30.06.2021 Views

MediaCat Temmuz-Ağustos 2021

Create successful ePaper yourself

Turn your PDF publications into a flip-book with our unique Google optimized e-Paper software.

Milyon dolarlık

dostlar

Yaşlanma

yeniden tanımlanıyor

#Bizi Etkileyen Her Şey #4

Hızlı değil yavaş tüketim

Neden Önemli:

Finansal sağlık

Marka tasarımında

koku ve ses

Cannes Lions’ta öne

çıkan 6 trend

I SN 1301-1675

MARKA YÖNETENLERİN

BİLGİ KAYNAĞI

WWW.MEDIACAT.COM • YIL: 29 | SAYI: 316 • TEMMUZ-AĞUSTOS 2021 - 07-08

KDV DAHİL 37,5 TL KIBRIS 40,5 TL

Sporun değişen paradigması


Teknoloji ve insan

bir araya gelince

her şey mümkün

Birlikte mümkün


İÇİNDEKİLER

Temmuz-Ağustos 2021 Öne Çıkanlar

42

KAPAK

SPORUN DEĞİŞEN PARADİGMASI

Pandeminin en çok sarstığı alanlardan sporda, şu sıralar

heyecanını paylaştığımız iki büyük küresel etkinlik var: EURO

2020 ile Tokyo 2020 Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları.

Pandemi sporun birleştirici gücünü sekteye uğratsa da,

ertelenen etkinliklerin teknolojik, ekonomik ve sosyal etkilerine

yönelik beklentiler yüksek. Uluslararası alanda “spor adına

kayıp yıl” olarak nitelendirilen 2020’nin ardından, sporun

değişen paradigması marka, pazarlama ve spor birlikteliğinin

bugününü ve geleceğini yeniden şekillendiriyor.

İŞ DÜNYASI

Temel yaklaşım sürekli

iyileştirme

Nazım Erdoğan

Sahibinden.com’u bir

teknoloji şirketi olarak

konumlandırdıklarını ifade eden

Sahibinden.com Pazarlamadan

Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

Nazım Erdoğan’la bir araya

geldik.

İŞ DÜNYASI

-Bulut kullanımı hızla arttı

Didem Duru

Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem

Duru’ya göre pandeminin ortaya

koyduğu en önemli gerçeklerden

biri internete erişimi artırma

ihtiyacının aciliyeti.

YARATICILIK

Rekabet gücü güven

ilişkisiyle kazanılır

Jose Miguel Sokoloff

Bu yıl Brand Week Istanbul’da

ağırlayacağımız konuklarımızdan

MullenLowe Group Creative

Council Global Başkanı Jose

Miguel Sokoloff’la etkili yaratıcılık,

yeni dünyanın işbirlikleri ve

“önemsenen reklam yapma”nın

inceliklerinde geziniyoruz.

YARATICILIK

-Yeni deneyimleri seçin

Prof. Craig Wright

Yale Üniversitesi’nden Prof.

Craig Wright, hayatı boyunca

“dâhileri” ve hayatlarını inceledi.

Sonuçlarını The Hidden Habits of

Genius kitabında anlatan Wright

ile dâhileri tartıştık.


BEĞEN BUTONU

10 Tutkularımıza yer açalım

Pelin Özkan

12 Kitap

GÜNCEL

16 Türkiye’den Haberler

17 Global Haberler

18 Spotlight

Fulya Alışır

20 Trend

Meditasyon uygulamaları

22 Polaris Ödülleri 2021 sahiplerini

buldu

İŞ DÜNYASI

28 İklim, kamuoyu ve eylem

Dünya; iklim değişikliği, benzeri

görülmemiş biyolojik çeşitlilik

kaybı, artan eşitsizlikler ve Covid-19

salgını gibi birden fazla krizle karşı

karşıya. Peki, iklim değişikliğiyle

mücadele planlarında kamuoyu

nerede duruyor? Ipsos Dünya

Günü Araştırması ile iklim değişikliği

konusunda kamuoyu ve eylem

ilişkisine daha yakından bakıyoruz.

MEDYA

34 Hüzün ve sevinç bir arada

36 Platformlar ve manşetler

Nüzhet Algüneş

38 Platform savaşlarının öğrettikleri

Medya alışkanlıklarının pandemi

etkisindeki değişiminin bir yansıması

da lügatımıza giren “platform

savaşları” ya da “streaming

savaşları” kavramlarına daha

fazla müracaat etmemiz oldu.

Karantina dönemi izlenmelerinde,

türlü şekillerde birbirleriyle çarpışan

ve birbirlerinden ayrışan TV ve

platformlar cephesinde -pandeminin

itici gücüyle- alınacak bazı dersler

var gibi görünüyor.

KÜLTÜR

58 Statükoyu kurcalamak

60 Milyon dolarlık dostlar

Bu yıl 25’inci yıldönümü vesilesiyle

yeniden karşımıza çıkan Friends,

aslında 1994’te hayatımıza girdiği

andan bu yana kişisel bağlar

kurduğumuz bir hikâye olmanın

çok ötesine geçti. Küresel bir kültür

yaratarak tüm toplumlara ve 7’den

77’ye tüm jenerasyonlara sihrini

yaymayı başardı.

MARKETING

62 Kategorileri aşmak

İhsan Özçıtak

64 Neden Önemli: Finansal sağlık

66 Yaşlanma yeniden tanımlanıyor

Dr. Gül Şener

68 Dostluk zamanı

“Tut ki karnım acıktı, anneme

küstüm, tüm şehir bana küstü. Bir

kedim bile yok, anlıyor musun?”

Kemal Burkay'ın kaleminden çıkıp

Sezen Aksu'nun sesiyle kültleşen

Gülümse, bir insanın yalnızlığının

varabileceği en uç noktayı

kedisizlikle anlatıyordu. Pandemi

nedeniyle iyice yalnızlaşan

hayatlarımızda, o kediye her

zamankinden çok ihtiyacımız olabilir.


İÇİNDEKİLER

DİJİTAL

74 40 yaş altı reklam pazarlama

insanları!

Kayhan Dural

76 Aradığınız oyuncuya şu an

ulaşılamıyor

E-spor ve oyun kültüründe

uzmanlaşmış global ajans network'ü

DDB FTW İstanbul, oyun ve e-spor

evrenini daha anlaşılır kılmak için

Twentify'la işbirliğine gitti. DDB FTW

İstanbul Ekibi, oyuncu tutum ve

davranışları araştırmasının çıktılarını

MediaCat için hazırladı.

78 Yeni birey yeni toplumsal

80 Ticaretin geleceğinde ne var?

84 Bizi Etkileyen Her Şey #4: Hızlı

değil yavaş tüketim

Özellikle pandemiyle birlikte,

hayatın içinde o kadar hızlı olmanın

pek anlamı kalmadı. Evlerde

olunca koşturmak anlamsızlaştı,

koşturmadan da yaşanabileceğini

görmeye başladık. Deeper, Bizi

Etkileyen Her Şey serisinin dördüncü

araştırmasında rotayı yavaş tüketime

kırıyor.

TASARIM

90 Kreatifin Keşfi

Kreatiflerin keşif dünyasına konuk

olduğumuz serimizde bu ay, Rafineri

Sr. Art Direktör Emel Karadeniz’i

ağırlıyoruz.

92 Marka tasarımında koku ve ses

Ozan Karakoç

YARATICILIK

94 Effie’ler yeni sahiplerinde

102 Sosyo-teknik dönemde varoluş

Yapay zekâ ve algoritmalar gibi

dijital sistemlerle ilişkimizden

teknolojinin sosyal gücüne, Stanford

University'den Alix Dunn’la sosyoteknik

dönemin zorluklarını tartıştık.

110 Ad*Watch

112 Cannes Lions’tan öne çıkan 6

trend

Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık

Festivali bu sene de geçen yıl

olduğu gibi online gerçekleşti. 21-

REKLAM VE ADVERTORIAL İNDEKSİ

3K1A 63

Ajans Press 71

Akbank 103

Axa Sigorta 93

B2Press 24

Damat Tween 13

iyzico 82 ve 83

İşbir Yatak 9

Kapsül 25

KFC 105

LC Waikiki 111

Lezita 19

25 Haziran tarihleri arasında hayat

bulan festivalde, ödüllerin sahiplerini

bulduğu canlı yayınlara ek olarak ondemand

konuşmalar da vardı.

114 Grand Prix yarışı

116 Felis Kampanyalar

120 Güldeniz’in arşivinden

Anılara daldığımız

#ofotoğrafınhikâyesi serisinde bu ay

Güldeniz Şeşen Bilginer’in geçmişinde

yolculuğa çıkıyoruz. Cannes’dan

Tarabya’ya uzanan bu seçkide,

geçtiğimiz 10 yılın gurur ve dostlukla

bezeli hatıraları yer alıyor.

Reckitt 95

Reklamania 100

Şekerbank 107

Tasarist 49

Titrifikir 97

Turkcell 35

E.C.A 7

Elidor 40 ve 41

Facebook 14 ve 15

Lipton 56 ve 57

LÖSEV 119

Maltepe Üniversitesi 101

TürkTraktör 88

Unilever 72 ve 73

VakıfBank 51

Golf Dondurma 109

Novartis

AK

Vodafone

ÖKİ ve karşısı

IAB 21

OKEY 98 ve 99

Yataş 55


EDİTÖRDEN

MediaCat

Kayıp zamanın

izinde

mediacatonline

MediaCat

orunlar var. “Olağanüstü zamanlar”

pandemi öncesi ha-

S

yatımızın olağan akışına açtığı

parantezi kapatmak bilmiyor.

Dost sohbetlerinden ana haber

bültenlerine, internetin kuytu dehlizlerinden

milyon satan kitaplara kadar dört bir

koldan COVID-19’un insanlığa kaybettirdiği

ve kaybettireceği zamanın muhasebesini

yapıyoruz.

Ancak umut da var. Fırtınalı ayların

ardından dünya eski ritminde dönmek

için çabalıyor. Bu çabanın bir örneğini

spor alanında görmek mümkün. “Sporun

kayıp yılı” 2020'yi bozulan moralimiz ve

hızı durma noktasına gelen bazal metabolizmamızla

uğurlamamızı takip eden altı

aylık bekleyişin ardından yüzünü nihayet

gösteren küresel spor etkinlikleri bu ay derginizin

de dört bir köşesinden sizi oyuna katılmaya

çağırıyor.

EURO 2020 ile Tokyo 2020 Olimpiyatları

ve Paralimpik Oyunları ekseninde,

sporun değişen paradigmasının sektörde

yarattığı değişimi farklı perspektiflerden

incelediğimiz sayfalarla başlayan maratona,

DDB FTW İstanbul’un oyun ve e-spor

evrenini daha anlaşılır kılmak için gerçekleştirdiği

oyuncu araştırmasının çıktılarıyla

devam edeceksiniz.

Elbette, derginiz bu 120 sayfalık yolculuğu

bir maratondan ziyade mola gibi

deneyimlemek isteyenlerin de keyifle okuyacakları

farklı araştırma, söyleşi ve dosya

konularına ev sahipliği yapıyor. Geri dönüşü

muhteşem olan Friends dizisinden

insanlığı geri dönüşü olmayan bir felakete

sürükleyen iklim krizine, son dönemin

revaçtaki konularından finansal sağlıktan

evcil hayvan sahipliğinin ruh sağlığına etkilerine

pek çok başlık ilerleyen sayfalarda

sizlerle.

KİTAPLIĞINIZDA BİZE YER AÇIN

Selamı Proust’a atıfla verip sohbeti kitaplara

getirmemek olmaz. MediaCat Kitapları

bu ay da kıymetli kurgudışı eserlerle kitaplığınızın

en güzel köşesine talip. Seth Godin

imzalı “Kurcala: En Son Ne Zaman Yeni Bir

Şey Yaptınız?” yenilenen baskısıyla raflarda.

Vesileyle Jonas Berger’in yeni kitabı

“Değişimi Tetiklemek: Düşünceleri Değiştirmenin

Bilimi”nin de bu ay MediaCat Kitapları

etiketiyle raflardaki yerini alacağını

müjdeleyelim.

Sizi derginizle baş başa bırakmadan

önce ufak bir şarkı önerisi… Bu ay Editörden’de

bana Plastic Bertrand’dan Major

Tom eşlik ediyor. Yeni sayılarda, kitaplarda

ve her gün mediacat.com adresinde buluşmak

dileğiyle.

MediaCat

ARZU NİLAY KOCASU

/company/MediaCat

Sayı: 316 • Temmuz-Ağustos 2021

ISSN: 1301 - 7675

Yayın Türü

Süreli yaygın yayın (aylık)

Sahibi

Kapital Medya Hizmetleri AŞ

İmtiyaz Sahibi

Pelin Özkan

Genel Yayın Yönetmeni

Pelin Özkan

pelinozkan@kapital.com.tr

Genel Müdür Yardımcısı

Birce Güler

birceguler@kapital.com.tr

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

Arzu Nilay Kocasu

arzunilaykocasu@kapital.com.tr

Editör

Tuğba Özöğretmen

tugbadulger@kapital.com.tr

Muhabir

Gönül Hadımlı

gonulhadimli@kapital.com.tr

Ek Yayınlar Editörü

Sultan Öncü Arslanoğlu

sultanoncu@kapital.com.tr

İnternet Editörü

Sencer Uçar

sencerucar@kapital.com.tr

Yardımcı İnternet Editörü

Simge Şenses

simgesenses@kapital.com.tr

Görsel Yönetmenler

İlker Kurt

ilkerkurt@kapital.com.tr

Levent Kal

leventkal@kapital.com.tr

Kapak

4129Grey

Sosyal Medya Uzmanı

Oğulcan Palabıyık

ogulcanpalabiyik@kapital.com.tr

İçerik Direktörü

Alev Kaynak

alevkaynak@kapital.com.tr

İçerik Müdürü

Doğan Terzi

doganterzi@kapital.com.tr

Katkıda Bulunanlar

Ahmet Terzioğlu, Bediz Eker,

Defne Sarıçetin, DDB FTW

İstanbul Ekibi, Ece Ertürk, Gül

Şener, Işıl Karaaslan, İhsan

Özçıtak, Kayhan Dural, Nüzhet

Algüneş, Ozan Karakoç

REKLAM SATIŞ

Reklam ve Etkinlik Satış Direktörü

Aysun Zeren Kangı

aysunzeren@kapital.com.tr

Kıdemli Reklam ve Etkinlik Satış

Müdürü

Cansu Ersöz

cansuersoz@kapital.com.tr

Reklam ve Etkinlik Satış Müdürleri

Gamze Oktay

gamzeoktay@kapital.com.tr

Buket Alpboğan

buketalpbogan@kapital.com.tr

KAPİTAL MEDYA LONDRA

Londra Temsilcisi

Ozan Mert

ozanmert@kapital.com.tr

Global Editör

Nazlı Selin Özkan

selinozkan@kapital.com.tr

PAZARLAMA

Etkinlik Yöneticileri

Cankız Akkaya

cankizakkaya@kapital.com.tr

Zeynep Özfırıncı

zeynepozfirinci@kapital.com.tr

Satın Alma ve İdari İşler Direktörü

Serdal Tiftik

serdaltiftik@kapital.com.tr

Etkinlik Satış Müdürü

Savaş Seçkinler

savasseckinler@kapital.com.tr

MEDIACAT KİTAPLARI

Kitap Editörü

Barış Cezar

bariscezar@kapital.com.tr

Kitap Satış ve Dağıtım Sorumlusu

Salih Şahin

salihsahin@kapital.com.tr

T: (212) 282 26 40

www.mediacat.com

Yönetim Yeri

Nispetiye Caddesi, Akmerkez

E Blok Kat: 6 Etiler 34349 İstanbul

T: 212 282 26 40

F: 212 282 26 32

Baskı

Promat Basım Sanayi ve Ticaret Aş.

Orhangazi Mahallesi 1673.Sokak

No:34 Esenyurt 34348 İstanbul

T: 212 622 63 63

F: 212 605 07 98

info@promat.com.tr

Dağıtım

Dünya Dağıtım

T: 212 440 29 85

© MediaCat Kapital Medya AŞ tarafından

TC yasalarına uygun olarak yayımlanmaktadır.

MediaCat’in isim ve yayın hakkı Kapital Medya

AŞ’ye aittir. MediaCat’te yayımlanan yazı,

fotoğraf, karikatür ve illüstrasyonların her hakkı

saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İmzalı yazılardaki görüşler yazarlarına aittir.

8 MediaCat


BEĞEN BUTONU

Tutkularımıza

yer açalım

PELİN ÖZKAN

pelinozkan@kapital.com.tr

Başarı için sadece heyecan, eğitim, çok çalışmak

yetmiyor. Önemli olan tutkularımıza da kucak

açabilmek, onlardan keyif alabilmek, onlara sıkı sıkı

sarılmak. Sığınacak bir liman aradığınızda elinizin

altında bulunması için öneriyorum.

İnsan iyiyle kötünün belirgin

bir şekilde ayırt edilebi-

"

leceği bir dünya ister, çünkü

onda doğuştan gelen,

gemlenemez bir anlamadan yargılama

arzusu vardır. Dinler ve ideolojiler bu

arzu üzerine kurulmuştur” diyor Milan

Kundera.

Günümüz insanının en büyük zaaflarından

biri: Anlamadan, dinlemeden

bir yargıya varmak. Her gün onlarcasıyla

karşılaşıyoruz. Sosyal medyada

haberi tıklayıp içeriğini okumadan sadece

başlığına bakıp yorum yapan milyonlarcası…

Ya da araştırmadan haber

yapan onlarca gazeteci… Hiçbir fikri

olmadığı halde her gün televizyonlara

çıkıp saatlerce boş konuşan onlarca

yorumcu… “Acaba?” sorusunu hiç sormayan,

sorgulamadan duyduklarına

inanan, hiç tanımadığı insanları bile

düşman belleyen milyonlarca insan…

Sadece anlamadan yargılama arzusu

mu tek zaafımız? Bana kalsa ilk

sırada “duyarsızlık” olmalı derim. Doğaya

verilen tahribata tepki vermeyen,

hayvanlara eziyet eden ve buna susan

milyonlarca insan… Üstelik hepimiz giderek

kanıksıyoruz bu durumu… Hırsızlıktan,

yolsuzluktan, kendi vergilerinin

heba edilmesinden hiç rahatsız

olmayan koskoca bir toplum…

Pandemiyle birlikte bozulan psikolojimiz,

gittikçe azalan tahammül

seviyemiz, çevremizde olan bitene

gittikçe duyarsız hale gelmemiz… Kaybolan

değerler, sızlamayan vicdanlar…

Tüm bunlara neredeyse bir avuç insan

dayanmaya çalışıyor gibi geliyor bana

zaman zaman.

Tüm bu nedenlerden, oturup yazmak

gelmedi içimden. Ama yeni yazı işleri

müdürümüz sevgili Arzu Nilay Kocasu

yazı bekler benden. O yüzden bu

ay sadece okuduklarımı, izlediklerimi

paylaşmak istedim. Hoşunuza giderse

belki hep böyle devam ederiz.

Başarı için sadece heyecan, eğitim,

çok çalışmak yetmiyor. Önemli olan

tutkularımıza da kucak açabilmek, on-

lardan keyif alabilmek, onlara sıkı sıkı

sarılmak. Sığınacak bir liman aradığınızda

elinizin altında bulunması için

öneriyorum.

#Roman

FRANSIZ TEĞMENİN KADINI

Postmodern edebiyatın başyapıtlarından

biri olan Fransız Teğmenin Kadını

özellikle genç yaratıcılar için muazzam

bir okuma deneyimi sağlayacaktır.

Romanın yazarı John Fowles yaşadığı

çağdan 100 yıl öncesine gider ve

tarihin en baskıcı dönemlerinden biri

olan İngiltere’deki Victoria Çağı’nı sorgulatır.

Hem de bunu öyle büyük bir ustalıkla

yapar ki aslında sorguladığımız

bugünümüzdür. O dönemdeki ahlak

anlayışını, adalet terazisini, toplumsal

cinsiyet eşitsizliğini, sınıfsal çelişkileri,

din ve ahlak adına yapılan baskıları

okurken “Bugün ne değişti ki?” sorusunu

sorarken buluruz kendimizi.

Edebiyat akımları, Tanrı anlatıcı

gibi kavramlar da Fowles’ın eleştiri oklarının

hedefindedir. Fransız Teğmenin

Kadını’nda Fowles bizi bir deneyime,

oyuna davet eder. Kitabı okurken başından

sonuna tetikteyizdir. Çünkü her

an bir sürprizle karşılaşabiliriz. Yazarın

ne zaman karşımıza çıkacağını bilemeyiz.

Tam büyük bir heyecanla öykünün

akışına kapılmış giderken, bir anda ya-

10 MediaCat


yeniden keşfetmek, bir resmin hikâyesiyle

hayallere dalmak ya da Nâzım’ın

dizeleri arasında kaybolmak…

zar girer araya ve bizimle dertleşmeye

başlar. Bazen kahramanlarıyla, zaman

zaman da kendisiyle dalga geçer.

Bir sürpriz de kitabın finalinde

bekler. Hikâyeyi birden fazla sonla

tamamlar Fowles. Hangisini seçeceğimiz

bize kalmış. Ayrıca pek çok final

hayal edebilmemiz için bizi cesaretlendirir.

Kitap boyunca sanki birlikte

yazıyormuşuz duygusu yaratması da

cabası.

Marx, Darwin, varoluşçuluk akımı

romana baştan sona eşlik eder. Örneğin,

hikâyenin en can alıcı noktasında

birden Fowles araya girer ve karakterin

neden öyle davrandığını Darwin’in teorileri

eşliğinde açıklar.

Fransız Teğmenin Kadını insanın

yaşamında birden çok okuması gereken

bir kitaptır. Çünkü her okuma

farklı bir deneyim, farklı bir macerayı

da beraberinde getirir.

#Bülten

KAPSÜL ADRENALİN

Yeni nesil haberciliğin en iyi örneklerinden

biri Kapsül. İşinin ehli gazeteciler

haberleri güvenilir kaynaklardan

rafine ederek takipçilerine her gün

ulaştırıyor. Her cuma yayınlanan Kapsül

Adrenalin ise yaratıcılık, yeni iş girişimleri,

start-up’lar, finans ve iş dünyasını

odağına alan bir e-bülten.

Sanat dünyasından en güncel haberler,

teknoloji dünyasının en yaratıcı

hamleleri, yeni gelişmeler, yaratıcılığa

yön veren yeni trendler, sosyal medyadaki

en son gelişmeler, kısaca dünyada

ve Türkiye’de olan bitenler… Hem de

haftalık bir derlemeyle…

Gün içerisinde biraz nefes almak

istediğinizde önce kendinize

güzel bir kahve ya da çay alın, sonra

kapsul.com.tr/bultenler/adrenalin

linkini ziyaret edin. Yaratıcılığın, kültürün,

sanatın sularında dolaşmak size

çok iyi gelecek. Kahveniz bittiğinde

bülteni de tamamlamış olacaksınız.

#Dergi

KAFA

Tabii ki bir ay boyunca elinizin altında

MediaCat olduğunun farkındayım.

Yine de MediaCat’e eşlik edecek bir

arkadaş daha önermek istiyorum: Kafa

Dergisi.

Yoğun bir iş gününde bir kahve

arasında okuyacağınız bir hikâyenin

kahramanıyla yolculuğa çıkmak, bir

yorumda klasik bir filmi ya da romanı

Yine Sana Dair

Sende, ben, kutba giden bir geminin

sergüzeştini,

Sende ben, kumarbaz macerasını

keşiflerin,

sende uzaklığı,

sende, ben, imkânsızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak

gözlerine

ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,

ve bir avcı iştihasıyla etini dişlemek

senin.

Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum,

Fakat aslâ ümitsizliği değil…

Kendinizi ödüllendirin. İş nasılsa

sizi bekleyecektir. Her gün bir sayfa,

her gün bir hikâye…

#Film

SAATLER

Michael Cunnigham’ın ünlü Saatler

romanından 2002’de sinemaya

uyarlanan bir film. Cunnigham

Virginia Woolf’un ünlü romanı Mrs.

Dalloway’den esinlenerek yazmıştır

kitabını. Baş kahramanlarından biri

de Virginia Woolf’tur zaten. Film de

tıpkı romandaki gibi üç ayrı zaman

diliminden üç kadının bir gününü anlatır.

1923’ün İngiltere’sinde Virginia

Woolf’un psikolojik iniş çıkışlarına,

“Mrs. Dalloway”i zihninde şekillendirmesine,

1951’de Los Angeles’da, “Mrs.

Dalloway”in okuru Laura Brown’un

ölümle yaşam arasında gidip gelişine ve

2001 New York’unda biseksüel editör

Clarissa’nın AIDS hastası eski sevgilisini

hayatta tutma çabasına tanık oluruz.

Hem kitap hem de film Woolf’a bir

saygı duruşu gibidir. Kendisi, kahramanı

ve okuru farklı zamanlarda yaşasalar

da aynı filmde buluşurlar, yaşamları iç

içe geçer ve muhteşem bir kurguyla sonunda

hikâyeler birbirine bağlanır.

Bir ünlüler geçididir film. Meryl

Streep, Nicole Kidman, Julianne Moore,

Ed Harris gibi dev oyuncular yer

alır. Adeta Virginia Woolf’a dönüşen

Nicole Kidman’ı uzun süre fark etme-

yiz. Bu rol sanatçıya ilk Oscar’ını kazandırır.

Ed Harris hayalperest şairi

o kadar iyi oynar ki onun hikâyesini

de ayrı bir film olarak izlemek isteriz.

Julianne Moore’un belki de hayatının

en iyi performansıdır Laura.

Filmin en etkilendiğim sahnelerinden

biridir: Virginia Woolf Mrs.

Dalloway’i yazmaktadır ve hikâyenin

sonunda kahramanını öldürmeyi düşünür

ama vazgeçer. Ancak hikâyede

mutlaka birinin ölmesi gerektiğine

takıntı derecesinde inanmaktadır. Kocası

ise bunun nedenini merak eder.

“Romanda neden birinin ölmesi gerekiyor

Virginia?” der. “Geri kalanların

hayatın değerini daha iyi anlayabilmeleri

için birinin ölmesi gerekiyor

Leonard” diye yanıtlar Woolf. “Peki

kim ölecek?” diye sormaya devam eder

kocası. Woolf yanıtlar: “Şair ölecek, hayalperest.”


Temmuz-Ağustos 2021 11


BEĞEN BUTONU

Kitap

KURCALA!

EN SON NE ZAMAN

YENİ BİR ŞEY

YAPTINIZ?

SETH GODIN

MediaCat Yayınları

“Dünyada izinizi mi bırakmak istiyorsunuz? O zaman

statükoya uymayın, yeni statükoyu siz yaratın.”

Böyle diyor Godin. Ona göre başarının sırrı yenilik. Günümüzde

sermaye ve iletişim ağları eskisi kadar önemli değil.

Esas önemli olan hedefinize ulaşma tutkusu, ilk adımı

atma hevesi. Herkes işletmenin, finansın temellerini öğrenebilir

ama herkes ilk adımı atacak kadar cesur olamaz. Bir

düşünce ne kadar iyi olursa olsun, eğer onu ileri sürerek riske

girecek kimse yoksa hiçbir zaman hayata geçirilemez. İnisiyatif

olmadan sadece başkalarını seyretmekle yetinirsiniz.

İşte pazarlama, iş geliştirme ve kişisel gelişim gurusu

Seth Godin de kitabıyla herkesi harekete geçmeye, inisiyatif

almaya, statükoya meydan okumaya davet ediyor. Yükselmek,

başarmak, büyümek, değiştirmek istiyorsanız, bu coşkulu

manifestoya kulak verin.

“Aracıların, yayıncıların, patronların, insan kaynakları

çalışanlarının; kısacası size neleri yapamayacağınızı söyleyen

herkesin yeryüzünden silindiğini hayal edin. Böyle bir

dünyada yaşasaydınız, ne yapardınız? Şimdi gidin ve onu

yapın.”

Kitapla ilgili ayrıntılı dosyayı 58'inci sayfada okuyabilirsiniz.

MOR İNEK

FARKLILAŞARAK

İŞİNİZİ DÖNÜŞTÜRÜN

SETH GODIN

MediaCat Yayınları

Godin’in kitabı, yayımlandığından bu yana çok satanlar

listelerinin demirbaşlarından.

Pazarlama illa işe yarayacak diye bir kural yoktur ama

işler olması gerektiği gibi giderse, pazarlamanın P’lerinden

doğrularını seçer ve uygularsanız başarıyı büyük olasılıkla

yakalarsınız. Öte yandan, bu aralar çok can sıkıcı bir gelişme

yaşanıyor. Artık klasik pazarlama yetmiyor. Elinizdeki

bu kitap yeni ve çok hızlı bir şekilde önem kazanmış yeni

bir P’yi ele alıyor. Godin’e göre pazarlamanın yeni P’si Mor

İnek ve Mor İnek’in özünde farklı olma yatıyor.

Bu kitap, yaptığınız her işe neden bir Mor İnek koymanız

gerektiğini, televizyon ve kitle iletişim araçlarının niye artık

gizli silahlarınız olamayacağını ve pazarlama mesleğinin nasıl

köklü bir değişim geçirdiğini ele alıyor.

Büyümeyi istiyor musunuz? İstiyorsanız Mor İnek

felsefesini benimsemelisiniz. Markanızı eski yöntemlerle

ayakta tutabilirsiniz. Ne var ki sağlıklı bir büyümenin

anahtarı çarpıcı, dikkat çekici, farklı bir ürün yaratmak.

O yüzden “Reklam yapmayı bırakın ve yenilikçiliğe yoğunlaşın!”

Kurtcebe Turgul

Medina Turgul DDB

Yönetici Yaratıcı

Yönetmeni

TEAM DEAKINS

Fargo, Blade Runner 2049 ve Sicario gibi

müthişliklerin görüntü yönetmeni; David Bowie’den

sonra en cool İngiliz Roger Deakins ve karısı-iş ortağı

James Deakins sinema dünyasından konuklar

ağırlıyor. Sinema okumamış olanlar için son fırsat.

MUBI

Herkesin haberi tabii ki

var ama gereken ilgiyi

gösteriyor muyuz, emin

değilim. Gösterelim. “Bu

nasıl film ya?” ya da “Ben

bunu nasıl görmedim?”

diyeceğimiz şeylere

harcayalım abonelik

parasını.

WERNER HERZOG

SÖYLEŞİSİ

The Origins

Podcast

Ayağında siyah plastik

futbolcu terliği olan birini

ancak Werner Herzog

ise ciddi ciddi dinlersiniz.

Hele o aksanla! (The

Origins Podcast YouTube

kanalı - Werner Herzog

on Philosophy of his

Films, Cancel Culture,

Consumerism&More)

NINNILER VE SAGULAR

Haşmet Asilkan

Yönetmen Ümit Ünal

Twitter’da bahsetti, oradan

yakaladım. Hiç haberim

yoktu. Çok ilginç, içli, tuhaf,

başka türlü ki bunlar esasında

“güzel” demenin farklı

yollarıdır, biliyorsunuz.

EN ÇOK SATAN 5 PAZARLAMA VE SATIŞ KİTABI

—D&R

1 ZENGIN BABA YOKSUL BABA

Robert T. Kiyosaki, Alfa Yayıncılık

2 OUTLIERS (ÇIZGININ DIŞINDAKILER)

Malcolm Gladwell, MediaCat Yayıncılık

3 PÜR DIKKAT

Cal Newport, Metropolis

4 BABIL’IN EN ZENGIN ADAMI

George S. Clason, Butik

5 TONGUE FU-SÖZLÜ DÖVÜŞ SANATI

Sam Horn, Boyner Yayınları

—REMZİ KİTABEVİ

1 İKNANIN PSIKOLOJISI

Robert B. Cialdini, MediaCat

10 HABER

Güne başlarken bilmek

isteyeceğiniz 10 haber ve

fazlası diyerek 45 haber

falan veriyorlar. Her sabah

mail’inize düşüyor.

BEAUTIFUL

WORLD,

WHERE ARE

YOU

Sally

Rooney

Daha çıkmadı.

Eylül’de çıkacak. Heyecanla

bekliyoruz.

2 SATIŞTA İLETIŞIM VE BEDEN DILI

Acar Baltaş, İlhan Ürkmez, İdil Sevili,

Remzi Kitabevi

3 SOSYAL MEDYA SANATI

Guy Kawasaki, MediaCat

4 MARKALAR NASIL BÜYÜR?

Byron Sharp, Jenni Romaniuk, The Kitap

5 KANCAYI ATMAK

Brendan Kane, Nova Kitap

12 MediaCat


ADVERTORIAL

15’inci dönemin

şampiyonları karşınızda

InstaChamp’in 15’inci dönem

şampiyonları Feed & Stories

Video Ads kategorisinde

Vodafone Türkiye, Interactive

Formats kategorisindeyse

Ülker oldu.

FEED&STORIES VIDEO ADS VODAFONE #BENVARIM DİYEN

KADINLARIN YANINDA

Reklamveren: Vodafone Türkiye

Reklam Ajansı: VMLY&R İstanbul

Medya Ajansı: Vodafone Digital Media Team

7,8/10

STRATEJİ

Cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek ve her

alanda kadınları desteklediğimizi duyurmak

istiyorduk. Eşitsizlik, erkek egemen spor olan

futbolda fazlasıyla hissediliyor. Biz de BJK Kadın

Futbol Takımı’na verdiğimiz sponsorluk desteğiyle,

her alanda kadınların yanında olduğumuzu söyledik.

Eşitsizliğin ne boyutta olduğunu rakamlarla

gösterdik. Eşitsizliğe dair istatistiksel rakamları,

futbol forma numaraları üzerinden anlattık.

MECRAYA UYGUNLUK

Kampanya filmimizi mobil mecralara

uygun kadrajla çektik. Sosyal medyada

içeriklerin çok hızlı tüketildiğini bildiğimiz

için filmimizden dijitale özel kısa kopyalar ürettik.

Ayrıca, eşitsizliğe dair farklı istatistikleri forma

numaralarında vererek forma numaralarını "süper"

olarak kullandık.

SONUÇ / ÖLÇÜMLEME

Filmimiz 10,8 milyon görüntülenirken,

kullanıcıların yüzde 82’si videomuzun

tamamını izledi. Kampanya dönemindeki

erişim oranı ise 5,1 milyon oldu.

YARATICILIK

Cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu gözler

önüne sermek için eşitsizliğe dair

rakamları ön plana çıkarmak istedik.

Futbol ve iş hayatındaki kadın istatistikleri

üzerinden belirlediğimiz rakamlarla forma

numaraları bastırdık. Kadın ve erkeklerin karma

takımlarla maç yaptıkları bir filmle eşitsizlik

rakamlarını izleyiciye aktardık. Yüzde 100 eşitlik için

herkesi “ben varım” demeye davet ettik.

14 MediaCat


INSTACHAMP 15. DÖNEM JÜRİ ÜYELERİ

Pelin Özkan

MediaCat Genel Yayın Yönetmeni

Kayhan Dural

4129Grey Chief Digital Officer

Görkem Yeğin Mert

Facebook Türkiye Kreatif Stratejisti

Irmak Emekdaş

Facebook Mobil Uygulamalar,

Telekomünikasyon & Finansal Hizmetler

Sektör Lideri

16’NCI DÖNEMİN

ŞAMPİYONU OLMAK İÇİN

Instagram’da reklam şeklinde

yayınlanmış tüm işlerin Feed &

Stories Video Ads, Interactive

Formats ve Branded Content’ten

oluşan üç bölümde başvuruya açık

olduğu InstaChamp’te bir sonraki

dönemin şampiyonu olmak için son

başvuru tarihi 3 Ağustos.

instachamp.mediacat.com

adresinden yapılan başvuruların

3 Ağustos’tan önceki üç ay içinde

Instagram’da reklam olarak

yayınlanmış olması gerekiyor.

Son başvuru tarihi: 03/08/2021

INTERACTIVE FORMATS DOĞA BİZE EMANET

Reklamveren: Ülker

Reklam Ajansı: Alametifarika

Medya Ajansı: Opn

STRATEJİ

Dünyada yeni bir trend olan, online

olarak alınan aksiyonların gerçek hayata

taşınması trendinden yola çıkarak, Doğa Bize Emanet

kampanyamız kapsamında bir AR filtre kampanyası

hazırladık. Amacımız, Aralık 2020’den bu yana yayında

olan Doğa Bize Emanet kampanyamız kapsamında,

Instagram kullanıcılarını da işin içine dahil edeceğimiz

bir topluluk hareketi başlatarak 23 Nisan Ulusal

Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklara gerçek bir

orman hediye etmekti.

SONUÇ / ÖLÇÜMLEME

14–28 Nisan arasında 14 gün boyunca

devam eden kampanyada filtremiz

Instagram’da 266 bin 797 gösterim, 267 bin 282

açılış, 109 bin 630 çekim ve 7 bin 112 paylaşımla

sonuçlandı. (Kaynak: Facebook / Spark AR Hub).

Facebook reklamımızdan filtreyi açarak kullanan

kişi sayısı 9 bin 192 oldu. (Kaynak: Opn Medya

Ajansı) 10 bin fidan Karaman'da Güzel Ülkem Hatıra

Ormanı'nda toprakla buluşuyor.

7,5/10

MECRAYA UYGUNLUK

Kampanyamızı Instagram’da poll video,

nasıl kullanılır video, influencer iletişimi

ve poll’ler, Facebook’ta da AR reklamlar

ile destekledik. Instagram’da sıkça kullanılan AR

filtre trendini, pandemi koşullarını da göz önünde

bulundurarak “olduğun yerden, istediğin yere” sanal

fidan dikilebilecek bir kampanya mekanizmasına

dönüştürdük. “World effect” formatında bir AR filtreyle

de, yenilikçi bir yaklaşımla tüketicilerin kendilerine değil

bulundukları ortama etki eden bir filtre kullanmalarını

sağladık.

YARATICILIK

Ülker’in hedef kitlesinde önemli bir

yer tutan çocuklar ile sürdürülebilirlik

gündemi bir araya geldi. Pandemi günlerinde

kullanıcıların interaktif katılımıyla fidanlar sanal

ortamdan gerçek dünyada taşındı. Tüketicilerimiz

de bulundukları yerden geleceği nefes olacak

bir sosyal projeye katkı sağladı. Paylaşım yapan

tüketicilerimize sertifikalarını paylaşarak katkıları

için teşekkür ettik.

Temmuz-Ağustos 2021 15


GÜNCEL

Türkiye’den Haberler

TOTAL ARTIK TOTALENERGIES

Çeşitlenen ürün gamıyla geniş çaplı bir

enerji şirketine dönüşen TOTAL, bu dönüşümü

kurumsal kimliğine yansıtarak

adını TotalEnergies olarak değiştirdi.

Marka, bu kararla aynı zamanda yeni bir

görsel kimliğe de büründü. TotalEnergies

Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Başkanı

Patrick Pouyanné konuyla ilgili, “Enerji

kendini baştan yaratıyor ve bu da bizim

enerji yolculuğumuz. Enerji dönüşümünde

dünyanın önde gelen aktörlerinden

biri olmayı hedefliyoruz” açıklamasında

bulundu.

MIGROS MEDYA ŞIRKETI KURUYOR

Migros, Mimeda Medya Platform A.Ş. unvanlı yeni

bir medya şirketi kurma kararı aldığını duyurdu.

Migros Ticaret A.Ş.’nin yüzde 100 bağlı ortaklığı olacak

yeni medya şirketinin kuruluş sermayesinin 1,5

milyon TL olacağı belirtildi. Söz konusu kararın, şirketin

sahip olduğu medya varlıklarını tüm reklamverenlere

daha etkin bir şekilde ulaştırabilmesi ve

veri bazlı pazarlama aktivitelerinin gerçek potansiyelini

ortaya çıkarması amacıyla alındığı belirtildi.

YENİ MÜŞTERİ

NEF YENI ILETIŞIM AJANSINI

SEÇTI

Nef’in yeni iletişim ajansı

Bernaylafem İletişim ve Marka

Yönetimi oldu. Bernaylafem,

işbirliği kapsamında Nef’in

medya ilişkileri ve stratejik

danışmanlık başta olmak

üzere tüm projelerinin iletişim

danışmanlığını üstlenecek.

VILEDA TÜRKIYE’YE YENI

SOSYAL MEDYA AJANSI

Vileda Türkiye’nin sosyal medya

iletişimini emanet ettiği ajans

Purplemurple oldu. Ajans yeni

dönemde Vileda Türkiye’ye,

sosyal medya yönetimi

ve influencer pazarlaması

alanlarında hizmet verecek.

HASBRO TÜRKIYE, PICKLE

SOCIAL’LA IŞBIRLIĞINI

GENIŞLETTI

Hasbro Türkiye’nin yeni

reklam ajansı Pickle Social

oldu. Sosyal medya iletişiminde

beş yıldır birlikte çalışan ikili,

yeni dönemde konvansiyonel

mecralardaki projelerde de

beraber ilerleyecek.

TRENDYOL’DAN YENILIK:

INFLUENCER AKADEMI

Trendyol, influencer’ların gelişimine destek

olmak amacıyla Trendyol Influencer Akademi’yi

kurdu. Akademi kapsamında mobil,

içerik üretimi ve etkili Instagram kullanımı

gibi konulara odaklanılacağı belirtildi. Ek

olarak Facebook işbirliğinde hayata geçirilen

“Creator Marketing Accelerator” programında

Trendyol ve Facebook öncülüğünde eğitimler

sunulacağı, işbirliğinin ilk meyvesinin ise

Reels Awards yarışması olacağı duyuruldu.

DARDANEL’DEN GÜNDEM YARATAN

PAYLAŞIM

Dardanel’in Türkiye ile İtalya’nın karşı karşıya

geldiği EURO 2020 açılış maçı öncesinde

yaptığı sosyal medya paylaşımı ve ardından

yayınladığı özür açıklaması tepki gördü. Özür

metninde paylaşımın sorumluluğunun ajansa

yüklenmesi üzerine Reklamcılar Derneği tartışmaya,

reklam üretiminde marka-ajans arasındaki

iş akış süreçlerini kısaca özetleyerek ve

reklam adı verilen hiçbir içeriğin yalnızca reklam

ajansının inisiyatifinde gerçekleşmeyeceğini

hatırlatarak katıldı.

VIVO TÜRKIYE

GOODWORKS’LE ANLAŞTI

Türkiye pazarına Mayıs

2020’de giriş yapan Çin menşeli

akıllı telefon üreticisi vivo,

Türkiye’deki iletişim

çalışmalarını yürüteceği ajansı

seçti. Marka, yola Goodworks’le

devam etme kararı aldı.

IYZICO, GOLİN İSTANBUL’LA

EL SIKIŞTI

Yeni nesil finansal teknoloji

markası iyzico, yeni iletişim

ajansını seçti. iyzico’ya stratejik

iletişim danışmanlığı çatısı

altında kurumsal iletişim,

basın ilişkileri, konu ve etkinlik

yönetimi ve içerik üretimi

kapsamlarında hizmet verecek

ajans Golin İstanbul oldu.

16 MediaCat


Global Haberler

INSTAGRAM REELS REKLAMA

AÇILDI

Nisan ayında dört ülkede sürdürülen deneme

sürecinin ardından Instagram Reels’ta

reklam dönemi başladı. Instagram’ın kullanıcılarına

kısa video hazırlama ve paylaşma

olanağı sunduğu Reels’ta reklamlar, Hikâyeler’e

benzer şekilde tam ekran ve dikey

formatta olacak. Reklamlar, kullanıcıların

Reels içerikleriyle karşılaşabilecekleri

Reels

sekmesi, Hikâyeler,

Keşfet ve Akış alanlarında

görünebilecek.

Süre sınırı 30 saniye

olarak belirlenen reklamlar

için beğenme,

oynatma, kaydetme ve

paylaşma seçenekleri

de olacak.

AR GÖZLÜKLERİNDE REKLAM

DENEMESİ

Facebook, Oculus gözlüklerinde reklam

denemelerine başlayacağını duyurdu.

Kullanıcılar kendilerine gösterilen reklamların

detaylarını görebilecek ve istemedikleri

reklamları gizleyebilecek.

Reklamlar göze çarpmayan yerlere yerleştirilecek

ve Facebook’un reklam ilkelerine

uygun olacak.

TRUMP’A İKİ YIL ENGEL

Facebook, içeriklerini denetlemekle

görevli ve Facebook’tan

bağımsız olarak çalışan Oversight

Board’un önerileri doğrultusunda

Eski ABD Başkanı

Donald Trump’ın platformdaki

engelini iki yıllığına uzattığını

duyurdu. Trump’ın Facebook

ve Instagram hesapları 6 Ocak

2021’de ABD Kongresi’nde gerçekleşen

saldırı sonrasında

askıya alınmıştı. İki yıl sonra

Facebook, engel kararını tekrar

değerlendirecek.

CANNES LIONS’TA YENİ DENGELER

Sektörün en prestijli ödülü olan Cannes Lions, bir yıl aradan sonra

sahiplerini buldu. 2019’da 89 ülkeden 30 bin 953 başvuru toplayan

Cannes Lions, bu sene 90 ülkeden 29 bin 74 başvuru aldığını

açıkladı. Açıklanan rakamlara göre, bağımsız ajanslardan gelen

başvurular 2019’a kıyasla yüzde 14, prodüksiyon şirketlerinden

gelen başvurular ise 2019’a kıyasla yüzde 19 arttı. Büyüyen kategorilerin

başında yüzde 14 ile Social and Influencer Lions ve yüzde

12 ile Creative eCommerce Lions geliyor. Creative Effectiveness

Lions’ın başvurularının

yüzde 38,

Creative Strategy

Lions’ın ise yüzde

20 azaldığını ekleyelim.

YOUTUBE HİZMET KULLANIM

ŞARTLARINI GÜNCELLEDİ

YouTube’un güncellenmiş hizmet kullanım

şartları yürürlüğe girdi. Güncellenmiş

şartlar çerçevesinde YouTube,

platformdaki herhangi bir içeriğe

reklam alabilecek. YouTube elde ettiği

reklam gelirlerini YouTube Partner

Programı’na dahil olmayan içerik üreticileri

ya da kanallarla paylaşmayacak.

Temmuz-Ağustos 2021 17


GÜNCEL

Spotlight

Fulya Alışır

Sanatçıların malzeme seçimi

ve ardındaki nedenler her

zaman farklı hikâyeler

barındırır. Bugünlerde

pamuktan hikâyeler

tasarlayan Fulya Alışır’ın da

hayli enteresan sebepleri var.

u TUĞBA ÖZÖĞRETMEN

Grafik tasarım eğitimi aldıktan sonra, yaklaşık

15 yıl mücevher işçiliği ve tasarımı üzerine kendi

işini yapmış Alışır. Bu yılları bir sabır öğretisi

olarak da okuyor kendisi. “Her işime mücevher

hassaslığıyla bakmamı sağladı bu süreç” diyor.

Ancak bir gün onun da beklemediği bir şey

oluyor ve yıllarca ellerinin dokunduğu bu sert

madeni bırakıp pamukla çalışmaya başlıyor.

KÖKLERE SARILIŞ

Kendi içinde çözümlemeler barındıran bu enteresan

hikâyeyi kendisinden dinleyelim:

“Mücevherin sınırları içerisinde hareket etmeye

çalışmaktansa, pamuğun bana kattığı yumuşaklık,

organik yapı ve özgürlük gerçekten beni çok daha

fazla tatmin etmeye başlamıştı. Tam bu dönemler

eserlerimde denizaltı figürleri gözlemlersiniz

ki benim de kendi dünyamda psikoloji ile çok yakından

ilgilenmeye başladığım bir dönemdir bu.

Denizaltı benim için bilinçaltını temsil ediyordu.

Radikal bir değişiklikle tamamen beyaz bir döneme

geçtim ve bu dönem duygularımı anlamlandırdığım,

ayrıştırabildiğim, forma ağırlık vermekle

aslında kendimi bir nevi tanımaya başladığım bir

dönem oldu. Sonra detaylar belirmeye başladı…

Kökleri çok sık çalışıyordum ve her yeri sarıyorlardı.

Onlar çıktıkça ben rahatlıyordum ve bana

köklerimle, atalarımla bağ kurmam gerektiğini

anlattıklarını çözümledim.”

Alışır bugünlerde; insanlığın oluşumu, genetik,

epigenetik gibi alanlarda araştırmalar yaparak,

etkileyici pamuktan eserlerine yeni boyutlar

kazandırmaya çalışıyor. ■

fulyaalisir

18 MediaCat


TREND

Meditasyon

uygulamaları

Meditasyon uygulamaları, dijital

sağlık inovasyonlarının ve sesin

yükselişiyle birlikte, pandeminin

etkisinde bir altın çağ yaşıyor.

MEDİTASYONA İLGİ

• Bazı Batı dillerinde “derin düşünme” anlamına geliyor.

• Pandeminin, zihin sağlığının önemini ve dijital sağlık

uygulamalarının yükselişini tetiklemesi etkili.

• Büyümenin tetikleyicilerinden biri ses teknolojilerinin

yükselişi.

• 2020’den bu yana Netflix, HBO ve Disney+ gibi

oyuncular meditasyon içerikleri yayınladılar.

u TUĞBA ÖZÖĞRETMEN

PAZAR HAKKINDA

• 7 yılda bileşik yıllık büyüme hızı tahmini

yüzde 41.

• Insight Timer, Calm ve Headspace gibi

oyuncular rekabeti artırıyor.

• Calm’ın 2020 sonu değerlemesi

2 milyar dolara ulaştı.

ÜNLÜLERİN CAZİBE MERKEZİ

Celebrity Investment Index verilerine göre,

• Sağlık ve wellness alanında yatırım

yapan ünlülerin çoğu kadın.

• Oprah Winfrey, Jessica Alba,

Gwyneth Paltrow gibi büyük

oyuncuların hâkimiyeti var.

Oprah

Winfrey

Gwyneth

Paltrow

• Geçtiğimiz Temmuz’da yerli

girişim Meditopia 60 milyon dolar

değerlemeye erişmişti.

7 yılda bileşik

yıllık büyüme

hızı tahmini

%

41

Jessica

Alba

Alba’nın Headspace’e

34,3

milyar dolar

yatırımı mevcut.

20 MediaCat


GÜNCEL

Polaris

Ödülleri 2021

sahiplerini

buldu

Kapital Medya Londra tarafından; EAPC

(European Association of Political Consultants),

IAPC (International Association of Political

Consultants) ve ALACOP (Latin-American

Association of Political Consultants)

organizasyonlarının desteğiyle düzenlenen

Polaris Ödülleri’nin dördüncüsü 31 Mayıs akşamı

gerçekleşti.

andemi tedbirleri çerçevesinde

İstanbul’da 31 Mayıs

P

akşamı gerçekleştirilen

Polaris Ödülleri’nde, 1 Kasım

2019 – 30 Nisan 2021 döneminde

yayınlanan ve siyasal iletişim alanında

ses getirmiş en iyi kampanya ve iletişim

çalışmaları 17 kategoride ödüllendirildi.

Hartinger Consulting Başkanı Sepp

Hartinger başkanlığında bir araya gelen

26 kişilik jürinin en iyileri belirlediği

Polaris Ödülleri 2021’e başvuran

işler yüzde 3,5 oranında Asya, yüzde

31,76 oranında Avrupa, yüzde 51,76

oranında Kuzey Amerika, yüzde 9,41

oranında Güney Amerika ve yüzde 3,53

oranında Okyanusya’dandı.

22 MediaCat

POLARIS ÖDÜLLERİ 2021 JÜRİSİ

Sepp Hartinger (Hartinger Consulting)

liderliğinde bir araya gelen jüri şu isimlerden

oluştu:

Ali Batı (R/GA New York), Annika

Sundström (Narva), Assol Mirmanova

(Rezonans.kz), Bob Penner (Strategic

Communications), Bruno Hoffmann

(ESPLANADA), Daniel Ureña (MAS

Consulting), Ekaterina Egorova (Niccol

M Strategic Communications),

Fernando Herrero Nieto (Vonselma

International), Feyi Akindoyeni

(Newgate Communications), Greg

Scanlon (Point Loma Strategic Research),

Jordi Segarra Tomas (Taured

Technology), Julio Armando Moreno

Parra (Cuadrangular), Krešimir Macan

(Manjgura), Line Kristensen (NationBuilder),

Marcel Wieder (Aurora

Strategy Group), Maria Alejandra

Trujillo (Fundación Idear Colombia),

Matthew Klink (Klink Campaigns,

Inc.), Mehmet Ural (Bağımsız Siyasi

Danışman), Michael Hiban (Omega

List Company), Oswaldo Ramirez

(ORC Consultores FC Corp), Reinis

Tocelovskis (United International),

Ricardo Manuel Leyva Gama (Carabás

Consejería Política), Sebastian Rodriguez

(European Parliament), Tom Schiettecat

(CD&V) ve Zhanna Tikhaya

(DLC).

17 KATEGORİDE TOPLAM 4 ALTIN

Jüri başkanı Sepp Hartinger’in yanı

sıra EAPC Başkanı Igor Mintusov,

IAPC Başkanı Mauricio de Vengoechea

ve Cumbre Mundial de Comunicación

Política Başkanı Daniel Ivoskus’un

pandemi etkisindeki küresel siyasal

iletişim iklimine dair görüşlerini paylaştıkları

videoların gösterilmesinin

ardından, en iyi siyasal iletişim kampanyalarının

açıklandığı törende toplam

4 Altın, 29 Gümüş ve 34 Bronz ödül

dağıtıldı.

Öykü/Dialogue International, tarafından

İstanbul Büyükşehir Belediyesi

için hazırlanan Ya Kanal Ya İstanbul

projesinin En İyi Genel Kampanyalar

kategorisinden Altın ile ayrıldığı yarışmada

Renee, Beşiktaş Belediyesi için

Yandex ile hazırladığı 10 Kasım işiyle

Üretimde Ustalık kategorisinde 1

Bronz ve 1 Gümüş alırken, Beşiktaş Belediyesi

için hazırladığı İstanbul Sözleşmesini

Okudun Mu kampanyasıyla

1 Gümüş (Açıkhava Kampanyaları) ve

2 Bronz’u (Mobil Kampanyaları, PR

Kampanyaları) kucakladı.

İstanbul Dijital Medya ise İstanbul

Büyükşehir Belediyesi için hazırladığı

Ist’opia, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve

Çocuk Bayramı ve Askıda Fatura işleriyle

sırasıyla En İyi Web Videosu kategorisinden

1 Bronz, Üretimde Ustalık

kategorisinden 1 Bronz ve Bağış Kampanyaları

kategorisinden 2 Gümüş ile

döndü. ■


POLARIS ÖDÜLLERİ 2021 KAZANANLAR

Kampanya Adı Ödül Kampanya Adı Ödül Kampanya Adı Ödül

EN İYİ GENEL KAMPANYALAR

Genel Seçim Kampanyaları

BuzzMaker - Saving Democracy

Anthony Grally - Senatorial Election France - Ardèche 2020

Bronz

Bronz

En İyi Müzik Kullanımı

Lelo for Georgia - Movement - Key to Life & Strength

En İyi Kullanıcı Deneyimi

Renee - A Path Wont Leave Any Mind

Bronz

Gümüş

AÇIKHAVA KAMPANYALARI

Genel Seçim Kampanyaları

BuzzMaker - Standing Tall

Anthony Grally - Senatorial Elections France

Gümüş

Bronz

Yerel Seçim Kampanyaları

303.Digital LLP - "¡Súmate al Cambio!"

Bronz

De Vengoechea & Associates - Carolina Mejia for Major of Santo Domingo -

Edgard Gutierrez

Bronz

STK'lar ve Diğerleri

Öykü/Dialogue International - Either Canal or Istanbul

Altın

VERİNİN YARATICI KULLANIMI

Yerel Seçim Kampanyaları

Mosh Brasil Ruy Carneiro Mayor - TV

STK'lar ve Diğerleri

Manjgura - Total Croatia Travel Info Viber Community

DSPolitical - League of Conservation Voters GOTV

Gümüş

Gümüş

Bronz

STK'lar ve Diğerleri

Renee - Have You Read the Istanbul Convention?

EccaNova - The History Making Hoosier State Petition Blitz

PR KAMPANYALARI

STK'lar ve Diğerleri

TBC Multimedia LLC DBA VPITV - VPITV

Gümüş

Bronz

Altın

For Purpose - A Moment for the Life of a Language

Gümüş

College Green Group - Get Your Jabs, a College Green Group Campaign Bronz

Başkanlık Seçimi Kampanyaları

De Vengoechea & Associates - Luis Abinader for President - De Vengoechea &

Associates

Bronz

EN İYİ MİZAH KULLANIMI

Yerel Seçim Kampanyaları

ESPLANADA.agency - Elói Pietá for Mayor

PAC / Super PAC

303.Digital LLP - El Chancletazo

Gümüş

Gümüş

Başkanlık Seçimi Kampanyaları

De Vengoechea & Associates - Luis Abinader for President - De Vengoechea &

Partners

Gümüş

EN İYİ NEGATİF VE KONTRAST KULLANIMI

Genel Seçim Kampanyaları

Carabas Consejeria Politica - Luis Walton - Campaña Guerrero

Başkanlık Seçimi Kampanyaları

Bronz

De Vengoechea & Associates - Luis Abinader for President - De Vengoechea &

Partners

Gümüş

EN İYİ WEB VİDEOSU

Genel Seçim Kampanyaları

BuzzMaker - Voting: An Important Lesson

BuzzMaker - I Remember the Place

Yerel Seçim Kampanyaları

Le Black Room - Carlos Gutiérrez

STK'lar ve Diğerleri

Istanbul Dijital Medya A.S.- Ist'opia

EN İYİ İNTERNET SİTESİ

STK'lar ve Diğerleri

For Purpose - A Moment for the Life of a Language

ÜRETİMDE USTALIK

En İyi Oyunlaştırma Kullanımı

Renee - A Path wont Leave Any Mind

En İyi İllüstrasyon Kullanımı

ESPLANADA.agency - Elói Pietá for Mayor

Gümüş

Bronz

Bronz

Bronz

Gümüş

Bronz

Gümüş

Istanbul Dijital Medya A.S. - April 23rd National Sovereignty and Children’s

Day

Bronz

En İyi Logo Kullanımı

ESPLANADA.agency - Elói Pietá for Mayor

Gümüş

Başkanlık Seçimi Kampanyaları

De Vengoechea & Associates - Luis Abinader for President - De Vengoechea &

Partners

Gümüş

DİJİTAL KAMPANYALARI

Yerel Seçim Kampanyaları

ESPLANADA.agency - Elói Pietá for Mayor

Le Black Room - Carlos Gutiérrez

DSPolitical - Shevrin Jones for Florida State Senate

STK'lar ve Diğerleri

For Purpose - A Moment for the Life of a Language

EccaNova - Yinz Going to Need a New Speaker

EccaNova - Moscow Mitch Merchandise Fundraising Campaign

Gümüş

Bronz

Bronz

Altın

Bronz

Bronz

Başkanlık Seçimi Kampanyaları

De Vengoechea & Associates - Luis Abinader for President - De Vengoechea &

Associates

Gümüş

Le Black Room - Carlos Gutiérrez

DOĞRUDAN POSTA KAMPANYALARI

Genel Seçim Kampanyaları

Fortis Strategies - Morrison Victory

Anthony Grally - Campaign Letter - Senatorial Elections France

PAC / Super PAC

Solidarity Strategies - Kristin Urquiza

Başkanlık Seçimi Kampanyaları

Solidarity Strategies - Bernie 2020 with Representative Alexandria

Ocasio-Cortez

SAHA KAMPANYALARI

GOTV Program

Stampede Consulting - Keeping Florida Great

Voter ID Program

Stampede Consulting - Keeping the Maine Thing the Main Thing

BAĞIŞ KAMPANYALARI

En İyi Bağış Etkinliği

Istanbul Dijital Medya A.S. - PAY-IT-FORWARD

En İyi Sosyal Medya Kullanımı

Istanbul Dijital Medya A.S. - PAY-IT-FORWARD

MOBİL KAMPANYALARI

STK'lar ve Diğerleri

Renee - Have You Read the Istanbul Convention?

Bronz

Gümüş

Bronz

Bronz

Gümüş

Bronz

Bronz

Gümüş

Gümüş

Bronz

Arrow Communications Group - Coin Jar

Gümüş

EAPC/PONT - Alternative Approaches to Alleviate the COVID-19 Pandemic

Bronz

Manjgura - Total Croatia Travel Info Viber Community

Renee - Have You Read the Istanbul Convention?

RADYO KAMPANYALARI

STK'lar ve Diğerleri

Arrow Communications Group - Bounce back

PAC / Super PAC

Solidarity Strategies - "Cuenta Conmigo"

SOSYAL MEDYA KAMPANYALARI

Yerel Seçim Kampanyaları

ESPLANADA.agency - Elói Pietá for Mayor

303.Digital LLP - "¡Súmate al Cambio!"

STK'lar ve Diğerleri

Manjgura - Total Croatia Travel Info Viber Community

VAJT Ltd. - Introducing Digital Nomad Visa in Croatia

Bronz

Bronz

Bronz

Gümüş

Gümüş

Bronz

Gümüş

Bronz

Başkanlık Seçimi Kampanyaları

De Vengoechea & Associates - Luis Abinader for President - De Vengoechea &

Associates

Gümüş

TELEVİZYON KAMPANYALARI

Yerel Seçim Kampanyaları

Mosh Brasil - Ruy Carneiro Mayor - TV

Genel Seçim Kampanyaları

BuzzMaker - The Challenge of a Lifetime

STK'lar ve Diğerleri

Arrow Communications Group - Shortchange / No Time

PAC / Super PAC

Solidarity Strategies - “If I were President”

Başkanlık Seçimi Kampanyaları

Solidarity Strategies - Bernie 2020 - Nevada Latinos

Altın

Gümüş

Gümüş

Gümüş

Bronz

Mosh Brasil - Ruy Carneiro Mayor - Visual Identity

Bronz

Temmuz-Ağustos 2021 23


ADVERTORIAL

Her zaman PR

B2Press 2016'dan bu yana basın iletişimi

alanında uçtan uca dijital PR hizmeti

sunuyor. İstanbul, Utrecht ve Atina’da

yer alan ekipleriyle basın bülteni yazım,

dağıtım, medya takibi ve raporlama

hizmeti veren B2Press'in kurucu ortağı Ediz

Tokabaş'a göre PR çalışmalarının önkoşulu

süreklilik ve istikrar.

EDİZ TOKABAŞ

B2Press Kurucu Ortağı

tar sözcük bulutunuzu güçlendirip SEO

çalışmalarınıza destek verir ve arama

motoru sonuçlarındaki sıralamalarda

üst sıralarda yer almanızı sağlar. Bu sayede

sosyal pazarlama ile satış süreçlerine

uzun vadede destek olunur.

B2Press olarak hedef kitlenize

online PR kapsamında hangi

hizmetleri sunuyorsunuz?

PR hizmetlerini online bir servis olarak

sunan B2Press, haber değeri taşıyan

özgün içerikleri, SEO öncelikleri ve PR

çalışmalarının gücüyle harmanlayarak

markaların online görünürlüğüne katkı

sağlıyor. Bu çerçevede sunduğumuz

hizmetlerden biri basın bülteni çalışmaları.

Basın bülteni yazım, dağıtım ve

medya takip süreçlerini online bir servis

olarak uçtan uca “PR paketleriyle”

sunuyoruz. Üstelik geleneksel işleyişin

aksine aylık bir sözleşme veya taahhüt

Online PR nedir, markalar için

ne gibi avantajları var?

Dijital mecraların okunma oranları

geleneksel yayınları geride bırakırken,

PR çalışmaları da dijital medya odaklı

kurgulanmaya başlandı. Dolayısıyla artık

yalnızca bazı haber sitelerinde yer

alınması değil, yapılan tüm PR çalışmalarının

markaların online görünürlüğüne

katkı sağlaması bekleniyor.

Online PR’ın temelinde “sosyal pazarlama”

kavramı yer alıyor. Dünyanın

en iyi ve en kaliteli ürününü en ucuza

üretseniz bile bundan kimsenin haberi

olmadığı takdirde geri dönüşü olmayan

bir iş yapmaktan öteye gidemezsiniz.

Ancak şirketler PR'ı yalnızca tüketici

bilincini artırmak için değil, internet

sitelerine trafik çekmek ve satışlarını

artırmak için de kullanıyor.

Tüketicilerin dijitalleşen davranışları

karşısında markalar da dijital varlıklarını

zenginleştirerek kullanıcıların

her aramasında kendi ürün, hizmet ve

mesajlarıyla karşılarına çıkmaya gayret

ediyor. Bu noktada ise pazarlama

çalışmalarında markalara ilgiyi artıran,

satış için çalınan kapıların açılmasına

katkı sağlayan gizemli unsur PR değeri!

Online PR çalışmaları PR değerini

üretip dağıtarak markaların hedef gruplar

nezdindeki itibarını artırmaya katkı

sunar, algı ve imajını güçlendirir. Online

PR ile markalar dijital bir varlık kazanır.

Online PR, arama motorlarındaki anahile

değil, “kullandığın kadar öde” yaklaşımıyla

ciddi bir maliyet avantajı sağlıyoruz.

Basın bülteni çalışmalarımızı

İstanbul, Utrecht ve Atina’da yer alan

ekiplerimizle Türkiye dahil 30’dan fazla

ülkede 23 dilde gerçekleştiriyoruz.

Basın bülteni çalışmalarına ek olarak

markalı içerik çalışmalarımızla da

17 ülkede markalara medya işbirliği fırsatları

sunuyoruz. Bu sayede markaların

Almanya’dan Katar’a, İngiltere’den

Brezilya’ya kadar en önemli mecralarda

yer alarak hedef kitlelerine ulaşmasını

sağlıyoruz.

Medya takip raporlarımızla markaların

ve rakiplerinin online ve basılı

yayınlarda yer alan haberlerinin dökümünü

hazırlıyor ve veri odaklı analizler

ortaya koyuyoruz. Kimi zaman

medyaya servis edilen bir haberin basın

yansımalarının takibinde kimi zaman

da rakip markaların konu olduğu

haberlerin yıllık bazda semantik olarak

analiz edilmesi için B2Press hizmetleri

kullanılabilir.

Etkili basın bültenleri hazırlamanın

ve kayda değer yansımalar

almanın püf noktaları

neler?

Markalar çoğu zaman “Ne zaman PR

yapmalıyız?” diye soruyor. Buna yanıtımız

“Her zaman PR” oluyor. PR

çalışmalarında, süreklilik ve istikrar

önkoşul. Bu koşul sağlanamadığı sürece,

istenilen mesajların iletilmesi, oluşturulan

algının güçlü ve kalıcı olması

mümkün değil.

Etkili basın bülteni hazırlamanın

temel unsuru haber değerini yakalayabilmek.

Bunun için de markanızdan

ziyade okuyucuların gözünden basın

bülteninin kurgulanması çok büyük

önem arz ediyor.

Gündemi takip edip markanızla

ilişkilendirebileceğiniz noktalarda veri

haberciliği çizgisini takip ederek rakam,

veri ve istatistik içeren içerikler

oluşturmak bir diğer önemli husus.

Hazırladığınız basın bültenlerinde

kamuoyunun faydasına olabilecek bir

değerlendirme, analiz ve yorum “haber

dilinde” yazılarak ortaya konulmalı. Bu

sayede herhangi bir markanın yazdığı

tanıtıcı basın bülteninden ziyade kamuoyunun

faydasına hizmet edecek bir haber

metni oluşturmuş olursunuz. ■

24 MediaCat


İŞ DÜNYASI

Söyleşi

Temel yaklaşım

sürekli iyileştirme

Sahibinden.com’u bir

teknoloji şirketi olarak

konumlandırdıklarını ifade eden

Sahibinden.com Pazarlamadan

Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

Nazım Erdoğan, bu söylemin

altını Ar-Ge merkezlerinde

teknolojik altyapı ve tasarım

konularında sürekli iyileştirmeler

yaparak ve makine öğrenimi/

yapay zekâ temelli yenilikleri

hayata geçirerek doldurduklarını

belirtiyor.

u SULTAN ÖNCÜ ARSLANOĞLU

Geride bıraktığınız 20 yılı son

bir yılla kıyasladığınızda neler

söyleyebilirsiniz? Pandeminin

en büyük öğretisi ne oldu?

E-ticaret hızlı değişimlere uyum becerisi

en yüksek olan sektörlerden

biri. Önlemlerin geçtiğimiz yıl Mart

ortasında hayata geçirilmesiyle birlikte

biz de iş yapış şeklimizi yeniden

gözden geçirdik. Şirketimizin çevik iş

yapma ve teknolojiyi son derece etkin

kullanma becerisi sayesinde, bu sürece

adapte olduk ve çalışmalarımızı

kesintisiz olarak sürdürdük. Çevikliğimiz

ve teknolojik yetkinliğimiz

sayesinde kullanıcılarımızın değişen

ihtiyaçlarını hızla analiz ederek bu

zorlu süreçte yeni hizmetler ve desteklerle

onların yanında olduk.

NAZIM ERDOĞAN

SAHIBINDEN.COM

PAZARLAMADAN

SORUMLU GENEL

MÜDÜR YARDIMCISI

26 MediaCat


Bu dönemde gerek bireyler gerekse

kurumlar olarak tam bir dayanışma örneği

sergiledik. Koronavirüs salgınının

yayılma eğilimi göstermesiyle birlikte,

çalışanlarımızın sağlığı ve güvenliği

için ofis dışı/evden çalışma düzenine

geçtik. Eşzamanlı olarak kullanıcılarımızın

hassasiyetlerini analiz ettik,

onların pandemi döneminde ev, vasıta

ve diğer kategorilerde arayışlarını sürdürdüklerini

gördük. Bu arayışın en

güvenli şekilde gerçekleşmesi için Görüntülü

Arama ile Gezilebilir özelliğini

hayata geçirdik. Kurumsal mağazala-

YAKIN BAKIŞ

Bugünlerde sıklıkla

kullandığım iş kavramı

✓ Her şarta çok hızlı

adapte olmak.

Son dönemde beni

en çok etkileyen

teknolojik buluş

✓ Blockchain teknolojisi.

Böylece tüm merkezî

yapılar dağıtık hale

gelecek.

Bu sıralar en çok

dinlediğim sanatçılar

✓ Cem Adrian

✓ Deniz Tekin

Son dönemde sıklıkla

takip ettiğim kişi/

yayın organı

✓ Benedict Evans

✓ Visual Capitalist

✓ aposto!

Pandemi döneminde

edindiğim deneyim

✓ Haftada dört

gün, sabah bir

saat koşmaya ve

evde bazen yemek

yapmaya başladım.

rımıza, işlerini kesintisiz sürdürebilmelerini

sağlayan bu özelliğe ek olarak

destek paketleri sunduk.

Sunduğumuz

hizmetlerin

kusursuz işlemesi

için test ve kalite

yönetimine aralıksız

yatırım yapıyoruz.

Sahibinden.com

üzerinde yılda

yaklaşık 600

defa yazılım

güncellemesi

yapıyoruz.

Sitenin trafik kaynağının

82’si

mobilden.

%

Sahibinden.com’un artık bir

teknoloji şirketi olduğunu söylüyorsunuz.

Bunun altını nasıl

dolduruyorsunuz?

Ar-Ge merkezimizde, yapay zekâ

teknolojisi ve büyük veriye dayanan

çalışmalarımızla kullanıcılarımızın

hayatını kolaylaştıracak teknolojiler

geliştiriyoruz. Kullanıcılarımızdan

aldığımız detaylı ilan bilgileri sayesinde,

çok sayıda filtreyle detaylı arama

sunuyoruz. Kullanıcıların baktıkları

ilanlar, yaptıkları aramalar ve satın

alma gibi davranışlarını inceleyerek,

aradıkları kriterlere uygun ilan bulunduğunda

sistemin bilgi verdiği Favori

Aramalarım özelliğini geliştirdik.

Kullanıcılarımızın bir emlak ilanını en

ince ayrıntısına kadar detaylı olarak

incelemelerini sağlamak amacıyla 3

Boyutlu Tur ve 360 Derece Fotoğraflı

İlan özelliğini kullanıma sunduk.

Emlak360 platformuyla emlak

alım-satım veya kiralama, Oto360

platformuyla araç alım satım süreçlerinde

kullanıcıların ihtiyaç duydukları

servislere tek bir yerden hızlı ve kolay

şekilde ulaşmalarını sağlıyoruz. Yapay

zekâ teknolojisinden faydalanarak

hayata geçirdiğimiz Fotoğraftan Araç

Tanıma özelliğimiz sayesinde kullanıcılar;

ilgilendikleri aracın fotoğrafını

çektikten sonra aracın marka, model

ve yıl bilgilerini buluyor, milyonlarca

ilanın arasından aynı özellikteki tüm

araç ilanlarına hızlı ve kolay bir şekilde

ulaşıyor.

Kullanıcılarımızın alışveriş sürecini

daha da kolaylaştırmak ve güvenli

bir alışveriş deneyimi sunmak adına

ise S - Param Güvende hizmetini hayata

geçirdik. Bu sayede kullanıcılarımız

sahibinden.com’un İkinci El ve Sıfır

Alışveriş kategorisi üzerinden yapacakları

alım ve satım işlemlerini daha kolay

ve güvenli yapabilecekler. Kullanıcılar

bu hizmet üzerinden ürün satın alırken

para, çözüm ortağımız olan ödeme kuruluşunun

hesabında tutuluyor. Ürün

teslim alınıp onaylanınca, para satıcıya

aktarılıyor.

Pandeminin başlarında tüketicinin

alışveriş davranışları ve

yaşam tercihlerinde görülen

değişim geldiğimiz noktada ne

durumda?

Koronavirüs pandemisiyle beraber tüketiciler

sokağa çıkmadan ürün araştırma,

fiyat karşılaştırma, temassız ve

kolay alışveriş deneyimi yaşadıkları

için online platformları tercih etmeye

başladılar. Önlemler süresince kullanıcıların

ilgi gösterdikleri kategoriler

farklılaştı. Karantina tedbirlerinin en

sıkı uygulandığı dönemde evde geçirilen

zamanın artmasıyla beraber ekmek

yapma makinesi, baskül, fitness-kondisyon

aletleri, oyun konsolları, puzzle,

masa ve kutu oyunları ile maketlere

olan ilgi arttı. Karantina tedbirlerinin

kısmen azaltıldığı dönemde ise bahçeli,

balkonlu ve müstakil ev arayışı hız kazandı.

Kullanıcılar platformu en çok

nereden ziyaret ediyor?

Türkiye’de internet kullanımı ve mobil

cihazların kullanımında yaşanan artışa

paralel olarak e-ticaret sektörü içerisinde

mobilin payında ciddi artışlar

yaşandı. Kullanıcılar, mobil deneyimlerinin

artması ve mobil alanda yapılan

yatırımların hız kazanmasıyla birlikte

sahibinden.com’a mobil cihazlar üzerinden

daha fazla ulaşıyor. Kullanıcılarımızın

yüzde 82’si mobil uygulamamızı

ve mobil web sitemizi kullanarak

sahibinden.com’a erişiyor. 20 yıldan

fazla sürede oluşturduğumuz marka

bilinirliğimiz sayesinde, trafiğimizin

tamamına yakınının organik olduğunu

söyleyebilirim.

Alışveriş ve kullanıcı deneyimini

iyileştirmeye dair gündeminizde

şu an ne var?

Türkiye nüfusunun neredeyse yüzde

75’inden fazlasıyla temasta olan bir

platform olarak kullanıcı deneyimine

çok önem veriyoruz. Önceliğimiz

kullanıcılarımızın sahibinden.com’da

geçirdikleri her saniyenin kaliteli ve

kusursuz olması. Bunun için de Ar-Ge

merkezimizde teknolojik altyapı ve tasarım

konularında sürekli iyileştirmeler

yapıyor, makine öğrenimi ve yapay

zekâ temelli yenilikleri hayata geçiriyoruz.

Bununla birlikte sunduğumuz

hizmetlerin kusursuz işlemesi için test

ve kalite yönetimine aralıksız yatırım

yapıyoruz. Sahibinden.com üzerinde

yılda yaklaşık 600 defa yazılım güncellemesi

yapıyoruz. ■

Temmuz-Ağustos 2021 27


İŞ DÜNYASI

Araştırma

İklim,

kamuoyu

ve eylem

Dünya; iklim

değişikliği, benzeri

görülmemiş biyolojik

çeşitlilik kaybı,

artan eşitsizlikler ve

Covid-19 salgını gibi

birden fazla krizle

karşı karşıya. Peki,

iklim değişikliğiyle

mücadele

planlarında kamuoyu

nerede duruyor?

Ipsos Dünya Günü

Araştırması ile

iklim değişikliği

konusunda kamuoyu

ve eylem ilişkisine

daha yakından

bakıyoruz.

u SULTAN ÖNCÜ ARSLANOĞLU

klim değişikliğiyle mücadele

konusunda ortak bir

İ

duruş benimseyebilmek

adına 2021 yılının uluslararası

çevre politikaları tarafından

“Süper Yıl” ilan edilmesi, bu yıl mücadele

planlarına farklı açılardan bakmayı

gerektiriyor.

Önümüzdeki Kasım ayında Glasgow’da

yapılacak 26. Birleşmiş Milletler

İklim Değişikliği Konferansı,

197 ülkeyi bir araya getirerek iklim

değişikliğine ve ülkelerin mücadele

planlarına yönelik bir tartışma platformu

sunacak. Bu yıl ise, Paris İklim

Anlaşması’nın imzalandığı 2015

yılından bu yana iklimle mücadelede

katedilen yola dair gelişmelerin ele

alınması sebebiyle ayrı bir önem taşıyor.

Yeni hedefler belirlemeden önce

eldeki tablonun netleştirilmesi gerektiği

aşikâr. Peki, kamuoyu iklimle

mücadelede hangi noktada yer alıyor?

Ipsos’un, Türkiye’nin de aralarında olduğu

Paris Anlaşması’nı imzalayan 30

ülkede gerçekleştirdiği Dünya Günü

Araştırması, iklim değişikliğiyle ilgili

kamuoyunun düşünce ve davranışlarına

ışık tutuyor. ■

KAMUOYU HÜKÜMETLERE

NE KADAR GÜVENIYOR?

Araştırmaya katılanların yüzde 31’i, iklim değişikliğiyle mücadele için

hükümet, işletmeler ve bireylerin birlikte çalışmaya yönelik net bir

planları olduğuna inanıyor. Türkiye’de de bu oran aynı seviyede ancak

bu fikir, küresel ortalamada yüzde 34’lük bir kesim tarafından kabul

görmüyor. Diğer taraftan belli bir tarihe kadar net sıfır sera gazı salımı

yapacaklarına dair taahhütlerini yasal olarak bağlayıcı hale getiren

ülkelerde dahi, kamuoyu farkındalığının ortalamanın altında kaldığı

görülüyor. Örneğin, İngiltere’de bu oran yüzde 28, onu yüzde 24 ile

Fransa ve Macaristan, yüzde 23 ile ise İsveç izliyor. Buna karşılık sera

gazı emisyonlarını net sıfıra indirme hedefleri bulunan Güney Kore’de

bu oran yüzde 38, İspanya’da yüzde 33, Şili’de yüzde 24 ve Kanada’da

yüzde 21. Bu tablo ayrıca net sıfır taahhütlerinin yasal olarak bağlayıcı

olması ile hükümetin planlarına ilişkin kamuoyu farkındalığı arasında

bir ilişki olmadığını ortaya koyuyor.

ÜLKELERININ NET BIR PLANI

OLDUĞUNA EN ÇOK INANANLAR

Suudi

Arabistan

Çin

Hindistan

%64 %61 %58

Türkiye

Metodoloji: Dünya Günü

Araştırması, Ipsos tarafından

19 Şubat-5 Mart 2021 tarihleri

arasında, 30 ülkeden 16-74 yaş

arası toplam 21 bin 11 kişiyle online

görüşülerek gerçekleştirilmiştir.

ÜLKELERININ NET BIR PLANI

OLDUĞUNA EN AZ INANANLAR

ABD

%18 %16

Japonya

%31

28 MediaCat


KAMUOYU KIMI

SORUMLU TUTUYOR?

Bireyler, iklim değişikliğiyle mücadelede her

ne kadar daha çok sorumluluk hissetseler

de bunu ortak bir sorumluluk alanı olarak

görüyorlar. Nitekim araştırmaya katılanların

yüzde 65’i hükümetlerin, yüzde 68’i ise

şirketlerin bu konuda bir an önce harekete

geçmesi gerektiğini ifade ediyor.

Hükümetlerden beklenti içinde olan

katılımcıların oranının 2020 yılında yüzde

68 olduğunu da ekleyelim. Türkiye’de ise

hükümetlerden beklenti son bir yıl içinde

yüzde 7 arttı.

İKLIM KRIZI NE

KADAR ÖNCELIKLI?

Pandemi sonrası ekonomik toparlanmada

iklim değişikliğiyle mücadelenin bir öncelik

olup olmaması konusunda kamuoyu ikiye

bölünmüş durumda. Yüzde 36’lık bir kesim

ekonomik toparlanmada iklim değişikliğiyle

mücadelenin bir öncelik olmaması gerektiğini

düşünürken, yüzde 35 buna katılmıyor.

Türkiye’de bu fikre katılmayanların oranı ise

yüzde 39.

KAMUOYU DEĞIŞIKLIĞE

NE KADAR AÇIK?

Pandeminin getirdiği kısıtlamalar ortadan

kalktığında insanların önceye kıyasla daha

az sürdürülebilir davranışlar benimseyip

benimsemeyecekleri bir tartışma konusu.

Katılımcıların yüzde 69'u iklim değişikliğiyle

mücadelede yapılması gereken davranış

değişiklikleri konusunda bilgi sahibi.

Türkiye’de ise bu oran yüzde 75’lerde. Buna

karşılık kamuoyunun yapılması gereken

eylem değişikliğini bilmesine rağmen daha

yüksek etkili eylemlerin listenin altlarında yer

aldığı görülüyor.

GLOBAL (%) TÜRKİYE (%)

Bireylerin, iklim değişikliğiyle mücadele için şimdi

harekete geçmezlerse gelecek nesilleri zor durumda

bırakacağına inananlar

72 81

Şirketlerin, iklim değişikliğiyle mücadele için harekete

geçmezse çalışanlarını ve müşterilerini zor durumda

bırakacağına inananlar

68 68

Hükümetlerin, iklim değişikliğiyle mücadele etmezse

vatandaşlarını zor durumda bırakac ağına inananlar

65 78

GLOBAL (%) TÜRKİYE (%)

Ekonomik toparlanmada iklim değişikliğiyle

mücadelenin bir öncelik olmaması gerektiği fikrine

katılanlar

36 34

Hindistan

%52

Öncelik

olmaması

gerektiğini en

çok belirten ülke

İKLIM DEĞIŞIKLIĞIYLE MÜCADELEDE YAPILMASI

OLASI DAVRANIŞ DEĞIŞIKLIKLERI (%)

Fazla ambalaj kullanımından uzak durmak 59 48

Yeni şeyler satın almaktan kaçınmak 53 48

Evde su tasarrufu yapmak 51 49

Evde enerji tasarrufu yapmak 51 44

Materyalleri geri dönüştürmek 50 48

Araç yerine yürüyerek veya bisikletle ulaşım

sağlamak 48 47

Daha az et yemek, alternatif bitkisel besinler tercih

etmek 43 36

ECE ERTÜRK

Service Line

Leader, Public

Affairs & Ipsos UU,

Ipsos

‘KAMUOYU ÇÖZÜMÜN

BİR PARÇASI OLABİLİR’

Dünyada ve ülkemizde çevresel

etkilerinin tartışıldığı yeni projeler,

pandeminin değiştirdiği davranış ve

tercihlerin iklim ve çevre üzerindeki

etkileri ve son günlerde Marmara

Denizi’nde görünen müsilaj ile

birlikte çevresel duyarlılık ve iklim

değişikliğinin etkileri yeniden

gündemimize girdi. 2021 yılı iklim,

biyoçeşitlilik, besinler ve okyanuslar

üzerine yürütülmekte olan büyük

anlaşmalar ile uluslararası çevre

politikaları konusunda “süper yıl”

olmuş durumda. Yine de çevre

konusundaki yüksek ilgi ve kaygıya

karşın bu planlara dair kamuoyu

farkındalığının düşük oluşu, toplumun

konuya daha etkin bir şekilde

dahil edilip çözümün bir parçası

olabileceğini gösteriyor.

Pandemi sonrası değerlendirmelere

baktığımızda hem araştırmalar hem

de pratikte deneyimlediklerimiz

gösteriyor ki ülkeler açısından sağlık

ve ekonomi konuları öncelikli aksiyon

alanları olarak karşımıza çıkmaya

devam edecek. Ancak iklim değişikliği,

küresel ısınma, habitat tahribatı, doğal

kaynakların azalması gibi çevresel

sorunlar ise bu önceliklendirmede

daha üst sıralara taşınmazsa, bunların

yakın zamanda gerek sağlık gerekse

ekonomik yönden olumsuz etkilerini

görmek toplumlar için kaçınılmaz

olacak. Bu noktada iklim felaketi

başta olmak üzere çevre sorunlarıyla

mücadelede etkin bir rol üstlenmek

bireysel ve toplumsal seviyede kritik

öneme sahip.

Temmuz-Ağustos 2021 29


İŞ DÜNYASI

Söyleşi

Bulut kullanımı

hızla arttı

Didem Duru

CISCO TÜRKIYE GENEL MÜDÜRÜ

Markalar, bugün edindikleri

alışkanlıkların ne kadarını

yarına taşıyabileceklerini

tartışırken, Cisco Türkiye

Genel Müdürü Didem

Duru’ya göre pandeminin

ortaya koyduğu en önemli

gerçeklerden biri internete

erişimi artırma ihtiyacının

aciliyeti.

u ARZU NİLAY KOCASU

30 MediaCat

Pandemi profesyonel ve özel hayatlarımızda

pek çok alışkanlığı

değiştirdi. Bu dönemde benimsediğimiz

yeniliklerin gelecekte

daha dar kapsamda da olsa

devam edeceğini varsayarsak,

bu kapsamın içerisinde neleri

sayabiliriz?

Pandemi döneminde zorunlu olarak

gelişen bazı reflekslerin ve sağlanan hizmetlerin,

kazanılan alışkanlıkların pandemi

bittiğinde de süreceği kanaatindeyim.

Pandeminin iş yapış şekillerimizi

kalıcı olarak değiştirmesiyle, çalışanlar

artık ofisten ve evden çalışma arasında

bir denge kurarak, ne zaman ve nereden

çalışacakları konusunda daha fazla söz

sahibi olmak istiyorlar. Şirketler dijital

işyeri dönüşümüne yatırım yapıp hibrit

modeller kurdukça, konumdan bağımsız


olarak çalışan deneyimini gerçek anlamda

dönüştüren teknolojik çözümler

ve hizmetler, bulut temelli işbirliği

platformları öne çıkıyor.

Bulut teknolojileri, pandeminin

ilk aylarında şirketlerin koşullara hızla

uyum sağlamasına yardımcı oldu.

BT ekipleri gelecekte çok daha fazla

çevikliğe ihtiyaç duyacak. Ekipler gözlenebilirlik

gibi çözümleri kullanarak

gerçekten önemli olan veri ve bilgileri

izlemeye geçebilecek. Onlar mevcut

dönüşümlerinin ölçeğini büyütmeye

devam ettikçe de bilgiler ve otomasyon

gelecekte büyüme, rekabetçilik ve esneklik

açısından daha önemli bir hale

gelecek. Çalışanların bu kazanılmış

konforun, bir anlamda hak ve alışkanlıkların

pandemi bitince de devam etmesini

isteyeceklerini öngörüyoruz.

Cisco olarak pandemiden neler

öğrendiniz; bu bilgiler gelecekte

iş kollarınıza nasıl etki edecek?

Herkes gibi bizler de ilk olarak teknolojinin

ve internetin, ekonominin devam

etmesini sağladığını gördük. Ne var ki

internet erişimi olanlar, dünya nüfusunun

yaklaşık olarak sadece yarısına

karşılık geliyordu ve pandemi, internete

erişimi artırma ihtiyacının ne kadar

acil olduğunu ortaya koydu. Şu anda

gelişmekte olan ülkelerde toplumun

yalnızca yüzde 35’inin internet erişimi

varken, gelişmiş ülkelerde bu oran

yüzde 80. Pandeminin başlamasıyla,

Cisco tüm dünyada pandemiyle mücadele

kapsamında, müşterilerimize

destek olabilmek ve onlara evde çalışma

ortamı sağlayabilmek için güvenli

bulut servislerimizden web konferans

için Webex, güvenlik için VPN, Güvenli

DNS (Umbrella) ve çok faktörlü kimlik

doğrulama (DUO) servislerini kullanıma

açtı.

Yeni dönemde bulut kullanımı hızla

arttı. Bulut uygulamalarında günlük

kimlik doğrulama işlemleri pandeminin

ilk birkaç ayında yüzde 40 artış gösterirken,

bunların büyük bölümü çeşitli

bulut hizmetlerine güvenli erişim sağlamak

isteyen işletmeler ve orta ölçekli

kuruluşlardan geldi. Biz de yeniliklerimizi,

kısa ve orta vade atılımlarımızı bu

değişen beklentilere göre şekillendirdik.

Kısa sürede evrilerek beklentilerin

de önüne geçmeyi başardık.

Araştırmalara göre şu an pandemi

öncesi döneme oranla ortalama 4,7 kat

O

Şu anda

gelişmekte

olan ülkelerde

toplumun yalnızca

yüzde 35’inin

internet erişimi

varken, gelişmiş

ülkelerde bu oran

yüzde 80.

fazla kişi düzenli olarak evden çalışıyor.

Bu durumda şirketlerin VPN ölçeğini

genişletip evden çalışma ağlarında

güvenliği artırarak çalışanlarına her

yerden verimli olma ve işbirliği yapma

imkânı sağlaması, uygulamaları korumak

için çok faktörlü kimlik doğrulama

(MFA) kullanması ve siber tehditlere

karşı savunma amacıyla bulut güvenliği

güvenli erişim hizmetleri uç noktası

(SASE) uygulaması gerekti. Pandeminin

etkisi; müşteri sayıları, uygulama trafiği

örüntüleri ve e-öğrenim kullanım

sayısındaki hızlı artışlar, görüntülü

konferanslar, sanal etkinlikler, uzaktan

bakım, süreç otomasyonu ve ağa bağlı

diğer hizmetlerde benzeri görülmemiş

düzeydeki sert dalgalanmalarla da kendini

gösterdi. Hizmet sürekliliği sağlamak

için diğer birçok ağ işlevine ek olarak

tekrara dayalı yönetim görevlerinin,

ağ erişiminin, oryantasyon ve segmentasyonun

yanı sıra veri merkezinin ötesinde

buluta kadar geçerli politikaların

otomatikleştirilmesi gerekliliği doğdu.

Bu ihtiyaçları karşılamaya yardımcı

olmak ve küçük işletmelerin esas faaliyetlerine

odaklanmalarını sağlamak

için Cisco olarak “İşletmeler için Tasarlandı”

portföyüne yepyeni güncellemeler

yaparak makine öğrenimi, yapay

zekâ ve bulut odaklı çözümlerin gücünü

bir araya getirdik. Satın almayı, kurulumu

ve bakımı basitleştirdik.

Bilişim sektöründe 20 yılı aşkın

bir deneyimin ardından, iki

yıldır Cisco'nun genel müdürlüğünü

yürütüyorsunuz. Eril

addedilen bir sektörde kadın

yönetici olmakta ne gibi zorluklar

ve avantajlar görüyorsunuz?

Yaklaşık 26 senedir iş hayatının içindeyim.

Sadece Türkiye’de değil dünyanın

Araştırmalara göre pandemi

öncesi döneme oranla ortalama

4,7

kat fazla

kişi düzenli

olarak evden

çalışıyor.

birçok yerinde iş hayatında kadınların

yaşadıkları zorluklara da bizzat tanık

oldum. Ancak son yıllarda kadınlar potansiyellerini

açığa çıkarmayı, “Asla yapamaz”

denilen işleri yapmayı, büyük

başarılara imza atmayı başardıkça o

zorluk bariyerleri de kırılmaya başladı.

Bu başarıda kadınların azmi ve kararlılığı,

işverenlerin ve kuruluşların

tutumu büyük önem taşıyor elbette.

Ancak bir önemli etken de medyanın,

toplumların desteği şüphesiz… Kadınların

organizasyon becerisi, empati

gücü, detaylardan çözüme ulaşan bakış

açısı ve duygusal zekâsıyla iş hayatında

yapmak istedikleri ne varsa yapabileceklerine

inandım her zaman. Yeter ki

kendilerine inansınlar, çalışsınlar ve

kendilerini durdurmasınlar. Bunun

için ilk başta biz kadınların kendisine

büyük sorumluluk düşüyor. Engellere

değil fırsatlara odaklanmalıyız. İçimizde

barındırdığımız o sınırsız potansiyeli

ortaya çıkartarak çalışmalı, tutkuyla

bağlı olduğumuz işleri yapmaya ve

katma değer üretmeye odaklanmalıyız.

Sabırlı olmak, elinden gelenin en

iyisini yapmak ve zorluklar karşısında

yılmadan, biraz da risk alarak ilerlemek

kadınları iş hayatında çok daha öne taşıyacaktır.

Malum biz kadınlar aynı anda birçok

konuyu başarıyla yürütebiliyoruz.

Özellikle pandemi koşullarında evden

çalışan kadınlar aile, çocuk, iş hayatı

derken farklı sorumlulukları, dar alanlarda

kısıtlı zamanlarda ancak her zamanki

gibi başarıyla yerine getirdiler.

Dokundukları her yerde fark yaratan,

çalıştıkları her alanda fayda sağlayan

kadınların kendileri gibi güçlü ve topluma

faydalı bireyler yetiştirmeleri bu

anlamda daha önem kazanıyor. Kadınların

sosyal sorumluluk projelerinde

yer alarak gençlere rol model olmalarını

çok kıymetli buluyorum. Gençlerin

ufkunu genişletmek, hedeflerini daha

ileriye taşımalarını sağlamak, fark yaratan

işlere imza atma yolunda onları

özendirmek bizlerin görevi. Ve sosyal

sorumluluk çalışmaları bazen tek bir

kişiyle başlayıp kelebek etkisiyle tüm

çevremizi, ülkeyi ve dünyayı saracak

sağlam ve güçlü bir zincir. Bu nedenle

iş hayatımın yanı sıra Toplum Gönüllüleri

Vakfı’nın eş başkanı olmanın hem

kendimi hem de değdiğim, mentorluk

yaptığım gençleri kuvvetlendirdiğini

deneyimleyerek o zincirin bir halkası

olmak çok büyük bir mutluluk.■

Temmuz-Ağustos 2021 31


MEDYA

Bir Bakışta

Hüzün ve sevinç

bir arada

Ajans Press’in

MediaCat için

basının gündemine

oturan haber

başlıklarını

raporladığı Bir

Bakışta Geçen Ay

araştırmasına göre,

22 Mayıs – 21 Haziran

tarihlerinde Anadolu

Efes ve Ayşe Begüm

Onbaşı ile sevinip,

A Milli Takım ile

üzüldük. İvmelenen

aşılamayla birlikte

geleceğe dair

yeşeren umutlarımız

ise müsilaj

sorunu nedeniyle

tomurcuklanamadan

sönüyor.

1

Bir kısmı uzaktan bir kısmı yüz

yüze devam eden 2020–2021 eğitim

öğretim yılının sonuna gelindi.

MEB ilkokul, ortaokul ve lise kademesindeki

yaklaşık 18 milyon öğrencinin

karne ve başarı belgelerini internet

üzerinden yayınladı.

2

Rusya, Türkiye’ye uyguladığı uçuş

kısıtlaması kararını gözden geçirerek

tüm uçuşların 22 Haziran’dan

itibaren serbest bırakılacağını açıkladı.

3

Liselere Giriş Sistemi (LGS) kapsamında

düzenlenen merkezî sınav

1,2 milyon öğrencinin katılımıyla tamamlandı.

4

Marmara Denizi’nde etkisini gösteren

müsilaj (deniz salyası) sorunu

Türkiye’nin ana gündem maddesi

haline geldi.

5

Tüketici fiyat endeksiyle (TÜFE)

indirgendiğinde Mayıs ayında en

yüksek aylık reel getiri yüzde 7,19 ile

külçe altında gerçekleşti.

6

NBA’den sonra dünyanın en güçlü

basketbol organizasyonu EuroLeague’de

2020–2021 sezonunun şampiyonu

Anadolu Efes oldu. Anadolu Efes

aynı zamanda Fenerbahçe Beko’yu final

serisinde 3–0 mağlup ederek kulüp

tarihindeki 15’inci Türkiye Ligi şampiyonluğunu

da elde etti.

7

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı

Mayıs ayındaki kapanma önlemlerine

rağmen 69,8 artarak 54 bin 734

adede çıktı.

8

A Milli Takım, EURO 2020 A Grubu’ndaki

son maçında İsviçre’ye

3–1 mağlup oldu ve turnuvaya veda etti.

9

21 Haziran itibarıyla Türkiye’de

toplam yapılan aşı sayısı 42 milyon

573 bin 527 oldu.

10

Galatasaray’ın 38’inci Başkanı

Burak Elmas oldu.

11

Eurovision 2021'i Maneskin grubunun

“Zitti E Buoni” şarkısıyla

İtalya kazandı.

12

Cumhurbaşkanı Erdoğan,

Amasra–1 kuyusunda 135 milyar

metreküplük yeni bir doğalgaz keşfi yapıldığını

duyurdu.

13

Milli Sporcu Ayşe Begüm Onbaşı,

Bakü’de düzenlenen Aerobik

Cimnastik Dünya Şampiyonası’nda Altın

madalya kazandı.

14

Organize suç örgütü lideri olarak

aranan Sedat Peker’in iddiaları

sonrası, Veyis Ateş ve Sezgin Baran

Korkmaz Türkiye’de en çok konuşulan

isimler arasında yer aldı. ■

Tarih aralığı:

22 Mayıs – 21 Haziran

34 MediaCat


MEDYA

Yorum

Platformlar

ve manşetler

NÜZHET ALGÜNEŞ

OMD Türkiye, CEO

e

Amazon MGM’i

8,5 milyar dolara

satın aldı. Bu

haber, atağa

kalkan Amazon

Prime Video

için önemli bir

gelişme. Zaten

bir kitlesi olan ve

kendini ispatlamış

mega varlıkların

canlandırılması,

Amazon’un

büyüme planlarını

besleyecek.

Amazon MGM’i 8,5 milyar

"

dolara satın aldı. Platformlar

savaşında el artırıyor.”

Mayıs ayının en popüler haberlerinden

biri.

175 milyon aboneyi geçen Amazon

Prime, geçen seneye göre yüzde 70

daha fazla izleniyor. Amazon Studios

bu sene 12 dalda Oscar adayı oldu (iki

tane de kazandı). Bir sezonu 465 milyon

dolara mal olan Lord of the Rings

dizisi için de gün sayıyor.

Bunların yanında MGM haberi de

atağa kalkan Amazon Prime Video için

önemli bir gelişme.

Çünkü bir platformun başarısı için

yeni prodüksiyonlar kadar back katalog

da önemli.

James Bond, Rocky, Adams Family,

Robocop gibi saymakla bitmeyecek bir

listeyi MGM, çantasında Amazon’a getirecek.

Buradaki gerçek değer bu yapımların

eski hali değil elbette. Amazon’un

bunları yeniden çekmeyi planlaması.

Zaten bir kitlesi olan ve kendini ispatlamış

bu mega varlıkların canlandırılması,

Amazon’un büyüme planlarını

besleyecek. Tıpkı Star Wars/Disney

veya House of Cards/Netflix eşleşmeleri

gibi.

ÇOK OYUNCULU BİR SATRANÇ

TAHTASI

Hep Netflix merkezli konuşuyoruz ama

artık çok oyunculu bir satranç tahtasına

bakıyoruz.

Gelişmeler o kadar dinamik ki, yaşananlar

çocukluğumdaki eğlenceli tekerlemeleri

andırıyor.

Netflix 207 milyon aboneyi yeni

geçmişti ki, klasik manşetler yerini aldı:

“Ulusal TV kanallarının yerini Netflix

mi alacak?”

Derken Disney+ 18 ay içerisinde 110

milyon gibi çılgın bir rakama ulaşınca

manşetler tazelendi: “Disney, Netflix’in

tahtını zorluyor. Yeni lider Disney mi

olacak?”

Haksız da değiller. Netflix’e neredeyse

tüm dünyada ulaşılırken, Disney

ülkemizin de dahil olduğu birçok coğrafyada

izlenemiyordu. Üstelik içerik

olarak daha da zenginleşmiş “Star”

markası ile daha da kitleselleşmesi ve

Netflix’in tahtını zorlaması kaçınılmazdı.

AT&T, Time Warner’ı aldığında atılan

bir başka manşette, “Telekom operatörlerinin

geleceği TV/Film endüstrisinde

mi?” deniyor, AT&T CEO’sunun

“data tüketiminin yüzde 70’i videodan

geliyor, bu birleşme kaçınılmazdı” sözleri

yatırımcıyı heyecanlandırıyordu.

Mayıs 2021’de Warner Media dışarı

çıkarılıp Discovery ile birleşeceği

36 MediaCat


açıklanınca, heyecan yerini biraz da

şaşkınlığa bıraktı. Yeni şirket Warner

Bros Discovery olarak adlandırılacaktı.

AT&T hissedarları yeni şirketin

de yüzde 71’ine sahip olacak,

Discovery’nin CEO’su David Zaslav

yeni yapıyı yönetecekti. Warner

üzerinden gelecek HBO kalitesi,

Discovery’nin “reality dünyasındaki

kasları” ile birleşiyordu.

“HBO Max çok güzel oldu ama marka

ABD dışında ne kadar başarılı olur

ki?” diyenler, şimdi de “Yıllık 20 milyar

dolar yatırımla 400 milyon aboneyi hedefliyoruz”

cümlesini tartışıyor.

HBO YOLDA MI?

Biraz daha speküle etmek gerekirse,

BluTV’nin yüzde 35’ini alan Discovery,

şimdi Warner ile birleştiğine göre, acaba

HBO’nun evlerimize gelişi tahmin ettiğinizden

daha mı yakın?

Bizdeki gelişmeler de pandemi çıkışında

iyice hızlanacak.

Disney+’ın (Star) bu sene büyük bir

yatırımla ülkemizde de lansmanı yapılacak.

Amazon bu yılın ikinci yarısında

Türkiye yatırımlarını iyice artırırken,

Prime paketinin doğal uzantısı olan

Prime Video tabanını da genişletecek.

Exxen, GAİN ve hatta koridorlarda

bolca konuşulan TRT platformunu da

atlamamak lazım.

j

Prime Video,

Netflix, Disney

ve Warner

Discovery. Bu

grubun toplam

yıllık içerik

yatırımı 60 milyar

doların üzerinde

olacak.

2020’ye göre yüzde 70 daha

fazla izleniyor.

207 milyon aboneyi geçti.

18 ay içerisinde 110 milyon

aboneye ulaştı.

HEDEFI

400 milyon abone.

ABONE BAZI

40 milyondan fazla.

YENİ HAMLELER YOLDA

Oyuncular arttıkça alan sıkışıyor, rekabet

artıyor. Bazı oyuncular henüz hamlesini

yap(a)madı. Spot ışıkları şu anda

onlara dönmüş durumda.

ABD’de CBS/Viacom ve NBC’nin

Peacock’u yalnızları oynuyor. CBS en

başından beri inatla tek başına savaşmayı

seçti. Hulu’nun ilk yıllarında

bile dışarıda kalarak kendi platformunu

lanse etmişti. Sonra Viacom’la

birleşse de, içerik eksikliği ve yatırım

kapasitesinin darlığı yüzünden bugün

köşeye sıkışmış durumda. NBC’nin

büyük ümitlerle lanse ettiği Peacock

da hayal kırıklığı. Üstüne üstlük ellerindeki

Bravo, E! gibi değerli varlıkları

birçokdeğişik platforma yayarak dağınık

bir resim de çiziyorlar.

40 milyonun üzerinde abone bazıyla

ve bugüne kadar az sayıda ama

çok kaliteli yapımlarla gündemde olan

Apple+’ın yapacağı hamleler de merakla

bekleniyor.

Prime Video, Netflix, Disney ve

Warner Discovery. Bu grubun toplam

yıllık içerik yatırımı 60 milyar doların

üzerinde olacak.

Peki önümüzdeki beş senede ne olacak?

Bize yansımaları neler olacak?

KAN KAYBI DEVAM EDECEK

Bu konudaki tahminlerimde bir değişiklik

yok. Ulusal kanallar -özellikle

orta-üst segmentlerde- yavaş

yavaş kan kaybetmeye devam edecek.

2022-23’te 10 milyonun üzerinde bir

abone bazı ile prime time’daki izlenme

alışkanlıkları değişecek. Pandemi

bu değişimi hızlandırdı, bu hızlanma

kırılmaya dönüşecek.

Peki neden?

Sebebi çok basit.

Türkiye’de prime time’ı sürükleyen

top TV yapımlarını 100-150 milyon

dolar gibi bir bütçeyle bu platformlara

çekebilirsiniz. Dakika maliyeti en fazla

5 bin dolar olan bu yapımlarla bütün

dünyada izlenirlik alırsınız. Zaten şu

anda olan tam da bu: Bütün platformlar

Türk prodüksiyon şirketlerinin kapısını

aşındırıyor, uzun toplantılarda projeler

tartışılıyor.

Bütün platformlardan çıkacak yerli

prodüksiyonların bolluğu, bizdeki kırılmayı

diğer ülkelere göre daha da hızlandıracak.

+100 dakikalık yoğun reklamlı

prime time dizilerinin yerine platformlar

daha çok izlenecek.

Ortalama Türk ailesinin veya gençliğin

bu kadar çok aboneliğe yetecek bütçesi

var mı?

Var. Zaten paylaşma yoluyla ve 50-

60 liralık bir bütçeyle 3-4 platformluk

bir dünya yaratabilirler. Her evin baş

köşesinde duran en büyük eğlence kutumuza

yapılacak küçük bir yatırımdan

bahsediyoruz.

Rekabetle fiyatların daha da düşmesi

bekleniyor. Bu da yayılmayı destekleyecek.

Cep telefonu faturalarını nasıl hayatımıza

aldıysak, bu bütçeleri de alacağız.

En azından 20-25 milyonluk kritik bir

kitle buraya geçecek.

Ulusal kanalları tümüyle terk etmeseler

de, seçtikleri birkaç programı takip

edip geri kalan zamanlarını -özellikle

prime time dilimini- bu platformlara

teslim edecekler.

ÇÖZÜM EĞLENCE

DÜNYASINDA OLABİLİR

Yakın gelecekteki gelişmeler ulusal kanallar

için sıkıntılı bir dönemi işaret

etse de, çözümü eğlence dünyasında

bulmaları muhtemel. Talk show, format

ve eğlence programlarını prime time

diliminde daha çok görebiliriz. İbrahim

Tatlıses, Bülent Ersoy gibi mega starlarımızı

ekranda daha fazla izlememiz

mümkün.

Talk show ve yarışma formatları

hem uygun maliyetli hem de esnek yapılarıyla

prime time’da ulusal kanalların

elini güçlendirecek. Uygun maliyetli

formül diziler ve salonlarımıza

gelecek eğlence/magazin/reality dünyası

bu kanalların can simidi olacak.

Tıpkı 90’lı yılların başındaki kuruluş

dönemleri gibi.

Öte yandan, uzun formatlarda izlenmenin

bir kısmı da YouTube’a kaymaya

devam edecek. Instagram ve TikTok

da genç kitlenin kısa format ihtiyacını

görerek toplam video havuzunu büyütecek.

Uzun lafın kısası, senaryoda değişen

bir şey yok. Her şey beklendiği gibi

-hatta pandemi çarpanıyla hızlanarakdevam

ediyor. Amazon MGM gibi yeni

satın alımlar görülmeye devam edecek.

Büyük oyuncular küresel yayılımını

hızlandıracak. Biz de her zamankinden

daha fazla TV içeriği tüketmeye devam

edeceğiz. Dört büyük küresel oyuncu

ağırlığını iyice artıracak. Hatta beşincisi

de yolda olabilir. Yakında CBS - NBC

ikilisi ile bir teknoloji devinin flörtünü

duymak şaşırtıcı olmaz.

“TV izlenmeyecek” diyenlerin aksine,

TV’nin platin çağına girdik bile.

Salondaki büyük ekranı değiştirme

konusunu bir daha gözden geçirmekte

fayda var. ■

Temmuz-Ağustos 2021 37


MEDYA

Platform

savaşlarının

öğrettikleri

Medya alışkanlıklarının pandemi etkisindeki

değişiminin bir yansıması da lügatımıza giren

“platform savaşları” ya da “streaming savaşları”

kavramlarına daha fazla müracaat etmemiz oldu.

Karantina dönemi izlenmelerinde, türlü şekillerde

birbirleriyle çarpışan ve birbirlerinden ayrışan TV ve

platformlar cephesinde -pandeminin itici gücüylealınacak

bazı dersler var gibi görünüyor.

A

d Age'in iki ay önce ev sahipliği

yaptığı yıllık TV

etkinliğinde, hem yeni

reklam formatları hem de

streaming’in 20 milyar dolarlık bu pazaryerini

nasıl dönüştüreceği konuşuldu.

Sonrasında Ad Age’te yayımlanan

“TV endüstrisi için 7 post-pandemi

dersi” isimli makalede ise dikkat çekici

başlıklar yer alıyordu. Buna göre popülerliğini

ve önemini artıracak kavramların

başında “intellectual property”

(fikri/entelektüel mülkiyet) geliyor.

Keza ViacomCBS Domestic Advertising

Sales Birimi Başkanı ve Satıştan

Sorumlu Direktörü Jo Ann Ross, önümüzdeki

dönemin bu konuda büyük

bir hareketliliğe gebe olduğunu söylüyor.

Yaratılan ve sunulan portföyün

gücü, reklamverenlerin tutumlarının

belirleyiciliği için önemli bir rol oynayacak.

Yine kısa süre önce TIME’da

yayımlanan “Streaming savaşlarının

en büyük ve garip yılından çıkarılacak

8 ders” başlıklı makalede de platformlar

tarafında orijinal yapımlarla kimlik

yaratabilmenin bir çılgınlık haline geldiğinden

bahsediliyor.

Ad Age’in dikkat çektiği başlıklardan

biri, TV’ler için öğretici olan şeyin,

platformların bu yükselişinin geçici

olmadığını bilmekte saklı. NBCUniversal

Reklam ve İşbirliklerinden Sorumlu

Eş Başkanı Laura Molen, “İçerik

tüketiminin linear ve streaming bazında

70/30 bandında olduğunu görüyoruz

ve önümüzdeki birkaç yılda bunun

50/50’ye geleceğini tahmin ediyoruz”

diyor. Jo Ann Ross ise linear metotların

“pazarlama aracının önemli bir değeri”

olduğunu ve önümüzdeki yıllarda da

streaming’e karşı önemli bir tamamlayıcı

strateji olarak müşteri ajandalarında

yer alacağını söylüyor.

‘İKİNCİ DOĞA’MIZA TEMAS

Ad Age’in TV endüstrisi için dikkat çektiği

başlıklardan bir diğeri çeşitliliğe gösterilen

özen. Zira platform içeriklerinin

bu konuda daha farklı stratejilere sahip

olduğunu biliyoruz. Platformların yükselişine

karşı açılan önemli bir rekabet

başlığı da doğrudan alışverişe imkân

tanıyan reklamlar üzerine. Üçüncü bir

partiye yönlendirilmek yerine doğrudan

ürün ve hizmet alımı yapabileceğiniz

“shoppable media”, endüstrinin

daha fazla gündeminde olacak. Laura

Molen, pandemi etkisiyle internet bağlantılı

cihazları etkileşim ve alışveriş

için kullanmanın, tüketicinin “ikinci

doğası” haline geldiğini söyleyerek, “Bu

formatı, KPI’larınızı geliştirmek için

kullanmanızın bir sürü yolu var” diyor.

Son olarak TIME’ın, platform savaşlarının

TV’ler için öğretici olmasını beklediği

konulardan biri reality ve lifestyle

televizyonculuğun her zamankinden

daha önemli hale gelmesi. Bu gidişatın

popülaritesini birkaç yıl önce ödünç

alan Netflix’in tasarım, yemek ve DIY

gibi konularda orijinal yapımlarla rekabete

girmesi, pandeminin de etkisiyle

tekrar televizyonlara sıçradı. Karantina

günlerinde Amerika’da çok sayıda TV,

entertainment içeriği reytinglerinde

rekor yükselişler yaşadı. Bu trendin her

iki cephe için de geçici olması beklenmiyor.

Geçtiğimiz Aralık ayında, reality televizyonlarda

önemli ilklerden biri olan

Kardashian-Jenner’ların Hulu’yla çok

yıllı sözleşme imzaladıklarını da hatırlamakta

fayda var.

Biz de streaming cephesindeki bu

rekabetten TV’ler için gerek format gerekse

içerik anlamında ne gibi dersler

alınabileceğini sorduk. ■

38 MediaCat


MEHMET

İÇAĞASIOĞLU

The Walt Disney

Company Türkiye,

Medya Birimi

Genel Müdür

Yardımcısı ve Satış

Grup Başkanı

REKABET EDENLER MECRALAR

DEĞİL, İÇERİKLER

Şu an alınabilecek bir ders yok.

Özellikle içerik anlamında. Bu soru

sadece ülkemizde sorulabilecek

bir soru. Bunun sebebi de

uzun süreler ve TV’deki içerik

kısıtlamaları. Platformlar, TV’ye

nazaran daha kısa sürelerde,

daha dinamik işler üretebiliyorlar

ama bunun uygulanabilmesi

için önce TV reklam fiyatlarının

düzenlenmesi gerekiyor. Durum,

bir şeylerin farkına varmamak

ve öyle yapamamak değil,

Türkiye’de TV’nin gelir yapısı buna

izin vermiyor. RTÜK mevzuatının

uyduya açık kanallar için daha

sert olduğunu da göz ardı etmemek

gerekir. Ayrıca, total izleyici kitlesi

tarafından talep görmeyen bir iş

de TV için sürdürülebilir olamıyor.

Dünyada da dijital platformlar

ve TV kanalları ayrı stratejilerle

içerik üretiyor. TV hâlâ dünyanın

pek çok yerinde en çok tüketilen

mecra. Dijital TV’yi takip ediyor,

dersler çıkararak ilerliyor dahi

diyebiliriz. Türkiye, dünyada

TV için en kaliteli içeriği üreten

ülkelerden biri. Amerikan

dizilerinden sonra en çok Türk TV

dizileri izleniyor. Ve hâlâ, TV’nin etki

alanı dijitale göre çok daha geniş.

Bu sebeplerle, ben Türkiye’de bu

şartlar altında, TV’nin dijitalden

alıp uygulayabileceği bir ders

olduğuna katılamıyorum.

Rekabete gelirsek; burada

rekabet edenler mecralar değil,

içerikler. TV uzun bir süre hem

dijitali beslemeye hem de dijital

ile yetenek anlamında rekabet

etmeye devam edecek. Dijital

platformlar senarist, yönetmen ve

oyuncularımız için iyi bir alternatif

oldu. Daha kısa süreler içinde

kalarak, hayal ettikleri dilde bir

dünya kurabiliyor ve reyting

kaygısı olmadan çalışabiliyorlar.

Her iki mecrada da kendi koşulları

çerçevesinde iyi, kaliteli ve çok

tüketilen işler çıkıyor. Birbirlerini

besliyorlar. Teknoloji geliştikçe

de, içerik tükettiğimiz yerler ve

formatları değişiyor. Belki 15 sene

sonra streaming platformların,

beyin içine yerleştirilen cloud

chip’ler ile rekabet etmesini nasıl

yorumladığımızı soracaksınız…

ASLI ÇINI

YAŞAROĞLU

TV8 Genel Müdürü

REKABET, TELEVIZYONLARI

MOTIVE ETMELI

Son zamanlarda birçok raporda,

streaming servislerine gösterilen

ilginin arttığına işaret ediliyor.

Bu platformlar, televizyona göre

daha özgür bir alan olması ve

farklı projelerin yer alması ile

kendine farklı bir alan oluşturdu.

Pandeminin hayatımıza

girmesi ve uzun sürmesi de bu

ilginin artmasını hızlandırdı.

Televizyondaki içeriklerin salgın

hastalık nedeniyle sekteye

uğraması sonucu yeterli içerik

üretilememesi ancak bu sırada

izleyicilerin evde çok daha fazla

vakit geçirmeye başlamalarıyla

streaming platformlara yönelim

artış gösterdi. Televizyon kanalları

arasında yıllardır şahit olduğumuz

rekabeti, bu platformlar arasında

görür olduk. Bunu da gayet doğal

ve olumlu karşılıyoruz. Bu nedenle

dijital platform izleyicilerinin

taleplerini karşılayabilmek için

uzun süredir üzerinde çalıştığımız

“Türkiye’nin Dijital Platformu”

Exxen’i Ocak ayı itibarıyla hayata

geçirdik.

Her zaman söylediğim gibi

televizyon izleyicisi ve dijital

platform izleyicisinin birbirinden

ayrıştığının farkında olarak her

iki tarafta da elimizden gelenin

en iyisini yapmak için çalışıyoruz.

Uzun zamandır MasterChef, O Ses,

Survivor gibi formatlarımızla ve

Doğduğun Ev Kaderindir, Kırmızı

Oda gibi dizilerimizle reyting

listelerinin en üst sıralarında yer

alıyoruz.

Biliyorsunuz, dünyadaki tüm

gelişmeleri yakından takip eden

bir şirketiz. Exxen ile birçok yeni

projenin yanında, yıllardır bizimle

özdeşleşmiş formatlarımızı dijital

platform izleyicisiyle bir araya

getirdik. Böylece her iki tarafta

da izleyicilerimizi memnun etmiş

oluyoruz. Global şirketlerin

de içinde olduğu bu sektörde

yaşanan rekabet sayesinde

kaliteli ve çeşitli içerik üretiminde

artış olacağına inanıyorum. Aynı

şekilde bu rekabetin farkında olan

televizyon sektörü de, izleyicisini

memnun etmek ve kaybetmemek

için yeni içerik üretimi konusunda

motive olacaktır.

Temmuz-Ağustos 2021 39


ADVERTORIAL

Elidor 500 bin

genç kadının

yol arkadaşı

Gizem Erbaş

UNILEVER SAÇ BAKIM KATEGORISI

PAZARLAMA MÜDÜRÜ

Türkiye’nin bir numaralı şampuan ve saç

kremi markası Elidor*, genç kadınları

hayallerine giden yolda eğitim ve

rehberlik çalışmalarıyla desteklemek için

Mart ayında Toplum Gönüllüleri Vakfı

(TOG) ve Udemy işbirliğiyle başlattığı

“Kendi Yolumuzda” projesi kapsamında yıl

sonuna dek 500 bin genç kadına ulaşmayı

hedefliyor.

40 MediaCat

arklı ihtiyaçlara cevap veren, trendleri

şekillendiren ve ulaşılabilir saç bakım

F

ürünleriyle dünyanın pek çok ülkesinde

milyonlarca kadına erişen Elidor bu gücünü

pozitif değişim için kullanıyor. Unilever’in amaç

odaklı markalarından biri olan Elidor, genç kadınların

hayallerini gerçekleştirmek için attıkları adımları

ve yolculuklarında onlara destek olabilmeyi önemsiyor.

Marka, hayatın sunduğu olasılıkları keşfetmek

isteyen genç kadınları hayallerine giden yolda cesaretlendirecek,

ihtiyaç duyabilecekleri beceri, özgüven

ve destekle güçlenmelerine katkı sağlayıp ufuklarını

zenginleştirecek destekleri onlara sunmak için özel

projeler yürütüyor.

Elidor’un Türkiye çapında yaptırdığı araştırma,

her 10 genç kadından 6’sının hayallerine giden yolda

önünde engeller olduğunu düşündüğünü gösteriyor.

Genç kadınların cesaretini en çok destek görememek,

hayallerine inananların olmaması ve kadınlara yöne-


lik sınırlayıcı beklentilere maruz bırakılmak

kırıyor.

Aynı araştırmaya göre bir yol göstericinin

eksikliğini hissetmek, ilerlemek

istediği alanda yeterli bilgiye sahip olamamak,

eğitimlerine yönelik maddi

imkânsızlık yaşamak da genç kadınların

engel olarak gördükleri diğer başlıkları

oluşturuyor. Bu doğrultuda Elidor,

araştırmanın ortaya koyduğu ve engel

olarak gördükleri konularda genç kadınlara

destek sunabilmek, onların

hayallerini eğitimle desteklemek adına

Kendi Yolumuzda projesini yürütüyor.

Her 10

kadından

6’sı

hayallerine giden

yolda önünde

engeller olduğunu

düşünüyor.

ELİDOR, ‘KENDİ YOLUMUZDA’

EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR

Unilever Saç Bakım Kategorisi Pazarlama

Müdürü Gizem Erbaş, projeye

ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Her

genç kadının kendi hayatı için kurduğu

hayallerin çok değerli olduğunu biliyoruz.

Bu yüzden ‘Kendi Yolumuzda’

diyoruz. Bizi Toplum Gönüllüleri Vakfı

(TOG) ve online eğitim platformu

Udemy ile bir araya getiren bu projeyle

onlara yol arkadaşı oluyoruz. Proje

kapsamında üniversite öğrencisi 200

genç kadına üniversite hayatları boyunca

burs desteği veriyoruz. Ayrıca

hayalini kurdukları alanda kendilerini

geliştirmek isteyen genç kadınlar için

Udemy’den seçtiğimiz ve farklı uzmanlık

alanlarında gelişim imkânı sunan

online eğitimlere indirimli erişim

sağlıyoruz. Bugüne kadar 45 bin genç

kadın bu imkândan yararlandı. En güncel

işbirliğimizi Migros ile gerçekleştirdik.

Migros’larda Haziran ayı boyunca

satılan ‘Kendi Yolumuzda’ projesine

özel tasarımlı ürünlerden elde edilen

gelirle yine TOG Gençlik Bursları'na

genç kadınlar için ek kaynak sağlayacağız.

Tüm bunlara ek olarak Toplum

Gönüllüleri Vakfı ve Uluslararası Kadın

Araştırmaları Merkezi (ICRW) uzmanlığıyla

hazırladığımız kişisel gelişim

programı da ücretsiz olarak projemizin

bir parçası. ‘Adım Adım Kendi Yolumuzda’

adını taşıyan program, genç

kadınların hayallerini fark etmeleri,

hedeflerini belirlemeleri, yolculuklarını

planlamaları ve destekleyici öğelerle

güçlendirmeleri için çok kıymetli bilgiler

içeriyor. Bu programda ayrıca Gülse

Birsel, Meriç Aral, Ece Çiftçi gibi farklı

isimler cesaret ve ilham veren hikayeleriyle

de genç kadınlara eşlik edecek.

Bu eğitimler projemizin web sitesi olan

www.kendiyolumuzda.com adresinde

yer alıyor. Hedefimiz yıl sonuna kadar

500 bin genç kadının hayatına dokunmak

ve bu kaynaklardan faydalanmalarını

sağlamak” ifadelerini kullandı.

ZEYNEP BASTIK İLE SESİMİZ

DAHA GÜÇLÜ

Elidor marka elçisi Zeynep Bastık’ın

“Kendi Yolumuzda” projesi için kaleme

aldığı ve projenin adeta marşına

dönüşen Kendi Yolumuzda isimli şarkı

bugüne kadar Spotify’da 1 milyon 521

bin kez dinlenirken, klibi de 12,6 milyon

izlenme oranını geçmiş durumda.

Şarkıyı dinleyen genç kadınlar, parçanın

onları güçlendirip motive ettiğini

ve hayallerini gerçekleştirmeye olan

inançlarını güçlendirdiğini dile getiriyor.

Öyle ki şarkının paylaşıldığı sosyal

medya platformları, kadın dayanışmasını

simgeleyen içten bir topluluğun

buluşma noktası haline geldi.■

*Şampuan ve saç kremi kategorileri

toplamında. Mayıs 2020 – Nisan 2021

Nielsen Perakende endeksine göre

raporlanan ciro ve hacim bazında.

Temmuz-Ağustos 2021 41


KAPAK

Sporun değişen

paradigması


Pandeminin en çok sarstığı alanlardan sporda, şu sıralar

heyecanını paylaştığımız iki büyük küresel etkinlik var: EURO

2020 ile Tokyo 2020 Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları.

Pandemi sporun birleştirici gücünü sekteye uğratsa da, ertelenen

etkinliklerin teknolojik, ekonomik ve sosyal etkilerine yönelik

beklentiler yüksek. Uluslararası alanda “spor adına kayıp

yıl” olarak nitelendirilen 2020’nin ardından, sporun değişen

paradigması marka, pazarlama ve spor birlikteliğinin bugününü ve

geleceğini yeniden şekillendiriyor.

u SULTAN ÖNCÜ ARSLANOĞLU

GÖNÜL HADIMLI

Sporseverler, koronavirüs

pande-

"

misinin ardından

bilye yarışlarına

yöneliyor, bunu

geleceğin sporu

olarak görüyor”, “Bilye yarışlarının

popülaritesi neden artıyor?”, “Bilye

yarışları, sporun eksik olduğu bir

dünyada kendine taraftar buldu”

başlıklı haberler spor müsabakalarına

ara verildiği bir dönemde gündemi

sıkça meşgul etti. Nitekim geçmişi

15 yıla dayanan Jelle’s Marble Runs

adlı YouTube kanalının, 2019 yılında

500 bin olan abone sayısı son bir yılda

1,5 milyonu aştı. Kanalın olimpiyatlardan

ilhamla kurduğu Marble

League ve geçtiğimiz yıl prömiyerini

yapan Marbula One yarışları birer

fenomene dönüştü. Hatta komedyen

John Oliver’ın da desteğiyle tarihinde

ilk kez bir sponsor edindi.

Bilye yarışlarına olan ilgi, sporun

insan hayatındaki değerine dair

önemli mesajlar taşıyor kuşkusuz.

Spor sosyolojisi alanında öncelikli

ve hâkim olan işlevselcilik teorisi ise

sporun toplumsal yaşam üzerindeki

etkisini şu ifadeyle ortaya koyuyor:

Toplumu bir araya getiren bütünleştirici

bir olgu. Buna karşılık tarihte

belki de ilk kez spor kavramı, işlevine

bu kadar ters düşen bir durumla

karşı karşıya.

Pandeminin gölgesinde spor et-

kinliklerini erteleme ve iptal etme

kararları ekonomik sonuçlarla birlikte

sosyal ve kültürel sorunları da

beraberinde getirdi. Endüstrinin geleceğini

ve marka ile spor arasındaki

ilişkiyi doğru okuyabilmek adına,

öncelikle sporun değişen paradigmasına

bakmakta fayda var.

MARKALARIN DEĞİŞEN MİSYONU

Yeni spor paradigmasının; fiziksel/

ruhsal sağlık merkezli olması, yerel

değerlerle inşa edilmesi, yeni teknolojiler

ve dijital araçlardan faydalanması,

toplumsal değerleri benimsemesi

ve sosyal sorumluğu esas alması

gerektiği öngörülüyor. Deloitte’un

2021 Spor Endüstrisi raporu, 2020

yılından spor endüstrisini dönüştürecek

boyutta iki olaya vurgu yapıyor:

pandemi ve sosyal adalet hareketi.

Spor kuruluşları ve markaların

eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadelede

kritik bir rol üstlenmelerinin,

büyümelerini de şekillendireceğini

vurgulayan rapora göre, markaların

ve spor kuruluşlarının sosyal adaleti

artık misyon ve kültürlerinin temel

ilkesi haline getirme zamanı geldi.

Bahsi geçen çıkarımın ardında,

George Floyd’un Mayıs 2020’de gerçekleşen

ölümünden bu yana, dün-

Formula E takımlarından Envision Virgin Racing ekibi, bir “Marbula E” serisi başlatmak

için YouTube kanalı Jelle's Marble Runs ile bir araya geldi.

SPORUN ANLAMI

Maç izlemenin heyecanı

2

Eğlence kaynağı

3

Rahatlama ihtiyacı

4

Sporun güzelliği

5

Aile/arkadaşlarla bağ kurmak

%76

1

Sporun yokluğunun

kendilerini bir şekilde

etkilediğini söyleyen

taraftarlar

Kaynak: Kantar US Monitor, Now & Next

in Fan Engagement, Nisan 2020

Temmuz-Ağustos 2021 43


KAPAK

yanın dört bir yanındaki sporcuların,

etkilerini ve medya güçlerini sosyal

adaletsizliği protesto etmek için kullanmaya

başlaması yatıyor. Bu etki

çemberinin bir sonraki ayağında ise

taraftarlar yer alıyor. ESPN’in geçtiğimiz

yıl 837 kişiyle gerçekleştirdiği

ankete göre, taraftarların yaklaşık

yüzde 50’si sosyal meselelere tepkisini

gösteren takım ve sporcuları destekleme

olasılıklarının bir önceki yıla göre

daha yüksek olduğunu söylüyor.

Gallup’un Ağustos 2020’de,

ABD’deki bin katılımcıyla gerçekleştirdiği

anket ise spordaki sosyal hareketliliğin

yaşa bağlı yansımalarına dikkat

çekiyor. Buna göre 18-34 yaş arası

bu değişime olumlu yaklaşırken, 55 yaş

üstü kitlede olumsuz bir görüş hâkim.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin

geçtiğimiz yıl, sporda ırkçılık karşıtı

protestoların norm haline gelmesinden

bu yana Kural 50’yi* gevşetme

baskısı altında olduğunu da ekleyelim.

ORTAK TAAHHÜTLER

2020 Tokyo Olimpiyatları’nın sporcu

sayısı bakımından cinsiyet dengesinin

sağlandığı ilk olimpiyat olması ve üst

düzey sponsorların, 2021’den itibaren

Paralimpik Oyunları’nın da ana sponsoru

olması (Uluslararası Olimpiyat

Komitesi ve Uluslararası Paralimpik

*Kural 50: Hiçbir Olimpik tesiste, sahada

ya da diğer alanda hiçbir gösteriye,

politik, dinî ya da ırksal propagandaya izin

verilmeyecektir.

44 MediaCat

PepsiCo, 2025’e kadar UEFA Kadınlar

Futbolu’nun resmî sponsoru oldu.

7’si

10 taraftardan

sosyal adalet

ve ırk eşitliği

konularında

konuşan

takımları ve

sporcuları

destekliyor.

Kaynak: ESPN

Komitesi arasında yapılan anlaşma

uyarınca) sporun geleceğinde eşitlik

ve kapsayıcılık kavramlarını daha çok

duyacağımızı müjdeliyor.

Birkaç örnek paylaşalım. Toyota bu

yıl ve gelecek yıl Paralimpik Oyunları’da

yarışacak sporcuların eğitimi için

fon kampanyası başlattı. 2028’e kadar

geçerli olan bir sponsorluk anlaşmasına

imza atan Airbnb Olimpiyatları

“şimdiye kadarki en kapsayıcı, erişilebilir

ve sürdürülebilir olimpiyat” haline

getirme sözü verdi. P&G sporcuları

destekleyen ve eşitlik ve kapsayıcılık

gibi önemli konuları ele alan programlar

yürüteceğini duyurdu. Yine

İngiltere Futbol Federasyonu, EURO

2020’de forma giyecek kadronun duyurusunu

gerçekleştirdiği filmde, sahneyi

futbolculardan ziyade toplumun

her kesiminden gelen taraftarlara bıraktı.

YÜKSELEN PLATFORM:

KADIN LİGLERİ

Kapsayıcılık bağlamında takip edilmesi

gereken bir diğer trend ise kadınların

mücadele ettikleri sporlara yapılan yatırımların

artması. Tüketici dinleme ve

ölçümleme platformu Zoomph’a göre,

sosyal medyayı diğer tüm liglerden

daha aktif ve organize kullandığı görülen

WNBA’in taraflarının, sosyal hareketlere

ve özellikle kadın haklarına ilgi

duyma olasılığı, ortalama bir taraftara

kıyasla 2 ilâ 6,6 kat fazla. Bu ise sosyal

meselelere desteği önemseyen markalar

için kadın liglerine yatırımı önemli

bir fırsat konumuna taşıyor.

Kadın ligleri/takımlarına yapılan

yatırım eksikliği uzunca bir süredir,

düşük izleyici reytingleriyle açıklanıyor.

Ancak kadın sporcular artan etki

ve medya güçleriyle, hem genç kızlara

hem de erkeklere rol model olabildiklerini

kanıtlamaya devam ettikçe,

bu mazeret geçerliliğini yitirmeye

mahkûm. Geçtiğimiz Mart ayında

Futbol Federasyonu Kadınlar Süper

Ligi’nin (WSL) yayın haklarını üç yıllığına

Sky Sports’un aldığı haberi de

bunun ilk adımlarından. Anlaşma, kadın

futbol tarihinde yapılan en büyük

yerel anlaşma olması nedeniyle ayrı

bir önem taşıyor.

Ulusal Kadınlar

Futbol Ligi

maçlarına ilgi

son bir yılda

%

493

artış gösterdi.

Kaynak: Kantar US, Now & Next in Fan

Engagement

EMPATİK İLETİŞİM

Nielsen Sports’un verilerine göre

sporcuların sosyal meselelere değinen

gönderileri, markaların diğer sosyal

medya içeriklerine kıyasla yüzde 63

daha fazla etkileşim sağlıyor. Yine Instagram’da

5 milyondan fazla takipçisi

olan sporcuların yüzde 95’i, 2020’de

yaşanan toplumsal olaylara karşı yaptığı

paylaşımlarıyla toplam 314 milyon

dolar medya değerine imza atmış durumda.

Yakın zamanda Cristiano Ronaldo

ile Coca-Cola etrafında yaşanan

olay da sporcuların marka ve medya

değerini ortaya koyan en güncel örneklerden.

Zira Ronaldo’nun EURO

2020’de Portekiz’in Macaristan ile

oynayacağı maç öncesinde katıldığı

basın toplantısında, önünde duran

Coca-Cola şişelerini kaldırması sosyal

medyaya damga vururken, şirketin

piyasa değerinde 4 milyar dolar kayba

neden oldu.

Sponsorluk sadece logo kullanımıyla

sınırlı değil, aynı zamanda yerel


SPORUN DAHA KAPSAYICI

OLMASINI ISTEYENLER

EKİM 2019 ARALIK 2020

r

%61

%71

Kaynak: Kantar US, Now & Next in Fan

Engagement

toplulukları etkileyen olaylar etrafında

harekete geçmek için de ortaklıklar

kurmayı içeriyor. Sporculara ait Instagram

hesapları markalar için önemli

ölçüde değer kazanıyor ancak kıstasın

artık başarıdan ziyade sporcunun benimsediği

değerler olduğunu unutmamak

gerek.

SEKTÖREL ÇEŞİTLİLİK ARTIYOR

Nielsen’in araştırmasına göre geçtiğimiz

yıl ABD’de 18-49 yaş aralığında en

çok izlenen 100 televizyon programının

reyting sıralamasında ilk üçte spor

programları yer alıyor. Global spor

sponsorluğu pazarında geçtiğimiz yıl

yüzde 40’lara varan bir düşüş yaşansa

da, seyircilerin spor içeriklerinden

vazgeçmedikleri bir ortamda, hem

sponsorluklarda sektörel çeşitlilik yaşanacağı

hem de sponsorluk harcama-

Kapsayıcılık

bağlamında takip

edilmesi gereken

trendlerden biri

de kadınların

mücadele ettikleri

sporlara yapılan

yatırımların

artması.

Ronaldo'nun basın toplantısındaki hamlesi Coca-Cola'ya 4 milyar dolar kaybettirdi.

CEM SEZGIN

Deloitte Türkiye Spor

Endüstrisi Lideri

‘TARAFTARLA OLAN

ETKİLEŞİM ÖNEMLİ’

Pandeminin ilk şokunun geride

kalmasıyla birlikte, spor

endüstrisinin tüm paydaşlarını

etkileyecek önemli değişimlere

tanık olacağız. Markalar açısından

spor endüstrisindeki genel

konumlanmalarına ve iletişim

stratejilerine dair en çarpıcı unsur,

taraftarlarla olan etkileşimin bu

değişimlerden nasıl etkileneceği.

Bunu birkaç eksenden ele alabiliriz.

1. Dijital eksen: İletişimin dijital,

çift yönlü, interaktif, sosyal

platform ve aplikasyonların yoğun

kullanıldığı bir şekilde yürütülmesi

özellikle genç kuşakları aktif

hale getirmek için kritik. Espor

ve fantezi sporları, yasal bahis,

akıllı stadyumlar gittikçe popüler

olacak. Bu noktada taraftarlar

kişisel verilerinin güvence

altında olduğundan emin olmak

isteyecekler.

2. Kapsayıcılık ve çeşitlilik

ekseni: Başta ırkçılık, milliyetçilik

ve cinsiyetçilik olmak üzere,

ayrımcılığın gölgesi sporun

üzerinde gezmeye devam ediyor.

Dünyanın her yerinden taraftarları

bir araya getirecek kapsayıcı

ve birleştirici bir dil, çeşitliliği

insanlığın harcı olacak bir zenginlik

olarak tarifleyecek bir yaklaşım

izlenecek. Bu alanda taraftarlar,

yön verici konumdaki kişi ve

kurumların samimiyet ve gayretini

test edecekler.

3. Finansal ve sağlıksal refah

ekseni: Son bir buçuk yıldır, insanlık

hem ekonomik hem de fiziki anlamda

hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Taraftarlar bir yandan fiziki olarak

statlar ve spor salonlarına dönüşü

heyecanla beklerken, bir yandan da

bu konuda kaygı taşıyorlar. Ayrıca

mali durumlarındaki kötüleşme

nedeniyle, spor müsabakalarına

fiziksel veya dijital erişimin

karşılanabilir maliyetlerle olmasını

önemsiyorlar. Tam kapasite ile

olmasa bile seyircilerin rötarla

gerçekleşen Avrupa Şampiyonası ve

Olimpiyatlar sayesinde sporcular ile

yeniden aynı ortamda bulunmaları

aslında taraftarların bu yöndeki

beklenti ve endişelerini test etmeleri

için adeta bir prova olacak.

Temmuz-Ağustos 2021 45


KAPAK

SPORCULARIN

INSTAGRAM’DAKI

MARKALI IÇERIK

GÖNDERILERI

Temmuz 2019

-

Temmuz 2020

-

Mart 2021

10,255

SPORCULARIN MEDYA

DEĞERİ (DOLAR)

2019 2020 2023

174 milyon

Kaynak: Nielsen, The Changing Value of

Sponsorship

IOC GLOBAL

SPONSORLUK GELIRI

(TAHMINI)

1 2 3

milyar

dolar

%58

artış

Kaynak: Nielsen Sports Social

Baz: 15000

314 milyon

1,2 milyar

milyar

dolar

Mart 2020

6,485

milyar

dolar

2013-2016 2017-2020 2021-2024

Kaynak: IOC (Uluslararası Olimpiyat

Komitesi)

larının giderek artacağı öngörülüyor.

Nitekim Technavio Research'ün Mart

2021 tarihli verileri de global spor

sponsorluğu pazarının 2020-2024

yılları arasında yüzde 2 (5,33 milyar

dolar) büyüyeceğini gösteriyor. Bu büyümeden

en yüksek payı alacak bölge

Asya-Pasifik olurken, Çin ve Hindistan

kilit pazarlar olarak öne çıkıyor.

Sponsorluk yatırımlarında ağırlıklı

paya sahip organizasyonlardan

olimpiyatlar ise sponsorluklardaki değişimi

öngörebilmek adına önemli bir

kılavuz niteliğinde. 2020 Olimpiyat

Komitesi’nin geçen yıllardan farklı olmak

üzere benimsediği “cinsiyet eşitliği

ve çeşitlilik hedefleri” doğrultusunda,

sponsorlarını bu konuda harekete

geçmeleri için teşvik etmesi bir yana,

Olimpiyatların seyircisiz oynanacak

olması da sponsorluğun dinamiklerinin

değişeceğinin işaretçisi. TikTok ve

Airbnb gibi dijitale doğan markaların

sponsorluk desteği bu trendin bir yansıması.

Yine 2025 yılına kadar küresel

sponsorluk pazarında; dijital altyapıya

yatırım yapan ödeme çözümleri ve

para transferi sağlayıcılarının finans

sektöründeki payının yükselmesi ve

yüzde 16’ya ulaşması öngörülüyor.

ANA MECRA DİJİTAL

EURO 2020 ve Olimpiyatlar yayıncılarına

da büyük gelirler getirmeyi vaat

ediyor. NBCUniversal, Tokyo 2021’in

yayın hakkını 4,38 milyar dolara sa-

2020 Tokyo

Olimpiyatları’nda

5,94

milyar

dolar ile bir

öncekinin 2

katı reklam

harcaması

yapıldı.

Kaynak: Two Circles, WARC Data Global

Ad Trends 2020

NFL Nickelodeon işbirliği

VOLKAN AĞIR

Kapsül Haber

Spor Editörü

‘YAYINLARIN TEK KANALA

BAĞLILIĞI BİR ENGEL’

Spor yayıncılığının internetteki

yerini son dönemde artırması,

dijital yayıncılığa daha

antrenmanlı olmasından.

Salgından önce de birçok içerik

sosyal mecralardan canlı

yayınlanıyordu. Mobilden katılım

sağlanan görüntülü yayınlara

alışkın olan spor medyası

teknolojik bilgi birikimiyle, evlere

kapanıldığında da daha hızlı

yol alabildi. İçerik üreticilerinin

görüntülü konuşma yapılabilen

bir dünyaya doğmuş olmaları da

başka bir etki.

Son Dünya Kupası’nda

YouTube’da her gün canlı yayın

açan bir spor kanalı varken,

bugün EURO 2020 boyunca bu

sayının dörtten fazla olması da

bu teknolojik melekeden. Mecra

değişirken spor yayıncılığı

içeriğinde keskin bir farklılaşma

olmadı.

Yayınların tek bir kanala

bağlılığı, hitap edilen kitlenin

genişlemesine engel oluyor.

Gençlerin dijital dünyada

geçirdikleri vakit nedeniyle spora

azalan ilgisini artırmak için EURO

2020 TikTok ile, Olimpiyatların

yayıncısı NBC ise Twitch ile

partnerlik yaptı. Bu birliktelikler

sektöre, gençlerin olduğu ve

yayın yapılabilen bütün farklı

mecralarda yer edinebilmek adına

ilk andan itibaren daha girişken

olunması gerektiği mesajını veriyor.

46 MediaCat


tın alarak, olimpiyat tarihindeki en

pahalı anlaşmaya imza attı. Bununla

birlikte 7,65 milyar dolar değerinde

yeni bir anlaşmayla, Olimpiyatlar’ın

2032’e dek yayın haklarını devraldı.

Rio 2016’nın reklam satışlarından 1,2

milyar dolar elde eden medya devi, bu

yıl Mart ayında, Tokyo 2020 reklamlarının

yüzde 90’ını 1,25 milyar dolara

sattığını duyurarak yayıncılık tarihinde

de yeni bir rekora imza attı.

Geleneksel televizyon yayıncılığı,

tüketici izleme alışkanlıklarında aslan

payını alsa da, veriler, önümüzdeki dönemde

dijitalin yükseleceğini söylüyor.

Günümüzde yayın hakkı gelirlerinin

toplam lig gelirlerinden yüzde 33 pay

aldığını ortaya koyan Deloitte Dijital

Fan Etkileşimi raporu, özellikle 18-24

yaş aralığının canlı bir spor müsabakası

sırasında sosyal medya üzerinden

anlık etkileşimi tercih ettiğini ortaya

koyuyor. Y Kuşağı’nın yüzde 58’i maçı

seyrederken takımla ilgili yeni gelişmeleri

anlık olarak takip etmek istediğini;

yüzde 52’si de maçı tamamen bir sosyal

medya platformu üzerinden izlemeyi

tercih ettiğini belirtiyor.

Morning Consult’ın 2020 tarihli Z

Jenerasyonu ve Spor Medyası Tüketimi

Araştırması, alışılmış spor izleme

alışkanlıklarının aksine, Z Kuşağı’nın

spor müsabakalarını canlı olarak izlemeyi

çok önemli bulmadığını gösteriyor.

Ancak yüzde 38’i haftada bir,

sporda öne çıkanları izlediklerini belirtiyor.

SPOR YAYINCILIĞINI

DEMOKRATİKLEŞTİRMEK

Dijital mecrada sosyal medya platformlarını,

izleyicilerine içeriklerini

alternatif yollarla sunan OTT

platformları takip ediyor. Nielsen’in

2020’de yayımladığı “How the

World’s Biggest Sports Properties Engaged

Fans In 2020” başlıklı araştırma,

2019’da yüzde 34 oranında izlenen

OTT platformlarının 2021 Mart ayına

kadar yüzde 40 olarak gerçekleştiğini,

önümüzdeki dönemde de geleneksel

televizyon yayıncılığına fark atarak

yükseleceğini öngörüyor. Uzmanların,

OTT servislerinin yayıncılıkta

sanal ya da artırılmış gerçeklik, geniş

Netflix’te 2020 Nisan-Mayıs aralığında

yayınlanan 10 bölümlük The Last Dance:

Michael Jordan, 5,6 milyon izlenmeyle

ESPN’in şimdiye kadarki en çok izlenen

belgeseli oldu.

ABD’deki en büyük

5 dijital spor

platformunun

tüketicilerinde

11

milyonluk

artış yaşandı.

(2019-2020)

Kaynak: Nielsen Changing Value of

Sponsorships

ve zengin kamera açıları gibi saha deneyimini

ekrana daha güçlü bir şekilde

yansıtacak seçenekler üzerine gelişim

göstermesi gerektiğine vurgu yapması

ise bu farkın dayanağını oluşturuyor.

S Sport Plus Genel Müdürü Zeynep

Acar, OTT platformlarının spor

yayıncılığını demokratikleştirdiğini

belirterek, “Ekran göremeyen niş

sporların (WNBA, NFL, UFC gibi)

sınırlı sayıda ama heyecanlı izleyicisine

ulaşabilmesinin ve pazarın büyümesinin

yolu OTT’den geçiyor” diyor.

“Dünyadaki en büyük OTT şirketlerinin

bu arayışla ciddi finansal yükümlülüklere

girerek yerel liglerin yayın

hakkına sahip olmaya başladığını daha

sık görmeye başladık” diyen Acar, bu

süreçte abone sayısında ve izlenme

oranlarında çok ciddi artış yaşadıklarının

altını çiziyor.

EVDE STADYUM COŞKUSU

Stadyum coşkusu ve heyecanının

bir birliktelik kültürü yarattığı spor

müsabakaları özellikle pandeminin

etkisiyle seyircilerin evden katılım

sağlayacakları etkinliklere dönüştü.

“Dünyanın en iyi sporcularının hikâyelerini

anlatmanın en iyi yolunu, deneyimi

aktarmak” olarak ifade eden

Olimpiyatlar Yayıncılık Servisleri

CEO’su Yiannis Exarchos, tam da bu

nedenle spor yayıncılığının teknoloji

tüketimiyle birebir ilişkili olduğuna

vurgu yapıyor.

Kantar’ın dünyanın çeşitli ülkelerinden

bin kişiyle yaptığı Global

Sportscope Araştırması, spor içeriği

tüketicilerinin içerikleri en rahat

şekilde tüketebilmeleri için en çok

önemsedikleri ilk iki unsuru, mükemmel

kamera açıları ve stadyum deneyimini

birebir yansıtan sanal gerçeklik

uygulamaları olarak sıralıyor.

‘İLGİ ÇEK, ETKİLEŞİM KUR,

ETKİNLEŞTİR’

Tüketicinin değişen alışkanlıkları spor

yayıncılığının ve içerik üretiminin dönüşümünü

kamçılıyor. Kantar Sports

Monitor’ın 2021 Fan Engagement

araştırması, özellikle Z Kuşağı’nın

beklentileriyle örtüşebilmek adına

spor yayıncılığındaki çözümü dönü-

GÜL ALTAN

Ogilvy PR

Genel Müdürü

‘ANA İLETİŞİM MECRASI DİJİTAL’

Yeni spor paradigması sağlık

merkezli olarak kurulurken, ana

iletişim mecrası da dijital oluyor.

Dijital dünya ile geleneksel

medyanın dili harmanlanarak

yeni bir medya dili doğuyor.

Sosyal medya mecraları ve

dijital platformlar yeni medya

düzeninin en önemli boyutları. Artık

bireylerin kendileri birer mecra,

kitle iletişiminin temellerini de

yine bizzat kendileri oluşturuyor.

Sporun toplumları etkilediği kadar

toplumlar da spor kavramının

ve bu kavramın çerçevesinin

şekillenmesinde büyük rol oynuyor.

2020 yılında pek çok kulüp,

sporcu ve spor organizasyonunun

#BlackLivesMatter protestolarına

aktif katılımı, bunun örneklerinden

biriydi.

İletişim dünyası için ise artık

tüketiciye interaktif bir şekilde

ulaşmak, her şeyin online’a

döndüğü bir dünyada hem kanal

hem içerik anlamında yaratıcı

bir yaklaşım yakalamak zorunlu.

İletişim stratejilerini geliştirirken

beslendiğimiz önemli bir kanal

da davranış bilimleri. Spor odaklı

tüm markalarımız yeni dönemin

gereklerine uygun stratejileri

uzun zaman önce hayata

geçirmeye başlarken; Ogilvy

Health & Wellness inisiyatifimizden

beslendiğimiz bir bakış açısı ile

sporu hem fiziksel hem ruhsal

sağlık için ön plana aldık.

Kapsayıcı, ekran başında bile olsa

birlikte olmayı hissettiren iletişim

projelerini hayata geçirdik.

Temmuz-Ağustos 2021 47


KAPAK

şümde buluyor. Araştırma, Z Kuşağı’nın

sahadaki heyecanı hissetmek istediğine,

spora dair duygusal ve kişisel

bir bakış açısına sahip olduğuna vurgu

yapıyor. Veriler, Z Kuşağı’nın yüzde

71’inin spor müsabakalarını izlerken

heyecanı ve eğlenceyi hissetmeyi çok

önemli bulduğunu gösteriyor.

İlk defa EURO 2020’nin dijital

sponsoru olan TikTok’un içerik üretim

stratejisini Euromonitor International’ın

“Engaging the Next Generation

of Sports Fans Online” başlıklı

araştırması üç adımda özetliyor: ilgi

çek, etkileşim kur, etkinleştir. TikTok

bu strateji doğrultusunda EURO 2020

yayınlarını çeşitli yapay zekâ filtreleriyle

yeni trendler yaratarak tüketicileri

için cazip bir hale getiriyor.

2018 Olimpiyatlarından bu yana

gelişen teknolojiler hem yayıncılığın

SPOR HABERLERINI

TAKIP ETMEK IÇIN EN

ÇOK KULLANILAN ILK ÜÇ

DIJITAL PLATFORM

Sosyal medya %42

Video streaming

platformları %36

Mesajlaşma

uygulamaları %36

SPOR HABERLERINI TAKIP

ETME ALIŞKANLIĞI (%)

2019 2020 2021

Dijital medya 62 63 63

Geleneksel medya 60 58 53

Kaynak: Nielsen Fan Insights

Ed Sheeran, 25 Haziran'da TikTok UEFA

EURO 2020 Show’da yer alacağını, spor

ikonu David Beckham'la paylaştığı bir

TikTok videosunda duyurdu.

GLOBAL SPOR

SPONSORLUKLARI

REKLAM YATIRIMLARI

(MİLYAR DOLAR)

42,6

44,3

46,1

48,4

2017 2018 2019 2020

Kaynak: Two Circles, WARC Data Global Ad

Trends 2020

hem de sporcuların gelişimini sağlamak

adına pek çok yenilik sunuyor.

Alibaba ve Intel’in 2019’da yaptığı işbirliği,

5G üzerinden tüketicilere sanal

gerçeklik kullanılarak 360 derece

8K çözünürlüğünde birebir stadyumu

anlık olarak deneyimleyebilme olanağı

veriyordu. İkili yine işbirliği kapsamında,

sporcuları anlık olarak takip

eden ve bu verileri yayıncılar için bulut

sistemde bir araya getiren yapay

zekâ destekli Alibaba Cloud’u aynı yıl

piyasaya sürmüştü. Aynı şekilde Tokyo

2020’de Japon devlet televizyonu

NHK’in açılış ve veda seremonileri

dahil olmak üzere seçili etkinliklerde

8K çözünürlükte yayın sağlayacağını

duyurması da yankı uyandırmıştı.

Deneyimin ve etkileşimin tüketici

nezdindeki değerini fark ederek canlı

maçların en büyük cazibesi olan stadyum

coşkusunu taraftarlara yaşatmaya

çalışan markalar, teknolojiden faydalanarak

çeşitli yollara başvuruyor.

Örneğin First, EURO 2020 kapsamında

hayata geçirdiği “Bize Her Yer Stat”

kampanyasıyla maç özlemi çeken taraftarları

marş eşliğinde dijital Meksika

dalgasını yaratmaya çağırıyor.

ABD’nin futbol ligi NFL’de Nickelodeon’un

oyuncular üzerinde SüngerBob

efektleri yaparak gerçekleştirdiği işbirliği

de, izleyicilerle etkileşim kurarak

onları sahaya dahil etmenin daha

çok çeşitli yollarına tanıklık edeceğimizin

kanıtı.

“Duygularımızla Bağlıyız” sloganıyla

gerçekleşen Tokyo 2020 Olimpiyatları

ve Paralimpik Oyunları’nda

ve bundan böyle tüm spor müsabakalarında,

sanal etkileşimin sınırlarının

hiç olmadığı kadar genişlemesini ve izleyicilere

sunulan yeni sürprizleri hep

birlikte izleyeceğiz.■

CANLI SPOR IÇERIKLERINI

IZLEME ALIŞKANLIĞI (%)

2019 2020 2021

Televizyon 48 47 46

OTT 34 40 40

ÂLI

KIREMITÇIOĞLU

Türkiye Milli

Olimpiyat Komitesi

Yönetim Kurulu

Başkan Yardımcısı,

The Sales Machine

Yönetici Ortak

‘SÜRPRİZ SONUÇLAR KAPIDA’

2020 bizim için çok kritik bir

yıldı çünkü İstanbul’un beşinci

kez olimpiyatlara adaylığı söz

konusuydu. İstanbul, Tokyo ve

Madrid’le yarışıyordu. İstanbul’un

olimpiyatları hak ettiğine

inandığımız için ilk etapta çok

büyük bir üzüntü yaşadık. Fakat

Türkçedeki “her işte bir hayır

vardır” tabiri hakikaten ete kemiğe

bürünerek karşımıza çıktı. Tokyo

çok güçlü hazırlıklar yaptı ancak

pandemi yüzünden ertelenmesi

heyecanın kaybolmasına

sebep oldu. Aynı heyecanı

yakalayabilmek için eminim çok

büyük çaba sarf edecekler.

Tokyo 2021, olimpiyat

tarihinde ilk kez ertelenen

oyunlar olarak tarihe geçecek.

Çok ciddi bir teknolojiyle karşı

karşıya kalacağız. Teknoloji,

gelişimle farklılığı getirecek. Çok

farklı starlar karşımıza çıkacak.

Olimpiyatın temel kelimesi olan

“az bulunurluk” ve bunun devamı

olan “sürpriz” çok beklediğimiz

iki öge. Sürpriz sonuçlar elde

edebiliriz, çünkü sporcular fiziksel

olarak bir yıl müsabakalarını,

antrenmanlarını yapamadılar.

Bu açıdan performanslarda çok

büyük oynamalar olacak. Umarım

Türk milli takımları adına sevindirici

sonuçlar alırız.

48 MediaCat


KAPAK

Dijitalleşin!

Ahmet Gülüm

SPORTSNET GROUP

YÖNETIM KURULU BAŞKANI

Markaların hızlı bir dönüşüme

ihtiyacı olduğunu belirten Ahmet

Gülüm'e göre spor; konvansiyonel

yaklaşımların geçerli olmadığı bir

alan. Yükselmenin sırrı ise anlık

değişime ayak uydurabilmekte saklı.

Pandemi, spor sponsorluğunda

sektörel çeşitliliğe katkı sağladı

mı?

Spor dünyası, pandeminin ilk döneminde

tüm diğer sektörler gibi şok

yaşadı ancak ilk toparlanan endüstrilerden

biri oldu. Birinci ayın sonunda

farklı senaryolara göre yol haritaları

büyük ölçüde hazırdı. Küresel ölçekteki

organizasyonlar, önlemler tam belli

olana kadar ertelendi. Sezonluk fikstürlere

sahip ligler de ilk önce yarım

kalan sezonlarını tamamladı, ardından

2020-21 sezonuna hazırlanmaya

başladı.

İlk dönemde ortaya çıkan en önemli

eğilim ise insanların karantinada

hayatlarını ve sağlıklarını bir kez daha

gözden geçirmeleri ve spora yönelmeleri

oldu. Evde ve evin yakın çevresinde

spor yapanların oranı yüzde 80’i geçti.

Markaların pandemi şokunu atlatması

ise biraz daha uzun sürdü. Çok ağır zarar

gören belirli sektörler (havayolları,

turizm gibi) dışında sponsorluklarını

sürdürerek sporun yanında yer almayı

seçtiler. 2020-21 sezonuyla beraber,

karşılaşmalar seyircisiz oynanıyor olsa

bile aktivasyonlarını güçlendirdiler.

Sektörel çeşitlilik pandemi koşullarına

göre yaşandı. Özellikle internet alışverişindeki

büyüme, bu sektördeki markaların

spor yatırımlarını rekor düzeye

taşıdı.

Sporun anlık izlenme durumu,

bu kategorinin OTT dünyasındaki

konumuna nasıl etki ediyor?

Spor, tüm yeni teknolojiler ve dijital

medya eğilimlerinde olduğu gibi OTT

dünyasına da yön veren önemli bir güç.

Dijital spor içeriği izleme 10 yıldır spor

severlerin gündeminde. Platformlar,

tüm dünyada uydu veya kabloya bağlı

dijital kutulardan internet veya mobil

mecralara geçmek için büyük yatırımlar

yapıyorlar. Yasal olmayan korsan

yayınların spor severler tarafından tercih

edilmesi, bu dönüşümü hızlandıran

etkenlerden birisi.

OTT sektörünün büyük oyuncuları

ise farklı stratejiler izliyorlar.

Netflix’in genel içerik stratejisi ana

akımdan uzak bir yapıda şekillenmişti.

Spor içeriklerinde de çok farklı belgesellere,

insanların prime-time’da bulamayacakları

öykülere odaklandılar.

Amazon özellikle Avrupa’da büyük

liglerin yayın haklarına talip olmaya ve

satın almaya başladı. DAZN gibi platformlar

da giderek büyüyor.

Sporun zevki doğal olarak canlı

yayında ve olabildiğince büyük bir ekranda

çıkıyor. İnternet hızları ve akıllı

TV teknolojileri belirli bir düzeye ulaştığında

spor, OTT’de de oyun kurucu

rolünü üstlenecek.

Bu yılki sponsorluk iletişiminde

geçmiş yıllara kıyasla markalar

neleri farklı yapmalı?

Tüm dünyada olduğu gibi sporda da Z

Kuşağı’nın ilgisini çekmek için yoğun

bir çaba var. Hedef, dijital dünyanın

ortasına doğmuş ve büyümüş genç nüfus.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi

gençlerin daha çok ilgisini çekeceğini

düşündüğü Skateboard, Speed Climbing

gibi dalları Olimpiyatlara dahil

etti. Bu sporlar aynı zamanda kısa video

formatlarıyla milyonlara yayılabilecek

branşlar.

Dijital teknolojilerle doğan Airbnb

gibi markalar Olimpiyat sponsorları

arasına girdi. EURO 2020 sponsorlarına

ve iletişim yapan markalara baktığımızda

yine benzer eğilimler görüyoruz.

Gelecek dönemde anlık ve günceli takip

eden iletişim modellerinin tüm markalara

yansıyacağını düşünüyoruz. Spor,

konvansiyonel yaklaşımların geçerli olmadığı

bir alan. Anlık değişimlere ayak

uydurabilen markalar çok daha yüksek

geri dönüş sağlıyor.

Marka ve spor ilişkisinde ne tür

gelir modelleri ve işbirlikleriyle

karşılaşacağız?

Tüm dünyada hemen her sektörde tekrarlanan

“Dijitalleşin!” uyarısını, sporda

çok güçlü bir şekilde tekrarlamak

gerekiyor. Kripto para teknolojilerinin

spora olan etkisini son dönemde yaşıyoruz.

Kulüplerin gelir modelleri arasına

coin’ler, token’lar girdi. Özellikle

dijital markaların temel işlevlerini

sporla anlatacakları bir döneme girildiğini

söyleyebiliriz. Dijital alışveriş

başta olmak üzere birçok uygulamanın,

hizmetlerini sporla birleştireceğini

söylememiz mümkün. ■

50 MediaCat


KAPAK

Yorum

Spor

iletişiminin

yeni halleri

AHMET TERZİOĞLU

4129Grey

Kreatif Direktör

G

ünümüz spor iletişimini

anlamak için genel konu

başlıklarının neler olduğuna

bir göz atmak gerekiyor.

Son yıllarda hayata geçirilen spor kampanyalarına

göz attığımızda dikkat çeken,

öne çıkan ve tekrar tekrar ele alınan

toplumsal tansiyon ve başlıklar şöyle:

çeşitlilik/ kapsayıcılık, eşitlik, engelleri

ortadan kaldırma, sponsorluk, veri ve

pandemiyle birlikte çok ilginç örnekleriyle

karşılaştığımız yerini tutma…

Şimdi gelin tek tek bu başlıklara ve

iyi örneklerine bir göz atalım.

1. YERİNİ TUTMA

Tüm spor dallarında verilen en ağır

cezalardan biri olan “seyircisiz oynama”,

pandemiyle bir rutin haline geldi.

Hatta EURO 2020, Şampiyonlar Ligi,

Olimpiyatlar gibi global ve lokal pek çok

etkinlik ertelendi ve iptal oldu. Sporun

dört temel öğesi; izleyici, sporcu/takım,

sponsor ve yayıncı kendisini garip bir

yalnızlığın içinde buldu. İptal olan etkinlikler

sonucunda izleyici kendisini

meşgul edecek spor benzeri bir şeyler

aramaya, sponsorlar ve yayıncılar ise o

şeyi yaratma çabası içine girdiler.

Jelle’s Marble Runs

Geçtiğimiz yıl Mart - Haziran ayları

arasında 90 milyondan fazla izlenen,

1,5 milyondan fazla insanın YouTube’da

abone olarak sürekli takip ettiği

spor aktivitesi neydi? Bu sorunun yanıtı

sizi çok şaşırtacak: bilye yarışı…

Jelle’s Marble Runs isimli Youtube

kanalından milyonlarca insan tarafından

takip edilen bilye yarışları, 2005

2. ÇEŞİTLİLİK/KAPSAYICILIK

Ekvator’da bir futbol sahasının orta

saha çizgisi, iki ülkeyi ayıran bir sınır

metaforu olarak görülüp bir maç boyunca

ortadan kaldırılırken, İspanya’da

Şampiyonlar Ligi marşı, turnuvad

Spor iletişiminin

yeni hali: bilye

yarışı izlemenin

dayanılmaz

hafifliği. Bireylerin

sosyalleşmesine

katkı sağlayan

spor etkinliklerinin

aldığı darbe,

popüleritesi artan

bilye yarışlarının

yanı sıra spor

iletişiminde ilginç

örnekler de çıkardı

karşımıza.

Kentucky Turtle Derby

yılından beri devam eden bir “internet

ilginçliği” olsa da, pandemiyle birlikte

iptal olan spor etkinliklerinin yerini

hızla aldı. Times ve The New York Times

gibi yayınlarda, bilye yarışının

pandeminin en önemli etkinliklerinden

biri olduğu haber yapıldı. Milyonlarca

insan, eğimli bir yolda birbiriyle

yarışan bilyeleri izleyerek spora olan

hasretini giderdi.

Kentucky Turtle Derby

Kentucky Derby gibi önemli bir at yarışı

gerçekleşmeyince, yerine Kentucky

Turtle Derby etkinliği ortaya çıktı. Bir

viski markasının gerçekleştirdiği yarışta,

kaplumbağalar olağan hızlarında yarıştılar.

YouTube’dan canlı yayınlanan

etkinlik yüz binlerce etkileşim aldı.

The Match of Ages

Pandemiyle birlikte tüm ligler gibi Kolombiya’daki

futbol ligi de durdu. Ligin

önemli sponsorlarından malum bira

markası, trajik isim benzerliği taşıdığı

virüsün yarattığı problemi, yapay zekâ

desteğiyle aştı: 1950’den 2020’ye kadar

oynanan América – Chivas maçlarındaki

görüntüleri birbirine ekleyerek The

Match of Ages’i yarattı ve maç izleme

keyfini, tüm maçları bir araya getirerek

yeniden yaşattı.

52 MediaCat


Santander Bank

Rexona

ya katılan her ülkenin dilinde yeniden

yazıldı.

3. EŞİTLİK

Kadınların spordaki temsili ve eşitlik,

spor iletişimindeki bir diğer önemli

başlıktı. Google’ın hazırladığı The Offside

Museum ile spor tarihinin “yazılmamış”

kısmı kolektif olarak yeniden

yazıldı, kadınların futbol tarihinde

görmezden gelinmesine dikkat çekildi.

Quilmes, kadın futbolunun yayın

saatlerinin gündüz saatleri olmasını

protesto eden Rewatch projesini yarattı.

Gündüz oynanan maç, prime time’da

TV’ye taşınarak bu soruna dikkat

çekildi. #GoEqual gibi hareketler ise

kadın sporcuların ücret adaletsizliğine

odaklandı. Clio Sports’tan Grand Prix

ile dönen The Future Official Sponsor

kampanyası, kadın futbolundaki spon-

sor yetersizliklerini, markaları sponsor

olmaya davet ederek aştı.

4. ENGELLERİ KALDIRMAK

Teknolojiyi kullanarak seyircilerin

spor deneyimini iyileştirmek de spor

iletişimindeki bir diğer önemli başlıktı.

Santander Bank geliştirdiği sistem

Fieeld ile görme engellilerin dokunarak

maçı takip etmesini sağlayan bir saha

yaratırken, Action Audio yine görme

engellilerin bir tenis maçını işitsel olarak

top sesinden ortaya çıkan veri ile

“izleyebilmelerini” sağladı.

5. SPONSORLUK

Sponsorlar bazen sevilir bazen de sevilmez.

Bu keskin çizgide kimi zaman

ünlü bira markası, Messi’nin 644’üncü

golünü, gol attığı kalecilere bira ısmarlayarak

kutlamasını sağladı kimi

Geçtiğimiz yıl

Mart - Haziran

ayları arasında

90 milyondan

fazla izlenen, 1,5

milyondan fazla

insanın YouTube’da

abone olarak

sürekli takip ettiği

spor aktivitesi

neydi? Bu sorunun

yanıtı sizi çok

şaşırtacak: bilye

yarışı…

zamansa Rexona, kollarını maç yönetirken

pek çok kez kaldıran kriket hakemlerinin

koltuk altlarına logosunu

yerleştirdi.

Yeri geldi İrlandalı bahis şirketi

Paddy Power bir takımın formasının

önünü domine ederek taraftarların

nefretini sponsorluk iletişiminin merkezine

taşıdı, yeri geldi Corinthians

forma lansmanını İsa’ya forma giydirerek

yaptı!

6. VERİ

İngiliz yayın kuruluşu BT, yapay zekâ

ile 2019/2020 sezonunun baştan sona

senaryosunu yazarak sporun beklenmedik

doğasına verinin gücüyle dikkat

çekmeye çalıştı. adidas ve EA Sports

işbirliğinde ise gerçek hayattaki hareketlerin

oyundaki tecrübelere/skill

puanlarına dönüşmesi sağlanarak, gerçek

hayat verileriyle bir oyun gerçekliği

beslenmiş oldu.

***

Velhasıl, tüm bu başlıklardan -ama

en çok da 90 milyon kez izlenen çekişmeli

bilye yarışından- öğrenmemiz gereken

çok şey var. ■

Google

Temmuz-Ağustos 2021 53


KAPAK

Yorum

Sporcuyu

ilahlaştırmak

OUT

BEDİZ EKER

VMLY&R New York

Kuzey Amerika Bölgesinden

Sorumlu Grup Strateji Direktörü

2

021 yazına Tokyo Olimpiyatları

ve Avrupa Futbol

Şampiyonası gibi iki büyük

spor olayı damga vuracağından,

markalar ilgili sponsorlukları

doğrultusundaki iletişimlerine çoktan

başladı. Ancak son günlerde spora ve

sporculara yer veren iletişimler arasında

en dikkat çekeni Calm uygulamasından

geldi. Topluca kafayı yeme eşiğinde

olduğumuz şu dönemde, bilinçli

farkındalık (mindfulness) konusunda

en sıkça başvurulan uygulamalardan

Calm, ruh sağlığını korumak için basın

toplantılarına katılmayacağını duyuran

ünlü tenisçi Naomi Osaka’ya verdiği

destekle gündeme oturdu.

Basın toplantısına katılmadığı için

15 bin dolar para cezasına çarptırılan

ve Fransa Açık Tenis Turnuvası’ndan

ihraç edilme tehdidiyle karşı karşıya

kalan Naomi Osaka, bu turnuvadan

çekildiğini duyurmuştu. Bunun üzerine,

Calm ruh sağlığının da bir sağlık

konusu olduğuna dikkat çekmek için

bundan sonra Naomi Osaka’nın durumuyla

karşı karşıya kalan tenisçilerin

para cezalarını ödeyeceğini duyurdu.

Üstelik ödedikleri her cezayla birlikte

bir 15 bin doları da genç ve çocukların

ruh sağlığını sporla destekleyen Laureus

organizasyonuna bağışlamayı vadetti.

Aslında Calm’ın marka duruşu kendi

kategorisi açısından sürpriz olmamakla

beraber, son zamanlarda daha

başarılı olduğunu gördüğümüz, sporcuyu

ilahlaştırmak yerine onun insani

tarafına odaklanma stratejisinin de güzel

bir örneği.

Y

Pandemi nedeniyle

hayallerini

ertelemek zorunda

kalan çoğu gencin

ihtiyacı olan

son şey, onların

hayallerini çok

efor sarf etmeden

elde eden idoller.

Başarılarının

arkasındaki insani

zaaflarını gördükleri

sporcular, bu

dönemde gençlere

daha çok ilham

verebiliyor.

KUZENİN BAŞARISI RONALDO VE

MESSI’DEN DAHA İLHAM VERİCİ

10 küsür yıl önce Türkiye’de genç hedef

kitleyle kalitatif bir araştırma yapmıştık.

Amacımız uluslarası bir müşterimizin

dünya yıldızı marka yüzlerinin

Türk gençlerine ne kadar ilham verebileceğini

anlamaktı. Ancak bizim gençlerimiz

dünya yıldızları yerine yakın

çevrelerindeki tanıdıklarının başarı

hikâyelerinden daha çok ilham aldıklarını

bize anlatmışlardı. Geçtiğimiz

aylarda benzer bir araştırmayı New

York’ta yaptığımızda, bu kez Amerikalı

gençlerden de benzer cevaplar aldık.

Oysa biz yıllardır sponsor marka iletişimlerinde

dünya yıldızı sporcuları

gökten inme ilahlar olarak görmeye

daha çok alışığız.

Elbette bu markaların yöneticileri

de benim 10 küsür yıl arayla hem İstanbul’da

hem de New York’ta duyduğum

bu evrensel tüketici gerçeklerinden haberdar.

Ancak tüketiciden bu tepkiyi aldıktan

sonra daha derinlere inmek ve o

derinliklerdeki duygusal çatışmalardan

keskin bir içgörü yakalamak her babayiğidin

harcı değil. Üstelik sponsorluğunu

yaptığınız sporcuyu, toplumun bir

kesiminin zayıflık olarak görebileceği

insani zaaflarını milyonlarla paylaşmaya

ikna etmek de hiç kolay değil. Ancak

bu ikisini başarabildiğinizde Under Armour’un

Michael Phelps’le yaptığı ve

Adweek tarafından 2017’de yılın kampanyası

seçilen “Rule Yourself” gibi işlere

imza atabiliyorsunuz. Hatta sporcunun,

filmi ailesiyle ilk izlediğinde, eşiyle

göz yaşlarına hâkim olamadığı video da

ayrıca ses getirebiliyor.

TÜKENMİŞ TÜKETİCİNİN YENİ

İLAHLARA İHTİYACI YOK

Üzerimizden global bir pandeminin

geçtiği şu dönemde, ruh sağlığımızı

korumanın en az COVID-19’dan korunmak

kadar önemli olduğunu hepimiz

gördük. Ancak özellikle spor ve

sporcu iletişimlerinin hedef kitlesi

olan gençler daha zorlu bir dönemden

geçiyor. Geçtiğimiz hafta Wall Street

Journal’da yayımlanan “The Pandemic’s

Toll on Teen Mental Health”

adlı makale, birbirinden farkli istatistiklerle,

kapanan okullar ve pandemi

önlemleri yüzünden ABD’deki gençlerin

ruh sağlıklarının ciddi risk altında

olduğunun altını çiziyordu.

Eskisi gibi sosyalleşemeyen, spor

yapamayan ve hayallerini ertelemek

zorunda kalan çoğu gencin ihtiyacı

olan son şey, süper yetenekleriyle

onların hayallerini çok fazla efor sarf

etmeden elde eden ve sefasını süren

idoller. Bunun yerine kendileri gibi

acı çeken, yaşadıkları farklı travmalarla

pes etme noktasına gelen ve başarılarının

arkasındaki insani zaaflarını

gördükleri sporcular, bu dönemde

gençlere daha çok ilham verebiliyor.

Michael Jordan ve efsane Chicago

Bulls kadrosundaki takım arkadaşlarının

dramlarını ve insani zaaflarını

ele alan Last Dance belgeselinin başarısını

da aynı şekilde açıklayabiliriz.

İşte bu yüzden, gün sporcuları ilahlaştırmak

yerine onların insani tarafına

odaklanma günü. ■

54 MediaCat


UYKU SIRASINDA

TERLEYEREK

SIK SIK UYANIYORSANIZ

Copper Cool Teknolojisi

T ÜRKİYE’DE BİR İLK


ADVERTORIAL

Amacımız

kaliteli

iletişime

aracı olmak

GÖZE İŞCAN

Unilever Türkiye İçecekten Sorumlu

Pazarlama Direktörü

ERTUĞ TUĞALAN

Medina Turgul DDB ECD

BEYHAN BUDAK

Psikolog

Konuşalım Artık

kampanyasıyla

herkesi kaliteli

iletişime davet

eden Lipton,

çağrısına babalar

ve çocuklarıyla

devam ediyor.

Markanın Babalar

Günü araştırması

ve kampanyasını

Göze İşcan, Beyhan

Budak, Soydan

Canbaz ve Ertuğ

Tuğalan anlatıyor.

Üç yıldır devam ettirdiğiniz, kaliteli

iletişimi merkezine alan

Konuşalım Artık kampanyanızın

çıkış noktasını bizimle paylaşır

mısınız? Geldiğiniz noktayı nasıl

özetlersiniz? Bu kapsamda Babalar

Günü eksenindeki araştırmanızı

ve filminizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Göze İşcan: Yoğun hayatlarımızda kendimize

ve sevdiklerimize genellikle dilediğimiz

kadar zaman ayıramıyor, yeterince

sohbet edemiyoruz. Hem anlatma

hem dinleme açısından bu eksiklik hali,

iletişimdeki bağları zayıflatıyor. Oysaki

hepimizin kaliteli iletişime, kaliteli iletişimin

hayatımıza katacağı duygusal

bağışıklığa ve zihinsel iyilik haline çok

ihtiyacımız var.

Çoğu insanın tutkunu olduğu, güzel

bir sohbet düşünülünce akla gelen ilk

içecek olan çayın hayatımızda pek çok

keyifli âna eşlik ettiğine hepimiz şahidiz.

Güncel veriler, her güne bir çayla

başlayan, günde 250 milyon bardak

çay tüketilen ülkemizde her 10 kişiden

9’unun arkadaşlarıyla çay içerek sosyalleştiğini

gösteriyor.

Biz de bu nedenlerle, Lipton olarak

sunduğumuz çay deneyiminin sadece

çok güzel bir çayı yudumlamanın ötesinde

aynı zamanda kaliteli iletişime

imkân yarattığını, ilham verdiğini vurgulamak

istiyoruz. Sosyalleşme ve iletişim

için Türkiye’nin eşsiz bir kültür öğesi

olan çayı üretirken bir yandan da 2017

yılından beri #konuşalımartık çatısı altındaki

çalışmalarımızla insanları duygularını

ve düşüncelerini paylaşmaya,

karşılarındakini dinlemeye özetle kaliteli

iletişim kurmaya davet ediyoruz.

#konuşalımartık ekseninde yaptığımız

en son çalışma da baba–çocuk iletişimiyle

ilgili yaptığımız bir araştırma.

İletişim çalışmalarımızın kurgusunu bu

araştırmanın sonuçları ışığında şekillendirdik.

Verileri, yorumlamasını ve ilgili

bir reklam filmini Babalar Günü döneminde

yayımlayarak Türkiye’de babalar

ve çocukları arasında kurulan iletişimde

gelişime açık noktaların, dikkate alındığında

fark yaratacak karşılıklı beklentilerin

altını çiziyoruz. Amacımız tıpkı bir

bardak çay gibi içi ısıtan samimi sohbetlere

ve kaliteli iletişime aracı olmak.

Lipton’un Babalar Günü araştırması

Türkiye’de baba–çocuk

iletişimine dair neler söylüyor?

Araştırma sonuçlarını Konuşalım

Artık ile dikkat çekilen “kaliteli

iletişim” kavramıyla birlikte

değerlendirdiğinizde nasıl yorumluyorsunuz?

56 MediaCat


SOYDAN CANBAZ

Sobraz İletişim Ajans Başkanı

sevgi görmek dışında anlaşılmak ve kabul

edilmek açısından da eksiklik hissediyor.

Yaklaşık yüzde 78’i babaları tarafından

hayalleri ve hedeflerinin daha

çok desteklenmesini bekliyor. Benzer

şekilde yüzde 73’lük bir kesim, babalarının

onları değiştirmeye çalışmak yerine

olumlu özelliklerini görmesini istiyor.

Bunlar babaların üzerinde düşünmesi

gereken veriler.

Öte yandan, babaların yarısından

fazlası da çocuklarının konuşma tarzına

veya konuşmayı en sevdiği konulara

kendini yabancı hissederek dolaylı bir

dışlanmışlık hissediyor. Dolayısıyla

çocuklar da belki bu farka yönelik bir

uyarlama yapabilir çünkü iki tarafın da

aslında birbiriyle uzun uzun konuşabileceği,

keşfetmesi çok zevkli bir dünyası

var.

Beyhan Budak: Kaliteli iletişimin ne

kadar önemli olduğu paha biçilemez bir

gerçek. Bu nedenle Lipton’un Babalar

Günü öncesinde yaptırdığı araştırmanın

bir parçası olmaktan da memnuniyet

duyuyorum. Ortaya çıkan sonuçları

YouTube’da paylaştığım bir videoda yorumlayarak

babalar ile çocukların aralarındaki

iletişimi nasıl daha kaliteli kılabileceğinin

ipuçlarını hem bir uzman

hem de bir baba olarak keyifle verdim.

Tüm araştırma sonuçları ayrı ayrı

ilgiye ve aksiyon almaya değer. Örnekse

10 babadan 9’unun çocuklarıyla daha

sıcak bir iletişim kurmak istediğini gösteriyor.

Pek çok veri arasından sadece

bu çıktı bile çalışmanın ve yorumlanmasının

önemini kanıtlamaya yetiyor.

Araştırmada babaların çocuklarıyla

sohbetlerinin onları çok mutlu ettiği,

yine de şu an genel mevcut iletişimin

kendileri için yeterince doyurucu olmadığı

ortaya çıkıyor. Öyle ki babaların

yüzde 88’i “Çocukların anneleriyle iletişimi

daha” iyi derken yüzde 70’i “En

son babalar duyar” diyor. Çocuklar da

keza babalarıyla iletişim kalitesini yükseltmek

arzusunda. Çocukların yüzde

78’i babalarıyla, babaların yüzde 87’si de

çocuklarıyla daha açık ve sıcak bir iletişim

kurmak istediğini belirtmiş.

Karşılanmayan beklentilerin, bu

hayal edilen kalitenin önündeki en ciddi

engel olduğunu düşünüyorum. Zira

babalar da çocukları da birbirlerinden

daha fazla sevgi görmeye aç. Çocuklar

Lipton’un Konuşalım Artık kampanyasıyla

bu seneki Babalar

Günü’nü sahiplenmesi amaç

odaklı iletişim çalışmaları açısından

ne anlam ifade ediyor?

Markaların özel günlerde iletişim

kampanyalarıyla değer yaratması

mümkün mü?

Soydan Canbaz: Çayın sohbetin ve

sosyalleşmenin eşlikçisi olmadaki benzersizliğini

düşününce Lipton’un insanlar

arasındaki iletişime odaklanması

sürpriz değil. Marka ve markanın iletişim

ajansları olarak hem kaliteli iletişimin

insanların hayatına katacağı değere

dikkat çekmek hem de insanların bu

alandaki engellerin üstesinden gelmelerine

katkı vermek için çalışıyoruz. İletişim

gibi insani ve hayatın merkezinde

bir konu hakkında çalışırken elbette

güncelin içinde olmak da amacımız için

önemli. Konuşalım Artık çatısı altında

ele aldığımız Babalar Günü yaklaşımı

buna bir örnek.

Babalarımızla iletişimimiz konusunda

tam olarak neredeyiz, neden oradayız,

nerede olmak isterdik gibi sorular

sorup burada bir değer yaratabilir miyiz

diye baktık. Doğal olarak bu soruları

iletişimin iki tarafına da, çocuklara ve

babalara sorup beklentileri, iyileşme

bekleyen alanları ve fırsatları ortaya

koymaya çalıştık. Elbette bu iş için ekip

olarak yaşadıklarımızdan yola çıktık

ama süreci bir bilenle yürüttük. Sevgili

Beyhan Budak’tan hem doğru soruları

sorma noktasında hem de çıktıları yorumlayıp

rehberlik etmesi için büyük

destek aldık.

Bu çalışma bizim için bir özel gün

iletişimi değil, Lipton’un amaç odaklı

marka yolculuğunda değer yaratmaya

katkı sağlamaya çalıştığı duraklardan

biri. Yolculuk devam ediyor. Sadece Babalar

Günü özelinde değil de; babalar ve

çocuklar için her günü güzelleştirmekte

bir katkımız olursa ne mutlu bize.

Konuşalım Artık için bir Babalar

Günü filmi hazırlarken tüketicilerdeki

baba–çocuk iletişimine

dair hangi içgörüden yola çıktınız?

Konuşalım Artık’ın ana mesajları

doğrultusunda reklamı

nasıl kurguladınız?

Ertuğ Tuğalan: Çocuklar için babalarla

bazı konuları konuşmak biraz

zahmetli olmuştur. Babalar genelde

duygularını içlerinde yaşadıkları için

anlattığınız konuyla ilgili ne tepki verecekleri

konusu biraz tedirgin eder insanı.

Konuşulacak konu, ne kadar güzel

bir konu olsa da “Acaba babam ne diyecek?”

diye düşünürsünüz. Sonra konuşma

başladığı anda o hava birden dağılır;

şen şakrak çaylar içilir, konu neyse konuşulur

ve bir şekilde konu hep tatlıya

bağlanır. Biz Babalar Günü’nde bazı

çocukların içindeki “babayla konuşma

tedirginliği” duygusunu anlatalım ve

çocukları ve babaları birbirleriyle daha

çok konuşmaya çağıralım istedik. Çünkü

biliyoruz ki babalar da çocuklar da

birbirleriyle daha konuşmayı çok istiyorlar.

#konuşalımartık platformunu üç

sene önce ilk yarattığımız zaman da

ileride konuşacak çok konumuz olacak

demiştik. Yıllar geçiyor ve hayatımıza

yeni konular giriyor. Bu sene #konuşsanabirtanem

kampanyamızla birlikte

aile içi iletişime odaklanmıştık. Babalar

Günü için de aile içi iletişimin bir başka

konusunu gündeme aldık ve baba–çocuk

iletişimini gündeme taşımak istedik.


Temmuz-Ağustos 2021 57


KÜLTÜR

İnceleme

Statükoyu

kurcalamak

“Başarılı insanları zayıf insanlardan

ayıran şey, heyecan verici ve büyüyen

kuruluşları durağan ve ölü kuruluşlardan

ayıran şeyin aynısı. İnisiyatifi tutku

ve eyleme dönüştürmeyi başaranlar

kazanır” diyor Seth Godin. Tezi ise şöyle:

Üretim etmenleri tarihte hiç olmadığı

kadar ucuz ve erişilebilir durumda. İtici

güç inisiyatif, işte bu yüzden çok önemli.

u BARIŞ CEZAR

58 MediaCat

in’de, şirketinizin ürettiklerinin

aynısını -10’da 1’i

Ç fiyatına- üreten bir fabrika

var.

Sokağın aşağısında,

menünüzü ve şarap listenizi çalıp sizinkinden

yüzde 20 ucuza satmakla

meşgul bir lokanta var.

Son seyahat acentası topu attı. Magazin

yayıncıları kârlarını blogger’lara

kaptırdı. Vikipedi’nin, Britannica

Ansiklopedisi’nin tahtına oturmak

için hamle yapmasına gerek kalmadı;

bu işi onun yerine içerik üreticileri

halletti. Britannica çalışanları oturup

olan biteni izlemekle yetindiler.

Arabulucular, gündemi belirleyenler

ve yatırımcılar artık daha önce

hiç olmadıkları kadar önemsizler.

Geçtiğimiz yıl, San Francisco ve New

York’taki 67 internet girişimi, Silikon

Vadisi’nde oluşacak maliyetin 3’te 1’i

oranında maliyetle hayat buldu.

Peki, bağlantı ekonomisinin temelinde

para, erişim ve kurumsal güç

yoksa ne var?

İnisiyatif.

STATÜKOYA KARŞI BİR

MANİFESTO!

Çok satan pek çok kitabın yazarı ve

dünyanın önde gelen pazarlama, iş

geliştirme ve kişisel gelişim gurusu

Seth Godin “Kurcala!”yı, insanları ve

fikirleri harekete geçmeye teşvik etmek

için kaleme aldığını söylüyor.

“Başarılı insanları zayıf insanlardan

ayıran şey, heyecan verici ve

büyüyen kuruluşları durağan ve ölü

kuruluşlardan ayıran şeyin aynısı.

İnisiyatifi tutku ve eyleme dönüştürmeyi

başaranlar kazanır” diyor

Godin. Ona göre ekonomistler üretim

etmenlerini –fikir, fikir üzerine

çalışacak insanlar, fikrin organize

edileceği veya gerçekleştirileceği bir

yer, hammadde, dağıtım, para, pazarlama–

sayarken en az bunlar kadar

önemli bir etmeni es geçiyorlar: İnisiyatif!

Çünkü en az anlaşılan (ama

en önemli) girdi olmazsa tüm iş çöpe

gider. Kimse “haydi” demezse proje


geriler. Israr eden, zorlayan, yaratan,

ikna eden ve ilk kıvılcımı çakan biri

yoksa, hiçbir şey yok demektir.

Godin’in tezi şu: Diğer tüm etmenler

tarihte hiç olmadığı kadar ucuz ve

erişilebilir durumda. İtici güç, inisiyatif

işte bu yüzden çok önemli.

Tarihteki en büyük ekonomik düzenin

içinde olduğumuzu hatırlatıyor

bize. Her türlü araç gereç burada ve

daha önce hiç olmadığı kadar ucuz.

Pazar hazır, sermaye hazır, fabrikalar

hazır, dükkânlar bile hazır. Hepsi de

birinin “haydi” demesini bekliyor.

GODIN’İN KİTABI STANDART

KALIPLARA UYMUYOR

Kurcala!’da standart bölümler ve vaka

çalışmalarından oluşan o bildik yapı

yok. Baştan sona tek bir konuşma gibi

yazılmış. Metin kendi kendine akıyor

âdeta. Sanki bir şirketin yönetim kurulunda,

bir üniversitenin mezuniyetinde,

TED Talks’ta karşısındaki seyircilere

sesleniyor Godin. Bir nefeste

bütün metni okuduğunu gözünüzde

canlandırabiliyorsunuz.

“Haydi” diyor seyircilere. “Yerinizden

kalkın ve denemeye, başarısızlığa

uğramaya başlayın. Başarısızlıktan

kokarsanız, aslında hiç başarılı

olamazsınız. Statükoyu kabullenirseniz,

büyükler arasına giremezsiniz.”

Üstelik Godin’in statükoyu değiştirme

çağrısı iş hayatıyla da sınırlı değil.

Hastane kafeteryasında elindeki

tepsiyle yürümekte zorlanan birini

mi gördünüz? Kalkıp ona yardım edebilirsiniz.

Bu sizin işiniz olmayabilir

hatta minnettarlıkla karşılanmayabilir

ama bunu yine de yapabilirsiniz.

Evde gıcırtısıyla herkesi rahatsız eden

bir kapı mı var? Biraz yağ alıp kapının

menteşesini onarabilirsiniz. Yeter ki

durup seyretmeyin. Harekete geçin.

PATRONLARA DA BİR UYARI

Patronları, çalışanlarında sadece itaatkârlık

aramaya karşı uyarıyor Godin.

Fabrikalar uysal işçilere ihtiyaç

duyar. Kumarhaneler kendilerine

söyleneni harfiyen yerine getirecek

krupiyelere; NASA, rutin bir görevde

emirleri sorgulamayacak astronotlara;

kömür madeni ocakları ise her gün

aynı talimatlara uyacak madencilere

ihtiyaç duyar.

v

Godin’e göre,

bir şeyleri

tamamlama,

fark yaratma

ve kurcalama

alışkanlığını

edinebilirsek,

bu bizim

marifetimiz olur

ve geriye kalanlar

cesaretimizin

meyvelerinin

tadını çıkarma

mutluluğuna

erişir.

Kapitalizm sürecinde fabrika sahipleri

bir seçenekle karşı karşıya

kaldılar. İşçilerin muhakeme yeteneğini

en iyi şekilde kullanacaklarına,

sorunları çözeceklerine, işi geliştireceklerine

bel bağlayabilir veya

bireysel inisiyatifi bertaraf ederek

ilerlemenin yerine itaatkârlığı tercih

edebilirlerdi. Ve aralarından çoğu itaatkârlığı

seçti.

Günümüzde bu seçimin dezavantajları

ortaya çıkıyor. Farklı alanlarda

faaliyet gösteren pek çok fabrikanın

yalnızca inovasyondan değil, ilerlemeden

de yoksun, öylesine tıkanmış

durumda olduğuna dikkat çekiyor

Godin: “Detroit, otomotiv işçilerini

o kadar çok sıkıştırdı ki sendikalar

en sonunda ‘Peki öyleyse, elimizden

gelenin en azını yapacağız’ dediler.

Maestro’lar yenilikçi müzisyenleri,

onlara en sonunda ‘İyi madem, notalar

nasıl yazıldıysa öyle çalacağız’

dedirtene kadar azarladılar... Ve kitle

pazarı vasat gıda şirketlerini o kadar

ödüllendirdi ki, bu şirketler en sonunda

yavanlığı kucaklamaya karar

verdi.”

“Yavandan daha yavan olamazsınız”

diyor Godin. “Daha öngörülebilir

ve sıradan hâle gelerek büyüyemezsiniz.

Ürününüz güvenilir, öngörülebilir

ve ucuz olabilir ama pazar daha

iyisini talep ederse kendinizi bitmeyecek

bir kovalamacada ebe olarak

bulursunuz.”

SİVRİLMEKTEN KORMAYIN,

BAŞLAMAYI BİR YAŞAM TARZI

YAPIN

İkarus gibi mesellere ve “sivrilen budanır”

sendromuna karşı uyarıyor

Godin bizleri.

Kitabı neden yazdığını, “Bize

uyum sağlamamız, göze çarpmamamız

öğretildi ve uyum sağlamanın

bilinen en kolay yolu asla ilk adımı atmamaktır.

Sesinizi yükseltmeyin. Bir

şey görürseniz, hiçbir şey söylemeyin.

Aslında günlerimizin çoğunu, başlamak

için izin verilmesini bekleyerek

geçiririz. Bu laf kalabalığını işte bu

yüzden yayımladım” diye açıklıyor.

İNİSİYATİF AŞILAMAK

Peki, inisiyatif, başlama, harekete

geçme, ilk adımı atma alışkanlığı aşı-

Seth Godin

Yazar

Gece yatağa girerken, ertesi

gün insanların tüm gün boyunca

sizden bir şeyler başlatmanızı

umacaklarını bilirseniz, sabah

kafanızda bir listeyle uyanırsınız.

Sürekli bağlantı kurmaya,

gelişmeye ve kurcalamaya çalışan

insanlardan oluşan bir kültür

yaratırsanız çıtayı yükseltirsiniz.

lanabilir mi? Godin bunun olabileceğine

inanıyor. “Alışkanlık bir kere

içinize işlediğinde ve ilk adımı attığınızda,

dairenin merkezi olup gitgide

daha fazla şey fark edecek, fitili ateşleyecek,

başlatacaksınız” diyor ve ekliyor:

“Fikirleriniz ivme kazanmaya

başlayacak ve siz, bu ivmeyi güçlendirmekte

gitgide daha iyi olacaksınız.

Gece yatağa girerken, ertesi gün

insanların tüm gün boyunca sizden

bir şeyler başlatmanızı umacaklarını

bilirseniz, sabah kafanızda bir listeyle

uyanırsınız. Sürekli bağlantı kurmaya,

gelişmeye ve kurcalamaya çalışan

insanlardan oluşan bir kültür yaratırsanız

çıtayı yükseltirsiniz.”

Godin’e göre, bir şeyleri tamamlama,

fark yaratma ve kurcalama

alışkanlığını edinebilirsek, bu bizim

marifetimiz olur ve geriye kalanlar

cesaretimizin meyvelerinin tadını

çıkarma mutluluğuna erişir. Başlamaz

ve kabuğumuza çekilirsek, bu

olağanüstü fırsatı (ve zorunluluğu)

korkuyla geri tepersek bunun sorumluluğunun

bizi ikna edemediği için

tamamen kendisine ait olduğunu

söylüyor Godin ve kitabını şu çağrıyla

noktalıyor: “Kaybetmenize ihtimal

yok. Haydi.” ■

Temmuz-Ağustos 2021 59


KÜLTÜR

Milyon

dolarlık

dostlar

Bu yıl 25’inci

yıldönümü vesilesiyle

yeniden karşımıza

çıkan Friends,

aslında 1994’te

hayatımıza girdiği

andan bu yana

kişisel bağlar

kurduğumuz bir

hikâye olmanın çok

ötesine geçti. Küresel

bir kültür yaratarak

tüm toplumlara ve

7’den 77’ye tüm

jenerasyonlara

sihrini yaymayı

başardı.

u GÖNÜL HADIMLI

60 MediaCat

aratıcılarından Marta

Y

Kauffmann’ın sözleriyle,

“Zamanın ruhuna girmeyi

başaran bir yapım” Friends.

1994’ten 2004 yılına kadar ekranlarda

seyirciyle buluşan Warner Bros

yapımı Friends için Kauffmann’ın sarf

ettiği sözler, yalnızca dizinin yayınlandığı

dönem için değil, bugün hâlâ geçerliliğini

koruyor.

Yapımlar genellikle kendi severlerini

bir araya toplayan ve o topluluğa

hitap eden bir kültür oluşturur, ancak

konu Friends olunca durum çok daha

farklı. Yapımın etkisi yalnızca yayınlandığı

dönemin ruhuna hitap etmiyor,

oluşturduğu zamansız kültür tüm toplumlara

bir şekilde sirayet ediyor.

TURUNCU ÜÇLÜ KOLTUK

Friends, aslında bir sitcom’dan fazlasını

vaat etti severlerine. İnsanlara kendi

seçtikleri ailelerinin en yakın arkadaşları

olduğu düşüncesini aşılayan dizi,

bireylerin yalnızlıklarını, aile özlemlerini

giderdikleri bir yerde konumlandı.

7’den 77’ye herkesi kucaklayan bir kültür

yaratan yapım için David Beckham

bile, aile özlemi duyduğu zamanlarda

ya da morali bozuk olduğunda sarıldığı

bir kanal olduğunu söylemişti bu altı

kişilik hikâyenin.

Popüler kültürün çok güçlü yansımalarından

birisi olarak konumlanan

dizinin akabinde, 90’lı yıllarda en

moda saç kesimlerinden biri Jennifer

Aniston’ın canlandırdığı Rachel’ın saçı,

en trend buluşmalar ise -bir turuncu

üçlü koltuk olmasa bile- köşe başındaki

kafelerde arkadaşlarla bir arada

kahveleri yudumlayarak sohbet etmek

olmuştu. Tabii, Aniston’ın 2011’de Allure

dergisine verdiği bir röportajda o

saç kesimini “şimdiye kadar gördüğüm

en çirkin saçtı” olarak tanımladığını da

belirtmeden geçmek olmaz.

DÜNYANIN BAKIŞ AÇISINI

DEĞİŞTİRMEK

Dizinin yapımcıları geçtiğimiz yıllarda

diziyi “etnik çeşitlilik bakımından zayıf”

olarak eleştirmiş olsalar da, aslında


Friends toplumdaki pek çok tabunun

kırılması için içerisinde büyük mesajlar

da barındırıyordu. 90’lı yılların Amerika’sında

eşcinsel evlilikten bahsetmek

toplum içerisinde ne yazık ki henüz pek

olağan karşılanmazken, Friends izleyicileri

Ross’un eşi Carol’ın bir kadına âşık

olup onu aldatması sonucu Carol hamileyken

Ross ile Carol’ın boşanmasına,

Carol’ın âşık olduğu kadın Susan ile evliliğine

ve Ross ile birlikte olan çocukları

Ben’i, Susan ile birlikteyken dünyaya getirerek

iki kadın ebeveyn olarak yetiştirmelerine

tanıklık etmişti. O dönemdeki

toplumsal bakış açısını anlamak adına,

hemen hemen aynı zamanlarda dönemin

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı

Newt Gingrich’in eşcinsel evliliği “pagan

hareketi” olarak tanımladığının da

altını çizelim.

Friends’in popüler kültüre etkisini

kaleme aldığı “I’ll Be There For

You: The One About Friends” başlıklı

kitabında, çok satan yazarlardan Kelsey

Miller, Susan ve Carol’ın evlendiği

bölümü “çığır açan bir bölüm” olarak

ifade ediyor. Miller’ın sözleri dizinin

aslında ne denli zamanın ilerisinde hareket

ettiğine işaret ediyor: “Ben 2014-

2015 yılında dizinin canlanmasından

bahsederken, herkes homofobi hakkında

konuşuyordu.”

Carol ve Susan’ın evliliği, dizinin

yıktığı tabulardan yalnızca biri.

Chandler’ın eşcinsel babası, kadın ve

erkek stereotiplerinin çok keskin olduğu

bir dönemde Monica’nın fazla

kilolu gençlik döneminin dizideki şaka

konularından birisi olması… Bugün

bile sınıfta kaldığımız cinsiyet eşitliğinin

çok daha katı olduğu bir dönemde

Monica-Chandler ilişkisinde maskülen

eş rolünü kadın çiziyordu. İşte bu ince

çizgilerin pek çoğu aslında 1994-2004

arasında Friends tarafından izleyicilere

anlatılıyordu.

SONSUZ DENEYİM PAZARLAMASI

Friends popüler kültürdeki güçlü yerini

korumaya devam ediyor. Öyle ki,

Warner Bros’un deneyim pazarlama

ajansı Superfly X; Friends’i yaşamak

isteyenlere New York’ta dizinin temasıyla

oluşturulan, Monica ve Rachel’ın

apartmanının gezilebileceği, Chandler’ın

tavşan kostümünün görülebileceği

hatta Central Perk’teki turuncu

üçlü koltukta sıcacık bir kahvenin bile

içilebileceği bir deneyim alanı sunuyor.

The Friends Experience isimli bu

t

Her ne kadar

dizinin yapımcıları

geçtiğimiz

yıllarda diziyi

“etnik çeşitlilik

bakımından

zayıf” şeklinde

eleştirmiş olsalar

da aslında Friends,

toplumdaki pek çok

tabunun kırılması

için içerisinde

büyük mesajlar da

barındırıyordu.

deneyimin bilet fiyatlarının 45 dolardan

satışa sunulduğu alanın aynısı, yakında

Atlanta’da da dizinin severleriyle

buluşmayı bekliyor.

Nielsen verilerine göre yayınlandığı

ilk gün ABD’deki HBO Max kullanıcılarının

yüzde 29’u tarafından ve Birleşik

Krallık yayını Sky One kanalında

5,3 milyon kişi tarafından izlenen;

Cara Delevingne, Justin Bieber, David

Beckham gibi ünlü yıldızların da konuk

oldukları Friends Reunion bölümü

markalar için de birer pazarlama aracı

olarak konumlandı. Oyuncu kadrosunun,

bir saatlik özel bölüm için 2,5 milyon

dolar ila 3 milyon dolar ücret aldığı

konuşuldu. Booking.com dizinin şanslı

bir fanına Monica ve Rachel’ın apartmanında

konaklama imkânı sunarken,

Lego aynı apartmanın setini hazırlayarak

satışa sundu. IKEA ise Ross’un

merdivenlerden çıkartmak için büyük

mücadele verdiği koltuğu, dizinin repliğindeki

gibi “Pivot” ismiyle tüketicisiyle

buluşturdu.

2015’ten bu yana Comedy Central

tarafından İngiltere ağırlıklı olmak

üzere farklı şehirlerde düzenlenen

FriendFest ise, dizinin set konseptini

farklı şehirlere taşıyarak izleyicilerin

dizinin bir parçası gibi hissetmelerini

sağlıyor. 1994’te yayın hayatına başlamış

olan dizi neredeyse bir müze gibi

konumlanarak, ilgililerine Friends’in

havasını koklayabilmeleri için çeşitli

etkinliklerle birbirinden farklı olanaklar

sunuyor.

Jenerasyon fark etmeksizin popülaritesinden

bir şey kaybetmeyen

Friends, aslında pazarlama anlamında

da pek çok kıymetli öğreti sunuyor.

New York menşeli içerik üretim ajansı

Outgrow’a göre, kadronun öncelikle

canlı bir izleyici grubunun önünde

şakaları denemesi ve tepkilere göre senaryoyu

nihai haline getirmesi, tüketiciyi

dinlemeyi; Monica ve Chandler’ın

birlikteliğine A/B testleriyle karar vermeleri

ya da Janice’in “Aman Tanrım”

repliğini sıklıkla kullanmaları, devamlılığı;

30 yaşında tamamen hayatını değiştiren

Rachel’ı ya da herkesten farklı

davranan Phoebe’yi anlatmaları ve

dönemin şartlarında cinsiyet eşitliğine

değinmekten korkmamaları, risklerden

kaçınmamayı; çeşitli ünlüleri konuk

etmeleri, influencer kullanımını;

Şükran Günü gibi günlere özel bölümler

çekmeleri de gündemi yakalamayı

öne çıkarıyor. ■

ABD’de ilk bölüm izlenmesi

22 milyon

ABD’de en çok izlenen bölüm

52,9 milyon (The One

After the Superbowl)

ABD’de final bölümü izlenmesi

52,5 milyon

100 milyon dolar

Dizinin yayın haklarını satın alan

Netflix’in ödediği meblağ

22 bin 500 dolar

Dizi oyuncularının ilk sezon kazancı

1 milyon dolar

2002’de, 30 dakikalık TV dizisi için

oyunculara ödenen en yüksek

meblağ

Temmuz-Ağustos 2021 61


MARKETING

Kategorileri

aşmak

İHSAN ÖZÇITAK

Deeper / Yönetici Ortak

Doğduğumuz

andan itibaren

zihnimiz

verimlilik adına

inanılmaz bir

kategorilendirme

çalışması

yapmaya

başlıyor.

Örneğin, renk

dediğiniz şey

aslında arada

net geçişleri

olmayan bir akış.

İsimlendirmek

için bir yerlerden

çizgi çekmeniz

gerekiyor.

ugün sizle küçük bir deney

B

yapacağız. Sayfada gördüğünüz

renkli dairelerde

birer kutu diğerlerinden

farklı. Sağ dairedeki mavi olanı hemen

fark ettiniz sanırım, soldakini ise işaretlenmeseydi

fark edemeyecektiniz

muhtemelen. Namibya’da yaşayan

Himba kabilesi için ise durum tam

tersi. Soldaki “farklı” rengi hemen fark

edebiliyorlar ama sağdaki maviyi göremiyorlar.

“Bu renklerin hepsi aynı”

diyorlar. Bu deneyi saygın bir BBC yapımında

izlememiş olsaydım kesinlikle

inanmazdım. Yine de emin olmak için

kendimi akademik çalışmayı* da incelemek

zorunda hissettim.

İŞİN SIRRI KATEGORİLERDE

Neden böyle peki? İşin sırrı isimlerde,

yani zihnimizdeki kategorilerde. Himbalarda

sağdaki mavi ile yeşiller aynı

isimde, kategoride. Ama soldaki “farklı”

bir renk kategorisinde. İsmi farklı

olan çabuk fark edilirken, ismi aynı

olan ayrıştırılmakta zorlanılıyor.

Doğduğumuz andan itibaren zihnimiz

verimlilik adına inanılmaz bir

kategorilendirme çalışması yapmaya

başlıyor. Örneğin, renk dediğiniz şey

aslında arada net geçişleri olmayan bir

akış. İsimlendirmek için bir yerlerden

çizgi çekmeniz gerekiyor. Ve çektiğiniz

çizgi aslında sizin gerçekliğinizi de

belirliyor. Örneğin Patricia Kuhl’un

aktardığı bir çalışmada 6-8 aylık Amerikalı

ve Japon bebekler “L”, “R” ve ikisinin

arasında yer alan, “Japon R’si”

diyebileceğimiz üç sesi de ayrı ayrı

algılayabiliyorlar. Ancak ilk yaşlarını

geçtikten sonra Amerikan bebekleri

için iki, Japon bebekler için ise tek bir

ses kalıyor. Kategoriler gerçekliğinizi

belirliyor. Yani Cem Yılmaz haksız,

onun balsamico istediğini anlamayan

garson ise haklı.

Bu kategorilendirme işlemi doğduğumuz

andan itibaren başlıyor ve kabaca

23 yaşlarına kadar sürüyor. Ama ilk

yaşlar tabii daha önemli. Bu sebepten

12–14 yaşları sonrasında yeni bir dili

aksansız öğrenme şansınız pek yok

çünkü o dilin sesleri artık size kapalı.

Kendi zihninizdeki kategorilerle, kalıplarla

dinliyorsunuz.

BAŞARI HİKÂYELERİNİN FARKLI

RENKLERİ

Şimdi dilerseniz kendi eğitimimize

ve iş yapma biçimlerimize; doğruyu,

haklıyı, geçen sayı sevgili Berkant Avcı’nın

değindiği gibi başarıyı algılama

biçimimize bir göz atalım. Fazlasıyla

analitik, çoğunlukla bütüncül bakış

açısından uzak, Popper’ın tabiriyle

bulutlara benzeyen insani süreçleri,

saatlere benzeterek parçalarına ayırıp

optimize ederek iyileştirebileceğimize

dair inançlarımızı gözden geçirelim.

Çocukluğumuzdan itibaren test

yöntemleriyle sınandık. Başarımız bununla

ölçüldü. Test sistemi zaten orada

duran tek doğru yanıtı en hızlı şekilde

bulanları ödüllendiriyor. Bizler çoğunlukla

bu kategori sisteminin galipleri ve

tutsaklarıyız: Bir tek doğru vardır ve bu

doğruya ulaşmak için gerekli bilgi erişilebilirdir.

Daha detaylı ölçersek daha

kesin sonuçlar elde ederiz… Kinayeli

bir biçimde “Sonuçta uzaya roket göndermiyoruz”

diyor Sosyolog Duncan

Watts. Doğru hesaplamayı yaptığınızda,

o roketin Mars’a ineceğinden çok

büyük bir doğruluk aralığında emin

olabilirsiniz. Ama genel olarak insan

bilimleri, özel olarak reklam, iletişim,

pazarlama öyle mi?

HAZIRA KONMAK

İşimize ait birçok problemin aynı anda

birbirinden çok farklı hatta zıt çözümleri

olabileceğini, çoğunlukla bağlamın,

çerçevenin her şeyi değiştirebileceğini,

küçük eylemlerin büyük sonuçları olabileceğini,

işimizin -benzetmek gerekirse-

köprü inşaatından çok meteoroloji

tahminine daha yakın olduğunu

görüyoruz. Yine de elimizdeki “başarı”

hikâyelerindeki farklı renkleri görmekte

zorlanıyor, hazırdaki zihinsel

kategorilere yerleştirmekte ısrar ediyoruz.

Sutherland tutmayan bir ürünün fiyatını

indirmeyi konuşanların arasında

“Acaba rengini pembe mi yapsak?”

diye önermenin “tuhaflığını” vurguluyor.

Zihnimizdeki kategorileri aşmak

için tuhaflıkta ısrar etmek lazım.

Himbalardan destek mi istesek acaba?


*pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15893525/

62 MediaCat


MUSIC

CAN NAME THE

UNNAMEABLE

AND COMMUNICATE THE

UNKNOWABLE

LEONARD BERNSTEIN


MARKETING

Neden

Önemli:

Finansal

sağlık

Bu ay neden önemli

diyerek yaptığımız

sorgulama, son

dönemde yalnızca

finans sektörünün

değil, pazarlama

iletişiminin de konusu

haline gelen finansal

sağlık.

Mahmut Bey, yeni teknolojiler

ve mobil bankacılığa olan düşkünlüğümüz

bu konuda işinizi

nasıl kolaylaştırıyor?

MA: Her banka teknolojide iyi olduğunu

söylüyor ki aslında ufak tefek

farklılıklarla birlikte, iyiler. Bizim

amacımız müşteriye çağın olanaklarını

ulaştırmak. Finansal sağlık en başta

kişiselleştirilmiş bir hizmet. Datayı

işlemek ve yönlendirmek anlamında

çok önemli. Biz de bu noktada mobile

daha fazla yatırım yapıyoruz. Örneğin

Durum özelliğinden, giderlerinizin

detayını, hangi kategoriye ne kadar

harcama yaptığınızı görebiliyorsunuz.

Keza Dijital Cüzdan özelliğinden, beliru

TUĞBA ÖZÖĞRETMEN

MAHMUT AKTEN

GARANTİ BBVA

GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

Başlıkla müsemma, kavramın

kendisini sorgulayarak başlayalım.

Finansal sağlığı neden

şimdi daha fazla konuşmaya

başladık?

İsmail Ertürk: Covid’den dolayı bir

ivme kazandı. Evde kalmak, işini ve

işletmelerini kaybeden insanların olması,

çoğu işlemin elektronikleşmesi,

insanların ödemelerini nasıl yapacaklarını

düşünmeleri gibi sebepler var.

Örneğin, İngiltere’de borcunu ödeyemeyenlerin

arayıp, ben bununla nasıl

başa çıkacağım dedikleri kurumlar vardı.

Bu dönemde bu aramalar arttı. Böyle

baktığınızda konu bir sağlık sorunu

haline geldi. Daha geniş çerçevede ruh

sağlığı konusu önem kazandı. Bunun

parayla çakışması da tesadüfi değil.

Biraz geriye gidersek, 1980’lerden

itibaren finansal sektörün serbest bırakıldığını

ve bireysel bankacılığın çok

hızlı arttığını görüyoruz. Bankaların

sattıkları finansal ürünler de çok çeşitlendi.

Bireylerin bu ürünleri satın

alırken ne kadar bilgili oldukları konusunun

yani finansal okuryazarlığın

artık finansal sağlığa evrildiğine tanık

oluyoruz.

Mahmut Akten: Covid, harcamalar

hakkında daha bilinçli olunan bir

dönem. Geçen yıl mobil şubemize 2

milyardan fazla giriş oldu, bu da müşterilerin

daha fazla iz bırakmaları demek.

Temassız kart kullanımı yüzde

40’lara geldi. E-ticaret, tüm ticaretin

yüzde 22’sine ulaştı. Dolayısıyla harcamalarda

bırakılan bu izler, bizim de

insanların giderlerine yönelik daha iyi

bir resim sunmamızı sağlıyor.

Gelirlerin düşmesiyle beraber borç

yönetmek önemli bir kaygı haline geldi.

Gelir olduğu noktada genelde sabit

gidere bakmak gerekiyor. Giderde de

birikim alışkanlığı ya da borç yönetimi

var. Beklenmedik harcamalar ise tüm

gelişen ülkelerdeki problemlerden

biri. Bir de uzun dönemli hedefler var

ki benim gördüğüm problem, anlamlı

birikim yapan müşteri kitlesinin çok

küçük olması.

Attila Köksal: Pandemi soğuk bir duş

oldu. Biz her zaman yatırım ve tasarruf

konularını erteleyen bir toplum olarak

görüldük. Yıllarca FODER olarak finansal

okuryazarlık konusunda eğitimler

verdik. Maalesef bu eğitimler davranış

değişikliğine dönüşmüyor. Bunu çok

küçük yaşlardan itibaren okul müfredatına

sokmak lazım. Davranışsal

finans diye bir konu var. Artık bu yöntemlerle

vatandaşları yönlendirmek

gerekiyor. İki yıldır Prof. Dr. Dan Ariely

ATTILA KÖKSAL

FODER

YÖNETİM KURULU

BAŞKANI

ile birlikte çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’deki

finans kuruluşlarıyla işbirliği

içinde, Türkiye’deki bireylere yönelik,

dürtme olarak tabir edilen teknolojik

müdahaleler (telefonuna mesaj gönderme

vs.) yapıyoruz ve onları birikim,

kredi kartı harcamaları gibi konularda

yönlendirmeye çalışıyoruz.

64 MediaCat


PROF. DR. İSMAIL ERTÜRK

ALLIANCE MANCHESTER BUSINESS

SCHOOL, MANCHESTER

ÜNIVERSITESI

li limitlerin üzerindeki harcamalarınız

için hatırlatma isteyebiliyorsunuz. Bu,

mobildeki resmi çekme kısmı.

İkinci kısımda Akıllı İşlemler var.

Son olarak birçok müşterimiz kredi kartı

harcamaları içinde kaybolabiliyor. Bu

müşterileri düzenli bir davranışa geçirebilmek

çok değerli. Türkiye’de bankacılığın

en büyük problemi, müşteri kazanımı

ne kadar fazla olsa da kaybının

da çok olmasıdır. Çünkü müşteriye değer

katmanız gerekiyor. Bunu hem şubede

hem de dijital şubenizde yapmanız

lazım ki müşteriniz size sadık kalabilsin.

İsmail Bey, “Tüketiciyi gerçek

anlamda koruyan sağlıklı bir finans

sistemi olmadan bireysel

finansal sağlık sağlamak çok

zor” diyorsunuz. Türkiye’deki

finans sisteminin ne gibi zorluklarından

bahsedebilirsiniz?

İE: Şunu unutmamak lazım ki bankacılık

para kazanma amaçlı bir kesim.

Özellikle bireysel bankacılıktaki eğitim

ve iş modelleri, müşteriye ne kadar

c

PROF. DR. İSMAİL

ERTÜRK:

1980’lerden sonra

finansal ürünler

çok çeşitlendi.

Bireylerin bu ürünleri

satın alırken

ne kadar bilgili

oldukları konusunun

yani finansal

okuryazarlığın artık

finansal sağlığa

evrildiğine tanık

oluyoruz.

ürün satarım sorusundan yola çıktı.

Büyük bankalarda bunun, müşterinin

aleyhine olduğu örnekler gördük. Wells

Fargo bu konuda ciddi bir ceza aldı. İngiltere’de

durum daha vahimdi, bu tür

cezalar 30 milyar dolara ulaştı.

Mahmut Bey’in söz ettiği cinsten

bankacılığın artması lazım. Çünkü geçmişte

bunun örnekleri, müşteriyi bilgilendirmekten

ziyade onun kafasını

karıştırmakla oldu. O yüzden finansal

okuryazarlık girişimini de biraz naif

buluyorum. Zira bir tarafta pazarlama

ve satış tekniklerini çok iyi kullanan

bir kesim var, diğer tarafta ise nasıl

hesap kitap yaparım diye düşünen birileri

var. Bir öğrettiğiniz, bir sonraki

finansal ürünü anlamaya yardımcı

olmayabiliyor. Keza bir ürün alırken

onun karşılaştırmasını yapabilmek de

çok mümkün değil. Bu karşılaştırmayı

yapabilecek bilgilendirmeyi sağlayan

saydamlığa sahip olmak hem düzenleyicilerin

hem de bankaların görevi.

İngiltere’de sadece tüketici finansını

organize eden her finansal şirketin

sunduğu ürünü inceleyen bir kurum

var. Amerika’da da 2007 krizinden

sonra benzer bir şey oldu. Tüm bunların

yanında dijital bankacılık yeni bir

şans yaratıyor elbette.

AK: Bankalar artık şunu gördüler ki,

karşılıklı kazan-kazan durumu olmadan

olmuyor. Ben asıl meydan okumayı

şurada görüyorum, sisteme büyük

bir güvensizlik var. Hane halkı finansal

varlıklarının yaklaşık 3’te 2’si sistem

içinde. Bunun ise yüzde 80’i aylık mevduatta.

Kalan 3’te 1’i de altın veya döviz

olarak sistem dışında. Vatandaşın sadece

krizlere karşı korunmak amacıyla

yaptığı ve ülke ekonomisine faydası çok

az olan portföyleri var. Bu alışkanlıkları

değiştirmek çok zor.

MA: İki önemli kanalınız var, biri yüz

yüze diğeri dijital. Kişiye özel ve ufak

adımlarla ilerleyebiliyorsunuz ve bunu

dijitalde yapmak daha güzel. Çünkü

orada kârlılıktan öte her müşterinin

ihtiyacını ön plana alan bir durum var.

Bizim şubelerimizde yaklaşık 10 bin çalışanımız

var. 10 bin çalışanın ağzından

çıkan kelimeleri regüle edemezsiniz

ama dijitalde, ürün bilgilendirmesini

ve kişiye özel faydalarını şeffaf olarak

sunabilirsiniz.

Dünyada finansal sağlığı korumaya

yönelik ne gibi başarılı

uygulamalar var?

AK: Birçok ülke ilkokul çağından itibaren

finansal okuryazarlık eğitimleri

başlattı. 2014’te ülke çapında bir eylem

planı başlatmıştık ama maalesef proje

öldü, gitti. Ancak bazı derslerin içine finansal

okuryazarlık teması girdi. Diğer

yanda dünyada davranışsal finans konusunda

olumlu çalışmalar var. Orada

da sistem mimarisi üzerinde çalışmak

gerekiyor. Mesela bizde bireysel emeklilik

sistemi iyi bir sistem. Son yıllarda

portföy yönetim şirketlerimiz de çok

gelişti.

MA: Bir altyapı yatırımı yaptıktan

sonra, doğru ihtiyaçlara yönelik olarak

üzerine modüller koyarak ilerlemeniz

lazım. Örneğin, bir müşterinin kredi

başvurusu ret alırsa, Dijital Cüzdan’da

ret nedenine açıp bakabiliyor. Buna

özel bir reklam yapmamamıza rağmen,

müşterilerin yüzde 50’si bunu kullanıyor.

Veyahut altın günü yapmak yerine,

her ay kartından sana bir altın alayım

dediğinizde, bu tür uygulamalar tercih

ediliyor. Önemli olan müşteri profiline

göre farklı şeyler sunmak. ■

YENİ DENGELER

İTİCİ GÜÇ

Pandeminin etkisiyle finansal okuryazarlık

finansal sağlığa evrildi.

EŞİTSİZLİK

Finansal okuryazarlığın kırılganlığı,

pazarlama ve satış tekniklerini çok iyi kullanan

ve nasıl hesap yaparım diye düşünen eşitsiz

iki taraftan oluşmasında yatıyor.

DAVRANIŞSAL FİNANS

Davranış değişimi yaratmak için en doğru

yolun davranışsal finans yöntemleri olduğu

görüldü.

ŞEFFAFLIK

Finansal ürün karşılaştırması yapmaya

imkân veren saydamlığa sahip olmak hem

düzenleyicilerin hem de bankaların görevi.

GÜVEN SORUNU

Sistem boyutundaki en büyük

challenge’lardan biri güvensizliği aşmak.

AVANTAJ

Dijital kanallar üzerinden ürün

bilgilendirmesi ve kişiye özel faydalar

sunabilmek büyük avantaj.

Temmuz-Ağustos 2021 65


MARKETING

Yorum

Yaşlanma

yeniden

tanımlanıyor

DR. ÖĞRETIM ÜYESI GÜL ŞENER

Bahçeşehir Üniversitesi

Reklamcılık Bölümü

ünya geneline baktığımızda

D

insanlar artık daha sağlıklı

yaşamlar sürüyor ve daha

uzun süre yaşıyor. TÜİK

verilerine göre, Türkiye genelinde 50

yaşında olan bir yetişkinin kalan yaşam

süresi ortalama 31 yıl. Kadınlarda

ise bu süre 33 yıl. Bunun yanı sıra,

PwC’nin “Golden Age Index” (2018)

verilerine göre OECD ülkelerinde 50-

69 yaş yetişkinlerin istihdam oranları

artıyor. 55-64 yaş yetişkinler arasında

aktif çalışma hayatı olanların OECD

ortalaması yüzde 60. McKinsey’e göre

2015-2030 arasında Batı Avrupa’nın

gelişmiş ülkeleri, Amerika ve Asya’daki

kentli tüketim büyümesinin yüzde 51’i

60 yaş ve üstü tüketicilerden gelecek.

Uzmanlar, “gri pazar” olarak da nitelendirilen

söz konusu tüketici segmentinin

ekonomik potansiyelinin altını

çiziyor. Bu veriler şu anlama geliyor:

“Yaşlılık” paradigmaları değişiyor.

EDİLGENDEN AKTİFE GEÇİŞ

“Yaşlanma” kavramı yeniden tanımlanıyor.

“Edilgen yaşlanma” bakışı geride

bırakılıyor. Ekonomik, sosyal ve kültürel

anlamda daha aktif bir yaşlanma

perspektifine geçiliyor. Yeri geldiğinde

“ikinci bahar” olarak abartı bir romantik

söylemle dönemselleştirilen ileri

yaş, hayatla bağı daha gerçekçi biçimde

kurulan ve dönemsel değil bütünsel

olarak yaşanan bir olgu olarak karşımıza

çıkıyor.

Benzer şekilde, akademik çalışmalar

yaşlanmanın çok boyutlu olduğuna

dikkat çekiyor. İnsanların yaşlanmayı;

biyolojik yaş (görünen), psikolojik yaş

66 MediaCat

A

Şimdilerde, güzellik

ve kişisel bakım

kategorisinde

yaşlanma kelimesinin

farklı kavramlarla

beraber kullanıldığını

gözlemliyoruz. Söz

konusu terminolojik

değişimi “yaşlanmakarşıtı”

söylemden

“yaşlanmanın

kabulüne”

doğru kültürel

bir dönüşümün

yansımaları olarak

değerlendirmek

mümkün.

(hissedilen) ve sosyal yaş (atfedilen

roller ve alışkanlıklar) gibi farklı düzlemlerde

deneyimlediklerini ortaya

koyuyor. Batı toplumlarında daha fazla

olmak üzere; kültürel olarak ileri yaş

yetişkinlere genellikle olumsuz özellikler

atfediliyor: yalnızlık, çekiciliğini ve

hareket kabiliyetini yitirmek, yardıma

muhtaçlık, yetersizlik, tutuculuk, toleranssızlık,

adaptasyon yeteneğinden

yoksunluk vb. İleri yaşa dair olumlu

değerlendirmeler ise genellikle yaş ile

kazanılan bilgelik, deneyim ve saygıya

dair referanslar barındırıyor. Reklam

ve medya, toplumun yaşlanma deneyimine

ve ileri yaş yetişkinlere dair algı

ve davranışlarını şekillendiren önemli

araçlar. Özellikle güzellik ve kişisel

bakım kategorilerinde yaşlanmanın

kadınlar için genelde olumsuz bir deneyim

olarak yansıtılmaya devam ettiğine

şahitlik ediyoruz. Bundan 5-6

sene öncesine kadar, “yaşlanma-karşıtı”

terminoloji ürün isimlerinden

reklam diline kadar marka-tüketici etkileşiminin

farklı temas noktalarında

hâkim söylemi oluşturuyordu. Bu söylemde;

güzellik bir savaş alanı olarak

yansıtılıyor, yaşlanma düşman olarak

konumlandırılıyor, korunulması ve savaşılması

gerektiği mesajları veriliyor,

kadınlara kırışıklıkların kapatılması

veya önlenmesi öneriliyordu. Böylece

kırışıksız bir cilt ve gençleşme, güzelliğin

ön şartı haline geliyordu. Neyse

ki endüstri yaşlanmayı düşmanlaştırmanın

gerçek dışı ve boşuna bir çaba

olduğunun yavaş yavaş farkına varıyor.

Dove uzun süredir güzelliği farklı yaş gruplarındaki kadınlar üzerinden anlatan bir marka

olarak çeşitlilik ve kapsayıcılık anlamında öncü bir yaklaşıma sahip.


Çünkü yaşlanmak insan yaşamının doğal

bir parçası.

BAŞARILI YAŞLANMA İHTİMALLERİ

Şimdilerde, güzellik ve kişisel bakım

kategorisinde yaşlanma kelimesinin

farklı kavramlarla beraber kullanıldığını

gözlemliyoruz. Akıllı yaşlanma, yavaş

yaşlanma veya başarılı yaşlanma bunlardan

bazıları. Söz konusu terminolojik

değişimi “yaşlanma-karşıtı” söylemden

“yaşlanmanın kabulüne” doğru kültürel

bir dönüşümün yansımaları olarak

değerlendirmek mümkün. Diğer bir deyişle,

yaşlanmayı önlemek değil “nasıl

yaşlanıldığı” üzerinden yeni bir güzellik

söylemi inşa ediliyor. Fakat bu söylemlerin

de barındırdığı örtük anlamları

atlamamak gerekiyor. Örneğin, neyin

başarılı bir yaşlanma olarak sunulduğuna

dikkat etmek lazım. Medya zaman

zaman ileri yaş ünlü kadınları “yaşlandıkça

güzelleştikleri” mesajlarıyla haberleştiriyor.

Bu haberlerde yaşlanma

kadınlar için geçmişteki görünümlerini

muhafaza ettikleri, fiziksel olarak formlarını

korudukları ve dinç kaldıkları ölçüde

kucaklanan bir kavram ve başarı

olarak sunuluyor.

Diğer taraftan, ileri yaş yetişkinlerin

demografik gerçekliğiyle karşılaştırıldığında

reklamlardaki düşük temsil oranları

da “yaş ayrımcılığı” eleştirilerini

destekler nitelikte. Özellikle kadınlar erkeklere

oranla bu yaş ayrımcılığına daha

fazla maruz kalıyor. TÜİK 2020 verilerine

göre, Türkiye’de 50-75 yaş arası 9 milyonun

üzerinde kadın yaşıyor. Toplam

nüfusun yüzde 9’unu oluşturuyorlar.

2020 Effie Awards Türkiye Toplumsal

Cinsiyet Eşitliği Karnesi Araştırması’na

göre 50 yaş ve üstü kadınların reklamlardaki

temsil oranı ise yüzde 5. Bu oran

erkeklerde yüzde 13. Global veriler de

benzer oranları yansıtıyor. 65 yaş ve üstü

yetişkinlerin reklamlarda temsil edilme

oranı yüzde 6 (Kantar Link Database

Ocak 2019-Mart 2021).

YENİ VİZYONLAR

Değişen ekonomik, sosyal ve kültürel

dinamikler düşünüldüğünde; güzellik

ve kişisel bakım kategorisinde yaşlanmaya

dair olumlu yaklaşımların hız kazanacağı

öngörülebilir. Yakın dönemde

bazı markaların daha kapsayıcı bir gü-

r

Türkiye'de 50 yaş

ve üstü kadınların

reklamlardaki

temsil oranı yüzde

5; globalde ise 65

yaş ve üstünde bu

oran yüzde 6.

Dünyaca ünlü şarkıcı ve söz yazarı Joni Mitchell lüks moda markası Saint Laurent’ın

kampanya yüzü olduğunda 71 yaşındaydı.

zellik yaklaşımını hayata geçirdiğini de

görüyoruz. Dove uzun süredir güzelliği

farklı yaş gruplarındaki kadınlar üzerinden

anlatan bir marka olarak çeşitlilik

ve kapsayıcılık anlamında öncü bir

yaklaşıma sahip ve Unilever’in güzellik

ve kişisel bakım kategorisindeki “Pozitif

Güzellik” vizyonunu yansıtıyor.

Geçmişe oranla daha fazla kozmetik

markası 50 yaş ve üstü ünlülerle marka

yüzü ya da marka elçisi olarak işbirlikleri

yapıyor. Moda kategorisinde

de benzer uygulamalara rastlanıyor.

Türkiye'de 50-75 yaş arası

kadınlar nüfusun

%

9

'unu

olşturuyor.

Dünyaca ünlü şarkıcı ve söz yazarı Joni

Mitchell lüks moda markası Saint Laurent’ın

kampanya yüzü olduğunda 71

yaşındaydı.

Susan Sontag’ın “yaşlanmanın

çifte standardına” dikkat çektiği

1970’lerin başından bugüne yarım

asrı devirmiş durumdayız. Olumlu

gelişmelere rağmen, Sontag’ın fiziksel

çekiciliğin kadınlar için gençlik üzerinden

tanımlandığına dair eleştirilerinin

toplumsal ve kültürel düzlemini

tamamen kaybettiğini söylemek pek

gerçekçi değil. Yaşlanmanın doğal göstergelerinden

biri kabul edilen beyaz

saçlar erkeklerde olgunluk, karizma ve

otorite simgesi olarak kabul edilirken,

kadınlar için hâlâ dışlayıcı bir medya

söyleminin nesnesi haline gelebiliyor.

Kadınlar reklamlarda ağırlıklı olarak

20’li yaşlarında ya da 30’larının başlarında

gösterilmeye devam ediyor.

Maye Musk 69 yaşında CoverGirl’ün

kapağında yer almış olsa da moda dergilerinde

40 yaş üstü kadınlar hâlâ

azınlıkta. Yaşlanmaya dair medya ve

reklamlar üzerinden gerçekleşecek bir

tersine öğretme sürecinin ancak sürekli,

bilinçli ve uzun döneme yayılan

bir çabayla mümkün olabileceğinin

farkında olmak gerekiyor. ■

Temmuz-Ağustos 2021 67


MARKETING

Dostluk zamanı

“Tut ki karnım acıktı,

anneme küstüm, tüm

şehir bana küstü. Bir

kedim bile yok, anlıyor

musun?” Kemal Burkay’ın

kaleminden çıkıp Sezen

Aksu’nun sesiyle kültleşen

Gülümse, bir insanın

yalnızlığının varabileceği

en uç noktayı kedisizlikle

anlatıyordu. Pandemi

nedeniyle iyice yalnızlaşan

hayatlarımızda, o kediye

her zamankinden çok

ihtiyacımız olabilir.

u ARZU NİLAY KOCASU

68 MediaCat

Yalnızlık ağır geliyor. Bir

"

dostum olsun isterdim,

gerçek bir dostum ya da

kendisine dertlerimi açabileceğim

bir sevgilim. […] Azıcık sevgi

görsem neyim varsa paylaşırdım: maaşımı,

yatağımı. Asla karşı gelmezdim

ona. Tüm arzuları, arzularım olurdu.

İt gibi her yere peşinden giderdim. Bir

espri yapacak olsa hemen gülerdim;

onu üzseler ağlardım.”

1924 yılında kaleme aldığı Arkadaşlarım

adlı romanında Emmanuel Bove,

hayatına ucundan kıyısından temas

eden tüm yabancıların bir şekilde en yakın

arkadaşına dönüşecekleri sanrısıyla

yaşayan savaş gazisi Victor Bâton’un

yalnızlığını, kahramanın ağzından işte

bu sözlerle anlatıyordu.

Bove’un eserinin insanlığın beğenisine

sunulmasının üzerinden bir

asra yakın zaman geçti. İnsanın insana

duyduğu ihtiyacın muhteviyatı türün

toplumsal bir varlık olduğu savı çerçevesinde

tartışıladursun, içinde bulunduğumuz

son onyıllar ve bir duygudurum

olarak “flâneur” bize aradığımız

dostu, aynadaki benzerlerimiz arasından

bulamayabileceğimizi hatırlatmaktan

imtina etmiyor.

YALNIZLIĞA ORTAK BİR DOST

Pandemi yüzünden evlere kapanalı

yaklaşık 1,5 yıl oldu. O günden bu yana

kafamızı nereye çevirirsek çevirelim

sağlık ve sağlıklı yaşamla ilgili onlarca

tavsiye, haber ve hikâyeye denk düşüyoruz.

Kötüleşen ekonominin yıkıcı etkileriyle

birleşip devleşen yalnızlık ve

yalıtılmışlık, pek çoklarımız için gündelik

hayatı idame ettirmeyi zorlu bir

sınava çevirdi şüphesiz. Kapanmanın

erken evresinde içine dönerek bedenini,

ruhunu dinleyen pek çoklarımız;

aradan geçen aylar içerisinde kendi sesini

duymaktan yorulup bilhassa bu dönemde

dikkat etmesi gereken sağlığını

tehdit edecek alışkanlıklara yöneldi.

Daha fazla içtik, daha fazla yedik, kendimiz

ve sevdiklerimiz için her zamankinden

daha fazla endişelendik ve daha

fazla yalnız kaldık.

Pandemi nedeniyle çok büyük bir

kısmı evlerde geçen zorlu bir dönemin

ardından; hayatlarımızda bir dostun,

yalnızlığımıza ortak olacak bir yarenin


olmasının kıymetini belki de daha önce

hiç olmadığı kadar güçlü bir biçimde

anladık. Peki, bu zor dönemde evcil

hayvanlara ve evcil hayvan sahipliğine

dair bakışımız ve pratiklerimiz ne yönde

değişti?

FAVORİ DOSTLARIMIZI TANIYALIM

TGI Türkiye tarafından Eylül 2019 –

Ağustos 2020 tarihlerinde gerçekleştirilen

evcil hayvan sahipliği araştırmasına

göre evcil hayvanı olduğunu beyan

eden kişi sayısı bin 524 –ki bu da Türkiye

15 yaş ve üzeri kent nüfusunda 6,2

milyon kişiyi temsil ediyor. Nüfusun

toplamında yüzde 11’lik bir paya sahip

olan örneklemin yüzde 43’ü kuş, yüzde

21’i kedi, yüzde 14’ü balık ve yüzde

13’üyse köpek sahibi.

Evcil hayvanı olanların demografik

özelliklerine bakıldığında, kadınların

nispi oranda çoğunluğu oluşturdukları

görülüyor. Hayvan sahipliği 35–54 yaş

arasında yoğunlaşsa da 21–24 yaş aralığındaki

kesim de daha yüksek oranda

evcil hayvan sahibi olma eğiliminde.

Bekâr, tam zamanlı çalışan, üniversite

ya da lise mezunu ve ABC1 SES grubunda

çoğunlukta olan bu kitlenin eve

geldiğinde kendisini bekleyecek sadık

bir dosya duyduğu ihtiyaç ve bu ihtiyacın,

araştırmanın gerçekleştirildiği

COVID–19 öncesi dönemde gösterdiği

ivme ise gidişatın pandemiyle peyda

olmadığının bir ispatı.

Kedi ve köpek sahiplerinin yaşam

tarzlarını kıyaslayan araştırmanın vardığı

sonuca göre, köpek sahiplerinin

kedi sahiplerine göre yeni deneyimlere

daha açık, keşfetmeyi seven, hayalperest,

sorumluluk sahibi/erdemli oldukları

görülüyor. Kedi sahipleriyse köpek

sahiplerine kıyasla görece daha geleneksel

ve materyalist. Yeni deneyimlerden

duydukları hoşnutluk ise, genel

itibarıyla hayvan sahiplerine kıyasla

daha yüksek.

AKIL SAĞLIĞINA BİREBİR

Hayvan sahipliğinin pandemi dönemindeki

seyrini anlamak için rotamızı

COVID–19 ile mücadelesi en zorlu geçen

ülkelerden Birleşik Krallık’a çevirelim.

Pandeminin karanlık yüzünü gösterdiği

23 Mart – 1 Haziran 2020 tarihlerinde

PANDEMI DÖNEMINDE

SATIŞLARDA YAŞANAN

ARTIŞ

10 kat

8 kat

7 kat

6 kat

5,5 kat

5 kat

4,5 kat

Kuş & tavşan sağlık ürünleri

Kedi tasması ve künyesi

Köpek tasması

Kuş kafesi

Kedi maması

Balık yemi

Köpek maması

Kaynak: GittiGidiyor Evcil Hayvan Ürünleri

Kategorisi, Mart 2020 - Haziran 2021

6 bin Britanyalıyla gerçekleştirilen bir

araştırma * bizlere evcil hayvan sahipliğinin

akıl sağlığını iyileştirmede ve

yalnızlık hissini azaltmada belirleyici

rol oynadığını gösteriyor. Araştırma

örnekleminin yüzde 96 gibi yüksek bir

oranının evcil hayvanlarının karantina

dönemini duygusal olarak atlatmalarında

kendilerine yardımcı olduğunu

ve onları zinde tuttuğunu söyledikleri

araştırmanın liderliğini yürüten Sağlık

Bilimci Dr. Elena Ratschen, bu dönemde

ruh sağlığından yana şikayetçi olan

evcil hayvan sahiplerinin hayvanlarıyla

aralarındaki bağın güçlü olmadığına

dikkat çekiyor ve şöyle ekliyor: “Ayrıca

bu araştırmada, evcil hayvanlarla kurulan

duygusal bağın gücünün, hayvanların

türüne göre farklılık göstermediğini

keşfettik. Bu da örneklemimizin, örneğin,

duygusal olarak kendisini Guinea

Pig’ine de köpeğine olduğu kadar yakın

hissettiği anlamına geliyor.”

Hayvan sahiplerinin yüzde 68’inin,

evcil hayvanlarının COVID–19 ile değişen

yaşam tarzına ayak uydurup uyduramayacağından

endişe duyduğu

sonucuna ulaşılan araştırmadan çıkan

önemli bir diğer veri de şöyle: Evcil hayvan

sahiplerinin pandemi dönemindeki

en büyük endişeleri, dostlarının

veterinere & egzersize erişimlerinin

sınırlandırılması ve kendilerinin hastalanmaları

durumunda hayvanlarına

kimin bakacağını bilememek.

MİLYAR EURO DEĞERİNDE

BİR PAZAR

FEDIAF (The European Pet Food Federation

– Avrupa Hayvan Maması

Federasyonu) tarafından 26 Haziran

2020 tarihinde yayımlanan veriler

de, Avrupa’da 85 milyon hanenin evcil

hayvan barındırdığını paylaşarak hayvan

dostlara gösterilen ilginin gücünü

gözler önüne seriyor. Avrupa’daki tüm

hanelerin yüzde 38’ine (195,5 milyon

insan) tekabül eden bu oran, şüphesiz,

evcil hayvan ekonomisinin büyüklüğünü

anlamak için kıymetli bir işaret.

FEDIAF verilerine göre Haziran

2020 itibarıyla Avrupa’da hayvan mamalarının

yıllık pazar hacmi 21 milyar

euro, yıllık hayvan maması satışı 8,5

milyar ton, hayvan maması endüstri-

FEYZA DERELI

FEDAR

GittiGidiyor CMO

EVCİL HAYVAN ÜRÜNLERİNE

RAĞBET ARTTI

GittiGidiyor’da geçtiğimiz yıl Mart

ayından bugüne kadar geçen

yaklaşık 1,5 senelik süreçte evcil

hayvan kategorimizdeki ürünlerin

satışı bundan önceki 1,5 yıla

kıyasla beş kat arttı. Bu dönemde

en çok satılan ürünler ise kedi ve

köpek maması, kedi kumu, kedi

yatağı, balık ve kuş yemi ve kuş

kafesi oldu.

Aynı dönemde satışı en çok

artan ürünlere baktığımızda ise

kuş ve tavşan sağlık ürünlerinde

10 kat, kedi tasması ve künyesinde

sekiz kat, köpek tasmasında yedi

kat, kuş kafesinde altı kat, kedi

mamasında 5,5 kat, balık yeminde

beş kat ve köpek mamasında 4, 5

katlık artış yaşandığını gördük.

Satışlara ek olarak

GittiGidiyor’un gönüllü

çalışan gruplarından biri olan

GittiGidiyor Animal Lovers (GOAL)

topluluğumuz da pandemi

döneminde çalışmalarına devam

etti. Hayvan haklarına dikkat

çekmeyi ve sokak hayvanlarının

ihtiyaçlarını karşılamayı

amaçlayan GOAL, bu dönemde

sokaktaki hayvanlar için 1

tona yakın mama yardımında

bulundu. Ayrıca şirket içinde

kedi evi atölyeleri düzenleyerek

kış aylarında sokakta yaşayan

kedilere barınak hazırladı.

Bu barınaklar çalışanlarımız

tarafından kendi sokaklarına

yerleştirildi.

Temmuz-Ağustos 2021 69


MARKETING

sinin yıllık büyüme oranı yüzde 2,6 ve

hayvanlarla ilgili hizmet ve ürünlerin

ulaştığı hacim 19,7 milyar euro tutarında.

Son yıllarda “hayvan” kelimesinin

yerini “arkadaş” kelimesinin aldığını

söyleyen InSites Consulting Kurucusu

Joeri Van der Bergh, FEDIAF’ın verilerinde

belirtilen 21 milyar euro tutarındaki

hayvan maması pazar hacmine

ek olarak, evcil hayvan sahiplerinin,

“arkadaşları” için 8,7 milyar euro tutarında

aksesuar harcaması yaptıklarını

ve ilgili hizmetler için 11 milyar euro

harcadıklarını belirtiyor. Bu rakamlar,

InSites çatısı altında gerçekleştirilen

güncel araştırmalar ışığında, evcil hayvanların

birlikte yaşadıkları ailelerin

birer üyesi gibi görüldükleri varsayımını

doğrulamak ve evcil hayvanlara

sahipleri tarafından verilen değerin

büyüklüğünü göstermek için kıymetli

bir kaynak teşkil ediyor.

BÜYÜME TRENDİ DEVAM EDİYOR

Evcil hayvan ekonomisinin Türkiye’deki

son durumu da Avrupa’da izlediği

seyre paralel ilerlemiş gibi gözüküyor.

Pandemide online alışverişin tüketiciye

sunduğu imkân ve konforun daha

iyi anlaşıldığını söyleyen GittiGidiyor

CMO’su Feyza Dereli Fedar, GittiGidiyor

Evcil Hayvan Ürünleri kategorisindeki

büyüme trendinin bu dönemde

de sürdüğünün altını çiziyor. Dereli Fedar’ın

görüşüne göre, bu artışlarda özellikle

pandemide insanların çok daha

fazla hayvan sahiplenmeye ya da sokakta

yaşayan hayvanları beslemeye,

onlara korunacakları evler yapmaya

yönelmelerinin de etkili olduğunu söylemek

mümkün.

Dereli Fedar’ın paylaştığı verilere

göre Mart 2020'den bugüne kadar geçen

bir yılı aşkın sürede GittiGidiyor’un

evcil hayvan kategorisindeki ürünlerin

satışında beş misli büyüme söz konusu.

Aynı dönemde satışı en çok artan ürünlere

bakıldığındaysa kuş ve tavşan sağlık

ürünlerinde 10 kat, kedi tasması ve

künyesinde sekiz kat, köpek tasmasında

yedi kat, kuş kafesinde altı kat, kedi

mamasında 5,5 kat, balık yeminde beş

kat ve köpek mamasında 4, 5 katlık artış

görülüyor.

Avrupa’da;

Hayvan mamalarının

yıllık pazar hacmi

21 milyar euro

Yıllık hayvan

maması satışı

8,5 milyar ton

Hayvan maması

endüstrisinin

yıllık büyüme oranı

%2,6

Hayvanlarla ilgili hizmet

ve ürünlerin

ulaştığı hacim

19,7 milyar euro

Kaynak: FEDIAF, Haziran 2020

PEKİ YA SAHİPSİZ DOSTLAR?

Rakamlar evcil hayvanlara duyulan

sevginin pandemi döneminde arttığını

söylese de, elbette, bu dönemde üzücü

gelişmeler de yaşandı. Hayvanlarından

kendilerine COVID–19 bulaşacağı

endişesiyle dostlarını terk edenlerden,

sokağa çıkma yasağı uygulaması sırasında

evden dışarıya çıkmaya “bahane”

olması nedeniyle köpek satın alanlara

ve yine sokağa çıkma yasağı nedeniyle

yaşam savaşı veren sokak hayvanlarına

varıncaya kadar; geçtiğimiz bir buçuk

yıllık süreçte hayvan dostlarımızın sevgisinin

ihmal ve istismar edildiği konuları

odağına alan pek çok haber okuduk.

Veteriner İç Hastalıkları Doktoru

Özgür Yaman, pandeminin ilk döneminde

asılsız bilgilerle terk edilen kedi

ve köpeklere karşı olumsuz önyargının

zamanla kırıldığını müjdeliyor. Özellikle

kedilerin ve bazı etoburların hastalık

yaymaktan ziyade çapraz bağışıklıkla

pandemide koruyucu rol üstlenebile-

Evcil hayvanı

olanların

demografik

özelliklerine

bakıldığında,

kadınların nispi

oranda çoğunluğu

oluşturdukları

görülüyor.

ceklerini söyleyen araştırmaların yayımlanmasını

takiben, insanların yalnızlıklarını

bir hayvanla paylaşmaya

daha sıcak bakmaya başladıklarını

söylüyor Yaman. Ayrıca hayvan bakımevlerindeki

sahiplenme oranlarının,

beklenen düzeyde olmasa da arttığını

belirtiyor.

Pandemide sokak hayvanlarının

ahvaline de değinen Yaman; karantina

döneminde işletmelerin kapalı olmasının,

çok sayıda hayvan dostunun yaş sınırından

ötürü sokağa çıkamamasının,

belediyelerin yalnızca pandemi kapsamında

değil, genel itibarıyla sokak hayvanlarının

beslenmesiyle ilgili hazırlık

veya uygulamalarının olmamasından

yakınıyor Yaman. Bu durumun sokak

hayvanlarını sahipsiz ve müşkül durumda

bıraktığını söylüyor.

Bu alanda yapılan çalışmaları örneklendirirken,

sokak hayvanlarının

yaşadığı ortamı duyarlı hayvanseverlerin

de yardımıyla haritalandırıp

“beslenme odakları” kurarak pandemi

boyunca tüm odakları besleyen Muğla

Büyükşehir Belediyesi’ne de değinen

Yaman, beslemelere eşlik eden veteriner

hekimler sayesinde hasta, yaralı,

bakıma muhtaç ve yaşlı hayvanların da

tespit edilerek gerekli rehabilitasyon ve

tedaviye kavuşturulduğunu ekliyor.

PANDEMİNİN ARDINDAN

Yeni varyantlara rağmen, dünya ve ülkemiz

genelinde ivmelenen aşılama

çalışmalarıyla birlikte Türkiye’de de

kısıtlamalardan vazgeçilmeye başlandı.

Artık sokağa çıkmak için “köpeği

gezdirme” bahanesine sığınmaya gerek

yok. Keza, bir süredir görüşülemeyen

arkadaşlar da hayatlarımızdaki yerlerini

ufak ufak almaya başlayacaklar artık,

hatta belki pek çokları için çoktan

almışlardır.

Peki ya pandemide sevgisine sığındığımız

hayvan dostlarımızın akıbeti?

“Neden kedi seven bir insan olduğumu

biliyorum da, kedisiz ve sevgisiz geçiriyorum

yaşadığım günlerin yaprak

döken sonunu?” demiş şair. Hastalıkta

ve sağlıkta, pandemide ve pandemiden

sonra… Bir kere tattığımız hiçbir sevginin

sıcaklığından bir ömür uzak kalmamamız

dileğiyle. ■

70 MediaCat


DR. ÖZGÜR YAMAN

Veteriner İç Hastalıkları

Uzmanı, HAYTAP

Yöneticisi

SATIN ALMA, SAHİPLEN

“COVID–19 salgınının yarattığı

olumsuz psikolojik etkileri

azaltmak için doğa ve insan ilişkisi

kullanılabilir. Bitki yetiştirme ve

evcil hayvan edinme gibi doğayla

kurulan ilişki yalnızlık hissi,

tahammülsüzlük ve can sıkıntısı

gibi olumsuz etkilerin azalmasını

sağlayabilir.” (Öztürk vd. 2020)

Pandeminin başında asılsız

ve kirli bilgilerle bulaş kaynağı

olduğu düşündürülen kedi ve

köpekler hedef haline geldi ve

insanlar sahip oldukları hayvanları

terk etmeye hatta mahallesinde

istemeyerek belediyelere

ihbarlarda bulunmaya başladılar.

Yapılan bilimsel araştırmalar

özellikle kedilerin ve bazı

etoburların “hastalık yaymadığı,

bilakis çapraz bir bağışıklık

oluşturarak pandemide koruyucu

rol üstlenebileceği”ni gösterdi.

Bu panik zamanla atlatıldı;

şimdilerde insanlar yalnızlıklarını

paylaşabilecekleri bir canlıyla

hayatı nispeten daha keyifli bir

şekilde yaşamaya ve empati

kurarak ona yardım etmeye sıcak

bakıyorlar. Hayvan bakımevlerinde

sahiplendirme oranlarının da

arttığını, beklenen düzeyde

olmasa da, söylemek mümkün.

Petshop’lar ise doğal yaşam

ve yaşama saygı kültüründen

uzak veya bilgisiz ya da “safkan

ırk derdi olan” insanların ilgi odağı

olmayı maalesef sürdürüyor.

Daha güvenli veya sağlıklı olduğu

gerekçesiyle hayvanların meta

gibi alınıp satıldığı, satılana

kadar özgürlüğünün kısıtlandığı,

“ölürse değiştiririz” denildiği

petshop’larda da, pandemi

sürecinin satışa izin çıktığı

dönemlerinde artış elbette

yaşanmıştır.

Petshop’lardan ve hayvan

haklarından bahsetmişken, 2004

yılında faaliyete giren ve ceza

istemi eksiklikleri giderilemeyen

5199 sayılı Hayvanları Koruma

Kanunu’yla ilgili değişiklik konusu,

tasarı örnekleri ve önerileriyle

hayvanseverlerin son günlerde

sıklıkla tartıştıkları bir konu

olmaktan öteye geçemedi.

Elbette hayvan haklarını gözeten,

Uluslararası Hayvan Hakları

Beyannamesi’ne uygun, cezai

yaptırımları (hapis cezası dahil)

ve bu yaptırımların koşul ve

uygulayıcılarının açıkça belirtildiği

bir yasa tüm hayvan hakları

savunucularının ortak talebidir.

Sevindiren ve umut veren

çalışmalar olmuyor değil

elbette. Ülkemizde çevre, doğa

ve hayvanlara karşı işlenen

suçların önüne geçmek amacıyla

İçişleri Bakanlığımızın Temmuz

2020’de uygulamaya soktuğu

HAYDİ (Hayvan Durum İzleme)

uygulaması bunlardan biri.

Hayvan suçlarının güvenlik

güçleriyle önüne geçmeyi,

ihbarlara hızlı dönüş sağlayarak

hayvan hak ve refahını korumayı

amaçlayan HAYDİ, öte yandan,

tüm il ve ilçelerde henüz yeterli

ekipman ve personele sahip

olmamanın yanı sıra kadrosunda

“sokak hayvanları” konusunda

uzman hekimler barındırmıyor.

Bu dönemde duyarlı

hayvanseverlerin oluşturdukları,

bağışlar ve gönüllü çalışmalarla

güzel işler çıkaran başta HAYTAP

gibi ulusal organizasyonların

katkılarından umutla

bahsetmeliyim. Sponsorları

aracılığıyla Türkiye’nin birçok

noktasına mama ve tedavi

malzemesi tedariği sağlayıp gece

gündüz çalışan, hayvan haklarıyla

ilgili hukuki destek sağlayıp

yönlendiren ve gerçekten duyarlı

herkesin katkı sunması gereken bu

tip organizasyonları desteklemek

gerekiyor.


ADVERTORIAL

Gezegen ve

insanlar için

pozitif güzellik

Unilever Güzellik

ve Kişisel Bakım

kategorisi geçtiğimiz

günlerde açıkladığı

Pozitif Güzellik

vizyonuyla, sektörde

tüm canlılar için

kapsayıcı ve gezegen

için sürdürülebilir

yeni bir güzellik

anlayışına öncülük

ediyor.

Unilever Temiz Gelecek ve Geleceğin

Gıdaları gibi girişimleriyle

farklı kategorilerde sürdürülebilirlik

çalışmalarına devam

ediyor. Bu çalışmanın son halkası

olan Güzellik ve Kişisel Bakım

kategorisi olarak açıkladığınız

Pozitif Güzellik vizyonu

ile tam olarak neyi amaçlıyorsunuz?

Bu vizyonun arkasında

nasıl içgörüler bulunuyor?

Alper Eroğlu: Güzellik ve kişisel

bakım ürünlerimizle ve pazarlama

çalışmalarımızla ulaştığımız milyarlarca

insan, bize değer yaratacağımız

alanlarda gerçek bir fark yaratma gücü

veriyor. Pozitif Güzellik vizyonu ile bu

gücümüzle güzellik ve kişisel bakım

işimizi insanlar için daha kapsayıcı ve

eşitlikçi, gezegen için daha sürdürülebilir

kılmak adına iş yapış biçimlerimizi

A’dan Z’ye yeniden tasarlıyoruz.

Güzellik alanında ayrımcılığa son

vererek kapsayıcılığın savunulması,

sağlık ve esenliğin iyileştirilmesi,

kozmetik ürünlere yönelik hayvan

deneylerine ilişkin küresel bir yasak

getirilmesi ve arazilerin, ormanların

ve okyanusların korunması ve canlandırılmasına

katkı sağlıyoruz. Bu vizyonun

arkasında da küresel ve yerel

düzeyde yürüttüğümüz araştırmalar

yer alıyor.

Global araştırmamıza göre, insanların

yüzde 74’ü daha geniş kapsamlı

bir güzellik tanımına ihtiyaç duyulduğunu

söylüyor. Türkiye’de de tüketiciler

kendileri ve kendilerini iyi

hissetmek için kullandıkları ürünlerin

tanıtımlarında “kendilerini” göremediklerini

belirtiyor. Tüketicilerin

yarısından fazlası reklamlardaki

karakterlerle kendileri arasında bir

benzerlik bulunmadığını; 3’te 1’i ise

bu karakterleri abartılı ve gerçek dışı

bulduğunu ifade ediyor.

ALPER EROĞLU

Unilever Türkiye, Kafkasya, Orta

Asya ve İran Güzellik ve Kişisel

Bakım Kategorisinden Sorumlu

Pazarlama Direktörü ve Yönetim

Kurulu Üyesi

ZEYNEP SELVİLİ

Uzman Psikolog

DR. GÜL ŞENER

Bahçeşehir Üniversitesi İletişim

Fakültesi Öğretim Üyesi

ZEYNEP BİLGİ BULUŞ

Doğa Koruma Merkezi Genel

Müdür Yardımcısı

SOYDAN CANBAZ

Sobraz İletişim Ajans Başkanı

72 MediaCat


Sosyal medyanın ve reklamların

kapsayıcı olması, tüketicinin

esenlik beklentisini karşılamaya

yeter mi? Güzellik

anlayışının daha kapsayıcı olması

ne demek? Sizce bu alanda

neler yapılmalı?

Zeynep Selvili: Kapsayıcılık konusunda

hepimize büyük iş düşüyor. Birçok

yerde çoğu zaman ortaklık kuramadığımız

bir ideali temsil eden görüntülerle

karşılaşıyor; kendimizi eksik, değersiz,

dışlanmış hissedebiliyoruz. Kalıplara

sıkıştırılmış, tekilleştirilmiş güzellik

standartları birçoğumuzun kendisini

diğerleriyle, ideallerle kıyaslamasına

sebep oluyor. Bu ideale erişmedeki başarısızlıktan

kendimizi sorumlu tuttuğumuzda,

utanç ve öfke duyguları hissedebiliyoruz.

Daha kapsayıcı bir güzellik

anlayışı için ilk adımda ideallerin üzerimizdeki

olumsuz etkisinin hepimiz için

geçerli olduğunu kabul etmek iyi bir fikir

olabilir. Ortak insanlığımızı, bu duyguların

tüm insanlar tarafından paylaşıldığını

hatırlayarak saklanmayı ve ideale

uyum sağlamaya çalışmayı ufak ufak

bırakabiliriz.

Sosyal medya kullanıcıları olarak

hepimizin daha gerçek içerikler görmeye

ve paylaşmaya ihtiyacı var. Başta

markalar, medya, ünlü isimler, influencer’lar

gibi geniş etki alanına sahip

aktörler olmak üzere herkes, bırakmak

istediği etki üzerine daha fazla düşünerek

daha kapsayıcı ve şefkatli bir iletişim

ortamı için paylaşımlarını gözden

geçirebilir.

Yapılan küresel araştırmada insanların

yüzde 74’ü daha geniş

kapsamlı bir güzellik tanımına

ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

Araştırma sonuçlarına göre

Türkiye’de de sonuç pek farklı

değil. Özellikle Türkiye’de güzellik

ve kişisel bakım sektöründe

kapsayıcılık ekseninde

yaşanan değişimi ve tüketici

beklentilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Markalar tüketici

beklentilerini karşılamak için

neler yapmalı?

Dr. Gül Şener: İdeal ve mükemmel

güzellik kültürü; reklamlar, diziler,

magazin haberleri, güzellik uygulamaları,

yaşam tarzı ve beslenme blog’ları

vb. içeren büyük bir ekosistem tarafından

bilinçli veya bilinçsiz şekilde

teşvik ediliyor. Güzellik mesajlarında

genellikle bir eksiklik ve yetersizlik

yaklaşımı görüyoruz. İdealize temsillerle

tüketicilere sahip olmadıkları

fiziksel özellikler ve görünümler hatırlatılıyor.

Ulaşılması imkânsız bir

görünüşün peşinde sonu gelmez bir

kovalamaca teşvik ediliyor. Güzellik

sınırlı bir grubun yaşayabileceği dışlayıcı

ve eşitliksiz bir deneyime dönüşüyor.

Ancak, tüketiciler “sen olduğun

halinle eksiksin ve yetersizsin” diyen,

kendi yansımasını görmediği güzellik

mesajlarıyla kendini bağdaştırmıyor.

“Bu benim gerçekliğim değil” diyor.

Kendini görünmez kılan markaları

tercih etmiyor, etmeyecek.

Markaların daha “demokratik

ve kapsayıcı bir güzellik” anlayışına

geçmesi şart. Pazarlama süreçlerini

dönüştürmeye şunları sorarak başlayabilirler:

Güzellik imgelerim tüketici

gerçeğini yansıtıyor mu? Güzellik yaklaşımım

sosyokültürel değişimlerle

uyumlu mu? Güzellik perspektifim ne

kadar geniş? Güzellik dilim tüketicileri

kırılganlaştırıyor mu, güçlendiriyor

mu? Hikâyelerim güzelliği tüm çeşitliliğiyle

görünür kılıyor mu?

Sektörlerin iklim kriziyle mücadele,

gezegenimizin ve ekosistemlerin

korunması ve sürdürülebilir

kaynak yönetimi

konularındaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zeynep Bilgi Buluş: İnsanlar tüm

sektörlerde insana dost, doğaya dost,

üretiminde hayvanların zarar görmediği,

yenilenebilir kaynaklardan

elde eden sürdürülebilir ürünler bulabilmeyi

bekliyorlar. Sürdürülebilir

yaşamı yeniden inşa etmek için her

birimizin bir sorumluluğu var. Sektörel

bir bakış açısıyla hammaddeyi

üreten ve işleyen, ortaya çıkan ürünü

paketleyen, taşıyan, rafına koyan, satın

alan, kullanan ve ambalajı geri dönüşüm

için ayıran, tüm bu süreçlerin

standartlarını belirleyen, tasarımını

yapan, taahhütlerin gidişatını takip

İnsanların

yüzde

74

’ü

daha geniş

kapsamlı

bir güzellik

tanımına

ihtiyaç

duyulduğunu

söylüyor.

edip raporlayan herkese iş düşüyor.

Sektörde, üretimden tüketime, tedarik

zincirinden dağıtıma, tüm zincirde

lokomotif konumda olan sektör liderleri,

sürdürülebilirliğin de başını çekerse

dünyanın gidişatını değiştirmek için

şansımız olacak. Bu açıdan Unilever

Güzellik ve Kişisel Bakım kategorisinin

Pozitif Güzellik ile attığı adımı

dönüştürücü buluyorum.

Amaç odaklı iletişim çalışmaları

ekseninde Pozitif Güzellik

Vizyonu projesini değerlendirirseniz,

sizce kapsayıcılığın

pazarlama çalışmalarındaki

işlevi ve önemi nedir? Pozitif

Güzellik kişisel bakım pazarında

neleri değiştirecek?

Soydan Canbaz: Aynaya baktığımızda

hepimiz kendi yansımamızı görüyoruz.

O yansımayla kurduğumuz

ilişki zihinsel sağlığımız açısından çok

önemli ve bu ilişkiyi belirleyen sadece

biz değiliz. Güzelin, popülerin, kabul

görenin, normalin ya da idealin ne olduğuna

dair tanımlar keskinleştikçe,

bedenimizle ve aynadaki yansımamızla

ilişkimizi sağlıklı biçimde yürütmek

zorlaşıyor. Bugün giderek daha fazla

insan -ki artık tüketici kelimesi yerine

insanlardan bahsetmeliyiz- kullandıkları

güzellik ve kişisel bakım ürünlerinin

iletişiminde, aynaya baktığında

gördüğüne benzer yüzler ve bedenler

görmek istiyor. Bu kadar kişisel seviyede

ilişki kurduğumuz ürünlerin bizi

başka yüz ve bedenlere öykündürmesi,

iyi ki sorgulanıyor. İnsanın evrimi devam

ediyor ve kendiyle ilişkili olanı da

dönüştürüyor. Dove, Elidor ve Simple

gibi markalar bu dönüşüme elçilik eden

markalar olurken; Unilever’in tüm güzellik

ve kişisel bakım işini bu vizyonla

ele alması önemli bir adım. Gezegen

ve üzerindeki tüm canlılar için Pozitif

Güzellik güçlü bir hedef. ■

Temmuz-Ağustos 2021 73


DİJİTAL

40 yaş altı reklam

pazarlama insanları!

KAYHAN DURAL

4129Grey, Chief Digital Officer

azarlama bütçelerinin hemen

hemen sadece daha

P

düşük teklif verenle tüketildiği,

“daha fazla” kişiye

ulaşmanın tek başarı kriteri gibi görüldüğü,

kötü içerik veya krizle viral

olmanın “E reklamını yaptı, sonuçta

başarılı bir kampanya denebilir” şeklinde

dile getirildiği, bilimsellikten

uzak, yaratıcılığa dair tartışmaların

yapılamadığı ve kişisel bakış açılarının

birçok soruya tek cevap olduğu

bir reklam ve pazarlama dünyasının

içindeyiz.

SAYGIDEĞER 40 YAŞ ALTI

PAZARLAMA İNSANI…

Bir sonraki CMO sensin. Bu fırsatı birlikte

iyi değerlendirelim. Hedef kitleyi

çok da umursamadan, geleneksel

kanallarda “her zamanki gibi” diyerek

lahmacun sipariş eder gibi medya

planlamayalım. Dijital reklam trafiğinin,

dünyanın en önemli reklam

exchange ve server’ları dahil olmak

üzere en az yüzde 40’ının “fraud traffic”

olduğunu unutmadan yatırımlarımızı

yapalım. Tekil, anlaşılabilir

ve her partinin takip edeceği hedefler

koyalım, bilgi eksikliğinden kaynaklı

zamanımızı ve bütçemizi heba etmeyelim.

Risturn’lerle, çoklu film çekimi

anlaşmalarıyla yaratıcılığı ve bilimselliği

feda etmek yerine, markamızı

gerçekten kullanıcının kalbine nasıl

koyarız, bunu araştıralım.

Başlığı okuduğun

anda yazının

içeriğiyle ilgili

bir ilgin oluştu

ve tıkladın. Seni

ilgilendiren

bir başlık bu

çünkü çok sesli

ve nispeten

demokratize

sosyal mecralar

üzerinden,

toplumların

ve dünyanın

değiştiğine birçok

defa şahit olan

bir nesildensin.

değişen bir konsept olduğunu unutma.

Platformunda içerik tükettirmeyi başaramamış

sosyal mecraların satış

ekiplerinin, “İlk 2,45 saniyede logonuzu

göstermelisiniz” sunumlarına

izin verme. Sosyal medya ajansından

aldığın haftalık Analytics raporunu

sorgula. 5 milyon impression aldın da

ne oldu, cevap iste.

DEĞERLİ 40 YAŞ ALTI REKLAMCI…

Bu sektörde sadece film çekiliyor, reklamda

yaratıcılık dediğin şeyin sadece

kendinden daha az bileni ikna etmek

olduğunu düşünme. Yaratıcı ekipler

sadece reklam filmi çekiyor, iletişim

okuyacağıma daha fazla mizansen

pratiği yapsaydım, skeç yazsaydım,

ışık, dekor öğrenseydim deme. Pek

de uzun olmayan bir süre sonra sonuç

veren reklamcılığı senden başka icra

edebilen kalmayacak. Milyonlarca

Instagrammer’ın, TikToker’ın, yani

direkt kullanıcıların yeni nesil yönetmenler

olduklarını görmüyor musun?

İşinin hem eskiye nazaran daha fazla

yaratıcılığı öne çıkardığını hem de bilginin

yayılımı, iletişimin bilimsel tarafı

üzerine şekillendiğini anla. Hikâye

anlatmanın da ötesinde, hikâyeyi

icra eden olmaya başladığımızı gör.

Bak son dönemde ülkede popüler olan

işlere; suyu korumak, kadın cinayetlerinin

önüne geçmek, otizmli çocukları

okula göndermek…

Gelecekte tarih kitapları bu zamanları

iletişim devrimi başlığı altında

her gün değişen iletişim biçimlerimizi

inceleyerek anacak. Tam da

bu sebepten reklam ve pazarlama çok

genç bir sektör olmakla birlikte her

5-10 yılda bir, çok eski kalmaya devam

edecek. Değişime açık herkesle sektörü

her gün değiştirebilmek dileğiyle.

(Değişime açık 40 yaş üstündekiler

baş tacı.) ■

DEĞERLİ 40 YAŞ ALTI KIDEMLİ

MARKA YÖNETİCİSİ…

Yetki artık sana doğru kayıyor. Dijital

reklamcılığın, üzerine fazlasıyla

araştırılması gereken ve birçok konuda

markadan markaya tüm kuralları

74 MediaCat


DİJİTAL

Araştırma

Aradığınız

oyuncuya şu

an ulaşılamıyor

E-spor ve oyun

kültüründe

uzmanlaşmış global

ajans network'ü DDB

FTW İstanbul, oyun

ve e-spor evrenini

daha anlaşılır kılmak

için Twentify'la

işbirliğine gitti.

DDB FTW İstanbul

Ekibi, oyuncu tutum

ve davranışları

araştırmasının

çıktılarını MediaCat

için hazırladı.

ÜİK, BTK, GWI gibi yerel

ve küresel kaynakların

T

2020 yılı verilerine göre,

Türkiye’deki 83,5 milyonluk

nüfusun yaklaşık yüzde 43’ü oyun

oynuyor. Türkiye’nin nüfusu, son bir

yılda 459 bin kişi artarken, oyuncu nüfusu

ise 4 milyondan fazla arttı. Yakın

bir gelecekte oyun ekosisteminin, 55

milyon kullanıcısı olan sosyal medya

kanalları kadar aktif kullanılacağını

öngörmek çok da yanlış olmaz. 2020’de

880 milyon dolar oyuncu hasılatının

görüldüğü kategoride her yaştan ve

cinsiyetten insan var.

“Oyun” ve “e-spor” anahtar kelimelerini

her geçen gün daha sık duymaya

başlasak da, iletişimciler olarak bu

kavramları oldukça sınırlı bir şekilde

anlama eğilimindeyiz. “Oyun”u konsollara,

“oyuncu”ları “pro-gamer”lara

indirgeyerek bu alanın gerçek potansiyelini

göz ardı ediyoruz. Mobil anket

yöntemiyle coğrafi ve sosyodemografik

olarak Türkiye’yi temsil eden 608 kişilik

bir örnekleme ulaşan araştırmanın,

doğru bilinen yanlışları ve radar altı

kalan içgörüleri gün yüzüne çıkarması

sebebiyle sektöre fayda sağlayacağına

inanıyoruz.

Doğru Bilinen Yanlış #1

OYUN OYNAMAK GENÇLERE

GÖRE BİR AKTİVİTE

Oyun ya da oyuncu dendiğinde hemen

hemen hepimizin zihninde basmakalıp

bir profil beliriveriyor; neon ışıklarla

bezeli odasında, dev bir ekran karşısında,

dev koltuğuna gömülmüş bir şekilde

savaş oyunu oynayan ergen erkek.

Oysa araştırma bize, oyun oynamanın

yaştan, gelir grubundan, coğrafyadan

bağımsız bir aktivite olduğunu gösteriyor.

“Boş zamanlarında aşağıdaki aktivitelerden

hangilerini düzenli olarak

gerçekleştirirsin?” sorusuna, 17 seçenek

arasından “oyun oynamak” cevabını

verenlerin oranı 14–17 yaş grubunda

yüzde 59 iken, bu oran 35–44 yaş grubunda

yüzde 76 seviyesine yükseliyor.

Diğer yaş gruplarında boş zamanını

oyun oynayarak geçirdiğini söyleyenlerin

oranı yüzde 70’in üzerinde. Hatta

toplamda oyun oynamak, tercih edilirlik

anlamında televizyon izlemenin

önüne geçmiş gibi görünüyor.

Doğru Bilinen Yanlış #2

OYUN OYNAMAK

SOSYAL HAYATA ZARAR VERİR

Oyun oynayanlar popüler kültürde

asosyal insanlar olarak resmedilseler

de, araştırmaya göre bu algı yanlış. Zira

oyun oynama süresi, sıklığı ve motivasyonu

değerlendirildiğinde “asosyal”

olarak tanımlayabileceğimiz oyuncuların

oranı yüzde 10’un altında kalıyor.

Katılımcıların yüzde 70’i gün içinde

oyun oynamaya iki saatten az bir süre

harcadığını ifade ediyor; günde 4–6

saat arası bir vakti oyuna harcayanların

oranı ise sadece yüzde 5. Üstelik daha

uzun saatlerini oyun oynayarak geçirdiklerini

düşündüğümüz 14–17 yaş

arası gençlerde bu oran yüzde 1’e düşüyor.

Öte yandan oyun oynamanın sosyal

hayatını olumsuz etkilediğini ifade

eden sadece yüzde 16’lık bir kesim var;

yüzde 42’lik kesim ise bu ifadeye kuvvetle

karşı çıkıyor. Diğer taraftan oyun

oynamak, sosyal hayata dahil olmanın

alternatif bir yöntemine dönüşüyor.

Zira “Oyun oynuyorum çünkü yeni insanlarla

tanışmamı sağlıyor” ifadesine

76 MediaCat


katılanların oranı hiç de azımsanmayacak

bir seviyede: Yüzde 40. Bu oran 25–

34 yaş grubunda yüzde 48’e yükseliyor.

Doğru Bilinen Yanlış #3

OYUN OYNAMAK İNSANLARI

SALDIRGANLAŞTIRIR

Bazı oyun türlerinde şiddet unsurlarına

yer verildiği su götürmez bir gerçek.

Ancak oyun oynamanın kişileri saldırganlaştırdığı

ya da şiddete yönlendirdiği

gibi bir genellemede bulunmak doğru

değil. Araştırmaya göre oyun oynamaya

başlamadan hemen önce hissedilen

duyguların başında heyecan (yüzde

32) ve heves (yüzde 31) geliyor. İkinci

sırada motivasyon (yüzde 27), üçüncü

sıradaysa dikkat (yüzde 25) var. Oyun

oynarken heyecan (yüzde 31) yine en

baskın duygu ancak hevesin (yüzde 22)

yerini bu kez dikkatin (yüzde 30) aldığını

görüyoruz. Oyun bittikten sonra

ise büyük ölçüde rahatlama (yüzde 50)

ve mutluluk (yüzde 37) duyguları hissediliyor.

En temel önyargılarımızdan

biri olan saldırganlık duygusunu oyun

oynarken hissedenlerin oranı sadece

yüzde 4. Sinir ve gerginlik ise katılımcıların

sadece yüzde 5’inin hissettiği

duygular.

Doğru Bilinen Yanlış #5

KADINLARIN OYUNDA YERİ YOK

Genel algı oyunda erkeklerin, kadınlara

göre daha baskın oldukları yönünde.

Ancak araştırma bize bunun doğru olmadığını

söylüyor. Ağırlık hâlâ erkeklerde

olsa da düzenli oyun oynayanların

yüzde 42’sini kadınlar oluşturuyor.

Kadınların yüzde 21’i, erkeklerin yüzde

31’i “oyuncu” sıfatını hak ettiğini

düşünüyor.* Kadınların oyunda geride

kaldıkları görüşüyse oyun oynayanlar

arasında kabul görmüyor. Kadın oyuncuların

daha başarısız olacaklarını düşünen

erkeklerin oranı sadece yüzde

18. Öte yandan bazı gelişim alanları olduğunu

not etmemiz gerekiyor. Oyun

oynarken cinsiyeti sebebiyle sorun

yaşadığını ifade eden kadınların oranı

yüzde 22 iken, bu oran erkeklerde yüzde

5’te kalıyor. ■

*Araştırmada “gamer” olarak sorgulama

yapılmış ve katılımcıların “Kendimi ‘gamer’

olarak tanımlayabilirim” ifadesine ne derecede

katıldıkları sorulmuştur.

RADAR ALTI KALANLAR

En az doğru bildiğimiz yanlışlar kadar gözümüzden

kaçanlar da oyunu ve oyuncuları yanlış okumamıza,

onları iletişimlerde yanlış resmetmemize neden oluyor.

Araştırmada öne çıkan “radar altı” hedef gruplar ve

içgörüler şöyle:

KADINLAR:

OYUNA

HANDİKAPLI

BAŞLIYORLAR

BEYAZ

YAKALILAR:

SIKIŞMIŞLIĞIN

ÇARESİNİ

OYUNDA

ARIYORLAR

Kadınların oyunda en az erkekler kadar var

olduklarından bahsetmiştik. Ancak sosyal

hayatın birçok noktasında, oyuna 1–0 geride

başlayan kadınların kaderi ne yazık ki burada

da değişmiyor. Zira “Daha fazla oyun oynamak

istemene rağmen seni bu konuda engelleyen

neler var?” sorusuna, kadınların yüzde 55’i

“Yaşadığım yerde gerekli imkânların/tesislerin/

ekipmanın bulunmaması” ve “Konu hakkında

insanların olumsuz bakışları” cevabını verirken,

bu oran erkeklerde yüzde 19’da kalıyor.

Beyaz yakalılar iş ve şehir hayatının neden

olduğu stresle başa çıkmak için oyuna

yöneliyorlar. Buna göre “Oyun oynuyorum çünkü

stresle baş etmemi sağlıyor” ifadesine 25–34 yaş

arası, çalışan, AB SES grubu katılımcılar diğer

katılımcılara göre anlamlı bir şekilde daha çok

katılıyorlar. Beyaz yakalıların rekabetçi yapısı

da araştırmada karşılık buluyor. Benzer şekilde

bu grupta “Oyun oynuyorum çünkü kazanmayı

seviyorum” ifadesine katılanların oranı yüzde 86.

Doğru Bilinen Yanlış #4

OYUN OYNAMAK İKİNCİ BİR

HAYAT YAŞAMAK GİBİDİR

Oyunu gerçek hayattan kopup sığınılacak

bir liman, alternatif bir hayat inşa

etme çabası olarak okumak doğru değil

zira katılımcıların önemli bir yüzdesi

oyunu, hayatın hengâmesi içinde bir

mola olarak değerlendiriyor: “Oyun

oynuyorum çünkü oyun günlük telaşlardan

kaçmamı sağlıyor” ifadesine

katılanların oranı yüzde 70. Ancak bu

tablo, oyun oynamanın arkasında “fantezi”

motivasyonunun da var olabileceğini

inkâr etmek anlamına gelmemeli

çünkü katılımcıların yarısı “Oyun oynuyorum

çünkü oyun gerçek hayatta

yapamadığım/yapmamın mümkün

olmadığı/izin verilmeyen şeyleri yapmamı

sağlıyor” ifadesine katılıyor.

Not: DDB Worldwide

tarafından kurulan,

e-spor ve oyun kültüründe

uzmanlaşmış global

ajans network'ü DDB

FTW (For The Win);

aralarında Medina Turgul

DDB ve Tribal Worldwide

İstanbul’un da yer aldığı,

dünyanın farklı coğrafi

bölgelerine yayılmış 16

DDB ajansından oluşuyor.

BABY–

BOOMER’LAR:

“OYUNDA BİZ

DE VARIZ”

DİYORLAR

Oyunu konu alan iletişimlerin hemen hemen

hepsinde gençler ya da genç yetişkinler oyuncu

koltuğuna otursalar da yaş almış bireyler de

oyunda varlar. Örneğin boş zamanını oyun

oynayarak değerlendirmeyi tercih edenlerin

oranı 45 yaş üstünde yüzde 73 ve bu oran, birçok

yaş grubundan daha yüksek. Kendilerini “gamer”

olarak tanımlamayı seçmeseler de, oynama

sıklığı ve oyuna ayrılan süre anlamında diğer yaş

gruplarından geri kalmıyorlar.

Kısacası istikrarlı bir büyüme kaydeden ve

yakın zamanda en güçlü sektörlerden biri olması

beklenen oyun pazarında sadece gençler ve

erkekler oyun oynamıyor; 45–54 yaş grubuna

ait insanların sayısı azımsanmayacak derecede

ve kadın–erkek oyuncu oranı neredeyse eşit.

Bu oyuncu kitlesinin neredeyse tamamı aynı

zamanda mobil cihazlarından oyun oynuyor.

Cihazlara göre bir sıralama yapacak olursak

akıllı telefonlar ilk sırayı çekerken, sonrasında

dizüstü ve masaüstü bilgisayarlar, tabletler ve

oyun konsolları geliyor. Yani oyunu konsollarla,

oyuncuları da gençlerle sınırlandırmaktan gönül

rahatlığıyla vazgeçebiliriz.

Temmuz-Ağustos 2021 77


DİJİTAL

Yeni birey

yeni toplumsal

MediaCat Live’ın

son buluşmasında

hayatımıza giren yeni

teknolojilerle birlikte

dönüşen deneyim,

finans, iletişim

kavramları ve insanın

geleceği konuşuldu.

ayıs 2020’de mini konferans

serisi olarak başlayan

M

ancak mazhar olduğu ilgiyle

bugüne kadar devam eden

MediaCat Live’da yaz sezonunun son

buluşmasında gündemde data, değer ve

dijital kavramları vardı.

Kapital Medya İçerik Direktörü Alev

Kaynak moderatörlüğünde gerçekleşen

Değer & Deneyim & Finans başlıklı ilk

oturumda BlockchainIST Center Kurucusu

ve Direktörü Bora Erdamar,

Akbank Strateji, Dijital Bankacılık ve

Ödeme Sistemlerinden Sorumlu Genel

Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce

ve FinTech İstanbul Kurucusu İhsan

Elgin yeni teknolojilerin toplumların

hayatlarındaki yansımalarını tartıştılar.

1 Mayıs itibarıyla bankacılık işlemlerinin

banka şubesine gitmeden

elektronik olarak yapılmasına olanak

sağlayan mevzuat düzenlemesinin bankacılık

sektörünü temelden etkileyip

rekabeti artıracak bir yenilik olduğunun

altını çizen Burcu Civelek Yüce, Akbank

olarak bu süreçte tüm bankacılık işlemlerini

gerçekleştirmeyi mümkün kılan

bir deneyim tasarladıklarını belirtiyor.

Bu süreçte müşteriyle deneyimsel bağ

kuran markaların hayatta kalacağını

belirten Civelek Yüce, dijitalleşmenin

merkezine insanı koymanın muazzam

bir veri kaynağı sağlayacağını; bu veriyi

yapay zekâ yardımıyla müşteriye değer

olarak iade etmek gerektiğini vurguluyor.

GÜVEN VE İŞBİRLİĞİ

Son dönemde finans teknolojileri ve

finansa bağlı oyuncu dünyasının çok

değiştiğini söyleyen İhsan Elgin ise pandemi

döneminde B2B ticaretin dijitalleşmediğinin

fark edildiğini belirterek

bu alanda bir atılımın söz konusu olduğunu

söylüyor. Yine bu dönemde kurumların

müşteri ve bayilerinin bankası

gibi davranabileceklerini fark ettiklerini

söyleyen Elgin, mevzubahis atılımın

bu kurumlara hizmet veren finansal

teknoloji şirketlerinin çoğalmasına neden

olduğu bilgisini paylaşıyor.

“Micro-investing” kitleye tasarruf

imkânı sunan platformların da son dönemde

revaçta olduğunu söyleyen İhsan

Elgin'in verdiği bilgiye göre, Mayıs

2021'de dünya genelinde 290 finansal

teknoloji girişimine 8 milyar dolar yatırım

yapıldı. Elgin’e göre inovasyonun

gerçekleşmesini sağlayacak üç koşul

bulunuyor: tüketicinin hazır olması,

teknolojinin inovasyonu desteklemesi,

regülasyonun doğru ortamı yaratması.

78 MediaCat


Bu yıl içerisinde pek çok dönüşüm

faaliyeti gerçekleştirilmesine rağmen

dünya genelinde tamamen oturmuş,

kendi iktisat modelini geliştirmiş bir

sistemin henüz sağlanamadığını belirten

Bora Erdamar, blockchain ve muadili

teknolojilerin herhangi bir koordine

edici kuruma gerek kalmaksızın ülkelerin

kendi para politikalarını dünya çapında

daha katılımcı bir şekilde uygulamasını

mümkün kılmayı vaat ettiğini

söylüyor. Bu bağlamda en önemli kavramın

işbirliği kültüründe saklı olduğunu

belirten Erdamar’a göre tüm koordinasyonun

özünde iki temel kavram var: güven

ve işbirliğinin tesisi.

SES VE YENİ YAKLAŞIMLAR

“İşitsel özgürlük hali aşırı bireyselleşmiş

bir gelecek yaratabilir mi?” Etkinliğin

ikinci bölümünde söz alan Sabancı

Doç. Dr. Selçuk Artut

Sabancı Üniversitesi Sanat

ve Sosyal Bilimler Fakültesi

Öğretim Üyesi

Bugün “narrow AI” aşamasındayız,

yani iyi çalışan bir istatistiki model

görüyoruz. Unutmamak lazım ki

sanat, hassas detayları olan bir

şeydir. Uzmanlığa ve doygunluğa

ulaşmak için yıllar geçirdiğiniz

bir yolculuktur. Yakın dönemde

Sony bir Beatles şarkısı yaptı.

Ama burada da yine iyi çalışan

bir algoritmadan bahsediyoruz.

Bu, çoğumuzun iyi bir eğitimin

ardından geçtiği yolculuktan çok

farklı değil. Özgün işleri ise kendi

dilini bulanlar ortaya koyabiliyor.

Sanat, çizgileri aşmak ve kırmakla

alakalı. Yapay zekânın bugünkü

dar anlamıyla buna ulaşması

mümkün değil.

w

Konferasın ilk

bölümünde yeni

teknolojilerin

ikinci

bölümündeyse

sesin yükselişinin

toplumların

hayatlarındaki

yansımaları konu

edinildi.

İhsan Elgin

FinTech İstanbul Kurucusu

İnovasyonun üç koşulu:

• Tüketicinin hazır olması

• Teknolojinin inovasyonu

desteklemesi

• Regülasyonun doğru ortamı

yaratması

Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler

Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selçuk

Artut’un belirttiğine göre, aslında

80’lerde başlamış olan bu sorunsal, bugün

geldiğimiz noktada şekil değiştirmiş

durumda. Zira kulaklıklarla deneyimlediğimiz

yeni sosyalleşme halleri

var. Kulaklıklar; Zoom, Clubhouse vs.

pek çok platform üzerinden etkileşim

kurduğumuz aracılar haline geldi. Bu da

bireyselleşmeyle karıştırılmaması gereken

bir durum.

Artut’un ses konusunda açtığı

önemli bir başlık da etik üzerine. “Sesin

yüksekliğiyle ilgili bazı değerler var, 90

desibelin üzerinde olan sesler için Dünya

Sağlık Örgütü’nün bazı uyarıları var.

Peki, ses üreticileri buna dikkat ediyor

mu? Kaçınılmaz bir şekilde birbirleriyle

rekabet içindeler. Ambulanslar eskiden

85 desibelken, bugün 120 desibele ulaştılar.

Çünkü artık kentin sesinden kendilerini

duyuramaz oldular. Bu tür değişimler

var” diyor Artut ve ekliyor: “Ses

gürültüsü konusundaki farkındalık,

toplumda yeterli düzeyde değil. Çünkü

gürültüden kurtulmak için daha gürültülü

olmaya çalışıyoruz ki bu da etik bir

tartışmayı doğuruyor.” Artut tartışmayı

reklamlara da taşıyarak, talep dışı sese

maruz kalma konusunda yeni bir pencere

açıyor: “Sesin reklam mecrasında

kullanılması tehlikeli boyutlara ulaşabilir.

Bir billboard’a bakmayabilirsiniz

ama talebiniz dışında bir ses varsa ondan

kaçamazsınız. Bu noktada da kendinize

ancak kulaklıkla çare bulabilirsiniz.”

MARKA SOUND’LARI DÖNEMİ

4129Grey Chief Digital Officer Kayhan

Dural’ın dikkat çektiği en önemli nokta,

marka sound’larını araştırmaya başlayacağımız

bir döneme giriş yaptığımız.

Bu dönem cingılların ve markalı şarkıların

ötesinde bir dönem. Bu yeniliğe ışık

tutan süreci ise şöyle özetliyor Dural:

“YouTube’da reklamlı bir videonun yüzde

75’ten fazla izlenme oranı yüzde 3’ün

altında. Bu, bizim kötü iletişim yaptığımız

anlamına gelmiyor, tamamen dikkat

süremizle alakalı. Oysaki podcast’te

doğru iletişim yapmaya başladığınızda

dikkati direkt alıyorsunuz. Acayip bir

değer bu. Bugün dikkati çekmek için en

iyi duyu, ses diyebilirim.”

Ses mecralarında reklamlı alanlar

yaratmak üzerine alternatifleri yeni

yeni keşfetmeye başladığımız günlerdeyiz.

Dural bu noktada da bir değişimin

haberciliğini yapıyor: “Reklamın geldiği

yerde ‘bana maruz kalmak istemiyorsan

para ver’ noktasına vardık. Bu; Spotify,

YouTube Music gibi yerlerde böyle ama

yakın zamanda değişeceğini düşünüyorum.”


Burcu Civelek Yüce

Akbank Strateji, Dijital

Bankacılık ve Ödeme

Sistemlerinden Sorumlu Genel

Müdür Yardımcısı

Müşterileriyle deneyimsel bağ

kuran markaların hayatta kaldığı

bi dönemde yaşıyoruz.

Temmuz-Ağustos 2021 79


DİJİTAL

Ticaretin

geleceğinde

neler var?

Mayıs ayında gerçekleşen

Facebook Talks serisinin ilk ayağının

gündeminde “ticaretin geleceği”

vardı. Panelde, Getir CMO’su Tolga

Ünvan ve Facebook E-Ticaret Sektör

Lideri Gül Yüksel Akkaya söz aldı.

-ticaretin geleceğine yön

E

verecek oyuncuların yaratıcı

işbirliklerinin, büyüme

ve inovasyon stratejilerinin

ve iletişim kanallarını kullanma becerilerinin

konuşulacağı Facebook Talks

serisinin ilki Mayıs ayında gerçekleşti.

“Ticaretin Geleceği” isimli buluşmanın

konukları Getir CMO’su Tolga Ünvan

ve Facebook E-Ticaret Sektör Lideri

Gül Yüksel Akkaya oldu.

80 MediaCat

m

Getir, yaptığı özel

hedeflemeler ve

yarattığı etkili

kreatif kurgular

için Facebook’la

işbirliği içinde

çalışıyor.

GETİR’DEN HABERLER

Avrupa operasyonlarını genişletme

ve Kuzey Amerika’ya yayılma planları

yapan Getir’in CMO’su Tolga Ünvan

konuşmasında, benimsedikleri akıllı

pazarlama anlayışına dair detaylar

sundu. En önemli iş ortaklarının Facebook

olduğunu söyleyen Ünvan, faaliyet

gösterdikleri her il ya da ilçeye

özel hedeflemeler gerçekleştirdiklerini

belirtti. Benzer şekilde etkili kreatif

kurgular oluşturabilmek için de Facebook’la

işbirliği içinde olan Getir’in, bir

Ar-Ge merkezi konumunda olmasının

sağladığı büyük fırsatlar da var. Ünvan,

Facebook’un sunduğu test teknolojileri

sayesinde, etkileşimin satışa dönüş

oranını analiz edebildiklerini ve tüketiciyle

kurdukları empatiyi geliştirme

olanağı elde ettiklerini belirtti.

FACEBOOK’TAN HABERLER

Panelde söz alan Facebook E-Ticaret

Sektör Lideri Gül Yüksel Akkaya’nın

konuşmasından satır başları ve paylaştığı

bazı önemli veriler ise şöyleydi:

• Lansmanı Mayıs 2020’de gerçekleştirilen

Facebook Mağazalar,

dünya genelinde 1 milyon mağazaya

ev sahipliği yapıyor ve aylık ziyaretçi

sayısı 250 milyonu aştı.

• Bugün itibarıyla 200 milyonu aşkın

işletme Facebook araçlarından

faydalanıyor. Facebook’ta 10 milyondan

fazla aktif reklamveren yer

alıyor, dahası Türkiye’deki her iki

işletmeden biri burada.

• Kullanıcıların yüzde 80’i en az bir

KOBİ ile bağlantı içinde.

• Dünyada 135 milyonu aşkın kişi,

Türkiye’den işletmelerle Facebook

platformları aracılığıyla bağlantılı

konumda.

• Pandeminin ortaya çıktığı 2020’de

ivmelenen dijitalleşmeyle birlikte

online alışveriş yükselişe geçti.

Facebook’un Nisan ayında You-

Gov işbirliğiyle hayata geçirdiği

ve Türkiye de dahil birçok ülkeyi

kapsayan araştırmanın çıktılarına

göre, insanların yüzde 54’ü indirim

ve promosyonlara erişebilmek

için online alışverişi tercih ediyor.

Türkiye’deki oran diğer ülkelere

göre daha yüksek. Bunun ardındaki

sebeplerinden biri, buradaki tüketicinin

online alışverişi eğlenceli

bulması. ■

Facebook

Mağazalar’ın

aylık ziyaretçi

sayısı

250

milyonu aştı.


ADVERTORIAL

iyzico

Homequarters’da

esnek çalışma

kalıcı oluyor

Finansal teknolojiler

şirketi iyzico,

ekibinin hayatını

da kolaylaştırıyor.

“Esnek Çalışma

Sistemi’ni Kolektif

House ile birlikte

kalıcı hale getiren

iyzico, bu yeni modeli

şirket kültürünün

bir parçası yapmayı

hedefliyor.

F

inansal teknolojiler şirketi

iyzico, yeni dönemde çalışanlarının

yaşamını kolaylaştırmak

amacıyla bir yeniliğe

imza atıyor. Esnek Çalışma Sistemi’ni

Kolektif House ile birlikte “iyzico Homequarters”

adıyla kalıcı hale getiriyor

ve ekibinin hayatını kolaylaştırıyor.

Pandemi döneminde ilk vakanın

ortaya çıkmasıyla birlikte yüzde 100

uzaktan çalışma modeline geçiş yaptıklarını

belirten iyzico CEO’su Barbaros

Özbuğutu, yeni normale uyum

sağlamak için iyzico Homequarters

adını verdikleri esnek çalışma düzenini

başlattıklarını söyledi. Barbaros

Özbuğutu; “iyzico olarak sunduğumuz

hizmetlerle alışverişleri kolaylaştırdığımız

gibi ekibimizin de yaşamını kolaylaştırmak

önceliğimiz. iyzico Homequarters

sisteminin tüm tasarım

sürecinde ekibimizin fikirlerini aldık

ve bu süreci hep birlikte kurguladık.

Önümüzdeki dönemde de ekibimize en

iyi çalışma deneyimini sunmak adına

çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

‘TÜM EKİBİMİZ İSTEDİĞİ

YERDE ÇALIŞACAK’

iyzico CHRO’su Burcu Çilingir, “iyzico

Homequarters sistemiyle ekibimiz ister

evlerinden isterlerse Kolektif House

Maslak ve Ataşehir’de onlar için tasarladığımız

ofis alanlarından çalışabilecek.

‘Sorumluluklarımız dahilinde özgürüz’

mottosuyla tasarladığımız bu yeni sistemin,

ekibimizin hayatını ciddi anlamda

kolaylaştıracağına inanıyoruz” dedi.

ŞİRKETLERİ VE ÇALIŞANLARI

ÖZGÜR KILMAK

Salgınla birlikte iş hayatında kalıcı bir

dönüşüm başlarken, iyzico’nun bu değişime

hızla adapte olan şirketlerden

biri olduğunu vurgulayan Kolektif

House Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet

Onur da şöyle konuştu: “Küresel

sağlık krizinin ardından birçok firma

hibrit çalışma sistemini tercih etmeye

başladı. Şirketler ön yatırım gerektirmeyen,

çok sayıda hizmeti bir arada

sunan, kendilerini ve çalışanlarını

daha özgür ve verimli kılan esnek ofis

çözümlerine yöneliyor. Kolektif House

olarak bizler de Kolektiflilerimize

değer katacak yenilikçi çözümlerimizle

çalışma kültürünün dönüşümüne

öncülük ediyoruz. Bu kapsamda iyzico’nun

dönüşüm yolculuğuna eşlik

etmekten de büyük mutluluk duyuyoruz.

iyzico Homequarters gibi yenilikçi

bir sisteme ev sahipliği yapacak olmaktan

dolayı oldukça heyecanlıyız.”

iyzico, bu süreçte tüm ekibine internet

desteği sunuyor. Bunun yanı sıra

tüm çalışanların evlerinde en uygun

çalışma ortamına sahip olabilmeleri

için teknolojik ihtiyaçlar ve çalışma

mobilyaları için kullanabilecekleri

hediye çeki sunuyor. Ayrıca her Çarşamba

öğleden sonralarını toplantısız

geçirme kararı alındı. Tüm ekibine yılın

dört haftası dünyanın herhangi bir

yerinden çalışma imkânı sunan iyzico,

dileyen çalışanlara ücretsiz psikolog

desteği de veriyor. ■

BARBAROS ÖZBUĞUTU

iyzico CEO

BURCU ÇILINGIR

iyzico CHRO

AHMET ONUR

Kolektif House Kurucu Ortak ve CEO

82 MediaCat


iyzico kolaylığı

alıcının da satıcının da

yanında!

iyzico ile internet alışverişi şimdi kolay!

iyzico bakiye ile kartsız ödeme

Tek tıkla ödeme kolaylığı

7/24 canlı telefon desteği

50.000’den fazla üye iş yerinden

alışveriş kolaylığı

iyzico ile işinizi büyütmek şimdi kolay!

Alternatif ödeme yöntemleri

Daha çok müşteriye ulaşma şansı

Yeni satış kanalları

iyzico güvencesi


DİJİTAL

Bizi Etkileyen Her Şey #4

Hızlı değil yavaş tüketim

Özellikle pandemiyle birlikte, hayatın içinde o kadar hızlı

olmanın pek anlamı kalmadı. Evlerde olunca koşturmak

anlamsızlaştı, koşturmadan da yaşanabileceğini görmeye

başladık. Deeper, Bizi Etkileyen Her Şey serisinin dördüncü

araştırmasında rotayı yavaş tüketime kırıyor.

u IŞIL KARAASLAN

84 MediaCat


000’lerle hızlanan hayatlarımız

bizi, sevdiğimizi

2

ve alıştığımızı sandığımız

bir dünyaya mecbur bıraktı.

Teknolojiyle birlikte “multi-task”

olmamak hor görülmeye başlandı. Artık

aynı anda hem yemek yapıp hem

dizi izleyip hem de telefonla konuşabiliyoruz.

Bunu yapamayanları da

yavaş olmakla, hayatın akışına ayak

uyduramamakla suçluyoruz. Bu hızlı

hayatlarımız bizi, “hızlı tüketim” alışkanlıklarımızı

daha da hızlandırmaya

itti. Fakat zaman geçtikçe, özellikle

pandemiyle birlikte hayatın içinde o

kadar hızlı olmanın pek de bir anlamı

kalmadı. Evlerde olunca koşturmak

anlamsızlaştı, koşturmadan da yaşanabileceğini

görmeye başladık.

Artık önemli olan hızlı bir market

alışverişi yapmak değil, zaman ayırarak

en iyisini almak oldu. Çünkü hızlı

bir kahve içmek, hızlı bir yemek yemek,

hızlı bir dizi izlemek istemiyoruz

artık. Özümüze dönmek, yaşantımızdan

zevk almak, her yudum kahvenin

kıymetini bilmek istiyoruz.

Popüler kültür artık çabuk olanı

değil rafine zevkleri takdir ediyor.

Şimdi “Benim peynircim başka” zamanı.

YENİ NESİL TÜKETİMİ

BELİRLEYENLERİN AĞ YAPILARI

Deeper’ın Network Structure Analytics

(NSA) teknolojisi sosyal medya

üzerinde oluşan ağ yapılarını incelemek

üzere geliştirildi. Sosyal medyada

karşılığı olan herhangi bir başlık/

hesabın gücünü ve özelliklerini sadece

takipçi yapılarını inceleyerek ortaya

çıkarmak mümkün. NSA’i hızla değişen

trendlerin takipçi ağlarını ortaya

çıkarmak için kullandığımızda, ortaya

yeni nesil tüketim alışkanlıklarını anlama

konusunda dikkat çekici bulguları

olan bir araştırma çıktı.

Trendlerin ağ yapılarını incelediğimizde;

artık her şeyin bir arada

olduğu, tek bir yerden her hizmetin

alındığı dünyalar yerine her şeyin uzmanına

başvurulduğu bir yapıya geçildiğini

fark ediyoruz.

Bu hem yeme–içme dünyasında

hem alışveriş dünyasında hem de kişisel

gelişim ve sağlık alanında böyle.

V

Popüler kültür artık

çabuk olanı değil

rafine zevkleri

takdir ediyor. Şimdi

“Benim peynircim

başka” zamanı.

Artık trend hızlı olanı değil doğru olanı

bulmak.

HARİTANIN MERKEZİNDE

ORGANİK YAŞAMLAR VAR

Bu akımın başlangıç noktası tabii ki

organiklik. Önce sebze meyveyle başlayan

organik dünyası gitgide krem ve

saç boyalarına kadar uzandı. Yaşadığımız

dünyanın hızını ilk hissettiğimiz

yer büyük çilekler ve kokusuz domatesler

oldu. Bunu fark ettiğimiz için

önce sebze meyve alışverişleri doğaya

döndü, sonrasında bunu yeni beslenme

düzenleri takip etti. Organik Yaşamlar

kitlesi veganlığın ve organik

besinlerin merkezde olduğu, artık

“iyi” yaşamın doğayla olacağını kabul

edenlerin dünyası.

Onun hemen yanındaki Türkiye'nin

Elitleri kitlesinin merkezindeyse

sadece elit değil yardımsever ve

duyarlı olmanın da önemini fark etmiş

isimler var. Hem doğaya hem insanlığa

döndüğümüz bir dünya burası.

HER ŞEY YERİNDEN

Organiklik ile hayatımıza giren yavaş

tüketim, artık yavaş yavaş yerini her

şeyi doğru yerden almaya bırakıyor.

Artık hayatımız büyük süpermarketlerin

içinde bize sunulan peynir

ve etler arasında yaptığımız seçimlerden

ibaret değil. Artık etimizi Karadeniz’de

büyümüş hayvanlardan

sağlayabiliyoruz. Her Şeyin En İyisi

segmenti farklı ürünleri en iyi yapanların

yeri, merkezde Nebyan Doğal,

Ariste Peynir gibi markalar var. Artık

zeytinyağımız, peynirimiz, etimiz

hepsi kendi uzmanından sağlanıyor.

Biz de bu sayede kendimizi o hızlı

dünyadan uzaklaştırıp, seçimlerimizi

bizzat yaptığımız bir dünyaya yaklaştırıyoruz.

Aynı dünyanın biraz daha sosyal

olan kısmı ise Nerede Ne Yenir kitlesi.

Burası da yine alıştığımız klasik gurme

dünyasına yakın ama daha seçiçi bir

gusto dünyası.

SADECE BEDENİMİZİ DEĞİL

RUHUMUZU DA BESLİYORUZ

Yeme–içmeyle başlayan yavaş serüvenimiz

kendimize dönmemizi de sağlamış

gibi görünüyor. Artık ruhumuza

da iyi bakmamız lazım. Onun için de

her şeyin en iyisini tercih etmek istiyoruz.

Hem müzik hem de sporla hayatına

yavaşlık katmaya başlayanların

yer aldıkları Öze Dönüş kitlesi bunun

güzel örneklerinden biri

Bunun yanında sağlığı da es geçmiyoruz.

Uzmanlar hep hayatımızda

fakat bu sefer teknik değil daha hikâye

odaklı ilerliyoruz. Bağırsaklarımızdaki

bir sorunu anlayabilmek için tahliller

dışında ruhumuza da bakan, kafamızdaki

düşüncelerin de röntgenini

çekebilecek doktorlara başvurmaya

başlamışız gibi görünüyor. Düşünce

Gücü kitlesi bize bunu gösteriyor.

Artık hayatı bütünüyle ele alıp;

karnımızı doyurmak için ya da güzel

vücutlu olmak için değil, iyi yaşamak

için tüketim yapıyoruz. ■

Temmuz-Ağustos 2021 85


DİJİTAL

YAVAŞ TÜKETİM DÜNYASINDA 8 SEGMENT

Pınar Sabancı

HER ŞEYİN EN İYİSİ

Elit dünyanın gerçek alışverişçileri burada. Migros değil

Macrocenter, pazar değil Ayvalık’taki pazar, peynirin en pahalısı

değil en gurmesi… Her şey yerinden, doğal, taze ama aslında

haftalık mutfak alışverişinden bir farkı yok. Burası her şeyin

kendine has olduğu bir dünya. Özellikle pandemiyle birlikte

daha da yükselen mutfak ilgisi, her bir ürün için ayrı bir dükkân

ihtiyacını da artırdı. Merkezde; Nebyan Doğal, Ariste Peynir

gibi markalar mevcut.

Thelifeco

Gabfoods

Yogadayoga

Mercandede

Öze Dönüş

Ma

NEREDE NE YENİR?

TR’nin Elitler

Yemekle gerçekten ilgili olan; şehrin yeni yerlerini, Türkiye’nin

yeni mekânlarını bilen ve sadece popüler değil, gustolu yerleri

tercih eden elit bir kitle. Mekânları şefleriyle birlikte bilen,

yemeğe önem veren bir dünya burası. Her şeyin en iyisi burada

da hayatımıza giriyor.

Neolokal

Nerede Ne Yenir

ORGANİK YAŞAMLAR

Organiklik hayatımızın merkezinde. Özellikle sebze meyve

alırken artık pazarı değil, organik dünyaları tercih edenlerin

adresi. Son dönemde değişen beslenme alışkanlıklarıyla birlikte

vegan dünyaların ve doğaya dönüşün merkezi olan bir kitle.

Önemli hesaplardan birkaçı; Eski Maya, Taze Mutfak, Vegan

Bakkal.

Fahri Gediz

Osman

Sezener

ÖZE DÖNÜŞ

Vedat Milor

Sadece yeme–içme özelinde değil, ruhen de yavaşlamanın ve

öze dönmenin dünyası. Yoga, müzik ve işlenmemiş gıdalarla hem

bedenimizi hem ruhumuzu yavaşlatıp kaostan uzağa çekiyoruz.

86 MediaCat


Beren Saat

gazin Ünlüleri

Güncel Anne

Bilinçli Anneler

Akademisyen

Anne

TÜRKİYE'NİN ELİTLERİ

Veteriner

Anne

Alışık olduğumuz Türkiye’nin elit kitlesi ama bu sefer

merkezde magazinsel değil de yardımlaşma, seyahat ve

çevreyle öne çıkan isimler var. Sadece iyi yaşamak değil

iyi yaşatmak da önemli. Haluk Levent, Cem Seymen

merkezdeki isimlerden.

Gülse Birsel

i

Haluk Levent

Cem Seymen

Düşünce Gücü

Hasan Hüsnü

Eren

Dr. Deniz

Şimşek

DÜŞÜNCE GÜCÜ

Ağırlıklı bir doktor dünyası… Hepsi tıp doktoru

fakat geleneksel yöntemlerin yanı sıra yeme–içme

düzenlemeleri ve iyi hissetmeye odaklı bir kitle. Hem

besinleri hem ruhu düzenleyen doktorlar burada.

Organik Yaşamlar

Her Şeyin En İyisi

Eski Maya

Vegan

Bakkal

Dr. Melek

Vuslat

Özdoğan

Eko Organik

BİLİNÇLİ ANNELER

Yeme–içme ve doktorlar deyince annelerin burada

olması kaçınılmazdı. Günümüzün, her şeyi herkesten

önce bilen bilinçli anneleri burada. Çocuklarına en iyisini

yediren, en iyisini söyleyen ve herkesi bilinçlendirmeye

kendini adamış anne dünyası.

Taze Mutfak

Rani Çiftliği

GELİŞİMCİ ÜNLÜLER

Ariste Peynir

Nebyan Doğal

Mayasından

Ekmek

Alışık olduğumuz magazin ünlüleri dünyasının bir

nebze farklı bir kesimi burada yer alıyor. Yaptıkları,

okudukları ve yazdıklarıyla diğer ünlülerden biraz

ayrılan, biraz daha “iyilik” özelinde yaşamaya çalışan

ünlülerin yeri burası. Kendine yatırım yapan, Instagram

paylaşımlarında sıradan değil de derin anlamlar arayan

ünlüler burada.

Temmuz-Ağustos 2021 87


ADVERTORIAL

TürkTraktör’den

Agile dönüşüm

hamlesi

TürkTraktör, 2020 sonunda başlattığı

Agile dönüşüm süreciyle birlikte,

Türkiye’nin otomotiv sektöründeki

ilk “Agile ürün geliştirme projesini”

tamamladı.

JIRI VELHARTICKY

TürkTraktör Pazarlama Direktörü ve Case IH

JX75E Yeni Ürün Geliştirme Projesi Tribe Lideri

elecekte rekabette öne

G

çıkmak ve konumunu güçlendirmek

isteyen şirketler

Agile dönüşüm süreçlerine

hız vermiş durumda. Türkiye traktör

pazarında uzun yıllardır liderliğini

sürdüren TürkTraktör ise 2020 yılı

sonunda başladığı Agile dönüşüm sürecinin

meyvelerini en kısa sürede

toplamayı başaranlar arasında.

TürkTraktör Pazarlama Direktörü

ve Case IH JX75E Yeni Ürün

Geliştirme Projesi Tribe Lideri Jiri

Velharticky, Agile dönüşüm süreciyle

birlikte ekiplerinde ve iş yapış biçimlerinde

yaşanan değişimlerle edinilen

kazanımları şöyle anlattı: “Günümüz

iş dünyasında şirketlerde müşteri ve

değer odağının artırıldığı, insana güvenin

en üst seviyede gözetildiği, insanın

değil işin yönetildiği bir iklimin yaratılması

amaçlanıyor. Çalışan bağlılığı

ve mutluluğunun yükseldiği, açık ve

şeffaf bir iletişim ortamında herkesin

işbirliğini artırdığı ve sürekli gelişim

sağlayan yapıların oluşturulması hedefleniyor.

Bizler de şirketimizde başlattığımız

Agile dönüşüm süreciyle,

yeni ürünlerimizi, böyle bir yapının

bizlere sağladığı yeni iş yapış modeliyle

birlikte geliştirmeye ve pazara sunmaya

başladık.”

'AGILE DÖNÜŞÜMÜN ETKİLERİNİ

DENEYİMLEDİK'

Jiri Velharticky, dönüşüm süreciyle

hayata geçirilen ve Türkiye’nin otomotiv

sektöründeki İlk Agile ürün geliştirme

projesi de olan Case IH JX75E

hakkında ise şunları söyledi: “Dönüşüm

süreciyle birlikte ekiplerimiz

arasındaki işbirliğinde yaşanan artış,

çalışmalarımızda süreç–sonuç odaklı

yaklaşımımıza oldukça fazla katkı

sağladı. Ekipteki herkes diğer üyelerin

dinamiklerini daha iyi anlayarak,

konulara birbirinin perspektifinden

bakmaya başladı. Bu da empatide bir

artışı beraberinde getirdi yani pozitif

yaklaşım yaygınlaştı. Takım içerisindeki

iletişim artarken; engeller ve

zorluklar daha görünür hale geldi ve

bunları ortadan kaldırmak için de ortak

bir çaba verildi.”

Proje boyunca herkesin birbirine

gönüllü olarak destek olmasıyla

birlikte ortaya çıkan ivmenin net bir

şekilde hissedildiğini de sözlerine ekleyen

Velharticky, “10 ayda tamamlanacak

olan projemizi Agile dönüşüm

uygulamalarıyla hayata geçirdik. Yeni

Agile iş modeli sayesinde yeni ürünümüz

Case IH JX75E model traktörün

geliştirilme süresi yüzde 20 oranında

kısaldı. Böylece maliyet, kalite ve teknolojik

özellikleriyle müşteri beklentilerini

tam anlamıyla karşılayan yeni

traktörümüzü hedeflenenden iki ay

kadar önce Türk çiftçisinin hizmetine

sunduk” dedi.

Jiri Velharticky, projenin takımların

işbirliği, müşteri ve çalışan odağından

beslenerek ortaya konmuş bir

çalışma olduğuna da dikkat çekerek

sözlerini şöyle tamamladı: “Açıkçası

Case IH JX75E bizler için bir ürün

geliştirme çalışmasından çok, Agile

dönüşümün etkilerini gerçek anlamda

deneyimlediğimiz bir proje oldu.

Bundan sonraki süreçte hedefimiz

ise Agile dönüşümün, tüm çalışanlar

tarafından sahiplenilerek, bu konuda

bilgi ve olgunluk seviyesinin şirkette

artırılmasını sağlayarak yeni ürün ve

teknolojilerle müşterilerimiz için değer

yaratmak yönünde olacak.” ■

88 MediaCat


Temmuz-Ağustos 2021 89


TASARIM

Kreatifin

Keşfi

Kreatiflerin keşif dünyasına

konuk olduğumuz serimizde

bu ay, Rafineri Sr. Art Direktör

Emel Karadeniz’i ağırlıyoruz.

90 MediaCat


Temmuz-Ağustos 2021 91


TASARIM

Marka tasarımında

koku ve ses

OZAN KARAKOÇ

Marka Tasarımcısı

T

üketici zihninde bir duyguyu

tetiklemenin öncelikli

yolu görsel yaratıcılık olsa

da, markaları hatırlama ve

satın alma kararı verme aşamasında

kullandığımız tek duyu organımız gözlerimiz

değil.

Samsung’un yaptırdığı araştırmaya

göre, kendine özgü kokusu olan markalar,

alışveriş süresini yüzde 26 oranında

artırıyor. Bir başka çalışma, güzel

kokuların, ruh halini yüzde 40 oranında

iyileştirebildiğini gösteriyor.

Koku, görsel malzeme gibi yanımızda

taşıyabileceğimiz veya kolayca bir

başkasına anlatabileceğimiz bir olgu

değil. Ancak belli bir duyguyla eşleştiğinde,

görselle yarışacak kadar akılda

kalıcı olabiliyor. Bizi, hayatımızın bir

dönemine, bir şehre ya da sevdiğimiz

birine götürebiliyor. Bazı markalar da

bu gücü başarıyla kullanıyor.

O KAHVE KOKUSU

Önemli örneklerden biri Starbucks.

Marka; yıllar önce sunduğu yiyecek

ürünlerinin kokusunun kahve kokusunu

bastırdığını ve bunun, kahve

Marka, tüketicide

uyandırdığı duygunun

etkinliği ölçüsünde

başarılıdır. Bize

Apple mağazalarının

önünde kuyruk

bekleten de Porsche

deyince tüylerimizi

diken diken eden

de Starbucks’tan

başka yerden kahve

içmememize sebep

olan da budur.

satışlarında düşüşe sebep olduğunu

tespit etmiş. Bunun üzerine, uluslararası

bir koku pazarlaması şirketiyle

çalışmaya başlamış. Kahve kokusu,

yeniden dükkanlara hâkim kılınmış

ve satışlar düzelmiş.

Gözünüz kapalı bir şekilde önce

herhangi bir kafeye, ardından da

Starbucks’a girin. İlkini tanımlayamayacaksınız

ama ikincisinde nerede

bulunduğunuzdan hiç şüpheniz olmayacak.

Konunun en başarılı örnekleri arasında,

giyim markası Abercrombie &

Fitch’i saymak da mümkün. Gözleriniz

kapalıyken, sadece kokuyla onu tanımlayabiliyorsanız,

bir marka bundan

daha fazla bir şey isteyebilir mi? Doğrusu

konu markaysa, elbette isteyebilir!

Hem gözünüz bağlı hem de burnunuz

tıkalıyken bile hatırlanmayı talep

edebilir! Ah şu ilgi meraklısı markalar!

DUYGUNUN ANAHTARI SES

“Duyguya hitap etme” konusunda elimizdeki

en güçlü araçlardan biri de ses.

Tıpkı koku gibi, o da anılara eklemlenebiliyor,

sizi bulunduğunuz ortam-

dan koparıp bambaşka yerlere götürebiliyor.

Markalar, sesi genellikle “sesli

logo” biçiminde, ya da kısa reklam cingılları

formunda kullanıyorlar.

Sesli logolara verilebilecek en iyi

örneklerin başında 20th Century

Studios geliyor. O görkemli üç boyutlu

logo animasyonunun arkasındaki

Alfred Newman imzalı unutulmaz

müzik hepimizin hafızasında. Bir

diğer örnek, Intel’in 80’lerde bestelenen

üç saniyelik sesli logosu. Walter

Werzowa tarafından üretilen sesli

logo, içinde “Intel inside” sözünün notalarını

barındırıyor. Yapılan uluslararası

bir araştırmaya göre, insanların

yüzde 90’ı bu sesi tanıyor. Sözünü ettiğimiz

marka; Coca-Cola ve Starbucks

gibi günlük hayatımızın görünen bir

parçası olmadığı halde...

“Turkcell’le bağlan hayata” melodisi,

Ali Poyrazoğlu’nun sesi,

Netflix’in açılış tonu, Nokia sesi ve dahası...

Marka tasarımcılarının gözün

yanında diğer duyu organlarına da hitap

edebilecekleri araçlara aşina olmaları

gerekiyor. Dokunma ve tatma ise

başka bir yazının konusu... ■

Gözünüz kapalı

bir şekilde önce

herhangi bir

kafeye, ardından

da Starbucks’a

girin. Nerede

bulunduğunuzdan

hiç şüpheniz

olmayacak.

Sesli logolara

verilebilecek en

iyi örneklerin

başında 20th

Century

Studios geliyor.

92 MediaCat


YARATICILIK

Effie’ler yeni

sahiplerinde

Bu yıl 13’üncü kez

düzenlenen Effie

Türkiye Ödülleri’nde

kazanan işler

açıklandı. 42

kategoride yapılan

başvurulardan 19

kampanya Altın Effie

ile ödüllendirildi.

eklamcılar Derneği ve Reklamverenler

Derneği’nin

R

Effie Worldwide Inc. işbirliğiyle

düzenlediği Effie

Türkiye Ödülleri’nde kazanan işler

duyuruldu. Ödül töreni ilk kez online

olarak, 26 Mayıs akşamı Effie Studio

YouTube kanalından canlı olarak gerçekleşti.

Bu yılki organizasyonda 27’si

sektörel, 15’i özel olmak üzere, toplam

42 kategoride başvuru kabul edildi. En

yüksek başvuru alan kategoriler; Özgün

Marka Deneyimi ve Aktivasyonda

Başarı, Markalı İçerik, Ev Temizlik ve

Bakım Ürünleri oldu. Zorlu yarışın ardından

19 kampanya Altın, 19 kampanya

Gümüş ve 30 kampanya da Bronz

Effie ile taçlandırıldı. ■

YELDA AKTUNA

Effie Türkiye 2021

Jüri Başkanı

ELİNİ TAŞIN ALTINA

SOKANLARIN YILI

Bu sene dağıtılan Effie’lerin genel

bir muhasebesini yapmaya, büyük

ödüllerin önemli bir kısmının yerel

markalara gittiğini söyleyerek

başlayabilirim. Tartışma ve

puanlamalar bitince, farklı

kategorilerde, dünya devlerinin

global birikimleriyle mücadele

ederken hem pazarlama zekâsı

hem de iletişim cevheri bakımından

onlardan hiç geri kalmayan

markaları ödüllendirdiğimizi

görmek, jüri olarak bizi

keyiflendirdi.

Dikkati çeken bir diğer nokta,

birçok kategoride cesaretli

davranan, elini taşın altına sokan,

söylenmeyeni söyleyen ya da

yapılmayanı yapan, girişken ve

atılgan projelerin ödüllendirilmesi

oldu. Bu anlamda, tüm dünyada

pazarlama iletişiminde son

dönemde başlayan yeni akımın,

Effie Türkiye’de de yansıma

bulduğunu söylemek mümkün.

Kendini ve hatta kategorisini

aşabilen, hamasete dolanmak

yerine bir şeyler yapan ve bunları

anlatan markaların yıldızı parladı.

Bir de verilmeyen ödüller var:

Bu sene jüri dokuz kategoride ödüle

değer proje olmadığına karar

verdi, birçok kategoride Altın Effie

vermedi, bu mesajın da Effie’nin

temsil ettiği değerler açısından

önemli olduğunu düşünüyorum.

Effie’ye değer bir kampanya

ortaya çıkarmak birçok bakımdan

kolay değil, bu herkesin malumu,

ama unutulmamalı ki böyle bir

kampanyanın hakkını veren bir

başvuru dosyası hazırlamak da

hiç kolay değil. Effie’de iddialı

olmak isteyen herkesi, işin bu

tarafına da özen göstermeye,

başvuruyu da kampanyanın

kendisi gibi kolektif çalışmayla

hazırlamaya, kazandıran incelikleri

daha iyi kavramak için de Effie

Tips eğitimlerine ve Effie Studio’ya

davet ediyoruz.

94 MediaCat


EFFIE TÜRKİYE 2021 KAZANANLARI

Kampanya adı Reklamveren Başvuran ana ajans Katkıda bulunan ajanslar Ödül Kampanya adı Reklamveren Başvuran ana ajans Katkıda bulunan ajanslar Ödül

OTOMOTİV

Doblo 20. Yıl / Ortağım Tofaş Concept People, Ingage, Pure, Filmpark GÜMÜŞ

Opel Corsa Relansman Opel Türkiye McCann İstanbul Mediacom BRONZ

Kampanyası

Jeep Compass - Jeep Concept People, Ingage, BRONZ

Yüksel Yollara Hükmet

Pure New Media, Kala Film

OTOMOTİV ÜRÜN VE HİZMETLERİ, SATIŞ SONRASI ÜRÜN VE HİZMETLER

Connect’li Fiat Tofaş Concept People, Ingage, Pure, Anima İstanbul BRONZ

Opet’se Fark Eder Opet Happy People Project People, Ingage BRONZ

ULAŞIM - KARGO

Tarihi Uçuş Türk Tribal Worldwide Native Media BRONZ

Hava Yolları İstanbul

BANKA VE FİNANS KURULUŞLARI

Sürdürülebilir Bankacılık Şekerbank Concept 1001 Film, IPD, Time ALTIN

Şimdiki Emekliler Bir Başka Yapı Kredi Rafineri Mindshare Türkiye, Ingage GÜMÜŞ

BtcTurk ile Kolayca Bitcoin Al, Sat. Eliptik Yazılım Happy People Project MG Media, Bersay İletişim Grubu BRONZ

Kolas & Fast İletişimi Yapı Kredi Rafineri Ingage, Mindshare BRONZ

KARTLAR, ALTERANTİF ÖDEME SİSTEMLERİ VE SADAKAT PROGRAMLARI

Şimdi Kolay iyzico PunchBBDO Ronin, Wavemaker ALTIN

Türkiye’nin İlk Cebe Akbank TBWA\Istanbul MediaCom, İpsos, GÜMÜŞ

İnen Kredi Kartı

Jingle Jackson, Autonomy

Aklında Ne Varsa Maximum Türkiye VMLY&R İstanbul Carat, Kala Film BRONZ

Genç İle Hayatında!

İş Bankası

SİGORTA HİZMETLERİ

Hayatın Her Anında Allianz Seninle Allianz Concept Depo Film, Mindshare, Ingage, İmaj GÜMÜŞ

Gerisini AXA Tamamlar AXA Sigorta Medina Turgul DDB Wavemaker BRONZ

EV TEMİZLİK VE BAKIM ÜRÜNLERİ

Çağlar Çorumlu, Asperox Sarı Beyaz Kağıt VMLY&R İstanbul FilmPark, Sinefekt ALTIN

Güç’e Karşı!

Fairy Ekonomisi P&G 4129Grey _ GÜMÜŞ

Bir Geri Dönüş Hikayesi Reckitt Benckiser Happy People Project Contentine, Circus, Havas Media BRONZ

KOZMETİK - GÜZELLİK ÜRÜNLERİ VE KİŞİSEL BAKIM ÜRÜNLERİ

Her Gün Yeniden Her Gün Yenilen Bayer Wunderman Thompson MediaCom ALTIN

Eller Eller Bayer Circus MediaCom, Contentine, GÜMÜŞ

PLUG for Mobile, DEPO Film

Özlemedik Mi? Unilever PunchBBDO Mindshare BRONZ

SAĞLIK - KİŞİSEL KORUNMA

İlk Seks Öğretmenim Reckitt Benckiser Havas Turkey Havas Media, Circus, Contentine, ALTIN

Cora Communication

OKEY Nirvana - Taklidini Değil, Eczacıbaşı VMLY&R İstanbul Carat, Public Film ALTIN

Gerçeğini Yaşa!

MEDYA - YAYIN - DİJİTAL PLATFORMLAR

Vodafone TV Binlerce Harika İçerik Vodafone VMLY&R İstanbul Carat BRONZ

TELEKOMÜNİKASYON MARKALARI VE HİZMETLERİ

Sen İste Türk Telekom Concept Skala Medya GÜMÜŞ

Çok Çekici Turkcell Rafineri Tribal Worldwide İstanbul, BRONZ

Mindshare İstanbul, Future Bright

Değerli Hissettirir Türk Telekom Concept Skala Medya BRONZ

TURİZM - KÜLTÜR - SANAT

Festtogether Evde İhtiyaç Haritası HeyMo® The TBWA\Istanbul GÜMÜŞ

Experience Design

RESTORAN

Dönerli Lezzetler Domino’s Pizza Alametifarika People, Contact Plus, Games Medya BRONZ

Lezzet Korosu KFC BLAB Carat BRONZ

SPOR KULÜPLERİ, SPOR SPONSORLUKLARI VE MARKALI SPOR ETKİNLİKLERİ

Ben Varım - Beşiktaş Kadın Futbol Vodafone VMLY&R İstanbul Carat, TSM GÜMÜŞ

Takımı Sponsorluğu

League of Legends Türkiye Büyük Riot Games HeyMo® _ BRONZ

Finali 2020

The Experience Design

Supradyn’le Espor Efsanesi Bayer Mediacom Teori Medya BRONZ

Olmaya Hazır Ol

ONLINE/ OFFLINE PERAKENDE VE PAZAR YERİ

Bi Siparişten Ne Çıkar? Getir Titrifikir _ ALTIN

Doyulur Mu?

METRO

Toptancı Market Leo Burnett İstanbul Kala Film, 3K1A GÜMÜŞ

20. Yıl Sahibinden Rafineri Kozmonot, SEM, OPN BRONZ

MODA - TEKSTİL- AKSESUAR

Etiketleri Çıkar Koton TBWA\Istanbul Cats&Dogs, Speed, Effect, ALTIN

September Content Management Co

Önümde Hayat Üstümde Waikiki LC Waikiki Tribal Worldwide People GÜMÜŞ

İstanbul

DAYANIKLI EŞYA - KÜÇÜK EV ALETLERİ

Şampiyon Karpuz Profilo Rafineri OMD, Havas Media GÜMÜŞ

Karaca Hatır’dan Karaca VMLY&R İstanbul _ BRONZ

Moduna Göre Kahve

Ultra Hijyen Serisi Arçelik Havas Turkey Mindshare, Curious BRONZ

EV DEKORASYON - ZÜCCACİYE

Yorgandan Ayrılmak Şimdi Karaca VMLY&R İstanbul _ BRONZ

Çok Daha Zor

ELEKTRONİK ÜRÜNLER - ELEKTRONİK HOBİ VE EĞLENCE ÜRÜNLERİ

Hayatım Benim Koleksiyonum Oppo Türkiye Karbonat Carat GÜMÜŞ

#Acayipİyi Samsung Cheil Worldwide Starcom BRONZ

Electronics Turkey

Türkiye

TEMEL GIDA

Bir Zeytinyağı Mucizesi Bunge TBWA\Istanbul Universal McCann, Senem Çapa ALTIN

Communication, PlanAD, Minds to Lead

Mutfağın Yeni Starı Yayla Çözüm MG Media, Organic GÜMÜŞ

Çorbada Son Dokunuşu Size Unilever MullenLowe İstanbul Portal, Mindshare, BRONZ

Bıraktık

PToT Film, U-Studio

BUZDOLABI ATIŞTIRMALIKLARI - DONDURULMUŞ GIDA VE DONDURMALAR

Golf Maraşım; Booool Sütlü Maraşım Golf Dondurma Happy People Project OPN ALTIN

Unicornetto // Bu Benim Masalım Unilever Medina Turgul DDB Mindshare, Golin, Standby, U studio GÜMÜŞ

Golf Bravo Egzotik Seri - Hayat Golf Dondurma Über Dijital OPN BRONZ

Keşiflerle Doludur

Magnum Cookie, Hazzın En Unilever MullenLowe İstanbul MullenLowe Lola, Mindshare, U-Studio BRONZ

Eğlenceli Hali

TATLI TUZLU ATIŞTIRMALIKLAR

Çitliyo Relansman Kampanyası Peyman Isobar Türkiye Carat ALTIN

Lay’s Lezzet Yılı PepsiCo Titrifikir OMD GÜMÜŞ

Tam Annelerin Aklındaki Gibi Kellogg’s PunchBBDO Fantastic Entertainments, OPN GÜMÜŞ

Ülker Çikolatalı Gofret Ülker Tribal Worldwide OPN, Unite.ad BRONZ

Beyaz Çikolatalı

İstanbul

İÇECEK

DİMES Milkshake Ortamı Salla DİMES Reklamania Creative Cats & Dogs Agency, Bubble Project, GÜMÜŞ

MediaMarcom, PRactice

Nescafé 3ü1 Arada 2020 Ulusal Nestlé Türkiye Publicis İstanbul SesliHafler Isobar, Mindshare Türkiye, BRONZ

Promosyon Kampanyası

United Global Marketing

B2B PAZARLAMA

Vodafone Business - Esnaf Paketleri Vodafone VMLY&R İstanbul Carat BRONZ

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

Korona Kahramanlarına Vefa Fonu Türk Eğitim Happy People Project Excel İletişim ve Algı Yönetimi, ALTIN

Vakfı

Mindshare

Eğitim Paylaştıkça Çoğalır Tohum Otizm Senfonico _ GÜMÜŞ

Vakfı

Reklamlar Değişir Toplum Değişir Reklamverenler Concept _ BRONZ

Derneği & Reklamcılar Derneği

MARKALI İÇERİK

DİMES Milkshake Ortamı Salla DİMES Reklamania Creative Cats & Dogs Agency, Bubble Project, ALTIN

MediaMarcom, PRactice

SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARI

#Konuşalımartık Unilever Medina Turgul DDB Mindshare, Ustudio, Sobraz ALTIN

KURUMSAL İTİBAR

İyileşeceğiz Koç Holding Publicis İstanbul Mindshare, Ingage, 4129Grey ALTIN

ÇEVRESEL VE SOSYAL FAYDA

Bi Siparişten Ne Çıkar? Getir Titrifikir _ ALTIN

Su Endeksi Reckitt Benckiser Havas Turkey Bee İstanbul, 3 Dots ALTIN

YENİDEN DOĞANLAR

Bir Geri Dönüş Hikâyesi Reckitt Benckiser Happy People Project Havas Media, Circus, Contentine ALTIN

REKLAMDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ

OKEY NİRVANA Taklidini Değil, Eczacıbaşı VMLY&R İstanbul Carat, Public Film ALTIN

Gerçeğini Yaşa

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K

96 MediaCat


Effie’m Effie’m

güzel Effie’m

Effie Ödül Töreni’nde 2 altın, 1 gümüş

toplam 3 Effie kazandık!

Online Offline Perakende

Getiryemek / Getir

“Bi Siparişten Ne Çıkar?”

Sosyal Fayda

Getiryemek / Getir

“Bi Siparişten Ne Çıkar?”

Tatlı Tuzlu Atıştırmalıklar

Lay’s / Pepsico

“Lay’s Lezzet Yılı”


ADVERTORIAL

OKEY

kategoride

dengeleri

değiştirdi

Bilge Çiftçi

ECZACIBAŞI TÜKETIM ÜRÜNLERI CMO

OKEY Pazarlama Ekibi

Sağlıklı cinsel yaşam konusunda toplumsal

bilinci artırmayı hedefleyen ve erkek egemen

prezervatif kategorisinde kadınları odağına

alan OKEY, “OKEY NİRVANA, TAKLİDİNİ DEĞİL

GERÇEĞİNİ YAŞA!” kampanyasıyla ses getirdi.

Nirvana kampanyanızla bu yıl

Effie Ödülleri’nde iki Altın Effie

kazandınız. Kampanyanın çıkış

noktası neydi?

OKEY markamız, 1991 senesinde Türkiye’de

sağlıklı cinsel yaşam konusunda

bilinç düzeyini artırma misyonu ile

doğdu. O günden bugüne temel varlık

sebebi değişmedi. Toplumumuzda cinsel

sağlık alanında bilinç ve bilgi düzeyinin

artırılması, doğru bilinen yanlışların

düzeltilmesi konuları en önemli

görevlerimiz arasında yer almaya devam

ediyor. Türkiye’nin bir numaralı

ve en güvenilen prezervatif markası

olarak, bireylerin hem diledikleri gibi

hem de sağlıklı bir cinsel yaşamı olmasına

yardımcı olmak istiyoruz.

Prezervatif kategorisi genel olarak

erkek odaklı bir kategori. 16 marka

186 farklı ürüne sahip ama kadınlara

yönelik sadece beş ürün var. İletişim

98 MediaCat

çalışmaları da erkek odaklı olarak konumlandırılıyor.

Zihinlerde de prezervatifin

erkekler tarafından kullanılması

gerektiğine yönelik bir algı oluşuyor.

Bir diğer konu da sağlıklı cinsel yaşam

içinde yer alan haz konusu. Dünyadaki

birçok farklı araştırma, kadınların

yüzde 50’sinin çoğu zaman cinsel haz

yaşamadığını söylüyor. Türkiye’de ise

bu oran bazı araştırmalara göre yüzde

70’lere kadar çıkıyor.

Tüm bu verilerden yola çıkarak, kadını

odağa alan OKEY Nirvana ürünümüzü

anlatan kampanyamızla sağlıklı

cinsel yaşam için yaptığımız çalışmaları

farklı bir boyuta taşıdık. Kampanyanın

ana amacı, ilişkinin aslında iki taraflı

olduğunun altını çizmek, prezervatifin

yalnızca erkeklere yönelik bir ürün olduğu

algısını yıkmaktı. Bize göre çiftlerin

mutluluğundan ancak her iki taraf

mutlu olduğunda bahsedilebilir.

Kampanyanın ardındaki “büyük

fikir” neydi?

Ana fikir, erkek egemen kategoride kadınlara

özel ürün geliştirip kadınların da

sağlıklı cinsel yaşamda haz alabileceklerini

anlatmaktı. Farklı araştırmalarda

yüzde 50’nin üzerindeki oranlarda karşımıza

çıkan orgazm taklidi içgörüsünü,

Nirvana kampanyamızın odağına aldık.

Kampanyayla kadınlara OKEY Nirvana

ile taklidini değil gerçeğini yaşayabileceklerini

anlattık. Kategorideki alışkanlıkları

değiştirmek üzere kreatif ajansımız

VMLY&R ile birlikte çalıştık.

Kampanya kapsamında başka

neler yaptınız?

İlk olarak, söz konusu cinsel yaşam olduğunda

genellikle erkeklerin ihtiyaçlarının

ön planda olduğunu tespit ettik.

Bu veriden hareketle, ilk defa sadece

kadınlara yönelik bir ürün tasarladık

ve bu ürünle birlikte kategoride bir alt

segment yarattık. OKEY Nirvana ile

tasarımından içeriğine kadar her bir

unsuru ile tamamen kadını düşünen ve

kadını odağa alan bir ürün geliştirdik.

Yeni ürünümüz olan OKEY Nirvana

ile birlikte iletişim kalıplarını da

yıkarak hedef kitleyi kadınlar olarak

belirledik ve direkt olarak kadınlara

hitap ettik. Kadınların ihtiyaç ve beklentilerini

ortaya koymaya gayret eden

bir kampanya yarattık. Kadın hazzı ve

mutluluğu ile ilgili farkındalık yaratma

konusunu tek seferlik bir proje olarak

ele almadık. Markamızın DNA’sında

taşıdığımız herkesin dilediği gibi, sağlıklı

ve mutlu bir cinsel yaşam mottomuzu

bu ürünümüz ve kampanyamızla

da gösterdiğimize inanıyoruz.

Kampanya kapsamında dijitali odağımıza

aldık. Yayınlarımızda sadece

markalı içeriklere yer vermedik. Ağırlıklı

kadınların kullandığı platformlarda

markasız anketler yaparak içgörüyü

bir kez daha teyit ettik.

Bu konuda toplum bilincine katkıda

bulunma amacımıza da uygun olarak,

içerik çalışmaları ile kadın hazzının

çiftlerin mutluluğuna olan etkisini anlatmaya

gayret ettik.

Projenin en göze çarpan yönü

sizce neydi?

Bence hikâyeyi bu kadar doğru bir noktadan

ele almamızı sağlayan etkenlerden

biri, projeyi kadın ağırlık bir ekiple

yürütmemiz ve değişimi buradaki cesaretle

yaratmamızdı. Kampanyanın hayata

geçme aşamasında marka tarafında

görevli yedi kişiden altısı kadındı. Kadın

bakış açısının bu denli cesaret isteyen

bir kampanyayı yapma ve dinamikleri

değiştirme yönünde etkisi olduğuna

inanıyorum. Markamıza hem Sağlık


EVRIM KAYATAŞ

SENCER

ECZACIBAŞI TÜKETIM

ÜRÜNLERI

Kişisel ve Ev Bakım

Pazarlama Müdürü

- Kişisel Korunma hem de Reklamda

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kategorilerinde

Altın Effie ödülünü getiren filmin

yönetmenliğini de yine bir kadın, Gülşah

Çınar üstlendi. Gülşah’ın bakış açısının,

arzu ettiğimiz duyguyu tüketiciye

geçirmemizde etkisi büyük oldu.

Kampanya sonucunda nasıl bir

değişim yarattınız?

Bilge Çiftçi

Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri

CMO

Prezervatif kategorisi genel

olarak erkek odaklı bir kategori. 16

marka 186 farklı ürüne sahip ama

kadınlara yönelik sadece beş ürün

var. İletişim çalışmaları da erkek

odaklı olarak konumlandırılıyor.

Bu kategoride ilk defa bir reklam kadınlara

seslendi. Tabu haline gelen konuları

ele alış biçimimiz ve verdiğimiz

mesajla kategoride ayrıştık. Yepyeni

bir segment iletişimi ile marka anlayışımızı

geniş kitlelere ilettik. Bu cesur

kampanyayla birlikte kategorinin oldukça

üzerinde bir büyüme elde ettik

ve segmenti büyüten marka olduk. ■

ALIŞKANLIKLARI DAR

KALIPLARDAN ÇIKARMAK

Hem etkin bir doğum kontrol yöntemi

hem de cinsel yolla bulaşan

hastalıklara karşı koruyucu ürün

olduğundan, prezervatifin sağlıklı

cinsel yaşam için kullanımı tavsiye

ediliyor. Biz de bu doğrultuda prezervatif

kullanımını yaygınlaştırmak

için ihtiyaca uygun inovatif ürünler

geliştiriyor, farkındalığı artıracak

kampanyalara imza atıyoruz. Bunu

yaparken de herkesin dilediği gibi

sağlıklı cinsel yaşama sahip olması

gerektiğini düşünüyor ve bunu marka

faaliyetlerimizin odağına koyuyoruz.

Yeni reklam kampanyamızla

bireylerin cinsel sağlık farkındalığını

artırmayı, kategori kullanım alışkanlıklarını

dar kalıplardan çıkarmayı

hedefledik. Cinsel sağlık konusunda

bilinç düzeyini yükseltecek çalışmalara

imza atmaya devam edeceğiz.

AYŞEN AKALIN

ECZACIBAŞI TÜKETIM

ÜRÜNLERI

Dijital Pazarlama ve

Kurumsal İletişim Müdürü

HER SEGMENTE UYGUN İÇERİK

Kampanyamızın ana mecrasını dijital

olarak belirledik. Öncelikle hem

bu içgörüyü teyit edebileceğimiz

hem de böylesi tabu haline gelmiş

bir konuda tüketicinin iç görüsünü

görebileceğimiz markasız içerikler

yaratarak kadın hedef kitle ile

buluşturduk. Bunu yaparken kadın

kitlesini alt segmentlere böldük ve

her segmentin hassasiyet ve yaklaşımına

uygun içerik yarattık. Sonraki

aşamada markalı iletişimimizi devreye

alarak hem sosyal medyada

hem de kadınların yoğun yer aldığı

mecralarda iletişim yaptık. OKEY

için uzun zaman sonra, dijitale

yönlendirme amacıyla televizyonda

iletişimi de bu kampanyada gerçekleştirdik.

Televizyonu, geleneksel

ve programatik TV uygulaması

ile zenginleştirdik. Görünürlük ve

etkileşim olarak bizim açımızdan çok

başarılı bir kampanya gerçekleşti

diyebilirim.

Temmuz-Ağustos 2021 99


ADVERTORIAL

TikTok dünyaya

örnek gösterdi

letişimin temel mantığı,

İ

bağ kurmaya çalıştığınız

kitlelerin kültürünü,

ruhunu ve sosyal dengelerini,

içinde yaşadığımız dönemin

gerçekliği ile tarafsız bir şekilde ölçümlemekten

geçer. Sosyalleşmenin,

bilgi, ilgi ve haber paylaşımının, iletişimin

çok hızlı değiştiği günümüzde,

her iletişim olanağını ezberlerden

uzak, çağa ve mecraların doğasına uygun

düşünebilme becerileriyle değerlendirebilmek

gerekiyor.

Dijital ve konvansiyonel iletişimi

“entegre” eden projeler üretiliyor, ancak

günümüzde bunun da yeterli olmadığını,

her mecranın kendi dinamikleri,

alışkanlıkları, tüketim sebepleri

olduğunu görüyoruz. Mecraları tanımak,

ruhunu anlamak ve bu ruha özel

üretim yapabilmek çok daha değerli.

Hatta bunun da ötesinde, çok ekranlı

yaşayan bir hedef kitleye her noktada

ulaşabilecek kreatif fikirler üretebilmek

ve mecra tüketim alışkanlıklarının

parçası olabilmek artık iletişimin

vazgeçilmezi oldu diyebiliriz.

Stratejisi ve 360 derece

iletişimi Reklamania

tarafından kurulan ve

aynı zamanda Türkiye’de

ana odağı TikTok olan ilk

kampanya olma özelliği

taşıyan DİMES Milkshake

Lansmanı, TikTok

Türkiye rekoru getiren

rakamlara ulaştı.

KÜLTÜREL BÜTÜNLÜĞÜN BİR

PARÇASI

Reklamania’da biz, yeni nesil sosyal

medyayı farklı bir mecra olarak değil,

kültürel bütünlüğün bir parçası olarak

görüyoruz, zamanın ruhunu ve kültürel

dinamikleri iletişime taşıyoruz.

Gerçeklik ve samimiyeti iletişim

stratejilerinin temeline “GERÇEK-

TEN” yerleştirebilmek ve bu yolla insanlara

dokunabilmek için her iletişim

ânının değerine inanıyoruz. İnsanların

hayatının her ânına temas eden sosyal

medyayı ana kampanyaların kalbine

yerleştirme, sosyal medyada var olan

fırsatları birebir markanın ana kampanyası

haline getirme olanağı sunuyoruz

ve markaların dijital düşünebilme

becerisini üst seviyeye taşıyoruz.

TikTok, Instagram Reels, streaming

platformlarında farklı, etkili ve markaların

sahiplenebileceği first media

işleri, markalarımızla birlikte hayata

geçirmek için anahtar teslim projeler

sunuyoruz.

YALKIN YEL

Reklamania Creative

Ajans Başkanı

lara ulaştı. Kendi bünyemizde hayata

geçirdiğimiz yeni nesil dijital strateji,

proje ve yetenek yönetimi ajansımız

Cats & Dogs ile gerçekleştirdiğimiz ve

TikTok’un müzik ve görsellik dilini, ruhunu

ve sahiciliğini yakalayan bu proje,

TikTok for Business tarafından dünya

genelinde iyi uygulama örneği olarak

gösterildi. Projede birlikte çalıştığımız

digital-native, kendi yolunu açarak

ünlenen, içerik üreticisi TikTok fenomenlerini

ve TikTok dünyasını TV’ye

de taşıyan ilk ajans olduk.

Reklamania ve Cats&Dogs, DİMES

Milkshake için hazırladığımız Ortamı

Salla kampanyasıyla Altın ve Gümüş

Effie’nin yanı sıra farklı platformlarda

17 ödüle imza attı. Cats&Dogs, bir diğer

Altın Effie kazananı Koton projesine de

destek verdi. ■

TİKTOK TÜRKİYE REKORU

Stratejisi ve 360 derece iletişimi Reklamania

tarafından kurulan ve aynı

zamanda Türkiye’de ana odağı Tik-

Tok olan ilk kampanya olma özelliği

taşıyan DİMES Milkshake Lansmanı,

TikTok Türkiye rekoru getiren rakam-

100 MediaCat


YARATICILIK

Sosyo-teknik

dönemde

varoluş

Alix Dunn

HARVARD KENNEDY SCHOOL VE

STANFORD ÜNİVERSİTESİ DİJİTAL ETKİ

LABORATUVARI ÖĞRETİM ÜYESİ

Yapay zekâ ve

algoritmalar gibi

dijital sistemlerle

ilişkimizden

teknolojinin sosyal

gücüne, Alix Dunn’la

sosyo-teknik

dönemin zorluklarını

tartıştık.

u DEFNE SARIÇETİN

lix Dunn’ın pek çok farklı

rolü var. Bir arabulucu

A

olarak, veri ve teknoloji

üzerine ileri düzeyde tartışmalar

yönetiyor. Bir danışman olarak

kurumlar, araştırmacılar ve kâr amacı

gütmeyen organizasyonlarla çalışarak,

gelişmekte olan teknolojilerin topluma

yararlı bir gidişatta ilerlemesine

yardımcı oluyor. Harvard Kennedy

School ve Stanford Üniversitesi’nin

Dijital Etki Laboratuvarı’nda öğretim

üyeliği yapan Dunn, insan hakları girişimlerinin

teknik yönetim kurullarında

da yer alıyor.

TEKNİK SEZGİ

Gitgide dijitalleşen bir dünyaya nasıl

yön verebiliriz? Dunn öncelikle, “teknolojiyi

tartışabilmek için bu alanda

çalışma gerekliliği” kanısının aşılması

gerektiğini düşünüyor. “İnsanları

anlayabilmek için psikoloji okumuş

olmamızı beklemiyoruz. Neden bireysel

ve toplumsal dijital haklarımızı

tartışabilmek için mühendis olmamız

gerektiğini düşünelim?” diyor Dunn.

Çalışma günlerimizin verileştirilmesinin

çalışan hakları üzerindeki

etkilerinden dijital veri gözetimi ve

hedeflenme alanındaki haklarımıza,

teknoloji alanındaki ilerlemeler fiziksel

hayatımızı her geçen gün daha çok

etkiliyor.

Bir potansiyel çözüm “teknik sezgi”

olabilir. Dunn’ın icat ettiği bu ifade, dijital

ortam ve olasılıklarla olan ilişkimizin,

fiziksel ortamlarla olduğu derecede

gelişmiş hale gelebilmesi için ihtiyaç

duyulan bilgi birikimleri ve sezgiler anlamına

geliyor. Fiziksel alanda benzer

sezgileri, asırlar süren deneyimler ve

eğitim/sosyal iletişimin sonucu olarak

geliştirdik. Örneğin, yolda karşıdan

karşıya geçerken bize doğru gelen arabaların

ağır, hızlı ve tehlikeli olduğunu

biliyoruz. Fakat, dijital sistemlerin

nispeten yeni ve hızla değişen doğası

sebebiyle teknik sezgilerimiz henüz bu

olgunluğa ulaşmış değil.

ÇÖZÜM YAPAY ZEKÂ MI?

Algoritmalar ve yapay zekâ gibi dijital

sistemlerin insanlara önyargısız

çözümler sunabilme potansiyeli ise

Dunn’a göre pek inandırıcı değil. Öngörü

gücü olan sistemler sıfırdan yaratılamıyor;

insan yapımı, taraflı ve geçmişi

olan sistemlerin ürettiği verilerin üzerine

inşa ediliyor: “Özünde sistematik

olarak adaletsiz olan bir sistemin içinde,

ona adaletli davranmayı şartlayabilecek

bir dijital mekanizma kurabilmek

mümkün değil. Problematik bir sistemi

daha verimli çalışacak hale getirerek

düzeltemeyiz.”

Dunn, yapay zekâ gibi teknolojilerin

kaynak yaratmamıza yardımcı olacağı

ve bu kaynakların dağıtılarak varlıklı

bir toplum yaratacağı inancına da

karşı çıkıyor: “Zaten esas problem varlıkların

adil bir şekilde dağıtılması ve

paylaşılması kısmı. Bunun uygulanması

için gerekli siyasi güce ulaşabilmek

zor. Dünyada pek çok kaynak var ama

bunları adil bir şekilde dağıtmamayı

tercih ediyoruz.” Nihayetinde, güç ve

eşitlik hakkındaki en temel problemlerimizi

çözmemiz gerekmediği ve teknolojinin,

bu sorunları geçiştirebileceğimiz

bir kestirme yol sağlayabileceği

algısı Dunn’a göre en büyük problem. ■

102 MediaCat


İndir cebe, cebe indir

Effie’leri cebe indir

Türkiye’nin ilk* cebe inen kredi kartı olan Axess, “Kartlar, Alternatif Ödeme Sistemleri

ve Sadakat Programları” kategorisinde Gümüş Effie’nin sahibi oldu.

* Akbank, Mastercard’ın Digital First programına Türkiye’den dahil olan ilk bankadır.


YARATICILIK

Söyleşi

Rekabet gücü

güven ilişkisiyle

kazanılır

Jose Miguel Sokoloff

GLOBAL BAŞKAN, MULLENLOWE GROUP

CREATIVE COUNCIL

Bu yıl Brand Week Istanbul’un

konuklarından biri olacak olan

MullenLowe Group Creative

Council Global Başkanı

Jose Miguel Sokoloff’la etkili

yaratıcılık, yeni dünyanın

işbirlikleri ve “önemsenen

reklam yapma”nın

inceliklerinde geziniyoruz.

u TUĞBA ÖZÖĞRETMEN

104 MediaCat

Pandemi sonrası “etkili yaratıcılık”

kavramını daha fazla konuşur

olduk. Neden bugün etkili

yaratıcılık daha önemli ve bu

başlıkta değişen ne gibi dinamikler

var?

Aslında bunun pandemi sonrası dünyaya

ait bir konu olduğundan emin değilim.

Baktığınızda en başından beri hem

pazarlama hem de reklam dünyasının

sorun yaşadığı şeylerden biriydi. Unilever’in

kurucusu Lord Leverhulme bunu,

o ünlü sözüyle güzelce özetliyor: “Reklama

harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor,

ancak problem şu ki hangi yarının

boşa gittiğini bilmiyorum.”


YARATICILIK

Şu soru her zaman akıllardaydı:

Reklamcılık gerçekte ne kadar işe yarıyor

ve hangi ölçümlemelerle bunu

garanti edebiliriz? Hangi ölçümlemelerle,

yaptığımız reklam yatırımının

pozitif dönüşü olduğundan emin

olabiliriz? Bu noktada iki temel güç

var: rakamları seven ve ROI’ının ne

olduğunu anlamakta ısrarcı olanlar

ve markadan gerçekten sorumlu olan

insanlar. Çoğu marka kararı ve satın

alması duygularla yönetiliyor, bu yüzden

mesajın etkisi (ve sonuç olarak

reklamınız da) ister istemez hemen

ortaya çıkmıyor.

Etkili yaratıcılığın önemine dair

sorular devam ediyor elbette. Bu soruların

upuzun bir geçmişi olmakla birlikte,

reklamcılığın çözümsüz tartışmalarından

biri olmakla da meşhurlar.

Bir fikrin çalışıp çalışmayacağını, işe

yaramasının zorunlu olduğu âna kadar

bilemezsiniz (ve yalnızca reklamın etkili

olup olmadığını anlamak üzere bir

kriz yaratmak da aptalca olurdu; sanırım

bu konuda hepimiz hemfikiriz.)

İşin özünde hepimiz teori üzerinde

çalışıyoruz. Kararlarımızı teoride

alıyoruz ve onu gerçek dünyada uygulamaya

koyuyoruz. Pandeminin getirileri

ve toparlanma başlayınca neler

olacağına dair belirsizliğin, markalar

üzerinde tedirginlik yaratmasını anlıyorum.

Ancak baktığınızda marka ve

ajansları arasındaki ilişkiler özelinde

çok temel değişimler yok. Bu yalnızca

zamanla gelişen başka bir konu. Tabii

stratejileri dayatmak için danışmanları

daha fazla işe karıştıran ve yaratıcı

ajansların yalnızca yaratıcı faydalar

üzerinde çalıştığı markalar da var.

“Kreatifi herkes yapabilir” fikri sektör

tarafından bir çığırtkanlığa dönüştü

ancak gerçekten iyi olan ajanslar yeterliliklerini

ve bu iki konuda da hizmet

verebileceklerini ispatladılar.

Sınırlar dahilinde çalışan insanların,

yaratıcı çıktıların kalitesini

de belirlediğini söylüyorsunuz.

Bu limitleri kültürel

bariyerler çerçevesinde düşünürsek,

durumu sektör için nasıl

bir challenge olarak okursunuz?

Sizin de bahsettiğiniz gibi pandemi

sonrası sıklıkla andığımız

bir kavram da “işbirliği”. Sizce

yaratıcı sektörler için, rekabet

avantajı sağlayacak ne gibi

yeni işbirliklerinden bahsetmeliyiz?

Gerçek rekabet avantajı, müşterinizle

ya da yaratıcı alanda birlikte çalıştığınız

partnerinizle güven ilişkisi kurabildiğinizde

kazanılıyor. Sektörün dışına

çıktığınızda dahi, iPhone üreticilerinin,

mikroçiplerin zamanında ulaşması

ve çalışması konusunda güven arai

Gerçek rekabet

avantajı,

müşterinizle ya

da yaratıcı alanda

birlikte çalıştığınız

partnerinizle

güven ilişkisi

kurabildiğinizde

kazanılıyor. Bu da,

insanların hâkim

oldukları konularda

çalışmalarına izin

vermekle alakalı.

Pandemi birtakım yeni kural setlerini

zorunlu kıldı. Farklı şekillerde çalışıyor,

farklı şekillerde etkileşim kuruyor

ve işbirlikleri yapıyoruz. Geçtiğimiz

yıl, öğrenmesi yıllar alabilecek pek çok

yeni beceri edindik. İnsanlar bir belge

ya da bir sunum üzerinde birlikte çalışmaya

ve meselelere hazırlıksız şekilde

çözüm bulmaya her zamankinden daha

yatkınlar. Bu iki yıl önce normların

ötesinde bir istisnaydı.

Yeni çalışma şekilleri, bizi aynı zamanda

global anlamda da daha etkili

işbirliklerine yönlendirdi. Bahsettiğim

limitlilik hali önümüzde yeni fırsatlar

yaratırken, eski modellere bir daha dönülemeyeceğini

de görmüş olduk. (Ya

da belki dönülecek ancak bunu söylemek

için henüz çok erken.) Her şekilde

daha az seyahat etme ve dünyanın farklı

yerlerinden insanların katıldıkları

çeşitliliği yüksek toplantılar yapma ihtimallerimiz

yüksek. Bugün evden çalışmak

kolaylıkla anlaşılabilir duruma

geldi ki zaten şu anda buna mecburuz.

Bu ise hâlâ verimli olabileceğimizin ispatı.

Bu yüzden hayat kalitemizin ciddi

ölçüde yükseldiğini düşünüyorum.

Kolombiya gibi bir ülkeden gelen

bir reklamcı olarak, sürekli kriz modunda

olmaya çok alışkınız. Bu yüzden

Türkiye’deki pazarın da süreci başarılı

yönetmesi beni şaşırtmadı çünkü

günden güne değişimler yaşayan bir

pazarda yaşayınca bu sonucu bekleyebiliyorsunuz.

Aslında, planlamalarını

hayata geçirmeleri yıllar alan gelişmiş

ülkelerin, sürece bu denli başarılı

uyum sağmaları benim için daha büyük

bir sürpriz.

yışında olduğunu görürsünüz. En iyi

işleri ortaya çıkaran müşteri bağları

-aynı güven ilişkileri sebebiyle en ödüllendirici

olanlar- ajans ve müşteri arasında

derin bir güven ilişkisini karşılıklı

olarak yaratabilenler. İşte o zaman

bu ilişki markayı, gerçekten önemli

bir pozisyona yükseltebilir. Bunların

tamamı, insanların hâkim oldukları

konularda çalışmalarına izin vermekle

ve güven inşa etmekle alakalı. Böylece

parmakla gösterilen o işin sahibi olabilir

ve rekabet avantajı kazanabilirsiniz.

Pandeminin gösterdiği bir şey

varsa, o da insanların mesaj

bombardımanından sıkıldıkları.

Bu sorunu aşma yolunda

kreatiflere nelere söylemek istersiniz?

Şöyle düşünelim; Apple etkinliklerini,

yeni ürünlerini duyurduğu yerlerde

yapıyor ve siz de reklamcılığın nasıl bir

hal alabileceğine göz atabiliyorsunuz.

Peki, insanlar neden oradalar? Ürünler

yüzünden. İnsanlar yeni iPhone’un

özelliklerini ve suya dayanıklı olup olmayacağını

önemsiyorlar, reklamcılığın

nasıl değişeceğini değil… Bu alanda

gazetecilik yapanlar bile büyük ihtimalle

reklamcılık yerine yeni bir ürün

etkinliğine gitmeyi tercih ederler.

Sektör dışından insanlar bir reklam

hakkında konuştuklarında genelde bu,

o reklamın bir çevre değeri taşıması

vesilesiyle oluyor. Veyahut reklamın

içeriği sebebiyle ve kişisel olarak onlara

ifade ettiği bir anlam yüzünden hatırlıyorlar;

ancak reklamın kendisi yüzünden

değil. Reklamcılıktaki sihir ise,

bu iki şey eşzamanlı olarak gerçekleştiğinde

ortaya çıkıyor. Ancak bunlardan

yalnızca birini seçmeniz gerekirse,

bu “ilgili içerik” olurdu. Şahsen en

eğlenceli reklam yerine beni harekete

geçirecek bir şey söyleyen bir reklamı

izlemeyi tercih ederdim. Ve eğer onu

seversem, işler daha da iyi bir seviyeye

gelirdi. Hiçbir şey yapmayan, kimseyi

harekete geçirmeyen ve sıkıcı olduğu

için hatırlanmayan bir reklam ise uzak

durmanız gereken şey. ■

106 MediaCat


YARATICILIK

Söyleşi

Yeni

deneyimleri

seçin

Prof. Craig Wright

HENRY L & LUCY MOSES, YALE ÜNİVERSİTESİ

MÜZİK PROFESÖRÜ

C

Yale

Üniversitesi’nden

Prof. Craig Wright,

hayatı boyunca

“dâhileri” ve

hayatlarını inceledi.

Sonuçlarını The

Hidden Habits of

Genius kitabında

anlatan Wright ile

dâhileri tartıştık.

u NAZLI SELİN ÖZKAN

Dâhiler üzerine çalışmaya nasıl

başladınız?

Hayatım boyunca bir şeylerde iyi olan

insanları izledim ve benim yapamadığım

şeyleri nasıl bu kadar iyi yapabildiklerini

merak ettim. Konser piyanisti

olmak için Eastman School of Music’e

gönderildim. Çok çalıştım. Çok güçlü

bir iş ahlakım vardı ama bir süre sonra

konser piyanisti olarak hiçbir zaman

para kazanamayacağımı fark ettim.

Müziğe yeteneğim yoktu. O yüzden

müzikolog olmak için Harvard’a gittim.

Yale’da Bach, Beethoven ve Brahms’ı

öğretmeye başladım ama karşılaştığım

en enteresan insan Mozart oldu. Bir

insanın böylesine güzel melodileri bir

daha düzeltilmesine gerek olmadan kafadan

yazabilmesi fikri benim için çok

etkileyiciydi. Doğru olup olmadığını

merak ettim. Dünyayı dolaştım; Polonya,

Berlin, Viyana, Paris, Salzburg…

Mozart’ın otografilerini inceledim.

Sonra Leonardo da Vinci’yle ilgilenmeye

başladım ve Mozart ile benzer özelliklere

sahip olduğunu fark ettim. İlgim

giderek arttı.

Kitabınızdaki bulguları nasıl

özetlersiniz?

Dünyayı değiştirebilme kapasitesinin,

bir dâhi olma fikrinin düşündüğümden

çok farklı olduğunu gördüm. İlk başlar-

da dâhilerin bir anda “Ah, buldum!”

diyebilen, mucizevi ve istisnai yaratıklar

olduğunu düşünüyordum. Ancak

her şey bu kadar basit değil. Doğal

yetenekler ve IQ bir yere kadar önemli

ama çok çalışmak, tutku, merak, özgüven,

fikirleri birleştirip yeni öngörüler

oluşturabilmek ve şans gibi özellikler

de değerli. Deha beklediğimden farklı

çıktı; dehanın önceden belirlenmiş bir

şey olmaması umut verici.

Kitapta yaratma sürecinden

bahsediyorsunuz ve dâhi olarak

sınıflandırdığımız, çok başarılı

yaratıcıların hikâyelerini

anlatıyorsunuz. İnsanların yaratım

süreçlerinde ya da kariyerlerinde

kullanabilecekleri

çıktılar var mı?

Bir şirkette çalışıyorsunuz diyelim.

Şirketlerin kuralları, prosedürleri ve

protokolleri var. Bu, yaratıcı özgürlük

için ideal bir ortam değil. Peki, bu bağlamda

nasıl dâhi olabilirsiniz? Kişisel

ve profesyonel hayatlarınızda yapabileceğiniz

şeyler var. Mesela kendinizi

geliştirmek. Boş zamanlarınızda

öğretici videolar izlemek, aynı restorana

birden fazla gitmemek, seyahat

ettiğinizde farklı yerlere gitmek. Bir

şirkette çalışırken de şunu öneririm.

Mümkün olduğunda, daha yüksek

maaştan ziyade daha çok öğrenebileceğiniz,

sorumluluğunuzun artacağı

pozisyonlar seçin. Başarın ve başarısız

olun. Başarısız olmak çok önemlidir.

Bir organizasyon içerisinde size kapılar

açıldığında, sizi yeni deneyimlere

sürükleyecek seçeneği seçin. Tek bir

alana odaklanmaktansa, yatay olarak

öğrenebileceğiniz fırsatların peşinden

koşun. Çünkü eğer bir gün o şirketin

başına geçer ve dünyayı etkileyecek

kapasiteye ulaşırsanız, geniş bir görüşünüzün

olması sizi daha iyi konumlandıracaktır.


M

Y

CM

MY

CY

CMY

K

108 MediaCat


YARATICILIK

Ad*Watch

Popüler reklamın

marka faydası

Neden bazı reklamlar sadece akılda kalırken bazıları daha

çok beğenilir ve popüler olur? Popüler olan reklamların

markaya faydası var mıdır? Peros’un, Esra Erol’un yer aldığı

Yıkarım Bilirsin adlı reklamı, bu sorulara cevap vermek için

isabetli bir nirengi noktası gibi gözüküyor.

HATIRLANMA SKORU

TRENDYOL

ONLINE

ALIŞVERİŞ

%10,1 %4,2

KAMPANYA BAZINDA

BEĞENİ SKORU

%47,1 %55,4

TRENDYOL

ONLINE

ALIŞVERİŞ

%73,2

A101 MARKET

PERŞEMBE

İNDİRİMLERİ GENEL

PEROS

ESRA EROL-CO-GRANÜL

ENZİM TEKNOLOJİSİ-

YIKARIM BİLİRSİN!

A101 MARKET

PERŞEMBE İNDİRİMLERİ

GENEL

ARAŞTIRMA ÖRNEKLEMİNİN

SES DAĞILIMI

AB %13

PEROS

ESRA EROL-CO-GRANÜL ENZİM

TEKNOLOJİSİ-YIKARIM BİLİRSİN!

C1C2 %57

D %29

%4,1

KAMPANYA BAZINDA WOMM SKORU

A101 MARKET

PERŞEMBE İNDİRİMLERİ

GENEL %32,6

TRENDYOL

ONLINE ALIŞVERİŞ %26,8

PEROS

ESRA EROL-CO-GRANÜL

ENZİM TEKNOLOJİSİ-

YIKARIM BİLİRSİN! %21

4 BAŞLIKTA POPÜLER REKLAM

Tarih aralığı:

26 Nisan – 30 Mayıs 2021

Özge Sönmez

Ipsos / Research Director

Bu ay, perakende reklam

kalabalığı içinde, sadece

hatırlanma değil beğenilme

ve konuşulma

açısından da aradan sıyrılan bir reklam

göze çarpıyor: Peros Esra Erol – Yıkarım

Bilirsin.

Neden bazı reklamlar sadece akılda

kalırken bazıları daha çok beğenilir ve

popüler olur? Popüler olan reklamların

markaya faydası var mıdır? Evet, konuşulan

reklamlar medya kaynaklarının kullanımı

açısından dört kat daha verimlidir.*

Popüler reklamların güçlü özelliklerini

dört ana başlıkta özetleyebiliriz**: kültürel

etki (reklamda yaratılan dünyanın

kültürel kodlara uygun olması), cesaret

(eşsiz ve şaşırtıcı hikâyeler, fikirler), pozitif

duygular (reklamın izleyicide bıraktığı

olumlu duygu tortuları) ve tartışma

yaratmaya değen (Reklamımız “bazı” insanların

hoşuna gitmeyebilir. Reklamın,

hedef kitlesinin önemsediği bir konuda,

samimiyetini gösterebildiği ve olumlu

duygular yaratabildiği sürece konuşturma

potansiyeli yüksektir).

Esra Erol bu reklamda pozitif bir tonda

ürünü anlatıyor ve “ezberleri bozuyorum”

mesajıyla rakiplerini kızdırırken,

hedef kitlesinde merak uyandırıyor. Bu

açıdan bakıldığında, Peros’un da hatırda

kalmakla yetinmeyip hedef kitlesini konuşturacak

bir reklam yaptığını anlamış

oluyoruz.

*The Long and the Short of It, Binet and Field

(2013)

**https://www.ipsos.com/tr-tr/reklamlarhakkinda-konusmaya-gerek-yok

110 MediaCat


YARATICILIK

Cannes

Lions’ta öne

çıkan 6 trend

Cannes Lions

Uluslararası

Yaratıcılık Festivali

bu sene de geçen yıl

olduğu gibi online

gerçekleşti. 21-25

Haziran tarihleri

arasında hayat bulan

festivalde, ödüllerin

sahiplerini bulduğu

canlı yayınlara ek

olarak on-demand

konuşmalar da vardı.

u NAZLI SELIN ÖZKAN

MARKA AMACI HÂLÂ

1 GÜNDEMDE

Birkaç senedir sektörün en

çok tartıştığı konulardan biri marka

amacıydı. Bu sene Cannes Lions’taki

oturumlardan gördüğümüz kadarıyla

bu önemli mevzu sektörün gündeminde

olmaya devam ediyor. Bu kez

buradaki vurgu Z Kuşağı'nda. Richard

Edelman'ın da belirttiğine göre, tüketicilerin

yüzde 60’ı sosyal meseleler

karşısında bir duruşu olmayan markalardan

ürün veya servis satın almayacaklarını

söylüyor. Dahası, tüketiciler

markaları sosyal meseleler karşısında

bir duruş edinmeye itebileceklerine

inanıyorlar.

Marka amacı, artık markaların

tercihen yaptığı bir iletişim çalışmasından

öteye, markanın hem ruhunun

hem de iş modelinin merkezinde olan,

stratejik ve fonksiyonel bir özellik

olma yolunda ilerliyor. McKinsey’nin

açıkladığı verilere göre; yaratıcılık,

verileri analiz edebilme becerisi ve

marka amacını birleştirebilen şirketler,

rakiplerine göre iki kat daha hızlı

büyüyor. Bu üçünü şirketlerin sadece

yüzde 7’si başarılı bir şekilde birleştirebiliyor.

DENEYİM ÖN PLANDA

2 Müşteri deneyimini farklı

yönleriyle odağa almak giderek

önem kazanıyor. Dünyanın en değerli

markalarının açıklandığı Kantar

BrandZ oturumunda Kantar CMO’su

Nathalie Burdet, markalara olan talebin

yüzde 70’ini belirleyen dört temel

özelliğe değindi. Bu özelliklerin başında

deneyim geliyor. Burdet’e göre güçlü

markaların en belirgin özellikleri,

markayı ilk defa deneyenlerin beklentilerini

karşılayabilmeleri ve düzenli

müşterilerine devamlı olarak üstün

bir deneyim sunabilmeleri. Accenture

Interactive CEO’su Brian Whipple’ın

açıkladığı verilere göre, deneyimi ön

plana koyan şirketler, rakiplerine kıyasla

altı kat daha fazla kâr ediyor.

Markalara talebi belirleyen diğer özellikler

ise sürekli, tüketicilerle alakalı

ve akılda kalan iletişim çalışmaları

yürütebilmek, işlevsellik ve tüketicinin

hayatında kolayca yer alabilmek.

Üç senedir dünyanın en değerli markası

olarak yerini koruyan Amazon,

bu özelliklerin kemik bulmuş hali.

ÇEREZSİZ DÜNYANIN

3 KRALI

Gizlilik kanunlarının yürürlüğe

girmesi ve çerezlerin kaldırılması,

hedeflemenin uygulanabilirliğini giderek

azaltıyor. “Hedeflemenin optimize

edilemediği bir dünyada, içeriğin

optimize edilmesi söz konusu” diyor

Massachusetts Institute of Technology

(MIT) Pazarlama ve Veri Bilimi Profesörü

Sinan Aral. 2017’de bilgisayarla

görü sayesinde şirketler videoları ve

medya dosyalarını derinden inceleyebilme

kapasitesine kavuştular. Makine

öğrenmesi sayesinde reklamları

kare kare inceleyip hangi özelliklerin

112 MediaCat


etkililiği artırdığını belirlediler. Bütün

bu kapasiteler sayesinde bir içeriğin

hangi şartlar altında en etkili olduğunu

önceden belirleyebilmek mümkün.

Medyanın optimizasyonunun azaldığı

bir gelecekte, içerik önemini daha da

artıracak.

SOSYALLEŞMEK İÇİN

4 OYUN

Activision Blizzard’ın 2021

medya tüketimi araştırmasına göre,

tüketicilerin yüzde 91’i 2021’de online

medya tüketimlerinin arttığını

bildiriyor. Bu, şaşırtıcı bir veri değil.

Oyun ise en çok tüketilen dijital medya

ve pandemiyle beraber bu yükselişin

hız kazandığını görmek mümkün.

Yine Activision Blizzard’ın raporuna

göre, tüketiciler dijital medyayı en çok

23:00-06:00 saatleri arasında, yalnız

olarak tüketiyor. Tüketicilerin yüzde

40’ı oyunları sosyal bağlar kurmak için

oynadıklarını belirtiyor.

Twitch Global Satış Pazarlama Direktörü

Andrea Garabedian’ın verdiği

verilere göre, Twitch’in 30,8 milyon

günlük kullanıcısının yarısı, arkadaşlarının

büyük çoğunluğuyla online

oyun oynarken tanıştığını söylüyor.

Oyun sektörünü iyi anlamak; bu platformlarda

yer alan reklamların oyun

deneyimini bozmadan, akıllı, etkili ve

düşünceli bir şekilde entegre edilmesi

anlamına da geliyor.

t

Tüketicilerin

yüzde 60’ı

sosyal meseleler

karşısında bir

duruşu olmayan

markalardan ürün

veya servis satın

almayacaklarını

söylüyor.

METAVERSE’Ü HÂLÂ

5 DUYMADINIZ MI?

İlhamını Neal Stephenson’ın

Parazit kitabından alan, insanların birbirleriyle

sürekli, sanal bir ortamda avatarlarla

etkileşim içinde oldukları yeni

bir gerçeklik fikri olan “metaverse”, (günümüzdeki

haliyle artırılmış gerçeklik)

sanal gerçeklik ve fiziksel dünyayı birleştirerek

insanlara sosyalleşebildikleri,

eşsiz deneyimler sağlayan bir ortam

demek. Metaverse, tüketicilerle olan

ilişkilerin ve ticaretin geleceğini şekillendiriyor.

Snap Inc.’in global tüketici

raporuna göre tüketicilerin yüzde 56’sı

artırılmış gerçekliğin ürün kalitesine

olan güvenlerini artırdığını belirtiyor.

Bir ürünle artırılmış gerçeklik vasıtasıyla

etkileşim yapmak, dönüşüm oranını

yüzde 94 artırıyor.

Artırılmış gerçeklik, markalar

için tüketiciye daha sürükleyici bir

alışveriş deneyimi sunabilme fırsatı

yaratıyor. Moda markaları artırılmış

gerçeklik teknolojisini kullanıcı

deneyimini geliştirmek için kullanıyor.

Kullanıcılar sesleriyle filtreleri

kontrol edebiliyor, istedikleri rengi

seçip yine Snap üzerinden ürün satın

alabiliyorlar. Mesela Gucci Snapchat

üzerinden tüketicilere ayakkabı

deneyebilme ve satın alma fırsatını

sunarak 19 milyon kullanıcıya erişti.

American Eagle ise bir sanal pop-up

mağazası kurarak satışlardan 2 milyon

dolar gelir elde etti.

CANLI YAYINDA

6 ALIŞVERİŞ GÜNDEMDE

Facebook CCO’su Mark

D’Arcy, pandeminin 10 yıllık dijitalleşmeyi

altı ayda getirdiğini belirterek en

büyük değişimin perakende ve e-ticaret

sektörlerinde olduğunu vurguladı.

D’Arcy’ye göre global canlı yayında

alışveriş pazarının, 2023’e kadar 500

milyar dolarlık bir potansiyel yaratması

bekleniyor. Asya pazarlarında zaten

popüler olan akım, Batı’da da yükselmeye

başlıyor. Influencer pazarlamasının

büyümesi, video tüketiminin ve

e-ticaret harcamalarının artması da bu

trendi yükselişini destekliyor. ■

Temmuz-Ağustos 2021 113


YARATICILIK

Grand

Prix yarışı

Cannes Lions

Uluslararası

Yaratıcılık

Festivali’nde bu

yıl Grand Prix’ler,

Covid-19’un yarattığı

etki de dahil olmak

üzere, çoğunlukla

toplumsal cinsiyet

eşitliğini, yaratıcı

veri kullanımını,

gezegenin

sürdürülebilirliğini

ve kültürel tabuları

yıkmayı ön plana

çıkarıyordu.

u GÖNÜL HADIMLI

Loop

annes Lions Grand Prix’leri

bu yıl toplam dokuz ana

C

kategoride ve 30 başlıkta

değerlendirilirken; şimdiye

kadar toplam 25 Grand Prix dağıtıldı.

Cannes Lions bu yıl Türkiye için de

parlak sonuçlar ortaya koydu. Dergimizin

baskı gününe dek, TBWA\Istanbul’un

hazırladığı Görünmez Dilekçeler

1 Altın, 2 Gümüş ve 2 Bronz Aslan’ın

sahibi olurken; Havas Türkiye’nin Reckitt

için hayata geçirdiği Su Endeksi 1

Bronz Aslan’ı kucakladı.

VERİ, VERİ, VERİ

Pakistan’daki 60 milyon kimliksiz

vatandaş için dijital bir doğum kayıt

sistemi oluşturan Telenor Pakistan’ın

“Naming the Invisible by Digital Birth

Registration” işi, Mobile Lions Grand

Prix’siyle ödüllendirilirken, veri kullanımını

öne çıkaran işlerden yalnızca

birisiydi.

Direct Lions Grand Prix’sini evine

götüren ve İngiltere liginin en alt

sıradaki takımlarından Stevenage’a

sponsor olarak, FIFA oyununda futbolcuların

formalarında logosuna yer

veren Burger King’in, David Madrid

imzalı Stevenage Challenge işi de veri

kullanımı ve teknolojiye yaptığı vurguyla

öne çıktı. Yine veri kullanımıyla

çocuklardaki konuşma ses bozukluklarını

müzik kullanarak eğlenceli

bir yolla tedavi etme gayesi güden ve

Rothco tarafından yapılan Warner

Bros - Saylist ise Creative Data Lions

Grand Prix’sini aldı.

Central Office of Public Interest için

AMV BBDO London tarafından hayata

Sickbeats

Courage is Beautiful

geçirilen ve Lions Health Grand Prix’sini

kucaklayan iş ise, hava kirliliğinin

verdiği zararlar için hükümeti aksiyon

almaya çağıran adresspollution.org idi.

COVID ÇARPANI

Ünlü bir bira markası ve Publicis İtalya

imzalı Shutter Ads, kapanan barların

kepenklerini bir açıkhava mecrasına

dönüştürerek Outdoor Grand Prix’sini

almayı başardı. Ogilvy London imzalı

ve sağlık çalışanlarının yüzlerindeki

maske izlerine odaklanarak Print&-

Publishing’de bir ve aynı zamanda

Craft – Industry Craft’ta üç ayrı Grand

Prix’yi kucaklayan “Courage is Beautiful”

öne çıkan işlerdendi.

Epic Games Fortnite üzerinde

düzenlenen ve Travis Scott’un performans

sergilediği, 45,8 milyon kez

izlenen dijital etkinlik Astronomical,

bu dönemde dijitalin birleştirici gücüne

vurgu yaparak Digital Craft Grand

Prix’yi evine götürdü.

Entertainment Lions for Music

Grand Prix’si ise, bu yıl gerçekleştiri-

114 MediaCat


lemeyen Pride Parade için Brezilya’nın

ünlü LGBTQIA+ idollerinden Gloria

Groove ile işbirliği yapan Gut Sao Paulo

tarafından Mervado Livre için

imza atılan Feed Parade’ın oldu. The

Big Issue ve LinkedIn için FCB Inferno

London imzalı Raising Profiles; evleri

olmayan ve The Big Issue dergisini

dağıtarak hayatlarını kazanan bireylerin

bir ağ oluşturarak, yaptıkları işe

LinkedIn üzerinden devam etmelerini

sağlarken, kampanya Creative eCommerce

Grand Prix’sine uzandı.

VE TOPLUMSAL CİNSİYET…

Radio&Audio Lions ve Health- Pharma

Lions’tan birer adet olmak üzere

toplam iki Grand Prix’yi evine götüren

FCB Global imzalı SickBeats, çocuklardaki

Kistik Fibrozis hastalığında

kullanılan havayolu temizleme tedavisinde,

müzik dalgaları yayan bir terapi

yeleği oluşturdu. Innovation kategorisinin

Grand Prix’sini kucaklayan iş ise

Wunderman Thompson Buenos Aires

imzalı, Unilever’in engelli bireylerin

kullanımı için piyasaya sürdüğü yeni

deodorantı için gerçekleştirilen kampanya

oldu.

Film Craft Grand Prix’si ise, Chelsea

Pictures ve AMV BBDO London

imzalı olup, Libresse için hayata geçirilen

ve rahmin bir insan vücudundaki

gerçek hikâyesini çarpıcı bir şekilde anlatan

Wombstrories’in oldu. Toplumda

tiksintiyle bakılan durumları, kadınlardan

topladığı hikâyelerle yansıtarak

yeni bir veri toplama yöntemi ortaya

koyan #Wombpainstories, Health &

Wellness kategorisinden de bir Grand

Prix’yle ödüllendirildi.

v

Cannes Lions

Grand Prix'leri

bu yıl dokuz

ana kategoride

ve 30 başlıkta

değerlendirilirken,

şimdiye kadar 25

Grand Prix dağıtıldı.

Bu yıl, Türkiye

için de sevindirici

haberler getirdi.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadın

vücudu üzerindeki tabulara vurgu

yapan bir diğer iş de PR Lions Grand

Prix’siyle ödüllendirilen ve meme kanserinde

farkındalık yaratmayı amaçlayan

Spinneys and the Lebanese Breast

Cancer Foundation için hayata geçirilen

The Bread Exam oldu.

Sinyi Realty için Dentsu McGrayy-

#Wombpainstories

Bowen tarafından yapılan ve ülkedeki

düşen evlilik oranlarını, dolayısıyla da

ev sahipliği oranlarını artırmayı, bir

genç kızın güven dolu hikâyesi üzerinden

anlatan “In Love We Trust” çalışması

Enteirtainment Lions’tan Grand

Prix’yi evine götüren iş oldu.

Salla 2032

ÇEVRE BAŞROLDE

2032’nin iklim değişikliği için çok

önemli bir yıl olduğuna, dünyanın en

soğuk ülkelerinin 2032 Yaz Olimpiyatları

için uygun bir ekosistem sağlayacağı

fikriyle vurgu yapan Afrika DDB Sao

Paulo imzalı Salla 2032 ise Entertainment

Lions for Sport Grand Prix’sini

kucakladı.

Giysilerin yüzde 87’sinin sonunun

çöplükler olduğuna vurgu yapan H&M,

dünyadaki ilk mağaza içi geri dönüşüm

sistemini kurarak, herhangi bir boyaya

ya da suya ihtiyaç olmaksızın eski giysileri

sekiz adımda yeni baştan yarattı.

AKQA Stockholm imzalı “Looop”, markaya

Communication kategorisinde

Design Grand Prix’sini kucaklattı.

Experience kategorisinde Brand

Experience and Activation Lions

Grand Prix’sini kucaklayan, McCann

New York imzası taşıyan ve bireylerin

kendi seçtikleri isimleri kullanmalarına

izin veren yeni kart Mastercard -

True Name işi oldu. Creative Business

Transformation Lions Grand Prix’si

ise Marcel Paris imzası taşıyan Carrefour’un

ekolojik dönüşüme vurgu yapan

Act for Good işi oldu.

Nike’ın yankı uyandıran, insanların

kendi ayakkabılarını yaktığı videolarını

izlediğimiz ve tüketicileri kalıpların

dışında düşünmeye sevk eden

Crazy Dreams işi sürpriz olmayan bir

şekilde Creative Effectiveness Lions’ı

evine götürdü. Goodby Silverstein &

Partners San Fransisco imzalı Can’t

Touch This işi, Super Bowl zamanı

Cheetos’un tüketicileriyle etkileşim

kurarak yeni popcorn ürününün tanıtımını

yapmıştı. Creative Strategy Lions

Grand Prix’sini de eve götürmeyi

başardı.

GEORGE FLOYD’UN ARDINDAN

George Floyd’un öldürülmesi, tüm

dünyada ırkçılığa karşı yeniden ayaklanmalara

neden oldu. City of Chicago

için FCB Chicago tarafından hayata geçirilen

Board of Change, Media Lions

Grand Prix’sini kucaklamakla kalmadı,

ABD seçimi öncesi pankartlarla verdiği

mesajın tüm dünyaya yayılmasını sağladı.

Reddit’in Super Bowl işi sosyal

medyada da çok ses getirmişti. Super

Bowl reklamlarının pahalılığına vurgu

yapan marka, tüm yılın pazarlama

bütçesini beş saniyelik bir spot satın almaya

harcadığını ama insanların kendi

mesajlarını ücretsiz olarak yayabilecekleri

alanın kendi mecrası olduğunu

vurgulan işiyle Social & Influencer Lions

Grand Prix’sini kucakladı. ■

Temmuz-Ağustos 2021 115


YARATICILIK

Felis Kampanyalar

HAZ PEŞİNDE BİR MACERA – Magnum

REKLAMVEREN: Unilever / Magnum

AJANS PRODÜKTÖRÜ: Hülya Toptaş

REKLAMVEREN YETKILILERI: Toloy Tanrıdağlı, Eser

PRODÜKSIYON ŞIRKETI: Depo Film

Lapanta, İrem Şancı, Helin Tural

YÖNETMEN: Thor Saevarsson

REKLAM AJANSI: MullenLowe İstanbul

GÖRÜNTÜ YÖNETMENI: Baldur Eythorsson

YÖNETICI KREATIF DIREKTÖR: Berkay Özay

MÜZIK: FFW

KREATIF EKIP: Nadir Aydın, Ezgi Tanyeri

POST PRODÜKSIYON: İmaj Yapım

STRATEJIK PLANLAMA: Yusuf Muslubaş, Alper Çetik PR AJANSI: Golin

MÜŞTERI İLIŞKILERI: Ceyda Coşkun, Tais Berberyan, ÜNLÜ YÖNETIM ŞIRKETI: Portal Rights Management

Sena Gürtuğ

(PRM)

PEPSİ ÇOK OKEY – Pepsi

REKLAMVEREN: PepsiCo / Pepsi

REKLAMVEREN YETKILILERI: Aslı Önder, Tansu Çimitay, Selin

Hasegeli, Çağla Akyüz, Selda Öztürk

REKLAM AJANSI: Titrifikir

KREATIF EKIP LIDERI: Tuba Atilla, Mert Demirhan, Can

Demir, Emre Gökdemir, Andaç Erkök

KREATIF EKIP: Bertuğ Vural, Murat Küçükada, Semi Yaes,

Gökhan Tosun

MARKA EKIBI: Dilek Sezen, Melis Tüzmen, Taner Aykut,

Ece Aydınalp

STRATEJIK PLANLAMA EKIBI: Kerem Sabuncu, Merve

Oynargül

AJANS PRODÜKTÖRÜ: Tuğse Gökhan

PRODÜKSIYON ŞIRKETI: 25 Film

YÖNETMEN: Ali Taner Baltacı

POST PRODÜKSIYON: 1000 Volt

KULLANILAN MECRALAR: Televizyon, dijital

VESTELCELL SEBEPLER – Vestel

REKLAMVEREN: Vestel

REKLAMVEREN YETKILILERI: Duygu Badem Uylukçuoğlu, Feza

Turunçoğlu, Osman Badur, Serkan Han, Cansu Yıldırım,

Deniz Demir Artukoğlu, Neslişah Şen, Özgecan Akbulut,

Beyza Demirci

REKLAM AJANSI: Concept

YÖNETICI KREATIF DIREKTÖR: Kerem Özkut

KREATIF DIREKTÖR: Deniz Ergin

KREATIF GRUP BAŞKANI: Berat Kösemen

KREATIF EKIP: Emirhan Dilege, Şeyma Şenol, Furkan Yaman,

Köksal Karabulut, Burcu Bıyıklı

GRAFIKER: Mehmet Ögec

MÜŞTERI İLIŞKILERI DIREKTÖRÜ: Barış Alemdar

MÜŞTERI İLIŞKILERI: Özlem Najdi, Serap Balaban,Gizem

Pelivan

STRATEJIK PLANLAMA: Onur Aydın, Şelale Mısırdalı

AJANS PRODÜKTÖRLERI: Mert Turan, Hilal Kınalıada

PRODÜKSIYON ŞIRKETI: Yapar İstanbul

YÖNETMENLER: Sedat Dündar & Umut Dizdar

MÜZIK: FFW

POST PRODÜKSIYON: IPD

MACERASIZ ALIŞVERİŞ İYZİCO’DA – iyzico

REKLAMVEREN: iyzico

REKLAMVEREN YETKILILERI: Murat Büyükkucak, Selin Mete,

Mustafa Güler

REKLAM AJANSI: Punch BBDO

CCO: Ali Musa Paça

KREATIF DIREKTÖRLER: Mert Şentürk, Erçin Sadıkoğlu

KREATIF EKIP LIDERI: Sanlı Kayabölen

REKLAM YAZARI: Emre Ünaylı

ART DIREKTÖR: Aslı Filis, Selahattin Özdemir

STRATEJI: Beliz Atalay

GENEL MÜDÜR YARDIMCISI: Gülin Erdoğan

MÜŞTERI İLIŞKILERI: Esra Belsan, Sevinç Aydın

PRODÜKTÖR: Aslı Aykut

GRAFIKER: Ozan Küme

PRODÜKSIYON ŞIRKETI: Octopus

116 MediaCat


YARATICILIK

YAZIN RİTMİNİ YÜKSELT – Coca-Cola

REKLAMVEREN: The Coca-Cola Company

GLOBAL REKLAM AJANSI: GUT - Argentina

SÖZ: Ekin Beril & Anıl Piyancı & Edis

REKLAM AJANSI: Ogilvy İstanbul

MÜZIK: Ekin Beril & Anıl Piyancı

YÖNETICI KREATIF DIREKTÖR: Selim Ünlüsoy

MÜZIK YAPIM: Jingle House

HEAD OF ADVERTISING: Murat Derman

MÜZIK PRODÜKTÖRÜ: Ömer Ahunbay

KREATIF GRUP LIDERLERI: Mehmet Demirel, Tolga Sirkeci

MÜZIK DÜZENLEME: Uğurcan Sezen

METIN YAZARI: Osman Turan Barbarosoğlu

PROJE YÖNETIMI: Zeynep Nazikioğlu, Banu Göksever

GRAFIK OPERATÖR: Murat Boduroğlu

ÜNLÜ VE TELIF YÖNETIMI: Som Entertainment Communications

MÜŞTERI İLIŞKILERI: Emine Sarpyener Tonguç, Sevil Polat

MEDYA SATIN ALMA AJANSI: Carat Turkey

PRODÜKSIYON: Gülşah Batıbeki, Can Aran

PR AJANSI: Golin İstanbul

HOW TO EAT SUNFLOWER SEEDS? – Tadım

REKLAMVEREN: Tadım

REKLAMVEREN TEMSILCILERI: Karin Vonoetinger, Tunahan Kafa,

Azer Güneş, Sena Şahbudak

REKLAMVEREN DIJITAL TEMSILCILERI: Karin Vonoetinger, Tunahan

Kafa, Azer Güneş, Sena Şahbudak

REKLAM AJANSI: Serdesin

YÖNETICI KREATIF DIREKTÖR & KURUCU: Serhat Bayram

AJANS BAŞKANI: Zeynep Çamcı

KREATIF DIREKTÖR: Hasan Tuna Balkan

KREATIF GRUP LIDERI: Nevzat Özenmiş

KREATIF GRUP: Zülal Işılga, Şeyma Şimşir, Hande Rodoplu,

İlknur Çoşkuntuna, Kutay Savut, Salih Bozcu, Emre Kaptan,

GOLÜN EN İYİSİ YUSUF’TAN, YEMEĞİN EN İYİSİ

YEMEKSEPETİ’NDEN – Yemeksepeti

REKLAMVEREN: Yemeksepeti

REKLAMVEREN YETKILILERI: Barış Sönmez, Okan Erol, Ergin

Güngör, Ece Karadeniz Bayar

REKLAM AJANSI: TBWA\Istanbul

CSO: Toygun Yılmazer

CCO: İlkay Gürpınar

YÖNETICI KREATIF DIREKTÖR: Volkan Karakaşoğlu

KREATIF DIREKTÖR: Mesut Koçarslan, Serdar Güngör

ART DIREKTÖR: Ali Harun Sevinç

AJANS PRODÜKTÖRÜ: Volkan Alkan

STRATEJIK PLANLAMA: Özgün Özkalay, Suphi Sarıgöllü, Buket

Köse

GENEL MÜDÜR YARDIMCISI: Tuğyan Çelik

MARKA EKIBI: Ender Orfanlı, Ceren Çalıkuşu, Sıla Danacı

PRODÜKSIYON ŞIRKETI: Public Film

YÖNETMEN: Tolga Karaçelik

CAST: Yusuf Yazıcı, Sinan Kara

MÜZIK: Jingle House

OH BE PROFİLO VARMIŞ – Profilo

REKLAMVEREN: Profilo

REKLAMVEREN TEMSILCILERI: Zeynep Cebeci, Ahu Çorbacıoğlu

REKLAM AJANSI: Tribal Worldwide İstanbul

AJANS BAŞKANI VE YÖNETICI KREATIF DIREKTÖR: Arda Erdik

KREATIF DIREKTÖR: Güldeniz Şeşen

KREATIF EKIP: Özlem Özel, Zeynep Ordu, Burcu Tatari Aslan,

Alp Aktaş, Gizem Kara

MÜŞTERI İLIŞKILERI GRUP DIREKTÖRÜ: Pelin Önal

MÜŞTERI İLIŞKILERI: Uğur Ekmekçiler, Aydan Kibar, Sedef

Kömürcü

İlkay Kocahaliloğulları, Cansu Hocaoğlu, Gamze Kutlu, Emre

Özbey, Baran Özen, Suat Demiriz, Batuhan Emre Reis

MARKA YÖNETICILERI: Buket Aybek, İrem Aydoğan, Damla

Kızıltan

STRATEJIK PLANLAMA: Serhat Bayram

PRODÜKSIYON ŞIRKETI: Autonomy

YÖNETMEN: Autonomy

YAPIMCI: Burhan Şınlak

GÖRÜNTÜ YÖNETMENI: Tuğrul Kurban

MÜZISYEN / MÜZIK PRODÜKSIYON: Opus

MÜZISYEN: Tolga Türünz, Mehmet Yaranona

STRATEJIK PLANLAMA DIREKTÖRÜ: Ceren Şehitoğlu

DIŞ SES: Nüvit Candaner

MEDYA PLANLAMA: OMD

STRATEJIK PLANLAMA: Elif Öven, Ecemnaz Kaya

SOSYAL MEDYA: İklim Suaşan, Buse Ertman

GRAFIKER: Derya Bolluk

AJANS PRODÜKSIYON EKIBI: Gülengül Soytürk, Baran Saraç,

Zeynep Tanyeli

PRODÜKSIYON ŞIRKETI: 25Film

YÖNETMEN: Ali Taner Baltacı

MÜZIK: Persenk

FOTOĞRAF: Erbil Balta

118 MediaCat


YARATICILIK

#ofotoğrafınhikâyesi

Güldeniz’in arşivinden

Güldeniz Şeşen Bilginer

TRIBAL WORLDWIDE ISTANBUL, KREATİF DİREKTÖR

2010

Anılara daldığımız #ofotoğrafınhikâyesi serisinde bu

ay Güldeniz Şeşen Bilginer’in geçmişinde yolculuğa

çıkıyoruz. Cannes’dan Tarabya’ya uzanan bu seçkide,

geçtiğimiz 10 yılın gurur ve dostlukla bezeli hatıraları yer

alıyor.

2011

İYIGÜNDEKÖTÜGÜNDE.JPEG

ALAMETIFARIKA TOPLANTI ODASI

Yine bir gün Serdar sette senaryoyu

değiştirmiş.

Tek günde aynı filmin dört farklı

versiyonunu çekmişiz. Hem de bir

ünlüyle.

Akşamına kendisine veryansın

etmeye gitmişiz, ders dinliyoruz.

Bereli ben, yanımdaki de filmi

birlikte yazdığımız Can Bilginer.

O zamanlar henüz evlenmemişiz.

Ama daha o zamandan “iyi günde,

kötü günde” demişiz.

ASBAYRAKLARI.JPEG

CANNES PALAIS DES FESTIVALS

Cannes Young Lions’ta Film kategorisinde yarışırken.

Fotoğrafı çeken de o zaman yarışmaya birlikte

katıldığım Berat Pekmezci.

Önemli olan yarışmak ve roze içmekti.

2020

2012

BÜYÜDÜMBÜYÜDÜM.JPEG

ZEKERIYAKÖY

O dönem çok ses getiren Pınar Süt

Büyüdüm kampanyamın küçük

yıldızları.

Sunumlarından çekimine birçok

aşamasıyla beni de büyüten bir iş

olmuştu.

ULTRAEKIP.JPEG

TARABYA

Bu fotoğraftaki tüm ekibin yolu bir zamanlar Ajans

Ultra’dan geçti.

Yıllar sonra aynı ekip Tribal’da birlikte çalışıyoruz.

Bu uzun birlikteliği Hakkı Mısırlıoğlu’nun evinde yad

ettiğimiz bir akşamdan…

120 MediaCat


mediacat.com digitalage.com.tr

İŞTE YETENEKLERİN VE

FIRSATLARIN

BULUŞMA NOKTASI

Deneyimli bir profesyonel mi arıyorsunuz? Kariyerinizde sıçrama yapacak bir fırsat mı gözlüyorsunuz?

Yeni yeteneklere mi ihtiyacınız var? Aradığınız MediaCat ve Digital Age Kariyer Merkezlerinde!

mediacat.com

digitalage.com.tr

Tel: (0212) 282 26 40

reklam@kapital.com.tr