01.05.2020 Views

marketing europe & anatolia Sayı: 096

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

marketing europe & anatolia, ekonomi, medya, reklam, iletişim ve pazar alanında aylık olarak yayınlanan bir e-dergidir. marketing europe & anatolia’da reklamcı Nurgül Eryıldır Günay'ın kelebek etkisi yaratan ve Yönetmen Abdullah Ekşioğlu'nun adresini bilen yazılarını okuyabilir, ilgi çekici röportajları, haberleri, reklam kampanyaları künyelerini, kültür – sanat ya da gezi gibi sayfaları da bulabilirsiniz. marketing europe & anatolia Ekşioğlu Medya Grup tarafından yayınlanmaktadır.

SHOW MORE
SHOW LESS

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

marketing europe & anatolia

Tarih: Mayıs 2020 Sayı: 96

retorik

Hadsizliğin

dayanılaz hafifliği...

kelebeğin fırtınası

“Yeni normal”

satır ayracı

Ne dersiniz

“Depresyon geliyor mu?”...

Zaporijya;

minnak bir şehir...



İçindekiler

Sayı: 96 Tarih: Mayıs 2020

İmtiyaz Sahibi

Eksantrik Film Prodüksiyon

P.K.: 112 34725 Fenerbahçe - İstanbul - Tr.

Genel Yayın Yönetmeni ve

Sorumlu Yazı İşler Müdürü

Elvin Ekşioğlu

e-mail: elvineksioglu@gmail.com

Haber ve Fotoğraflar

Agency Europe & Anatolia

http://aea.eksantrik.com

aeanews@gmail.com

Katkıda Bulunanlar

Nurgül Eryıldır Günay

Ali Erdem Ekşioğlu

Seval Duban

Kübra Nebioğlu

Yusuf Yener Günay

Danışman

Abdullah Ekşioğlu

İlan Rezervasyon

Ayşe Yılmaz

Yayın Türü

Süreli Yayın

marketing

europe & anatolia

Yönetim Yeri

Agency Europe & Anatolia

e-mail: meadergi@gmail.com

marketing europe & anatolia

Agency Europe & Anatolia tarafından

Süreli yayınlanan bir e-dergidir.

Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film

Prodüksiyon’a aittir. Tamamı ya da bir

bölümü yayıncısının izni olmaksızın

çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Tüm ilanların sorumluluğu firmalara,

makalelerdeki görüşler ve hukuki

sorumluluk yazarlara aittir.

Bu derginin yayınlanma sürecinde

hiçbir ağaç zarar görmemiştir.

http://www.meadergi.com

mobil: http://m.meadergi.com

http://www.facebook.com/meadergi

instagram: meadergi

https://twitter.com/meadergi

Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.

Kısa Kısa 04 - 07

Teknoloji 10 - 11

retorik 12

Medya Dünyası 13 - 14

Röportaj 16 - 19

kelebeğin fırtanası 21

Reklam dünyası 22- 23

satır ayraçı 24

Röportaj 26- 28

Kampanyalar 31 - 37

Gezi 38 - 43

Game On 44 - 46

Kültür Sanat 48- 49

marketing europe & anatolia / 1



Köşe

Elvin Ekşioğlu / elvin@eksantrik.com

( editörden

)

Korona Günleri...

Merhaba,

Reklam camiasından çok değerli büyüğümüz İlancılık reklam ajansının ajans

başkanı Yakup Barouh Korona virüsün neden olduğu Covid-19 hastalığına yenik

düştü, kendisine allahtan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.

Korona günlerinden sonra reklamcılık nasıl olur diye siz değerli reklamcılara

sorduk. Volkan İkiler - Reklamcılar Derneği Başkanı, Ümit Ülker - Toyzz Shop

Pazarlama Direktörü, Nurgül Eryıldır Günay - Sita İletişim, Ajans Başkanı, Orçun

Onural - Happy People Project, Ajans Başkanı görüşlerini bizlerle paylaştı.

Dergimiz yine dopdolu. Haber sayfalarımız, teknoloji sayfalarımız, kampanya

sayfalarımız yine büyük bir özenle hazırlandı. Ali Erdem Ekşioğlu Gameon

sayfalarımızı ve kültür sanat haberlerini sizler için derledi. Abdullah Ekşioğlu,

Nurgül Günay Eryıldır, Kübra Nebioğlu yazılarıyla yine bizlere yeni pencereler

açtılar. Gezi yazarımız Seval Duban Minnak bir şehir Zaporijya'yı yazdı.

Sevgiler

marketing europe & anatolia / 3


Kısa Kısa

LG, 2020 İlk Çeyrek...

LG Electronics Inc. (LG) bugün, 2020 ilk çeyrekteki

konsolide gelirini 14.73 trilyon KRW (12.45 milyar

dolar) ve faaliyet karını 1.09 trilyon KRW (921.47

milyon dolar) olarak açıkladı. Gelir, geçen yılın aynı

dönemine göre yumuşak bir şekilde düşmüş olsa

da, faaliyet geliri 2019’un ilk çeyreğine göre yüzde

21,1 oranında iyileşti ve çeyrek faaliyet karı 1 trilyon

KRW’yi aştı. Bu durum şirket tarihinde ikinci

kez gerçekleşmiş oldu. Yüzde 7,4’lük faaliyet marjı,

LG’nin ilk çeyrek tarihindeki en yüksek seviyesindeydi.

LG Beyaz Eşya & İklimlendirme Çözümleri Şirketi, ilk çeyrekte

5.42 trilyon KRW (4.58 milyar USD) ve faaliyet kârı

753.5 milyar KRW (636.8 milyon USD) bildirdi. Gelir, geçen

yılın ilk çeyreğine oranla neredeyse hiç değişmedi. Pandemi

döneminde, Kore’de, çamaşır makineleri, kurutucular,

bulaşık makineleri, LG Styler giyim bakım sistemi gibi

ürünlere olan talep artışı, tüketicilerin hijyen ürünlere olan

ilgisindeki artışın da kanıtı oldu. İşletme karı (geçen yılın

aynı dönemine göre yüzde 3,6 daha yüksek) ve işletme

marjı, maliyet azaltma çabaları ve premium ürünlere artan

ilgi nedeniyle LG’nin tarihindeki en yüksek seviyelerdeydi.

LG Ev Eğlence Sistemleri Şirketi, arzdaki kısıtlamalar ve

küresel talebin yavaşlaması nedeniyle, ilk çeyrek gelirini,

geçen yılın aynı dönemine göre %4,8 düşüşle 2,97 trilyon

KRW (2,51 milyar ABD doları) olarak açıkladı. İşletme

verimliliği, OLED TV’ler ve NanoCell TV’ler gibi premium

ürün gamının genişletilmesi sonucunda 325,8 milyar

KRW’ye ulaştı (275,32 milyon USD), işletme geliri geçen

yılın aynı dönemine göre yüzde 31,7 oranında arttı. Bu noktada,

bu yıl bilgi teknolojisi ürünlerinin Ev Eğlence Sistemleri

Şirketi’nden İş Çözümleri Şirketi’ne devredildiğini de

göz önünde bulundurmak gerekli.

Bizim Toptan, 2020 İlk Çeyrek...

tüm ürünlere kesintisiz ulaşması için çalışmayı sürdürdü.

Türkiye genelindeki 173 mağazası, SEÇ Market iş

ortaklığı mal tedarik sistemi ve her geçen gün ev dışı tüketim

kanalında büyüyen Prosaf adlı profesyonel satış gücü

ekibiyle Türkiye’nin önde gelen organize toptancılarından

Bizim Toptan Satış Mağazaları (BIZIM), 2020 yılının ilk üç

ayına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı.

Bizim Toptan, tüm dünyayı etkileyen COVID-19

salgınının meydana geldiği ilk çeyrekte, çalışanlarının

ve müşterilerinin sağlığı için gerekli tedbirleri alırken,

müşterilerinin temel ihtiyaç maddeleri başta olmak üzere

Bizim Toptan bu temel hizmet stratejisiyle yılın ilk çeyreğini

finansal planlarıyla uyumlu şekilde tamamladı.

Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan

açıklamaya göre, Bizim Toptan’ın satış gelirleri 2020

yılının ilk üç ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre

yüzde 15 artarak 1,2 milyar TL’ye ulaştı.

Bizim Toptan’ın organize ve çok kanallı satış yönetimi

stratejisiyle tütün ve şeker ürünleri hariç ana kategori

satışları ise yüzde 28 oranında arttı. Bizim Toptan’ın brüt

kârı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artış

kaydederek 131 milyon TL’ye yükseldi. FAVÖK tutarı 52

milyon TL olarak gerçekleşerek, güçlü ve yeni normal seviyelerini

korudu.

Şirketin net kârlılığı, COVID-19’un etkilerine karşılık

sene başındaki planlarla uyumlu yönetildi ve 3,8 milyon

TL olarak kaydedildi. Bizim Toptan’ın 2020 yılının ilk

çeyreğinde sürdürülebilir ve geliştirilebilir büyümeye devam

etmesinde, yeni müşteri kazanma ve satış kanallarını

geliştirme stratejisi etkili oldu.

4 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

“Küçük İşletmem İçin”...

Metro Türkiye, yeme-içme sektöründe koronavirüs sürecinden

en çok etkilenen küçük işletmeleri desteklemek

üzere #kücükisletmemicin hareketini başlattı. Metro Türkiye,

Gıda Kurtarma Derneği ve Dudetable iş birliğinde,

Coca-Cola’nın ana partnerliği ve Unilever Food Solutions,

P&G, Barilla, Orkide Yağ, Reis Gıda ve Dimes’in

destekleriyle hayata geçirilen projede, koronavirüse karşı

alınan tedbirler kaldırıldığında kapılarını tekrar açacak

işletmelere can suyu olmak amacıyla 5bin TL’lik ürün ve

hizmet yardımı sağlanacak. Bu destek sayesinde yemeiçme

sektöründeki küçük işletmeler, kendi bütçelerini farklı

ihtiyaçlarına aktarabilecek ve on binlerce sektör emekçisinin

istihdamı korunabilecek. Projeyle ayrıca yerli ekonominin

desteklenmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması

ile yerel lezzetlerin devamlılığının korunması amaçlanıyor.

Metro Türkiye’nin 500 küçük işletmeye ürün bağışı

yaparak ilk adımı attığı ve şimdiden 1.000’in üzerinde

işletmeye ulaşılan projenin devamında destekçi firmaların

katılımı ile 5.000 küçük işletmeye ürün ve hizmet desteği

sağlanması hedefleniyor.

Petrol Ofisi’nden online staj...

Petrol Ofisi, ‘Petrol Ofisi İle Geleceğe Bir Adım’ staj

programını online platforma taşıyarak öncülüğünü bu

alanda da devam ettirdi. Üniversitelilere uzaktan erişim

ile staj yapma olanağı tanıyan program, gerçek iş

ortamına çok yakın bir deneyim sunmak üzere tasarlandı.

Atandıkları projelerde 3 ay boyunca staj yapacak üniversite

öğrencileri, Petrol Ofisi’nin zengin online eğitim

programlarından, iş ve teknik eğitimlerinin yanı sıra kişisel

gelişimleri için de yararlanabilecekler.

Pandemi nedeniyle birçok şirket, mevcut iş modellerini

değiştirmek zorunda kaldı. Bu dönüşüme adapte olabilenler

hiç şüphesiz, sonraki süreçte de artık daha yenilikçi,

daha güçlü, çevik ve esnek bir kültüre gerçek anlamda

sahip olacaklar. Petrol Ofisi, uzaktan çalışma sürecine en

hızlı geçiş yapan ve yenilikçi uygulamaları ile bu alanda

da öncülük eden şirketler arasında yer alıyor. Petrol Ofisi

bu öncülüğü ile şimdi de akademik eğitime katkı sağlıyor.

Petrol Ofisi, sektöründe yine bir ilki gerçekleştirerek,

üniversite öğrencilerinin koronavirüs salgını nedeni ile

şirketlerin staj programlarını iptal etmesinden kaynaklanan

mağduriyetine yenilikçi bir çözüm sunuyor. “Petrol Ofisi

İle Geleceğe Bir Adım” staj programı tamamen online’a

taşınıyor.

Petrol Ofisi’nin sunduğu online staj programı, öğrencilere

gerçek bir iş deneyimine çok yakın bir tecrübe yaşatmak

üzere kurgulandı. Sınıf içi eğitimlerin tamamının online

platforma taşındığı “Petrol Ofisi İle Geleceğe Bir Adım”

programında stajyerler, Petrol Ofisi’nin halen devam eden

projelerine atanacak. Stajyerler bu projeler üzerinde, 3

ay boyunca takım arkadaşlarıyla çalışacak. Stajyerlerin

üzerinde çalışabilecekleri projeler de, onların uzaktan

da katkı sağlayabilecekleri ve yenilikçi bakış açılarını

yansıtabilecekleri şekilde yeniden tasarlandı.

marketing europe & anatolia / 5


Kısa Kısa

Her Bayramın Şekeri...

Mondelēz International

Türkiye’nin yarım asırlık

markası ve ‘Her Bayramın

Şekeri’ olan Kent, içinde

bulunduğumuz özel

dönemde de 2020 yılı

bayram hazırlıklarını hız

kesmeden sürdürüyor. Hediyelik

ve ikramlık bayram

şekeri pazarının yarısını oluşturarak sektördeki liderliğini

koruyan şirket, içinde bulunduğumuz sürece rağmen

gerçekleştirdiği üretim ve sağladığı ek istihdamla ülke ekonomisine

katkısını devam ettiriyor.

Bayram döneminin yarım asırlık Kent markası için önemine

vurgu yapan Mondelēz International Türkiye Genel

Müdürü İhsan Karagöz, yapılan bayram hazırlıkları

ile ilgili bilgi verdi: “Bu bayram hepimiz için farklı olacak.

Bayramlaşma şeklimiz günümüzün koşullarına uygun

gerçekleşecek. Ancak bayramlaşmanın vazgeçilmez

parçası olan şekerlerimiz, gelenek ve göreneklerimizin

yaşatıcısı olarak yine yanımızda olacak. Ve evlerimizde

bayram coşkusunu yaşatmak için bize ‘tatlı’ bir destek verecek.

Şeker kategorisi Mondelēz International Türkiye için oldukça

önemli bir yer tutuyor. Toplam net hasılatımızın yüzde

20’sini hediyelik ve ikramlık şeker kategorisi oluşturuyor.

Kent markamız ile Ramazan ve Kurban Bayramları’nda

yaptığımız toplam hediyelik ve ikramlık şeker satışı, tüm

yıl boyunca gerçekleştirdiğimiz şeker satışına eşit. Uzun

yıllardır açık ara lideri olduğumuz “bayram şekeri” kategorisinde

pazarın yarısını oluşturuyor ve dünyada 50’den

fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Bu bayram dönemi için

de Gebze’deki üretim tesisimizde 12.000 tonluk üretim

hedefimizi gerçekleştirdik. Ekonominin ve istihdamın daha

da önem kazandığı bu günlerde Türkiye genelinde kasaba

pazarları da dahil olmak üzere 20.000 satış noktasında

bayram şekeri dağıtmaya ve bayram döneminde 6.500

kişiye ek istihdam sağlamaya devam ediyoruz. ‘Her

Bayramın Şekeri’ Kent olarak bayramın, dayanışmanın,

birlik ve beraberliğin daha da anlam kazandığı bu günlerde

önemli bir rol oynamaktan büyük mutluluk duyuyoruz”.

Atama...

Sabancı Holding’de Cenk

Alper’in CEO olarak göreve

başlaması sonrası boşalan

Sanayi Grup Başkanlığı’na

Brisa CEO’su Cevdet

Alemdar atandı. Alemdar,

1 Nisan 2020 tarihi itibarı

ile görevine başladı.

Cevdet Alemdar’ın 27

yıldır Sabancı Holding

bünyesinde çeşitli görevlerde

bulunduğunu belirten Sabancı CEO’su Cenk Alper,

“Sayın Cevdet Alemdar, Sabancı Holding kültürüne

sahip, Topluluk şirketlerimizin çeşitli kademelerinde

üstlendiği her sorumluluğu başarı ile sürdüren bir isim.

Onun sahip olduğu yerel ve uluslararası deneyimin ve

vizyonun Sabancı Topluluğu’nun en güçlü geni olan

sanayicilikte gelecek vizyonumuza çok güçlü bir katkı

yapacağına inanıyorum” dedi.

Atama...

Riot Games’in Türkiye Ofisi’nin

Ülke Müdürlüğü görevine Erdinç

İyikul getirildi. 2012 yılından

bu yana Riot Games’in

Türkiye ofisinde farklı pozisyonlarda

görev aldı. Erdinç

İyikul, profesyonel anlamda

yaklaşık 14 senedir oyun sektörünün

içinde yer alıyor. Kariyerine

Nintendo’nun Türkiye

ofisinde görev alarak başlayan İyikul, burada yaklaşık 1

sene boyunca Ürün Müdürü olarak çalıştı. Daha sonra

Türkiye’nin ilk video odaklı oyun sitesini kurarak, oyun

dünyasından son videolar ve incelemelerin yer aldığı

farklı bir yapıyı Türk oyun severlerle buluşturdu. 5 sene

sitenin genel yayın yönetmenliğini yapan Erdinç İyikul,

2012 yılında Riot Games bünyesine katıldı. Riot Games

Türkiye’nin iletişim, strateji ve pazarlama departmanlarından

sorumlu kişi olarak ülkemizde oyun ve espor sektörlerinin

gelişmesi noktasında önemli işlere imza attı.

6 / marketing europe & anatolia


Kısa Kısa

Alfa Romeo 110. Yaşında...

net üzerinden 110 yıllık bir yolculuğa davet ediyor ve bir

dizi büyüleyici hikaye aracılığıyla markanın tarihini gözler

önüne seriyor. Bu yıl, 24 Haziran’da 110. yaşını kutlayacak

olan marka, heyecan verici ve daha önce duyulmamış

hikayeleri, Alfa Romeo modelleriyle bütünleştirip,

okuyanları hayal dünyalarında bir yolculuğa çıkartıyor.

Storie Alfa Romeo, 110 yıllık tarihi kutluyor

Alfa Romeo’nun teknolojik yenilikler, sportif başarılar ve

Bu yıl 110. yaşını kutlayan Alfa Romeo, hayranlarını

sanal ortam üzerinden büyülü bir yolculuğa davet ediyor.

Markanın 110 yıllık geçmişi üzerine oluşturulan “Storie

Alfa Romeo” web serisi, Alfa Romeo Müzesi’nde sergilenen

ve üretildiği tarihe damga vuran otomobillerin daha

unutulmaz tasarımlarla dolu hikayesini aktaran; geçmişten

günümüze en özel Alfa Romeo modelleri hakkında bilgiler

paylaşılan web serisi ‘Storie Alfa Romeo’ hayata geçirildi.

Bu seri ile İtalya’nın Arese kentindeki “Museo Storico

Alfa Romeo”da yer alan; güzellik ve performanslarıyla

önce yayınlanmayan hikâyeleri ve arşiv görüntülerini beğeni toplamış

göz önüne seriyor. Alfa Romeo modellerinin üretildiği otomobillerin daha

dönemlerde gerçekleşen siyasi, kültürel ve popüler olaylarla

önce yayınlanmayan

desteklenmiş bir tarih yolculuğu sunan “Storie Alfa

Romeo” web özel serisi, 1910 yılında üretilen markanın

hikâyeleri

üzerinden

internet

gözler

ilk modeli Alfa Romeo 24 HP’nin hikayesi ile başlıyor. önüne seriliyor.

Alfa Romeo, hayranlarını ve otomobil severleri inter-

İşbirliği...

TAV İşletme Hizmetleri, kreatif ve dijital reklam stratejilerine

yönelik çalışmaları için açtığı konkur süreci sonunda,

farklı sektörlerden birçok markaya entegre pazarlama

iletişimi hizmeti veren Salt İletişim Grup’u seçti.

Stratejik iletişim danışmanlığı, reklam, dijital iletişim

ve etkinlik alanlarında, çeşitli sektörlerden çok sayıda

markaya hizmet sunan Salt İletişim Grup, TAV İşletme

Hizmetleri’nin kreatif ve dijital iletişim kapsamındaki tüm

faaliyetlerinde çözüm ortağı olarak hizmet verecek.

TAV İşletme Hizmetleri, önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği

yeni projeler için Salt iş birliğiyle pazarlama

iletişiminde yeni bir yaklaşım sunmayı hedefliyor.

İşbirliği...

MediaCom Türkiye, müşteri

portföyüne dev bir firmayı daha

kattı. P&G Türkiye, Mediacom’u

medya iş ortağı olarak seçti.

WPP grubuna bağlı olan

şirketlerden biri olan MediaCom

Türkiye, dünyada ve Türkiye’de

işlerin geleceğine dair belirsizlik yaşandığı bir dönemde

bünyesine çok önemli bir müşteriyi kattı. Yapılan konkur

sonrasında, MediaCom Türkiye “One WPP” yaklaşımı

ile birlikte P&G tarafından seçilen iş ortağı oldu.

1 Temmuz 2020’den itibaren geçerli olacak işbirliği

çerçevesinde MediaCom Türkiye, Türkiye’nin büyük

reklamverenlerinden biri olan P&G’ye entegre iletişim

planlaması, satın alma ve uygulamaları yönetme

aşamalarında (e-Ticaret ve Oral B&Braun dijital pazarlama

hariç) hizmet verecek. Buna ek olarak Mediacom

Türkiye, P&G Türkiye’nin gençlik platformu ve

uygulaması “BANABAK”ın uçtan uca yönetim ajansı

olarak da seçildi.

marketing europe & anatolia / 7




Teknoloji

OPPO Find X2 modeli Türkiye’de...

OPPO, Find X2’nin Türkiye lansmanını online olarak

gerçekleştirdi. Sunucu Burcu Esmersoy’un moderatörlüğünü

yaptığı lansman etkinliğinde OPPO Türkiye Genel Müdürü

Weijian Zhou, şunları söyledi: “Konuştuğumuz mükemmelliği

en iyi şekilde gösteren Find X2’de en güçlü Snapdragon

işlemcisi olan 865’i kullanıyoruz. Sony’nin en yeni IMX708

sensörüyle birlikte gelen 3’lü kamera sistemi ile çok güzel

fotoğraflar çekebilirsiniz. 65W Super VOOC hızlı şarj

teknolojisi ile sadece 38 dakikada telefonu tamamen şarj

edebilirsiniz. En önemlisi ise QHD+ çözünürlükte 120 Hertz

ekran yenileme hızına sahip Ultra Görüş Ekranı ile film izleyip

oyun oynamaktan büyük keyif alacaksınız.”

Üçlü kamera kombinasyonu

OPPO’nun Find X2 modelinde üçlü kamera kombinasyonu

yer alıyor. 48MP geniş açılı lens + 12MP ultra geniş açılı

lens + 13MP telefoto lens ile donatılan Find X2, 5x hibrit

zoom özelliğine sahip. Üçlü kamera sistemi Sony’nin en yeni

IMX708 sensörüyle birlikte geliyor. Çift doğal ISO teknolojisi

ve f / 1,7 geniş diyafram ile birleştirilmiş güçlü kamera sensörü,

düşük ışıkta bile net fotoğraflar sunuyor. Ultra Gece

Modu bütün odak uzaklıklarında zoom imkanı sağlarken,

telefoto gece çekimi de kolaylıkla yapılabiliyor. Maksimum

30x pürüzsüz zoom özelliği aynı zamanda video çekimde de

kullanılabiliyor. Find X2 modeli, Ultra Sabit Video özelliğini

sunuyor. 120° ultra geniş açılı objektife dayanan yepyeni

geliştirilmiş görüntü sabitleme algoritması sayesinde,

kullanıcılar kolayca geniş açı video kareleri yakalayabiliyor.

Bir milyardan fazla renkli ekran kapasitesine sahip 120Hz

QHD + Ultra Görüş Ekran

Find X2 modeli, çözünürlük, renk, yenileme hızı ve parlaklıkta

görsel bir devrim getiren bir milyardan fazla renkli ekran

kapasitesine sahip özelleştirilmiş 120Hz QHD + Ultra Görüş

Ekranı ile donatıldı.

Kingston’dan Yeni SSD: KC2500...

kendini şifreleyebilen SSD; AES-XTS 256-bit donanım

tabanlı şifreleme teknolojisinden yararlanarak uçtan uca

tam veri güvenliği paketine destek veriyor. Model ayrıca Symantec,

McAfee ve WinMagic® gibi bağımsız yazılım

markaların TCG Opal 2.0 güvenlik yönetimi çözümlerini

kullanma imkanı sunuyor. KC2500’de BitLocker ile birlikte

kullanılan Microsoft eDrive güvenli depolama özellikleri

desteği bulunuyor.

Kingston Technology Company Inc.’in flash bellek iştiraki,

“Yüksek performanslı istemci PC’si kullanımında çıtayı yükselten

KC2500; masaüstü bilgisayar ve iş istasyonlarındaki

bellek ürünleri ve teknoloji çözümlerinde dünya lideri Kingston

Digital, Inc. masaüstü bilgisayarlar, iş istasyonları ve yüksek

performanslı bilgi işlem (HPC) sistemlerine yönelik yeni

yoğun iş yüklerinin ve HPC uygulamalarının üstesinden

gelebilen hızı ve güvenilirliği sağlıyor.” diyen Kingston SSD

nesil M.2 NVMe PCIe SSD modeli KC2500’ü duyurdu.

İş Birimi Müdürü Justin Karasek, sözlerini şöyle tamamlıyor:

KC2500 NVMe PCIe SSD en yeni Gen 3.0 x 4 kontrolcü ve

“Kompakt M.2 biçimi ve geniş güvenlik ve şifreleme

96 katmanlı 3D TLC NAND sayesinde güçlü performans sergiliyor.

3500 MB/s’ye kadar okuma ve 2900 MB/s’ye kadar

seçenekleri, mevcut sistemlerini yenilemek isteyen kurumlara

veya sistemine NVMe PCIe SSD’lerle elde edilen en iyi

yazma hızlarına1 ulaşan KC2500, olağanüstü performans

performansı eklemek isteyen uzman kullanıcılara esneklik

ve dayanıklılık sunarak masaüstü bilgisayar ve iş istasyonu

sunuyor.”

sahibi uzman kullanıcıların iş akışını iyileştiriyor.

KC2500; 250 GB, 500 GB ve 1 TB kapasite seçenekleriyle

geliyor. 2 TB2 kapasiteli seçenek de yakında piyasaya

Kompakt M.2 2280 biçiminde 2 TB’a2 kadar kapasite

seçenekleriyle gelen KC2500, PCIe hızlarından

çıkacak.

yararlanırken diğer bileşenler için de alan sağlıyor. Kendi

10 / marketing europe & anatolia


Teknoloji

Mavic Air 2; Katlanabilir dron...

Mavic Air 2; 8K görüntü işleme kapasitesine sahip kompakt

ve kullanımı kolay katlanabilir bir dronda sunuyor.DJI

Başkanı Roger Luo bu yeni ürünle ilgili “Mavic Air 2, bugüne

kadarki en akıllı tüketici DJI dronunun en büyük dron olmak

zorunda olmadığını kanıtlayarak bizim açımızdan yeni

bir kilometre taşı. Mavic Air 2, Mavic dron ailesinin tüm

özelliklerini taşıyor olsa da, tasarım ve geliştirme sürecini

tamamen yeniden yapılandırdık. Amacımız, en acemi pilot

için bile mümkün olan en iyi uçuş deneyimi sunan bir dron

yaratmaktı. Dronlarımızın tarihteki bu benzeri görülmemiş

anda bile yaratıcılığın artırılmasına yardımcı olabilmesini

ve bu deneyimin ve insanlara keyif verecek eğlenceli ama

bir o kadar da eğitici bir süreç haline gelmesini umuyoruz.”

dedi. Mavic Air 2; taşınabilir ve katlanabilir bir dronda kaliteli

içeriğik yakalamayı yeniden tanımlıyor. Pilotun beceri seviyesi

ne olursa olsun, Mavic Air 2’nin özellikleri ve teknolojisinin

her yaratıcı vizyonere hitap edeceğinden şüphe yok. Mavic

Air 2 Mavic serisinin 60 fps ve 120 Mbps kalitesinde 4K video

çekim özelliği sunan ilk dronu olma özelliğini taşıyor. Pilotlar

HDR video, 120 fps’de 1080p kalitesinde 4X Ağır Çekim

veya 240 fps’de 1080p kalitesinde 8X Ağır Çekim kullanarak

benzersiz içerikler de kaydedebiliyor.

Pilotlar, 12 megapiksel görüntüleri kaydedip çarpıcı detaylara

sahip fotoğrafları yeni yüksek çözünürlüklü 48 megapiksel

özelliğiyle çekerken, mekanik 3 eksenli kadran sayesinde

öngörülemeyen durumlarda da dronda bulunan titreşim

engelleyici sayesinde stabil ve pürüzsüz görüntüler de kaydedebiliyor.

Quad Bayer 1/2” sensörden tam anlamıyla istifade

eden Mavic Air 2; bir dizi görüntü yakalama moduyla

yaratıcılığı bir üst seviyeye taşımaya yönelik bir araç.

Ücretsiz dijital eğitim platformu...

IBM, gençleri ve

eğitimcileri siber güvenlik,

yapay zeka ve bulut

bilişimin yanı sıra,

özgeçmiş yazma ve

mülakat gerçekleştirme

gibi profesyonel beceriler

konusunda bilgilendirmek

amacıyla,

ücretsiz bir dijital eğitim

deneyimi platformu

olan Open P-TECH’i

Türkiye’de kullanıma sunduğunu duyurdu.

Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı ve 20 farklı ekonomideki

iş gücü trendlerini konu alan en yeni İşin Geleceği

Raporu’na göre, 2022 yılında tüm işlerin yüzde 42’si önemli

ölçüde değişecek ve analitik veya tasarım odaklı düşünme

gibi yeni beceriler ile karmaşık sorun çözme gibi teknik olmayan

beceriler gerektirecek. Bu gereksinimin karşılanması

için hem kamu sektöründen hem de özel sektörden iş

ortaklarının, öğrencileri yeni becerilerle donatmak üzere

bir araya gelerek ortak hareket etmeleri gerekiyor. Bu yeni

beceriler arasında 21’inci yüzyıl ekonomisinde rekabet edebilmek

için gerekli olan eleştirel düşünme, sorun çözme,

iletişim ve iş birliği gibi akademik, teknik ve profesyonel

yetkinlikler yer alıyor.

IBM Türkiye Ülke Genel Müdürü Volkan Sözmen: “21’inci

yüzyılın iş gücü için gerekli olan beceriler sürekli değişiyor.

Geleceğin mesleklerinin ise yazılım da dahil olmak üzere

teknoloji odaklı olacağını öngörüyoruz. Bu nedenle yeni

yeteneklerin gelişimi için sunulan fırsatların, toplumun her

kesimine erişmesi daha da önem kazanıyor. Sektör ve

meslek değiştirmek isteyenlerin iş gücüne katılmaları için

ihtiyaçları olan yeteneklerin gelişimi için geçtiğimiz yıl Skills-

Build Progamı’nı başlattık. 14-20 yaş grubundaki öğrenciler

ve öğretmenlerimiz için de yapay zekadan bulut teknolojilerine,

siber güvenlikten blok zincirine kadar farklı bir çok

teknoloji hakkında eğitim içeriği sağlayan Open P-TECH

Programı’nı hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz.”ded.

Herkesin kullanımına açık olan bu platforma https://www.

ptech.org/open-p-tech/nlinki üzerinden ulaşılabiliyor.

marketing europe & anatolia / 11


Köşe

Abdullah Ekşioğlu / eksioglu70@gmail.com

(retorik

)

Hadsizliğin dayanılmaz hafifliği...

Uzun süredir tartışmalara neden olan Diyanet İşleri

Başkanlığı, bugünlerde de başkanı Ali Erbaş’ın 24

Nisan Cuma günü okuduğu temsili Cuma hutbesinde

kullandığı ifadelerle gündeme geldi. Konuyla ilgili olarak

Ankara Barosu bir basın açıklaması yayınladı. Önce

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, ardından Cumhurbaşkanı

Recep Tayyip Erdoğan, sonrasında AKP Parti Sözcüsü

Ömer Çelik yaptıkları açıklama ve konuşmalarda Ankara

Barosu’nu ve Erbaş’a tepki gösterenleri ağır bir dille

eleştirerek, Erbaş’a destek verdiler. Ne olduğu tam olarak

anlaşılamadan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın

Ankara Barosu hakkında soruşturma başlattığını duyduk.

Halkın muhalif kesimi konuyla ilgili olarak muhalefet

liderlerinden de açıklama beklemeye başladı. Oysa ki

bu konu ister iktidar olsun isterse muhalefet siyasilerden

çok aydınların konuşması, tepki ya da desteklerini dile

getirmeleri gereken bir konuydu. Ancak memlekette

sesini duyurabilen aydın kalmadığı için maalesef konu

halk tarafından tam olarak anlaşılamadı. Konuya itiraz

edenler dini bilmedikleri için itirazlarını yanlış cümlelerle

ifade ederken, sahip çıkanlar da bile bile halkı yanıltmayı

tercih ettiler. Siyasi kamplaşmanın ve kanaat önderi

eksikliğinin kıskacında kalan toplum da siyasi görüşüne

göre bir kampta kendi kabulünü oluşturdu.

Peki ne olmuştu; Erbaş hutbesinde sözüm ona insanlığı

iyiliğe, güzelliğe davet ederken İslam’ın günah saydığı

şeylerden uzak durulmasını tavsiye ediyor. Böyle bakınca

pek de bir sorun yok gibi görünüyor. Ne de olsa İslam’da

bir ruhban sınıfı olmadığı için dini bir kurum olması teknik

olarak mümkün olmayan ancak yasal olarak kurulmuş

olması dolayısıyla olsa olsa idari bir kurum olarak

değerlendirebileceğimiz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın

başkanı makamındaki bir kişinin genel kabul olarak din

bilgisinin yüksek olacağı varsayımıyla hareket ettiğimiz

için, bazı dini yorumları dile getirmesi belki normal

görülebilir. Asıl olarak toplumda din adına konuşma

yetkisini kendinde gören “kerameti kendilerinden menkul”

o kadar çok şarlatan varken, yetkinliği akademik olarak

tescillenmiş bir kişinin yorum yapması, dinin cahil

yobazların oyun alanı olmasından çıkarılması ve halkın

dini duygularının kendilerine şeyh, tarikat lideri, cemaat

lideri, hoca efendi, kutub, gavs, müçtehit, mehdi, mesih

gibi unvanlar takan şarlatanlarca sömürülmemesini de

sağlayabilir. Bu iyi bir şeydir.

Ancak Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş temsili hutbesinde

sadece günah ve sevaplardan bahsetmiyor. Kendi

yorumuna göre günah saydığı bir fiili işleyen kişileri,

topluma hastalık taşımakla, nesli çürütmekle itham

ediyor. Enteresandır ki anlamı eşcinsellik olmamasına

karşın Erbaş hutbesinde eşcinsellikten Luti’lik olarak

bahsediyor. Peki Luti ne demek? Lut Kavmi’ne mensup

olan demek. Peki Lut Kavmi’ne ne oldu? Helak edildi.

Kendi iddiasına göre ilim sahibi olan Erbaş naif bir saflık

içerisinde bu kelime tercihini yapmadığına göre metinde

bir gönderme yapmayı amaçlıyor olmalı. Kanaatime göre

bu göndermenin anlamı da “eşcinsellik toplumumuzun

helakine neden olacak” şeklinde olabilir. Yine kanaatim

odur ki bu temsili hutbe bu şekliyle dini bir nasihatin

ötesine geçerek, bir kesimi hedef haline getirmiş

oluyor. Böyle olunca da Erbaş, 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 216. Maddesini açık bir şekilde ihlal etmiş

olmuyor mu?

Hatırlamayanlar için maddenin tam metni şöyle:

Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya

bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini,

diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik

eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık

ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan

üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Halkın

bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya

bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı

aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3)

Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen

aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli

olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında daha çok şey

söylemek mümkün. Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı

bir süredir fetva hatları ve Diyanet TV vasıtasıyla

hukuki konularda sorulan sorulara, bu bizim alanımıza

girmiyor, hukuka müracaat etmeniz gerekir demek

yerine fetva hükmünde cevaplar vermeyi tercih ederek,

şer’i hükümlere dayalı paralel bir hukuk sistemini fiili

olarak yürütmüş olmuyor mu? Yasalarımızda açık

kanunlar varken mirasın nasıl bölüşüleceği, borçların

nasıl ödeneceği, nasıl boşanılacağı, nafakanın nasıl

verileceği, ticaretin nasıl düzenleneceği ve daha birçok

konuda Türkiye Cumhuriyeti hukukunu göz ardı eden

vatandaşların soruları hakkında yasalarımızın üzerinde

bir yasa varmışçasına ahkam kesmek Diyanet İşleri

Başkanlığı’nın görevi midir? Çok hukuklu sisteme geçtik

de benim mi haberim yok? Şüphesiz ki bu sorular,

aydınlarımızın, hukukçularımızın, halkımızın ve en son

siyasilerimizin tartışması, açıklığa kavuşturması gereken

sorulardır. Hukuk sistemimiz, hukukumuzu koruduğunu

göstermeli, her kurum da kendisine verilen görev ve

yetkiler çerçevesinde kendi alanına çekilerek, sınırlarına

saygı göstermeyi öğrenmelidir. Aksi halde kâğıt üzerinde

var olduğunu düşündüğümüz değerlerimizi, fiiliyatta

kaybetmiş olmanın acısını yaşamamız kaçınılmazdır.

12 / marketing europe & anatolia



Medya Dünyası

Yazılı Basında Görev Değişiklikleri

• Gazeteci Yazar Esat Bindesen Küresel Gazeteciler

Konseyi Erzurum İl Temsilciğine atandı.

• Posta gazetesi köşe yazarı, Candaş Tolga Işık’ın yazılarına

son verildi.

Görsel Basında Görev Değişiklikleri

• Haber Global’de Ankara Temsilci Yardımcılığı görevine,

kanalın kuruluşundan bu yana Ankara Haber Müdürlüğü

görevini yürüten Ali Obuz atandı.

• Ciner Medya Grubu’nun yeni Ankara Temsilcisi Muharrem

Sarıkaya oldu.

• Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Hürriyet gazetesinin başyazarı

oldu.

• Yeniçağ ve Günboyu İnternet Siteleri ile Yeniçağ Youtube

kanalının başına deneyimli gazeteci Orhan Can

getirildi.

• Muhabir İsmail Umut Arabac 24 TV ile anlaştı.

• Türk Telekom’un dijital televizyon platformu Tivibu’nun

yeni Spor Yayın Yönetimi Müdürü olarak Emre Tilev

atandı.

• Gazeteci Özlem Gürses, Halk TV’de yapacağı ‘20.

Saat’ programıyla ekranlara dönüyor. Program her Pazartesi,

Çarşamba ve Cuma günü saat 20:00’de yayınlanacak.

• Ünlü sunucu Seda Akgül, Söylemezsem Olmaz programından

ayrıldı.

• Spiker Şirin Payzın, Halk TV’de ‘Sözüm Var’ adlı tartışma

programına moderatör olarak atandı.

•Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Sedat Bozkurt görevi

bıraktığını açıkladı.

Medya Dünyasından Diğer Haberler

• Bu yıl 4’üncü kez düzenlenen Onur Akay Medya Yılın

Ödülleri Töreni sahiplerini buldu. Törende Yılın magazin

Görev değişiklikleri...

gazetecisi Hürriyet Gazetesi Magazin Yazarı Behlül Aydın’oldu.

• Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca’nın babası Nihat

Bengisu koronavirüse yakalandı. Nihat Bengisu’nun

hastanede tedavi gördüğü ve durumunun iyi gittiği belirtildi.

• Indenpendent Türkçe yazarı gazeteci Hakan Gülseven

milli dayanışmaya karşı yaptığı yorum nedeniyle gözaltına

alındı.

• 5. Anadolu Medya Ödülleri töreninde ihracat en iyi

medya haber sitesi ödülü Gazeteciler.com’a verildi.

• Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi, Sürekli Basın kartı

sahibi Erol Diksoy vefat etti.

• Yayıncıların, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun

(RTÜK) ödediği Reklam Üst Kurul Payları’nın Ocak, Şubat

ve Mart ayı ödemeleri ertelendi.

• Yetişkin edebiyatı alanında ve roman dalında düzenlenen

17. Tudem Edebiyat Öd ülleri’nde dereceye girenler

açıklandı. Birincilik ödülüne ‘’Bay Erdal’ın Tehlikeli Alakaları’’

adlı dosyası ile Cem Aydoğan değer görüldü.

• Coronavirüse yakalanan NTV Muhabiri Korhan Varol

virüsü yenerek taburcu oldu.

• Dergilik’te ücretsiz okunabilen yayın sayısı 300’ü aştı.

• Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir

Şahin, 38 yayın kuruluşu yöneticisi ile pandemi

yayıncılığına ilişkin, videokonferansla toplantı gerçekleştirdi.

• Koronavirüse yakalanan Cumhuriyet gazetesi yazarı

Ali Sirmen, iyileşerek taburcu edildi.

• Tele1’e yönelik RTÜK’ün verdiği cezaya ilişkin İdare

Mahkemesi’nden durdurma kararı çıkmıştı. Açıklanan

son duruma göre; Can Ataklı dün sabah itibariyle yeniden

izleyicisiyle buluştu.

• Haftaiçi her sabah 08.45-11.00 arasında Habertürk ekranlarında

izleyici ile buluşan Para Gündem programına

ara verildi.

• Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti(DAGC) ve Federasyonu

(DGF) Yönetim Kurulları, Anadolu Ajansı’nın

100.yaşını kutladı.

• İzmir Gazeteciler Cemiyeti 111 yıl önce öldürülen Serbest

Gazetesi yazarı Hasan Fehmi Bey için bir basın

açıklaması yayınladı. Açıklamada Abdi İpekçi, Uğur

Mumcu, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe,

Hrant Dink gibi katledilen gazeteciler de anıldı.

14 / marketing europe & anatolia


Medya Dünyası

marketing europe & anatolia / 15


Açıklama

Koronadan sonra.

Volkan İkiler - Reklamcılar Derneği Başkanı

Ümit Ülker - Toyzz Shop Pazarlama Direktörü

Nurgül Eryıldır Günay - Sita İletişim, Ajans Başkanı

Orçun Onural - Happy People Project, Ajans Başkanı

- Korona virüs süreci

reklamcılık sektörünü ekonomik olarak

nasıl etkiledi?

- Korona virüs süreci

reklamcılık sektörünü çalışma

ve iş üretim şekli açısından

nasıl etkiledi?

Elvin Ekşioğlu / elvineksioglu@gmail.com

Volkan İkiler

Reklamcılar Derneği Başkanı

- Tüm sektörler gibi reklam sektörü de

gündeme uygun şekilde adapte olmak

için elinden geleni yapıyor. Evde kalın

uyarılarından çok önce birçok ajans

evden çalışmaya, markalarına iletişim

planlarına uygun şekilde daha pratik

çözümler üretmeye başlamıştı. Hem

reklamverenlerin aldığı hızlı aksiyonlar

hem de ajansların hızlı çözümleri

ile bu durumdaki en doğru adımların

kısa zamanda atılmaya başlandığını

söylemeliyiz. Koronavirüs salgını daha

önce defalarca atlattığımız sıkıntı dönemlerden

farklılıklar içerse de, geçmiş

tecrübelerimiz sektörümüzü dinamik

tutuyor. Amerika’daki 4A’s’in (American

Association of Advertising Agencies)

gerçekleştirdiği bir araştırma yine tüketicilerin

%85’inin pandemi sırasında

markaların iletişim yapmalarını, konuya

özellikle değinmelerini beklediğini

söylüyor. WFA’in (World Federation of

Advertisers) yayınladığı bir rapora göre

de, bu süreçte uluslararası şirketlerin

%81’i kampanyalarını ertelemiş veya

durdurmuş, ancak %79’u yeni iletişim

kampanyaları yaratmış.

İleride neler olacağını hep beraber göreceğiz,

şu an bir şey öngörmek çok

zor. Kısa vadede bir durağanlık yaşayabiliriz,

ancak gündemin gerçekliğine

ayak uydurarak, uzun vadede iletişimi

devam ettirenlerin kazanacağını düşünüyorum.

- Reklam ajanslarının tek kaynağı insan

olduğu için, her zamanki işimizi yapmaya

devam ediyoruz, ama yan yana gelemiyoruz,

bugünler için planladığımız

içerikleri üretemiyoruz, günün gerçekliğini

farkında olarak yeni projeler geliştiriyoruz.

Reklamcılar olarak reklamverenlerimizle

belki de her zamankinden

daha sıkı bir işbirliği içinde, markaların

iletişimine yön verme konusundaki uzmanlığımızı

ve yol göstericiliğimizi en

çok kullanacağımız dönemdeyiz. Gündemle

ilgili farkındalık yaratan, desteğini

gösteren, panik yaratmadan dayanışmayı

ön planda tutan iletişimler

sürdürüyoruz.

Durumu gerçekçi ama panik yapmadan,

desteğimizi, dayanışmayı gösteren

bir şekilde anlattığımız proaktif,

pozitif ve özgün üretimler gerçekleştiriyoruz

ve gerçekleştirmeye devam

edeceğiz. Gelecekte bir anda çalışma

modelimiz ve iş üretim şekillerimizde

radikal değişiklikler olmayacak. Bizim

16 / marketing europe & anatolia


..


Açıklama

sektörümüz doğası gereği sürekli gelişen,

kendini yenileyen bir sektör. Zaten

lokasyon bağımsız çalışma, saat bağımsız

üretimler yaratıcılığın merkezinde

var. Üreticiliğimizi ve yaratıcılığımızı

geliştirecek esnekliklerin daha da artacağını

tahmin ediyorum.

Ümit Ülker

Toyzz Shop Pazarlama Direktörü

Bütün dünya beklemediği bir kriz sürecini

yaşıyor ve yönetmeye çalışıyor.

Sektördeki uzun geçmişimde gerek çalışan,

gerek işveren olarak çeşitli krizleri

yaşadım ama bu kez gerçekten farklı.

Örneğin Körfez savaşında çalışandım

ve patronaj hemen çalışan sayısını

azalttı. Şu an yasal olarak bunu yapamazlar.

Oysa reklam verenlerin çoğu

bu süreçte bütçeleri kıstı. Gelir gider

dengesi alt üst olan ajansların birçoğu

kapısına kilit vurabilir. Bunu en fazla

yaşayacak olanlar da işletme sermayesi

olmayan genç girişimciler olacaktır.

Geçmişte yapılmış “Resesyon süreçlerinde

reklam yatırımı” konulu pek çok

araştırma var. Reklam yatırımına devam

eden markaların süreçten %60

büyüyerek çıktığını gösteriyordu. Burada

sorun sadece resesyon değil. Gerek

reklamverenler, gerekse iletişim ajansları

yeniden yapılanmayla karşı karşıya.

Krizi atlatmayı başarıp ayakta kalan

birçok ajans fiziki olarak küçülmeye gidecek.

Çalışanlarına ev ofis ortamlarında

freelance performanslara bağlı

yeni kontratlar sunacaklar. Dijitalleşme

daha da artacak. Uyum sağlayamayan

kurum ve kişiler hızla kaybolacaklar.

Örnek olarak Ali Taran Cem Yılmaz ile

Beyin adlı bir ajans kurmuş, burada

ilk home office ajans deneyimini yaşamıştı.

Sonra Dubai’ye yerleştiğinde

ATCW’yi dijital home office’e döndürmüştü.

Buna en kolay adapte olacak

oturmuş yapı onda var.

Nurgül Eryıldır Günay

Sita İletişim, Ajans Başkanı

Korona virüs Covid-19 küresel bir salgın

olması nedeniyle Dünyadaki tüm

dengeleri altüst etti. Bilim kurgu felaket

filmlerinde gördüğümüz sahnelerin bire

18 / marketing europe & anatolia

Gelir gider dengesi

alt üst olan

ajansların

birçoğu

kapısına kilit

vurabilir.

bir günlük hayattaki yansımalarını yaşıyoruz.

Sosyal izolasyonun önem kazandığı

ve evlere kapandığımız süreçte

alış-veriş alışkanlıklarımız da evrildi.

Giyim, elektronik eşya ve mobilya gibi

çok mağazalı büyük markalar mağazalarını

geçici olarak kapattı ve online

platformlara taşındı. Reklamveren şirketler

bu ‘’yeni dönem’’ için stratejilerini

geliştirirken küçülmek zorunda kalabilir.

Ekonomik daralma reklam sektörünü

de mutlaka etkileyecektir. Markalar mal

satmanın yanında değer satma trendine

girecekler diye düşünüyorum. Çalışanına,

tüketicisine değer veren, onları

koruyup kollamaya çalışan markalar

rakiplerinden bir adım önde olacaklar.

Paranın değeri de daha fazla anlaşılacak.

Dev reklam prodüksiyonları yerine

yalın, insan hayatına, çevreye duyarlı

samimi reklamlar ön plana çıkacaktır.

Markalar reklam ajansı ve prodüksiyon

şirketleri konusunda partnerlerini seçerken

ekibin gereksiz kalabalıklardan

oluşan sayısını değil, ekibin kalitesini

göz önünde bulunduracaktır.

Orçun Onural

Happy People Project, Ajans Başkanı

- Corona virüs küresel anlamda ekonomiyi

tehdit ediyor. Birçok ürünün üretiminde

zorluklar ya da yavaşlamalar

var. Sadece üretim değil, hizmet

sektörü de büyük bir yara aldı. Tüm

mağazalar, alışveriş merkezleri kapalı,

dünyanın en kalabalık turist grupları

ülkesinin dışına çıkamıyor. Tüm bunlar

yaşanırken reklamcılık sektörünün

yoluna, Covid-19 salgınının öncesinde

olduğu gibi aynı ivmeyle devam etmesi

çok zor.

Çok iyi gelişmeler olacak görüntüsüyle

başlayan 2020, maalesef herkesin ve

her sektörün hanesine kayıp yazacağı

bir sene... Kimsenin kârlı çıkması söz

konusu değil; çünkü mevcut ortam işini

yönetmene izin vermiyor. Herkes koruma

içgüdüsüyle hareket ediyor. Bu yılı

kayıpsız atlatmak her sektörün öncelikli

amacı; hem hayatımızda hem işimizde

kayıp bir yılı yaşıyoruz.

Sektöre etkileri çok radikal olmasa da ciddi

bir boyutta olacağı kesin. Daha tablo

ortaya çıkmadı; fakat reklam sektörü

belki de en çok etkilenen sektörlerden


Açıklama

meyen herkese dijitalde iş yapmayı,

iş almayı öğretti. Toplantıları uzaktan

yapmayı, birlikte uzaktan da olsa fikir

yaratabilmeyi öğretti, bu da dünya

ölçeğinde dijital imkânlar aracılığıyla

bu standartta iş yapabilme kabiliyetini

en az beş yıl öne çekti.

Hayatımız corona virüs öncesi ve

sonrası olarak ikiye ayrıldı. Ajanslar bu

süreçte evden çalışma şeklini sorgular

hale geldiler. Bu dönemi atlattıktan

sonra hepimiz, öyle anlaşılıyor ki bu

modeli normal hayata nasıl adapte

edeceğimize dair epey kafa yoracağız.

Bu sürecin verimliliği artırdığını söylemek

hiç de yanlış olmaz. Yolda kaybedilen

sürelerin ortadan kalkması,

Sektöre

etkileri

çok radikal

olmasa da ciddi bir

boyutta olacağı kesin.

Daha tablo

ortaya çıkmadı;

fakat

reklam sektörü

belki de

en çok etkilenen

sektörlerden

biri olacak.

Tabii ki bu salgın büyük zorlukları

da beraberinde getirdi. Bu dönemde

yaratıcı iş çıkarmak çok daha zor

hale geldi. Her ajans elindeki küçük

imkânları ile bir şeyler ortaya koymaya

çalışıyor. Tüm markaların daha duygu

yüklü, manevi değerleri daha ön plana

çıkaran iletişimler yapmak istediği, ancak

her dönem mümkünse uzak durmaya

çalıştığımız, duygu tonunu eksik

bulduğumuz stok görüntüler ile iletişim

yapmak bugün belki de tek imkânımız.

Prodüksiyon yapamadığımız bir dönemi,

bir ilki yaşıyoruz. Bu dönem prodüksiyon

şirketleri için de yeni modelleri

doğuracak. Eldeki iyi reklamları tekrar

yayına çıkarmak bir opsiyon haline

biri olacak. Bunun sebebi de diğer tüm

sektörlere bağlı bir iş kolu olmasında

yatıyor. Aslında her şey reklam faaliyetlerini

yürüttüğümüz sektörlerin bu

duruma ne kadar iyi ya da hızlı adapte

olabildiği ile ilgili. Enerji, ulaşım, inşaat,

tekstil, eğlence ve turizm sektörlerinde

maalesef iletişim yapmanın zor

olduğu bir dönemde olsak da özellikle

gıda, temizlik ve iletişim sektörü için de

reklamın öneminin arttığı bir dönemdeyiz.

İlk günden bu yana çok ciddi bir

gayret var; üretimi kesmemek, doğru

fiyatlama yapmak ya da evlere kesintisiz

teslimat sunabilmek noktasında...

Bu özveri devam ettiği sürece kayıplar

daha az olacaktır. Hayat durmadı, herkes

alışverişini evden yapmaya devam

ediyor. İletişim çalışmaları da hız kesmeden

devam ediyor. Sadece mecra

ağırlıkları değişti diyebiliriz.

toplantı trafiğinin daha düzenli

hale gelmesi ile çok daha verimli

çalışıyoruz. Çok daha fazla kalem iş

çıkartıyoruz. Özellikle dijital ekiplerde

bu sistemin çok daha iyi çalışan bir

model olduğunu görür hale geldik. Bu

dönemde yöneticilik becerileri de önem

kazandı. Özellikle uzaktan yönetmeyi

başarma konusunda... Uzun zamandır

bizimle çalışan, ajans kültürünü iyi

bilen arkadaşlarımız uzaktan çalışma

dönemine daha iyi adapte oldu ve daha

iyi performans gösteriyorlar. Verimliliği

daha az olan kitle de daha fazla aksiyon

ve sorumluluk almaya başladı.

geldi. Her ajans, dönüp geçmiş işlerine

şöyle bir bakmıştır bugünlerde.

Özetle bu olayın kazanını yok. Belki de

kazanan tek platform var; o da dijital.

Bu süreçte özellikle dijitalde fark yaratabilen

ajanslar önde olacaklar. Duyarlı,

değer yaratan ve hızlı aksiyon alabilen

markaların ve ajansların kazanımları

çok daha farklı şekilde olacak. Bu süreç

hepimize çok büyük dersler verdi.

Umutsuzluğa kapılmadan çalışmaya

devam etmeli ve hayatın tekrar normale

döneceği günlere hazırlıklı olmalıyız.

- En başta sektör için söylenmesi gereken

şey, bu pandeminin tam anlamıyla

dijital bir dönüşüm yaşattığı. Salgın

nedeniyle evde kalan kişi sayısının

artması ile dijital reklamların geri

dönüşlerinde ve alışverişlerde gözle

görülür bir artış var. Bu da resmî olarak

çok daha hızlı iletişim yapacağımız

döneme girdiğimizi gösteriyor. İçinde

bulunduğumuz bu süreç, isteyen istemarketing

europe & anatolia / 19



Köşe

Nurgül Eryıldır Günay / nurguleryildir@gmail.com

(

kelebeğin

fırtınası)

‘‘Yeni normal’’

Kaptanın seyir defteri. Yıldız tarihi 2020. Karantinanın 46.

günündeyim. Bu süreçte toplam 5 kez kısa süreli dışarı

çıktım. Dışarı çıkınca temiz havanın verdiği mutlulukla,

uzaktan gördüğün birinin sana doğru yaklaşması

ihtimalinin verdiği endişe kalbinin hızlı atmasına neden

oluyor. Çok acaip duygu durumları!

Türkiye'de ilk vaka 11 Mart tarihinde açıklandı. 30 Nisan

itibarı ile Korona virüs salgınının 50. günündeyiz. İlk

haftanın şaşkınlığının ardından kamu ve özel sektörde pek

çok firma elemanlarının evden çalışması konusunda yeni

düzenlemeler yaptı. Beyaz yakalı plaza çalışanları topuklu

ayakkabılarını, takım elbiselerini rafa kaldırıp eşofman ya

da pijamalarıyla evlerinde tabletlerinden işlerine devam

ediyor. Fiziki olarak üretimde çalışmak zorunda olan mavi

yakalılar, inşaat ve yapı sektöründeki mühendisler, ustalar,

işçiler ise günlük iş rutinlerine devam ediyor.

Özellikle büyük şehirlerdeki yasal kıstlamalar nedeniyle

evde olduğumuz bu dönemde günlük yaşantımızın

büyük kısmını akıllı telefonlarımızdaki dijital platformlarda

geçirmeye başladık. Çocukların TV ve internet üzerinden

süren eğitimlerinin yanı sıra, günlük hayat da dijital

platformlardan daha fazla takip ediliyor. Tüm dünyayı

etkisi altına alan endişe ve gelecek kaygısı sanatçıların

verdikleri online konserler ile biraz da olsa hafifliyor. Dünya

çapındaki önemli üniversitelerin online kütüphanelerini

herkese açması, pek çok yayına ulaşmayı kolaylaştırırken,

ücretsiz sanal müze ziyaretleri, tarihi ve turistik mekanların

sanal turları internetteki dolaşımı daha da artırdı.

Bu dönemde herkesin dilinde olan ''yeni normal'' düzenine

geçiş henüz tam netleşmedi. Ama görünen o ki yeni

dönemde evden çalışmalar artacak. Özellikle pazarlama,

planlama, strateji oluşturma ve yaratıcı düşüncenin, etkili

olduğu işlerde her sabah ofise gitme rutini değişebilir.

Bu ve benzeri ekipler kolaylıkla evlerden çalışabilir.

Daha doğrusu bilgisayarın yanındaysa sana her yer ofis

modeline geçebilirler. İster evde, ister cafede, istersen

tatilde ol, bulunduğun yerde elektrik ve internet varsa

bilgisayarın da yanındaysa ofistesin demektir. Yeni normal

dünya düzeninde gereksiz maliyetlerden arınmak da

önemli olacak. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için ofis

maliyetleri büyük bir yük. Bu yükten kurtulunca zarara

uğradıkları pandemi döneminden çıkışta işleri daha kolay

yoluna koyacaklarına inanıyorum.

''Yeni normal'' hayatımızda hijyen kurallarının daha fazla

yer almasını sağlayacak. Ellerimizi daha fazla yıkayıp,

el dezenfektanı ya da geleneksel limon kolonyasını

çantamızdan eksik etmeyeceğiz. Günlük hayat nasıl

devam edecek henüz kimse bilmiyor. Ama pandemiden

önce zaten artmaya başlayan online alışveriş trendi,

günlük hayatımıza yerleşecek gibi görünüyor.

Ekonomideki küresel daralma reklam sektörünü de

etkileyecek gibi görünüyor. Dijital platformlar reklam

pastasından daha fazla pay alacak, Tv reklamları önemini

korumaya devam edecek gibi görünüyor. Pandemi

döneminde basılı gazete ve dergilerin dağıtımı ve satın

alınmasıyla ilgili ortaya çıkan problemler bu tür yayınların

yeni normalde daha fazla dijital ortama taşınacağını

gösteriyor. Dijital yayın yapan dergi ve gazeteler

reklam pastasından daha fazla pay alacak. Pandemi

döneminde patlama yaşayan İnstagram canlı yayınları

artarak devam edecek diye düşünüyorum. Uygulamalar

aracılığıyla yapılan şirket toplantıları, şirket içi eğitimler

de yine artarak devam edecektir. Farklı illerdeki insanları

bir araya getirip verilen kurumsal eğitimler online dijital

platformlar üzerinden çok daha düşük maliyetlerle

amacına ulaşacaktır. Buradaki problem insanların

kalabalık ortamlarda bulunarak sosyalleşme arzusu.

Bayi toplantıları, şirket çalışanlarına yönelik motivasyon

toplantıları, eğitim toplantıları gibi toplantılar hepimizin

bildiği gibi aslında kafa dağıtma, nefes alma, yeme içme,

gezme, eğlenme toplantıları. O nedenle bu toplantılar

yine fiziki olarak da yapılacaktır. Daha az sayıda ama

daha iyi içeriklerle, daha nitelikli, daha eğlenceli toplantılar

olacağını düşünüyorum.

Nisan ayında TV'lerde ulusal kanallarda gösterilen

reklamlara gelecek olursak iki farklı sucuk reklamı

dikkatimi çekti.

İlki bir süredir yayında olan İnstagram'dan çok severek ve

eğlenerek takip ettiğim Yasemin Sakallıoğlu'nun başrolde

oynadığı Şahin Sucukları, diğeri de Ayhan Sicimoğlu'nun

kamera karşısına geçtiği Maret Sucuk.

Şahin Sucuk reklamı B ve C kategorideki hedef kitleyi

odağına alırken, Maret Sucuk elegan, entellektüel hayat

tarzıyla dünyayı gezerek, farklı yaşam kültürleri ve

yeme içme alışkanlıklarını TV programlarıyla evlerimize

getiren Ayhan Sicimoğlu ile A ve A+ sınıfı hedeflemiş gibi

görünüyor. Bu anlamda her iki reklamı da başarılı buldum.

Mayıs sonunda Ramazan bayramını kutlayacağız. Umarım

hepimiz günlerdir yaşadığımız sıkıntıları unutmayız,

bayram sevinciyle yakınlarımızı, dostlarımızı ziyaret

etmeyiz. Rehavete kapılmak, rahatlamak için henüz çok

erken. Güzel günler için tedbirli olmaya devam etmek

zorundayız. Şimdiden hepinizin bayramını kutluyor,

''yeni normal'' hayatımızın hepimiz için sağlık ve güzellik

getirmesini diliyorum.

#evdekal #sağlıklıkal

marketing europe & anatolia / 21


Reklam Dünyası

Kontrol Sedef’te…

Siemens Ev Aletleri, yeni bir reklam filmi serisine imza attı.

Siemens’in geleceğin evlerine ilham veren sürdürülebilir

teknolojilerinin günlük hayatın akışında samimi bir şekilde

anlatıldığı reklam filmlerinde Sedef Avcı ve Kıvanç Kasabalı

rol aldı. Şık tasarımlarla sürdürülebilir teknolojileri birleştiren

Siemens Ev Aletleri, yeni reklam filmi serisi ile Siemens dünyasının

kapılarını açıyor. Başarılı kariyerleri ve samimiyetleri

ile dikkat çeken Sedef Avcı ve Kıvanç Kasabalı çiftinin rol

aldığı reklam filmleri, hayatın akışı içerisinde bir çiftin günlük

rutinlerinin Siemens’in sürdürülebilir teknolojileriyle farklı bir

boyuta taşındığını eğlenceli bir dille anlatıyor.

Her reklam filminde Siemens’in farklı ürünleri ön plana çıkarılırken,

serinin ilk filmi, ankastre ürünlerin heyecan veren

teknolojilerine ve ev aletlerine uzaktan erişim sağlayan

Home Connect uygulamasıyla her şeyin “kontrol” altında olduğuna

dikkat çekiyor.

Kontrol Sedef’te…

Reklam filminde, evde yemek hazırlıkları yapan Kıvanç

Kasabalı’ya, Sedef Avcı dışarıdan, Siemens buzdolabının

içini gösteren kamera ve Home Connect uygulaması sayesinde

destek veriyor. Sedef Avcı, Home Connect ile Siemens

buzdolabındaki iç kameralardan malzemeleri kontrol ederek,

eksikleri satın alıyor, davlumbaz ve ankastre fırın ayarlarını

kontrol ederek yemeğin lezzetine katkıda bulunuyor.

Yönetmenliğini Ozan Yalabık’ın yaptığı, Mullen Lowe ekibi

ve Sugar Rush imzalı reklam filmlerinin çekimleri için Beykoz

Kundura’da Siemens Ev Aletleri’nin ürünleriyle ankastre

mutfak tasarlandı. Reklam filmleri TV kanallarının yanı sıra

dijital mecralarda da yer alacak.

Söz mü çocuklar?...

Tüm Türkiye’nin COVID-19 salgını nedeniyle sosyal izolasyonu

sürdürmesi nedeniyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik

ve Çocuk Bayramı, törenler yerine bu yıl evlerde, balkonlarda

ve pencerelerde kutlanacak. OPET’in uzun bir aradan

sonra yeniden işbirliği yaptığı Cem Yılmaz ve oğlu Kemal

Yılmaz’ın birlikte rol aldığı reklam filminde, Kemal ve babası

Cem Yılmaz tüm çocukları, koşullar ne olursa olsun 23

Nisan’ın 100’üncü yılını coşkuyla kutlamaya davet ediyor.

Baba-oğulun kendi elleri ile yaptıkları malzemelerle süsleyerek

23 Nisan coşkusunu yansıttıkları pencerenin önünde

Cem Yılmaz tüm çocuklara çağrıda bulunuyor;

“Bu ülkenin çocuklarına ‘zor’ demek zor. Okullarda, meydanlarda

olamayacağız demek zor… Zor zamanlarda kazanılan

ulusal egemenlik onlara emanet, bayramı ise onlara armağan.

23 Nisan coşkusu meydanlarda olamayacaksa evlerde

olacak. Sınıflarda, okullarda kutlanamayacaksa balkonlarda,

pencerelerde kutlanacak. Her yer bayraklarla süslenecek,

hep bir ağızdan marşlar, şarkılar söylenecek.”

… “Söz mü çocuklar?” diye soran Cem Yılmaz’a OPET çalışanlarının

çocukları da bayramımızın 100’üncü yılına yakışan

bir coşkuyla söz veriyor.

22 / marketing europe & anatolia


Reklam Dünyası

Oppo Find X2’nin Global Yüzü...

Oscar ödüllü İngiliz oyuncu Eddie Redmayne Oppo’nun

yeni amiral gemisi Find X2’nin global yüzü oldu ve reklam

filminde oynadı. OPPO’nun bitmeyen estetik memnuniyet

ve yenilikçi teknolojinin mükemmel uyumunu yakalama uğraşı

İle Eddie Redmayne’nin performans sanatına olan tutkusu

marka ve oyuncuyu bir araya getirdi.

Eddie Redmayne Profesyonel oyunculuk ve sahne kariyerine

2000’lerin başında başlamış, ilk sinema tecrübesini

2006’da Like Minds filmi ile yaşamıştır. The Theory of

Everything filmindeki Stephen Hawking rolüyle büyük beğeni

kazanan oyuncu, bu rolüyle 87. Akademi Ödülleri’nde

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne lâyık görülürken, aynı yıl

Altın Küre, BAFTA ve SAG ödüllerinin de sahibi oldu. Eddie

Redmayne Türkiye’de özellikle The Danish Girl ve J. K.

Rowling’in aynı adlı kitabından esinlenilerek çekilen Fantastic

Beasts and Where to Find Them filmleriyle tanınıyor.

OPPO Find X2Sekiz çekirdekli Qualcomm Snapdragon 865

platformu ile kesintisiz bir işlem kapasitesini OPPO Find X2

bununla beraber 48MP çözünürlüğündeki ana kamera ile

12MP ultra geniş açı kamera ve 5x hibrit yakınlaştırma yapabilliyor.

Google Arama Trendleri...

İnsanlar evde kaldığımız şu dönemde keyifli vakit geçirmenin

yollarını bulmak için arayış halindeler. 20 Nisan haftasını

kapsayan Google Arama Trendleri raporu, yapılan

aramaların eğlence ve kişisel bakım kategorilerinde yoğunlaştığını

gösteriyor. Rapor, yaza hazırlıktan evcil hayvan

edinmeye, aile ve arkadaşlarla online ortamda vakit geçirmekten

kişisel bakıma ve yemek pişirmeye dair yaratıcı fikirlere

yönelik aramaları yoğunlaştı.

Fransa kedi, Türkiye köpek sahiplenmeyle ilgilendi

Google Arama Trendleri raporundan çıkan sonuçlar, insanların

evcil hayvan sahiplenme ile ilgili merakının arttığına

işaret ediyor. Rapora göre, Fransa’da “kedi sahiplenme”,

Türkiye’de ise “köpek sahiplenme” aramalarında artış yaşandı.

Bunun yanı sıra insanlar evde keyifli vakit geçirmeye

yönelik aramalar da yaptılar. Türkiye’de “karaoke mikrofo-

nu”, Norveç’te ve Belçika’da “online aktiviteler” kelimeleri

sıkça aratıldı.

Karantina döneminde insanlar kişisel bakımda kendi kendilerine

yapılabileceklerin sınırını keşfetme imkânı buldular.

Özellikle saç ve cilt bakımı konusunda yoğun arama mevcut.

İngiltere’de “saça limon suyu bakımı” ve “bronzlaşma

yağı”, Güney Afrika’da “cilt ürünleri” aramaları artış gösterdi.

Türkiye’de ise “sıkılaştırıcı tonik”, ”siyah nokta temizleyici”,

“saç rengi açma” aramaları çoğaldı.

Umutlar arttı, aramalar bahçede yoğunlaştı

Havaların ısınmasıyla virüsün etkisinin azalacağı yönünde

çıkan haberler, insanları yaz mevsimine hazırlıklı girmek

için teşvik etti. Türkiye’de bahçe işlerine yönelik olarak

“çapa makinesi”, “çim tohumu”, “bahçe aydınlatma” ve

“sineklik fiyatları” aramalarında artış gözlemlendi. Mutfağa

yönelik aramalarda ise “somon”, “çilekli milkshake”, “şekerli

kurabiye tarifi” ve “fırında ekmek” aramaları yükselişteydi.

Google SMB Premier Partneri EG Bilişim Teknolojileri’nin

CEO’su Gökhan Bülbül, Google Arama Trendleri raporunun

insanların evde geçirdikleri zamanı nitelikli hale getirme

gayretinde olduklarını gösterdiğini söyledi.

marketing europe & anatolia /23


Köşe

Kübra nebioğlu / nebioglukubra@gmail.com

(

satır

ayracı)

Ne dersiniz “Depresyon geliyor mu?”...

Neredeyse iki aydır evden çalışan, zorunlu haller dışında

dışarı çıkmayan ve tüm ailesi ile evde kalarak hem

kendini ve ailesini hem de çevresindeki herkesi korumaya

çalışan “bir grup insanız”. Evet “bir grubuz”. Çünkü ben

her akşam sosyal mesafe kuralına uymayan, hatta hiçbir

kurala uymayan, toplanıp çarşı pazar gezen insanları

görmekten yoruldum.

Bahsettiğimiz bir grup insan olarak; belki çalışma

hayatımıza devam ediyoruz ve hatta hiç olmadığı kadar

yoğunuz, belki işlerimiz durdu dükkanımızı kapattık

evdeyiz. Genel olarak zihinsel farkındalığımızı yüksek,

bedenimizi aktif tutmaya çalışıyoruz. Arada sıkılıp

televizyonu açıyoruz sonra içimiz sıkılıyor kapatıyoruz.

Her ne yaşıyorsanız ya da size her ne yaşatılıyorsa

yavaş yavaş bunalmaya başladığımızı görüyorum.

Geleceğimiz ile ilgili yaşadığımız ve iliklerimize kadar

hissettiğimiz belirsizlik, beynimizin en ilkel kısımlarını

uyandırdı ve “donduk”. Artık hiçbir şey yapasımız

içimizden gelmiyor. Belki gücümüz kalmadı, belki de

gelen bahar ve parlayan güneş bizi ısıtmıyor. Ne dersiniz

“Depresyon geliyor mu?”

Bence şu anda herkes kısmi ya da tam anlamıyla

depresyon belirtileri gösteriyor. Önemli olan bu

farkındalığa sahip olmak, kabullenmek ve düzeltmek için

motivasyon kaynakları bulabilmek.

Dr. David Burns’ün “İyi Hissetmek” kitabında depresyona

sebep olan bazı çarpıtılmış düşüncelerin tanımları

yapılıyor. Bu tanımlardan yola çıkarak gözlem yaptığımda

herkesi adım adım umutsuzluğa sürükleyen bazı

düşünceler şunlar gibi duruyor;

“Pandemi dönemi bitse bile bir daha asla eskisi gibi

sosyalleşemeyeceğiz. Ne kadar kaçarsak kaçalım bir gün

hastalanacağız. Bu kadar önlem almanın hiçbir anlamı

yok. Gerçek rakamları bizlerden saklıyorlar. İyileşme hızı

mantıklı değil. Daha çok insan ölecek. İkinci dalga çok

daha kötü olacak “ gibi salgın ile ilgili zihinsel çarpıtmalar.

“İş hayatında çok fazla şey kaçırdım. Bu süreç bitince

kesin işten çıkarılacağım. Bir daha iş bulamayacağım.

Yaşadıklarımız bir felaket. Yöneticim daha fazla şey

yapmalı. Bugüne kadar yaptıklarım çöpe gitti. Artık

kimse benim işlerime değer vermeyecek. İşler eskisi gibi

olmayacak. Bu saatten sonra toparlanamayız.” gibi iş

hayatımız ile ilgili zihinsel çarpıtmalar.

Eminim ki çok daha fazlasını veya farklı versiyonlarını

ya duyuyoruz ya düşünüyoruz ya da bir şekilde maruz

kalıyoruz. İşte bu ve bunun gibi çarpıtılmış düşünceler

bizi içerisinden belki de tek başımıza çıkamayacağımız

bir duygu seline sürüklüyor.

Dr. David Burns aynı kitabın da der ki; “Duygularınız,

gerçekler değildir! Hatta, duygularınız, düşüncelerinizin

aynası olmak dışında, anlamsızdır da. Eğer algılarınız bir

anlam ifade etmiyorsa, yarattıkları duygular lunaparktaki

hileli aynaların yansıttığı görüntü kadar gülünç olacaktır.”

Herkesin mikro düzeyde düşünce ve sorunları şekil

değiştirdi. Bu sebeple depresyondan kurtulmanın on

altın kuralı diye bir liste oluşturmak artık imkansız ve

mantıksız.

Bu sebeple herkes kendi hileli aynasının karşısına geçsin

ve bir taş atıp kırsın lütfen. Ancak böyle zamanın daha

güzel günlere doğru akıp gideceğine inanıyorum.

Sevgiyle kalın, Sağlıklı kalın.

24 / marketing europe & anatolia



D


Açıklama

ijital İş Modeli...

Henkel CEO

Carsten Knobel

Açıklama

Henkel, 2040’a kadar iklim-pozitif

bir şirkete dönüşebilmek amacıyla, tüketicileri,

müşterileri ve tedarikçileriyle birlikte, 2025’e kadar

üretimlerinden kaynaklanan karbon

ayak izini yüzde 65 oranında azaltmayı ve

100 milyon ton

karbondioksit tasarrufu sağlamayı planlıyor.

Henkel, geleceğe dönük stratejik çerçevesini

açıkladı. Henkel CEO’su Carsten

Knobel, “Amaca yönelik büyüme

için oluşturduğumuz yeni stratejik çerçevenin

ana unsurları; kazandıran bir

portföy ve inovasyon, sürdürülebilirlik

ve dijitalleşme alanlarında ortaya konan

rekabet üstünlüğünün yanı sıra, iş

birliği kültürü ve yetkin insanların oluşturduğu

sağlam bir temele dayanan,

geleceğe hazır işletme modelleridir. Bu

stratejik çerçevemiz, orta ila uzun vadeli

finansal hedeflerimizde de kendini

göstermektedir: Yüzde 2 ila 4 arasında

organik satış büyümesi, imtiyazlı hisse

başına karlılıkta* sabit kurlarda tek haneli

yüzde oranın orta ila üst seviyelerinde

büyüme ve serbest nakit akışında

gelişmeye yönelik devam eden odaklanma.”

şeklinde konuştu.

Geçmişteki başarılı performansa dayanarak

iddialı hedeflerle sürdürülebilirliği

artırmak.

Henkel, 2040’a kadar iklim-pozitif bir

şirkete dönüşebilmek amacıyla, tüketicileri,

müşterileri ve tedarikçileriyle birlikte,

2025’e kadar üretimlerinden kaynaklanan

karbon ayak izini yüzde 65

oranında azaltmayı ve 100 milyon ton

karbondioksit tasarrufu sağlamayı planlıyor.

Henkel aynı zamanda döngüsel

bir ekonomiyi hayata geçirmek ve doğada

sıfır plastik atık hedefine ulaşmak

amacıyla 2025 için iddialı ambalajlama

hedefleri belirledi: Üretilen ambalajların

tamamının yeniden dönüştürülebilir

ya da yeniden kullanılabilir** olmasının

yanı sıra Henkel, tüketim ürünleri ambalajlarında

kullanılan fosil esaslı ve daha

önceden geri dönüştürülmemiş plastik

miktarını yüzde 50 oranında azaltmayı

amaçlıyor. Henkel aynı zamanda, içinde

faaliyet gösterdiği toplumlar bünyesinde

ortaya koyduğu pozitif toplumsal

etkiyi, 50.000’in üzerinde çalışanının

sunduğu katkının artmasıyla ortaya çıkan

sorumlu kaynak kullanımının yanı

sıra, 2025’e kadar dünya çapında 20

milyon insanın hayatını daha iyi hale

getirerek güçlendirmek istiyor.

Dijitalleşmeyi Müşteri ve Tüketici Değeri

Yaratan Bir Araca Dönüştürmek.

Henkel, Dijitalleşmeyi müşteri ve tüketici

değeri yaratan bir araca dönüştürmeyi

amaçlıyor. Şirket, doğrudan tüketici

ilişkileri için mevcut dijital platformların

marketing europe & anatolia /27


Araştırma

kapsamını genişleterek ve yenilerini

yaratarak tüketici iş birimlerinde 1’e 1

etkileşimi ve dijital satışları artırmak

istiyor. Endüstriyel iş birimlerinde gerçekleşen

baştan sona müşteri odaklı

dijitalleşme, yeni iş potansiyeli üretmek

ve müşteri deneyimini tüm temas noktalarında

daha dijital hale getirmek için

kullanılacak. Buna ek olarak Henkel,

baştan sona veri entegrasyonu yönündeki

çalışmalarını sürdürecek. Bu da

şirkete, yapay zeka tarafından yönetilen

yenilikçi ve kişiye özel çözümler geliştirmek

gibi fırsatlar sağlayacak. Henkel

aynı zamanda, başta gelecek odaklı

becerilere ve sektörde derin teknolojik

uzmanlığa sahip veri bilimciler ve mühendisler

olmak üzere dijital yeteneklere

yatırım yapacak. Son olarak Henkel,

dijital işletme odağını ve verimliliğini

güçlendirmeyi amaçlıyor. Henkel dijital

Henkel, Dijitalleşmeyi müşteri

ve tüketici değeri yaratan

bir araca dönüştürmeyi

amaçlıyor.

Şirket, doğrudan tüketici

ilişkileri için mevcut

dijital platformların

kapsamını

genişleterek ve yenilerini

yaratarak tüketici

iş birimlerinde 1’e 1

etkileşimi ve

dijital satışları

artırmak istiyor.

yapısını baştan sona yeniden organize

edecek ve “Dijital İş Birimi” adı ile yeni

bir yapı oluşturacak. Henkel, 2019 sonunda

yeni bir CDIO (Dijital ve Bilişim

Yöneticisi) pozisyonu oluşturdu. Henkel

bünyesindeki Dijital ve Bilgi Teknolojileri

ekipleri bundan sonra, direkt

olarak CEO’ya bağlı olan CDIO liderliğinde,

bir arada faaliyet gösterecek.

Dijital İş Modeli

Henkel’in yeni “Dijital İş Modeli” iki ana

temel üzerine inşa edilmiştir: Birincisi,

verimliliği değer zinciri boyunca iş süreçlerini

ve Bilgi Teknolojileri sistemlerini

sürekli optimize ederek yöneten bir

araç olan “İş Teknolojisi.” İkinci temel

ise, piyasa odaklı bir geliştirme ve inovasyon

birimi olan “Henkel Dijital.” Henkel

bu çatı altında Berlin, Silikon Vadisi

ve Asya’da dijital inovasyon merkezleri

oluşturmayı hedefliyor.

28 / marketing europe & anatolia




Kampanyalar

Samsung’dan anlamlı 23 Nisan filmi...

Koronavirüs salgını ile mücadele etmek için sosyal

izolasyon kuralları gereği evlerimizde kalmak zorunda

olduğumuz bu dönemde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik

ve Çocuk Bayramı’nı tarihimizde ilk defa evlerimizden

kutlamaya hazırlanırken Samsung’dan anlamlı bir film

geldi.

Bu yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100’üncü

yılına denk gelen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk

Bayramı’nı bir kez daha kutlamaya hazırlanıyoruz. Ancak

karşı karşıya kaldığımız koronavirüs salgını nedeniyle

bu yıl toplum olarak sosyal mesafe gereği bir araya gelip

etkinliklerle çocuklarımızın neşesine eşlik edemiyor olsak

da Samsung bu coşkuyu yayınladığı yeni filminde farklı bir

şekilde yansıtıyor.

Kampanya Künyesi

Kampanya sahibi: Samsung Electronics Türkiye

Reklamveren temsilcileri: Samsung Electronics Türkiye

Kullanılan Mecralar: Dijital

Reklam Ajansı: Cheil Worldwide Türkiye

Medya Planlama Ajansı: Publicis One Türkiye

PR Ajansı: Excel İletişim ve Danışmanlık

marketing europe & anatolia / 31


Kampanyalar

Böyle Anlar Sadece Bosch’la Yaşanır...

filminde ankastre fırınlarında yer alan PerfectBake özelliğini

tanıtıyor. Filmde sevdiklerine en güzel yemekleri yapmak

isteyenlerin, Bosch’un akıllı özelliklere sahip ev aletleriyle

her zaman yanında olduğu vurgusu yapılıyor. PerfectBake

özellikli fırının tanıtımı reklam filminde “Böyle Anlar Sadece

Bosch’la Yaşanır” temasıyla Leyla Lydia Tuğutlu ve Şükrü

Özyıldız ikilisi tarafından yapılıyor.

Bosch Ev Aletleri, ev sıcaklığında yapılan yemeklerin en

lezzetlisi olduğundan yola çıkarak hazırladığı yeni reklam

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Bosch Ev Aletleri

Reklamveren Temsilcisi: Özlem Koçdar, Gizem Gözelekli

Reklam Ajansı: Medina Turgul DDB

Yönetici Yaratıcı Yönetmen: Ertuğ Tuğalan

Yaratıcı Ekip: Hakan Bıçakçı, Emre Koç, Ediz Alp Yalçın,

Başak Ceylan, Berkay Vela

Marka Ekibi: Elifsu Tufan, Yaprak Erel, Gizem Berberoğlu

Strateji Ekibi: Alper Özcan U,tku Çiftliklioğlu

Ajans Prodüktörü: Gülengül Soytürk, Ümit Bak,

Levend Çağıl, Seçkin Kaçar

Yönetmen: Uygar Kutlu

Prodüksiyon Şirketi: Autonomy

Dalin Köpük Sabun...

Çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırmanın

en kolay yolu olarak sunulan

Dalin Köpük Sabun, bu amaçla yeni bir

reklam filmi yayınlıyor. Tüm yaşam boyunca,

sağlığın ilk şartı olan hijyen ve

hijyenin temeli el yıkama alışkanlığının

küçük yaşta kazandırılması bilinciyle hazırlanan

reklam filmi, doğru el yıkamayı

anlatan eğlenceli bir şarkıyla da destekleniyor.

Puck Global tarafından hazırlanan, Sanat

Yönetmenliğini Senem Mozzakoğlu

ve Esra Sarıgül’ün yaptığı reklam filminde

nasıl el yıkanması gerektiği, eğlenceli

bir şarkı eşliğinde anlatılıyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Dalin

Reklamveren Marka Ekibi: Sibel Çağlar, Gamze Kuru,

Cansu Değerli, Betül Hazer

Reklam Ajansı: Puck Global

Yönetici Kreatif Direktör: Haluk Erkmen

Yaratıcı Ekip: Yasir Kalın, Başar Şen

Marka Ekibi: Deniz Yaşar, Seda Macit Sakar,

Ceren Gündoğdu, Pelin Kılıç,

Sanat Yönetmeni: Semen Mozakoğlu, Esra Sarıgül

Jingle: Doğukan Şahin / Tonik Müzik

Kullanılan Mecralar: Dijital ve sosyal medya, TV

32 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Çocuksu Mutluluk...

Haribo’nun büyük ses getiren “Çocuksu Mutluluk” reklam

kampanyası, Haribo Altın Ayıcık’tan sonra şimdi de Haribo

Chamallows’un hikayesine yer veriyor. “Hepinizi ananas gibi

görüyorum” repliğiyle hafızalara kazınan reklam filminin devam

serisi, sert bir rock grubunun Haribo Chamallows’un yumuşaklığı,

güzel kokusu ve ağızda bıraktığı tat ile çocuksu

mutluluğu bulma serüvenine yer veriyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: HariboTürkiye

Reklamveren Yetkilisi: Tamer Karabay, Iraz Acar, Melisa

Karakuş, Harun Avcılar, Betül Doğru

Reklam Ajansı: FCB ARTGROUP

CCO: Ateş Çavdar

ECD: Erdinç Mutlu

Kreatif Direktör: Ahmet Söğütlüoğlu

Yaratıcı Grup Lideri: Volkan Özyavuz

Kreatif Ekip: Yağız Hıllazlı, Elçin Tözge, Burcu Giden, Cemre

Yardımcı, Metehan Yılmaz, Can Salar, Tuğba Yavuzarslan,

Semih Şimşek, Erol Orhan

Dijital Ekip: Sera Aktüre, Rüya Ögü, Halit Turanlı, Naz Aydın

Başkan Yardımcısı / Müşteri İlişkileri: Esra Özkan

Marka Direktörü: S.Burcu Önder

Marka Temsilcisi: Müge Kaplan

Prodüksiyon Şirketi: Kraft

Yönetmen: Aksel Özcan

Yapımcı: Tolga Erener, Sina Pekcanattı

Post Prodüksiyon : Imaj

“Bu Günler Geçecek” ...

Balparmak, çam balıyla tatlandırılmış

yeni ürünü Apitera Propolis için umut dolu

bir reklam kampanyası hazırladı. Dijital

mecralarda yayına giren reklam filmleri

“Bu günler geçecek” mesajıyla herkesi

tedbirli olmaya çağırıyor.Balparmak Apitera

Propolis için hazırladığı yeni reklam filmi,

“Bu günler geçecek” mesajıyla sosyal medya

kanallarında yayına girdi. Koronavirüs

salgını nedeniyle birbirimizden uzak

kaldığımız şu günlerde herkese umut veren

kampanyasında Balparmak, sarılamasak

da sevildiğimizi, kalabalıklara giremesek

de yalnız olmadığımızı, el sıkışamasak da

önemsendiğimizi vurguluyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Balparmak

Reklamveren Temsilcisi: Hakan Şıpkan, Demet Umezu,

Melis Altıparmak, Elif Gökçe Aydoğmuş

Kreatif Ajans: Lokal

Kreatif Direktör: Ali Göral

Kreatif Ekip: Barış Oktay, Uğur Dündar, Batuhan Odabaşı,

Merve Oğuz

Müşteri İlişkileri Direktörü: Ceyda Kan

Müşteri İlişkileri Süpervizörü: Nazlı Müldür

Sosyal Medya: Merve Aktaş, Deniz Erişkin

marketing europe & anatolia /33


Kampanyalar

Hayata Başka Bak!...

DİMES yeni reklam filminde, her zaman olduğu gibi hayata

başka bakıyor. Meyvelerin enerjisini ekranlara taşıyan filmde,

“umut en güzel vitamindir” mesajı veriliyor.

Türkiye’nin ilk yerli sermayeli meyve suyu ve önde gelen içecek

markası DİMES, umut mesajı veren yeni reklam filmini

yayına soktu.

DİMES’in Tribal Worldwide İstanbul imzası taşıyan yeni

reklam filmi, geleceğe yönelik umudu, meyvelerin enerjisiyle

öyküleştiriyor. Küresel sağlık krizi nedeniyle içerisinden

geçtiğimiz dönemin sonrasında, toplum olarak birlikte inşa

edeceğimiz güzel günlere atıfta bulunuluyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: DİMES

Marka Ekibi: Duygu Süleymanoğlu, Merve Keten,

Burcu Karadayı Gülşen, Ezgi Özyıldırım, İpek Yıkılmaz,

Begüm Tuncel, Eren Saydan, Merve Ekem

Reklam Ajansı: Tribal Worldwide İstanbul

Ajans Başkanı/Kreatif Direktör: Arda Erdik

Kreatif Direktör: Melih Ediş

Kreatif Ekip: Bedriye Katip, Emre Çil, Merve Tozanlı,

Özge Yılmaz

Strateji: Can Çalışkan, Oral Ulusoy

Müşteri Direktörü: Emir Medina

Ajans Yapımcısı: Ümit Bak, Aslı Aykut

Yapım Şirketi: Lunapark

Müzik: Mehmet Can Erdoğan

#kaselerayrıgönüllerbir...

Tadım, yeni reklam filminde; tüm dünyayla birlikte ülkemizi

de etkileyen koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle

evlere kapandığımız bu günlerin geçeceğini vurguluyor ve

kaseler ayrı olsa da gönüllerimiz bir mesajıyla ‘tekrar görüşeceğiz’

diyor.

Tadım, birbirimizden ayrı düştüğümüz bu günlerde tekrar bir

araya geleceğimiz, görüşeceğimiz ve mutlulukları paylaşacağımız

iç görüsüyle yeni moral filmini duyurdu. Paylaşmaya

alışık olduğumuz kuruyemiş kaselerimiz şimdilik ayrı olsa da

gönüllerimizin bir olduğuna vurgu yapan Tadım, “Sevdiklerimizle

sağlıklı ve güzel günlerde yeniden görüşeceğiz.” diyor.

Türkiye birlik ve beraberlik içinde bu süreçte mücadele verirken,

Tadım da bu sürecin en az zararla atlatması için toplumsal

mücadeleye katkı sağlıyor ve #kaselerayrıgönüllerbir

diyerek birliktelik mesajı veriyor.

Kampanya Künyesi

Reklam veren: TADIM

Reklam Ajansı: Publicis İstanbul

ECD: Can Faga

Kreatif Direktör: Erdem Köksal

Yaratıcı Ekip: Kerem Çeteci, Şafak Kordikanlıoğlu

Genel Müdür Yardımcısı: Ezgi Ataseven

Müşteri İlişkileri Ekibi: Çiğdem Uyar, Doğan Kur,

Ayberk Toprak

Strategy Head: Zeynep Bortaçina

Stratejik Planlama Ekibi: Cem Solak, Mehmet Özdoğan

Production Head: Arzu Köksal

Prodüksiyon Ekibi: Eren Bakırcı

34 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Teknosa 20 yaşında...

2000 yılından beri ‘Herkes için Teknoloji’ felsefesiyle

Türkiye’de milyonları teknolojiyle buluşturan Teknosa,

4129Grey imzalı reklam filminde herkesin bir arada olacağı,

kavuşacağı günlere olan inancını vurgularken, birlikte geçirilecek

daha nice yılların ve güzel bir geleceğin olduğunu

hatırlatıyor.

Sabancı Holding iştiraklerinden, Türkiye teknoloji perakendeciliğinin

öncü markası Teknosa, 20’nci yılına özel hazırladığı

filmi yayınladı. 20 yıldır olduğu gibi, Covid-19 salgını

süresince de evde eğitim, uzaktan çalışma, sosyalleşme,

eğlence, alışveriş gibi her konuda artan teknoloji ihtiyaçları

için müşterilerinin yanında olan Teknosa, 20’nci doğum günü

filminde, insanların teknolojiyle buluşmanın, çalışmanın ötesinde

tekrar bir araya geldiği, güzel anlar, anılar yarattığı

günlerin hemen gelmesini diliyor.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Teknosa

Reklamveren Yetkilileri: Önder Oğuzhan, Yonca Erkan,

Aslıhan Dursun, Gizem Güzel, Sedef Balcı

Ajans: 4129Grey

CEO & CCO: Alemşah Öztürk

Yaratıcı Yönetmen: Merve Subaşı

Design Director: Koray Doyran

Yaratıcı Grup: Bülent Ekel, Özülkü Usel, Berkay Tutkun

Marka Yöneticileri: Eda Yıldırım, Çağrı Arslan

Proje Yönetimi: Yaşar Eser

Ajans Prodüktörleri: Gülşah Batıbeki, Kasım Bektaş

Müzik: Oğuz Kaplangı / Füzyon Müzik

Motion Designer & Vfx Artist: Mehmet Görkem Kayhan

Bizi Biz Yapan Çimento...

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası’nın ilk reklam filmi

“Bizi Biz Yapan Çimento” yayına girdi. Birliktelikten doğan

gücün önemini vurgulayan film, salgınla mücadelede

Türkiye’ye destek olma amacı taşıyor.

Türk çimento sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin tamamına

yakınını temsil eden Çimento Endüstrisi İşverenleri

Sendikası (ÇEİS), ilk reklam filmi Bizi Biz Yapan

Çimento’yu, 21 Nisan 2020 itibariyle televizyon ve internette

izleyiciyle buluşturdu. Çimentonun kendine has özelliklerinden

hareketle, tıpkı tuğlaları bir arada tutan çimento gibi

birliktelikten doğan gücü vurgulayan film, zorlu bir dönemden

geçen Türkiye’ye mücadele, hoşgörü ve sevgiyle bu

sürecin aşılacağının mesajını veriyor.

Yaratıcı fikri ve duygusal tonu ile öne çıkan film, Youth-

Works imzası taşıyor. Çimentonun işlevi ile toplumu bir

arada tutan değerler arasında güçlü bir bağ kuran filmin

seslendirmesi Ahmet Mümtaz Taylan tarafından yapıldı.

Kampanya Künyesi

Reklamveren: Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası

Reklam Ajansı: YouthWorks

Kreatif Direktör: Yavuzhan Gel

Yönetmen: Eymen Topçuoğlu

marketing europe & anatolia / 35


Kampanyalar

Şimdi mi geldi aklınıza?...

Bizim Mutfak, Türkiye’nin ilk ve tek “Kemik Suyuna Çorbalar

Serisi”ni tüketiciyle buluşturuyor. Geçen sene ‘Kemik Suyu

Bulyon’ ürününün reklam filminde bu lezzete ulaşmak için

yıllar boyu zahmetle kemik suyu kaynatan iki tecrübeli ev

hanımının serzenişine yer veren marka, yeni ürünü Kemik

Suyuna Çorbalar ile de ‘Şimdi mi geldi aklınıza?’ sitemini bir

kez daha duyuyor.

Kampanya Künyesi

Reklam Veren: Ajinomoto İstanbul – Bizim Mutfak

Reklam Veren Yetkilisi: Hülya Gündoğan Uçarlar,

Doğukan Saydan, Gamze Koç

Reklam Ajansı: TBWA\Istanbul

CCO: İlkay Gürpınar

ECD: Volkan Karakaşoğlu

Yaratıcı Ekip: Orkun Önal, Mesut Koçarslan,

Halilcan Cayan, Cihan Üstek

Marka Ekibi: Ömer Üstündağ, Ezgi Sezar, Sıla Ezgi Avcı

CSO: Toygun Yılmazer

Genel Müdür Yardımcısı: Tuğyan Çelik

Stratejik Planlama Ekibi: Özgün Özkalay,

Yunuscan Hisimcil, Buket Köse

Prodüksiyon Ekibi: Evrim Saraçoğlu, Efe Koçdağ

Prodüksiyon Şirketi: Public

Yönetmen: Kağan Hanoğlu

Müzik: 3K1A

Medya Ajansı: OMD Türkiye

Kullanılan Mecralar: TV- Dijital

“Haydi Kalk”...

NESCAFÉ Xpress, yeni dijital reklam filmi ile herkesin evde

olduğu bu dönemde, hem evde hareketi teşvik ediyor hem

de yeniden yollara düşeceğimiz günlere selam gönderiyor.

“Haydi Kalk” sloganıyla hayallerin gerçek olacağı zamanları

anlatan kampanya, bugünü de unutmuyor. Soğuk kahve severleri

o zamana kadar oturup beklemek yerine, NESCAFÉ

Xpress’ten aldıkları enerjiyle evde de harekete geçmeye davet

ediyor.

Kampanya Künyesi

Reklam Veren: NESCAFÉ Xpress

Reklamveren Ekip: Buse Aksu Özgen, Gülçin Şekerci,

Burcu Küçük

Reklam Ajansı: Roy+Teddy

Kreatif Direktör: Cihangir Gümüş

Yaratıcı Grup: Fatih Düzyol, Semih Özdemir,

Ekremcan Arslan, Can Çakmakcı, Oğuzhan Polat

Müşteri Marka Ekibi: Ezgi Bilgi, Ecem Çokyaşa

Sosyal Medya Supervizör: Berke Biçer

Medya Ajansı: Mindshare

36 / marketing europe & anatolia


Kampanyalar

Lexus #YenidenKeşfedeceğiz...

Premium otomobil markası Lexus, tüm dünyayı etkileyen

koronavirüs salgını sürecinde evde kalarak iyi vakit geçirilebileceği

mesajını, hibrit modelleri üzerinden veriyor.

Lexus’un 2005 yılından bu yana satışa sunulan ve kendi

kendini şarj eden hibrit modelleri, bu defa #evdekal mesajı

ile insanların kendilerini dinlemeleri ve sürekli olarak ertelenen

hobilerine odaklanabileceği konusunda ilham veriyor.

Hazırlanan özel videoda, evde kalmanın bir fırsata dönüştürülebileceği

vurgulanırken, hayalleri gerçekleştirmenin tam

sırası olduğunun altı çiziliyor. Hibrit teknolojisiyle, insanları

evde kalmaya çağıran Lexus, “Şimdilik evde kendinizi şarj

edin, güzel günlerde #YenidenKeşfedeceğiz” sloganını

kullanıyor.

Kampanya Künyesi

Proje Adı: Lexus #YenidenKeşfedeceğiz

Reklam Veren: Lexus Türkiye

Kreatif Direktör: Paula Lopez

Müşteri İlişkileri Menajeri: Esther Lopez

Müşteri İlişkileri Direktörü: Ramón Uhagon

Yapımcı: Danıel Macho

Prodüksiyon Şirket: Circus Marketing Communication

Director: Ramon Uhagon

Post Prodüksiyon Şirketi:

Circus Marketing Communication / Tangram Publicidad

Stüdyo:Takeaway Interactive

Editör: Alvaro Hernandez

CardFinans – Ramazan Filmi...

CardFinans, tüm dünyanın içinde bulunduğu bu zorlu günlerde

yine pozitif duygulara odaklanan reklam filmiyle Ramazan

ayında tüketicisinin yanında olduğunu hissettiriyor.

Reklam filminde, geçtiğimiz ramazanlarda kurduğumuz kalabalık

sofraları göstererek güzel günlerin geleceğine olan

inanç vurgulanıyor. Yine bu kalabalık sofralarda hep beraber

buluşmak için sosyal mesafenin korunması adına bu

ramazan biraz ayrı kalmamız gerektiğine dikkat çekiliyor.

Rabarba imzası taşıyan ve yönetmenliğini Ozan Yalabık’ın

yaptığı 2018 yılındaki ramazan filmindeki görüntülerden

kurgulanan film, “Gelecek Ramazan’da kalabalık sofralarda

yeniden buluşmak dileğiyle.” mesajıyla son buluyor.

Kampanya Künyesi

Reklam: CardFinans – Ramazan Filmi

Reklam Veren: QNB Finansbank

Reklam Ajansı: Rabarba

Reklam Veren Yetkilisi: Armağan Engel,

Banu Akyıl Akıncı, Rengin Çavdar, Ecem Taşcı

Medya Planlama/Satın Alma: People Initiative

Mecra: TV, internet, radyo

marketing europe & anatolia / 37


Zaporijya; m


Gezi

innak bir şehir...

Corona virüsü yüzünden evde olduğumuz bugünler de gezemiyoruz

ancak hala gezip de yazamadığım yerler olduğu için kendimi şanslı

hissediyorum. Zaten bu aralar sık sık eski fotoğraflara bakıp,

“yaaaa, ne güzel gezmişim” diyorum :) Virüs bana bir şey öğretti

ki; hiç bir şeyi erteleme.

Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / svlsdb@gmail.com

Corona virüsü yüzünden evde olduğumuz

bugünler de gezemiyoruz ancak

hala gezip de yazamadığım yerler olduğu

için kendimi şanslı hissediyorum.

Zaten bu aralar sık sık eski fotoğraflara

bakıp, “yaaaa, ne güzel gezmişim” diyorum.

Virüs bana bir şey öğretti ki; hiç

bir şeyi erteleme.

Gelelim gezimize. Bu ay size

Ukrayna’nın Zaporijya isimli şehrini yazacağım.

Bu geziyi, Ağustos ayında, 5 günlük bir

gezi olarak planlamıştık. Ağustos ayının

sıcağında Pegasus ile Zaporijya’ya

gittik. Ancak uçak inince epey bir şok

yaşadık çünkü havaalanı minicik tek

katlı bir barakaya benziyordu. Daha

önce Lviv, Odessa ve Kiev’e gitmiştim

oralarla karışılaştırınca epey bir şaşırdık.

Cümbür cemaat içeri girip, pasaport

kontrol sırasına girdik. Uçağın tuvaletlerini

çok hijyenik bulmadığım için

inince alanda giderim demiştim. O sebeple

Nilüfer’i pasaport sırasında bırakıp

tuvalet aramaya koyuldum. Tuvalet

buldum ama girilecek gibi değil. Alaturka,

eski ve kapıları kapanmıyor. Uçakta

girmediğime bin pişman oldum. Tuvaleti

pas geçip, sıraya geri döndüm. Yaklaşık

30 dakika sıra bekledikten sonra

nihayet ülkeye giriş yaptık. Pasaport

sırası tam bir kabustu.

Havaalanında para bozdurmak için

döviz bürosu baktık ancak yok . Rent

a car acentasında, ingilizce bilen bir

hanım bulup, döviz işini nasıl çözeceğimizi

sorduk. O da Uber uygulamasını

indirip taksi çağırmamızı söyledi. Taksi,

yolda döviz bürosuna uğrayabilirmiş.

Biz uygulamayı indirene kadar, abla

bize bir taksi çağırdı. Biz, Dinyeper

nehri kıyısında bulunan Venecia Otelden

yer ayırtmıştık. Şöför abiye adresi

gösterdik ve yola çıktık. Abi, bizi, yol

üzerindeki bir döviz bürosuna götürüp

bekledi sonra da otelimize bıraktı. Oteli

görünce çok beğendik, nehir kıyısında,

kocaman, tatlış bir otel. Odaya da çok

cici bir meyve tabağı bırakmışlar. Eşyalarımızı

bırakıp biraz dinlendikten sonra

Zaporijya’yı keşfe çıktık.

Gitmeden önce Dinyeper Nehri’ndeki

plajlara bakmıştık. Muhteşem görünüyordu.

O yüzden yanımıza bikinilerimizi

de almıştık. Ancak Ağustos olmasına

rağmen hava serin olduğu için nehirde

yüzmeye cesaret edemedik. Su da bulanık

olduğu için hevesimiz de kaçtı zaten.

O yüzden yüzmeyi pas geçip, sahil

boyunca yürüdük. Sonra da ara sokaklardan

geçip Sobornyi Avenue’ya (Lenin

Bulvarı) çıktık. 11 km uzunluğundaki

Sobornyi Avenue, dünyanın en uzun

bulvarı. Bu kadar uzun ve geniş yapılmasının

sebebi de savaş zamanında

uçakların, gerektiği takdirde buraya iniş

yapabilmesi. Bulvar, Sovyet döneminin

özelliklerini yansıtan binaları, geniş

marketing europe & anatolia / 39


Gezi

kaldırımları, kafe ve restorasyonları ile

yürüyüşümüzü keyifli hale getiriyor. Bir

süre acıktığımızı fark edip, bulvar üzerindeki

Ресторан Da Vinci restauranta

giriyoruz. Mekan çok şık ancak içeride

kimse yok. Biz de yer beğenip, yemek

siparişimizi verdik. Buranın deniz ürünleri

meşhurmuş. Ben de bunun üzerine

somon söyledim. Yemekler dedikleri

kadar lezzetli ancak mekan boş ve

penceresiz (çünkü yerin altında) olunca

insanın içi kararıyor. O yüzden yemeklerimizi

bitirip, kalktık hemen.

Sobornyi Avenue’da yürüyüşümüze devam

edip Pionerskyi Square’e varıyoruz.

Uzun bir yürüyüşten sonra ancak

sindirebiliyoruz yediklerimizi. Burası

bizim için bulvarın sonu. Eminim hiçbir

turist bizim kadar yürümemiştir.

Pionerskyi Square’de bir çeşme bir de

Holy Protection Cathedral’i bulunuyor.

1778 yılında inşa edilen Holy Protection

Cathedral, 1886 tarihinde restore edilip

şimdiki halini almış. 36 metre yüksekliğe

sahip katedral şehrin en ihtişamlı

katedrali. Katedralin olduğu bu kısım

eski şehir yani şehrin tarihi bölgesi. Biz

şimdiye kadar pek çok katedral gezdiğimiz

için buna girmedik . Geri dönüp

yürüyüşümüze devam ettik.

40 / marketing europe & anatolia

Ukrayna’nın en sevdiğim

lezzetlerinden ilki sushi diğeri de

et. Adamlar ikisini de

muhteşem yapıyor. Sırf sushi ve

et yemek için bile

Ukrayna’ya gidilir.

Bulvar boyunca ilgimizi çeken çok fantastik

bir şey olmadığı için bir yerde

oturup kahve içmeye karar veriyoruz.

Ancak gözümüze bir yer kestiremediğimiz

için Park Labor Glory’e kadar

sohbet ede ede yürüdük. Bence burası

Zaporijya’nın en güzel parkı. İçinde

minnak bir havuz ve etrafta çok şirin

heykeller var. Parkın yanından sahile

doğru giden cadde de Shevchenko

Caddesi.

Parkın aşağısında bir de anıt var. Anıtın

üzerindeki uçak, II. Dünya Savaşı’nda

ölen pilotların anısı için konmuş.

Shevchenko Caddesi, şehrin en hareketli

caddesi. Cadde boyunca bir sürü

kafe ve restaurant var. Biz de kahve

içmek için birine oturuyoruz. Fakat masalardaki

biraları görünce, kahveden

vaz geçip bira söylüyoruz. Sonra bakıyoruz

ki masalarda sushi falan da var.

Ardından menüyü isteyip bir de sushi

söylüyoruz.

Ukrayna’nın en sevdiğim lezzetlerinden

ilki sushi diğeri de et. Adamlar ikisini

de muhteşem yapıyor. Sırf sushi ve

et yemek için bile Ukrayna’ya gidilir.

Biralarımızı içip yemeğimizi de yedik-


Gezi

ten sonra otele doğru koyuluyoruz.

O kadar yol yürüyünce acıkmışız. Yol

üzerinde market görünce dayanamayıp

markete giriyoruz. Kuruyemiş, çikolata

ve bira alıp çıkıyoruz. Ukrayna’nın para

birimi bizimkinen küçük olunca şuursuzca

alış veriş yapmak güzel oluyor.

Ama Corona günlerinden sonra sanırım

para birimlerimiz muhtemelen aynı

olacak. TL hızla değer kaybediyor.

Otelin bahçesinde rengarek çiçekli

bahçesinde, Dinyeper Nehri manzarası

eşliğinde, biralarımızı içtikten sonra

uyumaya çıkıyoruz.

Ertesi sabah, otelde kahvaltımızı ettikten

sonra Khortitsa Adası’na (Kurtlar

Adası) doğru yola çıkıyoruz. İlk başta

niyetimiz taksi ile gitmekti ancak sonradan

vazgeçip yürümeye koyulduk. Sahil

boyunca yürüyüp, Preobrazhensky

Köprüsü üzerinden karşıya geçiyoruz.

Yaklaşık 70 yaşında olan bu köprü,

Sovyetler zamanında, savaş sırasında

2 kez havaya uçmuş sonra tekrar onarılmış.

İki katlı olan Preobrazhensky

Köprüsü dört kemerden oluşuyor. Köprünün

alt katı yayalar ve arabalar için

üst katı ise trenler için. Muhteşem bir

Ukrayna toplumunun önde

gelen iki alanının-manevi ve

askeri-idari - etkileşiminin bir

sembolü haline gelen

Kazak-Mamay heykeli çıkıyor.

manzaraya sahip olan köprünün üzerinden

yürürken insan epey tedirgin

oluyor.

Köprünün sağ tarafında Dinyeper Hidroelektrik

İstasyonu bulunuyor. 1927-

1939 yılları arasında inşa edilen istasyon,

20. yüzyılda Sovyet Rusya’nın en

büyük hidroelektrik santraliymiş. Devasa

gözüken ve ürkütücü olan istasyon,

Ukrayna’da şehrin içinde yer alan tek

tesismiş.

Yolun bitiminde karşımıza, geleneksel

Ukrayna toplumunun önde gelen iki

alanının - manevi ve askeri-idari - etkileşiminin

bir sembolü haline gelen

Kazak-Mamay heykeli çıkıyor. Heykelin

hemen arkasındaki patika yola girip

Zaporoz’ka Sich’e doğru yürümeye koyuluyoruz.

Turistler, Khortitsa Adası’nı genelde bisiklet

ile geziyorlar ancak biz yürümeyi

tercih ettik. Ama bisikleti tercih etmediğimize

de pişman olduk. Gerçi ben bisiklet

konusunda biraz sakarım çünkü

baktığım her yere gidip çarpıyorum.

Sadece önüme bakmam gerekiyor. Bu

konuda kendimi geliştirmem lazım.

Zaporoz’ka Sich yolu üzerinde, Velse

tapınağı, Tryhlav ve Sanctuary Ridnoviriv

(Gergedanlar Tapınağı) bulunuyor.

Ancak tapınak dediğime bakmayın,

Velse tapınağı ve Tryhlav, paganlar zamanından

kalan ahşap heykeller. Sanctuary

Ridnoviriv (Gergedanlar Tapınağı)

ise taş kalıntılardan oluşan küçük bir

bölge. Ancak buralarla ilgili hiç tabela

yok. O yüzden geçmişini bilemedik.

Zaporoz’ka Sich, etrafı ahşap çitlerle

çevrili, kaleyi andıran küçük bir köy. Tamamen

turistik amaçla yapılmış, içerisinde

Kazaklar’ın şov yaptığı tarihi mekanlar

canlandırılmış. Burası eskiden,

Ukraynalı Kazakların askeri üssüymüş.

Ayrıca Dinyeper Hidroelektrik

İstasyonu’nun en iyi göründüğü nokta

da burası.

Zaporoz’ka Sich’e erken saatte gittiğimiz

için hemen hemen hiç kimse yoktu

içeride. O yüzden keyfini çıkara çıkara

gezdik içeriyi. İçeride yöresel evler, eşyalar

ve bir de kilise var. Tamamen ahşap

olan kilise inanılmaz güzel ve göz

alıcı. Hayran kaldım, kiliseye.

Kiliseden çıktıktan sonra yapacakları

gösterilere hazırlanan 3–5 tane, yöresel

Kazak giysileriyle abiler gördük. İnsan

burada olunca kendini tarih öncesinde

bir yerlerde gibi hissediyor. Ortam çok

hoşumuza gitti. Biraz daha kalıp kahve

içmek istedik ancak içeride bulunan kafede

pek bir şey bulamadık. O yüzden

mekandan ayrılıp yine Zaporoz’ka Sich

adında kocaman bir restauranta geldik.

Burası, kocaman bir bahçe içerisinde,

yöresel kıyafetlerle Ukrayna’lı kızların

servis yaptığı, masalarında yöresel

örtülerin olduğu çok otantik bir yer. Niyetimiz

burada yemek yemekti ancak

marketing europe & anatolia / 41


Gezi

menüdeki şeyler bize pek cazip gelmedi.

O yüzden sadece bira içmeye karar

verdik.

Khortitsa Adası’nda, Zaporoz’ka Sich

haricinde gezilecek birçok yer var ayrıca

burada kamp yapmak da mümkün.

Adada yer alan Chaika Shipping

Museum’da, 1739’da batan, Kazak gemisi

“Chaika” nın (Martı) kalıntılarını

görmek mümkün.

Onun haricinde gezmek için National

Reserve Khortytsia, Sich Cossacks -

Cossack theater of battle, Horse theater

“Zaporozhye Cossacks” (Кінний

театр “Запорізькі козаки”) ve eski bir

değirmen (Old Mill) mevcut.

Bu adada ayrıca İskitlerden kalan kalıntılar

da mevcut. Antik kalıntıların bulunduğu

Skifskyi stan (Скіфський стан

- İskit kampı müze kompleksi), Khortytsya

Adasının tepesinde yer alıyor.

Yaklaşık 230 höyük ve 28 mezarlık bulunan

Khortytsya adasındaki en büyük

kalıntı, atı evcilleştiren yarı göçebe halk

İskitler’e (Sakalar) ait İskit mezar höyükleri,

Zorov mezarlığı. Burada, değirmentaşı,

makara veya haman, stupalar

(Budha sanatında tepe biçimli anıt,

türbe) ve İskit heykelleri gibi büyük taş

Velse tapınağı ve Tryhlav,

paganlar zamanından kalan

ahşap heykeller. Sanctuary Ridnoviriv

(Gergedanlar Tapınağı)

ise taş kalıntılardan oluşan

küçük bir bölge.

eserler yer alıyor.

Bu kadar tarihi mekanın arasında bir de

yaşı 700’den büyük olduğu tahmin edilen

bir meşe ağacı yaşıyor.

Khortytsya adasının keyfini çıkarmak

için buraya 2 gün ayırmak lazım ve

mümkünse konaklama da burada olmalı.

Adanın bir kısmını dolaştıktan sonra

42 / marketing europe & anatolia


Gezi

Uber’den bir taksi çağırıp tekrar Shevchenko

Caddesi’ne gidiyoruz. O kadar

dolaştıktan sonra çok acıkmışız. Bu

sefer nokta atışı yapıp, taksiyle direk

Sushyya’ya gidiyoruz. Yine sushi yiyeceğiz.

Sushyya, restaurantlar zinciri

olan bir marka. Ukrayna’nın birçok yerinde

var sanırım. Biz, ilk Lviv’de keşfetmiştik.

Çatlayana kadar sushi yedikten sonra

tekrar dolaşmaya çıkıyoruz. Bu sefer

market gezeceğiz. Gittiğim ülkelerde

market gezmeyi seviyorum çünkü insanların

ne yiyip içtiklerini merak ediyorum.

Bazen de ülkemizde bulamayacağımız

şeyler görme ve satın alma fırsatı

oluyor. Bu sefer Sobornyi Bulvarından

yukarı doğru çıkıyoruz. Bu kısımda,

Zaporijya Kremlin’i kabul edilen 9 katlı

Vezha Kozlinera binası bulunuyor. Burası

şehrin en yüksek yeri olduğu için

manzarası muhteşemmiş. Ancak biz

üstüne çıkmadık.

Bu bölge de ayrıca; Faeton Retro Cars

Turistik şehir diyorlar ama ne

müzelerde ne de tarihi yerlerde

hiç İngilizce tabela yok.

Tüm bunlara dayanarak

söylüyorum ki, Zaporijya’ya

gitmeye hiç gerek yok.

Museum, Museum of the History of Weapons

ve Palace of Culture bulunuyor.

Katyusha ailesine ait olan araçların

sergilendiği, Faeton Retro Cars

Museum’da, Willis, Dodge ve Ural-ZIS

(ZIS-5, ZIS-6) gibi araçlar bulunuyor.

Müzede bulunan tüm araçlar çalışır

durumda. Üst kısımları da gezdikten

sonra Lviv Chocolate’tan çikolata alıp

yürümeye devam ediyoruz.

Gelmeden önce Zaporijya’nın gece

hayatı ile birkaç yazı okumuştum. Ona

istinaden önerilen birkaç mekan gezdik

ama hiç birinde hayat belirtisi yok. Muhtemelen

hafta içi olduğu için pek rağbet

yoktu.

Akşamı ettikten sonra tekrar sahil yoluna

inip, otelimizin karşısındaki Black

Bar’a oturduk. Barın bulunduğu Zhdanovsky

Plajı, Zaporijya’nın en ünlü

plajı. Şehrin içinden geçen, 3000 km

uzunluğundaki Dinyeper Nehri, Rusya,

Belarus ve Ukrayna’dan geçerek

Odesa’dan Karadeniz’e dökülüyor.

Black Bar’da 2 -3 kokteyl içtikten sonra

uyumaya gidiyoruz. Ertesi gün yolculuk,

Kharkiv’e.

Otelde kahvaltımızı ettikten sonra

Uber’den taksimizi çağırıp tren istasyonuna

gittik. Tüm günümüz yolda

ziyan olmasın diye 08:41 trenine

bilet almıştık. Zaporijya pek de

turistik olmayan bir sanayi şehri. Şehir,

1770’te, Alexandrivska’nın Rus

İmparatorluğu’nun sınırlarını, Türklerden

ve Tatarlardan korumak için yaptırdığı

surlarla birlikte kurulmuş.

Zaporijya ismini, 2014 yılındaki, nükleer

reaktör patlamasıyla duymuştur

birçok kişi. Ankara Üniversitesi Nükleer

Bilimler Enstitüsü de bu şehirde, Uluslararası

Nükleer Yaz Okulu yaptırmış

öğrencilerine.

İnternetten gezilecek yerleri araştırırken,

çok güzel fotoğraflar görmüştüm

ama gidince aslında şehrin o kadar da

güzel olmadığını görüyorsunuz. Şehir

çok eski. Birkaç tane müze var ancak

içinde görülecek pek bir şey yok. Bu

şehrin turistik olabilmesi için epeyce

yatırım yapılması gerekiyor. Bu şehre

sadece Khortytsya adası için gelinebilir.

Onun haricinde pek bir numara yok.

Kuzeyde kaldığı için Ağustos ayında

bile hava soğuk. Nehirde yüzemiyor

bile insan.

En kötüsü de alfabeleri. Tabelalardan

hiçbir şey anlamıyorsunuz. Turistik şehir

diyorlar ama ne müzelerde ne de

tarihi yerlerde hiç İngilizce tabela yok.

Tüm bunlara dayanarak söylüyorum ki,

Zaporijya’ya gitmeye hiç gerek yok.

marketing europe & anatolia / 43


Gameon

Next Game Startup...

Bu yıl beşincisi düzenlenecek olan INTEL ESL Gaming Fest

kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi desteği ile düzenlenen

oyun girişimciliği yarışması “Next Game Startup” için

başvurular başladı.

“Next Game Startup” oyun girişimciliği yarışmasında dereceye

giren girişimlere İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından

50.000 TL’lik nakit ödül, oFON tarafından 1 milyon TL’lik

avans

fonlaması

desteği

ve Intel®, ESL,

İzmir Büyükşehir

İZFAŞ

Fuar

Belediyesi,

(İzmir

Anonim

Şirketi) ve tüm

iş ortakları tarafından

sağlanacak

hizmetlerle

200.000 TL

proje desteği ile

toplamda 1 milyon

250 bin TL

değerinde destek sunuluyor. Ayrıca finalistler yatırımcılara

kolayca ulaşabilme fırsatına sahip olacak.

Intel® ESL Gaming Fest 2020 kapsamında düzenlenen

Türkiye’nin en önemli ve kapsamlı oyun girişimciliği yarışması

“Next Game Startup” için başvurular başladı.

TOSFED Dijital Şampiyonası...

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) motor

sporları severlerin evlerine çok özel bir organizasyon getiriyor.

Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) dijital çalışma

grubu kurucu üye ülkelerinden biri olan Türkiye, TOSFED

Dijital Motorsporları Komisyonu çalışmaları ile motor sporları

severleri evde kaldıkları dönemde heyecanlandıracak TOS-

FED Dijital Şampiyonası projesini hayata geçiriyor.

Red Bull’un ana sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan

TOSFED Dijital Şampiyonası, PlayStation4 platformu ve

GranTurismo GT Sport oyununun kullanılacağı TOSFED

Dijital Pist Şampiyonası ile başlayacak. Projede ikinci etap

ise TOSFED Dijital Ralli Şampiyonası olacak. Twitch.tv

kanalından da canlı olarak yayınlanacak yarışlar, Mayıs

ayında başlayacak.

Sezon sonunda pist branşının şampiyonu olan pilot, 23-25

Ekim tarihlerinde Fransa’da düzenlenecek olan ‘FIA Motorsport

Games’ organizasyonunu dijital kategorisinde ülkemizi

temsil etme hakkı kazanırken, ralli branşında şampiyon

olacak pilot da para ödülü kazanacak. TOSFED Sportif Kurulu

himayesinde, profesyonel bir ekip tarafından yönetilecek

olan şampiyonaya TOSFED dijital motorsporları lisansı

alan herkes katılabilecek.

TOSFED Başkanı Eren Üçlertoprağı, projenin kendilerini

çok heyecanlandırdığını belirterek “Son yıllarda yeni

neslin çok rağbet gösterdiği alanlardan biri olan dijital motor

sporlarında kendini yetiştirip gerçek pistlere adım atan

birçok global sporcumuz bulunuyor. TOSFED olarak 1 yıldır

çalışmalarına devam ettiğimiz ve içinde bulunduğumuz zor

süreçte ‘evde kal’ çağrılarımızı destekleyen bu önemli organizasyona

her yaş grubundan büyük bir katılım bekliyoruz.”

açıklamasını yaptı.

Yarışlara katılım ve lisans detayları TOSFED resmi web sitesi

ve sosyal medya hesaplarından paylaşılacak.

44 / marketing europe & anatolia



Gameon

Türkiye oyun endüstrisi...

Next in Game tarafından hazırlanan “Global Karantina Günlerinin

Oyun Dünyası Üzerindeki Etkileri” raporu yayınlandı.

Rapora göre karantina döneminde olumsuz etkilenen birçok

sektörün aksine espor ve oyun dünyasına olan ilgi arttı.

Oyun indirmeleri ve espor turnuvaları %30 artış gösterdi.

2019’da 800 milyon dolar hacme ulaşan Türkiye oyun pazarının

ise 2020 yılı sonunda 1 milyar doları aşması bekleniyor.

Covid-19 salgınına yönelik alınan önlemler kapsamında

birçok ülkede sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi ve

karantina uygulamaları başta hizmet sektörü olmak üzere

birçok sektörü olumsuz etkiledi. Spor ve müzik gibi eğlence

sektörlerinin de olumsuz etkilendiği bu dönemde dijital oyun

ve espor endüstrisinin büyüme trendi ise yukarıya doğru

ivme kazandı.

Eğlence sektörlerine bakıldığı zaman, dünyada spor endüstrisinin

488,5 milyar dolar, ev ve sinema dahil film endüstrisinin

136 milyar dolar, müzik endüstrisinin ise 19,1

milyar dolar olduğunu görüyoruz. Dünya oyun endüstrisi ise

138 milyar dolar ile müzik ve film sektörünü geride bırakmış

durumda. Yalnızca esporun değeri 1,1 milyar dolar.

Türkiye de bu alanda önemli bir potansiyele sahip. Türkiye

oyun pazarının hacmi 2019 yılı itibariyle 800 milyon dolara

ulaştı. Bu rakamın önümüzdeki yıllarda katlanarak büyüyeceği

tahmin ediliyor.

Rapora göre, Türkiye’de 15 Mart tarihinden itibaren Intel

ESL Türkiye Şampiyonası’nın canlı yayın izlenmesi ve sosyal

medya gösterim rakamlarında da ciddi bir artış gerçekleşti.

Aynı tarihlerde canlı yayın platformu Twitch üzerinde

Türk yayıncılarının canlı yayınlarının saat bazında izlenme

istatistiklerine göre; League of Legends 1,364,834 saat,

CS:GO 932,894 saat, Call of Duty: Modern Warfare 617,884

saat, PUBG 349,627 saat, Teamfight Tactics 226,076 saat

ve Fifa 20 141,808 saat izlendi.

Minecraft Eğitim Challenge...

Microsoft, uzaktan eğitime destek olan “Minecraft: Eğitim

Sürümü” ile heyecanlı ve yenilikçi bir Challange başlatıyor.

Öğrencilerin motive olması ve okulla ilişkilerinin güçlü bir

şekilde devam etmesi için geliştirilen Minecraft Eğitim Challenge

2020 kapsamında öğrenciler “Daha İyi Bir Dünya

Tasarlamaya” davet ediliyor. Yarışmaya son başvuru tarihi

29 Mayıs.

Microsoft 30 Haziran’a kadar, oyun tabanlı ve kodlamaya

dayalı yeni nesil öğrenim aracı Minecraft Eğitim Sürümü’nü

tüm dünyada uzaktan eğitime destek vermek için Office365

Eğitim okul e-posta adresine sahip eğitim kurumlarına

ücretsiz sunduğunu duyurmuştu. Buna ek olarak Microsoft

şimdi Minecraft Eğitim Challenge 2020 ile öğrencileri

Microsoft Türkiye Kamu Sektörü ve Yatırımlarından Sorumlu

Genel Müdür Yardımcısı Dr. R. Erdem Erkul konuyla

ilgili şunları belirtti: “Bilime en çok ihtiyaç duyduğumuz ve

evde bolca vaktimizin olduğu bu zorlu günlerde, hayal ettiklerini

gerçeğe dönüştürecek gençlere fırsatlar sunmak

çok önemli. Geleceğin meslekleri, bu gençlerin kullandığı

bilgisayarların tuşlarının ucunda. Biz de Microsoft olarak

onların potansiyelini açığa çıkarak girişimlerde bulunmaya

devam ediyoruz. Minecraft: Eğitim sürümü ile geleceğimizi

temsil eden ve 23 Nisan’da okula gidemeyen öğrencilerin

kodlama ve bilgisayar öğrenerek, yazılım geliştirmelerine

çok önemli katkılar sağlayacağımıza inanıyorum. Minecraft

Eğitim 2020 Challenge ile öğrencilere hayallerini yazılım

projelerine dönüştürmek noktasında hem eğlenceli hem de

öğretici bir fırsat sunuyoruz.”

Microsoft okulların Minecraft: Eğitim Sürümü ile çevrimiçi

ve güvenli bir şekilde uzaktan eğitime devam etmesini

sağlamak için Minecraft: Eğitim Sürümü ile Uzaktan Eğitime

Başlangıç Kiti ile eğitimcilere içerik desteği veriyor.

46 / marketing europe & anatolia



Kültür - Sanat

Kaligrafi sanatına online yolculuk...

Osman Kartaler’in ‘Harflerin Büyüsü’ sergisi online ziyarete

açıldı. Maltepe Belediyesi, korona virüsü nedeniyle

evlerinden çıkamayan sanatseverleri dijital sergiler ile

buluşturmaya devam ediyor.

Kaligrafi sanatçısı Osman Kartaler’in “Harflerin Büyüsü”

isimli sergisi dijital ortamda sanatseverlerin ziyaretine

açıldı. Kartaler, Maltepe Belediyesi’nin korona virüsle mücadele

günlerinde sanata verdiği

destekten dolayı teşekkür ederek,

vatandaşlara “Evde kalın ama

sanatsız kalmayın” çağrısında bulundu.

Sanat yaşamında 13 kişisel

sergiyi geride bırakan sanatçı, eserlerinde

usta sanatçıların dizelerinden

yola çıkarak geleneksel

sanatla kendine özgü yorumları

bir araya getirdi. Kartaler, “İkinci

Yeniler” akımı öncülerinden Cemal

Süreyya, Turgut Uyar, Edip

Cansever ve İlhan Berk ile Cumhuriyet

dönemine damga vuran

usta şairlerin, ozanların şiirlerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin

kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz sözlerini, Mevlânâ

Celâleddîn-i Rûmî’nin, Neyzen Tevfik’in dizelerini,

kaligrafiyle sanatseverlere sundu. Sergi Maltepe Belediye

Başkanı Ali Kılıç’ın YouTube kanalından takip edilebilir.

Küreselciler...

VakıfBank Kültür Yayınları’nın

yayımladığı, Kanadalı tarihçi

Quinn Slobodian’ın kaleme aldığı

“Küreselciler İmparatorluğun

Sonu ve Neoliberalizmin Doğuşu”,

20’nci yüzyıl tarihine bambaşka bir

bakış açısıyla yaklaşıyor. Çevirisi

Ahmet Fethi Yıldırım tarafından

yapılan, Türkçe’de ilk kez okurla

buluşan eserde Slobodian, “Benim anlatım, Habsburg

İmparatorluğu’nun sonundan Dünya Ticaret Örgütü’nün

kurulmasına kadar uzanan bir çizgiyi izledi” diyor. Slobodian,

‘neoliberalizm’ teriminin 1938 yılında Paris’te

Walter Lippmann Kolokyumu’nda toplanan ekonomist,

sosyolog, gazeteci ve iş dünyası yöneticilerinin liberalizmi

yenileme arzularını tarif etmenin bir yolu olarak

ortaya çıktığını söylüyor. Slobodian, yaygın bir inanca

göre, 20’nci yüzyılın sonuna gelindiğinde serbest piyasa

ideolojisinin dünyayı fethettiğini, küresel ekonominin itiş

kakışı içinde de devletlerin öneminin azaldığını vurguluyor.

Can E-kitapları...

Can Yayınları Nisan ayı

yeni kitaplarını e- Kitap

olarak yayınladı. Deniz

Gezgin’den YerKuşAğı,

Oscar Wilde’dan

Yalnız Sıkıcı İnsanlar

Kahvaltıda Parıldar,

D.H. Lawrence’dan Tilki

ve Charles Darwin’den

Lapa Lapa Kelebek

Yağıyordu kitaplarına e-

kitap formatında internet

mağazalarından ulaşabilirsiniz. Charles Darwin, henüz

genç bir doğabilimciyken İngiliz Kraliyet Donanması’na

ait Beagle adlı gemiyle beş yıllık bir yolculuğa çıkar.

Rio de Janeiro’dan Avustralya’ya, Tahiti’den Falkland

Adaları’na pek çok yeri görür ve buralara dair biyolojik,

jeolojik ve antropolojik gözlemlerde bulunur.

48 / marketing europe & anatolia


Kültür - Sanat

Picasso İstanbul’da...

ve Pablo Picasso’nun tüm dönemlerini kapsayan Picasso

İstanbul’da sergisinin, digitalSSM arşiv kaynaklarıyla hazırlanan

çevrimiçi versiyonu, Sakıp Sabancı Müzesi’nin

web sitesi, sosyal medya hesapları ve YouTube kanalı

aracılığıyla erişime açıldı.

Picasso İstanbul’da sergisi, digitalSSM arşiv kaynaklarıyla

yeniden paylaşıma açıldı. Zenginleştirilmiş bir

içerikle yayına alınan çevrimiçi sergi; sanatçının torunu

Bernard-Ruiz Picasso, Maria-Volga de Minteguiga-Guezala

ile Marilyn McCully’nin küratörü olduğu

Picasso İstanbul’da paralelinde, eserlerin

dönemlerine göre ayrıldığı kronolojik bir kurguyla

hazırlandı. Sergi döneminde Paris ve Barselona’daki

Picasso müzelerinden, Musée d’art moderne

Lille Métropole’den, FABA’dan (Fundación

Almine y Bernard Ruiz-Picasso para el Arte) ve

aile koleksiyonlarından ödünç alınmış 135 eser,

sanatçının her dönemini temsil edecek bir seçkiyle,

sergi kataloğundan metinler eşliğinde çevrimiçine

taşındı.

SSM web sitesi, sosyal medya hesapları ve

YouTube kanalından erişilebilecek sergide,

Picasso’nun dönemlerine göre ayrılmış eserleri ve onlara

dair bilgilendirici metinlerin yanı sıra, Picasso İstanbul’da

sergi kataloğundan sanatçının hayatı ile çağına dair ayrıntılı

bir kronoloji ve Abidin Dino’nun onunla geçirdiği günlerden

sonra kaleme aldığı “Picasso ile Vallauris’te İki Gün”

yazısı da yer alıyor.

Evden Açıklamalı Solo Konserler...

İBB’nin başlattığı “Evden Açıklamalı Solo Konserler” Kültür

AŞ’nin instagram hesabından yayınlanacak olan konser

serisinde müzikseverleri, Mayıs ayı boyunca Kerem

Görsev, Bülent Evcil, Özcan Ulucan, Mutlu Torun ve Ecesu

Sertesen’in muhteşem performansları ile besteciler ve

müzik tarihimizden keyifli açıklamaları bekliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden Kültür

AŞ, Koronavirüs (Covid-19) günlerinde evlerde geçirilen

zamanı daha kaliteli ve keyifli hale getirmek için Mayıs ayı

boyunca, Kerem Görsev, Bülent Evcil, Özcan Ulucan, Mutlu

Torun ve Ecesu Sertesen her pazar saat 17.00’de Kültür

AŞ’nin instagram sayfasında, IGTV üzerinden yarımşar

saatlik konserleriyle müzikseverlerle buluşacak.

“Evden Açıklamalı Solo Konserler” serisinde sanatçılar

sadece eserleri seslendirmeyecek, aynı zamanda eserler,

besteciler ve müzik tarihimizden keyifli açıklamalar da

paylaşacaklar. Müzikseverler 3 Mayıs’ta Kerem Görsev’in

piyanosundan, 10 Mayıs’ta Bülent Evcil’in flütünden, 17

Mayıs’ta Özcan Ulucan’ın kemanından, 24 Mayıs’ta Mutlu

Torun’un udundan, 31 Mayıs’ta Ecesu Sertesen’in klari-

netinden ezgilerle keyifli birer pazar günü geçirecek. Bu

konserler, Kültür AŞ IGTV hesabı kultur_istanbul’dan istenildiği

zaman izlenmeye devam edilebilecek.

Kültür AŞ - Evden Açıklamalı Solo Konserler Programı:

Kerem Görsev03 Mayıs, Pazar - 17.00

Bülent Evcil10 Mayıs, Pazar - 17.00

Özcan Ulucan17 Mayıs, Pazar - 17.00

Mutlu Torun24 Mayıs, Pazar - 17.00

Ecesu Sertesen 31 Mayıs, Pazar - 17.00

marketing europe & anatolia /49


Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!