21.12.2020 Görüntülemeler

İLÂHÎ NİZAM ve İLÂHÎ NİZAM KÂİNAT (Orijinal)

Bedri Ruhselman tarafından düzenlenmiştir. Orijinal versiyonudur.

Bedri Ruhselman tarafından düzenlenmiştir.
Orijinal versiyonudur.

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

İLÂHÎ NİZAM VE KÂİNAT

olan bu büyük hakikati, sembolik bir isimle aslî prensip diye yadedeceğiz.

Kâinatlar içinde, kâinatlar üstünde ve ruhlar arasında

bulunan her hakikat aslî prensibin hâkimiyeti ve nizamı altındadır.

Kâinatımızdaki bütün oluşlar, akışlar, her şey ancak onun

icaplarıyla tahakkuk edebilir. Bu husustaki bütün ilâhî mefhumları

insanların idrak derecelerine ve bilhassa sezgi kabiliyetlerine

bırakıyoruz.

İşte ruhlarla kâinatların, aralarındaki erişilmezliğe rağmen

birbiriyle kucaklaşmış durum arz etmeleri aslî prensip dediğimiz

bu yüksek prensibin icapları ile gerçekleşmektedir. Aslî prensibin

kudreti, bir taraftan ruhları içine alırken (bu tâbir semboliktir)

aynı zamanda kâinatları da içine almaktadır. Ve ruhlarla

kâinatlar bu yüksek prensip muvacehesinde, sanki bir aynadan

aksettiriliyormuş gibi birbirlerine aksettirilirler. Bittabî buradaki

ayna mefhumu da gene bir semboldür. Fakat bu ayna sembolünü

de aslî prensip yerine koymamalıdır. Burada aslî prensibin

kâinatlar ve ruhlar münasebetine ait kudretinin en küçük bir

cephesinin ayna sembolü ile ifade edilmesi bahis mevzuudur ki

bunu da ancak bu kadarla anlatabiliriz.

Şimdi, dünya diliyle bu bilgiyi biraz daha açalım. Aslî prensipten

gelen tesirler ruhların ihtiyaçlarına göre, amorf kâinat

cevherini harekete getirirler. Ve orada madde cevherinin sonsuz

varyetelerini şekillendirirler. Demek ki cevherî kıyas bakımından

ruh, kâinatın içinde değildir, ama kâinat cevherinin içinde

kendisinin, süptil bir madde varlığı tarafından temsil ve ifade

olunması bakımından da kâinatın içindedir. İşte gelecek mevzularda

tekrar ele alınacağı gibi, maddelerin şekillenme ve hâllenmelerinin

hangi hedefe mâtuf olduğunun ilk bilgisini burada

vermiş bulunuyoruz.

* * *

Bir maddenin tezahür etmesi, yâni muhitindeki diğer maddeler

arasında varlığını kendisine mahsus hususiyetleriyle göstermesi;

her şeyden evvel, muhitinde bulunan diğer madde hâl

ve şekilleri ile muayyen nisbetler ve derecelerde münasebetlere

20

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!