NALBUR TEKNIK EKIM 2020

istmagmagazin

Ekim 2020

Profesyonellerin İhtiyacını Karşılar

Beton Kesim Makinası

EK7651H (BETONPAN, DOĞAL TAŞLAR)

4 zamanlı motor

Daha Çevreci

Daha Ekonomik

Daha Güçlü

Titreşim

Önleyici

Primer

Pompası

Kapasitör

Deşarj

Ateşlenmesi

Otomatik

Dekompresyon

Güç

3.0kW (4.1PS)

Maks.Disk Hızı

4.300 dev/dk

Disk Çapı

355x25.4mm


İşletmenizde Temiz H

YÖNETMELİKLE

Clean

DUMAN EMME S

Baca sistemi ge

Sınıfının en

Mükemmel çe

Uzun filtre

TS, DIN, EN, ISO v


ava Sahası Yaratın...

RE UYGUN

Arc ®

İSTEMLERİ

rektirmez

sessizi

kiş gücü

ömrü

e CE uyumlu

Detaylı

bilgi için

QR kodu

okutunuz

%99,95 *

toz tutma

kabiliyeti

*hepa filtre ile


FAVORİ AKÜLÜ SOLO

MAKİNELERİNİZİ SEÇİN

VE KENDİ SETİNİZİ

OLUŞTURUN

www.bosch-professional.com/tr/tr/

4

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


ŞİMDİ, HİÇ

OLMADIĞI KADAR

SAĞLAM!

Dayanıklı gövde dizaynı ile

YENİ GLL 2-15 G Professional

YENİ

LB 10

Tutucu

ile birlikte

Sipariş Numarası:

0 601 063 W00

YENİ

RM 10

Tutucu

ile birlikte

KOMBİ

LAZERLERİMİZİN

EN SAĞLAMI!

Dayanıklı gövde dizaynı ile

YENİ GCL 2-50 G Professional

IP64

YÜKSEK

KORUMA!

Sipariş Numarası:

0 601 066 M00




Akülü Zincirli Testere

DUC355 / DUC405

350mm (14”)/ 400mm (16”)

Yüksek Güç &

Yüksek Hızlı Zincir

Doğrudan motor tahrikli sistem

Yüksek verimlilik

Zincir freni ve değişken hızlı tetik anahtarı

testereye eş dğer çalışabilirlik sağlar.

Kaydırmaz el kavraması

Kilitleme

Güç düğmesi

Metal koruyucu

with auto power-off function

Değişken hız tetik

Akü kapasite

göstergesi

Ayarlanabilir otomatik

zincir yağlama


Profesyonellerin İhtiyacını Karşılar

Teknik Özellikler

Zincir freni

DUC355/DUC405

Kesim Uzunluğu

350mm/400mm

Kullanılabilir akü

2 adet 18V Li-ion

Ses düzeyi

87.7dB(A)

Zincir Hızı

0-20m/s

Zincir Yağ Kapasitesi

200ml

Titreşim (Ağaç Kesiminde) 5.3(m/s 2 )

Metal zincir tutucu

Aletsiz testere zinciri gerginlik ayarı

Ekstra Koruma Teknolojisi

Zincir yağı girişi


GERÇEK

PROFESYONELLER

İÇİN


Boru Sızdırmazlık Elemanı

Rulman Sabitleyici

Civata Sabitleyici

Hızlı Yapıştırıcı

Silikon Tabancası

Kimyasal Dübel




İçindekiler

2 2 2 8

“Pandemi Sürecinde, Üretimde Sürekliliği

Devam Ettirerek Yeni Ürün Geliştirme

Çalışmalarına Odaklandık”

“Starline Ürünleri 30’dan Fazla Ülkede

Güvenle Kullanılıyor”

3 2 3 6

“Beybi Eldiven’i, İhracatta Bir Dünya Markası

Yapmak İçin Çalışmalarımıza Devam Ediyoruz”

“edding Markası Ürün Gamımızda

Eksik Olan Bir Boşluğu Doldurdu”

4 2 6 0

“Yaşanan Süreç Talep Yönünü

Ülkemize Çevirebilir”

“Yaşanan Süreç İş Sağlığı ve Güvenliği

Sektörü Açısından Önemli Bir Dönüm Noktası Oldu”

Reklam

İndeks

ASAL İTHALAT...................................... 31

İZELTAŞ................................................ 15

PANASONİC.......................................... 17

ASKAYNAK................................ Ö.K.K-39

ATEŞ İNŞ......................................... 26-27

ATG....................................................... 43

BEYBİ İŞ GÜVENLİĞİ...................... 34-35

BOSCH...........................................Ö.K.İ-1

ÇELİK HORTUM................64-65 İNSÖRT

EGESAN............................................... 25

İHF.................................................... 57-79

KALE MAKİNA...................................... 6-7

KALEKİM............................................... 13

KANCA.................................................. 47

KARAM İŞ GÜVENLİĞİ......................... 51

KARBOSAN........................................ A.K

MADE.................................................... 55

MAGMAWELD.................................. 19-21

MANO.................................................... 53

REİS MAKİNA ............................. Ö.K-4-5

RİCO..................................................... 41

SEDA END........................................... 8-9

SELSİL................................................. 2-3

TÜRK BARTER..................................... 81

UĞUR HIRDAVATÇILIK.................. A.K.İ.K

YAKARKARDEŞLER............................. 45

İST İŞÇİ SAĞLIĞI.................................. 59

NT İMAJ................................................. 83

YAPARLAR.............................................11



Editörden

Konumuz

İş Güvenliği

Bu sayımızda dosya konusu olarak iş güvenliğini

işlemeye çalıştık. Özellikle koronavirüs salgın

sürecinde çok yoğun çalışmalarla faaliyetlerini

sürdüren iş güvenliği firmaları, sektöre sonradan

giren firmaların yanıltıcı ürün ve bilgilerinden oldukça

şikâyetçi. Bunun dışında firmaların çalışmaları

ise aralıksız ve yoğun taleple devam ediyor.

İş güvenliği alanında üretici tarafında yer alan

firmalar bu dönemi yeni ürün geliştirme ve farklı

pazarlama kanalları üzerinde çalışarak geçiriyor.

Önceki sayılarımızda belirttiğimiz üzere firmalar

dijital entegrasyonla birlikte pazarlama ve satış

kanallarını online araçlara yönlendirmiş durumda.

Bu durum hem genel pazara ve hem de son kullanıcıya

ulaşmak açısından firmalar için ucuz ve

etkili bir alternatif. Online pazarlama ve dijital satış

kanalları, süreç içerisinde alternatif olmaktan çıkarak

başrol oynayabilir.

Yaşanan sürecin, iş güvenliği sektöründe faaliyet

gösteren firmalardan bazılarını hızlı tedarik,

güven ve kaliteli ürün açısından öne çıkardığı

şüphesiz. Tedarik açısında altyapısı güçlü olan

firmalar bu dönemde rakiplerinin önüne geçmiş

durumda. Tabi krizi fırsat bilerek haksız rekabete

yol açacak girişimlerde bulunan bazı firmalar, bu

dönemde ve sonraki dönemler için bir güven kaybına

uğrayacaktır mutlaka. İçinde bulunduğumuz

süreç, şimdi ve sonraki dönemlerde iş güvenliği

firmaları için bir önemli bir terazi işlevi görebilir.

Bunun dışında diğer bir önemli konu ise ihracat.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Ticaret Bakanı

Ruhsar Pekcan’ın da katılımıyla eylül ayı geçici

dış ticaret verilerini, İstanbul’da düzenlediği toplantıyla

açıkladı. Türkiye’nin ihracatı bir önceki yılın

aynı ayına göre yüzde 4,8 artarak 16 milyar 13

milyon dolara ulaştığını açıkladı. Bununla birlikte,

bin 676 firma “İhracata Merhaba” dedi. İhracata

yeni başlayan bu bin 676 firma Eylül ayında 80

milyon 174 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Voli Fuar Hizmetleri A.Ş.

Adına İmtiyaz Sahibi

Hüseyin Ferruh IŞIK

Sorumlu Müdür

Mustafa Aktaş

mustafa.aktas@voli.com.tr

Yayın Editörü

Murat Uludasdemir

murat.uludasdemir@voli.com.tr

Reklam Müdürü

Zülküf Karadayı

zulkuf.karadayi@voli.com.tr

Finans Müdürü

Mustafa Aktaş

mustafa.aktas@voli.com.tr

Kurumsal İletişim Müdürü

Nehir Çetiner

nehir.cetiner@voli.com.tr

Grafik Tasarım

M.Cüneyt Er

cuneyt.er@voli.com.tr

Umarız salgın süreci ile birlikte, üretimde değişen

eksen kaymaları ülkemiz lehine bir netice sağlar

ve kaliteli Türk malı ürünler bütün dünyaya ihraç

edilir. Sektörün içinde yer alan tek yayın olarak

bütün temennimiz sektörün hacminin artması ve

firmalarımızın daha da büyüyerek dünya çapında

isim yapmaları.

Kasım sayımızda görüşmek üzere.

Sağlıcakla kalın.

Murat Uludaşdemir

CTP - Baskı

İhlas Gazetecilik A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

İhlas Plaza No: 11 A/41

Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL / TURKEY

Tel: +90 212 454 30 00

Adres

15 Temmuz Mahallesi Bahar Caddesi Polat İş Merkezi

B Blok No: 6-1/41 Kat:3

Güneşli - Bağcılar / İSTANBUL / TURKEY

Tel: +90 212 604 51 00 Fax: +90 212 604 51 35



İhracatta Cumhuriyet Tarihinin

Eylül Ayı Rekoru Kırıldı

Sektörel

Türkiye İhracatçılar Meclisi Eylül ayı ihracat rakamlarını açıkladı. Türkiye’nin ihracatı

2020 yılının Eylül ayında 16 milyar 13 milyon dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihinin

en yüksek eylül ayı ihracat rakamı oldu. Aynı zamanda aylık bazda 2020 yılının en

yüksek ihracat rakamına ulaşıldı. 207 ülkeye ihracat gerçekleştirilirken, 119 ülkeye

ihracat artışı sağlandı. Bin 676 firma ise ilk defa ihracat gerçekleştirdi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Ticaret Bakanı

Ruhsar Pekcan’ın da katılımıyla eylül ayı geçici dış

ticaret verilerini, İstanbul’da düzenlediği toplantıyla

açıkladı. Türkiye’nin ihracatı bir önceki yılın aynı

ayına göre yüzde 4,8 artarak 16 milyar 13 milyon

dolara ulaştı.

Türk ihracatçısının olağanüstü koşullarda bile

ne kadar başarılı olduğunu tüm dünyaya bir kez

daha gösterdiğini belirten İsmail Gülle, “Dış Ticaret

Fazlası Veren Türkiye’’ hedefimize Hükümetimizin

destekleri ve ihracatçımızın alın teriyle, emin

adımlarla yürüyoruz” dedi. İsmail Gülle, Eylül

ayı ihracat rakamları hakkında şu bilgileri verdi:

“Eylül ayında ihracatımız Ağustos ayına göre

yüzde 22,1’lik, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre

ise, yüzde 4,8’lik artışla 16 Milyar 13 Milyon dolar

oldu. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirmiş olduğumuz, 15

milyar 220 milyon dolarlık Eylül ayı rekorunu da

bu sayede tekrar kırarak yeni bir Cumhuriyet tarihi

rekoruna hep birlikte imza attık. Yeni Ekonomi

Programı ile 2020 ihracat hedefimiz olan 165,9

milyar dolara da ulaşacağız. Son dönemde, bu

başarının sinyallerini zaten halihazırda alıyorduk.

Normalleşmeyle gelen son üç aydaki ihracat

rakamlarımız, yeni dönemin ihtiyaçlarına hızla

adapte olduğumuzu göstermişti. 2021-2023

Yeni Ekonomi Programı’nda da “İhracata ve ithal

ürünlerin yerli üretimine dayalı ekonomik dönüşüm

ve değişim” hedefi ihracata verilen önemi

18

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Ürün Kodu: 3335 001004

Segman Pense Takımı

yeni

Tüm yetkili satıcılarımızda

3331 12 0170

İç Segman Pense (Eğri) B19-60

3321 12 0180

İç Segman Pense (Düz) B19-60

3311 12 0170

Dış Segman Pense (Eğri) B19-60

330112 0180

Dış Segman Pense (Düz) B 19-60

www.izeltas.com.tr


Sektörel

vurguluyor. Ayrıca, büyüme hedeflerine ulaşmak

için “ihracata, katma değerli üretime ve istihdama”

çok daha fazla yoğunlaşılacağının ifade edilmesi,

ihracat hedeflerimizi yakalamak adına bize önemli

güç katacaktır. İhracata dayalı ekonomik büyüme

modelinin aktörleri olarak, bizler de, ülkemizin

2023 hedeflerine ulaşması için tedarik ve pazar

kurgulamasını buna göre icra edeceğiz.”

Bin 676 firma “İhracata Merhaba” dedi

İsmail Gülle, eylül ayında bin 676 firmanın

“ihracata merhaba” dediğini ifade etti. İsmail Gülle,

“Yılbaşından bu yana aylık bazda ihracat ailesine

katılımda da bir rekor kırdık. İhracata yeni başlayan

bu bin 676 firmamız Eylül ayında 80 milyon 174

bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Firma özelinde

bakıldığında, Eylül ayı içerisinde Toplam 41 bin

386 firmamız ihracat gerçekleştirdi” diye konuştu.

İhracatçılarımız 207 ülkede

bayrağımızı dalgalandırdı

Eylül ayında ihracatçılarımızın ülkemizin bayrağını

207 ülkede dalgalandırmayı başardığını ifade

eden İsmail Gülle şöyle devam etti: “ İlk 10

ülkenin ihracattaki payı yüzde 49,3 olurken, ilk

20 ülkede bu pay yüzde 66,6 oldu. Eylül ayında

en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk 3 ülke ise

1 milyar 516 milyon dolar ile Almanya; 1 milyar

143 milyon dolar ile Birleşik Krallık ve 947 milyon

dolar ile ABD oldu. İlk 10 ülkenin ihracattaki payı,

yüzde 48,6 olurken; ilk 20 ülkede bu oran, yüzde

66,1 olarak gerçekleşti. Yılın ilk dokuz ayında

ise; en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk 5 ülke

11,28 milyar dolar ile Almanya, 7,55 milyar dolar

ile Birleşik Krallık, 7,24 milyar dolar ile ABD, 6,24

milyar dolar ile Irak, 5,53 milyar dolar ile İtalya

oldu. Eylül ayında, Ülke gruplarına göre ihracata

baktığımızda ise, en büyük pazarımız olan Avrupa

Birliği’nin ihracatımızdaki payının Eylül ayında,

6,77 milyar dolarlık bir hacim ile Yüzde 42,3

seviyesine yükseldiğini görüyoruz. AB haricindeki

diğer Avrupa ülkelerini de topladığımızda, Avrupa

kıtasının ihracatımızdaki payı Yüzde 56,5 olarak

gerçekleşti. Diğer ülke gruplarına baktığımızda ise,

Eylül ayında, Yakın ve Orta Doğu ülkelerine yüzde

4,7 düşüş ile 2,8 milyar dolar; Afrika kıtasının

tamamına yüzde 3,7’lik artışla 1,36 milyar dolar;

Uzak Doğu ülkelerine ise yüzde 6,8’lik artış ile 1,23

milyar dolar ihracat gerçekleştirdik.”

Katma Değerli ürün ihracatı artıyor

Eylül ayında Kilogram başı ihracat değeri yüksek

birçok üründe ihracatın arttığını belirten İsmail

Gülle, “Kilogram başı ihracat değeri 10 doların

üzerinde olan yüksek katma değerli ürünlerimizin

toplam ihracatı eylül ayında artış gösterdi. Bu

ürünlerde, 2019 yılının eylül ayında, 3 milyar 646

milyon dolar olan ihracatımız, bu yılın aynı ayında,

yüzde 12 oranında artarak, 4 milyar 92 milyon

dolar seviyesine yükseldi. Kilogram başı ihracatı

50 doların üzerinde olan en yüksek katma değere

sahip ürünlerde ise eylül ayında ihracatımız 656

milyon dolara ulaştı” diye konuştu.

Otomotiv liderliği geri aldı

Eylül ayında önceki yılın aynı ayına göre 20 sektör

ihracatını artırdı. Halı ve Yaş Meyve Sebze sektörleri

ise tarihlerinin en yüksek eylül ayı ihracatını

gerçekleştirdi. 2 milyar 605 milyon dolarlık ihracat

gerçekleştiren Otomotiv sektörü liderliği geri aldı.

1 milyar 798 milyon dolara ulaşan Hazırgiyim

sektörü ikinci, 1 milyar 633 milyon dolara ulaşan

Kimyevi Maddeler sektörü üçüncü oldu. Otomotiv

sektöründe geçtiğimiz yılın aynı ayına göre, 13,1

milyon dolarlık artış gerçekleşirken, Hazırgiyimde,

298 milyon dolar artış yaşandı.

Gemi ve Yat Sektörü ihracatını

yüzde 331 artırdı

Eylül ayının en güçlü performansına imza atan

20

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com



sektörler; yüzde 331,5

artışla 160 milyon dolara

ulaşan Gemi ve Yat;

yüzde 80 artışla 282

milyon dolara ulaşan

Savunma ve Havacılık;

yüzde 34 artışla 197

milyon dolara ulaşan

Yaş Meyve ve Sebze

sektörleri oldu. Sektörlerin

ihracat yaptıkları ülke

sayılarına baktığında ise,

Eylül ayında, 206 ülke ve

bölgeye gerçekleştirdiği

ihracatla Kimyevi

Maddeler sektörü birinci,

196 ülke ve bölgeye

ihracat ile Demir ve Demir

Dışı Metaller ikinci ve

193 ülke ve bölgeye ihracat yapan Çelik sektörü

üçüncü oldu. Gemi ve Yat sektörü; Polonya’ya

2019 eylül ayında ihracat gerçekleştirmezken, bu

yılın aynı döneminde 28,9 milyon dolar ihracat

gerçekleştirdi, Malta’ya ihracatı 52 katına, Birleşik

Krallık’a ihracatı 50 katına çıktı. Savunma ve

Havacılık Sanayii Sektörümüzün; Azerbaycan’a

ihracatı 76,7 milyon dolar, Umman’a ihracatı 41

milyon dolar, Hindistan’a ise 15,7 milyon dolar

artış kaydetti. Yaş Meyve Sebze sektörü ise;

Romanya’ya ihracatı yüzde 178, Irak’a ihracatı

yüzde 115, Hollanda’ya ihracatı yüzde 51 arttı.

Otomotiv sektörü Birleşik Krallık’a ihracatını 84

milyon dolar, Fransa’ya ihracatını ise 51 milyon

dolar artırdı. Hazırgiyim, Birleşik Krallık’a ihracatını

72 milyon dolar, İspanya’ya ise 47 milyon dolar

artırdı.

Tıbbi ürün ihracatı hız kesmedi

Geçtiğimiz yılın aynı ayına göre; solunum cihazları

yüzde 1900, maske ve önlük yüzde 838,tanı

kitleri yüzde 167,dezenfektan ihracatı ise yüzde

66 artış gösterdi. Eylül ayında, Toplam Covid-19

ürünü ihracatı yüzde 328 artışla 92 milyon dolar

olarak gerçekleşti. Yılın ilk dokuz aylık döneminde

ise Covid-19 ürünleri ihracatı 631 milyon dolara

ulaşırken; 2019 yılının aynı dönemine göre, yüzde

213 artış sergiledi.

Kastamonu ihracatını yüzde 147 artırdı

Eylül ayında 58 il ihracatını artırdı. En çok ihracat

gerçekleştiren ilk 5 il sırasıyla 6 milyar 399 milyon

dolarla İstanbul, 1 milyar 274 milyon dolarla Bursa,

1 milyar 225 milyon dolarla Kocaeli, 860 milyon

dolarla İzmir, 762 milyon dolarla Gaziantep oldu.

TİM Başkanı İsmail Gülle,

“Eylül ayında, olağanüstü bir

performansla Türk ihracatında

tarihin en yüksek Eylül

rakamını yakaladık. Türkiye

İhracatçılar Meclisi olarak,

Her zaman ifade ettiğimiz “Dış

Ticaret Fazlası Veren Türkiye’’

hedefimize, Hükümetimizin

destekleri ve ihracatçımızın

alın teriyle, emin adımlarla

yürüyoruz” dedi.

Sektörel

En dikkat çekici artışlar

ise; Yüzde 147 artışla 27

milyon dolarlık ihracata

imza atan Kastamonu;

Yüzde 64 artışla 21

milyon dolara ulaşan

Rize; Yüzde 51 artışla

75 milyon dolar ihracat

yapan Şırnak’ta oldu.

Kastamonu’da Madencilik

sektörü ihracatını 39

katına çıkardı. Şırnak’ta

ise Yaş Meyve Sebze

sektörü ihracatını yüzde

376 artırırken; Rize’de

Su Ürünleri ve Hayvansal

Mamuller sektörü

ihracatını yüzde 183

artırdı.

Paritenin olumlu etkisi 475 milyon Dolar

Son dönemde paritedeki artışın etkisi ihracata

pozitif yansıdı. Eylül ayında paritedeki artışın pozitif

etkisinin 475 milyon dolar olarak gerçekleştiğini

görüyoruz. Yılın ilk dokuz ayında ise paritedeki

yükselişin pozitif etkisi 38 milyon 521 bin dolar

olarak gerçekleşti.

“Yeni Nesil Ticaret Diplomasi”

faaliyetleri aralıksız devam edecek

“Tüm dünya dijitalleşmenin önemine pandemi

döneminde bir kez daha farkına vardı” diyen

Gülle şunları söyledi: “2020 yılı da, pandeminin

etkisiyle, işlerimizi sanal platformlara taşıdığımız

bir yıl oldu. Bakanlığımızın koordinasyonuyla

gerçekleştirdiğimiz Sanal Ticaret heyetlerini 11

ülkede başarıyla tamamladık. İhracatçılarımızdan

gelen talepler doğrultusunda önümüzdeki

dönemde sanal ticaret heyetlerimizin sayısını

daha da artıracağız. Sanal ticaret heyetlerimize

bu ay da yenilerini ekledik. Meksika, Kolombiya,

Peru ve Şili’ye gerçekleştirdiğimiz heyetimiz kadın

ihracatçılara özel ilk sanal ticaret heyeti olma

vasfıyla Meclisimizin gerçekleştirdiği ilkler arasına

girdi. Yine Kazakistan’a 28-30 Eylül tarihlerinde

gerçekleştirdiğimiz Sanal Ticaret Heyetimize

katılan birçok firmamız ikili iş görüşmeleri

gerçekleştirdi. Gerçekleşen görüşmelerin bu

pazarlarda ihracatımıza büyük katkı sağlayacağına

inancımız tam. Sanal Ticaret Heyetlerimiz bu

ülkelerle sınırlı kalmayacak olup TİM olarak ihracat

ailesinin 95 bini aşkın üyesiyle, hedef pazarlarda

“Yeni Nesil Ticaret Diplomasisi” faaliyetlerimize

aralıksız şekilde devam edeceğiz.”

22

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


23


Sektörel

Viko İle Güvenliğinizi Otomatiğe Alın…

Sigortalar, elektrik tesisatına sahip olan her bina

için olmazsa olmaz. Çünkü sigortalar, nominal

çalıştığı akım değerinin üzerinde bir akım

geldiğinde elektrik tesisatınızı devre dışı bırakarak

önce sizin ve ailenizin, sonra da cihazlarınızın

güvenliğini sağlıyor. Böylesine önemli görevi olan

bir cihazın da mutlaka kaliteli olması gerekiyor.

Elektrik anahtarı ve priz sektörünün lider kuruluşu

Panasonic Life Solutions Türkiye tarafından

geliştirilen VİKO marka otomatik sigortalar, özel

tasarımları ve kaliteleri ile her binaya yüksek

güven getiriyor.

Alçak gerilimde yüksek güven…

Bağlı bulundukları elektrik tesisatını aşırı akım

ve kısa devrelere karşı koruyan VİKO otomatik

sigortalar sistemi de kumanda ediyor. Yüksek

kesme kapasitesine göre tasarlanmış gövde

yapısı ile dikkat çeken ürünler, düşük güç tüketimi

ile de enerji tasarrufu sağlıyor. Ayrıca IP20 sınıfı

elle temasa karşı yüksek korumalı bağlantı

terminalleri içeriyor. Oluşan etkin arkı söndürmek

için 12 plakalı hücre ve uzun ömür için AgC4

kontak yapısı da VİKO otomatik sigortaların

özellikleri arasında yer alıyor.

Eviniz güvende, içiniz rahat…

Aşırı yük durumunda devreyi keserek termik

koruma işlemi gerçekleştiren VİKO otomatik

sigortalar, yüksek ısının etkisiyle eğilen bimetal

element mekanizmayı harekete geçirerek ana

kontakların ayrılmasını sağlıyor. Aynı zamanda

yüksek akımlarda ya da kısa devre anında

bobin içerisindeki piston, manyetik değişimlerde

mekanizmayı tetikleyerek devreyi kesiyor ve

böylece manyetik koruma başlıyor. Eviniz

güvende, sizin içiniz de rahat oluyor.

VİKO otomatik sigortalar çok özellikli…

Özel tasarımlarıyla birçok avantajı da beraberinde

getiren VİKO otomatik sigortalar, DIN rayı olmadan

da istenilen her yüzeye monte edilebiliyor. Her

tip bara bağlantısı bulunuyor. Kablolamadan ve

güvenli montaj ile panoda estetik sağlanırken, hızlı

bağlantı gerçekleştiriliyor. Korumalı terminaller

ile kablonun tam olarak terminale yerleşmesi

mümkün oluyor. VİKO otomatik sigortalar,

aynı zamanda hatalı kablo bağlantısına izin

vermiyor ve tesisatta ark oluşumunu engelliyor.

Hangi hatta problem olduğu sigorta üzerinden

kolaylıkla anlaşılıyor, arızayı bulmak kolaylaşıyor.

Sigortanın üzerindeki ihbar göstergesi sayesinde,

mandal pozisyonu kolayca görülüyor. Bu özellik,

arıza süresini minimuma indiriyor. VİKO otomatik

sigortalar, çoklu bağlantılarda ise sigortaların

birbiriyle kablo temasına izin vermiyor, böylece

meydana gelebilecek ark ve kısa devre riskini

engelleyerek tesisatı koruyor. Öte yandan

yardımcı aksesuar, montaj yeri uygunluğu ile de

aksesuarlı kullanım seçeneği sunuyor.

24

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


25


Röportaj

Egesan Aşındırıcı Taşlar San. A.Ş. ve Egeli Zımpara San. A.Ş.

Pazarlama Müdürü Burak Çağlar:

“Pandemi Sürecinde, Üretimde Sürekliliği

Devam Ettirerek Yeni Ürün Geliştirme

Çalışmalarına Odaklandık”

Burak Çağlar

Egesan / Egeli Aşındırıcılar A.Ş. Pazarlama Müdürü

Egesan Aşındırıcı Taşlar San. A.Ş. ve Egeli

Zımpara San. A.Ş. pandemi sürecindeki

çalışmalarını, kendi vizyonu içinde benimsediği

strateji ve alışılagelmiş uygulamaları ile en

sorunsuz şekilde sürdüren firmalardan biri.

Firma olarak her türlü krize daima hazırlıklı

olma stratejileri ile pandeminin en yoğun geçtiği

dönemlerde bile üretim kapasitelerinde azalma

yaşamadıklarını belirten Pazarlama Müdürü

Burak Çağlar, salgın döneminde özellikle ürün

geliştirme alanına odaklandıklarını ve bu alanda

oldukça başarılı sonuçlar aldıklarını söylüyor.

Yaşanan sürecin, tedarik açısından dünyanın belli

bir coğrafi bölgesinden daha dengeli bir düzleme

kaydığını belirten Burak Çağlar, bu süreçte

oluşan risklerden dolayı üretici ve kullanıcının,

sürdürülebilirlik için tedarik kanallarını batıya

kaydırdığını belirtiyor. Bu dönemde lansmanını

yaptıklarını INDUSTRY serisi taşları hakkında da

bilgiler veren Çağlar ile pandemi sürecinin sektöre

etkilerini ve bu dönemde yaptıkları çalışmalar

hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

26

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Röportaj

Firma olarak pandemi sürecindeki

çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Egesan Aşındırıcı Taşlar San A.Ş. ve Egeli

Zımpara San. A.Ş. olarak, bizler de tüm dünya

gibi bu öngörülmesi imkansız pandemi sürecine

hazırlıksız yakalandık. Yalnız, bir şirket vizyonu

olarak benimsediğimiz her türlü krize daima

hazırlıklı olma stratejimiz sayesinde hem tedarik

zinciri, hem üretim, hem de satış kanallarında bu

süreci çok hızlı kontrol altına almayı başardık.

Bu sayede üretim kapasitemizde pandeminin

en yoğun geçtiği dönemler dahil, neredeyse hiç

azalma yaşanmadı diyebiliriz.

Her iki üretim tesisimizde operasyonumuzun

çok büyük bir bölümünün otomatik makineler

tarafından yapılıyor olması, bunları kontrol eden

operatör arkadaşlarımızın, pandemi öncesinde de

sosyal olarak birbirlerine mesafeli çalışmalarına

olanak sağlıyordu. Bu nedenle tesislerimizde

sosyal mesafeyi sağlamak bizim için bu süreçte

çok zor olmadı.

Fakat tüm dünyanın içinde bulunduğu bu talihsiz

dönemi, Egesan Aşındırıcı Taşlar San. A.Ş. ve

Egeli Zımpara San. A.Ş. olarak en az olumsuz

etkiyle atlatıyor olmamızın temel nedeni,

önlemlerimizi çok önceden almış olmamız ve bu

önlemlerin uygulanması konusunda bugün dahil

hiçbir esneklik göstermememizdir.

Son dönemde dünya çapında yaşanan

sosyal ve ekonomik gelişmeler paralelinde

değerlendirecek olursanız, yaşanan süreç

firma olarak sizi nasıl etkiledi? Yaşanan

sürecin sektöre ve dolayısıyla size yansımaları

hakkında neler söylersiniz?

Pandemi süreci aslında 1971’de ABD ile Çin

arasında başlayan pingpong diplomasisinden

beri giderek güçlenen ve tekelleşmeye başlayan

Uzak Doğu ekonomisini büyük oranda etkiledi.

Geçen yıllar boyunca çok az istisna hariç

dünyanın neredeyse tüm üretim odaklı ülkeleri,

fiyat rekabetine odaklı bir üretim anlayışına

geçtikleri için tedarik zinciri üzerinde büyük riskler

alarak hammadde tedarikinin çok büyük bir

kısmını Uzak Doğu’dan yapmaya başladılar.

Pandemi süreci, bu anlamda tüm dünyayı tekrar

okul sırlarına oturtup kuralları bir kez daha, fakat

bu sefer acı bir deneyimle hatırlattı diyebiliriz.

Tek bir tedarikçiye veya tek bir coğrafyaya bağlı

bir tedarik zinciri yönetiminin bir üretim tesisini,

2020 yılında bile durma noktasına getirebileceğini

çok sert bir deneyimle tüm dünya olarak tekrar

hatırladık.

Şimdi ekonomi tekrar dengeli dağılım eğiliminde

hareket ediyor. Üretici de kullanıcı da bu riski

bir daha göze almak yerine, daha fazla para

ödemeyi tercih ederek, sürdürülebilirlik için tedarik

kanallarını batıya kaydırıyor. Bu aynı zamanda

son üründeki kalitenin de yükselişi anlamına

geliyor.

27


.

28 Ekim 2020 . www.istanbulhirdavatfuari.com

Röportaj

Bizler ise Egesan Aşındırıcı Taşlar San A.Ş.

ve Egeli Zımpara San. A.Ş. olarak kaliteyi ve

üretimin sürdürülebilirliğini kuruluşumuzdan beri

bir vizyon olarak benimsediğimizden sanayinin

büyük bir kısmının deneyimlediği bu zorlu sürece

neredeyse hiç maruz kalmadık diyebiliriz.

Yaşanan süreç ve sonrası ile ilgili sektörel

değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Aşındırıcı sektörü aşağı yukarı tüm sanayiye

direkt veya dolaylı yoldan hizmet veren bir sektör

olduğundan, hizmet verdiği bu sektörlerden

herhangi birinin veya birkaçının dönemsel olarak

zayıflama eğilimine girmesi, aşındırıcı sektörünü

Bu süreçte firma olarak çalışmalarınızı aynı oranda değil, bağlı olunan sektörün

daha çok hangi alanda (Ar-Ge, inovasyon,

pazarlama, üretim vb.) yoğunlaştırdınız?

Özelikle pandemi döneminin başlangıç aşaması,

yani tüm ülkenin evlerine kapandığı dönemde

Egesan Aşındırıcı Taşlar San. A.Ş. ve Egeli

Zımpara San. A.Ş. olarak bazı durumları fırsata

çevirmeyi bildik. Örneğin; hem üretim hem

saha ekibimizin ürün, strateji ve şirket vizyonu

büyüklüğüne göre fakat her durumda daha düşük

oranlarda etkilemekte.

Bu dönemde inşaat ve otomotiv gibi hizmet

verdiğimiz 2 büyük sektörün büyük darbeler

aldığını gördük fakat aşındırıcı sektörü diğer

hizmet verdiği sektörler sayesinde zararını en alt

seviyede tutmayı başardı.

Pandemi süreci, ayrıca insanların harcama

gibi konulardaki bilgilerini tazeleme, teknik alışkanlıklarının da değişmesine yol açtı. Bu

eğitimler organize etme gibi fırsatlar bulduk.

Bu eğitimlerin bir çoğunu tedarikçilerimizle bir

sinerji içinde gerçekleştirdiğimiz için interaktif ve

yüksek verimli bir süreç oldu. Bunların tamamını

online platformlar üzerinden verimli bir şekilde

gerçekleştirdik.

sayede birçok yeni iş kolu kuruldu ve kurulmaya

devam ediyor. Bu iş kollarının da direkt veya

dolaylı yollarla aşındırıcı ürünlere ihtiyacı oluyor.

Sonuç olarak bazı grafikler iniş eğilimine girerken

bazıları yükseliyor ve hatta sıfırdan kendine yeni

bir satır açıyor.

Bu dönemde özellikle ürün geliştirme alanına Gelecekte de bu dinamizmin artacağına

odaklandık. Hem mevcut ürün gamımız hem de

sektörün ihtiyaç duyduğu; işletmelerin verimliliğini

arttıracak, birim zamanda daha fazla iş yapma

inanıyoruz. Doğru politikalarla desteklenmesi

halinde de Türk üreticilerin dünya çapında çok

daha üst sıralarda yer almaları kaçınılmaz

kapasitesine sahip yeni ürünler üzerinde olacaktır.

çalışmalar yapma fırsatımız oldu ve oldukça

başarılı sonuçlara imzalar attık.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Alınan tüm tedbirlere rağmen ülkemiz olarak zor

dönemlerden geçiyoruz. Pandeminin yanı sıra

TL’nin döviz endekslerindeki

olumsuz yönelimi aşındırıcı

sektörü de dahil tüm

sektörleri içgüdüsel

olarak daha temkinli

olmaya yönlendiriyor.

Kesinlikle temkinli

olmalıyız fakat inancımızı

yitirmeden gelecek

vizyonlarımızı gerekiyorsa

bir kez daha gözden geçirip

emin adımlarla

Bunlardan biri, yeni lansmanını yaptığımız ilerlememiz

INDUSTRY serisi taşlarımız. Egesan’ın özgün

görsel dizaynını, modernize ederek kullanıcıya

gerektiğine

inanıyoruz.

sunduğumuz bu serinin üretim aşamasında

da bire bir aynı vizyona sadık kalındı. Modern

işletmelerin birinci önceliği olan verimliliği

merkeze koyduğumuz bu ürün gelişme

sürecimizin sonunda, kullanıcıları birim maliyetten

ve zamandan tasarruf ettirebilecek yeteneklere

sahip yepyeni bir seri ortaya çıkarmayı başardık.


Herkes Hızlanmaya

Hazır mı?

Metal ve Paslanmaz Çelik malzemeler için özel olarak

geliştirilen EGESAN INDUSTRY mükemmel performans ve

süratli kesim ihtiyacınızı karşılamak üzere üretildi.

EGESAN

Uzman Ellerden Usta Ellere

www.egesan.com.tr

29


30

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


31


Röportaj

Ateş A.Ş. İhracat Müdürü Ege Çevik:

“Starline Ürünleri 30’dan Fazla Ülkede

Güvenle Kullanılıyor”

Kişisel Koruyucu Donanımlar alanında ürettiği ürünlerle birçok sektöre hizmet sunan

Ateş A.Ş. Starline markası ile yurt içi ve yurt dışında birçok sektöre ürün sunuyor.

Her sene geliştirdiklerini yeni ürünlerle ürün gamını genişleten Ateş A.Ş., farklı

sektörlerdeki ihtiyaçlara göre Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına devam ediyor.

Birçok fabrikanın üretime ara vermek zorunda kaldığı dönemde hem satış hem de

operasyon noktasında ara vermeden çalışmalarını sürdüklerini belirten Ege Çevik

ile dosya konumuz kapsamında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Fabrikalara, denizcilik, lojistik, maden, inşaat ve

birçok farklı sektöre geliştirilmiş ürünlerini sunan

Ateş A.Ş., pandemi süreci boyunca çalışmalarını

aralıksız sürdürüyor.

Pandemi sürecinde bütün dünyada arz sıkıntısı

çekilen koruyucu donanımların ihracatını

yaptıklarını belirten Ateş A.Ş. İhracat Müdürü Ege

Çevik, yurt içinde de gerekli donanım ihtiyaçlarını

karşılayarak devlete destek olduklarını söylüyor.

Starline’nin, Türkiye’de en çok tercih edilen

Kişisel Koruyucu Donanım markalarından birisi

olduğunun altınız çizen Ege Çevik, dünya çapında

yaşanan sıkıntılara rağmen stokları nispetinde

müşterilerine ürünlerini gönderdiklerini ve ödeme

konusunda kolaylık sağladıklarını ifade ediyor.

Firma olarak pandemi sürecindeki

çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

ATEŞ A.Ş olarak STARLINE markamız ile

Kişisel Koruyucu Donanım sektöründe faaliyet

gösteriyoruz. Fabrikalara, denizcilik, lojistik,

maden, inşaat ve birçok farklı sektöre baştan

ayağa iş güvenliği ekipmanları sağlıyoruz.

Pandemi, bütün dünyayı olduğu gibi ülkemizi

de etkiledi, salgının en yoğun olduğu dönemde

hayat durma noktasına geldi ve birçok fabrika

üretime ara vermek zorunda kaldı. Biz hem satış

olarak hem de operasyon olarak hiç durmadık.

32

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Röportaj

Ege Çevik

Ateş A.Ş. İhracat Müdürü

Yetkililerin açıklamalarına uyarak, alınan

kurallar çerçevesinde gerek ofislerimizde gerek

depolarımızda kontrollü şekilde sosyal mesafeye

uyarak çalışmalarımıza devam ettik. Bu süreçte

ürün portföyümüzde bulunan ve tüm dünyada

arz sıkıntısı çekilen maske, gözlük ve tulum gibi

ürünleri ihraç ederek yardım eli uzattık, bir yandan

da hibe ederek devletimize destek olduk.

Son dönemde dünya çapında yaşanan sosyal

ve ekonomik gelişmeler paralelinde

değerlendirecek olursanız, yaşanan süreç

firma olarak sizi nasıl etkiledi? Yaşanan

sürecin sektöre ve dolayısıyla size

yansımaları hakkında neler söylersiniz?

Son dönemde dünyada politik ve ekonomik

bir mücadele var diyebiliriz. Dünya’nın iki

büyük ekonomisi Amerika ve Çin’in birbirlerine

uyguladıkları ek vergiler, Brexit süreci ve

son olarak Suudi Arabistan’ın Türk mallarına

uyguladığı ambargo bunlara sadece birer örnek.

Her ülke daha çok büyüme arzusunda. Pandemi

sürecinde de ticari faaliyetler askıya alındı.

Özellikle solunum cihazı, tek kullanımlık maske,

tulum, koruyucu gözlük ve benzeri ürünlerin

tedarik zincirinde kısıtlamalar oldu. Türkiye,

birçok ülkeye bu ekipmanları sağlayarak yardım

eli uzattı. Bizde hibe ettiğimiz ürünlerle bu sürece

destek olduk. Fakat maalesef bu desteği diğer

ülkelerden göremedik. İthal ettiğimiz ürünlerin

tedarikinde aksamalar ve gecikmeler yaşadık.

Buna rağmen pandemi sürecinde müşterilerimize

stoklarımız elverdiğince ürünlerimizi göndermeye

devam ettik, ödeme konusunda onlara kolaylık

sağladık.

Bu süreçte firma olarak çalışmalarınızı

daha çok hangi alanda (Ar-Ge, inovasyon,

pazarlama, üretim vb.) yoğunlaştırdınız?

Yukarıda da bahsettiğim gibi, ülkeler arasında

ekonomik mücadele var. Türkiye olarak bu

mücadelede etkin olabilmemiz için daha çok

üretmek ve ihraç etmemiz gerekirken, dünya

çapında daha çok markaya sahip olmamız lazım.

STARLINE, Türkiye’de en çok tercih edilen

Kişisel Koruyucu Donanım markalarından birisi.

Hedefimiz dünya çapında bir marka olmak ve

bu hedefte ilerliyoruz. Ürünlerimiz 30’dan fazla

ülkede yüzlerce fabrikada güvenle kullanılıyor.

Biz de bu süreçte üretim ve pazarlama

planlamaları yaptık. Başta Avrupa pazarımızı

daha çok geliştirmek için orta ve uzun vadeli

projeler yaptık. Bunun yanı sıra Adana’da yapımı

süren fabrikamızda 2021 başında iş güvenliği

ayakkabısı ve bot üretimine başlayacağız.

33


.

34 Ekim 2020 . www.istanbulhirdavatfuari.com

Röportaj

İlerleyen yıllarda da farklı ürün gruplarında

üretime başlayıp, bunları daha fazla ülkeye ihraç

etmek istiyoruz.

Yaşanan süreç ve sonrası ile ilgili sektörel

değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

gıdaya, hızlı tüketim ürünlerinden ham maddeye

bizim de dahil olduğumuz çoğu sektörde tedarik

zincirinde aksamalar meydana geldi, fiyatlarda

dalgalanmalar oldu. 2020 her anlamda sürprizlerle

dolu, öngörülemeyen bir yıl oldu. Pandemi hala

var fakat alınan önlemlerle üretimler tekrardan

Pandemi bazı fabrikaların kapanmasına, başladı. Dünya’da ve ülkemizde aşı çalışmaları

bazılarının ekstra çalışmasına sebep oldu.

Normal çalışma düzeni bozuldu. Sadece tıbbi

devam ediyor. Ben 2020’deki kayıpların daha

hızlı toparlanacağına inanıyorum.

cihazlarda değil, temizlik-hijyen ürünlerinden


Türkiye Tek Yetkili Distribütörü

KORE’NİN

1 NUMARASI

PROFESYONEL ELEKTRİKLİ

EL ALETLERİ

Adres: Ahi Evran Caddesi 06374 No:33-35

Ostim/Ankara-TÜRKİYE

Web: www.asalithalat.com

Telefon: +90 312 426 61 11 (pbx)

Fax : +90 312 426 71 11

e-mail : info@asalithalat.com


Beybi Eldiven Yönetim Kurulu Başkanı Metin Levi:

“Beybi Eldiven’i, İhracatta

Bir Dünya Markası Yapmak İçin

Çalışmalarımıza Devam Ediyoruz”

Röportaj

Türkiye’nin en büyük eldiven üreticilerinden

biri olan Beybi, pandemi sürecinde de sektörel

alanda yaptığı yatırımlara ara vermeden devam

ediyor. İçinde bulunduğumuz süreç dahil olmak

üzere, daha sonra ortaya çıkabilecek her koşula

hazırlıklı olduklarını belirten Beybi Eldiven

Yönetim Kurulu Başkanı Metin Levi, esnek ve

dinamik yapıları ile 71 yıllık markalarını geleceğe

taşımayı hedeflediklerini söylüyor.

Pandemi sürecinde Ar-Ge departmanında,

maliyetleri düşürmek ve yeni ürünler geliştirmek

için çalışmalar yaptıklarını kaydeden Levi, satış

için online kanallar geliştirdiklerini ve geleneksel

pazarlama ile ulaşamadıkları bölgelere erişmeyi

hedeflediklerini belirtti. İhracat alanında Beybi’yi

bir dünya markası yapmak üzere adımlar attıklarını

söyleyen Metin Levi ile sektör ve Beybi’nin

çalışmaları hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Firma olarak pandemi sürecindeki

çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Pandemi sürecinde evden çalışma sistemine

geçtik. Tüm ekibimiz, evden çalışmaya başladı ve

büyük ihtimal öyle devam edecek. Doğayı daha

az kirletmenin tüm yollarını irdeledik ve küçük bile

olsa farklar oluşturmaya gayret ediyoruz.

Son dönemde dünya çapında yaşanan

sosyal ve ekonomik gelişmeler paralelinde

değerlendirecek olursanız, yaşanan süreç

firma olarak sizi nasıl etkiledi? Yaşanan

sürecin sektöre ve dolayısıyla size yansımaları

hakkında neler söylersiniz?

Tüm dünyanın başına aynı anda gelen bu mesajın

çok önemli bir felsefik boyut taşıdığına inanıyoruz.

Evren bize bir ders veriyorsa mesajı iyi algılamak

lazım. Gereksiz tüketimden kaçınmak aldığımız

en önemli derstir. Firma olarak da birçok ezberi

36

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Röportaj

bozmak üzere inceledik ve bozduk. Lider olmak

kolay değil. Ancak liderler bu zamanlarda

kendilerini gösterirler.

Bu süreçte firma olarak çalışmalarınızı

daha çok hangi alanda (Ar-Ge, inovasyon,

pazarlama, üretim vb.) yoğunlaştırdınız?

En önemli gelişim esnek imalat üzerine attığımız

adımlar oldu. Gereksiz büyük stoklara girmememiz

gerektiğini gördük. Esnek üretim için de teknik alt

yapımızı geliştirdik. Ar-Ge departmanımız gerek

maliyet düşürmek gerekse yeni ürün geliştirmek

için kolları sıvadılar. Satış için online kanalımızı

geliştirdik. Pazarlama ile de erişemediğimiz

bölgelere erişmeyi hedefledik. Son kullanıcılara

doğru eldiveni seçip maliyet düşürmeleri için

katkıda bulunmanın yollarını araştırdık. İhracat

olarak ise Beybi’yi bir dünya markası yapmak

üzere adımlarımızı attık.

Yaşanan süreç ve sonrası ile ilgili sektörel

değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Beybi eldiven olarak sektör dediğimizde birçok

sektöre hitap ettiğimizi görüyoruz. Bu yüzden bir

analiz değil birçok analiz yapmaktayız. Amaç ve

ileriye dönük plan zamana uymaktır. Bu süreç

veya Türkiye’nin içine gireceği tüm süreçler için

esnek ve dinamik bir yapı ile 71 yıllık markamızı

geleceğe taşıyacağız.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Gerek fert, gerek şirket, gerekse millet ve

tüm dünya olarak mutlak icap etmeyen her

harcamadan uzak durmalıyız. Tüketim ekonomisi

kendini üretime bırakmalı. Fertler olarak daha az

tüketmeli, ülke olarak ise daha çok üretmeliyiz.

Biz elimizden gelenle yetinmeyip daha ne

yapabiliriz diye düşünürken herkesten aynı

desteği bekliyoruz.

37


38

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


39


Güney Hırdavat Genel Koordinatörü Gökhan Erpolat:

Röportaj

“edding Markası Ürün Gamımızda Eksik

Olan Bir Boşluğu Doldurdu”

Gökhan Erpolat

Güney Hırdavat Genel Koordinatörü

Dünyaca ünlü edding firmasını distribütörlüğünü

yapan Güney Hırdavat, pandemi süreci boyunca

çalışmalarına ara vermeden devam ediyor.

Pandemi sürecinin iş yapma modelleri üzerinde

farklı ve değiştirici etkisine vurgu yapan Güney

Hırdavat Genel Koordinatörü Gökhan Erpolat,

yaşanan süreçle birlikte dünyada birçok şeyin

değiştiğini ve teknolojiye bağımlılığın daha da

arttığını söylüyor.

edding markasının sektörde bilinirliliğini daha

fazla arttıracak, sektörün ihtiyacı olan kalite ve

maliyetlerde dağıtım yapabilecekleri bir altyapı

hazırladıklarını kaydeden Erpolat ile edding

özelinde süreç ve sektörle ilgili bir söyleşi

gerçekleştirdik.

Firma olarak pandemi sürecindeki

çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Pandemi sürecinin tamamında, kısıtlı işgücü ve

çalışma saatleri içerisinde de olsa hep çalıştık.

Gereken bütün tedbirleri aldıktan sonra, sosyal

sorumluluk bilinciyle müşterilerimizin siparişlerini

gönderebilmek için ciddi bir çaba sarf ettik.

Piyasamızdaki firmaların birçoğu çalıştığı için,

özellikle de internet üzerinden satış yapan

firmaların tedarik tarafında problem yaşamaması

adına bizim gibi toptancı firmaların çok önemli rolü

oldu bu süreçte. Toplantılarımızı değişik yazılım

programları üzerinden yaparak iş süreçlerimizin

aksamaması için azami gayret gösterdik. Aslında

bu süreç bundan sonraki yeni sürecin de bir

provası gibiydi.

40

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Röportaj

Bu süreçte firma olarak çalışmalarınızı

daha çok hangi alanda (Ar-Ge, inovasyon,

pazarlama, üretim vb.) yoğunlaştırdınız?

Genel anlamda, tedarik tarafında sıkıntı

yaşatan ürünlerin yerine ikame mal ve marka

arayışlarımıza hız kattık. Teknolojik altyapımızı

iyileştirmek ve geliştirmek için neler yapılabileceği

hakkında daha çok kafa yormaya başladık.

edding tarafında ise, sektörümüzde bilinirliliğimizi

daha da fazla artıracak, yeni ürünler geliştirerek

sektörümüzün ihtiyacı olan kalite ve maliyetlerde

dağıtımını yapabileceğimiz bir altyapıyı

hazırlıyoruz. Pazarlama bütçelerimizi de bu

minvalde şekillendirmeye çalışıyoruz. Daha

çok noktada var olabilmek adına müşteri

ziyaretlerimizi artırmak ve daha çok noktaya ürün

stantlarımızı ulaştırmak istiyoruz.

Yaşanan süreç ve sonrası ile ilgili sektörel

değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

İnsanların alışveriş alışkanlıkları zaten değişmeye

başlamıştı, bu süreçte daha da hızlandı.

Dolayısıyla sektörümüz için de bundan sonra

yapılması gerekenler bu paralelde olacaktır.

Tedarik zincirinde problem yaşanmaması için

üretim kapasiteleri daha da artacak, yeni ihtiyaçlar

için yeni ürünler ve modeller geliştirilecektir.

Son dönemde dünya çapında yaşanan

sosyal ve ekonomik gelişmeler paralelinde

değerlendirecek olursanız, yaşanan süreç

firma olarak sizi nasıl etkiledi? Yaşanan

sürecin sektöre ve dolayısıyla size yansımaları

hakkında neler söylersiniz?

Aslına bakarsanız bu süreç bütün dünyada birçok

şeyi değiştirdi. Özellikle de iş modelleri ve iş fikirleri

hakkında teknolojiye olan bağımlılığı perçinledi.

Tedarik süreçlerini çok etkiledi. Ülkelerin ihracat

ve ithalat politikalarını, şirketlerin insan kaynakları

ve yatırım stratejilerini değiştirdi. Yerli üretimin

ne kadar önemli olduğunu tüm dünya ülkelerine

bir kez daha hatırlattı. İhracat ve ithalatı daha

kolay yapılabilecek, mevcut piyasalardaki ihtiyaç

duyulan ürünlerin dış ticareti üzerine daha fazla

kafa yorulacak yeni bir süreci başlattı. Tüm ülkeler

güçlü oldukları taraflara daha çok odaklanacak,

eksik oldukları tarafları da kapatmak için yeni

stratejiler geliştireceklerdir. Bütün bunları

düşündüğümüzde, yukarıda bahsetmiş olduğum

konuların hepsi sektörümüzü ve dolayısıyla da

firmamızı aynı şekilde etkiledi. Firma olarak yeni

sürece alışmaya çalışıyoruz.

edding ürünleri için de aynısı geçerli: Bu dönemde

satışlarımız ve tarafımıza ulaşan taleplerde bir

hayli artış oldu. Gereken tedbirleri önceden

alıp stok seviyelerimizi ona göre planladığımız

için müşterilerimize herhangi bir sorun

yaşatmadık ve bundan sonra da yaşatmamak

için çalışmalarımızı ona göre yapıyoruz.

Sektörümüzün ihtiyaç duyduğu ürünleri hem

kalite hem de fiyat anlamında Türkiye’nin her

noktasına ulaştırdığımız gibi, sektörümüzün

ihtiyaç duyabileceği yeni ürünler hakkında da bir

hayli çalışmamız var.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

edding firması ile birkaç senelik mazimiz olmasına

rağmen birbirimize çok iyi uyum sağladık.

Güney Hırdavat Alman ekolüyle çalışmaya

alışkın bir firmadır. Senelerdir sektörümüzde

bilinen Alman markalarının ithalatını yapmış ve

halen yapmaktadır. edding markası bizim ürün

gamımızda eksik olan bir boşluğu doldurmuştur.

edding firmasıyla çalıştığımız ve edding

markasını sattığımız için çok memnunuz. Uzun

seneler beraberce çok iyi işler çıkaracağımızı

düşünüyoruz.

41


Sektörel

Solunum Koruyucu Maskeler Sağlık Sektörü

İçin Türkiye İç Pazarına Sunulacak

Koronavirüs’ün (COVID-19) görülmeye başladığı ilk günden itibaren, salgına

koruyucu ekipman ve tıbbi malzeme üretimiyle talebe cevap verebilmek için

tüm imkanlarını kullanan 3M, bu alandaki üretim kapasitelerini tüm dünyada

artırdı. 3M, Türkiye sağlık sektörünün maske talebini karşılayabilmek adına, Nisan

2020 itibarıyla FFP1 ve FFP2 solunum koruma maskelerin üretimine başladı. 3M

Türkiye bu kapsamda ayda ürettiği 1 milyon 200 bin maskeyi, öncelikle sağlık

sektöründe kullanılmak üzere Türkiye iç pazarına sunacak.

“3M Bilimi. Hayatın Her Anında.” söylemiyle

bilimin, inovatif yaklaşımlarla insan yaşamını

kolaylaştıracak çözümlere dönüştürülmesi

için çalışan 3M, Koronavirüs (COVID-19)

sürecinin başladığı andan itibaren tüm

dünyadaki operasyonlarına hız verdi. Salgına

cevap verebilmek adına solunum koruma

malzemelerinin üretimini tüm dünyada artıran

3M, şimdi de Türkiye’deki tesislerinde solunum

koruyucu maske üretimine başladı. Türkiye iç

pazarına sunulacak ürünler, öncelikli olarak sağlık

sektörünün kullanımı için üretiliyor.

Dünya çapında Ocak 2020 itibarıyla N95

maskelerinin maksimum üretim seviyesine

ulaşan şirket küresel üretimini iki katına çıkararak

yılda 1,1 milyar ve ayda 100 milyon üretim adedi

rakamına ulaştı. 3M 12 aylık süre içinde dünya

genelinde kapasitesini bir kez daha ikiye katlayıp

2 milyara çıkarmayı mümkün kılacak ilave

yatırımlar ve aksiyonları hayata geçirdi.

3M’den Türkiye’de stratejik üretim kararı

3M’in dünya çapında imza attığı bu kapsamlı

planlamanın önemli bir ayağı da Türkiye’de

42

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


DAHA IYI BIR DÜNYA INŞA ETMEK IÇIN

YÜKSEK STANDARTLARLA ÇALIŞIYORUZ.

43


Sektörel

engellemek için kullanılan koruyucu malzemelere

yönelik küresel talebin arzı aştığını gördük. Biz

de bu alandaki üretimlerimizi 2020 başından

itibaren kademe kademe dünya çapında artırmış

durumdayız. Bunun Türkiye’deki bir adımı olarak

da ülkemiz sağlık sektörünün maske talebini

karşılayabilmek adına 3M Türkiye tesislerimizde

solunum koruma maskelerin üretimine başladık.

Üretim için planlamamızı iki yıl önce yapmış ve

hazırlığımızı tamamlama aşamasındaydık. Fakat

yaşadığımız COVID-19 sürecinde ortaya çıkan

ihtiyacı karşılayabilmek amacıyla çalışmalarımızı

hızlandırdık ve üretimimize planlanan tarihten

önce başladık. Tüm bu üretim planlamaları

ve çalışmalarımız esnasında tesislerimizde

üretimlerimize devam ederken önceliğimiz

çalışanlarımızın ve toplumun sağlığını korumak

olduğunu da vurgulamak isterim” dedi.

Mert Büyükyazgan

3M Türkiye Genel Müdürü

gerçekleşti. 3M Türkiye tesislerinde FFP1

ile ABD’de N95 olarak bilinen ve Avrupa

standartlarında FFP2 koduyla adlandırılan

solunum maskelerinin üretimine Nisan 2020 sonu

itibarıyla başlandı. 3M Türkiye’nin Çerkezköy

fabrikasındaki FFP1 ve FFP2 solunum koruyucu

maske üretim kapasitesi aylık 1 milyon 200 bin

adet olarak belirtildi. Türkiye aynı zamanda 3M’in

EMEA bölgesinde maske üretimine başladığı 4.

ülke konumunda yer alıyor.

FFP1 ve FFP2 solunum koruma maskelerinin

ihracatını yapmayacaklarını ve tüm üretimin

sağlık sektöründe kullanılmak üzere Türkiye iç

pazarına sunulacağını aktaran Büyükyazgan;

sözlerine şöyle devam etti: “Tesislerimizde

üreteceğimiz solunum koruma maskeleri, cerrahi

maskelerle üretim prosesleri bakımından epey

farklılaşıyorlar. Solunum koruma maskeleri yüksek

teknoloji ürünü oldukları için üretim aşamasında

da cerrahi maskelerden çok daha fazla prosedür

ve işlemden geçerek üretiliyor. Dolayısıyla

üretim süreçleri daha uzun oluyor. Ayrıca N95

maskelerinin yüksek kullanım oranı göz önüne

alındığında, dünya çapında 3M mühendislerimiz

şu anda hastanelerde bu maskelerin güvenli bir

şekilde temizlenmesi, yeniden kullanılması ve

ömrünün uzatılması için bir yol bulmak amacıyla

çeşitli sterilizasyon şirketleriyle iş birliği yapıyor.

Dünya çapında 96.000 3M çalışanımız tüm bu

süreleri kısaltmak adına gece gündüz, yorulmak

bilmeden çalışıyor.”

Büyükyazgan, “Üretim için planlamamızı iki yıl

önce yaptık, artan taleple hızla aksiyon aldık”

3M Türkiye’nin solunum koruma maskeleri

üretimi ile ilgili 3M Türkiye Genel Müdürü Mert

Büyükyazgan, “Bu, yalnızca 3M’in mücadelesi

değil, tüm sektör genelini ilgilendiren bir

mücadele. 3M’in hızlandırılmış kapasitesi diğer

üreticilerin kapasiteleriyle birleştiğinde bile,

N95 maskelerine olan talebin sektörün teslimat

kabiliyetinin çok üzerinde olduğu da bir gerçek

ve bu nedenle biz sağlık çalışanlarımızı öncelikli

görüyoruz. Salgının başladığı andan itibaren

özellikle maske gibi hastalığın yayılmasını

44

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Kalte İnsana Saygıdır...

Profesyonel

ÇÖZÜM Ortağınız...

KARAKUŞ HIRDAVAT

SANAYİ VE İMALAT LİMİTED ŞİRKETİ

İstoç Toptancılar Çarşısı 16. Ada No: 20-22 Mahmutbey - İSTANBUL

Tel: (0 212) 659 07 09 - 659 32 26 - 27 Fax: (0 212) 659 07 08

www.rico.com.tr


“Yaşanan Süreç Talep Yönünü

Ülkemize Çevirebilir”

Röportaj

Kaynak sektöründe “Çevre Dostu İleri Teknoloji Ürünleri” sloganıyla müşterilerine

yüksek kalite ileri teknoloji ürünlerini sunan Atikerweld, pandemi sürecindeki

olumsuzluklara rağmen çalışmalarını sürdürüyor.

Firma olarak pandemi sürecindeki çalışmalarınız hakkında

bilgi verebilir misiniz?

Pandemi sürecinde tüm sıkıntılara rağmen işlerimiz

oldukça yoğundu. Talepler sürekli arttı, taleplere

cevap vermeye çalıştık.

Son dönemde dünya çapında yaşanan

sosyal ve ekonomik gelişmeler paralelinde

değerlendirecek olursanız, yaşanan süreç

firma olarak sizi nasıl etkiledi? Yaşanan

sürecin sektöre ve dolayısıyla size yansımaları

hakkında neler söylersiniz?

Süreçte personel sıkıntısı gün geçtikçe daha

da artıyor. Ayrıca yurt dışı sevkiyatlarda

ülkelerin giriş-çıkışları kapatmasından

46

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com



Röportaj

dolayı problemler

var. Otomasyon

bölümümüzdeki

ürünlerin yurt dışı

kurulumlarını direk

kendimiz yapamadığımız

için çeşitli sıkıntılar

yaşıyoruz. Bunun

yanında iş güvenlik

tedbirleri kapsamında

maliyetlerimiz gün

geçtikçe artıyor.

Bu süreçte firma olarak

çalışmalarınızı daha

çok hangi alanda (Ar-

Ge, inovasyon, pazarlama, üretim vb.)

yoğunlaştırdınız?

Ar-ge çalışmalarımız devam etmektedir.

Pazarlama faaliyetlerimizde daha da dikkatli

şekilde ilerlemektedir.

Yaşanan olumsuz süreçte

taleplerin sürekli artış

gösterdiğini ve bu süreçte

üretici firma arayışında olan

firmaların yönünü Türkiye’ye

çevirmelerini beklediklerini

dile getiren Atikerweld Genel

Müdürü Hüseyin Yandıateş,

firma olarak yaptıklarını

çalışmalar hakkında

dergimize bilgiler verdi.

sıkıntılarından dolayı

ülkemize olan taleplerin

daha da artacağına

inanıyorum.

Son olarak eklemek

istedikleriniz?

Tüm ülke olarak sabırlı

olup, sosyal mesafeyi

ve maske takmayı ihmal

etmeden, daha çok

çalışmalıyız.

Yaşanan süreç ve sonrası ile ilgili sektörel

değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Süreç hepimizin bildiği gibi ülke olarak çok

sıkıntılı. Fakat belki de bunu ticari anlamda

artıya çevirebiliriz. Diğer ülkelerdeki üretim

48

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


49


Sektörel

Hasan Alemdar Henkel Beauty Care

Orta Doğu ve Afrika Bölgesinden Sorumlu

Başkan Yardımcısı Oldu

Türk Henkel Yürütme Kurulu Başkanı Hasan Alemdar, mevcut görevlerinin yanı

sıra Henkel Beauty Care Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nden Sorumlu Başkan

Yardımcısı olarak atandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi

Bölümü’nün ardından, İngiltere Birmingham

Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitiren ve

yine aynı üniversitede MBA’ini tamamlayan

Hasan Alemdar; iş hayatına 1991 yılında BMC

firmasında Marka Müdür Asistanı olarak başladı.

1 yıl sonra Henkel’deki kariyer yolculuğu başlayan

Alemdar, 1992 – 1998 yılları arasında Deterjan

Bölüm Satış Departmanı’nda çeşitli yöneticilik

pozisyonlarında görev aldı. 1998 – 1999 yıllarında

Türkiye’de ilk olarak Schwarzkopf & Henkel

Beauty Care Bölümü’nün kuruluşunu yönetti.

Alemdar, 1999 – 2002 yılları arasında, Henkel’in

merkezi olan Düsseldorf’ta, Global Müşteriler

Yöneticisi (Global Accounts Manager) olarak

görev aldı. 2002’de Türk Henkel Beauty Care

Genel Müdürlüğü’ne atandı. 2005’ten itibaren

genel müdürlük görevine ek olarak Orta Doğu ve

Afrika Satış Direktörlüğü’nü üstlendi. 2008 – 2010

yılları arasında ayrıca Mısır Genel Müdürlüğü’nü

de yürüttü. Ocak 2010’da Türk Henkel Beauty

Care Genel Müdürlüğü ve Schwarzkopf & Henkel

Orta Doğu ve Afrika Satış Direktörlüğü’nün yanı

sıra Schwarzkopf Profesyonel (Kuaför Ürünleri

Bölümü), Orta Doğu ve Afrika Bölge Direktörlüğü

görevlerini de üstlendi.

Ocak 2012’de Türk Henkel Yürütme Kurulu

Başkanlığı’na atanan Hasan Alemdar, Nisan

2018 itibariyle Henkel Beauty Care, Türkiye,

İsrail, İran ülke yönetimi ve Orta Doğu Afrika

Bölgesi Satış’tan Sorumlu Başkan Yardımcılığı

görevine getirildi.

Hasan Alemdar, Ekim 2020 itibariyle, Henkel

Beauty Care Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nden

Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine getirilerek

bölgenin toplam sorumluluğunu üstlenmiş olacak.

İyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Alemdar,

55 yaşında, evli ve bir kız çocuk babası.

50

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


51


Gedik Kaynak İhracatta Birinci

Sektörel

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB),

2019 yılında gerçekleştirdiği 8,2 milyar dolarlık ihracata katkı sağlayan

başarılı ihracatçıları ödüllendirdi. ‘İhracatın Metalik Yıldızları’,

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Dış Ticaret Kompleksi’nde

gerçekleştirilen törenle ödüllerini aldı. Gedik Kaynak, kaynak

malzemeleri kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü.

52

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Sektörel

Türkiye’nin toplam ihracatına katkı vermek adına

yaptığı çalışmaları aralıksız sürdüren İstanbul Demir

ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDD-

MİB) başarılı ihracatçıları ödüllendirdi. 2019’u 8,2

milyar dolar ihracatla kapatan İDDMİB, ‘İhracatın

Metalik Yıldızları’na ödüllerini taktim etti. Türkiye

İhracatçılar Meclisi (TİM) Dış Ticaret Kompleksi’nde

gerçekleştirilen ödül törenine Ticaret Bakanı

Ruhsar Pekcan, TİM Başkanı İsmail Gülle ve İDD-

MİB Başkanı Tahsin Öztiryaki katılım gösterdi.

Ödül töreninde konuşan İDDMİB Başkanı Tahsin

Öztiryaki, Demir ve Demir Dışı Metaller ihracatının

Eylül’de yüzde 20 oranında arttığını söyledi. Öztiryaki

şu değerlendirmelerde bulundu: “Sektörümüz

2019 gibi zor bir yılda 8,2 Milyar dolar ihracat

gerçekleştirerek bir önceki yıla oranla ihracatını

yüzde 0,5 oranında artırdı. Her ne kadar artış oranımız

çok yüksek olmasa da, sektörlerin yarısının

ihracatının gerilediği bir dönemde azımsanmayacak

bir ihracat gerçekleştirdik. Eylül ayının ilk yarısında

geçen seneye göre yüzde 20 oranında ciddi

bir artış yakaladık. 2019 yılında 208 ülke ve bölgeye

ihracat yaparak yine dünyanın ulaşılmadık

köşesini bırakmadık. Salgının olumsuz etkilerinin

en yoğun hissedildiği dönemde yüzde 50’yi aşan

ihracat kayıplarına tanık olduk.”

Bakan Pekcan da katıldı

Ödül törenine video konferansla katılan Ticaret

Bakanı Ruhsar Pekcan, Demir ve Demir Dışı Metaller

sektörünün ülke ekonomisine üretim, istihdam

ve ihracat özelinde yüksek katma değer sağladığını

söyledi. Bakan Pekcan, “Demir ve Demir

Dışı Metaller sektörü alt yapı, inşaat ve savunma

sanayi açısından ülkemizin lokomotif sektörlerinden

biri. Etkin pazar ve pazarlama stratejileri ile

büyümeye devam eden bir sektörümüz. Dünya

Ticaret Örgütü ve IMF gibi kurumların bu yıl dünya

ekonomilerine ilişkin beklentilerini içeren raporlarını

yakından takip ediyoruz. Küresel ekonomi, İkinci

Dünya Savaşı’ndan sonra tarihin en zorlu yılını

yaşıyor.

Neredeyse tüm dünya ekonomilerinin kaçınılmaz

olarak daraldığı bu dönemde Türkiye olumlu ayrışmasına

devam ediyor. Bakanlık olarak ihracatçımızın

her daim yanında olmaya devam edeceğiz.

Ödüle layık görülen bütün firmalarımızı tek tek

tebrik ediyorum.” dedi.

Katma değerli ihracat

TİM Başkanı İsmail Gülle ise, Demir ve Demir Dışı

Metaller sektörünün bu yılın ilk sekiz ayında 5 milyar

doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğine vurgu

yaptı ve şöyle konuştu: “Demir ve Demir Dışı

Metaller sektörümüz genel ihracat performansımızı

önemli ölçüde destekliyor. İhracatımızın birim

değerine pozitif katkı sağlayan sektörlerimizin

başında yer alıyor. Yılın ilk sekiz aylık döneminde

sektör 3,29 dolar ile ihracat birim fiyatı en yüksek

sektörler arasında yer aldı. Bununla birlikte, ihracatımızın

genel verilerine bakarak büyük bir gururla

ifade etmek isterim ki; ödül alan almayan tüm

firmalarımız önemli bir görev ifa ediyorlar.”

‘İhracatın Metalik Yıldızları’ ödül töreninde 26 kategoride

toplam 79 ödül verildi. Kaynak Malzemeleri

kategorisinden birincilik ödülüne grup şirketlerimizden

Gedik Kaynak layık görüldü. Ödülü,

Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Gedik

aldı. Gedik Kaynak 2020 yılında da ihracatını

artırmaya devam ediyor.

53


Sektörel

Belirsizlikten Çıkış Yolu: Mikro İhracat

Pandemi nedeniyle tüm dünyada ülke

ekonomilerinin daralmaya gittiği bir belirsizlik

döneminden geçtiğimize işaret eden Ticimax

E-ticaret Sistemleri Kurucusu Cenk Çiğdemli,

“Ticaret savaşları online cepheye de sıçradı.

Küresel ticaret savaşlarının online cephesinde

güçlü olabilmek ve savaştan kazançlı çıkabilmek

içim Kobi’lerin mutlaka mikro ihracata yönelmesi

gerekiyor” dedi.

Yurtdışına yapılan online satışların yüzde 11

oranından yüzde 4 oranına düştüğüne dikkat

çeken Çiğdemli şunları aktardı:

“2020 yılının ilk yarısında e-ticaret hacmi geçen

yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 64 artarak 91.7

milyar TL’ye ulaştı. Toplam e-ticaret hacminin

yüzde 91’i yurtiçi harcamalardan gerçekleşirken,

yüzde 5’i Türkiye’nin diğer ülkelerden online

alışverişlerini, yüzde 4’ü de diğer ülkelerin

Türkiye’den yaptığı online alışverişleri kapsıyor.

Bu yıl pandeminin etkisiyle sınır ötesi e-ticarette

ciddi düşüş yaşandı. Ticaret Bakanlığı ilk yarı

rakamlarına göre, 2019 yılında Türkiye’den

yurtdışına yapılan online satışlar yüzde 11

oranındayken, bu yıl bu oranın yüzde 4 oranına

düştüğünü görüyoruz. Yarıdan da fazla bir

düşüş söz konusu. Özellikle dünyada ekonomik

daralmaların yaşandığı ve belirsizliğin hakim

olduğu böyle bir süreçte Kobi’lerimizin avantaj

elde etmesi mikro ihracat da dediğimiz e-ihracat

kanallarına yönelmesiyle mümkün. Mikro ihracat

kur farklarını avantaja çevirmenin de bir yolu

aynı zamanda. Küresel ticaret savaşlarının

online cephesinde güçlü olabilmek ve savaştan

kazançlı çıkabilmek içim Kobi’lerimizin mutlaka

mikro ihracata yönelmesi gerekli. E-ihracat

54

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


55


Sektörel

potansiyeline sahip yüzbinlerce Kobi için dünya

fırsatlarla dolu. Kur farkı aslında üretim yapan

Kobi’ler için dezavantajlarının yanı sıra avantaj

da sunuyor. Türkiye’den yurt dışına sattığımız her

yerli ürün karşılığında elde ettiğimiz döviz gelirinin

ülkedeki TL karşılığı ederi yükseldi.”

ETGB sisteminin avantajları nedir?

Mikro ihracatın avantajları ve ETGB sistemi

hakkında bilgi veren Çiğdemli sözlerini şöyle

sürdürdü: “Devlet Kobi’lerin mikro ihracatı yani

firmadan direkt tüketiciye yapılan online ihracatı

benimsemesini kolaylaştırmak adına birçok teşvik

de sunuyor üstelik. Hem de e-ihracat yapanlar

için prosedürlerden arındırılmış bir sistem var.

Türkiye’den yurtdışına yapacağınız bir satışta

KDV hariç fatura tutarı 15 bin Euro’dan az ve satışa

konu olan malların ağırlığı 300 kilogramdan hafif

ise, bu ihracat mikro ihracat olarak yapılabiliyor.

ETGB sistemi üzerinde tüm prosedürler yetkili

kargo firmaları aracılığıyla gerçekleştiriliyor.

ETGB sistemi ile yapılan mikro ihracat işlemleri

sonrasında KDV iadesi de alınabiliyor. Alibaba,

Amazon, Etsy ve Rakuten gibi küresel pazar

yerlerinde satış yapmak isteyenlerin üyelik

bedelleri de devlet tarafından karşılanıyor. Mikro

ihracatta düzenlenen bir gümrük beyannamesi

olmaması da ayrı bir avantaj. Gümrük

beyannamesi yerine online ortamda Elektronik

Ticaret Gümrük Beyanı (ETGB) düzenleniyor ve

klasik ihracatta olduğu gibi gümrük müşavirine

ihtiyaç da olmuyor. Gümrükleme masrafları ve

gümrükleme hızı düşünüldüğünde bu sistemin

Kobi’ler açısından sunduğu avantaj çok önemli.

Bireysel müşterinize direkt satış yaptığınız için,

müşterinizin ülkesindeki B2C (firmadan direkt

tüketiciye) gümrükleme vergi muafiyetlerinden

de faydalanabiliyorsunuz. Klasik ihracattaki gibi

banka teminatlarına gerek yok. Ödeme almak

için e-ticaret altyapı firmanızın yönlendireceği

ödeme kuruluşlarıyla anlaşmak yeterli. Çok

sayıda ve yüksek adetli ürün gönderilmediği için

risk oranı da yok denecek kadar düşük. Ticimax

olarak mikro ihracat yapmak isteyen firmalar için

BÜDOTEK Boğaziçi Üniversitesi Teknoparkın’da

Ar-Ge merkezimizde geliştirdiğimiz çok sayıda

e-ihracat modülüyle birçok çözüm sunuyoruz.

E-ihracat modülleri ile doğru ülkeye doğru

ürünün satılabilmesi, dil ve ödeme seçenekleri

farklılığından kaynaklı sorunların çözülebilmesini

sağlıyoruz.”

56

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com



İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri

Uzaktan/E-Learning verilebilecek

Sektörel

Türkiye’de ve Dünya’da binlerce kişinin hayatını

kaybettiği COVİD-19 pandemisi nedeniyle Aile,

Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından

yayınlanan mevzuatlar kapsamında zorunlu olan

İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin internet

üzerinden verilmesine kanuni düzenleme ile izin

verilmektedir.

15 Nisan 2020 tarihinde yayınlanan yönetmelikler

ile (“İş Güvenliği Uzmanı Görev Yetki ve

Sorumlulukları Yönetmeliğinde Değişiklik

Yapılması Hakkında Yönetmelik” ile “İşyeri

Hekimi ve Diğer Sağlık Personeli Görev Yetki ve

Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik Kapsamında

Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik”)

“İş Güvenliği Uzmanları”, “İşyeri Hekimleri” ve

“Diğer Sağlık Personelleri” sınava hazırlanırken

devam etme zorunluluğu olan eğitimlerindeki

teorik kısımlarını COVID-19 Pandemisi nedeniyle

e-Learning/Uzaktan almaları Bakanlık tarafından

kabul edilecektir.

24 Mayıs 2018 tarihinde yayınlanan “Çalışanların

İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri Hakkında

Yönetmelik” kapsamında güncelleme eğitimleri

“Az Tehlikeli risk grubundaki iş yerlerinde 8 Saat”

olarak, “Tehlikeli risk grubundaki iş yerlerinde

12 Saat” olarak, Çok Tehlikeli risk grubundaki

işyerlerinde ise 16 saat olarak verilebilir.

Global OSGB Sorumlu Müdürü A Sınıfı İş

Güvenliği Uzmanı Emre Ateşoğlu;

-İşverenlerin yasal mevzuat kapsamında

çalışanlarına zorunlu olarak vermesi gereken “İş

Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri”ni gerekli mevzuat

şartlarını sağlayarak e-Learning (Uzaktan)

verebileceğini;

-Uzaktan çalışma veya kısmi çalışma düzenine

geçen işyerleri için bu dönemde online eğitimler

çok faydalı olacağını,

-İBYS (İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Yönetim

Sistemi) üzerinden bakanlığa bildirim yapabileceği

platform kullanarak gerçekleştirebileceğini belirtti.

Mücbir sebep nedeniyle yeni işe başlayanlara

verilecek 2 saatlik “İşbaşı İSG Eğitimi” ve “Sınıf

içi Eğitimleri” de mücbir sebep nedeniyle Uzaktan

verilmesi işverenler için mümkün olabilecektir.

58

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com



Sektörel

Global E-Learning ve Global OSGB Yönetim

Kurulu Başkanı Ümit GEDİMAN bu konuda

işverenlere ciddi kolaylık sağlayan e-learning

(Uzaktan) eğitimlerinin personellerin son

teknolojik gelişmeleri takip etmesiyle İSG Eğitim

süreçlerinde başarılı sonuçlar ve çalışanlarda

bilgi ve yetkinliklerinin geliştirilmesine katkı

sağladığını, tehlike ve riskleri daha kolay

öğrendikleri bir platform niteliğinde olduğunu

belirtti.

60

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


61


Sektörel

Bu Yolda Isı Yalıtımının Geleceği Var!

Filli Boya Dalmaçyalı, Isı Yalıtımında Geleceği Konuşmak için Türkiye’yi il il geziyor,

“doğrusu” için tüketicileri bilinçlendirmeye devam ediyor. Isı yalıtımında yeni nesil

geliştirilmiş ürünlerini tanıtırken, tüm ülkede farklı iklim bölgelerindeki 25 lokasyonda

bayileriyle ve ustalarla buluşuyor, şantiyeleri ziyaret ediyor. İlk adımın CNN Türk Hava

Durumu Editörü Bünyamin Sürmeli ve Betek Yalıtım Pazarlama Müdürü Çağdaş Korkmaz

ile gerçekleştirilen dijital konferans ile atıldığı tarihi yolculuk tüm hızıyla sürüyor.

Dalmaçyalı Double Carbon Sistem, 2003 yılından

bugüne Dalmaçyalı ısı yalıtım levhaları ile sektörde

kuralları değiştiren Filli Boya’nın yeni nesil hammaddeler

ile geliştirdiği, bilgi, tecrübe ve teknolojisinin

en son eseri!

Isı Yalıtımı uygulamasında kullanılan tüm malzemeler,

üst düzey performans için ayrı bir öneme sahiptir.

Isı yalıtım levhası ise tüm bu malzemelerin içinde

performansa en çok etki edenidir. Yeni nesil hammaddeler

ile geliştirilmiş Dalmaçyalı Double Carbon

Isı Yalıtım levhası, klasik polistren levhalara oranla

%30’a varan daha yüksek ısı yalıtım performansı

sağlıyor, farkını ortaya koyuyor.

Double Carbon Isı Yalıtım Sistemleri, sağlamlığıyıla

da tüketiciler için en doğrusunu sunuyor. Dış

cephelerde meydana gelebilecek dolu yağışlarından

cephelerinizi koruyarak standart ısı yalıtım

sistemlerine göre tam 5 kat daha yüksek darbe

dayanımı sağlıyor.

Yüksek katlı yapılardaki rüzgar kuvvetinin cepheler

üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Bu tip cephelerin

daha yüksek yapışma mukavemeti olan

ısı yalıtım yapıştırıcılarına ihtiyacı bulunmaktadır.

Dalmaçyalı Double Carbon Isı Yalıtım yapıştırıcısı

içerdiği özel bağlayıcılar sayesinde en sert rüzgar

etkilerine karşı yüksek tutunma kuvvetine sahiptir.

Bu özelliği sayesinde aynı zamanda 10m’ye kadar

alçak katlı binalarda dübelsiz uygulama imkanı ile

işçilik ve zamandan tasarruf ettirir.

Dalmaçyalı Double Carbon Isı Yalıtım Sistemleri

sunduğu ayrıcalıklarla tüketicileri uzun yıllar ilk

günkü performansını koruyan, uzun ömürlü sistemlerle,

yani “doğrusu” ile buluşturuyor. Bina sakinleri,

dört mevsim tasarruf sağlayarak en uzun

süre insan ve bina sağlığını koruyan sistemlere

sahip olmanın mutluluğunu yaşıyor.

62

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


E-Ticarete 1,5 Milyon Yeni Müşteri

Gençler ve çalışan kadınların yoğun ilgisiyle sürekli

büyüyen online alışveriş sektörü, son bir yılda yaklaşık

1,5 milyon yeni müşteri kazandı. TÜİK’in Hanehalkı Bilişim

Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre, 2019 yılında

yüzde 34,1 olan, internet üzerinden mal ve hizmet siparişi

veren ya da satın alanların oranı 2020 yılında yüzde 36,5’e

yükseldi. 500’ü aşkın sanal mağazadan alışveriş yapanlara

nakit para ödeyen Avantajix.com’un kurucu ortağı Güçlü

Kayral, araştırmanın 16-74 yaş grubundaki 60 milyon kişi

üzerinde yapıldığını anımsatarak, “Yüzde 2,4’lük artış 1

milyon 440 bin kişiyi kapsıyor. TUİK’in yüzdelik rakamlarını

kişi sayısına çevirirsek, 2019 yılında 20 milyon 460 bin olan

e-ticaret müşterisi sayısının 2020’de 21 milyon 900 bine

yükseldiği ortaya çıkıyor. Sanal alışveriş müşterilerinin 12

milyon 80 binini erkekler, 9 milyon 820 binini de kadınlar

oluşturuyor” dedi.

Kadın Kozmetiğe, Erkek Yemeğe Para Harcadı

TÜİK’in, Türk tüketicilerin internette satın aldıkları ürün

ve hizmetleri de araştırdığını kaydeden Kayral, kadın ve

erkeklerin en fazla giyim için harcama yaptıklarının ortaya

çıktığını söyledi. Araştırmaya göre, internet üzerinden

en fazla sipariş verilen ya da satın alınan ürün grupları;

kadınlarda yüzde 68,5; erkeklere ise yüzde 54,2 ile giyim,

ayakkabı ve aksesuar oldu. Kadınlarda giyimi yüzde 31,5’le

kozmetik, güzellik ve sağlık ürünleri, yüzde 30,2 ile basılı

kitap, dergi, gazete izledi. Erkekler ise giyimden sonra

en fazla yüzde 24,1 ile online yemeğe, yüzde 22,5 ile de

basılı kitap, dergi ve gazeteye para harcadı. Araştırmanın

en dikkat çekici yönü ise uzun yıllardır online harcamalarda

ilk sırayı alan cep telefonu, bilgisayar, elektronik eşya satın

alımlarının, 2020 yılında ilk üç harcama kalemi içerisinde

yer almaması oldu.

İnternetten Alışverişin Avantajları

Güçlü Kayral, avantajlarından dolayı her yıl e-ticaret müşteri

sayısının önemli sayıda arttığına da dikkati çekerek, şunları

söyledi: “2011’de 5 milyon 40 bin olan internetten alışveriş

yapanların sayısı bugün 21 milyon 900 bine yükselmiş

durumda. Özellikle çalışan kadınlar ve gençlerin alışveriş

alışkanlıklarında dijital alışveriş lehine önemli bir değişim

yaşanıyor. Günün 24 saati, dünyanın her yerinden alışveriş

yapabiliyorlar. Çarşı, pazar gezmek yerine aradığı ürünün

en uygun fiyatlısını birkaç saniye içinde karşılaştırma

sitelerinde bulabiliyor; tatilini ve katılacağı etkinlikleri, fırsat

sitelerini kullanarak çok ucuza getirebiliyor; ayrıca tüm

bu alışverişlerini de Avantajix.com gibi alışveriş yaptıkça

para veren siteler üzerinden geçerek ekstra kazançlar

sağlıyorlar.”


Röportaj

İŞGEM Genel Müdürü Mehmet Narin:

“Yaşanan Süreç İş Sağlığı ve Güvenliği

Sektörü Açısından Önemli Bir

Dönüm Noktası Oldu”

İŞGEM, iş güvenliği ekipmanları sektöründe

faaliyet gösteren bir firma olarak süreci en yoğun

geçiren firmalardan biri. Özellikle salgın sürecinde

üretici bazı firmalardan tedarik anlamında olumsuz

durumlarla karşılaşan İŞGEM, diğer sektörler gibi

süreçten olumsuz etkilesen de geniş ürün ağı ve

yaptığı iletişim çalışmaları ve bilgilendirmelerle

sektörde güven zemini oluşmasına katkı sağladı.

Pandeminin ülkemizde yayılmaya başlamasıyla

birlikte çok ciddi anlamda koruyucu maske,

dezenfektan, tulum, gözlük, eldiven, ateş ölçer

ve önlük gibi ürünlere yoğun bir talep durumu

oluştuğunu belirten İŞGEM Genel Müdürü

Mehmet Narin, firma olarak kriz koordinasyon

merkezi tarzında bir birim kurduklarını ve gelen

her talebi maksimum düzeyde karşılamaya

çalıştıklarını söyledi. Bu süreçte piyasada adı

geçen bütün ürünlerin tedarik ve arz süreçlerini

işlettiklerini ve en hızlı tedarik, en uygun fiyat

ilkesi çerçevesinde faaliyetlerimizi yürüttüklerini

kaydeden Mehmet Narin ile iş güvenliği faaliyetleri

çerçevesinde bir söyleşi gerçekleştirdik.

Firma olarak pandemi sürecindeki

çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Doğrusu insanlık tarihinin en büyük ve en yıkıcı

küresel salgınıyla karşı karşıyayız. Son verilere

göre hali hazırda dünyada yaklaşık 30 milyon

kişi enfekte olmuş durumda. Yaklaşık bir milyon

kişi ise maalesef yaşamını yitirmiş durumda.

Elbette bu kadar büyük ve tehlikeli bir salgının

dünyamıza ekonomik, sosyolojik ve psikolojik

etkileri azımsanmayacak düzeydedir.

Pandemi sürecinde İŞGEM (İş Sağlığı ve Güvenliği

Ekipmanları Merkezi) olarak, deyim yerinde ise,

tam bir merkez noktada yurttaşlarımızın üzerimize

yüklediği misyonu en iyi ve en yüksek düzeyde

yerine getirmeye çalıştık.

Pandeminin ülkemizde ilk yayılmaya başlamasıyla

birlikte çok ciddi anlamda koruyucu maske,

dezenfektan, tulum, gözlük, eldiven, ateş ölçer ve

önlük gibi ürünlere yönelik yoğun bir talep durumu

oluştu. İlk etapta yurt dışından gelen taleplerin

şokunu atlatamadan bir anda yurt içinde de yine

yüksek oranda bir talep durumu meydana geldi.

Yani bir kriz durumu meydana geldi diyebiliriz.

64

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Röportaj

Firma olarak bir kriz koordinasyon merkezi

tarzında bir birim kurduk ve gelen her talebi

maksimum düzeyde bir hassasiyetle karşılamaya

çalıştık. Yıllardır sektörde olmamızın kamuoyuna

verdiği güvenle Türkiye’nin her yerinden talepler

geldi. Öyle ki, günde ortalama 20 saat telefonla

görüşme durumumuz oldu. İnsanlar panik haliyle

çevresinde ulaşabildiği herkesten bu ürünleri

soruyordu. Bu süreçte güven, hız ve tedarik gücü

bakımından çok iyi altyapıları olan firmalar güzel

işler başarabildi; ancak gereksiz bir iş yoğunluğu

durumu da oldu. Ev hanımından, asgari ücretli

çalışana kadar neredeyse herkes bu işin ticaretini

yapmaya başladı. Durum böyle olunca da

önemli oranda bir bilgi kirliliği ve direk müşteriye

ulaşamama durumları çıktı. Hatta hiç unutmam,

bina görevlimiz “abi benim Katar’da iyi dostlarım

var bir milyar adet maske için bize fiyat verir

misin?” dediğine bile tanık olduk.

Noktalamak gerekirse alışılmadık bir durum

yaşadık ve olağanüstü dönem geri kaldı diyebiliriz.

Koronavirüs krizinin yol açtığı sosyo-ekonomik

tahribat elbette azımsanmayacak düzeydedir.

Kovid-19 sürecinde dünya ekonomisinde

dikkat çeken önemli yapısal problemlerden biri,

küresel çapta yayılan toplumsal kötümserlik ve

güvensizlik atmosferi nedeniyle tüketicilerin ciddi

tüketim kararlarını ertelemeleri ve piyasalarda

talep düşüşü kaynaklı şoklar yaşanmasıdır.

Gıda ve tıbbi malzeme gibi dönemin şartları

ışığında acil ihtiyaç olarak görülmeyen tüm

harcama kalemlerinin askıya alınması,

birçok ülkede ekonomik büyüme ivmesinin

kaybedilmesine neden oldu.

Normalleşme süreçleri ilerledikçe tüketim

alışkanlıkları eski seviyelere yaklaşmaya başlasa

da bu tür geniş kapsamlı kriz durumlarında

toplumsal psikolojinin yönetilmesi ve sosyal

kesimlerin gelecek beklentilerinin iyileştirilmesinin

ekonomik performans açısından ne kadar önemli

olduğu somut biçimde ortaya çıktı.

Küresel salgın ortamında dünya ekonomisinde

hem arz hem de talep tarafında eşzamanlı bir

daralma yaşanması, birçok ülkede 1929 Küresel

Buhranı gibi sistematik kriz durumlarında bile

yaşanmayan çapta sosyo-ekonomik tahribat

yaşanmasına zemin hazırladı.

Bu tahribatın sosyal boyutları ABD gibi hizmet

sektörü ağırlıklı ekonomilerde çok daha net

biçimde görülürken, 2008 Küresel Finans Krizi

sonrasında oluşturulan yeni istihdam fırsatları

kaybedilmekle kalmadı, ABD özelinde 35 milyon

kişinin işsiz kalmasıyla kendisini gösteren ciddi

bir sosyal travma ortaya çıktı.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hükümetler

ekonomik ve sosyal hayatı tamamen durdurmanın

toplumsal refah ve kendileri için siyasi destek

anlamında ciddi riskler barındırdığını gördükleri

için ilk etapta süreci izlemeyi tercih ettiler.

Son dönemde dünya çapında yaşanan

sosyal ve ekonomik gelişmeler paralelinde

değerlendirecek olursanız, yaşanan süreç

firma olarak sizi nasıl etkiledi? Yaşanan

sürecin sektöre ve dolayısıyla size yansımaları

hakkında neler söylersiniz?

65


Röportaj

Ancak Kovid-19 virüsünün insan hayatı için

oluşturduğu ölümcül tehdit ortaya çıkıp ABD,

İtalya, İspanya, Fransa, Brezilya gibi ülkelerde

sağlık sistemleri önlerindeki meydan okumayla

baş etmekte zorlanınca çok sert kısıtlama kararları

alınarak salgının yayılması engellenmeye

çalışıldı.

Hal böyle olunca ülkemiz de maalesef ekonomik

olarak özellikle hizmet iş kolları ve turizmdeki gelir

kaybına bağlı olarak ciddi bir ekonomik kayıp

verdi.

Bunun yansımalarını önümüzdeki aylarda daha

sert olarak görebiliriz.

İŞGEM olarak süreçten olumsuz etkilenen diğer

sektörler gibi bizde etkilendik. Ancak pandemi

sürecinde ulusal medya organları vasıtasıyla

sürekli olarak halkımızı doğru bilgilendirme ve

salgına karşı duyarlılık bilinci geliştirme faaliyetleri

geliştirdik, yaklaşık 50 defa basın açıklaması

yaptık. Piyasaya sahte ve niteliksiz ürün sürenlere

karşı mücadele ettik. İş güvenliği sektörü

bakımından diğer bir olumsuz durum ise kamu

alımlarındaki düşüşler ile bazı projelerin durma

noktasına gelmesinden kaynaklı oldu. Ancak

her şeye rağmen faaliyetlerimizi sürdürmekte ve

e - ticaret altyapımızı güçlendirerek yolumuza

devam etmekteyiz. Maalesef bir kez daha

vurgulamak gerekir ki, krizi fırsata çevirmeye

çalışan firmalarda oldu. Yıllardan beri alışveriş

yaptığımız bazı maske üreticileri o süreçte bize

mal akışını kesti veya 5 - 10 katı fiyatlarla mal

tedariki sağladılar. Bu nedenle gelecek süreçte o

firmalarla olan ticari bağlarımızı kestik.

Ticarette süreklilik ilkesini esas alınması

elzemdir; aksi halde günübirlik kazançlar firmaları

büyütemez diye düşünüyorum.

Bu süreçte firma olarak çalışmalarınızı

daha çok hangi alanda (Ar-Ge, inovasyon,

pazarlama, üretim vb.) yoğunlaştırdınız?

Bu süreçte maske, dezenfektan, tıbbi eldiven,

tulum ve gözlük gibi temel koruyucu malzemelerin

tedarik ve arz süreçlerini işlettik. En hızlı tedarik,

en uygun fiyat ilkesi çerçevesinde faaliyetlerimizi

yürüttük. Doğrusu pandemiden dolayı birebir

pazarlama faaliyetlerimize ara verdik daha çok

telefonla hizmet ve e - ticaret satış yöntemleri

66

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Röportaj

üzerine yoğunlaştık. Yakın zamanda Türkiye’nin

en kapsamlı iş güvenliği e - ticaret portalını

halkımızın hizmetine sunacağız.

ve alakalarından dolayı kutluyor ve başarılarınızın

devamını diliyorum.

Ülke olarak bu zor zamanları geride

bırakacağımıza olan inancımız tamdır. Dolayısıyla

İŞGEM (İş Güvenliği Ekipmanları Merkezi)

olarak yatırımlarımıza hız kesmeden devam

ediyoruz. 2021 yılı başında 2.500 m2 yeni hizmet

binamıza taşınmayı hedefliyoruz ve akabinde

tüm Türkiye’ye hizmet verebilecek bir altyapı

kurmayı planlıyoruz. Bölge satış temsilcilerimiz

vasıtasıyla tüm Türkiye’de sektöre yön veren

bir firma olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu

röportaj vesilesi ile pandemi sürecinden kaynaklı

olarak arayamadığımız ve görüşemediğimiz

meslektaşlarımızı ve dergide konuk olan

dostlarımızı saygı ve sevgilerimle selamlıyorum

ve işlerinde kolaylıklar diliyorum.

Yaşanan süreç ve sonrası ile ilgili sektörel

değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Yaşanan sürecin iş sağlığı ve güvenliği sektörü

açısından ders ve tecrübe niteliğinde bir önemli

bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Bu

temelde yaklaşıldığında firmaların avantaj ve

dezavantajlarını değerlendirmesi ve bu eksende

yol haritalarını belirmesi açısından son derece

önemli bir süreçti diyebilirim.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Nalbur Teknik Dergisi ve Uluslararası İstanbul

Hırdavat Fuarı organizasyonunu en zor zamanda

dahi çalışmalarını sürdürmesi ve sektöre olan ilgi

67


68

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


69


Sektörel

İnşaat Malzemesi Sanayi Üretimi

Aylık Sektör Raporu Açıklandı

Türkiye İMSAD, yapı sektörü ve

ekonomi çevreleri tarafından

dikkatle izlenen aylık sektör

raporunu açıkladı. ‘Türkiye

İMSAD Eylül 2020 Sektör

Raporu’na göre, temmuz

ayında inşaat malzemesi

sanayi üretimi geçen yılın

temmuz ayına göre yüzde 7

arttı. Temmuz ayındaki üretim

artışında sektörde işlere dönüş

ve işlerin yeniden başlaması

ile dış pazarların açılması etkili

oldu. 2020 yılının temmuz ayında

inşaat malzemeleri ihracatı ise

geçen yılın temmuz ayına göre

yüzde 1,2 gerileyerek 1,94 milyar

dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu

gerilemeye rağmen Temmuzda

2020 yılının en yüksek aylık

ihracatı yapıldı.

İnşaat malzemesi sektörünün çatı kuruluşu birçok alt sektörde üretim çift haneli ve yüksek

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği oranlar ile arttı. En yüksek üretim artışı yüzde

(Türkiye İMSAD) tarafından hazırlanan ‘Eylül 36,6 ile hazır beton sektöründe oldu. Çimento

2020 Sektör Raporu’nda şu tespitler yer aldı: sektöründe üretim yüzde 31,7, armatür, musluk,

İnşaat malzemesi sanayi üretimi 2020 yılı ilk vana ve valfler sektöründe yüzde 18,9, demir

çeyreğinde yüzde 8,1 büyümüştü. Covid-19 çelik radyatör sektöründe yüzde 15, seramik

salgını ile ortaya çıkan koşullar nedeniyle inşaat kaplama malzemelerinde ise yüzde 14,7 yükseldi.

malzemesi sanayi üretimi yılın ikinci çeyreğinde Temmuz ayındaki üretim artışı ile 2020 yılı ocaktemmuz

döneminde inşaat malzemeleri sanayi

nisan ve mayıs aylarındaki sert daralmalar ile

yüzde 8 düşüş göstermişti. Temmuz ayında üretimi artışı yüzde 1,2 olarak gerçekleşti. 22

ise inşaat malzemeleri sanayi üretimi geçen alt sektörden 12’sinde üretim geçen yılın ocaktemmuz

dönemine göre arttı. 10 ürünün üretimi

yılın temmuz ayına göre yüzde 7 arttı. Temmuz

ayındaki üretim artışında sektörde işlere dönüş ise geçen yılın ocak-temmuz döneminin altında

ve işlerin yeniden başlamasıyla dış pazarların kaldı.

açılması etkili oldu.

Temmuzda 2020 yılının

2020 yılı temmuz ayında 22 alt sektörün 17’sinde en yüksek aylık ihracatı yapıldı

üretim bir önceki yılın temmuz ayına göre arttı, 5 2020 yılının temmuz ayında inşaat malzemeleri

alt sektörde ise üretim geriledi. Temmuz ayında ihracatı geçen yılın temmuz ayına göre yüzde 1,2

.

70 Ekim 2020 . www.istanbulhirdavatfuari.com


Sektörel

geriledi ve 1,94 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Temmuz ayında ihracat geçen yılın aynı ayına

göre gerilemekle birlikte 2020 yılındaki en yüksek

aylık ihracat oldu. İhracat haziran ayına göre de

yüzde 11,1 yükseldi. Başta Avrupa pazarları olmak

üzere pazarlarımızda işe dönüşlerin başlaması

ihracatı olumlu etkiledi. 2020 yılı temmuz ayında

inşaat malzemeleri ithalatı geçen yılın aynı ayına

göre yüzde 14,6 gerileyerek 543 milyon dolara

indi.

Kredi genişlemesi

inşaat sektörünü destekliyor

İnşaat sektörü 2018 yılının 3. çeyrek döneminden

itibaren 8 çeyrek dönem üst üste küçüldü.

Sektördeki küçülmenin önemli bir nedeni

bozulan mali yapılar oldu. Buna bağlı olarak

inşaat sektöründeki faaliyetler zayıfladı. Ancak

Covid-19 salgını sonrası kredi hacminde yaşanan

genişleme inşaat sektörünü ve müteahhitlik

kesimini de destekledi. İnşaat sektörünün 2019

yılında yurtiçinden yeni kredi kullanımı 13 milyar

TL oldu ve toplam kredi stoku 246 milyar TL olarak

gerçekleşti. İnşaat sektörü ayrıca 2019 yılında

bazı kredilerini yeniden yapılandırdı.

2020 yılında ise uygulanan destek kredilerinden

inşaat sektörü de önemli ölçüde yararlandı. İnşaat

sektörü çok düşük faizler ile ağustos ayı sonuna

kadar yeni yılda toplam 49 milyar TL yeni kredi

kullandı. Yeni kredi kullanımları inşaat sektörü

ve müteahhitlik kesimini mali açıdan önemli

ölçüde rahatlattı. Buna bağlı olarak faaliyetler

de canlandı ve mevcut işlere hızlı bir geri dönüş

yaşandı. Kredi genişlemesinin olumlu etkisinin yıl

sonuna kadar sürmesi bekleniyor.

Konut kredilerindeki genişleme de

inşaat sektörüne destek veriyor

2020 yılında yaşanan Covid-19 salgını sonrası

açıklanan destek kredileri içinde konut kredileri

de yer aldı. Özellikle kamu bankalarının aylık

yüzde 0,64 faiz ile kullandırdığı konut kredileri

yüksek talep gördü. Buna bağlı olarak 2019 yılı

Ağustos ayı sonu itibarıyla konut kredisi stoku

yüzde 38,7 genişledi ve 77 milyar TL arttı. Konut

kredilerindeki bu genişleme birinci ve ikinci el

konut satışlarında da önemli artış sağladı.

71


Doğru Borulama Sistemleri ile

Dünyanın Suyunun Korunması

Sektörel

Suyun çıkarılması, taşınması, depolanması,

dağıtılması ve yeniden yapılandırılması alanında

çalışmalar yürüten GF Hakan Plastik, Sıfır Enerjili

Binalar Sanal Forumu ZeroBuild’20 KeyNote

Poster Bildiriler sponsoru olarak “Dünyanın

Suyunu Korumak için Sıfır Enerjili Binalar” dedi.

GF Hakan Plastik, 23-27 Eylül 2020 tarihinde

gerçekleşecek olan ZeroBuild’20 Uluslararası

Forumu’na KeyNote Poster Bildiriler sponsoru

oldu. Forumun gerçekleştiği beş gün süresince

teknoloji oturumları, özel iletişim ağı fırsatları ve

odaklanmış sunumları ile Sıfır Enerji Binalar‘ın nasıl

geliştirileceği ve dönüşümün nasıl sağlanacağı

konusunda bilgiler paylaşıldı. Sıfır Enerji Binalar’a

dönüşüm konusunda dünyanın dört bir yanından

birçok lider ve yenilikçi bir araya geldi.

GF Hakan Plastik adına Ürün Müdürü Dr. Ozan

Kovancı, iklim değişikliği ve suyun kimyasal içeriği

gibi etkenlerin yanı sıra su kayıplarının büyük

bir kısmının suyun taşınması ve depolanması

sırasında gerçekleşen sızıntılar ve bunun

önlenmesi konusunda yapılabilecekler konusunda

bir bildiri sundu.

Dr. Ozan Kovancı: “Doğru Borulama Sistemleri

ile Dünyanın Suyunun Korunması”

bildiriminde su kaynaklarının su kirliliği,

iklim değişikliği, hızlı nüfus artışına bağlı

su havzalarındaki yapılaşma ve tüketim

alışkanlıklarının değişmesi gibi nedenlerle giderek

azaldığını belirterek suyun korunması konusunda

her paydaşın kendi sorumluluğunu üstlenmesi

gerektiğini söyledi. Sıfır enerji binaların dünyadaki

su ayak izinin azaltılması konusunda önemli

girişimlerden biri olduğunu ifade etti.

Su Kayıplarının Büyük Bir Kısmı

Sızıntı İle Meydana Gelmektedir

İklim değişikliği ve suyun kimyasal içeriği gibi

etkenlerin yanı sıra su kayıplarının büyük bir

kısmının suyun taşınması ve depolanması

sırasında gerçekleşen sızıntı ile meydana geldiğini

belirten Kovancı:

“Tüm dünyada her yıl içme suyunda yaklaşık 14,5

milyar dolar ekonomik kayıp gerçekleşmektedir.

Bu kayıp büyük bir oranda içme suyu sızıntısı

72

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Sektörel

ile meydana gelmektedir. ABD’de evlerdeki

su sızıntılarının yılda 3 trilyon litreyi aştığı

düşünülüyor. Bu rakam, Los Angelas, Miami

ve Chicago’nun toplam 1 yıllık su kullanım

miktarına eş değerdir. Sızıntı tespiti için geliştirilen

çözümler ve modern boru kullanımı, su sızıntı

oranını düşürmek için önemli araçlardır. Bununla

birlikte, Dünya Bankası’nın verilerine göre günlük

yaklaşık 45 milyon m3 su (yaklaşık 200 milyon

insanın ihtiyacına karşılık gelen miktar) içme suyu

şebekelerinde kaybolmaktadır (Dünya Bankası,

2018).

Suyun taşınması ve depolanması sırasında

gerçekleşen su kayıplarının ana sebeplerini

malzeme kaybı, kireçlenme, kabuklaşma ve

artan iç yüzey pürüzlülüğü gibi korozyon kaynaklı

hasarlar ve dağıtım hatlarındaki hatalı montaj,

yanlış birleştirme yöntemleri oluşturmaktadır. Alt

yapı tesisatında olduğu gibi bina iç tesisatında

da su kaçaklarını önlemek için tesisat malzemesi

seçimi önem arz etmektedir” dedi.

Su Kaçaklarının Önlenmesi

Kaliteli Malzeme Kullanımı İle Mümkün

Eskimiş/yaşlanmış altyapıların dünyadaki içme

suyunun % 33’ünde kayıp ve kaçaklara neden

olduğuna belirten Ozan Kovancı, “Ana su dağıtım

hatlarının büyük bir kısmı çok yüksek korozyon

potansiyeline sahip çelik borulardan oluşmaktadır.

Borular içerisinde korozyona bağlı oluşan

kabuklanmalar, iç kesitlerde daralmalara yol açarak

akış miktarını azaltır ve suyu kirletir. Korozyon

aynı zamanda et kalınlığını düşürerek borunun

basınç dayanımı olumsuz etkiler, yırtılmalar ve

patlamalara sebebiyet verir. Bu durum yüksek

maliyetli zararlara ve su kayıplarına yol açar.

Su kayıp&kaçaklarının en önemli ve en temel

sebeplerinden biri de, dağıtım hatlarındaki hatalı

montaj, yanlış birleştirme yöntemleridir. Taşıyıcı

boru hatlarının kaynak yöntemleri ve bu kaynakların

kalite kontrolü kayıp&kaçak miktar ve oranlarında

belirleyici rol oynamaktadır. Alt yapı sistemlerinde

ve binalarda plastik boru kullanımı su kaçaklarını

minimize eder. Geçmişte özellikle polimerden imal

edilmiş ana şebeke hatlarında kaynak kalitesi

tahribatsız yöntemlerle (NDT) kontrol edilemezken,

günümüzde tahribatsız muayene yöntemleri ile

kaynak kontrolü hem çok kolay yapılabilmekte hem

de yüksek güvenilirlikte sonuçlar vererek mevcut

riskleri ortadan kaldırmakta ve su kaçaklarının

önüne geçmeyi hedeflemektedir” dedi.

Kovancı, sürdürülebilir teknolojilere yatırım

yapılmazsa geri dönüşü olmayan birçok zorlukla

karşılaşılmasının kaçınılmaz olduğunu sözlerine

ekledi.

73


Sektörel

İnşaattaki Hareketlilik 3. Ayını Geride Bıraktı

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), her ay merakla beklenen inşaat ve bununla

bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durum ile beklenen

gelişmeleri ortaya koyan “Hazır Beton Endeksi” 2020 Ağustos Ayı Raporu’nu

açıkladı. İnşaattaki hareketliliğin 3. ayını geride bıraktığına dikkat çeken Rapor,

konuta olan talebin hâlen cazibesini koruduğunu ve inşaat faaliyetlerinde

geçen yıla kıyasla tablonun olumlu göründüğünü ortaya koydu.

74

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Sektörel

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay

açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye’de

inşaat sektöründeki ve bağlantılı imalat ve

hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve

beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat

sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı

zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içinde

stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla

ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını

ortaya koyan en önemli göstergelerden biridir.

Konuta olan talep hâlen cazibesini koruyor

THBB, her ay merakla beklenen Hazır Beton

Endeksi’nin 2020 Ağustos Ayı Raporu’nu

açıkladı. İnşaattaki hareketlilik 3. ayını geride

bırakmıştır. Konuta olan talep hâlen cazibesini

korumaktadır. Buna bağlı olarak beklenti düzeyi

yüksek seyretmektedir. Ancak normalleşme

süreci ile Güven Endeksi’nde görülen yükseliş

son iki aydır negatif tarafta kalmıştır. Özellikle

pandeminin sonbahar ve kış ayları ile birlikte

ne tarafa evrileceğine ilişkin belirsizliğin Güven

Endeksi’ni sınırladığı düşünülmektedir.

Geçtiğimiz yılın aynı ayına göre bütün

endekslerde olumlu bir tablo söz konusu

Hazır Beton Endeksi Ağustos Ayı Raporu’ndaki

bütün endekslerde ve dolayısıyla inşaat

sektöründe geçen yıla kıyasla olumlu bir tablo söz

konusudur. Geçen yılın aynı ayına göre Güven

Endeksi’nde görülen artış yüksek olmasına

rağmen endeks değerinin eşik değerin altında

kalmıştır. Önümüzdeki döneme ilişkin beklenti

hâlen yüksektir.

İnşaat sektörü için atılan olumlu adımların

önümüzdeki dönemde de sürdürülmesi bekleniyor

Raporun sonuçlarını değerlendiren THBB

Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Son 3 aya

ilişkin inşaat sektöründeki gelişmeler inşaat

sektörünün Türkiye ekonomisinde katalizör

vazifesi görmeye başladığına işaret etmektedir.

20 aydan sonra inşaatın hız kazanması ile birlikte

inşaata girdi sağlayan imalat sektörlerinde ve

inşaata bağlı olan hizmet sektörlerinde çok ciddi

bir hareketlenme yaşanmıştır.” dedi.

Haziranda 190 bin rakamı ile zirve yapan konut

satışlarının temmuzda 229 bin ile tüm zamanların

en yüksek değerine ulaştığını ifade eden Yavuz

Işık, “Temmuz ayında ikinci el konutların satışında

çok daha büyük bir hareketlilik olmuştur. İlk el

konutlarda banka kredisi etkisini göstermiş ve 40

bine yakın bir satış rakamını gerçekleştirmiştir.

İnşaat sektörünün Türkiye ekonomisindeki

lokomotif rolü düşünüldüğünde, sektör için atılan

olumlu adımların önümüzdeki dönemde de

sürdürülmesi beklenmektedir.” dedi.

75


Sektörel

İnşaat Sektörü

Güven Endeksi 83,3 Oldu

Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre; hizmet sektöründe %6,4 artarken,

perakende ticaret sektöründe %1,5 ve inşaat sektöründe %2,0 azaldı.

Mevsim etkilerinden arındırılmış inşaat sektörü güven endeksi bir önceki ayda 85,0 iken, Eylül ayında %2,0 oranında

azalarak 83,3 değerini aldı. İnşaat sektöründe bir önceki aya göre, alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi alt

endeksi %0,1 azalarak 69,9 oldu. Gelecek üç aylık dönemde toplam çalışan sayısı beklentisi alt endeksi ise %3,3

azalarak 96,6 değerini aldı.

İnşaat sektöründe Eylül ayında girişimlerin %37,0’ı faaliyetleri kısıtlayan herhangi bir faktörün olmadığını, %63,0’ı

ise faaliyetlerini kısıtlayan en az bir temel faktör bulunduğunu belirtti. İnşaat sektöründe faaliyetleri kısıtlayan temel

faktörlerden; “finansman sorunları” Ağustos ayında %40,1 iken Eylül ayında %39,3, “talep yetersizliği” Ağustos

ayında %31,5 iken Eylül ayında %32,8 ve “diğer faktörler” Ağustos ayında %20,3 iken Eylül ayında %17,0 oldu.

Mevsim etkilerinden arındırılmış sektörel güven endeksleri

.

76 Ekim 2020 . www.istanbulhirdavatfuari.com


Sektörel

Mevsim etkilerinden arındırılmış sektörel güven endeksleri, alt endeksleri ve değişim oranları:

Hizmet sektörü güven endeksi 74,9 oldu

Mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi Ağustos ayında 70,5 iken, Eylül ayında %6,4

oranında artarak 74,9 değerini aldı. Hizmet sektöründe bir önceki aya göre, son üç aylık dönemde iş durumu alt

endeksi %12,8 artarak 71,3 oldu. Son üç aylık dönemde hizmetlere olan talep alt endeksi %12,6 artarak 69,8

değerini aldı. Gelecek üç aylık dönemde hizmetlere olan talep beklentisi alt endeksi ise %2,8 azalarak 83,7 oldu.

Mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven ve eğilim endeksleri, Eylül 2020

Perakende ticaret sektörü güven endeksi 93,5 oldu

Mevsim etkilerinden arındırılmış perakende ticaret sektörü güven endeksi Eylül ayında %1,5 oranında azalarak

93,5 değerini aldı. Perakende ticaret sektöründe bir önceki aya göre, son üç aylık dönemde iş hacmi satışlar alt

endeksi %5,5 artarak 84,1 oldu. Mevcut mal stok seviyesi alt endeksi %0,3 azalarak 107,7 değerini aldı. Gelecek

üç aylık dönemde iş hacmi-satışlar beklentisi alt endeksi ise %8,6 azalarak 88,5 oldu.

77


GF Hakan Plastik Yalınlaşıyor

Sektörel

Yalınlaşmadaki temel amacı, müşteri memnuniyeti sağlama ve yalın dönüşümü

tüm ekiple birlikte gerçekleştirmek olan GF Hakan Plastik, çalışmalarına hız

kesmeden devam ediyor.

GF bünyesine katılım ile birlikte tüm dünyada

geçerli olan global GF ürün ve süreç standartlarını

uygulanmaya başlayan GF Hakan Plastik, plastik

boru sektöründe yalın üretim faaliyetlerine öncelik

vererek gelişimini sürdürüyor.

Ürün ve hizmet üretme sürecini israflardan

arındırıp sadeleştirerek, sunulan değeri

mükemmelleştirmek ve bu yolla firma karlılığını

artırmak amacını taşıyan sistem ve teknikler

bütünü olarak tanımlanan Yalım Üretim, GF

dünyası için önemli bir yer tutuyor. Yalın kültürü

tabana yaymak ve tüm organizasyonu yalın

anlamında aktive etmeyi amaçlayan GF Hakan

Plastik, maliyetleri kontrol altına alarak pazarda

ayrışabilmeyi hedefliyor.

Yalın düşüncede israf, bilinen anlamının ötesinde

müşteri açısından bir değer oluşturmayan,

müşterinin fazladan bedel ödemeyi kabul

etmeyeceği her şeydir. Tasarımdan sevkiyata

tüm ürün/hizmet üretme aşamalarındaki her

türlü israfın (Fazla Çalışma, Fazla İşlem, Stok,

Gereksiz Hareket, Gereksiz Taşıma, Hatalı Ürün,

Bekleme, Kullanılmayan Beyin) yok edilmesi ile

maliyetlerin düşürülmesi, müşteri memnuniyetinin

artırılması, piyasa koşullarına uyum esnekliğinin

kazanılması, nakit akışının hızlandırılması

hedeflenir. GF dünyasında yalınlaşmak ise,

müşteri memnuniyeti için her bir kişinin gücünü

aktif hale getirmeyi ifade ediyor.

Plastik boru sektöründe Yalın Üretim

Plastik boru ve ek parça sektöründe birçok farklı

yalın aracı kullanılıyor. Bunlardan bazıları: Kaizen,

akış oluşturmak (tek parça akış), çekme sistemi

kurmak, dengelemek, stabilize etmek, 5S, Smed,

78

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Sektörel

görsel yönetim, israfları tespit etmek ve yok etmek,

değer oluşturmak, poka yoke (hata engelleme),

VSM (Değer Akış Haritalama, hammaddenin

tedarik edilmesinden müşteriye ürün ulaşana

kadar sürdürülen süreçlerdeki değer sağlamayan

israfların belirlenmesi ve değer sağlama sürecinin

kısaltılması, değer döngüsünün hızlandırılması).

Temelde tüm yalın faaliyetler iyileştirme prensibine

dayanıyor. Yalın iyileştirmeler de kaizen çalışmaları

ile yürütülüyor. Kaizen kelimesi, Japonca değişim

anlamına gelen “kai” ve iyileştirme anlamına

gelen “zen” sözcüklerinden oluşuyor, bütünsel

olarak düşünüldüğünde “iyileştirerek değiştirme”

anlamını taşıyor.

Süreç, zaman ve teknolojide yavaş yavaş;

fakat çok sayıda hızlı gelişme sağlamayı ve

maliyetlerde azalmayı ifade eden bir kavram olan

Kazien, plastik sektöründe

-proses iyileştirme (hızlandırma, israftan

arındırma, verim/kapasite artışı),

-lojistik/sevkiyat süreç iyileştirme (ör: lojistikte

birden fazla tur sayısı ile yapılan taşımanın toplu

hale getirilmesi, israf azaltma ve yok etme),

-kalite hata önleme ve

-ofis kaizenleri ile yine her türlü israf azaltma/

süreç hızlandırma şeklinde yapılabiliyor.

Plastik sektöründe uygulanabilecek diğer

yalın prensipler şunlardır: “Akış”, “Çekme”,

“Dengeleme” ve “Stabilize etme”.

Kaynakların verimli kullanımı

Yalın faaliyetlerin sağladığı en önemli çıktılardan

biri olan kaynakların verimli kullanılabilmesi

için “değer”in ortaya çıkarılması, katma değeri

olmayan tüm faaliyetlerin farkına varılması ve

bunlardan arındırılması gerekiyor. Yalın kültürü

tabana yaymak ve tüm organizasyonu yalın

anlamında aktive etmek amacıyla GF Hakan

Plastik, 2019 yılı sonunda başlayan ve 2020 yılı

içerisinde de devam eden çalışmalarıyla şirket

içinde tüm organizasyonların dahil edildiği 13

ayrı eğitim gerçekleştirdi. Özellikle 2020 yılında

lojistik faaliyetler, tedarik süreçleri ve prosese

yönelik çalışmalar ile yıllık 1 milyon CHF tasarruf

yapılmasına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor.

79


.

80 Ekim 2020 . www.istanbulhirdavatfuari.com

Sektörel

Türkiye İMSAD Başkanı Tayfun Küçükoğlu:

“Yangına karşı güvenli yapı bilinciyle

hareket etmeliyiz”

İnşaat malzemesi sektörünün çatı örgütü Türkiye İMSAD, ‘Yangından Korunma

Haftası’ dolayısıyla yaptığı açıklamada; yangın güvenliği konusunda yeni inşa

edilen ve yenilenen binalarla ilgili uyarılarda bulundu. Toplumun yangına karşı

güvenli yapı bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Türkiye İMSAD Başkanı

Tayfun Küçükoğlu, “Binalarda yangın güvenliğine dair tedbirlerin sorgulanması

çok önemli. Binaların tasarımından yapımına kadar, denetimin de içinde olduğu

bütüncül bir sistem kurulmalı” dedi.

25 Eylül - 1 Ekim ‘Yangından Korunma Haftası’

kapsamında bir açıklama yapan Türkiye İMSAD

(Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği)

Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, yangın

güvenliği tedbirleri konusunda olası ihmallerin önüne

geçilecek bir denetim mekanizması oluşturulması

gerektiğini belirtti. Tayfun Küçükoğlu, açıklamasında

şunları söyledi:

“Projelerin işlevsel olarak hayata geçirilebilmesi için,

inşa edilecek yapıların kullanım amacına, tehlike

sınıfına ve bina yüksekliğine uygun yangın güvenlik

Projelerin işlevsel olarak hayata geçirilebilmesi için, inşa

edilecek binanın kullanım amacına, tehlike sınıfına ve

bina yüksekliğine uygun yangın güvenlik tedbirlerinin

alınması, yangına karşı tepki ve yangın dayanım

testleri yapılmış sertifikalı malzeme ve yapı elemanları

kullanımı fevkalade önemli. İnşaat safhasında pasif ve

aktif yangın güvenlik sistemlerinin imalat ve montajları

yetkin kişi ve kurumlar tarafından yapılmalı. Bunun

için meslek standartlarının geliştirilmesine ve yetkin

kişi ve kuruluşların belgelendirilmesine ihtiyaç var.

Bu amaçla proje, imalat ve montaj safhalarında

tedbirlerinin alınması önemli. Ayrıca yangın dayanım

testleri yapılmış sertifikalı malzemelerin kullanılması

gerekiyor. İnşa aşamasında pasif ve aktif yangın

güvenlik sistemlerinin imalat ve montajları yetkin kişi

ve kurumlar tarafından yapılmalı. Bunun için meslek

standartlarının geliştirilmesine ve yetkin kişi ve

kuruluşların belgelendirilmesine ihtiyaç var. Bu amaçla

proje, imalat ve montaj safhalarında yetkin kişi ve

kuruluşlar tarafından kontrollerinin sağlanması ve yapım

sürecinin tasarıma uygun olarak gerçekleştirilmesi şart.

Binalarda tasarım, yapım ve kullanım safhalarında

alınması gereken tedbirler ve malzeme kullanımına

yönelik hüküm ve gereklilikler, 2015 yılında son

revizyonu gerçekleşen Binaların Yangından Korunması

Hakkında Yönetmelik’in kapsamında yer alıyor.

Alınan önlemlerin sürekliliği ve sürdürülebilirliği ancak

bu hükümler ve gereklilikler çerçevesinde yapılan

uygulamalar sayesinde sağlanabiliyor. Mevcut

yönetmeliğin güncel şartlara göre revizyonu büyük

önem arz ediyor.

‘Doğru malzeme’, ‘doğru uygulama’,

‘denetim’ ve ‘doğru işletme’


Sektörel

yetkin kişi ve kuruluşlar tarafından kontrollerinin

sağlanması ve yapım sürecinin tasarıma uygun olarak

gerçekleştirilmesi şart. Malzeme olarak ne kullanıldığı

kadar nasıl uygulandığı da son derece önemli.

Binada uygun şekilde yangın bölümlendirilmesi

yapılmış, yangın kaçış yolları yangına karşı korunmuş

olsa dahi bina bölümlerinin sonradan kuraldışı kullanımı

veya tadilatlar yapılması durumunda yapısal güvenlik

işlevini yitirecektir. Bu nedenle binanın kullanım

amacına uygun ve yangın güvenliğini tehdit etmeyecek

şekilde kullanılmasının uzman taraflarca denetlenmesi,

yangın söndürme ve algılama sistemlerinin sağlıklı

çalışmaları için bakımlarının zamanında ve doğru

yapılması sağlanmalı.

Ayrıca bina kullanımı safhasında da yangın kaçış

yollarının doğru kullanımı da dahil olmak üzere temel

yangın güvenlik konularında binadaki kullanıcıların

eğitimi, acil durumlarda ne yapacakları ve nasıl

davranacakları konusunda bilinçlendirilmesi gerekli.

Kısacası doğru malzeme seçimi, doğru uygulama,

doğru ve zamanında bakım, denetim ve doğru işletme

yangın güvenliği tedbirlerinin sürdürülebilirliği açısından

bir bütün olarak değerlendirilmeli.

‘Derin yenileme’ sürecinde yangın güvenliği

tedbirleri dikkate alınmalı

Tesisat (elektrik, su), ısıtma-soğutma, havalandırma

sistemleri, yalıtım dahil cephe sistemleri, seramik

kaplamalar ve vitrifiye, pencere-cam ve çatı-baca

sistemleri gibi geniş bir alanı kapsayan ‘derin yenileme’

sürecinde de yangın riskinin özellikle dikkate alınması

gerekiyor. Örneğin eskimiş kablo sistemlerinden dolayı

çıkan yangına karşı bile yenilenmesi gereken binalar

var. Günümüzde teknoloji çok hızlı ilerliyor. Dolayısıyla

da eski teknolojiye göre elektrik tesisatı bulunan binalar

günümüz şartlarındaki elektronik aletlerin ihtiyaçlarını

karşılamakta oldukça zorlanıyor. Aynı zamanda çevre,

enerji verimliliği ve sürdürülebilir binalara sahip olma

adına binalarımızın farklı seviyelerde yenilenmesine

ihtiyaç var.”

81


Filli Boya’dan Boya Sektöründe

Bir Yenilik Daha

Sektörel

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sürecinde Filli Boya, boya

sektöründe ilk kez gerçekleştirdiği yenilikçi online eğitimle bir kez daha fark

oluşturdu, sonbahar sezonuna hızlı bir başlangıç yaptı.

Filli Boya, tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19’a

rağmen iş süreçlerini mevcut ortama adapte ederek

eğitim ve seminerlerini online olarak vermeyi

sürdürdü. Bu doğrultuda geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen,

sunuculuğunu Kadir Çöpdemir’in

yaptığı, Betek Boya Pazarlama ve Satış gruplarının

katıldığı online seminerde dış cephenin yeni

yıldızları Aqusto Serisi ürün grubu ile ilgili bilgiler

tazelendi, önümüzdeki döneme dair de detaylı

analizler paylaşıldı. İnteraktif eğitim sayesinde katılımcıların

soruları eğitim esnasında cevaplandı.

Dış cephede kuralları değiştiren Aqusto serisi için

yeni sezona Filli Boya ekiplerinin çok daha donanımlı

girmesini sağlayan interaktif eğitimde yeni

dönem stratejileri oluşturuldu.

Filli Boya’nın son olarak pazara sunduğu yenilikçi

“Aktif Silikon Teknolojisi” ile geliştirilmiş silikon

esaslı dış cephe boyası Aqusto Silan, “Duomax®

Koruma Etkisi” sayesinde maksimum su iticilik ve

nefes alma özelliklerini mükemmel bir denge ile bir

araya getirerek farklı bir deneyimi müşterilerinin

beğenisine sunuyor.

Yeni geliştirilen labirent doku ve nemin hızlı dışarı

atılması sayesinde yüzeyle hızlıca ve tamamen

bütünleşen Aqusto Silan’ın, uzun yıllar dayanıklı

ve temiz kalma özelliği bulunuyor. Nefes alma, su

iticilik, hızlı kuruma ve kuru kalma özellikleri sayesinde

ısı yalıtım sistemlerinin performansını arttıran

Aqusto Silan, enerji verimliliği ve tasarrufuna

da maksimum katkı sağlıyor.

Aqusto Silan’ın “Duomax® Koruma Etkisi” en ağır

iklim koşullarında dahi 4 mevsim maksimum performans

sunarken, “Aktif Silikon Teknolojisi” sayesinde

değişen hava şartlarına meydan okuyarak ilk

günkü renk tonunu, dokusunu ve üstün özelliklerini

yıllarca koruyabiliyor.

82

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


www.istanbulhirdavatfuari.com

83


Sektörel

Faizsiz Finans ve Ticaret Sistemi: Türk Barter

Barter; paranın, kısmen de olsa yerini alabilecek; spekülasyonlardan etkilenmeyen,

gerçek değerini üretim ve hizmetten alan ticaret, finansman ve ödeme sistemidir.

Alternatif Finans Modeli

kullanması ve dünya ticaretinin giderek artan oranda

Barter sistemi ile yapılması, Barter’ın öneminin

Türkiye’de kısıtlı sermaye ile kurulan şirketler

herhangi bir ekonomik olumsuz dalgalanmada daha fazla anlaşıldığını göstermektedir. Ekonomik

faaliyetlerini yürütmekte zorluklarla karşılaşmaktadır.

Klasik finans karşılama metodu olan banka rek iflas etmelerini önleyen, atıl kapasitelerini eri-

krizlerde şirketlerin, mali sıkıntılarını en aza indire-

kredileri yüksek teminat ve faizden dolayı şirketlere

pek fayda sağlamamaktadır ve ihtiyacını kar-

hedeflerini büyüterek yoluna devam etmektedir.

terek ticarete hareketlilik kazandıran Türk Barter,

şılamamaktadır. Türk Barter’ın 26 yıldan bu yana

ekonomiye kazandırdığı alternatif finansta dediğimiz

Barter Sistemi hem faizsiz hem esnek hem projelerinden, araç filo kiralama hizmetine kadar

Mali sıkıntılar ile tamamlanamamış gayrimenkul

de şirketlerin kendi ürettikleri mal ve hizmetleri ile pek çok temel ihtiyacın Barter ile karşılandığını

borcunu ödeyebildiği bir sistem ile şirketlere büyük Barter Ortak Pazarı’nda, üye firmalara paraya ihtiyaç

duymadan ticaret yapma ve kar elde etme

destek sağlamaktadır.

imkânı vermektedir. Yani Barter Sistemi birçok kişi

Satışlarınızda Başarı Türk Barter ile Katlanıyor tarafından algılandığı gibi sadece bir takas ortamı

Türkiye’nin ilk ve en büyük Barter şirketi Türk Barter;

şirketlere proje, kredi ve diğer tüm finans sis-

hem de kendi ürettiği mal ve hizmetleri satabilece-

değil, üye firmaların hem ihtiyaçlarını satın aldığı

temleri ile alternatif çözümler sunarak onları garanti ği bir finansal sistemdir.

altına almaktadır. Başarısını her gün daha da arttıran

Türk Barter; İstanbul, Adana, Ankara, Antalya, Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı

Bursa, İzmir, Kayseri ve Konya’da bulunan şubeleriyle

de üyelerine kaliteli hizmet sunmaktadır. Üye Ekonomik yönden bağımsız istikrarlı bir Türkiye

Dr. M. Sırrı Şimşek:

şirketlerin mevcut finansal, pazarlama ve ticaret hepimizin başlıca hedefidir. Mal ve hizmet şirketlerin

en önemli kaynağıdır, fakat nakit sıkıntısı ve

durumlarını göz önüne alarak ticaretlerini doğru

yönetebilmeleri amacıyla onlara alternatif finansal tahsilat problemi yaşanan ekonomimizde üretimi

çözümler üretmeye devam etmektedir. Dünyada artırmak, istihdamı korumak, stokları eriterek kaynağa

dönüştürmek üzere dünyanın kabul ettiği sis-

milyonlarca firmanın; büyüklükleri sektörleri ve hizmetleri

ne kadar farklı olursa olsun Barter Sistemi’ni tem olan Barter’ı Türkiye’de uygulamaktayız.

.

84 Ekim 2020 . www.istanbulhirdavatfuari.com


85


Sektörel

Crown FC 5225 Serisi Akülü Forkliftlerde

Kaçırılmaz Sonbahar Fırsatı

Türkiye distribütörlüğünü Temsa İş Makinaları’nın yürüttüğü ve geniş ürün

yelpazesiyle etkin depo çözümleri sunan Crown’un 31 Ekim 2020 tarihine kadar

geçerli kampanyasında, tripleks asansörlü Crown FC5225 serisi forkliftler 18 ay

vade ve sıfır faiz fırsatıyla sunuluyor.

Geniş ürün yelpazesi ve uzman kadrosuyla

depolardaki uygulamalara yönelik çözümler

sunan Crown, müşterilerine destek olmaya

devam ediyor. Dar koridorlarda kolayca manevra

yapabilen, dayanıklı, fonksiyonel ve yüksek

performanslı forklift arayan müşterilerine yönelik

3 ton, 4570 mm, tripleks asansörlü Crown

FC5225 serisi forkliftlerde bir kampanya başlattı.

Crown, kampanyası ile lojistik ve depolama

konusunda fonksiyonel çözümlere ihtiyaç duyan

müşterilerinin ekonomik olarak zorlanmadan

işlerini kolaylaştırmayı hedefliyor. Kampanya

fiyatı 32.500 € olan FC5225 serisi forkliftler, 18

ay vadeye sıfır faiz fırsatı ile sunuluyor. Ayrıca

kampanyaya özel, KDV oranı sadece %1 olarak

uygulanıyor.

31 Ekim 2020 tarihinde sona erecek olan bu

büyük avantajlar sınırlı sayıda ürün için geçerli.

86

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com



.

88 Ekim 2020 . www.istanbulhirdavatfuari.com

Sektörel

İki Küresel Marka

Kale ve Geberit’ten Güçlü İş Birliği

Türkiye’nin, seramik ve banyo ürünleri sektör lideri Kaleseramik; İsviçreli sıhhi

tesisat devi Geberit ile önemli bir iş birliğine imza attı. Anlaşma kapsamında

Geberit ürünleri, seçili Kale satış noktalarında tüketiciler ile buluşacak.

Dokuz Eylül Üniversitesi

kariyer yolculuğu

Kamu Yönetimi

başlayan Alemdar, 1992

Kaleseramik Genel

Bölümü’nün ardından,

– 1998 yılları arasında

İngiltere Birmingham Müdürü Altuğ Akbaş,

Deterjan Bölüm Satış

Üniversitesi İşletme “Kale’nin yeni perakende Departmanı’nda

Bölümü’nü bitiren ve yine mağazacılık anlayışı ile

çeşitli yöneticilik

aynı üniversitede MBA’ini müşteri beklentilerini en üst pozisyonlarında görev

tamamlayan Hasan seviyede karşılamak için aldı. 1998 – 1999

Alemdar; iş hayatına

yıllarında Türkiye’de

güçlü iş birliklerimize devam

1991 yılında BMC

ilk olarak Schwarzkopf

firmasında Marka Müdür

ediyoruz.”

& Henkel Beauty Care

Asistanı olarak başladı.

1 yıl sonra Henkel’deki

Bölümü’nün kuruluşunu

yönetti. Alemdar, 1999


Sektörel

– 2002 yılları arasında,

Henkel’in merkezi olan

Düsseldorf’ta, Global

Müşteriler Yöneticisi

(Global Accounts

Manager) olarak görev

aldı. 2002’de Türk

Henkel Beauty Care

Genel Müdürlüğü’ne

atandı. 2005’ten itibaren genel müdürlük

görevine ek olarak Orta Doğu ve Afrika Satış

Direktörlüğü’nü üstlendi. 2008 – 2010 yılları

arasında ayrıca Mısır Genel Müdürlüğü’nü de

yürüttü. Ocak 2010’da Türk Henkel Beauty Care

Genel Müdürlüğü ve Schwarzkopf & Henkel

Orta Doğu ve Afrika Satış Direktörlüğü’nün yanı

sıra Schwarzkopf Profesyonel (Kuaför Ürünleri

Bölümü), Orta Doğu ve Afrika Bölge Direktörlüğü

Geberit Genel Müdürü

Ufuk Algıer; “Tasarım,

teknoloji, mühendislik ve

bilgi birikimimizle pazarda

üst segment ürünler ile

yer almayı sürdürüyoruz.

Yaptığımız anlaşmanın ilk

altı aylık süreçte satışlarımıza

yüzde 5 oranında pozitif

yönde yansıyacağını

öngörüyoruz.”

görevlerini de üstlendi.

Ocak 2012’de Türk

Henkel Yürütme Kurulu

Başkanlığı’na atanan

Hasan Alemdar, Nisan

2018 itibariyle Henkel

Beauty Care, Türkiye,

İsrail, İran ülke yönetimi

ve Orta Doğu Afrika

Bölgesi Satış’tan Sorumlu Başkan Yardımcılığı

görevine getirildi.

Hasan Alemdar, Ekim 2020 itibariyle, Henkel

Beauty Care Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nden

Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine getirilerek

bölgenin toplam sorumluluğunu üstlenmiş olacak.

İyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Alemdar,

55 yaşında, evli ve bir kız çocuk babası.

89


Makale

1970’lerden Günümüze

Ülkemizde İthalat

Zafer Özcivan

Satış Direktörü ve Sektör Uzmanı

Değerli Nalbur Teknik Dergisi okuyucuları,

Bu sayımızda ithalat konusunu ve günümüze dek

gelişen durumunu ele alacağız.

Yaşı 60 ve daha fazla olan okurlarımızın hatırlayacağı

üzere 1970’li yıllarda ülkemizde sanayi üretimi düşük,

dış ticaret açığı yüksek, üretim yetersiz ve dolayısıyla

arz düşük ve ürün talebi fazla idi. O dönemde ülkemizde

döviz yasağı da olduğundan ithalat ancak yabancı

uyruklu iş adamları tarafından yapılabiliyordu. Başka bir

deyişle ürün kıtlığı yaşandığından tedarik konusu son

derece önemli pozisyona gelmişti. Öyle ki basit ifadeyle

mal bulmak çok zordu ve tabiri caizse mal kapanın

elinde kalmakta idi.

Koşullar böyle olunca satış yazımda da değindiğim

gibi müşteri Anadolu’dan İstanbul’a tedarik için kendisi

gelerek ihtiyaçlarını sipariş ettikten sonra bedelini

ödeyerek kendi işyerinin yolunu tutmaktaydı ve her

ihtiyacını da belki de bulamadan dönüyordu. Bu

dönemde oluşan talep fazlası da iktisat kuralı gereği

fiyatların sık sık yükselmesine hatta yetişilemez duruma

gelmesine sebep olmaktaydı. Zaten o yıllarda ülkemizde

enflasyonist bir piyasa ile karşı karşıya idik. Yaklaşık

her ürün çok kısa periyotlarda fiyat değişimine maruz

kalmaktaydı. İthalat da yasak olduğundan ürün kıtlığı

baş göstermekteydi.

Bir başka problem de o yıllarda artan anarşik olaylar,

ekonomiyi olumsuz yönde etkilemekte, grev ve az da

olsa lokavt uygulamaları zaten yetersiz olan üretimi iyice

zora sokmaktaydı. Ülkemizde kutuplaşma had safhaya

ulaşarak herkesin birbirine şüphe ile bakmasına sebep

olmaktaydı. Başta üniversite olayları olmak üzere anarşi

her yerde kol gezmekteydi.

1980 askeri darbesinden sonra ise demokrasiye geçiş

süreciyle birlikte oluşan güven ortamı iş dünyasını da

olumlu yönde etkileyerek normalleşme aşamasına

gelinmişti. Doğal olarak fabrikalarda grev ve lokavt

olayları da son bularak üretim artmaya başlamıştı.

Bir ülkenin kalkınması hepimizin bildiği gibi üretimden

geçmektedir. Çünkü üretim demek ihracat demek,

üretim demek istihdam demek, üretim demek dış ticaret

açığının azalması demek, üretim demek milli gelirin

artması demek, üretim demek devletin vergi gelirlerinin

yükselmesi demektir. Bu bağlamda kalkınma da ancak

üretim artışı ile sağlanabilir.

80’li yıllarda ülkemizde fiyat artışlarının önüne geçmek,

kaliteyi ön plana çıkarmak gibi somut gerekçelerle önce

döviz serbestisi sağlanarak ithalat kapılarının açılmasına

karar verilmişti. İthalatın serbestliği ile birlikte ülkemize

A’dan Z’ye her türlü ürün, çeşitli ülkelerle yapılan dış

ticaret anlaşmalarının da ekonomi yönetimi tarafından

gerçekleşmesiyle birlikte yabancı ürünleri tüketmeye

başlamıştık. Yurt dışından gelen ürünler yüksek kaliteli

olduğu kadar içlerinde kalitesiz olanları da mevcuttu.

Çünkü sektör mensuplarımızın büyük çoğunluğu tedarik

merkezi olarak Çin’i benimsemiş ve ülkemiz koşulları

gereği düşük fiyatlı ürünlerin ithalatını benimsemişlerdi.

Burada yukarıda bahsettiğim düşük fiyat konusunu biraz

açmakta fayda olabilir.

Avrupa ülkelerinde alıcı ve satıcı bir araya geldiği zaman

öncelikle yapılacak işbirliğinin temel kuralları (tüketim

miktarı, satış bölgeleri, distribütörlük veya bayilik, tedarik

ve sipariş şekilleri, ürün kalitesi, rakipler vb.) gündeme

gelmekte ve toplantı sonunda işbirliğinin gerçekleşip

gerçekleşmeyeceğine karar verilir. En son aşama

olarak da fiyat masaya yatırılarak, el sıkışılıp işbirliğine

başlandığı halde; ülkemizde ilk karşılaşıldığı anda fiyat

esas alınır ve daha sonra diğer konular gündeme getirilir.

Evet, fiyat önemlidir ve her pazarın kabul edebileceği

bir limit mutlaka vardır; ama fiyattan önce gelen daha

önemli faktörler de söz konusudur.

Dolayısıyla yaptığımız ithalat fiyat bazlı olduğundan

kalite ikinci planda kalmakta, kalitesiz ürünleri kullanmak

durumunda kalmaktayız.

Bunun sonucu olarak yerli üretimimiz olumsuz yönde

etkilenmiş ve fiyat yönünden Çin ile rekabet zorluğu

nedeniyle ülkemizde bazı fabrikalar üretimlerine son

vermek durumunda kalmışlardır. Örneklemek gerekirse,

90

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Makale

hafızam beni yanıltmıyorsa o dönemde Türkiye’de 64

adet asma kilit fabrikası üretime son vermek zorunda

kalmıştı. Çünkü maliyetleri ithal ürünlerden yüksek

kaldığı için talep görmemişti. Bugün ülkemizde üretim

yapan tek asma kilit fabrikası Yuma Kilit’tir. Hiçbir zaman

kalite ve fiyat istikrarından ödün vermeden üretimine

devam ederek sektördeki liderliğini sürdürmektedir.

(Yuma Kilit’in başarısı tarihe geçmeli ve yerli üreticilere

örnek olmalıdır.)

Yukarıda anlatmaya çalıştığım ithalat pozisyonu

günümüze kadar az da olsa değişikliklerle devam etmiş;

ancak bazı ürünlerde vergi fonu konularak üreticiyi

koruma amacıyla kurallar konulmuştur. Örneğin kilit,

bağlantı elemanları, el aletleri gibi ürünlerin yurda

gelmesi kanunlaşan fon vergileriyle önlenmeye

çalışılmıştır.

Ayrıca artan döviz değerleri ithalatçı için bazı periyotlarda

sorun olmakta, maliyetlerin TL cinsinden yükselmesine

sebep olmaktadır. Ülkemizde ve dünyada zaman zaman

yaşanan ekonomik krizler de ithalatçıyı olumsuz yönde

etkilemiştir.

bugünlerde yıllık bazda fiyat ayarlaması olarak karşımıza

çıkmaktadır. Ayrıca ülkemiz ekonomik olarak gelişmiş

ülkeler seviyesine ulaştığından iktisadi değerlerimiz

artarak yoluna devam etmektedir.

2020 yılının başından bu yana yaşadığımız pandemi

süreci ise iş hayatını olumsuz yönde etkilediğinden

bir takım ürünlere geçici süre de olsa ithalat vergileri

konularak ekonominin pasifize olması önlenmeye

çalışılmıştır. Ekonomi yönetiminin aldığı kararlar son

derece doğru ve olması gereken uygulamalardır.

Hepinize bol kazançlı, bereketli işler dilerim.

Saygılarımla.

2000’li yılların ikinci yarısında enflasyonun önlenmesi ile

birlikte iş hayatı istikrara kavuşarak oluşan güven ortamı

ile birlikte ekonomi de yükselişe geçerek geçen yıllardan

çok daha fazla pozitif etki yakalamıştır.

Önceki yıllarda bir türlü sağlanamayan fiyat hareketleri

91


Makale

Pandemi Sürecinde

Çalışanların Güvenliği

Dünyada birden fazla ülkede veya kıtada, çok geniş bir

alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara

pandemi genel ismi verilmektedir.

Enfeksiyondan korunma ve kontrol önlemlerini

uygulayarak; enfeksiyonun toplumda yayılmasını

azaltmak ve böylece pandeminin erken dönemlerinde

enfekte olacak kişi sayısını ve pandemi nedeniyle ortaya

çıkacak vakaları azaltmak mümkündür.

Pandemi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ilan

edilir. Yeni ortaya çıkan virüsün insandan insana kolay

bir şekilde hızlıca yayılıyor olması önemli kriterlerdir.

Tarihte kolera, tifo ve domuz gribi gibi hızla yayılan

hastalıklar karşısında Dünya Sağlık Örgütü pandemi

ilan etmişti.

2019 yılında Çin ülkesinin Wuhan eyaletinden yayılmaya

başlayan korona virüsün (Covid-19) yayılma hızına ve

insan sağlığı üzerindeki etkisine bakıldığında genel

çapta koruyucu önlemlerin artırılmasını sağlamak adına

2020 yılının başında pandemi ilan edildi.

Pandemi dönemlerinde çok etkilenen kesimler

çalışanlar olmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO)

istatistiklerine göre dünya geneli çalışan sayısı 3,3

milyar olup salgınlarda etkilenecek olan yüksek riskli

işlerde 1.25 milyar insan çalışmaktadır.

Yaşamakta olduğumuz korono virüs Pandemi döneminde

tam veya kısmi işyeri kapanmalarından dolayı dünyada

2,7 milyar çalışan doğrudan etkilenmektedir.

Birçok ülke dünya genelinde devam eden yeni tip

korona virüsün (Covid-19) yayılma hızını azaltmak,

sağlık sistemini rahatlatmak ve can kayıplarını önlemek

için sosyal mesafeyi korumaya ve yeni önlemler almaya

çalışıyor.

Salgın hızını kesmek amacıyla yapılan sokağa çıkma

kısıtlamalarına bağlı olarak iş hayatında aksaklıklar,

seyahat kısıtlamaları, eğitime ara verilmesi ve diğer

önlemler işçiler ve işletmeler üzerinde ani ve sert etkilere

yol açıyor. Kimi işletmeler faaliyetlerini durdurmak

zorunda kalırken bir kısmı da çalışma yöntemlerini

değiştirme yoluna gidiyor.

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) Covid-19 ve

Çalışma ve İş Dünyası raporunda, salgınının ekonomik

etkilerinin 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana tecrübe

edilenin en ciddisi olduğuna işaret ediliyor.

Yayınlanan raporda, dünya genelindeki 3,3 milyar

çalışanın yüzde 81’ine tekabül eden 2,7 milyar çalışan

zorunlu ya da tavsiye üzerine kapanan iş yerlerinde

istihdam edildiği belirtiliyor. Dünya genelinde, yılın

ikinci çeyreğinde çalışma saatlerinin yüzde 6,7’sinin ise

ortadan kalkacağı öngörülüyor.

Ekonomik gelir gruplarına göre çalışma saatinin oransal

bazda en fazla düşmesi beklenen grup “üst-orta gelir”

olurken, bundan en fazla etkilenecek bölgeler ise Avrupa,

Arap ülkeleri ve Asya-Pasifik ülkeleri olarak sıralanıyor.

Bilindiği üzere yaşam ve sağlıklı yaşam hakkı,

vazgeçilmez temel insan haklarının en başında

gelmektedir. Gerek bu nedenle gerekse toplumların

büyük çoğunluğunu işçilerin, emekçilerin oluşturması ve

en güncel sorun olan Covid-19 Pandemi/Salgın süreci

dolayısıyla büyük önem arz etmektedir.

2019 yılı sonundan itibaren bütün dünyayı etkileyen

Covid-19 Pandemi süreci, işçi sağlığı ve iş güvenliği

kavram ve uygulamalarının önemini bir kez daha

ortaya koymuştur. Corona Virüsün “sınıf-ırk vb. ayrımı

olmaksızın herkesi etkilediği” iddia edilse de, önlem

alınmadan (zorunlu ve acil işler dışındaki) üretim ve

hizmetlerin Covid-19’un etkilerinin de eklendiği ağır

koşullarda devam etmesi, tüm çalışanların salgınla daha

çok karşı karşıya bırakıldığını ve sistemin acımasız

sınıfsal ayrımcılığını bir kez daha göstermiştir.

Pandemi yaşadığımız bu dönemde işçiler ve emekçiler

için ekonomik olarak ayrıca çalışma hayatındaki iş

güvenliği açısından da kendi emeği ile geçinenler için

yıkım oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Özellikle kısmi süreli işçiler, geçici işçiler, kadın, çocuk,

göçmen işçiler, ev işlerinde çalışanlar için sosyal koruma

sistemlerindeki eksikliği ve acımasız çalışma koşullarını

daha da görünür kıldı. Ayrıca işsizler ordusuna yeni

milyonlar katıldı.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği, işyerleri ile ve 6331 sayılı İş

Sağlığı Güvenliği Yasası’nın kapsamı ile sınırlı değildir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği; insanca çalışma hakkı, tam

zamanlı, kadrolu iş güvencesi hakkı, sosyal güvenlik

hakkı, örgütlenme hakkı, insanca yaşanacak ücret

hakkı başta olmak üzere temel sosyal haklardan ayrı

tutulamaz.

92

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Makale

Pandemi sürecinde önceliğimiz hayata tutunabilmek,

sağlığımızı korumaktır, ancak toplumda çalışmak

zorunda kalan büyük bir kesim olması nedeniyle iş

yerlerini nasıl daha sağlıklı ve güvenli hale getirebiliriz

sorusu büyük önem kazanmaktadır.

Pandemi başlangıcından sonra çalışma hayatındaki

iş sağlığı güvenliği şartlarında sürekli artan

olumsuzlaşmalar yaşanmaktadır.

Yaşanan bu olumsuz şartların bir an önce gündemimizden

çıkabilmesi için aşağıdaki sıralayacağım maddeler

sırasıyla çalışma hayatına entegre edilmelidir.

1-) Çalışılan işteki tüm faaliyetler bakımından tehlike

haritası çıkarmak, bulaşma riskini değerlendirmek, işe

dönüş sonrasında bunları değerlendirmeye devam

edilmelidir.

2-) Her sektöre, her işyerinin ve işgücünün özel

koşullarına uyarlanmış olarak, aşağıdaki risk kontrol

önlemlerini benimsemelidir:

- Çalışanlar, yükleniciler, müşteriler ve ziyaretçiler

arasında fiziksel etkileşimi azaltmak ve etkileşim

olduğunda sosyal mesafeyi koruyacak çalışma düzeni

tasarlanmalıdır.

- Çalışırken kullanılan tüm yüzeyleri düzenli olarak

temizlemek, işyerlerinin temiz ve hijyenik olmasını

sağlamak, el yıkama ve dezenfektasyon için gerekli

prosedürlerin tamamlanması için yeterli imkanları

sağlamak.

- İşyerinde temiz havayı sağlayan havalandırmayı

düzenli olarak iyileştirmek.

3-) Risk oluşturmadan, tüm çalışanlara ücretsiz olarak

Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) sağlanmalıdır.

4-) Kuşkulu vakaları izole etmek ve her teması takip

etmek için düzenlemeler sağlanmalıdır.

5-) Personel için ruhsal sağlığının korunmasına ilişkin

destek sağlanmalıdır..

6-) Uygun temizlik/hijyen uygulamaları ve işyeri

kontrollerinin (KKD dahil) kullanımı dahil olmak üzere,

işyerinde sağlık ve güvenlik hakkında eğitim ve

bilgilendirici materyal sağlanmalıdır.

İçinde bulunduğumuz pandemi (salgın) döneminde

bu zor günleri çalışanların sağlık ve güvenliğe bağlılık

temelinde, görev ve sorumluluklarımızın bilincinde

olarak hep birlikte ülke olarak, tüm insanlık olarak

atlatacağımıza olan inancımız tamdır.

Şevket GÖLÜK

Yazar / Enerji Uzmanı

93


Makale

COVID-19 Salgınından Korunmak İçin

Hangi Tür Koruyucu Donanımlar

Tercih Edilmelidir?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ‘nün COVID-19 ‘u yüksek

riskli bir pandemi ilan etmesinin ardından salgın

oldukça ciddiye alınmakta ve haliyle bulaşma riskinden

korunmak için kullanılacak ekipmanlar konusunda

birçok soru işaretleri meydana gelmektedir. Virüsten

korunmak amacıyla karşımıza çıkabilecek uygunsuz

Kişisel Koruyucu Donanımlardan (KKD) kaçınmak

için, biyolojik risklere karşı kumaş korumasını ölçmek

için bir dizi gereksinimi ve test yöntemini belirleyen bir

Avrupa standardı olan EN 14126:2003 ‘ü incelemek

önem arz etmektedir.

EN 14126:2003, aşağıda sıralanan çeşitli biyolojik

tehlikelere karşı koruyucu tulumun koruma sınıfını

belirlemek için 5 farklı test yöntemi içermektedir.

Test Methodu Test Açıklaması

Kan ve vücut sıvılarının

ISO 16603 nüfuziyetine direnç

ISO 16604

ISO 22610

Kan yoluyla bulaşan

patojenlerin

nüfuziyetine direnç

Islak mikrobiyal

nüfuziyete direnç

Kullanılan Enfekte Madde

Sentetik kan

Bakteriyofaj (Phi-X-174)

Biyolojik olarak enfekte olmuş

sıvılar (Staphylococcus Aureus)

COVID-19, yaklaşık 0.125 mikron büyüklüğünde

koronavirüs ailesine aittir. Yukarıda bahsedilen enfekte

edicilerden, Phi-X-174, 0.027 mikron boyutuyla COVID-

19’dan daha küçük olan tek enfekte edici maddedir.

Bu nedenle, koruyucu elbise, nispeten daha yüksek

bir koruma sınıfına sahip ISO 16604 testini başarıyla

geçtiyse, daha yüksek bir koruma seviyesine sahip

olduğu anlamına gelir.

Sağlık çalışanları ise ISO / DIS 22611 testine

dikkat edebilirler. Bazı kaynaklar virüsün aerosol

iletiminin mümkün olduğunu belirtmektedir. Hasta kişi

hapşırdığında veya uzun bir süre kapalı bir ortamda

bulunulduğunda yüksek aerosol konsantrasyonlarına

maruz kalınabilmektedir.

EN 14126:2003 sertifikalı bir koruyucu elbise, EN

943-1:2015 & EN 943-2:2002 Type 1a / 1b / 1c

(gas sızdırmaz elbise), EN 943-1:2002 Type 2 (gaz

sızdırmaz olmayan elbise), EN 14605:2005+A1:2009

Type 3 veya Type 4, ISO 13982-1:2004+A1:2010 Type

5 ya da EN 13034:2005+A1:2009 Type 6 standartlarının

bir veya birkaçına daha sahip olabilir.

ISO/DIS 22611

ISO 22612

Sıvı aerosol

nüfuziyetine direnç

Kuru mikrobiyal

nüfuziyete direnç

Biyolojik olarak enfekte olmuş sıvı

aerosoller (Staphylococcus Aureus)

Biyolojik olarak enfekte olmuş katı

partiküller (Staphylococcus Aureus)

Tulum sertifikasyonunda ürün Type ile belirtilen 1 ‘den

6 ‘ya kadar rakamlar almaktadır. COVID-19’a karşı

koruyucu giysi seçiminde, “Type” sınıflandırmasının

arkasındaki “-B” ifadesi ile EN 14126:2003 sertifikasını

tanımlanmaktadır.

94

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Makale

Tek kullanımlık tulum nedir, ne için kullanılır?

Tek kullanımlık tulum, giyenin vücudunu ve diğer

kıyafetlerini dış tehlikelerden korumak için tasarlanmış

bir koruyucu giysidir. Ayrıca bu tulumlar, çalışılan

hijyenik ortamı giyen kişiden kaynaklanan kirlilik ve/

veya enfeksiyon risklerine karşı da koruyabilir.

Tulumlar tüm vücudu korumak için tasarlanmıştır. Bu,

bulaşıcı hastalığın kontrolü sırasında sağlık çalışanları

için dört dörtlük bir koruma sağlar. Tulum kullanımı,

potansiyel dışsal tehlikelerin büyüklüğü konusunda

emin olunamadığında özellikle önem arz etmektedir.

Sağlık kuruluşlarında kitle enfeksiyonunun önüne

geçmek için, enfekte hastaların kontrollü bir ortamda,

yani negatif basınçlı izolasyon odasında kalmaları

gerekir. Sağlık çalışanları, yüz siperi, N95 diye tabir

edilen (yazının devamında detaylı açıklanmaktadır)

maskeler, tulum, eldiven, çizme vb. ekipmanlardan

oluşan eksiksiz bir izolasyon ekipmanı giymelidir.

Uygun bir koruma elde etmek için tek kullanımlık tulum,

önlüklere nazaran COVID-19 gibi bulaşıcı hastalıklarla

uğraşan sağlık çalışanları için daha güvenli bir seçimdir.

Tulumda, yaka, göğüs, bacaklar ve kolları komple

saran tek parçadan oluşan, elastik bir başlık ve el ve

ayak bileklikleri bulunur. Önlük buna nazaran kısmen

bir koruma sağlar. Önlükler (Gown), vücudun önünde

sadece belirli bir bölgeyi korumaktadır. Genellikle

cerrahi işlemler sırasında sağlık personeli tarafından

kullanılırlar. Kullanım ve koruma özellikleri bakımından

tulumlardan ayrılır.

Performans testleri için tek kullanımlık tulumun kumaş,

dikiş ve komple giysi testlerini başarıyla geçmesi

gerekir. Sıvı nüfuziyet veya partikül sızıntı testleri bir

test odasında hassas muayeneler yapan bir uzman

tarafından CE işareti vermeye yetkili onaylanmış

kuruluşlarca gerçekleştirilir.

NOT: Koruyucu giysinin sertifikasının geçerliliği,

sertifikanın alındığı onaylanmış kuruluşlara

sorgulatarak kanıtlanabilir. Sertifikayı veren kurumun

ilgili direktife göre (PPE Regulation (EU) 2016/425)

sertifikalandırma ve CE işareti verme yetkisinin

bulunması gerekmektedir. Bu kuruluşların listesine

Avrupa Komisyonu onaylanmış kuruluş listesi

sayfasından ulaşılabilir.

Tulumlar için ABD Standardı

Tulumlar için bir standart veya kategorizasyon

bulunmamaktadır. ABCD seviyeleri genellikle

tulumların standardı olarak karıştırılmaktadır.

Halbuki bu, dış çevrenin potansiyel tehlikelerine göre

sınıflandırılmasıdır.

Seviye A: Tehlikeli maddeler tanımlandığında ve cilt,

göz ve solunum sistemi için yüksek düzeyde tehlikeye

sahip olan alanlardır. Bu koruma seviyesini kullanırken

mevcut olan maddelerin genellikle cilt toksisitesine

veya kanserojenliğe neden olduğu bilinmektedir

veya şüphelenilmektedir. Burada kullanılacak kişisel

koruyucu donanım, katı, sıvı veya gaz halinde tehlikeli

maddelerden mümkün olan en yüksek seviyede

solunum, cilt ve göz korumasını sağlar.

Seviye B: Tehlikeli maddeler tespit edildiğinde, ancak

yüksek düzeyde cilt koruması gerektirmediğinde

kullanılır. Burada tehlikeli madde yine solunum yollarına

çok zararlı olduğu anlaşılmalıdır.

Seviye C: Tehlikeler ve atmosfer kirleticileri

tanımlanmıştır ve tehlike, maruz kalan cilt tarafından

emilmeyecek veya olumsuz etkilenmeyecektir. C

seviyesine OSHA tarafından kimyasal acil müdahale

için izin verilmez.

Seviye D: Potansiyel tehlike yok veya çok düşüktür.

Bu koruma seviyesi, atmosferde bilinen bir tehlike

olmadığında kullanılır. Örneğin, tek kullanımlık partikül

maskesi kullanımı yeterlidir.

Tulumlar için Avrupa Standardı

EN 13795 standardı, cerrahi işlemler sırasında zararlı

mikroorganizma bulaşmasına karşı korunma amacıyla

koruyucu önlük (Surgical gown) özellikleri hakkında

kılavuzlar sunmaktadır. Standart Performans ve

Yüksek Performans olmak üzere 2 sınıflandırma vardır.

Standart performans: Düşük ve orta düzeyde maruz

kalma riski için genelde takviyesiz veya kumaş takviyeli

Yüksek performans: Yüksek düzeyde maruz kalma

riski için genelde birden fazla takviyeli

ABD Standardı ve AB Standardı Karşılaştırması

Avrupa standartları, tulumlar için dünya çapında en

tanınmış standarttır. Aşağıdaki tabloda karşılaştırmalı

görülmektedir.

95


Makale

Ürün Tipi

Önlük (Gown)

Tulum (Coverall)

ABD Standardı

Avrupa Standardı

Standart Kategorizasyon Standart Kategorizasyon

ANSI/AAMI PB70 Level 1

EN 13795 Standart

Level 2

Level 3

Level 4

Performans

Yüksek

Performans

Standart yok Kategorizasyon EN ISO 13688 Type 1

yok

Type 2

Type 3

Type 4

Type 5

Type 6

NOT: EN 14126 sertifikalı bir tulumda “Biohazard

korumalı” olduğunu belirtmek için “Type” ifadesinden

sonra -B harfi eklenmelidir. Yani Type 1-B, Type 2-B,

Type 3-B, Type 4-B, Type 5-B, Type 6-B işaretlemeleri

alır.

Ortak kriterlerin veya çalışma sonuçlarının eksikliği

nedeniyle ne zaman bir koruyucu tulumun giyilmesi

gerektiğini belirlemek zor olabilir. Riskli temasın

nereden geleceğinden emin olunmadığı durumlarda ki

bu sağlık çalışanları için oldukça yaygındır, performans

gereksinimlerini karşılayan bir tulum fayda sağlayabilir

ve bu nedenle sağlık kuruluşlarında yaygın olarak

kullanılabilir. COVID-19 veya diğer bilinmeyen aerosol

bulaşıcı hastalıklarla karşılaşıldığında, EN 14126

sertifikalı bir tulumun sağlık çalışanları için standart bir

elbiseden daha uygun olduğu önerilir.

Tek kullanımlık maske nedir, ne için kullanılır?

En sık üzerinde tartışılan maske tipi N95 diye tabir edilen

maskelerdir. N95, ABD Hastalık Kontrol Merkezi (CDC)

’nin bir alt kurumu olan NIOSH tarafından yönetilen bir

Amerikan standardıdır (NIOSH-42CFR84).

Avrupa, iki farklı standart kullanmaktadır. Filtering

Face Piece (FFP) diye tabir edilen koruma sınıfları

EN 149:2001’den alınmıştır. Yarım yüz veya tam yüz

maskelerin filtreleri için kullanılan EN 143:2000 standardı

ise P1 / P2 / P3 değerlerini kapsar. Her iki standart da

CEN (Avrupa Standardizasyon Komitesi) tarafından

korunmaktadır.

Maske Standardı

FFP1 & P1 ≥ 80 %

KN90 & KP90 ≥ 90 %

FFP2 & P2 ≥ 94 %

N95 & KN95 & KP95 ≥ 95 %

N99 & FFP3 ≥ 99 %

P3 ≥ 99.95 %

N100 & KN100 & KP100 ≥ 99.97 %

Filtreleme Kapasitesi

(0.3 mikron veya daha büyük partikülleri

en az belirtilen % kadar filtre eder)

Tabloda görüldüğü üzere, N95 ‘e en yakın Avrupa

standardı eşdeğeri, N95’in %95 filtreleme kapasitesine

kıyasla en az %94 filtreleme kapasitesi olarak

derecelendirilen FFP2 / P2 sertifikalı maskelerdir. Aynı

şekilde, N99 ve N100 ABD standardına en yakın Avrupa

standardı FFP3 / P3 standartlı maskelerdir.

Özetle, yaklaşık olarak N95 (%95) ve FFP2 (%94) ve

N99 (%99) – N100 (%99,97) ve FFP3 (%99) birbirlerinin

muadili olduğunu söyleyebiliriz.

Ayrıca Çin KN95 ve Güney Kore KP95 standardı da aynı

şekilde ABD N95 standardının muadilidir.

Koronavirüsün boyutunun 0.06 ila 0.14 mikron arasında

değiştiği çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir (yaklaşık

0.125 mikron (125 nm)). Bu büyüklük maskelerin

test edildiği 0.3 mikron ve daha büyük partiküllerin

boyutundan daha ufaktır. 0,3 mikrona odaklanmanın

nedeni “en çok nüfuz eden partikül büyüklüğü” (Most

penetrating particle size - MPPS) olmasıdır. Bu boyutun

üzerindeki parçacıklar tahmin edebileceğimiz şekilde

hareket eder ve parçacık boyutundan daha küçük

boşluklara sahip bir filtrede hapsolur.

Ayrıca çeşitli araştırmalarda 0,3 mikrondan

küçük parçacıkların filtrelenmelerinin kolaylaştığı

görülmektedir. Ayrıca koronavirüs “airborne” olarak

sınıflandırılmadığından kendi kendine havada

yüzmemektedir. Enfekte kişiden ortama saçılan

koronavirüsün boyu damlacıklarla birleştiğinde yaklaşık

0,5 mikrona kadar çıkmaktadır.

EN 149:2001 Avrupa standardına göre maskelerin

üzerindeki NR (Not Reusable) tek kullanımlık, R ise

(Reusable) tekrar kullanılabilir anlamına gelmektedir.

Eğer NR işaretli maske dolomit tozu testini geçtiyse

(tıkanma direnci gereksinimi), kullanım ömrünün 8 saati

aşabileceğini belirtmek için D harfi eklenir.

P, R, N harfleri ise maskenin havadaki yağlı partiküllere

karşı direncini gösterir. Yani P95 bir maskenin, yağa karşı

%95 filtreme kapasitesine sahip olduğu anlaşılabilir.

P: Yağa karşı direnci güçlü

R: Yağa karşı kısmen dirençli

N: Yağa karşı dirençli değil

96

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Makale

V harfi bulunuyorsa, maskede valf (ventil) olduğu

anlaşılmaktadır. Yine bazı doğru sanılan bir görüşün

aksine, ventil bir filtre değildir, parçacıkları filtrelemeye

bir katkı sağlamaz, nefes verilmesini kolaylaştırarak

kullanıcıya konfor sağlar.

Kişisel koruyucu donanımın

sertifikasının geçerliliği nasıl test edilir?

Maske üzerinde de tüm kişisel koruyucu donanımlarda

olduğu gibi üretici adı, CE işareti, onaylanmış kuruluş

numarası, standart ve diğer gerekli işaretlemelerin

bulunması zorunludur. Sertifikalı kişisel koruyucu

ürünlerin uyumluluk kontrolünü aşağıdaki şekilde

gerçekleştirerek geçersiz veya sahte sertifikalı

ürünlerden dolayı mağdur olmaktan korunabilirsiniz.

Sağlanan hizmetin kalitesinden emin olmak ve biz

üreticilerin prestijini güvence altına almak için satın

aldığınız belgeli KKD ’lerin uyumluluk kontrolünü

yapmanızı öneririz.

1. Ürünün sertifikasına bakınız. Sertifika (EU) 2016/425

regülasyonuna göre düzenlenmiş olmalıdır.

2. Sertifika “EU Type Examination Certificate” adı ile

yayınlanmalıdır.

3. Sertifika üzerinde belgeyi veren onaylı kuruluşun

numarası yazmalıdır.

4. Sertifikayı veren onaylı kuruluş aşağıdaki linkte verilen

resmi onaylı kurumlardan biri olmalıdır.

https://ec.europa.eu/growth/tools-databases/nando/

index.cfm?fuseaction=directive.notifiedbody&dir_

id=155501

5. Belgeyi veren bu onaylı kuruluşun dört haneli kodu,

ürün etiketindeki CE ambleminin yanında yazılı olmalıdır.

6. Ürün etiketinde bulunan standartlar güncel ve

geçerli olmalıdır. Bu standartların yayımlanma tarihine

aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://intweb.tse.org.tr/standard/standard/standardara.

aspx

7. Ürün etiketinde bulunan ve sertifikada bulunan

standartlar denkleşmelidir.

8. Etikette numarası yazan onaylı kuruluşa ürün belgesi

gönderilerek de sertifika geçerliliği sorgulanabilir.

9. Üreticiden “EU Declaration of Conformity/AB Uygunluk

Beyanı” istemeyi unutmayınız. Unutmayınız ki bu belge

sertifika değildir ve sertifika eşliğinde üretim yapma

hakkına sahip olan üreticinin hazırladığı bir belgedir.

Bilinçli bir üretici bu belgeyi size hemen sunabilecektir.

Ürün etiketi neden önemlidir?

KKD üzerindeki etiket, eski 89/686 EEC direktifinin

yerini alan (EU) 2016/425 regülasyonu kapsamında

ürün güvenliğinin önemli bir parçasıdır. Kişisel koruyucu

donanımlar ve koruyucu giysilerde ürün etiketi çok

önemlidir ve satın aldığınız ürünün kimlik kartıdır.

Etiketin üzerinde bulunan bilgilerin doğruluğu ortaklaşa

olarak üretici ve satıcının sorumluluğundadır. Piyasa

denetimi açısından son kullanıcı ve yetkili kurum ve

kuruluşlar, ürün ve etiketinin doğruluğunu denetlemekle

yükümlüdürler.

Etiket üzerinde hangi bilgiler bulunmalıdır.

- Üretici firma ticari unvanı ve adresi

- Kumaş içeriği (çok katlı ise bütün katman sisteminde

yer alan kumaşların içerikleri) ve tescilli markaları.

- Ürünün marka, model, stok/ürün kodu bilgileri

- Ürünün sertifikalandırıldığı standart ve bu standarda

ait performans değerleri (mutlaka ürünün sertifikası ile

doğru bir şekilde eşleşmelidir)

- Ürünü sertifikalandıran onaylanmış kuruluşun 4

rakamdan oluşan kod numarası

- Ürünün stok ve yıkanması ile ilgili piktogramlar

NOT: Aldığınız ürünün sertifikası ile etiketinin kontrolü,

doğru ürünü kullanmanız için gereklidir.

Dekontaminasyon (arındırma) sistemleri nedir?

Dekontaminasyon üniteleri, genellikle “Dekon” ünitesi

olarak adlandırılmaktadır ve özellikle kimyasal, biyolojik,

nükleer kirleticileri uzaklaştırmak için kullanılan taşınabilir

veya sabit duş üniteleridir. Personelin çalışmaları

sırasında maruz kalabilecekleri zararlı kirleticilerden

yeterince temizlenmesini sağlamak amaçlanmaktadır.

Bu tip serpinti maruziyetlerinde ilk müdahale olarak

canlıların, araç ve ekipmanların ve çevrenin arındırılması

(dekontamine edilmesi) oldukça önem arz etmektedir.

Özellikle insanlarda zararlı serpintilerin sağlık üzerinde

kalıcı hasarlar oluşturmadan önce hızlıca vücuttan

uzaklaştırılması çok önemlidir.

Bu tip kirliliklerde kurumların ve müdahale biçimlerinin

olay bölgesine olan uzaklıkları dikkate alınarak

bazı tehlikeli bölge sınıflandırmaları yapılmıştır.

Dekontaminasyon ünitesinin yanı sıra, diğer kişisel

koruyucu donanım seçiminde de bu sınıflandırmalar

dikkate alınır.

Sıcak bölge (Hot zone): Kirlenmenin olduğu ve en yoğun

hissedildiği bölge burasıdır. Ülkemizde bu alanda yetkili

kurumlar TSK ve AFAD’dır. Burada yürütülecek

97


Makale

müdahale, tahliye, arındırma gibi faaliyetlerden

sorumludurlar. Bu bölgede EN 943-1:2015 & EN

943-2:2002 Type 1a / 1b / 1c standardına sahip

gaz sızdırmaz koruyucu elbiseler kullanılır. Burada

kullanılacak dekontaminasyon ünitesi gibi ekipmanların

hızlı müdahale için taşınabilir ve kolay kurulabilir olması

önem arz etmektedir. Bu bölgeye kurulan ekipmanların

bu nedenle de arındırma kapasiteleri sınırlıdır.

Ilık bölge (Warm zone): Serpintiye maruz kalanlara

ilk tıbbi müdahalenin yapılacağı bölgedir. Lojistik ve

dekontaminasyon yapılan ve TSK, AFAD ve Sağlık

Bakanlığı Acil Sağlık Birimleri ‘nin ortak sorumluluk

alanıdır. Bu bölgelerde sabit ya da taşınabilir tip, kolay

kurulabilir ve yüksek kapasiteli dekontaminasyon

sistemleri kullanılabilir. Dekontaminasyon sistemleri

şişme ya da şişme olmayan çadırlar, temiz ve atık

su depoları, enerji tedarik sistemleri ile donatılabilir.

Çalışanlar tarafından kullanılan koruyucu elbiseler daha

çok sıvı sızdırmazlık sertifikalarına sahip olur.

Yeni geliştirdiğimiz insan dezenfeksiyon üniteleri

Firmamız en son olarak Covid-19 salgına yönelik

tedbirlere destek olmak amacıyla geliştirdiği yeni insan

dezenfekte dekontaminasyon ünitesi, insan üzerinde

etkili bir temizleme sağlar ve bakteriyel / viral enfeksiyon

risklerini azaltmaya yardımcı olur. Sağlık çalışanlarının

koruyucu kıyafetlerini çıkarması esnasında kullanılmak

üzere hastanelerde veya insan kalabalığının yoğun

olduğu alışveriş merkezleri, işyeri, ofis ve binaların giriş /

çıkışlarında kullanılabilir.

Ünite, kullanıcı tünele girdiğinde hiçbir yere dokunmadan

sensörleri tarafından algılanarak otomatik olarak çalışır.

Dekontaminasyon 10 saniye boyunca devam eder.

10 saniyelik bir çalışma süresinden sonra, püskürtme

nozulları püskürtmeyi durdurur ve kullanıcı kabinden

çıkar.

Belirli bir oranda su ve dezenfektan çözeltisi karışımı ile

doldurulmuş standart 40L, 316 kalite paslanmaz çelik

deposu ile ünite, toplamda 100 dakika dekontaminasyon

sağlar, bu da kişi başına 10 saniye dekontaminasyon baz

alındığında, 600 kullanıcının tek depoyla dekontamine

edilmesi anlamına gelir.

Ünitenin ana avantajı, dezenfektanlı suyu sis şeklinde

püskürten özel nozulları sayesinde dekontaminasyon

sırasında çok az bir su tüketimidir.

Ünitenin bir diğer avantajı ise çok çeşitli standart ve

isteğe bağlı aksesuarlarla tasarımının özelleştirilebilir bir

modüler yapısının olmasıdır. Tüm ürünlerimizde olduğu

gibi bu yeni ürünümüz de 24 ay boyunca üretim ve işçilik

hatalarına karşı garantilidir.

Soğuk bölge (Cold zone): Ilık bölgede triaj ve

dekontaminasyonu tamamlanmış hastaların sevk edildiği

tıbbı müdahale bölgeleridir. Sağlık Bakanlığı ‘nın bölge

ve şehir ölçeğinde belirlediği KBRN referans hastaneleri

bu olaylarda kullanılması için yetkilendirilmişlerdir.

Hastanelerde genelde daha yüksek kapasiteli sabit

tip dekontaminasyon sistemleri bulunmaktadır. Bu

bölgelerde kullanılan koruyucu elbiseler tek kullanımlık

tulum şeklinde steril ve/veya sıvı-partikül geçirmez

olmaktadır. Koronavirüs salgınında da hastanelerde bu

tip koruyucular kullanılmaktadır.

Kaynak: 3M Personal Safety Division, Respiratory

Protection for Airborne Exposures to Biohazards

Technical Data Bulletin, Release 3, February 2020 #174

DORUK TÜRKUÇAR

İhracat Müdürü / İş Güvenliği Uzmanı

İST İşçi Sağlığı Teçhizatı San. Tic. Ltd. Şti.

www.ist.com.tr

98

.

Ekim 2020 .

www.istanbulhirdavatfuari.com


Makale

Hayat, Yalan ve Başarı

İstesek de istemesek de, akümüz her gün boşalıyor.

Yeniden doldurmak için okumaktan ve üretmekten

başka yol yok. İkisi de enerji birikimini arttırıyor. Okurken

bir de ne göreyim, insanların % 91’i yalan söylermiş.

Amerika’da çok okunan Zig Zaglar’ın iddiası bu. Yine

onun verdiği bir bilgiye göre, Fortune 500 listesindeki

firmaların tepe yöneticilerinin % 91’i inanan, moral

değerlere sahip insanlarmış. Yani, başarılı insanların

hayatlarını sağlam bir moral temele dayadıklarını iddia

ediyor. Birbiriyle çelişen bu iki doksan birden hangisi

doğru?

Bizdeki oranlar hakkında bir fikrim yok. Ancak, basit

gözlemler bile, bizde de insanların birbirlerine karşı yeteri

kadar dürüst olmadıklarını gösteriyor. İnanç dünyalarını

bilmek ise pek kolay değil.

En basitinden bir alış-veriş sırasında insanların

söylediklerini bir tartın yeter. Alıcı da olsa, satıcı da

olsalar durumu kendi lehine çevirmek için açık ve dürüst

olmuyorlar. En dürüstü bile bazı bilgileri saklamak

suretiyle gerçekleri çarpıtmaya çalışıyor.

Yalan her yerde var. Komedyenler bile yalandan medet

umuyor. Belirli tipleri ya da kişilerin söylediği bir sözü,

önce söylendiği haliyle, sonra düşünüldüğü haliyle

dillendirdi mi, gelsin kahkahalar.

İnsanlar, başkalarının kendilerini nasıl görmelerini

istiyorlarsa, mesajlarını bu istikamette yeniden

şekillendiriyorlar. Reklamlar gerçeği ne kadar

yansıtıyor? Anne-babalar başka anne-babalara, satıcılar

müşterilerine gerçekleri mi aktarıyorlar? ‘Bazen doğruyu

söyleyip insanları üzmektense, gerçekleri gizlemek

daha yerinde olur. (Roger Bacon)’ demiyorlar mı?

İşte bu yazının temel sorusu, ‘Başarılı insanlar yalan

söyler mi?’ ‘Pazaryerinde başarı için yalandan medet

ummalı mı?’ Yalan, hayat ve başarı arasında nasıl bir

ilişki var?

Yalanla ilgili sözleri bir hatırlayalım. ‘Yalanının ortaya

çıkmasını istemeyen hiç yalan söylemesin.’ ‘Yalan

kartopuna benzer, yuvarlandıkça büyür.’ (Martin

Luther) ‘Yalan çiçeklenir ama meyve vermez’, bir Afrika

atasözüymüş. (Ali Polat, Üç Bin Yıllık Birikim, İstanbul,

2001) ‘Yalan söyleyerek insanları kandırdığını sanan,

aslında kendini kandırır.’ ‘İnsanla hayvan arasındaki

fark, konuşmak ve yalan söylemektir.’ (Anatole France).

‘Doğru söze yalan karıştırmak, altına başka madenleri

karıştırmaya benzer, dayanıklılığı artarken değeri düşer.’

(Francis Bacon) Yalanı yalanla örtemezsiniz. (Bu da

benden)

Bu ülkenin insanları niye fakirleştiler sanıyorsunuz? Her

alanda kendisine söylenen yalanlar yüzünden. Yalanın

bir türlüsü olan kasıtlı (bilinçli) cehalet, sonunda felaket

bir fakirlik getirdi. İş hayatı niye kilitlendi? İnsanların

birbirlerine güvenleri kaybolduğu için. İtimatsızlık niye?

Verilen sözler tutulmadı diye. Devlete, politikacıya,

işadamına, satıcıya güven duyulmuyorsa, sebep ne?

İnsanı öne çıkaran, ona değer veren bir pazarlama

anlayışı bu memlekette işletmelere hâlâ hakim

kılınamamışsa, bunun sebeplerinden biri, dürüstlüğün

yaygınlaşmaması.

Tekrar ediyorum, bu ülke, (kasıtlı) bilinçli cehaletle

mahvedildi. Bu cehalette payı olanlar utansın. İlmin

olmadığı ve planlı bir şekilde söndürüldüğü yerde,

cahillere, yalancılara ve soytarılara gün doğdu.

Bu günden tezi yok, herkes kapısının önünü temizlesin.

Pazaryerine çıkarken, dürüstlüğün meşalesini eline

alsın. Belki böylece aydınlık bir gelecek bekleme

hakkımız olur.

99




More magazines by this user
Similar magazines