Hillsider 101
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
Hillside Beach Club’da<br />
geçerli avantajlar<br />
Konaklamada geçerli %15 indirim.<br />
Havaalanı transferi ücretinin %50’si ING’den.<br />
Tekneyle seyahatlerde, günlük ziyaret bedelinde<br />
geçerli, kişi başı %35 indirim.<br />
Sanda SPA’da geçerli %10 indirim.<br />
İlk kez konaklamalarda yiyecek ve içecek<br />
harcamalarında geçerli %15 indirim.<br />
Hillside City Club Etiler’de<br />
geçerli avantajlar<br />
Hillside City Club Etiler üyeliklerinde %20 indirim ve<br />
POS üzerinden yapılan işlemlerde ek %5 indirim,<br />
taksitli ödemelerdeyse +2 taksit.<br />
Personal Trainer paketlerinde +2 taksit.<br />
Sanda SPA’da alınan paketler ve tekli kullanımlarda<br />
%10 indirim ve paketlere özel +2 taksit.<br />
Hillside Live by ING’de gerçekleşen canlı gösteriler,<br />
konserler ve stand-up’larda geçerli %25 indirim.<br />
Yazın tadını,<br />
Hillside Beach Club’da<br />
İndirimlerden faydalanmak için ödemelerin ING Kredi Kartı ya da<br />
ING Banka Kartı ile yapılması gerekir.<br />
Hillside Beach Club indirimleri, konaklama ödemesinin ING kartıyla<br />
yapıldığı durumlarda geçerlidir.<br />
Hemen ING’li olun<br />
ING’liler çıkarıyor!<br />
2
Geleceğin tasarımıyla<br />
bugün tanışın<br />
%100 elektrikli, %0 deri.<br />
Yerleşik Google özelliği, sürüşünüzü daha güvenli hale getiren<br />
Pixel Far teknolojisi ve sıfır deri ile lüksü yeniden tanımlayan<br />
iç tasarımıyla Volvo otomobillerinin geleceği ile tanışın.<br />
Tamamen elektrikli, C40 Recharge.<br />
Service by Volvo | Volvo Car Garanti | Volvo Car Finance | Volvo Car Kasko | Volvo Car Prime | / VolvoCarTurkey | volvocars.com.tr | Volvo Car Türkiye İletişim Merkezi 444 48 58
Daha sağlıklı bir yaşam için yeni bir antrenman deneyimine hazır mısınız?<br />
Üstün sonuçlar, hassas ölçümler ve anlık geri dönüşler.<br />
Technogym ekipmanları, antrenman rutininizi en iyi versiyonuna ulaştırmanız<br />
için incelikle tasarlandı.<br />
0212 970 50 55 I technogym.com/tr<br />
Technogym App
TIMELESS GEMS FROM THE GRAND BAZAAR<br />
basakbaykal.co.uk
20-24<br />
26-32<br />
Derya Bigalı<br />
Röportaj<br />
34-41<br />
Sıra Dışı 3 Şehir<br />
44-48<br />
Su Terapisi<br />
50-56<br />
D Vitamini ve<br />
Güneşlenme İlişkisi<br />
66-68<br />
Steve Comer<br />
Now Chat<br />
70-80<br />
Spirit of Nature<br />
shopi-go fotoğraf çekimi<br />
82-86<br />
Yeni Gözdelerimiz:<br />
Hydra, Skiathos, Meis<br />
88-90<br />
92-95<br />
Sezgisel Ressam:<br />
Erkut Terliksiz<br />
Röportaj<br />
98-100<br />
Yapay Zekâ ve Sanat<br />
102-108<br />
Hillside Live:<br />
Mini Söyleşiler<br />
109-116<br />
118-121<br />
Hangi Festival?<br />
122-128<br />
İlham Veren Gençler<br />
Barış Gültürk:<br />
Pickleball 130-132<br />
Akdeniz'de Yaz<br />
140-141<br />
Good for Men<br />
142<br />
En Beğenilen İlan<br />
57-63<br />
Yürümek<br />
Word of Mouth:<br />
İçecek Devrimi<br />
134-136<br />
Cennette Sürdürülebilirlik<br />
137-139<br />
Astroloji:<br />
Ay Düğümleri
Sizin gibi özel.<br />
Yazarlar ve Katkıda Bulunanlar<br />
Bahar Akıncı – Sıra Dışı 3 Şehir<br />
Billur Somer – Now Chat + ArtBlog / Hillside Live söyleşileri<br />
Ebru Şinik – D Vitamini ve Güneşlenme İlişkisi<br />
Esra Bebek – Pickleball<br />
Funda Karayel – ArtBlog / Yapay Zekâ ve Sanat + Cennette Sürdürülebilirlik<br />
İpek Auf – Word of Mouth / İçecek Devrimi<br />
İpek Kigan – Derya Bigalı röportaj + Astroloji / Ay Düğümleri<br />
Mehmet Tez – Dünyadan Festivaller<br />
Melih Uslu – Yürümek<br />
Merve Ateş – Su Terapisi<br />
Oben Budak - Good for Men<br />
Pınar Morpınar – İlham Veren Gençler söyleşileri<br />
Rana Korgül - ArtBlog / Erkut Terliksiz röportajı + Yeni Gözdelerimiz: Hydra, Skiathos, Meis<br />
Barış Gültürk – ArtBlog / Akdeniz'de Yaz fotoğrafları<br />
Duru Bebekoğlu – Word of Mouth / İçecek Devrimi illüstrasyonu<br />
Güneş Kazdal – İlham Veren Gençler portreleri<br />
Neslihan Balamtekin – Pickleball illüstrasyonları<br />
Pınar Gediközer – ArtBlog / Erkut Terliksiz fotoğrafları<br />
Serkan Eldeleklioğlu / Ali Hikmet Bıçkıcı – Hillside Live / Sanatçı portreleri<br />
Uğur Bektaş – Derya Bigalı portreleri<br />
Moda çekimleri için shopi go’ya teşekkür ederiz.<br />
AI GENERATED KAPAK TASARIMI<br />
DOĞU DİNMEZ<br />
Lisans eğitimini İTÜ Endüstri Ürünleri Bölümü’nde tamamladı.<br />
Üniversite boyunca multimedia arayüz tasarımı alanında çalıştı.<br />
Daha sonra fotoğraf manipülasyon ve alternatif çekim teknikleri<br />
üzerine yoğunlaştı. Reklam ajansları ile yaptığı çalışmalar<br />
ile yurtdışında ödüller kazandı. Şu anda freelance olarak AI<br />
üzerinde hyperrealistic görsel uygulamalar ve bunların görsel<br />
prodüksiyonlarının basitleştirilmesi üzerinde çalışmakta.<br />
Yayımcı<br />
Attaş Alarko Turistik Tesisler A.Ş.<br />
Nisbetiye Cad. Ahular Sok. No.6 Etiler 34337<br />
İstanbul/Türkiye T. 0212 362 30 00<br />
Attaş Alarko Turistik Tesisler Adına Sahibi<br />
İzzet Garih<br />
Genel Yayın Koordinatörü<br />
Edip İlkbahar<br />
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve<br />
Reklam Sorumlusu<br />
Özlem Gökbel (ozlemgokbel@gmail.com)<br />
Yazı İşleri<br />
Billur Somer, Ceyda Abik<br />
Tasarım<br />
Gutentag Studio<br />
Basımcı ve Basıldığı Yer<br />
Promat Matbaa<br />
Orhangazi Mah. 1673 Sok. No.34 Esenyurt<br />
İstanbul / Türkiye T. 212 622 6363<br />
Basıldığı Tarih<br />
Haziran 2023<br />
Yayın Türü<br />
Yerel Süreli Yayın (Dergi)<br />
<strong>101</strong>. Sayı<br />
Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül 2023 (Altı ayda bir yayımlanır.)<br />
<strong>Hillsider</strong> Magazine'de yayımlanan yazı ve fotoğrafların tüm hakları, <strong>Hillsider</strong> logosu ve isim hakkı Attaş Alarko Turistik Tesisler A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilerek de olsa<br />
Attaş Alarko Turistik Tesisler A.Ş.’nin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde yazı ve fotoğraflardan alıntı yapılamaz.<br />
www.hillside.com.tr<br />
hillsider@hillside.com.tr
Gurme Seyahatler için<br />
Farklı Destinasyonlar<br />
Türkiye'nin ilk modern ve çağdaş sanat<br />
müzesi olan İstanbul Modern'in yeni<br />
binası ziyarete açıldı. Renzo Piano Building<br />
Workshop tarafından tasarlanan yeni bina,<br />
dünyaca ünlü mimar Renzo Piano'nun<br />
Türkiye'deki ilk projesi olma özelliği<br />
taşıyor.<br />
10.500 metrekarelik kullanım alanıyla sergi<br />
ve programlara ev sahipliği yapan beş katlı<br />
müze binası; büyük sergi salonları, çok<br />
amaçlı mekânlar, ofisler, eğitim ve farklı<br />
kültürel etkinlikler ile diğer faaliyetler<br />
için alanlar barındırıyor. Boğaziçi’nin<br />
ışık yansımalarıyla pırıldayan sularından<br />
ilham alınarak tasarlanan bina, üç boyutlu<br />
& THEN<br />
Gurme seyahatler, lezzetli yemekleri<br />
keşfetmek ve kültürel tatların zenginliğini<br />
deneyimlemek isteyen gezginler için<br />
heyecan verici bir macera. Damak tadını<br />
tatmin edecek benzersiz lezzetler ve yerel<br />
mutfakların sırlarını keşfetmek için ziyaret<br />
edebileceğiniz farklı destinasyonları bir<br />
araya getirdik.<br />
İstanbul Modern'in Yeni Müze Binası Ziyarete Açıldı!<br />
biçimlendirilmiş alüminyum panellerle<br />
kaplı cephesiyle günün her saatinde değişen<br />
güneş ışığı ve sudan gelen yansımalarla ışık<br />
ve gölge oyunları yaratıyor. Bina, şeffaf bir<br />
zemin katıyla ziyaretçilerin Tophane Parkı<br />
ve kıyı şeridi arasında bağlantı kurmasını<br />
sağlıyor. Yeni binada ayrıca Olafur Eliasson<br />
ve Refik Anadol gibi sanatçıların mekâna<br />
özgü yerleştirmeleri de bulunuyor.<br />
Açılışla beraber ziyarete açılan<br />
sergiler arasında İstanbul Modern'in<br />
koleksiyonundan seçmeleri içeren "Yüzen<br />
Adalar", Nuri Bilge Ceylan'ın fotoğraf<br />
sergisi "Başka Bir Yerde", Renzo Piano'nun<br />
yapılarına odaklanan "Yerin Ruhu", kadın<br />
sanatçıların üretimlerini desteklemek<br />
amacıyla müze koleksiyonuna dahil edilen<br />
yapıtları içeren “Hep Buradayız” yer alıyor.<br />
Müzenin yapım sürecini belgeleyen Cemal<br />
Emden'in fotoğraf sergisi "Mimarinin<br />
İnşası" da görülebilecek diğer bir sergi.<br />
Dünyanın En Pahalı<br />
Airbnb evi; Musha Cay<br />
Güney Bahamalar’ın Exuma Zinciri’ndeki<br />
adada yer alan 10.000 metrekareye yayılan<br />
malikane 12 yatak odasına sahip. Daha önce<br />
ünlü sihirbaz David Copperfield’e ait olan<br />
malikanede; tenis kortları, masaj odaları,<br />
spor salonu ve spa yer alıyor. Adanın ‘’The<br />
Landing’’ adlı aktivite alanında ise yemek<br />
odası, bar, dinlenme salonu ve muhteşem<br />
gün batımını izlemek için bir seyir iskelesi<br />
bulunuyor.<br />
• Fukuoka, Japonya:<br />
Japonya’nın en kalabalık 10 şehrinden biri<br />
olan Fukuoka; Kore ve Çin mutfağından<br />
etkilenen ilginç yemek kültürü ile dikkat<br />
çekiyor. Yerel lezzetlerden Hakata Ramen<br />
ve Motsunabe, Fukuoka mutfağının<br />
denenmesi gerekenlerinden.<br />
• Umbria, İtalya:<br />
Denize kıyısı olmayan fakat tarihi ve<br />
doğal güzellikleriyle bambaşka bir havaya<br />
bürünen bu şirin gastronomi şehrinin en<br />
ünlü yemekleri tütsülenmiş etler ve siyah<br />
Norcia trüf mantarı.<br />
• Lima, Peru:<br />
Latin Amerika’nın en yeni ve gözde<br />
gastronomi merkezi olarak öne çıkan<br />
Lima’da dünya mutfağından enfes çeşitler<br />
sunan Rafael, Gaston Acurio’nun restoranı<br />
Astrid y Gaston ve ceviche denince akla<br />
gelen El Veridico de Fidel mutlaka ziyaret<br />
edilmesi gereken restoranlar.<br />
• Bask Bölgesi, İspanya:<br />
Bölgenin vazgeçilmez yiyeceklerinden olan<br />
ve yerel kültürün önemli bir parçası haline<br />
gelen Pintxos isimli küçük aperatiflerin en<br />
güzel örneklerini San Sebastian’daki Borde<br />
Berii’de deneyimleyebilirsiniz.<br />
• Kuala Lumpur, Malezya:<br />
Özgün sokak lezzetleriyle Asya’nın önde<br />
gelen mutfaklarından birine sahip şehirde,<br />
baharat ve soslar öne çıkıyor. Tiger<br />
Chapati’de tadabileceğiniz yerel lezzetleri ve<br />
Sambai Hijau’daki soslu tavukları listenize<br />
mutlaka ekleyin.<br />
20 Now & Then 21
& THEN<br />
2023 Yazında Yurt Dışında<br />
Görülmesi Gereken Sanat Etkinlikleri<br />
Sanat dünyası 2023 yılında birçok<br />
uluslararası sergi ve organizasyonla<br />
buluşurken, heyecan verici sanat<br />
etkinlikleri yaz aylarında da hız kesmeden<br />
devam edecek. Önümüzdeki dönemde<br />
dünyanın dört bir yanında seyircisiyle<br />
buluşacak, mutlaka görülmesi gereken<br />
sergiler, etkinlikler ve bienalleri sizler için<br />
derledik.<br />
• Karl Lagerfeld ‘A Line of Beauty’: Yaratıcı<br />
zekâsı ve trendlerin ötesindeki bakış<br />
açısıyla moda dünyasına pek çok yeni<br />
perspektif kazandıran Karl Lagerfeld’in<br />
çalışmalarını mercek altına alan sergi Met<br />
Gala’nın ardından New York’daki Tisch<br />
Gallery’de ziyaretçilerle buluşuyor.<br />
• Londra Bienali 2023: Yeni çıkan trendleri<br />
ve tüm gelenek ve düşünce çizgilerinden<br />
sayısız sanatçıyı, çağdaş sanatın<br />
çerçevesinde buluşturan Londra Bienali,<br />
26-30 Temmuz tarihleri arasında ziyaret<br />
edilebilir.<br />
• Ai Weiwei ‘Making Sense’: Ai Weiwei’nin<br />
tasarıma odaklanan ilk sergisi, bizi değer,<br />
insanlık, sanat ve aktivizm üzerine bir<br />
meditasyona davet ediyor. Daha önce<br />
görülmemiş koleksiyonlarının ve sergi için<br />
yeni siparişlerin yanı sıra, sanatçının en<br />
önemli eserlerinden bazıları da Londra’daki<br />
Design Museum’da gerçekleşecek bu sergide<br />
30 Temmuz tarihine kadar görülebilir.<br />
• Georgia O’Keeffe: 1920’lerin başında<br />
özgür ruhu ve yenilikçi sanat eserleri<br />
ile kadınlar için rol modeli haline gelen<br />
Georgia O’Keeffe’nin kâğıt çalışmalarıyla<br />
tablolarını bir araya getiren New York<br />
MoMA’daki bu sergi, O’Keeffe’nin çalışma<br />
yöntemlerine nadir bir bakış sunuyor.<br />
• Basquiat x Warhol ‘Painting 4 Hands’:<br />
Jean-Michel Basquiat ve Andy Warhol’un<br />
imzasını taşıyan 300’den fazla eseri ve<br />
belgeyi bir araya getiren sergi, 1980’lerin<br />
New York sanat sahnesinin enerjisini<br />
yansıtırken dönemin özgür ruhunu<br />
ortaya koyuyor. Sergi 28 Ağustos tarihine<br />
kadar Paris’teki Fondation Louis Vuitton<br />
müzesinde ziyaret edilebilir.<br />
Cem Sonel’in “Binary”<br />
sergisi Anna Laudel<br />
Düsseldorf’ta!<br />
Dijital tabanlı seri işleri dahil olmak üzere<br />
farklı teknik ve materyalleri bir araya<br />
getirerek varlık ve yokluk çatışmasına<br />
bireysel bir yorum getiren sanatçı Cem<br />
Sonel’in ‘Binary’ adlı kişisel sergisi, Anna<br />
Laudel Düsseldorf’ta sanatseverlerle<br />
buluşuyor. 2022 yılında Anna Laudel<br />
İstanbul’da sergilenen “Bir ve Sıfır İki<br />
Eder” sergisinin devamı niteliğindeki<br />
“Binary”, ismini aldığı ikili kodlama<br />
sistemi gibi, ifade gücünü basitliğinden<br />
alan, birbirlerini var eden ve besleyen<br />
kavramlar üzerine yoğunlaşıyor.<br />
Eserlerinde ileri dönüşüm tekniğine yer<br />
veren Sonel, atık olarak değerlendirilen<br />
veya işlevini yitirmiş dijital ekran, MDF,<br />
LED panel ve pleksi levha gibi materyalleri<br />
sanatının bir parçası haline getiriyor. Cem<br />
Sonel'in eserleri, hiçlik, varlık ve yokluk<br />
arasındaki benzerlikleri analitik bir şekilde<br />
sorgulatmayı hedefliyor; teknoloji, varoluş<br />
ve anlam arasında modern bir bağ kuruyor.<br />
22<br />
Now & Then<br />
23
& THEN<br />
C<br />
M<br />
Y<br />
Meşher, John Craxton’ın<br />
Ülkemizdeki İlk Sergisine<br />
Ev Sahipliği Yapıyor<br />
CM<br />
MY<br />
CY<br />
CMY<br />
K<br />
İstanbul'un disiplinlerarası sanat mekânı<br />
Meşher, Britanyalı ressam John Craxton'ın<br />
Türkiye'deki ilk kişisel sergisine ev sahipliği<br />
yapıyor. 23 Temmuz tarihine kadar ziyaret<br />
edilebilecek olan "John Craxton: Işığın<br />
Peşinde" adlı sergi, Craxton'ın yaşamını ve<br />
eserlerini tanıtmayı hedefliyor.<br />
Sergi Craxton'ın anıtsal duvar halıları,<br />
tablolar, çizimler, baskılar ve kişisel eşyaları<br />
da dahil olmak üzere geniş bir eser seçkisini<br />
sunarken, Amerikalı fotoğrafçı Robert<br />
McCabe ve ressam Nicholas Moore'un<br />
fotoğraflarıyla da zenginleştirilmiş olacak.<br />
Craxton'ın eserlerinde Yunan ve Türk<br />
kültürü, mitoloji ve renklerin güçlü<br />
kullanımı önemli bir yer tutuyor.<br />
24 Now & Then
Derya<br />
Bigalı<br />
Sanat İle<br />
Yoğrulmuş Bıṙ Hayat<br />
Sanatçı bir ailede, sanatın birçok dalı ile iç içe büyümüş Derya Bigalı.<br />
Beklenenin aksine Bilgisayar Mühendisliği okuyup, 10 yıl mesleğini yaptıktan<br />
sonra yıllar önce içine işlemiş sanat sevgisinin izinden ilerlemeyi tercih<br />
etmiş. Bu yıl 30'uncu yılını kutlayan Akbank Sanat'ın direktörlüğünü uzun<br />
yıllardır başarılı bir şekilde icra eden Derya Bigalı ile sayılardan sanata<br />
olan yolculuğunu konuştuk.<br />
Röportaj: İpek Kigan<br />
@ipekkigan_<br />
Fotoğraflar: Uğur Bektaş<br />
26 Derya Bigalı<br />
27
Ressamın imgelediği ile izleyenin<br />
algıladığı farklı da olsa, izleyen<br />
o resmi kendi haritalarından okuyor.<br />
Kavramsal sanat tam da bu aslında.<br />
İpek Kigan:<br />
Derya Bigalı:<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
İ.K.<br />
Sanata olan ilginiz çocukluktan başlamış<br />
sanırım?<br />
Evet, çok küçük yaşlardan beri resim<br />
yapıyordum, evde bulduğum tüm kağıtlara<br />
sürekli resimler çizerdim, hatta dergilerin<br />
kapaklarındaki fotoğrafları kopyalardım,<br />
odamın duvarlarına yapıştırırdım. Annem<br />
de mutlaka enstrüman çalmam gerektiğini<br />
düşündüğü için beni müzik derslerine<br />
götürürdü. Her hafta mutlaka ailece<br />
sezondaki sinema ve tiyatroları izlerdik.<br />
Çocuk yaşlarda başlayan bu ilgi daha sonra<br />
mesleğe dönüştü. Çocuk yaşta sanat<br />
eğitiminin çok önemli olduğunu<br />
düşünüyorum. Bundan dolayı biz de<br />
Akbank Sanat olarak çocuklara yönelik<br />
birçok atölye gerçekleştiriyoruz. Akbank<br />
Çocuk Tiyatrosu da geçen yıl 50’inci yılını<br />
kutladı. Çocukken yapılan her şeyin<br />
mutlaka ileriki yaşlarda etkisi olduğuna<br />
inanıyorum.<br />
Ailenizde ressam Şeref Bigalı gibi önemli<br />
sanatçıların olması sizi nasıl etkiledi?<br />
Mesela resim yapmak veya bir resme<br />
bakmak sizin için ne ifade ediyordu?<br />
Resim yapmak benim için soyut düşüncenin<br />
en iyi temsilcisi. Bir çeşit hayal kurmak ve<br />
onu kâğıda, tuvale dökmek. Resmi hem<br />
yapan hem de izleyen o resim üzerinden bir<br />
hayal kuruyor. Bu hayaller belki de<br />
birbiriyle hiç ilgisi olmayan yönlere gidiyor<br />
ama bence bu o kadar da önemli değil.<br />
Sonuçta ressamın imgelediği ile izleyenin<br />
algıladığı farklı da olsa, izleyen o resmi<br />
kendi haritalarından okuyor. Kavramsal<br />
sanat tam da bu aslında. Sanatçının yaptığı<br />
eserle iletmek istediği fikir veya kavram,<br />
izleyicinin sanat tarihi bilgisine paralel<br />
olarak çok farklı algılanabiliyor.<br />
Artık bir sanat eserinin güzel olma<br />
koşulu yok. İletmek istediği mesaj<br />
estetik güzelliğin çok ötesinde.<br />
Analitik tarafı güçlü, sayıları seven bir<br />
kişinin aynı anda sanatla bu kadar<br />
yakından ilgilenmesi pek karşılaştığımız bir<br />
şey değil. Bilgisayar bölümünü seçmeniz<br />
ailenizin yönlendirmesinin bir sonucu<br />
muydu?<br />
D.B.<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
Benim lisede okuduğum dönemde bilgisayar<br />
mühendisliği en popüler alandı. O dönemde<br />
de sanata ve mimariye ilgiliydim ama biraz<br />
da çevrenin teşvikiyle bilgisayar<br />
mühendisliğini yazdım ve kazandım. Sonra<br />
çok sevdim. 10 yılda (7 yıl Almanya’da<br />
olmak üzere) mesleğimi yaptım. Bilgisayar<br />
mühendisliği analitik düşünmeyi öğretiyor.<br />
Sebep-sonuç ilişkisini, olasılıkları çok iyi<br />
öngörmek lazım. Hayatın her alanında<br />
yararlanılabilecek bir düşünce sistemi. Aynı<br />
zamanda paralel düşünme (multitasking),<br />
risk yönetimi, acil durum planlaması,<br />
datanın kullanımı gibi farklı boyutları da<br />
var. Bugün artık teknoloji hayatımızın her<br />
alanında, sanatta da çok kullanılıyor. Dijital<br />
sanat, NFT, metaverse gibi kavramlar gelişti.<br />
Big data, makine öğrenimi, yapay zekâ ile<br />
birçok sanat eseri üretiliyor. Bu gözle<br />
baktığımızda artık sanat ve teknolojiyi<br />
ayırmamız imkânsız.<br />
Zamanında seramik çalışmaları da<br />
yapmışsınız. Mesela sizce kodlama<br />
yapmakla seramik yapmak arasında bir<br />
benzerlik var mı?<br />
Seramik çalışmak 3 boyutlu planlamayı<br />
gerektiriyor. Bugün artık 3D printerların<br />
yaptığı işler aslında temel olarak 3 boyutlu<br />
planlama ile mümkün. Bizim dönemimizde<br />
robotik çalışmalar yeni başlamıştı, 3<br />
boyutlu bir tasarım yapmak ciddi kod bilgisi<br />
gerektiriyordu ama artık hazır programlar<br />
var ve çok kolay yapılabiliyor. Önemli olan<br />
tasarımda estetik yaratıcılık. Seramik<br />
çalışmak da sanal olarak planladığımız bir<br />
cismi fiziksel olarak hayata geçirmek, bu<br />
bağlamda bakıldığında kod yazma ile<br />
paralellikleri var.<br />
28 Derya Bigalı<br />
29
metaverse kavramı geliştirildi, VR gözlükler<br />
üretildi, amaç üç boyutlu reel hayatı simule<br />
etmekti. Ama pandemi bittikten sonra<br />
metaverse’in popüleritesi de bitti, yine<br />
fiziksel olarak bir araya gelmeye başladık.<br />
Hologramlar üretiliyor, gelecekte çok daha<br />
gerçekçi üç boyutlu dünyalar oluşturulacak<br />
bence. Mekânsızlaşma ve her şeyin dijitalde<br />
olması, alternatif bir sanal dünyada yaşama<br />
fikri henüz çok yaygın kabul görmüş değil.<br />
Ama bu bir süreç, yavaş yavaş bu da<br />
normalleşip kabul görecek bence.<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
Otuz yıla yakındır Akbank Sanat<br />
bünyesindesiniz. Oldukça uzun bir süre.<br />
Bunca zamanda dünyada ve Türkiye’de<br />
sanatla ilgili ne gibi gelişmeler yaşandı?<br />
Evet toplam 26 yıldır Akbank’ın sanat<br />
etkinliklerini yönetiyorum, 20 yıla yakındır<br />
da Akbank Sanat’ın Direktörüyüm. Bu süre<br />
içinde dünyada ve Türkiye’de birçok<br />
gelişmeler oldu tabii. Eskiden genç<br />
sanatçılara çok imkanlar sağlanmazdı,<br />
şimdi bu çok daha fazla. Dijitalleşme ve<br />
sosyal medya da sanatın lokalden globale<br />
geçmesini sağladı. Artık genç bir sanatçı<br />
kendi Instagram hesabı ya da web sitesi<br />
üzerinden kendini kolaylıkla dünyaya<br />
tanıtabiliyor. Sanatın daha<br />
demokratikleştiğini düşünüyorum. Gençler<br />
kolaylıkla dünyanın her yerine gidip ‘artist<br />
residancy’ programlarından<br />
faydalanabiliyorlar. Daha çok ortak projeler<br />
görüyoruz. Farklı disiplinlerden gelen<br />
sanatçılar ortak projeler üretiyor. Sanatta<br />
sınırların kalkması sevindirici.<br />
Her şeyin hızla dijitalleşmeye başladığı bu<br />
dönemde sizce sanat gösterilerini,<br />
konserleri gelecekte nasıl dinliyor,<br />
seyrediyor olacağız? Sanat alanında<br />
beklediğiniz en radikal değişim ne olabilir?<br />
Aslında pandemide küçük bir demo yaşadık.<br />
Evlerimizden sanat eserlerine ulaştık,<br />
sanatçılar da atölyelerinden bağlanarak<br />
konserler yaptılar. Gerçeklik etkisini<br />
arttırmak için iki boyutlu ekranlara ek<br />
En radikal değişim yapay zekâ ile<br />
olacak bence. Makinelerin sanat<br />
eseri üretimi gelecekte çok daha<br />
ileri aşamalara gelecek.<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
Bir seminer dinlemiştim. Orada demişlerdi<br />
ki şu anda ortaokul – lise çağındaki<br />
çocukların %70 den fazlasının gelecekte<br />
sahip olacakları mesleklerin henüz ismi bile<br />
yok! Bugün henüz bilemediğimiz<br />
mesleklere sahip olacaklar. Bu sizce sanat<br />
için de geçerli mi? Yani 10-15 yıl sonra<br />
sanat alanında bambaşka disiplinler<br />
oluşabilir mi?<br />
Bence bu oluşmaya başladı bile. Dijital<br />
sanat üreten birçok sanatçı grafik tasarım<br />
ve teknoloji eğitiminin üzerine sanat<br />
eğitimi almış oluyor. Artık tek bir alanda<br />
eğitim almak yetmiyor. Farklı disiplinleri<br />
buluşturmak gerekiyor. Girişimcilik<br />
projelerinde çok farklı alanları bir araya<br />
getiren iş projelerinin üretildiğini<br />
görüyoruz. Sanat da en yaratıcı ve öncü<br />
alanlardan biri olduğu için başta sinema<br />
sektörü olmak üzere birçok sanat alanında<br />
şu anda hayal edemeyeceğimiz birçok<br />
yeniliğe şahit olacağız.<br />
Bu yıl Akbank Sanat’ın 30’uncu yılı.<br />
Bugüne kadar Akbank Sanat’ın<br />
gerçekleştirdiklerini nasıl özetlersiniz?<br />
Çağdaş sanat alanında öncüyüz. Otuz yıl<br />
önce çağdaş sanat alanında çalışmalar<br />
yapan sanat kurumu yoktu. Şimdi birçok<br />
kurum ve sanat merkezi var. Otuz yılda<br />
sergilerden konserlere, seminerlerden<br />
atölyelere; dans, caz festivali, kısa film<br />
İ.K.<br />
festivali, çocuk tiyatrosu gibi birçok farklı<br />
disiplinde sanat etkinlikleri gerçekleştirdik.<br />
Çocuk tiyatrosu 51, caz festivali 33, kısa<br />
film festivali 19, günümüz sanatçıları<br />
sergimiz 41 yaşına giriyor bu sene. Her bir<br />
alan da kendi başına çok değerli ve büyük<br />
emeklerle bu kadar yıldır devam ediyor.<br />
Yılda 700’ün üzerinde etkinlik<br />
gerçekleştiriyoruz. Özellikle genç sanatçıları<br />
desteklemek bizim en önem verdiğimiz<br />
konu. Sadece İstanbul değil Anadolu’da<br />
birçok üniversitede etkinliklerle gençlerin<br />
gelişimine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Beni<br />
en çok etkileyen ilk defa Akbank Sanat’ın<br />
bir etkinliğinde yer alan genç bir sanatçının<br />
daha sonra uluslararası bir sanatçıya<br />
dönüşümünü takip etmek, çorbada biraz<br />
tuzumuz varsa bunun gururunu yaşamak.<br />
Çocukluğunuzu renklerle ifade etmenizi<br />
istesem hangi renk olurdu? Neden?<br />
D.B.<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
Sanırım gökkuşağı gibi rengarenk olurdu.<br />
Ben çok şanslı bir çocukluk geçirdim. 15<br />
yaşıma geldiğimde Türkiye’nin tamamını<br />
gezmiştim. Sanat alanında da çok ilgili bir<br />
ailem vardı, yaratıcılığın teşvik edildiği,<br />
herkesin tüm düşüncelerini paylaştığı çok<br />
güzel bir ortamda büyüdüm.<br />
Müziği ve elbette cazı çok sevdiğinizi<br />
biliyorum. En sevdiğiniz sanatçıları seçin<br />
desem nasıl bir liste çıkar ortaya?<br />
Bazı sanatçılar zamansız benim için.<br />
Rothko, Egon Schiele, Anselm Kiefer, Yves<br />
Klein, Joseph Beuys ilk aklıma gelen isimler.<br />
Müzik benim için ruh halime göre değişen<br />
bir şey. Sabahları genelde klasik müzik<br />
dinlerim. Bach süitleri gibi daha dingin<br />
parçaları seçerim. Philip Glass, Michael<br />
Nyman gibi minimalist müzisyenleri yoğun<br />
bir şey yaparken dinlemek daha net<br />
30 Derya Bigalı 31
C<br />
M<br />
düşünmemi sağlıyor. Caz zaten olmazsa<br />
olmaz, benim tutkum. Keith Jarrett, Brad<br />
Meldau, John Surman, Gonzalo Rubalcaba,<br />
Charles Lyloyd, Stephan Micus yine ilk<br />
aklıma gelen isimler, kuzey cazını da<br />
yakından takip ediyorum. Avrupa’da çok<br />
genç iyi sanatçılar var şu anda, biz de<br />
festivalimize yeni keşifleri getirmeye<br />
çalışıyoruz.<br />
İ.K.<br />
yaptığımız inziva çalışmaları ise çok keyifli<br />
ve öğreticiydi aynı zamanda. Grup içi<br />
paylaşım ve sinerjiyi oluşturmak, iş<br />
hayatında da çok işe yarayan eğitimler.<br />
Hobilerinizden biri yelken yapmakmış.<br />
Yaşamınızın bir yerinde gerçekleştirmek<br />
üzere yelken ile ilgili kurduğunuz<br />
hayalleriniz var mı?<br />
Y<br />
CM<br />
MY<br />
CY<br />
CMY<br />
K<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
Sizinle 6 ay birlikte Yin Yoga Eğitmenlik<br />
Eğitimi almıştık. İkimizin de amacı Yin<br />
Eğitmeni olmak değildi. Siz ne düşünerek,<br />
hangi faydayı gözeterek bu eğitime<br />
katılmıştınız? Bu sürecin size katkıları nasıl<br />
oldu?<br />
Ben hareketli sporları çok seven biri değilim,<br />
belki de günlük hayatımda zaten çok<br />
hareketli olduğum için es verebildiğim hem<br />
zihinsel hem de fiziksel durabildiğim anlar<br />
çok daha kıymetli oluyor. Yin Yoga bu<br />
anlamda çok iyi. Durmayı becerebilmeyi,<br />
kasları esnetebilmeyi ve gerçekten anda<br />
kalabilmeyi gerektiriyor. Hem çok kolay<br />
hem de çok zor aslında. Kendi limitlerini<br />
fark etmek ve bunu her seferinde biraz<br />
daha ileriye götürmek, dün yapamadığını<br />
bugün yapabildiğini görmek, sabrı sınamak<br />
gibi birçok alt başlığı var. Doğanın içinde<br />
D.B.<br />
İ.K.<br />
D.B.<br />
Yelken benim için en mutluluk veren ortam.<br />
Kaptan arkadaşlarım sayesinde dünyanın<br />
birçok yerine yelken yapma fırsatım oldu.<br />
Deniz üstünde olmak beni en dinlendiren<br />
şey, başka hiçbir tatil yelkenin yerini<br />
tutmuyor. İleride uzun yelken seyahatleri<br />
yapmayı hayal ediyorum, umarım<br />
gerçekleşir.<br />
En çok ne yaparken uçsuz bucaksız bir<br />
özgürlüğün içinde gibi hissedersiniz?<br />
Doğanın içinde olmak beni çok mutlu<br />
ediyor. Yirmi yıl önce Machael’de trekking<br />
yapmıştım, kendimi çok özgür hissetmiştim.<br />
Doğada yapılan tüm sporlar ve etkinlikler<br />
uçsuz bucaksız hissettiriyor. Mümkün<br />
olduğu kadar bu fırsatları değerlendirmeye<br />
çalışıyorum.<br />
32 Derya Bigalı
34 Sıra Dışı 3 Şehir<br />
Yazı: Bahar Akıncı / Gazeteci-Yazar<br />
bhrakinci@gmail.com<br />
İklimin değişmesi, cemrelerin düşmesi, güneşin<br />
ısısını hissettirmesiyle birlikte, gezgin ruhlara<br />
yine yollar göründü. Bu sayıda, yaz günlerini<br />
keyifle değerlendirebileceğiniz sıra dışı<br />
yolculuklarla ulaşılan 3 şehri, <strong>Hillsider</strong> okurları<br />
için kaleme aldım.<br />
1<br />
Sofya Ekspresi Türkiye’nin<br />
Avrupa’ya açılan tren<br />
hattı. İstanbul’daki Halkalı<br />
Garı‘ndan her gün 20.45‘te<br />
kalkıyor ve 10 duraktan<br />
yolcu alıp indirerek ertesi<br />
sabah 09.30 gibi Sofya merkez istasyona<br />
varıyor. Dönüş treni ise yine Sofya’dan<br />
19.30‘da kalkıyor ve sabah 06.49’da<br />
Halkalı’ya varıyor. Eskiden bu tren Bükreş’e<br />
kadar gidiyordu ve ismi Bosfor Ekspresi idi<br />
ancak talep az olunca Sofya-Bükreş hattı<br />
kaldırıldı ve bu yolculuk İstanbul-Sofya<br />
35<br />
Ekspresi ismini aldı. Halkalı’dan başlayan<br />
yolculuk yaklaşık 11 saat sürüyor.<br />
İstanbul-Sofya Ekspresi’nde 2 tip bilet<br />
bulunuyor; kuşetli ve yataklı. 6 ve 4 kişilik<br />
kuşetli kabinlerde, koltuklar açılarak ranza<br />
şeklinde yataklara dönüşüyor. Aile ya da<br />
arkadaş grupları için ideal ama yine de<br />
6 kişilik kabinlerin konforlu olduğunu<br />
söylemek zor o nedenle çok daha konforlu<br />
olan 4 kişilik kuşetli kabin ya da 2 kişilik<br />
yataklı kabinleri tercih edebilirsiniz.
anıt ise Meçhul Asker Anıtı. Anıt,<br />
Bulgaristan’ın Ulusal Kurtuluşu, birleşmesi<br />
ve savunulmasında hayatından olan bütün<br />
bilinen ve bilinmeyen Bulgar askerlerine<br />
ithafen yapılmış.<br />
Vitoşa Bulvarı’nda<br />
alışveriş keyfi<br />
Sofya’nın kalbi olan Vitoşa Bulvarı<br />
lüks mağazalar, şık kafeler ve dünya<br />
mutfaklarından lezzetler sunan<br />
restoranların bulunduğu, Sofya’nın ana<br />
alışveriş caddesi. Trafiğe kapalı işlek<br />
caddenin ana bölümünü, St. Nedelya<br />
Kilisesi’nden Ulusal Kültür Sarayı’na kadar<br />
olan kısım oluşturuyor. Patrik Eftemii<br />
Bulvarı’ndan, Hilton Oteli’ne kadar uzanan<br />
bulvarda ayrıca mimari açıdan oldukça<br />
güzel olan ve ziyaret edebileceğiniz Sofya<br />
Adalet Sarayı ve Sveta Nedelya Ortodoks<br />
Kilisesi de görülebilir.<br />
Slaveykov Meydan’ındaki<br />
kitap pazarı ve bit pazarları<br />
Vitoşa Bulvarı’na yakın bulunan Slaveykov<br />
Meydanı, şehrin en hareketli ve renkli<br />
meydanlarından. Burası aynı zamanda<br />
Graf Ignatiev boyunca bir açık hava kitap<br />
pazarı. Şehirdeki, en güzel bit pazarları ve<br />
sokak pazarları ise: Zhenski Pazar Women's<br />
Market, Central Market Hall (Tsentralni<br />
Hali)<br />
Güne ‘baniçka’ ile başlayın<br />
Sofya’daki merkez tren istasyonu eski<br />
şehrin kalbine yürüyerek 20 dakika<br />
mesafede yer alıyor.<br />
Sırtınızı terminale verip sola doğru<br />
Küçük ve şirin bir şehir<br />
olan Sofya’yı yazın<br />
başlarında yürüyerek gezmek<br />
hem rahat hem keyifli.<br />
yürüdüğünüzde yol sizi Aziz Paraskeva<br />
Kilisesi, eski çarşı ve Sofya Operası<br />
önünden geçirerek Sveti Aleksandar<br />
Nevski Meydanı’ndaki Aleksander Nevski<br />
Katedrali’ne çıkaracak. 1882 ve 1912 yılları<br />
arasında inşa edilen bu büyüleyici katedral,<br />
dünyanın en büyük Ortodoks kiliselerinden<br />
biri! Hatta, Belgrad’da bulunan Aziz<br />
Sava Katedrali’nden sonra Balkanlar’da<br />
bulunan en büyük katedral olma özelliğine<br />
de sahip. Katedralin yer aldığı meydanda,<br />
Central Sofia Oteli’nin yanında yer alan<br />
Furna, baniçka (banitsa) böreği satın alarak<br />
yanında taze ayran ile güne başlamak için<br />
güzel bir adres.<br />
Azize Sofya Kilisesi ve Meçhul<br />
Asker Anıtı<br />
Sofya şehrinin ismini aldığı kilise. İlk<br />
bakışta kırmızı tuğlaları göze çarpan<br />
binanın tarihi, Bizans dönemine kadar<br />
uzanıyor. Osmanlı döneminde cami olarak<br />
kullanılan kiliseyi ziyaret ettiğinizde hâlâ<br />
ayakta kalan antik kilisenin kalıntılarını<br />
ve 1500 yıllık mezarları da görebilirsiniz.<br />
Kilisenin hemen yanı başında yer alan<br />
Sofya’da en çok ilgi çeken<br />
4 müze<br />
Balkanların en büyük tarih müzesi olan<br />
Ulusal Tarih Müzesi 650 binden fazla<br />
belgeye ev sahipliği yapıyor. Eski Kraliyet<br />
Sarayı içinde yer alan Ulusal Sanat Galerisi<br />
hem mimarisi hem de koleksiyonuyla<br />
görülmeye değer. 19.yüzyıl itibari ile<br />
modern ve çağdaş sanat eserlerinden<br />
oluşan koleksiyonu, heykel ve resimlerden<br />
oluşuyor. 15’inci yüzyılda inşa edilen<br />
sarmaşıklarla kaplı Büyük Camii’nin<br />
içerisinde yer alan Sofya Arkeoloji Müzesi,<br />
Batı Trakya İmparatorluğu, Yunan ve<br />
Roma dönemlerine ait sanat eserlerini, obje<br />
ve tarihi kalıntıları barındıran ilgi çekici<br />
bir müze. Ulusal Doğa Tarih Müzesi ise<br />
ülkenin en eski ve en zengin koleksiyona<br />
sahip müzelerinden. 1889’dan beri açık<br />
olan müze, Prens Ferdinand’ın kuş,<br />
memeli ve kelebeklerden oluşan kişisel<br />
koleksiyonunu sergiliyor.<br />
Ürdün’ün göz bebeği<br />
Petra, motorlu taşıtla<br />
girilmeyen, pembe<br />
kayalara oyulmuş,<br />
yaklaşık 8 kilometrelik<br />
bir kanyondan oluşan,<br />
toplam alanı 60<br />
kilometreyi bulan, dünyada eşi benzeri<br />
olmayan bir kayıp krallık başkenti.<br />
Dünyanın yeni 7 harikasından biri kabul<br />
ediliyor. Petra, Antik Yunan’dan beri ‘sert<br />
kaya’ anlamında kullanılan bir kelime.<br />
Bölgeyi oluşturan bu kayalar yüksek<br />
miktarda demir oksit içerdiği için, güneş<br />
ışınlarının da etkisiyle pembenin ve<br />
kırmızının birçok tonunu yansıtıyorlar. Bu<br />
ışık oyunları sebebiyle ‘Gül Şehri’ adıyla<br />
da anılan Petra’da dev kaya bloklarının<br />
ustalıkla oyularak tapınağa, tiyatroya, kral<br />
mezarlarına dönüşmüş halini izlemek<br />
olağanüstü bir duygu.<br />
Petra’da sizi neler bekliyor?<br />
Petra’ya vardığınızda biletinizi alırken size<br />
verilen haritayı kaybetmeyin. Bu harita,<br />
yürüme mesafeleri, süreler ve zorluklarla<br />
birlikte önemli yerleri ve patikaları<br />
gösteriyor. Haritanın arkası ise Petra’nın<br />
tarihini özetliyor ve fotoğrafları ile birlikte<br />
önemli eserlerin açıklamasını içeriyor.<br />
National Geography diyor ki; ¨Petra'yı<br />
günübirlik bir geziye indirgemek yaygın<br />
bir hatadır. Petra'nın Manhattan'ın dört<br />
katı büyüklüğünde, yaklaşık 60 kilometre<br />
karelik bir alana yayıldığını unutmayın.¨<br />
Bu durumda, Petra kanyonuna adım<br />
attığınız andan itibaren, 4 kilometrelik<br />
anayolu yürümek ve yine yürüyerek geri<br />
dönmek ya da ‘surma veya kohl’ çekilmiş<br />
gözleriyle Bedevilerin kullandığı eşekler,<br />
develer ve at arabaları ile seyahat süresini<br />
hızlandırmak sizin kararınız. 200 metre<br />
yüksekliğindeki kayalıkların arasında kalan,<br />
36 Sıra Dışı 3 Şehir<br />
37
zaman zaman 2 metreye kadar daralan<br />
bir kanyondan bahsediyorum. Kanyonda<br />
ilerlerken tarihi çizimler, mezarlar ve<br />
şehre su taşıyan boruların kalıntılarını<br />
göreceksiniz. Yüremeye devam edince<br />
kumtaşı kayalıkların yontularak freskler<br />
ve sütunlarla süslenmesiyle yapılmış El-<br />
Khazneh, yani ‘hazine’ çıkacak karşınıza.<br />
El-Khazneh’i ‘Indiana Jones’ filminde<br />
görmüş olmalısınız. Nabatî Krallığı’nın<br />
hem kral mezarı hem de gizli kasasıymış<br />
hazine binası. Sonrasındaysa korsanların<br />
hazinelerini saklamak için kullandıkları<br />
söyleniyor. Yüksekliği 40 metre civarındaki<br />
yapının üzerinde mitolojiden tanrı ve<br />
tanrıçalar betimlenmiş. Bu gizemli etkiyi<br />
biraz da kayalıkların arasından kıvrıla<br />
kıvrıla ulaşılan yoluyla yaratıyor. Petra’ya<br />
girmek için günlük 50 Ürdün Dinarı (71<br />
Dolar) ödeme yapmanız gerekiyor.<br />
Petra'nın Yeni Müzesi<br />
1 Mart 2014'te PDTRA (Petra Kalkınma ve<br />
Turizm Ajansı) ile JICA (Japon Uluslararası<br />
İşbirliği Ajansı), Nabatî Krallığı’nın<br />
başkenti Petra'nın eserlerini sergilemek<br />
için ziyaretçi merkezinin yakınında yeni<br />
bir modern müze kurmak için bir anlaşma<br />
imzaladı. Wadi Musa Köyü’nde yer alan ve<br />
2019 yılında açılan bu müzeyi de ziyaret<br />
etmeyi de unutmayın. www.petramuseum.jo<br />
¨Petra by Night¨<br />
Bu aktiviteye verilen isim tam olarak<br />
bu. 5-6 yıl öncesine dek haftada 1 kez,<br />
sadece Perşembe günleri saat 20.00 - 22.00<br />
arası yapılan, Gül Şehri’nin tabanına<br />
yerleştirilmiş 1500’e yakın mumum<br />
arasına oturan insanların dilek dilemesi ile<br />
gerçekleşen ritüel, pandemi sonrası yoğun<br />
talep sonucu haftanın 3 gününe çıkarılmış.<br />
Petra by Night, her hafta pazartesi,<br />
çarşamba ve perşembe günleri saat 20.30'da<br />
başlıyor ve saat 22.30'da lisanslı rehberlerin<br />
sizi ziyaretçi merkezine geri götürmesi<br />
ile son buluyor. Bilet ücreti yaklaşık 24<br />
Dolar. 10 yaşından küçük çocuklar ücretsiz<br />
olarak kabul ediliyor ve biletler ziyaretçi<br />
merkezi mağazalarından, Petra'daki<br />
yerel tur acentelerinden veya otelinizin<br />
resepsiyonundan satın alınabiliyor.<br />
Dans eden barok<br />
melekler, rengarenk<br />
dükkanlar, asırlık<br />
pastaneler, saraylar,<br />
müzeler ve eski moda<br />
İtalyan ihtişamıyla<br />
bezeli otelleriyle Lecce, aynı zamanda<br />
tüm dünya sinemacıları için doğal bir<br />
film platosu. Geceleri altın rengi ışıklarla<br />
yıkanan şehir, çizmenin topuğunda yer<br />
alan Puglia yarımadasındaki Salento<br />
bölgesinin başkenti. Güzel sahil kasabaları<br />
ve romantik şehirleri ile ünlü İtalya için<br />
Rönesans döneminde Floransa ne anlama<br />
geliyorsa, benzersiz barok mimarisiyle<br />
öne çıkan Lecce de o anlama geliyor. Yani<br />
sanat, tasarım, estetik ve yüksek bir zevkle<br />
biçimlenmiş şehir mimarisi.<br />
38 Sıra Dışı 3 Şehir 39
Lecce’de geçen<br />
filmler<br />
Öğlen / Dünyaca ünlü<br />
Basilica di Santa Croce<br />
2.Gün Sabah / Barok eserlerle<br />
dolu caddeler<br />
Akşam / Alışveriş ve<br />
yerel lezzetler<br />
Lecce denilince tabii ki ilk aklımıza gelen,<br />
Ferzan Özpetek imzalı, 2010 yapımı<br />
muhteşem film Mina Vaganti (Serseri<br />
Mayınlar) filmi. 2014 yapımı Allacciate<br />
le Cinture (Kemerlerinizi Bağlayın) yine<br />
bu güzel şehirde geçiyor ve yine Ferzan<br />
Özpetek eseri. Cristina Comencini imzalı<br />
Latin Lover, 2015’te Lecce’de çekilmiş tatlı<br />
bir komedi. 2014 yapımı Last Summer da<br />
mutlaka gitmeden izlemeniz gereken Lecce<br />
filmleri arasında. 2010’da çekilen Primo<br />
Incarico da seveceğiniz yapımlardan biri.<br />
Lecce’de 48 saat<br />
1.Gün Sabah / Tarih ve<br />
bademli latte<br />
Öncelikle mutlaka bir bisiklet edinin ve<br />
şehri bisikletle keşfedin. İlk gününüze,<br />
Piazza Sant'Oronzo meydanındaki<br />
Antik Roma döneminden kalma kemerli<br />
amfi tiyatroyu gezerek başlayabilirsiniz.<br />
Lecce'nin en önemli tarihi meydanında<br />
yer alan Roma tiyatrosunun alanı 19’uncu<br />
yüzyılda dükkanlar tarafından gizlense<br />
de 1950’lerde yapılan arkeolojik kazıların<br />
ardından, yeniden gün ışığına çıkarılmış.<br />
1656'dan itibaren tüm Napoli krallığını<br />
vuran korkunç veba salgınından sonra<br />
Lecce'nin koruyucu azizi St. Oronzo'ya<br />
ithaf edilen ünlü heykel de bu meydanda.<br />
Aynı meydanda yer alan, Caffè Alvino,<br />
1886 yılında açılmış ve geniş terasıyla adeta<br />
tüm şehrin buluşma noktası haline gelmiş.<br />
Bahçede yer bulursanız şanslısınız, arkanıza<br />
yaslanın ve smokinli garsonlardan birine,<br />
¨caffè in ghiaccio con latte di mandorla¨<br />
(buzlu ve badem sütlü espresso) sipariş<br />
edin. Tam karşınızda, anfi tiyatronun<br />
yanında yer alan 16. yüzyılın sonlarında<br />
inşa edilmiş eski belediye sarayı Plazzo del<br />
Seggio’yu izlemek de son derece hayranlık<br />
verici.<br />
Piazza Sant'Oronzo'nun hemen<br />
kuzeyindeki Via Umberto, dış cephesi<br />
yüzlerce ince ayrıntılı forma sahip Basilica<br />
di Santa Croce’ye ev sahipliği yapıyor.<br />
Dönemin en önemli mimarları Gabriele<br />
Bazilikanın inşaatı<br />
1549'da başlamış ve 1699’da<br />
tamamlandığında, yapımı<br />
100 yıldan uzun süren bir<br />
dünya mirası haline gelmiş.<br />
Riccardi, Francesco Antonio Zimbalo ve<br />
Cesare Penna imzasını taşıyan bazilikanın<br />
hemen yanında ise asansörle çıkılabilen ve<br />
harika bir Lecce manzarası vadeden kulesi<br />
bulunuyor. Lecce Yahudi Müzesi de yine<br />
aynı meydanda. Meydanı şehrin kuzeyine<br />
doğru geçtiğinizde, küçük ama görkemli<br />
Palazzo Loffredo Adorno (Adorno Sarayı)<br />
gezebileceğiniz duraklar arasında yer alıyor.<br />
Akşam / Trotoria’lar ve<br />
özgün pizzacılar<br />
Gece yarısını geçen saatlere kadar eski<br />
Lecce’nin sokakları cıvıl cıvıl. Bu saatler<br />
hem gezginler hem de Puglialılar için yemek<br />
ve eğlence vakti. Minik Regina Maria<br />
meydanındaki Trattoria di Nonna Tetti,<br />
fava, hindiba, özel soslu taze makarnalar,<br />
ekmek kadayıfını andıran tatlılar ya da<br />
tiramisuyla özgün bir Apuglia mutfağı<br />
sunuyor. Viale Porta d’Europa caddesinde<br />
yer alan ¨400 Gradi Lecce¨ (400 Derece<br />
Lecce), odun ateşinde pişmiş harika<br />
pizzalar sunuyor.<br />
Bu barok şehirde, elbette ikinci günün ilk<br />
adresi; tarihi hazine Via Libertini. Eski<br />
şehre ihtişamlı Güneybatı kapısından<br />
(Porta Rudiae) giriş yaptığınızda adımınızı<br />
atacağınız bu yürüyüş caddesi, melek<br />
heykelleri ile ünlü 18. yüzyıldan kalma<br />
Basilica di San Giovanni Battista'ya ev<br />
sahipliği yapıyor. Yine bu caddedeki, 17.<br />
yüzyıldan kalma Chiesa di Santa Teresa<br />
ise hayran bırakan bir neo-klasik cepheye<br />
ve Salome tabloları ile donatılmış bir iç<br />
mekâna sahip. Yol boyu ilerlediğinizde<br />
varacağınız Doumo Meydanı’ndaki Lecce<br />
Katedrali’nin vitraylarına paha biçilemiyor<br />
ve Çan Kulesi 68 metre yüksekliğinde.<br />
Meydanın hemen arkasındaki sokakta<br />
yer alan Palazzo Vernazza, Rönesans<br />
döneminin mimarisini sunan önemli<br />
eserlerden biri ve müze haline getirilmiş.<br />
www.palazzovernazza.it – Doumo<br />
Meydanı’nda keyifli bir öğle yemeği içinse<br />
Doppiozero isimli şarküteri & restoranı<br />
tavsiye ederim. Uzun, paylaşımlı İtalyan<br />
masalarından daima kahkahalar yükselir ve<br />
kurutulmuş etler, taze peynirler ve Güney<br />
İtalyan şarapları masalar arasında gelip<br />
gider. İki kişilik öğle yemeği 30-40 Euro<br />
civarı.<br />
Öğleden sonra / Sahil<br />
kesimleri<br />
Güney İtalya, Kuzey’den çok daha fazla<br />
siesta yapar ama hayatı çok daha iyi<br />
yaşar. Öğleden sonra 14.00'den 17.00'ye<br />
kadar dükkanlar kapanır, meydanlar<br />
boşalır ve büyük bir sakinlik başlar. Siz<br />
de bu boşluktan istifade Lecce’nin sahil<br />
kesimlerini görebilirsiniz. Şehrin Adriyatik<br />
Denizi’ne 20 km. uzunlukta kıyısı<br />
bulunduğu göz önünde bulundurulursa<br />
şehre bağlı olan Frigole, San Cataldo, Torre<br />
Chianca, Torre Rinalda, Torre Sant’Andrea<br />
gibi kasaba ve plajları gezmenizi öneririm.<br />
Saat 18.00 civarı, ayak sesleri Lecce<br />
sokaklarına geri döndüğünde, şehirde<br />
alışveriş zamanı da başlamış olur. Yerel<br />
ürünler için butikler, Piazza del Duomo'yu<br />
kesen ara sokaklarda sıra sıra dizili.<br />
Mor keten bornozlardan beyaz keten<br />
gömleklere, el yapımı İtalyan deri laptop<br />
çantalarından deri eldivenlere tüm ürünler<br />
ise Cartoleria Pantheon Lecce hanında<br />
bekliyor. Yemek kitapları, rehber kitaplar,<br />
yerel biralar, yöresel şaraplar ve zeytinyağı<br />
bazlı güzellik ürünlerinden oluşan ürünler<br />
satan Gustoliberrima mağazası da alışveriş<br />
listenizde olsun. Şehirdeki ikinci akşam<br />
için yerel lokanta önerim; minik Riccardi<br />
Meydanı’ndaki Atenze. Geleneksel Puglia<br />
mutfağını, ödüllü şef Ivan Bruno’nun<br />
modern dokunuşları ile sunan Atenze,<br />
tarihi Patria Palace’ın terasında yer alıyor.<br />
Rezervasyon yaptırmakta fayda var.<br />
www.patriapalace.com/ristorante<br />
40 Sıra Dışı 3 Şehir<br />
41
Teslimiyeti ve güveni öğrendiğiniz<br />
yer. Bedeninizi suya bırakarak<br />
teslimiyeti öğrenirsiniz. Suyun<br />
kaldırma gücüne izin vererek<br />
de güveni… Bedeninizde ve<br />
ruhunuzda biriken tüm kayıtları<br />
su ile sıfırlayarak yeniden<br />
doğabilirsiniz. Su korkusu olan<br />
veya yüzme bilmeyenler de<br />
deneyimleyebilir.”<br />
Yola kendini iyileştirmek için çıkan ve<br />
bu yolculuğa reiki, şamanik uygulamalar,<br />
şifacılık öğretileriyle başkalarını<br />
da iyileştirerek devam eden Orhan<br />
Babaoğlu/@orhanbabaoglu_ nun su<br />
terapisi hikayesi ise bir sene önce başlıyor.<br />
Aldığı seans sırasında yaşadığı farkındalık,<br />
Orhan’ı bu alanda eğitim almaya<br />
yönlendiriyor. Bir seneden beri su terapisi<br />
yapan Orhan, terapi aracılığıyla insanların<br />
zihinsel, duygusal, ruhsal yüklerinden<br />
özgürleşebileceğini aktarıyor.<br />
Orhan Babaoğlu<br />
“Su terapisi benim için doğanın<br />
Yazı: Merve Ateş<br />
@yildizmerveates<br />
Maviye aşık bir kadın<br />
olarak, size maviyle<br />
ilgili söyleyebileceğim<br />
çok şey var. Birçok<br />
şair gibi; ben de<br />
mavinin sadece bir<br />
renk olmadığına inanıyorum. Gökyüzünün,<br />
sonsuzluğun, sınırsızlığın, eşsizliğin,<br />
yeniden doğuşun, umudun… Esasen hayata<br />
dair tüm temel şeylerin karşılığıdır benim<br />
için mavi. Şair Turgut Uyar’ın da dediği<br />
üzere, dünya benim için de “mavi” kadar.<br />
Dünyam bir o kadar mavi…<br />
Adına ister kader deyin isterse tesadüf,<br />
evrenin isteklerimiz doğrultusunda bize<br />
sunduğu yollar olduğunu düşünüyorum.<br />
Tıpkı maviye atfettiğim tüm bu anlamların<br />
suda yeniden hayat bulduğu bir yol gibi.<br />
Şifaya, ümide, yenilenmeye herkes gibi<br />
Pınar Arıkaya<br />
ihtiyaç duyduğum bu dönemde su terapisti<br />
Figen Şahin /@figensahinofficial ile<br />
tanışmam sonucunda suyun maviliğinde,<br />
mavinin şifasında yeniden doğmam gibi…<br />
Peki Merve, nedir bu su terapisi derseniz…<br />
Su terapisi; bir uzman eşliğinde suda<br />
gerçekleştirilen bir terapi yöntemi. Suyun<br />
iyileştirici gücünden yola çıkarak kişinin<br />
“bedensel, ruhsal ve zihinsel “olarak<br />
şifalanmasını sağlıyor. Terapist eşliğinde<br />
su yüzeyinde ve suyun altında kişiye özel<br />
belirlenen masaj, somatik hareketler,<br />
esneme hareketleri ve meditatif teknikler<br />
uygulanıyor. Bu uygulamalarla kişinin<br />
bedeninde taşıdığı enerji tıkanıklarının<br />
açılması ve anne karnından beri taşıdığı<br />
blokajlardan arınması sağlanıyor. Terapi<br />
sıklığı kişinin durumuna göre değişiklik<br />
gösterse de ilk terapiden itibaren önemli<br />
ölçüde iyileşme görülüyor.<br />
Yazması zor, yaşaması oldukça şifalandırıcı<br />
olan bu deneyimde bana eşlik eden<br />
Figen su terapisiyle bir inziva sırasında<br />
tanışmış. Yazarlık, yoga eğitmenliği gibi<br />
pek çok işi başarıyla yapan Figen; son<br />
bir buçuk yıldır su terapisini uyguluyor.<br />
Seanslar sırasında kişinin ihtiyacına göre<br />
topraklama, enerji çalışması, taş boyama,<br />
yazma gibi çalışmalar da gerçekleştiriyor.<br />
Aynı zamanda Türkiye’deki tek rebozo şalı<br />
uygulayıcısı olan Figen, rebozo doğum şalını<br />
da kullanarak kişiyi anne karnındaki ana<br />
götürüyor.<br />
“Su terapisi; insanın ikinci<br />
kez doğumu. ‘Bu hayata keşke<br />
yeniden başlasam’ dediğin yer.<br />
Bedenindeki enerji blokajları,<br />
çakralar, sinir sistemi, solunum<br />
sistemi, hormonlar, fasya hattı,<br />
ruh kası olarak da bilinen<br />
psoas kasında birikmiş tüm<br />
deneyimlerden özgürleşme alanı.<br />
sihirli yanının ta kendisi. Her şifa<br />
aracında ve kendini yetiştirmiş<br />
her şifacının aracılığında olduğu<br />
gibi su terapisi, insanın o hep<br />
bahsettiğimiz kendini iyileştirme<br />
arzusunu gerçekleştirmek<br />
için omzuna yaslanabileceği<br />
güçlü bir destek diyebiliriz. Su<br />
terapisi esnasında uyguladığımız<br />
önemli teknikler olsa da asıl<br />
önemsediğimiz şey kişinin<br />
meditatif halde, güven ve<br />
teslimiyet duygusu içerisinde<br />
kendisini suya açmasını sağlamak<br />
oluyor. Su, kendi içerisinde çok<br />
güçlü bir etkiye sahip olduğu<br />
için ondan daha fazla fayda<br />
sağlayabilmesi adına şifaya aracı<br />
olarak danışana eşlik ediyoruz.<br />
44 Su Terapisi<br />
45
Damla Köleoğlu<br />
ise Antalya ve Isparta’da uygulamalara<br />
başlıyor.<br />
“Su elementinin bilgeliğinde<br />
yapılan bu yolculuk ruhumuzda,<br />
bilinçaltımızda ve bedenimizde<br />
çok daha derin katmanlara<br />
ulaşmamızı sağlar. Dışarıdan<br />
bakıldığında masaj hareketlerine<br />
benzeyen küçük dokunuşlar ve<br />
devamında çok kısa aralıklarla<br />
suyun altına doğru yapılan<br />
küçük yolculuklar kişiye derin<br />
bir sağaltım imkânı sunar.<br />
Terapi üç aşamadan oluşur.<br />
Öncesinde terapi alan kişiye su<br />
terapisinde neler yaşayacağı ve<br />
dikkat etmesi gereken noktalar<br />
ve suyun üzerinde hatta altında<br />
Sürecin sonunda da suyun enerjisi<br />
kişiyi farklı bir bilinç alanına<br />
taşıdığı için dünyevi hayatına<br />
hızlı bir şekilde dönebilmesine<br />
yardımcı olacak, topraklanmasını<br />
ve köklenmesini sağlayacak<br />
belli başlı tekniklerden<br />
yararlanıyoruz.”<br />
İngilizce öğretmenliği, fitness antrenörlüğü,<br />
oyunculuk, müzisyenlik, yoga eğitmenliği<br />
gibi pek çok değerli işten sonra hem kendini<br />
hem de dünyayı keşfetmeye karar veren<br />
Damla Köleoğlu/@damlaninpatikasi ise<br />
2019’da Hindistan turunda su terapisini<br />
keşfediyor. Meksika’da aldığı su terapisi<br />
eğitimleri sonucunda ilk su terapisini<br />
Meksika’da veriyor. 2021’de Türkiye’ye<br />
gelerek bu alanda hem eğitim hem de şifa<br />
vermeye başlıyor. Su terapisinin yanı sıra;<br />
insanların seslerini açmalarına, şarkı<br />
söylemekle, ifadeyle ilgili blokajlarından<br />
arınmalarına destek olmak için çeşitli<br />
çalışmalar da yapıyor. Bir yandan Dişilin<br />
Doğası/@disilindogasi platformuyla kadın<br />
çemberleri ve Kutsal Birlik/@kutsal.birlik<br />
ekibiyle inzivalar düzenliyor; bir yandan da<br />
şifalı bitkiler üzerine çalışıyor.<br />
“Bu hayata hepimiz anne<br />
karnından çıkarak, sudan geldik.<br />
Tüm bilgilerimizin, geçmişin ve<br />
geleceğin, akaşik bilgilerin saklı<br />
olduğu yer su. Su, yaşamın özü<br />
ve hayatın en büyük yansıması.<br />
Sudan oluşan varlıklarız her<br />
birimiz, bu nedenle suyu tanımak<br />
kendimizi tanımak, suyu anlamak<br />
kendimizi anlamak demek.<br />
Hayatta su gibi olabilmek büyük<br />
Damla Köleoğlu<br />
cesaret ister, çünkü güven<br />
ve teslimiyet içinde bırakışı<br />
barındırır. Ve su terapisi, suyun<br />
kendisi bu anlamda benim bugüne<br />
kadar deneyimlediğim en güçlü<br />
ilaç, sonsuz bilgiye açılan kapı.<br />
Su terapisi, hayatın neresinde,<br />
nasıl var olduğumuzu gözlememiz<br />
için bize ayna tutar ve bu<br />
gördüklerimiz bize rehberlik eder,<br />
yol gösterir. Bu hayata gelmeyi<br />
seçmiş her insanın en az bir<br />
kere deneyimlemesi gereken bir<br />
yolculuk diyebilirim. Geldiğimiz o<br />
yere, yuvaya yolculuk…”<br />
Damla ile inzivada tanışan ve Damla’nın<br />
su terapisi workshopuna katılan Yiğit<br />
Şen/@ygt.sn de su terapisi ile insanların<br />
yaşamlarına dokunuyor. 2016 yılında<br />
kendine yolculuk etmeye karar veren Yiğit,<br />
yolculuğu sırasında yoga ve reiki eğitimleri<br />
alıyor. 2019 yılında hem reiki master hem<br />
de yoga eğitmenlik sertifikasını alıyor,<br />
ardından Şamanizm ve su terapisi alanında<br />
uzmanlaşıyor.<br />
“Su terapisi bizi anne karnında<br />
hissettiren, dolayısıyla güvenli<br />
bir alanda olduğumuz bilinciyle<br />
derinleştiğimiz bir çalışma.<br />
Var olduğumuz günden beri<br />
suyun şifasının, besleyiciliğinin<br />
ve koruyuculuğunun peşinden<br />
gidiyoruz. Su terapisi ile şifalanıp<br />
beslendiğimiz ve olan her şeyin<br />
içeride bazen sert bazen de<br />
kolaylıkla dönüştüğüne şahitlik<br />
ediyoruz. Su bize yapmak<br />
istediğimizi yapabilecek gücün<br />
içimizde olduğunu anlatıyor.<br />
Duyuyor musun?”<br />
Damla Köleoğlu<br />
Isparta’da bir yoga okulunun kurucusu<br />
olan ve yedi yıldır yoga eğitmenliği yapan<br />
Pınar Arıkaya/@pinararikaya 2022’de<br />
su terapisi seansına katıldıktan sonra<br />
bu alanda eğitim almaya karar veriyor.<br />
Su terapisi eğitimlerini bitirdikten sonra<br />
nasıl iletişim kurulacağı anlatılır.<br />
Sonrasında kişi suya alınır ve<br />
terapi gerçekleşir. Sudaki kısım<br />
bittikten sonra topraklama<br />
dediğimiz bir aşama başlar.<br />
Burada da masaj hareketleri ve<br />
köklenme çalışmaları yapılır. Kişi<br />
hazır olduğunda çalışma sona<br />
erdirilir.”<br />
Gazeteci meslektaşım Sultan Toptaş/@<br />
sultaantoptas ‘ın kendini bulma arayışı<br />
ise onu 2018’de yoga ile 2021’de su ile<br />
tanıştırıyor. 2022’de aldığı su terapisi<br />
eğitimi sonrası Adana ve Mersin’de<br />
uygulamalara başlıyor. Kurumsal hayatı<br />
bırakan Sultan, yoga eğitmeni ve su terapisti<br />
olarak çalışmalarını sürdürüyor.<br />
“Kendimi bulma ve keşfetme<br />
yolculuğuma destek olan bir<br />
diğer şey su ile buluşmam oldu.<br />
Elementim su, yengeç burcuyum<br />
ve oldum olası suda olmayı hep<br />
çok sevdim. Su ile temas etmeyi,<br />
konuşmayı, değer verdiğim<br />
46 Su Terapisi<br />
47
eşyalarımı suya bırakmayı ve<br />
doğada olmayı hep çok sevdim.<br />
Onun sonsuz, uçsuz bucaksız<br />
oluşunu çok severdim. 2021’de bir<br />
kamptayken nehirde yaptığım<br />
su yolculuğu benim için çok<br />
başkaydı. Nereden geldiğimi,<br />
nasıl var olduğumu, özümün en<br />
saf halini keşfettiğim bir yer:<br />
Anne karnı, yeniden doğum…<br />
Sevginin en koşulsuz, en saf hali.<br />
Hep o bahsettiğimiz koşulsuz<br />
sevginin filizlendiği ilk alan..<br />
Su ile yolculuğum soğuk ve tir<br />
tir titrediğim bir nehrin içinde<br />
tekrar anne karnında olmayı<br />
hatırladığım o an ile başladı.”<br />
Şifanın yolu uzun, yöntemleriyse çeşitli.<br />
Konuştuğum isimlerin hemen hemen<br />
hepsi, su terapisinin yanı sıra; çeşitli<br />
öğretileri de hem kendi yaşamlarına hem<br />
de danışanlarına uyguluyor. Birçok farklı<br />
alanda güzel işlere imza atan su terapisti<br />
Baran Eskili/@baraneskili yoga ve aile<br />
dizimi uygulamaları gerçekleştirirken; eski<br />
iş arkadaşım, yaptıklarıyla bana hep ilham<br />
veren adaşım Merve Şahin /@merv_sahin<br />
ise su terapisti, yoga eğitmeni, reiki master,<br />
çember kolaylaştırıcı ve editör olarak<br />
çalışmalarını sürdürüyor.<br />
Maviye teslim ilerlediğim bu şifa<br />
yolculuğunda yoluma çıkan tüm değerli<br />
ruhlara teşekkürlerimle…<br />
48 Su Terapisi
on 50 yıl içerisinde atmosferde güneşin zararlı<br />
ışınlarına karşı bizi koruyan kalın bir tabaka<br />
olan ozon tabakasının incelmesi ile sağlık için<br />
güneşlenme konusu oldukça tartışılan bir noktaya<br />
taşındı.<br />
Güneş başta D vitamini olmak üzere çok önemli enzimlerin vücudumuzda çözülmesini<br />
sağlayan evrensel bir yaşam ve enerji kaynağı ama bu kaynağa ölçüsüzce<br />
bağlandığımızda yaşamı sonlandırabilecek kadar da tehlikeli. Özellikle bağışıklık sistemi<br />
ve D vitamini ilişkisi düşünülünce ne zaman, ne kadar güneşlenilmeli konusunda hepimiz<br />
bilgi sahibi olmalı ve yaz ayları boyunca bütünsel sağlığımız ve cilt güzelliğimiz için bu<br />
konuyu göz önünde bulundurmalıyız.<br />
D Vitamini Nedir,<br />
Ne İşe Yarar?<br />
D Vitamini Nasıl<br />
Sağlanır?<br />
Güneşlenirken Dikkat<br />
Edilmesi Gerekenler<br />
Fizyolojimizde bir sürü rolü bulunan D<br />
vitamini suda ve yağda çözülebilen bir<br />
temel vitamindir. İskelet ve kemik sağlığı<br />
ile kas yapısından sorumlu olmasının<br />
yanı sıra kalp sağlığı ve tiroit bezleri için<br />
hayati gereklilikte olan D vitamininin kalp<br />
hastalıklarına, diyabete, göğüs, prostat ve<br />
kolon kanserine karşı da koruyucu olduğu<br />
saptanmıştır.<br />
Sağlıklı ve dengeli bir bağışıklık sisteminin<br />
yapıtaşlarından biri olan D vitamini ayrıca<br />
inflamasyonu, ağrıyı, depresyonu ve aşırı<br />
derecedeki uyku uyuma isteğini de dengeli<br />
ve sağlıklı bir şekilde azaltabilmektedir.<br />
İnsan vücudunda mevcut D vitamininin<br />
yüzde 90’ından fazlası güneşin derimiz<br />
üzerinde oluşturduğu bir sentez sayesinde<br />
üretilmektedir.<br />
Yüzde 10’dan azı ise ağız yoluyla aldığımız<br />
gıdalardan sağlanmaktadır. Bunlara örnek<br />
olarak yumurta, yağlı balıklar, hayvansal<br />
yağlar ve sakatat grubunu sayabiliriz. Ama<br />
çok açık anlaşılacağı üzere güneşsiz bir<br />
ortamda sağlıklı bir bedene ve zihne sahip<br />
olmak mümkün değil, çünkü bilim insanları<br />
yiyeceklerden sağlanan D vitamininin<br />
organizmamız için asla yeterli olmadığını<br />
belirtmektedir.<br />
Yaydığı güçlü radyasyon ışınlarıyla<br />
cildimizde güneş yanığı ile başlayarak,<br />
fizyolojimizde cilt kırışıklıkları, cilt lekeleri,<br />
çillenme, solar keratoz, katarakt, erken<br />
yaşlanma, skuamoz hücre kanseri ve<br />
melanom kanseri gibi son derece tehlikeli<br />
ve ölümcül sonuçlar getirebilen güneşle<br />
ilişkimizin sınırlarını bilmeli ve güneşin<br />
bizi hızla yaşlandırmasını önleyerek, tam<br />
aksine güneşten alacağımız pür ve saf enerji<br />
ile sağlıklı ve mutlu yaş alma yani wellaging<br />
sürecimizi desteklemeliyiz.<br />
Yazı: Ebru Şinik<br />
Ayurveda Eğitmeni & Wellbeing Uzmanı<br />
www.yukselencag.com<br />
D vitamini aynı zamanda bedenimizdeki<br />
temel minerallar olan kalsiyum,<br />
demir, magnezyum, çinko ve fosfat<br />
gibi temel minerallerin emilimini de<br />
yükseltmektedir. Bazı klinik araştırmalara<br />
göre de D vitamini erkeklerde testosteron<br />
seviyelerini artırırken, kadınlarda ise<br />
östrojen ve progesteron hormonlarını<br />
düzene sokmaktadır. Özetle kendimizi iyi<br />
hissetmek için vücudumuzdaki D vitamini<br />
seviyesinin optimal düzeyde seyretmesi<br />
önemlidir.<br />
Güneşten gelen mor ötesi ultraviyole<br />
ışınlarından olan, UVB ışınlarının etkisi<br />
ile derinin derin tabakalarında depolanmış<br />
öncü bir maddeden (7-Dehidrokolesterol)<br />
fotosentez yoluyla üretilen D vitamini<br />
(kolekalsiferol), vücudun son kullanımına<br />
hazır olması için, karaciğer ve böbreklerde<br />
de bir işlemden geçerek (D3) tüm<br />
organizmanın kullanımına sunulur.<br />
50 D Vitamini ve Güneşlenme İlişkisi<br />
51
Fotoğraf: Jonathan Borba<br />
Güneş<br />
Işınlarını<br />
Tanıyalım<br />
UVA Işınları<br />
UVA güneşin dünya üzerine etki olarak en<br />
geniş dalga boyuna sahip, etki alanı en derin<br />
olanıdır. Deniz seviyesinin altına inebilir,<br />
insan derisinin epidermis bölümünü geçer<br />
ve dermis bölümüne kadar ulaşır. Güneşin<br />
dik gelmediği saatler olan 08.00-11.00 /<br />
16.00- 18.00 saat aralığında etkili olan<br />
UVA ışınları cilt renginin bronzlaşmasını<br />
sağlayan ve kansere neden olan ışınlardır.<br />
UVB Işınları<br />
UVB ışınları, ciltte D vitamini sentezi<br />
sağlayan ışınlardır. UVB ışınları insan<br />
derisinin ön yüzey alanına etki eder.<br />
Güneşin en dik geldiği saat dilimleri olan<br />
öğle saatlerinde etkili olur.<br />
UVA Işınlarının<br />
Bedenimize Etkileri;<br />
Cildin yaşlanmasından direk sorumlu<br />
olan UVA ışınları cildin kolajen yapısını<br />
değiştirir ve elastikiyetini bozar. UVA<br />
ışınlarından etkilenmemek neredeyse<br />
imkansızdır çünkü dış mekanlarda<br />
elbiselerin, iç mekanlarda da perdelerin<br />
içinden geçerek deriye kadar ulaşır.<br />
Güneşin dik gelmediği saatler olan<br />
08.00-11.00 / 16.00-19.00 saat aralığında<br />
etkili olan UVA ışınları, ciltteki melanin<br />
hücrelerini uyararak bronzlaşmayı,<br />
yani kararmayı artırır. Fakat D vitamini<br />
üretimine bir katkı sağlamaz, hatta D<br />
vitamini üretimini azaltıcı bir etki bile<br />
yapabilir. UVA ışınları ayrıca ciltteki serbest<br />
radikalleri çoğaltarak, cilde hasar verir ve<br />
cilt kanserine neden olabilmektedir. Bu<br />
serbest radikaller aynı zamanda yaşlanmayı<br />
ve deri kırışıklığını da hızlandırır.<br />
Birçok güneş yağı deri kanserine neden olan<br />
UVA’yı önlemez ama D vitamini sentezi<br />
yapan UVB’yi önler. Güneş koruyucu<br />
kremlerinizi seçerken lütfen buna dikkat<br />
etmeyi unutmayın!<br />
UVC Işınları<br />
UVB ışınları, ciltte D vitamini sentezi<br />
sağlayan ışınlardır. UVB ışınları insan<br />
derisinin ön yüzey alanına etki eder.<br />
Güneşin en dik geldiği saat dilimleri olan<br />
öğle saatlerinde etkili olur.<br />
Ayrıca UVA ışınları ile gelişen aşırı<br />
bronzlaşma UVB ışınlarının cildin derin<br />
tabakaları ile temasını engelleyerek D<br />
vitamini üretimini de bloke edebilmektedir.<br />
UVB Işınlarının<br />
Bedenimize Etkileri;<br />
Güneşin en dik geldiği saat dilimleri olan<br />
öğle saatlerinde 10.00-15.00 aralığında etkili<br />
olan UVB ışınları D vitamini sentezini<br />
sağlar. Yani D vitamini UVB ışınları yoluyla<br />
vücudumuzda emilim kazanır. Ayrıca UVB<br />
ışınlarının antikanserojen etkisi bulunur.<br />
Cildin D vitamini üretmesini sağlayan<br />
UVB ışınları güneşsiz ve bulutlu havalarda<br />
cilde yeterince ulaşamaz. Pencere veya<br />
araba camı gibi bir engelle temas ettiğinde<br />
ise engeli aşamaz ve cilde etki edemez.<br />
Yani özellikle kış aylarında pencere<br />
ardında güneşlenerek D vitamini aldığınızı<br />
düşünüyor iseniz, yanılıyorsunuz. Derinin<br />
D vitamini üretmesi için güneş ile engelsiz<br />
Fotoğraf: Karolina Grabowska<br />
bir şekilde, açık havada buluşması ve güneş<br />
ışınlarını dik bir açı ile alması gerekir.<br />
Yani pencere ardında güneşlenirseniz UVA<br />
ışınları camı geçtiği için esmerleşebilirsiniz<br />
ama yeteri kadar UVB alamadığınız için<br />
cildinizde D vitamini üretimi sağlanamaz.<br />
Bu nedenle D vitamini üretimi en iyi öğle<br />
saatlerinde olmaktadır.<br />
52 D Vitamini ve Güneşlenme İlişkisi<br />
53
Fotoğraf: Djordje Petrovic<br />
''<br />
D Vitamini Dengesi için<br />
Ne zaman ve Ne Kadar<br />
Güneşlenmeliyiz?<br />
Biz çocukken “öğlen saatinde sakın<br />
güneşine çıkmayın” denirdi. Çünkü<br />
özellikle güneş ışınlarının atmosfere<br />
dik açıyla düştüğü bu saatler, en güçlü<br />
radyoaktif bileşkeleri de yeryüzüne<br />
taşımakta. Fakat yapılan bazı araştırmalar<br />
tam da bu saatlerde insan vücudunun<br />
D vitamini emilimini sağladığını ortaya<br />
koymaktadır. Güneş ışınları ile ilgili öncü<br />
araştırmaları ile tanınan Dr. Joseph Mercola<br />
güneş ve D vitamini üzerine yaptığı<br />
çalışmalarda güneşin dik açıda olduğu<br />
saatlerde UVB ışınlarının D vitamini<br />
enzimlerini taşıdığını ve D vitamini üretimi<br />
için gerekli olan UVB ışınlarının etkili<br />
olabilmesi için en az %50’lik bir açıda<br />
olması gerektiğini belirtmiştir.<br />
Boston Üniversitesi’nde Vitamin D, Cilt ve<br />
Kemik Araştırma Laboratuarını yöneten<br />
Prof. Michael F. Holick de sağlıklı bir güneş<br />
ışığının bedenimizde depolanabilmesi için<br />
kollarla bacaklara odaklanmamız gerektiğini<br />
belirtiyor. The UV Advantage isimli kitabın<br />
yazarı da olan Prof. Holick, haftada 3 defa<br />
çıplak kol ve bacaklarla dik gelen güneş<br />
ışığı altında 10 dakika kalmanın bütünsel<br />
sağlığımız açısından öneminin altını çiziyor.<br />
Eğer daha uzun süre güneş altında<br />
kalınacaksa, 10-15 dakika sonrasında<br />
ise kesinlikle bir güneş koruyucu<br />
kullanılmasını öneriyor. Eğer kış aylarında<br />
bu imkanı bulamıyorsanız, 1000IU’lik<br />
D Vitamini takviyesinin destekleyici<br />
olabileceğini de ekliyor. Size en uygun<br />
dozda D Vitamini takviyeleri için<br />
doktorunuza danışmalısınız.ışınlarının<br />
antikanserojen etkisi bulunur.<br />
Sağlık için Hangi<br />
Saatlerde Güneşlenmeli?<br />
Sağlık için güneşlenme zamanı, UVB nin<br />
dünya yüzeyine en dik geldiği zaman aralığı<br />
olan 10.00-15.00 saat aralığında olmalıdır.<br />
Bu saat aralıkları Türkiye’de Temmuz<br />
ve Ağustos ayları için geçerlidir. Güneş<br />
ışınlarının açısı mevsime, saate ve dünya<br />
üzerinde bulunduğunuz konuma göre<br />
değişir. Nerede olursanız olun D vitamini<br />
sentezi için 50-90 derece aralığındaki<br />
ışınlara ihtiyaç vardır. Bu kulağınıza küpe<br />
olsun!<br />
Yani güneş ışınları tepedeki ufuk çizgisinin<br />
50 derece altına inmeye başladığı<br />
saatler UVB ışını alamayacağınız için<br />
güneşlenmemeniz çok daha hayırlı, çünkü<br />
D vitamini alayım derken, daha tehlikeli<br />
olan kanser yaptığı belirtilen UVA ışınlarına<br />
daha fazla maruz kalıyorsunuz.<br />
Araştırmalar güneşli bir gök altında, öğle<br />
vakitlerinde olabildiğince açık bir beden ile,<br />
yani mümkünse bikini ile, koruyucu krem<br />
sürmeden, haftada 3-4 defa, 10-20 dk. kadar<br />
güneşlenmenin bedenin doğal D vitamin<br />
ihtiyacını bariz bir şekilde yükselttiğini<br />
göstermektedir. Tabii bu süreler yaşa,<br />
kilonuza ve sağlık durumunuza göre<br />
değişkenlik göstermektedir.<br />
Ve genel olarak öğle saatlerinde koruyucu<br />
sürmeden kısa süreli güneşlenmeler (12-20<br />
dk) yaparak ve bunu cildiniz kararmadan<br />
izleyen günlerde tekrarlamak, cilde D<br />
vitamini ürettirmenin en etkili yollarından<br />
biri olarak belirtilmektedir.<br />
Güneşlendikten sonra<br />
Dikkat Edilmesi<br />
Gerekenler<br />
Bedende D vitamininin üretimi,<br />
sentezlenmesi ve organizmanın<br />
kullanımına hazır hale getirilme süreci<br />
yani D vitamininin kana geçme süreci ise<br />
yaklaşık 48 saat kadar sürüyor. Bu yüzden<br />
güneşlenilen günlerde D vitamini cilt<br />
üzerinde üretilmeye başlamışken, banyo<br />
yaparken kese yapılmaması, sıcak su yerine<br />
ılık veya serin sular ile yıkanılması ve<br />
bol sabun veya şampuan kullanılmaması<br />
öneriliyor. Yani güneşlendikten sonra<br />
duş alırken özellikle yüz, kol, omuz,<br />
bacak gibi güneş gören bölgeler özellikle<br />
sabunlanmayıp, sadece ılık bir su ile<br />
temizlenmeli; aksi takdirde güneş ile<br />
başlayan ciltteki D vitamini sentezinin<br />
zarar görüp, yarım kalabileceği belirtiliyor.<br />
Çok bronzlaşmaktan kaçının. Çünkü deri<br />
üstündeki pigmentler renk değiştirip,<br />
koyulaştıkça UVB ışınlarının deri altına<br />
inmesini önleyebiliyor.<br />
Eğer teniniz çok bronzlaştıysa veya<br />
bedeninizde aşırı yağ hücresi bulunuyorsa<br />
veya 70 yaş ve üzerinde iseniz D vitamini<br />
üretiminiz nispeten düşük olduğundan, öğle<br />
saatlerinde güneş altında korumasız olarak<br />
daha uzun kalmak önerilmektedir. Fakat<br />
bu süreyi cilt doktorunuza danışmanız en<br />
doğrusu olacaktır.<br />
Günün geri kalan zamanlarında hala<br />
güneşte kalmayı tercih ediyorsanız,<br />
kesinlikle koruyucu doğal yağlar olan<br />
susam, hindistan cevizi ve avokado yağı gibi<br />
doğal yağlar ile birlikte UVA ışınlarını bloke<br />
eden medikal güneş kremlerini kullanmanız<br />
da artık büyük önem taşımaktadır.<br />
Güneş Yağı Seçiminde<br />
Dikkat Edilmesi<br />
Gerekenler<br />
Güneş yağlarını seçerken özellikle UVA<br />
ışınlarını engelleyici olanlardan seçin.<br />
Unutmayın, cilt kanserine yol açan<br />
UVB değil, UVA ışınlarıdır. UVB tersine<br />
cilt kanserini önleyebilen nitelikler<br />
barındırmaktadır fakat her şeyin fazlasının<br />
zarar olduğunu aklınızdan çıkarmadan,<br />
UVB ışınlarına da korumasız bir şekilde<br />
uzun saatler boyunca maruz kalmanın<br />
cildinize zarar vereceğini aklınızda<br />
bulundurun lütfen.<br />
Güneş sonrası ise cildinizi nemlendirmek<br />
için özellikle soğuk sıkım Hindistan<br />
Cevizi veya Zeytinyağı gibi serinletirken,<br />
aynı zamanda mükemmel bir şekilde cildi<br />
besleyen baz yağları kullanmanızı öneririm.<br />
Yaz ve kış vücut bakım yağlarınızı her<br />
daim bitkisel ve soğuk sıkım baz yağlar<br />
ile hazırlanmış olan markalardan tercih<br />
etmeniz sağlığınız ve cilt güzelliğiniz için<br />
çok destekleyici olacaktır.<br />
koyulaştıkça UVB ışınlarının deri altına<br />
inmesini önleyebiliyor.<br />
Eğer teniniz çok bronzlaştıysa veya<br />
bedeninizde aşırı yağ hücresi bulunuyorsa<br />
veya 70 yaş ve üzerinde iseniz D vitamini<br />
üretiminiz nispeten düşük olduğundan, öğle<br />
saatlerinde güneş altında korumasız olarak<br />
daha uzun kalmak önerilmektedir. Fakat<br />
bu süreyi cilt doktorunuza danışmanız en<br />
doğrusu olacaktır.<br />
Günün geri kalan zamanlarında hala<br />
güneşte kalmayı tercih ediyorsanız,<br />
kesinlikle koruyucu doğal yağlar olan<br />
susam, hindistan cevizi ve avokado yağı gibi<br />
doğal yağlar ile birlikte UVA ışınlarını bloke<br />
eden medikal güneş kremlerini kullanmanız<br />
da artık büyük önem taşımaktadır.<br />
54 D Vitamini ve Güneşlenme İlişkisi<br />
55
Ayurvedik Güneş Yağı Tarifi<br />
MUTLULUĞUN KAYNAĞI…..<br />
YÜRÜMEK<br />
“Yürümek, bize görünenden çok daha fazlasını sağlar.<br />
Antik Çağ filozoflarının düşünmek ve felsefe yapmanın en iyi<br />
koşulunun yürümekten geçtiğini söylemesi boşuna değildir.<br />
Bazı bitki yağları muhteviyatlarında UV ışınlarını filtreleyen nitelikleri bulundururlar.<br />
Bunlara örnek olarak havuç özü yağı, buğday özü yağı, ahududu yağı, hindistancevizi yağı,<br />
yer fıstığı yağı, susam yağı, ve avokado yağını sayabiliriz.<br />
Aşağıda tarifini verdiğim oldukça etkili ayurvedik güneş koruyucu yağ formülünü<br />
evde rahatlıkla hazırlayabilirsiniz. Hatta sabah kalktığınız gibi güneş koruma faktörlü<br />
nemlendirici olarak da bizim gibi güneşli bir ülkede özellikle Mayıs-Ekim ayları arasında<br />
kullanabilirsiniz.<br />
İçerik:<br />
½ Çay bardağı Avokado Yağı<br />
¼ Çay bardağı Susam Yağı<br />
2 Tatlı kaşığı Havuç Özü Yağı<br />
2 Tatlı kaşığı Ahududu Yağı<br />
½ Tatlı kaşığı ıtır veya lavanta saf uçucu yağı<br />
5-10 gr. arası Çinko Oksit<br />
“Yürümeye Övgü”<br />
kitabının yazarı David le<br />
Breton, “Yürüyüş, çoğu<br />
zaman insanın kendi içine<br />
yoğunlaşmasını sağlayan<br />
bir dönemeçtir,” der. İbni<br />
Tufeyl’den Jean-Jacques Rousseau’ya,<br />
Evliya Çelebi’den Henry David Thoreau’ya<br />
pek çok düşün insanı, açıkça ya da<br />
dolaylı biçimde yürümenin erdemlerini<br />
dile getirirler. Bu anlamda yürümek,<br />
günlük yaşamın koşuşturmacasına bir<br />
mola vermek; düşünmek, yüzleşmek,<br />
fark etmek ve yenilenmek için bir fırsat<br />
olarak görülebilir. Bir başka ifade ile bize<br />
zamanın ve yerin tadını çıkarma olanağı<br />
sunan yürüyüş, bir kaçış, bir yol değiştirme;<br />
hatta günümüz dünyasında modernizm<br />
adı altında bize dayatılanlara bir naniktir.<br />
Yürümek, otomobillere, bilgisayarlara,<br />
cep telefonlarına, sosyal medyaya olan<br />
bağımlılığımıza bir an bile olsa ilgimizi<br />
kesip, doğayı, insanı ve şehirlerimizi<br />
daha yakından duyumsayıp anlamamızı<br />
sağlayabilir.<br />
Hazırlanışı:<br />
Avokado ve susam yağını küçük bir cam<br />
şişe içinde karıştırdıktan sonra, diğer<br />
tüm yağları ekleyerek hepsini tekrar iyice<br />
karıştırın. Hoş koku vermesi amaçlı olarak<br />
ise içerik listesinde bulunan ıtır veya<br />
lavanta saf uçucu yağlarından bir tanesini<br />
arzunuza göre karışıma ekleyebilirsiniz; saf<br />
uçucu yağlar koku amaçlı önerilmiş olup,<br />
güneş koruma açısından eklenmesi zaruri<br />
değildir.<br />
Hazırladığınız bu karışıma dilerseniz<br />
içerik listesinde son madde olan 5-10 gram<br />
çinko oksiti de ekleyerek, güneş koruyucu<br />
etkisini artırabilirsiniz. Hazırladığınız bu<br />
güneş yağı şişenizi ışık görmeyen serin bir<br />
yerde saklayın.<br />
Ne olursa olsun bu bitkisel karışımların cilt<br />
lekelerini önlemede ozon tabakası inceldiği<br />
için artık çok etkin olamayacağını, bunun<br />
için medikal cilt koruyucu bariyerleri olan<br />
kremlerden destek almanızı öneririm.<br />
Ben özellikle yüzüm için 12 ay boyunca<br />
medikal bir güneş koruma kremi kullanıyor<br />
ve yukarıda bahsettiğim doğal yağ<br />
karışımlarını bu medikal güneş koruyucu<br />
kremi sürmeden önce cildime minik<br />
masajlar yaparak yediriyorum. Güneş<br />
sonrası bakımı için ise yukarıda bahsettiğim<br />
bitkisel soğuk sıkım yağları kullanıyorum.<br />
Yazı: Melih Uslu<br />
www.melihuslu.com<br />
@melih_uslu_<br />
56 D Vitamini ve Güneşlenme İlişkisi<br />
57
TÜRKİYE’DEN:<br />
ALTI TEMATİK KÜLTÜR YOLU<br />
Gerçekten<br />
Mutlu<br />
Eder Mi?<br />
Gezmeye abartılı bir anlam atfetmeye<br />
gerek yok. Ancak gezmek, yaşamın<br />
içinde karşımıza çıkan bir yığın<br />
önemsiz şeye saplanıp kalmaktansa<br />
ya da can sıkıntısı ve aylaklığın<br />
karanlık dehlizleriyle boğuşmaktansa<br />
size yeni ufuklar sunmaya elverişli<br />
bir etkinliktir. Çünkü içinde<br />
bulunduğumuz dünya, muazzam ve<br />
keşfedilmeye değerdir. Yeryüzünde<br />
tanımaya değer bir sürü insan,<br />
şaşırtıcı hayvanlar, tatmaya değer<br />
yiyecekler, heyecan verici meslekler<br />
ve muhteşem bir ahenk vardır. Bu<br />
anlamda gezmek, insanı dünyaya<br />
açma konusunda bir anahtar olabilir.<br />
Dünyayı, insanı, doğayı anlamaya<br />
çalışan gezginin empati duyguları<br />
güçlenir. Paylaşmayı ve halden<br />
anlamayı öğrenir. Daha mütevazı hale<br />
gelir, kıskançlıktan ve hırslarından<br />
daha kolay kurtulur.<br />
Belki de en önemlisi öğrenen insan,<br />
kendi fikrinin sahibi olur. Bu anlamda<br />
gezmek, mutlu olmak için pekâlâ<br />
bir araç olabilir. Ornitologlara göre;<br />
kuşlarda kanat ne ise insanlarda ayak<br />
odur. Yani dil için konuşmak ne ise<br />
şehir için yürümek de odur. İnsanların<br />
şehirlerin içinde uçabilmesini<br />
sağlayan temel davranış yürümektir.<br />
Yürünemeyen şehirler, yaşanabilir<br />
olmaktan çıkmıştır. Antik çağda<br />
şehir kavramı, içerisinde rahatça<br />
yürünebilen kamusal alanları ifade<br />
ediyordu. Buradan hareket edersek<br />
bir şehri keşfetmenin ilk yolu,<br />
yürümektir.<br />
Anadolu'nun en güzel sahillerini, oksijen yüklü yaylalarını ve gizemli antik<br />
şehirlerini birleştiren tematik kültür yolları, doğadan tarihe lezzetten alışverişe<br />
uzanan geniş seyahat seçenekleri sunuyor.<br />
LİKYA YOLU<br />
Türkiye'nin uluslararası standartlardaki ilk<br />
uzun yürüyüş rotası olan Likya Yolu’nun<br />
uzunluğu, sonradan eklenen patikalarla<br />
birlikte 520 kilometreyi aşıyor. 1999<br />
yılında İngiliz gezgin ve tarihçi Kate Clow<br />
tarafından işaretlenen parkur, Antalya'nın<br />
arka bahçesine açılan büyüleyici bir<br />
patikalar ağı gibi... Teke Yarımadası’nın<br />
kıyı şeridinde bir yay çizen yol, tarihte<br />
güneşin yurdu olarak anılan Likya<br />
Uygarlığı'ndan kalma 23 antik yerleşimi<br />
birleştiriyor. Fethiye, Patara, Kaş, Demre,<br />
Finike ve Olimpos güzergâhından oluşan<br />
yolun bir ucu Dalaman’a, diğer ucu<br />
Antalya Havalimanı’na yakın. Hareket<br />
noktalarından biri olan Ölüdeniz ise<br />
rotanın en gözde parkurlarından birini<br />
oluşturuyor. Kalkan’dan Toros yaylalarına<br />
uzanan Bezirgân parkuru ise yolun en<br />
heyecan verici bölümlerinden… Bulut<br />
kümeleriyle kaplı ormanlık tepeler arasında<br />
günlerce yürümeyi gerektiren dağ yolu,<br />
Bezirgân-Akçay rotasını izleyerek Elmalı<br />
yakınlarında son buluyor.<br />
Yürüyerek yaklaşık bir ayda<br />
tamamlanabilen Likya Yolu’nda tercihe göre<br />
çadır kampında, köy pansiyonlarında ya da<br />
butik otellerde konaklamak mümkün.<br />
KAÇIRMAYIN!<br />
Antalya'nın 60 kilometre güneyindeki<br />
Adrasan (Çavuşköy), muhteşem<br />
kumsallarıyla nam salmış bir tatil beldesi.<br />
Köyden güneydeki yarımadaya doğru uzanan<br />
keçi yolunu izleyince Gelidonya Feneri’ne<br />
ya da resmî adıyla Taşlık Burnu Feneri’ne<br />
ulaşılıyor. Denizden 227 metre yükseklikte<br />
manzaralı bir tepe üzerinde yükselen fener,<br />
1936 yılından beri denizcilere ışık veriyor.<br />
ST. PAUL YOLU<br />
Likya Yolu’nu dünyanın dört bir yanındaki<br />
yürüyüş severlere kazandıran Kate<br />
Clow'un ikinci projesi St. Paul Yolu, yurt<br />
dışında daha kolay tanıtılması amacıyla<br />
bu isimle lanse edilmiş. Hristiyan âlemi<br />
için önemli bir isim olan Aziz Paul’un<br />
Anadolu’da izlediği güzergâhı içeren yolun<br />
dağlık kısımları, geçmişte göç kervanları,<br />
bugünse keçi sürüleri ve yürüyüş tutkunları<br />
tarafından kullanılıyor. 410 kilometre<br />
uzunluğundaki yol, Antalya’da iki koldan<br />
başlayıp, Eğirdir Gölü üzerinden Isparta<br />
Yalvaç’a kadar uzanıyor.<br />
İlk bölüm, Aspendos Tiyatrosu’nun<br />
arkasındaki antik su kemerinin yanından<br />
başlayarak Köprülü Kanyon Millî<br />
Parkı’nın derinliklerine uzanıyor. Sandal<br />
ağaçları arasından geçen antik yolda önce<br />
Karabük’e, ardından Beşkonak’a ulaşılıyor.<br />
Rafting merkezi Köprüçay’dan biraz<br />
ileride, kanyona dönüşen nehir yatağı<br />
üzerinde, Selge’yi Pamfilya’ya bağlayan<br />
Olukköprü yer alıyor. Parkurun ikinci<br />
başlangıç noktası olan Perge, iki kuleli<br />
giriş kapısıyla hafızalara kazınıyor. Biraz<br />
ilerideki Kurşunlu Şelalesi, zengin florasıyla<br />
bir botanik bahçesinden farksız. İrili-ufaklı<br />
şelaleler eşliğinde devam eden yol, antik<br />
yerleşim izleri eşliğinde Torosların bin bir<br />
çiçekli sarp yamaçlarına kadar uzanıyor.<br />
KAÇIRMAYIN!<br />
St. Paul Yolu’nun Göller Bölgesi<br />
yakınlarındaki bölümleri görülmeye<br />
değer doğa harikaları arasında ilerliyor.<br />
Sipahiler’den sonra Kovada Gölü Millî<br />
Parkı’nın kuzeyinden geçen St. Paul Yolu,<br />
Yukarı Gökdere köyü yakınlarında Kasnak<br />
Meşesi Tabiat Koruma Alanı’na ulaşıyor.<br />
Bu dev anıt ağaçlar, 25-30 metrelik boyları<br />
ve 1,5 metreyi aşan gövde çevreleriyle, sadece<br />
Anadolu’da yetişiyor.<br />
KIZILIRMAK<br />
GASTRONOMİ YOLU<br />
Çorum merkezli Kızılırmak Havzası<br />
Gastronomi ve Yürüyüş Yolu, Anadolu’nun<br />
en yeni tematik yürüyüş parkurlarından<br />
biri. Toplam 25 parkurda yörenin doğal<br />
ve tarihi zenginliklerini köklü sofra<br />
gelenekleriyle buluşturan yolun uzunluğu,<br />
190 kilometreye ulaşıyor. Anadolu’daki<br />
benzerleri gibi kırmızı-beyaz çizgilerle<br />
ve sarı tabelalarla işaretlenen yol, eski<br />
ticaret ve göç yollarını buluşturuyor.<br />
Yolun ayrıcalıklarından biri de çiğdem aşı,<br />
pastırmalı madımak, yumurtalı sirken,<br />
mercimekli yırtma, ısırgan otlu muska<br />
böreği, kuzugöbeği mantarı ve kara çuval<br />
helvası gibi yöresel lezzetleri deneme<br />
fırsatı sunması. Yalakyayla-Akpınar köyü<br />
arasındaki 11 kilometrelik parkur, yolun en<br />
gözde bölümlerinden biri. Çam ağaçlarının<br />
koyu gölgesiyle başlayan yol, yavaş yavaş<br />
irtifa kaybederek Kamberin Pınarı mevkiine<br />
varıyor. Meyve ağaçlarının arasından<br />
geçerek ulaşılan Ahlatçık köyünde ayran<br />
molasından sonra, Elmalı Vadisi’ne bakan<br />
manzaralı yamaçlara varılıyor. Öğle<br />
yemeğinden sonra ise Çorum’un tarihi<br />
ilçesi İskilip gezisi sizi bekliyor. Otantik<br />
çarşısı, özgün evleri ve sofra gelenekleriyle<br />
cazibe kazanan ilçeye geldiğinizde Bedri<br />
Rahmi Eyüboğlu’nun müze-evini ziyaret<br />
etmeyi unutmayın. Anadolu’da ilk kez<br />
Türk bir ressam-şair için kurulan müze ve<br />
kütüphane, Eyüboğlu’nun anısını yaşatıyor.<br />
KAÇIRMAYIN!<br />
Kızılırmak Havzası’nın en gözde<br />
yemeklerinden biri, İskilip dolması…<br />
Çuvallara doldurulan et ve pirinç, aynı<br />
kazanda birbirine karışmadan pişiriliyor.<br />
Yaklaşık 12 saat piştikten sonra servise<br />
sunulan dolmanın en iyi eşlikçisi ise sirkeli<br />
cacık. Deneyin, seveceksiniz.<br />
58 Yürümek<br />
59
6- HEREDOT YOLU<br />
KARYA YOLU<br />
Güney Ege’deki antik kentlerin izini<br />
süren bu muhteşem yolun uzunluğu 800<br />
kilometreye ulaşıyor. Adını, MÖ 2. bin<br />
yılın sonlarından itibaren Büyük Menderes<br />
Nehri ile Dalaman Çayı arasındaki bölgede<br />
hüküm süren Karya Uygarlığı’ndan alan<br />
yol, Aydın ile Muğla şehirleri arasında<br />
uzanıyor. Bölgenin birbirinden güzel<br />
plajlarını, köylerini, ormanlarını ve gizemli<br />
patikalarını buluşturan yol, dünyanın dört<br />
bir yanından ziyaretçi çekiyor. Karpuzlu<br />
ilçesi yakınlarındaki Alinda Antik<br />
Kenti’nden başlayan yolun ikinci durağı,<br />
kuş cenneti Bafa Gölü oluyor. Gizemli<br />
adacıklarıyla dikkat çeken gölün kıyısındaki<br />
bir diğer sürpriz, Herakleia Antik Kenti…<br />
“Latmos’un Dansçıları” denilen 8 bin<br />
500 yıllık duvar resimleri ise Beşparmak<br />
Dağları’nın sunduğu sürprizlerden sadece<br />
biri. Peyzajı ve mimari üslubu ile Bafa<br />
Gölü ile bütünleşen Yediler Manastırı’nın<br />
büyüleyici fresklerini gördüyseniz civarda<br />
dahası da var: Milas’ın güneyindeki<br />
Peçin Kalesi, Menteşe Beyliği’nden kalma<br />
yüzlerce yapı saklıyor. Mavi yolculukların<br />
vazgeçilmez adresi Gökova Körfezi’nin doğu<br />
kıyılarını izleyen yolun bundan sonraki<br />
bölümü, iki güzel yarımadayı buluşturuyor.<br />
Datça Yarımadası, Knidos’a kadar;<br />
Bozburun ise Loryma’ya kadar uzanıyor.<br />
Taşlıca köyündeki antik dönemden kalma<br />
su kuyularını görmeden, Söğüt köyü<br />
sırtlarından gün batımı manzarasını<br />
izlemeden yürüyüşünüzü tamamlamayın,<br />
derim.<br />
KAÇIRMAYIN!<br />
Bozburun Yarımadası’nın güney ucundaki<br />
son yerleşim olan Taşlıca’da, Anadolu’ya<br />
özgü yılkı atlarından örnekler görebilirsiniz.<br />
Sayıları birkaç yüzle ifade edilen yılkı atları,<br />
sabah saatlerinde köyün arkasındaki ovada<br />
bulunan obruk gölüne geliyor.<br />
EVLİYA ÇELEBİ YOLU<br />
Evliya Çelebi’nin 400. doğum yılını<br />
kutlamak amacıyla 1671 yılında yaptığı Hac<br />
yolculuğunun ilk etabı, bir kültür yoluna<br />
dönüştürüldü. Ünlü Osmanlı seyyahının<br />
400. yaşına girdiği 2011 yılı UNESCO<br />
tarafından Evliya Çelebi Yılı ilan edilmişti.<br />
Osmanlı’dan günümüze kalan at kültürünü<br />
geliştirmeyi hedefleyen Evliya Çelebi Yolu,<br />
aslında bir binicilik rotası. Atla seyahat<br />
eden ünlü seyyahın izini süren yol, İzmit<br />
Körfezi’nin güney kıyısında başlıyor. Evliya<br />
Çelebi’nin soyunun geldiği şehir olan<br />
Kütahya’da sona eren rota, yaklaşık bin<br />
200 kilometre uzunluğunda. İznik, İnegöl,<br />
Tavşanlı, Kütahya, Afyon, Sandıklı, Banaz,<br />
Ovacık, Uşak, Gediz, Simav yolunu izleyen<br />
güzergâh, ünlü seyyahın dolambaçlı gezi<br />
yöntemine sadık kalıyor. Kasaba ve köylerin<br />
ender ziyaret edilen kırsal alanlarını<br />
birleştiren yolun takipçileri haralara, at<br />
yarışlarına, cirit müsabakalarına ve binicilik<br />
malzemesi üreten atölyelere tanıklık ediyor.<br />
Bu yolu takip etmek isteyenler için bir<br />
de basılı rehber var: “Evliya Çelebi Yolu”<br />
adını taşıyan kitap, Caroline Finkel, Donna<br />
Landry ve Kate Clow’un ortak çalışmasının<br />
bir ürünü. Okumak ve yürümek gerek…<br />
KAÇIRMAYIN!<br />
İznik’te Osmanlı mirası çinicilik sanatı<br />
yeniden canlanıyor. Ayasofya Müzesi’nin<br />
yakın çevresindeki tarihi sokaklarda<br />
bulunan atölyelerde çini ve seramik<br />
üretilip satış sunuluyor. Ayrıca Süleyman<br />
Paşa Medresesi’nin avlusunda da benzeri<br />
çalışmalar yapılıyor. Çok çeşitli formalarda<br />
hediyeliklerin sunulduğu çarşılardan eli boş<br />
ayrılamayacaksınız.<br />
Akdeniz foklarının dünyadaki en önemli<br />
yaşam alanlarından biri olan İzmir’in<br />
uzak iskelesi Foça, masmavi denizi, ılık<br />
imbatı, davetkâr balık lokantalarıyla bahar<br />
ve ilk yaz yürüyüşleri için doğru adres.<br />
Foça Yürüyüş Yolları Güzergâhı Projesi<br />
kapsamında yürüyüş yolları panolarının<br />
yerleştirilmiş olması işinizi kolaylaştırıyor.<br />
Foça’da dört ana yürüyüş güzergâhı var.<br />
Açıkçası benim favorilerim, Sur Çevresi<br />
ile Heredot Yolu. Palmiyeler ve zakkum<br />
çiçeklerinin süslediği caddelerde, yüz yıllık<br />
taş evlerin eskidikçe güzelleşen mimarisiyle<br />
tanışacaksınız. Sabah ve akşamüstü<br />
saatlerde şenlikli balık mezatlarıyla<br />
karşılaşabileceğiniz caddelerde yürürken<br />
tarihi Foça Kalesi sizi selamlayacak. Dev<br />
ağaçların gölgesine sığınmış kır kahveleri,<br />
sevimli otel ve pansiyonlar sokak aralarında<br />
bir görünüp bir kaybolacak…<br />
KAÇIRMAYIN!<br />
Orak Adası’nın kuzeybatısında yer alan<br />
Siren Kayalıkları, volkanik yapıları ve deniz<br />
mağaralarıyla tarih boyunca pek çok efsaneye<br />
konu olmuş. Bunlardan birine göre Foça’nın<br />
bilinmeyen yerlerindeki taşlara basan herkes,<br />
bir gün mutlaka tekrar buraya gelirmiş.<br />
İstanbul’da<br />
yürüyerek neler<br />
keşfedebiliriz?<br />
Günümüzde İstanbul’da hâlâ bozulmamış<br />
yerler olduğunu iddia etmek kolay değil.<br />
Ancak eski İstanbul fragmanından<br />
parçalar taşıyan mahalleler, sokaklar,<br />
evler ve meydanlara rastlamak mümkün.<br />
Dahası İstanbul’da karşımıza çıkan bir<br />
yığın önemsiz şeye saplanıp kalmaktansa<br />
yürümek, insana yeni ufuklar sunmaya<br />
elverişli bir etkinlik olabilir. Her şeyin<br />
ötesinde İstanbul bir yandan da muazzam<br />
ve keşfedilmeye değerdir. Bu kadim şehirde<br />
tanımaya değer bir sürü insan, şaşırtıcı<br />
eserler, sürprizli dükkânlar, pazarlar,<br />
leziz tatlar, heyecan verici meslekler ve<br />
muhteşem bir ahenk var. Bu anlamda bu<br />
dünya şehrinde yürümek, insana bir sürü<br />
anahtarlar sunabilir. Peki İstanbul’da<br />
yürüyerek nereleri keşfetmeliyiz? Türk<br />
edebiyatına ilham veren Kanlıca ile<br />
Kuzguncuk arasındaki eski Boğaz köyleri,<br />
Selim İleri’nin “son derece sinematografik<br />
mahallelerle doludur,” dediği Samatya<br />
sokakları, Süleymaniye’nin eski evleri,<br />
Büyükada’nın patikaları ve Piyer Loti<br />
Tepesi’nin edebiyat kokan yamaçları eski<br />
İstanbul ruhunu size fazlasıyla hissettirir.<br />
Balat ve Kariye Müzesi çevresindeki<br />
sokakları, Ahırkapı’nın sahile yakın<br />
mahallelerini, Küçük Ayasofya’nın yalnızlık<br />
kokan avlusunu, Anadolu Kavağı’nı, Sait<br />
Faik’in öykülerinin yankılandığı Burgazada<br />
içlerini, Yedikule’yi, Yeniköy ve Murathan<br />
Mungan’un öykülerine konu olmuş<br />
Boyacıköy Yokuşu’nu da listenize dâhil<br />
edebilirsiniz.<br />
Meraklısına NOT: 4. baskıya hazırlanan<br />
“Yürüyerek İstanbul” (Melih Uslu, Mona<br />
Kitap, 2018) adlı kitabımda, Haliç’ten Tarihî<br />
Yarımada’ya, Boğaziçi’nden Adalar’a dek<br />
titizlikle seçilmiş, her biri iki ile dört saatlik<br />
süreler arasında yürünebilen İstanbul’daki en<br />
iyi 34 yürüyüş rotası anlatılıyor.<br />
60 Yürümek<br />
61
DÜNYA’DAN:<br />
Farklı beğenilere hitap eden<br />
ADRENALİN YÜKLÜ ROTALAR<br />
İNKA YOLU<br />
Yürüyüş tutkunlarının ortak bir noktası var: Basit bir yürüme<br />
eylemini yaşamı onaylayan bir keşif gezisine dönüştürmeleri…<br />
İşin felsefesinden hareketle orman içi patikalardan dağlardaki<br />
nefes kesici parkurlara kadar dünyanın en iyi rotalarını derledim.<br />
Unutmayın; yürüyüş deneyimi başlı başına bir ödüldür.<br />
ST. JAMES YOLU<br />
Galiçya’nın özerk başkenti Santiago<br />
de Compostela’yı merkez alan bu rota,<br />
Hristiyanlar tarafından kutsal kabul<br />
edilen bir hac yolunu içeriyor. İspanya’dan<br />
Fransa’ya uzanarak 800 kilometreyi aşan<br />
yolun hedefi, Aziz James’in küllerinin<br />
bulunduğu şehre ulaşmaktan geçiyor. Bin<br />
yıldan fazla süredir insanlar tarafından<br />
kat edilen bu yol, asırlar boyu dinî<br />
amaçlar için kullanılsa da günümüzde tüm<br />
yürüyüşçülere hitap ediyor. Yürüyenlere<br />
verilen özel bir pasaporta, yol üzerinde<br />
bulunan konaklama mekânlarında birer<br />
damga vuruluyor. Santiago Katedrali’ne<br />
ulaşıldığında ise bu pasaportu gösterip<br />
karşılığında Latince yazılmış “yolu bitirme<br />
sertifikası” alıyorsunuz.<br />
15. yüzyıldan kalma İnka şaheseri Machu<br />
Picchu’ya giden 33 kilometrelik patika, 1911<br />
yılında kâşif Hiram Bingham tarafından<br />
keşfedilmiş. Fakat dünyanın dikkatini<br />
çekmeden önce de yöre halklarınca<br />
yüzyıllar boyunca kullanılmış. Peru’nun en<br />
ünlü harabesine giden yol, günümüzde sırt<br />
çantalı gezginlerle dolu. 2 bin 430 metre<br />
rakımlı Kutsal Vadi’ye tırmanan güzergâh,<br />
zikzaklar çizerek dağların etrafında<br />
dolanıyor ve yol boyunca üç yüksek geçidi<br />
aşıyor. Bulut ormanlarının baş döndürücü<br />
manzaraları ise ödülünüz oluyor. İnkaların<br />
kayıp şehrini korumak için her gün izin<br />
verilen yürüyüşçü sayısı sadece 200 kişiyle<br />
sınırlı.<br />
KALALAU YLU<br />
Yürüyüş için yönünü ABD’ye çevirenlerin<br />
çoğu, Büyük Kanyon veya Yosemite Ulusal<br />
Parkı’nı tercih ediyor. Ancak biz, bölgedeki<br />
alternatif bir rotayı tercih edelim. Ke´e Plajı<br />
ile Kalalau Vadisi’ni birbirine bağlayan<br />
Kalalau Yolu, Hawai’nin karakteristik<br />
bitki örtüsünü gözler önüne seren bol<br />
uçurumlu bir rotayı izliyor. Nã Pali sahili<br />
boyunca uzanan tropikal güzergâh kolay<br />
başlıyor, ancak dik toprak yollarla giderek<br />
daha zorlu hale geliyor. El değmemiş<br />
vadiler, gürleyen şelaleler, tenha plajlar ve<br />
Pasifik Okyanusu’nun çalkantılı suları ise<br />
yürüyüşçülerin ödülü oluyor. Gerçekten<br />
de bu rotada “kayıp dünya” duygusu<br />
hissediliyor.<br />
ROUTEBURN YOLU<br />
Yeni Zelanda’daki South Island, Alpleri<br />
aratmayan dağ manzaralarıyla göz<br />
dolduruyor. Bu doğal harikalar diyarının<br />
tadını çıkarmanın en iyi yolu ise Routeburn<br />
Yolu’nda üç-dört günlük yürüyüş<br />
yapmaktan geçiyor. 32 kilometrelik parkur,<br />
buzullarla oyulmuş fiyortları, keskin<br />
vadileri ve engebeli sırtları takip eden iki<br />
muhteşem ulusal parkı (Fiordland ve Mt.<br />
Aspiring) ile yürüyüşçüleri kendisine<br />
hayran bırakıyor. Routeburn Barınağı’ndan<br />
(Queenstown’ın kuzeyi) Milford Road’a<br />
uzanan rotada muhteşem konumdaki kamp<br />
alanlarında geceleme yapılıyor. Kar sularıyla<br />
beslenen dağ göletlerinde soğuk su dalışları,<br />
rotanın öne çıkan özellikleri arasında.<br />
PATAGONYA YOLU<br />
Şili sınırları içerisinde kalan 136<br />
kilometrelik The Torres del Paine<br />
Circuit için en az dokuz gün ayrılması<br />
tavsiye ediliyor. Bu muhteşem vahşi<br />
doğa rezervinde patikaları takip ederken<br />
dünyanın en fotojenik manzaralarından<br />
bazılarını göreceksiniz: Kristal<br />
berraklığında nehirler, yontulmuş gibi<br />
duran dağlar, uçsuz bucaksız otlaklar,<br />
yaşlı ormanlar, derin göller ve buzulların<br />
sessiz dili… Herhangi bir zamanda<br />
parkurun tüm bölümlerinde sadece 80<br />
yürüyüşçüye izin verildiğinden önceden<br />
plan yapmanız gerekiyor. Kasım ile mart<br />
arasındaki yoğun yürüyüş sezonunda yer<br />
bulmayı umuyorsanız, aylar öncesinden<br />
rezervasyon yaptırmalısınız.<br />
YÜRÜMENİN 4<br />
FAYDASI<br />
* Yürümek, görmektir. Yetinmemek,<br />
ufku geniş olmaktır. Gördüklerinin<br />
fotoğrafını çekmektir. Sabırla<br />
biriktirmektir. Sabır da insanın pişirip<br />
olgunlaştıran temel taşlardan biridir.<br />
* Yürümek, yürüyene dünyanın hem<br />
ne kadar büyük hem de ne kadar küçük<br />
olabileceğini gösterir.<br />
* Yürüyüş bu anlamda dünyanın uçsuz<br />
bucaksızlığını insanın bedeni oranına<br />
indirger.<br />
* İnsan, günü gelince artık istese de<br />
yürüyemeyeceğini bilir. Şu an bunu<br />
bilmiyorsa da günün birinde fark<br />
edecektir. Bu yüzden insan yürümek<br />
ister. Çünkü ancak yürüyerek<br />
görebileceğini bilir.<br />
62 Yürümek<br />
63
Haftada 10 dakika<br />
kullanım ile tüylerinizden<br />
kalıcı kurtulun*<br />
*Alt bacaklarda en düşük güç modunda 5 dakika.<br />
1, 3 veya 7 günlük<br />
sakal fark etmeden,<br />
her seferde etkili<br />
ve nazik tıraş.<br />
Series 9 Pro<br />
C<br />
M<br />
Y<br />
CM<br />
MY<br />
CY<br />
CMY<br />
K<br />
braun-qr-3x3.pdf 1 21.04.2022 11:26<br />
braun-qr-3x3.pdf 1 21.04.2022 11:26<br />
Ürünle ilgili<br />
sorularınız için<br />
QR kodu okutup<br />
Braun danışmanına<br />
braun-qr-3x3.pdf 1 21.04.2022 11:26<br />
bağlanın.<br />
braun-qr-3x3.pdf 1 21.04.2022 11:26<br />
Daha fazla<br />
ürüne ulaşmak<br />
için QR kodu<br />
okutun.<br />
64
u sene nisan ayında dünyaca ünlü Dr. Joe Dispenza’nın kurumsal<br />
eğitmenlerinden Steve Comer özel bir eğitim programı için Hillside<br />
Beach Club’daydı. Beyin ve Zihin Sağlığı Eğitmeni, Davranış Bilimleri<br />
Uzmanı ve Meditasyon Öğretmeni olan Comer, Niagara Wellness<br />
Istanbul ve AwareHouse Florida dengeli yaşam merkezlerinin<br />
eş kurucusu, ayrıca YOUniversity Özfarkındalık Okulu'nun<br />
yaratıcılarından biri. Comer’ın Hillside misafirlerine 3 gün boyunca<br />
verdiği bu özel ve derin eğitimde katılımcılar; nörobilimsel açıdan bireyin kendini<br />
değiştirme sürecini, alışkanlıklarını nasıl kıracaklarını, beynin nasıl çalıştığı ve nasıl<br />
geliştirildiğini öğrenme fırsatı buldular.<br />
Eğitim programı Hillside Beach Club’ın eşsiz doğası içinde meditasyon, yoga pratikleri,<br />
enerji ve nefes çalışmaları ile de desteklendi. Program sırasında Steve Comer ile<br />
nörobilim perspektifinden değişim ve iyi hissetmenin kimyası üzerine sohbet etme<br />
şansımız da oldu.<br />
Billur Somer<br />
Steve Comer<br />
B.S.<br />
Metodunuzdan bahsedebilir misiniz?<br />
Nasıl 'sınırsız' olabiliriz?<br />
Rahatsızlık hissini tolere etmeyi ve bize<br />
tanıdık olmayan şeyleri keşfetmeyi<br />
öğrendiğimizde, bilinmeyeni<br />
sevebildiğimizde sınırsız olmayı<br />
deneyimleyebiliriz.<br />
“Kendine inan ve diğer her şeyi sorgula...”<br />
diye bir mottonuz var, bu mottonun<br />
arkasında yatan düşünceden bahsedebilir<br />
misiniz?<br />
çok önemli. Bu yüzden Dr. Joe Dispenza’nın<br />
çalışmalarını çok seviyorum, çünkü aslında<br />
o da bir bilim insanı. İkimiz de sinir sistemi<br />
ve sinirbilimini temel alan kayropraktik<br />
geçmişten geliyoruz. Fizyolojimizi nasıl<br />
değiştireceğimizi araştıran bu yaklaşımlarla<br />
ilgili günümüzde her zamankinden daha çok<br />
bilimsel kanıt var. Bugün artık beyni çok<br />
detaylı inceleyebiliyoruz ve<br />
görüntüleyebiliyoruz. Örneğin meditasyon<br />
halindeyken beyne baktığımızda beyne<br />
sağladığı faydayı gözlemleyebiliyoruz ve bu<br />
da çok heyecan verici!<br />
S.C.<br />
Nörobilim dünyasına girdiğinizde, beynin ön<br />
lobunun, yani yaratıcı merkezin ne kadar<br />
önemli olduğunu anlarsınız. Beynimizin bu<br />
bölümünü sürekli aktif tutmalıyız. Bunu<br />
yapmanın en etkin yollarından biri soru<br />
sormaktır. O yüzden her şeyi sorgulayın<br />
derim. Beynimiz böylece çok daha yaratıcı<br />
şekilde işler.<br />
Eğer biz kendimize inanmazsak, başka<br />
insanlardan bize inanmalarını istemek<br />
zor olacaktır. O yüzden her zaman işe<br />
kendimizden başlamalıyız.<br />
B.S.<br />
Bilim yönteminizi nasıl destekliyor?<br />
B.S.<br />
S.C.<br />
B.S.<br />
Öğrettikleriniz günlük yaşama nasıl<br />
aktarılabilir?<br />
Danışanlarıma ve birlikte çalıştığım kişilere<br />
her zaman kendi sinir sistemlerini regüle<br />
etmeleri gerektiğini öğretiyorum. Bunun da<br />
tek yolu sinir sisteminin dengeden çıktığı anı<br />
ayırt etmek ve tekrar dengeye getirme<br />
yeteneğimizi geliştirip bunda ustalaşmak.<br />
Sinir sistemimizi regüle etmek için beyin<br />
dalgalarını yavaşlatmayı öğrenmeliyiz.<br />
Özünde meditasyon da budur.<br />
Eminiz çok etkileyici dönüşüm<br />
yolculuklarına tanık olmuşsunuzdur…Sizi<br />
etkileyen dönüşümlerden birini bizimle<br />
paylaşır mısınız?<br />
Röportaj: Billur Somer<br />
@billursomer<br />
S.C.<br />
Ben mantığını kullanan oldukça analitik<br />
biriyim. Dolayısıyla yaptığım işi bilimsel<br />
kanıtla destekleyip teyit etmek benim için<br />
S.C.<br />
Dr. Joe Dispenza’nın öğretilerinin temelinde<br />
yatan yaklaşımlarından biri ‘kişisel<br />
gerçekliğinizi yani hayatınızı değiştirmek<br />
66 Steve Comer<br />
67
İyi hissetmekle ilgili bilmeniz gereken<br />
şey şu: İyi hissedebilmek için, hissetmekte<br />
ustalaşmalıyız. Bedenimize bağlı kalmalıyız,<br />
kendi zihin sürecimize değil…<br />
B.S.<br />
S.C.<br />
için kişiliğinizi değiştirmelisiniz’ olgusu.<br />
Kişiliğimizi değiştirmek, düşünce şeklimizi,<br />
davranış şeklimizi ve hissediş şeklimizi<br />
değiştirmek demektir. Benim görevim de<br />
kişilere bu süreçte destek olmak. Gerçekten<br />
çok fazla dönüşüme tanıklık ettim. Eğer ki;<br />
sizi sıkıştırıp dengenizi bozan bir düşünce ve<br />
davranış kalıbınız varsa, mesela sürekli<br />
stresliyseniz, kişiliğinizi değiştirdiğinizde,<br />
farklı sorular sorduğunuzda ve eski<br />
kalıplarınızı yıktığınızda; istediğiniz<br />
düşünceleri, davranışları ve hisleri yaratmak<br />
için daha bilinçli olursunuz. Hormonlarınız<br />
değişir, nörokimyanız değişir. Genlerinizin<br />
dışavurumu bile değişir. Yani kişiliğimiz bir<br />
hastalık süreci yaratıyorsa, kişiliği<br />
değiştirdiğimizde iyileşme sürecini de<br />
başlatabiliriz. Benim için en büyük dönüşüm<br />
benim kendi dönüşümüm. Çünkü insanlarla<br />
çalışmak benim daha bilinçli ve farkında<br />
olmama yardım ediyor ve kendi üzerimde<br />
çalıştıkça da kişileri çok daha iyi<br />
destekleyebiliyorum.<br />
Hillside Beach Club'da gerçekleştirdiğiniz<br />
eğitimden bahsedebilir misiniz?<br />
Evet, nisan sonunda 3 gün boyunca Dr. Joe<br />
Dispenza’nın 'Neuro Change Solutions:<br />
Change Your Mind, Create New Results'<br />
eğitimini verdim. Bu eğitim boyunca<br />
kendimizi değiştirme sürecini nörobilimsel<br />
açıdan derinlemesine ele aldık. Beynin nasıl<br />
çalıştığını anlamazsak zihnimizi<br />
değiştirmemiz zor olacaktır ve zihnimizi<br />
değiştiremezsek hiçbir şeyi değiştiremeyiz.<br />
B.S.<br />
S.C.<br />
B.S.<br />
S.C.<br />
Günlük rutininiz nasıl?<br />
Ben yıllardır Deepak Chopra’nın ‘Uyan,<br />
tuvalete git ve meditasyona otur’’ prensibini<br />
uyguluyorum. Bu benim günlük rutinimin<br />
başlangıcı. Meditasyondan sonra çok su<br />
içerim, sonra da güneşe çıkarım. Beynimiz<br />
için yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri,<br />
sabah kalkar kalmaz gün ışığına çıkmak.<br />
Gözümüz kapalı bile olsa gün ışığına bakmak<br />
beynimizi aktive eder ve bu, güne<br />
başlamanın en güzel yoludur<br />
Sizi ne iyi hissettirir?<br />
Beni en çok mutlu eden şeylerden biri paddle<br />
board yapmak. Florida’da Siesta Key’de,<br />
Amerika’nın en güzel sahillerinden birinde<br />
yaşadığım için çok şanslıyım. Çoğu zaman<br />
yunuslarla beraber paddle board yapıyorum.<br />
Deniz, güneş, nefes almak, suda kendimi<br />
dengede tutmak her zaman beni çok iyi<br />
hissettirir. İyi hissetmekle ilgili bilmeniz<br />
gereken şey şu: İyi hissedebilmek için,<br />
hissetmekte ustalaşmalıyız. Bedenimize bağlı<br />
kalmalıyız, kendi zihin sürecimize değil…<br />
Çünkü beyin hissedemez. Yani iyi hissetmek<br />
istiyorsak bedenimize inmeliyiz. Kendimizi<br />
doğayla, sevdiğimiz insanlarla ve<br />
güzelliklerle çevrelemeliyiz.<br />
68 Steve Comer
Fotoğraf: Abdullah Yazıc<br />
Fotograf asistanı: Ramazan Şentürk<br />
Model: Sue Gucun<br />
Styling: Rostislav Lovkov<br />
Prodüksiyon: Emre Kolukısa & İpek Çolakoğlu<br />
shopi go'ya teşekkürler...<br />
Gözlük / Üst / Alt: Ottolinger - Ayakkabı: Vans<br />
70 Spirit of Nature<br />
71
Gözlük: Ottolinger - Kolye: Alan Crocetti - Üst: Ottoliner - Küpe: Ottoliner<br />
Çanta: Ottolinger<br />
72 Spirit of Nature<br />
73
Üst: Andersson Bell<br />
Pantolon: ERL - Ayakkabı: Converse<br />
74 Spirit of Nature<br />
75
Ayakkabı: Asics<br />
Üst: Mowalola - Pantolon: shopi go - Ayakkabı: Converse<br />
76 Spirit of Nature<br />
77
Üst: Adidas - Etek: Ottolinger<br />
Çanta: Ottolinger<br />
78 Spirit of Nature<br />
79
Hoodie: Mowalola<br />
80 Spirit of Nature
Meis Adası<br />
Gidince Sizin de<br />
Vazgeçemeyeceğiniz<br />
Yunan Adaları<br />
Senenin en çok sevilen mevsimi, yaz geldi. Rotamız<br />
elbette suyun öteki yanı... Yunan Adaları. Işığı, renkleri,<br />
kokuları, güzel insanları ve daha birçok hoşluğu ile bizi<br />
etkisi altına alan ve imrendiren adalar... Bir kez gidince<br />
bir daha vazgeçemediklerimiz… Hangi birine gitsek,<br />
Ege’nin büyüsünde Akdeniz’in lezzetleriyle kalbimiz<br />
orada bir başka atıyor; hepsi birbirinden güzel. Ancak<br />
benim ve Türk seyahat severlerin son dönemlerde<br />
alışılmış adresler dışında yeni gözdeleri var.<br />
Gelin bu üç keyifli adayı ziyaret edelim...<br />
Yazı ve fotoğraflar: Rana Korgül<br />
ranakorgul@gmail.com<br />
Skiathos, Çarşı<br />
Hydra, liman...<br />
Skiathos, koy<br />
Hydra, meydan<br />
82 Yeni Gözdelerimiz: Hydra, Skiathos, Meis 83
HYDRA<br />
Yunanistan’ın St Tropez’i olarak bilinen<br />
Hydra, en sevdiğim Yunan adalarından biri<br />
diyebilirim. Her Spetses ziyaretimde kısa da<br />
olsa Hydra’ya uğrarım. İkisi de Türkiye’den<br />
direkt ulaşılamayan adalardandır. Atina’nın<br />
güneyinde, Ege’nin Akdeniz ile birleştiği<br />
sularda yer alan Hydra’ya Atina’ya uçup<br />
Pire Limanı’ndan feribot ile ulaşabilirsiniz.<br />
Daha limanda bu ada sizi etkilemeye<br />
başlıyor. Anfitiyatro şekilde inşa edilmiş<br />
liman bölgesi adanın merkezi ve oldukça<br />
hareketli. Feribotlar, balıkçı tekneleri, lüks<br />
yatlar, yelkenliler hep bir arada. Adaya<br />
yıllardır Avrupa’dan gelen jetsetler, ünlüler<br />
ve günübirlikçi turistler akın ediyor.<br />
SKIATHOS<br />
Adını uzun zamandır duyardım, ilk<br />
kez ‘Mamma Mia’ müzikali sayesinde<br />
görmüştüm. Skiathos, ziyaretçilerine çok<br />
yönlü deneyimler sunan bir ada. Biraz yolu<br />
uzak olsa da gitmeye değer.<br />
Hydra’nın keyfini çıkarmak için limanda<br />
takılabilir ya da plajlara kolaylıkla<br />
gidebilirsiniz. Restoran ve taverna olarak<br />
Hydronetta, Sunset, Papagalos, Piato,<br />
Psaropoula, Isalos, Cool Mule, Veranda,<br />
Plakostroto, Steki, Kai Kremmidi ve<br />
en ünlüsü Omilos’u; bar olarak Pirate,<br />
Amalour ve Spilia Beach Club’ı mutlaka<br />
ziyaret etmelisiniz. Konaklama için<br />
Hydrea, Angelica, Orloff, Hydra,<br />
Cotommatae, Leto, Miranda, Phaedra,<br />
Douskos Port House, Hydra Icons ve eski<br />
sünger fabrikası olan Bratsera Hotel ile<br />
limandan botla gidilebilen Four Seasons’ı<br />
seçebilirsiniz. Hydra’nın diğer adalardan<br />
oldukça farklı bir rengi, ışığı ve enerjisi<br />
var. Onassis ve Maria Callas, Sophia Loren,<br />
Joan Collins, John Lennon, Eric Clapton,<br />
Richard Branson ve Leonard Cohen<br />
gibi isimlerin bu adayı tercih etmelerine<br />
şaşırmamak gerek. Ada içi ulaşım eşeklerle<br />
sağlanıyor. Üstelik adada araba, bisiklet,<br />
motor hepsi yasak. Kiraladığınız eviniz<br />
ya da oteliniz adanın tepesinde olsa bile<br />
bavullarla yürümek ya da eşek kiralamak<br />
durumundasınız. Ara sokaklarda ya da<br />
limanda gezerken Elena Votsi, Eclectia,<br />
Turquoise, Svoura ve Keramidas Likoyrgos<br />
adlı dükkanlara uğrayın. Adadan dönerken<br />
bademli şekerlemelerden, manastırlardaki<br />
rahibelerin yaptığı el işi ürünlerden veya<br />
Hydra manzaralı resim tablolarından küçük<br />
bir tane de olsa alın. Bir de Deste Vakfı’nın<br />
Slaughterhouse adlı mekanında düzenlediği<br />
sergileri gezmenizi tavsiye ederim.<br />
Ulaşım Selanik ya da Atina’dan uçakla<br />
olabiliyor. Ancak biz, Tekirdağ üzerinden<br />
araçla İpsala’dan geçip Kavala ve Selanik’ı<br />
takiben Volos şehrinden adaya giden<br />
feribota bindik. İki saat süren arabalı<br />
feribot bizi adanın cıvıl cıvıl limanına<br />
ulaştırdı. Yunanistan'ın Teselya bölgesinde<br />
bulunan ve Sporades takım adalarının en<br />
ünlüsü olan Skiathos, adını onu çevreleyen<br />
ormanlarından alıyor. Ada sadece doğal<br />
güzellikleriyle değil, hareketli yaşantısıyla<br />
da biliniyor. Sadece yazın değil, kışın bile<br />
adada yaşam devam ediyor. Anakaradan<br />
feribotlar her gün, uçaklar haftada belli<br />
günlerde devam ediyor. Ancak yazın her<br />
gün 3-4 uçak var. Benzersiz kumsalları,<br />
sonsuz yeşil doğası, ormanları, sınırsız<br />
konaklama olanaklarının yanı sıra birçok<br />
kaliteli restoran ve bara sahip olan Skiathos,<br />
müzelere ve tarihi yerlere de sahip.<br />
Evangelistria Manastırı, Agios Ioannis<br />
Manastırı, zamanında bir Osmanlı camisine<br />
ev sahipliği yapan Kastro Kalesi, yazar<br />
Alexandros Papadiamantis Ev Müzesi, eski<br />
limandaki Denizcilik Müzesi bunlardan<br />
sadece bazıları… Alışverişin ise sonu yok ve<br />
Papadiamanti Caddesi bu konuda oldukça<br />
fazla seçenek sunuyor. Restoranlardan<br />
Bourtzi, Scuna, Marmita, Borzoi, Kontiki,<br />
Ergon ve Platanos ile Diamanti plajındaki<br />
Diamanti restoranı en keyifli mekanların<br />
başında geliyor. Adanın sırtlarında eşsiz<br />
liman ve havaalanı manzaralı şarap<br />
bağlarından Parissi’de şarap tadımı yapmak<br />
ise ayrı bir keyif. Benim tercihim beyaz<br />
şaraplardan yana oldu… Yoğun turist<br />
ağırlayan Skiathos’ta çeşit çeşit otel var.<br />
Alkyon, Atrium, Korali, Skiathos Palace,<br />
Skiathos Princess, Esperides ve Hotel<br />
Punto zevkinize hitap edecek otellerden<br />
olabilir. Ancak tavsiyem, limana yakın bir<br />
otel seçmek. 4-5 günlük bir seyahat için<br />
restoran ve barların olduğu eski limana<br />
yakın bir otel seçmek en doğrusu. Üstelik<br />
plajlara botlarla ulaşım da buradan çok<br />
kolay. Lalaria, Koukounaries ve Mandraki<br />
plajları önceliğiniz olabilir. Adada<br />
yapılacaklar arasında su sporları, dalış,<br />
yoga ve dinlenme, trekking, uçakla keşif,<br />
yenilikçi-geleneksel veya gurme yemekler,<br />
şarap tadımı ve gece gezmeleri sayılabilir.<br />
Güneşin ve denizin ötesinde bir ada olan<br />
Skiathos’a geri dönmek ümidiyle…<br />
84 Yeni Gözdelerimiz: Hydra, Skiathos, Meis 85
TV & Sound<br />
Philips<br />
Spor Kulaklıkları<br />
MEIS<br />
Philips A6606<br />
Türkiye’den sadece 2,1 km uzalıkta olan bu<br />
Yunan adası, bizde Kızılhisar Adası olarak<br />
adlandırılmış ve 12 Ada’dan biri. Adını St.<br />
Jean Şövalyeleri’nden alan Meis, 2. Dünya<br />
Savaşı’ndan sonra Yunanistan himayesine<br />
girmiş. Bize yakınlığından dolayı çıplak<br />
gözle Kaş sahilinden görülüyor ve feribotla<br />
ulaşım mümkün. Tüm Yunan Adaları’na<br />
olduğu gibi Schengen vizesi şart.<br />
Ada oldukça küçük bir yüzölçümüne sahip<br />
ve tek yerleşim yeri Kastellorizo. Bu ada<br />
yakınlığından ve tanıdık referansından<br />
dolayı hep ilgimi çekiyor. Hatta bu sene yeni<br />
açılan Casa Mediterraneo adlı butik otel,<br />
listemin başında yer alıyor. Mediterraneo<br />
Hotel ise ada için ikinci tavsiyesini aldığım<br />
butik otel. Akdeniz'in sınırları içinde<br />
değerli bir mücevher gibi gizlenmiş, parlak<br />
renklerle boyanmış evlerle dolu ve lezzetli<br />
Yunan mutfağını tadabileceğiniz küçük bir<br />
ada burası. Adanın restoranları arasında<br />
Lazarakis, Ostraka, Alexandra’s, Billy’s<br />
ve Paragadi en ünlüleri olup Faros Bar<br />
en eğlenceli olanı. Yemekte Ouzo ya da<br />
Tsipouro için, kalamar dolma, güneşte<br />
kurutulmuş ahtapot, peynir kızartması<br />
Saganaki, yoğun cacık olan Tzatziki ve<br />
Greek Salad yiyin. Yunan mutfağının en<br />
can alıcı lezzetleridir bunlar.<br />
Adada gezilecek yerler arasında St.John<br />
Kalesi, Dorik Akropolis ve çeşitli<br />
manastırlar var. Ayrıca, ünlü doğa<br />
harikası Mavi Mağara’ya muhakkak<br />
sabah saatlerinde gidin ve mağara içinde<br />
suya dalın. Buraya limandan kalkan gezi<br />
tekneleriyle ulaşabilirsiniz. Meis’teyken<br />
Aya Yorgi ve Mandra Koyu’na gitmeyi<br />
de atlamayın. Hiç şüphesiz Meis’te<br />
gezinirken çeşitli tatlı ve salaş alışveriş<br />
dükkanlarıyla karşılaşırsınız. The Craft<br />
Collection Shop bunlardan en kalitelisidir.<br />
Buradan bir elbise, şapka, pareo veya<br />
sandalet alabilirsiniz. Hepsi çok zevklidir.<br />
Meis’ten dönmeden Puzzle Müzesi’ni ve<br />
Museum of Kastellorizo’yu gezmeyi ihmal<br />
etmeyin. Türkiye’ye bu kadar yakın olan bu<br />
Yunan Adası’nı ilk fırsatta gezi listenize ve<br />
radarınıza alın derim.<br />
Henüz gitmediyseniz ve bir gün<br />
giderseniz bu adalar benim gibi sizin de<br />
vazgeçemedikleriniz arasına girecektir,<br />
eminin.<br />
İyi yazlar…<br />
C<br />
M<br />
Y<br />
CM<br />
MY<br />
CY<br />
CMY<br />
K<br />
OLED937<br />
Hem görüntüsü<br />
hem de sesiyle<br />
müthiş.<br />
Philips A7306<br />
move<br />
Philips A4216<br />
86 Yeni Gözdelerimiz: Hydra, Skiathos, Meis<br />
philips.com.tr
Game Changer:<br />
Siz de Amerika’da 1960’ların ortasında<br />
keşfedilen ve 2023 yılına girerken New York Times<br />
tarafından yılın sporu ilan edilen pickleball<br />
heyecanına kendini kaptıranlardan mısınız?<br />
D<br />
Dünyada şöhreti<br />
hızla artan bu<br />
oyunu Hillside<br />
City Club’da<br />
deneyimleme şansı<br />
olanlardan biri<br />
olarak; sizlerle<br />
pickleball hakkında<br />
en az kendi kadar eğlenceli birkaç şaşırtıcı<br />
bilgiyi ve sahadan aklımda kalan neşeli<br />
anları paylaşmak isterim. Öncelikle şunu<br />
söylemeliyim ki; tenis, badminton ve masa<br />
tenisinden aşina olduğumuz birçok elementi<br />
kendi bünyesinde buluşturan pickleball,<br />
standart bir korttan daha küçük bir sahada<br />
ve yere oldukça yakın bir file üzerinden<br />
oynanıyor. Basit kuralları sayesinde kolay<br />
öğrenilebilen, fakat işi uzmanlık seviyesinde<br />
tutmak isteyenler için kortta ciddi kilometre<br />
yapmayı gerektiren bu eğlenceli oyun;<br />
koordinasyonu iyileştirirken, denge ve<br />
kardiyovasküler sağlık için de faydalar<br />
sunuyor.<br />
yakmaya odaklananlar ve sosyalleşmeyi<br />
sevenler için de harika bir alternatif<br />
olduğunu düşünüyorum.<br />
Pickleball severler için saha içi taktikleri<br />
konuşacak olursak; her oyunda olduğu<br />
gibi pickleball oynarken de avantajlı ve<br />
dezavantajlı olduğunuz durumları önceden<br />
fark etmek en önemli taktiklerden biri.<br />
Özellikle eşli şansınızın olduğu oyunlarda<br />
eşleri belirlerken farklı bedenleri<br />
eşleştirmek ve maç öncesi görev ve<br />
pozisyonları netleştirmek sahaya çeşitlilik<br />
katmak için iyi bir seçim olabilir. Ek olarak,<br />
en sık gördüğüm durumlardan bir diğerinin<br />
ise, başlangıç seviyesi oyuncularının ‘non<br />
– volley zone’ isimli alanı yeterince etkin<br />
kullanmaması olduğunu da söyleyebilirim.<br />
Eğer benim gibi kendini neon raketlerin<br />
cazibesine kaptıranlardansanız sıkı durun;<br />
Pickleball, tıpkı bir tenis maçında olduğu<br />
gibi, tekli veya eşli oynama seçenekleriyle<br />
ülkemizde ve dünyada sosyalleşmenin<br />
en hip ve eğlenceli alternatiflerinden biri<br />
olmaya aday.<br />
Kendi deneyimlerimden yola çıkarak; 40<br />
dakikalık bir oyunda sıkı kalori yakmanın<br />
yanı sıra, çocukluğa dönüş hissi ve kortta<br />
bol kahkaha vaat ettiğini söyleyebilirim.<br />
Yazı: Esra Bebek<br />
@esrabebek, @goodforallstudio<br />
İllüstrasyon: Neslihan Balamtekin<br />
Özellikle rekabet severler için çekici<br />
bir alternatif olan pickleball, tempo<br />
tutkunlarının da günlük egzersiz<br />
programında yer almaya hazır. Dış ve<br />
iç mekanlarda, az zamanda çok kalori<br />
88 Pickleball 89
u kez sadece raketler değil üzerinde<br />
bulundurduğu delikler sayesinde rüzgârın<br />
rezistansını azaltan canlı renklerdeki top da<br />
sizi korta çağıracak.<br />
İlk bakışta tenis oynayanların kendini<br />
avantajlı gördüğü bu sporda, oyuncuların<br />
tenise kıyasla yere daha yakın vuruşlar<br />
yaparak maçı sürdürdüğünü gözlemlediğimi<br />
söyleyebilirim. Tam topla buluştuğunuzu<br />
hissettiğiniz anda, çok daha az zıplayan<br />
bu oyuncu top sizi sıklıkla şaşırtabiliyor,<br />
benden söylemesi! Ayrıca bel seviyesinin<br />
aşağısından kullanılan servislerde<br />
uzmanlaşmamın biraz zaman alacağını da<br />
itiraf etmeliyim. Tüm bunların ötesinde<br />
oyun sonunda, konfor alanımdan çıkmayı<br />
seçerek, yepyeni bir sporu deneyimlemiş<br />
olmanın bende yarattığı duygunun hazzı ise<br />
tarif edilemez boyutta.<br />
New York Times’da yayınlanan bir<br />
makaleye göre pickleball; 2021 yılından<br />
bu yana 24 yaş altındaki gençler arasında<br />
hızla popülerleşirken; diğer yandan<br />
oyunun basitliği sayesinde Amerika’da 55<br />
yaş ve üzeri ciddi bir kitleye hitap ediyor.<br />
Pickleball severleri kısaca “picklers”<br />
olarak tanımlayan Amerika Pickleball<br />
Topluluğu’na göre; yarım saat yapılan<br />
bir yürüyüş ile karşılaştırıldığında, yarım<br />
saat süren bir pickleball oyununda yüzde<br />
36 daha fazla kalori yakma şansınız<br />
oluyor. Üstelik, düzenli olarak klasik<br />
spor antrenmanı yapmaya başlayan<br />
kişilerden 50%’si 6 ay sonra sürdürebilirlik<br />
konusunda problem yaşarken; pickleball<br />
ile tanışanlar, kortlara gittikçe artan bir<br />
frekansta uğramaya başlıyor.<br />
Radarımızı pickleball sever ünlülere<br />
çevirecek olursak, ünlü aktör Leonardo<br />
Di Caprio’dan, Serena Williams’a kadar<br />
birçok tanınmış isme rastlıyoruz. Eski ABD<br />
Başkanı George W. Bush’dan, Sex&the<br />
City’nin yıldız ismi Sarah Jessica Parker’a<br />
uzanan geniş bir skalada ismi kortla<br />
buluşturan bu keyifli oyunun bütüncül<br />
sağlığın en renkli destekçilerinden biri<br />
olduğunu söylemeliyiz. Washington’da<br />
yaşayan üç babanın golf oynamaktan sıkılan<br />
çocuklarını eğlendirmek için keşfettikleri<br />
bu hareketli oyun, dünyada beş milyona<br />
ulaşan oyuncu sayısı ile adını Türkiye’de<br />
de Hillside City Club’ta çoktan duyurmaya<br />
başladı. Çocukluğuma götüren renkleriyle<br />
sahanın ve asla düşmeyen temposuyla bu<br />
oyunun beni kendine fazlasıyla çektiğini<br />
itiraf etmeliyim. Seyahatlerim esnasında;<br />
“Hangi restoran?” sorusunun önüne<br />
“Hangi yoga stüdyosu?” sorusunu koyan<br />
ben; farklı kültürlerden kişileri arkadaş<br />
ağıma katmamı kolaylaştıracak “Hangi<br />
pickleball sahası?” sorusunu da notlarım<br />
arasına ekleyeceğimi düşünüyorum.<br />
Kısacası portatif ekipmanı sayesinde<br />
seyahat ederken birçok “pickler” ile<br />
tanışmanız an meselesi.<br />
Dünya Sağlık Örgütü’nün,<br />
yaşlanmayı artık konfor<br />
alanında kalmak olarak<br />
tanımladığı bu zamanlarda,<br />
yepyeni bir sporu bedeninizle<br />
tanıştırma ve korttakilerle<br />
içinizdeki oyuncu ruhu<br />
paylaşmanın yarattığı his<br />
paha biçilemez.<br />
Sevgiyle tavsiye ederim!<br />
92 - 95<br />
98 - 100<br />
102 - 108<br />
109 - 116<br />
SEZGİSEL RESSAM: ERKUT TERLİKSİZ<br />
YAPAY ZEKÂ VE SANAT<br />
HILLSIDE LIVE: MİNİ SÖYLEŞİLER<br />
BARIŞ GÜLTÜRK: AKDENİZ'DE YAZ<br />
90 Pickleball 91
Resimde saçmalamak, dilediğin gibi<br />
içinden geldiği gibi davranmak,<br />
her an her şey olabilir hissi ve bunu<br />
ciddiyetle yapmak… İşte bu özgürlüğün<br />
peşindeyim. Bunlar bana yaşadığımı<br />
hissettiriyor.<br />
Her şey bir çizgiyle başlamış.<br />
Yurt dışında oldukça tanınan<br />
Erkut Terliksiz ile Kavacık’taki<br />
atölyesinde bir araya geldik.<br />
Sezgisel resim yapan bir sanatçı<br />
olarak içinden geldiği gibi yaratıyor.<br />
“Benim için yaratmak; sadece üretmek,<br />
harekete geçmek, zihnini boşaltmak,<br />
derinlerdeki kıyıda köşedeki tüylerini<br />
diken diken eden karanlığın üstüne gitmek,”<br />
diyen Terliksiz’i anlamak adına<br />
yola çıktık ve keyifli bir sohbete daldık.<br />
Rana Korgül<br />
Erkut Terliksiz<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
Erkut Terliksiz grafik tasarım okumuş. Biz<br />
sizi ressam olarak tanıdık. Sanat ve tasarım<br />
arasında duran bir mesleğiniz var. Resme<br />
yönelmenize ne sebep oldu?<br />
15 senelik bir tasarım kariyerim var. Çeşitli<br />
ajanslarda sanat direktörlüğü yaptım. Aynı<br />
anda Galeri X-ist'in sanatçısıydım. Sanırım<br />
çok doğru bir zamanda tasarım hayatından<br />
tamamıyla uzaklaşıp atölyemde resme<br />
yoğunlaştım. Bu aralar AI ile gelinen nokta<br />
da öngörümü doğrular gibi oldu…<br />
Evet gerçekten AI çok ilginç ve uçsuz<br />
bucaksız bir teknik…<br />
Bugüne dek çizdiğiniz yolu özetler misiniz?<br />
Çok çok çalış; her gün yeni bir şey keşfet…<br />
Aslında özetlenecek bir yolum yok. Ben<br />
sezgisel resim yapıyorum. Resimde pek plan<br />
yapmıyorum. Kısacası, renkler ve lekeler<br />
nereye götürüyorsa…<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
gerçekten içinizde resim yapma aşkı yoksa<br />
bu fiziksel performansı yapmanızın imkânı<br />
yok. Sanatçı Sol LeWitt arkadaşı Eva<br />
Hesse’ye yazdığı mektupta ‘You must<br />
practice being stupid, dumb, unthinking,<br />
empty. Then you will be able to do!’ der ve<br />
ona ilham vermeye çalışır. Bence bunlar<br />
Eva’nın harekete geçmesi için yazılmıştır. Bu<br />
laflar da beni en çok etkileyen ilham verici<br />
ifadeler olmuştur. Resimde saçmalamak,<br />
dilediğin gibi içinden geldiği gibi davranmak,<br />
her an her şey olabilir hissi ve bunu<br />
ciddiyetle yapmak… İşte bu özgürlüğün<br />
peşindeyim. Bunlar bana yaşadığımı<br />
hissettiriyor.<br />
Sanatın sizin için en önemli yönü nedir?<br />
Terapi. Beni ve ruhumu dengeliyor.<br />
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?<br />
Erkut nasıl bir insan?<br />
R.K.<br />
Neden çiziyorsunuz?<br />
E.T.<br />
Pırlanta gibidir...<br />
Röportaj: Rana Korgül<br />
ranakorgul@gmail.com<br />
Fotoğraflar: Pınar Gediközer<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
Ben mutlu olmak için resim yapıyorum.<br />
Mutluluğun formülünü bulmuşsunuz. Ne<br />
güzel! Sanatsal yaklaşımınızı nasıl tarif<br />
edersiniz?<br />
“Life-time performance”, yani uzun soluklu<br />
fiziksel aktivite ve sonsuz duygusal<br />
patlamalar. Günde en az dokuz saat resim<br />
yapıyorum. Bu fiziksel bir güç gerektiriyor ve<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
Çocukken yaptıklarınız bugünlerin<br />
sinyallerini veriyor muydu?<br />
Evet biraz klasik olacak ama… Çok küçük<br />
yaşta – sanırım beştim – Adana’da Ethem<br />
Aydın atölyesinde yağlı boya resim yaparak<br />
başladım sanat kariyerime.<br />
İşlerinizde daha çok hangi konulara<br />
odaklanıyorsunuz?<br />
92 Erkut Terliksiz<br />
93
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
İnsana dair her şeye…<br />
Genelde figürler amorf ve tanımlanmaları<br />
zor. Bir gizem var. Bunun belli bir nedeni var<br />
mı?<br />
Gizem her zaman ilgi çeker. Merak uyandırır.<br />
Hikâyenin ardındaki derin yoldur gizem.<br />
Kimi güler geçer.<br />
Evet, gizem iyidir, eksantriktir…<br />
İşlerinizde renkler, desenler, figürler baya<br />
özgür. Sınırsızlık hissi veriyor ve aralarda<br />
sempatik/tatlı detaylar da var. Gülümseyen<br />
ördek, utangaç surat, kocaman gözler gibi…<br />
Sizce?<br />
Bizlere anlatılan hikayeler her zaman<br />
bilindik mutlu sonla bitmeyebiliyor.<br />
Gülümseyen ördek, aslında bir seri katil<br />
olabiliyor.<br />
Kulağa zor geliyor…<br />
Sizi resmetmeye iten ilhamı nereden<br />
alıyorsunuz?<br />
Oğlum doğduğundan beri, yani son 5 senedir<br />
inanılmaz yoğunlukta resim yapıyorum.<br />
Duygu patlamaları ve zihinsel<br />
Breakdance'lar. Sezgisel resim yapıyorum.<br />
Bence resim planlanarak yapılan bir şey<br />
değil. Bırakın, duygularınız sizi nereye<br />
götürürse götürsün…<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
Sergileriniz oluyor. Son serginiz<br />
Japonya’daydı. Bu sergideki<br />
çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Bu<br />
sergiyi bugüne kadar olan sergilerden nasıl<br />
ayırabilirsiniz?<br />
Japonya benim için çok önemli bir coğrafya.<br />
En büyük ilham kaynağım! Japon kültürü<br />
her zaman çok ilgimi çekmiştir. Anime ve<br />
mangalarla büyüdük. Ve her zaman Japon<br />
etkisi benim resimlerimde belirgindir.<br />
Japonya’daki sergi acayiplikler, tuhaflıklar<br />
üzerineydi. Japonlar hem çok geleneksel<br />
hem de avangart kültürleriyle dünyada her<br />
zaman farklı bir yerdedir. Aslında dünyanın<br />
geri kalanına göre çok daha acayiptir<br />
Japonya. Bu kültürdeki tanrılar da acayiptir.<br />
Çok tanrılı dinin ve mitolojideki<br />
karakterlerle bu çeşitlilik artmış ve kültür<br />
inanılmaz sürreal bir dünya benimsemiş,<br />
kabul etmiş ve bize inanılmaz tuhaf gelen<br />
şeyler onlar için normalleşmiş.<br />
Japonya’ya hiç gitmedim. Ama duyuyorum,<br />
giden çok etkileniyor. Sanki dünyada bir<br />
ülke değil, farklı bir gezegen…<br />
Kabuğunuzdan sıyrılıp yurt dışına nasıl<br />
çıktınız? Tanınmayı nasıl başardınız?<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
E.T.<br />
R.K.<br />
Miami, Milano, Roma, Londra ve Tokyo'da<br />
aktif olarak çalıştığım galeriler var. Bunun<br />
devamlılığı çok önemli tabii.<br />
Mesleğinizdeki yeni yaklaşımları keşfetmek<br />
için neler yapıyorsunuz?<br />
Yaşadığımız yüzyılda her türlü yeni yaklaşım<br />
“on-line” ve “live” bir şekilde karşımıza<br />
çıkıyor. Daha çok müze gezmek isterdim<br />
aslında. Ama ben atölyeden zor<br />
çıkanlardanım. Sosyal hayat, resimden<br />
çalınmış saatlermiş gibi geliyor, bana.<br />
Hayatınız atölyeniz ve aileniz arasında<br />
geçiyor demek… Sizin için bir sergiyi iyi<br />
yapan nedir?<br />
Sanatçının temsil ettiği değerlerden,<br />
akımdan ve bağlamdan bağımsız duygular<br />
uyandırdıysa, düşündürdüyse,<br />
sorgulattırdıysa ve sergiden çıktığımda ben<br />
de bir etki bıraktıysa iyi bir sergidir, benim<br />
için.<br />
Sizi en çok etkileyen sergiyi hatırlıyor<br />
musunuz?<br />
Tate Modern’deki Paul Klee sergisi tüm<br />
detaylarıyla sanatçıyı tanıma isteği uyandırdı<br />
bende.<br />
Türkiye’deki resim sanatının durumunu<br />
nasıl buluyorsunuz?<br />
“Coğrafya kader midir, değil midir? Türk<br />
resmi bütün bu acılardan beslenip kendi<br />
dilini kurabilir mi, kurmalı mı? Ya da<br />
dünyada bir geçerliliği var mı?” gibi birçok<br />
soru var kafamda. “Türk resmi hep batıya<br />
öykünmüş” gibi beylik laflara çok<br />
gülüyorum. Ne yapsaydı Türk resmi?<br />
Hayatınızda öncelik vermek istediğin neler<br />
var şu günlerde?<br />
Beş yaşındaki oğlum Uraz!<br />
Yakın gelecekte sizden neler göreceğiz?<br />
E.T.<br />
Doğru zamanda, aynı dili konuştuğum ve<br />
çok iyi anlaştığım, beni ve sanatımı çok iyi<br />
okuyabilen doğru insanlarla karşılaştım.<br />
E.T.<br />
2024’de Roma’daki Dorothy Circus<br />
Gallery’de gerçekleşecek solo sergime<br />
hazırlanıyorum. Az kaldı…<br />
R.K.<br />
Herkesin yolculuğu farklı elbette...Siz<br />
şanslılardansınız… Bir sanatçı olarak<br />
ulaşmak istediğiniz bir nokta var mı?<br />
94 Erkut Terliksiz 95
Jason M. Allen : Théâtre D'opéra Spatial<br />
Ödüllü Yapay Zekâ Eserleri<br />
Sanat dünyasında her<br />
yüzyılın farklı bir sanatsal<br />
değer tartışması olmuştur,<br />
21. yüzyılda bu tartışma<br />
ise; dijital sanat ve yapay<br />
zekanın ürettiği sanat<br />
eserlerinin sanatsal değerinin olup<br />
olmadığı… Yapay zekâ son yıllarda sanat<br />
dünyasında yeni sanat eserlerinin<br />
oluşturulmasında, analizinde ve restorasyon<br />
gibi birçok farklı alanda kullanılıyor. Ancak,<br />
bu teknolojilerin sanat piyasasına olan etkisi<br />
oldukça tartışmalı ve birçok eleştirmen<br />
tarafından olumsuz olarak değerlendiriliyor.<br />
Öncelikle, yapay zekâ destekli sanat eserleri,<br />
yaratıcılık ve orijinallik gibi temel kavramlar<br />
Yazı: Funda Karayel / Gazeteci<br />
fundakarayel@gmail.com<br />
üzerinde soru işaretleri uyandırıyor. Bu<br />
teknolojiler ile yaratılan eserlerin piyasada<br />
sanatçıların elinden çıkardıkları eserlerle<br />
aynı değere sahip olması, sanat piyasasında<br />
ciddi bir sorun olarak görülüyor. Sanatın<br />
insan duygularını ifade etme ve anlatma<br />
şekli, yapay zekâ teknolojileri ile üretilen<br />
eserlerden daha derin ve anlamlı. Bu durum<br />
doğal olarak, yapay zekâ teknolojilerinin<br />
sanatın değerini düşürdüğü şeklindeki<br />
eleştirilere yol açıyor. Sanatın bir kişinin<br />
dünya hakkındaki düşünce ve duygularını,<br />
endişelerini ifade etme biçimi olarak ortaya<br />
çıktığını düşünürsek, bir makinenin bu<br />
bilince sahip olduğunu iddia edebilir miyiz?<br />
Sanat insan yaratıcılığının bir ürünü ve<br />
insan yapımı bir eserin sanatsal değeri,<br />
yaratıcının öznel yeteneği, estetik anlayışı,<br />
tecrübesi, hayal gücü ve duygu yoğunluğu<br />
gibi faktörlere dayanıyor. İnsan yapımı sanat<br />
eserinde, yaratıcının kişisel dokunuşu ve<br />
duygusal bağı, eserin kendine özgü bir ruhu<br />
var. Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak<br />
üretilen sanat eserlerinde duygu yoğunluğu<br />
bekleyebilir miyiz? Bir yapay zekâ<br />
teknolojisi, önceden programlanmış bir<br />
kodlama üzerine çalışarak, belirli bir veri<br />
kümesi ile beslenerek, sanat eseri üretebilir,<br />
evet. Bu eser, tamamen bilgisayar tarafından<br />
üretildiğinden, insanın dokunuşu<br />
olmadığından, insan yapımı sanat<br />
eserlerinde olduğu gibi bir ruh taşıyabilir mi<br />
sizce? Ancak, yapay zekâ teknolojilerinin<br />
ürettiği sanat eserleri, insan yapımı eserlerde<br />
olmayan estetik özelliklere, farklı bir<br />
mükemmelliğe sahip olabilir.<br />
Yine de yapay zekâ ile yapılan sanat<br />
eserlerinin, sanatçının psikolojik yönlerini<br />
yansıtıp yansıtamayacağı şimdilik muğlak.<br />
Sanat eserleri, genellikle sanatçının kişisel<br />
deneyimlerinden ve duygusal dünyasından<br />
besleniyor ve bu nedenle, sanat eserlerinin<br />
insanlarla etkileşim kurabilmesi için<br />
duygusal bir bağlantı gerekiyor. Sorular da<br />
burada oluşuyor: Yapay zekâ teknolojileri, bu<br />
tür bağlantıları kurabilir mi? Yapay zekâ ile<br />
yapılan sanat eserleri, sanatçının özgün<br />
duygusal ifadesini taşıyabilir mi? Buna<br />
rağmen kısa komutlarla sanat eserlerine<br />
birebir benzeyen görsel çalışmalar meydana<br />
getiren Midjourney, DALL-E ve Stable<br />
Diffusion gibi yapay zekâ botları, sanat<br />
dünyasını sarsmaya devam ediyor. Burada<br />
üretilen eserlere telif davaları açılmaya<br />
başlandı bile.<br />
Yapay zekâ tarafından oluşturulan bir resim<br />
sonunda bir sanat ödülü de aldı. Bu haberin<br />
üzerine birçok makalede “Sanatçılar<br />
Mutsuz” başlıkları atılsa da sanat<br />
dünyasında dijital bir devrim yaşandı.<br />
Geçtiğimiz yıl Eylül ayında, Colorado Eyalet<br />
Fuarı'nın yıllık sanat yarışması resim, heykel<br />
gibi tüm olağan kategorilerde ödüller verdi.<br />
Ancak Jason M. Allen isimli bir katılımcı,<br />
eserini bir fırça veya bir parça kil ile<br />
yapmamıştı. Eserini; metin satırlarını<br />
hiper-gerçekçi grafiklere dönüştüren bir<br />
yapay zekâ programı olan Midjourney ile<br />
yaratmıştı. Allen'ın çalışması “Théâtre<br />
D'opéra Spatial”, fuarın gelişmekte olan<br />
dijital sanatçılar yarışmasında mavi<br />
kurdeleye layık görüldü ve bu onu böyle bir<br />
ödülü kazanan ilk yapay zekâ ürünü<br />
eserlerden biri haline getirdi ve şiddetli bir<br />
tepkiye yol açtı. Onu hile yapmakla suçlayan<br />
sanatçılar bile oldu. Jason M. Allen ise adı<br />
altında sunulan çalışmasının yapay zeka<br />
kullanılarak oluşturulduğunu ve kökeni<br />
konusunda kimseyi aldatmadığını açıkça<br />
belirtti ve “Bunun için özür dilemeyeceğim,<br />
kazandım ve hiçbir kuralı çiğnemedim,”<br />
dedi. Çok yeni bir başka gelişme ise Dünya<br />
Fotoğraf Örgütü'nün Sony Dünya Fotoğraf<br />
Ödülleri'nde yaşandı. Kendisini "fotomedya<br />
sanatçısı" olarak tanımlayan Boris Eldagsen<br />
tarafından yapay zekâ ile iş birliği içinde<br />
oluşturulan eseri "The Electrician" ödüle<br />
layık görüldü. "The Electrician", 20. yüzyılın<br />
başlarındaki "ruh fotoğrafçılığını" anımsatan<br />
ışık huzmeleri ve grenli sepya tonunda, biri<br />
yüzünü diğerinin sırtına dayamış iki kadını<br />
konu alıyor. Bu, sanatçının yeteneğini açıkça<br />
sergileyen başarılı bir sanat eseri olarak<br />
kabul görse de, sanatçı ödülü geri çevirmeyi<br />
seçti.<br />
Boris Eldagsen<br />
98 Yapay Zekâ ve Sanat<br />
99
Damien Hirst: The Beautiful Paintings<br />
Damien Hirst: The Beautiful Paintings<br />
Damien Hirst’ün<br />
Yapay Zekâ Eserleri<br />
Yapay zekâ ve sanat ilişkisine Damien<br />
Hirst’den de bir hamle geldi. Kendi imzasını<br />
taşıyan 1990’lara damga vuran ‘Spin’<br />
resimlerini kendi yapmıyor, bunun yerine<br />
yeni bir yapay zekâ algoritmasıyla<br />
koleksiyonerlerin yapabilmesi için karşımıza<br />
çıkıyor. Yapay zekâ ile üretilen sanat eserleri,<br />
fiziksel bir eser, NFT veya her ikisi olarak<br />
satın alınabiliyor. Dijital, film ve sanat<br />
araştırma ve analizi alanlarında önde gelen<br />
sanatçılar ve kurumlarla çalışan uluslararası<br />
bir sanat hizmetleri şirketi olan HENI’deki<br />
uygulama kullanıcıların 12 renge kadar, 25<br />
döndürme stilinden birini, bulanıklaştırmayı<br />
ve tuval şeklini (kare veya yuvarlak)<br />
seçmesine olanak tanıyor. Tuvallerin<br />
fiyatları 1.500 ile 6 bin dolar arasında<br />
değişiyor ve Ether blok zincirinde basılan bir<br />
NFT’nin maliyeti 2 bin dolar.<br />
Restorasyonda Önemli Rol<br />
Oynuyor<br />
Yapay zekâ teknolojileri sanat eserlerinin<br />
analizi ve restorasyonunda da önemli bir rol<br />
oynuyor. Eserlerin orijinal görünümünü<br />
korumak ve hasarlı kısımlarını onarmak için<br />
yapay zekâ algoritmaları kullanılarak<br />
eserlerin dijital olarak restore edilmesi<br />
mümkün hale geldi.<br />
432.000 Dolar'a Satıldı....<br />
Yapay zekâ ile üretilen sanat eserlerine<br />
baktığımızda New York'taki Christie's<br />
Müzayede Evi’nde satılan ‘Edmond<br />
Belamy’in Portresi’ adlı eser dikkatimi çekti.<br />
Paris merkezli Obvious (Aşikar) adlı sanat<br />
kolektifi tarafından geliştirilen bir yapay<br />
zekâ programının imzasını taşıyan eser, açık<br />
artırma ile 432 bin dolara satıldı. Bir başka<br />
Belçikalı sanatçı Harold Cohen'in 'Aaron'<br />
adlı yapay zekâ programı tarafından üretilen<br />
resimleri de 50 bin dolara satılmıştı.<br />
Son olarak yapay zekâ teknolojilerinin sanat<br />
dünyasındaki kullanımının artmasıyla<br />
birlikte, yapay zekâ ile üretilen sanat<br />
eserlerinin satış fiyatlarının da artması<br />
bekleniyor. Ancak, yapay zekâ<br />
teknolojileriyle üretilen sanat eserlerinin<br />
sanatsal değerleri hakkındaki tartışmalar<br />
devam ettiği için, fiyatların nasıl<br />
şekilleneceği konusunda tahmin yapmak zor<br />
olabilir.<br />
Damien Hirst: The Beautiful Paintings<br />
Damien Hirst: The Beautiful Paintings<br />
100 Yapay Zekâ ve Sanat
Hllsde’ın yen butk deneym noktası<br />
Hllsde Lve by ING kapılarını açtı!<br />
Yeni butik buluşma noktası Hillside Live, canlı müzik performanslarından<br />
‘stand-up’ gösterilerine, özel etkinliklerden farklı konseptlerdeki film<br />
gösterimlerine kadar zengin bir programa ev sahipliği yapıyor.<br />
Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen etkinlikler öncesinde sahne alan<br />
sanatçılarla bir araya geldik ve <strong>Hillsider</strong>lar için eğlenceli sorulara<br />
yanıt vermelerini istedik.<br />
Yasemin Şefik<br />
Anlatıcı / Yazar<br />
@yaseminsefik<br />
Sahnede olmak…<br />
Adrenalin. Sevişmek gibi bir şey.<br />
En çok güldüğüm…<br />
Tabii ki kendi hayatım.<br />
Çok stalk yapmak…<br />
Profesyonel işim.<br />
Doksanlar…<br />
Dönmek istediğim ve dönmek istemediğim<br />
iki tane olgusu olan şey. Müziği iyi, tavrı<br />
kötü.<br />
En çok kullandığım kelime….<br />
Yok artık!<br />
Ah şimdi ….. da olsam!<br />
Ah şimdi yelkenlide olsam, güzel bir rüzgâr<br />
yakalasam, güzel olurdu.<br />
Hazırlayan: Billur Somer / @billursomer<br />
Fotoğraflar: Ali Hikmet Bıçkıcı & Serkan Eldeleklioğlu<br />
Büyüyünce ….. olmak istiyorum.<br />
Sakin olmak istiyorum, sakin olamadım.<br />
102 Hillside Live / Röportaj<br />
103
Kerem Görsev<br />
Caz Müzisyeni<br />
@keremgorsev<br />
…. olmasa da olur.<br />
Bu çok kazık bir soru. Sinir bozucu insanlar<br />
olmasa da olur.<br />
….. ile bir gösteri yapmak isterdim.<br />
Cem Yılmaz ile bir gösteri yapmak isterdim.<br />
Hayatım boyunca …. izleyebilirim /<br />
dinleyebilirim.<br />
Hayatım boyunca Sezen Aksu dinleyebilirim.<br />
Süper kahraman olsam … olurdum.<br />
Wonder Woman olurdum; uçabiliyor,<br />
geçmişe dönebiliyor ve bir kırbaçla gerçekleri<br />
söyletebiliyor.<br />
Stand-up yapmasam …. olurdum.<br />
Stand-up yapmasam büyük ihtimalle<br />
terapiye çok büyük para harcardım.<br />
Sahnede olmak….<br />
Kendimi anlatma sanatı.<br />
En çok güldüğüm…<br />
Bu sahnede her zaman gülüyoruz.<br />
Ah şimdi ….. da olsam.<br />
Keşkeyle yaşamam hiçbir zaman hayatımda.<br />
Büyüyünce ….. olmak istiyorum.<br />
Zaten çocukken, 6 yaşında piyanonun başına<br />
oturdum. Ne olacağım o zamandan belliydi.<br />
Hakkımda duyduğum en komik şey….<br />
Çok seksiymiş!<br />
…. olmasa da olur.<br />
Parazit insanlar.<br />
104 Hillside Live / Röportaj<br />
105
….. ile bir gösteri yapmak isterdim.<br />
Billy Evans yaşasaydı, ki 15 Eylül 1980’de<br />
öldü, öleli baya oldu. O benim hayatımdaki<br />
idolümdür. Sahnede iki tane piyanoyla, Billy<br />
Evans ile bir Billy Evans bestesi çalsaydım iyi<br />
olurdu.<br />
Hayatım boyunca …. izleyebilirim /<br />
dinleyebilirim.<br />
İzlemeye bir şey diyemem ama zaten<br />
çocukluğumdan beri Billy Evans dinliyorum<br />
ve dinlemeye de devam edeceğim.<br />
Süper kahraman olsam … olurdum.<br />
Alaaddin’in lambası olurdum. İstediğin her<br />
şeyi üfleyip çıkartabiliyorsun.<br />
Güzel bir şey o.<br />
Müzisyen olmasam …. olurdum.<br />
Müteahhit olurdum. Neden derseniz,<br />
çimento, toprak, demirle uğraşıyorum köyde<br />
de onun için.<br />
Seran Bilgi &<br />
Paul Dwyer<br />
Müzisyen & Müzisyen<br />
@seranbilgi & @pauldwyermusic<br />
Sahnede olmak….<br />
Seran: Çok heyecanlı.<br />
Paul: Özgürlük.<br />
En çok güldüğüm…<br />
Seran: Avrupa Yakası.<br />
Paul: Les Dawson diye biri var. Müthiş.<br />
Tanışma fırsatımız oldu, ağzını açmasına bile<br />
gerek yok, anında güldürüyor.<br />
En çok kullandığım kelime….<br />
Seran: Bence.<br />
Paul: Dolayısıyla.<br />
Ah şimdi ….. da olsam.<br />
Seran: Şu an aslında tam olmak istediğim bir<br />
yerdeyim ama, burada değilsem belki Hillside<br />
Beach Club diyebilirim.<br />
Paul: Sahnede on binlerce kişi, karşımdaki<br />
insanlar, şarkılarımı söylüyor.<br />
106 Hillside Live / Röportaj<br />
107
Büyüyünce ….. olmak istiyorum.<br />
Seran: Mutlu.<br />
Paul: Baba.<br />
…. olmasa da olur.<br />
Seran: Hayatın içinde her şeyden parça parça<br />
var. Bence dozu önemli. Her şey olsun.<br />
Olmasa olur diyebileceğim bir şey<br />
bulamadım, hiçbir şeyi bırakamadım.<br />
Paul: Zengin.<br />
….. ile bir gösteri yapmak isterdim.<br />
Seran: Celine Dion.<br />
Paul: Seran.<br />
Hayatım boyunca …. izleyebilirim /<br />
dinleyebilirim.<br />
Seran: Celine Dion, Gürse Birsel.<br />
Paul: Coldplay.<br />
Hakkımda duyduğum en komik şey….<br />
Seran: Biraz mesafeli, soğuk ama konuşunca<br />
çok deli, çok tatlı.<br />
Paul: Andy ile evli olmak.<br />
Süper kahraman olsam<br />
… olurdum.<br />
Seran: Herkesin iç<br />
sesini okuyan bir<br />
süper kahraman<br />
olurdum.<br />
Paul: The Incredible<br />
Hulk<br />
Müzisyen<br />
olmasam ….<br />
olurdum.<br />
Seran: Doktor<br />
olmayı isterdim,<br />
ama zaten<br />
kimya<br />
mühendisiyim. Yani<br />
müzisyenlik de ikinci iş olarak<br />
gelişti hayatımda.<br />
Paul: Mimar.<br />
Antalya<br />
Yazın getirdiği dinginlik ve özgürlük.<br />
Yaz mevsimi anlar ve geçmişi hatırlarken ya da geleceği hayal ederken<br />
canlanan minik, canlı sahneler üzerine kurulu..<br />
Barış Gültürk’ün Akdeniz’in farklı bölgelerinde çektiği yaz fotoğrafları,<br />
unutulmaz yaz anılarını canlandırmak ve sizi yeni maceralara davet etmek<br />
için bir rehber olacak.<br />
108 Hillside Live / Röportaj<br />
109
Mykonos<br />
Rodos<br />
Barselona<br />
110 Akdeniz'de Yaz 111
Rodos<br />
112 Akdeniz'de Yaz 113
Mykonos<br />
Antalya<br />
114 Akdeniz'de Yaz<br />
115
Unmatched Luxury<br />
Meets Unrivaled<br />
On-Water Performance<br />
All-new for 2022, the Malibu Wakesetter 25 LSV is the new standard for<br />
25-footers. The 25 LSV is the longest boat in the Luxury Sport V-Drive Series with<br />
all the amenities you need for a big crew on a long day. Cut through big-lake<br />
chop, double-ups and rolling surf waves with the sleek traditional bow even while<br />
fully loaded with an 18-person crew and topped-off ballast. Stretch out and grab<br />
some sun in the luxurious wraparound lounge or convert the space into a dining<br />
room with the Multi View Wake Bench. In a boat this roomy with all these<br />
amenities, the only thing you’ll be leaving behind is the dock.<br />
Bozburun<br />
Datça<br />
116 Akdeniz'de Yaz<br />
www.mevwatersports.com
Rock Werchter<br />
Rock Werchter<br />
29 Haziran – 2 Temmuz,<br />
Werchter (Belçika)<br />
Iggy Pop<br />
Yazı: Mehmet Tez<br />
@mehmettez<br />
Avrupa’ya dağılmış, her zevke hitap<br />
eden yüzlerce müzik festivali arasında<br />
kaybolmak çok kolay. Yurt dışı festival<br />
deneyimi yaşamaya niyetlenenlere akıl<br />
çelici bir iki önerim olabilir.<br />
Brüksel’den trenle 20 dakika mesafedeki<br />
Leuven’de kalıyorsunuz. Festival günleri<br />
merkezden tren istasyonu önünden<br />
otobüsler kalkıyor. Stella Artois<br />
fabrikasının önünden elde içecekler, sırt<br />
çantaları, bol su ve atıştırmalıklar dolu<br />
çantanızla yola çıkıyorsunuz. 15 dakika<br />
sonra Werchter’de otoparkta iniyorsunuz.<br />
Oradan 15-20 dakikalık tarlalar ve muhtelif<br />
pastoral manzaralar arasında geçerek<br />
kısa bir yürüyüşle alana varıyorsunuz.<br />
Rockwerchter ulaşımı diğer festivallere<br />
göre daha meşakkatli ama vardığınızda<br />
çabayı hak eden bir festival. Yılın bütün<br />
flaş isimleri en popüler sanatçı ve gruplar<br />
oradadır illa ki. Son dakika açıklanan büyük<br />
isimler de illa olacak. Ama şu haldeki<br />
kadrosu bile baştan çıkarıcı.<br />
Meraklısına notlar: Red Hot Chili Peppers,<br />
Liam Gallagher, Stormzy, Slowthai,<br />
Interpol, Muse, Lil Nas X, Rüfüs Dü<br />
Sol, Arctic Monkeys’i aynı festivalde<br />
buluşturmak zor iş. Üstelik dört gün<br />
süren festivalin bunlar sadece adı büyük<br />
puntolarla yazılan assolistleri. Satır<br />
aralarında Sigur Ros, Spoon, The Black<br />
Keys, Ben Howard, Oscar and The Wolf ve<br />
dahası gizli.<br />
Chemical Brothers<br />
Red Hot Chili Peppers<br />
Electric Castle<br />
Festival<br />
19-23 Temmuz,<br />
Cluj-Napoca (Romanya)<br />
Romanya’nın Transilvania bölgesindeki<br />
Cluj-Napoca şehrinde düzenlenen Electric<br />
Castle son yıllarda giderek adını duyurdu.<br />
Türkiye’ye görece olarak yakın ve çok<br />
bilinmeyen bir bölge olduğundan keşiflere<br />
açık bir deneyim. Özellikle festival<br />
alanındaki Banffy Şatosu görülmeye değer.<br />
Elektronik dans ve indie ağırlıklı festival<br />
her yıl hayli güçlü bir kadro sunuyor. Bu yıl<br />
Chemical Brothers ve Iggy Pop var. İki isim<br />
dahi yeterli gitmek için.<br />
Meraklısına notlar: Iggy Pop ve The<br />
Cehmical Brothers yanında Tash Sultana,<br />
Netsky, George Ezra farklı türlerden<br />
sanatçılar olarak festivali renklendirmiş.<br />
Bana kalırsa gizli headliner Sigur Ros.<br />
Peggy Gou’nun DJ setleri çok güzel<br />
olur. Listede Kruder Dorfmeister gibi<br />
2000’lerden isimler gördüm. Her festivalde<br />
olmayan bir tür yelpazesi var.<br />
118 Hangi Festival?<br />
119
All Points East 2021<br />
Sziget<br />
1-15 Ağustos, Budapeşte<br />
(Macaristan)<br />
Avrupa’nın en renkli, müzikal açıdan en<br />
zengin festivallerden biri. Yıllar içinde bu<br />
ünvanını hak etti ve geliştirdi. Eğer bu yaz<br />
tek bir festivale gideyim ve mümkün olduğu<br />
kadar çok türde grup göreyim diyorsanız<br />
ve farklı türler dinleyen biriyseniz neyse ki<br />
sizin için Sziget var. Onlarca küçük sahne,<br />
bu sahnelerde neredeyse 24 saat canlı<br />
müzik var Sziget’te. Obudai adası her yıl<br />
Ağustos’ta bir barış ve müzik ülkesi oluyor.<br />
Mutlaka görülmeli.<br />
Meraklısına notlar: Billie Eilish bu yıl<br />
Avrupada sayılı festivalde yer alıyor.<br />
Kaçmaz. Imagine Dragons, Florence<br />
And The Machine büyük puntolu isimler<br />
ama çok katmanlı bir sanatçı listesi<br />
hazırlanmış. Jamie XX’den Bonobo’ya,<br />
Sleaford Mods’dan Caroline Polachek’e,<br />
Diplo ve David Guetta’dan M83 ve Foals’a<br />
Moderat’a çıldırtıcı bir kadro. Pek çok<br />
ihtiyaca yanıt vermesi anlamında ve ortam<br />
olarak bu yaz kaçırmamanız gereken<br />
festival budur.<br />
Sziget<br />
Billie Eilish<br />
olacak. Headliner’lar arasında The<br />
Strokes, Stormzy ve Yeah Yeah Yeahs,<br />
Sampa, Kehlani gibi isimler gördüm.<br />
Londra’ya yapılacak bir seyahatle çok<br />
fazla hırpalanmadan deneyimlenecek bir<br />
festivaldir.<br />
Meraklısına notlar: Eğer UK rap<br />
seviyorsanız, daha doğrusu rap<br />
seviyorsanız Grime müziğin devi<br />
Stormzy’yi görebileceğiniz en coşkulu<br />
ortamlardan biri olacak bu festival.<br />
Yeah Yeah Yeahs ve The Strokes peş peşe<br />
çalacak. Tadından yenmez bu New York<br />
indie akşamı. Öte yandan büyük sürpriz<br />
Aphex Twin. Ender performanslarından<br />
birini gerçekleştirecek bu yıl All Points<br />
East’te. İmkanı olan, meraklı olan mutlaka<br />
değerlendirsin. Hem ortam güzel hem<br />
müzik.<br />
Aphex Twin<br />
Le Guess Who?<br />
9-12 Kasım, Utrecht<br />
(Hollanda)<br />
Yaz festivallerini kaçıranlar ya da fırsat<br />
bulamayanlar üzülmesin. Le Guess Who<br />
Kasım’da gerçekleşiyor. Kendine has<br />
bir karakteri olan ve alternatif müziğin<br />
çeşitli katmanlarını bir araya getiren<br />
kesinlikle sıradan olmayan bir festival.<br />
Çok dikkatli, müzikle sıradan bir dinleyici<br />
ve “fan” ilişkisinden daha farklı bir ilişki<br />
kurabilenleri tatmin edecek çeşitliliğe sahip.<br />
Tür bakımından çok geniş bir yelpazeye<br />
sahip olduğu kadar yaş ve coğrafya olarak<br />
da çok çeşitli isimleri bir araya getiriyor.<br />
All Points East<br />
18-28 Ağustos, Londra<br />
(İngiltere)<br />
Şehir içindeki festivallerin girişi çıkışı<br />
en kolay olanı. Londra’nın doğusundaki<br />
Victoria Park’ta, Mile – End metro<br />
durağına yürüyüşle 15 dakika mesafede<br />
yeşil bir vaha ve bu yıl hayli hareketli<br />
Stormzy<br />
Florence And The Machine<br />
Le Guess Who? 2021<br />
Meraklısına notlar: 2023 line-up’ı henüz<br />
belli değil ancak geçen senelere bakarak çok<br />
özel nokta atışı performanslar beklenebilir.<br />
The Notwist’ten Rival Consoles’a çok geniş<br />
bir yelpazede dünyanın her yerinden<br />
gruplar ve özelikle yeni gelenleri takip<br />
etmek için güzel ortam. Hiçbir sanatçıyı<br />
bilmeden de gönül rahatlığıyla bilet<br />
alınabilir.<br />
120 Hangi Festival?<br />
121
İlham<br />
Veren<br />
Gençler<br />
Yazın gelişi hep çok heyecanlandırıyor beni; sımsıcak güneşi<br />
tenimde hissetmek, pırıl pırıl bir denize koşarak atlamak,<br />
muhteşem görüntüleriyle her yeri saran çiçekleri koklamak,<br />
sahilde saatlerce oturmanın tadını çıkarmak, tüm şehre yayılmış<br />
yaz tazeliği, enerjisi, heyecanı ile İstanbul’un tadını çıkarmak için<br />
iple çekiyorum bu rengarenk mevsimi. Doğma büyüme İstanbullu bir<br />
İstanbul aşığı olarak büyüleyici şehrimin hala görmemiş olduğum farklı<br />
köşelerini, yeni tatlarını keşfetmek, yeni insanlar tanımak, kısaca iyi<br />
hissetmek için ideal bir zaman yaz.<br />
Biz de yaz sayımızda; İstanbul’un farklı hisler ve<br />
dokular sunan noktalarının ev sahipliğinde, bize ilham<br />
veren, beş başarılı genç insanla buluştuk; hem biraz<br />
İstanbul’u gezdik hem de onları tanımaya çalıştık.<br />
Hazırlayan: Pınar Morpınar<br />
pinarmorpinar@gmail.com / @pinarmorpinar<br />
Fotoğraflar: Güneş Kazdal<br />
122 İlham Veren Gençler<br />
123
Anlam de Coster<br />
Arslanoglu<br />
Kurucu, Fairplay Arts & Design<br />
@datamatik<br />
Lokasyon: Karaköy<br />
Anlam, dünya çapında müzeler, vakıflar,<br />
sanat fuarları, galeriler, müzayede evleri,<br />
dergiler ve festivallerle çalışan, sanat<br />
yönetimi ve iletişiminde 15 yılı aşkın<br />
deneyime sahip bir sanat ve tasarım<br />
danışmanı.<br />
İstanbul’da en yeni nereleri keşfettiniz?<br />
Müdavimi olduğunuz yerler de var mı?<br />
Henüz keşfetmedim ama AKM içinde açılan<br />
restoranı merak ediyorum. Müdavimi<br />
olduğum yerler, yemek veya sırf içinde iyi<br />
hissetiğim için; Aman da Bravo, Pandeli,<br />
Beca, Petra Bebek, Arkestra, Suna’nın Yeri.<br />
İşinizin sizi en heyecanlandıran tarafı<br />
nedir? Neden bu işi yapıyorsunuz?<br />
Açıkçası başka bir iş yaptığımı<br />
düşünemiyorum. Benim için “iş” ve şahsi<br />
ilgi alanlarım arasında bir ayrım olmaması<br />
büyük bir şans. Yaratıcı bir sektörde<br />
çalışmasaydım da üzerinde araştırma<br />
yapmak isteyeceğim konularda okuyabilmek<br />
ve üretebilmek, dünyanın her yerinde<br />
benimle aynı heyecanları paylaşan insanlarla<br />
tanışabilmek hayatımı anlamlı kılıyor.<br />
İstanbul’un üretkenliğinize olan katkıları<br />
neler? Siz nelerden ilham alıyorsunuz?<br />
İstanbul’un üretkenliğime olan en büyük<br />
katkısı kaos, çok katmanlılık ve esneklik.<br />
Planlamadan karşıma çıkan sürpriz detaylar,<br />
olasılıklar ve insanlar bana ilham veriyor.<br />
İstanbul’da en yeni nereleri keşfettiniz?<br />
Müdavimi olduğunuz yerler de var mı?<br />
Biraz geç kalınmış keşifler ama Pantokrator<br />
Manastırı Kilisesi (Zeyrek Camii) ve Kourou<br />
Kahvedji Han (Kuru Kahveci Han) Tarihi<br />
Yarımada’nın iki farklı bölgesinde müthiş<br />
cevherler. Gastronomi dünyasında favori<br />
keşiflerim ise Arkestra, Simone (terası bu<br />
mevsimde harika) ve İtalyan<br />
Konsolosluğu’nun karşısında açılan Serenità<br />
Pera. Vazgeçemediğim ritüellere gelince;<br />
İstanbul’da hayatım Galata, Pera ve Cihangir<br />
üçgeninde geçiyor. Bu rotada Karaköy<br />
Lokantası, Journey, Old Java, Soho House,<br />
Vitruta, Tünel Pasajı’na taşınan Galata<br />
Kitabevi ve Frankeştayn Kitabevi müdavimi<br />
olduğum duraklar.<br />
Geleceğin İstanbul’unu nasıl hayal<br />
ediyorsunuz?<br />
Geleceğin İstanbul’unun dünyada stratejik<br />
bir rol üstleneceğini, 2010’ların başındaki<br />
umut ve enerjinin geri döneceğini<br />
düşünüyorum, düşünmek istiyorum.<br />
Siz gelecek için neler planlıyorsunuz?<br />
Üzerinde çalıştığım en heyecan verici<br />
projeler; İstanbul Modern’in yeni binasının<br />
uluslararası iletişimi ve Zeyrek Çinili<br />
Hamam’da küratörlüğünü üstlendiğim,<br />
Eylül ayında açılacak olan sergi. Ayrıca New<br />
York’ta gizli bir pop-up projesi hazırlıyorum.<br />
Yazın sizi en çok neler/nereler iyi hissettirir?<br />
Yazın benim için en büyük mutluluk uzun<br />
uzun Ege’de yüzebilmek, açıklarda kendimle<br />
kalabilmek, ayaklarım denizdeyken kitap<br />
okuyabilmek. Kendimi iyi hissettiren yerler<br />
Patmos’ta güneşin batışını izlemeye<br />
gittiğimiz Livadi Kalogiron’daki baraka ve<br />
Kaz Dağları’ndaki dağ patikaları.<br />
Master eğitimini Paris Sorbonne<br />
Üniversitesi'nde Görsel ve Performans<br />
Sanatları üzerine yapan Can, çeşitli<br />
kurumlarda “mixed media” ve “kolaj”<br />
eğitimi almış. Actors Studio, Londra<br />
Kraliyet Akademisi gibi kurumlarda<br />
oyunculuk ve performans üzerine yaptığı<br />
çalışmalar aracılığıyla da görsel ve plastiği<br />
birleştirdiği sanatsal çalışmalar üreten<br />
Can, bir yandan dergilerde editörlük<br />
yaparken, bir yandan da Birleşmiş Milletler<br />
bünyesinde çalışan çok yönlü biri.<br />
İşinizin sizi en heyecanlandıran tarafı<br />
nedir? Neden bu işi yapıyorsunuz?<br />
Birleşmiş Milletler’de dünyayı yakından<br />
alakadar eden sorunlar üzerine çalışıyoruz,<br />
farklı öncelik ve programlarla sistemi ve<br />
düzeni değiştirecek stratejiler geliştiriyoruz.<br />
Oyunculukta kendimizi hissediyoruz,<br />
kendimiz içinde yeni bir biz buluyoruz,<br />
başkalarının sesini kendimiz üzerinden<br />
Can Remzi Ergen<br />
Oyuncu, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu Ülke Ofisi<br />
İletişim Sorumlusu, VOGUE & GQ Dergileri Editörü,<br />
@canremziergen<br />
Lokasyon: Bebek<br />
savunuyoruz. Dergilerde her an yeni<br />
insanlar, yeni fikirler ve yeni tasarımlarla<br />
karşı karşıya kalıyoruz, farklı estetik bakış<br />
açıları ile tanışıyoruz. Her işin getirdiği<br />
sayısız metodoloji ve görüş - algılayış - yapış<br />
biçimi var ama bütün bunları kendimi ve<br />
hayatı hissetmek, hissederken bağlar kurmak<br />
ve hissettiklerimle bana ve başkalarına<br />
dokunacak bir şeyler yaratmak için<br />
yapıyorum.<br />
İstanbul’un üretkenliğinize olan katkıları<br />
neler? Siz nelerden ilham alıyorsunuz?<br />
İstanbul’un sağı solu belli olmuyor. İyi<br />
anlamda. Her an bir yerden hiç ummadığınız<br />
bir şey, kişi veya fikir çıkıyor. Ben ilhamın<br />
çok kişisel bir konu olduğuna ve insanın her<br />
şeyden ilham alabileceğine inananlardanım.<br />
Bunun için dünyanın öbür ucuna gitmek<br />
gerekmiyor. Size, kişisel tarihinize,<br />
aklınızdan geçenlere veya o an duyu ve<br />
duygularınıza dokunan herhangi bir şeyden<br />
yeni bir dünya yaratabilirsiniz.<br />
Geleceğin İstanbul’unu nasıl hayal<br />
ediyorsunuz?<br />
Geleceğin İstanbul’u bizim İstanbul’umuz,<br />
bu şehir biraz da bizim ona nasıl<br />
davrandığımız üzerinden yeni bir boyut<br />
kazanacak.<br />
Siz gelecek için neler planlıyorsunuz?<br />
Sanırım en büyük hayalim bu hayatta<br />
olmanın değerini ve tadını kendimce,<br />
kendim için ve benim sınırlarımda en üst<br />
düzeyde hissedebilmek ve iyi hissetmek, yani<br />
sizin dediğiniz gibi basitçe “feeling good”.<br />
Bunu yaparken çevremde en sevdiklerim,<br />
beni şaşırtan yeni yerler ve fikirler olsun<br />
isterim. Ve de henüz tasvir edemediğim bir<br />
yerde olmak isterim; benim bile şu an<br />
bilmediğim yeni platformlarda yer almak ve<br />
şu an tanımlayamayacağım içerikler<br />
yaratmak.<br />
Yazın sizi en çok neler/nereler iyi hissettirir?<br />
Reklam almış gibi olmayayım ama yazın<br />
Hillside Beach Club’da olmak beni her<br />
seferinde heyecanlandırıyor. Yazın sabah<br />
uyandığınızda havanın kokusu ve güneş<br />
doğarkenki o sessizlik bana çok iyi geliyor.<br />
Buz gibi suyun içine atlamak ve yazın gün<br />
batarken en sevdiklerimle teknede bir şeyler<br />
içmek ve sarılmak, gülmek, sohbet etmek.<br />
124 İlham Veren Gençler<br />
125
Lalin Akalan<br />
XTOPIA Kurucusu - Yaratıcılık ve<br />
Teknoloji Uzmanı<br />
@thelalin<br />
Lokasyon: Çukurcuma,<br />
Faik Paşa Yokuşu<br />
Lalin’in kurduğu XTOPIA; yaratıcı endüstriler<br />
ve teknolojinin kesiştiği noktada kurumlar,<br />
işletmeler ve markalara yeni vizyonlar ve<br />
stratejiler sunuyor. Kültür, sanat, eğlence<br />
ve ar-ge, A.I ve veri odaklı bakış açıları ile<br />
iş dünyasına yönelik çözümler üretiyor.<br />
yola çıkmak veya sokakta dolanmak ilham<br />
verebilir, her şey olabilir ama hepsinde<br />
özgürlük, cesaret, yenilik ve cömertlik<br />
ararım.<br />
İstanbul’da en yeni nereleri keşfettiniz?<br />
Müdavimi olduğunuz yerler de var mı?<br />
Solo sergimin de gerçekleştiği Kabataş<br />
Setup’ı keşfettim diyebilirim. Kabataş set<br />
üstü benim üzerinden geçmediğim bir<br />
sokakmış, kurtarılmış bir balkon gibi<br />
görüyorum burayı ve resimlerimle burada<br />
olduğum için de çok seviniyorum. Son birkaç<br />
yıldır müdavimi olduğum yer evim, dönüp<br />
dolaşıp evime dönme fikrinden başka bir şey<br />
iyi gelmiyor.<br />
İşinizin sizi en heyecanlandıran tarafı<br />
nedir? Neden bu işi yapıyorsunuz?<br />
Problem çözmeyi çok seviyorum. İşe yarayan<br />
etkili çözümler üretebilmek ve konulara<br />
farklı bakış açılarından bakmak bana zevk<br />
veriyor. Xtopia'nın vizyonunu ortaya<br />
koyarken paydaşların ihtiyaçlarını gözetmek,<br />
kısacası bu düşünsel mantık pratiği nefes<br />
alma sebebim. En büyük motivasyonum<br />
görünmez bağları görünür kılmak.<br />
İstanbul’un üretkenliğinize olan katkıları<br />
neler? Siz nelerden ilham alıyorsunuz?<br />
Bazen çok kamçılayıcı, bazen de çok şefkat<br />
dolu bir şehir İstanbul. Zamanların iç içe<br />
geçtiği, geçmiş ve geleceği aynı alanda<br />
tecrübe edebildiğimiz bir yer. Bu zaman<br />
kayması ve mahallelerdeki yaşanmışlıklar ile,<br />
yepyeni içi boşaltılmış yapıların oluşturduğu<br />
kaotik mozaik bana çok ilham veriyor.<br />
Bunun üzerine farklı kültürler,<br />
medeniyetlerin yaşanmışlıkları ve geride<br />
bıraktıkları da eklenince insanlığa ait her<br />
türlü şeyi aynı anda yaşatabilen bir beşik gibi.<br />
İstanbul’da en yeni nereleri keşfettiniz?<br />
Müdavimi olduğunuz yerler de var mı?<br />
Eskiden en iyi yemek, en iyi mimari ararken<br />
artık en garip, en averaj yerler ilgimi çekiyor.<br />
Sadece turistler ve alt kültürlerin bildiği<br />
yerler var, bizim radarımıza girmemiş olan.<br />
Şaşırmayı seviyorum.<br />
Beyoğlu ve Fatih benim için çok özel.<br />
Arkeoloji Müzesi ve çevresi en çok ziyaret<br />
ettiğim, gece yürürken kendimi bir anda<br />
etrafında bulduğum yerlerden. St. Antoine<br />
kilisesine gitmeyi, orada sakince oturmayı<br />
çok seviyorum. Çukurcuma’daki evlere çok<br />
meraklıyım. Antikalar, sanat, eski kitaplarla<br />
kaplı bu değişik evleri sık sık ziyaret<br />
ediyorum. Sokakta yürürken evlerden gelen<br />
müzik seslerine bayılıyorum.<br />
Geleceğin İstanbul’unu nasıl hayal<br />
ediyorsunuz?<br />
İyi ya da kötü hayat hikayesini bildiğiniz için<br />
en büyük hatalarını bile anlayabildiğiniz, o<br />
hep adına bahaneler oluşturduğunuz aşığınız<br />
gibi İstanbul’un geleceği ne olursa olsun,<br />
burası bir parçamız, bizim.<br />
Siz gelecek için neler planlıyorsunuz?<br />
Kapsayıcı deneyimlere ve marka iş<br />
birliklerine; çok paydaşlı kültürel miras ve<br />
teknoloji projelerinin yanı sıra, sanayi ve<br />
tasarım alanında yeni vizyonlar ve<br />
girişimlere odaklandığım bir gelecek olacak.<br />
Yazın sizi en çok neler/nereler iyi hissettirir?<br />
Kayalardan denize atlamak, yüzmek,<br />
yukarılara tırmanıp aşağıda manzaraya<br />
bakmak, gün batımları ve mümkün olduğu<br />
kadar sessizlik, yalnızlık.<br />
Ismail Sertaç Yılmaz<br />
Şair, Çizer, Yayımcı<br />
@ismailsertac, @thepoet_house<br />
Lokasyon: Kabataş, Setup Cafe<br />
İsmail Sertaç, yaratıcısı olduğu The Poet<br />
House’ta koleksiyonluk, resimli “slow<br />
book”lar üretiyor. Bazen kendi de şiirler<br />
yazıyor, bazen başkalarının öykülerine/<br />
şiirlerine çizimleriyle hayat veriyor. Şu<br />
aralar Kabataş Setup’da bir de sergisi var.<br />
İşinizin sizi en heyecanlandıran tarafı<br />
nedir? Neden bu işi yapıyorsunuz?<br />
Alice’in düştüğü tavşan deliğinden düşüp<br />
bulduğum fikirlerimi şiirle okunur, çizimle<br />
görünür hale dönüştürüp insanlarla<br />
buluşmasını izlemek bana heyecan veriyor.<br />
Ürettikçe ilerleyebildiğim ve kendimi iyi<br />
hissettiğim için bu işi yapıyorum.<br />
İstanbul’un üretkenliğinize olan katkıları<br />
neler? Siz nelerden ilham alıyorsunuz?<br />
İstanbul artık burada “yaşamaya” çalışan bir<br />
sanatçının krizinden başka bir şey vermiyor,<br />
ne yazık ki ne çıkıyorsa bu sıkışmadan<br />
çıkıyor. Bana bir film izlemek, kitap okumak,<br />
Geleceğin İstanbul’unu nasıl hayal<br />
ediyorsunuz?<br />
Hayal etmek bedava; denizine girilen,<br />
insanların birbirinden selam sabahı eksik<br />
etmediği, sevinçle yaşabildiği, balığın bol<br />
olduğu, daha yeşil bir yer olarak hayal<br />
ediyorum İstanbul’u.<br />
Siz gelecek için neler planlıyorsunuz?<br />
Sıkılmadan kitap okuyarak, şiir yazarak,<br />
resim çizerek... Bunları yapmaya devam<br />
edersem yol benim planladığımdan daha<br />
şenlikli olacağı için yolda kalmak dışında bir<br />
plan kurmuyorum.<br />
Yazın sizi en çok neler/nereler iyi hissettirir?<br />
Yazın beni en iyi hissettiren şey şort.<br />
Rahatlık, gölgelikler, günlerin uzaması,<br />
gecenin serinliği, açık pencereler, balkonlar<br />
ve verandalar, yola çıkma dürtüsü… Yaz<br />
deyince aklımı kaçıran şeyler bunlar.<br />
126 İlham Veren Gençler<br />
127
Rânâ Uludag<br />
Davulcu (Palmiyeler), Müzik Yapımcısı (Omni Sound),<br />
Sivil Toplum Gönüllüsü (Kaf Kolektif) @ranauludag<br />
Lokasyon: Tophane, Analog Kültür<br />
C<br />
M<br />
Rânâ, psikedelik pop grubu Palmiyeler’de<br />
davul çalıyor ve New York-İstanbul<br />
merkezli bağımsız müzik yapım şirketi Omni<br />
Sound'ın genel müdürlüğünü yürütüyor.<br />
6 Şubat’tan bu yana da gerçek bir sivil<br />
inisiyatif gönüllüsü olarak afetzedelere el<br />
uzatıyor. Hızlıca organize olarak kurdukları<br />
Kaf Kolektif sivil inisiyatifi, Kahramanmaraş<br />
Sümer Mahallesi'nde insani yardımda<br />
bulunuyor.<br />
İşinizin sizi en heyecanlandıran tarafı<br />
nedir? Neden bu işi yapıyorsunuz?<br />
Müzik sektöründe çalışıyor olmanın beni en<br />
çok heyecanlandıran kısmı yaptığımız işin<br />
etki alanı ve müziğin duygusal uyarım gücü.<br />
Aynı anda doğrudan iletişim kurabildiğin<br />
binlerce kişi olması ve herkesin üretimine<br />
kulak verdiğinde aynı sesleri farklı bir<br />
hissiyatla deneyimliyor olması bence çok<br />
büyüleyici. Davulculuğu oldukça aktif<br />
olmayı gerektiren ve davulu, özgürlükçü bir<br />
performans alanı olan bir enstrüman olduğu<br />
için seviyorum. Kaf'da yaptıklarımız ise,<br />
özveri ve kolektif bilinç ile yapılan işlerde<br />
her şeyin üstesinden gelebileceğimizi<br />
hissettiriyor bana; bunun meyvelerini de<br />
yüzlerce insana destek olabilmiş olmakla<br />
alıyoruz. Hayatımda bir parçası olmaktan en<br />
gurur duyduğum iş sanırım bu.<br />
İstanbul’un üretkenliğinize olan katkıları<br />
neler? Siz nelerden ilham alıyorsunuz?<br />
İstanbul'un hiç durmayan bir şehir olması,<br />
çalışmak ve bir şeyler üretmek konusunda<br />
teşvik edici rol oynuyor. İstanbul'da Beyoğlu<br />
sokakları en büyük ilham kaynağım,<br />
Beyoğlu'nun temposu fazla geldiğinde ise<br />
Boğaz en büyük huzur kaynağım.<br />
İstanbul’da en yeni nereleri keşfettiniz?<br />
Müdavimi olduğunuz yerler de var mı?<br />
Beyoğlu'nda Gizli Bahçe ve Tavern bir<br />
süredir müdavimi olduğum iki mekan. Yeni<br />
Lokanta, Asmalı Cavit ve Pizzeria Pidos ise<br />
favori restoranlarım. Analog Kültür, Outro<br />
ve Deform favori plak dükkanlarım. Yeni<br />
keşfim şahane akustik ve iç mimariye sahip<br />
Karaköy’deki Frankhan, plak dinlemek ve<br />
kraft bira içmek için Asmalımescit'deki<br />
Taproom.<br />
Geleceğin İstanbul’unu nasıl hayal<br />
ediyorsunuz?<br />
Geleceğin İstanbul'unu; müzik, saat<br />
yasaklarının kalktığı, kültür-sanat<br />
etkinliklerinin hız kazandığı, İstanbul'un<br />
yeniden yabancı sanatçıların tur<br />
programlarına koymayı ihmal etmeyecekleri<br />
şehirlerden biri olduğu, yeşil alanların,<br />
parkların sayısının arttığı, gençlerin üretmek<br />
ve hayal kurmak için daha fazla alanlarının<br />
olduğu, havası huzur ve pozitif enerji dolu<br />
bir şehir olarak hayal ediyorum.<br />
Siz gelecek için neler planlıyorsunuz?<br />
Müzik adına Omni Sound plak<br />
şirketimizden sene sonuna kadar<br />
yayımlayacağımız üç projemiz var. Bunların<br />
üzerinde çalışıyoruz. Haziran ayında<br />
Palmiyeler ile bir Almanya turnemiz olacak,<br />
Türkiye konserlerimiz ise bütün yaz devam<br />
ediyor.<br />
Yazın sizi en çok neler/nereler iyi hissettirir?<br />
Gökçeada ve Akyaka'da Kitesurf, Yunan<br />
Adaları seyahati, Palmiyeler ile Ege ve<br />
Akdeniz kıyılarını turlamak!<br />
Y<br />
CM<br />
MY<br />
CY<br />
CMY<br />
K<br />
128 İlham Veren Gençler
Geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan ve hızla büyüyen<br />
bir içecek kategorisi yaratıyor. Alkolsüz, sofistike,<br />
botaniklerin ön planda olduğu, katmanlı lezzet<br />
profillerine sahip, zero-proof ve aromatize distile<br />
içecek olarak adlandırılan “alkolsüz alkollerin”<br />
sayısı giderek artıyor.<br />
in, votka, şarap,<br />
bira, viski gibi<br />
geleneksel ve aklınıza<br />
gelebilecek her<br />
alkollü içkiye alkolsüz<br />
alternatifler sunan<br />
zero-proof içecekler<br />
kategorisinin ve<br />
“mokteyl” olarak adlandırılan alkolsüz<br />
kokteyllerin yükselişi, alkolün olumsuz<br />
etkileri olmadan keyifli bir gece geçirmenin<br />
bir yolunu sunuyor. Alkol tüketiminizi<br />
azaltmak istiyorsanız ya da bu heyecanlı<br />
kategorinin öncülerinden olmak<br />
istiyorsanız, bu dünyayı keşfetmek için<br />
doğru yerdesiniz.<br />
Yaratıcılık ve<br />
Cesaret<br />
Alkolsüz içecek kategorisi, sadece alkolsüz<br />
bira, köpüklü şarap ve kokteyllerin<br />
ötesinde yeni, yaratıcı alternatiflerle<br />
sürekli olarak gelişiyor. Sonsuz olasılıklar<br />
içinde birçok üretici bambaşka motivasyon<br />
ve yöntemlerle bu kategoriyi ele alıyor.<br />
Bazıları alkole karşı bir duruşla yaklaşırken,<br />
büyük bir kısmı ise tamamen iyi ve<br />
farklı alkolsüz içecekler geliştirmek için<br />
inovasyon süreçleri yürütüyor; geleneksel<br />
alkollü içeceklerden ilham alarak onları<br />
taklit eden bir lezzet profili oluşturmak<br />
için özenle seçilmiş bitkiler, meyveler ve<br />
baharatlar harmanlıyor. Üreticilerin çoğu<br />
distilasyon ve maserasyon yoluyla elde<br />
edilen esansları ve aromaları kullanıyor.<br />
Mükemmel bir “zero-proof” içeceğin, harika<br />
bir alkollü içeceğin tüm unsurlarına sahip<br />
olması bekleniyor. Lezzet, tat ve kokunun<br />
harmonisiyle oluşan son derece kişisel bir<br />
deneyim. Ancak bir içeceğin dengeli olması<br />
için temel bileşenler olan asitlik, tatlılık,<br />
acılık, tuzluluk uyumlu bir şekilde bir araya<br />
gelmeli. Bu tat katmanları ne kadar ustaca<br />
bir araya getirilirse içecek yudumlanırken o<br />
kadar heyecan verici hale geliyor.<br />
Yazı: İpek Auf<br />
@ipekauf<br />
İllüstrasyon: Duru Bebekoğlu<br />
Yazı: İpek Auf<br />
Fernkolektif kurucusu Gözdem<br />
Gürbüzatik, içeceklerle son bir yüzyılda<br />
ilişkimizin dönüştüğünü, sosyalleşme<br />
motivasyonlarımız üzerinden büyük,<br />
zengin ve gastronominin de dışına çıkan bir<br />
ilişki kurduğumuzu anlatıyor. Modernite<br />
bu dünyayı yaratırken her bir içecek<br />
sembolik dünyasını da oluşturdu ve o<br />
semboller kategorilerin tanımlayıcısı oldu.<br />
21. yüzyıla geldiğimizde ise modernite<br />
yerini postmoderniteye bırakıyor ve pek<br />
çok duvarın da bu dönemde yıkıldığını;<br />
özetle, akışkanlığın ve spektrum dünyasının<br />
hayatımızın içine daha çok girdiğini<br />
görüyoruz. Gözdem Gürbüzatik, içeceklerde<br />
de bu durumun yansımasının pek çok<br />
kategorinin birbirinden ayrılmaz hale<br />
geldiğini, hatta birbirlerinden beslendiği bir<br />
döneme gelindiğini ekliyor.<br />
130 Word of Mouth: İçecek Devrimi<br />
131
DAHA FAZLA<br />
KÖTÜ SÜRPRİZE<br />
Mükemmel denge<br />
Mükemmel uyumu pratikte yakalamak,<br />
teoride olduğu kadar kolay değil.<br />
Aslında işin püf noktası, baz olarak alkol<br />
kullanmadan bunu yaratmakta. Alkolün,<br />
taklit edilmesi zor ve belirgin bir deneyimi<br />
var. Bu kategoride, bitter, ekşi veya<br />
baharatlı tatlar benzer bir etki yaratmak<br />
için kullanılıyor. Bitter tatlar özellikle öne<br />
çıkan kilit bir unsur. İştah açıcı ve sindirimi<br />
uyarıcı özelliği bulunan bitter tatlar, acımsı<br />
olarak tanımlanabilecek etkisiyle bir<br />
içeceğin yudumlanarak içilmesini sağlıyor.<br />
Aynı zamanda iyi bir zero-proof içeceğin<br />
alkolün gövdesini taklit etmesi bekleniyor.<br />
Aromalı bir su içiyormuş hissi bu<br />
kategoride sıklıkla karşılaşılan bir durum.<br />
Bir içeceği su deneyiminden çıkarıp dokusal<br />
olarak alkole benzetmek ve içeceğe gövde<br />
katmak için ise çeşitli doğal koyulaştırıcılar<br />
kullanılıyor.<br />
Farklı hayallerin ve yaratıcı beyinlerin<br />
ortaya koyduğu zenginliklerden bahseden<br />
Gözdem Gürbüzatik, artık büyük üretme<br />
derdi olmadığı için kraft mantığında çok<br />
fazla çeşitlilik olduğunu söylüyor. Bazen<br />
günün yorgunluğunu atmak, bazen keyifli<br />
bir güneş batımına eşlik etmek için sağlıklı,<br />
bitkisel, şekersiz, yerel, organik alkolsüz<br />
distile içecekler ya da distile sular ve<br />
tonikler bu güzel anları çeşitlendiriyor.<br />
Püf noktaları<br />
• Alkolsüz alkollü içecekleri tüketmenin en<br />
keyifli hali iyi hazırlanmış bir kokteyldir.<br />
İyi bir kokteyl içinse anahtar dengeli<br />
oranlar. Tonik, soda veya meyve suyuyla<br />
karıştıracağınız zero-proof içeceğinizi<br />
hazırlarken oranlara dikkat etmekte fayda<br />
var.<br />
• Alkolsüz kokteylleri çalkalarken daha<br />
büyük buz blokları ve daha kısa çalkalama<br />
süreleri kullanmak daha doğru. Bu içecekler<br />
alkol içermediğinden, buzla çok uzun süre<br />
sallarsanız sulanma olasılığı daha yüksek.<br />
• Sevdiğiniz bir kadehte sunacağınız<br />
kokteylinizi doğru garnitürle süsleyin.<br />
Alkolsüz içecekleri tüketmeye hazırlanırken<br />
taze ve mevsiminde meyve suları, aromatik<br />
bitkiler veya narenciye kabukları gibi<br />
malzemelerle tazelik katmak içeceğinizin<br />
keyfini arttıracaktır. Tatlandırmak için<br />
şurup veya bal ekleyebilirsiniz. Bu küçük<br />
detayların kokteyl deneyiminize katkıda<br />
bulunacağı şüphesiz.<br />
Tuz, duman ve tütsü<br />
Önümüzdeki yıllarda bu kategoride<br />
tuzlu, ekşi ve acı tatların geliştirileceği<br />
ön görülüyor. Tatlılıktan uzaklaştıkça,<br />
daha fazla tuzlu, ekşi ve acı seçeneklerin<br />
görüleceği düşünülüyor. Tuz, duman ve<br />
tütsü ile derinleştirilen yetişkin lezzet<br />
profilleri ise merak konusu.<br />
132 Word of Mouth: İçecek Devrimi
2050 Yılında Maldivler'e Ne Olacak?<br />
avinin bin bir<br />
tonunu barındıran<br />
suları, eşsiz gün<br />
batımları, panoramik<br />
manzaraları, rüzgârda<br />
sakince salınan<br />
palmiyeleri, bembeyaz<br />
yumuşak kumuyla, 1200 ada ve bu adaların<br />
çevresinde, her biri cenneti andıran<br />
manzaralarla çevrili 26 mercan adasından<br />
oluşan Maldivler, minik bir tekneyle<br />
veya deniz uçağıyla ada topluluklarını<br />
keşfetmeye can atan binlerce gezgini<br />
ağırlıyor. Maldivler gerçekten de büyüleyici<br />
bir doğaya sahip, ancak şu günlerde en<br />
büyük derdi ve gündemi sürdürülebilir<br />
projeler, çünkü küresel ısınma nedeniyle<br />
deniz seviyelerindeki artış, Maldivler’in<br />
2050 yılında sular altında kalması gibi<br />
ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğunu<br />
gösteriyor. Maldivler hükümeti, bu tehdidi<br />
azaltmak için sürdürülebilir projeler<br />
başlatmış. Bunların arasında, yenilenebilir<br />
enerji kaynaklarına yönelik projeler<br />
önemli bir yer tutmakta. Ülke, yenilenebilir<br />
enerji kaynaklarına geçiş yaparak fosil<br />
yakıt tüketimini azaltmayı ve sera gazı<br />
emisyonlarını düşürmeyi hedefliyor. 2019<br />
yılında Maldivler hükümeti, 2025 yılına<br />
kadar %30 oranında yenilenebilir enerji<br />
kaynaklarını kullanmayı planladığını<br />
açıkladı. Bu hedefe ulaşmak için ülke,<br />
güneş, rüzgâr ve hidroelektrik enerjisi<br />
kaynaklarına yatırım yapmayı planlıyor.<br />
Su kaynaklarının daha etkili kullanımı ve<br />
çevre dostu turizm uygulamalarının teşvik<br />
edilmesi de büyük önem taşıyor.<br />
Benim Maldivler’de kaldığım Club Med<br />
Finolhu Villaları sürdürülebilir girişimleri<br />
sayesinde gezegenimizin geleceğine<br />
sundukları katkıyla diğer tesislere örnek<br />
teşkil ediyorlar. Gördüğüm kadarıyla kıyı<br />
erozyonunu önlemek için de çalışmalar<br />
yapılıyor. Bu çalışmalar arasında, kıyı<br />
şeridindeki doğal yaşamın korunması,<br />
kıyıya dikilen koruma setleri, plajların ve<br />
kumsalların onarımı ve yenilenmesi yer<br />
alıyor.<br />
Club Med aynı zamanda doğaya saygısı<br />
ile plastik kullanımını sıfırlama yolunda<br />
ilerliyor. Happy to Care: Yeşil Çiftçiler<br />
programı çok ilgimi çekti, konuklara<br />
agro-ekolojide yetişen sağlıklı, taze ve<br />
sürdürülebilir yerel ürünler sunmak için<br />
küçük çiftlikleri destekleyen tesis, 9 yerel<br />
çiftlikten 15 ton meyve ve sebze alımına<br />
devam ediyor.<br />
Yazı: Funda Karayel / Gazeteci<br />
fundakarayel@gmail.com<br />
Finolhu Villaları’nın tasarımı Yuji Yamazaki<br />
tarafından yapılmış. Buraya gelen konuklar<br />
Ekvator güneşinin tadını çıkarırken, aynı<br />
zamanda işletme için güneş enerjisinin<br />
nasıl toplandığını da görebiliyorlar. Güneş<br />
panelleri, otel tasarımının bir parçası<br />
olarak, konuklara görünür durumda mimari<br />
dekorla entegre edilmiş. Güneş enerjisi<br />
sisteminin ilk yatırım maliyetini 7 veya 8<br />
yılda amorti edeceği ve fosil yakıta olan<br />
ihtiyacı ortadan kaldıracağı öngörülüyor.<br />
Tesisin elektriğini yüzde 100 güneş enerjisi<br />
panellerinden sağlaması, sürdürülebilirlik<br />
adına lüksten vazgeçmeye gerek olmadığını<br />
gösteriyor.<br />
134 Cennette Sürdürülebilirlik<br />
135
Hükümet Dikkat<br />
Çekmek İçin Denizin<br />
Altında İmza Attı<br />
Maldivler hükümet yetkilileri, adaların<br />
sular altında kalma tehlikesine dikkat<br />
çekmek ve uluslararası toplumda<br />
farkındalık yaratmak için suyun altına<br />
dalarak örnek bir davranış sergilediler.<br />
Maldivler Başkanı İbrahim Muhammed<br />
Solih'in de dahil olduğu dalış, dünya<br />
genelindeki sivil toplum örgütleri,<br />
hükümetler ve bilim insanları tarafından<br />
büyük ilgi gördü. Maldivler hükümeti,<br />
uluslararası toplumun bu önemli<br />
konuya odaklanması ve küresel olarak<br />
daha sürdürülebilir bir gelecek için<br />
daha fazla çalışma yapması için çağrıda<br />
bulundu. Sanıyorum suyun altına dalarak<br />
gerçekleştirilen bu gösteri, tarihte küresel<br />
ısınmanın ciddi sonuçlarını anlatmak için<br />
en özgün ve etkileyici yöntemlerden biri<br />
oldu.<br />
Adaların Geleceği<br />
İçin Ne Yapılabilir?<br />
Yukarıda da altını çizdiğim gibi Maldivler,<br />
küresel ısınma tehdidiyle karşı karşıya olan<br />
bir ada ülkesi. Çok şükür ki, bu tehditle<br />
mücadele etmek için uygulanabilecek bir<br />
dizi proje mevcut. Yenilenebilir enerji<br />
kaynaklarının kullanımı, altyapı projeleri,<br />
sıfır atık programları, su kullanımı ve<br />
su tasarrufu ve sürdürülebilir turizm<br />
uygulamaları Maldivler’in sular altında<br />
kalmasını önlemek için atılabilecek<br />
adımlardan bazıları.<br />
Dilerim, biz Türklerin de çok sevdiği<br />
Maldivler için bu önlemler işe yarar ve<br />
adaları sular altında göreceğimiz günler<br />
gelmez.<br />
17 Temmuz 2023’de Ay Düğümleri burç<br />
değiştirerek Koç – Terazi aksına geçecek.<br />
Ve dünyanın gündemi değişecek!<br />
strolojik olarak dönemin<br />
ana konularını belirleyen<br />
Ay Düğümleri 1,5 senedir<br />
ilerlemekte olduğu Boğa<br />
– Akrep eksenini terk<br />
etmeye hazırlanıyor.<br />
Bu süreç Boğa, Akrep, Aslan ve Kova<br />
burçlarında kişisel gezegenleri* ve hassas<br />
noktaları* olanlar için büyük değişimleri,<br />
yenilikleri, başlangıçları ve bitişleri<br />
beraberinde getirdi. Sırada Koç, Terazi,<br />
Yengeç ve Oğlaklar var!<br />
Ay düğümleri 2022 yılının ocak ayından<br />
beri Boğa ve Akrep ekseninde ilerledi<br />
ve bu süreçte ekonomik gelişmeler,<br />
büyük doğa olayları, arsa ve gayrimenkul<br />
piyasaları, toprağın ve üretimin değeri,<br />
toprak paylaşımları, para sistemleri, yeraltı<br />
kaynakları, atıklar, kitlesel ölümler gibi<br />
konular ana gündemleri oluştururken<br />
artık konumuz daha farklı bir yöne doğru<br />
evriliyor. Ay düğümleri hangi burçtaysa<br />
o yılların Güneş ve Ay tutulmaları da o<br />
alanda olduğu için o aksın anlattığı konular<br />
kaçınılmaz bir şekilde hayatımıza giriyor ve<br />
gerekli düzenlemeleri yapıyor. Koç – Terazi<br />
geçişi dünyaya ve kişisel haritalarımıza<br />
neler getirebilir yazmadan önce astroloji de<br />
bu kadar önemli olan Ay düğümlerinin ne<br />
olduğundan biraz bahsedeyim.<br />
Ay düğümleri gökyüzündeki<br />
matematiksel noktalardır. Bir<br />
kütlesi yoktur. Yani gezegen veya<br />
asteroit değildir. Ay düğümleri,<br />
Ay’ın Dünya çevresindeki<br />
yörüngesi ile Dünya’nın Güneş<br />
çevresindeki yörüngesinin kesişme<br />
noktalarıdır. Bu kesişme noktaları<br />
2 tanedir ve aralarındaki çizgi<br />
Ay düğümleri eksenini oluşturur.<br />
Ay’ın ilerlerken ekliptiği yani<br />
Güneş'in izlediği varsayılan yolu<br />
yukarıya doğru kestiği yere Kuzey<br />
Düğümü, yukarıdan aşağıya doğru<br />
kestiği noktaya ise Güney Düğümü<br />
adı verilir.<br />
Yazı: İpek Kigan/Astrolog<br />
@ipekkigan_<br />
136 Cennette Sürdürülebilirlik<br />
137
Ay düğümleri bir burçta yaklaşık 18 ay gibi<br />
bir süre kalır ve Zodyak’ta gezegenlerin<br />
hareketinin tersine doğru ilerler. Başladığı<br />
bir noktadan, tekrar aynı yere gelmesi,<br />
astrolojik tabiriyle bir tam döngüsü için<br />
yaklaşık 18,5 yıl geçer.<br />
Ay düğümleri, astrolojide çok önemli bir<br />
yere sahiptir. Ay ve Güneş’in hareketleri<br />
ile ilgili olduğu için kadersel ve karmik<br />
olayları gösterdiği düşünülür. Tüm<br />
astroloji ekollerinde büyük anlamlar içerir.<br />
Doğu astrolojisinde Rahu ve Ketu olarak<br />
isimlendirilen düğümler, mitolojisiyle<br />
birlikte çok büyük bir yere sahiptir. Batı<br />
astrolojisinde de çok önem verilmesine<br />
rağmen Doğu, bu noktaları daha farklı bakış<br />
açısıyla değerlendirmiştir. Gezegenler gibi<br />
işlev görürler ve hatta Zodyak’taki en güçlü<br />
gezegenler sayılırlar. İzlediği yol Ejderhanın<br />
Yolu olarak düşünülmüş, Rahu ejderhanın<br />
başı, Ketu ise ejderhanın kuyruğu olarak<br />
adlandırılmıştır.<br />
Hint astrolojisine göre iki düğüm de malefik<br />
(kötü) etkiler barındırır. Rahu ve Ketu,<br />
Güneş ve Ay‘ı gölgeleyebilecek negatif<br />
güçlerdir. Ruhun bu hayat için seçmiş<br />
olduğu karmik dersleri gösterirler.<br />
Tanrı Vişnu tarafından ortadan ikiye<br />
ayrılmış bir ejderhanın ne başı ne de<br />
kuyruğu iyi olabilir! Kuyruk tüm geçmişin<br />
birikimini taşıyan ve ne yöne gideceğini<br />
bilmeyen bir noktayken, ejderhanın başı<br />
ise doymak bilmeyen, nereye saldıracağını<br />
şaşırmış bir enerjidir.<br />
Ancak, Batı astrolojisinde Kuzey Düğümü,<br />
gelişmemizi sağlayacak hedefleri, bu<br />
yönde karşımıza çıkacak en büyük<br />
fırsatları; Güney Düğümü ise hiç çaba<br />
sarf etmeden ayağımıza gelen, bu yüzden<br />
de bizi uyuşukluğa iten şeyleri temsil<br />
eder. Gelişmek için vazgeçmemiz gereken<br />
inançlarımız, alışkanlıklarımız bunlara<br />
dahildir.<br />
Ay düğümleri en temelde ruhun<br />
yolculuğunu anlatmaktadır. Bu dünyaya<br />
geldiğimizde geçmişten getirdiğimiz,<br />
bildiğimiz, tanıdığımız biz de var olan<br />
değerleri, alışkanlıkları, yetenekleri,<br />
ruhun yaşayıp, tecrübe edip artık bitirmiş<br />
olduğu konuları ve bu yaşamda kendimizi<br />
geliştirmemiz için içinden geçmemiz<br />
gereken yeni deneyimleri, yolları anlatır.<br />
Düğümlerin bulundukları evlere, burçlara<br />
ve pozisyonlara göre hayatın hangi alanında<br />
hangi yöne doğru ilerlememiz, büyümemiz<br />
gerektiğini anlayacak çok önemli bilgiler<br />
edinebiliriz.<br />
Kuzey Ay düğümü artan, çoğalan, Güney<br />
Ay düğümü ise azalan enerjiyi yansıtır. En<br />
güçlü kökleşmiş davranış kalıpları Güney<br />
Ay Düğümü ile ifade bulurken, Kuzey Ay<br />
Düğümü geleceği, yeni ve yaşanmamış<br />
deneyimleri gösterir. İşte bu kadar önemli<br />
olan sevgili ejderhamız Boğa – Akrep<br />
ekseninden geçip hepimizi ama özellikle<br />
Boğa, Akrep, Aslan ve Kova burçlarını bir<br />
güzel sallamışken, temmuz ayından itibaren<br />
konumunu değiştirecek. Ama özellikle<br />
Ekim ayında Boğa burcunda gerçekleşecek<br />
son tutulmadan sonra sabit burçlar için<br />
biraz gevşeme zamanı diyebiliriz.<br />
12 Ocak 2025’e kadar ejderhamızın<br />
doyumsuz başı zaten heyecanlı, kıpır<br />
kıpır, sabırsız, atak, mücadeleci Koç<br />
burcundayken, ne yapacağını bilemeyen<br />
kuyruğu dengeyi ve adaleti arayan Terazi<br />
burcunda olacak<br />
Bu süre içinde dünyada daha önce hiç<br />
yapılmamış yenilikler, ilk kez yapılacak<br />
işler, sporda gelişmeler, savaşlar, terör<br />
olayları, evlilik kurumu ile ilgili farklı yasal<br />
düzenlemeler, yeni liderler, girişimciliğin<br />
artışı, gençleşme ile ilgili gelişmeler, adalet<br />
sistemleri üzerinde yeni düzenlemeler,<br />
protestolar, ayaklanmalar, özgürlük<br />
temasının vurgulanması, eşit haklar<br />
için yapılan mücadeleler, özel ilişkilerde<br />
özgürlükçü yaklaşımlar, boşanmalar,<br />
evlenmeler, bağımsızlık için oluşabilecek<br />
iç savaşlar ön plana gelebilir. Kişisel<br />
haritalarımızda ise Koç – Terazi aksının<br />
hangi yaşam alanlarına geldiği önemlidir.<br />
Bu alanda gelişmeler, yenilikler, değişimler,<br />
zorlanmalar, kopuşlar beklenebilir.<br />
Ama sahnede doğum haritalarında kişisel<br />
gezegenleri* ve hassas noktaları* Koç,<br />
Terazi, Yengeç ve Oğlak burcunda olanlar<br />
ile Ay Düğümleri Koç-Terazi ekseninde<br />
olanları göreceğiz diyebiliriz.<br />
O zaman Koç Burcu olmamın bana verdiği<br />
yetkiye dayanarak ‘Değişmeyen tek şey<br />
değişimin kendisidir,’ diyor ve bu yazıyı da<br />
burada bitiriyorum.<br />
Notlar:<br />
*Kişisel Gezegenler: Güneş – Ay- Merkür – Venüs –Mars<br />
*Hassas noktalar: Yükselen (ASC) - Tepe noktası (MC)<br />
*Koç – Terazi Tutulma Tarihleri:<br />
14.10.2023 21 derece Terazi Burcunda Güneş Tutulması<br />
28.10.2023 5 derece Boğa Burcunda Ay Tutulması<br />
25.03.2024 5 derece Terazi Burcunda Ay Tutulması<br />
08.04.2024 19 derece Koç Burcunda Güneş Tutulması<br />
02.10.2024 10 derece Terazi Burcunda Güneş Tutulması<br />
29.03.2025 09 derece Koç Burcunda Güneş Tutulması<br />
138 Ay Düğümleri<br />
139
Good for Men<br />
Bu Yaz Dikkat<br />
Hazırlayan: Oben Budak / Gazeteci<br />
@obenbudak<br />
Edilmesi Gereken<br />
7 Husus :<br />
Renklerden Korkmayın<br />
Hadi, yapabilirsiniz. Bu sene artık o sene<br />
olmalı! Hayatınıza renkleri sokmak için<br />
ille de bir futbolcunun bunu yapmasını<br />
beklemeyin. Arkadaşlarınızın dalga<br />
geçmesini de boş vermek gerekiyor. Hem<br />
renkli giyinmenin insan psikolojisindeki<br />
pozitif etkilerini hesaba katmamak olmaz!<br />
Yaz sezonunda paletin doğal renklere ve<br />
pastellere yöneldiğini görüyoruz. Bu sene<br />
ortama mavi, mint ve çelik yeşili hâkim<br />
olacak. Tabii ki beyaz, ekru ve kum gibi açık<br />
tonlara da güvenmeye devam edebilirsiniz.<br />
Pastel dedim ama neon renkler olmadan bir<br />
yaz düşünüyorsanız, çok beklersiniz!<br />
Kat Kat Stil<br />
Küresel ısınmanın moda dünyasına<br />
katkısını hiç düşündünüz mü? Egzotik<br />
yerlerde bile akşamları oldukça<br />
serinleyebilir ve üzerinize bir şeyler<br />
almak zorunda kalabilirsiniz. Özellikle<br />
sahil beldesi veya yat limanı gibi yerlerde<br />
takılanlar için katmanlı kıyafetlerin hala<br />
popüler olması şaşırtıcı değil. Keten bir<br />
blazer, aniden ihtiyaç duyulacak ekstra<br />
sıcaklık ve tabii ki şıklık için kıyafetinize<br />
katacağınız basit bir eklenti olabilir.<br />
Günlük bir görünümü tercih ediyorsanız<br />
ince rüzgarlıklarla dolaşmak çare olabilir.<br />
Merserize kazakları da atlamayalım.<br />
2000’ler<br />
Belli başlı moda hataları haricinde<br />
2000’lerden aklımızda kalan önemli<br />
detaylar bu sene kendini hatırlatacak.<br />
Deniz kabuğu kolyeler, deri bileklikler,<br />
çizgili tişörtler, bol kot pantolonlar, cüzdan<br />
zincirleri, çerçevesiz güneş gözlükleri,<br />
yırtık denim neyi özlediyseniz bu sene<br />
kullanabilirsiniz. Green Day usulü<br />
dikenli saçlar, Kurt Cobain hırkası; Justin<br />
Timberlake fötr şapkası derken yeniden<br />
MTV izlemeye başlarsak şaşırmayalım.<br />
Good for Men<br />
nefes alacağı için özellikle geceleri daha<br />
Çizgili Aşkına<br />
Bana kalsa her sezon çizgili giyebilirim,<br />
hiçbir zaman modası geçmeyen ender<br />
modellerden biri. Ama bu sezon daha<br />
çok rastlayacağımız için aşırı mutluyum.<br />
Tabii dikey çizgilerin sizi daha uzun, yatay<br />
çizgilerin ise biraz geniş göstereceğini<br />
hesaplamakta yarar var. Tişört ya da gömlek<br />
formunda mutlaka bir çizgili edinin. Geçmiş<br />
senelerin aksine bu sene çizgiliyle sofistike<br />
bir izlenim bırakacaksınız.<br />
Rahatlık Gibisi Yok!<br />
Yaz aylarında konforun önemi artıyor<br />
sanki. Klimasız ortamlarda nefes<br />
alamadığımız gibi güneşten korunmak için<br />
de her şeyi yapıyoruz. Bu yüzden müjdeyi<br />
vermeliyim ki bu yaz üzerimize yapışan<br />
kıyafetlerden kurtuluyoruz. Giysileriniz<br />
cilt üzerinde daha gevşek olduğunda,<br />
zararlı ultraviyole ışınları kumaşa daha<br />
az nüfuz ediyormuş. Dar bir tişört ve şort<br />
giydiğiniz zamana göre ısınma olasılığınız<br />
daha düşükmüş. Bu yüzden geniş kesimli<br />
gömlekler ve takım elbiselere yer açmanız<br />
lazım. Geçtiğimiz on yıl, jilet gibi keskin,<br />
süper ince takımlarla boğuştuk ama bu sene<br />
daha rahat siluetlere kavuşuyoruz.<br />
90’lar Bitmez!<br />
Ülkemizde 90’ların yeri özellikle bir başka.<br />
Türk popunun batışıyla şaha kalkan 90’lar<br />
şarkılarının yanı sıra 90’ların stili de<br />
her zaman ilham verici. Bu sene 90’ların<br />
logolu kıyafetlerine geri dönüyoruz.<br />
Lisede anneme DKNY yazılı sweatshirt<br />
aldırmak için çok uğraşmıştım. Günümüzde<br />
bir tık görgüsüzlük olarak algılansa da<br />
logo severler bu yaz çok mutlu olacak.<br />
Göğsünde logosu iyice belli olan örgü<br />
pololar çok fazla karşınıza çıkacak. Örgü<br />
pololar terletecek gibi dursa da örgüler<br />
arası boşluktan vücudunuz rahatlıkla<br />
nefes alacağı için özellikle geceleri daha<br />
rahat edersiniz. Ayrıca rahatlık moda<br />
dedim, pantolonlarda da bu husus devam<br />
ediyor. Özellikle geniş kalıplı chino<br />
pantolonlarıyla yine 90’lara bir saygı<br />
duruşu mevzubahis.<br />
Cephe Modası<br />
Ordudan ilham alan tasarımlar bu sene<br />
her zamankinden daha moda olacak.<br />
Bir süredir Kova çağına geçilmesiyle<br />
dünyadaki başkaldırmalar artarken<br />
gerçek dünyadan ilham alan tasarımcılar<br />
harekete geçti. Aslına bakılırsa chino<br />
pantolonlar, pilot gözlükleri, beyaz tişört<br />
gibi parçalar halkın kullanımı öncesinde<br />
ordu için üretilen ve sonradan moda olan<br />
parçalar. Bu sene askeri esintili parçalar<br />
ile havalı görünmeniz muhtemel.<br />
140 Good for Men<br />
141
100. Sayıda<br />
En Beğenilen İlan<br />
W M F P E R F E C T I O N<br />
T Ü M D U Y U L A R I N I Z A<br />
D O K U N A N K A H V E H A Z Z I<br />
W MF Z orlu Center City’s Nişantaşı Metropol A taşehir mağazalarında.<br />
Siz Bu Sayıda En Çok Hangi İlanı Beğendiniz?<br />
Bize mail ile bildirebilirisiniz. hillsider@hilside.com.tr<br />
veya instagram @hillsidenow hesabına DM gönderebilirsiniz.<br />
142
144