Medikal Teknik September 2020

istmagmagazin

Medikal Teknik September 2020




Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İstmag Magazin Gazetecilik

İç ve Diş Tic. Ltd. Şti.

Managing Editor

(Responsible)

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

+90 537 441 97 68

Editors

Duygu SAZAN

duygu.sazan@img.com.tr

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Foreign Relations Manager

Ayça SARIOGLU

ayca.sarioglu@img.com.tr

Graphic & Design

Sami Aktaş

sami.aktas@img.com.tr

Accounting Manager

Cuma KARAMAN

cuma.karaman@img.com.tr

Finance Manager

Yusuf DEMİRKAZIK

yusuf.demirkazik@img.com.tr

Digital Assets Manager

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Web Designer

Amine Nur Yılmaz

amine.yilmaz@img.com.tr

Subscription

İsmail Özçelik

ismail.ozcelik@img.com.tr

Bursa Represantation

Ömer Faruk GÖRÜN

omer.gorun@img.com.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267 BURSA

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211 4481

Printing

CTP • BASKI

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mah. 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza No: 11 A/41

Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL

+90.212 454 30 00

Head Office

İstanbul Magazin Grubu

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No:11 Medya Blok Kat:1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

www.medikalteknik.com.tr

e-mail: info@medikalteknik.com.tr

İMG - Medikal Teknik dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu

reklam verene aittir.

İMG - Medikal Teknik dergisinin

bütün yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik İç

Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir.

Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

8

1

4

1

6

2

1

3

8

Chemical Exports Reached

$ 11.5 Billion in 8 Months

Kimya İhracatı 8 Ayda

11,5 Milyar Dolara Ulaştı

She Said “Hello” To A New Life with

Simultaneous Double Surgery

Eş Zamanlı Çifte Ameliyatla Yeni Yaşama

“Merhaba” Dedi

Arthroplasty Space Suit Holds Great

Importance to Reduce the Risk of Surgical

Infection

Cerrahi Enfeksiyon Riskini Azaltmada

Artroplasti Uzay Elbisesi Kullanmak Büyük

Önem Taşıyor

Eyes in Health Tourism in

the Last Quarter

Sağlık Turizminde Gözler Son Çeyrekte

Abdi İbrahim Did Not Leave Thalassemia

Patients Alone in Pandemic

Abdi İbrahim Talasemi Hastalarını

Pandemide Yalnız Bırakmadı



At Home, At Work, On the Street…

Health is a must Everywhere!

The whole world continues to fight against the epidemic, although months have

passed. Although hopes have increased as a result of the work done, concerns

are also increasing as time progresses. Of course, in this period, it is necessary

to keep this disease on our agenda and not to take precautions in order not to

get different diseases…

It is estimated that the number of deaths from heart diseases in 2030 will

exceed 20 million people. Although heart diseases do not spread by showing

their traces as much as the epidemic diseases that have become the nightmare

of humanity, they threaten human health at least as much as these diseases.

World Heart Federation members announce to the world that at least 80%

of premature deaths due to heart disease and stroke can be prevented by

controlling major risk factors such as tobacco use, unhealthy diet and physical

activity deprivation. In order to raise awareness to all these issues, since 2000,

September 29 has been celebrated as “World Heart Day” every year. On the

occasion of this issue, I hope that we will not let go of the precautions we take

against heart diseases which hide their light under a bushel.

Congresses on patient rights and patient safety will be held at the end of

next month. It is very pleasing to be able to meet again with these productive

activities where all measures will be taken.

The single most important thing which keeps us alive: Health! That’s why your

health should be your priority wherever you are. Remember, if everyone is good

for themselves, the whole society will do

DUYGU SAZAN

Editor

Evde, İşte, Sokakta…

Her Yerde; Sağlık Şart!

Tüm dünya, aylar geçmesine rağmen salgın hastalığa karşı mücadele vermeye

devam ediyor. Yapılan çalışmalar neticesinde umutlar artmasına rağmen, zaman

ilerledikçe endişeler de çoğalıyor. Tabii bu dönemde gündemimizde sadece bu

hastalığı bulundurup, farklı hastalıklara yakalanmamak için de tedbiri elimizden

bırakmamak gerekiyor…

2030 yılında kalp hastalıklarından ölenlerin sayısının 20 milyon kişiyi aşacağı

tahmin ediliyor. Kalp hastalıkları, özellikle bugünlerde insanlığın korkulu rüyası

haline gelen salgın hastalıklar kadar izlerini göstererek yayılmasa da en az bu

hastalıklar kadar insan sağlığını tehdit ediyor. Dünya Kalp Federasyonu üyeleri,

tütün kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel aktivite yoksunluğu gibi başlıca

risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken

ölümlerin en az %80’inin önlenebileceğini tüm dünyaya duyuruyor. Tüm bu

konulara dikkat çekmek amacıyla da 2000 yılından beri, her yıl 29 Eylül tarihi

“Dünya Kalp Günü” olarak kutlanıyor. Bu sayımız vesilesiyle, karda yürüyüp izini

belli etmeyen kalp hastalıklarına karşı aldığımız önlemleri elden bırakmamayı

diliyorum.

Hasta hakları ve hasta güvenliğini konu alan kongreler de önümüzdeki ay

sonunda yapılmaya başlanacak. Tüm tedbirlerin alınacağı bu verimli etkinliklerle

tekrardan buluşabiliyor olmak oldukça sevindirici.

Bizleri ayakta tutan tek ve en önemli şey: Sağlık! İşte bu yüzden, her nerede

olursanız olun, önceliğiniz sağlığınız olsun. Unutmayın, herkes kendisi için iyi

olursa, tüm toplum iyi olur. Maksimum tedbirle kendimizi korumak bir seçenek

değil, bir gereklilik. Zor dönemlerin başrolü olan sektörümüz, eminim ki yol

gösterici olmaya devam edecek…

Bir sonraki sayımızda güzel gelişmeleri paylaşabilmek dileğiyle, sağlıkla kalın!



6

Mask and Social Distance OK but...

Maske ve Mesafe Tamam da…

In the fight against the Covid-19 virus, the issue

that our scientists frequently emphasize; mask,

social distance and hygiene. The vast majority

of individuals attach importance to the use of

masks, and it is seen that the social distance is

also respected. Those who do not comply are also

carefully warned. I am one of those who think we

have a long way to go in terms of hygiene. Although

disinfection processes continue uninterruptedly

in many areas, especially in public units, more

attention should be paid to hygiene in the fight

against Covid-19 virus.

Individuals other than public institutions

also have extra precautions to take by

themselves. In recent days, we can see

that manufacturing companies produce

special products which these individuals

can use. We can buy 100 ml, 150 ml mini

size disinfectant products from many

stores which everyone can easily carry in

their bags and always have with them.

As we keep our mask with us every

day, I suggest you not to leave

our disinfectant products for

hygiene. In this way, we will take

our personal precautions in

combating the pandemic.

It is very gratifying that

congresses will begin to be held

again in the medical field in the

coming days. As Medikal Teknik

team, we wish success in advance.

See you in our October 2020 issue

of Medikal Teknik magazine, good

bye.

Recep ARSLANTAŞ

Coordinator

Covid-19 virüsüyle mücadelede, bilim insanlarımızın sık sık

vurguladıkları konu; maske, mesafe ve hijyen. Bireylerin büyük

çoğunluğu maske kullanımına önem veriyor, fiziki mesafeye

de uyulduğu görülüyor. Uymayanlar da titizlikle uyarılıyorlar.

Hijyen konusunda daha gidilecek çok yolumuzun olduğunu

düşünenlerdenim. Başta kamu birimleri olmak üzere birçok

alanda dezenfekte işlemlerinin aralıksız devam ediyor olmasına

rağmen Covid-19 virüsüyle mücadelede hijyene daha çok önem

verilmesi gerekiyor.

Kamu kurumları harici bireylerin de kendilerince alması

gereken ekstra tedbirler var. Son günlerde üretici firmaların bu

bireylerin kullanabileceği özel ürünler ürettiklerini

görebiliyoruz. Herkesin rahatlıkla çantasında

taşıyabilecekleri ve her daim yanlarında

bulundurabilecekleri 100 ml,150 ml

mini boy dezenfektan ürünlerini üreten

marka ürünlerini birçok marketten satın

alabiliyoruz. Her gün maskemizi yanımızdan

eksik etmediğimiz gibi hijyen için de

dezenfektan ürünlerimizi yanımızdan

ayırmamayı öneriyorum. Böylelikle

pandemiyle mücadelede kişisel

olarak tedbirimizi de almış oluruz.

Önümüzdeki günlerde medikal

alanda kongrelerin yeniden

yapılmaya başlanacak olması

oldukça sevindirici bir

durum. Medikal Teknik

ekibi olarak şimdiden

başarılar diliyoruz.

Medikal Teknik

dergisinin Ekim 2020

sayımızda görüşünceye

kadar esen kalın.

Recep Aslantas

Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

Coordinator

Eylül - September 2020



8

Chemical Exports Reached $ 11.5 Billion in 8 Months

Kimya İhracatı 8 Ayda 11,5 Milyar Dolara Ulaştı

According to the data of Istanbul Chemicals and

Chemical Products Exporters’ Association (IKMIB),

exports of the chemical industry amounted to 1

billion 37 8 million dollars in August 2020. The

sector’s 8-month exports reached 11.5 billion

dollars.

The chemical industry, which exported 11 billion 521 million

dollars of chemicals and products in the January-August

period this year, declined by 14.09 percent compared to

the same period last year. Iraq, USA and Germany became

the top three countries to which most chemicals were

exported.

Evaluating the export figures of the chemical industry in

August , Adil Pelister, Chairman of Istanbul Chemicals and

Chemical Products Exporters’ Association (IKMIB) , said,

“This year, our chemical industry was also affected by the

general decline in exports in the economy of our country

and the world, which contracted in the second quarter due

to the pandemic. After the recovery in June and July, there

was a decline in both our country’s exports and our sector

in August, with the effect of the public holiday. In August,

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları

Birliği (İKMİB) verilerine göre, kimya sektörü ihracatı

2020 yılı Ağustos ayında 1 milyar 378 milyon dolar olarak

gerçekleşti. Sektörün 8 aylık ihracatı 11,5 milyar dolara

ulaştı.

Bu yıl Ocak-Ağustos döneminde 11 milyar 521 milyon

dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı

gerçekleştiren kimya sektörü, geçen yıl aynı döneme kıyasla

yüzde 14,09 geriledi. Irak, ABD ve Almanya en çok kimyevi

maddeler ihracatı yapılan ilk üç ülke oldu.

Ağustos ayı kimya sektörü ihracat rakamlarını

değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri

İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı

Adil Pelister, “Bu yıl pandemi dolayısıyla özellikle ikinci

çeyrek itibariyle daralan dünya ve ülkemizin ekonomisinde

ihracattaki genel gerilemede kimya sektörümüz de

etkilendi. Haziran ve Temmuz ayında toparlanmanın

ardından Ağustos ayında ise hem ülkemizin ihracatında

hem de sektörümüzde bayram tatilinin de etkisiyle bir

gerileme oldu. Ağustos ayında 1 milyar 378 milyon dolarlık

kimya ihracatı gerçekleştirdik. En çok kimyevi maddeler ve

mamulleri gerçekleştirdiğimiz ülkelerde ise Ağustos ayında

Eylül - September 2020


9

we exported 1 billion 378 million dollars of chemicals.

While Iraq ranks first in August in countries where we

manufacture chemicals and products the most, the USA,

which ranks second with an increase of 39.06 percent,

draws attention. On the other hand, when we look at the

capacity utilization rates of our chemical industry, we see

that the average rate decreased to 67.08 percent in May,

started to rise since June and rose to 70.85 percent in

August. Turkey Manufacturing PMI (Purchasing Managers

Index) was held at the 54.3 level seen in August and the

continued recovery if the decline compared to July. We are

going through an extraordinary period. Despite this, we

maintain our position as the second most exported sector

in the eight-month period. Our Minister of Commerce

recently announced the “Easy Export Platform”. This

platform provides exporters with detailed information

from market information to tax rates of countries. We

believe that the Easy Export Platform, which will spread

digital transformation to all our exporters and even our

exporter candidates, will pave the way for our exporters,

especially in e-commerce.”

Most exported country in August was Iraq

Iraq was the top export country in August. Other countries

in the top ten, following Iraq in August, were the USA,

Germany, Britain, Spain, the Netherlands, Israel, Italy, Russia

and Romania.

Chemical exports to Iraq amounted to 85 million 960

thousand dollars in August 2020. In August, “plastics

and their products”, “essential oils, cosmetics and soap”,

“washing preparations”, “pharmaceutical products”,

“paints, varnishes, ink and preparations”, “various

chemicals”, “fertilizers” “Mineral fuels, mineral oils and

products”, “adhesives, glues, enzymes” and “inorganic

chemicals” were exported.

The countries to which the most chemical exports were

made in the eight-month period January-August 2020 were

Adil Pelister, Chairman of İKMİB

Irak birinci sırada yer alırken, yüzde 39,06 artışla ikinci

sırada yer alan ABD dikkat çekiyor. Diğer yandan kimya

sektörümüzün kapasite kullanım oranlarına baktığımızda

ortalama Mayıs ayında yüzde 67,08’a kadar indiğini, Haziran

ayından itibaren yükselmeye başladığını ve Ağustos ayında

yüzde 70,85’e kadar yükseldiğini görüyoruz. Türkiye İmalat

PMI’ı (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) ise ağustosta 54,3

düzeyinde gerçekleşti ve Temmuz’a göre gerileme olsa

da toparlanmanın devam ettiği görülüyor. Olağanüstü bir

dönemden geçiyoruz. Buna rağmen sekiz aylık dönemde

en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektör konumumuzu

koruyoruz. Ticaret Bakanımız yakın zamanda “Kolay

İhracat Platformu”nun duyurusunu yaptı. Bu platform

ihracatçılara pazar bilgilerinden ülkelerin vergi oranlarına

kadar detaylı bilgileri sunuyor. Dijital dönüşümü tüm

ihracatçılarımıza yaygınlaştıracak, ihracatçı adaylarımızın

dahi yararlanabileceği Kolay İhracat Platformu’nun

ihracatçılarımızın özellikle e-ticarette önünü açacağına

inanıyoruz.”

Ağustos ayında en fazla ihracat yapılan ülke Irak

oldu

Irak, Ağustos ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu.

Ağustos ayında Irak’ı takip eden ilk onda yer alan diğer

ülkeler ise ABD, Almanya, İngiltere, İspanya, Hollanda,

İsrail, İtalya, Rusya ve Romanya oldu.

Irak’a yapılan kimya ihracatı 2020 yılı Ağustos ayında 85

milyon 960 bin dolar olarak gerçekleşti. Ağustos ayında

Irak’a en çok “plastikler ve mamulleri”, “uçucu yağlar,

kozmetikler ve sabun”, “yıkama müstahzarları”, “eczacılık

ürünleri”, “boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları”,

“muhtelif kimyasal maddeler”, “gübreler”, “mineral

yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler”, “yapıştırıcılar, tutkallar,

enzimler” ve “anorganik kimyasallar” ihraç edildi.

2020 yılı Ocak-Ağustos olarak sekiz aylık dönemde en çok

kimya ihracatı yapılan ülkeler ise sırasıyla Hollanda, Irak,

Almanya, ABD, İtalya, İngiltere, İspanya, İsrail, Romanya ve

Belçika olarak ilk onda yer aldı.

Eylül - September 2020


10

the Netherlands, Iraq, Germany, USA, Italy, England, Spain,

Israel, Romania and Belgium, respectively.

“Plastics and products” exported most in August

Exports of plastics and their products in the chemical

substances and products product groups in August ranked

first in chemical exports with 489 million 214 thousand 499

dollars. Mineral fuels, mineral oils and products took the

second place with an export of 196 million 121 thousand

717 dollars, while inorganic chemicals exports ranked

third with 123 million 169 thousand 459 dollars. Following

inorganic chemicals, other sectors that are in the top ten

are; “Essential oils, cosmetics and soap”, “pharmaceutical

products”, “rubber, rubber goods”, “paints, varnishes, ink

and preparations”, “miscellaneous chemicals”, “washing

preparations” and “organic chemicals”.

Ağustos ayında en çok “plastikler ve mamulleri” ihracatı

gerçekleştirildi

Ağustos ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün

gruplarında plastikler ve mamulleri ihracatı, 489 milyon 214

bin 499 dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci

sırada 196 milyon 121 bin 717 dolarlık ihracatla mineral

yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler yer alırken, anorganik

kimyasallar ihracatı 123 milyon 169 bin 459 dolarla üçüncü

sırada yer aldı. Anorganik kimyasalları takiben ilk onda

yer alan diğer sektörler ise; ‘uçucu yağlar, kozmetikler ve

sabun’, ‘eczacılık ürünleri’, ‘kauçuk, kauçuk eşya’, ‘boya,

vernik, mürekkep ve müstahzarları’, ‘muhtelif kimyasal

maddeler’, ‘yıkama müstahzarları’ ve ‘organik kimyasallar’

oldu.

Eylül - September 2020


11

Adil Pelister: “We Are Entering A New

Era in Our Exports with Easy Export Platform”

Adil Pelister: “Kolay İhracat Platformu ile İhracatımızda

Yeni Bir Döneme Giriyoruz”

Adil Pelister, Chairman of Istanbul Chemicals

and Chemical Products Exporters’ Association

(IKMIB), made a written assessment on the “Easy

Export Platform” announced and promoted by our

Minister of Trade Ruhsar Pekcan today.

Pelister stated the following in his evaluation: “The Easy

Export Platform, announced today by our Minister of Trade,

Mr. Ruhsar Pekcan, has a great importance for the future

of our exporters. On behalf of our exporters, we would like

to thank our Minister of Trade Ruhsar Pekcan and everyone

who contributed to this important work which brought

together all the world data we may need regarding exports

on a single platform and generated a reform in digital

transformation.

As IKMIB, we first stated in 2018 that a new digital

age started. Acting with the idea of “managing digital

transformation, managing the future”, emphasizing the

importance of e-commerce, we said that our exporters

should be more effective in e-commerce platforms. With

this vision, as IKMIB, we organized the first virtual trade

delegation and the first digital award ceremony in exports.

The platform provides exporters with detailed information

from market information to tax rates of countries. We

believe that the Easy Export Platform, which will spread

digital transformation to all our exporters and even our

exporter candidates can benefit, will pave the way for

our exporters especially in e-commerce. In this respect,

we can say that we are entering a new era. The biggest

responsibility of us industrialists are to produce more and

export more in a stronger Turkey which is growing and

producing. With the awareness of this responsibility, we

will continue to contribute to the growth of our country by

working harder.”

Adil Pelister, Chairman of IKMIB

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri

İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu

Başkanı Adil Pelister, bugün Ticaret Bakanımız

Ruhsar Pekcan tarafından açıklanan ve tanıtımı

yapılan “Kolay İhracat Platformu” ile ilgili yazılı

bir değerlendirme yaptı.

Pelister, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün

Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan tarafından

açıklanan “Kolay İhracat Platformu”, ihracatçılarımızın

geleceği açısından çok büyük önem taşıyor. İhracatla

ilgili ihtiyacımız olabilecek tüm dünya verilerini tek bir

platformda bir araya getiren ve dijital dönüşümde adeta

bir reform yaratan bu önemli çalışma için başta Ticaret

Bakanımız Ruhsar Pekcan olmak üzere, emeği geçen

herkese ihracatçılarımız adına çok teşekkür ederiz.

Biz İKMİB olarak, yeni bir dijital çağın başladığını ilk

olarak 2018 yılında dile getirmiştik. ‘Dijital dönüşümü

yöneten, geleceği yönetir’ düşüncesiyle hareket ederek,

e-ticaretin önemine vurgu yaparak, ihracatçılarımızın

e-ticaret platformlarında daha etkili olabilmeleri

gerektiğini söylemiştik. Bu vizyonla İKMİB olarak ilk

sanal ticaret heyetini ve ihracatta ilk dijital ödül törenini

düzenledik. Platform ihracatçılara pazar bilgilerinden

ülkelerin vergi oranlarına kadar detaylı bilgileri sunuyor.

Dijital dönüşümü tüm ihracatçılarımıza yaygınlaştıracak,

ihracatçı adaylarımızın dahi yararlanabileceği Kolay İhracat

Platformu’nun ihracatçılarımızın özellikle e-ticarette önünü

açacağına inanıyoruz. Bu açıdan yeni bir döneme giriyoruz

diyebiliriz. Büyüyen ve üreten güçlü Türkiye’de daha çok

üretmek ve daha çok ihracat yapmak biz sanayicilerin en

büyük sorumluluğu. Bu sorumluluğun bilinciyle daha çok

çalışarak ülkemizin büyümesine katkı sağlamaya devam

edeceğiz.”

Eylül - September 2020




14

She Said “Hello” To A New Life with Simultaneous

Double Surgery

Eş Zamanlı Çifte Ameliyatla Yeni Yaşama “Merhaba” Dedi

Mine Önser, mother of four children living in

Izmir’s Urla district, who had difficulty walking

for a long time and complained of both waist

and neck pain, regained her health with hernia

surgeries performed at the same time and said

“Hello” to her new life.

She got rid of both waist and neck hernia at the

same time

Mine Önser, a 58-year-old housewife, had been having

difficulty walking and complaining of back and neck pain for

a long time. Önser, who could not bear his pain any longer,

from IUE Medical Park Hospital Brain and Nerve Surgery

Clinic Op. Dr. He regained his health with both waist and

neck hernia surgery performed by Murat Düzgün at the

same time. Önser stated that he had an unbearable pain in

his left foot and said, “I applied to Murat Düzgün from İzmir

University of Economics Medical Park Hospital because of

my pain. My MR was taken. It turned out that I have a hernia

on both my waist and neck. My doctor said I need surgery.

He even said that he could do both together and I decided

to have surgery, trusting him.”

İzmir’in Urla ilçesinde yaşayan, uzun süredir

yürümekte güçlük çekip hem bel hem de boyun

ağrısından şikayet eden dört çocuk annesi

Mine Önser, aynı anda gerçekleştirilen fıtık

ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu, yeni yaşamına

“Merhaba” dedi.

Aynı anda hem bel hem de boyun fıtığından

kurtuldu

58 yaşındaki ev hanımı Mine Önser, uzun süredir yürümekte

güçlük çekip bel ve boyun ağrısı şikâyetlerinden yakınıyordu.

Ağrılarına daha fazla dayanamayan Önser, İEÜ Medical

Park Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nden Op. Dr.

Murat Düzgün tarafından aynı anda gerçekleştirilen hem bel

hem de boyun fıtığı ameliyatı ile sağlığına tekrar kavuştu.

Sol ayağında dayanılmaz bir ağrının oluştuğunu belirten

Önser, “Ağrılarımdan dolayı İzmir Ekonomi Üniversitesi

Medical Park Hastanesi’nden Murat Düzgün’e başvurdum.

MR’ım çekildi. Hem belimde hem de boynumda fıtık olduğu

ortaya çıktı. Doktorum ameliyat olmam gerektiğini söyledi.

Hatta ikisini birlikte yapabileceğini söyledi ve ona güvenerek

ameliyat olmaya karar verdim.” dedi.

Eylül - September 2020


15

“Yeniden doğmuş gibiyim”

Ameliyat sonrası ağrılarından kurtulduğunu dile getiren

Önser, “Şu an çok mutluyum. Çok rahat ağrısız bir şekilde

yürüyebiliyorum. Doktorumun ellerine sağlık, sıkıntılarım

bitti. Ameliyat olduktan sekiz saat sonra yürümeye

başladım. Daha rahat hareket etmeye başladım. Desteksiz

kalkabiliyorum, yürüyebiliyorum. Yeniden dünyaya gelmiş

gibi oldum.” dedi.

”I’m like reborn”

Expressing that she got rid of her postoperative pain,

Önser said, “I am very happy right now. I can walk very

comfortably and without pain. Health in my doctor’s hands,

my troubles are over. I started walking eight hours after

the surgery. I started to move more comfortably. I can get

up without support, I can walk. I felt like I was born again.”

”Not very common”

Underlining that performing both waist and neck surgeries

at the same time is not common in neurosurgery practice,

Op. Dr. Murat Düzgün said, “When our patient came to our

outpatient clinic, she had severe low back pain and pain

and weakness in his left leg, simultaneously neck pain,

pain and weakness radiating from his neck to his left arm.

We made examinations in line with the complaints of our

patient. We also evaluated MRI examinations and learned

that she also had a neck and lumbar hernia. Despite the

physical and medical treatments that our patient had

previously received, we decided to surgery because his

complaints never regressed and he was unable to walk due

to weakness in her foot. We evaluated this situation with

Ms. Mine and reported that we can perform both neck and

lumbar hernia simultaneously, with a surgical intervention

in the same session. Our patient also looked warmly at this

situation. This is not a common situation in neurosurgery

practice.”

“Micro surgery provides an advantage”

Stating that microsurgical methods (microdiscectomy)

used in waist and neck hernias provide a great advantage

after surgery, Düzgün said, “Neck and lumbar hernia

operations are performed with this method with a 1-1.5

cm skin incision with very little disruption of the anatomical

integrity. Since microscopes and microsurgical instruments

are used, the possibility of nerve damage is very low. The

duration of the operation is an hour on average. Patients

treated with these methods can be kept in the hospital for

a day and sent home. We cleaned the cervical hernia with

a microsurgical intervention from the front of the neck

of our patient. We intervened to the waist from the back

with a micro surgery method and cleaned the hernia there.

After staying at our hospital for one night, Miss Mine, her

pain and weakness disappeared. The pain in her neck and

weakness in her arm have been also disappeared.”

“Çok sık görülen bir durum değil”

Hem bel hem de boyun ameliyatlarının aynı anda

yapılmasının nöroşirürji pratiğinde çok sık görülmediğinin

altını çizen Op. Dr. Murat Düzgün, “Hastamız, bizim

polikliniğimize geldiğinde şiddetli bel ağrısı ve sol

bacağında ağrı ve güçsüzlük, eş zamanlı olarak da boyun

ağrısı, boynundan sol koluna yayılan ağrı ve güçsüzlük

mevcuttu. Hastamızın şikâyetleri doğrultusunda

tetkiklerini yaptık. MR tetkiklerini de değerlendirdik ve aynı

zamanda boyun ve bel fıtığına sahip olduğunu öğrendik.

Hastamızın daha öncesinde almış olduğu fizik ve medikal

tedavilere rağmen şikyetlerinin hiç gerilememesi ve

ayağındaki güçsüzlükten dolayı yürüyemez hala gelmesi

nedeniyle cerrahi kararı aldık. Mine Hanım ile bu durumu

değerlendirip hem boyun hem de bel fıtığını aynı anda eş

zamanlı, aynı seansta bir cerrahi girişimle yapabileceğimizi

bildirdik. Hastamız da bu duruma sıcak baktı. Bu nöroşirürji

pratiğinde çok sık gözüken bir durum değil.” dedi.

“Mikro cerrahi avantaj sağlıyor”

Bel ve boyun fıtıklarına kullanılan mikro cerrahi

yöntemlerinin (mikrodiskektomi) ameliyat sonrasında büyük

avantaj sağladığını belirten Düzgün, “Boyun ve bel fıtığı

ameliyatları bu yöntemle 1-1.5 cm cilt kesisi ile anatomik

bütünlük çok az bozularak yapılır. Mikroskop ve mikro

cerrahi aletleri kullanıldığı için sinir zedelenme ihtimali

çok düşüktür. Ameliyat süreleri ortalama bir saattir. Bu

yöntemlerle tedavi edilen hastalar bir gün hastanede

tutulup evine gönderilebilmektedir. Hastamızın boynunun

ön tarafından yaptığımız mikro cerrahi girişimle boyun

fıtığını temizledik. Beline de mikro cerrahi yöntemle arka

taraftan müdahale edip oradaki fıtığı temizledik. Mine

Hanım hastanemizde bir gece kaldıktan sonra, ağrısı ve

ayağındaki güçsüzlük ortadan kalktı. Boynundaki ağrı ve

kolundaki güçsüzlük de ortadan kalktı.” diye konuştu.

Eylül - September 2020


16

Arthroplasty Space Suit Holds Great Importance to

Reduce the Risk of Surgical Infection

Cerrahi Enfeksiyon Riskini Azaltmada Artroplasti Uzay Elbisesi

Kullanmak Büyük Önem Taşıyor

Arthroplasty space suit, which is used to reduce

the risk of surgical infections, especially in

orthopedic prosthetic surgeries, increases the

safety of operations. The arthroplasty space suit,

which was started to be used in the knee, hip and

shoulder prosthesis surgeries by the experts of

NPİSTANBUL Brain Hospital, Üsküdar University,

aims to minimize the risk of surgical infection.

After arthroplasty surgery, implant-related

surgical site infection is 1% in cases with classical

clothing; It is recorded that it is 0.17% in cases

made with a space suit.

Orthopedics and Traumatology Specialist Dr. Mehmet

Soyarslan, NPİSTANBUL Brain Hospital Üsküdar University

said that they started to use arthroplasty space suits to

minimize the risk of infection that may occur during or after

orthopedic prosthesis surgeries.

Özellikle ortopedik protez ameliyatlarında

ortaya çıkan cerrahi enfeksiyon riskini azaltmak

amacıyla kullanılan artroplasti uzay elbisesi,

operasyonların güvenliğini artırıyor. Üsküdar

Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi

uzmanları tarafından diz, kalça ve omuz protez

ameliyatlarında kullanılmaya başlanan artroplasti

uzay elbisesi ile cerrahi enfeksiyon riskinin

en aza indirilmesi hedefleniyor. Artroplasti

ameliyatlarından sonra implant ilişkili cerrahi alan

enfeksiyonunun klasik kıyafetle yapılan vakalarda

%1 iken; uzay kıyafeti ile yapılan vakalarda %0.17

olduğu kaydediliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Soyarslan,

ortopedik protez ameliyatları esnasında veya sonrasında

oluşabilecek enfeksiyon riskini minimuma indirmek üzere

artroplasti uzay elbisesi kullanmaya başladıklarını söyledi.

Eylül - September 2020


17

To be used in knee, hip and shoulder prosthesis

surgeries

The surgical field infection can be broken at any point

in the sterilization chain, improper conditions of the

operating room, and uncontrollable contamination from

the surgical team. It can also be accomplished by the fact

that bacteria from a region such as dental caries reach the

surgical site through the blood. Stating that they started

to use special clothes to reduce the risk of infection in

orthopedic prosthetic surgeries, Mehmet Soyarslan said,

“These clothes, defined as Arthroplasty Space Suit, will

be used in knee, hip and shoulder prosthesis surgeries

performed by our orthopedics and traumatologists.”

Infections affect quality of life

Noting that surgical infections negatively affect patient

health, Dr. Mehmet Soyarslan said, “Surgical infection

can occur in the postoperative surgery area and can be

superficial, as well as affect deeper tissues, vital organs and

implants. Implant-related infections seen after orthopedic

prosthetic surgeries can negatively affect patient health

and satisfaction. It may be necessary for the patients to

stay in the hospital for long periods of time, sometimes

for surgery, to undergo surgery and to take antibiotic

treatments for a long time.”

Prevents particles from falling from the surgical

team

Dr. Mehmet Soyarslan stated that these special clothes are

used to minimize the risk of possible prosthetic infections

and said, “The clothes prevent particles that may fall from

the non-sterile head area of the surgical team during the

Orthopedics and Traumatology Specialist Dr. Mehmet Soyarslan,

NPİSTANBUL Brain Hospital Üsküdar University

Diz, kalça ve omuz protez ameliyatlarında

kullanılacak

Cerrahi alan enfeksiyonu sterilizasyon zincirinin herhangi

bir noktada kırılması, ameliyathanenin uygunsuz koşulları,

cerrahi ekipten kontrol edilemez bulaşmalar şeklinde

olabiliyor. Aynı zamanda hastada diş çürüğü gibi bir

bölgeden bakterilerin kan yoluyla cerrahi alana ulaşması

ile de gerçekleşebiliyor. Ortopedik protez ameliyatlarında

enfeksiyon riskini düşürmek üzere özel kıyafet kullanmaya

başladıklarını ifade eden Dr. Mehmet Soyarslan,

“Artroplasti Uzay Elbisesi olarak tanımlanan bu kıyafetler,

ortopedi ve travmatoloji hekimlerimiz tarafından yapılan diz,

kalça ve omuz protez ameliyatlarında kullanılacak” dedi.

Enfeksiyonlar yaşam kalitesini etkiliyor

Cerrahi enfeksiyonların hasta sağlığını olumsuz etkilediğini

Eylül - September 2020


18

surgery. It also prevents particles that bounce around

during prosthesis implantation from bouncing from areas

of the surgical team, such as non-sterile face, mask, and

bone, and falling back into the surgical field.”

With spacesuit the risk is 0.17%

Dr. Mehmet Soyarslan stated that the arthroplasty space

suit minimizes the risk of possible surgical infection

and said, “Implant-related surgical site infection after

arthroplasty surgery is 1% in cases performed with classical

clothing and 0.17% in cases performed with spacesuit. We

only use these clothes in our arthroplasty, that is, in our

prosthetic surgeries. This equipment cannot be used in all

hospitals due to the high costs today.”

kaydeden Dr. Mehmet Soyarslan, “Cerrahi enfeksiyon,

ameliyat sonrası ameliyat bölgesinde oluşabildiği ve

yüzeysel olabildiği gibi, daha derin dokuları, hayati

organları ve konulan implantları etkileyebiliyor. Ortopedik

protez ameliyatlarından sonra görülen implant ilişkili

enfeksiyonlar, hasta sağlığını ve memnuniyetini son derece

olumsuz etkileyebiliyor. Hastaların enfeksiyon için bazen

ayları bulan uzun süreler hastanede yatmaları, tekrar

tekrar ameliyat olmaları ve uzun süre antibiyotik tedavileri

almaları gerekebiliyor” diye konuştu.

Cerrahi ekipten düşebilecek partikülleri

engelliyor

Dr. Mehmet Soyarslan, bu özel kıyafetlerin olası protez

enfeksiyonlarının riskini en aza indirme amacıyla

kullanıldığını belirterek şunları söyledi: “Kıyafetler, ameliyat

esnasında cerrahi ekibin steril olmayan baş bölgesinden

ameliyat sahasına düşebilecek partikülleri engelliyor. Aynı

zamanda protezin yerleştirilmesi esnasında etrafa sıçrayan

partiküllerin cerrahi ekibin steril olmayan yüz, maske

ve bone gibi alanlarından sekerek tekrar cerrahi sahaya

düşmesini de önlüyor.

Uzay kıyafeti ile risk %0.17

Dr. Mehmet Soyarslan, artroplasti uzay elbisesinin olası

cerrahi enfeksiyon riskini en aza indirdiğini kaydederek

“Artroplasti ameliyatlarından sonra implant ilişkili cerrahi

alan enfeksiyonu, klasik kıyafetle yapılan vakalarda %1 iken

uzay kıyafeti ile yapılan vakalarda %0.17 olduğu belirtiliyor.

Biz sadece artroplasti yani protez ameliyatlarımızda

bu kıyafetleri kullanıyoruz. Günümüzde maliyetlerinin

yüksek olmasından dolayı tüm hastanelerde bu ekipman

kullanılamıyor” diye konuştu.

Eylül - September 2020



20

Eyes in Health Tourism in the Last Quarter

Sağlık Turizminde Gözler Son Çeyrekte

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Sağlık

Komisyonu Üyesi ve Esteworld Saç Ekimi ve

Plastik Cerrahi Sağlık Grubu Yönetim Kurulu

Başkanı Dr. Servet Terziler, Covid-19 salgınını

dünyada en iyi yöneten ülkenin Türkiye olduğunu

söyledi. Terziler’e göre salgın kontrol altında

tutulursa sağlık turizmi son çeyrekte atağa

kalkacak.

Dr. Servet Terziler, Health Commission Memberof Foreign

Economic Relations Board (DEIK) and Chairman of Esteworld Hair

Transplantation and Plastic Surgery Health Group

Dr. Servet Terziler, Health Commission Memberof

Foreign Economic Relations Board (DEIK) and

Chairman of Esteworld Hair Transplantation

and Plastic Surgery Health Group, Covidien-19

outbreak of the country’s best managers said that

Turkey in the world. According to Terziler, Turkey

is a country which manages Covidien-19 outbreak

best in the world. According to Terziler, if the

epidemic is kept under control, health tourism

will take off in the last quarter.

The Covid-19 outbreak, which is considered the beginning

of a new era in health, economy and social areas in the

world, remains on the agenda. Turkey, an outbreak

in international circles is considered among the best

managers in the country. Health tourism, which had a size

of $ 3 billion before the pandemic, is one of the sectors

most adversely affected by the global epidemic. Turkey is

the only income derived from the plantation again before

the outbreak was estimated at 1.5 billion dollars. Dr. Servet

Terziler, Health Commission Memberof Foreign Economic

Relations Board (DEIK) and Chairman of Esteworld Hair

Transplantation and Plastic Surgery Health Group, shared

his insights on health tourism and hair transplantation

industry.

Dünyada sağlık, ekonomi ve sosyal alanlarda yeni bir

dönemin başlangıcı olarak kabul edilen Covid-19 salgını

gündemdeki yerini koruyor. Türkiye, uluslararası çevrelerde

salgını en iyi yöneten ülkeler arasında gösteriliyor. Pandemi

öncesinde 3 milyar dolar büyüklüğe sahip olan sağlık

turizmi küresel salgından en fazla olumsuz etkilenen

sektörlerin başında geliyor. Türkiye’nin sadece saç

ekiminden elde ettiği gelir ise yine salgın öncesi 1,5 milyar

dolar olarak hesaplanıyordu. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu

(DEİK) Sağlık Komisyonu Üyesi ve Esteworld Saç Ekimi ve

Plastik Cerrahi Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr.

Servet Terziler, sağlık turizmi ve saç ekimi endüstrisine

ilişkin öngörülerini paylaştı.

Sağlık turizminde kritik eşik son çeyrek

Türkiye’nin küresel salgını dünyada en iyi yöneten ülke

olduğunu söyleyen Dr. Terziler şu ifadeleri kullandı: “1

Haziran itibariyle normalleşme kademeli olarak başladı

ancak bu durum sadece ülkemiz için geçerli bir durum

oldu. Ülkeler arası normalleşme henüz başlamadı. Bana

göre salgını en iyi yöneten ülkeyiz. Pandemiyi kontrol

altında tutabilirsek salgın öncesi 3 milyar dolar büyüklüğe

sahip olan sağlık turizminde son çeyrek atağa kalkma

dönemi olur. Avrupa’da ve yakın coğrafyada vakaların

stabil rakamlarda kalması halinde yıl sonunda, salgın

öncesi toplam sağlık turizmi gelirinin yarısını elde ederiz.

1,5 milyar dolarlık saç ekimi sektörü ise son üç ayda bu

rakamın yüzde 20’sini elde edebildi. İngiltere, Hollanda,

Fransa, Almanya, Belçika, Ukrayna ve İskandinav

ülkelerinden az sayıda hastalarımız Türkiye’ye gelip

operasyonlarını oluyor. Her şey salgının dünyadaki seyrine

bağlı. Türkiye’nin 2023’te sağlık turizminden 20 milyar dolar

gelir hedefi var. Salgın sürecini az hasarla atlatırsak bu

hedef gerçekleşebilir.”

“Türk markaları parlayacak”

Türkiye’nin bu dönemden yükselerek çıkacağını belirten

Servet Terziler, “Dünyanın nereye dönüştüğünü iyi analiz

Eylül - September 2020


21

Critical threshold in health tourism last quarter

Stating that Turkey is a country which manages Covidien-19

outbreak best in the world, Dr. Terziler said, “As of June 1,

normalization started gradually, but this situation was valid

only for our country. Normalization between countries

has not started yet. In my opinion, we are the country that

managed the epidemic best. If we can keep the pandemic

under control, the last quarter in health tourism, which

has a size of 3 billion dollars before the epidemic, will be a

period of attack. At the end of the year, if the cases remain

stable in Europe and the nearby geography, we obtain half

of the total health tourism income before the epidemic.

The 1.5 billion dollar hair transplant sector has achieved

20 percent of this figure in the last three months. England,

Netherlands, France, Germany, Belgium, a small number

of patients in our operations in Ukraine and the Nordic

countries is going to come to Turkey. Everything depends

on the course of the epidemic in the world. Turkey has $ 20

billion in 2023 revenues from medical tourism destination.

This goal can be achieved if we overcome the epidemic

process with little damage.”

”Turkish brands will shine”

Indicating that Turkey would be increased from this period,

Servet Terziler said, “We must return to analyze where

best that the world has taken positions accordingly. The

concept of three-dimensional examination in health will

enter our lives. This means people will get this service from

their homes. The mentality of countries, companies and

people will change. For this reason, the next 100 years will

be pregnant with many different transformations. Turkish

brands will shine in the coming period and will become one

of the world’s leading brands.”

Pointing out that there are 50 million unemployed in the

US, DEIK Health Commissioner declared that Turkey has

managed almost a serious crisis every 10 years, argued that

Turkey would survive the process with minimal damage in

case of the second wave in the epidemic just like the first

wave.

edip buna göre pozisyon almalıyız. Sağlıkta üç boyutlu

muayene kavramı hayatımıza girecek. Bu, insanların

evlerinden bu hizmeti alacağı anlamına geliyor. Ülkelerin,

firmaların ve insanların düşünce yapıları değişecek. Bu

sebeple önümüzdeki 100 yıl farklı birçok dönüşüme gebe

olacak. Türk markaları önümüzdeki dönem parlayacak

ve dünyanın önde gelen markalarının arasına girecek.”

şeklinde konuştu.

ABD’de 50 milyon işsiz olduğuna vurgu yapan DEİK Sağlık

Komisyonu Üyesi, Türkiye’nin hemen hemen her 10 yılda

bir ciddi krizleri atlattığını, salgında ikinci dalganın gelmesi

halinde tıpkı ilk dalgada olduğu gibi süreci en az hasarla

atlatacağını savundu.

Eylül - September 2020




24

The Healthcare Industry Forecasts to Shrink in 2020

Sağlık Sektörü 2020’de

Küçülmeyi Bekliyor

Dr. Güvenç Koçkaya

According to “A Survey: COVID-19 Impact on

Healthcare Industry”, 54% of the healthcare

managers stated that they had difficulties in

accessing health services during the coronavirus

period. 46% of the survey participants underline

that measures should be implemented, and the

academic congresses with physical participation

should not be organized by the end of 2020, while

they predict that the healthcare industry will

shrink in 2020 but will stabilize in 2021.

Being always in close contact with the public and the front

line of the fight against the pandemic, the dynamics of the

healthcare industry have also begun to reshape while the

new coronavirus outbreak that affects the whole world upset

the balances in many industries. Econix initiated a study

titled “A Survey: COVID-19 Impact on Healthcare Industry”

with the participation of managers from public institutions,

companies providing services of medicine, healthcare

services, medical supplies & devices, academic institutions,

non-governmental organizations and consultancy services,

clinical research, and such to examine the impacts of the

pandemic on the healthcare industry. The two most striking

points in the survey were the industry’s commitment to

pandemic measures and the expectations that the industry

would shrink.

46% of the healthcare industry does not favor a

congress until the end of the year

According to the results of the survey of which participants

were the healthcare managers, 46% of the participants

KOVID-19 Salgını Sağlık Sektörü Etki Anketi’ne

göre sağlık sektöründeki yöneticilerin %54’ü

koronavirüs sürecinde sağlık hizmetlerine

erişimde sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Anket

katılımcılarının %46’sı tedbirlerin devam

ederek 2020 sonuna kadar fiziksel katılımlı

bilimsel kongrelerin kesinlikle yapılmaması

gerektiğinin altını çizerken, sağlık sektörünün

2020’de küçüleceğini 2021’de ise stabil kalacağını

öngörüyor.

Tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs salgını,

pek çok sektörde dengeleri değiştirirken kamuyla daima

yakın temasta olan ve salgınla mücadelede en ön safta yer

alan sağlık sektörünün dinamikleri de yeniden şekillenmeye

başladı. Econix Araştırma, salgının sağlık sektörüne

etkilerini mercek altına almak için kamu kurumu, ilaç,

sağlık hizmeti, tıbbi malzeme ve cihaz firması, akademik

kurum, sivil toplum örgütü ve danışmanlık, klinik araştırma

vb. hizmetler veren şirketlerden yöneticilerin katılımıyla

‘COVID-19 Salgını Sağlık Sektörü Etki Anketi’ başlıklı bir

çalışma gerçekleştirdi. Araştırmada en dikkat çekici iki

nokta, sektörün salgın tedbirlerine bağlılığı ile sektörün

küçüleceğine dair beklentiler oldu.

Sağlık sektörünün %46’sı yıl sonuna kadar kongre

istemiyor

Sağlık sektöründen yöneticilerin katıldığı anketin

sonuçlarına göre, katılımcıların %46’sı 2020 yılı sonuna

kadar geniş katılımlı, yüz yüze klinik ve bilimsel kongrelerin

kesinlikle yapılmaması gerektiğini belirtti. %65’lik bir kesim

ise 2020 yılı içinde gerçekleşebilecek olası toplantıların

çevrimiçi yapılmasından yana olduklarını ifade etti.

Sektörün %75’i yüz yüze toplantı yapmıyor

COVID-19 Salgını Sağlık Sektörü Etki Anketi, salgın

Eylül - September 2020


25

stated that face-to-face clinical and academic congresses

should never be held by the end of 2020. 65% of the

participants said that potential meetings should be organized

online in 2020.

75% of the industry does not meet face-to-face

A Survey: COVID-19 Impact on Healthcare Industry reveals

that partially 48% and completely 47% of the healthcare

industry has worked from home during the pandemic.

52% of those working from home stated that they would

begin to go to the office after three months, and 30% after

six months. Precautionary attitudes were demonstrated

in meeting preferences. While 75% stated that they had

not met face-to-face and inside & outside the institution,

68% said that their institutions had no plans for any

comprehensive meetings in 2020.

“Digitalization will meet the expectations of

healthcare professionals”

The leader of the research team, Dr. Güvenç Koçkaya,

pointed out that the basic need revealed by the survey is

to develop solutions integrated with the period. Koçkaya

stated: “Whether the field of activity is medicine, medical

devices or consultancy, it is impossible to cut off the human

contact of an industry that is focused on human health.

Yet, it is difficult to loosen the measures taken since the

industry has taken the pandemic burden so much and felt

the seriousness of the situation under its nose. At this point,

it is necessary to realize the digital transformation, which is

now essential for the whole world, with projects grounded

in the healthcare industry and create a virtual atmosphere

as sustainable as possible.”

sürecinde sağlık sektörünün %48’inin kısmen, %47’sinin

ise tamamen evden çalışmaya geçtiğini ortaya koydu.

Evden çalışmaya geçenlerin %52’si 3 ay sonra, %30’u ise

6 ay sonra ofisten çalışmaya devam edeceğini söyledi.

Tedbirli yaklaşımlar, toplantı tercihlerine de yansıdı.

%75’lik bir kesim kurum içinde veya dışında yüz yüze

toplantı yapmadıklarını belirtirken %68’lik bir kesim de

kurumlarının 2020 yılı içinde geniş kapsamlı herhangi bir

toplantı yapmayı planlamadığını söyledi.

“Sağlıkçıların beklentisini dijitalleşme

karşılayacak”

Araştırma ekibinin başında yer alan Dr. Güvenç Koçkaya,

anketin ortaya koyduğu tabloda temel ihtiyacın, çağa

entegre çözümler geliştirmek olduğuna dikkat çekti.

Koçkaya, “Faaliyet alanı ister ilaç veya tıbbi cihaz ister

danışmanlık olsun, odağına insan sağlığını alan bir sektörün

insanlarla olan temasını kesmek elbette imkansız. Ancak

sektör, salgın sürecinin yükünü bu denli sırtlamışken

ve durumun ciddiyetini deyim yerindeyse teninde

hissetmişken, kendi içinde aldığı tedbirleri gevşetmesi de

bir o kadar zor. Bu noktada, artık tüm dünya için elzem hale

gelen dijital dönüşümü sağlık sektöründe de ayakları yere

basan projelerle hayata geçirmek ve çevrimiçi bir atmosferi

işleyebilir olduğu kadar sürdürülebilir bir hale getirmek

gerekiyor” dedi.

Salgında görev başından ayrılmayanların oranı %78

Sağlık sektöründe koronavirüs tedbirleri elden bırakılmadığı

gibi, iş akışının da yoğunlukla devam ettiği gözlendi. Anket

Eylül - September 2020


26

78% is on duty during the pandemic

It was observed that coronavirus measures were not

neglected in the healthcare industry, and the workflow was

intense and continuous. The survey results showed that

78% of the partici-pants did not apply for the unpaid leave

of absence provided by the government. Applications for

short-term employment allowance were also not high in the

healthcare industry.

The industry expects to shrink 4.91% in 2020 and

remain stable in 2021

Econix also focused on the sales expectations of the

healthcare industry. 44% of the partici-pants stated that

the sales of the industry would decrease more than 10% in

2020, while 11% predicted that there would be more than a

10% increase. Looking at the average, the industry expects a

4.91% decrease in 2020 and an average increase of 0.38% in

2021. Dr. Güvenç Koçkaya stated: “Contrary to the general

perception in the society, the healthcare industry fore-casts

that it will end 2020 by shrinking. And, no growth is expected

in 2021. In other words, the healthcare industry does not

project to catch the 2019 figures until 2022.”

There are disagreements about pricing Covid-19

vaccine

The other striking point revealed by the survey was the

various views on how the pricing should be if the COVID-19

vaccine is developed. 38% of the participants stated that

the manufacturer should price depending on R & D and

production costs, while 22% said it should only price the

production costs. On the other hand, 21% expressed that

the price should be value-based, while 19% remarked

that the vaccine should be free for everyone. Dr. Güvenç

Koçkaya noted: “In fact, only 21% of the healthcare industry

thinks that companies have profitability except for R&D

and production costs though there are different opinions.

The remaining 79% specifies that vaccine pricing should be

free, or as much as R&D and/or production costs. The main

reason behind this is that unless the pandemic ends, the

world will not be as before. And nobody, including the health

industry, will be better unless the world is as before. It is

obvious that the vaccine has a socially responsible part at

this point.”

sonuçları, katılımcıların %78’inin kurumlarının kamu

tarafından getirilen ücretsiz izin desteğine başvurmadığını

gösterdi. Benzer şekilde kısa çalışma ödeneğine

başvuruların da sağlık sektöründe az olduğu gözlendi.

Sektör 2020 de %4.91 küçülmeyi, 2021 de sabit

kalmayı bekliyor

Econix Araştırma, sağlık sektörünün satış beklentilerine

de mercek tuttu. Katılımcıların %44’ü 2020 yılında sektörün

satışlarının %10’dan fazla düşeceğini, %11’lik kesim ise

%10’dan fazla artış yaşanacağını öngördüğünü belirtti.

Ortalamaya bakıldığında sektörün 2020 yılında %4.91’lik

düşüş, 2021 yılında ise ortalama %0.38’lik bir artış beklediği

görüldü. Dr. Güvenç Koçkaya “Sağlık sektörü, toplumdaki

genel algının aksine 2020 yılını küçülerek kapatacağını

öngörüyor. 2021 yılında ise herhangi bir büyüme

beklenmiyor. Bir diğer ifade ile sağlık sektörü 2022 yılına

kadar tekrardan 2019 rakamlarını yakalamayı öngörmüyor

şeklinde yorumlayabiliriz.” dedi.

Covid-19 aşısının fiyatlandırılması konusunda fikir

ayrılıkları var

Anketin ortaya koyduğu bir diğer dikkat çekici nokta ise

COVID-19 aşısının bulunması durumunda fiyatlandırmanın

nasıl olması gerektiğine yönelik görüşlerin çeşitliliği

oldu. Katılımcıların %38’i üretici firmanın AR&GE ve

üretim maliyetleri ile fiyatlandırma yapması gerektiğini

belirtirken, %22’si üreticinin sadece üretim maliyetini

fiyatlandırması, %21’i değer bazlı fiyatlandırma yapılması

ve %19’u bulunacak aşının ücretsiz verilmesi yönünde

görüş bildirdi. Dr. Güvenç Koçkaya “Her ne kadar farklı

görüşler olsa da aslında sağlık sektörünün sadece %21`i

ARGE ve üretim maliyetleri dışında firmaların karlılığının

olmasını düşünüyor. Geri kalan %79’luk kesim, aşı

fiyatlandırmasında ücretsiz veya ARGE ve/veya üretim

maliyetleri kadar bir bedel olması gerektiğini belirtiyor.

Bunun temel nedeni, pandemi bitmedikçe Dünya’nın eskisi

gibi olmayacağı, Dünya eskisi gibi olmadıkça sağlık sektörü

dahil kimsenin iyi olamayacağıdır. Bu noktada aşının bir

sosyal sorumluluk tarafı olduğu aşikar.” dedi.

Eylül - September 2020


27

HEK-SAN to Establish a Strong Bond Between Physicians

HEK-SAN Hekimler Arasında Güçlü Bir Bağ Kuracak

Hekim Yardımlaşma

Sandığı (Physician

Relief Fund)

(HEK-SAN) was

established as “a

permanent aid

agency” to support

all physicians

financially

and morally in

appropriate cases in

Turkey.

The coronavirus warrior

doctors, who said that

they had lost motivation,

established the

Physician Relief Fund to be with the families of their lost

colleagues. After the news of doctor deaths coming from

all over the country almost every day especially during the

pandemic period, physicians came together to support the

families of the deceased physicians.

In the statement made by the Board of Directors of HEK-

SAN, which was established with the slogan “Physician

Relief Fund is a bond”, the following statements were

made, “We are people who have sworn to see our

colleagues as our brothers. While keeping people alive

and being beneficial to life is our highest motivation, it

is an unacceptable situation for us not to be with our

brothers and physicians in their troubles and to not

show our financial and moral support sufficiently. Under

these conditions, we receive news of a serious illness

about a colleague almost every day, and sometimes we

unfortunately get the news of the death of our colleagues

and we are deeply saddened. Physicians suffer financial

losses during their long-term sick leave, and family

physicians’ contracts are terminated if they take a sick

leave longer than 180 days. The physician is punished

by the system for his own illness. In our own personal

business world, we are often not aware of the situation

of these physician friends, and when we are, we cannot

properly resolve their difficulties and loneliness. We

established our Physician Relief Fund in order to be with

the families of our colleagues who passed away, to support

our friends who cannot work due to illness, and to act

together with our colleagues with many advantages in the

future. We invite all our physicians to support.”

Physician Relief Fund, which was established with the

support of thousands of members of ISTAHED, Turkey’s

largest family medicine association, continues to work for

all physicians in our country.

For detail, visit http://www.heksan.org/.

Hekim Yardımlaşma Sandığı (HEK-SAN),

Türkiye’deki tüm hekimlere gerekli

durumlarda maddi ve manevi olarak

destek olmak, “kalıcı bir yardımlaşma

kurumu“ olarak kuruldu.

Motivasyon kaybına uğradıklarını söyleyen

Koronavirüs savaşçısı doktorlar, kaybettikleri

meslektaşlarının ailelerinin yanında olabilmek

için Hekim Yardımlaşma Sandığı‘nı kurdu.

Özellikle pandemi döneminde hemen hemen

her gün ülkenin dört bir yanından gelen doktor

ölüm haberlerinin ardından, hekimler vefat

eden hekimlerin ailelerine destek olmak adına

biraraya geldi.

“Hekim Yardımlaşma Sandığı bir bağdır”

sloganı ile kurulan HEK-SAN’ın Yönetim

Kurulu’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler

yer aldı: “Biz hekimler meslektaşlarımızı kardeşimiz

olarak göreceğimize dair yemin etmiş insanlarız. İnsanı

yaşatma, hayata faydalı olma en yüksek motivasyon

nedenimiz iken, kardeşlerimizin-hekimlerin sıkıntılarında

yanlarında olamamak, maddi ve manevi desteğimizi

yeterince gösterememek bizim için kabul edilemez bir

durum. Ülkemizde hekim olarak çalışmak yeterince zor,

bizler sağlıkta şiddetle, iş yükümüzün fazlalığıyla, mesleki

saygınlığın günden güne azaltılmasıyla her geçen gün daha

çok yıpranıyor, tükeniyor, sağlığımızı kaybediyoruz. Bu

şartlar altında hemen hemen her gün bir meslektaşımız

hakkında ciddi bir hastalık haberi alıyor, bazen de ne

yazık ki meslektaşlarımızın vefat haberini alıp derin bir

üzüntüye kapılıyoruz. Hekimler uzun süreli hastalıklarda

izin kullandıkları süre boyunca maddi kayıplara

uğruyor, aile hekimlerinin 180 günden uzun hastalık

izni kullanması durumunda sözleşmeleri feshediliyor.

Hekim kendi hastalandığı için sistem tarafından adeta

cezalandırılıyor. Kendi bireysel iş dünyamızda bizler

çoğu zaman bu hekim arkadaşlarımızın durumundan

haberdar olamıyor, olduğumuz zamanlarda ise hakkıyla

zorlukları ve yalnızlıklarını gideremiyoruz. Vefat eden

meslektaşlarımızın ailelerinin yanında olmak, hastalık

sebebiyle çalışamayan arkadaşlarımıza destek vermek,

ilerleyen dönemlerde birçok avantajla meslektaşlarımızla

birlikte hareket etmek adına Hekim Yardımlaşma

Sandığımızı kurduk. Tüm hekimlerimizi destek vermeye

davet ediyoruz.”

Hekim Yardımlaşma Sandığı, Türkiye’nin en büyük aile

hekimliği derneği olan İSTAHED’in binlerce üyesinin

desteği ile kurulmuş, ülkemizdeki tüm hekimler için

çalışmaya devam etmektedir.

Detaylı bilgiye http://www.heksan.org/

web adresinden ulaşılabilir.

Eylül - September 2020


28

HEART DISEASES WALK ON

THE SNOW AND COVER UP

ITS TRACES

KALP HASTALIKLARI KARDA

YÜRÜYOR, İZİ BELLİ OLMUYOR

Eylül - September 2020


29

It is estimated that the number of deaths from heart diseases in 2030 will exceed 20 million people.

Although heart diseases do not spread by showing their traces as much as the epidemic diseases

that have become the nightmare of humanity, they threaten human health at least as much as these

diseases. However, heart disease is not an unavoidable disease category. In addition to improved

treatment methods, people can protect themselves with their own measures.

World Heart Federation members announce to the world that at least 80% of premature deaths due

to heart disease and stroke can be prevented by controlling major risk factors such as tobacco use,

unhealthy diet and physical activity deprivation. In order to raise awareness to all these issues, since

2000, September 29 has been celebrated as “World Heart Day” every year.

2030 yılında kalp hastalıklarından ölenlerin sayısının 20 milyon kişiyi aşacağı tahmin ediliyor. Kalp

hastalıkları, özellikle bugünlerde insanlığın korkulu rüyası haline gelen salgın hastalıklar kadar

izlerini göstererek yayılmasa da en az bu hastalıklar kadar insan sağlığını tehdit ediyor. Ancak, kalp

hastalıkları önüne geçilmeyen bir hastalık kategorisi değil. Geliştirilmiş tedavi yöntemlerinin yanı sıra,

kişiler kendi alacağı önlemlerle de kendilerini koruyabilirler.

Dünya Kalp Federasyonu üyeleri, tütün kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel aktivite yoksunluğu gibi

başlıca risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az

%80’inin önlenebileceğini tüm dünyaya duyuruyor. Tüm bu konulara dikkat çekmek amacıyla da 2000

yılından beri, her yıl 29 Eylül tarihi “Dünya Kalp Günü” olarak kutlanıyor.

Eylül - September 2020


30

A HAPPY HEART

IS KEY TO A

HEALTHY LIFE

KALP, SAĞLIKLI BİR

YAŞAMIN BAŞLANGIÇ

DURAĞIDIR

The heart, which has a vital importance, plays a decisive

role in the survival of the person. Factors such as the

consumption of tobacco products, high blood pressure

and malnutrition are the biggest obstacles to the

healthy heartbeat. Pointing out that the leading cause

of death in the world is cardiovascular diseases, Prof.

Dr. Esat Akıncı, Cardiovascular Surgery Specialist,

Avrasya Hospital, shared the details that need to

be known about heart health on the occasion of

September 29, World Heart Day.

It ranks first in causes of death

Heart diseases are among the most common

causes of death in our country, as in the whole

world. In addition, the scary statistics about

heart diseases are not limited to this. While 1

out of every 3 women in the world dies due

to heart diseases, this rate reaches 10 times

the death rate caused by breast cancer.

Moreover, we rank first in the world in

Hayati bir öneme sahip olan kalp, kişinin yaşamını

sürdürebilmesi için belirleyici rol üstlenir. Tütün

ürünlerinin tüketimi, yüksek tansiyon ve yanlış beslenme

gibi faktörler ise kalbin sağlıklı bir şekilde atmasının

önündeki en büyük engeldir. Dünya genelinde

birinci sırada gelen ölüm nedeninin kalp ve damar

hastalıkları olduğuna dikkat çeken Avrasya Hastanesi

Kardiovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Esat

Akıncı, 29 Eylül Dünya Kalp Sağlığı Günü vesilesiyle

kalp sağlığıyla ilgili bilinmesi gereken detayları

anlattı.

Ölüm nedenlerinde birinci sırada yer

alıyor

Ülkemizde tüm dünyada olduğu gibi kalp

hastalıkları, ölüm sebepleri arasında

en yaygın nedenler arasında yer alıyor.

Ayrıca kalp hastalıklarıyla ilgili korkutan

istatistikler bununla da sınırlı kalmıyor.

Dünya’da her 3 kadından 1’i kalp

Eylül 2020



32

heart diseases, which constitute 40.5% of death cases in

our country.

Changing living conditions increase the risk of

heart disease

Our changing living conditions are behind the increase

in heart diseases. Especially urban living standards; It

accelerates this process by forcing to live fast, to eat

irregularly and to move less. While the number of heart

patients in the world is increasing gradually, a serious

increase is observed in deaths due to heart diseases. At

this stage, there is a very important point that should

not be forgotten. It is in our hands to change the living

conditions that affect heart health and turn them into

serious diseases by removing them from a health problem.

With the improvement and discipline in living conditions, a

strong defense mechanism against heart diseases can be

developed.

In the increase of heart diseases;

• Sedentary lifestyle,

• Smoking and alcohol consumption,

• High cholesterol,

• Low HDL which is called good cholesterol and high level of

bad cholesterol which is called LDL,

hastalıkları sebebiyle hayatını kaybederken bu oran meme

kanserinin yol açtığı ölüm oranının tam 10 katı seviyesine

ulaşıyor. Üstelik ülkemizdeki ölüm vakalarının %40,5’ini

oluşturan kalp hastalıklarında Dünya’da birinci sırada yer

alıyoruz.

Değişen yaşam koşulları kalp hastalığı riskini

arttırıyor

Kalp hastalıklarının bu denli artmasının arkasında değişen

yaşam koşullarımız yer alıyor. Özellikle de kentsel yaşam

standartları; hızlı yaşamaya, düzensiz beslenmeye ve

az hareket etmeye zorlayarak bu süreci hızlandırıyor.

Dünya’daki kalp hastası sayısı giderek artarken kalp

rahatsızlıklarına bağlı gelişen ölümlerde de ciddi bir

atış gözleniyor. Bu aşamada unutulmaması gereken çok

önemli bir nokta var. Kalp sağlığını etkileyen ve bir sağlık

probleminden çıkararak ciddi boyutlarda hastalıklara

çeviren yaşam koşullarını değiştirmek bizim elimizdedir.

Yaşam koşullarında yapılacak iyileştirme ve disiplin ile

kalp hastalıklarına karşı güçlü bir savunma mekanizması

geliştirilebilir.

Kalp hastalıklarının artmasında;

• Hareketsiz yaşam tarzı,

• Sigara ve alkol tüketimi,

Eylül - September 2020



• Uncontrolled blood pressure and diabetes,

• Nutrition disorders, obesity,

• A stressful life,

• There are professions that challenge the body both

physiologically and psychologically.

If you are experiencing these symptoms;

• Pain felt in the chest,

• shortness of breath,

•Feeling of palpitations,

•Swelling in the abdomen and legs due to edema and acid,

•Fatigue and weakness,

•Pain in the head and neck,

• Indigestion and difficulty swallowing,

• Dizziness and fainting,

• You may be facing heart disease with bruising in areas

such as skin, lips, tongue, and palate.

Heart diseases progress more insidiously in

women

When it comes to heart disease, men show predominant

symptoms. However, these diseases are progressing more

insidiously in women. For this reason, since most female

patients notice insidious symptoms late and consult a

doctor later, there is a serious decrease in recovery rates.

While men mostly apply with chest pain complaints,

women apply with more general complaints such as fatigue

and shortness of breath. For this reason, the rate of early

diagnosis is lower than men.

Is it possible to protect against heart disease?

The way to fight heart diseases and to have a healthy

• Kolesterol yüksekliği,

• İyi kolesterol denilen HDL’nin düşüklüğü ve kötü

kolesterol LDL’nin yüksekliği,

• Kontrol altına alınmayan tansiyon ve diyabet,

• Beslenme bozuklukları, obezite

• Stresli bir yaşam,

• Vücudun hem fizyolojik hem de psikolojik olarak zorlayan

meslekler yer alıyor.

Eğer bu belirtileri yaşıyorsanız;

• Göğüste hissedilen ağrı,

• Nefes darlığı,

• Çarpıntı hissi,

• Ödem ve asite bağlı olarak karın ve bacaklarda şişme,

• Yorgunluk ve halsizlik,

• Baş ve ensede görülen ağrılar,

• Hazımsızlık ve yutkunmada zorluk çekme,

• Baş dönmesi ve bayılma,

• Deri, dudak, dil, damak gibi bölgelerde görülen morarma

kalp hastalığı ile karşı karşıya olabilirsiniz.

Kalp hastalıkları kadınlarda daha sinsi ilerliyor

Söz konusu kalp hastalıkları olduğunda erkeklerde baskın

belirtiler gösteriyor. Ancak bu hastalıklar kadınlar daha

sinsi ilerliyor. Bu sebeple çoğu kadın hasta, sinsi ilerleyen

belirtileri geç fark edip daha geç doktora başvurdukları

için iyileşme oranlarında ciddi düşüşler meydana geliyor.

Erkekler daha çok göğüs ağrısı şikayetiyle başvururken

kadınlar ise yorgunluk, nefes darlığı gibi daha genel

şikayetlerle başvuruyor. Bu nedenle erken teşhis edilme

oranı, erkeklere göre daha düşük oluyor.

Eylül - September 2020


heart is to establish a correct life order and to make

this a routine of our lives. For this reason, it is very

important for both you and your heart to include the

tips mentioned below in your life. These tips;

• Eat a healthy diet. Because, controlling cholesterol

and blood pressure, which are shown among the most

important causes of heart diseases, requires a correct

and healthy diet. Namely; You can generate a strong

defense mechanism against heart disease with a diet

rich in fiber and fish, away from saturated fats.

• Get rid of your excess weight as soon as possible. The

main issue here is to control weight problems, one of

the main causes of cholesterol and blood pressure.

Being overweight also poses a risk for coronary heart

disease, heart failure, and stroke.

• Stop smoking from your life. By smoking, you cause

clogging of the heart vessels and invite a heart attack.

Moreover, smoking takes the first place among the

preventable causes of death. So you can eliminate this

risk by quitting smoking.

• Exercising is more important than you think! With

the changing living conditions, we move much less.

However, you should know that lack of physical

activity plays a very effective role in the formation of

cardiovascular diseases. For this reason, you should

definitely have an hour to spare for sports in your daily

routine.

• Stay away from stress. Stress tires your heart the most.

For this reason, remove the issues that will upset you,

cause stress and intense pressure from your life. If you

can’t, stay away as much as possible.

Kalp hastalıklarına karşı korunmak mümkün mü?

Kalp hastalıklarıyla mücadele edebilmenin ve sağlıklı bir

kalbe sahip olmanın yolu doğru bir yaşam düzeni kurmak ve

bu düzeni yaşamımızın bir rutini haline getirmekten geçiyor.

Bu nedenle aşağıda bahsi geçen ipuçlarını hayatınıza dahil

etmek hem sizin hem de kalbiniz için oldukça önemlidir. Bu

ipuçları;

• Sağlıklı beslenin. Zira kalp hastalıklarının en önemli

sebepleri arasında gösterilen kolesterol ve tansiyonu kontrol

altına alabilmek doğru ve sağlıklı beslenmekten geçiyor.

Şöyle ki; doymuş yağlardan uzak, lif ve balık yönünden

zengin bir beslenme rutiniyle kalp hastalığına karşı güçlü bir

savunma mekanizması yaratabilirsiniz.

• Fazla kilolarınızdan bir an önce kurtulun. Buradaki temel

mesele yine kolesterol ve tansiyonun ana sebeplerinden biri

olan kilo problemlerinin kontrol altına almaktır. Fazla kilolu

olmak aynı zamanda koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği

ve inme için de risk oluşturmaktadır.

• Sigarayı hayatınızdan çıkarın. Sigara kullanarak kalp

damarlarının tıkanmasına sebep oluyor ve kalp krizine

davetiye çıkarıyorsunuz. Üstelik sigara önlenebilir ölüm

sebepleri arasında birinci sırayı alıyor. Yani sigarayı bırakarak

bu riski ortadan kaldırabilirsiniz.

• Spor yapmak sandığınızdan da önemli! Değişen yaşam

koşullarıyla birlikte çok daha az hareket eder olduk. Ancak

bilmelisiniz ki fiziksel aktivite azlığı kalp damar hastalıklarının

oluşmasında hayli etkili bir rol oynuyor. Bu sebeple günlük

rutin içerisinde mutlaka spora ayıracak bir saatiniz olsun.

•Stresten uzak durun. Stres sizi en çok da kalbinizi yorar. Bu

sebeple sizi üzecek, strese ve yoğun bir baskıya sürükleyecek

meseleleri hayatınızdan çıkarın. Eğer çıkaramıyorsanız

olabildiğince uzak durun.

Eylül - September 2020


36

7 Causes of Muscle and Skeletal Pain During the

COVID‐19 Pandemic

Corona Döneminde, Kas Ve İskelet Ağrılarının 7 Nedeni

İnsanlık tarihindeki en önemli salgın hastalık

dönemlerinden birisinden geçerken, gerek daha önceden

olan ve bu dönemde daha da kötüleşen, gerekse de

pandemi süreciyle ortaya çıkan kas ve iskelet sistemi

ağrıları ile karşı karşıya kalındı.

Corona dönemi ağrıları hakkında bilgiler veren Therapy

Sport Center Fizik Tedavi Merkezi’nden Uzman Fizyoterapist

Altan Yalım, şunları söyledi: “Bu zor dönemin süreci henüz

belli değilken, ilk amacımız olabildiğince ağrısız ve sağlıklı

kalmak olmalıdır. Bunun anahtarı da, pandemi hijyen

kurallarına maksimum uyum, uygun beslenme, hareketsiz

yaşamdan uzak kalmak ve stresle baş edebilmektir” dedi.

Altan Yalım, Expert Physiotherapist

While passing through one of the most important epidemic

periods in the history of humanity, we were faced with

musculoskeletal pains, which were previously and worsened

in this period, and also emerged with the pandemic process.

Altan Yalım, an expert physiotherapist of Therapy Sport

Pandemi dönemi ağrılarının sebeplerini değerlendiren

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları kaydetti:

1-Kaslarımız, iskelet sistemimizi aşırı yüklerden koruyan

ve yıpranmasını engelleyen en önemli yapılarımızdır. Kas

kuvveti gelişmek için de, olan potansiyel kuvvetini korumak

için de, harekete ve üzerine binecek yüklere ihtiyaç duyar.

Aksi halde, atrofi dediğimiz kuvvet kaybına uğrar. Pandemi

dönemi de maalesef bunu zorlaştırmış ve kas kuvvet

kaybına yol açmıştır.

2-Kas kuvvetinin azalmasıyla, özellikle yerçekimine karşı

bizi dik tutan eklemlerimiz üzerine binen yükler artmış ve

Eylül - September 2020


37

Center for Physical Therapy and Rehabilitation Center, who

gives information about corona period pains, said, “While

the process of this difficult period is not yet clear, our first

goal should be to stay as painless and healthy as possible.

The key to this is maximum compliance with pandemic

hygiene rules, proper nutrition, staying away from sedentary

life and coping with stress.”

Evaluating the causes of pandemic pain, Specialist

Physiotherapist Altan Yalım said:

1-Our muscles are the most important structures that

protect our skeletal system from excessive loads and

prevent it from being worn out. Muscle strength needs

movement and loads to build and maintain its potential

strength. Otherwise, it will lose strength, which we call

atrophy. Unfortunately, the pandemic period also made this

difficult and caused a loss of muscle strength.

2-With the decrease in muscle strength, the loads on our

joints that keep us upright against gravity have increased,

and this has caused excessive load on both bones and

articular cartilages.

3-Especially, our knee, spine and hip joints affected the

most, and it caused both movement and pain increase in

people with underlying rheumatic or orthopedic problems.

4-Although this process was milder in healthy young people,

it also caused posture disorders in this group as well as back

and back pain that they had not experienced much before.

5-Some of us also experienced aches and pains as a result

of the exercises we exaggerated to maintain our form. The

movements made in front of the screen, both to cope with

stress and with aesthetic concerns, caused pain as a result of

excessive strain on the muscles and joints, as there was no

appropriate warm-up and cooling period.

6-With the relaxation of the pandemic process, some of

the athletes who wanted to return to the sports fields had

either injury or muscle joint pain.

7-Cycles of extreme stress or panic attacks caused by fear of

illness, manifested by extreme back pains and Fibromyalgia.

bu da hem kemiklerde, hem de eklem kıkırdaklarında aşırı

yüklenmeye sebep olmuştur.

3-Özellikle; diz, omurga ve kalça eklemlerimiz bundan en

fazla etkilemiş, altta yatan romatizmal ya da Ortopedik

sorunu olan insanlarda, hem hareketi güçleştirmiş, hem de

ağrılarında artışa sebep olmuştur.

4-Sağlıklı gençlerde bu süreç daha hafif geçmiş olsa da,

bu grupta da duruş bozukluklarına ve bunun yanında daha

önce çok deneyimlemedikleri sırt ve bel ağrılarına yol açtı.

5-Bazılarımızda da, formumuzu korumak için aşırıya

kaçtığımız egzersizler sonucunda oluşan ağrılar ortaya çıktı.

Gerek stresle baş etmek için, gerekse de estetik kaygılarla

ekran önünde yapılan hareketler, uygun bir ısınma ve

soğuma periyodu olmadığı için kas ve eklemlerde aşırı

zorlanma sonucu ağrıya neden oldu.

6-Pandemi sürecinin gevşemesiyle beraber, spor alanlarına

bıraktığı şekilde dönmek isteyen sporcuların bazılarında da,

ya sakatlık, ya da kas eklem ağrıları görüldü.

7-Hastalık korkusunun yarattığı aşırı stres yada panik

atak döngüleri, aşırı sırt ağrıları ve Fibromiyalji ile kendini

gösterdi.

Eylül - September 2020


38

Abdi İbrahim Did Not Leave Thalassemia

Patients Alone in Pandemic

Abdi İbrahim Talasemi Hastalarını Pandemide Yalnız Bırakmadı

Abdi İbrahim brought together children

and their families with thalassemia

patients, who may experience

interruptions in their treatment during

the COVID-19 pandemic, on an online

platform. Prof. Dr. Bülent Antmen,

Pediatric Hematology Lecturer and

Head of Bone Marrow Transplantation

Unit, Acıbadem Adana Hospital, Prof.

Dr. Tunç Fışgın, Dean of Faculty of

Medicine, Altınbaş University and

Prof. Dr. Zeynep Karakaş, Pediatric

Hematology-Oncology Lecturer, Istanbul

Medical Faculty, attended to awareness

meeting which firstly performed in the

digital environment in Turkey. In addition

to the information about the disease,

the experts also provided enlightening

information about the risks faced by

patients during the pandemic period.

Çiğdem Şahinbaş Yılmaz, Abdi İbrahim

Special Expertise Department Director

Abdi İbrahim, COVID-19 pandemisi

döneminde tedavilerinde kesinti

yaşayabilen talasemi hastası çocukları

ve ailelerini hekimlerle online

platformda buluşturdu. Türkiye’de ilk

kez dijital ortamda gerçekleştirilen

bilinçlendirme toplantısına Acıbadem

Adana Hastanesi Pediatrik Hematoloji

Öğretim Görevlisi ve Kemik İliği Nakil

Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Bülent

Antmen, Altınbaş Üniversitesi Tıp

Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tunç Fışgın

ve İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik

Hematoloji-Onkoloji Öğretim Görevlisi

Prof. Dr. Zeynep Karakaş katıldı.

Uzmanlar, hastalık hakkındaki

bilgilerin yanı sıra, pandemi döneminde

hastaların karşı karşıya kaldıkları

riskler konusunda da aydınlatıcı bilgiler

verdi.

Eylül - September 2020


39

Abdi Ibrahim, the leader of the Turkish pharmaceutical

industry, brought together patients and their relatives

in awareness meeting of thalassemia (Mediterranean

anemia) with on the online platform first performed in the

digital environment in Turkey.

Altınbaş University Faculty of Medicine, Istanbul University

Istanbul Medical Faculty, Çukurova University Faculty of

Medicine and Specialists from Acıbadem Adana Hospital,

Adana Çukurova Hemophilia Association and Istanbul

Pediatric Hematology Oncology Association, and nearly

50 children with thalassemia and their families attended

the online education and awareness meeting, which

was sponsored by Abdi İbrahim, organized with the

participation of universities and associations that took

action for thalassemia patients who suffered during the

COVID-19 pandemic period and raised questions about

the continuation of their treatment.

Information that will contribute to raising the awareness

of families about the disease was shared in the online

training titled ‘COVID-19 Precautions and Chelation

in Patients After Thalassemia and Bone Marrow

Transplantation’, children with thalassemia, known

as Mediterranean anemia, requiring lifelong blood

transfusion and whose only permanent treatment

method is bone marrow transplantation, will reduce

the negative effects experienced during the pandemic

process.

At the meeting, patients and their families who had the

opportunity to benefit from the information provided

by valuable hematologists had the opportunity to direct

their questions to physicians, and had the opportunity to

socialize with various activities.

Stating that they were happy to support the online

meeting organized by considering pediatric patients who

had bone marrow transplantation and especially those

who could not come to hospitals due to the epidemic

and their families, Çiğdem Şahinbaş Yılmaz, Abdi İbrahim

Special Expertise Department Director said, “Hematology

is an area in which we make significant investments and

we care about supporting our patients in this context.

We take important steps in the field of hematology

with both AbdiBio and our Oncology Production Facility.

In addition, we see it as our responsibility to provide

solutions that will create value for patients and physicians

who have difficulties in this extraordinary process, as

well as with our treatments. Considering the patient

groups and physicians who experienced interruptions

in their treatment, especially during the pandemic

period, we focused on projects aimed at continuing

the treatment and reducing the problems experienced.

In this context, we continue our patient and physician

training activities without interruption. We believe that

the online education we organize with the participation

of our esteemed universities and associations is very

useful. We would like to thank both our physicians and the

associations, as well as the patients and their families for

their valuable contributions. We will continue to organize

new events within this scope throughout the year.”

Türk ilaç sektörünün lideri Abdi İbrahim, Türkiye’de ilk kez

dijital ortamda gerçekleştirilen Talasemi (Akdeniz anemisi)

bilinçlendirme toplantısıyla, hasta ve yakınlarını online

platformda bir araya getirdi.

Abdi İbrahim sponsorluğunda, COVID-19 pandemisi

döneminde sıkıntı yaşayan, tedavilerinin devamı hakkında

soru işaretleri oluşan talasemi hastaları için harekete

geçen üniversite ve derneklerin katılımıyla düzenlenen

online eğitim ve bilinçlendirme toplantısına, Altınbaş

Üniversitesi Tıp Fakültesi, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp

Fakültesi, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Acıbadem

Adana Hastanesi ile Adana Çukurova Hemofili Derneği ve

İstanbul Çocuk Hematoloji Onkoloji Derneği’nden uzman

hekimler ile 50’ye yakın talasemi hastası çocuk ve aileleri

katıldı.

‘Talasemi ve Kemik İliği Nakil Sonrası Hastalarında

COVID-19 Önlemleri ve Şelasyon’ başlıklı online eğitimde,

Akdeniz anemisi olarak bilinen, hayat boyu kan nakli

gerektiren ve tek kalıcı tedavi şekli kemik iliği nakli olan

talasemi hastalığını taşıyan çocukların, pandemi sürecinde

yaşadıkları olumsuz etkilerin azaltılmasına, ailelerin

hastalık hakkında farkındalıklarının arttırılmasına katkı

sağlayacak bilgiler paylaşıldı.

Toplantıda, değerli hematologların aktardıkları bilgilerden

faydalanma imkanı bulan hastalar ve aileleri, sorularını

hekimlere yöneltme imkanı bulurken, düzenlenen çeşitli

aktivitelerle sosyalleşme fırsatı elde ettiler.

Kemik iliği nakli olan ve özellikle yaşanan salgın

sebebiyle hastanelere gelemeyen çocuk hastalar ve

ailelerini düşünerek düzenlenen online buluşmaya destek

vermekten mutluluk duyduklarını belirten Abdi İbrahim

Özel Uzmanlık Bölüm Direktörü Çiğdem Şahinbaş Yılmaz,

“Hematoloji, önemli yatırımlar yaptığımız ve bu çerçevede

hastalarımıza destek vermeyi çok önemsediğimiz bir

alan. Gerek AbdiBio ve gerekse Onkoloji Üretim Tesisimiz

ile hematoloji alanında önemli adımlar atıyoruz. Bunun

yanında, tedavilerimizle olduğu kadar, bu olağan dışı

süreçte zorluk yaşayan hasta ve hekimlere değer yaratacak

çözümler sunmayı da sorumluluğumuz olarak görüyoruz.

Özellikle pandemi döneminde tedavisinde kesinti yaşayan

hasta gruplarını ve hekimlerimizi düşünerek, tedavinin

sürmesine, yaşanan sıkıntıların azaltılmasına yönelik

projelere odaklandık. Bu çerçevede hasta ve hekim eğitim

aktivitelerini kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Değerli

üniversite ve derneklerimizin katılımıyla düzenlediğimiz

online eğitimin çok faydalı olduğuna inanıyoruz. Gerek

hekimlerimize ve derneklere, gerekse katılan hastalara

ve ailelerine kıymetli katkıları için çok teşekkür ediyoruz.

Yıl içinde bu kapsamda yeni etkinlikler düzenlemeyi

sürdüreceğiz” dedi.

Ülkemizde 1.3 milyon talasemi taşıyıcısı bulunuyor

Düzenlenen programda, Acıbadem Adana Hastanesi

Pediatrik Hematoloji Öğretim Görevlisi ve Kemik İliği

Nakil Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Bülent Antmen, Altınbaş

Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Tunç Fışgın

ve İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji-Onkoloji

Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Zeynep Karakaş, hastalık

hakkındaki gelişmelerin yanında özellikle pandemi

Eylül - September 2020


40

There are 1.3 million thalassemia carriers in our country

In the program, Prof. Dr. Bülent Antmen, Pediatric

Hematology Lecturer and Head of Bone Marrow

Transplantation Unit, Acıbadem Adana Hospital, Prof.

Dr. Tunç Fışgın, Dean of Faculty of Medicine, Altınbaş

University and Prof. Dr. Zeynep Karakaş, Pediatric

Hematology-Oncology Lecturer, Istanbul Medical Faculty,

gave enlightening information about the developments

regarding the disease, especially the risks faced by patients

during the pandemic period.

Turkey is also an important public health problem in

thalassemia in Mediterranean countries, where the

mother and the children inherited from the father, a blood

disease that can be avoided. Although it is a preventable

disease with detection of carriers, genetic counseling and

prenatal diagnosis, at least 365 thousand thalassemia

patients emerge every year in the world. According to the

data of the Turkish Hematology Association, there are

approximately 1 million 300 thousand thalassemia carriers

and 4 thousand 500 thalassemia patients in our country.

What kind of a disease is thalassemia?

As a result of the marriage of two thalassemia carriers,

there is a 25 percent chance of being born with a disease,

50 percent being a carrier and 25 percent being born

normal for each child. In thalassemia disease, due to the

failure and disorder in the production of hemoglobin;

Symptoms such as pallor of the skin, anemia (anemia),

weakness, fatigue, palpitations, and growth retardation are

seen. The diagnosis of the disease is made with a special

test. Pre-Marriage Hemoglobinopathy Screening Program

in our country in 2018, in 81 provinces of Family Health

Centers also started to be implemented. With this program,

the incidence of the disease has decreased significantly

over the years. Thalassemia has been taken under control in

many countries thanks to this screening activity.

Thalassemia, the only permanent form of treatment,

requires a lifelong blood transfusion every 3-4 weeks and

chelation therapy. With regular and long-term chelation

therapy, prolonging the healthy life of patients with

thalassemia and reducing the organ-system damage caused

by the disease can be achieved.

Higher risk for severe illness from COVID-19

Experts attending the meeting, thalassemia patients,

especially adults; drew attention to the high risk of a more

severe course of COVID-19 infection in comorbid conditions

such as heart disease, pulmonary hypertension, diabetes

and iron overload. For this reason, he emphasized that all

general measures during the Covid-19 outbreak process

are also valid for thalassemia patients, and the importance

of compliance with social distance, use of masks and hand

hygiene. It was underlined that thalassemia patients should

not enter crowded environments and it would be beneficial

to use personal protective equipment (mask and visor).

döneminde hastaların karşı karşıya kaldıkları riskler

konusunda aydınlatıcı bilgiler verdi.

Türkiye’nin de içinde olduğu Akdeniz ülkelerinde önemli

bir halk sağlığı sorunu olan Talasemi, anne ve babadan

çocuklara kalıtsal olarak geçen, önlenebilir bir kan

hastalığı. Taşıyıcıların saptanması, genetik danışma ve

doğum öncesi tanı konabilmesiyle engellenebilir bir hastalık

olmasına rağmen, dünyada her yıl en az 365 bin talasemi

hastası ortaya çıkıyor. Türk Hematoloji Derneği’nin

verilerine göre ülkemizde yaklaşık 1 milyon 300 bin talasemi

taşıyıcısı ve 4 bin 500 kadar talasemi hastası bulunuyor.

Talasemi nasıl bir hastalıktır?

İki talasemi taşıyıcısının evlenmesi sonucunda, her bir

çocuk için yüzde 25 oranında hastalıklı doğma, yüzde 50

taşıyıcı olma ve yüzde 25 normal doğma ihtimali ortaya

çıkıyor. Talasemi hastalığında hemoglobinin yapımında

yetersizlik ve bozukluk nedeniyle; deride solukluk, anemi

(kansızlık), halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, gelişme

geriliği gibi belirtiler görülüyor. Hastalığın tanısı, özel test

ile konuluyor.

Ülkemizde 2018 yılında Evlilik Öncesi Hemoglobinopati

Tarama Programı 81 ilde Aile Sağlığı Merkezleri’nde

uygulanmaya başlandı. Bu program ile hastalık görülme

oranı yıllar içinde belirgin olarak azaldı. Bu tarama faaliyeti

sayesinde Talasemi birçok ülkede kontrol altına alındı.

Tek kalıcı tedavi şekli kemik iliği nakli olan talasemi

hastalığı, hayat boyu 3-4 haftada bir kan nakli

(transfüzyonu) ve beraberinde şelasyon tedavisi gerektiriyor.

Düzenli ve uzun süreli şelasyon tedavisiyle, talasemili

hastaların sağlıklı yaşam sürelerinin uzaması ve hastalığın

oluşturduğu organ-sistem hasarının azaltılabilmesi

sağlanabiliyor.

Covid-19’un daha ağır seyretme riski yüksek

Toplantıya katılan uzmanlar, talasemi hastalarında, özellikle

yetişkinlerde; kalp rahatsızlığı, pulmoner hipertansiyon,

diyabet ve aşırı demir yükü gibi eşlik eden durumlarda

COVID-19 enfeksiyonunun daha ağır seyretme riskinin

yüksek olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle, Covid-19 salgını

sürecindeki tüm genel önlemlerin talasemi hastaları için de

geçerli olduğunu, sosyal mesafeye uyum, maske kullanımı

ve el hijyenine dikkat edilmesinin önemini vurguladı.

Talasemi hastalarının kalabalık ortamlara girmemesi

gerektiğinin ve kişisel korucu ekipmanları (maske ve

siperlik) kullanmalarının faydalı olacağının altı çizildi.

Eylül - September 2020



42

Turkey’s Success in the Covid-19 Pandemic Inspired Clinical

Trials around The World

Covid-19’da Türkiye’nin Başarısı Dünyada Klinik Araştırmalara İlham Verdi

Prof. Dr. Figen Esen, Head of the Department of

Intensive Care, Istanbul Faculty of Medicine Hospital

Successful results were obtained in terms of survival

rates with human intravenous immunoglobulin (IVIG)

administration in the treatment of certain COVID-19

patients undergoing intensive care treatment at the

Istanbul University, Istanbul Faculty of Medicine. Survival

rates were significantly higher for patients who were

intubated in intensive care and in a life-threatening state

and were administered with IVIG treatment compared to

those who were not administered the IVIG treatment. Note

that the mortality rate in this patient group, which was

higher than 60 percent, decreased to below 40 percent in

the patient group receiving IVIG treatment.

The treatment and survival success of the team under the

direction of Prof. Dr. Figen Esen, Head of the Department

Prof. Dr. Figen Esen: “We observed that we were able

to increase the survival rate in certain patient groups

with human IVIG treatment in COVID-19 patients in

the intensive care unit in Istanbul University, Istanbul

Faculty of Medicine. We shared our experiences with

the world’s major research centers. If the results of

Phase 3 clinical trials that have been simultaneously

initiated at several locations are consistent with our

experience, we will globally contribute to COVID-19

treatment.”

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde, yoğun

bakımda tedavi gören COVID-19 hastalarının belli bir

bölümünün tedavisinde kullanılan intravenöz insan

immünglobulini (IVIG) uygulaması ile sağ kalım oranları

açısından başarılı sonuçlar alındı. Yoğun bakımda entübe

olarak tedavi edilen ve hayati risk taşıyan hastalarda IVIG

tedavisi sonucunda sağ kalım oranları, IVIG uygulanmayan

hastalara göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Bu hasta

grubundaki yüzde 60’ın üzerinde seyreden ölüm oranının

IVIG uygulanan hastalarda yüzde 40’ların altına indiği

gözlemlendi.”

İmmün yetmezlik ve diğer bazı otoimmün hastalıkların

tedavisinde kullanılan ve genel ismi IVIG olan kan ürününün

COVID-19 tedavisinde ortaya koyduğu sonuçlar sonrası

bilimsel makale çalışması başlatan İstanbul Tıp Fakültesi

Hastanesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Figen

Esen yönetimindeki ekibin, tedavi ve sağ kalım başarısı,

dünyada daha ileri seviye klinik araştırmaların hayata

geçirilmesi konusunda öncülük etti. İstanbul Üniversitesi

İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’nden gelen bu olumlu

verilerden sonra, ABD’de farklı merkezlerde COVID-19

hastalarında IVIG etkililiğini ve güvenilirliğini değerlendiren

çok merkezli Faz 3 araştırma çalışmaları başlatıldı.

Prof. Dr. Figen Esen konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları

söyledi: “Çoklu organ yetmezliği olarak bildiğimiz sepsis

tedavisi, antimikrobiyal tedavi, odak kontrolü, hemodinamik,

respiratuar destek yanı sıra diğer organ destek

sistemleriyle birlikte immün sistemin modülasyonunu

içermektedir. Sepsiste intravenöz insan immünglobulini

(IVIG) tedavisi, inflamatuar yanıta yönelik olumlu etkiler

göstermiş ve bu sonuçların yaşam oranlarını artırdığı

gözlemlenmiştir. Çalışmalarımızın tedavi kılavuzlarında

hak ettiği yeri alması için geniş örneklem sayılı klinik

araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Teorik olarak

intravenöz insan immünglobulini (IVIG) tedavisi hastanın

immün sisteminin modüle edilmesi açısından mükemmel

Prof. Dr. Figen Esen: “İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp

Fakültesi’nde, yoğun bakımda yatan Covid-19 hastalarında

kullandığımız intravenöz insan immünglobulini tedavisi

ile belli hasta gruplarında sağ kalım oranını artırmayı

başardığımızı gözlemledik. Dünya’nın önemli araştırma

merkezleri ile deneyimlerimizi paylaştık. Aynı anda pek çok

noktada başlatılan Faz 3 klinik araştırmaların sonuçlarının

bizim çalışmalarımızla uyumlu olması halinde COVID-19

tedavisine uluslararası boyutta bir katkı sağlamış

olacağız.”

Eylül - September 2020



44

of Intensive Care, Istanbul Faculty of Medicine Hospital,

who started a scientific study based on the results of the

blood product, which is commonly called IVIG and used in

the treatment of immune deficiencies and various other

autoimmune diseases, in COVID-19 treatment pioneered

the conduct of further clinical trials around the world.

Following these positive data from the Istanbul University,

Istanbul Faculty of Medicine Hospital, Phase 3 studies were

initiated to assess the effectiveness and safety of IVIG in

COVID-19 patients in different centers in the USA.

Prof. Dr. Figen Esen reported in a statement on the

subject: “Treatment of sepsis, known as multiple organ

failure, involves antimicrobial therapy, focal control,

hemodynamics, respiratory support, and the modulation

of the immune system in addition to other organ support

systems. Human IVIG treatment in sepsis showed positive

effects on the inflammatory response, and it was noted

that these results increased survival rates. In order for

our studies to take their rightful place in treatment

guidelines, clinical trials with a large sample size are

needed. Theoretically, human IVIG treatment seems to

be an excellent option for modulating a patient’s immune

system. Although there are certain limitations regarding

our results, in intensive care patients with severe COVID-19,

the treatment in question could lead to a decrease in

CRP levels as an inflammatory marker at an early stage,

which leads to a better clinical outcome. We are pleased

to see that the results of our data are paving the way for

prospective, randomized, multi-center studies conducted

with severe COVID-19 patients requiring intensive care

treatment. Currently, as a team, we are looking forward to

the results.”

bir seçenek gibi durmaktadır. Sonuçlarımızın bazı belirli

sınırlamaları olmasına rağmen, şiddetli COVID-19’lu

hastalarda yoğun bakımda, erken dönemde söz konusu

tedavinin inflamatuar belirteç olarak CRP düzeylerinde

azalmaya neden olarak daha iyi bir klinik sonuca yol açtığını

gözlemlemiş bulunuyoruz. Verilerimizin sonuçlarının,

yoğun bakım tedavisine ihtiyaç gösteren şiddetli COVID-

19’lu hastalar ile prospektif, randomize, çok merkezli

çalışmaların önünü açtığını görmekten memnuniyet

duymaktayız. Şu anda ekip olarak büyük bir heyecanla

sonuçları beklemekteyiz.”

Eylül - September 2020



46

Prof. Dr. Tufan Tükek, Dean of Istanbul University, Istanbul

Faculty of Medicine, said in his statement: “The success of

our Physicians is a source of pride for our country. After

sharing our experiences with the world’s major research

centers, we will make a global contribution to COVID-19

treatment if the results of Phase 3 clinical trials that have

been simultaneously initiated at several locations are

consistent with our experience.”

Dr. Wolfgang Frenzel, Octapharma Research and

Development Manager, said, “These positive results

from Istanbul University, Istanbul Faculty of Medicine

demonstrate the immune modulating properties of our

human IVIG product in reducing hyper-inflammation and

associated cytokine storm syndrome and improving clinical

outcomes in patients with severe COVID-19. We are very

hopeful that positive results will be obtained in ongoing

Phase 3 multicenter clinical trials that are currently being

conducted in various study sites in the US to investigate

the effectiveness and safety of our product in COVID-19

patients with severe disease progression.”

Following on from this positive data from Istanbul

University Hospital and also a prospective investigatorinitiated

study conducted by Dr George Sakoulas of

Sharp Memorial Hospital in San Diego, USA (https://www.

businesswire.com/news/home/20200603005130/en/),

Octapharma has started a Phase 3, multicenter clinical trial

on the efficacy and safety of their IVIG product therapy in

COVID-19 patients with severe disease progression.

This study is currently being conducted in various centers

in the United States and compares the efficacy and safety

of IVIG plus standard of care (SOC) versus placebo in

the treatment of COVID-19 patients at risk of requiring

mechanical ventilation.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof.

Dr. Tufan Tükek de yaptığı açıklamada, “Hekimlerimizin

başarısı ülkemiz için gurur vericidir. Dünya’nın önemli

araştırma merkezleri ile deneyimlerimizi paylaştıktan

sonra, eş zamanlı olarak pek çok noktada başlatılan Faz 3

klinik araştırmaların sonuçları da deneyimlerimizle tutarlı

olarak gelirse COVID-19 tedavisine küresel düzeyde bir

katkı sunmuş olacağız”, dedi.

Octapharma Araştırma-Geliştirme Yöneticisi Dr.

Wolfgang Frenzel de “İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp

Fakültesi Hastanesi’nden gelen bu olumlu sonuçlar,

şiddetli COVID-19’lu hastalarda intravenöz insan

immünglobulini (IVIG) ürünümüzün, hiperenflamasyonu

ve ilişkili sitokin fırtınası sendromunu azaltma ve klinik

sonuçları iyileştirme şeklindeki immün modüle edici

özelliklerini ortaya koyar nitelikte. Şu anda ABD’de

çeşitli çalışma merkezlerinde yürütülmekte olan, şiddetli

hastalık progresyonu olan COVID-19 hastalarında

ürünümüzün etkililiğini ve güvenliliğini araştıran, devam

eden Faz 3, çok merkezli klinik araştırmadan da olumlu

sonuçlar geleceği konusunda umutluyuz”, dedi.

stanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’nde

edinilen pozitif veriler üzerine ABD’nin San Diego

eyaletinde bulunan Sharp Memorial Hastanesi’nde Dr.

George Sakoulas tarafından başlatılan araştırmayla

birlikte, Octapharma da IVIG’in, hastalığın ciddi ve

ilerleyen bir tablo sergilediği COVID-19 hastalarında

etkililiğini ve güvenilirliğini ölçümlemek üzere çok

merkezli bir Faz 3 araştırma hayata geçiriyor. (https://

www.businesswire.com/news/home/20200603005130/en/)

Bu araştırma, halen ABD’nin farklı merkezlerinde, IVIG’e

ek olarak standart tedavi prosedürünün uygulandığı

durumlarla plasebo tedavisini karşılaştırmak üzere

suni solunum ihtiyacı riski bulunan hastalar üzerinde

gerçekleştiriliyor.

Eylül - September 2020



48

Align Technology Introduces Virtual Solutions to Connect

Doctors and Existing Invisalign Patients for Continuity of Care

Align Technology Invisalign Tedavisi Görenlerle Doktorlarını

Buluşturacak Sanal Çözümlerini Tanıttı

Invisalign ® Virtual Appointment and Invisalign ®

Virtual Care represent the next level in practice

and care transformation, enabling doctors to

manage a range of practice services even when

they are not in the same physical location as

their patients.

Align Technology, Inc. (NASDAQ: ALGN) today announced

the availability of virtual solutions that help doctors

connect with existing Invisalign patients to ensure

continuity of care. Invisalign ® Virtual Appointment and

Doktorların hastalarıyla fiziksel olarak aynı

ortamda bulunmadan bir dizi klinik hizmetini

yönetmelerini sağlayan Invisalign® Sanal

Randevu ve Invisalign® Sanal Bakım çözümleri,

klinik ve bakımın dijital dönüşümünü bir sonraki

seviyeye taşıyor.

Align Technology, doktorların Invisalign tedavisi gören

hastaları ile süren tedaviler için daha kolay bağlantıda

kalabilmelerini sağlayacak sanal çözümlerini tanıttı.

Invisalign ® Sanal Randevu ve Invisalign ® Sanal Bakım

Eylül - September 2020


49

Invisalign ® Virtual Care represent the next level in

practice and care transformation, which enable doctors

to manage a range of practice services even when they

are not in the same physical location as their patients.

Until recently, both solutions were in pilot phases

but their launch was accelerated to support doctors

in managing their practices and patients during the

COVID-19 pandemic.

“We recognize the enormous hardship that COVID19

has caused Invisalign patients around the world and

we are working in every region to support doctors’

efforts to strengthen their patients’ experiences with

Invisalign treatment and to minimize disruptions to

their businesses,” said Joe Hogan, Align Technology

CEO. “We also identified opportunities to collaborate

with Invisalign practices to manage ongoing cases and

explore new ways for doctors to conduct consultations.

Early on, many doctors began using video calls, texts,

and patient-submitted photos through a variety of

platforms to help monitor patient progress, reduce

in-office appointments, and ensure continuity of

patient care during treatment. It quickly became clear

that doctors needed a better way to connect with and

monitor patients, so we accelerated the launch of new

tools that were still in pilot mode.”

• The Invisalign Virtual Appointment tool enables

doctors to easily schedule and host HIPPA-compliant

video appointments with patients. Doctors and their

practice staff can schedule a video consultation and

discussion Invisalign treatment.

• Invisalign Virtual Care is built into the My Invisalign

app, and can be used for remote consultations,

assessment of treatment progress, and to communicate

adjustments or concerns during treatment. Patients use

the intuitive My Invisalign App to stay engaged in their

treatment and convey progress photos to their doctor,

who reviews these photos on their Invisalign Doctor Site

and communicates any needed instructions to patients,

ensuring their Invisalign treatment journey is on track.

Continued Hogan, “These tools represent the next level

in practice transformation and work as part of the end

to end digital platform for Invisalign treatment. While

both tools are still in the early stages of rollout, our goal

is to provide doctors with a way to maintain care until

patients are again able to visit their doctors’ offices.

Feedback to date has been really positive and we believe

that doctors will continue using these tools to improve

patient experience and increase office efficiencies well

after COVID19 restrictions have been lifted.”

Invisalign Virtual Appointment and Invisalign Virtual Care

were launched in the United States and Canada in March

and are being expanded in all of our major country

markets over the next few weeks.

çözümleri, klinik ve bakım alanındaki dijital dönüşümde

yeni bir seviyeyi temsil ediyor. Çözümler, doktorların

hastalarıyla fiziksel olarak aynı yerde olmalarına gerek

kalmadan bir dizi klinik hizmetini yönetebilmesini sağlıyor.

Pilot süreçleri tamamlanan çözümler COVID-19 salgını

döneminde doktorlara destek olunabilmesi adına hızla

devreye alındı.

Align Technology CEO’su Joe Hogan konuyla ilgili şu

açıklamayı yapıyor: “COVID19’un dünya çapında Invisalign

tedavisi görenler için getirdiği olağanüstü zorlukların

farkındayız ve her bölgede doktorların, hastalarının

Invisalign tedavisi ile ilgili deneyimlerini güçlendirme

ve işletmelerindeki kesintileri en aza indirme çabalarını

desteklemek için çalışıyoruz. Bununla birlikte mevcut

vakaların yönetimi ve doktorların konsültasyon yürütmeleri

için yeni yollar keşfetme amaçlarıyla Invisalign klinikleriyle

birçok işbirliği fırsatını belirleme imkânını bulduk. Birçok

doktor salgının ilk safhalarından beri tedavi seyrini izlemek,

klinik içi randevuları azaltmak ve tedavi sırasında hasta

bakımının sürekliliğini sağlamak için çeşitli platformlar

aracılığıyla görüntülü görüşmeleri, SMS mesajlarını ve

hasta tarafından gönderilen fotoğrafları kullanıyordu.

Süreçle beraber doktorların hastaları ile temasa geçmek

ve tedavilerinin seyrini izlemek için daha iyi yöntemlere

ihtiyaç duyduğu görüldü. Bu nedenle yeni araçlarımızı pilot

süreçlerinin sonrasında hızlı bir şekilde devreye aldık.”

Invisalign Sanal Randevu aracı doktorların hastalarıyla

HIPPA uyumlu video görüşmeler yapmalarını ve

randevularını kolaylıkla planlamalarını sağlıyor. Çözüm

aracılığıyla doktorlar ve klinik çalışanları Invisalign

tedavisine yönelik video konsültasyon ve tartışma

planlayabiliyorlar.

My Invisalign uygulamasının içine gömülü olan Invisalign

Sanal Bakım uzaktan konsültasyon ve tedavi seyri

değerlendirmesinin yanı sıra tedavi sürecindeki düzeltmeler

ve endişelerin giderilmesine yönelik iletişim amaçları için

kullanılabiliyor. Hastalar, kolay kullanımlı My Invisalign

uygulaması aracılığıyla tedavi süreçlerine dair düzenli bilgi

alabiliyor ve tedavi ilerleyişine ilişkin görselleri doktorlarına

iletebiliyor. Doktorlarsa hastalarından gelen görselleri

Invisalign Doktor Sitesi’nde değerlendiriyor ve Invisalign

tedavisinin olağan seyrinde devam etmesi için hastaları ile

temasa geçebiliyorlar.

Yeni sanal araçların klinik dönüşümü açısından çıtayı bir

sonraki seviyeye çıkardığını vurgulayan Align Technology

CEO’su Joe Hogan, “Her iki araç da henüz ilk dönemlerini

yaşarken, amacımız doktorlara, hastalar doktorlarının

ofislerini tekrar ziyaret edebilene kadar bakımlarını

sürdürmenin yolunu sağlamaktır. Bugüne kadarki geri

bildirimler gerçekten olumlu oldu ve doktorların, COVID19

kısıtlamaları kaldırıldıktan sonra da hasta deneyimini

iyileştirmek ve ofis verimliliklerini artırmak için bu araçları

kullanmaya devam edeceğine inanıyoruz.”

Eylül - September 2020


50

Istanbul Grand Airport Receives the ‘Airport Health

Accreditation’ Certificate

İstanbul Havalimanı, ‘Havalimanı Sağlık

Akreditasyonu’ Sertifikasını Aldı

Benzersiz mimarisi, güçlü alt yapısı, üstün

teknolojisi ve sunduğu üst düzey yolcu

deneyiminin yanı sıra Covid-19 salgını süresince

aldığı sağlık önlemleriyle dikkat çeken İstanbul

Havalimanı, Uluslararası Havalimanları Konseyi

(ACI) tarafından 24 Temmuz 2020 tarihinde

başlatılan “Havalimanı Sağlık Akreditasyonu”

(Airport Health Accrediation) programı

kapsamında verilen sertifikayı alan dünyadaki ilk

havalimanı oldu.

Kadri Samsunlu, Chairman of the Executive Board and General

Manager of IGA Airport Operations

Standing out with its unique architecture, strong

infrastructure, superior technology and highlevel

passenger experience as well as the health

measures taken during the Covid-19 epidemic,

Istanbul Grand Airport has been awarded the

“Airport Health Accreditation” (Airport Health

Accreditation) initiated by the International

Airports Council (ACI) on July 24, 2020.

Accrediation) program, it became the first airport

in the world to receive the certificate.

Covid-19 salgını sonrasında aldığı sıkı sağlık önlemleri

ile ilk olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün vermiş

olduğu ‘Havalimanı Pandemi Sertifikası, ardından Avrupa

Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı’nın (EASA) yayınladığı

“Covid-19 Havacılık Sağlık Emniyeti Protokolünü” imzalayan

İstanbul Havalimanı, uluslararası yeni bir sertifikayı

daha alarak aldığı önlemleri tescilledi. Uluslararası

Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından verilen “Havalimanı

Sağlık Akreditasyonu” sertifikasını alan İstanbul Havalimanı,

dünyada bu sertifikayı alan ilk havalimanı oldu.

Havalimanı Sağlık Akreditasyonu önemli

tedbirleri içeriyor…

Covid-19 salgını ile birlikte aldığı hijyen önlemlerini

Istanbul Grand Airport, which signed firstly the ‘Airport

Pandemic Certificate’ issued by the General Directorate of

Civil Aviation, then the “Covid-19 Aviation Health Safety

Protocol” published by the European Union Aviation Safety

Agency (EASA), with its strict health measures taken after

the Covid-19 epidemic, and registered the measures taken

by taking another international certificate. Istanbul Grand

Airport, which received the “Airport Health Accreditation”

certificate issued by the Airports Council International

(ACI), became the first airport in the world to receive this

certificate.

Airport Health Accreditation includes important

measures ...

Updating its hygiene measures against Covid-19 outbreak

frequently, Istanbul Grand Airport has consolidated its

Eylül - September 2020


51

position among Turkey and the world’s most hygienic

airports with the certificate issued by the Airports Council

International (ACI). Istanbul Grand Airport, which was

entitled to receive the “Airport Health Accreditation”

certificate by meeting all the conditions, has also

passed important inspections. Within the scope of the

evaluation, measures taken in areas where passengers are

concentrated, such as cleaning, disinfection, social distance,

protection of personnel, passenger communication, access

to the terminal, security screening, waiting areas, bridges,

escalators, elevators, baggage claim were evaluated.

The certificate, which proves that measurable priority

is given to passengers, personnel, health and safety

at airports, also proved that Istanbul Grand Airport is

successful in Covid-19 measures.

We will never compromise on hygiene standards ...

Kadri Samsunlu, Chairman of the Executive Board and

General Manager of IGA Airport Operations, who made

a statement regarding the receipt of the “Airport Health

Accreditation” certificate for Istanbul Grand Airport, said,

“We continue our efforts to offer our passengers “a safe

journey that keeps hygiene at the highest level” in the new

normal period. As part of this process, we first received

the Airport Pandemic Certificate issued by our General

Directorate of Civil Aviation. Immediately after, we signed

the “Covid-19 Aviation Health Safety Protocol” published

by the European Union Aviation Safety Agency (EASA).

The measures, we take with this protocol signed firstly

by Istanbul Grand Airport in Turkey, were also registered

by the most important institutions of aviation. Finally,

we became the first airport in the world to be awarded

the “Airport Health Accreditation Certificate” issued by

the Airports Council International (ACI). Aviation is a very

resilient industry, we must take measures to withstand the

sık sık güncelleyen İstanbul Havalimanı, Uluslararası

Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından verilen sertifika ile

Türkiye ve dünyanın en hijyenik havalimanları arasındaki

yerini sağlamlaştırmış oldu. Tüm şartları sağlayarak

“Havalimanı Sağlık Akreditasyonu” sertifikasını almaya hak

kazanan İstanbul Havalimanı, önemli denetimlerden de

geçti. Değerlendirme kapsamında, temizlik, dezenfeksiyon,

sosyal mesafe, personelin korunması, yolcu iletişimi,

terminale erişim, güvenlik taraması, bekleme alanları,

köprüler, yürüyen merdivenler, asansörler, bagaj alım

gibi yolcuların yoğun olduğu alanlarda alınan önlemler

değerlendirildi.

Havalimanlarında yolculara, personele, sağlık ve güvenliğe

dair ölçülebilir öncelik verildiğini kanıtlayan sertifika,

İstanbul Havalimanı’nın Covid-19 tedbirlerinde başarılı

olduğunun da kanıtlamış oldu.

Hijyen standartlarından asla ödün

vermeyeceğiz…

İstanbul Havalimanı’nın, “Havalimanı Sağlık Akreditasyonu”

sertifikasını almasına ilişkin açıklamada bulunan İGA

Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü

Kadri Samsunlu;“Havacılık, uluslararası kuralları olan ve

yolcu deneyimini en üst noktaya taşımak için kendini sürekli

geliştiren önemli bir sektör. Yolcularımıza, yeni normal

dönemde ‘hijyeni üst seviyede tutan ve güvenli bir seyahat’

sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreç

kapsamında, ilk olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz

tarafından verilen Havalimanı Pandemi Sertifikasını aldık.

Hemen ardından, Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı

(EASA) tarafından yayınlanan ‘Kovid-19 Havacılık Sağlık

Emniyeti Protokolü’nü imzaladık. Türkiye’de ilk olarak

İstanbul Havalimanı’nın imzalamış olduğu bu protokol

ile aldığımız önlemler, havacılığın en önemli kurumları

tarafından da tescillenmiş oldu. Son olarak, Uluslararası

Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından verilen ‘Havalimanı

Sağlık Akreditasyonu Sertifikasını’ almaya hak kazanan

dünyadaki ilk havalimanı olduk. Havacılık çok dirençli

bir sektör, Covid-19 salgınının etkilerine dayanmak için

önlemler almalı, tesislerimizde ve operasyonlarımızda sıkı

sağlık ve güvenlik standartları uygulamalıyız. Böylesine

güçlü bir kurumun denetiminden geçip, Havalimanı

Sağlık Akreditasyonu sertifikasına akredite ilk havalimanı

olmaya layık görülmek bizim açımızdan son derece

önemli. İstanbul Havalimanı’nın, sağlık noktasında

uluslararası sertifikalara sahip olması, yolcularımızın

ve çalışanlarımızın sağlık ve güvenliğini sağlamanın her

zaman birinci önceliğimiz olduğunun kanıtıdır. ‘Havalimanı

Sağlık Akreditasyonu Sertifikası’ kesinlikle tüm havalimanı

işletmecileri tarafından, yolcu güvenini inşa etmeye daha

fazla hazır olduğumuzun bir kanıtı olarak görülmelidir.

İstanbul Havalimanı’nın dünyanın aktarma merkezi olduğu

düşünüldüğünde, ‘Havalimanı Sağlık Akreditasyonu’

sertifikasını almamız, önlemlerimizin uluslararası

standartlarda olduğunun da kanıtıdır. Özellikle vurgulamak

istiyorum ki; İstanbul Havalimanı’nda yakalanan hijyen

standartlarından asla ödün vermeyeceğiz.” diye konuştu.

Eylül - September 2020


52

effects of the Covid-19 pandemic, and apply strict health

and safety standards at our facilities and operations. It

is extremely important for us to pass the inspection of

such a powerful institution and be deemed worthy of

being the first airport accredited to the Airport Health

Accreditation certificate. The fact that Istanbul Airport

has international certificates at the health point is proof

that ensuring the health and safety of our passengers

and employees is always our first priority. The “Airport

Health Accreditation Certificate” should definitely be

seen by all airport operators as proof that we are more

ready to build passenger trust. Considering that Istanbul

Grand Airport is the hub of the world, obtaining the

“Airport Health Accreditation” certificate is proof that

our measures are in international standards. I would

like to point out that; we will never compromise on the

hygiene standards attained at Istanbul Airport.”

”This accreditation is proof that Istanbul Grand

Airport accepts health as its focal point ...”

“I was very impressed with the industry’s success in

adapting rapidly to new realities and implementing new

protocols based on globally consistent procedures,”

said Luis Felipe de Oliveira, Director General, The

Airports Council International (ACI), he continued, “We

congratulate Istanbul Grand Airport for being the first

airport to be accredited within the scope of our newly

implemented Airport Health Accreditation program. This

accreditation is proof that Istanbul Grand Airport accepts

passenger, personnel and public health as its focal point.

While this provides passengers and employees with high

health and hygiene standards that are globally accepted

when our industry has stepped into the resumption of

operations and subsequently, - these standards will help

people regain their confidence in air travel - on the one

hand it will be critical in the period when it will prepare

to continue its ongoing operations.”

Olivier Jankovec, the Director General of the European

Region of Airports Council International (ACI), spoke as

follows; “The recovery process after this unprecedented

crisis required the rapid and comprehensive

implementation of global standards developed jointly by

the competent authorities in the entire aviation system.

As ACI, we have collaborated with ICAO, EASA and

ECDC to help prepare a plan for the safe continuation

of airport operations in the midst of the ongoing

Covid-19 outbreak. This plan, which is the basis for the

preparation of a healthy passenger experience guide

at airports developed by ACI Europe, was completed

with the implementation of the new Airport Health

Accreditation program. I would like to proudly point out

that the first airport to receive this accreditation was a

European airport - which undoubtedly reveals that the

approach of putting passengers with health concerns in

the focus has been eagerly adopted by the airports of

our region. Congratulations to all Istanbul Grand Airport

team!”

“Bu akreditasyon, İstanbul Havalimanı’nın sağlığı

odak noktası kabul ettiğinin kanıtı...”

“Sektörün, yeni gerçekliklere hızla adapte olarak küresel

çapta tutarlı prosedürlere dayalı yeni protokollerin

uygulamaya alınması hususundaki başarısından çok

etkilendim” diye konuşan Uluslararası Havalimanları

Konseyi (ACI) Genel Direktörü Luis Felipe de Oliveira;

“Yeni uygulamaya alınan Havalimanı Sağlık Akreditasyonu

programımız kapsamında akredite olan ilk havalimanı

olmasından ötürü İstanbul Havalimanı’nı kutluyoruz. Bu

akreditasyon, İstanbul Havalimanı’nın yolcu, personel

ve halk sağlığını odak noktası kabul ettiğinin bir kanıtı.

Bu, sektörümüzün operasyonlara yeniden başlama

aşamasına adım attığı ve akabinde, bir yandan yolcu ve

çalışanlara global çapta kabul gören yüksek sağlık ve

hijyen standartları sağlarken - ki bu standartlar insanların

hava yolculuğuna olan güvenlerini yeniden kazanmasına

yardımcı olacaktır - devam eden operasyonları sürdürmeye

hazırlanacağı şu dönemde kritik öneme sahip olacaktır.”

ifadelerini kullandı.

Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) Avrupa Genel

Direktörü Olivier Jankovec ise şu şekilde konuştu; “Daha

önce eşi benzeri görülmeyen bu krizden sonraki toparlanma

süreci, yetkili otoritelerce ortak geliştirilen global

standartların tüm havacılık sisteminde hızla ve kapsamlı

biçimde uygulamaya alınmasını gerektirmiştir. ACI olarak,

devam eden Covid-19 salgınının ortasında havalimanı

operasyonlarının güvenli şekilde sürdürülebilmesine

yönelik bir plan hazırlanmasına yardımcı olmak amacıyla

ICAO, EASA ve ECDC ile ortak çalışmalar yürüttük. ACI

Avrupa tarafından geliştirilen Havalimanlarında sağlıklı bir

yolcu deneyimi kılavuzunun hazırlanması sürecine temel

teşkil eden bu plan, yeni Havalimanı Sağlık Akreditasyonu

programının yürürlüğe alınması ile tamamlanmış oldu.

Gururla belirtmek isterim ki bu akreditasyonu alan ilk

havalimanı Avrupalı bir havalimanı oldu - ki bu durum hiç

şüphesiz, sağlık kaygıları bulunan yolcuları odak noktasına

koyma yaklaşımının bölgemiz havalimanları arasında büyük

bir istekle benimsenmiş olduğunu ortaya koymakta. Tüm

İstanbul Havalimanı ekibine tebrikler!”

Eylül - September 2020



54

MLPCARE Investor Relations was selected as Best of the

Year 2020 Both in Turkey and in Emerging Economies

MLPCARE Yatırımcı İlişkileri Hem Gelişmekte Olan Ülkeler

Arasında Hem De Türkiye’de 2020 Yılının En İyisi Seçildi

Dr. Muharrem Usta

MLP Care Chairman and CEO

Success in corporate governance, financial

management and investor relations of MLPCare,

which is strongly proceeding on its way with brands

of Liv Hospital and VM Medical Park, was awarded

by Institutional Investor.

MLP Care took the first place by collecting the highest score

in the “Most Reputable Companies” list, where only 30

companies can find places in the region covering Europe,

Middle East and Africa (EMEA).

MLP Care won the first place in all headings in the Health

Services and Medical Products category of the same study.

Marking special assessment in Turkey, MLP Care was granted

an award of “Best Investor Relations Program” among small

companies by market value, MLP Care Chairman and CEO

Muharrem Usta was granted an award of “Best CEO”, CFO

Burcu Öztürk was granted an award of “Best CFO” and

Strategy and Investor Relations Director Deniz Can Yücel was

granted an award of “Best Investor Relations Professional”

awards. Dr. Muharrem Usta, MLP Care Chairman and CEO

said, “It is a great honor for us to be awarded such an award

in 2020, which we will remember for the struggle against

the COVID-19 pandemic and its destructive effects. Two

years after our IPO, becoming one of the leading companies

in investor relations practices further increases our

responsibility that we are pleased to undertake. Aware of this

responsibility, we will continue to build our processes for our

investors, always aiming for the better.”

Medical Park ve Liv Hospital markalarıyla Türkiye’nin

en yaygın sağlık grubu olan MLP Sağlık Hizmetleri’nin

(MLP Care) kurumsal yönetişim, mali yönetim ve

yatırımcı ilişkilerine yönelik çalışmalarındaki başarısı

Institutional Investor tarafından ödüle layık görüldü.

MLP Care, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı (EMEA) kapsayan

bölgede yalnızca 30 şirketin yer bulabildiği “En İtibarlı Şirketler”

listesinde en yüksek puanı toplayarak birinci sırada yer aldı.

MLP Care, aynı çalışmanın Sağlık Hizmetleri ve Tıbbi Ürünler

kategorisinde ise yine tüm başlıklarda birinciliği kazandı.

Çalışmanın Türkiye özelindeki değerlendirmelerine de

damgasını vuran MLP Care, piyasa değerine göre küçük

şirketler arasında “En iyi Yatırımcı İlişkileri Programı” unvanına,

MLP Care Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Muharrem Usta

“En iyi CEO”, CFO’su Burcu Öztürk “En iyi CFO” ve Strateji ve

Yatırımcı İlişkileri Direktörü Deniz Can Yücel ise “En iyi Yatırımcı

İlişkileri Profesyoneli” ödüllerine layık görüldü.

MLP Care Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Dr. Muharrem

Usta, “COVID-19 pandemisi ve yıkıcı etkilerine karşı yürütülen

mücadeleyle hatırlayacağımız 2020 yılında böyle bir ödüle layık

görülmek bizim için büyük bir onur. Halka arzımızın üzerinden

henüz iki yıl geçmişken yatırımcı ilişkileri uygulamalarında

öncü kuruluşlardan biri haline gelmek, üstlenmekten

memnuniyet duyduğumuz sorumluluğumuzu daha da artırıyor.

Bu sorumluluğumuzun bilinciyle yatırımcılarımıza yönelik

süreçlerimizi her zaman daha iyisini hedefleyerek kurgulamaya

devam edeceğiz” dedi.

Eylül - September 2020



56

14th International Congress on Quality in Healthcare,

Accreditation and Patient Safety Opens in Antalya in the

Framework of New Normalization in its New Date This Year

14. Uluslararası Sağlıkta Kalite Akreditasyon ve Hasta Güvenliği

Kongresi Bu Yıl Yeni Tarihinde, Yeni Normalleşme Çerçevesinde

Antalya’ da Oturumlarını Açıyor

It will be held between 28 and 31 October 2020

and has become traditional; 14th International

Congress of Quality Accreditation in Health and

Patient Safety, this year, with the contribution of

Pembroke, University of North Carolina and SAD

- Health Academics Association, will be arranged

with the main theme of “Sustainability of Quality,

Accreditation and Patient Safety, Clinical Quality

and Measurement Methods for Improvement and

Innovations on Digital Health”

The Congress, which we hold every year in April but has

been postponed due to the pandemic this year, will be

held on 28-31 October 2020 with the contributions of all

professionals.

Interpersonal distance, temperature measurement, hall

layout, seating arrangement, sterilization, contactless

recording procedures and all other preparations have been

made in Sherwood Kemer Hotel, which has received a Safe

28 – 31 Ekim 2020 tarihleri arasında

düzenlenecek ve geleneksel hale gelmiş olan;

14. Uluslararası Sağlıkta Kalite Akreditasyon

ve Hasta Güvenliği Kongresi, bu yıl Pembroke,

Kuzey Carolina Üniversitesi ve SAD - Sağlık

Akademisyenleri Derneği katkılarıyla, “ Sağlıkta

Kalite, Akreditasyon ve Hasta Güvenliğinin

Sürdürülebilirliği ve İyileştirilmesi için Klinik

Kalite, Ölçme Yöntemleri ve Dijital Uygulamalarda

Yenilikler” ana temasıyla düzenlenecektir.

Her yıl Nisan ayında yaptığımız ancak bu yıl pandemi

nedeniyle ertelenen Kongre 28-31 Ekim 2020 tarihlerinde

tüm profesyonellerin katkılarıyla gerçekleştirilecektir.

Covid Kapsamında Güvenli Turizm Sertifikası almış olan

Sherwood Kemer Otel toplantı salonlarında kişiler arası

mesafe, ateş ölçüm, salon yerleşimi, oturma düzeneği,

sterilizasyon, temassız kayıt işlemleri ve diğer tüm

Eylül - September 2020



58

Tourism Certificate within the Scope of Covid.

During the congress, thanks to presentations, workshops,

charettes, participation of online foreign guests, verbal

and poster presentations; participants will have the

opportunity to get to know new systems and ideas that

go beyond traditional approaches with the cooperation of

organizations which users, service, providers and services

finance them. The Health Academics Association invites

all valuable healthcare professionals and their presenters

to actively participate in the congress and share their

thoughts and ideas with other healthcare professionals and

academicians from our country and from different parts of

the world, this time in Antalya, our beautiful city on 28 - 31

October 2020.

For Details and Registration, please visit:

www.qps-antalya.com

hazırlıklar yapılmıştır. Kongre süresince; sunum, çalıştay,

workshoplar, online yabancı konukların katılımları, sözlü

ve poster bildirileri sayesinde katılımcılar, kullanıcı, hizmet

sunucu ve hizmetleri finanse eden organizasyonların

işbirliği ile geleneksel yaklaşımların dışına çıkan yeni

sistem ve fikirleri tanıma olanağı bulacaklardır.

Sağlık Akademisyenleri Derneği, tüm değerli sağlık

çalışanlarını ve sunucularını, kongreye aktif olarak

katılmaya, düşünce ve fikirlerini ülkemizden ve dünyanın

değişik yerlerinden gelen diğer sağlık çalışanları ve

akademisyenlerle bu kez 28 – 31 Ekim 2020’de güzel ilimiz

Antalya ’da paylaşmaya davet ediyor.

Detay ve Kayıt için :

www.qps-antalya.com

Eylül - September 2020



60

11th International Congress on Rights of Patients and Safety

of Healthcare Workers to Take Place on Its New Date, in

Antalya within the Framework of the New Normalization

11. Uluslararası “Hasta Hakları ve Çalışan Güvenliği Kongresi”

Yeni tarihinde, Yeni normalleşme Çerçevesinde Antalya’ da…

11th International Congress on Rights of

Patients and Safety of Healthcare Workers to

take place on its new date, in Antalya within

the framework of the new normalization 11th

International Congress on Rights of Patients

and Safety of Healthcare Workers, which was

held only in our country, in Antalya between 28

and 31 October 2020, with the contributions of

Patient and Patient Relatives Rights Research and

Development Association (HAKSAD) and Health

Academics Association (SAD), with main theme

of “Patient Rights Today, Employee Safety and

Effective Communication Ways ”.

Two important concepts that should be jointly evaluated

and adopted and experiences during the pandemic

process will be discussed with the participation of the

major Scientists from World and Turkey, Patient rights and

Employee Safety will be discussed together for a better

28 – 31 Ekim 2020 tarihleri arasında Antalya’ da

Dünyada sadece ülkemizde düzenlenen

11. Uluslararası Hasta Hakları ve Çalışan

Güvenliği Kongresi, Hasta ve Hasta Yakınları

Hakları Araştırma Geliştirme Derneği (HAKSAD)

ve Sağlık Akademisyenleri Derneği (SAD)

katkılarıyla “Günümüzde Hasta Hakları, Çalışan

Güvenliği ve Etkin İletişim Yolları” ana temasıyla

düzenlenecektir.

Hasta hakları ve Çalışan Güvenliğinin bir arada tartışılacağı,

daha iyi bir sağlık ortamı için hasta ve sağlık hizmetlerinde

çalışan personelin güvenliği noktasında birlikte ortak

değerlendirilerek sahip çıkılması gereken önemli iki

kavram ve Pandemi sürecindeki tecrübeler; “Günümüzde

Hasta Hakları, Çalışan Güvenliği ve Etkin İletişim Yolları”

ana temasıyla geniş bir yelpazede Dünyadan ve Türkiye’

den önemli Bilim İnsanlarının katılımıyla ele alınacaktır.

Eylül - September 2020



62

health environment, at the point of safety of patients

and personnel working in health services in a wide range

of main theme of “Patient Rights, Employee Safety and

Effective Communication Ways Today”. The Congress,

which was postponed due to the pandemic, will be held on

28-31 October 2020.

Interpersonal distance, temperature measurement, hall

layout, seating arrangement, sterilization, contactless

recording procedures and all other preparations were

made in Sherwood Kemer Hotel, which has received a Safe

Tourism Certificate within the Scope of Covid.

During the congress; With the cooperation of participants,

users, service providers and organizations that finance the

services through presentations, workshops, workshops,

participation of online foreign guests, academic courses,

oral and poster presentations; Effective Communication

Techniques with the Patient, Patient Awareness,

Importance of Patient Education in Raising Patients’

Awareness on Patient Rights, Health Literacy and Patient

Rights, Employee Health, Risks of Healthcare Professionals

in Health Institutions, Mobbing, Violence against

Healthcare Professionals, Employee Safety, Patient Rights

and Health Worker Responsibility- His works on many topics

such as Legal Dimension, Rights of Physicians and Other

Health Personnel, Medical Errors, Malpractice and Physician

and Corporate Responsibility, Informed Consent, Legal and

Scientific Importance, Privacy and Privacy of Health Care,

Private Patient Groups and Patient Rights will be shared

with valuable participants.

Welcoming all healthcare professionals and their servers

to actively participate in the 11th International Patient

Rights and Employee Safety Congress, which will be held

for the 11th time on Wednesday, October 28, 2020 this

year, HAKSAD invites to share with academics and other

healthcare professionals, managers, unit employees who

will participate online with their thoughts and ideas from

our country and from different parts of the world.

Pandemi nedeniyle ertelenen Kongre, 28-31 Ekim 2020

tarihlerinde gerçekleştirilecektir.

Covid Kapsamında Güvenli Turizm Sertifikası almış olan

Sherwood Kemer Otel toplantı salonlarında kişiler arası

mesafe, ateş ölçüm, salon yerleşimi, oturma düzeneği,

sterilizasyon, temassız kayıt işlemleri ve diğer tüm

hazırlıklar yapılmıştır.

Kongre süresince; sunum, çalıştay, workshoplar, online

yabancı konukların katılımları, akademik kurslar, sözlü ve

poster bildirileri sayesinde katılımcılar, kullanıcı, hizmet

sunucu ve hizmetleri finanse eden organizasyonların

işbirliği ile; Hasta İle Etkili İletişim Kurma Teknikleri,

Hasta Bilinçlendirilmesi, Hasta Eğitiminin Hasta Hakları

Konusunda Hastaları Bilinçlendirmedeki Önemi, Sağlık

Okuryazarlığı ve Hasta Hakları, Çalışan Sağlığı, Sağlık

Kuruluşlarında Sağlık Çalışanları Riskleri, Mobbing, Sağlık

Çalışanına Şiddet, Çalışan Güvenliği, Hasta Hakları ve

Sağlık Çalışanı Sorumluluğu-Hukuksal Boyutu, Hekim ve

Diğer Sağlık Personelinin Hakları, Tıbbi Hatalar, Malpraktis

ve Hekim ve Kurumsal Sorumluluk, Aydınlatılmış Onam,

Hukuki ve Bilimsel Önemi, Sağlık Bakımının Gizliliği ve

Mahremiyeti, Özel Hasta Grupları ve Hasta Hakları gibi bir

çok konu başlıklarında çalışmalarını değerli katılımcılarla

paylaşılacaktır.

HAKSAD, tüm sağlık çalışanlarını ve sunucularını, bu

yıl 28 Ekim 2020 Çarşamba günü 11. Kez düzenleyeceği

Uluslararası Hasta Hakları ve Çalışan Güvenliği Kongresine

aktif olarak katılmaya, düşünce ve fikirlerini ülkemizden

ve dünyanın değişik yerlerinden online olarak katılım

sağlayacak diğer sağlık çalışanları, yöneticiler, birim

çalışanları ve akademisyenlerle paylaşmaya davet ediyor.

Detay Bilgi ve Kayıt için: www.hastahaklarikongresi.org

For Detailed Information and Registration:

www.hastahaklarikongresi.org

Eylül - September 2020





More magazines by this user
Similar magazines