu’nun

kalbinde eşsiz bir deneyime

davet eden İstanbulluların yeni

buluşma noktası Sheraton

Istanbul City Center, muhteşem

bir organizasyonla açıldı. Sheraton

Istanbul City Center’ın mülk sahibi

Al Rayyan Tourism Investment

Co. Yönetim Kurulu Başkanı Şeyh

Faisal Bin Qassim Al Thani, Marriott

International Avrupa Bölgesi Üst

Yönetimi ve JW Marriott Istanbul

Bosphorus ve Sheraton Istanbul

City Center Genel Müdürü Sinan

Köseoğlu’nun ev sahipliğinde

gerçekleştirilen açılış davetine,

büyülü ve zamansız şehir İstanbul’un

tüm renkleri hakimdi.

Son günlerin en popüler

gruplarından Rubato’nun keyifli

performansının ardından sahneye

çıkan Hadise, muhteşem sesi ve

dansıyla davetlilerin büyük beğenisini

topladı. Sheraton Club Lounge’ta

düzenlenen caz dinletisi ise geceye

farklı bir tat kattı. İstanbul’un sokak

lezzetlerinin sunulduğu davet,

tıpkı Sheraton Istanbul City Center

gibi doğunun mistisizmi ile batının

modernizmini yansıtarak eğlencenin

de merkezi ve buluşma noktası oldu.

Köseoğlu: “Şehrin yeni buluşma

noktası olacak”

Açılış gecesinde, JW Marriott

Istanbul Bosphorus ve Sheraton

Istanbul City Center Genel

Müdürü Sinan Köseoğlu, “1937

yılında kurulduğu günden bugüne

mükemmel hizmet anlayışı ile

bulunduğu çevreye değer katan

Sheraton markası, şimdi de

Beyoğlu’nun kalbindeki yerinde

şehrin yeni buluşma noktası olacak”

dedi.



72

hotel restaurant

& hi-tech

etkinlik

Radisson Blu Hotel Vadistanbul,

acentaları gazino gecesinde ağırladı

İstanbul’un yeni iş ve yaşam merkezi

olarak Ayazağa’da hayata geçirilen

Vadistanbul bünyesindeki Radisson

Blu Hotel Vadistanbul’da, Ortadoğu

pazarına çalışan seyahat acentalarına

ve turizm sektörünün temsilcilerine,

Ayça ve Hakan Kartal’ın sahne aldığı

“Eski Gazino Geceleri” konseptinde

coşku dolu bir program düzenlendi.

13 Kasım Çarşamba akşamı,

sektörün önde gelen acentalarının

yoğun katılımıyla gerçekleşen

gecede, birbirinden güzel nostalji

şarkıları ve eşsiz lezzetlerin eşliğinde

unutulmayacak bir gece yaşandı.

İnsan ve çevre odaklı yönetim

anlayışı ile konuklarını ağırlıyor

Gecenin açılış konuşmasını yapan

Artaş Grubu Turizm Yatırımları

Koordinatörü Recep Arifoğlu, şunları

söyledi: “Kıtaları ve kültürleri

birleştiren İstanbul’umuzun, her kültür

ve milletten ziyaretçileri ağırlayan

otellerimiz adına gecemize hoş geldiniz.

Yaşam sürekli değişiyor. İnsanlar,

ülkeler, mevsimler değişiyor. Bizler

de gelişen ve değişen gereksinimlere

uyum sağlayacak şekilde, artan

hizmet kalitemizle sürekli olarak

gelişiyoruz. İnsan ve çevre odaklı

yönetim anlayışımızla, konuklarımızı

kaliteli bir yaşam ortamında ağırlama

hedefimizi başarıyla geliştirmeye devam

ediyoruz. Kültür turizminden konferans

turizmine, iş odaklı gezilerden turistik

odalı gezilere kadar her amaca ve her

gereksinime dair hizmet kalitemizi

arttırarak talepleri karşılamayı

sürdürüyoruz. Sizler de, bu dinamik

süreçlerimizde çok önemli katkılar

sağlayan paydaşlarımızsınız. Bu akşam

bizler ile olduğunuz için mutluyuz.

Güzellikleri paylaşmaya devam etmek

umuduyla, hepinize hoş geldiniz

diyorum” dedi.

2020’ye rezervasyonlar başladı,

gelecek yıl bu yılın üzerinde olacak

Bu yılın ilk 11 ayında hem İstanbul,

hem otel olarak beklentilerin üzerinde

başarılı bir yıl geçirdiklerini ifade

eden Radisson Blu Hotel Vadistanbul

Genel Müdürü Fercan Başkan, şunları

kaydetti: “İstanbul yeniden kendi

toparladı ve birçok pazardan yoğun

talepler almayı sürdürüyor. 2020 yılına

rezervasyonlar başladı ve gelecek

yılın bu yıldan daha iyi geçeceğini

gözlemliyoruz. Gelecek yılın Nisan

ayında Galataport’un açılacak olması

ve cruise gemilerinin de yoğunlaşması,

İstanbul’umuza artı bir değer katacak.

Londra’da 4-6 Kasım tarihleri arasında

düzenlenen WTM Fuarında ülkemize

yoğun bir ilgiyi gözlemledik ve örneğin

gelecek yıl bu yıla oranla İngiltere

pazarından %15’e yakın bir artışın

olabileceğini öngörüyoruz. Yine gelecek

yıl, mevcut pazarlarımızın yanı sıra,

Hindistan, BDT ülkeleri, Azerbaycan

gibi birçok pazardan ülkemize yoğun

talepler öngörüyoruz. Grubumuz adına

yurtdışında katıldığımız fuarlarda ve

workshoplarda İstanbul’umuzu ve

ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye

devam ediyoruz” diye konuştu.

Artaş Grubu konuklarını ağırladı,

pazara ilişkin görüş alışverişinde

bulundu

Radisson Blu Hotel Vadistanbul,

Radisson Residences Vadistanbul ve

Radisson Residences Avrupa Tem

İstanbul tesislerinin ev sahipliğinde

gerçekleşen gecede, gecenin ev sahibi

olan Artaş Grubu Turizm Yatırımları

Koordinatörü Recep Arifoğlu, Radisson

Blu Hotel Vadistanbul Genel Müdürü

Fercan Başkan, Radisson Residences

Vadistanbul Genel Müdürü Nihan

Sıcakkanlı, Radisson Residences

Avrupa Tem İstanbul Genel Müdürü

Ercan Yılmaz, BW PLUS The President

Hotel Genel Müdürü Atacan Yücel,

BW Citadel Hotel Genel Müdürü Fevzi

Erdoğan, Radisson Blu Vadistanbul

Satış ve Pazarlama Direktörü

Mohammed Abukaraki, Radisson

Residences Avrupa Tem İstanbul Satış

ve Pazarlama Müdürü Türker Subaşı,

Radisson Residences Vadistanbul

Satış Müdürü Oğuz Günal başta olmak

üzere Artaş Grubu Turizm Yatırımları

bünyesindeki otellerin yöneticileri,

geceye katılım gösteren turizmciler

ile yaptıkları görüşmelerde 2020 yılına

ilişkin görüş alışverişinde bulundu.



74

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Balon turizmiyle havalanan Kayseri,

gastronomisiyle de yükselecek

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ev

sahipliğinde düzenlenen Kayseri

Gastronomi Turizmi Çalıştayı

Radisson Blu Hotel Kayseri’de bugün

başladı. İki gün sürecek çalıştay ile

şehrin gastronomi turizminde yükselen

bir destinasyon olması hedefleniyor.

Gülsoy: “Kayseri Ticaret Odası

olarak desteğe hazırız”

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan

Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer

Gülsoy, Kayseri’nin turizmden hak

ettiği payı alması gerektiği konusuna

dikkat çekerek şunları söyledi:

“Kapadokya’nın başkenti konumundaki

şehrimiz çok sayıda tarihi, doğal ve

kültürel güzellikleri ile turizmden daha

fazla pay almalıdır. Her medeniyetin

katkı sunduğu yemek kültürümüz çok

büyük bir zenginliğe sahip. Baktığınızda

artık ülkelerle birlikte şehirler de

birbiriyle yarış halinde. Turizmde

pay olma noktasında Kayseri Ticaret

Odası olarak uyumlu şehir geleneğiyle

destek vermeye hazırız. Önümüzdeki yıl

düzenlenecek olan Kayseri Gastronomi

Turizm Günleri’ne ışık olacağına

inanıyoruz.”

Büyükkılıç: “Balon turizmini

başlattık”

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı

Memduh Büyükkılıç, coşkulu hitabında

“Buraya Yeşilhisar’dan, Soğanlı

Vadisi’nden havalandık da geldik. Bu

sabah balon turizmini başlattık. Bu

sayede şehrimize ayrı bir kazanım da

sağlamış oluyoruz” diyerek sözlerine

başladı.

Kayseri’nin çok çeşitli değerlerinin

olduğunu ancak bu potansiyeli gerektiği

gibi ön plana çıkaramadıklarını

ifade eden Büyükkılıç, “Belki de bu

potansiyelimizi ortaya çıkarmaya

ihtiyaç duymamışız. Ticaret genlerine

işlemiş bir şehiriz. Elbette ticareti de

iyi bileceğiz ama şehrimizi daha tanınır

bir turizm merkezi haline getirme

bilinci ve farkındalığını da sahip olmalı

ve herkese anlatmalıyız” dedi.

“Gastronomi Turizmi Kongresi

yapacağız”

Çalıştayın, şehrin gastronomi turizmi

adına önemli bir yol haritası niteliğinde

olduğunu belirten Büyükkılıç,

önümüzdeki dönemde bir kongre

yapacaklarının müjdesini verdi.

Kayseri turizminin hinterlandındaki

şehirler ile birlikte gelişeceğine vurgu

yapan Büyükkılıç, “Biz diğer şehirleri

kıskanmıyoruz. Ama şunu da çok net

iddia ediyoruz, Kayserimiz bu yarışta en

önde olacak” dedi.


“Kayseri’yi tiyatro şehri yapacağız”

Kayseri’nin sağlık turizminin de

başkenti olacağını belirten Büyükşehir

Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç,

şehrin yılbaşından itibaren tiyatro

şehri olacağını da sözlerine ekleyerek,

“Kayseri’yi önümüzdeki yıl tiyatroların

merkezi, tiyatro şehri yapacağız.

İnşallah yılbaşından itibaren ayda 3-4

tane devlet tiyatrosu izleyeceksiniz”

diye konuştu.

Günaydın: “Bugün Kayserimiz

turizmde önemli bir gün yaşıyor”

Kayseri Valisi Şehmus Günaydın, “Bu

sabah balondan indik, ayağımızın

tozuyla buraya yetiştik. Şehrimiz turizm

anlamında çok önemli birgün yaşıyor.

Bu sabah balon turizmini başlattık.

Turizmi çeşitlendirnek, belirlediğiniz

hedeflerin gerçekleşmesi için çok

önemli. Şehrimizde turizm pitansiyeli

çok yüksek ama bundan yeterince

faydalanabiliyor muyuz, ne yazık ki

buna şu an evet diyemiyoruz. Ancak

çalışmalarımızdan da olumlu sonuçlar

alacağımıza inancımız sonsuz” dedi.

Kayseri’nin gastronomi turizmi

potansiyelini ortaya koymasında

çalıştayın önemli bir adım olacağını

söyleyen Günaydın, “Bu potansiyelimiz

ile Turizmden daha fazla pay almak

için çok çalışmalıyız. Biz bu manada

üniversite ve şehrimizin iş birliği

içinde çok daha büyük kazanımlar elde

edeceğine inanıyoruz. Rektörlerimiz

bu noktada çok önemli. Yeni bir

yerleşim alanı oluşturmak istiyoruz.

Kapuzbaşı’nın tanıtımı konusunda

yeterince tanıtım yapmadığımızı

düşünüyoruz, önümüzdeki dönemde

bunu tamamlayacağız” şeklinde

sözlerini tamamladı.

Karamustafa: “Gastronomiyi ticari

bir ürün olarak ele almalıyız”

Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.

Kurtuluş Karamustafa ise, sunumunda

gastronominin yemek yemekten ibaret

olmayıp, ticari bir ürün olarak ele

alınmasının önemine dikkat çeken

konuşmasında, “Kayseri yedisi bir

arada ürün portföyüne sahip bir şehir.

Kış turizmi, sağlık turizmi, tabiat

turizmi, kültür turizmi, gastronomi

turizmi ve balon turizmi var. Bunların

içinde gastronomi bir yeme içme bilimi

ve sanatı olarak öne çıkıyor. Bu yüzden

üniversitelerimizde ön lisans, yüksek

lisans ve doktora olarak okutuluyor.

İnşallah doçentlik de gelecek. Çünkü

doktora yapılabilecek derin bir alan”

dedi.

Gastronomi turizmi ve trendler

konusuna da değinen Karamustafa,

şöyle devam etti:”” Modern kitle

turizminin gelişimi deniz kum güneş

olmak üzere 2. Dünya Savasi’ndan

sonra başlıyor. Ama bu artık sıradan,

banel bir turizm çesitlemesi haline

geldi. Turizmden 3S dediğimiz deniz

kum güneş, 3e dediğimiz eğitim,

eğlence, macera hatta 4L dediğimiz

manzara, eğlence, öğrenme ve sınırları

aşma ile evrilmeye başladı. Gastronomi

de bu bahsettiğim öğrenmenin içinde.

Bunu yapabilirsek turizmde başarılı

olacağız.”

“Yöresel mutfak kültürünün yazılı

hale getirilmesi önemli”

Kayseri’nin gastronomi turizminde

markalaşması için bir yol haritası

da çizen Karamustafa, şunları

söyledi:” Gastronomi turizminde

yöresel mutfak kültürünü tanımak

önemli. Ünlü marka restoranlarımızı

oluşturacağız. Farklı jenerasyonlar

var, onlara da hitap edebilmeliyiz.

Standart reçeteler oluşturmalı,

nesilden nesile aktarılabilmeli.

Geleneksel sunum tarzlarına ve

geleneksel yemeklere daha fazla yer

vermeliyiz. Fakat ürünlerimizi dışarıda

satacak platformlar oluşturmalıyız.

Yöresel mutfak kültürünün yazılı hale

getirilmesi de çok önemli.”


76

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Kayseri Sonuç Bildirgesi

16-17 Kasım tarihlerinde Kayseri

Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde

düzenlenen Kayseri Gastronomi

Turizmi Çalıştayı dolu dolu bir etkinlik

programıyla sona erdi. Kayseri’nin

gastronomi turizminde izlemesi

gereken yol haritası hazırlanan “Sonuç

Bildirgesi” ile ortaya kondu ve şu

noktaların önemi vurgulandı:

•Öncelikle Kayseri’nin gastronomik

mirasını ortaya koyan bir lezzet

envanterinin çıkartılması

gerekmektedir. Şehrin doğal, miras

ve gastronomik kaynaklarının

belirlenmesi, tarım ve nitelikli

artizan gıda ürünlerinin belirlenmesi,

gastronomik rotaların çıkartılması,

yemek tarifleri ve özel yemeklerin

kayıt altına alınması gibi çalışmalar

yapılmalıdır.

•Kayseri’deki gastronomik ürünler,

üreticiler ve geleneksel artizan

gıda sektörüne yönelik girişimlere

hız verilmelidir. Coğrafi işaretleme

yapılması (menşei ve mahreç

işaretleri), nitelikli artizan ürünlerin

korunması, üreticilere yönelik,

geleneksel üretim teknikleri, gıda

güvenliği ve hijyen sertifika programları

geliştirilmesi (kasabından lokantasına

herkese doğru bilgilerin öğretilmesi

ve uygulanmasının sağlanması), nihai

ürün haline getirilmesi (yani ürünlerin

ambalajlanıp satılması veya kaybolan

lezzetlerin restoran menülerine

girmesi gibi) bu alanda yapılması

gerekenlerin başında gelmektedir.

•Şehirdeki turizm sektörünün kapasite

(ikram ve konaklama) analizinin

yapılması, mevcut kapasitenin ortaya

konması, şehrin taşıma kapasitesinin

belirlenmesi ve yapılması gereken

yatırımların stratejik planlanması

açısından önemlidir. Ayrıca dünyadaki

diğer derecelendirme sistemlerinin

yapısını baz alan, işletmelere yönelik

gastronomik derecelendirme sistemleri

geliştirilmesi de gerekmektedir.

•Gastronomik kültürü yaymak için

sürdürülebilir tanıtım etkinlikleri

ve aktiviteler düzenlenmesi

gerekmekte ve gastronomi iletişimi

çalışmaları stratejik bir şekilde

planlanmalıdır. Tüm yıla yayılacak

gastronomik etkinlikler, gastronomi

festivalleri, gastronomik ticaret

fuarları ve pazarları düzenlenmesi

gibi etkinliklerle kente yıl boyuna

gastronomi turistlerinin gelmesi

sağlanmalı, Kayseri nitelikli

gastronomi etkinlikleri ile özdeşleşerek

bu alanda markalaşmalıdır.

•Kayseri mutfağının geleneksel

mirasını uygulamalı olarak turistlere

aktaracak ve deneyim yaşatacak

mekanlar oluşturulması önemlidir.

Örneğin Kayseri mutfağının öğelerini

yansıtan bir mutfak müzesi kurulmalı,

tarihi dokuya ve mimariye uygun

tasarlanmış sucuk, pastırma, yoğurt

gibi yerel ürünlerin hikayelerinin ve

üretim aşamalarının da izlenebileceği

tadım merkezleri kurulmalıdır.

•Kayseri’de gastronomik araştırma

ve eğitim merkezleri kurulması, var

olan mevcut kurumların müfredatının

geleneksel Kayseri mutfağını gelecekle

buluşturacak bir vizyonla ele alınması

gerekmektedir. Şehrin geleneksel

mutfağını yansıtan, envanter çalışması

sonunda ortaya çıkacak unutulmaya

yüz tutmuş ürün ve reçetelerin

uygulamalı olarak öğretileceği,

içinde bu reçetelerin sunulduğu bir

restoran yer alan, turistlere yönelik

atölye çalışmalarının, seminerlerin

düzenleneceği mutfak enstitüleri ve

eğitim merkezleri kurulmalıdır.

•Gastronomi turizmde özellikle sosyal

gastronomi kavramı da planlamalara

dahil edilmeli, özellikle kadınlara

ve dezavantajlı gruplara istihdam

ve ekonomik getiri sağlayacak,

geleneksel gıda ürünlerinin üretildiği

kooperatiflere destek verilmesi, mutfak

eğitimi programları geliştirilmeli ve iş

imkanları sağlanmalıdır.

•Kayseri’nin gastronomi turizminde

izleyeceği strateji ve yapılacak

çalışmalar, bu aşamadan itibaren

“GASTROKAYSERİ” markası altında

toplanacaktır.



78

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik / röportaj

Ömer Kartın: “Kayseri gastronomisinde

üründen önce algı yönetimine odaklanılmalı”

Gastronomi turizminde yükselen

bir destinasyon olma hedefiyle

Büyükşehir Belediyesi, Valilik ve

Rektörlük iş birliğiyle ilk adımı atan

Kayseri, 16-17 Kasım tarihlerinde

ilkini düzenlediği çalıştay programını

tamamladı. Türkiye’nin gastronomi

alanında en önemli şeflerinin ve

birbirinden değerli panelistlerin yer

aldığı oturumlarda öne çıkan deneyimli

isimlerden biri de, kendi de bir Kayserili

olan, TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas

Başkanı Ömer Kartın idi. İş yaşamındaki

tecrübeleri kadar sivil toplum hayatında

da uzun yıllardır sektöre hizmet vermeye

devam eden Kartın ile Radisson Blu

Kayseri’de gerçekleşen GastroKayseri

Çalıştayı’na ilişkin izlenimlerini, kentin

turizm ve gastronomi potansiyelini

konuştuk.

Kayseri Gastronomi Turizmi

Çalıştayı, iki gün süren yoğun

programın ardından son buldu. Hem

bir Kayserili olarak hem de TÜRSAB

Gastronomi Turizmi İhtisas Başkanı

kimliğinizle çalıştayı ve paralelinde

eksileri ve artılarıyla kentin

gastronomi turizmi potansiyelini ne

şekilde değerlendirirsiniz?

Kayseri gastronomisi kentin en önemli

değerlerinden biri. Şehir bunun farkına

vardı ve pazarlamak üzere de yola çıktı.

Başta belediye ve valilik olmak üzere

kentin ileri gelenleri gastronominin

ciddi bir turizm kolu olduğunu anladılar.

Kayseri kenti bir irade ortaya koydu.

Ben bir gastronomi kenti olmak, bir

gastronomi kenti olarak markalaşmak

istiyorum dedi. Bir çalıştay başlangıcı

oldu. Buraya gelenler gidenler değerli

kişiler ama yeterli değil, tek başına

önemli de değil. Bu iradenin varlığı

yeterlidir aslında. Çalıştayın arkasından

bir kongre yapmayı da planlıyorlar. Belki

bir festivale dönüşecek, tekrar insanlar

gelecek gidecek, yerli yabancı misafirler

olacak. Bütün bu hareketler kamuoyunda

bir algı oluşturacak. Kayseri’nin yeme

içme kenti algısının oluşması bizim için

önemli. Dolayısıyla ürün oluşmadan evvel

algı yönetmek gerekiyor. Bu çok önemli

bir başlangıçtır. O yüzden ilk gün gelenler,

konuşanlar kim olursa olsun ki çok

kıymetli kişilerdi, ben onlardan bağımsız

iradenin varlığını çok daha değerli

buluyorum.

İslam coğrafyasından turist

getireceğiz

Kayseri, klasik mutfak olarak gayet zengin

bir şehir. Geleneksel mutfağı çok kuvvetli.

Eksiği noktasına gelirsek, alkol kullanımı

yok. Bu da belki şehrin pazarlamasında

yabancı turistlerin bir bölümü için iyi

bir nokta olmayacak. O yüzden bunu

tamamlamak üzere İslam coğrafyasından

turist getirmeyi uygun görüyoruz.

Özellikle Malezya, Endonezya, Singapur

ve Hindistan gibi ülkelerle birlikte kentin

Latin Amerika’ya iyi pazarlanabileceğini

düşünüyorum. Her şehrin sunduklarına

göre bir gastronomi pazarlaması

yapılabilir düşüncesindeyim.

Pazarlama konusunu biraz daha

açabilir misiniz? Kent, bu noktada

nasıl bir stratejiyle yol almalı sizce?

Bu işin içinde belediye, valilik ve

üniversiteler var. TÜRSAB da bu işin

içinde olacak. Türkiye’ye gelen her

iki misafirden biri seyahat acentası

kullanıyor. Seyahat acentaları çok

önemli. Dolayısıyla şehir, acentaların

paketine girerse çok önemli bir aşama

da kaydedecektir. TÜRSAB’ın yurt dışına

yönelik çok değişik pazarlama teknikleri

var. Elimizdeki farklı ürün bize zenginlik

katar. TÜRSAB’a bağlı şu an 12 bin acenta

var. Kayseri bize ürün kattığı takdirde

acentalarımızın her biri de bundan

faydalanmak isteyecektir. Bu bizim

pazarlama taktiğimiz...

Diğer tarafta, içeride belediyenin ve

valiliğin yurt içine yönelik pazarlama

çalışmaları olacak. O da algı yönetimiyle

olacak. Şehrin yöneticileri Kayseri’yi

bir gastronomi kenti olarak ne kadar

çok vurgularsa, yerel algıyı da yönetmiş

olacak. Dolayısıyla gerek İstanbul’da

gerek İzmir ve Ankara gibi büyük

kentlerde, komşu şehirlerde Kayseri’ye

yönelik bir gastronomi hareketi ortaya

koymuş olacaklar.

2020’de Kayseri’ye gastronomi

trenini getiriyoruz

Biz de TÜRSAB olarak acentalara bir

tanıtım gezisi yapacağız. Bir yıl içinde

yurt dışından heyetler getireceğiz.

1-2 yıl içinde de sonuçlarını almayı

bekliyoruz. Aynı zamanda başka ürünler

de çıkarıyoruz. Özellikle Kayseri kentine

gastronomi treni çok uygun olacaktır.

Hem Kapadokya’yı hem de Adana’yı

bağlayan bir tren olacak bu. 2020’de

haftada 1 defa olmak üzere test ile

başlayacağız. 2021’deki hedefimiz ise

günde 1 sefere çıkarabilmek.


Kayseri deyince aklımıza ilk

pastırma ve mantı geliyor. Malum

gastronomi turizminde yerellik ve

yöresel ürünlerin değeri büyük.

Şehrin ürün çeşitliliğine ilişkin

neler söyleyebilirsiniz?

Başta pastırma, sucuk ve mantı olmak

üzere kentin bazı simgeleşmiş ürünleri

var. Çok çeşitli pişirme tekniklerine

sahip olan Kayseri, üç farklı mutfağıyla

öne çıkıyor. Bunlardan bir tanesi göç

mutfağı ki, özellikle Kafkas ve Çerkezlerin

getirdiği bir mutfak bu. Şehrin binlerce

yıllık medeniyetlerinin sunduğu bu

mutfağın dışında bir de Orta Anadolu

steplerinin ortaya çıkardığı bir mutfak

kültürü de mevcut. Bunların üçünün

harmanlanmasıyla Kayseri mutfağı çok

zengin bir kültürel çeşitlilik içeriyor.

Kayseri turizm ve restoran

yatırımları anlamında yeterli alt

yapıya sahip mi?

Eksikler var tabii. Şöyle ki, son 2-3

yıl öncesine kadar Kayseri’ye turizm

yatırımı pek yapılmıyordu. Burası

sadece işadamlarının gelip gittiği iş

kenti olarak düşünülüyordu. Erciyes

A.Ş.’nin kurulması ile birlikte bölgeye

ciddi yatırımlar yapıldı, başarılı da

olundu. Erciyes, kış aylarında çok verimli

çalışıyor. Bunu gören şehir içindeki başka

yatırımcılar da kent içinde güzel otellere

yatırım yaptılar. Bugün çok güzel oteller

var. Radisson Blu, Wyndham, Novotel

ve Holiday Inn gibi zincir markalar geldi.

Daha da yenileri gelecek. Bu iş birbirini

tetikler. Turist geldikçe yatırım yapılır,

yatırım yapıldıkça daha çok turist gelir.

Dolayısıyla sağlam durmak gerek, şehri

iyi pazarlamak gerek. İlk turist gelme

zincirini bağlarsak sonraki işler de peşi

sıra gelecektir.

Restoran yatırımında da eksikler var

tabii. Kentin belli noktalarında birkaç

güzel restoran yapıldı. Bunlar beni tatmin

ediyor. İçlerinde Kemal Koçak Restaurant

gayet güzel. Yine Talas Erguvan

Restaurant güzel. Kaşık-la’nın kendi yeri

var. Meşhur İskender kebabını yapan

Elmacıoğlu’nun restoranı keza öyle.

Bütün bu saydıklarım hem turist hem de

kalabalık gruplar için son derece büyük ve

nitelikli işletmeler.

Yine bir eksiklik olarak, Erciyes yolunda

eksikler var. Hisarcık gibi, Erciyes Dağı

gibi noktalarda daha güzel şeylerin

yapılması gerekiyor.

Şehir bu yatırımları ne kadar

sürede tamamlarsa doğru bir

aksiyon almış olur?

Bu işi 3-5 yıl içinde yapmak zorundalar.

Eğer yapmazlarsa soğur, soğudukça da

hedeften uzaklaşırlar. Gastronomi turizmi

böyle bir şey. Bir anda popüler olursunuz,

bir anda aşağı düşersiniz. Dolayısıyla

hızla yatırıma dönüşmesi gerekiyor. Tabii

bu amaç yolunda şehrin ileri gelenleri,

zenginleri, ticaret odası ve belediyenin

ciddi desteği gerekiyor. Hem elini taşın

altına koymak hem de elini taşın altına

koyanları desteklemek anlamında bu

önemli. Ancak bu desteklerle yatırım

yapılır, restoranlar çalışır. Çalıştıkça da

ardı sıra gelecektir.

Kayseri, hinterlandındaki şehirler

arasında farkını ne şekilde ortaya

koymalı? Gerçi Büyükşehir Belediye

Başkanı Memduh Büyükkılıç

açıklamasında birlikte gelişeceğiz

ifadesini kullanmıştı ama.

Birbirini tamamlayan konular

olabilir. Mesela Adana çok önemli

bir tamamlayıcı. Adana bir et kenti.

Çukurova’da, deniz kıyısında sıcak

narenciyenin, etin, balığın olduğu bir kent.

Kayseri ise platoda, dağların arkasında

karbonhidrat yemekleriyle daha ünlü.

Dolayısıyla iki mutfak birbirini çok iyi

tamamlıyor. Birbiriyle rekabet halinde

değil, birbirini tamamlayıcı. Turistler

bundan çok hoşlanırlar. Birbirini tekrar

ederlerse asıl büyük sıkıntı. Misal, Antep

ile Adana’yı, Urfa’yı bağlarken bazen

problem yaşıyoruz. Meşhur kebaplar

birbirini tekrar ediyor gibi gözüküyor. Tam

da bu noktada TÜRSAB olarak hayata

geçireceğimiz Kayseri gastronomi treni

ile birlikte kuzeye doğru gidilirse birbirini

tamamlayıcı mutfak olacak, tekrar

etmeyecek.

Kayseri, akademik alt yapısı ve

eğitim olanaklarıyla bu gelişimi

destekleyecek nitelikte mi?

Kayseri Üniversitesi’nin bunu yaptığını

bugün öğrendim. Aynı zamanda

çevresinde, Kapadokya’da, Nevşehir

Üniversitesi bu eğitimi veriyor.

Nevşehir’de sanırım bu alanda iki

üniversite var. Kayseri’de ikinci bir

bölüm de olabilir, yanlış bir bilgi vermiş

olmayayım.

Şehrin gastronomi turizminin

gelişmesinde ana yüklenicilerden

birinin de kadın kooperatifleri

olduğunu görüyoruz. Bu potansiyele

ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

Kadın emeğine çok önem veriyoruz.

Onların evlerinde yaptığı geleneksel

lezzetlerin turistlere ulaşabilmesi

açısından kooperatifleşmek önemli. Bu

sayede ürünler de restoran menülerine

girebilecek. Dolayısıyla kadının, köylünün

el emeği kıymetli bizim için. Biz zaten

emek yoğun bir şekle dönüşmesini ve

gastronomi turizminin işsizliğe karşı

bir çözüm olmasını istiyoruz. Hatta bir

noktada da ‘over turizm’ denilen belli

noktalara yığılmış turizmi de dağıtmak

açısından faydalı olacağı görüşündeyim.

Kapadokya’da yer bulamazken Kayseri

müsait olabilir. Şehrin zenginliğini de

bilen turist Kapadokya yerine burada

konaklamayı da tercih edecektir.

Çalıştayda Vali ve Büyükşehir

Belediye Başkanı balon turizmini

başlattıklarını açıkladı. Bu iki

turizm çeşitlemesi birbirini nasıl

tamamlar sizce?

Çok önemli bu. Balon turizmi Türkiye’de

son derece popülerleşmiş bir turizm

çeşidi. Hatta birçok turizm acentasının

şişe boynu problemidir. Turizmde

işletmecilerin kullandığı şişe boynu diye

bir problem çeşidi var. Bir yerden su

akar, bir yerde şişenin dar kısmı yani

boynu vardır, o genişlik sizin hareket

kabiliyetinizi daraltır. Ondan daha geniş

akamazsınız.

Biz de Türkiye’ye bazen turist pazarlamak

istiyoruz, balon istiyorlar. Balonda yer

yoksa adam gelmiyor. Daraldığımız

nokta da bu oluyor. Latin Amerika’da da,

Çin’de de, Japonya’da da karşılaştığımız

bir problem bu. Yani turistler Türkiye’de

popüler olmuş en önemli aktiviteyi

balon olarak kabul ediyor. Balon,

bizim vurgulamak istediğimiz turizm

çeşitlerinden bir tanesi. Türkiye’de balon

turizmi yapılır imajı yerleşmiş.

Baktığınızda sivil havacılığın belli bir

kapasitesi var. Nasıl havada slotlar

vardır, balon için de bu şekilde slot var.

Kapadokya üzerindeki binlerce balonu

gördüğünüzde anlarsınız ki zaten daha

genişleyecek yer yok. Bu yüzden de yeni

yer bulmak gerek. Soğanlı Vadisi çok

önemli. Dolayısıyla Kayseri’de balon

turizminin gelişim göstermesini takdirle

karşılıyorum.

Çünkü balon turisti varlıklı turist. Kişi

başı 200 euro ödeyen bir turist profilinin

beklentileri de yüksek oluyor. Hem

gelirleri hem de satın alan güçleri yüksek

oluyor. Gastronomide de kaliteye değer

veren turistler bunlar.

Son olarak eklemek istedikleriniz…

Ben hem kendim Kayserili olduğum için

hem de Kayseri’ye inandığım ve sevdiğim

için bu kente her türlü desteği vereceğim.

TÜRSAB olarak bütün vilayetlerimize

eşit yaklaşıyoruz. 81 vilayetimizin her

birinde de turizm çeşitliliği oluşturmak,

acentalarımızın yeni ürünlere

kavuşmasını istiyoruz. Hem gastronomi

turizmi paketlerimizle hem de gastronomi

treni gibi yan ürünlerle projelerle

Kayseri’ye desteğimizi sürdüreceğiz.


80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Uluslararası Gastromasa

Konferansı 5. kez gerçekleşti

Dünyanın en iyi şefleri gastronomi tutkunlarının heyecanla beklediği Gastromasa için

Türkiye’de buluştu. Dünya çapında organize edilen gastronomi konferanslarında ilk beş

arasında yer alan ve bu yıl beşincisi gerçekleşen Uluslararası Gastromasa Konferansı’nda

şefler, yaratıcılıkta ilham unsurlarını katılımcılarla paylaştı.

Dünyaca ünlü şeflerin

konuşmaları ve sunumlarıyla

renk kattığı, gastronomi

dünyasının merakla beklenen

konferansı Gastromasa 2019

bu yıl da izleyicilerine keyifli

anlar yaşattı. Kültür ve Turizm

Bakanlığı’nın destekleriyle Haliç

Kongre Merkezi’nde gerçekleşen

5. Uluslararası Gastromasa

Konferansı’nın açılışında çok sayıda

isim hazır bulundu. Kültür ve Turizm

Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz,

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı

Zeydan Karalar, Türkiye İhracatçılar

Meclisi Başkanı İsmail Gülle ve

Osmanlı ve Türk mutfağının duayen

ismi, araştırmacı Vedat Başaran’ın

açılış konuşmalarını yaptığı

Gastromasa etkinliğine, yaklaşık 2

bin kişi katıldı. Konferansın 2019 yılı

konuk ülkesi İtalya olurken, konuk

şehirleri ise Gaziantep ve Adana

oldu. Dünya çapında organize edilen

gastronomi konferanslarında ilk beş

arasında yer alan Gastromasa’da bu

yıl Albert Adria, Elena Arzak, Virgilio

Martinez, Soren Selin, Paco Roncero,

Pia Leon, Andoni Luis Aduriz, Pierre

Marcolini, Andreas Caminada,

Christina Bowerman, Gaston Acurio

gibi önemli isimler başta olmak

üzere 18 farklı ülkeden 21 ünlü şefi

ağırladı. Gün boyu süren etkinlikte

şefler, sunumları ile kendilerine

ilham veren hikayeleri gastronomi

severler ile paylaştı.

Sözen: “Gastronominin başkenti

San Sebastian’da sumak

kullanılıyor”

Gastromasa Konferansı Genel

Müdürü Gökmen Sözen şunları

söyledi: “Otel ve restoran

profesyonelleri, yatırımcıları,

yöneticileri, gastronomi

profesyonelleri ile yerli ve

yabancı şefleri ortak bir

platformda buluşturup, Türkiye’de

gastronominin gelişimine katkı

sağlamak, Türk mutfak kültürünü

dünyaya tanıtmak ve dünya

gastronomisini Türk gastronomisiyle

buluşturarak bir sinerji yaratmak için

çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün

dünyanın gastronomi başkenti San

Sebastian’ın üç Michelin yıldızlı şefi

Elena Arzak’ın yemeklerinde sumak

kullanması Türk mutfağı tanıtımı için

çok önemli bir gelişmedir.”

Gastronominin dünya yıldızları,

Öztiryakiler mutfak sahnesindeydi

Gastromasa Konferansı’na bu yıl ana mutfak

sponsoru olarak destek verdiklerini ifade eden

Öztiryakiler Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Tahsin Öztiryaki, konferansın dünyada benzer

organizasyonlar içinde hem içerik hem hacim

olarak zengin bir tablo sunduğunu belirtti.

Etkinliğin Türk gastronomi camiası ve şeflerinin

yanı sıra dünya şefleri tarafından da yoğun

ilgiyle takip edildiğini kaydeden Öztiryaki, her

sene başarı grafiğini arttıran projeye ilişkin şu

bilgileri aktardı: “Gastromasa Konferansı’ndaki

en önemli çalışmalarından birisi, dünya

şeflerinin sunumlarıydı ki, Öztiryakiler olarak,

son teknoloji pişirme ve hazırlık ekipmanlarının

bulunduğu bir ön sahne ünitesi ve arka hazırlık

mutfağı tasarımı yaptık. Etkinlikte, kısa süreli

sunumlarda en hızlı ve kaliteli sonuç verme

özelliğiyle öne çıkan yeni combi fırınımızı,

indüksiyonlu pişirme ve monoblok ada ünitesini

kullandık. Şık tasarımı ile göze, tasarımındaki

detaylar ile kullanıcının rahat çalışmasına

imkan sağlayan monoblok ada ünitesi, tek bir

ada üzerinde salamander dahil tüm pişirme

ihtiyaçlarını karşılıyarak, profesyonellerden

tam not aldı. Bu projeyi hayata geçiren

organizatörleri, destekleyen başkanlarımızı

ve katılımcıları tebrik ediyoruz. Bu toprakların

kendine özgü güzellikleri ve potansiyeli var.

Bu güzellikleri görmek, bu kültürü yaşamak

için her yıl milyonlarca turist ülkemize geliyor.

1958’den bu yana Türk mutfak kültürünün

zenginliğine yakışır şekilde ürünler tasarlıyor,

üretiyor ve dünyada 130 ülkeye Türk malı

profesyonel mutfak ekipmanı proje ve satışı

gerçekleştiriyoruz. Türk şeflerinin olduğu gibi

dünya şeflerinin de tercih ettiği bir marka

olmak için çalışıyoruz”.



82

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Fatma Şahin: “Sumak ve nar

ekşisine talep çok fazla, dünyayı

iyi yakalamak lazım”

Gastronomi Turizmi Derneği’nin

düzenlediği Gastro Talks

“Kanaat Önderleri Konuşuyor”

adlı programın merakla beklenen

ikinci konuğu Gaziantep Büyükşehir

Belediye Başkanı Fatma Şahin

oldu. 27 Kasım Çarşamba akşamı

Beylerbeyi Sezen Hanım Yalısı’nın ev

sahipliğinde düzenlenen programa

Ak Parti İstanbul Milletvekili Belma

Satır, GTD Etkinlik Komite Başkanı

Erdem İpekçi, Mado’nun sahibi Atilla

Kambur ve gastronomi sektörünün

önemli temsilcileri katıldı.

Şahin: “Şehirlerin gücünü dünyayla

yarışır hale getirmeliyiz”

2023 gastronomi turizmi stratejileri

ve Türkiye’nin gastronomi alanında

kalkınma planlarının konuşulduğu

özel davette Fatma Şahin, Türkiye’de

Gaziantep’i bir gastronomi kenti

olarak öne çıkaran unsurlarına

dikkat çeken konuşmasında

uluslararası arenada gastronomide

yükselen trendlere ilişkin bilgiler

aktardı. Bu süreçte ülkemiz

gastronomisi adına bir yol haritası da

çizen Şahin söyle konuştu:

“Şehirlerin gücünü dünyayla yarışır

hale getirmeliyiz. Türkiye’deki

zenginlik başka hiçbir yerde yok. Beş

antik kentimiz var. Bu değerlerimizi

dünyaya çok iyi pazarlayıp satmalıyız.

Sumak ve nar ekşisini uluslararası

fuarlarda anlattık. Amerikan

Başkanı Donald Trump’ın aşçısı nar

pekmezini, İngiltere Kraliçesi’nin

pastacısı Antep fıstığını, sumak

ekşisini kullanıyor ve çok beğeniliyor.

Şu anda nar ekşisine ve sumağa çok

fazla talep var”.

“Küreselleşmemiz lazım”

Konuşmasında küreselleşmenin

önemine de değinen Şahin, “Dünya

nereye gidiyor, bunu iyi yakalamak

gerekiyor. Çok iyi bir tarihimiz

var. Bunu çok iyi anlatmalıyız.

Zeugma’daki 3 boyutlu kızıyla

yemeklerimizi sunuyoruz. Çevre

mozağindeki dizaynlarla baharatları

sunuyoruz. Biraz sunuma dikkat

ettik. Ama hala hak ettiğimiz noktada

değiliz. Kümeleşmemiz lazım.

Eskiden şehirleri yarıştırıyorlardı

ama artık bölgesel kalkınma için

herkesin birbirine ihtiyacı var.

Bölgesel kalkınma için bizim

güç birliği yapmamız, birbirimizi

tamamlamamız lazım. Artık bu yıl

tohum bankası açacağız ve baharat

kütüphanesi yapacağız” şeklinde

sözlerini tamamladı.

Boztepe: “Gastroköy ile Anadolu

mutfağını turistlere tanıtmak

istiyoruz”

Gastronomi Turizmi Derneği

Başkanı Gürkan Boztepe ise,

yaptığı konuşmada hazırlıkları

halen devam eden Gastroköy

Projesi’nden bahsederek, “100

dönüm arazi üzerinde Anadolu

mutfağının 7 bölgesindeki zengin

mutfak kültürümüzü ülkemize

ziyarete gelen turistlere tanıtmak ve

gastronomi turizmi programlarıyla

ülkemize gelmelerini istiyoruz.

Bu projemizde Türkiye Seyahat

Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve Kültür

ve Turizm Bakanlığı ile entegre

çalışıyoruz” dedi.



84

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

500 yıllık Da Vinci Dönemi

menüsü gün yüzüne çıkaran davet…

İtalyan gastronomi kültürünün tüm

dünyada eş zamanlı tanıtımı amacıyla

İtalyan Dışişleri Bakanlığının organize

ettiği İtalyan Mutfağı Haftası, 18-

24 Kasım tarihleri arasında çeşitli

etkinliklerle kutlanıyor. 1885 yılında

Türk ve İtalyan iş adamlarınca kurulan

ve 134 yıldır iki ülke arasındaki ticari

ilişkileri geliştirmeye yönelik sayısız

faaliyetler gerçekleştiren İtalyan

Ticaret ve Sanayi Odası Derneği de bu

yıl 4’üncüsü düzenlenen haftayı ünlü

İtalyan sanatçı Leonardo Da Vinci’nin

500’üncü ölüm yıl dönümü anısına, o

döneme ait yemeklerle hazırlanan özel

bir menü ile kutladı.

Ünlü İtalyan Şef Giancarlo Gottardo,

dönemin en sevilen yemeklerinden

oluşturduğu menüyü Casa d’Italia’da

düzenlenen organizasyonda İtalyan

otoriteler ve gastronomi dünyasının

beğenisine sundu. Düzenlenen yemekte

İtalya İstanbul Başkonsolosu Elena

Sgarbi, İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası

Derneği Başkan Yardımcısı Stefano

Kaslowski, Genel Sekreter Fatih Ayçin

ve Yönetim Kurulu üyeleri de yer aldı.

“Yemek ulusal kimliğimiz”

İtalyan Mutfağı Haftası etkinliğinin

ülkenin gastronomisini, mutfağını ve

kültürünü dünya çapında yükseltmeyi

hedeflediğini belirten İtalya İstanbul

Başkonsolosu Elena Sgarbi, etkinliği

düzenleyerek buradaki diğer tüm

İtalyan kurumlarına işbirliği ortamı

sağlayan İtalyan Sanayi ve Ticaret

Odası Derneğine teşekkür etti.

Etkinliğin aynı zamanda İtalyan

kültürü ile İtalyan mutfağı arasındaki

etkileşimi tüm başarısıyla göstermek

istediğini kaydeden Sgarbi, “Yemek

bizi sadece hayatta tutan bir şey değil

İtalyan Ticaret ve Sanayi

Odası, bu yıl 4’üncüsü

düzenlenen İtalyan

Mutfağı Haftası’nı İtalyan

sanatçı Leonardo Da

Vinci’nin 500’üncü ölüm

yıl dönümü anısına,

içerisinde o döneme ait

yemeklerin yer aldığı bir

menü ile kutladı. Casa

d’Italia’da düzenlenen

organizasyonda beş

asırlık bu özel menüyü

ünlü İtalyan Şef Giancarlo

Gottardo hazırladı.


aynı zamanda ulusal kimliğimiz, bizi

bir arada tutan önemli bir unsur

ve kültürümüz için de çok önemli.

İtalyan kültürü söz konusu olduğunda

Leonardo Da Vinci’yi es geçemeyiz.

Hele de ölümünün 500. yılı olduğu

düşünüldüğünde...” ifadelerini kullandı.

Sgarbi, Da Vinci anısına yapılan

etkinliğin sanattan mühendisliğe pek

çok alanda dünyanın bilinen en büyük

dahilerinden biri olan ünlü İtalyan

sanatçının çok iyi bilinen yönleri

dışında mutfakla arasındaki pek de

bilinmeyen bağlantıyı öne çıkarma

fırsatı verdiğini belirtti. Sgarbi, Da

Vinci ile birlikte İtalya’nın yemek ve

kültürünü hep birlikte tek bir masada

kutlamanın büyük bir şans olduğunu

ifade etti.

Menü geçmişten esinlenerek

oluşturuldu

Şef Giancarlo Gottardo da hazırladığı

menü ile ilgili sunumunu yaparken,

Leonardo Da Vinci’nin yaşadığı

dönemde, yani bundan 500 sene evvel,

beslenme zincirinde yavaş pişirme

tekniği ve avcılığın büyük önem

taşıdığını söyledi. Geyik eti, ördek,

bıldırcın, yaban domuzu ve tavşan

gibi hayvanların beslenmenin ana

unsurlarını oluşturduğunu kaydeden

Gottardo, güne özel hazırlanan

menünün de bu nedenle geçmişten

esinlenerek oluşturulduğunu belirtti.

Şef Giancarlo Gottardo’nun hazırladığı

menüde başlangıç olarak ördek terin

ve kuru meyve hoşafı servis edilirken,

ana yemek olarak orman mantarlarıyla

doldurulmuş ve fırınlanmış bıldırcın

konfi, safranlı risotto eşliğinde

sunuldu. Tatlı olarak ise misafirlere

kestane püresi, kavrulmuş fındık,

badem sütü jölesi ve tarçın esansı ile

servis edilen ayva tatlısı ikram edildi.


86

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Gastronominin Hatay ekonomisine

katkısı bu panelde konuşuldu

Gastronominin Hatay Ekonomisine

Katkısı’ konulu panel, 7 Bölge

7 Lezzet Festivali kapsamında

Beylikdüzü Eski Pazaryeri’nde gerçekleşti.

Moderatörlüğünü TGRT Haber Ekonomi

Müdürü ve Ekonomi Gazetecileri Derneği

Başkanı Celal Toprak’ın yaptığı panele

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

Gürkan Boztepe, HATİAB Başkanı İbrahim

Güder, KEBO Yönetim Kurulu Başkanı

Çiğdem Kıral, Fuzul Ev Yönetim Kurulu

Başkanı Eyüp Akbal’ın yanı sıra Şef Haldun

Tüzel katıldı.

Kıral: “Yerelden ulusala taşıdığımız

markamızla globalleşme hedefimiz

var”

Bir Antakyalı olarak değerli bir coğrafya

ve yemek kültürünün parçası olmaktan

duyduğu memnuniyeti dile getirerek

sözlerine başlayan KEBO Yönetim Kurulu

Başkanı Çiğdem Kıral, “Bir Antakyalı

olarak dünyada bulunan 23 medeniyetin

13’ü bizim topraklarımızda ve İpek Yolu

bizim şehrimizden geçiyor. Bu yüzden biz

çok değerliyiz. Ve bunu her platformda

anlatmaktan büyük bir keyif alıyoruz. Bu

Antakya’daki gıda serüvenimize bundan

23 yıl önce başladık. KEBO Diyet Düşmanı

adında bir markamız var. Bunu yerelden

çıkarıp ulusallaştırdık. Şu anda da globale

gitme konusunda ilerlemeye çalışıyoruz”

dedi.

Akbal: “Ekonomiyle iç içe bir sektör

olan gastronomiyi iyi tanıtmalıyız”

Aynı zamanda iyi bir gurme ve

aşçı kimliğiyle de bilinen Fuzul Ev

Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal,

gastronominin ekonomiyle iç içe bir sektör

olduğunu belirtti. Yurt içinde ve dışında

çok sık seyahat ettiğini, bunların arasında

en keyif aldığı şehrin Hatay olduğunu

anlatan Akbal, gastronomi ve mutfağıyla

öne çıkan şehrin bu potansiyelini

uluslararası arenaya taşıyamamasının

önemli bir dezevantaj oluşturduğunu

söyledi. Gastronomi kategorisinde

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na girme

başarısını gösteren kentin gastronomik

değerlerinin yeterince tanıtılamamasından

duyduğu kaygıyı ifade eden Akbal,

“Türkiye için hem stratejik hem de coğrafi

bir öneme sahip olan Hatay’ı ekonomi

için ciddi bir katma değer olabilecek

mutfağıyla da yurt dışında en iyi şekilde

tanıtmalıyız” dedi.

Güder: “Gizli reklamlarla

gastronomi algısı oluşturmalıyız”

HATİAB Başkanı İbrahim Güder, köklü

tarihi geçmişi ile dünyanın ilk yerleşim

merkezi konumundaki Hatay’ın bu

yönüyle yemek kültürüyle de dünya

medeniyetlerine örnek teşkil ettiğini

söyledi. Zengin bir yemek ve ürün

çeşitliliğine sahip kentin ekonomik

olarak halen hak ettiği yerde olmamasını

eleştiren Güder, “Yurt dışında filmlerde

sürekli gizli reklamlarla gizli bir

gastronomi algısı oluşturuluyor.

Bunlar çok önemli konular. Maalesef

markalaşmayı bilmiyoruz” dedi. Hatay’ın

markalaşma potansiyeli yüksek illerin

başında geldiğinin altını çizen Güder,

“Gastronomi konulu etkinlikler ve

turlarla kentin mevcut potansiyelini

ortaya çıkarabilirsek, inanın gastronomi

turizmiyle kent ekonomisinin kalkınması

çok da zor olmaz. Bunun yanı sıra

ürünlerimizi anlatmamız ve ürün

çeşitliliğimizi paylaşmamız önemli bir

konu” dedi.

Boztepe: “Gastronomi turizminde

iyi bir noktaya geldik ama yeter mi

yetmez!”

Panelin moderatörlüğünü üstlenen TGRT

Haber Ekonomi Müdürü Celal Toprak’ın,

Türkiye’de gastronomi turizminin

meydanlarda konuşulacak noktaya

gelmesinde söz sahibi bir isim olarak

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

Gürkan Boztepe’nin büyük katkısının

olduğunu ifade etmesinin ardından söz

alan Boztepe şunları söyledi: “Aslında biz

teşekkür ederiz. Çünkü TÜRSAB’ta 7-8

yıl önce gastronomi turizmi kelimesini ilk

söylediğimiz zaman `ne gerek var` diye

bir tepki oldu. Ama basınımızın ve sizlerin

desteğiyle çok iyi bir noktaya getirdiğimize

inanıyoruz. Yeter mi yetmez. Gastronomi

turizminde şu anda San Sebastian’da bir

tabak 100 eurodan satılıyorsa, bırakın

tabaklarımızı ana yemek bedellerimiz çok

daha altında kalmakta”.

“Bu meydanlarda daha fazla turist

görmek istiyoruz”

Gastronomi turizminin ekonomiye

katkısına ilişkin rakamlar vererek sözlerini

sürdüren Boztepe, “Yurt dışından gelen

turist normalde 700 dolar civarında bir

para bırakıyor. Bunun 159 dolarını bir

hafta icerisinde yeme içmeye bırakıyor.

Gastronomi turisti dokuz gün kalıyor.

Verdiği para ortalama 900 dolar. 285 dolar

civarında da yeme içmeye para bırakıyor.

Yani 1.5-2 katına yakın bir para bırakıyor.

Şimdi biz bu meydanlarda turist görmek

istiyoruz. Bunun da TÜRSAB ile birlikte

entegre edilmesini özellikle öneriyoruz.

Çünkü 12 bin acentamız var. 2500 tanesi

sadece İstanbul’da. Ama böyle bir

etkinliğin içinde bakıyorum arka tarafta

masaj aleti de satılıyor. Biz diyoruz ki, biz

burada gastronomiyle ilgili bir etkinlik

yapıyorsak ürünlerimizin değerini yukarıda

tutmalıyız ve buraya da kaliteli turisti

getirebilmeliyiz. Bu etkinliklerle entegre

olabilmeliyiz. Bu arada sizlere de teşekkür

etmek istiyorum. Güvenilir Ürün Platformu

konusu halka halka büyüyor. Ben diyorum

ki bu operasyonu daha da büyütmemiz

lazım. Çünkü ürünlerin içeride ne kadar

kaliteli olduğunu da denetleyen bir

mekanizma olması lazım. Gerçekten

yerel mi? Biz Antakya için buradayız ama

içeride Kars kaşarı da satılıyor. Bunların

hepsini masaya yaptırmamız gerektiğini

düşünüyorum çünkü her etkinliğin teması

farklı. Bunu da basınımızın desteklemesi

çok kritik.”


®


88

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Gıda sektörü

her yönüyle

masaya

yatırıldı

Gıda ve ilaç sektörünün

yetkin isimleri “Life Sciences

Ingredients” çatısı altında

düzenlenen Food&Nutritional

Ingredients ve Pharmaist

Fuarları kapsamında

gerçekleştiren panelde bir araya

geldi.

Gıda ve ilaç sektörüne dair

dünyada ve ülkemizdeki en

son gelişmeler, yenilikler ile

sektöre dair gündemdeki konuların

alındığı panelde konuşmacılar özellikle

eğitimin yetersizliği, sürdürülebilirlilik

konusunun gerekliliği ile yatırımların

dünya beslenme alışkanlıklarına

göre yapılması konusunda görüş

birliğine vardı. İstanbul Fuar

Merkezi’nde düzenlenen “Life

Sciences Ingredients” konsepti çatısı

altında birleşen ve eş zamanlı olarak

düzenlenen “Uluslararası Gıda,

Beslenme Bileşenleri, Hammaddeleri

ve Teknolojileri Fuarı-Food &

Nutritional Ingredients”, “Uluslararası

İlaç Bileşenleri, Hammaddeleri ve

Teknolojileri Fuarı-Pharmaist” fuarları

kapsamında gerçekleştirilen panelde

Aromsa Genel Müdürü Murat Yasa, Gıda

Bileşenleri ve Geliştiricileri Sanayicileri

Derneği(GIDABİL) 2. Başkanı ve Türkiye

Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri

Federasyonu Başkan Vekili Rint Akyüz,

Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği

(GTBD) Yönetim Kurulu Başkanı Samet

Serrtaş, BASF İlaç Çözümleri Türkiye,

Orta Doğu, Rusya ve Afrika Satış

Direktörü Tanju Cepheli konuşmacı

olarak yer aldı.

“Potansiyel var ama güce

çeviremiyoruz”

Yurt dışından gelen çok uluslu

firmaların gıda katkı maddeleri,

aromalar gibi katma değeri olan

ürünleri yurt dışından getirmeyi tercih

ettiklerini belirten Aromsa Genel

Müdürü Murat Yasa, “Türkiye’de

bu anlamda bir potansiyel var ama

bunu kinetiğe çeviremiyoruz. Bunu

ülkeye yararlı bir hale getiremiyoruz.

Bir potansiyel var ama güce

çeviremiyoruz.” dedi.

Özellikle eğitim konusuna değinen Yasa,

“Şu an 10 bin işsiz ziraat mühendisi

bulunuyor. Devlet bunları çiftçiyi, halkı

eğitmek için kullanabilir. Çiftçi nasıl

ilaçlama yapmalı, miktarlar neler

olmalı konusunda bilgilendirilebilir. Bu

anlamda Türk eğitim sistemi belli bir

standarta getirilmeli, eğitim seviyesi

yükseltilmeli.” açıklamasında bulundu.

Aromsa için sürdürülebilirliğin önemli

olduğuna değinen Yasa, firma olarak

karbon izini küçülttüklerini, çevreyi

kirletmemek için çalıştıklarını ve

çalışanlarının bu konuda çok dikkatli

davrandıklarını kaydetti.

Plan ve öngörülere ihtiyacımız var

Gıda konusunun en önemli sorununun

gıda güvencesi olduğunu söyleyen Gıda

Bileşenleri ve Geliştiricileri Sanayicileri

Derneği(GIDABİL) 2. Başkanı ve Türkiye

Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri

Federasyonu Başkan Vekili Rint

Akyüz, “2050 yılında dünya nüfusu

9-10 milyar olacak. Tarım ve sanayi

birbirine entegre olmalı yoksa kalkınma

şansınız olmaz. Tarımı üretime entegre

edemezseniz başarılı olamazsınız.

Türkiye konum itibari ile kendi

bölgesine hizmet edebilecek durumda.

Bunu sürdürülebilir hale getirirseniz

çok şansımız var demektir. Ayrıca

teknolojik bağımsızlık lazım. Bence

Türkiye gıda sektörü diğer sektörlerin

önüne geçecektir. Ancak bunun için

plan ve öngörülere ihtiyacımız var. Ben

yatırım yaptığım zaman şartların 5 yıl

devam edeceğini bilmeliyim” şeklinde

konuştu.

Gıda güvenliğindeki en büyük engel

merdiven altı üretim

Akyüz, “Biz ülke olarak şu an ithalatın

iki katı ihracat yapıyoruz. Bu 2000

ylından beri böyle. 12 milyar dolar

ihracatımız bulunuyor. 500 milyar

dolar ambalajlı gıda üretimimiz var.

AB’de 1 trilyon avro yani AB’nin yüzde

10’uyuz. Türkiye’de gıda sektöründe

500 bin kişi çalışıyor. Bugün büyük

şirketlerin GSMH’ya katkısı yüzde

50’nin üzerinde. Bu yüzdeyi iki şirket

yapıyor.“ açıklamasında bulundu.

Türkiye’de gıda sektöründe en büyük

tehlikelerden birinin kayıt dışı üretim

olduğunu vurgulayan Rint Akyüz,

“Gıda güvenliğinin sağlanmasında ki

en önemli ve büyük engel merdivem

altı altı dediğimiz üretimler. Bunun ne

kadar olduğunu bilmek mümkün değil

ama neredeyse yarı yarıya olduğunu

tahmin ediyoruz.” dedi. Rint Akyüz

ayrıca Türkiye’de pestisit ve aflotoksinin

önemli bir sorun olduğunu dile

getirerek bunun önüne geçilmesinin

gerekliliğinin altını çizdi.


İSTANBUL FUAR MERKEZİ CNR EXPO ✦ ISTANBUL EXHIBITION CENTER CNR EXPO

13. ULUSLARARASI EKMEK, PASTA MAKİNELERİ,

DONDURMA, ÇİKOLATA VE TEKNOLOJİLERİ FUARI

13 TH INTERNATIONAL TRADE FAIR FOR BAKERY, PATISSERIE

MACHINERY, ICE CREAM, CHOCOLATE AND TECHNOLOGIES

26-29

MART

MARCH

2020

Destekleyen Kuruluşlar / Supported by:

“BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİ TOBB (TÜRKİYE ODALAR BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR.”

“THIS FAIR IS ORGANIZED WITH THE AUDIT OF TOBB (THE UNION OF CHAMBERS AND COMMODITY EXCHANGES OF TURKEY) IN ACCORDANCE WITH THE LAW NO.5174”


90

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Afyonkarahisar mutfağı da, UNESCO’da!

UNESCO’nun Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda belirlediği Yaratıcı

Şehirler arasında Afyonkarahisar, gastronomi alanında Türkiye’den listeye giren üçüncü

şehir oldu. UNESCO’nun Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda belirlediği

Yaratıcı şehirler listesine alınan Afyonkarahisar, geniş yemek yelpazesinde önemli

bir yer tutuyor. Adeta gastronomi cenneti sayılan Afyonkarahisar, başka hiçbir yerde

bulamayacağınız özel lezzetleriyle ön plana çıkıyor. UNESCO’nun da onayladığı lezzetleri

NG Afyon bünyesinde ve usta şeflerin dokunuşlarıyla bulmak mümkün. Afyonkarahisar’ın

özel lezzetleri NG Afyon’da çok büyük bir titizlikle hazırlanıyor. Afyon sucuğundan

kaymaklı lokumuna, Afyon bükmesinden çullama köftesine ve Afyon şebitinden haşhaş

tatlısına kadar benzersiz tatları bulabileceğiniz NG Afyon, misafirlerine bu eşsiz tatları

deneyimleme fırsatı veriyor. İyi Hisset mottosuyla daima iyi hizmeti birincil önceliği

olarak tutan NG Afyon, gastronomi şölenini usta şefleriyle harmanlıyor. Açık büfesi ve

Farina Restoran’da daima taze ve lezzetli yemekler NG Afyon’un usta şefleri tarafından

hazırlanıyor.

Tarımda verim son 10 yılda %30 arttı

Ebru Baybara Demir, İrlanda’da

tarımın geleceğini konuştu

İrlanda’nın Galway şehrinde bu yıl beşincisi düzenlenen, gıdanın geleceğinin konuşulduğu

Uluslararası Food on the Edge 2019’da dünyaca ünlü Türk Şef Ebru Baybara Demir

damgasını vurdu. İki gün süren ve 50 farklı ülkeden şeflerin katıldığı organizasyonda şef

Demir, Mardin’de yerel ve mülteci kadınlarla gerçekleştirdiği Topraktan Tabağa projesi ile

büyük ilgi gördü. Konferansta tarımın geleceği, sağlıklı gıda ve yerel tohumların önemini

anlatan Demir, “Şefler olarak artık tek sorumluluğumuz en iyi yemeği pişirmek ve sunmak

olmamalı. Bizler tabağımıza gelen gıdanın üretiminden tüketimine kadar olan tüm süreci

takip etmeliyiz. Tabağını doğadan aldıkları ile tamamlayan şefler olarak gıdanın, dolayısıyla

hayatın devamlılığından sorumluyuz” dedi.

Tarımsal üretimde dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alan Türkiye, sürdürülebilir tarım

politikalarıyla bölgenin en önemli tarım merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Özellikle doğru

tarım uygulamalarının çiftçiler nezdinde yaygınlaştırılması ve teknolojik gelişmelerin tarımsal

üretime verdiği destekle birlikte, son yıllarda tarım sektöründeki verimlilik de ciddi oranda artmış

durumda. Yıldızlar Yatırım Holding çatısı altında faaliyet gösteren İGSAŞ, konuyla ilgili yayınladığı

“Tarımda Verimlilik” çalışmasıyla da sektörde son dönemde yaşanan verimlilik artışına dikkat çekti.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerini baz alarak gerçekleştirilen araştırmada, belli başlı bitkisel

ürünlerde dekar başına üretim oranlarını ele aldıklarını belirten İGSAŞ Satış ve Pazarlama Direktörü

Ercan Karasu, “TÜİK tarafından açıklanan resmi verilere göre, Türkiye’de buğday, pamuk, mısır,

gibi belli başlı ürünlerin dekar başına üretimleri son 10 yılda yüzde 24 ila yüzde 55 arasında artış

gösterdi” dedi.

Urla, dünyanın en iyi 10 bağ rotasından

birisi olmayı hedefliyor

Uçsuz bucaksız bakımlı bağlarıyla büyüleyici bir atmosfere sahip olan Urla, dünyanın

en iyi 10 bağ rotasından birisi olmayı hedefliyor. İzmir’in şirin ilçesi Urla, dünyaca

ünlü Bordeaux bağ rotası, Toskana bağ rotası, Napa bağ rotası, Güney Afrika bağ

rotası gibi rotalardan birisi olabilecek üzüm bağlarına, şarap üretim hanelerine ve

gastronomisi zengin restoranlara sahip. Ülkemize, Almanya, İtalya, Fransa, Yeni

Zelanda, Japonya gibi ülkelerden gelerek tadım etkinliklerine katılan turistler, Urla

Bağ Yolu rotasına olan taleplerini her geçen yıl artırıyorlar. Dünyanın en iyi bağ

rotaları arasında yer almayı istediklerini kaydeden Urla Şarapçılık Genel Koordinatörü

Kerem Kumbasar, şunları söyledi: “Urla’nın, Bordeaux, Toskana, Napa, Güney Afrika

gibi dünyaca ünlü bağ rotalarından hiçbir eksiği yok ve aslında artıları var. Urla Bağ

Yolu rotasını 2016 yılında hayata geçirdik ve geçen zaman içinde yerli ve yabancı

ziyaretçiler tarafından yoğun talep gördük ve görmeye devam ediyoruz. Ülkemiz,

zeytinyağı, peynirleri, şarapevleri gibi potansiyeliyle, dünyanın en zengin agro-turizm

merkezlerinden birisi olmaya adaydır. ŞARAPP mobil uygulaması, Türk üzümlerinin

ve Türk şaraplarının dünyaya tanıtılmasına büyük katma değer sağlanacaktır” dedi.


Sonbaharı sevdiren lezzet

Bal Kabaklı Cevizli Dondurma

“Hepimizin Ortak Noktası” Kahve Dünyası, her ay sürpriz bir lezzetle

hazırladığı dondurmalarına Kasım ayında Bal Kabaklı Cevizli

Dondurma ile devam ediyor. Sonbahar - kış döneminin gözdesi

olan, vitamin, mineral ve lif kaynağı bal kabağı, Kahve Dünyası’nın

endüstriyel üretimden uzak, tamamen el yapımı tarzında hazırladığı

dondurmasıyla bambaşka bir lezzete bürünüyor. Bal Kabaklı Cevizli

Dondurma; mevsiminde toplanmış bal kabağı, tam yağlı inek sütü ve

dağlık bölgelerde yetişen orkide bitkisinin köklerinden elde edilen

salep ile hazırlanıyor. Bal kabağına çok yakışan ceviz krokan ise

dondurmanın tadını zirveye taşıyor.

Ve kurabiyeler uzayda!

DoubleTree kurabiyeleri, NASA’nın Wallops uzay üssünden cumartesi günü fırlatılan

roketin içindeki prototip fırınla birlikte uzaya gönderildi. 2 Kasım’da sabah 9.59’da

(ET saat dilimi) NASA’nın Wallops Uçuş Merkezi’nden fırlatılan roketteki kurabiye

hamuru, tarihi bir deneyin parçası olarak prototip bir fırında astronotlar tarafından

pişirildi. Roket, uzay istasyonuna pazartesi günü 4.10’da (ET) ulaştı ve istasyonu

Dünya’ya bakan yüzündeki yerine yerleşti. Yılın önceki aylarında da belirtildiği gibi bu

fırlatma, DoubleTree by Hilton ile uzun süreli uzay uçuşları için yerçekimsiz ortama

uygun cihazlar geliştiren Zero G Kitchen ve lider ticari erişim sağlayıcısı NanoRacks

işbirliğinin bir meyvesi. Girişimin amacı ise uzun süreli uzay yolculuklarında konukların

daha iyi ağırlanması.

Neolokal 5 yaşında

Neolokal, beşinci doğum gününü 5 Kasım Salı akşamı düzenlediği iki yemekle kutladı.

Neolokal’in beşinci yıl özel menüsünü, üç farklı kıtadan gelen şef dostları Maksut Aşkar

ile birlikte hazırladı. Brezilya’dan Manu Buffara, Güney Afrika’dan Margot Janse ve Hong

Kong’dan May Chow’un hazırladıkları lezzetlere Apartıman’ın şefi Burçak Kazdal da

tatlılarıyla eşlik etti. Her sene açılış yıldönümünde Maksut Aşkar’ın yerli ve yabancı şef

dostlarını ağırlayan Neolokal, bu yılki kutlamada, dünyaca ünlü şefler Margot Janse,

Manu Buffara ve May Chow ile Maksut Aşkar‘ın farklı kıtaların lezzetlerini kendilerine has

gastronomik perspektifleriyle bir araya getirdikleri bir menü ikram edildi. Şefler, Baobab

Labne, Afrika Dashi, Tacupi, kurutulmuş karides yumurtası, gibi değişik lezzetlerin yer

aldığı bir menüyle, Neolokal misafirleri gastronomik bir yolculuğa çıkardı.

Örfene Zeytinyağı, ‘presidium’

olarak tescillendi

Slow Food ve Doğa Derneği’nin 2012 yılından beri sürdürdüğü çalışmalar sonucunda,

Ege’nin zeytin ormanlarının korunması için yeni bir adım atıldı. İzmir ve çevresindeki

zeytin ormanlarında bölgeye özgü erkence türü zeytinlerden üretilen Örfene

Zeytinyağı, “presidium” olarak tescillendi. Presidium, küçük üreticileri ve kaliteli

doğa dostu üretimleri korumak için geliştirilmiş bir ürün tescil modeli. Dünyanın

en prestijli ürünleri arasına giren Örfene Zeytinyağı, bölgedeki biyolojik çeşitliliği

destekliyor ve binlerce yıldır kesintisiz olarak devam eden bir kültürü insanlarla

buluşturuyor.


92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Şefler olimpiyatında Türk finalist belli oldu

Bu yıl 14–16 Kasım 2019 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi‘nde ziyaretçilerini

ağırlayan Sirha İstanbul‘un 7. buluşması, gastronomi dünyasının olimpiyatları Bocuse

d‘Or‘un Türkiye seçmelerine de ev sahipliği yaptı. Bu yılın Türkiye Milli Seçmeleri’nde

JW Marriott Hotel Bosphorus’tan Ahmet Can Aras, Aila Restaurant - Fairmont Quasar

Hotel İstanbul’dan Emre İnanır, JW Marriott Hotel Ankara’dan Sezer Deniz ve St Regis

Hotel İstanbul’dan Serhat Eliçora yarıştı. 15 Kasım’da düzenlenen seçmeler sonunda

jüri Serhat Eliçora’yı birinci, Emre İnanır’ı ikinci ve Ahmet Can Aras’ı da üçüncü olarak

belirledi. Jüri ayrıca Metin Erol’u da ‘En İyi Komi’ olarak seçti. Bocuse d’Or Türkiye 2019

Milli Seçmelerini kazanan şef Serhat Eliçora, Bocuse d’Or Türkiye Şampiyonu olarak

28-29 Mayıs 2020’de Estonya’nın Talin kentinde gerçekleşecek olan Bocuse d’Or Avrupa

Seçmelerinde ülkemizi temsil edecek.

La Lorraine Türkiye ile birlikte Ortadoğu ve

Kuzey Afrika yönetimi Burak Deniz’e emanet

Ekmek ve fırıncılık ürünleriyle ünlenen Belçika’nın 80 yıllık şirketi La Lorraine, Türkiye’yi

bölge üssü olarak konumlandırdı. La Lorraine, Türkiye sorumluluğuna ek olarak Ortadoğu

ve Kuzey Afrika operasyonlarının başına da Türk yöneticisi Burak Deniz’i getirdi. Manisa’da

hayata geçirdiği fabrikasında çeşitli ekmekleri, kruvasanları ve börekleri donuk olarak

üreten ve sunan La Lorraine, Türk lezzetlerini yurtdışına ihraç etmeye de başladı.

Yatırımlarına devam ederek büyüyen La Lorraine’in Ortadoğu ve Kuzey Afrika üssü ise

Türkiye olacak. Daha önce Unilever’in yurt içi ve yurt dışı operasyonlarında uzun yıllar

görev alan Deniz, son olarak 2010-2014 yılları arasında Unilever’in dondurma kategorisinde

Dubai merkezli olarak Orta Doğu operasyonlarından sorumlu ülke müdürü olarak çalıştı.

Deniz, Genel Müdür olarak 5 yıl içinde La Lorraine’in kuruluşundan başlamak üzere

Türkiye yatırımlarını yürüterek markanın hızlı büyümesinde rol aldı.

Uzakdoğu’nun muhteşem lezzetleri

“Asian Night” Akşamları ile Izaka

Restaurant’ta

İstanbul’un en özel adreslerinden biri olan CVK Park Bosphorus’un terasında

yer alan Izaka Restaurant, “Hitode” bölümüyle misafirlerini 11 Eylül’den itibaren

her Çarşamba “Asian Night” geceleri ile Uzakdoğu mutfağında uzun bir lezzet

yolculuğuna çıkarmaya başladı. Konuklarına tarihi Haliç Yarımadası’ndan

Boğaz’a uzanan nefes kesici bir manzara sunan CVK Park Bosphorus Hotel

İstanbul’un terasında bulunan IZAKA Restaurant & Bar, Hitode bölümüyle

Uzakdoğu mutfağı sevenler için çok özel bir menü hazırladı. Bir sene boyunca

her Çarşamba 19.00-22.00 saatleri arasında geçerli olacak menüde tatları kadar

sunumlarıyla da iddialı olan lezzetler yer alıyor.

Dondurulmuş su ürünlerinde fiyatlar

artık ‘buzlu gelmeyecek’

Su ürünleri genellikle hassas ve yumuşak bir yapıya sahip. Bu nedenle;

dondurulmuş su ürünlerinin yüzeyi kalitesini, lezzetini ve tazeliğini korumak

için donuk haldeyken ince bir buz tabakası ile kaplanıyor. Bu işlem glaze olarak

adlandırılıyor. Metro Türkiye tarafından yapılan açıklamada, doğru zamanda ve iyi

bir teknikle yapılmış glaze işlemi ile ürünün kalitesinin korunduğu belirtildi. Glaze

işlemi ile buz tabakasını çıkararak hesaplanan net ağırlığı baz alacaklarını belirten

Metro Türkiye, bu sayede Metro Chef markalı dondurulmuş su ürünlerini satın alan

bir tüketicinin, örneğin 1 kg istavrit almışsa eve gidip bu balığı çözdürdüğünde de 1

kg istavrit almış olacağını kaydetti.


Çinliler, Türk lezzetleri için kuyruk oldu

Çin’in Şanghay kentinde 5-10 Kasım 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilen

Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda, 2019 yılını “Çin Yılı” ilan eden Ege İhracatçı

Birlikleri’nin standında, EİB ve Çin’in önemli ithalatçı firmalarından Cofco Sundry iş

birliğinde Tadım Etkinliği düzenlendi. Tadım etkinliğinde; Türk gıda ürünleriyle Çin

damak tadına uygun hazırlanan kek, kurabiye, pasta vb. yiyeceklerin olduğu menülere

Çinliler hayran kaldı. EİB standı, Türk gıda ürünlerini tatmak isteyen Çinlilerin ilgisi

nedeniyle yoğun bir kalabalığa sahne oldu. Çin’in 2018 yılında Çin Uluslararası

İthalat Fuarı düzenlemeye başlayarak tüm dünyaya büyük bir fırsat sunduğunu dile

getiren Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, yıllık

2 trilyon doların üzerinde ithalat yapan, gıda ithalatı 118 milyar dolara ulaşan Çin’e,

2019 yılının Ocak - Ekim döneminde Türkiye’nin gıda ihracatının yüzde 86’lık artışla

110 milyon dolardan, 205 milyon dolara çıktığını, hedeflerinin Çin’e 2023 yılına kadar

1 milyar dolarlık gıda ürünleri ihracat rakamına ulaşmak olduğunu kaydetti.

Four Seasons Hotel Sultanahmet’e yeni

yeni yiyecek içecek müdürü

Four Seasons Hotel Sultanahmet’in Yiyecek İçecek Müdürlüğü görevine Ejderhan Ay

atandı. Türkiye ve yurtdışında, yiyecek ve içecek alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan

Ejderhan Ay, profesyonel çalışma hayatına Merit Arcadia Golf Resort’ta başladı. Amerika’da

Four Ways Inn Bermuda ve Celebrity Cruises’da sommelier olarak çalışmasının ardından

Schiller Chiemsee Türkiye ve SCI Time For Café Break’te operasyon direktörlüğü, Num

Num, The House Cafe, Da Mario Kalamış, Kitchenette ve Mürver gibi tanınmış mekanlarda

restoran müdürlüğü görevlerini üstlendi. Four Seasons Hotel Sultanahmet’in Yiyecek

İçecek Müdürlüğü görevine Eylül 2019’da getirilen Ay son olarak Divan Erbil’de aynı

pozisyonda çalışıyordu.

Şamdan geri döndü

1975 yılında kurulan ve tam 42 yıl boyunca iş-sanat hayatının

buluşma noktası olan Şamdan yepyeni bir konseptle ger döndü.

Mekan, tecrübeli işletmeci Bülent Ilgaz ve sanayici iki kardeş olan

Emre-Necmettin Karabacak ortaklığında hizmet veriyor. Dünya

mutfağından spesiyal tatlarla oluşturulan öğle yemeği menüsü ile

pazar günü hariç, haftanın her günü misafirlerini ağırlayan mekan,

özel toplantılara, lansman ve kurumsal organizasyonlara ev sahipliği

yaparken, yine pazar hariç her gün saat 22.00’de gece kulübü olarak

müdavimlerinin buluşma noktası oluyor. Must, Lucca ve Park

Şamdan gibi İstanbul’un pek çok tercih edilen mekanında müzik

koordinatörlüğü ise Uğurcan Kaya yapıyor.

Zaxi’de her perşembe Küba esintileri

Maslak’ta iş çıkışlarının gözde mekânı Zaxi’de Latin müzikleri eşliğinde

dans etmeyi sevenleri muhteşem bir sezon bekliyor. Geçtiğimiz

yıl yoğun ilgi gören “Küba Perşembeleri” yeniden başlıyor. Her

Perşembe 18:30- 22:30 saatleri arasında Trio Cuba Latin parçalarla

ruhu beslerken; serpme tapas çeşitleri ve ana yemeğin sunulduğu

Happy Hour menüsü ile dünya mutfağından zengin tatları çok özel

fiyatlarla deneyimleme imkânı sunuyor. kişniş ile marina edilmiş

hamsi, domates bruschetta, mini mozzarella ve domates, cevizli peynir

ezmesi, ananaslı tavuk salata ve peynir tabağından oluşan serpme

tapas çeşitleri ve ana yemek olarak dana kaburga ve safranlı pilavın

sunulduğu Happy Hour menüsü keyifli buluşmalar için ayrıcalıklı bir

seçim oluyor.


94

hotel restaurant

& hi-tech

dosya / yeni yıl özel

Divan’dan İstanbul Otelleri’nden

seçkin programlar

Divan İstanbul, Divan Suites İstanbul G-Plus ve Divan İstanbul City bu

yıl da misafirleri için keyifli yılbaşı programları ve avantajlı konaklama

paketleri hazırladı. Divan İstanbul Otelleri misafirlerine benzersiz

lezzetlerden oluşan yılbaşı gala yemeğinin yanı sıra konaklama

paketleri hazırladı. Yeni yıl kutlamasını ayrıcalıklı kılacak Divan’ın leziz

reçetelerinden hazırlanan menü, misafirlere unutulmaz bir yılbaşı

gecesi vadediyor.“Wish” hediyelik çay ambalajlarının her birinin içinde,

tazelik ve doğallık hissi veren, sıcak suda çiçek açarak eşsiz bir görünüm

sergileyen yeşil çay lezzeti yer alıyor.

Yeni yıl Fairmont’ta bir başka!

Fairmont Quasar İstanbul, yeni yılı coşkulu bir şekilde deneyimlemenizi sağlayacak

birbirinden cazip alternatiflerle yeni yıl ruhunu şehrin kalbinde yaşatıyor. Fairmont

Quasar İstanbul, yeni yıla girerken yılbaşı akşamında birbirinden cazip menüleriyle

benzersiz bir yeni yıl ziyafeti sunuyor. Fairmont Quasar İstanbul farklı eğlence

seçenekleri ve her biri son derece lezzetli menüleriyle Luna Balo Salonu, Aila ve Ukiyo

Lounge & Bar’da misafirlerine üç alternatif sunuyor. Gece yarısının ardından da üç

farklı noktadaki yeni yıl kutlamaları Fairmont Quasar İstanbul’un özel ısıtmalı açık hava

iç avlusunda birleşecek ve temponun oldukça yüksek olduğu yeni yıl partisi muhteşem

tasarıma sahip iç avluda tüm hızıyla devam edecek.ve orkestrası müzikleriyle eşlik

ediyor. Yılbaşına özel titizlikle seçilen eserlerin yer aldığı canlı müzik performanslarıyla

gece hiç bitmesin isteyeceksiniz.

Yeni yılda tatlı başlangıçlar

Özsüt, mutluluk tadındaki lezzetleriyle yeni yıl heyecanına da ortak oluyor.

Beraberinde yeni hayalleri, yeni başlangıçları ve yeni umutları getiren yılbaşı

kutlamaları, Özsüt’ün imza pastalarından Karaorman Vişne, Karaorman Frambuaz

ve Le Pave ile hem damaklarda hem de güzel anılarda tadıyla iz bırakacak. Yeni yıl

kutlamaları, Özsüt pastalarının en sevilen tatlarından frambuaz, vişne ve çikolatayla

daha da lezzetlenecek. Özsüt şeflerinin özel tarifleriyle hazırlanan pastalar, daha ilk

çatalda damaklarda yarattığı aşkla, yeni yılda dilenen güzel umutlara eşlik edecek.

lezzetlerin bulunduğu yılbaşı menüsü beş aşamadan oluşuyor. Tatlı olarak da yılbaşı

akşamlarının vazgeçilmez lezzeti kabak, The Globe yorumu ile servis ediliyor.

Eşsiz Boğaz manzarası eşliğinde…

Yeni yılı eşsiz Boğaz ve tarihi yarımada manzarası eşliğinde karşılamak isteyenler

Renaissance Istanbul Polat Bosphorus Hotel’de buluşuyor. Otel’in ödüllü şefleri

tarafından hazırlanan yeni yıl menüsü, canlı müzik keyfi ve sabahın ilk ışıklarına

kadar devam edecek DJ parti ile yeni yıl kutlaması unutulmaz bir geceye dönüşüyor.

Beş yıldızlı otelin roof katında yer alan 212 Restaurant, ödüllü şef Arif Madakbaş

önderliğinde hazırlanan yeni yıl menüsü ve Merve&Alper Güzel Orkestrası’nın

canlı müzik performansı ile yeni yılda misafirlere hem müzik hem de lezzet ziyafeti

yaşatıyor. Yeni yıla unutulmaz bir parti eşliğinde merhaba demek isteyenler Bar 212’de

biraraya geliyor. Birbirinden leziz atıştırmalıkların ve moleküler kokteyllerin canlı

DJ performansı eşliğinde servis edileceği gecede misafirler lezzet, müzik, dans ve

eğlence keyfini bir arada yaşayarak yeni yılı karşılama fırsatı buluyor.konuklar, Cenk

Eren’in zengin repertuarıyla eğlenecek. NG Sapanca, 3 gecelik konaklama paketiyle de

misafirlerinin yeni seneye keyifle girmelerini sağlayacak.


Yeni yıla İlham Gencerli caz ziyafeti ile girin

Şehrin merkezi Taksim’de Elite World İstanbul bünyesinde yer alan Jazz

Company, yeni sezonda caz müzik severlere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Aralık ayı boyunca birbirinden değerli müzisyenlerin sahne alacağı canlı caz

gecelerinde, ilk performans 29 Kasım Cuma günü ünlü sanatçı İlham Gencer

ve İpek Dinç Yüce eşliğinde başlıyor. 31 Aralık yılbaşı gecesinde ise Türk

caz müziğinin duayen ismi İlham Gencer yılbaşı gecesine özel repertuarıyla

Jazz Company sahnesinde yerini alacak. Birbirinden özel şarkılarıyla piyano

eşliğinde coşku dolu bir performans sunmaya hazırlanan İlham Gencer

unutulmaz bir yılbaşı gecesi yaşatacak. Misafirlerini caz dünyasında keyifli

bir geceye davet eden Jazz Company, yeni sezonda sunduğu müzik ziyafetinin

yanı sıra yiyecek- içecek menülerindeki yenilik ve sürprizleriyle de beğeni

toplayacak.

Gloria Hotels & Resorts’te sürprizlerle dolu bir gece yaşayın

Akdeniz’in tüm doğal güzelliklerini barındıran Gloria Hotels & Resorts, benzersiz bir

yılbaşı programını konukları için hazırladı. Yılbaşı tatilinde misafirlerini şımartmayı

planlayan Gloria Hotels & Resorts, 30 Aralık Pazartesi günü düzenlenecek

“Throwback Parti” ile yeni yıl heyecanını arttıracak. 31 Aralık Salı akşamı hoş

geldiniz kokteyli ile başlayacak yeni yıl coşkusu, ilk olarak Bay J ve orkestrasının

keyifli sahnesiyle hareketlenecek. Yılbaşı akşamı Gloria Hotels & Resorts’de eğlence

bununla da sınırlı kalmayacak. Eğlencenin doruğa ulaştığı gecede, Türkiye’nin sevilen

sanatçılarından Aşkın Nur Yengi, misafirleri için en güzel şarkılarını yorumlayacak.

Mezdeke Show ile devam edecek olan yeni yıl partisi, saatler 00.00’a vurduğunda

ritmini daha da yükseltecek. Hem göze hem damağa hitap eden leziz gala yemeği

sonrası, sürpriz yılbaşı partisi Insomnia Night Club’de sabahın ilk ışıklarına kadar

sürecek.

Zarif ve leziz yılbaşı sepetleri

Mövenpick Hotel Istanbul, yeni yılın coşkusunu sevdikleriyle paylaşmak,

iş arkadaşları ve dostlarına yeni yılda ayrıcalıklı bir hediye vermek

isteyenler için birbirinden leziz ikramların bulunduğu özel yılbaşı

sepetleri hazırladı. İçerdiği eşsiz lezzet ve süslemelerle her zevke hitap

edecek yılbaşı sepetleri; ev yapımı çikolatalar, madlen çikolatalar,

zencefilli kurabiyeler, leziz makaronlar, Mövenpick kahvesi, göz alıcı

yılbaşı süsleri ve daha pek çok sürpriz hediyeden oluşuyor. Mövenpick

Hotel Istanbul kalitesi ve şıklığını her detayında yansıtan yılbaşı

sepetlerinin teslimatı İstanbul için ücretsiz olarak yapılıyor.

2020’ye İstanbul’da gireceklere keyifli alternatifler

Titanic Port Bakırköy, yılbaşının klasiği olan oryantal dans gösterisi ve zengin

yılbaşı menüsü eşliğinde iki farklı program sunuyor. Otelin en üst katında bulunan

büyüleyici deniz manzarasına sahip Compass Restaurant’ta dillerden düşmeyen

Türkçe şarkılarla Pınar Hatipoğlu ile Art Orkestrası, şık ve gösterişli balo salonunda

yerli ve yabancı popüler şarkılardan oluşan eğlenceli repertuvarı ile Banu Korkmaz

& Orkestrası yer alırken, Titanic Business Kartal’da yılbaşı gecesi sevilen şarkılarıyla

Vildan Demir ile Taner Sar Orkestrası , Titanic Business Golden Horn’da Ayur Aydın

ve orkestrası sahne alıyor. Yılbaşı gecenizi otelde konaklayarak ve yeni yıl brunch’ı ile

taçlandırmak isterseniz Titanic Hotels çok özel paketlerine mutlaka göz gezdirin.


96

hotel restaurant

& hi-tech

dosya / yeni yıl özel

Saray’dan ihtişamlı yılbaşı kutlamaları

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, 2020’yi ihtişamına yakışır şekilde ışıl ışıl

yılbaşı kutlamalarıyla karşılıyor. Yepyeni bir yılı dünyanın en özel noktalarından

biri olan görkemli Çırağan Sarayı’nda muhteşem Boğaz manzarası, canlı müzik

orkestrası tarafından yılbaşı coşkusunu yansıtan farklı dillerdeki hareketli

şarkılar eşliğinde enfes tatlar ile kutlamak isteyenlere Tuğra restoran muhteşem

bir şölen sunuyor. Laledan restoran yılbaşı akşamı leziz açık büfe İtalyan

yemekleriyle canlı müzik performansı eşliğinde yeni yıla özel ziyafet yaşatıyor.

Çırağan Sarayı’nın bahçesinde palmiye ağaçlarının altında yer alan şehrin en

stil sahibi mekanı Le Fumoir’da sunulacak enfes yeni yıl kokteyllerine eşlik

eden canlı DJ performansı akşam 19:00’dan itibaren sabahın ilk ışıklarına dek

eğlencenin keyfine varacakları bekliyor.

2020’ye ayrıcalıklı bir merhaba!

Boğaz’a nazır konumuyla eşsiz deneyimler sunan The Ritz-Carlton, Istanbul,

sevdikleriyle keyifli vakit geçirmek ve yeni yılı kutlamak isteyenlere, gala yemeği, yılbaşı

partisi, yeni yıl brunch’ı ve konaklama paketlerinden oluşan birbirinden ayrıcalıklı ve

eğlenceli programlar sunuyor. Gece için özel olarak dekore edilen Atelier Real Food,

misafirlerini lobide canlı müzik eşliğinde gerçekleşecek özel kokteyl ile karşılayacak.

Daha sonra Executive Şef Selami Güleryüz ve Restoran Şefi Alper Kızılbayır’ın özenle

hazırlağı yılbaşı menüsüne eşlik edecek müzik grubu, en sevilen yabancı ve Türkçe

şarkılardan oluşan bir repertuvarla muhteşem bir performans sergileyecek. Bleu

Lounge’ın yeni yıl programına ise, yemek boyunca devam edecek canlı müzik ve geri

sayımla başlayıp 03.00’e kadar devam edecek eğlenceli DJ performansı eşlik edecek.

Yeni yıla keyifli bir başlangıç

2020 yılını karşılamaya gün sayarken İstanbul Marriott Hotel Sisli yılbaşı heyecanını

tüm atmosferine yansıtmış görünüyor. Otelin ışıltılı girişinde herkesi devasal

fındıkkıranlar karşılıyor. İçeriye girer girmez ise sıcacık tarçın zencefil ve karanfil

kokularıyla zencefilli kurabiye evi misafirleri selamlıyor. Yılbaşı ruhunu yansıtan

neşeli melodiler şehrin gürültüsünü kulaklarınızdan silerken, ışıl ışıl Noel ağacı

adeta içinizi aydınlatıyor. İstanbul’un kalbinde, yeni yıl heyecanını doyasıya yaşayın

diye Marriott Şişli hazırlıklarına itinayla devam ediyor. Beş yıldızlı otel, umut dolu

yepyeni bir yıla keyifli bir başlangıç yapmak isteyenleri 31 Aralık akşamı yılbaşı

coşkusunu yansıtan muhteşem bir açık büfe ve canlı orkestra ile karşılayacak.

Marriott Şişli’nin yetenekli şeflerinin hazırladığı yılbaşı temalı çorbalardan tatlılara,

zengin şarküteri köşesi, taze salatalar ve tadına doyum olmayan birbirinden iddialı

ana yemekler eşlik edecek.

Eşsiz Boğaz manzarası eşliğinde…

Sürpriz tatlarla yılın her dönemine lezzet katan Wish More Hotel İstanbul,

yeni yıl kutlamalarına eşlik edecek benzersiz bir lezzeti Aralık ayı

menüsüne kattı. Türk ve dünya mutfaklarından sunduğu en gözde tatlarla

lezzet tutkunlarının iştahını kabartan beş yıldızlı otel, yeni yıl heyecanının

başladığı Aralık ayına özel olarak “Fırında Hindi” lezzetini sunuyor. Fırında

Hindi için kullanılan kemiksiz hindi kalça but, yıldız anason, kakule,

tane kişniş, kajun baharatı, defneyaprağı, taze kekik ve taze biberiye ile

tatlandırılarak özel soslar eşliğinde ağır ağır fırında pişerek hazırlanıyor.

Fırında Hindi’nin zengin baharatlarla harmanlanan enfes lezzeti, ağızda

dağılan yumuşacık dokusu ile kutlamalar sırasında misafirlerin keyfine

keyif katıyor.



98

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Eşsiz

lezzet,

müzik ve

eğlencenin

adresi

1001

Lounge

Şık ve konforlu ambiyansı, günün her saatine uygun damakta iz bırakan zengin menüsü,

imza kokteyllere sahip barı, fırın ve tatlı ürünlerinin yer aldığı pastanesi, her yaştan misafirine

hitap eden eğlence konsepti ve özel VIP odaları ile şehrin gözde buluşma adresi 1001 Lounge,

haftanın 7 günü misafirlerine adeta bir masal yaşatıyor.

İstanbul’un gözde semtlerinden

Ataşehir’de açıldığı günden beri şehrin

popüler buluşma noktası olan 1001

Lounge; lüks ve konforun buluştuğu

mimarisi, dünya mutfaklarından

Türk mutfağına enfes lezzetlere

sahip zengin menüsü, ağırladığı her

yaştan misafirinin uzun süre keyifli

vakit geçirmesini sağlayan eğlence

alternatifleri ve profesyonel servis

anlayışı ile vazgeçilmez deneyimler

sunuyor. Adından aldığı ilhamla 1001

lezzetin tadını ve hazzını yaşayacağınız

1001 Lounge menüsünde, dünya

mutfağından seçkin lezzetler, taş

fırınından pide, pizza ve lahmacun

çeşitleri, kömür ateşinde enfes kırmızı

et seçenekleri, sağlığına ve formuna

dikkat edenler için salata, diyet ve

vegan menüsü, taze balık ve tavuk

menüleri, fastfood ve atıştırmalık

severler için zengin alternatifler, minik

kahramanlar için çocuk menüsü ve

daha fazlası adeta bir lezzet senfonisi

yaşatıyor.

Her yaşa göre eğlence

Tüm misafirlerini sevdikleriyle

birlikte uzun süre güzel anlar

yaşatmak amacıyla farklı eğlence

alternatiflerine sahip 1001 Lounge,

gününüze renk katacak ilham veren

dünyasını keşfe davet ediyor. Her

biri farklı olarak dekore edilen 5 VIP

Odasında arkadaşlarınızla birlikte

doğum günü, karaoke, playstation,

maç veya film keyfini yaşayabilir özel iş

toplantılarınızı da düzenleyebilirsiniz.

Ayrıca her Cuma, Cumartesi, Pazar

Canlı DJ performanslarıyla eğlencenin

nabzı 1001 Lounge’ta atmaya devam

ediyor. Geleneksel Okey oyununun

müdavimlerini de unutmayan 1001

Lounge, otomatik Okey masalarında

kesintisiz bir eğlence sağlıyor.


Minik misafirlerine özel oyun odası ve çocuk menüsü

1001 Lounge, hem ailelerin gönül rahatlığıyla yemeklerini yiyebilmeleri hem de

çocukların keyifli zaman geçirmeleri için çocuklara özel oyun odası tasarladı.

Çocuklar, eğitimli oyun ablaları eşliğinde eğitici oyunlar oynayıp hafta sonları

yaratıcı atölye etkinliklerine katılarak hoşça vakit geçirebilecek. Ayrıca 1001

Lounge çocuklara özel çok zengin içerikli ve sağlıklı bir menü hazırladı.

Unutulmaz anılara evsahipliği yapan 1001 Lounge’un oyun odasında da doğum

günü etkinlikleri yapabilir, konsept konusunda ekibimizden profesyonel destek

alabilirsiniz. Oyun odasındaki tüm materyaller, çocuk sağlığına uygun, kanserojen

madde içermeyen malzemelerden üretilmiştir.


00

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Ataşehir’de lezzet ve eğlenceyi

buluşturan adres: Süslü Konak

İstanbul’un seçkin mekanlarından Süslü Konak Ataşehir, unutulmaz sahne

performansları ve birbirinden eşsiz lezzetleriyle konuklarını ağırlamaya devam ediyor.

Sefa, Ayşe&Ayhan ve Güngör

Karakaş gibi birbirinden değerli

sanatçılar, muhteşem sahne

performansları ile eğlenceli ve

unutulmaz anılar yaşatıyor. Hafta içi

fasıl programlarında, hafta sonu canlı

performanslarında, birbirinden renkli

sanatçıları ile programlar yapan mekan,

aileniz ve dostlarınızla birlikte huzur

içerisinde doyasıya eğlenebileceğiniz

coşku dolu bir atmosfer sunuyor.

Canlı müzik programlarıyla iddialı

İstanbulluların hayatına 6 yıl önce

giren Ataşehir’in en süslüsü olan Süslü

Konak’ta, bugüne kadar birbirinden

değerli sanatçıların yer aldığı sahne

performanslarının yanı sıra, kır

düğünlerinden baby shower partilerine,

bayi toplantılarından kurumsal

yemeklere, sünnet düğünlerinden

mezuniyet balolarına kadar yüzlerce

organizasyona ev sahipliği yapıldı. Kısa

sürede Ataşehir’in ve İstanbulluların

yoğun tercih ettiği mekanların arasına

giren Süslü Konak, kapalı alanda 350

kişilik, yemyeşil bahçesinde 700 kişilik

kapasitesi ile özellikle yemekli davetler

için biçilmiş kaftan. Kapıdan girdiğiniz

anda sizi kucaklayan yemyeşil bahçesi

ve güler yüzlü personeli ile evinizin

sıcaklığını yaşatırken, profesyonel

hizmet anlayışından kesinlikle ödün

vermiyor.

Yüzlerce organizasyona ev sahipliği

yapıyor

Mekan, kutlama ve toplantı

organizasyonlarında kendinizi

profesyonel ellere teslim etmenizin

yanı sıra; düğün, nişan, kına gibi özel

günlerinizde yorulmadan davetinizi

keyifle geçirmenizi sağlayacak güçlü

bir ekibe sahip. Ayrıca, sunduğu geniş

menü ve organizasyon alternatifleriyle,

bütçenize en uygun seçimi

yapabilmenizin rahatlığını sağlıyor. Türk

mutfağından seçilmiş eşsiz lezzetlerle

donatılan bir masada, fiks menü

konsepti ile de hizmet vermeye devam

ediyor.

İstanbul’da akla ilk gelecek aile

mekanı olmayı hedefliyor

Süslü Konak Ataşehir’i, Haziran 2019

tarihi itibariyle ortaklarıyla işletmeye

başlayan Aile Terapisti ve Yaşam Koçu

Mehmet Murat Lik, şunları söylüyor:

“Süslü Konak, yeni hizmet anlayışı

ile “Ataşehir’in En Süslüsü” unvanını

sonuna kadar hak eden eşsiz bir mekan.

Bu yılın Haziran ayında ortaklarımızın

işletme tecrübelerini de katarak, daha

güçlü bir yapılanmaya gittik. Hafta içi

fasıl programlarımız, hafta sonu canlı

performanslarımız ile misafirlerimize

unutulmaz anılar yaşatmayı

sürdürüyoruz. Çok yakın zamanda,

İstanbul’un akla gelecek ilk aile

mekanı olmayı hedefliyoruz. Organize

edeceğimiz canlı performanslarla,

ailelere hem eğlence, hem çok özel

lezzetler sunmaya devam edeceğiz.”



02

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Kartalkaya’ya yeni bir soluk

Morino

Kayak turizminin en popüler rotalarından Kartalkaya, sezonu açmak için gün sayarken bu

sezon yepyeni mekanı Morino ile ziyaretçileri buluşturmaya hazırlanıyor. Çetin Şirvani’nin

kurucusu olduğu Kartalkaya’nın yeni yüzü Morino, 2019-2020 kış sezonu için 13 Aralık’ta

misafirlerine kapılarını açıyor.

Kartalkaya oteller bölgesinin

ortasında yer alan ve seçkin

menüsü ile hizmete açılacak

Morino, müşteri memnuniyeti

ve kaliteli servisiyle misafirlerini

ağırlayacak. Bölgedeki Kartal Otel

ve Grand Kartal Otel olmak üzere

Kartalkaya kayak merkezinde

konumlanan Morino, beş seçkin otel

misafirlerine kayak pistleri, doğal

güzellikler, lezzetli yemekler ve

onlarca aktivite sunacak. Her hafta

sonu Après-Ski partileriyle sporu

eğlence ile birleştirecek olan mekan

yüksek profil müşteri kitlesi ile

adından söz ettirmeye hazır.

Otel müşterilerinin yanı sıra

günü birlik misafirlerine de

kapılarını açan Morino, tüm

sezon boyunca yaklaşık 250

bin kişiye hizmet verecek.


Enerji dolu atmosferi ile

trend, müzik ve lezzeti bir

araya getiren Vakkorama

Cafe, şehrin en merkezi

yerlerinden biri olan

Akmerkez’de kapılarını açtı.

Mekan, yeni yerinde ilham

veren buluşmalara ev sahipliği

yapacak.

Yeni nesil deneyim noktası

Vakkorama Cafe

Dünyanın ilk konsept mağazası

olan Vakkorama Taksim’in içinde

1982’den beri şehrin ilham veren

buluşma noktası olan Vakkorama

Cafe, yeni şubesiyle şehrin en merkezi

lokasyonlarından birinde tekrar hayat

buluyor. İstanbul’un yeme-içme

trendlerine yön veren Vakkorama Cafe,

rahat ve enerji dolu yeni atmosferiyle

müzikseverlerin ve gurmelerin uğrak

noktası. Akmerkez’de kapılarını açan

yeni mekân, modayı, müziği ve yiyecek

trendlerini takip eden misafirlerini günün

her saatine hitap eden zengin menüsüyle

ağırlıyor.

Sürpriz aktivitelere ev sahipliği

yapacak

Akmerkez’de dünyanın önde gelen

DJ’lerinin canlı performansları ve sürpriz

aktivitelere ev sahipliği yapacak olan

Vakkorama Cafe, güne başlarken de günü

uğurlarken de şehrin buluşma noktası

oluyor.

Zengin menü

İç mekân tasarımı ile keyifli bir buluşma

alanı ve gün içi molaları için rahat

bir ortam sunan Vakkorama Cafe’nin

menüsü oldukça zengin. Salatalardan

makarnalara, kahvaltı seçeneklerden

tatlılara vegan ve glütensiz alternatifleri

de barındıran birçok çeşit ve yenilik içeren

bu menüde herkesin kendine göre bir şey

bulması mümkün! Paylaşımlı tabaklar ve

özel kokteylleri ile kalabalık gruplarında

ilk tercihleri arasında.


104

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Sirha İstanbul 15.314 kişiyi ağırladı

Sirha İstanbul, 14-16 Kasım’da İstanbul Kongre Merkezi‘nde yoğun katılım ile gerçekleşti.

Gastronomi ve HORECA sektörlerinin en önemli fuarı olan Sirha İstanbul’a bu yıl 116 firma ve 264’ü

yabancı olmak üzere 15.314 ziyaretçi katıldı.

Restoran, otel ve yiyecek içecek

sektörü profesyonellerine

yönelik düzenlenen uluslararası

ihtisas ve HORECA sektörünün en

prestijli fuarı olan Sirha İstanbul,

7. organizasyonunda da sektör

profesyonellerini firmalarına vizyon

katacak yenilikler ve teknolojilerle

buluşturdu. Gıdadan pişirme

ekipmanlarına, otel ve servis

sektöründen paketlemeye kadar

sektörün her alanından katılımcı

firmayı ağırladı. Geleceğin trendlerini

de öne çıkaran Sirha İstanbul, yeni

teknolojiler, malzeme ve ekipmanları

tanıtarak yeni iş modelleri konusunda

ilham verici etkinlikler gerçekleştirdi.

Bu yıl şampiyonalara ev sahipliği

yaptı

Sirha İstanbul bu yıl şeflerin

olimpiyatı Bocuse d‘Or ve dünyanın

en önemli kahve organizasyonu

SCA’nın Türkiye Şampiyonası’na ev

sahipliği yaptı. Tüm dünyada şefler

olimpiyatı olarak bilinen Bocuse d’Or

Türkiye seçmelerinde kazanan şef

Serhat Eliçora oldu. Eliçora, 28-29

Mayıs 2020 tarihlerinde Türkiye’yi

Estonya’da düzenlenecek Bocuse d’Or

Avrupa finallerinde temsil edecek.

SCA’nın Türkiye Şampiyonasında

ise; 2020 yılında Varşova’da

düzenlenecek World Coffee Events’te

Türkiye’yi Cezve / İbrik kategorisinde

Deniz Tombuloğlu, Cup Tasters

kategorisinde Ethem Manav, Latte Art

kategorisinde ise Onur Reyhan temsil

etmeye hak kazandı.

Sirha İstanbul 2019’u değerlendiren

GL events Exhibitions Türkiye Genel

Müdürü Gülperi Erkanlı, “Gıda,

ekipman ve HORECA sektörüne

yönelik tüm ürünlerin ihracatını

artırmak adına gereken bağlantıları

sunmasının yanı sıra, uluslararası bir

networkün bir parçası olması Sirha’yı

kuşkusuz farklı kılan bir özellik. İşin

turizm bacağında ise gastroturizmi

teşvik edecek unsurları ön plana

çıkarması, bu bağlamda özellikle

şeflerin olimpiyatı Bocuse d’Or ve

mutfakta yaratıcılık festivali Omnivore

gibi tüm dünyada gastronominin

en elit etkinlikleri olan yarışmaları

Türkiye’de de düzenleyerek bu

konuda yetişmek ve ilerlemek isteyen

tüm sektör profesyonellerine bir

vizyon ve tecrübe sunabilmesi önemli

bir fark” dedi.

Bu yıl ki tema “artizan ekmek” oldu

Sirha İstanbul’un bu yılki teması

RATIONAL işbirliğiyle gerçekleştirdiği,

usta şeflerin yer aldığı artizan ekmek

oldu. Son yıllarda sayıları giderek

artan artizan ekmek üreticileri

arasından tanınmış markaların ve

usta fırıncıların yer aldığı Artizan

Ekmek alanında ziyaretçiler yüzlerce

farklı çeşidi olan artizan ekmekleri

tadıp; tahılın üretiminden mayasına,

ölçü ve formülasyonlardan pişirme

tekniklerine kadar özel yapım

ekmeklerin öyküsü hakkında bilgi

sahibi oldu.


24. Yıl

30 Ocak - 2 Şubat 2020

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi

Büyükçekmece / İSTANBUL


106

hotel restaurant

& hi-tech

hijyen

Eczacıbaşı Profesyonel ve

Kärcher’den iş birliği

Ev dışı tüketim sektörünün öncü şirketlerinden Eczacıbaşı Profesyonel yenilikçi temizlik

çözümleri sunan Alman temizlik devi Kärcher ile yeni bir iş birliğine imza attı. İş birliği

kapsamında Eczacıbaşı Profesyonel ve sektörünün lideri Kärcher güçlerini birleştirerek;

işletmelerin hijyen sağlaması gereken tüm alanlarında ortak ve avantajlı çözümler sunacak.

Profesyonel dünyanın ihtiyaçlarına

profesyonel çözümler sunan

Eczacıbaşı Profesyonel, Alman

temizlik devi Kärcher ile önemli bir

iş birliğine imza attı. Ekim ayı içinde

iş birliğini resmileştiren Eczacıbaşı

Profesyonel ve Kärcher Türkiye, B2B

müşterilerine daha kaliteli ve avantajlı

hizmet verebilmek adına güçlerini

birleştirdi. İş birliği kapsamında,

Eczacıbaşı Profesyonel, turizm

sektöründe hizmet veren müşterilerine

Kärcher’in yenilikçi temizlik çözümlerini

önerecek. Bu çözüm ortaklığı işletmelere

maliyette de avantajlar sağlayacak.

Koç: “Kärcher’le işletmelerin

ihtiyaçlarına daha kapsamlı

çözümler sunacağız”

Bu iş birliği ile özellikle turizm sektörüne

sundukları hizmetin kapsamını daha

da genişlettiklerini belirten Eczacıbaşı

Profesyonel İş Birim Direktörü Ömer

Koç, “Eczacıbaşı Profesyonel olarak

ürün ve çözümlerimizi her zaman

işletmelerin ihtiyaçlarına yanıt verecek

şekilde geliştiriyoruz. Yenilikçi temizlik

makinalarıyla profesyonel dünyanın

temizlik gereksinimlerini karşılayan

Kärcher Türkiye ile iş birliğimiz, turizm

sektöründe işletmelere temizlik ve

hijyende ayrıcalık hizmet ve çözümler

olarak yansıyacak. A’dan Z’ye yüksek

kalite ve hizmet standartları ile 10

binden fazla işletmeye profesyonel

çözümler sunan Eczacıbaşı Profesyonel,

müşterilerine daha fazla fayda sağlamak

adına bundan böyle yenilikçi temizlik

ekipmanları alanında dünyanın öncü

şirketlerinden Kärcher ile ortak

çözümler sunacak.” dedi.

Gökmen: “Verimlilikleri

arttıracağız, maliyetleri optimize

edeceğiz”

Kärcher Türkiye Genel Müdürü Gökhan

Gökmen; “Turizm sektörü başta olmak

üzere, tüm sektörlerde teknoloji,

inovasyon ve hijyen denince dünyada

akla gelen ilk ve en büyük markayız.

Kärcher Türkiye olarak müşterilerimize

sadece temizlik makinesi sağlamakla

kalmıyor, aynı zamanda uzmanlığımızı

ön plana çıkararak ihtiyaçlarına yönelik

yenilikçi çözümler sunuyoruz. Eczacıbaşı

Profesyonel ile yapacağımız iş birliği

sayesinde, öncelikli olarak konaklama

sektörü ve sonrasında diğer hedef

grup müşterilerimize fark oluşturacak

çözümler sunarak, verimliliklerini

arttıracağız, maliyetlerini optimize

edeceğiz” şeklinde konuştu.



108

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Samsung’dan

klima

sektörüne

yenilikçi

çözümler

İklimlendirme Soğutma

Klima İmalatçıları

Derneği’nin düzenlediği

Ar-Ge Proje Destekleri

ve Proje Hazırlama

Kriterleri seminerinin ana

sponsoru olan Samsung

Electronics, klima sektörüne

kazandırdığı yenilikçi

çözümleri katılımcılarla

paylaştı.

Samsung Electronics,

İklimlendirme Soğutma Klima

İmalatçıları Derneği’nin (İSKİD)

düzenlediği Ar-Ge Proje Destekleri

ve Proje Hazırlama Kriterleri konulu

seminerin ana sponsoru oldu.

Atasoy: “Ar-Ge ve inovasyona daha

çok yatırım yapmalıyız”

Seminerin açılış konuşmasını yapan

İSKİD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan

Atasoy, konuşmasında Ar-Ge, Ür-

Ge ve inovasyon arasındaki farklara

değinirken, “Ür-Ge faaliyetleri ile

mevcut müşterilerimizin, Ar-Ge ile

yeni müşterilerimizin ve inovasyon

ile gelecekteki müşterilerimizin

beklentilerini karşılıyoruz. Üretimden

sağlanan katma değer her geçen gün

azalma eğiliminde. Daha fazla katma

değer ortaya koyabilmek için Ar-Ge ve

inovasyona odaklanarak, bu konuda

daha çok yatırım yapmalıyız” dedi.

Tokat: “Change Everything

mottosuyla ürünlerimizi

geliştirmeye devam ettik”

Etkinlikte Samsung Electronics Türkiye

Satış Müdürü Tibet Tokat, ‘Samsung’un

Ar-Ge Çalışmaları ve Yenilikçi

Çözümleri’ konulu bir sunum yaptı.

Samsung’un klima sektörüne yönelik

yenilikçi çözümlerini anlatan Tibet

Tokat, şu konulara değindi: “Samsung,

kurulduğu 1939 yılından itibaren 1993

yılındaki Frankfurt Deklarasyonu’na

kadar olan süreçte müzik seti, kaset

çalar, klima, buzdolabı, çamaşır

makinesi, video kaset kaydedici,

fotoğraf makinesi ve televizyon gibi

çok çeşitli alanlarda ürünler geliştirdi.

Frankfurt Deklarasyonu sonrasında,

marka olarak belirlediğimiz ‘Change

Everything’ mottosuyla hareket

ederek ürünlerimizi geliştirmeye

devam ettik. Televizyon, akıllı telefon,

buzdolabı, hafıza ürünleri ve dijital

ekranlarda pazar lideriyiz. 2016 yılında

Forbes’un En Saygın Teknoloji Firması

araştırmasında ikinci sırada yer aldık.

Fortune’un 2018 yılındaki Global 500

sıralamasında 12’nci sıradayız. Dünya

genelinde 35 Ar-Ge merkezimiz var.

Toplam çalışanlarımızın 5’te 1’i Ar-Ge

departmanında çalışıyor. Günde 40

milyon dolar yatırım yapıyoruz. Yıllık

toplam yatırımımız ise 14.6 milyar

dolar.

“Klima sektöründe pek çok ilki

gerçekleştirdik”

Samsung olarak klima sektöründe

pek çok ilki gerçekleştirdik. Dünyanın

ilk tek modül 30HP Heat Pump

VRF dış ünitesi, bulunduğu ortamın

tamamına hava üfleyerek fark yaratan

360 Kaset klimamız ve sektöre

kazandırdığımız WindFree teknolojisini

örnek verebilirim. 30 HP dış ünite

sektörde tek modülde minimum alanda

maksimum kapasiteyi veren tek ürün

olma özelliğine sahip. Rakiplerimize

göre değerlendirdiğimizde bu dış

ünite ile istenilen kapasiteleri çok

daha az dış ünite alanı kaplayarak

sağlayabiliyoruz. 360 Kaset klimamız,

sektörde 4 Yöne Üflemeli Kaset Klima

olarak bilinen klimaların aksine

kanatçık kullanmadan şartlandırılmış

havayı her yöne üfleyerek 9,5 metre

çapında ortamda iklimlendirilmemiş

kör nokta bırakmadan mahallerinizi

iklimlendiriyor. Bu ürünümüz 2016

yılında IF Design Ödülü aldı. WindFree

teknolojisine sahip klimalarımız ise

öncelikle odayı istenilen derecede

hızlıca soğutup ısıtabiliyor. Ardından

kanatçıklarını kapatıp üzerindeki

mikro deliklerden üfleme yapmaya

başlıyor. Wind-Free teknolojisi hava

hızını 0,15 metre/saniyenin altına

düşürerek ortamda aslında ASHREA

standartlarına göre hava hareketi

olmadan, ortamın serin veya sıcak

tutulmasını sağlayan bir teknolojimiz.”



110

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Viessmann Group Türkiye’deki

25. yılını kutladı

Dünyanın yüz yıllık öncü

iklimlendirme çözümleri

üreticisi Viessmann Group,

Türkiye’de faaliyetlerine

başlamasının 25. yılını

kutladı.

25. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen

basın toplantısında konuşan

Viessmann Group CEO’su ve

kurucu ailenin 4. kuşak temsilcisi

Maximilian Viessmann, Türk toplumu ve

ekonomisinin çeyrek asırdır bir parçası

olmaktan gurur duyduklarını kaydetti.

Viessmann’ın kuruluşunun 100. yılı olan

2017’de CEO olarak çalışmaya başlayan

ve o tarihten bu yana şirketin dijital

dönüşümü ile gelecek stratejilerinden

sorumlu olan Viessmann hem üretim

hem de tüketim pazarı olarak Türkiye’nin

şirketin geleceği için stratejik bir öneme

sahip olduğunu belirtti. Gelecek nesillerin

nasıl yaşayacağına dair insanoğlunun

bir dönüm noktasında olduğunu

söyleyen Viessmann, dünyanın geleceği

için sorumluluk alan bir şirket olarak

amaçlarını “Gelecek nesiller için yaşam

alanları tasarlamak” şeklinde yeniden

belirlediklerini ve Viessmann ailesine

mensup dünyadaki 12 bin kişiden her

birinin kendisini bu konuya adadığını ifade

etti.

“Türkiye’deki 25 yılımız sadece bir

başlangıç”

Dijital dünyaya entegre olan genç nesil

sayesinde Türkiye’nin bu değişimde

önemli bir rol aldığını ve değişime

açıklığı ve fırsatları birlikte yakalama

tutkusunun Viessmann ailesi için eşsiz

olduğunu vurgulayan Maximillian

Viessmann, Viessmann Türkiye’nin

de yüksek motivasyona sahip satış,

pazarlama ve servis ekiplerinin yanı sıra

Manisa’daki Ar-Ge ve üretim ekibinin de

bu iş birliğinde katkısı olduğunun altını

çizdi. Türkiye’deki 25 yıllarının sadece bir

başlangıç olduğunu belirten Maximillan

Viessman, “Türkiye organizasyonumuz

ve Viessmann Ailesi olarak derin bir

Maximilian Viessmann

bağlılıkla Türkiye’de değer üretmeye

ve yatırım yapmaya devam edeceğiz,”

şeklinde konuştu.

Çelik: “Viessmann Türkiye çift

haneli büyümeye devam edecek”

Viessmann A.Ş. Genel Müdürü Dr.

Celalettin Çelik ise, Viessmann’ın

Türkiye’de çeyrek asrı bulan

faaliyetlerinin şirket misyonuna paralel

olarak istikrarlı bir şekilde geliştiğini

vurgularken, 25 senelik tecrübeleri

ve bilgi birikimleri ile Türkiye’nin

iklimlendirme sektörünün en önemli

aktörlerinden biri olarak faaliyet

gösterdiklerini söyledi. Grubun 2013

yılında, Türkiye’deki çalışanlarının en

büyük ideallerinden biri gerçekleştirerek

yatırım yapmaya karar verdiğini ve 20

Milyon Euro yatırım ile Manisa Organize

Sanayi Bölgesinde kombi fabrikasını

hayata geçirdiklerini belirten Çelik, “Bu

tarihten itibaren Türkiye’de ürettiğimiz

Viessmann kombileri iç pazarın yanı

sıra yüksek oranda aralarında Avrupa

ülkeleri de olmak üzere yurt dışına ihraç

edilmeye başladık. Yani, 2013 yılına kadar

ürünlerimiz yurt dışından ithal edilirken,

2013 yılında fabrikamızın açılmasıyla

yerli üretici ve ihracatçı kimliği kazandık.

Viessmann Türkiye olarak, aldığımız

önlemler ve başarılı çalışmalarımız

sayesinde bu sene gerileyen pazarda

pazar payımızı artırdığımızı söyleyebilirim.

2020 yılında ise ekonomik sürecin

normalleşmeye başlamasıyla 2019 yılında

kazandığımız ivmeyi sürdürmeyi ve çift

haneli büyümeyi hedefliyoruz,” şeklinde

konuştu.



112

hotel restaurant

& hi-tech

ürün

Ege Seramik Autumn Collection

serileri ile tanıştınız mı?

Ege Seramik’in İtalya Cersaie Fuarı’nda ilk kez beğeniye sunduğu Autumn Collection 2019

ürün serileri gün yüzüne çıkmaya başladı. 60 yepyeni seriyi içeren koleksiyon ebat, renk, yüzey

uygulamaları ve desen çeşitliliği ile adeta görsel bir şölen sunuyor.

Dünya seramik sektöründe

yükselen küçük ebat ve yüzey

aplikasyonu trendlerinin en

çarpıcı örneklerini barındıran Autumn

Collection ile yaşam alanlarınızı

değiştirecek dokunuşları yapmadan

önce mutlaka tanışın. Tarzını yaşadığı

mekandan başlayarak ortaya koyanların

vazgeçilmezi olacak olan bu serilerden

en az biri sizin için tasarlandı.

En sıra dışı ve iddialı

Colombia

Pas efektli tasarımı ve tüm yüzey

granilya aplikasyonu ile Colombia,

kuşkusuz endüstriyel görünümlü

seramik ürünlerin en sıra dışı ve iddialı

olanı. 2 renk seçeneği ve 60x60cm

ölçüsü ile Colombia endüstriyel

görünümü mekanlarınızda yakalamanın

en pratik yolu.

Mekanlarda sanatsal ahenk

Primavera

20 ayrı mix deseni, Sofistike renk

tonları ve eskitilmiş görüntüsü ile

Primavera mekanlarınıza sanatsal

bir ahenk katıyor. Ayrica Primavera

serisi, 20x20cm ölçüsü ile son dönemin

yükselmekte olan küçük ebatlı seramik

trendinin en iyi çarpıcı örneklerinden.

Volkanik parıltılarıyla eşsiz

Navara

Bazalt görünümlü Navara ile tanışın.

Metalik granilya uygulaması ile

gerçeğine çok yakın bir görünüm

yakalayan seri ayrıca 2 renk

alternatifine sahip. Mekanlarında

volkanik parıltılar görmek isteyenlerin

favorisi olacak olan Navara, Autumn

Collection 2019’un yeni üyesi.

En romantik

Mirandela

Pastel renkleri ve rölyefli tasarımı ile

Mirandela bu sonbaharın en romantik

serisi. 10x30 cm küçük ebatlı ve 11

renk seçenekli seri, duvarlarınızı

değiştirmeye geliyor. Mirandela ile bu

sonbahar hüzün yok, renk çok.


Dyson imzasıyla

tüm zamanların en hızlı ve en

verimli el kurutma makinesi…

Dyson, en hızlı ve en verimli

HEPA filtreye sahip el

kurutma makinesi Airblade

9kJ’yi otellerin kullanımına

sunuyor. Eşsiz tasarımı ve son

teknolojisiyle Dyson Airblade

9kJ el kurutma makinesi,

kullanıcıların hızlı ve hijyenik

şekilde ellerini kurutmasına

olanak sağlarken, düşük

enerji tüketimiyle tek

kullanımlık kağıt havlulara

alternatif oluyor.

Dyson olarak, el kurutma

sürecinin hızlı, hijyenik ve enerji

tüketimi açısından duyarlı

olması gerektiğine inandıklarını

belirten Dyson Baş Mühendisi Jake

Dyson, ürünün tanıtımıan yönelik

düzenlenen lansmanda “Bu sorunların

çoğunu, 2006’da ilk Airblade’imizi

tanıtıp pazara girdiğimizde çözdük.

Dyson Airblade 9kJ’yi sunarak en

yeni el kurutma teknolojisiyle öncü

olmaya devam ediyoruz. Akustiğinden

tasarımına; kullanıcı deneyiminden ve

hijyenden hiçbir ödün vermeden en iyi

performansı alabilmek için her detayı

düşündük” dedi.

10 saniyelik hızlı kurutma

performansına sahip

Dyson Airblade 9kJ el kurutma

makinesi, 700’ün üzerinde prototip

yapılarak üç seneden uzun süren

çalışmalar sonunda ortaya çıktı. Sonuç

olarak 10 saniyelik hızlı kurutma

performansıyla bugüne kadarki en hızlı

ve sessiz Dyson Airblade el kurutma

makinesi tasarlandı. Dyson’ın kullandığı

motor ve Air Flow teknolojisi Dyson

Airblade 9kJ el kurutma makinesinin

diğer sıcak hava kurutuculara göre

Eco Mod’da yüzde 87 oranında daha

az enerji kullanmasını sağlıyor. Aynı

zamanda kağıt havlulara göre adet

başına yüzde 85 daha az karbondioksit

emisyonu üretiyor.

Kavisli Blade tasarımı

Dakikada 75 bin devir sayısıyla

dönen Dyson dijital motor V4’le

güçlendirilmiştir. 2 adet 0.45mm kavisli

açıklığıyla hava akımı deliklerden

624km/saat5 hızla çıkarak ellerinizin

yüzeyini takip eder ve suyu daha kısa

sürede kurutur. Güçlü Dyson dijital

motorumuz V4, saniyede 23 litre

havanın yer değiştirmesini sağlayarak

Dyson Airblade 9kJ el kurutma

makinesinin ellerinizi 10 saniye içinde

hızlı bir şekilde kurutmasına imkan

sunar.

Dyson Airblade 9kJ el kurutma

makinesi kurutma başına 9.1 kilojul

enerji kullanır, bu da Eco modunda

çalıştırıldığında yılda sadece 140 TL

maliyet ortaya çıkarır. Makine, havayı

harekete geçirmek için ellerinizi

algılayan “Uçuş Süresi” sensörlerini

kullanır. Polar astarlı cam lifi bir HEPA

filtreyle tuvalet havasından çıkan,

bakteri ve virüs içeren parçacıkların

yüzde 99,95’ini yakalayan makine,

ellerinizi kurutmak için temiz hava

kullanır.


114

hotel restaurant

& hi-tech

ürünler

Yenilenen yüzüyle

görücüye çıktı

Endüstriyel mutfak sektörünün Avrupa’daki en büyük fuarı olan Host Milano’daki

standında; açık büfeler, İnosmart fırınlar, bulaşık yıkama makineleri, döner ocakları,

pişirici grupları, buzdolapları gibi ürünlerini sergileyen İnoksan’ın; BYM Ailesi,

İnosmart Fırın Ailesi, Pişirici Grubu ve Açık Büfeleri sırasıyla en fazla beğenilen ve

merak edilen cihazlar arasındaydı. BYM ailesinin yenilenen yüzüyle öne çıkan mutfak

devi, bulaşık yıkama makinelerindeki gelişim ve yenilikleri fuar boyunca ziyaretçileriyle

paylaştı. Fuar genelinde Ortadoğu, İspanya, Batı ve Doğu Avrupa’dan ziyaretçiler

çoğunluktaydı. Yaklaşık 20 kişilik bir ekip ile fuar boyunca gerek alanda gerekse

stantta sektör profesyonelleri ile buluşan İnoksan, fuardan oldukça memnun ayrıldı.

İnovatif aydınlatma ürünleri

tasarıma dönüştü

Işık ve mimarinin etkileşimi, ışığı algılamanın ötesine taşır. OSRAM’ın bu hissi

deneyimlemenizi sağlayan LED aydınlatma ürünleri, modülleri ve sistemleri aynı

zamanda aydınlatmanın kontrolünde de yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Architect@Work’te

OSRAM Back LED modülleri ve TRAXON, 64 Pixel board ürünleri kullanılarak tasarlanan,

mermer ve ayna arkasından aydınlatma örnekleri ziyaretçilere sunuldu. Mekanlarda ve

dış cephelerde kesintisiz aydınlatma sağlayan OSRAM Diffuse flex serisi, LED ışık kaynağı

noktaların görünmemesi özelliğiyle dikkat çekiyor. 2020’de çıkacak olan yeni seri Black

Diffuse serisi ise kapalı konumdayken siyah görünümü ile mimariye entegre olacak

ve siyah cephelerde görünmez olabilen bir aydınlatma tasarıma imkan sağlayacak.

Hem zarif bir vurgulama hem de konforlu bir ortam aydınlatmasını tek çözümde sunan

LINEARLIGHT FLEX LED modülleri ise esnekliğe ihtiyaç duyulan mimari detaylarda,

mobilyalarda aydınlatmayı farklı bir boyuta taşıyor.

Paşabahçe, 2020 yeniliklerini sergiledi

Türkiye’nin en sevilen markaları arasında yer alan Paşabahçe, Horeca sektörünün

en önemli fuarlarından biri olan Host Fuarı’na katıldı. 2 senede bir düzenlenen

uluslararası Host Fuarı’nda ikram kanalına yönelik en yeni ürünlerini sergileyen

Paşabahçe, standında ziyaretçilerle buluştu. İtalya’nın Milano şehrinde düzenlenen

fuar boyunca ikram kesimi için hazırladığı geniş bir ürün yelpazesini ziyaretçilerin

beğenisine sundu. Paşabahçe’nin, ikram sektörünün beğenilen serilerinden

olan Allegra, Iconic, Amber ve Linka serilerine turkuaz ve gri renk seçenekleri

ile genişliyor. Paşabahçe’nin en ikonik koleksiyonlarından biri olan Allegra,

ayaklı kadeh, 3 boy kulplu bardak ve 2 boy ayaksız bardaktan oluşan, yalın ve

zarif tasarımı ile dikkat çeken Iconic, farklı kadeh tasarımlarıyla göz dolduran

Amber ve çekici tasarımıyla sofraların vazgeçilmezi olan Linka serileri yeni renk

seçenekleriyle ziyaretçilerle buluştu.

Uğur’dan nefis bir yenilik

Derin dondurucuların tamamlayıcısı olarak kullanılan ve mutfakta en büyük

yardımcılardan birisi olan mikrodalga fırın artık Uğur güvencesi altında

tüketicilerin hizmetinde. Yeni mikrodalga fırın ile derin dondurucudan çıkartılan

gıdaları besin değerinden hiçbir şey kaybetmeden çözdürerek pişirilmeye

hazır hale getirebilir ya da pişirildikten sonra dondurulan gıdaları da kolayca

çözdürerek ilk günkü tazeliği ile tüketebilirsiniz. Derin dondurucu denilince

akla gelen ilk marka olan Uğur’un, mutfaktaki tamamlayıcı ürünü UEF 20 MD

mikrodalga fırın, hızlı buz çözme, 20 lt iç hacim, döner tabla ve 6 güç kademe

sayısına sahiptir.



More magazines by this user
Similar magazines