PodioMag #2

urazkaspar

Sayı #2 Ağustos 2020

Türkiye’nin ilk

Podcast Ajansı

Podfresh’in aylık

yayın organıdır.

Her ayın ilk günü

yayındayız!

podcast magazine

PODCAST DÜNYASINDA YAŞANANLAR, YAZILIM ÖNERİLERİ

PODCASTER INCELEMELERI


Merhaba!

Podcast dolu bir Temmuz ayı yaşadık desem abartmış olmam. Podfresh olarak her geçen gün Türkiye Podcast

sektörü için yeni atılımlar yapmaya, sizlerin ilgisine yeni araçlar sunmaya devam ediyoruz. 2 sene önce bahsetmesi

bile mümkün olmayan, tabanın ilgi göstermeyeceği podcast ürünlerimize göstermiş olduğunuz ilgi bizleri

gerçekten cesaretlendiriyor.

Neler mi yaptık bu ay, gelin kısaca üzerinden birlikte geçelim. Her ayın 10. v 20. günlerinde sizlere ulaştırdığımız

Podcast Bültenimizin bu hafta hızlı bir kardeşi daha oldu. Artık hafta içi her sabah "Podfresh Daily" ile gündemde ve

dünya podcast pazarında yaşananları - öne çıkan podcastleri siz abonelerimize ulaştıracağız. Ben bu metni yazmadan

hemen önce 4. sayısını yolladık, bu mini-bülteni kaçırmamanızı öneriyorum. Podfresh RoundTable serisine başladığımız

günü - acaba düzenli bir canlı yayın rutininin altından kalkabilir miyiz endişelerimizi dün gibi hatırlıyorum. Evet

kalktık, ve 7. Program ise konuğumuz yollarımızın yeni kesiştiği - ve bu kesişmeden dolayı çok mutlu olduğumuz

Power FM Müzik Direktörü / DJ Burçin Acer olacak.

Uzun uzadıya saymak ve sizleri çok boğmak istemiyorum. Podfresh olarak podcast alanında tüm merak ve ihtiyaçlarınızı

gidermeye - her mecrada dolu bir şekilde karşınızda olmaya kararlıyız. PodioMag 2. Sayımıza yazıları ve fikirleri

ile katkı veren herkese sonsuz teşekkürler. Dergi, yayınlarımız veya diğer soru - önerileriniz için bana ulaşabilirsiniz.

İletişime, önerilere son derece açık bir ekip olduğumuzu hatırlatmakta fayda var.

Çok keyifli bir dergi yarattık sizler için, keyifli okumalar.

Uraz Kaspar

uraz@podfresh.co

künye

Yayın Yönetmeni - Tasarım | Uraz Kaspar

Editör | İlkan Akgül

Çeviri | Oğuz Bakır

Dergi Sosyal Medya | Özüm Sabay


Bir Amatörün

Gözünden & Kulağından

POD-

CAST

“Kendimi geliştirmem lazım. Boşa vakit geçirmemem

lazım.” dönemlerimden birinde, bir kurtarıcıyla tanıştım:

podcast... Birçoğumuz gibi benim de en çok

podcast dinlediğim zaman dilimi yaptığım yolculuklardı.

Karmaşadan uzaklaşıp Fransız Devrimi tarihine

bırakıyordum kendimi. Bir durak sonra ise yaratıcılığıyla

limitleri aşan genç girişimciyle tanışıyordum. Yol

boyunca düşünürken eğleniyor (hayır hayır, Nasreddin

Hoca fıkraları dinlemiyordum tabii ki), eğlenirken de

kendimi suçlu hissetmiyordum çünkü zihnime birbirinden

farklı bilgi tohumları ekiyordum.

“Seviyorsan Git Konuş Bence”

Uzun dönem podcaste “dinleyici” kaldım. Reklam

sektöründeyim ve uzun zamandır markalar için içerik

stratejileri ve üretimi yapıyorum. Bir sabah uyandım

ve arkadaşıma mesaj attım “Podcast yapalım mı?”. Bu

kadar. Ne olacağını, ne konuşacağımızı, nasıl yapacağımızı

hiç bilmiyorum.

Yalnız tek bir bildiğim var, son senelerde markalara

yaptığım sunumlarda söylediğim “Podcast dünyasına

girmeliyiz” cümlesini kendim için kurmuştum o gün.

Sıfırıncı bölümümüzde neden bu mecraya girmeye

karar verdiğimizden bahsediyoruz. İsterseniz ilk günkü

heyecanımızı ve yola çıkış amacımızı buradan dinleyebilirsiniz.

“Karantinanın Tadını Yine

İçerik Üreticileri Çıkardı!”

Çağatay

Gültekin

Yolculuğa çıkmak için ilk kayıt günümüzü belirlediğimizde, hemen

giriş seviye bir mikrofon sipariş vermiştim. Trust marka, oldukça

uygun fiyatlı bu mikrofonu almamdaki en büyük sebep kendimi

gaza getirmekti. Kayıt ekranını açıp mikrofonu ayarladığım an kendimi

daha motive hissediyorum ve düşündüğüm tek şey podcast

oluyor.

“Yayında ve yapımda emeği geçenlere

teşekkürler!”

Deneyimlediğim kadarıyla, podcast dünyası birbirine yardım

eden ve bundan keyif alan isimlerle dolu. Bir sorum olduğunda,

yorumuna ihtiyaç duyduğumda danışabildiğim başta Podfresh ve

Medyapod ekibi olmak üzere Türkiye podcast camiası, bu mecrayı

büyütmek ve renklendirmek için çalışıyor. Bambaşka konularda

ve formatlarda içerik üreten insanların, sevdiği ve emek verdiği

podcast kavramının yaygınlaşması için yaptığı çalışmalar için

huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bu dayanışma ve gayret olduğu

sürece ülkemizdeki üreticilerin dünya çapında projeler yapacağına

güvenim tam!

COVID-19 sebebiyle evlere kilitli kalmamız belki de

bana ihtiyacım olan motivasyonu verdi. Yazılar okudum,

Podfresh’in eğitimlerine katıldım, YouTube’daki

videoları (özellikle Buzzsprout’un serisi) not ala ala izledim.

Kimiz Ki Biz’in diğer Kim’i Rafet ile saatler süren

online toplantılarda ismimize, logomuza ve neyi nasıl

konuşacağımıza karar verdik.

Kimiz Ki Biz’deki ilk kuralımız belliydi artık: Kimiz Ki

Biz hakkında konuşmayacağız. Yok, pardon o değil:

Disiplinli olacağız. Acil durumlar için pay bırakarak

kayıt, edit ve paylaşım takvimi oluşturduk. Bunu; yaptığımız

işe, birbirimize ve dinleyicimize saygıdan dolayı

aksatmamaya çalışıyoruz. Konu seçimi için kendimizi

serbest bırakmakla birlikte bir düzen takip ediyoruz ve

güncel konuları da ele alıyoruz (Bkz: İstanbul Sözleşmesi

özel bölümü). Sohbet etmekten keyif aldığımız

her konu, bizim için potansiyel bir bölüm başlığı.


İlkan Akgül

Nasıl

Sesli Tanıtımlar

Oluşturabiliriz?

Sesli tanıtımlar podcastiniz için olmazsa olmaz bir reklam

formatı. Belki görmüşsünüzdür, podcastinizin içerisinden

ilgi çekici bir bölümü, paylaşılması kolay bir pazarlama

içeriği haline getiren bir dalga formu ile birleştiriyorsunuz.

Tanıtımınızın kalbi, podcastinizin içerisinden seçtiğiniz o

kısa süreli ses parçasıdır. Dolayısıyla bu sesin podcastinizi

anlatan, kitlenin paylaşmasını sağlayacak ve bölümün

geri kalanı için de merak uyandıran ilginç bir zaman aralığında

olması gerekiyor. Böylece yaratılan gizem, insanların

büyük bir bölümünü kalanı dinlemek için de ikna

edebilir. İlginç bir ses aralığı seçmeye devam ederken

dikkat etmeniz gereken bir şey de, spoiler vermemek.

İnsanların bölümün tamanı gelince dinleme zevklerine bir

zeval gelmesini istemeyiz.

Görsel seçimi

Seçtiğiniz ses parçası, sesli tanıtımınızın tek öğesi değil.

Sesli tanıtımlarınız için eşleştirebileceğiniz iki ana görüntü

tarzı benimseyebilirsiniz. Birincisi bölüme özel bir görsel,

ikincisi ise genel programın kendi logosundan oluşturduğunuz

içerik. Ana logodan gitmek insanların hafızasında

yer edip sizi hafızalarda kalıcı bir hale getirebilir. Bölüme

özel bir görsel içerik istiyorsanız ise dikkat etmeniz

gereken şey, programınızın bilinirliğinden yeterince emin

olmak. Yoksa dinleyiciler neyi nerede dinleyeceğini bilemeyebilir.

Daha geniş bir kitle için: Altyazı

dinlemek yerine altyazılara kanalize olduğunu bilmek sizi

şaşırtabilir. Her durumda altyazı eklemek, potansiyel olarak

yeni dinleyiciler kazanabilmek adına girişeceğiniz ufak

zahmetlerden biri. Zaten yapması da kolay. Eğer headliner.app

kullanıyorsanız, sizin için otomatik olarak yazıya

çevirebilir ancak Türkçe’de henüz kusursuz olmadığı için

otomatik çevirimden sonra tekrar editlemenizi tavsiye

ederim.

Ve sunum…

Sesli tanıtımı oluşturduktan sonra, sıra geldi güzel bir

metin ile bunu yaymaya. Hangi platformları kullanacağınız

size kalmış ancak dikkat etmeniz gerekenler her platformda

aynı.

• Geri kalan bölüme gidilebilmesi için bölüme doğrudan

bağlantı vermek.

• İlgi çekici, ne dinlendiğini açıklayan ancak her şeyi vermeyen

bir metin.

• Doğru hastaghler (Az ve öz)

• Konuk, kişi veya kurumları eksiksiz mentionlama.

Metniniz okunabilir, okunmayabilir, insanların önüne

düşmeyebilir. Ancak mümkün olabilecek en iyi ihtimali

oluşturabilmek için bu maddeleri bir araya getirmek hayati

bir önem taşıyor. Peki bu sesli tanıtımları nerelerden

yapabilirsiniz? Önce ses ve görselinizi seçin, sonrasında

ise Audiogram, Wavve, Auphonic veya Headliner sitelerinden

birine gidip keyfinize bakabilirsiniz.

Çevrimiçi video izleme alışkanlığı olan insanların sesleri


Podcast tanıtımlarımızda kullanabileceğimiz araçları tanıyalım.

Headliner’da ister kısa, isterseniz de 2 saate kadar uzun tanıtımlar yapıp çeşitli platformlarda

kullanmak mümkün. Ayrıca otomatik olarak yapay zekanın oluşturup size her bölümünüz

yayınlandığında gönderdiği opsiyon da mevcut.

Audiogram’da tasarımlar arasında oldukça

minimal ve göz yormayan şablonlar seçip

gönlünüzce tanıtım oluşturmanız mümkün.

Kolay tasarım editörü, altyazıların yanı sıra

resim, metin ve daha fazla şeyler eklemenizi

sağlıyor. Ayrıca ses içeriğinizle eşleşen farklı

dalga şekillerinden oluşan animasyonlar

ve videonun ilerlemesini gösteren ilerleme

çubuğu da ekleyebilirsiniz.

Headliner.app’ten ücretsiz olarak 10

tane yapabileceğiniz sesli tanıtımları

tasarlamak oldukça kolay. Program

basit arayüzü ile kendini ön plana

çıkartıyor.


Bir

fotoğrafçılık

podcasti!

ŞipŞak

Podcast

Derginin

heyecanını

Podfresh ekibiyle

yaşamaktan

mutluyum.

Öncelikle belirtmeliyim ki; Podcast

üzerine yayınlanan ilk derginin

heyecanını Podfresh ekibiyle birlikte

yaşamaktan dolayı oldukça mutluyum.

Bu ekibin içerisinde yer almak

beni podcast yapımı ve podcastin

kendisiyle ilgili çok fazla bilgilendirdi

ve tüm ekibe bu yolda başarılar

diliyorum.

Şipşak programından bahsedecek

olursak; Sevgili İlkan Akgül ile

podcasti daha hiç konuşmadığımız

zamanlardan gelen güzel bir dostluğumuz

var. İlerleyen dönemlerde de

İlkan’ın podcast programı yaptığını

ve bununla yakından ilgilendiğini

görünce kendisine Türkiye’de fotoğrafçılıkla

ilgili henüz bir program

olmadığını ve bunu ilk yapanın ben

olmam halinde nasıl bir yol çizmem

gerektiği ile ilgili ettiğimiz sohbeti

hatırlıyorum. Buna karşılık İlkan’ın da

bu konuda beni kayıtsız desteklemesi ve

2019’un Nisan ayında podcaster olarak

yayın hayatıma başlamama olan katkısı,

benim adıma geçtiğimiz yılın en güzel

gelişmelerinden biriydi.

ŞipŞak ile ne yapmak istiyorum?

Öncelikle Türkiye’de “Temel fotoğrafçılıktan,

Profesyonel Fotoğrafçılığa”

mottosuyla yola çıkan ilk podcast

yayınını yaptığım için kendimi şanslı

hissediyorum ve Şipşak’ın neyi amaçladığını

bu kısa sloganda yeterince

anlattığımı düşünüyorum. En temel

fotoğrafçılık terimlerinden tutun, tarihten

fotoğrafçıları, fotoğrafın sanatla ilişkisini

ve günümüzde fotoğrafla ilgili bilinmesi

gereken hemen her şeyi bu programda

bulabiliyorsunuz. Bu amaç doğrultusunda

dinleyicileri ve fotoğrafla ilgilenenleri,

kendilerini istedikleri zaman ve istedikleri

yerde tam da podcastin doğasına yaraşır

şekilde erişebilecekleri bir fotoğrafçılık

kütüphanesinde bulmalarını hedefledim.

Bu kütüphanede de basit bir anlatım diliyle,

en profesyonelinden en amatörüne

tüm herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir

format oluşturdum.

Peki neden YouTube’da ya da bir blog

sitesinde değilim? Özellikle podcasti

amaçlamamın sebebi, elbette YouTube

Uğur Şengül

vb. sitelerde fotoğrafçılıkla alakalı birçok

yayının olması ve podcast arenasında bu

alana hiç el atılmamış olması beni oldukça

cezbetti. İlk yayınımdan bu yana da hem

kendimi hem de yayın formatımı artı yönde

geliştirdim. İlk zamanlarda dinleyicinin

ilgisini çekmek zor olsa da, farklı sosyal

medya hesaplarında istikrarlı çalışmalar ve

stratejiler sonucu güzel tepkiler ve yayınla

ilgili geri dönüşler almak özellikle son programdan

bu yana beni daha da mutlu ediyor.

Bu yüzden dinleyicim ile ilişkim de özel bir

forma evriliyor.

Bu ekosistemdeki hedefim daima dinleyicileri

fotoğrafçılıkla ilgili her gelişmeden

haberdar etmek ve onların fotoğrafçılıkla ilgili

merak ettikleri bir gelişmeyi aramak için

telefonlarını ellerine aldıklarında Şipşak’ı

arayarak sorularına cevap bulmaları oldu.

Bundan sonra da bilinen ve takip edilen bir

fotoğrafçılık podcasti olmaya devam edeceğim.

Medyapod ile başladığım podcast

serüvenime artık Podfresh bünyesinde

devam ediyorum. Bu ekiple birlikte güzel

adımlar atacağımıza ve iyi işler çıkaracağımıza

her zaman inandım. Kendilerine de

yayın hayatlarında başarılarının devamını

diliyorum. Fotoğrafınız net, ışığınız bol olsun.


Oy

ve

Podcast-19 ile küresel salgın

boyutlarıyla düşünmeye ve ta

Ötesi

Türkiye’de seçimlerin şeffaflığı ve denetlenebilirliği alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olan Oy

ve Ötesi, bu temel faaliyet alanının yanı sıra, katılımcı demokrasiye değen pek çok konuda çalışma yürütüyor.

Özellikle, sivil toplum faaliyetlerini destekleyip görünür kılmak ve sivil toplum kuruluşları arasındaki dayanışmanın

güçlenmesine katkı sunmak, derneğin çoğu çalışmasında gözettiği önemli bir amaç.

Sanıldığının aksine, Oy ve Ötesi seçim dönemleri dışında da çalışıyor. Mart ayında küresel salgının Türkiye’de de

yayılmaya başlamasıyla beraber pek çok sivil toplum kuruluşu gibi biz de evlerimizden çalışmaya başladık ve bu

olağan dışı süreçte topluma en çok hangi yolla fayda sağlayabiliriz diye düşünmeye başladık. Bir yandan elimiz

kolumuz bağlı duramıyorduk, bir yandan da salgının getirdiği belirsizlikleri göz önünde bulundurarak düşük bütçeli

ve hızla hayata geçirilebilecek bir proje üretmek zorundaydık.

Oy ve Ötesi Podcast-19’un Çıkış Noktası

Aklımıza salgınla ilgili bir podcast serisi yapma fikri geldiğinde çıkış noktamız, salgın sürecinde ve sonrasında

eğitim, sağlık, siyaset, ekonomi, psikoloji, hukuk gibi alanlardaki güncel tartışma konularının yanı sıra, salgının belki

çoğunlukla göz ardı edilen birtakım hak ve özgürlüklerle ilişkili yönlerine de değinmekti.

Örneğin bugüne kadar yayımlanan bölümlerde salgının uluslararası kurumlardaki yansımasını, sivil toplum kuruluşlarının

salgından nasıl etkilendiğini, salgınla birlikte gelen sosyal izolasyonun ve yakın geleceğe dair belirsizliklerin

sosyal psikoloji üzerindeki etkilerini, salgın dönemi politikalarının kapsayıcılığı ile bireylerin kaygı düzeyi ve

kurallara uyma eğilimini, küresel salgın gibi büyük kriz dönemlerinde yanlış/yanıltıcı haberlerin ne derece tehlikeli

olabildiğini konuşmanın yanı sıra salgın döneminde artan yaşa dayalı ayrımcılığı, sık sık “Ellerinizi yıkayın!” uyarılarının

yapıldığı bu dönemde suya ve sabuna erişemeyenleri, salgının evde/sokakta yaşayan veya hayvanat bahçesi,

pet shop gibi yerlerde tutsak edilen hayvanların yaşamı üzerindeki etkisini, evde daha uzun vakit geçirdiğimiz bu

süreçte özellikle ev içi şiddetin görünürlüğünün artmış olması bağlamında kadına yönelik şiddeti, salgın sebebiyle

yüz yüze eğitime ara verilmesi dolayısıyla benimsenen uzaktan eğitim modelinin her öğrenci açısından erişilebilir

olup olmadığını ve eğitimcilerin bu sürece uyum sağlayıp sağlayamadığını, “Evde kal!” çağrılarının yapıldığı salgın

döneminde evde kalamayan emekçileri ve göçmenlerin özellikle sağlık, çalışma ve eğitim hakkı bakımından

salgından nasıl etkilendiğini de gündeme getirdik. Tüm bunları yaparken, ilgili bölümün değindiği sorunlara çözüm

üretebilmek için sivil toplumun o alanda neler yapabileceğini tartışmaya da özen gösterdik.

Podcast-19 ne yapmak istiyor?

Özetle Podcast-19’un amacı, bir anlamda, salgınla bağlantılı olan fakat çok da konuşulmayan bazı meseleleri

gündeme getirmek, tartışmaya açmaktı. Yazının başında katılımcı demokrasiden söz etmiştim. Bu bağlamda bazı

konuların salt tartışmaya açılmasının ve kamusallaştırılmasının ön koşul olduğunu düşünüyoruz.

Amaç bu olunca, hedef kitlemizi de Türkiye’de bulunan ya da Türkiye ile herhangi bir biçimde bağı olan herkes

olarak belirledik.


ı mümkün olduğunca farklı

rtışmaya açmaya çalışıyoruz.

Sevcan

Çamlıdağ

Podcast Yapmayı Nasıl Öğrendik?

Çoğumuz podcast dinleyicisi olsak da hiçbirimiz daha önce podcast hazırlamamış, kaydetmemiş, kurgulamamış

ve yayımlamamıştık. Podcast için ses kaydını nasıl almamız gerektiğini, kayıtları hangi programla kurgulayacağımızı,

podcast platformlarına nasıl kaydolacağımızı ve nasıl bölüm yükleyebileceğimizi kendi çabalarımızla ve deneye

yanıla öğrendik. Örnek vermek gerekirse bazı kayıtlarımızın kalitesi, mikrofonlu kulaklık kullanmamış ve yanlış

kayıt yöntemi seçmiş olmamızdan ötürü, oldukça düşüktü. Bunu fark edince yöntemimizi değiştirdik.

Bu tür olağan aksaklıklara rağmen Podcast-19’u hiçbir profesyonel destek almadan, tamamen kendi araştırmalarımız

sonucu öğrendiğimiz yöntemlerle ve kendi çabalarımızla, ev koşullarında kaydedip yayımladığımızı düşününce

bu serinin iyi bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz. Podcast yapmanın güzelliği de biraz burada sanırım;

ortalama bir mikrofonunuz ve bilgisayarınız varsa çok fazla teknik bilgiye ihtiyaç duymaksızın sesinizi kısa sürede

pek çok kişiye ulaştırmanıza olanak sağlıyor.

Biz de salgın döneminde hem hızlı ve düşük bütçeli bir proje geliştirmemiz gerektiği için hem de biçimden çok

içeriği ön planda tuttuğumuz için yayınların konusuna, konuşmacılarına ve değindiği sorulara/sorunlara daha çok

zaman ve enerji harcamayı tercih ettik. Her bölüme, o bölümün değindiği alanda uzman olan kişileri konuşmacı

olarak konuk ediyoruz. Dinleyicilerden aldığımız olumlu geri bildirimler de ortalama bir teknik altyapıyı sağladıktan

sonra esas olarak içeriğe odaklanmanın doğru bir tercih olduğunu teyit etti. Malum, salgın süresince her mecrada

canlı yayınlara ve çevrim içi buluşmalara boğulduk. Hâl böyle olunca dinleyiciler de onlarca içerik arasından

daha özgün ve dolu olduğunu düşündükleri yayınları takip etme eğiliminde oluyor. Nihayetinde yayınınızın içeriği

belirleyici oluyor.

Yeni Bölümler Hangi Sıklıkla ve Nerede Yayımlanıyor?

Podcast-19’un ismini Covid-19 çağrışımından yola çıkarak koyduk fakat bu ismi seçmemizin bir nedeni de bu seriyi

19 bölümde tamamlamayı hedeflememizdi. Şu ana kadar 13 bölüm yayımladık. Belki seriyi uzatıp hazır olan 19

bölümümüze ek birkaç bölüm daha kaydedebiliriz, bunun üzerine çalışmaya devam ediyoruz.

Her Pazartesi ve Perşembe yeni bir bölüm yayımlıyoruz. Podcast-19’un yayımlanan tüm bölümlerini Spotify, Apple

Podcasts ve SoundCloud’dan ve www.oyveotesi.org sitemizden dinleyebilirsiniz.

Oy ve Ötesi’ni Takipte Kalın

Bizi Twitter, Instagram ve Facebook hesaplarımızdan takip edebilir, Podcast-19 ile ilgili tüm görüş ve önerileriniz

için bize iletisim@oyveotesi.org e-posta adresinden ulaşabilirsiniz.


Güvenç Atsüren

Türkiye’nin bağımsız sinema platformu olma amacıyla yola çıkan Film-

Loverss, 2011 yılının Ağustos ayında sinemayı bir tutku olarak ön plana

koyan bir grup arkadaş tarafından kuruldu.


Sinema Dünyasında Geniş Bir Yelpaze:

FILM

RADYO

LOVERSS

FilmLoverss, her zaman yeni kalmak ve kendisini sürekli güncellemek durumunda olan

bir oluşum. Bir blog’dan sosyal medyayı olabilecek en etkili şekilde kullanmaya gayret

eden bir platforma dönüşümü de bunun bir yansıması.

Hepimizin malumu; her şeyin dijitalleştiği ve dolayısıyla

hızlı tüketime çok daha açık hâle geldiği bir

zaman diliminin içindeyiz. Yaşanan bu dönüşümden

kaçınılmaz olarak sinema da etkilendi. Sinema

ve dijitalleşme deyince bugün aklımıza öncelikle

çevrimiçi film/dizi platformları gelse de bu dönüşüm

FilmLoverss’ın da bir parçası olduğu sinema

alanındaki etkisini önce yayıncılık üzerinden göstermişti.

Film eleştiri kültürü, sinema yazını, adına ne

dersek diyelim, tüm dünya gibi Türkiye’de de evvela

basılı mecralarda ortaya çıkmış bir mevhum. Fakat

2000’lerle birlikte hayatlarımıza yoğun biçimde

nüfuz etmeye başlayan internet, tüm yazılı basın organları

gibi sinema üzerine yazıp çizilen, fikir üretilen

mecraları da bir dönüşüme sürükledi. FilmLoverss’ın

yayın hayatına başlaması da bu dönüşümün en güçlü

şekilde yaşandığı döneme denk geliyor aslında.

Dolayısıyla FilmLoverss, her zaman yeni kalmak ve

kendisini sürekli güncellemek durumunda olan bir

oluşum. Bir blog’dan sosyal medyayı olabilecek en

etkili şekilde kullanmaya gayret eden bir platforma

dönüşümü de bunun bir yansıması. Şayet bu bir

yolculuksa podcast de FilmLoverss’ın yolculuğunun

yeni durağı.

Girişte ifade etmeye çalıştığım dönüşüm maalesef

ki bir tür erozyonu da beraberinde getirdi. Sinema

dergilerinin yayın hayatına devam edemediği,

gazetelerde film eleştirisine ayrılan yerlerin azaldığı

bir dönemde elimizde kalan belki tek alan olan

internette FilmLoverss olarak, bize bu işi yapmak

konusunda ilham veren geleneği korumaya çalışırken

çağın dinamizmine ayak uydurmak en çok özen

gösterdiğimiz konuların başında geliyor; bu podcast

için de geçerli. Podcast, hem pratikte uygulanması

hem de sadece sese dayanması nedeniyle

tüketilmesi kolay bir mecra gibi görünebilir, lakin

FilmLoverss için önemi de tam olarak bu sebeplerden

ileri geliyor. Gündelik koşturmanın, yoğun

çalışma biçimlerinin yazılı bir içeriği okumanın ya da

video izlemenin önüne geçtiği bu çağda podcast’in,

hemen her alanda olduğu gibi sinema yayıncılığı için

büyük önem taşır hâle gelmiş olduğunu fark ederek,

yaklaşık bir senedir. FilmLoverss’ın yazınsal kalitesini

bu yeni formata da taşıma gayreti içerisindeyiz.

FilmLoverss sadece film ya da dizi incelemelerine,

eleştirilerine yer veren bir platform değil, aynı zamanda

sinema ve televizyon endüstrisine odaklanmış

bir haber sitesi. Dolayısıyla güncel gelişmelere,

hâlihazırda tartışılan konulara hızlıca reaksiyon

göstermek önceliklerimizden biri. Podcast formatına

girişimiz de bu gayemizin bir uzantısı şeklinde, sektörde

konuşulan konuları ya da o esnada gündemde

olan yapımları masaya yatırdığımız yayınlarla

gerçekleşti. “Beta dönem” olarak tanımladığımız bu

başlangıç evresinin ardından farklı içerik konseptleri

geliştirerek tüm FilmLoverss takipçilerini kapsayarak

bir yayın modeli geliştirdik. Bu modeli geliştirirken

baz aldığımız önemli konunun FilmLoverss’ın

takipçi/okuyucu kitlesi olduğu söylenebilir. Platformumuz

sinema sektörü profesyonellerinden azılı

sinefillere kadar çok geniş bir kitleye hitap ediyor.

Dolayısıyla podcast yayınlarımızından tüm beklentileri

karşılamasına özen gösteriyoruz. İlk podcast’imizi

yayınlamamızın ardından geçen zaman diliminde

içeriklerimizi zenginleştirdiğimizi; sektörün nabzını

günbegün tutan “Ajans”tan gölgede kalmış usta yönetmenlerinin

eserlerinin uzun uzadıya masaya yatırıldığı

“Dekadraj”dan, farklı içeriklerde film listeleri

sunan “Seç, Beğen, İzle”den sinema tarihinden tuhaf

anekdotları eğlenceli bir dille ele aldığımız “Sinemasal

Delilik Öyküleri”ne geniş bir yelpaze oluşmuş

durumda. Bunlara yeni yayınlanmaya başlayan, konuklarımızla

birlikte favori dizilerimizi konuştuğumuz

“Kaçıncı Bölümdesin?” ve filmlerin bilimsel yönlerinin

tartışıldığı “Dollywood”u da eklersek resim daha

da genişliyor.

Bunlar ışığında söyleyebiliriz ki FilmLoverss Radyo,

hem sektörde olan bitene karşı bir sözü olan hem

de sinemanın kendisini çok farklı boyutlarıyla ele

alan bir mecra artık. Fakat sürekli gelişen ve yaygınlaşan

bir mecra olan podcast alanında daha da etkili

olabilmek için yakaladığımız ivmeyi devam ettirirken

yeni formatlar üzerinden çalıştığımızı da ekleyelim.

Neyse ki hem ülkenin sinema ve televizyon sektöründe

yaşanan gelişmeler hem gerek diğer disiplinlerle

temas hâlindeki yapısı gerekse de tarihiyle sinema

sanatı hem de her geçen gün daha da dönem

kazanan diziler bize geniş bir oyun alanı sunuyor. Bu

noktada bize düşen de şu ana kadar yazılı alanda

yaptıklarımızı podcast alanında da sürdürmek.


* Bu içerik Tamar Charney'nin npr.org'de yayınlanan "How to hook your podcast audience" içeriğinden derlenmiştir.

Podcast

Kitlenizi

Her geçen gün daha çok insan podcast üretirken, aynı şekilde dinleyiciler açısından

rekabet de artıyor. Ancak pek çok devlet radyosundaki yapımcıların podcast alanında

da başarılı olmasının bir nedeni var; iyi bir hikayeyi nasıl anlatacaklarını biliyorlar.

NPR One gibi platformlar, potansiyel podcast kitlenizi nasıl yakalayabileceğinize dair

ipuçları ve önerileriyle sizlere yardımcı olabilir.

Yakala

GÜÇLÜ BAŞLA!

Bir podcastin başlangıcının ne kadar

önemli olduğunu anlayamayız. NPR

One’ın eski çalışanlarından Nick DePrey,

verileri inceledi ve tipik bir podcast

bölümünün ilk beş dakika içinde dinleyicilerinin

yüzde 20-35’ini kaybettiği

sonucuna ulaştı.

Bırakma oranı ilk beş dakika içinde

kapanış jeneriğine kadar geçen süreden

daha yüksektir. Dinleyiciler bu önemli

açılış anlarında taahhütte bulunmaya

karar veriyorlar. İyi bir tanıtım içeren

vasat bir bölüm neredeyse her zaman

kötü bir giriş içeren harika bir bölümden

daha iyi performans gösterecektir.

Sadece kemik kitleye sahip podcastler,

ilgi çekici olmayan başlangıçların

üstesinden gelebilir. Sesli hikayelerin

nasıl başladığı hakkında detaylı bir bilgi

almak isteyebilirsiniz.

HER 2-5 DAKİKADA KİTLENİZ İLE

YENİDEN ETKİLEŞİME GEÇMEYE

ÇALIŞIN!

NPR One üzerinden yayınlanan podcastler

sadece güçlü bir şekilde başlamakla

kalmaz, aynı zamanda izleyicileri

birkaç dakikada bir yeniden meşgul

etmek için farklı teknikler kullanırlar.

Bir podcast oluştururken, hikayenin

başında olduğu gibi aynı insanlar dinlemese

dahi program boyunca dinleyen

insan sayısı oldukça sabit olacaktır.

Podcastler başta en büyük, sonunda

ise en küçük kitleye sahip. Bu, mümkün

olduğunca çok sayıda dinleyiciyi

bağlı tutmak için podcastiniz boyunca

heyecanı ve ivmeyi korumanız gerektiği

anlamına geliyor.

Bazı araştırmalara göre, 18 ile 30

dakikanın podcastinizin dinleyicilerin

dikkatini çekmek için ideal bir süre

olduğunu gösteriyor. Bir podcasti çok

daha uzun bir sürede yayınlayabilirsiniz,

ama bu yapmanız gerektiği anlamına da

gelmez.

İYİ BİR LOGO KULLANIN VE

GÜÇLÜ AÇIKLAMALAR YAZIN!

Radyodan farklı olarak, logonuz ve

podcastinizi tanımlamak için kullandığınız

dil başarınız için oldukça önemli.

Logonuz insanlar açısından albenili

olmak zorunda. Podcastinizin açıklaması,

insanların sizi dinlemesini sağlayan

bir manşet olmalı.

Kimine göre harika olan podcast

bölümlerinin başlık ve açıklamalarının

insanlara çekici gelemediği için

başarılı olmadığını gördük. Başlıklar ve

açıklamalar yazmanıza yardımcı olacak

ipuçları için burayı tıklayabilirsiniz.


mak!

KİTLENİZİ VE ONLARI

NASIL BULACAĞINIZI

DÜŞÜNÜN!

VERİLERİNİZİ

İZLEYİN!

Podcast’ler, karasal yayın sinyalinizin

içinde ve dışında yeni dinleyicilere ulaşmanın

popülerleşen bir yoludur. Yeni

fikirleri denemek ve yeni yeteneklerin

ne yapabileceklerini göstermesine izin

veren harika bir alan. Bu ipuçları podcastlerinizden

en iyi şekilde yararlanmanıza

yardımcı olabilir.

Bir podcast ağı altında üretim yaparsanız,

kitlenize nasıl ulaşacağınız sorusu

sizler için daha kolay olabilir. Örneğin,

podcastiniz genellikle; Death, Sex, and

Money or Modern Love gibi geniş bir

kitleye mi sahip? Yoksa yerel bir kitleye

mi hitap etmek istiyorsunuz?

Üçüncü bir olasılık, başka yerlerdeki insanlarla

ilgili yerel bir hikayeniz olması

olabilir. Örneğin, podcastinizde bulunduğunuz

topluluğu başka bir topluluğa

anlatabilir veya belki de topluluğunuzla

bağlantılı başka yerlerde yaşayan insanları

konu edinebilirsiniz.

St. Louis Public Radio’nun We Live Here’ı

toplumlarında bölgedeki insanların

karşılaştığı sorunlar hakkında hikayeler

anlatıyor, ancak hikayeleri ABD’deki

birçok toplulukta yaşanan çok daha

büyük sorunları anlatıyor.

WWNO’da yayınlanan Katrina: The

Debris’in ve WBEZ’de yayınlanan

Curious City’nin topluluklarına ilgi

uyandıran başarılı podcastleri de bu

örneklerin arasında yer alabilir.

Bu yaklaşımların her ikisinde de,

podcastlerin bir yandan yerel olan bir

ağ oluşturmasına izin verebilir, diğer

yandan da sponsorluk geliri potansiyeline

sahip bir kitleye de ulaşabilirsiniz.


IVIR . ZIVIR

ZAMAN İÇİNDE İHTİYAÇ DUYACAĞINIZ KÜÇÜK EKLENTİ - YAZILIM -

EKİPMANLAR!

01 İNDİRİMLER

Bütün servis ve aksesuarlarda

dönemsel indirimleri takip etmenizi

öneririz.

02

FACEBOOK GRUPLARI

Podcast ekipmanı almadan, diğer

podcasterların yorumlarını takip

ediniz.

hosting

Spreaker

Giriş Paketi Ücretsiz

Canlı Podcast Desteği

Detalı İstatistik

Mobil Ugulama Desteği

(IOS&Android)

Podcast!

Sadece bir mikrofon mu gerekli, yoksa

onlarca farklı ekipman, yazılım ve

eklenti mi?

Hepsini bir seferde alsam, muhteşem

kalitede bir podcast kaydedebilir

miyim?

Bu ve benzeri sorular, podcast

dinlerken aklına podcast yapmanın

geldiği hemen herkesin aklını

kurcalamaya devam etmektedir.

Şimdi bu harcamaları kategorilere

ayıralım ve her sayıda detaylı bir

şekilde inceleyelim.

Mikrofon

Tartışılması en mümkün olmayan

harcama kalemi diyebiliriz.

Buna rağmen özellikle eğitimlerde

belirttiğimiz gibi, kişi podcast

yayıncılığı serüvenine başlar başlamaz

pahalı ekipmanlardan uzak durmalı ve

en azından 6 aylık bir süreyi minimum

bütçe ile devam ettirmeli.

Hosting

Aldığınız podcast kayıtlarının dağıtımı

ve saklanmasını sağlayan harcama

kaleminizdir. Ücretsiz seçenekler ile

yola çıkmak mantıklı gibi görünse

bile (Anchor), podcast yayıncılığı

konusunda kararlı olan yayıncı

adaylarına bu küçük harcamayı

yapmalarını öneriyoruz. Bunun detaylı

sebeplerini ilerleyen sayılarımızda

detaylı bir şekilde işleyeceğiz.

Yazılım

Kendinizi yayıncılığınız kadar

geliştirmeniz hereken bir konu da

edit ve yazılım dünyasıdır. Çeşitli

ücretli - ücretsiz kurslar ile çalıştığınız

ekipmana en uygun yazılım ile ses

düzenleme dünyasına adım atmanızı

öneriyoruz.

Özellikle UDEMY içinde dikkate değer

eğitimler, dönem dönem çok ciddi

indirimlerle karşımıza çıkabiliyor. Takip

etmekte fayda var.

#1 #2

Giriş Seviyesi

Mikrofon

- BOYA By-m1 Yaka

Mikrofonu

- Rode Smartlav Lav+

Mikrofon

Ses Düzenleme

Yazılımı

- Audacity

- Garage Band

- Audition


03

YILLIK ABONELİK

Çoğu podcast servisinin yıllık aboneliklerinde

%30 civarında indirime hak kazanabilirsiniz.

4

Podcast

Yardımcı Yazılımı

Program ortaklarınız ya

da konuklarınız ile yayın

öncesinde e-posta trafiğine

gerek kalmadan kayıt öncesi

görüşmelerinizi planlamak

için Calendy kullanabilrsiniz.

Özelleştirilmiş e-posta kampanyaları

ile dinleyicilerinize ConvertKit ile daha

yakın olabilirsiniz. Dinleyicilerinizin

bilgilerini toplamak ve e-posta

bülteninize abone olmak için web

sitenize bir e-posta kayıt formu

eklemeniz yeterlidir.

Podcastinizin kayıt ve edit sürecini

tamamladınız. “Peki yayın ve dağıtım

için hangi aracı kullanacağım?”

diye düşünüyorsanız, ücretsiz

seçeneklerden olan Anchor,

başlangıç için en idealidir. Ses

dosyanızı Anchor’a yükledikten

sonra Spotify, Google Podcast,

Pocket Cast gibi bir çok

EDİTÖR ÖNERİSİ

#3

Podcast

- Anchor

- Spreaker

Hosting

- Libsyn

Podcastinizi özellikle sosyal

medyada görsel olarak da

desteklemek, hatta işitme engelli

takipçileriniz için altyazı da eklemek

isterseniz isterseniz Wavve’ye

göz atmanızı öneririz. Kullanım

şeklinize göre; ücretsiz, 10 dolar, 18

dolar ve 32 dolar ücret seçenekleri

bulunmaktadır.

Podcast yayınınızın gelir

modeli oluşmadan ücretli

üyelik ve servislere temkinli

yaklamşanızı öneriyoruz!

Bu noktada ihtiyacı iyi

belirlemek ve en çok ihtiyaç

duyacağınız abonelikleri

tercih etmeniz oldukça

önemli!


PODC

KİTLESİ

OLUŞTURMAK

etkileşim

Podcast Kitlesi

* Bu içerik Daniel Peterschmidt'in NPR'da yayınlanan "7 strategies for engaging

your podcast (or show) audience" yazısından derlenmiştir.

Oluşturmak İçin 7 Yol!

adına.

Bir proje asistanı olarak bana verilen ilk projelerden biri,

NPR podcastlerinin sosyal medyadaki takipçilerinin davranışları

ve etkileşim düzeyini değerlendirmekti. Ben de

Facebook, Twitter, Tumblr, iTunes, Reddit ve Youtube'a

odaklandım. Araştırmamda, hikaye odaklı olan podcastlerden

ziyade tartışma odaklı olan podcastlerin daha yüksek

etkileşime sahip olduğunu gördüm. Bu aslında bir kural değil,

sadece dikkat edilmesi gerekilen bir eğilim. Pop Culture

Happy Hour yapımcısı Jessica Reedy, Microphone Check'in

sosyal medya danışmanı Cedric Shine ve programlama

departmanımızdaki Dijital Yayın Asistanı Kiana Fitzgerald

ile podcastlerin sosyal medyadaki hareketleri konusunda

görüşlerini almak için konuştum.


İÇİN

AST

7 YOL

SOSYAL MEDYA İLETİŞİM İÇİN KULLANILAN BİR ALANDIR

Bir sosyal medya hesabını, sadece yeni bölümleri paylaşmak için kullanabilirsiniz. Ancak bundan daha fazlasını da yapabilirsiniz.

Cedric, “Sosyal medya, bazı insanlar için iş değil. Dijital ortamdaki sunumunuzu yarım yamalak yapamazsınız. Bir podcast için iyi bir sosyal

medya editörünüz yoksa kendi ayağınıza sıkıyorsunuz demektir. Harika bir podcast yaratıyoruz ama kimse dinlemiyor. O zaman neden yapıyoruz?”

Podcast yapan kişiler, bulunduğumuz zaman için “sesin ikinci altın çağı” diyorlar. Podcastlerin dinleyici ve ilgi çekiciliği her geçen gün

artıyor. Gimlet Media ve Radiotopia gibi şirketler, podcaste ilişkin yeni soluklar katıyor. Giderek kalabalıklaşan pazaradaki ivmeyi ve etkileşimi

korumak için, podcastlerin dinleyicileri ile haftada bir sadece podcast dinlemenin ötesine geçmesi gerekir. Hayranlarıyla çok yakın ilişkisi olan

(istediği zaman destek veren) çağdaş bir sanatçı örneği istiyorsanız, müzisyen ve sosyal medya kraliçesi Amanda Palmer’dan başka bir kişiye

bakmayın.

SOSYAL MEDYAN HESAPLARINI YÖNETMEK BİR İŞ DEĞİL ALIŞKANLIK OLMALIDIR

Sadece sosyal medya hesaplarınızı yönetmek için birini işe almanız kolay görünebilir. Ancak bu kişinin, yaptığınız podcastin benliğini ve gelişimini

iyice anlaması çok önemlidir.

Microphone Check’den Cedric bu duruma ilişkin, “Bir noktaya varınca, program için adanmış, programın gelişiminde olan ve bağlantılı konuşabilen

birine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ama ben bir sosyal bağımlıyım. Sadece yaptığım şey bu. Gecenin bir yarısında programı

yayınlayabilirim. Neden? Çünkü, sabahları insanlar telefonlarını kontrol eder ve programı görürler. Bu yüzden, buna bir iş gibi bakamazsınız”

diyor.

Örneğin, Pop Culture Happy Hour’un bir ay öncesine kadar (Podiomag notu: Yazının yayınlandığı tarih Ekim 2015) Twitter hesabı yoktu.

Dinleyicileri ile etkileşimi, programcıların hesapları üzerinden gerçekleştiriyorlardı. Sonrasında resmi bir Twitter hesabı açtıklarında, sunucular

takipçilerinden o hesabı takip etmelerini istedi. Jessica Reddy, bu hesabı nasıl yönettiğini, “Genel olarak Tweetdeck üzerinden bu hesabı

kullanıyorum. Bu sayede insanların bize yazıp yazmadığını görebiliyorum ve uygun bir şekilde yanıt verebiliyorum” diyerek anlatıyor.

PROGRAMCINIZI KİTLENİZİ BÜYÜTME ÇALIŞMANIZA DAHİL EDİN

Sunucularınızın Facebook veya Twitter hesaplarında önemli bir sayıda takipçisi varsa, programınızın sosyal varlığında daha büyük bir rol oynamalarını

sağlayın. Örneğin, kendi sayfalarında bir paylaşım yapabilir ve programınızın hesabını etiketleyebilir.

Microphone Check’in sunucusu Ali Shadeed Muhammed, programın resmi hesabını etiketleyerek, programını ve başlığını paylaşırken Facebook’u

kullanıyordu. Pop Culture Happy Hour’da da, sunucular bazı bölümlerde dinleyicileri programın Facebook ve Twitter hesaplarındaki

tartışmalara katılmaları için teşvik ediyor. Bu yöntem elbette her program için işe yaramayabilir. Fakat, bir tartışma yaratabilecek potansiyelde

bir konunuz olduğunu düşünüyorsanız, devamlılık için nispeten kolay bir yol.

DİNLEYİCİNİZE ÖZEL OLARAK CEVAP VERİN

Eğer dinleyicileriniz sunucularınızla veya yapımcılarınızla yeterince tanışıyor ise, onları sosyal medya hesaplarınızdaki tartışmalara ve sorulara

dahil etmeyi düşünmelisiniz. Jessica Reedy, bu duruma ilişkin, “Yorum yazan kişilerin, ona cevap verenin de bir insan olduğunu bilmesini

istiyorum” diyor.

PROGRAMIN TARZI İNTERNET ÜZERİNDEKİ VARLIĞIYLA UYUŞMALI

Resmi bir sosyal medya hesabı yönetmenin en büyük zorluklarından biri de, dinleyicinize vereceğiniz cevaptaki tarzı bulmaktır. Herkes için

çalışan bir yöntem olmasa da, kendine özgü olmak önemlidir.

Jessica Reed de bu durum ile ilgili, “Yayınlayacağım tweetleri yayınlamadan önce dört kişi tarafından kontrol edildiği yerlerde çalıştım. İyi bir

ortak kara sahip olmak iyi bir şey olsa da, aslında üstüne çok da düşünmüyorduk” diyor.

Dinleyicinizi anlamak için elinizden geleni yapın ve onlarla birlikte büyüyecek içerikler yaratın. Herkesi memnun etmeye çalışmıyorsunuz.

Programın kitlesi ile bir bağ kurmaya çalışıyorsunuz.

Buna ilişkin olarak Cedric, “Geçen günlerde, programda Big Sean’u ağırladık. Big Sean, Detroit’ten geliyor ve ‘N’aber dostum?’ gibi sos jargonunu

kullanıyor. Biz de bu cümleyi ve fotoğrafı koyarak tweet attık. Bu tweet ile hem Bih Sean’u kazandık hem de Detroit’i kazandık. Onun gibi

insanlar buna önem veriyor” diyor.

MARKANIZ İÇİN HANGİ SOSYAL MECRANIN İŞE YARADIĞINI BULUN

Hangi sosyal mecraya odaklanacağınıza karar vermek istiyorsanız, programınızın tarzını ve dinleyicisine uyacak bir topluluğu olup olmadığını

kontrol etmek önemlidir. Cedric, buna ilişkin de “ Yaptığınız şey için hangi kanalın uygun olduğuna karar vermek önemlidir. Eğer bu dekorasyon

ve ev eşyalarıyla ilgili bir podcast olsaydı, Pinterest’te olurduk, fakat değiliz. Bu durumda neden Pinterest sayfamız olsun ki?” diyor.

Facebook ve Twitter sosyal medyada var olmak için olmazsa olmaz yerler. Fakat o üçüncü mecra sizin seçiminize bağlı. Reddit, Tumblr ve

Pinterest’in kendilerine özgü bir toplulukları var. Bir program bir platformda diğerinde olduğundan daha başarılı olabilir.

KENDİ SESİNİZİ BULMAK İÇİN İÇERİKTE DEĞİŞİK PRATİKLER YAPIN

Kiana Fitzgerald, İnvisibilia’nın sosyal medya hesabını yönetiyor. Onun için, programın internet üzerindeki sesini bulmak, programın yeni olması

sebebiyle zordu. Fitzgerald, ‘’Zaman geçtikçe, başlangıçta deneyemeyeceğim şeyler denemeye başladım. Bazen eğlenceli bir sese sahip

olmak her şeyi kolaylaştırdı. Bir keresinde Alix (Spiegel) programda ‘Çoraptaki yılan’ dedi. Ben de bunu Facebook ve Twitter’da paylaştım. Bu


2. Power

PODCAST

FESTİVALİ

2.

Festivali

2 Güne

Sığdıramadık.

Burada “ikinci” ifadesi tüm podcast evrenimiz için anlamlı bir

eşik aslında. Hemen her alanda “başlamak” kolaylaşırken, “devamını

getirmek” ciddi bir sorun olarak gözüküyor. İlk festivali

yaptığımızda, umudumuz serinin devam etmesi olduğu halde,

öngörülmez gelecek ve ani değişen şartlar altında yaşadığımızı

da unutmamıştık. Nitekim arzuladığımızdan biraz daha geç bir

tarihte yaptık festivali. İlk festivali 2018’nin sonlarında yaptık.

Pandemi ise bizi 2020 yazına kadar sürükledi.

Kabul etmemiz lazım ki bu süreç, normalde fiziki olarak bir

araya gelmeleri çok zor ve bazıları için coğrafi açıdan imkansız

olan buluşmaları gerçekleştirmemize de sebep oldu. Sevgili Işıl

Arıcan’ı (Kendi ekibinin söylemiyle Yalan Savar’ın “Reisi”:) ilk

festivalde konuk edememiş ve üzülmüştük, bu festivalde sadece

zamanı belirlememiz yetti. Birçok konuğumuz tatilleri sırasında

festivale katıldılar.

İki festival arasındaki fark sadece 1,5 yıl olsa da, bakış açılarındaki

fark çok daha büyük bir değere isabet ediyor.

Sesin büyülü dünyasına gönül veren,

üreten ve dinleyen herkes için heyecanlı,

besleyici ve eğlenceli bir festivali geride

bıraktık. Bıraktığımız noktanın son derece

ümit verici olduğunu düşünüyorum.

Ümitli olmama sebep olan durumu ve

festivale dair en çok aklımda kalan ayrıntıları

paylaşmaya çalışacağım.

Burçin Acer


Mesela ;

İlkinde “Podcast Nasıl Yapılır”ı konuşurken, şimdi “Nasıl Para

Kazanılır”ı konuşmaya başladık.

İlkinde “Podcast Nedir”e zaman ayırmak gerekirken, şimdi

“Nasıl Hazırlanılır”ın muazzam örneklerini dinledik.

İlki gayet yeterli sayıda konukla yapıldı, şimdi 2 güne sığdıramadık.

İlkinde, tüm konuklar, keşfedilen, keşfedilmeye değer isimlerken,

şimdi yazar, şarkıcı, oyuncu, stand-up’çı, yani çok renkli

bir yelpazeye eriştik.

Tüm festivalin kayıtlarını istediğiniz zaman burada bulabilirsiniz.

Siz bu kayıtların arasında kaybolmadan, spoiler’a da kaçmadan

festivalden aklımda kalanları paylaşmak isterim.

Hatta buna daha havalı bir başlık atalım ;

“Festivalin “En”leri

Festivalin En Heyecan Yaratanı

Nilay Örnek’in hazırlayıp sunduğu “Nasıl Olunur” podcast

serisinin, toplamda 1 milyon dinleyici sayısını çoktan aştığının

açıklanması.

Yazı hazırlanırken 75. Bölüm paylaşıldı ve yaklaşık 1 yıldır devam

eden bir seri için, bu önemli barajın aşılması, tüm podcast

evreni için heyecan vericiydi.

Festivalin En Ümit aşılayanları

Anormal Şartlar Altında, Yeni Haller, Fularsız Entellik,

Mirgün Cabas

Çok uzun olmayan geçmişlerine rağmen, özellikle pandemi

sürecinde , son derece disiplinli ve kaliteli içerikler üreten, bizi

düşünmeye, başka türlü akıl yürütmeye teşvik eden nitelikli

podcastleri yakından tanıdık. Bu podcast’lerin çok dinlenen

podcastler olması sadece ortama dair değil, insanımıza dair

ciddi bir ümit duyma hali yarattı hepimizde. Eminim bu

bölümlerin her biri, zamanlarının ötesinde değer kazanacaktır.

Bu kayıtlar tahminim odur ki, yeni kuşağın minnettarlıkla

anacağı cesaret örnekleri aynı zamanda.

Festivalin En ilham verenleri

Deniz Göktaş’a Ayıracak Vaktim Yok, İbrahim Selim, Deniz

Yüce Başarır, Karanlık Bölge

Deniz Göktaş’ın bir podcast kaydı için 8 sayfa metin hazırlaması!

Ortalama 30 dakikalık her bir kayıt için bu ince çalışma

ve ortaya çıkan sonuç müthiş.

İbrahim Selim, bir radyo programı hazırlığı ayrıntısında

kayıtlar yapıyor. Farklı sesler , efektler, kendine has bir tempo

ve akış. En önemlisi , her seferinde aynı kalitede çıkıyor.

Deniz Yüce Başarır, okuduğu bir kitabı anlatıyor, bazen biraz

okuyor, sonra o kitabı okuyan bir konukla konuşuyor ve tüm

bunları tek bir içerikle bize sunuyor. O bir kitap için yapılan

tekrar okumalar, alınan notlar ve bunların kusursuz bir

düzende yapılması örnek almamız gereken bir hayat becerisi

aslında

Karanlık Bölge bir kurgu podcast. Yani bir dizi gibi ama sade-

ce sesli. Radyo tiyatrosundan farkı, zamanı ve mekanı kullanma çeşitliliği.

Tülin Özen ve Tansu Biçer benim için “Meleğin Düşüşü” ve “Küf” filmleriyken,

bu sohbetten sonra bambaşka bir değer daha kazandılar. Türkiye’de

pek denenmemiş bir işe kalkışıp, saygı duyduğumuz tecrübelerini,

podcastin metnine, sesine, efektlerine, kurgusuna nakış gibi işlemişler. Bir

başlangıç noktası koydular aslında buraya.E rişmesi zor bir nokta hem de..

İstedikleri içeriklerin ortaya çıkması için harcadıkları emek hepimiz için

ilham vericiydi.

Festivalin En “Yeni” leri

O Tarz mı?, Kalt’ın Podcasti, Umarım Annem Dinlemez, Merdiven Altı

Terapi

Bu tarz bir festivalin, yani sesin bu özgür habitatının elbette yeni bir dili,

yeni bir mizahı olmalıydı. Bildiğimiz medya araçlarında şimdiye kadar

pek duymaya alışmadığımız ama hayatın içinde tüm gerçeklikleriyle var

olan konuların, kelimelerin, dertlerin ve bakış açılarının kendine podcast

dünyasında yer bulmaları büyük bir hediye hepimiz için. Bu başlı başına

yeni bir şey.

Festivalin En Kurucu Babaları

Girişimci Muhabbeti, Codefiction, Gerisi Hikaye , Havadan Sudan, Tekno

Seyir, Farklı Kaydet, Gpod, Yalansavar, Kaçık Prens, Açık Bilim Ekibi,

Socrates Podcasts (Aramızda olamayan “Dünya Halleri”nin yeri her zaman

buradadır)

O’nlar bizim kıymetlilerimiz: ) İlk festivalde, hiç düşünmeden yollara

düşen, tamamen katkı vermek için çabalayan bu ekipleri, eğer bu seriye

devam edersek ve eğer O’nlar da serilerine devam ederlerse her festivalimizin

baş köşesine koymak isteriz. Bazı dönemlerin başında, henüz o

dönem olgunlaşmamışken ve hatta rüzgar tersine eserken, istikrarlı ve

nitelikli bir çaba gösterenler, her zaman için mevcut değerleri dışında

değer ifade etmeliler bence. Hepsine sonsuz teşekkürler

Festivalin En İnovatifleri

Podfresh, Podbee, Storytel

Diyebilirsiniz ki, burada yazıyorsan Podfresh’i övmen normal. Demeyin :)

Çünkü bu yazıyı yazan ve bu yazıda geçen isimlerin büyük kısmı, haysiyet

çıpasından vazgeçmedikleri mesleki kariyerlere sahipler. Özgün fikirlerini

dile getirme ve dinleme iştahları, gereksiz övgüleri barındırmaz bünyelerinde

pek. İlk festivalde işin bu kısmı neredeyse yoktu. Yani “Podcast

Nasıl Yapılır”la başlayan, dağıtımı, kaydı, geliştirilmesi ve ekonomisini

yaratması süreçlerini sizin için kurgulayan , sizinle birlikte yöneten kısım

henüz devrede değildi. Bu ekiplerden çok sayıda isim için şunu içtenliğimle

söyleyebilirim ki, medyanın bilinen vahşi dinamikleri, güvenilmez

sözleri bu insanların yarattığı şirketlerde ve iklimlerde mevcut değil.

Bunun herkes için ne büyük bir şans olduğunu, zaman bize sayısız örnekle

gösterecektir. 2000’lerin başından beri tutkulu bir şekilde peşinde

olduğum podcast macerasında, şu an podcast’le ilgili dijital bir dergiye

yazı yazma evresine geldiğimize şaşırdığımı en çok paylaştığım Podfresh

ekibine, her seferinde bu şaşkınlığımı paylaşıp, topu yumuşatıp, oyunu

tekrar başlattıkları için sonsuz teşekkür ediyorum.

Bu arada, zaman sınırlarımız olduğundan, yeteri kadar seans ayıramayacağımız

, az dinlenen ama etkili podcastlere bu festivalde yer veremedik.

Arada kaybolmalarını da istemedik. Ancak bu bize yeni bir hedef getirdi.

Sadece bu tür podcastlere yer vereceğimiz bir yayın gerçekleştirmek istiyoruz

ve bu konuda her türlü öneriye, tavsiyeye açığız.

Her türlü fikirlerinizi, geleceğe dair tahmin ve beklentilerinizi de çok

merak ediyorum. Podcast için hala geliştirmeye açık alanlardan biri “dinleyici

etkileşimi “. Anında yorum, anında etki ve tepkiye çok alıştığımız

mevcut yapılar yanında, podcast biraz daha temkinli ilerliyor bu zeminde.

Vakit ayırıp, kısaca paylaşırsanız fikirlerinizi, katkısının büyük olacağına

eminim.


PAZAR

AKŞAMI

21-22

CANLI!


2030’da

Podcast

Başlık size belki şaşırtıcı gelebilir. “Podcaste yeni başlıyoruz;

birçok insan daha podcasti bilmiyor ki sen 2030’daki

podcasti anlatıyorsun” diyebilirsiniz.

Böyle düşünüyorsanız sizi yadırgamam. Ama bir podcastsever

bir insansanız yine de yazının sonunu beklemenizi

öneririm. Belki de podcaste dair önümüzdeki 10

yıla ilişkin öngörülerim ve bu fütüristik analiz size yeni bir

bakış açışı katabilir. Podcastin geleceğini birlikte düşünme

ve analiz etme şansı yakalayabiliriz.

Bu yazıda öngörülerimi 3 başlık altında toplayacağım.

Birincisi teknoloji, ikincisi dinleyici (kullanıcı/tüketici),

üçüncüsü ise üretici (yayıncı/geliştirici/podcaster) boyutu

olacak.

Bu üç unsurun da zaman içerisinde birbirini etkileyen ve

tetikleyen bir yapı içerisinde evrileceğini düşünüyorum.

O zaman 10 yıllık yolculuğa “teknoloji” ile başlayabiliriz.

Teknoloji: Hız, Ağ, Yapay Zeka

Podcastin hayatımıza dahil olmasını sağlayan teknoloji,

3G’nin 2002’de ABD’de, 2003 yılında da Avrupa’da

kullanılmaya başlanması oldu. Türkiye’de 2009 yılında

hayatımıza dahil olan 3G’nin getirdiği en büyük yenilik

geniş alanda kablosuz telefon görüşmeleri, görüntülü

aramalar ve kablosuz veri aktarımını sağlamasıydı.

3G ile birlikte telefon bir “ses/telefon görüşmesi” aracı

olmaktan çıkarak veri odaklı bir teknolojiye dönüştü.

Aynı yıllarda yaygınlaşmaya başlayan bloglarla birlikte

Dave Winer tarafından geliştirilen RSS (Really Simple

Syndication) feed teknolojisi bloglarda ses dosyalarının

kullanımının önünü açtı. 2003 yılından itibaren RSS feed

kullanımıyla ses dosyalarının (özellikle mp3 formatında)

otomatik olarak indirilip taşınabilir müzik çalarlarda kullanılmasını

çok hızlı biçimde yaygınlaştırdı.

Podcasting’in doğuşunu sağlayan adım ise Adam Curry’nin

yazdığı iPodder isimli program oldu. İPodder, RSS

feed yardımıyla indirilen ses dosyalarının Apple’ın geliştirdiği

ve o dönem çok ses getiren müzik çaları iPod’lara

senkronize edilmesini, yani otomatik olarak aktarılmasını

sağladı. 12 Şubat 2004’te Ben Hammersley The Guardian’da

yayınladığı makalede iPod’tan esinlenerek, pod ve

broadcast (yayın) sözcüğüyle bütünleştirdi ve “Podcast”

kavramını ilk kez kullandı. 2005 yılında Apple iTunes

güncellemesinde podcast desteği sağlayınca, podcastin

teknolojik ve popülerlik yolunda önü iyice açılmış oldu.

3G’nin yarattığı ivme, RSS teknolojinin sunduğu altyapının

üzerine 2007 yılında Steve Jobs’un tanıttığı ve devrim

etkisi yaratan iPhone ile birlikte birkaç yıl önce temelleri

atılmış olan podcastin gelişiminin önündeki tüm kapıları

sonuna kadar açtı.

Özcan Yazıcı

2009 yılında kullanılmaya başlanan 4G’nin sunduğu “hız

ve daha geniş kaplama alanıyla” birlikte podcastin teknolojik

altyapı ihtiyaçları önemli ölçüde çözülmüş oldu.

Son 10 yılda podcasting ağırlıklı olarak “içerik ve yayın

formatlarının geliştirilmesi, bunlara bağlı olarak kullanıcı

alışkanlıklarının ve kültürel değişimin gelişmesi” yönünde

ilerledi.

2020 itibariyle teknolojik olarak yeni bir eşikteyiz. Mayıs

2020’de İsveç, 5G baz istasyonlarını devreye alan ve

kullanmaya başlayan ilk ülke olarak tarihe geçti. 5G’nin

getireceği yeni teknolojiyle veri hızı bugünkünün en az

10 katına çıkacak ve 2 saatlik bir filmi 3 saniyede indirilebilecek.

5G aynı zamanda daha istikrarlı bir bağlantı ve

4G’nin onda biri kadar düşük gecikme süresi sunacak. 5G

ağının 2025’e kadar Dünya nüfusunun yarısına ulaşması

bekleniyor. Karasal 5G teknolojisinin yanı sıra Elon

Musk’ın şirketi SpaceX bünyesinde kurulan Starlink son

iki yıldır alçak yörüngeye yüzlerce uydu yerleştirmeye

başladı. 2024’e kadar 5 bin, uzun vadede 42 bin uyduyu

Dünya yörüngesine yerleştirmeyi planlayan Starlink,

yüksek hızda ve ucuz fiyatlarla Dünya’ya internet sunmayı

vaad ediyor. Aynı zamanda ister okyanusun ortasında,

isterse dağın zirvesinde herkese kesintisiz internete

erişimi sunmakta da iddialı olan Starlink’i Elon Musk bu

yıl içerisinde devreye almayı hedefliyor.

4G teknolojisi, son 10 yıl içerisinde geleneksel radyo ve

ses yayıncılığının podcasting’e taşınması, podcast yayın

formatlarının gelişmesine zemin oluşturdu. 4G, podcast’in

çocukluk çağına benzetilecek olursa 5G, önümüzdeki

10 yılda ustalık çağına zemin oluşturacak.

5G iki önemli teknolojik sürecin hızlanmasını ve yaygınlaşmasını

destekleyecek. Bunlardan birisi “IoT (nesnelerin

interneti)”, öteki ise “yapay zeka” olacak. IoT tarafında

sensörlerle cihazlar birbirine bağlanacak ve kesintisiz bir

ağ yapısına geçilecek. 5G cihazların birbirine bağlı kalmasına

ve veri akışının kesintisiz hale gelmesine imkan

tanıyacak.

Otomobilimiz (araçlar), evimiz (akıllı ev), giyilebilir kıyafetler

(gözlük, saat vb.), daha geniş bir halkada “akıllı şehir”

ile ağdan hiçbir zaman kopmadan kesintisiz bir biçimde

bağlı ve mobil hale geleceğiz. Bu durumda özel olarak

“internet” sözcüğünden bile söz etmek belki gereksizleşecek.

Podcastleri özel olarak durdurmadığımız sürece,


farklı cihaz entegrasyonlarıyla birlikte kesintisiz biçimde

dinleyebilecek, sunabilecek ve katılabileceğiz.

Yine yapay zeka teknolojisindeki yeni gelişmeler podcasting

önünde yepyeni pencereler açacak. Metin analizi, yüz

tanıma teknolojilerinde yapay zeka yol kat etmiş olsa da,

ses alanında henüz istenen noktadan çok uzaktayız. Ancak

Doğal Dil İşleme (NLP- Natural Language Processing) alanında

yapay zeka teknolojisinin ilerlemesiyle özellikle 2025

– 2030 arasında çok hızlı gelişmelere tanıklık edeceğiz.

Yapay zeka halen metinleri “beğendiğiniz ses formatıyla”

podcast haline getirebiliyor. Bunu https://play.ht benzeri

çok sayıda uygulamada görebiliyoruz. NLP alanındaki

ilerlemelerle bir sonraki aşamada yayınladığınız podcast

hangi dilde olursa olsun, aynı içerik farklı dillere anında ve

muhtemelen sizin ses özelliklerinizle yayınlanabilecek.

Hemen devamında yapay zeka belirli alan ve konularda

podcast hazırlayarak sunup yayınlayabilecek. Kişisel sanal

asistanlar ile (Apple Siri, Amazon Alexa, Samsung Bixby,

Google Asistan gibi) ile home asistanlar (Amazon Echo,

Google Home gibi) entegre biçimde podastleri sesli olarak

arayıp bulup dinleyebileceğiz. İş o derece gelişecek ki,

yapay zekadan kişiselleştirilmiş podcastler hazırlamasını

isteyebileceğiz. Araştırdığımız, merak ettiğimiz “konu, tema”

kapsamında yapay zeka ilgili podcast içeriklerini “bulup,

birleştirip” kişiye özel yeni bir podcast oluşturabilecek.

2030’a kadar “ses” ile birlikte “video/görüntü” alanında da

çok hızlı ilerleme olacak. Büyük olasılıkla 5G, IoT ve yapay

zeka teknolojisiyle iletişim süreçlerinde “ses ve video” esnek

bir yapıda kullanılabilir hale gelecek.

Sanal gerçeklik ile artırılmış gerçeklik uygulamalarının da

yaygınlaşmasıyla birlikte bugün bildiğimiz anlamdaki podcast

formatının ötesine geçmiş olacağız. Ses ve videonun

entegre olduğu, yapay zekanın derinlik kattığı ve anlık

geçişlerin mümkün hale geldiği hibrit bir yapıya geçeceğiz.

Sanal ve artırılmış gerçeklik ile desteklenmiş, kesintisiz bir

ağ altyapısı içerisinde istediğimiz an ses ve video arasında

geçişler yaparak, istediğimiz içeriklere ulaşabileceğiz. Bu

aşamaya ulaştığımızda kullandığımız format ve içerikler

çerçevesinde “podcast” kavramını yenilememiz, genişletmemiz

ve yeni tanımları oluşmamız gerekebilir.

Dinleyici: Kişiselleştirilmiş İçerik

Teknoloji başlığı altında son olarak blockchain (blokzincir)

teknolojisine de değinmemiz gerekiyor. Hemen her sektörde

yaşanacağı gibi blockchain ile birlikte podcast yayıncılığı

daha güvenli hale geleceği gibi “telif hakkı, sözleşmeler ve

ödeme sistemleri” gibi konuları da etkili biçimde çözecek.

Geleceği, geleceğin koşulları içerisinde düşünebiliriz. Yeni

ekosistem, yeni Dünya, kendi kurumları, yapıları, koşulları

ve kültürü içerisinde yükselecek. Eski nesil şirket ve kurumsal

yapıların son 10 yılda hızlanan çöküşü önümüzdeki 10

yıl içerisinde tufana dönüşerek genişleyerek derinleşecek.

Çok az sayıda şirket ve kurum “dijital dönüşümü” başaracak.

Yeni nesil start-up’lar hemen tüm sektör ve iş alanlarında

egemen haline gelecek. E-öğrenme, şirketler ve

kurumların sürekli yenilenme ihtiyacı iletişim kanallarının

daha etkin kullanılmasını destekleyecek. Bu yöndeki beklentiyi

karşılayacak en temel araçlar “ses ve video” temelli

gerçekleşecek.

Bugün şirket ve kurumlar içinde kültürel direnç ve eski

alışkanlıklar nedeniyle dijital dönüşüme uyum sağlamakta

zorlanan çalışanlar ve profesyonellerin yerini Z kuşağı

(2000 sonrası doğanlar) ve Alfa Kuşağı (2010 sonrası doğanlar)

alacak. Podcasti anlamak ve dinlemekte zorlanan

X ve Y kuşağının yerine, zaten podcastin içinde doğup

büyüyen Z ve Alfa kuşağı 2030 yılının aktif podcast dinleyicisi

ve üreticisi haline gelecek. Ayrıca bir kültürel değişim

geliştirmelerine gerek kalmadan yeni iletişim sürecinin

aktif katılımcısı olacaklar.

Bu kuşaklar çevreye, sosyal ve siyasi konulara duyarlı, etik

değerlere bağlı olacaklar. Dayatma ve yukardan gelen

direktifler yerine katılımlarına açık, hassasiyetlerini gözeten

ve öğrenme süreçlerini destekleyen içerikler giderek

yükselecek.

“Bilgi ve duyguyu” yukardan servis eden değil ama “bilgi

ve duyguyu birlikte tasarımlayan” içerikler heyecan

yaratacak ve ilgi çekecek. Makineler, robotlar ve yapay

zeka üretim süreçlerinde daha fazla yer aldıkça zamanla

istihdamın yapısı değişecek. “Mobil ve minimalist yaşam”

daha da belirginleşecek. Çalışma gün ve saatleri azaldıkça,

yaşamı algılama ve değer akışları farklılaşacak.

Yaşamın her alanına temas eden “fayda” odaklı içeriklere

yönelik ilgi artacak. Dijital aktivizm ve dijital protest kültür

yükselmeye devam edecek. Podcast içerikleri ve yeni

format biçimleri bu yükselişten etkilenecek.

Sonuç: Harekete Geçme Zamanı

Özetle 2030’da podcast, bugün bildiğimiz ve anladığımız

anlamda bir podcast olmayacak. Teknolojisi, dinleyicisi ve

üreticisi “gelişmiş ve değişmiş” olacak. Bireysel ihtiyaçlar,

kurumsal değişimler, yeni ekosistemin şekillendireceği

yaşam ve kültürel değerler bu gelişim ve değişimin niteliğini

belirleyecek. Bu nitelikleri bugünden %100 tahmin

etmemiz ve öngörmemiz çok zor. Ama kesin olarak

bildiğimiz bir gerçeklik varsa o da önümüzdeki 10 yıl “ses

ve videonun” yaşamımızın odağında olacağı, iletişimin

geleceğini belirleyeceğidir.

O halde, podcast üzerine bugün hem bireysel, hem de

kurumsal olarak daha fazla düşünme ve harekete geçme

zamanıdır.


edebî

Podcast

Edebiyatçıların anılarını, günlüklerini, denemelerini ya da söyleşilerini

okurken bazı görüşlerini tartışmaya açık bulur ve diğer edebiyatçıların

bu görüşlerle ilgili neler düşündüklerini merak ederdim. Okuma

yaparken tartışmalı ifadelerle ilgili aldığım notlar zamanla birikip

“acaba diğer edebiyatçılar bu konuda ne derdi?” sorusu kafamı daha

fazla meşgul etmeye başlayınca (3+1) fikri ortaya çıktı. Mart 2019’da

edebi.blog’da başlattığım (3+1) isimli yeni söyleşme biçiminde sırasıyla

Hüseyin Ahmet Çelik, Pelin Buzluk, Yalçın Armağan, Jale Özata

Dirlikyapan ve Erhan Genç yer aldı.

(3+1) söyleşme biçimi bir yıllık sürecin sonunda yazılı formattan sesli

formata evrilerek Haziran 2020’de edebî Podcast halini aldı. Beni

çok heyecanlandıran bu projenin ilk bölümü Podfresh Orijinal Serisi

olarak tam da doğum günümde, 26 Haziran 2020’de yayımlandı.

edebî Podcast, içeriği ve formatı itibarıyla Türkçe edebiyat podcastleri

içerisinde ilk olma özelliği taşımakta. Henüz bir örneği -ilk

bölümü- ortada yokken edebiyatçılara edebî Podcast’i anlatmak, nasıl

bir programın içerisine dahil olacaklarını izah etmek benim açımdan

zordu. Bu sebeple ilk bölümün konuğu, Yazar Fatih Baha Aydın’a ne

kadar teşekkür etsem azdır. Çünkü program yayımlandığında nasıl

bir şey olacağını, neyin içinde olacağını tam anlamıyla bilemeden

podcast teklifimi kabul etti. Böylece edebî Podcast’in sonraki bölümlerinin

yolunu açan harika bir örnek ortaya çıktı. Bu yazıyı okuduğunuz

sırada podcastleri yayımlanmış olan ya da henüz yayımlanmayı

bekleyen Handan Acar Yıldız, Serap Aslı Araklı ve Yusuf Temizcan

ve edebî podcastin yeni bölümlerinde yer alacak tüm isimlere de

minnettarım. Bir teşekkür de edebî Podcast projesine inanan, Türkiye’nin

ilk podcast ajansı Podfresh ailesine.

Evren Soyuçok

edebî Podcast’te Niçin “Nasılsınız?

Kendinden bahseder misin?” Soruları ve

“Sohbet” Yok?

bahseder misin?” Soruları

edebî Podcast’in yayımlanan bölümleriyle ilgili konuğumla “Nasılsınız?

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?” gibi soru ve sohbete girmeden

direkt edebiyatçıların alıntılarını okumaya başladığımla ilgili eleştiriler

aldım. Eleştirilerin bir kısmı da sohbetten uzak, sert ve donuk bir tonla

programı yürütmemle ilgili. Montajlanmış kayda eklenmiyor ama kayıt

öncesinde, kayıt sırasında ve sonrasında elbette konuklarla gülüp eğlendiğimiz

oluyor. Gırgır şamata, bol kahkaha ve eğlenceli girişler arayanları

25 bölümü deviren internet günlüğü podcastime davet edeyim ama edebî

podcast’in formatı böyle kurgulandı. Konukları tanıtma, hal hatır sorma

geleneğine girerek podcast süresini uzatmak yerine direkt asıl mevzuyu

merkeze alıp yayını en öz haliyle dinlenmeye hazır hale getirmek istedim.

Podcast bölümlerindeki edebiyatçı alıntılarına, o alıntıların kaynaklarına

ve konukların konuşma metinlerinin tamamına edebi.blog’da yazılı

olarak yer veriliyor. Böylece sesli mecra ile yazılı mecra, -Podcast ve

Blog- anlamlı bir şekilde ilişkilendirilmiş oluyor. Edebiyat adına da hem

sesli hem yazılı kalıcı bir içerik ortaya konuluyor.

edebî Podcast nasıl hazırlanıyor?

edebî Podcast’te alıntılanan edebiyatçı görüşleri için birçok eseri

okuyor, edebiyat dergisini tarıyorum. Tartışmalı bulduğum görüşleri,

havuzda topluyorum ve bu alıntıları, podcast teklifi gönderdiğim

edebiyatçılarla kaynaklarıyla birlikte paylaşarak hangi alıntılarla ilgili

görüş bildirmek istediklerini soruyorum. Podcastin süresini en fazla

20 dakika ile sınırladım çünkü ben de bu süreyi aşan podcastleri ya

bitiremeyip yarıda bırakmak zorunda kalıyorum ya da uzun süre

dinlemekten sıkılıyorum. Süre kısıtlamasından dolayı da podcastte

sadece 3 alıntı ve 1 soruya yer veriliyor; konuklar da hazırlıklarını bu

süreyi göz önünde bulundurarak yapıyor.

Alıntılar konuklarla paylaşıldıktan sonra podcast kaydına ne kadar

sürede hazırlanabileceklerini soruyorum ve belli bir tarih / saat

belirlendikten sonra internet bağlantısı üzerinden kaydı gerçekleştiriyoruz.

Genel olarak tercihim zencastr.com sitesi üzerinden kayıtları

almak ancak bağlantı sorunu yaşandığı için telefondan ses kaydı

alarak da bazı bölümleri çektiğim oldu. Podcastte faydalı ve nitelikli

bir içerik / akış, şüphesiz ki önemli ancak öncelikli olan temiz ve sağlıklı

bir ses kaydı olduğu için kayıpsız kayıt için her türlü alternatifi

denemeye çalışıyorum.


Sokaktan

Kulağa

Şehrin Sorunları Kulaklarınızda!

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Sokak Bizim Derneği’nin

podcast mecrasına çok da yabancı olmadığının bir göstergesi

olarak kurucularımızın radyo deneyimini örnek verebiliriz.

Ardından 2019 yılında ise Medyapod ekibinin düzenlediği

“Podcast Summit 2019” etkinliğiyle karşılaşınca Türkiye’de

podcast ile uğraşan kişileri topluca dinleme ve tanıma

fırsatımız oldu. Ardından İlkan Akgül’ün “Sokak Bizim Derneği

olarak bir podcast programı hazırlamak ister misiniz?” sorusu

da dernek olarak daha fazla ve farklı kitlelere ulaşmak adına

yeni iletişim araçlarını kullanmak için bir kıvılcımı yakmış oldu.

Böylece ‘Sokaktan Kulağa’ isimli programımızla Ağustos 2019

tarihinde Medyapod çatısı altında yayın hayatımıza başladık.

Neşe Altınel

Emine Atalay

Kenti hep birlikte deneyimliyoruz

Sokak Bizim’in değişim yaratabilmek için odağına aldığı şey,

kentin en küçük ve kamusal yaşama dâhil olduğumuz en temel

birimi sokaklar. Buradan yola çıkarak kurguladığımız sorun

veya ihtiyaç temelli bir projenin odağında yine kenti deneyimleyen

vatandaşlar yer aldığı için yapılan işin temelinde

de bir iletişim söz konusu. Dahası, kamusal mekân kullanımını

artırmak ya da güncel sorunlara yönelik farkındalık oluşturmayı

amaç edindiğimiz için kenti hep birlikte deneyimliyor ve

anlamaya çalışıyoruz. Bu doğrultuda farklı araç ve yöntemleri

kullanarak zaman içerisinde ortak konuları dert edindiğimiz

belirli bir kitleye erişim sağladık. Podcast yayınları ile birlikte

ise, şimdiye kadar belki fiziksel olarak bir arada bulunma

şansımızın olmadığı veya sesimizi hiç ulaştıramadığımız daha

geniş bir kesime ulaşmak istedik. Bu aynı zamanda bizim

için dernek ve etkinliklerimizden bahsetmek, bizim için hem

bir tanışma hem de ortak deneyimlerimizi paylaşma fırsatı

bulabileceğimiz kişilere erişmek demek.

Pandemi’nin farklı dinamikleri

Sokaktan Kulağa her bölümde farklı dernek gönüllülerimizden

çeşitli proje ve etkinliklerimizi dinleyebileceğiniz

ve derneğimizin çalışmalarına dair gelişmelerden haberdar

olabileceğiniz bir podcast serisi. “Sokaktan Sokağa” etkinliğimizden

esinlenerek ortaya çıkan Sokaktan Kulağa podcast

programımızı kurgularken önceliğimiz dernek faaliyetlerimizi

anlatmak oldu. Bu kaydettiğimiz 11 program ile derneğin

amacını ve gerçekleştirdiği faaliyetleri anlatmış olduk.

Yayınlara başladıktan bir süre sonra pandemi ilân edilmesi

ile birlikte gelişen süreç şüphesiz hepimiz için yeni ve farklı

dinamiklere sahipti. Ortaya çıkan mecburi kısıtlamalar neticesinde

dernek faaliyetlerimizi bir süreliğine de olsa sokaklarda

gerçekleştirmemiz mümkün görünmüyordu. Bu talihsiz

süreçte belki de şansımız, sürecin kendine özgü karakteristiği

içerisinde sosyal medyanın ve online platformların daha

fazla önem kazanarak kimi gündelik hayat pratiklerinin de

bu mecralara taşınmasıydı. Böylelikle podcast programımız, yaptığımız

işleri anlatabilmek ve kendimizi duyurabilmek adına daha da önemli bir

kanal haline geldi ve aslında bu noktadan sonra podcast içeriklerimiz de

herkesle birlikte deneyimlediğimiz bu yeni gerçekliğe doğru yöneldi.

Her ne kadar görsel olarak ifade etmesi daha kolay bir iş yapıyor da olsak

farklı iletişim kanallarını kullanmak, paylaşmak istediğimiz deneyimleri birebir

yaşayan kişilerin ağzından kendi sesleri ve tonlamalarıyla aktarmanın

yayınları daha sıcak ve samimi bir hale getirdiğini düşünüyoruz.

Kentsel meselelere ilgi çekmek

Podcastler bizim gibi STK’lar için hedef kitlemizle iletişim kurmamızı ve

toplumda farkındalık oluşturmamızı sağlayan önemli bir yeni araç oldu.

Bu sayede derneğimize üye olup destek verenler gibi, podcastlerimize

abone olanların da çalıştığımız konularda farkındalık yaratmak ve fikirlerimizi

yaygınlaştırmak için destekçiler olacağını düşünüyoruz. Hazırladığımız

program kurgusu ile daha fazla kitleye ulaşmayı ve onların kentsel meselelere

ilgisini çekmek istiyoruz.

Çalışma alanımız olan kamusal alan, sokaklar, mahalleli olma, yaya olma,

kent içi alternatif ulaşımı destekleme ve kent yaşamına entegre etmek

gibi konulardaki gelişmeleri kaydedeceğimiz ileriki bölümlerde bu alanlarda

işler yapan diğer kişi ve STK’lar ile ortak kayıtlar gerçekleştirmek

istiyoruz. Bununla birlikte üzerine konuştuğumuz konulara ilgi duyan,

merak edip araştırmak isteyenler için ileride kaydedeceğimiz bölümleri

blog aracılığıyla yazı, görsel ve kaynaklarla destekleyerek aktarmayı

hedefliyoruz.

Programımıza yorum ve önerilerde bulunmak isteyen dinleyiciler de bizlerle

sokakbizimdernegi@gmail.com adresimizden iletişime geçebilirler.

More magazines by this user
Similar magazines