21.12.2020 Görüntülemeler

İLÂHÎ NİZAM ve İLÂHÎ NİZAM KÂİNAT (Orijinal)

Bedri Ruhselman tarafından düzenlenmiştir. Orijinal versiyonudur.

Bedri Ruhselman tarafından düzenlenmiştir.
Orijinal versiyonudur.

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

İLÂHÎ NİZAM VE KÂİNAT

rulması için, zıtların fazla değerli olan tarafından diğer tarafına

doğru bir akış vâki olur ki bu akış hâlinin de maddedeki ifadesi

harekettir. Çeşitli istikametlerde vukua gelecek bu hareketlerle

madde hâl ve şekilleri üzerinde bir sürü değişmeler ve yenilikler

meydana gelir.

* * *

Ruh ve kâinat düalitesinde şunu hiçbir vakit unutmamak gerekir

ki ruhların tekâmül ihtiyaçlarına göre vâki olan her davranışlarına,

kâinat cüzülerinin tam bir intibakla cevap vermesi ancak,

ruhların bu davranışlarını madde cevheri üzerine aksettiren ve

her madde cüzünün ve bütününün göstereceği reaksiyonları da

ruhlara aksettirmek suretiyle iade eden aslî prensibin icaplarıyla

tahakkuk eder. Yâni ruhların ihtiyaçları yüksek prensiplerin

icaplarına göre kâinata tesirler hâlinde aksettirilir. Kâinata akseden

bu ihtiyaçların cevaplarını o anda vermek, yâni bu tesirin

taşıdığı icaplar gereğince derhal harekete geçmek madde cevherinin

karakter zarureti olduğu için, bu zaruretle maddenin verdiği

cevap, gene aynı kanallardan, aynı icaplarla ruhlara inikâs

ettirilir. İşte bu bilgiler icap mefhumunun ne demek olduğunu,

ne kadar muazzam ve derin mânâlar taşıdığını bir kere daha belirtmiş

oluyor. Kâinatımızda, kâinatlarda ve kâinatlar üstü olan

ruhlar arasında; icap her şeyi içine alır. İcap, aslî prensipte tesbit

ve tâyin olunmuş durumların ifadesidir.

* * *

Kâinatımızın üstündeki hakikatlere dair söyleyeceğimiz her

söz, kullanacağımız her ibare, göstereceğimiz her misal ancak

bizim kâinatımızın maddî vâsıtalarından ibaret kalır ki bunların

hiçbirisi kâinat üstündeki yüksek kıymetler arasında hakikî bir

mevcudiyet gösteremez. Bununla beraber bunlar kâinat içindeki

hakikatlerin maddîleşmiş ifadelerini birer sembol hâlinde ortaya

koymaya ve bu yoldan bâzı sezgiler vermeye kâfidir. Zaten

bundan ilerisini kavrayabilecek hiçbir dünya varlığı da mevcut

değildir. Bu noktayı belirttikten sonra tekrar ayna misaline dönüyoruz.

28

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!