HOTEL RESTAURANT & HITECH MAGAZINE EKİM 2020

istmagmagazin

HOTEL RESTAURANT & HITECH MAGAZINE EKİM 2020 SAYISI

Glamping akımı yayılıyor!

Longosphere’in hedefinde

tüm Türkiye var!

Röportaj

TÜRSAB Başkan

Yardımcısı Ali Bilir

“Turizme en fazla zarar verenler

seçim mağlubu muhalefet

destekçileri”

iş’te kadın röportaj

Gülhan

Balta Kuzu

Dedeman Turizm Grubu Satış

ve Pazarlamadan Sorumlu İcra

Kurulu Üyesi

Mehmet

Faruk Yardımcı

sıra dışı brunch’ların şefi










Ağustosta turizm trafiği kımıldadı ama...

Otellerin halen yarıdan fazlası kapalı kalmaya

devam ederken, ağustos ayında turizm trafiği bir

önceki aya göre kımıldadı. Bu kımıldama, geçen yılın

aynı ayına göre artıya geçişi sağlayamadı. Bu yılın

turizm açısından en hareketli ayı olan ağustosta

ortalama doluluklar geçen yılın ayına göre yüzde

55.9 azalarak yüzde 34.7 oldu. Haberin detayları

gündem sayfalarımızda…

Türkiye ve dünya turizmi pandemi sebebi ile

zorlu bir süreçten geçerken 2020, Türkiye Seyahat

Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Yardımcısı

Ali Bilir'in şirketi Bilir Turizm için de kayıp bir yıl

olarak kayıtlara geçti. 10 yıllık iş potansiyelinin

yüzde 80'inini MICE sektörü oluşturan şirket, Bilir’in

ifadesiyle 2019’da başarılı bir tablo ortaya koymuş,

en iyi yıl olması öngörülen 2020 için yüzde 80’lik bir

büyüme hesaplanmıştı. Covid-19 salgınıyla birlikte

bu hedefin yüzde 20'sini bile yakalayamayacak

duruma geldiklerini belirten Bilir, iyi niyetle yaptığını

beyan ettiği açıklamasında "2019 rakamlarını

2023'te yakalarsak çok iyi deriz. Çünkü bundan

sonra bazı şeyler eskisi gibi olmayacak, yeni

alışkanlıkların eski alışkanlıklara dönmesi çok uzun

zaman alacak." dedi. TÜRSAB Başkan Yardımcısı

Ali Bilir ile seyahat pazarında yaşadıkları zor

dönemi, turizm sektörünün çıkış yollarını ve Bilir

Turizm'in gelecek planlarını konuştuk.

Dedeman Turizm Grubu Satış ve Pazarlamadan

Sorumlu İcra Kurulu Üyesi. Doğu Akdeniz

Üniversitesi Turizm Fakültesi mezunu ve ekip

arkadaşlarına göre 'işkoliklik' seviyesinde işine

aşık bir yönetici. Tatili iyi bilecek ve iyi yaşayacak

kadar İzmirli! İzmirli olduğu kadar da hızlı, enerjik,

çok yönlü ve özgür! Genç ve tecrübeli iş kadını

Gülhan Balta Kuzu, “Başarılı bir otelci olmak için

ya birçok departmanda çalışacaksınız ya da sadece

satış departmanında" tespitiyle senelerini verdiği

turizmde yolculuğunu ve yeni normalde Dedeman

Turizm Grubu'nun büyüme planlarını anlattı.

Sürdürülebilir ve özel ilgi turizminin öne çıkan

akımı “glamping”in Türkiye’de gerçek anlamdaki ilk

ve tek örneği. Toplamda 270 dönüm arazide lüks

turizm modeliyle temmuz ayından bu yana hizmet

vermeye devam eden Longosphere Glamping, ilk

iki ayda yakaladığı doluluk oranlarına bakılır ise,

pandemi krizini doğru zaman ve lokasyonda hayata

geçirdiği konseptiyle fırsata çevirmeyi başaran

nadir işletmelerden biri. 20 milyon TL yatırımla

Trakya-İğneada bölgesinin marka değerini nitelikli

turist profili ile şimdiden bir üst çıtaya çıkarmayı

başaran tesisi, Kınay Ailesi'nin en genç üyesi olan

Longosphere Glamping CEO'su ve Genel Müdürü

Yiğit Küçükkınay ile konuştuk.

Bolu, Yeniçağlı. Aşçılık mesleğindeki tek gerçeği,

idolü; uzun yıllar mutfaklarında başaşçılık yapan

dedesi. Mutfağa girdiğinde herkesi bir tarafa

kaçıracak kadar sert mizaçlı ve otoriter bir dede

sözünü ettiği. The St. Regis Istanbul'un Executive

Şefi Mehmet Faruk Yardımcı için de 'otoriterlik'

önemli ne var ki her şefte olması gerektiği ölçüde,

kararınca... Bulaşıkhanede fırçayla yıkanan

kazanlar, büyük endamlı aşçılar, bitmeyen saatler

hiç de ona göre değil, nitekim. Hatta pek bir itici ve

de ürkütücü de! Mehmet Şef, ne zaman ki babasıyla

Bolu Mengen Aşçılar Festivali'ne gidiyor, dede

mesleğinden kalma önyargılar da yerle yeksan

oluyor. Sıra dışı brunch’ların şefi Mehmet Faruk

Yardımcı’nın uluslararası mutfaklara uzanan ilham

veren hikayesi şefin gözünden bölümünde sizlerle…

Keyifli okumalar dilerim

K

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

TEKNIK MÜDÜR

BILGI İŞLEM

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

TOLGA ÇAKMAKLI

tolga.cakmakli@img.com.tr

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

TEZER ÖNER

Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve

İşletme Yatırım Danışmanı

TURGUT AY

Türkiye Aşçılar ve Şefler

Federasyonu Başkan Yrd.

ORHAN GENCELİ

Türkiye Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD)

Yönetim Kurulu Üyesi

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları

İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır.



içindekiler

40

34 42

antre

10 Sektörden kısa haberler

gündem

16 Bilir: Turizme en fazla zarar

verenler seçim mağlubu

muhalefet destekçileri

20 Ağustosta turizm trafiği

kımıldadı ama...

22 Turizm ve ulaşımda kazanmak

için bu stratejilere dikkat

24 Türk cruise şirketi artık

Akdeniz’de kendi gemisiyle var

olacak

26 Öner: HES mi, PES mi?

Kodumuz modumuz oldu

www.hotelrestaurantmagazine.com

28 Netflix’in Türkiye turizmine

etkisi araştırması

sonuçlandı

30 Covid-19 mücadelesinin

lideri, ağırlama sektörü

etkinlik

32 8. ACE of MICE ödülleri

sahiplerini buldu

33 Uzakrota Global Summit

de sanala taşındı

yeni yatırımlar

34 Glamping akımı yayılıyor:

Longosphere'in hedefinde

tüm Türkiye var

38 Radisson Grubu çözümü

hibrit modelde buldu

40 Four Seasons Sultanahmet

renovasyona giriyor

iş’te kadın

42 Kuzu: Turizm erkek egemen olsa

da biz Dedemanlılar şanslıyız

marka güncel

46 Sektörden kısa haberler

şefin gözünden

48 Sıra dışı brunch’ların şefi:

Mehmet Faruk Yardımcı

gastro güncel

52 TAVAK’tan gastronomiye can

simidi olacak İngiltere modeli

önerisi

54 Pandemi sonrası haftasonu

tüketim out, hafta içi tüketim in


58 48

64

56 İSTİB: Milli sermayemizi çöpe

attırmayacağız

58 Kahvede 5. dalgayı başlattı

gastro aktüel

60 Gastronomi sektöründen kısa

haberler

fuar

62 Ertelenen fuarların akibeti ne

olacak? 2021’i neler bekliyor?

yeni mekan

64 Samimi buluşmaların keyifli

adresi: Emma Garden

65 Pandemi sonrası bir yeni

marka, iki yeni şube

hijyen

66 Sektörden kısa haberler

dekorasyon

dekorasyon

68 SN Project Design yeni

showroom alanını hizmete açtı

69 Pandemide sağlıklı iç

mekanların önemi arttı

hotel-tech

70 Yeni normalin yolu, dijital

dönüşüm

71 Gıda sektörünün geleceği bu

inovasyonda

ürünler

71

www.hotelrestaurantmagazine.com

72 Yeni ürünler

72


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

İstanbullular tatil için en çok

nereleri tercih etti?

Türkiye’nin seyahat sitesi Enuygun.com, kullanıcılarının yaz aylarındaki seyahat tercihlerini

bu yıl da analiz etti. Analize göre bu yaz en çok Büyükada, Bozcaada, Gökçeada gibi ada

otelleri, butik oteller ve Koronavirüs önlemi alan oteller arandı. İçinde bulunduğumuz gündem

nedeniyle insanların kendilerini daha güvende hissetmek ve kalabalıklarla karşılaşmamak

için küçük ve butik otelleri tercih ettiğini belirten Enuygun.com Seyahat Analisti Tuğba

Hacıbayramoğlu, “Özellikle İstanbul’a yakın yerler ile Çanakkale ve ada otellerinde

aramalarımız üç kat arttı. Koronavirüs önlemi alan, denize sıfır oteller de en çok aranan diğer

seçenekler oldu” dedi. Analizine göre en çok 25-35 yaş arası gençlerin uçak bileti satın aldığına

dikkat çeken Hacıbayramoğlu, “Bu yaş grubunu 18-24 yaş arası gençler izledi. Uzun bir süre

sokağa çıkma yasağı uygulanan 65 yaş üstü vatandaşların ise uçak bileti satın alma oranı

yalnızca yüzde 2 oldu” açıklamasını yaptı. Enuygun.com'un verilerine göre geçtiğimiz yıllarda

yazın gidiş dönüş ortalama yedi günlük bilet satın alındığını belirten Hacıbayramoğlu, bu yaz

Kurban Bayramı haftası dışında gidiş dönüş ortalama beş günlük bilet alındığına dikkat çekti.

Turizmciler, ISTTA etkinliğinde sosyalleşti

İstanbul Turizm Derneği (ISTTA) Oligark İstanbul ev sahipliğinde düzenlediği Sosyalleşme

Etkinliği’nde turizmcileri bir araya getirdi. Turizm profesyonelleri, İstanbul Turizm

Derneği'nin (ISTTA) Sosyalleşme Etkinliği’nde bir araya geldi. 17 Eylül Perşembe akşamı

Oligark İstanbul ev sahipliğinde düzenlenen buluşmaya ISTTA Yönetim Kurulu Başkanı ve

Zorlu Holding Turizm Koordinatörü Yalçın Aydın, Başkan Yardımcılarından; Shaza Hotels

Türkiye ve BDT Ülkeleri Direktörü Eyüp Babür, DP Hotel Management LLC Genel Müdür

ve Tamer Yörükoğlu, Genel Sekreter Erol Turanlıoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi ve TravelShop

Turkey Genel Müdürü Murtaza Kalender, Swissotel Bosphorus Genel Müdürü Uğur Talayhan,

Pullman Hotel Yönetim Kurulu Başkanı Saruhan Saraylı, Legacy Ottoman Hotel Yönetim

Kurulu Üyesi İlter Ergenç, Wow İstanbul Hotels & Convention Center Genel Koordinatörü

Ziya Cihan ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. İstanbul Boğazı'nın renkli ışıkları altında

gerçekleşen davet, şehrin en büyük gece kulüplerinden olan Oligark İstanbul'un birbirinden

lezzetli sunumları ve keyifli müzikleri eşliğinde son bulurken, pandemi krizi sebebi ile zor bir

sınavdan geçen turizm sektör temsilcileri için de bir nefes oldu.

Radisson Blu Hotel Kayseri’ye Traveller’s

Choice 2020 ödülü

Artaş Grubu turizm yatırımları bünyesindeki Radisson Blu Hotel Kayseri, global çapta ödüller almaya

devam ediyor. Dünyanın önde gelen otel değerlendirme kuruluşu olan Tripadvisor tarafından,

Radisson Blu Hotel Kayseri “Traveller’s Choice 2020 Ödülü”ne layık görüldü. Dünyanın en iyi otellerine

verilen bu ödül ile Radisson Blu Hotel Kayseri, sadece Radisson otelleri arasında değil, dünyadaki

tüm oteller arasında en iyilerin olduğu listeye girdi. Müşteri memnuniyetinde dünya otellerinin süper

liginde yer aldıklarını anlatan Radisson Blu Hotel Kayseri Genel Müdürü Menderes Karaküçük,

“Dünyanın en seçkin otellerinin listesinde yer alarak kazandığımız ödülümüz, Anadolu’nun bağrından

Kayseri’den başarmanın ve dünya devleriyle aynı lige yükselmenin başarı öyküsüdür” dedi. Otelde

tüm konularda dünya standartlarının üzerinde hizmet verdiklerinin altını çizen Menderes Karaküçük,

otel olarak güvenlik ve hijyen tedbirlerinde, Safe Hotel Sertifikası (İsveç), Bureau Veritas Güvenli

Turizm Belgesi (Belçika), SGS Temizlik ve Hijyen Sertifikası (İsviçre) olmak üzere, globalin önde gelen

kuruluşları tarafından sertifikalandırılarak tescillenmiş olduklarını sözlerine ekledi.

Türkiye etkinlik endüstrisini

globale taşıyacaklar

TUED Türkiye Uluslararası Etkinlikler Derneği, Avrupa’nın en etkili etkinlik derneklerini bir

çatı altında toplayan ve Avrupa etkinlik endüstrisinin güçlü iletişimini, networking ağını ve

birlikteliğini sağlayan LiveCom Alliance’a katıldı. TUED Başkanı Meltem Bayazıt Tepeler, TUED’in

LiveCom Alliance’a katılımı ile Avrupa etkinlik endüstrisindeki gelişmeleri daha yakından

takip edebileceklerini, bu bilgileri Türkiye etkinlik endüstrisi ile sıklıkla paylaşacaklarını ve

bu birleşmeden dolayı Avrupa etkinlik endüstrisi ile daha güçlü bağlar kurularak Türkiye’ye

uluslararası pek çok etkinliği taşıyacaklarını belirtti. Tepeler, Avrupa etkinlik endüstrisinde,

etkinliklerde Covid-19 güvenlik ve hijyen önlemleri ile ilgili çalışmaları da yakından takip

edeceklerini ekledi. Türkiye’yi global etkinlik endüstrisinde en etkili destinasyonlardan biri haline

getirmek için kurulan TUED, bu birliktelik ile Türkiye’yi destinasyon olarak Avrupa ve global

etkinlik endüstrisinde daha etkili bir şekilde tanıtmak için çalışıyor. 2016 yılında kurulan Livecom

Alliance, Avrupa’dan 11 uluslararası etkinlik derneğini ve 750 etkinlik ajansını bir araya getiren,

global etkinlik endüstrisinin önemli bir oluşumu.



12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Balıkesir Avrupa’nın Seçkin

Destinasyonları arasında

Tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle tanınan Balıkesir, Avrupa Komisyonu tarafından 2019

yılında Sağlık ve Esenlik Turizmi teması ile gerçekleştirilen Avrupalı Seçkin Destinasyonlar

Yarışması (EDEN - European Destinations of Excellence) kapsamında Avrupa’nın seçkin

destinasyonları arasına katıldı. İlk aşamada Türkiye’den başvuru yapan 30 il arasından ilk

5’e girerek finale kaldı. Afyonkarahisar, Ankara, İzmir ve Kayseri gibi illeri geride bırakarak

ödülün sahibi olan Balıkesir, Avrupa Komisyonu’nca düzenlenecek tanıtım faaliyetlerine

Türkiye’nin “sağlık ve esenlik” turizminde ulusal destinasyonu olarak dâhil edilecek. Turizmin

sosyal, kültürel ve çevresel sürdürülebilirliğini sağlayarak ekonomik gelişmeyi teşvik etmek

amacıyla gerçekleştirilen proje kapsamında Avrupa Komisyonu’nun Seçkin Destinasyonlar

Ağı’nda yerini alan Balıkesir, şifalı sularıyla sağlık ve termal turizmine de ev sahipliği yapıyor.

Edremit, Gönen, Sındırgı ve Susurluk’ta bulunan 5 ayrı termal turizm merkeziyle Türkiye’nin

en fazla termal turizm merkezine sahip ikinci ili olan Balıkesir, termal kaynak zenginliğinin

yanı sıra fiziksel ve kimyasal bileşimleri açısından ülkemizin üstün nitelikli şifalı sularını

barındırıyor.

Çırağan Sarayı’na “Beş Yıldız’’

Çırağan Palace Kempinski İstanbul lüks oteller, restoran ve spa’lar için dünyadaki

en önemli ve bilinen derecelendirme sistemini gerçekleştiren Forbes Travel Guide

tarafından her yıl düzenlenen “Star Awards” kapsamında 2021 yılı için “Beş Yıldız’’

ile ödüllendirildi. Çırağan Palace Kempinski İstanbul Genel Müdürü ve Kempinski

Residences Türkiye Bölge Direktörü Ralph Radtke; “Dünya çapında farklı kıtalardan

uluslararası lüks otellerin arasından beş yıldız ortalamasının üzerinde yılın en

yüksek performans skorlarından birini alarak ‘Beş Yıldız’ ile ödüllendirilmekten

gurur duyuyoruz. Seyahat sektöründe çok prestijli bir yere sahip seçkin bir platform

olan Forbes Travel Guide tarafından hem servis düzeyi hem de otel adına bağımsız

ve zorlu denetimlerden en yüksek skorlardan biri ile geçerek bu ödülü almayı

önemli buluyoruz. Bu başarıyı hem değerli misafirlerimiz hem de çalışanlarımız ile

kutlayacak olmak bu günlerde hepimiz için kıymetli bir motivasyon olacak.” dedi.

Dedeman Grubu’na iki yeni atama

Türk turizminin ilk uluslararası otel zinciri olan Dedeman Turizm Grubu’nun 2021 yılı ilk çeyreğinde

hizmete açmayı planladığı Park Dedeman Kastamonu’nun Genel Müdürlüğü görevine, sektörde 30 yılı

aşkın tecrübeye sahip Tamer Bektaş getirildi. Dedeman kariyerine 1995 yılında başlayan Atila Manav

ise, Zonguldak’ın ilk 5 yıldızlı oteli olan Dedeman Zonguldak’a Genel Müdür Vekili olarak atandı.

2004 yılında Dedeman Ailesi’ne katılan Tamer Bektaş, en son Dedeman Turizm Grubu bünyesinde

yer alan Dedeman Zonguldak’ın Genel Müdürü olarak görev aldı. Dedeman kariyerine Dedeman

Palandöken’de Muhasebe Müdürü olarak başlayan ve bu görevi 1995 ile 2000 yılları arasında

sürdüren Manav, 2012 yılında Dedeman Turizm Grubu’na tekrar katılarak sırasıyla Park Dedeman

Denizli, Dedeman Erbil, Dedeman Öskemen, Dedeman Palandöken ile Dedeman Palandöken Ski

Lodge’da Mali İşler Müdürü, Dedeman Zonguldak’ta Mali İşler Müdürlüğü görevini sürdürdü.

TÜRSAB Heyeti'nden Ankara Ticaret

Odası'na ziyaret

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ve beraberindeki TÜRSAB heyeti, Ankara Ticaret

Odası’na ziyarette bulundu. Görüşmede Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim

Yılmaz ve ATO Üyeleri de yer aldı. Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, dünyada

turizm çeşitleri arasında en fazla gelir sağlayan segmentin sağlık turizmi olduğuna

dikkat çekerek; “Ankara, sahip olduğu alt yapısı, iyi yetişmiş hekimleri, sağlık personeli,

termal suları, modern tesisleri ve binlerce yıllık tarihiyle sağlık turizminden büyük gelir

elde edebilecek uygunlukta bir şehir. Coğrafi konumu nedeniyle yarım günlük uçuşlarla

dünyanın üçte birlik nüfusunun rahatlıkla ulaşabileceği bir destinasyon. Ankara’da

sağlık turizmini geliştirmek için TÜRSAB’dan destek bekliyoruz.” dedi. Başkentin turizm

potansiyelini fazlasıyla önemsediklerini belirten Bağlıkaya, kişi başı 650-800 dolar

seviyelerinde olan turist harcamalarını artırabilmek ve Ankara’nın turizm hacmini daha

da büyütmek için yapılması planlanan tüm çalışmalarda gerekli desteği vermeye hazır

olduklarını iletti.



14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Aksoy Holding’den turizme büyük katkı

Bodrum’un en değerli noktalarından Yalıkavak Tilkicik Koyu’nda benzersiz bir yarımada

üzerinde yer alan ve sakinlerine “Yalınayak Lüks”ü sunan The Ritz-Carlton Residences,

Bodrum’un ülke ekonomisine ve turizmine katkılarını Aksoy Holding CEO ve Yönetim Kurulu

Başkan Vekili Batu Aksoy değerlendirdi. 126 dönüm büyüklüğündeki özel mülk bir yarımadada

konumlanan projeyi, The Ritz-Carlton Residences bünyesine katacak sözleşmeyi Marriott

International ile imzaladıklarını belirten Aksoy, holding olarak pandeminin etkilerinin

hissedildiği bu zorlu dönemde önemli bir anlaşma gerçekleştirdiklerini söyledi. Yatırımın

ülke turizminde ve lüks segment gayrimenkul sektöründe yepyeni bir sayfa açacağını

sözlerine ekleyen Aksoy, “Yatırımımız Bodrum’un ihtiyacı olan uluslararası markalı ürün

stokuna önemli katkı sağlayacak. The Ritz-Carlton ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde

Bodrum, konaklama endüstrisinin küresel markaları için en üst seviyedeki cazibe merkezine

dönüşecek, küresel marka algısı gelişecek ve Türk turizmine olan global güven bir kez daha

öne çıkacaktır. Ayrıca projemiz çevresinde gelişen eko sistem ile bölge halkına öncelik verilen

sürekli istihdama önemli bir katkı sağlanacaktır.” şeklinde konuştu.

Boğaz’ın merakla beklenen otelinin genel

müdürü belli oldu

1 Mayıs 2018’de Mandarin Oriental, Bodrum’un genel müdürü olarak göreve başlayan Harun

Dursun, 21 Eylül 2020 itibarıyla Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’un genel müdürlük

pozisyonuna atandı. Lisans eğitimini 1994 yılında Mersin Çukurova Üniversitesi’nde Turizm

ve Otel İşletmeciliği Bölümü’nde tamamladıktan sonra master eğitimini İskoçya’nın Glasgow

şehrindeki Strathclyde Üniversitesi’nde Uluslararası Otel İşletmeciliği Bölümü’nde dereceyle

bitiren Harun Dursun, çalışma hayatına 1998’de adım attı. Dünya çapında birçok ünlü otelde

edindiği 20 yılı aşan üst düzey uluslararası yöneticilik tecrübesiyle 2018 yılında Mandarin

Oriental ailesine katıldı. Türkiye, Ürdün, Birleşik Krallık, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya’da

otel açılışlarından renovasyon çalışmalarının yönetilmesine kadar birçok kritik süreçte önemli

rol oynadığı başarılarla dolu kariyeri sayesinde, Harun Dursun, 2019’da “World Luxury Hotel

Awards” tarafından “Türkiye’nin En İyi Genel Müdürü” ödülüne layık görüldü.

Türkiye’ye gelen turistlerin

hayatını kolaylaştıracak

İstanbul Havalimanı “Çin Dostu

Havalimanı” oldu

Benzersiz mimarisi, güçlü alt yapısı, üstün teknolojisi ve sunduğu

üst düzey yolcu deneyimiyle uluslararası arenada Türkiye’yi başarılı

bir şekilde temsil eden İstanbul Havalimanı’na, Çinli misafirlerinin

yolculuk deneyimlerini artırmak için hayata geçirdiği uygulamalar

neticesinde “Çin Dostu Havalimanı” belgesi verildi. Çin Halk

Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei’nin katıldığı törenle

konsolosluk tarafından verilen “Çin Dostu Havalimanı” belgesine layık

görülen İstanbul Havalimanı bu alanda projeyi tam kapsamlı şekilde

uygulayan dünyadaki ilk terminal binası olma başarısını gösterdi.

Proje, Çinli misafirlerin havalimanında geçirdikleri zamanı eşsiz bir

deneyime dönüştürmek ve İstanbul Havalimanı’nda keyif dolu vakitler

geçirmelerini sağlamak olarak tasarlandı.

Yurt dışına yapılan seyahatlerde internete erişim zorluğu ve internet kullanım ücretlerinin yüksek

olması önemli sorunların başında geliyor. Dünyada ilk özelliği taşıyan ve bu kritik soruna çözüm sunmak

amacıyla geliştirilen Tourist Cell Turkey tatil uygulaması, Türkiye'ye gelen turistlerin resmi yerel hat

sahibi olmasını sağlayarak, internet başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını kolayca satın almalarına olanak

sunacak. Bir turistin en temel gereksinimi olan iletişim ihtiyacını kendisine sağlanan yerel hat üzerinden

çözen Tourist Cell Turkey tatil uygulaması, en ucuz internet paketi garantisine ek olarak kesintisiz, yerel,

güvenli ve en ucuz iletişimi vaat ediyor. Tourist Cell Turkey, internet hizmetinin yanı sıra tur hizmeti, araç,

ev, yat kiralama, güvenli alışveriş ve döviz alma gibi tatilde ihtiyaç duyulabilecek tüm ürün ve hizmetleri

de sabit ve güvenilir tek fiyat garantisi ile Türkiye'ye gelen turistlerle buluşturuyor.


ARDINART Wine Cellars

Kavına Sığmayan Tasarımlar

ARDINART; boyutu ve yüzeyleri

tamamen size özel olarak tasarlanmış, şarap

kavları ve şarap depolama çözümleri sunar.

Profesyonel ve kişiselleştirilmiş ürün üretimi

konusunda yetkin ve uzman ekibimizle her

türlü şarap depolama fikrinizi, kalite ve

estetik odağında projelendiriyoruz.


16

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj

Ali Bilir:

Turizme en

fazla zarar

verenler

seçim

mağlubu

muhalefet

destekçileri!

Türkiye ve dünya turizmi pandemi sebebi

ile zorlu bir süreçten geçerken 2020,

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği

(TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Ali Bilir'in

şirketi Bilir Turizm için de kayıp bir yıl olarak

kayıtlara geçti. 10 yıllık iş potansiyelinin

yüzde 80'inini MICE sektörü oluşturan

şirket, Bilir’in ifadesiyle 2019’da başarılı

bir tablo ortaya koymuş, en iyi yıl olması

öngörülen 2020 için yüzde 80’lik bir büyüme

hesaplanmıştı. Covid-19 salgınıyla birlikte bu

hedefin yüzde 20'sini bile yakalayamayacak

duruma geldiklerini belirten Bilir, iyi niyetle

yaptığını beyan ettiği açıklamasında "2019

rakamlarını 2023'te yakalarsak çok iyi deriz.

Çünkü bundan sonra bazı şeyler eskisi

gibi olmayacak, yeni alışkanlıkların eski

alışkanlıklara dönmesi çok uzun zaman

alacak." dedi. TÜRSAB Başkan Yardımcısı

Ali Bilir ile seyahat pazarında yaşadıkları zor

dönemi, turizm sektörünün çıkış yollarını ve

Bilir Turizm'in gelecek planlarını konuştuk.

Bilir Turizm olarak 2020 yılına hangi

hedeflerle girmiş, nasıl bir yol

haritası çizmiştiniz?

Bilir Turizmi 2006 yılında kurdum. Öncesinde

10 yıl bankacılık, beş yıl da kamu görevim

oldu. Ardından bir şekilde turizm sektörüne

geçmek istedim. 2006 yılında acenteyi

kurduktan sonra aslında 2010 yılı itibariyle

aktif olarak sektörde çalışmaya başladım.

O sırada hem TÜRSAB'ı tanımak hem de

sektörü daha iyi öğrenmek için yaklaşık

3-4 yılım bir nevi stajyerlik ve öğrencilikle

geçtiğini söyleyebilirim. O dönem para

kazandığımı söyleyemem. Zaten o sıralar 1-2

kişilik kadroyla çalıştım. 2010 yılı itibariyle

işleri biraz daha öğrenince daha çok MICE

sektöründe faaliyet göstermeye başladık.

Ardından turizm, seyahat, konaklama, hava

yolu, uçak biletleme işlerinin yanında işimizin

yüzde 70-80'inini MICE bölümü almaya

başladı. O dönem çok miktarda ulusal ve

uluslararası organizasyonlar, kongreler,

toplantılar, konserler, etkinlikler yaptık.

10 yıllık iş potansiyelimizin yüzde 80'inin

MICE tarafında geçtiğini söyleyebilirim.

2020 yılı bizim belki firma olarak en iyi

yıllarımızdan birisi olacaktı. Çünkü 2019'un

sonları geldiğinde böyle bir planlamamız

olmuştu. Yine 2020'de yapacağımız birçok

etkinlik için 2019'da sözleşmeler yapmıştık,

imzalar atmıştık. Fakat pandemi süreci bu

sözleşmelerimizin neredeyse tamamının

iptal edilmesine sebep oldu.

2019'un sonunda yaptığınız o

planlarda ne kadarlık bir büyüme

hedeflemiştiniz? Pandemiyle

birlikte Bilir Turizmin kaybı ne oldu?

Şöyle söyleyeyim, 2019 yılındaki işlem

hacmimizi bu yıl yüzde 80 arttırmayı

hedeflemiştik. Fakat bugün gelinen

noktada geçen 2019'un oranının belki

yüzde 20'sini bile yakalayamayacağımız

bir duruma geldik. Şu an ki durum böyle.

Yaklaşık 25 tane çalışanımız 8 aydan beri

işbaşı yapamadı. Ama biz arkadaşlarımızın

haklarını, ödemelerini olabildiğince yapmaya

ve destek olmaya çalışıyoruz. Ama daha ne

kadar gider, şu anda böyle bir belirsizlik var.

MICE'ın acente faaliyetlerinizin

yüzde 80'inini oluşturduğunu

söylediniz. Nitekim sektör,

pandemiden en ağır darbeyi

alanların başında geldi. Etkinlik

sektöründeki son durum nedir?

Doğru, MICE sektörü çok ciddi anlamda

etkilendi ama sadece bu değil. Turizm

sektörünün bütün paydaşları, bütün iş

kolları etkilendi. Hava yolları, oteller, turizm

taşımacıları, seyahat acentelerimiz etkilendi.

Tabii bunların içinde MICE sektörü etkilendi.

MICE deyince sektör ikiye de ayrılıyor.

Bir, TÜRSAB üyesi olan seyahat acentesi

pozisyonunda bizim gibi sektörde hizmet

veren acenteler. Diğer taraftan da MICE'ın

diğer paydaşları; teknikçiler, taşımacılar vs.

Bunlar bağlantılı olan yerler. Şimdi biz tabii

MICE sektörü için direkt olarak burada bir

şey söylemek mümkün değil ancak bütün

sektörler etkilendi. Önce bunu söyleyelim.

Eşit oranda mı etkilendi?

Tabii ki eşit oranda etkilendi. Buna şöyle

bakmak lazım, bugün toplumda kim sesini

çok çıkartırsa, o daha çok etkilenmiş gibi bir

algı oluşuyor. Ama tam olarak öyle değil.

Turizmde en çok kimlerin sesi çıktı,

bunu biraz daha açabilir misiniz?

Bu aslında bizim bulunduğumuz ortamlarda

duyduğunuz seslere bağlı olan bir şey.

Mesela züccaciyecilerin yakınında olsaydık,

onların sesinin çok çıktığını görecektik,

ayakkabıcıların yanında olsaydık onların

sesinin çok çıktığını duyacaktık. Biz

şimdi otelcilerin, seyahat acentelerimizin

MICE'çılarla iç içe olduğumuz için bizim

sesimiz çok çıkıyor gibi oluyor. Ama aslında

böyle değil. Baktığımız zaman bugün bütün

sektörler haykırış içinde. Sadece seyahat

acenteleri, turizm sektörü değil aslında. Her

yeri takip ediyoruz.


Bu süreçte devlet sektörün ne kadar

yanında durabildi, verilen destekleri

yeterli buluyor musunuz?

Bunu şöyle değerlendirmek lazım. Bunu

çok net olarak söylüyorum, ben Ali Bilir

olarak söylüyorum. 14-15 Mart'ta Türkiye’de

pandemi ilan edildi, sıkıyönetim gibi yasaklar

ortaya çıktı. İş yerlerimizi, ofislerimizi, her

şeyimizi kapatmak zorunda kaldık. Uçuşlar

durdu, oteller, rezervasyonlar iptal oldu.

Tatiller iptal edilmeye başlandı, toplantılar,

kongreler iptal edilmeye başlandı. Oysaki

çok ümitliydik. Ve biz daha mart bitmeden,

pandeminin birinci haftası, ikinci haftası

haykırmaya başladık. "Biz ne olacağız, battık,

yandık, bittik" demeye başladık.

Sektör erken mi haykırmaya başladı

diyorsunuz?

Ben bunu Ali Bilir olarak söylüyorum.

Bugün Türkiye'deki işletmeler hep borçla

yürüyor, borçla yönetiliyor. Aslında bunun

böyle olmaması lazım. Benim de işletmem

böyle belki böyle ama bir yerde baştan

hata yapıyoruz. Bizim aslında haykırma

zamanlarımız bu zamanlardı. Bizim

şunu dememiz lazımdı, "Biz 6 aydan beri

çalışmıyoruz, hiç iş yapmıyoruz, hiç iş

yapmadık, artık bizim ne çalışanımıza

verecek paramız, maaşımız var, ne ödeyecek

kiramız var, bizim hiçbir şeyimiz yok, biz

bittik." dememiz gerekirdi ki, devletin

kapısına böyle çıkalım. Biz daha pandemi

ilan edildi, şunu demeye başladık" Biz mart

kiramızı nasıl ödeyeceğiz, nisan kiramızı

nasıl ödeyeceğiz, personel kiramızı nasıl

ödeyeceğiz?" biz bunları konuşmaya

başladık. Bu bizim klasik Türk işletme

yapımız. Biraz böyle işletmelerimizin yedek

akçeli yürümesi gerekir, biraz dayanma

gücü olması gerekir. Yani bırakalım her şeyi,

sektörü tamamen bırakalım. Biz kendimiz

işletme olarak, işveren olarak başımıza

başka vakalar geldiğinde kendi vakamızı

ayakta tutacak bir birikimimizin, bir yedek

akçemizin olması gerekiyor.

Sektör bunun ne kadar farkında,

önümüzdeki dönem için krizi fırsata

çevirme ışığını görüyor musunuz?

Öncelikle ne olursa olsun bir defa şunu

öğrenmemiz lazım, şu sistem bize bunu

tekrar hatırlattı ve biz bunu aslında biliyoruz

ama yapmıyorduk. Bugün dünyada ve

Türkiye'deki işletmelerin iflas etmelerinin,

batmaların da sebebi bu aslında.

Bakıldığında en küçük krizlerin sonunda

birçok işletme bunu fırsata çevirmiş oluyor

ve daha zenginleyerek, daha da büyüyerek

ortaya çıkıyor. Bunlar işte yedek akçeli

yürüyen işletmeler. Diğer taraftan da

borçla, krediyle çarkını çevirmeye çalışanlar

en ufak sarsıntılarda iflas edebiliyor,

işyerini kapatabiliyor. Aslında bütün

bunların yaşanmaması için daha dikkatli

ve tedbirli gitmek, temkinli olmak lazım.

Birincisi birikimli ve bir tarafta böyle yedek

akçeli yürümek lazım. İkincisi en ufak bir

şeyde "ben yandım" diye birinin kapısının

çalınmaması lazım. Bugün TÜRSAB2ın 12

bine yakın üyesi var. Şimdi bakıldığında

meslektaşlarımızın da bizden birçok talebi

var. TÜRSAB, aslında devlet ile acentelerimiz

arasındaki bir köprü konumundaki bir birlik.

Bir seyahat acentaları birliği, yarı sivil STK

yarı da devlet kurumu olan bir kurum. Biz

bu köprüyü bütün çabalarımızla, bütün

emeklerimizle çok iyi sağlıyoruz.

Merak ettiğim şey şu; TÜRSAB

Başkanı Firuz Bağlıkaya ve Bakan

Ersoy'un zaman zaman ayrıldıkları,

uzlaşamadıkları kritik noktalar oldu.

Birlik, Bakanlık ile üye acenteler

arasındaki köprü fonksiyonunu

layıkıyla yapabiliyor mu?

Başkanımızla eğer bakanımız arasında bir

ayrışma, bir uzlaşmama, bir araya gelip

hemfikir olamadıkları bir durum varsa bu

kesinlikle seyahat acentelerinin menfaatiyle

alakalı bir durumdur. Yoksa şahsi olarak

kimin kimle olabilir? Ne Sayın Bakanımızın

TÜRSAB Başkanıyla olur ne TÜRSAB

Başkanı’nın Bakanla olur ki, geçmişte 20-30

yıllık arkadaş bunlar. Buradaki uzlaşmama,

kavga, sıkıntı tamamen buradaki seyahat

acentelerinin menfaatlerine, geleceklerine,

işlerine dokunan bir şey var ki burada böyle

bir ayrışma oldu. Biz acentelerimizle bakanlık

arasında köprü konumundayız. Acentelerimiz

tarafındaki köprünün ayağı çok sağlam. Biz

burada duruyoruz, karşı tarafı bilemeyiz.

Şimdi bakanımız ve bakanlığımız adına da bir

söz söyleme durumumuz elbette ki yok. Biz

ifadelerimizi çok net bir şekilde sözlü, yazılı

olarak hem başkanımız hem yönetim kurulu

üyelerimiz hem şahsi olarak iletmekteyiz. Biz

yaklaşık 3 yıldan beridir burada görevdeyiz.

Bu sürede ve göreve gelmeden önce de sayın

bakanımız da bakan değilken hep bunları

konuşurduk. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda,

evet sayın bakan en yukarıdaki birisi ama

bakan yardımcıları var, genel müdürler var,

daire başkanları var, bürokratlar var. Biz

bunların hepsine taleplerimizi aktarıyoruz.

Turizm politikalarının

belirlenmesinde karar verme

sürecine katılımlarını adil ve eşit

buluyorsunuz öyleyse?

Tam oradaki yapıyı bilemem ama bizim

Türk parlamenter sistemi olarak geldiğimiz

nokta biraz böyle daha yukarıdaki kişinin

söylemleri ve tutunduğu politikaya göre

eylem ve harekette bulunulur. Genelde

ülkemizde böyle bir eğilim var. Şöyle

düşünün, bugün burada biz Sayın Başkanımız

Firuz Bey toplantılarda bir konu üzerinde

kanaat bildirip, kendi niyetini ortaya

koyduğunda biz yönetim kurulu üyeleri olarak

tartışmalarımızı yapıyoruz, birbirimizi ikna

ederek ortak bir noktada buluşuyoruz. Bu

bakanlıkta böyle midir, bilemiyorum. Bize

pandemiyle beraber acentelerimizden çok

ciddi bir tazyik geldi. "Ya biz ne yapacağız?"

diye. Bu doğrultuda başta Kültür ve

Turizm Bakanlığımız olmak üzere ilgili

bakanlıklardan taleplerde bulunduk, takip

ettik, ediyoruz.

Bakanlıktan tam olarak ne talep

ettiniz?

Birincisi, devlet seyahat acentelerimizden

ve turizmin diğer paydaşlarından vergiler

almasın, kurumlar vergisi almasın, SGK

almasın, faizsiz kredi desteğinde bulunsun,

motorlu taşıtlar vergisi indirilsin. Bunların

hepsi aslında en başından beridir istediğimiz

şeylerdi. Şimdi bunu uygun gördü, geçtiğimiz

2-3 hafta önce uygulamaya soktu. Bunların

hepsini istedik. Biz devletin cebinden bir

şey istemedik, bunu vergiler anlamında

söylüyorum. Biz sadece dedi ki 2020 yılında

devletin cebine girecek olanları devlet 2020

yılında bizden almasın. Nasıl ki TÜRSAB,

üyelerinden 2020 yılı aidatlarını almama

kararı aldı ki bu 40 milyon TL’ye yakın bir

rakamdır. Bugün Türkiye'de hiçbir STK,

TÜRSAB'ın yaptığını yapamadı. Güçlü

ekonomilerini yöneten ticaret odaları bile

bunu yapamadı.

TÜRSAB'ın gücü, dayanağı neydi

pekala?

Hiçbir gücü yoktu. Hiçbir gücümüz yokken

biz bunu yaptık ve dünyaca borcumuz varken

bunu yaptık. Çünkü yapabileceğimizin

fazlasını sektör ve üyelerimiz için yaptık.

Ardından bunları yapmışken, mesela kısa

çalışma ödeneği seyahat acentelerinden

yılsonuna kadar hiç alınmasın dedik. Şimdi

Sayın Cumhurbaşkanımız ay ay 2 uzatıyor

bunu. Ama en azından ne diyoruz, yılsonuna

kadar, 31 Aralık'ta denilsin ki herkes önünü

görsün, plan program yapsın. Tabii burada

insan en iyi günlerinde en yakınındakileri

unuturmuş. İnsan zor anlarında en

sevdiklerine sitem edermiş. Biz aslında şu an

bunu yaşıyoruz. Bizim acentelerimiz aslında

bakanlığın ve devletin neler yapamadığını

çok iyi görüyor ve biliyorlar. Ama sıkıştıkları

yer, "Ya biz sahipsiz, TÜRSAB ne yapıyor?"

vesaire bize sitem ediyorlar, etsin haklılar.

Ben de olsam ben de ederim. Ama biz

yapabildiklerimizin daha fazlasının gayreti

içerisindeyiz.

Zaman zaman biz Turizm İstişare Kurulu

ile birlikte sayın bakanımızı ziyarete gittik.

Başkanımızın rahatsızlığından dolayı

son anda katılamadı, ben katıldım. Şu

önce sorgulandı, "Başkan gitmedi de

niye başkan yardımcısı gitti?" Ya o zaman

başkan yardımcısı niye var, yönetim kurulu

üyeleri niye var? Elbette ki başkanın

gidemeyeceği bir güne denk gelmiştir. Bu

2-3 gün sonra olsaydı başkan giderdi, bu

sorgulandı. İkincisi, burada iki taraflı bir

sıkıntı oluşturuluyor aslında. Bir, başkanın

şahsına, iki benim şahsıma karşı bir sıkıntı

oluşturuluyor. Başkan gitmedi, gidemedi,

başkan yardımcısı gitti, "Başkan yardımcısı

niye gitti zaten bir işe yaramaz bir adamdı"

imajı oluşuyor. Üçüncüsü en kötüsü, ya


18

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj

karşıdaki bakan, bir turizm bakanı, bir

devletin bakanı, bu sektörün bakanı bu

kadar yıpratılmaz! Bugün başkana söylenen

her şey bir, bakana iki aslında söylenmiş

oluyor. TÜRSAB başkanıyla turizm bakanının

arası kötü. Ya bir defa TÜRSAB başkanının

turizm bakanı ile arasının kötü olması

mümkün değil, böyle bir şey olamaz. Turizm

bakanı amir pozisyondaki birisi. Turizm

bakanı "Gelin çocuklar, sizinle bir konu var,

görüşmemiz gerekiyor." dese bizim gitmeme

gibi bir lüksümüz var mı? Bizim amirimiz,

patronumuz. Yani bizim amir hükmümüzdeki

kişi. Bir yerde çalışıyorsunuz, patronun sizi

çağırıyor, gitmeme şansınız var mı, mümkün

mü? Şimdi burada bakan aslında yıpratılıyor.

Bir sektörün bakanı, bir devletin bakanı bu

kadar yıpratılmaması lazım.

Bakanı yıpratırken ki amaç, kazanç

ne sizce? Bakanı kimler yıpratmaya

çalışıyor olabilir?

Kazanç burada aslında büyük bir çoğunluk

var. Bu çoğunluk zaten sessiz, her şeyi

gören, doğruyu görenler aslında. Çok bir

azınlık var, işte bizim seçim dönemlerinde

muhalefet vesaire taraflarında yer alan

bir azınlık var. Aslında bunlar sürekli

buradaki yaranın iyi olmamasını sağlamak

isteyenler. Turizm İstişare Kurulu olarak

bakanı ziyarete gittiğimizde iki saatlik

görüşmemiz oldu. Bakan da herkesi sıra ile

dinledi. Bütün sektör temsilcilerine bir defa

sırayla sordu. Biz her şeyimizi anlattık. Ben

KDV'lerin taşımalarda %18'den %8'e inmesi

gerektiğini, otellerden %8'den %1'e inmesi

gerektiğini söyleyen kişiyim. O masanın

etrafında söyleyen kişi benim ve bizim 2020

yılı aidatlarını bu yıl almazsak, bununla

ilgili bir karar alsak nasıl bakarsınız diye

soran benim. Sayın bakanımız da "Kararınızı

alın, bir gönderin, değerlendirelim." diyen

kişi. Bakan ölmedi, orada, buradayız. Ve o

masanın etrafında diğer sektör temsilcileri

de var. Biz biz bunları konuştuk, iki saat

sohbet ettik, ben çıkışta sayın bakana

yazdığım kitaplardan hediye ettim, herkes

bunu konuşuyor. İşte birileri de gitmiş,

TÜRSAB Başkan Yardımcısı, bakana kitap

imzalayıp bırakmış, geri gelmiş... Ya bizim

iki saat ne konuştuğumuzu biliyor musunuz?

Öbür taraftan bir insanın emeğine, bir

bakana, bir oradaki şahsiyete yani böyle

üslupsuz davranışta bulunulur mu? Maalesef

bugün sesi çok çıkanlar, bu sektöre en fazla

zarar verenler.

Bu sektöre en fazla kimler zarar

veriyor?

Ses çıkma olayını şöyle yorumlamak

istiyorum, bir defa turizm sektörünün

birlikleri, STK'ları; TÜRSAB olsun, TUREB

olsun, TÜROB olsun, hepsi aklı başında

yöneticiler tarafından yönetilen ve ne yaptığını

bilen kurumlar. Buradaki devlet ile ilişkilerini

hepsi mükemmel yönetiyor. Herkes birebir

görüşmelerini, yazışmalarını, devletle

diyaloglarını mükemmel yönetiyor. Burada

sesi çıkan aslında STK'lar değil. STK'lar

zaten sessiz sedasız. Herkes kendi temsil

ettiği sektöre karşı görevlerini fazlasıyla

yerine getiriyor. Burada sesi çıkanlar aslında

dışarıda bu sektörü de çok fazla faydası

olmayan kişiler bakıldığı zaman. Burada

isim vermek mümkün değil. Nedir mesela

şöyle söyleyeyim, biraz önce de söylediğim

gibi TÜRSAB seçimlerinde seçimi kaybetmiş,

muhalefeti destekleyen kişiler. İşte TUREB

seçiminde seçimi kaybetmiş, muhalefette

kalan kişiler. yani Bugün ülkemizde nasıl

bir muhalefet varsa başarılı-başarısız,

ülke politikalarını hep kendine çevirmek

için, oyu kendine çevirmek için, iyi olana da

kötü, kötü olana da kötü, her şey kötü diyen

bir muhalefet anlayışı vardır ya... Bu odur

aslında.

TÜRSAB Yönetimi olarak bu muhalif

kanada karşı nasıl bir pozisyon

almaktasınız?

Sayın başkanımızın bir demeci vardır, bize

de hep toplantılarda söyler, "Ya arkadaşlar

bırakın, biz tamam yapamadık mı, biz

yapamadığımızı kabul ediyoruz, buyursun

onlar yapsın." diyor mesela. "Tamam

gitsinler bakanla görüşsünler, neticede alıp

cebine atacak değiller, bu sektöre faydası

dokunacak. Tamam onlar yapsın, biz de

çıkalım alkışlayalım." diyor. Ama olan bir şey

de yok.

Pandemi sonrasında sektörü nasıl

bir seyahat endüstrisi bekliyor?

Turizm seyahat endüstrisinin

geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bundan sonra kolay kolay uluslararası

seyahatler çok olmaz. Ne zamana kadar

olmaz, aşı ve tedavi bulunana kadar olmaz.

Bulunursa da yavaş yavaş başlar artık. Daha

çok genç nesil seyahatlere başlar; çantasını

alıp tatile gidenler, para harcayanlar değil

de daha çok genç nesiller buna başlar. Ben

şöyle söyleyeyim, eğer ki bu yılın sonunda aşı

bulunursa 2021'in ortalarında uluslararası

seyahat yavaş yavaş başlar. Aşının bulunması

yılsonuna doğru 2021 yılında deniz kum

güneş konseptinde bizim Akdeniz, Ege

bölgelerine gelen 20-25 milyon sayılarındaki

turist 2021'de de gelmez gibi görüyorum.

Yurt içindeki alışkanlıklar, şimdilerde yeni

başlayan alışkanlıklar devam eder. Şu anda

insanlar kendi özel araçlarıyla daha çok tatil

yapıyorlar. Bu biraz artarak devam eder.

Diğer taraftan sektörde birçoğu zaten bu

sektörden soğudu. Bizim bugün seyahat

acentelerimiz arasında bunun dışında başka

işlerle meşgul olan meslektaşlarımız var.

Bunlar muhtemelen bu işlere doğru kayarlar,

bir azalma olabilir burada.

Ne kadarlık bir kayıp olur?

Yüzde 15-20'lik bir öngörüm var. Bırakabilir,

mesleği pasife çekebilir. Bir yıllık süre

içerisinde bir azalma olabilir. Ama bu şöyle,

sadece bu işi yapanlardan bahsetmiyorum.

Şu anda örnek olarak söyleyeyim size, bizim

seyahat acentemiz var. Adam taşımacılıkla

uğraşıyor, bu tamamen taşımacılığa kayabilir.

Adam gıda işi ile uğraşıyor, marketi var,

bu işe dönebilir. Adam hububat, narenciye

ticareti, inşaat sektörü ile uğraşıyor, buralara

doğru artık bırakabilir. Yani diğer işlerine

ağırlık verebilir Bu anlamda söylüyorum.

Son olarak pandemi, Türkiye

turizminin 2023 hedeflerine nasıl

yansır?

Çok iyi niyetle söyleyeyim, 2023 yılı bizim

2019'daki hedefimizi belki bulur. Yurt dışı

ziyaretçilerimizle birlikte 2019'da 50 milyon

turist gelmişti. 35 milyar dolar gelirimiz

vardı geçen yıl. 2019 rakamlarını 2023'te

yakalarsak çok iyi deriz. Çünkü bundan

sonra bazı şeyler eskisi gibi olmayacak, yeni

alışkanlıkların eski alışkanlıklara dönmesi

çok uzun zaman alacak.



20

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Ağustosta turizm trafiği

kımıldadı ama...

Otellerin halen yarıdan fazlası kapalı kalmaya devam ederken, ağustos ayında turizm trafiği bir

önceki aya göre kımıldadı. Bu kımıldama, geçen yılın aynı ayına göre artıya geçişi sağlayamadı.

Bu yılın turizm açısından en hareketli ayı olan ağustosta ortalama doluluklar geçen yılın ayına

göre yüzde 55.9 azalarak yüzde 34.7 oldu.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB),

pandemi gölgesinde geçen ağustos

ayına ilişkin konaklama sektörü

doluluk oranlarını açıkladı. Başta İstanbul

olmak üzere otellerin halen yarıdan

fazlası kapalı kalmaya devam ederken,

yaz sezonunun son ayında turizm trafiği

bir önceki aya göre kımıldadı. Ancak bu

kımıldama, geçen yılın aynı ayına göre artıya

geçişi sağlayamadı. Açık olan otellerden

sağlanan verilere göre, Türkiye'nin Ağustos

2020 otel dolulukları, 2019 yılının aynı

dönemine göre yüzde 55.9 azalarak yüzde

34.7 olarak kaydedildi.

Ağustos 2019’da bu oran yüzde 78.8

olmuştu. Dünya çapında veri ve analiz

şirketi STR'nin TÜROB için hazırladığı

Ağustos 2020 Ülke Performans Raporu’na

göre, ağustos ayında ADR (Average Daily

Rate) olarak ifade edilen ortalama günlük

satılan oda bedeli yüzde 7.7 artışla 111.5

Euro olarak gerçekleşti. Konaklamada en

önemli gelir kalemi olarak kabul edilen

toplam oda sayısı üzerinden odabaşı elde

edilen gelirler (RevPAR) ise yüzde 52.5

düşüşle 38.7 Euro’ya geriledi. Türkiye’nin

Ocak–Ağustos 2020 döneminde ortalama

doluluk oranı yüzde 57.4 düşüşle yüzde

28.5, ortalama günlük satılan oda bedeli

yüzde 10.6 düşüşle 70.2 Euro, oda başı elde

edilen gelir yüzde 61.9 düşüşle 20.0 Euro

oldu.

Avrupa da toparlanamadı

Ağustos 2020’de Avrupa’da da düşüş devam

etti. Avrupa ülkeleri doluluk ortalaması

yüzde 53.6 düşüşle yüzde 36 olurken,

ortalama oda bedeli yüzde 14.4 düşüşle

100.3 Euro, oda geliri ise yüzde 60.3 düşüşle

36.1 Euro olarak tespit edildi. 8 ayda Avrupa

destinasyonları doluluk ortalaması yüzde

60.5 düşüşle yüzde 28.3, ortalama oda

bedeli yüzde 13.7 düşüşle 97.0 Euro, oda

geliri ise yüzde 65.9 düşüşle 27.4 Euro oldu.

İstanbul ortalamanın altında

İstanbul'un Ağustos 2019’da yüzde 86.7

olan doluluk oranı, Ağustos 2020'de yüzde

65.9 azalarak yüzde 29.5 olarak ölçüldü.

Ortalama günlük satılan oda bedeli 93.1

Euro olarak, 2019'a göre yüzde 11.9 düşüş

gösterdi. Toplam oda sayısı üzerinden

odabaşı elde edilen gelirlerde ise geçen yıla

oranla yüzde yüzde 70 düşüş yaşandı ve 27.5

Euro olarak ölçüldü.

İstanbul’da Ocak–Ağustos 2020 döneminde

ise doluluklar yüzde 61.8 düşüşle yüzde

28.0, ortalama günlük satılan oda bedeli

yüzde 14.6 düşüşle 76.1 Euro, oda başı elde

edilen gelir yüzde yüzde 67.4 düşüşle 21.3

Euro olarak gerçekleşti.

Antalya umutlandı

Antalya’da Ağustos 2020 otel dolulukları bir

önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28.5

azalarak yüzde 59.7 oldu. Oda bedeli 212.6

Euro olarak, 2019'a göre yüzde 26.5 artış

gösterdi. Oda gelirlerinde geçen yıla oranla

yüzde 9.5 düşüş yaşandı ve 126.9 Euro

olarak ölçüldü. Antalya’da ilk 8 ayda ise

doluluk oranı yüzde 43.9 düşüşle yüzde 37,

ortalama günlük satılan oda bedeli yüzde

3.4 artışla 100.1 Euro, oda başı elde edilen

gelir yüzde 42 düşüşle 37.0 Euro oldu.

Açık olanlar da yıl sonuna kadar kapatıyor

TÜROB Başkanı Müberra Eresin konuyla

ilgili değerlendirmesinde, beklendiği gibi

yaz döneminin pandeminin olumsuz etkileri

altında sona erdiğini söyledi. Haziranda

pandemi kısıtlamalarının gevşetilmesiyle

turizm trafiğinin başladığını hatırlatan

Eresin, temmuz ve ağustos aylarında

kıyı bölgelerde açık olan otellerde hem

yerli tatilci hem de turist girişlerinin

başladığı ülkelerden gelen turistlerle

doluluk ortalamasının yüzde 40-50’lerde

gerçekleştiğine işaret etti. Eresin, “Şehir

otellerinde ise maalesef hiçbir hareket

olmadı. Hem şehir otellerinde hem kıyı

bölgelerde otellerin büyük bölümü hâlâ

kapalı. Açık olan bazı oteller de eylül ayıyla

birlikte yıl sonuna kadar faaliyetlerine

yeniden ara vermeye başladılar. Kasım

ayında Formula 1 döneminde İstanbul’da

Anadolu yakasındaki otellerde canlanma

bekliyoruz. Ancak bu etkinliğin ticari

getirisinden çok sektöre moral vereceğini

düşünüyoruz” diye konuştu.


Seçkin ticari ve tüketici sınıfı ürün ve

hizmetlerden oluşan geniş bir koleksiyonla,

SUNNY, konaklama endüstrisi için özel

olarak tasarlanmış çözümler sunar.

Konaklama endüstirisi için özel olarak

tasarlanan çözümler sunmaktayız.

Misafirlerinize unutulmaz bir eğlence deneyimi yaşatmak

için ticari sınıf Ultra Hd Smart televizyonlar, videowall,

ses çözümleri ve daha fazlasını sunuyoruz.

Konuklarınıza otel odasında evde gördüklerne eşit veya

daha iyi Tv izleme deneyim keyf i sağlamaktayız.

SUNNY olarak Türkiye’de 250+ satış sonrası servisimiz

tarafından desteklenen hızlı kurulum ve servis talebi

yanıtını garanti etmekteyiz.

Uçtan uca konuk odası deneyimi için Sunny kurulum

hizmetlerinden faydalanabilirsiniz

BU TEKNOLOJİ SENİN İÇİN


22

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Turizm ve ulaşımda kazanmak için

bu stratejilere dikkat!

Uluslararası dijital

pazarlama ve SEO ajansı

Zeo Agency, Turizm ve

Ulaşım Sektörü 2020 İkinci

Çeyrek Raporu’nu yayınladı.

Rapora göre COVID-19’a

bağlı 2. çeyrekte oluşan

%60’ı geçen ziyaretçi

kayıplarını geri kazanmak

ve ziyaretçi dönüşümünü

artırmak için şirketlerin

web sayfalarında değişen

kullanıcı ihtiyaçlarına göre

ürettiği çözümler önem

kazanıyor.

Zeo Agency, 2019 ve 2020 yıllarının

2. çeyrek dönemlerini kıyaslayan

Turizm ve Ulaşım Sektörü Dijital

Pazarlama Raporu’nu yayınladı. Markaların

pazar paylarındaki değişimi ve kullanıcı

davranışlarındaki dinamik hareketleri

derinlemesine inceleyen raporda sektör;

otel ve konaklama, ulaşım, seyahat

içerikleri olmak üzere üç başlıkta

inceleniyor.

Kullanıcı ihtiyaç ve davranışlarına cevap

verecek şekilde oluşturulan dijital

stratejilerin öneminin COVID-19 sürecinde

daha da görünür bir duruma geldiğini

belirten Zeo Agency’den SEO Takım Lideri

Tevfik Mert Azizoğlu; "Seyahat yazıları/

içerikleri popülaritesini korumaya devam

ederken konaklama sitelerinin COVID-19'a

özel oluşturduğu otel listeleme filtreleri ve

ürün listeleme sayfaları sayesinde doğru

iletişim sağladıklarını ve Haziran ayı gibi

tatil sezonunun başlangıcında trafik almaya

başladıklarını görüyoruz. Hayatımızda uzun

vadede yer etmeye devam edecek pandemi

alışkanlıklarına yönelik yeni içerikler

üretmeye, kategori ve ürün sayfalarımızı

COVID-19 iletişimi ile beraber kurgulamaya

devam etmek hem aranma hacimlerini

yakalamak açısından hem de sitemize gelen

ziyaretçilerin dönüşümlerini arttırmak

açısından da oldukça önemli” dedi.

2. çeyrekte %60’ı geçen ziyaretçi

kayıpları

Sektördeki web sitelerine gelen toplam

ziyaretçi ortalamasının bu yıl COVID-19

etkisiyle üç kategoride dramatik bir şekilde

düştüğü göze çarpıyor. 2019 ve 2020’nin

ikinci çeyreklerinin karşılaştırıldığında;

otel ve Konaklama kategorisinde 199,9

milyondan 64,41 milyona gerileyen ziyaretçi

sayısıyla %67,78’lik bir daralma yaşandı.

Ziyaretçi hacmi Ulaşım kategorisinde

287,7 milyondan 101,5 milyona düşerek

%64,72’lik bir kayba dönüşürken,

Seyahat İçerikleri kategorisinde ise 43,34

milyondan 16,13 milyona gerileyen rakamla

%62,78’lik düşüş görüldü. Toplam trafik

hacminde markaların sahip olduğu paylara

bakıldığında ise hizmetlerini konaklama,

bilet satışı ve içerik gibi seyahatin farklı

ihtiyaçlarına tek bir noktadan cevap verecek

şekilde çeşitlendiren web sitelerinin

sektörü domine etmeye devam ettiği

görülüyor.

Kullanıcılar en çok uçak bileti

araması yaptı

Raporda, sektörün 3 kategorisi bir arada

ele alındığında en fazla trafik alan 10 web

sitesinin en az 6’sının ortak sıralandığı ve

en fazla hacme sahip olan 10.000 ortak

anahtar kelime inceleniyor. Zeo’nun 1.

çeyrek raporuna göre 2019’a kıyasla Ocak,

Şubat ve Mart ayları toplamındaki anahtar

kelime aranma hacminde büyük bir değişim

bulunmuyordu. Ancak COVID-19’a bağlı

olarak sıkı önlemlerin alındığı ve seyahat

yasaklarının uygulandığı 2020 Nisan ve

Mayıs aylarında aranma hacminde ciddi

bir düşüş göze çarpıyor. Normalleşme

sürecinin başlamasıyla beraber oluşan

yoğun talebe bağlı olarak ise 2019’a göre

Haziran ayında yaşanan %40,98’lik artış,

arama hacimlerindeki ivmeyi yeniden

pozitife doğru çevirdi.

Ülkemizde Mart ayında başlayan

pandemi dönemiyle birlikte daha güvenli

tatil seçenekleri araştırmaya başlayan

kullanıcıların davranışları, 2020 ilk çeyrekte

normalin dışında artış gösteren kelimeler

arasında bungalov & dağ evi ile doğa &

kamp gibi konseptleri öne çıkarmıştı.

Normalleşme sürecinin başladığı

ve seyahat yasağının ikinci çeyrekte

kullanıcıların en çok uçak bileti ve ucuz

uçak bileti aramaları yaptığı görüldü. Hem

koronavirüs ile ilgili gelişmeleri takip

etmek hem de tatil planlarının yeniden

gündeme gelmesi Avrupa ülkelerine yapılan

aramalarda da dikkat çeken artışlara sebep

oldu.



24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Türk cruise şirketi artık Akdeniz’de

kendi gemisiyle var olacak

Son yıllarda giderek popülerleşen

Cruise tatili sektörü, dünyada

yaklaşık 40 milyar dolarlık büyüklüğe

ulaştı. Akdeniz’de bu büyüklükten aslan

payını alan İtalyan ve Yunan şirketlerine

karşı Türkiye’den ilk hamle Miray

International - Miray Cruises’dan geldi.

Sektörde uzun yıllardır hizmet veren

şirket, lüks yolcu gemisini satın alarak

Cruise sektöründe büyük bir yatırım

gerçekleştirdi. Bu satın almanın kruvaziyer

otel işletmeciliği sektörü için çok önemli

olduğunu belirten Miray International -

Miray Cruises Genel Müdürü Ahmet Yazıcı,

“Cruise; çok büyük bir sektör ve Akdeniz’de

bu büyüklükten en çok payı İtalyan ve

Yunan şirketleri alıyor. Türk şirketleri

faaliyetlerini kiralık gemilerle sürdürdüğü

için süreklilik sağlanamıyor. Miray

International - Miray Cruises olarak sefere

hazırladığımız lüks gemimizle Cruise

sektöründe büyük başarıya imza attık. Bu

satın alma Türk Cruise sektörü için tarihi

bir hamledir. Uluslararası rekabette elimizi

güçlendirecektir” ifadelerini kullandı.

Kuşadası’nda bekliyor, yakın

zamanda turlara başlayacak

Kuşadası’nda hizmete hazır halde bekleyen

Miray Cruise gemimiz, yakın zamanda

turlarına başlayacak. Miray Cruise

gemisinin Akdeniz’in en gözde seyahat

gemilerinden biri olduğunu belirten

Ahmet Yazıcı, şu bilgileri paylaştı: “400

yolcu kabini (lüks oda) bulunan gemimiz,

1.000 yolcu kapasitesine sahip. 164

metre uzunluğunda olan seyahat gemisi,

yakın zamanda Türkiye çıkışlı turlarına

başlayacak. Ege ve Akdeniz’de yolculuk

edecek gemi Türk konseptinde servis ve

yemek standartlarıyla hizmet vererek

farkını ortaya koyacak.”

Olağanüstü pandemi önlemleriyle

denize açılacak

Cruise tatilinin pandemi dönemindeki

güvenilir tatil seçeneklerinden biri

olduğunun altını çizen Ahmet Yazıcı,

“Gemi içindeki misafirler ve hizmet sunan

görevliler, önlemler dâhilinde içeri alınmış

sağlık kontrolleri yapılmış kişilerdir ve

gemiye alınan herkesin koronavirüs testleri

yolculuktan hemen önce yapılır. Bu kişiler

gemi içinde dışarıyla etkileşim halinde

olmadığı için hiçbir görevli ya da misafir bir

başkası için tehlike arz etmez. Gemiye giriş

anından, turun bitimine kadar Dünya Sağlık

Örgütü’nün (WHO) ve Sağlık Bakanlığımızın

önerdiği tüm önlemler ve kurallar gemide

disiplinle uygulanmaktadır. Cruise

seyahatleri boyunca yolcu ve mürettebatın

sağlık durumu hem liman otoriteleri

hem de gemi yönetimindeki sağlık ekibi

tarafından sürekli gözlemlenmektedir.

Bu kişiler gemi içinde dışarıyla etkileşim

halinde olmadığı için hiçbir görevli ya da

misafir bir başkası için tehlike arz etmez.”

şeklinde konuştu.



26

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su

Tezer Öner

HES mi, PES mi?

Kodumuz modumuz oldu

Turizmde ve diğer tüm sektörlerde

artık HES kodumuz olmadan

neredeyse hiç işlem yapmak

mümkün değil. Mesela devlet

dairelerine girmek, şehirler arası

uçak veya otobüs bileti almak ve

daha bir çok şey için kodumuz olmak

zorunda.

Kodumuz olacak ama modumuz

ne olacak? Sektör zaten sıkılmış,

iş kaybına uğramış ve daralmış

durumda. Ben kodumla bir yerlere

gitmeye çalışırken elin Rus Covidlisi

elini kolunu sallayarak benimle

aynı otele geliyor. Buradaki yaman

çelişkiyi de çözemedik. Ha zaten

çözesimiz de yok ayrı konu.

Bir de merak ediyorum. Bu HES

kodunu aldık. Covid riski taşıyan

ne demek? Şu anda enfekte ve

pozitif mi? O zaman sokakta ne

işi var, karantinada olması veya

tedavi altında olması gerekiyor.

Atlatmış mı? Atlattıysa virüsü pasif

olarak vücudunda tutuyor demek

ki... Riskin tanımı nedir? Bana

bulaşma riski olması demek o

kişinin Covidli olması demek. Peki

gelen Rus kardeşime ya da Alman

ablama da HES kodu vermiyorsak

ve ben otelde mesela dikkatsiz bir

garsonun servis sırasında ondan alıp

bana bulaştırmasıyla hasta olursam

sorumlu kim olacak? Hatta herhangi

bir rapor veya test istemediğimize

göre bulaşın o yabancıdan

kaynaklandığını da bilemeyeceğiz.

E ne oldu şimdi? Bilmem ne otelde

Covid kaptım. Kapatın tesisi...

Herkes karantinaya... O dönemde

kalan misafirlere 14 gün ev hapsi...

Valla benim modum çok düşük

arkadaşlar...

Pes etmeyi sevmem. Hep mücadele

ve ekonomik ya da sosyal risklerle

hayatımı sürdürdüm. Hatta bir iki

defa sağlık riskiyle de beraber...

Ancak hiç bugünkü gibi bir şey

olmadan kesinlikle bir şey olmuş

ya da olacakmış gibi bir duruma

düşerek hayatı Covid risk endişesiyle

yaşamamıştım. Yeni olduğu kesin

de buna normal denmesine çok

bozuluyorum. Gayet anormal bir

yaşam sürüyoruz şu anda... Karınca

bile daha az stres ve moralle geziyor

çimenlerde.

Sonuç olarak Hayat Eve Sığar mı

bilemem ama Halkı Eve Sokar desek

daha doğru. Çünkü bu uygulama

alarm vermeden kimsenin eve

giresi yok zaten. Modumuz düştükçe

inadına sokağa çıkıyoruz. Türk

Milleti işte sen ona kısıtlama de

hapis de hemen isyan damarları

kabarıyor. Çok sıkıntılı bir süreç

dostlar, çok can sıkıcı... İşler,

ekonomi, para endişeleri bir yana

HES kodu derken millet PES

moduna girdi. Umarım bu belayı

biran önce atlatır ve işte o zaman

normal olan hayatımıza döneriz.


690€

FIRSAT

95€

400€

MONOTECH Endüstrryel Mutfak Ekkpmanları A.Ş.

Kepez Mah. Yeşşl Antalya Sanayy SStess 3189/9 Sok. no:13 Kepez/ANTALYA

+90 242 221 44 65 / +90 242 221 44 66


28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Netflix’in Türkiye turizmine etkisi

araştırmasından bakın hangi sonuç çıktı

ABD’den Hindistan’a 8 farklı ülkede gerçekleştirilen bir kamuoyu araştırması, dizi ve film

sektörünün Türkiye’nin turizmine sağladığı katkıyı somut verilerle ortaya koydu. Elde edilen

verilere göre, Netflix üzerinden Türk yapımlarını izleyen kişilerin Türkiye’ye turist olarak gelme

ihtimali, izlemeyenlerin iki katından daha fazla...

İstanbul Ekonomi Araştırma tarafından 8

farklı ülkede gerçekleştirilen bir kamuoyu

araştırması, dizi ve film sektörünün

Türkiye’nin turizmine sağladığı büyük

katkıyı verilerle ortaya koydu. Araştırma

kapsamında nüfuslarının toplamı 2

milyarı aşan ABD, Arjantin, Avustralya,

Brezilya, Fransa, Hindistan, İsveç, Suudi

Arabistan’daki katılımcılar iki farklı

gruba ayrıldı. İlk grupta, bulundukları

ülkede Netflix üzerinden yayınlanan

Türk yapımlarını izleyen kişilere yer

verilirken, ikinci grupta ise platformdaki

Türk yapımlarını izlemediklerini belirten

katılımcılar yer aldı.

İzleyenler Türkiye’ye gelmek

istiyor

Her iki gruptaki katılımcılara da pandemi

sonrası turistik amaçla Türkiye’ye seyahat

etmek isteyip istemedikleri sorusu

yöneltildi. Netflix üzerinden Türk yapımlarını

izleyen ilk grupta “Evet, Türkiye’ye seyahat

etmek isterim” diyenlerin oranı yüzde 54’e

kadar çıkarken, diğer gruptaki katılımcılar

arasında bu cevabı verenlerin oranı yüzde

25 seviyesinde kaldı. Başka bir deyişle

Netflix üzerinden Türk yapımlarını izleyen

kişilerin Türkiye’ye gelme ihtimalinin, diğer

kişilerin iki katından daha fazla olduğu

belirlendi. Ülkeler özelinde bakıldığındaysa,

Netflix’teki yerli yapımları izledikten sonra

Türkiye’ye seyahat etmeye karar verdiklerini

en çok söyleyenler sırasıyla Avustralya,

ABD, Suudi Arabistan ve Hindistan’daki

katılımcılar oldu.

Netflix’te görüp keşfediyorlar

Diğer yandan araştırma, normal koşullarda

Türk yapımlarına ilgi duymayan kişilerin

de Netflix sayesinde yerli yapımlara

yönelmeye başladığını ortaya koydu. Buna

göre ilk gruptaki katılımcıların yüzde 47’si

"Netflix’te karşıma çıkmasaydı herhangi

bir Türk yapımını izlemezdim” derken, bu

oran Fransa, İsveç ve Brezilya gibi ülkelerde

yüzde 70’in üzerine çıktı.

‘Made in Turkey’ koleksiyonu ile

kolay erişim

Türkiye’de üretilen yapımları 190 ülkedeki

193 milyon üyesine taşıyan Netflix,

geçtiğimiz Şubat ayında üyelerinin bu

yapımlara daha kolay ve hızlı ulaşmasını

sağlayacak bir adım atarak ‘Made in Turkey’

içerik koleksiyonunu hizmete sunmuştu.

Netflix üyeleri, bu koleksiyona dünyanın

her noktasından netflix.com/MadeInTurkey

adresine girerek ulaşabiliyor.

30’u aşkın dile çevriliyor

Netflix’in içerik kütüphanesinde, yabancı

yapımların yanı sıra çok sayıda Türkçe içerik

yer alıyor. Bu yapımlar arasında Hakan:

Muhafız, Atiye, Aşk 101, Rise of Empires:

Ottoman, Yarına Tek Bilet ve Exatlon Türkiye

gibi çeşitli formatlardaki Netflix orijinal

yapımlarına ek olarak Organize İşler:

Sazan Sarmalı, Ezel, Leyla ile Mecnun, 7.

Koğuştaki Mucize, Ayla, Diriliş: Ertuğrul,

Arif v 216, Masum gibi sayısız lisanslı yapım

da bulunuyor.



30

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel / makale

İptal edilen uçuşlar... Boş odalar... Sessiz

restoranlar. Koronavirüs halihazırda küresel

ağırlama endüstrisine ve diğer birçok sektöre

zarar veriyor. Dünya virüsü kontrol altına almak

için mücadele ederken, konaklama endüstrisi

haklı olarak ön saflardaki çalışanlarının

güvenliğinin yanı sıra maruz kalan ve endişeli

müşterilerin güvenliğine odaklandı.

Bugün gerçek, trajik. Sektörümüz durmuş

vaziyette, krize verilen tepkinin ilk ekonomik

teminat hasarı oldu ve şüphesiz en büyük

ekonomik etkiyi çekecek. Ancak sektörümüzün

de toparlanmanın hızlandırılmasında

oynayacağı önemli bir rol var. Artık normale

dönmek isteyen müşterilerin güvenini geri

kazanmak ve olumsuz etkilenen oyuncuların

direncini güçlendirmek için girişimci bir ruhla

mükemmelliğe dönüş gerekiyor. Otelcilik

üzerine yapılan pek çok araştırmaya göre;

sektörümüzün gelecekteki yeteneklerini

yetiştirme ayrıcalığına sahip olarak,

endüstrimizin bu becerilere bolca sahip

olduğuna ve bu yeni zorluğu üstlenmeye hazır

olduğuna ben ikna oldum. Sektörde yapılan

yenilikler ve alınan önlemler ile tüm sektörlere

fayda sağlayacak birçok örnek ve öğrenilmesi

gereken dersler vardır.

Bu benzeri görülmemiş krizle nasıl başa

çıkılacağına dair bir el kitabı yok. SARS, sahip

olduğumuz en iyi örnek olarak çok konuşuldu,

ancak ölçek kıyaslanamaz. Dünya çapında

küresel vaka sayısı, yalnızca bir ay sonra

SARS'ınkini aştı ve coğrafi yayılma çok daha

geniş. Öte yandan Çin'in dünyadaki rolü değişti.

Bu ekonomik güç merkezi, şu anda yurt dışına

2002'den sekiz kat fazla turist gönderiyor

ve şu anda küresel seyahat harcamalarının

%30'unu oluşturuyor. O zaman bile, SARS,

makroekonomik etkisinin 30 ila 100 milyar

dolar arasında değişen tahminleriyle sert

vurdu. Covid-19 için etki felakettir ve dünyayı

kalıcı bir şekilde değiştirecek. Sektör, tüketici

davranış kalıpları için SARS'tan ilham alabilir

ve maruz kalabileceğimiz ekonomik etkiyi ve

iyileşmeye katkıda bulunan en iyi uygulamaları

tahmin edebilirken, iyileşmenin temel itici

gücü inovasyon olacaktır. Ekonomimize etki

kaçınılmazdır, ancak bugünün davranışları

ekonomik rekoru iyileştirebilir, toparlanmayı

hızlandırabilir ve dünyayı gelecek krize daha

iyi hazırlayabilir. Yani her şey bir kenara

atılmamalı!

TUROYD Yönetim Kurulu Üyesi

Orhan Genceli

Covid-19 mücadelesinin lideri,

ağırlama sektörü

Çalışanların ve müşterilerin

güvenliği elbette en önemli

önceliktir

Çalışanların ve müşterilerin güvenliği elbette

en önemli önceliktir. Birçok kuruluş, bulaşma

riskini en aza indirmek için hijyen standartlarını

ve gözetim kontrollerini sıkılaştırmıştır.

Önümüzdeki yıl korku, insanların hayatlarında

silinmez bir iz bırakacağı kesin ve toplumsal

olarak daha fazla sosyal mesafe ve hijyen

önlemlerine dikkat edeceğiz. Yeni çalışma

yöntemlerini öğrenmeye zorlandık, belki

de daha iyi bir iş-yaşam dengesi için daha

büyük bir payı online çalışmaya bıraktık. Bu

şok dalgası, her etkileşimi, her deneyimi, her

ürünü, görünmez bir düşmanın travma yaşamış

bir neslin yeni beklentilerine uyarlaması

gereken tüm hizmet mesleklerini sarsacak.

Pandemi azaldıkça güveni tazelemek ve

yeniden sağlamak için ilgili çalışanlar ve

müşterilerle dikkatli iletişim şarttır. Ağırlama

profesyonelleri üzerindeki şiddetli baskılara

rağmen, mükemmellik devam etmelidir:

etkilenen müşterilere istisnai hizmet, sınırlama

önlemlerinde mutlak hassasiyet, iletişimde

bütünlük vb. Ancak o zaman endüstri,

normalliği yeniden sağlamak için tanıdık ve

güvenilir markalarından yararlanabilecektir ya

da daha doğrusu, yeni bir normal oluşacaktır.

Bu değişen koşullarda girişimcilik büyük bir

değerdir. Örneğin, SARS krizi sırasında başarılı

oteller, yetersiz kullanılan temizlik personelini,

aniden ek temizlik hizmetlerine ihtiyaç duyan

şirketlere taşeron olarak verdiler. Misafir

alması yasaklanan restoranların paket servis

için tasarlanmış yeni menülerin ortaya çıktığını

da gördük. Krizden önce halihazırda yapılmakta

olan teknolojik değişiklikler giderek daha

önemli hale geliyor. İleriye dönük şirketler,

kısa ve uzun vadede bir şeyler yapmanın

yeni yollarını arıyor ve çalışanlarını bu yeni

zorluklara en iyi şekilde hazırlamak üzere

eğitmek için zaman harcıyor ya da harcamak

zorunda kalacak.

Birlikte çalışmak hem büyük bir sorumluluk

hem de büyük bir fırsat. Otelcilik ve turizm

STK’ları ve hükümetle yakın çalışarak

oteller, seyahat acenteleri iyileşmede kilit

bir rol oynayabilir. Seyahat edenler, bireysel

bir hizmet sağlayıcı yerine bir destinasyon

seçtiklerinden, güveni yeniden inşa etmek,

kuruluşlar tarafından tek başına ele alınamaz.

Bula, şehir genelinde ve hatta ülke çapında bir

endişe kaynağıdır. Dolayısı ile Güvenli Turizm

Sertifikası gibi çalışmalar güvenli destinasyon

ve güvenli şehir gibi imajı güçlendirecek

çalışmalara devem edilmelidir.

Son olarak, daha iyi planlama elbette bu

büyüklükteki bir krizin ardından tavsiye

edilecek en açık görevdir ve önceden

başarılması en zor olanıdır. Yine de, dünyayı

saran maske ve tıbbi ekipman kıtlığından

dersler çıkarılabilir. Sağlayıcıların,

öngörülebilir senaryolar için acil durum

planları ve düzenlemelerinin yanı sıra, bir kriz

durumunda önemli kararların hızlı ve etkili bir

şekilde alınabilmesi için personel için açıkça

önceden tanımlanmış roller ve sorumluluklar

olmalıdır. Güvenli turizm kriterleri sürekli

güncellenmeli ve sadece ceza ile değil, iyi

uygulayan lokasyonlar oteller ve işletmeler

ödüllendirilmelidir.

Otelcilikte "normal" bir gün diye bir

şey yoktur

Otelcilik sektöründe "normal" bir gün diye

bir şey yoktur. Bu alanda çalışan herkes

beklenmedik durumla başa çıkmaya hazır

olmalıdır. Son derece bağlantılı dünyamız

bu salgın gibi olayları daha olası hale

getirdiğinden, kriz tepkisini geleneksel

olarak karakterize eden panik ve ihmal

döngülerinden uzaklaşmamız gerekiyor.

Liderlere, her türlü senaryo ile başa çıkmak

için organizasyonlarında direnç geliştirmeleri

tavsiye edilir. Üniversitelerimiz otel ve

konaklama endüstrisindeki yeni nesil liderler

için eğitimlerini güncellemeleri gerekir ve

bu merkezinde yer almalıdır. Öğrencilerini

yalnızca olası krizleri tahmin etmeyi,

planlamayı ve bunlara yanıt vermeyi öğretmek

yetmez, aynı zamanda problem çözme

becerilerini de geliştiriyoruz. Ağırlama liderleri

hızlı düşünebilmeli, adapte edebilmeli ve daha

önce hiç yaşamadıkları büyük ve küçük zor

senaryoların çözümlerine odaklanabilmelidir.

Bu nedenle, sektörümüzün öncülük etmesi

güçlük içindedir ve tüm sektörlerdeki

iş liderlerini, otelcilik endüstrisinin

kahramanlarının ruhundan ve azminden ilham

almaya davet ediyoruz ki bu onları daha da

güçlendirecektir.



32

hotel restaurant

& hi-tech

etkinlik

8. ACE of MICE ödülleri sahiplerini buldu!

İşte 2020 etkinlik ve toplantı ödülleri…

MICE sektörü uzun bir aradan sonra ACE of MICE Awards aracılığıyla muazzam bir törende

bir araya geldi. Her yıl dünyaca ünlü markaları ve etkinlik profesyonellerini ağırlayan ACE of

M.I.C.E. Awards Etkinlik ve Toplantı Ödülleri; 4 Eylül’de İstanbul Kongre Merkezi-ICC/ Harbiye

Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.

Bu yıl 8.si yapılan etkinlik ve toplantı sektörünün

buluşmasına ev sahipliği yapan ‘ACE of M.I.C.E.

Awards Etkinlik ve Toplantı Ödülleri 18 kategoride

değerlendirildi. MICE endüstrisine büyük farkındalık

kazandıran ödüller şöyle:

Gecenin sunuculuğunu MC Başak Koç

ve Zeki Şen üstlenirken; Etkinlik ve

Toplantı sektörünün kalite çıtasının

yükselmesine en önemli katkıyı sağlayan

ACE of M.I.C.E. Toplantı ve Etkinlik

Ödülleri gecesine iş, siyaset, sanat ve

cemiyet hayatının önemli isimleri katıldı.

Turizm Medya Grubu Başkanı Volkan

Ataman'ın başkanlığında ve Turizm Medya

Grubu organizasyonuyla gerçekleşen

Etkinlik ve Toplantı sektörünün Oscar'ı

kabul edilen törende Volkan Ataman tüm

konuklarını kırmızı halıda karşıladı. Açılış

konuşmasında pandemi nedeniyle uzun

süre ayrı kalan sektörün tüm önlemler

alındığı takdirde tekrar eski günlerdeki

gibi etkinliklerin gerçekleştirilebilme

imkanının hala var olduğuna dikkat çekti.

Sektöre moral ve motivasyon olan bu özel

gecede uygun sosyal mesafe kuralları

da sağlanarak yaklaşık 800 profesyonel

ağırlandı.

Üst düzey önlemleriyle takdir

topladı

Alınan üst düzey önlemler sayesinde

etkinliklerin tekrar yapılabilir olduğunu

göstermeye çalışan Turizm Medya Grubu

sektörün takdirini topladı. Girişlerde

dezenfektan tünelinden geçen misafirleri

termal kameralı turnikeler karşıladı.

Sadece ateşi 38 derecenin altında ve

maske takan misafirlere açılan turnikeler

sonrasında her bir misafire maske ve

önlem kitleri dağıtıldı. Fuaye alanında

bulunan sosyal mesafe koruyucu robotlar

networking zamanı boyunca birbirine 1,5

metreden fazla yaklaşan misafirleri uyardı.

MICE Awards 2020 Onur ödülüne Türk

Hava Yolları layık görülürken, ödülü Yurt içi

Satış Başkanı Emre Menevşe adına MICE

Sorumlusu Vildan Mataracı aldı, Mataracı,

yaptığı konuşmasında tüm sektörün

arkasında oldukları mesajını iletti.

Muhteşem dans şovlarıyla seyirciyi

büyüledi…

Görsel-işitsel sahne gösterileri alanında boy

gösteren ekip yeni teklisi ile ilk kez ACE of

MICE sahnesinde yer aldı. Yeni teklisinde

pop kültürüne göz kırpan ekip, Amerikalı

rap müzik sanatçısı James ile yaptığı iş

birlikteliği ile eşine rastlanmamış bir şarkı

yapma metodu denedi. Şarkı sözlerini bir

yapay zekaya yazdıran ekip, görsellerin

üretiminde de yine yapay zeka ve makina

öğrenmesi kullandı. Müzik ve Görselin

milisaniye bazında senkron edildiği bu

gösteride izleyicilere sinestezik bir deneyim

sunuldu.

8. Ace Of M.I.C.E. Awards 2020 Onur Ödülü – Emre

Menevşe (Türk Hava Yolları Yurt İçi Satış Başkanı)

En İyi Festival - Ref Productions Ve Anküge ( Anadolu

Kültürlerini Araştırma Geliştirme Derneği) '' 9.

Uluslararası Şefika Kutluer Festivali ''

En İyi Lansman Etkinliği - Proset Event ''Yarınınsuyu.

Com''

En İyi Roadshow – Kansersiz Yaşam Derneği ''Yaşatır''

En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi - Kromozom Event ''

#Herkesduysun ''

En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi Juri Ödülü- Antalya

Tanıtım Vakfı ''Eserler Ait Olduğu Yerde Güzeldir''

En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi Juri Ödülü- İstanbul

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı ''Sabiha

Gökçen’de Dünya Dans Günü

Skyhub En İyi Incentıve Etkinliği - Nova Events

''Coca-Cola Company Türkiye Bilbao - St. Sebastian

Incentive Organizasyonu''

The Decor Art En İyi Etkinlik - Figür MICE ''Turkcell

Elçiler Zirvesi ''

8. Ace Of M.I.C.E. Awards 2019 Yılı En İyi MICE

Yatırımı - Nest Kongre ve Fuar Merkezi

En İyi Gerilla Etkinliği - New Generatıon Event '' Uefa

Süper Kupa 2019 Finali ''

Proto Eventi Genel Müdürü Hakan Yılmaz Pronto

Eventi En İyi Davet Etkinliği - Lobby Event Factory

''Bir Usta Bin Usta Projesi 10. Yıl Gala Gecesi''

En İyi Çocuk Etkinliği - Krea M.I.C.E.'' Turkcell 23

Nisan Çocuk Şenlikleri''

En İyi Spor Etkinliği -Sportsnet Group ''Türkiye Koç

Spor Fest Üniversite Oyunları 2019''

En İyi Stant Ve Etkinlik Alanı Tasarımı- Proset Event

''Unilever Pureline Lansman''

Europcar En İyi Konser- Delano Event ''Erol Evgin 50.

Sanat Yılı Konseri ''

En İyi Etkinlik Prodüksiyonu - Illusionist ''Cev Avrupa

Bayanlar Voleybol Şampiyonası Açılış Gösterisi''

7. Ace Of M.I.C.E. Exhibition By Turkish Airlines En

İyi Stant- Sedef Grup

En İyi Sahne Tasarımı -Oksijen Event ''Coca-Cola

İçecek Büyüsü''

Etsmice En İyi Etkinlik Teknolojisi – Decol "Power

In You''

En İyi AVM Etkinliği - Kromozom Event ''

#Herkesduysun ''

En İyi Çıkış Yapan Etkinlik/Toplantı Yönetim Firması

-Nova Event

En İyi Ses-Görüntü-Işık Uygulaması- Nohlab

''Journey''




Uzakrota Global Summit

de sanala taşındı:

Zirve 100 bin profesyoneli ağırlayacak!

Dünyanın en büyük turizm etkinliği Uzakrota Global Summit, bu yıl pandemi nedeniyle 01-

03 Aralık'ta online olarak gerçekleşecek. Ana salon, turizm girişimleri, teknoloji salonu,

MICE salonu, pazarlama salonu ve kurumsal seyahat salonu olmak üzere 6 farklı salonda

düzenlenecek olan online zirvede 400 stand ve 100 bin turizm profesyonelinin yer alması

bekleniyor.

2018 yılında Hollanda merkezli Bidroom

tarafından “Dünyanın En Etkili 10

Turizm Etkinliği”nden biri olarak

gösterilen, 2019 yılında Japonya merkezli

HIS Travel tarafından “Dünyanın En İyi 5

Etkinliği”nden biri seçilen, bu yıl da Güney

Afrikalı Hepstar tarafından da “Dünyanın

En Büyük 10 Turizm Etkinliği”nden biri

olarak seçilen Uzakrota Global Summit bu

yıl pandemi nedeniyle 01-03 Aralık'ta online

olarak gerçekleşecek.

Uzakrota’nın her yıl gerçekleşen farklı

tematik salon konseptinin devam edeceğini

belirten şirketin kurucusu Gökhan Erdoğan,

“Bu yıl ana salon, turizm girişimleri,

teknoloji salonu, MICE salonu, pazarlama

salonu ve kurumsal seyahat salonu olmak

üzere 6 farklı salonda 400 konuşmacı ve

100 bin kişiyi ağırlayacağız. Muhtemelen

bu rakamlarla dünyadaki en büyük online

turizm etkinliğini gerçekleştirmiş olacağız.”

şeklinde açıklamada bulundu.

400 stand ve 100.000 turizm

profesyoneli yer alacak

Dünyanın en büyük seyahat acentesi

Trafalgar’ın Başkanı Wolf Paunic, Forbes’un

CEO’su Filip Boyen, Avrupa Parlamentosu

Seyahat Komisyonu Başkanı Istvan Ujhelyi,

Otel rezervasyon platformu Bidroom

CEO’su Michael Ros, İspanya ve Latin

Amerika’nın en büyük OTA’sı Destini’nın

Genel Müdürü Ricardo Fernández Flores,

Hindistan’ın en yenilikçi OTA’sı Redbus’ın

Genel Müdür Yardımcısı Manoj Agarwala,

yine Hindistan’ın bir başka büyük OTA’sı

Cleartrip‘in Genel Müdür Yardımcısı Amit

Taneja, Jolly Tur CEO’su Mete Vardar,

Türk Hava Yolları Kurumsal Pazarlama

ve Dağıtım Kanalları Başkanı Mert

Dorman, Dünya’nın en büyük meta search

sitelerinden Dohop‘un CEO’su David

Gunnarsson, Pegasus Hava Yolları Genel

Müdür Yardımcısı Güliz Öztürk, Corendon

Airlines Group CEO’su Yıldıray Karaer ve

dünyanın en önemli OTA’sı Kiwi.com‘un

CEO’su Oliver Dlouhy gibi 400 üst düzey

konuşmacının yer alacağı etkinlikte, 400

stand ve 100.000 turizm profesyoneli yer

alacak.


34

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar röportaj

GLAMPING AKIMI YAYILIYOR:

LONGOSPHERE'IN HEDEFINDE TÜM TÜRKIYE VAR!

Sürdürülebilir ve özel ilgi turizminin öne

çıkan akımı “glamping”in Türkiye’de

gerçek anlamdaki ilk ve tek örneği.

Toplamda 270 dönüm arazide lüks turizm

modeliyle temmuz ayından bu yana

hizmet vermeye devam eden Longosphere

Glamping, ilk iki ayda yakaladığı doluluk

oranlarına bakılır ise, pandemi krizini doğru

zaman ve lokasyonda hayata geçirdiği

konseptiyle fırsata çevirmeyi başaran nadir

işletmelerden biri. 20 milyon TL yatırımla

Trakya-İğneada bölgesinin marka değerini

nitelikli turist profili ile şimdiden bir üst

çıtaya çıkarmayı başaran tesisi, Kınay

Ailesi'nin en genç üyesi olan Longosphere

Glamping CEO'su ve Genel Müdürü Yiğit

Küçükkınay ile konuştuk.

Longosphere Glamping ile Trakya-

İğneada bölgesinde ciddi bir

girişimcilik ve cesaret örneği

sergilediniz. Üstelik de turizm

merkezi statüsüne sahip olmayan bir

bölgede. Yatırıma nasıl karar verdiniz,

yola çıkarken ne vardı aklınızda?

Aslında bu büyüklükte bir tesis kurmak

yoktu aklımızda. Istıranca Dağları'nda yarı

hobi konseptinde bir butik otel projemiz

vardı. Yine doğa ile ilişkili bir projeydi o.

Sonrasında Demirköy Orman İşletmesi

şu an bulunduğumuz araziyi gösterdi.

Bölgede hayata geçirmek istedikleri

konaklamalı mesire yeri için yatırımcı

arayışındaydılar. "Araziyi ihaleye açacağız

ama burayı da vizyonsuz bir yatırımcının

alıp heba etmesinden korkuyoruz. Sizin

gibi yatırımcılar girerse ihaleye açacağız,

düşünür müsünüz?" dediklerinde cevabımız

evet oldu. Çünkü zaten bizim de böyle bir

düşüncemiz vardı. Biz 58 yıllık bir akaryakıt

firmasıyız. Kınay Grubun altında Hedef Petrol

ana akaryakıt firmamız ve birkaç firmamız

daha bulunmakta. Ben ailenin üçüncü

kuşak en genç üyesi olarak grubumuzun

akaryakıt dışında turizm ve teknolojiye de

yatırım yapması düşüncesindeydim. Hatta

bu fikri ailece de konuşup, tartışıyorduk. Biz

gezgin bir aileyiz, seyahat etmeyi seviyoruz.

Şahsen ben sırt çantamla 50'nin üzerinde

ülkede dolaştım. Babam 100'ün üzerinde

ülke dolaştı. Annem keza öyle. Aynı zamanda

Mutfak Dostları Derneği üyesi bir aileyiz.

İnsan sevdiği işi yapmalı derler ya, turizmotelcilik

bizim yaşam tarzımıza uygun

bir alan. Neticesinde araziyi devletten 29

yıllığına kiralamış olduk, 20 yıl da ekstra

öncelik hakkımız var.

Bahsettiğinize göre arazi tarafınıza

Demirköy Orman İşletmesi'nce

konaklamalı mesire yeri olarak tahsis

edilmiş. Konsept nasıl şekillendi?

Glamping fikri nasıl doğdu?

Araziyi kiraladıktan sonra yaklaşık bir yılımız

Orman Bakanlığı'nın mevzuatlarına uygun

proje araştırmalarıyla geçti. Bu sırada

hem geçmiş gezi tecrübelerimiz hem de

yaptığımız detaylı çalışmalarla bölgeye

en uygun konseptin glamping olacağına

karar verdik. Baktığımızda, ülkemizde

A tipinde yani konaklama hakkı olan

mesire yerlerinin yaptığı tek şey, kamping.

Kamping dediğimizde ise, insanların ucuz

maliyetle doğayı kullanabildikleri, kendi

çadırlarını kurup, basit yiyecek-içecektuvalet

ihtiyaçlarını karşıladıkları yerleri

anlıyoruz. Biz bir iş yapacaksak, en iyisini

yapmalıydık, bizim bakışımız hep bu oldu.

Diğer taraftan glamping sektörünün bir

geleceği olduğu şüphesizdi. Dünyada

çok yeni olmakla beraber Türkiye'de

ilk adımların atıldığı bir pozisyondaydı.

Tesisi kurarken temel felsefemiz şu oldu,

insanlar ciddi anlamda doğayı merak ediyor,

deneyimlemek istiyor. Ama bu deneyimleri

yaşayabilecekleri de iki opsiyonları var.

Bunlardan biri beton bloklu doğa otelleri,

çevresi doğa... Ben onu doğanın içi olarak

değil, doğanın yanında olmak olarak

tanımlıyorum. Çünkü bulunduğunuz yer

değil, duvarın öbür tarafı doğa. Ya da ben

doğanın içinde olmak istediğiniz zaman

bunun seçeneği, kampingler veya sizin kendi

kamp ekipmanlarınız vardır, bir yaşam tarzı

olduğu takdirde olabilecek şeyler. Ben de

bir off-roadcıyım, kampingciyim. Şimdi şehir

insanı da kampingin konforsuzluğuna alışık

değil. Ancak bir yaşam tarzı olarak hayata

geçebilecek, fedakarlık gerektiren bir tatil

seçeneği.

Glamping diyoruz ama konsepti

kelime anlamıyla biraz daha açmanızı

isterim. Nedir glamping?

Glamping çok geniş bir kavram aslında,

“glamorous” ve “camping” kelimelerinin

birleşiminden oluşuyor.Türkçe anlamıyla

"büyüleyici kamping" demek. Bu terim

Google'a 2007 senesinde giriyor. Google'a

girişi bile çok yeni. Ancak dünyada kabul

edilen ilk turistik glamping konsepti

İngiliz soylularının Afrika'ya avlanmak için

gittiklerinde kullandıkları o lüks çadırlar.

O zaman adı glamping olmamakla beraber

şu an glamping adını alıyor. Aynı zamanda

mantık şu, doğanın bir parçası olup, doğadan

kopmadan o konforun sağlanabildiği yerler

de konseptin içine girebiliyor. Mesela bugün

için Kapadokya'daki bir mağara otel de bir

glamping kabul edilebiliyor. Yine bir ağaç ev

de bir glamping. Fakat şu anda bu işin yoğun

olduğu kampingin lüksleştirilmiş, bütün

eksikliklerinin giderilmiş hali diyebiliriz.

En azından bizim şu anda yaptığımız bu.

Dolayısıyla glamping bir 4 yıldızlı tatil köyü


Yiğit Küçükkınay

Longosphere Glamping CEO'su ve Genel Müdürü

veya otel gibi oturmuş tam bir karşılığı yok.

O da kendini bulmaya çalışıyor. Çok geniş

bir yelpaze. Ama şu var gerek konaklama

kapasitesi gerek alan olarak Türkiye'deki

en büyük glamping organizasyonu burası.

Türkiye'de daha önce kendini glamping

olarak tanımlamış yerler var. Bunlar

genellikle Ege ve Akdeniz sahillerine

yakın bölgelerde ağırlıkta. Ancak bizim

konseptimizin tam karşılığı da değiller.

Türkiye'de bir nevi öncü olmaya çalışıyoruz.

Çünkü bu işi bu kadar kurumsal, sistematik

ve organize yapan ilk glamping tesisiyiz

diyebiliriz.

Longosphere'i ana hatlarıyla tanıtır

mısınız? Konsepti iddialı kılan

özellikleri neler?

Doğa tatili denince çoğu zaman

kamping tesisleri akla gelir ve doğayı

yaşayabileceğimiz bir tatil için konfordan

vazgeçmek gerektiği düşünülür. Biz

misafirlerimize konfordan vazgeçmeden bu

eşsiz coğrafyanın bize cömertçe sunduğu

güzellikleri deneyimleme imkanı sunuyoruz.

Günübirlik alanımız bir alışveriş sokağı ile

başlıyor. Burada kasap, manav, mezeci,

yöresel ürünler dükkanı, sanatçıların,

zanaatkarların kullanacağı atölyeler

yer alıyor. Piknik alanında konuklarımız

dumandan rahatsız olmasın diye 7,5 metre

yüksekliğinde, ortak kullanımlı bir barbekü

yaptık. Böylelikle hem duman kokusunu

ortadan kaldıran hem de yangın riskinin

önüne geçen lezzetli bir konfor alanı

oluşturduk.

Longosphere Social, konaklamaya gelen

misafirlerine doğal meşe ormanının yapısına

göre konumlandırdığı 104 çadır seçeneği

sunuyor. Tesis içindeki 14 metrekare kapalı

alan ve 5 metrekare verandaya sahip üçgen

şeklindeki 64 Sincap çadır, ortak duş ve

tuvalet kullanımına sahip. Kendi hamağı ve

iki kişilik masa/sandalyeye sahip bu çadırlar,

verandasıyla adeta doğanın bir parçası

olmak için tasarlanmış. 25 metrekarelik

Kaplumbağa çadırlar ise, mini bar, duş,

tuvalet, klima, verandasındaki oturma

grubuyla biraz daha yalıtılmış, doğanın

içinde olmaktan çok doğanın izlenebileceği

bir şekilde kurgulanmış. İki ay içerisinde

16 adet Kaplumbağa Plus çadırımızı da

hizmete açacağız. Çünkü kışın Kaplumbağa

ve Kaplumbağa Plus'larımız açık olacak,

Sincap'ları kapatacağız. Sincap'lar 2

kişiye, Kaplumbağa'lar 3 kişiye kadar

kullanılabiliyor. Yatak kapasitesi olarak

toplamda 248 kişiyi ağırlayabiliyoruz.

Konaklama alanında Yin Yang meydanının

yanı sıra sadece konaklayanlara özel bir

havuz da bulunuyor. Konuklar doğada

konforlu bir ortamda sosyalleşirken yaşamın

kusursuz dengesi ve uyumunu hissediyor.

Sözünü ettiğiniz şekilde yaşamın

kusursuz dengesi ve doğasını mimari

projeye yansıtırken bakış açınız ne

oldu?

Mimari projemiz, doğayı kucaklayan ve

ekolojik dengeye saygı duyan tavrımız ile

şekillendi. Yazgan Mimarlık-Kerem Yazgan

ile çalıştık. Tesisimizde şehir insanının

deneyim seviyesine göre opsiyonlar

sunalım, özünde doğanın içinde olsun,

bulunduğu yaşam alanı doğanın bir parçası

olsun temel felsefesinden hareket ettik.

Longosphere'de tasarımı doğaya göre

yaptık, doğayı tasarıma uydurmadık.

Oysa ki genel inşaat mantığında ilk

olarak doğanın olduğu yer komple izole

edilir, süpürülür. Ardından kendi peyzajı

yapılır. Biz öyle yapmadık, elimizde bir

peyzaj vardı, bu peyzaja uygun bir tasarım

gerçekleştirdik. Dolayısıyla tasarıma

tersten yaklaştık. Biz doğanın bir parçası

olur isek, insanlar da kendini doğanın

içinde hissederler diye düşündük.

Tesisteki en dikkat çeken yapılardan

biri de restoranınız. Nedir özelliği?

Restoranımız yüzde 100 ahşap ve iki

kattan oluşuyor. Türkiye'de yalıları

bir kenara koyuyorum, yeni modern

yapılarda yüzde 100 ahşaptan inşa edilen

en ideal mimarilerden biri diyebilirim.

Longosphere'de doğanın bir parçası

olacağız, betonsuz tatil köyü yapacağız

mantığı da çok hakim. Biz doğanın parçası

olacaksak, beton bunun karşıtı. Aslen

akaryakıtçıyız ama tesis içine akaryakıt

tüketen hiçbir aracı almıyoruz. İçeride

sadece elektrikli araçlar gezebiliyor. Bizim

kendi servisi araçlarımız da dahil, sadece

elektrikli ve mekanik güçle giden araçları

kabul ediyoruz. İçeride bir tek havuzda ve

restoranımızın temelinde beton kullandık ki

teknik olarak da buna mecburduk.

Burada eğlence amaçlı hangi

aktiviteleri sunuyorsunuz?

Tesisimizde maceracı ruhlara ve çocuklu

ailelere farklı aktiviteler sunan bir macera

parkımız mevcut. Bu kapsamda toplam

35 oyun içeren üç parkura yer verdik.

Trekking, dağ bisikleti, safari turu, mantar

ve ot toplama turları, yoga, çeşitli wellness

aktiviteleri ve gastronomi atölyeleri gibi

birçok farklı rekreasyon seçeneğiyle

konuklarımızın sadece bedenleri değil

ruhlarının da arınmasını hedeflemekteyiz.

ATV işine girmedik, çünkü onu biraz riskli

buluyoruz. ATV eğitim gerektiren bir uğraş.

Alanımızda bir macera parkımız var. Bununla

beraber çok yakın bir zamanda tam ve yarım

günlük at gezilerimizi başlatacağız. At binme

bilgisine sahip olmayan misafirlerimiz için

sunacağımız 3-6 derslik eğitim imkanımız

olacak.

Tesisin büyüklüğü nedir? Ek

yatırımlarla bir kapasite arttırımı söz

konusu mu?

Şu anda projelendirilmiş ve imar edilmiş

110 dönüm. Fakat tahsis edilmiş toplam

alanımız 270 dönüm. Bunun devamları

da var çünkü proje üç etaptan oluşuyor.

Bundan sonra "Longosphere Exclusive"

diye bir etabımız var. "Glamping Plus" diye

adlandırabileceğimiz bir seviyede hizmet

verilmesi planlanıyor. Arazinin devamında, bir

vadide yapılacak biyolojik göletin çevresinde


36

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar röportaj

oluşan ahşap evlerden başlayıp; devamında

7'li, 8'li, 10'lu yapıların grup grup ayrıştırıldığı

bir bölüm. İçinde finedinig restoranı, spa'sı,

ısıtmalı havuzu ve toplantı salonu ile toplam

100 adet doğal yapının olduğu üst seviye etap

olarak düşünebiliriz. Umarım 2022 baharına

yetiştirebiliriz. Onun dışında bir de yolun

tam karşısında, alanın hemen yanında bir

yerimiz daha var. Buraya da Longosphere

Kamp ve Karavan alanı oluşturacağız. Burası

bildiğimiz geleneksel kampinge benzeyecek.

İnsanların kendi çadırlarını kurabilecekleri,

karavan sistemlerini bağlayıp konaklama

yapabilecekleri bir alan olacak. Aslında biz

doğal konaklama üzerine tüm segmentlerde

bir alan yapmış oluyoruz.

Longosphere'i kimler tercih ediyor?

Hedef kitlenizi öğrenebilir miyiz?

Tesisimize doğa merakı olan İstanbul'un

beyaz yakası geliyor. İki tip beyaz yaka geliyor;

biri genç çiftler, arkadaşlar, gruplar. Onlar

ağırlıklı Sincap çadırlarımızda konaklıyor. Bir

de genç aileler geliyor. Şöyle söyleyeyim, yaş

grubu olarak çocukları bir kenara koyarsak,

konaklayan misafirimizlerimizin üçte ikisi 25-

40 yaş arası. Şu anda gelen misafirlerimizin

yüzde 90'ı münferit. Pandemiden dolayı

gruplara giremiyoruz çünkü. Münferit olarak

hedeflediğimiz kitleyi getirmeyi başardık.

Amacımız, Türkiye'nin sosyo-ekonomik

bakımından belli bir seviyenin üzerindeki

kitlemeyi getirmekti ki, bunların başında

beyaz yakalı, eğitim seviyesi yüksek, doğayı

seven, genç, enerjik, dış dünyaya açık,

evrensel görüşlü bir kitle vardı. Şu an

tam da bu kitleyi ağırlıyoruz. Konaklayan

misafirlerimiz arasında Çorum'dan gelenler

bile var. Hatta İzmir'den...

Müşteri kitlesi olarak sadece yerli turisti

de hedeflemedik. Normal şartlarda direkt

Batı Avrupa'yı, İngiltere'yi de hedefliyoruz.

Tesisimizden yaklaşık 50-60 kilometre ötede,

Bulgaristan'da Sunny Beach diye bir yer var.

Bundan 3-4 sene önce gittiğimde turistlerin

yüzde 70'inin İngiliz olduğunu gördüm.

İngilizler, Karadeniz kıyısında, doğada vakit

geçirmekten büyük keyif alıyorlar. Neden

buraya da gelmesinler, gelmemeleri için

hiçbir neden göremiyorum. Bu, uzun vadeli

planlarımız arasında var. Onun dışında

ülkemizdeki expatları da hedefliyoruz. Hatta

kendi keşifleriyle gelenler oldu ve çok keyif

aldılar. Özellikle Sincap'larda kalıyorlar.

Pandemiye rağmen bir Bulgar ekibimiz var.

Geçen hafta Sofya'dan yaklaşık 16 kişiyi,

ondan önceki hafta da 20 kişiyi 1 hafta

boyunca konaklamalı ağırladık. Zaten şu

an sınırların kalktığı bir Bulgaristan, bir de

Rusya var, başka geçiş yok. O yüzden daha

bir buçuk aylık tesis olmamıza rağmen gayet

iyi durumdayız.

Doluluklarınız nasıl? Yılı nasıl

kapatmayı planlıyorsunuz?

Açıkçası hiçbir planımız yok. Çünkü dünya

o kadar stabillikten uzak ki, plan yapmak

mümkün değil. Ancak şunu söyleyebilirim,

eski normalde planladığımız hedefi ağustos

ayında yakaladık. Ortalamada yüzde 50'lik

bir doluluk hedefiydi ki o, ilk ayımızda o

rakamın üzerine çıktık. Normal şartlarda

ilk etabımızı nisan ayında açıp, kasımda

kapatmayı planlamıştık. Exclusive etabımızı

ise 12 ay planladık. Özellikle Kaplumbağa

çadırlarımıza o kadar yoğun ilgi var ki,

önümüzdeki üç hafta sonu boyunca boş yer

yok. Şu anda Danimarka Başkonsolosluğu

ile görüşüyoruz. Kempinski Grubu'nun

yönetim kurulu üyelerinden talepler geliyor.

Üst düzey insanların tesisimize yoğun ilgisi

bizi de heyecanlandırdı. Ocak 2021'e dahi

rezervasyon almış durumdayız.

Projeye ayrılan bütçe nedir? Ek

yatırımlarla birlikte bu rakam ne olur?

Şu ana kadar proje için 20 milyon TL

civarında bir para harcadık. Bunun baktığınız

zaman da ciddi bir kısmı alt yapıya gitti. Ki

böyle bir alt yapı çalışmasını bu kadar sık bir

ormanda yapmak, argenin dışında bizi en çok

zorlayan kısmı oldu. Burada ciddi bir atık su,

temiz su, internet, yangın ihbar hattımız var.

Biraz da Kırklareli-İğneada bölgesinin

turizm potansiyelini konuşalım mı?

Ben Istıranca Dağları ile Kırklareli'yi biraz

ayırıyorum. Nitekim Kırklareli, kendine has

bir turizm potansiyeline sahip olduğu gibi

Istıranca Dağları, İğneada bölgesi doğal

güzellikleri ile öne çıkan özel ve özgün bir

yer. İğneada yolun sonu. Böyle olduğu için

de korunmuş bir doğası var ama imkanlar

anlamında da geri kalmış. En ufak bir

tedarik ihtiyacınız için bile 100 kilometre yol

sarf etmeniz gerekiyor. İğneada, nitelikli

turizm bakımından geri kalmış bir yer. Daha

çok insanların evini günlük kiralık vererek

konaklama imkanını sunduğu bir bölge.

Burası turizm merkezi olmayan bir bölge

olduğu için kalifiye personel bulmak da zor.

Nüfusu 3 binden az. Bizim tesisimizde 70-80

aralığında personel istihdam ediyoruz. Bunun

neredeyse yarısı İğneada'dan, bir kısmı

Demirköy'den geliyor. Geri kalan kısmında

ise İstanbul ve diğer şehirlerden gelmek

sureti ile kendi lojmanlarımızda kalan turizm

çalışanları. Bunların dışında gastronomi,

yeme içme anlamında elle tutulur bir

ürünümüz ve restoranımız da yok. Yine de

taze balık yiyebileceğiniz en özel yerlerden

biri. Peki neyimiz var? İğneada'nın eşsiz bir

doğası var. Nasıl var? Bu İğneada'nın doğası

değil aslında. Longoz Ormanları var. Hatta

dünyanın 3. büyük, Avrupa'nın en büyük

Longoz Ormanları var. Peki Longoz Ormanı

nedir? Longoz Ormanı'nın Türkçesi subasar

ormanı. Özellikle bahar aylarında suyun

bastığı ormanlar. 6 ay su basan, 6 ay normal

orman moduna bürünen bir orman aslında.

Peki bu su basma neye yol açıyor? Bu su

basma inanılmaz bir canlılık çeşitliliğine

sebep oluyor. Longoz Ormanları'nın içine

girerseniz en güneşli havada bile kapalı bir

yere girmiş gibi oluyorsunuz. Tıpkı Amazon

Ormanı gibi. Bu da inanılmaz bir kuş ve

sürüngen çeşitliliğine sebep oluyor. Diğer

taraftan inanılmaz bir sinek de yapıyor. Böyle

bir eşsiz doğal var. Amerika'nın sembolü olan

Ak Kuyruklu Kartal'ın Türkiye sınırlarında

bulunduğu tek yer. Burada bulunan 5 çeşit

ağaçkakan var hatta arada bir buralara

da geliyor, ağaçlarımızı gagalıyorlar, çok

eğlenceliler.

Gündemde ileriye dönük başka

projeler var mı?

Projeyi hem gelir hem işletme anlamında

hedeflediğimiz noktalara taşıyabilir isek,

glamping konseptini Türkiye'nin çeşitli

şehirlerine de yaymayı istiyoruz. Sadece

İğneada ile kalmak istemiyoruz. Bununla ilgili

şimdiden pek çok teklif aldık. "Bizim şöyle bir

arazimiz var, arazi tahsisini biz yapalım, siz

üzerine yatırım yapın, işletin" diyenler oldu.

"Bu çadırları nereden aldınız?" diyenler de

vardı aralarında. Biz almadık gerçi kendimiz

tasarladık, imal ettik. İlerleyen zamanlarda

belki insanlara bu konsepti hazırlayıp isim

hakkı, franchise verebiliriz. Konseptin önü

çok açık olabilir.


natural

Hijyenik ve konforlu bir uyku

için üstün koruma sağlayan

Boyteks Hijyen Konsepti ile

misafirleriniz daima güvende.

hygieneconcept

protection


38

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Radisson Grubu çözümü hibrit

modelde buldu:

Odalar ve toplantılar da hibrit artık...

Radisson Hotel Group, Radisson Collection Hotel, Grand Place Brussels'in açılışının yanı sıra, sektöre

kazandırdığı Hibrit Odalar ve Hibrit Toplantıları içeren yeni Hibrit Çözümlerini duyurdu. Avrupa, Orta Doğu ve

Afrika'daki 50 seçkin otelde hizmet veren Hibrit Çözümleri, 2020 ve 2021 yılları içinde de faaliyette olacak.

Radisson Hotel Group, Avrupa’nın

merkezi Brüksel'deki ilk Radisson

Collection otelinin açılışını duyurdu.

Grubun en önemli markası olan Radisson

Collection Hotel, Grand Place Brussels,

yeni tasarımlar için yapılan önemli

yatırımlar sayesinde, eski Radisson

Blu Royal Hotel'in dönüşümü ile açıldı.

Radisson Collection, benzersiz misafir

deneyimi, ayrıcalıklı iç tasarımı, kişiye özel

hizmetleri ve misafirlerin tüm ihtiyaçlarını

karşılayan servisi ile Radisson Hotel

Group’un en seçkin markası. Konuyla

ilgili bir açıklama yapan Radisson Hotel

Group CEO'su Federico J. González:

“Brüksel, Radisson Collection markasının

Belçika'daki lansmanı için mükemmel

bir yer. Avrupa Birliği’nin merkezi olan

Brüksel, benzersiz uluslararası önemi

nedeniyle, uluslararası kongreler veya iş

toplantıları için dünyanın ilk tercihi olmaya

devam etmektedir. Dünyanın dört bir

yanından gelen misafirlerimizi bu ikonik,

yeniden tasarlanmış, olağanüstü otelimizde

ağırlamayı dört gözle bekliyoruz." dedi.

Brüksel Belediye Başkanı Philippe Close

ise, "Radisson Collection Hotel, Grand Place

Brussels’in açılışı, iş ve tatil amaçlı seyahat

edenler için Brüksel’in dinamik ve ilgi

çekici bir şehir olarak önemini vurguluyor."

şeklinde konuştu.

Hibrit çözümleriyle Avrupa, Orta

Doğu ve Afrika'nın 50 otelinde

Dünya "yeni normallere" ve süregelen

seyahat sınırlamalarına uyum sağlamaya

devam ederken, organizatörler artık,

sanal katılım seçenekleri ve küçük yerel

toplantılara izin veren karma formatlar ve

uzaktaki katılımcılara ve uydu konumlarına

da yayın yapabilme imkanları sunuyor.

Grup, sanal ve hibrit toplantıları ve

etkinliklerinde müşterilerine sorunsuz

bir deneyim sağlamak için modern

kurumsal video iletişiminde lider olan

Zoom ile iş birliği yaptı. Şirket içi uzman

etkinlik ekipleri, müşterilere çok mekanlı

hibrit toplantılardan yayın etkinliklerine

kadar, bir dizi etkinlik sunmada yardımcı

olacak, etkinliklerin verimli, etkili ve ilgi

çekici olmasını, kusursuz bir şekilde

gerçekleştirilmesini ve görsel/işitsel

sorunlar içermemesini sağlayacak. Hibrit

Odalar, iş seyahatinde olanlar, tatil amaçlı

seyahat edenler ve günlük yerel misafirler

için üretken, özel ve sessiz bir çalışma

alanı sağlamak adına, son teknolojiye

sahip bir ofisin olanaklarını üstün bir otel

odası konforuyla mükemmel bir şekilde

birleştiriyor.

Ağırlama 2020 ve 2021'de de devam

edecek

Hibrit Odalar, ikinci ekran cihazlarına

kolay bağlantı, video konferans olanakları,

kablosuz klavye, mouse ve hoparlör, baskı

hizmetleri, kırtasiye, sınırsız kahve ve çay

hizmeti, otel içi sağlıklı yaşam alanlarına

erişim hizmetleri ve diğer birçok avantaj

sunuyor. Grubun Hibrit Çözümleri,

günümüzde seyahat edenlerin hızlı yaşam

tarzı değişikliklerini ve grup otellerinde

kaldıkları, çalıştıkları ve buluştukları süre

boyunca ihtiyaç duydukları beklentilerini

daha iyi karşılamak adına Avrupa, Orta

Doğu ve Afrika'daki 50 seçkin otelde hizmet

veriyor. Bu ağırlama, 2020 ve 2021 yılları

içinde de devam edecektir.



40

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Four Seasons Sultanahmet

renovasyona giriyor

Tarihi Yarımada'nın kalbinde yer alan ikonik otel Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet,

eylül ayında renovasyona girerek 2021 ilkbaharında yeni bir görünümle misafirlerini ağırlamaya

başlayacak.

İstanbul’un tarihi güzelliklerine birkaç

adım mesafede yer alan ve 1996

yılından itibaren benzersiz bir misafir

deneyimi sunan Four Seasons Hotel

Istanbul at Sultanahmet, kapsamlı

bir yenileme projesi başlatıyor. Four

Seasons Hotels Istanbul Genel Müdürü

Tarek Mourad, yenileme süreciyle ilgili

düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor:

“Yaklaşık 25 yıl önce bir Four Seasons

oteli olarak kapılarımızı açtıktan sonra

dünyanın dört bir yanından misafirler

ağırladık ve pek çoğu yıllar içinde

sürekli misafirlerimiz haline geldi.

COVID-19 nedeniyle pek çok insan şu

an seyahat edemiyor. Biz de bu dönemi

misafirlerimize rahatsızlık vermeyecek

kapsamlı bir yenileme süreci için

değerlendirmeyi düşündük.”

İstanbul'un zengin kültür

mirasından ilham alacak

Yenileme sürecinde tasarımlar,

otelin özgün hikayesinin yanı sıra

İstanbul'un zengin kültür mirasından

da ilham alacak. Yabancı ve yerli

misafirler, bu sürecin sonunda Tarihi

Yarımada'daki yegane beş yıldızlı lüks

otel yolculuğunu, yeni deneyimlerle

yaşayayabilecekler.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi,

Sultanahmet Camii ve Marmara

Denizi'nin nefes kesici manzaralarıyla

çevrili otel, İstanbul’un köklü tarihi

mirasını keşfetme açısından ideal bir

konumda yer alıyor. Otel huzur veren,

samimi ev ortamı hissini koruyup

kentin zengin mirasına sahip çıkmaya

devam ederken, her zamankinden de

güzel bir tasarımla ilkbaharda yeniden

kapılarını açacak. Pek çok ödül alan

otel, içten ilgi ve yoğun duygusal

bağ ile kişiye has hizmetler sunan

ekibi sayesinde çok sayıda müdavim

kazanmış durumda.

Four Seasons Hotels Istanbul

yatırımcı şirketi Astay Gayrimenkul'un

Yönetim Kurulu Başkanı Mesut

Toprak ise yenileme süreciyle ilgili;

"2005 yılından bu yana Four Seasons

ile güçlü bir ortaklık içindeyiz ve

yenileme programını başlatmaktan

dolayı da büyük mutluluk duyuyoruz.

Bu renovasyon, Four Seasons ile

paylaştığımız kalite ve mükemmellik

anlayışımıza olan bağlılığımızın bir

yansıması. İşbirliğimizin daha nice

yıllar sürmesini umut ediyoruz.”

Öte yandan, Sultanahmet’in kardeş

oteli Four Seasons Hotel Istanbul

at the Bosphorus, İstanbul’daki

konaklamalarında Four Seasons

deneyimini arayan misafirleri

ağırlamaya devam edecek. Boğaziçi

kıyısındaki bir 19. yüzyıl Osmanlı

sarayında resort deneyimi yaşatan

otel, modern İstanbul’un dinamizm ve

canlılığına yakınlığıyla da öne çıkıyor.



42

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

Gülhan

Balta

Kuzu

“Başarılı bir

otelci olmak

için ya birçok

departmanda

çalışacaksınız ya

da sadece satış

departmanında…”

Dedeman Turizm Grubu Satış ve

Pazarlamadan Sorumlu İcra

Kurulu Üyesi. Doğu Akdeniz

Üniversitesi Turizm Fakültesi mezunu

ve ekip arkadaşlarına göre 'işkoliklik'

seviyesinde işine aşık bir yönetici.

Tatili iyi bilecek ve iyi yaşayacak kadar

İzmirli! İzmirli olduğu kadar da hızlı,

enerjik, çok yönlü ve özgür! Genç ve

tecrübeli iş kadını Gülhan Balta Kuzu,

“Başarılı bir otelci olmak için ya birçok

departmanda çalışacaksınız ya da

sadece satış departmanında" tespitiyle

senelerini verdiği turizmde yolculuğunu

ve yeni normalde Dedeman Turizm

Grubu'nun büyüme planlarını anlattı.

Turizmle yollarınız nasıl kesişti?

İzmirli bir ailenin kızıyım. Malum,

kentimiz coğrafi konumu gereği Ege

Bölgesi’nin incisidir. Şehrimizdeki

pek çok kişinin genellikle Ege'nin

güzel sahillerinden birinde bir yazlığı

mevcuttur. Çünkü bizlerin en büyük

zevki, yazlığa gitmektir. Tatil bu yüzden

bizim için hep çok önemli olmuştur.

Tatili iyi bilir, iyi yaşarız... Ben de

çocukluğunu ve yaz tatillerini hep

yazlıkta geçirmiş iyi bir tatilciyimdir.

Turist, turizm ve seyahat bu nedenle

hayatımda hep olmuştur. Ancak okul

yıllarımda aklımda bir meslek olarak

turizmci olmak yoktu. Dediğim gibi

sadece hem İzmir'de doğup büyümem

hem de yazlıkçı olmamız gereği

denize olan sevgimden turizme hep

bir hayranlık duymuşumdur. Yazları

yurt dışından gelen komşularımızla

geçirdiğimiz güzel zamanları da

unutamam mümkün değil. Hem keyifli

vakit geçirdiğimiz için hem de yabancı

dil eğitimim için bir uygulama fırsatı

yakaladığımdan her yazı iple çeker,

onların gelmelerini beklerdim.

Tüm bunların neticesinde eğitim

tercihimi turizmden yana kullanarak

yüksek öğrenimimi Kuzey Kıbrıs Türk

Cumhuriyeti'ndeki Doğu Akdeniz

Üniversitesi Turizm Fakültesi'nde

tamamladım.

Okulu bitirdikten sonra kendinize

nasıl bir yol çizdiniz ve hedefler

koydunuz?

İlk profesyonel iş deneyiminiz ne oldu?

Üniversitede otelcilik bölümünü

seçmem ve bir turizm okulu mezunu

olmam sebebi ile stajlarımın ve

kısa dönem çalışmalarımın hepsini

otellerde yaptım. İlk profesyonel iş

tecrübem, Çeşme’deki bir beş yıldızlı

otelin ön büro departmanıdır. O vakitler

henüz üniversite ikinci sınıftaydım.

Önbüro, resepsiyon, otelin kalbi gibidir.

Her şey oradan organize olur. İyi-kötü

her şey ilk oraya gelir, ardından diğer

departmanlara dağılır. Bu nedenle

gecesi de gündüzü de ayrı tecrübe

olmuştur benim için.

Önbüroda görev alırken hizmet

sektörünün nelere gebe olduğunu

doya doya yaşamış biriyim. Farklı


insanları memnun etmenin ne kadar

zor olduğunu da birebir deneyimleme

imkanı buldum diyebilirim. Çoğu kişinin

hiç de görüntüğü gibi olmadığını,

farklı tavırlar ile karşılaşabileceğimi,

teşekkür etmenin ne kadar kıymetli

olduğunu vs... Bunların hepsini

önbüroda gördüm, öğrendim. Aynı

zamanda bu insan odaklı süreçlerin

yönetilmesi gereken bir durum

olduğunu da öğrendim.

"Ön büroyu çok sevdim ama..."

Ön büroyu çok sevdim ama ya yaşım

gereği ya da belki İzmirli olmanın

verdiği özgüvenle gönlümde yatırdığım

aslan, o vakitler satış ekibinde

olmaktı. Öteden beri onlara hep

hayranlık duyuyordum. Güleryüz,

sempatik tavırlar, iş bitiricilik, enerji,

stres yönetimi, alanlarına hakimiyet

özellikleri beni cezbediyordu, onları

izliyordum. Satış yapmak gerçekten

zordu, göründüğü gibi bir şey değildi.

Sonra yaşayarak öğrendim ki, o benim

dışarıdan gördüğüm, hayran olduğum

satış dünyasında meğer ne stratejiler

ne hedefler barınıyormuş. Ve ilk

profesyonel işimde satış departmanında

çalışmak için kariyer planlamamı

yapmaya başladım. Hep aynı şeyi

söylerim, “Başarılı bir otelci olmak için

ya birçok departmanda çalışacaksınız

ya da sadece satış departmanında…”

Dedeman Grubu ile nasıl tanıştınız,

anlatır mısınız?

Dedeman ismini hep bir şekilde

biliyordum, duyuyordum. Yerli ve

büyük bir markaydı benim için. Bir

de en çok dikkatimi çeken şey; ne

çok Dedeman’da çalışmış kişi varmış

derdim. Büyük bir zincir ve birçok otelci

kariyerinin bir yerinde bir Dedeman’da

mutlaka çalışmış olurdu. Ya böyle

kişilere çok denk geliyordum ya da

yaşadığım algıda seçicilik idi. Algım,

Dedeman bir okuldu ve herkes o okulda

okumuş gibiydi. İş hayatımda bunun bir

algı olmadığını, başarı hikayesini merak

ettiğim bir çok yöneticimin Dedeman’da

çalışmış olduğunu da gördüm zaten.

Otel grubundaki yolculuğum ise 2006

yılında, satış pazarlama departmanı

ile başladı. Grup satış, banket satış,

şirketler satış, acenteler satış, online

satış gibi satış departmanının tüm

segmentlerinde yönetici pozisyonlarında

görev yaptım. 2019 yılının ekim ayından

bu yana da Dedeman Turizm Grubu

Satış ve Pazarlamadan Sorumlu İcra

Kurulu Üyesi olarak görev alıyorum.

Malum, pandemi süreci Türkiye

ve dünyada olumsuz etkilerini

sürdürüyor. Dedeman Turizm

Grubu pandemi krizinde süreci ne

şekilde yönetti, nasıl bir strateji

izliyorsunuz?

Her kriz gibi bu süreç de bir çok

değişim ve başlangıcı beraberinde

getirdi, devam da ediyor. Süreci doğru

analiz etmek ve sürecin getirdiği

değişimle birlikte ortaya çıkacak

ihtiyaçlar doğrultusunda bir yol haritası

çıkarmak önemli. Turizm Grubu olarak

salgın başlangıcında hızlı ve doğru

bir strateji ile hareket ettik. Dedeman

Turizm Grubu olarak bünyemizde

oluşturduğumuz Özel Kurul tarafından

tüm süreçler tanımlandı ve alınan

önlemler planlandı. Bu çalışmalar

sonucu aldığımız tüm önlemleri

“Güvende Kal” manifestomuzda

bir araya getirdik. Kültür ve Turizm

Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve ilgili

sektör sivil toplum kuruluşlarının

yapmakta olduğu çalışmaları da

takip ederek; tüm genelge, talimat ve


44

hotel restaurant

& hi-tech

iş’te kadın

önerileri eksiksiz olarak uygulamaya

aldık.

Güvende Kal Manifestomuz, hijyen

başta olmak üzere sosyal mesafe,

eğitim, sağlıklı besin olmak üzere

dört ana başlık ve 50 alt başlıktan

oluşuyor. Tüm otellerimizde

konuklarımızı “Geleneksel Dedeman

Misafirperverliği” ile ağırlamaya devam

ediyoruz. Otel çalışanlarımıza hijyen,

dezenfeksiyon ve sosyal mesafe gibi

tüm çalışmaları içeren eğitimler verdik.

Türkiye’de şu an faaliyette olan tüm

otellerimiz Güvenli Turizm Sertifikası’nı

aldı. Ayrıca Dedeman olarak üyesi

olduğumuz Dünya Seyahat ve Turizm

Konseyi (WTTC) tarafından da ‘Safe

Travel-Güvenli Seyahat' tastiği aldık.

Böylece pandemi özelinde aldığımız

önlemler çifte onay almış oldu.

Pandemi döneminde mart ve haziran

ayları arasında otellerimizin bir

kısmı hizmetlerine ara verdi. Haziran

ayında hepsi tekrar misafilerini

ağırlamaya başladı. Bu ara dönemi

ise bir fırsata çevirdik ve uzun vadede

hayata geçirmeyi planladığımız bazı

projelerimizi öne çekip tamamlayarak,

bu ara sakin dönemi verimli geçirdik.

Bu süreç, grubun pazarlama

faaliyetleri açısından nasıl geçti?

Pazarlama tarafında ise, bu dönemde

acenta ve firmalar gibi hedef

kitlemize yönelik gerçekleştirdiğimiz

görüşmeleri sıklaştırdık, telemarketing

çalışmalarımızı hızlandırdık ve teknoloji

odaklı yatırımlarımızı tamamladık.

İç iletişim odaklı dijital projemizi, QR

Kod ile menü uygulamamızı hayata

geçirdik. Dedeman Hotels & Resorts

International APP projemize başladık.

Fast Check-In ve Bluetooth Kapı açma

sistemleri üzerine çalışmalarımız

devam ediyor.

Misafirlerimizle iletişimi daha

da yüksek tutmak için iletişim

çalışmalarımızı da artırdık. Pandemi

döneminde münferit seyahatlerin

artması nedeniyle web sitemize

yenilikler ekliyoruz, misafirlerimize

çok daha hızlı, kolay rezervasyon ve

bilgi edinme deneyimi sunacağız.

Misafirlerimize ayrıcalık sunan Loyal

Clup programımızı da revize edip,

işletim yelpazesini genişleterek hali

hazırdaki pozitif potansiyelini artırmak

için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

"

Oteller, konaklama ya

da mekan olmanın çok

daha ötesinde, hizmet

odaklı bir iştir. Detaylar

başarıyı büyük ölçüde

etkiler. Birçok kadının bu

detay ve koordinasyon

becerisine sahip olduğunu

düşünüyorum: Bu sebeple

de bireysel olarak kadın

sayısının artması elbette

arzu ettiğim bir değişim.

Sektördeki insan kaynağı

ve kadın çalışan sayısının

artması hem biz hem de

sektör için çok önemli.

"

"Münferit seyahat trendi

globalde yükseliyor"

Grup yatırımları olarak yılsonu

için öngörüleriniz nelerdir? Yeni

dönemde grubun büyüme stratejisi

ne olacak?

Pandemi döneminde yerli turist kültür

turizmine büyük ilgi gösterdi. Bu

durum şehir otellerindeki dolulukları

da olumlu etkiledi. Dedeman Turizm

Grubu olarak resort otellerden ziyade

şehir otelciliğine hizmet veren bir grup

olduğumuz için, normalleşme süreci

ile otellerimizde hareketlilik başladı.

Kısa dönemde tahminimizin üzerinde

doluluklara ulaştık. Büyük şehirlerdeki

otellerimizde doluluklar, Anadolu’daki

otellerimize göre nispeten daha yüksek

durumda. Sonbahar ve kış aylarında

bu oranlarda bir yükselme olacağını

öngörüyoruz.

Misafir kitlesini ve sadece ülkemiz

değil, dünyayı analiz ettiğimizde,

global anlamda yükselmekte olan

münferit seyahat trendinin, bu krizle

daha fazla artacağını öngörüyoruz.

Özellikle deneyim içerikli münferit tur

paketlerinin öncelikle yurt içi, daha

sonra da yurt dışı turlarda ön plana

çıkmasını bekliyoruz.

Kuruluşumuzdan bu yana farklı

bölgelerde yer alan otellerimizle,

bulunduğumuz bölgelerin gelişimine

yön veren bir grup olarak bu dönemde

de otellerimizin olduğu illeri ziyaret

ederek bu bölgelerde turizmin

gelişmesi için neler yapabileceğimizi

detaylı olarak araştırıyoruz. Bu

araştırmalarımız sonucu Türkiye’nin

11 ilinde oteli bulunan yerli bir zincir

olarak, misafirlerimiz için yılsonuna

kadar devam edecek, hem bölge

turizmine destek olacak hem de

münferit talepleri karşılayacak

özel tatil paketleri hazırladık.

Pandemi döneminde kalabalık olan

deniz tatillerine alternatif olarak

kültürel zenginliklerin ve doğal

güzelliklerin görülmesi için özel

fırsatlar sunuyoruz. Bölgelere özel

hazırlanan ve her bir otelin farklı

fırsatlar sunduğu, “Geleneksel

Dedeman Misafirperverliği”nin

deneyimlenebileceği tatil paketlerinde;

tarihi eserler ve müze ziyaretleri, keyifli

yayla ve tekne turları, bölgenin eşsiz

doğal güzelliklerinin ve lezzetlerinin

keşfedilmesi gibi çok sayıda seçenek

bulunuyor. Kişisel deneyimlerin

yanında pandemi nedeniyle kısıtlı

kişinin katılımı ile gerçekleşecek özel

turlar da kapsamda yer alıyor. Bu

paket turlarımız ile pandemi nedeniyle

deniz tatili yerine farklı tatil arayışında

olanları, Trabzon, Denizli, Gaziantep,

Tokat, Erzurum, Eskişehir, Şanlıurfa,

Konya, Elazığ, Zonguldak ve İstanbul’un

güzelliklerini keşfetmeye davet

ediyoruz.

Gündeminizde yeni oteller var mı?

Yeni otellerimiz konusunda da

planlarımız doğrultusunda ilerliyoruz.

İlk olarak, şu an inşaası devam eden

toplam 150 odalı, 300 yatak kapasiteli

Park Dedeman Kastamonu’nu otelimizi

2021 yılının ilk çeyreğinde açmayı

hedefliyoruz. KAS Proje İnşaat ve

Yatırım A.Ş. tarafından yapımı süren

KastaMall Alışveriş Merkezi, Otel ve

Rezidans Karma Projesi içinde yer

alan, 200 Milyon TL’lik yatırımla hayata

geçirilen proje sadece bölgeyi değil

çevre illeri de besleyecek karma bir

yapıya sahip.

2018 yılında ‘Türk Dünyası Kültür

Başkenti’ seçilen Kastamonu’nun

barındırdığı kültürel ve doğal

mirasa sahip çıkan bir yaklaşımla,


Kastamonu’nun turizm potansiyelini

daha da ön plana çıkaracağız. Bölgenin

ilk ve tek uluslararası markalı oteli

olma özelliğini taşıyacak otelimiz,

yüksek yatak ve toplantı odası

kapasitesi sayesinde iş dünyasının

beklentilerini karşılamasının yanı sıra

bölgede eksik olan düğün ve kongre

salonu ihtiyacını da karşılayacak.

Biraz da sizi konuşmak isterim.

Bize işteki ve evdeki Gülhan Balta

Kuzu'yu nasıl tanıtırsınız?

Üç yaşında bir kızım var. Günün tüm

yorgunluğunu benden alıyor. Evcimen

bir yapıya sahibim. Yoğun bir tempoda

çalışıyorum ve hayatımı tam anlamıyla

ikiye böldüm diyebilirim. İş ve ev... Güzel

bir denge oturttum ve her ikisini de

yönetebiliyorum. Tabii bu her iki tarafta

da mutlu olmayla alakalı. Aslında ekip

arkadaşlarım işkolik olduğumu söyler,

ben ise işimi seviyorum diyorum. Benim

için iş de ev de çok önemli...

Turizmin en çok nesini sevdiniz diye

sorsam?

Turizmin enerjisini ve çok yönlülüğünü

sevdim. Hız ve enerji benim için çok

önemli. Eğitim yılları, işin daha çok

kitap kısmı, bilgisi ama tabii iş hayatı

öyle değil. Çalıştığın yer ve kişiler çok

önemli. Sevgi, saygı ve huzur var ise

başarılı olmamanız için bir sebep yok.

İş hayatım çok şükür hep başarılı geçti.

Emek vermenin çok önemli olduğunu,

emeğin mutlaka başarı ile geri

döneceğini biliyorum.

Turizmde “kadın” olmanın sizin için

anlamı, ifadesi nedir?

Oteller, konaklama ya da mekan

olmanın çok daha ötesinde, hizmet

odaklı bir iştir. Detaylar başarıyı büyük

ölçüde etkiler. Birçok kadının bu detay

ve koordinasyon becerisine sahip

olduğunu düşünüyorum: Bu sebeple de

bireysel olarak kadın sayısının artması

elbette arzu ettiğim bir değişim.

Sektördeki insan kaynağı ve kadın

çalışan sayısının artması hem biz hem

de sektör için çok önemli.

Dedeman Turizm Grubu’ndaki kadın

istihdamınız ne düzeyde? Bir kadın

yönetici olarak kadın istihdamına

bakış açınız nedir?

Turizm sektörü daha erkek egemen

olsa da biz Dedemanlılar olarak

genele göre daha şanslıyız. Şu

an Dedeman Turizm Grubu’nda

çalışan arkadaşlarımızın yüzde

31’i kadın, otelcilikte icra kurulu

üyelerimizin yüzde 50’si kadın. Otelcilik

şirketlerimizden birinin yönetim kurulu

yüzde 66, toplam 5 şirketimizde kadın

çalışan oranı ise yüzde 50 seviyesinde.

Bu oranlar Türkiye ortalamasının

üstünde rakamlar. Bu yüksek

oranların daha da artması öncelikli

hedeflerimizden biri.

Bundan sonrası için neler

planlıyorsunuz? İş ve kişisel

manada planlarınız, hedefleriniz,

hayalleriniz neler?

Çok iyi ve başarılı bir ailede çalışıyorum.

Uzun yıllardır Dedeman ailesinin

bir parçasıyım. Aile diyorum çünkü,

aynı değeri veriyorum. Dedeman

Turizm Grubu gün geçtikçe büyüyen,

büyüdükçe başarılar elde eden

hakkaniyetli, adil bir yapıya sahip büyük

bir aile. Ve ben bu ailenin bir parçası

olmaktan onur ve mutluluk duyuyorum.

Koymuş olduğumuz hedeflerimizi

gerçekleştiriyor ve ilerliyoruz. Bu bana

enerji katıyor ve bir sonraki hedef için

hazırlıyor. Benim için her yeni hedef

yeni bir başlangıç. Kendini tekrar

etmeyen ve hep ileriye daha iyisi için

plan yapan bir işletmeyiz. Dolayısı ile

tek bir hedef değil çok kollu/yönlü ve

hayalleri gerçeğe çeviren bir aileyiz.


46

hotel restaurant

& hi-tech

marka güncel

Isıtmada optimum maliyet

Türkiye radyant ısıtma pazarında %65 pazar payı ile sektör lideri olan Çukurova Isı,

yaklaşan ısıtma sezonu öncesi doğru keşif ve projelendirmenin önemine dikkat çekti. 81

ili kapsayan geniş bayi ağı ile endüstriyel tesisler, cafe, restaurant, spor salonu, stadyum,

cami ve fabrikaların ısıtması konusunda, keşiften projelendirmeye, satıştan, devreye

alma süreçlerine kadar komple sistem çözümü sunan Çukurova Isı, doğru sistem seçimi

ile daha az enerji harcayarak tasarruf sağlamanın mümkün olduğunu açıkladı. Yapılarda

tüketilen enerjinin %26’sının ısıtmada kullanıldığını belirten Çukurova Isı Pazarlama

Müdürü Osman Ünlü, doğru sistem seçimi ile işletmelerin hem ilk yatırımda hem de

işletmede tasarruf sağladığını belirterek, “Endüstriyel tesislerin ısıtmasında kullanılan

radyant ısıtma sistemleri, boru, kanal gibi transfer elemanlarına ihtiyaç duymadığı için

ilk yatırım maliyeti, klasik ısıtma sistemlerine göre ortalama %25 – %30 daha düşüktür.

Radyant ısıtma sistemlerinin işletme giderleri de klasik sistemlerden %30 – %65 daha

tasarrufludur ve sistem, düşük işletme giderleri sayesinde 1 – 3 yıl kadar kısa bir sürede

kendini amorti eder. Böylece endüstriyel tesisler hem ilk yatırımda hem de işletme de

kazanıyor.” dedi.

Sektörünün İstanbul’da ‘Sıfır Atık

Belgesi’ alan ilk şirketi oldu

Bakanlığın yayınladığı ilgili yönetmelik ile harekete geçen Daikin Türkiye, kendi

bünyesinde ‘Sıfır Atık Yönetmeliği’ hazırlayarak ilk adımı attı. Ardından da ‘Sıfır Atık Eylem

Planı’ oluşturarak süreci hızlandırma yoluna gitti. Dakin Türkiye, Sıfır Atık Eylem Planı

çerçevesinde oluşturulan koordinasyon kurulu mevcut durumun değerlendirmesini

yaparak bir yol haritası belirledi. Plan dahilinde gerekli tedarikler sağlanıp, eğitimler

verildi. Kısa sürede elde edilen başarı sonucunda Daikin Türkiye, kendi sektöründe

İstanbul’un ‘Sıfır Atık Belgesi’ alan ilk şirketi oldu. Sıfır Atık Projesi kapsamında Daikin

Türkiye A.Ş. Genel Merkez ve Daikin Akademi binalarında tüm masa altı çöp kovaları

kaldırılarak gerek çöp poşetlerinin israfı, gerekse atık yönetimi daha kolay hale getirildi.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 ve sonrası pandemi sürecine de entegre edilen

projeyle tıbbi atık üniteleri binalarda daha uygun yerlere konumlandırıldı.

Ürün gamını müşteri ihtiyaçlarına göre

optimize etti

Form Endüstri Ürünleri’nin ürün gamında bulunan Form Fancoil, müşteri ihtiyaçlarına

yönelik olarak eklenen yeni özellikleri ile kapalı alanları daha etkili bir şekilde

iklimlendiriyor. Form’un AR-GE ve yerli üretime verdiği değerle optimize edilen Form Fancoil

serisi ile mekanlar düşük enerji tüketimli ve yüksek konforlu iklimlendirmeyle buluşuyor. Form Fancoil

üstün performansı, yüksek verimlilik değerleri, sessiz çalışma özelliği, dayanıklılığı, ince ergonomik boyutları ve

düşük bakım maliyetleri ile öne çıkıyor. Kullanım tercihleri göz önünde bulundurularak optimizasyonu gerçekleştirilen

Form Fancoil, yeni kapasite aralıkları ve boyutuyla kullanım esnekliği ve enerji tasarrufu sağlıyor. Form Fancoil,

kullanıcılara 2-12 kW aralığında 5 farklı kapasitede seçenekler sunuyor. İnce tasarımı sayesinde estetik bir görünüme

sahip olan Form Fancoil, montaj kolaylığı ve mimari açıdan kullanım esnekliği sağlıyor. İçi boyalı ve dış kısmında 6 mm

kalınlığında izolasyona sahip olan Form Fancoil, TÜBİTAK onaylı sessiz çalışma özelliği ile konfor seviyesini arttırıyor. Öte

yandan standart drenaj tavasının yanı sıra ekstra olarak sunulan ek drenaj tavası ile tesisat montaj kolaylığı sağlıyor.

Kütahya Porselen 50 yaşında!

Yeni nesil koleksiyonlarıyla porselen modasına yön veren ve horeca sektöründe

uluslararası bir marka olan Kütahya Porselen, sektörde bu yıl 50. yaşını

kutluyor. Sofra estetiğine verdiği önem, özel tasarım koleksiyonları, sağlığa

uygun üretim teknikleri ve gerek son kullanıcılar gerekse meslek profesyonelleri

tarafından çok tercih edilen Kütahya Porselen, başarısının sırrını ‘hayattan

ilham almak ve herkese ilham vermek’ felsefesiyle açıklıyor. İlham dolu 50 yıllık

tecrübesini ve başarısını ise “ilham” adlı reklam kampanyasıyla ekrana taşıyor.

Kütahya Porselen’in reklam kampanyası DokuzDoksan imzasını taşıyor. Reklam

filminin yapımcılığını Noise Film, yönetmenliğini ise Burak Yıldırım üstleniyor.

#ilhamdolu50yil hashtag’iyle yayınlanan reklam kampanyası televizyon, dijital

platformlar ve sosyal medyada izleyicilerinin beğenisine sunuldu.



48

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

Sıra dışı

brunch’ların

şefi

Mehmet

Faruk

Yardımcı

Bolu, Yeniçağlı. Aşçılık

mesleğindeki tek gerçeği,

idolü; uzun yıllar mutfaklarında

başaşçılık yapan dedesi. Mutfağa

girdiğinde herkesi bir tarafa kaçıracak

kadar sert mizaçlı ve otoriter bir dede

sözünü ettiği. The St. Regis Istanbul'un

Executive Şefi Mehmet Faruk Yardımcı

için de 'otoriterlik' önemli ne var ki

her şefte olması gerektiği ölçüde,

kararınca... Bulaşıkhanede fırçayla

yıkanan kazanlar, büyük endamlı

aşçılar, bitmeyen saatler hiç de ona

göre değil, nitekim. Hatta pek bir itici ve

de ürkütücü de! Mehmet Şef, ne zaman

ki babasıyla Bolu Mengen Aşçılar

Festivali'ne gidiyor, dede mesleğinden

kalma önyargılar da yerle yeksan

oluyor. "Bir baktım ki, üniformalı aşçılar

general gibi ortada geziyor. Farklı farklı

stantlarda yağ heykelleri, karpuzlar,

kabaklar..." dediğinde daha 13 yaşında

bir çocuk... O manzara pek de bir

hoşuna gidiyor...

Aklında hiç yokken, az bir istekle de

olsa Bolu Turizm Otelcilik Lisesi'ne

kaydoluşunun ardından, okul döneminin

ilk yazında, profesyonel mutfağa

Balıkesir Erdek'teki bir tesiste stajyer

olarak giriyor. Gelin görün ki, sonu

büyük bir hayal kırıklığı, hüsran... O üç

ayda gözleri babasıyla beraber gittiği

festival alanındaki üniformalı şefleri

arıyor... Ama ne gelen var ne giden...

Otelcilik görselliği deseniz, o da pek

mümkün görünmüyor.

Arkasından Divan Palmira Bodrum

ile profesyonel otel mutfaklarına ilk

girişini yapıyor. Genç şef adayının

yaklaşık dört buçuk ayı tabir-i caizse

getir götür, soyma-doğrama işleriyle

geçiyor. Bir sonraki durağı, dönemin

iyi otellerinden Antalya Kemer'deki

Corinthia Hotel oluyor. Bu aralıkta lise

eğitimini de tamamladığını söyleyen

Yardımcı, ardından Bolu Abant İzzet

Baysal Üniversitesi Mengen Meslek

Yüksekokulu'na kaydını yaptırıyor.


Yardımcı, o günlerinde de pek bir

çalışkan; zamanını o kadar verimli

kullanıyor ki, yazları çalışırken kışları

da okuyor. Şefin sonraki mutfağı,

Sheraton Çeşme Hotel. Okul bir

yandan, otel mutfakları bir yandan

canhıraş çalışırken katıldığı yemek

yarışmaları da önemli bir deneyim

oluyor onun için. O günlerde okulun

en umut verici imkanı ise, Almanya

Mannheim da aldığı bir aylık mesleki

gastronomi eğitimi...

"İyi bir otel şefiyim diyebilirim"

Devam edelim öyleyse. Nerede o

online mülakatlar, internet tabanlı

iş görüşmeleri... Mehmet Şef

yemek yarışmalarından mutfaktaki

çalışmalarına kadar işine o kadar bağlı

ve hevesli ki, yüksek okulu bitirdikten

sonra elinde bir özgeçmiş otel otel

gezip cv'sini güvenlik kapılarına

bırakıyor. Hevesli olduğu kadar da

tezcanlı anlattığınca. Daha otellerden

dönüş gelmeden eski futbolcu Ümit

Karan'ın Maçka'da Murat Güvercin

ile birlikte açtığı Frame Restaurant'a

tavacı olarak başlıyor. Ardından bir yeni

restoran mutfağına daha, Florya'daki

Turbulence Restaurant'a geçiyor.

Bu süreçte restoran mutfaklarını

sevmediğini söyleyen Yardımcı,

"En büyük hayalim, hep büyük bir

kitleye, büyük bir ekibe hitap etmekti.

Dolayısıyla restorancılık bana uygun

değildi. Ben büyük operasyonları

seviyorum." diyor ve ekliyor: "Otelcilik

deyince ilk akla sabah büyük ve zengin

kahvaltı büfeleri, öğlen ve akşam

alakart servisleri, toplantı coffee

break’leri, çay saatleri, akşam devam

eden büyük bir banket operasyonu,

kazanlarla kaynayan personel

yemekleri, executive lounge, varsa

bir outside catering operasyonu...

Bunların her biri birleştiğinde arkanda

oluşan güçlü bir ekip ve onları yönetip

planlayabilmek asıl hedeflerim

arasındaydı. Kendinizi iyi bir restoran

şefi mi yoksa iyi bir otel şefi mi olarak

görüyorsunuz dediğinizde "Ben iyi bir

otel şefiyim diyebilirim, restorancılıktan

biraz uzağım.”

Uluslararası mutfaklara açılıyor

Mehmet Şef kariyer öyküsünün

devamında Turbulence Restaurant'tan

“Kendinizi iyi bir restoran

şefi mi yoksa iyi bir otel şefi

mi olarak görüyorsunuz

dediğinizde 'Ben iyi bir

otel şefiyim diyebilirim,

restorancılıktan biraz uzağım.”

sonra Vezneciler'de Carlton Hotel

İstanbul'un mutfağına geçiyor. Orada

yakaladığı bir irtibat ise uluslararası

mutfaklara geçişi için önemli bir fırsat

oluyor. İlk olarak İngiltere'den bir

iş teklifi geliyor, Londra'ya üç saat

uzaklıktaki Bournemouth şehrinde

bir Akdeniz mutfağı restoranında

bir süre çalışıyor. Yaşadığı vize

sorunları sebebiyle Türkiye'ye dönmek

zorunda kaldığını anlatan Yardımcı,

"Tecrübenin iyisi kötüsü olmaz derler

ya, benim için iyi bir tecrübeydi

esasında. Londra'da kalabilmek için

çok ciddi çaba sarf ettim. Çünkü

Michelin yıldızlı restoranların

kapısında yatmak gibi çok büyük

hayallerle gitmiştim." diyor; ama

dikkat edin, yaşı daha 19!..

Ve kendi anlatımıyla tabiri-i caizse

maymun gözünü açıyor, kariyerini

yurt dışında devam ettirmeyi kendine

misyon edinerek, ilk adım olarak

Marriott Asia İstanbul gibi uluslararası

zincir bir markanın mutfağına geçmeyi

seçiyor. "Şeflerime özellikle kendimi

sabah shift'lerine yazdırıyordum ki,


50

hotel restaurant

& hi-tech

şefin gözünden

işten çıkıp İngilizce kursuna

gidiyordum. Ama çoğu zaman derslere

de yetişemeyip yabancı hocaları yemeğe

çıkartıyor onlar ile pratik yapıyordum ."

diyecek kadar da hırslı ve azimli bir şef.

Durdurak bilmiyor tabii! Asya, Avrupa ve

Ortadoğu otellerine de sürekli başvuru

yapıyor. Ve birgün iş çıkışı minibüste

Grand Hyatt Dubai'nin şefinden gelen

telefon kaderi oluyor, sonra apar

topar Ortadoğu'nun en büyük otelinde

alıyor soluğu. Gördüğü bir aşçıyla bir

hafta sonra karışılacak kadar büyük

ve dağınık kadrolu otelin tek Türk

çalışanı oluyor. Tekrar komiliğe kıdem

düşürebilecek yüreklilikte üstelik!

Ardı ardına gelen 'en iyi' ödülleri...

Otel mutfağında çok kısa sürede

pozisyon alarak yoluna devam eden

Yardımcı, Marriott aşkıyla yeni açılacak

Ortadoğu'nun en büyük ve lüks

otellerinden biri olan The Ritz-Carlton

Abu Dhabi'ye başvurusunu yapıyor ve

kabul ediliyor. Bu sayede açılış sebebi

ile Marriott ve Ritz Carlton'un 25'in

üzerinde presitijli executive şefiyle

çalışma fırsatı buluyor. Bu süreçte

terfi alıp önemli başarılara da imza

attığını söyleyen deneyimli şef, sorumlu

olduğu restoranda üç yıl arka arkaya

"Bölgenin En İyi Brunch'cıları" ödülüne

layık görüldüklerini anlatıyor. Usta

şefin ödül listesinde o dönem Ritz

Carlton'ların çalışan performansları

doğrultusunda verdiği "Yılın 5 Yıldız

Yöneticisi" unvanı da yer alıyor. The

Ritz-Carlton Dubai, The Ritz-Carlton

Jeddah ve The Ritz-Carlton Astana'dan

sonra The Ritz-Carlton Istanbul'a

görevlendirilen Mehmet Faruk Yardımcı

bu operasyon desteklerinin ardından

soluğu yeniden The Ritz-Carlton Almaty

alıyor. Yardımcı burada ünlu Fransız

Sef Laurent Tourondel ve 3 Michelin

yıldızlı İtalyan Şef Nobert Niederkofler

ile beraber çalışma fırsatı buluyor. O

dönem restoranlardan birinin “Şehrin

En iyi Restaurantı” ödülü ve Tekrar

“Ritz Carlton’un En İyi Yöneticisi”

ödülünü almaya da hak kazanan

tecrübeli şefin bir ödülü de, The Ritz-

Carlton, Millenia Singapore'da edindiği

tecrübe oluyor. Şef, bu sayede Marriott

International bünyesindeki çeşitli

otellerin operasyonlarını inceleme

fırsatı bulurken, otelde dünyanın en

iyi brunch'larını da gözlemleme ve 1

Michelin Yıldızlı Asya Restaurant’ında

deneyimleme şansı elde ediyor.

The Ritz-Carlton Millenia Singapore,

Mehmet Şef'in 10 yıllık yurt dışı

kariyerinin son durağı artık. Kariyer,

farklı oteller, farklı mutfaklar, sıra dışı

deneyimler bir amaç olarak misyonunu

tamamlandığında "Artık ülkeme geri

dönme zamanım geldi" kararıyla

Türkiye'ye dönüyor. The Bodrum

EDITION şefin Türkiye'ye dönüşteki

ilk mutfağı. Burada Latin Amerika’nın

en ünlü şeflerinden Perulu Diego

Munoz ile çalışma fırsatı buluyor. Ve

arkasından Şubat 2020'den bu yana

Executive şeflik yaptığı The St. Regis

Istanbul. Ne var ki, bu muhteşem dönüş

pandemi gibi talihsiz bir sürece denk

geliyor.

Nişantaşı’nın lezzet noktası!

Pandemi sebebiyle üc aylık kısa

bir ayrılığın ardından şimdilerde

ekibiyle Nişantaşı'nın en popüler

noktası St. Regis Brasserie’de lezzet

müdavimlerini ağırlayan Mehmet

Şef'in keyfine diyecek yok! Neden

mi böyle söylüyorum? Çünkü daha

üç ay bile olmamış, lokasyonun en

eğlenceli ve lezzetli yemekleri şefin

mutfağından çıkıyor. Pandemiden

sonra sabah servisinde tamamen

serpme kahvaltıya dönen St. Regis

Istanbul’da bir bakıyorsunuz Rize'nin

Mıhlaması, Bolu'nun Höşmerim'i,

taşınıyor sofralara... Bir bakıyorsunuz

olay lokalden çıkmış, Arap mutfağının

enfes Marakeş'ine ve Rus kahvaltısının

gözdeleri Bilini ve Syrniki'ye dönmüş...

Latin Amerika, Fransa Türk, İtalyan ve

Asya'dan birçok ürünün yer aldığı öğle

ve akşam menüsüyle casual dining

bir konseptte misafirlerini ağırlayan

St. Regis Brasserie'in Istanbul’un en

iyileri arasında iyi bir isim yaptığını

mutlulukla dile getiren Mehmet Şef'in

The St. Regis Istanbul’daki başarısı

Marriott International tarafından da

takdir görmüş ve kendisini Türkiye’deki

Marriott Otellerinden Sorumlu – Körfez

ve Levant Ülkeleri Mutfak Operasyonları

Danışma Kurulu’na atamışlar.

"Ben kep takıyorsam, herkes

takmalı"

Biraz da şefi konuşmak istiyorum.

The St. Regis Istanbul'un Executive

Şefi Mehmet Faruk Yardımcı için

profesyonel mutfaklarda executive şef

olmanın karşılığı; büyük ekibe liderlik,

prestij ve lüks! İş disiplininde kendini


her daim alçakgönüllü, yapıcı ve

çözüm odaklı bir şef olarak niteleyen

Yardımcı için, küçük problemlerin

kontrol ve yönetimi zaten ucu kaçmış

büyük sorunlardan çok daha önemli.

Ekip arkadaşlarıyla ilişkilerinde

çoğunlukla ufak sorunlara takılıp altını

eşelemekten çekinmediğini anlatan

şefin bu yolu tercih etmesinin sebebi,

daha büyük problemlere yol açmadan

yapıcı çözümler üretebilmek!

Mehmet Şef için mutfakta hırslı ve

hedef odaklı olmak da bir o kadar

önemli! "Çok iyi bir usta olabilirsin

ama hırslı değilsen ve belli bir

hedefin yoksa aynı noktada tıkanıp

kalır, basamakları çıkamazsın."

diyen Yardımcı mutfakta olmazsa

olmazlarından birinin de kep

olduğunu söylüyor. Kepsiz hayatta bir

operasyonda çalışmayacağı gibi hiç

kimseyi de çalıştırmayacağının altını

çizen usta şef, "Ben ekibime hep şunu

söylerim: Aşçılarda kep bir semboldür;

temizliği ve hijyeni temsil eder .Eğer

ben kep takıyorsam, herkes takacak!

Eğer birgün beni operasyon esnasında

kepsiz görürseniz, siz de keplerinizi

çıkartabilirsiniz." diyor.

Laf arasında, şefin kepe olan bu

düşkünlüğü benim de ilgimi çekmiyor

değil! Uzun yıllar Ortadoğu’da Fransız

şefler ile çalışması sebebiyle kep

konusunda çok disiplinli. Keplerinin

sayısını ve aradığı özellikleri merak

edip soruyorum. Fransız ve İngiliz

iki çeşit kepinin olduğunu söyleyen

Yardımcı'nın tartışmasız tercihi ise;

üzeri açık, ortopedik, boru kepler.

"Türkiye'de bu kalitede üretilse de

taksak" diyerek yerli kep üreticilerine

seslenen Yardımcı, "Boru, kaliteli kep

ülkemizde yok. Ben bir kepi 10 gün

kullanabilirim ama ne yazık ki uzun

süre muhafaza edebileceğimiz bir kep,

Türk firmalarında bulamadım ben."

diyor. Mehmet Şef için üniforma da

kritik bir konu. Lekeli bir üniformayla

misafir karşısına çıkmak mı, asla!!!

1-3-5 kuralından şaşmıyor

Geliyorum sunumuna ve favori

pişirme tekniklerine... Beyaz tabakları

sadeliğine yakışır bir zarafetle bir

nakış gibi işleyen Yardımcı; renkli,

küçük ve karışık tabaklara çok da

yakın durmuyor. Harika lezzetler, onun

sunumunda garnitür ile eşleşirken

1-3-5 kuralıyla kompozisyonunu

oluşturuyor. 2'li, 4'lü, 6'lı eşleşmelerin

ise onun tabaklarında yeri yok! Lezzet

onun için doğru pişirme demek...

Taze ve mevsimlik ürün kullanmak

demek... Zaman demek... Doğru

pişirme derken şefin en favori pişirme

tekniği, Sous Vide. Suyun içinde pişen

lezzetlerin mutfağında apayrı bir

yerinin olduğunu söyleyen Yardımcı,

"İster et ürünleri ister sebzeler olsun,

bu teknikle yavaş ve uzun bir zamanda

pişen yemekler su miktarını dışarıya

vermiyor, içine hapsediyor. Kesme ve

yeme esnasında ağızda daha sulu bir

tat bırakıyor." diyor ve ekliyor: "Tava,

ızgara ve fırında muhafaza edebilmek

Sous Vide makinesinde olduğu kadar

mümkün değil. Bu nedenle Sous Vide

en hoşuma giden pişirme tekniği

diyebilirim."

Yemeği kemanla dans ettirmek

istiyor

İtalyan, Fransız, Peru, Arjantin ve Türk

mutfaklarında da iddialı bir duruş

sergileyen Mehmet Faruk Yardımcı'nın

bir hayali var ki, alışılagelmişten uzak!

Aşçılık yaşamı boyunca yemeklerini

en sevdiği enstrümanı olan keman

tınıları eşliğinde pişiren usta şefin

hayalinde yemeği kemanla dans

ettirmek var. Nasıl mı? Mehmet Şef

hayalini şöyle anlatıyor: "Çok sevdiğim

bir enstrüman var. Çok uzun yıllardır

hep keman sesiyle yemek yaparım.

Çok profesyonel olmasam bile biraz

da çalarım. Şu anki en büyük hayalim

de İstanbul'un en iyi brunch'ını yapıp,

misafirler arasında bir şef olarak

keman çalmak. Konseptin ismi

de yemeğin kemanla dansı. Ama

öncelikle keman konusunda kendimi

geliştirmem gerek."

Özel ilgi alanları arasında boks yapmak

da olan Mehmet Şef'in ileriye dönük

bir diğer planında da kitap yazmak da

var. Bu, bir şefin hikâyesi olabilir ya

da kendine has tarzı ve yorumuyla bir

yemek kitabı da olabilir...


52

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

TAVAK’tan gastronomiye can simidi

olacak İngiltere modeli önerisi

Pandemi sonrası Türkiye gastronomisine yönelik İngiltere modelini öneren TAVAK Vakfı (Türkiye Avrupa Eğitim

ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı) Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen, “Pazartesi, salı ve çarşamba olmak üzere üç gün

boyunca restoranlarda yenilen yemeğin önümüzdeki üç ay için ödemesinin %50’sini devlet üstlenebilir. Böylece

Türk milleti dışarıda yemek yemeye tekrar başlar, bu da gastronomiye can simidi olur.” dedi.

TAVAK Vakfı tarafından yapılan

ölçümlere göre, Türkiye’de 2015

yılında 93,19 milyar TL (34,46 dolar)

olan gastronomi - yeme-içme sektörü

ekonomisi, 2018 yılında yaklaşık TL bazında

%30 oranında büyüme kaydederek 152,02

milyar TL’ye (31,33 dolar) ulaştı. 2015-2020

yılları arasında TL’nin değer kaybetmesi

gastronomi ekonomisinde daralmayı

gösteriyor. 2019 yılında gastronomi

ekonomisi 30 milyar dolar ile kapatmıştı.

2019 yılı gastronomi ekonomisinde

turizmin payı %30

TAVAK’dan edinilen bilgilere göre, 2019

yılında bu alanda turizmin gastronomi

ekonomisi içerisinde 9,14 milyar dolar’lık

(51,86 TL) katkısı bulunuyor. Önceki yıla

göre turizmin katkısında önemli bir artış

gerçekleştiği belirtilirken, TAVAK Başkanı

Prof. Dr. Faruk Şen şunları söyledi: “TAVAK

olarak 2019 yılında gastronomi ekonomisi

için 30 milyar dolar (170,01 TL) olduğundan

hareket ediyoruz. Bunun %30’unun turizm

oluşturmuşken, %70’ni de hanehalkı

harcamaları oluştururken, gastronomi

ekonomisinde turizmin payı ise son 4 yılın

ortalaması alındığında %25’tir. Bunun da

%15’ni otel restoranları sağlamaktadır.

2019 yılında ekonomik krizin büyümesi

nedeniyle gastronomi ekonomisinde

2018 yılıyla aynı oranda bir büyüme

görmemekteyiz. Böylece 2019 yılında

Türkiye’de gastronomi ekonomisi ancak

2018 yılının sayıları ile örneklenebilir.”

2020 yılı: “Gastronomi ekonomisine

koronavirüs darbesi”

2020 yılının koronavirüs ile birlikte

gastronomi için bir çöküş yılı olduğunu

belirten Şen, “Uzun bir süre gastronomi

alanında aktiviteler Türkiye’de

gerçekleşmemiş ancak Yemeksepeti gibi

kuruluşlar sektörde ‘online paket servis’

sistemi ile büyümüşlerdir. Orta ve büyük

ölçekli gastronomi firmaları faaliyetlerini

durdurmuş, bazıları işçilerinin ücretlerini

öderken bazıları da büyük ölçüde işten

çıkarma girişimlerinde bulunmuşlardır.”

dedi.

Gastronomi ekonomisinde %40’lık

bir daralma bekleniyor

Şen şöyle devam etti: “Temmuz 2020’de

olaylara baktığımız zaman başta İstanbul

olmak üzere gastronomide açılan firmaların

en fazla %40’ı faaliyetlerine başlamış

bulunmaktadır. Temmuz ayından sonra

İstanbul ve Antalya’da birçok otel kapılarını

açarak gastronomi faaliyetlerine devam

ederken, İzmir ve Ankara gibi şehirlerimizde

de bunu görmekteyiz. Bu açıdan 2020

yılında en azından TAVAK Vakfı olarak

sektörün %40 oranında daralacağından

ve işletmelerin kapanacağından hareket

ediyoruz. Bu açıdan gerek turizmde gerek

gastronomide mevcut istihdamında en

az %40 oranında daralacağından hareket

ediyoruz.

“Gastronomi sektöründe istihdam

kaybı 500 binlere ulaştı”

TAVAK Vakfı olarak 2019 yılında

belirlenen 12 başlık altındaki gastronomi

kuruluşlarının ortalama çalışan sayılarını,

İstanbul ve Antalya’da yaptığımız

araştırmaya göre her bir gastronomi

kuruluşunda ortalama 9 kişinin çalıştığı

sonucuna ulaşıldı. Bu sayıyı 2019 yılı için

ölçümlediğimiz gastronomi kuruluşlarına

yansıttığımız zaman toplam çalışan

sayısının 1.264.896 kişi olduğundan

hareket ediliyor. Bu da istihdamın %5’ini

oluşturmuştur. Koronavirüs ile birlikte

sektörde çalışan en az 500 bin kişinin işsiz

kaldığından hareket ediyoruz.

“Hükümetin gastronomi sektörüne

daha fazla destek vermesi lazım”

Hükümet akılcı bir şekilde gastronomi -

yeme içme sektöründe KDV’yi %1’e indirdi

ve artık restoranlar ucuza mal üretip,

halka da ucuza sunarak cirolarını arttırma

şansına sahip olabilecekler fakat bu destek

yetmez.

Almanya ve İngiltere örneği

Yurt dışındaki durumlara baktığımız

zaman Almanya en küçük işletmelere

9 bin, orta işletmelere 25 bin ve daha

büyük işletmelere ise 50 bin Euro’luk hibe

yardımında bulundu. İngiltere bir adım

daha gitti; pazartesi, salı ve çarşamba

günleri restoranlara gidenler hesabın

yarısını ödüyor, diğer yarsını devlet ödüyor.

Böylece hükümet, halkın dışarıda yeme

içmesini tekrardan canlandırarak sektörü

hareketlendirmiş oluyor.

“Bayramda gastronomi sektörünün

yüzü güldü”

Türkiye’de bayram günlerinde restoranların

yüzü biraz güldü fakat önümüzdeki günlerde

durumlar yeniden kötüleşecek. Türk halkı 3

nedenden dolayı dışarıda yemek yemiyor. İlk

neden fiyatların yüksek olması, ikinci neden

hala koronavirüs korkusunun sürmesi,

üçüncü olarak restoranların kapalı kaldığı

süreç zarfında herkes evde yemek yapmayı

öğrendi.

“Türkiye İngiltere sistemini

uygulayabilir”

Şimdi pandemi sürecinden sonra

restoranların %50’si açılabildi, diğer

%50’si herhangi bir yardım görmedikleri

için kapılarını açamadılar. Restoranların

kapılarını açamaması takriben 1 milyon

kayıtlı ve kayıtsız işsiz bıraktı. Bunlar

evlerine ekmek götüremiyorlar. Bu

nedenle şimdi Türkiye İngiltere modeline

geçebilir; pazartesi, salı, çarşamba

günleri restoranlarda yenilen yemeklerin

ödemesinin %50’sini önümüzdeki 3 ay için

devlet üstlenebilir. Böylece Türk milleti

dışarıda yemek yemeye tekrar başlar ve bu

da gastronomiye can simidi olur.”



54

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Pandemi sonrası haftasonu tüketim

out, hafta içi tüketim in!

Pandemiyle birlikte yeme-içme sektöründe de tüketici alışkanlıkları hızla değişti. Yapılan araştırmaya göre,

pandemi sonrası dönemde kafe, bar ve restoranlarda hafta içi yapılan satışların toplam satıştaki payı %20 arttı.

Gece satışları düşerken, gündüz satışlarının toplam satıştaki payı %32’lere ulaştı.

San Francisco merkezli teknoloji

şirketi Pubinno, Türkiye’de

yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam

sağlayan yeme-içme sektöründe

pandemi ile birlikte değişen tüketici

davranışlarını inceledi. Rapora göre;

pandemi sonrası mekanlarda hafta

içi yapılan satışların toplam satıştaki

payı %20 arttı, hafta içi ve hafta

sonu arasındaki keskin ayrım kalktı.

İnsanlar özellikle de büyük şehirlerde

kalabalıktan uzaklaşmak adına şehir

merkezinden en az 30 km uzaktaki

mekanlara yönelmeye başladı.

Tüketim hafta sonundan hafta içine

kaydı

Raporda, salgın öncesi ve sonrası

tüketimin yoğunlaştığı gün ve

saatlerdeki değişim dikkat çekti.

Pandemi öncesinde kafe, bar ve

restoran gibi işletmeler %61 oranında

hafta sonu tercih edilirken, pandemi

sonrası kalabalık ortamlardan uzak

durmak için hafta içini tercih edilmeye

başlandı. Böylelikle mekanlarda hafta

içi yapılan satışların toplam satıştaki

payı %20 arttı. Özellikle pandeminin

uzaktan çalışmayı yaygın hale

getirmesiyle, sosyalleşmek için hafta

içini tercih edenler ile hafta sonunu

tercih edenler arasındaki keskin

ayrımın kalktığı belirtildi.

Kafe ve restoranların gündüz

saatlerindeki cazibesi arttı

Bulgulara göre tüketiciler, pandemi

sonrası dönemde sevdikleri

mekanlarda vakit geçirmek için gündüz

vakitlerini daha çok tercih etmeye

başladı. Akşam saatlerinde mekanlarda

yapılan satışların, toplam satışa oranı

pandemi öncesi döneme göre değişim

göstermemesine rağmen gece satışları

oldukça geriledi. Gündüz saatlerinin

cazibesi artarken satışların zirve

yaptığı saatler incelendiğinde gündüz

satışlarının toplam satıştaki payı

%32’lere ulaştı.

Normalleşmeyle birlikte satışlarda

patlama yaşandı

Raporda, 1 Haziran itibarıyla başlayan

normalleşme süreci üç evreye ayrılarak

tüketim artışına dair tespitlere de yer

verildi. Buna göre; normalleşmenin

ilk evresi sayılan 1 Haziran-9 Haziran

2020 tarihleri arasında pandemi öncesi

döneme göre toplam satışların sadece

%10’u gerçekleştirilse de gündüz

satışlarının oranı %90 artış gösterdi.

Normalleşmenin ikinci evresini

temsil eden 10 Haziran-21 Temmuz

2020 aralığında ise birinci evreye

göre satışların %500’den fazla arttığı

gözlemlendi.

Üçüncü evrede sosyal etkileşim

arttı

Normalleşme döneminin 22

Temmuz-15 Ağustos 2020 tarihlerini

kapsayan üçüncü evresinde ise bu

sürecin toplum nezdinde yarattığı

pozitif etkinin arttığı belirtildi. Pubinno

Kurucu Ortağı ve CEO’su Can Algül,

yaptığı değerlendirmede şunları

aktardı: “Eğlence ve yeme-içme

mekanlarındaki satış kısıtlamasının

02.00’a esnetilmesiyle birlikte gece

satışlarının toplam satıştaki paya

etkisinin arttığı tespit edildi. Alınan

tüm tedbirler ve sosyal sorumluluk

bilinci çerçevesinde sosyal etkileşimin

arttığı bu dönemde, gündüz saatlerinin

tercihi azalırken ve pandemi öncesi

dönemdeki sosyal düzene ve

alışkanlıklara daha da yaklaştık.”

İnsanlar kendi mahallelerindeki

mekanlara yönelmeye başladı

Raporda Pubinno’nun ürettiği

akıllı musluklardan alınan big data

verilere de yer verildi. Verilere göre

normalleşme sürecinde İstanbul’un

merkezi noktalarında Pubinno akıllı

musluklarından yapılan içecek

satışlarının, toplam satışa oranı

pandemi öncesi döneme göre düşüş

gösterdi. Şehir merkezinden en az 30

km uzaklıkta olan bölgelerdeki yemeiçme

noktalarında yapılan satışların

ise toplam satıştaki payını artırdığı

görüldü. Bunun başlıca nedeninin,

tüketicilerin şehrin kalabalık ve

yoğun nüfus akışından uzak durma ve

etkileşimi azaltma olduğu belirtildi.



56

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

İSTİB: “Milli sermayemizi çöpe

attırmayacağız!”

Savaş, salgın ve doğal afetler kadar yıkıcı bir etkiye sahip gıda israfı ile sosyal sorumluluk bilinciyle mücadele

eden İSTİB, “Gıda İsrafını Engelleme Projesi” kapsamında Türkiye’de 5 yılda israfı yüzde 50 azaltılmayı ve ilk 2

yılda çöpten kurtarılan gıdalarla en az 2-3 milyar dolar geri kazanmayı hedefliyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım

Örgütü (FAO), gıda israfı sorununa

dikkat çekmek için 29 Eylül’ü

“Küresel Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık

Günü” ilan etti. Bu yıl ilk kez kutlanacak

olan Küresel Gıda Kaybı ve İsrafı

Farkındalık Günü, sürdürülebilir bir

dünya ve herkese güvenli bir gıdanın

geleceğini sağlamak için çağrı niteliği

taşıyacak. FAO’nun verilerine göre,

bugün dünyada 1,5 milyar ton gıda çöpe

atılırken, her 100 kişiden 11’i açlıkla

mücadele ediyor ve her gün 25 bin

insan açlık sebebi ile ölüyor. BM’nin

tahminlerine göre Covid-19 salgınının

küresel gıda güvenliğine olumsuz etkileri

ile birlikte salgının yol açtığı ekonomik

gerileme dünya genelinde açlık çeken

insan sayısını daha da artıracak. Bugün

dünya genelinde meydana gelen gıda

kaybının ve israfın yalnızca dörtte birini

önleyebilirsek, bu miktar dünyada 830

milyon açlık çeken insanın beslenmesine

yetiyor. Gıda israfını engelleme

konusunda yapılacak her çalışma kelebek

etkisi ile dünyanın herhangi bir yerinde

açlıktan ölmek üzere olan bir insanı

yaşama döndürebilir!

Sürdürülebilirlik için hedef,

“gıdanın çöp olmaması”

Üyelerinin yüzde 99’u gıda konusunda

çalışan İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB)

da gıda kaybının ve israfının etkilerine,

bu konu ile ilgili sorunlara çözüm

geliştirme bilinciyle hareket eden önemli

kuruluşlardan biri. Savaş, salgın ve doğal

afetler kadar yıkıcı bir etkiye sahip gıda

israfı ile sosyal sorumluluk bilinciyle

mücadele eden İSTİB, “Gıda İsrafını

Engelleme Projesi” ile 2019 yılından

bu yana gıdada israfı azaltan hatta sıfır

atığı hedefleyen bir dizi etkin çalışma

gerçekleştiriyor. Her şeyden önce

toplumsal bilinç oluşturmayı hedefliyor

ve sürdürülebilirlik için gıdanın çöp

olmamasını ve gıda israfına son vermeyi

istiyor. Nihai hedef ise, bu projenin sosyal

sorumluluktan öteye geçerek bir sosyal

girişimcilik projesine dönüşmesi…

İlk 5 yılda yüzde 50’ye yakın gıda

kaybını önleyecek

“Gıda İsrafını Engelleme Projesi” ile ilk

5 yılda yüzde 50’ye yakın gıda kaybını

önleyecek çalışmalar yapan İSTİB, birkaç

yıl içinde gıda israfını en az 2-3 milyar

dolar azaltmayı hedefliyor. Bir yandan

da gıda bankacılığının yaygınlaşmasına

öncülük ederek kurtarılmış gıdanın

ihtiyaç sahiplerine direkt ulaşmasını

sağlamayı amaçlıyor. “Gelecek nesillere

daha yaşanabilir ve sürdürülebilir

bir çevre bırakabilmek için tüm

imkanlarımızı ve enerjimizi harcayarak

toplumun her kesimine ulaşmak bizler

için bir görevden çok daha fazla şey ifade

ediyor. Gıdada israfı engelleyeceğiz ve

milli sermayemizi çöpten çıkaracağız”

diyen İSTİB Başkanı Ali Kopuz, proje

kapsamında yaptıkları çalışmaları

şöyle anlatıyor: “Medya ve sosyal

medyada kamu spotları ve yayınlarla

bilinçlendirme çalışmalarımız sürüyor.

Lokanta, kafe, restoran, yemekhaneler

ve oteller gibi toplu tüketim yerlerinde

de gıda israfına yönelik bilinçlendirme

çalışmaları yapmaya başlayacağız.

Mahalli idarelerin ve vakıfların gıda

bankası / aş evi kurma ve lokal olarak

bağış yapılmasını kolaylaştırıcı mevzuat

çalışmalarına destek vermek üzere

çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan da

perakende sektörünün gıda ürünlerini

iade etmesini ortadan kaldıracak

eğitimler ve düzenlemelerin hazırlanması

için çalışmalar yürütüyoruz. Yürürlüğe

giren Sıfır Atık Yönetmeliği çerçevesinde,

gıda işletmelerinin gıda israfını ortadan

kaldırmak amaçlı mevzuata uyumunu

sağlamak üzere eğitim seminerleri

düzenliyoruz. Gıda atıklarının bir sistem

üzerine kayıt edilerek ölçülmesi,

istatistik çalışmalarının Çevre Bakanlığı

tarafından yapılmasına öncülük etmek

gibi farklı başlıklarda da çalışmalarımızı

sürdürüyoruz. Düzenlediğimiz “Gıda

İsrafını Engelleme Proje Yarışması”

ile de üniversite öğrencilerinin gıda

israfının engellenmesine katkıda

bulunacak projelerine toplam 65 bin

TL ödül vereceğiz. Türkiye genelinden

üniversitelilerin katıldığı yarışmaya,

şimdiye kadar görmüş olduğu yoğun ilgi

ile “Gıda İsrafına Dur” diyecek çok sayıda

proje başvurusu oldu.



58

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Kahvede 5. dalgayı başlattı!

İşte yeni nesil akımın Türkiye'deki ilk temsilcisi...

Günümüz dünyasında kalite, nitelik

ve teknolojinin ağır bastığı 5. Nesil

Kahvecilik akımı etkisini hissettirmeye

başlarken, Türkiye’de de bu akıma öncülük

eden Kaave Shop’larda, inovatif teknoloji ve

yeni demleme yöntemleriyle her mağazada

aynı kalitede, aromada ve nitelikte kahveler

misafirlere sunuluyor.

Nitelikli ve profesyonel kahveyi

standartlaştırarak sunmayı

hedefliyor

Titiz ve yoğun Ar-Ge çalışmaları

sonucu geliştirdikleri inovatif demleme

yöntemleriyle 5. nesil kahve akımının

Türkiye’deki ilk temsilcisi olduklarının altını

çizen Saruhan Holding Yönetim Kurulu

Üyesi Furkan Selim Saruhan, “Holdingimiz

bünyesinde yer alan kahve zinciri markamız

Kaave, gerek mağaza konsepti gerekse

de temsil ettiği 5. Nesil Kahvecilik anlayışı

ile ülkemizde fark oluşturuyor diyebilirim.

Kaave’yi, 1933’ten beri teknolojisi ile öne

çıkan dev markamız Fakir Hausgeräte’nin

teknoloji ve Ar-Ge gücü ile destekliyoruz.

Fakir Hausgeräte’nin kahve makineleri

kategorisindeki başarısı ve teknoloji

gücü bizi kahve pazarında yeni yatırım

arayışlarına yöneltti. Kaave Shop’ları

tasarlama aşamasında da bu teknolojiyi

kullanabileceğimiz 5. Nesil Kahvecilik

akımını benimsedik. Bu akım ile geçmişten

günümüze kahve konusunda oldukça

bilinçlenen kahve tüketicisine, en nitelikli ve

profesyonel kahveleri standardize edilmiş

şekilde sunmayı hedefliyoruz.

“HORECA kanalındaki iş birliklerine

olumlu bakıyoruz”

Kahveseverler tüm Kaave Shoplar’da

aynı standartta ve kalitede kahve içme

fırsatı buluyor. Ar-Ge ekibimizle tüm

kahve makinelerimizi standart lezzeti

yakalayacak şekilde geliştirirken,

doğanın sürprizlerine karşı kahve

çekirdeklerimizde standardı yakalamak için

ise harmanlarımızı oluştururken enoloji

biliminden yararlanıyoruz. Ayrıca kahve

zincirlerimizi 5. Nesil Kahve Mağazacılığı

sistemine göre açtığımız için yönetimsel

olarak da yatırımcımızla beraber kazanmayı

hedeflediğimiz bir strateji izliyoruz. HORECA

kanalında ve franchise mağazacılıkta çeşitli

iş birliklerine olumlu bakarken, Antalya’da

yer alan üretim tesislerimizde işlediğimiz

kahve çekirdeklerini Türkiye’nin her yerine

pazarlama hedefimiz de bulunuyor.” dedi.

Kahve akımları yıllar içinde nasıl

evrildi?

Tüketici, yeni teknolojili kahve makineleri,

farklı kavurma ve demleme yöntemleri ile

ismini ilk defa duyduğu kahvelerin tutkunu

oldu. Kahvedeki bu önemli atılımlar, global

kahve pazarını hızlı bir şekilde büyütürken

kahveseverleri birer kahve gurmesi

haline getirdi. 1940’lardan sonra düşük

kalite kahvelerin ve kahve kalıntılarının

dondurulup paketlenip evlere girmesi ilk

akım kahve dalgasını başlattı. Ardından

hızlı gelişen teknoloji farklı kavurma

yöntemlerinin gelişmesine katkı sağlayarak

‘espresso’nun ön plana çıkmasını

sağladı. İkinci dalga olarak tanımlanan

ve 1960’lardan 1990’lara kadar devam

eden süreçte tüketici kahveyi çekirdeğinin

türüne göre ayırt edebilirken farklı tatları

deneyimleme kültürünü kazandı. 2000’lere

gelindiğinde ise 3. dalga ile birlikte tüketici

kahvenin hangi coğrafyadan geldiğini,

türünü, işleme yöntemini bilme noktasına

geldi. Kahvenin çiftlikten bardağa kadar

olan hikayesi kahve tutkunları tarafından

büyüteç altına alınmaya başlandı.

Baristaların uzmanlığı ön plana çıkarak iyi

kahve deneyimleyebilmek için iyi barista

araştırmalarına başlandı. 2010’larla birlikte

gelen 4. nesilde de evlerde kaliteli kahve

çekirdekleri alınarak, yeni yöntemler

denenmeye ve evde kahve bilimine merak

salındı. Artık herkes evinin baristası olma

yolunda önemli bir adım atarak kendi

becerileri doğrultusunda lezzetli kahveler

deneyimleme imkanına sahip oldular.



60

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Terasta Adalar keyfi

İstanbul’un Anadolu yakasında yer alan Dedeman Bostancı Adalar

Roof Restaurant, eşsiz Prens Adaları manzarası eşliğinde, taze deniz

ürünlerinin yanı sıra Türk ve dünya mutfağının en seçkin örneklerini

sunarak, misafirlerini lezzet yolculuğuna çıkarıyor. Geleneksel Dedeman

misafirperverliğiyle her gün 15:00-01:00 saatleri arasında konuklarını

ağırlayan restoranda yapılan içecek servisine, 18:00-23:00 arasında

yiyecek servisi de ilave oluyor. Saat 01:00’e kadar içecek servisinin

devam ettiği mekan, mevsime göre güncellenen özel menüsü ile taze ve

lezzetli özel tatlarla keyifli bir akşam vaat ediyor. Adalar’a nazır romantik

akşam yemeklerinin yanı sıra İstanbul’un Anadolu yakasının merkezinde

konumu ile iş dünyasının da büyük ilgi gösterdiği Adalar Roof

Restaurant, zengin menüsü ve şık ambiyansı ile günün yorgunluğunu

unutturuyor.

GTD, Los Angeles'ta Türk Mutfağı

Tanıtım Lokasyonu oluşturacak

Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), Los Angeles'ta Türk mutfağı ve Türk ürünlerinin

tanıtımını yapmak üzere Los Angeles Başkonsolosu Can Oğuz ve Ticaret Bakanlığı

Ticari Ateşesi Yavuz Mollasalioğlu ile bir araya geldi. Türk kahvesi ve baklavası eşliğinde

gerçekleşen toplantıya ilişkin kısa bir açıklama yapan GTD Başkanı Gürkan Boztepe,

“Ülkemizin Los Angeles'ta donanımlı ve nitelikli temsilcileri ile iş birliği içinde olmaktan

büyük mutluluk duyuyoruz. Ticaret Bakanlığı ile burada 12 ay hizmete açık olacak

şekilde Türk ürünleri ve Türk mutfağı tanıtım lokasyonu oluşturacağız.” dedi. Los

Angeles Başkonsolosluğu ve Ticari Ateşelik, dünya sanat merkezi ve ticaretin en önemli

kentlerinden biri olan Los Angeles'ta yapılacak Türk mutfağı tanıtım stratejisinin yanı

sıra Türk ürünlerinin marketlerde de yer alması için GTD üyeleri ile strateji geliştirecek.

Bu noktada GT Hijyen belgeli ürünlerin marketlerde yer alması için Ticaret Bakanlığı

ve Turizm Bakanlığı ile GTD iş birlikleri içinde olacağı bilgisi de paylaşılırken, Boztepe,

GTD temsilciliğinin de Los Angeles'ta çok yakında hayata geçirileceğini açıkladı.

1.500 işletmeye ürün ve servis desteği

Metro Türkiye’nin koronavirüs salgınından etkilenen yeme-içme sektöründeki

küçük işletmeleri desteklemek üzere 29 Nisan’da başlattığı “Küçük İşletmem

İçin” projesiyle üç ayda 8 milyon TL’lik ürün ve hizmet desteği toplandı. Metro

Türkiye’nin 500 işletmeye ürün bağışı yaparak Gıda Kurtarma Derneği ve

Dude Table iş birliğinde başlattığı proje, ana partner Coca-Cola ile birlikte

Unilever Food Solutions, Pepsico, P&G, Barilla, Orkide Yağ, Altınmarka, Reis

Gıda, Dimes Türkiye, Upfield, Bursa Pazarı, Hekimoğlu Un, Dardanel ve Mikro

Yazılım’ın da destekleriyle bir iyilik hareketine dönüştü. İstanbul, Ankara, İzmir,

Bursa ve Konya ve Kayseri gibi büyükşehirler başta olmak üzere Türkiye’nin

dört bir yanından 4.500’e yakın işletmenin başvurduğu “Küçük İşletmem İçin”

projesi kapsamında başvuru şartlarını karşılayan toplam 1.500 işletme, 5 biner

TL değerinde ürün ve hizmet desteği almaya hak kazandı. Faaliyet gösterdikleri

bölgenin ekonomisi için önemli bir katma değer yaratan küçük işletmeler,

“Mutfağa Dönüş” sürecinde kendi bütçelerini kira bedeli, fatura giderleri,

personel ödemesi gibi diğer harcamalara yönlendirebilme imkânı bulacak.

Hijyenik, pratik, tek kişilik…

Pandemiyle birlikte değişen tüketim alışkanlıklarına ve beklentilerine

çözüm sunmak amacıyla horeca kanalına yönelik üretilen yeni ürün

10 ml Orkide Naturel Sızma Zeytinyağı, özellikle ev dışı tüketim

alanlarında hijyenik, pratik ve tek kişilik servis kolaylığı sağlıyor. Üst

kısımdaki klipsin kırılması ile kolay açılır kapak, açıldığında kontrollü

akışı sağlayan yapısı, naturel sızma zeytinyağının yoğun lezzeti ve tek

kullanımlık servise uygun, kaliteli, hijyenik bir ürün özellikleriyle 10 ml

Orkide Naturel Sızma Zeytinyağı, tek kişilik servis için özellikle cafe,

restoran, otel vb. yeme-içme mekanlarının tercihi olacak.


Adı gibi tadıyla da Samsun

sınırlarını aşan lezzet

Samsun'un Bafra ilçesinde yüzyıllardır maharetli ustaların ellerinde yoğrularak

şekillenen Bafra Pidesi, adı gibi tadıyla da tüm ülkede üne kavuştu. “Coğrafi

işaret" tesciline de sahip lezzetler arasında yer alan Bafra Pidesi, ince hamuru,

gevrekliği, pişirilişi, yapılışında kullanılan doğal tereyağı ve peyniri, özel olarak

hazırlanan kıymalı harcıyla diğer pidelerden ayrılıyor. Nesilden nesile aktarılarak

günümüze kadar ulaşan, kültürel birikimi asırlardır devam eden kuru ve şerbetsiz

bir tatlı olan Nokul'dan adını alan ve Küçükçekmece’de bulunan Nokul Bafra

Pidesi & Köfte, Bafra'nın dünyaya ün salmış lezzetli ve geleneksel ürünü Bafra

Pidesi'ni ve Karadenizin en özel pidelerini misafirlerine sunuyor. İşletmenin sahibi

Fatih Aşcı “Bafra pidesinin lezzeti ve yöredeki öneminden dolayı ayrı bir yeri var.

Buraya gelenler rahatlıkla kendilerini yörede gibi hissedebiliyor. Yine karadenizli

hemşerilerimiz, karadeniz pidelerinin tamamını en özel ve lezzetli şekliyle burada

bulabiliyorlar.” dedi.

Şef Fatih Tutak

Dünyanın En İyi 100 Şefi arasında

Balparmak mezunlarını verdi

40 yıldır analiz ederek doğal ve sağlıklı balları sofralara taşıyan Balparmak’ın, 2018 yılında

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) katkılarıyla hayata geçirdiği Arıcılık Akademisi

mezunlarını verdi. Arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak için kırsal kalkınma

bölgelerindeki kadınları ve gençleri sektöre kazandırmak ve doğal balın yanı sıra arısütü,

polen, propolis gibi katma değerli arı ürünleri üretiminin artırılmasına destek olmak hedefiyle

çalışmalarını sürdüren Balparmak Arıcılık Akademisi’nin, Muğla Ula’daki yerleşkesinde

verilen eğitimleri tamamlandı. Uzaktan eğitimin yanı sıra akademide üçer hafta süren

teorik ve uygulamalı eğitimleri başarıyla tamamlayan 104 arıcı adayı, Bal-Der (Arı Ürünleri

ile Sağlıklı Yaşam Platformu) sertifikasını almaya hak kazandı. Balparmak, her üç eğitimi

de başarıyla tamamlayan 52’si kadın olmak üzere 104 arıcı adayına, arıcılığa ilk adımlarını

atmalarına destek olmak hedefiyle arılı iki kovan hediye etti.

Türk mutfağında yeni bir dil oluşturan ve eşsiz lezzet deneyimlerini Bomonti’deki şık

restoranında misafirleri ile buluşturan Şef Fatih Tutak; dünyanın en iyi restoranlarına

uzanan kariyer yolculuğunun gücü ile Türkiye’nin gastronomik tarihini yüceltmeye devam

ediyor. Lokal üreticiler ile çalışarak yemek kültürüne dair içten duruş sergileyen, yerel

ürünlerin derinliklerine yoğunlaşan ve geleneksel pişirme tekniklerini araştıran Tutak;

geniş hayal gücü ile farklı gastronomik kültürlerin izlerini deneyimleri ile harmanlayarak

oluşturduğu özgün tatlarıyla Dünyanın En İyi 100 Şefi arasına girdi. Dünyanın her yerinden,

alanında uzman şefleri bir araya getirerek sosyal ve özel bir topluluk oluşturan The Best

Chef; her yıl, yılın en iyi 100 şefini belirleyerek gastronomi sahnesine en iyileri sunuyor.

Dünyanın en iyi şeflerinden oluşan ağı ile The Best Chef’ te tüm şefler, mutfak uzmanları,

fotoğrafçılar, sanatçılar ve mutfağa ilgi duyanlar; bilgi, beceri, deneyim ve başarı

kıstaslarına göre birbirlerini oyluyor. Güvenli anket yolu ile yapılan oylamalarda her yılın en

iyi 100 şefi seçilirken 2020’nin en iyileri de bu oylamalarla seçildi.

Şef Somer Sivrioğlu eşliğinde özel etkinlik

Bu yıl geleneksel ve dijital yaklaşımların hibrit yöntemlerle vücut bulacağı ticari

etkinlikler arasında yer alan Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı

- WorldFood İstanbul, 28’inci kez TÜYAP’ta kapılarını açmak için hazırlıklarını

aralıksız sürdürüyor. Hyve Connect sanal ticaret platformu aracılığıyla Fuar

katılımcılarının ticari faaliyetlerini ve ilişki yönetimlerini güçlendirmeyi hedefleyen

fuar, bu yıl ilk defa gerçekleştirilecek etkinliklerle de Fuarın verimliliğini artırmayı

hedefliyor. Fuarın bu seneki yeniliklerinden biri olan Food Master’s Class ile

Masterchef Somer Sivrioğlu, ziyaretçilere derinlemesine bir fuar deneyimi

yaşatmaya hazırlanırken, gıdanın her aşamasında sürdürülebilir yaklaşımların

önemine dikkat çekerek, gıdaya bakışımızı da değiştirecek. Gastronomi Turizmi

Derneği iş birliğiyle 27 Kasım Cuma günü gerçekleşecek etkinlikte; sektör

profesyonelleri, Şef Somer Sivrioğlu eşliğinde fuar katılımcılarını ziyaret ederken

firmaların süreçlerini sürdürülebilir kılmak adına yaptıkları çalışmalara,

geliştirdikleri yeni teknolojilere ve sıfır atık insiyatifine odaklanacaklar.


62

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Ertelenen fuarların akibeti ne olacak?

2021’i neler bekliyor?

Covid-19 salgınıyla birlikte

birçok sektörde değişiklikler

meydana geldi. Pandemiden

en çok etkilenen sektörlerden

biri de fuarcılık sektörü oldu.

Yeni dönemde fiziksel ve sanal

fuarların bir arada yer aldığı

hibrit fuarların da öne çıkması

bekleniyor. İş dünyası için

büyük önem taşıyan fuarlarda

görüşmeler ile yeni iş kapıları

da açılıyor. İleri tarihlere

ertelenen fuarlar, 2021’de

sürprizler ve yeni fırsatlarla

ziyaretçilerini karşılamaya

hazırlanıyor.

Gastronomi sektöründe Sirha İstanbul,

e-gaming sektöründe GIST Gaming

İstanbul ve moda sektöründe

Premier Vision İstanbul fuarlarını

bünyesinde barındıran uluslararası fuar ve

organizasyon şirketi GL Events Exhibitions

Türkiye Genel Müdürü Gülperi Erkanlı,

pandeminin ardından Türkiye'de sektörün

yaşadığı kayıplar ve sektörün destekleyip

en az zararla çıkmayı başaran ülkeler

hakkında açıklamalarda bulundu.

“160 milyar Euro’luk bir ciro kaybı

var”

Fuarcılık sektörünün turizm ve seyahat

ile ele le ilerleyen bir yapıya sahip

olduğunu belirten Erkanlı, “Fuar alanları,

organizasyon şirketleri, diğer hizmet

sağlayıcılarıyla beraber her bir fuarın

doğrudan etki ettiği ulaşım, konaklama,

transfer ve yemekler gibi unsurları da

dikkate aldığımızda globalde yıllık 160

milyar Euro’luk bir ciro kaybı ve yaklaşık 2

milyon kişilik bir istihdam kaybı söz konusu”

dedi.

GL Events Exhibitions Türkiye Genel

Müdürü Gülperi Erkanlı sözlerine şöyle

devam etti:

“En çok etkilenen bölgeler Amerika

ve Avrupa”

“Tüm dünyada fuarcılık sektörü bu yılın

ilk 6 ayında, bir önceki yıla göre en az

yüzde 60 oranında daraldı. 2020’nin ilk

yarısında sadece ilk çeyreğin olumlu etkisini

hafifletici etki olarak görebiliyoruz. Bu da

ilk yarıda geçen yıla göre yüzde 60’lık bir

gerileme olarak gerçekleşti. Bu noktada,

COVİD-19 kaynaklı kısıtlamalar başta olmak

üzere, yerel ve global ekonomilerdeki

küçülmeler de etkili oldu. Bu süreçte en

çok etkilenen bölgeler başta Amerika olmak

üzere Avrupa. Fuarcılık sektöründe finansal

kayıpların neredeyse yarısı bu iki bölgeden

gerçekleşti.

“Fuarlar sürpriz bölgelerde

2021’de gündemi belirlemeye

devam edecek”

GL Events Exhibitions Türkiye olarak biz

de bu yılın ilk çeyreğinde oyun fuarımız

Gaming Istanbul’u başarılı bir şekilde

gerçekleştirirken, yılın ikinci yarısı için

planlanan işlerimizi ise 2021’e ertelemeyi

tercih ettik. 2021’de ayrıca grubumuzun

dünyanın farklı bölgelerindeki çok

prestijli sektörel fuarlarına Türkiye’den

katılımcı ve ziyaretçi sağlanmasına öncelik

vereceğiz. Bu fuarlar arasında Türk

firmalarının da yoğun ilgi gösterdiği Şili’de

Expomin (Madencilik) ve Edifica (Inşaat

ve Yapı), Fransa’da Sirha Lyon (Horeca

ve gastronomi), Piscine Global (Havuz ve

ekipmanları), Global Industrie (endüstriyel

makina ve teknolojiler), BePositive (temiz

enerji ve enerji dönüşümü) ve Eurobois

(ahşap endüstrisi) fuarları yer almakta.

Yine bir diğer çok prestijli fuarımız olan

Premiere Vision ise moda ve tekstil alanında

Fransa, ABD ve bazı sürpriz bölgelerde

yine 2021’de gündemi belirlemeye devam

edecek. Özellikle ihracat pazarlarıyla yakın

çalışma prensibine sahip firmalarımız için

bölgesinde ve alanında uzman fuarlarımız

çok ciddi iş bağlantıları sağlayabiliyor.



64

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Samimi buluşmaların keyifli adresi

EMMA GARDEN

Geçtiğimiz yıl Kasım ayından beri

Etiler’in en gözde sokağında hizmet

veren Villa Emma Restaurant, şık

ve zarif dekorasyonu, merkezi konumu

ve dünya mutfağı ağırlıklı menüsüyle kısa

sürede Etiler’in klasikleşen mekanlarından

biri olarak yeme içme tutkunlarının uğrak

mekanlarından biri haline geldi. Bu seneye

de damgasını vuracak olan Villa Emma

bünyesine, Ağustos 15 itibariyle samimi

buluşmaların değişilmez adresi olacak

yepyeni bir konsept ile Emma Garden

eklendi.

Şık, rahat ve sanatla iç içe

Alara Koçibey, Tuvana Büyükçınar Demir ve

Emine Kütük’ün kurucusu olduğu 3HOMES

tarafından tasarlanan Villa Emma’nın içinde

açılan ve yine 3HOMES imzası taşıyan

Emma Garden, sanatla dolu, herkesin

kendini rahat hissedeceği, misafirlerini

kucaklayan bir mekan olarak tasarlandı.

Özel barı ve şöminesiyle İstanbul’da

aranılan samimi ve sıcak atmosfer

oluşturan Emma Garden’da şık, rahat ve

sanatla iç içe bir ortam sunuluyor. İş çıkışı

sohbetleri, keyifli arkadaş buluşmaları için

uzun soluklu vakit geçirilecek konforlu

ambiyansıyla Emma Garden, müdavim

kitlesi yaratacak bir mekan özelliğine sahip.

Mimarisi ve atmosferi kadar yemekleriyle

de öne çıkan Villa Emma ve Emma

Garden’ın deneyimli şef Durmuş Gökçeel’in

elinden çıkan menüsü, çipura ceviche,

biftek tartar, kırmızı köri soslu kum midyesi,

ızgara kuzu karski, ızgara levrek, ördek

gyoza gibi farklı damaklara hitap edecek

dünya mutfağının en güzel yemeklerinden

oluşuyor. Asya mutfağının nadir lezzeti Soya

& Mirin ile Marine Bütün Pekin Ördeği ise

şef tarafından özel olarak masada servis

ediliyor.

RMA Group girişimiyle hayat

bulan Villa Emma ve Emma

Garden şıklık, samimiyet ve

lezzet arayanların beğenisini

kazanırken, sanata verdiği önem

ile ruhları da doyuracak bir

mekan.


Pandemi sonrası bir yeni marka,

iki yeni şube

Pandemi sonrası bir yeni marka

ve iki yeni şubeyle hizmetlerine

kaldığı yerden devam eden Harbi

Burger, yeni normalde de büyümeye

odaklandı. Pandemi sonrasında, salgın

öncesinde planladıkları yatırımları

tekrar hayata geçirdiklerini belirten

Harbi Burger'in kurucusu Gökhan

Abdik, "Ülkece geçtiğimiz bu zor

süreçte ekonomimize yerli yatırımcılar

olarak katkıda bulunmalıyız. Biz

Harbi Burger Ailesi olarak tamamen

yerli sermaye ve yüzde 100 yerli Türk

burgeri olarak büyüme hedeflerimize

emin adımlarla yürüyoruz. Her işletme

gibi bütün çalışanlarımızla birlikte

karantina sürecini evlerimizde bolca

dinlenerek ve sağlığımızı koruyarak

geçirdik. Çalışanlarımızı bu pandemi

sürecinde olması gerektiği gibi asla yarı

yolda bırakmadık. Biz, çalışanlarımızla

beraber bir aileyiz." dedi.

“Her kriz bir fırsattır”

Pandemi sonrası alt yapısını

tamamladıkları Harbi Ekmek Arası

sokak lezzetleri konseptinin ilk şubesini

Bakırköy’de bünyelerine kattıklarını

belirten Abdik, "Yatırımlarımız bununla

da sınırlı kalmadı. Venezia AVM’de aynı

dönemde Harbi Burger markası olarak

bir yatırımı daha hayata geçirdik."

diyerek bir yatırımın daha müjdesini

verdi.

“Eve sipariş verme oranı %30 arttı”

Gökhan Abdik, 1 Haziran sonrasında

restoranlarının açılışıyla beraber her

işletmede olduğu gibi ortalama yüzde

60'lık müşteri kaybı yaşadıklarını

ifade ederek, "Covid-19 sürecinde

eskiye nazaran eve sipariş oranımız

yüzde 20-30 civarında arttı. Genel

gözlemimiz, yeme içme alışkanlıkları

pişmiş, pişmemiş yemeklere göre

değişti. Müşteriler daha çok pişmiş

gıda kullanımını tercih ediyor. Fakat biz

restoranlarımızda son derece tedbirli

ve hijyen kurallarına uygun çalışıyoruz.

Markamızın güvenilirliği ve tercih

edilmemizin en büyük sebeplerinden

biri de, mutfak kalitemizdir." diye

konuştu.

“Koronavirüs tedbirlerimiz sıkı”

Salgın sürecinde çalışan ve müşteri

nezdinde genel ve bireysel temizlik ve

sağlık kurallarına uyumun önemine

dikkat çekerek sözlerini sürdüren

Abdik, "Bizler de işletme olarak bu

konuda üzerimize düşen görev ve

sorumlulukları en iyi şekilde yerine

getiriyoruz. Restoranlarımızda oturma

alanları dışı maskesi dolaşılmaması

konusunda gerekli uyarılarımızı

yapıyoruz. Maskesi olmayan

müşterilerimize maske takdim

ediyoruz. Her masamızda dezenfektan

suyumuz mevcut. Masalar haricinde

restoranlarımızın sık kullanılan

alanlarında da dezenfektan sularımız

hazır. Müşterilerimizin güvenlikleri

için restoranlarımıza girdikleri anda

ateşlerini ölçerek sağlık durumlarını

kontrol ediyoruz." dedi.

“Tedbirlere herkes uymalı"

Pandemi sonrası restoran

işletmelerinde uyulması gereken

kurallara ilişkin bir yol haritası da

çizen Gökhan Abdik, sözlerini şöyle

tamamladı: "1 Haziran itibari ile

işletmelerinin faaliyetleri sırasında

ilgili kamu kurum veya kuruluşları

tarafından ilan edilmiş olan tedbirlere

tam olarak uyulmalı. Misafir

kapasitesi sosyal mesafe planına

göre belirlenmeli, bu kapasiteye

uygun sayıda misafir kabul edilmeli

ve kapasite bilgisi, tesisin girişinde

görülebilir bir yere asılmalıdır. Ayrıca,

restoran giriş holünde veya dış

cephesinde ve misafir ile personelin

kolayca görebileceği genel kullanım

alanlarında, tesiste uygulanan ve

uyulması gereken Covid-19 tedbirleri

ve kurallarının yer aldığı panolar

düzenlenmelidir. Bu tedbirlere yönelik

mutfak temizliği ve gıda güvenliği

protokolü, haşere ve zararlılarla

mücadele protokolü hazırlanmalıdır.

Sorumlu personelce protokole

uyulması sağlanmalıdır."


66

hotel restaurant

& hi-tech

hijyen

Diversey’in Gebze Fabrika’sına

“Güvenli Üretim Belgesi”

İnsanları korumak ve onlara sağlıklı bir yaşam sağlamak hedefiyle çalışan

Diversey, Gebze Fabrika’sında Ocak ayından bu yana aldığı Covid-19

önlemleri, hayata geçirdiği uygulamalar ve düzenlemelerle bu belgeyi

almaya hak kazandı. Diversey MEA (Orta Doğu ve Afrika) Profesyonel İş

Birimi Bölge Başkan Yardımcısı Gökhan Özdöl, COVID-19 Güvenli Üretim

Belgesi’ni almaktan gurur duyduklarını ve koronavirüs mücadelesine her

zaman destek olmaya devam edeceklerini vurgulayarak şunları söyledi;

“Diversey olarak üstlendiğimiz sorumluluğun bilincindeyiz. Her zaman

hijyeni ve sağlığı ön planda tutuyor, toplumumuz için çalışıyoruz. Bunun

karşılığı olarak Gebze Fabrika'mızda, Türk Standartları Enstitüsü tarafından

Covid-19 önlemleri kapsamında verilen "Güvenli Üretim Belgesi"ni almaya

hak kazanmanın gururunu yaşıyoruz. Bundan sonra da toplumumuzu

korumak ve sağlıklı bir yaşam sağlamak için ülkemize destek olmaya devam

edeceğiz.” Hijyeni ve sağlığı her zaman en ön planda tutan ve COVID-19

mücadelesine destek veren Diversey, “Güvenli Üretim Belgesi” almaya hak

kazanan Gebze Fabrikası’nda, Mayıs ayı itibariyle toplumun ve bireylerin

sağlığını korumada önemli yeri olan, temizlik ve dezenfeksiyonu aynı anda sağlayabilen, patentli AHP teknolojisi

ile geliştirilmiş Oxivir Plus ve Oxivir Excel ürünlerinin üretimini yapacağını duyurmuştu. Diversey, koronavirüsle

mücadele kapsamında önemli rol oynayan Oxivir ürün serisinden yılda 1000 ton üretebilecek.

Eczacıbaşı

Tüketim

Ürünleri’nin tüm

üretim tesislerine

“COVID-19

Güvenli Üretim

Belgesi”

Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nin Gebze, Yalova ve Manisa’da kurulu dört üretim tesisi, Türk Standartları Enstitüsü’nün

(TSE) "COVID-19 Hijyen, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu"ndaki kriterleri yerine getirmesi nedeniyle “COVID-19

Güvenli Üretim Belgesi” ile sertifikalandırıldı. Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nin 23 bin metrekarelik alana sahip Gebze’deki

bebek ve kişisel bakım ürünleri üretim tesisinde, bebek bakım kategorisinde Uni Baby markası altında ıslak mendil,

şampuan, deterjan ürünleri üretiliyor. 10 bin metrekarelik alanda konumlanan Gebze’deki kimyasal ürünler üretim

tesisinde ise yıllardır tüketicilerin severek kullandığı Selin Kolonyaları’nın yanı sıra ev dışı tüketim sektörüne Eczacıbaşı

Profesyonel’in Maratem markasıyla temizlik ve hijyen ürünleri geliştiriliyor ve üretiliyor. Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nin

kağıt kategorisinde ise 157 bin m2’lik alanda yer alan Yalova temizlik kağıtları üretim tesisi ve 217 bin m2’lik alana sahip

Manisa temizlik kağıtları üretim tesisi bulunuyor. İki fabrikada da Selpak, Solo, Silen, Servis ve Selpak Professional markalı

ürünler üretiliyor.



68

hotel restaurant

& hi-tech

dekorasyon röportaj

SN Project Design

yeni showroom alanını hizmete açtı

2016 yılından bu yana oteller,

restoranlar, spa merkezleri ve özel

tasarım villalara geniş yelpazede ürün

ve yapısal çözümler sunan SN Project

Design, bünyesine kattığı yeni showroomu

ile Şişli Bomonti’deki faaliyetlerini

sürdürüyor. İthal, kaliteli ve tasarım

ürünleri ulaşılabilir bütçelerle müşterilerine

sunmayı kendine misyon edinen SN Project

Design’ın sektöre dönük hizmetlerini ve

tasarım kriterlerini firma sahibi Suzan

Yazıcı Özbek ile konuştuk.

SN Project Design hakkında bilgi

alabilir miyiz? Ne zamandan beridir

faaliyet sürdürüyorsunuz?

SN Project Design, 2016 yılında, 15 yıllık

sektör tecrübesi ile kurulmuş bir tasarım

firması. Spa merkezlerinden özel tasarım

villalara, otel, restoran ve kamusal

alanlardan ev ve ofis kullanımlarına kadar

çok geniş bir yelpazede sunduğumuz

ürün ve yapısal çözümlerimizin ortak

noktası, seçkin bir beğeniyi en uygun fiyat

avantajlarıyla yansıtmasıdır. Mimari, satış

ve satış sonrası teknik destek ekibi olarak

projelere ve perakendeye; yapı malzemeleri,

mobilya ve yüzey kaplama ürün gamımız ile

ithal ürün tedariğinde bulunan bir firmayız.

Distrübütörlükleriniz var mı?

Yaklaşık 18 ayrı İtalyan ve İsviçre kökenli

firmanın distribütörlük/temsilciliğini

yapmaktayız. Bunların arasında

Wall&Deco, Quinti Sedute, Ib Rubinetterie,

Devon&Devon, Antonio Lupi, De Sede,

Thermomat/Ever Life Design firmalari

gibi birbirinden değerli firmalar da

bulunmakta. Villa, otel, ofis, hastane ve kafe

gibi birbirinden farklı alanlar için mevcut

ürün yelpazemiz ile çok özel çözümler

sunabilmekteyiz.

Faaliyet gösterdiğiniz alanlarda

sunduğunuz mimari tasarım

çözümleri nelerdir?

Estetik değerinin yüksek olmasının yanı

sıra, kullanışlı tasarım ürün ve objeleri

olarak da dünyanın en aranılan markaları

bünyesinde bulunan ofis mobilyaları,

cam mozaik kaplama ve özel zemin

kaplama çözümlerini çok çeşitli projeler

ile buluşturuyor, çeşitli marka iş birlikleri

ile de projeye özel ayrıcalıklı çözümler

sunuyoruz. Bizlere mimari ekibimiz ile

projeler için moodboradlar hazırlayarak

ürün yerleşimi ve dwg çizimleri ile

birlikte ürün seçimi yaparak tekliflerimizi

hazırlamak sureti ile sektörde benzeri

olmayan bir hizmet sunuyoruz. Bu nedenle

Suzan Yazıcı Özbek

de mimari firmaların teklif almak istedikleri

tedarikçiler arasında hızla yer almaktayız.

Tedarik seçiminde ana kriterleriniz

nelerdir?

Tedarikçilerimizi seçerken tasarım ürünlere

sahip üreticiler arasından seçimlerimizi

yapmaya özen gösteriyoruz. Örneğin,

Thermomat firması yıllardır engelli insanlar

için üretim yapan ve dünyada banyolarda

kullandığımız termostatın tescil sahibi

olan bir firmadır. Son birkaç yıldır güvenli

ürünlere herkesin ulaşabileceği aynı

zamanda tasarımı her ortama uygun

olabilecek bir ürün gamı geliştirmiştir.

EVER Life Design olarak bu ürünlerin

Türkiye’deki tek distribütörüyüz.

Satış sonrası destek konusundaki

iddianız nedir?

Satış sonrası destek konusu oldukça

önem verdiğimiz bir diğer bir konudur.

Birlikte çalıştığımız firmaların bu konudaki

referanslarını çok önemli bir kriter olarak

görmekteyiz. Gerek pdf, katalog gerekse

numune ürün konusunda da projelere

tam destek verebilmekteyiz. Projelere

özel çalışabildiğimiz gibi tek tek ürün

tedariğinde de alanımızda oldukça rekabetçi

teklifler vermemiz de elimizi güçlü

kılan en önemli konu, ithalat ve lojistik

maliyetler konusundaki geçmişe dayalı ciddi

tecrübelerimizdir. Piyasada kalıcı olmak

ve sürdürülebilir ürün tedariği konusunda

maliyetlerimizi minimumda tutuyor ve

üzerine yine minimum kar ekleyerek

sektörde farklı bir konumda yer alıyoruz.


PANDEMIDE SAĞLIKLI IÇ MEKANLARIN

ÖNEMI ARTTI

Dünyayı etkisi altına alan yeni korona virüs salgını ile değişen tasarım yaklaşımları, sağlıklı ve hijyenik

yaşam alanları tasarlamayı öncelikli hale getirdi. Yeni normal düzende oluşturulan mekanların şık

tasarımlarının yanında sağlıklı ve hijyenik ortamlara da sahip olması; mimarlar, tasarımcılar ve

kullanıcılar tarafından oldukça önemseniyor.

Türkiye’de 260 bin, tüm dünyada

yaklaşık 25 milyon vakanın

yaşandığı Covid-19 salgını ile

birlikte tüm sektörler gibi mimarlık,

inşaat ve yapı sektörleri de kendilerini

yeni normale adapte etmeye çalışıyor.

Mimari bağlamda kamusal alanlarının,

açık ofislerin ve yoğun insan trafiğine

sahip mega projelerin tasarımları

üzerine hararetli tartışmalar devam

ederken yapı sektöründe ise yapı

malzemeleri alanında yeni düzene

uyum sağlayacak çalışmalar

sürdürülüyor. Mekanların ilk olarak

hijyenik ve sağlıklı olmasının öneminin

anlaşıldığı 2020 yılının ilk aylarından

itibaren, yapı sektöründe yapının farklı

uygulama alanlarına yenilikçi ve etkili

çözümler sunuluyor.

İç mekanların hijyeni için tekstil

tabanlı duvar kağıtları tercih

ediliyor

Pandemi sürecinin başından itibaren

her alanda öne çıkan “hijyen koruma”

kavramı, bireyleri hem psikolojik hem

de fiziksel yönden etkiledi. Özellikle

temizlik kaygılarının ve endişelerinin

arttığı günümüz koşullarında hijyen,

bireylerin birinci önceliği haline

dönüştü. Bireysel olarak maske

kullanımı, el temizliği, kolonya ve anti

bakteriyel losyon kullanımının yanı sıra

fiziksel anlamda mekan tasarımlarında

da sağlıklı mekanlar oluşturmanın

başlıca hedef haline geldiğine dikkat

çeken yerli tekstil tabanlı duvar kağıdı

üreticisi Edofleks Genel Müdürü

Ayhan Erdoğan, “Mimari ve iç mekan

tasarımlarda farklı oranda pay sahibi

olan yapı malzemeleri tercihlerinde,

sürdürülebilir ve yenilikçi ürünlerin

yanı sıra sağlıklı ve hijyenik ortam

sağlayan ürünlerin seçilmesi önem

kazandı. Zeminlerde antibakteriyel

zemin kaplamaları, cephelerde kendini

temizleyen akıllı cephe sistemleri

tercih edilmeye başlandı” dedi.

Ayhan Erdoğan ayrıca, “Kamuya ait ya

da özel, her türlü fonksiyon ve ölçekteki

yapılarda kapladığı alan ile en büyük

kullanım oranına sahip, mekanın en

önemli unsurları arasında ilk sırada

olan duvarlar için de tercih edilebilecek

birçok ürün seçeneği bulunuyor.

Dokuları, renkleri ve tasarımları ile

yaşam alanlarının tarzını belirleyen

duvar yüzeyleri için en sağlıklı çözüm

ise antibakteriyel duvar kağıdı olarak

da bilinen tekstil tabanlı duvar kağıtları

ile sağlanıyor. Anti bakteriyel duvar

kağıtları olarak da bilinen tekstil tabanlı

duvar kağıtları, alternatifleri arasında

kullanımı en sağlıklı ve güvenilir olan

ürünler olarak değerlendiriliyor” diye

ekledi.

“10 yıllık periyotta %40'a varan

tasarruf sağlıyor”

Sektörde alev almaz duvar kağıtları

olarak da yer alan tekstil tabanlı

duvar kağıtlarının mekanların hijyen

seviyesini arttırırken yangın riskine

karşı da etkili bir önlem olduğunu

belirten Ayhan Erdoğan “Türkiye’de

son teknoloji kullanarak uluslararası

standartlarda üretmeyi başardığımız

Edo-tex ürünleri, anti mikrobiyel

özelliğine ek olarak kolay silinebilir

ve su geçirmez olmaları ile sektörde

ilgi görüyor. Özellikle insan trafiğinin

yoğun olduğu hastane, okul ve otel

projelerinde; kolay temizlenebilen,

mikrop barındırmayan, toksik

kimyasallar ve ağır metaller içermeyen

ürün yapıları ile sıklıkla tercih edilen

modellerimiz, hijyen açısından

yer aldığı projelere büyük avantaj

sağlıyor. Öncelikli olarak sağlıklı

mekan oluşturmalarının yanı sıra

duvar boyalarıyla karşılaştırdığımızda,

duvar kağıtları yüksek dayanım oranı

ile çok daha uzun süre kullanım

imkanı sağladığı, uzun süre solmazlık

özelliği, daha az bakım ve insan gücü

gerektirdiği için özellikle kamusal

ve büyük ölçekli projelerde 10 yıllık

periyotta %40'a varan tasarruf sağlıyor.

Edofleks olarak bizlerin hedefi ise

geleceğin sağlıklı mekan odaklı

projelerine destek olmak.” şeklinde

konuştu.


70

hotel restaurant

& hi-tech

hotel-tech

YENI NORMALIN YOLU, DIJITAL DÖNÜŞÜM…

COVID-19 salgını, ekonominin lokomotif

sektörleri arasında yer alan turizm

sektörünü de ciddi şekilde etkiledi.

Salgının yayıldığı ilk aylarda dünyada olduğu

gibi Türkiye’de de seyahat kısıtlamaları

nedeniyle tamamen durma noktasına

gelen turizm sektörünün yeni normale

geçmesinde dijital pazarlama kilit rol

oynuyor. Google tarafından hazırlanan ve

işletmeler için değerli ve güncel bilgilerle

dijital pazarlama ipuçları içeren Think

with Google platformu da Türkiye’deki

turizm sektörüne ilişkin değerlendirme

ve verileri gündemine taşıdı. Think with

Google platformunda yayınlanan ve turizm

sektörü için ilham verici bir rehber niteliği

taşıyan bilgilere göre, bu dönemde sektör

oyuncularının değişen tüketici ihtiyaçlarını

ve eğilimleri doğrultusunda hızlı aksiyon

almaları büyük önem taşıyor.

Tüketici, izole tatil ve seyahat

seçeneklerine yöneliyor

Seyahat ile ilgili aramalarda, geçen yılın

aynı dönemine kıyasla Mart ayında %25,

Nisan ayında %72, Mayıs ayında ise %61

seviyelerine varan düşüşler görüldü. Yeni

normal dönemiyle birlikte, tüketicilerin

seyahat sektörüne yönelik ihtiyaçları,

beklentileri de değişti. Yeni normal

döneminde tüketicilerin daha izole tatil

olanaklarına yönelik arayışları dikkat çekici

oranlarda yükseldi. Haziran ayında “villa”

aramaları geçen yıla göre %101 artarken,

“bungalov” aramaları 2019’a kıyasla %42,

“dağ evi” ve “bağ evi” %85, “karavan” %71,

“tekne kiralama” ise %64 oranında artış

gösterdi.

Haziran ayında seyahat kısıtlamalarının

hafiflemesi ile artan hareketlilik, yurt

içi seyahat ile ilgili aramalara da net bir

şekilde yansıdı. Örneğin İstanbul’a yakın

yerlerle ilgili aramalarda hızla artış

görülürken, Sapanca, Ağva, Şile, Cunda

gibi tatil beldeleri, 2019’daki arama

oranlarına en fazla yaklaşan destinasyonlar

içerisinde yer aldı. Bu destinasyonları

Antalya, Bodrum ve Çeşme gibi popüler tatil

bölgeleri takip etti. Temmuz ortası itibariyle

toplam seyahat sektörü arama hacmi

2019’daki arama hacimlerinin yaklaşık

%90’ına kadar ulaştı.

Google Türkiye’nin, tüketici ihtiyaçlarını

ve eğilimlerini anlamak adına, Nisan

ve Haziran aylarında düzenlediği anket

çalışmaları, tüketicilerin ilk ulaşım

tercihinin şahsi araba olduğunu ortaya

koyuyor. Ankete Nisan ayında cevap

verenlerin %30’u şahsi araba ile ulaşımı

tercih ederken, Haziran ayında bu oran

%40’a yükselerek uçak seçeneğini geride

bıraktı.

Türkiye’deki tatilcilerin tercihi

online

Google Türkiye’nin 2020 yılında Kantar

Araştırma Şirketi ile birlikte yaptığı çalışma,

Türkiye’deki tatilcilerin alışkanlıklarına ve

tercihlerine yönelik önemli veriler ortaya

koyuyor. Bu araştırmaya göre katılımcıların

%60’ı zaman tasarrufu sağlaması, fiyat

avantajı ve daha kolay karşılaştırma

yapabilme ve bilgi edinebilme açısından,

rezervasyonlarını online yapıyor ve bu

rezervasyonlarda en çok cep telefonundan

faydalanıyor. Seyahat edenlerin %75’inden

fazlası, karar verme sürecinde Google

Arama, fiyat karşılaştırma siteleri, online

seyahat acenteleri gibi uğradığı temas

noktalarında mobil telefonunu kullanıyor.

Turizm sektörü, önceliği dijital

dönüşüme vermeli

Gezginler satın alma öncesinde, gerek

uçuş ve konaklama, gerekse tatil paketleri

için dijital teknolojileri her zamankinden

yoğun şekilde kullanıyor. Yine, tüketicilerin

temassız deneyim beklentisiyle, dijital

teknolojilere daha fazla yöneldiği bu

dönemde turizm sektörü için tüketiciye

sunulan online deneyimleri güçlendirmek

çok daha önemli ve öncelikli hale gelmiş

durumda. Think with Google’da yer

alan bilgiler, uzun vadede işlerini daha

dirençli ve güçlü kılabilmek için, turizm

sektöründeki oyuncuların bu süreçte

dijital dönüşüme daha fazla odaklanması

gerektiğini gösteriyor.

Sektördeki oyuncuların iş

modellerini yeni normale göre

adapte edebilmesi için şu noktalar

öne çıkıyor;

• Turizm sektörü, talebin geri dönüşü için

hazır olmalı, bunun için de yeni dönemde

pazarlama hedeflerinin yeniden gözden

geçirilmesi ve buna göre aksiyonların

alınması önemli. Bu dönemde dijital

pazarlama stratejilerinin optimize edilmesi,

marka mesajlarının ve kreatif çalışmaların

test edilmesi öneriliyor.

• Tüketicinin bu dönemde ciddi değişimler

gösteren ihtiyaç ve davranışlarını

anlayabilme çabasında olan markalara

Google ve YouTube gibi platformlardaki

arama trendleri, üçüncü parti araştırmaları

ve verileri izleyip analiz etmek değerli

içgörü ve avantajlar sağlıyor.

• Turizm sektörü bu dönemde online

videonun marka iletişimindeki gücünü de

kullanmalı. Think with Google platformunda

yer alan bilgilere göre, Türkiye’deki

kullanıcıların %85’i turizm amaçlı

seyahatleri hakkında bilgi almak için online

video izliyor. Bu kullanıcıların %71’inin

tercih ettiği ana kaynak durumunda

olan YouTube’da, Türkiye’de seyahat

kategorisindeki izleme süreleri yılın ilk

yarısında geçen seneye göre %51 oranında

artış gösterdi.


Gıda sektörünün geleceği bu

inovasyonda! İşte o teknoloji!

Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme

Durumu-2019 raporuna göre, 2018

yılında yaklaşık 820 milyon insan açlık

çekiyordu. Neredeyse dünya nüfusunun

yüzde 10’una eş değer olan bu rakam,

üreticileri farklı modeller geliştirmeye

zorlarken, üretimin yanı sıra gıdaların

sağlıklı bir şekilde işlenerek, sorunsuz bir

tedarik zinciriyle tüketiciye ulaştırılması

da aşılması gereken ayrı bir konu oluyor.

Dünyanın 1 numaralı kolaboratif robot

üreticisi Universal Robots’un, gıda

üreticilerinin sorunlarına özel geliştirdiği

çözümleri, gıdaların tedarik zincirine daha

hızlı hazırlanmasını ve tüketiciye daha

sağlıklı ulaştırılmasını sağlıyor.

Cobotlar, gıda üretiminde kapasite

artışı sağlıyor

Dünyanın 50’den fazla ülkesinde 46 bin

cobotuyla hizmet veren Danimarkalı

cobot lideri Universal Robots (UR)’un

gıda sektöründe hizmet veren cobotları,

paketlemeden kalite kontrole,

paletlemeden etiketleme ve taşımaya kadar

birçok görevde yer alıyor. Cobotlar üretim

sürecinde, gıdaların daha hızlı işlenmesine,

bozulma ya da çürüme gibi firelerin en

aza indirilmesine destek olarak insanların

sağlıklı gıdaya ulaşmalarını kolaylaştırıyor.

Gıdada üretim artışı, iş kazalarının

önüne geçmek gibi birçok avantajı da

yanında getiren cobotlar, insanları üretim

süreçlerinin sıkıcı, tekrarlayan ve riskli

işlerinden de kurtarıyor. Ayrıca gıda üretim

tesislerinde otomasyonu da sağlayan

cobotlar, kolay kurulum ve kullanım

özelliği, zamanı verimli kullanımına bağlı ile

ortaya çıkan kapasite artışı gibi avantajlar

sunuyor.

7/24 kesintisiz çalışan cobotlar

fireyi düşünüyor

Gıda üretim ve işleme tesislerinin,

paketleme, etiketleme ve taşıma gibi tüm

farklı bölümlerinde insanlarla yan yana

herhangi bir güvenlik yatırımı yapılmasına

gerek kalmadan (risk analizine bağlı

olarak) 7 gün 24 saat kesintisiz esnek

üretime destek olan cobotlar, gıdaların

paketlenmesi ve etiketlenmesi gibi

işlemlerin hızını artırarak gıdaların tedarik

zincirinde bozulmadan daha uzun süre

dayanmasına da destek oluyor. Böylece

üretim ve tedarik zinciri sürecinde

gıdalarda yaşanan fire de en aza iniyor.

Salgın ve insandan insana bulaşabilen

hastalık riskini de sıfıra indiren cobotlar,

insan hatalarından dolayı yaşanan üretim

kesintilerini de sıfırlıyor.

Gök: “Cobot’larımızla insan

hayatına odaklandık”

Konuyla ilgili görüşlerini bildiren Universal

Robots Türkiye&ME Ülke Müdürü Kandan

Özgür Gök, “Universal Robots olarak bu

zaman kadar geliştirdiğimiz cobotl’arımızın

odağının ‘insan için daha iyisi’ olması

prensibidir. Bu sebeple de iş birliğine

dayalı robot yani cobot olarak adlandırlıyor.

İş birliğine dayalı (kolaboratif) çalışan

yüksek hassasiyete sahip cobot’lar,

esnek konumlandırma, güvenli kullanım,

hızlı kurulum, uygun maliyet, kolay

programlama ve entegrasyon, hafif ve

kompakt yapısı, az alan kaplaması, düşük

enerji tüketimi, 360° dönüş kabiliyeti,

Türkçe kullanım imkânı ve hızlı yatırım

geri dönüşü avantajlarıyla küçük ve ortak

ölçekli şirketlerden büyük ölçekli çok uluslu

şirketlere kadar robotik otomasyon için en

ideal çözümdür. Bu prensiple teknolojimizi

kullanan iş ortaklarımıza güvenilir, esnek

ve rekabet edebilir verimli ekipmanlar

ve sistemler sağlamaktayız. Bu şekilde

ekonomik olarak sağladığı avantajlarla

birlikte üretimde insan faktörünün daha

yaratıcı ve katma değer sağlayan bir şekilde

süreçlerde yer almasına, çalışanların

daha ergonomik-güvenli iş ortamlarında

çalışmasına imkan sağlamaktadır. Bu

prensipler ve cobot teknolojsinin avantajları,

tüketicilere sağlıklı, kaliteli, zamanında

ve ekonomik olarak sunulan ürünler elde

etmelerine imkan tanımaktadır’ dedi.

“Farklı alanlarda üretim yapan gıda

işletmelerine çözümler sunduk”

Bu zamana kadar dünya genelinde birçok

farklı tipte üretim yapan gıda firmasıyla

birlikte çalıştıklarını da sözlerine

ekleyen Gök, sözlerine şöyle devam etti:

“Balıkçılıktan kırmızı et üreticilerine, sebze

işleme tesislerinden süt üreticilerine

kadar farklı alanlardaki üreticilere

cobotlarımızla çözümler sunduk. Alma

bırakma, kalite kontrol, paketlemepaletleme,

etiketleme, taşıma gibi birçok

görevde kesintisiz ve sorunsuz hizmet

veren cobotlarımız firmalara ciddi oranda

üretim artışı sağlarken, gıdaların hızlı

işlenmeleri sayesinde bozulma ve çürüme

gibi sorunların azaltılmasına yardımcı oldu.

Örneğin, İspanya’nın en büyük hayvancılık

kooperatifi olan COVAP için UR10

cobotumuz ile geliştirdiğimiz iş birliğimiz

ile kooperatifin et üretimi ciddi oranda

artış gösterdi ve 16 ay gibi hızlı yatırım

geri dönüşü sağladı. Bu üretim artışının

tüketiciye sağladığı avantajlardan biri de

fiyatların düşmesi oldu.”

Kesintisiz hizmet veriyor

Gök, “İsveç Eslöv şehrinde yer alan Orkla

Foods için kremalı vanilya üretiminin

paketleme bölümünde yerleştirilen

UR10 cobotu, esnek çalışması, kolay

programlanarak hızla üretime geçmesiyle

yatırımı 6 ay gibi oldukça kısa sürede geri

aldı. Son olarak, marketler ve perakende

zincirleri için vejetaryen ve gurme

ürünler üreten Kuzey Avrupa’nın lider

üreticilerinden İskandinav Atria, yirmi

dört saat kesintisiz hizmet ihtiyacını UR5

ve UR10 cobotlarıyla otomasyona geçip

karşıladı. Karides, zeytin, enginar, güneşte

kurutulmuş domates, sarımsak ve diğer

özel ürünlerin, üretim bandı durmadan

işlenmesini sağlayan otomasyon sistemi,

firmaya üstün rekabet avantajı sağladı”

şeklinde konuştu.


72

hotel restaurant

& hi-tech

ürünler

Ray sistemleri için kompakt LED sürücüler

Günümüzün modern aydınlatma sistemleri, güçten taviz vermeden daha ince hale geliyor. En

son teknoloji ürünü armatürler için yeni nesil LED sürücüler geliştiren OSRAM, OT FIT CS T LED

sürücüleri ile kendi güç sınıfının en kompakt ürünlerini sunuyor. OSRAM’ın geliştirdiği çok yönlü OT

FIT CS T ürün ailesi küçük boyutları sayesinde, ince ray sistemlerine sorunsuz bir şekilde sığabiliyor.

Konaklama sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde neredeyse görünmez olarak yeni nesil çözümler

sunuyor. Sadece 162 mm uzunluğunda olan LED sürücüler, birbirlerinden kısa mesafelere de entegre

edilebiliyor. 20, 30 ve 40 W seçenekleriyle sunulan LED sürücüleri, yüksek ışık kalitesi sağlayan

düşük ripple değerine sahip. Dört farklı çıkış akımı sürücü üzerindeki DIP switchler ile ayarlanabiliyor

ve bu sayede 250 mA ila 1050 mA aralığında çıkış akımı alınabiliyor. Sürücüler, çeşitli uygulama

gereksinimlerine esnek bir şekilde uyarlanabilmesinin yanı sıra siyah, gri veya beyaz renklerde üretiliyor

ve GLOBAL, EUTRAC veya NORLUX gibi çok sayıda geleneksel ray sistemi ile de uyum sağlıyor.

Cihazlar güvende

Yıldırım düşmeleri, prize takılı olan cihazlarınızın arızalanmasına

neden olarak önemli maddi kayıplar oluşturabiliyor. VİKO Multi-let

Şok Korumalı Grup Prizler; televizyon, bilgisayar, cep telefonu, ses

sistemi, çamaşır / bulaşık makinesi, yazıcı gibi elektronik cihazların

şebekede meydana gelen ani, aşırı gerilimlere ve yıldırım düşmesi

gibi etkilere karşı korunmasını sağlıyor. Ürünün üzerinde yer alan

koruma göstergesi ise ürününün aktif koruma durumunda olup

olmadığını kontrol etmeyi sağlıyor. Aynı şekilde ürünün üzerinde

yer alan açma ve kapama düğmesi ile elektrik bağlantısını kolayca

kapatmak da mümkün oluyor. Bununla birlikte açma-kapatma

anahtarı kapalıyken de şok koruma özelliği devrede kalarak

cihazları korumayı sürdürüyor. Ürünün en önemli özelliklerinden

bir diğeri, isteğe göre yüzeye sabitlenerek ya da asılarak

kullanılabilmesi. Ürün, bu sayede ofis, atölye ve şantiyelerde

güvenle kullanılabiliyor. 45 derecelik açıya sahip giriş yuvaları da

ürünün rahatça ve pratik şekilde kullanılmasına olanak sağlıyor.

Doğanın saflığı tasarıma dönüştü

Mutfakların kahramanları şefler için deneyim ve yeteneklerini sunumlarına

kusursuzca yansıtabilmek işlerinin en önemli parçası. Sunumlarında, yaratıcılıklarını

sergileyebilecekleri en önemli yardımcıları tabaklar ise işlevselliklerinin yanı sıra

tasarımları ve teknolojileriyle de ilham veriyor. Yenilikçiliğe odaklanan ve özgün stiliyle

şeflerin ihtiyaç ve beklentilerine uygun inovatif çözümler üreten Bonna, sadelikle yüksek

teknolojiyi bir araya getirdiği yeni serisi Hygge ile şeflere ilham vererek, üretkenliklerine

sınır koymadan hünerlerini sergileme imkanı tanıyor. Basit hatlarıyla doğadan izler

taşıyan ve yalın yemek deneyimine vurgu yapan seride; farklı ölçü alternatifleriyle

düz tabak, çukur tabak, kase, oval tabak ve servisler bulunuyor. Tasarımda gereksiz

detaylardan kaçınarak, saf ve daha evrensel bir yaklaşımı benimseyen Bonna, Hygee

serisiyle farklı yemek sunumlarına hitap edebilecek formların birbiriyle ahengine ve

bütünlüğüne odaklanıyor. Seri, sade tasarımı ve fonksiyonelliği ile şeflerin yemekle

bütünleşen sunumlar oluşturmasına yardımcı oluyor.

Kafeteryada sıfır temas

İş yerlerindeki yeme-içme alanlarındaki alışverişten doğan yüksek riskli temaslı ödeme sorununa

Sensormatic, yenilikçi teknolojileriyle benzersiz bir çözüm getirerek, yeme-içme alanlarındaki

alışverişlerde insan temasını sıfırlayan çözümü Passlogic Kantin Entegrasyon’u geliştirdi. Bu

çözümle çalışanlar iş yerlerindeki kantin gibi noktalardan yaptıkları alışverişlerde ödemelerini

temassız ve kendi personel kartlarıyla gerçekleştirebiliyor. Peki, sistem nasıl çalışıyor?

Öncelikle işletme içinde bulunan ve personelin harcama yapacağı yeme-içme alanlarına ve kredi

yüklemesinin yapılacağı noktalara mobil veya sabit kart okuyucular yerleştiriliyor. Çalışanlar her

ayın başında kredi kartları veya nakit olarak hesaplarına bakiye yüklemesi yapıyor. Bu bakiye de

çalışanın personel kartına otomatik olarak yükleniyor. Bu noktadan sonra çalışanlar alışverişlerini

kredi kartı veya nakit olarak değil, personel kartlarına yükledikleri bakiyeden temassız ödemeyle

gerçekleştirebiliyor. Yazılım, kullanıcı dostu olduğundan kullanımı kolay ve satışı yapılan ürünün

eklenmesi oldukça basit. Çözüm, merkezi bir yazılım ve web ara yüzü üzerinden çalıştığı için yazılım

kullanımına her lokasyondan ulaşım oldukça kolay. Hem iş sağlığı ve güvenliği hem harcama

alışkanlıklarının takibi adına otomatik olarak günlük, haftalık, aylık raporlar hızla alınabiliyor.



More magazines by this user
Similar magazines