ANDROLOJİ BUL_23-4_TAM-

lookus

E-ISSN: 2587-2524

Cilt/ Volume 23 | Sayı/ Issue 4 | Aralık/ December 2021

www.androlojibulten.org

Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

i

ULAKBİM TR DİZİN’de

Dizinlenmektedir.


Cilt/ Volume 23 | Sayı/ Issue 4 | Aralık/ December 2021

E-ISSN: 2587-2524

ANDROLOJİ BÜLTENİ TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ YAYIN ORGANIDIR

Andrology Bulletin is the Periodical Journal of the Turkish Society of Andrology

Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere yılda 4 sayı yayınlanır.

Four issues annually; March, June, September, December

TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ ADINA SAHİBİ / Owner on Behalf of the Turkish Society of Andrology

Prof. Dr. Mustafa Melih Çulha

YÖNETİM KURULU / Board of Directors

Ateş Kadıoğlu (Onursal Başkan)

Mustafa Melih Çulha (Başkan)

Fikret Erdemir (Genel Sekreter)

Mustafa Kadıhasanoğlu (Sayman)

İsa Özbey (Üye)

Murat Çakan (Üye)

Sefa Resim (Üye)

Metin Öztürk (Üye)

EDİTÖR / Editor

Prof. Dr. Fikret Erdemir

YARDIMCI EDİTÖRLER / Associate Editors

Prof. Dr. Cüneyt Adayener

Doç. Dr. Erhan Ateş

YAYIN TÜRÜ / Publication Category

Süreli Yayın

YÖNETİM YERİ/ Executive Office

Türk Androloji Derneği

Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap.

B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul

Tel: +90 212 288 50 99

Faks: +90 212 288 50 98

E-posta: androloji@androloji.org.tr

Web: www.androloji.org.tr

Yayın Hizmetleri / Publishing Services

BAYT Bilimsel Araştırmalar

Basın Yayın ve Tanıtım Ltd. Şti.

Ziya Gökalp Cd. 30/31, 06420 Kızılay, Ankara

Tel (0-312) 431 30 62, Faks: (0-312) 431 36 02

E-posta: info@bayt.com.tr

www.bayt.com.tr

Androloji Bülteni’nin tarandığı indeksler/ Indexing the Andrology Bulletin

ULAKBİM TR Dizin/ ULAKBIM TR Index

Türkiye Atıf Dizini/ Turkey Citation Index

Türk Medline/ Turkish Medline

EBSCO

The control of conformity with the journal standards and the typesetting of the articles in this journal, the control of the English/Turkish abstracts

and references and the preparation of the journal for publishing were performed by bayt publishing.

Bu dergideki yazıların dergi standartlarına uygunluğu, dizimi, İngilizce/Türkçe özetlerin ve kaynakların denetimi, derginin yayına hazırlanması bayt

tarafından gerçekleştirilmiştir

www.androlojibulten.org


DANIŞMA KURULU / REVIEWERS

ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI

Prof. Dr. Ramazan AŞCI

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD,

Samsun

Prof. Dr. Ali ATAN

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Ankara

Uzm. Dr. Memduh AYDIN

Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji

Kliniği, İstanbul

Doç. Dr. Önder CANGÜVEN

Department of Urology, Hamad Medical Corporation,

Doha, Qatar

Prof. Dr. Murat ÇAKAN

SB Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma

Hastanesi 2. Üroloji Kliniği, Ankara

Prof. Dr. Melih ÇULHA

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmit

Prof. Dr. Oğuz EKMEKÇİOĞLU

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kayseri

Prof. Dr. Fikret ERDEMİR

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Tokat

Prof. Dr. Haluk EROL

Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD,

Androloji BD, Aydın

Prof. Dr. Ahmet GÖKÇE

Sakarya Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji AD, Sakarya

Prof. Dr. Bilal GÜMÜŞ

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Manisa

Prof. Dr. Ateş KADIOĞLU

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji AD /

Androloji BD, İstanbul

Prof. Dr. Zafer KOZACIOĞLU

Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İzmir

Prof. Dr. Muammer KENDİRCİ

Liv Hospital-Üroloji Kliniği, İstanbul

Prof. Dr. Hakan KILIÇARSLAN

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Bursa

Prof. Dr. Ahmet METİN

İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Bolu

Prof. Dr. Bekir Süha PARLAKTAŞ

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Tokat

Prof. Dr. Bülent SEMERCİ

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmir

Prof. Dr. Altuğ TUNCEL

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Üroloji Kliniği, Ankara

Prof. Dr. Tahir TURAN

Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Denizli

Prof. Dr. Mustafa Faruk USTA

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Androloji BD,

Antalya

Prof. Dr. M. Önder YAMAN

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Ankara

ERKEK ÜREME SAĞLIĞI

Prof. Dr. Barış ALTAY

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmir

Prof. Dr. Kaan AYDOS

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD ve Kısırlık

Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara

Prof. Dr. Selahittin ÇAYAN

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Mersin

Prof. Dr. Sadık GÖRÜR

Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Hatay

Prof. Dr. Engin KANDIRALI

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği,

İstanbul

Prof. Dr. Ayhan KARABULUT

Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kırşehir

Prof. Dr. İrfan ORHAN

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Elazığ

Prof. Dr. İsa ÖZBEY

Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastanesi Üroloji AD,

Erzurum

Uzm. Dr. A. Arman ÖZDEMİR

T.C.Sağlık Bakanlığı Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk

Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji

Kliniği,İstanbul

Prof. Dr. Sefa RESİM

Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD,

Kahramanmaraş

Prof. Dr. Tarkan SOYGÜR

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Çocuk Ürolojisi

BD, Ankara

Prof. Dr. Nihan Erginel-UNALTUNA

İstanbul Üniversitesi Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü

Genetik AD, İstanbul

KADIN CİNSEL SAĞLIĞI

Prof. Dr. Abdullah ARMAĞAN

Bahçelievler Medicalpark Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul

Prof. Dr. Halil ÇİFTÇİ

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji AD, Şanlıurfa

Prof. Dr. Esat KORGALI

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Sivas

Prof. Dr. Ercan YENİ

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Şanlıurfa

KADIN - ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI

VE ERKEK İNFERTİLİTESİ HEMŞİRE

ÇALIŞMA GRUBU

Prof. Dr. Dilek AYGİN

Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sakarya

Prof. Dr. Sevim BUZLU

İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik

Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Gülbeyaz CAN

İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik

Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Nezihe KIZILKAYA BEJİ

İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik

Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Nuran KÖMÜRCÜ

Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu, İstanbul

Prof. Dr. Leyla KÜÇÜK

İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik

Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Rukiye PINAR BÖLÜKTAŞ

Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik ve

Sağlık Hizmetleri, İstanbul

Doç. Dr. Hicran YILDIZ

Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Bursa

TÜRK CUMHURİYETLERİNDE

ANDROLOJİ

Prof. Dr. İlham AHMEDOV

Bakixanov.23 Azerbaycan Tiib Universiteteti Baku-370022,

Azerbaycan

Uzm. Dr. Firdovsi MAMMADOV

Zeferan Hospital Üroloji Kliniği, Azerbaycan

Uzm. Dr. Zarifcan MURODOV

Taşkent Diploma Sonrası Eğitim Enstitüsü - Taşkent Üroloji

Merkezi, Özbekistan

Uzm. Dr. Shavkat SHAVAKHABOV

State Specialized Center Of Urulogy (Uzbekistan) Chief of

Andrology Department, Özbekistan

Uzm. Dr. Erol UÇANER

Özel Başkent Hastanesi Üroloji Kliniği, Kıbrıs

TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI

VE KONGRE TAKVİMİ

Prof. Dr. Fikret ERDEMİR

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD,Tokat

Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

iii


AMAÇ ve KAPSAM

Androloji Bülteni Türk Androloji Derneği’nin resmi yayın organıdır.

Dergi androloji alanındaki araştırmaları, olguları, derlemeleri ve

editöryal yorumların yayımlandığı danışman denetimli bilimsel bir

dergidir. Dergi yılda 4 sayı olarak yayımlanmaktadır. Derginin hedef

kitlesi androloji alanlarında çalışan veya bu alanlara ilgi duyan

araştırmacı ve hekimlerdir.

Derginin yazı dili Türkçe ve İngilizce’dir. Türkçe yazıların Türk Dil

Kurumu’nun Türkçe sözlüğüne ve imla kılavuzuna uygun olması

gerekir.

Derginin editöryal ve yayın süreçleri International Committee

of Medical Journal Editors (ICMJE), World Association of Medical

Editors (WAME), Council of Science Editors (CSE), Committee

on Publication Ethics (COPE), European Association of Science

Editors (EASE) ve National Information Standards Organization

(NISO) organizasyonlarının kılavuzlarına uygun olarak

biçimlendirilir. Androloji Bülteni, Principles of Transparency and

Best Practice in Scholarly Publishing (doaj.org/bestpractice)

ilkelerini benimsemiştir.

Tüm makaleler http://www.androlojibulten.org/ sayfasındaki

online makale değerlendirme sistemi kullanılarak dergiye

gönderilmelidir. Derginin yazım kurallarına, gerekli formlara ve

dergiyle ilgili diğer bilgilere web sayfasından erişilebilir.

Derginin tüm masrafları Türk Androloji Derneği tarafından

karşılanmaktadır.

Dergide yayımlanan makalelerde ifade edilen bilgi, fikir ve görüşler

Türk Androloji Derneği, Editörler, Yayın Kurulu ve Yayıncı’nın

değil, yazar(lar)ın bilgi ve görüşlerini yansıtır. Baş Editör, Editörler,

Yayın Kurulu ve Yayıncı, yazarlara ait bilgi ve görüşler için hiçbir

sorumluluk ya da yükümlülük kabul etmemektedir.

Androloji Bülteni TÜBİTAK ULAKBİM TR Dizin, Türkiye Atıf Dizini,

Türk Medline ve EBSCO veritabanlarında dizinlenmektedir.

Yayımlanan tüm içeriğe www.androlojibulten.org adresinden

ücretsiz olarak erişilebilir.

Dergide yayımlanan içeriğin tüm telif hakları Türk Androloji

Derneği’ne aittir.

Editoryal Ofis

Androloji Bülteni

Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap.

B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul, Türkiye

Tel: 0212 288 50 99

Faks: 0212 288 50 98

E-posta: androloji@androloji.org.tr

Web: www.androlojibulten.org/

Yayın Hizmetleri: BAYT

Adres: Ziya Gökalp Cad., 30/31, 06420 Kızılay, Ankara, Türkiye

Tel: +90 431 30 62

Faks: +90 431 36 02

E-posta: info@bayt.com.tr

Web: www.bayt.com.tr

iv Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021


PURPOSE and SCOPE

Andrology Bulletin is the official publication of the Turkish

Andrology Association. The journal is a supervised scientific journal

which publishes original research articles, case studies, reviews,

and editorial comments on the science of andrology. The journal

is published in four issues per year. The target population of the

journal is researchers and physicians who work in or interested in

the field of andrology.

The journal’s language is both Turkish and English. The Turkish

language should conform to the Turkish language dictionary and

the Turkish spelling guide.

The editorial and publication processes of the journal conform

the guidelines of the International Committee of Medical Journal

Editors (ICMJE), the World Association of Medical Editors (WAME),

the Council of Science Editors (CSE), and the Committee on

Publication Ethics (COPE). It is formatted in accordance with the

National Information Standards Organization (NISO) guidelines.

The Andrology Bulletin adopts the Principles of Transparency and

Best Practice in Scholarly Publishing (doaj.org/bestpractice).

All articles should be sent to the journal using the online article

evaluation system at http://www.androlojibulten.org/. Writing

rules of the journal, necessary forms, and other information about

the journal can be accessed from the web page.

All expenditure of the journal is covered by the Turkish Andrology

Association.

The information, ideas and opinions expressed in the articles

published in the journal reflect the views and opinions of the

author(s), not the editors of the Turkish Andrology Association, the

editorial board, or publisher. The Editor-in-Chief, Editors, Editorial

Board, and Publisher do not accept any responsibility or liability for

the given information and opinions of the author(s).

The Andrology Bulletin has been indexed by TUBITAK ULAKBIM TR

Index, Turkey Citation Index, Turkish Medline and EBSCO.

All published content is freely available at www.androlojibulten.org.

All copyrighted content published in the journal belongs to the

Turkish Andrology Association.

Editorial Office

Andrology Bullettin

Address: Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap.

B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul, Turkey

Phone: +90 212 288 50 99

Fax: +90 212 288 50 98

E-mail: androloji@androloji.org.tr

Web: www.androlojibulten.org/

Publishing Services: BAYT

Address: Ziya Gökalp Cad., 30/31, 06420 Kızılay, Ankara, Turkey

Phone: +90 431 30 62

Fax: +90 431 36 02

E-mail: info@bayt.com.tr

Web: www.bayt.com.tr

Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

v


YAZARLARA AÇIKLAMA

Dergiye gönderilen makaleler, özgünlük ve bilimsel kalite

bakımından değerlendirilir. Gönderilen yazıların daha önce başka

bir elektronik ya da basılı dergide, kitapta veya farklı bir mecrada

sunulmamış ya da yayımlanmamış olması ve Türk Androloji

Derneği Yönetim Kurulu’nun seçtiği Yayın Kurulu tarafından uygun

görülmesi gerekir.

Androloji Bülteni’ne gönderilen makalelerin değerlendirilmesinde

bağımsız, tarafsız, çift-kör hakem değerlendirme raporları temel

alınmaktadır. Yazıların değerlendirmeye alınması için, gönderilen

yazıya tüm yazarların onay verdiklerine dair “Telif Hakkı Devir

Formu” başlıklı imzalı bir yazının eklenmesi gerekir (Formun hazır

hali http://www.androlojibulten.org ve https://www.journalagent.

com/androloji/ adreslerinden indirilebilir).

Androloji Bülteni; gönderilen makalelerin değerlendirme sürecine

dahil olan yazarların ve bireylerin, potansiyel çıkar çatışmasına ya

da önyargıya yol açabilecek finansal, kurumsal ve diğer ilişkiler

dahil mevcut ya da potansiyel çıkar çatışmalarını beyan etmelerini

talep ve teşvik eder. Bir çalışma için bir birey ya da kurumdan alınan

her türlü finansal destek ya da diğer destekler Yayın Kurulu’na

beyan edilmeli ve potansiyel çıkar çatışmalarını beyan etmek

amacıyla ICMJE Potansiyel Çıkar Çatışmaları Formu katkı sağlayan

tüm yazarlar tarafından ayrı ayrı doldurulmalıdır (form için www.

androlojibulten.org). Editörler, yazarlar ve hakemler ile ilgili

potansiyel çıkar çatışması vakaları derginin Yayın Kurulu tarafından

COPE ve ICMJE rehberleri kapsamında çözülmektedir.

Yayın için uygun bulunan yazıların dizgi ve hazırlık işlemleri

sırasında, sorumlu yazara yazar katkılarının da açıklanmasının

isteneceği Yazar Onay Formu gönderilecektir.

Sadece yazarlık niteliğini hak eden kişiler yazar olarak gösterilmelidir.

Yazar olarak listelenen herkesin ICMJE (www.icmje.org) tarafından

önerilen yazarlık kriterlerini karşılaması gerekmektedir. ICMJE,

yazarların aşağıdaki dört kriteri karşılamasını önermektedir:

1. Çalışmanın konseptine/tasarımına; ya da çalışma için verilerin

toplanmasına, analiz edilmesine ve yorumlanmasına önemli

katkı sağlamış olmak,

2. Yazı taslağını hazırlamış ya da önemli fikirsel içeriğin eleştirel

incelemelerini yapmış olmak;

3. Yazının yayından önceki son halini gözden geçirmiş ve

onaylamış olmak;

4. Çalışmanın herhangi bir bölümünün geçerliliği ve doğruluğuna

ilişkin soruların uygun şekilde soruşturulduğunun ve

çözümlendiğinin garantisini vermek amacıyla çalışmanın her

yönünden sorumlu olmayı kabul etmek.

Bir yazar, çalışmada katkı sağladığı kısımların sorumluluğunu

almasına ek olarak, diğer yazarların çalışmanın hangi kısımlarından

sorumlu olduğunu da teşhis edebilmelidir. Ayrıca, yazarlar

birbirlerinin katkılarının bütünlüğüne güven duymalıdırlar.

Klinik ve deneysel çalışmalar, ilaç araştırmaları ve bazı olgu

sunumları için World Medical Association Declaration of

Helsinki “Ethical Principles for Medical Research Involving

Human Subjects”, (amended in October 2013, www.wma.net)

çerçevesinde hazırlanmış Etik Kurul raporu gerekmektedir. Gerekli

görülmesi halinde, Etik Kurul raporu veya eş değeri olan resmi

bir yazı, yazarlardan talep edilebilir. İnsanlar üzerinde yapılmış

deneysel çalışmaların sonuçlarını bildiren yazılarda, çalışmanın

yapıldığı kişilere uygulanan prosedürlerin niteliği tümüyle

açıklandıktan sonra, onaylarının alındığına ilişkin bir açıklamaya

metin içerisinde yer verilmelidir. Hayvanlar üzerinde yapılan

çalışmalarda ise ağrı, acı ve rahatsızlık verilmemesi için yapılmış

olanlar açık olarak makalede belirtilmelidir. Hasta onamları, Etik

Kurul raporunun alındığı kurumun adı, onay belgesinin numarası

ve tarihi ana metin dosyasında yer alan Yöntemler başlığı altında

belirtilmelidir. Hastaların kimliklerinin gizliliğini korumak yazarların

sorumluluğundadır. Hastaların kimliğini açığa çıkarabilecek

fotoğraflar için hastadan ya da yasal temsilcilerinden alınan imzalı

izinlerin de gönderilmesi gereklidir.

Bütün makalelerin benzerlik tespiti denetimi, iThenticate yazılımı

aracılığıyla yapılmaktadır.

Yayın Kurulu, dergimize gönderilen çalışmalar hakkındaki intihal,

atıf manipülasyonu ve veri sahteciliği iddia ve şüpheleri karşısında

COPE kurallarına uygun olarak hareket edecektir. Yayımlanan içerik

ile ilgili tüm sorumluluk yazarlara aittir

Yazıların online gönderilmesi

Tüm yazılar derginin Internet adresi üzerinden online

gönderilmelidir. (https://www.journalagent.com/androloji/).

Yazının gönderilmeden önce kontrol listesi ile son bir kez gözden

geçirilmesi önerilir. Yazım kurallarına uygun yazılmayan yazılar

bilimsel kurul değerlendirmesine alınmamaktadır. Daha detaylı

bilgiler https://www.journalagent.com/androloji/ adresinden

alınabilir.

YAZILARIN HAZIRLANMASI

Araştırma yazıları 3000, olgu sunumları 1500 ve derlemeler 5000

kelimeyi geçmemelidir.

Makaleler, ICMJE-Recommendations for the Conduct, Reporting,

Editing and Publication of Scholarly Work in Medical Journals

(updated in December 2017 - http://www.icmje. org/icmjerecommendations.

pdf) ile uyumlu olarak hazırlanmalıdır.

Randomize çalışmalar CONSORT, gözlemsel çalışmalar STROBE,

tanısal değerli çalışmalar STARD, sistematik derleme ve metaanalizler

PRISMA, hayvan deneyli çalışmalar ARRIVE ve randomize

olmayan davranış ve halk sağlığıyla ilgili çalışmalar TREND

kılavuzlarına uyumlu olmalıdır.

Yazarların, Yayın Hakkı Devir Formu, Yazar Katkı Formu ve

ICMJE Potansiyel Çıkar Çatışmaları Formu’nu (bu form, tüm

vi Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021


yazarlar tarafından ayrı ayrı doldurulmalıdır) ilk gönderim sırasında

online makale sistemine yüklemeleri gerekmektedir. Bu formlara

http://www.androlojibulten.org/ adresinde yazarlara açıklama

kısmından ulaşılabilir.

Yazılar, bilgisayar dosyası üzerinde standart A4 kağıdı

boyutlarındaki bir sayfaya, sağ ve sol kenarlarda yaklaşık 2,5

cm boşluk kalacak şekilde ve iki satır aralıklı olarak yazılmalıdır.

Her sayfa numaralandırılmalıdır. Metin Times New Roman yazı

karakterinde 12 punto ile yazılmalıdır. Yazılarda bulunması gereken

bölümler sırasıyla şunlardır: (Yazar adları (ünvan, ad, soyadı),

çalışmanın yapıldığı kurum (Makaledeki yazarların çalışma yerleri,

yayının yapıldığı kurum şeklinde olmalıdır), iletişim adresi, telefon

ve faks numaraları, e-posta adresi journal agent programında 3, 4

ve 5. adımlarda online olarak girilmelidir.

“Telif Hakkı Devir Formu” dışında yüklenecek diğer dosyalarda

yazarların isimleri, çalıştıkları yerler bulunmamalıdır!). (i) Türkçe

ve İngilizce başlıklar (online olarak istenen yere yapıştırılacak), (ii)

Türkçe ve İngilizce özetler (online olarak istenen yere yapıştırılacak);

Makalenin tam metninde (tam metin dosyası online olarak istenen

yere eklenmelidir) (iii) Giriş; (iv) Gereç ve Yöntem; (v) Bulgular; (vi)

Tartışma; (vii) Kaynaklar bölümleri bulunur. Yöntemler, bulgular

ve tartışma bölümlerinin gerektiğinde alt başlıklarla ele alınması

tercih edilir. Olgu sunumları, özetlerden sonra giriş, olgu sunumu

ve tartışma başlıkları altında düzenlenmelidir. İnceleme yazılarında,

yazının gelişimine uygun başlıklandırma yapılabilir.

Özetler: Özet çalışmanın amacını, ana bulguları ve temel

sonuçlarını Amaç, Gereç ve Yöntem, Bulgular, Sonuç (İngilizce

özette Objectives, Material and Methods, Results, and Conclusion)

başlıkları altında bildirmelidir.

Anahtar kelimeler: Yazı düzeninde özetlerden sonra yer alacak

şekilde Türkçe ve İngilizce olarak en az 3, en fazla 5 anahtar kelime

(alfabetik sıra ile) belirtilmelidir. Bu amaçla Index Medicus Medical

Subjects Headings (MeSH)’den yararlanılabilir. http://www.ncbi.

nlm.nih.gov/pubmed/.

Makalenin tam metninde Giriş paragrafından sonra Gereç

ve Yöntem’de çalışma başlangıcı ve bitiş tarihleri, hastaların

özellikleri ve kullanılan yöntemler, hasta seçimi ayrıntılı biçimde

belirtilmelidir. İstatistiksel yöntem yeterli ayrıntı ile açıklanmalıdır.

Bulgular: Metinde olabildiğince ayrıntılı yazılmalı, şekil ve tablolar

ile desteklenmeli; şekil ve tablolarda verilen bilgiler, metinde

tekrarlanmamalıdır.

Tartışma: Ağırlıklı olarak çalışma ile ilgili veriler tartışılmalı, yerli

ve yabancı kaynaklarla desteklenmelidir. Konu ile doğrudan ilgisi

olmayan genel bilgilere uzun uzun yer vermekten kaçınılmalıdır.

Kısaltmalar: Kısaltılmış sözcük sayısının sınırlı tutulması gerekir.

Şekil ve Tablolar: Yazı ile birlikte sunulan fotoğraf ve tablolar

sisteme ayrı ayrı yüklenmelidir. Resim dosyalarının formatı JPEG

veya TIFF olabilir. Tablolar ve şekil altyazıları ayrı sayfalara ve iki

satır aralıklı yazılmalı; şekil ve tablolar yazıda görünme sırasına göre

numaralandırılmalı ve başlıkları olmalıdır. Mikroskobik resimlerde

büyütme oranı ve boyama tekniği açıklanmalıdır. Kısaltmalar her

şeklin ve tablonun altında açıklanmalıdır.

KAYNAKLAR

Kaynaklar metin içinde anılma sırasına göre noktadan sonra üst

simge olarak köşeli parantez içerisinde ve nokta işaretinden sonra

boşluk bırakmadan dizilmeli (örnek: ...lenf nodu diseksiyonu

önerilmektedir. [1] ); yayımlanmamış sonuçlar ve kişisel görüşmeler

kaynak olarak gösterilmemelidir. Yazarların yalnızca doğrudan

yararlandıkları çalışmaları kaynak olarak göstermeleri gerekir; yazımı

doğrulanamayan kaynaklar yayın hazırlığı sırasında yazarlardan

istenecektir. Dergi isimleri Index Medicus’a göre kısaltılmalıdır;

bunun mümkün olmadığı durumlarda dergi adının tamamı

verilmelidir. Altı ya da daha az sayıda olduğunda tüm yazarlar

belirtilmeli, altıdan fazla yazar durumunda, altıncı yazarın arkasından

“et al.” eklenmelidir. Kaynakların dizilme şekli ve noktalamalar için

aşağıdaki örneklere uyulmalıdır (basım ayı, parentez içinde derginin

basım sayısı yazılmamalıdır !) :

Dergi:

Tefekli A, Tepeler A, Altunrende F, Tok A, Sarılar Ö, Müslümanoğlu

AY. Seçilmiş olgularda tüpsüz perkütan nefrolitotomi. Türk Üroloji

Dergisi 2006;32:240-7.

Gill IS, Kaouk JH, Meraney AM, Desai MM, Ulchaker JC, Klein EA et

al. Laparoscopic radical cystectomy and continent orthotopic ileal

neobladder performed completely intracorporeally: the initial

experience. J Urol 2002;168:13-8.

Kitap:

Korkud G, Karabay K. Böbrek tüberkülozu. 3.Baskı. İstanbul: İstanbul

Üniversitesi Basımevi; 1993.

Kitap içinde bölüm:

Anderson JL, Muhlestein JB. Extracorporeal ureteric stenting

during laparoscopic pyeloplasty. Philadelphia: W. B. Saunders;

2003. p. 288-307.

Önemli Not: Yayın Kurulu, gerekli gördüğü durumlarda yazıların

özünü değiştirmeden metinde düzeltme yapmakla yetkilidir.

Online makale gönderiminde sırası ile:

1. Yazarların onay verdiklerine dair “Telif Hakkı Devir Formu “ başlığı

altında imzalı bir mektup (tarayıcıdan geçirdikten sonra diğer

dosyalarla gibi online olarak sisteme yüklenmelidir).

2. Ana metin (Kaynaklar dahil) (Özet ve Yazar isimleri

bulunmamalıdır !)

3. Resimler (Mümkün ise açıklanan yerler okla belirtilmelidir)

4. Tablolar yüklenmelidir.

Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

vii


INSTRUCTION TO AUTHORS

Articles submitted to the journal are evaluated in terms of originality

and scientific quality. Submitted manuscripts must not have been

previously published, or presented in another electronic or printed

journal, in a book or in a different medium, and must be approved

by the Editorial Board of the Turkish Andrology Association’s Board

of Directors.

Independent, unbiased, double-blinded arbitration evaluation

reports of referees are used in the evaluation of the articles

submitted to the Andrology Bulletin. In order for the articles to be

evaluated, a signed letter entitled “Copyright Transfer Form” must be

attached to the submitted article, confirming the authors’ approval

(a copy of the form is available at: http://www.androlojibulten.org

and https://www.journalagent.com/androloji/).

Andrology Bulletin encourage authors and individuals involved

in the evaluation process of submitted articles to present their

current or potential conflicts of interest, including financial,

institutional, and other relationships that may lead to potential

conflicts of interest or prejudice. Any financial or any other kind

of support received from an individual or institution for a study

must be declared to the Editorial Board, and the ICMJE Potential

Conflicts of Interest Form must be filled in separately by all authors

contributing to the declaration of potential conflicts of interest (see

the form in: http://www.androlojibulten.org). Potential conflicts of

interest with editors, writers and arbitrators are resolved by the

Editorial Board of the journal under the COPE and ICMJE guidelines.

The Author Approval Form will be sent to the responsible author,

who will be required to explain the author’s contributions during

the typesetting and preparation of the articles suitable for

publication.

Only those who deserve authorship should be shown as authors.

Everyone listed as a writer must meet the authorship criteria

recommended by ICMJE (www.icmje.org). The ICMJE suggests that

authors meet the following four criteria:

1. To have contributed significantly to the gathering, analysis,

and interpretation of data for concept/design of the study;

2. To have drafted the writing of the essay, or have done critical

review of important intellectual content;

3. To have reviewed and approved the last version of the article

before its publication;

4. To accept the responsibility for all aspects of the work in order

to ensure that questions concerning the validity and accuracy

of any part of the work are properly investigated and resolved.

A writer should be able to identify the parts of the work which other

authors are responsible for, in addition to taking responsibility for

the parts he contributed. In addition, authors should trust the

integrity of each other’s contributions.

For the clinical and experimental studies, drug studies, and some

case reports, the Ethics Committee report prepared under the

World Medical Association Declaration of Helsinki (amended

in October 2013, www.wma.net) is required. If necessary, the

author(s) may be requested an Ethics Committee report, or an

official letter of equal value. An explanatory note on the results of

experimental studies on humans should be included in the text

to the effect that approvals have been received, once the nature

of the procedures applied to the subject has been fully explained.

In the case of studies on animals, those made for the avoidance

of pain, suffering, and discomfort should be clearly stated in

the article. Patient approvals, the name of the institution from

which the Ethics Committee report is received, and the number

and date of the approval document should be stated in the main

text file under the title of Methods. It is the responsibility of the

authors to protect the confidentiality of the identities of patients.

Signed permits from the patient or legal representatives must

also be sent for photographs that may reveal the identity of the

patients.

Similarity checking of all the articles is done via iThenticate

software.

The Editorial Board will act in accordance with the COPE rules

against claims and suspicions of plagiarism, citation manipulation,

and data fraud involving work submitted to the journal. All

responsibility for the published content belongs to the authors.

Submitting articles online

All manuscripts must be submitted online via the internet address

of the journal (https://www.journalagent.com/androloji/). It is

recommended that the manuscript be reviewed one last time

with the checklist before submission. Manuscripts not written in

accordance with the writing rules are not accepted for Scientific

Board evaluation. More information can be found at https://www.

journalagent.com/androloji/.

PREPARATION OF ARTICLES

The research articles should not exceed 3000 words, the case

presentations should be at most 1500 words, and the compilations

should not exceed 5000 words.

The articles should be prepared in accordance with the ICMJE -

Recommendations for the Conduct, Reporting, and Publication

of the Scholarly Work in Medical Journals (http://www.icmje.

org/icmje-recommendations.pdf –updated in December 2017).

Randomized studies should be consistent with CONSORT,

observational studies with STROBE, diagnostic value studies with

STARD, systematic review and meta-analyses with PRISMA, animal

trials with ARRIVE, and non-randomized behavioral and public

health studies with TREND guidelines.

The authors are required to upload the Publication Submission

Form, the Author Contribution Form and the ICMJE Potential

Conflicts Form (this form must be filled out by all authors

separately) to the online system during the initial submission of the

viii Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021


article. These forms are available at http://www.androlojibulten.

org/ and can be found in the instruction to authors section.

Manuscripts should be typed on a standard A4 paper size on a

computer text file, spaced about 2.5 cm on the right and left sides,

and with double spaced lines. Every page should be numbered.

The text should be written in Times New Roman font with 12

points. The sections to be included in the manuscripts are: author

names (academic title, name, surname), the institution in which the

study was conducted (work place of the author and the institution

where the publication is prepared), contact address, telephone

and fax numbers, e-mail address. All these should be entered in

the JournalAgent program online in steps 3, 4, and 5.

The files to be uploaded should not contain the names of the

authors and places where they work, except the “Copyright Transfer

Form”. The submitted work should include: (i) Turkish and English

titles (to be posted online), (ii) Turkish and English abstracts (to be

posted online); in the full text of the article (the full text file must be

added to the desired location online) (iii) Introduction; (iv) Materials

and Methods; (v) Findings; (vi) Discussion; (vii) References sections.

It is preferred that methods, findings, and discussion sections

be handled with subtitles when necessary. Case presentations

should be organized under the headings of introduction, case

presentation and discussion after the summaries. In the review

articles, appropriate titles can be preferred for the development

of the article.

Abstract (Summary): The main findings and the main results

should be reported under the headings of Objectives, Material and

Methods, Findings, Conclusion.

Key words: At least 3 and at most 5 key words (in alphabetical

order) should be indicated in Turkish and English, under the

heading “Key words” after the Abstract section. Index Medicus

Medical Headings (MeSH) can be used for this purpose (http://

www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/).

In the full text of the article, in the Materials and Methods after

the Introduction paragraph, start and end dates of the study, the

characteristics of the patients and the methods used, the patient

selection should be specified in detail. The statistical method

utilized should be explained with sufficient detail.

Findings: Findings should be written as detailed as possible in the

text, supported by figures and tables; information given in figures

and tables should not be repeated in the text.

Discussion: Mainly the data related to the study should be

discussed and supported with domestic and foreign resources.

General information that is not directly related to the subject

should be avoided from occupying too much space.

Abbreviations: The number of abbreviated words must be limited.

Figures and Tables: Photographs and tables presented with the

text should be uploaded separately to the system. The format of

the image files can be JPEG or TIFF. Tables and shape subtitles must

be written on separate pages with double spacing; figures and

tables should be numbered according to the order in which they

appear in the text, and should have titles. Magnification ratio and

dyeing technique should be explained in microscopic pictures.

Each abbreviation used should be noted under the related figure

and table with an explanation.

REFERENCES

The references given in the text should be arranged in square

brackets as superscripts, and if at the end of the sentence after

the punctuation, without spacing (eg: ... lymph node [1] dissection

is recommended. [2] ); unpublished results and personal interviews

should not be shown as sources. Authors should only present

studies that they directly benefit from; unauthorized sources

will be requested from the authors during the preparation of the

publication. Journal names should be abbreviated according to

Index Medicus; where this is not possible, the full name of the journal

should be given. All authors should be listed if there are seven or

fewer, followed by “, et al.” after the sixth author in case of more than

seven authors. The following examples should be followed for the

endnote reference list and the punctuation style (the month and

the issue number in parentheses must be avoided!).

Journal:

Tefekli A, Tepeler A, Altunrende F, Tok A, Sarılar Ö, Müslümanoğlu

AY. Seçilmiş olgularda tüpsüz perkütan nefrolitotomi. Türk Üroloji

Dergisi 2006;32:240–7.

Gill IS, Kaouk JH, Meraney AM, Desai MM, Ulchaker JC, Klein EA,

et al. Laparoscopic radical cystectomy and continent orthotopic

ileal neobladder performed completely intracorporeally: the initial

experience. J Urol 2002;168:13–8.

Book:

Korkud G, Karabay K. Böbrek tüberkülozu. 3. Baskı. İstanbul:

İstanbul Üniversitesi Basımevi; 1993.

Section of a book:

Anderson JL, Muhlestein JB. Extracorporeal ureteric stenting

during laparoscopic pyeloplasty. Philadelphia: W. B. Saunders;

2003. p.288–307.

Important Note: The Editorial Board is authorized to make

amendments to the text, if necessary, without modifying the text of

the text.

Online article submission order:

1. A signed letter under the heading of “Copyright Transfer Form”

(a scanned copy which must be uploaded to the system online

with other files) from the authors,

2. Main text (including reference list) (abstract should not be

included, and author names must be blinded!),

3. Pictures (where possible, the explanations should be indicated

by an arrow), and

4. Tables must be loaded.

Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

ix


BAŞKAN’DAN / FROM THE PRESIDENT

Değerli Meslektaşlarım,

Siz yılın bu son bültenine ulaştığınızda, biz de yeni seçilen yönetim kurulu olarak hepinizi selamlarız. Son

üç yıl içerisinde yönetim kurulunda görev alan değerli arkadaşlarım bu zor pandemi koşullarında bile

eğitim, dergi, kongre ve toplantı faaliyetlerini eksiksiz ve başarı ile sürdürmüşlerdir. Yönetim kurulu olarak

bizim de en az selefimiz kadar başarılı olacağımızı umuyorum. Bilim dalımıza olan ilginin artması ve yeni

meslektaşlarımızın aramıza katılması öncelikli hedeflerimizden biri olacaktır. Ayrıca yeni yılda yüz yüze

yapılacak bilimsel toplantılarda yeniden birlikte olmak düşüncesindeyiz. Herkesin de eski kongre ve toplantı

düzenini özlediğini düşünüyorum. Tüm meslektaşlarıma sağlıklı bir yeni yıl dilerken akademik açıdan da

doyurucu geçmesini temenni ederim.

Saygılarımla

Prof. Dr. Mustafa Melih ÇULHA

Türk Androloji Derneği Başkanı

Türk Androloji Derneği Yönetim Kurulu Adına

x Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021


EDİTÖR’DEN / FROM THE EDITOR

Değerli Meslektaşlarımız,

Pandeminin etkisinin azalarak yüzyüze bilimsel etkinliklerin giderek artmaya başladığı bu dönemde Androloji

Bülteni’nin 4. sayısını çok değerli araştırmacı ve bilim insanlarının katkılarıyla sizlere sunmaktan büyük onur

duyuyoruz. Toplam 10 adet derleme ve özgün çalışmanın olduğu bu sayıda Arar ve arkadaşları tarafından

nispeten geri planda kalan bir konu “Engelli Kadınlarda Üreme Sağlığı Sorunları ve Hemşirelik Yaklaşımı”

başlığı altında sunulmuştur. Yücesoy ve arkadaşları tarafından ise “İnfertilitenin Kültürel, Ekonomik,

Psikososyal ve Cinsel Yönüne Güncel Bir Bakış: Temel Hemşirelik Yaklaşımları” başlıklı derleme ile infertilite

çok yönlü olarak ele alınmıştır. Azoospermi konusundaki gelişmelerin ve yeniliklerin her geçen gün giderek

artan oranlarda ortaya konulduğu bilinmektedir. Bununla ilişkili olarak güncel gelişme ve yenilikler Ergün

ve arkadaşları tarafından yapılan “Non-obstruktif Azoospermide mikro-TESE: Önemli Yenilikler” başlıklı

derleme ile Androloji Bülteni okuyucularına sunulmuştur. İnfertilitenin cerrahi olarak düzeltilebilir nedeni

olan varikoselin patofizyolojisi giderek netleşmeye başlamıştır. Hekim ve arkadaşları tarafından varikosel

patofizyolojisinin ön planda olmayan bir yönü “Varikosel ile İlişkili İnfertilite Patofizyolojisinde MikroRNA’ların

Rolü” başlığıyla kapsamlı bir derleme şeklinde hazırlanmıştır. Bu sayıda yer alan son derleme ise Ateş ve

arkadaşları tarafından hazırlanan “Prematür Ejakülasyon: Güncel Tedavi ve Gelecek” başlıklı araştırma olup

ejakülasyonun geniş bir perspektifte değerlendirilmesini içermektedir. Androloji Bülteni’nin 4. sayısında yer

alan orijinal makalelerden ilki Sarıkaya ve arkadaşlarının yapmış oldukları “Distal Hipospadias Nedeniyle

Uygulanan Operasyon Prosedürlerinin Erişkin Dönem Seksüel Fonksiyonlara Etkisi” başlıklı araştırmadır.

Hipospadias uretral bir patoloji olsa da aileler ve erişkin dönemde hastalar için bu operasyonun cinsel

işlevler üzerine olan etkisi büyük önem arz etmektedir. Bu anlamda konu ile ilgili literatürde nispeten sınırlı

sayıda çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Cinsel işlev bozukluklarının sadece bireyi değil çiftleri ve çevrelerini

de olumsuz olarak etkilediği yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Ülkemizde bu konuda yapılan çalışmaların

nispeten sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre Ata ve arkadaşları tarafından yapılan “Erektil Disfonksiyon

ve/veya Prematüre Ejakülasyon Tanısı Alan Erkeklerde Çift Uyumunu Yordayan Değişkenler Nelerdir? Cinsiyet

Rolleri, Depresyon, Anksiyete, Stres, Kişilik Özellikleri ve Benlik Saygısı” başlıklı çalışmanın bu alanda önemli

katkısının olacağı açıktır. Tüm dünyada, sağlık alanında minimal invaziv girişimlerin belirgin olarak klasik

yaklaşımların yerini aldığı, üroloji pratiğinde de endoürolojik yaklaşımların buna uygun olarak arttığı çok iyi

bilinmektedir. Toplumların %3-14’ünde görülen taş hastalığına bağlı olarak endoskopik girişim ve sonrasında

stent yerleştirmenin hemen her klinikte standart bir girişim olduğu ve bu girişim ya da uygulamaların cinsel

işlevler üzerine etkisinin olduğuna ait çalışmalar yer almaktadır. Bu sayıda Kalkanlı ve arkadaşları tarafından

Üreter taşı için üreterorenoskopik cerrahi yapılan erkek ve kadın hastalarda JJ stent yerleştirilmesinin seksüel

fonksiyonlar üzerine etkisi” başlıklı çalışma ile hem erkek hem de kadınlarda cinsel işlevler araştırılmıştır.

Teknoloji ve iletişim ile birlikte yaşamlarımızın belirgin olarak değiştiği son iki dekatta gençlerin cinselliğe

bakışlarında da değişme sözkonusu olabilmektedir. Bu ilgi çekici konu Dağlı ve arkadaşları tarafından

“Gençlerin Gebelikte Cinselliğe İlişkin Yanlış Bilgi, Tutum ve İnançları” başlığı ile araştırılmıştır. Androloji

Bülteni’nin bu son sayısında kadın cinselliği ile yakından ilişkili olan ancak ülkemiz üroloji pratiğinde oldukça

nadir ele alınan bir konu Erol ve arkadaşları tarafından “Polikistik Over Sendromunda Androjen Seviyeleri ve

Seksüel Disfonksiyon” başlığı ile hazırlanarak sunulmuştur.

Androloji Bülteni ailesi olarak 2021 yılında bilimsel eserleri ile katkıda bulunan tüm araştırmacılara teşekkür

eder, 2022 yılının hepiniz için sağlıklı, mutlu ve başarılı olmasını temenni ederiz…

Prof. Dr. Fikret ERDEMIR

Editör

Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

xi


Cilt/ Volume 23 | Sayı/ Issue 4 | Aralık/ December 2021

İÇİNDEKİLER /CONTENTS

ARAŞTIRMA YAZILARI | ORIGINAL ARTICLES

219 Distal hipospadias nedeniyle uygulanan operasyon prosedürlerinin erişkin dönem seksüel fonksiyonlara etkisi

The effect of surgical procedures due to distal hypospadias on adult sexual functions

Kubilay Sarıkaya, Çağrı Şenocak, Fahri Erkan Sadioğlu, Muhammed Arif İbiş, Ömer Faruk Bozkurt

224 Erektil disfonksiyon ve/veya prematüre ejakülasyon tanısı alan erkeklerde çift uyumunu yordayan değişkenler nelerdir?

Cinsiyet rolleri, depresyon, anksiyete, stres, kişilik özellikleri ve benlik saygısı

What are the variables predicting dyadic adjustment in men with erectile dysfunction and/or premature ejaculation?

Sex roles, depression, anxiety, stress, personality traits and self-esteem

Gökay Ata, Özden Yalçınkaya Alkar, Fatih Hızlı, Halil Basar

232 Üreter taşı için üreterorenoskopik cerrahi yapılan erkek ve kadın hastalarda JJ stent yerleştirilmesinin seksüel

fonksiyonlar üzerine etkisi

The effect of JJ stent placement on sexual functions in male and female patients who underwent ureterorenoscopic surgery for

ureteral stones

Arif Kalkanlı, Cem Tuğrul Gezmiş

238 Gençlerin gebelikte cinselliğe ilişkin yanlış bilgi, tutum ve inançları

Inaccurate knowledge, attitudes, and beliefs of youth about sexuality during pregnancy

Elif Dağlı, Feyza Aktaş Reyhan

244 Polikistik over sendromunda androjen seviyeleri ve seksüel disfonksiyon

Androgen levels and sexual dysfunction in polycystic ovary syndrome

Rümeysa Selvinaz Erol, Pınar Kadıoğlu

DERLEME | REVIEW

250 Engelli kadınlarda üreme sağlığı sorunları ve hemşirelik yaklaşımı

Reproductive health problems in women with disabilities and nursing approach

Mevlüde Alpaslan Arar, Nülüfer Erbil, Fatma Yıldırım

256 İnfertilitenin kültürel, ekonomik, psikososyal ve cinsel yönüne güncel bir bakış: Temel hemşirelik yaklaşımları

A current look at the cultural, economic, psychosocial, and sexual aspects of infertility: Basic nursing approaches

Hüsne Yücesoy, Fatma Yıldırım, Ebru Şahin

264 Non-obstruktif azoospermide micro-TESE: Önemli yenilikler

Micro-TESE in non-obstructive azoospermia: Major innovations

Kasım Emre Ergün, Barış Altay

269 Varikosel ile ilişkili infertilite patofizyolojisinde mikroRNA’ların rolü

Role of microRNAs in the pathophysiology of varicocele-related infertility

Neslihan Hekim, Sercan Ergün, Sezgin Güneş

278 Prematür ejakülasyon: Güncel tedavi ve gelecek

Premature ejaculation: current and future treatments

Erhan Ateş, Hakan Görkem Kazıcı

290 TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY

294 KONGRE TAKVİMİ | CONGRESS CALENDAR

xii Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021




ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2021;23:219−223

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.81598

Erkek Cinsel Sağlığı

Distal hipospadias nedeniyle uygulanan operasyon

prosedürlerinin erişkin dönem seksüel fonksiyonlara

etkisi

The effect of surgical procedures due to distal hypospadias on adult sexual

functions

Kubilay Sarıkaya , Çağrı Şenocak , Fahri Erkan Sadioğlu , Muhammed Arif İbiş , Ömer Faruk Bozkurt

ÖZ

AMAÇ: Çocukluk döneminde distal hipospadias nedeniyle operasyon

geçirmiş erişkinlerde, yapılan operasyon tipine göre cinsel fonksiyonların

değerlendirilmesi.

GEREÇ ve YÖNTEMLER: : Çocukluk döneminde tek seans distal hipoapadias

operasyonu geçirmiş toplam 48 erişkin erkek katılımcı çalışmaya

dâhil edilmiştir. Katılımcılar yapılan operasyon tipine göre meatal

ilerletme ve glanüloplasti (MAGPI), üretral ilerletme ve glanüloplasti

(URAGPI), glanüler yaklaştırma plastisi (GAP) ve tübülarize insize plak

üretroplasti (TIPU) olarak dört gruba ayrılmıştır. Katılımcıların uluslararası

erektil işlev -5 skoru (IIEF-5), prematür ejekülasyon değerlendirme

skoru (PEDT), orgazmik işlev skoru (OI), cinsel istek skoru (CI),

cinsel memnuniyet skoru (CM) ve genel memnuniyet skorları (GM)

belirlenerek gruplar karşılaştırılmıştır.

BULGULAR: Katılımcıların 12 (%25,0)’sine MAGPI, 9 (%18,8)’una

URAGPI, 9 (%18,8)’una GAP ve 18 (%37,5)’ine TIPU prosedürü uygulandığı

tespit edilmiştir. Katılımcıların median IIEF-5 skoru MAGPI

grubunda 22,5 (21,25–24), URAGPI grubunda 21 (16–23,5), GAP

grubunda 23 (21,5–24,5) ve TIPU grubunda 22,5 (20,75–24) bulunmuştur

(p=0,201). Katılımcıların median PEDT skoru ise MAGPI grubunda

5,5 (4–7,75), URAGPI grubunda 6 (4,5–11,5), GAP grubunda

6 (2,5–7,5) ve TIPU grubunda 5,5 (3,75–7) bulunmuştur (p=0,813).

Median OI, CI, CM ve GM skorları bakımından da gruplar arasında

anlamlı fark olmadığı görülmüştür (p=0,899, p=0,316, p=0,107 ve

P=0,504, sırasıyla).

SONUÇ: Çocukluk döneminde tek seans distal hipospadias cerrahisi geçirmiş

erişkinlerin erektil işlev ve prematür ejekülasyon parametrelerinin

yapılan operasyon tipinden etkilenmediği tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Hipospadias onarımı, psikoseksüel disfonksiyonlar,

seksüel disfonksiyonlar

ABSTRACT

OBJECTIVE: Evaluation of the sexual functions in adults who have

undergone surgery for distal hypospadias in childhood, according to the

type of operation performed.

MATERIAL and METHODS: A total of 48 adult male participants

who underwent a single-session distal hypoapadias operation during

childhood were included in the study. Participants were divided into

four groups according to the type of operation performed: meatal

advancement and glanuloplasty (MAGPI), urethral advancement

and glanuloplasty (URAGPI), glanular approximation plasty (GAP)

and tubularized incised plate urethroplasty (TIPU). Participants’

international index of erectile function -5 score (IIEF-5), premature

ejaculation diagnostic tool (PEDT), orgasmic function score (OF),

sexual desire score (SD), intercourse satisfaction score (IS) and overall

satisfaction score (OS) were determined and groups were compared.

RESULTS: It was determined that 12 (25.0%) of the participants had

MAGPI, 9 (18.8%) URAGPI, 9 (18.8%) GAP and 18 (37.5%) TIPU

procedure. The median IIEF-5 score of the participants was 22.5

(21.25–24) in the MAGPI group, 21 (16–23.5) in the URAGPI group,

23 (21.5–24.5) in the GAP group, and 22.5 (20.75–24) in the TIPU

group (p=0.201). The median PEDT score of the participants was 5.5

(4–7.75) in the MAGPI group, 6 (4.5–11.5) in the URAGPI group,

6 (2.5–7.5) in the GAP group, and 5.5 (3.75–7) in the TIPU group

(p=0.813). There was no significant difference between the groups in

terms of median OF, SD, IS and OS scores (p=0.899, p=0.316, p=0.107

and P=0.504, respectively).

CONCLUSION: It was determined that the erectile function and

premature ejaculation parameters of adults who had undergone singlesession

distal hypospadias surgery during childhood were not affected by

the type of operation performed.

Keywords: Hypospadias repair, psychosexual dysfunctions, sexual

dysfunctions

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Keçiören Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, Ankara, Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Uzm. Dr. Kubilay Sarıkaya

Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği Keçiören/ankara 06280

Ankara, Türkiye

Tel: +90 312 356 90 00

E-mail: drkubilay.sarikaya76@outlook.com

Geliş/ Received: 10.05.2021

Kabul/ Accepted: 04.07.2021

GİRİŞ

Hipospadias erkek ürogenital traktının en sık görülen doğumsal

anomalisi olup sıklığı yenidoğan erkek çocuklarda

yaklaşık %0,2 olarak bildirilmektedir. [1] Patofizyolojisi

tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte üretral

plate’in gelişimini etkileyen çeşitli hormonal ve genetik

faktörlerin rol aldığı bildirilmektedir. [2] Kesin olarak

©2021 Androloji Bülteni 219


belirlenmiş yaş aralığı olamamakla birlikte hipoapadias

cerrahisinin 6–18. aylarda yapılması çoğu otorite tarafından

kabul edilmiştir. [3] Hipospadias cerrahisinde 200’den

fazla teknik tanımlanmış olup, düz penis ve uygun kozmetik

görünümle birlikte normal işeme ve ejekülasyona

olanak sağlayan üretral yapının sağlanması cerrahinin

temel amacını oluşturmaktadır. [4] Erken çocukluk dönemindeki

cerrahi girişim ve peniste gelişebilen muhtemel

kozmetik sorunlar gerek pubertal dönemde, gerekse de

erişkin dönemde çeşitli seksüel fonksiyon bozukluklarına

yol açabilmektedir. [5] Bu nedenle çocukluk döneminde

hipospadias cerrahisi geçirmiş erişkinlerin seksüel fonksiyonlarını

inceleyen çok sayıda çalışma yapılmıştır. [6,7] Bu

alandaki çalışmalar yoğun olarak meatus lokalizasyonunu

ve geçirilen operasyon sayısını temel alan çalışmaları kapsamakta

olup son zamanlarda özellikle bukkal mukozal

graft sonrası seksüel fonksiyonların da incelendiği daha

geniş kapsamlı yayınlar bildirilmiştir. [8] Her ne kadar bu

alanda çok sayıda çalışma yapıla gelmiş olsa da klinik pratikte

en sık görülen hipospadias tipi olan distal hipospadiasda

uygulanan cerrahi tekniklerin detaylı olarak karşılaştırıldığı

çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu nedenle

biz bu çalışmamızda çocukluk döneminde distal hipospadias

cerrahisi geçirmiş erişkinlerde, uygulanan operasyon

tiplerinin seksüel fonksiyonlara olan etkilerini incelemeyi

ve operasyon prosedürlerini karşılaştırmayı amaçladık.

GEREÇ ve YÖNTEMLER

Çalışma Protokolü ve Verilerin Toplanması

Hastanemiz etik kurulundan çalışma onayı alındıktan

sonra (Tarih: 23.03.2021, Protokol no: 2012-KAEK-

15/2273) çocukluk döneminde distal hipospadias cerrahisi

geçirmiş 18–24 yaş aralığında seksüel aktif toplam 48

erişkin erkek hasta çalışmaya dâhil edilmiştir. Hastanemiz

elektronik veri sistemi ve hasta dosyalarındaki kayıtlar incelenerek

Mayıs 2008 ile Aralık 2012 tarihleri arasında

primer distal hipospadias cerrahisi geçirmiş hastalara ait

preoperatif ve postoperatif veriler elde edilmiştir. Güncel

seksüel fonksiyonları değerlendirmek için katılımcılara

telefon aramasıyla ulaşılmış ve hastaneye davet edilerek

bilgilendirilmiş gönüllü onam formları alınmıştır. Primer

distal hipospadias nedeniyle operasyon yapılmış hastalar

çalışmaya dâhil edilirken preoperatif mid-penil veya daha

proksimalde meatus lokalizasyonu olan hastalarla birden

fazla hipospadias operasyonu öyküsü olan sekonder veya

tersiyer vakalar çalışmanın dışında tutulmuştur. Primer

distal hipospadias cerrahisi sonrası üretral fistül gelişimi,

tüp açılması veya kozmetik nedenli re-operasyon geçiren

hastalar da çalışmanın dışında tutulmuştur. Ayrıca operasyon

esnasında penil kordi nedeniyle kordi rezeksiyonu

veya penil plikasyon cerrahisi yapılan hastalar da çalışmaya

dâhil edilmemiştir. Katılımcılar yapılan operasyon tipine

göre meatal ilerletme ve glanüloplasti (MAGPI), üretral

ilerletme ve glanüloplasti (URAGPI), glanüler yaklaştırma

plastisi (GAP) ve tübülarize insize plak üretroplasti (TIPU)

olarak dört gruba ayrılmıştır.

Seksüel Fonksiyonların Değerlendirilmesi

Katılımcıların ereksiyon, orgazmik indeks, cinsel istek,

cinsel ilişki esnasındaki memnuniyet ve genel memnuniyet

parametrelerinin değerlendirilmesinde Türkçe’ye valide

edilmiş olan IIEF formu kullanılmıştır. [9] Erektil işlevle

ilgili IIEF formunda yeralan ilk beş soru (IIEF-5) anket

çalışması için kullanılmıştır. Bu alandaki sorular her biri

0–5 puan aralığında skorlama yapan toplam beş sorudan

oluşmaktadır. Buna skorlama sisteminin sonuçlarına göre

5–7 puan şiddetli erektil disfonksiyon (ED), 8–11 puan

orta şiddetli ED, 12–16 puan hafif-orta ED, 17–21 puan

hafif ED, 22–25 puan ise ED yok olarak kabul edilmektedir.

IIEF formunun 9. ve 10. soruları orgazmik işlevle (OI)

ilgili olup soruların her biri 0–5 aralığında puanlanmakta

ve toplam 0–10 puan aralığından oluşmaktadır. IIEF

formunun 11. ve 12. soruları ise cinsel istekle (CI) ilgili

olup sorular 1–5 puan aralığında puanlanmakta ve toplam

2–10 puandan oluşmaktadır. IIEF formunun 6. 7. ve 8.

soruları cinsel ilişkideki memnuniyet (CM) durumunu belirlemekte

olup soruların her biri 0–5 puan aralığında puanlanmakta

ve toplam 0–15 puandan oluşmaktadır. IIEF

anketinin 13. ve 14. soruları ise genel memnuniyet (GM)

skorunu belirlemekte olup soruların her biri 1–5 aralığında

puanlanmakta ve toplam 2–10 puandan oluşmaktadır.

Katılımcıların prematür ejekülasyon parametrelerinin değerlendirilmesinde

ise Türkçe validasyonu yapılmış prematür

ejekülasyon değerlendirme (PEDT) skoru kullanılmıştır.

[10] Bu skorlama sistemi toplam skoru 0–22 puan

aralığında olan 5 sorudan oluşmaktadır. Bu skorlama sistemine

göre 0–8 puan düşük olasılıklı PE varlığını, 9–10

puan muhtemel PE varlığını, 11–22 puan ise PE varlığını

işaret etmektedir.

Katılımcıların preoperatif tanımlayıcı verileri ile erişkin

döneme ait erektil fonksiyon ve prematür ejekülasyon parametreleri

belirlenerek gruplar karşılaştırılmıştır.

İstatistiksel Analiz

Değişkenlerin normal dağılım testi için Kolmogorov-

Smirnov testi kullanılmıştır. Gruplara ait değişkenlerin

karşılaştırmasında Mann-Whitney U testi kullanılmıştır.

Değişkenlerin tanımlanmasında sayı, yüzde, median ve

220 Androl Bul 2021;23:219-223


interquartile range kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 (IBM

Corp.) software programı kullanılarak analiz edilmiş ve

p<0,05 değeri anlamlı olarak kabul edilmiştir.

BULGULAR

Preoperatif penil meatus lokalizasyonunun 18 (%37,5) hastada

subglanuler seviyede, 14 (29,2) hastada megameatus

tipinde ve 16 (33,3) hastada ise coronal seviyede olduğu görülmüştür.

Katılımcıların 12’sine (%25,0) MAGPI, dokuzuna

(%18,8) URAGPI, dokuzuna (%18,8) GAP ve 18’ine

(37,5) TIPU prosedürü uygulandığı tespit edilmiştir (Tablo

1). Median operasyon yaşının MAGPI grubunda yedi yıl

(6–7,75), URAGPI grubunda 10 yıl (7,5–10,5), GAP grubunda

10 yıl (7–12,5) ve TIPU grubunda sekiz yıl (7–10)

olduğu görülmüştür (p=0,018). Median kateterizasyon

süresinin MAGPI grubunda bir gün (1–1) iken URAGPI

grubunda dört gün (4–7), GAP grubunda yedi gün (5,5–7)

ve TIPU grubunda yedi gün (7–7) olduğu bulunmuştur

(p<0,0001). Median IIEF-5 skorunun MAGPI grubunda

22,5 (21,25–24), URAGPI grubunda 21 (16–23,5),

GAP grubunda 23 (21,5–24,5) ve TIPU grubunda 22,5

(20,75–24) olduğu ve gruplar arasında anlamlı fark olmadığı

tespit edilmiştir (p=0,201). Katılımcıların median

PEDT skorunun ise MAGPI grubunda 5,5 (4–7,75),

URAGPI grubunda 6 (4,5–11,5), GAP grubunda 6 (2,5–

7,5) ve TIPU grubunda 5,5 (3,75–7) olduğu görülmüştür

(p=0,813). Katılımcıların median OI, CI, CM ve GM skorları

bakımından da gruplar arasında anlamlı fark olmadığı

tespit edilmiştir (sırasıyla, p=0,899, p=0,316, p=0,107 ve

p=0,504) (Tablo 2 ve Şekil 1).

Tablo 1. Hastaların genel karakteristikleri

Operasyon yaşı, median (IQR), yıl 8 (7–8)

Preoperatif mea lokalizasyonu, n (%)

Subglanuler 18 (37,5)

Megameatus 14 (29,2)

Coronal 16 (33,3)

Operasyon tipi, n (%)

MAGPI 12 (25,0)

URAGPI 9 (18,8)

GAP 9 (18,8)

TIPU 18 (37,5)

IQR, interquartile range; MAGPI, meatal ilerletme ve glanüloplasti; URAGPI, üretral

ilerletme ve glanüloplasti; GAP, glanüler yaklaştırma plastisi; TIPU, tübülarize insize

plak üretroplasti.

Şekil 1. Grupların seksüel fonksiyon ölçekleri.

TARTIŞMA

Hipospadias cerrahisinin çocukluk döneminde yarattığı

psikolojik travmayla birlikte postoperatif dönemde gelişebilen

muhtemel penil kozmetik sorunlar erişkin dönemde

seksüel fonksiyonların araştırılmasında etken olmuştur. [5–7]

Hipospadias operasyonu sonrası gelişebilen muhtemel üretral

fistül, tüp açılması gibi nedenlerle yapılan re-operasyonlar

bu travmanın şiddetini daha da arttıran faktörler olarak

karşımıza çıkmaktadır. [11] Thiry ve ark.’nın Onlay ada flebi,

Mathieu, Duplay ve Duckett üretroplasti prosedürleri

Tablo 2. Grupların genel karakteristikleri ve cinsel işlev ölçekleri

MAGPI URAGPI GAP TIPU p

Yaş, median (IQR) 7 (6–7,75) 10 (7,5–10,5) 10 (7–12,5) 8 (7–10) 0,018

KS, median (IQR) 1 (1–1) 4 (4–7) 7 (5,5–7) 7 (7–7) <0,001

IIEF-5, median (IQR) 22,5 (21,25–24) 21 (16–23,5) 23 (21,5–24,5) 22,5 (20,75–24) 0,201

PEDT, median (IQR) 5,5 (4–7,75) 6 (4,5–11,5) 6 (2,5–7,5) 5,5 (3,75–7) 0,813

OI, median (IQR) 9 (7,25–10) 9 (7,5–9,5) 8 (7,5–9,5) 9 (8–10) 0,899

CI, median (IQR) 8,5 (7,25–9,75) 8 (5,5–9) 9 (7,5–9,5) 8 (7–9) 0,316

CM, median (IQR) 13 (9–14,75) 10 (6,5–11,5) 12 (7,5–13,5) 10,5 (8–12) 0,107

GM, median (IQR) 7 (4,75–8,75) 7 (3–9) 7 (4,5–8) 8 (5,75–9) 0,504

IQR, interquartile range; MAGPI, meatal ilerletme ve glanüloplasti; URAGPI, üretral ilerletme ve glanüloplasti; GAP, glanüler yaklaştırma plastisi; TIPU, tübülarize insize plak

üretroplasti; KS, kateterizasyon süresi; IIEF-5, uluslararası erektil işlev -5 skoru; PEDT, prematür ejekülasyon değerlendirme skoru; OI, orgazmik işlev skoru; CI, cinsel istek skoru;

CM, cinsel memnuniyet skoru; GM, genel memnuniyet skoru.

Sarıkaya ve ark. • Distal hipospadias nedeniyle uygulanan operasyon prosedürlerinin erişkin dönem seksüel fonksiyonlara etkisi

221


ile hipospadias onarımı yaptıkları 275 hastanın sonuçlarını

bildirdikleri çalışmalarında erişkin dönemde hastaların

%81’inin IIEF-5 skorunun >22 olduğu bildirilmiştir. [12]

Örtquvist ve ark nın yaptığı bir diğer çalışmada ise 105’i

distal penil, 40’ı mid-penil ve 22’si proksimal penil meatus

nedeniyle yapılan hipospadias onarımı sonrası preoperatif

meatus lokalizasyonuna göre hastaların erişkin dönem seksüel

fonksiyonları karşılaştırılmıştır. [13] Bu çalışmaya göre

distal penil, mid-penil ve proksimal penil hipospadias gruplarının

seksüel hayat memnuniyet oranları sırasıyla %80,

%83 ve %62 bulunmuş olup, proksimal penil meatusu olan

grupta memnuniyet oranının anlamlı olarak düşük olduğu

bildirilmiştir. Benzer bir diğer çalışmada da Marrocco

ve ark., distal penil, mid-penil ve proksimal penil meatus

nedeniyle MAGPI, TIPU, mathieu, Onlay flep ve Duckett

prosedürleri uyguladıkları toplam 32 çocuğun erişkin dönemde

14’ünün (%43,7) başarılı seksüel ilişkiye girdiğini

bildirmişlerdir. [14] Belirtilen çalışmaların da işaret ettiği gibi

hipospadias cerrahisi erişkin dönemde seksüel fonksiyonları

çeşitli derecelerde etkilemektedir. Çalışmalarda özellikle

proksimal penil meatus nedeniyle yapılan hipospadias

onarımının erişkin dönem seksüel fonksiyonları olumsuz

etkilediği görülmektedir. Çalışmaların büyük çoğunluğu

distal, mid-penil ve proksimal penil meatusa yönelik operasyonların

sonuçlarının birlikte değerlendirildiği verileri

kapsamaktadır. Bizim çalışmamızda ise klinik pratikte en

sık karşılaştığımız distal penil meatus nedeniyle uygulanan

prosedürler karşılaştırılmıştır. Çalışmamızda MAGPI,

URAGPI, GAP ve TIPU prosedürleri uygulanan distal

penil meatuslu çocukların erişkin dönemlerinde IIEF-5

skorları bakımından prosedürler arasında anlamlı fark saptanmamıştır.

Bulgularımız literatür verileriyle uyumlu olup

penil meatusun distalde olmasının ve re-operasyon gerekliliğinin

düşük olmasının erektil fonksiyonların korunmasında

etkili olduğu görüşünü desteklemektedir.

Tack ve ark.’nın 131’i distal penil, 38’i mid-penil ve 23’ü

proksimal penil meatus nedeniyle hipospadias cerrahisi

yapılan çocukların erişkin dönem seksüel fonksiyonlarını

bildirdikleri çalışmalarında hipospadias onarımı yapılmayan

50 katılımcı da kontrol grubu olarak kabul edilmiştir.

[15]

Bu çalışmaya göre IIEF-5 skorları bakımından gruplar

arasında anlamlı fark saptanmazken, hipospadias cerrahisi

geçirmiş olan hastaların altısında aralıklı anejekülasyon,

üçünde prematür ejekülasyon birinde ereksiyon kaybı ve

birinde fisülden kaynaklanan çatallı ejekülasyon geliştiği

tespit edilmiştir. Jiao ve ark.’nın yaptığı bir diğer benzer çalışmada

da distal ve proksimal penil meatus nedeniyle opere

edilen toplam 43 çocuğun erişkin dönem seksüel fonksiyonları

bildirilmiştir. [16] Bu çalışmada da distal hipospadias

cerrahisi geçirenlerde prematür ejekülasyon görülmezken,

proksimal hipospadias cerrahisi geçirenlerin %39,5’inde

prematür ejekülasyon görüldüğü bildirilmiştir. Bizim çalışmamızda

ise gruplardaki hiçbir hastada anejekülasyon, retrograd

ejekülasyon ya da ejekülasyon güçlüğü tespit edilmemiş,

median PEDT skorları bakımından da prosedürler

arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Literatürde distal

hipospadias cerrahisi sonrası bildirilen sonuçlarla uyumlu

olarak çalışmamızda prematür ejekülasyon oranlarının da

oldukça düşük olduğu saptanmıştır.

Wang ve ark.’nın 80’i distal penil ve 50’si proksimal penil

meatus olmak üzere toplam 130 hipospadias cerrahisi geçiren

hasta ve 50 kişilik kontrol grubu katılımcıyı içeren

çalışmalarında hipospadias cerrahisi geçirenlerle kontrol

grubu arasında libido gücü, erektil fonksiyon ve seksüel

memnuniyet oranları bakımından fark görülmediği bildirilmiştir.

[17] Bir diğer benzer çalışmada da Fraumann ve

ark., hipospadias nedeniyle operasyon yaptıkları 13 çocuğun

erişkin dönem seksüel fonksiyonlarını bildirmişlerdir.

[18] Bu çalışmaya göre katılımcıların median OI skoru

8,8 (6,0–10,0) bulunmuştur ve OI skorunun normalden

düşük bulunduğu bildirilmiştir. Aynı çalışmada IIEF-6

(score=28,6), CI (score=8,6), CM (score=12,4) ve GM

(score=8,6) skorlarının ise normal sınırlarda olduğu bildirilmiştir.

Bizim çalışmamızda ise OI, CI, CM ve GM skorları

arasında operasyon prosedürleri arasında anlamlı fark

olmadığı tespit edilmiştir. Bulgularımız literatür verileriyle

uyumludur ve proksimal penil hipospadias prosedürlerinin

aksine, bulgularımız distal penil hipospadias cerrahi

prosedürlerinin gerek erektil fonksiyonları gerekse de ejekülasyon

ve cinsel memnuniyet skorlarını anlamlı olarak

etkilemediğini işaret etmektedir.

Çalışmamızda gruplardaki katılımcı sayısının sınırlı olması

bir limitasyon olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, her ne kadar

gruplara ait veriler ve bulgular tartışılmış ve birbiriyle

karşılaştırılmış olsa da çalışmamızda kontrol grubunun olmaması

nedeniyle normal popülasyonla karşılaştırma yapılamamış

olması bir diğer önemli limitasyondur.

Sonuç olarak, hipospadias nedeniyle operasyon geçiren

çocukların erişkin dönemdeki seksüel fonksiyonlarının değerlendirilmesi

önemli parametrelerdendir. Özellikle proksimal

penil meatus nedeniyle yapılan operasyonlar seksüel

fonksiyonları önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Ancak

distal hipospadias nedeniyle uygulanan prosedürler erişkin

dönemde seksüel fonksiyonları olumsuz etkilememektedir.

Çalışmamızda, distal hipospadias nedeniyle pratikte en sık

uygulanan prosedürler olan MAGPI, URAGPI, GAP ve

TIPU yöntemlerinin erişkin dönemde cinsel fonksiyonları

koruma bakımından aralarında anlamlı fark olmadığı

saptanmıştır.

222 Androl Bul 2021;23:219-223


Etik Kurul Onayı

Çalışma, Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından

onaylandı. (onay tarihi ve sayısı: 23.03.2021/2012 KAEK-15/2273).

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Ethics Committee Approval

The study was approved by Keçiören Training and Research Hospital Clinical Research

Ethics Committee. (date and number of approval: 23.03.2021/2012 KAEK-15/2273).

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

KAYNAKLAR

1. Yu X, Nassar N, Mastroiacovo P, Canfield M, Groisman B,

Bermejo-Sánchez E, et al. Hypospadias prevalenceand trends in

international birth defect surveillance systems, 1980-2010. Eur

Urol 2019;76:482–90. [CrossRef]

2. van der Zanden LF, van Rooij IA, Feitz WF, Franke B, Knoers

NV, Roeleveld N. Aetiology of hypospadias: a systematic review of

genes and environment. Hum Reprod Update 2012;18:260–83.

[CrossRef]

3. Radmayr C, Bogaert G, Dogan HS, Nijman R, Silay MS, Stein R, S

Tekgül. EAU guidelines on paediatric urology 2020. In: European

association of urology guidelines. Presented at the EAU Annual

Congress Amsterdam 2020. Arnhem, The Netherlands: European

Association of Urology Guidelines Office; 2020. https://uroweb.

org/wp-content/uploads/EAU-ESPU-Guidelines-on-Paediatric-

Urology-2020.pdf

4. Mouriquand PD, Persad R, Sharma S. Hypospadiasrepair: current

principles and procedures. Br J Urol 1995;76:9–22. [CrossRef]

5. Deibert CM, Hensle TW. The psychosexual aspects of hypospadias

repair: a review. Arab J Urol 2011;9:279–82. [CrossRef]

6. Kumar S, Tomar V, Yadav SS, Priyadarshi S, Vyas N, Agarwal

N. Fertility potential in adult hypospadias. J Clin Diagn Res

2016;10:PC01–5. [CrossRef]

7. Jones BC, O’Brien M, Chase J, Southwell BR, Hutson JM.

Earlyhypospadias surgery may lead to a better long-term

psychosexual outcome. J Urol 2009;182:1744–9. [CrossRef]

8. Rynja SP, de Kort LM, de Jong TP. Urinary, sexual, and cosmetic

results after puberty in hypospadias repair: current results and

trends. Curr Opin Urol 2012;22:453–6. [CrossRef]

9. Turunc T, Deveci S, Güvel S, Peşkircioğlu L. The assessment

of Turkish validation with 5 question version of International

Index of Erectile Function (IIEF-5). Turk J Urol 2007;33:45–9.

https://www.researchgate.net/publication/283773629_The_

assessment_of_Turkish_validation_with_5_question_version_of_

International_Index_of_Erectile_Function_IIEF-5

10. Serefoglu EC, Cimen HI, Ozdemir AT, Symonds T, Berktas M,

Balbay MD. Turkish validation of the premature ejaculation

diagnostic tool and its association with intravaginal ejaculatory

latency time. Int J Impot Res 2009;21:139–44. [CrossRef]

11. Emir L, Erol D. Mathieu urethroplasty as a salvage procedure: 20-

year experience. J Urol 2003;169:2325–6. [CrossRef]

12. Thiry S, Saussez T, Dormeus S, Tombal B, Wese FX, Feyaerts

A. Long-term functional, cosmetic and sexual outcomes of

hypospadias correction performed in childhood. Urol Int

2015;95:137–41. [CrossRef]

13. Örtqvist L, Fossum M, Andersson M, Nordenström A, Frisen

L, Holmdahl G, Nordenskjöld A. Sexuality and fertility in men

with hypospadias; improved outcome. Andrology 2017;5:286–93.

[CrossRef]

14. Marrocco G, Vallasciani S, Fiocca G, Calisti A. Hypospadias

surgery: a 10-year review. Pediatr Surg Int 2004;20:200–3.

[CrossRef]

15. Tack LJW, Springer A, Riedl S, Tonnhofer U, Weninger J, Hiess

M, et al. Psychosexual Outcome, Sexual Function, and Long-Term

Satisfaction of Adolescent and Young Adult Men After Childhood

Hypospadias Repair. J Sex Med 2020;17:1665–75. [CrossRef]

16. Jiao C, Wu R, Xu X, Yu Q. Long-term outcome of penile

appearance and sexual function after hypospadias repairs: situation

and relation. Int Urol Nephrol 2011;43:47–54. [CrossRef]

17. Wang W-W, Tu X-A, Deng C-H, Mo J-C, Zhao L, Chen L-W.

Long-term sexual activity status and influencing factors in men

after surgery for hypospadias. Asian J Androl 2009;11:417–22.

[CrossRef]

18. Fraumann SA, Stephany HA, Clayton DB, Thomas JC, Pope

JC 4th, Adams MC et al. Long-term follow-up of children who

underwent severe hypospadias repair using an online survey

with validated questionnaires. J Pediatr Urol 2014;10:446–50.

[CrossRef]

Sarıkaya ve ark. • Distal hipospadias nedeniyle uygulanan operasyon prosedürlerinin erişkin dönem seksüel fonksiyonlara etkisi

223


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2021;23:224−231

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.98470

Erkek Cinsel Sağlığı

Erektil disfonksiyon ve/veya prematüre ejakülasyon

tanısı alan erkeklerde çift uyumunu yordayan

değişkenler nelerdir? Cinsiyet rolleri, depresyon,

anksiyete, stres, kişilik özellikleri ve benlik saygısı

What are the variables predicting dyadic adjustment in men with erectile

dysfunction and/or premature ejaculation? Sex roles, depression, anxiety,

stress, personality traits and self-esteem

Gökay Ata 1 , Özden Yalçınkaya Alkar 1 , Fatih Hızlı 2 , Halil Basar 2

ÖZ

AMAÇ: Bu araştırmanın amacı erektil disfonksiyon ve/veya prematüre

ejakülasyon tanısı alan bireylerin, çift uyumlarını yordayan değişkenlerin

belirlenmesidir. Bu amaçla çalışmaya cinsiyet rolleri, depresyon-anksiyete-stres

ve kişilik özellikleri değişkenleri dahil edilmiştir.

GEREÇ ve YÖNTEMLER: Yaşları 26–76 aralığında, erektil disfonksiyon

ve/veya prematüre ejakülasyon tanısı alan evli 101 kişiden veri toplanmıştır.

Değişkenler arası ilişkileri incelemek amacıyla korelasyon analizi

ve hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir.

BULGULAR: Kadınsılık cinsiyet rolü, depresyon-anksiyete-stres, nörotisizm,

deneyime açıklık ve olumsuz değerlik ile çiftlerin uyumu arasında

anlamlı ilişkilerin olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ayrıca çiftlerin

uyumunun kadınsılık, deneyime açıklık, olumsuz değerlik ve depresyon-anksiyete-stres

değişkenleri tarafından yordanırken nörotisizm ve

deneyime açıklık kişilik özelliklerinin çiftlerin uyumunu yordamadığı

bulgusu elde edilmiştir.

SONUÇ: Erektil disfonksiyon ve/veya prematüre ejakülasyon tanısı alan

bireylerin kadınsılık cinsiyet rolü ve deneyime açıklık kişilik özelliği

arttıkça ilişki doyumu artarken; olumsuz değerlik kişilik özelliği ve

depresyon-anksiyete-stres düzeyi arttıkça evlilik doyumunun azaldığı

görülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Çiftlerin uyumu, duygu durum, erektil disfonksiyon,

kişilik özellikleri, prematüre ejakülasyon

ABSTRACT

OBJECTIVE: The aim of this research is to determine the variables

that predict dyadic adjustment of individuals diagnosed with erectile

dysfunction and/or premature ejaculation. For this purpose, sex roles,

depression-anxiety-stress and personality traits variables were included

in the study.

MATERIAL and METHODS: Data were collected from 101 married

individuals, aged 26–76, diagnosed with erectile dysfunction and/or

premature ejaculation. Then, correlation analysis and then hierarchical

regression analysis were performed to examine the relationships between

variables.

RESULTS: It was found that there were significant relationships between

the sex role of femininity, depression-anxiety-stress, neuroticism,

openness to experience, negative valence and dyadic adjustment. In

addition, it was found that neuroticism and openness to experience

did not predict dyadic adjustment, while femininity, openness to

experience, negative valence, and depression-anxiety-stress variables

predicted dyadic adjustment.

CONCLUSION: While the relationship satisfaction of individuals

diagnosed with erectile dysfunction and/or premature ejaculation

increases as the feminine sex role and personality trait open to experience

increase; It is observed that as the negative valence personality trait and

depression-anxiety-stress level increase, marital satisfaction decreases.

Keywords: Dyadic adjustment, affect, erectile dysfunction, personality

traits, premature ejaculation

1

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Psikoloji

Anabilim Dalı, Ankara, Türkiye

2

Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara, Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Klinik Psk. Gökay Ata

Casa Towers Sitesi, A Blok No: 3a 34775 Ümraniye, Türkiye

Tel: +90 505 663 39 62

E-mail: goekayata@yahoo.com

Geliş/ Received: 29.04.2021

Kabul/ Accepted: 06.07.2021

GİRİŞ

Erektil disfonksiyon ve prematüre ejakülasyon uzun zamandan

beri var olan ve erkeklerde cinselliği, cinsel yolla

elde edilen tatmini azaltıcı rol oynayan ciddi bozukluklar

olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda mevcut çalışmayla

erektil disfonksiyon ve prematüre ejakülasyon ile ilişkili

olabilecek depresyon, anksiyete, stres, cinsiyet rolleri,

temel kişilik özellikleri ve çift uyumu ile ilgili değişkenlerin

224 ©2021 Androloji Bülteni


yer aldığı çalışmaların incelenmesi ve çift uyumuna olası

etkileri hakkında bilgiler sağlanması amaçlanmıştır.

Erektil disfonksiyon tatmin edici bir şekilde cinsel performans

yaşamak amacıyla gerekli olan ereksiyonu başaramama

ya da sürdürememe olarak ifade edilmektedir. [1]

1995–2025 yıllarını kapsayacak şekilde gerçekleştirilen

boylamsal bir çalışmada, dünya genelindeki kayıt altında

bulunan erektil disfonksiyon sayısının 152 milyon olduğu

ve bu durumun yansımalarının 2025yılında 322 milyonu

bulabileceği ifade edilmiştir. [2]

Erektil disfonksiyona yönelik yapılan epidemiyolojik çalışmalar,

erkeklerin yaklaşık olarak %5 ila %20’sinin orta

ve şiddetli düzeyde erektil disfonksiyona sahip olduğunu

göstermiştir. [3]

Erektil disfonksiyon ile çiftlerin uyumunun ilişkisine yönelik

olarak alanyazınında bulunan çalışmalara bakıldığından

ise erektil disfonksiyon ile çiftlerin uyumu arasından

negatifyönde anlamlı ilişkilerin olduğu bulgusunun elde

edildiği görülmüştür. [4–6]

Prematüre ejakülasyon, minimum uyaranla veya daha erken,

penetrasyondan önce veya sonra, rahatsızlığa neden

olan ve boşalma üzerinde kontrolün çok az ya da hiç olmadığı

bir durum olarak tanımlanmıştır. [7] Genel olarak prematüre

ejakülasyon süresi, ejakülasyonu kontrol etme ya

da geciktirmedeki başarısızlık ile karakterize olmaktadır. [8]

Prematüre ejakülasyonun yaygınlığı %20 ila %30 aralığındadır.

[9]

Prematüre ejakülasyon ile çiftlerin uyumuna yönelik olarak

alanyazınında gerçekleştirilen çalışmalar incelendiğinde

prematüre ejakülasyon ile çiftlerin uyumu arasında negatif

yönde anlamlı ilişkilerin olduğu bulgusunun elde edildiği

görülmüştür. [10–12]

Geleneksel olarak, erkeksilik ve kadınsılık devam eden

bir sürekliliğin iki ayrı ucu olarak kavramsallaştırılmıştır.

[13]

Erkeksi cinsiyet rolleri kendine güvenme, bağımsızlık,

bireysellik, güçlü kişiliğe sahip olma, rekabetçilik, baskın

olma, hırslı olma, girişkenlik ve liderlik gibi özellikleri barındırırken;

kadınsı cinsiyet rolleri neşeli olma, nazik olma,

utangaç olma, şefkatli olma, sadakat, çocukları sevme ve

uysallık gibi özellikleri barındırmaktadır. [13]

Cinsiyet rolleri ile çiftlerin uyumu arasında yapılan çalışmalara

yönelik olarak alanyazını incelendiğinde çiftlerin

uyumu ile kadınsılık arasında pozitif yönde anlamlı ilişkilerin

olduğu bulgusunun elde edildiği görülmüştür. [14–16]

Ayrıca bazı çalışmalarda ise belirli bir cinsiyet rolü yerine

androjen (her iki role de sahip olmak) cinsiyet rolüne sahip

olmanın, çiftlerin uyumu ile pozitif yönde anlamlı ilişkilere

sahip olduğu bulgusu elde edilmiştir. [17–19]

Depresyon kişinin nasıl hissettiği, nasıl düşündüğü ve nasıl

davrandığı konusunda kendisini duygusal, davranışa yönelik

ya da bedensel belirtiler olarak sergileyen olumsuz etkileri

olan tedavi edilebilir, yaygın ve ciddi bir duygu durum bozukluğudur.

[20,21] Depresyon mutsuzluğa, daha önceden keyif

alınan etkinliklere yönelik ilgi kaybına, iştah değişimine,

enerji kaybına, değersiz ve suçlu hissetmeye, konsantre olma

güçlüklerine, ölüm ya da intihar düşüncelerine, uykuda güçlüğe

ya da fazla uyumayla iş ve ev hayatında kişinin işlevselliğini

olumsuz etkileyen bir takım duygusal ve fiziksel problemlerle

beraber cinsel işlevde bozulmaya yol açmaktadır. [20]

Kişiler depresyonda olduklarında karamsar olmaya ve ruminatif

(tekrarlayıcı) düşüncelere maruz kalabilmektedirler. [22]

Depresyon ve çiftlerin uyumuyla ilişkili olarak alanyazınındaki

çalışmalar incelendiğinde depresyon ile çiftlerin

uyumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkilerin olduğu

bulgusunun elde edildiği görülmüştür. [6,23,24]

Anksiyete, genellikle sorun çözme konusunda bireyi engelleyen,

olayları değerlendirme konusunda akıl yürütme

işlevlerini güçleştiren, bireyde bunalma, terleme, gerginlik

ve göğüste daralma yaratan bir durumdur. [25] Özellikle cinsel

işlev bozukluklarında bireyin yaşadığı performans anksiyetesi

ve genel anksiyete hem bozukluğu devam ettiren

hem de bozukluğu meydana getiren unsurlar olarak rol

oynayabilmektedir. [26]

Anksiyete ve çiftlerin uyumu ilişkisine yönelik olarak alanyazını

incelendiğinde anksiyete ve çiftlerin uyumu arasında

negatif yönde anlamlı ilişkilerin olduğu bulgusunun elde

edildiği görülmüştür. [23,27,28]

Stres kavramı sıkıntı ve zorlanma gibi anlamlara gelerek zor

durumlara yönelik bireyin yaşadığı direnç hali, çevrenin istekleriyle

bireyin mevcut becerileri arasındaki uyumsuzluk

ve uyuma yönelik çaba ile bireyin bir olay sonucunda yaşadığı

psikolojik ya da fizyolojik gerginlik hali olarak tanımlanmaktadır.

[29–31]

Stres ile çiftlerin uyumu arasındaki ilişkilere yönelik alanyazınındaki

çalışmalar incelendiğinde stres ile çiftlerin

uyumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkilerin olduğu

bulgusunun elde edildiği görülmüştür. [32–34]

Bireylerin sürekli olan bilişsel, duygusal ve davranışsal desenlerini

ortaya koymak ve tanımlamak için kişiliğin beş

faktörlü modeli ortaya atılmıştır. [35] Beş faktörlü modelin

bileşenleri ise dışadönüklük, deneyime açıklık, nörotisizm,

sorumluluk ve uyumluluktur. [36] Beş faktörlü modelin

diğer kişilik teorilerine geniş bir çerçeve sunduğu ve beş

Ata ve ark. • Erkek cinsel işlev bozuklukları ve çiftlerin uyumunun ilişkisi

225


faktörün şemsiye kavramlar olarak rol üstlenebileceği, birçok

özelliği içinde barındıracağı ifade edilmiştir. [37]

Çiftlerin uyumuyla kişilik özelliklerinin ilişkisine yönelik

yapılan bir çalışmada da çift uyumunu yordama konusunda

nörotisizm kişilik özelliğinin etkili olduğu bulgusu elde

edilmiştir. [38] Ayrıca sorumluluk kişilik özelliğinin her eşte

de benzer seviyelerde olması evlilik uyumuyla pozitif yönde

ilişkili olarak bulunmuştur. [39] Yapılan başka bir çalışmada

yüksek nörotisizm ve düşük uyumluluk ile evlilik tatmini

arasında negatif yönde bir ilişki elde edilmiştir. [40]

Evlilik kavramı uzun yıllardan beri insanların birlikteliğine

ek olarak aile ve topluluk anlamlarına da karşılık gelmektedir.

[41]

Çiftler arasındaki tatminin gerçek ya da beklentideki bir

ilişkide karşılıklı uyum ile alakalı olduğu ve bunun meydana

gelebilmesi için rol beklentileriyle algılanan rol performansları

arasında tutarsızlığın olmaması gerektiğini ifade

edilmiştir. [42]

Çiftlerin uyumu kavramı da benzer şekilde çiftler arasındaki

etkileşime, paylaşıma, iletişime ve bunların zamanla

ortaya çıkan değişimlerine karşılık gelmekte ve bu yaklaşımda

vurgu yapılan nokta ise ilişkilerdeki özelliklerin, etkileşimlerin

geçirdiği değişimdir. [43]

GEREÇ ve YÖNTEMLER

Katılımcılar

Araştırmaya, 18 yaş ve üzeri evli olan ve üroloji polikliniğine

başvuran erektil disfonksiyon ve/veya prematüre ejakülasyon

bozukluğu tanısı alan 101 kişi katılmıştır. Yaş aralığı

26–76 (ss: 11,66, ort: 51,53) olan örneklem grubunun 31’i

(%29,8) ilkokul, 13’ü (%12,5) ortaokul, 25’i (%24) lise,

32’si (30,8) üniversite eğitimine sahip olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca katılımcılardan 32’si (%30,8) erektil disfonksiyona,

40’ı (%38,5) prematüre ejakülasyona ve 29’u da

(%28) her iki bozukluğa birden sahip olduğunu belirtmiştir.

Tablo 1’de katılımcıların sosyodemografik özelliklerine

ait bilgilere yer verilmektedir.

Materyaller

Demografik Bilgi Formu

Bu formda cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik süresi, mevcut

cinsel işlev bozukluğuyla ilişkili maddeler yer almaktadır

Bem Cinsiyet Rolü Envanteri

Orijinal envanter erkeksi ve kadınsı özellikleri değerlendirmek

amacıyla geliştirilmiştir. [44] Geliştirilen envanterin

Cronbach alfa değerleri 0,75 ve 0,90 olarak bulunmuştur.

Ölçüm aracı yedili likert tarzda puanlanmaktadır.

Envanterin Türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları

gerçekleştirilmiş ve Türkçe formunun güvenirlik

kat sayıları 0,73 ve 0,75 olarak bulunmuştur. [45]

Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği-21

Ölçek dörtlü likert yapıda puanlanmakta ve kırk iki maddeden

oluşmaktadır. [46] Kırk iki madde olarak geliştirilen

ölçek aynı ölçümü verebilmek adına yirmi bir maddeye

indirilmiştir. [47] Orijinal formunun Cronbach alfa değerleri

depresyon boyutu için 0,74, anksiyete boyutu için 0,81

ve stres boyutu için 0,58 olarak bulunmuştur. Ölçeğin

Türkçe formunun Cronbach alfa değerleri depresyon boyutu

için 0,87, anksiyete boyutu için 0,85 ve stres boyutu

için 0,81’dir. [48]

Tablo 1. Demografik bilgilere ilişkin betimsel istatistikler

Demografik Özellikler N Ortala ma SS. Min. Max. Yüzd e (%)

Yaş 51,53 11,6 26 76

Eğitim Durumu

İlkokul 31 29,8

Ortaokul 13 12,5

Lise 25 24

Üniversite 32 30,8

Evlilik Süresi (Ay) 315,35 161,18 3 720

Cinsel İşlev Bozukluğu

PE 40 38,5

ED 32 30,8

PE ve ED 29 28

PE, prematüre ejakülasyon; ED, erektil disfonksiyon.

226 Androl Bul 2021;23:224-231


Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği

Ölçek altı farklı kişilik faktörünü değerlendirmektedir.

Bunlar: Dışadönüklük, sorumluluk, uyumluluk, nörotisizm,

deneyime açıklık ve olumsuz değerliktir. Kırk beş maddeden

oluşan ölçek beşli Likert yapıda puanlanmaktadır ve alt

boyutlarının Cronbach alfa değerleri sırasıyla; dışadönüklük

için 0,89, sorumluluk için 0,85, uyumluluk için 0,85,

nörotisizm için 0,83, deneyime açıklık için 0,80 ve olumsuz

değerlik boyutu için 0,71 şeklinde bulunmuştur. [49]

Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği

Orijinal ölçek on maddeden oluşmakta ve dörtlü likert yapıda

puanlanmaktadır. [50] Ölçekten alınan yüksek puanlar

yüksek benlik saygısını ifade etmektedir. Orijinal ölçeğin

Cronbach alfa değeri 0,72 olarak bulunmuştur. Ölçeğin

Türkçe formunun Cronbach alfa değeri ise 0,71 olarak bulunmuştur.

[51]

Çiftler Uyum Ölçeği

Otuz iki madde olan ölçek beşli Likert yapıda puanlanmaktadır.

[43] Ölçeğin alt boyutları çift fikir birliği, duyguların

ifadesi, çift tatmini ve çift birlikteliğidir. Türkçeye

uyarlaması yapılmış olan ölçeğin Cronbach alfa değeri 0,92

olarak bulunmuştur. [52]

İşlem

Araştırmaya başlamadan önce Ankara Yıldırım Beyazıt

Üniversitesi Etik Kurulu’ndan etik izin alınmış ve üroloji

polikliniğine başvuran prematüre ejakülasyon ve/veya

erektil disfonksiyon tanısı alan kişilerden araştırmaya katılmaya

gönüllü olan katılımcılara gerekli bilgiler verilmiştir.

Tüm verilerin toplanmasının ardından ölçüm araçları araştırmacı

tarafından puanlanıp analize uygun hale getirilmiş

ve SPSS 22 istatistik programı yardımıyla gerekli korelasyon

ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir.

Elde edilen verilerin parametrik analizlere uygunluğunu

test etmek amacıyla Histogram grafikleri ve z-puanları

incelenmiştir. Yapılan incelemelerin ardından elde edilen

verilerin normale yakın dağılım sergilediği görülmüştür.

Bu işlemin ardından kayıp veri analizi gerçekleştirilmiş ve

kayıp veri sayısı %5’in altında bulunan 8 katılımcıya boş

bırakılan maddelere yönelik olarak grup ortalamaları atanmıştır.

[53]

BULGULAR

Çalışmadaki Değişkenler Arasındaki Korelasyon

Analizleri

Çalışmada yer alan değişkenler arası korelasyonları incelemek

amacıyla Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir.

Analiz sonucunda elde edilen bulgular Tablo 2’de

sunulmuştur.

Çiftlerin uyumuyla kadınsılık (r=0,42, p<0,01) ve deneyime

açıklık (r=0,23, p<0,05) arasında pozitif yönde anlamlı

bir ilişki bulunurken; çiftlerin uyumuyla depresyon-anksiyete-stres

(r=-0,33, p<0,01), nörotisizm (r=-0,27, p<0,01)

ve olumsuz değerlik (r=-0,23, p<0,05) arasında negatif

yönde anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmektedir.

Kadınsılık ile erkeksilik (r=0,30, p<0,01), uyumluluk

(r=0,42, p<0,01) ve deneyime açıklık (r =0,23, p<0,05) arasında

pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmektedir.

Tablo 2. Değişkenler arasındaki korelasyon analizi sonuçları

ÇU Kadınsılık Erkeksilik BS DAS Dışadönüklük Sorumluluk Uyumluluk Nörotisizm

Deneyime

açıklık

Olumsuz

değerlik

ÇU -

Kadınsılık 0,42** -

Erkeksilik 0,15 0,30** -

BS -0,19 0,13 -0,01 -

DAS -0,33** 0,00 0,01 0,35** -

Dışadönüklük 0,05 -0,00 -0,01 0,08 0,17 -

Sorumluluk 0,08 0,09 0,32** 0,11 0,14 0,29** -

Uyumluluk 0,11 0,42** 0,20* 0,16 0,17 0,06 0,19 -

Nörotisizm -0,27** -0,15 0,04 0,21* 0,58** 0,06 -0,01 0,10 -

Deneyime 0,23* 0,23* 0,25** 0,01 0,07 -0,06 0,21* 0,50** -0,11 -

açıklık

Olumsuz

değerlik

-0,23* -0,19 -0,19 0,07 0,03 -0,07 -0,02 -0,18 0,37** 0,05 -

* p<0,05; ** p<0,01; ÇU, çiftlerin uyumu; BS, benlik saygısı; DAS, depresyon-anksiyete-stres.

Ata ve ark. • Erkek cinsel işlev bozuklukları ve çiftlerin uyumunun ilişkisi

227


Erkeksilik ile sorumluluk (r=0,32, p<0,01), uyumluluk

(r=0,20, p<0,05) ve deneyime açıklık (r=0,25,

p<0,01) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu

gözlenmektedir.

Benlik saygısıyla depresyon-anksiyete-stres (r=0,35,

p<0,01) ve nörotisizm (r=0,21, p<0,05) arasında pozitif

yönde anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmektedir.

Depresyon-anksiyete-stres ile nörotisizm (r=0,58, p<0,01)

arasında; dışadönüklük ile sorumluluk (r=0,29, p<0,01)

arasında; deneyime açıklık ile sorumluluk (r=0,21, p<0,05)

ve uyumluluk (r=0,50, p<0,01) arasında; nörotisizm ile

olumsuz değerlik (r=0,37, p<0,01) arasında pozitif yönde

anlamlı ilişkilerin olduğu gözlenmektedir.

Çift Uyumu Yordayan Değişkenlere İlişkin

Regresyon Analizi Sonuçları

Çiftlerin uyumunu yordayan değişkenleri incelemek amacıyla

hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiş ve analizin

ilk adımında kadınsılık değişkeni; ikinci adımında

depresyon– anksiyete-stres değişkeni; üçüncü adımında

nörotisizm değişkeni; dördüncü adımında deneyime açıklık

değişkeni ve son olarak beşinci adımında ise olumsuz

değerlik değişkeni analize dâhil edilmiştir. Analize

dahil edilen değişkenlerin sıralaması çiftlerin uyumuyla

gösterdikleri korelasyon düzeylerine göre belirlenmiştir.

Regresyon analizi sonuçları Tablo 3’te sunulmuştur.

Gerçekleştirilen hiyerarşik regresyon analizi sonucuna

göre, ilk adımda kadınsılığın çiftlerin uyumunun %18’ini

açıkladığı bulunmuştur. Bununla beraber kadınsılığın

(β=0,42, p<0,01) çiftlerin uyumu üzerinde anlamlı bir

yordayıcılık üstlendiği görülmüştür. Başka deyişle yüksek

düzeyde kadınsılık cinsiyet rolleri gösteren bireylerin

uyumlarının daha yüksek olduğu ifade edilebilir. İkinci

adımda, modele depresyon-anksiyete-stres dâhil edilmiş

ve toplam varyansın %29’unun açıklandığı bulunmuştur.

Depresyon-anksiyete-stresin modele dâhil edildiği bu

adımda, depresyon-anksiyete-stresin (β=-0,33, p<0,01)

çiftlerin uyumunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür.

Başka deyişle yüksek düzeyde yaşanılan depresyon-anksiyete-stres

çiftlerin uyumunun daha düşük

olmasına yol açıyor şeklinde ifade edilebilir. Üçüncü

adımda, modele nörotisizm dâhil edilmiş ve toplam varyansın

%29’unun açıklanmaya devam ettiği bulunmuştur.

Nörotisizmin analize dâhil edildiği bu adımda, nörotisizmin

çiftlerin uyumunun anlamlı bir yordayıcısı olmadığı

görülmüştür. Dördüncü adımda, modele deneyime açıklık

dâhil edilmiş ve toplam varyansın %31’inin açıklandığı

bulunmuştur. Deneyime açıklığın çiftlerin uyumunun

Tablo 3. Çiftlerin uyumunu yordayan değişkenlere ilişkin hiyerarşik regresyon analizi sonuçları

Model Yordayıcı F β t R 2 R 2 değişimi

1. Sabit

22,44** 0,42 0,18

0,18 0,18

Kadınsılık

4,74**

Sabit 20,42** 0,59 0,29 0,11

2.

Kadınsılık 0,42 5,06**

DAS -0,33 -3,91**

Sabit 13,51** 0,63 0,29 0,00

3.

Kadınsılık 0,42 4,91**

DAS -0,31 -3,01**

Nörotisizm -0,02 -0,24

Sabit 11,28** -0,07 0,31 0,02

Kadınsılık 0,39 4,50**

4.

DAS -0,34 -3,30**

Nörotisizm 0,01 0,06

Deneyime açıklık 0,16 1,90

Sabit 10,30** 0,32 0,34 0,03

Kadınsılık 0,36 4,20**

5.

DAS -0,40 -3,80**

Nörotisizm 0,11 1,00

Deneyime açıklık 0,20 2,27*

Olumsuz değerlik -0,20 -2,15*

* p<0,05; ** p<0,01; DAS, depresyon-anksiyete-stres.

228 Androl Bul 2021;23:224-231


anlamlı bir yordayıcısı olmadığı görülmüştür. Son olarak

beşinci adımda, modele olumsuz değerlik dâhil edilmiş

ve toplam varyansın %34’ünün açıklandığı bulunmuştur.

Olumsuz değerliğin (β=-0,20, p<0,05) çiftlerin uyumunun

anlamlı bir yodayıcısı olduğu görülmüştür. Başka deyişle

olumsuz değerliğin yüksek olduğu bireylerde çiftlerin

uyumunun düşük olacağı ifade edilebilir.

TARTIŞMA

Mevcut çalışmada depresyon-anksiyete-stres ayrı ayrı değişkenler

olmak yerine bir bütün olarak ele alınmış ve çiftlerin

uyumuyla arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin

olduğu ve depresyon-anksiyete-stresin çiftlerin uyumunu

anlamlı bir şekilde yordadığı bulgusu elde edilmiştir. Başka

deyişle depresyon-anksiyete-stresin arttığı durumlarda çiftlerin

uyumu azalmakta ve depresyon-anksiyete-streste yaşanılan

bu artış çiftlerin uyumu olumsuz olarak etkilemektedir.

Bu bulguyla paralel bir şekilde alanyazınındaki çalışmalar da

incelendiğinde çiftlerin uyumuyla depresyon-anksiyete-stres

arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulgusunun

elde edildiği görülmüştür. [6,23,28,54]

Bir diğer değişken olan cinsiyet rolleri ile çiftlerin uyumuna

yönelik olarak gerçekleştirilen analizler sonucunda kadınsılık

cinsiyet rolüyle çiftlerin uyumu arasında pozitif yönde

anlamlı bulguların olduğu ve kadınsılık cinsiyet rolünün

çiftlerin uyumunu anlamlı bir şekilde yordadığı bulgusu

elde edilmiştir. Alanyazını incelendiğinde kadınsılık cinsiyet

rolüyle çiftlerin uyumu arasında pozitif yönde anlamlı

ilişkilerin olduğuna yönelik bulguların elde edildiği görülmektedir.

[14–16] Bu durumun meydana gelmesinde özellikle

merhamet, şefkat vb. duyguların yoğunlukta olduğu bir

cinsiyet rolünün uyumu olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.

Bundan ötürü erkeksilik cinsiyet rolünün

ilişkili dahi bulunmamasına rağmen kadınsılık cinsiyet

rolünün anlamlı bir şekilde ilişkili olduğu ifade edilebilir.

İlişkinin devamlılığı için partnerler arasındaki iletişimi de

oldukça önemli bir şekilde etkileme olasılığı yüksek olan

kadınsı cinsiyet rollerinin bu yüzden daha belirleyici olabileceği

düşünülmektedir.

Mevcut çalışma kapsamında çiftlerin uyumuyla ilişkili

bulunan son değişken olan temel kişilik özellikleri ile çiftlerin

uyumu arasındaki ilişkilere yönelik gerçekleştirilen

analizler sonucunda nörotisizm ve olumsuz değerlik ile

çiftlerin uyumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkilerin

olduğu bulunurken; deneyime açıklık ile çiftlerin uyumu

arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulgusu

elde edilmiştir. Alanyazını incelendiğinde, mevcut

çalışmayla paralel olarak nörotisizm ile çiftlerin uyumu

arasında negatif yönde anlamlı ilişkilere rastlanılmıştır.

[55–57]

Fakat nörotisizmin çiftlerin uyumunu yordamadığı

görülmüştür. Bundan dolayı, olumsuz duygu ifade etme

sıklığıyla ve olumsuz olaylara odaklanmayla ilgili olan

nörotisizmdeki artışın çiftlerin uyumunu azalttığı fakat

bu durumun çiftlerin uyumu üzerinde herhangi bir belirleyiciliğinin

olmadığı ifade edilebilir. Deneyime açıklık

ile çiftlerin uyumu arasında ise pozitif yönde anlamlı

ilişkilere rastlanılmıştır. [58–60] Alanyazını ile tutarlı olarak

elde edilen bu bulguyla da yeni şeyler denemeye karşı

açık olan ve cesaret gösteren partnerlerin bu isteklerinin

fazlalığıyla uyumları arasındaki ilişkinin de fazla olacağı

ifade edilebilir. Fakat bu etki ilişki düzeyinde bulunduğundan

ötürü deneyime açık olmak başlı başına çiftlerin

uyumunu artırır şeklinde bir yorum yapılamamaktadır.

Ayrıca, çalışmada olumsuz değerlik kişilik özelliğiyle çiftlerin

uyumu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olmasına

rağmen alanyazını incelendiğinde bu konuyla ilgili

herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır. Bu durumun

meydana gelmesinde de yaygın olarak beş faktörlü kişilik

özelliğinin kullanılıyor olmasının ve Türkiye özelinde geliştirilmiş

bir kişilik özelliği ölçüm aracının kullanılıyor

olmasının etkili olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, alanyazınında

ve ülkemizde üniversite öğrencileriyle yapılan

bir çalışmada olumsuz değerlik ile ilişkili olabilecek değişkenlerle

çiftlerin uyumu ve çiftlerin arasındaki fonksiyonların

işleyişine yönelik gerçekleştirilen çalışmalarda

mevcut çalışmayla tutarlı bir şekilde negatif ilişki bulgusuna

rastlanılmıştır. [61,62]

SINIRLILIKLAR ve ÖNERİLER

Öncelikle, çalışma öz bildirim formlarıyla gerçekleştirilmiştir.

Katılımcılardan elde edilen bilgiler sadece kendi

beyanlarına dayanan ölçüm araçlarından toplandığı için

elde edilen bulguların güvenirliği anlamında daha detaylı

çalışmaların yararlı olacağı düşünülmektedir. Çalışmada

kullanılan örneklem grubunun klinik bir örneklem grubu

olması ve belirli bir bozukluğu ya da bozuklukları sergiliyor

olması mevcut çalışmanın önemli yönlerinden biri olarak

düşünülmektedir. Fakat ileride yapılacak olan çalışmalarda

örneklem sayısının artırılmasının elde edilen bulguların

güvenirliği anlamında daha net bulgular ortaya koyacağı

düşünülmektedir. Ayrıca, mevcut araştırma hastalığın sebeplerinden

bağımsız bir biçimde, primer veya sekonder

disfonksiyon, değişkenler ve hastalığın çift uyumuyla olan

ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bundan

dolayı sonraki çalışmalarda hastalığın sebeplerini daha

iyi incelemek amacıyla detaylı sorgulamalar yapmanın ve

uyum üzerindeki etkinin daha detaylı araştırılmasının genellenebilirlik

anlamında daha uygun olacağı düşünülmektedir.

Bununla birlikte mevcut çalışma sadece cinsel işlev

Ata ve ark. • Erkek cinsel işlev bozuklukları ve çiftlerin uyumunun ilişkisi

229


bozukluğuna sahip olan bireylerle yürütüldüğü için cinsel

işlev bozukluğu sergilemeyen bireyler ile karşılaştırma yapma

imkânı bulunamamıştır. Bundan ötürü, ileride yapılacak

çalışmalarda bozukluk sergilemeyen bireylerin de çalışmaya

dâhil edilmesiyle beraber karşılaştırma yapma imkânı

bulunabileceği düşünülmektedir. Böylece çiftlerin uyumu

üzerinde cinsel işlev bozukluklarının etkisinin büyüklüğünü

anlamak amacıyla daha detaylı bilgilerin alınabileceği

düşünülmektedir.

SONUÇ

Sonuç olarak erektil disfonksiyon ve/veya prematüre ejakülasyon

bozukluğu tanısı alan bireylerde depresyon-anksiyete-stres,

kadınsılık, nörotisizm, deneyime açıklık ve olumsuz

değerlik çiftlerin uyumunu yordamaktadır. Alanyazını

incelendiğinde de bu yönde bulguların olduğu çalışmalara

rastlamak mümkündür. Değişkenler arası anlamlı ilişkilerin

bulunması ve bozuklukların çift uyumuyla olan ilişkilerin

negatif yönde olması da aslında cinsel birliktelikten

elde edilen doyumun evlilik doyumuna ya da çift uyumuna

olan önemli etkisini gözler önüne sermektedir. Bundan

ötürü bu iki bozukluğa yönelik yapılacak tedavi girişimlerine

ek olarak depresyonu-anksiyeteyi-stresi azaltmaya yönelik

yapılacak girişimler ve eğitimler gibi pek çok koruyucu

ve tedavi edici faktörün çiftlerin uyumunun artırılmasında

önemli bir rol oynayacağı düşünülmektedir. Bununla

birlikte olumlu kişilik özelliklerinin varlığıyla beraber eşler

arasında diyaloğun sürdürülebildiği bir çift ilişkisini sağlamanın

hem tedavi edici hem de tedavinin bir çıktısı olabileceği

düşünülmektedir.

Etik Kurul Onayı

Çalışma, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Etik Kurulu tarafından onaylandı. (onay tarihi

ve sayısı: 13.02.2019/18).

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Ethics Committee Approval

The study was approved by Ankara Yıldırım Beyazıt University Ethics Committee. (date and

number of approval: 13.02.2019/18).

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

KAYNAKLAR

1. National Institutes of Health. NIH Consensus Conference.

Impotence. NIH consensus development panel on impotence.

JAMA 1993;270:83–90. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.

gov/8510302/

2. Ayta IA, Mckinlay JB, Krane RJ. The likely worldwide increase in

erectile dysfunction between 1995 and 2025 and some possible

policy consequences. BJU Int 1999;84:50–6. [CrossRef]

3. Feldman HA, Goldstein I, Hatzichristou DG, Krane RJ, McKinlay

JB. Impotence and its medical and psychosocial correlates: results

of the Massachusetts Male Aging Study. J Urol 1994;151:54–61.

[CrossRef]

4. Avasthi A, Grover S, Kaur R, Prakash O, Kulhara O. Impact of

nonorganic erectile dysfunction on spouses: A study from India. J

Sex Med 2010;7:3666–74. [CrossRef]

5. Hamilton LD, Van Dam D, Wassersug RJ. The perspective of

prostate cancer patients and patients’ partners on the psychological

burden of androgen deprivation and the dyadic adjustment

of prostate cancer couples. Psychooncology 2016;25:823–31.

[CrossRef]

6. Oyekçin DG, Gülpek D, Sahin EM, Mete L. Depression, anxiety,

body image, sexual functioning, and dyadic adjustment associated

with dialysis type in chronic renal failure. Int J Psychiatry Med

2012;43:227–41. [CrossRef]

7. McMahon CG, Abdo C, Incrocci L, Perelman M, Rowland D,

Waldinger M, Xin ZC. Disorders of orgasm and ejaculation in

men. J Sex Med 2004;1:58–65. [CrossRef]

8. Hatzimouratidis K, Amar E, Eardley I, Giuliano F, Hatzichristou

D, Montorsi F, et al. Guidelines on male sexual dysfunction: erectile

dysfunction and premature ejaculation. Eur Urol 2010;57:804–14.

[CrossRef]

9. Laumann EO, Nicolosi A, Glasser DB, Paik A, Gingell C, Moreira

E, et al. Sexual problems among women and men aged 40–80

y: prevalence and correlates identified in the Global Study of

Sexual Attitudes and Behaviors. Int J Impot Res 2005;17:39–57.

[CrossRef]

10. Peixoto MM, Nobre P. Distressing sexual problems and dyadic

adjustment in heterosexuals, gay men, and lesbian women. J Sex

Marital Ther 2016;42:369–81. [CrossRef]

11. Che Man M, Mohd Zin F, Che Alhadi S, Yaacob NM, Ismail SB.

Randomized Clinical Trial Between Fluoxetine and Dapoxetine for

Premature Ejaculation and Its Effect on Marital Relationship. Int

Med J Malay 2021;20. [CrossRef]

12. Zerach G, Anat BD, Solomon Z, Heruti R. Posttraumatic

symptoms, marital intimacy, dyadic adjustment, and sexual

satisfaction among ex-prisoners of war. J Sex Med 2010;7:2739–

49. [CrossRef]

13. Bem SL. The measurement of psychological androgyny. J Consult

Clin Psychol 1974;42:155–62. https://citeseerx.ist.psu.edu/

viewdoc/download?doi=10.1.1.472.525&rep=rep1&type=pdf

14. Antill JK. Sex role complementarity versus similarity in married

couples. J Person Soc Psychol 1983;45:145–55. [CrossRef]

15. Isaac R, Shah A. Sex roles and marital adjustment in Indian

couples. Int J Soc Psychiatry 2004;50:129–41. [CrossRef]

16. Lenz ER, Soeken KL, Rankin EA, Fischman SH. Sex-role attributes,

gender, and postpartal perceptions of the marital relationship. ANS

Adv Nurs Sci 1985;7:49–62. [CrossRef]

17. Davidson B, Sollie DL. Sex-role orientation and marital

adjustment. Soc Behav Pers 1987;15:59–69. [CrossRef]

18. Murstein BI, Williams PD. Assortative matching for sex-role

and marriage adjustment. Person Individ Diff 1985;6:195–201.

[CrossRef]

19. Rosenzweig JM, Dailey DM. Dyadic adjustment/sexual satisfaction

in women and men as a function of psychological sex role selfperception.

J Sex Marital Ther 1989;15:42–56. [CrossRef]

20. APA. Diagnostic and statistical manual of mental disorders (DSM–

5); 2013. https://www.psychiatry.org/psychiatrists/practice/dsm

21. Demir V. Bilinçli farkındalık temelli kognitif terapi programının

bireylerin depresif belirti düzeyleri üzerine etkisi. Psikoloji

Çalışmaları 2015;35:15–26. https://dergipark.org.tr/tr/download/

article-file/409007

230 Androl Bul 2021;23:224-231


22. Taycan O, Kutlu L, Çimen S, Aydın N. Bir üniversite hastanesinde

çalışan hemşirelerde depresyon ve tükenmişlik düzeyinin

sosyodemografik özelliklerle ilişkisi. Anadolu Psikiyatri Derg

2006;7:100–8. [Erişim]

23. Brandão T, Brites R, Pires M, Hipólito J, Nunes O. Anxiety,

depression, dyadic adjustment, and attachment to the fetus in

pregnancy: Actor-partner interdependence mediation analysis. J

Fam Psychol 2019;33:294. [CrossRef]

24. King KE, Arnett PA. Predictors of dyadic adjustment in multiple

sclerosis. Mult Scler 2005;11:700–7. [CrossRef]

25. Köroğlu E. Klinik Psikopatoloji. Hekimler Yayın Birliği; 2016.

s.115.

26. Hedon F. Anxiety and erectile dysfunction: a global approach to ED

enhances results and quality of life. Int J Impot Res 2003;15:S16–

9. [CrossRef]

27. Hwang RH. Effects of state-anxiety and dyadic adjustment

on pregnant women’s pregnancy stress. J Digital Convergence

2019;17:225–33. [CrossRef]

28. Midmer D, Wilson L, Cummings S. A randomized, controlled trial

of the influence of prenatal parenting education on postpartum

anxiety and marital adjustment. Fam Med 1995;27:200–5. https://

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/7774781/

29. Güçlü N. Stres yönetimi. GÜ Gazi Eğitim Fakültesi Derg

2001;21:91–109. https://dergipark.org.tr/tr/download/articlefile/77499

30. McGrath JG. Stress and Behavior in Organizations (Chap. 31). In:

Dunnette MD, editor. Handbook of industrial and organizational

psychology. Chicago: Rand McNally College Pub. Co.; 1976.

31. Işıkhan V, Kahramanoğlu E. Sosyal hizmet yöneticilerinin iş stres

faktörleri. Sağlık ve Toplum 2002;12:79–86. https://app.trdizin.

gov.tr/publication/paper/detail/TVRnNE56YzM

32. Baldoni F, Giannotti M, Casu G, Luperini V, Spelzini F. A

Dyadic Study on Perceived Stress and Couple Adjustment During

Pregnancy: The Mediating Role of Depressive Symptoms. J Fam

Issues 2020;41:1935–55. [CrossRef]

33. Canzi E, Molgora S, Fenaroli V, Rosnati R, Saita E, Ranieri S.

“Your stress is my stress”: A dyadic study on adoptive and biological

first-time parents. Couple and Family Psychology: Research and

Practice 2019;8:197. [CrossRef]

34. Cournoyer A, Laurin JC, Daspe MÈ, Laniel S, Huppé AS.

Conditional regard, stress, and dyadic adjustment in primiparous

couples: A dyadic analysis perspective. J Soc Pers Relat

2021;38:1472–94. [CrossRef]

35. Trull TJ, Widiger TA, Lynam DR, Costa PT Jr. Borderline

personality disorder from the perspective of general personality

functioning. J Abnorm Psychol 2005;112:193–202. [CrossRef]

36. Peabody D, Goldberg LR. Some determinants of factor structures

from personality-trait descriptors. J Pers Soc Psychol 1989;57:552–

67. [CrossRef]

37. Goldberg LR. Language and individual differences: The search

for universals in personality lexicons. Rev Pers Soc Psychol

1981;2:141–65. https://projects.ori.org/lrg/PDFs_papers/

universals.lexicon.81.pdf

38. Bouchard G, Lussier Y, Sabourin S. Personality and marital

adjustment: Utility of the five-factor model of personality. J

Marriage Fam 1999;651–60. [CrossRef]

39. Nemechek S, Olson KR. Five-factor personality similarity and

marital adjustment. Soc Behav Pers 1999;27:309–17. [CrossRef]

40. Gattis KS, Berns S, Simpson LE, Christensen A. Birds of a feather

or strange birds? Ties among personality dimensions, similarity,

and marital quality. J Fam Psychol 2004;18:564–74. [CrossRef]

41. Glenn ND. Quantitative research on marital quality in the 1980s:

A critical review. J Marriage Fam 1990;818–31. [CrossRef]

42. Rollins BC, Cannon KL. Marital satisfaction over the family life

cycle: A reevaluation. J Marriage Fam 1974;271–82. [CrossRef]

43. Spanier GB. Measuring dyadic adjustment: New scales for

assessing the quality of marriage and similar dyads. J Marriage Fam

1976;15–28. [CrossRef]

44. Bem SL. Bem Sex Role Inventory: Professional manual. Palo Alto,

CA: Consulting Psychologists Press; 1981.

45. Dökmen ZY. Bem Cinsiyet Rolü Envanteri kadinsilik ve erkeksilik

ölçekleri Türkçe formunun psikometrik özellikleri. Kriz Derg

1999;7:27–40. https://dergipark.org.tr/tr/download/articlefile/595862

46. Lovibond PF, Lovibond SH. The structure of negative emotional

states: Comparison of the Depression Anxiety Stress Scales (DASS)

with the Beck Depression and Anxiety Inventories. Behav Res Ther

1995;33:335–43. [CrossRef]

47. Henry JD, Crawford JR. The short‐form version of the Depression

Anxiety Stress Scales (DASS‐21): Construct validity and normative

data in a large non‐clinical sample. Br J Clin Psychol 2005;44:227–

39. [CrossRef]

48. Sarıçam H. The psychometric properties of Turkish version of

Depression Anxiety Stress Scale-21(DASS-21) in health control

and clinical samples. J Cogn Behav Psychother Res 2018;7:19–30.

https://psycnet.apa.org/record/2018-67176-002

49. Gençöz T, Öncül Ö. Examination of personality characteristics in a

Turkish sample: Development of basic personality traits inventory.

J Gen Psychol 2012;139:194–216. [CrossRef]

50. Rosenberg M. Rosenberg self-esteem scale (RSE). Acceptance and

commitment therapy. Measures Package 1965;61:52.

51. Çuhadaroğlu F. Adolesanlarda benlik saygısı. Uzmanlık Tezi,

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı,

Ankara; 1986.

52. Fışıloğlu H, Demir A. Applicability of the Dyadic Adjustment

Scale for measurement of marital quality with Turkish couples. Eur

J Psychol Assess 2000;16:214–8. [CrossRef]

53. Myers TA. Goodbye, listwise deletion: Presenting hot deck

imputation as an easy and effective tool for handling missing data.

Communication Methods Measures 2011;5:297–310. [CrossRef]

54. Rimmerman A, Turkel L, Crossman R. Perception of child

development, child-related stress and dyadic adjustment: Pair

analysis of married couples of young children with developmental

disabilities. J Intel Dev Disabil 2003;28:188–95. [CrossRef]

55. Daspe MÈ, Sabourin S, Péloquin K, Lussier Y, Wright J. Curvilinear

associations between neuroticism and dyadic adjustment in

treatment-seeking couples. J Fam Psychol 2013;27:232–41.

[CrossRef]

56. Egan SJ, Vinciguerra T, Mazzucchelli TG. The role of perfectionism,

agreeableness, and neuroticism in predicting dyadic adjustment.

Austral J Psychol 2015;67:1–9. [CrossRef]

57. Jacobson NS, Follette WC, McDonald DW. Reactivity to positive

and negative behavior in distressed and nondistressed married

couples. J Consult Clin Psychol 1982;50:706–14. [CrossRef]

58. Bouchard G, Arseneault JE. Length of union as a moderator of the

relationship between personality and dyadic adjustment. Person

Individ Diff 2005;39:1407–17. [CrossRef]

59. Brock RL, Dindo L, Simms LJ, Clark LA. Personality and dyadic

adjustment: Who you think your partner is really matters. J Fam

Psychol 2016;30:602–13. [CrossRef]

60. Nemechek S, Olson KR. Personality and marital adjustment.

Psychol Rep 1996;78:26.

61. Öngün E. Üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerinin romantik

ilişkileri üzerine etkisi. Marmara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri

Enstitüsü, Yüksek Lisans; 2016. http://genclikbirikimi.org/kunye-

33830-universite-ogrencilerinin-kisilik-ozelliklerinin-romantikiliskileri-uzerine-etkisi-tez

62. Antoine P, Andreotti E, Congard A. Positive psychology

intervention for couples: A pilot study. Stress and Health, 2020,

36.2: 179-190.

Ata ve ark. • Erkek cinsel işlev bozuklukları ve çiftlerin uyumunun ilişkisi

231


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2021;23:232−237

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.57224

Erkek Cİnsel Sağlığı

Üreter taşı için üreterorenoskopik cerrahi yapılan

erkek ve kadın hastalarda JJ stent yerleştirilmesinin

seksüel fonksiyonlar üzerine etkisi

The effect of JJ stent placement on sexual functions in male and female

patients who underwent ureterorenoscopic surgery for ureteral stones

Arif Kalkanlı , Cem Tuğrul Gezmiş

ÖZ

AMAÇ: Çalışmada amacımız kadın ve erkek hastalarda üreterorenoskopik

üreter taşı tedavisi (URS) sonrası JJ stent tatbikinin seksüel fonksiyonlar

üzerinde etkisini araştırmaktır.

GEREÇ ve YÖNTEMLER: Mayıs 2020 – Temmuz 2021 tarihleri arasında

URS yapılan 48 kadın ve 76 erkek hasta prospektif çalışmaya dahil edildi.

İlk değerlendirmede hastalara kreatinin, tam idrar tetkiki, idrar kültürü

ve üriner CT yapıldı. Hastaların yaş, BMI ve taş yükleri kaydedildi.

Erkek hastalar için Uluslararası Erektil İşlev Formu-5 (IIEF-5), kadın

hastalar için Kadın Cinsel İşlev Ölçeği (FSFI) formları işlem öncesi, işlem

sonrası birinci ve üçüncü ay olmak üzere üç kez dolduruldu. JJ stent

takılan hastaların ikinci ölçümleri stent çekilmesi için başvuru anında

yapıldı. İşlem sonrası birinci ayda tüm hastalara tekrar CT çekildi ve

rezidü taş kalıp kalmadığı tespit edildi.

BULGULAR: Erkek hastaların IIEF-5 skorları ortalaması işlem öncesi

24,45±8 iken birinci ayda 18,47±6,73’e düşmüş üçüncü ayda ise

23,95±8,55’e çıkmıştır (p<0,01). Kadın hastaların ortalama FSFI değerleri

ise işlem öncesi 17,2±7,7 iken birinci ayda 12±5,12’ye düşmüş,

üçüncü ayda ise 17,8±7,9’a yükselmiştir (p<0,01). Her iki cinsiyette JJ

stent takılan hastaların takılmayanlara göre sorgulama formu skorlamaları

ilk ölçüme göre birinci ay ölçümlerinde istatistiksel anlamlı şekilde

daha fazla düşmüştür (IIEF-5: %23,33 vs %31,12; FSFI: %21,25 vs

%30,88).

SONUÇ: URS yapılan hastalarda geçici seksüel fonksiyon gelişebileceği

bilinmelidir. JJ stent takılan hastalarda seksüel fonksiyonlarda kötüleşme

daha fazla meydana gelmektedir.

Anahtar Kelimeler: Erkek seksüel disfonksiyonu, kadın seksüel disfonksiyonu,

üreterorenoskopi, JJ stent

ABSTRACT

OBJECTIVE: The purpose of this study is to investigate the effects of

JJ stent placement following ureterorenoscopic ureter stone (URS)

treatment on sexual functions of male and female patients.

MATERIAL and METHODS: 48 female and 76 male patients who

underwent URS surgery between May 2020 and July 2021 were included

in the study. During the first examination, creatinine level, urianalysis

results, and urinary CT findings were recorded for each patient as well

as their age, BMI and stone burden. International Index of Erectile

Fuction (IIEF-5) and Female Sexual Function Inventory (FSFI) were

answered for a total number of three times (first preoperatively, and then

on the postoperative first and third month) by male and female patients,

respectively. Second measures of patients for whom JJ stent was used

were taken when they applied for the removal of the stent. All patients

received CT on the postoperative first month to assess the presence of

possible residue stones.

RESULTS: Mean IIEF-5 scores of male patients was 24.45±8

preoperatively, decreasing to 18.47±6.73 on the first postoperative

month, and increasing to 23.95±8.55 on the third postoperative

month (p<0.01). For female patients, mean FSFI value was 17.2±7.7

preoperatively, decreasing to 12±5.12 on the first month, and increasing

to 7.8±7.9 on the third (p<0.01). Inquiry form scores of both male

and female patients to whom JJ stent was placed showed a significantly

higher decrease compared to patients for whom JJ stents were not used

(IIEF-5:23.33% vs 31.12%; FSFI: 21.25% vs 30.88%).

CONCLUSION: Temporary sexual dysfunction is likely to develop

following URS procedures. Our results indicate that placement of JJ

stent increases the severity of the sexual dysfunction.

Keywords: Male sexual dysfunction, female sexual dysfunction,

ureterorenoscopy, JJ stent

Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği, İstanbul, Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Dr. Arif Kalkanlı

Teah Üroloji Kliniği Sıraselviler Cad Beyoğlu İstanbul, Türkiye

Tel: +09 506 740 22 54

E-mail: arifkalkanli@gmail.com

Geliş/ Received: 22.08.2021

Kabul/ Accepted: 25.09.2021

GİRİŞ

Prevalansı %20’ye varan ve en sık görülme yaşı aynı zamanda

bireylerin seksüel olarak en aktif oldukları 20–50 yaş

grubu olan üriner sistem taş hastalığı, üroloji pratiğinde en

sık karşılaşılan hastalıklardan biridir. [1–3] Taş hastalıklarının

önemli bir kısmını üreter taşları oluşturmaktadır. Üreter

taşları için tedavi stratejisi oluşturulurken taşın boyutu,

232 ©2021 Androloji Bülteni


yerleşimi, sayısı, hastanın anatomik özellikleri ve cerrahın

deneyimi göz önünde bulundurulur. [3] Üreterorenoskopi

(URS), son 4 dekattır üreter taşlarının tedavisinde ekstrakorporal

şok dalga ile taş kırma (SWL), açık cerrahi

ve laparoskopik cerrahi ile birlikte en sık kullanılan tedavi

modalitesidir. [4,5] URS yüksek başarı oranları ve düşük

morbidite oranlarıyla üroloji pratiğinde yerleşik minimal

invaziv bir tedavi yöntemidir. [6] Bu nedenle semi-rijit URS

ile küçük distal üreter taşlarından, fleksibl URS ile büyük

renal pelvis taşlarının tedavisine kadar endikasyonları genişlemiştir.

[6,7]

Hem erkek hem de kadın seksüel fonksiyonlarının sağlıklı

olabilmesi için bireylerin vasküler, nöronal, endokrin

ve genitorüriner sistemleri uyum içinde çalışmalıdır. [8,9]

Bununla birlikte psikososyal faktörlerin de bireyin yaşam

kalitesinde önemli bir rol oynamakta olan cinsellik

üzerine etkileri vardır. [10,11] Şimdiye kadar erkek ve kadınlarda

diabetes mellitus, nörolojik hastalıklar, depresyon,

anksiyete, radyoterapi gibi birçok risk faktörünün

seksüel fonksiyonları olumsuz etkilediği saptanmıştır.

[12–17]

Üroloji pratiğinde uygulanan radikal prostatektomi

ve sistektomi gibi onkolojik operasyonların seksüel hayat

üzerine olumsuz etkileri uzun süredir bilinirken, son zamanlarda

prostat biyopsisi, SWL gibi işlemlerin de cinsel

fonksiyonlar üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği bildirilmiştir.

[18,19]

Üreteral stentler obstrüksiyon durumunda böbrekten mesaneye

kadar idrar akışını sağlarlar ve böylece böbreğin korunmasına

yardımcı olurken aynı zamanda idrar ekstravazasyonunu

önlerler. [20] URS sonrası rutin olarak JJ kateter

tatbik edilmesi önerilmese de üreteral travma, rezidüel taş

olması, kanama, perforasyon, üriner enfeksiyon ve gebelik

gibi durumlarda JJ stent tatbik edilmektedir. [3]

URS sonrası JJ kateter tatbik edilen hastalarda postoperatif

dönemde ağrı, hematüri, dizüri ve diğer üriner sisteme

ait semptomların daha fazla görüldüğü bildirilmiştir. [20–23]

Bu gibi semptomlar hastalarda ajitasyon, anksiyete ve hatta

uykusuzluk gibi psikolojik faktörler yaratabilmektedir.

[20–23]

Bu prospektif gözlemsel klinik çalışmamızdaki amacımız

URS yapılan hastalarda JJ kateter tatbikinin URS

sonrası oluşan geçici seksüel disfonksiyon üzerine etkisini

araştırmaktır.

GEREÇ ve YÖNTEMLER

Hasta Seçimi

Mayıs 2020 – Temmuz 2021 tarihleri arasında üreter taşı

için üreteroskopi yapılan 18–50 yaş aralığında 188 hasta

çalışmaya dahil edildi. Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma

Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’ndan onay

(166/2020) alındıktan sonra tüm hastalara çalışma hakkında

bilgi verildi ve onam formları alındı. Hastalar ile yapılan

görüşme sonrası seksüel disfonksiyon sebebiyle tedavi alan

(farmokolojik, psikoterapi, şok dalga tedavisi vb.), seksüel

aktif olmayan (son 12 aydır cinsel ilişki öyküsü olmayan),

üriner sistem cerrahi öyküsü, malignite öyküsü, nörojen

mesane, aşırı aktif mesane, böbrek taşı, mesane taşı, üretra

darlığı, kronik prostatit ve benign prostatik obstrüksiyonu

olan hastalar çalışmadan çıkarıldı. Düzenli kontrole

gelmeyen, rezidü taşı kalan, taşı kırılamayan ve ek girişim

gerektiren hastalar da çıkarıldıktan sonra 48 kadın ve 76

erkek hasta ile çalışma tamamlandı. Tüm hastalara ilk başvuruda

tam idrar tetkiki, kreatinin, idrar kültürü, üriner

CT gerçekleştirildi. Hastaların yaş, BMI ve taş yükü (taş

yükü, taşın en uzun horizontal çapının, taşın en uzun dikey

çapıyla çarpılmasıyla belirlenen iki boyutlu alan olarak

tanımlandı) kaydedildi (Şekil 1).

Üreterorenoskopi Tekniği

Medikal tedavi ile spontan pasajın gerçekleşmediği semptomatik

üreter taşı hastaları çalışmaya dahil edildi. İdrar

kültürü ile idrarın steril olduğu gösterildi. Ameliyat sabahı

düz üriner sistem grafisi çekildikten sonra tüm hastalara sistoskopi

yapıldı. Kılavuz telin üretere skopik görüş altında

yerleştirilmesinin ardından, lazer veya pnömatik litotriptör

kullanılarak taş parçalanması için 7,5 Fr rijit üreteroskop

yerleştirildi. İşlem sonrası ekstravazasyonu dışlamak için retrograd

pyelogram çekildi. JJ stentlerin yerleştirilmesi uluslararası

kılavuzların önerdiği şekilde, komplikasyon riski

yüksek olan hastalarda (üreter travması, rezidüel parçalar,

kanama, perforasyon veya intraoperatif enfekte görünüm)

ve tüm şüpheli durumlarda uygulandı. JJ stent takılan hastaların

stentleri 3–6 hafta sonra sistoskopi eşliğinde çekildi.

Seksüel Fonksiyonların Değerlendirilmesi Ve

Takip

Erkek hastalar için Uluslararası Erektil İşlev Formu-5

(IIEF-5), kadın hastalar için Kadın Cinsel İşlev Ölçeği

(FSFI) formları işlem öncesi, işlem sonrası birinci ve üçüncü

ay olmak üzere üç kez dolduruldu. [24,25] JJ stent takılan

hastaların ikinci ölçümleri stent çekilmesi için başvuru

anında yapıldı. İşlem sonrası birinci ayda tüm hastalara

tekrar CT çekildi ve rezidü taş kalıp kalmadığı tespit edildi.

İstatiksel Analiz

Veriler, Windows SPSS sürüm 22 (SPSS, Inc., Chicago,

IL, ABD) kullanılarak analiz edildi. Demografik veriler ve

Kalkanlı ve Gezmiş • URS ve Seksüel Disfonksiyon

233


URS için başvuran (n=188)

Kadın (n=76)

Erkek (n=112)

Yaş

Beden kitle indeksi

Taş yükü

IIEF-5

FSFI

Tam idrar tahlili

Kreatinin

Üriner CT

Dışlanan (n=34)

• Katılmayı reddedenler

• URS kontrendikasyonları

• Diğer nedenler

Çalışmaya uygun

bulunanlar (n=154)

Dışlanan (n=30)

• Takibe gelmeyen

• Rezidü taşı olan

• Ek girişim gerektirenler

Erkek hasta grubu (n=76)

IIEF-5 Skoru

Çalışma öncesi 1. Ay 3. Ay l

24.45±8 18.47±6.73 23.95±8.55 p<0,01

Kadın hasta grubu (n=48)

IIEF-5 Skoru

Çalışma öncesi 1. Ay 3. Ay

17.2±7.7 12±5.12 17.8±7.9 p<0,01

skorlama puanları, ortalama ve standart sapma olarak sunulmuştur.

Başlangıç, birinci ay ve işlemden sonraki üçüncü

ay anket puanları Student’s t testi kullanılarak karşılaştırıldı.

Skorlamaların ilk ölçümleri ile birinci ay ölçümleri

arasındaki değişim oranı, paydaya ilk ölçüm ve paya iki

ölçüm arasındaki fark yerleştirerek hesaplandı. Sonuç daha

sonra yüzdeyi elde etmek için 100 ile çarpıldı. Formülün

özeti (Δ takip/ilk ölçüm) * 100’dür. Her iki cinsiyet için JJ

stentli ve stentsiz hastalardaki değişim yüzdesinin korelasyonları

yapıldı. Karşılaştırmalı farklılıklar, p<0,05’te istatistiksel

olarak anlamlı kabul edildi.

BULGULAR

Erkek hastalarda ortalama yaş 38,2±9,9, BMI 26,2±3,3

ve taş yükü 64,1±31,2 idi. Erkek hastaların IIEF-5 skorları

ortalaması işlem öncesi 24,45±8 iken birinci ayda

18,47±6,73’e düşmüş üçüncü ayda ise 23,95±8,55’e çıkmıştır.

Erkek hastalarda işlem öncesi değerler ile birinci

ay değerleri ve birinci ay değerleri ile üçüncü ay değerleri

istatistiksel olarak anlamlı derecede farklı bulunmuştur

(p<0,01) ancak işlem öncesi değerler ile üçüncü ay değerleri

benzer bulunmuştur (p>0,05) (Tablo 1). Erkek hastalardan

36’sına stent takılmamış 40’ına JJ stent tatbik edilmiştir.

Stent takılmayan hastaların birinci ay IIEF-5 skorları değişim

oranı %23,33 (24,25±3,3’ten 18,59±2,2’ye) iken stent

takılan hastaların değişim oranı %31,12 (25,74±3,8’ten

17,72±3,1’e) olarak tespit edilmiş ve oranlar arasındaki

fark istatistiksel olarak anlamlı derecede farklı bulunmuştur

(p<0,05) (Tablo 2).

Kadın hastalarda ise ortalama yaş 41,28±9,1, BMI

27±3,7 ve taş yükü 67±27,5 idi. Demografik veriler erkek

ve kadın hastalar arasında benzer bulundu (p>0,05).

Kadın hastaların ortalama FSFI değerleri ise işlem öncesi

17,2±7,7 iken birinci ayda 12±5,12’ye düşmüş, üçüncü

ayda ise 17,8±7,9’a yükselmiştir. Kadın hastalarda işlem

öncesi değerler ile birinci ay değerleri ve birinci ay değerleri

ile üçüncü ay değerleri istatistiksel olarak anlamlı

derecede farklı bulunmuştur (p<0,01) ancak işlem öncesi

değerler ile üçüncü ay değerleri benzer bulunmuştur

(p>0,05) (Tablo 1). Kadın hastalardan 20’sine stent takılmamış

28’ine JJ stent tatbik edilmiştir. Stent takılmayan

hastaların birinci ay FSFI skorları değişim oranı %21,25

234 Androl Bul 2021;23:232-237


(16,49±2,9’dan 12,98±2,1’e) iken stent takılan hastaların

değişim oranı %30,88 (17,33±3’ten 11,97±1,9’a)

olarak tespit edilmiş ve oranlar arasındaki fark istatistiksel

olarak anlamlı derecede farklı bulunmuştur (p<0,05)

(Tablo 2).

Tablo 1. Hastaların demografik verileri ve üreterorenoskopi

öncesi ve sonrası seksüel fonksiyonlar

Erkek

hastalar (n: 76)

Kadın

hastalar (n: 48)

p

Yaş (yıl) 38,2±9,9 41,28±9,1 0,68

BMI (kg/m 2 ) 26,2±3,3 27±3,7 0,44

Taş yükü (mm 2 ) 64,1±31,2 67±27,5 0,47

Erkek hastalar için

IIEF-5 skoru

Kadın hastalar için

FSFI skoru

URS

öncesi

Birinci ay

takibi

Üçüncü ay

takibi

p

24,45±8 18,47±6,73 23,95±8,55 <0,001

17,2±7,7 12±5,12 17,8±7,9 <0,001

BMI, beden kitle endeksi; URS, üreterorenoskopik üreter taşı tedavisi; IIEF,

Uluslararası erektil işlev formu; FSFI, kadın cinsel işlev ölçeği.

Tablo 2. URS sonrası JJ takılmasının seksüel fonksiyonlar

üzerine etkisi.

Cinsiyet

Erkek hastalarda IIEF-5 değişim

yüzdesi (%)

Kadın hastalarda FSFI değişim

yüzdesi (%)

JJ

takılan

JJ

takılmayan

p

31,12 23,33 <0,001

30,88 21,25 <0,001

BMI, beden kitle endeksi; URS, üreterorenoskopik üreter taşı tedavisi; IIEF,

Uluslararası erektil işlev formu; FSFI, kadın cinsel işlev ölçeği.

TARTIŞMA

Üreteroskopik prosedürlerin 1980’li yıllardan beri hem

üreter taşlarında hem de diğer üreter patolojilerinde kullanılması

üroloji alanındaki en önemli gelişmelerden birisidir.

[4] URS geçen yıllar içerisinde hızla yaygınlaşarak tüm

dünyada taş cerrahisinde primer tedavi modalitelerinden

biri haline gelmiştir. Fleksibl üreteroskopların kullanıma

girmesiyle bugün hem çocuklarda hem erişkinlerde distal

üreter taşlarından intrarenal taşlara kadar geniş bir kullanım

alanı bulmuştur. [26,27] Yapılan çalışmalarda üreter

taşlarında URS’nin taşsızlık oranları açısından en üstün

yöntem olduğu bildirilmiştir. [28,29] URS her ne kadar minimal

invaziv ve yüksek başarı oranlarına sahip bir prosedür

olsa da %9–25 komplikasyon oranları bildirilmiştir.

Bu komplikasyonların çoğu minör komplikasyonlardan

oluşur ve ek müdahale gerektirmezken, %1’den daha az

görülen üreter avulsiyonu ve darlıklar ciddi komplikasyonları

oluşturur. [30]

URS sonrası JJ stent uygulaması yaygın olarak kullanılmaktadır.

JJ stentlerin yol açtığı irritatif semptomlar,

suprapubik ve flank ağrıların mekanizması tam olarak

bilinmese de nöronlardan zengin mesane trigon mukozasının

irritasyonu ve JJ stentin neden olduğu reflü bu

semptomlarla ilişkilendirilmektedir. [20] Üreteral stentlere

bağlı bu semptomlar hastalar üzerinde anksiyete, depresyon

ve yaşam kalitesinde düşüşe sebep olabilmektedir.

Damiano ve ark., yaptıkları çalışmada üreteral stentlerin

çaplarından bağımsız olarak anksiyete, depresyon ve yaşam

kalitesi üzerinde düşüşe etkisi olduğunu göstermiştir.

[31]

Joshi ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada üreteral

stent takılan hastaların %32’sinde cinsel fonksiyonların

olumsuz etkilendiği, %80’den fazla hastada ise üreteral

stent nedenli ağrının günlük aktivitelerini olumsuz yönde

etkilediği saptanmıştır. [32] Sofer ve ark., erkek hastalar

üzerinde yaptıkları çalışmalarında URS sonrası geçici bir

seksüel disfonksiyon bildirmişler ve JJ stent takılan hastalarda

seksüel disfonksiyonun daha belirgin olduğunu göstermişlerdir.

[33] Çok daha yeni bir meta-analizde JJ stent

yerleştirilmesinin seksüel fonksiyonlar üzerine geçici bir

etkisi olduğunu ancak kesin bir sonuca varmak için daha

çok çalışmaya ihtiyaç olduğu bildirilmiştir. [34] Bu meta-analizde

ortaya konulduğu gibi JJ stentlerin bireylerin seksüel

fonksiyonlarını etkileyip etkilemediğini konusunda

literatüre katkı sağlamak için çalışmamızı geliştirdik ve

sonuç olarak hem erkeklerde hem de kadınlarda URS’nin

geçici seksüel disfonksiyona yol açtığı ve JJ stent tatbikinin

seksüel fonksiyonlarda daha fazla bozulmaya yol

açtığını ortaya koyduk. Bu durum URS ve sonrasında JJ

stent uygulanan hastalarda ortaya çıkabilecek olan ağrı,

alt üriner sistem semptomları yanında yine oluşabilecek

uykusuzluk, anksiyete gibi duygudurumu etkileyebilecek

faktörlere bağlı olabilir. Ancak bu seksüel disfonksiyonun

kısa bir dönem sonrası (üçüncü ay) düzelmesi durumun

geçici olduğunu göstermektedir. Çalışmamızın sınırlılıkları

olarak hasta popülasyonunun küçüklüğü ve uzun dönem

sonuçların bilinmemesi olarak sayılabilir. Bununla

birlikte Beck depresyon indeksi veya Visuel analog skala

gibi bir ağrı indeksinin doldurulmamış olması geçici seksüel

disfonksiyonun nedeninin daha net ortaya konulmasının

önüne geçmiştir.

Sonuç olarak URS uygulanacak hastalarda geçici de olsa

seksüel disfonksiyon gelişebileceği hakkında hastalara bilgi

verilmelidir. URS sonrası JJ stent takılan hastalarda seksüel

fonksiyonlarda daha fazla kötüleşme görülebileceği akılda

tutulmalıdır. Elde ettiğimiz sonuçların ileriki ve daha geniş

hasta gruplarıyla yapılacak olan çalışmalarla desteklenmesi

gerekmektedir.

Kalkanlı ve Gezmiş • URS ve Seksüel Disfonksiyon

235


Etik Kurul Onayı

Çalışma, Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu

tarafından onaylandı. (onay tarihi ve sayısı: 23.09.2020/166).

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Ethics Committee Approval

The study was approved by Gaziosmanpaşa Training and Research Hospital Clinical

Research Ethics Committee. (date and number of approval: 23.09.2020/166).

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

KAYNAKLAR

1. Kittanamongkolchai W, Vaughan LE, Enders FT, Dhondup T,

Mehta RA, Krambeck AE, et al. The changing incidence and

presentation of urinary stones over 3 decades. Mayo Clin Proc

2018;93:291–9. [CrossRef]

2. Tseng TY, Preminger GM. Kidney stones. BMJ Clin Evid

2011;2011:2003. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/

PMC3275105/

3. Turk C, Neisius A, Petrik A, Seitz C, Skolarikos A, Somani B, et

al. EAU guidelines on urolithiasis. EAoUG Office EAU guidelines

(published as the 35th EAU Annual Meeting). Amsterdam, The

Netherlands: European Association of Urology Guidelines Office;

2020.

4. Goodman TM. Ureteroscopy with rigid instruments in the

management of distal ureteral disease. J Urol 1984;132:250–3.

[CrossRef]

5. Ozturk MU, Şener NC, Goktug HG, Gucuk A, Nalbant I,

İmamoglu MA. The comparison of laparoscopy, shock wave

lithotripsy and retrograde intrarenal surgery for large proximal

ureteral stones. Can Urol Assoc J 2013;7:E673–6. [CrossRef]

6. Castro EP, Osther PJ, Jinga V, Razvi H, Stravodimos KG, Parikh K,

et al. Differences in ureteroscopic stone treatment and outcomes for

distal, mid-, proximal, or multiple ureteral locations: the Clinical

Research Office of the Endourological Society ureteroscopy global

study. Eur Urol 2014;66:102–9. [CrossRef]

7. De La Rosette J, Denstedt J, Geavlete P, Keeley F, Matsuda T, Pearle

M, et al. The clinical research office of the endourological society

ureteroscopy global study: indications, complications, and outcomes

in 11, 885 patients. J Endourol 2014;28:131–9. [CrossRef]

8. Yafi FA, Jenkins L, Albersen M, Corona G, Isidori AM, Goldfarb

S, et al. Erectile dysfunction. Nat Rev Dis Primers 2016;2:16003.

[CrossRef]

9. Parish SJ, Goldstein AT, Goldstein SW, Goldstein I, Pfaus J,

Clayton AH, et al. Toward a More evidence-based nosology and

nomenclature for female sexual dysfunctions-Part II. J Sex Med

2016;13:1888–906. [CrossRef]

10. Dosch A, Rochat L, Ghisletta P, Favez N, Van der Linden M.

Psychological Factors Involved in Sexual Desire, Sexual Activity,

and Sexual Satisfaction: A Multi-factorial Perspective. Arch Sex

Behav 2016;45:2029–45. [CrossRef]

11. Montejo AL, Montejo L, Baldwin DS. The impact of severe

mental disorders and psychotropic medications on sexual health

and its implications for clinical management. World Psychiatry

2018;17:3–11. [CrossRef]

12. Gandhi J, Dagur G, Warren K, Smith NL, Sheynkin YR, Zumbo

A, Khan SA. The Role of Diabetes Mellitus in Sexual and

Reproductive Health: An Overview of Pathogenesis, Evaluation,

and Management. Curr Diabetes Rev 2017;13:573–81. [CrossRef]

13. Hendren SK, O’Connor BI, Liu M, Asano T, Cohen Z, Swallow

CJ, et al. Prevalence of male and female sexual dysfunction is high

following surgery for rectal cancer. Ann Surg 2005;242:212–23.

[CrossRef]

14. Rees PM, Fowler CJ, Maas CP. Sexual function in men and women

with neurological disorders. Lancet 2007;369:512–25. [CrossRef]

15. Barlow DH. Causes of sexual dysfunction: the role of anxiety and

cognitive interference. J Consult Clin Psychol 1986;54:140–8.

[CrossRef]

16. Laurent SM, Simons AD. Sexual dysfunction in depression

and anxiety: conceptualizing sexual dysfunction as part of an

internalizing dimension. Clin Psychol Rev 2009;29:573–85.

[CrossRef]

17. Incrocci L, Jensen PT. Pelvic radiotherapy and sexual function in

men and women. J Sex Med 2013;10 Suppl 1:53–64. [CrossRef]

18. Akbal C, Türker P, Tavukçu HH, Simşek F, Türkeri L. Erectile

function in prostate cancer-free patients who underwent prostate

saturation biopsy. Eur Urol 2008;53:540–4. [CrossRef]

19. Kalkanli A, Gezmis CT. The Effect of Shock Wave Lithotripsy on

Male and Female Sexual Dysfunction in Patients with Proximal

Ureteral Stones. Urol Int 2021;105:963–8. [CrossRef]

20. Kuyumcuoglu U, Eryildirim B, Tuncer M, Faydaci G, Tarhan

F, Ozgül A. Effectiveness of medical treatment in overcoming

the ureteral double-J stent related symptoms. Can Urol Assoc J

2012;6:E234–7. [CrossRef]

21. Damiano R, Oliva A, Esposito C, De Sio M, Autorino R,

D’Armiento M. Early and late complications of double pigtail

ureteral stent. Urol Int 2002;69:136–40. [CrossRef]

22. Joshi HB, Newns N, Stainthorpe A, MacDonagh RP, Keeley FX Jr,

Timoney AG. Ureteral stent symptom questionnaire: development

and validation of a multidimensional quality of life measure. J Urol

2003;169:1060–4. [CrossRef]

23. Leibovici D, Cooper A, Lindner A, Ostrowsky R, Kleinmann J,

Velikanov S, et al. Ureteral stents: morbidity and impact on quality

of life. Isr Med Assoc J 2005;7:491–4. https://www.ima.org.il/

FilesUploadPublic/IMAJ/0/50/25308.pdf

24. Turunç T, Deveci S, Güvel S, Peşkircioğlu L. The assessment

of Turkish validation with 5 question version of International

Index of Erectile Function (IIEF-5). Turk J Urol 2007;33:45–9.

https://turkishjournalofurology.com/content/files/sayilar/26/

buyuk/045-0491.pdf

25. Oksuz E, Malhan S. Reliability and validity of the Female Sexual

Function Index in Turkish population. Sendrom 2005;17:54–

60. https://www.researchgate.net/publication/285879607_

Reliability_and_validity_of_the_Female_Sexual_Function_

Index_in_Turkish_population

26. Xiao J, Wang X, Li J, Wang M, Han T, Zhang C, et al. Treatment

of upper urinary tract stones with flexible ureteroscopy in children.

Can Urol Assoc J 2019;13: E78–82. [CrossRef]

27. Rob S, Jones P, Pietropaolo A, Griffin S, Somani BK. Ureteroscopy

for Stone Disease in Paediatric Population is Safe and Effective

in Medium-Volume and High-Volume Centres: Evidence from a

Systematic Review. Curr Urol Rep 2017;18:92. [CrossRef]

28. Shah OD, Matlaga BR, Assimos DG. Selecting Treatment for Distal

Ureteral Calculi: Shock Wave Lithotripsy versus Ureteroscopy. Rev

Urol 2003;5:40–4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/

PMC1472989/

236 Androl Bul 2021;23:232-237


29. Ghalayini IF, Al-Ghazo MA, Khader YS. Extracorporeal shockwave

lithotripsy versus ureteroscopy for distal ureteric calculi: efficacy

and patient satisfaction. Int Braz J Urol 2006;32:656–64;discussion

664–7. [CrossRef]

30. Perez Castro E, Osther PJ, Jinga V, Razvi H, Stravodimos KG,

Parikh K, et al. Differences in ureteroscopic stone treatment and

outcomes for distal, mid-, proximal, or multiple ureteral locations:

the Clinical Research Office of the Endourological Society

ureteroscopy global study. Eur Urol 2014;66:102–9. [CrossRef]

31. Damiano R, Autorino R, De Sio M, Cantiello F, Quarto G,

Perdonà S, et al. Does the size of ureteral stent impact urinary

symptoms and quality of life? A prospective randomized study. Eur

Urol 2005;48:673–8. [CrossRef]

32. Joshi HB, Stainthorpe A, MacDonagh RP, Keeley FX Jr, Timoney

AG, Barry MJ. Indwelling ureteral stents: evaluation of symptoms,

quality of life and utility. J Urol 2003;169:1065–9;discussion

1069. [CrossRef]

33. Sofer M, Yehiely R, Greenstein A, Bar-Yosef Y, Matzkin H, Chen

J. Endourological procedures and sexual dysfunction: a prospective

multivariate analysis. BJU Int 2012;109:250–3. [CrossRef]

34. Lu J, Lu Y, Xun Y, Chen F, Wang S, Cao S. Impact of Endourological

procedures with or without double-J stent on sexual function: a

systematic review and meta-analysis. BMC Urol 2020;20:13.

[CrossRef]

Kalkanlı ve Gezmiş • URS ve Seksüel Disfonksiyon

237


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2021;23:238−243

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.61482

Kadın Cinsel Sağlığı

Gençlerin gebelikte cinselliğe ilişkin yanlış bilgi,

tutum ve inançları

Inaccurate knowledge, attitudes, and beliefs of youth about sexuality

during pregnancy

Elif Dağlı 1 , Feyza Aktaş Reyhan 2 ABSTRACT

ÖZ

AMAÇ: Cinsel mitler, cinsellikle ilgili konularda bilimsel olmayan, yanlış

ve abartılı inançlar olarak tanımlanmaktadır. Cinsel mitler özellikle

gençler arasında yaygındır. Bu sebeple gençlerin cinsel mitlere karşı tutumlarını

ve bilgi düzeylerini ortaya koymak önemlidir. Bu çalışma ile

genç bireylerin gebelik süresince cinsel yaşama ilişkin yanlış bilgi, tutum

ve inançlarını belirlemek amaçlandı.

GEREÇ ve YÖNTEMLER: Tanımlayıcı tipte olan bu araştırma, bir devlet

üniversitesinin yüksekokulunda yürütüldü. Araştırmanın evrenini

2485 öğrenci, örneklemini ise 493 öğrenci oluşturdu. Araştırmanın

verileri kişisel bilgi formu ve Gebelikte Cinsel Mitler Ölçeği ile toplandı.

Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı

istatistikler kullanıldı. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde,

Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H testleri ve Bonferroni düzeltmesi

istatistikleri uygulandı.

BULGULAR: Öğrencilerin yaş ortalamasının 21,19±1,86 (yıl) ve

%56,4’ünün kadın olduğu belirlendi. Öğrencilerin %59,8’inin cinsellik

konularını paylaşmakta sıkıntı yaşadığı ve %92,7’sinin ailesinde

cinselliğin konuşulmadığı belirlendi. %80,9’unun cinsel sağlık eğitimi

almadığı, %97,2’sinin gebelikte cinsel sağlık eğitimi almadığı belirlendi.

Cinsel sağlık eğitimi alma durumuna göre gebelik ve cinsellik,

bebeğe ilişkin endişe, cinsiyet/cazibe, gebeliğe ilişkin endişe alt boyut

ve cinsel mitler ölçeği toplam puanları açısından istatistiksel olarak

anlamlı farklılık tespit edildi (sırasıyla: Z=-8,820, p=0,000; Z=-9,494,

p=0,000; Z=-10,902, p=0,000; Z=-11,684; p=0,000, Z=-12,950;

p=0,000).

SONUÇ: Gençlerin çoğunluğunun cinsel eğitim almadıkları ve cinsel

sağlık eğitimi almayan gençlerin gebelikte cinselliğe dair yanlış bilgi, tutum

ve inançlarının daha fazla olduğu tespit edildi.

Anahtar Kelimeler: gençler, cinsel mitler, gebelik, gebelikte cinsellik

OBJECTIVE: Myths about sex are defined as unscientific, false, and

exaggerated beliefs about sexual matters. Sexuality myths are especially

prevalent among young people. For this reason, it is important to reveal

young people’s attitudes towards and knowledge about sexuality myths.

This study was conducted to determine young individuals’ inaccurate

knowledge, attitudes, and beliefs about sex life during pregnancy.

MATERIAL and METHODS: This descriptive study was conducted at

the higher school of a public university. The population of the study

consisted of 2485 students, and the sample included 493 students.

The study data were collected via a personal information form and the

Sexual Myths during Pregnancy Scale. Frequency tables and descriptive

statistics were used to interpret the findings. Consistent with nonparametric

methods, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H tests, and

Bonferroni correction statistics were employed.

RESULTS: The mean age of the students was 21.19±1.86 (years), and

56.4% were female. It was determined that 59.8% of the students had

difficulty sharing sexuality issues, 92.7% did not talk about sexuality

in their families, 80.9% had not received sexual health education, and

that 97.2% had not received sexual health education during pregnancy.

A statistically significant difference was found in terms of the scores

on the pregnancy and sexuality, anxiety about the baby, sex/attraction,

and anxiety about pregnancy sub-dimensions and total scores on the

scale of sexual myths according to the status of having received sexual

health education (Z=-8.820, p=0.000; Z=-9.494, p=0.000; Z=-10.902,

p=0.000; Z=-11.684; p=0.000; Z=-12.950; p=0.000, respectively).

CONCLUSION: It was determined that the majority of the young people

in the study had not received sexual health education and that these

young people had more inaccurate knowledge, attitudes, and beliefs

about sexuality during pregnancy.

Keywords: youth, sexual myths, pregnancy, sexuality during pregnancy

Bu çalışma, 11-14 Kasım 2021'de düzenlenen 5. Uluslararası, 6. Ulusal Ebelik

Kongresi'nde sözel bildiri olarak sunulmuştur.

1

Çukurova Üniversitesi Abdi Sütcü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Sağlık Bakım

Hizmetleri Bölümü, Adana, Türkiye

2

Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü, Kütahya,

Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Dr. Elif Dağlı

Çukurova Üniversitesi Abdi Sütcü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Sağlık Bakım

Hizmetleri Bölümü 01330 Balcalı, Adana, Türkiye

Tel: +90 322 338 60 60

E-mail: elifarik90@gmail.com

Geliş/ Received: 02.10.2021

Kabul/ Accepted: 31.10.2021

GİRİŞ

Cinsellikle ilgili konularda yanlış, abartılı, bilimsel olmayan

tutum ve inançlar cinsel mitler tanımlanır. [1] Cinsel

mitler, cinselliği özgürce yaşamayı sınırlandıran kalıplaşmış

yargılar içermektedir. [2,3] Cinsel konuların ailede, okulda ve

toplumda açıkça konuşulmaması, bilimsel araştırmalardan

yararlanılmaması ve cinsel eğitim eksikliği cinsel mitlerin

oluşmasına zemin hazırlamaktadır. [4,5]

Gebelikte cinselliğin sürdürülmesinin gebelik üzerine olumsuz

etkisi yoktur. Aksine çiftlerin birbirini yakın hissetmesi,

238 ©2021 Androloji Bülteni


çift ilişkisinin güçlenmesi açısından cinsellik önemli bir etkiye

sahiptir. [6] Fakat gebelikte cinsel mitlerin çiftlerin cinselliğini

belirgin şekilde olumsuz etkilediğine dair araştırma

sonuçları mevcuttur. [7,8] Cinsel mitler, özellikle gençler arasında

yaygındır. Gençlerin çoğu eğitim hayatları süresince

cinsel bilgiye ulaşamamaktadır. [5] Ayrıca gençlerin sosyal

çevresinden ve medyadan öğrendikleri hatalı bilgilerde cinsel

mitlerin yaygınlaşmasına sebep olmakta ve hatalı davranışlarda

bulunabilmektedir. [9] Bu sebeple gençlerin cinsel

mitlere karşı tutumlarını ve bilgi düzeylerini ortaya koymak

önemlidir. Bu çalışma ile genç bireylerin gebelik süresince

cinsel yaşama ilişkin yanlış bilgi, tutum ve inançlarını belirlemek

amaçlandı. Gençlerin sahip olduğu mitler belirlenerek,

sağlıklı cinsel yaşamla, sağlıklı aile yapısına katkı sağlamak

için, eğitim ve danışmanlık yapılması hedeflenmektedir.

GEREÇ ve YÖNTEMLER

Tanımlayıcı tipte olan bu araştırma, 06.09.2021–

13.09.2021 tarihleri arasında bir devlet üniversitesinin

yüksekokulunda yürütüldü. Araştırmanın evrenini 2485

öğrenci, örneklemini ise 493 öğrenci oluşturdu.

Araştırmanın verileri, çevrimiçi anket bağlantısı ile kişisel

bilgi formu ve Gebelikte Cinsel Mitler Ölçeği ile toplandı.

Gebelikte cinselliğe ilişkin tutum ve inançları ölçmeye yönelik

bu ölçek Salcan ve Gökyıldız tarafından 2020 yılında

geliştirildi. Ölçek 5’li Likert tipinde olup 25 maddeden

oluşmaktadır. Bu ölçeğin gebelik ve cinsellik (5 madde),

bebeğe ilişkin endişe (7 madde), cinsiyet/cazibe (5 madde)

ve gebeliğe ilişkin endişe (8 madde) olmak üzere 4 alt boyutu

vardır. Ölçek puanının artması gebeliğe yönelik cinsel

mitlerin arttığı şeklinde yorumlanmaktadır. [6]

İstatistiksel analizler bilgisayar ortamında değerlendirildi.

Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı

istatistikler, parametrik olmayan yöntemlere uygun

şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında

“Mann-Whitney U” test (Z-tablo değeri),

bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleriyle

karşılaştırılmasında “Kruskal-Wallis H” test (χ 2 - tablo

değeri) yöntemi kullanıldı. Üç veya daha fazla grup için

anlamlı fark çıkan değişkenlerin ikili karşılaştırmaları için

Bonferroni düzeltmesi uygulandı.

Araştırmanın uygulanabilmesi için, Çukurova Üniversitesi

Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Etik Kurul Birimi’nden

21.05.2021 tarihli 111/111 sayılı karar ile etik kurul onayı

alındı. Çalışmada Helsinki Deklarasyonu prensiplerine

uyuldu. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan kurum

izni ve öğrencilerin araştırmaya gönüllü katılımları

konusunda yazılı ve sözlü onamları alındı.

BULGULAR

Gençlerin yaş ortalamasının 21,19±1,86 (yıl) olduğu,

208’inin (%42,2) 18–20 yaş ve 285’inin (%57,8) 21–25

yaş grubunda olduğu belirlendi. 239’unun (%48,5) 1.

sınıfta, 254’ünün (%51,5) 2. sınıfta okuduğu, 103’ünün

(%20,9) tıbbi hizmetler ve teknikler, 127’sinin (%25,8)

ağız ve diş sağlığı, 101’inin (%20,4) terapi ve rehabilitasyon,

162’sinin (%32,9) sağlık bakım hizmetleri bölümünde

öğrenim gördüğü tespit edildi.

Katılımcıların 278’inin (%56,4) kadın, 295’inin (%59,8)

çekirdek aile tipinde ve 159’unun (%32,3) annesinin okuryazar

olduğu saptandı. 181’inin (%36,7) babasının okuryazar,

250’sinin (%50,7) en uzun ilde yaşadığı, 261’inin

(%52,9) gelirinin giderine denk olduğu bulundu (Tablo

1). Öğrencilerden 295’i (%59,8) cinsellik konularını paylaşmakta

sıkıntı yaşadığını ve 457’si (92,7) ailesinde cinselliğin

konuşulmadığını belirtti. 464’ü (%94,1) ailede gebelikte

cinselliğin konuşulmadığını, 399’u (%80,9) cinsel

sağlık eğitimi almadığını, cinsel sağlık eğitimi alan 60 kişi

(%63,8) internetten bilgi edindiğini, 479’u (%97,2) gebelikte

cinsel sağlık eğitimi almadığını ve 329’u ise (%66,7)

gebelikte cinsellik üzerine toplumsal baskı yaşadığını bildirdi

(Tablo 2). Ölçüm aracına verilen cevaplara ilişkin

bulgular tabloda verildi. Güvenilirlik katsayısı incelendiğinde;

gebelikte cinsel mitler ölçeği için verilen cevapların

güvenilir düzeyde olduğu belirlendi (Tablo 3).

Aile tipine göre gebelik ve cinsellik alt boyut puanları

açısından istatistiksel olarak fark anlamlı idi (Z=-4,351,

p=0,000). Çekirdek aile tipinde olanların gebelik ve

cinsellik alt boyut puanları, geniş aile tipinde olanlara

göre anlamlı düzeyde daha yüksek hesaplandı. Yani

gebeliğe yönelik cinsel mitleri daha fazla idi (Tablo 4).

Öğrencilerin cinsellik konularını paylaşmakta sıkıntı yaşama

durumuna göre, gebelik ve cinsellik, bebeğe ilişkin

endişe alt boyut ve gebelikte cinsel mitler ölçeği toplam

puanları açısından istatistiksel açıdan anlamlı fark elde

edildi (sırasıyla: Z=-3,756, p=0,000; Z=-2,252, p=0,024;

Z=-2,117, p=0,034). Cinsellik konularını paylaşmakta

sıkıntı yaşayanların gebelik ve cinsellik, bebeğe ilişkin

endişe alt boyut ve gebelikte cinsel mitler ölçeği toplam

puanlarına göre, daha fazla oranda cinsel mitlere inandığı

saptandı (Tablo 4). Tablo incelendiğinde; gençlerin cinsel

sağlık eğitimi alma durumuna göre, gebelik ve cinsellik,

bebeğe ilişkin endişe, cinsiyet/cazibe, gebeliğe ilişkin

endişe alt boyut ve cinsel mitler ölçeği toplam puanları

açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu gözlenmektedir

(sırasıyla: Z=-8,820, p=0,000; Z=-9,494,

p=0,000; Z=-10,902, p=0,000; Z=-11,684; p=0,000,

Z=-12,950; p=0,000). Cinsel sağlık eğitimi almayan

Dağlı ve Aktaş Reyhan • Gençlerin gebelikte cinselliğe ilişkin yanlış bilgi, tutum ve inançları

239


Tablo 1. Gençlerin sosyo-demografik özelliklerine ilişkin

bulguların dağılımı

Değişken (N=493) n %

Cinsiyet

Kadın

Erkek

Aile tipi

Çekirdek

Geniş

Anne eğitim düzeyi

Okuryazar değil

Okuryazar

İlköğretim

Ortaöğretim

Lisans ve üzeri

Baba eğitim düzeyi

Okuryazar

İlköğretim

Ortaöğretim

Lisans ve üzeri

En uzun yaşanan yer

İl

İlçe

Köy

Gelir düzeyi

Gelir giderden düşük

Gelir gidere denk

Gelir giderden fazla

278

215

295

198

85

159

148

78

23

181

155

107

50

250

178

65

188

261

44

56,4

43,6

59,8

40,2

17,2

32,3

30,0

15,8

4,7

36,7

31,4

21,7

10,2

50,7

36,1

13,2

38,2

52,9

8,9

Tablo 2. Gençlerin tanıtıcı özelliklerine ilişkin bulguların

dağılımı

Değişken (N=493) n %

Cinsellik konularını paylaşmakta sıkıntı

yaşama

Evet

Hayır

Ailede cinselliğin konuşulması

Evet

Hayır

Ailede gebelikte cinselliğin konuşulması

Evet

Hayır

Cinsel sağlık eğitimi alma

Evet

Hayır

Cinsel sağlık eğitimi alınan yer

Aile

Arkadaş

Okul

İnternet

Gebelikte cinsel sağlık eğitimi alma

Evet

Hayır

Gebelikte cinsellik üzerine toplumsal

baskı

Evet

Hayır

295

198

36

457

29

464

94

399

3

25

6

60

14

479

329

164

59,8

40,2

7,3

92,7

5,9

94,1

19,1

80,9

3,2

26,6

6,4

63,8

2,8

97,2

66,7

33,3

Tablo 3. Gebelikte Cinsel Mitler Ölçeği toplam ve alt boyut puanlarının dağılımı

Ölçek (N=493) Ortalama S. S. Medyan Min. Max. Madde sayısı Cronbach-α katsayısı

Gebelik ve cinsellik 10,75 3,95 10,0 5,0 25,0 5 0,711

Bebeğe ilişkin endişe 15,60 5,44 15,0 7,0 35,0 7 0,870

Cinsiyet/cazibe 10,12 4,01 9,0 5,0 25,0 5 0,706

Gebeliğe ilişkin endişe 25,15 9,40 26,0 8,0 40,0 8 0,918

GCMÖ – Toplam 61,62 17,59 62,0 25,0 125,0 25 0,912

gençlerin daha yüksek oranda mitleri onayladıkları görüldü

(Tablo 4). Gebelikte cinsellik üzerine toplumsal baskı

hissetme durumuna göre, cinsiyet/cazibe alt boyut puanları

açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit

edildi (Z=-2,939, p=0,003). Bu sonuca göre toplumsal

baskı yaşayanların, yaşamayanlara göre daha yüksek oranda

mitlere inandıkları belirlendi (Tablo 4).

TARTIŞMA

Genç bireylerin gebelik süresince cinsel yaşama ilişkin yanlış

bilgi, tutum ve inançlarını belirlemeyi amaçlayan bu çalışmada,

gençlerin gebelikte cinsel mitler ölçeğinden aldığı

toplam puan 61,62±17,59 olup, orta düzeyde bilgi sahibi

olduğu tespit edildi. Örüklü ve ark. da çalışmalarında

benzer sonuçlar bildirmiştir. [5] Ölçeğin toplam Cronbach

alfa değeri 0,912 hesaplandı. Salcan ve Gökyıldız Sürücü

(2020) tarafından geliştirilen ölçeğin toplam Cronbach

alfa değeri 0,916’dır. Çalışma sonucuna göre, verilen cevapların

güvenilir düzeyde olduğu belirlendi. [6]

Cinsel mitler kültürler ve toplumlar arasında farklılık göstermekte

olup, cinsel konularla ilgili inanç ve tutum bireyden

bireye; yaş, cinsiyet, eğitim, aile yapısına vs. göre

değişmektedir. [10] Gebelikte cinsel birlikteliğin maternal

veya fetal risk oluşturabileceği algısı nedeniyle çiftlerin her

ikisi de etkilenerek, daha az cinsel birliktelik yaşamakta ya

da tamamen vazgeçme yönünde eğilim görülmektedir. [11]

Gebelikte cinsel mitler açısından cinsiyetin sorgulandığı

çalışma bulunamadı. Ancak genel olarak cinsel mitler

240 Androl Bul 2021;23:238-243


Tablo 4. Bazı değişkenler ile Gebelikte Cinsel Mitler Ölçeği toplam ve alt boyut puanlarının karşılaştırılması

Değişken (N=493) n Gebelik ve cinsellik Bebeğe ilişkin endişe Cinsiyet/cazibe Gebeliğe ilişkin endişe GCMÖ – Toplam

Cinsiyet

Kadın

Erkek

İstatistiksel analiz*

Olasılık

Aile tipi

Çekirdek

Geniş

İstatistiksel analiz*

Olasılık

Cinsellik konularını

paylaşmakta sıkıntı

Evet

Hayır

İstatistiksel analiz*

Olasılık

Cinsel sağlık eğitimi

Evet

Hayır

İstatistiksel analiz*

Olasılık

Gebelikte cinsellik

üzerine toplumsal baskı

Evet

Hayır

İstatistiksel analiz*

Olasılık

278

215

295

198

295

198

94

399

329

164

X¯ ± S.S.

10,70±3,76

10,82±4,19

1,31±4,02

9,92±3,70

11,34±4,20

9,88±3,37

Z=-0,029

p=0,976

Z=-4,351

p=0,000

Z=-3,756

p=0,000

7,84±2,22

11,44±3,96

Z=-8,820

p=0,000

10,77±3,89

10,73±4,08

Z=-0,644

p=0,520

Medyan

[IQR]

10,0 [5,0]

10,0 [5,0]

10,0 [5,0]

9,0 [4,0]

10,0 [6,0]

9,0 [3,0]

8,0 [3,0]

10,0 [5,0]

10,0 [5,0]

9,5 [5,0]

X¯ ± S.S.

15,50±5,27

15,72±5,65

Z=-0,022

p=0,982

15,79±5,57

15,30±5,23

Z=-0,973

p=0,330

16,06±5,54

14,91±5,22

Z=-2,252

p=0,024

10,85±4,66

16,71±4,99

Z=-9,494

p=0,000

15,40±5,70

15,99±4,86

Z=-1,460

p=0,144

Medyan

[IQR]

15,0 [7,3]

15,0 [8,0]

15,0 [7,0]

14,5 [6,0]

16,0 [8,0]

15,0 [7,0]

8,0 [7,0]

16,0 [7,0]

15,0 [8,0]

16,0 [6,0]

X¯ ± S.S.

9,92±3,69

10,38±4,39

Z=-0,690

p=0,490

10,07±4,06

10,20±3,95

10,23±4,01

9,96±4,03

Z=-0,504

p=0,614

Z=-0,829

p=0,407

6,54±1,81

10,96±3,93

10,65±3,66

9,86±4,16

Z=-10,902

p=0,000

Z=-2,939

p=0,003

Medyan

IQR]

9,0 [5,0]

9,0 [6,0]

9,0 [6,0]

9,0 [4,0]

10,0 [5,0]

9,0 [6,0]

6,0 [3,0]

10,0 [5,0]

10,0 [5,8]

9,0 [5,0]

X¯ ± S.S.

25,54±9,08

24,66±9,79

25,45±9,44

24,70±9,32

25,45±9,29

24,70±9,56

14,11±7,59

27,75±7,75

24,64±9,69

26,18±8,70

Z=-0,741

p=0,459

Z=-0,941

p=0,347

Z=-0,737

p=0,461

Z=-11,684

p=0,000

Z=-1,525

p=0,127

Medyan

[IQR]

26,5 [13,0]

26,0 [16,0]

27,0 [14,0]

25,0 [13,3]

26,0 [13,0]

27,0 [15,0]

11,0 [9,0]

29,0 [10,0]

25,0 [16,0]

28,0 [11,0]

X¯ ± S.S.

61,65±16,21

61,58±19,25

Z=-0,431

p=0,666

62,63±17,91

60,12±17,02

Z=-1,521

p=0,128

63,08±17,83

59,45±17,03

Z=-2,117

p=0,034

39,34±12,19

66,87±14,24

Z=-12,950

p=0,000

60,67±18,50

63,54±15,46

Z=-1,873

p=0,061

Medyan

[IQR]

62,0 [19,0]

62,0 [22,0]

62,0 [20,0]

62,0 [19,0]

63,0 [20,0]

61,0 [20,0]

35,0 [21,0]

66,0 [16,0]

61,0 [21,5]

64,0 [18,8]

*Normal dağılıma sahip olmayan verilerde iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında “Mann-Whitney U” test (Z-tablo değeri); üç veya daha fazla bağımsız grubun

karşılaştırılmasında “Kruskall-Wallis H” test (χ 2 -tablo değeri) istatistikleri kullanılmıştır.

üzerine yaptığı çalışmada, Karabulutlu erkek öğrencilerin

daha fazla cinsel mite sahip olduğunu bildirmiştir. [12]

Benzer olarak öğrencilerle yapılan başka bir çalışmada,

Vefikuluçay ve ark. da erkeklerde cinsel mitlerin daha fazla

olduğunu tespit etmişlerdir. [13] Fakat Tandoğan ve arkadaşları

çalışmalarında, erkeklerin neredeyse tamamının (%91)

gebelikte cinselliğin ve cinsel birlikteliğin olabileceğini ve

bu durumun bebeğe herhangi bir zararı olmadığını ifade etmiştir.

[14] Bizim çalışmamızda ise, kadın-erkek öğrencilerin

benzer düzeyde olumsuz tutumlarının olduğu belirlendi.

Bu farklılıkların nedeni araştırmanın yapıldığı bölgelerin

kültürel yapıları olarak yorumlanabilir. Kültürel yapının ve

dini inanışların cinsel mitlerin oluşmasında belirleyici rolü

olduğu görülmektedir. [14]

Her iki cinsiyeti de biyolojik ve psikososyal olarak etkileyen

cinsel sağlık, toplumumuzda halen tabu olarak görülmekte

ve konuşulmamaktadır. [15] Gençler üzerine yapılan

araştırmalardan elde edilen sonuçlar, çoğu katılımcının

cinsellikle ilgili konuları aileleri ile rahatça paylaşamadıklarını

göstermektedir. [12,16] Kaya ve arkadaşlarının üniversite

öğrencileri ile yaptıkları çalışmada da “Ailenizle cinsel

konularda konuşur musunuz?” sorusuna katılımcıların

sadece %13,8’i rahatlıkla konuşabildiği yanıtını vermiştir.

[17] Bizim çalışmamızda da katılımcıların çoğunun

(%92,7) ailesiyle cinsellik konularını konuşamadıkları

belirlendi. Günümüzde cinsel mitlerin hala varlığını sürdürmesinin

en önemli nedenlerinden biri, ebeveynlerle

bile konuşulmayacak bir konu olarak görülmesi ve konuşmanın

toplum tarafından dışlanma ile sonuçlanacağının

düşünülmesidir. [17] Bu sebeple kişiler yanlış bilgi

kaynaklarına yönelerek, doğru olmayan davranışlar gösterebilmektedir.

[18]

Cinsel mitlere zemin hazırlayan en önemli etkenlerin başında

cinsel eğitim ve bilgi eksikliği gelmektedir. Cinsel eğitim

yaşam boyu devam eden bir öğrenme sürecidir. Ailede

başlayıp öğretmen, akran grupları, danışmanlar ve sağlık

profesyonelleri ve medya aracılığı ile devam eden öğrenme

için özellikle sağlıklı ve yeterli cinsel bilgilerin verildiği

kaynaklara ihtiyaç vardır. [19] Özsoy ve Bulut çalışmalarında

öğrenciler arasında cinsel mitlere inanışın yaygın olduğunu

ve verilen cinsel eğitim sonrası gençlerin cinsel mitlerin

azaldığını bildirmişlerdir. [20] Benzer olarak Bahtışen’in

Dağlı ve Aktaş Reyhan • Gençlerin gebelikte cinselliğe ilişkin yanlış bilgi, tutum ve inançları

241


çalışmasında da cinsel sağlık eğitimi dersinin cinsel mit puanlarına

etkisine bakıldığında öğrencilerin cinsel mit puanlarının

son testte azaldığı belirlenmiştir. [21] Çalışmamızda

da cinsel sağlık eğitimi alma durumuna göre gebelik ve

cinsellik, bebeğe ilişkin endişe, cinsiyet/cazibe, gebeliğe

ilişkin endişe alt boyut ve cinsel mitler ölçeği toplam puanları

açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit

edildi. Büyük oranda eksik, yanlış bilgiler kişilerde gerek

genel cinsellik gerekse gebelikte cinsellikle ilgili önyargı ve

mitlerin genel olarak kabul görmesine katkıda bulunurlar.

Bu sebeple toplumdaki cinsel mitlerin ortadan kaldırılmasında

eğitim sisteminde cinsel sağlık konuları yer bulmalı,

bu konuda sağlık çalışanlarına özelliklede ebe/hemşirelere

önemli roller düşmektedir.

Cinsel sağlığın kadın ve erkeklerde ilişkileri, mutluluğu ve

yaşam kalitesini doğrudan etkilediği araştırmalarla saptanmış

olmasına karşın, toplumda tabu olarak kabul edilmekte

ve bireyler bu konuda baskı hissetmektedirler. [14] Sharon ve

arkadaşları çalışmalarında cinsellik konusundaki olumsuz

inanç ve tutumların, diğer insanların cinselliği hakkında rahat

ve yargılayıcı olmayan bir konuşma sürdürmede zorluk

yaratabileceğini göstermiştir. [22] Aygin ve ark., çalışmalarında

katılımcıların çoğunluğunun cinsellik üzerinde baskı

olduğunu (%80,9), paylaşılmasında ve tartışılmasında sıkıntı

olduğunu (%87,3) düşündüklerini ifade etmişlerdir.

Çalışmamızda gebelikte cinsellik üzerine baskı durumunu

sorguladığımızda, katılımcıların %66,7’si baskı olduğunu

düşündüklerini ifade ettikleri tespit edildi. Toplumsal

normların gebelikte cinsel isteğin ve aktivitenin olmaması

yönünde ağır bastığı görülmektedir. [23] Cinselliğin sağlıklı

olarak yaşanması için cinsel eğitim şarttır. Gençlerin cinsel

eğitiminden birinci derecede sorumlu olan aileler ve eğitim

kurumlarıdır. [24] Cinsel mitler, bireylerin cinselliğe yönelik

tutumlarını, inanışlarını, cinsel sağlık davranışlarını ve yaşam

kalitelerini etkilemektedir. [25] Cinsel yaşamı etkilenen

bireylerin evlilik hayatı da etkilenebilir. Gençlerin evlilik ve

gebelik öncesi dönemlerde cinsel mitlerden arındırılmaları

onların sağlıklı cinsel yaşamla, sağlıklı aile yapısına katkı

sağlayabilir.

SONUÇ ve ÖNERİLER

Gençlerin çoğunluğunun cinsel eğitim almadıkları, ailesinde

cinsel konuların konuşulmadığı ve cinsellik konularını

paylaşmakta sıkıntı yaşadığı belirlendi. Cinsel sağlık

eğitimi almayan gençlerin gebelikte cinselliğe dair yanlış

bilgi, tutum ve inançlarının daha fazla olduğu tespit edildi.

Gebelikte cinsellikle ilgili bilimsel olmayan bilgiler yerine;

ailede başlayan, okullarda bilimsel temelli, gelişme dönemleri

ile uyumlu olacak şekilde düzenli devam eden eğitimler

verilmelidir.

Etik Kurul Onayı

Çalışma, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik

Kurulu tarafından onaylandı. (onay tarihi ve sayısı: 21.05.2021/111/111).

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Ethics Committee Approval

The study was approved by Approved by the Ethics Committee of Cukurova University

Faculty of Medicine Non-Interventional Clinical Trials. (date and number of approval:

21.05.2021/111/111).

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

KAYNAKLAR

1. Gölbaşı Z, Evcili F, Eroğlu K, Bircan H. Sexual Myths Scale

[SMS]: Development, Validity and Reliability in Turkey. Sex

Disabil 2016;34:75–87. [CrossRef]

2. Özdemir Ö, Yılmaz M. Sağlık Profesyonellerinin Cinsel Mitlere

İnanma Durumlarının Belirlenmesi. Adnan Menderes Üniversitesi

Sağlık Bilimleri Fakültesi Derg 2020;4:221–32. [CrossRef]

3. Ogur P, Utkualp N, Aydınoğlu N. Sağlık Yüksekokulu Öğrencilerinin

Cinsellikle İlgili İnanışları. Sürekli Tıp Eğitimi Derg 2016;25:13–

21. https://www.researchgate.net/publication/310138289_

Hemsirelik_Ogrencilerinin_Yeme_Tutumlari_ile_Problem_

Cozme_Becerileri_Arasindaki_Iliski#pf11

4. Aygin D, Açıl H, Yaman Ö, Çelik-Yılmaz A. Üniversitede Okuyan

Kadın Öğrencilerin Cinsel Mitler ile İlgili Görüşleri. Androl Bul

2017;19:44−9. [CrossRef]

5. Örüklü C, Dağcı DG, Çakmak S. Üniversite Öğrencilerinin

Cinsel Mitlere Bakış Açısı ve İlişkili Faktörler. IGUSABDER

2021;13:71–87. [CrossRef]

6. Salcan E, Gokyildiz Surucu S. Development and Psychometric

Evaluation of the Attitudes and Beliefs Scale about Sexuality

during Pregnancy. J Sex Marital Ther 2020;46:435–46. [CrossRef]

7. Fernández-Sola C, Huancara-Kana D, Granero-Molina J,

Carmona-Samper E, López-Rodríguez MdM, Hernández-Padilla

JM. Sexuality throughout the stages of pregnancy: Experiences

of expectant mothers. Acta Paul Enferm 2018;31:305–12.

[CrossRef]

8. Jawed-Wessel S, Sevick E. The Impact of Pregnancy and Childbirth

on Sexual Behaviors: A Systematic Review. J Sex Res 2017;54:411–

23. [CrossRef]

9. Evcili F, Gölbaşı Z. Sexual Myths and Sexual Health Knowledge

Levels of Turkish University Students. Sex Cult 2017;21:976–90.

[CrossRef]

10. Yetkin N. Cinsel Öykü Alma ve Cinsel İşlevin Değerlendirilmesi:

İçinde: Yetkin N, İncesu C, editörler. Cinsel İşlev Bozuklukları

Monograf Serisi. İstanbul: Roche Müstehzarları Sanayi A.Ş.; 2001.

p.27–9.

11. Johnson CE. Sexual Health During Pregnancy and The Postpartum.

J Sex Med 2011;8:1267–84. [CrossRef]

12. Karabulutlu Ö. Üniversite Öğrencilerinde Cinsiyete Göre Cinsel

Mitler. STED / Sürekli Tıp Eğitimi Derg 2018;27:155–64. https://

dergipark.org.tr/tr/download/article-file/506422

242 Androl Bul 2021;23:238-243


13. Vefikuluçay Yılmaz D, Güner Emül T, Uzel A, Değirmenci F,

Buldum A, Aksu A, Aksoy A. Determination of Nursing Students’

Sexual Myths. Arch Health Sci Res 2020;7:8–14. [CrossRef]

14. Tandoğan Ö, Kaydırak MM, Oskay Ü. Erkeklerin Gebelikte Cinsel

Yaşamla İlgili Mitleri. Androl Bul 2019;21:134–9. [CrossRef]

15. Torun F, Torun SD, Özaydın AN. Erkeklerde Cinsel Mitlere

İnanma Oranları ve Mitlere İnanmayı Etkileyen Faktörler.

Düşünen Adam Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Derg 2011;24:24–

31. [CrossRef]

16. Apay SE, Akpınar RB, Arslan S. Öğrencilerin Cinsel Mitlerinin

İncelenmesi. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Derg

2013;16:96–102. https://dergipark.org.tr/tr/download/articlefile/29635

17. Kaya F, Serin Ö, Genç A. Eğitim Fakültesi Birinci Sınıf Öğrencilerinin

Cinsel Yaşamlarına İlişkin Yaklaşımlarının Belirlenmesi. TSK

Koruyucu Hekimlik Bülteni. Kor Hek 2007;6:441–8. https://

www.researchgate.net/publication/286078346_Egitim_Fakultesi_

Birinci_Sinif_Ogrencilerinin_Cinsel_Yasamlarina_iliskin_

Yaklasimlarinin_Belirlenmesi

18. Aşcı Ö, Gökdemir F. Hemşirelik Öğrencilerinde Cinsel Mitler

ve Hasta Cinselliğini Değerlendirmeye Yönelik Tutumlar. Sağlık

ve Toplum 2021;31:100–9. https://ssyv.org.tr/wp-content/

uploads/2021/04/12-Hemsirelik-Ogrencilerinde-Cinsel-Mitlerve-Hasta-Cinselligini-Degerlendirmeye-Yonelik-Tutumlar-1.pdf

19. Yılmaz M, Karataş B. Opinions of Student Nurses on Sexual

Myths; A Phenomenological Study. Sex Disabil 2018;36:277–89.

[CrossRef]

20. Özsoy S, Bulut S. Cinsel Sağlık Bilgisi Dersinin Hemşirelik

Öğrencilerinin Cinsel Mitleri Üzerine Etkisi. Kadın Sağlığı

Hemşireliği Derg 2017;3:54–67. https://dergipark.org.tr/tr/

download/article-file/386643

21. Kartal B. Cinsel Sağlık Eğitiminin Hemşirelik Öğrencilerinin

Cinsel Mitlerine Etkisi. Androl Bul 2020;22:167−71. [CrossRef]

22. Sharon D, Gönen A, Linetsky I. Factors Influencing Nursing

Students’ Intention to Practice Sexuality Education in their

Professional Work. Am J Sex Educ 2020;15:262–78. [CrossRef]

23. Sungur MZ. Cinsel Eğitim. J Clin Psy 1998;1:103–8. https://jag.

journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_1_2_103_108.pdf

24. Gökyıldız Ş, Beji Kızılkaya N. The Effects of Pregnancy on Sexual

Life. J Sex Marital Ther 2005;31:201–15. [CrossRef]

25. Kilci Ş, Özsoy S. Evlilik Hazırlığı Yapan Çiftlerin Cinsel

Mitlere İnanma Durumları ve Etkileyen Faktörler. Kadın Sağlığı

Hemşireliği Derg 2019;5:1–28. https://dergipark.org.tr/tr/

download/article-file/926668

Dağlı ve Aktaş Reyhan • Gençlerin gebelikte cinselliğe ilişkin yanlış bilgi, tutum ve inançları

243


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2021;23:244−249

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.75002

Kadın Cinsel Sağlığı

Polikistik over sendromunda androjen seviyeleri ve

seksüel disfonksiyon

Androgen levels and sexual dysfunction in polycystic ovary syndrome

Rümeysa Selvinaz Erol 1 , Pınar Kadıoğlu 2 ABSTRACT

ÖZ

AMAÇ: Poliskistik over sendromunda (PKOS) seksüel fonksiyonun

sorgulanmasını ve seksüel fonksiyonun andojen seviyeleri ile ilişkisini

saptamayı amaçladık.

GEREÇ ve YÖNTEMLER: Yirmi beş PKOS tanılı hasta ve yaş, cins uyumlu

25 kontrol çalışmaya alındı. Kontrol ve hasta grubundaki bireylere

Kadın Seksüel Fonksiyon İndeksi (FSFI) ve Beck Depresyon Anketi

(BDA) yapıldı. Katılımcılardan serbest testosteron, total testosteron,

dihidroepiandrostenodion sülfat (DHEA-S), androstenedion, prolaktin,

seks hormon bağlayıcı globülin (SHBG), follikül uyaran hormon

(FSH), luteinizan hormon (LH) ve östradiol ölçümleri için örnekler

alındı. Serbest androjen indeksi (SAİ) hesaplanıldı. PKOS hasta grubu

ve kontrol grubu arasında bu değerler karşılaştırıldı.

BULGULAR: PKOS hasta grubunun total FSFI skoru 26,17±4 iken

kontrol grubunun total FSFI skoru 28,61±4,68 saptandı. FSFI skorlamasına

göre PKOS’lu kadınların %16’sında (n=4) sağlıklı kontrollerin

%20’sinde (n=5) seksüel disfonksiyon tespit edildi (p=0,57). PKOS grubu

ile kontrol grubu arasında seksüel istek (p=0,89), uyarılma (p=0,10),

lubrikasyon (p=0,057), orgazm (p=0,18) ve tatmin (p=0,78) skorlamaları

arasında fark olmadığı, seksüel ağrı skorlamasının (p=0,002) ise

PKOS’lu kadınlarda anlamlı oranda düşük olduğu belirlendi. PKOS

grubunda kontrol grubuna göre BDA skorlaması anlamlı oranda yüksek

bulundu (p=0,002). Androjen seviyeleri ve SAİ ile total FSFI ve FSFI alt

alanları arasında korelasyon saptanmadı.

SONUÇ: Sonuç olarak, PKOS hastalarında seksüel istek, uyarılma, lubrikasyon,

tatmin ve orgazm bozuklukları ile ilgili skorlar, kontrol bireylerdekine

benzer, depresyon ile ilgili skorlar ise kontrol bireylere göre daha

yüksek görülmektedir. Total FSFI, istek, uyarılma, lubrikasyon, orgazm,

seksüel tatmin skorlamaları ile androjen seviyeleri arasında korelasyon

tespit edilmemiştir.

Anahtar Kelimeler: Kadın seksüel fonksiyon indeksi, kadın cinsel

fonksiyon bozukluğu, polikistik over sendromu, androjenler

OBJECTIVE: We aimed to examine sexual function and relationship

between sexual function and androgen levels in polycystic ovary

syndrome (PCOS).

MATERIAL and METHODS: Twenty-five patients diagnosed with PCOS

and 25 age, gender-matched controls were enrolled into the study.

Subjects were evaluated with female sexual function index (FSFI) and

Beck Depression Inventory (BDI) questionnaires. Free testosterone,

total testosterone, dehydroepiandrosterone sulfate (DHEA-SO4),

androstenedione, prolactin, sex hormone binding globulin (SHBG),

follicle-stimulating hormone (FSH), luteinizing hormone (LH) and

estradiol levels were measured and free androgen index (FAI) was

calculated. We compared between patients and control groups these

values.

RESULTS: Total FSFI score 26.17±4 was in the PCOS group whereas,

healthy women had a total FSFI score of 28.61±4.68. FSD was

diagnosed in 4 of 25 patients (% 16) while 5 of 25 (% 20) healthy

women had FSD (p=0.57). There is no statistically significant difference

between sexual desire (p=0.89), arousal (p=0.10), lubrication (p=0.057),

orgasm (p=0.18) and satisfaction domain (p=0.78) scores. The sexual

pain score (p=0.002) was found to be significantly lower in women with

PCOS. BDI scores was significantly higher in PCOS women (p=0.002).

No correlation was seen between androgen level and FAI and total FSFI

score and domain score.

CONCLUSION: Scores related to sexual desire, arousal, lubrication,

satisfaction and orgasm disorders in PCOS patients are similar to

those of control individuals, while scores for depression are higher

than control individuals. No correlation was found between total

FSFI, desire, arousal, lubrication, orgasm, sexual satisfaction scores and

androgen levels.

Keywords: Female sexual function index, female sexual dysfunction,

polycystic ovary syndrome, androgens

1

Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi,

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği, Seyrantepe- İstanbul, Türkiye

2

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa, İç Hastalıkları

Anabilim Dalı, Endokrinoloji, Metabolizma ve Diyabet Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Uzm. Dr. Selvinaz Rümeysa Erol

Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim Araştırma Hastanesi,

Seyrantepe, 34396, İstanbul, Türkiye

Tel: +90 530 236 08 67

E-mail: drselvinazerol@gmail.com

Geliş/ Received: 30.09.2021

Kabul/ Accepted: 02.11.2021

GİRİŞ

Polikistik over sendromu (PKOS) etiyolojisi kesin olarak

bilinmeyen heterojen bir bozukluktur ve kullanılan

tanı kriterlerine göre, doğurganlık çağındaki kadınlarda

%5–20 oranında görülmektedir. [1,2] PKOS etyopatogenezinde

ileri sürülen hipotezlerden birkaçı primer nöroendokrin

defekt sonucu abartılı luteinizan hormon (LH)

pulse frekansı ve amplitüdü, androjen sentezindeki defekt

sonucu artmış over kaynaklı androjen ürünleri ve kortizol

244 ©2021 Androloji Bülteni


metabolizmasındaki değişikliklere bağlı adrenal kaynaklı

artmış androjenler olarak sayılabilir. [1,3]

2003 Roterdam kriterlerine göre PKOS tanısı, klinik ve/

veya biyokimyasal hiperandrojenizm, oligoamenore ve/veya

amenore ve polikistik over morfolojisi bulgularından iki

tanesinin olması ile koyulmaktadır. [4] Hiperandrojenizm,

PKOS’un en belirgin ve değişmez komponentlerinden

biridir ve hirsutizm, akne, erkek tipi kellik ve bazı ciddi

vakalarda da kliteromegali kliniği ile karşımıza çıkmaktadır.

Hirsutizm en yaygın görülen semptomdur ve

PKOS’lu kadınların yaklaşık %60’ında görülmektedir. [1,5]

Hiperandrojeneminin değerlendirilmesinde serum total

testosteron, serbest testosteron, androstenedion ve dihidroepiandrostenodion

sülfat (DHAE-S)) kullanılmaktadır. [5]

Androjenlerin, kadın seksüel siklusdaki, seksüel istek üzerine

etki gösterdiğine dair ortak bir görüş vardır. [6–8] Yapılan

çalışmalarda da seksüel istekte azalması olan kadınlarda testosteron

seviyesinin düşük olduğu saptanmış ve testosteron

replasmanı ile seksüel isteklerinde düzelme olduğu tespit

edilmiştir. [9–11] Hiperandrojenemi, PKOS tanısının değişmez

bir bulgusudur ve androjen yüksekliğine bağlı olarak

seksüel istekte artma olması beklenilebilir. [5,12] Ama hastalığa

bağlı olarak kadınsı kimliklerinde azalmaya neden olan

dış görünüşlerinden dolayı özgüvenlerinde azalma ve eşlik

eden depresyon gibi psikolojik bozukluklarının olması nedeniyle

seksüel fonksiyon bozuklukları da görülebilmektedir.

[13–15] Bununla birlikte, doğurma çağındaki kadınlarda

en sık görülen endokrinolojik hastalık olan PKOS’un seksüel

fonksiyon üzerine etkilerini araştıran çalışmalar nispeten

az sayıda olup sonuçları da tartışmalıdır.

Seksüel fonksiyonun hayat kalitesi üzerine önemli etkilerinden

dolayı PKOS’lu kadınlarda seksüel fonksiyonun

sorgulanmasını ve seksüel fonksiyon ile androjen seviyeleri

arasındaki ilişkiyi saptamayı amaçladık.

GEREÇ ve YÖNTEMLER

Hasta Seçimi

Çalışmamız vaka kontrol çalışması olarak tasarlanmıştır.

Ocak 2009-Haziran 2009 tarihleri arasında Cerrahpaşa

Tıp Fakültesi, Endokrinoloji Diyabet ve Metabolizma

Polikliniği’nde takip ve tedavi edilen, 2003 Roterdam kriterlerine

göre PKOS tanısı konulmuş 20–40 yaş arasında,

son bir yıldır aynı partner ile düzenli seksüel hayatı olan

25 aktif kadın çalışmaya alındı. [4] Hiperandrojenizmin

laboratuvar bulguları olmayanlar, düzenli seksüel hayatı

olmayanlar, kronik hastalığı olanlar, son üç ay içerisinde

adet düzensizliği ve/veya hirsutizm nedeniyle hormon temelli

kontraseptif, siproteran asetat ve spironolakton gibi

antiandrojen ilaç ve antidepresen ilaç alanlar çalışmaya

alınmadı. Yaş ve cins uyumlu, sistemik hastalığı bulunmayan,

son bir yıldır düzenli cinsel hayatı olan, menstrüel

siklusları düzenli ve hirsutizm yakınması olmayan hastane

çalışanı gönüllü kişilerden 25 kontrol grubu seçildi. Her

iki gruptaki bireylere çalışma içeriği anlatılıp yazılı onamları

alındı.

Kontrol ve hasta grubundaki bireylere Kadın Seksüel

Fonksiyon İndeksi (FSFI) ve Beck Depresyon Anketi

(BDA) yapıldı. Katılımcılardan FSFI ve BDA anketlerini

kendi kendilerine doldurmaları ve doldurduktan sonra kapalı

bir zarfa koymaları istendi. Ayrıca katılımcılara bilgilerinin

gizli kalacağı ve çalışmaya katılmayı reddetmeleri

durumunda ise tedavilerinin etkilenmeyeceği anlatıldı.

PKOS ve kontrol grubunun vücut kitle indeksi (VKİ) hesaplanıldı.

Hirsutizm, Ferriman– Gallwey skorlamasına

göre değerlendirildi.

FSFI ve BDA Değerlendirilmesi

FSFI, toplam 19 sorudan oluşmaktadır ve son dört hafta

boyunca olan seksüel fonksiyonu değerlendirmektedir.

FSFI, seksüel fonksiyonu seksüel istek, uyarılma, vajinal

lubrikasyon, orgazm, seksüel tatmin ve seksüel ağrı olmak

üzere 6 bölümde ele almaktadır. Her bir soru için skorlamalar

0–5 veya 1–5 arasında yapılmaktadır. İlk üç soruda

seksüel isteğin sıklığı ve seviyesi değerlendirilmektedir.

Takip eden dört soruda seksüel uyarılmanın sıklığı, seviyesi,

tatmin ediciliği ve uyarılmadan emin olunup olunmaması

sorgulanmaktadır. Sonraki dört soru ile vajinal lubrikasyonun

sıklığı, zorluğu, lubrikasyonun korunmasındaki sıklık

ve zorluk derecesi değerlendirilmektedir. On birinci ve 13.

sorular arasında orgazmın sıklığı, zorluğu ve tatmin ediciliği

sorgulanmaktadır. 14 ve 16. sorular arasında partneri ile

olan duygusal yakınlığın, seksüel ilişkinin ve tüm cinsel hayatın

tatmin ediciliği değerlendirilmektedir. Son üç soruda

ise seksüel ilişki sırasında ve sonrasındaki ağrı sıklığı sorgulanmaktadır.

Total FSFI skorlaması en az iki ve en fazla 36

puandır. [16] Total FSFI skorunun 22,7’in altında olması seksüel

disfonksiyon olarak kabul edildi. FSFI’nın alt alanlarının

(istek, uyarılma, lubrikasyon, orgazm, seksüel tatmin

ve seksüel ağrı) skorlamaları hesaplanıldı. Seksüel istek bölümünün

skoru 3,6’dan küçük ise cinsel istek azlığı olarak,

uyarılma bölümünün skoru 3,9’dan küçük ise uyarılma bozukluğu

olarak, lubrikasyon bölümünün skoru 3,6’dan küçük

ise lubrikasyon bozukluğu olarak, orgazm bölümünün

skoru 3,6’dan küçük ise orgazm bozukluğu olarak, seksüel

tatmin bölümünün skoru 3,6’dan küçük ise seksüel tatminsizlik

olarak, seksüel ağrı bölümünün skoru 4’den küçük ise

seksüel ağrı bozukluğu olarak kabul edildi. [17]

Erol ve Kadıoğlu • Polikistik over sendromunda androjen seviyeleri ve seksüel disfonksiyon

245


Beck depresyon anketi, üzgünlük, kendini sevmeme, kötümserlik

ve yorgunluk gibi depresyon semptomlarını ve

karakteristik özelliklerini ölçen, toplam 21 sorudan oluşan,

kendi kendine uygulanabilen bir testtir. BDA’nın her bir

sorudaki skorları 0–3 arasındadır. Maksimum puan 63’dür.

[18]

BDA’daki toplam skorun 17 ve üzerinde olması depresyon

olarak kabul edildi. Her iki anketin de Türk populasyonunda

validasyonu yapılmıştır. Her iki anket de tek bir

araştırmacı tarafından değerlendirildi.

Biyokimyasal Değerlendirme

Hasta ve sağlıklı kontrol grubundan erken foliküler fazda

sabah saat 10:00’dan önce serbest testosteron, total testosteron,

DHEA-S, androstenedion, prolaktin, seks hormon

bağlayıcı globülin (SHBG), follikül uyaran hormon

(FSH), LH ve östradiol ölçümleri için kan örnekleri alındı.

Alınan kan örnekleri santrifüj edilip serumları ayrıldıktan

sonra, ölçüm zamanına kadar -80°C’lik dondurucuda saklandı.

Prolaktin (normal: 5,18–26,53 ng/ml), total testosteron

(normal: 15–70 ng/dl), SHBG (normal: 19,8–155,2

nmol/l) ve DHEA-S (20–24 yaş arası normal: 134,2–

407,4 μg/dl, 25–34 yaş arası normal: 95,8–511,7 μg/dl,

35–44 yaş arası normal: 74,8–410,2 μg/dl) chemiluminescence

immunoassay yöntemiyle ölçüldü. Androstenedion

(normal: 0,1–2,99 ng/ml) ve serbest testosteron (normal:

0,45–3,17 pg/ml) radioimmunoassay yöntemiyle ölçüldü.

Serbest androjen indeksi (normal: %0,5–7,3) total testosteron

nmol/l ÷ SHBG nmol/l × 100 şeklinde hesaplandı.

Etik Onay

İstanbul Üniversitesi, Cerrrahpaşa Tıp Fakültesi Etik

Kurulu’ndan onay alındı. (Onay tarihi 06.01.2009 numarası:

3935)

İstatistiksel Analiz

Verilerin istatiksel değerlendirilmesinde SPSS 13.0 istatistiki

paket programı kullanıldı. Gruplar arasında niteliksel verilerin

karşılaştırılmasında Ki-kare testi, parametrik verilerin ortalamalarının

karşılaştırılmasında Student-t, nonparametrik

verilerin ortancalarının karşılaştırılmasında Mann-Whitney

U testi ve değişkenler arasındaki korelasyonun değerlendirilmesinde

Pearson korelasyon testi kullanıldı. P değerinin

0,05’ten küçük olması istatistiki olarak anlamlı kabul edildi.

BULGULAR

Hasta ve kontrol grubunun yaş, VKİ ve Ferriman-Gallwey

skorlamalarının karşılaştırılması Tablo 1’de gösterilmiştir.

Çalışmaya alınan hastaların %36’sında (n=9) amenore,

%52’sinde (n=13) oligoamenore gibi menstrüel

Tablo 1. Hasta ve kontrol grubunun yaş, VKİ ve Ferriman-

Gallwey skorlamaları

PKOS grubu Kontrol grubu p

(n=25)

(n=25)

Yaş 28,8±4,8 30,4±5,2 0,26

VKİ 27,58±3,88 22,25±3,08 0,001

Ferriman-Gallwey 11,3±3,15 4,2±1,11 0,001

VKİ, Vücut Kitle İndeksi

düzensizlik semptomları ve %52’sinde (n=13) polikistik

over morfolojisi mevcuttu. PKOS grubundaki hastaların

%24’ünün (n=6) VKİ’si 30 kg/m 2 ’den büyük, %52’sinin

(n=13) VKİ’si 25 kg/m 2 ile 30 kg/m 2 arasında, %24’ünün

(n=6) VKİ’si 25 kg/m 2 ’den küçük olarak saptandı.

PKOS grubundaki hastaların hormon seviyeleri kontrollerle

karşılaştırıldığında anlamlı olarak yüksek, SHBG (p=0,001)

seviyesinin ise anlamlı olarak düşük olduğu görüldü. Her iki

grup arasında serum prolaktin seviyeleri (p=0,2) arasında

anlamlı fark tespit edilmedi. PKOS grubunda hesaplanılan

serbest androjen indeks yüzdesi (p=0,001) anlamlı olarak

yüksek bulundu. Hasta ve kontrol grubunun serum hormon

seviyeleri, SHBG ve serbest androjen indeksinin (SAİ) karşılaştırılmaları

Tablo 2’de gösterilmiştir.

Tablo 2. Hasta ve kontrol grubundaki hormon seviyeleri,

SHBG ve SAİ

Testosteron

(ng/dl)

Serbest testosteron

(pg/ml)

DHEA-SO4

(µg/dl)

Androstenedion

(ng/ml)

PKOS

(n=25)

Ortanca ÇAA

Kontrol grubu

(n=25)

Ortanca ÇAA

p

85 77,5–119,75 38 30,55–56,66 0,001

3,28 2,78–3,85 1,65 1,31–1,89 0,001

369,8 306,3–487,8 247 179,9–320,7 0,001

4,325 2,88–5,36 1,87 1,49–2,17 0,001

SHBG (nmol/l) 32,8 22,17–50,22 59,2.43,8–79,37 0,001

Prolaktin (ng/ml) 12,36 7,72–15,49 14,36 8,77–18,49 0,2

SAİ 8,67 6,31–16 2,35 1,34–4,19 0,001

SAİ, Serbest Androjen İndeksi; ÇAA, Çeyrekler Arası Aralık (25. ve 75. persentiller arası)

Total FSFI skorlamasına göre PKOS hasta grubunun

%16’sında (n=4), kontrol grubunun %20’sinde (n=5) seksüel

disfonksiyon olduğu tespit edildi. Her iki grup karşılaştırıldığında

ise aralarında anlamlı fark olmadığı belirlendi

(p=0,57). FSFI’nın her bir alt alanı teker teker incelendiğinde

PKOS grubunda istek bozukluğu %16 (n=4), uyarılma

bozukluğu %24 (n=6), lubrikasyon bozukluğu %4 (n=1),

orgazm bozukluğu %20 (n=5), seksüel tatminsizlik %12

(n=3) seksüel ağrı bozukluğu %44 (n=11) olarak saptandı.

Kontrol grubunda ise istek bozukluğu %28 (n=7), uyarılma

246 Androl Bul 2021;23:244-249


bozukluğu %24 (n=6), lubrikasyon bozukluğu %0 (n=0),

orgazm bozukluğu %12 (n=3), seksüel tatminsizlik %8

(n=2), seksüel ağrı bozukluğu %8 (n=2) olarak bulundu.

Her iki grup arasında istek (p=0,89), uyarılma (p=0,10),

lubrikasyon (p=0,57) seksüel tatmin (p=0,78) ve orgazm

(p=0,18) skorlamaları arasında anlamlı fark tespit edilmedi.

PKOS’lu hastalar kontrol grubuyla karşılaştırıldığında

seksüel ağrı skorlamasının PKOS grubunda anlamlı olarak

düşük olduğu belirlendi (p=0,02). Hasta ve kontrol grubunun

total FSFI, istek, uyarılma, lubrikasyon, orgazm, seksüel

tatmin ve ağrı skorlamalarının karşılaştırılması Tablo

3’te gösterilmiştir.

BDA ile PKOS grubundaki hastaların %52’sinde (n=13),

kontrol grubundakilerin ise %24’ünde (n=6) depresyon

saptandı. Her iki grup karşılaştırıldığında PKOS grubunda

BDA skorlaması (p=0,002) anlamlı olarak yüksek bulundu.

Hasta ve kontrol grubunun BDA skorlamasının karşılaştırılması

Tablo 3’te gösterilmiştir.

Tablo 3. Hasta ve kontrol grubundaki FSFI ve BDA

skorlamaları

PKOS grubu

(n=25)

Kontrol grubu

(n=25)

P

BDA 17±7,34 10,24±7,44 0,002

FSFI 26,17±4,00 28,61±4,68 0,57

İstek 3,8±0,82 3,76±0,89 0,89

Uyarılma 4,23±0,93 4,69±0,97 0,10

Lubrikasyon 4,78±0,88 5,24±0,75 0,05

Orgazm 4,31±1,16 4,75±1,11 0,18

Seksüel tatmin

4.831.06 4,91±0,90 0,78

Seksüel ağrı 4,2±1,35 5,24±0,89 0,002

FSFI, Kadın Seksüel Fonksiyon İndeksi; BDA, Beck Depresyon Anketi

PKOS grubunun total FSFI, istek, uyarılma, lubrikasyon,

orgazm, seksüel tatmin skorlamaları ile androjen seviyeleri

arasında korelasyon tespit edilmedi. PKOS hasta grubunun

total FSFI skorlaması ve androjen düzeyleri arasındaki

korelasyon bulguları Tablo 4’te gösterilmiştir.

Tablo 4. PKOS’lu hastalarda serum androjen düzeyleri ve

total FSFI skorlaması arasındaki korelasyon bulguları

r

p

Testosteron (ng/dl) -0,142 0,16

Serbest Testosteron (pg/ml) 0,367 0,27

DHEA-SO4 (µg/dl) 0,435 0,12

Androstenedion (ng/ml) -0,675 0,56

SHBG (nmol/l) -0,897 0,37

SAİ -0,162 0,76

SAİ, Serbest Androjen İndeksi; DHEA-SO4, Dihidroepiandrostenodion Sülfat

TARTIŞMA

PKOS tanılı hastalarda seksüel disfonksiyon, kontrol grubuna

göre benzer oranda görüldü. Ayrıca PKOS’lu hastalarla

kontrol grubu arasında, FSFI’nın alt alanlarını oluşturan

seksüel ağrı hariç seksüel istek, uyarılma, lubrikasyon,

orgazm ve tatmin skorlamaları arasında istatiksel olarak

anlamlı fark olmadığı tespit edildi. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında

PKOS’lu kadınlarda depresyonun daha yaygın

olduğu görüldü. Serum androjen seviyeleri ve serbest

androjen indeksi (SAİ) ile total FSFI ve FSFI’nın alt alan

skorlamaları arasında korelasyon saptanmadı.

Literatürde PKOS hasta grubunun iki temel bulgusu olan

obezite ve hirsutizm’in seksüel fonksiyon üzerine etkilerini

gösteren çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Bazı yazarlar,

PKOS hastalarında hirsutizm ve obezitenin cinsel işlev

için olumsuz risk faktörleri olduğunu göstermişlerdir. [19,20]

Diğerleri, hirsutizm ve obezitenin seksüel fonksiyon üzerine

olumsuz bir etkisi olmadığını bulmuşlardır. [20–22]

Anger ve ark. FSFI’ın sadece istek, uyarılma, lubrikasyon ve

orgazm alt alanlarını değerlendirdikleri çalışmasında bizim

çalışmamıza zıt olarak PKOS tanılı hastalarda yaygın oranda

seksüel disfonksiyon olduğunu bulmuşlardır. Ayrıca VKİ ile

seksüel disfonksiyon arasında da korelasyon olduğunu saptamışlardır.

[19] Elsenbruch ve ark. PKOS’lu kadınların hayat

kalitelerini ve seksüel tatminlerini değerlendirmek için

yaptıkları çalışmada ise PKOS’lu kadınların normal sağlıklı

kontrollere göre kendilerini daha az çekici bulduklarını ve

seksüel hayatlarında daha az tatmin olduklarını saptamışlardır.

[20] Aynı zamanda PKOS’lu kadınlarda obezitenin, seksüel

ilişki sıklığı, seksüel düşünce, fanteziler ve seksüel tatmin üzerine

etki yapmadığını tespit etmişlerdir. [20,23] Hirsutizmin de

PKOS’lu kadınlarda seksüel hayatı olumsuz yönde etkilediği

gösterilmiştir. [20,24] Ayrıca PKOS’lu kadınlarda seksüel disfonksiyon

sıklığının artmış olduğu ama hirsutizmin seksüel

disfonksiyon için bir risk faktörü olmadığı saptanmıştır. [21]

Hahn ve ark. PKOS’lu hastaların seksüel hayatlarında tatminsizlik

yaşadığını saptamış ve obezite ile hirsutizmin

seksüel hayatlarını olumsuz yönde etkilediğini göstermişlerdir.

[25] Ayrıca obezitenin PKOS olmaksızın sağlıklı kontrollerde

seksüel fonksiyon üzerine olumsuz etkileri olduğu

da bulunmuştur. [26] PKOS’lularda obezitenin seksüel disfonksiyona

etki eden faktörlerden biri olarak görüldüğü

çalışmalarda hastaların VKİ ortalamalası 30 kg/m 2 ’den

büyüktür ve çalışmamızda VKİ ortalamasının 27,58 kg/

m 2 olması obezitenin, seksüel fonksiyon üzerine olumsuz

etkisini sınırlamış olabilir.

Popülasyonu temel alan bir çalışmada PKOS’lu kadınlardaki

seksüel disfonksiyon sıklığının sağlıklı kontrol ile

benzer olduğu saptanmıştır. [27] Ülkemizde yapılan diğer

Erol ve Kadıoğlu • Polikistik over sendromunda androjen seviyeleri ve seksüel disfonksiyon

247


bir çalışmada da çalışmamıza benzer olarak PKOS’lu

hastalarla kontrol grubu arasında, FSFI’nın alt alanlarını

oluşturan seksüel ağrı, seksüel istek, uyarılma, lubrikasyon,

orgazm ve tatmin skorlamaları arasında istatistiksel

olarak anlamlı fark olmadığı tespit edilmiş ve istatistiksel

olarak olmasa da FSFI’ın istek alt alan skorunun

PKOS’lu kadınlarda daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir.

[28] Seksüel fonksiyon değerlendirmek için farklı bir

skorlama sistemi kullanılan çalışmalarda bile PKOS’lu

kadınlar ile sağlıklı kontrol arasında orgazm ve total skor

hariç diğer skorlar arasında anlamlı fark bulunmamıştır.

[24]

Obez olmayan PKOS’lu kadınlar, sağlıklı kontrol grubu

ile karşılaştırıldığında PKOS hasta grubunda seksüel

disfonksiyon saptanmamış ve orta derecede hirsutizmin

de seksüel çekiciliği etkilemediği ve seksüel tatminsizliğe

de neden olmadığı tespit edilmiştir. [22] Buna sebep olarak

da Akdeniz ülkesi olması sebebiyle daha kuzeydeki

toplumlara göre İtalya’da artmış kıllanmanın fazla görülmesinin

etkisi olabileceği öne sürülmüştür. Hirsutizmin

daha fazla görüldüğü toplumsal özelliklerimizden dolayı

diğer çalışmalarla benzer şekilde bizim çalışmamızda da

hirsutizmin PKOS’lu kadınlarda seksüel fonksiyon üzerine

olumsuz etki yapmadığını düşünmekteyiz. [29]

Depresyon, kadınlarda düşük libidoya neden olabilecek faktörlerden

biridir. [30,31] Birçok çalısmada, çalışmamızla uyumlu

olarak PKOS’lu kadınlarda sağlıklı kontrollere göre yaygın

oranda depresyon olduğu saptanmıştır. [20,25,32–34] Nappi ve

ark. obez olmayan 25 PKOS’lu hasta ve 18 sağlıklı kontrol

grubunda yaptıkları Beck depresyon anketinde, her iki grup

arasında depresyon açısından anlamlı fark olmadığını tespit

etmişlerdir. [22] Rasgon ve ark.32 PKOS’lu kadında depresyonun

VKİ ile ilişkili olduğunu göstermişlerdir. [35] Tek başına

obezitenin diğer klinik semptomlardan bağımsız olarak sağlıklı

insanlarda bile depresyona neden olabileceği literatürde

yer almaktadır. [36] Weiner ve ark. ise PKOS ve sağlıklı kontrollerde

serbest testosteron seviyesi ile depresyon arasında lineer

olmayan bir ilişki olduğunu göstermişlerdir. [34]

Yapılan birçok çalışmada, hipoaktif seksüel istek bozukluğu

olan, doğal yolla veya cerrahi olarak menapoza girmiş kadınlar

ile premenapozal kadınlara androjen içeren preparatların

verilmesiyle libidoda artma olduğu gösterilmiştir. [8,9,37–39]

Hatta premenapozal sağlıklı kadınlara verilen testosteron

tedavisi sonrasında seksüel istekte artma gözlenmiştir. [11]

Çalışmamızda libido düşüklüğüne neden olabilecek depresyon

gibi güçlü bir faktör olmasına rağmen PKOS grubundaki

kadınların libidosunun etkilenmediği tespit edilmiştir.

Yüksek androjen seviyesi ile seksüel istek sıklığı arasında bir

korelasyon olduğu saptanmıştır. [24] Yapılan diğer çalışmalarda

da yüksek testosteron düzeylerinin bir sonucu olarak

PKOS’lu kadınların hirsutizm ve akne gibi kendilerini

daha az çekici hissetmelerine sebep olabilecek birçok faktör

olmasına rağmen hiperandrojenizmin seksüel fonksiyon

açısından koruyucu bir faktör olarak rol oynayabileceği öne

sürülmüştür. [28,40] İstatistiki olarak olmasa da PKOS’ lu kadınların

SAİ ile seksüel fonksiyon skoru arasında ilişki olduğunu

gösteren çalışma mevcuttur. [21] Androjen düzeyleri ile

seksüel fonksiyon arasındaki ilişkiyi tespit edemesek de yüksek

andojen seviyelerinin seksüel fonksiyon üzerine olumlu

yönde etkileri olabileceğini düşünmekteyiz.

Çalışmamızda PKOS grubunda seksüel ağrı skorlamasının

kontrol grubuna göre anlamlı oranda düşük olduğu

bulunmuştur. Hastalarımızın genital herpes, vulvit, vulvovajinit,

pelvik inflamatuvar hastalıklar, endometriosis gibi

seksüel ağrıya yol açabilecek nedenler açısından ayrıntılı

jinekolojik muayenelerinin yapılmamış olması çalışmanın

eksik yönünü oluşturmaktadır. Ayrıca çalışmamızın kısıtlılıklarından

biri de sonuçların istatistiksel anlamlılığını

sınırlayabilecek olan hasta sayımızın azlığıdır. Literatürde,

PKOS’lu Türk kadınlarında seksüel fonksiyonu değerlendiren

az sayıda çalışma bulunmaktadır.

Sonuç olarak, PKOS hastalarında seksüel istek, uyarılma,

lubrikasyon, tatmin ve orgazm bozuklukları ile ilgili skorlar

kontrol bireylerdekine benzer, depresyon ile ilgili skorlar

ise kontrol bireylere göre daha yüksek görülmektedir.

Total FSFI, istek, uyarılma, lubrikasyon, orgazm, seksüel

tatmin skorlamaları ile androjen seviyeleri arasında korelasyon

tespit edilmemiştir.

Etik Kurul Onayı

Çalışma, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu

tarafından onaylandı. (onay tarihi ve sayısı: 06.01.2009/3935).

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Çalışma, Bilimsel Araştırma Projesi (BAP) tarafından desteklenmiştir. Proje no: TTU-2008-

2808.

Ethics Committee Approval

The study was approved by Istanbul University Cerrahpasa Medical Faculty Clinical

Research Ethics Committee. (date and number of approval: 06.01.2009/3935).

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

The study was supported by the Scientific Research Project (BAP). Project no: TTU-2008-

2808.

KAYNAKLAR

1. Norman RJ, Dewailly D, Legro RS, Hickey TE. Polycystic ovary

syndrome. Lancet 2007 25;370:685–97. [CrossRef]

2. Azziz R. Polycystic Ovary Syndrome. Obstet Gynecol

2018;132:321–36. [CrossRef]

3. Tsilchorozidou T, Overton C, Conway GS. The pathophysiology

of polycystic ovary syndrome. Clin Endocrinol (Oxf) 2004;60:1–

17. [CrossRef]

248 Androl Bul 2021;23:244-249


4. Rotterdam ESHRE/ASRM-Sponsored PCOS Consensus

Workshop Group. Revised 2003 consensus on diagnostic criteria

and long-term health risks related to polycystic ovary syndrome.

Fertil Steril 2004;81:19–25. [CrossRef]

5. Conway G, Dewailly D, Diamanti-Kandarakis E, Escobar-Morreale

HF, Franks S, Gambineri A, et al. The Polycystic Ovary Syndrome:

an Endocrinological Perspective from the European Society of

Endocrinology. Eur J Endocrinol 2014;171:P1–29. [CrossRef]

6. Vegunta S, Kling JM, Kapoor E. Androgen Therapy in Women. J

Womens Health (Larchmt) 2020;29:57–64. [CrossRef]

7. Braunstein GD. Androgen insufficiency in women. Growth Horm

IGF Res 2006;16:109–17. [CrossRef]

8. Cappelletti M, Wallen K. Increasing women’s sexual desire: The

comparative effectiveness of estrogens and androgens. Horm Behav

2016;78:178–93. [CrossRef]

9. Buster JE, Kingsberg SA, Aguirre O, Brown C, Breaux JG, Buch

A, et al. Testosterone patch for low sexual desire in surgically

menopausal women: a randomized trial. Obstet Gynecol

2005;105:944–52. [CrossRef]

10. Guay AT. Decreased testosterone in regularly menstruating women

with decreased libido: a clinical observation. J Sex Marital Ther

2001;27:513–9. [CrossRef]

11. Motta-Mena NV, Puts DA. Endocrinology of human female

sexuality, mating, and reproductive behavior. Horm Behav

2017;91:19–35. [CrossRef]

12. Tuiten A, Van Honk J, Koppeschaar H, Bernaards C,

Thijssen J, Verbaten R. Time course of effects of testosterone

administration on sexual arousal in women. Arch Gen Psychiatry

2000;57:149–53;discussion 155–6. [CrossRef]

13. Thannickal A, Brutocao C, Alsawas M, Morrow A, Zailem F,

Murad MH, et al. Eating, sleeping and sexual function disorders

in women with polycystic ovary syndrome (PCOS): A systematic

review and meta-analysis. Clin Endocrinol (Oxf) 2020;92:338–

49. [CrossRef]

14. Bhasin S, Enzlin P, Coviello A, Basson R. Sexual dysfunction

in men and women with endocrine disorders. Lancet 2007

17;369:597–611. [CrossRef]

15. Janssen OE, Hahn S, Tan S, Benson S, Elsenbruch S. Mood and

sexual function in polycystic ovary syndrome. Semin Reprod Med

2008;26:45–52. [CrossRef]

16. Rosen R, Brown C, Heiman J, Leiblum S, Meston C, Shabsigh R, et

al. The Female Sexual Function Index (FSFI): a multidimensional

self-report instrument for the assessment of female sexual function.

J Sex Marital Ther 2000;26:191–208. [CrossRef]

17. Çayan S, Akbay E, Bozlu M, Canpolat B, Acar D, Ulusoy E. The

prevalence of female sexual dysfuncion and potential risk factors

that may impair sexual dysfunction in Turkish women. Urol Int

2004;72:52–7. [CrossRef]

18. Beck AT, Ward CH, Mendelson M, Mock J, Erbaugh J. An

inventory for measuring depression. Arch Gen Psychiatr

1961;4:561–71. [CrossRef]

19. Anger JT, Brown AJ, Amundsen CL. Sexual Dysfunction in Women

With Polycystic Ovary Syndrome: The Effect of Testosterone,

Obesity and Depression. J Pelvic Med Surg 2007;13:119–24.

[CrossRef]

20. Elsenbruch S, Hahn S, Kowalsky D, Offner AH, Schedlowski M,

Mann K, Janssen OE. Quality of life, psychosocial well-being, and

sexual satisfaction in women with polycystic ovary syndrome. J

Clin Endocrinol Metab 2003;88:5801–7. [CrossRef]

21. Amiri FN, Tehrani FR, Esmailzadeh S, Tohidi M, Azizi F, Basirat

Z. Sexual function in women with polycystic ovary syndrome

and their hormonal and clinical correlations. Int J Impot Res

2018;30:54–61. [CrossRef]

22. Battaglia C, Nappi RE, Mancini F, Cianciosi A, Persico N, Busacchi

P, et al. PCOS, sexuality, and clitoral vascularization: a pilot study.

J Sex Med 2008;5:2886–94. [CrossRef]

23. Drosdzol A, Skrzpulec V, Mazur B, Pawlinska-Chmara R. Quality

of life and marital sexual satisfaction in women with polycystic

ovary syndrome. Folia Histochem Cytobiol 2007;45:S93–7.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18292843/

24. Stovall DW, Scriver JL, Clayton AH, Williams CD, Pastore LM.

Sexual Function in Women with Polycsytic Ovary Syndrome. J Sex

Med 2012;9:224–30. [CrossRef]

25. Hahn S, Janssen OE, Tan S, Pleger K, Mann K, Schedlowski M,

et al. Clinical and psychological correlates of quality-of-life in

polycystic ovary syndrome. Eur J Endocrinol 2005;153:853–60.

[CrossRef]

26. Ferraresi SR, da Silva Lara LA, Reis RM, de Sá Rosa e Silva ACJ.

Changes in Sexual Function among Women with Polycystic Ovary

Syndrome: A Pilot Study. J Sex Med 2013;10:467–73. [CrossRef]

27. Noroozzadeh M, Ramezani Tehrani F, Sedigh Mobarakabadi S,

Farahmand M, Rostami Dovom M. Sexual function and hormonal

profiles in women with and without polycystic ovary syndrome: a

population-based study. Int J Impot Res 2017;29:1–6. [CrossRef]

28. Ercan CM, Coksuer H, Aydogan U, Alanbay I, Keskin U,

Karasahin KE, Baser I. Sexual dysfunction assessment and

hormonal correlations in patients with polycystic ovary syndrome.

Int J Impot Res 2013;25:127–32. [CrossRef]

29. Demir B, Pasa S, Demir S, Tumer C, Atay AE, Gul T, Atamer Y.

Hirsutism Score and the Severity of Hyperandrogenism Associated

with Polycystic Ovary Syndrome in the South-eastern Region of

Turkey. J Int Med Res 2011;39:1529–35. [CrossRef]

30. Lamont J, Bajzak K, Bouchard C, Burnett M, Byers S, Cohen

T, et al. V. No 279-Female Sexual Health Consensus Clinical

Guidelines. J Obstet Gynaecol Can 2018;40:E451–503. [CrossRef]

31. Chedraui P, Perez-Lopez FR. Assessing sexual problems in women

at midlife using the short version of the female sexual function

index. Maturitas 2015;82:299–303. [CrossRef]

32. Alur-Gupta S, Chemerinski A, Liu C, Lipson J, Allison K, Sammel

MD, Dokras A. Body-image distress is increased in women with

polycystic ovary syndrome and mediates depression and anxiety.

Fertil Steril 2019;112:930–8.e1. [CrossRef]

33. Barnard L, Ferriday D, Guenther N, Strauss B, Balen AH, Dye

L. Quality of life and psychological well being in polycystic ovary

syndrome. Hum Reprod 2007;22:2279–86. [CrossRef]

34. Weiner CL, Primeau M, Ehrmann DA. Androgens and mood

dysfunction in women: comparison of women with polycystic

ovarian syndrome to healthy controls. Psychosom Med

2004;66:356–62. [CrossRef]

35. Rasgon NL, Rao RC, Hwang S, Altshuler LL, Elman S,

Zuckerbrow-Miller J, Korenman SG. Depression in women with

polycystic ovary syndrome: clinical and biochemical correlates. J

Affect Disord 2003;74:299–304. [CrossRef]

36. Milaneschi Y, Simmons WK, van Rossum EFC, Penninx BW.

Depression and obesity: evidence of shared biological mechanisms.

Mol Psychiatry 2019;24:18–33. [CrossRef]

37. Sherwin BB, Gelfand MM, Brender W. Androgen enhances

sexual motivation in females: a prospective, crossover study of sex

steroid administration in the surgical menopause. Psychosom Med

1985;47:339–51. [CrossRef]

38. Shifren JL, Davis SR, Moreau M, Waldbaum A, Bouchard

C, DeRogatis L, et al. Testosterone patch for the treatment

of hypoactive sexual desire disorder in naturally menopausal

women: results from the INTIMATE NM1 Study. Menopause

2006;13:770–9. [CrossRef]

39. Simon J, Braunstein G, Nachtigall L, Utian W, Katz M, Miller

S, et al. Testosterone patch increases sexual activity and desire

in surgically menopausal woman with hypoactive sexual desire

disorder. J Clin Endocrinol Metab 2005;90:5226–33. [CrossRef]

40. Veras AB, Bruno RV, De Avila MA, Nardi AE. Sexual dysfunction

in patients with polycystic ovary syndrome: clinical and hormonal

correlations. Compr Psychiatry 2010;52:486–9. [CrossRef]

Erol ve Kadıoğlu • Polikistik over sendromunda androjen seviyeleri ve seksüel disfonksiyon

249


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2021;23:250−255

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.16870

Kadın Cinsel Sağlığı

Engelli kadınlarda üreme sağlığı sorunları ve

hemşirelik yaklaşımı

Reproductive health problems in women with disabilities and

nursing approach

Mevlüde Alpaslan Arar 1 , Nülüfer Erbil 2 , Fatma Yıldırım 3

ÖZ

Dünya genelinde cinsel sağlık ve üreme sağlığı (CS/ÜS) hizmetleri ve

bu hizmetlere ulaşım artmış olsa da, özellikle kırsal kesimde yaşayanların,

yoksulların ve engelli bireylerin CS/ÜS hizmetlerine erişimde

hala büyük engeller bulunmaktadır. Dünya Engellilik Raporuna göre,

insanların %15’i fiziksel, duyusal, entelektüel veya zihinsel bir engel ile

yaşamaktadır ve bu engelli bireylerin %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerdedir.

Düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşayan engelli kadınların CS/

ÜS hizmetlerine erişimleri, engelli bireylere yönelik sağlık hizmetleri alanındaki

altyapı ve eğitim sorunları nedeniyle eşitsizliklerle karşı karşıya

kalmaktadır. Engelli kadınların büyük çoğunluğu cinsel ve üreme sağlığı

hususunda söz sahibi olamamakta, cinsiyetsiz olarak kabul edilmekte

ve üreme hakları yokmuş gibi değerlendirilmektedir. Engelli kadınların

cinsel yaşam, aile planlaması, üreme siklusu, menstrual hijyen davranışı,

cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma ve ebeveynliğe uyum sağlamada

yaşadıkları sorunlar dikkat çekmektedir. Bu derlemede, engelli kadınların

yaşadıkları CS/ÜS sorunlarını tanımlamak, toplumda bu konu

ile ilgili farkındalık sağlamak ve sorunlara yönelik geliştirilen hemşirelik

yaklaşımlarına yol gösterici olmak amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Engelli kadın, cinsel sağlık, üreme sağlığı, hemşire,

sağlık personeli

ABSTRACT

Although sexual and reproductive health (SRH) services and access

to these services have increased throughout the world, there are still

major barriers to access to SRH especially for rural residents, the poor

and the disabled. According to the World Disability Report, 15% of

people live with a physical, sensory, intellectual or mental disability,

and 80% of these disabled individuals are in low and middle income

countries. Access of disabled women living in low and middle income

countries to SRH services is faced with inequalities due to infrastructure

and education problems in the field of health services for people with

disabilities. The vast majority of women with disabilities cannot have a

say in sexual and reproductive health, they are regarded as genderless

and are considered to have no reproductive rights. It is noteworthy

that the disabled have problems with sexual life, family planning,

reproductive cycle, menstrual hygiene behavior, sexually transmitted

diseases and adaptation to parenthood. In this review, it is aimed to

describe SRH problems experienced by women with disabilities, to

raise awareness about this issue in the society, and to guide nursing

approaches developed for these problems.

Keywords: Women with disabilities, sexual health, reproductive health,

nurse, healthcare personnel

GİRİŞ

Engellilik, cinsiyete, yaşa, kültürel ve sosyal faktörlere bağlı

olarak, özürlülük ve sakatlık sonucunda gelişen, bir bireyin

normal olan bir işlevi yerine getirememesi, tamamlayamaması

ya da eksik kalmasıdır. [1] Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ),

tüm insanların mümkün olan en yüksek sağlık ve esenlik

standardına eriştiği bir dünyanın, ancak sağlık sistemlerinin

1

Ordu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği

Doktora Programı, Ordu,Türkiye

2

Ordu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Doğum ve Kadın Hastalıkları

Hemşireliği,Ordu, Türkiye

3

Hitit Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Doğum ve Kadın Hastalıkları

Hemşireliği,Çorum, Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Hemşire Mevlüde Alpaslan Arar

Gaziosmanpaşa Mah. Doğa Sok No 23 Kat 2 55080 Samsun, Türkiye

E-mail: mevlude_alpaslan@hotmail.com

Geliş/ Received: 26.04.2021

Kabul/ Accepted: 15.05.2021

engellileri de kapsadığı takdirde mümkün olduğunu kabul

etmektedir. [2] Dünyada bir milyardan fazla insan engellidir.

[2]

Dünya Engellilik Raporuna göre, insanların %15’i fiziksel,

duyusal, entelektüel veya zihinsel bir engele sahiptir ve

bu engelli bireylerin %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde

yaşamaktadır. [3] Engellilik, cinsiyete dayalı şiddet, istismar

ve ötekileştirmeyi içeren “çifte ayrımcılık” yaşama olasılığı

nedeni ile en fazla kadınları etkilemektedir. [4,5]

Engelli kadınların büyük çoğunluğu cinsel sağlık ve üreme

sağlığı (CS/ÜS) hususunda söz sahibi olamamakta, cinsiyetsiz

olarak kabul edilmekte ve üreme hakları yokmuş gibi

değerlendirilmektedir. [6] DSÖ cinsel sağlığı, cinsellikle ilişkili

duygusal, fiziksel, zihinsel ve sosyal bir iyilik hali; üreme

sağlığını üreme sistemi ile ilişkili hastalık ve sakatlığın

olmaması ile birlikte biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden

tam bir iyilik hali olarak tanımlamaktadır. Ayrıca cinsel sağlığın

cinselliğe ve cinsel ilişkilere olumlu ve saygılı bir yaklaşımın

yanı sıra, zevkli ve güvenli cinsel ilişkiyi içerdiğini;

250 ©2021 Androloji Bülteni


kişinin güvenli/tatmin edici cinsel yaşam ile kendi belirleyeceği

zaman ve sıklıkta üreme hakkına sahip olması gerektiğini

vurgulamaktadır. [7] Dünya genelinde cinsel sağlık ve

üreme sağlığı hizmetleri ve bu hizmetlere ulaşım artmış olsa

da, özellikle kırsal kesimde yaşayan, yoksulların ve engelli

bireylerin CS/ÜS hizmetlerine erişiminde hala büyük engeller

bulunmaktadır. [8] Engelli kadınlar, üreme sağlığına yönelik,

cinsel sağlık, menstrual siklus, gebelik, doğum ve çocuk

sahibi olma, aile planlaması sorunlarının yanı sıra engelli

bireylere yönelik sağlık hizmetleri alanındaki altyapı ve eğitim

sorunları nedeniyle üreme sağlığı hizmetlerine erişimde

eşitsizlikler yaşamaktadır. [9–13] Burke ve ark.’nın Senegal’de

yaptığı bir çalışma ile mali engeller ve hizmet sağlayıcıların

olumsuz tutumlarının sonucu olarak engelliler arasında CS/

ÜS hizmetlerinin düşük düzeyde kullanıldığı gösterilmiştir.

Hindistan’da engelli kadınların damgalama ve sosyal tabulardan

dolayı CS/ÜS hizmetlerine erişimde sorun yaşadıkları

tespit edilmiştir. [14] Zimbabwe’de ilk kez engelli kadınların

cinsel yaşamlarını konu alan nitel bir çalışmada, toplumun

engelli kadınlara ikinci sınıf vatandaşlar gibi davrandığı

gerçeğini vurgulayan kanıtlar sunulmuştur. [15] Türkiye’de

de Yaşar ve ark.’nın görme engelli kadınların genital hijyen

konusundaki bilgi ve davranışlarını belirlemeyi amaçladıkları

çalışmada, görme yetersizliği olan kadınların %79,8’inin

periyodik olarak doktora gitmediği, sadece %33,4’ünün

menstrual hijyene yönelik bilgi aldığı ayrıca, bu konuda

bilgi ve uygulamalarda eksikliklerin olduğu belirtilmiştir.

[16]

Birleşmiş Milletler Engelli Haklarına Dair Sözleşmesi,

engelli bireylerin kaliteli CS/ÜS hizmeti alması konusunda

dünyadaki tüm bireylerle eşit erişim hakkına sahip olduğunu

beyan etmiştir. [17] CS/ÜS hizmetleri kişilerin temel insan

hak ve hürriyetlerini kullanabilmelerine yardımcı olan

en önemli araçlardan bir tanesidir. Her insanın gelecekte bir

engelli adayı olabileceğini düşündüğümüzde, engelli insanları

toplumda göz ardı etmek ne insani ne de siyasi açıdan

mümkün değildir.

Bu derlemede, engelli kadınların yaşadıkları CS/ÜS sorunlarını

tanımlamak, toplumda bu konu ile ilgili farkındalık

sağlamak ve sorunlara yönelik geliştirilen hemşirelik yaklaşımlarına

yol gösterici olmak amaçlanmıştır.

ENGELLİ KADINLARDA CİNSEL YAŞAM

Cinsellik, en geniş anlamıyla, cinselliğin niteliğini ifade

eder. Biyolojik, erotik, duygusal ve sosyal duyguları, davranışları

ve insanların bunları nasıl anladıklarını kapsar.

[18]

Engelli insanlardan nadiren cinsel arzularını, hayallerini,

ifade etmeleri istenir çünkü standart inanç hiçbirinin

olmadığı yönündedir. Genelde engelliler aseksüel olarak

görülmekte ve bu kişilerin cinsel ve üreme hakları yok

sayılmaktadır. [19–21] Engelli bireyler toplumun, sistemin

ve sağlık personelinin duyarlı olmayan tutumu nedeniyle

cinsel ihtiyaçlarını baskılamakta, bu durumu içselleştirmekte

ve yeterince cinsel bakım alamamaktadır. [13,22]

İçselleştirilmiş güçsüzlük, cinsel eğitim eksikliği, olumsuz

beden imajının yanı sıra diğer tüm ayrımcılık ve baskı biçimleri

engelli insanların cinsel yaşamlarında ciddi sağlık

sorunlarına yol açabilmektedir. [13,21]

Engelli kadınların karşılaştıkları sorunlardan bir tanesi de

cinsel istismar ve cinsel şiddet konusudur. [23] Mprah ve ark.,

Gana’da işitme engelli kadınlara yönelik şiddeti rapor ettiği

çalışmada, riskli cinsel davranışların engelli kadınlarda gebeliğe,

düşüklere, cinsel yolla bulaşan hastalıkların fazla görülmesine

ve duygusal travmaya yol açtığını bildirmiştir. [24]

Türkiye’de yapılan bir çalışmada, engelli kadınlara yönelik

cinsel şiddet oranının oldukça düşük bulunduğu, ancak bu

oranın düşük bulunmasında engelli kadınların cinsel taciz

ve istismar olayını ifade ederken yaşayabilecekleri çekinme

ve zorlanma durumunun da dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.

[25] Ayrıca zihinsel engele sahip kadınların uğradıkları

cinsel istismarı ya da şiddeti tanımlayamamaları ve

bu durumu aktaramamaları bu kadınları cinsel şiddet tehdidi

altında bırakmaktadır. Engelli kadınlara yönelik cinsel

şiddet kısmen iyi belgelenirken, cinsel istismar ve şiddetin

kritik analizi ile ilgili literatür bilgisi sınırlıdır. [5]

Cinsellik tüm bireyler için bir ihtiyaç olup, engelli kişiler

de engelli olmayan bireyler ile aynı ihtiyaçlara sahiptir.

Engelliler genel olarak sağlık hizmetlerine ve özel olarak

cinsel sağlık hizmetlerine erişim elde etmek için sağlık hizmeti

sağlayıcılarının desteğine ve savunuculuğuna ihtiyaç

duyduğundan; sağlık profesyonelleri engelli bireylerin danışanlarını,

düşüncelerini ve etkileşimlerini etkileyebilecek

kendi kültürel önyargılarının farkında olmalı, hastalarını

dikkatle dinlemeli, sözünü kesmemeli ve özellikle engellilik

ve cinsellikle ilgili varsayımlarda bulunmamalıdır. [5,21]

ENGELLİ KADINLARDA AİLE PLANLAMASI

Aile planlaması (AP), çiftlere arzu ettikleri aile büyüklüğüne

sahip olma yeteneği vererek, insan hakları çerçevesinde

doğurganlığı kontrol etmenin etkili bir yoludur. [26]

Küresel olarak, istenmeyen gebelik önemli tıbbi, sosyal ve

halk sağlığı sorunudur. [24 ] AP, istenmeyen gebeliklerden

ve düşüklerden kaçınarak anne ve çocuk sağlığının iyileştirilmesinde

ve dolayısıyla anne ve çocuk ölüm oranlarının

azaltılmasında önemli bir role sahiptir. [27]

Spesifik olarak, engelli kişiler, nüfusun marjinalleştirilmiş

gruplarıdır ve cinsel olarak aktif olmadıkları konusundaki

yanlış kanılardan dolayı sıklıkla AP eğitiminden dışlanırlar.

[28]

Üreme sağlığı bilgilerine daha az erişimleri nedeniyle,

daha ciddi sağlık sorunları yaşarlar. Sağlık hizmetlerinde

Alpaslan Arar ve ark. • Engelli kadınlarda üreme sağlığı sorunları ve hemşirelik yaklaşımı

251


ayrıca işaret dili tercümanları ve AP yöntemleri de dâhil

olmak üzere cinsel sağlıkla ilgili konularda tavsiye sağlayabilen

bilgi formatları da yoktur. Ayrıca, çoğu zaman AP

hizmetleri hakkındaki topluluklara erişilememektedir. [29]

Engelli kadınlar AP hizmetlerine erişimde bazı engellerle

karşılaşırlar ve genellikle bu hizmetler için düşük öncelikli

olarak değerlendirilirler. Genellikle sosyal olarak izole ve istismar

edilirler, bu durum AP hizmetlerini elde etmenin önünde

engeller oluşturur. [29] Sağlık profesyonellerinin engellilere

yönelik damgalanma ve olumsuz tutumları, genellikle engelliler

için AP’ye erişim ve bu planın benimsenmesinin önündeki

engeller olarak gösterilmektedir. [30] Etiyopya’da yapılan

bir araştırmada, engelli bireylerin AP yöntemleri hakkında

bilgi eksikliği ve yan etkilerden korkmanın, AP’ye erişimi ve

katılımı etkileyen sorunlar olduğu bildirilmiştir. [31]

Engelli bireyler CS/ÜS hizmetleri ve hakları konusundaki

bilgi yetersizliği sebebi ile cinsel istismar, cinsel yolla bulaşan

hastalıklar ve istenmeyen gebelikler açısından risk

altındadır. [32] Engelli bireylerin engelli olmayanlara göre istismara

maruziyet bakımından daha hassas oldukları unutulmamalıdır.

Bu durum engelli bireylerin istekleri dışında

sterilizasyona maruziyetlerine, zorla evlendirilmesine veya

küretaj için zorlanmalarına sebep olabilmektedir. [31]

Engelli kadınlara kontraseptif yöntemler önerilirken, engel

durumunu göz ardı etmemek önemlidir. Hareket kısıtlılığı

ya da fiziksel engeli olan kişiler için kombine hormonal yöntem

kullanmak, tromboz açısından risk oluşturmaktadır. Bir

takım entelektüel beceriler ve el becerisi gerektiren diyafram,

ring, haplar ya da doğal yöntemler zihinsel engeli olan bireyler

için uygun olmayabilir. Sonuç olarak; tıbbi herhangi

bir kısıtlama yok ise geri dönüşlü ve uzun etkili kontraseptif

yöntemler engelli kadınlar için uygun olabilir. [33]

ENGELLİ KADINLARDA MENSTRÜEL

SİKLUS VE HİJYEN DAVRANIŞLARI

Menstruasyon, engeli olsun olmasın tüm kadınların hayatlarının

yaklaşık 30–40 senelik döneminde yaşanan durumdur.

Menstruasyon döneminde yapılan hatalı uygulamalar,

kadın sağlığını ciddi şekilde etkilemektedir. Bu nedenle

menstruasyon döneminin sağlıklı yönetimi kadın sağlığı

açısından oldukça önemlidir. [34] Kadınların menstruasyon

ile ilgili bilgilerinin yetersiz olması, bu dönemi yönetmek

için uygun materyallere sahip olmamaları üreme sağlıkları

üzerinde olumsuz etkiye neden olabilir. [34,35]

Toplumun hem engellilere hem de menstruasyona karşı

olan olumsuz tavır ve ön yargıları da menstruasyon yönetimini

zorlaştırmaktadır. Erişilemeyen tuvaletler, ayakta

duramayan veya göremeyen engellilerin, pedlerini veya

bezlerini değiştirmek için kirli tuvalet koltuklarına oturmaları

veya sürünmeleri gerektiği anlamına gelmektedir.

Görme bozukluğu olan kişiler, adetlerinin ne zaman başladığını

ve bittiğini belirleyemeyebilir. İşitme, iletişim veya

zihinsel engele sahip kişiler, acı çekerken veya desteğe ihtiyaç

duyduklarında daha az iletişim kurabilirler. [35,36] Patage

ve ark. çalışmalarında, engelli bireylerin üreme sağlığına yönelik

hijyen davranışlarının yetersiz olduğunu bildirmiştir.

[37]

Başka bir çalışmada, görme engelli gençlerin psikososyal

ve fiziksel dezavantajlı sorunlar ile karşı karşıya olduğu

bildirilmiş ve görme engelli gençlere üreme sistemi sağlığını

korumaları konusunda psikososyal destek için bilgi sağlanması

vurgulanmıştır. [38] Zihinsel engelli kız öğrencilerin

menstrüel hijyene ilişkin bilgileri ve bildirilen uygulamaları

değerlendirmeyi amaçlayan başka bir çalışmada, zihinsel

engelli kadınların çoğunun adet hijyeni konusunda yetersiz

bilgi ve yanlış uygulamaya sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

[39] Mahat ve ark., Nepal’de yürüttükleri çalışmada,

fiziksel engele sahip kadınların adet döngüsündeki normal

sürenin ve kan kaybının farkında olduklarını ancak, engelli

kadınlar arasında adet sağlığı ve hijyeni ile ilgili uygunsuz

uygulamaların yaygın olduğunu bildirmiştir. [40] Aynı çalışmada,

engelli kadınların olumsuz sağlık koşullarının önlenmesi,

kontrol altına alınması için zamanında uygulanan

doğru yaklaşımın gerekliliği vurgulanmıştır. [40] Türkiye’de

görme engelli bireylerin genital hijyen bilgisi ve davranışlarını

belirlemek için yapılan bir çalışmada da, genital hijyen

ile ilgili kapsamlı bilgi ve uygulama eksikliğinin olduğu ve

genital hijyenle ilgili farkındalığı artırmak ve yardımcı olmak

için strateji ve programlara ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır.

[16]

ENGELLİ KADINLARDA GEBELİK, DOĞUM

VE ANNE OLMA

Engelli gebelerin, engelli olmayan gebelere oranla preterm

eylem, preeklemsi gibi bazı obstetrik komplikasyon ve enfeksiyonlarla

karşılaşma riskinin daha fazla olduğu, ayrıca

doğan bebeklerde düşük doğum ağırlıklı yenidoğan, yenidoğan

yoğun bakım ihtiyacı ve neonatal ölüm oranlarının

daha yüksek olduğu bildirilmektedir. [41–43]

Toplumsal tepkilere bakıldığında, Amerika’da 25 fiziksel

engelli kadının araştırmaya dâhil edildiği, aile fertlerinin

tepkilerinin incelendiği bir çalışmada; engelli kadınlar, gebelik

durumlarını aile fertleri ile paylaştıklarında, genelde

ortamın sessizleştiği ve endişeli, gergin bir ortamın meydana

geldiği bildirilmiştir. Ailenin gösterdiği destekleyici

tutumun yanında olumsuz, ebeveynlik kabiliyetini sorgulayan,

annenin sağlığı hususunda endişelenen tutumlar da

bildirilmiştir. [44] Ailelerin bu olumsuz tepkilerinin sebebi,

gebeliğin engeli bakımından kızlarını olumsuz etkileme

252 Androl Bul 2021;23:250-255


düşüncesi, engellerinden ötürü onları hala çocuk olarak

değerlendirmeleriyle alakalı olabileceği belirtilmektedir.

Aile içinde başlayan bu tepki toplumda da engelli bireyin

anneliğinin doğrudan veya dolaylı yoldan sorgulanmasıyla

devam etmektedir. [45] Yapılan bir çalışmada engelli kadınların,

gebelik sırasında doğum öncesi hizmetlere daha fazla

başvurduğu ve engelli kadınların doğum yerlerini seçme

olasılıklarının daha düşük (%64’e karşı %80) olduğu belirlenmiş,

ayrıca engelli kadınların büyük bir kısmının sağlık

personeli ile görüştüklerinde ihtiyaç duydukları yardımı

her zaman alamadıkları bildirilmiştir. [46]

Engellilerin çocuk sahibi olma ve doğurma yeteneklerinin

yanı sıra kendi çocuklarına bakma yeteneklerine de inanılmamaktadır.

[47] Aile ve toplum, bu engelli kişinin gerçekten

cinsel bir ilişki yaşayabileceği şokunu atlattıktan sonra,

kendi çocukları üzerindeki kontrol tartışmalı bir hal almıştır.

[48] McKenzie Güney Afrika’nın Doğu Cape Eyaleti’nde

yaşayan engellilerin ve engelli çocukların ebeveynlerinin

cinsellik deneyimlerine odaklandığı yazısında, engelli kadınlar

çocuklarını doğurduklarında dahi, akrabaları onları

yetiştiremeyeceklerini düşündüklerinden engelli kadınların

çocuklarını kendilerinden ayırmamaları için mücadele

etmek zorunda kaldıklarını bildirmiştir. [49]

Engelli bireyler gebelik süreçlerinde, kendini tanıyan, ihtiyacını

bilen, bilgi sahibi olan, olumlu iletişim kuran ve kararlarına

saygı duyan sağlık personelinin bakım vermesini

ve verilen bakımın sürekli olmasını arzu etmektedirler. [50]

Ayrıca engelli bireyler, belirsizlik yaşanan bu süreçte kendilerine

yapılan bilgilendirmenin, sorun olarak görülmeden

sağlık geçmişlerinin araştırılmasının, aynı durumda olan

kişilere bakım vermiş diğer sağlık personellerine danışılmasının

korkularını hafiflettiğini ve bu süreci daha rahat

geçirmelerine yardımcı olduğunu bildirilmiştir. [51,52]

HEMŞİRELİK YAKLAŞIMI

Temel haklara sahip olan engelli kadınların toplum tarafından

göz ardı edilmemeleri gerekmektedir. Dolayısıyla,

bireysel, toplumsal ve devlet olarak engelli haklarının farkında

olunmalı, saygı gösterilmeli ve sorunlarına uygun ve

yeterli çözümler getirilmelidir. Bu doğrultuda hemşirelik

yaklaşımları: [32,53,54]

• Engelli bireylere olumsuz davranış ve önyargılardan

uzak bir bakış açısıyla yaklaşılmalıdır.

• Profesyonel ve etik mesleki sorumluluklara sahip olan

hemşireler engelli kadınların kendine olan güvenlerinin

sağlanmasında rehber olmalıdır.

• Engelli kadınlar için erişilebilir bilgi ve hizmetler sunarak,

cinselliğin ifade etmesini kolaylaştırmalıdır.

• Kadın hastalıkları ve doğum konularında engelli kadınlara

standart uygulanan modellerin ötesinde, engelli

bireylerin engellerine yönelik kişisel hizmetler geliştirilmesine

yardımcı olmalıdır.

• Engelli bakımında bütüncül yaklaşım amaçlanmalıdır.

• Sağlık profesyonellerine engelli bireylerde CS/ÜS konusunda

hizmet içi eğitimler düzenlenmelidir.

• Sağlık profesyonelleri engelli kadınların karşılaşabileceği

sorunları bilmeli buna çözüm getirebilecek yeterlilikte

olmalıdır.

• Jinekoloji ve doğum kliniklerinin fiziksel koşullarının

engelli bireylere uygun olarak düzenlemesinde yardımcı

olmalıdır.

• Engelli bireylerin cinsel yaşamlarının göz ardı edilmemesi

ve toplumun bu konuda farkındalık kazanması

için eğitimler planlamalıdır.

• Engelli bireylere ve engelli bireylerin bakım verenlerine

cinsel ve üreme sağlığı konularını içeren profesyonel danışmanlık

hizmetleri vermelidir.

• Sağlık profesyonelleri, engelli bireylere evde bakım hizmetlerinin

iyileştirilmesinde rol almalıdır.

• Engelli kadınların üreme sağlığı üzerine ileri araştırmalar

yapmalıdır.

SONUÇ ve ÖNERİLER

Sonuç olarak, toplumun dezavantajlı kesimi olan engelli

bireyler CS/ÜS konusunda birçok sorun ile karşılaşmaktadır.

Engelli kadınların CS/ÜS hizmetlerine ulaşımda yaşadıkları

sorunlar için CS/ÜS hizmetlerini ve politikaları

engelli bireyleri kapsayıcı hale getirmek; engelli kadınların

yaşadığı sorunlara yönelik yeni ve uygulanabilir çözüm

önerileri geliştirmek, ayrıca bu süreçte engelli kadınların fikirlerine

başvurmak, sorunları daha etkin yollarla çözmeyi

sağlayacak ve engelli kadınları toplumda görünür kılacaktır.

Diğer taraftan tüm engelli insanları gerçekten güçlendirmek

ve mevcut sessizlikleri sona erdirmek için harekete

geçmek hayati önem taşımaktadır.

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

Alpaslan Arar ve ark. • Engelli kadınlarda üreme sağlığı sorunları ve hemşirelik yaklaşımı

253


KAYNAKLAR

1. Baykan Z. Özürlülük, engellilik, sakatlık nedenleri ve korunma.

Sürekli Tıp Eğitimi Derg 2000;9:15–22. https://www.ttb.org.tr/

STED/sted0900/4.html

2. Word Health Organization. Disbility and Health; 2021. https://

www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/disability-and-health

3. World Health Organization, World Bank. World report on

disability. Geneva; 2011. https://www.who.int/disabilities/world_

report/2011/report.pdf

4. World Health Organization. WHO global disability action plan

2014-2021: Better health for all people with disability; 2015.

https://www.who.int/publications/i/item/who-global-disabilityaction-plan-2014-2021

5. Addlakha R, Price J, Heidari S. Disability and sexuality: claiming

sexual and reproductive rights. Reprod Health Matters 2017;25:4–

9. [CrossRef]

6. Şenyurt Akdağ A, Tanay Aksaç G, Temur Şimşekcan N, Kara

Ö. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve engelli kadın. Ankara: Engelli

Kadın Derneği; 2016. http://engellikadin.org.tr/wp-content/

uploads/2017/09/ToplumsalCinsiyetEngelliKadin.pdf

7. World Health Organization. Sexual health and its linkages to

reproductive health: an operational approach; 2017. https://

www.who.int/reproductivehealth/publications/sexual_health/shlinkages-rh/en/

8. World Health Organization. Primary healthcare services en route

to universal health insurance. Geneva: Monitoring Report; 2019.

https://www.who.int/healthinfo/universal_health_coverage/

report/uhc_report_2019.pdf

9. Fiorati Regina C, Elui Valeria MC. Social determinants of health

and inequity among people with disabilities: a Brazilian experience.

J Public Health Epidemiol 2014;6:326–37. [CrossRef]

10. Carew MT, Braathen SH, Swartz L, Hunt X, Rohleder P. Sex lives

of people with disabilities in low- and middle-income countries: A

scope study of studies published in English. Glob Health Action

2017;10:1337342. [CrossRef]

11. Casebolt MT. Barriers to reproductive health services for women

with disability in low-and middle-income countries: a review of the

literature. Sex Reprod Healthc 2020;24:100485. [CrossRef]

12. Ganle JK, Baatiema L, Quansah R, Danso-Appiah A. Barriers

facing persons with disability in accessing sexual and reproductive

health services in sub-Saharan Africa: A systematic review. PloS

One 2020;15:e0238585. [CrossRef]

13. Nelson B, Odberg Pettersson K, Emmelin M. Experiences

of teaching sexual and reproductive health to students with

intellectual disabilities. Sex Educ 2020;20:398–412. [CrossRef]

14. Dean L, Tolhurst R, Khanna R, Jehan K. ‘You’re disabled, why

did you have sex in the first place?’An intersectional analysis of

experiences of disabled women with regard to their sexual and

reproductive health and rights in Gujarat State, India. Glob Health

Action 2017;10:1290316. [CrossRef]

15. Peta C, McKenzie J, Kathard H, Africa A. We are not asexual

beings: disabled women in Zimbabwe talk about their active

sexuality. Sex Res Social Policy 2017;14:410–24. [CrossRef]

16. Yaşar BN, Terzioğlu F, Koç G. Knowledge and practices of genital

hygiene: visual-disabled women sample. Dokuz Eylül Üniversitesi

Hemşirelik Fakültesi Elektronik Derg 2017;10:123–30. https://

dergipark.org.tr/tr/download/article-file/752945

17. Azarkan E, Benzer E. Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına

Dair Sözleşme ve Türkiye’de Engelli Hakları. Dicle Üniversitesi

Hukuk Fakültesi Derg 2018;23:3–29. https://dergipark.org.tr/tr/

download/article-file/475397

18. Hunt X, Swartz L, Rohleder P, Carew M, Braathen SH.

Withdrawn, strong, kind, but de-gendered: Non-disabled South

Africans’ stereotypes concerning persons with physical disabilities.

Disabil Soc 2018;33:1579–600. [CrossRef]

19. Cuthbert K. You have to be normal to be abnormal: An empirically

grounded exploration of the intersection of asexuality and disability.

Sociology 2017;51:241–57. [CrossRef]

20. Yanıkkerem E, Esmeray N. İşitme ve konuşma engelli

kadınların yaşadığı güçlükler. İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri

Derg 2017;6:38–46. http://abakus.inonu.edu.tr/xmlui/

bitstream/handle/11616/8307/Makale%20Dosyas%C4%B1.

pdf?sequence=1&isAllowed=y

21. Welsh K. Disability and sexuality. In: Rowland DL, Jannini EA,

editors. Cultural Differences and the Practice of Sexual Medicine.

Cham: Springer; 2020. p.275–91. [CrossRef]

22. Şentürk Erenel A, Uzun Aksoy M. İncinebilir Bir Grup; Engelli

Kadınlar ve Cinsellik. Turkiye Klinikleri J Obstet Womens Health

Dis Nurs-Special Topics 2018;4:27–31.

23. Sakallı A. Türkiye’de engelli kadın olmak ve yansımaları (Feminist

Akımlar). T. C. Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,

Sosyoloji Bölümü; 2015. p.1–14.

24. Mprah WK, Anafi P, Addai Yeaboah PY. Exploring misinformation

of family planning practices and methods among deaf people in

Ghana. Reprod Health Matters 2017;25:20–30. [CrossRef]

25. Altuntaş N, Doğanay G. Trabzon’da engelli kadın profili. KTÜ

Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Derg 2016;6:315–39.

https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/sbedergisi_ed0ee.pdf

26. Kasa AS, Tarekegn M, Embiale N. Knowledge, attitude and

practice towards family planning among women of reproductive

age in resource-limited settings of northwestern Ethiopia. BMC

Res Notes 2018;11:577. [CrossRef]

27. Choi Y, Fabic MS, Hounton S, Koroma D. Meeting the demand

for family planning within a generation: country-level expectations

and implications. Glob Health Action 2015;8:29734. [CrossRef]

28. Obasi M, Manortey S, Kyei KA, Addo MK, Talboys S, Gay L,

Baiden F. Sexual and reproductive health of adolescents in schools

for people with disabilities. Pan Afr Med J 2019;33:299. [CrossRef]

29. Kassa TA, Luck T, Bekele A, Riedel-Heller SG. Sexual and

reproductive health of disabled youth in Ethiopia: a study on

knowledge, attitude and practice: a cross-sectional study. Global

Health 2016;12:5. [CrossRef]

30. Tanabe M, Nagujjah Y, Rimal N, Bukania F, Krause S. Intersecting

Sexual and Reproductive Health and Disability in Humanitarian

Settings: Risks, Needs, and Capacities of Refugees with Disabilities

in Kenya, Nepal, and Uganda. Sex Disabil 2015;33:411–27.

[CrossRef]

31. Mekonnen AG, Bayleyegn AD, Aynalem YA, Adane TD, Muluneh

MA, Asefa M. Level of knowledge, attitude, and practice of family

planning and associated factors among disabled persons, northshewa

zone, Amhara regional state, Ethiopia. Contracept Reprod

Med 2020;5:8. [CrossRef]

32. United States Sexuality Information and Education Council.

Developments, Winter/Spring; 2015. https://siecus.org/wp-

content/uploads/2015/08/SIECUS-Developments-Winter-

Spring-2015.pdf

33. Cangöl E, Palas Karaca P, Aslan E. Engelli bireylerde cinsel sağlık.

Androloji Bull 2013;15:141–6. https://jag.journalagent.com/

androloji/pdfs/AND_2013_53_141_146.pdf

34. Dündar T, Ozsoy S. Menstrual Hygiene and Visually Impaired

Women/Menstrual Hijyen ve Gorme Engelliler. J Educ Res Nurs

2018;15:192–4. [CrossRef]

254 Androl Bul 2021;23:250-255


35. Wilbur J, Torondel B, Hameed S, Mahon T, Kuper H. Systematic

review of menstrual hygiene management requirements, its barriers

and strategies for disabled people. PloS One 2019;14:e0210974.

[CrossRef]

36. White S, Kuper H, Itimu-Phiri A, Holm R, Biran A. A qualitative

study of barriers to access to water, sanitation and hygiene for

people with disabilities in Malawi. PLoS One 2016;11:e0155043.

[CrossRef]

37. Patage DP, Holyachi S, Badesab B, Nawaz AS, Shankar K.

Reproductive and sexual health needs among differently abled

individuals in the rural field practice area of a medical college in

Karnataka, India. Int J Med Sci Public Health 2015;4:964–8.

[CrossRef]

38. Wea LD, Hepilita Y, Fachry ME. The experiences of visually

impaired teenage girls on menstrual hygiene management: a

qualitative study. Enfermeria Clinica 2020;30:222–5. https://

eurekamag.com/research/069/943/069943146.php

39. Atress MS, Fouad NA, Hamad HM. Knowledge and Practices

Regarding Menstrual Hygiene among Mentally Retarded Females at

Schools. Med J Cairo Univ 2018:1743–50. https://mjcu.journals.

ekb.eg/article_56570_b28610939da8bac5abd45bab66d2b579.

pdf

40. Pokhrel B, Mahat S, Parajuli K. Knowledge and practice

regarding menstrual hygiene among physically disabled women

in Kathmandu, Nepal. Janaki Med Coll J Med Sci 2019;7:8–13.

[CrossRef]

41. Morton C, Le JT, Shahbandar L, Hammond C, Murphy EA,

Kirschner KL. Pregnancy outcomes of women with physical

disabilities: A Matched Cohort Study. P MR 2013;5:90–8.

[CrossRef]

42. Lim NG, Lee JY, Park JO, Lee J, Oh J. Pregnancy, prenatal care,

and delivery of mothers with disabilities in Korea. J Korean Med

Sci 2015;30:127–32. [CrossRef]

43. Mwachofi Ari K. A comparative analysis of pregnancy outcomes

for women with and without disabilities. J Health Disparities Res

Pract 2017;10:28–50. https://digitalscholarship.unlv.edu/jhdrp/

vol10/iss1/3/

44. Powel RM, Mitra M, Smeltzer SC, Long-Bellil LM, Smith LD,

Iezzoni LI. Family Attitudes and Reactions toward Pregnancy

among Women with Physical Disabilities. Womens Health Issues

2017;27:345–50. [CrossRef]

45. Frederick A, Leyva K, Lavin G. The double edge of legitimacy: how

women with disabilities ınterpret good mothering. Social Currents

2018;6:163–76. [CrossRef]

46. Maggie R, Malouf R, Gao H, Gray R. Women with disability:

the experience of maternity care during pregnancy, labour and

birth and the postnatal period. BMC Pregnancy Childbirth

2013;13:174. [CrossRef]

47. Tefera B, Van Engen M, Van der Klink J, Schippers A. The grace

of motherhood: disabled women contending with societal denial of

intimacy, pregnancy, and motherhood in Ethiopia. Disabil Society

2017;32:1510–33. [CrossRef]

48. Amin AS, Shaari AH, Khairuddin KF. Barriers to marriage and

motherhood: the experiences of disabled women in Malaysia.

History Fam 2020;25:246–64. [CrossRef]

49. McKenzie JA. Disabled people in rural South Africa talk about

sexuality. Cult Health Sex 2013;15:372–86. [CrossRef]

50. Walsh-Gallagher D, Sinclair M, Mc Conkey R. The ambiguity

of disabled women’s experiences of pregnancy, childbirth and

motherhood: A phenomenological understanding. Midwifery

2012;28:156–62. [CrossRef]

51. Smeltzer S, Mitra M, Lezzoni LI, Long-Belil L, Smith LD. Perinatal

Experiences of Women With Physical Disabilities and Their

Recommendations for Clinicians. J Obstet Gynecol Neonatal Nurs

2016;45:781–9. [CrossRef]

52. Mcleish J, Redshaw M. Maternity experiences of mothers with

multiple disadvantages in England: A qualitative study. Women

Birth 2019;32:178–84. [CrossRef]

53. Başgöl Ş, Oskay Ü. Influence of Physical Disability on Pregnancy

and Motherhood. Florence Nightingale J Nurs 2015;23:88–95.

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/332633

54. Kokanalı D, Karaca M, Özel Ş, Engin-Üstün Y. Engelli kadınlarda

üreme sağlığı. Jinekol Obstet Neonat Tıp Derg 2018;15:28–30.

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/932346

Alpaslan Arar ve ark. • Engelli kadınlarda üreme sağlığı sorunları ve hemşirelik yaklaşımı

255


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2021;23:256−263

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.97360

Gelişimsel Üreme ve Seksüel Biyoloji

İnfertilitenin kültürel, ekonomik, psikososyal ve

cinsel yönüne güncel bir bakış: Temel hemşirelik

yaklaşımları

A current look at the cultural, economic, psychosocial, and sexual aspects

of infertility: Basic nursing approaches

Hüsne Yücesoy 1 , Fatma Yıldırım 2 , Ebru Şahin 3

ÖZ

Çocuk sahibi olmak dünya genelinde pek çok kültürde statü ve değer

kazanmak olarak algılanmaktadır. Türk toplumunda da çocuk sahibi olmak

psikolojik, sosyal, ekonomik boyutları olan vazgeçilmez bir olgudur.

İnfertilite çiftlerin ailelerini ve sosyal çevrelerini de etkileyebilen, psikolojik,

sosyal ve tıbbi sorunların yanı sıra, kültürel, dini ve sınıfsal yönleri

de bulunan yaşamsal bir krizdir. Bireylerin infertiliteye karşı tepkileri bireysel

olarak farklılıklar gösterse de genel olarak benzer yönleri mevcuttur.

İnfertilite, yaşam kalitesini bozan, eşler arasında cinsel uyumsuzluğa

yol açabilen bir stres faktörüdür. Ayrıca infertilite çiftlere ek bir ekonomik

yük getirmekte, çiftler arasında gerginliğe, şiddete ve boşanmalara

yol açabilmektedir. Üreme tekniklerindeki gelişmeler, bireylere bir yönüyle

umut olurken, diğer yönüyle özellikle kadınlarda kontrol kaybı,

üzüntü, damgalanma gibi durumlar da oluşturmaktadır. Hemşirelerin,

başa çıkılması oldukça zor olan bu kriz sürecinde infertil bireylere danışmanlık

ve destek sağlamada önemli görevleri bulunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: cinsel, ekonomik, hemşirelik, infertilite, kültür,

psikososyal

ABSTRACT

Having children is perceived as gaining status and value in many

cultures worldwide. Having children in Turkish society is an

indispensable phenomenon with psychological, social and economic

dimensions. Infertility is a vital crisis, which can affect the families

and social environments of couples and has cultural, religious and

class aspects along with psychological, social and medical problems.

Although individuals’ reactions to infertility differ individually, they

generally have similar aspects. Infertility is a stress factor that impairs

quality of life and can lead to sexual incompatibility between spouses.

Also, infertility brings an additional economic burden to couples

and may cause tension, violence and divorce among couples. While

improvements in reproductive techniques are hope for individuals in

one way, they also create situations such as loss of control, sadness,

stigmatization especially in women. Nurses have an important role in

providing consultancy and support to infertile individuals during this

crisis which is very difficult to deal with.

Keywords: culture, economic, infertility, nursing, psychosocial, sexual

GİRİŞ

İnfertilite, World Health Organization (WHO)’un tanımına

göre; “12 ay veya daha fazla sürede, korunmasız olarak

düzenli cinsel ilişkide bulunulmasına rağmen klinik gebeliğin

sağlanamaması olarak tanımlanan bir üreme sistemi

hastalığı”dır. [1] Dünya’da prevalansı %3,5 ile %16 arasında

1

Ordu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği

Anabilim Dalı, Ordu, Türkiye

2

Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği

Anabilim Dalı, Çorum, Türkiye

3

Ordu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği

Anabilim Dalı, Ordu, Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Hüsne Yücesoy

Ordu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü 52200 Ordu, Türkiye

Tel: +90 452 226 52 00

E-mail: husne_yucesoy@hotmail.com

Geliş/ Received: 28.03.2021

Kabul/ Accepted: 15.05.2021

değişen infertilite, bireyler tarafından yaşamsal bir kriz

dönemi olarak algılanmaktadır. [2] Ülkemizde ise Türkiye

Nüfus Sağlık Araştırma Enstitüsü (TNSA) tarafından primer

infertilitenin evli olan 45–49 yaş arası kadınlarda %4

oranında olduğu belirlenmiştir. [3]

İnfertilite olgularının %40’ı kadın, %40’ı erkek, %20’si ise

her iki cinsiyetten kaynaklı ya da bilinmeyen nedenlerden

kaynaklı olabilmektedir. [4] Kadın infertilitesinin nedenleri

arasında otoimmün bozukluklar, serviks ve uterus defektleri,

ovarian kistler, tümörler, pıhtılaşma bozuklukları,

aşırı egzersiz, yeme bozuklukları, yetersiz beslenme, ovum

uretimi ve fertilizasyon ile ilgili sorunlar yer almaktadır. [5]

Erkeklerde ise infertiliteye sebep olan faktörler arasında;

semen azlığı ya da üretiminde bozukluk, hormonal nedenler,

spermi taşıyan kanallara ve organlara ait nedenler, testislere

ait nedenler gösterilmektedir. [6] Diğer yandan, modern

yaşamın sonucu olarak gebelik yaşının ertelenmesi,

256 ©2021 Androloji Bülteni


elektromanyetik dalgalar, obezite, stres, genetiği değiştirilmiş

ve hormonlu gıdalar, alkol ve sigara kullanımı ve cinsel

yolla bulaşan hastalıkların artması gelişmiş ülkelerde infertilitenin

artmasına yol açmaktadır. [7]

İnfertilite sadece çiftleri değil çiftlerin ailelerini ve sosyal

çevrelerini de etkileyebilen, psikolojik, sosyal ve tıbbi problemlerin

yanı sıra, kültürel, dini ve sınıfsal yönleri de olan

bir yaşam krizi ve stres faktörüdür. [8] İnfertilite, çiftlerin

yaşamlarını farklı yönleri ile olumsuz etkilemektedir. Bu

derlemenin amacı bireylerin infertilite tanısı alma ve tedavi

süreçleri de dâhil olmak üzere günlük yaşamlarında

karşılaştıkları sorunları ele alarak infertilitenin bireylerin

psikososyal, kültürel, ekonomik ve cinsel yaşamlarına etkilerini

ortaya çıkarmaktır. Ayrıca bu bilgiler ışığında infertil

çiftlere sunulacak hemşirelik yaklaşımına yönelik önerilerde

bulunmaktır.

İNFERTİLİTENİN KÜLTÜREL YÖNÜ

Kültür, maruz kalınan hastalıkların algılanmasını ve bu

hastalıklarla mücadele etme yöntemlerini belirlemektedir.

İnsanlar, kültürleri doğrultusunda hastalıkları tecrübe etmektedirler.

[9] İnfertilite, tüm kültürlerde ve toplumlarda

insanları etkileyen, sağlıkla ilgili önemli bir sorun olarak

algılanmaktadır. [10] Doğurganlığın sosyokültürel anlamı,

bireylerin ve toplumların üremeye yükledikleri önemden

kaynaklanmaktadır. Çocuk sahibi olmak, birçok kültürde

çiftlerin ailesi, komşuları, kardeşleri ve akranları tarafından

desteklenmektedir. Literatürde çoğu kültürde

“çocuksuz olmanın” istenmeyen bir sosyal rol olduğu ve

infertilitenin “beklenmeyen bir yaşam geçişi” olduğu belirtilmektedir.

[11]

Çocuk sahibi olmak, çoğu toplumda evlilik ve aile yapısının

ana belirleyicisi olarak görülmektedir. Çocuk, aile

olabilmenin şartı gibi görüldüğünden psiko-sosyal, biyolojik

ve kültürel bir ihtiyaç olarak kabul görmektedir. Bu

durum; hem toplum baskısı hem de kişilerin çocukluktan

itibaren yetiştirilme tarzındaki çocuk beklentisinden kaynaklanmaktadır.

[12] İnfertil ailelerin, özellikle modern toplumlarda

sosyal olarak rahatlıkla kabul edilmelerine rağmen,

üzerlerinde sosyal baskı hissettikleri görülmektedir.

[13]

Nijerya’da yapılan bir çalışmada, infertil kadınlardan

%40’ı kayınvalidesinin, %25’i eşinin, %14’ü toplum baskısı

altında olduğunu bildirmiştir. [14]

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çiftlerin infertilite

deneyimleri arasında olağanüstü bir fark vardır. Gelişmiş

ülkelerde infertilite isteğe bağlı olarak kabul edilir; kadınlar

çocuk sahibi olmama hakkına sahiptir ve “çocuksuz” olarak

kabul edilirler. İnfertilitenin etkileri toplumlar arasında ve

aynı toplumdaki bireyler arasında değişebilir. [15] Hindistan

gibi geleneksel ülkelerde, çocuk doğurmak sağlıklı evlilik

hayatı için önemli bir kilometre taşıdır. [16] Çiftlerin çoğu

çocuk sahibi olma konusunda fizyolojik, ailesel ve toplum

baskısı nedeniyle, tapınak ziyareti yapmak, tantrik ayinleri

gözlemlemek, takılar takmak, ritüellere katılmak ve astrologları

ziyaret etmek gibi çeşitli geleneksel yöntemler ve

dini uygulamalara yönelirler. [17] Çin kültüründe, ailenin

soyadı sadece erkekler sayesinde devam eder. Çinli erkekler

baba oluncaya kadar erkekliklerinden asla emin olamayacakları

düşüncesine sahiptirler. Geleneksel Çin değerlerinde

standart, çocuklu bir aile kurmaktır. [18] Bir Orta Doğu

ülkesi olan Ürdün’de, çocuk doğurmanın kadının görevi

olduğu savunulur. Annelik kadına güçlü bir sosyo-kültürel

statü, ayrıcalık sağlar. Kadın, ilk çocuğunun adı ile tanınır.

[19]

İran’da çocuk doğurmaya sosyo-kültürel ve dini açıdan

özel bir önem verilmektedir. İran kültürü çocukları ilahi

nimet olarak görürken çocuksuzluğu hoş olmayan bir durum

olarak görmektedir. [20] Yahudi-İsrail kültüründe ebeveynliğe

çok büyük önem verilmekte, gönüllü çocuksuzluk

kabul edilemez ve inanılmaz bir durum olarak görülmektedir.

[21] Sahra altı Afrika’da ise her iki cinsiyet de infertilite

ile damgalanırken, infertilitenin kadınlar açısından sosyal

sonuçları daha fazladır. Kadınlar, eşleri ve kayınpederleri

tarafından uygulanan aile içi şiddete maruz kalmakta,

kadınlık annelik olarak tanımlandığında ise kimliklerini

kaybetme riski taşımaktadırlar. [22] Türk kültüründe ise verimsizlik

anlamına gelen infertilite, kısırlık olarak adlandırılmakta,

eksiklik veya kusur olarak kabul edilmektedir.

[9]

Evlilik ve çocuk sahibi olma eş değer görüldüğü için döl

vermeyen evliliğin yürümeyeceği düşünülür. Çocuksuz ev,

tütmeyen ocağa benzetilir. Çocuksuzluk aşağılayıcı bir durum

olarak algılanmaktadır. [13] Dünya genelinde pek çok

kültürde çocuk sahibi olmak bir statü ve değer kazanmak

olarak algılanmaktadır. [2] Türkiye’de de çocuğu olmayan

infertil kadınların ailede statüleri oldukça zayıf kabul edilmektedir.

Bu kadınlar hakarete ve alaycı davranışlara maruz

kalmakta, özellikle geleneksel kesimlerde hor görülmekte,

aşağılanmakta ve ezilmektedirler. Kadının evlenerek gittiği

hanede saygınlık kazanması, erkeğin gözüne girmesi, analık

zevkini tatması ve soyun devamı için doğurması gerekmektedir.

[23]

Bireylerin değerleri ve tutumları yaşadıkları sosyal çevreden

yani kültürden etkilenmektedir. Bu sosyokültürel değerlerin

infertilite travmasını yaşayan kişiler üzerinde gözle

görülen ve görülmeyen etkileri vardır. [13] Yaşanılan ailenin

çekirdek ya da geniş olması, kentsel ya da kırsal bölgede yaşama,

ailenin çocuğa ve gebeliğe bakış açısı, özellikle kültürel

faktörler infertiliteye gösterilen tepkiyi etkilemektedir.

[9]

Yapılan bir çalışmada infertilitenin özellikle yaşam tarzı

geniş aile yapısında olanlarda daha fazla görüldüğü tespit

Yücesoy • İnfertilitenin kültürel, ekonomik, psikososyal ve cinsel yönüne güncel bir bakış: Temel hemşirelik yaklaşımları

257


edilmiştir. [7] Özellikle kırsal kesimde kadınlar toplumdan

dışlanmakta ve hatta eşlerinin başka bir kadınla (kuma) evlenerek

çocuk sahibi olmasına katlanmak zorunda bırakılmaktadır.

[24] Nijerya’da 299 kadının katıldığı bir çalışmada

kadınlardan %73,6’sının infertiliteden kadınların sorumlu

olduğunu düşündüğünü ve %40,4’ünün bu durumu erkeğin

başka bir kadınla evlenmesinin bir nedeni olarak gördüğünü

ifade etmiştir. [25]

İnfertil çiftler toplum tarafından sosyal normlarını gerçekleştiremeyen

bireyler olarak algılanmaktadırlar. İnfertil

çiftlerin değerlendirilmesinde kültürel özelliklerinin de göz

önünde bulundurulması oldukça önemlidir.

İnfertilite bakımında, infertilite tanısı alan çiftin bütüncül

olarak ele alınması, çiftin bakımın öznesi haline getirilmesi

son derece önem arz etmektedir. [26] İnfertilitenin algılanmasında

kültürler arasında farklılıklar vardır. Bu bağlamda

kültürel değerlerin ve dini faktörlerin infertiliteye etkisi

sorgulanmalıdır. [27,8]

İnfertilite tedavisinde kültürel duyarlılık, hasta merkezli

bakımın önemli bir bileşenidir. Hemşireler bireyin bakım

hizmeti alma hakkını savunarak, birey ile ilgili önyargılı

olmadan, sağlık davranışlarının toplum ve kültürden etkilendiğini

ve gereksinimlerinin çevre koşulları ile ilgili olduğunu

bilerek hizmet vermelidir. İnfertilite tedavisinde

kullanılan tamamlayıcı ve destekleyici terapiler kültür, coğrafya

ve geleneklere göre farklılıklar gösterebilmektedir. Bu

nedenle hastaların kültürlerine özgü tamamlayıcı ve destekleyici

bakım uygulamalarının bilinmesi gerekmektedir.

Bu uygulamalarının kullanımının bilinmesi, klinisyenlerin

kültürel bakımdan hassas, hasta odaklı bakım sağlamalarına

yardımcı olacaktır. Ülkemizde özellikle geleneksel tedaviler

sıklıkla sürdürülmekte ve bu geleneksel uygulamalar

çiftlerin sağlığına zarar verebilmektedir. Hemşireler, farklılık

gösterebilen bu uygulamalara yönelik danışmanlık yapmalıdır.

[24,28,29]

İNFERTİLİTENİN EKONOMİK YÖNÜ

Gelişmekte olan ülkelerdeki birçok aile ekonomik olarak

hayatta kalmak için tamamen çocuklara bağımlı olduğundan,

çocuksuzluk önemli bir halk sağlığı sorunu ve sosyal

sorun olarak görülmektedir. [30] Çocuklar, birçok kırsal ve

gelişmekte olan bölgede güvenilir bir insan gücü kaynağı

olmakta ve yaşlılıkta ekonomik güvenlik sağlamaktadır.

İnfertilite ise genellikle evlilikte istikrarsızlığa, ekonomik

güvenlik kaybına bağlı boşanma veya terk etme olasılığına

yol açmaktadır. Bunlara ek olarak infertilite tedavisi gören

çalışan bireyler, tedaviye gidebilmek için iş yerlerinden

sürekli izin almak zorunda kaldığından özellikle kadınlar

işlerini bırakabilmekte veya kariyer planlarından vazgeçmektedir.

[28] Yapılan bir çalışmada gelir düzeyi düşük olan

kadınlarda infertilitenin daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir.

[7]

Üremeye yardımcı olmak amacıyla uygulanan tetkik ve tedaviler

çiftler için büyük bir psikolojik ve ekonomik yük

oluşturur. [31] Yardımcı üreme tedavileri için küresel olarak

üç finansman modeli mevcuttur. Bu modeller; hükümetler

veya sağlık sigortası programları tarafından tam olarak geri

ödeme yapılması, hastalardan alınan katkı payı ile kısmi

geri ödeme yapılması ve çiftler tarafından tam ödeme yapılması

şeklindedir. [32] Yardımcı üreme tedavileri, Çin’de,

döngü başına ortalama 30,000 Yuan (RMB) ve canlı doğum

başına 100,000’e mal olan tamamen çift tarafından

yapılan bir harcamadır. [33] Üç yüz otuz iki çiftin katılımı

ile yapılan bir çalışmada sadece ilaç kullanan çiftlerin maliyetlerinin

912$, IVF tedavisi alan çiftlerin maliyetlerinin

$19,234 olduğu belirlenmiştir. [34] Yüksek maliyetli IVF

tedavilerinin masraflarını karşılayabilmek için birçok çift,

özellikle de kaynak yetersizliği olan ortamlarda yaşayanlar,

mali açıdan fedakârlık yapmak durumunda kalmaktadır.

Güney Afrika’da yapılan bir çalışmada IVF kliniğine giden

infertil çiftlerin %22’sinin çok yüksek oranlarda harcamalar

yaptığı, çiftlerin tedavi masraflarıyla baş edebilmek

için gıda ve giyim gibi temel ihtiyaçlara olan harcamalarını

azalttıkları, birikimlerini kullandıkları, borç para aldıkları

ve ek işte çalıştıkları belirlenmiştir. [35] Sahra altı Afrika’da

çocuksuz kadınlar genellikle aileleri tarafından maddi olarak

yoksun bırakılmaktadır. İnfertilitenin sosyal önemi, tedavi

talebinin artmasına yol açmaktadır. Bununla birlikte,

yardımcı üreme teknolojileri genellikle finansal ve lojistik

olarak erişilemez durumdadır. [22] İnfertiliteye çare bulmak

ve küresel olarak kadınları güçlendirmek için Kuzey

Amerika’da kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Friends

of Low-Cost IVF (FLCIVF) kurulmuştur. Ücretsiz hizmet

sunan IVF klinikleriyle birlikte çalışan ve bağış toplayan

bu kuruluşun amacı minimum maliyetle IVF hizmetleri

sağlamak ve infertilite ve HIV, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların

bulaşmasını önlemek için üreme sağlığı eğitimi

vermektir. FLCIVF tarafından desteklenen programlar

Meksika, Sudan ve Tanzanya’da uygulanmaktadır. FLCIVF

programlarının uygulanması ile düşük maliyetli IVF tedavinin

daha erişilebilir hale getirilmesi ve böylece adaletsizliğin

azaltılması amaçlanmaktadır. [36]

İnfertilite tedavisi ve yardımcı üreme teknikleri tedavilerinin

maliyeti sadece gelişmekte olan ülkeler için değil, aynı

zamanda yüksek gelirli ülkeler için de problemlidir. Sağlık

ekonomisi incelemelerine göre, yardımcı üreme teknikleri

tedavisinin maliyetinin, Kanada’da ortalama yıllık hane

halkı harcamalarının %25’i ve ABD’de bir bireyin yıllık

258 Androl Bul 2021;23:256-263


harcanabilir gelirinin %50’si olduğu bildirilmektedir. [37]

Yunanistan’da yapılan bir çalışmada ekonomik gerileme ile

birlikte, yardımcı üreme teknikleri tedavisinin talebinde

düşüş olduğu gözlenmiş ve bu durum çiftlerin ihtiyaçlarını

önceliklendirerek aile planlamasını ertelemesi ile açıklanmıştır.

[38] Birleşik Krallık’ta tedavi finansmanı Ulusal Sağlık

Hizmeti (NHS) tarafından sağlanmaktadır. [39] Almanya’da,

Yardımcı Üreme Tedavisi için sigorta yardımları, Sosyal

Hukuk Kanununda düzenlenmiştir. Bu kanun kapsamında

maksimum üç tedavi döngüsü için maliyetin %50’si sağlık

sigortası tarafından karşılanmaktadır. [40] Ülkemizde yardımcı

üreme teknikleri tedavilerine finansman sağlanması, 5510

sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun

63. Maddesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama

Tebliği’nin Yardımcı Üreme Yöntemi Tedavileri adlı maddesi

ile düzenlenmiştir. Bu maddede; en fazla üç deneme ile

sınırlı olmak üzere uygulanan IVF tedavilerine ilişkin giderlerin

kurum tarafından karşılanacağı bildirilmektedir. [41,42]

Çiftlerin tedaviye ulaşabilmeleri açısından infertilite tedavi

merkezlerinin yaşanan bölgede olması durumu da önemlidir.

Tedavi amacıyla şehir merkezi veya başka bir şehire

gitmek gerekebilmektedir. Bu durum ise gelir düzeyi düşük

olan çiftlerde daha fazla strese neden olmakla birlikte,

ulaşım, yeme-içme ve konaklamaya yönelik harcamalar ailenin

ekonomisine fazladan yük getirerek çiftleri olumsuz

yönde etkileyebilmektedir. [7]

İNFERTİLİTENİN PSİKOSOSYAL YÖNÜ

İnfertilite, yaşamı tehdit eden bir sağlık problemi olmasa

da, çiftlerin emosyonel sağlığını ve yaşam kalitesini

olumsuz etkilediğinden sağlıklı yaşamı tehdit etmektedir.

[43]

Kadınlar için infertilite; doğuramama, kontrolünü kaybetme,

benlik saygısının azalması, psikolojik olarak kendini

eksik hissetme, sosyal izolasyon, sosyal güvencenin az

olması, yaşlılıkta yalnız kalma, toplum içindeki rolünün

eksikliği anlamlarına gelmektedir. Erkekler için çocuksuz

olmak ise; doğurtamama, psikolojik olarak kendini eksik

hissetme, yaşlılıkta yalnız kalma, neslinin devamlılığını

sağlayamama, sosyal güvencenin az olması, sosyal rolünü

yerine getirememe anlamına gelmektedir. [8]

Üreme ve neslini devam ettirmeyi isteme, insanların temel

içgüdülerinden biridir. Bu içgüdünün gerçekleştirilememesi

bireylerde ciddi stresle sonuçlanmaktadır. [2] Karaca

ve Ünsal [44] infertil kadınların stres puanlarının yüksek olduğunu,

ebeveyn olma ihtiyacının en çok stres oluşturan

durum olduğunu belirlemiştir. Chaves ve ark. [45] kadınların

infertilite stres düzeyinin erkeklere göre daha yüksek

olduğunu saptamıştır. Stres infertil kadın ve erkeği farklı

yönlerde etkilemekle birlikte çiftin ilişkisi üzerinde de

olumsuz bir etkiye sebep olabilmektedir. [29] Hess ve ark. [46]

tarafından Amerika’da yapılan araştırmada, infertil kadınların

evlilik ilişkilerinde bozulmalar, akrabalarından gelen

eleştiriler ve toplumsal damgalamalar nedeniyle üzüntü,

yalnızlık ve sosyal yoksunluk yaşadıkları bulunmuştur.

Toplumların çiftlere yaptığı psikolojik ve kültürel baskı nedeniyle

çocuk sahibi olamayan bireyler kendilerini mutsuz

ve yetersiz olarak hissetmektedirler. [2] Toplum tarafından

dışlanma korkusuyla özellikle en yakınlarından ve ailelerinden

bile bu durumlarını saklayabilmektedirler. Bu durum

özellikle infertilite tanısı almak gibi önemli bir kriz

durumunda en baştan çiftlere destek sağlayacak olan ailelerin

sosyal desteğine engel olmaktadır. [8] Luk ve Loke [18] tarafından

yapılan çalışmada çok sayıda Çinli çiftin, özellikle

erkeklerin, infertilite durumlarını arkadaşlarından ve aile

üyelerinden bir sır olarak saklamayı tercih ettiği saptanmıştır.

İnfertil kadınlar tarafından algılanan sosyal destek,

kadının sosyal rollerini yerine getirmesini, duygusal olarak

iyi hissetmesini, damgalanmadan kurtulmasını, kaygı,

stres, depresyon düzeylerinin azalmasını ve olumlu yönde

motive olmalarını sağlar. Yapılan bir çalışmada infertil kadınlar

tarafından algılanan sosyal desteğin yüksek olduğu,

depresyonun ise düşük olduğu belirlenmiştir. [47]

İnfertilite tanısı ve sonrasında tedavi süreciyle karşılaşmak,

çiftlerde duygusal, sosyal ve psikolojik sorunlara neden olabilir.

Benzersiz bir fiziksel bozukluk ve bir başlangıç sendromu

olarak infertilite, birçok psikiyatrik bozukluğun başlangıcıdır.

[48] İnfertilite sorunları yaşayan çiftlerde düşük benlik

saygısı, üzüntü, öfke, anksiyete, depresyon ve çocukları olan

diğer çiftlere karşı kıskançlık gibi çeşitli psikolojik tepkiler

ortaya çıkmaktadır. Literatürde, çiftlerin infertiliteyi hayatlarında

aşmaları gereken en zor durum olarak ifade ettikleri,

bu süreçte kadınların %34–54’ünün, erkeklerin %23–32’sinin

depresyon yaşadıkları belirtilmektedir. [49]

İnfertiliteye verilen tipik tepkiler arasında şok, üzüntü,

depresyon, öfke ve hayal kırıklığı, özgüven kaybı ve genel

olarak kontrolün kaybedilmesi duyguları yer almaktadır.

[50]

İnfertilite sürecine bakış açıları bakımından, kadında

ve erkekte farklılıklar görülebilmektedir. Erkekler daha çok

problem yokmuş gibi davranıp duygu ve düşüncelerini

daha az dile getirirken, kadınlarda bu durumun tam tersi

görülebilmektedir. [51] İnfertil bireylerin de infertilite tanısına

ve tedavi sürecine uyumları farklı olmaktadır. Bireylerin

infertiliteye uyumunu etkileyen faktörler arasında; kişilik

yapıları, bilişsel gelişme dereceleri, ortaya çıkan olayın zamanı,

birey tarafından algılanış şekli, kişinin bu duruma

hazır olup olmaması, olaya yüklenen anlam, stres düzeyleri,

uygun başa çıkma yöntemlerinin seçilip seçilmemesi ve

çevresindeki kişilerden aldıkları destek sayılabilir. [27]

Yücesoy • İnfertilitenin kültürel, ekonomik, psikososyal ve cinsel yönüne güncel bir bakış: Temel hemşirelik yaklaşımları

259


İnfertilite tanı ve tedavisi için yapılan incelemeler ve uygulanan

tedavi yaklaşımları çift için ciddi bir psikolojik yük

oluşturmaktadır. [43] Yapılan bir araştırmada IVF tedavisi gören

hastaların %39,4’ünün anksiyete, %28,5’inin depresif

semptomlara sahip olduğu belirlenmiştir. [52] Yapılan başka

bir çalışmada ise infertilite tedavisi alan kadınlar, cinsel ilişki

ile çocuk sahibi olamayacaklarını öğrendikleri zaman hissettikleri

duyguları, hayal kırıklığı ile öfke duyguları arasında

geniş bir yelpazede, özellikle şok, yadsıma, suçluluk, öfke,

depresyon ve yas şeklinde tanımlamışlardır. [53]

İnfertil bireyler biyolojik, psikolojik, sosyal ve etik alanları

da içeren birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu nedenle

hemşirelerin infertil çiftlere sağlayacağı psikososyal danışmanlık,

çiftlerin tedavisinin çok önemli bir bileşenidir. [54]

İnfertil çiftler için baş edilmesi oldukça zor olan bu kriz sürecinde

danışmanlık ve destek sağlanmasında hemşirelerin

önemli görevleri bulunmaktadır. İnfertilite tanı ve tedavisi,

çiftler üzerinde yoğun bir stres, panik ve duygusal baskı

oluşturmaktadır. İnfertilite hemşireleri, bu dönemde yaşanan

stresin azaltılmasında kilit rol üstlenmekte ve çiftlere

anahtar bilgi kaynağı olmaktadır. [55] Hemşireler infertilite

danışmanlığı yaparken bireyleri infertiliteye bağlı gelişebilecek

stres konusunda bilgilendirmeli, bireyin uygun baş

etme yöntemlerine karar vermesine yardım ederek bir yol

haritası belirlenmesine yardımcı olmalıdırlar. [27] Hemşireler

danışmanlık kapsamında infertil çiftlere psikolojik destek

verebilmek amacıyla şunları yapmalıdır. [56]

• Çiftlerin tepkilerini değerlendirmek,

• Stres kaynağını ortaya çıkarmak ve anksiyetelerini

azaltmak,

• Tedavi seçenekleri konusunda konuşmak,

• Tedavi konusunda gerçekçi beklentilere yönlendirmek,

• Çiftlerin kendilerine olan güvenlerini sürdürmelerini

desteklemek gibi konulara odaklanmalıdırlar.

İnfertil çiftler mümkün olduğu kadar bir uğraş bulmaları,

kendilerini mutlu hissedecekleri etkinliklere katılmaları

(yoga, egzersiz, arkadaşlarla zaman geçirme, kısa bir tatil

planlama, kuaföre gitme, müzik dinleme gibi) yönünde

desteklenmelidir. İnfertil çiftlere, sorunlarını arkadaş, aile

gibi sosyal çevreleri veya destek grupları ile paylaşmaları

önerilmelidir. [8] Eşlerin birbirlerine destek olmaları sağlanmalıdır.

Her iki eş için de bu süreç gerçekten güç ve travmatiktir.

Eşler arasında duygu ve endişelerin paylaşılması

bu zorlu sürecin aşılmasında büyük yarar sağlamaktadır. [27]

İnfertilite hemşiresinin infertil bireyler ile iletişime geçtiğinde,

empati kurması, güçlendirme ve ileriye yönelik rehberlik

tekniklerini kullanması, tedavi sürecininin olumlu

bir şekilde sürdürülmesini sağlayacaktır. [6]

İNFERTİLİTENİN CİNSEL YÖNÜ

İnfertilite, ciddi bir psikolojik ve ilişki stresörü olarak

kabul edilmekte olup infertilite ile cinsel fonksiyon bozukluğu

arasında ilişki olduğu belirtilmektedir. İnfertilite

varlığı durumunda cinsellik üreme fonksiyonunun gerisinde

kalarak, yetersizlik hissine, suçluluk duygusuna,

benlik hissinin azalmasına ve hayatın birçok alanına yayılabilen

sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

İnfertilitenin evlilik ilişkisini etkilemesi sonucunda genellikle

cinsel fonksiyonda ve memnuniyette bozulmalar

ortaya çıkmaktadır. [57]

İnfertilite ile cinsel işlev ve duygusal durumun sonuçları

arasındaki ilişkinin iki yönlü olabileceğine dair kanıtlar

vardır. Bir yandan, cinsel işlev bozuklukları infertilitenin

ana nedeni olabilirken diğer yandan, bu tür bozukluklar,

infertilite tedavisi uygulamaları sırasında ortaya çıkan

depresyon ve anksiyetenin bir sonucu olarak da ortaya

çıkabilir. [58] İnfertil çiftlerde cinsel işlev bozukluğunun

nedenleri genel olarak takvime göre planlı cinsel ilişki,

cinselliğin amaç haline gelmesi, beden imajında bozulma,

benlik saygısında azalma, anksiyete, depresyon, kaygı

bozuklukları ve suçluluk duygusudur. İnfertilite tedavisi

de cinsel sorunları tetikleyebilmektedir. Progesteron veya

progestine tedavisine bağlı cinsel istekte azalma, disparoni

(ağrılı cinsel ilişki) diğer nedenler olarak sayılabilmektedir.

[8] İnfertil kadınlarda erkeklere oranla daha fazla

cinsel fonksiyon bozukluğu olduğu ve kadınların daha

derinden etkilendikleri bildirilmektedir. [58] Yapılan bir

çalışmada infertil kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğu

prevalansının %74.5 olduğu [59] başka bir çalışmada ise

%87.5 olduğu bildirilmiştir. [60]

İnfertil kadınlarda cinsel fonksiyon bozuklukları; orgazm

bozuklukları, ağrılı cinsel ilişki, cinsel uyarılma bozukluğu

ve cinsel istek kaybı biçimlerinde ortaya çıkmaktadır.

[61]

İnfertilite tanısı konulduktan sonra özellikle kadınlarda

libido kaybının yanında genital organlardan, salgılardan,

öpüşme, dokunma gibi cinsel uyaranlardan iğrenme

ile birlikte cinsel tiksinti bozukluğu da yaşanmaktadır. [8]

Khodarahimi ve ark. [62] çalışmalarında infertil kadınların

fertil kadınlara göre uyarılma, lubrikasyon, cinsel istek, orgazm

ve memnuniyetinin daha az olduğunu belirlemiştir.

Vizheh ve ark. [63] infertil çiftlerde kadınların erkeklerden

daha az cinsel doyuma sahip olduğunu saptamıştır.

İnfertil erkeklerde, hipoaktif cinsel istek ve cinsel tatmin

eksikliği, %8,9 ila %68,7 arasında değişen en yaygın cinsel

işlev bozukluğudur. [64] Erkeğin cinsel fonksiyonu, çiftin

seksüel fonksiyonunun önemli bir göstergesidir. İlişki süresi

ve kadın partnerin cinsel sağlık açısından değerlendirilmesi

260 Androl Bul 2021;23:256-263


erkeğin cinselliğe bakışını etkileyen temel etkenlerdir. [57]

Lotti ve ark. [65] erektil disfonksiyon insidansının %17,8

olduğunu, bu oranın normal erkeklere göre iki kat fazla

olduğunu belirlemiştir.

İnfertilite tedavisi döneminde, çiftlerin %50–60’ı cinsel

tatminlerinde önemli bir azalma olduğunu bildirmiştir.

Cinsel istek kaybı, orgazma ulaşmada değişiklik, cinsel

ilişki sayısında azalma ve cinsel tatminsizlik, infertil çiftlerin

yaşadığı sık karşılaşılan sorunlar arasındadır. [59] Cinsel

yaşamdaki bu sorunlar çiftlerde karşılıklı iletişimde, bağlanma

ve evlilik uyumunda bozulmalara neden olmaktadır.

Bu nedenlerle infertil çiftlerin fiziksel olduğu kadar cinsel

anlamda da hemşireler tarafından değerlendirilmeleri oldukça

önemlidir.

Hemşireler, çiftlerin infertilite kliniklerinde ilk karşılaştıkları

ve cinsel öykülerini ilk anlattıkları sağlık personelleridir.

[8] Hemşireliğin cinsel sağlıkla ilgili en önemli fonksiyonları

eğitim ve danışmanlıktır. Hemşireler danışmanlıkla

ilgili rollerini tam anlamıyla yerine getirebilmeleri için cinselliğe

ilişkin konularda öncelikle kendilerine ayna tutmalı,

cinselliğe ilişkin bilgi sahibi olmalı, engellerinin farkına

vararak ortadan kaldırmalıdır. [66]

Cinsel öykü alma sürecinde hemşireler tarafından bireylerin

mahremiyeti sağlanmalı, sorular önceden belirlenerek görüşmeler

genelden özele ilerlemelidir. Bireylere güven ortamı

sağlanmalı, hemşire konuşmayı yönlendiren konumda

olmalıdır. Bireylere cinsellik ve infertilite ilgili geleneksel

inanç ve uygulamalarına yönelik sorular sorulurken yargılayıcı

davranılmamalı, zararlı davranışlar yerine olumlu

sağlık davranışları geliştirilmesi amaçlanmalıdır. Çiftlerin

anlattıkları durumların anlaşıldığını göstermek için içerik

tepkisi verilmeli, infertilite ve cinsellikle ilgili duygu ve

düşüncelerini belirlemek için duygu tepkisi verilmelidir. [8]

Hemşireler, bireylerin kendi problemlerini anlamalarını ve

etkili olabilecek yöntemleri keşfetmelerini sağlayarak cinsel

ilişkiyi teşvik etmelidir. Çiftlere mekanikleşmiş, üreme

amaçlı cinsel yaşamları için, erotik ortamlar oluşturulması,

cinsel aktiviteye heyecan kazandırabilmek için ilişki öncesi

masaj, değişik pozisyonların denenmesi gibi önerilerde

bulunmalıdır. [66] Erkeklerde sperm örneği almak, utanma,

partner ile cinsel sorunlar yaşanması ve yüksek stres nedenleriyle

zor olabilmektedir. Bu durumlarda eş yardımı

ve cinsel ilişki esnasında özel semen toplama kondomlarından

faydalanılabilir. Erotik içerikli materyaller, video-ses

kayıtları bulunan semen toplama odaları hazırlanarak çevresel

düzenlemeler yapılabilir. [64] Hemşireler, temel yaşam

gereksinimlerinden biri olan cinsellik ve cinsel fonksiyon

durumlarını değerlendirmeli, sorun saptadıklarında uygun

girişimlerde bulunmalıdırlar. [67]

SONUÇ

İnfertilite tanısı ve tedavisi alan çiftlerin çocuk sahibi olamamaya

bağlı psikososyal, kültürel, ekonomik ve cinsel

yönden birçok sorunla karşılaştığı görülmektedir. Bu bireyler

infertiliteye bağlı depresyon, stres, umutsuzluk, anksiyete,

evlilik uyumunda sorunlar, yalnızlık, cinsel fonksiyon

bozuklukları gibi sorunlar yaşamaktadır. İnfertiliteden sadece

infertil çiftler değil, çiftlerin aileleri ve sosyal çevreleri

de etkilenmekte, infertilite yaşamsal bir kriz olarak ortaya

çıkmaktadır. İnfertilite alanında çalışan hemşirelerin eğitim,

klinik uygulama, koordinatör, araştırmacı, danışman,

yönetici ve hasta hakları savunuculuğu rolleri bulunmaktadır.

İnfertil çiftlerin gereksinimlerini bütüncül bir yaklaşımla

değerlendirecek olan hemşirelerin danışmanlık ve

desteği, çiftlerin bu yaşam krizi ile daha etkili baş etmelerini

sağlar, tedavisi alan çiftlerin uyumlarını kolaylaştırarak

tedavi başarılarının artmasına da katkı bulunur.

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

KAYNAKLAR

1. World Health Organization. Sexual and Reproductive Health

(SRH); 2021. https://www.who.int/teams/sexual-andreproductive-health-and-research-(srh)/overview

2. Çağlar M, Satılmış İG. İnfertilite ve yaşam kalitesi: Sistematik

derleme. Androl Bul 2019;21:170−6. [CrossRef]

3. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü. Türkiye Nüfus ve

Sağlık Araştırması. Ankara; 2018. http://www. hips.hacettepe.edu.

tr/tnsa2018/rapor/TNSA2018_ana_Rapor.pdf

4. Yücetürk S, Özcan H. İnfertilite ve uyku. Sağlık Akademisyenleri

Derg 2020;7:290–5. https://dergipark.org.tr/tr/download/articlefile/1085777

5. Taylor LC. The Experience of infertility among African American

couples. J Afr Am St 2018;22:357–72. [CrossRef]

6. Okuducu NY, Yorulmaz H. İnfertilite tanısı konmuş kadınlarda

yaşam kalitesi. İKSSTD 2020;12:13–20. [CrossRef]

7. Demir Çaltekin M, Başer E, Aydoğan Kırmızı D, Onat T, Kara

M, Yalvaç ES. İnfertilitenin sosyokültürel ve ekonomik durumla

ilişkisi. Bozok Tıp Derg 2019;9:117–23. https://dergipark.org.tr/

en/download/article-file/905359

8. Koçak DY, Büyükkayacı Duman N. İnfertilitenin psikolojik etkileri

ve hemşirelik yaklaşımı. Turkiye Klinikleri J Obstet Womens

Health Dis Nurs -Special Topics 2016;2:7–13. https://www.

researchgate.net/profile/Derya-Kocak-2/publication/317090846_

Infertilitenin_Psikolojik_Etkileri_ve_Hemsirelik_Yaklasimi/

links/592552c7458515e3d431a1e9/Infertilitenin-Psikolojik-

Etkileri-ve-Hemsirelik-Yaklasimi.pdf

Yücesoy • İnfertilitenin kültürel, ekonomik, psikososyal ve cinsel yönüne güncel bir bakış: Temel hemşirelik yaklaşımları

261


9. Bayraktar E. Toplumsal cinsiyet, kültür ve şiddetin infertilite ile

ilişkisi. Sağlık Bilimleri Derg 2018;27:234–8. https://dergipark.

org.tr/tr/download/article-file/618073

10. Oti-Boadi M, Asante KO. Psychological health and religious

coping of Ghanaian women with infertility. Biopsychosoc Med

2017;11:20. [CrossRef]

11. Patel A, Sharma PSVN, Kumar P, Binu VS. Sociocultural

determinants of infertility stress in patients undergoing fertility

treatments. J Hum Reprod Sci 2018;11:172–9. [CrossRef]

12. Özkan H, Üst Taşğın ZD, Aydın A, Kanbur A. İnfertil çiftlerin

ebeveyn olmaya yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi. Ebelik ve

Sağlık Bilimleri Derg 2020;3:158–65. https://dergipark.org.tr/tr/

download/article-file/1146651

13. Kılıç M, Ejder Apay S, Kızılkaya Beji N. İnfertilite ve kültür.

İÜFN Hem Derg 2011;19:109–15. https://dergipark.org.tr/tr/

download/article-file/95069

14. Fehintola AO, Fehintola FO, Ogunlaja OA, Awotunde TO,

Ogunlaja IP, Onwudiegwu U. Social meaning and consequences

of infertility in Ogbomoso, Nigeria. Sudan J Med Sci 2017;12:63–

77. [CrossRef]

15. Batool SS, de Visser RO. Experiences of infertility in British and

Pakistani women: a cross-cultural qualitative analysis. Health Care

Women Int 2016;37:180–96. [CrossRef]

16. Katole A, Saoji AV. Prevalence of primary infertility and its

associated risk factors in urban population of central India: A

community-based cross-sectional study. Indian J Community Med

2019;44:337–41. [CrossRef]

17. Sarkar S, Gupta P. Socio-demographic correlates of women’s

infertility and treatment seeking behavior in India. J Reprod

Infertil 2016;17:123–32. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.

gov/27141468/

18. Luk BHK, Loke AY. Sexual satisfaction, intimacy and relationship

of couples undergoing infertility treatment. J Reprod Infant

Psychol 2019;37:108–22. [CrossRef]

19. Daibes MA, Safadi RR, Athamneh T, Anees IF, Constantino

RE. ‘Half a woman, half a man; that is how they make me feel’:

a qualitative study of rural Jordanian women’s experience of

infertility. Cult Health Sex 2018;20:516–30. [CrossRef]

20. Hasanpoor-Azghady SB, Simbar M, Vedadhir AA, Azin SA,

Amiri-Farahani L. The social construction of infertility among

Iranian infertile women: a qualitative study. J Reprod Infertil

2019;20:178–90. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/labs/pmc/

articles/PMC6670265/pdf/JRI-20-178.pdf

21. Benyamini Y, Gozlan M, Weissman A. Normalization as a strategy

for maintaining quality of life while coping with infertility in a

pronatalist culture. Int J Behav Med 2017;24:871–9. [CrossRef]

22. Howe S, Zulu JM, Boivin J, Gerrits T. The social and cultural

meanings of infertility for men and women in Zambia: legacy, family

and divine intervention. Facts Views Vis Obgyn 2020;12:185–93.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33123694/

23. Topdemir Koçyiğit O. İnfertilite ve sosyo-kültürel etkileri. İnsanbil

Derg 2012;1:27–37. https://dergipark.org.tr/tr/download/articlefile/98105

24. Sis Çelik A, Kırca N. Primer infertil kadınların infertiliteye bağlı

yaşadıkları stres düzeyleri ve etkileyen bazı faktörlerin belirlenmesi.

Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Derg 2019;21:104–14.

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/503039

25. Dattijo L, Andreadis N, Aminu B, Umar N, Black K. Knowledge

of infertility among infertile women in Bauchi, Northern Nigeria.

IJWHR 2016;4:103–9. [CrossRef]

26. Boz İ, Akgün M. İnfertilitede birey merkezli bakım yaklaşımı.

Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Derg 2019;16:170–5. [CrossRef]

27. Yılmaz T, Yeşiltepe Oskay Ü. İnfertilite stresi ile başa çıkma

yöntemleri ve hemşirelik yaklaşımları. Sağlık Bilimleri ve Meslekleri

Derg 2015;2:100–12. [CrossRef]

28. Yanıkkerem E, Kavlak O, Sevil Ü. İnfertil çiftlerin yaşadıkları

sorunlar ve hemşirelik yaklaşımı. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık

Bilimleri Derg 2008;11:112–21. https://dergipark.org.tr/tr/

download/article-file/29441

29. Karakaya E, Margirit Coşkun A, Özerdoğan N, Yakıt E. Suriyeli

mülteci kadınların doğurganlık özellikleri ve etkileyen faktörler:

Kalitatif bir çalışma. J Int Social Res 2017;10:417–28. https://

www.eykaegitim.com/wp-content/uploads/2020/12/karakaya_

eylem.pdf

30. Ombelet W. Is global access to infertility care realistic? The Walking

Egg Project. Reprod Biomed Online 2014;28:267–72. [CrossRef]

31. Yılmaz B, Şahin N. İnfertilite stresi ile bireysel baş etme yöntemleri:

Bir sistematik derleme. CBU-SBED 2020;7:84–5. https://

dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1019761

32. Dyer S, Chambers GM, Adamson GD, Banker M, De Mouzon

J, Ishihara O, et al. ART utilization: an indicator of access to

infertility care. Reprod Biomed Online 2020;41:6–9. [CrossRef]

33. Logan S, Gu R, Li W, Xiao S, Anazodo AC. Infertility in China:

Culture, society and a need for fertility counselling. Asian Pac J

Reprod 2019;8:1. [CrossRef]

34. Wu AK, Odisho AY, Washington SL 3rd, Katz PP, Smith JF.

Out-of-pocket fertility patient expense: data from a multicenter

prospective infertility cohort. J Urol 2014;191:427–32. [CrossRef]

35. Dyer SJ, Sherwood K, McIntyre D, Ataguba, JE. Catastrophic

payment for assisted reproduction techniques with conventional

ovarian stimulation in the public health sector of South Africa:

frequency and coping strategies. Hum Reprod 2013;28:2755–64.

[CrossRef]

36. Inhorn MC, Patrizio P. Infertility around the globe: new thinking

on gender, reproductive technologies and global movements in the

21st century. Hum Reprod Update 2015;21:411–26. [CrossRef]

37. Dyer SJ, Patel M. The economic impact of infertility on women in

developing countries –a systematic review. Facts Views Vis Obgyn

2012;4:102–9. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/labs/pmc/articles/

PMC3987499/pdf/FVVinObGyn-4-102-109.pdf

38. Sfakianoudis K, Simopoulou M, Rapani A, Grigoriadis S, Maziotis

E, Giannelou P, et al. The ımpact of the economic recession in greece

on assisted reproduction demand: A retrospective longitudinal

study. Medicina (Kaunas) 2019;55:654–60. [CrossRef]

39. Hudson N, Culley L. Assisted reproductive travel: UK patient

trajectories. Reprod Biomed Online 2011;23:573–81. [CrossRef]

40. Rauprich O, Berns E, Vollmann J. Who should pay for assisted

reproductive techniques? Answers from patients, professionals and

the general public in Germany. Hum Reprod 2010;25:1225–33.

[CrossRef]

41. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu. Kanun Numarası:

5510; Kabul Tarihi: 31/5/2006; Yayımlandığı Resmî Gazete: Tarih:

16/6/2006 Sayı: 26200; Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5; Cilt: 45.

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5510.pdf

42. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği. [Erişim]

43. Seymenler S, Siyez DM. İnfertilite psikolojik danışmanlığı.

Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2018;10:176–87. [CrossRef]

44. Karaca A, Ünsal G. İnfertil kadınların infertiliye bağlı yaşadıkları

stres düzeyi ve etkileyen faktörler. Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma

Derg 2015;12:126–32. https://jag.journalagent.com/kuhead/pdfs/

KUHEAD_12_2_126_132.pdf

262 Androl Bul 2021;23:256-263


45. Chaves C, Canavarro MC, Moura‐Ramos M. The role of dyadic

coping on the marital and emotional adjustment of couples with

infertility. Fam Process 2019;58:509–23. [CrossRef]

46. Hess RF, Ross R, Gililland JL Jr. Infertility, psychological distress,

and coping strategies among women in Mali, West Africa: a mixedmethods

study. Afr J Reprod Health 2018;22:60–72. https://www.

ajol.info/index.php/ajrh/article/view/169837

47. Kavak F, Kavak M. The relationship between perceived social

support and depression in infertile women. Ann Med Res

2018;25:559–63. https://annalsmedres.org/index.php/aomr/

article/view/1156

48. Yazdi HZG, Sharbaf HA, Kareshki H, Amirian M. Infertility

and psychological and social health of Iranian infertile women: A

Systematic Review. Iran J Psychiatry 2020;15:67–79. https://www.

ncbi.nlm.nih.gov/labs/pmc/articles/PMC7193241/

49. Wiweko B, Anggraheni U, Elvira SD, Lubis HP. Distribution of

stress level among infertility patients. Middle East Fertil Soc J

2017;22:145–8. [CrossRef]

50. Simionescu G, Doroftei B, Maftei R, Obreja BE, Anton E,

Grab D, et al. The complex relationship between infertility and

psychological distress (Review). Exp Ther Med 2021;21:1–6.

[CrossRef]

51. Kaplan E. İnfertil bireylerde stres ve stresle başa çıkma yaklaşımları.

Androl Bul 2018;20:61–4. https://www.doi.org/10.24898/

tandro.2018.24993

52. Xu H, Ouyang N, Li R, Tuo P, Mai M, Wang W. The effects of

anxiety and depression on in vitro fertilisation outcomes of infertile

Chinese women. Psychol Health Med 2017;22:37–43. [CrossRef]

53. İlerisoy M. İnfertilite tedavisi gören bireylerin duygusal yaşantıları ve

baş etme yöntemleri üzerine bir araştırma. İTÜSBD 2015;14:143–

64. http://acikerisim.ticaret.edu.tr/xmlui/handle/11467/1363

54. Massarotti C, Gentile G, Ferreccio C, Scaruffi P, Remorgida V,

Anserini P. Impact of infertility and infertility treatments on quality

of life and levels of anxiety and depression in women undergoing in

vitro fertilization. Gynecol Endocrinol 2019;35:485–9. [CrossRef]

55. Güngör İ, Kızılkaya Beji N. İnfertilite hemşirelerinin gelişen rolleri

ve sertifikasyon gereksinimi. İÜFN Hem Derg 2015;23:152–9.

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/332644

56. Partovi Meran HE, Kızılkaya Beji N. İnfertilite hemşireliğinin

tarihçesi. Androl Bul 2016;18:60–4. https://jag.journalagent.com/

androloji/pdfs/AND_18_64_60_64.pdf

57. Küçükdurmaz F, Taşkıran M, Akbulut MF, Gökçe A. Erkek

infertilitesi ve cinsel fonksiyon ilişkisi. Erkek Üreme Sağlığı

2015;17:285–8. https://jag.journalagent.com/androloji/pdfs/

AND_17_63_285_288.pdf

58. Yangin H, Kukulu K, Gulşen S, Aktaş M, Sever B. A survey on the

correlation between sexual satisfaction and depressive symptoms

during infertility. Health Care Women Int 2016;37:1082–95.

[CrossRef]

59. Mirblouk F, Asgharnia M, Solimani R, Fakor F, Salamat F,

Mansoori S. Comparison of sexual dysfunction in women with

infertility and without infertility referred to Al-Zahra Hospital in

2013–2014. Int J Reprod Biomed 2016;14:117–24. https://www.

ncbi.nlm.nih.gov/labs/pmc/articles/PMC4869153/

60. Ozturk S, Kahyaoglu Sut HK, Kucuk L. Examination of sexual

functions and depressive symptoms among infertile and fertile

women. Pakistan J Med Sci 2019;35:1355–60. [CrossRef]

61. Küçükdurmaz F, Taşkıran M. İnfertil kadınlarda cinsel fonksiyonlar

(Tanı ve Tedavi Aşamalarında). Turkiye Klinikleri J Urology -

Special Topics 2015;8:52–7. https://www.turkiyeklinikleri.com/

article/tr-infertil-kadinlarda-cinsel-fonksiyonlar-tani-ve-tedaviasamalarinda-71922.html

62. Khodarahimi S, Hosseinmirzaei S, Bruna MMO. The role of

infertility in mental health, psychological distress and sexual

dysfunction in a sample of Iranian women. Women Ther

2014;37:178–94. [CrossRef]

63. Vizheh M, Pakgohar M, Rouhi M, Veisy A. Impact of gender

infertility diagnosis on marital relationship in infertile couples: a

couple based study. Sex Disabil 2015;33:457–68. [CrossRef]

64. Lotti F, Maggi M. Sexual dysfunction and male infertility. Nat Rev

Urol 2018;15:287–307. [CrossRef]

65. Lotti F, Corona G, Rastrelli G, Forti G, Jannini EA, Maggi M.

Clinical correlates of erectile dysfunction and premature ejaculation

in men with couple infertility. J Sex Med 2012;9:2698–707.

[CrossRef]

66. Çağlar M, Yeşiltepe Oskay Ü. İnfertilite ve Cinsel Yaşam Üzerine

Etkileri. JAREN 2020;6:157–62. [CrossRef]

67. Egelioğlu-Çetişli N, Serçekuş P, Oğuz N. Primer infertil kadınlarda

cinsel doyum ve çift uyumu. Hemşirelikte Araştırma Geliştirme

Derg 2014;16:38–47. https://dergipark.org.tr/tr/download/

article-file/986316

Yücesoy • İnfertilitenin kültürel, ekonomik, psikososyal ve cinsel yönüne güncel bir bakış: Temel hemşirelik yaklaşımları

263


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2021;23:264−268

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.47704

Erkek Üreme Sağlığı

Non-obstruktif azoospermide micro-TESE:

Önemli yenilikler

Micro-TESE in non-obstructive azoospermia: Major innovations

Kasım Emre Ergün , Barış Altay

ÖZ

Non-obstruktif azoospermili erkeklerde sperm elde etme için altın standart

yöntem olarak uygulanan mikrodiseksiyon TESE (micro-TESE)

yönteminde, ilk tanımlandığı 1998 yılından bugüne, sperm elde etme

oranlarında önemli artışlar olmuştur. Preoperatif olarak micro-TESE

başarısını öngörebilmek için özellikle ultrasonografi, testis spektroskopisi,

seminal plazma ekstrasellüler vezikülleri gibi konularda güncel çalışmalar

yapılmaktadır. Aynı zamanda da, cerrahi sırasında daha az doku

hasarı ile daha başarılı sonuçlara ulaşmak için mini-insizyon micro-TE-

SE, longitudinal tunika albuginea insizyonu gibi yeni teknikler geliştirilmeye

çalışılmaktadır. Sperm toplanması aşamasında daha verimli sonuçlar

için mikroakışkan sistemler gibi yeni teknolojilerin micro-TESE’de

kullanımı umut verici gözükmektedir.

Anahtar Kelimeler: micro-TESE, spektroskopi, mini-insizyon,

mikroakışkan

ABSTRACT

In the microdissection TESE (micro-TESE) method, which is used

as the gold standard method for sperm retrieval in men with nonobstructive

azoospermia, since 1998, when it was first defined, there has

been a significant increase in sperm retrieval rates. In order to predict

the success of micro-TESE preoperatively, up-to-date studies are carried

out, especially on ultrasonography, testicular spectroscopy, seminal

plasma extracellular vesicles. At the same time, new techniques such as

mini-incision micro-TESE and longitudinal tunica albuginea incision

are being developed in order to achieve more successful results with

less tissue damage during surgery. The use of new technologies such as

microfluidic systems in micro-TESE seems promising for more efficient

results at the sperm sorting stage.

Keywords: micro-TESE, spectroskopy, mini-incision, microfluidic

GİRİŞ

Azoospermi, tüm erkeklerin %1’inde görülmekle birlikte

infertil erkeklerde bu oran %10–15’e ulaşmaktadır.

Azoospermi olgularının %60–70’ini non-obstruktif azoospermi

(NOA), %30–40’ını da obstruktif azoospermi

olguları oluşturmaktadır. [1,2] NOA’lı erkeklerde hipospermatogenez,

matürasyon arresti veya Sertoli cell only sendromu

histopatolojileri ile karakterize spermatogenik yetmezlik

bulunmaktadır ve bu erkekler günümüzde, cerrahi

sperm toplama yöntemleri ile birlikte uygulanan yardımcı

üreme teknikleri ile çocuk sahibi olabilmektedir.

İlk kez 1995 yılında, NOA’lı olgularda testiküler sperm

ekstraksiyonu (TESE) ile elde edilen testiküler sperm, in

vitro fertilizasyon-intrasitoplazmik sperm injeksiyonu

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Uzm. Dr. Kasım Emre Ergün

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesiüroloji Anabilim Dalı İzmir, Türkiye

Tel: +90 505 735 00 19

E-mail: kasimemreergun@gmail.com

Geliş/ Received: 20.05.2021

Kabul/ Accepted: 25.05.2021

(IVF-ICSI) için kullanılmıştır. [3] 1998 yılına gelindiğinde

ise Schlegel ve ark. tarafından mikrodiseksiyon TESE (micro-TESE)

tanımlanarak erkek infertilite tedavisinde adeta

bir devrim meydana gelmiştir. [4] Micro-TESE ile tekli ya da

multibiyopsi TESE’nin karşılaştırıldığı sistematik derlemelerde,

micro-TESE ile sperm elde etme oranlarının %15–

20 daha fazla olduğu ortaya konulmuştur. [5,6] Günümüzde

micro-TESE, NOA’lı erkeklerde sperm elde etme için altın

standart yöntem olarak kabul edilmektedir. [7]

Bilindiği gibi ICSI için fertilizasyonu sağlayabilecek tek bir

sperme ihtiyaç vardır ve özünde NOA’da micro-TESE yöntemini

geliştirmek için yapılan tüm çalışmalar bu spermi

elde edebilmek içindir. Bu derlemede, NOA’lı olgularda

uygulanan micro-TESE yönteminde son yıllarda tarif edilen

yeniliklerin incelenmesi amaçlanmıştır.

MİCRO-TESE ÖNCESİ DEĞERLENDİRMEDE

VE CERRAHİ TEKNİKTEKİ GELİŞMELER

Tekrarlanan başarısız micro-TESE uygulamaları, testiküler

atrofi ve serum androjen seviyelerinde azalmanın yanı sıra

çiftlerde psikolojik sorunlara da neden olabilmektedir. Bu

264 ©2021 Androloji Bülteni


nedenle, micro-TESE başarısını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

yıllardır önemle üzerinde çalışılan konulardandır.

Yaş, testis volümü, serum FSH, inhibin ve testosteron

düzeyleri, testiküler histoloji, Y kromozom mikrodelesyonları

gibi micro-TESE başarısını öngörebilecek faktörler yıllar

içerisinde birçok çalışmada değerlendirilmiştir. [8–10] Testis

histopatolojisi ve AZF Y kromozom delesyonu başarıyı belirlemede

en etkin faktörler olarak ön plana çıkmaktadır.

Öte yandan, tüm bu faktörlerin klinik pratikte preoperatif

olarak sperm elde etmeyi öngörmedeki rolleri kısıtlıdır.

Literatürde micro-TESE’de sperm elde etmeyi öngörmede

yardımcı olacak preoperatif faktörlerle ilgili güncel çalışmalar

bulunmaktadır. Nariyoshi ve ark. çalışmalarında, ilk kez

preoperatif gri-skala ultrason (US) ile seminifer tübül boyutlarının

değerlendirilmesinin micro-TESE başarısını öngörmedeki

rolünü incelemişlerdir. Gri-skala görüntüler JPEG

formatında bilgisayara aktarılarak seminifer tübül morfolojileri

değerlendirilmiştir. Transvers planda gri-skala skrotal

US ile testisin üst, orta ve alt bölümlerinde 6 görüntü, %96

kontrast ve %50 parlaklık ile incelenmiş ve sonra parlaklık

yavaş yavaş %30’a indirilerek seminifer tübül çaplarındaki

heterojenite bu şekilde ortaya konmuştur.806 NOA’lı erkeği

içeren bu çalışmada, sperm elde etme oranı, tübül çapı 300

µm olanlarda %86,9, 250 µm olanlarda ise %50,5 olarak

bulunmuş ve testiküler ultrasondaki gri-skala görüntülerin

micro-TESE’de sperm elde etme için prediktör olduğu sonucuna

varılmıştır. [11] Zhang ve ark., kontrastlı skrotal US

ile testis içinde spermatogenez olma olasılığı yüksek olan

alanların tespit edilip edilemeyeceklerini araştırmışlardır.120

NOA’lı olgu içeren bu çalışmada, kontrast madde (2,4 ml

sülfür heksaflorid mikrokabarcık) uygulamasından sonra ilk

kabarcığın testise ulaştığı zaman (AT) <27 s, görüntü yoğunluğunun

maksimuma ulaştığı zaman (TTP) <45 s ve pik yoğunluk

değerleri (PI) >11 dB ise testiste spermatogenezden

daha zengin alanlara ulaşılabildiği rapor edilmiştir. [12]

Ntorkou ve ark. çalışmasında, canlı dokuların biyokimyasal

ve moleküler bileşimi hakkında bilgi sağlayan non-invaziv

bir görüntüleme yöntemi olan proton manyetik rezonans

spektroskopinin (1H-MRS) NOA’lı olgularda micro-TESE

başarısını preoperatif olarak öngörmedeki rolü incelenmiştir.

Testis spektroskopi, manyetik rezonans spektroskop ile

ince kesitlerde aksiyel ve koronal planlarda kolin, myoinozitol,

kreatin, glutamat, lipid ve laktat gibi farklı metabolitlerin

spektrumda incelenmesi ile uygulanan yöntemdir.49

NOA’lı olgu ve 50 kontrol grubunun olduğu bu prospektif

çalışmada, glutamat yüksekliği micro-TESE başarısız hastalarda

daha sık bulunurken, kolin (membran sentezi ve

hücresel proliferasyonda rol alır) ve miyoinozitol (seminifer

tübül ozmo-regülasyonunda etkili) yüksekliğinde micro-TESE

ile sperm elde etme başarısının yüksek olduğu

bulunmuştur. [13] Çelik ve ark., 18 olguyu içeren çalışması

sonucunda, micro-TESE’de sperm elde etme şansı ile yüksek

kolin piki arasında güçlü bir ilişki saptanmış ve artmış

kolin sinyal yoğunluğunun micro-TESE başarısını öngörmede

yüksek duyarlılığa sahip olduğu belirtilmiştir. [14]

Preoperatif olarak micro-TESE başarısını öngörme amacıyla

son dönemde üzerinde çalışılan moleküllerden birisi

de seminal plazma ekstrasellüler veziküllerindeki küçük

RNA’larıdır. Ekstrasellüler veziküller (EV) (eksozomlar ya

da mikroveziküller olarak da bilinirler), normal veya patolojik

durumlarda birçok hücre tipi tarafından ekstrasellüler

çevreye salınan ve intersellüler bağlantıları yönettikleri

düşünülen yapılardır. Çeşitli çalışmalarda EV’deki küçük

RNA’ların, sperm matürasyonu, kapasitasyon, akrozom

reaksiyonu ve fertilizasyonda önemli rolleri olabileceği

ifade edilmiştir. [15] Bu bulgular eşliğinde, seminal plazma

EV’deki küçük RNA’ların üreme sistemini direkt ve spesifik

olarak yansıtabileceği ve de spermatogenik fonksiyonu

göstermede aday belirteçler olabileceği düşünülmüştür.

piRNA ailesi, seminal plazma EV’nin önemli içeriklerinden

birisidir. Chen ve ark. çalışmasında, seminal plazma

EV’deki piRNA’ların testisteki spermatogenik fonksiyonu

yansıtan belirteçler olabileceği hipotezi ile NOA’lı olgularda

testiste sperm varlığını öngörebilecek bir model geliştirilmeye

çalışılmıştır. NOA’lı olgularda kontrol grubuna

göre seminal plazma EV-piRNA ekspresyonun azaldığı

gösterilmiştir. Sonuç olarak, seminal plazma EV-piRNA

analizi NOA’lı olgularda micro-TESE başarısını non-invaziv

olarak öngörebilecek bir yöntem olarak önerilmiştir. [16]

Micro-TESE’de mikroskop altında daha büyük ve opak gözüken

seminifer tübüllerde aktif spermatogenez bulunma

olasılığının fazla olduğu düşünülmektedir. Geçmiş yıllarda

yüksek büyütme altında seminifer tübül kalibrasyon paternlerinin

değerlendirilmesine değinen çeşitli çalışmalar yayımlanmıştır.

Ancak bu paternlerin NOA’lı hastalarda sperm

elde etme başarısını öngörmedeki tanısal doğruluğu kanıtlanamamıştır.

Caroppo ve ark. çalışmasında, micro-TESE

sırasında operatif mikroskoptaki en yüksek büyütme (×24)

ile seminifer tübül paternleri değerlendirilmiş ve dilate tübüller,

hafif dilate tübüller ve dilate olmayan tübüller olarak

üç grup halinde incelenmiştir. Çalışma sonucunda, dilate

tübüllerde başarılı sperm elde etme oranı %90 bulunurken,

dilate olmayan tübüllerde %7 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar

eşliğinde, NOA’da micro-TESE esnasında yüksek

büyütme altında incelenen seminifer tübül kalibrasyon paternlerinin,

micro-TESE başarısını öngörmede intraoperatif

prediktör faktör olduğu ifade edilmiştir. [17]

Bilindiği gibi, NOA’lı olgularda spermatogenez testisin her

bölgesinde uniform bir şekilde değil de adacıklar halinde

Ergün ve Altay • Non-obstruktif azoospermide micro-TESE: Önemli yenilikler

265


yamasal olarak meydana gelebilmektedir. Çeşitli çalışmalarda,

testiste mümkün olan en geniş alanı incelemenin uygun

tübülleri bulmak ve dolayısıyla sperm elde etme olasılığını

arttırmak için faydalı olabileceği belirtilmiştir. Ichioka ve

ark., hangi insizyonlar ile incelenen testis alanının daha fazla

olduğunu ölçmek için matematiksel üç boyutlu simülasyon

analizi geliştirmişlerdir. Bu çalışmada, uygun tübülleri

bulma olasılığı toplam parankimal kesi yüzey alanına bağlı

bulunmuştur. Bu modelleme ile tunika albugineaya yapılan

longitudinal insizyon ve ardından parankime uygulanan

transvers dilimleme insizyonları ile maksimum yüzey

alanının incelenebildiği gösterilmiştir. 102 hastada bu yeni

yöntemi, 56 hastada ise micro-TESE’de tunika albugineaya

klasik olarak yapılan vertikal insizyonu uygulamışlar ve

yeni yöntemde daha yüksek sperm elde etme oranı (%45’e

karşılık %29) bulmuşlardır. Parankimdeki intratestiküler arterlerin

mikroskop yardımıyla net olarak korunabildiği, hematom,

yara yeri enfeksiyonu ve testosteron kaybı açısından

bu teknik ile fark olmadığını ortaya koymuşlardır. [18]

Öte yandan, daha az doku diseksiyonu ve dolayısıyla daha

az inflamasyon ve skar oluşumu hedefi ile micro-TESE’deki

konvansiyonel ekvatoryal insizyona alternatif arayan çalışmalar

da bulunmaktadır. Almajed ve ark. çalışmasında,

mini tunika albuginea insizyonu ile uygulanan modifiye

micro-TESE tekniği kullanılmıştır. Bu teknikte yaklaşık 1

cm’lik transvers ekvatoryal tunika albuginea insizyonu (mini-insizyon)

yapılıp testiküler parankim operatif mikroskop

altında x10–30 büyütmede incelenmekte, spermatozoa ya

da dilate tübül görülmediğinde insizyon her iki tarafa doğru

1–1,5 cm uzatılmaktadır. Bu çalışmada, mini-insizyon

micro-TESE yönteminin uygulandığı 74 NOA’lı olguda

sperm elde etme oranı %25,6 bulunmuş, mini-insizyonun

başarısız olduğu olgularda uygulanan konvansiyonel micro-TESE

ile toplam sperm elde etme oranı %48’e ulaşmıştır.

Bu sonuçlarla, mini-insizyon micro-TESE, daha kısa

operasyon süresi ve daha az doku hasarı ile uygun olgularda

tercih edilebilir yöntem olarak sunulmaktadır. [19] Li ve ark.

çalışmasında ise orşidopeksi öyküsü olan 20 NOA’lı olguya

aşamalı mini-insizyon micro-TESE uygulanmış ve 10 hastada

mini-insizyon ile sperm elde edilmiştir. Cerrahi sonrası

yapışıklıkların olduğu bu grup hastalarda, bu teknik ile

daha kısa sürede, daha az komplikasyon ile başarılı şekilde

sperm elde edildiği bildirilmiştir. [20]

SPERM TOPLANMASINDAKİ GELİŞMELER

Micro-TESE ile alınan dokulardan spermlerin ayrıştırılması

yoğun emek gerektiren, verimliliği düşük ve pahalı

bir süreçtir. Seminifer tübüllerden spermlerin ayrıştırılması

için iğne, makas ya da anjiokateterler ile dokular parçalanmakta

ve ardından kollajenazlar ve diğer doku bozucu

yöntemlerle ekstrasellüler matriks sıvılaştırılarak optik

mikroskopta incelenmektedir. Güncel pratikte kullanılan

bu yöntemlerle sperm ayrıştırılması işlemi esnasında yorgunluk,

kişisel yetersizlikler gibi insana bağlı faktörlerden

etkilenme ve işlem sırasında sperm hasarı oluşumu gibi

önemli sorunlar bulunmaktadır. [21] micro-TESE sonrası

sperm elde etmeyi arttırabilecek çeşitli yeni teknolojiler

üzerinde çalışılmaktadır. Bu yeni teknolojiler içerisinde,

hücreleri ayırmak için küçük sıvı akışları kullanan mikroakışkanlar

(dielektroforez ve sıkışmış akım dâhil), manyetik-aktif

hücre ayrıştırılması (MACS) ve florasan-aktif hücre

ayrıştırılması (FACS) yöntemleri öne çıkmaktadır.

Mikroakışkanlar, ayrıştırma için sıvıların nano ya da mikro

ölçekli manipülasyonudur. Mikroakışkanlar, biyokimyasal

madde kullanımı, yıkama ve santrifüjle ilişkili reaktif oksijen

radikali oluşumu ve uzamış kollajenaz maruziyeti gibi

klasik sperm ayrıştırma yöntemlerinin zararlı etkilerinden

kaçınmayı sağlamaktadır. [22] Samuel ve ark., çalışmalarında,

testis biyopsilerinden spermleri ayrıştırmak için geliştirdikleri

mikroakışkan sistem ile konvansiyonel tekniklere

göre dakikada 8,88 kat fazla sperm bulunduğu gösterilmiştir.

[23] Mikroakışkan teknolojilerin micro-TESE’deki

uygulamaları sperm motilitesi ile sınırlı gözükmekle birlikte

önümüzdeki süreçte, çeşitli yeni mikroakışkan türevi

teknolojilerle non-motil hücrelerin de ayrıştırılması olası

gözükmektedir.

Manyetik-aktif hücre ayrıştırılması (MACS), hücre yüzeyindeki

antijenlere bağlanan antikor kaplı manyetik tanecikleri

kullanan pasif bir ayrıştırma yöntemidir. Hasarlı

spermlerden membran dışına fosfolipid fosfatidilserin (PS)

açığa çıkmaktadır. Annexin V ise PS’ye yüksek afinite gösteren

ve sağlam spermlere bağlanmayan bir moleküldür.

MACS yönteminde, hücreler sütun içerisinden geçerken

PS eksprese edenler mıknatıs özellikli mikrotaneciklerle

konjuge edilmiş Annexin V’e bağlanırlar ve bunlar yüksek

manyetik alana girdiklerinde sütun içerisinde kalırlar.

Sonuçta sağlam hücreler serbestçe sütundan geçip ayrıştırılır.

[24]

Florasan-aktif hücre ayrıştırılması (FACS), hücre ayrıştırması

için hücre yüzey antijenlerini tanımlayacak bir florofor

etiketlemeye gereksinim duyulan aktif bir ayrıştırma

yöntemidir. Öncelikle hücreler florasan antikorlar ya da

DNA etiketleri ile işaretlenir ve sonrasında laserle geçen bir

sıvı akımına yerleştirilir. [25] Mittal ve ark., çalışmalarında,

micro-TESE örneklerinden non-motil spermlerin ayrıştırılmasında

FACS yönteminin başarı ile uygulandığı gösterilmiştir.

[26] Devam eden araştırmalarda, bu ayrıştırma

yöntemine bağlı sperm DNA fragmantasyonu oluşumu ile

ilgili kaygılar bulunmaktadır.

266 Androl Bul 2021;23:264-268


Bu yöntemler karşılaştırıldığında mikroakışkan uygulamalar

daha umut verici gözükmektedir. Mikrokanal tıkanmalarının

önlenmesine yönelik yapılacak gelecekteki

çalışmalar, micro-TESE örneklerinden non-motil sperm

elde edilmesinde mikroakışkan sistemlerin kullanılmasını

hızlandıracaktır.

SONUÇ

Micro-TESE, NOA’lı olguların tedavisinde devrimsel bir

yöntem olmakla birlikte, hali hazırda sperm elde etmeyi

öngörmede yardımcı olacak preoperatif faktörler kısıtlıdır.

Şüphesiz, preoperatif olarak sperm üretilen alanları tanımlayacak

görüntüleme tekniklerinin geliştirilmesi, micro-TESE

yöntemini daha da ilerletecektir.

Yıllar içerisinde micro-TESE tekniklerinde meydana gelen

gelişmeler, NOA’lı olgularda sperm elde etme oranlarını

önemli ölçüde arttırmıştır. Bu ilerlemeye rağmen, laboratuar

aşamasında testis örneklerinden canlı sperm saptanması

zaman alıcı ve oldukça emek isteyen bir süreçtir.

Sperm ayrıştırma ile ilgili yeni teknolojilerin kullanımı bu

konudaki verimliliği arttıracak ve ayrıca nadir spermlerin

tanımlanmasını, belki de optimal sperm seçimi ile gebelik

ve canlı doğum oranlarının artmasını sağlayabilecektir.

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

KAYNAKLAR

1. Schlegel PN. Causes of azoospermia and their management.

Reprod Fertil Dev 2004;16:561–72. [CrossRef]

2. Kumar R. Medical management of non-obstructive azoospermia.

Clinics (Sao Paulo) 2013;68:75–9. [CrossRef] https://doi.

org/10.6061/clinics/2013(Sup01)08

3. Devroey P, Liu J, Nagy Z, Goossens A, Tournaye H, Camus M, et al.

Pregnancies after testicular sperm extraction and intracytoplasmic

sperm injection in non-obstructive azoospermia. Hum Reprod

1995;10:1457–60. [CrossRef]

4. Schlegel PN, Li PS. Microdissection TESE: Sperm retrieval in

non-obstructive azoospermia. Hum Reprod Update 1998;4:439.

[CrossRef]

5. Deruyver Y, Vanderschueren D, van der Aa F. Outcome of

microdissection TESE compared with conventional TESE in

non-obstructive azoospermia: a systematic review. Andrology

2014;2:20–4. [CrossRef]

6. Bernie AM, Mata DA, Ramasamy R, Schlegel PN. Comparison of

microdissection testicular sperm extraction, conventional testicular

sperm extraction, and testicular sperm aspiration for nonobstructive

azoospermia: a systematic review and meta-analysis. Fertil Steril

2015;104:1099–103.e1–3. [CrossRef]

7. Schlegel PN, Sigman M, Collura B, De Jonge CJ, Eisenberg

ML, Lamb DJ, et al. Diagnosis and treatment of infertility in

men: AUA/ASRM guideline part II. Fertil Steril 2021;115:62–9.

[CrossRef]

8. Hopps CV, Mielnik A, Goldstein M, Palermo GD, Rosenwaks

Z, Schlegel PN. Detection of sperm in men with y chromosome

microdeletions of the AZFa, AZFb and AZFc regions. Hum

Reprod 2003;18:1660–5. [CrossRef]

9. Abdel Raheem A, Garaffa G, Rushwan N, De Luca F, Zacharakis E,

AbdelRaheem T, et al. Testicular histopathology as a predictor of a

positive sperm retrieval in men with non-obstructive azoospermia.

BJU Int 2013;111:492–9. [CrossRef]

10. Khelaia A, Saker Z, Tsintsadze O, Managadze L. Nonobstructıve

azoospermia, follicle-stimulating hormone as a marker of successful

sperm retrieval. Georgian Med News 2015;249:34–7. https://

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26719547/

11. Nariyoshi S, Nakano K, Sukegawa G, Sho T, Tsuji Y.

Ultrasonographically determined size of seminiferous tubules

predicts sperm retrieval by microdissection testicular sperm

extraction in men with nonobstructive azoospermia. Fertil Steril

2020;113:97–104.e2. [CrossRef]

12. Zhang S, Du J, Tian R, Xie S, Li F, Li Z. Assessment of the use of

contrast enhanced ultrasound in guiding microdissection testicular

sperm extraction in nonobstructive azoospermia. BMC Urol

2018;18:48. [CrossRef]

13. Ntorkou A, Tsili AC, Astrakas L, Goussia A, Panopoulou E,

Sofikitis N, Argyropoulou MI. In vivo biochemical investigation

of spermatogenic status:1H-MR spectroscopy of testes with

nonobstructive azoospermia. Eur Radiol 2020;30:4284–94.

[CrossRef]

14. Çelik Ö, Hatırnaz Ş, Erşahin A, Başbuğ A, Yıldırım GY, Özener V,

et al. Testis spectroscopy may predict sperm retrieval rate in men

with non-obstructive azoospermia undergoing micro-TESE. A

pilot study. J Turk Ger Gynecol Assoc 2020;21:70–8. [CrossRef]

15. Siciliano L, Marciano V, Carpino A. Prostasome-like vesicles

stimulate acrosome reaction of pig spermatozoa. Reprod Biol

Endocrinol 2008;6:5. [CrossRef]

16. Chen H, Xie Y, Li Y, Zhang C, Lv L, Yao J, et al. Outcome

prediction of microdissection testicular sperm extraction

based on extracellular vesicles piRNAs. J Assist Reprod Genet

2021;38:1429–39. [CrossRef]

17. Caroppo E, Colpi EM, Gazzano G, Vaccalluzzo L, Piatti E,

D’Amato G, Colpi GM. The seminiferous tubule caliber pattern as

evaluated at high magnification during microdissection testicular

sperm extraction predicts sperm retrieval in patients with nonobstructive

azoospermia. Andrology 2019;7:8–14. [CrossRef]

18. Ichioka K, Matsui Y, Terada N, Negoro H, Goto T, Ogawa O.

Three-dimensional simulation analysis of microdissection testicular

sperm extraction for patients with non-obstructive azoospermia.

Andrology 2020;8:1214–21. [CrossRef]

19. Almajed W, Alharbi M, Zini A. Use of mini-incision microdissection

testicular sperm extraction in men with cryptozoospermia and nonobstructive

azoospermia. Andrology 2020;8:1136–42. [CrossRef]

20. Li P, Yao CC, Zhi EL, Xu Y, Wan Z, Jiang YC, et al. Modified

stepwise mini-incision microdissection testicular sperm extraction:

a useful technique for patients with a history of orchidopexy

affected by non-obstructive azoospermia. J Zhejiang Univ Sci B

2020;21:87–92. [CrossRef]

Ergün ve Altay • Non-obstruktif azoospermide micro-TESE: Önemli yenilikler

267


21. Mangum CL, Patel DP, Jafek AR, Samuel R, Jenkins TG, Aston

KI, et al. Towards a better testicular sperm extraction: novel

sperm sorting technologies for non-motile sperm extracted by

microdissection TESE. Transl Androl Urol 2020;9:206–14.

[CrossRef]

22. Rappa KL, Rodriguez HF, Hakkarainen GC, Anchan RM, Mutter

GL, Asghar W. Sperm processing for advanced reproductive

technologies: Where are we today? Biotechnol Adv 2016;34:578–

87. [CrossRef]

23. Samuel R, Son J, Jenkins TG, Jafek A, Feng H, Gale BK, et

al. Microfluidic System for Rapid Isolation of Sperm From

Microdissection TESE Specimens. Urology 2020;140:70–6.

[CrossRef]

24. Said TM, Agarwal A, Grunewald S, Rasch M, Glander HJ,

Paasch U. Evaluation of sperm recovery following annexin V

magneticactivated cell sorting separation. Reprod Biomed Online

2006;13:336–9. [CrossRef]

25. Komoda T, Matsunaga T. Chapter 6 - Biotechnological Study.

In: Komoda T, Matsunaga T, editors. Biochemistry for Medical

Professionals. Boston: Academic Press; 2015. p.75–92.

26. Mittal S, Mielnik A, Bolyakov A, Schlegel P, Paduch D. Pd68–01

Pilot Study Results Using Fluorescence Activated Cell Sorting

of Spermatozoa from Testis Tissue: A Novel Method for Sperm

Isolation after TESE. J Urol 2017;197:e139. https://www.

auajournals.org/doi/pdf/10.1016/j.juro.2017.02.3129

268 Androl Bul 2021;23:264-268


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2021;23:269−277

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.76768

Erkek Üreme Sağlığı

Varikosel ile ilişkili infertilite patofizyolojisinde

mikroRNA’ların rolü

Role of microRNAs in the pathophysiology of varicocele-related infertility

Neslihan Hekim , Sercan Ergün , Sezgin Güneş

ÖZ

Varikosel, erkek infertilitesinin en yaygın tedavi edilebilir nedeni olarak

kabul edilir ve varikoselin fertilite üzerindeki etkisini açıklamak için olası

patofizyolojik mekanizmalar önerilmiştir. Ancak, varikoselle ilişkili infertilitenin

moleküler düzeyde etiyolojisi hala belirsizliğini korumaktadır.

MikroRNA’lar (miRNA’lar), hedef mRNA’larındaki tamamlayıcı baz dizileriyle

eşleşerek genlerin ekspresyonlarını düzenleyen küçük kodlamayan

RNA molekülleridir. Hücredeki fizyolojik işlevleri dışında, miRNA’ların

ekspresyonlarındaki düzensizliğin birçok hastalığın gelişiminde rol oynadığı

bildirilmiştir. Bu derlemede, varikoselle ilişkili infertilitede seminal,

testiküler ve spermatozoal miRNA’ların olası rolleri incelenmiştir. Dokuya

özgü miRNA’ların anormal ekspresyonunun, belirli erkek üreme sistemi

bozukluklarıyla ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle, bu tür miR-

NA’ların varikosel patofizyolojisindeki rolüne odaklanmak, varikoselle

ilişkili erkek infertilitesinin moleküler mekanizmalarını aydınlatabilir ve

etkili biyobelirteçler ve terapötik ajanlar bulma potansiyeli yaratabilir.

Anahtar Kelimeler: Biyobelirteç, erkek infertilitesi, mikroRNA,

varikosel

ABSTRACT

Varicocele is considered the most common treatable cause of male

infertility, and possible pathophysiological mechanisms have been

proposed to explain the effect of varicocele on fertility. However,

the molecular etiology of infertility associated with varicocele is still

unclear. MicroRNAs (miRNAs) are small non-coding RNA molecules

that regulate the expression of genes by binding complementary

base sequences in target mRNAs. Apart from its function in many

physiological cell processes, it has been reported that the irregularity of

miRNAs expression plays a role in the development of many diseases.

In this review, the possible roles of seminal, testicular, and spermatozoal

miRNAs in varicocele-related infertility were discussed. Abnormal

expression of tissue-specific miRNAs is associated with certain male

reproductive system disorders. Thus, focusing on the role of such

miRNAs in varicocele pathophysiology could illuminate the molecular

mechanisms of varicocele-associated male infertility and create the

potential to find effective biomarkers and therapeutic agents.

Keywords: Biomarker, male infertility, microRNA, varicocele

GENEL BİLGİ

Erkek infertilitesinin en yaygın nedenlerinden biri olan

varikosel, internal spermatik damarlarda artan basınç ve

anormal genişleme ile birlikte pampiniform pleksusun büyümesi

olarak bilinmektedir. [1] Varikosel prevalansı genel

erkek popülasyonunda yaklaşık %15 ve primer ve sekonder

infertil erkeklerde ise sırasıyla %25–40 ve %45–81’dir.

[2]

Varikosel hastalarının yaklaşık %78–93’ünde tek taraflı

sol varikosel, %1–7’sinde izole sağ varikosel görülürken,

bilateral varikosel insidansı %2–20’dir. [2] Primer varikoselde

genişleme ve reflünün ortaya çıkışı için öne sürülen

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı, Samsun, Türkiye

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Dr. Neslihan Hekim

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı, Kurupelit

Kampüsü, Atakum 55420 Samsun, Türkiye

Tel: +90 362 312 19 19

E-mail: gntkurt@gmail.com

Geliş/ Received: 24.05.2021

Kabul/ Accepted: 08.07.2021

bazı teoriler bulunmaktadır. [3,4] Bunlardan ilki sol testiküler

venin dikey bir şekilde sol renal vene akmasıdır. Bu

durum, sol spermatik venin daha uzun bir drenaj yoluna

sahip olduğunu göstermektedir ve sonuçta pampiniform

pleksusa iletilen hidrostatik basıncın artmasına neden olur.

[3]

İkinci olarak, venöz kapakçıkların yetersizliği ve internal

spermatik ven drenajındaki varyasyonun, varikosel gelişimine

katkıda bulunan bir faktör olduğu varsayılmaktadır.

[4]

Son olarak, sol renal venin süperior mezenterik arter ile

abdominal aort arasında sıkışmasının (nutcracker etkisi)

sol testis veninden kan akışını kısmen engelleyebileceği ve

pampiniform pleksus içindeki hidrostatik basıncı yükseltebileceği

öne sürülmüştür. [3] İlaveten tümör basısı, vasküler

tümör embolisi veya ektopik damar basıncının artması sekonder

varikosele neden olabilir. [5]

Varikoselin hangi mekanizma ile infertiliteye yol açtığı

kesin olarak bilinmemektedir. Ancak varikoselin patofizyolojisi

konusunda çeşitli mekanizmalar önerilmiştir.

Skrotal hipertermi, hormonal bozukluklar, oksidatif stres

©2021 Androloji Bülteni 269


(OS), testis hipoperfüzyonu ve hipoksinin yanı sıra toksik

metabolitlerin geri akışı varikosel aracılı infertilite ile

ilişkilidir. [6] Türk Androloji Derneği Varikosel Klavuzuna

göre, varikoselli infertil bir erkeğin temel değerlendirilmesi

anamnez, fizik muayene ve Dünya Sağlık Örgütü 2010 kılavuzlarına

[7] göre değerlendirilen en az iki semen analizi ile

yapılmaktadır. [8] Ek olarak, reaktif oksijen türleri (ROS) ile

semendeki antioksidanların ölçümü ve sperm DNA fragmantasyonunun

değerlendirilmesi de infertilitede spermatozoanın

fonksiyonunu belirlemede kullanılabilmektedir.

[2]

Bununla birlikte tüm bu testler, varikosel hastalarında

sperm üretimi, yapısı ve fonksiyonundaki bozulmayla ilişkili

hücre içi moleküler değişiklikler hakkında yetersiz kalabilmektedir.

[9] Genetik ve epigenetik faktörler, varikoseli

olan erkeklerde gözlenen fenotip çeşitliliğinde, hastalığın

gelişimi ve şiddetinde muhtemelen önemli roller oynamaktadır.

[10–12]

MikroRNA’lar (miRNA’lar), 18–22 nükleotid uzunluğunda,

endojen olarak sentezlenen ve kodlamayan

RNA’lardır. miRNA’lar, mRNA’nın 3’ucunu ve/veya

kodlama bölgesini hedefleyerek, gen ekspresyonunu hedef

mRNA’nın protein sentezindeki etkinliğini ya da stabilitesini

değiştirerek susturur ve tüm memeli genlerinin

yaklaşık üçte birinin düzenlenmesinde rol oynar. [13,14]

miRNA biyogenezi, miRNA genlerinden RNA polimeraz

II ile pri-miRNA’lar olarak adlandırılan büyük öncü

RNA moleküllerin transkripsiyonu ile başlar (Şekil 1).

Pri-miRNA’lar daha sonra çekirdekte bir tip III RNaz

olan Drosha tarafından pre-miRNA’lar haline getirilir.

Daha sonra sitoplazmaya aktarılan pre-miRNA’lar burada

Dicer adı verilen başka bir tip III RNaz tarafından çift

sarmallı miRNA moleküllerine dönüştürülür. [15] Oluşan

iki zincirden sadece biri, RNA ile indüklenen susturma

kompleksi (RISC) olarak adlandırılan bir multiprotein

kompleksine dahil edilir. RISC, tamamlayıcı baz eşleştirmesi

yoluyla hedef mRNA’ya bağlanmak için kılavuz zincirini

kullanır. miRNA-mRNA arasında tam baz eşleşmesi

meydana gelirse, mRNA bölünür ve ardından bozulur.

miRNA-mRNA arasında çoğunlukla 3’çevrilmemiş bölgelerde

tam olmayan eşleşme meydana gelirse, bu durum

translasyonel baskılamaya yol açar. [13,15]

miRNA’ların, hücre döngüsü ve hücre farklılaşması, metabolizma,

hücre proliferasyonu, apoptoz, erkek ve kadın

gametogenez ve embriyo gelişimi gibi birçok biyolojik süreçte

önemli bir rol oynadıkları gösterilmiştir. [16,17] Erkek

üreme sisteminde miRNA ekspresyonlarındaki değişiklikler,

testis boyutunun azalmasına, seminifer tübüllerin dejenerasyonuna,

germ hücresi apoptozunda artışa ve sperm

morfolojisi ve motilitesinde bozukluklara ve olgun spermatozoa

sayısında azalmaya yol açabilmektedir. [14] Eş zamanlı

(RT)-PCR, mikroarray ve biyoinformatik analizler testis,

seminal plazma ve spermatozoada farklı miRNA’ların

Şekil 1. miRNA biyonezi (Güneş ve ark.(2016)’dan uyarlanmıştır).

270 Androl Bul 2021;23:269-277


eksprese olduklarını ortaya çıkarmıştır. [17,18] Abu-Halima

ve ark. (2020), hedef genleri üreme hücrelerinin çoğalması,

gelişimi ve farklılaşması ile ilgili çok çeşitli biyolojik süreçlerde

yer alan ve spermatozoa, seminal plazma ve testis dokusunda

sırasıyla 123, 156 ve 133 adet miRNA’nın sürekli

eksprese edildiğini, 64 adet miRNA’nın ise bu üç dokuda

da eksprese edildiğini tespit etmişlerdir. [18]

Bir molekülün biyobelirteç olabilmesi için özgün, duyarlı,

tercihen invaziv olmayan ve kolayca erişilebilir olması

gerekmektedir. Klinik alanda patolojik durumların tespiti

veya prognozları için kullanılan biyobelirteçler çoğunlukla

serum veya plazmada kolayca bulunan proteinlerdir.

Ancak, proteinlerin duyarlılığının ve özgüllüğünün az olması

ve ayrıca yüksek afiniteli saptama ajanlarının geliştirilmesindeki

maliyet nedeniyle, proteinlerin tanısal değerleri

azalabilir. [19] Öte yandan, özellikle vücut sıvılarındaki miR-

NA’lar çok düşük konsantrasyonlarda bile kolayca saptanır

ve proteinlerden çok daha erken ortaya çıkar. Böylece hastalığın

erken saptanmasına olanak tanır ve ekspresyonları

genellikle doku/biyolojik evreye özgüdür. [20] Ayrıca, translasyon

sonrası farklı modifikasyonlara sahip olabilen ve bu

sebeple tespitleri daha da zor olan protein biyobelirteçlerinden

farklı olarak, miRNA’lar genellikle homojen bir

molekül popülasyonudur. Bununla birlikte dolaşımdaki

miRNA’ların endojen RNAz aktivitesinden korunuyor olması,

biyobelirteç olarak kullanılma potansiyelini arttırır.

[20]

Tüm bu özellikler, miRNA’ların proteinlerden daha iyi

biyobelirteçler olabileceğini düşündürmektedir. Bununla

birlikte hastalıklarda potansiyel miRNA adaylarının ve

hedeflerinin belirlenmesi zordur. Şu anda miRNA hedeflerini

tespit etmenin en yaygın yolu, daha sonra deneysel

olarak doğrulanan hesaplama algoritmalarını kullanmaktır.

Bununla birlikte, bu yol, biyoinformatik veritabanlarındaki

miRNA hedeflerinin giderek artan sayısı nedeniyle karmaşık

hale gelebilmektedir. [20] Bu derleme kapsamında varikoselde,

seminal, testiküler ve spermatozoal miRNA’ların

araştırıldığı çalışmaların bulgularına ve bu miRNA’ların

varikoselle ilişkili infertilite patofizyolojisindeki olası rollerine

değinilecektir. Varikoselde çalışılmış miRNA’lar Tablo

1’de özetlenmiştir.

SEMİNAL VE TESTİKÜLER MikroRNA’lar

Spermatogenez sırasında protein kodlayan mRNA’ların

yanı sıra çok sayıda kısa kodlamayan RNA’ların da ekspresyonu

yapılmaktadır. [21] miRNA profilleme çalışmalarında

testis, epididimis, seminal plazma ve spermatozoaya

özgü olduğu tespit edilen miRNA’lar tanımlanmıştır. [17,18]

Seminal miRNA’lar, testisin canlı hücrelerinden salındıkları,

ekspresyonlarının stabil oluşu ve degredasyona

Tablo 1. Varikoselde miRNA’ları araştıran çalışmaların özeti

Ekspresyonu

değişen miRNA’lar

Çalışma

grubu

Çalışılan

doku

miR-210-3p Sıçan ve insan Epididimal sperm,

testis dokusu, seminal

plazma ve seminal ekzozom

miR-6316 Sıçan Epididimal sperm ve

testis dokusu

miR-190a-5p Sıçan Epididimal sperm ve

testis dokusu

miR-135b-5p Sıçan Epididimal sperm ve

testis dokusu

Çalışma

yöntemi

Transkriptom dizileme,

kantitatif PCR ve

Western blot

Transkriptom dizileme ve

kantitatif PCR

Transkriptom dizileme ve

kantitatif PCR

Transkriptom dizileme ve

kantitatif PCR

İlişkili olduğu

hücresel olaylar Kaynak

Hipoksik stres altında koruyucu [53-55]

Bağışıklık sisteminin

[54]

düzenlenmesi, doğal bağışıklık

sistemi ve apoptotik sinyal yolu

Hipoksi ve bağışıklık sistemi [54]

Apoptoz [54]

miR-21 İnsan Spermatozoa Kantitatif PCR Spermatogonial kök hücre

homeostazı

miR-34a ve

miR-34c

miR-122a

(miR-122)

İnsan

İnsan

Spermatozoa ve

seminal plazma

Spermatozoa ve

seminal plazma

Kantitatif PCR ve

Western blot

Kantitatif PCR ve

Western blot

Hücre döngüsü ilerlemesi,

apoptoz, sperm hareketliliği ve

spermatogenez

Spermatogenezde kromatinin

yeniden düzenlenmesi ve

apoptoz

miR-192a İnsan Seminal plazma ve

Kantitatif PCR Apoptoz [21]

testis dokusu

miR-181a İnsan Seminal plazma Kantitatif PCR ve

Apoptoz [41]

Western blot

miR-15a İnsan Spermatozoa Kantitatif PCR ve

Western blot

Stres cevabı düzenlenmesi [62]

[69]

[41,69]

[41,69]

Hekim ve ark. • Varikosel ile ilişkili infertilite patofizyolojisinde mikroRNA’ların rolü

271


oldukça dirençli oldukları için varikoselli erkeklerde

spermatogenezi takip etmede potansiyel bir biyobelirteç

olabilirler. [22,23] Varikoselli non-obstrüktif azoospermi

(NOA) hastalarıyla yapılan bir çalışmada, cerrahi tedavi

sonrasında ejakulatta spermatozoa bulunmayan hastaların

seminal plazma ve testis dokularındaki miR-192a

düzeyleri araştırılmıştır. [24] Bu hastalardaki miR-192a

ekspresyon seviyelerinin, tedavi sonrasında ejakulatta

spermatozoa bulunan hastalara ve fertil kontrollere göre

daha yüksek olduğu bulunmuştur. [24] İlginç şekilde tedavi

sonrasında ejakulatta spermatozoa bulunan hastaların

miR-192a ekspresyon düzeyleri açısından fertil kontrollerle

farkı bulunmamıştır. [24] İnfertil erkeklerle yapılan

çalışmalar miR-192’nin ekspresyon seviyesinin, anormal

semen analizi görülen erkeklerin sperm örneklerinde değiştiğini

bildirmiştir. [17,25,26] miR mimikleri ve inhibitörleri

ile apoptoz ve proliferasyon deneyleri, miR‐192a’nın

kaspaz‐3 (apoptozla ilişkili sistein peptidaz) proteininin

aktivasyonu yoluyla GC2 hücre apoptozunu indüklediğini

göstermiştir. [24] Kaspaz‐3, hücre apoptozunda merkezi

bir rol oynayan sistein‐aspartik asit proteaz ailesinin bir

üyesidir ve kaspaz 6, 7 ve 9’u aktive eder. [27] Varikoselli

infertil bir erkeğin tedavisinde açık cerrahi altın standart

olarak kabul edilmektedir. [8] Varikosel tedavisinden

sonra OS biyobelirteçlerinin seviyelerinde, sperm DNA

fragmantasyonunda ve semen parametrelerinde iyileşme

gözlenmektedir. [28–30] Açık cerrahi genel olarak kolay ve

düşük riskli bir cerrahi olarak kabul edilmektedir ancak

varikoselin nüksü, arter yaralanması ve postoperatif hidrosel

oluşumu gözlenebilecek yan etkilerin arasındadır.

[31–33]

İnvaziv bir işlem olan varikoselektominin NOA’lı

varikoselli erkekler için yararlı olup olmadığı araştırılmaya

devam etmektedir. Bu hastaların bir kısmının

postoperatif ejakulatlarında hiç spermatozoa gözlenmemektedir.

[34] Yukarıdaki çalışmanın sonuçlarından yola

çıkıldığında, seminal miR‐192a seviyesi, NOA ve varikoseli

olan erkeklerde varikoselektomi sonrasında ejakule

spermatozoa gözlenmesi için potansiyel bir belirteç gibi

görünmektedir.

Skrotal hipertermi, metabolitlerin reflüsü, Leydig hücre

disfonksiyonu, hipoksi ile testiküler arter perfüzyonunun

ve kan-testis bariyerinin bozulması dahil olmak üzere

varikoselde erkek fertilitesinin nasıl bozulduğunu açıklamaya

çalışan çalışmalara ek olarak, varikosel ile ilişkili

vakaların OS artışı ve apoptotik belirteçlere sahip olduğu

gösterilmiştir. [35,36] Testis dokusu varikoselle ilişkili olarak

meydana gelen hücre stresine (ısı, adrenal ve renal metabolitlerin

geri kaçışı, venöz duvarlar üzerindeki basınç

artışı gibi) yüksek miktarda ROS üreterek cevap verir.

[29,37]

Testiste ROS seviyesi arttığında antioksidanlar başta

olmak üzere çeşitli mekanizmalar yoluyla yanıt oluşturulur.

Bu mekanizmalar varikoseli olan erkeklerin bazılarında

fertilitenin sürdürülmesinde etkili olabilmektedir

ancak bu mekanizmaların başarısızlığı varikoseli olan erkeklerde

gözlenen testis hasarı ve infertilitenin temelini

oluşturabilir. [38] Varikoselli infertil 118 erkeğin ve 76 sağlıklı

gönüllünün semen örneklerinde benzer ROS’ların

seviyelerini araştıran dört çalışmayı değerlendiren bir

meta-analiz yapılmıştır. [39] Meta-analiz sonucunda varikoselli

erkeklerde sağlıklı kontrollere kıyasla ROS konsantrasyonlarının

daha yüksek ve toplam antioksidan kapasitesi

seviyelerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. [39]

Aynı zamanda varikoseli olan infertil erkeklerin seminal

plazmalarında, varikoseli olmayan infertil erkeklere göre

ROS seviyelerinin daha yüksek olduğu gözlenmiştir. [40,41]

Bu çalışmalar, varikoselli infertil erkeklerde yüksek ROS

düzeylerinin nötralizasyon sürecinin etkisiz olduğunu

düşündürmektedir. Çalışmalar, miRNA’ların varikosel

ile ilişkili sperm disfonksiyonuna neden olan ısı ve OS

yanıtlarının düzenlenmesinde rol oynadığını göstermiştir.

[42,43] Seminal miR-122, miR-181a ve miR-34c5’in

ekspresyon seviyelerinin varikosel derecesi ve bilateralliği

ile korelasyonlu olarak, varikoselli infertil oligoastenoteratozoospermik

(OAT) erkeklerde azaldığı belirtilmiştir.

[44]

Bu çalışmada ayrıca seminal miR-122, miR-181a ve

miR-34c5 ekspresyonu semen parametreleri, seminal glutatyon

peroksidaz, malondialdehit, BCL2 ve BAX seviyeleriyle

korelasyon göstermiştir. Daha önceki çalışmalarda,

miR-34c-5p, miR-122, miR-181a ekspresyon seviyelerinin

normozoospermik erkeklerle karşılaştırıldığında astenozoospermik

erkeklerin seminal plazmasında azaldığı

belirtilmiştir. [45] miR-34c pakiten spermatosit ve yuvarlak

spermatidlerde yüksek seviyelerde eksprese olur ve iyi bilinen

antiapoptotik rolünün yanı sıra antiproliferatif bir

işleve de sahip olan BCL2’yi hedefleyerek ekspresyonunu

düzenler. [46] Mikroarray çalışmaları miR-122’nin ekspresyonun,

normozoospermik fertil erkeklerin semenlerine

kıyasla anormal semen analizine sahip infertil erkeklerde

arttığını bildirmiştir. [47] miR-181a ekspresyon düzeyi de

fertil erkeklerin seminal plazmalarına kıyasla, azospermik

erkeklerde düşük ve astenozoospermik erkeklerde ise

daha yüksek olarak belirtilmiştir. [23] Testiste germ hücreleri,

normal spermatogenez sırasında dejenerasyona uğrar

ve böylece olgunlaşmaları ve farklılaşmaları sırasında potansiyel

olgun sperm hücrelerinin %25–75’inin apoptozuyla

sonuçlanır. [48,49] Varikosel ile ilişkili olarak sperm

hücrelerinin ölümü, apoptozla ilişkili proteinlerin hücre

içi varlığı veya yokluğu ile düzenlenebilen bir apoptoz

süreciyle gerçekleşir. [48] Bu nedenle, germ hücreleri için

meydana gelen apoptoz sürecindeki miRNA aracılı değişiklikler

varikosele bağlı infertilitede önemli olabilir.

272 Androl Bul 2021;23:269-277


Çalışmalar, testisteki hipoksik ortamın varikoselin neden

olduğu infertilitenin en önemli nedenlerinden biri olduğunu

göstermiştir. [50] Hipoksik dokularda eksprese edilen

miR-210, birçok tümör ve tümöral olmayan hastalık için

erken bir biyobelirteç olarak görülmektedir. [51,52] Son yıllarda,

gittikçe daha fazla çalışma miR-210–3p’nin çeşitli

erkek üreme sistemi ile ilgili hastalıklarla ilişkili olduğunu

göstermiştir. [53,54] In vitro deneyler, miR-210’un erkek

infertilitesinde, hücre çoğalması, hücre büyümesi, farklılaşması

ve hayatta kalma süreçlerinde yer alan ve testisin

normal fonksiyonunda önemli rol oynayan insülin benzeri

büyüme faktörü 2 (IGF2)’yi hedefleyerek spermatogenez

üzerinde etkili olabileceğini ortaya koymaktadır. [55]

Deneysel olarak sol varikosel oluşturulmuş sıçan modellerinde

yapılan transkriptom dizileme ve kantitatif PCR

çalışmaları, seminifer tübüller ve epididimisde miR-210–

3p’nin ekspresyonunun arttığını bildirmiştir. [56,57] Ayrıca

bu hayvanların Sertoli hücrelerinde in vitro hipoksi uygulamasına

yanıt olarak miR-210–3p eskpresyonunda değişiklik

olduğu gösterilmiştir. [56] Varikoselde miR-210–3p’nin

işlevi tam olarak bilinmemektedir ancak miR-210–3p’nin

insan seminal plazmasında bulunduğu ve ekspresyonunun

spermatogenez ile ilişkili olabileceği bildirilmiştir. [55]

Varikoselde anormal semen parametreleri için potansiyel

bir biyobelirteç olarak seminal miR-210–3p’in ekspresyon

değişikliklerini araştıran bir çalışma, varikosel hastalarında

seminal miR-210–3p düzeyinin normozoospermik kontrol

grubuna göre 2,18 kat fazla olduğunu göstermiştir.

[58]

İlaveten farklı çalışmalarda, varikosel derecesi ile miR-

210–3p ekspresyonunun korelasyonlu olduğu ve preoperatif

değerler ile karşılaştırıldığında, seminal miR‐210‐3p

ekspresyonunun ameliyattan 3 ay sonra anlamlı olarak

azaldığı bildirilmiştir. [56,58] Bu sene içinde yayınlanan bir

çalışmada derece II ve III varikoseli olan hastalarda seminal

ekzozomal miR-210–3p’nin ekspresyonunun subklinik ve

derece I varikoselli erkeklere kıyasla anlamlı olarak arttığı

bildirilmiştir. [56] Araştırıcılar seminal ekzozomal miR-210–

3p’nin ekspresyonu ile sperm sayısının negatif korelasyon

gösterdiğini ve miR-210–3p düzeyinin derece II ve III varikoselde

artarken seminal inhibin-B seviyesinin ise yalnızca

derece III varikoselde azaldığını belirtmişlerdir. Varikoselde

Sertoli hücrelerinden salgılanan ve Sertoli hücrelerinin işlevini

yansıtan inhibin-B gibi biyobelirteçlerin seviyelerinde

değişiklikler olmaktadır. [59,60] miR-210–3p’nin eskpresyonunun

varikoselde daha erken evrelerde artış göstermesi,

varikoselin neden olduğu Sertoli hücre hasarını izlemek ve

incelemek için yeni ve invaziv olmayan bir stratejiyi temsil

edebileceğini göstermektedir.

Transkriptom dizileme çalışmaları deneysel varikosel

oluşturulmuş ratların epididimis ve testislerinde

rno-miR-210–3p ile birlikte ekspresyonu artan rnomiR-6316,

rno-miR-190a-5p ve rno-miR-135b-5p’yi de

işaret etmektedir. [57] rno-miR-210–3p, rno-miR-6316,

rno-miR-190a-5p ve rno-miR-135b-5p hipoksi, bağışıklık

sistemi sürecinin düzenlenmesi, doğal bağışıklık sistemi ve

apoptotik sinyal yolunda rol oynamaktadır. [57,61–63] miR-

135b-5p, kanser gelişimi ile ilişkili olduğu ileri sürülen

bir miRNA’dır ve miR-135b-5p’nin ekspresyon artışının

kanser hücrelerinin apoptozunu baskılayabileceği ve çoğalmasını,

göçünü, istilasını ve mitozunu önemli ölçüde artırabileceği

gösterilmiştir. [61] miR-190a-5p’nin ekspresyonu

hipoksik koşullarda artar ve enfeksiyona karşı bağışıklık cevabını

düzenlemede anahtar rol oynayan NF-κB yolağında

görev alır. [62,63]

SPERMATOZOAL MikroRNA’lar

Spermatogenez, farklılaşmamış spermatogonial kök

hücrelerin, spermatozoa adı verilen olgun ve hareketli

sperm hücrelerine dönüştüğü çok aşamalı bir süreçtir.

Spermatogonial kök hücrelerin iki tür spermatogonia ile

sonuçlanan mitotik bölünmesini takiben; tip B hücreler

primer spermatositlere farklılaşır. Primer spermatositler,

mayoz I ile iki sekonder spermatosite bölünür ve bu hücreler,

mayoz II yoluyla dört haploid spermatid oluşturur.

Spermiyogenez adı verilen son aşamada, spermatidler

akrozom oluşumu, nükleer yoğunlaşma, flagellum gelişimi

ve sitoplazmanın yeniden düzenlenmesi gibi çok sayıda

morfolojik değişikliğe uğrar ve sonuçta spermatozoa

meydana gelir. [64] Spermatogenez ilerledikçe her hücre tipine

özgü transkriptom profilleri meydana gelir. Mitotik

spermatogonyada spesifik bir gen grubu indüklenirken,

spermatositlerde mayozda görev alan genler indüklenir.

Ayrıca haploid farklılaşma için gerekli birçok gen, yuvarlak

spermatidlerde veya uzamış spermatidlerde eksprese edilir.

[65]

Spermiyogenezin geç aşamalarındaki histon protamin

geçişi, kromatinin sıkı bir şekilde paketlenmesine yol açtığından,

bu hücrelerde transkripsiyon susturulur. [13] Bu nedenle

birçok protein için mRNA’lar daha erken aşamalarda

sentezlenir ve sonraki aşamalarda ihtiyaç duyulana kadar

geçici olarak depolanır. Tıpkı mRNA’lar gibi, miRNA’ların

ekspresyonları da spermatogenez sırasında düzenlenir.

miRNA’lar spermatogenez, erken embriyogenez ve hücresel

farklılaşma gibi çeşitli gelişimsel ve fizyolojik süreçleri

düzenler, aktiviteleri aşamaya bağlı olarak diğer proteinler

veya kompleksler tarafından düzenlenir. [13] Önceki araştırmalar,

insan spermatozoasında, spermatogenezin tamamlanmasından

sonra çeşitli RNA’ların (miRNA’lar dahil) korunduğunu

göstermiştir; dahası, spermatozoal RNA’ların

ekspresyonundaki değişiklikler erkek infertilitesi ile ilişkilendirilmiştir.

[16] Ayrıca, farklı spermatogenik bozuklukları

Hekim ve ark. • Varikosel ile ilişkili infertilite patofizyolojisinde mikroRNA’ların rolü

273


olan hastalarda ejakulattaki spermatozoanın miRNA ekspresyonlarındaki

değişiklikler mikroarray çalışmaları ile

gösterilmiştir. [25]

Ji ve ark. (2014), ejakulat sperminde ısı ve OS ile ilişkili

miRNA’ların ekspresyonunu araştırmışlardır. Derece II veya

III varikoseli olan hastalarda normozoospermik kontrollere

kıyasla miR-15a ekspresyonunun azaldığını ve miR-15a’nın,

stres yolaklarında rol oynayan ısı şok proteini HSPA1B’nin

ekspresyonunu azalttığını bulmuşlardır. [66] miR-15a/16–1

gen ailesi, B hücreli kronik lenfositik lösemi, miyeloma ve

mantle hücreli lenfomada sıklıkla delesyona uğrayan bir

genomik bölgede bulunur. [67] Bu gen ailesi, memeli türleri

arasında evrimsel olarak korunur ve miR-15a’nın ekspresyonu,

kronik lenfositik lösemi hastalarında azalır. [68,69] Son

zamanlarda yapılan çalışmalar miR-15’in stres cevabının düzenlenmesinde

rol oynadığını da göstermiştir. miR-15a’nın

anti-apoptotik faktör BCL2’yi hedefleyerek apoptozu indüklediği

ve primer fibroblast kültürlerinde OS sonucunda

ekspresyonunun azaldığı gözlenmiştir. [70] miR-15’in ekspresyonu

interlökin-1β ile uyarılan hücrelerde azalır, böylece

enflamatuar hücre proliferasyonu inhibe edilirken ve

enflamatuar hücre apoptozu indüklenir. [71] miR-15 aile üyeleri,

yaralanmaya cevaben kardiyomiyositlerin proliferasyonunu

ve hayatta kalmasını düzenleyen stres sinyal yollarının

aracıları olarak hareket ederler. [72] Bu çalışmalar varikoselde

miR-15a ekspresyonundaki azalmanın, hücre sağkalımının

desteklenmesinde önemli rol oynayan HSPA1B aracılığıyla

spermatozoayı hipertermi veya OS hasarından koruyabileceğini

ortaya koymaktadır.

Benzer bir çalışmada, Ashrafzade ve ark. (2020), fertil grup

ile karşılaştırıldığında, derece III varikoselli ve normal spermatogenezli

ve derece III varikoselli ve anormal spermatogenezli

hastaların spermatozoalarında miR-21, miR-34a

ve miR-122a ekspresyon düzeylerinin azaldığını gösterdi. [73]

miR-122a, germ hücre gelişiminde rol oynar ve spermatogenez

sürecini takiben kromatinin yeniden şekillenmesinde

yer alan ve testise özgü bir gen olan nükleer geçiş proteini

2’nin ekspresyonunu kontrol eder. [74] Çalışmalar, miR-34

ailesinin (miR-34a/b/c), hücre döngüsü ilerlemesi, apoptoz,

sperm hareketliliği ve spermatogenezde de rol oynadığını

göstermiştir. [75] Diğer bir miRNA, spermatogonial kök

hücre popülasyonunun homeostazında yer aldığı gösterilen

miR-21’dir ve etkisinin bir mekanizması apoptoz regülasyonu

yoluyla olup, miR-21’in düzenlenmesinde birden fazla

transkripsiyon faktörünün rol oynayabileceğini gösterir. [73,76]

SONUÇ

Bu derlemede, erkek üreme sisteminde dokuya özgü miR-

NA’ların varikosel ile ilişkili infertilitenin üzerine etkileri

tartışılmıştır. Varikoselin patofizyolojisi konusunda çeşitli

mekanizmalar öne sürülmesine rağmen infertiliteye neden

olduğu mekanizmalar çoğunlukla açıklanamamıştır. miR-

NA’ların gen ekspresyonunu protein translasyonunu etkileyerek

düzenlemesi, ekspresyonlarındaki herhangi bir hatanın

infertilite gibi birçok hastalığa bağlanabilmesine yol

açmaktadır. [58] Önceki çalışmalar, bazı miRNA’ların, insan

testislerinin ve spermatozoanın gelişiminde ve işlevinde

önem kazandığını göstermiştir. [18] Varikosel gelişiminin

testis dokusunda spermatogenik disfonksiyona ve anormal

semen parametrelerine yol açabileceği düşünüldüğünde,

miRNA’lar bu mekanizmaların düzenlenmesinde yer

alan moleküler yolların daha iyi anlaşılması için önemli

bir araştırma hedefi olabilir. Bu bağlamda, varikosel durumu,

hasta yaşı, fertilitesi veya sağlıkla ilgili diğer konularda

değişkenlik göstermeyen invaziv çalışma tasarımlı hayvan

modellerinin kullanılması, varikosel gelişimi sırasında erkek

üreme sistemindeki miRNA’ların moleküler yollarının

daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir. Benzer şekilde,

varikosel gelişimi sırasında testis dokusundaki hasarın ve

bazı varikoselli infertil erkeklerin neden cerrahi tedaviden

fayda görmediğinin altında yatan olası miRNA’ların etkisinin

araştırılması umut vericidir. İnvaziv ve pahalı bir işlem

olan varikoselektomiden hangi hastaların en çok fayda gördüğünü

gösterebilecek invaziv olmayan klinik belirteçler

yararlı olabilir. [24,58] Bu durumda cerrahi prosedür, sadece

varikoselektomiden sonra ejakülatta spermatozoa elde

etme şansı yüksek olan hastaları hedef alabilecektir. Yapılan

çalışmalar miRNA’ların varikoselli erkeklerin spermatogenik

durumu değerlendirmek için kullanılan seminal plazma

biyobelirteçlerinin umut verici bir alternatif olduğunu

ve hastalığın mevcut değerlendirme yöntemlerine ek olarak

etkili bir tamamlayıcı olabileceğine işaret etmektedir.

Bununla birlikte mevcut verilerin varikoselde miRNA’ların

bağışıklık, stres cevabı, apoptoz gibi mekanizmaların kontrolüne

dahil olduklarını göstermesine rağmen, [24,44,56–58,73]

varikosel patofizyolojisindeki miRNA yollarının tam olarak

anlaşılması, varikoselli infertil hastalarda gelecekteki

invaziv olmayan terapötik uygulamaları geliştirmek için

çok önemlidir. Ayrıca miRNA ekspresyon değerlendirmeleri,

varikosel aracılı infertilitenin altında yatan moleküler

mekanizmaların karmaşıklığı, ölçüm yöntemi, düşük RNA

miktarı, biyolojik materyal miktarı ile bir dereceye kadar

ilişkili olabilir. Bu sebeple RNA dizileme gibi yüksek çıktılı

biyokimyasal analiz teknikleri varikoseldeki miRNA-protein

etkileşimlerini belirlemek için kullanılabilir. Bununla

birlikte, belirlenen bu miRNA’ların ekspresyon değişikliklerinin

ve hedeflerinin varikoselli hastalarda yorumlanması

tek hücre yaklaşımlı miRNA analizleri ile büyük ölçüde

geliştirilecektir.

274 Androl Bul 2021;23:269-277


Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

KAYNAKLAR

1. Arab D, Doustmohammadi H, Ardestani Zadeh A. Dietary

supplements in the management of varicocele-induced infertility:

A review of potential mechanisms. Andrologia 2021;53:e13879.

[CrossRef]

2. Panner Selvam MK, Baskaran S, Agarwal A, Henkel R. Protein

profiling in unlocking the basis of varicocele-associated infertility.

Andrologia 2021;53:e13645. [CrossRef]

3. Agarwal A, Hamada A, Esteves SC. Insight into oxidative stress

in varicocele-associated male infertility: part 1. Nat Rev Urol

2012;9:678–90. [CrossRef]

4. Clavijo RI, Carrasquillo R, Ramasamy R. Varicoceles: prevalence

and pathogenesis in adult men. Fertil Steril 2017;108:364–9.

[CrossRef]

5. Zhao X-D, Ma X, Ma P-C, Wang J-W. A network meta-analysis

protocol of efficacy and safety evaluation of different surgery

regimens for varicocele patients with infertility: A study protocol.

Medicine (Baltimore) 2021;100:e21150. [CrossRef]

6. Jensen CFS, Ostergren P, Dupree JM, Ohl DA, Sonksen J, Fode

M. Varicocele and male infertility. Nat Rev Urol 2017;14:523–33.

[CrossRef]

7. World Health Organisation. WHO laboratory manual for the

examination and processing of human semen 2010, World

Health Organization: Geneva. https://apps.who.int/iris/

handle/10665/44261

8. Kadıoğlu A, Çayan S, Aydos K, Aşçı R, Alıcı B. Varikosel Klavuzu,

Türk Androloji Derneği, 2005: İstanbul. https://www.androloji.

org.tr/androlojiDATA/tadYayinlari/Varikosel-Kilavuzu.pdf

9. Panner Selvam MK, Agarwal A. Sperm and Seminal Plasma

Proteomics: Molecular Changes Associated with Varicocele-

Mediated Male Infertility. World J Mens Health 2020;38:472–83.

[CrossRef]

10. Santana VP, James ER, Miranda-Furtado CL, Souza MF, Pompeu

CP, Esteves SC, et al. Differential DNA methylation pattern and

sperm quality in men with varicocele. Fertil Steril 2020;114:770–

8. [CrossRef]

11. Santana VP, Miranda-Furtado CL, de Oliveira-Gennaro FG, Dos

Reis RM. Genetics and epigenetics of varicocele pathophysiology:

an overview. J Assist Reprod Genet 2017;34:839–47. [CrossRef]

12. Santana VP, Miranda-Furtado CL, Pedroso DCC, Eiras MC,

Vasconcelos MAC, Ramos ES, et al. The relationship among

sperm global DNA methylation, telomere length, and DNA

fragmentation in varicocele: a cross-sectional study of 20 cases. Syst

Biol Reprod Med 2019;65:95–104. [CrossRef]

13. Gunes S, Arslan MA, Taskurt Hekim GN, Asci R. The role of

epigenetics in idiopathic male infertility. J Assist Reprod Genet

2016;33:553–69. [CrossRef]

14. Reza A, Choi Y-J, Han SG, Song H, Park C, Hong K, Kim J-H.

Roles of microRNAs in mammalian reproduction: from the

commitment of germ cells to peri-implantation embryos. Biol Rev

Camb Philos Soc 2019;94:415–38. [CrossRef]

15. Chen X, Li X, Gou J, Zhang P, Zeng W. The roles of microRNAs in

regulation of mammalian spermatogenesis. J Anim Sci Biotechnol

2017;8:35. [CrossRef]

16. Khawar MB, Mehmood R, Roohi N. MicroRNAs: Recent insights

towards their role in male infertility and reproductive cancers.

Bosn J Basic Med Sci 2019;19:31–42. [CrossRef]

17. Salas-Huetos A, James ER, Aston KI, Carrell DT, Jenkins TG,

Yeste M. The role of miRNAs in male human reproduction: a

systematic review. Andrology 2020;8:7–26. [CrossRef]

18. Abu-Halima M, Galata V, Backes C, Keller A, Hammadeh M,

Meese, E. MicroRNA signature in spermatozoa and seminal

plasma of proven fertile men and in testicular tissue of men with

obstructive azoospermia. Andrologia 2020;52:e13503. [CrossRef]

19. Pal MK, Jaiswar SP, Dwivedi VN, Tripathi AK, Dwivedi A,

Sankhwar P. MicroRNA. a new and promising potential biomarker

for diagnosis and prognosis of ovarian cancer. Cancer Biol Med

2015;12:328–41. [CrossRef]

20. Vashisht A, Gahlay GK. Using miRNAs as diagnostic biomarkers

for male infertility: opportunities and challenges. Mol Hum

Reprod 2020;26:199–214. [CrossRef]

21. Soumillon M, Necsulea A, Weier M, Brawand D, Zhang X, Gu

H, et al. Cellular source and mechanisms of high transcriptome

complexity in the mammalian testis. Cell Rep 2013;3:2179–90.

[CrossRef]

22. O’Brien J, Hayder H, Zayed Y, Peng C. Overview of MicroRNA

Biogenesis, Mechanisms of Actions, and Circulation. Front

Endocrinol (Lausanne) 2018;9:402. [CrossRef]

23. Forouhari S, Mahmoudi E, Safdarian E, Beygi Z, Gheibihayat SM.

MicroRNA. A Potential Diagnosis for Male Infertility. Mini Rev

Med Chem 2020;21:1226–36. [CrossRef]

24. Zhi EL, Liang G-Q, Li P, Chen H-X, Tian R-H, Xu P, Li Z. Seminal

plasma miR-192a: a biomarker predicting successful resolution of

nonobstructive azoospermia following varicocele repair. Asian J

Androl 2018;20:396–9. [CrossRef]

25. Abu-Halima M, Hammadeh M, Schmitt J, Leidinger P, Keller

A, Meese E, Backes C. Altered microRNA expression profiles of

human spermatozoa in patients with different spermatogenic

impairments. Fertil Steril 2013;99:1249–55.e16. [CrossRef]

26. Gholami D, Amirmahani F, Yazdi RS, Hasheminia T, Teimori

H. MiR-182-5p, MiR-192-5p, and MiR-493-5p Constitute

a Regulatory Network with CRISP3 in Seminal Plasma Fluid

of Teratozoospermia Patients. Reprod Sci 2021;28:2060–9.

[CrossRef]

27. Slee EA, Adrain C, Martin SJ. Executioner caspase-3, -6, and

-7 perform distinct, non-redundant roles during the demolition

phase of apoptosis. J Biol Chem 2001;276:7320–6. [CrossRef]

28. Baazeem A, Belzile E, Ciampi A, Dohle G, Jarvi K, Salonia A, et

al. Varicocele and male factor infertility treatment: a new metaanalysis

and review of the role of varicocele repair. Eur Urol

2011;60:796–808. [CrossRef]

29. Esteves SC, Santi D, Simoni M. An update on clinical and surgical

interventions to reduce sperm DNA fragmentation in infertile

men. Andrology 2020;8:53–81. [CrossRef]

30. Hurtado de Catalfo GE, Ranieri-Casilla A, Marra FA, de Alaniz

MJ, Marra CA. Oxidative stress biomarkers and hormonal profile

in human patients undergoing varicocelectomy. Int J Androl

2007;30:519–30. [CrossRef]

Hekim ve ark. • Varikosel ile ilişkili infertilite patofizyolojisinde mikroRNA’ların rolü

275


31. Cayan S, Kadioglu TC, Tefekli A, Kadioglu A, Tellaloglu S.

Comparison of results and complications of high ligation surgery

and microsurgical high inguinal varicocelectomy in the treatment

of varicocele. Urology 2000;55:750–4. [CrossRef]

32. Chan PT, Wright EJ, Goldstein M. Incidence and postoperative

outcomes of accidental ligation of the testicular artery during

microsurgical varicocelectomy. J Urol 2005;173:482–4. [CrossRef]

33. Süer E, Yaman Ö. Varikoselin Tedavi Endikasyonları, Tedavi

Yöntemleri, Prognostik Faktörler ve Komplikasyonları. İçinde: Aşcı

R, Çayan S, Erdemir F, Orhan İ, Yaman Ö, Usta MF, Kendirci

M, Ekmekçioğlu O, Kadıoğlu A, editörler. Erkek Üreme Sistemi

Hastalıkları ve Tedavisi. İstanbul: İstanbul Medikal Yayıncılık;

2013. p.601–14. https://www.androloji.org.tr/androlojiDATA/

tadYayinlari/Erkek-Ureme-Sistemi-Hastaliklari-ve-Tedavisi.pdf

34. Esteves SC, Miyaoka R, Roque M, Agarwal A. Outcome of

varicocele repair in men with nonobstructive azoospermia:

systematic review and meta-analysis. Asian J Androl 2016;18:246–

53. [CrossRef]

35. Hassan A, el-Nashar EM, Mostafa T. Programmed cell death in

varicocele-bearing testes. Andrologia 2009;41:39–45. [CrossRef]

36. Tawadrous GA, Aziz AA, Mostafa T. Seminal soluble fas

relationship with oxidative stress in infertile men with varicocele.

Urology 2013;82:820–3. [CrossRef]

37. Krzysciak W, Kozka M. Generation of reactive oxygen species by

a sufficient, insufficient and varicose vein wall. Acta Biochim Pol

2011;58:89–94. [CrossRef]

38. Hamada A, Esteves SC, Agarwal A. Insight into oxidative stress

in varicocele-associated male infertility: part 2. Nat Rev Urol

2013;10:26–37. [CrossRef]

39. Agarwal A, Prabakaran S, Allamaneni SSSR. Relationship between

oxidative stress, varicocele and infertility: a meta-analysis. Reprod

Biomed Online 2006;12:630–3. [CrossRef]

40. Sakamoto Y, Ishikawa T, Kondo Y, Yamaguchi K, Fujisawa M. The

assessment of oxidative stress in infertile patients with varicocele.

BJU Int 2008;101:1547–52. [CrossRef]

41. Saleh RA, Agarwal A, Sharma RK, Said TM, Sikka SC, Thomas

AJ Jr. Evaluation of nuclear DNA damage in spermatozoa from

infertile men with varicocele. Fertil Steril 2003;80:1431–6.

[CrossRef]

42. Zhang R, Zuo Y, Cao S. Upregulated microRNA-423–5p promotes

oxidative stress through targeting glutathione S-transferase mu 1 in

asthenozoospermia. Mol Reprod Dev 2021;88:158–66. [CrossRef]

43. Alves MBR, de Arruda RP, Batissaco L, Garcia-Oliveros LN,

Gonzaga VHG, Nogueira VJM, et al. Changes in miRNA levels

of sperm and small extracellular vesicles of seminal plasma are

associated with transient scrotal heat stress in bulls. Theriogenology

2021;161:26–40. [CrossRef]

44. Mostafa T, Rashed LA, Nabil NI, Osman I, Mostafa R, Farag

M. Seminal miRNA Relationship with Apoptotic Markers and

Oxidative Stress in Infertile Men with Varicocele. Biomed Res Int

2016;2016:4302754. [CrossRef]

45. Wang C, Yang C, Chen X, Yao B, Yang C, Zhu C, et al. Altered

profile of seminal plasma microRNAs in the molecular diagnosis of

male infertility. Clin Chem 2011;57:1722–31. [CrossRef]

46. Liu WM, Pang RT, Chiu PC, Wong BP, Lao K, Lee KF, Yeung

WS. Sperm-borne microRNA-34c is required for the first cleavage

division in mouse. Proc Natl Acad Sci USA 2012;109:490–4.

[CrossRef]

47. Liu T, Cheng W, Gao Y, Wang H, Liu Z. Microarray analysis of

microRNA expression patterns in the semen of infertile men with

semen abnormalities. Mol Med Rep 2012;6:535–42. [CrossRef]

48. Ning JZ, Rao T, Cheng F, Yu WM, Ruan Y, Yuan R, et al. Effect

of varicocelectomy treatment on spermatogenesis and apoptosis via

the induction of heat shock protein 70 in varicoceleinduced rats.

Mol Med Rep 2017;16:5406–12. [CrossRef]

49. Gunes S, Al-Sadaan M, Agarwal A. Spermatogenesis, DNA

damage and DNA repair mechanisms in male infertility. Reprod

Biomed Online 2015;31:309–19. [CrossRef]

50. Razi M, Tavalaee M, Sarrafzadeh-Rezaei F, Moazamian A,

Gharagozloo P, Drevet JR, Nasr-Eshafani MH. Varicocoele and

oxidative stress: New perspectives from animal and human studies.

Andrology 2021;9:546–58. [CrossRef]

51. Wu T-Y, Leng Q, Tian L-Q. The microRNA-210/Casp8ap2 Axis

Alleviates Hypoxia-Induced Myocardial Injury by Regulating

Apoptosis and Autophagy. Cytogenet Genome Res 2021;161:132–

42. [CrossRef]

52. Hino Y, Rahman MM, Lai Y-C, Husna AA, Chen H-W, Hasan N,

et al. Hypoxic miRNAs expression are different between primary

and metastatic melanoma cells. Gene 2021;782:145552. [CrossRef]

53. Xu Y-W, Ou N-J, Song Y-X, Wang X-H, Kang J-Q, Yang Y-J, et al.

Seminal plasma miR-210-3p induces spermatogenic cell apoptosis

by activating caspase-3 in patients with varicocele. Asian J Androl

2020;22:513–8. [CrossRef]

54. Duan Z, Huang H, Sun F. The functional and predictive roles of

miR-210 in cryptorchidism. Sci Rep 2016;6:32265. [CrossRef]

55. Tang D, Huang Y, Liu W, Zhang X. Up-Regulation of microRNA-210

is Associated with Spermatogenesis by Targeting IGF2 in Male

Infertility. Med Sci Monit 2016;22:2905–10. [CrossRef]

56. Ma Y, Zhou Y, Xiao Q, Zou SS, Zhu YC, Ping P, Chen XF. Seminal

exosomal miR-210–3p as a potential marker of Sertoli cell damage

in Varicocele. Andrology 2021;9:451–9. [CrossRef]

57. Ou N, Song Y, Xu Y, Yang Y, Liu X. Identification and verification

of hub microRNAs in varicocele rats through high-throughput

sequencing and bioinformatics analysis. Reprod Toxicol

2020;98:189–99. [CrossRef]

58. Xu Y, Zhang Y, Yang Y, Liu X, Chen Y. Seminal plasma miR-210-

3p is a biomarker for screening dyszoospermia caused by varicocele.

Andrologia 2019;51:e13244. [CrossRef]

59. Trigo RV, Bergada I, Rey R, Ballerini MG, Bedecarras P, Bergada

C, et al. Altered serum profile of inhibin B, Pro-alphaC and

anti-Mullerian hormone in prepubertal and pubertal boys with

varicocele. Clin Endocrinol (Oxf) 2004;60:758–64. [CrossRef]

60. Van Batavia JP, Lawton E, Frazier JR, Zderic SA, Zaontz MR,

Shukla AR, et al. Total Motile Sperm Count in Adolescent Boys

with Varicocele is Associated with Hormone Levels and Total

Testicular Volume. J Urol 2021;205:888–94. [CrossRef]

61. Chen Z, Gao Y, Gao S, Song D, Feng Y. MiR-135b-5p promotes

viability, proliferation, migration and invasion of gastric cancer

cells by targeting Kruppel-like factor 4(KLF4). Arch Med Sci

2020;16:167–76. [CrossRef]

62. Jiang J, Xia Y, Liang Y, Yang M, Zeng W, Zeng X. miR-190a-

5p participates in the regulation of hypoxia-induced pulmonary

hypertension by targeting KLF15 and can serve as a biomarker of

diagnosis and prognosis in chronic obstructive pulmonary disease

complicated with pulmonary hypertension. Int J Chron Obstruct

Pulmon Dis 2018;13:3777–90. [CrossRef]

63. Yu Y, Zhang D, Huang H, Li J, Zhang M, Wan Y, et al. NFkappaB1

p50 promotes p53 protein translation through miR-

190 downregulation of PHLPP1. Oncogene 2014;33:996–1005.

[CrossRef]

64. Ibtisham F, Wu J, Xiao M, An L, Banker Z, Nawab A, et al. Progress

and future prospect of in vitro spermatogenesis. Oncotarget

2017;8:66709–27. [CrossRef]

276 Androl Bul 2021;23:269-277


65. Zhu Z, Li C, Yang S, Tian R, Wang J, Yuan Q, et al. Dynamics

of the Transcriptome during Human Spermatogenesis: Predicting

the Potential Key Genes Regulating Male Gametes Generation. Sci

Rep 2016;6:19069. [CrossRef]

66. Ji Z, Lu R, Mou L, Duan YG, Zhang Q, Wang Y, et al. Expressions

of miR-15a and its target gene HSPA1B in the spermatozoa of

patients with varicocele. Reproduction 2014;147:693–701.

[CrossRef]

67. Lerner M, Harada M, Loven J, Castro J, Davis Z, Oscier D, et al.

DLEU2, frequently deleted in malignancy, functions as a critical

host gene of the cell cycle inhibitory microRNAs miR-15a and

miR-16-1. Exp Cell Res 2009;315:2941–52. [CrossRef]

68. Calin GA, Cimmino A, Fabbri M, Ferracin M, Wojcik SE, Shimizu

M, et al. MiR-15a and miR-16-1 cluster functions in human

leukemia. Proc Natl Acad Sci USA 2008;105:5166–71. [CrossRef]

69. Yue J, Tigyi G. Conservation of miR-15a/16-1 and miR-15b/16-2

clusters. Mamm Genome 2010;21:88–94. [CrossRef]

70. Li G, Luna C, Qiu J, Epstein DL, Gonzalez P. Alterations in

microRNA expression in stress-induced cellular senescence. Mech

Ageing Dev 2009;130:731–41. [CrossRef]

71. Li G, Qiu Z. Deletion of miR-15 Protects Against Rheumatoid

Arthritis via Deregulating its Target Gene BCL2L2 and Repressing

NF-kappaB Pathway. Ann Clin Lab Sci 2019;49:581–9. https://

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31611200/

72. Mendell JT, Olson EN. MicroRNAs in stress signaling and human

disease. Cell 2012;148:1172–87. [CrossRef]

73. Ashrafzade AM, Sadighi Gilani MA, Topraggaleh TR, Khojasteh

M, Sepidarkish M, Borjian Boroujeni P, Zamanian MR. Oxidative

stress-related miRNAs in spermatozoa may reveal the severity of

damage in grade III varicocele. Andrologia 2020;52:e13598.

[CrossRef]

74. Yu Z, Raabe T, Hecht NB. MicroRNA Mirn122a reduces

expression of the posttranscriptionally regulated germ cell

transition protein 2(Tnp2) messenger RNA (mRNA) by mRNA

cleavage. Biol Reprod 2005;73:427–33. [CrossRef]

75. Guo W, Xie B, Xiong S, Liang X, Gui JF, Mei J. miR-34a Regulates

Sperm Motility in Zebrafish. Int J Mol Sci 2017;18:2676.

[CrossRef]

76. Sharma A, Lagah SV, Nagoorvali D, Kumar BSB, Singh MK,

Singla SK, et al. Supplementation of Glial Cell Line-Derived

Neurotrophic Factor, Fibroblast Growth Factor 2, and Epidermal

Growth Factor Promotes Self-Renewal of Putative Buffalo

(Bubalus bubalis) Spermatogonial Stem Cells by Upregulating the

Expression of miR-20b, miR-21, and miR-106a. Cell Reprogram

2019;21:11–7. [CrossRef]

Hekim ve ark. • Varikosel ile ilişkili infertilite patofizyolojisinde mikroRNA’ların rolü

277


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2021;23:278−289

https://doi.org/10.24898/tandro.2021.58569

Erkek Cinsel Sağlığı

Prematür ejakülasyon: Güncel tedavi ve gelecek

Premature ejaculation: current and future treatments

Erhan Ateş , Hakan Görkem Kazıcı

ÖZ

Prematür ejakülasyon (PE), erkekler arasında en yaygın cinsel işlev bozukluğudur.

Premtür ejakülasyon patofizyolojisi’nin multifaktöriyel

özelliği PE’yi başarılı bir şekilde tedavi etmek için multimodal terapötik

rejimlere ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Multipl tedavi rejimlerinin

penetrasyon ve ejakülasyon arasındaki süreyi uzatmada etkili olduğu

gösterilmiştir. Bu tedavi yöntemleri, davranış değişiklikleri ve ilaçlardan,

diyet değişiklikleri ve majör cerrahilere kadar her şeyi içerir. Bu makalenin

amacı, PE tedavisinde yaygın olarak kullanılan tedavi rejimlerini

gözden geçirmek ve PE tedavisi için en yeni tedavi modalitelerini ve

gelecek tedavi perspektiflerini tanıtmak ve tartışmaktır.

Anahtar Kelimeler: Prematür ejakulasyon, SSRİ, dapoksetin, topikal

anestetikler, güncel tedavi, gelecek

ABSTRACT

Premature ejaculation is the most common form of sexual dysfunction

among men. The pathophysiology of premature ejaculation appears to be

multifactorial, implicating the need for multimodal therapeutic regimens

to successfully treat prematüre ejaculation. Multiple treatment regimens

have been shown to be effective in extending the time between penetration

and ejaculation. These treatment modalities include everything from

behavioral modifications and medications to diet alterations and majör

surgery. The goal of the present article was to review the commonly used

treatment regimens used in the treatment of premature ejaculation, as well

as to introduce and discuss the newest treatment modalities and future

treatment perspectives for premature ejaculation.

Keywords: Premature ejaculation, SSRIs, dapoxetine, topical

anesthetics, current treatment, future

GİRİŞ ve TANIM

Günümüzde en sık görülen erkek cinsel işlev bozukluğu

olarak bilinen prematür ejakülasyon (PE); gerek tanımı

ve gerekse de tedavisi geçmişten günümüze kadar hala kesinlik

kazanamamış bir sağlık sorunudur. [1] İnsanlık tarihi

kadar eski bir geçmişe sahip olan PE fenomeninden antik

çağdaki Yunan yazılarında ejaculatio ante portas olarak

bahsedilmektedir. [2] Tıbbi literatüre girişi ise 1887 yılında

Gross’un ilk hızlı boşalma olgusunu tanımlamasıyla olmuş

ve bu tarihten sonra bir bozukluk olarak kabul edilmeye

başlanmıştır. [3] Gross’u takiben 1901 yılında Alman psikiyatrist

Krafft-Ebing “praecox” ya da “prematür” sözcüklerini

kullanmadan anormal derecede hızlı boşalmaktan söz

etmiş [4] , 1917 yılında Karl Abraham ejaculatio praecox olarak

adlandırdığı hızlı boşalmayı tanımlamıştır. [5]

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Aydın

Yazışma Adresi/ Correspondence:

Doç. Dr. Erhan Ateş

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı 09010 Aydın,

Türkiye

Tel: +90 506 532 31 43

E-mail: drerhanates@yahoo.com

Geliş/ Received: 09.06.2021

Kabul/ Accepted: 02.08.2021

Günümüze kadar pek çok araştırmacı ve kurum PE tanımı

yapmakla birlikte en güncel tanım Uluslararası Cinsel

Tıp Derneği (ISSM) tarafından 2013 kılavuzunda yapılmıştır.

Buna göre PE; ilk cinsel deneyimden başlayarak,

ejakülasyonun daima ve hemen hemen daima vajinal girişten

önce veya vajinal girişten sonraki yaklaşık bir dakika

içinde oluşmasına yaşam boyu PE; normal bir ejakülasyon

işlevi döneminden sonra ejakülasyon geciktirme

süresinin sıklıkla üç dakika ve altına inmesine edinsel PE;

tüm veya neredeyse tüm vajinal girişlerde ejakülasyonu

geciktirememe ve bu durumdan dolayı üzüntü, sıkıntı

ve hayal kırıklığı, cinsel ilişkide özgüven kaybı gibi negatif

kişisel sonuçların olması, şeklinde tanımlanmıştır. [6]

Waldinger, ISSM 2013 ve DSM V kriterlerine uymayan

bir grup PE yakınmalı hastayı ise doğal değişken PE ve

subjektif PE olarak iki ayrı alt grupta sınıflandırmıştır. [7]

Doğal değişken PE’li erkeklerde erken ejakülasyon, her

zaman ve her ilişkide oluşmamakta, bazen ortaya çıkmaktadır.

Duruma ve uyarana göre, cinsel performansın normal

bir varyasyonu olarak ortaya çıkmakta ve cinsel işlev

bozukluğu olarak kabul edilmemektedir. Buna karşın,

sübjektif PE’de ejakülasyon zamanı her zaman normal sınırlardadır

veya daha uzundur, ancak kişi bu sürenin kısa

olduğunu düşünmektedir.

278 ©2021 Androloji Bülteni


TEDAVİ YAKLAŞIMLARININ KISA TARİHİ

20. yy’ın ilk dekatlarında PE, psikoanalitik teoriye göre bilinçaltı

çatışmalardan ortaya çıkan bir nevroz olarak değerlendirilmiş

ve tedavi olarak klasik psikoanaliz önerilmiştir.

[5]

Bu yalnızca psikolojik temelli bakış açısına 1943 yılında

Alman endokrinolog Bernhard Shapiro karşı çıkmış ve

PE’nin psikosomatik bir bozukluk olduğunu ve gelecekte

yaşam boyu ve edinsel tip olarak adlandırılacak olan 2 tipten

oluştuğunu bildirmiştir. Shapiro’nun tanımladığı hipotonik

tip (Tip A) hastaların sinir uyarıcıları, testosteron,

uzamış cinsel perhiz, spor, hidroterapi, elektro tedaviden

fayda gördüğü düşünülürken, hipertonik tip (Tip B) hastalar

sedatiflerle tedavi edilmiştir. [8]

1950’lerden sonra Masters ve Johnson PE’nin öğrenilmiş

davranışın bir sonucu olduğunu öne sürmüşlerdir. [9] Buna

göre PE, ilk cinsel birleşmenin hızlı olması ve bunun alışkanlığa

dönüşmesi ve bu durumun performans anksiyetesine

neden olmasından kaynaklanmaktaydı. Davranışçı

yaklaşım olarak da adlandırılan bu dönemde, Semans 1956

yılında ejakülasyonu geciktirmeyi sağlayan bir mastürbasyon

tekniği olan start-stop tekniğini tanımlamıştır. [10] 1970

yılında yine Master ve Johnson sıkma tekniği (Squeeze tekniği)

olarak adlandırılan tekniği geliştirmişlerdir. [9] Sıkma

tekniğinin yanı sıra düşüncenin durdurulması, grup terapileri

gibi yalnızca olgu sunumları şeklinde belirtilmiş tedavi

yöntemleri önerilmiştir. Bu tür tedaviler başlangıçta bazı

çiftler için yararlı olsa da, uzun vadeli takipte nadiren başarılı

olmaktadır. [11]

Aslında, ilaç tedavisi PE’de ilk tedavi seçeneği olarak

1930’lardan itibaren defalarca savunulmuştur. 1932’de

Berlin’de bulunan “Institut für Sexual Wissenchaft” (Cinsel

Bilimler Enstitüsü) tarafından Präejaculin, PE için ilk oral

ilaç olarak piyasaya sürülmüştür. [12] Ancak Naziler tarafından

enstitü kütüphanesinin yakılması ve enstitünün bilimsel

çalışmalarına son verilmesi çok önemli bilgilerin ve

klinik literatür verilerinin kaybolmasına neden olmuştur.

1940’larda benzokain veya lidokain içeren topikal lokal

anestetiklerin kullanımı, PE’yi tedavi etmenin popüler bir

farmakolojik yolu haline gelmiştir. [8] 1970’li ve 1980’li yıllarda

klomipraminin kullanımı ile ilgili etkinlik bildirilse

de uluslararası görüş birliğine varılamamıştır. [13] 1998’de

Waldinger ve ark., yaşam boyu süren PE‘nin nörobiyolojik

ve genetik olarak tanımlanabilen bir işlev bozukluğu olduğunu

öne sürmüşler ve PE’ nin santral serotonerjik nörotaşınımında

azalma, nörotransmitter seviyeleri ve reseptör

hassasiyeti ile ilgili olduğunu belirtmişlerdir. [14] Selektif

serotonin gerialım inhibitörleri’nin (SSRI) kullanıma başlanması

ile birlikte PE tedavisinde anlamlı ilerleme kaydedilmiştir.

[15]

GÜNCEL TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

Günümüzde Avrupa Üroloji Kılavuzu (EAU

Guidelines-2021) herhangi bir tedaviye başlamadan önce,

PE’nin alt tipini tanımlamanın ve hastanın beklentilerini

iyice tartışmanın önemli olduğunu bildirmektedir. [16] Yaşam

boyu PE’si olan hastalar için birinci basamak tedavi olarak farmakoterapiyi,

edinsel PE’si olan hastalar için öncelikle erektil

disfonksiyon (ED), prostatit, alt üriner sistem semptomları

(AÜSS), anksiyete ve hipertiroidizm gibi altta yatan nedenin

tedavisini önermektedir. Doğal değişken PE ve subjektif PE

tedavisinde ise çeşitli davranış tekniklerinin faydalı olabileceğini,

farmakolojik tedaviden rahatsız olan PE hastaları için

veya farmakolojik tedavi ile kombinasyon şeklinde psikoterapinin

bir tedavi yaklaşımı olabileceğini söylemektedir.

Güncel Farmakoterapi

Avrupa Üroloji Kılavuzu yaşam boyu PE’nin birinci basamak

tedavisinde Dapoksetin veya Lidokain/prilokain sprey

kullanımını güçlü bir şekilde önermektedir. SSRI ile oral

tedaviye alternatif olarak, topikal anestezik ajanların endikasyon

dışı (off-label) kullanımını güçlü, tramadolun

on-demand (ihtiyaç halinde) kullanımını zayıf bir şekilde

önermektedir. [16]

Santral Etkili Oral Ajanlar

Uzun etkili SSRI’lar

PE’nin patofizyolojisi nispeten bilinmemekle birlikte, PE

etiyolojisinin arkasındaki bir hipotez Serotonin (5-HT ya

da 5-hidroksitriptamin) reseptörlerinin işlev bozukluğudur.

Ejakülatuvar kontrol ile ilgili olduğu bulunan birçok reseptörde

yükselmiş 5-HT konsantrasyonları mevcuttur ve santral

5-HT aracılı sistemin aktivasyonu, ejakülasyon üzerinde

genel bir inhibitör etkiye sahiptir. 5-HT1B ve 5-HT2C reseptörlerinin

aktivasyonu’nun ejakülasyon yolu üzerinde inhibe

edici etkilere sahip olduğu ve ejakülasyonu geciktirdiği

gösterilmiştir, oysa 5-HT1A reseptörlerinin aktivasyonunun

ejakülasyonu hızlandırdığı bulunmuştur. [17] SSRI’ların

presinaptik ve somatodendritik serotonin taşıyıcılarını inhibe

ederek ejakülasyonu geciktirdiğine ve böylece toplam

santral 5-HT nörotransmisyonunu ve postsinaptik 5-HT

reseptörlerinin aktivasyonunu arttırdığına inanılmaktadır.

[18]

Alternatif bir teori, sinaptik aralıktaki serotoninin miktarını

artıran SSRI’ların, 5-HT1A ve 5-HT1B reseptörlerini

duyarsızlaştırarak ejakülasyon yolağında genel bir inhibitör

etkiye neden olmasıdır. [18]

PE’nin endikasyon dışı tedavisinde kullanılan SSRI’lar arasında

fluoksetin, paroksetin, sitolapram ve sertralin bulunur.

SSRI’lar arasında fluvoksamin [19] ve venlafaksinin [20] etkisiz

Ateş ve Kazıcı • Prematür ejakülasyon: Güncel tedavi ve gelecek

279


olduğu gösterilmiştir. Şu anda, PE tedavisi için ABD Gıda ve

İlaç Dairesi (FDA) tarafından hiçbir SSRI onaylanmamıştır.

Ejakülasyon gecikmesi genellikle tedavinin başlamasından

sonraki 5–10 gün içinde ortaya çıkar, ancak tam terapötik

etki için 2–3 hafta tedavi gerekebilir. [21] 5-HT reseptörü

duyarsızlaştırma, 5-HT reseptörlerinin üretimini arttırmasına

neden olabileceğinden, SSRI’ların etkinliği 6–12 aylık

düzenli kullanımdan sonra azalabilir. [22] Olası SSRI kesilme

sendromunu önlemek için hastalara aniden uzun süreli SSRI

kullanımını bırakmamaları tavsiye edilmelidir. [23]

Yan etkiler genellikle önemsizdir, tedavinin ilk haftasında

başlar ve 2–3 hafta içinde kademeli olarak kaybolabilir.

Uzun etkili SSRI’lar halsizlik, uyuşukluk hali, esneme, bulantı-kusma,

diyare ve aşırı terleme gibi genel yan etkilere;

libido kaybı, ED, anejakülasyon ve anorgazmi gibi istenmeyen

cinsel sorunlara yol açabilir. [24,25] Ancak, libido kaybı ve

ED’nin sıklıkla depresyon tedavisi gören hastalarda görüldüğü,

depresyonu olmayan PE hastalarında o kadar yaygın olmadığı

bildirilmektedir. [26] Uzun süreli kullanımlarında erkek

üreme sistemine de önemli yan etkileri olur. Sertralin ve

citalopram sperm motilitesi ve konsantrasyonunu düşürürken,

paroksetin sperm DNA fragmantasyonunu artırmaktadır.

[27] Özellikle genç depresif hastalarda SSRI kullanımının

intihar oranını artırdığı bildirilmektedir. [28] 18 yaş ve altı

PE’li genç ergenlere, PE’li ve komorbid depresif bozukluğu

olan erkeklere SSRI reçetesi yazarken çok dikkatli olunmalı

ve psikiyatrik konsültasyon önerilmelidir. [29]

Kısa etkili SSRI

Kısa etkili bir SSRI olan dapoksetin, PE tedavisi için özel

olarak geliştirilmiş ilk bileşiktir. FDA onayı olmamakla

birlikte dünya çapında 50’den fazla ülkede on-demand PE

tedavisi için onay almıştır. Dapoksetin, yapısal olarak fluoksetine

benzer, güçlü bir SSRI’dır. Geleneksel SSRI’ların

aksine, maksimum plazma konsantrasyonlarına 30 mg oral

dozdan 1 saat sonra ulaşılır, başlangıç yarı ömrü 1,42 saattir

ve uygulamadan 24 saat sonra plazma konsantrasyonları

tepe seviyelerinin %5’inden daha azına düşer. [30] Beş

randomize, plasebo kontrollü, faz 3 klinik çalışmadan elde

edilen verilerin analizi, ilişkiden 1–2 saat önce alınan 30

ve 60 mg dapoksetinin ilk dozdan itibaren plaseboya göre

daha etkili olduğunu, intravajinal ejakülasyon latans süresinde

(IELT) 2,5 ve 3,0 kat artış, artmış ejakülatuvar kontrol,

azalmış stres ve artan memnuniyeti göstermiştir. [31]

Gıda ve alkolün dapoksetinin farmakokinetiği üzerinde

klinik olarak anlamlı bir etkisi yoktur. [30] Fosfodiesteraz

tip-5 inhibitörü (PDE5i) ilaçlar dâhil dapoksetin ile ilişkili

hiçbir ilaç-ilaç etkileşimi bildirilmemiştir. [32] Dapoksetinin

aniden kesilmesi durumunda yoksunluk/kesilme sendromu

gelişmez. [33] Uzun etkili SSRI’ların aksine dapoksetin, PE’li

erkeklerde düşük cinsel işlev bozukluğu oranları ile ilişkilendirilmiştir.

[33] Tedaviye bağlı yan etkiler yaygın olmayıp,

doza bağlı ve bulantı, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk,

uyku hali, yorgunluk ve nazofarenjiti içerir. [31]

Oral tedavide karaciğer ilk geçiş metabolizması nedeniyle

zayıf biyoyararlanıma sahip olan dapoksetinin güncel çalışmalarda

nanopartiküller yoluyla biyoyararlanımı arttırılmaya

çalışılmış [34] hatta nanopartikülleri ile yüklenmiş

bir transdermal film geliştirilerek derin cilt katmanlarına

nüfuz etmesi sağlanmış ve ilaç salınımı uzatılarak, biyoyararlanım

önemli ölçüde arttırılmıştır. [35]

Serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörü

(SNRI)

SNRI, psikiyatrik bozuklukların ve kronik ağrı sendromlarının

tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir ilaç sınıfıdır.

SNRI’ler, sinaptik aralıkta serotonin ve norepinefrini artırarak,

PE’nin yönetiminde rol oynayabilir. [17] Yapılan çalışmalar

duloksetinin, plasebo ile karşılaştırıldığında, PE’li

hastalarda IELT’yi arttırdığını göstermiştir. [36,37] Dahası,

duloksetinin PE’li hastalarda kullanıldığında cinsel isteği

ve partner memnuniyetini arttırdığı gösterilmiştir. [37]

Trisiklik antidepresanlar (TCA)

SSRI’lar ve SNRI’ler gibi, TCA’lar serotonin ve norepinefrin

transport inhibitörleri olarak hareket ederek, sinaptik aralıktaki

serotonin ve norepinefrin miktarını artırır ve 5-HT

reseptörlerini aktive ederek ejakülasyonu geciktirir. [38] PE

tedavisinde 25–50 mg dozlarda endikasyon dışı kullanılır.

Günlük 12,5–50 mg dozlarda kullanılan klomipraminin

IELT’yi altı kat artırdığı rapor edilmiştir. [39] TCA’ların, özellikle

günlük klomipraminin, PE tedavisinde kullanıldığında

cinsel tatmin üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu gösteren

çok sayıda çalışma yapılmıştır. [40–42] Hatta bir çalışma,

günlük klomipramin’in IELT üzerinde fluoksetin veya sertralinden

daha büyük bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir.

[43]

Diğer TCA’larla karşılaştırıldığında, klomipraminin serotonin

taşıyıcıları için özellikle güçlü bir afiniteye sahip olduğu

gösterilmiştir ve muhtemelen PE üzerinde neden diğer

TCA’lardan daha güçlü bir etkiye sahip olduğunu açıklamaktadır.

[38] Klomipraminin etkisi, ejakülasyonda rol oynayan

vas deferens kasılmasını inhibe etme kabiliyeti ile de artırılabilir.

[17] TCA’ların yan etkileri yorgunluk, mide bulantısı, ağız

kuruluğu, hipotansiyon, kızarma ve baş dönmesidir. [43]

Tramadol

Tramadol, opioid reseptör agonisti ve norepinefrin ve serotonin

geri alım inhibitör özelliklerine sahip santral etkili

280 Androl Bul 2021;23:278-289


bir analjeziktir. İlginç bir şekilde, tramadolün bir 5-HT2C

reseptör antagonisti olarak hareket ettiği de gösterilmiştir.

[44]

On-demand ve endikasyon dışı kullanılan tramadol,

PE’li hastaların tıbbi yönetiminde kullanımını inceleyen

çok sayıda çalışmada umut verici sonuçlar gösterilmiştir.

Tramadol ile tedavi edilen hastalarda IELT’de önemli bir

artış bulunmuşur. [45] Wu ve ark. tarafından gerçekleştirilen

kapsamlı bir meta-analiz tramadol ile IELT’de plaseboya

göre 3 dakikalık bir artış göstermiştir. [46] Diğer PE tedavilerinin

aksine, tramadolün hem kötüye kullanım hem

de bağımlılık potansiyeli vardır; ancak bu ataklar, özellikle

tramadolü aralıklı kullanan hastalarda nadirdir. [47] ISSM

kılavuzu tramadolü PE tedavinde etkili bir ajan olarak değerlendirirken,

bağımlılık riski ve yan etkiler nedeniyle diğer

tedavilerin başarısız olduğu durumlarda önermektedir.

Potansiyel olarak ölümcül bir sonuç olan serotonin sendromu

riski nedeniyle bir SSRI ile kombine edilmemelidir. [48]

Oksitosin reseptör antagonisleri

Oksitosin reseptör uyarımı ejakülasyonu hızlandırmaktadır.

Birkaç klinik ve preklinik çalışma, PE tedavisinde oldukça

seçici oksitosin reseptör antagonistlerinin potansiyel

bir rol oynadığını düşündürmektedir. Shinghal ve ark.,

PE’li erkeklerde Epelsiban’ın randomize, plasebo kontrollü

bir çalışmasında, 50 mg ve 150 mg’ın iyi tolere edildiğini,

ancak plasebo ile karşılaştırıldığında PE’li erkeklerde

IELT’de klinik veya istatistiksel olarak anlamlı bir değişikliğe

neden olmadığını göstermiştir. [49] Selektif oksitosin

reseptör antagonisti olan Cligosiban oral alındığında santral

sinir sistemi dokularına hızlı geçmektedir. Beyin-spinal

kord seviyesindeki oksitosin reseptörlerini bloke etmektedir.

Yaşam boyu PE’li erkeklerden oluşan faz 2b çalışmada

ilişkiden 1–6 saat önce alınan 400 ve 800 mg kapsül cligosiban

IELT’yi 61 saniye artırırken, plesabo 16,4 saniye

artırmıştır. [50] Daha sonra yapılan yaşam boyu PE’li olguları

kapsayan çok merkezli çalışmada 400, 800 ve 1200 mg

cligosibanın plaseboya göre IELT’yi önemli oranda düzeltmediği

gösterilmiştir. [51]

Periferik Etkili Oral Ajanlar

Alfa-1-adrenoreseptör blokerleri

Prostat ve seminal veziküller ejakülasyon fizyolojisinde hayati

bir rol oynar ve bu iki organın düz kası, alfa-1 reseptörleri

içerir. Alfa-1 blokerler vaz deferens, seminal veziküller,

prostat ve üretra düz kaslarının gevşemesini sağlayarak ejakülasyonun

emisyon fazını geciktirir veya ejakülat miktarını

azaltır. Çok sayıda çalışma, PE’yi en aza indirmede alfa-1

blokerlerinin etkinliğini göstermiştir. [52,53] PE tedavisinde

kullanılan en yaygın alfa-1 blokerleri arasında tamsulosin,

silodosin, terazosin ve alfuzosin bulunur ve bunların tümü

IELT’de istatistiksel olarak anlamlı bir artış göstermiştir. [54]

Terapötik dozlarda, alfa-1 blokerlerin yan etkileri nadirdir,

ancak anorgazmi, ağız kuruluğu, burun tıkanıklığı, uyuşukluk

ve ortostatik hipotansiyon gibi yan etkiler görülebilir. [55]

Fosfodiesteraz İnhibitörleri

Son zamanlarda, çok sayıda çalışma, PDE5i’nin PE tedavisinde

de rol oynayabileceğini göstermiştir. Kesin mekanizma

henüz bilinmemekle birlikte PE’nin tedavisinde PDE5i

etkinliği üzerine sistematik bir derlemede McMahon ve ark.

PDE5i etkilerini azaltılmış performans kaygısı, artmış nitrik

oksit salınımı, azaltılmış sempatik tonus, vaz deferens

ve seminal veziküllerin düz kaslarının genişlemesi dâhil

olmak üzere birçok mekanizma yoluyla uygulayabileceklerini

ve muhtemelen ejakülasyonu geciktirebileceklerini varsaymıştır.

[56] Sıklıkla PE için bir tedavi olarak endikasyon

dışı reçete edilen, yaygın olarak kullanılan bir PDE5i olan

sildenafilin, PE tedavisinde yararlı olduğu gösterilmiştir.

[57]

Bununla birlikte, çalışmalar IELT’de sildenafil monoterapinin

etkinliği konusunda çelişkili olup, bazı çalışmalar

IELT’de önemli bir artış göstermezken, bazıları IELT’de

bir artış olduğunu göstermektedir. [58,59] Ayrıca, sildenafilin

paroksetin ile takviye edildiğinde IELT ve cinsel tatmini

artırmada daha etkili olduğu gösterilmiştir. [60] PE için ikili

tedavi olarak sildenafil ve paroksetinin kullanımındaki bir

dezavantaj, istenmeyen yan etkilerin artmasıdır. Hem ED

hem de PE şikayeti olan hastalarda, PDE5i PE’nin tıbbi yönetiminde

birinci basamak tedavi olarak düşünülmelidir. [59]

Topikal Anestetikler

PE patofizyolojisinde rol oynadığına inanılan fizyolojik faktörlerden

biri, penis stimülasyonuna aşırı duyarlı bir yanıttır.

[61]

Lokal anestetikler, voltaj kapılı sodyum kanallarını inhibe

eden, böylece sinaptik iletimi ve nöronal aşırı duyarlılığı

azaltan neticede ejakülasyon eşiğini artıran membran stabilize

edici ilaçlardır. [62] Topikal ajanların çoğu PE tedavisinde

endikasyon dışı olarak kullanılmaktadır. Sistemik tedavi ile

karşılaştırıldığında, lokal tedavi caziptir çünkü bu ajanlar talep

üzerine ve minimal sistemik yan etkilerde kullanılabilir.

Bununla birlikte, topikal ajanların uygulanması, penis hipoestezisi,

ED, kadın genital anestezisi ve cilt reaksiyonları

dâhil olmak üzere bir dizi yan etkiye neden olur.

Lidokain-Prilokain krem

PE tedavisinde en çok çalışılan lokal anestezik karışımlardan

biri lidokain ve prilokain karışımıdır. Lidokain ve prilokain,

birlikte karıştırıldığında çözücü kullanılmadan sıvı

bir karışım oluşturan iki katıdır. [63] Hem lidokain hem de

prilokainin %2,5’ini içeren ve EMLA (Eutecticmixture of

Ateş ve Kazıcı • Prematür ejakülasyon: Güncel tedavi ve gelecek

281


local anesthetics) veya lokal anestezinin ötektik karışımı olarak

adlandırılan bu kremin, cinsel ilişkiden 10 ila 30 dakika

önce penise uygulandığında hastaların IELT’sini ve cinsel

performans memnuniyetini arttırdığı birçok çalışmada gösterilmiştir.

[64–66] En önemli dezavantajı dozaj sorunudur.

Aşırı dozda, glans ve penis cildinin uyuşmasına neden olarak

erektil yetmezliğe kadar giden cinsel tatmin sorunlarına, düşük

dozda ise PE tedavisinin etkisiz kalmasına neden olabilir.

Koitustan önce kremin iyi temizlenmemesi transvajinal emilim

ve vajinal uyuşukluğa yol açabilmektedir.

Lidokain-Prilokain sprey

Pür baz lidokain 150 mg/mL ve prilokain 50 mg/mL içeren

bir karışım yazılı literatürde TEMPE (topical eutectic

mixture for PE) veya PSD-250 olarak adlandırılan ve kloroflorokarbon

olmayan bir itici gazda çözünen bir aerosol

formülasyonudur. İlişkiden beş dakika önce glans penis

mukozasına uygulanır, non-keratinize veya az kretanize

dokulardan kolayca emilir, keratinize ciltten emilmez.

[67]

Bu özellik, TEMPE’nin duyarsızlaştırma etkisini glans

penis üzerinde yoğunlaştırmasına ve istenmeyen yan etkilerin

ortaya çıkma potansiyelini azaltmasına olanak tanır.

Ayrıca etkinin başlangıcı krem formülasyonlarına göre

daha hızlı olacak ve prezervatif gerekmeyecek şekilde doku

penetrasyonunu optimize etmek için tasarlanmıştır. İki çok

merkezli faz 3 çalışmada TEMPE’nin IELT süresinin geometrik

ortalamasını bazal değer olan 0,6 dakikadan 3,8

dakikaya uzattığı gösterilmiştir. [68] Başka bir çalışmaya göre

TEMPE, IELT’de önemli bir iyileşme sağlasa da etkinliği,

EMLA kremden biraz daha düşüktür, ancak daha iyi

bir yan etki profiline sahiptir. [69] TEMPE’nin Avrupa İlaç

Ajansı (EMA) tarafından PE tedavisi için kullanım onayı

vardır. Buna karşın FDA onayı olmayıp, ISSM Uzmanlar

Komitesi tarafından da kanıt düzeyi 1a olarak endikasyon

dışı, on-demand kullanımı önerilmektedir. [70]

Lidokain sprey

Promescent ® , glans penis hassasiyetini azaltmak ve bu nedenle

teorik olarak IELT’yi artırmak için cinsel ilişkiden önce

penise uygulanabilen, yalnızca lidokain içeren bir topikal

spreydir. [71] Şu anda hiçbir klinik çalışma, promescent kullanımıyla

IELT’de istatistiksel olarak anlamlı bir artış bildirmemiştir.

91 olguluk bir çalışmada IELT promescent grubunda

11,16 dk, kontrol grubunda 6,81 dk. bulunmuştur. Partner

orgazm oranı ise promescent grubunda %65,6 iken, kontrol

grubunda %44,1 olarak bulunmuştur. [72] Ayrıca promescent,

topikal olarak uygulandığında methemoglobinemi gibi

olağandışı yan etkiye neden olabilen prilokain içermemesi

bakımından da benzersizdir. Promescent, TEMPE’den farklı

olarak, PE tedavisi için FDA onaylıdır ve Kuzey Amerika’da

reçetesiz olarak temin edilebilmektedir. [73]

SS-krem

SS-krem dünyada yalnızca Kore’de mevcuttur ve bugüne

kadar etkinliği üzerine yapılan sekiz çalışmanın tümü ilacın

geliştirildiği Yong-Dong Severance Hospital’daki aynı

ekip tarafından yapılmış ve yayınlanmıştır. Cinsel ilişkiden

bir saat önce penise uygulanır ve ilişkiden önce yıkanır.

Ürünün en büyük dezavantajı hoş olmayan renk ve

koku vermesidir. Bu krem, bazıları lokal anestezik ve vazodilatatör

özelliklere sahip dokuz farklı bileşikten oluşur.

Çalışmalar, glans peniste ölçülen somatosensoriyel uyarılmış

potansiyellerin, hem latansının hem de genliğinin, SS

kremin lokal uygulamasından sonra taban çizgisine göre

arttığını bildirmiş [74] ve bu da penis vibrasyon eşiğinin arttığını

göstermiştir. [75] Bu çalışmalar, IELT’de 8 kat artışla

%89,2 başarı oranları göstermiştir.

Güncel Psikoseksüel/Davranış Tedavileri

PE için geleneksel psikoseksüel tedavinin birincil amacı,

erkeğin cinsel aktivitede kendine olan güvenini artırmak,

kaygıyı azaltmak, kişiler arası zorlukları çözmek ve çift iletişimini

iyileştirmektir. Tedavinin kılavuz ilkeleri, semptomun

anlamını ve ortaya çıktığı bağlamı anlarken ejakülasyonu

kontrol etmeyi öğrenmektir. Ejakülasyon, işeme ve

dışkılama ile aynı şekilde, yüksek merkezi sinir sisteminin

güçlü kontrolü altında olan bir spinal reflekstir. Bu nedenle

kontrolü öğrenilebilir ve geçmiş deneyimlerden önemli

ölçüde etkilenir.

PE için günümüz psikoterapisi, çoğunlukla “start-stop”tekniği

ve “sıkma tekniği (Squeeze tekniği)”gibi davranışsal ve

bilişsel yaklaşımların kısa dönemli bir psikoterapi modeli

içinde bütünleştirilmesini temsil eder. Duygusal odaklanma,

mastürbasyon, valsalva ve pelvik taban egzersizleri

gibi fiziksel teknikler ile ejakülasyonu geciktirmek, cinsel

özgüven ve cinsel becerilerini geliştirmeye yardım etmek

amaçlanır. Davranışsal terapinin %45- %65’lik bir başarı

oranına sahip olduğu gösterilmiş olmasına rağmen, faydalar

genellikle kısa sürelidir ve sorun tipik olarak yeniden

ortaya çıkar. [11,76] Şiddetli PE hastası, tek başına ilaçlardan

daha fazla terapötik yönteme ihtiyaç duyar. O yüzden günümüzde,

farmakoterapi ve psikoterapi sıklıkla şiddetli

PE’nin tedavisi için kombinasyon halinde önerilmektedir.

İki çalışma, bağımsız olarak uygulanan psikolojik ve

tıbbi bileşenlerle kombinasyon terapisini tanımlamıştır.

[77,78]

Klinisyenler ve seks terapistleri, şiddetli PE hastalarını

yönetmek için tek bir ekip olarak birlikte çalışırlarsa,

daha iyi sonuçlar elde edilebilmektedir. Nitekim, EAU

Guidelines-2021 özellikle edinsel PE tedavisinde psikolojik/davranışsal

tedavilerin farmakolojik tedaviler ile kombinasyonunu

önermektedir. [16]

282 Androl Bul 2021;23:278-289


DENEYSEL TEDAVİLER

Akupunktur

Sistematik bir derleme, sadece üç randomize kontrollü çalışma’nın

akupunkturun PE veya ED tedavisinde plasebodan

(sahte akupunktur) daha etkili olduğunu göstermiştir.

[79]

Akupunkturun paroksetin ile karşılaştırıldığı bir çalışmada

etkinliği paroksetinden daha düşük bulunmuştur. [80]

Buna karşın paroksetin ile kombine edildiğinde paroksetin

monoterapisinden daha fazla etkinlik elde edilmiştir. [81]

Akupunktur ve dapoksetin etkinliğini karşılaştıran bir başka

çalışmada ise akupunkturun ejakülasyonu geciktirdiği,

ancak dapoksetine göre daha az etkili olduğu bildirilmiştir.

[82] Standart akupunktur veya onun elektriksel karşılığı,

muhtemelen PE için gerçekten etkili bir bireysel tedavi değildir.

Bununla birlikte, polifarmasi, birden fazla komorbiditesi

olan hastalar için tedaviler bulmada daha fazla sorun

haline gelirken, etkinliği gösteren farmakolojik olmayan

seçeneklere sahip olmak son derece yararlı olabilir.

Yoga

Yoga, PE için potansiyel bir tedavi olarak önerilmiştir.

Ancak etki mekanizması bilinmemektedir. Prospektif çalışmalarda

IELT’yi uzatmada önemli ölçüde etkinlik göstermiştir.

[83] Buna karşın, bazı çalışmalar plaseboya kıyasla

yoganın iyileştirici etkisinin olmadığını bildirmiştir. [84]

PREMATÜR EJAKÜLASYON TEDAVİSİ’NİN

GELECEĞİ

Günümüzde yapılan çok sayıda çalışma ile PE tedavisi ile

ilgili medikal ajanlar, cerrahi/girişimsel işlemler, yeni davranışsal

tedaviler ve medikal veya seksüel cihazlar araştırılmakta

ve tanımlanmaktadır. Elde edilen her yeni bilgi PE

tedavisinde geleceğe ışık tutmaktadır.

Medikal Ajanlar

Modafinil

Modafinil narkolepsi gibi aşırı gündüz uykululuğunun olduğu

bazı uyku bozukluklarının tedavisinde uyanık kalmayı

sağlamak için kullanılan uyarıcı bir ilaçtır. Modafinilin

etki mekanizması karmaşıktır ve yeterince anlaşılmamıştır

ve beyin aktivasyonundaki değişikliklerin indüklenmesini

içerdiği görülmektedir.

D-modafinil, beyinde ve/veya omurilikte serotonin salınımındaki

artışlar veya dopamin sistemi üzerindeki bir etki

yoluyla boşalmayı geciktirebilir. İn vivo mikrodiyaliz çalışmaları,

d-modafinilin serebral kortekste, amigdalanın

merkezi çekirdeğinde ve dorsal rafede ve daha yüksek dozlarda

medial preoptik alanda (MPOA) ve posterior hipotalamusta

serotonin salınımını indüklediğini göstermiştir. [85,86]

Birkaç in vivo ve in vitro çalışma, modafinilin beyin dopamin

yolakları yoluyla etki ettiğini ve dopamin taşıyıcısı

ile D2 ve D1 reseptörlerinin bir rolü olduğunu bildirmiştir.

Nörofizyolojik çalışmalar, modafinilin D2 reseptörleri

aracılığıyla dopaminerjik nöronal aktiviteyi inhibe ettiğini

göstermiştir. [87] D-modafinilin, dopaminin doğrudan inhibisyonu,

serotonin salınımında bir artış ve ayrıca noradrenalin

yollarının aktivasyonunu içeren mekanizmaların bir

kombinasyonu ile hareket etmesi mümkündür.

Bu sonuçlar umut verici olsa da, hayvanlarda yapılan ejakülasyon

çalışmalarının sonuçlarının insanlara uygulanmasında

dikkatli olunmalıdır. Kısa etkili modafinil d-izomeri

(NH02D, Neuro Healing, Waban, MA ABD), PE’nin “on

demand” tedavisi için bir araştırma ilacı olarak klinik öncesi

denemelerden geçmektedir.

Botulinum-A Toksini

Botulinum toksini, Clostridium Botulinum bakterisi tarafından

üretilen bir protein ve nörotoksindir. Kas içine

enjekte edildiğinde sinir iletimini engelleyen, sinir uçlarından

asetilkolin salınımının seçici bir engelleyicisidir.

[88]

Şerefoğlu ve Sılay [89] ejakulasyonun ejeksiyon fazı sırasında

bulbospongiosus ve ischiocavernosus kaslarının

ritmik kasılmalarının botulinum-A toksini enjeksiyonu

ile engellenebileceğini ön görerek yaptıkları çalışmada 0,5

veya 1 ünite botulinum toksin A’nın iki taraflı olarak bulbospongiosus

kasına perkütan enjeksiyonunun erkek ratlarda

ejakülasyon gecikmesini önemli ölçüde arttırdığını

göstermiştir.

Herhangi bir temel veya klinik araştırma desteği olmaksızın

PE tedavisi için penis, frenulum, prepisyum veya glans

penisine 25 ve 50 ünite botulinum-A toksininin lokal

enjeksiyonu için patentler verilmiştir. [90] Bununla birlikte,

penise enjekte edilen botulinum-A toksininin hemen

sistemik dolaşıma yayılması muhtemeldir. Benzer şekilde,

botulinum-A toksininin penisin prepisyuma veya frenulumuna

enjekte edilmesinin ejakülasyon gecikmesi üzerinde

çok az etkisi olacaktır çünkü botulinum-A toksini herhangi

bir lokal anestezik etkisi göstermez. Rat çalışmalarından

elde edilen mevcut sonuçlar, bulbospongiosus kasına botulinum-A

toksin enjeksiyonunun, cinsel davranışın diğer

yönlerini etkilemeden ejakulasyonu geciktirmek için

güvenli ve etkili bir yol olabileceğini düşündürmektedir.

İnsanlarda PE tedavisi olarak Botox ® ’un (Allergan, Irvine,

CA, ABD) doz aralıklı faz II klinik çalışmaları şu anda

yürütülmektedir.

Ateş ve Kazıcı • Prematür ejakülasyon: Güncel tedavi ve gelecek

283


Resiniferatoksin

Resiniferatoksin, kapsaisinin son derece güçlü bir versiyonu

olan, doğal olarak oluşan bitki bazlı bir reçinedir.

[91]

Bileşik, kalsiyum geçirgenliğini artırarak birincil afferent

duyu nöronlarını aktive etme yeteneğine sahiptir.

Resiniferatoksinin PE’li hastalarda IELT’yi iyileştirdiği

gösterilmiştir. [92] Garip bir şekilde, resiniferatoksin, fazla

prepisyumu olan hastalarda anlamlı bir şekilde daha etkili

olduğu gösterilmiştir. [92]

Folik asit

Folik asit düzeylerinin PE ile negatif korele olduğu bulunmuştur

ve folik asit eksikliği, ejakülasyon latensinin

azalması için bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

[93]

PE tedavisinde SSRI’ların yararı nedeniyle, önerilen

mekanizma folik asidin serotonin yolu üzerindeki etkisi

olmuştur. [94] Bununla birlikte, önceki çalışmalar folik asit

eksikliği ile ED arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. [95]

Ek olarak, bir PDE5i ile birlikte verildiğinde folik asit takviyesinin

erektil fonksiyonu iyileştirdiği gösterilmiştir. [96]

Bu nedenle, folik asit ve PE ilişkisi, folik asidin hastaların

erektil fonksiyonu üzerindeki yararlı etkisine bağlı olabilir.

[96]

Folik asit ED’de daha fazla rol oynuyor gibi görünse de

PE ile ilgili kapsamlı bir çalışma gerektirmektedir. Devam

eden çalışmaların, monoterapi olarak kullanıldığında folik

asidin PE’yi iyileştirme kabiliyetinin yanı sıra SSRI tedavisini

artırma potansiyelini değerlendirmesi gerekir.

Kafein

Yakın tarihli çift kör randomize kontrollü bir çalışmada,

cinsel ilişkiden 2 saat önce 100 mg kafein kullanmanın

PE’li hastaların IELT’sini önemli ölçüde artırdığı gösterilmiştir.

[97]

Satureja montana bitkisi

Satureja montana bitkisi, PE için potansiyel bir tedavi olarak

rat modellerinde test edilmiştir. Bitkinin cinsel açıdan

etkilere sahip olduğuna dair daha önce yapılmış herhangi

bir çalışma veya profesyonel öneri bulunmadığından, hipotezin

nasıl ortaya çıktığı belirsizdir. S.montana rat modellerinde,

ejakülasyon gecikmesini artırırken refrakter

süresini de azaltmıştır. [98] Önerilen mekanizma, bitkinin

erkek ratlarda testosteron seviyelerini artırma yeteneğiydi.

Bu çalışma umut verici görünse de, gelecekteki çalışmaların

S.montana’nın etki mekanizmasını ortaya koyması

gerekmektedir. Aslında, çalışmalar PE’li hastaların normal

kontrollerden daha yüksek testosteron seviyelerine sahip

olduğunu göstermiştir. [99,100] S.montana’nın etki mekanizması

testosteronu artırma yeteneğinin dışındaysa, gelecekte

PE için potansiyel bir tedavi olabilir.

Cerrahi/Girişimsel İşlemler

Dorsal Penil Sinirin Cerrahi Nörotomisi,

Kriyoablasyonu ve Nöromodülasyonu

Birkaç yazar, davranışsal ve/veya farmakolojik tedaviye dirençli

PE tedavisinde selektif dorsal sinir nörotomisi veya

glans penis augmentasyonu yoluyla cerrahi olarak indüklenen

penil hipo-anestezinin kullanımını bildirmiştir. [101] ISSM kılavuzları

da bu işlemlerin IELT’de bir artışla ilişkili invaziv ve

irreversibl prosedürler olduğu görüşündedir. [102] PE hastalarının

tedavisi için bu prosedürün önerilebilmesi için önce bu

tedavi yönteminin güvenliğinin belirlenmesi gerekir.

Penil dorsal sinir modülasyonu şu anda PE için bir tedavi

olarak umut verici bir potansiyel göstermektedir. Dorsal

sinir rezeksiyonunu içeren iki çalışma, plaseboya kıyasla

IELT’yi artırmıştır. [101,103,104] Modülasyonu ablasyonla karşılaştıran

bir çalışma olmamasına rağmen, radyofrekans

modülasyonu ileriye dönük daha uygun bir seçenek gibi

görünmektedir. Dorsal sinir modülasyonunun teorik olarak

ED riski vardır. [104]

Hyaluronik asit enjeksiyonu ile glans penis

augmentasyonu

Enjeksiyonlar glans penis dermisine yapılarak hem glans

penis hacmi hem de sinir uçları ile cilt arasındaki mesafe

artırılır. [105] Böylece sensitivite azaltılarak hastalarda IELT

ve partner memnuniyeti arttırılır. [105] Beş yıllık uzun süreli

takipte, kalan implant hacminin maksimum glandüler çevrenin

%15’i kadar azalmasına karşın, PE’de glans penisin

hipersensitivitesini azaltmada hala etkili bulunmuştur. [106]

PE’de etkinlik için uygun adayların seçimi başarı için en

önemli faktördür. Erektil fonksiyona zarar vermez ve dorsal

nörektomiye kıyasla daha az invaziv ve geri dönüşümsüzdür.

Günümüzde olası duyu kaybı nedeniyle ISSM kılavuzunda

bu tedavi önerilmemektedir.

Penil frenulum uzatma

Bir vaka serisi, frenulum uzunluğunun cerrahi olarak arttırılmasının,

IELT’de ve öznel cinsel tatminde önemli bir

artışa yol açtığını ortaya koymuştur. [107]

Varikoselektomi

Varikosel, PE ile ilişkilendirilen başka bir anatomik anormalliktir.

[108] Vaka serileri, PE ve varikosel olan hastalarda

varikoselektomi’nin IELT’yi artırdığını göstermiştir. [108,109]

PE’yi iyileştirmede varikoselektominin mekanizması açıklanamamıştır.

Postoperatif testosterondaki artışın, ED’deki

iyileşmenin veya kan akışındaki veya testis basıncındaki

farklılığın bir sonucu olabileceği düşünülmektedir.

284 Androl Bul 2021;23:278-289


Sünnet

Sünnet, penil hipersensitiviteden kaynaklanan PE için kalıcı

bir tedavi olarak önerilmiştir. Yakın tarihli bir prospektif

çalışmada, 1 yıllık takipte sünnet sonrası hastalarda, sünnetsiz

kontrollere kıyasla önemli ölçüde daha yüksek IELT, cinsel

tatmin ve ejakülasyon üzerinde subjektif kontrol tespit

edildi. [110] Bununla birlikte, çok sayıda sistematik derleme,

genel popülasyonda sünnetli ve sünnetsiz erkekler arasında

PE veya diğer cinsel işlev bozuklukları oranının önemli ölçüde

farklı olmadığını göstermiştir. [111,112] Sünnetin neden

olduğu histolojik ve anatomik farklılıkları ilişkilendiren bir

başka sistematik derleme, prepisyumun cinsel bir işleve hizmet

etmediğini ve sünnetin muhtemelen cinsel işlev üzerinde

hiçbir etkisi olmadığını bulmuştur. [113]

Pelvik Taban Rehabilitasyonu (PTR)

PTR, hastalara pelvik kasların ejakülasyonda oynadığı rolü

ve cinsel ilişki boyunca bu kasları nasıl kontrol edeceklerini

öğretmeyi amaçlar. [114] Vaka serilerinde IELT’yi arttırmada

fayda sağlamıştır. Ancak 6. ayda etkiler azalmaya başlamıştır.

[115] Randomize bir çalışmada PTR’nin SSRI’lar kadar

etkili olmadığı gösterilmiştir. [116] PTR ayrıca ereksiyonların

kalitesini iyileştirir ve intrakavernozal basıncı arttırır. [117]

PE’deki iyileşmenin bir kısmı veya tamamı, ED’deki eşlik

eden iyileşmeye bağlı olabilir.

Yeni Davranış Tedavileri

Düzenli penis kökü mastürbasyonu’nun yeni bir davranışsal

terapi olarak sunulduğu bir çalışmada üç aylık eğitimden

sonra, median IELT’nin 60 sn’den 180 sn’ye yükseldiği ve

ortalama Premature Ejaculation Diagnostic Tool (PEDT)

puanının 14,8±3,7’den 12,8±4,1’e düştüğü bulunmuştur.

[118]

Hastaların %62,5’unda uzamış dorsal sinir somatosensoriyel

uyarılmış potansiyeli saptanmıştır.

Medikal veya Seksüel Cihazlar

Davranış tedavilerinin bir parçası olarak çeşitli medikal

veya seksüel cihazlar geliştirme çalışmaları PE tedavisi geleceğinde

farmakolojik ajanlara bir alternatif sunabilir.

Prematür ejakulasyon doruk kontrolü için vibratör

FDA onaylı yeni bir cihaz uyarılma ve ejakülasyon arasındaki

süreyi artırmak için tasarlanmıştır. [119] Penis üzerindeki

uyarıcı titreşimli etkilere sahip cihaz, “start-stop” tekniğinin

bir parçası olarak, mastürbasyon eğitim seanslarının sonrasında

etkili olmaktadır. Bir randomize kontrollü çalışma

ile vibratör destekli start-stop egzersizlerinin PE’de iyileşme

sağladığı gösterilmiştir. [120]

Mastürbasyon cihazının kullanımıyla Sfinkter

Kontrol Eğitimi programı

Bu aktivitelerin amacı, erkeklerin eksternal sfinkterin gevşemesi

yoluyla ejakülasyon refleksine müdahale etmeyi öğrenmesi

ve böylece prostat basınç oluşumunun engellenmesidir.

Mastürbasyon cihazının kullanımıyla birleştirilen

ve akıllı telefonlardan da uygulamalar yoluyla yönlendirilen

bu egzersiz programı, PE hastalarında önerilen mevcut

tedavilere göre çok sayıda avantajı olduğu için umut vaat

etmektedir. [121]

Transkutanöz fonksiyonel elektrik stimülasyonu

Nöromüsküler transkutanöz elektrik stimülasyonu ile

bulbospongiosus kas kasılmasının geçici inhibisyonu’nun

amaçlandığı bu yeni konsepte göre, nöromüsküler kavşağa

iletilen transkutanöz elektrik stimülasyonu, nöral ejakülatuvar

uyaran fazı sırasında ritmik kasılmalar gösterme yeteneğini

engelleyerek, kası birkaç dakika boyunca ~ %80

oranında kasılmış halde tutabilir. [122] Bu terapötik seçenek

gelecekte, PE için on-demand bir tedavi seçeneği olma potansiyeline

sahip olabilir.

SONUÇ

Prematür ejakulasyon tedavisinde on-demand dapoksetin

ve lidokain prilokainli spreyler birinci basamak tedavide

onaylı ajanlardır. Günlük SSRI’ların ve alternatif olarak

on-demand lokal anestezik kremlerin off-label kullanımı

yaygındır. Cerrahi yaklaşımla ilgili çok çeşitli yöntemler

denenmekle beraber tedavideki yeri hala tartışmalıdır.

Devam eden birçok medikal ajan araştırmaları, girişimsel

ve cerrahi tedavi çalışmaları PE tedavisinin geleceği açısından

umut vericidir.

Hakem Değerlendirmesi

Dış bağımsız.

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial support has been received.

KAYNAKLAR

1. Patrick DL, Althof SE, Pryor JL, Rosen R, Rowland DL, Ho KF, et

al. Premature ejaculation: an observational study of men and their

partners. J Sex Med 2005;2:358–67. [CrossRef]

2. Ehrentheil OF. A case of premature ejaculation in Greek mythology.

J Sex Res 1974;10:128–31. http://www.jstor.org/stable/3811282

Ateş ve Kazıcı • Prematür ejakülasyon: Güncel tedavi ve gelecek

285


3. Gross S. Practical Treatise on Impotence and Sterility and Allied

Disorders of the Male Sexual Organs. Edinburg, YJ: Pentland;

1887.

4. Krafft-Ebing R. Psychopathia sexualis, 11th ed. Stutgart: Enke;

1901.

5. Abraham K. Über Ejaculatio Praecox. Zeitschr Aerztliche

Psychoanalyse 1917;4:171–86. https://pep-web.org/search/

document/IZPA.004.0171A?page=P0171

6. Serefoglu EC, McMahon CG, Waldinger MD, Althof SE, Shindel

A, Adaikan G, et al. An evidence-based unified definition of

lifelong and acquired premature ejaculation: report of the second

international society for sexual medicine ad hoc committee for

the definition of premature ejaculation. Sex Med 2014;2:41–59.

[CrossRef]

7. Waldinger MD. History of premature ejaculation. In: Jannini EA,

McMahon CG, Waldinger MD, editors. Premature ejaculation:

From etiology to diagnosis and treatment. New York: Springer;

2013. p.5–24. [CrossRef]

8. Schapiro B. Premature Ejaculation: a review of 1130 cases. J Urol

1943;50:374–9. [CrossRef]

9. Master, WH, Johnson VE. Premature Ejaculation. In: Master WH,

Johnson VE, editors. Human sexual inadequacy. Boston: Little,

Brown and Co.; 1970.

10. Semans JH. Premature Ejaculation: a new approach. South Med J

1956;49:353–8. [CrossRef]

11. St Lawrence JS, Madakasira S. Evaluation and treatment of

premature ejaculation: a critical review. Int J Psychiatry Med

1992;22:77–97. [CrossRef]

12. PräJaculin SB. Kombiniertes epiphysen-präparat gegen reizzustände

am genitale und hypererotismus. Hamburg: Chemische Farbrik

Promonta GmbH; 1932.

13. Eaton H. Clomipramine (Anafranil) in the Treatment of Premature

Ejaculation. Int J Med Res 1973;1:432–4. [CrossRef]

14. Waldinger MD, Berendsen HH, Blok BF, Olivier B, Holstege G.

Premature ejaculation and serotonergic antidepressants-induced

delayed ejaculation: the involvement of the serotonergic system.

Behav Brain Res 1998;92:111–8. [CrossRef]

15. Waldinger MD. The neurobiological approach to premature

ejaculation. J Urol 2002;168:2359–67. [CrossRef]

16. Salonia A, Bettocchi C, Carvalho J, Corona G, Jones TH, Kadioglu

A, et al. EAU Guidelines on Sexual and Reproductive Health.

Edn. presented at the EAU Annual Congress Milan 2021 978-94-

92671-13-4. Arnhem, The Netherlands: EAU Guidelines Office;

2021.

17. Giuliano F. 5-Hydroxytryptamine in premature ejaculation:

opportunities for therapeutic intervention. Trends Neurosci

2007;30:79–84. [CrossRef]

18. Olivier B, van Oorschot R, Waldinger MD. Serotonin, serotonergic

receptors, selective serotonin reuptake inhibitors and sexual

behaviour. Int Clin Psychopharmacol 1998;13 Suppl 6:S9–14.

[CrossRef]

19. Waldinger MD, van De Plas A, Pattij T, van Oorschot R,

Coolen LM, Veening JG, Olivier B. The selective serotonin reuptake

inhibitors fluvoxamine and paroxetine differ in sexual

inhibitory effects after chronic treatment. Psychopharmacology

2002;160:283–9. [CrossRef]

20. Kiliç S, Ergin H, Baydinç YC. Venlafaxine extended release for

the treatment of patients with premature ejaculation: a pilot,

single-blind, placebo-controlled, fixed-dose crossover study on

short-term administration of an antidepressant drug. Int J Androl

2005;28:47–52. [CrossRef]

21. McMahon CG. Long term results of treatment of premature

ejaculation with selective serotonin re-uptake inhibitors. Int J

Impot Res 2002;14:S19.

22. Martin C, Nolen H, Podolnick J, Wang R. Current and emerging

therapies in premature ejaculation: Where we are coming from,

where we are going. Int J Urol 2017;24:40–50. [CrossRef]

23. van Geffen ECG, Hugtenburg JG, Heerdink ER, van Hulten RP,

Egberts ACG. Discontinuation symptoms in users of selective

serotonin reuptake inhibitors in clinical practice: tapering versus

abrupt discontinuation. Eur J Clin Pharmacol 2005;61:303–7.

[CrossRef]

24. Lee J. Potential Risks for the Off-label Use of SSRIs in Premature

Ejaculation (CME). J Sex Med 2010;7:2622–4;quiz 2625.

[CrossRef]

25. Montague DK, Jarow J, Broderick GA, Dmochowski RR, JP Heaton

W, Lue TF, et al. AUA guideline on the pharmacologic management

of premature ejaculation. J Urol 2004;172:290–4. [CrossRef]

26. Montejo AL, Llorca G, Izquierdo JA, Rico-Villademoros F.

Incidence of sexual dysfunction associated with antidepressant

agents: a prospective multicenter study of 1022 outpatients.

Spanish Working Group for the Study of Psychotropic-Related

Sexual Dysfunction. J Clin Psychiatry 2001;62 Suppl 3:10–21.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/11229449/

27. Koyuncu H, Serefoglu EC, Ozdemir AT, Hellstrom WJ. Deleterious

effects of selective serotonin reuptake inhibitor treatment on semen

parameters in patients with lifelong premature ejaculation. Int J

Impot Res 2012;24:171–3. [CrossRef]

28. Cohen D. Should the use of selective serotonin reuptake inhibitors

in child and adolescent depression be banned? Psychother

Psychosom 2007;76:5–14. [CrossRef]

29. Gibbons RD, Brown CH, Hur K, Marcus SM, Bhaumik DK,

Mann JJ. Relationship between antidepressants and suicide

attempts: an analysis of the Veterans Health Administration data

sets. Am J Psychiatry 2007;164:1044–9. [CrossRef]

30. Dresser MJ, Kang D, Staehr P, Gidwani S, Guo C, Mulhall JP,

Modi NB. Pharmacokinetics of dapoxetine, a new treatment for

premature ejaculation: Impact of age and effects of a high-fat meal.

J Clin Pharmacol 2006;46:1023–9. [CrossRef]

31. McMahon CG, Althof SE, Kaufman JM, Buvat J, Levine SB,

Aquilina JW, et al. Efficacy and safety of dapoxetine for the

treatment of premature ejaculation: integrated analysis of results

from five phase 3 trials. J Sex Med 2011;8:524–39. [CrossRef]

32. Dresser MJ, Desai D, Gidwani S, Seftel AD, Modi NB.

Dapoxetine, a novel treatment for premature ejaculation, does

not have pharmacokinetic interactions with phosphodiesterase-5

inhibitors. Int J Impot Res 2006;18:104–10. [CrossRef]

33. Levine L. Evaluation of withdrawal effects with dapoxetine in

the treatment of premature ejaculation (PE). Poster presented at

SMSNA 2006.

34. El-Say KM, Ahmed OA, Mohamed AI, Safo MK, Omar AM.

Zein-alpha lipoic acid-loaded nanoparticles to enhance the

oral bioavailability of dapoxetine: optimization and clinical

pharmacokinetic evaluation. Int J Nanomed 2019;14:7461–73.

[CrossRef]

35. Ahmed TA, Alay AMS, Okbazghi SZ, Alhakamy NA. Two-Step

Optimization to Develop a Transdermal Film Loaded With

Dapoxetine Nanoparticles: A Promising Technique to Improve Drug

Skin Permeation. Dose Response 2020;18:1559325820923859.

[CrossRef]

36. Ozcan L, Polat EC, Otunctemur A, Ozbek E. Duloxetine, dual

serotonin and norepinephrine reuptake inhibitor, versus paroxetine,

selective serotonin reuptake inhibitor, in the treatment for premature

ejaculation. Int Urol Nephrol 2015;47:283–7. [CrossRef]

286 Androl Bul 2021;23:278-289


37. Athanasios Z, Polyanthi P, George K. The efficacy of duloxetine

in the treatment of premature ejaculation. Int Urol Nephrol

2007;39:115–8. [CrossRef]

38. Gillman PK. Tricyclic antidepressant pharmacology and therapeutic

drug interactions updated. Br J Pharmacol 2007;151:737–48.

[CrossRef]

39. Waldinger MD. Drug treatment options for premature ejaculation.

Exp Opin Pharmacother 2018;19:1077–85. [CrossRef]

40. Strassberg DS, de Gouveia Brazao CA, Rowland DL, Tan P,

Slob AK. Clomipramine in the treatment of rapid (premature)

ejaculation. J Sex Marital Ther 1999;25:89–101. [CrossRef]

41. Segraves RT, Saran A, Segraves K, Maguire E. Clomipramine

versus placebo in the treatment of premature ejaculation: a pilot

study. J Sex Marital Ther 1993;19:198–200. [CrossRef]

42. Althof SE, Levine SB, Corty EW, Risen CB, Stern EB, Kurit DM. A

double-blind crossover trial of clomipramine for rapid ejaculation

in 15 couples. J Clin Psychiatry 1995;56:402–7. https://pubmed.

ncbi.nlm.nih.gov/7665538/

43. Kim SC, Seo KK. Efficacy and safety of fluoxetine, sertraline and

clomipramine in patients with premature ejaculation: a doubleblind,

placebo controlled study. J Urol 1998;159:425–7. [CrossRef]

44. Ogata J, Minami K, Uezono Y, Okamoto T, Shiraishi M, Shigematsu

A, Ueta Y. The inhibitory effects of tramadol on 5-hydroxytryptamine

type 2C receptors expressed in Xenopus oocytes. Anesthesia

Analgesia 2004;98:1401–6, table of contents. [CrossRef]

45. Khan AH, Rasaily D. Tramadol use in premature ejaculation: daily

versus sporadic treatment. Indian J Psychol Med 2013;35:256–9.

[CrossRef]

46. Wu T, Yue X, Duan X, Luo D, Cheng Y, Tian Y, Wang K. Efficacy

and safety of tramadol for premature ejaculation: a systematic

review and meta-analysis. Urology 2012;80:618–24. [CrossRef]

47. Kirby EW, Carson CC, Coward RM. Tramadol for the management

of premature ejaculation: a timely systematic review. Int J Impot

Res 2015;27:121–7. [CrossRef]

48. McMahon CG. Current and Emerging Treatments for Premature

Ejaculation. Sex Med Rev 2015;3:183–202. [CrossRef]

49. Shinghal R, Barnes A, Mahar KM, Stier B, Giancaterino L,

Condreay LD, et al. Safety and efficacy of epelsiban in the treatment

of men with premature ejaculation: a randomized, double-blind,

placebo-controlled, fixed-dose study. J Sex Med 2013;10:2506–17.

[CrossRef]

50. McMahon C, Althof S, Rosen R, Giuliano F, Miner M, Osterloh

IH, et al. The Oxytocin Antagonist Cligosiban Prolongs

Intravaginal Ejaculatory Latency and Improves Patient-Reported

Outcomes in Men with Lifelong Premature Ejaculation: Results

of a Randomized, Double-Blind, Placebo-Controlled Proof-of-

Concept Trial (PEPIX). J Sex Med 2019;16:1178–87. [CrossRef]

51. Althof S, Osterloh IH, Muirhead GJ, George K, Girard N; PEDRIX

Multi-Centre Study Group. The Oxytocin Antagonist Cligosiban

Fails to Prolong Intravaginal Ejaculatory Latency in Men with

Lifelong Premature Ejaculation: Results of a Randomized, Double-

Blind, Placebo-Controlled Phase IIb trial (PEDRIX). J Sex Med

2019;16:1188–98. [CrossRef]

52. Başar MM, Yilmaz E, Ferhat M, Başar H, Batislam E. Terazosin in

the treatment of premature ejaculation: a short-term follow-up. Int

Urol Nephrol 2005;37:773–7. [CrossRef]

53. Cavallini G. Alpha-1 blockade pharmacotherapy in primitive

psychogenic premature ejaculation resistant to psychotherapy. Eur

Urol 1995;28:126–30. [CrossRef]

54. Akin Y, Gulmez H, Ates M, Bozkurt A, Nuhoglu B. Comparison

of alpha blockers in treatment of premature ejaculation: a pilot

clinical trial. Iran Red Crescent Med J 2013;15:e13805. [CrossRef]

55. Debruyne FM, Van der Poel HG. Clinical experience in Europe

with uroselective alpha1-antagonists. Eur Urol 1999;36 Suppl

1:54–8; discussion 65. [CrossRef]

56. McMahon CG, McMahon CN, Leow LJ, Winestock CG. Efficacy

of type-5 phosphodiesterase inhibitors in the drug treatment of

premature ejaculation: a systematic review. BJU Int 2006;98:259–

72. [CrossRef]

57. Chen J, Keren-Paz G, Bar-Yosef Y, Matzkin H. The role of

phosphodiesterase type 5 inhibitors in the management of

premature ejaculation: a critical analysis of basic science and

clinical data. Eur Urol 2007;52:1331–9. [CrossRef]

58. McMahon CG, Stuckey BGA, Andersen M, Purvis K, Koppiker

N, Haughie S, Boolell M. Efficacy of sildenafil citrate (Viagra)

in men with premature ejaculation. J Sex Med 2005;2:368–75.

[CrossRef]

59. Abdel-Hamid IA, El Naggar EA, El Gilany AH. Assessment of as

needed use of pharmacotherapy and the pause-squeeze technique

in premature ejaculation. Int J Impot Res 2001;13:41–5. [CrossRef]

60. Salonia A, Maga T, Colombo R, Scattoni V, Briganti A, Cestari

A, et al. A prospective study comparing paroxetine alone versus

paroxetine plus sildenafil in patients with premature ejaculation. J

Urol 2002;168:2486–9. [CrossRef]

61. Xin ZC, Chung WS, Choi YD, Seong DH, Choi YJ, Choi HK.

Penile sensitivity in patients with primary premature ejaculation. J

Urol 1996;156:979–81. [CrossRef]

62. Yagiela JA. Vasoconstrictor agents for local anesthesia. Anesth

Prog 1995;42:116–20. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/labs/pmc/

articles/PMC2148913/pdf/anesthprog00243-0053.pdf

63. Wyllie MG, Powell JA. The role of local anaesthetics in premature

ejaculation. BJU Int 2012;110:E943–8. [CrossRef]

64. Berkovitch M, Keresteci AG, Koren G. Efficacy of prilocainelidocaine

cream in the treatment of premature ejaculation. J Urol

1995;154:1360–1. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/7658537/

65. Atikeler MK, Gecit I, Senol FA. Optimum usage of prilocainelidocaine

cream in premature ejaculation. Andrologia

2002;34:356–9. [CrossRef]

66. Busato W, Galindo CC. Topical anaesthetic use for treating

premature ejaculation: a double-blind, randomized, placebocontrolled

study. BJU Int 2004;93:1018–21. [CrossRef]

67. Henry R, Morales A, Wyllie MG. TEMPE: Topical Eutectic-

Like Mixture for Premature Ejaculation. Exp Opin Drug Deliv

2008;5:251–61. [CrossRef]

68. Choi JB, Kang SH, Lee DH, Kim YS, Jeon J-S, Choi WS, Kim

SW. Efficacy and Safety of On Demand Clomipramine for the

Treatment of Premature Ejaculation: A Multicenter, Randomized,

Double-Blind, Phase III Clinical Trial. J Urol 2019;201:147–52.

[CrossRef]

69. Dinsmore WW, Hackett G, Goldmeier D, Waldinger M, Dean J,

Wright P, et al. Topical eutectic mixture for premature ejaculation

(TEMPE): a novel aerosol-delivery form of lidocaine-prilocaine

for treating premature ejaculation. BJU Int 2007;99:369–75.

[CrossRef]

70. Porst H, Burri A. Novel Treatment for Premature Ejaculation in

the Light of Currently Used Therapies: A Review. Sex Med Rev

2019;7:129–40. [CrossRef]

71. Gilbert R. Promescent. Absorption Pharmaceuticals, LLC

(Online), 2015. https://www.promescent.com/about-promescent/

promescent-and-psd-502

72. Mark KP, Kerner I. Event-level impact of Promescent on quality of

sexual experience in men with subjective premature ejaculation. Int

J Impot Res 2016;28:216–20. [CrossRef]

Ateş ve Kazıcı • Prematür ejakülasyon: Güncel tedavi ve gelecek

287


73. Garcia F, Capomacchia A, Kongkeo S, Brock G. Non-medical

components are an important factor in drug delivery in topical

therapies: a study of topical lidocaine therapy for premature

ejaculation. Proceedings of the 20th Annual Fall Scientific Meeting.

Miami Beach, USA; 2014.

74. Xin ZC, Choi YD, Seong DH, Choi HK. Sensory evoked potential

and effect of SS-cream in premature ejaculation. Yonsei Med J

1995;36:397–401. [CrossRef]

75. Xin ZC, Choi YD, Lee WH, Chun DC, Choi HK, et al. Changes

in ejaculatory latency and penile vibratory threshold with SS-cream

in patients with primary premature ejaculation. Sex Dysfunct

1998;1:89–93. [CrossRef]

76. Hawton K, Catalan J, Martin P, Fagg J. Long-term outcome of sex

therapy. Behav Res Ther 1986;24:665–75. [CrossRef]

77. Althof S. The psychology of premature ejaculation: therapies and

consequences. J Sex Med 2006;3 Suppl 4:324–31. [CrossRef]

78. Perelman MA. A new combination treatment for premature

ejaculation: a sex therapist’s perspective. J Sex Med 2006;3:1004–

12. [CrossRef]

79. Tsai M-Y, Liu C-T, Chang C-C, Chen S-Y, Huang S-T. Overview

of the relevant literature on the possible role of acupuncture in

treating male sexual dysfunction. Acupunct Med 2014;32:406–10.

[CrossRef]

80. Sunay D, Sunay M, Aydoğmuş Y, Bağbancı S, Arslan H, Karabulut

A, Emir L. Acupuncture versus paroxetine for the treatment of

premature ejaculation: a randomized, placebo-controlled clinical

trial. Eur Urol 2011;59:765–71. [CrossRef]

81. Li T, Tan Y, Xie Z, Wang W, Wang S, Ouyang H, et al. Clinical

efficacy of Paroxetine combined with mid-frequency electrical

pulse acupoint stimulation for premature ejaculation. Zhonghua

Nan Ke Xue 2015;21:921–4. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.

gov/26665683/

82. Sahin S, Bicer M, Yenice MG, Seker KG, Yavuzsan AH, Tugcu

V. A Prospective Randomized Controlled Study to Compare

Acupuncture and Dapoxetine for the Treatment of Premature

Ejaculation. Urol Int 2016;97:104–11. [CrossRef]

83. Dhikav V, Karmarkar G, Gupta M, Anand KS. Yoga in premature

ejaculation: a comparative trial with fluoxetine. J Sex Med

2007;4:1726–32. [CrossRef]

84. Mamidi P, Gupta K. Efficacy of certain yogic and naturopathic

procedures in premature ejaculation: A pilot study. Int J Yoga

2013;6:118–22. [CrossRef]

85. Ferraro L, Fuxe K, Tanganelli S, Tomasini MC, Rambert FA,

Antonelli T. Differential enhancement of dialysate serotonin

levels in distinct brain regions of the awake rat by modafinil:

possible relevance for wakefulness and depression. J Neurosci Res

2002;68:107–12. [CrossRef]

86. Ferraro L, Fuxe K, Tanganelli S, Fernandez M, Rambert FA,

Antonelli T. Amplification of cortical serotonin release: a further

neurochemical action of the vigilance-promoting drug modafinil.

Neuropharmacology 2000;39:1974–83. [CrossRef]

87. Korotkova TM, Klyuch BP, Ponomarenko AA, Lin JS, Haas HL,

Sergeeva OA. Modafinil inhibits rat midbrain dopaminergic

neurons through D2-like receptors. Neuropharmacology

2007;52:626–33. [CrossRef]

88. Simpson LL. The origin, structure, and pharmacological activity

of botulinum toxin. Pharmacol Rev 1981;33:155–88. https://

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/6119708/

89. Serefoglu EC, Silay MS. Botulinum toxin-A injection may be

beneficial in the treatment of life-long premature ejaculation. Med

Hypotheses 2010;74:83–4. [CrossRef]

90. Gaxiola GM, Aguilar IE, Paz GP. Method for treating premature

ejaculation with a botulinum neurotoxin. USA2012 [US

8329193B2]. [Erişim]

91. Szallasi A, Blumberg PM. Resiniferatoxin, a phorbol-related

diterpene, acts as an ultrapotent analog of capsaicin, the irritant

constituent in red pepper. Neuroscience 1989;30:515–20. [CrossRef]

92. Shi B, Li X, Chen J, Su B, Li X, Yang S, et al. Resiniferatoxin for

treatment of lifelong premature ejaculation: a preliminary study.

Int J Urol 2014;21:923–6. [CrossRef]

93. Yan W-J, Yu N, Yin T-L, Zou Y-J, Yang J. A new potential risk factor

in patients with erectile dysfunction and premature ejaculation:

folate deficiency. Asian J Androl 2014;16:902–6. [CrossRef]

94. Yin T-L, Yang J, Zhang B, Yan W-J, Xu W-M, Li W, et al. Folic acid

supplementation as adjunctive treatment premature ejaculation.

Med Hypotheses 2011;76:414–6. [CrossRef]

95. Karabakan M, Erkmen AE, Guzel O, Aktas BK, Bozkurt A,

Akdemir S. Association between serum folic acid level and erectile

dysfunction. Andrologia 2016;48:532–5. [CrossRef]

96. Hamidi Madani A, Asadolahzade A, Mokhtari G, Shahrokhi

Damavand R, Farzan A, Esmaeili S. Assessment of the efficacy

of combination therapy with folic acid and tadalafil for the

management of erectile dysfunction in men with type 2 diabetes

mellitus. J Sex Med 2013;10:1146–50. [CrossRef]

97. Saadat SH, Ahmadi K, Panahi Y. The effect of on-demand caffeine

consumption on treating patients with premature ejaculation: a

double-blind randomized clinical trial. Curr Pharm Biotechnol

2015;16:281–7. [CrossRef]

98. Zavatti M, Zanoli P, Benelli A, Rivasi M, Baraldi C, Baraldi M.

Experimental study on Satureja montana as a treatment for premature

ejaculation. J Ethnopharmacol 2011;133:629–33. [CrossRef]

99. Corona G, Jannini EA, Lotti F, Boddi V, De Vita G, Forti G, et al.

Premature and delayed ejaculation: two ends of a single continuum

influenced by hormonal milieu. Int J Androl 2011;34:41–8.

[CrossRef]

100. Mohseni MG, Hosseini SR, Alizadeh F, Rangzan N. Serum

testosterone and gonadotropins levels in patients with premature

ejaculation: A comparison with normal men. Adv Biomed Res

2014;3:6. [CrossRef]

101. Basal S, Goktas S, Ergin A, Yildirim I, Atim A, Tahmaz L, Dayanc M.

A novel treatment modality in patients with premature ejaculation

resistant to conventional methods: the neuromodulation of dorsal

penile nerves by pulsed radiofrequency. J Androl 2010;31:126–30.

[CrossRef]

102. Althof SE, McMahon CG, Waldinger MD, Serefoglu EC, Shindel

AW, Adaikan PG, et al. An Update of the International Society

of Sex Med’s Guidelines for the Diagnosis and Treatment of

Premature Ejaculation (PE). Sex Med 2014;2:60–90. [CrossRef]

103. Zhou X-J, Zhang Z-G, Hao L, Zhang W-D, Dong B-Z, Han

C-H. Elective microscopic resection of dorsal penile nerves for

primary premature ejaculation: a clinical observation. Zhonghua

Nan Ke Xue 2013;19:1003–6. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.

gov/24341095/

104. Seftel AD. Re: percutaneous CT-guided cryoablation of the dorsal

penile nerve for treatment of symptomatic premature ejaculation. J

Urol 2013;189:1836–7. [CrossRef]

105. Littara A, Palmieri B, Rottigni V, Iannitti T. A clinical study to

assess the effectiveness of a hyaluronic acid-based procedure for

treatment of premature ejaculation. Int J Impot Res 2013;25:117–

20. [CrossRef]

106. Moon DG, Kwak T Il, Kim JJ. Glans Penis Augmentation Using

Hyaluronic Acid Gel as an Injectable Filler. World J Mens Health

2015;33:50–61. [CrossRef]

288 Androl Bul 2021;23:278-289


107. Song B, Hou Z, Liu Q, Qian W. Penile frenulum lengthening for

premature ejaculation. Zhonghua Nan Ke Xue 2015;21:149–52.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25796689/

108. Ahmed A-F, Abdel-Aziz A-S, Maarouf AM, Ali M, Emara A-A,

Gomaa A. Impact of varicocelectomy on premature ejaculation in

varicocele patients. Andrologia 2015;47:276–81. [CrossRef]

109. Li H-C, Zhang L-D, Gao M, Chong T, Deng Q, Yin J, Wang

Z-M. Spermatic vein ligation and intra-vaginal ejaculation latency.

Zhonghua Nan Ke Xue 2014;20:531–5. https://pubmed.ncbi.

nlm.nih.gov/25029860/

110. Gao J, Xu C, Zhang J, Liang C, Su P, Peng Z, et al. Effects of

adult male circumcision on premature ejaculation: results from a

prospective study in China. Biomed Res Int 2015;2015:417846.

[CrossRef]

111. Morris BJ, Krieger JN. Does male circumcision affect sexual

function, sensitivity, or satisfaction? --a systematic review. J Sex

Med 2013;10:2644–57. [CrossRef]

112. Tian Y, Liu W, Wang J-Z, Wazir R, Yue X, Wang K-J. Effects of

circumcision on male sexual functions: a systematic review and

meta-analysis. Asian J Androl 2013;15:662–6. [CrossRef]

113. Cox G, Krieger JN, Morris BJ. Histological Correlates of Penile

Sexual Sensation: Does Circumcision Make a Difference? Sex Med

2015;3:76–85. [CrossRef]

114. La Pera G. Awareness and timing of pelvic floor muscle contraction,

pelvic exercises and rehabilitation of pelvic floor in lifelong

premature ejaculation:5 years experience. Arch Ital Urol Androl

2014;86:123–5. [CrossRef]

115. Pastore AL, Palleschi G, Fuschi A, Maggioni C, Rago R, Zucchi

A, et al. Pelvic floor muscle rehabilitation for patients with lifelong

premature ejaculation: a novel therapeutic approach. Ther Adv

Urol 2014;6:83–8. [CrossRef]

116. Pastore AL, Palleschi G, Leto A, Pacini L, Iori F, Leonardo C,

et al. A prospective randomized study to compare pelvic floor

rehabilitation and dapoxetine for treatment of lifelong premature

ejaculation. Int J Androl 2012;35:528–33. [CrossRef]

117. Cooper K, Martyn-St James M, Kaltenthaler E, Dickinson K,

Cantrell A, Wylie K, et al. Behavioral Therapies for Management

of Premature Ejaculation: A Systematic Review. Sex Med

2015;3:174–88. [CrossRef]

118. Ma G-C, Zou Z-J, Lai Y-F, Zhang X, Zhang Y. Regular penisroot

masturbation, a novel behavioral therapy in the treatment of

primary premature ejaculation. Asian J Androl 2019;21:631–4.

[CrossRef]

119. Food and Drug Administration, HHS. Medical devices;

gastroenterology-urology devices; classification of the vibrator for

climax control of premature ejaculation. Final order. Fed Regist

2015;80:30353–5. https://www.govinfo.gov/content/pkg/FR-

2015-05-28/pdf/2015-12852.pdf

120. Ventus D, Gunst A, Arver S, Dhejne C, Öberg KG, Zamore-

Söderström E, et al. Vibrator-Assisted Start-Stop Exercises Improve

Premature Ejaculation Symptoms: A Randomized Controlled

Trial. Arch Sex Behav 2020;49:1559–73. [CrossRef]

121. Rodríguez JE, Marzo JC, Piqueras JA. Efficacy of Sphincter

Control Training (SCT) in the treatment of premature ejaculation,

a new cognitive behavioral approach: A parallel-group randomized,

controlled trial. PloS One 2019;14:e0212274. [CrossRef]

122. Shechter A, Serefoglu EC, Gollan T, Springer S, Meiry G, Appel

B, Gruenwald I. Transcutaneous functional electrical stimulation-a

novel therapy for premature ejaculation: results of a proof of

concept study. Int J Impot Res 2020;32:440–5. [CrossRef]

Ateş ve Kazıcı • Prematür ejakülasyon: Güncel tedavi ve gelecek

289


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY

Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve

“Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 15.09.2021-15.12.2021 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı

temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk

Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur.

1. Akan O, Polat EC, Çulha MG, Önol SD. The impact of myasthenia

gravis on lower urinary tract functions. Int J Clin Pract. 2021 Sep

15:e14873. doi: 10.1111/ijcp.14873.

2. Akdemir F, Kayıgil Ö, Okulu E. DORSAL Plication Technique for

the Treatment of Congenital Ventral Penile Curvature: Long-Term

Outcomes of 72 Cases. J Sex Med. 2021 Oct;18(10):1715-1720.

3. Akgül M, Yazıcı C, Doğan Ç, Özcan R, Şahin MF. Erectile

dysfunction iceberg in an urology outpatient clinic: How can we

encourage our patients to be more forthcoming? Andrologia. 2021

Oct;53(9):e14152.

4. Akkaya H, Balci Y, Şahintürk V, Öner S, Karbeyaz K. Timedependent

changes of sperm cells in human ejaculate samples

added in various liquid media. Forensic Sci Int. 2013 Sep 10;231(1-

3):325-30.

5. Aksu EH, Kandemir FM, Küçükler S. Ameliorative effect of

hesperidin on streptozotocin-diabetes mellitus-induced testicular

DNA damage and sperm quality degradation in Sprague-Dawley

rats. J Food Biochem. 2021 Oct;45(10):e13938.

6. Alan Dikmen H, Cankaya S. Associations Between Sexual Violence

and Women’s Sexual Attitudes, Sexual Self-Consciousness, and

Sexual Self-Efficacy. J Interpers Violence. 2021 Dec;36(23-

24):11304-11326.

7. Altındağ F, Meydan İ. Evaluation of protective effects of gallic

acid on cisplatin-induced testicular and epididymal damage.

Andrologia. 2021 Nov;53(10):e14189.

8. Aykanat IC, Er S, Senel C, Comcali B, Aslan Y, Balci M, Yuksel

BC, Tuncel A. Comparison of the impact of open and laparoscopic

inguinal hernia operations on male sexual function and pain

during sexual activity. Andrologia. 2021 Sep 24:e14254.

9. Altunoglu U, Börklü E, Shukla A, Escande-Beillard N, Ledig S,

Azaklı H, Nayak SS, Eraslan S, Girisha KM, Kennerknecht I,

Kayserili H. Expanding the spectrum of syndromic PPP2R3Crelated

XY gonadal dysgenesis to XX gonadal dysgenesis. Clin

Genet. 2021 Nov 8. doi: 10.1111/cge.14086.

10. Aras-Tosun D, Cakar Z, Can A, Ozkavukcu S, Kaplanoglu I, Cinar

O. Phospholipase C-zeta levels are not correlated with fertilisation

rates in infertile couples. Andrologia. 2021 Oct 15:e14269. doi:

10.1111/and.14269.

11. Asci R, Bolat MS, Dündar C, Özdemir AZ, Atmaca A. Impact of

a high visceral adiposity index on female sexual dysfunction in

sexually active women? Results of a cross-sectional study. Int J Clin

Pract. 2021 Oct;75(10):e14611. doi: 10.1111/ijcp.14611.

12. Atli Eklioglu O, Ilgin S. Adverse effects of antiepileptic drugs on

hormones of the hypothalamic-pituitary-gonadal axis in males:

A review. Toxicology. 2021 Nov 17;465:153043. doi: 10.1016/j.

tox.2021.153043.

13. Aydin Y, Orta Yilmaz B, Yildizbayrak N, Korkut A, Arabul Kursun

M, Irez T, Erkan M. Evaluation of citrinin-induced toxic effects on

mouse Sertoli cells. Drug Chem Toxicol. 2021 Nov;44(6):559-565.

14. Aydos OS, Yukselten Y, Aydos D, Sunguroglu A, Aydos

K. Relationship between functional Nrf2 gene promoter

polymorphism and sperm DNA damage in male infertility. Syst

Biol Reprod Med. 2021 Dec;67(6):399-412.

15. Bako D, Tosun H, Ozer A, Köksoy AY, Utangac MM. From

testis to brucellosis: A report of two paediatric cases presenting

with acute scrotum. J Paediatr Child Health. 2021 Sep 30. doi:

10.1111/jpc.15772.

16. Baydar AT, Ozercan AY, Divanlioglu D, Daglar Z, Balci M,

Tuncel A. The Impact of Minimally Invasive Pituitary Surgery on

Male and Female Sexual Dysfunction in Patients with Pituitary

Adenoma. Urol Int. 2021;105(11-12):956-962. d

17. Bayrak A, Duramaz A. Erectile Dysfunction after Conservative

Treatment of Sacral Fractures in Males without Injury to the

Urinary System. Z Orthop Unfall. 2021 Sep 20. doi: 10.1055/a-

1611-0165.

18. Can O, Canat L, Eraldemir FC, Acar E, Yildirim F, Sonmez

K, Otunctemur A, Altunrende F. Protective effect of oltipraz in

testicular ischaemia/reperfusion injury: An experimental study.

Andrologia. 2021 Sep 12:e14245.

19. Cetinkaya-Un B, Un B, Akpolat M, Andic F, Yazir Y. Human Amnion

Membrane-Derived Mesenchymal Stem Cells and Conditioned

Medium Can Ameliorate X-Irradiation-Induced Testicular Injury by

Reducing Endoplasmic Reticulum Stress and Apoptosis. Reprod Sci.

2021 Oct 12. doi: 10.1007/s43032-021-00753-6.

20. Cirakoglu A, Yuce A, Benli E, Kasko Arici Y, Dugeroglu H,

Ogreden E. Is erectile dysfunction an early clinical symptom of

chronic kidney disease? Aging Male. 2021 Dec;24(1):24-28.

21. Cihan A, Esen AA. Systematic review and meta-analysis for

the value of thyroid disorder screening in men with ejaculatory

dysfunction. Int J Clin Pract. 2021 Oct;75(10):e14419.

22. Cocci A, Russo GI, Martinez-Salamanca JI, Ralph D, Djinovic

R, Şerefoğlu EC, Mondaini N. Is there a line between ethics

and market competition? Lights and shades of the withdrawal of

collagenase treatment for Peyronie’s disease. Int J Impot Res. 2021

Sep 22. doi: 10.1038/s41443-021-00469-w.

23. Culpan M, Acar HC, Cella D, Tahra A, Cakici MC, Efiloğlu

Ö, Atis G, Yildirim A. Turkish validation and reliability of the

symptoms of Lower Urinary Tract Dysfunction Research Network

Symptom Index-29 (LURN SI-29) questionnaire in patients

with lower urinary tract symptoms. Neurourol Urodyn. 2021

Nov;40(8):2034-2040.

24. Çelik M, Özçelik S, Baş S, Sariaydin M, Özçelik M, Gozu H.

Role of testosterone to estradiol ratio in predicting the efficacy

of recombinant human chorionic gonadotropin and testosterone

treatment in male hypogonadism. Arch Endocrinol Metab. 2021

Oct 29;65(5):617-624.

25. Demir S, Kazaz IO, Kerimoglu G, Ayazoglu Demir E, Colak F,

Yilmaz S, Mentese A. Astaxanthin Protects Testicular Tissue against

Torsion/Detorsion-Induced Injury via Suppressing Endoplasmic

Reticulum Stress in Rats. J Invest Surg. 2021 Nov 10:1-6. doi:

10.1080/08941939.2021.1995540.

26. Demirci A, Ozgur BC, Tuncer SÇ. Comparison of hormone

profile and systemic inflammation in patients presenting with

sexual dysfunction: Which is important? Rev Int Androl. 2021

Oct-Dec;19(4):242-248.

27. Demirci A, Çakan M, Topçuoğlu M. Whether Adding Vitamin

D to Tadalafil 5 mg Treatment Is Useful in Patients with Erectile

Dysfunction and Vitamin D Deficiency? Urol Int. 2021;105(5-

6):514-519.

28. Denizli R, Sakin Ö, Koyuncu K, Çiçekli N, Farisoğulları N,

Özdemir M. The Impact of the COVID-19 Pandemic on

Depression and Sexual Function: Are Pregnant Women Affected

More Adversely? Rev Bras Ginecol Obstet. 2021 Oct;43(10):765-

774.

290 Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY

Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve

“Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 15.09.2021-15.12.2021 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı

temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk

Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur.

29. Doluoglu OG, Yıldız Y, Tokat E, Ozgur BC, Kılınc MF, Inan MA,

Gonul II, Hoscan MB. The Histopathological Effect of Aloe Vera

on the Wound Healing Process in a Surgically Created Tubularized

Incised Plate Urethroplasty Model on Rats. J Invest Surg. 2021

Nov 7:1-5.

30. Efesoy O, Çayan S, Aşcı R, Orhan İ, Yaman Ö. Hematospermia is

rarely related to genitourinary cancer: lessons learned from 15 years

of experience with 342 cases. Int J Impot Res. 2021 Sep;33(6):627-

633.

31. Erbay G, Ceyhun G. Is heart rate variability a risk factor for

premature ejaculation? Int J Clin Pract. 2021 Oct;75(10):e14699.

32. Erdem AO, Ozkisacik S, Mersinli B, Şirinyildiz F, Ek R, Culhaci

N, Yazici M. Long-term protective effects of the combination of

intermittent reperfusion and hypothermia on reperfusion injury

in an experimental testicular torsion model. J Pediatr Surg. 2021

Nov;56(11):2037-2044. doi: 10.1016/j.jpedsurg.2020.11.021.

33. Eren MT, Özveri H, Kurtoğlu H. Penile Mondor’s in a Covid-19

patient on prophylactic anti-thrombosis with rivaroxaban: a case

report. Afr J Urol. 2021;27(1):97. doi: 10.1186/s12301-021-

00200-7.

34. Eren H, Omar MB, Kaya Ü, Özbey EG, Öcal L. Epicardial fat tissue

can predict subclinical left ventricular dysfunction in patients with

erectile dysfunction. Aging Male. 2021 Dec;24(1):42-49.

35. Erol Koc EM, Akkaya H, Ozaksit MG, Moraloglu Tekin O. The

impact of genital warts on sexual function and sexuality-related

distress in late adolescence. Int J Impot Res. 2021 Oct 22. doi:

10.1038/s41443-021-00478-9.

36. Evli M, Simsek N, Ozkan F, Dagdelen D. The effect of sexual

self-schemas and sexual embarrassment of nursing students on

the attitudes and beliefs of students related to sexual health. Nurse

Educ Pract. 2021 Oct 18;57:103241.

37. Fidan C, Akdur A, Kırnap M, Selçuk H, Yıldırım S, Moray

G, Haberal M. Analysis of Quality of Life, Depression, and

Sexual Function in Patients on the Liver Transplant List. Turk J

Gastroenterol. 2021 Sep;32(9):801-807.

38. Geyik S. A single-centre result of two courses of low-intensity

shockwave therapy (Li-SWT) in erectile dysfunction. Andrologia.

2021 Nov 22:e14324. doi: 10.1111/and.14324.

39. Geyik S. Comparison of the efficacy of low-intensity shock

wave therapy and its combination with platelet-rich plasma

in patients with erectile dysfunction. Andrologia. 2021

Nov;53(10):e14197.

40. Gokce A, Gul D, Orhan MF, Büyükavci M, Demir G, Beyaz SG.

Epidural blockade for alternative management of priapism: A case

report of child with T-cell acute lymphoblastic leukemia. Urology.

2021 Oct;156:e121-e123.

41. Gozuyesil E, U Aslan KS, Atik D, Tar E. Evaluation of the

marital adjustment and sexual functions in individuals with visual

disability. Niger J Clin Pract. 2021 Nov;24(11):1728-1736.

42. Gözüküçük M, Türkyilmaz E, Küçükşahin O, Erten Ş, Üstün

Y, Yavuz AF. Effects of primary Sjogren’s syndrome on female

genitalia and sexual functions. Clin Exp Rheumatol. 2021 Oct 6.

Online ahead of print.

43. Gul M, Kaynar M. Comment on “A systematic evaluation of

YouTube as an information source for male infertility”. Int J Impot

Res. 2021 Sep;33(6):663-664.

44. Gur C, Kandemir O, Kandemir FM. Investigation of the effects of

hesperidin administration on abamectin-induced testicular toxicity

in rats through oxidative stress, endoplasmic reticulum stress,

inflammation, apoptosis, autophagy, and JAK2/STAT3 pathways.

Environ Toxicol. 2021 Nov 8. doi: 10.1002/tox.23406.

45. Guzle Adas Y, Kekilli E, Altundag MB. The evaluation of sexual

functions of prostate cancer patients receiving radiotherapy. J

BUON. 2021 Sep-Oct;26(5):2106-2110.

46. Gül M, Kayhan Kuştepe E, Erdemli ME, Altınöz E, Gözükara Bağ

HG, Gül S, Göktürk N. Protective effects of crocin on acrylamideinduced

testis damage. Andrologia. 2021 Oct;53(9):e14176.

47. Guler C, Melil S, Ozekici U, Donmez Cakil Y, Selam B, Cincik

M. Sperm Selection and Embryo Development: A Comparison

of the Density Gradient Centrifugation and Microfluidic

Chip Sperm Preparation Methods in Patients with Astheno-

Teratozoospermia. Life (Basel). 2021 Sep 7;11(9):933. doi:

10.3390/life11090933.

48. Habas K, Demir E, Guo C, Brinkworth MH, Anderson D.

Toxicity mechanisms of nanoparticles in the male reproductive

system. Drug Metab Rev. 2021 Nov;53(4):604-617.

49. Hacioglu C, Kar F, Kanbak G. Reproductive Effects of Nicotinamide

on Testicular Function and Structure in Old Male Rats: Oxidative,

Apoptotic, Hormonal, and Morphological Analyses. Reprod Sci.

2021 Dec;28(12):3352-3360.

50. Kabaklıoğlu M, Eroz R, Kaya M. May Argyrophilic Nucleolar

Organizer Regions Be Used as a Biomarker for the Detection of the

Degree of Ischemic Damage Instead of Tunel in Testicular Torsion?

Medicina (Kaunas). 2021 Oct 29;57(11):1177.

51. Kafkasli A, Yazici O, Can U, Coskun A, Boz MY, Karatas B,

Kece C. Traumatic masturbation syndrome may be an important

cause of erectile dysfunction in pre-mature ejaculation patients.

Andrologia. 2021 Oct;53(9):e14168.

52. Kara H, Orem A, Yulug E, Balaban Yucesan F, Kerimoglu G,

Vanizor Kural B, Ozer Yaman S, Bodur A, Turedi S, Alasalvar C.

Effects of hazelnut supplemented diet on doxorubicin-induced

damage of reproductive system in male rats. J Food Biochem. 2021

Nov;45(11):e13973.

53. Karaca SY. The effect of reconstructive vaginal surgery on quality of

life and sexual functions in postmenopausal women with advanced

pelvic organ prolapse in intermediate-term follow-up. Post Reprod

Health. 2021 Sep;27(3):145-150.

54. Karacan Y, Yildiz H, Demircioglu B, Ali R. Evaluation of Sexual

Dysfunction in Patients with Hematological Malignancies. Asia

Pac J Oncol Nurs. 2020 Oct 15;8(1):51-57.

55. Karakaya FB, Yavuz M, Sirvanci S. Histological analysis of the

effects of thymoquinone on testicular damage in pentylenetetrazoleinduced

temporal lobe epilepsy model. Andrologia. 2021

Nov;53(10):e14130.

56. Karakose A, Yitgin Y. Penile rehabilitation with low-intensity

extracorporeal shock wave therapy in patients after prostate cancer

surgery. Early physiological changes and postoperative follow-up

outcomes. Int J Clin Pract. 2021 Sep 6:e14804. doi: 10.1111/

ijcp.14804.

57. Karakus FN, Bulgurcuoglu Kuran S, Solakoglu S. Effect of

curcumin on sperm parameters after the cryopreservation. Eur J

Obstet Gynecol Reprod Biol. 2021 Nov 3;267:161-166.

Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

291


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY

Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve

“Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 15.09.2021-15.12.2021 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı

temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk

Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur.

58. Karslioğlu EH, Kolcu Z, Karslioğlu Nİ, Çayköylü A. Prospective

analysis of serum prolactin levels, clinical symptomatology

and sexual functions in patients with schizophrenia switched to

paliperidone palmitate 3-monthly from paliperidone palmitate

1-monthly: Preliminary findings of the first 3 months. Hum

Psychopharmacol. 2021 Nov 17:e2827.

59. Kelestimur H, Bulmus O, Serhatlioglu I, Ercan Z, Kaya SO,

Yardimci A, Ulker N, Kacar E. Effects of treadmill exercise on sexual

behavior and reproductive parameters in chronically stressed-male

rats. Physiol Res. 2021 Sep 10. Online ahead of print.

60. Kemer D, İşler Dalgıç A. Effectiveness of Sexual Abuse Prevention

Training Program Developed by Creative Drama for Preschoolers:

An Experimental Study. J Child Sex Abus. 2021 Oct 25:1-24.

61. Keskin T, Erden Y, Tekin S. Intracerebroventricular asprosin

administration strongly stimulates hypothalamic-pituitary-testicular

axis in rats. Mol Cell Endocrinol. 2021 Dec 1;538:111451.

62. Keskin M, Pabuçcu EG, Arslanca T, Demirkıran ÖD, Pabuçcu R.

Does Microfluidic Sperm Sorting Affect Embryo Euploidy Rates

in Couples with High Sperm DNA Fragmentation? Reprod Sci.

2021 Nov 3. doi: 10.1007/s43032-021-00784-z.

63. Kilic T, Kilic Aydın N, Kirici Berber N, Kaya O. Evaluation of

erectile dysfunction in patients with asthma. Int J Clin Pract. 2021

Sep;75(9):e14300.

64. Kizilay G, Bayram S, Ersoy O, Cerkezkayabekir A, Sapmaz-

Metin M, Karaca T. Role of JNK, TGF-beta1, Akt, IL-1beta

and INSL-3 in proanthocyanidin protection against apoptosis

in diabetic rat testis. Biotech Histochem. 2021 Nov 18:1-9. doi:

10.1080/10520295.2021.2002931.

65. Koca HE, Bostancı Durmus A, Yarcı Gursoy A, Candar T, Tokgöz

Çakır B, Karahan S, Kucukozkan T, Caglar GS. Human epididymis

protein 4 and fetal lung maturity. J Perinat Med. 2021 Sep 20. doi:

10.1515/jpm-2021-0034.

66. Kocyigit A, Narlicay S. The production of testis biomodels

using three-dimensional (3D) technologies. Andrologia. 2021

Oct;53(9):e14171. d

67. Kozacioglu Z, Vatansever HS, Onal T, Kutlu N, Ozel F, Gunlusoy B,

Gumus BH. Histologic and physiologic analysis of the relationship

between the dorsal nerve of the penis and the corpus cavernosum on

a rat model. A complementary pathway on the innervation of penile

erection? 6.Neurourol Urodyn. 2021 Nov 9. doi: 10.1002/nau.24829.

68. Kuyucu Y, Coşkun G, Şaker D, Karaoğlan Ö, Ürünsak İF, İzol V,

Arıdoğan İA, Erdoğan Ş, Özgür H, Polat S. Immunohistochemical

examination of androgen receptor and estrogen receptor alpha

expressions in obstructive and non-obstructive azoospermia. Syst

Biol Reprod Med. 2021 Dec;67(6):463-470.

69. Manisaligil YA, Gumustekin M, Micili SC, Ural C, Cavdar Z,

Sisman G, Yurt A. The role of small GTPase Rac1 in ionizing

radiation-induced testicular damage. Int J Radiat Biol. 2021 Oct

13:1-9. doi: 10.1080/09553002.2021.1988752.

70. Metin Mahmutoglu A, Hurre Dirie S, Hekim N, Gunes S, Asci

R, Henkel R. Polymorphisms of androgens-related genes and

idiopathic male infertility in Turkish men. Andrologia. 2021 Oct

10:e14270. doi: 10.1111/and.14270.

71. Ortac M, Özmez A, Cilesiz NC, Demirelli E, Kadıoğlu A. The

impact of extracorporeal shock wave therapy for the treatment

of young patients with vasculogenic mild erectile dysfunction:

A prospective randomized single-blind, sham controlled study.

Andrology. 2021 Sep;9(5):1571-1578.

72. Ozelci R, Yılmaz S, Dilbaz B, Akpınar F, Akdag Cırık D, Dilbaz

S, Ocal A. Seasonal variation of human sperm cells among 4,422

semen samples: A retrospective study in Turkey. Syst Biol Reprod

Med. 2016 Dec;62(6):379-386.

73. Ozturk N, Ozturk Civelek D, Sancar S, Kaptan E, Pala Kara Z,

Okyar A. Dosing-time dependent testicular toxicity of everolimus

in mice. Eur J Pharm Sci. 2021 Oct 1;165:105926. doi: 10.1016/j.

ejps.2021.105926.

74. Özkent MS, Balasar Ö. A rare variant Klinefelter syndrome

seen 40 years later: 47,X,del(Xq24),Y. Andrologia. 2021

Dec;53(11):e14213. doi: 10.1111/and.14213.

75. Özlü İ, Karaman Özlü Z, Kilinç T, Yayla A, Karabulut İ.

Sexual dysfunction in patients after double-J catheterisation:

A cross-sectional, prospective study. Int J Clin Pract. 2021

Oct;75(10):e14564.

76. Parlak Ak T, Tatli Seven P, Gur S, Gul B, Yaman M, Seven I. Chrysin

and flunixin meglumine mitigate overloaded copper-induced

testicular and spermatological damages via modulation of oxidative

stress and apoptosis in rats. Andrologia. 2021 Nov 24:e14327.

77. Pazir Y, Eroglu T, Kose A, Bulut TB, Genc C, Kadihasanoglu M.

Impaired semen parameters in patients with confirmed SARS-

CoV-2 infection: A prospective cohort study. Andrologia. 2021

Oct;53(9):e14157.

78. Saraç M, Canpolat Ş, Önalan Etem E, Tektemur A, Tartar T, Bakal

U, Kazez A. The role of sonic hedgehog homologue signal pathway

in hypospadias aetiology. J Pediatr Urol. 2021 Oct;17(5):630.e1-

630.e7.

79. Sabuncu K, Culha MG. Re: Penile length and circumference

dimensions: A large study in young Italian men. Andrologia. 2021

Sep;53(8):e14150. doi: 10.1111/and.14150.

80. Sevin G, Alan E, Demir S, Albayrak G, Demiroz T, Yetik-

Anacak G, Baykan S. Comparative evaluation of relaxant effects

of three prangos species on mouse corpus cavernosum: Chemical

characterization and the relaxant mechanisms of action of P.

pabularia and (+)-oxypeucedanin. J Ethnopharmacol. 2021 Nov

11;284:114823. doi: 10.1016/j.jep.2021.114823.

81. Sivritepe R, Uçak Basat S, Baygul A, Küçük EV. The effect of

interleukin-6 level at the time of hospitalisation on erectile

functions in hospitalised patients with COVID-19. Andrologia.

2021 Oct 22:e14285.

82. Şahin C, Küçük EV, Tahra A, Şahan A, Dolapçıoğlu MC. Infectious

complications after transrectal prostate biopsy is increased in

patients with chronic idiopathic constipation. Arch Esp Urol. 2021

Oct;74(8):775-781.

83. Taken K, Alp HH, Eryilmaz R, Donmez MI, Demir M, Gunes M,

Aslan R, Sekeroglu MR. Oxidative DNA Damage to Sperm Cells

and Peripheral Blood Leukocytes in Infertile Men. Med Sci Monit.

2016 Nov 11;22:4289-4296.

84. Tatli Seven P, Seven I, Karakus S, Iflazoglu Mutlu S, Ozer Kaya S,

Arkali G, Ilgar M, Tan E, Sahin YM, Ismik D, Kilislioglu A. The invivo

assessment of Turkish propolis and its nano form on testicular

damage induced by cisplatin. J Integr Med. 2021 Sep;19(5):451-

459.

85. Tatli Seven P, Iflazoglu Mutlu S, Seven I, Arkali G, Ozer Kaya S,

Kanmaz OE. Protective role of yeast beta-glucan on lead acetateinduced

hepatic and reproductive toxicity in rats. Environ Sci

Pollut Res Int. 2021 Oct;28(38):53668-53678.

292 Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY

Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve

“Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 15.09.2021-15.12.2021 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı

temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk

Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur.

86. Tekayev M, Vuruskan AK. Clinical values and advances

in round spermatid injection (ROSI). Reprod Biol. 2021

Sep;21(3):100530.

87. Tetik S, Yalçınkaya Alkar Ö. Vaginismus, Dyspareunia and Abuse

History: A Systematic Review and Meta-analysis. J Sex Med. 2021

Sep;18(9):1555-1570.

88. Tokat E, Yildiz Y, Eser PE, Kilinc MF, Doluoglu OG. Does

intraurethral erythropoietin administration effect wound healing

after hypospadias correction? an experimental rat study. Int Urol

Nephrol. 2021 Oct;53(10):2057-2062.

89. Turhan S, Buyuk A. Evaluation of Sexual Quality of Life after

Bilateral Total Hip Arthroplasty Surgery. Orthop Traumatol Surg

Res. 2021 Oct 23:103125. doi: 10.1016/j.otsr.2021.103125.

90. Uğurlu M, Karahan N. Sexual health knowledge and influencing

factors among health science students at a state university in

Turkey. Eur J Contracept Reprod Health Care. 2021 Sep 30:1-8.

doi: 10.1080/13625187.2021.

91. Uludağ E, Tosun Güleroğlu F, Kul Uçtu A. Effects of Sexual

Behaviour, Intercourse, Satisfaction-Related Myths and Perceived

Spirituality on Sexual Dysfunctions in Muslim Pregnant Women.

J Relig Health. 2021 Dec;60(6):4249-4263.

92. Uzay E, Kızılay F, Altay B, Akın H, Durmaz MB. Investigation

of genotype-phenotype correlation in patients with AZF

microdeletion in a single-reference centre. Andrologia. 2021

Nov;53(10):e14188.

93. Yalçın Bahat P, Yücel B, Yuksel Ozgor B, Kadiroğulları P, Topbas Selçuki

NF, Çakmak K, Üreyen Özdemir E.The effect of dydrogesterone

on sexual function in endometriosis. J Obstet Gynaecol. 2021 Sep

28:1-4. doi: 10.1080/01443615.2021.1958765.

94. Yavuzsan AH, Albayrak AT, Yesildal C, Ilgi M, Baloglu IH, Eksi

M, Horasanli K, Kirecci SL, Ozkurt H. The role of preoperative

ultrasound in the diagnosis of penile fractures and the effect of

tunica defect length on postoperative functional outcomes. Int J

Clin Pract. 2021 Oct;75(10):e14568.

95. Yazar S, Eren H, Acehan T, Bedir R, Gündoğdu H, Yüksel AO.

A rare form of persistent Mullerian duct syndrome: Transverse

testicular ectopia with germ cell testis cancer and hernia uteri

inguinalis. Andrologia. 2021 Dec;53(11):e14229.

96. Yiğman M, Tangal S, Haliloğlu AH, Çağlar GS. Erectile function

in SRY positive 46,XX males with normal phenotype. Cent

European J Urol. 2021;74(1):95-98.

97. Yilmaz MK, Sulu C, Ozkaya HM, Kadioglu A, Ortac M, Kadioglu P.

Evaluation of sex hormone profile and semen parameters in acromegalic

male patients. J Endocrinol Invest. 2021 Dec;44(12):2799-2808.

98. Yoldemir T, Yassa M, Atasayan K. Comparison of anxiety scores

between unexplained primary and secondary infertile couples.

Gynecol Endocrinol. 2021 Nov;37(11):1008-1013.

99. Yüzkat M, Ilhan HO, Aydin N. Multi-model CNN fusion for sperm

morphology analysis. Comput Biol Med. 2021 Oct;137:104790.

doi: 10.1016/j.compbiomed.2021.1

Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

293


KONGRE TAKVİMİ | CONGRESS CALENDAR

(Eylül/September 2021-Mayıs/May 2022)

7-8 Ocak 2022

Amman/Ürdün

17-19 Şubat 2022

Rotterdam/Hollanda

3-6 Mart 2022

Dallas-ABD

18-21 Mart 2022

Amsterdam/Hollanda

22-23 Nisan 2022

Londra/İngiltere

13-16 Mayıs 2022

New Orleans-ABD

27-29 Mayıs 2022

Taichung/Tayvan

15-20 Temmuz 2022

Dublin-İrlanda

6-9 Ekim 2022

Atina-Yunanistan

27-30 Ekim 2022

Miami-ABD

17-20 Kasım 2002

Scottsdale-ABD

18-27 Kasım 2022

Budapeşte-Macaristan

6 th MESSM Biennial Meeting

ESSM Congress 2022

ISSWSH Annual Meeting 2022

37 th Annual EAU Congress (EAU22)

Imperial Prostate Masterclass

AUA Annual Meeting 2022

18 th Biennual Meeting of the Apssm In Conjunction With 2022

Annual Meeting of Taiwanese Association of Andrology

XXVI World Congress and Intl Vulvovaginal Disease Update 2022

25 th Panhellenic Urological Congress

23 rd World Meeting of the International Society for Sexual

Medicine (WMSM 2022)

ISSWSH Fall Course 2022

ESSM School of Sexual Medicine and Advanced Course 2022

https://professionals.issm.info/

events/6th-messm-biennial-meeting

https://www.essm-congress.org/

https://www.isswshmeeting.org/

eau22.org

imperialprostate.org.uk

auanet.org

http://www.2021apssm.com/

https://www.issvd.org/events

huacongress.gr

https://www.issm.info/meetings/wmsm/23rd-world-meeting-of-the-international-society-for-sexual-medicine-wmsm-2022

https://www.isswshcourse.org/

https://www.essm.org/education/essm-school-of-sexual-medicine/

294 Cilt/Volume 23 • Sayı/Issue 4 • Aralık/ December 2021

More magazines by this user
Similar magazines