04.05.2022 Görüntülemeler

Matematik E-dergi

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

Analitik Geometri<br />

Analitik geometri, geometrik çalışmaya cebrik analizi uygulayan ve cebrik<br />

problemlerin çözümünde geometrik kavramları kullanan bir matematik dalıdr. Bütün<br />

bunlar kartezyen sistem denilen bir koordinat sisteminin kullanılmasıyla mümkündür.<br />

Kartezyen kelimesi, batıda analitik geometride ilk bilimsel çalışmayı yapan René<br />

Descartes'tan gelmektedir.<br />

Analitik Geometri, Fransız düşünürü<br />

Descartes'ın çok önemli bir buluşudur.<br />

Descartes'a gelinceye kadar geometri<br />

problemleri ayrı ayrı yöntemlerle, sistemsiz<br />

olarak ve anlak gücüyle çözümleniyordu.<br />

Descartes'ın Kartezyen koordinat sistemini<br />

kullanarak ve cebir dilini geometriye<br />

uygulayarak bulduğu bu yöntemle geometri<br />

problemleri cebir denklemelerine çevrildi ve<br />

cebirle çözümlendikten sonra geometri diliyle<br />

açıklandı. Birçok fizik probleminin çözümü de<br />

bu yöntemle kolaylaşmış oldu.<br />

Uzay analitik geometride temel bir konu, bir eğrinin veya belirli şartlar altında<br />

herhangi bir doğru veya noktanın kendi hareketiyle meydana getirdiği yüzeyin<br />

denklemidir. Denklem, eğriyi meydana getiren her bir nokta kümesi tarafından<br />

sağlanan sayısal terimlerle ifade edilir. r, dairenin yarıçapı ise daire denklemi:<br />

x² + y² = r² olur.<br />

<br />

Mesela, merkezi başlangıçta olan birim yarıçaplı daire, başlangıçtan, birim uzaklıktaki<br />

noktalar kümesidir. Bir çember üzerindeki herhangi bir nokta (x,y) koordinatlarına<br />

sahipse, birim yarıçaplıçemberin denklemi :<br />

x² + y² = 1 olur.<br />

Yüzeylerin ve eğrilerin önemli özelliklerini araştırmada kullanılan analitik geometri<br />

metotları son üç asırda bilimin en önemli araçlarından biri haline gelmiştir.<br />

1


Öklid Geometrisi<br />

<strong>Matematik</strong> binlerce yıldır mevsim değişikliklerini öngörmek, vergileri hesaplamak ya<br />

da tarım alanının büyüklüğünü ölçmek için kullanılıyor.<br />

<br />

MÖ 500 yıllarında antik yunanlı matematikçiler, matematiksel örüntüleri çok etkileyici<br />

bulmuşlardı ve bunları araştırıp açıklamak istiyorlardı. Tarihte ilk defa, özel bir amaca<br />

yönelik değil de, sadece ‘keyif’ için matematik çalışmaya başladılar.<br />

Bu matematikçilerden bir tanesi<br />

Miletli Tales'tir. Geometrik şekiller ile<br />

oynarken şaşırtıcı bir keşif yapmıştı:<br />

MÖ 1800 tarihli, geometrik hesaplar içeren<br />

bir Babil kil tableti.<br />

Bir yarım çemberin çevresinde bir<br />

nokta seçildiğinde, çemberin<br />

uçlarından bu noktaya birer doğru<br />

çizilicek olsa seçilen noktada oluşan<br />

açı 90° yani dik açı olur.<br />

Milet’li Tales (M.Ö. 624 – 546 ) Yunan bir matematikçi ve filozoftu.<br />

<br />

Thales genellikle Batı medeniyetinde ilk bilim insanı olarak tanınır: doğal fenomenleri din ya da<br />

mitoloji kullanmak yerine bilimsel bir yaklaşımla açıklamaya çalıştı. Ayrıca tarihte matematiksel<br />

bir keşfe ismi verilen ilk kişidir: Thales teoremi.<br />

2


Tales için bu çok etkileyici bir sonuçtu. Neticede yarıçemberler ve dik üçgenler, iki<br />

tamamen farklı şekil, neden böylesine temel bir biçimde ilişkili olsunlar ki? Bu<br />

keşiften o kadar etkilenmişti ki, bir efsaneye göre, tanrılara şükretmek için koca<br />

bir öküzü adak olarak sunmuş.<br />

<br />

Ancak Tales için, sadece böyle bir ilişkiyi gözlemlemek yeterli değilmiş. Bunun<br />

neden doğru olduğunu ve sadece denediği örneklerdeki bir tesadüf değil, her<br />

zaman doğru olduğunu göstermek istemiş.<br />

<br />

Hiç bir şüpheye yer bırakmadan, bir şeyin neden doğru olması gerektiğini<br />

mantıksal olarak açıklayan argümanlara kanıt denir.<br />

<br />

Fakat geometri sadece teoremleri kanıtlamaya yaramaz. Geometri doğadadır,<br />

mimaridedir, teknolojidedir, dizayndadır, yani her yerdedir. Mesafeleri ölçmekten<br />

gökdelen inşaasına, uzaya uydu gördermeye kadar geometriye her yerde ihtiyaç<br />

duyarız. İşte birkaç örnek daha:<br />

Geometri sayesinde<br />

Mısırlılar devasa,<br />

muhteşem düzgünlükte<br />

piramitler inşa etmeyi<br />

başardılar.<br />

Denizciler, güneş ve diğer<br />

yıldızlar arasındaki<br />

açılardan faydalanıp<br />

sekstant aracılığıyla<br />

denizdeki konumlarını<br />

bulurlar.<br />

Geometri sayesinde<br />

yıldızların, gezegenlerin ve<br />

Dünya’nın yörüngesindeki<br />

uyduların gelecekteki<br />

konumlarını hesaplarız.<br />

3


4<br />

Öklid’in Aksiyomları<br />

Kanıt yapmaya başlamadan önce, geometrik nesnelerden daha kolay<br />

bahsedebilmek için sıklıkla kullanılan terminolojiye ihtiyacımız var. Bunlar özellikle<br />

heyecan verici olan nesneler değil ama zaten çoğunu biliyor olmalısınız:<br />

<br />

<br />

Bir Nokta uzaydaki belirli bir konumdur. Noktalar bir pozisyonu ifade eder, ama<br />

hiçbir ölçüsü veya şekli yoktur. Büyük harfler kullanılarak adlandırılırlar.<br />

Doğru iki yönde sonsuza kadar uzayan sonsuz sayıdaki noktalar kümesidir.<br />

Doğrular her zaman düzdür ve aynı noktalar gibi, uzayda yer kaplamazlar –<br />

genişlikleri yoktur.<br />

Doğru Parçası sonsuza<br />

uzanmayan doğru üzerindeki<br />

iki nokta arasında kalan<br />

parçadır.<br />

Işın doğru ve doğru parçası arasında bir şeydir: sadece bir yönden sonsuza uzanır.<br />

Bunları güneş ışınları gibi düşünebilirsiniz: bir noktada başlarlar (güneş) ve sonsuza<br />

kadar devam ederler.<br />

Çember merkezdeki bir noktaya aynı uzaklıktaki noktalar kümesidir. Bu uzaklığa<br />

yarıçap denir.


5<br />

Pergel ve Çizgilik Çizimleri<br />

Öklid’in beş aksiyomunun uzunluk ve açı ölçme<br />

hakkında hiçbir şey içermediğini fark etmiş<br />

olabilirsiniz. Şimdiye kadar, alan ve hacim<br />

hesaplamalarında çok önemli bir noktaydı.<br />

<br />

Ancak, Tales ya da Öklid’in yaşadığı zamanlarda<br />

bugün olduğu gibi evrensel ölçü birimleri yoktu.<br />

Uzunluklar, parmak genişliği ya da kol uzunluğu gibi<br />

çoğunlukla vücut parçalarıyla belirtiliyordu. Bu<br />

birimler çok da kesin değil ve insandan insana<br />

değişiklik gösterebiliyor.<br />

Uzun mesafeleri ölçebilmek için mimarlar ya da araştırmacılar düğümlenmiş ipleri<br />

kullanıyorlardı. Düğümlenmiş ipler eşit aralıklarla düğümlenmiş ip parçalarından<br />

oluşuyordu. Ama bu yöntem de yeterince kesin sonuçlar vermiyordu. Farklı ipler<br />

farklı yerlerden düğümlenebiliyordu.<br />

Yunan matematikçiler bu yaklaşımlarla uğraşmak istemediler. Geometrinin pratik<br />

uygulamalarındansa altında yatan kurallara daha çok ilgi gösterdiler.<br />

<br />

<br />

Bu nedenle evrenimizin daha idealleştirilmiş versiyonuyla çıkageldiler; bir<br />

noktanın boyutu, bir çizgininse genişliği olamaz. Tabi ki bir kağıda boyutu ya da<br />

genişliği olmayan şeyleri çizmek çok zordur. Görünür noktalar hep biraz yer<br />

kaplayacaktır ve çizgilerin her zaman genişliği olacaktır.<br />

Aslında Öklid’in aksiyomları, kendi geometri versiyonunda neyin mümkün<br />

olduğunu söyler.


Üçgenler ve Trigonometri<br />

Kâşifler dünyanın büyük bir kısmını 19. yüzyılın başlarında<br />

keşfetmişlerdi. Uzak ülkeler arasında ticaret ve<br />

taşımacılık giderek artıyordu ve bu, dünyanın güncel<br />

haritasına olan ihtiyacı doğuruyordu.<br />

<br />

Bugün yukarıdan fotoğraf çekebilecek uydularımız var –<br />

fakat 200 yıl önce, harita oluşturmak zor ve zaman alıcı<br />

bir işti. Bu, Radhanath Sikdar gibi matematikçiler<br />

tarafından yapılırdı, kendisi Büyük Trigonometrik<br />

Araştırma üzerine çalışmıştır: Himalaya Dağları dahil<br />

Hindistan’ın tümünü ölçmeyi amaçlayan, yüzyıllarca<br />

sürecek bir proje.<br />

Dünya üzerinde, özellikle, en yüksek dağı bulma yarışı ilgi çekiciydi. Birkaç farklı aday<br />

vardı ama yüzlerce kilometre öteden hangisinin en büyük olduğunu söylemek zordu.<br />

<br />

Peki bir dağın yüksekliğini nasıl ölçersiniz?<br />

<br />

Bugün dağların yüksekliğini birkaç<br />

santimetreye kadar ölçmek için uyduları<br />

kullanıyoruz– ama bu uydular Radhanath<br />

Hindistan’ı araştırırken yoktu.<br />

Dağcılar yükseklikleri belirlemek için<br />

yükseklikölçer kullanırlar. Bu araçlar farklı<br />

yüksekliklerdeki hava basıncı farkını<br />

kullanırlar. Ancak bu da birinin her dağın<br />

zirvesine çıkmasını gerektirirdi–bir yüzyıl<br />

sonrasına kadar başarılamayan oldukça<br />

zor bir beceri.<br />

Bir dağı ölçmek için benzer üçgenler kullanılabilir. Bu metod dağın tabanına olan<br />

mesafeyi bilmeyi gerektirir : zirvenin direkt aşağısındaki deniz seviyesi noktası. Bunu<br />

ağaçlar veya uzun binalar için yapabiliriz, ama dağlar için bu nokta kayanın yüzlerce<br />

metre altında saklıdır.<br />

7


Ama çok daha gelişmiş geometrik teknikler vardır ve hatta bu teknikler Radhanath<br />

tarafından dünyanın en yüksek dağının ölçümünde kullanılmıştır: Everest Dağı.<br />

Onun ölçümü bugün 8848 metre olan resmi yüksekliğe sadece birkaç metre<br />

uzaklıktadır.<br />

Edmund Hillary ve Tenzing Norgay,<br />

1953’te Everest Dağı’nın tepesine çıkan ilk<br />

insanlar olmayı başarmışlardı.<br />

Üçgenler özeldir çünkü onlar özellikle<br />

güçlüdürler. Tahta kirişlerden ve<br />

menteşelerden yapıldında bükemeyeceğiniz<br />

tek çokgendir – örneğin kolayca bastırıp<br />

bükebileceğiniz dikdörtgenlerin aksine.<br />

<br />

Bu özellik üçgenleri ağır yük<br />

taşıyabilecekleri inşaatlarda özellikle<br />

kullanışlı yapar.<br />

‘Kirişli köprü’, üçgen<br />

barlarla desteklenir.<br />

Yüksek-voltajlı elektrik<br />

direğinde üçgenler<br />

Bisikletler bile denge için<br />

üçgenleri kullanır.<br />

Üçgenler ayrıca en az kenara sahip en basit çokgenlerdir. Bu onları karmaşık<br />

eğrisel yüzeylere yaklaşmak için özellikle uygun hale getirir. Bu fiziksel yapılarda<br />

kullanılır…<br />

8


“The Gherkin”, Londra’da<br />

bir gökdelen<br />

Hong Kong’ta Çin Bankası<br />

Kulesi<br />

Londra’da British<br />

Müzesi’nin avlusu<br />

Bilgisayar tarafından oluşturulan<br />

grafiklerde (örneğin video oyunları<br />

veya filmler için), tüm yüzeylere çok<br />

küçük üçgen “kafesler” kullanılarak<br />

yaklaşılmaktadır. Sanatçılar ve yazılım<br />

mühendisleri, bu üçgenleri gerçekçi bir<br />

şekilde hareket ettirebilmek ve<br />

renklerini ve yapılarını<br />

hesaplayabilmek için, geometri ve<br />

trigonometri hakkında bilgi sahibi<br />

olmalıdır.<br />

Üçgenlerin Özellikleri<br />

Üçgen üç kenarı, üç köşesi olan kapalı bir şekildir. İç açılarının toplamı ise 180°dir<br />

Açıların büyüklüklerine göre üçgenleri sınıflandırabiliriz:<br />

9<br />

Dik açılı üçgenin 1 tane<br />

90°lik açısı vardır.<br />

Dar açılı üçgenin 3 açısınında<br />

90°den küçük olması<br />

gereklidir.<br />

Geniş açılı üçgenin 1 tane<br />

90°den büyük açısı vardır.


Pisagor Teorimi<br />

<strong>Matematik</strong>te Pisagor Teoremi olarak da bilinen teorem, Öklid geometrisinde, bir<br />

dik üçgenin üç kenarı arasındaki temel bir ilişkidir. Pisagor teoremi, hipotenüsün<br />

karesinin (dik açının karşısında yer alan, dik üçgenin en uzun kenarı) diğer iki<br />

kenarın karelerinin toplamına eşit olduğunu belirtir. Teorem, genellikle “Pisagor<br />

denklemi” olarak adlandırılan, a, b ve c kenarlarının uzunlukları ile ilgili bir denklem<br />

olarak yazılır:<br />

<br />

a2 + b2 = c2<br />

Bu denklemde, a ve b üçgenin iki kenarını, c ise<br />

hipotenüsünü ifade etmektedir. Üçgenin her<br />

kenarından birer kare oluşturulduğunda,<br />

karelerin alanları, kare alan formülüne dayalı<br />

olarak a2, b2, c2 biçiminde sıralanırlar. Her üç<br />

karenin köşelerinin birleşimiyle meydana gelen<br />

dik üçgenin, dik açının bulunduğu köşesinden<br />

hipotenüsün bulunduğu karenin paralel<br />

kenarına indirilen dikmeyle de üçgende Öklid<br />

bağıntısı kurulmaktadır. Sayısız ispatı olan<br />

teoremin en basit kanıtlanma biçimi ise, bazı<br />

kaynaklarda filozof ve matematikçi Proklus’a ait<br />

olduğu belirtilen, Pisagor’un “yeniden<br />

düzenleme” yöntemidir.<br />

Pisagor Teoremi, kendisinden çok daha önceki<br />

tarihlerde bulunmuş olduğu bilinse de, eski Yunanlı<br />

matematikçi Pisagor’un (M.Ö. 570 – M.Ö. 495) adıyla<br />

anılmaktadır. Mezopotamyalı, Hintli ve Çinli<br />

matematikçiler teoremi birbirlerinden bağımsız<br />

olarak keşfetmişler ve kanıtlamışlardır. <strong>Matematik</strong><br />

teoremleri içinde üzerinde en çok durulan ve bazıları<br />

binlerce yıl öncesine dayanan geometrik ve cebirsel<br />

kanıtlar da dahil olmak üzere sayısız kez kanıtlanan<br />

Pisagor teoremi, mistik ya da entelektüel bir simge<br />

olarak matematiğin dışında da ilgi çekmiş, edebiyatta,<br />

tiyatro oyunlarında, müzikallerde, şarkılarda, pullarda<br />

ve karikatürlerde de yer almıştır.<br />

10


Çemberler ve Pi<br />

İnsanlar oldum olası gökyüzüne baktılar ve Dünya’daki yaşamı yıldızların,<br />

gezegenlerin ve ayın hareketleri ile açıklamaya çalıştılar.<br />

<br />

Antik Yunanlı astronomlar, gök cisimlerinin yörünge dediğimiz düzenli yollar<br />

üzerinde hareket ettiğini bulan ilk kişilerdi. Bu yörüngelerin çembersel olduğunu<br />

düşünüyorlardı. Sonuçta çember en “mükemmel” şekildi: her yönde simetrik ve bu<br />

sebeple evrenin düzenini altında yatmaya uygun bir tercih.<br />

Çember üzerindeki her noktanın merkeze uzaklığı aynıdır. Yani bu noktalar bir<br />

pergel yardımıyla çizilebilir.<br />

<br />

Çember ile ilgili bilmeniz gereken üç önemli<br />

ölçü var:<br />

<br />

Yarıçap çemberin merkezi ile üzerindeki<br />

noktaların arasındaki mesafedir.<br />

Çap çemberin iki zıt noktası arasındaki<br />

mesafedir. Çemberin merkezinden geçer ve<br />

uzunluğu yarıçapın iki katıdır.<br />

Çevre çemberin etrafındaki uzunluktur.<br />

Çemberin önemli bir özelliği, bütün çemberlerin benzer olmasıdır.<br />

Benzer çokgenler için karşılık gelen kenarların<br />

oranının hep sabit kaldığını hatırlıyor olabilirsiniz.<br />

Çember içinde benzer bir durum söz konusu:<br />

Bütün çemberler için çevre ile çapı oranı aynıdır.<br />

Her zaman 3.14159…, Yunanca “p” harfi için<br />

kullanılan π ile gösterdiğimiz, Pi adındaki gizemli<br />

bir sayı. Pi’nin herhangi bir düzen izlemeden<br />

sonsuza kadar giden ondalık basamakları vardır.<br />

(sağdaki resim)<br />

11


Çemberler tamamen simetriktir, bir çokgenin köşelerinde olduğu gibi “zayıf<br />

noktaları” yoktur. Doğada her yerde karşımıza çıkmalarının bir sebebi de budur.<br />

Ağaçlar<br />

Köpükten<br />

Baloncuklar<br />

Meyveler<br />

Çiçekler<br />

Gezegenler<br />

Ve bunun gibi daha pek<br />

çok örnek var:<br />

gökkuşağından tutun da<br />

sudaki dalgalara kadar.<br />

Pi’yi Hesaplamak<br />

Yukarıda gördüğünüz gibi π=3.1415926… basit bir tamsayı değil ve ondalık<br />

basamakları bir düzen takip etmeden sonsuza kadar gidiyor. Bu özelliğe sahip<br />

sayılara irrasyonel sayılar denir, ve bu πnin ab şeklinde basit bir kesir olarak da<br />

ifade edilemeyeceği anlamına gelir.<br />

<br />

Aynı zamanda Pi’nin bütün basamaklarını yazamayacağımız anlamına da gelir,<br />

sonuçta bunlardan sonsuz tane var. Antik Yunanlı ve Çinli matematikçiler<br />

çemberlere çokgenlerle yaklaşarak Pi’nin virgülden sonraki 4 basamağını<br />

hesapladılar. Daha fazla kenar ekledikçe çokgenin nasıl da daha çok çembere<br />

benzediğine bakın:<br />

12


1665'te Isaac Newton virgülden sonraki 15 basamağını hesaplamayı başardı. Bugün<br />

Pi’nin değerini güçlü bilgisayarları kullanarak çok daha ileriye kadar<br />

hesaplayabiliyoruz.<br />

Şu andaki rekor 31.4 trilyon basamak.<br />

Bütün bu basamakların yazılı olduğu<br />

bir kitabın kalınlığı yaklaşık 400 km<br />

olurdu, Uluslararası Uzay İstasyonunun<br />

yörünge yüksekliği kadar.<br />

Tabi ki Pi’nin bir sürü basamağını hatırlamanıza gerek yok.<br />

Gerçekte<br />

22<br />

7<br />

=3.142… kesiri gayet iyi bir yaklaşım.<br />

Pi’yi hesaplamaya yönelik bir yaklaşım sonsuz sayı serilerini kullanmak. İşte 1676’da<br />

Gottfried Wilhelm Leibniz tarafından bulunan sonsuz bir seri:<br />

<br />

π=4/1−4/3+4/5−4/7+4/9−4/11+...<br />

<br />

Bu serinin gittikçe daha çok terimini hesaba katarak Pi’ye gittikçe daha çok yaklaşık<br />

bir değer buluruz.<br />

Çoğu matematikçi Pi’nin daha da ilginç bir özelliği olduğunu düşünüyor: onun bir<br />

normal sayı olduğunu düşünüyorlar. Bu şu demek: Pi’nin değerini belirlemek için<br />

0’dan 9’a kadar olan sayılar tamamen rastgele olarak seçilmiş, sanki doğa 10 yüzlü<br />

bir zarı sonsuz defa atayım demiş.<br />

13


Eğer Pi normal ise, bu şu demek: aklınıza gelen herhangi bir sayı Pi’nin<br />

basamaklarının arasında bir yerde olacaktır.<br />

İstersek Harry Potter gibi koca bir kitabın tamamını çok çok uzun bir sayı<br />

dizgesine çevirebiliriz(a = 01, b = 02 gibi). Eğer Pi normak ise, bu sayı dizgesi Pi’nin<br />

basamaklarında bir yerde olacaktır, fakat onu bulmak için gereken basamakları<br />

hesaplamak milyonlarca yıl alacaktır.<br />

<br />

Pi’yi anlaması kolay ve bilimde ve matematikte muazzam bir öneme sahip.<br />

Bunun Pi’nin (en azından diğer matematik konularına kıyasla) kültürümüzde<br />

alışılmadık bir popülerliğe sahip olmasında bir rolü olabilir.<br />

Her yıl kutlanan bir Pi günü bile var. Tarihi π≈3.14 olduğu için 14 Mart ya da π≈<br />

22<br />

7 olduğu için 22 Temmuz olarak geçiyor.<br />

14


Bilgi Köşesi<br />

Napier'in kemikleri, John Napier tarafından oluşturulan bir abaküstür. Pratik<br />

olarak çarpma, bölme ve karekök alma işlemleri için kullanılabilir. Napier, bu<br />

eserini Rabdology adıyla 1617 sonunda, İskoçya Edinburgh'da yayınlanmıştır.<br />

Napier'in kemikleri, Napier'in adıyla ilişkili olan logaritma ile aynı şey değildir.<br />

<br />

Abaküs bir tahta ve bir çerçeveden oluşur. Kullanıcı, Napier’in çubuklarını<br />

çarpma veya bölmeyi yapmak için bu çerçeveli tahtaya yerleştirir. Tahtanın sol<br />

kenarı, 1 den 9’a kadar numaraları içeren 9 kareye bölünmüştür. Napier'in<br />

çubukları, ahşap çubuklar, metal veya kartondan oluşur. Bir çubuk yüzeyinde 9<br />

kare vardır. En üstteki hariç diğer kareler sağ üst köşeden sol alt köşeye doğru<br />

köşegen şekilde ikiye ayrılmıştır. En üstteki karede tek rakam vardır. Diğer<br />

karelerde en üstteki rakamın iki katı, üç katı, dört katı, beş katı ve böylece son<br />

kareye kadar dokuz katı yer alacak şekilde çift rakam bulunur.<br />

<br />

Bu set 0 dan 9 a kadar 10 çubuktan oluşur.<br />

15


Ünlü <strong>Matematik</strong> Bilginleri<br />

Cahit Arf<br />

Arf’ın uzmanlık konuları cebir, sayılar teorisi, elastisite<br />

teorisi, analiz, geometri ve mühendislik matematiği gibi<br />

çeşitli alanları kapsıyordu. Kendi adıyla anılan “Arf Sabiti“,<br />

“Arf Halkaları” ve “Arf Kapanışları” gibi terimleri bularak,<br />

matematik ve bilim dünyasına önemli katkılarda bulundu.<br />

Sabit Bin Kurra<br />

9.Yüzyılın büyük astronomi bilginlerindendir. Çağında<br />

yaptığı keşif ve buluşlarla ün salan bilgin, Halife Me'mun<br />

tarafından dünyanın yarıçapını ölçmekle<br />

Görevlendirilmiştir.<br />

Dünyanın çevresini 360 meridyene bölerek ekvatorun<br />

uzunluğunu hesaplamıştır.<br />

El Harezmi<br />

Ebu Abdullah Muhammed bin Musa El-Harezmi,<br />

Özbekistan'da doğdu. Doğum tarihi kesin olarak<br />

bilinmemektedir. Hayatı hakkında çok fazla bilgi<br />

bulunmamaktadır. Batı bilim dünyasında en sürekli, en<br />

derin etkiler bırakmış matematikçi olarak tanınmıştır. (MS<br />

770-840)<br />

16<br />

Blaise Pascal<br />

Fransız matematikçi ve filozof. 19 Haziran 1623'tedoğdu, 19<br />

Ağustos 1662'de öldü. Pascal, Henüz 12 yaşındayken, hiç<br />

geometri bilgisine sahip olmadığı halde, daireler ve eşkenar<br />

üçgenler çizmiştir.


Ali Kuşçu<br />

Türk-İslam Dünyası astronomi ve matematik alimleri arasında,<br />

ortaya koyduğu eserleriyle haklı bir şöhrete sahip Ali Kuşçu,<br />

Osmanlı Türklerinde, astronominin önde gelen bilgini sayılır.<br />

Arşimet<br />

Eski Yunan matematikçi ve fizikçisidir. İlk olarak Arşimet daire<br />

çevresinin çapına oran olan pi sayısını,daire içine ve dışına<br />

çizilmiş düzgün çokgenler yardımıyla yaklaşıklıkla veren bir<br />

metot ortaya koydu. Çok büyük sayıları kolaylıkla belirtmeye<br />

yarayan bir yöntem bularak Yunan sayı sistemini geliştirdi.<br />

Yayların toplama ve çıkarma formüllerini buldu. Koniklerin<br />

(elips, parobol,hiperbol) kendi çevresinde dönmesiyle oluşan<br />

geometrik şekilleri inceledi.<br />

Dairenin alanı, çemberin uzunluğu, kürenin yüzölçümü ve<br />

hacmini ilk kez o hesaplamıştır. Pi sayısının hesabı yine ona aittir.<br />

<br />

Leonarda Fibonacci<br />

Fibonacci, matematiği Araplardan alıp Avrupa’ya tanıtan kişi<br />

olarak anılır. “Fibonacci sayıları” ve özellikle “Altın Oran”,<br />

matematikçilerin oldukça ilgisini çekmiş ve birçok araştırmaya<br />

konu olmuş bulgulardır.<br />

Molla Lütfi<br />

15. yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet ve II. Beyazıd dönemlerinde<br />

yaşamış meşhur matematikçilerdendir. Sinan Paşa’nın ve Ali<br />

Kuşçu’nun talebesi olmuş, Ali Kuşçu’dan öğrendiği matematik<br />

bilgilerini Sinan Paşa’ya aktarmıştır.<br />

Kare ve küp tarifleri, çizgilerin ve yüzeylerin çarpımı ve iki kat<br />

yapılması gibi geometri konuları ele alınmıştır.<br />

17


<strong>Matematik</strong> İle İlgili Beğenebileceğiniz Filmler<br />

Akıl Oyunları / A Beautiful Mind (2001)<br />

John Forbes Nash kazandığı bir bursla<br />

Princeton Üniversitesinde öğrenim görmeye<br />

başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim<br />

hissettiren ve çevresindekilerle uyum sorunu<br />

yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya<br />

sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir.<br />

Böylece matematik çevrelerince ününü yayan<br />

dahi adam zamanla şizofrenik belirtilerle<br />

mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi<br />

kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu<br />

dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir<br />

aşamaya gelir.<br />

Can Dostum / Good Will Hunting (1997)<br />

Will Hunting genel IQ’nun çok çok üzerinde bir<br />

zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak<br />

çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı<br />

akşamlardan birinde, bir sınıfın tahtasında yazılı<br />

olan bir matematik sorusuna denk gelir.<br />

Çözülmesi neredeyse imkansız olan bu<br />

problemi rahatlıkla çözen Will, sessizce<br />

ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde<br />

problemi yazan profesör tarafından keşfedilen<br />

Will bu başarısını diğer sorularda da<br />

sürdürecektir. Ancak bir kavga sebebiyle hapis<br />

cezasına çarptırılan gencin, bu beladan<br />

kurtulabilmek için profesöre ihtiyacı vardır.<br />

18


Sonsuzluk Teorisi / The Man Who Knew Infinity (2015)<br />

The Man Who Knew Infinity, Hint matematikçi<br />

Srinivasa Ramanujan’ın hayatını konu alıyor.<br />

Srinivasa Ramanujan 25 yaşında bir sevk<br />

memurudur. Kolejde matematiğe olan takıntısı ve<br />

diğer derslere ilgisizliği yüzünden başarısız olmuş<br />

ve eve kapanmıştır. Evde olduğu süre boyunca<br />

okuduğu formül kitabı ona bambaşka bir dünyanın<br />

kapılarını aralamıştır. Yazdığı formülleri birçok<br />

matematikçiye gönderir. Cambrige’de Trinity<br />

Koleji’nin matematik profesörü G.H Hardy,<br />

mektubuna geri döner. Hardy, Ramanujan’ın<br />

dehasından etkilenir ve onu Cambridge’e davet<br />

eder. Ramanujan’ın hayatı artık eskisi gibi<br />

olmayacaktır.<br />

Her Şeyin Teorisi / The Theory of Everything (2014)<br />

Film, modern bilim ve teknoloji tarihini değiştiren<br />

İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking'in<br />

hayatını ve karısı Jane Hawking ile olan ilişkisini,<br />

üniversite döneminden itibaren ele alıyor. Stephen<br />

Hawking Cambridge Üniversitesi'nin dehasıyla<br />

dikkat çeken bir öğrencisiyken 1965 ve 1991 yılları<br />

arasında evli kalacağı Jane Wilde ile tanışır.<br />

İkisinin mutlu birlikteliği, Hawking'e henüz 21<br />

yaşındayken teşhisi konulan hastalıkla başka bir<br />

boyut kazanır. Tüm olasılıklara meydan okuyan çift<br />

evlenip çocuk sahibi olurlar. Yıllar Hawking'in<br />

hastalığını daha da şiddetlendirir ve sonunda<br />

ilişkilerinin sınırlarını zorlayan bir noktaya sürükler.<br />

19


Biraz Eğlenelim<br />

Pi (π) sayısı ile kelime oluşturma oyunu nasıl<br />

oynanır?<br />

Harflerin öncesine veya sonrasına Pi sayısı konularak<br />

anlamlı bir kelime oluşturulmaya çalışılınır. Mesela<br />

πrzola yani; pirzola gibi.<br />

<br />

Aynı zamanda harf yerine geçicek semboller veya<br />

nesnelerde koyulabilir hatta bunları ters bile<br />

çevirebilirsiniz.<br />

20


Karikatürler<br />

21


KAYNAKÇA<br />

A.Posamentier,”The Pythagorean Theorem:The Story of Its Power and Beauty”<br />

Prometheus Books (2010).<br />

<br />

J.J.O’Connor, E.F.Robertson, “Pythagoras’s theorem in Babylonian mathematics”,<br />

School of Mathematics and Statistics, University of St. Andrews, (2017).<br />

<br />

"https://tr.wikipedia.org/w/index.php?<br />

title=Analitik_geometri&oldid=26315782"<br />

<br />

https://tr.mathigon.org<br />

<br />

https://tr.wikipedia.org<br />

<br />

https://gelisenbeyin.net<br />

<br />

https://onedio.com

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!