08.03.2020 Views

Imge Seren - Magma, Köpük, Magma

Imge Seren, Deneysel metinler

Imge Seren, Deneysel metinler

SHOW MORE
SHOW LESS

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

İmge Seren

MAGMA, KÖPÜK,

MAGMA


İMGE T. SEREN

1990, Cenevre doğumlu. Çocukluğu ve gençliği Londra ve İstanbul’da

geçti. Felsefe öğrenimini yarıda bıraktı. Dünyanın çeşitli bölgelerinde

bulundu, kadın ve çevre örgütlerinde aktivist olarak görev aldı.

Sahada olmayı ve “göçebeliği” seviyor, çalışma odasını “cebinde”

taşıyor, sıkı bir doğa yürüyüşçüsü. Kentle özdeşleştirdiği yazma

ediminde “ahir zaman edebiyatı” olarak gördüğü deneysel metinlere

yakın duruyor, aynı zamanda kendini “deneysel bir okur” olarak

nitelendiriyor. Yazarın ilk kitabı Magma, Köpük, Magma şiir ve düzyazı

metinlerden oluşan bir toplam.


İmge Seren

MAGMA, KÖPÜK,

MAGMA


Magma, Köpük, Magma

İmge T. Seren

Kapak Resmi:

‘Zirvenin Aşağısında Fırtına’

Katsushika Hokusai, c. 1831

1. Baskı:

© İşaret Ateşi, Mart 2020

E-kitap olarak www.isaretatesi.com sitesinde yayımlanmıştır.

Her hakkı saklıdır. Eserin tamamı veya bölümleri hiçbir yolla

basılamaz, kopyalanamaz, eser sahibinin izni olmadan başka bir

mecra veya internet sitesi üzerinden yayımlanamaz. Alıntılar için

lütfen kaynak gösteriniz.

www.isaretatesi.com

isaretatesi@gmail.com


le bois se trouve violon;

le cuivre s’éveille clairon


MAGMA

MAGMA.

MAGMA, KÖPÜK.

KÖPÜK.

KÖPÜK, MAGMA, KÖPÜK.

KÖPÜK, MAGMA.

MAGMA.

MAGMA, KÖPÜK, MAGMA, KÖPÜK.

KÖPÜK, MAGMA, KÖPÜK, MAGMA.

MAGMA, KÖPÜK, MAGMA.

MAGMA, KÖPÜK, MAGMA.


İÇİNDEKİLER

Alfabe ………………………………………………………. 14

Iskalama, Esrik! ……………………………………………. 48

Kara Portreler ……………………………………………… 69

Işık Çeşitlemeleri ………………………………………….. 87

Metindışı Sorular ………………………………………….. 111

Üç Şair ……………………………………………………… 116

Resim ……………………………………………………….. 122


www.isaretatesi.com

ALFABE

14


www.isaretatesi.com

15


www.isaretatesi.com

PROLOG

Kanıma girdi harfler. Çıldırttılar beni. Nereye

baksam oradalar, her yerdeler! Kodlayıp duruyorlar

dünyayı, şifrelerle örüyorlar mekânı; yüzeyler kadar

bilinç de allak bullak. Zaman da! Sayfalar, yazıtlar,

tabelalar, afişler, panolar, ekranlar, etiketler. Kaçış

var mı, ya da çıkış? Çevrim kapalı; harfler artık

nöronlara kazınmış. Lanet! Dizilin madem karşıma,

bir kez olsun tekmil verin bakalım – ama ben nasıl

dersem öyle!

16


www.isaretatesi.com

17


www.isaretatesi.com

A

Ayaklı üçgen. Sallantıda seçimini yaptı, yakaladı piramiti,

yukarıda tuttuğu delta. Belki de böyle sayıklıyor kehaneti.

Gidiyor açık ses. Duruşu çarpıcı. Dengede. Bekliyor yankısını.

Gergin tutuyor yayı, ama oku fırlatmayacak. Konturlar her an

daha belirgin. Her göründüğünde, kendisi.

18


www.isaretatesi.com

B

Dip dibe güzelce kondurulmuş bombeler. Yusyuvarlak, vay!

Seviyorum ikizlerimi. Yana yatıkken sarkmayan cinsten hem

de. Tıpkı arkadaki ikizlerim! Seviyorum onları. Başkaları

benden de çok seviyor. Dokunulunca! Ama herkese göre değil,

çünkü bir yanı dümdüz de olsa 8’e benziyor: sonsuza. Sonsuza

benzemeyecekse dokunulmaz. Oh, dokunulmazım. Ben!

19


www.isaretatesi.com

C

Çemberin yarım kalışı en büyük tehlikeyi doğurdu. Ama geri

alınamaz artık, yok da sayılamaz. Böyle kalacak. Gene de

çemberin kusursuzluğuna bakan bir içbükey: Nasıl da iştahla

açılmış ağız! Ne kapanabilir, ne de açılabilir daha. Kapan mı

yoksa? Cimcime.

20


www.isaretatesi.com

Ç

Çıtkırıldım. Yarım kalmış çemberin tesellisi olmayı seçti, alt

tarafında çıt eden bir pırıltıyla. Bazen belalı bir kara nokta gibi

dursa da, olmamışlığın olabildiğince telafisi, süsü o. Ağıtsı

sessizlikte, çınıltısı.

21


www.isaretatesi.com

D

Dairenin yarısı. Tam ortadan kesilmiş, diğer yarı nerede? Beri

tarafta bir yerde olmalı, ama yok. Bu zaten öbür tarafa dönük,

hep ötelere bakıyor. Eşi ardında fantom. Kilidi açamaz.

Hipnotize eden bir karşılıksızlık.

22


www.isaretatesi.com

E

Eee tarak. Eee pulluk. Eee görevi taramak, sürmek, düzeltmek.

Eee çünkü eee düzeltilmeyi gereksinir ifade, eee beyan, eee

jest, eee tümce. Eeee öyle daha elverişli olsunlar diye. Cepte

taşıyoruz eee her daim eeee elverişli işte eeeee

23


www.isaretatesi.com

F

Sapsız anahtar. Kilidi açan o belli ki, ama sapı olmadan neye

yarar? Off. Belki de tüm kilitlerin maymuncuğu; ama sapsız

neye yarar? Uff. Belki de açıktır kilit, ama mesele başka artık.

Öff. Sapı nerede bunun? Kilit açıksa bile anahtarın ona girip

dönmesi gerek artık. Üff ki ne üff!

24


www.isaretatesi.com

G

Bilgilerin karmaşasından doğdu bu sarmal. Özüne erişiyor

durmadan, eli böğründe. Varoluş kaosunda ötekilere karşı

böyle koruyor tanrısallığını. Daima kendi sembolü. Bir mini

girdap ikonu, yüksek enerjiler arasında kompakt sonsuz.

Daima içyüz. İçte daima erişilmez uç.

25


www.isaretatesi.com

Ğ

Şapkasını takınca daha iyi gizlendi kültür hercümercinde.

Sıradanlığıyla şüphe uyandırmıyor, ustalıklı bir tebdil. Şifresi

yutakta gizli, nefeste; herkesin arasına karışmış, daima geçiş,

köprü, iletim, ama asla söylenemez adı. Asla! Şapkalı sarmal:

Aslağ söylenemez adı.

26


www.isaretatesi.com

H

Tek tutamaklı merdiven. Yükseltebilir yükseltmesine, ama

daha yukarı seviyelere taşıyamaz belli ki. Tekliyor hırıl hırıl. –

Belki de bir tahttır avare. Kralını bekliyordur hırıl hırıl.

Bulunca harlayacak muhakkak. Belki de kral tırmanacak ona.

27


www.isaretatesi.com

I

Iıı düz, sade, yalın. Iıı hem de ılık ışıltı, ııı ıtırlı ılgım. Iıı sahte

elif demek bizi bir yere vardırmaz, ııı olduğu gibi alalım. Iıı

törkiş elif, hem de öteki gibi trajik değil, ııı spontan. Ilgıt ılgıt

ılgım. Iııııı

28


www.isaretatesi.com

İ

Kolsuz bacaksız gövde ve baş. Desen ki böyle son kertede

ampüte, gene de son kertede birey; sınırsız tasarıların gizil

gücüne sahip. Kontrakte biçimiyle toptan erk. Oluşunun gereği

yerine gelmiş, tutuşmuş: Yanan bir mum. İyi mi iyi, ipil ipil.

29


www.isaretatesi.com

J

Masum kanca. Her haliyle muzip. Çılgın kaydırak, sesi de

kaygan, efekti de. JJJJ! Sureti jest. Tut tutabilirsen, tutun

tutunabilirsen. Tutmasın ki tutunma. Jet flâneur.

30


www.isaretatesi.com

K

Küt, kapalı, katı. Dokunaçlarını uzatmış ama hâlâ temassız.

Ayrıntısıyla biliyor kendi tinsel biçimini, belki de o yüzden

lanetli. Kut kokuyor, ama ötekiler için belki fazla keskin,

kopuk. Konturları için yaşıyor kıt.

31


www.isaretatesi.com

L

Düz giderken ani dönüş, doksan derecelik istikamet değişimi.

Rasyonel sapma. Satrancın karakteristik hamlesi. Evine gelen

küçücük yolu belki de böyle buldu. Yolunu bulunca ne

yapacağını belirleyen belki de kayıpken yaptıkları.

32


www.isaretatesi.com

M

Elektrik: mistik zikzak. Boşluğun EKG’si. Saliselik iniş çıkış,

yanal şimşek. Çifte zirve, üçlü dip. Varışlı. Akım. Dalga boyu.

Mırıldıyor. Mim. Mmmmm

33


www.isaretatesi.com

N

Yarım şimşek. Birim sıçrama. Güdük zikzak. Yapamayacağı

şeylerle ilgili bir lanet var üzerinde, eli kolu bağlı. Yapabildiği

şey meziyet belki ama ona biçilen tek işlev o, dolayısıyla kısıtlı.

Gene de uzlaşmış otizmiyle, o onun hazzı. Yoğun. Ne, nerede,

nereye, nasıl, neden, neyle.

34


www.isaretatesi.com

O

Çember. Katmerli döngü. Eş çemberler, üst üste, tek çember.

Ama çizgi boyutsuz gene de. Çember hacimsiz. Tekrarlanıyor,

döndüğü çember – Galileosuz: Romantize edilebilirliğini

bulamadı, e pur si muove.

35


www.isaretatesi.com

Ö

Özgür ölümsüz. Çipil göz, tenor ağız. İyice semirip şişmiş;

doymak şöyle dursun, oburluktan avaz avaz öğürür halde.

Göğün tavanını titretiyor mübarek. Nasıl da kodaman. Kimse

kınamasın, en ağır bedeli ödemiş hadım. Gözlerinin içi

gülüyor. Hakedilmiş bir ün.

36


www.isaretatesi.com

P

Varolabildiği bir köşesi vardı kendine ait. Kıpırdayamazdı

oradan. Baktı, kaldı, bakakaldı: beriye dönük bir yüz, kocaman

bir göz, şişkin bir kafa. Gözcü, mütefekkir. Kafasının

ağırlığından düşebilir her an. Pıt diye patlayabilir.

37


www.isaretatesi.com

R

Şişkin bir kafaydı, devrilmeden önce son anda ayağını uzatıp

dayandı. Şişkin kafadansa o dayanak açıklıyor şimdi bütün

varlığını: Ürettiği çözüm nihai ölçütü oldu dehasının. Üşüyor

yalnızca. Rrrrrrrrr

38


www.isaretatesi.com

S

Tüm dolambaçların özü. Hakiki dolambaç. Prototip, kalıcı

modeli dolambacın. Çift başlı çengel. Çıkışsız manevra,

savrulma, başdönmesi. Ortadan ikiye bölünmüş sonsuz;

sessizliğin yılan sesi. Burada. Geldi, kaldı.

39


www.isaretatesi.com

Ş

Şişman kuğu. Boylu boslu, alımlı çalımlı, haşmetli. Kör edici

öğle ışığında kara mı kara. Kararlılıkla gidiyor suları ipince

yararak. Ses etmeyin, şşşş! Şaşırır yoksa, şaşar yolundan – şaşı

şıllık olur şuh şuh, sıçıklı solucan, çengelli engerek!

40


www.isaretatesi.com

T

Ucu düşmüş çarmıh; mühendisin koltukaltında. Ya da, belki

de çileye mola. Kuş gibi hafifledi, gene de vakur. Resmiyeti

prezentabl. Ermiş kadastrocu. Küçümsemeyin, kanıksamayın;

ucu geri geldiği an tamamlanacak gizli çarmıh. Parlayacak

yakında, altın arpı çalan kör derbeder.

41


www.isaretatesi.com

U

Hedefte vardı kökenine. Bir kap; ağzı açık duruyor; belki

deney tüpü, belki kadeh. İçeriği içinde duruyor, ama gizli.

İçeriği uğultu. Boş fırtına, yoğun, kapalı. Kendine

göçmüşlüğüyle yazıyorum onu hafızama. Göçüklüğüyle.

Uyuşturuyor. Hâlâ göçüyor kendine. Uluyor uğursuz.

42


www.isaretatesi.com

Ü

Narin, hanım evladı. Saf, uzlaşmacı. Ama tamamen rasyonel.

Ödünlerle hayat buluyor. Ümitvar. Soprano düdük.

Kazananların safında, önü açık. Soluk görünse de canlı.

İstersek yerden yere vuralım. Su kayayı deler.

43


www.isaretatesi.com

V

Ve vınn. Aşağıyı gösteriyor. Düşüş vektörü. Hüküm kesin.

Ama iki yana öyle simetrik açılmış öyle sivri bir uç; dengede

duruyor şaşılası biçimde. Düşüşten çıkardığı kusursuzlukla

artık aranan sinyali yayan bir antendir. Vay! Kasıklarımdır da.

Vav!

44


www.isaretatesi.com

Y

Ayrımı, çatallanışı. Kopmayarak ikiye ayrılışı. Kökten uzanışı.

Açılımı, ama dallanıp budaklanmayışı. Geri de alınamayışı.

Kapanmayışı. Uzamayıp kısalmayışı. Kök salmışlığı. Öyle

kalışı. Çift başlılığı. Karanlığı. Ama kontrastı. Ama konturvarlığı.

Ama işte – ayrımı!

45


www.isaretatesi.com

Z

Z değil bu, Z pozu. Z’nin Z pozu. Z’nin Z gibi olmayan Z

pozu. Z gibi olmayan Z pozunun Z olduğu poz. Z poz.

ZpoZZZZZZ

46


www.isaretatesi.com

47


www.isaretatesi.com

ISKALAMA, ESRİK!

48


www.isaretatesi.com

49


www.isaretatesi.com

PROLOG

“Iskalama, Esrik!” bir öykünün manzum yazımıdır.

Alışkanlık gereği dönüştürerek okurum, yazarım –

bozarak, başkalaştırarak, yenileyerek, travmaya

uğrayarak, bozuluma uğratarak, şaşırarak, kaybolarak.

Okumak da, yazmak da deneyimdir; metin bir

referanstır. “Iskalama, Esrik!” böyle bir deneyimin

kaydıdır; tektonik bir yazıdır. Kopuk kopuk yazılmıştır:

Kopuk kopuk yaşanmıştır. Bayağılaştırarak yazılmıştır:

Bayağılaşarak yaşanmıştır. – Yaşanmıştır.

50


www.isaretatesi.com

51


www.isaretatesi.com

“dizginlerine asılıyorum

koşturmayacağım düşüncelerimi

yeter ağzımdan saçılan köpükler

dur artık

bitti

ani kesinti

nefes alıyorum

gökyüzünde açıklık

derin mavi

yalın aydınlık

başlangıç.”

aydınlanıyor durum

kırılma ânı

ferahlıyorum

deneyim billur olabilir artık

duyuluyor momentum

duruluyor

döngü geniş olmalı

dingin yakalanmalı

52


www.isaretatesi.com

gir çembere

aydınlan Siddharta

sıradan gün kutlu

minik kıvılcım

uzuyor çizgi

ışık zorunlu

tutuşuyor köken

bu sıfır yeni

açılıyor bilinç

akıyor sürekliliğe

tıkır tıkır işliyor

rayına giriyor hop

kritikti ivme

gidiyorum ittirmeden

içeriden bilinir

akar gider

yokluğu dehşetli

olağan varlığı eşsiz

işler yolunda

iklim elverişli

hayvan habitatında

53


www.isaretatesi.com

varlığıyla tam isabet

bireyliğim gizem

sırf kendi değerim

yapıyorum geçişi

günüm mest

saat huşu

“öğleyi geçmiş

kapat ışığı

getir koy lambayı

aç suyu

duş perdesi şeffaf

ışık turuncu

kapı hafif aralık

buhar baskını

benliğin dört bucağı

çevir hoparlörü aç müziği

Brahms kapriçyoları

kırpışıyor kış başı”

şırıl şırıl su

sıcak piyano

kapanık düşünüş

54


www.isaretatesi.com

düş keyifli düşüş

ışık turuncu

aralık dingin

yumuşak geçiş

hararet kırılmış

yarış bitmiş

motor rölantide

zapping tükenmiş

“planım tuttu

duş bir milat

ikiye ayırıyorum günü

su işe yarar hep

törenim tatlı tecrit

tenime büründüm

gözüm yumulu

ışık turuncu

dörtduvar arasında bir güneş”

koşullara egemenim

tamamen içgüdü

kimya tutmuş

koku tat temas

55


www.isaretatesi.com

işit devin solu

yarı ayık yarı uykulu

kısık gözlerle zerreler arasından

ibre turuncu müziğe dönük

ürperip çiçeklenen ayar

“hatırladım kaç hafta olmuş

akşamüstüydü

masamın başında

ıskaladığım esin ânı

pencere kenarında yedinci kattan

sokak lambaları ateş gibi yanınca

semtin tutuşan caddelerini

eskiz defterime damar damar

karalıyordum da yarım kalmıştı ağ

yadsınmış saatlik harita”

nasıl getirebilirim geri

uç vermiş kalmış

nasıl da kesilmiş yoğun

kangrenleşir enstantane

kesilememiş olmalı pat diye

geri dönülmeli

56


www.isaretatesi.com

girilebilmeli cebin içine

tutuşup elektriklenmeli

aşılmalı taslak

bakılmalı aynı akşam güneşine

gerisi gelmeli

derinlerden içine içine

tersten geriye giderek varmak nüvesine

dürtülerle beliren

gözden kaybedilen görüntüye

çıkıp çıkıp girmek içine

“taşınıyorum

sürükleniyorum kıvamlı

kaçırdığım zirveye

kabarıp yükselenlerle dağılıp gidenlerle

kazanıyorum sürekliliğini sağlayamayan koşulları

bir fikir uyanıyor bir tepki

hop seyreliyor erk

an kritik

kaçırılmamalı”

saatim zamanı tutturmalı

kurup ayarlıyorum

57


www.isaretatesi.com

işlev, refleks, manevra

yöntemlerim kişisel

yakalıyorum damarı

sahipleniyorum sönümü

ateşliyorum

akış sürüyor

açık tutmalıyım önünü

karalama nerede

karıştırıyorum defterleri

geri gel sembolüm ol ey kroki

üzerine gidiyorum

kazıp kovukları eşeliyorum derinleri

o günkü gibi tetikliyorum turuncuyu

arıyorum hem de daha kesif esini

arıyorum kestirme hazineyi

titreşiyor küçüklü büyüklü

irdeliyorum pürdikkat

yüceliyor rutin

çıkıyor eşiğin üzerine

odaklaşıyor deneyim

kabarıyor

akan sular duruyor

58


www.isaretatesi.com

dört koldan çoğalıyor gün

düzenliyorum öncelikleri

gözüm görmüyor uğraşıdan başkasını

duyumsa duyum tasavvursa tasavvur

ilintiyse ilinti

ânın değeri fizikötesi

Brahms Rothko bakkhanalia

çünkü yanmış uğraşının ışığı

pırıltı uzun soluklu olmaya gebe

askıya alıyorum karşıtlığı

“yeni bir dönem bu

kırdım ezberi

çözüldü saatlerin formülü

neye el atsam dinamik

gömülüyorum çabaya

yeni bir açılış

ve bir açılış daha

dışarıdan bilinmeyen içyüz

elverişli zemin özgün olanak

türettiklerim çarpıcı

katmerleniyor

stratejik davrandıkça atlatıyorum kısıtları

59


www.isaretatesi.com

ilgilerimle genişliyor ekonomi

“önüm açık

uzuyor süreç

açılıyor çemberler

su gibi akıyor tupturuncu

içindeyim kutlu ânın

süzülüyor üzerimden

oradayım gene akşamüstü

günün gecesi doğmakta

semtin sokakları ateş gibi”

ruhu var bu dönemin

radarına neler giriyor saatler boyu

ruha tekrar tekrar yöneliyor

ekleniyor duyumlar edimlere

bembeyaz okyanus ufku Mozart andante

bahçede gül ağacı bonsai binyılı

cilalı döşemede bakır yansı prehistorik güneş

ses trafiğini durduruyor Tannhäuser

sürükleniyor sonralara keskin izlenim

gözünü kırpmadan izliyor Paris’te Nadja’yı

çalılar arasında karşılaşıyor tavşanla çıldırıyor

kıpırtılara kilitlendikçe eşitleniyor varlığa

60


www.isaretatesi.com

çıkıyor parkın dışına aşıyor vadiyi dere tepe yürüyor

üst üste otuz gazel okuyor Fuzuli’den gece yarısı

kıpırdamıyor yerinden son âna dek

trende manzaraya bakıyor nergis göz dört saat

geçip gidiyor istasyonlar kaçıyor menziller

tek bir haiku yazılıverene dek

saatler boyu ıskalamıyor

“yöntemlerim var ki yapabiliyorum

bekliyorum ayarlıyorum dinliyorum

öteliyorum pekiştiriyorum

canlı becerilerle sürdürüyorum

onaylıyorum bütüncül döngüyü”

sürer mi peki

sürer mi

kalabilir mi bütün

doğru olanı yapmaya devam ettikçe

vazgeçmedikçe

doğruda ısrar ettikçe

onayladıkça yaklaşmaz mı kırılma

belirir akışta gizli sakınca

anbean yaratılır enigma

kaçınılmazdır

61


www.isaretatesi.com

sınanır sınırsız onay sonunda

“belki de bir test noktası bu

geliyor amansız dönüm

gölgede kalan tarafa yaklaşıyorum

ayın öteki yüzü

gelip çatıyor

apaçık seziyorum

ters ışıkta belirecek belki de sinsi mantık

ama ben alıştığım gibi davranmalıyım”

parlata parlata ilerlemek zorunda

hâlâ bakıyor saatlerin burçlarına

oluşlar ışıl ışıl durum hin

yolu var mı ara vermenin

tempoyu nasıl olup düşürebilir

karşısına geleni nasıl yükseltmeyebilir

“Hemingway’inmiş öykü

clean, well-lighted

hakikaten temiz, aydınlık

sayfa suratıma projektör mübarek

zamanlamam harika

keyifli bir seans”

62


www.isaretatesi.com

girmiş madem radarına

ne zarar gelebilir

halkaya nasıl olup da eklenmeyebilir

yükselip kendiliğinden çoğalabilir

temiz, aydınlık bir köşedir

“kendine bir yer arıyor ihtiyar

barın derin, duru bir köşesi

sokulup kurulacak kovuğun içine

belirecek kutlu stasis

içinde olunacak pırıltıyla

dışarıdan yorumlasın tanık garsonlar

bilip bilmeden

onca ışıkta sarfolunan nada’lar”

hayrola onaylayarak gidiyordun da

kilitlendin mi yoksa

kilitlendin mi nada bombardımanında

fazla mı parlattın yoksa

temiz fazla mı temiz

aydınlık fazla mı aydınlık

bar fazla mı bar

nada fazla mı nada

63


www.isaretatesi.com

ölçüyü kaçırdın

şaştı öykü

çığırından çıkardın

ne kadarı gerçekten orada

nada’yı ilk rastladığın yerde bulamazsın

“değer dizgesine başvur

yanılsamayı gider

orada olamaz oncası

gör öyküyü

atlatılacak kriz

Hemingway sadece bir yazar

“ama öyküde neyi okudum öyleyse

onaylayarak okuyamadım madem onaysız nasıl okuyayım

nada ne kadarla kalmalı

ölçütü yok

öykü bâtıni sahiden

varlık Hemingway’i zikrediyor

düğüm çözülemez”

çelişki kökleşiyor son sürat

yarılma keskin

içyüz radyoaktif

64


www.isaretatesi.com

belirsizlik aşılamaz

“zorbalık bu

hileyle esir aldı ruhumu

sağlam yapılıydı, ekonomikti öykü

yalındı, netti

öylece gidiyordu

neresinden dönecektim

oyuna geldim

kutsiyeti yanlışlasam bir türlü yanlışmasam başka

Hemingway nasıl katmerlenmez

şizofren ikilem

üzerime çizik yedim çoktan”

üstesinden mi gelecektin

clean, well-lighted kutsal metnin

abruptly well-placed

nasıl da katmerli

elini attığın ilk kitap

aradığın panzehir mi

yaptın hamleni

Rocking-Horse Winner

çivi çiviyi söker mi

65


www.isaretatesi.com

silinebilir mi nada

üzeri örtülebilir mi

geri alınabilir mi

çıkılabilir mi içinden

tehlike kol geziyor pasajlarda

metin mayın tarlası

Malabar!

biliyorsun

gelip çattı

nada’dan da beteri

ipin çekildi

“hatırlıyorum turuncu ışığı

başka bir şeydi

akşam güneşi ateş gibi sokaklar

şırıl şırıl su

sonsuz esin

bu kuru ses değil

usul usul batıyor işte

balmumu denizine İkaros

ama öylesi gerçekti kanatları

yanıp kavruldu olağanüstü uçuştan

yenik düştü başarısından

66


www.isaretatesi.com

“Malabar!

gidip geliyorum dürtülerime, kurnazlığıma

yitiyorum doğamın bulmacasında

oynuyorum yanılsamalarla

her şeyin kilitlendiği noktada

diziyorum taşları bozuyorum

hamlemi yapıyorum nada

ilerleyemiyorum biliyorum

geri duramıyorum bitiremiyorum

dönüp duruyorum

sona dayandığı yerde Malabar!

tanrıça olsam esini uzatamıyorum

muammanın gevişini getiriyorum

nada zırvayı nada yeniden kuruyorum

her seferinde daha feci, daha nada oynuyorum”

67


www.isaretatesi.com

68


www.isaretatesi.com

KARA PORTRELER

69


www.isaretatesi.com

70


www.isaretatesi.com

DÜŞEN

Çukura düştü; ama anlık, bir kerede olup biten bir düşüş değil,

zamana yayılan, uzadıkça uzayan, hatta neredeyse

tekrarlanan, kopyalanan bir düşüştü bu, sonu gelmeyen bir

düşüş – çerçeve içindeki peyzaja sonsuz bir ağır çekim

yavaşlığıyla zoom-in yapmaya benzeyen bir düşüş. Hâlâ sürüp

gidiyor onun düşüşü. – Aynada konuşamıyor kendi

aşkınlığıyla; görüntüsü engel.

And with every passing moment it gets more and more

mystical – the abyss.

71


www.isaretatesi.com

ÇÜRÜYEN

Blokaj sevdalısı. Engellenmişliği çoğalttı onu, büyüttü daracık

sınırlarda. Oradan bildi çıkışsızlığı, ötesizliği, aşamamayı, öz

kaynaklara bel bağlayarak başkalaşımı zorlamayı. Tanıdı,

irdeledi, ezberledi. Öğrendi çürümenin diş etlerinden, saç

diplerinden, tırnak köklerinden başlayıp yayıldığını. Öğrendi

herkesin çürüdüğünü, uykuda canice varoluşların

hazırlandığını. Yaşamadıklarını, çoktan çözülüp gittiklerini –

hepsinin: analog gövdeler ve çehrelerle başka bir kozmosun

demonlarının gölgesi olduklarını.

Perhaps essentially a toxic wasteland and a corrupt incubation

was Nirvana.

72


www.isaretatesi.com

BAKAN

Her pencereden bakan ve her pencereden bakılan adamın

hikâyesi ilginç değil. Bir vatandaş o, köşeye sıkışmış, kaderine

razı – varoluşu röntgenleyen. Çok baksa da etkisi yok.

It’s as if the king died and no one remembers it – or the prophet

faded out and no one even recognized.

73


www.isaretatesi.com

YUTAN

Marazi varlığı, ağzını kocaman açıp gole vahşice sevinmekten

ibaret bir spor sayfası yaratığı. Zehirli delillerle aklını kaçırmış;

zamana her yandan şuruplu salyalarla sızıyor. Yüzeye mührü

vurulmuş – göreni karadelik gibi yutuyor: özyıkım Samson’u,

obur Moloch, ouroboros Kronos.

And it carries its seed around.

74


www.isaretatesi.com

KAÇAN

Cinnetti onun güneşi, kaçtım, zincirleme gidiyordu karanlıkta

karanlık odalar, keşmekeşleri boz sesli, bas sezgi

aşamayanlarda son. Kim bilir kimdi o, kaçtım erkenden.

Güneşi illetti, kaçamadım, gölge karanlık ışık. Yüz okumayı

onunla bıraktım, yitti sıradışı yeteneğim. Isır gölgeyi, ısır

kapkaranlık.

Lost in a face, lost all my face.

75


www.isaretatesi.com

ETKİLENEN

Oda planlarından, duvar diplerinden, hava akımından, mini

ekranlardan, kablolardan, elektrik devrelerinden emip içine

çekiyor zifti, küfü, siyanürü: dinlediği tüm müzikler, baktığı

resimler, posterler, izlediği video klipler, gürültüye karşı

sustuğu tüm sessizlik aynı zehir. Hepsinin baskın paraziti.

Ziftin peki. Geri alamıyor, geriye döndüremiyor.

Became a self forced to continue a self-residue.

76


www.isaretatesi.com

YALNIZLAŞAN

Vazgeçilmiş, terk edilmiş, ıskartaya çıkarılmış, geride

bırakılmış bir modernitede yaşıyor. Geçersiz bir uygarlık

onunki. Uzanılamaz, erişilemez, temas edilemez, ama somut,

mevcut bir uygarlık. Akıl çeldirici mimarisiyle onun ait olduğu

dünyaya ondan başka ait tek bir Allahın kulu var mıdır,

bilmiyor; dönüp duruyor dünyasının yığınında; durmadan

uğramak zorunda onun dört bucağına; karman çorman bir ağ

ören sonsuz bir tavaf.

Meanwhile, screens, banknotes or nonplaces have to be

confronted libidinally. No doubt.

77


www.isaretatesi.com

GİZLENEN

Posing for a selfie with others which she did not choose in the first

place, she cannot help but transfigure to become a crucified Mary.

Her günkü her hali kitlesel kaba kuvvet çekip çevirdiğine

göre geriye son bir savunma hattı kalıyor ona: varlığının kişisel

ironisi, ya da giderek çetrefilleşen sayrılığı, o da olmazsa

noksanlığı, yitimi, yokluğu – gizliliği: gölgelenmişliği;

fotoğrafta çıkmayışı.

78


www.isaretatesi.com

PARLAYAMAYAN

Aydınlatıyor beni, bildiklerini sayıp döküyor, ama tüm yorum,

tespit ve öngörüleri bana ulaştığında genel bir hezeyan, bir

sendrom. Sahiden de ulaşıyor o ibareler bana, hem de hepsi,

en büyük sorun da bu: Kişiliğim ortadan kalkıyor,

sıfırlanıyorum, bir bakıyorum ki herkes olmuşum.

Cehennemin beylik katındayım. Aydınlık zaten değil ama

karanlık bile değil burası.

Where are u now, darkly, my sweet autism?

79


www.isaretatesi.com

YABANCILAŞAN

Sezdikleri ötekilere ilişkin kesin kanılara vardırdı onu

erkenden; şüphesi yoktu; ama kanılarını doğrudan

muhataplarının üzerine boca etmesi onlardan öyle

reaksiyonlar almasına neden oldu ki, bir çırpıda

hepsininkinden beter, tanımsız, illet bir kanıya hapsetti

kendini – ve bunun reaksiyonu ne ötekilerde var ne kendinde:

Kaderi ex machina deus’un elinde artık, üstelik bildiği zamanın

ne plus ultra’sına varana dek o da yok – yabancılığın ultra steril

laboratuvarında.

80


www.isaretatesi.com

KÜLTÜRLENEN

%@# brute forcexxx → 4 ve 3: Ama 4’ün 3 olmayışı bu 4 ve 3. – 3

bazen 4 olsa da. Ω¿§ #xx÷x. brute forcexxx → Hık dese,

dünyanın bütün quel âge avez-vous’ları, tüm kitaplar, tüm

filmler, herkes, hergün. Ezici bir yüktür. →→ Yıkımına çoktan

düştü (~ 0 ~ ∞). Zamandışı kalmak zorunda. Minik delikten

bakıyor, içinde onun. “Geri gel kanopi, yekpareydin sen.” Işık

yarım kubbe. Look you less, lookless. Washed ashore the state a

block of time. Nonplace yitikleri, nonpeople. Oradalar. Bakışsızlar

konuşuyor; bakan suspus. A nowhere nook. Olmadı, yeni

başlıyor. Olmadı. Orada. Suspusssss

81


www.isaretatesi.com

DURAN

Hareket özgür değil. Hepsi önceden düşünülmüş, hatlar kesin.

Yönler kilitli, ses paralize, koku çakılı. Protokol irin, safra,

ödem. Bir enerji topuydu; artık bulunduğu yere yayılıp kalmış

organik bir balon. Ve orada da dışarı sızdırabildikleri kadar

var. Kaskatı, koşullanmış bir çehreyle. Safran sarısı.

Utterly cute is she – for blurseers.

82


www.isaretatesi.com

KOPAN

Her insan gibi o da bağ kurmuştu eşyalarıyla; ama doğrudan

doğruya somut, organik bir bağdı bu, ondan eşyalarının her

birine birer kordon uzanıyor, her iki yönde besleyici salgılar,

serumlar, materyaller gidip geliyordu. Sonra kim, ya da ne,

nasıl bir güç gelip bir çırpıda tüm kordonları kesti ya da

kopardı bilmiyor, arada hiçbir bağ kalmamış. Eşyalar hâlâ

onun, hem de her yanındalar, ama cansızlar, onlarla ne

yapacağını bilmiyor, bu halleriyle üzerinde büyük bir yük

tümü. Ya da ilişkiyi tersten okuyordur belki de: Belki de bizzat

kendidir cansız olan, eşyalara dayanılmaz bir yük olan. Yalın,

çıplak, fosilleşmiş eşyanın aynasında yansıyamıyor kesinlikle;

ama yok da değil: Öyle silik, boz, yitik bir ışıksızlık.

And I have this vapid metallic gleam, an absolute sample of

whatever not.

83


www.isaretatesi.com

VAROLMAYAN

Ağaca bakıyorum: Ağaç bana bakmıyor. Şu an burada ağaca

bakıyor oluşum geçersiz; bakmıyorum demek ki ağaca.

Zamanın berisinde kendimin kadavrasıyım – soyuntular,

döküntüler, çözünme, bozunum, kokuşma henüz

başlamamışsa da, hızla başlayabilir varlık cüzzamı, kirli paslı,

is karası.

No privilege of identity here – doomed to suffer: no existential

privilege whatsoever.

84


www.isaretatesi.com

SABİTLENEN

Sezgisi çarpılma; düşünüşü yıkım; farkedişi aforoz. Yönü

yangın; teni radyasyon; duraksaması kopuş; suskunluğu lanet.

Başlıyor yeniden, tekrar geçiyor, hepsi aynı sırayla aynı şekilde

birbirinin aynısı. Zamanın sekansını sabitleyeli çok oldu.

Tükenene dek içinde kalacak varlığı yanlışlayan mikro cebin –

orada, o çehresiz manken, iblis ironisi. Başla, tekrarla – tüken

ama tüketeme yeniden.

85


www.isaretatesi.com

86


www.isaretatesi.com

IŞIK ÇEŞİTLEMELERİ

87


www.isaretatesi.com

88


www.isaretatesi.com

PROLOG

Usta çevirmen ve yazar Işık Ergüden’in yakın zamanlarda

iki kitabı elime geçti. Önce Zifir Olsun!’u bir kafeden

çıkarken ayaküstü, son sürat, tek seferde okudum.

Ardından Kurgusuz ve Yaşanmamış’ı edindim ve eve

kapanıp, ritüel havasında, mutlak konsantrasyonla

kesintisiz, hızlı okumayı denedim: Her şey iyi gidiyordu

aslında, ama yetmişinci sayfadan itibaren yavaşlamalar,

takılmalar, tekrarlar, kopuş eğilimleri baş gösterdi ve nasıl

olduysa, doksanıncı sayfadaki o billur paragrafa gelince

kapalı bir çevrime girdim. Yazının labirentine dalmıştım.

Bazen metinden çıkış yok. Sonuç, aynı paragrafın çeşitli

kriterlerle yeniden yazımından türeyen çeşitlemeler oldu.

R. Queneau, G. Stein, A. Belıy, J. Joyce, E. Ayhan’ı referans

alan bir düzeneğin ürünüdür; arka planında Wittgenstein,

Fazlullah, yarım yamalak bazı Türki şair okumaları ve

Anadolu ağızları vardır. Kaçık, hınzır, histerik, eğlenceli,

şizofren, şen şakrak bir edayla yazıldı “Çeşitlemeler”.

Hatalardan mürekkeptir. Oyundur. Zırvadır. Okunaklıdır.

89


www.isaretatesi.com

90


www.isaretatesi.com

SAHNE: İç. Gece.

Büyük, loş bir salonda çevrinme. Zamanın gece yarısını geçtiği

pencerelerin karanlığından –ve belki sessizlikten– anlaşılır.

Küçük gruplar halinde masalarda oturan erkekler. Çoğu

tıraşsızdır, ellerinde sigaralar. Kimi uykulu, tedirgin, geceyi

dinlemektedir, kimileri ise sessizce fısıldaşmaktadır. Çerçeveye

giren bir adamın sırttan boy çekimi. Masaların arasında

dolaşır. Yüzünü hiç görmeyiz. Gri takım elbiselidir. Kamera

adamı –sırttan– takip eder. Adam her masada kısa süre durur,

sessizce bir şeyler söyler, karşısındakiler olur anlamında kafa

sallarlar. Adam bir masadan diğerine gider. 1

1

Işık Ergüden, Kurgusuz ve Yaşanmamış, Sel Yayıncılık, İstanbul, 2019, s. 90.

91


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 1: Her cümlede sözcüklerin sırasını değiştirerek.)

İÇ: Sahne. Gece.

Loş bir çevrinme, salonda büyük. Karanlığından belki gece

anlaşılır zamanın – – ve yarısını sessizlikten pencerelerin

geçtiği. Gruplar masalarda küçük erkekler oturan halinde.

Sigaralar tıraşsızdır, çoğu ellerinde. Sessizce tedirgin,

dinlemektedir geceyi kimi, ise uykulu fısıldaşmaktadır

kimileri. Sırttan bir boy giren adamın çerçeveye çekimi.

Arasında dolaşır masaların. Hiç yüzünü görmeyiz. Elbiselidir

gri takım. Takip adamı kamera eder – – sırttan. Kafa her süre

kısa anlamında şeyler söyler, masada sessizce bir durur,

sallarlar karşısındakiler adam olur. Bir diğerine masadan gider

adam.

92


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 2: Her cümlede harflerin yerini değiştirerek.)

SENA: Hiç. Ecge.

Dal olsan kir, çevirmen boş büyü. Kanar ecegillerin bay karısı –

ışıllanan sınır– ve genlikten pessiz çetiğin cendere azmanlığı.

Çükü delik samut hana gereken allar polar kurda rr. Aşsız

doğu elle çıtlar, gerisi naradırr. İmik sindir kuyulu adım git

geceye, aşk dilen, iliksiz teri emmektedir ece, sis faslıdır. İmik

gir çevreye baban yont çeçeni medar sırıt. Damarları dolaş

ırasına san. Hiç girme özü yün yüz. Bilimdir aktı sele gir. Tırıs

katip –meraktan– e maada der. Has er madama kasık sürer,

essiz eşeyler cebir diler, soluk köy falında sarışın masal

anlasalar dar dururlar. Madam insana dair değer gibi der.

93


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 3: Her sözcükte bir sessiz harf değiştirerek.)

SAHTE: İm. Gebe.

Büzük, koş gir balonda devrinme. Zazanın hece yatısını

gerdiği tencerelerin kazanlığından –de berki sensizlikten–

anlatılır. Kütük gruplan hazinde tasalarda osuran erkenler.

Soğu tıraşsızdın, etlerinde sigaralan. Komi utkulu, bedirgin,

heceyi dizlemektedir, komileri ite sensizce kısıldaşmaktadır.

Çerçevede giden pir atamın hırttan soy çekişi. Tasaların

ağasında dalaşır. Cüzünü piç görmeyin. Tri kakım elbisemidir.

Kamara atamı –hırttan– rakip ezer. Atam hep tasada kıta küre

dumur, sensizce biz neyler sözler, çarşısındakiler olum

anlarında kaka ballarlar. Atam biz yasadan ciğerine gidek.

94


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 4: Her sözcükte tüm sessiz harfleri değiştirerek.)

KATRE: İz. Dere.

Pürüz, bol tik vatozla tenkitle. Karakız kene kazılımı sezdimi

kepçeleyelim tamahkılıçtar –de terli dervişbilmez– atyarışım.

Pütür bluzsal madikle karakanca olucak engerçek. Zoru

çıkantırmık, ekmeğimle piyasadan. Tiki umduğu, betikçil,

çeneli gizdeneylerim, bilimeli ile çentikte kıtırçantamlayım.

Zencereğe yiter giz atayım hınçlar çok serili. Kapatayım

alazımla koparıp. Pürüzü bit közlesin. Pli yapıp ettirenimiz.

Favela azabı –hınçlar– latif emek. Alay geç parala yıka büke

yumul, kertikle git terket gözden, çaktırıptagiden oyuk

aktarıpta bana matkaptan. Azap giz kafalar çizebile bilek.

95


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 5: Her sözcükten birer harf eksilterek.)

AHNE: Ç. Ece.

Büyü, lo salona evrinme. Amanın ece arısını geçiği pencereleri

karanlığında –e beli essizlikten– anaşılır. Küçü grupla halide

asalarda turan erekler. Çoğ tıraşızdır, ellerine sigarala. İmi

uykul, tedirgi, eceyi dilemektedir, kimleri is sessize

fısıldamaktadır. Çereveye gire bi adamı sırtta oy ekimi.

Asaların arasına dolaşı. Üzünü iç örmeyiz. Gr akım eliselidir.

Kamer damı –sırtta– taip der. Ada he maada kıs üre urur,

sessize bi şeyle söyle, karısındakiler olu anamında kaf salarlar.

Dam bi asadan diğerin gide.

96


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 6: Her sözcükten ikişer harf eksilterek.)

SAN: . Ce.

Yük, ş r salda evrime. Zaman ce yarını geçti pencerelen

aralığından –eli essizliken– anaşılı. Çük gupla hande masalda

oran erekle. Oğ taşsızdır, ellerin sigalar. Ki uyku, dirgin, geyi

dilmektedir, kileri s sessiz fıldaşmaktadır. Çerveye gir r adam

sırta y çeki. Masalın asında dolar. Yünü ç görmez. R tam

eliseldir. Kara amı –sırta– tak er. Am r sada ka re dur, sessiz r

eyle öyle, arısındakiler ol anlamda fa salarla. Am r asada

derine ger.

97


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 7: Her sözcüğe birer harf ekleyerek.)

SAHNEM: Piç. Gecem.

Büzyük, floş bira saltonda çevrinmez. Zapmanın geyce

yargısını geçtiğim pencerelerine katranlığından –eve belkim

asessizlikten– hanlaşılır. Küpçük guruplar ahalinde masatlarda

oturtan merkekler. Çoğul tıpraşsızdır, kellerinde sigaraylar.

Ekimi uykuluk, tepdirgin, geyceyi dinleşmektedir, kilmileri

ipse asessizce fıhsıldaşmaktadır. Çerçeveyle girsen bira

gadamın sırattan boya çekimiş. Masakların parasında

dolmaşır. Yüzünüz hiçe göremeyiz. Geri taktım elbiselimdir.

Kambera adamcı –sırattan– takzip keder. Madam hero

maksada kıysa sürek durdur, sessizece bire eşeyler söyüler,

karşısındakilere solur anlamından kafka salalarlar. Madam

bira masaldan diğerince gidero.

98


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 8: Her sözcüğü ikiye bölüp, parçalara birer harf ekleyerek.)

SAHİ NEY: İp iç. Gel ece.

Büz yükü, lop aş bin er saloz unda çevre binme. Eza amanın

gez ece yarık asını genç etiği pencü terelerin katran alığından –

ev de belik mi sesse tizlikten– anlak aşılır. Küt çüke gür kuplar

halk tinde maç savlarda kot buran erken ökler. Öç doğu tıraşı

sızdırt, teller zinde sigan oralar. Ok timi huy okulu, tevdi

ergin, gence iyi dinler mektepdir, kip mitleri mis ve sel issizce

fısıldaşk maktapdır. Çerçi deveye git renk bu pir adı hamın

sırat atan bu soy çekiş imi. Ama sapların arkası onda da

oklaşır. Yüzük önü ah piç gök ermeyiz. Gör ki tam akım elbe

çiselidir. Kaç merak adı hamı –sırat tank– tam ekip red yer.

Adı tam ah erk maksad ah kıt saz sürt eh odur vur, ser issizce

be pir şeyh eler söz eyler, karşıt sınadakiler ola kur canla

mındar ki afak asal ularlar. An damı be pir maksad can da

ciğerine giz eder.

99


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 9: Metni hiç müdahalesiz, ters sırayla yazarak; âdeta geri

çekim.)

Gider diğerine masadan bir adam. Sallarlar kafa anlamında

olur karşısındakiler, söyler şeyler bir sessizce, durur süre kısa

masada her adam. Eder takip –sırttan– adamı kamera.

Elbiselidir takım gri. Görmeyiz hiç yüzünü. Dolaşır arasında

masaların. Çekimi boy sırttan adamın bir giren çerçeveye.

Fısıldaşmaktadır sessizce ise kimileri, dinlemektedir geceyi,

tedirgin, uykulu kimi. Sigaralar ellerinde, tıraşsızdır çoğu.

Erkekler oturan masalarda halinde gruplar küçük. Anlaşılır –

sessizlikten belki ve– karanlığından pencerelerin geçtiği

yarısını gece zamanın. Çevrinme salonda bir loş, büyük.

Gece. İç: SAHNE.

100


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 10: Her cümleden birer sözcük eksilterek; anlamı

değiştirmeden.)

İç.

Büyük bir salonda çevrinme. Zamanın gece yarısını geçtiği

pencerelerin karanlığından –ve sessizlikten– anlaşılır. Küçük

gruplar halinde oturan erkekler. Çoğu, ellerinde sigaralar.

Kimi uykulu, tedirgin, geceyi dinlemektedir, kimileri ise

fısıldaşmaktadır. Çerçeveye giren bir adamın boy çekimi.

Masaların arasında. Yüzünü görmeyiz. Takım elbiselidir.

Kamera –sırttan– takip eder. Adam her masada kısa süre

durur, bir şeyler söyler, karşısındakiler olur anlamında kafa

sallarlar. Bir masadan diğerine gider.

101


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 11: Her cümleye birer sözcük ekleyerek; anlamı

değiştirmeden.)

SAHNE: İç mekân. Gece vakti.

Büyük boyutlu, loş bir salonda çevrinme. Zamanın gece

yarısını geçtiği pencerelerin koyu karanlığından –ve belki

sessizlikten– anlaşılır. Küçük gruplar halinde masalarda

oturan erkekler vardır. Çoğu tıraşsızdır, ellerinde yanan

sigaralar. Kimi uykulu, tedirgin, âdeta geceyi dinlemektedir,

kimileri ise sessizce fısıldaşmaktadır. Çerçeveye giren gizemli

bir adamın sırttan boy çekimi. Masaların arasında ısrarla

dolaşır. Yüzünü karşıdan hiç görmeyiz. Sade gri takım

elbiselidir. Kamera adamı –sırttan sırttan– takip eder. Adam

her masada kısa süre durur, sessizce bir şeyler söyler,

karşısındakiler olur anlamında uysalca kafa sallarlar. Adam bir

masadan diğerine süzülüp gider.

102


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 12: Her cümleye birer sözcük ekleyerek; polisiye bir hava

katarak.)

SAHNE: İç gerilim. Gece treni.

Büyük vagon, loş bir salonda çevrinme. Zamanın gece yarısını

geçtiği pencerelerin dehşetli karanlığından –ve belki

sessizlikten– anlaşılır. Küçük gruplar halinde masalarda

oturan kanlı erkekler. Ölülerin çoğu tıraşsızdır, ellerinde

sigaralar. Kimi uykulu, tedirgin, geceyi dinlemektedir, kimileri

ise cesetlere sessizce fısıldaşmaktadır. Çerçeveye tabancayla

giren bir adamın sırttan boy çekimi. Masaların arasında sinsice

dolaşır. Maskeli yüzünü hiç görmeyiz. Mat gri takım

elbiselidir. Kamera adamı –sırttan dikizleyerek– takip eder.

Adam her masada kısa süre durur, sessizce bir şeyler söyler,

karşısındakiler olur anlamında kesik kafa sallarlar. Adam bir

masadan diğerine şeytanca gider.

103


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 13: Her cümleye bir sözcük ekleyerek; edebiyat

parçalayarak.)

YAKICI SAHNE: İç. Gece hâletiruhiyesi.

Büyük, loş bir salonda alengirli çevrinme. Zamanın gece

yarısını geçtiği pencerelerin karanlığından –ve belki kurşunî

sessizlikten– anlaşılır. Küçük gruplar halinde masalarda

oturan tumturaklı erkekler. Meğerki çoğu tıraşsızdır, ellerinde

sigaralar. Kimi uykulu, tedirgin, vakur geceyi dinlemektedir,

kimileri ise sessizce fısıldaşmaktadır. Çerçeveye giren tekinsiz

bir adamın sırttan boy çekimi. Masaların arasında haşmetle

dolaşır. Tevekkeli yüzünü hiç görmeyiz. Uçarı gri takım

elbiselidir. Kamera adamı –sırttan– verevine takip eder. Adam

her masada kısa süre durur, sessizce bir şeyler söyler,

karşısındakiler dehşetengiz olur anlamında kafa sallarlar.

Adam bir masadan diğerine gider sürgit.

104


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 14: Her cümleyi tamamen değiştirerek; karşıt, bambaşka bir

anlam elde ederek.)

SAHNE: Dış. Gündüz.

Küçük, aydınlık bir avluda atalet. Zamanın gün ortasını geçtiği

çatıların aydınlığından –ve elbette gürültüden– anlaşılır.

Büyük gruplar halinde minderlerde oturan kadınlar. Bazısı

cillop gibidir, ayaklarında nikotin bantları. Çoğu ayık, rahat,

gündüzü anlatmaktadır, birçoğu ise avaz avaz bağrışmaktadır.

Çerçeveden çıkan bir kadının karşıdan yakın çekimi. Minder

üzerinde durur. Sırtını hiç görmeyiz. Rengârenk bikinilidir.

Kamera kadını –karşıdan– takip eder. Kadın minderde uzun

süre durur, avaz avaz bir sürü şey haykırır, arkasındakiler

olmaz anlamında ayak sallarlar. Kadın minderden gelir.

105


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 15: Cümlelerin sırasını değiştirerek.)

Çerçeveye giren bir adamın sırttan boy çekimi. Gri takım

elbiselidir. Büyük, loş bir salonda çevrinme. Küçük gruplar

halinde masalarda oturan erkekler. Kimi uykulu, tedirgin,

geceyi dinlemektedir, kimileri ise sessizce fısıldaşmaktadır.

SAHNE: İç. Adam her masada kısa süre durur, sessizce bir

şeyler söyler, karşısındakiler olur anlamında kafa sallarlar.

Çoğu tıraşsızdır, ellerinde sigaralar. Adam bir masadan

diğerine gider. Yüzünü hiç görmeyiz. Kamera adamı –sırttan–

takip eder. Masaların arasında dolaşır. Zamanın gece yarısını

geçtiği pencerelerin karanlığından –ve belki sessizlikten–

anlaşılır. Gece.

106


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 16: Art arda gelen cümlelerin birer sözcüğünü değiş tokuş

ederek.)

GECE: İç. Sahne.

Büyük, loş bir sessizlikten çevrinme. Zamanın gece yarısını

geçtiği pencerelerin karanlığından –ve belki salonda– anlaşılır.

Küçük gruplar halinde ellerinde oturan erkekler. Çoğu

tıraşsızdır, masalarda sigaralar. Kimi uykulu, tedirgin, geceyi

dinlemektedir, kimileri ise sırttan fısıldaşmaktadır. Çerçeveye

giren bir adamın sessizce boy çekimi. Masaların arasında

görmeyiz. Yüzünü hiç dolaşır. Sırttan takım elbiselidir.

Kamera adamı –gri– takip eder. Adam her masada kısa süre

durur, sessizce bir şeyler söyler, karşısındakiler gider

anlamında kafa sallarlar. Adam bir masadan diğerine olur.

107


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 17: Sözcüklerin sessiz harflerini kök olarak alıp seslilerle

yeni sözcükler türeterek.)

SÜHAN: Öç. Gacı.

Bayık, leş ebru solunda uçverinme. Azmanın gacı yöresini

göçtüğü pancarların kurnalığından –ov bilek sossuzluktan–

ünleşilir. Kaçık garplar ohlandı mislerdi turna rekaikler. Çağı

oturuşsuzdur, lalürind asgarîler. Kem yokla, etdirgen, gacıyı

donlamaktadır, kumlar us sossuzca fasıldaşmuktedir.

Uçarçuvay görün ebru demin serttin bey çıkma. Mislerin

örsünde dölüşür. Yazın heç giremeyiz. Gir itkim libaslıdır.

Kumar dem –serttin– takıp dur. Dom ahır mesud akis sır

derer, sossuzca beri eşyalar saylar, kırışsandukalar lor

ünleminde kûfî uslularlar. Dem ebru mesudan dağarına güder.

108


www.isaretatesi.com

(Yeniden yazım 18: Anlamı koruyacak şekilde metni daraltarak.)

Gece.

Salonda çevrinme. Zamanın geçtiği pencerelerin karanlığından

anlaşılır. Masalarda erkekler. Ellerinde sigaralar. Kimi geceyi

dinlemektedir, fısıldaşmaktadır. Bir adamın sırttan boy çekimi.

Dolaşır. Yüzünü görmeyiz. Takım elbiselidir. Kamera takip

eder. Adam her masada durur, bir şeyler söyler,

karşısındakiler kafa sallarlar. Adam gider.

109


www.isaretatesi.com

110


www.isaretatesi.com

METİNDIŞI SORULAR

111


www.isaretatesi.com

112


www.isaretatesi.com

bir oturuşta baştan sona okunan

‘gürültülü’ bir kitabın ardından

Ev nerededir? Ev neresindedir? Evin sinesi nedir? Ev

neresinde dinlenir? Evin neresi dinlenilir? Evin sesi

neresindedir? Neresi evin sesindedir?

Saat kaç—masa olmaz mı? Saat açmasa olmaz mı? Saat saçmaz

mı? Saat saçılmaz mı? Saat saçmalamaz mı?

Günlerden nedir? Günler nedendir? Gün nerelerdedir? Gün

nerede nedenlerdedir? Gün nerelerden perdelenir?

Başında mıyız, ortasında mı, sonunda mı? Sonu başında mı,

başı ortasında mı, başında ortası sonunda mı, sonun başı

ortasında mı?

Zamanın sesi gürültü müdür? Ses zamanın gürültüsü müdür?

Gürültü sesin zamanı mıdır? Zaman gürültünün esi midir?

Zamanın gürültüsü essiz midir? Gürültünün zamanı sessiz

midir?

113


www.isaretatesi.com

Dışarısı içerinin dışında mıdır? İçerisi nerede dışarıdadır?

Dışarıya içeriden neler kazınır? Boşluğa neler dallanıp

budaklanır?

Metne nasıl çıkılır? Metin nasıl çakılır? Metin nasıl açılır?

Metnin çıkışı girişine nereden açılır? Metinden metne neden

kaçılır? Çıkış metni inişe nerede saçılır?

Varsayım neyi başlatır? Varlık sayım mıdır? Sayılı varlık var

mıdır? Sayım sayısı varlık mıdır? Sayımlı varlık sayı mıdır?

Sayrılık varsıl mıdır? Varlık sanrısı sayısal mıdır?

Yokluk şiir midir? Şiir yoluk değil midir? Yok şiir oluk değil

midir? Oluk şiir midir? Oluk şiir yok değil midir?

Her şey nefes midir? Her temas heves midir? Her ses pes

midir? Şey hep es midir?

Görüş sönüm müdür? Dönüş ölüm müdür? Dönüm süs

müdür? İz sis midir? Yer mis midir? Mevsim yersiz midir? Ten

bensiz midir? Ev dev midir?

114


www.isaretatesi.com

115


www.isaretatesi.com

ÜÇ ŞAİR

116


www.isaretatesi.com

117


www.isaretatesi.com

MATKAP

Döngüye koşullanmış, ama olduğu yerde, bir eksenin

etrafında. Somut, kompakt, birimleşmiş, kristalize bir döngü,

her koşulda sabit, aynı, kesin. Kendi de sert, kaskatı. Donup

kalmış, değişmeyen, zorunlu girdabının kanıtı yivleri. Artık

sadece aşındırabilir, zedeleyebilir – öğütüp, yarıp, delip,

parçalayabilir. Tabii bir de kopardığı akıllara zarar gürültü var

ki, kulakları sağır etmek şöyle dursun, ruhları sağır ediyor!

118


www.isaretatesi.com

SOPA

Yılların emeği var, geceli gündüzlü çalışıp çabaladı ve ulu

ağacın tomruğundan yonttu bu değneği: bir sopa, uzun, sert,

pürüzsüz; vardığı somut sonuç bu, elindeki biricik gereç, her

işe koşuyor onu; ama bir sopayla ne yapılabilir vurup

dövmekten başka; sımsıkı kavramış, vuruyor da vuruyor sağa

sola, şuna buna, olur olmadık her şeye (ve bize de); nadiren

halıya kilime falan denk getiriyor, alakasız ve anlamsız

olmayan da o bir tek, en azından kuru kuruya şiddet yerine bir

amaca hizmet ediyor – ama o zaman da deli gibi toz kaldırıyor,

göz gözü görmüyor, boğuluyoruz, olan gene bize oluyor.

Zannettiği üzere günün birinde sopadan tomruğa,

tomruktan ağaca varabilecek mi bakalım.

119


www.isaretatesi.com

MAKAS

Kırpıyor, kesip biçiyor, lime lime ediyor; ama hepsini öylece

bırakıyor. Kırpıntılar her yanda öbek öbek, dağ gibi. Kesinlikle

bir örgü ya da dikiş işlemi söz konusu değil, olsa da ancak

yama olacak, ama yok. Gene de yığınların her birini birer

konfeksiyon ürünü olarak görmemiz bekleniyor – ve kesim

çılgınlığı içinde olanı da zanaatkâr saymamız. Bizzat o istiyor

bizden bunu. Oysa yalnızca bir alet o, bir makas – ve onu tutan

da anonim bir el: sıradan, genel bir el; ötekilerin, herkesin eli,

benzerlerinin eli (hatta kırpıntıların eli). Aynı elin tuttuğu daha

bir sürü makas var ve hepsi de hemen hemen birbirinin aynısı.

120


www.isaretatesi.com

121


www.isaretatesi.com

RESİM

-on varyasyon-

122


www.isaretatesi.com

123


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapacaktım, ama

gözlerin keskin bakıyor, kaşlarını

kaldırıp duruyorsun. Omuzların düşük;

dik dur. Mızmızlanma. Derdin ne? İyisi

mi biz bu işi başka güne bırakalım.”

124


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapacaktım, ama

bu boğazlı kazağı giymişsin, baston

yutmuş gibi duruyorsun. Neden kasılıp

duruyorsun? Bugün resmini yapacağımı

söylememiş miydim?”

125


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapacaktım.

Dudağın seğiriyor, görüyorum, gözüm

takılıp duruyor. Şişkin burun deliklerin

sinirime dokunuyor. Öfkeli misin?

Tiksinir gibi gülümseme! Benim de

kaşım gözüm atmaya başladı. Biz bu işi

sonraya bırakalım.”

126


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapacaktım. Ama

saçların fazla kara, dişlerin fazla beyaz.

Göz akın dikkatimi dağıtıyor, benlerin

asabımı bozuyor. Kulak kepçen

karmakarışık! Ne oldu sana?

Ürpertiyorsun beni; resmi bugün

yapmayalım.”

127


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapacaktım.

Niyetlendim bir kere. Otur bakalım

şöyle, hah, düzgün dur, güzelce bak,

rahatla. Olacak gibi. Neye diktin gözünü,

dikkatin mi dağıldı, sakin ol yahu, şehla

şehla bakma, ben de bilemedim karşında

nasıl oturacağımı, kafam allak bullak.

Yok, bu iş bugün de olmayacak.”

128


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapacaktım, ama

gerginim, aklım başımda değil. Hoş, sen

randevuya zaten gelmedin ya!”

129


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapacaktım; her

şey müsait, ışık güzel, hava berrak.

Tavırların içimi açtı, her halin hoşuma

gidiyor. Ama kalem, fırça, boya,

malzemeler nereye gitti, çalındı mı ne, ne

oluyor yahu, hırsız kim?”

130


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapamam. Niye

geldin bilmiyorum. Sinirim bozuk, elim

ayağım titriyor, hiç hevesim yok. Ama

tuhaftır, duruşunla müthiş bir elektrik

yayıyorsun sen.”

131


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yaptım. Sen

yokken. Karaladım bir şeyler, oluverdi.

Ama sen geldin, boşa çıktı. Olmamış.

Bugünü hiç yaşanmamış sayalım.”

132


www.isaretatesi.com

“Bugün senin resmini yapacaktım. Bir

hal gelmiş sana. Alnında kırık bir ışık.

Şaşkın, muzip bir ifade var yüzünde.

Saçının her teli hin. Bu nasıl eğri büğrü

oturmak? Parmağındaki ne acayip bir

yüzük? Gözlerin velfecri okuyor, bu ne

biçim suskunluk? Keşke bugün benim

resmimi yapsan!”

133

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!