09.11.2022 Views

Medikal Teknik Kasım 2022

You also want an ePaper? Increase the reach of your titles

YUMPU automatically turns print PDFs into web optimized ePapers that Google loves.

Publisher

H. Ferruh IŞIK

on behalf of

İstmag Magazin Gazetecilik

İç ve Diş Tic. Ltd. Şti.

Managing Editor

(Responsible)

Mehmet SÖZTUTAN

mehmet.soztutan@img.com.tr

Advertising Coordinator

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

+90 537 441 97 68

Editors

Dilara CİCA

dilara.cica@img.com.tr

Recep ARSLANTAŞ

recep.arslantas@img.com.tr

Didem IŞIK

didem.isik@img.com.tr

Correspondent

Serhan IŞIK

serhan.isik@img.com.tr

Foreign Relations Manager

Ayça SARIOGLU

ayca.sarioglu@img.com.tr

Accounting Manager

Cuma KARAMAN

cuma.karaman@img.com.tr

Finance Manager

Yusuf DEMİRKAZIK

yusuf.demirkazik@img.com.tr

Digital Assets Manager

Emre YENER

emre.yener@img.com.tr

Graphic & Design

Sami AKTAŞ

sami.aktas@img.com.tr

Subscription

İsmail ÖZÇELIK

ismail.ozcelik@img.com.tr

Bursa Represantation

Ömer Faruk GÖRÜN

omer.gorun@img.com.tr

Buttim Plaza D Blok Kat: 4 No:1267 BURSA

Tel:+90 224 211 44 50 / Fax: 224 211 4481

Printing

CTP • BASKI

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mah. 29 Ekim Cad.

İhlas Plaza No: 11 A/41

Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL

+90.212 454 30 00

Head Office

İstanbul Magazin Grubu

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No:11 Medya Blok Kat:1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22 Faks: 0212 454 22 93

www.medikalteknik.com.tr

e-mail: info@medikalteknik.com.tr

İMG - Medikal Teknik dergisinde

yer alan makalelerdeki fikirler

yazarlarına aittir.

Yayınlanan ilanların sorumluluğu

reklam verene aittir.

İMG - Medikal Teknik dergisinin

bütün yayın hakları İstmag Magazin Gazetecilik

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir.

Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

2

2

3

0

5

2

5

4

6

2

Depth Health Technology Healthtech

2022 Report published

Derinlemesine Sağlık Teknolojisi

Healthtech 2022 Raporu yayınlandı

The key to comfort in pediatric patients:

Robotic Surgery

Çocuk hastalarda konforun anahtarı:

Robotik Cerrahi

Philips Sonicare took part in the

26th International Congress of

Esthetic Dentistry

Philips Sonicare, 26. Uluslararası Estetik

Diş Hekimliği Kongresi’nde yer aldı

Small touches that do not compromise

on naturalness

Doğallıktan ödün verdirtmeyen ufak

dokunuşlar

The Dative Case of the Future

Geleceğin E hali

medikalteknik

Recep Arslantaş


If it’s there, no worries!

We all witness the fears of pediatric patients in the hospital. In fact, we can witness

the anxiety of not only the young child patient, but also their families. Surgical

interventions for that age group can affect children psychologically as well as lead

their families to this situation. Now, without the need to worry parents and young

children, robotic surgery, which is called the key to comfort, comes to the rescue

at this point.

Robotic surgery, which can be performed without the need for large incisions in the

patient, is among the treatments which are increasingly used all over the world. This

method, which allows children to recover and return to life in a short time, can be

carried out thanks to a control unit located a few meters from the patient. Moreover,

it is possible to move on sensitive tissues without even a tremor. Let’s take a look at

why robotic surgery, which has many advantages, should be preferred:

- There are no scars from the surgery.

- Risks such as post-operative bleeding are minimized.

- It happens without pain.

- The patient can be discharged within 1-2 days at most.

- Textures are displayed in three dimensions.

- Provides high maneuverability.

- It can also be used in pediatric urology.

This month, we covered some important topics such as the medical outputs of

technology and our medical aesthetic file news in our magazine. Hope we are good

at conveying each and every article we carefully written in a useful way. See you in

our December issue! Stay with love…

Dilara Cica

From

the

editor

O varsa, endişeye yer yok!

Çocuk hastaların hastanede yaşadığı korkulara hepimiz tanık olmuşuzdur.

Hatta sadece küçük yaştaki çocuk hastanın değil, ailelerinin endişesine de tanık

olabiliyoruz. O yaş grubu için gerçekleştirilen cerrahi müdahaleler, çocukları

psikolojik olarak etkileyebildiği gibi ailelerini de bu duruma yöneltebiliyor. Artık,

anne babaların ve küçük yaştaki çocuk hastaların endişe etmesine gerek kalmadan,

konforun anahtarı olarak adlandırılan robotik cerrahi, tam da bu noktada imdada

koşuyor.

Hastada büyük kesi uygulamaya gerek kalmadan gerçekleştirilebilen robotik

cerrahi, tüm dünyada kullanım sıklığı artan tedaviler arasında. Çocukların kısa

sürede iyileşip hayata dönmesine olanak sağlayan bu yöntem, hastadan birkaç

metre uzakta bulunan bir kontrol ünitesi sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Üstelik,

bir titreme bile olmadan hassas dokular üzerinde hareket edilebiliyor. Birçok

avantaj barındıran robotik cerrahinin neden tercih edilmesi gerektiğine birlikte

göz atalım:

- Ameliyat izi kalmıyor.

- Ameliyat sonrası kanama gibi riskler minimuma iniyor.

- Ağrı olmadan gerçekleşiyor.

- Hasta en fazla 1-2 gün içerisinde taburcu edilebiliyor.

- Dokular üç boyutlu bir şekilde görüntüleniyor.

- Yüksek manevra kabiliyeti sağlıyor.

- Çocuk ürolojisinde de kullanılabiliyor.

Bu ay dergimizde teknolojinin medikal çıktılarıyla birlikte, medikal estetik dosya

haberimiz gibi birbirinden önemli konular işledik. Umarım, özenle yazdığımız her

bir yazıyı faydalı bir şekilde aktarabilmişizdir. Aralık sayımızda görüşmek üzere!

Sevgiyle kalın…


6

Century of Türkiye

Türkiye yüzyılı

Türkiye’s new century became a topic of discussion

at the summit reached by those who set out shouting

“You can’t dry today’s laundry with yesterday’s sun.”

However, the 21st century began to be experienced

as a new century 22 years ago. It had the usual rules,

everything was traditional… Those who wrote the

scenario of the economy in the geographies also

determined the rules and distributed the roles. No one

could go beyond the established rules. As the clock

ticked from October 2022 to November 2022, notes

in gold letters began to be written on the history of

the economy. Development change, change began to

bring victory. New centuries and new rules began to be

written in this paradise land. An example in the financial

sector tells everything...

While many countries of the world are increasing

interest rates, does not decreasing interest rates every

month in our geography mean something? Don’t we get

that courage from the booming economy? We are in

pretty good times. Another dream has come true, albeit

late. Now we have a new generation, environmentally

friendly and smart device. The name of our brand, our

pride is TOGG. The century that started to be talked

about in 2022 will be the century of Türkiye.

Success in one sector is not enough, we must win

victories in many sectors. We’re on our way, no one can

stop us. We expect outstanding achievements in the

Turkish medical sector as well. We wish success to our

Turkish medical exporter brands at the Medica fair.

Until we meet in the December 2022 issue of Medikal

Teknik magazine, stay safe.

“Dünün güneşiyle, bugünün çamaşırını kurutamazsınız”

söylemini haykırarak yola çıkanların ulaştığı zirvede,

Türkiye’nin yeni yüzyılı konuşulur oldu. Oysa 21. yüzyıl,

22 yıl önce yeni yüzyıl olarak yaşanmaya başlanmıştı. Her

şeyin alışılagelen kuralları vardı, her şey gelenekseldi…

Çeşitli coğrafyalarda ekonominin senaryosunu yazanlar

kurallarını da belirlemiş, rolleri de dağıtmışlardı. Kimse

çizilen kuralların dışına çıkamıyordu. Ekim 2022’den Kasım

2022’ye doğru saatler tık tık ilerlerken, ekonomi tarihine

altın harflerle notlar düşülmeye başladı. Gelişim değişimi,

değişim de zaferi getirmeye başladı. Bu cennet vatanda,

yeni yüzyıllar, yeni kurallar yazılmaya başlandı. Finans

sektöründeki bir örnek her şeyi anlatıyor aslında…

Dünyanın birçok ülkesi faiz artırırken, bizim coğrafyamızda

her ay faizlerin düşürülmesi bir şeyler anlatmıyor

mu? Bu cesareti gelişen ekonomiden almıyor muyuz?

Oldukça güzel günlerdeyiz. Geç olsa da bir rüyamız daha

gerçekleşti. Artık hem yeni nesil hem çevreci hem de akıllı

bir cihazımız oldu. Markamızın, gururumuzun adı TOGG.

2022’de konuşulmaya başlanan yüzyıl, Türkiye’nin yüzyılı

olacak.

Bir sektörde elde edilen başarı yetmez, birçok sektörde

zaferler kazanmalıyız. Yola çıktık, kimse durduramaz bizi.

Türk medikal sektöründe de üstün gelişmeler bekliyoruz.

Medica fuarında Türk medikal ihracatçı markalarımıza

başarılar dileriz.

Medikal Teknik dergisinin Aralık 2022 sayısında

görüşünceye kadar esen kalın.

Recep ARSLANTAŞ

Koordinatör

Ekim - October 2022


8

The world’s leading experts met in Antalya

Dünyanın önde gelen uzmanları Antalya’da buluştu

The tenth of the EndoBridge ®

annual meetings was held in

Antalya with the participation

of the world’s leading experts

in their field and over 400

delegates from 36 countries.

Credited by the European

Accreditation Council and published

in the special issue of the American

Endocrine Society JCEM Case

Reports, the three-day scientific

program of the meeting included

24 conferences, 16 interactive case

discussion sessions, and clinical case

posters presented by the participants.

Current approaches to all problems

of endocrinology, including diabetes,

obesity, lipid disorders, thyroid, bone and osteoporosis,

pituitary, adrenal gland, neuroendocrine tumors, female and

male reproductive endocrinology, were comprehensively

covered in the program.

Stating that they are proud as the international executive

board to celebrate EndoBridge’s tenth anniversary in

the first face-to-face meeting after the pandemic period,

Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, lecturer at Medicine Faculty

of Hacettepe University and Founding President of

EndoBridge ® , said “Since EndoBridge ® was organized for the

first time in 2013, we have been coming from 95 countries

to share their experiences and participate in discussions with

world-renowned endocrinology leaders. It brought together

more than 6000 doctors and scientists. As a Turkish brand

in the world of hormones, I am happy to see that we are

moving forward together to develop intercultural dialogue,

understanding and cooperation beyond national borders.”

The 11th annual EndoBridge meeting will be held in Antalya

between 19-22 October 2023.

Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, lecturer at

Medicine Faculty of Hacettepe University and

Founding President of EndoBridge ®

EndoBridge ® yıllık toplantılarının

onuncusu alanında dünyanın

en önde gelen uzmanları ve

36 ülkeden 400’ün üzerinde

delege katılımıyla Antalya’da

gerçekleştirildi.

Avrupa Akreditasyon Konseyi

tarafından kredilendirilen ve bildirileri

Amerikan Endokrin Derneği JCEM

Case Reports dergisi özel sayısında

yayımlanan toplantının üç günlük

bilimsel programında 24 konferans,

16 interaktif vaka tartışma oturumu ve

katılımcılar tarafından sunulan klinik

vaka posterleri yer aldı. Programda

diyabet, obezite, lipid bozuklukları,

tiroid, kemik ve osteoporoz, hipofiz,

böbreküstü bezi, nöroendokrin tümörler, kadın ve erkek

üreme endokrinolojisi dahil olmak üzere endokrinolojinin

tüm problemlerine güncel yaklaşımlar kapsamlı bir şekilde

ele alındı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve

EndoBridge ® Kurucu Başkanı Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız,

pandemi döneminden sonra yüz yüze gerçekleştirdikleri

ilk toplantıda EndoBridge’in onuncu yılını kutlamaktan

uluslararası yürütme kurulu olarak gurur duyduklarını

belirterek: “EndoBridge ® 2013 yılında ilk kez

düzenlendiğinden bu yana deneyimlerini ve tecrübelerini

paylaşmak ve dünyaca ünlü endokrinoloji liderleriyle

tartışmalara katılmak üzere 95 ülkeden 6000’den

fazla doktor ve bilim insanını bir araya getirdi. Hormon

dünyasında bir Türk markası olarak kültürler arası diyalog,

anlayış ve iş birliğini ulusal sınırların ötesinde geliştirmek

için birlikte ilerlediğimizi görmekten mutluyum.” dedi.

11. yıllık EndoBridge toplantısı 19-22 Ekim 2023 tarihleri

arasında Antalya’da düzenlenecek.

Kasım - November 2022


10

“Cholesterol levels must be lowered to fight

cardiovascular diseases”

“Kalp damar hastalıkları ile savaşmak için

kolesterol değerleri düşürülmeli”

Turkish Society of Cardiology President Prof. Dr.

Vedat Aytekin drew attention to the misleading

information about high cholesterol in recent

years and said, “The bad cholesterol level should

definitely be lowered in high-risk patients, and

it should be lowered more in very high-risk

patients,” in his statement on the occasion of

World Heart Day.

Prof. Dr. Vedat Aytekin, President of the Turkish Society

of Cardiology, drew attention to misleading information

about high cholesterol in recent years in his statement on

the occasion of “World Heart Day”. He stated that some

statements on the subject carry information that is far from

scientific facts and even misleading views that cholesterol

is almost beneficial. “Such views do not comply with the

general understanding of preventive medicine. The real

data are scientific data. According to evidence-based

information, as accepted on all international platforms,

cholesterol levels should be evaluated according to the

Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Vedat

Aytekin, Dünya Kalp Günü nedeniyle yaptığı

açıklamada, son yıllarda kolesterol yüksekliği

konusunda yanıltıcı bilgilere de dikkat çekerek

“Kötü kolesterol değeri, yüksek riskli hastalarda

mutlaka düşürülmeli, çok yüksek riskli hastalarda

daha fazla düşürülmelidir.” dedi.

Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Vedat Aytekin,

“Dünya Kalp Günü” sebebiyle yaptığı açıklamada son

yıllarda kolesterol yüksekliği konusunda yanıltıcı bilgilere

dikkat çekti. Konuyla ilgili bazı açıklamaların bilimsel

gerçeklerden uzak bilgiler taşıdığını ve hatta neredeyse

kolesterolün yararlı olduğuna dair yanıltıcı görüşlerin

ileri sürüldüğünü ifade eden Aytekin, “Bu tür görüşler

genel koruyucu tıp anlayışı ile uyuşmamaktadır. Gerçek

veriler bilimsel verilerdir. Kanıta dayalı bilgilere göre tüm

uluslararası platformlarda kabul gördüğü üzere, kolesterol

değerlerinin hastanın taşıdığı kalp damar hastalığı

risklerine göre değerlendirilmesi gerekir. Kötü kolesterol

Kasım - November 2022


11

risks of cardiovascular disease carried

by the patient. The bad cholesterol

level should definitely be lowered

in high-risk patients and lowered

more in very high-risk patients. Only

in this way is it possible to fight

cardiovascular diseases,” said Prof.

Aytekin.

”More than 20 percent of

coronary heart disease deaths

are caused by tobacco”

Stating that approximately 8 million

people in the world die every year

due to tobacco products, Aytekin

said, “1.2 million of this number are

passive smokers, meaning breathing

in other people’s tobacco smoke. More than 20 percent

of coronary heart disease deaths are caused by tobacco.

Tobacco use also causes air pollution. Approximately 6

million cigarettes produced each year cause a significant

amount of solid waste, large amounts of water

consumption and carbon dioxide formation. This waste

mixes with soil, water and air. The area stolen from forests

by tobacco plantations further shrinks the forest areas

already lost to fires. From this point of view, the extent of

tobacco’s impact can be better understood.”

”Overweight also increases the risk of heart

attack 3 times in women”

Referring to heart disease in women in his statement,

Aytekin reminded that the Turkish Society of Cardiology

(TKD) Women’s Heart Health Subgroup published the

“Approach to Cardiovascular Diseases in Women” report in

the TKD Archive Journal in 2018 and shared the following

information: “As stated in this report, cardiovascular

diseases (CVD) still precede deaths from breast cancer in

women. CVD occurs 10 years later in women than in men

and has a worse clinical course. Currently, the incidence

of death from CVD is higher in women than in men. The

European Society of Cardiology reports that 38 percent

of deaths under the age of 75 in men and 42 percent in

women are due to CVD. In 2013, one out of every 4 deaths

in women in the USA was caused by CVD. Two-thirds of

sudden death cases in women are due to undiagnosed

CVD. In the TEKHARF study, which examined heart health

in Turkey, the prevalence of CVD was higher than expected

for both sexes. It is thought-provoking that the rate of

CVD in women in Turkey is higher than in most European

countries. After the age of 50, total cholesterol levels are

also higher in women than in men. Elevated triglycerides

(especially during satiety) have been identified as a strong,

independent risk factor in women. Overweight also

increases the risk of heart attack 3-fold in women.”

Turkish Society of Cardiology

President Prof. Dr. Vedat Aytekin

değeri, yüksek riskli hastalarda

mutlaka düşürülmeli, çok yüksek riskli

hastalarda daha fazla düşürülmelidir.

Ancak bu şekilde kalp damar

hastalıkları ile savaşmak mümkündür.”

şeklinde konuştu.

“Koroner kalp hastalığı

ölümlerinin yüzde 20’den fazlası

tütünden kaynaklanıyor”

Dünyada her yıl yaklaşık 8 milyon

insanın tütün ürünleri nedeni ile

yaşamını yitirdiğini de söyleyen Aytekin,

“Bu sayının 1,2 milyonu pasif içiciler,

yani yanında sigara içilen kişilerdir.

Koroner kalp hastalığı ölümlerinin

yüzde 20’den fazlası tütünden

kaynaklanmaktadır. Tütün kullanımı aynı zamanda hava

kirliliğine de yol açıyor. Her yıl üretilen yaklaşık 6 milyon

sigara çok önemli miktarda katı atığa, büyük miktarda

su tüketimine, karbondioksit oluşumuna neden oluyor.

Bu atıklar toprağa, suya ve havaya karışıyor. Tütün ekim

alanlarının ormanlardan çaldığı alan, zaten yangınlar

ile kaybedilen orman alanlarını daha da küçültüyor. Bu

açıdan bakıldığı zaman tütün etkisinin boyutu daha iyi

anlaşılabilir.” şeklinde konuştu.

”Fazla kilo da kadınlarda kalp krizi riskini 3 kat

artırıyor”

Açıklamasında kadınlarda kalp hastalığına da değinen

Aytekin, TKD Kadın Kalp Sağlığı Alt Grubu tarafından

2018 yılında TKD Arşiv Dergisi’nde “Kadınlarda Kalp

Damar Hastalıklarına Yaklaşım” Raporu yayımlandığını

hatırlatarak şu bilgileri paylaştı: “Bu raporda da belirtildiği

gibi kalp damar hastalıkları (KDH) kadınlarda halen

meme kanserinden ölümlerin önündedir. KDH kadınlarda

erkeklere göre 10 yıl daha geç ortaya çıkıyor ve daha kötü

bir klinik seyir izliyor. Günümüzde KDH’den ölüm sıklığı

kadınlarda erkeklere oranla daha yüksektir. Avrupa

Kardiyoloji Derneği 75 yaş altı ölümlerin erkeklerde

yüzde 38, kadınlarda yüzde 42’sinin nedeninin damar

sertliğine bağlı KDH olduğunu rapor etmiştir. 2013 yılında

ABD’de kadınlarda her 4 ölümden birinin nedeni KDH’dir.

Kadınlarda ani ölüm olgularının üçte ikisinin nedeni de tanı

konulamamış KDH’dir. Ülkemizde kalp sağlığını inceleyen

TEKHARF çalışmasında KDH sıklığı her iki cinsiyet için

beklenenden yüksek saptanmıştır. Türkiye’de KDH

oranının kadınlarda çoğu Avrupa ülkesindeki kadınlardan

yüksek olması düşündürücüdür. Elli yaşlarından sonra

kadınlarda total kolesterol seviyesi de erkeklere göre

daha fazladır. Trigliserid yüksekliği (özellikle tokluk

sırasında) kadınlarda kuvvetli, bağımsız risk faktörü olarak

tanımlanmıştır. Fazla kilo da kadınlarda kalp krizi riskini 3

kat artırıyor.”

Kasım - November 2022


12

Family history is a major factor in prostate cancer

Prostat kanserinde aile öyküsü büyük etken

Urologist Dr. Fatih Yanaral

Urologist Dr. Fatih Yanaral stated that family

history has an important place among the factors

that increase the risk of prostate cancer and that

the risk is 2-4 times higher in men whose father or

brother has prostate cancer.

Stating that family history is among the factors that

increase the risk of prostate cancer, Urologist Dr. Fatih

Yanaral said, “The risk of prostate cancer increases 2-4

times in men whose father or brother has prostate cancer.

For this reason, it is important to have regular screenings.

Obesity, inactivity and unhealthy diet also increase the

risk. Prostate cancer can usually be detected early by

testing prostate-specific antigen (PSA) levels in the blood.

Another way to find prostate cancer is with a digital rectal

examination (PRM) of the prostate. If the results of any of

these tests are abnormal, further testing and a prostate

biopsy can usually be done to see if cancer is present.”

Underlining that every man from the age of

45 should go for a check-up, Yanaral said,

“Prostate cancer is seen in one out

of every 7 men. By the age of 80,

every man has a problem with the

prostate. We recommend regular

check-ups for men after the

age of 45 for early diagnosis.

Our aim is to diagnose the

complaints before they start.

Problems with the prostate

and the stage of cancer begin

especially after the age of 50.

The most obvious symptoms

when enlargement of prostate

tissue occurs; Inability to urinate,

feeling that there is urine, constant

urge to urinate, burning while urinating,

bleeding, waist and back pain are seen in

the cancer stage.”

Adding that early diagnosis and treatment is possible

in prostate cancer, Yanaral concluded his speech, “It

is possible to detect cancer early and save the person

completely from this problem with surgical interventions.

Prostate cancer can be diagnosed with a blood test and

examination. The most advanced treatment method is

robotic surgery. This method provides comfort to both the

doctor and the patient.”

Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Yanaral, prostat

kanseri riskini artıran faktörler arasında aile

öyküsünün önemli bir yeri olduğunu ve baba ya da

erkek kardeşte prostat kanseri olan erkeklerde

riskin 2-4 kat daha fazla olduğunu belirtti.

Aile öyküsünün prostat kanseri riskini artıran faktörler

arasında yer aldığını belirten Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih

Yanaral, “Babasında ya da erkek kardeşinde prostat kanseri

olan erkeklerde prostat kanseri riski 2-4 kat oranında

artıyor. Bu sebeple düzenli olarak taramaların yaptırılması

önemli. Obezite, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme de riski

artırıyor. Prostat kanseri genellikle kandaki prostat spesifik

antijen (PSA) seviyelerinin test edilmesiyle erken tespit

edilebiliyor. Prostat kanserini bulmanın bir başka yolu da

prostatın elle hissedildiği parmakla rektal muayene (PRM).

Bu testlerden herhangi birinin sonuçları anormal ise, kanser

olup olmadığını görmek için genellikle ileri testler ve prostat

biyopsisi yapılabilir.” dedi.

45 yaştan itibaren her erkeğin mutlaka

kontrole gitmesi gerektiğinin de altını

çizen Yanaral, “Her 7 erkekten birinde

prostat kanseri görülüyor. 80 yaş

itibariyle ise her erkekte mutlaka

prostatla ilgili bir sorun oluyor.

Erken teşhis için 45 yaş sonrası

erkeklere düzenli kontrol

öneriyoruz. Amacımız şikayetler

başlamadan teşhis edebilmek.

Prostatla ilgili sorunlar ve

kanser evresi özellikle 50

yaşından sonra başlıyor. Prostat

dokusunda büyüme meydana

geldiğinde en belirgin belirtiler;

idrar yapamama, idrar varmış hissi,

sürekli idrar yapma isteği, idrar yaparken

yanma olurken, kanser evresinde ise

kanama, bel ve sırt ağrısı görülüyor.” şeklinde

konuştu.

Prostat kanserinde erken teşhisin ve tedavinin mümkün

olduğunu da sözlerine ekleyen Yanaral, “Kanseri erken tespit

etmek ve yapılacak cerrahi müdahalelerle kişiyi bu sorundan

tamamen kurtarmak mümkün. Kan tahlili ve muayene ile

prostat kanseri teşhis edilebiliyor. En gelişmiş tedavi yöntemi

ise robotik cerrahi. Bu yöntem hem doktora hem de hastaya

konfor sağlıyor.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kasım - November 2022


14

Global success born from scientific cooperation

Bilimsel iş birliğinden doğan global başarı

With the cooperation established, Hacettepe University

will have the opportunity to develop scientific and

operational cooperation for accessing MSD’s drug and

vaccine development planning information and for the

development of its clinical research portfolio.

With its mission to save and improve lives, MSD, which

has been offering medicines and vaccines for the world’s

most challenging diseases for more than 130 years and

discovering for life, is carrying out strong collaborations

to develop innovative treatments and increase their

accessibility.

MSD aims for operational excellence by establishing a

stronger and more effective cooperation with clinical

research centers within the scope of the Global Clinical

Research Center Scientific Cooperation Program, which

it launched last year. 31 centers were selected for the

program among approximately 18,000 active centers

worldwide that conduct MSD global clinical trials.

Hacettepe University from Türkiye is among the first 31

centers in the world within the scope of this program.

Hacettepe Üniversitesi, kurulan iş birliği ile MSD’nin

ilaç ve aşı geliştirme planlama bilgilerine erişim ve

klinik araştırma portföyünün gelişimi için bilimsel ve

operasyonel iş birliği geliştirme fırsatı bulacak.

Hayatları kurtarma ve iyileştirme misyonu ile 130 yılı

aşkın süredir dünyanın en zorlu hastalıkları için ilaçlar

ve aşılar sunan, yaşam için keşfeden MSD, yenilikçi

tedavilerin geliştirilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması

adına güçlü iş birliklerine imza atıyor.

MSD, geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği Global Klinik

Araştırmalar Merkezi Bilimsel İş Birliği Programı

kapsamında, klinik araştırma merkezleri ile daha

güçlü ve etkin bir iş birliği oluşturarak operasyonel

mükemmeliyeti hedefliyor. Programa dünya çapında

MSD global klinik araştırmalarını yürüten, yaklaşık

18 bin aktif merkez arasından 31 merkez seçildi.

Türkiye’den, Hacettepe Üniversitesi ise bu program

kapsamında dünyadaki ilk 31 merkez arasında yer

alıyor.

Kasım - November 2022


15

Valuable support from MSD to Türkiye in the

development of innovative drugs and vaccines

Hacettepe University, which is among the leading centers

in Türkiye in the field of clinical research, conducts a

total of 74 clinical phase studies in MSD areas such as

oncology, hematology, infection/vaccine, cardiovascular

diseases, gastroenterology, and endocrinology. With this

cooperation, MSD Türkiye aims to carry the power of

Hacettepe University in the field of clinical research to the

international arena and to ensure that the institution is in

the same lane with the most respected clinical research

centers in the world.

It is also among the objectives that the established

sustainable cooperation will contribute to the international

visibility of both Hacettepe University and Türkiye’s clinical

trials. Within the scope of the cooperation, it is stated

that by increasing the number of clinical studies in which

Hacettepe University is involved, academicians within the

body of Hacettepe University will have the chance to make

scientific evaluations with the new treatment options

offered in the treatment areas.

Prof. Dr. Serhat Ünal, Vice Rector, Hacettepe University

said, “I believe that this success that Hacettepe University

has achieved within the framework of its competencies

in the field of clinical research and the scientific research

it has revealed opens an important door to many more

successes that we aim for. I would like to express

my gratitude to all Hacettepe scientists, who have

demonstrated their existence with great devotion and

courage in clinical studies and who have followed the

trail of innovative discoveries, for being partners in this

success. I believe that Hacettepe University will come to

a globally important position in clinical research with this

international cooperation in which we are involved with the

contributions of MSD.”

Regarding the international cooperation, A. Betül Erdoğan

Sarılıcan, Clinical Research Director for Türkiye, Middle

East&Egypt at MSD Türkiye, said, “With the scientific

cooperation we have made with Hacettepe University

Hospital, the clinical research infrastructure in our country;

I believe that we will make a significant contribution

to issues such as increasing the contribution to the

development of new drugs and vaccines, providing access

to treatments and vaccines, and producing high-quality

data. We will improve Türkiye’s international visibility in

clinical research with this global scientific cooperation.”

Gözde Güllüoğlu, General Manager Türkiye Cluster, MSD,

underlined that they aim to provide the society with early

access to innovative treatments and vaccines, “I hope that

this international scientific cooperation between MSD and

Hacettepe University will make a significant contribution

to our country’s R&D activities in the field of health. We

believe that with this project we have implemented,

new doors will be opened in the university-industry

cooperation in Türkiye. As MSD Türkiye, we believe that

this international cooperation project is an important

step for our country to become a center of attraction

Yenilikçi ilaç ve aşıların geliştirilmesinde

Türkiye’ye MSD’den değerli destek

Klinik araştırmalar alanında Türkiye’de lider merkezler

arasında yer alan Hacettepe Üniversitesi, MSD özelinde

onkoloji, hematoloji, enfeksiyon/aşı, kardiyovasküler

hastalıklar, gastroenteroloji, endokrinoloji gibi alanlarda

toplam 74 klinik faz çalışması yürütüyor. MSD Türkiye,

kurulan bu iş birliğiyle Hacettepe Üniversitesi’nin klinik

araştırmalar alanında sahip olduğu gücü uluslararası alana

taşıyarak, kurumun dünyada en saygın klinik araştırma

merkezleri ile aynı kulvarda yer almasını sağlamayı

hedefliyor.

Kurulan sürdürülebilir iş birliğinin hem Hacettepe

Üniversitesi’nin hem de Türkiye’nin klinik araştırmalarının

uluslararası görünürlüğüne katkı sağlaması da hedefler

arasında yer alıyor. İş birliği kapsamında ayrıca

Hacettepe Üniversitesi’nin dahil olduğu klinik çalışma

sayısını artırarak, Hacettepe Üniversitesi bünyesindeki

akademisyenlerin tedavi alanlarında sunulan yeni tedavi

seçenekleriyle bilimsel değerlendirme yapma şansına sahip

olacağı ifade ediliyor.

Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serhat

Ünal, “Hacettepe Üniversitesi’nin klinik araştırmalar

alanındaki sahip olduğu yetkinlikler ve ortaya koyduğu

bilimsel araştırmalar çerçevesinde elde etmiş olduğu bu

başarının hedeflediğimiz daha nice başarıya önemli bir

kapı araladığına inanıyorum. Klinik çalışmalarda büyük

bir özveriyle ve cesaretle varlığını ortaya koyan, yenilikçi

buluşların izini süren tüm Hacettepeli bilim insanlarımıza

bu başarımıza ortak oldukları için teşekkürlerimi

sunuyorum. MSD’nin katkılarıyla dahil olduğumuz bu

uluslararası iş birliği ile Hacettepe Üniversitesi’nin klinik

araştırmalarda küresel anlamda önemli bir pozisyona

geleceğine inanıyorum” dedi.

Gerçekleştirilen uluslararası iş birliği ile ilgili olarak

MSD Türkiye Ortadoğu ve Mısır Klinik Araştırmalar

Direktörü A. Betül Erdoğan Sarılıcan, “Hacettepe

Üniversitesi Hastanesi ile yaptığımız bilimsel iş birliğiyle

ülkemizdeki klinik araştırma alt yapısına; yeni ilaç ve aşı

geliştirilmesine katkının arttırılması, tedavilere ve aşılara

erişimin sağlanması ve yüksek kalitede verinin üretilmesi

gibi konularda önemli katkı sağlayacağımıza inanıyorum.

Türkiye’nin klinik araştırmalar alanındaki uluslararası

görünürlüğünü bu global bilimsel iş birliği ile daha iyi

noktalara taşıyacağız.” dedi.

MSD Türkiye Bölgesi Genel Müdürü Gözde Güllüoğlu ise,

toplumun yenilikçi tedavilere ve aşılara erken erişimini

sağlamayı hedeflediklerinin altını çizerken; “MSD’nin

Hacettepe Üniversitesi ile yaptığı bu uluslararası bilimsel iş

birliğinin, ülkemizin sağlık alanındaki Ar-Ge faaliyetlerine

önemli bir katkısının olmasını diliyorum. Hayata

geçirdiğimiz bu proje ile Türkiye’deki üniversite-sanayi

iş birliğinde yeni kapılar aralanacağına inanıyoruz. MSD

Türkiye olarak, bu uluslararası iş birliği projesinin ülkemizin

klinik araştırmalar alanında yatırımlar için cazibe merkezi

olması ve dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alması

adına önemli bir adım olduğuna inanıyoruz.” diyerek bu

Kasım - November 2022


16

for investments in the field of clinical research and to be

among the leading countries of the world.” She underlined

her belief in the beneficial results that this cooperation will

bring for our country.

“Great support from Hacettepe University and

MSD to the clinical research structure of our

country”

Dr. Tolga Karakan – President, Turkish Medicines and

Medical Devices Agency (TITCK) of the Ministry of Health,

said, “Clinical research is important for our people to have

early access to innovative treatments. He believes that this

international scientific cooperation between Hacettepe

University, one of the important centers in the field of

clinical research in our country, and MSD will provide

significant support to the clinical research infrastructure in

Türkiye. Congrats on their passing.”

Regarding the international clinical center cooperation

agreement, Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran - Rector

of Hacettepe University said, “Today, we are signing

an international cooperation with MSD Türkiye by

expanding the scope of the existing cooperation in

clinical research. As Hacettepe University, we believe that

our leading role in the field of health, and specifically

in clinical research, has become stronger thanks to

the cooperation with MSD Türkiye, and we think that

we will also contribute to Türkiye’s clinical research

infrastructure with this international project. Thanks

to the mutual trust, information sharing and harmony

between both institutions; I believe that we will carry the

university-industry cooperation to the highest levels in the

international arena as well.”

iş birliğinin ülkemiz için doğuracağı faydalı sonuçlara

inancının altını çizdi.

“Ülkemizin klinik araştırma yapısına Hacettepe

Üniversitesi ve MSD’den büyük destek”

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK)

Başkanı Doç. Dr. Tolga Karakan, “Klinik araştırmalar,

halkımızın yenilikçi tedavilere erken erişebilmesi için

önem taşımaktadır. Ülkemizin klinik araştırma alanındaki

önemli merkezlerinden biri olan Hacettepe Ünversitesi

ile MSD arasında gerçekleşen bu uluslararası bilimsel iş

birliğinin, Türkiye’deki klinik araştırma altyapısına önemli

destek vereceğine inanıyor, Hacettepe Üniversitesi’nde

klinik araştırmalara destek veren kurum yetkililerini ve

MSD Türkiye’yi bu iş birliğini hayata geçirdikleri için tebrik

ediyorum.” dedi.

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit

Güran ise uluslararası klinik merkez iş birliği anlaşması

ile ilgili, “Bugün MSD Türkiye ile klinik araştırmalar

konusunda var olan birlikteliğin kapsamını genişleterek,

uluslararası bir iş birliğine imza atıyoruz. Hacettepe

Üniversitesi olarak sağlık alanında, özel olarak da

klinik araştırmalar konusunda sahip olduğumuz öncü

rolümüzün, MSD Türkiye ile yapılan iş birliği sayesinde

daha da güçlendiğine inanıyor ve bu uluslararası proje

ile Türkiye’nin klinik araştırma alt yapısına da katkı

sağlayacağımızı düşünüyoruz. Her iki kurum arasında var

olan karşılıklı güven, bilgi paylaşımı ve uyum sayesinde;

uluslararası arenada da üniversite-sektör iş birliğini en üst

noktalara taşıyacağımıza inanıyorum.” ifadelerini kullandı

Kasım - November 2022


18

Tiny hearts can be treated!

Minik kalpler tedavi edilebiliyor!

Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji

Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, doğumdan

itibaren bebeğin beslenmesi ve oksijen ihtiyacı

gibi birçok yaşamsal fonksiyonu olumsuz

etkileyen doğumsal kalp hastalıklarında

erken tanı ve tedavinin hayati önem taşıdığını

belirterek, asla gözden kaçırılmaması gereken

sinyaller hakkında bilgi verdi.

Cardiologist Dr. Umut Karabulut

Cardiologist Dr. Umut Karabulut at Acıbadem

International Hospital stated that early

diagnosis and treatment are of vital importance

in congenital heart diseases that negatively

affect many vital functions such as the baby’s

nutrition and oxygen need from birth, and gave

information about the signals that should never

be overlooked.

Never overlook these signals!

Congenital heart diseases; It is defined as the diseases that

occur during the formation of the cardiovascular system

while the baby is in the mother’s womb and that cause

serious findings after birth due to abnormal structural

changes. It can start to show symptoms from the moment

of birth, or on the contrary, it can follow a course without

symptoms for a long time. Cardiologist Dr. Umut Karabulut

lists the most common symptoms of congenital heart

diseases as follows:

Bu sinyalleri asla gözden kaçırmayın!

Doğumsal kalp hastalıkları; bebeğin anne karnında iken

kalp ve damar sisteminin oluşumu sırasında meydana

gelen, normal dışı yapısal değişimlere bağlı olarak doğum

sonrasında ciddi bulgulara yol açan hastalıklar olarak

nitelendiriliyor. Doğum anından itibaren belirti vermeye

başlayabiliyor veya tam tersine uzun süre belirtisiz bir

seyir de izleyebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut

Karabulut, doğumsal kalp hastalıklarının en sık görülen

belirtilerini şöyle sıralıyor:

Yenidoğan ve bebeklik döneminde

• Doğum ağırlığının ortalamanın altında olması

• Emme güçlüğü, emerken çabuk yorulma ve ara verme

• Sık ve yoğun terleme

• Boy ve kilo artışının yetersiz olması

Okul çağından itibaren

• Çabuk yorulma

• Efor kapasitesinin kısıtlı olması

• Çarpıntı ve göğüs ağrısı gibi şikayetlerin sık sık olması

• Dudak çevresinde, el ve ayaklarda ya da tüm vücutta

morarma

In newborn and infancy

• Birth weight below the average

• Difficulty in sucking, getting tired quickly and taking a

break while sucking

• Frequent and intense sweating

• Insufficient height and weight gain

From school age

• Fatigue quickly

• Limited effort capacity

• Frequent complaints such as palpitations and chest pain

• Bruising around the lips, hands and feet or the whole body

Kasım - November 2022


19

It can still be diagnosed in the womb

Congenital heart diseases can be diagnosed with

echocardiography (ultrasound) method in the womb

starting from the 18th week of pregnancy. She can be

diagnosed with serial controls in infancy and childhood.

Basically in diagnosis; detailed anamnesis and physical

examination, basic laboratory tests, oxygen saturation

measurement, chest X-ray, ECG, ECO (Echocardiography),

24-hour rhythm monitoring (holter), effort (treadmill)

test, cardiac MRI, computed tomography and angiography

methods are used.

4 approaches are used in the treatment

Four approaches are used in the treatment of congenital

heart disease: Periodic follow-up without treatment,

medical treatment, interventional treatment (angiographic

methods) and surgical method. Cardiologist Dr. Umut

Karabulut continues, “For example, since cyanotic, i.e.,

bruising-related heart diseases are more severe, these

babies should be diagnosed at the time of birth and taken

to surgery within days or weeks at the latest. Otherwise,

these babies may die due to acute heart and respiratory

failure. The child can be followed regularly for a long

time, since the non-cyanotic, milder course, for example,

small heart holes can close spontaneously until school

age. Medications for complaints such as palpitation and

shortness of breath that develop during this period can

also be used.

Henüz anne karnında teşhis edilebiliyor

Doğumsal kalp hastalıklarının tanısı hamileliğin 18.

haftasından itibaren anne karnında ekokardiyografi

(ultrason) yöntemiyle konulabiliyor. Bebeklik ve çocukluk

çağında da seri kontroller ile teşhis edilebiliyor. Tanıda

temel olarak; detaylı anamnez ve fizik muayene, temel

laboratuvar tetkikleri, oksijen satürasyonu ölçümü, akciğer

grafisi, EKG, EKO (Ekokardiyografi), 24 saatlik ritim takibi

(holter), efor (koşu bandı) testi, kardiyak MR, bilgisayarlı

tomografi ve anjiyografi yöntemlerinden faydalanılıyor.

Tedavide 4 yaklaşımdan faydalanılıyor

Doğumsal kalp hastalığının tedavisinde 4 yaklaşımdan

faydalanılıyor: Tedavisiz periyodik izlem, medikal tedavi,

girişimsel tedavi (anjiyografik yöntemler) ve cerrahi yöntem.

“Hangi hastada hangi yöntemin seçileceği tamamen

hastaya özeldir” bilgisini veren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr.

Umut Karabulut, şöyle devam ediyor: “Örneğin siyanotik,

yani morarma ile giden kalp hastalıkları daha ağır seyrettiği

için bu bebeklerin doğum anında tanısının konulması ve

günler, en geç haftalar içerisinde cerrahiye alınmaları

gerekiyor. Aksi takdirde bu bebekler akut kalp ve solunum

yetersizliği nedeniyle hayatını kaybedebiliyor. Siyanotik

olmayan, daha hafif seyirli, örneğin küçük kalp delikleri

okul çağına kadar kendiliğinden de kapanabildiği için çocuk

düzenli olarak uzun süre izlenebiliyor. Bu periyotta gelişen

çarpıntı ile nefes darlığı gibi şikayetlere yönelik ilaçlar da

kullanılabiliyor.

Kasım - November 2022


20

Touching the heart with ‘Invasive methods’

Pointing out that ‘interventional treatment’ methods are

also extremely important in congenital heart disease,

Cardiologist Dr. Umut Karabulut said, “The holes formed

between the ventricles or atria of the heart can be closed

by angiography in suitable patients by cardiology specialists.

In addition, the narrowing of the vessel called ‘aortic

coarctation’ can be expanded with a stent. In addition to

these, the tunnel between the pulmonary vessel and the

aorta can also be closed with the angiography method. In

these diseases, if the intervention is risky or not suitable,

surgical correction is made.” Since all other diseases are

more complex and dangerous, the main treatment method

is surgery. If diagnosed early, very successful results can be

obtained from all treatment methods; The child is healthy

and can live for many years.

Pay attention to 8 risk factors!

Although it can be due to many factors, there is no

clear cause of congenital heart disease. Genetic factors,

problems experienced during pregnancy and maternal

factors are the most important factors.

• Consanguineous marriage

• History of congenital heart disease and genetic syndrome

in family members (mother, father, sibling)

• Radiation exposure during pregnancy

• Viral infections in the first trimester of pregnancy

• Genetic diseases

• Having diabetes during pregnancy

• Alcohol consumption during pregnancy

• Consumption of medication without the recommendation

of a physician

Kalbe ‘Girişimsel yöntemler’ ile dokunuş

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, doğumsal

kalp hastalığında ‘girişimsel tedavi’ yöntemlerinin de

son derece önem taşıdığına işaret ederek, “Uygun

hastalarda kardiyoloji uzmanları tarafından kalbin

karıncıkları veya kulakçıkları arasında oluşan delikler

anjiyografi ile kapatılabiliyor. Ayrıca ‘aort koarktasyonu’

denilen damardaki daralma stent ile genişletilebiliyor.

Bunların yanı sıra akciğer damarı ile aort arasındaki

tünel de yine anjiyografi yöntemiyle kapatılabiliyor.

Bu hastalıklarda girişim riskli ya da uygun değilse

cerrahi yöntemle düzeltme yapılıyor.” diyor. Diğer tüm

hastalıklar ise daha kompleks ve tehlikeli olduğu için

ana tedavi yöntemi cerrahi oluyor. Erken teşhis edildiği

takdirde tüm tedavi yöntemlerinden oldukça başarılı

sonuçlar elde edilebiliyor; çocuk sağlıklı ve uzun yıllar

yaşayabiliyor.

8 risk faktörüne dikkat!

Birçok etkene bağlı olabilmekle birlikte, doğumsal

kalp hastalığının net bir nedeni yok. Genetik faktörler,

hamilelik sürecinde yaşanan sorunlar ve anneye ait

faktörler, en önemli unsurları oluşturuyor.

• Akraba evliliği

• Aile bireylerinde (anne, baba, kardeş) doğumsal kalp

hastalığı ve genetik sendrom öyküsü

• Hamilelikte radyasyon maruziyeti

• Hamileliğin ilk üç ayında geçirilen viral enfeksiyonlar

• Genetik hastalıklar

• Hamilelikte diyabet olması

• Hamilelikte alkol tüketimi

• Hekim önerisi olmadan ilaç tüketimi

Kasım - November 2022


22

Depth Health Technology Healthtech 2022 Report published

Derinlemesine Sağlık Teknolojisi Healthtech 2022 Raporu yayınlandı

The report, which serves as a guide to

entrepreneurs in the healthtech field, has been

published. Topics such as “Healthtech promotion

and usage areas, Healthtech sector in the world

and in Turkey, advantages of the sector, concepts

to be known, technologies used, Healthtech and

Metaverse, important technologies in this field

and future trends” were discussed in the report.

Expected to reach approximately $660 billion

The GOOINN Healthtech 2022 report revealed that the

Covid19 Pandemic has acted as a major catalyst in the rapid

and massive development and adoption of the Healthtech

market, which has fundamentally transformed the entire

healthcare system and improved digitized healthcare.

According to the Healthtech 2022 report, the Healthtech

Healthtech alanındaki girişimcilere rehberlik

niteliğinde olan rapor yayınlandı. Raporda;

“Healthtech tanıtımı ve kullanım alanları,

dünyada ve Türkiye’de Healthtech sektörü,

sektörün avantajları, bilinmesi gereken kavramlar,

kullanılan teknolojiler, Healthtech ve Metaverse,

bu alanda önemli teknolojiler ve geleceğin

trendleri” gibi konu başlıkları ele alındı.

Yaklaşık 660 milyar dolara ulaşması bekleniyor

GOOINN Healthtech 2022 raporu, Kovid19 Pandemisinin

tüm sağlık sistemini temelden dönüştüren ve

dijitalleştirilmiş sağlık hizmetlerini geliştiren Healthtech

pazarının hızla ve büyük ölçekte geliştirilmesinde ve

benimsenmesinde büyük bir katalizör görevi gördüğünü

ortaya koydu. Healthtech 2022 raporuna göre, 2016 yılından

Kasım - November 2022


23

market, which has increased by 5.5 times globally since

2016 and was worth 175 billion dollars in 2019, is expected

to reach approximately 660 billion dollars with a

25% growth by 2025. In the report, it is stated that

investments made in the healthtech sector in 2021 broke

a record with 34 billion dollars, as the global pandemic

increased the demand for virtual services. It is seen that the

biggest investment here was made in the field of mental

health with 2.4 billion dollars.

A remarkable increase has been observed in investments

made in Healthtech since 2016. Especially the development

of technology, artificial intelligence and machine learning

taking more roles in daily life has increased the importance

given to this field. Investments made until 2020, on

the other hand, doubled after the pandemic. While the

number of startups active in the country is 538 today with

acquisitions, it has been observed that 40.98 million dollars

have been invested in this area between 2008 and 2022.

On the other hand, it is a fact that the interest in startups

providing services in the field of online health services and

mindfullnes has increased in the country.

Future usage areas

Conducting in-depth research in the field of Healthtech,

from the industry’s relationship with digital health

and health services information technology (IT), to the

differences between Healthtech, Biotech and Medtech,

while determining the future global usage areas of

Healthtech under 6 main headings: Management, Surgery,

Drug Development, Fitness, Diagnosis & Error Reduction

and Mental Health, GOOINN mentioned that innovation

professionals and entrepreneurs focus on 14 different

areas under the titles of Telehealth, mHealth, Wearable

Devices, Genomics, Robotic Surgery, Anti-aging, Assistive

Tech, Fertility Tech, Gene Therapy, Medical Exoskeleton

and Prosthesis, Mental Health Tech, Nanomedicine,

Neurotechnology and Sleep Tech.

14 health technologies were determined

The report also lists the 14 health technologies most

used to provide in-depth health services by making use

of developing technologies; Remote Patient Monitoring

(RPM), Artificial Intelligence, Blockchain, Machine Learning,

Internet of Things (IoT), Wearable Technology, Virtual and

Augmented Reality, Big Data Analytics, Voice Recognition,

Chatbot, Robotics Technology, Mobile Applications,

Bioprinting and Neurotechnology.

What will be the future trends in Healthtech?

According to the Healthtech 2022 report, Remote

diagnosis, point of care testing, molecular and genetic

testing, mobile health applications, wearable technologies,

complementary diagnostic tests, voice technology, use

of artificial intelligence in health, closed-circuit insulin

pumps, portable dialysis machines Trends such as digital

therapeutics (DTx) and electronic health record (Electronic

Health Records, EHR) will shape the future of health

technologies.

bu yana global olarak 5,5 kat artış yaşanan ve 2019 yılında

175 milyar dolar değerinde olan Healthtech pazarının 2025

yılına kadar %25’lik bir büyüme ile yaklaşık 660 milyar

dolara ulaşması bekleniyor.

Raporda, küresel pandeminin sanal hizmetlere olan talebi

artırmasıyla 2021 yılında healthtech sektörüne yapılan

yatırımların 34 milyar dolar ile rekor kırdığı belirtiliyor.

Buradaki en büyük yatırım 2,4 milyar dolar ile akıl sağlığı

(mental health) alanına yapıldığı görülüyor.

Türkiye’de ise, 2016 yılından bu yana Healthtech alanına

yapılan yatırımlarda dikkat çekici bir artış gözlemleniyor.

Özellikle teknolojinin gelişmesi, yapay zekanın ve makine

öğrenmesinin günlük hayatta daha fazla rol alması bu

alana verilen önemi arttırmış durumda. 2020 yılına kadar

yapılan yatırımlar ise, pandemiden sonra iki katına çıktı.

Ülkede aktif olan startup sayısı satın almalar ile bugün 538

iken, 2008 ile 2022 yılları arasında bu alana 40,98 milyon

dolar yatırım yapıldığı gözlemlendi. Diğer yandan, ülkede

çevrimiçi sağlık hizmetleri ve mindfullnes alanında hizmet

veren startuplara olan ilginin fazlalaştığı da bir gerçek.

Gelecekte kullanım alanları

Sektörün dijital sağlık ve sağlık hizmetleri bilişim

teknolojisi (BT) ile ilişkisinden, Healthtech, Biotech ve

Medtech arasındaki farklara kadar Healthtech alanında

derinlemesine bir araştırma yapan GOOINN, Healthtech’in

gelecekteki global kullanım alanlarını Yönetim, Cerrahi,

İlaç Geliştirme, Fitness, Tanı & Hata Azaltma ve Akıl

Sağlığı olmak üzere 6 ana başlıkta belirlerken, inovasyon

profesyonelleri ve girişimcilerin Telehealth, mHealth,

Giyilebilir Cihazlar, Genomik, Robotik Cerrahi, Anti-aging,

Assistive Tech, Fertility Tech, Gen Tedavisi, Tıbbi Dış İskelet

ve Protez, Mental Health Tech, Nanotıp, Nöroteknoloji ve

Sleep Tech başlıklarında 14 farklı alana odaklandıklarına

değindi.

14 sağlık teknolojisi belirlendi

Raporda ayrıca, gelişen teknolojilerden faydalanarak

derinlemesine sağlık hizmeti vermek için en çok kullanılan

14 sağlık teknolojisi şu şekilde sıralanıyor; Uzaktan Hasta

İzleme (Remote Patient Monitoring, RPM), Yapay Zekâ,

Blokzincir, Makine Öğrenimi, Internet of Things (IoT),

Giyilebilir Teknoloji, Sanal ve Artırılmış Gerçeklik (Virtual

and Augmented Reality), Büyük Veri Analitiği, Ses Tanıma,

Chatbot, Robotik Teknoloji, Mobil Uygulamalar, Biyobaskı ve

Nöroteknoloji.

Healthtech’te geleceğin trendleri neler olacak?

Healthtech 2022 raporuna göre; Uzaktan teşhis, bakım

noktası testi (point of care testing), moleküler ve genetik

testler, mobil sağlık uygulamaları, giyilebilir teknolojiler,

tamamlayıcı tanı testleri, ses teknolojisi, sağlıkta yapay

zekanın kullanımı, kapalı devre insülin pompaları, taşınabilir

diyaliz makineleri, dijital terapötikler (DTx) ve elektronik

sağlık kaydı (Electronic Health Records, EHR) gibi trendler

sağlık teknolojilerinin geleceğini şekillendirecek.

Kasım - November 2022


24

What awaits us?

According to the GOOINN Healthtech 2022 report, it is

predicted what kind of digitalization awaits us as health

technologies enter our lives in many different areas in the

future.

- Hospitals will rely more on robotics and digital

technologies.

- Healthcare organizations will continue to seek ways to

improve operations and care while increasing efficiency and

value.

- Most of the physical and mental tasks that doctors

perform today will be automated in the form of hardware,

software, and combinations of both. This will reduce the

need for patient visits through telemedicine and remote

healthcare.

- Medicine on a molecular scale will quickly adapt to

everyday life.

Smaller than ever

nanodevices that

can monitor people’s

vital signs will be

implanted in bodies,

resulting in incredibly

detailed data. This

will allow doctors to

further personalize

treatments.

- Some organizations

will have an economic

model driven by their

ability to gain insights

and identify algorithms

that power the future of health. By doing research, these

organizations will develop analytical tools and generate

data insights that go beyond human capabilities.

- Health product developers will strengthen the consumer

health ecosystem by developing and manufacturing health

and care products, from apps to medicines and devices. It

will continue to be product development organizations,

while also developing software, apps and wellness

products.

- Individual financiers will offer tailor-made modular and

comprehensive care packages by providing financial

products to guide people’s care.

- The health care regimes of the future will increasingly

follow partnership models with institutional health

programs and make partial reimbursement agreements

with insurers.

- Patient care systems will focus more on the early

detection and targeted and personalized treatment of

adverse health conditions.

- Quantum computing will enable drug discovery,

acceleration of computation used in hospital logistics,

virtual clinical trials and genetic sequencing.

- Virtual reality, augmented reality and digital twin

technologies used in the metaverse will bring new

opportunities for surgical applications.

Bizi neler bekliyor?

GOOINN Healthtech 2022 raporuna göre, gelecekte

sağlık teknolojilerinin birçok farklı alanda hayatımıza

girmesiyle bizi nasıl bir dijitalleşmenin beklediği şu şekilde

öngörülüyor;

- Hastaneler robotik ve dijital teknolojilere daha fazla

güvenecek.

- Sağlık kuruluşları, verimliliği ve değeri artırırken

operasyonları ve bakımı iyileştirmenin yollarını aramaya

devam edecek.

- Doktorların bugün gerçekleştirdiği fiziksel ve zihinsel

görevlerin çoğu, donanım, yazılım ve her ikisinin

kombinasyonları şeklinde otomatik hale getirilecek. Bu

durum, teletıp ve uzaktan sağlık hizmetleri aracılığıyla

hasta ziyaretleri ihtiyacını azaltacak.

- Moleküler ölçekte tıp hızlı bir şekilde günlük hayatlara

adapte olacak. İnsanların hayati belirtilerini izleyebilen her

zamankinden daha

küçük nano cihazlar

vücutlara yerleştirilecek

ve böylelikle inanılmaz

derecede ayrıntılı veriler

elde edilebilecek.

Böylelikle doktorlar

tedavileri daha da

kişiselleştirebilecek.

- Bazı kuruluşlar,

içgörü elde etme ve

sağlığın geleceğine

güç veren algoritmaları

tanımlama yetenekleri

tarafından yönlendirilen

bir ekonomik modele

sahip olacak. Bu

kuruluşlar, araştırma yaparak analitik araçlar geliştirecek

ve insan yeteneklerinin ötesine geçen veri içgörüleri

üretebilecek.

- Sağlık ürünü geliştiricileri, uygulamalardan ilaçlara ve

cihazlara kadar sağlık ve bakım ürünleri geliştirerek ve

üreterek tüketici sağlığı ekosistemini güçlendirecek. Ürün

geliştiren kuruluşlar olmaya devam ederken aynı zamanda

yazılımları, uygulamaları ve sağlıklı yaşam ürünlerini de

geliştirecek.

- Bireysel finansörler kişilerin bakımlarını yönlendirmek

için finansal ürünler sağlayarak kişiye özel modüler ve

kapsamlı bakım paketleri sunacak.

- Geleceğin sağlık bakım rejimleri, kurumsal sağlık

programlarıyla giderek artan bir şekilde ortaklık modellerini

takip edecek ve sigortacılarla kısmi geri ödeme anlaşmaları

yapacak.

- Hasta bakım sistemleri olumsuz sağlık koşullarının erken

teşhisine ve hedefe yönelik ve kişiselleştirilmiş tedavisine

daha fazla odaklanacak.

- Kuantum hesaplama ilaç keşfine, hastane lojistiğinde

kullanılan hesaplamaların hızlanmasına, sanal klinik

deneyler yapmasına ve genetik sıralama yapılmasına olanak

sağlayacak.

- Metaverse alanında kullanılan sanal gerçeklik, artırılmış

gerçeklik ve dijital ikiz teknolojileri cerrahi ile ilgili

uygulamalar için yeni fırsatlar getirecek.

Kasım - November 2022


26

Treatment that affects the gene map: BBL

Gen haritasını etkileyen tedavi: BBL

Cildimizi yazdan kalma bir şekilde sonbahara

emanet etmememiz gerekiyor çünkü, güneş

ışınları da o kadar masum değil. Güneşin

cildimizde oluşturduğu birtakım hasarlar

olabiliyor. Özellikle sonbahar-kış dönemleri de

bu hasarları onarmak için en ideal zaman. Kişinin

gen haritasını etkileyen ve buna bağlı olarak cildi

moleküler seviyede değiştiren ve aynı zamanda

genç ciltle ilişkili yüzlerce geni aktif hale getiren

BBL tedavisi hakkında Kaliteli Yaşam Kliniği

Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş önemli

ipuçları veriyor.

Dr. Yasemin Savaş

Medical Aesthetic at Kaliteli Yaşam Clinic

We should not entrust our skin to autumn in a

way that is left over from summer, because the

sun’s rays are not so innocent. There may be some

damage caused by the sun on our skin. Especially

autumn-winter periods are the ideal time to

repair these damages. About the BBL treatment,

which affects the gene map of the person and

accordingly changes the skin at the molecular

level, and also activates hundreds of genes

associated with young skin, Dr. Yasemin Savaş -

Medical Aesthetic at Kaliteli Yaşam Clinic gives

important clues.

BBL tedavisi nedir?

BBL, cildini yenilemek ve ona istediği ilgiyi göstermek

isteyen kadınların şu sıralar sıklıkla başvurduğu bir yöntem.

Cildini gençleştirmek ve bunu da ameliyatsız yapmak

isteyenlerin tercih ettiği BBL (Broad Band Light) özel

bir ışık kaynağından oluşuyor. Bu ışık kaynağı sayesinde

genetiğinizi yenileyerek cildinizin hem daha genç hem de

daha parlak görünmesini sağlayabiliyorsunuz. “Geniş band

ışık” anlamına gelen BBL, aynı zamanda da FDA onaylı.

Dr. Yasemin Savaş “BBL uygulamasının sonuçları hem

hekim olarak beni hem de cildini gençleştirmek isteyen

hastalarımızı memnun ediyor. Çünkü düzenli BBL

uygulaması, cildi yenileyip gençleştirirken, cilt yaşlanmasını

da doğal yollarla uyararak geciktiriyor” diyor ve ekliyor;

BBL, aynaya baktığınızda kendinizi daha genç hissetmenizin

yanında bir de kendinizi gerçekten öyle görmenizi

sağlayacak şekilde gen yapısını yenileyen bir ışık kaynağı.

What is BBL treatment?

BBL is a method frequently used by women who want to

renew their skin and show it the attention they want. BBL

(Broad Band Light), which is preferred by those who want

to rejuvenate their skin and do it without surgery, consists

of a special light source. Thanks to this light source, you can

renew your genetics and make your skin look younger and

brighter. BBL, which stands for “broadband light”, is also

FDA-approved.

Dr. Yasemin Savaş said, “The results of the BBL application

satisfy both me as a physician and our patients who want to

rejuvenate their skin. Because while regular BBL application

renews and rejuvenates the skin, it also delays skin aging by

stimulating it naturally.

BBL is a light source that renews your gene structure to

Kasım - November 2022


27

make you feel younger when you look in the mirror, as

well as make you see yourself that way. At the same time,

it provides improvement in fine wrinkles, pigmentation

irregularities, spots, vascular redness with collagen

accumulation and increase in elasticity. You will start

every day more radiant with the light source that reduces

the long-term signs of aging of the skin and delays the

formation of new problems.”

How does it affect?

The device we use in the treatment sends light energy to

the upper layers of the skin, this light energy slightly heats

the layers of the skin. This heat energy, which is gradually

absorbed by the skin layers in the targeted areas, triggers

the collagen production of the existing cells, making the

skin look tighter. BBL is an application that shows you the

change in your face in the first application.

For what purpose is it used?

In areas that are open to environmental factors such as the

face, décolleté area, upper hand, neck area;

- In skin tightening processes

- Removing fine wrinkles

- Skin tone equalization processes

- Providing brightness and vitality to the skin

- In the treatment of sunspots, age spots or birthmarks

- In the treatment of rosacea (Red cheek)

- Treatment of acne

- A treatment method used in the treatment of capillary

cracks.

Aynı zamanda kolajen birikimi ve elastikiyette artış ile ince

kırışıklıklarda, pigmentasyon düzensizliklerinde, lekelerde,

damarsal kaynaklı kızarıklıklarda da düzelme sağlıyor.

Cildin uzun dönemli yaşlanma belirtilerini azaltan ve yeni

problemlerin oluşumlarını geciktiren ışık kaynağı ile her

güne daha ışıltılı başlayacaksınız.

Nasıl etki eder?

Tedavide kullandığımız cihaz, cildin üst tabakalarına ışık

enerjisi gönderiyor, bu ışık enerjisi cildin katmanlarını hafif

biçimde ısıtıyor. Hedeflenen bölgelerdeki cilt katmanları

tarafından kademe kademe emilen bu ısı enerjisi var olan

hücrelerin kolajen üretimlerini tetikleyerek, cildi daha

sıkı bir görünüme kavuşturuyor. BBL, ilk uygulamada

yüzünüzdeki değişimi size gösteren bir uygulama.

Hangi amaçla kullanılıyor?

Çevresel faktörlere açık olan yüz, dekolte bölgesi, el üzeri,

boyun bölgesi gibi alanlarda;

-Cilt sıkılaştırma işlemlerinde

- İnce kırışıklıkları gidermede

- Cilt tonu eşitleme işlemlerinde

- Ciltte parlaklık ve canlılık sağlama

- Güneş lekesi, yaşlılığa bağlı oluşan lekeler veya doğum

lekelerinin tedavisinde

- Rozasea (Kırmızı yanak) tedavisinde

- Akne tedavisinde

- Kılcal damar çatlağı tedavisinde başvurulan bir tedavi

yöntemi.

Kasım - November 2022


28

Who can do it?

We recommend BBL treatment to anyone who wants to get

rid of skin problems such as blemishes, wrinkles, rosacea,

acne, capillary cracks on their skin.

- We recommend that people with tanned skin through the

sun or solarium wait for their skin to return to its natural

color in order to benefit from the treatment.

-We do not recommend using it for pacemakers, pregnant

women and people with skin cancer.

Is the treatment permanent? How long does the

effect last?

As the skin tissue undergoes environmental destruction,

the DNA structure in the tissue deteriorates and as a

result of this deterioration, degenerative problems such

as wrinkles, signs of aging and spots occur on the skin. The

main goal of BBL therapy is to renew the gene structure

in the damaged DNA. Regeneration of the gene structure

means that the treatment results in a lasting effect. As a

result of clinical studies, it has been observed that regular

BBL treatment reduces the long-term signs of aging on the

skin and delays the formation of new problems.

Is pain felt during BBL treatment?

You will not feel pain or pain during the BBL treatment,

which is a very comfortable application. It is a procedure

that does not require local anesthesia.

What is the recovery time after treatment? What

should you pay attention to?

Since the recovery process is started immediately after the

treatment, there is no situation that will affect your social

life. No need to cancel or postpone your plans. But there is

one very important issue that you need to pay attention to.

After the treatment, your skin needs to be protected from

direct sunlight or ultraviolet rays. Therefore, do not go

outside without applying your sunscreen.

Kimler yaptırabilir?

-Cildindeki leke, kırışıklık, rozasea, akne, kılcal damar

çatlağı gibi cilt problemlerinden kurtulmak isteyen herkese

BBL tedavisini öneriyoruz.

-Güneş ya da solaryum aracılığı ile bronzlaşmış cilde sahip

kişilerin tedaviden faydalanmaları için ciltlerinin doğal

rengine dönmesini beklemelerini tavsiye ediyoruz.

-Kalp pili, hamileler ve cilt kanseri olan kişiler için

kullanılmasını önermiyoruz.

Tedavi kalıcı mıdır? Etkisi ne kadar sürer?

Cilt dokusu, çevresel tahribata uğradıkça dokudaki DNA

yapısı bozulur ve bu bozulma sonucu ciltte, kırışıklıklar,

yaşlanma belirtileri, lekeler gibi dejeneratif problemler

meydana gelir. BBL tedavisinin temel hedefi, bozulan

DNA’daki gen yapısını yenilemek. Gen yapısının

yenilenmesi, tedavinin kalıcı bir etki ile sonuçlanması

anlamına geliyor. Klinik çalışmalar sonucu, düzenli yapılan

BBL tedavisinin, ciltte yer alan uzun dönemli yaşlanma

belirtilerini azalttığı ve yeni problemlerin oluşumlarını

geciktirdiği gözlemlenmiştir.

BBL tedavi süresince ağrı acı hissedilir mi?

Çok konforlu bir uygulama olan BBL tedavisi sırasında ağrı

veya acı hissetmezsiniz. Lokal anestezi gerektirmeyen bir

işlemdir.

Tedavi sonrası iyileşme süresi nedir? Nelere

dikkat etmek gerekir?

Tedaviden sonra hemen iyileşme sürecine girildiğinden

dolayı sosyal hayatınızı etkileyecek bir durum söz konusu

değil. Planlarınızı iptal etmenize ya da ertelemenize gerek

yok. Ama dikkat etmeniz gerek çok önemli bir konu var.

Tedaviden sonra cildinizin direkt güneş ışınlarından veya

ultraviyole ışınlarından korunması gerekiyor. Bu nedenle

güneş kreminizi sürmeden dışarıya çıkmayın.

Kasım - November 2022


30

The key to comfort in pediatric patients: Robotic Surgery

Çocuk hastalarda konforun anahtarı: Robotik Cerrahi

Küçük yaştaki çocuk hastalarda cerrahi işlemler,

anne ve babalarda endişe oluşturabiliyor. Ancak

günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte hasta

konforunu ön planda tutan robotik cerrahi

uygulamaları bu endişeleri ortadan kaldırıyor.

Tüm dünyada artan sıklıkta uygulanan robotik

cerrahi, çocukların kısa sürede iyileşip normal

hayata dönmesine olanak sağlıyor. Memorial

Bahçelievler ve Ataşehir Hastaneleri Çocuk

Ürolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Selçuk Sılay,

robot teknolojisinin çocuk üroloji ameliyatlarında

da güvenle kullanıldığını belirterek, robotik

cerrahinin avantajları ile ilgili bilgi verdi.

Prof. Dr. Selçuk Sılay

Surgical procedures in young children can cause

anxiety in parents. However, with the developing

technology, robotic surgery applications that

prioritize patient comfort eliminate these

concerns. Robotic surgery, which is being applied

with increasing frequency all over the world,

allows children to recover and return to normal

life in a short time. From Memorial Bahçelievler

and Ataşehir Hospitals Department of Pediatric

Urology, Prof. Dr. Selçuk Sılay stated that robot

technology is also used safely in pediatric

urology surgeries and gave information about the

advantages of robotic surgery.

Robotic surgery allows surgery to be performed without

making large incisions on the body. After inserting special

instruments through small holes drilled in the operation

area, the surgeon can perform the operation with the help

of a control unit located 3-4 meters away from the patient.

Since robotic technology is applied in the surgery, it is

possible to work on tissues with high precision without the

slightest vibration.

Pain and bleeding risk is minimized

There are many advantages of using robotic surgery

in children. As reported in European Pediatric Urology

guidelines, thanks to robotic surgery, pediatric patients

have less postoperative pain and shorter hospital stay.

Robotik cerrahi vücuda büyük kesi uygulanmadan ameliyat

yapılmasına imkân tanıyor. Ameliyat bölgesinde açılan

küçük deliklerden özel enstrümanlar yerleştirildikten

sonra cerrah, hastadan 3-4 metre ileride bulunan bir

kontrol ünitesi yardımıyla ameliyatı gerçekleştirebiliyor.

Ameliyatta robotik teknoloji uygulandığı için en küçük bir

titreme olmaksızın yüksek hassasiyetle dokular üzerinde

çalışılabiliyor.

Ağrı ve kanama riski minimuma iniyor

Robotik cerrahinin çocuklarda kullanılmasının pek çok

avantajı bulunmakta. Avrupa Çocuk Ürolojisi kılavuzlarında

da bildirildiği üzere, robotik cerrahi sayesinde çocuk

hastaların ameliyat sonrası ağrıları daha az olur ve

hastanede yatış süresi kısalır. Hastalar en fazla 1 ya

da 2 gün içerisinde taburcu edilebilirler. Açık cerrahi

sonrası çocukların ortalama 3 ila 7 gün arasında kalması

gerekebilir.

Ameliyat izi kalmıyor, komplikasyon riski azalıyor

Cerrahi robotları sayesinde ameliyat sonrasında görülebilen

ve istenmeyen kanama gibi bazı komplikasyonlar anlamlı

olarak azalmakta. Robotik cerrahinin bir diğer avantajı

ise kozmetik görünüm ile ilgili. Açık cerrahide böğür

veya kasık bölgesine 5-6 cm’lik kesi ile gerçekleştirilen

ameliyatlar, robotik cerrahide milimetrik delikler sayesinde

gerçekleştirilebilmekte ve bu sayede ciltte ameliyat sonrası

izlenen ameliyat izi görüntüsü çok az olmakta ya da hiç

görülmemekte.

Yüksek manevra kabiliyetiyle başarılı sonuçlar

Ameliyat sırasında anatomik dokular daha net

bir şekilde izlenebilmekte ve 3 boyutlu bir şekilde

görüntülenebilmekte. Robotik cerrahi bu sayede hastaya

olduğu kadar ameliyatı yapan cerraha da büyük kolaylıklar

Kasım - November 2022


31

Patients can be discharged within a maximum of 1 or 2

days. After open surgery, children may need to stay for

an average of 3 to 7 days.

There is no scar of the operation, the risk of

complications is reduced

Thanks to surgical robots, some complications such as

unwanted bleeding that can be seen after surgery are

significantly reduced. Another advantage of robotic

surgery is related to cosmetic appearance. Operations

performed with a 5-6 cm incision in the flank or

inguinal region in open surgery can be performed

with millimetric holes in robotic surgery, and thus, the

postoperative scar image on the skin is minimal or not

visible at all.

Successful results with high maneuverability

During surgery, anatomical tissues can be observed

more clearly and displayed in 3D. In this way, robotic

surgery provides great convenience to the surgeon as

well as to the patient. In addition, while instruments

can be bent up to a certain angle in open surgery or

laparoscopy, maneuverability is much superior in robotic

surgery. In this way, the stitches on the tissues are

applied in the most accurate way.

It can be applied to children of all age groups

Robotic surgery can be applied to children of all age

groups. On the other hand, considering the examination

and diagnosis process of diseases, robotic surgery can

be performed in all children who are 3 months and

older.

It is also used safely in pediatric urology

surgeries

In fact, every operation in which laparoscopy can

be applied in children can also be performed with

robotic surgery. All applications in robotic surgery in

children are included in the European Pediatric Urology

Guidelines, which is a reference source for pediatric

urologists. The most common situation in which these

surgeries are performed is the tables called ‘renal

outlet stenosis’ (ureteropelvic junction stenosis, UPJ

stenosis) and in which enlargement of the kidneys

of babies is detected, usually while in the mother’s

womb. The second most frequently applied situation

is ‘Vesicoureteral reflux’ (a disease in which urine leaks

from the bladder to the kidney and can lead to urinary

tract infections, kidney damage and kidney failure)

surgery. Apart from these, robotic surgery can be

performed in children in the following cases:

• Megaureter (enlarged urinary tract) surgery

• Double kidney (duplicated system) surgery

• Neurogenic bladder (inability of the bladder to

function due to brain, spinal cord or nerve problems)

surgeries

• Bladder augmentation surgeries

• Kidney tumors (Wilms tumor) surgery

• Neuroblastoma (adrenal gland tumors) surgery

sağlıyor. Ayrıca açık cerrahi veya laparoskopide belli bir açıya

kadar aletlerde bükülme sağlanabilirken, robotik cerrahide

manevra kabiliyeti çok daha üstün. Bu sayede dokulara atılan

dikişler en doğru şekilde uygulanıyor.

Her yaş grubunda çocuklara uygulanabiliyor

Her yaş grubunda çocuklara robotik cerrahi uygulanabilir.

Öte yandan hastalıkların tetkik ve teşhis sürecine bakıldığında

genellikle 3 ay ve üzerindeki tüm çocuklarda robotik cerrahi

yapılabiliyor.

Çocuk ürolojisi ameliyatlarında da güvenle kullanılıyor

Çocuklarda laparoskopinin uygulanabildiği her ameliyat

aslında robotik cerrahi yöntemiyle de uygulanabilir.

Çocuklarda robotik cerrahideki tüm uygulamalar çocuk

ürologları için bir referans kaynağı olan Avrupa Çocuk

Ürolojisi Kılavuzlarında yer almakta. Bu ameliyatların en

sık uygulandığı durum ‘Böbrek çıkış darlığı’ (üreteropelvik

bileşke darlığı, UPJ darlığı) olarak adlandırılan ve genellikle

anne karnında iken bebeklerin böbreklerinde genişleme

tespit edilen tablolar. İkinci en sıklıkta uygulandığı durum ise

‘Vezikoüreteral reflü’ (mesaneden böbreğe idrar kaçışının

olduğu ve idrar yolu enfeksiyonları, böbrek hasarı ve böbrek

yetmezliğine yol açabilen bir hastalık) cerrahisi. Bunların

haricinde ise aşağıdaki durumlarda yine çocuklarda robotik

cerrahi yapılabilir:

• Megaüreter (genişlemiş idrar yolu) cerrahisi

• Çift böbrek (duplike sistem) cerrahisi

• Nörojen mesane (Beyin, omurilik veya sinir problemleri

nedeniyle mesanenin fonksiyonlarını yerine getirememesi)

ameliyatları

• Mesane büyütme ameliyatları

• Böbrek tümörleri (Wilms tümörü) cerrahisi

• Nöroblastom (böbrek üstü bezi tümörleri) cerrahisi

Kasım - November 2022


32

Epilepsy can be treated!

Epilepsi tedavi edilebiliyor!

In the disease known as epilepsy, colloquially

“epiphany”, seizures occur as a result of

temporary abnormal electrical activity in the

brain cells. Medline physician Dr. Ferit Şeyhzade

informs about the subject and conveys what

needs attention.

Stating that there are more than 700 thousand epilepsy

patients in our country, Dr. Ferit Şeyhzade said, “If the

person experiences consciousness, emotion, behavior,

movement disorders or distractions frequently enough

to be noticed by someone else, these symptoms may be

a harbinger of epilepsy.” Stating that not every person

who has epileptic seizures has epilepsy, Dr. “Epilepsy

is diagnosed if the seizures recur in time, with certain

characteristics for each patient, sometimes spontaneously

and sometimes due to triggering factors.”

“Epilepsy is the most common neurological disease

in childhood and adolescence, and the most common

neurological disease in adulthood after stroke. This disease,

which is seen with equal frequency in men and women, is

seen in all age groups, but it is mostly seen in the young

Epilepsi, yani halk arasında “sara” olarak bilinen

hastalıkta nöbetler, beyin hücrelerinde geçici

anormal elektrik aktivitesi sonucu ortaya çıkar.

Medline hekimlerinden Dr. Ferit Şeyhzade,

konuyla ilgili bilgilendiriyor ve dikkat edilmesi

gerekenleri aktarıyor.

Ülkemizde yaklaşık 700 binden fazla epilepsi hastası

bulunduğunu belirten Dr. Ferit Şeyhzade: ‘‘Kişi eğer başkası

tarafından dikkat çekecek kadar sık olarak bilinç, duygu,

davranış, hareket bozuklukları ya da dalgınlıklar yaşıyor ise,

bu belirtiler epilepsi habercisi olabilir’’ dedi. Her epileptik

nöbet geçiren kişinin de epilepsi hastası demek olmadığını

belirten Dr. Şeyhzade, “Nöbetler zaman içinde her hasta

için belli özelliklerde, bazen kendiliğinden bazen de

tetikleyen faktörler sebebiyle tekrarlarsa epilepsi hastalığı

tanısı konulmaktadır” diyor.

“Epilepsi çocukluk ve ergenlik çağında en sık, yetişkin

döneminde de inmeden sonra en sık görülen nörolojik

hastalıktır. Erkek ve kadınlarda eşit sıklıkta görülen bu

hastalık, her yaş grubunda görülmekle birlikte en fazla genç

ve yaşlı grupta görülmektedir.

Uzun süreli tedavi ve izlem gerektiren bu hastalık, yaşam

Kasım - November 2022


33

and old groups. This disease, which requires long-term

treatment and follow-up, significantly affects the quality

of life. With the right treatment, seizures are controlled

in most of the patients and the patient continues his/her

normal life. For this reason, it is very important to control

seizures. However, epilepsy surgery, which is a more

advanced treatment method, is considered for patients

with epilepsy who are resistant to drug therapy and who

cannot tolerate antiepileptic drug therapy due to its side

effects.”

Why does epilepsy occur?

Epilepsy, which usually manifests itself in childhood, can

develop as a result of some diseases and external factors.

These;

• Damage to the brain or lack of oxygen during birth,

• Disturbances in chromosomes in genes,

• Disorders such as tumor, meningitis and inflammation in

the brain,

• Developmental disorders of brain tissues and vessels,

• Traumas as a result of a severe blow to the head,

• Febrile seizures in childhood,

• Some diseases experienced by the expectant mother

during pregnancy can be counted.

How is it diagnosed?

Delivering the information that the patient’s family and

relatives will convey to the doctor in the diagnosis of

epilepsy disease, Dr. Ferit Şeyhzade said, “The person’s

distractions and seizures, how long they last and how often

they occur should be properly reported to the doctor.

Because all this information is important clues for the

definitive diagnosis of the disease and the methods to be

applied for the treatment process. After the information

transferred, the patient is diagnosed with advanced tests

such as EEG, brain tomography and MRI. There are also

epilepsy patients whose cause could not be found despite

all examinations and investigations.”

How should first aid be given to a person who has

an epileptic attack?

“Since the patient’s body will contract during the crisis,

physical intervention should not be done harshly in order

not to harm the patient. It is necessary not to shake the

patient with the logic of getting rid of the crisis, not to try

to interfere with his movements and not to spill water on

his face. We should remove sharp, pointed, hard objects

that may harm the person who has the seizure. If necessary,

we should loosen ties, scarves or tight clothing. Seizures

usually end within 1-2 minutes. If the patient is vomiting

and is in the supine position, he should be turned on his

side so that the vomit is prevented from entering the

trachea, and if the seizure lasts more than 2 minutes,

we should call an emergency ambulance. The patient

should apply to a specialist as soon as possible and start

appropriate treatment according to the severity of the

disease.”

kalitesini önemli ölçüde etkiler. Doğru tedavi ile hastaların

büyük kısmında nöbetler kontrol altına alınır ve hasta

normal yaşantısını sürdürür. Bu sebeple de nöbetlerin

kontrol altına alınması çok önemlidir. Ancak ilaç tedavisine

dirençli epilepsi hastaları ve antiepileptik ilaç tedavisini yan

etkilerinden dolayı tolere edemeyen hastalara daha ileri

tedavi yöntemi olan epilepsi cerrahisi düşünülür.”

Epilepsi neden yaşanıyor?

Genellikle çocukluk çağında kendini gösteren epilepsi

hastalığı, bazı hastalıklar ve dış etkenler sonucu

gelişebiliyor. Bunlar;

• Doğum sırasında beynin hasar görmesi ya da oksijensiz

kalması,

• Genlerdeki kromozomlarda meydana gelen rahatsızlıklar,

• Beyinde meydana gelen tümör, menenjit ve iltihap gibi

rahatsızlıklar,

• Beyin doku ve damarlarının gelişimsel bozuklukları,

• Kafaya alınan şiddetli bir darbe sonucu geçirilen

travmalar,

• Çocukluk döneminde geçirilen ateşli havaleler,

• Gebelik sırasında anne adayının yaşadığı bazı hastalıklar

olarak sayılabilir.

Nasıl teşhis edilir?

Epilepsi hastalığının teşhisinde hastanın ailesi ve

yakınlarının doktora aktaracağı bilgilerin çok büyük önem

taşıdığını belirten Dr. Ferit Şeyhzade: “Kişinin dalgınlıkları

ve nöbetlerinin nasıl olduğu ne kadar sürdüğü ve ne

sıklıkta yaşandığı doktora düzgün aktarılmalıdır. Çünkü

tüm bu bilgiler hastalığın kesin tanısı ve tedavi süreci için

uygulanacak yöntemler için önemli ipuçlarıdır. Aktarılan

bilgilerin ardından hastaya EEG, beyin tomografisi ve MR

gibi ileri tetkikler yapılarak kesin tanı konur. Tüm tetkik

ve araştırmalara rağmen sebebi bulunamayan epilepsi

hastaları da mevcuttur’’ dedi.

Epilepsi krizi geçiren kişiye ilk yardım nasıl

olmalı?

“Hastanın vücudu kriz esnasında kasılacağı için, hastaya

zarar vermemek adına sert bir şekilde fiziki müdahale

yapılmaması gerekir. Hastayı krizden kurtulsun mantığı ile

sarsmamak, hareketlerine müdahale etmeye çalışmamak

ve yüzüne su dökmemek gerekir. Nöbet geçiren kişinin

çevresinde ona zarar verebilecek keskin, sivri, sert cisimleri

uzaklaştırmalıyız. Rahat nefes almasını sağlamalı gerekirse

kravat, atkı ya da boğazını sıkan giysileri gevşetmeliyiz.

Genellikle nöbetler 1-2 dakika içinde biter. Hasta kusuyor

ise ve sırt üstü pozisyonda ise yan çevrilmeli, böylece

kusmuğunun soluk borusuna kaçması önlenmeli ve nöbet

2 dakikadan fazla sürüyorsa acil ambulans çağırmalıyız.

Hastanın en kısa süre içinde bir uzmana başvurarak

hastalığının şiddetine göre uygun tedaviye başlaması

gerekir.”

Kasım - November 2022


36

The pandemic also negatively affected dental health

Pandemi, diş sağlığını da olumsuz etkiledi

While brushing the teeth, which is

indispensable for the protection

of oral and dental health, is 80%

in Europe, this figure is around

25% in our country. Dentist

Derya Elik, who informed that

this number has decreased to

18% in our country due to the

pandemic, said that dental care

was neglected during the closed

period at home and an increase

in dental caries occurred due to

excessive consumption of junk

food.

Dentist Derya Elik

Ağız ve diş sağlığının korunması

için vazgeçilmez olan diş

fırçalama alışkanlığında Avrupa

%80 seviyesinde iken, ülkemizde

bu rakam yüzde 25 civarında

seyrediyor. Pandemi nedeniyle bu

rakamın ülkemizde son dönemde

%18’e gerilediği bilgisini veren

Diş Hekimi Derya Elik, evde

kapalı kalınan süreçte diş

bakımının ihmal edildiğini ve aşırı

abur cubur tüketimi nedeniyle de

diş çürüklerinde artış meydana

geldiğini söyledi.

Dentist Derya Elik, owner of Derya Elik Dental Clinic,

said, “Since the leftovers of meals eaten in front of

the TV, computer and phone for a long time were

not brushed, the acidic structure that became a food

source for pathogenic bacteria and caused tooth

decay. People who do not want to go out on the street

due to the pandemic postponed their routine checks

and treatments. Therefore, an increase in dental

caries occurred. Currently, we continue our services

Derya Elik Diş Kliniği’nin sahibi Diş Hekimi Derya Elik,

“Uzun vakitler TV, bilgisayar ve telefon karşısında yenen

yemeklerin artıkları ağızdaki dişler fırçalanmadığı için

patojen bakterilerin besin kaynağı haline gelip açığa çıkan

asidik yapı diş çürümelerine sebep oldu. Pandemi nedeniyle

sokağa çıkmak istemeyen insanlar ise rutin kontrollerini ve

tedavilerini erteledi. Bu nedenle diş çürüklerinde bir artış

oluştu. Şu anda diş tedavisi konusunda Sağlık Bakanlığı’nın

belirlediği standartlar ölçüsünde hizmetlerimizi

Kasım - November 2022


37

in line with the standards set by the Ministry of

Health on dental treatment. We apply special hygiene

and sterilization measures. We also extended the

appointment interval of our customers. Thus, although

we provide service during the pandemic period, no

Corona cases have been experienced in our clinic until

today.”

Both healthy and aesthetic

Dentist Derya Elik, who stated that diseases such as

dental caries and tooth deficiency can cause pain as

well as chewing dysfunction, said, “We mainly perform

surgical procedures such as implant application,

impacted tooth and tooth extraction with cysts in our

clinic. In such cases, we determine a treatment program

suitable for the patient’s condition. If necessary, we

perform implant and prosthetic applications on it.

It may take up to 3 months for the implant to attach

to the jawbone. During this time, we are applying

temporary teeth. At the end of 3 months, we can

restore the chewing functions to normal by applying

the real prosthesis. It may be inconvenient to apply

this application to those who undergo chemotherapy,

radiotherapy treatment, those with uncontrolled

diabetes and those with osteoporosis. It is suitable for

anyone over the age of 18, except for these people.”

Personalized smile designs

Expressing that they are also in demand for smile

designs, which are very common in America and applied

in our country, Elik said, “Healthy, white and complete

teeth add an important expression to our faces. Tooth

decay and deficiency can negatively affect people

both physiologically and psychologically. Thanks to

the aesthetic smile design we have achieved with the

zirconium coatings we apply on the implants in our

clinic, it is possible to achieve both a highly functional

chewing capacity and a beautiful and aesthetic smile.”

sürdürüyoruz. Özel hijyen ve sterilizasyon tedbirleri

uyguluyoruz. Müşterilerimizin randevu aralığını da uzattık.

Böylece, pandemi döneminde de hizmet vermemize rağmen

bugüne kadar kliniğimizde hiçbir Corona vakası yaşanmadı”

diye konuştu.

Hem sağlıklı hem de estetik

Diş çürükleri ve diş eksikliği gibi hastalıkların ağrının

yanı sıra çiğneme fonksiyonunda da bozukluğa neden

olabileceğini belirten Diş Hekimi Derya Elik, “Kliniğimizde

ağırlıklı olarak implant uygulaması, gömülü diş ve kistli

diş çekimi gibi cerrahi işlemler gerçekleştiriyoruz. Bu

gibi durumlarda hastanın durumuna uygun bir tedavi

programı belirliyoruz. Gerektiği takdirde implant ve üzerine

protez uygulamaları gerçekleştiriyoruz. İmplantın çene

kemiğine tutunması 3 ay kadar sürebiliyor. Bu süre içinde

geçici diş uygulaması yapıyoruz. 3 ay sonunda ise gerçek

protezi uygulayarak çiğneme fonksiyonlarını normale

döndürebiliyoruz. Bu uygulamanın kemoterapi, radyoterapi

tedavisi görenler, kontrolsüz diyabeti olanlar ve kemik

erimesi bulunanlara yapılması sakıncalı olabiliyor. Bu

kişiler haricindeki 18 yaş üstündeki herkes için uygundur”

diye konuştu.

Kişiye özel gülüş tasarımları

Amerika’da oldukça yaygın olan, ülkemizde de uygulanan

gülüş tasarımları konusunda da talep gördüklerini dile

getiren Elik, şunları söyledi: “Sağlıklı, beyaz ve eksiksiz

dişler yüzümüze önemli bir ifade katıyor. Diş çürüklüğü

ve eksikliği de insanları hem fizyolojik hem de psikolojik

olarak olumsuz etkileyebiliyor. Kliniğimizde implant

üzerine uyguladığımız zirkonyum kaplamalar ile elde

ettiğimiz estetik gülüş tasarımımız sayesinde hem oldukça

fonksiyonel bir çiğneyebilme kapasitesine hem de güzel ve

estetik bir gülüşe kavuşabilmek mümkün”

Kasım - November 2022


38

Glamorous launch from Wellcare

Wellcare’den göz alıcı lansman

The new Omega 3 Family of ILKO Pharmaceuticals’

consumer health brand Wellcare, which will make

a difference in the food supplement market and

suitable for children and adults, was introduced

with the launch held at CVK Park Bosphorus Hotel

Istanbul.

The launch, moderated by Oylum TALU, started with

Wellcare Senior Product Manager Banu KOŞTURAN’s

presentation about the new Omega 3 family. Koşturan said,

“Omega 3 fatty acids, which have an important place in

human health and help the development of the eyes and

nervous system with the normal development of the brain,

thanks to DHA, one of the fatty acids it contains, meet the

consumers with Wellcare’s new Omega 3 family. Capsule

forms with two different contents for adults: Wellcare

Omega 3 and Wellcare Omega 3 UniQ DHA; Thanks to

rosemary extract, which is known for its strong and natural

antioxidant properties, it both supports the effectiveness

of Omega 3 and eliminates the unwanted taste of fish oil.

Supplements in liquid form for children with natural orange

flavor, tutti frutti flavor and natural tangerine oil do not

contain colorants, sweeteners, preservatives, sugar and

gluten. As Wellcare, we continue to grow with our new

IFOS-approved Omega 3 product group that will reveal our

difference in the market.”

At the launch, Cardiovascular Surgery Specialist Prof. Dr.

Yavuz YÖRÜKOĞLU and Child Health and Diseases Specialist

Prof. Dr. Güldane KOTUROĞLU also shared valuable

information.

İLKO İlaç’ın tüketici sağlığı markası Wellcare’in,

gıda takviyesi pazarında fark oluşturacak, çocuk

ve yetişkin kullanımına uygun yeni Omega 3

Ailesi, CVK Park Bosphorus Hotel Istanbul’da

düzenlenen lansmanla tanıtıldı.

Oylum TALU moderatörlüğünde düzenlenen lansman,

Wellcare Kıdemli Ürün Müdürü Banu KOŞTURAN’ın yeni

Omega 3 ailesini anlatan sunumuyla başladı. Koşturan:

“İnsan sağlığında önemli bir yere sahip ve içerdiği yağ

asitlerinden biri olan DHA sayesinde beynin normal

gelişimiyle göz ve sinir sisteminin gelişimine yardımcı

Omega 3 yağ asitleri, Wellcare’in yeni Omega 3 ailesi ile

tüketiciyle buluşuyor. Yetişkinler için Wellcare Omega

3 ve Wellcare Omega 3 UniQ DHA olmak üzere iki farklı

içeriği bulunan kapsül formları; formülünde yer alan güçlü

ve doğal antioksidan özelliğiyle bilinen biberiye ekstraktı

sayesinde hem Omega 3’ün etkinliğini destekliyor hem de

balık yağının istenmeyen tadını ortadan kaldırıyor. Çocuklar

için de doğal portakal aromalı, tutti frutti aromalı ve doğal

mandalina yağı içeren, sıvı formdaki takviyeler renklendirici,

tatlandırıcı, koruyucu, şeker ve gluten içermiyor. Wellcare

olarak pazarda farkımızı ortaya koyacak IFOS onaylı yeni

Omega 3 ürün grubumuzla büyümeye devam ediyoruz” dedi.

Lansmanda, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr.

Yavuz YÖRÜKOĞLU ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Prof. Dr. Güldane KOTUROĞLU da değerli bilgiler paylaştı.

Kasım - November 2022


39

“Long-chain fatty acids that must be taken from

outside”

Child Health and Diseases Specialist Prof. Dr. Güldane

KOTUROĞLU shared her views on the use of Omega 3 as

a support in children. Koturoğlu said that children need

a certain amount of fat in their healthy development

process; “For the formation and development of the brain

and immune system, the continuation of its functions,

the ability of the nerves to talk to each other, and the

continuation of their communication in the most ideal way,

they definitely need the right amount of DHA and a certain

amount of EPA. If you want the truth, Omega 3, EPA, DHA

should be given to the child from the outside. Because

Omega 3 fatty acids are long-chain fatty acids that are not

synthesized in the body and must be taken from outside.”

Koturoğlu continued her words as follows; “Usually

recommended is over 1000mg of Omega 3 per day and

740-520mg of EPA+DHA. DHA value is especially important

for children. 60% of the brain is fat, which is composed of

the Omega 3 fatty acid DHA. Scientific studies show that

omega 3 intake in the womb, especially in the last three

months of pregnancy, is beneficial in preventing future

diseases by modulating the baby’s immune system. In

infants with omega 3 deficiency; It is stated that diseases

such as chronic diseases, cardiovascular system diseases,

obesity, type 2 diabetes are more common in older ages

than other babies. The point to be noted here is; The

supplements must have the internationally valid IFOS

certificate, they do not contain sweeteners, coloring,

preservatives, sugar and gluten.”

Important building block

Sharing valuable information about Omega 3 to support

preventive health in adults, Cardiovascular Surgery

Specialist Prof. Dr. Yavuz YÖRÜKOĞLU continued,

“Omega-3 fatty acids are a very important building block

in the structure and functions of all our cells. Since these

healthy fats cannot be produced by our metabolism, they

“Dışarıdan alınması gereken uzun zincirli yağ

asitler”

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Güldane

KOTUROĞLU, Omega 3‘ün çocuklarda destek olarak

kullanımına ilişkin görüşlerini aktardı. Çocukların sağlıklı

gelişim süreci içinde belirli oranda yağlara ihtiyacı olduğun

söyleyen Koturoğlu; “Beyin ve bağışıklık sisteminin oluşum

ve gelişimi, fonksiyonlarının devamı, sinirlerin birbirleriyle

konuşabilmesi, iletişiminin de en ideal şekilde devamı için

mutlaka doğru oranda DHA’ya ve belli oranlarda da EPA’ya

ihtiyacı vardır. Doğrusunu isterseniz Omega 3, EPA, DHA’nın

dışarıdan çocuğa verilmesi gerekir. Çünkü Omega 3 yağ

asitleri vücutta sentezlenmeyen, dışarıdan alınması gereken

uzun zincirli yağ asitleridir” dedi.

Koturoğlu sözlerine şöyle devam etti; “Genellikle

önerilen günde 1000 mg’nin üzerinde Omega 3 ve 740-

520 mg EPA+DHA’dır. Özellikle çocuklar için DHA değeri

önemlidir. Beynin %60’ı yağ, bu yağı oluşturan ise Omega

3 yağ asidi DHA’dır. Yapılan bilimsel çalışmalar anne

karnında özellikle hamileliğin son üç ayında Omega 3

alımının bebeğin bağışıklık sistemini modüle ederek

ileride ortaya çıkabilecek hastalıkları önlemede yararlı

olduğunu gösteriyor. Omega 3 eksikliği olan bebeklerde;

ileriki yaşlarda kronik hastalıklar, kalp damar sistemi

hastalıkları, obezite, tip 2 diyabet gibi hastalıkların diğer

bebeklere oranla daha fazla görüldüğü belirtiliyor. Burada

dikkat edilmesi gereken nokta; takviyelerin uluslararası

geçerliliği olan IFOS sertifikasına sahip olması, tatlandırıcı,

renklendirici, koruyucu, şeker ve gluten içermiyor olması.”

Önemli yapı taşı

Omega 3’ün yetişkinlerde koruyucu sağlığı desteklemek

üzere değerli bilgiler paylaşan Kalp ve Damar Cerrahisi

Uzmanı Prof.Dr. Yavuz YÖRÜKOĞLU ise söze şöyle

devam etti: “Omega-3 yağ asitleri tüm hücrelerimizin

yapısında ve fonksiyonlarında yer alan çok önemli bir yapı

taşıdır. Bu sağlıklı yağlar metabolizmamız tarafından

Kasım - November 2022


40

must be taken with food. The most important Cardio-

Vascular effects of Omega-3s: Harmful fat and blood in the

blood, especially triglycerides.

It can be listed as lowering cholesterol levels, antiinflammatory

effect, suppressing fatal beating irregularities

that may occur in the heart. It also has a mild blood thinning

and blood pressure lowering effect. Thanks to these

effects, they provide protection against cardiovascular

diseases.

Stating that the regular use of Omega-3 significantly

reduces the occurrence of coronary artery disease, the

risk of heart attack and the risk of dying from heart

attacks, Yörükoğlu said, “The American Heart Association

officially recommends eating fish at least twice a week.

A study conducted in the USA shows that the majority of

the population is malnourished in terms of Omega-3. This

situation is not different in Turkey. Therefore, omega-3

supplementation is 2000-3000 mg per day in people with

high triglyceride levels and at risk of coronary heart disease,

1000 mg per day in healthy adults, 1000-2000 mg per day in

healthy people with coronary heart disease risk factors, and

2000 mg per day in people with established coronary heart

disease. It is recommended to use them”.

A special book for TOÇEV children

Gül ÇETİN, the author of the book Şişedeki Mektup (Letter

in a Bottle), prepared by Wellcare to support the education

of TOÇEV children in order to generate a milestone in their

lives, and TOÇEV President Ebru UYGUN also attended the

meeting.

TOÇEV President UYGUN said, “We have joined hands with

institutions and organizations to support the education

of our children. Today, we met with Wellcare to add an

important health milestone in our children’s lives with

the “letter in a bottle” book. I hope that together with

physicians and pharmacists, we will bring together all

school-age children and parents in our country with

this wonderful story. Thank you very much to all the

participants.”

The author of the book, Gül ÇETİN, shared the purpose of

the book, its characters, which age group it appeals to, and

how parents can benefit from this book.

imal edilemediğinden mutlaka gıdalarla alınması

gerekmektedir. Omega-3’lerin en önemli Kardiyo-Vasküler

etkileri: Başta trigliseritler olmak üzere kandaki zararlı

yağ ve

kolesterol düzeylerini düşürmesi, anti-enflamatuar

etkisi, kalpte oluşabilecek ölümcül atım düzensizliklerini

baskılaması olarak sıralanabilir. Hafif kan sulandırıcı ve

tansiyon düşürücü etkisi de vardır. Bu etkileri sayesinde

Kalp-Damar hastalıklarına karşı koruma sağlarlar”.

Düzenli olarak Omega-3 kullanımının, koroner arter

hastalığı oluşumunu, kalp krizi riskini ve kalp krizlerinden

ölme riskini anlamlı oranda azalttığını belirten

YÖRÜKOĞLU: “American Heart Association haftada en az 2

kez balık yenmesini resmen önermektedir. ABD’de yapılan

bir araştırma toplumun büyük çoğunluğunun Omega-3

bakımından yetersiz beslendiklerini göstermektedir. Bu

durum Türkiye’de de farklı değil. Dolayısıyla trigliserit

düzeyleri yüksek ve koroner kalp hastalığı riski olan

kişilerde günde 2000-3000 mg, sağlıklı erişkinlerde günde

1000 mg, koroner kalp hastalığı risk faktörleri olan sağlıklı

kişilerde günde 1000-2000 mg, oluşmuş koroner kalp

hastalığı olan kişilerde günde 2000 mg Omega-3 takviyesi

kullanmaları önerilmektedir” dedi.

TOÇEV çocuklarına özel kitap

Wellcare’in TOÇEV çocuklarının hayatlarında bir kilometre

taşı oluşturmak için eğitimlerini desteklemek üzere

hazırladığı “Şişedeki Mektup” adlı kitabın Yazarı Gül ÇETİN

ve TOÇEV Başkanı Ebru UYGUN da toplantıya katıldı.

TOÇEV Başkanı UYGUN: “Çocuklarımızın eğitimlerine

destek olmak üzere kurum ve kuruluşlarla ele ele

verdik. Bugün burada “şişedeki mektup” kitabıyla birlikte

çocuklarımızın hayatında sağlıkla ilgili önemli bir kilometre

taşı eklemek üzere Wellcare ile buluştuk. Umuyorum

ki hekim ve eczacılarla birlikte ülkemizdeki tüm okul

çağındaki çocukları ve ebeveynleri bu harika hikâyeyle

buluşturacağız. Tüm katılımcılara çok teşekkür ederim”

dedi. Kitabın Yazarı Gül ÇETİN ise, kitabın ortaya çıkış

amacını, karakterleri, hangi yaş grubuna hitap ettiği ve

ebeveynlerin bu kitaptan nasıl yararlanabileceğini aktardı.

Kasım - November 2022


42

If you say “I hear but I don’t understand...”

“Duyuyorum ama anlamıyorum” diyorsanız…

Those who experience Presbycusis (age-related

hearing loss), which occurs as a result of the

decrease in the sensitivity of the hearing system

due to aging, can continue their lives without any

problems with hearing aids. Audiologist Mehmet

Tarık Kaya, May Hearing Aids said that the

solution to this incurable ailment is developing

technology.

Presbycusis (age-related hearing loss), which causes

hearing problems due to the decrease in ear sensitivity

with aging, negatively affects the lives of many people.

Presbycusis, which is often noticed late by people although

it usually starts from the early forties, appears with the

complaints of “I hear but I don’t understand.” Sensorineural

hearing loss, which retains high frequency sounds (fine

sounds) and occurs in both ears, is caused by personal

and environmental factors. Among the main causes of

presbycusis are factors such as the loss of the properties

Yaşlanmanın etkisiyle işitme sisteminin

hassasiyetinde azalma sonucu ortaya çıkan

Presbiakuzi (yaşa bağlı işitme kaybı) yaşayanlar,

işitme cihazlarıyla hayatına sorunsuz devam

edebiliyor. May İşitme Cihazları Uzmanı Odyolog

Mehmet Tarık Kaya, tedavisi olmayan bu

rahatsızlığın çözümünün gelişen teknolojide

yattığını söyledi.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte kulak hassasiyetinin azalmasıyla

işitme sorunlarına yol açan Presbiakuzi (yaşa bağlı

işitme kaybı), pek çok insanın yaşamını olumsuz etkiliyor.

Genellikle kırklı yaşların başından itibaren başlasa da

kişiler tarafından çoğu zaman geç fark edilen Presbiakuzi,

“duyuyorum ama anlamıyorum” şikâyetleriyle ortaya

çıkıyor. Yüksek frekanslı sesleri (ince sesleri) tutan ve her

iki kulakta da meydana gelen sensörinöral işitme kaybına,

kişisel ve çevresel faktörler sebep oluyor. Presbiakuzi’nin

başlıca nedenleri arasında kulağı besleyen ince damarların

özelliklerini yitirip eskisi gibi kan taşıyamaması, işitme

Kasım - November 2022


43

of the thin vessels feeding the ear and

not being able to carry blood as before,

the loss of its function with age, and the

decrease in hearing sensitivity.

Since there is no known cure for

age-related hearing loss, hearing aids

are required. Audiologist Mehmet

Tarık Kaya, May Hearing Aids said,

“Unfortunately, there is no cure because

prebiacusis is a neural type hearing loss.

However, today’s technology offers new

solutions against such ailments day by

day. With the developing technology,

Audiologist Mehmet Tarık Kaya, May Hearing Aids

hearing aids minimize the hearing loss

caused by old age.” Mehmet Tarık Kaya informs about

Prebiakuzi:

What are the symptoms of presbycusis?

Presbycusis, which appears in the early 40s, has distinctive

symptoms that appear at a later age. Complaints such as

hearing loss, tinnitus and inability to understand spoken

words are the most common symptoms in individuals.

Among the symptoms that can be observed from the

outside are the desire to repeat what a person speaking

in front of him said, the confusion of conversations and

inability to focus in crowded environments, using devices

such as television and telephone by turning the volume

up more than necessary. The most obvious problem is the

decrease in the ability to distinguish speech that develops

before hearing loss. Later, he begins to experience hearing

loss and communication difficulties.

How is presbycusis diagnosed?

Your ear is examined by your Ear Nose and Throat Specialist

at the health institution you apply for hearing loss

complaints and it is ensured that there are no other causes

of hearing loss such as ear wax, external ear infection, otitis

media, hole in the eardrum that may lead to hearing loss.

Afterwards, the problem is investigated by the experts

in the audiology clinics and the necessary audiological

evaluations are made. Treatment is started for the degree

and type of hearing loss determined by the specialist

doctor.

sinirinin yaşla birlikte

özelliğini kaybetmesi ve

işitme hassasiyetinde

azalma gibi faktörler

gösteriliyor.

Yaşa bağlı işitme kaybının

şu an için bilinen bir

tedavisi olmamasından

dolayı işitme cihazı

kullanılması gerekiyor.

May İşitme Cihazları

Uzmanı Odyolog Mehmet

Tarık Kaya, “Prebiakuzi

sinirsel tipte bir işitme

kaybı olduğundan,

maalesef tedavisi bulunmuyor. Ancak günümüz teknolojisi

her geçen gün bu tarz rahatsızlıklara karşı yeni çözümler

sunuyor. Gelişen teknolojiyle işitme cihazları yaşlılığın

getirdiği işitme kayıplarını minimum düzeye indiriyor.” dedi.

Mehmet Tarık Kaya, Prebiakuzi hakkında şu bilgileri verdi:

Presbiakuzi belirtileri nelerdir?

40’lı yaşların başlarında ortaya çıkan Presbiakuzi, geç

yaşlarda ortaya çıkan fark ettirici belirtilere sahiptir.

Bireylerde işitme kaybı, kulak çınlaması ve konuşulanları

anlamama gibi şikayetler en sık görülen belirtilerdir.

Karşısında konuşan bir kişinin söylediklerini tekrarlatma

isteği, kalabalık ortamlarda konuşmaların karışması

ve odaklanamama, televizyon, telefon gibi cihazların

seslerini gereğinden fazla açarak kullanmak da dışardan

gözlemlenebilecek belirtiler arasındadır. En belirgin sorun

ise işitme azlığından önce gelişen konuşmayı ayırt etme

yeteneğinin azalmasıdır. Daha sonra ise işitme kaybı ve

iletişim güçlüğü yaşamaya başlar.

Presbiakuzi tanısı nasıl koyulur?

İşitme kaybı şikayetleriyle başvurduğunuz sağlık

kuruluşundaki Kulak Burun Boğaz Uzmanınız tarafından

kulağınız muayene edilir ve işitme kaybına yol açabilecek

başta kulak kiri, dış kulak yolu iltihabı, orta kulak iltihabı,

kulak zarında delik gibi diğer işitme kaybı nedenlerinden

herhangi birisi olmadığından emin olunur. Daha sonrasında

odyoloji kliniklerinde uzmanlar tarafından sorun araştırılır

ve gerekli odyolojik değerlendirmeler yapılır. Uzman doktor

tarafından belirlenen işitme kaybının derecesi ve tipine

tedaviye başlanır.

What is Prebiacusis Treatment?

Because age-related hearing loss is a neurological disease,

there is no cure. In order to improve the hearing abilities of

the patients, people with hearing loss should use hearing

aids. In addition to the device in patients with low speech

discrimination scores, reduced social life and mutual

conversations will be effective in returning the person

to his old speech level. Because long-term hearing loss

increases the risk of Alzheimer’s and dementia.

Prebiakuzi Tedavisi Nedir?

Yaşa bağlı işitme kaybı sinirsel bir hastalık olduğundan

dolayı tedavisi bulunmamaktadır. Hastaların işitme

kabiliyetleri daha iyi düzeye getirilmesi için işitme kaybı

yaşan kişilerin işitme cihazı kullanması gerekmektedir.

Ayrıca konuşma ayırt etme skoru düşük olan hastalarda

cihaza ek olarak, azalan sosyal hayata dönüş ve karşılıklı

konuşmalar, kişinin eski konuşma düzeyine dönmesinde

etkili olacaktır. Çünkü uzun süreli işitme kayıplarında

alzheimer ve demans riski artmaktadır.

Kasım - November 2022


46

It’s public health in question!

Söz konusu, toplum sağlığı!

Investments in the field of health continue

unabated. Now, every part of our country has

become a health city. As citizens of this country,

the service we receive in the field of health is

obvious. Especially, while the whole world is

grappling with a risky period like the pandemic

and the state and situation of the states is

clear, we can easily say that Türkiye provides

efficient health services to its citizens without

any disruption. When we look at the result, we

can add how the right decisions are made about

health investments...

Sağlık alanına yönelik yapılan yatırımlar hız

kesmeden devam ediyor. Artık ülkemizin her

bir alanı sağlık şehri oldu. Bu ülkenin vatandaşı

olarak sağlık alanında aldığımız hizmet ortada.

Özellikle, tüm dünya pandemi gibi riskli bir

dönemle boğuşurken ve devletlerin hal ve

durumu ortadayken, Türkiye’nin vatandaşlarına

yönelik herhangi bir aksaklık yaşatmadan,

verimli sağlık hizmeti sağladığını rahatlıkla

dile getirebiliriz. Neticeye bakıldığında, sağlık

yatırımları konusunda ne kadar doğru kararlar

verildiğini de ekleyebiliriz…

Kasım - November 2022


47

Everybody surely knows the importance of the pharmaceutical

industry in human life, which produces synthetic, herbal,

chemical etc. substances in accordance with technology and

offers them for therapeutic purposes. The pharmaceutical

industry, which is considered the third sector in the world with

its features such as producing high value-added products,

making R&D expenditures and contributing to medicine

and science, continues to grow steadily day by day without

slowing down. Recently, efforts have begun to reduce foreign

dependency in the pharmaceutical market and to settle and

nationalize it. As it is understood, the pharmaceutical sector,

which is called an important component of the health sector,

is also of great importance in terms of production volume and

trade capacity.

According to the data of the Turkish Medicines and

Medical Devices Agency, when the growth trend of the

world pharmaceutical industry is followed, factors such as

demographic change, rapid technological development,

increase in average life expectancy, changes in disease types,

social globalization, easier access to health services and the

social state phenomenon contribute to the growth of the

pharmaceutical industry. made a significant contribution.

Today, the Turkish pharmaceutical industry has reached a

technology level that is comparable to other countries where

international norms and standards are applied, with the

possibility of production and export in significant quantities

and variety.

Accordingly, in our country, there are successful pharmaceutical

companies that add their export competencies in the field

of health, production of pharmaceutical raw materials and

biosimilar drugs to their portfolio. Pharmaceutical companies,

which serve for public health and add to their success in

this path they have determined, will continue to offer drugs

produced with modern technology, new and comprehensive

solutions, both in the country and abroad, to the service of

public health in many countries.

We always provide full support to companies that offer services

and products in different treatment areas for public health,

with many studies carried out in line with the goal of growth

with the power of domestic production.

En gelen tanımı ile, sentetik, bitkisel, kimyasal vb.

maddeleri teknolojiye uygun bir şekilde üretip tedavi

amaçlı sunan ilaç sektörünün insan hayatındaki önemini

bilmeyenimiz yok. Katma değeri yüksek ürünlerin

üretilmesi, Ar-Ge harcamalarının yapılması ve tıp ve

bilime katkı sağlaması gibi özellikleriyle dünyada üçüncü

sektör olarak kabul edilen ilaç sektörü, istikrarlı bir

şekilde hız kesmeden günden güne büyümeye devam

ediyor. Son zamanlarda, ilaç piyasasında dışa bağımlılığı

olabildiğince azaltıp yerleşme ve millileşme çabaları da

başladı. Anlaşıldığı gibi, sağlık sektörünün önemli bir

bileşeni olarak adlandırılan ilaç sektörü, üretim hacmi

ve ticaret kapasitesi bakımından da bir hayli önem arz

ediyor.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun verilerine göre,

Dünya ilaç sektörünün büyüme trendi izlendiğinde

demografik değişim, hızlı teknolojik gelişim, ortalama

yaşam süresinin artması, hastalık türlerindeki

değişimler, sosyal küreselleşme, sağlık hizmetlerine

erişimin kolaylaşması ve sosyal devlet olgusu gibi

etmenler, ilaç sektörünün büyümesine önemli derecede

katkı sağladı. Günümüzde Türkiye ilaç sektörü önemli

miktarlarda ve çeşitlilikte üretim ve ihracat imkanına

sahip, uluslararası norm ve standartların uygulandığı

diğer ülkeler ile kıyaslanabilir bir teknoloji düzeyine

ulaştı.

Buna bağlı olarak ülkemizde, ilaç hammaddesi ve

biyobenzer ilaçların üretimi, sağlık alanında ihracat

yetkinliklerini portföyüne ekleyen başarılı ilaç firmaları

var. Toplum sağlığı için hizmet veren ve belirlediği bu

yolda başarısına başarı katan ilaç firmaları modern

teknolojiyle üretilen ilaçları, yeni ve kapsamlı çözümleri,

hem yurt içinde hem de yurt dışında birçok ülkede

toplum sağlığının hizmetine sunmaya devam edecek.

Yerli üretimin gücü ile büyüme hedefi doğrultusunda

gerçekleştirilen birçok çalışması ile toplum sağlığına

farklı tedavi alanlarında hizmet ve ürün sunan firmalara

bizden de her zaman tam destek…

Kasım - November 2022


48

Strategic step in health

from Eczacıbaşı

Eczacıbaşı’ndan sağlıkta

stratejik adım

Eczacıbaşı managed a strategically important

acquisition in the pharmaceutical field in Türkiye

and international markets. Having purchased

Gensenta, one of Türkiye’s first pharmaceutical

companies owned by the pioneering

pharmaceutical company of the USA, Amgen, and

which won the export championship in the sector

twice in the past years, Eczacıbaşı strengthened

its power in the export markets. Eczacıbaşı paid

135 million dollars for 99.96 percent of Gensenta.

Establishing Türkiye’s first modern pharmaceutical factory,

Eczacıbaşı managed a strategically important acquisition

in the field of health in its 80th year. Eczacıbaşı announced

that it has purchased a 99.96 percent stake in Gensenta,

which is owned by the US pioneering pharmaceutical

company Amgen, for $135 million. Eczacıbaşı is taking

another step towards becoming an important player

in Türkiye and foreign markets with the acquisition of

Gensenta. The purchase was completed after the approval

of the Competition Board.

Stating that they made an important investment in the

field of health with the acquisition of Gensenta, Bülent

Eczacıbaşı, Chairman of the Board, Eczacıbaşı Holding said,

“As an organization that adopts the principle of being the

pioneer of a contemporary, quality and healthy life, we

Eczacıbaşı, Türkiye ve dış pazarlarda ilaç

alanında stratejik önemde bir satın almaya

imza attı. ABD’li öncü ilaç şirketi Amgen’in

sahip olduğu Türkiye’nin ilk ilaç şirketlerinden

ve geçtiğimiz yıllarda sektörde iki kez ihracat

şampiyonluğu elde eden Gensenta’yı satın alan

Eczacıbaşı, ihracat pazarlarında gücüne güç

kattı. Eczacıbaşı, Gensenta’nın yüzde 99,96’sı

için 135 milyon dolar ödedi.

Türkiye’nin ilk modern ilaç fabrikasını kuran Eczacıbaşı,

80. yılında sağlık alanında stratejik öneme sahip bir satın

almaya imza attı. Eczacıbaşı, ABD’li öncü ilaç şirketi

Amgen’in sahip olduğu Gensenta’nın yüzde 99.96 hissesini

135 milyon dolara satın aldığını açıkladı. Eczacıbaşı,

gerçekleştirdiği Gensenta satın almasıyla Türkiye ve

dış pazarlarda önemli oyuncu olma yolunda bir adım

daha atıyor. Satın alma işlemi, Rekabet Kurulu onayının

ardından tamamlandı.

Gensenta satın almasıyla sağlık alanında önemli bir

yatırım yaptıklarını belirten Eczacıbaşı Holding Yönetim

Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı “Çağdaş, kaliteli ve

sağlıklı yaşamın öncüsü olmayı ilke edinen bir kuruluş

olarak, hem Türkiye hem de dış pazarlarda geniş ürün

Kasım - November 2022


49

plan to increase our activities with a wide product range

and innovative drugs in different treatment areas both

in Türkiye and in foreign markets. With this purchase, we

continue to grow with the power of domestic production

by adding the production of pharmaceuticals and

biosimilars, production of pharmaceutical raw materials

and export competencies in the field of health to our

portfolio.”

On the other hand, in the information given by Amgen, it

was stated that after the strategic decision on the sale of

Gensenta, the activities in Türkiye will continue and they

will continue to serve patients.

Growth in health with exports

Gensenta is among Türkiye’s most established companies

in the pharmaceutical industry. The company, which

started its operations as a laboratory in 1923 and

broke new ground in the sector as Mustafa Nevzat

Pharmaceuticals since 1957, was acquired by Amgen from

the USA, one of the world’s first biotechnology companies,

in 2012. The name of the company was changed to

Gensenta in 2020.

Gensenta, which exports to different countries, became

the export champion in the sector twice in the past years.

Gensenta, which exports 47% of its revenues by the end of

2021, will also make a significant contribution to Eczacıbaşı

Group’s export and international growth strategy in the

field of health.

Gensenta, which is among the most important

manufacturers of finished drugs and pharmaceutical raw

materials in Türkiye with its expert staff of approximately

800 people and modern facilities, is the most important

lyophilized vial producer and exporter in Türkiye and

the region. Penicillin group, Etodolac and other active

pharmaceutical ingredients are produced at Gensenta Raw

Material Production Facilities.

Continuing services for public health

Eczacıbaşı will continue to offer medicines produced with

modern technology, new and comprehensive solutions

to the service of public health in many countries, both at

home and abroad, with the Gensenta purchase agreement

in the field of health.

Eczacıbaşı-Monrol aims to carry its expertise in nuclear

medicine to the field of oncology, together with high

quality radiopharmaceuticals produced with EU-GMP

quality, as well as targeted therapy products. Eczacıbaşı-

Monrol’s products are used in clinical studies for innovative

treatment methods in the world’s most respected cancer

centers.

Eczacıbaşı İlaç Pazarlama continues to work and expand its

product portfolio for public health within the framework

of its strategies to expand into selected new areas.

yelpazesi ve farklı tedavi alanlarındaki yenilikçi ilaçlarla

faaliyetlerimizi artırmayı planlıyoruz. Bu satınalma ile,

ilaç ve biyobenzer ilaçların üretimi, ilaç hammaddesi

üretimi ve sağlık alanında ihracat yetkinliklerini

portföyümüze katarak, yerli üretimin gücü ile büyümeye

devam ediyoruz” dedi.

Öte yandan, Amgen tarafından verilen bilgide,

Gensenta’nın satışına yönelik stratejik kararın ardından

Türkiye’deki faaliyetlerin süreceği ve hastalara hizmet

etmeye devam edileceği belirtildi.

Sağlıkta da ihracat ile büyüme

Gensenta, ilaç sektöründe Türkiye’nin en köklü şirketleri

arasında yer alıyor. 1923 yılında laboratuvar olarak

faaliyete başlayan, 1957’den itibaren Mustafa Nevzat İlaç

olarak sektörde birçok ilki gerçekleştiren şirket, 2012

yılında dünyanın önce biyoteknoloji şirketlerinden ABD’li

Amgen tarafından satın alındı. Şirketin ismi, 2020 yılında

Gensenta olarak değişti.

Farklı ülkelere ihracat yapan Gensenta, geçtiğimiz

yıllarda sektörde iki kez ihracat şampiyonu oldu.

2021 sonu itibariyle gelirlerinin %47’sini ihracat ile

gerçekleştiren Gensenta, Eczacıbaşı Topluluğu’nun

ihracat ve uluslararası büyüme stratejisine sağlık

alanında da önemli bir katkı sağlayacak.

Yaklaşık 800 kişilik uzman kadrosu ve modern

tesisleriyle Türkiye’nin en önemli mamul ilaç ve ilaç

hammaddesi üreticileri arasında yer alan Gensenta,

Türkiye’nin ve bölgenin en önemli liyofilize flakon

üreticisi ve ihracatcısı konumunda. Gensenta

Hammadde Üretim Tesisleri’ndeki penisilin grubu,

Etodolak ve diğer ilaç etken maddeleri üretiliyor.

Toplum sağlığı için hizmetlere devam

Eczacıbaşı, sağlık alanında Gensenta satın almasıyla

modern teknoloji ile üretilen ilaçları, yeni ve kapsamlı

çözümleri, hem yurt içinde hem de yurt dışında birçok

ülkede toplum sağlığının hizmetine sunmaya devam

edecek.

Eczacıbaşı-Monrol de, AB-GMP kalitesiyle üretilen

yüksek kalitede radyofarmasötiklerin yanı sıra, hedefe

yönelik tedavi ürünleri ile birlikte nükleer tıp alanındaki

uzmanlığını onkoloji alanına taşımayı hedefliyor.

Eczacıbaşı-Monrol’ün ürünleri, dünyanın en saygın

kanser merkezlerinde yenilikçi tedavi yöntemleri için

klinik çalışmalarda kullanılıyor.

Eczacıbaşı İlaç Pazarlama ise, seçilmiş yeni alanlara

açılma stratejileri çerçevesinde çalışmalarına ve toplum

sağlığına yönelik ürün portföyünü genişletmeye devam

ediyor

Kasım - November 2022


52

Philips Sonicare took part in the 26th

International Congress of Esthetic Dentistry

Philips Sonicare, 26. Uluslararası Estetik

Diş Hekimliği Kongresi’nde yer aldı

Improving the lives of its consumers with

innovative oral and dental health products,

Philips took part in the 26th International

Congress of Esthetic Dentistry (EDAD) this year.

Being among the sponsors of the congress, Philips

brought Sonicare products in the oral and dental

health category to the physicians attending the

congress.

“Oral and dental health is one of the most

important issues in the personal health sector”

Hatice Vanlıoğlu, Head of Marketing Personal Health for

Middle East, Türkiye and Africa at Philips, “It is very valuable

for us to take part in one of the world’s most important

congresses in the field of oral and dental health. As a

health technology company with innovation in its DNA,

understanding our consumers and finding solutions to

their needs is one of our top priorities. We closely follow

the studies carried out in the world on oral and dental

health, examine the developments and constantly renew

ourselves. We also obtained important results on the

subject in our Health Trends Research in Turkey, which we

conducted in 2021. According to the research; While the

rate of those who did not go to a dentist in the last 1 year in

2019 was 42 percent, this rate decreased to 37 percent in

2021 during the COVID-19 process. While 80 percent of the

Yenilikçi ağız ve diş sağlığı ürünleriyle

tüketicilerinin hayatını iyileştiren Philips, bu

sene 26.’sı düzenlenen Uluslararası Estetik Diş

Hekimliği Kongresi’nde (EDAD) yer aldı. Kongrenin

sponsorları arasında yer alan Philips, ağız ve diş

sağlığı kategorisinde yer alan Sonicare ürünlerini,

kongreye katılan hekimlerle buluşturdu.

“Kişisel sağlık sektörünün en önemli konularından

biri ağız ve diş sağlığı”

Philips Kişisel Sağlık Orta Doğu, Türkiye ve Afrika

Pazarlama Direktörü Hatice Vanlıoğlu, “Ağız ve diş sağlığı

alanında dünyanın en önemli kongrelerinden birinde

yer almak bizim için çok değerli. DNA’sında inovasyon

yatan bir sağlık teknolojileri şirketi olarak tüketicilerimizi

anlamak, ihtiyaçlarına çözüm bulmak bizim en önem

verdiğimiz konulardan biri. Ağız ve diş sağlığı konusunda

dünyada yapılan çalışmaları yakından takip ederek,

gelişmeleri inceliyor ve sürekli kendimizi yeniliyoruz.

2021 yılında gerçekleştirdiğimiz Türkiye Sağlık Trendleri

Araştırmamızda da konuyla ilgili önemli sonuçlar elde

etmiştik. Araştırmaya göre; 2019 yılında son 1 yıl içerisinde

hiç diş hekimine gitmeyenlerin oranı yüzde 42 iken, bu

oran 2021 yılında COVID-19 sürecinde yüzde 37’ye geriledi.

Kamuoyunun yüzde 80’i ağız ve diş sağlığının genel sağlık

Kasım - November 2022


53

public stated that oral and dental health is associated with

general health, 58 percent think that oral and dental health

is related to heart health. In another study we conducted

in cooperation with GFK (Growth from Knowledge) to

understand the behaviors, expectations and needs of

consumers, we shed light on Generation Z and their

personal care product habits. In the study we conducted

with young people between the ages of 15-24 in different

countries, especially in Turkey, we also saw the interest

of young people in electric toothbrushes. As Philips, we

continue our efforts to raise awareness about oral and

dental health, we are constantly improving ourselves by

closely following the changing trends.”

Cordless Power Flosser 3000 Interdental Cleaner

attracted attention at the congress

Cordless Power Flosser 3000 interdental cleaner provides

easy and deep cleaning between your teeth to have a

cleaner mouth and gums. Cordless Power Flosser 3000,

which transforms the water flow into 4 separate water

sprays with its X-shaped QuadStream head, reaches

between the teeth and the gum line, offers a fast and deep

cleaning opportunity.

The “deep cleaning mode” in Philips Sonicare Cordless

Power Flosser 3000 electric interdental cleaner provides its

users with the ability to guide its users for each tooth with

sensitive water pulses, as well as the opportunity to clean

up to 14 days on a single charge.

5 cleaning and care modes with Philips Sonicare

Diamond Clean Toothbrush

Philips Sonicare Diamond Clean toothbrush, which removes

up to 7 times more plaque than a

normal toothbrush, offers daily cleaning

by applying water strokes between the

teeth and removing plaque with brush

strokes thanks to its sonic technology.

Philips Sonicare Diamond Clean

toothbrush, specially designed for

cleaning, whitening, sensitive care, deep

cleaning and for people with sensitive

gums, offers 5 different care modes

including gum care. Standing out with

its stylish design, the Philips Sonicare

Diamond Clean toothbrush comes with

a glass charging cup and a USB travel

case, and can be used for up to three

weeks with a full charge.

Hatice Vanlıoğlu said, “Oral and dental

health is one of our strategic priorities.

It is a fact that our mouth is a window

to the heart and even to our entire

body. We also offer our Sonicare electric

toothbrushes and interdental cleaner

products to our consumers for a healthy

oral care routine.”

durumu ile ilişkili olduğunu belirtirken, yüzde 58’i ağız ve

diş sağlığının kalp sağlığı ile ilişkili olduğunu düşünüyor.

Tüketicilerin davranışlarını, beklentilerini ve ihtiyaçlarını

anlamak için GFK (Growth from Knowledge) iş birliği ile

yaptığımız bir diğer araştırmamızda da Z Kuşağına ve

onların kişisel bakım ürünleri alışkanlıklarına ışık tuttuk.

15-24 yaş arası gençlerle, Türkiye başta olmak üzere farklı

ülkelerde yürüttüğümüz çalışmada, gençlerin elektrikli diş

fırçasına olan ilgisini de gördük. Philips olarak, ağız ve diş

sağlığı konusunda farkındalık sağlamak için çalışmalarımızı

sürdürüyor, değişen trendleri yakından takip ederek, sürekli

kendimizi geliştiriyoruz” dedi.

Cordless Power Flosser 3000 Diş Arası Temizleyici

kongrede ilgi çekti

Cordless Power Flosser 3000 diş arası temizleyici daha

temiz bir ağza ve diş etlerine sahip olmak için dişlerinizin

arasını kolayca ve derinlemesine temizlenmesini sağlıyor.

X şekilli QuadStream başlığı ile su akışını 4 ayrı su

püskürtmesine dönüştürerek diş aralarına ve diş eti

çizgisine ulaşan Cordless Power Flosser 3000, hızlı ve

derinlemesine bir temizlik imkânı sunuyor.

Philips Sonicare Cordless Power Flosser 3000 elektrikli

diş arası temizleyicisinde bulunan “derin temizlik modu”

hassas su darbeleri ile her bir diş için kullanıcılarını

yönlendirme özelliğinin yanı sıra tek şarjla 14 güne kadar

temizlik imkanını da kullanıcılarına sağlıyor.

Philips Sonicare Diamond Clean Diş Fırçası ile 5

temizlik ve bakım modu

Normal bir diş fırçasına kıyasla 7 kata kadar daha fazla

plağı yok eden Philips Sonicare Diamond

Clean diş fırçası, sonic teknolojisi

sayesinde de dişlerin arasına su darbeleri

uygulayarak ve fırça darbeleriyle plağı

gidererek günlük temizlik sunuyor.

Temizleme, beyazlatma, hassas bakım,

derin temizlik ile hassas diş etlerine

sahip kişiler için özel olarak tasarlanan

Philips Sonicare Diamond Clean diş

fırçası, diş eti bakımı dahil olmak

üzere 5 farklı bakım modu sunuyor. Şık

tasarımı ile dikkat çeken Philips Sonicare

Diamond Clean diş fırçası, cam şarj

bardağı ve USB’li seyahat çantası ile

sunulurken, tam şarj ile üç haftaya kadar

kullanılabiliyor.

Hatice Vanlıoğlu; “Ağız ve diş sağlığı

stratejik önceliklerimizden biri. Ağzımızın

kalbe ve hatta tüm vücudumuza açılan bir

pencere olduğu bir gerçek. Biz de sağlıklı

bir ağız bakımı rutini için Sonicare

elektrikli diş fırçalarımızı ve diş arası

temizleyici ürünlerimizi tüketicilerimize

sunuyoruz” şeklinde ifade etti.

Kasım - November 2022


Small touches that do not

compromise on naturalness

Considering environmental factors and various diseases, we cannot keep up with the speed of

age and the flow of life. Gradually, sagging, wrinkles and blemishes on our skin surround us. When

faced with these factors, “I don’t want to see myself like this, what do I do now?” The answer to the

question is “Medical Aesthetics”.

Doğallıktan ödün verdirtmeyen

ufak dokunuşlar

Bir yandan çevresel faktörler, çeşitli hastalıklar derken aldığımız yaşın hızına da, hayatın akışına da

yetişemiyoruz. Git gide cildimizde sarkmalar, kırışıklıklar ve lekeler etrafımızı çeviriyor. Bu etkenlerle

karşı karşıya kaldığımızda “Kendimi böyle görmek istemiyorum, şimdi ne yapacağım?” sorusunun

cevabı “Medikal Estetik” olarak karşımıza çıkıyor.

Kasım - November 2022


56

Medical aesthetics, which is applied by people who want

to improve their appearance with small touches without

sacrificing its naturalness, is the reason for preference for

everyone who wants to prevent wear. In particular, you can

read the rest of our article to find out in which areas this

application, which is the number one of people who are

afraid of surgical procedures such as surgery, is used…

Don’t be without hair!

Hair transplantation applications, which can be applied

regardless of any gender, are predominantly preferred

by men. This application, which is especially preferred by

people with baldness problems, can be performed without

any problems thanks to methods such as PRP and FUE.

Everything goes through a healthy diet!

Acting in coordination with the dietitian unit, medical

aesthetics can easily step in if certain sagging or wrinkles

occur on the skin of patients who have weakened correctly.

In peak filling applications!

Cheekbone filling, lip filling, nose filling, jawline filling,

profile filling, detention filling, botox and these filling

applications, which can appeal to many other areas of our

body, have become today’s popular. Moreover, it is often

preferred because it has more advantages than surgical

aesthetic methods.

Doğallığından ödün vermeden ufak dokunuşlarla

görünümünü iyileştirmek isteyen kişilerin başvurduğu

medikal estetik, yıpranmaların önüne geçmek isteyen

herkesin tercih sebebi. Özellikle, ameliyat gibi cerrahi

işlemlerden korkan kişilerin bir numarası olan bu

uygulamanın hangi alanlarda kullanıldığını öğrenmek için

yazımızın devamını okuyabilirsiniz…

Saçı olmayan kalmasın!

Herhangi bir cinsiyet fark etmeksizin uygulanabilen saç

ekim uygulamaları, ağırlıklı olarak erkeklerin tercihi.

Kellik problemi yaşayan kişilerin özellikle tercih ettiği bu

uygulama, PRP, FUE gibi yöntemler sayesinde hiçbir sorun

olmadan gerçekleşebiliyor.

Her şeyin yolu sağlıklı beslenmeden geçer!

Diyetisyen birimiyle koordineli bir şekilde hareket eden

medikal estetik, doğru bir şekilde zayıflayan hastaların

ciltlerinde belirli sarkmalar ya da kırışıklıklar meydana

gelirse rahatlıkla devreye girebiliyor.

Zirve dolgu uygulamalarında!

Elmacık kemiği dolgusu, dudak dolgusu, burun dolgusu,

jawline dolgusu, profil dolgusu, gözaltı dolgusu, botoks ve

vücudumuzda daha birçok alana hitap edebilen bu dolgu

uygulamaları günümüzün popüleri haline gelmiş durumda.

Üstelik, cerrahi estetik yöntemlerine göre daha çok avantaja

sahip olduğu için sıklıkla tercih ediliyor.

Kasım - November 2022


57

Special for those who want to stay young forever!

Youth vaccine, the effect of which you can see immediately,

is a method frequently used by people who have a lot

of deformity on their face. Thanks to the penetration of

hyaluronic acid into the skin, the tightened skin gradually

renews itself. Thus, a bright, smooth and younger skin

appearance is obtained.

No stained skin!

Although there are many methods used in the treatment

of stains, the light peeling we will discuss not only promises

effective results in a single session, but also prevents the

formation of new stains.

The scourge of all of us: cellulite!

No more cellulite, which many women call trouble! Thanks

to the effective medical applications carried out today,

cellulite formation is no longer a nightmare.

Who doesn’t love skin care?

In skin care that treats the negativities in the skin,

applications such as blackheads, acne, hydrafacial are

discussed. Thanks to these applications, a more effective

appearance is obtained by treating the abrasions on the

skin.

Get rid of the oil!

Unfortunately, we are in trouble with regional lubrication

problems. But we won’t have to worry about this anymore.

Thanks to the cold lipolysis method, say goodbye to fat in

one session!

Unlimited reproduction, renewed skin!

Stem cell therapy, which increases collagen production

by injecting into the skin, is indispensable for anyone who

wants a younger and more effective appearance.

For wounds and burns…

Medical ozone therapy, which accelerates skin

regeneration, is one of the frequently preferred

applications in wound and burn treatments.

Hep genç kalmak isteyenlere özel!

Etkisini hemen görebileceğiniz gençlik aşısı, yüzünde çok

fazla deforme olan kişilerin sıklıkla başvurduğu bir yöntem.

Hyalüronik asidin cilde nüfuz etmesi sayesinde sıkılaşan

cilt, gittikçe yenilenme sağlar. Böylece parlak, pürüzsüz ve

daha genç bir cilt görünüm elde edilir.

Lekeli cilt kalmasın!

Leke tedavisinde kullanılan birçok yöntem olsa da bizim ele

alacağımız ışık peeling, tek seansta etkili sonuç vadettiği

gibi yeni leke oluşumunun da önüne geçiyor.

Hepimizin baş belası: selülit!

Birçok kadının baş belası olarak adlandırdığı selülitlere

artık son! Günümüzde gerçekleştirilen etkili medikal

uygulamalar sayesinde selülit oluşumu kâbus olmaktan

çıkıyor.

Cilt bakımını kim sevmez ki?

Ciltte meydana gelen olumsuzlukları tedavi eden

cilt bakımlarında siyah nokta, akne, hydrafacial, gibi

uygulamalar ele alınıyor. Bu uygulamalar sayesinde ciltteki

yıpranmalar tedavi edilerek daha etkili bir görünüm elde

ediliyor.

Yağlar arınsın!

Ne yazık ki, bölgesel yağlanma sorunlarıyla başımız dertte.

Fakat, artık bu durumu dert etmemize gerek kalmayacak.

Soğuk lipoliz yöntemi sayesinde, artık tek seansta yağlara

veda!

Sınırsız çoğalma, yenilenmiş cilt!

Cilde enjekte edilerek kolajen üretimini artıran kök hücre

tedavisi, daha genç ve etkili bir görünüm isteyen herkesin

vazgeçilmezi.

Yara ve yanıklar için…

Ciltte yenilenmeyi hızlandıran medikal ozon tedavisi, yara

ve yanık tedavilerinde sıklıkla tercih edilen uygulamalardan

biri.

Kasım - November 2022


58

Dr. Levent Acar invented a revolutionary device

for hair transplantation

Dr. Levent Acar, saç ekiminde devrim yapan bir cihaz icat etti

Doktor Levent Acar tarafından icat edilen,

saç ekim cerrahisi için kesi açma (kanal açma)

cihazı Robopen; ABD, Güney Amerika, Asya

ve tüm Avrupa ülkelerinin önde gelen saç

ekimi doktorları tarafından büyük ilgi görüyor.

Dünyanın ilk otomatik ve taşınabilir saç ekimi

kesi cihazı Robopen hakkında bilgilendirmelerde

bulunan Acar bu yöntem ile doktorların artık

yorulmadan binlerce saç kesi işlemini daha uygun

bir şekilde gerçekleştirebileceklerini ve çok daha

verimli sonuçlar alabileceklerini vurguladı.

Invented by Dr. Levent Acar, Robopen, the

incision (channel opening) device for hair

transplant surgery, is attracting great interest

from leading hair transplant doctors in the USA,

South America, Asia and all European countries.

Providing information about Robopen, the world’s

first automatic and portable hair transplant

incision device, Dr. Acar emphasized that with this

method, physicians can now perform thousands

of hair incision procedures more conveniently and

get much more efficient results without getting

tired.

Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahisi Derneği’nin

(ISHRS) son araştırmasına göre 2021 yılında küresel saç

restorasyonu sektörünün büyüklüğü 4,5 milyar dolar oldu.

Aynı araştırmaya göre saç restorasyonu yaptıran kişi sayısı

ise dünya genelinde 2,2 milyon kişi olurken 703 bin kişi saç

ekimi operasyonu yaptırdı. Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler

Kurulu (DEİK) açıklamasına göre ise Türkiye saç ekiminde 1

milyar doların üzerinde bir hacme sahip.

Türkiye’nin bu başarısının ardında son 10 yılda verilen

büyük emekler, geniş bir organizasyon, yetenekli doktorlar

ve sağlık personelleri bulunuyor. Elde edilen sonuçlar ve

hastaların memnuniyeti de Türkiye’yi bu alanda ilk sıraya

taşıdı. Türkiye’nin bu alanda imza attığı başarılardan

birisi de sektöre yenilikçi bir teknoloji kazandırması oldu.

Dünyanın ilk otomatik, avuç içi ve kablosuz taşınabilir saç

According to the latest research of the International Society

of Hair Restoration Surgery (ISHRS), the size of the global

hair restoration industry was 4.5 billion dollars in 2021.

According to the same research, the number of people

who had hair restoration was 2.2 million worldwide, while

703 thousand people had hair transplantation operations.

According to the Foreign Economic Relations Board of

Turkey (DEIK), the country has a volume of over 1 billion

dollars in hair transplantation.

Turkey’s success can be attributed to the great efforts

made in the last 10 years, a large organization, talented

physicians and health personnel. The results obtained and

the satisfaction of the patients have also ranked Turkey to

the first place in this field. One of Turkey’s achievements in

Kasım - November 2022


59

this field was the introduction of an innovative technology

to the industry. The world’s first automatic, handheld

and wireless portable hair transplant incision device

was invented by Turkish Dr. Levent Acar. The design and

invention of the device belongs entirely to Dr. Acar. The

motor and case production of the device was made in

Germany, while the software and electronic parts were

produced in Turkey. The device attracts great interest

from leading hair transplant physicians in the USA, South

America, Asia and all European countries.

Thanks to this device, which has revolutionized the

hair restoration industry, physicians can now perform

thousands of hair incisions more accurately and

conveniently without getting tired. In hair transplantation,

canalization is the process of cutting the skin thousands

of times with precise power and the distance between

the incisions is closer than 1 mm to each other. Therefore,

depth control is very important in this procedure. As the

human hand repeats this process thousands of times, it

can start to get tired and lose precise control. However,

Robopen makes it possible to make thousands of incisions

at the desired strength and depth without getting tired,

enabling much more organized operations. However,

Robopen enables physicians to make thousands of incisions

at the desired strength and depth without fatigue, and

thus enabling much more streamlined procedures.

”More efficient results can be achieved with

Robopen”

Speaking about the benefits of Robopen, Dr. Levent

Acar said, “While thousands of incisions are made in the

canal opening process in traditional methods, the human

hand naturally gets tired. Accordingly, the incisions are

not of equal depth, the distance between the incisions

cannot be maintained, and loss of control may occur in

the angles at critical points that determine the aesthetic

result. Unnatural results may occur in the front hairline

or problems such as the transplants in the temporal area

growing at vertical angles although they should be parallel

to the skin. Thanks to its sensitive micro motor, Robopen

manages to overcome many problems that may occur. In

the procedures performed with Robopen, it is ensured

that the incisions are of equal depth and parallel to each

other. Especially under the skin, the skin structure and

blood circulation are less damaged as the incisions are

not too close to each other and do not overlap. In other

words, healing is accelerated and the rate of waste in the

transplanted roots is reduced and more efficient results are

obtained.”

ekimi kesi cihazı Türk Doktor Levent Acar tarafından icat

edildi. Tasarımı ve icadı tamamen Dr. Levent Acar’a ait

olan cihazın motor ve kasa üretimi Almanya’da, yazılım

ve elektronik parçaları ise Türkiye’de üretildi. Cihaz ABD,

Güney Amerika, Asya ve tüm Avrupa ülkelerinin önde

gelen saç ekimi doktorları tarafından yoğun ilgi görüyor.

Saç restorasyonu sektöründe adeta devrim yapan bu

cihaz sayesinde artık doktorlar yorulmadan binlerce

saç kesi işlemini daha doğru ve uygun bir şekilde

gerçekleştirebiliyor. Saç ekiminde kanal açma işlemi,

hassas güçle cildin binlerce kez kesilmesi işlemi olup

kesiler arası mesafe birbirine 1 mm’den daha yakın oluyor.

Bu nedenle bu işlemde derinlik kontrolu çok önemli.

İnsan eli bu işlemi binlerce kez tekrarlarken yorulmaya

ve hassas kontrolu kaybetmeye başlayabiliyor. Ancak

Robopen binlerce kesinin hiç yorulmadan, istenen güçte

ve derinlikte açılmasını mümkün kılarak çok daha nizami

işlemler yapılmasını sağlıyor.

“Robopen ile daha verimli sonuçlar elde

edilebiliyor”

Robopen’in sağladığı faydalardan bahseden Dr. Levent

Acar, “Geleneksel yöntemlerde kanal açma işleminde

binlerce kesi yapılırken insan eli doğal olarak yoruluyor.

Buna bağlı olarak kesiler eşit derinlikte olmuyor, kesiler

arası mesafe korunamıyor ve estetik sonucu belirleyen

kritik noktalarda açılarda kontrol kaybı oluşabiliyor. Ön saç

çizgisinde doğal olmayan sonuçlar oluşabiliyor veya şakak

bölgesindeki ekimler cilde paralel olması gerekirken dik

açıda uzaması gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Robopen

hassas mikro motoru sayesinde, oluşabilecek birçok

problemin üstesinden gelmeyi başarıyor. Robopen ile

yapılan işlemlerde kesilerin eşit derinlikte ve birbirine

paralel olması sağlanıyor. Özellikle cilt altında kesilerin

birbirine çok yaklaşmaması ve üst üste binmemesi

sayesinde cilt yapısına ve kan dolaşımına daha az zarar

veriliyor. Yani iyileşme hızlanıyor ve ekilen köklerde fire

oranı azalıyor, daha verimli sonuçlar elde ediliyor.” dedi.

”It puts an end to the worry of whether my hair

will grow in wrong way”

“Since many stages of the canal opening process, which is

tiring and requires a lot of attention, are left to a humancontrolled

device, there is now a chance to spend more

time on the aesthetic part of the procedure. One of the

features of Robopen is that the angle at which the hair will

Kasım - November 2022


60

grow can be controlled with a practical method. Thanks

to the device, this control can be done at any time and the

problem of angle shift that occurs in ongoing procedures

after thousands of incisions is eliminated in this way. Thus,

concerns such as whether my hair will grow vertically are

also put an end. One of the features of Robopen is that the

incisions are counted automatically. Thus, the skin is not

traumatized unnecessarily. In manual canalization methods,

there may be deviations in the numbers as the incisions are

counted by other personnel,” said Dr. Acar.

Who is Dr. Levent Acar?

Levent Acar is a medical aesthetic doctor. After graduating

from Istanbul University Çapa Faculty of Medicine he

participated in Dr. Horst-Schmidt-Kliniken (HSK) Medical

Training Programs as well as FUE, Laser Therapy, Medical

Aesthetics, Mesotherapy, Filling and Cosmetic Gynecology

Training Programs. Dr. Acar started his career as the

Medical Director of the Medical Aesthetics Unit in an

international hospital in Istanbul and specialized in FUE

and Sapphire DHI hair transplantation techniques. Since

2011, Dr. Acar, who has been providing hair transplantation

services at Cosmedica Clinic, closely follows the innovations

and developments in the field of hair transplantation

and participates in all high-level congresses and seminars

worldwide. He was born in Germany in 1981 and speaks

German, Turkish and English.

“Saçlarım dik mi uzayacak endişesine son veriyor‘’

Dr. Acar açıklamasının devamında şunları söyledi: “Yorucu

ve çok dikkat gerektiren kanal açma işleminin birçok

aşaması insan kontrolündeki bir cihaza bırakıldığı için artık

işlemin estetik kısmına daha çok vakit ayırma şansı kalıyor.

Robopen’in özelliklerinden biri de pratik bir yöntemle

saçların hangi açıda uzayacağının kontrol edilebilmesidir.

Cihaz sayesinde bu kontrol her an yapılabiliyor ve

binlerce kesi sonrası devam eden işlemlerde oluşan açı

kayması problemi bu şekilde ortadan kaldırılmış oluyor.

Böylece saçlarım dik mi uzayacak gibi endişelere de son

veriliyor. Robopen’in özelliklerinden biri de açılan kesiler

otomatik sayılıyor. Böylece ciltte gereksiz anlamda travma

oluşturulmuyor. Manuel kanal açma yöntemlerinde ise

kesiler başka personel tarafından sayıldığından rakamlarda

sapmalar olabiliyor.”

Dr. Levent Acar Kimdir?

Medikal estetik doktoru Levent Acar, İstanbul Üniversitesi

Çapa Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Dr. Horst-

Schmidt-Kliniken (HSK) Tıp Eğitim Programlarının yanı

sıra FUE, Lazer Terapi, Medikal Estetik, Mezoterapi, Dolgu

ve Kozmetik Jinekoloji Eğitim Programlarına katılmıştır.

Kariyerine İstanbul’da uluslararası bir hastanede Medikal

Estetik Birimi Medikal Direktörü olarak başlayan Dr. Acar;

FUE ve Safir DHI saç ekimi tekniklerinde uzmanlaşmıştır.

2011 yılından bu yana Cosmedica Klinik’te saç ekimi

hizmeti veren Dr. Acar, saç ekimi alanındaki yenilikleri ve

gelişmeleri yakından takip etmekte olup dünya çapındaki

tüm üst düzey kongre ve seminerlere katılmaktadır. Kendisi

1981 yılında Almanya’da doğmuş olup Almanca, Türkçe ve

İngilizce dillerini bilmektedir.

Kasım - November 2022


62

The Dative Case of the Future

Geleceğin E hali

Bringing together those who hold the key to the

journey that goes beyond the age in pharmacy

and those who step through the door to the

future from the pharmacy, The Dative Case of the

Future organized by Pharmetic Entrepreneurs

Association of Pharmacists (PGED), was carried

out with the motto “From Mortar to Digital” at

Istanbul Congress Center (ICC).

During 3 days, 65 scientific sessions were held in 4 halls.

115 national and international speakers took part in the

sessions. In addition, competitions and various applications

were made in the foyer areas. Nearly 100 companies met

with the participants at the congress with their stands.

In the concept area of Pharmetic Pharmacy, stepped

into the digital age by transitioning from the traditional

pharmacy, which was inspired by the 120-year-old Yeni

Moda Pharmacy, to the Digital Pharmacy through time

travel. Participants had the opportunity to experience the

Pharmacy of the Future, generated using special sound and

visual effects.

Medical products sold outside the pharmacy are

dangerous!

Delivering at the press conference held within the scope

of the congress, Pharmacist Kazım Aykanat, Chairman

of the Board, Pharmetic Entrepreneurs Association of

Pharmacists (PGED) stated that drugs are natural, semi-

Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği (PGED)

tarafından düzenlenen, eczacılıkta çağın ötesine

giden yolculuğun anahtarını elinde tutanları ve

eczaneden geleceğe açılan kapıdan adım atanları

bir araya getiren Günümüzün En Büyük Eczacılık

Buluşması “Geleceğin E Hali”, “Havandan Dijitale”

mottosuyla İstanbul Kongre Merkezi (ICC)’de

gerçekleştirildi.

3 gün boyunca; 4 salonda 65 bilimsel oturum

gerçekleştirildi. Oturumlarda 115 ulusal ve uluslararası

alanında söz sahibi konuşmacı görev aldı. Ayrıca yarışmalar,

fuaye alanlarında çeşitli uygulamalar yapıldı. 100’e yakın

firma stantlarıyla kongrede katılımcılarla buluştu.

Pharmetic Eczanesi konsept alanında; 120 yıllık Yeni

Moda Eczanesi’nden esinlenerek oluşturulan geleneksel

eczaneden, zamanda yolculukla Dijital Eczaneye geçiş

yaparak dijital çağa adım atıldı. Katılımcılar, özel ses

ve görsel efektler kullanılarak oluşturulan Geleceğin

Eczanesini deneyimleme fırsatı buldular.

Eczane dışında satılan tıbbi ürünler tehlikelidir!

Kongre kapsamında yapılan basın toplantısında konuşan

Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği Yönetim Kurulu

Başkanı Uzm. Ecz. Kazım Aykanat, ilacın en basit tanımla

etki mekanizması ile hastalığı iyileştiren, semptomları

azaltan veya hastalıktan koruyan doğal, yarı sentetik veya

sentetik bileşimler olduğunu ifade ederek, “Gıda takviyesi

dediğimiz ürünler de, aynı amaçla satılmak istenilen tablet,

Kasım - November 2022


63

synthetic or synthetic compounds that heal the disease,

reduce symptoms or protect from the disease with the

simplest definition of action mechanism, and said, “The

products we call food supplements, all pharmaceutical

forms such as tablets, capsules, ampoules that are wanted

to be sold for the same purpose. is medicine. It has been

known for many years that pharmacists have a great role

in the understanding of preventive health. As Pharmacists,

the only group trained in phytotherapy, it is among our

important goals to prevent the consequences of food

supplements, weight loss drugs, teas and herbal mixtures

purchased over the internet or other sales channels, from

kidney and liver damage to death. We want to emphasize

that pharmacists are your closest health consultants in this

regard, and pharmacies are the closest health areas, and

we aim to raise awareness about the harms of cosmeticbeauty

and care products, especially those sold on the

internet and produced ‘under the counter’.

The dative case of the future “From Mortar to

Digital”

PGED Honorary President Pharm. Armağan Ener said

that today, pharmacy continues to be one of the most

important professions in the world and in our country. Ener

said, “Our pharmacies provide uninterrupted service as a

Primary Health Care Institution and are in an important

location where the patient can stop by for the first time in

his neighborhood, street or avenue. Due to professional

ethics and culture, the priority is to be prepared for

the months, seasons, possible infectious diseases and

pandemics, to warn the society, and to contribute to public

health. For this reason, pharmacists should be open to life-

kapsül, ampul gibi farmasötik tüm formlar da ilaçtır.

Koruyucu sağlık anlayışında eczacıların büyük bir rolünün

olduğu uzun yıllardır bilinmektedir. Fitoterapi konusunda

tek eğitimli grup olan Eczacılar olarak internet ya da diğer

satış kanalları üzerinden alınan gıda takviyeleri, zayıflama

ilaçları, çaylar ve bitkisel karışımların böbrek ve karaciğer

hasarlarından, ölüme kadar varabilen sonuçlarının önüne

geçmek önemli amaçlarımız arasındadır. Bu konuda en

yakın sağlık danışmanızın eczacılar, en yakın sağlık alanının

eczaneler olduğunu vurgulamak istiyor, özellikle internetten

satılan, ‘merdiven altı üretilen’ kozmetik-güzellik ve bakım

ürünlerinin de zararları konusunda farkındalık oluşturmayı

hedefliyoruz.” dedi.

Geleceğin E Hali “Havandan Dijitale”

PGED Onursal Başkanı Ecz. Armağan Ener, Günümüzde

eczacılığın, tüm Dünyada ve ülkemizde en önemli

mesleklerden biri olma özelliğini sürdürmekte olduğunu

söyledi. Ener, “Eczanelerimiz, Birinci Basamak Sağlık

Kuruluşu olarak kesintisiz hizmet vermekte ve hastanın

mahallesinde, sokağında, caddesinde ilk olarak

uğrayabileceği önemli bir konumda bulunmaktadır. Meslek

etiği ve kültürü gereği aylara, mevsimlere ve yaşanan,

yaşanması gereken muhtemel bulaşıcı hastalıklara,

pandemilere hazırlıklı olması toplumu uyarma, toplum

sağlığına katkı sağlama görevi önceliklidir. Bu nedenle de

eczacıların yaşam boyu öğrenmeye, gelişmeye açık olması

ve buna önem vermesi gerekmektedir.” dedi.

Geleceğin E hali bilimsel programı dolu dolu geçti

Kongre Bilimsel Kurul Başkanı, Hacettepe Tıp Fakültesi

İç Hastalıkları AD Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.

Kasım - November 2022


64

long learning and development and attach importance to

this.”

The dative case of the future scientific program

was full

Congress Scientific Committee Chairman, Hacettepe

Faculty of Medicine, Department of Internal Medicine, Head

of Geriatrics Department Prof. Dr. Mustafa Cankurtaran,

said, “The close relations and scientific collaborations with

the Pharmetic Entrepreneurs Association of Pharmacists

for many years excite me as an academician physician.

PGED and Future E Hali congresses are very big brands. It

is a great honor and a great responsibility to contribute to

these brands and projects as the chairman of the scientific

committee, to be in the congress organizing committee, to

be together with the managers of associations with such

a broad vision. We have prepared the scientific program

together in about 1 year, constantly being renewed and

updated, by taking the suggestions of the association

board of directors, congress executive and organizing

committee, association commissions, PGED academy,

association members, academician teachers and the

pharmaceutical industry. We have planned the scientific

program of E Hali of the Future, the summit of social

and scientific meeting, which is the highest participation

congress in the field of pharmacy, for 2022 with an even

more dynamic, interactive, participatory and “From Air to

Digital” theme. After our online and hybrid congresses,

which we have held for the last two years under the names

of the E-State of the Pandemic and the E-State of Science,

it is perfect to meet with nearly ten thousand participants,

including 6-8 thousand pharmacists, industry stakeholders,

physicians and students, in 3 halls.”

“Pharmacists are in a difficult situation. Problems

in accessing drugs continue”

General Secretary of Pharmetic Entrepreneurs Association

of Pharmacists Pharm. Şule Dilek Yağcı Tüysüz said, “We,

Pharmacists, continue to provide the public with access to

medicines at all times and under all circumstances, at the

head of our pharmacies, which are the first step health

Mustafa Cankurtaran ise, “Uzun yıllardır Pharmetic

Girişimci Eczacılar Derneği ile olan yakın ilişkiler ve

bilimsel iş birlikleri bir akademisyen hekim olarak beni

heyecanlandırıyor. PGED ve Geleceğin E Hali kongreleri

çok büyük birer marka. Bu markalara ve yapılan projelere

bilimsel kurul başkanı olarak katkı vermek, kongre

düzenleme kurulunun içerisinde olmak, böylesine geniş

vizyonlu dernek yöneticileri birlikte olmak çok büyük

bir onur ve bir o kadar da büyük sorumluluk. Bilimsel

programı dernek yönetim kurulu, kongre yürütme ve

düzenleme kurulu, dernek komisyonları, PGED akademisi,

dernek üyeleri, akademisyen hocalar ve ilaç sektörünün

önerileri alınarak yaklaşık 1 yılda ve sürekli yenilenerek

ve güncellenerek hep birlikte hazırladık. Eczacılık alanının

en yüksek katılımlı kongresi olan, sosyal ve bilimsel

buluşmanın zirvesi Geleceğin E hali’nin bilimsel programını

2022 yılı için daha da dinamik, interaktif, katılımcı ve

‘’Havandan Dijitale’’ teması ile planladık. Son iki yıldır

Pandeminin E Hali ve Bilimin E hali isimleri ile online ve

hibrit olarak gerçekleştirdiğimiz kongrelerimizden sonra 3

salonda 6-8 bine yakın eczacımızla, sektör paydaşları ile,

hekimlerle, öğrencilerle birlikte onbine yakın bir katılımcı

ile buluşmak mükemmel.” diye konuştu.

“Eczacılar zor durumda. İlaca erişimde sorunlar

devam ediyor”

Pharmetic Girişimci Eczacılar Derneği Genel Sekreteri

Ecz. Şule Dilek Yağcı Tüysüz, “Biz Eczacılar, toplum

sağlığına hizmet eden 1. basamak sağlık kuruluşu olan

eczanelerimizin başında her zaman, her koşulda halkın

ilaca erişimini sağlamaya devam ediyoruz. Ülkemizin

her köşesinde ilaç eczacılık hizmetlerinin sürdürülmesi,

toplumun doğru, etkin ve güvenilir ilaca erişimi ve toplum

sağlığının korunması için özveri ile çalışıyoruz.” dedi.

Şiddetin, birçok sektörde olduğu gibi sağlık alanında

da toplum huzurunu tehdit eden önemli bir halk sağlığı

sorunu haline geldiğine dikkat çeken Tüysüz, şunları

söyledi: “Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, sağlık hizmet

sunumunun tüm aşamalarında yaşanır hale gelmiştir.

Eczaneler de bunlardan birisidir. Son yıllarda gündüz mesai

saatlerinin yanı sıra gece nöbetleri sırasında, Türkiye’nin

farklı illerindeki eczanelere yönelik sözlü ve fiziki

şiddetin yanı sıra gasp suçu kapsamında değerlendirilen,

malvarlığı değerlerini hedef alan saldırı olaylarında da

artış gözlenmektedir. Biz eczacılar korumak, iyileştirmek

ve yaşatmak için kesintisiz ve nitelikli sağlık-ilaç hizmeti

sunarken her an şiddete uğrayabileceğimiz endişesi ile

yaşamak istemiyoruz. Koruyucu, önleyici ve caydırıcı hukuki

düzenlemeler vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.”

Dijital “Geleceğin Eczanesi” Türkiye’de ilk kez

tanıtıldı

Geleceğin E Hali Düzenleme Kurulu Üyesi Ecz. Neylan

Zırhlıoğlu, “Havandan Dijitale mottosu ile yola çıktığımız bu

büyük buluşmada eczacılığın geçirdiği evreleri ve gelecekte

kutsal mesleğimizde bizleri nelerin beklediğini az da olsa

meslektaşlarımıza yaşatmak arzusundayız. Ara kuşak

Kasım - November 2022


65

institutions serving public health. We work devotedly to

maintain pharmaceutical and pharmaceutical services in

every corner of our country, to ensure that the society has

access to correct, effective and reliable medicines, and to

protect public health.”

Pointing out that violence has become an important

public health problem that threatens the peace of society

in the field of health, as in many other sectors, Tüysüz

said, “Violence against healthcare professionals has

become habitable at all stages of health service delivery.

Pharmacies are one of them. In recent years, besides the

verbal and physical violence against pharmacies in different

provinces of Türkiye during daytime working hours as

well as night shifts, there has been an increase in attacks

targeting property values, which is considered as a crime

of extortion. While we, pharmacists, provide uninterrupted

and qualified health-drug services to protect, heal and

sustain, we do not want to live with the fear that we may

be subjected to violence at any time. Protective, preventive

and deterrent legal regulations should be implemented

without delay.”

Digital “Pharmacy of the Future” was introduced

for the first time in Türkiye

E Hali of the Future Organizing Committee Member Pharm.

Neylan Zırhlıoğlu said, “In this great meeting where we set

off with the motto “From Havana to Digital”, we would like

to let our colleagues experience the stages of pharmacy

and what awaits us in our sacred profession in the future.

As intermediate generation pharmacists, I think we have

a great mission to shed light on the future by blending

the traditional pharmacy understandings of today and

the future. We are the witnesses of the great change and

development between the pharmacy practices in the first

years of our profession and today’s pharmacy. The future

is coming very fast, while it used to take years for new

technological developments to happen, now we sleep and

wake up and encounter innovations.”

Pharmacist Neylan Zırhlıoğlu explained how they

constructed the Pharmacy of the Future, which attracted

great attention at the congress, as follows, “We are here

with our digital pharmacy, Pharmacy Pharmetic , which

was planned for the first time in Türkiye with the design

of the future pharmacy that we created using 360-degree

videomapping, anamorphic video designs, special

sound and visual effects . . By using all the possibilities

of digital technology in our pharmacy, it is possible for

our consumers to receive pharmacist consultation more

easily, so we have provided our consumers with the

opportunity to reach more accurate and easier information

in pharmacist consultation instead of receiving false

information from the internet and social media. Our

Association, which is always a pioneer in every field, will

bring a different perspective to our pharmacy community

and open new horizons with its new model pharmacy

design.”

eczacılar olarak geleneksel günümüz ve ileriki yıllardaki

eczacılık anlayışlarını harmanlayarak belki de geleceğe

ışık tutabilmek adına büyük bir misyonumuz olduğunu

düşünüyorum. Bizler mesleğe ilk başladığımız yıllardaki

eczacılık uygulamaları ile bugünkü eczacılık arasındaki

büyük değişim ve gelişimin tanıklarıyız. Gelecek çok hızlı

geliyor, eskiden yeni teknolojik gelişmelerin gerçekleşmesi

yıllar alırken, şimdi uyuyup uyanıyoruz ve yeniliklerle

karşılaşıyoruz” diye konuştu.

Ecz. Neylan Zırhlıoğlu, kongrede yoğun ilgi gören Geleceğin

Eczanesini nasıl kurguladıklarını da şu şekilde açıkladı:

“360 derece videomapping, anaformik video tasarımlar, özel

ses ve görsel efektler kullanarak oluşturduğumuz geleceğin

eczanesi tasarımı ile Türkiye’de ilk kez planlanmış olan

dijital eczanemiz, Eczane Pharmetic ile karşınızda olduk.

Eczanemizde dijital teknolojinin tüm imkanları kullanılarak

tüketicilerimizin daha kolay eczacı danışmanlığı almaları

sağlanmaktadır, böylece tüketicilerimize hastalarımıza

internet ve sosyal medyadan yanlış bilgiler almak yerine

eczacı danışmanlığında daha doğru, daha kolay bilgiye

ulaşmaları imkanını sağlamış olduk. Her zaman her konuda

öncü olan Derneğimiz, eminim ki yeni model eczane

tasarımı ile de eczacılık camiamıza farklı bir bakış açısı

getirecek, yeni ufuklar açacaktır.”

Kasım - November 2022


66

New job for 300 young people at Nobel İlaç

Nobel İlaç’ta 300 gence yeni görev

Tüm eğitimleri en iyi şekilde başarı ile

tamamlayan 300 genç, Nobel İlaç’ın yeni tıbbi

mümessilleri olarak coşku ile şirketin saha

kadrosundaki yerini aldı.

Oğuz Akandil, General Manager of Nobel İlaç

300 young people, who successfully completed all

the trainings in the best way, took their place in

the field staff of the company with enthusiasm as

the new medical representatives of Nobel İlaç.

Completing its preparations in line with new employment

opportunities, Nobel İlaç included 467 candidates in the

New Medical Representative Training, which started on

August 31, after an intensive interview and evaluation

process. During the intensive six-week training program,

basic medical, promotional and product trainings were

given to the candidates.

Oğuz Akandil, General Manager of Nobel İlaç said, “On

the eve of the 100th anniversary of our Republic and the

58th anniversary of our establishment, our greatest effort

as Nobel İlaç is to offer accessible and reliable products

for human health to every corner of the world. One of

the indispensable forces of access to our products in our

treatment areas is our medical representatives in the field.

In this direction, we decided to grow in our existing staff,

created new staff, made our investments and provided

new employment opportunities for our young people. The

participation of our 300 new, bright friends is very valuable

not only for Nobel İlaç, but also for our industry, our youth

and the future of our country. As Nobel Pharmaceuticals,

we will continue to contribute to the health of communities

by keeping our patients in focus at all times!”

Yeni istihdam imkânları doğrultusunda hazırlıklarını

tamamlayan Nobel İlaç, yoğun bir mülakat ve

değerlendirme sürecinin ardından 467 adayı 31 Ağustos

tarihinde başlayan Yeni Tıbbi Mümessil Eğitimi’ne dahil

etti. Yoğun geçen altı haftalık eğitim programında adaylara

temel medikal, tanıtım ve ürün eğitimleri verildi.

Nobel İlaç Genel Müdürü Oğuz Akandil konuyla ilgili;

“Cumhuriyetimizin 100. yılının arifesinde ve kuruluşumuzun

58. yılında Nobel İlaç olarak en büyük çabamız; insan sağlığı

için dünyanın her köşesine erişilebilir ve güvenilir ürünler

sunmak. Tedavi alanlarımızda ürünlerimize erişimin

vazgeçilmez güçlerinden biri sahadaki tıbbi mümessil

arkadaşlarımızdır. Bu doğrultuda mevcut kadrolarımızda

büyüme kararı alarak yeni kadrolar oluşturduk,

yatırımlarımızı yaptık ve gençlerimiz için yeni istihdam

olanakları sağladık. 300 yeni, pırıl pırıl arkadaşımızın

aramıza katılması, sadece Nobel İlaç için değil hem

sektörümüz hem gençlerimiz hem de ülkemizin geleceği

için çok değerli. Nobel İlaç olarak, hastalarımızı her zaman

odakta tutmaya devam ederek, toplumların sağlığına

katkıda bulunmaya devam edeceğiz!” dedi.

Kasım - November 2022


68

New appointments at AstraZeneca

Türkiye Biopharma Business Unit

AstraZeneca Türkiye Biyofarma İş Birimi’nde yeni atamalar

Mehmet Ali Kekeç, who was the Marketing & Launch Excellence Manager at

AstraZeneca Türkiye Biopharma Business Unit, was appointed as Marketing

Manager (Metabolism), Sevil Sipahi, who was the Marketing Manager

(Metabolism) of AstraZeneca Türkiye, was appointed as the Marketing &

Launch Excellence Manager.

Mehmet Ali Kekeç

He served as the Regional Manager between 2018 and 2020. Kekeç, who

has been working as the Cardiovascular & Renal & Metabolism Brand Council

Leader in the Middle East & Africa region and later as the Renal Launch

Leader, will continue his career as the Metabolism Marketing Manager of

AstraZeneca Türkiye since 2020.

AstraZeneca Türkiye Biyofarma İş Birimi’nde Pazarlama & Lansman Mükemmellik Müdürü görevini yürüten Mehmet Ali Kekeç,

Pazarlama Müdürü (Metabolizma) görevine; AstraZeneca Türkiye Pazarlama Müdürü (Metabolizma) görevini yürüten Sevil

Sipahi ise Pazarlama & Lansman Mükemmellik Müdürü görevine atandı.

Mehmet Ali Kekeç

2018- 2020 yılları arasında Bölge Müdürü olarak görev yaptı. 2020 yılından bu yana Pazarlama & Lansman Mükemmellik

Müdürü görevinin yanı sıra Orta Doğu & Afrika bölgesinde Kardiyovasküler & Renal & Metabolizma Marka Konseyi Lideri ve

daha sonrasında da Renal Lansman Lideri olarak çalışan Kekeç bundan sonraki kariyerine AstraZeneca Türkiye Metabolizma

Pazarlama Müdürü olarak devam edecek.

Sevil Sipahi

Sipahi, who started to work as the Marketing Manager

responsible for the product portfolio in the field of diabetes

in AstraZeneca Türkiye in 2018, led the launches of heart

failure and chronic kidney disease and undertook various

tasks in international projects during her tenure. Sipahi will

continue her career as AstraZeneca Türkiye Marketing and

Launch Excellence Manager and part-time International

Regional KVRM Project Leader.

Sevil Sipahi

2018 yılında AstraZeneca Türkiye’de diyabet alanındaki ürün portföyünden sorumlu Pazarlama Müdürü olarak göreve

başlayan Sipahi ardından kalp yetersizliği ve kronik böbrek hastalığı lansmanlarına liderlik edip, görev süresi boyunca yurt

dışı projelerinde çeşitli görevler üstlendi. Sipahi bundan sonraki kariyerine AstraZeneca Türkiye Pazarlama ve Lansman

Mükemmellik Müdürü ve ayrıca yarı zamanlı olarak Uluslararası Bölge KVRM Proje Lideri olarak devam edecek.

Kasım - November 2022


69

Two important assignments at AstraZeneca Türkiye

AstraZeneca Türkiye’de iki önemli atama

Elif Bürkan, Marketing Manager

(Oncology) at AstraZeneca Türkiye

Elif Bürkan was appointed as Marketing Manager

(Oncology), and Ece Nalçakan was appointed

as Strategic Health Initiatives Manager at

AstraZeneca Türkiye

Having undertaken many duties at AstraZeneca

Türkiye since 2005, Elif Bürkan started her career in

the pharmaceutical industry within the Menarini Group

after graduating from the Department of Chemical

Engineering at Istanbul University in 2001. Bürkan, who

joined AstraZeneca Türkiye as the Cardiovascular Unit

Product Manager in 2005, assumed many responsibilities

during her 17 years there. Bürkan, who served as the

Cardiovascular Unit Senior Product Manager in 2010 –

2013, as the Marketing Manager of the Cardiovascular and

Gastroenterology Unit in 2013 – 2016, and as the Regional

Manager in 2016 – 2018; In 2019, she led the international

iBRIDGE CaReMe project. Bürkan has been working as

the Cardiovascular Business Unit Manager at AstraZeneca

Türkiye Biopharma Business Unit since 2018. Elif Bürkan will

continue her career as the Marketing Manager (Oncology)

at AstraZeneca Türkiye.

Ece Nalçakan, who has been working at AstraZeneca

Türkiye since 2015, graduated from Production Systems

and Industrial Engineering Department, Sabancı University

in 2011 and completed the Executive MBA Program at

Boğaziçi University in 2019. Nalçakan, who started her

career in the health sector as a Sales Efficiency Specialist

at Sandoz in 2012, joined AstraZeneca Türkiye in 2015

as a Commercial Efficiency Specialist, and worked as a

Commercial Efficiency Manager between 2017 and 2019,

and as a Market Access Specialist in 2019-2020. Nalçakan,

who has been working as the Market Access Manager under

the Regulatory and Market Access Department since 2020,

will continue her career as the Strategic Health Initiatives

Manager of AstraZeneca Türkiye.

Ece Nalçakan, Strategic Health Initiatives

Manager at AstraZeneca Türkiye

AstraZeneca Türkiye Onkoloji İş Birimi Pazarlama

Müdürü görevine Elif Bürkan, Stratejik Sağlık

İnisiyatifleri Müdürü görevine ise Ece Nalçakan

getirildi.

2005 yılından bu yana AstraZeneca Türkiye’de birçok

görev üstlenen Elif Bürkan, İstanbul Üniversitesi Kimya

Mühendisliği Bölümü’nden 2001 yılında mezun olduktan sonra

Menarini Grup bünyesinde ilaç sektöründe kariyer hayatına

başladı. 2005 yılında AstraZeneca Türkiye’ye Kardiyovasküler

Birimi Ürün Yöneticisi olarak katılan Bürkan, burada görev

yaptığı yaklaşık 17 yıl boyunca birçok sorumluluk üstlendi.

2010 – 2013 yıllarında Kardiyovasküler Birimi Kıdemli

Ürün Yöneticisi, 2013 – 2016 yıllarında Kardiyovasküler ve

Gastroenteroloji Birimi Pazarlama Müdürü, 2016 – 2018

yıllarında ise Bölge Müdürü olarak görev yapan Bürkan; 2019

yılında uluslararası iBRIDGE CaReMe projesine liderlik yaptı.

Bürkan, 2018 yılından bu yana AstraZeneca Türkiye Biyofarma

İş Birimi’nde Kardiyovasküler İş Birimi Müdürü olarak görev

alıyordu. Elif Bürkan bundan sonraki kariyerine AstraZeneca

Türkiye Onkoloji İş Birimi Pazarlama Müdürü olarak devam

edecek.

2015 yılından bu yana AstraZeneca Türkiye bünyesinde

çalışan Ece Nalçakan ise Sabancı Üniversitesi Üretim

Sistemleri ve Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 2011 yılında

mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde Yönetici

MBA Programı’nı 2019 yılında tamamladı. 2012 yılında

Sandoz’da Satış Etkinlik Uzmanı olarak sağlık sektöründe

kariyer hayatına atılan Nalçakan, 2015’te Ticari Etkinlik

Uzmanı olarak katıldığı AstraZeneca Türkiye’de 2017 – 2019

yıllarında Ticari Etkinlik Yöneticisi, 2019 – 2020 yıllarında ise

Pazar Erişim Uzmanı olarak görev yaptı. 2020 yılından bu yana

Ruhsatlandırma ve Pazar Erişim Departmanı’na bağlı olarak

Pazar Erişim Yöneticisi görevini yürüten Nalçakan, bundan

sonraki kariyerine AstraZeneca Türkiye Stratejik Sağlık

İnisiyatifleri Müdürü olarak devam edecek.

Kasım - November 2022


70

“We set out to convey the knowledge we accumulated to the next generations”

“Biriktirdiğimiz bilgileri bizden sonraki nesillere iletmek için yola çıktık”

The trainings of Sartonet, the Türkiye

representative of Sartorius, which develops

solutions for the pharmaceutical industry and

laboratories, have started. Making statements at

the Bioexpo Fair, Ömer Erdem, General Manager

of Sartonet said, “We set out to convey the

knowledge we have accumulated over 40 years

to our ecosystem and to the next generations.

We prepared the academy building only for these

trainings.”

Online education

Stating that they quickly moved these trainings online

with the onset of the epidemic, and that they continued to

provide these trainings online to IEIS members and other

drug manufacturers, Erdem said, “We are so happy to share

what we know that we are so happy to conduct these

trainings in a building prepared only for these posts and

to make our academy all over the world. With the idea of

making it an information center for our ecosystem, we have

established Sartonet Bilgi Akademisi (Information Academy)

by dedicating our building next to our office in Koşuyolu

only for education.”

“We designed interactive trainings”

Underlining that they do not promote products or brands

in any way during the trainings, Erdem said, “We explain

international standards, the truth on current issues,

what the authorities want and how manufacturers can

respond to these requests. This approach both surprises

and delights those who attend our trainings. Here, we

have designed interactive trainings where participants can

touch, test and find answers to their questions, such as

various filters. We want everyone who receives training

here to generate value in their personal careers by gaining

competence in filter and filter validation processes or

related subjects. In summary, I think that we have not

fulfilled our duty to our Republic properly. That’s why this

academy has always been my dream. I would like Sartonet

Bilgi Akademisi to be a knowledge sharing center where

we share what we know, where experts come and train on

various subjects, and contribute to the development of our

country.”

İlaç endüstrisi ve laboratuvarlar için çözümler

geliştiren Sartorius firmasının Türkiye yetkilisi

Sartonet’in eğitimleri başladı. Bioexpo Fuarı’nda

açıklamalarda bulunan Sartonet Genel Müdürü

Ömer Erdem: “40 yıl içinde biriktirdiğimiz bilgileri

ekosistemimize ve bizden sonraki nesillere

iletmek için yola çıktık. Akademi binasını sadece

bu eğitimler için hazırladık.” dedi.

Online eğitim

Salgının başlangıcıyla birlikte bu eğitimleri hızla online’a

taşıdıklarını, İEİS üyeleri ve diğer ilaç üreticilerine online

olarak bu eğitimleri vermeye devam ettiklerini aktaran

Erdem, “Bildiklerimizi paylaşmak bizi o kadar çok mutlu etti

ki bu eğitimleri sadece bu paylaşımlar için hazırlanmış bir

binada yapmak ve akademimizi tüm ekosistemimiz için bir

bilgi merkezi haline getirmek düşüncesiyle Koşuyolu’nda

ofisimizin yanında bulunan binamızı sadece eğitime ayırarak

Sartonet Bilgi Akademisi’ni kurduk” dedi.

“İnteraktif eğitimler kurguladık”

Eğitimlerde hiçbir şekilde ürün ya da marka tanıtımı

yapmadıklarının altını çizen Erdem, “Uluslararası

standartları, güncel konulardaki doğruları, otoritelerin

ne istediğini ve üreticilerin bu isteklere nasıl cevaplar

verebileceklerini anlatıyoruz. Bu yaklaşımımız

eğitimlerimize katılanları hem şaşırtıyor hem de mutlu

ediyor. Burada interaktif, katılımcıların konularla ilgili

materyallere -örneğin çeşitli filtrelere- dokunabildiği,

test edebildiği, sorularına yanıtlar bulabildiği eğitimler

kurguladık. Burada eğitim alan herkesin filtre ve filtre

validasyonu süreçleri ya da ilgili konularda yetkinlik

kazanarak kişisel kariyerlerinde de değer oluşturmalarını

arzuluyoruz. Özetle, Ben Cumhuriyet’imize karşı görevimizi

layıkıyla yerine getiremediğimizi düşünüyorum. Bu

nedenle bu akademi benim hep hayalimdi. Sartonet Bilgi

Akademisi’nin bildiklerimizi paylaştığımız, çeşitli konularda

uzmanların gelip eğitimler verdiği bir bilgi paylaşım merkezi

olmasını ve ülkemizin gelişimine katkı sunmasını arzu

ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kasım - November 2022


72

The chemical industry grew by 37.1%!

Kimya sektörü %37,1 büyüdü!

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre,

Türkiye’nin ihracatı Ekim ayında geçen yıl aynı

döneme göre yüzde 3 artışla 21,3 milyar dolar

oldu. Kimya sektörü ise ekim ayında yüzde 15

artışla 2,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek

ekim ayında en çok ihracat yapan ikinci sektör

oldu. Sektörün ilk 10 aylık ihracatı ise yüzde 37,1

artarak 28 milyar doları aştı. Böylece, ilk on aylık

dönemde gerçekleştirdiği 28,1 milyar dolarlık

ihracat ile yüzde 37,1 büyüdü.

Adil Pelister, Chairman of the Board of IKMIB

According to the data of the Turkish Exporters

Assembly (TIM), Türkiye’s exports increased by 3

percent in October compared to the same period

last year and reached 21.3 billion dollars. The

chemical industry, on the other hand, realized

an export of 2.6 billion dollars with an increase

of 15 percent in October and became the second

largest exporter in October. The exports of the

sector in the first 10 months increased by 37.1

percent and exceeded 28 billion dollars. Thus, it

grew by 37.1 percent with 28.1 billion dollars of

exports in the first ten-month period.

Evaluating the October export figures of the chemical

industry, Adil Pelister, Chairman of the Board of the

Istanbul Chemicals and Products Exporters’ Association

(IKMIB), said, “October exports of our chemical industry

increased by 15 percent compared to the previous year

and reached 2.6 billion dollars. The performance of our

sector, which provides input to all other sectors from

automotive to health, from defense to food, together with

our 16 sub-sectors, continues to maintain its leadership

in the ten-month period, although its performance has

shown a limited increase due to current developments. Our

industry grew by 37.1 percent in the ten-month period this

year and realized exports of 28.1 billion dollars. Negative

global developments such as commodity prices, Russia-

Kimya sektörünün Ekim ayı ihracat rakamlarını

değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri

İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı

Adil Pelister, “Kimya sektörümüzün ekim ayı ihracatı

geçen yıla kıyasla yüzde 15 artışla 2,6 milyar dolar

oldu. 16 alt sektörümüzle birlikte otomotivden sağlığa,

savunmadan gıdaya kadar diğer tüm sektörlere girdi

sağlayan sektörümüzün performansı güncel gelişmelere

bağlı olarak sınırlı bir artış gösterse de on aylık dönemde

liderliğini korumaya devam ediyor. Sektörümüz bu yıl on

aylık dönemde sektörümüz yüzde 37,1 büyüdü ve 28,1

milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Emtia fiyatları,

Rusya- Ukrayna savaşı, enerji sorunu, yüksek enflasyon

baskısı, faizler, resesyon sinyalleri gibi olumsuz küresel

gelişmeler elbette sektörümüzü etkiliyor. Türkiye İmalat

Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) ve kapasite kullanım

verilerinde gerileme olduğunu görüyoruz. Üretimdeki bu

gerileme ve talepteki düşüş ilerleyen aylarda ihracatımıza

da yansıyabilir. Özellikle enerji maliyetleri sektörümüz

açısından önemli bir sıkıntı oluşturuyor. Bu dönemde daha

kolay ulaşılabilir finansman ve nakit akışının sağlanması,

öngörülebilir bir ortamın oluşturulması rekabet etme

gücümüzü artıracaktır. Bu yönde ihracatçılarımıza yönelik

desteklerin artırılmasını bekliyoruz. Her şeye rağmen

ihracat hedefimize ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz”

dedi.

Ekim ayında en fazla ihracat yapılan ülke Hollanda

oldu

Hollanda, Ekim ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu.

Ekim ayında Hollanda’yı takip eden ilk onda yer alan diğer

ülkeler ise Rusya, Lübnan, ABD, İtalya, Irak, Almanya,

Kasım - November 2022


74

Ukraine war, energy problem, high inflation pressure,

interest rates, recession signals affect our industry. We

see a decline in the Turkish Manufacturing Purchasing

Managers Index (PMI) and capacity utilization data. This

decline in production and the decrease in demand may

also be reflected in our exports in the coming months.

In particular, energy costs pose a significant problem for

our industry. In this period, providing more accessible

financing and cash flow and creating a predictable

environment will increase our competitiveness. We

expect increased support for our exporters in this

direction. Despite everything, we will continue to work to

achieve our export target.”

Netherlands was the country with the most

exports in October

The Netherlands was the country with the most exports

in October. Other countries in the top ten following the

Netherlands in October were Russia, Lebanon, USA, Italy,

Iraq, Germany, Belgium, Romania and France. In October,

the highest increase among the top 10 countries was

Russia with 278.66 percent. Chemical exports to the

Netherlands in October amounted to 197 million 205

thousand dollars. Compared to the same period last

year, it increased by 115.02 percent. The top five product

groups exported to the Netherlands in October were

“mineral fuels, mineral oils and products”, “plastics and

their products”, “inorganic chemicals”, “essential oils,

cosmetics and soap” and “miscellaneous chemicals”.

In the January-October period of 2022, the countries

to which the most chemicals were exported were the

Netherlands, Italy, USA, Romania, Lebanon, Germany,

South Africa, Russia, Iraq and Spain, respectively.

Belçika, Romanya ve Fransa oldu. Ekim ayında ilk 10

ülke arasında en çok artış yüzde 278,66 ile Rusya’ya oldu.

Ekim ayında Hollanda’ya yapılan kimya ihracatı 197 milyon

205 bin dolar olarak gerçekleşti. Geçen yıl aynı döneme

kıyasla yüzde 115,02 arttı. Ekim ayında Hollanda’ya en çok

ihraç edilen ilk beş ürün grubu sırasıyla “mineral yakıtlar,

mineral yağlar ve ürünler”, “plastikler ve mamulleri”,

“anorganik kimyasallar”, “uçucu yağlar, kozmetikler ve

sabun” ve “muhtelif kimyasal maddeler” oldu.

2022 yılı Ocak-Ekim döneminde en çok kimya ihracatı

yapılan ülkeler ise sırasıyla Hollanda, İtalya, ABD, Romanya,

Lübnan, Almanya, Güney Afrika, Rusya, Irak ve İspanya

olarak ilk onda yer aldı.

Ekim ayında en çok “plastikler ve mamulleri”

ihracatı gerçekleştirildi

Ekim ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün

gruplarında plastikler ve mamulleri ihracatı, 766 milyon

59 bin dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci

sırada 732 milyon 722 bin dolarlık ihracatla mineral yakıtlar

ve ürünler yer alırken, anorganik kimyasallar ihracatı 272

milyon 657 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. Anorganik

kimyasalları takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise;

‘uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun’, ‘kauçuk, kauçuk

eşya’, ‘eczacılık ürünleri’, ‘boya, vernik, mürekkep ve

müstahzarları’, ‘muhtelif kimyasal maddeler’, ‘yıkama

müstahzarları’ ve ‘gübreler’ oldu

In October, “plastics and its products” were

exported the most

In October, exports of plastics and products in chemical

substances and products product groups ranked first in

chemical exports with 766 million 59 thousand dollars.

Mineral fuels and products took the second place with

exports of 732 million 722 thousand dollars, while

inorganic chemicals exports took the third place with

272 million 657 thousand dollars. Other sectors in the

top ten following inorganic chemicals are; ‘essential

oils, cosmetics and soap’, ‘rubber, rubber goods’,

‘pharmaceutical products’, ‘paint, varnish, ink and

preparations’, ‘various chemicals’, ‘washing preparations’

and ‘fertilizers’.

Kasım - November 2022


76

“Transforming Women of Health”

“Sağlığın Dönüştüren Kadınları”

With the trainings provided by the Woman in

Technology Association, 100 young women who

graduated from four training classes were given

priority in internship and employment in the

health sector.

Santa Farma and the Woman in Technology Association

(Wtech) provided free Marketing and Sales Technologies,

Business Analytics and Gamification trainings for 100 young

women who are studying or newly graduated from Science,

Technology, Engineering, Mathematics and Information

Technologies departments at universities and vocational

schools within the scope of the “Transforming Women of

Health” project.

“We are preparing better equipped and stronger

women for the pharmaceutical industry”

Sami Kiresepi, Vice President of Strategic Planning

and Operations of Santa Farma, said, “As we all know,

globalization, climate change, demographic changes,

technological development and digital transformation

affect and change the socio-economic infrastructure of all

countries. The business world also gets its share from this

change, and the practices that are known to be true until

today are being transformed. It is getting harder and harder

for the business world and educational institutions to keep

up with the ever-increasing technological developments

Teknolojide Kadın Derneği tarafından verilen

eğitimlerle dört eğitim sınıfından mezun olan 100

genç kadına sağlık sektöründe staj ve istihdamda

öncelik imkânı oluşturuldu.

Santa Farma ve Teknolojide Kadın Derneği (Wtech)

‘’Sağlığın Dönüştüren Kadınları” projesi kapsamında,

üniversitelerde ve meslek yüksekokullarında Bilim,

Teknoloji, Mühendislik, Matematik ve Bilişim Teknolojileri

bölümlerinin son sınıflarında okuyan veya yeni mezun olmuş

100 genç kadına, ücretsiz Pazarlama ve Satış Teknolojileri,

İş Analistliği ve Gamification (Oyunlaştırma) eğitimleri verdi.

100 genç kadın eğitimler sonrasında programdan mezun

olmaya hak kazandı.

“İlaç sektörüne daha donanımlı ve daha güçlü

kadınlar hazırlıyoruz”

Santa Farma İlaç Stratejik Planlama ve Operasyon

Başkan Yardımcısı Sami Kiresepi, “Hepimizin bildiği gibi

küreselleşme, iklim değişikliği, demografik değişimler,

teknolojik gelişme ve dijital dönüşüm tüm ülkelerin sosyo

ekonomik alt yapılarını etkilemekte ve değiştirmektedir.

Bu değişimden iş dünyası da payını almakta ve bugüne

kadar doğru bilinen uygulamalar dönüşüme uğramaktadır.

İş dünyasının ve eğitim kurumlarının, hızını sürekli

arttıran teknolojik gelişmelere ve dijital dönüşümlere

Kasım - November 2022


78

and digital transformations. It has also been clearly seen

that the Pandemic has accelerated digitalization and

automation in the business world. The business world had

to act agile and quickly use all the possibilities of digital

technology in order to maintain its continuity. Despite this,

a serious skills gap has begun to emerge in all countries.

And this skills gap has become the megatrend that also

impacts the growth potential of companies and economies.

Therefore, in addition to the basic vocational education

received, the necessity of on-the-job and lifelong learning

and increasing technological competencies has taken an

important place in the agenda of business life. Such trends

in the business world also affect women workers quite a

lot. We are a company that has managed to increase the

ratio of managers and higher female managers to 50%.

And we are proud to adopt pioneering in this regard as a

social responsibility. We are very happy to lead these and

similar projects that contribute to the increase in female

employment and the ratio of female managers in our

country and in the pharmaceutical industry. We would

like to thank the Association of Women in Technology for

their cooperation. We wish the participants of the trainings

success in their careers.”

Zehra Öney, Founding Chairman of the Woman in

Technology Association, said, “The pandemic period has

shown the whole world that people who produce and

pioneer in the field of health have a high importance.

Turkey also has a great potential in this field. As a country

and sector, we believe that women in Turkey will become

a great power in robotic processes and R&D activities by

specializing in technology in the field of health. In the field

of cybersecurity, the Data Breach Investigations Report

2021, published by Verizon every year, clearly reveals the

increase in data breaches. And it reveals that the most

significant increase in data breaches compared to 2019

is in the healthcare field. Considering the cyber security

challenges frequently encountered by the sector, where a

very serious increase of 71% is experienced, the strength

of companies in technical issues such as cyber security and

robotic processes will significantly affect our country’s

health tourism and health exports in terms of economy. In

addition, women empowered in technology will add a very

important economic power to the country’s Gross Domestic

Product. For this reason, we, as the Women in Technology

Association, set out to train women who are experts in

health and technology, under the leadership of a strong

health institution such as Santa Farma Pharmaceuticals.

After a very successful education period, we gave our

first graduates. We believe that our graduates will be role

models and influential in this field. We wish to continue

our work with the same enthusiasm and strength. As the

Woman in Technology Association, we will continue our

work in line with these principles and this important project

led by Santa Farma Pharmaceuticals with determination,

enthusiasm and strength. We congratulate the 100 women

who graduated and hope that the investments to be made

in human resources in this field will increase.”

ayak uydurmaları giderek zorlaşmaktadır. Ayrıca

Pandeminin, iş dünyasında dijitalleşmeyi ve otomasyonu

hızlandırdığı açık bir şekilde görülmüştür. İş dünyası çevik

davranarak, sürekliliğini korumak için dijital teknolojinin

tüm imkanlarını hızla kullanmak zorunda kalmıştır. Buna

rağmen, tüm ülkelerde ciddi boyutlara varan beceri açığı

ortaya çıkmaya başlamıştır. Ve bu beceri açığı, şirketlerin

ve ekonomilerin büyüme potansiyelini de etkileyen mega

trend haline gelmiştir. Dolayısı ile alınan temel mesleki

eğitimin yanında, iş başında ve yaşam boyu öğrenme ve

teknolojik yetkinlikleri arttırma gerekliliği, iş hayatının

gündeminde önemli bir yere oturmuştur. İş dünyasındaki

bu gibi eğilimler kadın çalışanları da oldukça fazla

etkilemektedir. Kendi bünyemizde müdür ve üstü kadın

yönetici oranını %50‘ye çıkarmayı başarmış bir şirketiz. Ve

bu konuda öncülük yapmayı toplumsal sorumluluk olarak

benimsemekten gurur duymaktayız. Ülkemizde ve ilaç

sektöründe kadın istihdamının ve kadın yönetici oranının

yükselmesine katkıda bulunan bu ve benzeri projelere

liderlik etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Teknolojide

Kadın Derneği’ne iş birlikleri için teşekkür ederiz.

Eğitimlere katılanlara da iş hayatlarında başarılar dileriz.”

dedi.

Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı

Zehra Öney, “Pandemi dönemi, sağlık alanında üreten ve

öncü insanların yüksek bir öneme sahip olduğunu tüm

dünyaya göstermiş oldu. Türkiye de bu alanda çok büyük

bir potansiyele sahip. Türkiye’de sağlık alanında özellikle

kadınların teknolojide uzmanlaşarak robotik süreçlerde ve

ar-ge faaliyetlerinde çok büyük bir güç oluşturacağına ülke

ve sektör olarak inanıyoruz. Siber güvenlik alanında her yıl

Verizon tarafından yayımlanan Data Breach Investigations

Report 2021’de veri ihlali konusunda yaşanan artışı net

şekilde ortaya koyuyor. Ve 2019’a kıyasla veri ihlallerindeki

en önemli artışın sağlık alanında yaşandığını ortaya

koyuyor. %71’lik çok ciddi bir artışın yaşandığı sektörün

sıkça karşılaştığı siber güvenlik zorluklarını düşünürsek

şirketlerin siber güvenlik, robotik süreçler gibi teknik

konularda güçlü olması ekonomik açıdan ülkemizin sağlık

turizmini ve sağlık ihracatını önemli ölçüde etkileyecektir.

Ayrıca teknolojide güçlenen kadınlar ülkenin Gayri Safi

Yurtiçi Hasılasına çok önemli bir ekonomik güç katacaktır.

Bu nedenle Santa Farma İlaç gibi güçlü bir sağlık

kuruluşunun liderliğinde Teknolojide Kadın Derneği olarak

sağlıkta ve teknolojide uzman kadınlar yetiştirmek üzere

yola çıktık. Çok başarılı bir eğitim döneminden sonra da ilk

mezunlarımızı verdik. Mezunlarımızın bu alanda rol model

ve etkili olacaklarına inancımız sonsuz. Çalışmalarımızı

aynı heyecanla ve aynı güçle devam ettirmeyi arzu ediyoruz.

Teknolojide Kadın Derneği olarak bu ilkeler doğrultusunda

çalışmalarımızı ve Santa Farma İlaç’ın öncüsü olduğu bu

önemli projeyi azimle, heyecanla ve güçle sürdüreceğiz.

Mezun olan 100 kadını tebrik ediyor, bu alanda insan

kaynağına yapılacak olan yatırımların artmasını temenni

ediyoruz” dedi.

Kasım - November 2022

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!