31.01.2021 Views

I.C.A.R.E Vol.1

I.C.A.R.E Dergisi sizlere mühendislik, uzay, sanat ve iş sektörlerinin içerisinden son durumları servis etmektedir. Aylık olarak çıkarılacak dergimizde her sayı daha geniş ve daha zengin içerikler sizleri bekliyor olacak. Bu sayımızda; Human Age Technology Kurucusu Faik Berk GÜLER Robotik ve Yapay Zeka konusunu, Unikom Aydınlatma Kurucusu Ali ÇAPRAZ İnovasyon ve tecrübelerini, Hitit OSGB Kurucu Ortağı Ender ARGA İş sağlığı ve Güvenliği Konusunu sizler için kaleme aldı.

I.C.A.R.E Dergisi sizlere mühendislik, uzay, sanat ve iş sektörlerinin içerisinden son durumları servis etmektedir. Aylık olarak çıkarılacak dergimizde her sayı daha geniş ve daha zengin içerikler sizleri bekliyor olacak. Bu sayımızda; Human Age Technology Kurucusu Faik Berk GÜLER Robotik ve Yapay Zeka konusunu, Unikom Aydınlatma Kurucusu Ali ÇAPRAZ İnovasyon ve tecrübelerini, Hitit OSGB Kurucu Ortağı Ender ARGA İş sağlığı ve Güvenliği Konusunu sizler için kaleme aldı.

SHOW MORE
SHOW LESS
  • No tags were found...

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

I.C.A.R.E

I C A R E

OCAK 2021 / 1. SAYI

YEŞİL BİR GELECEĞE

HAYIR MI?

SAYFA-12

Hayatta umutlu ol

sen her zaman,

unutma HER ÇOCUK

BİR KAHRAMAN!

SAYFA-22

Neden robotlarla

iletişim kurma

ihtiyacımız doğsun?

SAYFA-06

Büyük patlamanın

kanıtları nelerdir?

SAYFA-18

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ TOPLULUĞU


EDITÖR

İbrahim Mert ÇAKICIOĞLU

TASARIMCI

Oğuzhan TANRIVERDİ

Ayşenur BİKA

YAZARLAR

Faik Berk GÜLER

Ali ÇAPRAZ

Ender ARGA

Zafer EMECAN

Oğuzhan TANRIVERDİ

Ayşenur BİKA

Dilan BAKIŞ

Aylık EMT Dergisi /Sayı 1

İş birliği, sponsorluk, görüşleriniz,

önerileriniz ve daha fazlası için;

İletişim:

emtneu

Önsöz

Bir dergi düşünün ki birçok alanda ufkunuzu açacak, sizi heyecanlandıracak,

istediğiniz her yerde okuyabileceğiniz ve rahatlıkla

yanınızda götürebileceğiniz bir dergi olsun. Bunları yaparken de

her daim sizi ve doğayı düşünsün. Artık bu bir hayal değil.

Düşündüğünüzden çok daha fazlasını bulabileceğiniz o dergi;

I.C.A.R.E.

Kıymetli okuyucularımız,

I.C.A.R.E. dergisi, yıllardır faaliyette olan ve yaptığı etkinliklerle yüzlerce

üyesinin güvenini kazanmış Necmettin Erbakan Üniversitesi

Endüstri Mühendisliği Topluluğu tarafından bir yılı aşkın süredir

planlanmıştır. Daha önce yapmış olduğumuz tüm girişimlerimizde

birçok farklı bölüm ve fakülteden üyelerini odak noktası olarak belirleyen

topluluğumuz bu girişiminde de toplumun her bir bireyini

odak noktası olarak belirlemiştir. Dergimizin hedefi ise okurlarımıza

iş sektörlerinden, kültür-sanattan, gündemden, teknolojiden, mühendislikten

ve daha birçok konudan bilgi aktarmak ve her geçen

gün daha fazlasını sizlere sunmaktır.

Hazırlarken çok keyif aldığımız dergimizde tecrübelerini ve sektör

hakkında bilgilerini kaleme almış Faik Berk GÜLER, Ali ÇAPRAZ ve

Ender ARGA yazarlarımıza sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Büyük

bir özveri ile çalışan Endüstri Mühendisliği Topluluğu Yönetim

Kuruluna, I.C.A.R.E departmanımıza, editör ve tasarım ekiplerimize,

ayrı ayrı teşekkürlerimi iletirim.

Saygılarımla...

ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ TOPLULUĞU BAŞKANI

İbrahim Mert ÇAKICIOĞLU

emtneu

infoicaremagazine@gmail.com

Referanslar

haberağı.com

inovax.net

sanayicidergisi.com.tr

Ücretsiz Tanıtım İçerikleri *** sembölü ile gösterilmiştir.

***

I.C.A.R.E OCAK 2021 03



ROBOTİK VE YAPAY ZEKA - p. 6

Neden robotlarla iletişim kurma

ihtiyacımız doğsun?”

Peki robotların bu kadar hayatımıza

girmesi iyi bir durum mu

yoksa kötü bir gelecek mi?

İNAVASYON - p. 8

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ - p. 10

Hayatımda değişmeyen tek şey

değişim yani güncel deyimi ile

inovasyon oldu.

ÇÖP MÜHENDİSLİĞİ - p. 12

ÜCRETSİZ YAZILIMLAR - p. 14

Bu yazımızda hem profesyoneller

hem de günlük kullanıcıların

yararlanabileceğini düşündüğümüz

alternatif ücretsiz yazılımları

listeledik.

BÜYÜK PATLAMA TEORİSİ - p. 18

VINCENT VAN GOGH - p. 20

Peki bu kanıya, yani “evrenin

genişlediği” fikrine nereden

vardık?

Büyük patlamanın kanıtları

nelerdir?

LÖSEV - p. 22

İş Sağlığı ve Güvenliği; sürekliliği

olan, gelişen yeni teknik ve

teknolojiye ayak uydurabilen,

çalışanlar arasında koordinasyonu

ve birlikte hareket edebilmeyi

sağlayan bir olgu olarak gündemimizde

yer almalıdır.

Günümüzde dünya nüfusu ve tüketimin

artması ile ortaya çıkan

atık sorunu bizlerin kafasında

“acaba yeşil bir geleceğe hayır mı

diyeceğiz” sorusunu sorduruyor.

Önemli şeyler bir anda yapılamaz;

ufak şeylerin bir araya

getirilmesiyle oluşur.

Hayatta umutlu ol sen her zaman,

unutma HER ÇOCUK BİR

KAHRAMAN!

04 I.C.A.R.E OCAK 2021 I.C.A.R.E OCAK 2021 05



ROBOTİK VE YAPAY ZEKA

Bugün sabah uyandığımızda, metroya bindiğimizde veya yolda yürürken bir robota selam

vermiyoruz ancak bu demek olmuyor ki bundan on sene sonra da robotlarla iletişim kurmayacağız.

İnsanoğlu olarak cansız eşyalarla şimdiye kadar hiç iletişime geçmedik ve bunun garip

geldiğinin de farkındayım. Ancak o yönde hızla ilerliyoruz.

“Neden robotlarla iletişim kurma ihtiyacımız doğsun?”

Aslında her şeyin temelinde ve başlangıç noktasında tek bir kavram yatıyor; kutuplaşma.

Gelişen dünya ve toplum düzenleri insanları giderek kutuplaştırıyor. “Kutuplaşma”

kelimesini ilk duyduğunuzda aklınıza farklı konular gelebilir. Siyaset,

teknoloji, sosyal medya, spor vb. bir çok alan içerisinde kutuplaşmayı hissediyoruz.

Türkiye veya başka bir ülke olarak ayırmıyorum. Tüm dünya genelinde,çevrimizi

kendimiz gibi şekillendiriyoruz. Bunun nedeni olarak

da tahammül sınırımız giderek düşüyor. Robotlar ve yapay zeka

bunun neresinde diyebilirsiniz ama işte tam bu noktada!

Hataya, beklemeye, belirsizliğe, başarısızlığa ve yenilgiye olan tahammülümüz

o kadar kalmadı ki tüm bunları yok edebilecek bir

alan varsa artık onu tercih ediyoruz. Tuttuğunuz spor takımı başarısız

olduğunda desteklemeyi bırakıyorsunuz, kasada çalışan

görevli hata yaptığında ona bağırabiliyorsunuz, aldığınız ürün

geç geldiğinde tedarikçinin veya markanın sosyal medyada rezil

olmasını istiyorsunuz. İçten içe aslında tüm bunların doğru olmadığını

biliyorsunuz ancak en ufak bir hata tahammül sınırınızı

aşıyor ve bu çok kısa sürede gerçekleşiyor.

Hataya tahammülü olmaya bir yer daha var o da sanayi. Seri ve standart

üretim hatayı tahammül edemez. Aynı zamanda hızın azalmasını

ve üretimin düşmesini de istemez. Tüm bu şartlar oluştuğunda da endüstriyel

robotlar için kaçınılmaz bir fırsat doğuyor. Karanlık fabrikalar-tek bir

insanın bile yer almadığı veya ihtiyaç duyulmadığı- dönemini yaşadığımız bu

günlerde tükettiğimiz çoğu üründe endüstriyel robotların imzası var. Onların sayesinde

hatasız ve çok adetli ürünlere sahip olabiliyoruz.

Tıpkı sanayinin endüstriyel robotlara ihtiyaç duyması gibi bizim hayatımız da giderek robotlara

ihtiyaç duyuyor. Trafik otonom hale gelmeye başladı. Süper marketlerde hızlı kasa kullanımı giderek

artıyor. Belirli bölge dahilinde robot kurye çalışmaya başladı. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok daha

fazla robotlar karşımıza çıkacak. Hata görmek istemediğimiz her alanda robotları göreceğiz.Kısacası

sabah sizi bir robotun uyandırması ve onunla sohbet etmeniz çok uzak bir gelecek değil.Kutuplaşmayı

daha da yoğunlaştırdıkça robot ihtiyacını artıracağız. Sosyal hayat ve insan ilişkileri de buna dahil.

Peki robotların bu kadar hayatımıza girmesi iyi bir durum mu yoksa kötü bir gelecek mi?

Bahsettiğim kutuplaşma arttığı sürece robotlar artacak ve öyle bir noktaya erişeceğiz ki artık tüm

fiziksel olarak yapmak istemediğimiz işleri robotlar üstlenecek. Bu noktada insanoğlu kendini geliştirmeye,

ikili diyaloglara, sosyal hayatına, sanata veya bilime odaklanacak. Çünkü kaygı duyduğu

aktiviteler kalmamış olacak. Bu nedenle robotların ilk başta korkutucu gelse de uzun vadede insani

değerlerimize çok büyük fayda sağlayacağına inanıyorum.

Robotik ve yapay zeka uzun zamandır birbiri ile paralel ilerleyen konulardı.

Yapay zeka günümüzde öne geçmiş bulunuyor. Bunun en temel nedeni kolay

erişim. Sahip olduğumuz ortalama bir bilgisayar gücü ile bile yapay zeka

modelleri test etme veya hayata geçirme şansına sahibiz. Robotik

tarafta ise donanım gereksinimleri sonuç olma süresini uzattığı gibi

maliyetleri de yükseltiyor. Sahip olacağımız gelecekte ise robotik ve

yapay zeka alanı tekrar kesişecekler. Bana göre bu kesişim, tamamen

farklı bir çağı başlatacak kilometre taşı olacaktır.

Geçtiğimiz son on yılda girişimcilik tüm dünyada ön plana çıktı

ve binlerce proje hayatımıza dahil oldu. İnternet ve mobil uygulama

odaklı girişimleri yoğun olarak yaşadığımız bir dönem

atlattık. 2020-2030 arası ise yapay zeka girişimciliğinin

altın yılları olacaktır. Güçlü bilgisayarlar, yüksek bağlantı hızları

ve düşük tepki süreleri sayesinde yeni fırsatlar karşımıza

çıkacak. Şimdiye kadar girişimcilerin çoğu etrafını mobil uygulama

fikirleri ile inceledi. Yani bir durumu ele aldığında o

durum için nasıl bir mobil uygulama geliştirebileceğini düşündü.

Artık yapay zeka odaklı etrafı incelemenin vakti geldi ve geçiyor. Bir

veri gördüğünüzde buna sahip çıkmalısınız. Filtrelenmiş, ne için

saklandığı belirli olan, güvenli tutulabilir her veri önümüzdeki yılların en

değerli ürünü olacak. Veri giderek ürünleştiriliyor.

Aynı zamanda 2020-2030 yılları robotik için de bir dönüm noktası. Yapay zekadaki

gelişmeler robotların çözebileceği sorunları ve robotların yer alabileceği alanların sayısını

artırıyor. Otonom araçlar(otomobil, su taşıtları, mobil kuryeler vb.), temizlik robotları, karşılama

robotları, askeri robotlar, uzay araştırma robotları ve bir çok alandaki robotların her biri başlı başına

önemli konular. Yapay zeka sayesinde bugün bir robotla karşılıklı iletişim kurabiliyorsunuz. Daha da

geliştiğinde robotlar direkt olarak farklı sektörlerde temsilci olarak yer alacaklar.

Robotik ve yapay zeka tıpkı internet veya mobil uygulama alanında olduğu gibi çoğu yeniliğin, fırsatın,

girişimin ve ülkelerin sıçrama noktası olacak. Sanayi devrimi ve bilgisayar şimdiye kadar kaçırdığımız

fırsatlar oldu. Ancak elimizdeki bu yeni alana sahip çıkarak üzerine çok çalışmalıyız. Sadece

kendimiz ve ülkemiz için değil tüm insanlık için.

Faik Berk GÜLER

Human Age Technology Kurucusu

06 I.C.A.R.E OCAK 2021 I.C.A.R.E OCAK 2021 07



İNOVASYON

Değerli Arkadaşlarım

Sizlerle bu yazımda 40 yıla yaklaşan iş ve meslek hayatımda

sizlere rehber olabilecek bazı konuları paylaşmak istedim.

Halen aktif olarak çalışma hayatıma devam eden biri olarak

hayatımda değişmeyentek şey değişim yani güncel deyimi ile inovasyon

oldu.

Sizlerin de asla vazgeçmeyeceğiniz şey değişim olmalı. Aksi

halde iş ve meslekhayatınızda geri kalacağınız başarı ve sürdürülebilir

iş yaşamınızı kaybedeceğiniz kesindir.

İlk olarak okul/üniversite hayatı içerisinde başlatacağınız bu olguyu

ömrünüz boyunca bırakmamalısınız. Aslında bu olgunun sizi

bırakmadığını göreceksiniz.

Bunun basit örneği kendini güncellemeyen bir cep telefonunun

bile zamanla nasıl işe yaramadığını hepiniz biliyorsunuzdur.

İşte insanoğlu da aynen böyledir. İşin doğası budur.

Siyah beyaz TV ile başladığım eğitim ve iş hayatımı eğer güncellememiş

olsaydım şimdi

Sizlere bunun birkaç kolay yolunu da vermeye çalışacağım.

Zira, okulunuz bir gün bitecek ve size verdiği bilgi ve formasyonla

mezun edecektir. Bununla sınırlı kalmaması için okul döneminizdeki

stajlarınızı tam yapınız. Hatta mümkünse uzatınız, her iş yeri

bir okuldur. Oradan alacağınız çok şey vardır ve size okul sonrası

birçok şeyi sahada öğretmiş olacaktır. Sadece öğretmiş olmayacak

iş hayatınızda size yardımcı olacak çevreyi edinmeye başlamış

olacaksınızdır. Asla stajlarımızı ihmaletmeyiniz.

Hiçbir fuar organizasyonunu da kaçırmamaya çalışınız. Her

fuar mutlaka mühendisliğin birçok dalını ilgilendirir. Bilgiye, ürüne

sadece görsel ve yazılı olarak ulaşmak yetmez.Fizikende görmek,

çalışmasını izlemek için her fırsatı değerlendiriniz. Mümkün ise

yurtdışı fuarlarına gidiniz.

Edineceğiniz her türlü bilgi , katalog veya kartvizit sizin iş hayatınızı

yönledirecektir. Hayal kurmaktan ve eski köye yeni adet

getirmekten çekinmeyiniz. En az bir dili iyi yazar,okur ve konuşur

olarak öğreniniz.Yazımın en başından bahsettiğim değişimi yakalayabilmeniz

ve yapabilmeniz için en az bir yabancı dil gereklidir.

Bunun için mümkünse bir bitçe oluşturup bu eksiğinizi yurt dışında

tamamlayınız.

Sonuç olarak; kendinizi geliştirmek, bilginizi artırmak ve de çevrenizi

büyütmek için her fırsatı değerlendiriniz.

Sağlıklı ve başarılı bir hayat dileğimle…

Ali ÇAPRAZ

Elektronik Yüksek Mühendisi

08 I.C.A.R.E OCAK 2021

I.C.A.R.E OCAK 2021 09



Occupational Safety and

Health

is vital to the dignity of

work.

-Juan Somavia

Yasanın yürürlüğe girmesi ile çalışan sağlığının önemi daha net bir şekilde

vurgulanmış ve çalışanlara verilen değer çalışma hayatının merkezine konumlandırılmıştır.

Ancak iş kazası ve meslek hastalıkları bakımından hedeflediğimiz

noktalara ulaşabilmek için sadece yasanın çıkarılmış olması yeterli değildir. Bu

kapsamda her bir paydaşın üzerine düşen vazifeleri vardır. Yasa yapıcı organların

mutlak suretle denetleme mekanizmasını aktif tutması, önlem ve tedbirlerin alınması

hususunda tüm işverenlerin görevlerini eksiksiz yerine getirmesi ve en nihayetinde

alınan önlemlere ve talimatlara uymak şartı ile görevlerini ifa eden çalışanların

işyeri prosedürlerine uygun çalışmaları son derece önem arz etmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği; sürekliliği olan, gelişen yeni teknik ve teknolojiye

ayak uydurabilen, çalışanlar arasında koordinasyonu ve birlikte

hareket edebilmeyi sağlayan bir olgu olarak gündemimizde yer almalıdır.

Ender Arga

Hitit OSGB Kurucu Ortağı

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG), günümüz toplum yapısında insana

verilen önemin gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan ve sürekli

gelişen bir çalışma alanı olarak algılansa da aslında insanlık tarihi

kadar köklü geçmişi olan bir uygulamadır. Türkiye, bu alanın önem

ve gerekliliğinin geç fark edildiği ülkelerden biridir ve konuya ilişkin

atılan adımların neredeyse tamamı, son çeyrek yüzyılda yaşanmıştır.

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği kavramı, müstakil bir yasaya

sahip olmadan önce İş Kanunu’nda belirtilen bazı maddeler

ve bu maddelere dayalı hükümler çerçevesinde şekillenmekteydi.

İnsan sağılığı temelinde ortaya çıkan İSG kavramı

gerçek anlamda 30 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6331 sayılı

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile çalışma hayatına ışık tutmaya

başlamıştır. Kanunun getirmiş olduğu en büyük yenilik, kamu

ve özel sektör ayrımı yapmadan, işletme büyüklüğüne bakılmaksızın

tüm sektörlerde çalışanların tamamını kapsaması olmuştur.

10 I.C.A.R.E OCAK 2021 I.C.A.R.E OCAK 2021 11



Ç Ö P M Ü H E N D İ S L İ Ğ İ

YEŞİL BİR

GELECEĞE

HAYIR MI ?

Günümüzde dünya nüfusu ve tüketimin artması ile

ortaya çıkan atık sorunu bizlerin kafasında “acaba

yeşil bir geleceğe hayır mı diyeceğiz” sorusunu

sorduruyor. Dünya genelinde her yıl 2 milyon tondan fazla

çöp üretiliyor. Korkunç boyutlara ulaşan çöp üretimi bizleri

artık bu gidişata dur demek zorunda bırakıyor. Bir takım

önlemler alınsa da bu önlemler yeterli olmayacaktır. Bu önlemlerin

yetersiz kalması “Çöp Mühendisliği” dalının ortaya

çıkmasına zemin hazırlıyor. Bu isim ilk kez duyanlara garip

gelecektir lakin yakın gelecekte bu mühendislik dalı gözde

meslekler listesinde 1.’liğe adaylığını şimdiden koymaya

hazırlanıyor.

Nedir bu Çöp Mühendisliği? Basit bir ifadeyle geri dönüşümün

alanında uzman kişiler tarafından yapılmasıdır.

Çöplerin ortaya çıkmasından sonra çöp mühendisi çöplerin

ayrıştırılması, sınıflandırılması ve bu atıkların çevreye bir

daha zarar vermeyecek yenilenebilir aynı zamanda sürdürülebilir

bir şekilde geri kazandırılması konusunda ileri

derecede teknik ve genel bilgiye sahip kişidir. Bu meslek

şu anda Avrupa’da bilinmekte ve kabul görmektedir. Eğitim

alanında da bazı Avrupa ülkelerinin üniversitelerinde bölümler

açılmıştır. Ülkemizde ise henüz akademik olarak bir

çalışma yapılmamaktadır ancak geri dönüşüm üzerine bazı

programlar uygulanmaktadır.

Ülkemizde biraz kibarlaştırılarak atık mühendisliği şeklinde yavaş yavaş filizlenmeye başlayan bu kavram

Başta İsveç olmak üzere, Finlandiya, Norveç gibi ülkelerde oldukça etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

Öyle ki bu işin neredeyse piri olmuş olan İsveç ürettiği çöplerin yüzde doksan dokuzunu geri kazanmakta

hatta çöp ithal etmektedir.

İsveç soğuk bir ülke olduğu için bu çöpleri yakıt olarak kullanarak ısınma ihtiyacının bir kısmını buradan

karşılıyor. Ayrıca sadece ısınma sistemlerinde değil soğutma sistemlerinde de faydalanılabilmektedir.

Çöplerin geri dönüşüm olarak değerlendirilmesinin dünyadaki ilk örneği sayılabilecek başka bir uygulama

ise Mısır’ın başkenti Kahire’de 1980 yılında gerçekleşmiştir. 1980’li yıllara kadar Kahire’de düzenli

bir çöp toplama sistemi yoktu. Bu işi “Zabbaleen” denilen ve genellikle Kıpti Hıristiyan olan kişiler yapıyorlardı.

Bu yoksul insanlar şehrin çöplerini toplayıp yaşadıkları bölgeye getiriyor ve çöpteki yiyecek

artıklarıyla domuzlarını besliyor, diğer plastik ve metal gibi atıkları da ayrıştırıp satıyorlardı.

Bugün bile Zabbaleen’ler Kahire’de her gün

üretilen çöpün 5000 tonunu topluyorlar.

Zabbaleen’lerin yaşadığı bölgenin adı ise Manshiyat

Naser. Bu “Çöp Şehir”de yaklaşık 100.000 insan

yaşamaktadır. Çöpler genelde erkekler tarafından

toplanmakta, kadınlar ve çocuklar da ayrıştırma işlerinde

çalışmaktadırlar. ‘Çöp Şehir’de her bir çöp

parçası değerlendirilir. Yiyecek atıkları hayvanlar

için ayrılır. Diğer atıklar ise ya onarılır ya da yeniden

işlenmek üzere ilgili kurumlara satılır. Uygulanan bu

yöntem çok basit ve ilkel olsa da verimliliği yüzde

90’lara varmaktadır. Manshiyat Naser hakkında 2009

yılında Garbage Dreams (Çöpten Hayaller) isimli bir

belgesel yapılmış ve bu belgesel Al Gore Reel Current

Ödülü’nü de kazanmıştır. Böylelikle Çöp Şehir

birçok turist tarafından ziyaret edilen bir yer haline

gelmiştir. Çöplerin değerlendirilmesine ilişkin bu iki

örnekten söz ettikten sonra esas amacımıza dönerek,

bu sürecin mühendislik boyutunu ele alalım.

Çöplerin değerlendirilmesine ilişkin bu iki örnekten

sonra, bu sürecin mühendislik yönünü inceleyelim.

Peki, tam olarak çöp mühendisleri ne yapıyorlar?

Öncelikle bu çöpler daha toplanmadan sınıflandırırlar.

Daha sonra doğru yöntemlerle ve uygun araçlarla

çöplerin toplanarak taşınmasını sağlarlar. Tabii tüm

bu işlemlerden önce; çöp toplama alanlarının belirlenmesi

ve inşası aşamalarında da yetkinlikleri doğrultusunda,

uygunluğun sağlanması için etkin rol oynarlar.

Buraya kadar her şeyi yaptıktan sonra sırada toplanmış

atık maddelerin doğru işlemlerden geçmesi

için doğru geri dönüşüm noktalarına ulaştırılmalarını

sağlamaları gerekir. Çöp toplama, çöplerin

tasnifi ve geri dönüşüm alanlarında çalışan insanların

sağlığını güvenceye almaktan da sorumludurlar.

Özellikle çöp toplama alanlarında oluşabilecek

zehirli ve yanıcı gazlardan kimsenin etkilenmemesi

ve herhangi bir kazanın meydana gelmemesi için

ciddi tedbirler alabilmeleri önemlidir. Bununla

birlikte yine çöp yığınlarının oluşturacağı sıvıların

toprağa, oradan da yeraltı sularına karışmasına

önlem almak durumundalar. Son olarak çöplerin

yeniden dönüşümü ile ilgili devletin, ulusal ve

uluslararası kuruluşların belirlemiş olduğu standartları

ve mevzuatları doğru bir şekilde yerine

getirmek de çöp mühendislerinin sorumlulukları

arasındadır. Çöp mühendisliği basit gibi görünse

de aslında ne kadar zor ve bir o kadar da önemli

olduğunu görebiliyoruz. Çünkü çöpleri ne şekilde

değerleneceğine karar vermek onları sınıflandırmak

ve doğru bir şekilde işlemek büyük bir çaba,

bilgi birikimi ve deneyim isteyen bir iştir. Bu konuda

bizler halk olarak da bilinçlenmemiz şart. Geri

dönüşümün önemini bilen ve evden başlayarak

hayatın her alanında çöplerin yerinde ayrıştırılmasını

sağlayan toplumlar, İsveç örneğinde olduğu

gibi çok güzel sonuçlar alabilmekteler. Çöp mühendisliği

ülkemizde ne zaman tanınır ve eğitimine

başlanır sorusuna şimdilik cevap bulunamasa bile

yavaş yavaş dünyada yaygınlaşacağına düşünüyoruz.

12 I.C.A.R.E OCAK 2021 I.C.A.R.E OCAK 2021 13



En

Güçlü

Ücretsiz

Yazılımlar

Görsel İşleme

Gimp

Paint.NET

IrfanView

DarkTable

RawTherapee

Video ve Ses Düzenleme

VLC-Player

OpenShot

Ocenaudio

Shotcut

DaVinci Resolve

Audacity

Office ve Yayıncılık

LibreOffice

Thunderbird

PDFsam Basic

Sumatra PDF

Scribus

EssentialPIM Free

Multimedya dosyalarını ve dokümanlarını

düzenlemek söz konusu olduğunda,

genellikle Microsoft Office ve Adobe

programlarına alternatif yazılımların olmadığı

düşünülür. Bu firmalar ünlerini kesinlikle hak ediyorlar,

fakat nihai kullanıcılar sürekli bu ürünler

için ücret ödemek zorunda bırakılıyor. Zira artık

iki üretici de ürünleri için abonelik sistemi ile

ödeme talep etmekteler. Yani bu yazılımlar için

aylık veya yıllık ücretler ödemeniz isteniyor. Örneğin

Adobe, Photoshop ve Lightroom yazılım

paketine yıllık 140 Euro’nun üzerinde ücretler

talep ediyor. Creative Suite olarak geçen tüm

yazılımları kullanmak isteyen biri ise senede 700

Euro’dan fazla para ödüyor. Adobe firmasına

kıyasla Office 365 Ev (yıllık 539,99 TL) ve Office

365 Bireysel (yıllık 409,99 TL) yazılımları

ucuz gibi görünebilir, fakat bu ücretleri de

ödemenin çok bir gerekliliği yok çünkü aynı

işi hemen hemen aynı düzeyde yapan (hatta

bazı durumlarda daha iyi çözümler bile sunabilen)

açık kaynak kodlu programlar mevcut.

Bu yazımızda hem profesyoneller hem de günlük

kullanıcıların yararlanabileceğini düşündüğümüz

alternatif ücretsiz yazılımları listeledik.

Bazen kullanım topluluğundan destek almak

kaydıyla da olsa, bazı durumlarda bu yazılımlar,

ücretli rakiplerinden daha iyi işler bile çıkarabiliyorlar.

Sizlere görsel optimizasyonundan, ses

ve video düzenlemeye ve e-posta ve toplantı

yönetimi gibi klasik ofis fonksiyonlarına kadar

çeşitli amaçlarla yazılmış programları tanıtacağız.

Gimp, Scribus, Shotcut ve DaVinci Resolve

benzeri yazılım paketlerinden bahsedeceğiz.

Güçlü bir görsel işlem yazılımı

Yeni başlayanlar için resim düzenleme

Hızlı bir görsel işleyici

Yeni başlayanlar için RAW dönüştürücü

Ek fonksiyonlraea sahip RAW dönüştürücü

Güçlü bir video oynatıcı

Çok fonksiyonlu video düzenleme yazılımı

Yeni başlayanlar için ses düzenleyici

Yani başlayanlar için video düzenleyici

Profesyoneller için video düzenleyici

Çok fonksiyonlu ses düzenleyici

Gelişmiş bir ofis yazılım paketi

Takvim ve planlayıcı özellikli e-posta aracı

PDF düzenleme aracı

Hızlı PDF görüntüleyici

Profesyoneller için DTP yazılımı

Çok yönlü bir Outlook alternatifi

14 I.C.A.R.E OCAK 2021

I.C.A.R.E OCAK 2021 15



Gimp Paint.NET OpenShot Audacity Thunderbird EssentialPIM

Sürüm 2.10’daki çok sayıdaki

geliştirme sayesinde

Gimp, tüm pratik

alanlarda hemen hemen

Adobe Photoshop seviyesine

çıkmayı başarıyor.

Geliştiricileri, Gimp’i derinlemesine

bir optimizasyon

işleminden geçirmişler,

özellikle de görsel

dosyalarının işlenmesi

konusundaki performansın

üzerinde durulmuş.

Basit ve hızlı görsel düzenleme

görevleri asla

Photoshop ve Gimp gibi

yazılımların ana amacı

olmadı. Paint.NET benzeri

ufak araçlar ile bu gibi

işlemleri çok daha hızlı

ve az yorucu şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

Paint.

NET’in ücretsiz Classic

sürümünü edinebilirsiniz.

OpenShot da deneyebileceğiniz

programlar

arasında yer alıyor. Video

düzenlemeye yeni başlayanlar

için, sade ve kolay

kullanımlı arayüzü sayesinde

başarılı bir tercih

olabilir. Program ilk açıldığında

karşınıza çıkan

“Introduction” kısmından

OpenShot’u kullanmak

için gereken bilgileri edinebilirsiniz.

Audacity ile profesyonel

ses düzenleme Audacity

uzun zaman önce az kişinin

bildiğin sürpriz bir

uygulamadan, geniş kitlelerce

tanınmış bir ses

düzenleyici haline geldi.

Sayısız format ile uyumlu

olan program, son sürü

mü ile VST desteğine de

sahip oldu. Böylece Audacity

programınızı ek

özellik ve efektler ile zenginleştirebileceksiniz.

Outlook alternatifi olan

Thunderbird , kişisel kullanıcılar

arasındaki popülerliğini

her geçen gün arttırıyor.

Fakat bu ücretsiz

yazılımın sadece e-posta

gönderip almadan ibaret

olmadığını bilen kullanıcı

sayısı hala oldukça

az. Örneğin Thunderbird,

toplantılar ve yapılacaklar

listesi gibi konularda

yüksek performanslı bir

yönetim özelliğine de sahip.

Şayet Thunderbird kullanmak

istemiyorsanız,

EssentialPIM yazılımının

ücretsiz sürümüne göz

atabilirsiniz. Toplantılar,

kişiler ve görevlere ek

olarak, bu yazılım e-postaları

da yönetebiliyor.

Ayrıca Outlook ve Google

Takvim verilerini içe aktarma

özelliğine de sahip.

Ocenaudio

WOcenaudio ses düzenleme

için en önemli işlevleri

içerir ve yeni başlayanlar

için kullanımı da

kolay.

Ocenaudio, ses dosyalarını

düzenlemek için kullanabileceğiniz,

öğrenme süreci

Audacity’e göre daha

kolay olan bir yazılım. Fakat

Audacity’e göre daha

az özellik sunuluyor.

DaVinci

Resolve

DaVinci Resolve, üst

düzey video düzenleme

araçları arasında yer alıyor.

Uygulamanın ortaya

koyabildiği sonuçlar o

kadar etkili ki, Hollywood

stüdyoları bile profesyonel

film ve dizilerde bu

aracı kullanıyorlar. Fakat

bu firmaların aksine, kişisel

kullanıcıların DaVinci

Resolve kullanmak için

ücret ödemelerine gerek

yok.

Sumatra PDF Shotcut LibreOffice DarkTable

Sumatra PDF. Program

hem hızlı hem de oldukça

sade. Çok sayıda PDF

dokümanını farklı sekmelerde

gösterebilmenin

yanında, e-kitapları da

gerçek kitaplarmışçasına

2 sayfalık düzenlerde

açabiliyor.

Shotcut , video düzenleme

konusunda en popüler

ücretsiz alternatiflerden

bir tanesi. Araç, tüm

gerekli fonksiyonlara sahip

komplike bir yazılımın

ücretsiz de olabileceğinin

kanıtı. Shotcut ile istediğiniz

uzunluktaki videoları

düzenleyebilir, efektler

ve filtreler ekleyebilir, istediğiniz

codec ve format

ile kaydedebilirsiniz.

E-posta trafiği haricinde,

açık kaynak kodlu Libre-

Office yazılımının yapamadığı

hemen hiçbir şey

yok. Ek olarak proje, sürekli

olarak güncellenip

geliştiriliyor. 2019 yazında

çıkan 6.3 sürümü, ücretsiz

programı çok daha

yüksek performanslı bir

noktaya taşımış oldu.

Gimp programını kullanarak

RAW formatlı görseller

üzerinde işlem yapabilmek

için, DarkTable

veya RawTherapee benzeri

RAW dönüştürücülerine

ihtiyaç duyacaksınız.

Ek RAW dönüştücüsü,

görsel işleme sırasında

Gimp uygulamanıza destek

verecektir. İki aracı da

kolayca edinmeniz mümkün.

16 I.C.A.R.E OCAK 2021 I.C.A.R.E OCAK 2021 17



BÜYÜK PATLAMA

TEORİSİ:

YAKLAŞIK 13.8 MİLYAR YIL ÖNCE EVRENİN TEK VE BELİRSİZ

BİR HACME SAHİP BİR NOKTADAN (TEKİLLİKTEN) HIZLA

İlk andan itibaren evren bu tekil

yoğunluktan genişlemeye başlamış,

hızla devam eden genişleme

sürecinde zamanla atom

çekirdeklerinin (hidrojen, helyum

ve çok az lityum) oluşabileceği

kadar düşük yoğunluk ve sıcaklığa

ulaşmış, yeterince genişledikten

sonra ise bu hidrojen ve

helyum gazlarının kütle çekimsel

etkilerle kendi üzerlerine çökmeye

başlaması sonucu ilk yıldızlar

ve galaksiler oluşmuştur.

Büyük Patlama Teorisi, ilk oluşan

galaksilerin içerdiği yıldızların

ağır elementlerce (astronomlar

için, hidrojen ve helyum

dışındaki her element ağırdır,

metaldir) fakir olduğunu, bugün

bildiğimiz oksijen, silisyum,

karbon gibi elementlerin bu yıldızların

patlamaları sonrasında

ortaya saçıldığını anlatır. Buna

göre, ilk yıldızlar büyük oranda

hidrojen ve helyumdan oluşuyordu

ve ağır elementler

içermiyorlardı.

Aradan geçen

milyarlarca yıl içinde

bu ilk (ve büyük

kütleli) yıldızlar

patlayarak çekirdeklerinde

oluşan

karbon, oksijen,

azot, silisyum ve

demir gibi bugün

periyodik tabloda

gördüğümüz ağır

elementleri uzay

boşluğuna saçtı.

Sonraki kuşak yıldızlar, yıldızlararası

boşluğa saçılan bu

ağır elementleri de içerdiği için

kayalık yüzeye sahip ve yaşamı

destekleyebilecek gezegenler de

içeren yıldızların oluşması mümkün

oldu.

Peki bu kanıya, yani “evrenin genişlediği”

fikrine nereden vardık?

Doppler etkisi, ışığın veya sesin,

yani bir “dalga”nın uzaklaştıkça

dalga boyunun büyümesi,

yakınlaştıkça küçülmesidir. Şöyle

ki, bir ışık kaynağı sizden uzaklaşıyorsa,

ışığın giderek kırmızılaştığını,

yaklaşıyorsa mavileştiğini

görürsünüz. Tıpkı sesin uzaklaştıkça

“pes”leşmesi, yakınlaştıkça

“tiz”leşmesi gibi.

Bu da şu demek oluyor; uzak

galaksi kümelerinin ışıkları hafifçe

kırmızıya doğru kayıyorsa,

bizden uzaklaşıyor olmalılar.

Eğer gökyüzünün her yanındaki

Aslında evrenin genişlediği fikri henüz yokken;

1920’li yıllarda, Georges Lemaître ve Alexander

Friedmann gibi bilim insanları bu teoriyi ilk kez ortaya

atmışlardı. Ardından Edwin Hubble, kırmızıya

kaymayı gözlemsel olarak ortaya koyunca; evrenin

genişlemesinin her zaman geçerli olduğu düşüncesiyle,

genişleme geriye, geçmiş zamana doğru

sarılarak; “madem genişliyor, çok eskiden tüm evren

tek bir noktada yoğunlaşmış olmalı” denilerek

big-bang teorisi bilim çevrelerinde yaygınlaşmaya

başlamıştır.

Başlangıçta bilim insanlarının çoğunun pek sıcak

bakmadığı büyük patlama teorisi, George Gamow

gibi bilim insanlarınca zaman içinde geliştirildi.

Einstein’ın görelilik teorisinin de yardımıyla uygun

hesaplar yapılarak genişleme olgusunu açıklayabilecek

matematiksel çalışmalar ortaya konuldu ve

böylelikle 1965’li yıllardan sonra bilim insanlarınca

yaygın olarak kabul edilen bir teori haline geldi.

Büyük patlamanın kanıtları nelerdir?

Her önemli ve geçerli teoride olduğu gibi, büyük

patlama teorisi de kendisini doğrulayacak kanıt

öngörülerinde bulunur. Örneğin, teoriye göre

evrenin çok uzak köşelerindeki galaksilere baktığımızda

onların ışıkları bize çok geç ulaştığı için

milyarlarca yıl önceki gençlik hallerini görmeliyiz.

Ki zaten, ışık hızı sınırlı olduğu için gençlik hallerini

görürüz. Yazının başında belirttiğimiz gibi, evrenin

ilk oluşum aşamalarında hidrojen ve helyum haricindeki

ağır elementler evrende az bulunuyordu.

Büyük patlama teorisi der ki; “gözlemlediğimiz bu

çok uzak galaksilerin ışık tayfını incelersek, ağır

elementlerin yakınımızdaki galaksilere oranla daha

az oranda olduğunu bulmamız gerekir”.

Ve gerçekten de, bilim insanları uzak galaksi kümelerinden

gelen ışığı analiz ettiklerinde ağır elementlerin

çok az miktarda bulunduğunu gördüler.

Bugün teleskoplarımızla çok uzak galaksi kümelerinin

ışığını incelediğimizde, -bazı istisnalar haricinde-

bu galaksilerdeki yıldızların ağır element

bakımından oldukça fakir olduğunu gözlemliyoruz.

Yine teoriye göre; evrenin tekil bir noktadan

genişlemeye başladıktan sonraki ilk 380 bin yıl

boyunca ışık yayılamaz. Çünkü evren bu süre boyunca

ışığın içinde yayılamayacağı kadar yoğundur.

Evren 380 bin yaşına girdiğinde ise, yoğunluk

ışığın yayılabileceği kadar düşer ve ışık aniden

tüm evrene yayılır. Bu durum için büyük patlama

teorisi bize şunu söyler: “eğer öyleyse, o aniden

yayılan ışınımın dalga boyu şu anda 1,9 mm, yani

2,7 Kelvinlik bir kara cisim ışıması şeklindedir ve

evrende nereye bakarsak bakalım görünebiliyor

olmalı”.

Yine evet, gerçekten de bu öngörü doğru çıktı.

Bilim insanları Arno Penzias ve Robert Woodrow

Wilson, “Kozmik Mikrodalga Arka plan Işıması” adı

verilen bu 2,7 Kelvinlik ışımayı evrenin her yanında

gözlemlediler. Bugün, uzaya gönderdiğimiz gözlem

uyduları sayesinde arka plan ışımasını çok

detaylı biçimde haritalandırmayı başarmış durumdayız.

Büyük patlama teorisini destekleyen bu saydıklarımız

haricinde başka birçok kanıt var olduğu gibi,

karanlık enerji benzeri açıklamakta güçlük çektiği

konular da vardır. Zaten bu nedenle ilk ortaya

atıldığında dönemin çok sayıda ünlü ve başarılı

fizikçisi tarafından reddedilmiştir. Bununla beraber,

plazma evren modeli gibi diğer görüşlere göre

daha sağlam kanıt içerdiği için, büyük patlama

şu an evreni anlayabilmemizi sağlayan en başarılı

bilimsel teori olması nedeniyle bilim insanlarının

çoğunluğu tarafından kabul görür.

18 I.C.A.R.E OCAK 2021 I.C.A.R.E OCAK 2021 19



27 Temmuz 1890 tarihinde Auvers

civarında tanıdık birinden tabanca alıp

kendini göğsünden vurdu ama ölmedi.

Kurşun kalbe isabet etmemişti fakat çok

derine girdiğinden çıkarılması imkânsızdı.

Vincent’in yarası iyileşmiyor ve

durumu giderek kötüleşiyordu.29 Temmuz

sabahı kardeşi Theo’nun kollarında

son nefesini verdi. Vincent’in ölümünden

yaklaşık yedi ay sonra kardeşi de hayata

gözlerini yumdu.

KIZIL DELİ; VINCENT VAN GOGH

VINCENT VAN GOGH en tanınmış post-empresyonist

sanatçılardan biri olan ve renk

ifadesinin ana sembolü olduğu Vincent Van

Gogh, 30 Mart 1853’te Hollanda’nın Groot-Zundert

kentinde doğdu. Bir papazın oğlu dinsel ve kültürel bir

atmosferde büyüdü ve beş küçük kardeşi vardı. Bütün

bu mutlu aile tablosunun yanında Vincent aslında bir

aile travmasının izlerinide taşıyordu, ona kendisinde

tam bir yıl önce ölü doğan kardeşin adı verilmişti. Bu

dönemler içerisinde en büyük destekçisi kardeşi Theo’du

. Vincent son derece duygusaldı, kendi güveni

yoktu ve kimliğiyle mücadele ediyordu. Gerçek amacının

İncil’i vaaz etmek olduğuna inanıyordu; ancak,

bir sanatçı olarak arayışını keşfetmesi yıllar aldı. 1860

ve 1880 yılları arasında, nihayet sanatçı olmaya karar

verdiğinde, Vincent zaten iki uygunsuz ve mutsuz aşk

yaşamıştı ve bir kitapçıda kâtip, sanat satıcısı ve Borinage’de

(kasvetli bir maden bölgesi) bir vaiz olarak

başarısız bir şekilde çalıştı. Brüksel Akademisi’nde resim

eğitimi almaya gitti; 1881’de Hollanda Etten’deki

babasının papaz evine taşındı ve doğadan çalışmaya

başladı. Erken Hollanda döneminin eserleri, en ünlüsü

“Patates Yiyenler” (1885) olan, kasvetli tonlu, keskin

bir şekilde aydınlatılmış tür resimleridir. Theo’ya

yazdığı mektupta bu tabloyla ilgili şunları söylemişti:

“Asıl candan belirtmek istediğim fikir şudur: Lambanın

altındaki patateslerini tabağa el uzatarak yiyen bu insanlar

aynı ellerle toprağı işlemiş adamlardır; isterdim

ki resim çiftinin el çalışmasını ve bu kadar namusluca

kazandığı besiyi yüceltsin. İsterdim ki biz uygar insanların

yaşayışından bambaşka bir yaşayışı canlandırsın.”

1886’da Goupil’in galerisinin yöneticisi olan kardeşi

Theo’nun yanına gitmek için Paris’e gitti. Vincent

Paris’te Cormon ile çalıştı, kaçınılmaz olarak Pissarro,

Monet, Gauguin ile tanıştı. Yeni Empresyonist

ressamlarla tanıştıktan sonra tekniklerini taklit

etmeye çalıştı; çok koyu paletini aydınlatmaya ve

Empresyonistlerin tarzında kısa fırça darbeleriyle

resim yapmaya başladı. Stili başarıyla kopyalayamadığı

için, daha cesur ve alışılmadık bir tarz geliştirdi.

İki yol sonra Vincent şehir hayatından bıktı, fiziksel

olarak tükendi ve “daha parlak bir gökyüzü altında

doğaya bakma” özlemi duydu. Artık tutkusu “tam bir

renk etkisi” idi. Şubat 1888’de Fransa’nın güneydoğusundaki

Arles’e gitmek üzere Paris’ten ayrıldı. Burada

arkadaşlarının kendisine katılacağı ve bir sanat okulu

kurmasına yardım edeceğini umdu. Sarı Evi de bu düşünce

ile dünyaya getirdi. Gaugu’in ona katıldı ama feci

sonuçlar oldu. Vincent’ın gergin mizacı onu zor bir arkadaş

haline getirdi ve bütün gün resimle birleşen gece

boyu tartışmalar sağlığını baltaladı. 1888’in sonlarına

doğru, bir olay Gauguin’in sonunda Arles’i terk etmesine

neden oldu. Vincent onu açık bir ustura ile takip

etti Gauguin tarafından durduruldu, ancak kendi kulak

memesinin bir kısmını kesti. Vincent daha sonra

delilik ve açıklık nöbetleri arasında gidip geldi ve tedavi

için Saint-Remy’deki akıl hastanesine gönderildi.

Ölmeden önce Theo’ya yazdığı son mektup

Van Gogh’un göğsünde bulunmuştur.

“Güzel mektubun ve içindeki elli frank

için teşekkürler” cümlesiyle başlayan

mektup, kardeşini basit bir sanat taciri

olarak görmediğini ifade ederek devam

etmekte ve “Ölmüş ressamları satanlarla

yaşayan ressam ticareti yapanlar arasında

durumun çok gergin olduğu bir anda.

Böyle işte, ben, kendi çalışmalarım için

yaşamımı tehlikeye atıyorum, bu çalışma

uğruna yarı deli bir insan oldum -olsun,

kabul – ama bildiğim kadarıyla insan

ticareti ile uğraşanlardan biri değilsin sen

ve hangi tarafı tutacağını, tam insanca

davranarak seçebilirsin. Ama bilmem

ki…” ifadeleriyle sonlanmaktadır.

Vincent’in en iyi eserleri, fırça darbelerinde,

sembolik ve yoğun renkte, yüzey

geriliminde, biçim ve çizginin hareketi ve

titreşimi ile gittikçe daha coşkulu büyüyen

bir teknikle üç yıldan kısa b ir sürede

üretildi. Vincent’in benzersiz biçim ve

içerik birleşimi güçlüdür; Sanatçı, deliliğe

karşı mücadelesini ya da insanın ve

doğanın ruhsal özünün kavrayışını açıklama

çabasına tamamen kapıldığından,

dramatik, lirik olarak ritmik, yaratıcı ve

duygusal.

Hayat boyunca başarısızlığına rağmen

Vincent’in mirası, sanat dünyasında

kalıcı bir etki bırakarak yaşıyor. Vincent

şimdi modern sanatın temellerini atmaya

yardımcı olan en etkili sanatçılardan biri

olarak görülüyor.

20 I.C.A.R.E OCAK 2021 I.C.A.R.E OCAK 2021 21



Lösemi Nedir?

Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35'ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre

cinsine göre ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik

Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar

tanımlanabilir. Türkiye’de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası

bildirilmektedir.

Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Sitogenetik ve moleküler

tekniklerdeki yeni gelişmelerle genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevleri

(bali, vs.), böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral

hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir. Lösemi

her yaşta görülmektedir. En sık çocukluk çağında 2-5 yaşlarında artmaktadır. 1 yaşın

altında, 10 yaşın üstündeki yeni vakalarda tedaviye cevap azalmaktadır.

Herhangi bir etkiyle damarlarımızda dolaşan kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana

hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana

gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, beyin ve merkezi sinir

sistemini tutmaktadır.

Ayrıca hastaların ve ailelerin hastalık hakkında

bilgilendirilmesi, löseminin umutsuz değil, tersine

iyi bir tedavi ve moral desteği ile lösemide %85’lere

varan oranda iyileşmenin sağlandığının açıklanması

tedavinin ikinci basamağıdır. Tedavi Esasları

ve İlk Tedavi, yüksek doz, birbirinden farklı en

az 6 çeşit ilacın 4-6 hafta içerisinde damardan ve

ağızdan verilmesidir. Burada amaç, blast adı verilen

kötü huylu ana hücrelerin yok edilmesidir.

Ancak bu kemoterapi ilaçları, maalesef yalnızca

kötü hücreleWri etkilememekte, vücudumuzun iyi,

Tedavi

Tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Bu safhada kan veya kanın içindeki özel

hücrelerini donörlerden (gönüllü kan verici kişi) alınarak lösemili hastaya verilmesi, enfeksiyon mevcutsa

gerekli mücadelelerin yapılması, böbreklerin, karaciğer ve kalbin kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden

korunma önlemlerinin alınması çok önemlidir.

faydalı hücrelerini de yok etmektedir. Bu nedenle,

çocuklarımızın saçları dökülmekte, ağızlarında, bağırsaklarında

yaralar açılmakta, halsizleşmektedirler.

Yine, vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan

savunma hücreleri de ilaçlarla yok edildiğinden

bağışıklık sistemi yıkılmakta, en ufak bir

mikrop, hastalık etkeni dahi tüm vücuda yayılıp

ağır ateşli enfeksiyonlara neden olmaktadır.

Bu nedenle lösemili çocuklarımız etraflarındaki

insanlardan, havadan, sudan mikrop almamak

ve korunmak için maske takmaktadırlar.

Lösemi nedenleri Local henüz Charity tam Run olarak aydınlatılmamıştır. Are Sitogenetik You Fit Enough? ve moleküler

Occabor sima tempor am quam et

Tem reperepedit facid que versped es

dio bea prae. Estectatius alit laut quis

quid ut et audam faci corerumquam

voloriatem et faceatur, sam acculpa cone

quam quod quae nullis sunt parum incius.

Eped quis nobis eatiis rat qui ullore,

similiquiam est officiis autatempore

etur rem ut que dit, sequaestis aut ipitiis

sunt, consecus duciassintur aliscim agniment,

ut aut aligene scientiore nonempo

rectur aut la velessit omnim audam re

velessin.

reperis aut.

Local Team set to Win!

Quid quia iunt quo volum reperio

berferc ipistii ssiminc iligenis quis est

excepra commodi tibust, non ne qui

corro eatem que molorum inctiorit, ut

esersperrum vit eaquaeperum quiatiam,

sumquiandae dolupta speruptur, unt.

Uda velibusanti.

Are You Ready to

Ramble?

Landerat. Abo. Secepudaes verum utatus

assume es parcitia sitatus, que derum eumquiae

conserum necte voluptur, tem.

Et erorro ipsunde rnamendestia sedia

vendend andellibusa sim et acestiat.

Tiam volore voluptam idebit, occum

Ne Yapabilirim?

LÖSEV ailesine katılmanız

için bir değil onlarca sebebiniz

var..Siz de bir çocuğa

umut olmak istiyorsanız ;

Löseve gönüllü olabilir ,

bağış yapabilir yada lösev

dükkandan hem ihtiyaçlarınızı

karşılayıp hem de

minik kalplere destek olabilirsiniz.

Hayatta umutlu

ol sen her zaman,

unutma HER

ÇOCUK BİR

KAHRAMAN!

BAĞIŞ YAPIN..

http://www.losev.org.tr/

bagis adresini ziyaret ederek

lösemili ve kanserli

çocuklar ile yetişkin hastalar

için tercih ettiğiniz

şekilde bağışınızı gerçekleştirebilirsiniz.mamıza

yardımcı olabilirsiniz.

GÖNÜLLÜ OLUNN..

www.losev.org.tr/gonullu

adresini ziyaret ederek

LÖSEV gönüllüsü olabilir,

çalışmalarımızı Türkiye’nin

her köşesinde devam

ettirmemize, lösemili

çocuklarımızın ve kanser

hastalarının sesini duyurmamızayardımcıolabilirsiniz.

22 I.C.A.R.E OCAK 2021 I.C.A.R.E OCAK 2021 23



***

***

ÇÖZÜMÜ

KAZASI

LE

ÖRENMEYN

GELN N UZMANINDAN ÖRENN

P

Htt OSGB San. ve Tc.Ltd.t

Kzlrmak Mah. Ufuk Ünverstes Cad.

No:18/66 Çukurambar - Çankaya / Ankara

Tel: 0 312 285 00 13 Faks: 0 312 285 00 31

www.httosgb.com

Üçtutlar Mah. Ahçlar 8. Sok. No:22/A

Merkez / Çorum

Tel: 0 364 226 02 02 Faks: 0 364 226 02 02

nfo@httosgb.com

Çok Yakında



Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!