03.02.2020 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 093

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

marketing europe & anatolia

Tarih: Şubat 2020 Sayı: 93

retorik

Dilimizi eşekarıları

sokmasın - 2...

kelebeğin fırtınası

Sev, sevil, yaşa...

İlanlarınızı

bekliyoruz...



İçindekiler

Sayı: 93 Tarih: Şubat 2020

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon

P.K.: 112 34725 Fenerbahçe - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvineksioglu@gmail.com

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

http://aea.eksantrik.com

aeanews@gmail.com

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Kübra Nebioğlu

Yusuf Yener Günay

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

İlan Rezervasyon

Ayşe Yılmaz

Yayın Türü

Süreli Yayın

marketing

europe & anatolia

Kısa Kısa 04 - 07

Teknoloji 10 - 11

retorik 13

Medya Dünyası 14 - 15

Röportaj 16 - 20

kelebeğin fırtanası 21

Reklam dünyası 22 - 23

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon’a aittir. Tamamı ya da bir

bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara,

makalelerdeki görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

http://www.meadergi.com

mobil: http://m.meadergi.com

http://www.facebook.com/meadergi

instagram: meadergi

https://twitter.com/meadergi

Röportaj 24 - 26

Kampanyalar 28 - 37

Gezi 38 - 45

Game On 46 - 47

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Kültür Sanat 48 - 49

marketing europe & anatolia / 1



Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

İlanlarınızı bekliyoruz...

Merhaba,

Dergimizin okuma, görüntülenme sayılarını her sayımızda vermekten gurur

duyuyorum. Çünkü Türkiye'nin en çok okunan marketing dergisi olmaktan çok

mutluyum. Dergimizin okunma sayısı aylık 15.000 kişiye ulaştı :)

Mutluyuz, gururluyuz :)

Hard copy yayınlarda; - Günlük bir gazetenin tüketim ömrü 3 gündür.

- Haftalık bir derginin tüketim ömrü 1 ay.

- Aylık bir derginin tüketim ömrü 3 ay.

- Digital dergilerde ise tüketim ömürleri 5 yıla kadar çıkıyor.

O halde neden hard copy dergiler digitallerinden çok daha fazla ve pahalı ilan

alabiliyor.

İlan verenler eskiden bunları hesap ederlerdi.

marketing europe & anatolia'nın ilan yayınlama konusunda oluşturduğu hedef kitle

ajanslar değil. Okuyucu kitlesiyle, hedef kitleleri örtüşen kuruluşlar ki çıkış amacı

yayıncılıktan para kazanmak olmayan dergimizde ilan gelirlerinin oluşması için de

hiçbir zaman saldırgan bir politika izlenmeyerek, süreç doğal mecrasında serbest

bırakıldı.

Medya takip kuruluşlarının izleme ve ölçme değerlendirme verilerine göre

sayfalarımızın değeri her geçen gün artıyor :)

Sevgiyle kalın.

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

Gıda Güvenliği Kongresi...

Gıda Güvenliği Derneği

tarafından 4 - 5 Haziran 2020

tarihleri arasında 7.’si düzenlenecek

olan Uluslararası Gıda

Güvenliği Kongresi’ne kayıtlar

başladı. Katılımcılar, İstanbul

Grand Cevahir Hotel Convention

Center’da gerçekleştirilecek olan

7. Uluslararası Gıda Güvenliği

Kongresi’ne online kayıt

yaptırabiliyorlar.

Ülkemizde gıda güvenliği bilincinin

gelişmesi amacıyla 2004 yılından bu yana çalışmalar

yapan Gıda Güvenliği Derneği tarafından düzenlenen

ve gıda sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren

7. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nde birçok ulusal

ve uluslararası uzman konuşmacı yer alacak. Bu yıl

“Bugün ve gelecekte güvenli gıda” mottosuyla, 4 - 5 Haziran

2020 tarihlerinde İstanbul Grand Cevahir Hotel Convention

Center’da gerçekleştirilecek olan 7. Uluslararası

Gıda Güvenliği Kongresi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı

ve Uluslararası Gıda Koruma Birliği – IAFP’ın yanı sıra

pek çok ulusal ve uluslararası destekçi kurum yer alacak.

Katılımcılar, Uluslararası 7. Gıda Güvenliği Kongresi’ne

kayıt işlemlerini istedikleri her yerden online olarak

gerçekleştirebiliyorlar.

Uluslararası 7. Gıda Güvenliği Kongresi’ne Kayıt: http://

www.gidaguvenligikongresi.org

Microsoft, İyilik için Yapay Zekâ programı altında yeni bir

girişim başlattığını duyurdu. İlk 5 yıl için 40 milyon dolarlık

destekle hayata geçirilen Sağlık için Yapay Zekâ girişimi,

sağlık alanındaki araştırmacıları, STK’ları ve sağlık

kurumlarını yapay zekâ çözümleri ve para yardımıyla

güçlendirecek. Girişimle, günümüzde insanlığın maruz

kaldığı ve acil çözüm bekleyen sağlık sorunlarının hızla

çözülmesi hedefleniyor.

İyilik için Yapay Zekâ ...

İnsanı odağına alan inovasyon çalışmalarını sürdüren Microsoft,

“İyilik için Yapay Zekâ/AI for Good” programına

yeni bir girişim ekledi. Bugün duyurulan Sağlık için Yapay

Zekâ adlı girişim, insan sağlığını iyileştirmek adına yapay

zekâ yardımıyla geliştirilen projeleri destekleyecek. Program,

5 yıl boyunca toplam 40 milyon dolar değerinde hibe

ve teknoloji yardımı sağlayacak. Sağlık için Yapay Zekâ,

büyük bir gizlilik, güvenlik ve etik temellerle geliştirildi

ve dünyanın önde gelen uzmanlarıyla iş birliği içinde

hazırlandı.

Microsoft’un AI for Good programının altında, çevreci

araştırmaların desteklendiği AI for Earth, mültecilerin ve

göçe zorlanmış insanların korunmasını amaçlayan AI for

Humanitarian Action, engellilerin günlük yaşama ve istihdama

katılmasını kolaylaştıran AI for Accessibility, kültürel

ve tarihi varlıkların korunması ve görselleştirilmesi

alanlarındaki projelerin desteklendiği AI for Cultural Heritage

ve bugün duyurusu yapılan AI for Health başlığında

5 girişim bulunuyor. Yeni girişimle birlikte Microsoft, AI for

Good programına toplam 165 milyon dolar ayırmış oldu.

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Akbank 2019 finansal performansı...

Binbaşgil, Akbank’ın

2019 yılı finansal

performansı üzerine

açıklamada bulundu.

Binbaşgil,

“2019 yılında küresel

düzeyde ekonomik

faaliyetteki

yavaşlama eğilimi

ve enflasyona yönelik

aşağı yönlü beklentilerin artmasıyla birlikte, küresel

para politikalarında da gevşeme eğilimi gördük. Türkiye

ekonomisinde ise, özellikle yılın ikinci yarısından itibaren

toparlanma eğilimi başladı. İyileşen cari açık, yılın ikinci

yarısında gerileyen enflasyon ve destekleyici para

politikası, ekonomimiz ve sektörümüzün 2020’ye pozitif

beklentilerle girmemizi sağladı. 2019 yılında da kuvvetli

bilançomuzu korurken, geleceğe yatırımlarımızdan ödün

vermedik. Son derece sağlam sermaye yapısına sahip

olan bankamız, 2019 yılının başında yaptığı 3 milyar TL

Genel Müdür Hakan tutarındaki bedelli sermaye artışı ile özkaynaklarını daha

da güçlendirdi ve önümüzdeki dönemde sağlıklı büyüme

için kendini en iyi şekilde konumlandırdı” dedi.

Binbaşgil, Akbank’ın yılsonu finansal sonuçlarıyla ilgili

şunları söyledi: “2019 yılında ekonomimize sağladığımız

kredi desteğini 227 milyarı nakdi olmak üzere toplam

269 milyar TL seviyesine çıkardık. Bu yıl yüzde 17,3

oranında artan toplam mevduatımız 245 milyar TL düzeyine

ulaştı; aktiflerimizi ise 387 milyar TL seviyesine

çıkardık. Yüzde 19,7 düzeyine ulaşan güçlü konsolide

sermaye yeterlilik oranımızla, sektörümüzdeki en sağlam

sermaye yapılarından bir tanesine sahibiz. Bu yapıdan

aldığımız güçle, ekonomimizin lokomotifi konumundaki

şirketlerimizin büyümesi ve gelişmesine destek olmayı

2019 yılında da sürdürdük. KOBİ kredileri ile ticari ve kurumsal

nakdi ve gayrinakdi kredi toplamımız bu yıl 223

milyar seviyesinde gerçekleşti. Bankamız bu yıl 1 milyar

574 milyon TL vergi karşılığı ayırarak 5 milyar 352 milyon

TL konsolide net kar elde etti. Takipteki krediler oranımız

ise yüzde 6,55 olarak gerçekleşti.” dedi.

Pagev Genel kurulu yapıldı...

Plastik sektörünün temsilciliğini üstlenen PAGEV’de

seçimli olağan Genel Kurul yapıldı. Rekor katılımın olduğu

PAGEV 2019 Genel Kurulu’nda, sektörün sorunlarının

çözülmesi noktasında önemli çalışmalara imza atan Yavuz

Eroğlu, 3. kez başkan seçildi. Tüm sektör paydaşlarını

birlikte hareket etmeye çağıran Eroğlu, “Birlikten kuvvet

doğar. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada sektörümüzün

büyümesi ve sorunlarının çözümü için tüm

paydaşlarımızla omuz omuza çalışmaya hazırız” dedi.

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim

Vakfı (PAGEV), Tek listenin oylandığı Genel Kurul’da

tüzük gereği Başkan, Başkan Yardımcısı ve yenilenen üç

Yönetim Kurulu Üyesini seçti. 01 Şubat Cumartesi günü

yaptığım süre boyunca şahsım ve Yönetim Kurulumuz bu

İstanbul Hilton Bomonti Otel’de yapılan ve PAGEV tarihinin

en geniş katılımlı seçiminde PAGEV Başkanı Yavuz

bilinçle hareket ettik. Yeni dönemde de asli görevimiz sektörümüzün

yüz yüze olduğu sorunların çözümü noktasında

Eroğlu, yeniden Başkanlığa seçildi.

mücadele etmek olacaktır. Sektörümüzü ileriye taşıyacak

PAGEV Başkanlığını üçüncü kez üstlenen Yavuz Eroğlu,

tüm çalışmalarda diğer STK’lar ve sektör paydaşlarımızla

Genel Kurul’da yaptığı konuşmasında birlik mesajı vererek

şunları söyledi: “PAGEV olarak önceliğimiz sektörü-

birlikte hareket etmeye, güç birliği yapmaya hazırız.

PAGEV’in kapısı plastik sektörüne gönül veren herkese

müzü ileri taşıyacak faaliyetleri yürütürken önümüze engel

olarak çıkan sorunları ortadan kaldırmaktır.

açık.”dedi.

Başkanlık

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

PEP. Creative Studio...

PepsiCo, Türkiye’deki kreatif

ajans yapısını sadeleştirip

merkezileştirerek şirket için

bölgede lider ve yenilikçi

olan bir karar aldı. Ajanslarla

çalışma biçimi ve kreatif üretim

süreçlerini yeni dijital çağın

gerekliliklerine göre tekrar

şekillendirme kararı alan PepsiCo

Türkiye, uzun bir araştırma ve projelendirme sürecinden

sonra yeni bir ajans yapısını hayata geçirdi. Üst

yönetimin de desteğiyle alınan bu inovatif karar ile Pepsi-

Co Türkiye, şirketin Avrupa bölgesinde ilk “şirket içi kreatif

ajans” yapısına sahip ofisi oldu.

Tüm dünyada kurduğu şirket içi ajanslarla hizmet veren

Oliver’ın işbirliğiyle PepsiCo Türkiye bünyesinde kurulan

PEP. Creative Studio; markaların dijital pazarlama

ihtiyaçlarını karşılıyor, merkezi bir yapı olmasıyla iş akışını

en verimli şekilde yöneterek, daha kısa zamanda hizmet

sağlarken kalitenin yükselmesini de sağlıyor. PEP. Creative

Studio ile geleceğin pazarlama iletişimi modelleri

PepsiCo Türkiye’de denenmeye başlandı. Yalnızca

süreçleri sadeleştirme ve hızlandırmakla kalmayıp pazarlama

iletişimine dinamizm de katan bu model, PepsiCo’nun

Avrupa bölgesinde ilk kez uygulanmanın yanı sıra şirketin

diğer Avrupa bölgesi ülkelerine de örnek teşkil ediyor.

Projeye başlarken hız, kreatif kalite ve verimlilik avantajı

sağlamayı amaçladıklarını ifade eden PepsiCo Türkiye

Dijital Pazarlama ve PEP Creative Studio Müdürü Volkan

Budak, “İlk bir yıllık sürede, bu yeni ajans modelini test

ederek çok ciddi öğrenimler edindik ve gelişimler sağladık.

PEP. Creative Studio’dan faydalanan markalar ve kreatif

işlerimizde kantitatif olarak takip ettiğimiz tüm başarı

kriterlerimizde çok yüksek performans skorları elde ettik.

Kreatiflerimiz artık çok daha hızlı, kaliteli ve her anlamda

daha verimli bir şekilde üretilebilmekte.” diye konuştu.

Kreatif ekibin pazarlama takımları ile hızlıca bütünleşmiş

olduğunun altını çizen Budak, “Bu başarılı sonuçları, modelin

herkes tarafından hızlıca sahiplenilmesi ve pazarlama

ekipleri ile PEP.CS kreatif takımımız arasındaki güven ve

sinerjiye borçluyuz’’ dedi.

Atama...

Netmarble, Chief

Global Officer

Seungwon Lee’yi

yeni co-CEO olarak

atayacağını duyurdu.

Netmarble

Yönetim Kurulu

tarafından resmi

olarak ataması

yapılacak olan Lee,

Şubat 2020 tarihinde göreve başlayacak.

Göreve atanacağı açıklanan Seungwon Lee ve şu

anda CEO olarak görev yapan Young-sig Kwon, co-

CEO olarak şirkete liderlik edecekler. Kwon çoğunlukla

Netmarble’ın mobil oyun operasyonlarını yönetirken,

Lee ise Netmarble’ın genel yönetimi ve küresel ölçekteki

işlerini yönetecek. Lee’nin co-CEO olarak atanmasıyla

birlikte, şirketin dünyadaki oyun piyasasındaki varlığının

daha rekabetçi olacağı ve global operasyonlarını etkin

bir şekilde genişleteceğine dikkat çekiliyor.

Atama...

Konaklama sektöründe 23 yılı aşkın

tecrübeye sahip Buket Oğuz, Fairmont

markasının Türkiye’deki ilk oteli

olan Fairmont Quasar Istanbul’a Pazarlama

ve İletişim Direktörü olarak

atandı.

Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel

İşletmeciliği Bölümünden mezun olan

Oğuz, profesyonel iş yaşamına 1996

yılında The Marmara İstanbul’da Halkla İlişkiler Temsilcisi

olarak başladı. Bu otelde Halkla İlişkiler Müdürü pozisyonuna

yükselen Buket Oğuz, 2001 yılında Hilton İstanbul’a geçiş

yaparak Pazarlama ve Halkla İlişkiler Müdürü olarak çalıştı.

Ardından Ceylan Inter-Continental Istanbul’da Pazarlama İletişimleri

Müdürü olarak kariyerine devam etti.

2002 yılında Mövenpick Hotel Istanbul’un açılış ekibinde Halkla

İlişkiler Müdür olarak görev alan Oğuz, 2010 – 2019 yılları

arasında Türkiye’deki Mövenpick Otelleri’nin Pazarlama İletişimleri

Direktörü olarak grubun dört otelinden sorumlu oldu.

Ocak 2020’de Fairmont Quasar Istanbul’un Pazarlama ve İletişim

Direktörü görevini üstlenen Buket Oğuz, otelin tüm pazarlama

iletişimleri ve halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütecek.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

WIN EURASIA 2020...

WIN EURASIA, Akıllı Üretim

için 5G vizyonunu 12-

15 Mart tarihleri arasında

kullanılması, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekten

ciddiye aldığını ve yeni bir döneme kapı araladığını

gösteriyor. WIN EURASIA’da otonom sistemlerden robot

İstanbul’a getiriyor. 5G insan etkileşimine, anlık ısı haritası ve üretim takibinden

Arena özel alanında yer karanlık fabrika ile yapay zekâya, derin öğrenmeden bulut

alacak firmaların 5G sisteme kadar farklı konularda canlı 5G senaryolarını bir

senaryolarının Türkiye’de

ilk defa WIN EURASIA’da

araya getireceğiz. Türkiye’nin endüstriyel alandaki gücünü

tüm dünya görecek.” dedi.

sergileneceği fuar öncesinde

Teknolojide yeni devrim Endüstri 4.0’ı hayata geçirirken,

Yerli ve milli 5G ağı ve baz istasyonunun da

hazır bulunduğu bir işbirliği töreni düzenlendi. Törende

konuşan Hannover Fairs Turkey Fuarcılık Genel

Müdürü Alexander Kühnel, Türkiye’deki şirketlerin dijital

dönüşümünü heyecanla takip ettiklerini ve yerli

firmaların son teknoloji ürünlerini merak eden herkesi

WIN EURASIA 2020 için Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve

Kongre Merkezine beklediklerini söyledi. Hannover

Fairs Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Alexander Kühnel,

“Türkiye dijital dönüşümde bir çağ atlıyor. Yerli ve

milli 5G frekansının bütünleşik 5G senaryoları üzerinde

SCHUNK olarak bu teknolojiye uygun hızı sağlayacak

5G Uygulamalarının bir parçası olmaktan mutluluk

duyduklarını ifade eden Schunk Türkiye ve Orta Doğu

Ülke Müdürü Emre Sönmez ise “Nesnelerin İnternetinden

bahsettiğimiz bu dönemde; durum, süreç izleme ve

iletişimin doğrudan bileşen düzeyinde yapıldığı ürünlerimiz

ile biz de bu verimliliği artıracak sisteme entegre

oluyoruz. Özellikle üretim alanlarında esnek, hızlı

ve verimi ciddi oranda artıracak olan 5G uygulamasının

hayatımıza katılmasıyla, ticari kapasitenin artışını heyecanla

bekliyoruz.” dedi.

İşbirliği...

İşbirliği...

Brandworks İletişim Danışmanlığı, dünya çapında ünlü

şeflerin yanında yetişen ve restoran dünyasının altın

madalyası Michelin Yıldızı’na sahip olan şef Michael

Riemenschneider’in Türkiye’de açacağı “Spektr by MR”

ve “Atelier Celine” restoranlarının ve “Spektr by MR

Bodrum” Oteli’nin kurumsal iletişim, proje ve medya iletişimi

yönetimini üstlendi.

Pierre Gagnaire, Micheal Bras ve Gordon Ramsay gibi

önemli şeflerle çalışarak edindiği birikim ile Türk ve dünya

mutfağı arasında güçlü bir bağ kurmayı amaçlayan

Alman asıllı şef Michael Riemenschneider, Türkiye’de

açacağı otel ve restoranlar için kurumsal iletişim, lider

iletişimi, proje ve medya iletişimi alanlarında hizmet almak

üzere Brandworks İletişim Danışmanlığı ile anlaştı.

Goldmaster, Tılsım İletişim Danışmanlığı ile çalışmaya

başladı.Goldmaster, Tılsım İletişim Danışmanlığı’ndan,

stratejik iletişim, lider iletişimi, medya ilişkileri, kurumsal

sosyal sorumluluk, kriz iletişimi ve gündem yönetimi

desteği alacak.

ABD ve Türkiye’de iki ayaklı hizmet veren Tılsım

İletişim, farklı sektörlerdeki iş ortaklarına geleneksel

ve yeni nesil markalaşma stratejileri sunuyor. Sonuç

odaklı ve tecrübeli ekibi ile interaktif bir iletişim dili benimseyerek,

temsil ettiği marka-kurum-kişi ve kuruluşlar

için gerçekleştirdikleri organik projelerle zevkle dinlenen

hikayeler anlatıyor. Sağlam temeller atmaya özen

gösterdiği kalıcı itibar çalışmaları ile iş ortaklarının

yarınlarına da hitap ediyor.

marketing europe & anatolia / 7




Teknoloji

Bosch, Yeni EasyControl...

Bosch, hem oda sıcaklığı hem de dış hava sıcaklığına göre

ayarlanabilen EasyControl akıllı oda kumandası ile ısıtma

sektöründe yine dikkatleri üzerine topluyor.

Akıllı teknoloji, verimli ısı düzenlemesi ve yüksek çalışma

konforu, Bosch’un akıllı EasyControl oda kumandasında tek

bir cihazda birleşiyor. EasyControl oda kumandasının kayıtlı

akıllı telefonların mevcudiyetini tespit etmesi ile kullanıcılar

evden çıktıklarında ısıtma çıkışı otomatik olarak azalıyor.

Sadece iade edildiğinde, EasyControl ısıtma çıktısını tekrar

arttırıyor; böylece ısıtma maliyetleri yüzde 21’e kadar

azalıyor. İlgili uygulama ve Bosch’un akıllı radyo kontrollü

radyatör termostatları ile birlikte, EasyControl sayesinde

kullanıcılar istedikleri sıcaklığı 20 odaya kadar ayrı ayrı ayarlayabiliyor

ve mevcut gereksinimlere göre uyarlayabiliyor.

En önemli fonksiyonlar doğrudan renkli dokunmatik ekrandan

kontrol edilebiliyor. Tüm ayarlar iOS veya Android işletim

sistemlerini kullanan akıllı telefonlar için Apple App Store ve

Google Play Store’da ücretsiz olarak bulunan Bosch Easy-

Control uygulamasında da bulunuyor.

EasyControl oda kumandası; kendiliğinden öğrenme ve

Geo-fencing modlar gibi akıllı fonksiyonları sayesinde ısıtma

sisteminin en verimli şekilde kullanılmasını sağladığı gibi enerji

tasarrufu elde edilmesine de yardımcı oluyor.

Mobil uygulama üzerinden kendiliğinden öğrenme modunun

aktifleştirilmesiyle birlikte kombinin zaman programı 7 gün

boyunca takip edilip kaydediliyor. Böylelikle kullanıcıların

bireysel günlük rutinleri EasyControl Akıllı Kumandası

tarafından tanınıyor ve buna bağlı olarak en uygun sıcaklık

otomatik olarak ayar-lanabiliyor.

Yeni Wrangler Rubicon...

üretildiği günden bu yana 2 milyonun üzerinde satış adedine

imza atan Wrangler’in yeni modeli ülkemizde 2.0 litrelik

270 HP’lik benzinli motor ve 8 ileri otomatik şanzıman

kombinasyonu, üst düzey 4x4 yeteneği ve kapsamlı güvenlik

donanımlarıyla satışa sunulacak. Ocak ayı itibarıyla ön

satışına başlanan ve şimdiden 5 sipariş alan yeni Jeep

Wrangler Rubicon, Mayıs ayından itibaren sahiplerine teslim

edilmeye başlanacak.

Yeni Wrangler, Jeep mirası ve gücünü daha sofistike ve güncel

bir tasarımla birleştirerek çizgisini çağın ötesine taşıyor.

İkonik yedili ızgarası, maskülen tasarım hatlarının yanında

gelmiş geçmiş en yetenekli SUV unvanlı Wrangler Rubicon,

2.0 litrelik 270 HP güç ve 400 Nm tork üreten turbo beslemeli

yeni benzinli motoruyla dikkat çekiyor. Yeni Jeep Wrangler

Rubicon; opsiyonel 32” lastikler, daha güçlü aks mil-

Jeep, Wrangler Rubicon’un yeni neslini Türkiye’de satışa

sunmaya hazırlanıyor. Ocak ayı itibarıyla ülkemizde ön leri, daha büyük frenler, 4x4 sistemleri, sağlam çelik karter

satışa açılan yeni Jeep Wrangler Rubicon’a kısa sürede 5 muhafazaları ve diğer birçok özellikle sürüş keyfini çok daha

sipariş geldi. Jeep Wrangler Rubicon’un yeni nesil versiyonu, yukarıya taşıyor. Mayıs 2020’de Türkiye yollarında olacak

Mayıs ayında ülkemiz yollarına çıkmaya başlayacak. Wrangler Rubicon arazi kabiliyetini teknoloji ile birleştirirken,

Tofaş çatısı altında temsil edilen Jeep; Wrangler Rubicon’un akıllı telefonlara uyumlu bilgi-eğlence sistemi Uconnect’in

yeni nesil versiyonu için ön sipariş almaya başladı. İlk keyifli kullanımını aynı potada sunuyor.

10 / marketing europe & anatolia


Teknoloji

Yeni Fujifilm X-T200...

Fujifilm, yeni X-T200 modeli ile birlikte iki yeni lensin tanıtımını

yaptı. Fujifilm X-T200, hızlı yüz tanımlı AF, 8 FPS ile 24,2MP

fotoğraf çekebilme ve 4K UHD video çekim kapasitesine sahip

yeni bir hafif aynasız makineyi sunuyor.

“HDR Video” sunan X-T200, aynı zamanda 4K30p ve Full-

HD 120p video çekimleri de yapabiliyor. Yeni “elektronik

sabitleme modu” sayesinde videoların yumuşak çekilmesine

imkan veren X-T200, akıllı telefonların ötesinde gelişmiş

görüntü kalitesi sunuyor.

Fujıfilm şubat ayında “FUJINON Lens GF45-100F4 R LM

OIS WR” standart zoom lensi de tanıtacak. Fotoğrafçılar

tarafından en çok kullanılan odak uzaklıklarının çoğunu kapsayan

GF45-100mmF4 R LM OIS WR lensin, 36mm eşdeğer

odak uzunluğu bulunuyor ve daha küçük olan 35mm format

sistemde 73mm eşdeğerinde. Ayrıca F4 azami diyaframa

sahip olan lens GF32-64mmF4 R LM WR ve GF100-

200mmF5.6 R LM OIS WR gibi diğer iki GF zoom lens ile

doğal olarak uyumlu. Bu üç lens birlikte kullanıldığında

fotoğrafçılara çok geniş alanda odak uzunlukları sunularak

çok sayıda çekim tarzına uyum sağlanıyor.

Huawei Mate 30 Pro...

HUAWEI Mate 30 Pro, farklı özellikleriyle, akıllı telefon

deneyimine yepyeni bir boyut getiriyor.

Tasarımından işlemcisine kadar önemli yeniliklerle sunulan

HUAWEI Mate 30 Pro, yapay zeka destekli kamera özellikleri

ile adından söz ettirirken, yüksek performanslı

işlemcisi Kirin 990 ile dikkatleri üzerine çekiyor.

Fotoğraf makineleri ve akıllı telefonların kameralarını bilimsel

olarak test eden DxOMark, Huawei Mate 30 Pro’yu derinlemesine

inceledi ve hem 4G hem de 5G versiyonunu ilk

iki sıraya yerleştirdi.

HUAWEI Mobil Servisleri (HMS) tarafından desteklenen

HUAWEI AppGallery ile birçok önemli içeriğe erişim sunan

HUAWEI Mate 30 Pro, küçülen çentiği ve şelale ekran konseptiyle

de yenilikçi yaklaşımını bir adım öteye taşıyor.

Huawei Mate 30 Pro’nun 5 Şubat 2020 tarihinde Huawei

İstinyePark ve İzmir MaviBahçe Deneyim Mağazaları

ile Huawei’nin Kadıköy ve Ankara’da bulunan Servis

Merkezleri’nde tüketicilerle buluşması planlanıyor.

Huawei Mate 30 Pro’nun sahibi olacak ilk 100 kişiyi ise özel

bir hediye bekliyor.

marketing europe & anatolia / 11



Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Dilimizi eşekarıları sokmasın - 2...

Önceki sayımızda dil kullanımının toplumsal barışa

verdiği zararlardan bahsetmiştim. Verdiğim örnekler

siyasi bir değişimin toplumsal yansımasını içeriyordu.

Bu yazımda ise sınıf ve cinsiyet ayrımcılığının dilimize

yansımalarına dikkat çekmek için basit iki örnek vermek

istiyorum.

Birinci örneğimiz sosyal sınıf ve yaş algısının haber

diline yansıması olsun. Haberlerde sık sık birilerine yaşlı

kadın ya da yaşlı adam dendiğini duymuşsunuzdur.

Örneğin “bisiklet yaşlı adama çarptı”, “yaşlı kadın

merdivenlerden düştü.”, “yaşlı adam Erzurum’da her

gün kayak yapıyor.” gibi. Bu haberlere konu olan kişilere

baktığımızda haberde yaşlı diye bahsedilen kişilerin

40-60 yaş aralığında gelir seviyesi düşük ya da orta

sıradan vatandaşlar olduğunu görürüz. Siz hiç ünlü ya

da zengin 90 yaşında biriyle ilgili olarak yaşlı sıfatının

kullanıldığını gördünüz mü? Örneğin ünlü bir emekli

holding patronumuz her gün yüzerken ya da teknesiyle

gezerken “yaşlı holding patronu her gün yüzüyor” diye

bir haber yapıldığına şahit oldunuz mu? Ya da “yaşlı fizik

profesörü Nobel Ödülü kazandı”, “yaşlı politikacı tekrar

siyasi partisine başkan seçildi.”, “yaşlı gazeteci yalan

haber yaptı.” örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu haberlerin

hiçbirinde yaşlı sıfatı kullanıldığını görmezsiniz. Yaşlılık

zengin ya da ünlülere yakıştırılan bir sıfat değildir.

Çünkü yaşlı sıfatını kullanmak aslında onları sosyal

hayatın dışına itme dürtüsünün dile getiriliş halidir.

Zengin ya da ünlüleri değil 40 yaşını geçmiş sıradan

vatandaşları sosyal hayatın dışına itmeyi arzuladığımızın

göstergesidir. Şöyle bir genelleme hiç de yanlış olmaz;

haberlerde sıradan bir vatandaşsanız 40 yaşından

sonra sizden yaşlı diye bahsederler, ünlü ama yoksul

bir sanatçıysanız 70 yaşından sonra sizden emektar

diye bahsederler. Ünlü ve hali vakti yerinde biriyseniz

100 yaşına da gelseniz sıfatınız duayendir ve hiçbir

zaman yaşlı olmazsınız. Bu dil sınıfsal temele dayalı

olarak insanları sosyal hayatın dışına itmenin en belirgin

göstergesi ve iki yüzlülüğümüzün su üzerindeki kısmıdır.

Gelelim ikinci örneğimize, geçtiğimiz günlerde bir

girişimcimiz Bolu’nun bir ilçe futbol kulübünün başkanı

seçilmiş, TV kanalları da kendisiyle röportaj yapmışlar.

Buraya kadar her şey normal. CNN Türk adlı TV kanalı

altyazılarla konuyu uzun uzadıya ele aldı. Altyazıda “Gelin

gittiği ilçede kulüp başkanı oldu” gibi bir ibare yer alıyor.

Onun üzerinde bilmem kaç çocuk annesi kulüp başkanı

seçildi yazıyor. Ben yazıları okuyunca herhalde bir ev

hanımı kulüp başkanı oldu şimdi konuyu sündürüyorlar

diye düşündüm. Meğer kulüp başkanı seçilen bir kadın

iş insanıymış (aslında iş insanı demek de yanlış çünkü iş

adamı demek erkek anlamında değil insan anlamındadır

ama şimdi bu tartışmaya girmek istemiyorum.) Muhabir

seçilen başkanla röportaj yapıyor soru şöyle bir şey

“Efendim sizin çocuklarınız var hem iş hayatındasınız,

kulüp başkanlığı sizin için zor olmayacak mı?” Lâ havle

ve lâ kuvvete bu nasıl soru? Bu ne hazımsızlık. Seçilen

kişi erkek olsaydı çocuklarının sayısıyla ilgilenecek

miydiniz ya da o bölgeye damat mı gitmiş, tayini mi

çıkmış sizi alakadar edecek miydi? Şüphesiz ki “hayır”

ama kadın olunca hazımsızlığınız içinizdeki cinsiyetçi ilkel

insanı dışarı çıkardı. Cinsiyetçi reflekslerinizle kabaran

şehvetinizin karşısında direnemediniz ve böylesi bir

ayrımcılığa imza attınız. Sözüm ona bir kadının başarısını

ekranlarınıza taşırken, içinizde sakladığınız cinsiyetçi

cehaletinizin kendisini göstermesine engel olamadınız ve

başka bir iki yüzlülüğün faili haline geldiniz.

Önceki sayılarımızdan birinde yazmıştım hepimiz iki

yüzlüyüz diye ve geçen sayımızda uyarmıştım dilimizi

eşekarıları sokmasın diye. Çok ısrar ediyorsanız da

soksun ben uyardım tercih sizin.

marketing europe & anatolia / 13


Medya Dünyası

Görev değişiklikleri...

Düzyatan’ın sunduğu yarışma programı 3’te 3 Tarih’in

yeni sunucusu Pelin Çift oldu.

• Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Serhan Asker görevinden

istifa etti.

• Bloomberg HT ekran yüzü Buse Biçer Akbaş kanal ile

yollarını ayırdı.

• Show TV’nin Genel Yayın Yönetmenliği görevine Aynur

Demirtaş getirildi.

• Süper Lig’in yayıncı kuruluşu beIN Sports, spor spikeri

Gökhan Telkenar ile anlaştı.

Yazılı Basında Görev Değişiklikleri

• Doğan Burda Dergi Grubu Dijital İçerik Direktörlüğü

görevine Eren Demir atandı.

• Milliyet Gazetesi’nin Ankara ekibinde görev yapan editör

Ömür Ünver gazetedeki görevinden ayrıldı.

• Doğan Burda Dergi Grubu bünyesinde yer alan, Elele

dergisinin Yazı İşleri Müdürü Filiz Şeref Kulu yayın ile

yollarını ayırdı.

• Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliğinden istifa

eden Vahap Munyar’ın yeni adresi Dünya Gazetesi

oldu. Munyar artık Dünya gazetesinde yazacak.

• Vogue dergisi yayın yönetmeni Seda Domaniç, bu yıl

sonu itibarıyla görevini bıraktığını belirtti.

• Newsweek dergisi muhabiri Tarık Haddad istifa ettiğini

duyurdu.

• Hatay Gazeteciler Cemiyeti (HGC) Başkanlığına Abdullah

Temizyürek getirildi.

• Posta Gazetesi köşe yazarı Nedim Şener, 9 yıldır yazdığı

Posta’ya veda ederek, bundan sonra Hürriyet gazetesinde

yazacağını duyurdu.

• Bir süredir Sports Tv Genel Yayın Yönetmeni olarak

görev yapan Gülgün Bostancı Yavuz, eski görev yeri

Milliyet’e geri döndü. Yavuz’un milliyet.com.tr’nin genel

yayın yönetmenlik koltuğuna oturacağı öğrenildi.

• Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) Gümüşhane il

temsilciliğine, Gümüşhane Gazeteciler Cemiyeti Başkanı

Sezai Köprülü, Kars İl Temsilciliğine ise Kars Kuzey

Doğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ercüment Daşdelen

atandı.

Görsel Basında Görev Değişiklikleri

• Yaklaşık iki yıldır Habertürk’te bülten sorumlusu editör

olarak görev yapan Erhan Yılmaz görevinden ayrıldı.

• Rus haber ajansı Sputnik ve RS FM’deki programları

sonlandırılan gazeteci Yavuz Oğhan Halk Tv ile de yollarını

ayırdı.

• Star TV’nin Drama Direktörlüğü görevine, Şebnem

Aksoy Açıkalın atandı. Açıkalın, 9 Aralık 2019 Pazartesi

itibarıyla görevine başlıyor.

• İhlas Haber Ajansı kameramanı Emrah Akkaya görevinden

ayrıldı.

• Geçtiğimiz sezon TRT 1 ekranlarında Engin Altan

• Discovery Türkiye Ticari Satış Direktörü pozisyonuna

Egemen Kamu İnce getirildi.

• Ekotürk Tv Reklam Grup Başkanlığı görevini yürüten

Didem Erdölen görevinden ayrıldı.

• Habertürk Televizyon bünyesinde görev yapan editör

Esra Demirkıran kurum ile yollarını ayırdı.

• Fox eski Ankara Temsilcisi gazeteci Sedat Bozkurt

Halk TV Genel Yayın Yönetmeni olarak atandı.

• Ciner Medya Grubu ekonomi kanalı Bloomberg HT’nin

finans editörü Akın Aytekin görevinden ayrıldı.

• CNN Türk’ün ekran yüzlerinden muhabir İsmail Umut

Arabacı ve A’dan Z’ye program sunucusu Cem Seymen

görevinden ayrıldı.

• Ekotürk TV program müdürü Mutlu Hesapçı kanal ile

yollarını ayırdı.

• Ekonomi Gazetecileri Derneği üyesi Jülide Yiğittürk

Gürdamar A Para’da Haber Şefi olarak yeni görevine

başladı.

Medya Dünyasından Diğer Haberler

• Best FM’DE ‘Konuşan Türkiye’ programının yeni sunucusu

Selin Sabit oldu.

• Olay Medya Grubu 27 yılın altın adamları adına ödül

töreni gerçekleştirdi.

• 28 yıl TRT’de görev yapan, ve bir dönem Haber

Müdürlüğü’nü de üstlenen gazeteci Serdar Sevim vefat

etti.

•“Milli güvenliğe tehdit oluşturan yapılarla aidiyeti, irtibatı

veya iltisakı olduğu” iddiasıyla 685 gazetecinin basın

kartı iptal edildi.

• Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ile İzmir Gazeteciler

Cemiyeti (İGC) işbirliği içinde yürütülen “Güçlü Gazeteci

Özgür Medya” programı kapsamında gazetecilere

eğitim verdi. Eğitim, 7 Aralık Cumartesi günü Anemon

Otel Manisa’da gerçekleşti.

• Aydınlık gazetesi internet sitesi editörü ve yazarı Evren

Devrim Zelyut, gözaltına alındı.

• Netflix, ebeveyn kontrollerini güçlendirme kararı aldı.

Artık aboneler, 18 yaş ve üzeri yapımları PIN koduyla

koruma altına alabilecek.

14 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 15


Röportaj

Kurumsal esenlik

SiZe Bütünsel Yaklaşım Kurucu Ortağı

Sibel Yücesan

Kurumsal Zindelik Danışmanı Sibel Yücesan, iş dünyasında

2020’de öne çıkacak “zihin sağlığı ve esenlik” konularının artık

bir lüks değil gereklilik olduğunu vurguluyor.

Her ne kadar farklı kuşaklar iş hayatında bir arada olsalar da

özellikle Y kuşağı ve çok yeni iş hayatına katılan Z kuşağının

esenlik, zindelik konularında bir önceki kuşaklardan daha talepkar

olacakları öngörülüyor. İşveren penceresinden bakıldığında yeni

kuşakların talepkar olma hali, bu konuları lüks olmaktan çok

gereklilik kategorisine doğru geçiş yaptırıyor.

- Kurumsal Zindelik ve Kurumsal

Esenlik arasındaki farkı açıklayabilir

misiniz?

- Zindelik ve Esenlik kelimeleri birbirine

çok yakın kelimeler olmakla birlikte

esenlik (well being), zindelik (wellness)

kelimesinden daha kapsamlı bir

iyi olma halini ifade ediyor. Kurumsal

esenlik dediğimizde çalışanının iyi olma

halini sadece beden, duygu, zihin boyutunda

değil daha da geniş bir bağlamda

düşünen ve destekleyen bir kültürden

bahsediyoruz. Bunun içine, ruhsal, finansal,

sosyal, kariyer, çevre gibi boyutlar

ekleniyor. En önemlisi şirketlerin

kurumsal esenlik konularında tek atımlık

çözümler yerine bütünsel yaklaşıma

sahip olmaları, çalışanlarına tüm alanlarda

destek olmak ile ilgili stratejileri

ortaya koymaları, farkındalık eğitimleri,

bina iyileştirmeleri gibi pratik çözümleri

de düşünmeleri önemli oluyor.

- Esenlik kavramına bütünsel yaklaşım

şart demişsiniz. Bu konuyu biraz

açar mısınız? Şirketlerin bu konuya

bakışını ve değişmesi gerekenleri

söyleyebilir misiniz?

- Esenlik- iyi olma kavramında- aslen

sekiz alan bulunuyor. Bunlar yukarıda

belirttiğimiz gibi, bedensel, ruhsal, duygusal,

zihinsel, sosyal, çevre, kariyer ve

finansal konuları içeriyor. Pek çok farklı

konu bu başlıkların altına giriyor. Mesela,

şirket binalarında ısının, ışığın, havanın

doğru olması, çevre faktörünün

altında yer alıyor. Çalışanlar arasında

sosyal bağların güçlendirilmesi, aktiviteler

düzenlemesi ise sosyal iyi olma

halini destekliyor. Bütünsel yaklaşım

ise, kurumun çalışanının iyi olma halini

bu sekiz alan içinde düşünmesi ve her

alana değer verip desteklemesi buna

uygun liderlik uygulamaları ve kültür

yaratıp sürdürmesi.

Kurumların, çalışanları için olumlu, yüksek

bir amaca hizmet eden, potansiyeli

keşfetmeyi tetikleyen, eğlenceli ve en

önemlisi çalışanlara ve liderlere sadece

16 / marketing europe & anatolia


2020 trendleri...


ihtiyaçları olduğunu bilmek ve izin ver-

Röportaj

işte değil sosyal yaşamlarında da yaşam

kalitesini artıracak bilgi becerilerle

dolu bir ortam yaratmaları esenlik adına

çok değerli.

Kurumlar etkin kültür, yapı, süreç, liderlik

uygulamalarıyla çalışanlarına iyi

olma konusunda ilham olabileceklerine

ve sonuçları etkileyebilirler. Ancak

Türkiye’de şirketler bu konuda çok ilerici

uygulamalara sahip değiller. Daha

çok düzenli olmayan sonuçları ve etkisi

ölçülmeyen tek atımlık programları

sunmaya çalışıyorlar. Oysa bu konuda

durum tespiti, ölçümlemeler yapmak, liderlerin

ve çalışanların nabzını tutmak

ve sürdürülebilir formatta kaliteli eğitimler

sağlamak gerekiyor.

- İş dünyasında zihin sağlığı en

önemli konuların başında geliyor.

Sürmenaj ve benzeri hastalıklar için

şirketler önlem olarak neler yapmalı?

- Dünya Ekonomik Forumu 2019 raporunda

zihinsel rahatsızlıkların artışına

18 / marketing europe & anatolia

Dünya Ekonomik Forumu

2019 raporunda zihinsel

rahatsızlıkların artışına ilk

defa dikkat çekiyor

ilk defa dikkat çekiyor. Dünya Sağlık

Örgütü de benzer trendlerin altını çiziyor.

Zihinsel iyi olma halimiz performansımızı

doğrudan etkileyecek bir konu.

Odaklanamama, problem çözememe,

yaratıcılığın sekteye uğraması, zihinsel

merağın yok olması, sabit zihinde

kalma eğilimi ile değişime kapanmak

sıkıntılı alanlar. Bu konuda kurumların

ilk yapması gereken, bu konuda farkındalıklarını

geliştirerek, konuyu gündemlerine

almaları. Yüksek Performans

beklentisi, çoklu görevlerle boğuşma,

her şeyin hızlı ve tam olması baskısı

altındaki çalışanların zihin sağlıklarını

yönetmek için zaman zaman molalara

mek, şirketlerin içinde sakinlik alanları

yaratmak, zihinsel alanda stresi yönetmek

için çalışanlara beceri kazandıracak

eğitimler vermek ve liderleri de

ekip üyelerinin sağlığını yönetecek bilgi

beceri ile donatmak. Mindfulness bunlardan

en önemli olgulardan bir tanesi.

Mesela bu konuda eğitimler aldırmak

ve uygulama yapmalarını cesaretlendirmek

çok önemli bir destek olacaktır.

- Kurumsal esenlikte liderin rolü nedir?

- Vizyoner lider, bugünün çalışanının

zihniyle, duygusuyla, bedeniyle, ruhuyla

para kazandığını bilerek, bunu

sağlıklı tutmaya destek olmanın, esas

rekabet avantajını getireceğini bilen ve

görendir. Bu bağlamda liderlerin kalitesi

organizasyon kültürünün sağlığını

derinden etkiliyor. İyi liderler çalışanın

sağlığını ve iyi olma halini doğrudan

etkiliyor. İyi lider kimdir dersek, çalışanları

için anlam yaratan, onlarla olumlu

ve kaliteli bağ kuran, kendi enerjisini

ve ruh halini iyi yöneten, çalışanlarının

kısıtlarını ve kişisel farklılıklarını iyi bilen,

olumlu iş kültürü yaratmaya destek

veren kişidir.

Çalışanların ruh ve duygu sağlıkları ve

zorluklarla başa çıkabilmeleri ancak

destekleyici, açık kültürlerde mümkün

olabiliyor. Bu senenin diğer bir öne çıkan

teması güven. Güven ortamını gerçekleştirmek

en fazla liderlere sorumluluk

düşüyor. Bunu sağlamak adına

yapılacak en etkin yöntem iletişim ve

bilgiyi açık ve net aktarma.

- BES zorunluluğu getirilmesinin

ardından çalışanların çoğu BES’ten

ayrıldı. Finansal Zindelik eğitimleri

olsaydı sizce sonuç farklı olur muydu?

- Finansal zindelik dediğimizde, çalışanların

finansal konularda iyi olma halini

desteklemek adına çalışanın emekliliğini

planlamasını, birikim yapmasını

teşvik etme, kısa uzun vadede parasını

iyi yönetmesi için eğitimler verme, eği-


Röportaj

tim yardımları, şirket ürün ve hizmetlerinden

indirim gibi konuları anlıyoruz.

Çalışanın geleceği ve gelirleri ile alakalı

kaygı duyması sağlığını derinden etkileyebilecek

bir konu. Bu yüzden BES

gibi sistemler konusunda, erken yaşta

birikim yapmanın ve bunu sürdürmenin

yararları konusunda eğitimler yapmak,

çalışana rehberlik yapmak kuşkusuz

çalışanın sistemde kalmasını destekleyecektir.

- Esenlik ve sosyal sorumluluk ilişkisini

biraz daha açabilir misiniz?

- Bütünsel iyi olma halimizin bir tarafı da

ruhsal iyi olma hali. Kendimizi çevremize

ve içinde yaşadığımız topluma yarar

sağlarken görmek iyi hissettiriyor.

Ruhsal iyi olma, hayat amacını keşfetme,

çevreye ve topluma faydalı olmalı,

sevgi ve şefkat gösterme ile mümkün.

Günümüzde çok sayıda fayda sağlayabileceğimiz,

sosyal sorumluluk projeleri,

yardım kuruluşları mevcut. Bu bağlamda

çalışanların sosyal sorumluluk

projelerinde yer almasını desteklemek,

ayda birkaç saat veya yarım gün gönül-

Operasyonları, stratejileri

ve kültürü

bir anlam etrafında

birbirini tamamlıyorsa

o kurumda

zindelik vardır.

lülük çalışmalarına ücretli izin vermek

hem çalışanın yönetim becerilerini geliştirecek

hem de onlara çok iyi gelecek

uygulamalar oluyor. Hele ki çalıştığımız

şirketlerin kurumsal olarak desteklediği

projeler olursa o zaman hem çalışanlar

arasında sosyal dayanışma ve ilişkiler

pekişiyor hem de çalışan ve kurum itibar

kazanıp, kendini iyi hissediyor.

- Kurumsal kültür ve esenlik ilişkisini

açıklayabilir misiniz?

- Bir kurum bütün, tutarlı ve anlam yarattığında

sağlıklıdır. Operasyonları,

stratejileri ve kültürü bir anlam etrafında

birbirini tamamlıyorsa o kurumda

zindelik vardır.

- Kurumsal zindelik kültürüne sahip

şirketleri nasıl tanırız?

- İnsancıl (Hümanistik) çalışanın insan

olduğunu hatırlayan

Anlam ve amacı stratejiden önde tutan

Toplum, dünya ve ekosisteme duyarlı

Koridorlarında güvenin, özgünlüğün,

sevginin, saygının yaratıcılığın kol

gezdiği

İş ve sosyal yaşamın entegrasyonuna

destek veren

Çalışanlarına potansiyellerin keşfettiren,

güçlendiren

İşbirliğini destekleyen şirketlerdir.

marketing europe & anatolia / 19



Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

Sev, sevil, yaşa...

2020 yılı daha Ocak ayında kabus gibi çökti üstümüze.

Elazığ depremi ve Çin'de ortaya çıkan Corona virüsü

hayatımızı altüst etti.

Deprem sonrasında enkaz altından kurtarma çalışmalarını

televizyonlardan soluksuz izledik. Her sağ kurtulanla

sevindik, cansız bedenine ulaşıldı sözleriyle üzüldük.

Çalışmalar sırasında hepsi birer kahraman olan Yüsra

bebeği kurtaran JAK ve Ankara İtfaiyesi ekibi, Yüsra'nın

annesi Ayşe'yi kurtarmak için müthiş bir çaba sarfeden

Zehra Astsubay, enkaz altında damar yolu açarak Ayşe

Hanım'ın hayata tutunmasını sağlayan UMKE gönüllüsü

Hatice Yücel, Azize, Azize diye seslenerek Azize ve

yanındakilerin enkaz altından kurtarılmasında önemli rolü

olan UMKE gönüllüsü Emine Kuştepe, Ankara İtfaiyesi

ekibinden Ömer İpek, Mersin İtfaiyesinden Aydın Uysal,

depremin ilk günü Sürsürü Mahallesi'nde yıkılan binanın

enkazı altından elleriyle kazarak iki kişiyi kurtaran Suriyeli

Mahmud gönüllerimize taht kurdular.

Bu depremde canla başla çalışan tüm Jandarma Arama

Kurtarma ekİbine, İstanbul, Ankara, Ordu, Mersin,

Malatya ve diğer belediyelerin arama kurtarma ekiplerine

ve UMKE gönüllülerine binlerce teşekkür ediyorum.

Bilgileri, becerileri, koordineli çalışmalarıyla 45 insanın

hayatını kurtardılar ve hepimizin umudu oldular. Hepiniz

çok yaşayın inşallah. Allah hepimizi böyle felaketlerden

korusun!

Depremin etkileri hepimizi çok sarstı. Sosyal medyadan

ünlü, ünsüz binlerce insan duygularını paylaştı. Özellikle

1999 İzmit depreminden sonra toplanmaya başlanan

deprem paralarının ne olduğu konusunda pek çok soru

soruldu.

Berna Laçin de depremin hemen ardından Kızılay'ın SMS

ile para toplama kampanyasına karşı çıktı ve bu nedenle

trollerin saldırısına uğradı. Hatta daha da ileri gidilerek

P&G firmasının Fairy reklam anlaşmasını fesh ettiği iddiası

ortaya atıldı. Neyse ki Berna Laçin bu iddianın doğru

olmadığını açıkladı da Fairy markasına yönelik protestolar

son buldu.

Öncelikle markaları için reklam yüzü seçen şirketlerin

bu konuya dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Her sanatçının bir duruşu var. Kimisi beğenmediği

uygulamaları hiç çekinmeden dile getiriyor, kimi suya

sabuna dokunmadan yaşıyor, kimi de nerdeyse ölümüne

içinde bulunduğu sistemi savunuyor.

Markanız için bir reklam yüzü seçerken bu ayrıntıyı göz

önünde bulundurun. Böylece daha sonra ortaya çıkacak

görüş ayrılıları en aza inecektir.

Şimdi biraz da reklamlara geçelim

Bu ay en çok dikkatimi çeken reklam Paşa Döner oldu.

Vejetaryenim ve bu nedenle hiç bir hayvanı yemiyorum.

Kırmızı et, tavuk, balık, midye, kalamar hiç ama hiç bir

hayvanı yemiyorum. Ama yiyenlere de karışmıyorum.

Döner diyince aklımıza hep et döner gelirdi. Sonraları etin

pahalı olması, deli dana hastalığı gibi nedenlerden dolayı

tavuk döner hayatımıza girdi. İlk tavuk döneri Ankara'da

Can Balık sahibi Ahmet Ergincan 1981 yılında kendisinin

yaptığını iddia ediyor. Doğru mu bilmiyorum ama 1996

yılında deli dana hastalığının ortaya çıkmasından sonra

tavuk dönerin yaygınlaştığını biliyoruz.

Ekmek arası tavuk döner çok ucuz bir karın doyurma

seçeneği olduğu için de nerdeyse her köşede bir tavuk

döner büfesi görmeye başladık. Bu dönerlerin içindeki

malzemenin ne kadar tavuk eti içerdiği konusu hep

tartışılan bir bir durum olsa da satışları çok fazla.

Paşa Döner bir süredir dikkatimi çeken bir marka. Nereye

gitsem şubelerini görüyorum. Sadece tavuk döner sattığını

televizyon reklamı ile öğrendim.

Markanın internet sitesinde kendilerini şöyle anlatıyorlar:

Paşa Döner rakiplerinden farklı olarak, sadece tavuk budu

ile hazırlanmış döner sunar. Bu yöntem ne kadar maliyetli

ve zahmetli olursa olsun, efsane Paşa Döner lezzetinin

en önemli sırrı olarak üretimin her aşamasında dikkatle

sürdürülür.

Ne diyelim inşallah gerekli kontrolleri yapılıyordur ve

sağlıklıdır. Sevenlerine afiyet olsun.

Dr. Oetker Kakaolu Puding Reklamına dikkat çekmek

istiyorum. Bu reklam ilk olarak ne zaman televizyonda

yayınlandı bilen var mı? Bulduğum kaynaklar 2012 yılına

kadar geriye gidiyor. Yani en az 8 yıldır aynı reklamı

izliyoruz. Koskoca 8 yıl! Güner Özkul'un anne rolünde

olduğu ve üniversiteden mezun olup evine dönen kızına

özlediği pudingi yaptığı reklam. Koskoca Dr. Oetker

markası kakaolu puding için neden yeni bir film çekmiyor,

neden yıllardır hep aynı reklamı gösteriyor anlamıyorum.

Yeni, yepyeni kakaolu puding reklamını bekliyoruz.

Şubat ayı 14 Şubat Sevgililer Günü nedeniyle alışverişin

arttığı bir ay. Lütfen hediyeleriniz abartmayın. Pahalı

olması, iyi bir hediye olduğu anlamına gelmiyor. 14 Şubat

birbirinizi sevdiğinizi söylemek ve kutlamak için bir bahane

sadece.

Sevginiz sonsuz, sevdiğiniz hep yanınızda olsun!

Sizi seviyorum.

marketing europe & anatolia / 21


Reklam Dünyası

İDO’nun yeni reklam ajansı Renee...

İDO’nun reklam ajansını belirlemek üzere açtığı konkur

tamamlandı.

İDO, dijital reklam ve pazarlaması için çözüm ortağı olarak

Renee reklam ajansı ile ilerleyecek.

Ulusal ve uluslararası iş ortaklarına marka stratejisi geliştirme

ve yaratıcı reklam hizmeti veren Renee reklam

ajansı, yeni iş birliği kapsamında İDO‘nun kreatif çalışmalarından

sorumlu olacak.

Renee reklam ve tasarımda etkileyici hikayeler aktarmak

için tüketici davranışları, tasarım ve teknolojiden faydalanan

bir yaratıcılıkla öne çıkıyor.

İDO’nun reklam partnerliğini üstlenen Renee’nin portföyünde

Beşiktaş Belediyesi, Civil, BSG, Kavram Okulları

ve Elle Ayakkabı gibi markalar yer alıyor.

Puma’ın Marka Elçisi...

PUMA, yeni geliştirdiği LQD CELL teknolojili

antrenman ayakkabısını 6 kez Formula 1 şampiyonu

olan efsane pilot Lewis Hamilton’ın marka

elçiliğinde tanıttı.

PUMA’nın yeni modeli LQD CELL Hydra, tam

boy orta tabanıyla sabit bir yastıklama sunarken

ayağı mükemmel şekilde kavrayankauçuk dış taban

ile her türlü egzersiz hareketi için maksimum

dayanıklılık sağlıyor.

PUMA’nın çok yönlü LQD CELL teknolojisi, hafiflik

ve sağlamlığı bir arada sunan tabanı, ayağın

güvenli ve dengede kalmasını sağlayan yan

desteklerle sporculara daha çevik, daha cesur

ve daha güçlü bir performans imkânı sunuyor.

LQD CELL Hydra, dinamik ve sıradışı tasarımı

ile özel renk seçenekleriyle, yeni yılda enerjiyi

harekete geçirmek ve antremanlarına güç katmak

isteyen sporcular için tüm PUMA mağazaları

ve www.puma.com.tr’de satışa sunuluyor.

22 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

Clinique’in Marka Yüzü...

Clinique, cilt bakımı ve makyaj serileri için eleştirmenlerce

beğenilen ünlü oyuncu Emilia Clarke’ı “Global Marka

Elçisi” olarak seçti.

Emilia Clarke’ın çok yönlü, güçlü ve optimist kişiliği,

CliniqueiD’nin çok yönlü, basit, güvenli ve etkili formülüyle

bir araya geliyor. CliniqueiD BB Gel bazının lansmanıyla

birlikte CliniqueiD serisi toplam 20 benzersiz

kombinasyona ulaşıyor ve kişiselleştirilmiş nemlendirici

deneyimini bir adım öteye taşıyor.

Clinique markasının Global Marka Başkanı Jane Lauder

iş birliği hakkında, “Clinique, her zaman harika bir cildin

yaratılabileceği bilgisiyle kadınları destekleyen ve bu fikri

sonuna kadar savunan bir marka oldu. Emilia ise cildinin

ihtiyaçlarını bilen, cildiyle barışık, aynı zamanda da

sürekli kendini geliştiren, modern ve çok yönlü bir kadın

olduğu için Clinique’in DNA’sı ile mükemmel bir uyum yakaladık.

Bunların yanı sıra bizim için en önemlisi gerçek

bir Clinique kullanıcısı olmasıydı. Emilia, Clinique kullanıcılarına

cilt bakımı rutinlerini benimsemeleri için ilham

veren güçlü bir ses olacak.” dedi.

10. Mıxx Awards Türkiye Jürisi...

Dünyada 47 ülkede faaliyet gösteren Interactive Advertising

Bureau’nun Türkiye merkezi IAB TR tarafından bu yıl

10. kez düzenlenen MIXX Awards Türkiye’nin Jüri üyeleri

açıklandı. Son başvuru tarihi 31 Ocak olan yarışmanın Ön

Eleme tarihleri 7-10-11 Şubat; Ana Değerlendirme tarihleri

ise 21-22 Şubat şeklinde olacak. Yarışmanın Ödül Töreni

ise 3 Mart’ta gerçekleşecek.

Jüri başkanlığını Genart Medya CEO’su Cemal Burak

Yılmaz’ın yürüttüğü 10. MIXX Awards Türkiye Jürisi toplam

20 kişiden oluşuyor:

Alper Cengiz / SEM; Arda Erdik / Tribal Worldwide İstanbu;

Arda Öztaşkın / Yapı Kredi; Aslı Efe / KızlarSoruyor;

Aslıhan Ahıskal / Turkcell; Burak Amirak / İzmir Ekonomi

Üniversitesi; Burçak Günsev / Ogilvy İstanbul; Didem Namver

/ PepsiCo; İlke Çarkçı / Facebook; İlkan Gökyılmaz /

Sporx; Leyla Akcan / Carat; Orcun Onural / Happy People

Project; Özlem Ünlü / Renault; Pınar Ercan Tursun / Ingage

Media; Rima Erdemir; Samet İnanır / Onedio; Sibel Ülkü /

Wavemaker Turkey; Sinem Sandıkçı / L’oreal Türkiye; Tunç

Berkman / Mobilexpress

Bu yıl kategorilerinde revizyona gidilen yarışmada, toplam

15 kategoride başvuru yapılacak. Bir kampanyanın yarışabileceği

kategori sayısı en fazla 3 olacak. Başvurular Ön

Eleme ve Ana Değerlendirme olmak üzere iki aşamalı olarak

değerlendirilecek.

İlk uygulamasına geçtiğimiz yıl başlandığı gibi MIXX

Awards Türkiye Jürisi bir de Reklamda Toplumsal Cinsiyet

Eşitliği Özel Ödülü verecek. Bu ödül için ayrı bir başvuru

alınmayacak.

marketing europe & anatolia /23


2020’nin 8 E


Röportaj

-Ticaret Trendi...

Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucusu

Cenk Çiğdemli

TOBB E-ticaret Meclisi Üyesi, Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucusu

Cenk Çiğdemli, e-ticaret kanallarında

2020 yılında öne çıkacak 8 trendi paylaştı. Çiğdemli,

“Kişiselleştirme, derin veri analizi, e-ihracat çözümleri,

sesli arama, podcast reklamları, videolu alışveriş,

Z kuşağı ve deneyimsel pazarlama

bu yılın gündem konuları olacak” dedi.

Açıklama

TOBB E-ticaret Meclisi Üyesi, Ticimax

E-ticaret Sistemleri Kurucusu Cenk

Çiğdemli, e-ticaret kanallarında 2020

yılında öne çıkacak 8 trendi paylaştı.

Çiğdemli, “Kişiselleştirme, derin veri

analizi, e-ihracat çözümleri, sesli arama,

podcast reklamları, videolu alışveriş,

Z kuşağı ve deneyimsel pazarlama

bu yılın gündem konuları olacak” dedi.

Kişiselleştirme

Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK)

ile ilgili yaptırımların artması, müşteri ile

marka arasındaki iletişimin daha fazla

kişiselleştirilmesine neden olacak. Bu

da daha derin veri analizi yapabilen

yazılımlara ihtiyacı artıracak. Tüketiciyi

rahatsız etmeyecek, hedefli ve yaratıcı

reklamlar ön plana çıkacak. Ürüne,

hizmete veya kampanyaya özel hedef

kitle oluşturmak önemli hale gelecek.

Kişiye özel indirim ve ürün gösterimleri

e-ticaret siteleri için bir gereklilik haline

gelecek.

Derin Veri Analizi

Derin veri analizi, fiyatlandırma ve tedarik

zinciri süreçlerinde de aktif rol

oynayacak. Envanter ve teslimat yönetimindeki

sıkıntılar için yapay zeka

temelli yazılımlar öne çıkacak. Örneğin

depo yazılımları gibi süreç çözümleri, iş

yükü gitgide daha çok artan ve karmaşık

hale gelen e-ticaret sitelerinin 2020

gündeminde yer alacak.

E-İhracat Çözümleri

E-ihracat farkındalığının artması, inovatif

e-ihracat yazılımlarını ön plana çıkaracak.

Çoklu dil, çoklu para birimi, lokasyon

bazlı ziyaretçi tanıma, lokasyon

bazlı fiyatlandırma, ziyaretçinin giriş

yaptığı ülkeden yayın yapma teknolojileri

ve yurtdışı kargo entegrasyonu gibi

çözümler 2020’de e-ticaretin popüler

konuları olacak.

Sesli Arama

Uzmanlar Amazon Echo, Google Home

ve Alexa’nın hızla kabul görmesine

dayanarak, 2020 yılında internet aramalarının

yarıya yakınının sesli arama

üzerinden yapılacağını öngörüyor.

E-ticarette de yapay zeka tabanlı chatbotlar,

sanal asistanlar ve sesli arama

modüllerinin kullanımı yaygınlaşacak.

Podcast İçerikleri

Podcast, sesli kitap, sesli asistan, sesli

marketing europe & anatolia /25


Rapor

e-ticarette hız kadar sosyal medya toparama

ve dijital radyoların dijital dünyadaki

yerini genişletmesi, pazarlamacıların

da gündeminde. Görsel içerikten

sesli içeriğe doğru bir eğilim söz konusu.

Marka iletişimi ve reklam kanalı olarak

podcast yayınlar özellikle ABD’de

kullanılmaya başlandı bile. Ülkemizde

de bu yeni sektör 2020’de e-ticaret reklamlarının

yeni havuzu olabilir.

Videolu Alışveriş

Videodan satın alma trendi yükselişte.

Google’ın son verilerine göre bir ürünü

satın almadan önce o ürünle ilgili video

izleme oranı yüzde 50’lerin üzerine çıkmış

durumda. E-ticaret siteleri de bu

trendi gördü ve artık kendi web siteleri

üzerinden ürün inceleme videoları paylaşmaya

başladılar. 2020’de video eklentileri

e-ticaretin vazgeçilmezlerinden

olacak.

Z Kuşağının Tarzı

1995 sonrası doğanların dahil olduğu

26/ marketing europe & anatolia

2020’de yaklaşık

2,6 milyar nüfus ile

dünya genelindeki

en büyük tüketici

grubunu oluşturacaklar.

Mobilin olmadığı bir dünyayı

bilmeyen bu kuşak,

e-ticarette hız kadar

sosyal medya topluluklarına da

önem veriyor.

Z kuşağı artık kendi parasını kazanıp

kendi hayatına yön vermeye başladı.

2020’de yaklaşık 2,6 milyar nüfus ile

dünya genelindeki en büyük tüketici

grubunu oluşturacaklar. Mobilin olmadığı

bir dünyayı bilmeyen bu kuşak,

luluklarına da önem veriyor. Bu da markaları

sosyal medya hesapları üzerinden

interaktif topluluklar yaratmaya ve

içerik pazarlamaya yöneltmiş durumda.

Deneyimsel Pazarlama

4.0 pazarlama adı da verilen deneyimsel

pazarlama tüm sektörlerde olduğu

gibi online alışverişin de itici gücü konumunda.

Deneyim çoğu zaman ürünün

veya hizmetin kendisinden daha

önemli. Bu durum girişimcileri de inovasyon

konusunda tetikliyor. Ziyaretçinin

yüz ifadesine göre anlık indirimler

yapan yazılımlar, markaya veya kişiye

özel emoji geliştiren girişimler son birkaç

yılda deneyimsel pazarlamanın

dijitaldeki örneklerinden. Hatta müşteri

yorumlarından duygu analizi yapan algoritmalar

bile kullanılıyor. 2020’de deneyimsel

pazarlama örneklerini online

alışveriş kanallarında daha çok göreceğiz.




Kampanyalar

Eti Browni Intense...

Eti Browni Intense’in “keyif ve haz dolu Intense yeme

anları”nı resmettiği reklam filminde bu yıl da sevilen oyuncu

Ezgi Mola yer alıyor.

Ezgi Mola’nın yer aldığı Eti Browni Intense reklamı, yeni bir

hikayeyle devam ediyor.

Ezgi Mola’yı bu kez rüyasında haz ve keyif dolu Intense

yeme anlarında görüyoruz. Intense kriziyle rüyasından uyanan

güzel oyuncu, otel odasında Intense’i nereden bulacağını

düşünürken çaresizce bahçeye çıkıyor ve sabahlığının

cebinde bulduğu Intense ile rüya gibi dakikalara tekrar adım

atıyor.

Yönetmen Ozan Açıktan’ın gözünden Intense Kadını’nın

“keyif dolu Intense anları”nı yansıtan filmin yaratıcı sürecinde

ise Propaganda yer alıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: ETİ

Reklamveren Yetkilileri: Zübeyde Erce Özmen,

Duygu Bakar, İlayda Konur

Ajans: Propaganda

Yaratıcı Ekip: Mustafa Küçükkalıpçı, Pınar Kurt, Tuba Ulu,

Derya Oğuz

Müşteri İlişkileri: Elçin Duraklar, Özge Arabacı

Stratejik Planlama: Ceylan Eren

Ajans Prodüktörü: Tuse Tamer

Yönetmen: Ozan Açıktan

Görüntü Yönetmeni: Serkan Güler

Yapım Şirketi: Ptot Film

Yapımcı: Tunay Vural - Gizem Elgün Erkal

Müzik: Jingle Jungle

marketing europe & anatolia / 29


Kampanyalar

Giysilerin Aşkına...

Yumoş Ayısının capcanlı renklere ve desenlere bürünmüş

yeni renkli dünyasını da aktarıyor.

Yumoş, yeni Yumoş Extra reklam filminde, yıkama sonrası

giysilerde sağladığı ferahlık ve yumuşaklık dışında kumaşların

canlılığını da koruyarak uzun süreli kullanıma katkıda bulunduğu

mesajının altını çiziyor. Film aynı zamanda markanın

gençleşen ve dinamikleşen yönünü vurgularken nesiller

boyu sevilen ve tüketiciler tarafından markayla özdeşleşen

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Unilever / Yumoş

Reklamveren Yetkilisi: Elif Terzi, Pınar Oral, Zeynep Mert

Reklam Ajansı: Wunderman Thompson

Yönetici Kreatif Direktör: Sami Basut

Yönetici Ortak: Leslie Krespin

Kreatif Direktör: Ümit Taşlı

Metin Yazarı: Fatma Öcal

Art Direktör: Buse Şay

Stratejik Planlama Direktörü: Berkant Avcı

Stratejik Planlama: Mervenaz Mete

Müşteri Direktörleri: Ece Özyurt, Vanessa Taragano

Müşteri Süpervizörü: Sevim Özgür

Müşteri Temsilcisi: Batuhan İns, Alanur Akyıldız

Prodüksiyon Grup Direktörü: Ahmet Bayık

Prodüktör: Elif Mermer, Eralp Cankır

Prodüksiyon Şirketi: Panda Film

Yönetmen: James F. Coton

2020 model Hürriyet Emlak...

hurriyetemlak.com, hem web

sitesini hem de iş ortaklarının

kullandığı ekranları yeniledi.

İlan girişini 2 dakikaya kadar indirerek

“Türkiye’nin en hızlı ilan

sitesi” olan Hürriyet Emlak, reklam

filmlerinde yenilenen web

sitesini “hurriyetemlak.com’u

gördünüz mü?” sloganıyla duyuruyor.

Kampanya Künyesi

Reklam: 2020 Model Hürriyet

Emlak

Reklamveren: Hürriyet Emlak

Reklam Ajansı: Rabarba

Reklamveren Yetkilisi: Zeynep Tandoğan,

Yusuf Mert Yılmaz, Melin Öztürk, Nagihan Arat,

Emrah Erkan

Yönetici Kreatif Direktör: Pemra Ataç Açıktan

Kreatif Direktör: Murat Yaylagül

Kreatif Grup Lideri: Umut Geldiay

Kreatif Ekip: Onur Evin, Burak Gürses

Strateji: Oğuz Savaşan

Müşteri İlişkileri: Gökhan Akbay, Mirza Özgün

Prodüksiyon: Gökhan Akbay, Didem Aydın

Yapımevi: Lighthousevfx

Mecra: Dijital, TV

30 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Uzaktan Ninniler...

“Hayat Bağım” projesiyle, bebeklerin hayata güvenle bağlanması

için, anne misafirhanelerinde annelere eğitim veren,

ebe&hemşireleri bilgilendiren ve yaşam destek ünitesi bağışıyla

bebeklerin hayata bağlanmasına destekte bulunan

Molfix, anne bebek arasındaki güvenli bağlanmanın önemini

vurguladığı proje filmiyle dikkat çekiyor.

TBWA\Istanbul tarafından hazırlanan film, Sinefekt ve Society

tarafından çalışıldı. Çekimleri, gerçek hastane ortamında

gerçekleştirilerek projeye atıfta bulunulan filmin, yönetmenliğini

Fırat Mançuhan, müzisyenliğini ise Onur Cumaoğlu üstleniyor.

Kampanya Künyesi

Kreatif Ekip: Orkun Önal, Erçin Sadıkoğlu, Mesut Koçarslan,

Eduardo Fumerovivas, Saadet Melek, Yiğit Zigaloğlu

Ajans Marka Ekibi: Ender Orfanlı, Ayşenaz Altınöz,

Simay Yaman

Reklamveren Pazarlama Ekibi : Hayal Dilara Tepe,

Sanem Karacan, Ezgi Gangal

Reklamveren Prodüktör: Balca Enşenol

Genel Müdür Yardımcısı: Tuğyan Çelik

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Özgün Özkalay,

Yunuscan Hısımcıl

Prodüksiyon Ekibi: Evrim Saraçoğlu, Efe Koçdağ

Prodüksiyon Şirketi: Society

Yönetmen: Fırat Mançuhan

Müzisyen: Onur Cumaoğlu

Post-prodüksiyon: Sinefekt

Dev çamaşır makinesi...

Samsung Electronics’in İstanbul Havalimanı’nın iç

hatlarındaki 8 bagaj konveyöründe yaptığı sıra dışı

çalışma, yaratıcılığı ile dikkatleri üzerine çekiyor.

Gerilla pazarlama geleneksel olmayan bir teknikle

marka bilinirliğine katkıda bulunmayı amaçlayan

bir yöntem olarak son yıllarda sıkça kullanılmaya

başlandı. Bu kampanyalar genellikle, yenilikçi ve oldukça

yaratıcı stratejiler olarak dikkatleri de üzerine

çekiyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Samsung Electronics

Reklamveren Ekip: Ömer Barış Gökpınar, Dilge

Berktaş, Büşra Karataş

Ajans: Starcom

Ajans Ekip: Nazmiye Erdem, Can İlhan,

Serhat Büyüksayar, Burcu Sütçü, Merve Harman

Kreatif Ajans: Cheil Turkey

marketing europe & anatolia / 31


Kampanyalar

Lösemi ise Bir Çaresi Var...

Anadolu Efes’in Khimki Moskova ile oynadığı EuroLeague

maçının devre arasında kök hücre bağışlarında farkındalık

yaratmak amacıyla kan kanseriyle mücadele dansı gerçekleştirildi.

Lösemi Lenfoma Miyelom Derneği’nin (LLMBİR)

2019 yılında başlattığı “Lösemi ise Bir Çaresi Var” farkındalık

projesi kapsamında gerçekleştirilen dans, binlerce basketbolseverden

büyük alkış topladı.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: LLMBİR Lösemi Miyelom Derneği

PR Ajansı: Dilan Baransel İletişim Danışmanlığı

Reklam Ajansı: Agresif Arılar Reklam Ajansı

Prodüksiyon Şirketi: Mavi Kutu Prodüksiyon

Müzik: Sanat Sepeti

Dans Ekibi: Def Dance Academy

Watsons yeni reklam kampanyası...

Watsons yeni yıla yeni reklam kampanyası ile başladı.

Güzellik ve kişisel bakımın trendleri belirleyen tek adresi

Watsons, yeni yıla

her zamankinden de genç, dinamik ve enerjik bir başlangıç

yaptı. Dünyanın en büyük uluslararası sağlık ve güzellik perakendecisi

A.S. Watson Group’un güzellik ve kişisel bakım

markası olan ve 2005 yılından beri Türkiye’de faaliyet gösteren

Watsons, 2020 yılında yenilenen yeni imajıyla gençlerin

vazgeçilmez adresi olmaya devam ediyor

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Watsons Türkiye

Reklamveren Yetkilisi: Cem Demiröz, Merve Ürkün,

Gülden Açık

Reklam Ajansı: Muhabbet

Yönetici Kreatif Direktörler: Emrah Karpuzcu,

Kenan Ünsal

Yaratıcı Ekip Merve Turunç, Nur Bayrakçı, Gökçe Çankaya,

Ayşegül Oğuz

Ajans Prodüktörü: Algın Aydın

Müşteri İlişkileri: Emel Uysal

Prodüksiyon Şirketi: Asitane

Yönetmen: Deniz Özgün

Müzik: Jingle Jackson

32 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Armis ile Uyuyanlar...

Armis Yatak, “Mis Gibi Uyumaktan İyisi Armis Gibi Uyumak!”

sloganını kullandığı “Armis ile Uyuyanlar” reklam filmi serisini

şarkıcı Nil Karaibrahimgil’in besteleyip seslendirdiği jingle

ile yayınladı.

Ürünlerini yeni nesil teknoloji makine parkurunda üreten,

Türkiye yatak sektörünün genç markası Armis Yatak, Alegra,

Marissa, Valora Plus, Carina ve Hiperia koleksiyonları için

beş ayrı reklam filmi hazırladı.

Paşalar Gibi Döner...

Paşa Döner, sadece tavuk budundan yapılan yerli ve milli

döneri kalite, sağlık, lezzet ve hijyen standartlarından ödün

vermeden lezzet severlerle buluşturuyor. Paşa Döner, yenilenen

yüzü ve farklı hedef kitlelere odaklanarak hazırladığı

reklam filmleriyle toplumun geniş katmanlarına hitap ediyor.

Genna İstanbul tarafından hazırlanan ve Shortcut tarafından

yapımı gerçekleştirilen kampanya, geniş mecra kullanımıyla

Türkiye’nin dört bir yanında döner severlerle buluşuyor.

Kampanya Künyesi

Reklamın Başlığı: Mis Gibi Uyumaktan

İyisi Armis Gibi Uyumak

Reklamveren: Armis Yatak

Reklam Ajansı: Alametifarika

Kreatif Direktör: Odisseas Sevsevme,

Ozan Özüm Özbey, Kaan

Ayçe

Yaratıcı Grup: Zeynep Oray, Talip

Özer

Müşteri İlişkileri: Duygu Yılmaz

Stratejik Planlama: Berra Katlav,

Alara Akkamış,

Mervenaz Mete

Prodüksiyon: Gülin Sarpel, Merve Haklı, Murat Demir

Prodüksiyon Şirketi: Terfilm Production

Yönetmen: Serdar Erener

Görüntü Yönetmeni: Veli Kuzlu

Müzik: Nilinişleri

Medya Satın Alma: Arena Media

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Dönersan / pasa-doner.com.tr

Marka: Paşa Döner

Reklamveren Yetkilisi: Adem Çalışkan, Metin Cesur

Reklam Ajansı: Genna Istanbul

Kreatif Direktör: Nilüfer Gülata

Kreatif Grup: Cüneyt Öztürk, İhsan Çanakcı, Aykut Taşkın,

Özhan Yurtseven

Müşteri İlişkileri: İdil Ozman, Elif Gülümser Aktürk

Yapım Şirketi: Shortcut

Yönetmen: Levent Onan

Yapımcı: Cem Toparlaklı, Cenk Özçelik

Görüntü Yönetmeni: Muratcan Gökçe

Müzik: Happy Jingles

Post Prodüksiyon: İmaj

Medya Ajansı: Mediastore

PR Ajansı: Brandworks İletişim Danışmanlığı

Mecralar: TV, Radyo, Outdoor, İnternet

marketing europe & anatolia / 33


Kampanyalar

Avon’un Ezgi Mola’lı Reklam Filmi...

Avon, marka yüzü Ezgi Mola ile hazırladığı reklam filminde;her

zevke hitap edecek renk seçeneği ve 12 saate kadar kalıcılık

imkanı sunan, tam 30 yıldır AVON’un en sevilen ürünlerinden

olan True Glimmerstick göz kalemlerini tanıtıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Avon Türkiye

Reklamveren Yetkilileri: Ayça Çatak, Aslı Çay,

Burcu Çetin Yılmaz

Reklam Ajansı: Über Dijital

Kreatif Direktör: Hande Arslan

Yaratıcı Ekip: Aydeniz Ertunç, Mehmet Şirin Karaer

Müşteri İlişkileri: Cüneyt Tabanoğlu

Prodüksiyon: Glow Films

Yönetmen: Mehmet Çelebi

Görüntü Yönetmeni: David Nissen

Yapımcı: Simten Aydın

Post-prodüksiyon: Sinefekt

Medya Ajansı: Starcom

PR Ajansı: Salt İletişim

VavaCars’ın reklam kampanyası...

Petrol Ofisi’nin kardeş kuruluşu olarak kurulan VavaCars’ın

yeni reklam filmleri, dijital platformların ardından televizyon

kanallarında da yayına girdi.

Herkesin güvenle, eşi benzeri olmayan bir hızla ve şeffaf

süreçlerle otomobilini satabileceği bir hizmet modeli ile yaratarak,

ikinci el otomobil piyasasına iddialı bir giriş yapan

şirket, televizyon kanallarında yayınlanmaya başlanan reklam

kampanyasında araç satmanın kolay, şeffaf ve güvenli

yolunu esprili bir şekilde ele alıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: VavaCars

Reklamveren Yetkilileri: Lawrence Merritt, Özge Akalın,

Cemre Mutluyazar

Reklam Ajansı: Being Çözüm

Kreatif Direktör: Ozan Can Bozkurt

Kreatif Grup Yöneticisi: Erce Ulusoy

Art Direktör: Oktay Can

Metin Yazarları: Tuğrul Mengi, Burcu Tamer

Marka Direktörü: Elif Onat Bozkurt

Marka Yöneticisi: Esra Soruşbay

Stratejik Planlama Direktörü: Ahmet Yener

Stratejik Planlama Ekibi: Beliz Atalay, Serra Demir

Ajans Prodüktörü: Evrim Saraçoğlu, İrem Akalın

Prodüksiyon Şirketi: Organic Film

Yönetmen: Bora Egemen

34 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

“Seninle Güzel”...

kampanyasına kadar birçok alanda danışmanlık hizmeti

veren Wunderman Thompson imzalı “Seninle Güzel” yeni

reklam filmi yayınlandı.

“Mücevher” dendiğinde akla gelen ilk markalardan biri olan

“Koçak Gold” ismini değiştirerek “Koçak” olarak yoluna devam

ediyor. Wunderman Thompson imzası taşıyan “Seninle

Güzel” reklam kampanyasında Koçak’ın Anadolu topraklarındaki

62 yıllık hikayesi anlatılıyor.

Koçak markasının isminden logosuna; kurum kimliğinden

marka konumlandırmasına; iletişim stratejisinden reklam

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Koçak

Ajans: WundermanThompson

Yönetici Kreatif Direktör: Sami Basut

Yönetici Ortak: Fulya Özarı

Kreatif Direktör: Ümit Taşlı

Metin Yazarı: Can Demir, Semih Türkmen

Art Direktör: Deniz Şencan

Grafiker: Cengiz Önal

Stratejik Planlama Direktörü: Berkant Avcı

Stratejik Planlama: Beste Atasoy, Irmak Yeşilada

Müşteri Direktörü: Simge Kızıltan

Müşteri Temsilcisi: Kadir Aktaş

Prodüksiyon Grup Direktörü: Ahmet Bayık

Prodüktör: Eralp Cankır

Prodüksiyon Şirketi: 85/90

Yönetmen: Bruno Aveillan

Yurtbay Seramik, “Oleyy!”...

Yurtbay Seramik’in, İspanya’nın dünyaca ünlü geleneksel

boğa güreşi gösterilerinden esinlenerek ele aldığı yeni çalışması,

başarılı ve farklı bir yaklaşımla son kullanıcıyla iletişimini

sürdürmeye devam ediyor.

En yeni koleksiyonlarını 3 - 7 Şubat tarihleri arasında

İspanya’nın Valensiya kentindeki Cevisama Fuarı’nda sergileyecek

olan Yurtbay Seramik, “Oleyy!” çalışmasıyla serilerini

adeta bir matador edasıyla öne çıkarmış ve dikkatleri

üzerine çekmeyi başarmış.

Kampanya Künyesi

Müşteri: Yurtbay Seramik

Ajans: Yurtbay Seramik Kreatif Ekibi Kreatif

Yönetmen: Melis Yurtbay

Sanat Yönetmeni: Fatih Güzey

Grafik Tasarım: Uğur Tunçer

Kurumsal İletişim: Merve Yunusoğlu

Sosyal Medya Yöneticisi: Umut Kaymaz

marketing europe & anatolia / 35


Çekya’ın ikinci bü


Gezi

yük şehri Brno...

Bu yıl yeni yılı kutlamak amacıyla

Prag’a gitmeye karar verdik. Ancak tatili 6 gün planlayınca, önce

Viyana, sonra Brno,

sonra da Prag yapalım dedik. Viyana’dan,

Brno’ya gitmek için öncesinde internetten bilet aldık.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / svlsdb@gmail.com

Bu yıl yeni yılı kutlamak amacıyla

Prag’a gitmeye karar verdik. Ancak tatili

6 gün planlayınca, önce Viyana, sonra

Brno, sonra da Prag yapalım dedik.

Viyana’dan, Brno’ya gitmek için öncesinde

internetten bilet aldık. Bileti erken

aldığımız için kişi başı 10 euro ödedik.

Viyana ile Brno arası tren ile 1,5 saat

sürüyor.

Brno’ya vardığımızda, akşam saat 5’e

geliyordu. İstasyondan çıkıp otele eşyaları

bırakıp sonra da şehri gezmeye

karar verdik. Oteli, önceden booking.

com üzerinden ayarlamıştık. Biz, merkeze

yakın olduğu için Hotel Cyro’yu

tercih etmiştik. Eşyaları bırakıp sıkı sıkı

giyindikten sonra şehri gezmeye koyulduk.

Starobrněnská caddesinden yürüyerek,

Old Town Hall’a (Eski Belediye Binası)

geldik. Kilise, kule, belediye binası, cafe

ve avludan oluşan bu alanın girişindeki

avlunun üstünde bir timsah heykeli

asılı. Timsah, Brno’nun sembolünü. İlk

olarak, 17. yüzyılda Türkiye’den şehire

bir timsah hediye edilmiş. Yöre halkı,

ilk kez gördükleri timsahın karşısında

epey bir şaşırmış ve ürkmüşler. Timsahı,

küçük bir ejderha olarak görüp,

bu güçlü hayvanı kentlerinin sembolü

haline getirmişler. Benim anlamadığım

da Türkler, timsahı nerden bulmuş ve

neden onlara hediye etmiş .

Timsahlı kapıdan girdikten sonra

Neuheimův dům denilen kulenin girişine

varılıyor. Kuleye çıkıp şehrin manzarasını

izlemek mümkün. Kuleye çıkış 70

Koruna. Koruna demişken, Çekya’da

her döviz bürosu farklı kur uyguluyor. O

yüzden ilk gördüğünüz yerde para bozdurmayın.

Bir kaç yer gezip, öyle karar

verin. Hafta içi mesai saatlerinde ise

Komercni banka, Zivnostenska banka

ve Ceska banka da bozdurabilirsiniz.

Ya da Viyana üzerinden geliyorsanız,

Viyana’dan da Koruna alabilirsiniz.

Biz kuleye çıkmayıp sokaklarda gezinmeyi

tercih ettik. Biraz daha yürüyüp,

Zelný trh denen meydana geldik. 13.

yüzyılın başlarında sebze pazarının kurulduğu

Zelný trh’de yerel çiftçiler taze

meyve ve sebze satarlarmış. Meydanın

tam ortasında 17. yüzyılda inşa edilmiş

ve Heracles’i, tasvir eden Parnassus

çeşmesi bulunuyor.

Biz gittiğimizde meydan da ışıl ışıl yanan

kocaman bir çam ağacı vardı. Yeni

yıl arefesi olduğu için hemen hemen

tüm şehir noel süsleriyle süslenmişti.

Hava soğuk olduğu için meydanda biraz

vakit geçirdikten sonra Náměstí

Svobody’e (Liberty Square) doğru yürüdük.

Burada noel pazarı kurulmuştu ve

etraftan sıcak şarap kokularıyla, yemek

kokuları geliyordu .

Meydanın bir kenarında kocaman, siyah

mermiye benzeyen bir yapı var, bu

yapı bir saat (Astronomical Clock). Gü-

marketing europe & anatolia / 37


Güney Afrika granitinden

üretilmiş olan

6 metre

yükseklikteki saat,

Oldřich Rujbr ve Petr Kameník

tarafından tasarlanmış.

Gezi

ney Afrika granitinden üretilmiş olan 6

metre yükseklikteki saat, Oldřich Rujbr

ve Petr Kameník tarafından tasarlanmış.

Şehrin ortasına dikilen, mermiye

benzeyen bu granit saat, Brno şehrinin

geçmişinde ithaf edilmiş, şehrin direnişinin

ve cesaretinin bir simgesi.

Saatin başka ilginç bir yönü de gündüz

saat 11’de, içinde bilyaların dolanması.

Saatin en üstündeki bombeli kısımda

misketler varmış. Öğlen, saat tam

11:00’de, bir misket, saatin en üstünden

serbest bırakılıyor ve siyah granitin

içindeki özel bir mekanizmayla en alta

kadar hareket kadar iniyormuş. Dolana

dolana aşağı inen bu misketleri görmek

için saatin gövdesinde 4 farklı yer var.

Bilayalar sırayla bu 4 yerden geçiyor.

Tam o anda bilyeyi yakalayabilirsiniz.

Saatin içine her yıl 360 özel bilya konuluyormuş.

Genelde şehrin renklerini

temsilen kırmızı-beyaz çizgili bilyeler

bulunuyormuş ancak tatillerde ve özel

günlerde ise siyah bilyeler düşüyormuş.

Biz saati akşam vakti görmüştük ve

hava karanlıktı, ona rağmen bilyaların

düştüğü 4 bölmenin önünde duran insanlar

vardı. İnceleyebilmek için onları

yerlerinden oynatmamız gerekti. Umarım

öğlene kadar orada durup bekleme-

38 / marketing europe & anatolia

mişlerdir .

Fantastik saati de inceledikten sonra

Morový (Mariánský) Sloup’a (Plague

Column) dönüyoruz. Bu anıt Veba

Sütunu. Veba Sütunları, Orta Avrupa

kentlerinde bir çoğunda bulunuyor.

14. yüzyılda yaşanmış olan en büyük

veba salgını döneminin anısına yapılmış

anıtların, sütunlarının tipik özelliği

Hristiyanlık’ta merkezi bir konumda

olan kutsal üçleme inancını temsil etmesiymiş.

Sütunun tabanında, içinde veba kurbanı

heykeli bulunan büyük bir mezar bulunuyor.

Üst tarafında da dört tane aziz

heykeli var, bunlardan bir tanesi biri

Aziz Sebastian’mış. Kolonun üstünde

de, kucağında Mesih olan Meryem ana

heykeli bulunuyor.

Ancak noel pazarı kurulduğu için Veba

Sütunu biraz arada kaynamış. Pazar

daha çok dikkat çekiyor .

Özgürlük Meydanı’ndan sonra ara sokaklar

girip Dominikánské náměstí’ye

(Dominikan Meydanı) yürüyoruz.

Dominikan Meydanı’nın üst tarafında

yeni belediye binası (New Town Hall,

Nová Radnice) ve avlusu bulunuyor.


Gezi

Yan tarafında da Mintmaster’s cellar

(Mincmistrovský sklep) var ama onu

sonra anlatacağım.

Noel sebebiyle binanın ön tarafına,

Mesih’in doğumunu tasvir eden bir heykel

sergisi yapılmış. Nuh’un gemisinde

olduğu gibi bir çok hayvanın bulunduğu

sergi, bir tiyatro sahnesini andırıyordu.

İlk defa böyle bir şey gördüğüm için etkilendim.

Meydanın etrafında da noel

pazarları olduğu için sıcak şarap molası

vermeye karar verdik.

Şarabımızı içip sohbet ettikten sonra

yemek için yer bakınmaya başladık.

Yürürken gözümüze çarpan Potrefená

Husa’da yemeğe karar verdik.

Çekya’da bir çok restaurantta av hayvanı

yemek mümkün, tavşan, ördek,

geyik, ayı vs. Arkadaşlar da Potrefená

Husa’da ördek bacağı yemeği tercih

ettiler, yanına da kırmızı şarap. Ben

de somon balıklı makarna yedim. Çekya’daki

restaurantlar iyi güzel de garsonlar

çok kaba. Hesaptan önce bahşiş

istiyorlar ve bahşiş için çok ciddi baskı

yapıyorlar. Bu çok sinir bozucu bir durum.

Açık olan yerlerden

biri

Capuchin Monastery

(Kapucínský Klášter)

Yemeği yedikten sonra saat geç olduğu

için gidip uyuduk.

Ertesi gün otelde kahvaltı ettikten sonra

tekrar gezmeye çıktık. Kahvaltı demişken,

Hotel Curo’nun kahvaltısı epey

iyiydi, Viyana’dan sonra ilaç gibi geldi.

Açık büfe kahvaltı ve oldukça da çeşitli.

Gezmeye çıktık ancak öğrendik ki Pazartesi

günleri, Brno’da bir çok turistik

yer kapalıymış. O yüzden sadece açık

olanları gezmeye karar verdik.

Açık olan yerlerden biri Capuchin Monastery

(Kapucínský Klášter). Biz manastırın

olduğu bölüme değil de Capuccin

Kilisesi mumyalarının sergilendiği

marketing europe & anatolia / 39


Oraya gömülen insanların

cesetleri, toprağın jeolojik

bileşimi ve havalandırma sistemi

nedeniyle mumyalara dönüşmüş.

Gezi

Capuchin Crypt’i (Kapucínská krypta)

gezmeye karar verdik.

Capuchin Crypt, aslında Capuchin keşişlerinin

cenaze odasıymış. Crypt,

17. yüzyılın ortalarında Capuchin

Manastırı’nın bodrum katına yapılmış.

Oraya gömülen insanların cesetleri,

toprağın jeolojik bileşimi ve havalandırma

sistemi nedeniyle mumyalara dönüşmüş.

İlk girişte bir koridor bulunuyor, ardından

da büyük bir odaya giriliyor. Büyük odanın

girişinde, kocaman bir mezarın içinde

bir rahibin, onun karşısında eski bir

Roma soylusu olan St Clementaine’nin

bedeni ve kalıntıları bulunuyor. Yoksulluk

eden Capuchin keşişleri için tabut

lüks sayıldığı için bedenleri bu şekilde

istiflenmiş. Odadan diğer taraflara yürüyünce

mahzen gibi bir yere iniliyor

ve oralarda da dönemin ünlü kişilerinin

mumyaları bulunuyor. Görüntüleri çok

gazrip, sanki karbon gibi. İlgi çekici olsa

da bir süre sonra insan ürküyor. Buna

benzer Capuchin mezar odaları başka

ülkelerde de bulunuyor. İtalya’da Palermo

ve Sicilya’da Capuchin mumyaları

bulunuyor, üstelik de daha büyük.

Capuchin Crypt’ten sonra rotamızı, St.

Peter and Paul (Katedrála svatých Pet-

40 / marketing europe & anatolia

ra a Pavla) Katedraline çeviriyoruz.

Şehir merkezine yakın bir yerde bulunan

katedralin, dış kısmı Neo-Gotik,

ancak iç kısmı Barok mimarisiyle inşaa

edilmiş. Çok çok büyük olan katedralin

dış tarafında bir de kule var. Kuleye de

ücretini ödedikten sonra çıkmak mümkün

. Ancak merdivenler çok dar ve

yüksek olduğu için biz çıkmaya üşendik.

O yüzden sadece katedralin içini

ziyaret ettik. Noel dönemine olduğu için

kilisenin noel ağaçlarıyla süslendiği zamana

denk geldik. Katedralin içi harika

görünüyordu .

İçeride muhteşem heykeller, vitray

camlar, sunaklar oldukça ihtişamlı görünüyordu.

Ben, Gotik mimariyi çok

sevdiğim için Gotik Katedraller beni

adeta büyülüyor.

Katedralin etrafını dolaşıp, seyir terasından

Brno manzarasını da izledikten

sonra biraz ısınmak için kahve molası

vermeye karar veriyoruz. Forsquare ve

Tripadvisor’dan baktığımızda, öneri

olarak Cafe Momenta’yı görüp, gittik.

Ancak mekan çok küçük ve kalabalık

olduğu için yer bulamadık. Bir tur

daha yürüdükten sonra Cosmopolis

Café’ye girdik. İyiki de girmişiz çünkü

vitrininde muhteşem pastalar vardı

. Ben, větrník dort, arkadaşlar da

orman meyvalı cheesecake söyledi.

Yanına da cafe latte. Větrník dort’un

hamuru, profiterole benziyor. İçinde

de iki kat krema var ama tatları farklı.

Üzerinde de karamele benzeyen bir

krema var. Genel olarak tadı muhteşem

. Yolunuz düşerse mutlaka deneyin.

Biraz ısınıp, enerji depoladıktan sonra

Masarykova Caddesi’nden, Özgürlük

Meydanı’na doğru yürümeye

koyulduk. Bu uzun cadde araç trafiğine

kapalı. O yüzden keyifle yürümek

mümkün. Biz de salına salına ne kadar

yürüdük. Ancak çok fazla kilise gezmiş

olduğumuz Kilisenin içini gezmedik. Kilisenin

hemen yanında Moravian Gallery

ve Vali Konağı yer alıyor. Onun

hemen önünde de Lüksemburg’lu

Margrave Jobst atlı heykeli bulunuyor.

Heykelin etrafındaki boş alan ise buz

pistine çevrilmiş. Avrupa ülkelerinin bir

çoğunda noel zamanı buz pisti kuruluyor

ve pistler çok neşeli görüntülere ev

sahipliği yapıyor. Ancak biz tatil vakti

çanağı kırmamak için buz pistlerinden

uzak duruyoruz.

Yapımına, 14. yüzyılda Lüksemburg

Evi’nin mali desteğiyle başlanan St.

Thomas Kilise’si, geç Gotik mimariye

sahip bir Augustinian manastır kilisesi.

Lüksemburg’lu asillerin gömülmesi

için tasarlanan manastır kilisesi, Otuz

Yıl Savaşları sırasında İsveçliler tarafından

hasara uğratılmış. Ancak 17.

yüzyılda Jan Křtitel Erna’nın tasarımı

ile restore edilmiş. Erna, gotik kilisenin

içine erken barok mimarisi kubbe ve

şapek eklemiş. Restorasyon, 1661’de

başlamış 10 yıl sürmüş. Kilise, 1749 -


Gezi

1752 yılları arasında da Mořic Grimm

tarafından Barok tarzında yenilenmiş

ve orjinal heykeller de Jan van der

Furth elinden geçerek resore edilmiş.

Avusturyalı ressam Franz Anton Maulbertsch

tarafından restore edilen ana

sunak önünde bulunan mezar, ünlü

Margrave Moravya İşçisi’nin kalıntılarını

barındırıyormuş.

St Thomas Kilisesi’nin yanında yer Augustinian

manastırı da Barok tarzında

yenilendikten sonra Vali Sarayı olarak

kullanılamay başlanmış. Moravian Galerisi

de bu bina içerisinde bulunuyor.

St Thomas Kilisesi’nden çıktıktan sonra

bu sefer de St. James Kilisesi’ne

gidiyoruz. 1228’de Romanesk stilinde

inşa edildiği düşünülen kilise, sonradan

gotik mimariye dönüştürülmüş. Bu kilisenin

de başına yangınlar ve yıkımlar

gelmiş ancak restore edilerek bugün ki

halini almış.

Kilisenin içinde dolanıp biraz ısındıktan

sonra asıl fantastik yeri olan mahzen-

Capuchin Crypt’ten sonra

rotamızı, St. Peter and Paul

(Katedrála svatých Petra a

Pavla) Katedraline çeviriyoruz.

lerine girmek istedik. Kilisenin altında

yer alan ve girişi dış tarafta olan bir

mahzen var. Orada, ölülerin kemiklerinin

koyulduğu yer var ancak Pazartesi

olduğu için kapalıymış. O yüzden ertesi

güne bıraktık.

Çekya’ya giderken sadece St. James

Kilisesi’nde ossa (ölmüş insan kemiklerinin

konulduğu saklama yeri) var

sanıyorum ancak bir de Kutna Hora’da

Sedlec Ossuary varmış. Fotoğraflarından

gördüğüm kadarıyla Sedlec Ossuary

çok daha fantastikmiş. Keşke gitmeden

önce görseymişim.

Geziye daldım gittim, biraz da Brno’dan

bahsedeyim. Brno, benim, Varolmanın

Dayanılmaz Hafifliği ile tanıdığım Milan

Kundera’nın doğduğu ve ilk romanlarını

yazdığı şehir.

Çekya’nın Güney Moravya Bölgesi’ndeki

Brno, Svitava ve Svratka nehirlerinin

birleştiği yerde yer alıyor. Moravya

Bölgesi, adını ortasından geçen

Morava Nehri’nden alıyor. 1. Dünya savaşı

sonunda yıkılan Avusturya - Macaristan

İmparatorluğu zamanında almış

ismini. Çekya, Moravya ve Bohemia

olarak iki bölgeden oluşuyor.

Başkent Prag’dan sonra Çekya’nın

ikinci en büyük şehri olan Brno aynı

zamanda bir öğrenci şehri. Masaryk,

marketing europe & anatolia /41


Forsquare ve Tripadvisor’dan

baktığımızda, öneri olarak

Cafe Momenta’yı

görüp, gittik.

Gezi

Brno University of Technology, Mendel

Üniversitelerine ev sahipliği yapan

Brno’da bir de . Milan Kundera’nın

babası Ludvik Kundera’nın öğrencisi

olduğu Janacek Academy bulunuyor.

Dünyanın bir çok yerinden öğrenciler,

Erasmus programı ile bu şehirde öğrenci

oluyorlar.

Şehirde ayrıca büyük bir fuar merkezi

ve yarış pisti bulunuyor. Brno, Road

Racing Dünya Şampiyonası Grand

Prix’sine ev sahipliği yapan şehirlerden

biri. Hatta 2020 MotoGP’nin bir ayağı 9

Ağustos’ta Brno’da koşacak.

Brno, havai fişek festivaliyle de ünlü bir

şehir. Sırf bu festival için ülkeye yüzlerce

turist geliyormuş. Vaktiniz varsa

Brno’nun dışında da ilginç yerler görmek

mümkün. Bunlardan biri Lednice–

Valtice Cultural Landscape diğeri de

Moravian Karst.

Lednice–Valtice Cultural Landscape,

Lednice’de, büyük bir parkın içinde yer

alan iki güzel ve kocaman saraydan

oluşuyor. Brno ayrıca üzüm bağlarıyla

da ünlü bir şehir ve çok sayıda şarap

üreticisi var. Lednice’de bağları ve şarap

mahsulleriyel ünlü bir yer. Açıkçası

ben burayı göremediğim için üzüldüm.

Umarım tekrar gitmek nasip olur . Mo-

42 / marketing europe & anatolia

ravian Karst ise muhteşem bir mağara.

Biz tabii ki orayı da gezemedik. Bir daha

ki sefere inşallah . Bir de sıcak havada

gitmek lazım. Hava 1 derece olunca dışarda

gezmek pek eğlenceli olmuyor .

Nerde kalmıştık; St. James Kilisesi.

Oradan çıktıktan sonra Dominikan

meydanına dönüyoruz çünkü daha

önce bahsettiğim Mintmaster’s cellar’ı

(Nane Ustası Mahzeni – adı, neden

böyle anlamadım) göreceğiz.

Nane Ustası Mahzeni (Mincmistrovský

sklep)

Bir mahzende darphane tarihi hakkında

bir ders sunulmaktadır

Dominikánské náměstí’de (Dominik

Meydanı) yer alan yeni Belediye

Binası’nın altındaki Mint Master’ın

Mahzeni, madeni para kolleksiyonu,

Brno’nun maketi, çeşitli eşyalar ve gotik

bir şapelin pencere çerçevesine ev

sahipliği yapıyor. Mahzende sergilenen

materyaller, Forum Piscium olarak da

adlandırılan Rybný trh’in (Balık Pazarı),

Orta Çağ’dan beri yüzyıllar boyunca

nasıl geliştiğini gösteriyor. Bahsettiğim

pencere çerçeveleri ise 20. yüzyılın başına

kadar meydanın alt kısmında bulunan

Gotik Královská kaple’in (Kraliyet

Şapeli) kalıntıları.

Mint Master’ın Mahzeni’nde bir de ekranlarla

dolu bir oda var. Buradaki ekranlarda,

Brno tarihini anlatan ve şehrin

drone ile çekilmiş videoları gösteriliyor.

İzlemeye değer çok güzel görüntüler

var .

Mahzenin girişinde, eski yöresel kıyafetler

giymiş bir amca var. Amca, önce

madeni paralardan bahsediyor, sonra

da elindeki baskılı metal ile madeni

para yapıyor. İsterseniz o parayı satın

alabiliyorsunuz. Sonrasında da mahzeni

gezdirip, tarihi anlatıyor. Biz Çekce

bilmediğimiz için kendimiz gezdik .

Mintmaster’s cellar’dan çıktıktan sonra

bir alışveriş merkezine girdik. Gittiğimiz

ülkelerde marketleri gezmeyi seviyorum

çünkü bazen çok fantastik şeyler

bulabiliyorum.

Markette dolanıp, alış veriş yaptıktan

sonra yemek yemek üzere tekrar dışarı

çıktık. Bu sefer yemeği yöresel yemekler

yapan Špalíček Restaurant’ta yemeğe

karar verdik. Ben, beyaz ve kırmızı

lahana yatağında tavşan yedim . Ancak

beyaz lahanaları ilk başta soğan zannettim.

Soğanı hiç sevmediğim için bir

şok geçirdim ancak koklayınca lahana

olduğu anlayıp, sevindim. Porsiyonlar

kocaman olduğu için mide kapasitemin

üzerinde yedim çünkü çok lezzetliydi.

Yemekten sonra biraz eğlenmek için

mekan aradık. Foursquare bize Super

Panda Circus’u önerdi. Gidip kapılarına

dayandık ama yer olmadığı için içeri giremedik.

Biz de dışarı çıkıp mekan aradık

ancak günlerden Pazartesi olduğu

için içinde insan olan pek bir yer bulamadık.

Baktık, en kalabalık yer U Třech

Čertů – Starobrněnská, oraya gidip bira

içtik. Sonrasında şansımızı tekrar Super

Panda Circus’da denedik bu sefer


Gezi

içeri girmeyi başardık. Ancak hiç beklediğimiz

gibi çıkmadı. Benim hayalimde

servis yapan pansalar ve şovlar vardı

ancak oranın standart bir bardan farkı

yoktu. Ortam sarmayınca oradan çıkıp

otele döndük.

Ertesi gün gezemediğimiz yerleri gezeceğiz.

Otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra

Špilberk Kalesi’ne (Špilberk Castle) tırmanmaya

başladık. Kaleye çıkan park

içinde çok güzel yürüyüş parkurları var.

Ancak bizim zamanımız kısıtlı olduğu

için kestirmeden kaleye çıktık.

13. yüzyılın ilk yarısında Přemyslid

kralları tarafından başlanılan ve Bohemya

Kralı II. Ottokar tarafından tamamlanan

Špilberk Kalesi, Avusturya

- Macaristan imparatorluğu döneminde

hapishane olarak kullanılmış. Söylenene

göre burada yatan suçlular çok zor

şartlar altında yaşayıp, işkence görmüşler.

Stendahl’ın “ The Charterhouse

of Parma “ adlı romanındaki ana karakter

Fabrizio, buradaki hapishaneden

esinlenerek yaratılmış.

Vaktimiz az olduğu için kalenin içini

gezemedik ancak etrafında bir tur atıp

Brno’yu yukarıdan izledik. Kalenin etrafı

hendek ile çevrili ve kaleye girmek

için köprüler var. Ancak kapılar kapalı

olduğu için sadece dışardan yürüyebiliyorsunuz.

Kaleden sonra parkın içinden geçerek

St. James Kilisesinin oradaki ossaya

gittik. İçeri girmek için 140 koruna’ya

bilet alıyorsunuz. Sonra isterseniz o

bilet ile St. James Kilisesi’nin kulenin

üzerine çıkıp şehri izleyebiliyorsunuz.

Ossaya girip de iskeletleri görünce,

modumuz epey bir düştü.

13. yüzyılın başlarında St. James

Kilisesi’nin bahçesi ve mezarlığı varmış.

Ölenler oraya gömülürmüş. Ancak

nüfus arttıkça yer yetmemeye başlamış.

O yüzden bir süre sonra mezarlarda

yer açılması için eski kemikler

toplanıp, kemik odasına konmaya baş-

Špilberk Kalesi’ne (Špilberk

Castle) tırmanmaya başladık.

Kaleye çıkan park içinde çok

güzel yürüyüş parkurları var.

lanmış. Veba salgınında ölenler de bu

kemiklerin sayısını arttırmış. II. Joseph’

in, 1784 yılında getirdiği reformlar sayesinde,

kilise bahçeleri hijyenik olmadıkları

için tamamen kapatılmış.

Ossaya girip de duvarlara baktığınızda

yüzlerce kuru kafanın size baktığını hissediyorsunuz.

Tüm duvarlar ve sütunlar

kemikler ile kaplı. Benim merak ettiğim,

bu kemikleri dekor olarak kullanmak kimin

fikriydi acaba. Yaratıcı bir fikir olsa

da, ürkütücü.

Ossayı da gezdikten sonra geriye

görmek istediğim bir tek Labyrint pod

Zelným trhem (Labirent Market) kaldı.

Hızlı adımlarla labirent girişine yürüdük

ve öğrendik ki içeriyi sadece rehber eşliğinde

gezebiliyormuşuz. Gezi de 1,5

saat sürüyormuş. Ancak bizim Prag’a

tren biletimiz olduğu için o kadar vaktimiz

yoktu. O yüzden çok üzüldüm.

Çünkü en çok görmeyi istediğim yer

orasıydı.

Labirent market, bir birine bağlı bir sürü

mahzenden oluşuyor. Eskiden o bölgede

sebze pazarı kuruluyormuş. Labirent

de o pazarın altında kalıyormuş.

Ortaçağdan kalan bu mahzenlerde

yiyecek, şarap ve biralar saklanıyormuş

eskiden. Labirentlerin keşfedildiği

dönmelerde bir çok arkeolojik kalıntıya

da rastlanmış. İçeride bir de simya laboratuvarı

varmış. Bu mahzenler, eski

dönemlerde eczacıları, fizikçileri, tavernaları

da ağırlamış.

Savaş zamanında bir çok kişi için barınak

olmuş. Önceleri bu mahzenler ayrı

ayrıymış ama 2009’da bir kaç değişiklik

yapılan hepsi bir birine bağlanmış ve

bu günkü halini almış.

Orayı gezememiş olmak cidden çok

üzdü beni.

Daha sonra otele gidip, bavullarımızı

aldık ve Prag’a doğru tren ile yol aldık.

Bizim gezmediğimiz ama gezmenizi

önereceğim, Nuclear shelter 10-Z adında

bir sığınak var. İçeride savaş zamanından

kalan ekipmanlar sergileniyor.

Bir de Assumption of Virgin Mary Kilisesi

var. İçinde pembe mermerlerden yapılmış

sütunlar mevcut. Görsel olarak

çok güzel. Brno’da hemen hemen her

sokakta kilise var.

Brno, aklımda iskeletleri ve mumyaları

ile kalsa da, görsel olarak çok hoşuma

giden bir şehir oldu .

marketing europe & anatolia /43


Gameon

Türkiye’de en çok satan oyunlar...

Türkiye 2018’de 853 milyon dolar

oyun harcaması yaparken, 2020’de

Cyberpunk 2077, Death Stranding,

Avatar, Wastelands 3, Doom Eternal

başta olmak üzere yüzlerce yeni

oyun piyasaya çıkacak. Dijital oyun

mağazası Oyunfor.com, 2020’de

çıkacak ve ön siparişe açılan oyunlar

arasında Türkiye’de en çok tercih

edilenleri açıkladı.

Türkiye’de 65 oyunun yetkili satıcısı

olan Oyunfor.com, Türkiye’de ön

siparişte en çok ilgi gören oyunları

açıkladı.

Grafikleri ve oynanış mekanikleri son

dönemde giderek gelişen oyunlar, tıpkı

birer Hollywood prodüksiyonu gibi her

aşaması ince elenip sık dokunarak

hazırlanıyor. Milyonlarca dolar

harcanarak hazırlanan PC, konsol

oyunları ve mobil oyunlar, harcamalar

açısından da önemli bir ekonomik

gösterge sunuyor.

Türkiye’nin 2020 oyun harcamalarında

yüzde 50 artış bekleniyor

Türkiye’de oyun severler 2018 yılında

853 milyon dolar oyun harcaması

gerçekleştirdi. Oyunfor.com Genel

Müdürü Mehmet Dumanoğlu, “2019

yılında oyun harcamaları yüzde 50

arttı ve kişi başı 150 TL oldu. Bu

44 / marketing europe & anatolia

sene de artışın benzer bir oranda

gerçekleşmesini bekliyoruz. Özellikle

2020’de çıkacak heyecan verici birçok

oyun var, bunlar kur farkından dolayı

artan fiyatlara rağmen harcamaların

belirli bir çizgide kalmasını

sağlayacaktır” dedi.

İzmir, İstanbul’u geride bıraktı

Oyunfor.com verilerine göre ön

siparişe açılan oyunlar arasında en

çok Vampire: The Masquerade ve

Bloodlines 2 ilgi görüyor.

Yeni oyunlara ilgi en çok İzmir’den

gösterilirken, bunu İstanbul, Bursa ve

Ankara izliyor.

Erkekler listenin en üst sırasındaki

Vampire: The Masquerade siparişi

verirken, kadınlar Resident Evil 3’ü

tercih ediyor.

2020’nin en çok beklenen oyunları

Oyunfor.com, ilerleyen aylarda satışa

sunacağı oyunları da dahil ederek

2020’nin en çok beklenen ürünlerini

listeledi:

01.Cyberpunk 2077

02.Death Stranding - PC

03.Doom Eternal

04.Half Life Alyx - VR

05.Watch Dogs Legion

06.Marvel’s Avengers

07.Resident Evil 3

08.Dying Light 2

09.The Last Of Us 2

10.Avatar


Gameon

Magic: ManaStrike...

Nermarble’ın yeni gerçek zamanlı mobil strateji oyunu Magic:

ManaStrike, Magic: The Gathering deneyimini mobil

ortama taşıyor. App Store ve Google Play’den indirilebilen

oyun, Magic: The Gathering karakterlerini ve büyülerini yüksek

kaliteli 3D görüntüler ve dinamik bir oynanışla birleştiriyor.

Netmarble, ön kayıt yaptıran oyuncuları pek çok hediyeyle

ödüllendiriyor.

Netmarble Corp. tüm dünyada Magic: ManaStrike oyununu

yayınladı. Oyuncular, Netmarble Monster’ın Wizards of the

Coast markası Magic: The Gathering için geliştirdiği ilk oyun

olan Magic: ManaStrike’ı App Store ve Google Play

üzerinden indirerek büyülü bir oyun deneyimine başlayabilir.

Büyülerle dolu savaş oyunu

Magic: ManaStrike, Magic: The Gathering’in geniş

hikayesinin heyecanını bambaşka bir yöne taşıyan

hareketli bir strateji oyunu. Oyunun hikayesinde,

Planeswalker’lar ile bir savaşı kaybeden Magic: The

Gathering’in en güçlü kötü karakteri Nicol Bolas, Planeswalker’ların

zayıflıklarını bulmak için bir paralel

evren yaratır. Oyuncular da Nicol Bolas bir anlaşma

yaparak onun dünyasında Planeswalker ve birimlerini

kontrol edip ona savaş raporları vermekle yükümlüdür.

Dünya çapında yayınlanan ve İngilizce, Korece, Basit ve Geleneksel

Çince, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca,

Japonca, Endonezce, Tayca, Rusça ve Portekizce dillerini

destekleyen Magic: ManaStrike, App Store ve Google Play

üzerinden indirilebilir.

Daha fazla bilgi için Magic: ManaStrike’ın resmi sitesini ve

forum adreslerini ziyaret edebilir, ayrıca Magic: ManaStrike’ı

Facebook ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.

The Kıng Of Fıghters Allstar...

Netmarble’ın mobil dövüş oyunu THE KING OF FIGHT-

ERS ALLSTAR’a yepyeni bir güncellemeyle Alis Harikalar

Diyarında teması ekleniyor. Temaya uygun kostümler ve

özel etkinlik sahnelerinin yanı sıra oyuncular pek çok ödül

kazanacak. Ayrıca güncellemeyle 2 yeni dövüşçü de maceraya

katılacak.

Netmarble mobil aksiyon rol oyunu (RPG)

THE KING OF FIGHTERS ALLSTAR için

hazırladığı Alis Harikalar Diyarında temalı

güncellemeyi duyurdu. Oyuncular sınırlı

süreli dövüşçüler Athena, Yuri, Vanessa

ve Iori’yi yeni Alis Harikalar Diyarında

temalı kostümleri ile özel etkinlik sahnelerini

tamamlayarak veya Ruby ve Token

kullanarak oynanabilir karakterleri arasına

ekleyebilir.

2 yeni dövüşçü geliyor

Ayrıca oyuncular THE KING OF FIGHT-

ERS ’99 içeriğinden iki yeni dövüşçü alabilecek.

Bunlar; ilk baş düşman dövüşçü

ve K’nin klonu Krizalid ile THE KING OF

FIGHTERS ’99 başkahramanı K’nin kız

kardeşi Whip. Krizalid 14-27 Ocak 2020 tarihleri arasında

Festa Gatcha ile alınabilecek, Whip ise 14 Ocak – 03 Şubat

2020 tarihleri arasında günde 4 kez ücretsiz oynanabilen

Roulette etkinliğine katılarak elde edilebilecek.

marketing europe & anatolia / 45


Kültür - Sanat

36.Genç Günler Festivali...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Müdürlüğü’nün, 9-19 Mayıs 2020 tarihleri arasında

gerçekleştireceği 36. Genç Günler Festivali başvuruları

başlıyor. Başvurular, 13 Mart 2020 Cuma günü mesai bitimine

kadar devam edecektir.

36. Genç Günler kapsamında lise, üniversite kulüpleri tiyatro

toplulukları, konservatuvar ile dengi okullarının oyun

başvuruları kabul edilmektedir.

Programa alınan projeler, 10 gün boyunca 1 temsil olmak

üzere İstanbul seyircisiyle ücretsiz buluşacaktır. Proje

dosyalarınızın 13 Mart 2020 Cuma gününe kadar

gencgunler@ibb.gov.tr adresine e-posta olarak gönderilmesi

gerekmektedir.

Tiyatro alanındaki proje dosyalarında tiyatro topluluğunun

adı ve kısa bilgisi, oyun künyesi, özeti, metni ve oyun

afişinin bulunması gerekmektedir.

Comandante’nin

Son Günleri...

Tusquets

Ödüllü

Venezuelalı yazar

Alberto Barrera

Tyszka’nın kaleme aldığı

“Comandante’nin

Son

Günlerini” adlı kitap Kafka

yayınlarından çıktı.

Hugo Chávez’in ölümü

arifesindeki Venezuela

toplumunu ve

devletini odağına alan

Comandante’nin

Son

Günleri, karizmatik bir

liderin bir ülke için ne anlama

gelebileceğine, yaşam-ölüm diyalektiğinin politik

söylemi nasıl yönlendirebileceğine ve ideallerin hayata

geçirildikten sonra ne gibi bedelleri olabileceğine dair

derinlikli bir anlatıya sahip.

Aşk Olsun...

Aşkın ortak dilinden

süzülüp gelen zamana

meydan okuyan dizeler.Can

yayınlarından

çıkan “Akş Olsun” İÖ

3000 dolaylarından İS

17. yüzyıla uzanan çok

geniş bir zaman kesitinde

yazılmış şiirler bir

araya geldi. Bambaşka

çağlar, farklı ülkeler,

apayrı uygarlıklardan

ozanların kendi dillerinde

söyledikleri, yazdıkları şiirler kendi yasalarıyla hüküm

sürmeye devam ediyor. Celal Üster’in çevirisi yaptığı

Aşk Olsun’da şiirlerde, hangi dilde yazılmış olursa olsun,

“Aşk”ın ortak dilini bulacaksınız. Hiçbir çağ, hiçbir

uygarlık yok ki, “Aşk”sız bir dönem yaşanmış olsun.

Hiçbir çağ, hiçbir uygarlık yok ki, “Şiir”siz bir dönem

yaşanmış olsun.

46 / marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

Marina Abramović; Akış / Flux...

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve

Akbank Sanat; dünyaca ünlü performans sanatçısı Ma-

rina Abramović’in ve kurucusu olduğu Marina Abramović

Enstitüsü’nün (MAI) Türkiye’deki ilk sergisine ev sahipliği

yapıyor.

31 Ocak – 26 Nisan 2020 tarihlerinde Akbank’ın desteğiyle

gerçekleşen Akış / Flux adlı sergi, Türkiye’de performans

sanatının tarihini ziyaretçi için ulaşılır ve anlaşılır

kılmayı amaçlıyor. Sergi; Abramović’in performanslarının

dokümantasyonlarının yer aldığı kapsamlı bir retrospektifi,

açık çağrıya cevap veren ve projeye davet edilen sanatçılarla

MAI ortaklığında geliştirilen canlı performansları,

sanatçının halka yönelik oluşturduğu egzersizlerin

deneyimleneceği Marina Abramović Metodu bölümünü ve

Akbank Sanat’ın bağlantılı olarak ev sahipliği yapacağı

belgesel gösterimi ile video galeriyi kapsıyor.

1970’lerden itibaren yaygınlık kazanan bir sanat biçimi

olan; objesiz, geçici ve anlık sosyal bir süreç olarak bugün

çok disiplinli bir biçimde icra edilen performans sanatının

Türkiye’deki sanatseverler tarafından tecrübe edilmesini

amaçlayan Akış / Flux sergisi SSM galerilerinde üç ayrı

kata yayılıyor.

Zorlu PSM’de Şubat...

Müziğin her tınısından stand up gösterilerine, tiyatrolardan

atölyelere Zorlu PSM şubat ayının ilk haftasında kültür sanat

severlerin buluşma noktası olmaya devam ediyor. Tunuslu

ud üstadı ve besteci Dhafer Youssef, 0-6 yaş arası

çocukları klasik müzik ile tanıştırmak için samimi ve sıcak

bir ortam sunan etkinlik serisi Baby Concerts, dünyanın

dört bir yanında 5.000’in üzerinde stand-up gösterisi gerçekleştiren

Cem Yılmaz’ın CMYLMZ – Diamond – Elite

– Platinum - Plus şovu, piyano ve fagotun uyumunu benzersiz

bir konser deneyimiyle ortaya koymaya hazırlanan

Deniz Kurdoğlu ve Mert Kutluğ ile Post Romantik Fagot&

Piyano Akşamı ve pek çok kişisel gelişim atölyesi ile

hafta boyunca herkes için alan yaratmayı sürdürüyor.

marketing europe & anatolia /47


Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!