09.05.2021 Görüntülemeler

Dergi (6)

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

PROISPEKTÜS

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ISPE ÖĞRENCİ BİRLİĞİ SAĞLIK DERGİSİ

HAZİRAN 2021/ SAYI1/YIL1

PANDEMİLER NASIL

SON BULDU ?

BEN NEDEN ÜNLÜYÜM ?

KİŞİLİĞİMİZ

GÜVENDE Mİ?



İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

ISPE ÖĞRENCİ BİRLİĞİ

SAĞLIK DERGİSİ

Istanbul University

Student Chapter

YIL 1

SAYI 1

GENEL YAYIN

ISPE ÖĞRENCİ BİRLİĞİ

EDİTÖR

RABİA KARACA

GAMZE ÖZSEÇEN

TASARIM

ECE ÇOKAL

EMİRHAN GÜLER

YAYIN KURULU

YUNUSER CANSIZ

EBUBEKİR EROĞLU

BORA ŞAHİN

ÇAĞLA ÇELİKARSLAN

MELİKE ÜNAL

ESRA ŞAŞMAZ

MUHAMMED SADIK EKMEN

SİNEM GÖRGÜLÜ

RABİA KARACA

GAMZE ÖZSEÇEN

ECE ÇOKAL

EMİRHAN GÜLER

HAK SAHİBİ

ISPE ÖĞRENCİ BİRLİĞİ

İLETİŞİM

ispeogrencibirliği@gmail.com

YAYIMLANAN YAZI,BELGE VE FOTOĞRAFLARIN

TÜM YASAL HAKLARI YAZARLARINA AİTTİR.

C

HER HAKKI SAKLIDIR. 2021/İSTANBUL


ISPE

ISPE Öğrenci Birliği Kuruluş Beratı’nın İ.Ü. Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Günay Sarıyar’a takdimi (04.12.2007)Soldan sağa:

Prof. Dr. Günay Sarıyar, ISPE Öğrenci Birliği Başkanı Onur Dal, Prof. Dr. Ahmet Araman, Dr. Ünsal Hekiman

ÖĞRENCİ BİRLİĞİ

DR. ÜNSAL HEKİMAN

ISPE SAĞLIK BİLİMLERİ DERNEĞİ KURUCU VE ONURSAL BAŞKANI

ISPE-Internat onal Soc ety for

Pharmaceut cal Eng neer ng

(Uluslararası İlaç Mühend sl ğ

B rl ğ ) 1980 senes nde ABD’de

laç sektörü le

akadem syenler ,

laç

sektörünün tedar kç ler n ve

resm otor tey b r araya

get rmek üzere kurulmuş ve

geçen zaman ç nde dünyada

otuz dokuz şubes ve on sek z

b n n üzer nde üyes le global

anlamda laç sektörünü tems l

eden en büyük s v l toplum

kuruluşu hal ne gelm şt r.

ISPE-Internat onal’ın öneml

faal yetler nden b r de, laç

sektörünün tems lc s olarak

özell kle FDA’n n hazırlamakta

olduğu muhtel f regulasyonların

prat kte uygulanab l r olmasını

sağlamak amacıyla FDA le ortak

çalışma grupları kurmasıdır. Bu

sayede ISPE üyeler , yen

çıkacak regülasyonlara henüz

hazırlık aşamasında vakıf olarak

uyum sağlayab lmekte ve öneml

b r rekabet avantajı elde

edeb lmekted rler.

Ben m ISPE le tanışmam, f rmam

PharmaV s on’un 1980’l yılların sonunda

o dönemk Türk Hoechst A.Ş. tüzel

k ş l ğ nde Topkapı’da bugünkü mevcut

tes sler m z n 2000’l yıllara yönel k

Endüstr 4.0 felsefes ne uygun olarak

gerçekleşt rd ğ m z ‘Pharma 2000’

modern zasyon projes kapsamında

Proje Koord nasyon Müdürü olarak

yaptığım çalışmalar esnasında

gerçekleşt . ISPE’n n dünyada k nc en

büyük, Avrupa’da se en büyük ISPE

şubes olan ISPE-DACH’a (Almanya-

Avusturya-İsv çre ortak şubes ) üye

oldum.

PROISPEKTÜS

2


ISPE sem nerler ne katıldıkça, eczacılık, k mya, mak na, elektr k ve

elektron k mühend sl kler le b rl kte f nansman, satış ve

pazarlama d s pl nler n b r bütün olarak çeren ‘İlaç Mühend sl ğ ’

kavramı ben çok etk led . Ülkem zde laç sektöründe eczacıdan

mühend s, mühend sten eczacı yapmak ç n çekt ğ m z sıkıntıları

göz önüne alarak, Almanya’da 1970’l yıllarda örgün b r eğ t m hal ne

gelen, daha sonra Almanya’dan İng ltere’ye, oradan da ABD’ye

yayılan İlaç Mühend sl ğ eğ t m n n ülkem ze de kazandırılması

gerekt ğ n düşündüm. Sektörümüzün eğ t m açısından çekt ğ b r

d ğer sıkıntı da, malatta çalışan operatörler n üret mde çalıştıkları

yılların get rd ğ tecrübe sayes nde eğ t lmeler yd . Bu nedenle,

yükseköğret mde oluşturulması gereken İlaç Mühend sl ğ

eğ t m ne laveten, meslek orta öğret mde de ‘İlaç Üret m

Operatörlüğü’ eğ t m n n gerçekleşmes gerek yordu. İlaç

sektörümüzün uluslararası mevzuat ve teknoloj k uygulamalar

açısından ler ye yönel k gel şmeler n ç nde olmasını sağlayarak

global rekabette avantajlı duruma geçeb lmes ve de ht yacı olan

eğ t m almış kal f ye elemanlara kavuşab lmes ç n ISPE Türk ye

Şubes ’n n kurulması f kr ben bu şek lde es r aldı. Hayaller m z

gerçekleşt reb lmem z ç n ISPE-Türk ye Şubes ’n kurmamız

kaçınılmaz olmuştu. Ancak ISPE Internat onal’ı Türk ye Şubes ’n

kurma konusunda kna etmem z ve bunun ç n aslında çok köklü

olan laç sektörümüzü kend ler ne tanıtmamız gerek yordu. 1,5 yılı

aşan b r süreç sonunda Aralık 2005’de ISPE’n n dünyadak 21.

Şubes olarak kuruluş beratını alıp, ISPE Sağlık B l mler Derneğ ’n

kurduk ve dealler m z çok hızlı şek lde gerçekleşt rmeye başladık.

2 PROISPEKTÜS


KISACA ÖZETLERSEK

Üye sayımız hızla arttı, çalışmalarımıza kend ler n endüstr eczacılığına hazırlayab lmeler ç n

eczacılık öğrenc ler n de dah l ett k ve İ.Ü. Eczacılık Fakültes ’nde ISPE Öğrenc B rl ğ ’n kurduk,

sektörümüz çalışanları le b rl kte Sağlık Bakanlığı yetk l ler n n, ün vers te öğret m üyeler n n ve

tedar kç ler n katıldığı, konuşmacılarının ISPE-Internat onal’den geld ğ sem ner d z ler

düzenled k, kuruluşumuzdan k sene sonra ISPE-Sağlık B l mler Derneğ olarak 2007 yılında ve

daha sonra 2016 yılında olmak üzere k defa ISPE’n n Dünyada En Başarılı Şubes Ödülü’ne layık

görüldük.

ISPE-Öğrenc B rl ğ m z de 2009 yılında

ISPE’n n Dünyada En Başarılı Öğrenc B rl ğ

Ödülü’nü aldı. İ.Ü. Eczacılık Fakültes nde İlaç

Mühend sl ğ ders müfredata alındı, İlaç

Mühend sl ğ Yüksek L sans programı hayata

geç r ld , İlaç Üret m Operatörlüğü eğ t m

Kadırga Endüstr Meslek L ses ’nde başladı,

bu maksatla aynı okulda öğrenc ler n tüm

farmasöt k şek ller mal edeb lecekler b r

p lot tes s kuruldu. Kurucu Başkan olarak k

dönem devam ett m, kuruluşta ve yönet m

kurulunda b rl kte özver yle ve büyük b r

mot vasyonla çalıştığımız tüm arkadaşlarıma

çten teşekkürler m sunar, b zden sonra

görev almış olan Başkanları ve Yönet m

Kurulu üyeler n Dernek faal yetler n

gel şt r p zeng nleşt rd kler ç n tebr k

eder m.

1800’lü yıllarda laboratuvarlardan başlayarak sanay leşm ş olan çok

köklü laç sektörümüzün, global ortamda hak ett ğ şek lde her

anlamda rekabet gücü yüksek konumda olması hep m z n ortak

hedef d r.

PROISPEKTÜS

2


BİR SİMBİYOTİK YAŞAM

ÖYKÜSÜ

MELİKE ÜNAL - EMİRHAN GÜLER

İnsanoğlu sürekl yalnızlıktan

ş kayet eder. Oysa Cesare

Pavese’e kulak vermek

gerek r. ‘İnsan h çb r zaman

büsbütün yalnız değ ld r

dünyada.’ ya da dönüp Walt

Wh tman’ı d nlemek gerek r.

‘Büyüğüm ben çokluklar var

ç mde. Dünyaya gel ş m z n

lk dak kasında m kroskob k

canlılar le tanışırız. İlk yakın

l şk m z onlarla kurarız, b r

s mb yoz hal ne gel r z.

Aslında onları m kroskopsuz göremey z fakat etk ler nden orada

olduklarını b l r z. Hel cobacter pylor ‘n n neden olduğu m de ülser yle

gel şen ağrıyı h sseder z, Mycobacter um tuberculos s’den

kaynaklanan vereml b r hastanın kan tükürdüğünü göreb l r z.

Varlığını h ssett ğ , daha önce h ç görülmem ş b r dünyayla tanışmak

steyen aynı zamanda m krob yotanın kaş f Anton e van

Leeuwenhoek, 1632’de Hollanda’nın Delft kent nde doğdu. Daha

önceler teleskobu bulan Hollandalılar nsanın evrenle kıyaslandığında

ne kadar küçük olduğu gösterm şlerd ama nsanın ne kadar büyük

olab leceğ de nsanlığa göster lmel yd . Eğ t m almamıştı, fakat bu

küçük canlıları görme merakıyla b r cam parçasını yontarak pürüzsüz

b r mercek tasarlıyor, merceğ gözüne değecek kadar yakınlaştırıp

merakını g dermeye çalışıyordu. Uzun denemeler sonunda yaklaşık

270 kat büyütme özell ğ ne sah p lk m kroskop örneğ n tasarlamayı

başarmıştı. Böylece bakter ler ve tek hücrel canlılar olan

protozoaları gözlemleyen lk nsan oldu.

2 PROISPEKTÜS


B İ R S İ M B İ Y O T İ K Y A Ş A M Ö Y K Ü S Ü

Aynı zamanda kas f berler n , spermatazoaları ve

kılcal damarlarda kanın akışını da gözlemleyen lk

k ş yd . Leeuwenhoek’un küçük canlılar dünyasının

kapısını aralamasının ardından m lyonlarca yıldır

dünyada olan m kroskob k canlılar, lk defa bu kadar

revaçtaydı. Yıllar geçt kçe, Leeuwenhoek g b

meraklı araştırmacılar vücut m krob yotamızın

nelere etk ett ğ n keşfett kçe şaşkınlığa

uğruyorlardı. Yapılan çalışmalar sonucunda,

s nd r m s stem m z ve beyn m z arasında güçlü

bağlantılar olduğu keşfed lm şt ve z h nsel şlevler

etk leyen ‘ps kob yot k’ kavramı ortaya atılmıştı. Bu

bağlantının nasıl gerçekleşt ğ ne da r üç olasılık

üzer nde duruluyor. İlk bakter ler tarafından

üret len k myasalların, vagus s n r boyunca

let lerek b r uyarı oluşturmasıydı. İk nc s ,

m krob yotamızdak bakter ler n l f s nd rd ğ nde,

ep genet k modülatör olarak davranması olası olan

kısa z nc rl yağ as tler n , yan ürün olarak oraya

çıkarmasıydı. Üçüncü olasılık se, bağırsak

floramızın en öneml bakter ler nden

B f dobacter a’nın seroton n n yapı taşı olan

tr ptofan üretmes yd . Aynı zamanda Seroton n’ n

büyük b r kısmının üret lmes nden ve

depolanmasından da Enter k S n r S stem

sorumluydu. Duygu ve mod değ ş kler n n yanı sıra,

2001’de nörob l m uzmanı Paul Patterson fareler

üzer nde yaptığı deneylerde ster l ortamda

yet şt r lm ş farelerde ot st k ve ş zofren

yansımaları gördü. Günümüzde bakter floramız ve

mental hastalıklar arasındak l şk hala

araştırılmaktadır. Ps kob yot kler n yanı sıra,

yed kler m z n veya yemed kler m z n bağırsak

m krob yotamızı doğrudan şek llend rd ğ görüldü.

Dünyaya geld ğ m zde bağırsağımızda baskın olan

süt s nd r c B f dobacter um yer n karbonh drat

tüket c s Bactero des’e bırakır. Aslında

yed kler m zle şek llend ğ düşünülen bağırsak

m krob yomu, yed kler m z seçmem ze neden

oluyor olab l r.

Canımız çekt ğ ç n yed ğ m z b rçok şey k nc

bey n olarak da adlandırılan bağırsağımızdak

bakter ler n b ze verd ğ mesajlar olab l r. K lo alıp

vermem z n neden , tartıdak sayının b r çıkıp b r

nmes n n sebeb , hür radem zle(?) seçt ğ m z

bes nler olmayab l r. Her nsanın farklı genet k

yapısı olduğu g b , farklı m krob yotası olab l r.

Bakter ler n karakter st k özell kler genler nde

kodlanmıştır. Bu sayede gel şm ş moleküler

genet k anal zler kullanılarak, bağırsak

m krob yotasını oluşturan bakter ler n

tanımlanması mümkün olab lmekted r. Dışkı

örneğ nde, yen gel şt r lm ş DNA sekanslama

yöntem yle bakter genler saptanarak bağırsak

m krob yotası hakkın da b lg sah b olmak

mümkündür.

proispektüs

2


MELİKE ÜNAL - EMİRHAN GÜLER

Honore de Balzac

Sanatın vaz fes , tab atı kopya etmek değ l, tab atı fade etmekt r.’’

M krob yomun kapılarının açıldığı, Delft Şehr ’nden 65 km uzaklığa g del m ş md de. Amsterdam’ın

merkez nde ‘Gerçekten yakından bakarsanız gözler n z n önünde hayal edeb leceğ n zden çok daha güzel,

muhteşem, yen b r dünya ser l r. M krop a’ya hoşgeld n z.’ yazılı b r b nanın önüne g d yoruz.2014 yılında

açılan bu müzeye g rer g rmez Leeuwenhoek’un m kroskoplarıyla karşılaşırız. Asansörde kafamızı kaldırırsak

k rp kler m zden aşağı akan bu küçük canlıların büyük dünyasına şah tl k edeb l r z. Daha sonra vücut

taraması yapan ve hareketler takl t eden b r teknoloj yle vücudumuzda yaşayan bakter sayısının 160 tr lyon

olduğunu öğrenerek şaşkınlığa uğrayab l r z. Fakat kend n z k rl h ssetmey n bazıları s z korumak ç n

varlar.

M krop kel mes n n kötü anlamlar

çağrıştırmadığı, tam ters ne

hayranlıkla karşılandığı bu müzede,

petr kaplarında hazırlanmış, b rçok

bakter serg len yor. Turuncu

Klebs ella’lar , mav

Enterococcus’lar ve daha n ces

adeta b r renk şölen sunuyorlar b z

z yaretç ler ne.

Aynı zamanda günlük kullanılan

eşyaların da m krob yom açısından

ne kadar zeng n olduğu gerçeğ yle

yüzleş yoruz. Kafamızı başka b r

yöne çev rd ğ m zde, K ss-ometer

adlı mak neyle b r öpücükle

h sler n dışında, paylaşılan bakter

sayısını da göreb l yoruz.

G zl dünyaya olan bu yolculukta,

müzeye g rerken ver len karta b z

etk leyen bakter türler n

damgalayab l yoruz. En y s

Amsterdam’a yolunuz düşerse bu

g zl dünyaya b r uğrayın.

2 PROISPEKTÜS


NEDEN BU KADAR ÜNLÜYÜM ?

Had b r oyun oynayalım. Çok ünlü b r tablo

düşünün. İç nde dünyanın en çarpıcı kadınlarından

b r olsun. Hemen aklına ben geld m değ l m ? Ben

yan Mona L sa. Bugün dünyanın en ünlü sanat

eser y m. Ama her zaman böyle değ ld m. H kayem

sürpr zlerle dolu ve her şey Floransa'da b r

stüdyoda başladı. İşte ustanın kend s , Leonardo

da V nc . Kar yer n n sonlarına doğru b rkaç yıl ara

sıra ben m üzer mde çalıştı. Önümüzdek 300 yıl

boyunca sess zce Fransız saraylarında ve kral yet

banyolarında dolaştım. Sonunda, kend s ne

adından söz ett ren b r adam tarafından fark

ed ld m. Napolyon ben yatak odasının duvarına

asılmam ç n seçt ğ nde nsanların d kkat n

çekt m. Fransa'da sürgün hayatı yaşadıktan sonra,

ben Louvre'da b r duvara astılar ama bu noktada,

ben hala sadece b r Rönesans portres yd m. Taa k

b r geceye kadar. Çalınmıştım! Bu herkes ç n şok

ed c yd . Par s kargaşa ç ndeyd . Pol s, sorgulama

ç n Par s’ n her yer nde nsanları kenara çekt .

Dünyanın en ünlü sanatçılarından b r olan Pablo

P casso'dan şüphelen p onu sorguya aldıklarında

se kaos ateşl b r boyuta ulaştı. Ama P casso

masumdu. Hırsızın İtalyan b r vatansever olduğu

ortaya çıktı ve Floransa'da yakalandı. Ben de

Louvre'a döndüm.

PROISPEKTÜS

2


MONA LİSA NEDEN BU KADAR ÜNLÜ ?

O günden t baren, sanat dünyasının sevg l s oldum. Herkes, P casso'nun çaldığından şüphelen len,

Napolyon'a a t olan Da V nc tablosunu görmek st yordu. Çok geçmeden tur stler kalabalıklaştı ve

nanır mısınız çoğu nsan lk başta neden ünlü olduğumu unuttu. Bazıları bu yazıyı okuyunca kaşlarını

kaldırab l rler ama ben kaldıramam, çünkü ben m kaşlarım yok. Aaa! H ç kaşım olmadığını fark

etmed n m ? Sana söyled m, sürpr zlerle doluyum.

Ama açık konuşmak gerek rse en büyük g zem m bu değ l. Yazının başından ber kend mden b r

kadın olarak bahsed yor olsam da b r erkeğe thafen yapılmış olduğum da söylent ler arasında. Hang

erkek bu d ye merak ed yorsanız hemen anlatayım. 1490 yılında sevg l ressamım Da V nc yanına

yet şt rmek üzere b r erkek çocuğu alıyor. “G an G acomo Caprott Da Oreno” adlı bu çocuğa aşık

oluyor ve çok fazla yaramazlık yaptığı ç n ona “Ben m Şeytanım/Haylazım” lakabı olan “Mon Sala ”y

takıyor. Buraya d kkat Mona L sa ve Mon Sala ’n n harfler b reb r aynı. Zavallı ressamım eşc nsell ğ n

o dönemde yasak olması sebeb yle bu durumun g zl kalmasını stem ş ve belk de Mona L sa’yı yan

ben olab ld kçe kadın f gürü olarak yapmaya çalışmıştı.

B r başka teor de Da V nc ’n n, gözler me “L” ve “S” harfler n yerleşt rd ğ d r. “L” harf n n

Leonardo’yu “S” harf n n se Sala ’y tems l ett ğ n dd a ed yorlar. Y ne doğruluğu kes n olmamakla

b rl kte güya tablomun arka manzarasında b r köprü varmış ve altında 72 sayısı g zl ym ş. Bu köprü,

halk arasında “Şeytanın Köprüsü” olarak adlandırılıyormuş. Belk bu köprü de çapkın Da V nc ’n n

y ne Mon Sala ’ye yaptığı b r atıftır. Aman görüyorsunuz ya den zde kum bende g zem. K m b l r

lerleyen senelerde başıma daha neler gelecek?

2 PROISPEKTÜS



YETİM İLAÇ

NEDİR ?

NADİR HASTALIKLAR

YUNUSER CANSIZ - ECE ÇOKAL

Yet m laç, Orphanet’te “Tedav ed lmes amaçlanan ama çok nad r hastalıklar olduklarından küçük pazar

boyu, sponsorların ürünün araştırma ve gel şt r lmes ne yatırdıkları sermayey amort etmeler ne z n

vermeyeceğ ç n normal pazarlama koşullarında sponsorların gel şt rme konusunda steks z olduğu

laçlardır.” d ye tanımlanıyor. Etk lenen hastaların sayısı çok az olduğundan, yet m laçların araştırma ve

gel şt rmes ne yatırım yapmak veya onları pazarlamak karlı değ ld r. Ancak tüm hastalar eş t ve ht yacı olan

laca ulaşma hakkına sah pt r.

Bu yüzden kamu yetk l ler yet m laçları araştırma ve gel şt rmeye teşv k etmek amacıyla b r takım tedb r

uygulamalarını ortaya koymuştur. Aynı zamanda b rçok ülke çeş tl yasalar, düzenlemeler ve pol t kalar

uygulamıştır. Nad r hastalıkların tedav s nde hal hazırda var olan b r lacı kullanmak b l m nsanlarının

başvurduğu yöntemlerden b r d r. Bu laçlar, FDA tarafından zaten onaylandığı ç n kl n k araştırmaları

hızlandırıyor, başarısızlık r sk n en aza nd rerek, ucuz ve hızlı b r tedav olanağı sağlıyor. Mesela

“eksemestan” adlı FDA tarafından onaylanmış olan b r laç, hastalarda menopoz sonrası meme kanser n n

tedav s ç n s tokrom P450 aromataz (CYP19A1) enz m n nh be eder. L zozomlarda düşük yoğunluklu

l poprote n türev kolesterol b r k m le hepatosplenomegal ve ş ddetl progres f nöroloj k d sfonks yona

neden olan ölümcül N emann-P ck T p-C hastalığındak kolesterol bağlama ceb le, C19 androjenden

aromat k C18 östrojen n b yosentez nde rol oynayan b r enz m olan s tokrom P450 aromatazın (CYP19A1)

stero d bağlama ceb arasında öneml b r yapı benzerl ğ tesp t ed ld . Bu benzerl kten yararlanılarak

N emann-P ck hastalığında, l zozomlarda kolesterol b r k m n önleyen NPC1'e sterol hareket n engellemek

ç n eksemestandan yararlanılab leceğ konuşuluyor. Bunun g b var olan laçlardan faydalanmak, nad r

hastalıklara tedav gel şt rme konusunda oldukça öneml b r yer kaplıyor.

2 PROISPEKTÜS


TÜRKİYEDE NADİR

HASTALIKLAR

Dünyanın genel nde olduğu g b ülkem zde de nad r hastalıklardan

muzdar p b rçok nsan bulunmaktadır. Türk ye’de her 16 k ş den 1’ nde

bu hastalıklardan b r görülürken toplam 5 m lyon k ş , b r nad r

hastalığa sah pt r. Nad r hastalıklara sah p k ş ler n n %30’unun 5

yaşından önce vefat ett ğ b l nmekted r. Tüm dünyada nad r

hastalıklar konusunda toplumda ve sağlık sektöründe farkındalık ve

b lg düzey n arttırmak, bu hastaların sorunlarına toplum ve karar

ver c otor teler nezd nde d kkat çekmeye çalışmak ç n her yıl şubat

ayının son günü “Nad r Hastalıklar Günü” olarak kutlanmaktadır.

Ülkem zde ve dünyada görülen bu lg nç nad r hastalıklara b r göz atacak

olursak:

1.AUTO BREWERY SENDROMU

D ğer b r adı “Gut Fermantasyonu

Sendromu” olan bu lg nç hastalıkta

etanolün normal b r s nd r m n parçası

olarak gastro ntest nal s stemdek

mantar veya bakter ler tarafından

endojen b r fermantasyon yoluyla

üret lmes d r.

Bu sebeple kan alkol düzey tehl kel

sınırlara çıkmaktadır. Bu hastalık

Crohn, d yabet, obez te hastalarında

daha yaygın görülmekted r.

Hastalığın; d yet, laç, prob ot k g b

çeş tl tedav yaklaşımları

bulunmaktadır.

PROISPEKTÜS

2


2.Erken Yaşlanma Hastalığı (Proger a)

“Hutch nson-G lford Sendromu” olarak da b l nen oldukça nad r görülen bu hastalıkta adından

da anlaşılacağı g b hızlı yaşlanmaya sebep olan ve hayatın lk k yılından t baren başlayan

lerley c b r genet k bozukluktur. Hücre çek rdeğ n b r arada tutmak ç n gerekl b r prote n

üret m nden sorumlu LMNA adlı gendek b r mutasyon sonucu üret len prote n(Proger n),

hücren n düzens z olmasına ve stab l kalmamasına sebep oluyor. Bu da Proger a’nın yaşlanma

sürec n başlatıyor. Bu hastalığa sah p çocuklar doğduklarında normal görünmeler ne rağmen

lk yılın sonunda saç dökülmes ve büyüme hızındak yavaşlık, der yüzey nde görüleb l r

damarlar le hastalık kend n bell etmekted r. F z ksel farklılıklara rağmen hastanın motor

hareketler n n gel ş m ve zekası normal olarak kayded lm şt r. Hastalığın tanımlanmış b r

tedav s bulunmamaktadır. Kalp sorunları olan veya felç hastalar ç n n ha ölüm sebeb d r.

3.M krops

Uykuya dalmak üzereyken eller n z n b rden b re büyüdüğünü, yatak odanızdak mob lyaların

b rden küçüldüğünü hayal ed n. Böyle b r şey mkansız olsa da ”Al ce Har kalar D yarında

Sendromu” yaşayan nsanlar ç n bu t p büyüme ve daralmalar son derece gerçekt r. Yan

M krops , nesneler n gerçekte olduklarından daha küçük olarak algılandığı özel b r tür görme

bozukluğudur. Bu rahatsızlığın semptomları genelde 5 le 10 yaş arası görülüyor ve çocuklar

geç ergenl k dönem ne g rd ğ zaman da ortadan kalkıyor. Ancak hastalığın ler evrelere

gelene kadar asemptomat k lerlemes , bey n görüntüleme s stemler le görüntülenememes

hastalığın teşh s n oldukça zorlaştırmaktadır.

4 .Ağaç Hastalığı (Ağaç Adam Sendromu)

“Ep dermodysplas a verruc form s (EV)” kabuk benzer büyümelere neden olab len son derece

nad r b r kalıtsal oto mmün c lt rahatsızlığıdır. İnsanları, HPV enfeks yonlarına karşı aşırı duyarlı

hale get rerek HPV v rüsü taşıyan b r s le teması sonucu k ş n n bağışıklığını enfeks yonu

tet kleyecek şek lde etk ler. Zamanla enfeks yon; v ral s ğ ller ve p gmentl , lt haplı lekeler g b

c lt büyümeler ne neden olur. Ş ddetl veya ağır durumlarda se, k ş lerde kabuk benzer

büyümeler gel şeb l r. Reçete ed lm ş ve bazı vakalarda şe yaradığı görülmüş durumlar olsa da

ne yazık k bu hastalık ç n spes f k b r tedav bulunmamaktadır.

2 PROISPEKTÜS


ECE ÇOKAL

Tar hç ler, pandem ler n tıbb ve sosyal olmak üzere k düzeyde b teb leceğ n

düşünüyor. Tıbb anlamda b tmes ; bulaşma, hastalığa yakalanma ve ölüm oranlarının

düşmes yle olurken sosyal anlamda b tmes se nsanların pandem korkusunun son

bularak hastalıkla yaşamayı öğrenmes yle gerçekleş yor. Geçm şten günümüze

dünyamız pek çok salgına tanıklık ett . K m ortadan kaybolurken çoğu hala aramızda

bulunuyor.

PROISPEKTÜS

2


Veba, üç farklı formu bulunan Yers n a pest s adlı

bakter n n sebep olduğu b r hastalıktır. Bu

bakter fareler üzer nde konaklayan p relerde

bulunur ve nsandan nsana hava damlacıkları le

bulaşır. Bunlardan lk olan Jüst nyen Vebası, bu

fareler n olduğu b r t caret gem s n n Mısır

üzer nden Akden z’e doğru yayılmasıyla başladı.

M.S. 541’de ortaya çıkan bu salgın, nsanların ne

yapacağını b lmemes yle beraber dünyanın

dörtte b r n ele geç rd . B r d ğer Jüst nyen

Vebasından 800 yıl sonra ortaya çıkan ve

nsanların hayatını c dd tehl keye sokan Kara

Veba. İnsanların hala bu hastalık le lg l tek

b ld kler şey yakın temasla bulaşab leceğ yd ve

çeş tl zolasyonlar uygulamaya başladılar.

Günümüzde kullanılan karant na kel mes ,

quaranta yan kırk anlamına gel yor. Bunun

neden yapılan zolasyonların kırk gün

sürmes yd .

B r d ğer se İng ltere nüfusunun büyük b r

kısmının ölümüne sebep olan ve 300 yıl

ç nde 20 yıl aralıklarla ortaya çıkan Büyük

Londra Vebası. İng ltere, ev n dışındak

d reklere saman balyası bağlamak,

hastaların dışarıdayken beyaz d rek

taşıması ve hayvan katl amları g b

yöntemlere başvurdu. Bu vebanın b t ş n n

Büyük İng ltere yangınından olab leceğ

konuşulanlar arasında.

Bu veba sınıflandırılması har c nde vücudun

hang bölümüne etk led ğ ne göre dört ayrı

başlık altında ncelen yor. Bunlar; hıyarcıklı

veba, yan bubon k veba, sept sem k veba,

pnömon k veba yan akc ğer vebası le

gastro ntest nal veba. Vebaya karşı henüz

etk l b r aşı üret lemed ancak enfeks yon

etk ler n gösterd ğ anda uygulanan güçlü

b r ant b yot k tedav s , hastalığı

haf fletmeye veya y leşt rmeye yardımcı

oluyor.

2 PROISPEKTÜS


Akc ğer vebası salgının olduğu dönemde Ç n, Mukden’dek b r veba hastanes nde otops masasını dezenfekte ed l yor.

C: L brary of Congress/Corb s/VCG, v a Getty Images

Veba hala sona erm ş değ l fakat veba r sk n n

büyük ölçüde azaldığını söyleyeb l r z. Her yıl

dünya çapında sadece b rkaç b n k ş veba

hastalığına yakalanıyor. 2010-2015 yılları

arasında Dünya Sağlık Örgütü'ne yalnızca 3.248

vaka ve 584 ölüm b ld r ld . Günümüzdek

vakalar çoğunlukla kem rgenlerle l şk l .

Geçm şte se kalabalık yaşam koşulları ve

h jyen eks kl kler g b sebeplerden dolayı

hastalığın yaygın olduğu söyleneb l r.

Asıl konumuz olan vebanın nasıl b tt ğ ne

gelecek olursak ne yazık k kes n b r b lg

söylenem yor ancak bu konuda pek çok h potez

var. Bunlardan lk fareler n değ şt ğ hakkında.

Önceden s yah farelerden yayılan veba zaman

lerled kçe kahvereng farelerden yayılmaya

başlayınca salgının azaldığı savunuluyor.

P reler n soğuktan ölmes , nsanların köyler

yakması ve bakter n n mutasyon geç r p

öldürücülüğünün azalması g b farklı h potezler

de bulunmakta.

B l m nsanlarının veba aşısı üzer nde çalıştığını da

göz önünde bulunarak bu hastalığın sayısının

azaldığını ve ant b yot klerle tedav ed leb ld ğ n

düşünürsek geçm ştek kadar b r tehd t unsuru

oluşturmadığını kabul edeb l yoruz.

PROISPEKTÜS

2



Refik

Saydam

Hıfzıssıhha

Enstitüsü

BORA ŞAHİN

Ref k Saydam Hıfzıssıhha Enst tüsü 27 Mayıs 1928

tar h nde Ankara’da kurulmuştur. Cumhur yet

dönem n n lk Sağlık Bakanı olan Dr. Ref k Saydam’ın

sm n alan Hıfzıssıhha Enst tüsü’nün asl görev halk

sağlığını korumak ve gel şt rmek amacıyla araştırmalar

yapmaktır.

Kuruluş yıllarında teşk lat yapısı; K mya, Bakter yoloj ,

İmmünoloj ve Farmakoloj olmak üzere 4 şubeden

oluşan Hıfzıssıhha Enst tüsü’nde bunlara laveten

meteoroloj stasyonu, özel konferans salonu ve b r de

kütüphane bulunmakta d . Ortaya çıkan yen sağlık

sorunlarına cevap vereb lmek amacıyla zamanla görev

alanı da gen şlet lm şt r. Hıfzıssıhha Enst tüsü’nde

yıllar geçt kçe yen b r mler oluşturulmuştur ve aşı

üret m gel şt r lm şt r.

PROISPEKTÜS

2


Bakteriyoloji Şubesi’nin laboratuvarlarından biri Kimya Şubesi’nin Laboratuvarı (1936)

1931 yılında, ağız yoluyla uygulanan BCG Aşısı üret m ne başlandı.

1932 yılında, serum üret m n n ülke ht yacını karşılayacak düzeye

gelmes le dışarıdan serum thal durduruldu.

1933 yılında, S mple Metodu le kuduz aşısı üret m çalışmalarına

başlanıldı.

1934 yılında; İstanbul Ç çek Aşıhanes , Enst tü bünyes ne nakled ld ve

ç çek aşısı üret m ülkem z n ht yacını karşılayacak düzeye get r ld .

1935 yılında, Farmakoloj Şubes kurularak yerl ve yabancı laçlar le

d ğer hayat maddeler n kontrolüne geç ld .

1936 yılında, laboratuvar h zmetler n gel şt reb lmek ç n, Hıfzıssıhha

Enst tüsü’nü ve hek mler halk sağlığı ve sağlık yönet m konusunda

eğ tmek ç n Hıfzıssıhha Mekteb açıldı.

1937 yılında, kuduz serumu üret lmeye başlanıldı.

1940 yılında, kolera salgını ç n Ç n’e aşı gönder ld .

1942 yılında, t füs aşısı ve akrep serumu üret m başladı.

1950’de İnfluenza laboratuvarı Dünya Sağlık Örgütü tarafından

Uluslararası Bölgesel İnfluenza (gr p) Merkez olarak tanındı ve nfluenza

aşısı üret m ne geç ld .

1976’da Kuru BCG aşısının deneysel üret m başladı.

1983’te kuru BCG aşısı üret m ne geç ld .

2 PROISPEKTÜS


Daha sonra se 663 sayılı Türk ye Cumhur yet Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşk lat ve Görevler

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'n n 2/11/2011 tar h nde yürürlüğe g rmes le Türk ye Halk Sağlığı

Kurumu'na devred lm şt r. Türk ye Halk Sağlığı Kurumu da sonrasında T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı

Genel Müdürlüğü olarak s mlend r lm şt r. Bu müdürlük altında Ref k Saydam s ml herhang b r b r m artık

bulunmamaktadır.

İmmünoloji Şubesi (1936) serum süzmek için kullanılan asbest Seitz filtreleri

Farmakoloji Şubesi’nde hormon preparatları, özellikle insülin üretilmiştir.

PROISPEKTÜS

2



“Dışarı çıkmalarının tek

yolu doktorlara haklı

olduklarını bel rtmekt .

Onlar bana del olduğumu

söylem şt ve ’Ben

del y m, ama daha y

oluyorum.’ demek

gerek yordu.”

Hatta tamam yle normal davranışlar serg leyen sahte

hastalar, akıl hastanes ndek yatan hastaların b le

d kkat n çekm ş ve hastalar tarafından gazetec veya g zl

ajan olmak le suçlanmışlardır. Aynı zamanda da hemş re

raporlarında arkadaşça ve şb rl kç davrandıkları

yazılmıştır. Fakat doktorları hasta olmadıklarına kna

etmeler ve hastaneden çıkmaları en az yed en fazla ell k

gün sürmüştür.

Rosenhan b r röportajında ç nde bulundukları durumu

“Dışarı çıkmalarının tek yolu doktorlara haklı olduklarını

bel rtmekt . Onlar bana del olduğumu söylem şt ve ’Ben

del y m, ama daha y oluyorum.’demek gerek yordu.” d ye

açıklıyor. Hastanelerden çıkmadan önce sahte hastalara

rem syonda ş zofren tanısı konulmuştur. Bu da kron k

hastalığı olduğu b l nen k ş lerde hastalık akt v tes n n artık

bulunmadığını gösteren b r durumdur. Daha sonra da

kl n klerden ayrılan k ş ler farklı s mler kullanarak çeş tl

hastanelerde aynı deney tekrarlamışlardır ve bu deneyle

toplamda on k hastaneye ulaşmışlardır. Aklı başında olan

le olmayanı ayırt etmedek yöntemler n doğruluğunu

araştıran bu deney n sonucu yayımlandığında Rosenhan

çok fazla tepk aldı.

Bazı hastaneler kend ler ne sahte hasta gönder lm ş

olsaydı bunu hemen anlayab lecekler söyleyerek

Rosenhan’ı sahtekarlıkla suçladılar. Rosenhan’dan

kend hastaneler ne sahte hasta göndermes n

sted ler. Rosenhan bu tekl f kabul ett . Bu şek lde de

deney n k nc aşaması başlamış oldu.

Anlaşmış oldukları 3 ay süres nce tuzağa

düşmeyeceğ n dd a eden hastanelere müracaat

eden 193 hastadan 41’ ne ‘sahte hasta olab l r’

teşh s nde bulundular. Bu 41 hastadan 19’u en az b r

ps k yatr ve ve kl n k çalışanı tarafından kontrol

ed lerek kl n ğe kabul ed lm şlerd r. Ancak ş n lg nç

yanı hastaneler bu ver ler paylaştıklarında Rosenhan

hastanelere 3 ay boyunca h ç sahte hasta

yollamadığını açıklamıştır. Burada akıllarda oluşan

soru se sahte hasta olarak bel rlenen ve aslında

gerçek ş kayetler le hastanelere başvuran bu k ş ler

gerçekten sağlıklı mıydı?

Rosenhan oldukça ses get ren bu çalışmasının

sonucunda ‘Açıkça görüldüğü üzere akıl

hastaneler nde akıl sağlığının değerlend rmes

başarılı b r şek lde yapılamamaktadır.’ d yerek büyük

b r eleşt r de bulunmuştur.

PROISPEKTÜS

2


Devr m n tel ğ ndek bu çalışma Amer kan Ps k yatr B rl ğ ’n n akıl hastalıkları tanı

kılavuzunda tamamen değ ş kl ğe g tmes ne sebep olmuştur.

Bu şek lde deney, b zlere “Tanıya götüren bel rt ler hastaların kend ler nden m , yoksa

bulundukları ortamdan ve uzmandan mı kaynaklanır? Akıl hastaneler ne g rmes bu

kadar kolay da çıkması neden zordur? Eğer sahte hastaların değerlend rmes daha

doğru yapılsaydı sonuç ne olurdu?” g b sorular sorduruyor.

Deney n k nc kısmından da anladığımız üzere o dönemde tanı süreçler nde çeş tl

sorunlar vardı. Tanı kılavuzu düzenlenmeden önce kend ler ne del damgası vurulan

sağlıklı k ş ler, bu yanlış tanılardan hayatları boyunca nasıl etk lend ler? Hatalı tanı

konulan k ş lere, ver len yanlış tedav ler b le görmezden gel rsek toplum tarafından

üzerler ne yapışan et ketler ve toplumdan dışlanmaları onları nasıl etk led ?

2 PROISPEKTÜS



Robot Tırtıllar le Terapöt k

İlaç Dağıtımı

Son dönemlerde laç taşıma s stemler nde pek çok

gel şme yaşanıyor. Araştırmacılar hedeflenen dokuya

yönel k yen l kç tedav ler le daha etk n b r y leşme

sürec sunmak ve lacın stenmeyen etk ler n azaltmak

ç n b rçok çalışma yürütüyor. Ç n de yürütülen son

çalışmalarda se terapöt k laçların taşınması ve

dağıtımında görev almak üzere tırtıla benzeyen küçük

robotlar gel şt r l yor. Yukarıdak fotoğraflarda

görüldüğü üzere gerçek b r tırtıla oldukça benzeyen bu

robot doğadan lham alınarak tasarlandı.

Hong Kong Şeh r Ün vers tes tarafından nsanlarda laç

dağıtım yollarını y leşt rmek ç n gel şt r len bu küçük

tırtıl robotların, nsan vücudundak farklı özell klere

sah p dokularda maks mum taşınab l rl ğ sağlamak ç n

yüzeyle m n mum temas alanına sah p ve sürtünmey

büyük oranda azaltan çoklu s vr bacaklara sah p yen b r

protot p gel şt r ld . Benzer boyutlardak robotlara

oranla daha serbest hareket edeb l r ve daha az enerj

harcar. Ayrıca öncek yumuşak robotlarla

karşılaştırıldığında, kan ve mukus kaplı b rçok yüzeyde

ver ml b r şek lde hareket ed yor olması ve standart hap

büyüklüğündek nesneler s nd r m organlarında taşıyab l yor olması b r farmasöt k lacı, s nd r m

s stem yolu le bel rlenm ş b r noktaya ulaştırmak dışında tıbb muayeneler yapmak amacı le

kullanımına da olanak sunuyor. Mod f ye ed lm ş manyet k parçacık destekl kalıplama yaklaşımı le

pol d met ls loksan (PDMS) adı ver len b r s l kon malzemeden üret len bu küçük tırtıl robot,

h drofob k olma ve elektron k kuvvet uygulanarak uzaktan hareket edeb lme özell kler le de ön

plana çıkıyor. Bu özell ğ le küçük tırtıl robotları, dışardan b r manyet k yönlend r c kullanarak

vücudunuzun çer s nde çeş tl şek llerde hareket ett reb l r, manevralar yapab l r ve

elektromanyet k frekansı artırarak hızlandırab l r. Tüm bu bulgulara rağmen robot tırtıllarda henüz

nsan ve hayvan deneyler ne geç lmed . Bunun sebeb henüz bu tırtılların b yoloj k olarak vücut

çer s nde parçalanamıyor olması. Fakat araştırmacılar önümüzdek 3 yıl çer s nde bu özell ğ etk n

kılab lmek ç n çeş tl b yomalzemeler robotlar üzer nde den yor.

Araştırmayla alakalı görsel materyallere aşağıdak karekodlardan er ş m sağlayab l rs n z.

2 PROISPEKTÜS


Der n Öğrenme

Destekl Robotlar

Ot zm

Terap stler ne

Nasıl Yardımcı

Olab l r?

Teknoloj n n yarına da r en umut ver c kazanımlarından b r de kuşkusuz sınırları ortadan

kaldırmaya yönel k başarısıdır. Dünün engel olarak adlandırılan çoğu durum, bugün sıradanlaşmış

tedav ler olan hastalıklardır. Ot zm de bunlardan b r olab l r m ?

Ot zm çok küçük yaşlardan t baren davranışlarda, ve ruh hal nde çeş tl semptomlar göstererek

ortaya çıkıyor. Ot zm tedav s ndek en öneml amaç se ot zml b reyler sosyal hayata kazandırmak

ve let ş m becer ler n gel şt rerek bağımsız yaşayab lmek ç n ht yaç duydukları becer ler

kazanab lmeler ne yardımcı olmaktır. Ancak her zaman terap yardımı ot zml b reyler ç n yeterl

olmuyor.

Duygu durum değ ş kl kler n tanımlamakta problem yaşadıkları şte bu noktada a leler n ve

terap stler n yardımına bu kahraman robotlar koşuyor. Der n öğrenme yazılımı le hayat bulan bu

nsansı robotlar devreye g r yor ve çocukların lg s n çekerek ver ml b r terap sürec nde

terap stler n, ot zml b reyler n davranışlarını yorumlamasına olanak sağlıyor. Aynı zamanda

çocukların bu sürec daha doğal anlamlandırarak kend ler ne göster len duyguları takl t etmeler ne

ve bu duygulara doğru şek lde cevap vermeler ne yardımcı oluyor.

TERAPİ SÜRECİ NASIL İLERLİYOR ?

Çocukların b lekler ne robotla buluşmadan önce yüz fadeler , baş ve vücut hareketler , jest ve

m m kler , kalp atış hızı, vücut ısısı g b ver ler ölçecek sensörler yerleşt r l yor. Bu süreçte

öncel kle terap stler kızgınlık, mutluluk g b çeş tl fadeler çocuklara fotoğraflar yardımıyla

aktarıyor daha sonrasında se robotu fotoğraflardak fadeler serg lemek üzere ayarlıyorlar.

Araştırmacılar ot zml çocukların robotlarla terap sürec ne nsanlarla olan terap sürec ne göre

daha hızlı adapte olab ld kler n ve daha çok ver m alab ld kler n söylüyor. Bunu altında yatan

neden n se robotların yüz fadeler n planlı b r çerçevede değ şt rmeler nsanların se bu konuda

daha değ şken davranmaları olduğuna nanıyorlar.

Seansın sonunda sensörlerden toplanan ver ler, der n öğrenme teknoloj s n kullanılan robotlarla

opt m ze ed l yor ve bu şek lde k ş selleşt r lm ş b r tedav n n önü açılıyor.

Ot zml çocuklarla gerçekleşt r len terap lerde bu kahraman robotların çocukların let ş m

becer ler n n gel şmes ne ve öğrenme güçlükler n aşmalarına yardımcı olab leceğ düşünülüyor. Ne

düşünüyorsunuz, s zce bu gel şmeler ot zm spektrumunun nsanlık ç n geçm şte kalacağı günler n

haberc s m ?

PROISPEKTÜS

2


S A Ğ L I K S E K T Ö R Ü N D E Y I K I C I T E K N O L O J İ L E R

3D Baskılarla Kend K ş selleşt r lm ş

İlacınızı Üreteb l rs n z

3D baskı le ev n zde doktorunuzun s ze yazdığı lacı üretmek

ne kadar fütür st k s zce? Günümüzde b rçok nsan ser

üret m sebeb yle kullandıkları laçtan yeterl ver m

alamamaktadır. Madd kayıpların yanı sıra, tedav de

gec kmelere ve zaman zaman güvenl tedav sağlamakta da

problem yaşamaktadır. İlaç endüstr s bu problemler

k ş selleşt r lm ş laçlar yoluyla aşmaya çalışıyor. Bu amaç

doğrultusunda üzer nde çalışılan alanlardan b r de 3D

laçlar.

FDA 2015’te, 3D yazıcılarla üret len lk ant ep lept k laç

Spr tam’ı onayladı. Spr tam yutma güçlüğü, yüksek dozajda

kullanılan laçlar ve unutulan dozaj alımları g b mevcut laç

deney mler n y leşt rmek ç n tasarlandı. Spr tam 3D üret m

sürec yle gel şt r lm ş patentl Z pDose tekn ğ le ham

madden n katman katman dökülmes yle elde ed lm şt r.

Gözenekl matr x yapısı le hem b r yudum suda hemen

çözünerek hem de yüksek dozajda laç kullanan hastalar

ç n küçük tabletler üreterek hasta uyuncunu artırmıştır.

3D üret m n laç endüstr s nde ortaya çıkardığı yen b r

çalışma se pol p ller. Pol p ller farklı hastalıklarda

kullandığınız laçların tek b r tablet hal nde s ze

sunulmasıdır. S ngapur Ulusal Ün vers tes (NUS) yapılan

son çalışmalarla doktorların pol p ller n ne sıklıkla ne oranda

salınacağını hesaplayarak k ş selleşt r lm ş laçların önünü

açan b r yazılım gel şt rd .

3D baskılı laçların gel şt r lmes n n ve k ş selleşt r lm ş

tıbbın henüz lk aşamalarında olsak da, bu sektörün

büyüdüğünü nkâr edemey z. Önümüzdek yıllar ç nde laç

tüket m alışkanlıklarımızda değ ş kl kler göreceğ m z kes n.

Doktorunuzdan aldığınız reçetey eczanede veya ev n zde

basab leceğ n z b r gelecek çok uzak değ l.

Aşağıdak karekod üzer nden Dan el Kraft’ın

k ş selleşt r lm ş ve 3D baskılı laçlar üzer ne yaptığı Ted

konuşmasına ulaşab l rs n z

PROISPEKTÜS 2 PROISPEKTÜS


Arttırılmış Gerçeklik

Sağlıkta Devrim

Yaratacak

Sağlık alanındak son arttırılmış gerçekl k

çalışmalarından b r olan ProjectDR cerrah den tutun

tıp eğ t m ne kadar b rçok alanda gel ş me açık fırsatlar

sunuyor. Alberta Ün vers tes ndek araştırmacıların

gel şt rd ğ proje hastadan daha önceden elde ed lm ş

tıbb görüntüler doğrudan hastanın c ld ne yansıtılması

ve görüntülenmes temel ne dayanır. Aynı zamanda

hastanın vücudunda stratej k konumlara yerleşt r len

çeş tl sensörler, şaretç ler, kızılötes kameralar

yardımıyla s stem hastanın vücuduna opt m ze olur ve

hastanın hareketler ne entegre b r şek lde görüntüler

yansıtır. Yan d ğer b r dey şle hasta hareket ett kçe

görüntüler de hareket eder.

ProjectDR teknoloj s kullanıcılarına kan damarları veya

detaylı akc ğer ncelemeler g b çeş tl spes f k

alanlarda da destek ver yor.

Bu projede görev alan yüksek l sans öğrenc s M chael

F est le b rl kte s stem oluşturan b r b lg sayar b l m

yüksek l sans öğrenc s olan Ian Watts, şu an bu

teknoloj n n amel yat s mülasyonlarına, tıp

eğ t mler ne, f zyoterap stler n f z k tedav ler nde

kullanıma elver şl olduğunu ve uygulamaları olduğunu

bel rt yor. Bu teknoloj n n daha ler k dönemlerde

amel yatlarda cerraha yardımcı olab leceğ

düşünülüyor ve bu alanda çalışmalar devam ed yor.

S A Ğ L I K S E K T Ö R Ü N D E Y I K I C I T E K N O L O J İ L E R

AŞAĞIDAKİ KAREKOD

ÜZERİNDEN PROJECTDR

TANITIM VİDEOSUNA

ULAŞABİLİRSİNİZ.

PROISPEKTÜS

2


okyanuslardak

ESRA ŞAŞMAZ

ÇAĞLA ÇELİKARSLAN

plast kler

Tüm dünyada her yıl yaklaşık 12 m lyon ton plast k den zlere karışarak okyanuslarda

dolaşmaya ve den z ekoloj s n etk lemeye başlar. Doğada bozunmaları uzun yıllar süren bu

plast k atıklar, den z canlıları tarafından yemek sanılıp yen lerek onlar ç n hayat r sk

oluşturab l rler. Ayrıca bu plast kler yıllar çer s nde bozunup m kroplast klere dönüşerek

daha tehl kel hale geleb l rler. Balıklar vasıtasıyla bes n z nc r ne dah l olan bu

m kroplast kler, böylel kle nsan vücuduna da g reb l r. Yan kend sebep olduğu bu

sorundan nsanlar da dolaylı olarak etk len r.

Pek ne yapmalıyız? İlk olarak problem n ne kadar büyük olduğunun farkına varmakla şe

başlayab l r z. “The Plast c Ocean” s ml b r belgeselde geçen şu cümley ben mseyeb l r z:

“Umursamak b lmekle, değ ş m se umursamakla başlar.” Aslında baştak amacı mav

bal naları araştırmak olan Cra g Leeson’ın el değmem ş okyanusun ortasında karşı karşıya

kaldığı plast k çöpler yle şaşkınlığa uğramasıyla başlayan belgesel, plast k atık problem n

çarpıcı gerçeklerle gözler önüne serm ş. Belgesel zled ğ n zde atık plast k sorunun ne

kadar somut ve çözüme muhtaç olduğuyla yüz yüze gel yorsunuz.

Yapab leceğ m z k nc şey se öncel kle kend hayatımızdan başlayarak b r değ ş m

başlatmak olab l r. Plast k poşet, ş şe ve p pet kullanımını azaltarak, alışver şler m zde

çevre dostu markaları terc h ederek plast ğ mümkün olduğunca hayatımızdan çıkarmakla

şe başlayab l r z. Ayrıca kullandığımız plast kler uygun şek llerde ayrıştırarak lg l

kurumlara ger dönüşümler ç n tesl m etmek de fazlasıyla fark yaratacaktır.

Ev m zde geç rd ğ m z vak tler n arttığı pandem dönem n düşündüğümüzde se;

mutfağımızda kullandığımız tüm malzemeler nceleyeb l r ve tüm araç-gereçler n z

plast k har c materyallerden terc h edeb l r z. Örneğ n, plast k salata kaseler m z

paslanmaz çel k salata kases yle değ şt reb l r ve çok daha uzun yıllar kullanab l r z. Plast k

saklama kapları yer ne cam kavanozları terc h edeb l r z.

Banyomuzda se b yobozunur d ş fırçası, tahta tarak ve pek d ş p kullanab l r z. Naylon ve

polyester kıyafetler yıkandığında sucul ortama plast k salınmasına sebep olduğundan ve

çok sık çamaşır yıkamak gereks z su tüket m ne yol açtığından, çamaşır mak neler m z

tam kapas teye ulaştıktan sonra çalıştırmamız şe yarayab l r. Naylon ve polyester

kıyafetler satın almak yer ne yüzde 100 pamuklu g ys ler terc h ederek gardıroplarımızı

plast kten arındırab leceğ m z de unutmayalım.

Gelecek nes llere bıraktığımız okyanus manzarasını çöpler m z le k rletmed ğ m ze em n

olalım.

2 PROISPEKTÜS



Van Gogh’u daha yakından tanıyab lmen z ç n bazı öner ler:

Film Belgesel Şarkı

Ksantops ve Van Gogh’un sarı v zyonu arasındak l şk ye dönecek olursak, Dr.

Rachet’ n reçete ett ğ yazılsa da Van Gogh’un lacı aldığına da r b r kanıt

bulunmamaktadır. Van Gogh 1890 yılında “Portra ts of Dr. Gachet” adlı

tablosunda Dr. Gachet ve D g tal s b tk s n n resm n yapmıştı. Bu res m, bu

h potez güçlend rse de yüksük otunun b r ressam ç n, laçtan çok b r

doktorun sembolü olduğu ç n resmed lm ş olma olasılığı da göze önüne

alınmalıydı. Bunlara ek olarak Van Gogh'un eserler nde, sarı tonların

hak m yet ne rağmen çok nce b r şek lde sarı uygulansa b le (örneğ n, uzaktak

evler n beyaz duvarlarında) onun her zaman mav ve/veya beyaz kullanımıyla

dengelend ğ unutulmamalıdır. Ksantops ’de beyazlar ve sarılar ressam

tarafından ayırt ed lemez ve mav ler ona yeş ller olarak görünürdü.

Sanat dâh s Van Gogh’un bazı res mler nde gördüğümüz bu sarı renk

baskınlığının, dünyayı görme şekl n n b r yansıması mı olduğu, sadece st l m

olduğu hala kes n olarak b l nmezken aslında anlatmak sted kler ne daha fazla

odaklanmamız gerek r. Edgar Degas’ın da ded ğ g b ;

“Sanat gördüğünüz şey değil, başkalarının görmesini

sağladığınız şeydir.”

2 PROISPEKTÜS



Bel rl b r bölge ç n değ l ama genel kafa travması sonrası

olab lecek k ş değ ş mler ne örnek verecek olursak da:

· Sözlü ve f z ksel patlamalar, empat eks kl ğ , kötü

yargılama ve d s nh b syon, dürtüsel davranış, olumsuz ruh

hal , hoşgörüden yoksunluk, lg s zl k, benmerkezc l k,

sertl k ve esnekl k, r skl davranışlarda bulunma, depresyon

ve kaygı g b ruh hal değ ş mler gözlenm şt r.

Maryland Enst tüsünde yapılan b r araştırmada, enst tünün

ac l kısmına TBH tanısıyla başvuran toplam 66 hastadan -

travma gerçekleşt kten b r ay sonra- 17 hastada major

depresyon, 2 hastada se m nor depresyon oluşumu

gözlenm şt r. Hastaların b rçoğunda se duygu durumunda

coşku, öfor k davranışlar ve huzursuzluk oluştuğu

görülmüştür.

Araştırma sonucuna göre, bey n hasarı almış nsanlarda

k ş l k değ ş m ş ddetl veya haf f b r şek lde olmak üzere

büyük oranda ortaya çıkar. Asıl soru, bunun s z ne kadar

etk led ğ d r. Ya da bu durumdan b r ger dönüş olup

olmayacağıdır. Bazı nsanların k ş l kler esk hal ne

dönerken, d ğer b r kısımdak ler hayatlarına artık farklı b r

şek lde devam etmek zorunda kalmaktadır.

F z ksel bozuklukların yanı sıra, hastaların

%10’luk kısmında b l şsel ve k ş l ksel

değ ş mler de meydana gelmekted r. Uzun

zamandır süregelen araştırmalarda görüldüğü

üzere çoğu nsanda gerçekleşen kafa

travmalarında k ş l k değ ş m olduğunu ve bu

değ ş mler n s z n şu anda sah p olduğunuz

k ş l ğ n tam ters olacak şek lde oluştuğunu

bulmuşlardır. Normalde çok sak n b r nsanken,

b r anda her şeye s n rlenen b r nsan

olab leceğ n z hayal edeb l yor musunuz? Evet,

bu mümkün. TBH sonrası meydana gelen k ş l k

değ ş kl kler hastaların öncek k ş sel

prof l nde değ şme gösteren kalıcı k ş l k

bozukluğu olarak tanımlanır ve bu durum bey n

travması sonucu gel şen patof zyoloj k

değ ş kl klere bağlanır. İlg nç kısmı da özell kle

bey n hasarının yer , k ş n n nasıl davrandığını

değ şt reb l r. Örneğ n; orb tofrontal korteks,

dürtüsel davranışları kontrol etmeye yardımcı

olan ve k ş n n empat yapmasında rol oynayan

b r bölged r. Bu alan hasar görürse, k ş

başkalarıyla empat kurmakta zorlanab l r ve

daha pervasız davranışlarda bulunab l r.

Sevd kler ne tamamen farklı b r k ş l ğe sah p

g b görüneb l rler. Ya da prefrontal korteks;

davranış yönet m , duyguların düzenlenmes ve

uygun şek lde tepk lerden sorumlu bey n

bölges d r. Eğer bu bölge zarar görürse

utanmaz, uygunsuz ve suça yönel k

davranışlar, ps kopat ve dürtüsell k görülür.

2 PROISPEKTÜS


Bunlara ek olarak, anks yete bozukluğu da çok sık görülen b r

başka travma sonrası rahatsızlıktır. Bu bozukluğun temel nde,

travmanın yaşandığı anın hatırlanması yatmaktadır. Genelde

uykuya dalmada zorluk, s n rl l k hal , huzursuzluk ve sosyal

akt v tede zorlanma g b aksaklıklarla devam etmekted r.

Eğer kend n z bu konuda denemek st yorsanız, Nörops koloj

Davranışı ve Duygulanım Prof l (NBAP; Nelson, Satz ve D'El a,

1994) adı ver len geleneksel k ş l k testler n n b rçok

sınırlamasından kaçınan test çözeb l rs n z. Bu testte hasta

hakkındak b lg ler, b r akraba veya yakın arkadaş tarafından

doldurulur. Hastalık önces ve mevcut k ş l k şlev n n tanımlayıcı

b r prof l özet n sağlar. Beş kl n k ölçeğ n her b r farklı b r yapıyı

ölçer: Kayıtsızlık (örneğ n, k ş n n yaralanmasına l şk n çgörü

eks kl ğ ), Uygunsuzluk (örneğ n, uygunsuz veya tuhaf davranış),

Depresyon (örneğ n, depres f semptomatoloj ), Man (örneğ n,

s n rl l k, öfor ), ve Pragnoz a (örneğ n, kusurlu sosyal veya

pragmat k let ş m tarzı). Ve olumsuz tepk y kontrol etmek ç n

tasarlanmış maddelerden oluşan b r nötr ölçek de teste dah l

ed lm şt r.

B r nsan yed s nde neyse

yetm ş nde o olmayab l r. Bu

araştırmamızda s ze küçük

b r kafa travması geç rsen z

dah s ze etk leyeb leceğ n

ve hayatınızda kalıcı b r

değ ş kl ğe yol açab leceğ n

sunmak sted k. Elbette k

küçük kardeş n z kafanıza

oyuncak attığında bu s zde

k ş l k değ ş kl ğ ne yol

açmaz ancak kısa sürel

kardeş n ze karşı sevg

değ ş kl kler ne neden

olab l r.

PROISPEKTÜS

2



Hepimizin aklına uzay yolculuğu dendiğinde roketler, astronotlar, galaksiler

geliyor değil mi? Peki uzay eczacılığı veya uzay tıbbı dendiğinde neler

söyleyebiliyorsunuz? Hadi gelin hep birlikte bakalım.

Sizlerle bu yazımızda, uzayın insan fizyolojisi üzerine olan etkilerini inceleyeceğiz.

Öncelikle şunu söyleyebiliriz ki, uzay insanın yaşaması için pek de uygun bir ortam

sunmuyor. Uzay roketinin fırlatılması ile oluşan fizyolojik değişimler zamanla

farklı etkileri beraberinde getiriyor.

2 PROISPEKTÜS


G-kuvvet (hızlanma sırasında vücudumuza uygulanan kuvvet)

vücut ağırlığımızı normalden dört kat daha fazla etk l yor ve

kolunuzu b le kıpırdatamayacak kadar güçsüzleş yorsunuz.

Sonrasında G kuvvet kanı ayaklara doğru tmeye başlıyor,

beyn n az kanlanması sonucunda göz bozuklukları oluşuyor.

Tüm bu değ ş mler se sadece kalkıştan 10 san ye sonrasında

görülmeye başlıyor. Uzaya çıkışla b rl kte vücut m kro-yer

çek m ne karşı adaptasyon gel şt rmeye başlıyor. Yörüngede

uzun süre kalındığında se; lk günlerden t baren ‘uzay hareket

hastalığı’ olarak adlandırdığımız bulantı, kusma ve baş ağrısı

görülüyor. Eğer b r uzay kapsülünde sen z havada uçuşan

kusmuklara çok da şaşırmamanız gerek r. Tüm bu ş kayetler n

önlenmes ç n ant emet k laçlar kullanılmalıdır. M kro-yer

çek m ne bağlı adaptasyonlar sonucu, yer çek m n n uyardığı

h drostat k basınç yokluğu per fer sıvılarının santrale geç ş ne

neden oluyor. Oluşan konsantrasyon sıklıkla baş ağrısı yapıyor

ve tüm bu f zyoloj k değ ş mler kalkışın on dak ka sonrasında

görülüyor. Zaman ç nde oluşan d ürez s sonucu plazma hacm

ve buna bağlı olarak vücut kütles azalıyor. Buna karşın da

kard ovasküler s stem bazı adaptasyonlar gel şt r yor.

Genell kle bu adaptasyon kard yak output artışı olarak

karşımıza çıkıyor. Kalkışın k nc günler nde, uzay kafa üstünde

durmaya benzer h sler yaratıyor. Sıvılar vücudun üst

kısımlarında b r kmeye başlıyor ve uzun yolculuklarda nasıl

ayaklarımız ş ş yorsa aynı şek lde burada da yüzler m z ş ş yor.

Yer çek m n n olmaması kem klerde osteoporoza neden

oluyor. Tüm bunlar olurken zamanla kandak kals yum

m ktarının artması da kaçınılmaz b r durum olarak karşımıza

çıkıyor. Uzay nsanoğlunu nasıl etk leyeb l yorsa, v rüsler ve

bakter ler de etk l yor. Örnek olarak; v rülanslarını ve

m krob yal büyüme hızlarını arttırıyor, ant b yot klere d renç

gel şt r yor, konak dokuda m krob yal nvazyona ve genet k

yapılarda değ ş kl klere yol açıyor. Uzayda yapılacak b r cerrah

şlemdek en öneml sorun, tehl kel enfeks yonlara neden

olab lecek m kroorgan zmaların v rülanslarını arttırmadan b r

an önce yok edeb lmekt r.Ant b yot k kullanmadan y leşmen n

sağlanması ç n çeş tl çalışmalar yapılmış ve en öneml

çalışma “cold plasma” olarak bel rlenm şt r. Laboratuvar

ortamında b rçok bakter n n ölümüne yol açtığı ve yaraların

y leşmes n hızlandırdığı görülmüştür.

PROISPEKTÜS

2


Uzun uzay yolculuklarına nsan vücudunun adapte ed leb lmes , yer çek ms z ortamda yapılacak

tıbb çalışmalar (yen laçların gel şt r lmes ) hala devam eden öneml uzay çalışmalarındandır.

Ancak b l m nsanları uzayın sadece nsan vücuduna olan olumsuz etk ler üzer ne çalışmıyorlar.

Uzayda kullanab leceğ m z tedav yöntemler de oldukça gündemde olan b r d ğer konu. Örneğ n

“Yer çek ms z ortamda kanser hastalığının tedav s mümkün mü?” Yapılan son araştırmalar,

kanser hücreler n n sıfır yer çek m nden öneml ölçüde etk leneb leceğ n göster yor. Bu f k r,

Dr. Chou ve öğrenc ler nden b r olan Anthony K rollos’un Sydney Teknoloj Ün vers tes 'ndek

(UTS) laboratuvarlarında b r m kro-yer çek m s mülatörünün kanser hücreler üzer nde d kkate

değer b r etk ye sah p olduğunu keşfetmeler sonucunda ortaya çıkmış. Dr. Chou "Harvard'da,

temelde kem k hücreler n vücudun gerçekten egzers z yapmadığı halde egzers z yaptığını

düşünmeler ç n kandırarak astronotların kem k kaybetmes n nasıl önleyeceğ m z

araştırdığımız b r projen n parçasıydım. Daha sonra Avustralya'ya döndüğümde, aynı stratej y

kansere nasıl uygulayab l r z d ye düşündüm. Herkes kanser hücreler n n b r tümör

oluşturab lmes ç n kanser hücreler arasında b r algılama mekan zması olması gerekt ğ n

b l yor. Ancak bu mekan zmanın ne olduğunu gerçekten k mse tam anlamıyla tanımlayamadı.

Ben m sorumsa şuydu: Sıfır yer çek m veya m kro yer çek m ortamında, b r kanser hücres n n

algılama reseptörler kapanır mı? Ve eğer öyleyse, bu durum tümör oluşturma yetenekler n

etk ler m ?" düşünces yle projes n başlatmış. Daha sonra Dr. Chou, dört farklı kanser türünü

(yumurtalık, meme, burun ve akc ğer kanser ) yer çek m azaltılmış, uzay ortamını takl t eden

yan m kro-yer çek ml b r ortam koşulu sağlayan b r s mülatörün ç ne koyarak 24 saat ç nde

kanser hücreler n n yüzde 80 la 90'ının laç tedav s olmaksızın gerçekten öldüğünü fark etm ş.

Dr. Chou ve Bay K rollos, yer çek m n n azalmasının kanser hücreler n öldürdüğünü çünkü

b rb rler yle olan let ş mler n durdurduğunu düşünüyor. Dr. Chou "Uzayda olduğumuzda,

vücuttak hücreler m z “mekan k boşaltma” ded ğ m z durumu h ssetmeye başlar. Bu durum yer

çek m olmadığı ç n kuvvet eks kl ğ olduğu anlamına gel r. Bu aslında hücreler n nasıl hareket

ett ğ n , nasıl şled ğ n ve aynı zamanda hayatta kalma kab l yetler n de bel rler. B z m

h potez m z, çevreler n artık h ssedemed kler ve bu nedenle hücreler n apoptoz veya hücre

ölümü durumuna geçt kler yönünde." d yor. Araştırmalarını gen şletmek ç n UTS tarafından

f nanse ed len Chou ve ek b , Amer ka B rleş k Devletler 'ndek SpaceX'e uçmayı hedefl yor ve

buradan Uluslararası Uzay İstasyonu'na b r görev başlatmayı planlıyorlar. Gördüğünüz g b uzay

hep m z n yavaş yavaş öğrenmeye başladığı dünyamızdan oldukça farklı b r alem. İler de

uzayda yaşamaya başlar mıyız b l nmez ama g tt kçe daha fazla b lg sah b olmaya başladığımız

kes n.

2 PROISPEKTÜS



M E D İ T A S Y O N

HER ŞEYE KADİR BİR SİHİR Mİ YOKSA İÇİ BOŞ BİR BALON MU?

RABİA KARACA

Stresle başa çıkmanın yegane yollarından b r s olarak görülen med tasyon kavramı son

zamanlarda oldukça karşımıza çıkmaya başladı. Lat nce med tat o kel mes nden türet lm ş

b r kel me olan med tasyon b r şey gözden geç rme, üzer nde düşünme g b anlamlara gel r.

Esasında med tasyon ded ğ m z şey der n düşünmed r ancak bu düşünme b ç m gün

çer s nde sık sık yaptığımız g b z hnen düşünme değ l, h çb r şey düşünmeks z n

gerçekleşen der n düşünmed r. Bu b raz kafanızı karıştırab l r, nasıl oluyor da düşünmeden

b r şeyler düşünüyoruz d yeb l rs n z. Belk de ş n sırrı budur.

Med tasyon kavramını b raz daha b l msel b r çerçeveden ele almamız gerek rse Harvard Tıp

Okulu ve Massachusetts General Hosp tal’da s n rb l m alanında çalışan b r b l m nsanı olan

Sara Lazar’ın çalışmalarına göz atab l r z. Kend s med tasyona başlama h kayes n ve

devamında gel şenler şu şek lde anlatıyor: B r arkadaşım ve ben Boston maratonu ç n

eğ t m görüyorduk, koşuda bazı sakatlıklar yaşadım, sonrasında b r f zyoterap ste

göründüm, koşmayı bırakmamı ve yalnızca esnemem söyled . Böylece f z ksel terap

yapıyor g b düşünerek yogaya başladım. Gerçekten fayda sağladığını gördüm bu yüzden

nasıl çalıştığını merak ett m.Yoga eğ tmen m, yoganın merhamet m z artıracağını ve

kalb m z açacağını dd a ett . Düşündüm. ”Evet, evet sadece ger lmeye geld m.” Ancak daha

sak n olmaya başladım, daha zor durumlarla baş edeb ld m, daha merhametl ve açık kalpl

davrandım ve başkalarının bakış açılarından göreb l yordum. Belk sadece plasebo etk s yd .

Fakat b l msel l teratür araştırması yaptım ve med tasyonun stres, depresyon, end şe, ağrı

ve uykusuzluğu azalttığına ve artmış b r yaşam kal tes le l şk l olduğuna da r kanıtlar

gördüm.

PROISPEKTÜS

2



NANOBİYOSENSÖRLER

SİNEM GÖRGÜLÜ EBUBEKİR EROĞLU

NANOBİYANSÖR NEDİR ?

Nanob yosensörler en bas t tanımıyla, hastalık tesp t nde kullanılan

b yobel rteçler , b yoreseptörler yardımıyla tesp t ederek erken tanının önünü

açan nano boyuttak sensörlerd r. Aslında vücudumuzda b rçok b yoreseptör

taşırız: gün çer s nde çevrem zde olup b ten b rçok ver y algılamamızı

sağlayan görme, tatma, koku, ş tme g b duyu organlarımız b rer doğal

b yosensördür. B yosensörler n keşf nde nsan algılarının ötes ne geçme f kr

ana etken olmuştur. Bugün aslında rut n b r doktor kontrolünde

karşılaştığımız steteskop, tans yon alet ya da günlük hayatımızda kend m z n

veya b r yakınımızın kullandığı gl koz metreler b rer b yosensördür.

Araştırmacılar daha düşük m ktardak ve daha küçük boyutlardak

b yobel rteçler n tesp t n mümkün kılmak ç n nanob yosensörler yaygın

olarak kullanılır. Aynı zamanda bu hassas c hazların aynı örnekten b rçok

b yobel rteç tay n ed leb lme, tekrar tekrar ölçüm yapab lme mkânı sunmaları

ve kolayca taşınab l r olmaları neden yle ayakta tedav ye olanak sağlamaları

dezavantajlarını göz ardı ederek terc h ed lme oranlarını arttırıyor.

PROISPEKTÜS

2


NANOBİYOSENSÖRLER NASIL

ÇALIŞIR?

B yoanal t olarak adlandırılan b rçok

b yobel rteç, af n te bazlı b yoreseptörler

tarafından algılanır. Dönüştürücü

(transduser) bu algılama sonucunda

oluşan f zyok myasal s nyal yakalayarak

elektr k s nyal ne dönüştürür. Daha

sonrasında elektron k kısım dönüştürülen

elektr ksel s nyaller şler.

NANOBİYOSENSÖR KULLANIMI

Kanser dünyadak en öneml ölüm nedenler nden b r s d r. Ekonom ve ruh sağlığı

ç n kanser n erken teşh s c dd önem taşımaktadır. Bu nedenle, kanser

b yobel rteçler n n hızlı tesp t ç n taşınab l r c hazlar olarak elektrok myasal

nanob yosensörler, teşh s, yönet m ve kanser taraması ç n kl n k tıpta öneml b r

yer bulmuştur.

Nanoteknoloj dek lerlemeyle,

nanob yosensörlere büyük b r

potans yel kazandırılmıştır.

Elektrok myasal b yosensörler n

gel şt r lmes nde çok çeş tl

nanomalzemeler n uygulamaları,

potans yel nanob yosensörler n

üret m ne yol açmıştır.

Yüksek elektr ksel letkenl k ve hacme göre artan yüzey alanı ve daha fazla

tekrarlanab lme neden le elektrok myasal b yosensörler n uygulama alanları

gel şt r lm şt r. Akc ğer, prostat meme ve d ğer kanser türler n n erken teşh s nde

nanob yosensörlerden yararlanılmalar artış gösterm şt r.

2 PROISPEKTÜS


BELGESEL

ÖNERİLERİ

MELİKE ÜNAL

100 Humans

Bu öner m belgesel zlemey sıkıcı buluyorum d yenlere.

“Kadınlar mı daha yavaş hazırlanır, erkekler m ?” “B r k ş ye gülmede veya güvenmede dış

görünüşü etken olab l r m ?” “Modumuzun zaman algımıza etk s var mı?” g b gündel k

olarak karşılaştığımız soruların cevapları üzer ne, b rb r nden çeş tl 100 nsan deneylere

tab tutuluyor. B l msell ğ tartışılab l r fakat zlemes çok key fl olan bu belgeselde bazı

sonuçlar bekled ğ mden çok farklı çıkarak ben şaşırttı. Deneyler gerçekleşt r l rken,

uzman görüşler n de d nleyeb leceğ m z bölümler oluyor. Belgesel ve Real ty Show

harmanlamasıyla zamanınızı y geç receks n z.

My Octopus Teacher- Ahtapottan Öğrend kler m

Bu belgeselde yalnızca beyn n değ l vücudunun tamamını algılamaya, düşünmeye,

keşfetmeye kullanab len sıra dışı b r hayvanın yaşam döngüsünü gözlemleyeb leceks n z

fakat alışılagelm ş su altı belgeseller n n dışında, ahtapotumuzla gönül bağı kurmuş b r n n

gözünden zleyecek ve d nleyeceks n z. Her gün ahtapotu zlemek ve yaşamına dah l olmak

ç n tüpsüz su altı dalışı yapan Cra g Foster, ahtapotta kend yaşamına da r b rçok nokta

bulacak. B ze b r görsel şölen sunan “Ahtapottan Öğrend kler m” 2021 yılında En İy

Belgesel dalında Oscar ödülünü kazandı.

2 PROISPEKTÜS



Unnatural Select on- Doğal Olmayan Seç l m

2020 yılını pandem yle hatırlayacak olsak da Nobel K mya ödülünü kazandıran Cr spr-Cas 9

teknoloj s yle devr m n tel ğ nde b r adım atılmış olduğundan, gelecekte b z bekleyen

dünyanın heyecanını da aynı yılda yaşamış olduk. Genlerle oynayab lmey sağlayan bu

teknoloj n n ne denl ulaşılab l r olduğunu, et k sınırların geç ld ğ nde nelerle

karşılaşılab leceğ n , b rçok nsanın hayatını etk leyen genet k hastalıklara nasıl etk

edeb leceğ n hatta tasarım bebek f kr ne ne kadar yakın olduğumuzu örneklerle anlatan

bu belgesel, yüzyıllardır doğal seç l me etk eden nsanoğlunun cat ett ğ , ger dönülemez

etk ler n kapısını aralayan bu teknoloj y 4 bölümle b ze aktarıyor.

Expla ned

Expla ned, astroloj den kr ptoparaya, müz kten kodlamaya her zley c n n merak ed p

tıklayab leceğ b r bölüm bulunduruyor. Konuları kısa ve öz b r şek lde aktarab lmey

başarıyor b r de üzer ne farkındalıkla taçlandırıyor. Hem geçm şe hem geleceğe b r bakış

atmanızı sağlayan bu belgesel, 2019’un Kasım ayında yayınlnamış olduğu “Geleceğ n

Pandem s ” s ml bölümüyle se şu an ç nde olduğumuz durumu da aktarab lm ş. Bazı

bölümler hakkında paragraflarca yazı yazab leceğ m, zled ğ m bölümlerde öğrend ğ m

küçük b lg ler sohbetlerde geç r p “Bu bölümü kes nl kle zlemel s n!!!” d yeb ld ğ m key fl

b r belgesel.

Umarım üç ünlem şaret zlemen gerekt ğ vurgusunu ve heyecanını yeter nce

açıklayab lm şt r. Bu arada Ernest Hem ngway’ n” Yaşlı Adam ve Den z” k tabında yalnızca b r

ünlem şaret kullandığını b l yor muydun? “Ünlem İşaret ” bölümünde öğrenm şt m.

Kes nl kle zlemel s n. :)

PROISPEKTÜS

2


The Most Unknown- B l nmeyenler n Peş nde

B l me konu olan ve hala araştırılan b l nmezler n arasında da b r h yerarş olduğu ve

bazılarının cevaplarının d ğerler nden daha der n b r b l nmezl k çerd ğ söyleneb l r. Bu

belgesel, nsanın sınırlarını zorlayan en b l nmeyenler üzer ne çalışmalar yürüten 9 b l m

nsanını konu alıyor. Kara c sm n varlığını spatlama çalışan b r f z kç y , b l nç üzer ne

çalışan b r ps koloğun deney n n b r parçası olurken göreb l yoruz. Bu evrende yalnız

mıyız? sorusunu soran b r Astrob yolog m kroskoplarla uğraşırken, teleskoplarla

galaks n n merkez n arayab l yor. B z de kend m z farklı b l msel alanlardan 9 b l m

nsanının aynı d l konuşab lmes n zlerken buluyoruz.

D agnos s-Teşh s

Vücudumuzda b r ağrı h ssett ğ m zde yaptığımız lk şey bel rt ler Google’da araştırarak

kend kend m ze b r teşh s koymak olsa da, hemen sonrasında hastanen n yolunu tutarız.

Doktorumuz kan ve drar testler yaptırıp, sayısız c haz yardımıyla b r teşh s koymaya

çalışır. Pek ya g d len b rçok hastanede, danışılan b rçok doktor b r sonuca ulaşamazsa ve

sorunun ne olduğunu b lmeden hayatlarımıza bu semptomlarla devam etmek zorunda

kalırsak, sosyal medya bu konuda b ze yardım edeb l r m ?

Yale Ün vers tes ’nden Dr. L sa Sanders, 2002’den ber New York T mes Derg s nde,

alışılmadık bel rt ler gösteren, nad r hastalıklara sah p ve teşh s konamamış bu hastaların

h kayeler n kaleme aldığı, “Teşh s” s ml köşe yazıları yazıyor. Bu yazıları okuyan dünyanın

dört b r yanından b rçok nsan kend ler n v deo çekerek bu hastalıkların ne olab leceğ le

lg l f k rler n anlatıyorlar. Bu köşe yazısından uyarlanan belgeselde bu hastalardan 7

tanes n zl yoruz.

2 PROISPEKTÜS




Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!