KILÇIK 2020

omu98637




Ben Türk hekmlerne emanet ednz!


Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza

ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin,

en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum

etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl

ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak

için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini

düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette

tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar,

bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili

olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş,

bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin

her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve

daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar

gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu

iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle

tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş

olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen;

Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Sevgili Öğrencilerimiz,

Kıymetli Hekimlerimiz,

OMÜ Tıp Fakültesi öğrencilerinin her yıl çıkarmaya

çalıştığı “Kılçık” dergisi ciddiyet gerektiren “Tıp

Sanatı” ile, eğlendirirken düşündüren mizah sanatını

birleştiren bir dergidir. “Kılçık” dergisinin 40.yılına

girmiş olduğu 2020 yılında Covid 19 salgını herkesi

evde kalmaya mecbur etti, bütün dünyada büyük

bir mücadele devam ediyor. Hekimlerimizin ve sağlık

çalışanlarımızın her zaman olduğu gibi Covid 19

mücadelesinde de fedakarca yürüttükleri çalışmalar

herkes tarafından takdir ediliyor. Bu takdirin Covid

19 sonrasında da devam etmesinin, başlangıcı olmasını

diliyorum bu sıkıntılı günlerin.

5


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Anlaşılan “Kılçık” dergisini Covid 19 da durduramamış,

elektronik de olsa yoluna devam ediyor.

“Kılçık” dergisi bir zamanlar biz hocaların heyecanla

beklediği bazı gerçeklerin tatlı bir mizah anlayışıyla

yansıtıldığı ve herkesin kırılmadan kendine düşeni

aldığı güzel tespitler ve gülümseten, düşündüren

anılarla doluydu. Bazen de normal akışa özel müdahalelerin

yapıldığı izlenimi veren mizahın da tadının

kaçırıldığı dönemler oldu; ama o da geçti. Özgür kalındığında

herşey daha doğal olmakta, bütün sanatlar

gibi “mizah sanatı” da öyle daha güzel kendisini

gösterebilmekte. Aklı hür, vicdanı hür siz sevgili öğrencilerimizin

elinin ve zihninin emeğiyle, yaşadıklarından

süzülerek ortaya çıkardığı “Kılçık” dergisinin

başarılı bir örnek olacağını düşünüyorum. OMÜ Tıp

Fakültesi öğrencisi olarak OMÜ ailesinden kazandıklarınızla

bugün ve yarın hem meslek hayatınızdaki

başarı ve saygınlığınızla hem de insan olarak, iyi bir

insan olarak yapacağınız iyi şeylerin OMÜ ailesinin

her ferdini gururlandıracağını unutmayınız.

Sevgili öğrencilerimizin “Tıp Sanatı” öğrenmeleriyle

meşgulken “mizah sanatı” ile yaşanılanları yine

heyecanla beklememize sebep olacak dolu dolu bir

“Kılçık” dergisi ile bizleri gülümseteceklerine inanıyorum.

Mizahınız bol yolunuz açık olsun. “Evde Kal

Sağlıkla Kal” bu günler için önemli…

Prof. Dr. Sait BİLGİÇ

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü

6


Sevgili Tıbbiyeliler,

Fakültemiz “KILÇIK” dergisi yayın hayatının 40.

yılına ulaşmıştır. Tıbbın mizahi yönünü ele alan dergimiz,

öğrencilerimizin ve diğer akademik personelin

bizzat yaşadıkları ya da tespit ettiklerini anket, röportaj,

fotoğraf ve karikatür gibi çeşitlemelerle sundukları

bir yayındır.

Ağırlıklı olarak öğrencilerimizin tıp eğitimi boyunca

gözlemlerine ve yorumlarına dayanan içeriği

ile dergi, okurlara fakültemizin işleyişi hakkında da

önemli bir geri bildirim kaynağı teşkil etmektedir. Yapılan

yorumlar ve süslemeler bazen haddini aşsa da

ve dahi soruşturma konusu da olsa hiçbir yazarın art

niyetli olmadığını biliyoruz ve nadiren acımasız eleştirileri

de içeren yazıların “kol kırılır yen içinde kalır”


sözüne uygun olarak OMÜ ailesi içinde kaldığını görüyoruz

ve böyle kalmaya da devam edecektir.

Her zaman olduğu gibi dergimizin bu sayısında da

öğrencilerimizin radarına yakalanan öğretim üyesi,

araştırma görevlisi, hemşire ve diğer sağlık personelinin

bizi anlayışla karşılayacağını umuyoruz. Amacımız,

bağcıyı dövmek değildir, haddimizi aşan eleştiri

ve yorumlarımız var ise şimdiden özür dileriz.

Dergimizin hazırlanması ve yayınlanmasında

özverili katkıları için başta Rektörlük olmak üzere tüm

emeği geçenlere teşekkür ederiz. COVID-19 pandemisini

yoğun olarak hissettiğimiz ve yaşadığımız bu

günlerde bir parça gülümseme sağlayabildiysek ne

mutlu bize.

Sağlıcakla kalın,

Prof. Dr. Ayhan DAĞDEMİR

Tıp Fakültesi Dekanı


Üniversitemizin kuruluşu ile neredeyse akran olan ve

gelenek haline gelen ‘KILÇIK’ dergisinin 40. sayısı karşınızda!

Kılçık ekibi olarak yıllara meydan okuyan bir geleneğin parçası

olmaktan ötürü mutluluk ve gurur duyuyoruz.

Kılçık ekibi olarak; COVID-19 pandemisini yaşadığımız

bu zor günlerde gece gündüz demeden çalışan, büyük bir

özveriyle salgınla mücadele eden tüm sağlık çalışanlarına kolaylıklar

diliyoruz. Ayrıca üniversitelerin tatil edilmesiyle birlikte

tıp eğitim sürecinde oluşan belirsizliklerin bir an önce son

bulmasını ümit ediyor, tüm tıbbiyelilere sabır diliyoruz.

Kılçık dergisine içerikleriyle katkıda bulunan OMÜ

Sağlık Topluluğuna, Avrupa Tıp Öğrencileri Birliğine (EM-

SA-SAMSUN) ve OMÜ Tıp Öğrencileri Birliğine (TurkMSIC),

yaptıkları grafik ve tasarımla Kılçık’a büyük katkıda bulunan

Mekin Yazılım Bilgi Teknolojileri LTD ŞTİ’ye, derginin hazırlık

sürecinde her an bize destek olan fakültemizin kıymetli öğretim

üyelerine teşekkür ediyoruz.

Sıkıntılı süreçten geçtiğimiz günlerde ‘KILÇIK’ vasıtasıyla

değerli sağlık çalışanlarına ve Tıp Fakültesi öğrencilerine

moral olabildiysek ne mutlu bize!

Int. Dr. Furkan Can KESKİN

Tıp Fakültesi Temsilcisi



KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

11


KARİKATÜR

KILÇIK DERGİ

12


KILÇIK DERGİ

ANKET

Bloğun/Stajın son haftası yaptığın en çılgınca şey neydi ?

• Beslenme lab sınavına çalışmayıp lab sınavına öyle girdim. Ama tam puan

geldi :D

• Yok, çünkü ineğim.

• Sabahlara kadar ders çalışmaktan daha çılgıncasını düşünemiyorum.

• Ankaradan yatıya kalmaları için arkadaş çağırmak (60 metrekarelik ev)

• Tatile gitmek

• Dans ederek sabahlamak

• Sevdiğim kıza açılmam

• Sınava bir gün kala 12-1 halı sahaya gitmek

• Bir sezon dizi izlemek

• Sınava bir gün kala pub a gitmek

• Kütüphanede ders çalışalım diyip otomatlardan bedava 2 ürün düşürmeye

çalışmak

• Arabayı çarpmak

• Bütün bloğu son hafta çalışmayı denemek

• Üç sezon dizi bitirmek

• Hazırlığım ben eğer dönemin son haftasını soruyorsanız Ankara’ya Turk

MSIC Research Workshopa gidip tatil olmasına rağmen Samsuna geri

döndüm muafiyet sınavına girip tekrar Ankara’ya TurkMSIC proje kampına

gittim.

• Hiçbir şey yapmadan yatmak :/

• Batağa gitmek

• Bakmadığım konular, çözmediğim çıkmışlar olmasına rağmen konsere

gitmek

• Eski sevgiliye mesaj atmak...kaos

• Hasta olmak

• Yarınlar yokmuşçasına dizi izlemek

• Ulusal bir etkinliğe gitmek

• Ders çalışmak :)

• Sınavdan önceki gün şehir dışına çıkıp sınav sabahı okula gitmek

• Son gece 3 e kadar pes oynamak

• Partiye gitmek

• Dizi izlemek

• Sarhoş sınava girmek

13


ROPÖRTAJ

KILÇIK DERGİ

2-Şu anki alanınıza sizi iten özel bir sebep

var mıydı?

Prof. Dr. Ahmet Tevfik SÜNTER

1-Tıp Fakültesi’ni seçme sebebiniz

neydi, bir seçme şansınız daha olsa

yine tıbbı mı seçerdiniz?

Evet, bizim lise sonda olduğumuz

dönemde tıp çok popülerdi, hekimlik

mesleğinin bir saygınlığı vardı. Bugün de

hala saygın diyebiliriz ama toplum nezdinde

biraz bu saygınlığı azalmış durumda

diye düşünüyorum. Ben aslında hep

mühendislik düşünüyordum son sınıfa

kadar. Son sınıfta biraz da çevre etkisiyle,

arkadaşlarımın etkisiyle sınıfta tıp furyası

oldu. Biz mesela Omü Tıp Fakültesi’ne 7

kişi geldik otuz kişilik sınıftan. Bu anlamda

biraz akran baskısı diyebiliriz buna.

Ama sonradan sevdim mesleğimi. 6 yıllık

eğitim dönemimden sonra 4 yıl pratisyen

olarak çalıştım. Bu dönem de benim için

keyifliydi. Yani seçimime neden olarak

kısaca hem liseden mezun olduğum dönemde

ki tıbbın popülerliği, hem de arkadaşlarımın

etkisi diyebilirim.

Halk sağlığına beni iten özel bir sebep

yoktu. Biliyorsunuz TUS diye bir sınava

giriyoruz, buradaki puanım burayı

tuttuğu için halk sağlığına başladım. 2 yıl

kadar hasta hekim görüşmesinin kopması

nedeniyle bayağı zorlandım, sıkıntı çektim.

Ama ondan sonra alıştım ve bu alanın

da zevkli bir alan olduğunu gördüm.

Ki bugünki çalışma koşulları itibariyle

baktığımızda da hekimlik açısından belki

hasta tedavi edip hekim olarak bir hizmet

sunmuyorsunuz ama sağlık yöneticisi ya

da sağlık hizmetleri planlanmasında farklı

görevler alarak yine sağlığa bir katkı sunabiliyoruz.

O anlamda şimdi ki halimden

memnunum.

3-Öğrenci toplulukları hakkındaki düşünceleriniz

nelerdir?

Öğrenci toplulukları eğitim sürecinde

öğrencilerimizin mesleki eğitimin yanı

sıra sosyal birtakım aktivitelerde bulunmalarını,

sosyal sorumluluk projelerinde

yer almalarını sağlıyor. Mesleğe başlamadan

önce toplumla karşılaşmalarını sağlıyor.

Mesela ben TurkMSIC topluluğunun

danışman öğretim üyesiyim. Gruptaki

arkadaşlarımız çeşitli hastalıklara yönelik

bilgilendirme aktiviteleri düzenliyorlar.

Daha öncesinde bir mahallede sağlık taraması

yapmışlardı. Yani onların hem kendi

açılarından mesleğe hazırlıklarına katkısı

oluyor hem de toplumu erken aşamada

tanıyarak yarın mesleğe başladıklarında

sudan çıkmış balık gibi hissetmelerini

önleyen bir uygulama oluyor bu öğrenci

topluluklarının aktiviteleri. O açıdan ben

olumlu bakıyorum.

14


KILÇIK DERGİ

ROPÖRTAJ

4-Henüz yolun başı olan birinci sınıf

öğrenciliğinden internlüğe kadar olan

süreçte tıp öğrencilerini neler bekliyor,

sizin tavsiyeleriniz nelerdir?

Bildiğiniz gibi bizim eğitimimiz probleme

dayalı, aslında karma bir eğitim, tam

probleme dayalı bir eğitim de uygulayamıyoruz.

Ama şöyle bir baktığımızda ilk

3 yılımız daha çok temel bilimler ve klinik

öncesi hastalıklar konusunda bilgi sahibi

olmaya yönelik bir eğitim izliyoruz. Daha

sonrasında 4. sınıftan itibaren klinikle karşılaşma,

bu hastalarla diyaloğa girme ya

da hasta hekim ilişkisinin başladığı noktada

fonksiyonlar oluyor. 1’den 6’ya kadar

neler öneririm? Özellike kliniğe geçtiklerinde

sıkıntı yaşamamaları için ilk 3 yıldaki

konuları iyice kavrayarak yılları değerlendirmelerini

öneririm. Bunu sadece teorik

bilgi anlamında değil, sizler de biliyorsunuz

multidisipliner uygulamalar dediğimiz

pratiğe yönelik hastayla erken tanışmayı

sağlayan uygulamalarımız var. Bunlardaki

becerilerini geliştirmeleri, 4. Sınıftan

itibaren staja başladıklarında klinikte birtakım

uygulamalara giriştikleri zaman onlara

kolaylık sağlayacak. O anlamda bu

3 yıldaki fırsatları iyi değerlendirmelerini

öneririm. 4’te 5’te kliniklerde öğrenci sayısının

fazlalığı nedeniyle belki çok fırsat

bulamayabilecekler. Bunu bir olumsuzluk

olarak söyleyebilirim ama mümkün olduğunca

servislerde mutlaka bir ders nedeniyle

bulunma gerekliliği gibi algılamasınlar.

Fırsat bulduklarında gitsinler serviste

asistan abla/ağabeyleriye konuşsunlar

onlara soru sorsunlar. Vizitlerde hocalarımızın

vizitlerine katılarak onlardan alabildikleri

her şeyi almaya çalışsınlar. Yani

mümkün olduğunca bu işi böyle yapılması

mecburi bir eğitim faaliyeti

gibi değil de yarın hayatlarını yönlendirecek,

kariyerlerini belirleyecek bir işin basamakları

olarak görsünler ve mümkün

olduğunca bu işin içine girsinler yani şu

ders bitse de fakülteden gitsem diye bakmasınlar,

mümkün olduğunca hastane

havasını solusunlar.

5-Genel olarak okul için veya öğrenciler

genelinde 3 şey değiştirmek isteseniz

bunlar ne olurdu?

Öncelikle çok muzdarip olduğum

bir şey var. Amfilerde bir iki kişiye ders

anlatmak... Belki katılımı arttırmayı sağlayacak

bir yöntem olabilir. Bunun en kestirme

yolu yoklama gibi görünüyor ama

yoklama da çok anlamlı gelmiyor bana.

Yani zorla getirmektense öğrenciyi burada

anlatılanların gerçekten kendisine yararlı

olduğuna inandırarak derse katılımı sağlamak

gerekiyor. Bizim konularımız klinikle

çok bağlantılı değil. Hasta ve hastalıkla

ilişkili görünmediği için belki çok ilgi çekmiyor

derslerimiz. Bu anlamda ne yapabilirim

diye de düşünüyorum ama çok fazla

da bir alternatif geliştiremiyorum çünkü

temelde teorik bir şeyleri anlatıyorsunuz

ve bunların yarın mesleğe başladıklarında

ne kadarıyla karşılaşacakları konusunda

bir fikirleri yok arkadaşların o yüzden

derslere katılımı arttıracak bir yöntem bulabilsem

bunu uygulardım. Yani derslere

katılımın artmasını isterim. Onun haricinde

hani derslere katılma düşük derken

sanki öğrencilere yönelik bir yakınma gibi

algılanabilir ama biraz da iğneyi kendimize

batıralım. Öğretim üyeleri olarak eğitim

konusuna biraz daha ağırlık vermemiz

gerektiğini düşünüyorum. Burada klinikteki

arkadaşlarımızın iş yükünün çok ağır

olduğunu biliyorum.

15


ROPÖRTAJ

KILÇIK DERGİ

Onların iş yükünü hafifletip gönülden katılacaklarını

düşündüğüm eğitim faaliyetlerine

daha fazla zaman ayırabilmelerini

sağlamaya çalışırdım.

Yani hastane ortamındaki hasta yükünü

onların üzerinden biraz alıp eğitime daha

fazla katkı sağlamalarına yönelik bir düzenleme

yapabilmek isterdim. Üçüncü

olarak okulumuzun tıp fakültesi olarak

eğitim programı çok yoğun, sosyal aktivitelere

zaman bulma konusunda öğrencilerimiz

sıkıntı yaşıyorlar. Haftanın belirli

günlerini onlar için boşaltıp, mesela bir

çarşamba günü öğleden sonrasını farklı

sosyal aktivitelerle değerlendirmelerini

sağlamaya çalışırdım. Artı hep seçmeli

programlar uygulanıyor ama mümkün

olsa da öğrencilerimiz diğer fakültelerden

seçmeli dersler alabilseler. Ama bu bizim

eğitim programımız ve takvimimizle diğer

fakültelerinki çok uyuşmadığı için biraz sıkıntılı

oluyor. Örneğin neden bir tıp fakültesi

öğrencisi seçmeli ders olarak güzel

sanatlardan resim ya da müzikle ilgili bir

dersi seçmeli almasın ya da belki veterinerliği

ilgisi var oradan bir hayvan sevgisiyle

ilgili bir seçmeli ders alabilir. Ziraatla

ilgili alabilir. Fen edebiyat fakültesinden

olabilir. Böyle farklı fakültelerden seçmeli

dersler alınması hem öğrencimizin fakültemizin

ders yoğunluğundan sıyrılıp bir

nefes almasını sağlar hem de diler fakültelerle

diyaloğu geliştirebilir. O anlamda

özellike seçmeli derslerin kapsamının geliştirilmesi

ve öğrencilerimize biraz daha

sosyal aktivitelere ayıracakları zaman tanımak

isterdim.

6- Sizce de geçme notu çok yüksek

değil mi?

Şimdi samimi olarak söyleyecek olursam

70 bana göre de yüksek bir not. Burada

70 notla geçildiğinde tam anlamıyla istenilen

eğitimin sağlandığını garanti edecek

bir şey var mı? Mesela pdö oturumlarında

görüyoruz bunu veya sohbetler sırasında

öğrencilerimizin dilinde hep çıkmış sorular.

Yani çıkmış soruları sorarak bir önceki

yılın sorularından çalışmış öğrencinin 70

alıp geçmesiyle yeni sorular hazırlanarak

bir öğrencinin geçmesi aynı şey değil. O

anlamda sınırı sadece 70 tutmakla değil,

bizlerinde üzerimize düşen sorumluluğu

yerine getirerek yeni sorular hazırlamamız

yararlı olur diye düşünüyorum ama 70

notunun da 60’a çekilebileceğini düşünüyorum.

50 belki çok düşük olur ama 60

kabul edilebilir bir not diye düşünüyorum.

16


KILÇIK DERGİ

ANKET

Sizce Samsun OMÜ Tıptaki en güzel

şey nedir?

1. Manzarası

2. Hocaların kaliteli olması

3. Deniz olan bir şehirde olmasi

4. Manzara

5. Vet’in alt katındaki yemekler

6. Samsun'da olması

7. Kampusu

8. Onun gözleri

9. Öğrenci işlerinin bitanesi Osman

abi :)

10. Devam sıkıntısı olmaması

11. Vampir köylü pdöler

12. 2.5 liraya yemek yemek

13. Osman abi

14. Dersliklerin girişindeki bankların

orada duran ağaçlar

15. Amfi

16. Osman abi

17. Bütün zorluklarının bile eğlenceli

olması

18. Sevdiceğim

19. Sınıf geçebilmek

20. Tıp olması

21. Klinik eğitim

22. Verdiği esaslı eğitim

23. Hocalarımız

24. Tıp dersliklerinin önündeki çardak

25. Yeşillik çok ya o güzel.

26. Hastanenin manzarası....

27. Yemyeşil kampüs ve renk renk çiçek

açan ağaçlar

28. Hastanenin 9.katindan deniz manzarası

izlemek

29. Öğrenci öğretmen dayanışması

30. Atakum’da olması

31. Yerleşkesi

32. Atilla hocanın sempatikliği (Atil

la Güven Atıcı)

33. Sınavların cuma günü yapılması

34. Bitiyor olması

35. O

36. Tıp Fakültesi yazılı bir tabela olma

ması

37. Profesör sayısı

38. Gardaşlarım

39. A

40. Kamuran abi

41. Manzaraa

42. Eğitim kadrosu ve hastanesinin

gelişmiş olması

43. Kampüs

44. PDÖ lerdeki hoş sohbet

45. Labları

46. Kafam

47. Ben

48. Derse katılım zorunluluğunun olmaması

49. Büşra

50. Bence tıpçıların meşgul olması

hakkında birbirlerini anlamaları

51. Mahmut Şahin

52. Kızlar

53. Öğrenci işleri :)

54. Kendine has olması :)

55. Vet cafe muhabbeti

56. Ders zorunluluğu olmaması

17


ANKET

KILÇIK DERGİ

18


KILÇIK DERGİ

ANKET

19


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

KILÇIKMOJİ

Fakültemizin değerli emektarlarını eşleştiriyoruz!

Cevaplar son sayfada :)

1)

a) Gamze Alaylı

2)

3)

b-) Mahmut Şahin

c-) Cankon

Germiyanoğlu

4)

d-) Kemal Baysal

20


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

5)

6)

e) Çağlayan

Yağmur

f)Asuman Birinci

7)

g)Alişan Yıldıran

8)

h)Cevdet abi

9)

i)Engin Çiftçioğlu

21


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

10)

j) Tolga Küçük

11)

k)Ferşat Kolbakır

12)

13)

l)Hasan Tahsin

Keçeligil

m)Kenan

Erzurumlu

14)

n)Osman Abi

1-a 2-d 3-b 4-c 5-g 6-h 7-e 8-i 9-f 10-l 11-n 12-j

13-k 14-m

22


KILÇIK DERGİ

KARİKATÜR ANKET

23


CAPS

KILÇIK DERGİ

24


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

SECRET SCIENCE

Tıp nereye gidiyor? Sağlıklı Yaşam & Beslenme,

Evrim ve Ornitoloji, Yapay Zeka konularını

katılımcılarla ve sürpriz bir hocamızla birlikte

tartıştığımız, bilimsel ve samimi bir sohbet.

FARKLI BİR YILBAŞI

Yılbaşını hastane odasında geçirmek zorunda kalan çocukların yüzlerini güldürmek için

yaptığımız bu anlamlı etkinlikte hediyeler dağıttık, hastanemizi süsledik , kostümler giydik, pasta

kestik ve beraber çok eğlendik. Yeni yılın ilk gününde onlara yalnız olmadıklarını hissettirdik.

25


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

NÖROBİLİM PANELİ

Bu etkinlikle bilim ve sanatın bir bütün olduğunu

gözler önüne sermeye çalıştık. Bir tam

gün süren, okulumuzdan iki, İstanbul’dan misafir

ettiğimiz bir hocamızın katıldığı etkinlik öğrencilerin

de panel kapsamında aktif sunum yapmaları

için fırsat oldu.

BAKIMEVİ ZİYARETİ

Tanılı ruhsal hastalığı olan bireylerin kaldığı

bakım evi ziyaretinin amacı buradaki kişilerin

sosyalleşmeleri ve topluma adaptasyonlarına

katkı sağlamaktı.

26


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

TEDDY BEAR HOSPITAL

Anaokulu çocuklarının doktor korkularını

yenmeyi amaçladığımız etkinliğimizde, ayılar,

enjektörler yardımıyla çocuklara aslında hastane/doktordan

korkmanın yersiz olduğunu göstermeyi

amaçlıyoruz.

HUZUREVİ ZİYARETİ

Samsun Büyükşehir Belediyesi Huzurevi’ndeki

büyüklerimizi ziyaret ettiğimiz bu etkinliğimizde

onlarla hoş sohbetler ederek yaşam

tecrübelerinden faydalandık, toplu olarak kullandıkları

alanları gezip onlarla yakından tanıştık.

27


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

BARINAK ZİYARETİ

Samsun Hayvan Barınağı’ndaki patili

dostlarımıza sevgi dolu bir ziyaret! Bu etkinliğimizde

barınaktaki hayvanlara mama götürdük

ve onlarla keyifli vakit geçirdik.

TRAINING WEEKEND

İki gün boyunca süren ve dolu dolu geçen

etkinliğimizde Emsa eğiticilerine ev sahipliği

yaptık. Çeşitli eğitimler ve workshoplarla oldukça

verimli bir etkinlik süreci geçirdik. Katılımcılarımızın

sosyal becerilerini geliştirebileceği ve

değişik deneyimleri yaşayabileceği bir programa

sahip etkinlik gerçekleştirmiş olduk.

28


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

DÜNYA RUH SAĞLIĞI GÜNÜ ETKİNLİĞİ

Dr.Aytül Karabekir’in katkılarıyla Dünya

Ruh Sağlığı Günü’nde ‘’Değişen Dünyada Gençler

ve Ruh Sağlığı ‘’kapsamında ‘’Ruhsal Esneklik

ve Dayanıklılık’’ konferansı yaptık.

USMLE VE AMERİKA’DA DOKTORLUK

SEMİNERİ

USCAMP kurucu ortaklarından Furkan

Hamamcı’yı misafir ettiğimiz bu etkinlikte USM-

LE giriş şartları, sınav basamakları ile ilgili bilgiler

edindik. Amerika’daki doktorluk şartlarına genel

bir çerçeveden bakma imkanı bulduğumuz bu

seminerde konu hakkında aklımıza takılan sorulara

da cevap bulduk.

29


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

MEME KANSERİ FARKINDALIK STANDI

‘’Erken tanı hayat kurtarır!” diyerek farkındalığı

arttırmayı amaçladığımız bir saha etkinliğimiz.

İl Sağlık Müdürlüğü’nden de hazırlık

aşamasında destek alarak açtığımız bu stand

sayesinde pek çok kişiyi meme kanseri hakkında

bilgilendirme ve bilinçlendirme imkanı bulduk.

RUHA DAİR KONFERANS

Prof. Dr. Ömer Böke hocamız ile “Ruh

Sağlığı” hakkında konuşup sorularımızı sorarak

ve aynı zamanda yoga hocamız Esma Bal ile

meditasyon ve nefes egzersizleri yaparak oldukça

verimli bir gün geçirmemizi sağlayan bir konferans

gerçekleştirdik.

30


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

TWINNING PROJESİ

EMSA İstanbul ile hazırladığımız bu projenin

ilk ayağını İstanbul’da, ikinci ayağını Samsun’da

gerçekleştirdik. Hem akademik hem de

sosyal yönden oldukça yoğun olan program dahilinde

birçok medikal uygulamaya katılım, yeni

arkadaşlıklar edinerek deneyim paylaşımı yapma

imkanı bulduk. Bir sonraki projemiz ise İzmir ile

gerçekleşecek. Bu projeyi uluslararası alanda da

diğer tıp fakülteleriyle yürütmek için daha önceki

yıllardan Almanya ile edindiğimiz tecrübelerimizin

de yardımıyla hazırlıklarımız devam etmekte.

EMSA KİTAP KULÜBÜ

‘’...gerçi elimizin altında kitaplar var ama

bu canlı bir sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor.

Çok da doğru olmayan bir kıyaslama

yapmama müsaade edecek olursanız, bence

kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor.”

8 Ocak tarihinde Anton Çehov’un Altıncı

Koğuş’u ile EMSA Kitap Kulübü olarak buluşmalarımıza

başladık. Düzenli aralıklarla belirlenen

kitapları okuyan arkadaşlarımızla buluşup kitap

hakkında her şey üzerine konuşuyoruz. Kitabı

okuyan her bir farklı bireyin bakış açısına tanık

olma imkanı buluyoruz.

31


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

KURULTAYLAR

Avrupa’nın birçok ülkesinden gelen EMSA üyeleri ile uluslararası,Türkiye’nin birçok şehrindeki

EMSA Türkiye üyeleri ile ulusal kurultaylarda senede iki kez, sonbahar ve ilkbahar, buluşuyoruz.

Altı tane çalışma kolunun ayrı oturumları,çeşitli workshoplar ile dolu dolu geçen bu kurultaylarda bir

önceki dönemi değerlendiririp bir sonraki dönem için çalışma planları oluşturuyoruz.Aynı zamanda

EMSA ‘yı daha yakından tanıma,pek çok kültürden insanla tanışma ve deneyim paylaşımı yapma

imkanı buluyoruz.

2017 yılında EMSA Samsun olarak ev sahipliği yaptığımız Sonbahar Kurultayının halen daha

EMSA Türkiye üyelerince çok güzel anılarla hatırlandığını söyleyebiliriz.

32


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

NATIONAL COORDINATORS’ AND ENTHUSIASTS’ MEETING

EMSA Samsun bünyesinde yapılan uluslararası etkinliktir.

NCM, 15 yılı aşkın süredir bahar aylarında düzenlenen EMSA’nın en büyük toplantılarından

bir tanesidir. Yaklaşık 150-200 katılımcıyla düzenlenen toplantıda katılımcılar, Avrupada sağlık

sorunlarına yönelik konularında güncellemeye yönelik workshoplar, çalışma kolu projelerine

katılırlar. Ayrıca, Avrupa’nın dört bir yanından gelen EMSA üyelerinin becerilerini geliştirmeye yönelik

ve ülkelerine döndüklerinde bilgi-beceri aktarımını sağlamak ve yeni projeler başlatıp uygulayabilmek

için yüksek kalite eğitimler verilir.

Katılımcı sayısı: 150-200 kişi (25 farklı ülkeden katılımcı)

Toplantı Ana Teması: Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

33


ANKET

KILÇIK DERGİ

8.30 pdösü bir hayvan olsa ...... olurdu, çünkü ......

• Kertenkele

• Timsah çünkü sınıfa gireni anlık olarak yutuyor. Aynı zamanda yandaki

rakiplerin hepsi yırtıcı dişli filan .

• Sivrisinek. cunku öldürmüyo süründürüyo

• Koala olurdu. Çünkü 8.30 pdösüne asla %100 uyanıklıkla gidilmez.

• Uğur böceği. Pratikte iyi bir şey ama sonuçta böcek

• Karga olurdu o saatlerde her ikisinin de sesi çekilmiyor

• Erken öten horoz...

• Kaz çünkü güzel şey ama kötü davranışlı

• Fil

• Karga olurdu. Sabahın o kadar erken saatinde olmasına başka bir açıklamam

yok :(

• Kaplumbağa olurdu çünkü zaman çok yavaş geçiyor

• Afrika bizonu olurdu çünkü hiçbir şeye bu kadar yabancı değilim

• Örümcek nefret ediyorum

• Seni sabahın köründe uyandırmaya çalışan evcil hayvanın olurdu. O saatte

uyanmak işkence ama seviyorsun da işte...

• Manda olurdu çünkü ağır ve yavaş.

• Ornitorenk olurdu çünkü daha önce hiç görmedim.Hazırlığım ben abi.

• Kara sinek olurdu. Sabah uykunun en güzel yerinde kulağının dibinde vızıldayan

sinir bozucu kara sinek.

• Koala olurdu çünkü halimizden en iyi o anlar..

• Koala olurdu çünkü bana guytondan fizyoloji okumak sadece uykuyu anımsatıyor.

Hele ki İngilizce Guyton....

• Boa yilani... Fark etmeden içinde kaybolurken buluyorsun kendini

• Yılan

• Ayı olurdu. Çünkü uzaktan bakınca sevimli ama yanına yaklaşınca korkunç

• Arı olurdu çünkü sana zarar verdiğini bile bile ona ihtiyacın var

• Koala çünkü uyumaktan başka bi şey düşünemiyorum.

• Sivrisinek olurdu çünkü ikisi de hep güzel uykuları mahvediyor

• Panda... Hayat enerjimi tüketti

• Sivrisinek olurdu. İnsanı sürekli rahatsız ediyor.

• Koala olurdu çünkü en az o kadar uykulu oluyorum

• Sivrisinek olurdu. Çünkü işlevsiz ve rahatsız edici

34


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

35


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

36


KILÇIK DERGİ

KILÇIK ANKET DERGİ

37


twıtter köşesİ

KILÇIK DERGİ

38


KILÇIK DERGİ

KARİKATÜR ANKET

39


ROPÖRTAJ

KILÇIK DERGİ

3-Öğrenci toplulukları hakkında ne düşünüyorsunuz,

sizce faydalılar mı ve

yeterli desteği görüyorlar mı?

Doç. Dr. Murat Sinan ENGİN

1-Tıp fakültesini seçme sebebiniz neydi,

bugün seçecek olsanız bir daha seçer

misiniz?

Ben altı yaşından beri zaten doktor

olmak istiyordum ve bir seçme şansım

daha olsaydı yine tıp fakültesini tercih

ederdim.

2-Sizi şu anki alanınıza iten özel bir sebep

var mıydı?

Evet, bende kendimi bildim bileli tıp

sevgisi vardı ve bunun yanında mühendislik

becerisi vardı. Oyuncakları parçalar,

söker yeniden toplardım, ilkokuldayken

devreler yapardım. Becerim mühendislik

ama sevdiğim şey tıp. Tıpa girdim ve

bana bir makine lazımdı. Makine olarak

da bulduğum şey gezegende makine yapan

tek organik makineydi, yani el. Bir

yeri tamir etmek istiyorsanız size vektör

lazım, geometri lazım, fizik lazım, hesap

kitap lazım; testere, tornavida, matkap lazım.

O yüzden de su aktı, yolunu buldu ve

ben bu makinenin cerrahı oldum. Çünkü

düşünürseniz burada mimari var, güç var,

transmisyon var.

Bence çok faydalılar, bir kere öğrenci

toplulukları üniversite öğrenciliğinin

profesyonelce yapılmasının bir örneğidir.

Çünkü üniversite öğrencisi, hayatının en

güzel yıllarını hayatını kazanacağı mesleği

öğrenmek için bir yatırım aracı olarak

kullanır ve karşılığında bir meslek kazanır.

Maalesef öğrencilerin ilkokuldan başlayarak

bu bilince sahip olması sağlanmıyor,

üniversite öğrenciliği de bunun bir istisnası

değil. Üniversite öğrencileri, öğrenciliği

belirli bir müfredatı görmekten ibaret

olduğunu zannediyorlar ve o müfredatı

görüp, sınıfları geçip sınavları verince her

şeyin hallolacağını sanıyorlar ancak bu

doğru değil. Kimse size elinizde bir kağıt

var diye iş vermek zorunda değildir. Size

bir işi yapabiliyorsanız, bir mesleğiniz varsa

iş verilir. Tıpta şöyle bir durum var, tıp

öğrencilerinin hata sayılır bir kısmı tıbbı

doktorluğu sevdikleri veya gönül verdikleri

için değil, mezun olduklarında hazır iş

bulacakları için tercih ediyor ki bana soracak

olursanız sevmeyen birinin tıp eğitimi

alması, doktorluk yapması kişinin kendine

yapabileceği en kötü şeylerden bir tanesidir

Sorunun diğer kısmı şu, yeterli desteği

alıyorlar mı? Bu desteği talep edecek

olan ve bu desteği talep etmek için

gerekçeleri sunacak olan kişiler öğrencilerin

bizzat kendileri. Tıp öğrencilerinin

ben sadece isimlerinin öğrenci olduğunu

düşünüyorum çünkü öğrenci üniforma giyer,

okula gider, okula girdi mi saati gelmeden

sınıftan çıkamaz oysaki üniversite

öğrencisi reşittir, bir bireydir ve her şeyin

sorumluluğu öncelikle kendisindedir yani

destek almayı hakeden her zaman desteği

görür, önemli olan bir şeyler yapmaktır.

40


KILÇIK DERGİ

ROPÖRTAJ

4-Henüz yolun başında olan birinci sınıf

öğrenciliğinden intörnlüğe kadar olan

süreçte tıp öğrencilerini neler bekliyor,

sizin tavsiyeleriniz nelerdir?

Çok fazla tavsiyem var ama özetleyecek

olursak ; çok sayıda tıp fakültesi

var ve hepsi mezun verecek. Bu mezunlardan

büyük bir kısmı sek evrak dolduran

memurlar olacak. Eğer sek evrağı dolduran

çoğunluğa benzemek istemiyorsa bir

tıp öğrencisi öğrenciliğini farklı geçirmek

zorunda. Tavsiyelerim şunlar; yabancı dili

geliştirmek adına üst sınıfın ders notlarından

değil ingilizce ders kitaplarından

çalışsınlar. Ben bunu yaptım. Bir diğeri

ise mesleği öğrenmeyi önemsesinler. Şu

anda tıp öğrencilerinin çoğunun gözünde

6 yıllık bir tıp eğitimi koskocaman bir TUS

kursuna dönüşmüş durumda. TUS sınavı

mesleki donanım ölçmez, hekimlik becerisi

ölçmez, 6 ay içerisinde ne kadar ezber

kasabildiğinizi ölçer. Peki kalan 5 buçuk

yıl ne için? Mesleği öğreniyor musunuz?

Tavsiyem mesleği öğrenmeleri. Peki bu

nasıl olacak?Temel birimlerde bir kere siz

PDÖ görüyorsunuz.1. ve 2. oturum arasında

mutlaka kliniklere gidip PDÖ’lerinde

geçen hastayı görmeleri, olmadı görmedilerse

de o hasta hakkında bilgi sahibi

olmaları, sorup soruşturmaları gerekir.3.

sınıfın sonuna kadar temel tıpçı mı dahiliye

mi yoksa cerrrah mı olmayı istediklerini

saptamaları gerekmektedir. Bu temel

yol ayrımına 3.sınıfta varılır. Sonra da o

yönde kendilerini geliştirmeleri, kliniklere

gitmeleri, artık hangi branş ise onun uygulamalarına

iştirak etmeleri, asistanlarla

arkadaşlık kurup o asistanlarla nöbet tutmaları,

hasta görmeleri ve donanım kazanmaları

lazım.

Ayrıca mesleksel becerileri ciddiye almaları

gerekiyor.

Bir sütur örneğinden gideyim; sütur pratiği

örneğinden. Şimdi verilmiş yapılandırmaya

göre bir sütur pratiğinde katılımcıların

çoğu geçer notu alıyor. Ama bana

dense ki yapılandırmayı bir kenara bırak,

sen söyle bu öğrenci dikiş koyabiliyor mu

koyamıyor mu deseler katılımcıların yüzde

sekseni geçer puan alamaz. E peki

dikiş atmak nasıl öğrenilir? Bir saatlik

uygulama pratikleriyle öğrenilmez. Dikiş

koymak her plastik cerrahın değil her cerrahın

değil her hekimin öğrenmesi gereken

becerilerden biridir. Bu konuda ciddi

olan bir öğrenci ne yapar? Gider kendine

bir temel sütur kiti alır. Muz kabuğundan

dikmeye başlar. Sonra tavuk derisinden

devam eder. Sonra kliniğe iştirak eder. Bir

de gerçek dikişler koyar. Bu entübasyon

için de geçerli. Nazogastrik sonda için de

geçerli. Hepsi için geçerli. Bu işi ciddiye

alan bir öğrenci bunların hepsini uygulamış

olarak tıp fakültesinden çıkmalıdır.

Bunu müfredata göre değil kendi mesuliyeti

olarak görmelidir.

41


ROPÖRTAJ

KILÇIK DERGİ

5-Genel olarak okul için veya öğrenciler

özelinde üç şeyi değiştirmek isteseniz

bunlar ne olurdu?

Şöyle söyleyeyim bir kere biz tıp

fakültesi vasfını karşılayan tıp fakültelerinden

biriyiz. Ama değiştireceğim ilk şey

öğrenci sayısını üçte birine indirmek olurdu.

Çünkü çok kalabalık. Bu kadar kalabalık

bir tıp fakültesinin emsalini başka ülkelerde

görülebileceğini zannetmiyorum.

Birisi bu. Diğeri tıp öğrencilerinin daha

yolun başında bir profesyonel bir zihniyetle

bu işe girmeleri konusunda teşvik

edilmesi, eğitilmesi olurdu. Öğrencilerin

o çocuk zihniyetinden çıkıp mesleklerine

bir tutkuyla bağlanmalarını isterim. Fakat

bu tabiki öğrencilerden talep edilecek bir

şey değil. Öğrencinin zaten öyle gelmesi

gerekiyor buraya. Ancak dediğim gibi

tıbbı daha pragmatik sebeplerden tercih

ediyorlar. Ben isterim ki gençliğimiz

sevdiği şeyin peşinden gidecek özgürlük

ve cesarete sahip olsun. Ve sevdiği şeyi

yapsın. Buraya sadece tıbbı sevenler gelse

zaten konuştuğumuz sorunların birçoğu

çözülmüş olacaktır.

6-Sizce de OMÜ’de geçme notu çok

yüksek değil mi?

Hayır değil çünkü ölçme değerlendirme

şudur arkadaşlar: Geçme notu

kaç olursa olsun zaten soruların yapılandırılması

belirli bir çan eğrisini geçmesi

üzerinedir. Geçme notunun yükselmesi,

yüksek olması başarılı olanların değil başarısız

olanların mercek altına alınmasını

sağlar. Yani geçme notunun yüksekliğini

bu kadar gözünüzde büyütmeyin.Tıp öğrencisi

eşek gibi çalışır. Bu dünyanın her

yerinde böyledir. Bir başka fakültenin bütün

müfredatı boyunca okuduğu dokümanı

tıp öğrencisi bir yılda okur. Aslında

dünyada doktor olmanın, tıp diploması

almanın en kolay olduğu ikinci ülke biziz.

Amerika’da , Avrupa’da tıp fakültesine

girmiş olmak ordan çıkabiliriz manasına

gelmez. Ama burada herkes eninde sonunda

mezun oluyor. O yüzden bence bu

bir nevi hazırcı kafası değişirse geçme

notu da fazla göze görünmeyecektir diye

düşünüyorum.

42


KILÇIK DERGİ

KILÇIK KARİKATÜR DERGİ

43


KARİKATÜR

KILÇIK DERGİ

44


KILÇIK DERGİ

KARİKATÜR ANKET

45


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Ondokuz Mayıs Üniversitesi sağlık

topluluğu 2000’li yıllarda kurulmasına rağmen

2009 tarihinde tıp fakültesi çatısına girmiştir

ve kurulduğu günden itibaren misyonu

Türk tıbbiyesini ve Türk bilimini en üst seviyelere

çıkarmayı hedeflemek olmuştur.

Sağlık Topluluğu Ulubat ve 14 Mart

Tıbbiyeliler Derneği’ne mensup bulunmaktadır

ve çalışmalarını bilimsellik üzerine yoğunlaştırmıştır.

Sağlık Topluluğu olarak bu sene de

dahil olmak üzere 9 kez Ulusal Tıp Öğrenci

Kongresi düzenledik. Bu sene düzenlenen

kardiyoloji kongresine 44 farklı fakülteden

500 öğrenciyi ağırladık.

46


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

47


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Sağlık Topluluğu olarak bilimsel çalışmaların yanı sıra doktorların uğradığı şiddete farkındalık

yaratmak ayrıca fakülte dekanımız sayın Ayhan Dağdemir’in eşi Aynur Dağdemir’in

adını yaşatmak amacıyla gelenekleşen Aynur Dağdemir Bilgi Yarışmaları’nı düzenliyoruz.

48


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Gelecekte Türkiye’ye layık hekimler

yetiştirmek adına gönüllülük esaslı yurdumuzun

köylerini gezip, halka sağlık taraması,

köy okullarına yardım ve çocuklara bir takım

temel eğitimler düzenliyoruz.

49


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Başarılı bir tıp fakültesi öğrencisinin akademik yeterlilikten başka alanlara yönelmesi

ve sosyal olarak da kendini geliştirebilmesi adına ve ayrıca Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğrencisi

iken lenfomadan dolayı hayatı son bulan Yahya Kara’nın adını yaşatabilmek için bu

sene 13.sünü düzenlediğimiz Yahya Kara halı saha futbol turnuvamız yaptığımız faaliyetler

arasında bulunmaktadır.

50


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Gelecekte doktor olacak anasınıfı öğrencilerinin doktor korkularını yenmek hatta ileride

kendilerini de bu alanda gelişmelerine öncülük etmek adına okulları ziyaret edip, onlarla

vakit geçirip, doktorlara ısınmalarını sağlıyoruz.

Tıp öğrencilerinin mesleki hayatları ve uzmanlık konusunda kararlarının oturması için

okulumuzun başarılı akademisyenlerinden kendi doktorluk hayatları başta olmak üzere hayatlarında

yaşadıkları anıları ve tavsiyeleri öğrencilere aktarmasına öncülük ediyoruz.

51


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Ülkemizde oranı çok düşük olan kan bağışı olayına destek vermek adına fakültemizde

kan bağış etkinliği düzenliyoruz. ”Hayat kurtarmak kanında var” adlı etkinlikle farkındalık

yaratmayı hedefliyoruz.

52


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

14 Mart Tıp Bayramı’nda Atatürk’ün bize öğütlediği gibi gençliği yaşattığımızı ona

göstermek adına her sene Anıtkabir’i ziyaret ediyoruz ve organizasyona 64 farklı tıp fakültesinden

3000’i aşkın öğrenci katılıyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesinin misyonu ve vizyonu her daim

Türkiye’yi ileriye götürmeyi hedeflemektir...

53


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

54


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

55


ANKET

KILÇIK DERGİ

56


KILÇIK DERGİ

CAPS

57


KARİKATÜR

KILÇIK DERGİ

58


KILÇIK DERGİ

KARİKATÜR

59


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

60


KILÇIK DERGİ

ANKET

61


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

62


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

63


ANKET

KILÇIK DERGİ

OMÜ Tıp Fakültesi öğrencisinin en çok zorlandığı şeyler nelerdir?

• Sınıf geçmek.

• Derslerin çok erken olması

• Pdö lere yetişmeye çalışırken sınavlara çalışmayı bazen unutabilmek. Bide

içimde kalmasın söylemek istiyorum. Öğrenci işleriyle iletişim kurarken

çıldırmamaya çalışmak.

• 1. sınıfı geçmek... ve pdö

• Çıkmış soruları çözerken cevap anahtarının ya da sorunun doğruluğunu

bilemiyoruz. Keşke bilsek.

• Sınav haftası okeye dördüncü bulmak

• Sınıf arkadaşları

• Sınıf geçmek, staj geçmek, hocalara derdini anlatmak

• Öğrencilere karşı düşmanca/sert tavır sergileyen hocalar

• Sınavların çoğunluğunun 4 haftada bir olması bence. diğer fakültelerde 7 8

haftalık oluyo mesela 2 3 hafta yatıp sonra çalışabiliyorlar biz 2 hafta

yatmaya kalksak da pdö ve lab sınavları da olduğu için geriye kalan 2 haftada

yetişmesi zor oluyor. bir de şehir dışında okuyanlar için eve gidip gelmek de

dersler açısından sıkıntı oluşturuyor

• Sosyal hayat

• Para ve enerji

• 70 ortalama

• Omü tıp fakültesi öğrencisi olmak

• Sürekli sınav olmak.

• Anladığım kadarıyla hocalar.

• Pdö notlarının açıklanmaması, blokların konularının ağır ve dört hafta olması

ve birinci sınıftaki anatomi yoğunluğu.

• Geçme notunun 70 olması

• Omü’de tıp okumak :(

• 4 haftada bir sinav olusu

• Derslere girmek

• Bir blok başı bir de sonu var, ortasını bulamıyoruz gören varsa elden ele yayalım

• OMÜ tıp fakültesi

• 1. sınıfı, gecemiyorum abi hayatımda bu kadar takıldığım başka bir zaman

olmadı

• Onu tıp öğrencisi survivor zaten neyde zorlanabilir ki

• Yol ve amfi dersleri

• Sınavdan önceki son pdö

• Hayatta kalmak

64


KILÇIK DERGİ

KARİKATÜR

65


ANKET

KILÇIK DERGİ

Tıp Fakültesi öğrencisinin sosyal yaşamı

1. Var. Düzenli çalışmayla her şeyi yapabili

riz ama maalesef ben çalışamıyorum

2. Arkadaşı varsa vardır

3. Ders arasında kahve molası ile sınırlı

4. Az ve öz olanından

5. Arena

6. Secmeli bloksa güzel

7. Çardak.. pdö sonrasının vazgeçilmez

çardak muhabbetleri, dersliklerin önü :)) Omkanın

altı dediğimiz vet cafenin altı da vazgeçilmezdir

:) Onun dışında omü tıp ders çalışır,

çalışmadığında sahilde cafede oturur sonra

orda çalışır.. :) Şunu da es geçemem ki, omü

tıp öğrencisinin en sevdiğim yanı herkesin

dans kursu, heykel, resim, müzik aleti, bisiklet,

kampçılık, yamaç paraşütü gibi bir çok etkinlik

programında yer alması

8. Rüyalarındadır

9. Sınava 3 hafta kala ne olursa olsun pişmanlık

veren cinsten...

10. Şehir efsanesi değil miydi o ya

11. Kozmos cafe de mola vermek

12. Pdö sonrası atakum sahilde takılmak

13. Oldukça aktif bir sosyal yaşamım var,

fakültedeki arkadaşlarımın birçoğunun

böyle olduğunu görüyorum

14. Renklidir.

15. Kafelerden geceleri içilen iki biradan ve

sahilde gezmekten ibaret... DOB a giden birkaç

arkadaş da olmasa sosyal yaşantı yok denebilir.

Aslında sosyaliz de kaliteli sosyaller değiliz...

16. Ders çalışmaya gittiği kafe ve kütüphanelerden

ibarettir.

17. Öğrencinin kendi yaratabildiği kadar

18. Acınası

19. Kişiden kişiye değişir, soruya bak

20. Samsun’da gayet yoğun olur

21. Kişiden kişiye değişir. Ama sandıkların

dan daha sosyaliz bence. Hepsini aynı

anda götürüyorum ben en azından.

22. Yok denecek kadar azdır :(

23. Mdu aralarını beklerken kapının önünde

sohbet etmekten, derslerin arasında

boşluk olunca vette oturmaktan ibaret

24. Ne ya. Benim haberim yok öyle birşey

olduğundan.

25. Pdö sonrası yaşanan ayak üstü

sohbetler

26. Var

27. Öğrencilerin sosyal yaşamı konusunda

belirli bir prototip yok bence, bu tamamen

zaman dengesini kurabilmek alakalı ama yine

de derslerin ağır oluşu bu sosyal hayatı bi

miktar kısıtlıyor

28. Ne demek

29. Öyle bir şey varmış, duyuyoruz

çevreden.

30. Atakent civari kafelerde kahve icme

31. Benim pek yok da arkadaşlar aktifmiş

baya. Ben kendi çapımda takılıyorum.

32. Kütüphanede olduğu kadar

33. Ne ya

34. Samsunda olması en büyük avantajı.

Güzel bir sahil var, yürüyüş yapabilir, bisiklet

sürebilir hatta yüzebilirsin. Gayet sosyal ve

canlı bir şehir Samsun.

35. Gundem neyse

36. Kendi kantinimiz olmadığı için mecbur

Veterinerlik kantinindeyiz sürekli. Kır

Kafeyi geri istiyoruz!

37. Vardır

38. Yok. Ya da abartmazsam eğer herhangi

biri kadar olmayan ama elinden geldiğince

oluşturulan sosyal bir yaşam diyebilirim

39. İstediği aktiviteye istediği kadar vakit

ayırabilir; dersleri aksatmamak şartıyla

40. Kişiye göre değişir

41. Ev veya yurt hapsi

42. Arkadaşlarıyla kütüphanede mola

verdiği vakit

43. Tamamen alkolden ibarettir

44. Sosyal Yaşam LUL

45. Sosyal yaşam her zaman bireyseldir

sosyal olmak isteyen her fakültede

sosyal olabilir bence :)

46. Mood

47. Bir çok etkinliği ders çalışmaktan arta

kalan süreye sığdırmak için

programlamaktan ibarettir

48. Okuldan eve giderkenki sahil yolu

kadardır

49. Arada sırada sıkılınca felan bi

5 dakka sahile inmek

50. Kütüphane girişinde içilen sigara

51. Eğer zaman yönetmeyi biliyorsa

mükemmel

66


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

67


KILÇIK BULMACA DERGİ

KILÇIK DERGİ

68


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Baykuş Kafe

TurkMSIC Araştırma Değişimi Çalışma

Kolu olarak “Bir tıp öğrencisinden daha fazlası”

olma yolunda Baykuş Cafe isimli etkinliğimizi

gerçekleştirdik. Belirlediğimiz kafede düzenli

olarak buluşup birlikte TED konuşmaları izlediğimiz

ve onları değerlendirdiğimiz, bilimsel konularda

tartışma ortamı yaratacak ufuk açıcı konularda

sohbet edip ingilizce pratiği yaptığımız,

birbirimizi geliştirmeyi amaçlayan bir etkinlikti.

CV ve Motivasyon Mektubu Hazırlama Eğitimi

TurkMSIC Araştırma Değişimi Çalışma Kolu olarak tıp öğrencilerinin çoğunun yurt dışında ve

içinde staj yapmak ve araştırma projelerinde yer almak istediğini biliyorduk ve bu ihtiyaca yönelik

olarak staj başvuru süreci hakkında bilgilendirme yapmak amacıyla OMÜ Erasmus Ofisi kurumsal

koordinatörü/büro müdürü Emine Bol Yazıcı tarafından “CV ve Motivasyon Mektubu Hazırlama Eğitimi”

verildi.

69


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Organ Bağışla Hayat Bağışla

Ondokuz Mayıs Üniversitesi çocuk hastanesi

ve poliklinikler girişinde açtığımız stantlarda

insanlara organ bağışı hakkında bilgi verip bağışçı

olmaları için katkıda bulunduk.

Sağlıklı Köy Okulları

Terme Taşpınar ilkokuluna ziyarette bulunarak

oradaki çocuklar ve velilere kan ve organ

bağışı, diyabet, meme kanseri, ağız sağlığı gibi

konularda eğitim verdik.

Kutup Yıldızı

Tıp Eğitimi Çalışma Kolu olarak Ünye

Mehmet Refik Güven Fen Lisesini ziyaret ettik.

Tıp fakültesi ve üniversite sınavına çalışma stratejileri

hakkında bilgiler verdiğimiz etkinliğimize

katılan liseli arkadaşlarımız oldukça memnun

kaldılar.

70


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Anatomiye Nasıl Çalışırım ?

Doç. Dr. Mennan Ece Pirzirenli hocamızın

konuşmacı olarak yer aldığı etkinliğimize katılan

herkes oldukça memnun bir şekilde ayrıldı.

Prof. Dr. Kemal Balcı Münazara

Yarışması

Tıp fakültesi öğrencilerinin sadece derslerinde

değil, diğer konularda da başarılı olduklarını

göstermeyi hedeflediğimiz bir etkinlikti.

Münazara konusunda kendilerine güvenen katılımcılarımız

oldukça güzel bir tartışma ortamı

oluşturdular. Yarışmamızı da geçtiğimiz yıl hayatını

kaybeden Prof. Dr. Kemal Balcı hocamızın

adına düzenlemek istedik.

Hekime Şiddete Hayır

İnsan Hakları ve Barış kolu olarak iyice

şiddetlenen ve üzüntüyle karşıladığımız hekimlere

gösterilen şiddeti farklı bir bakış açısı ile ele

almaya çalıştık. Katılımcılara makyaj yapıp, gerçek

olmayan hikayelerin okunmasını sağlayıp

yanısıra hastane içinde hareketsiz, heykel gibi

durarak sağlıkta şiddet konusunda farkındalık

yaratmaya çalıştık. Bu sırada hastanedeki küçük

misafirlerimizin etkilenmemesi için onların da

yüzlerine boyama yaptık. Şiddet konusundaki

tepkimizi böylece ortaya koymaya çalıştık.

71


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Engelleri Aşıyoruz

Bir tıp öğrencisinden daha fazlası olma

mottosuyla çıktığımız bu yolda herkesin bir engelli

adayı olduğunu hatırlatmak gayesiyle

engel-li bireyleri anlamak ve onlarla empati

kurabilmek için önce 35 katılımcımıza bir

deneyim parkuru oluşturduk ve bu şekilde

kişilerin engelli bireyleri anlamalarını ve empati

yapmalarını sağladık. Sonrasında İnsan Hakları

ve Barış kolu olarak yaptığımız bilgilendirici

sunumu takiben “Sol Ayağım” filmini izlettik.

Sunum ve filmden eğlenceli kahoot soruları

sorarak yaptığımız değerlendirme ile dereceye

giren katılımcılarımıza hediyelerini verdik.

72


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Söyleyeceklerimiz Var

TurkMSIC İnsan Hakları ve Barış kolu olarak

temel konularımızdan olan hasta haklarını ele

aldık. Hastanemizde gerçekleşen bu etkinlikte

tıp fakültesi öğrencisi olarak hastalarımıza kendi

haklarını anlattık. Bu süreçte gayet olumlu ve

eğlenceli tepkiler aldık.

Gelecekteki doktorların böyle duyarlı olmaları

hastaları ayrıca motive etti fakülteye yeni başlamış

öğrencilerin hastaların haklarını bilmeleri onlar

için de ayrı bir umut kaynağı oldu. Bu zevkli

ve verimli geçen etkinlikte toplamda 350 hastaya

ulaşıldı.

1 Aralık Dünya AIDS Günü

1 Aralık Dünya AIDS Günün’de farkındalık

yaratmak için bu yıl ilk defa saha etkinliği yaptık.

Etkinliğimizi sağanak yağmura rağmen moralimizi

bozmayarak, şemsiyelerimizle broşürlerimizi

dağıtıp, halkı HIV ve AIDS konusunda bilgilendirerek

gerçekleştirdik.

73


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Tuzsuz Aşım Dertsiz Başım

Çobanlı iskelesinde gerçekleştirdiğimiz

hipertansiyon farkındalık etkinliğinde birçok

vatandaşımıza tansiyon ölçümü yapıp,

bilgilendirilmelerini sağladık.

AIDS Film Etkinliği

Dünya Aids gününü geçirdikten sonra

Aralık ayı bitmeden bir de AIDS konulu film etkinliği

düzenledik. Bu yıl ki AIDS konulu filmimiz

“The Normal Heart” oldu. Film eşliğinde mısır ve

içecek ikramlarımız oldu.Katılımcılarımızdan da

çok güzel geri dönüşler aldık, bir sonraki AIDS

konulu film etkinliğimizde görüşmek üzere.

74


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

Mültecilerle meme kanseri Farkındalığı

Her sene yaptığımız meme kanseri

etkinliğini bu sene çok güzel bir farklılıkla

mülteci kadınlar için gerçekleştirdik.

Çevirmenler eşliğinde iki sunum ve meme

maketi üzerinde uygulama yaptık.

Motivasyonumuzu çok yükselten bir etkinlik

oldu.

75


ANKET

KILÇIK DERGİ

Üniversitede yaşadığın en komik olay neydi ?

• Çoğu an komedi. Omü’de olmak biraz hem acıya hem tatlıya aynı anda göğüs

germek sanırım.

• Hatırlamıyorum.

• Hatırlamıyorum.

• İlk anatomi uygulama sınavı

• Yazabileceğim şeyler yok üzgünüm :((

• Final de neymiş diye story atıp büte kalmak...

• Ertelenen 8.30 dersine gelip sinirli sinirli dönerken dersin ertelenmediğini

öğrenmem

• Arkadaşımla ilk mdu’lardan birine hem geç kalıp hem de yanlış odaya girip üst

dönemlerin histoloji laboratuvarına girdik hoca çok geç kaldınız bitti zaten diye

fırçalamıştı fark edince nasıl çıkacağımızı şaşırdık hoca anlayıp karşıya

gitmemiz gerektiğini söyledi

• Öğrenciyi hoca sanmak

• Hocaya bilmediğim halde acetehaş diye bağırdığım ve amfinin kim bu

salak diye güldüğü an

• Vetin önünde yere düşmem

• Histoloji sınavında preparatı ters yerleştirdiğimi 1 ay sonra fark ettim.

• Tıp fakültesi dersliklerinde kaybolmam olabilir.

• Pek bir şey yaşayacak kadar zamanım olmadı:(

• Amfide oturacak yer bulamamam

• Henüz olmadı

• Henüz yaşamadığım...

• Sınıfta kalmak

• Fakültedeki ilk dersimde hoca 45 dk konuşup hadi konuya geçelim demişti.

Dersin bittiğini görünce amaan yetişmezdi zaten deyip gitmişti

• Histoloji labında birinin mikroskopu masadan düşürmesi.

• İlk geldiğim sene önlük törenine arkadaşlarla birlikte giderken tıp fakültesi

durağında inip arkadaşlarımın orada inmediğini farkedip(tören Atatürk Kültür

Merkezinde’ydi ve tıp fakültesi durağından bi sonraki durak oluyor) geri

otobüse binmeye çalıştığımda kapının yüzüme yüzüme kapanmasıydı sanırım

unutamıyorum bu anı

• Sarhoş girdiğim derste horlayarak uyanmam..

• Ayhan hocanın tek ayak üstünde zıplayarak ders anlatması

• Ağlayarak ders çalışmak

76


KILÇIK DERGİ

ROPÖRTAJ

Dr. Mustafa ÜNAL

1)Tıp fakültesini seçme sebebiniz neydi,

bir seçme şansınız daha olsa yine

tıppı mı seçersiniz?

İlk tercihime giremediğim için tıp

fakültesine girdim. İlk tercihim bilgisayar

mühendisliğiydi fakat şuan seçme şansım

olsa yine tıp fakültesi seçerdim.

2)Sizi şu anki alanınıza iten özel bir

sebep var mı?

3)Öğrenci toplulukları hakkında düşünceniz

nedir?

Öğrenci klüplerinin yönlendirmelerinin

çok iyi yapıldığını düşünmüyorum

ama çok iyi yapılması gerektiğine

inanıyorum. Öğrenciler artık eskisi gibi

değiller. 20-25 yaşına gelmiş bir insan

üretkenliğinin tepesinde olan bir insandır.

Onlardan çok daha iyi verim alabiliriz.

Vardı. Benim zamanımda TUS kaldırılmıştı.

Yani aile hekimliği ihtisası yapabilmem

için dil bilmem yeterliydi. Ben

de bu yüzden aile hekimliği seçtim.

77


KILÇIK DERGİ

KILÇIK DERGİ

4)Henüz yolun başı olan birinci sınıf

öğrenciliğinden intörnlüğe kadar olan

süreçte tıp öğrencilerini neler bekliyor,

sizin tavsiyeleriniz nelerdir?

Vallahi tıp öğrencilerini bekleyen

ve beklememesi gereken şeyler uykusuz

geceler ve çok ders çalışmak. Fakat

bunlar sadece yetmiyor çünkü aynı zamanda

bir tıp kültürü oluşturmaları gerekiyor,

dünyadaki önemli olayları ve tıbbi

gelişmeleri izlemeniz gerekiyor. Mesela

şuan hepinizin coronayı öğrenmiş olması

lazım. Yani bu aslında merak ders olarak

değil ama tıp kültürü açısından önemli.

Sonra da zaten özel bir çevreniz oluşacak

ve değişecek hayatınız.

6)Sizce de OMÜde geçme notu yüksek

değil mi?

OMÜ’de geçme notu nereden

baktığınıza bağlı.Bana sorarsanız yüksek

ama yüksek olması önemli değil. Yanlış

yere saldırması ömenli. Ezberciliği destekleyen

bir sistemi bizim desteklemememiz

gerekiyor.Bunun yerine öğrenciler

bir şeyler başardığında (bir araştırma vs.)

daha büyük bir destek ve not alabilirler.

5)Genel olarak okul için veya öğrenciler

özelinde üç şeyi değiştirmek isteseniz

bunlar ne olurdu?

Bir defa sınavı kaldırırdım ama

başka şekilde ölçerdim.Hasta başındaki

yeterliliğini, bir araştırma bulup ortaya

koyup koyamadığına yönelik ve bu konularda

ilgilerini arttırırcak seçimler yapmak

isterdim.

78


KILÇIK DERGİ

ANKET

Ertesi gün sınavın ama sana yapabileceğin

aşağıdaki aktiviteler soruluyor

hangisi için son gün ders çalışmayı

satarsın?

A )Sheraton’da Duman konseri : 6

(kişi sayısı)

B) SGF : 14

C) Samsunspor Şampiyonluk Maçı : 5

D) Ladik’de kayak yapma şansı : 5

E) Bütün yakın arkadaşlarının gittiği

Sinop turu: 21

Okulda yaşadığınız komik bir anı:

1. Burayı seçmem

2. Cem Kopuz hocamız dönem 1 de bize

final ya da hareket bloğu öncesinde son

önemli bir anatomi tekrar dersi yapmak

istedi ve amfi verilmedi. Dersliklerin önündeki

geniş yeşil alanda herkes yere oturdu

Cem Hoca yine de isteyenlere bir özet ders

yaptı, tam bir fedakar hoca hareketiydi :)

Komik olmasa da trajikomikti bence :)

3. Kardiyoloji doçentine yanlışlıkla

asistan muamelesi yapmak...

trajiko mik desek yanlış olmaz

4. Meftun hocanın azarlamasından dolayı

sinirden boş bi dolabın içine kafamı sokup

ağlamıştım.

5. 8:30da derse gelmemiz ilgili hocanın

ingilizce sınıfına gidip dersi orada anlatma-sı

ne hikmetse oradaki arkadaşların hocayı

uyarmaması ve dersi dinlemesi bizim 11:30a

kadar hoca beklememiz trajikomikti ama

olsun:)))

6. Ahmet Uzun’un dersleri

7. Zilyon tane var ama dergiye

bulaşmasalar daha iyi sanki dkdkdkkd

8. Dönem 1 ikinci kez histo labına giriyorum.

Asistan bitirdikten sonra mutlaka

makineyi kapatmamız gerektiğini söylemişti

çok net. Preparatları teslim ederken baktım

iki üç tanesi açık kalmış.

Sinirli sinirli kapatmaya çalışıyodum ki bir

arkadaş gelip sen mi oynattın bunları tekrar

gösterebilir misin şimdi falan diye kızıp asistana

şikayet etti beni. Meğer örnek preparatlarmış

herkesin bakması için...

9. Uyum haftasında pdö diye 3. sınıfların

amfi dersine girmek, arka tarafa oturup yanlış

yere geldiğimizi anlamak, arka kapıdan

çıkmaya çalışmak ama kapının kapalı olması,

ön kapıya giderek arkamıza bakmadan

kaçmak.

10. Kütübe gitmek istemezken arkadaşlarımın

kolumdan tutup kaldırarak beni tramvaya

kadar kaçırmaları..

11. Aslında çok var. Olaylar aklıma tam

gelmiyor. Engin Çifçioğlunun içinde olduğuna

eminim ama kanıtlayamam.

12. R11 de bir değil tam 2 insanin

kucağına düştüm jdjdhd

13. Acilin dili olsa da konuşsa

14. Hangi birisini yazayım

15. Öğrenci İşleri’nde sigortayla alakalı bir

soru sordum, görevli kadın bana UZEM’den

bahsetmeye başladı. Ben de kendisini sonuna

kadar dinledim, hatta arada UZEM’le

ilgili sorular sordum ve onları da cevapladı.

Sonra sözünü bitirince teşekkür edip çıktım.

Kapıdan çıkınca aklımda tek bir soru vardı:

Demin ne yaşandı yaa?

16. Komik mi bilmiyorum ama bir hasta

yakininin bizim asyali arkadasin maske takdigi

icin covid şuphelisi olarak görup onun

fotografini cekmesi :)

17. Önlük törenine önlük götürmemiştim.

Hüzünlü ve komik andı.

18. Hareket bloğunun anatomi sınavında

kolu bacak olarak görüp ordaki

bir sinirin ismini yazmıştım

19. Göğüs hastalıklarından Nurhan

Hocanın hastabaşıları.

Böyle bir gülmek yok ahjsj

20. Intornluk çok komik

79


ANKET

KILÇIK DERGİ

21. İlk aklıma gelen Levent hocanın derse

gelirken, dışarıda olanları amfiye kadar geh

bili bili diyerek götürmesi oldu. Bence komik

bir görüntüydü :)

22. sınavda camın önünde çiftleşen kedilerin

sesinden sınava odaklanamamıştık.

trajikomik

23. Okul hayatım

24. Laboratuvarda kadavranin adipoz

dokusunu görüp midem bulandiginda tuhaf

sesler çıkarmam ve insanların şaşırmasi

şuan aklıma gelen komik bir anı

25. Kar yağınca dersliklerin önünü kesinlikle

temizlemezler buzda kayıp düşmemek

için penguen yürüyüşü yapmıştık

Üniversite hayatınızda okulda ve Samsun’da

en çok özlediğiniz şey nedir?

1. Arkadaşlarım

2. Deniz manzarası

3. Arkadaşlarım dışında hiçbir şeyi

özlemedim

4. Samsun

5. Sevgilim

6. Sahil

7. Onun gözleri

8. Arkadaşlarımla hava güzel olur olmaz

sahilde yürümek kumda akşam müzik eğlenceleri,

piknik.. Ama şuan öyle günlerdeyiz

ki oturup okulun çardağında bir çay içmeye

hasret kaldık..

9. Sahilinde bisiklet sürmek

10. Sahilde özgürce yürümek ve arkadaşlarınla

okulda yapılan goygoylar

11. Arkadaş çevrem

12. Arkadaşlarımla beraber güneşli

bir günün akşamında sahilde ateş yakıp

oturmak

13. Arkadaşlarımla gezmek

14. Nerde o eski arkadaş ortamları...

15. Pdö ısınma oyunları...

16. Deniz kenarında yürümek oturmak

müzik dinlemek

17. Fast food

18. Samsunluyum, ikisini de katiyen

özlemiyorum

19. Samsun sahil

20. Atakum sahilde keyifli keyifli yürümek

ve bisiklet sürmek

21. Vette arkadaşlarımla oturmak :(

22. Çardak

23. Deniz

24. Arkadaşlar okuldan harika görünen

deniz manzarası

25. Arkadaşlarım ve sahil

26. Arkadaş ortamım ve okula gidip insan

yüzü görmek

27. Deniz ve yeşil

28. Boş zamanlarım

29. Hastane koridorlarında insanların

‘x bölümü nerede?’ diye sormasını

çok özledim, bilmiyorum nerede

cidden?

30. Arkadaslarim

31. Sahil.

32. O

33. Hicbir sey

34. Atakent sahilde arkadaşlarla yürümek

35. Evim

36. Anatomi lab sınavı öncesi gerginliği

37. Manitam

38. Tıp eğitimi alabilmek, arkadaşlarım,

sınırsız eğlence

39. Arkadaşlarım evim deniz

40. Sahilde basketbol oynamak ve

arkadaşlarla yürümek

41. 101

42. Ara ara gelen hastanenin camından

atlama düşüncesi

43. Blok sonu sınavları sonrası gelen

rahatlık ve o gün arkadaşlarımla tüm

gün gezmek

44. İnsanların veya bir şehrin veya bir

durumun ilk tanıdığım hali :(

45. Okulda en çok kantinde bedava

kahve veren ablayı özlüyorum bir de

sahilde bisiklet binmeyi

46. Yalnızlığım

48. Arkadaşlarla uzun ve boş

muhabbetler

80


KILÇIK DERGİ

ANKET

81


ropörtaj

KILÇIK DERGİ

Dr. Ersoy KOCABIÇAK

1-Tıp fakültesini seçme sebebiniz

neydi, bugün seçecek olsanız bir daha

seçer misiniz?

Çok kışkırtıcı bir soru bu Mehmet.

Tıp fakültesi tercihimi isteyerek mi yaptım

? On yedi on sekiz yaşlarında insan

belki de ne istediğini pek anlayamıyor. Ya

da çok istediğini sandığı bir şeyi zaman

geçtikçe daha az istiyor. O dönemde

Tıp fakültesini isteyerek yazdığıma emin

değilim. İlk ve ortaöğrenim hayatım boyunca

hem sayısal hem sözel alanda genelde

başarılı bir öğrenciydim. Yani ağır

basan bir kabiliyetim ya da daha düşkün

olduğum bir ders bir bölüm yoktu. Bizim

zamanımızda, ki bu 80’lerin sonuna denk

geliyor, başarılı öğrenciler ya tıp ya bazı

mühendislik bölümleri ya da hukuk tercihi

yaparlardı. Babam memur, annem ev

hanımıydı.

Özellikle benim ailem gibi orta gelirli

aileler çocuklarının doktor olmasını çok

isterdi. Sanırım mevki ve kazanç anlamında

bunu istiyorlardı. Anlaşılabilir

sebepler yani. Gerçi bugünkü hekimlerin

çalışma şartlarını ve kazançlarını bilebilecek

olsalardı halen aynı isteği duyarlar

mıydı bilmem. Ben de sanırım onların bu

isteğine rıza gösterdim. Aslında bir dönem

hukuk tercihi yapmak istediğimi de

hatırlıyorum. Çünkü sosyal bilimlere de

yatkınlığım ve hevesim aynı derecedeydi

fakat ailem pek sıcak bakmamıştı.

Bugün geçmişe dönebilsem tekrar

Tıp fakültesini tercih eder miydim ? Borges’in

bir anısı geldi bak şimdi aklıma.

Daha çok öyküleriyle bilinen ama aynı

zamanda şair ve düşünür de olan Arjantinli

çok ünlü bir sanatçı. Bir hayranı

kendisiyle karşılaşmış ve heyecanlanmış

tabii. ‘’Siz gerçekten Borges misiniz ?’’

diye soruvermiş. ‘’Zaman zaman’’ diye

cevap vermiş Borges. Benim de bu soruya

cevabım zaman zaman evet zaman

zaman hayır olacak. Tıp mesleğinin bugünkü

konumu özellikle ülkemizde hem

manevi hem maddi tatmin açısından pek

iç açıcı değil doğrusu. İnsanların egosunu

en çok tatmin eden şey başkasını

mutlu edebilme duygusuymuş. Sanırım

biz hekimler bu duyguyu mesleğimiz

sayesinde çok sık yaşayabiliyoruz. Toplumun

çoğu kesimine nazaran özgüveni

daha yüksek bireyleriz. Bu sayede hem

kendimizi hem yakın çevremizi mutlu

edebiliyoruz diye düşünüyorum. Benim

gibi akademisyenliği seçmiş hekimler

için diğer bir mutluluk ve tatmin noktası

siz gençlerle bir arada olabilmek ve akademik,

bilimsel bir çevrede yaşantısını

sürdürebilmek. Bazen bunun paha biçilemez

olduğunu düşünüyorum.

82


KILÇIK DERGİ

ropörtaj

Bazen değil, çoğu zaman diyelim. Fakat

ara sıra tecrübelerimizi gençlerle

paylaşmak sizler açısından sıkıcı olabilir.

Özdemir Asaf bir sözünde ‘’Öğüt taze

yenmemiş bir ekmeği başkasına bayat

yedirme numarasıdır’’der. Olsun, ben bu

riski göze alarak yine de öğüt vermeye

ve gevezeliğe devam edeceğim sanırım.

2-Sizi şu anki alanınıza iten özel bir

sebep var mıydı?

Bu soruya kendimden daha emin

bir cevap verebileceğim sanırım. Evet

vardı. Biz komite sistemiyle okuduk.

İkinci sınıfın son komitesi sinir sistemiyle

ilgiliydi. O dönemde beynin anatomisi

ve fizyolojisi beni çok etkilemişti. Gerçi

komite sınavından kötü bir puan almıştım

ama yine de nörobilime olan ilgim o

zaman başladı diyebilirim. Beyin aslında

bizi biz yapan organ. Bizim kişiliğimiz

beynimizdeki nöronların an be an çevirdiği

işlerden ortaya çıkıyor. Klişe olsa da

beyin halen gizemini koruyor diyebiliriz.

Nörobilimciler ve tıp hekimleri yüzyıllardır

bu gizemin peşindeler. Son yıllarda

daha da çok şey öğrendik. Fakat yine de

bilmediğimiz o kadar çok şey var ki. Son

sınıfa geldiğimizde başka bir merak daha

duymaya başlamıştım. Beyin acaba nasıl

bir organ ? Dokunmak, görmek ve ameliyatlarını

yapmak ister olmuştum. Bunun

yolu da beyin cerrahı olmaktan geçiyordu.

Son sınıfta elektif cerrahi stajımı Gazi

Üniversitesi beyin cerrahisi bölümünde

yapmaya karar verdim. Salih adında bir

başasistan abimiz vardı. O kadar babacan,

güler yüzlü ve bilgili idi ki benim rol

modelim oldu. Tıpta uzmanlık sınavında

da ilk tercihlerim bu nedenle hep beyin

cerrahisi ağırlıklı oldu.

3-Öğrenci toplulukları hakkında ne

düşünüyorsunuz, sizce faydalılar mı

ve yeterli desteği görüyorlar mı?

Öğrenci topluluklarını çok önemsiyorum.

Aslında gençler olsun yaşlılar

olsun insanların bir araya geldiği dernekleri,

sivil toplum örgütlerini, düşünce

kuruluşlarını önemsiyorum demeliyim.

Yine çok beylik bir söz vardır bilirsiniz;

bir kelebek dahi olsan, bir gün yaşayacak

dahi olsan örgütlü olmayı öğütleyen.

Öğrenci toplulukları bu anlamda gerçekten

çok önemli. Çünkü beyin fırtınası

dediğimiz şeyleri bu genç yaşta yapmaya

başlamak sizlerin belki de en büyük

kazancı. Bizim zamanımızda -gerçi ben

de çok yaşlı değilim ama- bundan 30

sene önce bizler, sizin kadar çok tartışmayı,

düşünmeyi belki beceremiyorduk.

Aldığımız eğitimden dolayı böyleydi belki

de. Bizler biraz ezberle, dogmatik eğitimle

yetiştirilen bir nesiliz. Kendi aranızda

yapmış olduğunuz konuşmalar, tartışmalar,

bunlara zaman zaman bir bilen

olarak hocalarınızı davet etmeniz elbette

çok kıymetli. Bu etkinliklerin aslında

herkese faydası var. Hem size hem bize.

Sadece mesleki değil aynı zamanda

sosyal işler de yapıyorsunuz ve özellikle

bilimsel aktivitelerde bulunuyorsunuz. İyi

ki de yapıyorsunuz ve daha fazlasını da

yapmalısınız.

Topluluklara okulun desteği ne

düzeyde bilmiyorum. Biz kendi adımıza

bir kaç arkadaşınızla bu senenin başında

bir “Nörobilim Topluluğu” kurma çabası

içine girdik. Fakat arkadaşlarınız gerekli

tüm bürokratik işlemleri ve başvuruları

doğru yapmalarına rağmen istedikleri

sonucu alamadılar ve bundan dolayı da

çok üzüldüler.

83


ROPÖRTAJ

KILÇIK DERGİ

Sanırım önümüzdeki zamanda bu telafi

edilecektir. Arkadaşlarınız niyetlerini belki

çok iyi anlatamamış olabilirler. Bununla

birlikte gençlere pozitif ayrımcılık yapılması

gerektiğini düşünüyorum. Bazen

gençler absürt ya da aykırı, ileri isteklerde

ve düşüncelerde olsalar dahi bizlerin

tahammül etmesi gerekebilir. Eleştirilerine

de tahammül etmemiz gerekir. Doğru

yolu göstermek de bizim görevimiz. Yönetimi

çok fazla eleştirmek de istemem

çünkü bilmediğim noktalar var. Kulak

dolgunluğuyla iyi şeyler olduğunu da

eksik şeyler olduğunu da biliyorum ama

niyetin yönetimde de öğrencilerimizde

de iyi olduğuna eminim.

4-Henüz yolun başında olan birinci

sınıf öğrenciliğinden intörnlüğe kadar

olan süreçte tıp öğrencilerini neler

bekliyor, sizin tavsiyeleriniz nelerdir?

Her şeyden önce Tıp eğitimi ve

sonunda ulaşılan meslek gerçekten çok

anlamlı. İnsani ve etik yönü dışında pek

çok bilim dalını ve teknolojik gelişmeyi

bünyesinde barındıran bir alan. Objektif

kuralların ve eğitimin hakim olduğu,

hipotezlere, varsayımlara ve polemiğe

pek açık olmayan bir bilimler bütünü de

diyebiliriz.

Bir hekim aynı zamanda sosyal

yönü de gelişmiş bir insan olmalı. Tek

yönlü, yalnızca mesleğiyle ilgilenen ve

sosyal zevkleri olmayan bir hekim başarılı

bir meslek hayatı süremez. Ben böyle

düşünüyorum en azından. Aslında benim

söylediklerimi doğrulayan, hatta daha

ileri götüren “tıp fakültesinden her şey

çıkar arada bir de doktor çıkar” sözünü

sen de duymuşsundur.

Bu yüzden gençlere önerim; derslerini

çok önemsesinler, çalışsınlar ama asla

sosyal hayattan kopmasınlar.

Sinemaya gitsinler, tiyatroya gitsinler,

mutlaka bir yabancı dil öğrensinler.

Bu yabancı dilin başında maalesef İngilizce

geliyor. Biz hekimler için olmazsa

olmaz. İngilizce bir bilim dili ve bunu

öğrenmeyen bir tıp hekiminin güncel

kalabilmesi imkansız. O yüzden ben tüm

gençlere mutlaka İngilizceyi öğrenmelerini

şiddetle tavsiye ediyorum. Eğer

bugün İngilizce öğrenmezseniz yüz sene

sonra kimsenin Türkçeyi öğrenme umudu

olmaz. Gelecekte Türkçe’nin bilim dili

olmasını istiyorsak bugün İngilizce öğrenmek

zorundayız.

Mesleğinizi sevin ama en sevdiğiniz

şey olmasın. Kendi adıma mesleğimi

hiçbir zaman tek amaç olarak görmedim,

bilakis bir araç olarak gördüm. Neyin

aracı? Kendimin ve yakın çevremin mutluluk

aracı olarak gördüm. Elbette mesleğimi

çok seviyorum ama mesleğim için

yaşamıyorum. Yaşamak için mesleğimi

icra etmek durumundayım. Mesleğimi

de seviyorum ama hayatı yaşamayı daha

çok seviyorum. Bu konuyla ilgili bazı toplantılarda

ve sunumlarda zaman zaman

Ölü ozanlar derneği filminden bir repliği

paylaşıyorum. “Tıp, hukuk, işletme, mühendislik...

Bunlar asil meşgalelerdir ve

hayatı sürdürmek için gereklidir. Ama şiir,

güzellik, romantizm, aşk... Bunlar, hayatı

uğruna sürdürdüğümüz şeylerdir. ”

Ben biraz bu söz dizisini kendime düstur

edinmiş vaziyetteyim. Siz gençlere de

öneriyorum.

84


KILÇIK DERGİ

ROPÖRTAJ

5-Genel olarak okul için veya öğrenciler

özelinde üç şeyi değiştirmek isteseniz

bunlar ne olurdu?

Bir söz vardır onunla başlayayım;

“Gençler düşünebilse, yaşlılar yapabilse.”

Sizin gençliğiniz ve dinamizminiz

var. Bizlerin de tecrübesi, yılların getirdiği

bilgi birikimi var. Değiştirmek istediğim

demeyelim de önerdiğim 3 şey var. İlk

olarak iki tarafın da öncelikle empati

duygularını arttırmalarını tavsiye ederdim.

Öğrenciler için zamanın değerini

daha fazla bilmelerini şiddetle önerirdim.

Bunu çok önemsiyorum ve özellikle söylüyorum.

Çünkü sizin yaşlarınızda zaman

daha yavaş akıyor. Gençler tarafından

zamanın değerinin çok iyi bilinmediğini

düşünüyorum. Zamanı kolayca ve acımasızca

sarf ettiğinizi düşünüyorum.

Daha çok çalışma azmi öneriyorum

diyeceğim, biz çalışmıyor muyuz diye

eleştireceksiniz. Şöyle diyebilirim; bizim

coğrafyamızda bulunan ülkelerin ya da

benzer ülkelerin bilimsel, teknolojik gelişmeleri

yakalayabilmesi için gençlerin

daha çok çalışması gerektiğini düşünüyorum.

O yüzden son olarak daha fazla

çalışmalarını önerebilirim.

Şimdi gelelim bizlere. Empatiyi

söyledik, bizlerin de empati yapması gerekiyor

tabii ki.

İkinci olarak ; önceliğimizin eğitim

olduğunu daha fazla hatırlamalıyız.

Son olarak da; öğrencilere rol model

olabilmek açısından sizlerle daha

fazla vakit geçirmeliyiz. Sizinle daha fazla

vakit geçirmemiz gerekli. Biz az vakit

geçiriyoruz sizinle.

6-Sizce de OMÜ’de geçme notu çok

yüksek değil mi?

Bunun hiçbir önemi yok. Tıp fakültesi

geçme notu 60 olmuş, 70 olmuş, 80

olmuş. Bu sadece nicelik gösterir. Önemi

olan niteliktir. Geçme notu 50 olup başarı

endeksleri bizden daha iyi olan fakülteler

biliyorum. Geçme notu bizimle aynı olup,

belki de daha yüksek olup bizim fakültemiz

kadar başarı endeksinde yüksek olmayan

fakülteler mutlaka vardır. Geçme

notu aslında net bir gösterge değil. eğer

sorduğun soru bu anlamda ise, soruda

bir sitem ve eleştiri varsa, ki ben öyle

anlıyorum bu dert edilecek bir şey değil.

Kafanıza takmayın. Bu bir dert değil ve

olmamalı.

85




ANKET

KILÇIK DERGİ

Hastabaşında çok korktuğunuz hoca:

1. Meftun Hoca

2. Meftun Hocam saygilar

3. Levent Güngör

4. Güzin Demirağ

5. Meftun Ünsal net

6. Hastabaşım olmadı ama mdu oldu.

Meftun hoca

7. Oğuz Aydın

8. Meftun Hoca

9. Meftun Ünsal

10. Oğuz Uzun

11. Hasan Tahsin Keçeligil

12. Ahmet Bektaş

En sık ve komik espri yapan hoca:

1. Levent Hoca. Her an şakacıdır bazen

gülerken bir bakmışsınız ki dönem

uzamış

2. Özgür Korhan Tunçel

3. Nurhan Köksal, gülsün yeter ahjs

4. Aydin Deveci hdhdhdh

5. Ayhan Hoca

6. Mehmet Emin Önger

7. Biyokimyacı Özgür Hoca baba

şakaları yapıyo

8. Ramazan Hocamız

9. Mehmet Emirzeoğlu

10. Adını unuttuğum bi biyokimyacı

11. Engin Çiftçioğlu

12. Ünal Bıçakçı

13. Ayhan Bozkurt

14. Nurol Arık

İlk anamnez deneyiminiz nasıldı?

1. Güzeldi

2. Anı çok beklemiş olmalıyım gayet

profesyoneldim

3. Baştan ayağa sistemlerin gözden

geçirilmesine sıra geldiğinde ilk

sorduğum şey “gözünüz ağrıyor mu?”

olmuştu

4. Müthiş... Teyzenin biri gozunde

simsekler caktigini söylüyor ayni anda

yaginin acidigini idda ediyordu

5. Ben Mdu sınavında yaşadım. İlk sınava

girerken zaten heyecanlıyım üstüne üstlük

birde sınava hasta kılığında giren ablada

çok güzeldi yüzüne bakamıyordum elim ayağım

falan titriyordu, zor konuşuyordum baya

sıkıntılı olmuştu

6. İlk anamnez deneyimim öyle ahım şahım

değil lakin anamnezi alıp eve gittiğimde

hastanın kızı beni instada bulup istek atmış,

dm den yazmıştı...

7. Hastam beni evinde yemeğe

davet etti.

Hasta veya hasta yakınıyla yaşadığınız

komik anınız:

1. Pediatride yaklaşık 5 yaşındaki çocuk

sedyeye çıkması istendiğinde

yükseklikten korktuğunu söylemişti.

2. 4 kız 1 erkek girdik hasta odasına bize

ısrarla hemşire hanım diyip sorduğumuz soruları

doktor bey diyerek erkek arkadaşa dönüp

anlattı

3. Enfeksiyonda yatan kadin hastanin

kocasi anamnez almamiza izin vermis biz de

kocasindan habersiz gizlice almıstık

88


KILÇIK DERGİ

ANKET

4. “ilk anamnez deneyimim öyle ahım şahım

değil lakin anamnezi alıp eve gittiğimde

hastanın kızı beni instada bulup istek atmış,

dm den yazmıştı...” bu deneyimimi trajikomik

olarak nitelendiriyorum.

5. 88 yaşında bir hastadan anamnez

almaya çalıştım. Şikayetiniz nedir diye sordum,

iyi göremediğinden ve saçımın uzun olması

sebebiyle beni kız sandı, duyamıyorum

kızım pek konuş diye cevap verdi. Ben de

biraz daha bağırarak konuştum, ama konuşmanın

devamında sesimden de erkek olduğumu

anlamadı ve kızım demeye devam etti.

6. Anjiyodan çıktığımda anjiyoyu benim

yaptığımı sanmıştı hasta yakını

Hocalarla yaşadığınız Twitter’a yazsan

çok tutacak komik bir anınız:

1. Tam sigara yakacakken Engin Hocayla

göz göze gelip yavaşca elimi indirdim..

2. Meftun hocanın sorusunu bilemeyince

‘işlenmedi mi bu konu’ diye sorması, benim

işlenmedi sanırım demem ve o dersin Meftun

hoca tarafından anlatılmış olmasından

kaynaklanan bakışmamız ve yıldızlı sıfırım

3. Hocamizin birisi mail olarak yanlislikla

spotify listesini yollamis bana hocam cok

guzel liste yazip cevapladim ikinci bir mail de

3 farkli liste geldi ;) ayrica bu soruya cevap

degil ama olumsuz yönleri de yazabilecegimiz

bir kutu olsaydi neler vardi ben de neler

;;)

4. Cem hocanın bu anatomi sınavı çok

basitti herkes beşten yüksek alır sıfır alan

çıkmaz dediği sınavdan sıfır aldım.

5. Mehmet hoca ile(acaba hangisi :) ) yürürken

sohbet ediyorduk ben türlü komiklikler

yaparken birden “geldi bahar ayları gevşer

gönül yayları” demek suretiyle bir tane

vurup gitti..Ben neye uğradığımı şaşırmış ve

kızarmış bir halde yoluma devam ettim..

6. Samsun a yatay geçiş yaptığım için

buradaki osce sınavları benim için hep bi

değişik geçti. Mesela pediatri osce sınavında

akılcı ilaç uygulamasına girerken önce

isim-soyisim yazan kağıdı hocaya vermek

gerekiyormuş, tabi ben o heyecanla böyle

bir şeyi unuttum, hocanın odasına girdim hocanın

yanında hasta rolünde bir asistan bana

bakıyorlar, hoca bu ismim ve numaran olan

kağıdı almak için elini uzattığında ben hiçbir

şey yokmuş gibi hocanın elini sıkıp merhaba

hocam demiştim... Sonrasında tabi ne heyecan

ne stres kaldı... Dipnot: Fadıl Öztürk

hocama saygılar...

7. Ünal hocayla her karşılaştığımızda

1.sinif degil misin demesi (intörnümdür)

89


MEKİN

YAZILIM ©

2020

Similar magazines