Hotel Restaurant February 2020

istmagmagazin












2020'ye hızlı başladık

2020'ye hızlı bir giriş yaptık. Her sene olduğu

gibi sektör paydaşlarını bir araya getirmeyi ve

sektörün sorunları, çözüm yolları, yeni iş birliklerinin

sağlanması konusunda fırsatlar sunan ACE of M.I.C.E.

Exhibition by Turkish Airlines, sektör profesyonellerini

7. kez İstanbul'da bir araya getirdi. 3 günde toplam

41 ülkeden 230 uluslararası satın alıcı ile 15.156 MICE

profesyonelinin katıldığı fuarda, Vestel Production

Talks Konferansı dünyada bir ilke ev sahipliği

yaparken, fuarın eğlence gecesi Primeclass AMEzing

Parti de MICE sektörüne yakışan güzellikteydi. Bu

büyük organizasyonda emeği geçen herkesi Turizm

Medya Grubu Başkanı Volkan Ataman başta olmak

üzere kutluyorum.

İstanbul turizminin en önemli bölgesi olan ve Anıtlar

Kurulu'na kayıtlı eserlerin yüzde 90'ına ev sahipliği

yapan tarihi yarımadadaki oteller güç birliği yapma

kararı alarak, Old City Otelciler Platformu adı

altında birleşti. İlk etapta Sultanahmet ve Eminönü

bölgesinden toplamda 70 bin yatak kapasitesine sahip

400 otelin yer alacağı platformda hedef, 1000 oteli

tek çatı altında toplamak. Birlik ve beraberliğe en çok

ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde turizmin bu en yeni

ve dinamik oluşumunu, Old City Otelciler Platformu

Başkanı Tarkan Akyüz nezdinde tebrik ediyor, tarihi

yarımada ve İstanbul turizmine hayırlar getirmesini

temenni ediyorum.

Ve yeni yatırımlar...

Radisson Hotel Group, Türkiye'deki varlığını yeni otel

yatırımlarıyla güçlendirmeye devam ediyor. Radisson

Hotel Apartments Delta İstanbul Esenyurt yatırımı

için imzaların atıldığını duyuran zincir grup, Türkiye

pazarındaki büyüme halkasına Radisson Blu Hotel,

Sakarya’nın açılışı ile bir yenisini daha ekledi. Bu

kadar da değil! Türkiye’nin en önemli noktalarında

hizmet veren ünlü otel grubu bu yılın ikinci çeyreğinde

İstanbul ve İzmir'de açacağı üç yeni otelin de

hazırlıkları içinde. Park Dedeman Kastamonu, Six

Senses Kocataş Mansions İstanbul ve uzun zamandır

merakla beklenen Hilton Doha The Pearl Residences'in

yatırım detayları da bu sayımızda sizlerle...

Şubat sayımızda Türkçe-İngilizce baskımızla Ambiente

2020 Frankfurt Fuarı'ndayız, standımıza bekleriz...

Keyifli okumalar dilerim.

We started the year 2020 fast

We made a quick introduction to 2020. ACE of M.I.C.E.,

which brings together the partners of the sector and offers

opportunities for the sector's problems, solutions, and new

collaborations, as it does every year. Exhibition by Turkish

Airlines brought together industry professionals for the

7th time in Istanbul. While the Vestel Production Talks

Conference hosted a first in the world, 230 international

buyers from 15 countries and 15.156 MICE professionals

attended the events in 3 days, while the entertainment

night of the fair, Primeclass AMEzing Party was also

worthy of the MICE sector. I congratulate everyone who

contributed to this great organization, especially the

Tourism Media Group President Volkan Ataman.

The hotels in the historical peninsula, which is the most

important destinations of Istanbul tourism and which

hosts 90 percent of the registered historic buildings to the

Council of Monuments, decided to join forces and united

under the name of Old City Hoteliers Platform. In the first

stage, 400 hotels with a total capacity of 70 thousand

beds from Sultanahmet and Eminonu quarters will be

covered by the platform, and the goal is to gather 1000

hotels under one roof. I congratulate Tarkan Akyüz, the

President of the Old City Hoteliers Platform, as this newest

and most dynamic formation of tourism in the days when

we need unity and solidarity and hope that he brings good

luck to the historical peninsula and tourism in Istanbul.

And new investments ...

Radisson Hotel Group continues to strengthen its presence

in Turkey with its new hotel investments Announcing

that the signature of investment for Radisson Hotel

Apartments Delta Istanbul Esenyurt, the chain group, has

added a new ring to the growth in the Turkish market

with the opening of Radisson Blu Hotel in Sakarya.

These are not of all… Turkey's most famous hotel group

serving at important locations will be opening three new

hotels in Istanbul and Izmir in the second quarter of this

year. Investment details and news about Park Dedeman

Kastamonu, Six Senses Kocatas Mansions Istanbul and

the long-awaited Hilton Doha The Pearl Residences are

other articles we covered for you in this issue ...

We will be at Ambiente 2020 Frankfurt Fair with our

Turkish-English edition of the February issue. I wish

lucrative business for all visitors and exhibitor at this

important platform of the industry.

K

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

TOLGA ÇAKMAKLI

tolga.cakmakli@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Prof. Dr. İSMAİL KARA

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

TEZER ÖNER

Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve

İşletme Yatırım Danışmanı

TURGUT AY

Türkiye Aşçılar ve Şefler

Federasyonu Başkan Yrd.

Orhan GENCELİ

Türkiye Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD)

Yönetim Kurulu Üyesi

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

ABONE ve DAĞITIM

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

NURTEN DEMİR

nurten.demir@img.com.tr

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın

hakları İletişim Magazin Gazetecilik San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.



içindekiler

38

48 50

antre

14 Sektörden kısa haberler

gündem

20 15.156 MICE profesyoneli, ACE of

M.I.C.E’de buluştu

22 Hosted Buyer etkinliğini Travelshop

Turkey üstlendi

24 Türkiye’yi radarına alan Jet2, bu yılın

uçuşlarını ikiye katlayacak

26 MSC Cruises, 2021’de İstanbul ve

Kuşadası’na yanaşacak

28 Tarihi yarımada otelleri Old City

Otelciler Platformu çatısında birleşti

30 Öner: Ha limon sattın ha turizmi

pazarladın, ne farkın kaldı ki?

32 İstanbul Turizm Çalıştayı Dedeman

İstanbul’da gerçekleşti

34 Turizmde hedef 104 milyon turist,

119 milyar dolar gelir

36 İlhan: Keşfi planla, paketle, pazarla!

yeni yatırımlar

38 Park Dedeman Kastamonu 3’üncü

çeyrekte hizmete girecek

40 Radisson Hotel Group, ikinci

çeyrekte üç otel daha açacak

42 Hilton Doha The Pearl Residences

Katar'da açıldı

44 Radisson Hotel Group İstanbul’daki

varlığını güçlendiriyor

46 Radisson Hotel Group Türkiye’deki

25. otelini Sakarya’da açtı

48 Six Senses Kocataş Mansions,

İstanbul açıldı

iş’te kadın

50 Turizm ruhunda var:

İlknur Fidan Kepez

marka

54 Gökçe: Yatak konusunda uzmanız, bir

dünya markası olmak istiyoruz

60 Polin Ar-Ge, inovasyon ve teknolojiyle

daha da büyüyecek

64 Öztiryakiler, 2020'ye yeniliklerle

ANFAŞ'ta başladı

şefin gözünden

66 Misafirperver şef: Mustafa Özkan

gastro etkinlik

70 Kütahya Porselen, Gastronomi

Günleri’nde 50. yılını kutladı

72 Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri

sahiplerini buldu

74 Gastronomi kültürleri birleştirdi

76 Puratos, Türkiye’de ekşi maya üretimine

başlıyor

www.hotelrestaurantmagazine.com


20 66

102

gustonun yorumu

78 Beeves Brasserie Ataşehir, Kobe Beef

müdavimlerini bekliyor

gastro aktüel

80 Gastronomi sektöründen kısa haberler

fuar

84 Türkiye’de gıda israfı 300 milyarı aştı

86 Gastronomi Turizmi coğrafi işaretli

ürünlerle atağa kalkacak

88 ANFAŞ’ta yeni ürünler görücüye çıktı

90 İnoksdesign, ANFAŞ’ta ziyaretçilerle

buluştu

92 Kale Kilit ANFAŞ’ta yeni ürünlerini

sergiledi

yeni mekan

94 Helmut Sachers Roastery

İstanbul’da

96 Yeme içme sektörüne yeni

ekonomik model: Mezo-Restoran

98 Müzik ve eğlencenin keyifle

buluştuğu yer: Chin Chin

100 Benzersiz manzarasıyla: Octo

dosya

102 Sevgililer Günü özel

hijyen

106 Eczacıbaşı Profesyonel’den

sürdürülebilir ürünler

hotel-tech

108 Mitsubishi Electric yapay zekalı teşhis

teknolojisi geliştirdi

110 Form’dan enerji verimliliği yüksek

iklimlendirme çözümleri

ürünler

112 Yeni ürünler

www.hotelrestaurantmagazine.com


14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Fairmont Quasar İstanbul’un yeni

Pazarlama ve Kurumsal İletişim

Direktörü Buket Oğuz oldu

Konaklama sektöründe 20 yıllık tecrübeye sahip Buket Oğuz, Fairmont markasının

Türkiye’deki ilk oteli olan Fairmont Quasar İstanbul’a Pazarlama ve Kurumsal

İletişim Direktörü olarak katıldı. Kariyerine The Marmara İstanbul’un Basın ve

Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevi ile başlayan Oğuz, Hilton İstanbul, Ceylan Inter-

Continental ve Mövenpick Hotel İstanbul gibi uluslararası otel zincirlerinde aktif

olarak çalıştı. Fairmont Quasar İstanbul’un tüm iletişim faaliyetlerinden sorumlu

olacak Oğuz, Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünden mezun.

Keyifli bir kayak tatili için

aradığınız her şey

Radisson Blu Hotel Kayseri

paketinde

Radisson Blu Hotel Kayseri, dünya standartlarının üzerindeki konforu, Erciyes ve Kapadokya’ya

yakınlığı ve avantajlı kayak paketleri ile bu sene de kalite tutkunlarının favorisi oluyor. Kayak

paketlerinde sunulan oda-kahvaltı konaklamanın yanı sıra, Erciyes Kayak Merkezi’ne gidişdönüş

ulaşım, sınırsız ski pass, ücretsiz spa girişi, yüksek hızlı ücretsiz internet bağlantısı gibi

hizmetler de sunan otel, Kayseri’nin tam kalbinde bulunuyor. 244 geniş ve yüksek teknoloji

ile donatılmış odalarında müthiş bir manzara sunan otel, bu sene yeni çocuk oyun alanını da

hizmete aldı. Ayrıca 9 toplantı salonu, Roof Restaurant ve Roof Lounge’u ile de misafirlere üst

kalite yiyecek – içecek hizmetleri sağlayan otelin, avantajlı kayak paketleri hazırlandı.

İstanbul Sabiha Gökçen’e ABD’den

‘Yeşil Bina Sertifikası’

31 Ekim 2009 tarihinde hizmete giren ve geçtiğimiz yıl yaklaşık 36 milyon yolcuyu

ağırlayan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı terminal binası, 1998

yılından bu yana Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından verilen LEED

sertifikasının sahibi oldu. Çevre dostu uygulamalar, konforlu iç mekan koşulları ve

yüksek oranlarda enerji, su ve hammadde tasarrufu gibi kriterleri değerlendiren

LEED Sertifikasyon Sistemi, İstanbul Sabiha Gökçen Terminal Binası’nın toplu

taşıma ulaşımını özendirerek karbon salınımının düşürülmesine destek vermesi,

enerji verimliliğini artırması ve günışığından faydalanması gibi özelliklerine vurgu

yaparak LEED Sertifikasının Gold kategorisinde verilmesine karar verdi.

TÜRSAB - HESTOUREX iş birliği

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), turizm sektörünün profesyonellerini

buluşturan HESTOUREX Dünya Sağlık, Spor ve Alternatif Turizm Fuar ve Kongresi’ne

ana partner olarak güç birliği yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayesinde

2-4 Nisan tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek fuarın basın lansmanında

konuşan TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, TÜRSAB’ın turizmi 12 aya

ve ülke geneline yaymak hedefiyle güç birliği yaptıklarını belirterek, “Bu yıl 4'üncüsü

düzenlenecek olan spor, sağlık ve alternatif turizmi kapsayan HESTOUREX Fuarı

ile iş birliğine gitmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hestourex Fuarı'nın, marka bir

destinasyon konumuna yükselen Antalya'da gerçekleşiyor olması da ayrıca önem

taşıyor. Türkiye sağlık, spor ve alternatif turizm alanlarında çok önemli bir potansiyel

barındırıyor. HESTOUREX Fuarı da katılımcı ve ziyaretçi bileşenleriyle bu potansiyeli bir

çatı altında buluşturuyor” diye konuştu.



16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Bentour Reisen, yönetimi Songül

Göktaş-Rosati ile güçlendirdi

Bentour Reisen Almanya Genel Müdürü görevine daha önce Öger Tours’da aynı

pozisyonu üstlenmiş olan Songül Göktaş-Rosati getirilerek yönetim ekibi daha

da güçlendirildi. 1 Mart 2020 tarihinde görevine başlayacak olan Göktaş-Rosati

ile beraber Bentour Reisen öncelikli olarak Alman kaynak pazarın genişlemesini

hedefliyor. “Bentour Reisen’i yenilikçi, güçlü ve en önemlisi seyahat acentaları ile

iş birliğine son derece önem veren bir tur operatör olarak tanıdım” diyen Songül

Göktaş-Rosati, “Türkiye’ye olan bağlılığımı ve sevdamı bu önemli misyonumla

bağdaştırabilmek en önemli nokta olacak. Bentour Reisen ile beraber, iyi dostluklar

kurduğum seyahat acentaları, otelciler ve havayolu şirketleri ile en kısa zamanda

tekrar görüşebilmenin mutluluğunu yaşıyorum” diye konuştu.

Dedeman Zonguldak’a

yeni genel müdür

Dedeman Turizm Grubu, güçlü kadrosuna eklediği tecrübeli yeni isimlerle turizm sektöründe

emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Grubun yeniden yapılanma süreci kapsamında, 30

yılı aşkın sektör tecrübesi bulunan Tamer Bektaş, Dedeman Zonguldak Otel Genel Müdürlüğü

görevine atandı. Zonguldak’ın tek beş yıldızlı oteli olan Dedeman Zonguldak’ın yeni Otel Genel

Müdürü Tamer Bektaş, “Dedeman Zonguldak’ın başarı hikayelerine yenilerini eklemek,

bölgemizde değer yaratmak için vargücümüzle çalışacağız. Denize sıfır ve merkezi bir

konumda bulunan otelimizde ‘Geleneksel Dedeman Misafirperverliği ile hizmet sunuyoruz.

Kongre, doğa ve kültür turizmi için çekim merkezi olan Zonguldak ilimizin konaklama ve

toplantı salonu ihtiyacını karşılıyor olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Hedefimiz, yapacağımız

yeni çalışmalar ile ilin turizm potansiyelini daha da yukarı taşımak” dedi.

Başkan: “Başarılı bir yıl

geçirmeyi hedefliyoruz”

Şubat 2019 tarihinde açılan otelin 2019’u %80’in üzerinde bir dolulukla kapattığını anlatan

Radisson Blu Hotel Vadistanbul Genel Müdürü Fercan Başkan, bu yılın Kasım-Aralık aylarına

rezervasyonların gelmekte olduğunu ifade ederek, “İstanbul’da turizm sektörünün 2020’de

%15- %17 arasında bir büyüme göstereceğini söyleyebiliriz ve bu yıl başarılı bir yıl geçirmeyi

hedefliyoruz. Nitekim otel olarak, Kasım-Aralık aylarına rezervasyonlar alıyoruz ve gelen bu

talepte 2020’nin başarılı bir yıl olacağını gösteriyor. İstanbul turizminde asıl ivmeyi, Nisan

ayında açılması planlanan Galataport ile yakalayacağız. Bu yılın ikinci yarısından itibaren

Amerika ve Avrupa ülkelerinden ciddi bir talep artışı bekliyoruz. İstanbul genelinde, Ortadoğu

pazarıyla birlikte, Amerika, Rusya, Uzakdoğu, Avrupa olmak üzere dünyanın dört bir yanından

turistleri ağırlayacağız. Bunun yanı sıra, Portekiz, Ukrayna, İspanya, Fransa, Güney Afrika,

Azerbaycan, Rusya, Hindistan gibi birçok ülkeden çok uluslu global şirketlerin toplantılarına ev

sahipliği yapacağız. Zira, kentimize aldığımız uluslararası kongrelerin ise, 2022 yılında itibaren

özlediğimiz yıllardaki yoğunluğa ulaşacağını söyleyebiliriz” dedi.

Global, Malaga Kruvaziyer

Limanı’ndaki payını arttırdı

Dünyanın en büyük kruvaziyer liman işletmecisi ve Global Yatırım Holding

iştiraki Global Ports Holding, mümkün ve kendi takdirince uygun gördüğü

durumlarda portföyündeki varlıkların azınlık hisselerini piyasa değeri

üzerinden satın alma stratejisine devam ediyor. Global Ports Holding’in

ana hissedarı olduğu Creuers del Port de Barcelona SA, Malaga Liman

Başkanlığı’nın Malaga Kruvaziyer Limanı’nda sahip olduğu yüzde 20’lik

payını 1.5 milyon euro bedelle satın aldı. Satın alma ile birlikte Creuers del

Port de Barcelona SA’nın Malaga Kruvaziyer Limanı’ndaki payı yüzde 100’e

çıkarken, GPH’nin Malaga Kruvaziyer Limanı’ndaki efektif payı ise yüzde

49.6’dan yüzde 62’ye yükseldi.



18

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Akfen Holding’in yeni CEO’su

Selim Akın

Akfen Holding Yönetim Kurulu'nun 6 Ocak tarihli kararı ile Grubun

CEO’luğunu yürüten İbrahim Süha Güçsav’ın emeklilik dolayısıyla

ayrılması talebinin kabulüne karar verilirken, Akfen Holding

Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Akın Akfen Holding’in yeni

CEO’su olarak atandı. Akfen Holding CEO’su Selim Akın yatırımlara

devam edeceklerini belirtirken, “Gelecek dönemde de önümüze

koyduğumuz hedeflerimizi yakalarken, 2020 yılında altyapı

projelerine yatırım yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Divan Otelleri’ne ödül

Divan Otelleri, Marketing Türkiye dergisinin Akademetre iş birliğiyle bu yıl 6.sını

gerçekleştirdiği “The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri”nde, zincir oteller

sıralamasında ilk sırada yer aldı. İtibarını en çok artıran markaların ve paydaşlarının

ödüllendirildiği organizasyonda, Divan Otelleri, sektöründe lider oldu. 12 ilde bin 200

kişiyle yüz yüze yapılan çalışmada, o yıl içinde “Marka ve İtibar” değerini en çok arttıran

marka takımları öne çıkarken, her sektör için tek kazanan belirlendi. Yüz yüze anket

yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada Divan Otelleri, marka bilinirliği, yakından

tanınması, güven, farklılık, tavsiye edilme, ticari faaliyetlerini destekleme, sosyal

sorumluluk faaliyetlerinin beğenilmesi, iletişim ve reklam faaliyetlerinin beğenilmesi

ile genel beğeni gibi kriterlerde değerlendirilerek “Yılın En İtibarlı Zincir Oteli” markası

seçildi.

Wyndham Grand Kalamış’ta

üst düzey atama

Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel, deneyimli ve başarılı

kadrosuna önemli bir ismi daha ekledi. Alp Alpmen, otelin Satış ve Pazarlama

Direktörü olarak göreve atandı. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel Yönetimi

mezunu olan Alp Alpmen, profesyonel iş hayatına 2001-2005 yıllarında The

Ritz-Carlton İstanbul’da ERS Coordinator - Business Travel Coordinator

olarak başladı. Son olarak 2018-2019 arasında Mövenpick Hotels & Resorts

İstanbul’da Satış ve Pazarlama Direktörü pozisyonlarında görev alan Alpmen,

özellikle lüks otelcilik alanında deneyimli bir isim olarak öne çıkıyor.

The Bodrum Edition’a ödül

Haute Grandeur Global Awards The Bodrum Edition'ı Küresel Düzeyde En

İyi LifeStyle Otel ve Küresel Düzeyde En Benzersiz Konuk Deneyimi seçti.

Yalıkavak Körfezi'nde yer alan ve gerçek bir Ege cenneti olan otel, Türk

Rivierasının masmavi sularına bakan eşsiz manzarası ve 21.yüzyılı yenden

yorumlayan mimarisiyle misafirlerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Yerel

etkilerden ve doğal kaynaklardan ilham alan, şaşırtıcı ve ultra-modern

dokunuşlarla dolu otelin Akdeniz vahası olarak planlanan tasarımı, yarımadanın

yerli florasını yansıtıyor. At nalı şeklindeki plajları ve kişiye özel kabanalarıyla

misafirlerine keyifli saatler yaşatan otelde 108 konuk odası, özel havuzlu

private pool süite ve dört odanın bulunduğu, havuzlu özel bir villa da yer alıyor.

Otelde ayrıca lounge barlar, kokteyl alanları ve ünlü şef Diego Munoz’un

menülerinin sunulduğu Morena ve BRAVA restoranları bulunuyor.



20

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

15.156 MICE profesyoneli,

ACE of M.I.C.E’de buluştu

22-24 Ocak 2020 tarihleri arasında, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ACE of

M.I.C.E. Exhibition by Turkish Airlines, 7. kez sektör profesyonellerine benzersiz bir MICE

deneyimi yaşattı. Her sene olduğu gibi sektör paydaşlarını bir araya getirmeyi ve sektörün

sorunları, çözüm yolları, yeni iş birliklerinin sağlanması konusunda fırsatlar sunan fuara

3 gün boyunca toplam 41 ülkeden 230 uluslararası satın alıcı ile 15.156 MICE profesyoneli

ziyaretçi katıldı.

Fuar kapsamında dünyada ilk kez

gerçekleştirilen Vestel Production Talks

Konferansı ile dünya prodüksiyon devleri

bir araya getirildi. Ayrıca İstanbul’u lider

MICE destinasyonu yapabilmek için yapılması

gerekenlerin konuşulduğu İstanbul MICE

Zirvesi konferans programlarını içeren fuar,

MICE sektörünün geleceğine ışık tutma

misyonunu da üstlenmiş oldu. ACE of M.I.C.E.

Fuarı, Türk Hava Yolları isim sponsorluğunda,

TÜRSAB Ana Stratejik partnerliğinde, T.C.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C İstanbul

Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi,

İstanbul Ticaret Odası, Antalya Tanıtma Vakfı,

TUROB ve KOSGEB desteğiyle gerçekleştirildi.

Yavuz: “2023’te 75 milyon turist, 65

milyar dolar gelir hedefliyoruz”

Fuarın açılış konuşmasını yapan, Kültür ve

Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz,

geçen yıl turizm sektöründe rekor kırılarak,

51 milyon yabancı ziyaretçiyi ağırladıklarını

ve 34 milyar dolar turizm gelirine ulaşma

başarısı gösterdiklerini ifade etti. Ayrıca

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme

Ajansı’nı da faaliyete geçirip, Türkiye’nin

turizm sektöründeki ilk pazarlama örgütünü

de kurmanın heyecanı içinde olduklarını

belirtti. Yavuz, 2020 yılına ait hedefleri ise,

58 milyon turist ve 40 milyar dolar turizm

geliri olarak belirlediklerini ifade edip, "Sayın

Cumhurbaşkanımız tarafından stratejik sektör

olarak belirlenen turizm sektörümüzü daha

da ileriye taşımak ve bu hedeflere ulaşmak

için çalışıyoruz, 2023 yılında 75 milyon turist

ve 65 milyar dolar turizm gelirine doğru

koşuyoruz. " şeklinde konuştu.

Usta: “Fuar, MICE endüstrisinin

güçlenmesine zemin hazırlıyor”

İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Hamdi Usta,

İstanbul'un inanç turizminden sağlığa,

kongre-fuar turizminden tarihi ve kültürel

turizmden gastronomi turizmine kadar geniş

bir yelpazede en çok turist alan ilk 10 şehir

arasında bulunduğunu belirtti. Fuarın MICE

endüstrisinin güçlenmesi ve muhtemel

sorunlarının çözüme kavuşturulmasına da

zemin hazırladığını ifade etti.

Yaşık: “2020’yi daha olumlu

görüyorum”

İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi

Bahadır Yaşık, İstanbul'un öne çıkan birçok

özelliği ile dünya harikası ve kadim bir şehir

olduğunu ifade etti. Geçmişte ülkemiz ve

turizm sektöründe yaşanan birtakım talihsiz

olaylardan sonra organizasyonların ciddi

anlamda gerilediğini ancak 2018 yılında

geçtiğimiz yıllara göre yaklaşık yüzde 40'lık

bir artış olduğunu belirtti. 2020’yi daha

olumlu gördüğünü, bu sebeple başarıya

ulaşmak adına İstanbul'un pazarlanması ile

ilgili stratejilere daha fazla odaklanılması

gerektiğini ifade etti.

Menevşe: “Fuara desteğimiz

büyüyerek devam edecek”

Türk Hava Yolları Yurtiçi Satış Başkanı

Emre Menevşe ise “Türkiye’ye gerçekleşen

turizm hareketlerinin yaklaşık 40 sektöre

yaptığı katkı ve nitelikli katılımcıları sebebiyle

kongre destinasyonu olmanın, şehirlerimiz

ve Türkiye için tanıtım, marka olma ve imajını

daha fazla güçlendirme adına son derece

önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi. Ayrıca

filoların büyüklüğü ile dünyadaki hava yolu

sıralamasında ilk 10’da yer aldıklarının

altını çizerek “126 ülkede 318 farklı noktayla

dünyanın en çok noktasına uçan hava yoluyuz.

Aynı zamanda da en genç filoya sahibiz. Yeni

hatlarımıza ve planlarımıza hız kesmeden

devam etmekteyiz. İstanbul Havalimanı'nın

yeni pisti bu sene devreye alınacaktır. Bu

büyüme bizi yeni hat açılışlarımızın yanı

sıra var olan uçuşlarımızın da frekanslarını

artırma imkanı sağlayacaktır. Ayrıca isim ve

ana sponsorluğunu yaptığımız ACE of MICE


Exhibition by Turkish Airlines’ın sektöre

katkısının farkındayız ve desteğimiz büyüyerek

devam edecektir.” dedi.

Bağlıkaya: “Bu yıl itibariyle

kongre turizminin yeniden ivme

kazanacağına inanıyorum”

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB)

Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye'nin,

dünyada en çok turist çeken ülkeler arasında

altıncı sıraya yükselmiş olsa da bu başarıyı

turizm gelirlerindeki artışla taçlandırmak

konusunda henüz başarılı olamadığını,

turizm gelirlerini yükseltmek için kongre

turizmi gibi yüksek gelir getiren turizm

segmentlerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade

etti. Geçtiğimiz yılın ilk 9 aylık bölümünde iş ve

toplantı amaçlı Türkiye'ye gelen kişi sayısının

1,4 milyon rakamlarına ulaştığını belirten

Bağlıkaya, “2020 itibariyle kongre turizminin

yeniden ivme kazanacağına inanıyorum.

İstanbul başta olmak üzere önemli kongre

destinasyonlarımız büyük kongreleri

takvimlerine eklemeye başladılar." dedi.

Ayrıca “Ana stratejik partnerliğini yapmaktan

gurur duyduğumuz ACE of MICE Exhibition

by Turkish Airlines’ı oldukça önemsiyor ve

desteğimizin uzun yıllar devam edeceğini

belirtmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Yalazan: “Turizmin tüm

paydaşlarını birlik olmaya davet

ediyorum”

İstanbul Kongre Merkezi Genel Müdürü Pervin

Zeydanlı Yalazan "Geçtiğimiz yıl birçok etkinlik

yaptık, başarılı bir şekilde çalışmalarımızı

sürdürüyoruz. Bununla birlikte sadece 5

kongre yapabildik. İstanbul'a dev kongrelerin

gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda

sektörün tüm paydaşlarını birlik olmaya

davet ediyorum. Hepimiz üstümüze düşeni

yaparsak, çıktıları İstanbul için çok büyük bir

artı olacaktır." dedi.

Ataman: “Nitelikli turizme ve ülke

ekonomisine katkı sağlıyoruz”

Turizm Medya Grubu Başkanı Volkan

Ataman ise, "MICE sektörünün, şehirlerin

gelişmesine sağladığı katkı turizm alanında

ilk sırada gelmektedir. Türkiye’nin ilk ve

tek MICE fuarı olan ve 7.sini düzenlediğimiz

ACE of MICE Exhibition by Turkish Airlines

ile Türkiye ve global MICE Endüstrisini bir

araya getirerek nitelikli turizme ve ülke

ekonomisine katkı sağlıyoruz, ülkemizi

MICE Destinasyonu olarak tanımlıyoruz,

konferans programlarımızla çözüm üretiyor

ve sektörümüzü yeniliklerle buluşturuyoruz.

2023’te 65 milyar dolarlık hedef gelire

ulaşmada MICE sektörü büyük önem taşıyor"

şeklinde konuştu.

MICE Zirvesi’nin ilki gerçekleşti

İstanbul’un dünya MICE sektörü lideri olması

için yapılması gerekenler, Türkiye’de ilk

defa İstanbul MICE Zirvesi’nde gündeme

taşındı. Turizm Medya Grubu Başkanı Volkan

Ataman moderatörlüğünde gerçekleştirilen

zirveye protokol, önemli incentive firmaları,

pco’lar ve etkinlik ajanslarının yönetim

kurulu başkanları, uluslararası zincir

otellerin direktörleri, kongre merkezleri

genel müdürleri 5 ayrı oturumda konuyu

derinlemesine masaya yatırdı. Bununla

birlikte, Istanbul CVB Genel Müdürü

Cemil Hakan Kılıç moderatörlüğünde

gerçekleştirilen oturumda Londra CVB

Direktörü Tracy Halliwell, Cenevre CVB

Direktörü Didier Allaz ve Prag CVB Yönetici

Direktörü Roman Muska da yer aldı ve bu

alandaki başarı hikayelerini katılımcılarla

paylaştılar.

Vestel Production Talks

Konferansı’na tam not

Vestel Production Talks Konferansı dünyada

bir ilke ev sahipliği yaptı ve dinleyicilerinden

tam not almayı başardı. Bu kapsamda

Oscar Ödülleri Sanat Yönetmenliğini yapan

Matt Steinbrenner, 2000 yılından bu yana

Eurovision'un Prodüksiyon Direktörü Ola

Melzig, Rio Olimpiyatları ile EXPO'nun

açılış şovunu üstlenen Adriano Martello,

Eurovision'un Prodüksiyon direktörü Ola

Melzig, Cirque du Soleil şovları Artistik

Direktörü Krista Monson ve Metallica, U2,

Justin Timberlake konserlerinin fotoğrafçısı

Ralph Larmann tecrübelerini aktardı.

Dünya çapındaki etkinliklerin prodüksiyon

yaratıcılarının konuşmacı olarak yer aldığı

Vestel Production Talks salonu 2 gün boyunca

dinleyiciler tarafından yoğun olarak takip

edildi.

B2B Speed Network etkinliği

verimli geçti

Fuarın ikinci gününde yine tüm ağırlanan

satın alıcıların ve katılımcı firmaların bir araya

getirildiği ACE of MICE B2B Speed Network

etkinliği gerçekleştirildi. 1,5 saat süren

etkinlikte fuar katılımcıları yurt dışından gelen

tüm satın alıcı firmalar ile görüşme şansı

yakaladı.

Fuarın ilk günü yurt dışından ağırlanan satın

alıcılar, medyalar ve konuşmacıların davetli

olduğu Bosphorus tour ile müzik ve eşsiz

İstanbul manzarasıyla keyifli anlar yaşandı.

Ardından gerçekleşen fuarın eğlence gecesi

Primeclass AMEzing Parti de MICE sektörüne

yakışan güzellikteydi. Fuarın başladığı günün

akşamında, ulusal ve uluslararası hosted

buyerlar, katılımcı firmalar, konuşmacılar,

uluslararası MICE dernek başkanlarının

davetli olduğu partide, video mapping şov,

müzik grupları, DJ ve sürprizlerle dolu

dans performansları eşliğinde katılanlara

unutulmaz bir gece yaşatıldı.


22

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Hosted Buyer etkinliğini

Travelshop Turkey üstlendi

Son 3 yıldır EMITT’in Hosted Buyer organizayonunu yapan Travelshop Turkey, Ace

of M.I.C.E Exhibition by Turkish Airlines Fuarı’nın Hosted Buyer ve B2B Speed

networking organizasyonunu gerçekleştirdi.

Konuyla ilgili bir değerlendirmede

bulunan TravelShop Genel Müdürü

Murtaza Kalender, dünyanın en

iyi seyahat acentelerini İstanbul’da

bir araya getiren fuar kapsamında,

bu yıl Ace of M.I.C.E Exhibition by

Turkish Airlines ile yapılan iş birliği

neticesinde yabancı Hosted Buyer

alım heyetlerinin organizasyonu

ve randevulu B2B görüşmelerinin

gerçekleştirilme görevinin TravelShop

Turkey’in üstlendiklerini belirtti.

Fuarda 250 metrekarelik dev bir stand

alanına sahip olduklarını belirten

Kalender, fuara iştirak eden tüm

turizm profesyonellerini standlarında

ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını

ifade etti.

Etkinliğe özel olarak geliştirilen

çalışmalar neticesinde elinde yarım

milyar euro’dan fazla bütçeye sahip

firmaların etkinlikte yer aldığını

kaydeden Kalender, dünyanın son

teknoloji ürünü B2B sistemini

geliştirdiklerini aktararak, sistemin

hem katılımcı hem de buyer’lere

yönelik büyük kolaylıklar sağladığını,

sistem sayesinde fuarın daha etkili

ve hedef odaklı bir boyuta taşındığını

belirtti. Kalender, İstanbul’a

gelen Hosted Buyer’lerin, sadece

B2B çalıştay randevu sisteminin

kullanılması konusunda sınırlı

kalmayıp, İstanbul’dan başlayarak

Antalya, Kuşadası, Efes, Pamukkale ve

Kapadokya gibi turistik destinasyonlara

da eğitim gezilerini içerdiğini ifade etti.

Dünyanın en iyi M.I.C.E acentelerine

Kumkapı dopingi!

TravelShop Turkey, organizasyon

kapsamında 23 Ocak Perşembe akşamı

Kumkapı’da bulunan Olimpiyat 2 Minas

Restaurant’ta Hosted Buyer’lere

yönelik bir kokteyl partisi, 24 Ocak

Cuma günü de Ramada Hotel &

Suites Golden Horn’da veda yemeği

düzenlendi.

TravelShop Turkey’in Genel

Müdürü Murtaza Kalender ise,

yemekli organizasyonda her bir tur

operatörüyle tek tek ilgilenerek

ortamda sıcak ve samimi bir hava

estirdi. Davette ayrıca Olimpiyat 2

Minas Restaurant’ın işletmecisi Vedat

Yamaç’a bir teşekkür plaketi de sunan

Kalender, Yamaç’a, çok kaliteli hizmet

aldıklarını, heyetlerin oldukça memnun

kaldığını ve ilerleyen zamanlarda bu iş

birliğinin devam edeceğini söyledi.


ALDIĞINIZ ETİN HİKAYESİ

ARTIK FATURANIZDA!

Gıda güvenliği ve izlenebilirliği önemsiyor,

genişletilmiş yeni barkod sistemimiz ile artık Metro’dan satın aldığınız

tüm karkas ve vakumlu et ürünlerinin hayat hikayesini faturanıza taşıyoruz.

Üstelik ürün ambalajı kaybolsa dahi parti numarası ve son kullanma tarihine

fatura üzerinden ulaşabilirsiniz.

Son Tüketim Tarihi

Parti Numarası


24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Türkiye’yi

radarına alan Jet2,

bu yılın uçuşlarını

ikiye katlayacak

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) ile

İngiltere’nin en önemli tur operatörü

ve havayolu şirketlerinden Jet2.com ve

Jet2holidays, İstanbul’a tatil paketleri ve uçak

seferleri düzenlemesi konusunda harekete

geçti.

(Soldan) Uygar Koçaş - Mustafa Topaloğlu - Müberra Eresin - Jacob Bramley - İsmail Taşdemir

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), İspanya’nın başkenti

Madrid’de devam FITUR 2020 Turizm Fuarı kapsamında

temaslarını sürdürüyor. TÜROB Başkanı Müberra Eresin ve

beraberindeki heyet, İngiltere’nin önemli tur operatörü ve havayolu

taşıma şirketi Jet2.com ve Jet2holidays Havalimanları ve Turizm

Organizasyonları Genel Müdürü Jacob Bramley ile bir araya geldi.

TÜROB Yönetim Kurulu Üyeleri Uygar Koçaş ve Mustafa Topaloğlu

ile TÜROB Genel Sekreteri İsmail Taşdemir’in de katıldığı toplantıda

işbirliği olanakları, sektörel beklentiler, Jet2holidays’in talep ve

önerileri değerlendirildi.

Thomas Cook’tan boşalan kapasiteyi dolduracak

Toplantıda, Thomas Cook’tan boşalan kapasiteyi doldurmak üzere

2020 yaz sezonunda çok büyük bir atakla Dalaman, Bodrum,

Antalya ve İzmir’e iki kat artışla yaklaşık 850 bin kişilik uçak

kapasitesi planlaması yapan İngiliz şirketin Türkiye planları

konuşuldu. Toplantıda, İstanbul için kısa şehir turları (city break) ve

tatil paketleri ile uçak seferleri düzenlemesi konusunda TÜROB ve

Jet2holidays arasında çalışma başlatılması kararlaştırıldı.

Covering Turkey in

its radar field Jet2

to double its flights

this year

Hoteliers Association of Turkey (TÜROB)

and the UK's most important tour

operators and airline companies from

Jet2.Co and Jet2holidays, pushed the

button for vacation packages and flight

operations to Istanbul.

Hoteliers Association of Turkey (TÜROB) has been

continuing its contacts in Madrid, the capital of Spain,

within the scope of FITUR Tourism Fair 2020. TÜROB

President Müberra Eresin and the accompanying delegation

met with Jacob Bramley, General Manager of Jet2holidays and

Jet2.com Airports and Tourism Organizations, the important

tour operator and airline transportation company of England.

Cooperation possibilities, sectoral expectations, demands and

suggestions of Jet2holidays were evaluated in the meeting,

which was attended by TÜROB Board Members Uygar Koçaş

and Mustafa Topaloğlu and TÜROB Secretary General İsmail

Taşdemir.

To fill the capacity left from Thomas Cook

At the meeting, to fill the capacity left from Thomas Cook, the

Turkey plans of the British company about an air transportation

of 850 thousand people representing 100% increase with

flights to Dalaman, Bodrum, Antalya and Izmir during the 2020

summer season were discussed. At the meeting, it was decided

to start work between TÜROB and Jet2holidays on organizing

short city tours and holiday packages for Istanbul.



26

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

5 yıl aradan sonra yeniden

MSC Cruises, 2021’de İstanbul ve

Kuşadası’na yanaşacak

Uzun bir aradan sonra Türkiye limanlarına geri dönen MSC Cruises, Türkiye’deki yeni yapılanmasıyla,

operasyonlarını daha da güçlendirdi. Türkiye’deki 15’inci yılını kutlayan MSC Cruises, 2021 yaz sonunda

İstanbul ve Kuşadası’nda misafirleriyle buluşacak. MSC Cruises bu sürede Türkiye’ye ortalama olarak

212.500 yolcu taşıyacak ve Türkiye’den 10.000 misafiri ağırlayacak.

Dünyanın en büyük özel cruise

operatörü MSC Cruises, Türkiye’deki

15’inci yılında İstanbul ve Kuşadası’nı

önde gelen limanlar arasına dahil etti.

Türkiye ofisindeki yeniden yapılandırma

kapsamında pazarda daha güçlü bir

konuma gelen MSC Cruises, 2021

yaz sezonunda, 2 gemi ile Türkiye

limanlarına geri döneceğini açıkladı. Ege

& Adriyatik ve Doğu Akdeniz programlarını

gerçekleştirecek olan gemiler ile hem

İstanbul hem de Kuşadası, şirketin seyahat

programında önemli birer iniş ve biniş

limanı olarak belirlendi.

MSC Fantasia, 25’er kez İstanbul ve

Kuşadası’na uğrarken, MSC Lirica ise

sezon boyunca 23 kez Kuşadası’nı ziyaret

edecek. Gemiler bu sürede Türkiye’ye

ortalama olarak 212.500 yolcu taşıyacak

ve Türkiye’den 10.000 misafiri ağırlayacak.

MSC Fantasia’nın 2021 Nisan ve Eylül

ayları arasındaki 9 günlük programına

göre, İstanbul, Efes Antik Harabeleri’nin

yakınındaki Kuşadası, olimpiyatların

doğduğu şehir Katakolon, kara turlarıyla

Atina, Pire, Korfu Adası, İtalya’daki Bari

ve Venedik ile Kuzey İtalya’daki Trieste

Limanı, geminin İstanbul’a dönmeden

önce uğrayacağı duraklar olacak. MSC

Lirica, Mayıs 2021’den Eylül 2021’e kadar

Kuşadası’dan Pire’ye 7 gecelik seyahatler

sunacak ve seyahat programına göre

Kuşadası’na geri dönmeden önce Mikonos

Yunan Adası’na, Haife Israil’e, Limassol

Kıbrıs’a ve Rodos’a uğrayacak.

Capurro: “Türkiye'ye geri

dönmekten büyük heyecan

duyuyoruz”

MSC Cruises Yönetici Direktörü Angelo

Capurro, “Türkiye'ye geri dönmekten dolayı

büyük bir heyecan duyuyoruz. Türkiye’ye

yolcu getirdiğimiz son süreçte, genel satış

acentesi olarak faaliyet gösterirken, Şubat

2018 itibariyle oluşumumuzu MSC ofisi

olarak yeniden yapılandırarak, Türkiye

pazarında daha güçlü bir konuma gelmeyi

başardık. Ayrıca seyahat acentelerinin

isteklerini dikkate alarak hazırlanan ve

kendilerine daha etkin bir biçimde yardımcı

olabilecek, doğru satış araçlarına sahibiz.

Uzun yıllardır geliştirmiş olduğumuz olumlu

ilişkiler doğrultusunda, acentelerimizin

verdikleri desteğin giderek artacağına

inanıyor, 2021 yaz döneminde, İstanbul

ve Kuşadası’na gerçekleştireceğimiz Ege

& Adriyatik programlarında, hep birlikte

başarılı bir yıl geçireceğimizi öngörüyoruz”

dedi.

Tuncel: “Tüm MSC ofisleri, direkt

sistemden İstanbul ve Kuşadası için

satış yapabilecek”

MSC Cruises Türkiye Genel Müdürü Necla

Tuncel ise şunları söyledi: “5 yıl aradan

sonra 2021 yılında gemilerimizin Türkiye’ye

dönecek olması hem ülkemize tekrar

turist getirebilmek hem de misafirlerimizi

Türkiye limanlarından gemiye bindirebilmek

bizleri çok heyecanlandırıyor. Yeni

yapımızla birlikte öncelikli olarak Türkiye

limanları global anlamda Cenova, Marsilya,

Barselona, Dubai gibi iniş ve biniş limanı

olarak belirlendi. Artık dünyanın çeşitli

ülkelerinde sayısı 50’yi bulan tüm MSC

ofisleri, direkt sistemden İstanbul ve

Kuşadası için satış yapabilecek. Böylece

farklı ülkelerden gelecek yolcular, İstanbul

ve Kuşadası’nı günü birlik gezmek yerine,

Türkiye’ye uçarak, gemiye direkt buradan

katılma imkanı elde edecek.”


After 5 years, MSC Cruises will berth

in Istanbul and Kusadasi in 2021

After a long break, MSC Cruises returns to ports in Turkey. Reorganized recently, the company has

further strengthened their operations. Celebrating its 15th year in Turkey, MSC Cruises will begin

hosting guests in Istanbul and Kusadasi in late summer 2021. In this period, MSC Cruises will carry

about 212,500 passengers to and from Turkey and will accommodate 10,000 guests from Turkey.

The world's largest private cruise

operator MSC Cruises has included

two destination Istanbul and Kusadasi

among its leading ports. MSC from

restructuring in the context of a stronger

market position in Turkey Cruises office, the

summer season in 2021, Turkey announced

that it would return to these ports with two

ships. Both Istanbul and Kuşadası were

determined as important harboring and

boarding ports in the travel program of the

company.

MSC Fantasia will visit Istanbul and

Kusadasi 25 times, while MSC Lirica

will visit Kusadasi 23 times during the

season. The ships will accommodate

10,000 guests from Turkey, and will bring

212,500 passengers. According to MSC

Fantasia's 9-day schedule between April

and September 2021, the cruise will visit

Istanbul, Kusadasi, near the Ephesus

Ancient Ruins, the city of the Olympics,

Katakolon, Athens, Piraeus, Corfu Island,

Italy, Venice, Northern Italy, Trieste Port will

be the stops that the ship will visit before

returning to Istanbul. MSC Lirica will offer

7-night trips from Kusadasi to Piraeus from

May 2021 to September 2021, and according

to the itinerary, it will anchor at Mykonos,

Greek Island, Haifa, Israel, Limassol,

Cyprus and Rhodes before returning to

Kusadasi.

Capurro: "We are very excited to

return to Turkey"

MSC Cruises Managing Director Angelo

Capurro said, "We are very excited to

return to Turkey. We have been carrying

passengers to Turkey, when we were

operating as a general sales agent, as of

February 2018 as MSC Initiative. We have

restructured our office, and now we are

able to come to a stronger market position

in Turkey. In addition, we have the right

sales tools prepared by considering the

needs and wishes of the travel agencies

and who can help them more effectively. In

line with the positive relationships we have

developed for many years, we believe that

the support of our agencies will gradually

increase, and we anticipate that we will

have a successful year in the Aegean &

Adriatic programs that we will organize.

Tuncel: “All MSC offices will

be able to sell for Istanbul and

Kusadasi directly from the system”

MSC Cruises Turkey General Manager

Necla Tuncel said: "In 2021, 5 years after,

we will return to Turkey to bring tourists

back to our country as well as our guests

to be able to get on board for the ports

of Turkey. We are very much excited for

this. Turkey's ports were identified as

the entry and exit ports as a priority with

our new global structure and Genoa,

Marseille, Barcelona, and Dubai as global

boarding ports. Now, all MSC offices, in

50 countries of the world, can sale tickets

for Istanbul and Kusadasi directly from

main the system. Thus, passengers coming

from different countries may fly to Turkey

to board on the cruises directly either in

Istanbul or in Kusadasi."


28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Tarihi yarımadanın 400 oteli Old City

Otelciler Platformu çatısında birleşti

İstanbul'un tarihi yarımadasında yer alan oteller tek çatı altında birleşerek Old City Otelciler

Platformu'nu kurdu. Platformda ilk etapta 400 otelin yer alacağını belirten Old City Otelciler

Platformu Başkanı Tarkan Akyüz, önümüzdeki dönemde ise otel sayısının bine kadar

yükselmesini beklediklerini ifade etti.

İstanbul turizminin en önemli bölgesi

olan ve Anıtlar Kurulu'na kayıtlı

eserlerin yüzde 90'ına ev sahipliği

yapan tarihi yarımadadaki oteller güç

birliği yapma kararı aldı. Bu amaçla

Sirkeci'den başlayıp Topkapı surlarına

kadar olan alanı kapsayan tarihi

yarımadadaki oteller Old City Otelciler

Platformu adı altında birleşti.

Sosyal medya fenomenleri ile tarihi

yarımada tanıtımı

Tarihi yarımada bölgesinde yaklaşık

1500 otel ve konaklama tesisi olduğunu

belirten Old City Otelciler Platformu

Başkanı Tarkan Akyüz, platformda

ilk etapta Laleli, Sultanahmet ve

Eminönü bölgesinden toplamda 70 bin

yatak kapasitesine sahip 400 otelin

yer alacağını söyledi. Önümüzdeki

dönemde bu güç birliğine büyük bir

ilgi olacağını düşündüklerini kaydeden

Akyüz, hedeflerinin 1000 oteli aynı

platformda buluşturmak olduğunu dile

getirdi. Bölgenin tarihini ve kültürünü

yurtdışında daha iyi tanıtmak için özel

çalışmalar yapacaklarını belirten Akyüz,

"Özellikle sosyal medyadaki güçlü

isimleri ve kanaat önderlerini kullanmayı

düşünüyoruz. Fenomenleri bölgeye

davet edip tarihi yarımadadaki turizm

potansiyelini daha güçlü bir şekilde

ortaya çıkaracağız. Bölgenin tarihi ve

turistik yapıların merkezinde olduğunu

vurgulayacağız. Ayrıca bu sene özelinde

Balkan ülkelerinden ve Avrupa'dan daha

fazla turist getirebilmek için tek tek ülke

bazlı çalışmalar organize edeceğiz. Bu

çalışmalar neticesinde Avrupalı turist

sayısında artış sağlayabileceğimizi

düşünüyoruz." dedi.

Rezervasyon sitelerine karşı güç

birliği

Old City Otelciler Platformu sayesinde

tarihi yarımadadaki otellerin parçalı

yapıdan kurtulacağını ve büyük bir

temsil gücüne kavuşacağını kaydeden

İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyesi

Aydın Karacabay da bu sayede bölgedeki

oteller için önemli avantajlar sağlamayı

hedeflediklerini belirtti. Booking.com

ve Expedia gibi rezervasyon sitelerinin

otellerden ciddi komisyon aldıklarını

ve bu güç birliği sayesinde en önemli

hedeflerinden birinin bu komisyonları

indirmek olacağını anlatan Karacabay,

"Birlik olup bu gibi aracı sitelere

ödediğimiz komisyonları düşürmeyi

amaçlıyoruz. Başarabilirsek İstanbul

turizmi için de önemli bir ek gelir

yaratmış olacağız. Bunun yanında

hem İstanbul hem Türk turizmi için

yurtdışında lobi çalışmaları yürüteceğiz.

Bölgemizi anlatırken aynı zamanda

İstanbul’u ve ülkemizi de anlatacağız."

dedi.

Nihai hedef İstanbul’un değerini

artırmak

Oluşturacakları güç birliği sayesinde

yerel yönetimler nezdinde de temsil

güçlerinin artacağını kaydeden

Karacabay, bu sayede karşılaştıkları

problemlere daha kolay çözüm bulmayı

hedeflediklerini ifade etti. Karacabay

ayrıca birlik sayesinde toplu satın

almalarla maliyetleri düşüreceklerini

ve düzenli eğitimlerle de daha kalifiye

bir iş gücüne ulaşacaklarını söyledi.

Karacabay, yapacakları çalışmaların

nihai amacının ise İstanbul’un değerini

artırmak ve oda fiyatlarını yeniden eski

seviyelerine yükseltmek olduğunu

aktardı.

İstanbul’daki oda fiyatları

Avrupa’nın çok gerisinde

Öte yandan İstanbul'daki oda fiyatları

ile ilgili bilgi veren Old City Otelciler

Platformu Başkanı Tarkan Akyüz, 2019

yılında şehir genelindeki ortalama oda

fiyatının 90 euro, tarihi yarımadada ise

70 euro olduğunu ifade etti. Bir önceki

yıla göre hem doluluklar hem de fiyatlar

artsa da halen 2010'lu yılların başından

ve Avrupa ortalamalarından çok geride

olduklarını anlatan Akyüz, "2011 yılında

İstanbul'da ortalama oda fiyatları 152

euroya çıkmıştı. 2013'te ise bu rakam

120 euroydu. Ancak ondan sonra çok

sert bir düşüş yaşadık. Mevcut durumda

Avrupa ortalamasının çok gerisindeyiz.

Şu anda 27 Avrupa ülkesinin ortalaması

113 euro seviyesinde. Paris, Roma ve

Londra gibi şehirlere baktığımız zaman

140-150 eurolara çıkıyor. Hatta bu

şehirlerin merkezinde ortalama fiyatlar

250 euroya ulaşıyor. İstanbul'a yakışan

seviyeler de diğer Avrupa başkentlerinin

seviyesi." diye konuştu.



30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su

Tezer Öner

Ha limon sattın ha turizmi

pazarladın, ne farkın kaldı ki?

Değerli okuyucumuz, bu ay ne yazsam

diye düşünürken aklımdan tesadüfen öyle

bir konu geçti ki, tam da ertesi gün konu

aynı bağlamda medyada patladı. Neydi

konu? Turizmde pazarlama sorunları ve

stratejileri… Basında çıkan örnek neydi

peki? Fethiye’de el değiştirmiş olan

butik otel yeni yönetimiyle muhafazakar

turizm uygulamasına “pat” diye geçince

önümüzdeki sezon için rezervasyon

yaptırmış ve kapora yatırmış olan İngiliz tur

şirketleriyle otel arasında sıkıntı olmuş...

(Sözcü Gazetesi 18.01.2020)

Adamlar günde 2 galon bira içerken ve

üstsüz güneşlenen eşleriyle gayet neşeli

ve parti dolu tatiller yaparken bir anda

otelin içkisiz konsepte geçip havuzu

harem selamlık olarak bölmesi üzerine

rezervasyonlarını iptal ettirmeye ve

paralarını geri istemeye başlamışlar...

İşin kötüsü bu konu İngiliz gazetelerinde

geniş yer bulmuş. Böyle reklamlara da tam

ihtiyacımız olan (!) dönemde hem de...

Elbette ki bir yönetim ve uygulama

şeklini eleştirmiyoruz. İnsanlar da gayet

normal olarak şirketlerini ve yaşam

şekillerini kendi inanç ve değerleri ile

yönetirler. Ben de kendi şirketimi öyle

yönetiyorum. Burada konu ne? Bu değişim

o kadar ani oluyor ve otelin bir sonraki

sezonu veya alınmış kaporaları gözardı

edilerek yapılıyor ki, hakkımızda olumsuz

düşünceler ile ne karalama yapsak diye

hazırda bekleyen dış mihraklara malzeme

oluyoruz. Ayrıca bir otel almak demek

sadece bir bina ve manzara almak demek

değildir. Bunu daha önce de yazmıştım. O

otelin hizmetlerini, doluluğunu, birikmiş

müşteri portföyünü, adını, kalitesini

satın alırsınız. Aynı şekilde de satmaya

başlarsınız. Ani konsept değişikliklerine

uygun pazarlama planı ve ona göre de bir

CRM operasyonu başlatmanız gerekir.

Bu pazarda bugün lahana satmayalım

da yerine marul koyalım demek gibi...

Halbuki sana alışık olan Ayşe Teyze hep

lahanalarını senden alıyordu. Şimdi ne

oldu? Ayşe Teyze sana küser. Hatta tüm

komşularına da söyler.

Bu tip işler gerçekten ciddi bir geçiş

operasyonu ister. Kalp kırmadan hatta

kazanarak yapılmalıdır. Bu yapılırken

hatta alışık olmayan müşterilere

alternatif imkanlar sağlanmalıdır. Bu tip

kararların çevresel veya ülkeye etkileri

de düşünülmelidir. Sonuçta bu tip

değişiklikleri pazarlamak için profesyonel

destek alınmalıdır. Genel olarak

pazarlama, bizim insanımız için satışın

bir şekli olarak algılanmakta. Aslında

tamamen farklı bir iş kolu ve çalışma

disiplini olmasına rağmen klasik tembelce

pazarlama işini acentalara bırakıp

oturduğumuz yerden müşteri bekleyerek

sanki bir dükkan veya tezgah satışı

yapmaktayız. Bu aslında korkunç derece

de zararlı bir tutum. Şu an yaz turizmi

için geçen yazdan acenta anlaşmalarını

yapmış olan oteller hariç tam satış zamanı.

Çeşitli ülkelerde etkinlikler, fuarlar, reklam

ve tanıtım kampanyaları yapılmalıdır.

O ülkelerin yerel turizm acentaları ile

çeşitli anlaşmalar ve onları destekleyecek

bilgilendirmeler ile piyasapayımızı arttırma

çalışmaları yapmak zorundayız.

Bunun dışında pazarlama sadece otel

odası satmak demek değildir. Pazarlama

yapma işini anlaşmalı turizm acentalarına

bırakınca her sene onların verdiği

rakamlara boyun eğmek zorunda kalıyoruz.

Aslında otelin kalitesi ne olursa olsun

arada bir aracının olması ve o pazarın

etkileşiminin aracılara bırakılması

kalite ile birlikte fiyat yükseltme şansını

elimizden alıyor. İspanya, İtalya ve

Yunanistan ile aramızdaki en büyük

fiyat farkı sebeplerinden birini bu olarak

görüyorum. Çünkü İngiliz, Alman ve Rus

seyahat acentalarına bizi manüple etme

şansı veriyoruz. Hele böyle pazarlama

hatalarını da yaptıkça ellerindeki kozlar

daha da artıyor. Bu noktada otellerin

birlikte hareket edebileceği ortak stratejiler

oluşturulabileceği ve bazı konularda

inisiyatifi ellerine alabileceği bir bilince

ihtiyacımız var. Umarım bu yeni oluşum

ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme

Ajansı projesini bu anlamda canı gönülden

destekliyorum.

Bu bağlamda pazarlamayı direkt etkileyen

imaj, kalite ve yetişmiş yönetici – eleman

problemlerini acilen ciddi şekilde ele almak

zorundayız. Unutulmaması gereken en

önemli konu, turizm pazarlaması aslında

bir hizmet ve vaat pazarlamasıdır. Hayal

pazarlar ve gerçekleşmesini sağlamaya

çalışırsınız. İşi sadece 20 metrekare oda

ve iki yatak zanneden birçok yatırımcının

esas mesleğine üzülerek geri döndüğünü

gördük bugüne kadar.

Lütfen, gerçek kazancın iyi ve doğru

pazarlamadan geçtiğini bilelim. Rahmetli

Vehbi Koç’a zamanında biri cebimde 10 TL

var ne iş yapayım diye sormuş. Vehbi Bey

de 1 TL ile ne iş yaparsan yap ve doğru

ve itinalı yap kalan 9 TL ile de reklam ve

pazarlama yap demiş. Konu budur. İmajınız

ve kaliteniz kendinizi ifade ettiğiniz kadar

büyük ve arkasında durabildiğiniz kadar

güçlüdür.

Herkese güzel kampanyalar ve başarılı

pazarlama çalışmaları dilerim.



32

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İstanbul Turizm Çalıştayı

Dedeman İstanbul’da gerçekleşti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)

turizm sektörün gelişimini uluslararası

standartlarda koordine etmek ve

planlamak amacıyla düzenlediği

İstanbul Turizm Çalıştayı Dedeman

İstanbul’da gerçekleşti. İBB Kültür Daire

Başkanlığı Turizm Müdürlüğü ve İBB

Turizm Platformu tarafından organize

edilen çalıştay, açılış konuşmalarının

ardından üç oturum şeklinde düzenlendi.

Genel değerlendirmenin ardından İBB

Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kapanış

konuşmasıyla sona eren çalıştaya turizm

örgütleri, kamu, akademik ve uluslararası

kuruluşlardan alanında uzman ve

İstanbul’a gönül vermiş 424 isim katıldı.

20 farklı başlıkta, 29 masada

İstanbul turizmi konuşuldu

Tematik olarak sınıflandırılmış 20 konu

ve 29 masanın konumlandırıldığı İstanbul

Turizm Çalıştayı’nda konu başlıkları ise

şöyleydi: Alışveriş Turizmi, İnanç Turizmi,

Sağlık Turizmi, Spor Turizmi, Kültür

Mirası, Kültür Turizmi, Sanat, Eğitim

Turizmi, Turizmde İnsan Kaynağı, MICE,

Kruvaziyer ve Deniz Turizmi, Çevre, Doğa

ve Alternatif Turizm, Destinasyon Yönetimi,

Engelsiz Turizmi, Gastronomi ve Eğlence

Turizmi, Pazarlama ve Tanıtım, Yönetim

ve Organizasyon, Dijital, Konsolosluklar ve

Güvenlik.

Fikir tepsisinden çözüm önerilerine

Masaların her birinde 10.30’dan 17.00’ye

kadar 3 oturumun gerçekleştiği çalıştayın

ilk oturumu “Fikir Tepsisi” ve “Anket”

olmak üzere iki bölümden oluştu. İkinci

oturumda tematik sorunların tespiti,

üçüncü oturumda ise çözüm önerileri

konuşuldu.

Alanında uzman 385 isim fikir ve

çözüm önerilerini sundu

Çalıştayda masaları yöneten

moderatörlerden bazılarının isimleri ise şu

şekilde gerçekleşti: Alışveriş Yatırımcıları

Derneği Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş,

TÜRSAB’tan Doğa Gençlik ve Alternatif

Turizm İhtisas Başkanı Ayfer Kuralay, Dr.

Cem Kınay, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı

Erol Özgüner, Turizm Akademisyen

Derneği Başkanı Prof. Dr. Muharrem Tuna,

TÜRSAB Boğaziçi BTK Başkanı Yüksel

Türemez, ENAT (European Network for

Accessible Tourism) Türkiye Temsilcisi A.

Nejat Şardağı, dDf (Dream Design Factory)

kurucu ortağı Ayhan Kayar, VIP Turizm

CEO’su Ceylan Pirinçcioğlu, Şef Vedat

Başaran, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim

Üyesi Doç. Dr. Nilgün Çolpan Erkan, iKSV

Genel Müdürü Görgün Taner, ICOMOS

Türkiye Milli Komitesi Başkanı Prof. Dr.

İclal Dinçer, İBB Kültür Varlıkları Daire

Başkanı Mahir Polat, Lütfi Kırdar Kongre

ve Sergi Sarayı Genel Müdürü Handan

Boyce, Kapalıçarşı Esnaf Derneği Başkanı

Dr. Hasan Fırat, seyahat yazarı Şerif Yenen,

Türkiye Otelciler Birliği Yönetim Kurulu

Üyesi Kasım Zoto ve İBB Genel Sekreter

Yardımcısı Mehmet Çakılcıoğlu, Turizm

Yazarları Derneği (TUYED) Başkanı Musa

Alioğlu.

Kapanışı Ekrem İmamoğlu yaptı

Çalıştayın kapanışında ise; Türkiye Turizm

Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin,

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı

Güler Sabancı, İTO Başkanı Şekip Avdagiç,

Eski Turizm Bakanı Bülent Akarcalı, Eski

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay

ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun

aralarında bulunduğu 36 ismin katılımıyla

gerçekleştirdi.



34

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Turizmde hedef 104 milyon turist

119 milyar dolar gelir

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği

(TTYD) tarafından Türk Sanayicileri

ve İş insanları Derneği (TÜSİAD)

işbirliği ile hazırlanan “Turizmde

Dönüşüm Senaryoları Raporu”, Conrad

İstanbul Bosphorus’da düzenlenen basın

toplantısıyla kamuoyu ile paylaşıldı.

Raporda, Türkiye ekonomisinde önemli

rol oynayan turizm sektörü özelinde

belirlenen dönüşüm senaryolarının

hayata geçirilmesi durumunda,

2033’te 104 milyon turist ve 119 milyar

dolar turizm geliri elde edilebileceği

belirtiliyor.

Narin: “Dönüşümle beraber işsizlik

de azalacak”

TTYD Başkanı Oya Narin; raporda,

turizm sektörünün ülke kalkınmasının

taşıyıcı gücü olma potansiyeline sahip

olduğunun analitik olarak teyit edildiğini

belirterek, dönüşüm senaryolarının

hayata geçirilmesi durumunda 2033

yılı itibariyle, gelen turist sayısının 104

milyona, Türkiye turizm gelirinin 119

milyar ABD dolarına, kişi başına turist

harcamasının 1.150 ABD dolarına

çıkabileceğini söyledi. Narin, aynı

şekilde senaryolara göre ülkedeki

işsizlik oranının %7,6’ya düşeceğini ve

oluşturulan ek turizm gelirinin dönem

GSYİH artışını ortalamada 1,6 puan

yukarıya çekeceğini öngördüklerini

söyledi.

Kaslowski: ‘Turizm daha güçlü bir

Türkiye için çok değerli’

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski

de; sektörün sosyal ve teknolojik

dönüşümlerden, değişen tüketici

beklentilerinden de fazlaca

etkilendiğini söyleyen Kaslowski, tüm

bu değişikliklere uyum sağlamanın

tedbirlere ihtiyaç duyduğunu,

sektörün, kamu ve akademiyle işbirliği

mekanizmalarının güçlendirilmesinin

bu sorunlara çözüm bulunabilmesinde

önemli bir katalizör olacağını söyledi.

Ersoy: “Hedef 2023’te 75 milyon

turist, 65 milyar dolar turizm

geliri”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri

Ersoy, toplantının açılışında yaptığı

konuşmada, 2019 yılında 51 milyon

turist, 34 milyar dolara yakın turizm

geliri, kişi başı gecelik gelirde de de 71

dolar seviyesinin yakalanacağını, kesin

rakamların ay sonunda açıklanacağını

söyledi. Bu yıl ise bu rakamları yukarı

çekerek 58 milyon turist, 40 milyar

dolardan fazla turizm geliri ve kişi

başı gecelikte de 78 dolarlık geliri elde

etmeyi hedeflediklerini aktaran Bakan

Ersoy, 2023’te de 75 milyon turisti,

65 milyar dolar turizm geliri, kişi başı

gecelikte de 91 dolar geliri hedeflemeyi

planladıklarını anlattı. Bu hedefler

için dünya ortalamasının çok üzerinde

istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme

sağlanması gerektiğini vurgulayan

Bakan Ersoy, bu büyümenin sağlanması

için 2018 yılı sonunda turizmde bir

politika değişikliğine gittiklerini ve

turizm değişim stratejilerinin de bununla

beraber hazırlandığını belirtti.

Raporun lansmanını takiben düzenlenen

“2033’e Doğru Türkiye Turizmi”

panelinde turizmin geleceği ele alındı.

Panelin moderatörlüğünü TÜSİAD

Kalkınma Politikaları Yuvarlak Masa

Başkanı Batu Aksoy yaparken, Bilgili

Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar

Bilgili, TÜSİAD Başekonomisti Dr.

Zümrüt İmamoğlu, ZAY Strateji Başkanı

ve TTYD Başkan Danışmanı Zafer Ali

Yavan ve Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu

Başkanı Hakan Güldağ konuşmacı

olarak yer aldı.



36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

ECE Türkiye Proje Yönetimi A.Ş İş Geliştirme Müdürü

Onur Ilhan

Keşfi planla, paketle, pazarla!

Bundan birkaç yıl önce sevgili eşimle

çıktığımız Ege seyahatinde tamamen şans

eseri çok orijinal bir açık hava müzesi ile

karşılaşmıştık; “Çamlık Buharlı Lokomotif

Müzesi”. Her yönüyle milli bir servet

olan İzmir’in Selçuk ilçesinin pek de

bilinmeyen bir yüzü… Kişisel bir çabanın

ürünü olan bu çekim merkezi, türünün

nadir örneklerinden biri olmasına ve uzun

zamandır hizmet vermesine rağmen

hak ettiği oranda bilinmiyor. Hâlbuki

Atatürk tarafından kullanılan vagon da

dâhil olmak üzere, müzenin çok renkli ve

çeşitli bir seçkisi var. Önünden geçerken

fark edip, sonrasında yaptığınız bu büyük

keşifle gurur duymak da cabası.

Deneyimin peşinden giden yeni nesil

turist için bunun gibi keşif anları, en iyi

otelin en iyi odasında konaklamaktan

daha fazla anlam ifade ediyor. Fakat iş

modeli açısından bakıldığında, uçsuz

bucaksız coğrafyalardaki sayısız saklı

değeri ortaya çıkarma görevini, her yıl

en fazla birkaç hafta seyahat edebilen

turistlerden beklemek pek de makul

değil. Buna karşın, çok bariz bir tanıtım

yöntemi izlenirse de deneyim bileşeninin

yok olma ihtimali gündeme gelecektir.

Bilginin saniyeler içerisinde yayıldığı ve

her şeyin çok hızlı tüketildiği işbu bilişim

çağında, çabuk eskimeyecek kadar esnek

ve değişken bir model kurgulayabilmek

de asli bir zorunluluktur. En nihayetinde

burada çok narin bir denge olduğu

görülüyor.

Temel hedef, doğru tanımlanmış ve

paketlenmiş bir çerçeve içerisinde

keşfedilmesi teşvik edilecek ufak deneyim

bileşenleri oluşturmak olmalıdır. Bunun

için de farklı kademelerde organize bir

çabanın gerektiğini söylemek yanlış

olmaz. Yerel topluluklar, özel teşebbüsler

ve kamu erki, demokratik bir iş birliği

içerisinde ilerlemelidir.

Bu noktada, küresel çapta giderek

güçlenen “trail” (iz sürme, yürüyüş yolu)

ve “rota” kavramlarını (ülkemizden bazı

değerli örnekler; Likya Yolu, Trakya Bağ

Rotası, Urla Bağ Yolu) ve yeni pazarlama

yöntemlerini (nöro veya anlık pazarlama

gibi) masaya yatırmak gerekiyor. Onlarca

yıldır, neredeyse turizmde iddialı olan

tüm oyuncular tarafından geleneksel

kitle pazarlama formülleriyle dünya

televizyonlarına taşınan ve birbirlerinden

çok da farklı olmayan sayısız reklam

filmi gördük. Hâlbuki bu formüllerin

gerektirdiği büyük bütçeleri, daha ziyade

tesisleri ve turistik bölgeleri güçlendirmek

ve işbu arzı alternatif yöntemlerle

dünyaya tanıtmak için harcamak çok daha

faydalı olacaktır. Bu yeni nesil tanıtım

yaklaşımının ulaşacağı en tepe nokta da

yine markalaşma olacaktır.

Bir rotanın marka olmasına verilebilecek

en iyi örneklerden biri, ABD’de yer

alan “Route 66” kültür mirasıdır. Aktif

olarak kullanıldığı görece kısa sürede

toplum bilincinde yer edinmeyi başaran

ve Steinbeck’in unutulmaz “Gazap

Üzümleri” romanıyla ölümsüzleşen bu

tarihi yol, ABD turizminde de önemli bir

yer tutmaktadır. “Route 66”, yol kenarı

atraksiyonları, restoranları ve motelleri

ile dünyaca tanınan bir imaj ortaya

koymaktadır. Tüm rotaların bu kadar

şanlı olması veyahut bu denli organik

bir büyüme yakalaması beklenemez

tabii ki. Tam da bu noktada devreye

planlama, paketleme ve pazarlama

adımları giriyor. Kurumsal ve kapsayıcı bir

duruş benimsemek, dağınık deneyimleri

belli başlıklar altında toplamak,

bireysel olarak güçlü ve bütünsellik

içeren parçalar oluşturmak, ancak bu

yaratımı keşif ruhunu öldürecek kadar

belirginleştirmemek, bunun yerine

esneklikten, teknolojiden ve yeni nesil

pazarlamanın nimetlerinden yararlanmak

gerekiyor.

Biraz daha hızlı ve hesaplı yol alabilmek

ancak bu şekilde mümkün olabilir. Bu

yolla belki de bir sonraki büyük gezi

hikâyesi Türkiye’nin bir köşesinden çıkar.

Altyapı yatırımları ile güçlenen Ordu-

Giresun hattında fındığı takip eden bir

rota kurgulanabileceği gibi, Anadolu’nun

muhtelif noktalarını kapsayacak ve Büyük

İskender’in Pers seferini takip edecek bir

keşif senaryosu da pekâlâ oluşturulabilir.

Konu Türkiye olduğunda sınırları sadece

hayal gücümüz belirliyor.



38

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Park Dedeman Kastamonu

3’üncü çeyrekte hizmete girecek

Dedeman Turizm Grubu, Türkiye'nin cennet köşelerinden biri olan Kastamonu’da, Park

Dedeman Kastamonu Oteli için ilk imzayı attı. KAS Proje İnşaat ve Yatırım A.Ş. tarafından

yapımı süren KastaMall Alışveriş Merkezi, Otel ve Rezidans Karma Projesi içinde yer alan,

toplam 150 odalı, 300 yatak kapasiteli Park Dedeman Kastamonu Oteli, 2020 yılının 3’üncü

çeyreğinde hizmete girecek.

Türk turizminin ilk uluslararası

otel zinciri olan Dedeman

Turizm Grubu, hayata geçirdiği

yatırımlarla, sektörün gelişiminde rol

üstlenmeye devam ediyor. 2020 yılı ve

sonrası için büyüme odaklı bir strateji

izleyecek olan Dedeman Turizm Grubu,

bu yılın ilk atılımını Kastamonu’da

gerçekleştirecek. KastaMall AVM, Otel

ve Rezidans Karma Projesi içinde yer

alan ve 2020 yılının 3’üncü çeyreğinde

hizmete girmesi planlanan Park

Dedeman Kastamonu için Dedeman

Turizm Yönetimi A.Ş ve KAS Proje

İnşaat ve Yatırım A.Ş. arasında ilk

imzalar atıldı. Dedeman Turizm Grubu

Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Banu

Dedeman ile KAS Proje İnşaat ve

Yatırım A.Ş. Yönetim Kurulunu temsilen

Ali Yıldız arasında imzaların atıldığı

tören, Dedeman İstanbul Oteli’nde 8

Ocak 2020 günü gerçekleştirildi.

Dedeman: “2020 yılında yurt içinde

iki yeni otel açacağız”

İmza töreninde konuşan Banu

Dedeman, “Bugüne kadar farklı

bölgelerde yer alan otellerimizle,

bulunduğumuz bölgelerin gelişimine

yön veren bir grup olduk. 2020 yılı

içinde yurt içinde açmayı planladığımız

2 yeni otelimizin ilkini Kastamonu’da

hayata geçireceğiz. 2020 yılının 3’üncü

çeyreğinde hizmete girecek yeni

otelimizle bölgeye ve beraberinde iş

dünyasına değer kazandırmak en büyük

hedefimiz.” dedi.

“Park Dedeman Kastamonu

bölgenin ilk ve tek uluslararası

markalı oteli olacak”

Dedeman kalitesi ve “Geleneksel

Dedeman Misafirperverliği” ile

konuklarını ağırlayan Park Dedeman

otellerine bir yenisini daha ekleyecek

olmanın heyecanını yaşadıklarını

belirten Banu Dedeman, “2018 yılında

‘Türk Dünyası Kültür Başkenti’ seçilen

Kastamonu’nun barındırdığı kültürel ve

doğal mirasa sahip çıkan bir yaklaşımla,

Kastamonu’nun turizm potansiyelini

daha da ön plana çıkaracağız. Bölgenin

ilk ve tek uluslararası markalı oteli

olma özelliğini taşıyacak otelimiz,

yüksek yatak ve toplantı odası

kapasitesi sayesinde iş dünyasının

beklentilerini karşılamasının yanı sıra

bölgede eksik olan düğün ve kongre

salonu ihtiyacını da karşılayacak.

Kastamonu sahip olduğu değerler ile

bir kültür merkezi. Dedeman markası

ile bölgenin kültür turizmini artırmak ilk

önceliğimiz olacak.” şeklinde konuştu.

Yıldız: “Dedeman markası hem

projemize hem ilimize büyük değer

katacaktır”

Toplantıda KAS Proje İnşaat ve Yatırım

A.Ş. Yönetim Kurulunu temsilen

konuşan Ali Yıldız ise şunları söyledi:

“200 Milyon TL’lik yatırımla Kastamonu

için hayata geçirdiğimiz projemiz

sadece bölgeyi değil çevre illeri de

besleyecek karma bir yapıya sahip.

Konaklama hizmetinin yanında, toplantı,

kongre, yemek, nikâh, düğün salonları

ve spor salonları ile hizmet verecek

olan otelin, turizm sektörüne yön

veren, ülkemizin ekonomisine katkı

sağlayan Dedeman markasını taşıyacak

olmasından son derece mutluyuz.

Dedeman markasının bölgeye ve

dolayısıyla çevresine her anlamda bir

farklılık getireceğine inanıyoruz.” dedi.


“Dedeman markasına Anadolu’dan

talep çok”

Turizmde durgunluğun en çok

hissedildiği yıllar da bile otel açmayı

sürdürdüklerini söyleyen Banu

Dedeman, “2020 yılında hizmete

açacağımız 2 yeni otelimizle toplam

otel sayımızı 19’a yükselteceğiz.

Önümüzdeki 10 yıl içinde hedefimiz

ise otel sayımızı 50’ye çıkarmak.

Yatırımcılar ile aynı dili konuşan bir

Türk otel zinciri olma özelliğimiz ile

tercih ediliyoruz. Odaklandığımız

işletme modeli ile büyümeyi planlıyoruz.

Mevcut markaları ile sözleşmesi biten

otel sahipleri ve yeni otel yatırımcıları

ile görüşmelerimiz devam ediyor.” dedi.

Park Dedeman Kastamonu, Ankara

yolundan şehre girişte bulunan

kavşakta yer alıyor. Odaları şehir

ve Ilgaz Dağı manzaralı olan otel,

havaalanına 15 km, Ilgaz Kayak

Merkezine 30 km uzaklıkta. Bölgedeki

yatak kapasitesine katkı sağlayacak

olan Park Dedeman Kastamonu,

özellikle kongre, nişan, düğün ya

da iş sebebiyle gelen grupların

Kastamonu’da konaklamasına fırsat

yaratacak. Park Dedeman Kastamonu,

150 oda, 300 yatak kapasitesi, 600

kişilik balo salonu, farklı ölçülerde 5

toplantı odası, kapalı yüzme havuzu,

sauna, buhar odası, hamam ve masaj

salonlarıyla misafirlerini ağırlayacak.

Park Dedeman Kastamonu Oteli’nin de

içinde yer alacağı ‘KastaMall’ projesi

tamamlandığında 1.500’den fazla

kişinin istihdam edilmesi planlanıyor.

Park Dedeman Kastamonu konukları,

Geleneksel Dedeman Misafirperverliği

ile ağırlanmanın yanı sıra otelin yanında

yer alacak olan alışveriş merkezi ile

modadan yeme içmeye kadar uzanan

geniş bir yelpazede hazırlanmış modern

mağazalardan da faydalanabilecekler.

Kültürel ve doğal güzellikler

Kastamonu’da iç içe

Yaklaşık 375 bin nüfusa sahip Kastamonu,

tarihi, kültürel yerleri ve doğasıyla ilgi

çekiyor. Yüzde 65'i ormanla kaplı, geniş

flora ve faunaya sahip olan Kastamonu,

aynı zamanda çeşitli yaban hayvanlarına

ev sahipliği yapıyor. 170 kilometrelik

kıyısıyla Karadeniz’in en uzun sahil

şeridinin bulunduğu Kastamonu,

dünyanın en önemli kanyonlarından

biri olan Valla Kanyonu, dünyanın en

büyük mağaralarından Ilgarini Mağarası,

Gideros Koyu ve şelaleleri gibi doğal

zenginlikleriyle biliniyor.


40

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

RadIsson Hotel Group,

ikinci çeyrekte üç otel daha açacak

Türkiye’nin en önemli noktalarında hizmet veren Radisson Hotel Group, 2020 yılı içerisinde

üç otel daha açmaya hazırlanıyor. İki oteli İstanbul’un turistik ve tarihi semtlerinde

kapılarını açmaya hazırlanırken, üçüncüsünü de İzmir’in Aliağa ilçesinde açacak.

Türkiye’deki yatırımlarına hızla devam

eden Radisson Hotel Group, 2020

yılının ikinci çeyreğinde üç otel açılışı

gerçekleştirmeye hazırlanıyor. İstanbul’un

en turistik semtlerinden Beyazıt ve

Sultanahmet’te Pantur Turizm ve Ticaret

A.Ş yatırımı ile Radisson Hotel President

Beyazıt ve Radisson Hotel Sultanahmet

olarak operasyona başlayacak.

Türkiye’nin en büyük ikinci şehri olan

İzmir’in Aliağa ilçesinde açılacak olan

Radisson Hotel İzmir Aliağa ise Elif İntro

Otelcilik tarafından destekleniyor.

Radisson Hotel Sultanahmet, 4 farklı

restorana ev sahipliği yapacak. Radisson

Hotel President Beyazıt ise spa, balo

salonu ve farklı restoranlar ile servis

verecek. Radisson Hotel Sultanahmet

ve Radisson Hotel President Beyazıt,

Kapalıçarşı, Ayasofya, Topkapı Sarayı gibi

turistik noktalara yakınlıkları ile önemli

konuma sahipler.

yeni yatırımlarına dair şunları söyledi:

“Radisson Hotel Group’un Türkiye

pazarına olan güçlü taahhüdü, Türkiye'de

30'un üzerinde otel ile büyümeye devam

ediyor. Group, üst segment kategorisinde,

İstanbul’un en geniş otel zinciri olarak

öne çıkıyor. Bu anlamda, markalarımız,

iş ortaklarımız ve çalışanlarımız ile gurur

duyuyoruz”.

Petrol ve gaz endüstri bölgesi olan

İzmir’in Aliağa ilçesinde açılacak olan

Radisson Hotel Aliağa ise yeme içme

alanları, toplantı odaları, spa ve fitness

alanları sunacak.

Younes: “Markalarımız, iş

ortaklarımız ve çalışanlarımız ile

gurur duyuyoruz”

Radisson Hotel Group Başkan Yardımcısı

ve Geliştirme Üst Yöneticisi Elie Younes


GROW WITH US

Radisson Blu Hotel, Kayseri

CREATING OWNER VALUE

THROUGH EVERYTHING WE DO

We walk the walk with franchised partnerships

The largest upper-upscale brand in Europe,

Radisson Blu leverages its network and offers

an urban solution for efficient real estate.

The Radisson brand brings a space

efficient, conversion friendly upscale brand

to urban locations.

Radisson Blu Hotel, Trabzon

Radisson RED is a nimble & bold lifestyle

brand with a lean operating model at vibrant

destinations. Let’s PLAY!

Ramsay Rankoussi

Vice President – Development

Middle East, Turkey & French Speaking Africa

ramsay.rankoussi@radissonhotels.com

Radisson Blu Hotel, Vadistanbul


42

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Hilton Doha The Pearl Residences

Katar'da açıldı

Uzun zamandır merakla beklenen turizm yatırımlarından biri olan modern mimariyle tasarlanan

Hilton The Pearl, Katar'ın başkenti Doha'da açıldı. Misafirlere sunduğu kısa ve uzun dönem konaklama

olanakları, Hilton tarafından geliştirilen özel konsept restoranları, tatil ve iş seyahatleri için sunduğu

imkanlar ile dikkat çeken otelin Türk misafirler için de önemli bir destinasyon haline gelmesi bekleniyor.

Kuveyt destekli First Qatar

Gayrimenkul Geliştirme Şirketi'nin

yatırımcısı olduğu Hilton the

Pearl, ülkedeki en büyük Hilton oteli

unvanını taşıyor. Şirketin Başkanı ve

CEO'su Fahad Khalid Al-Ghunaim,

bu açılışın kendileri için bir dönüm

noktası niteliğinde olduğunu belirterek,

"Konaklama sektöründeki ilk yatırımımızı

gerçekleştirdik. Bu bizim yüksek

kaliteli ve donanımlı yapılar ortaya

koyma kararlılığımızı ortaya koymakla

birlikte, Katar pazarına olan güvenimizi

gösteriyor" dedi. Katar Hilton Ülke Genel

Müdürü Etienne Gailliez ise bu açılışın

Hilton için çok önemli bir kilometre

taşını temsil ettiğine dikkat çekerek,

"Hepimizin beklediği an sonunda geldi"

dedi. Gailliez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hilton'un Katar'da harika özelliklere

sahip 3 markası bulunuyor. Hilton Doha

The Pearl ülkedeki portföyümüz için de

çok önemli bir yatırım. Bu otelin Katar'ın

gelişen turizm sektöründe önemli bir

rol oynayacağına inanıyoruz. Otelimizin

yeni sakinlerini ve özellikle Türkiye'den

gelecek misafirlerimizi ağırlamayı dört

gözle bekliyoruz."

Havalimanına 30 dakika mesafede

Dünya standartlarında inşa edilen 38

katlı otel tesisi, Hamad Uluslararası

Havalimanı'na sadece 30 dakika

uzaklıkta ve Pearl adasının girişinde yer

alıyor. Hilton Honors üyesi misafirlerin

anahtarsız dijital erişime sahip olduğu

akıllı tesiste, özel tasarımlı mobilyalarla

döşenmiş 414 adet oda seçeneği

bulunuyor. Hilton tarafından geliştirilen

restoran konseptlerinin yanı sıra ısı

kontrollü açık yüzme havuzu ve çocuk

kulübü de bulunan tesis çok yakında

özel plaji ile de hizmet verecek. Ayrıca

misafirler Elemis&Sothys Spa ürünlerinin

kullanıldığı Eforea Spa ve Sağlık Kulübü

ile 24 saat açık fitness salonları, Business

Center ile yüksek teknolojiyle tasarlanmış

6 toplantı odasından yararlanabiliyor.

Eşsiz deniz ve şehir manzarası

Oteldeki stüdyo odaları, 1-2-3 yatak

odalı suite ve rezidanslar ile dubleks

dairelerde ev konforu modern mutfaklar,

kanepeli oturma odaları ile her yatak

odasına özel banyolar ile sağlanmış.

Rezidansın odalarındaki deniz manzaralı

balkonlardan Pearl adasının ve Körfez

manzaralarının tadını çıkarmak mümkün.

Hilton Doha The Pearl Residences Genel

Müdürü Hassan El Wahidi, otelin tasarım

kalitesi ile ön plana çıkacağına işaret

ederek, şunları söyledi: "Katar`ın eğlence

ve iş turizmi sektöründe kaliteden ödün

vermeyen ürün ve hizmetlerimizle öne

çıkmayı amaçlıyoruz. Uzun ve kısa süreli

konaklayacak misafirlerimize bir evde

ihtiyaç duyacakları her şeyle dolu bir otel,

bir eğlence merkezi ile özel iş ve etkinlik

seçeneklerini kapsayacak şekilde tüm

hizmetleri sunarak öncelikli tercihleri

haline gelmeyi amaçlıyoruz."

Dünya mutfakları elinizin altında

Hilton the Pearl`un yenilikçi tatlarla

dolu restoran seçenekleri arasında

uluslararası yemek menülerini sunan

`The Kitchen`, Gastro Pub klasikleri

ile yaratıcı kokteyller sunan Mulberry

Tavern ve ünlü Lübnanlı MasterChef Joe

Barza tarafından hazırlanan yenilikçi

menüsü ile dikkat çeken Lübnan restoranı

`Levantine` bulunuyor. Açık havuz

başındaki La Pergola Bar ise tüm yıl

boyunca hizmet verecek.

Çevreye duyarlı pratikler

Otelin sürdürülebilirlik politikasına

bağlı kalacağının altını çizen El Wahidi

"Hilton'un sürdürülebilir bir seyahat

deneyimi yaratma idealine paralel olarak

Hilton Doha The Pearl Residences'da,

plastik şişe ve kalemler kullanılmayacak,

biyolojik olarak çözünebilen kahve

bardağı kapağı ve kahve kapsülleri tercih

edilecek, ayrıca kağıt peçete yerine

kumaş peçeteler ve doğal malzemelerle

üretilmiş pipetler kullanılacak.

Sürdürülebilirlik hedefi yolunda attığımız

bu adımlar Hilton'un çevresel ayak izini

yarıya düşürme ve sosyal etki yatırımını

2030 yılına kadar ikiye katlama hedefiyle

de örtüşüyor" dedi.

Personelin yüzde 50'si kadın

El Wahidi aynı zamanda kapsayıcı iş

gücü hedeflerini de vurgulayarak,

"İnsan kaynakları politikamızda cinsiyet

çeşitliliğine ve kapsayıcılık ilkesine

yürekten bağlıyız. Personelimizin yüzde

50'si kadın ve 46'dan fazla ülkeden çok

sayıda farklı kültür ve tarihi temsil ediyor.

Attığımız tüm adımlar, Hilton'un "Travel

with Purpose" Kurumsal Sorumluluk

Stratejisi ile de uyumlu" dedi.



44

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Radisson Hotel Group İstanbul’daki

varlığını güçlendiriyor

Radisson Hotel Group, İstanbul'daki 15. tesisi olacak Radisson Hotel Apartments

Delta İstanbul Esenyurt yatırımı için imzaların atıldığını duyurdu. Türkiye'nin pek çok

büyük şehrinde faaliyet gösteren Hotel apartments projesi, İstanbul'un en hızlı gelişen

bölgelerinden birinde yer alacak. Yeni Radisson Hotel Apartments Delta İstanbul Esenyurt,

otel grubunun Türkiye pazarındaki büyümesinde kilit bir rol oynayacak.

Radisson Hotel Group Başkan

Yardımcısı ve Geliştirme Üst

Yöneticisi Elie Younes şöyle

konuştu: “Radisson Blu, İstanbul’daki

en büyük üst segment marka olmaya

devam ederken Radisson markası da

bu ağın avantajlarından yararlanıyor.

İstanbul’daki 15. otelimiz olan Radisson

Hotel Apartments Delta İstanbul

Esenyurt ile Türkiye'deki yatırımlarımızı

güçlendiriyor, portföyümüzdeki faaliyette

ve yatırım aşamasında bulunan tesis

sayımızı da yaklaşık 30’a çıkarıyoruz.

Ekibimize güvenleri için iş ortaklarımıza

teşekkür ediyor, birlikte başlattığımız bu

yolculuğun başarılı olmasını diliyoruz.”

Esenyurt, modern binaları ve dinamik

nüfusu ile İstanbul'un tercih edilen

ilçeleri arasında yer alıyor. Aynı zamanda

pek çok şirketin bulunduğu bölge, çok

sayıda ofis alanı sunuyor.

2022’nin üçüncü çeyreğinde

açılacak

2022’nin üçüncü çeyreğinde açılması

planlanan Radisson Hotel Apartments

Delta İstanbul Esenyurt, grubun

İstanbul'daki üçüncü Radisson markalı

tesisi ve Radisson Hotel Group’un

15. oteli olacak. Hotel Apartments,

İstanbul'da mümkün olan en iyi

konaklama deneyimini arayan iş ve tatil

amaçlı seyahat edenler için ideal bir

seçenek olacak.

Toplam alanı 27 bin metrekareden fazla

olacak tesis, 240 hotel apartments

ile hizmet verecek. Radisson Hotel

Apartments Delta İstanbul Esenyurt

ayrıca toplantı salonları, dinlenme

alanları, balo salonları ve gün boyu açık

bir restoran sunacak. Radisson Hotel

Apartments Delta İstanbul Esenyurt, bu

bölgede Radisson Hotel Group'un marka

bilinirliğini güçlendiren ilk uluslararası

markalı üst segment otel olacak. Tatil

amaçlı seyahat eden misafirler, yakın

mesafelerdeki Aqua Club Dolphin (5 km),

Büyükçekmece Grand Aqua Marine (8

km), İstanbul Aquarium (12 km) ve daha

pek çok gibi cazibe merkezinin keyfini

çıkarabilecek.

İzsiz: “Esenyurt’a yatırım bize

heyecan veriyor”

Projenin sahibi Delta Gayrimenkul

Yönetim Kurulu Başkanı Seyithan İzsiz

de şunları söyledi: “Radisson Hotel

Group gibi küresel bir marka ile işbirliği

yapmanın ve Türk turizmine katkı

sağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Esenyurt gibi hızla gelişen ve yükselen

bir bölgede yatırım yapmak bize heyecan

veriyor. Radisson Hotel Group ile uzun

ömürlü bir iş birliği sürdürmeyi ve başka

projeler de geliştirmeyi umuyoruz.”


Radisson Hotel Group strengthens

its presence in Istanbul

Radisson Hotel Group is proud to announce its 15th hotel in Istanbul with the signing of

Radisson Hotel Apartments Delta Istanbul Esenyurt. Active in several important cities in

Turkey, the Hotel Apartment project will be located in one of the most rapidly growing areas

of Istanbul. The new Radisson Hotel Apartments Delta Istanbul Esenyurt plays a key role in

the hotel group’s growth in the Turkish market.

Elie Younes, Executive Vice

President & Chief Development

Officer, Radisson Hotel Group

said: “Radisson Blu continues to

be the largest upper upscale brand

in Istanbul and the Radisson brand

leverages on that network. This is our

15th hotel in Istanbul. With Radisson

Hotel Apartments Delta Istanbul

Esenyurt we have reinforced our

investments in Turkey and increased

our portfolio to around 30 hotels in

operation and under development in

the country.

We thank our partners for their trust in

our poeple and look forward to a joint

sucessful journey’

The Esenyurt county is the preferred

district of İstanbul with its modern

structures and vibrant population.

The city is also home to a range of

companies and offers plenty of office

space.

It will open in the third quarter of

2022

Radisson Hotel Apartments Delta

Istanbul Esenyurt is expected to open

in the third quarter of 2022 making

it the group’s 3rd Radisson branded

property and Radisson Hotel Group’s

15th hotel in Istanbul. The Hotel

Apartments will be the perfect place

for business travellers and leisure

guests seeking the best possible hotel

experience in Istanbul.

The project will be spanning an

area more than 27 thousand square

meters and will be serving 240

hotel apartments. Radisson Hotel

Apartments Delta Istanbul Esenyurt

Turkey will also offer meeting rooms,

lounge areas, ball rooms, and an allday

dining restaurant.

Radisson Hotel Apartments Delta

Istanbul Esenyurt will be the first

internationally branded upscale hotel

in the area that strengthens the brand

awareness of the Radisson Hotel

Group.

Leisure travellers can enjoy the nearby

attractions such as Aqua Club Dolphin

(5km), Büyükçekmece Grand Aqua

Marine (8km), Istanbul Aquarium

(12km).

İzsiz: “We are delighted to invest in

Esenyurt”

The contractor of the project Delta

Real Estate’s owner Seyithan

İzsiz said: “We are delighted to be

partnering with a global brand such as

Radisson Hotel Group and to be able

to contribute to Turkish tourism. It is

exciting to be investing in a flourishing

area like Esenyurt. We look forward

to a long relationship with Radisson

Hotel Group and to developing more

projects together”.


46

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Radisson Hotel Group Türkiye’deki

25. otelini Sakarya’da açtı

Şık tasarımlı tesislerinde kişiselleştirilmiş hizmetler ve pozitif deneyimler sunan üst

segment otel markası Radisson Blu, Türkiye’nin kuzey batısında Radisson Blu Hotel,

Sakarya’nın açıldığını duyurdu.

Sakarya, Türkiye’nin en büyük

sanayi merkezlerinden biri

olmanın yanı sıra en dinamik ve

hızla büyüyen illeri arasında yer alıyor.

Marmara bölgesinde, Karadeniz’e

yakın konumda bulunan Sakarya, kara

ve demir yoluyla İstanbul’a bağlantısı

ve İstanbul Uluslararası Havalimanına

rahat erişimiyle de öne çıkıyor.

Sakarya, ekonomik öneminin yanı

sıra Bizans ve Osmanlı dönemlerine

uzanan zengin mirası, ayrıca yaylalar

ve termal kaynaklar gibi doğal

güzellikleri ile de tanınıyor.

Hem iş hem tatil amaçlı seyahat

edenler için ideal bir seçenek

Doğu Avrupa, Rusya ve Türkiye

Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı

Michel Stalport şunları söyledi:

“Önde gelen Radisson Blu markamızı

Sakarya’ya getirmenin mutluluğunu

yaşıyoruz. Türkiye’de işlettiğimiz ve

yatırımı devam eden 16. Radisson

Blu ve 27. Radisson Hotel Group

oteli olan bu tesisle ülke çapındaki

ağımızı kuvvetlendirmeye devam

ediyoruz. Ülkenin en önemli ve

gelişen şehirlerinden birinde, seçkin

bir konumda yer alan otelimiz, hem

iş hem tatil amaçlı seyahat edenler

için ideal bir seçenek sunuyor.

Otelin şehirdeki ayrıcalıklı adresi,

Radisson Blu markasının üst segment

konumlandırmasına mükemmel

uyuyor.’

139 odalı

Yeni inşa edilen tesiste huzurlu

atmosferi ve şık tasarımıyla keyifli

konaklama deneyimi sunan 139

modern oda ve süit bulunuyor. Otel,

konaklamaları sırasında dinlemek ve

enerji toplamak isteyen misafirleri

için tam donanımlı bir spor salonu

ve fitness alanı, ayrıca kapalı yüzme

havuzu, Türk Hamamı, buhar banyosu,

sauna ve kişisel bakım programları

sunuyor. Allegro Restaurant, dünya

mutfağından lezzetler servis ederken

misafirler Blu Bar’ın ağız sulandıran

zengin seçeneklerinin keyfini terasta

da çıkarabiliyor. Otelde ayrıca en

ileri teknolojilerle donatılmış 800

metrekarelik toplantı ve etkinlik alanı

da yer alıyor.

Radisson Blu Hotel, Sakarya Genel

Müdürü Uğur Ofluoğlu şöyle konuştu:

“Sakarya’daki ilk Radisson Blu

otelinde konuklarımızı ağırlamaktan

memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin

pek çok seçenek sunan bu güzel

bölgesinde harika bir ekiple

konuklarımıza unutulmaz deneyimler

yaşatmaya hazırız.”


Radisson Hotel Group opens its

25 th hotel in Sakarya, Turkey

Radisson Blu, the upper-upscale brand that delivers a positive and personalized service in

stylish spaces, is pleased to announce the opening of the Radisson Blu Hotel, Sakarya, in

northwestern Turkey.

with historical relics dating back to

the Byzantine and Ottoman eras and

scenic beauty such as highlands and

thermal springs.

An ideal option for business and

leisure travelers

Michel Stalport, Area Senior Vice

President Eastern Europe, Russia

and Turkey, said: “We are delighted

to bring our leading Radisson Blu

brand to Sakarya. This marks our

16th Radisson Blu and 27th Radisson

Hotel Group property in operation

and under development in Turkey and

reinforces our network in the country.

The hotel has a prime location in one

of the countries most important and

upcoming cities, making it ideal for

business as well as leisure travelers.

The exclusive address of the hotel

in the city perfectly complements

the upper upscale positioning of the

Radisson Blu brand.’’

139 roomed

The newly-built hotel features 139

modern guest rooms and suites

with a restful ambience and stylish

design. For guests who like to relax

and recharge during their stay, the

hotel offers a fully equipped gym and

fitness area, including an indoor pool,

Turkish Hammam, steam bath, sauna

as well as personal care programs.

And while Allegro Restaurant serves

international delights, the Blu Bar

has a rich variety of mouth-watering

snacks, which guests can enjoy on

a pleasant terrace. The hotel also

features 800sqm of meetings and

events space, equipped with the latest

technology.

Uğur Ofluoğlu, General Manager of

Radisson Blu Hotel, Sakarya, said: “We

are pleased to welcome our guests in

the first Radisson Blu hotel in Sakarya.

We have a fantastic team in place

ready to create memorable moments

for our guests in a region of Turkey

that has so much to offer.”

Sakarya is one of the largest

industrial hubs, dynamic and

fast-growing cities in Turkey.

Located in the Marmara region, close

to the Black Sea, Sakarya is wellconnected

through both road and

rail with Istanbul and is serviced by

Istanbul’s International Airport. Apart

from an economic importance, the city

of Sakarya also has a rich heritage


48

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Six Senses

Kocataş Mansions,

Istanbul açıldı

Six Senses Hotels Resorts SPA

markası, eşsiz ve sıra dışı hizmet

anlayışını, Sarıyer’deki 19.

yüzyıldan kalma Kocataş Yalısı ve Sait

Paşa Yalısı’na yeniden hayat vererek

İstanbul’a taşıyor. Misafirlerine hizmet

vermeye başlayan Six Senses Kocataş

Mansions, İstanbul, şehrin tarihi

dokusunu modern çizgilerle bir araya

getiriyor.

Şehirde bir vaha

''Boğaz’ın İncileri'' olarak anılan

rıhtımları ile ünlü Sarıyer’deki

Kocataş ve Sait Paşa konakları,

orijinal yapısına saygı gösterilerek

ve mimari dokusu korunarak Six

Senses dokunuşlarıyla yeniden hayat

buluyor. Yalılar, 20 yıl önceki yangından

sonra Six Senses Hotels Resort Spas

markasının dokunuşlarıyla yenilenerek,

misafirlerine kapılarını açtı. 45 adet

misafir odası ve süitlerin bulunduğu üç

katlı iki görkemli konağın içinde toplantı

salonları, sağlık kulübü, restoranlar,


Kahve Cafe ve butik bulunuyor.

Konakların mimari dokusu, İstanbul’un

tüm kontrastlarından esinlenilerek

– doğu ve batı, tarihi ve modern,

mistik ve dünyevi – ve geleneksel

çizgilerin, Six Senses dokunuşları ile

harmanlanmasıyla yeniden gün yüzüne

çıkıyor.

Boğaz’da gastronomik yolculuk

Eat With Six Senses felsefesine

dayanan, hem besleyici hem de lezzetli

menülere ev sahipliği yapacak olan Six

Senses Kocataş Mansions, Istanbul’un

restoranları yaşamın ince zevklerinden

ödün vermeden sağlıklı ve dengeli

yaşam tarzını hedefleyen misafirlerini

büyülemeye hazırlanıyor. Ayrıca, gün

boyu sunulan birbirinden lezzetli

sağlıklı atıştırmalık ve pasta çeşitlerine

eşlik eden Boğaz manzarası ile otelin

lounge alanı olan Kahve de rahatlatıcı

ambiyansı ile misafirlerini bekliyor.

Özel tekne ile sıra dışı deneyimler

Six Senses misafirperverlik

anlayışının bir parçası olan Misafir

Deneyimi Uzmanları, Sarıyer’deki

lokal deneyimlerden İstanbul’un

güzelliklerinin keşfine, pek çok sıra dışı

olanağı konukların tercihine sunacak.

Otelin sahip olduğu özel tekne ile tarihi

yarımadaya yapılacak ziyaretlerden

Six Senses lezzetleri eşliğinde

gerçekleşecek özel Boğaz turlarına,

yakın çevreye yapılacak doğa ve tarih

gezilerinden günlük gerçekleştirilecek

yeme-içme workshoplarına pek çok

deneyim misafirleri bekliyor.


50

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Turizm

ruhunda

var

İlknur

Fidan

Kepez

Seyahat Acentaları Yöneticileri

Derneği (SAYD) seçimlerinden

çıkan ilk kadın başkan. Sanitas

Travel’în kurucusu, işin mutfağından

gelme bir acente emekçisi, üstelik de

bir anne! Konumuna hakkını verecek

ölçüde dinamik, üretken ve de hizmet

sevdalısı! "Şimdi düşünüyorum da, turizm

ilk gençlik yıllarımdan beri ruhumda

varmış. Oysa babam eczacı olmamı

istiyordu. O beni bir eczacı olarak hayal

ederken, bense turizm sektöründe

çalışmaya şevkle devam ettim. Bir tercih

hakkım daha olsa yine turizmi seçerdim"

diyen İlknur Fidan Kepez ile turizmde

yolculuğunu ve en yeni şapkası SAYD

Başkanlığını konuştuk.

İlknur Hanım, turizmci olmaya

nasıl karar verdiniz? Öğrencilik

yıllarınızdan başlayarak Seyahat

Acentaları Yöneticileri Derneği

(SAYD) Başkanlığı’na uzanan turizm

hikayenizi anlatır mısınız?

Ben Erenköy Kız Lisesi mezunuyum.

Okul yıllarımda gezi kolu başkanı olmaya

heveslenecek kadar dışa dönük, sosyal

ve gezmeyi seven biriydim. Lise son sınıfa

geldiğimde bir turizm firmasında rehber

yardımcısı olarak tura katıldım. Yine

o dönem İstanbul Goethe-Institut’ude

Almanca eğitimi aldım. Liseden sonra

öğrenimime İstanbul Üniversitesi İktisadi

Bilimler Fakültesi Turizm İşletmeciliği

Bölümü’nde devam ettim. Hatta o ara

üniversite kaydımı dondurup, İngiltere’de

bir yıl kadar yabancı dil eğitimi de aldım.

Şimdi düşünüyorum da, turizm ilk gençlik

yıllarımdan beri ruhumda varmış. Oysa

babam eczacı olmamı istiyordu. O beni bir

eczacı olarak hayal ederken, bense turizm

sektöründe çalışmaya şevkle devam

ettim. Ne zaman ki üniversiteden mezun

oldum, bavulumu toplayıp, turizmin

başkenti Antalya’ya yerleştim.

İlk nerede çalıştınız?

Turizme ilk başlangıcımı SOL Kamelya

World'un resepsiyonunda yaptım.

Sezonluktu tabii. Doğal olarak ben

de yoluma Antalya merkezdeki farklı

işletmelerle devam ettim. 2013 yılında

emekli oldum, hemen arkasından da

kendi seyahat acentem olan Sanitas

Travel'i kurdum. Bu kararı verirken,

sağlık turizminin ülkemizde gelişeceğini

öngörmüş ve o yolda da kendimi


geliştirmek istemiştim. Şu an bu

düşüncemde ne kadar haklı olduğumu

sağlık turizminin bir hükümet politikası

olduğunu gördükçe çok daha iyi

anlıyorum.

Elbette bugün bile Türkiye turizminin

çeşitlendirilmeye ve nitelikli turiste

olan ihtiyacı baki… Bundan yedi yıl önce

kurduğum acentemle sağlık turizmine

yönelik alt yapı ve donanımımı sağlayarak

çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Devletimizin öngördüğü belgelendirmeleri

aldım, dönemsel olarak çalıştaylara da

katılıyorum.

Çok yakın bir zaman önce Seyahat

Acentaları Yöneticileri Derneği

Başkanlığınız duyuruldu. Sizi

SAYD’ın ilk kadın başkanı olarak

biliyoruz. Bir turizm emekçisi

olarak bu görev size neler

hissettiriyor?

İlk olarak bugüne kadar derneğimize

katkıda bulunan tüm başkan ve

yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Bu

görevi aldığım için mutluyum, gururluyum

tabii. Uzun yıllar emek verdiğim sektör

tarafından değer görerek bu pozisyona

layık görülmek memnuniyet verici.

Ben de görevimi hakkıyla yerine getirmek

için elimden gelen gayreti göstereceğim.

SAYD için hedeflerimiz büyük. Öncelikli

olarak, Türkiye genelinde ve yurt

dışındaki temsilcilik ağımızı arttırmak

ve yaygınlaştırmak istiyoruz. Şu anda

İzmir, İstanbul, Ankara, Gaziantep ve

Almanya'da temsilciliklerimiz var. Yurt

dışında İngiltere başta olmak üzere

diğer Avrupa ülkelerinde de ağımızı

genişletmek istiyoruz.

Vizyonunda kurumsallaşarak

markalaşmak var

Kurumsallaşmak ve markalaşmak

da bu dönemde atacağımız önemli

adımlardan olacak. Ben kişisel olarak

da kurumsallaşmanın değerine inanan

biriyim. Kurumsallaştığınız oranda

markasınız çünkü. Kendi acentemi de

bir dünya markası yapmak istiyorum. Bu

konuda da bilgi ve tecrübelerimi ulusal

ve uluslararası çalıştaylara katılmak

suretiyle geliştirmeye çalışıyorum.

SAYD içinde bu çalışmalarım sürecek.

Derneğimiz zaten mevcutta kurumsal

bir kimliğe sahip. Bunun ötesinde 2020

hedeflerimize Batı Akdeniz İş İnsanları

Federasyonu üyeliğini de koyduk. Genel

kurula gerekli başvurularımızı yaptık.

Bu ay içinde sonuçları belli olacak.

Federasyona üye olabilirsek, bu hem

bize bağlı acentelerin kurumsallaşmaları

ve markalaşmaları hem de ticari iş

Kendini sosyal, dışa

dönük ve titiz bir iş

insanı olarak tarif eden

İlknur Fidan Kepez,

sıkı bir iş takipçisi de!

Sorumluluğunu aldığı

her işin A’dan Z’ye

takipçisi ve denetçisi

olduğunu anlatan Kepez

için tamamlamak kadar

tamamlanmak da önemli

bir detay. Bu yolda

her türlü iş birliği ve

çalışmaya açık olduğunu

içtenlikle dile getiren

deneyimli turizmci için

iş yaşamı gibi aile hayatı

da paha biçilmez bir

değere sahip. Yaşamında

iş insanı olmak gibi

anneliği de çok sevdiğini

söyleyen Kepez, aile

bağlarındaki hassasiyetin

çalışma hayatındaki ekip

ruhunu beslendiğini ve

geliştirdiğini söylüyor.

birliklerinin kurulması adına önemli bir

basamak teşkil edecek. Tüm bunlarla

birlikte derneğimizin üye sayısını

arttırmak ve mevcut üyelerimize

yönelik çalıştaylar düzenlemek de

planlamalarımız arasında yer alıyor,

Derneğin şu anki üye sayısı nedir?

Yıl içinde bu sayıyı ne oranda

arttırmak istiyorsunuz?

Şu an 73 üyemiz var. Bu rakamı yılsonu

itibari ile 100'e çıkarmak istiyoruz.

Ancak dernek olarak çok hızlı bir şekilde

büyümek istemediğimizin de altını çizmek

isterim. Çünkü bu büyümede nicelikten

çok niteliğe önem veriyoruz. Üyelerimize

fayda sağlayacak, yapılanmaya değer

katacak oluşumlar içinde yer almak

önceliğimiz. SAYD olarak, turizmin tüm

paydaşları ile etkileşime geçip, daha iyi

yönetilebilir, net bir politikası olan bir

turizm sektörünün sağlanmasına hizmet

etmek en önemli amacımız.

Sizin dışınızda dernekteki kadın üye

sayısı nedir? Bu sayıyı arttırmaya

yönelik bir tasarrufunuz olacak mı?

Derneğimize üye kadın sayısı 12. Bunu yıl

içinde en az yüzde 50 oranında arttırmak

istiyoruz. Hatta bu sayı şimdiden

yükselmeye başladı bile. TÜRSAB kadın

üyeleri ve seyahat acentası üst düzey

yönetici kadınlarımızı da davet ediyoruz.

Onların da bu anlamda bize destek

olacağına inanıyorum. Şayet başarılı

olabilir isek, üye sayımızı ciddi oranda

yükselteceğimizi düşünüyorum.

Buna paralel olarak sormak

isterim, Türkiye Seyahat Acentaları

Birliği (TÜRSAB), yoğun seçim

maratonunu Firuz Bağlıkaya'nın

ikinci dönem başkanlığı ile

sonuçlandırdı. Hatta vaad edilen

bu değişim hareketinin içinde

kadın üye sayısı da arttı. Siz ne

düşünüyorsunuz bu konuda?

Başkan Firuz Bağlıkaya’nın ilk döneminde

yönetim kurulundaki kadın sayısı ikiydi.

Bildiğim kadarıyla şu an altı oldu.

Keşke hepsi kadın olsa… Çünkü kadının

olduğu yerde düzen vardır, nezaket

vardır. Kadınlar daha titiz ve detaycı

oldukları için daha çalışkan ve olurlar.

Türk kadınının Atatürk’ün gösterdiği

hedefler doğrultusunda her alanda olması

gerekiyor tabii. Özellikle de ülkemizin dışa

açılan yüzü olarak turizmin hem yönetim

hem de proje ve fikir aşamalarında

kadının varlığını önemsiyor, SAYD olarak

da bu fikri benimsiyoruz. Zaten benim

başkanlığım da bu fikrin ne kadar

önemsediğinin açık bir kanıtı, öyle değil

mi?

TÜRSAB ile ilişkileriniz nasıl?

SAYD olarak, yeni dönemden

ve yönetimden beklentileriniz,

talepleriniz var mı?

Şu ana kadar TÜRSAB ile ilişkilerimiz

oldukça iyi gitti. Hatta üç üyemizi

TÜRSAB Yönetim Kurulu’na göndermiş

bulunmaktayız. Geçen dönem Sayın

Nezih Hacıalioğlu’ydu. Bu yeni yönetime

de Sayın Hamit Kuk ve Sayın Öznur

Köse dahil oldular. TÜRSAB ile fikir

ve projelerimizi çok rahat bir zeminde

paylaşıp, turizm sektörüne fayda

sağlayacak çalışmalar yapıyoruz.

Tabii 2020 yılına geldiğimizde, seyahat


52

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Peki son dönemde Bakanlık ve

TÜRSAB arasında yaşanan gerilimi

siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

TÜRSAB, Bakanlığa bağlı bir kuruluştur.

Dolayısıyla Bakanlık ile TÜRSAB arasında

bir problem yoktur. Sadece Bakanımız

ile TÜRSAB Başkanı arasında ufak

sürtüşmeler olmuş anladığımız kadarıyla.

Ama kendileri eski arkadaş oldukları

için ortak bir yol bulup tekrar eski

dostluklarına devam edeceklerdir. Fakat

bu iki kişinin arasındaki sorunun, sektörü

etkilememesine de asgari oranda dikkat

edilmesi gerektiği görüşündeyim.

Son olarak turizmde şu an nasıl

bir hava esiyor dersiniz? 2019

yılı değerlendirmesiyle birlikte

yeni sezona ilişkin tespit ve

öngörülerinizi paylaşabilir misiniz?

2019 yılı turizm sektörü tarafında iyi

geçti. Beklentimiz, bu yılın da aynı şekilde

geçmesi. Avrupa pazarında yüzde 15,

Rusya pazarında da yüzde 20’lik bir

büyüme hedefliyoruz. Tabii bu noktada

ülkemize nitelikli turist kazandırarak,

turizm gelirlerimizi arttırmak önemli

bence.

acentelerinin halen çözüm bekleyen

birtakım sorunları da yok değil.

Bunlardan en önemlisi, 1618 Sayılı Yasa.

Kanun taslağı günümüz koşullarında çok

yeterli olmamakla beraber SAYD olarak

temennimiz, en kısa zamanda yeni haliyle

Meclis’ten geçmesi.

Bakanlıkla iletişiminiz nasıl? Yine

çok kısa bir süre önce basına bir

bildirge yayınlayarak Lütfi Kırdar’da

Bakanlık nezdinde gerçekleşen

toplantıyla ilgili görüşlerinizi

bildirdiniz. Bu yeni yasayla ilgili bir

istişare toplantısıydı. Dernek olarak

yeni Seyahat Acentaları Yasası’ndan

beklentileriniz neler? Derneğiniz bu

anlamda nasıl bir pozisyon alacak?

Biz SAYD olarak 2013 yılında bir çalıştay

yapmıştık. İlgili dönemde Kültür ve

Turizm Bakanımıza, TÜRSAB Başkanına

ve çeşitli kuruluşlara acentelerin

sorunlarını tespit etmek suretiyle

çözüm önerilerimizi sunmuştuk. İlgili

yasa çıkarsa, umuyoruz, önümüzdeki

yıllarda seyahat acenteleri biraz daha

rahatlayacak. 3.Turizm Şurası’nda

komisyonlara sunduğumuz; ‘Türk

Sermayeli Turizm Şirketlerinin

Desteklenmesi’, ‘Turizm Piyasaları

Düzenleme ve Denetleme Kurulu’, ‘Kaçak

Acentecilik Faaliyetler ve Sorunları’ isimli

tebliğler Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın

Şura resmî web sayfasında da yayınlandı

Yasanın değişmesinde tarafız. SAYD

olarak bütün seyahat acentelerimizin

sorunlarına çözüm getirecek yeni yasanın

tarafındayız.

“Oldum olası insan

ilişkilerini ve yeni

yerler tanımayı sevdim.

Hiç unutmam, 1999

senesinde Azerbaycan’da

bir yıl çalışmıştım.

Mesleki kariyerimin en

büyük pişmanlıklarından

biri de, oradan Rusça

öğrenmeden dönmem

olmuştur. Şahsım adına

ne büyük talihsizlikti

ki, ülkeme döndükten

sonra Rus pazarında

önemli bir artış olmuştu.

Ama başıma ne gelirse

gelsin, mesleğimi hep

çok sevdim. Bir tercih

hakkım daha olsa, yine

turizmci seçerdim.”



54

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj

Erhan Gökçe:

"Yatak konusunda uzmanız, bir

dünya markası olmak istiyoruz"

1990 yılından bu yana "kaliteli uyku

ve kaliteli yaşam” felsefesi ile İzmir

Torbalı tesisinde yatak üretim

faaliyetlerini sürdüren Dartistebedding,

uluslararası arenada 30’u aşkın ülkeye

ihracatı ile uyku sektöründeki öncü

kimliğin koruyor.

Türkiye genelinde hedeflenen 20

mağaza sayısına ulaşarak, kaliteli uyku

deneyimini yaygınlaştırmayı ve marka

değerini arttırmayı amaçladıklarını

belirten Türkiye Mağazalar ve Kurumsal

Satış Direktörü Erhan Gökçe ile

firmanın bu yıla ilişkin üretim- büyüme

stratejilerini ve projelerini konuştuk.

Dartistebedding'i tanıtarak; üretim

kapasitesi, ürün gamı ve hedef

pazarları hakkında bilgi verir

misiniz?

1990 yılından bu yana yılların tecrübesi

ve pek çok ülkedeki başarı hikayemiz

ile İzmir Torbalı'da bulunan 35 bin

metrekarelik tesisimizde, 200 teknik ve

50 idari kadro ustamızdan çırağımıza

kadar işimize gönül verdik ve dünya

pazarında da önemli bir yer edindik.

Müşteri isteklerini önemli ölçüde

karşılamak için öncelikli hedefimiz

olan “kaliteli uyku ve kaliteli yaşam”

felsefemiz, dünden bugüne sloganımız

ve ölçütümüz olmuştur. Uluslararası

vizyonda 30’u aşkın ülkeye ihracatımız ile

uyku sektöründe üst sıralara çıkmış olan

Dartistebedding, doğal üretimli yatakları

sayesinde güvenilir ve kaliteli bir marka

olmuştur. Ar-ge faaliyetlerimizde

tüketicilerimizin farklı yaşam biçimlerine

ve farklı uyku alışkanlıklarına uygun

yataklar üretmek hedefiyle süreklilik

gösteren bir araştırma faaliyeti içindeyiz.

Dünyadaki son teknolojiyi el emeği

ve doğal üretim olan yataklarımız ile

birleştirerek yüksek kalitede ve dünya

standartları üzerine çıkararak sağlıklı bir

uyku için gerekli olan tüm bilgi, beceri

ve deneyimimizi kullanmaktayız. Ayrıca

yatak üretim biriminin yanı sıra farklı

model ve özelliklerde bazalarımız ve

birbirinden güzel, tamamı el emeği olan

farklı modellerde ve renklerde yatak

başlıklarımızla mağazalarımızda görsel

bir şölen sunmaktayız.

Oteller, tatil köyleri ve turistik

işletmelere sunduğunuz yatak

çözümleriniz nelerdir?

Oteller, sektörümüzdeki tüm firmalar

için, tüketicilerine ürünlerini en iyi

şekilde ifade edebildikleri bir platform.

Bu platform, konaklama yapan

misafirlere marka hakkında çok önemli

ipuçları verebiliyor.

Bir örnekle, mağaza satış

personellerimiz, müşterilerimizden

"Ben x otelde kaldım, çok rahat ettim,

evimde de aynı konfor ve kalitede uyku

istiyorum." şeklinde ifadelerle sıklıkla

karşılaştıklarını iletiyor. Bu yorumlar

bizleri memnun etmekle beraber,

müşterilerimize doğru yatağı sunmak

konusunda da önemli ipuçları veriyor.

Oteller, turistik tesis ve işletmelerde,

tedarik sağlayıcı ve misafir arasındaki

en önemli birim, housekeeping'dir.

Bizim asıl amacımız, onların işini

kolaylaştırmak.

Bunu uzun ömürlü, daha dayanıklı, aynı

zamanda bir bayan çalışanın bile tek

elle kaldırıp altını temizleyeceği bir baza

olarak da düşünebilirsiniz, iki ayrı yatak

bulunan bir odada double yatak talep

eden inatçı misafirlere karşı birleştirme

fermuarlı yataklar olarak da...

Yatağını sert bulan ve rahatına düşkün

misafirler için yumuşak yatak pedler

vb. ürünlerimizle konaklama sektörüne

yönelik kurumsal çözümlerimiz ve Ar-ge

çalışmalarımız oldukça fazla diyebilirim.

Yurt içi ve yurt dışı satış

noktalarınız ağırlıklı hangi

bölgelerde yer almakta? İhracat

yaptığınız kanallardaki rekabet

gücünüz nedir?

Yurt içinde 5'ini geçen yıl açtığımız

14 mağazamız bulunuyor. Bu yıl için

ülkemizde ayrı şehir ve noktalarda 6

mağaza hedefimiz daha var. Marka

bazında hedefimiz; yurt içinde 20 mağaza

sayısına ulaşmak ve bu mağazalarda

müşterilerimize kaliteli uyku deneyimi

yaşatmak. Bununla beraber ülkemizi ve

markamızı dünyada en iyi şekilde temsil

etmek de öncelikli hedeflerimiz arasında

geliyor. Nitekim yatak sektörünün

dünyada çok önemsenmekle birlikte hızlı

rekabet koşularını da arttırdığı bilinen bir

gerçek.

2019 yılı Dartistebedding için nasıl

geçti? Pazara hangi ürünlerle girdiniz?

Ne tür geri dönüşler aldınız?

2019, tüm dünya için oldukça zor bir yıldı,

hatta farklı sektördeki firmalara yönelik

pek çok üzücü haberi birlikte izledik. Bu

koşullarda biz de Dartistebedding olarak,

gereken bütün pozisyonları en iyi şekilde

aldığımızı düşünüyor, bu yıl için pek çok

alanda daha iyimser bir ticari ortam

oluşabileceğini ümit ediyoruz.

Geçtiğimiz sene ürün gamımızda

doğal malzemelere ağırlık vererek

handmade yatak çeşitlerimizi arttırdık.

Piyasa durgunluğu gözönünde

bulundurulduğunda, bu cesaret isteyen

bir hamleydi. Fakat markamız açısından

da geri dönüşü oldukça olumlu oldu.


2020 yılına nasıl girdiniz? Bu yıla

özel olarak tasarladığınız yeni

üretimleriniz var mı? Yılın üretim

stratejisini ne şekilde planladınız,

anlatır mısınız?

2020 yılını, ekonomistler toparlanma

yılı olarak tanımlıyor. Geçtiğimiz yıl

ağırlık verdiğimiz doğal yatak dolgu

malzemelerine 2020'de biraz daha

fazla yer vereceğiz. Çünkü son yıllarda

tüketici bilinci daha da artarak, talepleri

bu yönde şekillendirmeye başladı. Yatak

sektöründe doğallık talep görüyorsa, bize

de bu ihtiyaca en doğru şekilde cevap

vermek düşüyor. Geçtiğimiz günlerde

ANFAŞ Antalya Otel Ekipmanları Fuarı'na

da katıldım. Hakikaten turizm sektörü

açısından oldukça güzel bir enerji

aldım. Fuarda ürünlerimizi gerek otel

sahiplerine gerekse ilgili satın alma

birimlerine en sağlıklı şekilde tanıtma

fırsatı bulabildiğimizi düşünüyoruz. Bizim

için güzel bir podyumdu. 2020'nin turizm

için iyi bir yıl olacağına inanıyorum.

Son dönemde turizm konaklama

sektöründe gelişen trendlere bağlı

olarak ürün tasarımları da bir hayli

gelişti. Siz markanızı bu değişimin

neresinde görüyorsunuz? Bağlı

bulunduğunuz sektörde dünyadaki

trendleri takip ediyor musunuz?

Konaklamada aslolanın yatak olduğunu

turizm sektörü çok iyi bir şekilde

anladı. Nitekim yatak konforu, otel

imajı açısından önemli referanslar

verebiliyor. Bir otel odasında elbette

mobilya, televizyon, minibar ve perde

önemli ama misafir için sabah odadan

ayrılırken aklında kalan tek şey, yatak.

İşte bizim işimiz, misafirlerin odalarından

tebessüm ile ayrılmalarını sağlamak.

Türkiye iç piyasasında neler oluyor,

Dartistebedding bunun neresinde

duruyor?

Türkiye iç piyasası artık kabuk

değiştiriyor. Bu değişen şartlarda

firmalar dünya markalarını takip etmek

ve kendilerini yenilemek zorunda. Ancak

bu şekilde sağlıklı bir rekabet ortamı

doğar ve tüketiciye yansıması da olumlu

olur.

Ülkemiz yatak sektöründe maalesef

şöyle bir yanlışa tanık olmaktayız.

Konusunda uzman olmayan birçok

yeni marka, mevcut pastadan payını

almaya çalışırken, ne yazık ki bu

çalışmalar bizim gibi işini hakkıyla yapan,

alanında uzman firmalara da olumsuz

yansımakta. Ancak bu gidişatın çok da

uzun sürmeyeceğini düşünmekteyim.

Teknoloji ve Ar-Ge ye

yatırımlarınızdan bahseder misiniz?

Bu yatırımlar için yıllık ne kadar

bütçe ayırıyorsunuz?

Dartistebedding olarak, Ar-Ge

çalışmalarımızı yurt dışı partnerlerimiz

olan çeşitli uzman markalarla

yürütüyoruz. Yönetim Kurulu Başkanımız

Sayın R. Ercan Özcan, zamanının

büyük bir kısmını yurt dışına harcıyor.

Baktığımızda sektör çok hızlı ilerliyor. Şu

anda yurt içinde piyasaya sunmadığımız

oldukça geniş bir koleksiyonumuz var.

Yatak üretim malzemelerinde hangi

ürünlere ağırlık veriyorsunuz?

Otellerde temiz ve hijyenik bir

uyku deneyimi yaşatmak için yeni

malzeme arayışlarınız söz konusu

mu?

Yatak üretim hammaddeleri kullanıcıya

bağlı olarak farklılık gösterebiliyor.

Müşterilerimiz, mağazalarımıza

geldiklerinde farklı özelliklerde

her bütçeye uygun ürün gurubunu

satış temsilcisi arkadaşlarımız ile

beraber parentez açıyorum 'yatarak',

anatomisine en uygun ürüne talep ettiği

dolgu malzemeleriyle sahip olabiliyor.

Müşterilerimiz, yatakların yanı sıra oda

tiplerine uygun renk ve modellerde,

farklı tarz dokularda kumaşlarla başlık

ve bazalarını seçebiliyor.

Otel gruplarında ise, durum biraz daha

farklı. Otel satınalma departmanları

yatak seçerken, konaklama durumlarını

göz önünde bulundurmak zorunda.

Çünkü her gün farklı boy ve kiloda

sayısız misafir bu yataklar üzerinde

konaklıyor. Dolayısıyla ortak bir zeminde,

bu kadar farklı ölçüde müşteriyi rahat

konaklatabilmek bizim uzmanlık

alanımız. Firmamız, Türkiye'nin ve

dünyanın önde gelen otel zincirleriyle

iş birliği halinde ve konaklamalarda

neredeyse şikayet almadığımızı gönül

rahatlığı ile söyleyebiliriz.

Gündeminizde yeni projeler,

yatırımlar var mı? 2020 genel

büyüme stratejinizden bahsederek,

yıla ilişkin planlamalarınızı

aktarabilir misiniz?

Biz yatak konusunda uzmanız,

müşterilerimizi rahat ettirmek için

çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu

yıldan sonra en büyük hedefimiz,

dünyada örnek alınan bir marka haline

gelebilmek. Bunu sağlayabilecek,

alanında uzman çok iyi bir teknik

kadromuz var. Umuyorum, çalışma

arkadaşlarımız ile beraber bu yolda

işimizi doğru yaptığımız sürece

hedefimize de rahatlıkla ulaşacağız.


56

hotel restaurant

& hi-tech

brand interview

Erhan Gökçe:

"We are experts in bed; we want

to be a world brand"

Dartistebedding has a goal this year is to become an exemplary brand in the world.

Dartistebedding, which has been

carrying out mattress production

activities in İzmir Torbalı facility with

the philosophy of "quality sleep and quality

life" since 1990, maintains its pioneering

identity in the sleep sector by exporting to

more than 30 countries in the international

arena. Emphasizing on their target to

have 20 stores in Turkey to promote quality

sleep experience across the country and to

increase value of their brand, Erhan Gokce,

Store and Corporate Sales Director, told

us about his company's production, sales

and growth strategies and projects for this

year.

By introducing Dartistebedding;

Could you give information about

production capacity, product

range and target markets of your

company?

In 1990, we had set our hearts on our

job from our 200 technical and 50

administrative staff masters to apprentices

with our years of experience and our

success story in many countries, in our

35 thousand square meter facility located

in Torbalı, İzmir. Now we have gained an

important place in the world markets.

Our priority target, “quality sleep and

quality life” philosophy, has been our motto

and criterion from past to present in order

to meet customer demands perfectly.

Dartistebedding, which has risen to the

top ranks in the sleep industry with our

exports to more than 30 countries with an

international vision, has become a reliable

and quality brand thanks to its naturally

produced mattresses. In our R&D activities,

we are in an ongoing research activity

with the aim of producing mattresses

suitable for different life styles and

different sleeping habits of our consumers.

We use all the knowledge, skills and

experience required for a healthy sleep

by combining the latest technology in the

world with our carefully handcrafted and

naturally produced mattresses, at above

world standards. In addition, besides the

mattress production unit, we offer a visual

feast in our stores with our bed bases in

different models and features, and our

headboards in different models and colors,

all beautifully are hand-made.

What are your bedding solutions

that you offer to hotels, resorts and

touristic businesses?

Hotels are the platform for all companies

in our industry where they can express

their products to their consumers in the

best way. This platform can give very

important tips about the brand to guests

accommodated.

As an example, our store sales staff said,

"I stayed at x hotel, I was very comfortable;

I want the same comfort and quality sleep

I can get at home." He says that they often

hear similar expressions. While these

comments make us happy, they also

provide important tips for our customers

about what should be offered themselves

as mattresses.

In hotels, tourist facilities and businesses,

the most important function between the

supplier and the guest is housekeeping.

Our main goal is to make their job easier.

You can think of it as a long-lasting, more

durable, but also a base where even a

female employee can lift and clean the

bottom with one hand, as a mattress with

a zipper against the stubborn guests who

request a double bed in a room with two

separate beds, soft bed pads etc. I can

say that our corporate solutions and R&D

studies for the hospitality industry with our

products are quite high.

In which regions are your domestic

and international sales outlets

located? What is your competitive

power in the channels you export

to?

We have 14 stores, 5 of which were opened

last year. For this year, we have plans for

6 additional stores in different cities and

locations in our country. Our target on

brand basis is to reach their number up to

20 stores in the country and providing our

customers with quality sleep experience

in these stores. In addition, representing

our country and our brand in the best way

in the world is among our primary goals.

As a matter of fact, it is a known fact that

the mattress industry is very important

in the world, but it also increases the fast

competition runs.

How was 2019 for Dartistebedding?

With which products did you

enter the market? What kinds of

feedbacks did you get?

2019 was a very difficult year for the

whole world; we even watched many

sad news about companies in different


sectors together. Under these conditions,

we, as Dartistebedding, think that we

have taken all measures in the best way

possible, and hope that a more optimistic

commercial environment may occur in

many areas for this year. Last year, we

increased our hand-made production of

mattresses made of natural materials

in our product range. Given the market

recession, this was a daring move. But it

was also very positive for our brand.

How did you get into 2020? Do you

have any new designs that you

developed specifically for this year?

How did you plan the production

strategy of the year?

The tourism industry understood

very well that the main thing was the

mattress in their business. As a matter

of fact, mattress comfort can add

important value in terms of hotel image.

In a hotel room, of course, furniture,

television, minibar and curtains are

important, but the only thing left in mind

when leaving the room for the guest

is the bed. It is our job to ensure that

guests leave their rooms with a good

smile.

What is happening in the

domestic market? Where does

Dartistebedding stand in this

market?

Turkey's domestic market is now changing

its skin. In these changing conditions,

companies have to watch and follow world

brands and renew their strategies.

Only in this way, a healthy competitive

environment is born and its reflection

on the consumer will be positive.

Unfortunately, we witness such a mistake

in the bedding industry in our country.

While many new brands that are not

experts in their fields are trying to get

their share from the current cake in the

market, unfortunately these moves effects

negatively on the companies that do their

jobs well, and that are experts in their

fields. However, I think that this course will

change soon.

Can you tell us about your

investments in technology and

R&D? How much budget do you

allocate for these investments

annually?

As Dartistebedding, we carry out our R&D

studies with various specialist brands that

are our foreign partners. Our Chairman

of the Board, Mr. R. Ercan Özcan, spends

most of his time abroad. When we look at

the sector we see that it is progressing very

fast. We have a very large collection that

we do not currently offer to the market yet

in the country.

Which products do you focus on as

materials? Are you looking for new

materials to provide a clean and

hygienic sleeping experience in

hotels?

Bed production raw materials may

differ depending on the user. When our

customers come to our stores, I offer

them a wide range of alternatives together

with our sales representatives, who are

suitable for every budget, with different

features, and ask them to lay down on

them, so that they can have the most

suitable product for their anatomy with

the filling materials they demand. Our

customers can choose their headboards

and bed bases in different styles and colors

in different colors and models suitable for

room types as well as their beds. In hotel

groups, the situation is slightly different.

Hotel purchasing departments have to

consider their accommodation needs when

choosing mattresses. Because every day,

countless guests of different heights and

weights stay on these beds. Therefore, it is

our specialty to be able to accommodate so

many different customers comfortably on a

common ground.

Our company, are in contact and in

cooperation with the world's and Turkey’s

leading hotel chains and they have not get

almost any complaint from their guests.

Do you have new projects and

investments on your agenda? Can

you tell us about your overall growth

strategy for 2020 and share some

info about your plans for the year?

We are experts in bedding; we continue

our efforts to make our customers

comfortable. Our biggest goal this year

is to become an exemplary brand in the

world. We have a very good technical staff

who can provide this and they are experts

in their field. I hope that, as long as we do

our job correctly, we will reach our target

easily with our colleagues.


58

hotel restaurant

& hi-tech

marka güncel

Legrand Türkiye vites büyüttü

Bina, elektrik ve dijital altyapılar için ürün ve sistemler geliştiren Fransız devi Legrand Grup, Türkiye’deki

yatırımlarına devam ediyor. Son dönemdeki ekonomik dalgalanmalara rağmen yeni İnform fabrikasını

5.5 milyon Euro’luk bir bütçeyle hayata geçiren Legrand, Türkiye’deki yatırımını artırma hedefiyle iş

süreçlerini yönetiyor. Yeni fabrika yatırımıyla ilgili açıklamada bulunan Legrand Grup Avrupa’dan Sorumlu

Başkan Yardımcısı Frederic Xerri, Ağustos 2018’de Türk Lirası’nda gerçekleşen devalüasyon ile birlikte

ekonominin daraldığını ancak tam da aynı dönemde Legrand Grup olarak Türkiye’ye yeni yatırım kararı

verdiklerini anımsattı. Ekonomik dalgalanmanın en yoğun yaşandığı günlerde Legrand Grup CEO’su

Benoit Coquart’ın Türkiye’ye yaptığı ziyarette 5.5 Milyon Euro’luk yatırım kararını açıkladığını söyleyen

Frederic Xerri, bu yatırımının bugün gerçeğe dönüştüğünü görmenin haklı gururunu yaşadıklarını söyledi.

Legrand Grup’un üst düzey yönetiminin Türkiye’deki insan gücüne, yaratıcılığa ve Grup’a verdikleri

desteğe güvendiğini aktaran Xerri, Türkiye’nin grup için önemli bir konumda olduğunu belirtti.

Messe Stuttgart Fuarcılık’ta üst düzey atama

1940’dan beri faaliyetlerini sürdüren Messe Stuttgart Fuarcılık, yatırımlarına devam

ederken şirketin yönetim performansını güçlendirmek için üst düzey bir atama

gerçekleştirdi. Messe Stuttgart bünyesinde Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan

Ufuk Altıntop, bu görevinin yanı sıra Bulgaristan-Romanya, Türki Cumhuriyetler, Ortadoğu

ve Kuzey Afrika müdürlükleri görevine getirildi. Altıntop, bu bölgelerin katılımcı ve

ziyaretçi entegrasyonunu da kapsayan tüm operasyonlarına liderlik yapacak. Ortadoğu

Lisesi Almanca bölümü mezunu olan ve Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği

bölümünü birincilikle bitiren Ufuk Altıntop, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi

Uluslararası İşletme Yüksek Lisans programını tamamladı. Değişik sektörlerde çalıştıktan

sonra 15 sene Hannover Fuarcılık’ta Genel Müdür Yardımcılığı görevini sürdüren Altıntop,

2015 yılında Messe Stuttgart Ares Fuarcılık’ta Genel Müdür Yardımcısı, 2017’de ise Genel

Müdürlük görevlerini yürüttü.

Mitsubishi Electric’ten Savaş Ceneviz

“Basın Dostu 50 İletişim Lideri” arasında yer aldı

Business Life Dergisi’nin gerçekleştirmiş olduğu “Basın Dostu 50 İletişim Lideri” araştırması

sonuçlandı. Toplamda 84 ekonomi ve magazin gazetecisinin görüşleri neticesinde belirlenen bu

listede yer almanın çok kıymetli olduğunu belirten Savaş Ceneviz, Mitsubishi Electric’in iletişim

tonunun sade, şeffaf, yenilikçi, bilgilendirici, ilham verici ve anlaşılır olmasına özen gösterdiklerini

ifade ederek, “Teknoloji öncüsü global bir markanın temsilcisi olarak ürün ve hizmetlerimizi, faaliyet

gösterdiğimiz sektörlerdeki uzmanlığımızı, bireysel ve kurumsal bilgi birikimimizi paydaşlarımıza

değerli basın mensupları aracılığı ile iletmeyi sürdüreceğiz. Bu vesile ile çok kıymetli bir görevi

icra eden gazetecilere çok teşekkür ediyorum. Basın dostu 50 iletişim liderinden biri olmak, temsil

ettiğim Mitsubishi Electric markası ve şahsım adıma büyük mutluluk.” dedi.

NUDE’un global başarıları MARKA

Konferansı’na konu oldu

Şişecam’ın global tasarım markası Nude, 18-19 Aralık’ta Çırağan Sarayı’nda

bu sene yirmincisi düzenlenen MARKA Konferansı’nda, dünyaca ünlü

tasarımcılar tarafından tasarlanan koleksiyonlarını, uluslararası katılımcılarla

buluşturdu. Şişecam Cam Ev Eşyası Grubu Başkanı Cemil Tokel, konferansta

yaptığı konuşmada Şişecam’ı, dünyanın üçüncü büyük cam ev eşyası markası

Paşabahçe’yi ve “Yalın Güzeldir” başlığı ile Nude marka felsefesini anlattı.

Nude’un koleksiyonları oluşturulurken çok değerli tasarımcılar, danışmanlar

ve yöneticilerden oluşan güçlü bir beyin takımı ile çalıştıklarını belirten Tokel,

sözlerine şu şekilde devam etti: “Stratejilerimizi küresel konjonktürde oluşturup

güncel ihtiyaç ve eğilimlere göre tasarımlar yapıyoruz. Bugün ‘Dünyanın En İyi

Restoranı’ seçilen 3 Michelin yıldızlı Restaurant Mirazur Relais & Châteaux gibi

restoranların ilk tercihi olmamızın en önemli sebebi iyi tasarlanmış ürünlere sahip

olmamız.”



60

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj

Polin

Ar-Ge, inovasyon ve

teknolojiyle daha da büyüyecek

108 ülkede 3000’den fazla su parkı

projesiyle global pazardaki liderliğini

koruyan Polin, alanında dünyanın

en yüksek üretim kapasitesine sahip

firmaları arasında geliyor. Toplam

cirosunun yüzde 90’ınını kendi markasıyla

ihracat eden firmanın bu yıla ilişkin

yatırım planlarını ve hedeflerini Polin

Waterparks Pazarlama & Kurumsal

İletişim Direktörü Şöhret Pakiş ile

konuştuk.

Polin Waterparks’ı tanıtarak,

hizmet ve faaliyetleri hakkında bilgi

verir misiniz?

1976 yılında İstanbul'da kurulan Polin,

bugün su kaydırakları ve su parkları

tasarım, üretim, mühendislik ve

montajında A’dan Z’ye hizmet sunan

bir su parkı tedarikçisidir. Global

arenada pazar lideridir. 108 ülkede

kendi markasıyla 3000’den fazla su parkı

projesi gerçekleştiren firmamız, ‘Daima

Yenilikçi’, ‘Dünya Çapında Üstün Kalite’

ve ‘Teknoloji Liderliği’ vizyonuyla global

Şöhret Pakiş

Polin Waterparks Pazarlama & Kurumsal İletişim Direktörü

su parkı sektöründe birçok yeniliğe imza

atmıştır. Bugün birçok ülkenin, hatta

kıtanın en büyük ve ödüllü su parklarında

Polin imzası bulunuyor. Bu; yani yüzde

100 kendi içimizde ürettiğimiz bir değerin,

kendi fikrimiz, kendi tasarımımız, kendi

mühendisliğimiz ve işgücümüz ile tüm

dünyada ülkemizden çıkan bir marka

olarak bir numaraya yerleşmesi bizleri

gururlandırıyor.

Polin bugün 500 kişilik ekibiyle, 35,000

m²’lik dünyanın en büyük su kaydırağı

üretim tesisi olan fabrikasında tüm

üretimini üstün kalite anlayışıyla

Türkiye’de gerçekleştirmekte. Su

kaydırağı üreticileri arasında globalde

en yüksek üretim kapasitesine sahip

firmayız.

Yurt içi proje ağınız gibi, yurt

dışında da tamamlanmış veya

devam eden çok sayıda projeniz

mevcut. Bir Türk markası olarak,

uluslararası pazardaki bu gücünüzü

siz nasıl yorumlarsınız?

Firmamız kurulduğu günden bugüne

Ar-Ge ve inovasyona hep değer verdi.

İnovasyon Polin’de bir yaşam biçimi. Bu

yüzden sektörde yeni bir kilometre taşı


olarak gösterilen kendinden temalı ilk su

kaydırağı olan ‘King Cobra’ gibi sektörde

oyunu değiştiren ürünler sunabildi.

Bu yüzden kaydıraklarda daha önce

yapılmamış kapalı kalıp teknolojisini

sektöre kazandırdı.

Sadece su kaydırakları tasarımında değil,

su kaydırağı üretim teknolojilerinde

sunduğumuz yeniliklerle de sektörde

adımızı ‘teknoloji lideri’ olarak koruyoruz.

Örneğin, su kaydıraklarındaki üretim

teknolojisini global olarak değiştirdik.

Polin 2006 yılından bu yana kaydıraklarını

iki tarafı parlak yüzeyli ve pürüzsüz,

daha mukavim ama daha hafif, görselliği

mükemmel ürün elde etme gibi önemli

avantajları olan RTM (Resin Transfer

Molding) kapalı kalıp kompozit üretim

teknolojisiyle üretmeye başladı. Bu

teknoloji kaydırak üretiminde en ileri

noktadır. Polin böylece, bu üretim

tekniğini kullanarak üretim yapan ilk ve

tek su kaydırağı üreticisi olmuştur. Bugün

bu teknolojiyle tüm ürün gamını sunan

Polin sektör liderliğini sürdürmektedir.

Polin kaydıraklarında bu teknolojiyi desen,

ışık, ses efektleriyle de zenginleştirip

daha heyecanlı bir kullanıcı deneyimi

sunuyor.

Turizm ve eğlence sektörünün bir

tedarikçisi ve sektördeki gelişimin

tanığı olarak sektörün geleceğini

nasıl değerlendirirsiniz?

Sektörümüz çok dinamik ve yenilikçi.

Yenilik olmazsa olmaz! Yatırımcılar

daha çok heyecan verici, etkileyici ve

görselliği ön planda olan atraksiyonları

tercih etmekteler. Kaydırak tasarımı da

yaptığımız için su parkı yatırımcıları için

en büyük mücadele alanı burası. Çünkü

tesise gelen müşterileri tesise çekmek

zorundalar. Üstelik de bir defaya mahsus

değil, bunu sürekli hale getirmek

durumundalar.

Polin olarak, kaydırak tasarım

çalışmalarımızı yaparken şuna bakıyoruz,

su parkına gelen misafirler ne istiyor.

Hatta bununla ilgili en son bir pazar

araştırması yaptık ve şu sonuçlarla

karşılaştık: Birincisi su parkı ziyaretçileri

en heyecanlı, kalplerini yerinden

oynatacak atraksiyonları tercih ediyorlar,

adrenalini yüksek kaydırakları istiyorlar.

İkinci olarak interaktif kaydıraklar

istiyorlar, eğlenceyi, deneyimi eşleri,

çocukları, kardeşleri, arkadaşları ile

paylaşmak istiyorlar. Üçüncüsü temalı

kaydıraklar istiyorlar. Kaydırakların

onlara hikayeler anlatmasını istiyorlar.

Dördüncüsü yüksek kapasiteli kaydıraklar

istiyorlar. Bu sebeple aynı anda 4 ya da 6

kişinin aynı anda kayabileceği kaydıraklar

tasarladık. Park operatörlerinin de

en önemli önceliklerinden biri sıraları

azaltmak. Aynı anda 4 yada 6 kişi

kaysın ki sirkülasyon sağlansın. Ayrıca

kaydıraklarının güzel görünmesini

istiyorlar. Bu RTM kaydıraklar neden

bu kadar popüler bunu çok iyi açıklıyor.

Kaydıraklardan kaymayanların,

parkta dolaşanların bile kaydırakları

seyredilmeye değer bulmalarını istiyorlar.

Kaydırak tasarımları dışında, parklarda

genel trend tema ve parkların bir

hikayesinin olması. Bir de tabii

teknoloji entegre kaydıraklar bugün

gündemimizde. Augmented reality, virtual

reality, gaming artık su parklarının da bir

parçası olmaya hazırlanıyor. Bu konuda

Polin’in güzel sürprizleri var.

Türkiye’de heyecan verici gelişmeler

var bu anlamda. Sektöre örnek birçok

proje artık Türkiye’de. Bu projelerden

birkaçı bu yıl değişik uluslararası ödüllere

bu kaydıraklarıyla layık görüldüler.

Amerika’dan çekim ekipleri Extreme

Waterparks programı için birkaç kez

Türkiye’ye geldiler. Birçok uluslararası

yayında bu güzel Türkiye su parkı projeleri

haber oldu. Bunların hepsi biz çok

gururlandırıyor.

İhracatınız var mı? Yurt dışında

ağırlıklı hangi bölgelere

odaklanıyorsunuz? Bu

doğrultuda satış ve pazarlama

stratejilerinizden de kısaca söz

eder misiniz?

Ciromuzun yüzde 90’ı ihracat. 108 ülke

ve 3000’den fazla su parkı projesi.

Toplamda baktığımızda, Polin, bugün

kuzeyde İzlanda’dan güneyde Güney

Afrika Cumhuriyeti’ne; batıda Kanada’dan

doğuda Japonya’ya kadar uzanan

103 ülkede kendi markasıyla gurur

duyacağımız yüzlerce başarılı proje

gerçekleştirmiştir: Büyük ölçekli parklar,

kapalı (indoor) parklar, otel & tatil köyü

paketleri, en büyüğünden en küçüğüne

yüzlerce başarılı proje...

105 ülkede hem de inovasyonun yön

verdiği ve olmazsa olmaz olduğu bir

sektörde, marka olmuş bir firmayız.

Markalaşmada en kritik unsur kanımca

ürün, hizmet ve kültürünüzde yenilikçilik,

teknoloji ve değer katmadır. Güçlü bir

satış ve pazarlama stratejisi ve ağı ve

globalde iyi bir iletişim ağı da olmazsa

olmazdır. Bugün Polin minimum 15

yıllık geçmişleriyle 65 ülkede exclusive

partnerleri, 10 ülkede ofisleriyle,

müşteriye hep yakındır. Elbette bunları iyi

anlatmanız, yani pazarlama araçlarını iyi

kullanmanız gereklidir ki, bizim gibi çok

farklı coğrafyalarda global bir anlayışla

lokal çözümler ve araçlar kullanmanız

şarttır.

Firmanızın genel büyüme stratejisi

ve bu yıla ilişkin hedefleri ve

yatırımları nelerdir?

Sektörde global bir oyuncu

olarak, inovasyon ve teknoloji

liderliği konumumuzu sürdürmek

için çalışmalarımızı bu yönde

konumlandırıyoruz. 43 yıllık sektör

tarihçesi, 108 ayrı ülkede 3000’den

fazla proje gerçekleştirmemiz bize

benzersiz bir işletme teknolojik uzmanlık

kazandırdı. Tüm bu süreçte değişmeyen

tek şey ise, Polin’in müşteri ihtiyaçlarını

karşılamaya verdiği öncelik oldu.

Dolayısıyla ileriye dönük planlarımızı

bu önceliğe göz ardı etmeden ele aldık.

Bugün ve gelecek öngörülerimiz ve

müşterilerimizin görüşleri sektörümüzde

iki önemli küresel gelişmeyi işaret ediyor:

A’dan Z’ye tüm ihtiyaçlara tek elden ve

entegre edilmiş çözümler üretmek ve

sektöre yeni, adrenalini yüksek ürünler

sunmak. Her iki konuda da liderliğimizi

ve öncülüğümüzü önümüzdeki yıllarda da

sürdürmeyi amaçlıyoruz.


62

hotel restaurant

& hi-tech

brand interview

PolIn

will grow

further

with R&D,

innovation

and

technology

Maintaining its leadership in the

global market with more than

3000 water park projects in 108

countries, Polin is among the companies

with highest production capacity in the

world. We talked to Polin Waterparks

Marketing & Corporate Communications

Director Sohret Pakis about the

investment plans and targets of the

company, which exports 90 percent of its

total turnover under its own brand.

Would you introduce Polin

Waterparks company and give

information about its services and

activities?

Founded in Istanbul in 1976, Polin is a

waterpark supplier that offers services

from A to Z in design, production,

engineering and assembly of water slides

and water parks. It is the market leader

in the global arena. Our company, which

has completed more than 3000 water

park projects with its own brand in 108

countries, has achieved many innovations

in the global waterpark sector with its

vision of “Always Innovative”, “Worldwide

Superior Quality” and “Technology

Leader”. Today, Polin has put its

signature in many countries, even on the

continent's largest and award-winning

waterpark projects. We are proud that

we produce with 100 percent domestic

inputs, our idea, our own design, our own

engineering and workforce and become

the number one brand in our country who

sell to all over the world.

Polin today has the world's largest water

slide production plant on 35,000 m² land

employing 500-person who produce its

superior quality. We are the company with

the highest production capacity among

waterslide manufacturers globally.

Beside your domestic project

network, you have many projects

completed or ongoing abroad.

As a Turkish brand, how would

you interpret this power in the

international market?

Our company has always emphasized

on R&D and innovation since its

establishment. Innovation is a lifestyle

in Polin. For this reason, it was able to

offer products that change the game in

the sector such as 'King Cobra', the first

self-themed water slide shown as a new

milestone in the industry. Therefore, it

brought the closed mold technology,

which has not been done before, into the

sector.

Not only in the design of water slides,

but also with innovations in water slide

production technologies, we protect

our name as the "technology leader"

in the sector. For example, we have

changed the production technology in

water slides globally. Since 2006, Polin

has started to produce its slides with

RTM (Resin Transfer Molding) a closed

Sohret Pakis

Polin Waterparks Marketing & Corporate Communications Director

mold composite production technology,

which has important advantages such as

obtaining a product with glossy surface

and smooth, stronger but lighter, visual

quality. This technology is the most

advanced in slide production. Thus, Polin

became the first and only water slide

producer to produce using this production

technique. Polin, which offers its entire

product range with this technology,

continues to be the sector leader. Polin

slides enrich this technology with pattern,

light and sound effects and offer a more

exciting user experience.


How do you evaluate the future of

the sector as a supplier of tourism

and entertainment sectors and

witnessing the development in your

industry?

Our industry is very dynamic and

innovative. Innovation is a must! Investors

prefer the attractions that are more

exciting, impressive and visual in the

foreground. This is the biggest challenge

for water park investors as we also design

water slide. Because they have to attract

customers who come to the facility.

Moreover, they have to improve customer

loyalty, not for once.

As Polin, while looking at our slide design,

we are looking at what the guests coming

to the water park want. We even made

a recent market research on this and

encountered the following results: First,

visitors to the water park prefer the most

exciting, heart-loving attractions, they

want high-adrenaline slides. Secondly,

they want interactive slides, they want to

share the entertainment, experience with

their spouses, children, siblings, friends.

Third, they want themed slides. They want

the slides to tell them stories. Fourth,

they want high capacity slides. For this

reason, we have designed slides where 4

or 6 people can slide at the same time.

One of the most important priorities of

parking operators is to reduce queues.

At the same time, 4 or 6 people should

be allowed to circulate. They also want

their slides to look good. Why are these

RTM slides so popular? They want those

who do not slide from the slides and even

those who walk around in the park find

the slides worth watching.

Apart from slide designs, there is a

general trend theme and a story of

the parks in the parks. And of course,

technology integrated slides are on our

agenda today. Augmented reality, virtual

reality, gaming are becoming to be a part

of water parks. Polin has good surprises

in this regard.

In this sense there are exciting

developments in Turkey. Several of the

projects in Turkey have been awarded

with various international awards this

year with these slides. American video

shooting team of Extreme Waterparks

have come to Turkey several times for the

program. Many international publications

this beautiful water park project in Turkey

was subject to news programs. All of

these make us very proud.

Do you have exports? Which regions

do you focus abroad? Accordingly,

could you briefly talk about your

sales and marketing strategies?

90 percent of our turnover goes to

export markets. In total 3000 water

park projects in 108 countries were

completed by Polin, from Iceland in the

north to the South African Republic in

the south. It has carried out hundreds of

successful projects with its own brand in

103 countries extending from Canada to

the east to Japan in the west, as largescale

parks, indoor parks, hotel&resort

packages, hundreds of successful

projects from the largest to the smallest.

We are a company that has become

a brand known in 105 countries and

in an industry where innovation is

indispensable and indispensable. I think

the most critical factor in branding

is innovation, technology and added

value in your product, service and

culture. A strong sales and marketing

strategy and network and a good global

communication network are also

indispensable. Today, Polin is always

close to the customer with its exclusive

partners in 65 countries and offices

in 10 countries with a minimum of 15

years of history. Of course, you need to

explain them well, that is, you should use

marketing tools well, it is imperative that

you use local solutions and tools with a

global understanding in many different

geographies like us.

What are your company's overall

growth strategy and targets and

investments for this year?

As a global player in the industry, we

position our efforts in this direction to

maintain our innovation and technology

leadership position. 43 years of industry

history and more than 3000 projects in

108 different countries have given us a

unique enterprise technological expertise.

The only thing that has not changed in this

whole process was the priority Polin gave

to meeting customer needs. Therefore,

we develop our forward-looking plans

without ignoring this priority. Our current

and future predictions and the opinions

of our customers point to two important

global developments in our sector: To

produce integrated solutions for all needs

from A to Z and to offer new and high

adrenaline products to the sector. We aim

to continue our leadership in both issues

in the coming years.


64

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Öztiryakiler

2020'ye yeniliklerle ANFAŞ'ta başladı

Tahsin Öztiryaki

Türkiye’nin en büyük hotelrestaurant-cafe

(Horeca) sektör

buluşması 31.Uluslararası

Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları

İhtisas Fuarı (AHE-ANFAŞ Hotel Equipment)

15-18 Ocak tarihleri arasında

ANFAŞ Antalya Expo Center’da düzenlendi.

Fuarda geniş standıyla dikkat

çeken Öztiryakiler, bu yıla özel olarak

tasarlayıp üretimini gerçekleştirdiği

yeni ürünleriyle ziyaretçilerin akınına

uğradı. Fuarda yeni akıllı kombi

fırınların yanı sıra pastane fırınları,

monoblock ve 700 Seri Ada, hazırlık

ekipmanları, soğuk üniteler, bulaşık

makineleri, chafing dishler, temizlik

sistemleriyle ziyaretçilerden tam not

alan Öztiryakiler, FAEMA ve WMF markalı

dünyaca ünlü kahve makineleriyle

de büyük beğeni topladı.

Öztiryaki: “Yoğun bir ilgiyle

karşılandık”

Öztiryakiler Yönetim Kurulu Murahhas

Üyesi Tahsin Öztiryaki, fuara ilişkin

yaptığı değerlendirmede ANFAŞ Hotel

Equipment Fuarı’nda yoğun bir ilgiyle

karşılaştıklarını belirterek, “AHE, 40

yıldır Antalya bölgesine hizmet ediyor,

bu anlamda Antalya mutfak sektörünün

başlangıç şehri. Bu vesile ile kentin,

endüstriyel mutfak sektörünün

gelişmesine ciddi oranda katkı

sağladığını biliyoruz. Fuara şeflerimizin,

otel müdürlerimizin ve çok sayıda

profesyonelin katıldığını görüyorum. Bu

yılki organizasyonun geçtiğimiz yıllara

göre çok daha geniş katılımlı olduğunu

görmek memnuniyet verici. Öztiryakiler

olarak fuara desteğimiz sürecek” diye

konuştu.

Endüstriyel mutfak

sektörünün öncü markası

Öztiryakiler standında

yeni ürünler teşhir

edilirken, ziyaretçiler aynı

zamanda kombi fırında

pişen birbirinden lezzetli

yemekleri ve bistronun

enfes kahvelerini tatma

imkanı buldu.


Öztiryakiler set to work with

innovations at Anfaş for 2020

The 31st edition of Hospitality

Equipment Trade Fair (AHE-

ANFAS Hotel Equipment Fair),

the largest meeting of HORECA sector

in Turkey was held at ANFAS Antalya

Expo Center, 15-18 January. With

new products designed and produced

specifically for this year Öztiryakiler

brand attracted attention with its wide

stand, and was flooded by visitors.

In addition to the new smart combi

ovens, the bakery ovens, monoblock

products and 700 Seri Ada Öztiryakiler

received great acclaim with the worldrenowned

coffee machines FAEMA

and WMF of Öztiryakiler, with their

preparation equipment, cold units,

dishwashers, chafing dishes and

cleaning systems.

Öztiryaki: “We were greeted with

great interest”

Öztiryakiler Executive Board Member

Tahsin Oztiryaki stated that they

welcomed intense interest in ANFAŞ

Hotel Equipment Fair while expressing

his comments regarding the fair and

said, “AHE has been serving Antalya

region for 40 years, in this sense,

Antalya is the starting city of the

kitchen sector. On this occasion, we

know that the city has contributed

significantly to the development of

the industrial kitchen sector. I see

that our chefs, hotel managers and

many professionals attended the fair.

It is pleasing to see that this year's

organization has a much larger

participation compared to previous

years. As Öztiryakiler brand, we will

continue to support the fair.”

While the new products

were exhibited in

Öztiryakiler stand, a

leading brand of the

industrial kitchen sector,

visitors also had the

opportunity to taste the

delicious meals and the

delicious coffee of the

bistro cooked in the combi

oven.


66

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Misafirperver şef

Mustafa

Özkan

Aşçılık onda ata mesleği. Ailesinde

baba, amca, dayı kim varsa

tümden mutfak erbabı. Okul

sıralarını yemek tezgahlarına takas

edişi de bu köklü bağdan, 15’inde aşçı

babayla yollara düşüp, profesyonel

mutfaklara hevesle koşuşu da…

İlk kendi başına pişirdiği omleti de

sayar isek, profesyonel hayata ilk adımı,

Bursa Kervansaray Otel’in a la carte

restoranı Şef Mustafa Özkan'ın.

Bursa Uludağ'da edindiği bu altı aylık

komilik tecrübesinin ardından sırasıyla

Olcay Otel ve Marmaris Altınyunus'un

mutfaklarında komilik yapan Özkan,

yaş 20 olunca vatani görevi için Elazığ

Keban'a gidiyor, anlattığına göre.

Askerlik yeri, Keban Baraj Gölü'nün

hemen kenarı olunca, ne üst düzey

ziyaretler bitiyor ne de balıklı yemek

menüleri...

Ama bir güzel haber, balıklarla tam

manasıyla ilk orada tanışıyor, Mustafa

Şef. Hatta o güne kadar yavan bulduğu

tatlı su balıklarını severek pişirmeyi o

günlerde öğreniyor.

Sonrası mı? Hangi mutfağa girse,

menüsüne balık yemeklerini koymayı

ihmal etmiyor, Özkan. Söz arasında,

Bolulu şefin tercihleri arasında ise,

mevsiminde olmak koşuluyla kalkan,

lüfer ve deniz levreği ön sırada geliyor.

“Her mutfağın bir karakteri var”

Şimdilerde Radisson Blu Hotel

Vadistanbul'un mutfağını yöneten

profesyonel şefin askerlik sonrası ilk

adresi, Renaissance Polat İstanbul

Hotel oluyor. Onca mesleki tecrübeye

rağmen, yine bir komi olarak üstelik de!

Alaylı şefin bu konudaki duruşu çok

net ve sabit! Bir görev üstlenirken,

pozisyonu tam manasıyla hak

etmenin önemini çizdiği sözlerinde,

"Yeri geldiğinde mesleki olarak sıfır

noktasına geri dönmeyi bilmelisin.


Çünkü bu hayatta her şirketin,

her mutfağın, her insanın bir

karakteri var. Yeni başladığınız yerin

karakteristik yapısıyla bütünleşmek

için sıfırlamak gerekiyor. Ben günü

geldi, bulunduğum yere ayak uydurmak

için bütün bildiklerimi unuttum.

Mesela Renaissance Polat İstanbul

Hotel'de 4-5 tane yabancı şefle çalışma

imkanı buldum. Hepsinin de ayrı

karakterleri, farklı reçeteleri vardı.

O günlerde hepsini birlikte yaptık,

denedik, notlarımızı aldık. Ne zaman

ki kendi yolumu buldum, o reçeteleri

kendiminkilerle yorumlayarak servis

ettim" diyen Özkan, 1996 yılında komi

olarak girdiği beş yıldızlı otelden yeni

ufuklara açılmak üzere chef de partie

pozisyonunda veda ettiğini anlatıyor.

Sert, detaycı, sonuç odaklı...

Mutfağın karakterinden söz açılmışken,

Mustafa Şef'e kendi karakteristik

özelliklerini soruyorum. Mutfakta sert

bir yapıya sahip olduğunu ancak bu

yanının yeni jenerasyonla birlikte yıllar

içinde törpülendiğini anlatan Özkan,

mutfakta paylaşımın anlamını ve

değerini çözenlerden. Şimdiki nesilin

çok akıllı ve teoride başarılı olduğunu

savunan Özkan, buna karşın günümüz

gençlerinin algı problemi yaşadığını ve

pratikte eksik kaldıklarını dile getirerek,

"Ben de onların bu eksikliklerini

tamamlamaya ve yol gösterici olmaya

çalışıyorum" diyor.

Mutfağın sanatla sıkı bir ilişki içinde

olduğunu söyleyen Mustafa Şef

için yemeğe duygularla yaklaşmak

önemli. Lezzet dünyasında başarının

bir anahtarının da detaycılıkta saklı

olduğunu söyleyen Mustafa Şef, "Kim

daha fazla detay görebiliyorsa o daha

başarılı olur" diyor.

Başarıda sonuç odaklı yaklaşımın

gücüne inanan şefin olmazsa olmazları

arasında ise eldiven takıntısı geliyor.

Mutfakta eldiven kullanmayı sevmeyen

Mustafa Şef, "En hijyenik el, sabunla

yıkanmış temiz bir eldir" diyor. Çünkü

ona göre, çok da hijyenik bulmadığı

eldivenle ne ürüne dokunmak ne de

yemeğe pozitif enerji vermek nerdeyse

imkansız!

“Tekelci dernekçiliğe inanmıyorum”

Anlattığına göre, Özkan özgürlüğüne

düşkün de bir şef aynı zamanda.

Mutfakta onu bilindik kalıpların içine

sokmak pek de mümkün değil mesela.

Biraz da bu yüzden sektör içindeki

dernek yapılanmalarına karşı olduğunu

anlatan Özkan, günümüz derneklerinin

tekelci bir zihniyetle sektörü domine

etmeye çalıştığını söyleyerek, "Şu anda

hiçbir derneğe üye değilim. Bunda,

gönülden yapılmadığını düşündüğüm

ve çıkarların esas tutulduğu dernek

2018 yılı başından bu yana

Radisson Blu Vadistanbul

Hotel'in Executive Şefliğini

yapan Mustafa Özkan'ın

gelecekte aşçılık mesleğini

kendi müessesinde idame

ettirmek gibi bir ideali yok!

Ömrü elverdiğince kariyerini

otel mutfaklarıyla sürdürmek

istediğini söyleyen Özkan,

bugüne kadar elde ettiği bilgi

ve birikimi genç nesillere

aktarabildiğince mutlu

oluyor. Çünkü onun için

başarı tek başına kazanılmış

bir galibiyet değil. “Ekip ne

kadar iyiyse o kadar başarılı

iş çıkar” diyen Özkan,

“Motive olmuş iyi bir ekiple

başarı ve şampiyonluk

kaçınılmaz olur. Çünkü

bazen de ekibin kadar

başarılısın” diyor.


68

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Hotel Kayseri, Four Point by Sheraton

İstanbul, İzmit ve İzmir otellerinin

açılışını yapıyor. Devamında Crowne

Plaza Florya Oteli'ne executive şef

olarak transfer olan Özkan, 2018

yılından bu yana ise, yine bir açılış

oteli olan Radisson Blu Vadistanbul'un

mutfağını yönetiyor.

Menüyü lokasyona göre belirliyor

Artaş, Evyap ve İnvest ortaklığıyla

Eylül 2017'de hayata geçirilen

Vadistanbul, orman manzaralı kafe

ve restoranlarının yanı sıra, açık hava

alışveriş caddesiyle de ziyaretçileri için

keyifli bir buluşma noktası. Yaklaşık

25-30 restoranın konumlandığı yaşam

merkezinde, Radisson Blu Vadistanbul

mutfağı olarak menüyü lokasyon

taleplerine göre oluşturduklarını

belirten Mustafa Şef, "Bir havalimanı

otelinde çalışsam, menüyü o bölgenin

dinamiklerine göre hazırlarım. Şu an

biz ne yapıyoruz derseniz, mutfağın

özüne sadık kalarak; uygulanabilir,

sürdürülebilir ve fiyat odaklı bir

menüyü misafirlerimizin beğenisine

sunuyoruz. Misafir talebine ve

organizayonun şekline göre Vadi'deki

restoran mutfaklarının bir karmasıyız

aslında. Misafirlerimiz Uzakdoğu'dan

Fransız mutfağına, İtalyan'dan Akdeniz

mutfağına kadar mevsimlik her türlü

lezzeti otelimizde tadabiliyor."

faaliyetlerinin etkisi büyük. Ben

özgürlüğü seviyorum, bağlılıksa hiç

bana göre değil" diyor ve ekliyor:

"Türkiye'de her şey güzel başlıyor. Ne

zamanki insanlar işin popülaritesinden

payına düşeni alıyor, iş icraata

geldiğindeyse herkes kayboluyor.

Türkiye'de dernekçiliğe inanmadığım

için de uzun zamandır yokum."

“BigChefs'i İstanbul'a

getirenlerdenim”

Mesleki yolculuğunda her bir adımını

iyi bir şef olmak motivasyonuyla

kuvvetlendiren Mustafa Şef'in kariyer

yolculuğuna kaldığım yerden devam

ediyorum. 2008 yılının başında

Renaissance Polat İstanbul Hotel'den

ayrıldıktan sonra yine bir açılış oteli

olan Holiday Inn Airport Hotel'in

mutfağına Sous Şef olarak giriyor.

Ardından BigChefs ekibine dahil

oluyor. O sıralar marka, henüz ülke

sınırlarını aşmamış, Türkiye’de dört

şubesiyle hizmet veriyor. O süreçte

BigChefs'i Ankara’dan İstanbul'a

getiren isimlerden biri olan Özkan,

önce Etiler'in, arkasından da Beyoğlu

Tünel'in açılışında bulunuyor. Ne var

ki restoran mutfaklarının olumsuz

çalışma koşulları şefe ağır geliyor,

restorancılık defterini kapatarak, o çok

keyif aldığı otel mutfaklarına yeniden

dönüş yapıyor.

Artaş Grubu ile tanışıyor

Mutfak camiasında 'en misafirperver

şef' olarak tanımlayabileceğim Mustafa

Özkan'ın BigChefs'ten sonraki durağı,

Artaş Turizm Yatırımları Grubu oluyor.

Şefin sözünü ettiği dönem, grubun

Kayseri'de açmayı planladığı Radisson

Blu Hotel'in daha hazırlık süreci ki,

grup, şefi ilk olarak İstanbul'da bir

site içine yatırım yaptıkları restoranı

açmakla görevlendiriyor.

"Açılışların Şefi" dedim ya, Mustafa

Özkan ardından sırasıyla Radisson Blu


15 yıllık evli ve iki erkek çocuk

sahibi olan Mustafa Özkan,

aile mesleğini babadan oğula

devretme sevdasında bir şef değil

asla! O kadar ki, uzun yıllar

severek idame ettirdiği aşçılık

mesleği kendiyle son bulsun

istiyor artık. Şefin bu kararında

elbette çocuk denecek yaşlarda

başladığı işin zorlukları gibi,

geleceğin umut veren cazip iş

fırsatlarının da etkisi büyük.

Kendi gibi yemek dünyasına

ilgi duyan büyük oğlu için

mutfağı bir hobi olmaktan öte

görememesi de bundan sebep

benim anladığım. Ya evde yemek

pişirmeyi seviyor mu? Usta şef,

eve iş taşıyanlardan da değil!

Mustafa Özkan, ailece geçirilecek

bir sabah kahvaltısı yahut bir

misafir ağırlaması sebebi ile

mutfağa girdiğini anlatıyor ve

ekliyor: “İş başka, ev başka. Her

şeyin yeri ayrı. Benim evimin de,

mutfağımın da tek sahibi eşim.

Onun yemeklerini büyük bir

keyifle yiyorum.”

Tabakta asimetrik çalışıyor

İşinde özgürlüğünden ödün vermeyen

Mustafa Özkan, asimetrik sunum

tarzıyla ruhunu direkt olarak tabağa

geçirebilen bir şef. Tabakta denge,

görsellik ve lezzetin ayrılmaz bir

parça olduğunu anlatan Mustafa Şef,

lezzeti yakalamanın püf noktaları

olarak, mevsimsellik ve doğru ürün

kullanımına dikkat çekiyor. Çünkü

onun için bir tabağın başarısı en çok

da lezzetine bağlı... Kendini İtalyan,

İspanyol ve Yunan mutfaklarına yakın

hisseden Mustafa Şef'in ya pişirme

kıstasları? Yemeklerini çoğunlukla

ızgara ve terletme sistemiyle pişiren

Özkan için et, balık ve tavuk gibi

ürünlerin asıl lezzeti suyunda. Suyun

kesinlikle kaçırılmaması gerektiğini

söyleyen Mustafa Şef, "Pişirme

deyip geçmemek lazım. Bu da ancak

deneyimle kazanılıyor" diyor.


70

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Kütahya

Porselen

Gastronomi

Günleri’nde

50. yılını

kutladı

Gastronomi sektörü profesyonellerinin ve iş ortaklarının konuk edildiği, bu yıl 4. kez

düzenlenen Kütahya Porselen Gastronomi Günleri programı, 9-12 Ocak tarihlerinde NG

Afyon’da gerçekleşti. Kütahya Porselen, Gastronomi Günleri 2020 programında 50. yılını da

konuklarıyla birlikte kutladı.

450 şefin katıldığı Gastronomi Günleri

2020 programı, NG Kurucu Başkanı

Nafi Güral, Kütahya Porselen Yönetim

Kurulu Üyesi Gülden Güral ve Şef Rafet

İnce’nin toplantı açılış konuşmalarıyla

başladı. Toplantıya katılamayan Kütahya

Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema

Güral Sürmeli ise bir video kaydıyla

konuklara seslendi. Toplantının ardından

gastronomi sektörünün duayen isimleri

‘‘Ustaya Saygı’’ isimli önemli bir panel

gerçekleştirdi ve Kütahya Porselen’in 2020

kreasyonu tanıtıldı.

Güral: “20 saniyede 12 kişilik bir

yemek takımı üretebiliyoruz”

Gülden Güral, toplantı açılış

konuşmasında: ‘‘Kütahya Porselen

Ailesi olarak 50 yılı geride bıraktık ve

yarım asırlık serüvenimize çok hikâyeler

sığdırdık. Bu süre içinde hızla gelişen

teknolojimiz sayesinde, sadece 20 saniyede

83 parçadan oluşan 12 kişilik bir yemek

takımı üretebiliyoruz. Bu ürünlerimizi

başta Avrupa ülkeleri olmak üzere 72

farklı ülkeye ihraç ediyoruz. Çin’den

ülkemize pek çok ithalat yapılırken biz

Çin’e ihracat yapıyoruz. Üretimde ve ürün

geliştirmede en önem verdiğimiz konu

her zaman sağlık. Ürünlerimizin gelişim

aşamasından üretim aşamasına uzanan

tüm kısımlarında nihai üründe yaptığımız

testler ile bünye ve sır uyumunu sürekli

kontrol altında tutarak her daim sağlıklı

ürünleri pazara sunuyoruz.’’ İfadelerini

kullandı.

Sürmeli: “Koleksiyonlarımızı

sizlerle buluşturmanın heyecanını

yaşıyoruz”

Toplantıya katılamayan ve bir video

aracılığıyla konuklara seslenen Kütahya

Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema

Güral Sürmeli: ‘‘Tasarım ve üretim

aşamasındaki arkadaşlarımla birlikte yeni

koleksiyonlarımızı sizlerle buluşturmanın

heyecanını yaşıyoruz. Umut ediyorum ki

sizlerin öngörüleriyle sektöre yön verecek

olan tasarımlarımızı hep birlikte hayata

geçirerek, sizlerin hünerli ellerinizden

çıkan lezzetlerle buluşturabiliriz. Bu

aşamada emeği geçen tüm çalışma

arkadaşlarıma ve sizlere sonsuz

teşekkürlerimi sunuyorum’’ dedi.

Güral: “Şeflerimiz turizmde

başarının anahtarı”

NG Kurucu Başkanı Nafi Güral, gastronomi

profesyonellerine bir jest yaparak,


açılış konuşmasını şef üniformasıyla

gerçekleştirdi. Güral konuşmasında: ‘‘Biz

bu üniformaları bir değer olarak kabul

ediyoruz. Burada sektörün önde gelen

insanları var. Hem üretenleri hem satanları

hem de kullananları. Üretenler olarak

biz, çok sayıda arkadaşımla çalışıyoruz.

Onlar bütün güzellikleri yaratıyorlar

ve bu güzellikleri sizlere sunuyorlar.

Ürünlerimizi yapan çalışma arkadaşlarımız,

kendi evlerine gösterdikleri özeni işlerine

gösteriyorlar ve bu başarıların elde

edilmesinde çok önemli hizmetleri oluyor.

Ne kadar çok ve güzel şeyler üretirseniz

üretin bunları satamıyorsanız hiçbir anlamı

yok. Bu nedenle bizimle beraber çalışan iş

otaklarımıza da teşekkür ediyorum. Tabii

bütün bu güzelliklerin kullanılması için

en önemli güç şeflerimizdir. Turizmde de

başarının anahtarı sizlersiniz’’ dedi.

Executive Şef Rafet İnce ise konuşmasında

porselende sağlığın ve tasarımın önemine

değindi.

2020 Gastronomi Trendleri ‘’Ustaya

Saygı’’ panelinde konuşuldu

Bu yıl ki Gastronomi Günleri programında

‘‘Ustaya Saygı’’ başlıklı bir panel

düzenlendi. Panele gastronomi sektöründe

önemli işlere imza atan: Araştırmacı

ve Yazar Vedat Başaran, Araştırmacı ve

Yazar Nevin Halıcı, Hünkâr Lokantası

Yönetim Kurulu Başkanı Feridun Ügümü,

Karaköy Güllüoğlu Baklavaları Yönetim

Kurulu Başkanı Nadir Güllü, Swissotel

The Bosphorus İstanbul Executive Şefi Ali

Ronay, Frankie Restaurant Executive Şefi

Melih Demirel ve Spago İstanbul Executive

Şefi Cihan Kıpçak konuşmacı olarak

katıldı. Moderatörlüğünü Vedat Başaran’ın

üstlendiği panelde, geleneksel Türk

mutfağı ve yeni nesil gastronomi trendleri

hakkında konuşuldu. Panelin ardından NG

Kurucu Başkanı Nafi Güral panelistlere

teşekkür ederek, plaketlerini sundu.

Kütahya Porselen 2020 kreasyonu

tanıtıldı

Kütahya Porselen, nano ve reaktif ürünleri

olmak üzere en yeni koleksiyonlarını

sektör profesyonelleriyle buluşturdu.

Porselen ürünlerde ilk kez uygulanan

bir teknoloji ile üretilen “Galaxy

koleksiyonunun” lansmanını ilk kez

Gastronomi Günleri’nde gerçekleştiren

marka, beğeni topladı. Design Turkey

2019’da Üstün Tasarım ödülüne

layık görülen, ünlü tasarımcı Kunter

Şekercioğlu’nun imzasını taşıyan Ayla ve

Kütahya Porselen’in yetenekli tasarımcıları

Şenol Duman ile Fatih Özger tarafından

tasarlanan Aura koleksiyonu en beğenilen

seriler arasında yer aldı.

UNESCO gastronomi şehri Afyon

gezisi

Kütahya Porselen, Türkiye’nin en ünlü

şeflerini Afyon’un tarihi güzellikleri ve

lezzetleriyle tanıştırdı. Şefler; tarihi Taşhan

Alem-i Çarşısı, Sultan Dîvânî Mevlevîhâne

Müzesi, Afyon konakları ve tarihi sokakları,

Uzun Çarşı ve Bedesten Çarşısı başta

olmak üzere Afyonkarahisar’ın lezzet

durakları arasında yer alan Salim Usta,

Ahçı Bacaksız, Lokum Atölyesi, Sucuk

Sarayı, Erkmen Hanımeller Konağı’nı

ziyaret ettiler.

Muhteşem gala gecesi

Gastronomi Günleri’nin gala gecesinde,

Afyonkarahisar’ın bilinen bir şehir

olduğunu ama şehrin özelliklerinin pek

fazla bilinmediğini söyleyen Afyonkarahisar

Valisi Mustafa Tutulmaz: “Kütahya

Porselen ailesinin 50. yaşını kutluyorum.

Bu başarının devam etmesini diliyor, tüm

Kütahya Porselen ailesini tebrik ediyorum”

dedi. Gecede bir konuşma yapan

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Mehmet

Zeybek ise Afyonkarahisar’ın UNESCO

Yaratıcı Şehirler Ağı’na katılması süreci

hakkında bilgi verdi. Başarılı iş ortaklarının

ödüllendirildiği gala gecesinde, Türkiye

ve bölge ciro ödülleri sahiplerine takdim

edildi. Geçen yıl Kütahya Porselen ile

Chef Taste Of kataloğuna imza atan

şeflere, tasarımcı Kunter Şekercioğlu,

Şenol Duman ve Fatih Özger’e Erkan

Güral ile Gülden Güral tarafından

teşekkür plaketleri sunuldu. Ardından

Kütahya Porselen’in 50. yılına özel olarak

hazırlanan ve büyük bir porselen üretim

fırını görünümünde tasarlanan pasta

konuklarla birlikte kesildi. Bol ödüllü ve

eğlenceli gala gecesinin sonunda, sanatçı

Bülent Serttaş’ın muhteşem yorumuyla

konuklar müzik ziyafeti yaşadılar.


72

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri

sahiplerini buldu

Türkiye’nin köklü sivil toplum kuruluşlarından Mutfak Dostları Derneği, “Altın Kaşık

Gastronomi Ödülleri”ni, 10 kategoride sahipleri ile buluşturdu.

Türkiye’nin en eski sivil toplum

kuruluşlarından biri ve gastronomi

alanının saygın temsilcisi olan Mutfak

Dostları Derneği, geçtiğimiz yıl üç onur ödülü

vererek başlattığı “Altın Kaşık Gastronomi

Ödülleri”ni, bu yıl sekiz dalda sahipleri ile

buluşturdu. 18 Ocak 2020 tarihinde Moda

Deniz Klübü’nde gerçekleşen ve Fransız

şef Laurent Capdeville’in “Şefin Mutfağı;

Par is tanbul” temasıyla sunduğu gala

yemeği ile sahiplerini bulan olan ödüller şu

kategorilerde verildi:

1. Yılın Türk Şefi – Osman Sezener, Od Urla

2. Yılın Yabancı Şefi – Fabio Brambilla,

D.ream Grup Mutfak Direktörü

3. Yılın Genç Şefi – Murat Deniz Temel, Alaf

4. Yılın En İyi Geleneksel Lokantası – Kısmet

İzmir

5. Yılın En İyi Yabancı Konsept Lokantası –

Shang Palace, Shangri La Bosphorus

6. Yılın En İyi Tek Ürün Geleneksel Lokantası

– Bayramoğlu Döner

7. Yılın En İyi Pastanesi / Tatlı evi – Orkide

Pastanesi, Gaziantep

8. Yılın En İyi Ürün Satış Noktaları

(Yiyecek&İçecek) – Çemen’s Gurme, Kayseri

Gecede, jüri özel ödülünü Anadolu mutfağına

getirdiği çağdaş yorumlarla şef Deniz Şahin,

Mutfak Dostları Derneği kurucularından

Tuğrul Şavkay’ın anısını yaşatmak üzere

verilen “Tuğrul Şavkay Başarı Ödülü”nü ise,

sürdürülebilir tarıma ve yerel üretimin öncü

ismi, Gürsel Tonbul aldı.

Bir sivil toplum kuruluşunun

başlattığı ilk ödül

“Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri”, Türkiye’de

gastronomi alanında bir sivil toplum

kuruluşunun başlattığı ve organize ettiği

ilk ödül programı olma niteliğini taşıyor.

Bu yönüyle tamamen objektif kritereler

ile işleyen ödül sistemi, sekiz kategorinin

her biri için ön jürinin önerilerinin ana jüri

tarafından değerlendirilmesi yöntemine

dayanıyor.

Ödül törenine ilişkin olarak Mutfak Dostları

Derneği Başkanı Zeynep Kakınç şunları

söyledi: “Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri’ni

bu yıl tüm kategorileriyle hayata geçirmiş

olmaktan çok mutluyuz. 2020, derneğimizin

30.yılı yılı olması nedeniyle de bizler için

ayrı bir önem taşıyor. 18 Ocak akşamı

verilen ödüllerin ülkemizin gastronomi

sahnesinde sürdürülebilir ve güvenilir bir

referans olmasını hedefliyoruz, zira Altın

Kaşık Gastronomi Ödülleri, bu alana 30 yıldır

yoğun katkı sunan bir sivil toplum kuruluşu

tarafından veriliyor. Bu, ülkemizde bir ilki

temsil etmesi bakımından hayli önemli...

Dilerim sonuçlar da, bu alanda yılmadan,

titizlikle çalışan kişi ve kuruluşları motive

ederek gastronomi dünyamızın çıtasının daha

da yükseğe çıkmasına destek olur.”



74

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Gastronomi kültürleri

birleştirdi

Le Cordon Bleu, 2020 Gastronomi Trendleri’ni 125. Yılın Işığında ve

“Kesişimler” temasıyla buluşturdu…

Mutfakta prestij ve mükemmelliğin

simgesi Le Cordon Bleu’nun ünlü

mezun şefleri ve sektörün kanaat

önderleri; 2020 gastronomi trendlerini

125. yılın ışığında ve “Kesişimler” teması

altında buluşturdu. 9 Ocak 2020’de Fransız

Sarayı’nda yapılan 4. Gastronomi Trendleri

toplantısında gastronominin multi disipliner

yönü ve kültürleri birleştirme gücü anlatıldı.

2012 yılında Özyeğin Üniversitesi’nin çatısı

altında açılan Le Cordon Bleu-İstanbul’un

düzenlediği toplantıda; gastronominin

sadece yemekten ibaret olmadığının

altı çizilirken tarım, coğrafya ve sanatı

barındıran bir sektör olduğu vurgulandı.

Le Cordon Bleu mezunu ünlü şeflerin

ve gastronomi alanında uzmanların

katıldığı toplantının açılış konuşmasını

yapan Özyeğin Üniversitesi Le Cordon

Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan

Tüysüzoğlu, “Dünyanın dört bir yanından

gelen öğrencilerin kesişim noktası olan

Le Cordon Bleu’nün bu yıl 125. yılını

kutluyoruz. Bu vesile ile bu yılki Gastronomi

Trendleri Buluşmamızda, gastronominin

multi-disipliner yaklaşımı ile dünyanın

farklı ülkelerinde eğitimlerini tamamlamış

mezunlarımızın kendi yolculuklarında

ne gibi kesişimler deneyimlediğinin

paylaşmalarını istedik. Çünkü inanıyoruz ki,

değişen/gelişen dünyada kültürel, coğrafi

ve etnik unsurların etkileşiminin yanı sıra

tarım, antropoloji, sanat ya da teknoloji gibi

birçok farklı alanlarla iş birliği içinde olmak

ve bu minvalde ilerlemek önümüzdeki yılları

etkileyecek bir ana akım olacak” dedi.

Buchwalter: “Le Cordon Bleu ve

Özyeğin Üniversitesi’ni tebrik

ediyorum”

Toplantıya ev sahipliği yapan Fransa'nın

İstanbul Başkonsolosu Sayın Bertrand

Buchwalter ise Fransa Sarayı’nda,

Gastronomi Trendleri Buluşması vesilesiyle,

konuklarını ağırlamaktan son derece mutlu

olduğunu belirterek şunları söyledi, “Bugün,

konumuz “Gastronomi 2020 trendleri ve

kesişimler”. Etimolojik olarak baktığımızda,

Gastronomi, kelime olarak içinde kesişimleri

barındırıyor. Fransa Başkonsolosluğu

olarak gastronomiye verdiğimiz önemi ve

bu çerçevede düzenlediğimiz etkinlikleri

duymuşsunuzdur. Goût de France bunlardan

biri. Geçtiğimiz sene, Türkiye’den 50’den

fazla restoran katılım sağladı ve dünya


çapında yedinci olduk. Bu yıl, daha fazla

restoranın katılımıyla, Türkiye’yi, Goût de

France sıralamasında, dünya birincisi yapmayı

amaçlıyoruz. Son olarak, Le Cordon Bleu

ve Özyeğin Üniversitesi’ni, huzurlarınızda,

yaptıkları çalışmalar ve sundukları eğitimler

için tebrik etmek istiyorum. Le Cordon Bleu,

bu yıl, 125. yılını kutluyor ve senenin ilk

etkinliğinin Fransa Sarayı’nda yapılmasından

dolayı mutluyum.”

Mezun şefler hikayeleriyle ilham

verdi

Toplantı için Venezüela’dan İstanbul’a gelen

ünlü Pasta Şefi Maria Evans Amazon’da kakao

yerine kullanılan endemik bitki “copoazu”

ile yaptığı petit-four’larla büyük beğeni aldı.

Le Cordon Bleu İstanbul Yönetici Eğitmen

Şef Erich Ruppen, yenilik arayışındaki

şeflerin kendilerini diğerlerinden ayıracak

şeylerin peşinde olduklarını söyledi. Sosyoloji

eğitiminden sonra Le Cordon Bleu Fransa

mezunu olan ve devamında yoğun olarak yerel

ürün ve Anadolu mutfak kültüründen ilhamlar

alan şef Aylin Yazıcıoğlu, kendi mutfağının

tam bir kesişim hikayesi olduğunu anlattı.

Aşçılık, göç, yerel mutfak kültürü, modern

teknik sunumları ve koku üzerine çalışan

şef Umut Karakuş ve ortağı Fırat Gürcüoğlu

da tasarımın göbeğinde mutfağın olduğunu

belirttiler. Karakuş, “İyi bir gözlemci iseniz

kesişimleri iyi anlarsınız ve bu kesişimler

hayatınıza yeni kapılar açabilir” dedi. Rakılı

çikolata üretimi ile Dünya Çikolata Ustaları

yarışmasında “çikolata, çikolatalı pasta ve

gösteri çikolatası kategorilerinde” birincilik

alan Gamze Baş çikolatanın kendisi için

bir büyü olduğunu belirtti. Gıda mühendisi,

televizyon programcısı, gezi yazarı Ebru

Erke gastronominin medya ile kesişiminden

bahsetti.

İtalyan şef Francesca Rosa, kesişimin kendisi

için Türkiye’deki kadın hikayelerini yemekle

anlattığını söyledi. Venezüela’lı ünlü Pasta

Şefi Maria Evans Amazon’un kakao yerine

kullanılan endemik bitkisi “copoazu” ile yaptığı

petit-four’larla büyük beğeni aldı.

Gastronometro’dan Elif Günay ürün ve strateji

geliştirme, genç girişimci Ece Cankat ise

şarap eşleşmesi ve yemek üzerine konuştu.

Art Café’nin sahibi Mimar Şeyda Tomruk

pasta üretimi ve kesişim üzerine konuşurken,

blogger, Blondie Şef İzem Armağan sektörde

konum değiştirip yaratıcı kısma geçmesinin

öyküsünü anlattı.

4. Gastronomi Trendleri Buluşması’nın

moderatörü Semen Öner kesişimin

hayatımızın her alanında mutlaka yaşandığını

ve mutfak işinin fizik, kimya, matematik gibi

alanlarda bilimle kesiştiğini söyledi.


76

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Puratos, Türkiye’de ekşi

maya üretimine başlıyor

Dünya çapında pastacılık, ekmekçilik ve çikolata

sektörlerine kaliteli ürünler ve çözümler sunan Puratos,

Ortaköy Feriye’de düzenlediği etkinlikte Türkiye’de ekşi

maya üretimine başlayacağını duyurdu.

Puratos’un Ortaköy Feriye’de düzenlediği

etkinlikte, Türkiye ekmekçilik

sektöründen katılımcılar yer aldı,

sektörün önde gelen isimleri ekşi maya

hakkında bilgilendirici ve keyifli konuşmalar

yaptı.

Puratos Türkiye Genel Müdürü Bora Akın

ekşi mayanın kültürel değerlerinden

bahsedip şöyle dedi: “Puratos olarak, 4

kıtada 100'den fazla ülkede ekmekçilik,

pastacılık ve çikolatacılık alanlarında tam 100

yıldır ürün ve hizmet sunuyoruz. Türkiye’de

de uzmanı olduğumuz bu alanlarda

sadece ürünlerimizi değil; bilgi, birikim ve

deneyimimizi de 33 yıldır ekmeğin, pastanın

ve çikolatanın ustalarıyla paylaşıyoruz.

Bugün Puratos Türkiye olarak sizinle

ekşi mayalı ekmek konusunda ülkemizde

gerçekleştireceğimiz yatırımın müjdesi ve

heyecanını paylaşmak, Türkiye’de üretimine

başlayacağımız ekşi maya ürünlerimizin

ve bunların ardında yatan binlerce yıllık

hikayenin yolculuğunu birlikte yapmak üzere

buradayız. Ocak 2020 itibariyle Türkiye’de

ekşi maya üretimine başladık. Türkiye’ye

bu alanda yaptığımız yatırımı geliştirmek

üzere bu ay içinde İzmir’de yeni bir ekşi

maya üretim tesisinin temellerini atacağız.

Amacımız, ekmek ustalarının tüketicinin

beklediği geleneksel lezzette ve yüksek

kalitede ekşi mayalı ekmekleri üretebilmesini

sağlamak.”

Smedt: “Ekşi mayaları muhafaza

ederek, gelecek nesiller için

biyoçeşitliliği koruyoruz”

Bu etkinliğe katılmak için Belçika’dan gelen

Puratos Ekşi Maya Kütüphanecisi Karl

de Smedt, dünya ekşi maya mirasından

bahsederek “Ekşi mayalar yaşayan

mikroorganizmalar barındırır. Bu canlılar

oldukça hassas oldukları için korunmaya

ihtiyaç duyuyorlar. Biz de Puratos Ekşi Maya

Kütüphanesi’nde ekşi mayaları muhafaza

ederek, gelecek nesiller için biyoçeşitliliği

koruyoruz. Ekşi mayalar geçmişte de vardı,

bugün yeniden canlanıyorlar ve çoğu insan

bu mucizeyi yeniden keşfediyor. Ekşi maya

ekmeğin daha lezzetli, kaliteli ve sağlıklı

olmasını sağlıyor. Her ekmek içinde güzel

lezzetler barındırır, ancak ekşi maya

Bora Akın

Puratos Türkiye Genel Müdürü

ekmekte seviye atlatır.” diye konuştu.

Etkinlikte Türkiye’de ve dünyada ekşi maya

geleneği, ekşi mayanın dünü bugünü,

geleceği ve önemi gibi konular öne çıktı.

Puratos ekşi maya elçisi Morgan Clementson

tarafından düzenlenen workshop’ta

Puratos’un 100. yaşına özel ekşi mayalı

ekmek yapıldı. Katılımcılar toplantıların

sonunda fırından taze çıkan ekmekleri tatma

fırsatı buldu. Büyük beğeni toplayan 100. yıl

özel ekmeği çok konuşuldu.

1919’da Belçika’da kurulan Puratos, dünyada ekşi maya mirasının varisi

olarak biliniyor. 5000 yıldır var olan fermantasyon temelli ekşi maya,

mükemmel lezzette geleneksel ekmeklerin yapımı için kullanılıyor. Bu

mirasın yaşatılması amacıyla gönüllü çalışmalar yapan Puratos, ekşi maya

üretimiyle de Türkiye’ye de yatırım yapan, istihdam oluşturan bir şirket.



78

hotel restaurant

& hi-tech

Gustonun Yorumu

Orkun Bulut

Son dönemin modası steak house’leri

restoran kültürüyle yayan ilk markalardan

biri olan Beeves, 2020’ye yeni brasserie

konseptiyle girdi. Kasapların önde olduğu,

bağırış çağırış şovlardan rolan rahatsızlığı

belirten Sidar Budak insanların et ağırlıklı iyi

yemek yiyip sosyalleşebilecekleri bir kurgu

oluşturmak için böyle bir şube açtıklarını

söylüyor.

Şarküteride günlük ürünler

1500 metrekarelik alanıyla Türkiye’nin

en büyük steakhouse’u Beeves Brasserie

Ataşehir, girişindeki büyük şarküteri

bölümünde etineniyisi.com ürünlerini

satıyor. Bu bölümde bulunan ilik suyu

şişeleri özellikle bu mevsim oldukça ilgi

görüyor. Markanın bir diğer fenomen ürünü

mozzarellalı sosis, kavurma gibi ürünler

günlük taze olarak yapılıyor. Şarküteri

bölümünün hemen arkasında bulunan açık

mutfaktaki büyük ızgarada usta şefler etleri

en uygun sürede pişiriyor. Bu kalabalık

ekibin içerisinde bir hanımefendi göze

çarpıyor. Kendisi Budak’ın tabak süslemekte

katkı aldığı pastacılık mezunu biri. Lezzeti

görsellikle birleştirmek için böyle ters köşe

yönteme gitmiş.

Mekanın yüksek tavanının verdiği o ferah

havayı uzun sanat eserleri tamamlıyor. Arka

taraftaki duvara işlemeli özel bir arenadaki

boğa çalışması var. 12’şer metrelik, 20

tabureli barı, orman temalarının ağırlıkta

olduğu özel el yapımı duvar boyalarıyla

mekanın içinde başka bir sosyal alan hissi

veriyor. Dış bahçeyse yeşiller arasından

Ataşehir’i bütünüyle görebiliyor.

Steakhouse algısı değer kaybediyor

5 yıl sonra bu şubeyle tekrar şef önlüğü

giyen Sidar Budak steakhouse algısının son

dönemki değişik şov amaçlı hareketlerle

değer kaybettiğini belirtiyor. Steakhouse

kültürünün sahip olduğu kalite ve hizmet

anlayışını değerli misafirlerine Ataşehir

şubesinde sunarak onlara keyifli anlar

yasatmaktan mutluluk duyduğunu,

menüsünde yaptığı revizeler ile brasserie

olarak daha geniş kitlelere hizmet vermeyi

Beeves Brasserie Ataşehir,

Kobe Beef müdavimlerini bekliyor

amaçlıyor. Tekrar şef önlüğü giymesi

konusunda “Şubelerimizde veremediğimiz

özel lezzetlerimiz burada olacak. Sahip

olduğumuz özel tatlar, reçetelere yansıyarak

a la minute yani yerinde dokunuşları

kendim yapmak istedim. Sahip olduğumuz

mükemmel ızgara bilgisine sahip ekibimize

özellikle süsleme ve özel yeteneklerini

katan şeflerimizle harmanladık. Konusunda

uzman şeflerle de mükemmel ürünleri

misafirlerimize sunmaktayız” dedi.

Japon ustasından öğrendiği tekniği

geliştirdi

Markanın bir diğer özelliği ise, dünyanın

en lezzetli eti olarak bilinen Kobe Beef’i

Türkiye’de ve tek getirip müşterisiyle

buluşturması. Brasserie konseptine özel

olarak bu eti farklı da sunacak. Sidar

Budak, Kobe Beef’i tedarik edip, pişirme

tekniğini öğrendiği şef Waku Gin’in tekniğini

güncelledi. Tepenyaki tavalarda yapılan bu

eti uygun ısıyı kontrol ettiği kömür üzerinde

pişirerek ete farklı bir lezzet ve rahvan kattı.



80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Adana HiltonSA’ya yeni executive chef

Modern konaklama sektörünün öncüsü Hilton’un Adana’daki ilk oteli

Adana HiltonSA, mutfağını ödüllü kitapların yazarı, deneyimli şef Mehmet

Soykan’a emanet etti. Burhan Felek Lisesi mezunu olan Bolu doğumlu

Soykan, 2012-2014 yılları arasında Master Chef Trainers ve Master Chef

alanlarında sertifikalar aldı. İtalyan, Fransız ve Uzak Doğu mutfaklarına

hakim olan ve dünya trendlerini yakından takip eden Soykan, üzerine

uzun yıllar boyunca derinlemesine araştırmalar yaptığı ve makaleler

yazdığı Türk ve Osmanlı mutfağında da iddialı. Beş yıldızlı otelin mutfağını

kendine has dokunuşlarıyla şekillendirecek olan şefin önceliği ise

menülere kendi mevsiminde meyve ve sebzelerinin kullanıldığı sağlıklı

reçeteler eklemek olacak.

Köklerde başlayıp,

dallarda yeşeren dostluk

Ayvalık’ta yaptığı yatırımla 10 yıl önce sektöre giren Güven Asa

Zeytinyağları, yeni markası Asiltane’yi tüketicilerinin beğenisine sunuyor.

Türkiye’nin ilk ve tek A+ üretim tesisi ile sofralara keyifli bir lezzet

sunan Asiltane, sağlıklı ürünleri ile gelecek nesillere de fayda sağlamayı

hedefliyor. Asiltane Zeytinyağları; Limited” Özel Hasat Soğuk Sıkım Natürel

Sızma, Erken Hasat Soğuk Sıkım Natürel Sızma, Soğuk Sıkım Natürel

Sızma ve Natürel Sızma Zeytinyağları olmak üzere dört ayrı ürün kategorisi

ile sofralarda yerini alıyor. Kendi bahçelerinden zeytinlerin toplanmasıyla

başlayan ve üretimin hemen ardından şişelenmesi ile tam 2 saat 47

dakikada tamamlanan bir serüveninin eseri olan Asiltane Limited Özel

Hasat Soğuk Sıkım Natürel Sızma Zeytinyağı sınırlı sayıda üretildi. Ürün,

Asiltane’nin sürdürülebilirlik ilkesi kapsamında, her sene daha iyisini

hedefledikleri bir AR-GE çalışması özelliği taşıyor.

“İyi ki Kış Geldi” dedirten lezzetler

“Hepimizin Ortak Noktası” Kahve Dünyası, kışın soğuğunu birbirinden lezzetli içecekleriyle

sıcacık bir mutluluğa dönüştürüyor. Kahveleriyle olduğu kadar spesiyal içecekleriyle

de herkesin beğenisini kazanan Kahve Dünyası, sıcak çikolatası ve salebiyle de kalpleri

fethediyor. Türk lezzet kültürünün vazgeçilmezlerinden biri olan salep, sadece içinizi

ısıtmakla kalmıyor, lezzetiyle “İyi ki kış geldi” dedirtiyor. Kahve Dünyası’nın tadına doyulmaz

salebi, Kastamonu’nun dağlık bölgelerinde yetişen orkide bitkisinin köklerinden elde edilen

gerçek salep ve tam yağlı sütle taze olarak hazırlanıyor. Alışkanlık yapan bu muhteşem lezzet

mis kokulu tarçınla tamamlanıyor. Kahve Dünyası’nın her yaştan misafirinin severek tükettiği

sıcak çikolatası ise “gerçekten” çikolatadan hazırlanıyor. Gana ve Fildişi Sahili’nden gelen

yüksek kaliteli kakaolardan elde edilen kuvertür çikolata tam yağlı sütün içinde eritilerek

muhabbetleri tatlandırıyor.

Marriott Şişli’de hamsiye doyacaksınız!

Karadeniz’in gözdesi, omega-3 ve protein bakımından zengin, en sağlıklı

balıkların başında yer alan hamsi 20 Ocak – 28 Şubat tarihleri arasında

İstanbul Marriott Hotel Şişli’nin Usta Şefleri tarafından hazırlanan özel

bir menü ile The Dish Room Restoran’da lezzet tutkunlarıyla buluşuyor.

Sevilen Karadeniz spesiyallerinden etli karalahana sarması, turşu

kavurma ve Laz böreğinin de özel sunumlarıyla servis edildiği menüde

hamsi tava, hamsi şiş ve hamsili pilav yer alıyor. Dish Room Restoran’ın

meze ve Akdeniz mutfağı ağırlıklı menüsüne ek olarak Hamsi ve

Karadeniz Lezzetleri menüsü de öğle ve akşam yemeklerinde misafirlere

sunuluyor.



82

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Ömür Akkor’a iki ödül birden

Dünya Kitap Dergisi tarafından, 1993’ten bu yana verilen

Dünya Kitap Ödülleri’nde “Yılın En İyileri” belirlendi. Yılın en iyi

kitaplarının ödüllendirildiği gecede, Ömür Akkor ile Komili Lezzet

Seyahatnamesi 3 “Yılın Gastronomi Kitabı” ödülüne, Ömür Akkor

ise Komili Lezzet Seyahatnamesi serisi ile Türk gastronomisinin

gelişmesine yaptığı katkılarla “Gastronomi Emek Ödülü”ne layık

görüldü. Bu ödülün kazanılmasında Komili’ nin gastronomi’ye

verdiği değer, destek ve kitabın herkesin erişimine açık olmasının

önemi vurgulandı. Komili Lezzet Seyahatnamesi 3, başarılı şef Ömür

Akkor’ un Doğu seyahatinin izlerini taşıyor. Bir yemek kitabından çok

daha fazlası olan bu kitap, gerçek bir yol haritası sunuyor.

Metro Türkiye’ye yeni

kurumsal iletişim müdürü

İletişim sektörünün deneyimli ismi Dr. Aslı Duran, Ocak 2020 itibarıyla Metro

Türkiye’nin yeni Kurumsal İletişim Müdürü oldu. Metro Türkiye’ye katılmadan

önce altı yılı aşkın süredir General Electric bünyesinde Kurumsal İletişim Müdürü

olarak çalışan Duran, reklam ve halkla ilişkiler ajanslarında da çeşitler görevler

aldı. Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü’nden 2008 yılında mezun

olan Duran, 2012 yılında Bahçeşehir Üniversitesi’nde Pazarlama İletişimi ve

Halkla İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. 2019 yılında İstanbul

Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde doktora programını

tamamlayan Duran’ın iletişim ve pazarlama sektöründe 10 yılı aşkın tecrübesi

bulunuyor.

En lezzetli başlangıçlar

Mezzaluna’da

İtalyan mutfağından lezzetleri misafirleri ile buluşturmaya devam eden Mezzaluna, zengin

menüsünde yer alan başlangıç alternatifleri ile de iddialı. Executive Şef Fabio Brambilla

ve ekibi tarafından hazırlanan lezzetler içerikleri ve sunumları ile dikkat çekiyor. İtalyan

sofralarının olmazsa olmazları arasında yer alan “Bruschetta”, patlıcan ve manda sütü

mozzarella, domatesli ve kabaklı gorgonzola peynirli olmak üzere üç farklı alternatifle

sunuluyor. Burrata peyniri ve marine edilmiş ızgara sebzelerle hazırlanan “Burrata Con

Verdure Marinate” en sevilen başlangıçlar arasında yer alıyor. Bresaola, Parma jambonu,

füme dana eti ve İtalyan peynir çeşitleri ile hazırlanan “Tagliere Di Antipasti” iki kişilik

olarak sunulan paylaşımlı alternatiflerden.

Zaxi Restoran’da Hamsi

Günleri başladı

Günün her saatinde birbirinden farklı konseptler ile misafirlerini zarif, lüks,

samimiyet ve eğlence ile buluşturan Maslak’ın gözde mekanı Zaxi Restoran,

‘Hamsi Günleri’ ile öğle yemeklerinin tercih edilen adresi olmaya hazırlanıyor.

Canlı arp dinletisi eşliğinde açık büfe kahvaltının keyfini çıkarabildiğiniz Zaxi

Restoran, öğle saatlerinde ‘business lunch’ menüleri ile Maslak bölgesinde

çalışan insanları cezbediyor. Sunduğu lezzetli yemekler ve baş aşçı Arif Kemal

Doğan’ın tarifleriyle adından söz ettiren Zaxi Restoran, kendi yorumuyla

hazırladığı mısır ununda kızarmış hamsi tava, sebzeli hamsi buğulama,

tereyağında kızarmış hamsi kuşu ve hamsi böreği lezzetlerini, menü konseptiyle

misafirlerinin beğenisine sunuyor. “Hamsi Günleri” isimli yeni konseptiyle Zaxi,

tercih edilen ana yemeğe bir meşrubat ve fındıklı sütlacın eşlik ettiği alternatif

sunumlar ve cazip fiyatlarıyla öğle saatlerinde misafirlerini ağırlamayı bekliyor.

Ocak ayında başlayan Hamsi Günleri, Şubat sonuna kadar devam edecek.


Sapanca’daki

Doğal Tercihiniz

Elite World zincirinin tecrübesini ve ışıltısını yansıtan

Elite World Sapanca Convention & Wellness Resort; iş, tatil, wellness

amaçlı konaklamalarınız için doğanın kalbinde sizleri bekliyor.

• 500 ODA • KONGRE SALONU • 18 TOPLANTI SALONU

Otelin yapımı esnasında

hiçbir ağaç kesilmemiştir.

• 8.500 M 2 WELLNESS ve SPA ALANI • BİYOLOJİK GÖLET • AQUAPARK

• MACERA PARKI • KIDS CLUB • BAR ve RESTORANLAR • GAME ARENA

• BOWLING • TENİS KORTLARI • BASKETBOL SAHASI

0264 415 10 00


84

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Türkiye’de gıda israfı

300 milyarı aştı…

Türkiye’nin turizm başkenti Antalya’da düzenlenen Hotel-Restoran-Cafe

(HO-RE-CA) sektörünün en büyük buluşması 31. Hotel Equipment ve 27. Food

Product fuarlarında, turizm ve gıda sektörünün en önemli sorunlarından biri olan

“Gıda İsrafı”na dikkat çekildi.

ETÜDER (Ev Dışı Tüketim

Tedarikçileri Derneği) ve Fazla

Gıda A.Ş.’nin işbirliğiyle ANFAŞ

ev sahipliğinde “HO-RE-CA Kanalında

Gıda İsrafının Önlenmesi” konulu

panel düzenlendi. Halk Sağlığı

Uzmanı Rumeli Üniversitesi Rektör

Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Özyaral’ın

moderatörlüğünü üstlendiği panele,

ETÜDER Yönetim Kurulu Başkanı

Melih Şahinöz, Regnum Yönetim

Kurulu Üyesi Deniz Üstertuna, Fazla

Gıda Satış Müdürü Gökmen Güven,

Türkiye Aşçılar Federasyonu Başkanı

Zeki Açıköz ve ANFAŞ Yönetim Kurulu

Başkanı Ali Bıdı konuşmacı olarak

katıldı.

3 R kuralına dikkat çekti

Dünyanın büyük bölümü açlıkla

savaşırken, diğer yandan büyük

bir gıda israfı yaşandığına dikkat

çeken Halk Sağlığı Uzmanı Rumeli

Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.

Dr. Oğuz Özyaral, “Eskiden annemiz

bizi de mutfağa sokardı kendimiz

emek harcayarak bir şeyler yapmayı

öğrenirdik, şimdi ebeveynler ‘ben

yiyemedim çocuğum yesin’ şeklinde

davranarak bana göre yanlış yapıyor.

Çocuk yokluğu görmediği için varlığın

kıymetini bilemiyor. Çocuklarımıza

gıdanın önemini ve israf konusunu

anlayabileceği şekilde anlatarak

gıdaların israf edilmeden gelecek

nesillere aktarılmasını sağlamalıyız.”

dedi.

Prof. Dr. Özyaral, gıda tüketimindeki

3 R kuralına dikkat edilmesi hatta

bu kuralların 4’e, 5’e çıkarılması

gerektiğini belirtti ve şöyle devam

etti: Üretilen atık miktarının daha

az olmasına dikkat edecek şekilde

kullandığımız ürünleri seçmek

olarak nitelenen Reduce ( Azaltmak),

ürünlerin tekrar kullanımını ya da

kullanılabilecek parçalarının tekrar

kullanılmasını kapsayan Reuse

(Yeniden kullanmak) ve atığın yeni bir

ürüne dönüştürülmesi olan Recycle

(Geri Dönüşüm) kurallarına mutlaka

uymalıyız”.

Şahinöz: “Doğru depolama yöntemi

ve soğuk zincir, ürünün doğru

şekilde ulaşmasını sağlar”

ETÜDER Başkanı Melih Şahinöz ise,

“Evin dışında yapılan tüketimde biz

tabağı ve ortamı görüyoruz, eğer

tabak ve ortam iyiyse, yediğimizden

keyif alıyorsak, aldığımız servisten

de memnunsak oradan hesabımızı

ödeyip çıkıyoruz fakat o ürünün oraya

kadar nasıl geldiğini bilmiyoruz.

İsrafı önlemek için tedarikte ne

yapmak lazım; aslında ürünün nasıl

üretilmesi gerektiğini herkes biliyor

fakat üretici ya da dağıtıcı rekabetle

veya krizle karşı karşıya kalınca

ürünü ucuzlatıyor. Ürünlerin doğru

şekilde üretilmesi lazım, üreticiyi

biliyorsa ki biz bu ürünleri aldığımızda

kontrol edeceğiz, analiz yaptıracağız

bazı örneklem yöntemiyle bakacağız

dolayısıyla kötü ürün götürdüğümde

ceza yerim diye düşünüyorsa bunu

yapmıyor. İkinci usul aslında ürünler

çocuklar gibi günahsız doğuyor,

Türk Sanayisi çok ilerledi çok gelişti

ürünler düzgün yapılıyor, üretici

bunu özenle yapıyor, ama üreticiden

alan x dağıtıcı bunu doğru şekilde

depolamayınca performansa yansıyor.

Doğru depolama yöntemi kullanılmalı

ve soğuk zinciri doğru uygulamak

lazım ki ürün siz doğru şekilde

ulaşsın. Eğer tüm kurallara uyarsak,


müşterilerimiz de kurallara uyan

tedarikçilerden alışveriş yaparsa biz de

ev dışı tüketimdeki gıdanın güvenliğini

sağlamış ve böylelikle de israfı bitirmiş

oluruz.” dedi.

Bıdı: “Yokluğunu çekmeyen insan

israfı önlemeyi bilmez”

Etkinliğin ev sahibi ANFAŞ Yönetim

Kurulu Başkanı Ali Bıdı, “12 yaşımda

Antalya’ya geldim ve 2.5TL haftalık

alırdım bu para bana bir hafta yetmek

zorundaydı ekmek de o tarihlerde 50

kuruş falandı, çeyrek ekmek alırdım.

Sabah kahvaltısı çeyrek ekmek 10

gram peynir. Eskiden ekmek satılırdı

şimdi çeyrek satılmıyor torba torba

satılıyor. Yokluğunu çekmeyen insan

israfı önlemeyi bilmez. Çocuklarımıza

israfı öğretmiyoruz. Projem var

inşallah okullarda da bu konuyla

eğitim oluşturacağım. Dünyada Türkiye

kadar ekmek israfı yapan başka bir

ülke tanımıyorum. Dünya da insanoğlu

dışında israf eden canlı yok. İtalya’da

gönüllüler bir kooperatif kurmuş

otellerle anlaşmışlar, ekmekleri

toplayıp fırında kurutup un yapıyor,

makarna yapıyor aynı zamanda bunu

satıp, yoksullara dağıtıyorlar. Umarım

bir gün biz de bunu yapabiliriz.” dedi.

Üstertuna: “Her şey Dahil’

konusunda çuvaldızı kendimize

batırmamız gerekiyor”

Otellerde ve son tüketiciye hazırlık

aşamasında yaşanan gıda israfına

ve atık konusuna değinen Regnum

Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Üstertuna,

“5 bin kalemin üzerinde malzeme

alıyoruz, müthiş bir hareket var ve bu

sistemin dinamiklerine bağlanıyor.

Çok kapsamlı bir konu ve bilinç

çok önemli. Bu kadar malzemenin

alındığı, bu kadar malzemenin

kullanıldığı ve tüketildiği bu ortamda

bunu verimlilikle tüketmedik, bilinçli

bir şekilde sunmak çok önemli.

Uluslararası otelcilik literatüründe

‘Herşey Dahil’ in Türkiye’de uygulanış

tarzı yabancı otelcilerin bildiği bir

tarz değil. ‘Herşey Dahil’, konusunda

çuvaldızı kendimize batırmamız

gerekiyor otelcilik olarak ve buna

önem vermemiz gerekiyor. Yurtdışında

grup olarak bu konulara çok ilgi

duyuyoruz ve bunun sorumluluğu

var. 800 milyon insanın aç yattığı bir

dünyada müthiş bir atık ortaya çıkıyor

ve bu insanı çok düşündürüyor. İşin

çevresel ve mali durumu var. Bir

otelin bu konulara verdiği önemli

ortalama yıllık kazancı 6-7 milyon

TL var. Önce yatırımcıdan başlıyor iş

ardından profesyonellerin kendilerini

bu konuda yetiştirmeleri ve malzeme

otele girdikten atık olana kadarki tüm

süreçleri teker teker takip etmeleri

gerekiyor ve mikro düzeyde eğitimlerle

birlikte güzel örneklerle bunu verimli

hale getirmeleri gerekiyor.” dedi.

Güven: “Atığı nasıl azaltacağımızı

bilmiyoruz çünkü ölçmüyoruz”

Türkiye’deki gıda israfını rakamlarla

ifade eden Fazla Gıda Satış Müdürü

Gökmen Güven, “Fazla Gıda 3

senedir sosyal gelişim gıda atığıyla

mücadele eden, mücadelenin anlamı

da şu aslında atığı kaynağında

teknoloji çözümleriyle azaltmaya

çalışan bu oluşan atığı da finansal

ve sosyal olarak en doğru ve karlı

şekilde değerlendirmeye çalışan bir

girişim. Bu yola çıkarken temelde

şu soruları sorduk, Türkiye’de gıda

atığına dair net bir data yok 2014’te

bir rakam var yaklaşık sadece üretim

ve tüketim arasında 250 milyar TL

olduğu düşünülüyor, bunun içerisinde

tarlada ya da evde atılan çöp yok. Şu

anda 300 milyar seviyesinde olduğu

var sayılıyor. Aşçılar daha iyi bilir

ürün alırken fiyatı ve performansı

günlerce tartışılıp deneniyor fakat

ürün çıkarken çöp olarak çıkıyor.

Dolayısıyla sizin aşaması nedeni

ve miktarını bilmediğiniz bir şey

üzerine konuştuğunuz bir kurguya

dönüyor. Kimse atığın ne kadar ne

aşamada ve ne sebeple oluştuğunu

bilmiyor. Türkiye’de de Dünyada

da atığı nasıl değerlendireceğimizi

ve nasıl azaltacağımızı bilmiyoruz

çünkü ölçmüyoruz. Biz bunları

ölçmek için gıda atığı ile ilgili bir

mücadele başlattık ve 3 sene önce

bir perakendeciyle 50 kg ile başlayan

mücadelemiz şimdi ayda 1000 tona

geldi.” şeklinde konuştu.

70 ülkeden 50 binin üzerinde

ziyaretçi ağırlıyor

Turizm ve gıda sektörünün Türkiye’deki

en büyük buluşması ANFAŞ Hotel

Equipment – 31.Uluslararası

Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları

İhtisas Fuarı ile ANFAŞ Food Product –

27.Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas

Fuarları eş zamanlı olarak 15-18 Ocak

tarihleri arasında kapılarını ziyarete

açtı. 4 gün boyunca 600 katılımcının

3 bin 700’ün üzerinde markasını

sergilediği fuarlar, 70 ülkeden 50

binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi

ağırlıyor.

Rakamlarla Gıda Atığı:

Atığın yüzde 27’si otellerden çıkıyor.

Öğün Bazlı Atıklar:

Kahvaltı: Yüzde 24

Öğle Yemeği: Yüzde 31

Akşam Yemeği: Yüzde 45

Aşama Bazlı Atıklar:

Üretim: Yüzde 5

Büfe: Yüzde 40

Tabak: Yüzde 55

•Atık maliyetinin yüzde 45-50’si kırmızı

et, beyaz et, deniz mahsullerinden

oluşuyor. İkinci kalemse meyve ve sebze.

•Her şey dahil otellerin israfı ve atığı

azaltmak için izlemesi gereken yol, dijital

atık takibi ve soğuk zincir takibi ile gıda

bağışı, dijital menü, üretim planlama,

satın alma ve sipariş yönetimi olarak

sıralanıyor.


86

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Gastronomi Turizmi,

coğrafi işaretli ürünlerle atağa kalkacak

ANFAŞ tarafından düzenlenen

Türkiye’nin en büyük 'Hotel-

Restoran-Cafe” (HO-RE-CA) “27.

Hotel Equipment ve 27. Food Production”

fuarları çok sayıda etkinliğe de ev sahipliği

yapıyor. Bu kapsamda düzenlenen

‘Coğrafi İşaretli Ürünler ve Gastronomi

Turizm İlişkisi’ paneline Gıda Mühendisi

Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Sevda

Erdoğmuş, Türkiye Aşçılar Federasyonu

Başkan Vekili Mustafa Erol, Geleneksel

Ürünler ve Coğrafi İşaretler Bölümü

Başkanı Huriye Özener, Antalya Ticaret

Borsası Coğrafi İşaretler Uzmanı Dr. Rana

Demirer katıldı. Moderatörlüğünü ise

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım

Ekonomisi Bölümü Öğretim Görevlisi Prof.

Dr. Bülent Gülçubuk üstlendi.

Yerli ürünlerin tüketiminin

yaygınlaşması gerekli

Coğrafi İşaretli Ürünler ve Gastronomi

Turizm İlişkisi paneli Türkiye Aşçılar

Federasyonu Başkan Vekili Mustafa

Erol’un konuşması ile başladı. Yerli

ürünlerin tüketiminin yaygınlaşması

gerektiğine vurgu yapan Erol, Türkiye

Aşçılar Federasyonunun 2020 konsepti olan

“Yaşasın Anadolu” sloganına değinerek,

“Tüm aşçılar sektörde kendini geliştirmek

için bu tarz seminerlere katılmalı, teknik

bilgilerle pratik bilgiyi tamamlamalıdır.

Yaşasın Anadolu önemli bir projedir,

kalkınmak için bu tarz projeleri

desteklemeliyiz. Kendi öz sermayemizi

doğru kullanıp benimsemeliyiz yoksa

markalara ve başka ülkelere bağımlı

oluyoruz. Özellikle gençlere çok ihtiyacımız

var, bu ülkenin 30-40 yılını bizler dizayn

etmek zorundayız, biz sizler için çalışıyoruz

Miras aldığımızı miras olarak bırakmalı bu

memleketin değerlerine sahip çıkmalıyız.

İthal bağımlılığını yok edip yerli sermayeye

ağırlık vermeliyiz. Bizim memleketimizde

çocuklar çok güzel ürünler yetiştirebiliyor.

Mango, yıldız meyvesi yetişiyor, bizim

bu topraklara aşık olmamız lazım. Hep

beraber geleceği kurtarmamız lazım.” diye

konuştu.

Anadolu kelimesi, ana-dolu yani

topraklarımız dolu anlamına geliyor

Ardından moderatörlük görevini üstlenen

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım

Ekonomisi Bölümü Öğretim Görevlisi Prof.

Dr. Bülent Gülçubuk, son zamanlarda

hem dünyada hem de Türkiye’de

gastronomi ve coğrafi işaretler ve bunun

kalkınmaya katkıları konusunun önem

kazandığını söyledi. Aşçılara seslenerek,

“Siz aşçılar insanların kalbine giden

yoldan geçen işleri yaparken nasıl bir

sorumluluk yükleneceksiniz, insanları

nasıl doyursam sorusunun karşılığını mı

bulacağız, insanları sağlıklı bir şekilde

nasıl besleyeceğiz? Bu sorunun mu

karşılığını bulacağız? Toplumsal alanda

sorumluluk olarak karşınıza bunlar

çıkıyor. Ben Gaziantepliyim, Antep’teki

ustalara çam fıstığı coğrafi işaret aldı

bununla ilgili ne düşünüyorsunuz deseniz

cevap alamazsınız, onun farkında değil.

Bu konuda biraz yetersiz kalıyoruz, bu

durum bazı şeylerin sunumundan ve

pazarlamasından kaynaklanan bir eksiklik

diye düşünüyorum. Anadolu kelimesinin

anlamı nereden geliyor bakmak lazım,

“Ana-dolu” yani topraklarımız dolu

anlamında ona bu ismi verdik. O kadar çok

ürünümüz var ki bunu değerlendirmek

bizim atalarımıza ve geçmişimize karşı bir

sorumluluk.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Ülkemizde 400’ün üzerinde coğrafi

işaretli ürün var

Gülçubuk’tan sonra konuşmacılar

coğrafi işaret nedir, geleneksel ürünler

nelerdir ve coğrafi işaretler bir ülkeye,

ekonomisine ve bölgeye ne kazandırır

konusunda dinleyicilere bilgi verdiler.

Geleneksel Ürünler ve Coğrafi İşaretler

Bölümü Başkanı Huriye Özener, “Coğrafi

işaretin kısa tanımı, sizin oraların nesi

meşhurdur sorusunun cevabıdır ve bu

coğrafi işaretlerin üç ayrı kategoride

korunması sağlanabilir. Birincisi menşei,

adı Malatya kayısısı dediğimizde bütün

üretimin bu bölgede yapılan ürünler

için söylenir. Diğeri mahveçtir, sadece o

bölgede olmak suretiyle diğer işlemlerinin

farklı bölgelerde yapılan üründür. Son

olarak geleneksel ürün, aslında hepimizin

bildiği gibi aşure ve ezogelin çorbası gibi

Türkiye’nin dört bir tarafında yapılabilen

ürünlerdir.” dedi.

Coğrafi işaretli ürünlerin beyaz

kelebeklere ihtiyacı var

Özener şöyle devam etti: “Kırsal

kalkınmanın anahtarı, bacasız sanayinin

en başta gelen özelliklerinden bir tanesi

ve gastronomi turizmi içerisinde coğrafi

işaretli ürünlerimizin büyük önemi var.

Şeflerimizin mutfağına aldığı, bize ikram

ettiği, ürünlerin içerisinde kullandığı

tarım ürünleri bununla beraber yemekle

ilgili olan kısımda aslında coğrafi işareti

biliyoruz ama yöresel ürün kavramıyla hep

birbirine karıştırıyoruz. Onun için şunu

ifade etmek istiyorum, coğrafi işaretli

ürünlerin ve geleneksel ürünlerin beyaz

kelebeklere ihtiyacı var, ben şeflere beyaz

kelebek derim ve bunu çok seviyorum,

beyaz kelebeklerin de sürdürebilirliğinin

sağlanması ve gelecek nesillere

aktarılabilmesi için işaretli ürünlere

ihtiyacı var. Şu an ülkemizde coğrafi

işaretli ürünlerin sayısı 400’ün üzerinde,

Avrupa Birliği’nde üç tane tescil edilmiş

ürünümüz var bunlar, Antep Baklavası,

Aydın İnciri ve Malatya Kayısısı. Aydın

kestanesi için de Avrupa Birliği başvurusu

yapıldı, kısa bir süre içerisinde o da ilan

edilecek. Ülkemiz bu anlamda çok zengin.

Beyaz kelebeklerimizin bunlara sahip

çıkması lazım, tıpkı ticari markalar gibi.”

Konuşmacılardan Antalya Ticaret Borsası

Coğrafi İşaretler Uzmanı Dr. Rana

Demirer ise geleneksel ürünler ve coğrafi

işaretler Antalya turizmine nasıl katkıda

bulunabilir, bunu artırmak için neler

yapılabilir, konusuyla ilgili olarak "Coğrafi

işaretli ürünleri logolarını kullanarak öne

çıkarmalıyız" diye konuştu.



88

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

ANFAŞ Hotel Equipment’te

yeni ürünler görücüye çıktı

Turizm ve gıda sektörünün

Türkiye’deki en büyük buluşması

31. Hotel Equipment ve 27.Food

Product fuarları; dikkat çeken ürünlere,

yeniliklere, Ar-Ge yatırımlarına ve çarpıcı

markalara ev sahipliği yaptı.

Tasarım ödüllü T-Car

Üretimine 2018 yılında başlanan TRAGGER

Yeni Nesil Elektrikli Hizmet Araçları,

31.Hotel Equipment ve 27.Food Product

Fuarı ANFAŞ’ta yerini aldı. Sergilenen

ürünler arasında bu sene Design Turkey

Endüstriyel Tasarım Ödülleri’nde ‘İyi

Tasarım Ödülü’nü almaya hak kazanan ve

Transfer Serisinde yer alan T-Car büyük

ilgi gördü. Geliştirdikleri T-Car ile ilgili bilgi

veren TRAGGER Kurucu Ortak Ali Serdar

Emre şunları söyledi: “TRAGGER Yeni

Nesil Hizmet Aracı Ailesi’nde 20 yılı aşkın

mühendislik ve tasarım deneyiminin ürünü.

Tasarımı, mühendisliği ve sermayesiyle

yerli bir yatırım olan T-Car, Bursa Nilüfer

ilçesine bağlı Hasanağa Organize Sanayi

Bölgesi’nde üretiliyor. Aracımız; fonksiyon,

dayanıklılık, performans ve konfor

gibi özellikler dikkate alınarak yapılan

mühendislik çalışmalarının sonucu olarak

doğdu. Ürünlerin tasarım sürecinde ayrıca

yalınlık ve kolay algılanma gibi unsurlar

dikkate alındı. Aracımız; turistik tesisler,

oteller ve tatil köylerinde personel ve yük

taşıma özelliğine sahip. Benzersiz diz

mesafesi ve geniş olduğu kadar konforlu

koltuklarıyla üst seviyede yolcu konforu

sağlayan araç, kullanıcıların istediği her

özelliğe kolayca erişebilmesiyle kullanım

konforu konusunda da iddialı” dedi.

Artık kokteylleri robot barmen

hazırlayacak

Akıllı fabrikalar için akıllı çözümler üreten

İzmir Kökenli Alp Mühendislik tarafından

tasarlanan ve üretilen ‘Robot Barmen’

fuarda öne çıkan yenilikçi ürünlerin başında

geldi. Geliştirdikleri robot barmen hakkında

bilgi veren Alp Mühendislik Satış ve İş

Geliştirme Müdürü Gizem Gülbent Bozkır,

robot trendinin sektördeki yükselişini

gördükleri için böylesi özel bir imalata

yöneldiklerini belirtti. Bozkır, barmen robot

ve marifetler hakkında şu önemli detayları

da aktardı: “Endüstriyel otomasyon

çözümleri üreten özel makine imalatı yapan

kendi içinde 35 kişilik bir Ar-Ge departmanı

olan bir firmayız. Robot Barmen’i de bu

fuarda ilk kez sergiliyoruz. 40 adet farklı

içecekten 35 farklı kokteyl hazırlayabilen

bir robot barmen ürettik. Bir yıllık bir Ar-Ge

geçmişi sonunda 80 bin euroluk yatırım

maliyeti ile ortaya çıkan bu ürünümüze fuar

katılımcılarından ve profesyonellerinden

büyük ilgi var. Alp Mühendislik olarak

önümüzdeki yıl da kendi kendine haritalama

yapan, yolunu bulan ve engelleri aşan

özel bir temizlik robotu hazırlığı içindeyiz.

İki yıl içinde bu ürünümüzü de sektörle

buluşturacağımızı düşünüyorum” dedi.

Bu tabaklar ekolojik

Kullan at sektöründeki yenilikleri

otellerin konseptine uyarlayarak misafir

memnuniyeti önceliği bilinciyle etkin

maliyetli çözümler sunmakta olan LİR;

Türkiye’de bir ilke imza atarak: ekolojik,

çevre dostu olarak ürettiği tabakları

31.Hotel Equipment ve 27.Food Product

Fuarı’nda sergiledi. Doğada 60 günde

çözünebilen ekolojik ambalaj üretimine

başlamış olup ithalatı ikame etmenin

gururunu yaşadıklarını belirten firma

sahibi Özgür Özbek, ürünleri hakkında şu

bilgiyi verdi: “2019 yılı itibariyle de Türkiye

de bir ilke imza atarak 5 farklı tipte bu

tabakları geliştirdik. Ürünümüz tamamen

doğal. Bu üründe hiç ağaç kesilmiyor en

önemli özelliği ise mukavemetli oluşu

hatta mikrodalga fırınlarda da rahatlıkla

kullanılabiliyor. Üretim yerimiz Antalya’da

ve ayda 52 ton üretim kapasitesine sahibiz.

İlgi çok fazla amacımız gelecek yıl üretim

kapasitemizi daha da arttırmak.”

Mobil taş fırınlar ile pizza, pide

keyfi

Yüzlerce yıllık geçmişe sahip odunlu

taş fırınların Anadolu Taş Fırın geleneği

izlenerek günümüz teknolojileri ve

malzemeleri kullanılarak yapılmış ve mobil

hale getirilmiş bir versiyonu olan ‘Mobil Taş

Fırınlar’ HoReCa sektörünün son yıllarda en

çok ilgi gösterdiği inovatif ürünler arasında

geliyor. Kendisi de makine mühendisi

olan Elmana Forni markasının sahibi

Hasan Ergün Elmalı; bu fırınları 20 yıldır

ürettiklerini ve her geçen yıl ilginin daha da

arttığını belirtti. Yerli üretim sayesinde ithal

ürünlere göre %15-20 arasında fiyat avantajı

sunduklarının da altını çizen Elmalı; mobil

taş fırınların ebat, ısı özelliğine göre 6 bin

ile 15 bin dolar arasında değişen fiyatlarla

satışını yaptıklarını da belirtti. Son yıllarda

ihracata da ağırlık verdiklerini vurgulayan

Elmalı; özellikle ABD, Arap ülkeleri, Rusya,

Polonya ve Balkan ülkelerinden ciddi sipariş

aldıklarını da sözlerine ekledi. Elmalı mobil

taş fırınların avantajı ve özelliği hakkında şu

bilgileri verdi; “Geleneksel kara fırınların

bütün olumlu özelliklerini taşımalarının yanı

sıra odun dışında gaz da yakabilmeleri ve

taşınabilirliği en belirgin avantajlarıdır.”



90

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

İnoksdesign, ANFAŞ’ta

ziyaretçilerle buluştu

Endüstriyel mutfak sektörünün öncü şirketi İnoksan, 31. ANFAŞ Hotel Equipment

Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı’nda İnoksdesign marka açık

büfe ve servis ekipmanları ile yer aldı.

İnoksan’ın açık büfe ve servis

ekipmanları sektöründe faaliyet

gösteren güçlü markası İnoksdesign

31. ANFAŞ Hotel Equipment Uluslararası

Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları

İhtisas Fuarı’nda ziyaretçilerle buluştu.

Projelendirdiği profesyonel mutfaklar

ile dünyanın en prestijli kuruluşlarının

tercihi olan İnoksan'ın, sektördeki

deneyimini kullanan İnoksdesign,

2006 yılından bu yana sahip olduğu

teknolojiyle modüler ve estetik ürünler

geliştirerek, hız, hijyen, yüksek

performans, enerji ve zamandan kazanç

sağlayan ürünler üretiyor.

Varlık: “Talepler fazla, nitelikli

ziyaretçiler yoğun”

İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi

Varlık fuara ilişkin görüşlerini şöyle

paylaştı: “ANFAŞ, Antalya’da horeca

alanında gerçekleşen bir fuar ve aynı

zamanda Türkiye’nin en büyük fuarı.

Katılımcı firmaların da gelişmesiyle bu

platform çok yol aldı. Dünyada da çok

Vehbi Varlık

iyi bir şekilde Türkiye’yi temsil ediyor.

Mutfak ekipmanlarıyla başlayan bu fuar

çok doğru bir kararla otel ekipmanlarıyla

da yollarını birleştirdi. Bu birleşimde

Antalya’nın otel bölgesi olmasının da

katkısı var. Otellerin bütün ihtiyaçlarını

karşılayabildiği çok özel bir fuar

diyebiliriz. Biz de senelerdir katılıyoruz

ve katılım oranı yüksek geçen bir fuar.

Öte yandan ANFAŞ bilinçli bir şekilde

yönetiliyor ve katılımcıların desteğiyle

büyüyor. Biz bu yıl yalnızca açık büfe

ve servis ekipmanları kategorisinde

faaliyet gösteren markamız İnoksdesign

ile katıldık. Talepler fazla, nitelikli

ziyaretçiler yoğun ve ürünlerimizin büyük

beğeni toplaması bize gurur veriyor.”

Fuarın ikinci ve üçüncü günlerinde

Bir Aşçının Dünlüğü kitabı imza

günü dolayısıyla Big Chefs Mutfaklar

Koordinatörü Murat Aslan’a ev

sahipliği yapan İnoksan standı; şeflerin,

öğrencilerin ve sektör profesyonellerinin

uğrak noktası oldu.


Inoksan showed up at the ANFAS with

Inoksdesign that is Buffet and Service

Equipment Brand

Inoksan, the leading company in the industrial kitchenware industry, participated in the 31st

ANFAS Hotel Equipment International Accommodation and Hospitality Equipment Trade

Fair with its Inoksdesign brand buffet and service equipment.

Inoksdesign, Inoksan's strong

brand operating in the buffet and

service equipment industry, met

with the visitors of 31st ANFAS

Hotel Equipment International

Accommodation and Hospitality

Equipment Fair. With its professional

kitchens, Inoksan has been preferred

by the most prestigious organizations

in the world; Inoksdesign, which

benefits from Inoksan's experience

in the industry, has developed

modular and aesthetic products

with its technology since 2006, and

manufactured products ensuring high

speed, hygiene, high performance,

time, and energy.

Varlık: “Demands and qualified

visitors are too much”

Vehbi Varlık, Chairman of the Board

of Inoksan, expresses his views on

the exhibition: "ANFAS, is a trade fair

in the field of HoReCa held in Antalya

and also it is the biggest exhibition

in Turkey. With the development of

participating companies, this platform

had a significant advance. Also, it

represents Turkey in the world in the

best way. This fair, which started with

kitchen equipment, has partnered with

hotel equipment, which has been a

very correct decision. Antalya, which

is a hotel region, has also contributed

to this combination. We can say that

it is a very special fair where hotels

can meet all their demands. We have

been participating in this fair for years

and the participation figures are quite

high. On the other hand, ANFAS has

been managed in a conscient way and

has grown with the support of the

participants. This year, we attended

only with our Inoksdesign brand, which

operates in the category of buffet and

service equipment. The demands are

high, the number of qualified visitors is

high and we are proud of our products

which are highly appreciated."

The booth of Inoksan, which was

a frequent destination for chefs,

students, and industry professionals,

hosted Executive Chef Murat Aslan,

Kitchens Coordinator of Big Chefs for

the signature event of his book titled

"Memoirs of a Chef" on the second

and third days of the fair.


92

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Kale Kilit ANFAŞ’ta

yeni ürünlerini sergiledi

Otellerde ve turistik tesislerde en çok tercih edilen marka olan Kale Kilit, ANFAŞ Otel

Ekipmanları Fuarı’nda teknolojik özellikleriyle ön plana çıkan yeni nesil ürünlerini tanıttı.

Güvenlikle ilgili her alanda entegre

ürünler ve hizmetler sunan Kale

Kilit, turizm otelcilik sektörünün

uluslararası buluşma noktası haline

gelen ANFAŞ Uluslararası Konaklama ve

Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı’nda

(ANFAŞ Otel Ekipmanları Fuarı) yeni

ürünlerini tüketicilerinin beğenisine

sundu. Bu yıl 30’uncusu düzenlenen

fuarda Kale Kilit’in yeni nesil teknolojileri

ve güvenlik sistemlerine entegre ettiği

inovatif ürünleri büyük beğeni topladı.

Yeni ürünler görücüye çıktı

Turizm sektörünün en çok tercih ettiği

marka olma özelliğini taşıyan Kale Kilit

fuarda; kapı hidrolikleri, panik barlar,

topuzlu kilitler, çelik kasalar, kartlı

kilitler ve donanımları, asansör kontrol

ünitesi, enerji tasarruf üniteleri, geçiş

kontrol üniteleri, X10 akıllı kilit sistemi,

elektronik kabin kilitleri, cam kapı

kilitleri, yangın kapısı gibi ürünlerini

tanıttı. Fuarda ayrıca yeni ürünlerini de

sergileyen Kale Kilit; kapı hidroliği, akıllı

çelik kapı kilidi, parmak izli kapı kolu,

yüz tanıma ünitesi ve rozetli seri kartlı

kilit ürünleriyle katılımcılardan tam not

aldı.

Lüks segmentteki iki otelden

birinde kullanılıyor

Kale Kilit Türkiye Satış ve Pazarlama

Direktörü Semih Teker, ANFAŞ Otel

Ekipmanları Fuarı’nda tüketicilerden

gördükleri büyük ilgiden memnun

olduklarını dile getirerek; “Otellere

özel akıllı kilit uygulamalarımız, 365

gün 7/24 kesintisiz sunduğumuz

hizmetimiz, şık tasarımlarımız

ve teknolojik donanımımızla fark

yaratarak kullanıcılarımızdan tam not

alıyoruz. Özellikle otellere ve ofislere

sunduğumuz üst düzey kontrol ve

konfor sağlayan geniş ürün gamımızla,

kullanıcılarımıza yönetilebilirlikle

beraber, raporlama özelliği de

sunuyoruz. Türkiye’de lüks segmentteki

otellerin her ikisinden birinde, Kale

Elektronik Kartlı Kilitler kullanılıyor.

Yeni yatırımlarımız, inovatif ürünlerimiz

ve hizmet kalitemizle kullanıcılarımızı

ve sevdiklerini güvence altına almanın

gururunu yaşıyoruz.


Kale Kilit exhibits

new products at ANFAŞ

Kale Kilit, which is the most preferred brand in hotels and touristic facilities, introduced its

new generation products that stand out with their technological features at ANFAŞ Hotel

Equipment Fair.

Offering integrated products and

services in all areas related to

security, Kale Kilit presented

new products to the visitors at the

ANFAS International Hospitality and

Hospitality Equipment Fair which has

become the international meeting

point of tourism and hotel industries.

Kale Kilit's innovative products

integrated into new generation

technologies and security systems

were highly appreciated at the

exhibition held for the 30th time this

year.

New products showcased

Kale Kilit, which is the most preferred

brand in the tourism sector, has

introduced its products such as door

closers, panic bars, knob locks, steel

safes, card locks and hardware,

elevator control unit, energy saving

units, access control units, X10 smart

lock system, electronic cabin locks,

glass door locks, fire doors, all needed

by the industries in the event. Kale Kilit

also exhibiting its new products at the

fair; and received full marks from the

participants with its door hydraulics,

smart steel door lock, fingerprint door

handle, face recognition unit and serial

card lock with badge.

Used in one of two hotels in the

luxury segment

Semih Teker, Sales and Marketing

Director of Kale Kilit, expressed that

they were satisfied with the great

interest of the visitors they met at

ANFAS Hotel Equipment Fair and said,

“We get full marks from our users by

making a difference with our smart

lock applications for hotels, our 7/24

uninterrupted service, stylish designs

and technological equipment. With our

wide range of products that provide

high level of control and comfort,

especially for hotels and offices, we

offer our users the ability to report

along with manageability. Both in one

of the hotels in the luxury segment

in Turkey, Kale brand Electronic

Card Locks are used. We take pride

in offering security to our users and

loved ones with our new investments,

innovative products and service

quality.


94

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Helmut

Sachers

Roastery

İstanbul’da…

Viyana kahve kültürünün önde gelen temsilcisi Helmut Sachers, kahve, çay ve smart-dining

lezzetlerini İstanbul’da Helmut Sachers Roastery’de bir araya getirmeye hazırlanıyor. İstanbul,

Kanyon’da Kat: 1’de müşterileriyle buluşmaya hazırlanan özel roastery sadece lezzet severlerin

buluşma noktası değil, Türkiye ve Ortadoğu HORECA kanalına ulaşacak olan kahvelerin

kavrulup, paketlendiği tesis olacak.

İstanbul’dan yolculuğuna başlayan

çekirdek kahve, Viyana’da

kavruldu, dünyaya yayıldı.

Türkiye dahil Helmut Sachers’in

kavurduğu kahvelerin girdiği 39

ülke arasında, ilk kez bir roastery

konsepti İstanbul’da hayat buluyor.

İstanbul’un her zaman özel bir

yeri olduğuna inanan bu sebeple

de Stambulia ismini verdiği özel

serisi olan Helmut Sachers, bunu

açtığı özel tesisle taçlandırmak ve

İstanbul’a bu değeri kendi kazandığı

deneyimlerini de ekleyerek geri

sunmak istiyor.

Türkiye ve Ortadoğu’nun

kahveleri İstanbul’da üretilecek

Dünyada Amerika Birleşik Devletleri,

Kanada, İngiltere, Avrupa kıtasının

çok geniş bir kısmı ile Japonya,

Kuveyt, Katar ve İran gibi toplamda

39 ülkeye yayılmış olan Helmut

Sachers’in bu oluşumu dünyada bir

ilk. Türkiye’de yaklaşık 2 buçuk yıldır

Horeca kanalından ulaşan Helmut

Sachers Türkiye CEO’su Mehmet

Çolak konuyla ilgili “Türkiye’yi ve

özellikle İstanbul’u seçmemizin iki

nedeni var. Biri markanın İstanbul’la

olan duygusal bağlarından ötürü.

1929’da ilk çekirdekleri kavrulan

kahveler Viyana’ya İstanbul’dan

gelen kahveler. Bu kahvelerle

başlayan yolculuk bizim için

çok önemli. Viyana kahvesi

deyince eşsiz bir lezzet ve kahve

seremonisi yolculuğu dünyada

akla geliyorsa, bunun bir sebebi

var. Tarih yolculuğunda yeşil

kahve çekirdeklerinin Viyana’ya

nasıl ulaştığını biliyoruz, bunun

için bundan tam 90 yıl önce, 23

Aralık’ta kurulan Helmut Sachers,

İstanbul ve Türkiye’ye bir teşekkür

etmek için İstanbul’un tam kalbi

diyebileceğimiz lokasyonunda

360 derece bir roastery deneyimi

sunmak üzere yola çıktık ve

ilham kaynağımıza geri döndük”

açıklamalarını yaptı.



96

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Yeme içme sektörüne yeni ekonomik model

Mezo - Restoran

Türkiye’ye Cafe Bistro konseptini tanıtan isimlerden Oğuz Şenol’un son girişimi olan Cafe

Italiano, restoran ve fast food kanalları arasında konumlandırdığı yeni ekonomik model ile

hem yatırımcı hem de tüketicilere yeni bir alternatif sunuyor. Kaliteli İtalyan lezzetlerini,

erişebilir fiyatlarla restoran kalitesinde tüketicilerle buluşturan mezo – restoran modeli

üç yılda 55 şube ile büyüme hedefinde…

Bu sene restoran işletmeciliği

alanında 25. yılını geride bırakan,

1995 yılında açtığı Harvard Cafe

ile Türkiye’ye Cafe Bistro konseptini

tanıtan isimlerden biri olan Oğuz

Şenol’un kurduğu Cafe Italiano,

restoran sektörüne yeni bir ekonomik

model getiren özel mezo – restoran

konseptini tanıttı. Oğuz Şenol

tarafından geliştirilen, yerleşik restoran

anlayışını ve kalitesini, neredeyse fast

food fiyatına sunan mezo – restoran

konsepti hem yatırımcılar hem de

lezzet düşkünleri için yeni bir alternatif

sunuyor.

Kaliteyi, erişebilir fiyatlarla

sunuyor

Fast Food ile restoran kategorileri

arasında yeni bir yer edinen konsept için

ara segmenti temsilen; orta anlamına

gelen ‘mezo’ teriminin kullanıldığını

anlatan Cafe Italiano Kurucusu Oğuz

Şenol, “Restoranlar ya da cafeler

aslında halkın farklı bir tat almak için

buluştuğu kamusal alanlar. Dolayısıyla

dinamikleri toplumun hareketleriyle

eş güdümlü olmalı. Biz konseptimizi

geliştirirken insanların satın alma

alışkanları ve harcama güçlerini

dikkate aldık. Gözlemlerimiz sırasında

fark ettik ki, dışarıda ailesi ya da

dostlarıyla yemek yemek isteyen birinin

önüne sadece iki seçenek çıkıyor. Ya

ekonomik olarak gerçekten pahalı

hizmet güzel ortamda sunan restoran

veya cafe bistroları tercih edecek ya da

fast food kanalına yönelecek. Yani iki

segment arasındaki ‘mezo’ orta alanda

müşteriyi memnun edecek bir işletme

stili yok. İşte Cafe Italiano bu ‘mezo

– restoran’ fikrinden ortaya çıktı ve

mevcut bu boşluğu doldurdu. Kaliteli,

sevilen İtalyan tarzı lezzetleri, erişebilir

fiyatlarla tüketicilere sunuyoruz. Üstelik

bu hizmet kalitesini Trattoria tarzı;

sıcak, samimi ve rahat bir dekorasyona

sahip bir ortamda sunuyoruz ” diyor.

Üç yılda 55 şube

Sundukları karlı franchise modeli

ile üç yıl içinde 55 şubeye ulaşmayı

hedeflediklerini anlatan Şenol,

“Dekorasyondan altyapıya kadar tüm

noktalardaki maliyetleri, kalitemizi

koruyarak sadece sadeleşme ile

düşürdük. Dünyanın herhangi bir

köşesinde hızla açılabilecek bir

model ortaya çıkarttık. Franchise

sistemimizin yatırımcılar tarafından

ilgiyle karşılanacağına inanıyoruz.

Sunduğumuz yatırım ve kazanç

fırsatlarıyla 2020 yılında 10 yeni şube

açmayı planlıyoruz. İlk etapta nüfusun

daha yoğun olduğu, dışarıda yemek

yeme kültürünün oturduğu büyük

kentlere yöneleceğiz. Adana, Ankara,

Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir,

Mersin ve Trabzon hedef kentlerimiz.

Ama arzumuz lezzetlerimizi tüm

Türkiye’ye ulaştırmak. Avrupa ve

Orta Doğu ilgilendiğimiz coğrafyalar.

Bu bölgelerde yatırımcılarla temas

halindeyiz. Hem Türkiye’de hem de

yurt dışında toplam 55 şubeye ulaşmayı

hedefliyoruz. Bu şubelerin beş tanesi

merkeze bağlı olacak” diyor.

Yatırımcıya yüksek maliyet avantajı

25 yıllık sektör tecrübelerinin bir ürünü

olarak yatırımcılara yüksek maliyet

avantajı sunduklarını anlatan Şenol,

“Girişimciler başvuru yaptıkları andan

itibaren lokasyon seçimi, eğitim,

kiralama, dekorasyon, lojistik vb.

konularda profesyonel bir kadronun

desteğini almaya başlıyor. Sunduğumuz

bu destek sayesinde dört ila altı hafta

arasında şubeyi açabiliyoruz. Ayrıca

merkez mutfağımızda tüm şube

personeline yönelik özel eğitimler

de düzenliyoruz. Ama yatırımcılara

sunduğumuz en büyük destek, 25 yıllık

tecrübe ve güçlü bağlantılarımızdan

kaynaklanan ‘food cost – gıda maliyeti’

avantajı. Tedarikçilerden aldığımız tüm

indirim yüzdelerini olduğu gibi bayimize

yansıtıyoruz. Böylece yatırımcı işe

kazançlı başlamış oluyor. 25 bin Euro

isim hakkı bedelimiz var. Ortalama 150

m2 bir dükkanın anahtar teslim maliyeti

ise 67 bin Euro. İnşaat giderlerinden

demirbaş parkuruna kadar en uygun

ve işlevsel seçenekleri belirledik.

Böylece yatırım maliyetini minimize

ettik. Yatırımın geri dönüşü ise 14

ila 18 ay arasında. Bu sektörümüzde

rastlanmayan bir hızlı dönüştür” dedi.



98

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Müzik ve

eğlencenin

keyifle

buluştuğu

yer

Chin Chin

İstanbul Ulus’un yemek

ve eğlencede gözde

mekanlarından Chin Chin,

dünya mutfağından seçkin

lezzetleri kendine özgü

şekilde yorumlayarak

misafirlerine sunuyor.

Ali Sayar’ın işletmeciliğini yaptığı

aynı zamanda salı akşamları

DJ performası da sergilediği

Chin Chin, bir yıl gibi sürede kendini

kanıtlayarak iddiasını sürdürüyor.

Şıklığı, konforu, dünya mutfağından

lezzetlerin sunulduğu iddialı menüsü,

barı, DJ performansı ve sevilen

sanatçıların canlı performanslarıyla

kısa sürede ses getiren Chin Chin,

özel günlerin de vazgeçilmez adresi

haline geldi. Mekan, bu sezon yenilenip

gelenekselle moderni bütünleştiren ve

tüm detayların düşünülerek hazırlandığı

dekorasyonuyla misafirlerine rahat

hissettiren ortamının yanı sıra Şef

Sercan Pehlivan imzalı menüsüyle de

damaklarda unutulmaz izler bırakan

lezzetleri sunuyor.

Mekan salı, çarşamba, cuma ve cumartesi akşamları haftanın 4

günü sevilen sanatçıların canlı performansları eşliğinde yemek

ve müzik ziyafeti sunuyor.


®


00

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Benzersiz

manzarasıyla

Octo

Şehrin yenilikçi detaylarını ve

tarihi dokusunu aynı bünyede

barındıran bölgesi Karaköy, yeni

restoranı Octo’ya kavuşuyor.

Manzarasında şehrin tüm

ikonik ve tarihi yapılarına

sahip Octo’nun işletme

operasyonunun başında yemeiçme

sektörünün duayen ismi

Emre Ergani var.

Galata kulesi, Topkapı Sarayı, Ayasofya,

Haliç, Kız Kulesi ve Boğaz Köprüsü’nün

tek bir pencereden görüldüğü, Adalar’a

kadar uzanan benzersiz manzarasıyla

Octo, Karaköy’ün yeni gözdesi JW Marriott

Istanbul Bosphorus’un en üst katında

yer alıyor. Octo, unutulmaz bir yemek

deneyimi ve özgün tasarımı ile öğle ve

akşam yemekleri için, elle toplanmış, taze

ve doğal malzemelerden oluşan benzersiz

bir menü sunuyor. Octo, herkesin kolaylıkla

erişebileceği bir şekilde yüksek kaliteli

deniz ürünlerini sunan bir yemek deneyimini

İstanbul’a getirmeyi hedefliyor.

Mutfağı Portekizli şefe emanet

“Deniztarağı Sahili” anlamına gelen “Praia

da Viera” isimli bir sahil kasabasından

gelen Portekizli şef Jorge Lavos Costa’nın

doğduğu şehrin adı bile deniz ile ilgili.

Portekizli şef oluşturduğu menüde yerel

deniz ürünleri mirasını bölgenin meze

kültürüyle birleştiriyor. Mekânın çağdaş

tasarımı ve Osmanlı kültüründen etkilenen

dokunuşları, yaşanacak deneyim ile ilgili çok

şey söylüyor. Mekânda deniz ürünlerinin yanı

sıra günlük olarak üretilen mezeler de yer

alıyor. İstiridyeden kral yengece kadar bütün

kabuklu deniz mahsullerinin bulunduğu

büfesi mekanın simgesi olmaya aday.

Misafirlere Doğu ve Batı’nın sentezinden

oluşan listesi ile DJ performansı eşlik

ediyor. Yemek menüsünün dışında sunduğu

atıştırmalıklarla ve artisanal kokteylleri ile

Octo’nun barı da hem yemek öncesi hem

de yemek sonrası için keyifli bir deneyim

sunuyor.



102

hotel restaurant

& hi-tech

Sevgililer Günü özel

Aşkın Aila’sı

İyi yemek ve iyi müziği şık ambiyansıyla birleştiren Aila, 14

Şubat’ta da lezzet ve eğlenceyi misafirleriyle buluşturuyor.

Geleneksel Türk mutfağını yenilikçi ve modern bir şekilde

yorumlayan mekan özel gün kutlamalarının da en iyi

adreslerinden. Menüsüyle olduğu kadar etkinlikleriyle

de fark oluşturan Aila, Sevgililer Günü’ne özel aşkla

oluşturduğu akşam yemeği menüsü ve DJ ve saksafon

performansıyla çiftlere romantik bir akşam sunuyor.

14 Şubat akşamına özel oluşturulan Sevgililer Günü

menüsünün yanı sıra, misafirler gece boyunca DJ Serhan

Sokulgan’ın ritimleri ve Hülya Uysal’ın canlı saksafon

performansıyla güzel saatler geçirecek.

Lezzet ve müzik ziyafeti ile

aşkınızı tazeleyin

Conrad İstanbul Bosphorus, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel hazırladığı akşam yemeği

ile çiftleri unutamayacakları anılar yaşatmaya davet ediyor. Beş yıldızlı otelin, 270

derece benzersiz İstanbul manzarası sunan mekanı Summit Bar&Terrace’ta servis

edeceği; aşkınıza lezzet katacak Be My Valentine menüsü, birbirinden özel gurme

lezzetlerden oluşacak. Votka ve Bitter Çikolatalı Makaron ile başlayan lezzet şöleni,

havyar, kinoa ve su teresi ile servis edilen Atlantik Somonu ile devam edecek. Ana

yemek öncesi servis edilecek Norveç Istakozlu Cannelloni ve Avakado ve Guava Sorbet

damaklarda hoş bir dokunuş bırakacak. İki defa pişirilmiş Dana Bonfile Chateaubriand

ve Kaz Ciğeri Scaloppini ana yemeğinin ardından kutlama yemeğinin son tatlı

dokunuşları, petek bal ile servis edilen Bitte Fırınlanmış Brie Peyniri ve Bitter&Ruby

çikolatalı orman meyveleriyle yapılacak.

Ayrıcalıklarla dolu

Şehrin yeni çekim merkezi Sheraton Istanbul City Center, yılın en romantik günü 14 Şubat’ı

ayrıcalıklarla zenginleştiriyor. Sevgililer Günü’nde Sheraton Istanbul City Center’da

konaklayan çiftleri odalarına girdikleri andan itibaren köpüklü şarap ve çikolatayla başlayan

keyifli sürprizler bekliyor. Sevgililer Günü’ne özel dekore edilen ve eşsiz lezzetlerin yer

aldığı menüsüyle çiftleri karşılamaya hazırlanan beş yıldızlı otelin konsept restoranı Ney’i

Lokma’da romantik bir akşam yemeğine kült aşk şarkıları eşlik ediyor. Ney’i Lokma’da

Levrek & somon Tartar, tütsülenmiş patlıcan ezmesi üzerinde Peynirli ravioli ile başlayan

tadım, Cevizli ve taze kekikli buğday Risotto, fettuçini sebze ve shallot sosla sunulan Izgara

dana madalyonla devam ediyor. Aşk dolu akşam yemeğinin tatlı finalinde ise Mango Sorbe,

Bitter çikolata kremi ve Pötifurlara taze çekilmiş kahve çeşitleri ve aromatik çaylar eşlik

edecek.

Boğaz manzarası eşliğinde nefis lezzetler

Gümüşsuyu’nun büyüleyici Boğaz manzarasına tepeden bakan Râna, 14 Şubat

Sevgililer Günü için özel bir menü hazırladı. İstanbul’un en özel mekanları

arasında yer alan mekan, bu özel geceye hazırladığı menüsü ve Dj Cengiz

Cebeci’nin performansı ile Sevgililer Günü’nü unutulmaz kılıyor. Her gelenin

kendinden bir tat bulacağı mekan; Türk kültürünün hem yemek hem de

dekorasyon öğelerini, bazen eski bir vazo veya eski bir kadehte sizlere hatırlatıyor.

Mutfağı, eğlencesi ve atmosferi ile eşsiz bir deneyim yaşatan Râna, samimi

sohbetlere ve lezzetleri ile Sevgililer Günü’nde de iddialı.


Çırağan Sarayı’nda aşk dolu

Sevgililer Günü

Nice aşklara ev sahipliği yapmış tarihi dokusu ve büyüleyici atmosferi ile Çırağan

Sarayı, Sevgililer Günü’nde ihtişam dolu romantik bir deneyim yaşamak isteyen

çiftleri birbirinden heyecan verici sürprizlerle karşılıyor. Romantizmi Çırağan

Sarayı’nın ihtişamlı atmosferinde yaşamak isteyenler için tüm görkemiyle Boğaz

manzarasına karşı konumlanmış, defalarca uluslararası yayınlar tarafından

dünyanın en romantik restoranı seçilen Tuğra Restoran muhteşem bir seçenek

oluyor. Romantik ambiyansı ve eşsiz manzarası ile Laledan Restoran, Sevgililer

Günü’ne özel hazırladığı aşk dolu İtalyan menüsüne eşlik eden canlı müzik

melodileriyle çiftlere unutulmaz bir gece vaad ediyor. İstanbul’un Boğaz manzaralı

en keyifli mekanlarından Gazebo Lounge, güne özel romantik lezzetlerle dolu

akşamüstü çay saati sunuyor.

Aşkın hikayesi

yeniden yazılıyor

Türkiye’nin ilk Curio oteli Hagia Sofia Mansions-Curio Collection by Hilton, Sevgililer

Günü’nü masal tadında geçirmek isteyen çiftlere birbirinden romantik kutlama

alternatifleri sunuyor. Topkapı Sarayı’nın duvarına bitişik, tarihi Soğukçeşme

Sokağı’nın simgesi olan 1500 yıllık su sarnıcında Sevgililer Günü kutlama yemeği, en

özel anılarınız arasındaki yerini alacak. Bizans izlerini taşıyan tarihi dokusu ve usta

şeflerin ellerinden çıkan eşsiz lezzetleriyle misafirlerine özel bir deneyim yaşatan

Sarnıç Fine Dining Restaurant, ayrıcalıklı bir Sevgililer Günü yaşamak isteyen çiftler

için ideal. Otelin sunduğu ayrıcalıklardan bir diğeri ise, tarihi Sarnıç Spa&Jakuzi’deki

Valentine Private Spa bakımı olacak. Sarnıç Spa’nın saunasında rahatlama ile

başlayacak olan bakım uygulaması, çiftlerin vücudunun iyice arınmasını sağlayacak

kese köpük bakımının dahil olduğu hamam bakımıyla devam edecek. Ardından

çiftlere 45 dakikalık rahatlatıcı ve gevşetici Aromaterapi masajı yapılacak.

Sevgililer Meos’da buluşacak

Sevgililer Gününde, sevgilinize kendisini özel hissettirmek

için aradığınız romantik akşam yemeği Aqua Florya’da yer

alan Meos Balık’ta. Meos Balık, 14 Şubat Cuma gecesi

“Sevgililer” için özel bir müzik programı sunuyor. Yılbaşı

gecesi Meos müdavimlerini şarklılarıyla coşturan Tülay,

bu kez özel repertuar ile sevgililer için söylüyor. Tülay'ın

şarkılarının yanı sıra mum ışığında servis edilecek Meos

lezzetleri ve şefin özel tatlısı sevgililer gününe bambaşka

bir keyif katacak. Tazeliğin ve doğallığın ön planda tutulduğu

mekanda, mevsimine göre hazırlanan mezelerinin yanı sıra Girit Ezmesini, Okyanus

Lokumunu, Karidesli Mantıyı, Akkız Tavayı, Karidesli Deniz Fasulyesini, ahtapot, kalamar ve

baby karides gibi pek çok lezzeti afiyetle yiyebilirsiniz. Farklı meze çeşitleri ve ara sıcakların

yanı sıra mevsim balıkları ise şefin iştah kabartan sunumu ile sofraya taşınıyor.

Romantik bir şubat

Merkezi lokasyonu ve ayrıcalıklı sunumlarıyla şehir hayatına duygusal lüks kavramını taşıyan Raffles

İstanbul’da Sevgililer Günü şubat ayında farklı etkinliklerle kendini hissettiriyor. Bu özel günde çiftlerin

tercih edebilecekleri farklı kutlama seçenekleri arasında Raffles Patisserie lezzetleri aşkı hatırlatıyor.

İsokyo’nun zarif ve canlı atmosferinde, güne özel hazırlanan şampanya ve şarap menüsü, farklı

yorumlarla a la carte menüsünden sunduğu lezzetleri bir arada sunuyor. Çiftler için aşkın sembolü

ya da bir tarifi olmaz ama Rocca Brasserie gurme mutfağının en özel örnekleriyle hazırlanan 5

aşamalı menüsü tam da aşkı tarif eden ambiyansı ve tatlarıyla 14 Şubat akşamı canlı müzik eşliğinde

misafirlerini ağırlıyor.


104

hotel restaurant

& hi-tech

Sevgililer Günü özel

Elite World Sapanca’dan

aşkın şehri Paris’e yolculuk

Doğanın huzur veren atmosferinde romantik bir konaklama ayrıcalığı sunan

Elite World Sapanca, Sevgililer Günü’nü benzersiz bir deneyimle yaşatmaya

hazırlanıyor. 8 bin 500 metrekarelik SPA alanı ile Türkiye’nin en büyük wellness

otelinde sevgililer, aşklarını tazelemeye çift masajıyla başlayacak. The Grill

Ocakbaşı Restaurant akşam yemeğinde ise, ödüllü Chef Mithat Yalçınkaya

ve deneyimli ekibi tarafından özenle hazırlanan ala carte menüsüyle; karışık

ızgara, et ve tavuk şiş çeşitleri, içli köfte, meze çeşitleri, karışık meyve tabağı

ve limitsiz yerli içki çeşitlerinden damak tadınıza en uygun lezzetler sunulacak.

Sapanca’nın huzur veren atmosferinde bölgenin en büyük ve doğayla başbaşa

oteli Elite World Sapanca Convention & Wellness Resort’ta sevgililerini sürpriz

dolu bir tatil de bekliyor. Tesiste konaklayacak çiftlerden biri; ulaşım, konaklama

ve Paris’te gezi rehberliği hizmetlerinin dahil olduğu hediyenin sahibi olacak.

Rüya gibi bir tatil hayal edenlere

Kapadokya’nın büyülü dünyasında eşsiz bir deneyim vadeden argos in Cappadocia,

Sevgililer Günü’nde romantizme doymak isteyen çiftleri ağırlayacak. Güvercinlik Vadisi

ve Erciyes Dağı manzarasına hakim konumunda hafızalardan silinmeyecek bir tatile

davet eden otel, 13- 17 Şubat tarihleri arasında yapılacak 2 gecelik konaklamaları

kapsayan özel bir paket hazırladı. Büyülü bir masal ülkesini andıran Kapadokya’da

bulunan otel, özel oda süslemesinin dahil olduğu romantik detaylarla dolu pakete;

öncesinde 2 kadeh köpüklü şarabın ikram edildiği SEKİ Restaurant’da dilediğiniz

akşamda 2 kişilik bir akşam yemeği ve Bezirhane'de gerçekleşecek olan Sufle

konserine giriş, 2 gün kahvaltı dahil.

Aşka davet var!

Sıcak buluşmaların adresi Nişantaşı Milli Reasürans

Çarşısı’nın sevilen restoranı SAM Kitchen&Bar, 14

Şubat’a özel sürpriziyle çiftlere ev sahipliği yapıyor.

Modern Türk mutfağını yorumlayan yenilikçi

tarzıyla, şık ve ferah bir atmosfere sahip mekan,

Sevgililer Günü’ne özel tatlısı ile adeta bir şölen

sunuyor. Yumuşacık pasta kreması ve çıtır milföy

hamurunu eşsiz bir şölene çeviren çilekler ile

süslü Çilekli Milföy ile aşkınıza aşk katmaya

hazır olun.

Aşkınızı ölümsüzleştirin

Mimarisi, dekorasyonu ve sunduğu imkanlarla lüksü konforla buluşturan

The Marmara Bodrum, hazırladığı özel programla Sevgililer Günü’ne

hazır. Program kapsamında romantizmi, canlı müziği ve eşsiz lezzetleri bir

arada sunan otel; Türkiye’nin bu cennet köşesinde unutulmaz bir akşam

vadediyor. Kişiye özel servisleri ve butik hizmet anlayışı fark yaratan otelde,

sevdiğinizle şömine başında ve mum ışıkları eşliğinde, usta şeflerinin

ellerinde çıkan özel 5 Course gala yemeği ile hayatınızın en güzel Sevgililer

Günü’nü geçirin. İlk Buluşma, İlk Çiçek, İlk Yakınlaşma, İlk Temas ve İlk

Ateş’ten oluşan romantik akşam yemeği ile birlikte Baia Duo Grubu’nun

zengin repertuarı ile de dans ve eğlencenin tadına varın. Bu özel gecenin

sabahında ise, Ege denizi ve Bodrum Kalesi’nin eşsiz manzarası eşliğinde

ücretsiz açık büfe kahvaltısıyla güne uyanın.


Aşka özel kutlama

Fairmont Quasar Istanbul, yılın en romantik günü 14 Şubat Sevgililer

Günü’nde sıcak atmosferi ile misafirlerine eşsiz deneyimler yaşatmaya

hazırlanıyor. Otelin beşinci katında yer alan ve Asya tatları ile olduğu

kadar muhteşem Boğaz manzarasıyla da tanınan Ukiyo Lounge &

Bar, yılın en romantik, aşk dolu gününde, keyifli bir müzik programı

ve Executive Chef Soner Kesgin’in hazırladığı eşsiz bir menü ile çiftleri

ağırlıyor. İstanbul manzarası ve Boğaz’ın ışıklarına karşı keyifle

geçirilecek bu özel gece saat 19:00’da kokteyl servisi ile başlayacak.

Saat 20:00 itibarıyla akşam yemeği ile devam edecek Sevgililer Günü

kutlaması, Özge Erdeniz’in canlı akustik gitar eşliğinde seslendireceği aşk

şarkılarıyla taçlanacak.

En özel adres

Muhteşem Marmara denizi manzarası ile Sevgililer Günü’nün keyfini

çıkarmak isteyenlerin yolu Renaissance Polat Istanbul Hotel’de kesişiyor.

Konaklama paketinin yanı sıra özel kutlama seçenekleri sunan Otel,

misafirlerine unutulmaz bir gece yaşatmaya hazırlanıyor. 14 Şubat’ta

romantik bir akşam yemeği için Daphne Restaurant’ı tercih edenler,

otelin deneyimli şeflerinin hazırlayacağı özel sevgililer günü menüsü

ve canlı müzik eşliğinde aşk dolu bir gece geçirecek. Deniz ya da şehir

manzaralı odalarda konaklama, akşam yemeği, geç kahvaltı, odaya özel

ikramlar ve spor kulübü kullanımının yer aldığı özel konaklama paketleri

ile çok özel fiyatlarla konaklamak mümkün.

14 Şubat’a Fransız dokunuşu

Kültürel etkinliklerden, benzersiz gastronomik

deneyimlere, görkemli sağlık ve güzellik

ritüellerinden şık ve modern tasarımlarla kadar

neşe dolu bir dünya sunan Sofitel İstanbul Taksim,

şehirdeki alışkanlıklara yeni bir boyut kazandırıyor.

Çiftlerin unutulmaz bir Sevgililer Günü geçirmesi

için eşsiz alternatifler sunan otel, bu güne özel

paketler düzenledi. Konaklama paketinin içinde;

Fransız ve Türk Kültürlerinin kusursuzca harmanlandığı

Sofitel İstanbul Taksim SPA’nın imza uygulaması olan Sofitel Signature Massage

yer alıyor. Bunun yanında görkemli İstanbul manzarası eşliğinde ister The Oven

Brasserie Terrace ister Mirador Terrace da romantik bir akşam yemeği bulunuyor.

Mirador Terrace’ta gece boyunca leziz sevgililer menüsü DJ performansı ile

buluşuyor.

Sevgililer Günü’nün ev sahibi

Wish More Hotel İstanbul, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde çiftlere şık tasarımı, kolay ulaşılabilir

lokasyonu, gönülden servis yaklaşımı ve yenilikçi uygulamaları ile beş yıldızlı konforunda

unutulmaz bir deneyim vadediyor. Beş yıldızlı otel, birlikteliklerini unutulmaz tatlarla

taçlandırmak isteyen çiftlere Sevgililer Günü’ne özel lezzetler sunmaya hazırlanıyor. Türk

ve dünya mutfağının en gözde lezzetlerini sunan yetenekli aşçıların güne özel orijinal

dokunuşları hayran bırakırken, bu özel gecede otelde konaklayacak çiftleri, ayrıca birbirinden

lezzetli ve enfes tatlarla bezenmiş bir kahvaltı menüsü bekliyor. 2000 metrekarelik alan

üzerine kurulu Wish More Fitness & SPA merkezi ise, alanında uzman yabancı terapistlerin

ve spor koçlarının rehberliğinde hizmet veriyor. Sevgililere yalnızca romantik bir konaklama

deneyimi yaşatmakla kalmayan otel, aynı zamanda aromatik yağların kokusu ve misafirler

için özel olarak hazırlanan meyve tabağı, soft ve sıcak içecekler eşliğinde çiftlere masaj

hizmeti de sunuyor.


106

hotel restaurant

& hi-tech

hijyen

Eczacıbaşı Profesyonel’den

sürdürülebilir dünya için sürdürülebilir

ürünler…

Ev dışı tüketim sektörüne çevre dostu akıllı ürünler sunan Eczacıbaşı Profesyonel, yüzde 80 geri

dönüşümlü kağıttan hazırladığı doğa dostu serisini daha az enerji ve su harcayarak üretiyor.

Jumbo havlu, Z katlama dispenser havlu, sensörlü dispenser havlu ve peçeteden oluşan Selpak

Professional serisi hem doğaya katkı sunuyor hem de çevreye duyarlı işletmelere çevre dostu

bir alternatif sunuyor.

Ev dışı tüketim sektörünün öncü

markası Eczacıbaşı Profesyonel,

doğa dostu Selpak Professional

ailesi ile sektöre sürdürülebilir çözümler

sunuyor. Yüzde 80 geri dönüşümlü

kağıttan, daha az su ve enerji harcanarak

üretilen seri ürünleri, daha az ağacın

kullanılmasını sağlıyor. Türkiye’deki

doğa dostu çalışmaları desteklemek

amacıyla ürettiği seri ile sektöre

çevreci bir yaklaşım öneren Eczacıbaşı

Profesyonel, çevreye duyarlı işletmelerin

tercihi olmaya devam ediyor.

Tüm seri doğanın renklerinde!

SelpakProfesyonel geri dönüşümlü

seri; ev dışı tüketim sektöründe

faaliyet gösteren işletmeler için jumbo

havlu, Z katlama dispenser havlu,

sensörlü dispenser havlu ve peçete

gibi ürünlerden oluşuyor. Yüzde 80 geri

dönüşümlü kağıttan üretilen seride, kağıt

renkleri yeni üretim uygulamasına bağlı

olarak doğanın renklerini taşıyor.

EDT’nin hijyen bilinci “Uzaktan Eğitim” ile artıyor

Profesyonel temizlik, hijyen ve gıda alanlarında ev dışı tüketim sektörüne

çözüm ve hizmet üreten Eczacıbaşı Profesyonel, sektör profesyonellerine

sunduğu “Uzaktan Eğitim” ile hijyen konusunda farkındalık oluşturuyor.

2019 itibariyle 220 işletmeden 550’yi aşkın kayıtlı üyesi bulunan EP Uzaktan

Eğitim Programından; otel, restoran, hastane, çamaşırhane gibi profesyonel

işletmelerde temizlik ve hijyen standartlarının sağlanmasından sorumlu

çalışanlar ücretsiz olarak yararlanabiliyor.



108

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Mitsubishi Electric

yapay zekalı teşhis

teknolojisi

geliştirdi

“Evden uzaya” kadar pek çok farklı alanda ileri teknoloji çözümleri ile öne çıkan

Mitsubishi Electric, yapay zeka tabanlı yeni bir teşhis teknolojisi geliştirdi. Makine

öğrenmesi algoritmasını kullanan bu yeni teknoloji, sensör verilerini analiz ettikten

sonra farklı operasyonel durumlar arasında üretim makinesi geçişine ilişkin bir

model oluşturuyor.

Fabrikalara hızlı entegrasyon,

üretkenlik, esneklik ve verimlilik

sağlayan ileri teknoloji otomasyon

ürünleriyle dikkat çeken Mitsubishi

Electric, tescilli yapay zeka (AI)

teknolojisi Maisart ile yapay zeka

tabanlı fabrikalarda ve tesislerde

ekipman duruş süresini azaltırken

verimliliğin artırılmasına katkıda

bulunan yeni bir teşhis teknolojisi

geliştirdi. Makine öğrenmesi

algoritmasını kullanan bu yeni

teknoloji, sensör verilerini analiz

ettikten sonra farklı operasyonel

durumlar arasında üretim

makinesi geçişine ilişkin bir model

oluşturuyor. Bu sayede fabrika ve

tesislerde verimliliği artırmak üzere

makinelerdeki beklenmedik durumları

işaret eden makine anomalilerinin hızlı

ve doğru bir şekilde tespit edilmesini

sağlıyor.

İşgücü ve duruş süresini azaltıyor

Makinenin mevcut operasyon durumu

ne olursa olsun anomali tespiti için

her zaman aynı koşulları dikkate

alan geleneksel teşhis teknolojisinin

aksine bu yeni yapay zeka tabanlı

teknoloji, sensör verilerinin analizi

akabinde her bir operasyon sırasında

meydana gelen anomalilerin tespiti

için optimum koşulları belirliyor.

Makine arızasına ilişkin belirtileri

fiili arızadan önce doğru bir şekilde

tespit eden bu teşhis teknolojisi,

fabrikalarda ve tesislerde bakım

faaliyetleriyle bağlantılı olarak

ihtiyaç duyulan işgücünün ve duruş

süresinin azaltılmasına yardımcı

oluyor. Karmaşık manuel ayarlamaları

ortadan kaldıran bu yeni teknoloji,

anomali tespit sistemlerinin

kullanımını sadeleştirmesiyle de

dikkat çekiyor.



110

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

Form’dan enerji verimliliği yüksek

iklimlendirme çözümleri

İklimlendirme sektörünün öncülerinden Form Şirketler Grubu, 55 yıllık tecrübesi ve yabancı iş

ortaklıklarının gücüyle farklı sektörlerden kurumsal yapılara verimli iklimlendirme çözümleri

sunuyor. Form’un iştiraklerinden Form MHI Klima Sistemleri ve Form Endüstri Ürünleri

yenilikçi, çevreci ve enerji verimliliği yüksek iklimlendirme ürünleriyle yapılara değer katıyor.

Form Şirketler Grubu ve Japon

teknoloji devi Mitsubishi Heavy

Industries’in 2019 senesinde

yaptığı anlaşma ile kurulan Form MHI

Klima Sistemleri, Lotus İş Merkezi’nin

iklimlendirme ve havalandırma

ihtiyaçlarını Mitsubishi Heavy marka

klima sistemleri ile karşılıyor. Bursa

Nilüfer’de İzmir Otoyolu üzerine inşa

edilen iş merkezine, Mitsubishi Heavy

VRF sistemler entegre edildi. 190 ofis

ve 16 mağazadan oluşan, akıllı bina alt

yapısıyla tasarlanan projede tüm ofis ve

mağazaların aydınlatma, iklimlendirme

ve havalandırma fonksiyonları uzaktan

kumanda ile kontrol edilebiliyor. Projenin

iklimlendirme sistemleri yüksek enerji

verimliliği ve esnek kullanıma imkan

veren Japon Mitsubishi Heavy VRF

sistemlerinden oluşuyor. İş merkezinde

kullanılan ısı geri kazanımlı hava

soğutmalı VRF sistemleri, toplam 3.020

kW kapasiteye sahip olup 722 adet gizli

tavan tipi iç üniteden oluşuyor.

Çevreci ve enerji verimliliği yüksek

çözümler

İklimlendirme sektörünün öncü

firmalarından Form, 55 yıldır çevre dostu

ve enerji verimliliği yüksek ürünleri ile

iş ortaklarına kaliteli hizmet sağlamayı

sürdürüyor. Form Endüstri Ürünleri’nin

uzun yıllardır Türkiye’deki tek yetkili

temsilcisi olduğu Clivet markalı Su

Soğutma Grupları, Danimarka’lı LM

WINDPOWER’ın Bergama’daki rüzgar

türbini üreten fabrikasının tercihi oldu.

Üretim alanlarındaki konforu arttırmanın

yanı sıra proses ısıtma ve soğutma

amacıyla toplam kapasitesi 3600 kW’yi

bulan 6 adet Clivet soğutma grubu tesise

entegre edildi. Projede kullanılan Clivet

Su Soğutma Grupları’nda, -10 C°’ye

kadar tam kapasitede ısıtma özelliği

bulunuyor.



112

hotel restaurant

& hi-tech

ürünler

Düz, kavisli ve katlanabilir

LG OLED TV

LG, ekran teknolojisindeki liderliğini ve çığır açan inovasyonunu, OLED TV’lerinin düz, kavisli ve

katlanabilir tasarımlarıyla birleştirerek muhteşem bir şova imza atıyor. En gelişmiş ekran teknolojisine

sahip LG OLED TV, kusursuz siyah ve izleme açısı farketmeksizin sağladığı inanılmaz kontrast ile çarpıcı

görüntü kalitesi sunuyor. Birbirinden bağımsız olarak açılıp kapatılabilen OLED pikselleri, görüntülerin

inanılmaz derecede gerçekçi olmasına yardımcı oluyor. Son derece hafif ve şaşırtıcı derecede ince

olan LG OLED TV, arka aydınlatma desteğine ihtiyaç duymadan duvara mükemmel şekilde monte

edilebiliyor veya bir posteri andıran esneklikle kıvrılabiliyor. Devasa boyutlardaki büyüleyici LG OLED

Wave enstalasyonu, ayna kaplamalı 200 adet 55 inç LG OLED dijital signage ekranından oluşuyor. 6

metre yüksekliğinde, 25 metre genişliğindeki enstalasyon, CES katılımcılarını nefes kesici bir keşif

yolculuğuna sokuyor ve doğanın görkemini daha önce hiç görülmemiş bir şekilde gösteriyor.

TP-Link, WiFi 6’lı

erişim noktalarını duyurdu

WiFi 6 teknolojisine sahip ürünler pazara sunulmaya başlandı. Bu teknolojiye yatırım yapan ve çok

sayıda WiFi 6’lı modelini duyuran kablosuz ağ pazarının lideri TP-Link, son olarak işletmelere yönelik

erişim noktası (access point) ailesi olan EAP serisinde de WiFi 6 teknolojili iki modeli duyurdu.

EAP660 HD ve EAP620 HD model adlı ürünler, yüksek performanslı, çift bant desteğine sahip ve

tavana monte edilerek kullanılıyor. “Daha hızlı, daha akıllı, durdurulamaz” sloganıyla tanıtılan

WiFi 6’lı (802.11ax) EAP modelleri, hızı ve verimliği artırmak, yüksek yoğunluklu ortamlarda ağdaki

tıkanıklığı azaltmak için yenilikçi iki teknolojiyi birleştiriyor: OFDMA ve 1024-QAM teknolojileri.

OFDMA, ağ verimliliğini önemli ölçüde artırmak için kullanılıyor. 1024QAM ile ise her sembol 8 bit

yerine 10bit taşır ve 802.11ac 256-QAM ile karşılaştırıldığında ham hızlar yüzde 25 artar. Kullanıcılar

artık Netflix’i rahat izleyebilir ya da bilgisayarlarından Twitch canlı akışlarını takip edebilirler. Bu

teknoloji WiFi akışını çok daha iyi hale getiriyor.

Zyxel yeni üyeler ile

şimdi çok daha zengin

2020’ye özel göz alıcı seriler

Yeni yıla özel olarak tasarladığı porselen karo serileri ile

mekanları 2020’de değişime davet eden Seramiksan’ın Dolce

Vita mermerinden ilham alan Siena ve Onix mermerinden

ilham alan Himalaya serileri ile mermerin gücü yeniden

keşfediliyor. 60x120 cm ebadında üretilen porselen karo

serileri, kusursuz ve parlak yüzeyleri ile stil sahibi banyolar

ortaya koyuyor. Büyük ebat avantajı sunan Himalaya ve Siena

serileri daha az derz kullanımı ile mekanlarda bütünlük hissi

oluşturuyor. Betonun zamansız güzelliğini yaşam alanlarına

yansıtan yepyeni Lava serisi, gri ve açık griden oluşan sakin

renk tonları ile etkileyici ve şık mekanlar vadediyor. 60x120 cm

ebadında porselen karo üretilen seri minimalist dekorasyon

tarzı ile rafine ve modern yaşam alanları oluşturuyor.

Ağ teknolojileri alanında uçtan uca ürünler sunan Zyxel, bulut tabanlı Nebula ürün

ailesine yatırım yapmaya devam ediyor. Yeni ürünlerle zenginleşen Nebula Bulut

Çözümleri’nin yönetim paneli de çok daha işlevsel hale getirildi. Estetik görüntüsünün

yanı sıra kullanım kolaylığı ile de dikkat çeken cihaz, bir dizi akıllı yönetim aracı ile

çok daha fazla cihazla entegre bir şekilde çalışabilir hale getirildi. Böylece bilgi işlem

yöneticilerinin ağlarını daha kolay ve esnek bir şekilde yönetmelerine olanak tanınmış

oldu. Zyxel Kurumsal Kanal Satış Müdürü Ömer Faruk Erünsal, bulut çözümlerinin

her geçen gün daha çok işletme tarafından tercih edildiğinin altını çizdi. Zyxel’in

sektördeki birçok firmanın aksine ağ çözümlerinde oldukça geniş bir ürün yelpazesine

sahip olduğunu anımsatan Erünsal, “KOBİ bulut ağ yönetiminde eksiksiz bir çözüm

lideri olan Zyxel, Nebula'nın en son sürümü ile işletmelere ekstra esneklik ve maliyet

avantajı sunuyoruz. Yenilenen yönetim paneli ve yeni ürünler ile Nebula deneyimini en

üst seviyeye çıkartmayı hedefledik. Dijital dönüşüm yolculuğunda kurumların yanında

olmaya devam edeceğiz.” dedi.



More magazines by this user
Similar magazines