30.03.2020 Görüntülemeler

paper t.AG 6

  • Etiket bulunamadı…

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.




























































































DÜŞÜNCELER/İŞLER THOUGHTS/WORKS

a

ZEYTİNLİ MATRİS

OLIVE MATRIX

2004

YER LOCATION

Bodrum, Muğla

PROJE TARİHİ

PROJECT DATE

2005

YAPIM TARİHİ

CONSTRUCTION

DATE

2005

İNŞAAT ALANI

CONSTRUCTION

AREA

270 m²

ARAZİ ALANI

PLOT AREA

10.000 m²

EKİP TEAM

İbrahim Eyüp

Her iki yönde 8 metre aralıklarla dikilmiş zeytin ağaçlarının olduğu arazi,

eski bir dere yatağının içinde. Bu yüzden 1 metre kazıldığında bile su

çıkıyor. İskele gibi bir yapı yapma kararının nedeni de bu durum.

Karşılıklı 8 metre aralıklı zeytin ağaçları gridinin arasına yerleştirilen

4 metre aralıklı ikinci grid, hem ağaçları hem yapıyı gözeterek

yerleşme kararını belirledi. Ev sahibesi nereye, nasıl yerleşeceğine ilkeleri

belirlenmiş bir çerçeve içinde karar verebilir diye düşünmüştük ve

sonunda öyle oldu. 4 metre aralıklı noktasal temeller üzerindeki dikmelerin

birbirine bağlanması yapının ana strüktürünün oluşturulmasına

yetti. Biraz da bu yüzden bu yapının bürodaki adı “Zeytinli Matris”.

Decked with olive trees planted at 8 meter–intervals on both sides, the

property is sprawled across an old riverbed. Therefore, water can be abstracted

at a depth of 1 m without even digging.

This particular condition leads to the design of a building similar

to a scaffold. A second grid at 4 meter–intervals set between the olive

tree grids at 8 m intervals determines the layout by regarding both

the building and the trees. The owner can determine how to furnish the

house as part of the pre–determined principles of design. Connecting

the posts set on point foundations at 4 meter intervals was enough to

create the building. Therefore, the name given to the building at the office

is “Olive Matrix.”

Nevzat Sayın

040 36°59'41.79"N, 27°45'46.33"E

ZEYTİNLİ MATRİS OLIVE MATRIX 041

A–A KESİTİ A–A SECTION

B–B KESİTİ B–B SECTION

A 2

B C

1 3

1 1

2

b

A YARDIMCI EVİ SERVICE HOUSE

B ANA EV MAIN HOUSE

C KONUK EVİ GUEST HOUSE

1 Yaşam Living

2 Teras Terrace

3 Atölye Studio

VAZİYET PLANI SITE PLAN

044 045

DÜŞÜNCELER/İŞLER THOUGHTS/WORKS

0 4 8 12

0 2 4 8

ZEYTİNLİ MATRİS OLIVE MATRIX


132 DÜŞÜNCELER/İŞLER THOUGHTS/WORKS

UMUR BASIM UMUR PRINTING HOUSE 133

Düşünceler/İşler Üzerine

Nevzat Sayın

Mimarların kendileri ve işleri hakkında yazmalarının hep çok zor olduğunu

düşünürüm. Kendileri de, işleri de görünür biçimde ortadadır çünkü.

Buna rağmen mimarlık çalışmalarını kitap haline getirmek; yapıp

ettiklerimizin, hatta kendimizin dışına çıkıp, sondan başa giderek yaptıklarımıza

ve kendimize belirli bir mesafeden bakmamızı/bakılmasını

sağlıyor ve yazmak da bu işin kaçınılmaz bir parçasına dönüşüyor.

“(Bu) kitabı bir mesleki pratik atlası olarak adlandırabiliriz... Sonuç

olarak kitap, Nevzat Sayın’ın yaşamsal uğraşını, bir çağrıya kulak

vererek düştüğü yolu resimler ve levhalar yardımıyla anlatıyor”1 diyordu

Tansel Korkmaz 2004 yılında yayımlanan Düşler, Düşünceler,

İşler kitabının önsözünde.

YKY'den çıkan

Kitabın hazırlık sürecindeki konuşmalarımızla beni kişisel tarihime

götüren Tansel’in, mimarlığımı “yaşamsal uğraş” olarak tanım-

First book

ilk kitap

laması benim için zihin açıcı bir değerlendirmeydi. Şimdi, ilk kitaptan published by

on dört yıl sonra ikinci bir kitap hazırlarken daha iyi anlıyorum ne demek

istediğini: Mimarlıkla uğraşmak, mimarlık tarihi kadar kendi kişi-

2004

YKY

sel tarihimle de ilgilenmemi sağlamıştı. Olanları anlamak ve olacakları

hissetmek, öngörmek ve hatta belirleyebilmek için önemli veriler vardı

kişisel tarihimin içinde. Anlamak, anlamlandırmak ve anlatmak birbirinin

içine geçen aşamalar halinde anlaşılabilir olmayı da sağlıyordu.

Sokrates’le konuşmasında “(...) Düşündüğüm şey yapılabilir; yaptığım

şey de anlaşılıra bağlanıyor... Yapıları kura kura kendimi de kurduğuma

inanıyorum”2 diyen Eupalinos’un hislerime tercüman olduğunu söyleyebilirim.

Biraz geriye giderek, kısaca şöyle anlatabilirim kendi hikâyemi:

1981–1985 aralığında Cengiz Bektaş’la usta–çırak ilişkisi içinde geçen

bir çalışma sürecinde mimarlığın yanı sıra “Mavi Yolculuk”larla da desteklenen

Antikite’yi, Akdeniz’i ve Ege’yi tanıma gezilerinin ardından

tek başıma kaldığımda; 1987’ye kadar mimarlık çalışması sayılabilecek

neredeyse hiçbir şey yapmamış, çoğunlukla Antikite ve gelenek konusunda

anladıklarımı gözden geçirip pekiştirmek için seyahat etmiş ve

fotoğraf çekmiştim.

Bedri Rahmi'nin

"Mavi Yolculuk"

izlerinden Balık

Fish from the

traces of the

"Blue Cruise"

1974

On Thoughts/Works

Nevzat Sayın

I often think that it is extremely difficult for architects to write about

themselves and their own works. After all, both the architects and their

works are visibly obvious. Nevertheless, pouring works of architecture

into a book format allows us to step outside of our works and even of

ourselves, and look at ourselves –or have others look at us– from a certain

distance in retrospect. Writing about that becomes an inevitable

part of the job.

“We can call this book an atlas of professional practice... After

all, the book portrays Nevzat Sayın’s lifetime engagement and the way

he found his calling through pictures and plates,”1 wrote Tansel Korkmaz

in the preface of Düşler, Düşünceler, İşler (Dreams, Ideas, Works) published

in 2004.

Having taken me back into my personal history during our

conversations in the early stages of the book, Tansel’s description of

my architecture as a “lifetime engagement” was an eye–opening assessment

for me. Now, as I’m in the process of publishing a second one

fourteen years after the first, I feel I have a better understanding of

what she was trying to say. Being engaged in architecture had allowed

me to pay as much attention to my personal history as the history of architecture.

There was important data in my personal history to understand

what was going on and to feel, predict, and even determine

what was going to happen. As interlaced phases, understanding, interpreting,

and explaining also entailed being intelligible. I can say that

he speaks for me when Eupalinos says the following in his conversation

with Socrates: “...what I think, is feasible; and what I do is related

to the intelligible... by dint of constructing, I truly believe that I

have constructed myself...”2

I can rewind a little and tell my own story as follows: After a

master–apprentice collaboration with Cengiz Bektaş between 1981

and 1985 that was sustained not only by architecture, but excursions

to become familiarized with antiquity, the Aegean, and the

Mediterranean with a little help from the “Blue Cruise,” I was left on

[1] Düşler, Düşünceler, İşler, Nevzat Sayın, YKY, 2004, s. 45.

[2] Eupalinos ve Öteki Söyleşimler, Paul Valéry, YKY, 2000, s. 35.

[1] Düşler, Düşünceler, İşler, Nevzat Sayın, YKY, 2004, s. 45.

[2] Eupalinos ve Öteki Söyleşimler, Paul Valéry, YKY, 2000, s. 35.

010 DÜŞÜNCELER/İŞLER THOUGHTS/WORKS

DÜŞÜNCELER/İŞLER ÜZERİNE ON THOUGHTS/WORKS 011




Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!