Bitkisel Üretim Dergisi Temmuz-Ağustos 2024
Tarım Türk Dergisi Bitkisel Üretim Sebzecilik, meyvecilik, tarla bitkileri, tohumculuk, seracılık, bitki ilaçlama, gübreleme, sulama, ambalajlama ve tarım pazarları alanlarında birçok bilgi içeren Bitkisel Üretim Dergisi 2 ayda bir yayınlanır.
Tarım Türk Dergisi Bitkisel Üretim
Sebzecilik, meyvecilik, tarla bitkileri, tohumculuk, seracılık, bitki ilaçlama, gübreleme, sulama, ambalajlama ve tarım pazarları alanlarında birçok bilgi içeren Bitkisel Üretim Dergisi 2 ayda bir yayınlanır.
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
TEMMUZ-AĞUSTOS 2024 SAYI: 108 YIL: 18 FİYATI: 200 TL
Enginar Tarihçesi, Besin Değerleri
ve Kültürel Önemi
Meyve bahçelerinde Başarı ve
Sürdürülebilirlik
Erken Hasatın Zeytinyağ Kalitesi
Üzerine Etkileri
Üzüm Hasadının Tarihçesi ve
Günümüzdeki Uygulamaları
Organik Gübrelerin Çevre
Üzerine Etkisi
Patlıcanlarda Kırmızı Örümcek ile
Mücadele: Metotlar ve Stratejiler
Durgunun Gözaşısının Tarımsal
Uygulamalardaki Rolü ve Önemi
Ayçiçeği ve Mısır Hasadı
İmtiyaz Sahibi
Bey Medya San. Tic. Ltd. Şti. Adına
Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
ZELİHA BEYHAN
Genel Koordinatör
Ahmet BEYHAN
Genel Yayın Yönetmeni
Fırat BEYHAN
Haber Departmanı
Tarım Türk Haber Departmanı
Reklam Müdürü
Duygu KARAKURT
Reklam Departmanı
Dilan ERTAŞ
Abone Tanıtım ve Halkla İlişkiler
Merve SAZ
Görsel Yönetmen
Arzu OKAY
Hukuk Danışmanı
Av. Şeyma GÜRBÜZ
av.seymagurbuz@gmail.com
Mali Danışman
Erkan AVCI
muhasebe.erkan.avci@gmail.com
İletişim Bilgileri
İZMİR (MERKEZ)
Şair Eşref Bul. No:18/206 Çankaya-İZMİR
TEL: 0.232.441 49 85
FAX: 0.232.441 49 28
e-mail: tarim@tarimturk.com.tr
tarimturk@gmail.com
tarimturkdergisi@gmail.com
web: www.tarimturk.com.tr
Yayın Türü
Tarım Türk Dergisi tüm Türkiye’de dağıtılmaktadır.
Basın kanununa göre yerel süreli
yayındır. Bey Medya tarafından T.C. yasalarına
uygun olarak yayınlanmaktadır.
Basım
KANYILMAZ MATBAACILIK
Sanat Cad. 5609 sok. No:13 Çamdibi -İzmir
0 232 449 14 43
ÇIFTÇILERIN BANKALARA OLAN KREDI
BORCU 1 YILDA YÜZDE 75 ARTTI
Tarım sektörünün bankalara olan kredi borçları bir yılda yüzde 75 arttı
ve çiftçilerimiz borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor. Ayrıca tarımsal
desteklemeler yetersiz. Çiftçimiz aldığı mazot desteği tutarının 3 katını vergi
olarak ödüyor.
Çiftçinin Bankalara Olan Borcu 637 Milyar 438 Milyon TL’ye Ulaştı
2023 yılının mayıs ayında tarım sektörünün bankalara olan borcu 363 milyar
395 milyon TL iken, 2024 yılının aynı ayında bu rakam yüzde 75 artarak 637
milyar 438 milyon TL’ye yükseldi. Tarım sektörünün takipteki kredi tutarı ise 2
milyar 262 milyon TL olarak gerçekleşti.
Yüksek Faiz Oranına Rağmen Borçlanma Devam Ediyor
Belirlenen faiz politikaları sonucu çiftçilerin kullandığı kredi faizlerinde de
ciddi artış yaşanıyor. Çiftçiler üretimin içinde kalabilmek için çözüm yolları
arıyor. Bu sebeple de bankaların artan faiz oranlarına rağmen yüksek faizle
kredi kullanmak zorunda kalıyorlar. Yüksek faiz oranları, artan girdi maliyetleri
ile üretim sürecine borçlanarak başlayan çiftçi üründen beklediği verimi
alamaması veya ürünün değer bulmaması sonucunda bir çıkmazın içine giriyor.
Bunun sonucunda da üretimden uzaklaşıyor.
Çiftçiye Hakkı Olan Destek Verilmiyor
Tarım Kanununun 21. Maddesinde “Milli gelirin en az yüzde 1’i oranında
çiftçiye destek verilir.” İfadesi yer alıyor. “Çiftçilerimizin bankalara olan borcu
637 milyar TL. Ancak çiftçilerimize kanunda verilmesi belirtilen destek tutarı
2024 yılı için 411 milyar TL, verilen ise 91 milyar TL. Çiftçilerimize ne yazık ki
kanunda belirtilen destek tutarları verilmiyor.
Çiftçiye Verilen Mazot Desteğinin 3 Katı Vergi Olarak Geri Alınıyor
2024 yılında çiftçilerimize verilecek mazot desteği tutarı 16,1 milyar TL olacağı
belirtildi. Tarımda kullanılan yıllık ortalama mazot miktarı 3 milyar litredir.
Yani tarımda bir yılda kullanılan mazotun güncel fiyatlar (43 TL) üzerinden
tutar olarak karşılığı 129 milyar TL’dir. Bu tutarın 26,5 milyar TL’si ÖTV, 17.1
milyar TL’si KDV olmak üzere toplam ödenen vergi tutarı 43.6 milyar TL’yi
bulmaktadır. Çiftçilerin aldığı mazotun vergisi çiftçiye verilen tarımsal destek
tutarı toplamının yüzde 47,8’ine denk gelmektedir. Çiftçiye 2024 yılında toplam
91,1 milyar destek verilmesi beklenirken sadece çiftçinin kullandığı mazottan
43.6 milyar vergi alınacak. Ayrıca çiftçiye verilecek mazot desteğinin yaklaşık 3
katı çiftçiden vergi olarak geri alınmış olacak.
Sağlıcakla kalın.
Baskı Tarihi / Print Date
4 www.tarimturk.com.tr
TAKİP ET
08
TEMMUZ-AĞUSTOS 2024
16
08 İnfografikler
16 Enginar Tarihçesi, Besin Değerleri
ve Kültürel Önemi
32
50
54
Meyve bahçelerinde Başarı ve
Sürdürülebilirlik
Durgunun Gözaşısının Tarımsal
Uygulamalardaki Rolü ve Önemi
Üzüm Hasadının Tarihçesi ve
Günümüzdeki Uygulamaları
50
32
62
Organik Gübrelerin Çevre Üzerine Etkisi
72
78
Patlıcanlarda Kırmızı Örümcek ile
Mücadele: Metotlar ve Stratejiler
Ulusal Gıda Güvenliği İçin Gıda
Okuryazarlığı
86
Ayçiçeği ve Mısır Hasadı
78
54
62
72
Prof. Dr. Mustafa Y. Canbolat
Atatürk Üni. Zir. Fak. Top. Bil.
ve Bit. Bes. Böl. Top. Bil. ABD
Prof. Dr. Yavuz Emekliler
Ankara Üni. Ziraat Fak. Tarla
Bitkileri Böl.
Prof. Dr. İbrahim Duman
Ege Üni. Zir. Fak. Bahçe Bit.
Böl. Bahçe Bit. ABD
Doç. Dr. Hüseyin Güler
Ege Üni. Ziraat Fak. Tarım
Makinaları Böl.
Prof. Dr. Semih Erkan
Ege Üni. Ziraat Fak. Bitki Kor.
Böl. Fitopatoloji ABD
Prof. Dr. Şerafettin Aşık
Ege Üni. Zir. Fak. Tarımsal
Yapılar ve Sulama Böl.
Prof. Dr. Emin Onan
Celal Bayar Üni.
Alaşehir MYO
Yrd. Doç. Dr. Mithat Direk
Selçuk Üni. Zir. Fak. Tarım
Eko. Böl. Tarım İşl. ABD
Prof. Dr. Kenan Kaynaş
Çanakkale Onsekiz Mart Üni.
Ziraat Fak. Bahçe Bit. Böl. Bşk.
Prof. Dr. Hakan Geren
Ege Üni. Ziraat Fak. Tarla Bit.
Böl. Tarla Bit. ABD
Prof. Dr. Salih Çelik
Namık Kemal Üni. Zir. Fak.
Bahçe Bitkileri Böl.
Yrd. Doç. Dr. Tamer Kuşaksız
Celal Bayar Üni.
Alaşehir MYO
6 www.tarimturk.com.tr
İNFOGRAFİK
TT
TARIM
TÜRK
8 www.tarimturk.com.tr
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
AGROEXPO 4-8 ŞUBAT 2025
TARİHLERİ ARASINDA YİNE
BOMBA GİBİ GELİYOR…
TARIMIN GÖZ BEBEĞİ AGROEXPO
Geçtiğimiz şubat ayında kusursuz organizasyonuyla, 29
ülkeden 460 katılımcı ve 88 ülkeden 108.512 ziyaretçiyle
buluşturan 19. AGROEXPO Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı,
Dünya tarımının buluşma noktası olmaya devam ediyor.
İHRACATA NEFES OLDU!
13.164 yabancı ziyaretçi, stantlarda ve B2B görüşme alanında
büyük anlaşmalara imza attı. Fuar İzmir’in 110.000 m²’lik kapalı
alanında kurulan ve Avrupa’nın dört büyük tarım fuarından biri
olan Agroexpo artık sadece Türkiye ihracatı ve ithalatına değil
tüm dünya tarımına katkı sağlayan ve köprü görevi gören büyük
bir organizasyon.
EN YENİ TEKNOLOJİLER İLK KEZ AGROEXPO’DA!
4-8 Şubat 2025 tarihleri arasında Fuar İzmir’de gerçekleşecek
olan 20.AGROEXPO, dünyanın en prestijli markalarını bir
araya getiriyor. Her yıl olduğu gibi yine yılın en yeni ve en son
teknolojileri ilk kez AGROEXPO’da tarım sektörüyle buluşacak.
AGROEXPO, THY İLE UÇUYOR!
04 - 08 Şubat 2025 tarihleri arasında düzenlenecek olan 20.
AGROEXPO’nun Resmi Hava Yolu 2025 yılında da yine Türkiye’nin
gururu, Türk Hava Yolları oldu. Fuara gelmek isteyen yerli- yabancı
tüm ziyaretçi ve katılımcılar AGROEXPO’ya özel promosyon kodu
ile uçuşlarında indirim fırsatlarından yararlanabilecek. Fuarımızı
Yurt içi ve yurt dışından ziyaret etmek isteyen yüz binlerce kişi
bu anlaşma sayesinde yurt içi uçuşlar için %10’a varan, yurt
dışı uçuşlar için ise %15’e varan indirimli bilet alma fırsatından
yararlanarak fuarımızı ziyaret edebilecek.
BU BÜYÜK ORGANİZASYONDA YERİNİZİ ALIN!
Şimdiden %90 doluluğa sahip AGROEXPO’da prestijli firmalar
yerlerini almaya devam ediyor. 4-8 Şubat 2025 tarihleri arasında
gerçekleşecek olan bu büyük organizasyonda, dünyanın en
prestijli firmalarıyla bir araya gelirken aynı zamanda seminerler,
paneller, eğlenceli aktivite ve yarışlar sizleri bekliyor olacak.
10 www.tarimturk.com.tr
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
12 www.tarimturk.com.tr
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
14 www.tarimturk.com.tr
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Enginar
16 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
Enginar
Tarihçesi, Besin Değerleri ve Kültürel Önemi
Enginar, asırlardır çeşitli kültürlerin mutfaklarında ve tıbbında önemli bir yer tutmuş, çok yönlü ve faydalı bir sebzedir. Hem antik hem
de modern dünyada, besleyici özellikleri ve mutfak kullanımıyla ön plana çıkan enginar, adına festivaller düzenlenen bir bitki olarak
da öne çıkar.
Enginarın Tarihçesi
Enginar, Antik Yunan ve Roma döneminden bu yana bilinen ve
kullanılan bir bitkidir. Yunan mitolojisinde dahi geçen bu bitki,
tanrıların sofralarını süsleyen nadide bir lezzet olarak tasvir
edilmiştir. İlk kez Akdeniz bölgesinde yetiştirilmeye başlanmış
olan enginar, zamanla tüm Avrupa’ya yayılmış ve Orta Çağ’da özellikle
İtalyan ve İspanyol mutfaklarında popüler hale gelmiştir. Özellikle Medicilerin
himayesinde, enginar lüks sofraların vazgeçilmezi olmuştur. 19. yüzyılda ise
Amerika’ya göç eden Avrupa kökenli çiftçiler tarafından Kuzey Amerika’ya
getirilmiş ve burada da hızla yaygınlaşmıştır. Günümüzde enginar, dünya
genelinde birçok mutfağı zenginleştiren ve farklı tariflerle çeşitlendirilen bir
sebze haline gelmiştir.
Enginarın Besin Değeri ve Sağlık Faydaları
Enginar, düşük kalorili ve yüksek besin değerine sahip bir
sebzedir. Yüksek lif içeriği sayesinde sindirimi destekler ve
bağırsak sağlığını korur. Lif içeriği aynı zamanda uzun süre
tokluk hissi vererek kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Vitamin C,
vitamin K, folat, magnezyum ve potasyum gibi çeşitli vitaminler
ve mineraller açısından da zengindir. Antioksidan özellikleri
ile tanınan enginar, serbest radikallerle savaşarak hücre
yenilenmesini destekler ve kansere karşı korunmada yardımcı
olabilir. Kolesterol seviyelerini dengeleme ve karaciğer sağlığını
destekleme gibi sağlık faydaları da bulunmaktadır. Karaciğer
enzimlerini detoksifiye edici bileşenleri barındıran enginar,
karaciğerin yenilenme sürecini hızlandırabilir. Ayrıca, enginarın
kalp sağlığını destekleyen, bağışıklık sistemini güçlendiren ve
iltihaplanmayı azaltan doğal bileşiklerle dolu olduğuna dair
araştırmalar mevcuttur.
www.tarimturk.com.tr 17
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Enginarın Tarım ve Üretim Süreci
Enginar, Akdeniz iklimine özgü bir bitki olup, dünya çapında
birçok bölgede yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Enginarın
üretim süreci, doğru tarım tekniklerinin kullanılmasını ve
bitkinin gereksinimlerinin dikkatlice izlenmesini gerektirir.
• İklim ve Toprak Gereksinimleri
Enginar, genellikle ılıman iklim koşullarında yetişir. Yüksek
sıcaklıklar ve don olayları, bitkinin verimini olumsuz
etkileyebilir. Bu nedenle, enginar tarımı için en uygun
bölgeler Akdeniz iklimine sahip bölgeler olarak kabul edilir.
Toprak yapısı ise iyi drene edilen, organik madde açısından
zengin ve pH seviyesi 6.5-7.5 arasında olan toprakları tercih
eder.
• Tohum ve Dikim
Enginar üretimi, genellikle bölgedeki iklim koşullarına bağlı
olarak tohumdan veya fide kullanılarak gerçekleştirilir.
Tohumlar genellikle ilkbahar veya sonbahar aylarında ekilir.
Fideler ise daha erken ekim için seralarda yetiştirilerek
tarlaya dikilir. Fide dikimi sırasında, bitkiler arasındaki
mesafenin 1-1.5 metre olması önerilir.
• Bakım ve Gübreleme
Enginar bitkileri, su ve besin ihtiyaçlarının düzenli olarak
karşılanmasını gerektirir. Bitkiler, özellikle büyüme dönemlerinde
düzenli sulamaya ihtiyaç duyar. Yağışın yetersiz olduğu bölgelerde,
damla sulama sistemleri kullanılarak su kaybı minimize edilebilir.
Ayrıca, organik ve inorganik gübreler kullanılarak toprağın besin
değerleri artırılmalıdır. Toprak analizi yapılarak eksik olan besin
maddeleri belirlenmeli ve gerekli takviyeler yapılmalıdır.
• Zararlılar ve Hastalıklar
Enginar bitkileri, çeşitli zararlılar ve hastalıklarla karşı karşıya
kalabilir. Bunlar arasında yaprak bitleri, kırmızı örümcekler ve
mantar hastalıkları sayılabilir. Zararlılar ve hastalıklarla mücadele
için biyolojik ve kimyasal yöntemler kullanılabilir. Biyolojik
yöntemler, doğal düşmanların kullanılmasıyla zararlıların kontrol
altına alınmasıdır. Kimyasal yöntemler ise insektisit ve fungisitlerin
kullanılmasıdır. Ancak, kimyasal yöntemlerin kullanımında dikkatli
olunmalı ve çevreye zarar vermemek için doğru doz ve zamanlama
gözetilmelidir.
• Hasat ve Depolama
Enginarın hasadı, bitkilerin olgunlaşma dönemine bağlı olarak
genellikle ilkbahar ve yaz aylarında yapılır. Hasat edilen enginarlar,
tazeliklerini koruyabilmek için özenle toplanmalı ve en kısa sürede
tüketiciye ulaşması sağlanmalıdır. Enginarlar serin ve nemli
ortamlarda depolanarak tazelikleri korunabilir.
18 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
Enginarın Mutfak ve Yemek Kültüründeki Yeri
Enginar, mutfak kültürlerinde özel bir yere sahiptir ve birçok gurme tarifte önemli bir
bileşen olarak öne çıkar. Özellikle Akdeniz mutfağında zeytinyağlı enginar, geniş bir
hayran kitlesine sahiptir ve hafifliğiyle yaz akşamlarının vazgeçilmez yemeklerinden
biri haline gelmiştir. İtalyan mutfağında ise enginar kalpleri, risotto ve makarna
gibi yemeklere eşsiz bir lezzet katarken, İspanyol mutfağında tapas çeşitlerinin
vazgeçilmez bir parçasıdır. Ayrıca, haşlanmış, ızgara, marine edilmiş ya da dolma
olarak hazırlanabilen enginar, çeşitli soslar ve baharatlarla zenginleştirilerek daha
da lezzetli hale getirilebilir. Enginarın sadece ana yemeklerde değil, salatalardan
çorbalara, hatta pizzalara kadar geniş bir yelpazede kullanılabilmesi, onu
mutfakların çok yönlü bir malzemesi yapar. Bu özellikleri sayesinde enginar,
gastronomi dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiş ve hem profesyonel şefler
hem de ev aşçıları için yaratıcı tariflerin vazgeçilmez bir bileşeni olmuştur. Enginar,
aynı zamanda sağlık açısından da sunduğu faydalarla tüketicilerin favori sebzeleri
arasında yer almaktadır
Enginarın Ekonomik ve Ticaret Dünyasındaki Önemi
Enginar, ticari açıdan da büyük bir öneme sahiptir. Dünya genelinde en büyük
enginar üreticileri arasında İtalya, İspanya ve Mısır yer alır. Bu ülkelerde enginar,
sadece yerel pazarlar için değil, aynı zamanda küresel pazarlara ihracat için de geniş
çaplı olarak üretilmektedir. Küresel pazarda önemli bir ihracat kalemi olan enginar,
tarım ekonomisine de katkıda bulunmaktadır. Bu durum, sadece çiftçilerin ve tarım
işletmelerinin değil, aynı zamanda nakliye, lojistik ve perakende sektörlerinin de
ekonomik dinamiklerini olumlu yönde etkilemektedir.
Ayrıca, işlenmiş enginar ürünleri ve konservesi de ticari değeri artırmaktadır.
İşlenmiş ürünler, uzun raf ömrü ve kolay kullanılabilirlik avantajlarıyla
tüketici taleplerini karşılamakta ve restoranlar, oteller ve catering
firmalarının menülerinde sıkça yer almaktadır. Organik ve sağlıklı beslenme
trendlerinin yükselmesiyle birlikte, enginarın ekonomik değeri de gün
geçtikçe artmaktadır. Organik enginar üretimi, daha sürdürülebilir
ve çevre dostu tarım uygulamalarını teşvik etmekte ve
tüketicilerin bilinçli tercihlerine hitap etmektedir.
Ayrıca, sağlık sektörü de enginardan elde edilen
besin takviyeleri ve doğal tedavi ürünleri ile
ekonomik faaliyetlere katkıda bulunmaktadır.
Sonuç olarak, enginar hem tarihi geçmişi hem
de çağdaş mutfak ve sağlık dünyasındaki yeri
ile çok yönlü bir sebzedir. Besin değeri ve sağlık
faydalarının yanı sıra, tarım ve ekonomik
açıdan da büyük bir öneme sahiptir.
Enginarın bu çeşitli yönleri, onu sadece bir
sebze olmaktan öte, kültürel ve ekonomik
bir değer haline getirmektedir. Bu çok
yönlülük, toplumsal ve ekonomik hayatın farklı
alanlarında enginarın daha fazla benimsenmesine ve
değer görmesine yol açmaktadır.
www.tarimturk.com.tr 19
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
ARF BİO YENİLENEBİLİR ENERJİ ÜRETİM A.Ş.
İzmir Ödemiş Biyogaz Enerji, Organik ve Organomineral Gübre Entegre Tesisi
ORGANİK DÖNÜŞÜMÜN ENERJİSİ
Ceyda ULUS -Ziraat Mühendisi
ARF BİO Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş. Ödemiş Biyogaz Enerji, Organik ve Organomineral Gübre entegre tesisimizde organik kökenli
Bitki atıkları ve Süt İneği Dışkılarından hem enerji eldesini hem de atıkların toprağa kazandırılarak çevrenin korunmasını sağlamaktadır.
Biyogaz üretimi ile enerji elde etmenin yanında , uzun yıllardan bu yana kullanılan kimyasal gübrelerin toprakta yarattığı yorgunluğu,
Organik ve Organomineral Gübrelerimiz ile tarım topraklarının verimliliğini , üretim maliyetlerini azaltarak arttırmayı hedeflemekteyiz.
Son teknoloji ile kurulmuş olan entegre tesisimizde ARF BİO gübrelerimiz çiftçilerimizin tarlalarına rahatlıkla uygulayabilecekleri
şekilde üretilmiş olup, içerik bakımından zengindir. Ülkemizin tarım topraklarının verimine güç katabilmek adına, iklim değişikliğinin
etkilerini göz önünde bulundurarak, sürdürülebilir tarım için ARF BİO olarak gübrelerimize yeni çeşitlerimizi Organik Dönüşümün
Enerjisi ile katmaya devam etmekteyiz.
20 www.tarimturk.com.tr
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
İMPO MOTOR POMPA, ana
teması “SU” olan Nimri
Kullukları sanat projesine
destek vererek, suyu
yeryüzüne ulaştırdı.
Elazığ’ın Keban ilçesi, Nimri Köyü dağlarında yüzyıllar boyu
varolan ve yörede kulluk diye adlandırılan taş anıtlardan
hareketle, 2016 yılından beri gerçekleştirilen tamamen
gönüllülük temeline dayanan kolektif bir işleyişe sahip Nimri
Kullukları Sanat Projesi ‘nin bu yılki ana teması bölgede yeraltı
suyu tespit edilince ‘’ su ‘’üzerine şekillendi.
Bölgede bulunan bademlikte zaman içinde eksilen badem
ağaçları yerine yeni fidan dikimi gerçekleştiği sırada ,alanda
su tespiti yapılınca İmpo Motor Pompa, 2024 yılı içerisinde
suyun yeryüzüne çıkarılması ile ilgili çalışmalara başlayan proje
yöneticilerine destek vererek, bölgedeki toprak ve badem
ağaçlarını tarihte ilk kez yeraltı suyu ile buluşturdu.
Mayıs ayında gerçekleşen ‘’ Doğa ve Sanat ‘’ içerikli 2024 Nimri
Kullukları Sanat Projesi kapsamında Fransız sanatçı Marc
Pedoux alanda kulluklardan esinlenerek bir heykel yarattı.Marc
Pedoux’nun suyun gelişini kutlamak için yarattığı heykelin adı ‘’
Abıhayat -Can Suyu ‘’ oldu.
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda İlçe Kaymakamı ve yerel
basınında katılımıyla kutlanan suya kavuşma temalı bu anlamlı
proje ve sanat festivaline sponsor olarak destek veren İmpo Motor
Pompa ,bir kez daha suyun hareketi ve yönetimini sağlayan ürün
ve sistemlerin üretimi ve dağıtımında hayati öneme sahip küresel
lider olmak misyonunu gerçekleştirdi.
İmpo Suyun İzinde Hep Daha İleriye…
22 www.tarimturk.com.tr
İNFOGRAFİK
TT
TARIM
TÜRK
Yanınızda Hep Biri Var!
Türk çiftçilerine uygun fiyatlarla, yüksek kalitede, diğer
tür ve çeşitlerden ari sertifikalı hububat tohumluğu
sunmak amacıyla 2004 yılında tohumculuk faaliyetlerine
başlanmıştır. Tritikaleyi geleceğin yem bitkisi ve
tahılı olarak gören Büke Tohum, sektörün en çok tritikale tohumu
üretimi yapan özel sektör kuruluşu olmayı sürdürmektedir.
Tescil ettirdiği Zlatoglava ekmeklik buğday çeşidi, NT09423 tritikale
çeşidi, NT07403 tritikale çeşidi ve NE06545 (Freeman) ekmeklik
buğday çeşidi ile çiftçilerimize yüksek katma değer sağlanmıştır.
Halen tescil sürecinde olan tamamen yerli ve milli yeni
çeşitler ile daha verimli, kaliteli ve değişen iklim koşullarına dayanıklı
tohumlar üreterek Türk çiftçisine yarar sağlamayı hedeflemektedir.
HER ZAMAN DAHA İYİSİ İÇİN
Büke Tohum olarak her zaman daha iyisine ulaşma çabamızı sürdürüyoruz.
Değişen şartları ve sektörün taleplerini göz önünde
bulundurarak her yıl düzenli olarak yeni çeşit denemelerini hazırlıyoruz.
Kurduğumuz yulaf, buğday, arpa ve tritikale denemelerinden
çıkan tohumları her türlü verim ve kalite yönünden detaylı
bir şekilde inceliyor ve sizin için daha iyisini geliştiriyoruz.
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN TOHUM
Küresel ısınmanın dünyamızı daha çok etkilemeye başladığı günümüzde,
kuraklığa ve hastalıklara dayanıklı, stabil çeşitlerin
önemi gitgide artmıştır. Bu düşünceyle tescilde olan buğday, tritikale
ve arpa tohumlarımız stres koşullarına adapte olmayı başaran
çeşitlerdendir. Tescilde olan çeşitlerimiz sektörün taleplerini
karşılayacak şekilde sertifikalı kademede üretime başlayacaktır.
TAMAMEN YERLİ, TAMAMEN MİLLİ
Bilimsel çalışmalara önem veren Büke Tohum, arge ekibinin bünyesinde
bulunan gen havuzuna her geçen yıl bir yenisini eklemektedir.
Tamamen yerli ve milli tohum çeşidini büyük bir heyecanla
geliştirmekte olan Büke Tohum, yakın bir süre içinde kendi
tohumunu da Türk çiftçisinin takdirine sunacaktır.
AR-GE VE TOHUM SERTİFİKASYONU
Özel Sektör Tarımsal Araştırma Kuruluşu olan Büke Tohum, 2018
yılında Özel Sektör Laboratuvar Analizi ve Belgelendirme Yetki
Devrini de almıştır. Bu sayede ürettiği tohumların kalite standartlarını
her geçen gün arttırarak, diğer tür ve çeşitlerden ari kendi
tohum çeşidini geliştirme çalışmalarına da devam etmektedir.
24 www.tarimturk.com.tr
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
2016 yılında Adana merkezli olarak kurulan Agroactive, ağırlıklı olarak bitki besleme
gruplarında güçlü ekibi ve kaliteli ürünleri ile hizmet vermektedir. Tarım Türk dergisi olarak
bu sayımızda Agroactive firması Yön. Krl. Bşk Ayberk Ertuğ Aygün bizlere ürün çeşitleri,
kullanım alanları ve sektöre vermiş oldukları hizmetleri sizler için anlattı. Keyifli okumalar.
Tarım Türk: Firmanızı tanıyabilir miyiz?
Ayberk Ertuğ Aygün: Firmamız 2016 yılında
Adana merkezli olarak kurulmuştur.
Türkiye’de ürünlerimizin tedariği için
çeşitli bölgelerde yaklaşık 11000 m 2 depolama
alanı ve 17 personeli ile distribütörlerimize
ve bayilerimize hizmet vermektedir.
T. Türk: Ürün çeşitleriniz nelerdir?
Ayberk Ertuğ Aygün: Agroactive ağırlıklı
olarak bitki besleme gruplarında
çalışmaktadır. Tarım ilaçları, fenni gübre
grupları ve damlama sulama gübreleri ile
ilgilenmektedir.
T. Türk:Sektördeki konumunuz ve sektöre
sunduğunuz farklılıklar nelerdir? Çiftçilerimiz
sizi neden tercih etmeli?
Ayberk Ertuğ Aygün: Firmamız bitki besleme
alanında, bitkilere tatbik edilen be-
26 www.tarimturk.com.tr
sin elementlerinin alımlarını arttırmaya
yönelik özellikler eklemeye çalışmaktadır.
Kaliteli hammadde kullanarak, gübrelerimizin
etkinliğini arttıran, özel içerikler
ile ürünlerimizi sunmaktayız.
Bizler ile çalışan distribütör ve bayilerimize
kaliteli ve yenilikçi çözümler konusunda
akıllarında soru işareti bırakmayan
işimizle tanınmaktayız. Yükselen pazar
payımızla tüm Türkiye’de etkin bir firma
haline gelmek için çalışmaktayız.
T. Türk:2024 ve 2025 yılına dair yeni plan
ve projeniz nelerdir? Hedeflerinizden
bahseder misiniz?
Ayberk Ertuğ Aygün: 2024 ve 2025 yıllarında
hedeflediğimiz anlaşmalar sonucunda
ithalat ve ihracat konularında
süren yatırımlarımızla üretim ve satış hedeflerimiz
bulunmaktadır.
Ayberk Ertuğ Aygün
Agroactive firması Yön. Krl. Bşk
T. Türk: Son olarak eklemek istedikleriniz…
Ayberk Ertuğ Aygün: FAO verilerine göre
2050 yılından sonra insanlığı önemli ölçüde
etkileyecek olan tarımsal üretim sıkıntılarının
tedarikte miktarsal olarak talepleri
sağlayamayacağını öngörerek zaman
içerisinde insanlığın en büyük ihtiyacının
gıda olacağını düşünüyoruz.
Ülkemizde bu konunun fazlasıyla önem
kazanacağı günlerin geleceğine inanıyoruz.
Katma değer sağlamak ve birim
alandaki verim artışı için çalışmalarımızı
sürdürüyoruz.
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
09-2022
09-2025
230822
10LT
13.1KG
28 www.tarimturk.com.tr
TELEFO N:
0 5 3 3 9 19 2 4 7 4
A DR ES :
Ege m e nl k , 6 10 6 /2 6 S o k a k No :19 3 5 0 7 0 Bo rno v a /İz m r
E- MA IL:
nfo @ a gr v e n.c o m .tr
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
Birlikte Büyüyelim
Bazer Tarım İlaçlarının sektördeki geçmişi 1992 yılına dayanmaktadır. Yönetim Kurulu
Başkanı Sabri Bazer, 1992 yılında Şanlıurfa Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun
olduğu ilk yıllarında, firmalarda Ziraat Mühendisi ve Ar-Ge Müdürü olarak çeşitli kademelerde
mesleğini icra etmiştir. Daha sonra ise çeşitli firmaların distribütörlük sıfatıyla toptancılığını
yapmıştır.
Bu sayımızda Bazer Tarım İlaçları firma yetkilisi Sabri Bazer ile yaptığımız söyleşide bizlere,
yaklaşık 1 yıl önce %100 kendi öz sermayesi ile bir şirket kurarak, imalat sektörüne farklı ve
yaratıcı üretim tekniği, anlayış, pazarlama, yenilikçi, uygun fiyat stratejileri ve kaliteyi de en
üst seviyede tutarak sektöre yeni bir soluk kazandırdıklarını söyledi.
Sözlerine, ilk etapta bitki besleme ürünlerinde üretime başladıklarını söyleyerek devam
eden Sabri Bazer;’’ Kimyasal ve organik gübrelerin yanında, granül organomineral gübre
grupları da üretimimizde ön plana çıktı. Bazzers Professional grubu, Damla Sulama ve Mona
Rosa granül gübre serisi, ardından da tüm sıvı ve toz gruplarında iddialı formüller üreterek
güçlenmeye, büyümeye ve dünya tarımına katkı sunmaya devam etmekteyiz. Son olarak,
zirai ilaç üretimi ile ilgili çalışmalarımız başladı ve bölgelerimizi kurup tüm izinleri alarak, çok
yakında yeni ve büyük üretim tesislerimizde; İnsektisit, fungusit, herbisit, akarisit grupları
olarak üretime başlanacaktır. Eş zamanlı olarak, halk sağlığı ilaçları da üretime katılarak
ürün gamını tamamlamış olacağız. Dünya tarımına geniş vizyon sahibi olarak misyonu;
tüm çiftçilere uygun fiyatlı, kaliteli ürünün sunmak ve üretimde olduğu kadar sahada da
teknik destek, yayın çalışmaları, üniversiteler bazında projeler ile, çiftçiyi ve bu meslekte
uğraşan meslektaşlarımızı çağdaş, yenilikçi kimliğimizle aydınlatarak ve de güncelleyerek
katkıda bulunmaktır. Bu çalışmalara artı değer katan tüm çiftçilerimize, meslektaşlarımıza,
dağıtım ve yayım unsurlarımıza en yürekten duygularla teşekkür ederiz. ‘’ diyerek sözlerini
tamamladı.
Sabri Bazer
Yönetim Kurulu Başkanı
30 www.tarimturk.com.tr
R
p o w e r
i n
a g r
i c u
i n g
l
t u r e
i s
BAZER TARIM İLAÇLARI GÜBRE SANAYİ VE TİCARET LTD. ȘTİ.
Kemalpașa Mh. 7087/4 Sk. No:10/15 Bornova/İzmir
info@bazertarim.com
www.bazerkimya.com.tr
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Meyve bahçelerinde
Başarı ve Sürdürülebilirlik
1. Giriş
Meyve yetiştiriciliğinde temel gaye, doğru ve bilinçli bir bakım ile yüksek verim, büyük oranda birinci sınıf meyve ve her yıl düzenli
ürün elde etmektir (Westwood, 1995; Tromp, 2005a). Uzun zamandır bilim insanları modern teknikler yardımıyla elde edilen ürünlere
dünya pazarlarında en üstün rekabet kabiliyetini kazandırmak için çalışmaktadırlar. Meyve endüstrisi sürekli değişen çok dinamik bir
sektördür. Özellikle son 50 yılda yeni çeşitler, dikim sistemleri, hastalık ve zararlı yönetimi, bitki büyüme düzenleyiciler, bitki besleme ve
sulama, hasat sonrası işlemler, depolama teknolojileri ve nakliyede büyük gelişmeler yaşanmıştır (Wertheim ve Webster, 2005; Wilton,
2020). Modern tarım sistemlerindeki gelişmelere rağmen meyvecilik birçok ülkede hala istenilen seviyeye ulaşabilmiş değildir. Meyve
yetiştiriciliği uzun vadeli bir yatırımdır ve bahçe tesisinden sonra yapılabilecek düzenlemelerin sayısı oldukça kısıtlıdır (Robinson,
20003; Wertheim, 2005). Günümüzde bilimsel ve sosyal gelişmeler tarımın artık bir yol ayrımında olduğunu ifade etmektedir (Lu vd.,
2015; Lauri vd., 2020). Bu nedenle meyve bahçelerinin uzun vadeli sürdürülebilirliğini iyileştirmek için birbiriyle yakından ilişkili olan
tüm bahçe sistemi bileşenlerinin ve yönetim uygulamalarının yeniden değerlendirmesi gerekmektedir (Lauri ve Simon, 2019).
Meyve ağaçlarının çok yıllık olması, çalışmaların uzun yıllar ve geniş alanlar gerektirmesi bu türler üzerinde araştırma yapmayı
zorlaştırmaktadır. Ayrıca araştırma bulgularının pratiğe yansıması oldukça sınırlı kalmakta ve üretici düzeyinde yeterli farkındalık
sağlanamamaktadır.
32 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
2. İklim
Meyve yetiştiriciliğinde iklim ve tür/çeşit eşleşmesi çok iyi
bilinen bir konudur. Optimum verim ve kaliteyi elde etmek için
türlerin veya çeşitlerin özel iklim gereksinimleri söz konusudur
(Westwood, 1995). Ancak bütün dünyada iklim değişimi çok açık
bir şekilde gerçekleşmektedir. Araştırmacılar, gelecekteki iklim
senaryolarını modellerken trendin daha yüksek yaz sıcaklıkları
ve daha ılıman kışlar yönünde olduğunu belirtmişlerdir
(Luedeling vd., 2011; Kadıoğlu vd., 2017). Dolayısıyla meyve
bahçelerinde iklim değişiminin etkisi ve buna nasıl adapte
olunabileceği konularında araştırma ihtiyacı günden güne
artmaktadır. Değişen bir iklimde meyve üretim sistemlerinin
nasıl etkileneceğine dair bazı kapsamlı raporlar hazırlanmıştır
(Rai vd, 2015; Parkes vd., 2017; Nath vd., 2019; Anonim, 2021).
Bu raporlardaki değerlendirmeler ışığında, iklim değişimine
karşı meyve üretiminde karşılaşılabilecek risklerin başında
yetersiz kış soğuklukları ve yüksek yaz sıcaklıklarının geldiğini
söylemek mümkündür.
Yetersiz kış soğuklukları: Kış ayları boyunca görülen düşük
sıcaklıklar, özellikle ılıman iklim meyve türlerinde soğuklama
ihtiyacının karşılanmasında olmazsa olmaz bir unsurdur
(Atkinson vd., 2013). Ancak iklim modelleme çalışmalarında,
dünyada pek çok ülkede 2050’ye kadar kış soğuğunda %10- 20
civarında bir azalma yaşanacağı ifade edilmektedir (Luedeling
vd., 2011; Parkes vd., 2017; Kadi- oğlu vd., 2017). Daha sıcak
üretim bölgelerinde ise kış soğuğundaki azalmaların daha fazla
olması beklenmektedir (Luedeling, 2012). Bu nedenle kış ay
larının daha ılıman geçtiği bölgelerde, soğuklama ihtiyacının
karşılanamaması ve buna bağlı olarak yetersiz soğuklama
semptomlarının önümüzdeki yıllarda yaşanma olasılığı çok
daha yüksektir. Yetersiz soğuklamanın en büyük etkisi hiç
şüphesiz çiçeklenme üzerinedir. Verim ve kaliteyi etkileyen
gecikmiş ve düzensiz çiçeklenme dünyada birçok üretim
bölgesinde artan sıklıkta gözlemlenmektedir (Erez, 2000; Petri
ve Leite, 2004). Bu durum kuşkusuz soğuklama ihtiyacı daha
düşük olan çeşitlere doğru bir değişime yol açacaktır. Yine kısa
vadede riskleri hafifletmek için dormansi kırıcı uygulamalara
olan ihtiyacın artabileceği ifade edilmektedir (Parkes vd., 2016;
Wilson ve Spark, 2019; Barber, 2019).
Yüksek yaz sıcaklıkları (sıcaklık stresi): Meyve üre- tim
bölgelerinin büyük bir çoğunluğunda, büyüme mevsimi
boyunca aşırı sıcak günlerin sayısında bir artış beklenmektedir
(Parkes vd., 2017; Kadıoğlu vd., 2017). Artan yaz sıcaklıklarının
neden olduğu güneş yanığı özellikle sıcak bölgelerde ciddi bir
sorundur ve çoğu üretim bölgesinde belirgin şekilde artacağı
tahmin edilmektedir (Wünsche vd., 2001). Fotosentezin
azalması, solunumun artması ve meyve iriliğinde azalış yüksek
sıcaklıkların verimlik üzerinde oluşturduğu diğer önemli
problemlerdir (Thomson vd., 2014; Wilton, 2019).
www.tarimturk.com.tr 33
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
3. Kalite
Verimle birlikte kalite her zaman meyve yetiştiriciliğinde önemli
unsurlar olmuşlardır (Tromp, 2005b; Iwanami, 2011). Ancak
meyvecilik sektöründeki rekabetçi pazar koşulları, miktardan
ziyade kaliteli üretimi hedeflemektedir. Bu nedenle ortalama
kalitede bir üretimden kaçınmak gerek- mektedir. Ortalama
bir ürün yetiştirmek ile yüksek kaliteli bir ürün yetiştirmek aynı
maliyette olabilmekte fakat kaliteli ürün daha yüksek gelir getirebilmektedir.
Yüksek sıcaklık dönemleri pekçok meyve türünde çiçek
tomurcuğu gelişim evresine denk gelmekte ve bu durumda bir
sonraki yılın verimi de olumsuz şekilde etkilenmektedir (Barber,
2019). Ayrıca özellikle 35 °C ve üzeri sıcaklıklar, acı benek,
iç sulanması, lentisel parçalanması gibi birçok meyve kalite
problemlerine yol açabilmektedir (Schrader vd., 2004; Wilson
ve Spark, 2019). Sıcak yaz ayları süresince verimi ve kaliteyi
korumak için farklı örtü ağların kullanımı en güçlü strateji olarak
tanımlan- mıştır (Middleton ve McWater, 2002; Parkes vd., 2017).
Farklı materyal, renk ve tasarıma sahip koruyucu ağlar, uygun
şekilde kullanıldıkları takdirde hem artan sıcaklıkların etkisini
hafifletmede hem de dolu zararını minimum seviyeye indirmede
faydalı bulunmuşlardır (Bosco vd., 2014). Ayrıca iyi tasarlanmış
sisleme ve minispring gibi uygulamalar büyüme mevsimi
boyunca aşırı sıcak günlerde bitkileri serinletebilmekte ve aynı
zamanda ilkbahar döneminde dona karşı etkili olabilmektedirler
(Iglesias vd., 2000; Green vd., 2011). Artan hava sıcaklıklarının
beraberinde toprak sıcaklıklarında da bir değişim oluşturması
muhtemeldir (Parkes vd., 2017). Derin köklü anaçların bu
duruma daha iyi adapte olabilecekleri açıktır. Ancak M.9 gibi sığ
köklü anaçlar için ciddi riskler bulunmaktadır (Wilton, 2019).
Bütün bunlara ilaveten meyve üretim alanlarında azalan yağış
miktarı, kuraklık ile ilgili artan sorunlara yol açmaktadır (Barber,
2019). Nitekim su kaynağına ulaşım, mevcut ve gelecekteki
sulama suyu gereksinimleri meyve üretimini sınırlayıcı
unsurlardır. Yine özellikle mevsim dışı ani su bas- kınları iklim
değişimi ile artan diğer önemli bir problemdir (Wilson ve Spark,
2019). Ayrıca böceklerin yaşam döngülerinin ve yayılımlarının
ılıman kış koşullarından ve artan yaz sıcaklıklarından ciddi
boyutta etkilendiği bilinmekte ve önümüzdeki süreçte bu etkinin
giderek artacağı beklenilmektedir (Parkes vd., 2017; Wilton,
2019). İklim değişimi neticede bütün canlıları etkilediği için
birçok hastalık ve zararlıya karşı mücadelede yeni zorluklarla
karşılaşılabileceği göz ardı edilmemelidir.
Kalite; islahçı, fidancı, yetiştirici, pazarlamacı, market ve tüketici
gibi sektör paydaşları için aynı anlama gelmemektedir. Bu
nedenle meyve kalitesi çok kompleks bir özellik olarak kabul
edilmekte ve aslında bir zihniyet, bir kültür ve sürekli iyileştirme
eylemi olarak tanımlanmaktadır (Wilson ve Spark, 2018). Kalite
gereksinimleri konusunda en belirle- yici unsur kuşkusuz
tüketici istekleridir (Luby ve Bedford, 2015; Atay ve Atay, 2018).
Dolayısıyla tüketiciye daha yakın olmak ve her seferinde daha iyi
bir ürün sunma arzusu taşımak kalitenin esasını oluşturmaktadır.
Tekstür, sululuk, tat, aroma, görü- nüm ve bu özellikler arasındaki
harmoni tüketicilerin meyvelerde en çok dikkat ettiği kalite
unsurları olarak ifade edilmektedir (Luby, 2011; Iwanami, 2011).
Çeşit seçimi şüphesiz yüksek kaliteli meyve yetiştirmenin en
kritik bileşenidir (Hancock vd., 2008). Bununla birlikte her bir
çeşidin kendine has özelliklerini en iyi şekilde gösterebilmesi
için çevresel faktörler ve kültürel uygulamaların da uygun olması
gerekmektedir (Tromp, 2005b).
Meyve endüstrisinin ihracata odaklanması, meyve kalitesinin
önemini arttırmaktadır. Rekabetçi ihracat pazarı için meyvenin
kaliteli olması zorunludur. Ancak dünyada pekçok ülkede üretilen
meyve büyük çoğunlukla iç piyasada pazarlanmaktadır. Yapılan
incelemelerde iç piyasada çok sayıda kalitesiz meyve örneklerine
rastlanılmaktadır (O’Rourke, 2013; Anonymous, 2015).
Tüketiciler istedikleri kaliteyi her seferinde tutarlı bir şekilde
iç piyasada bulamamaktadırlar. İhracat büyük bir fırsat olsa
da meyve üretiminde yerli tüketici için de kaliteyi yükseltme
hedefinin olması gerekmektedir. Bu hedefin taze tüketime olan
talebin sürdürülebilirliğine katkı yapabileceği unutulmamalıdır.
Nitekim dünyada birçok ülkede tüketicilerin özellikle bazı
meyve türlerine olan ilgisi giderek azalmaktadır (Lin ve Mentzer
Morrison, 2016; Bossi Fedrigotti ve Fischer, 2020).
Her bir meyve türünde kalite güvencesini oluşturabilmek için tüm
tedarik zincirinin bir kalite standardını kabul etmesi, uygulaması
ve kontrol etmesi gerekmektedir (Wilson ve Spark, 2018). Her bir
meyve tür/çeşit için kalite standartlarının belirlenmesinde ve
mevzuatların uygulanmasında doğal olarak bazı zorluklar söz
konusudur. Ancak dünyada kendi kendini denetleyen ve oldukça
başarılı olan birçok sistem bulunmaktadır.
34 www.tarimturk.com.tr
www.irgeler.com. 0224 713 26 28 info@irgeler.com.tr
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
otomasyon ve teknolojik ekipmanların en yoğun kullanıldığı
alanlar; sulama, gübreleme, hasat, budama ve seyreltme
gibi yoğun işgücü gerektiren işlerdir (Verbiest vd., 2020).
Sulama ve gübreleme otomasyonlarında halihazırda başarılı
örnekler bulunmaktadır. Diğer alanlarda halen bazı sınırlayıcı
faktörler söz konusu olmakla beraber, tam otomatik hasat
gibi bazı yenilikler özellikle sanayilik meyvelerde oldukça
hızlı bir şekilde kullanıma girmiştir (Amatya vd., 2017). Yapılan
girişimlere bakıldığında, önümüzdeki süreçte taze meyveler
içinde otomasyon kullanımı çok uzak görülmemektedir.
Günümüzde sensor teknolojileri;
Hastalık ve zararhıların tespitinde, çiçek ve meyve sayımlarında,
verim hesaplamalarında, hasat zamanı tespitinde ve birçok
stres koşullarının izlenmesinde kullanılabilmektedir (Gongal
vd., 2015; Britt, 2019). Ayrıca veri yönetimi ve modellemeler
sayesinde sensörlerin anlaşılması daha kolay ve daha hızlı
olabilmekte, zamanında ve doğru kararlar alınarak etkin bir
işgücü planlaması yapılabilmektedir.
Yetiştirme, hasat, paketleme, depolama, nakliye ve pazarlama
gibi tüm aşamalarda kaliteye inanan ve yöneten bir ekip
pazardaki imajın geliştirilmesinde faydalı olabilir ve diğerlerine
göre rekabet avantajı sağlayabilir (Anonymous, 2014; Brookes ve
Spark, 2020) Tutarlı kalite konusunda itibarı olan yetiştiricilerin
ürünleri genellikle yüksek fiyat ve satış önceliği taşımaktadır.
Kalitenin; yenilikçi ve güvenilir markalaşma ile birleşmesi tekrar
satın alma için büyük bir itici güç sağlamaktadır (Luby ve Bedford,
2015; Wilton, 2017). Bu durum sektörün pazar beklentisine
karşı iyi bir konum elde etmesinde kritik öneme sahiptir.
Özellikle gelişmiş ülkelerde tüketiciler gıda ve güven konusunda
farkındalığa sahiptirler (Anonymous, 2015). Dolayısıyla bu
konudaki endişeleri nedeniyle daha fazla güven ve şeffaflık sunan
bir marka için daha fazla ödeme yapmaya ve tekrar satın almaya
isteklidirler. Nihayetinde yetiştiricilerin, mümkün olan yerlerde
sorumluluğu doğrudan markaya taşıması ve bu süreçte üretici,
marka ve tüketicinin bir arada aktif bir rol oynamasının önemi
büyüktür.
4. Teknolojik ilerlemeler
Otomasyon, şu anda meyvecilik sektöründe en çok konuşulan
konular arasındadır. Üretim alanlarının otomasyona uyumlu
bir şekilde planlanması, meyve bahçelerini geleceğe hazırlayan
önemli bir unsur olarak görülmektedir. Meyve bahçelerinde
Platformlar;
Budama, seyreltme ve hasat işlemleri için büyük kazanımlar
sağlamaktadırlar (Lewis, 2015). Bir meyve bahçesinde
genellikle maliyetlerin yaklaşık %50’si işçiliktir ve bu işçilik
maliyetinin %50’si hasattır (Bayav ve Karlı, 2020). Dolayısıyla
bu alanda maliyetleri yönetmek için platformlara doğrudan
bir ihtiyaç ve odaklanma söz konusudur. Engebeli arazilerde
platformların etkinliklerinin sınırlı olmasına rağmen, işgücüne
olan katkıları inkâr edilemez. Bu nedenle gelecekteki meyve
bahçesi dikimlerinin düz veya düzgün eğime sahip arazilerde
olması önemlidir. Dikim ve terbiye sistemlerinin de teknolojik
çözümlere uyumlu olması büyük bir etkiye sahip olabilmektedir.
Meyve yetiştiriciliğinde hasat sonrası periyotta tasnif ve
ambalajlama gibi işlemlerde otomasyon kullanımı giderek
yaygınlaşmaktadır (Gaikar vd., 2016; Bhausaheb vd., 2017).
Çürük ve bereli meyvelerin tespitinde optik okuyucular gelecek
için standart bir uygulama olarak görülmektedir. Ayrıca
dünyada pekçok marka çok yönlü bir yaklaşımla tüketicilerine,
pazarlama bilgileri dahil olmak üzere meyvenin her aşamasını
izleyebilmesi için dijital tanımlayıcı gibi akıllı teknoloji
çözümleri sunmaktadır (Anonymous, 2015).
Yeni teknolojinin bir meyve bahçesi işletmesine doğru bir
şekilde uyarlanabilmesi için ulaşılabilir ve uygun maliyetli
olması gerekmektedir (Brookes ve Spark, 2020). Bunun yanısıra
etkili çıktılar sunması, mevcut bahçe sistemine uyarlanabilir
olması ve işletmeye değer katabilmesi yaygınlaşabilmesi
adına oldukça önemlidir (Verbiest vd., 2020). Tek- nolojinin,
genellikle maliyet yönetimine yardımcı olabileceğini, ancak her
zaman genel üretim maliyetini düşüremeyeceğini unutmamak
gerekmektedir.
36 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
5. İş gücü
Otomasyon ve teknoloji tarım endüstrisinde gelişmeye devam
ederken, meyve yetiştiriciliğinde halen ilaçlama, budama,
seyreltme, hasat, ayırma ve paketleme için nitelikli işgücü
talebi gerekmektedir. Bu talep genellikle mevsimseldir ve
6-16 hafta arasında değişebilen kısa süreleri kapsamaktadır
(Anonymous, 2014). Dolayısıyla üreticiler genellikle kısa süreli,
geçici istihdam arayışındadırlar. Mümkün olan en deneyimli ve
yüksek performanslı mevsimlik işçilerin seçimi ve elde tutulması
oldukça zor olabilmektedir. Mevsimlik işgücünün ne kadar iyi
performans gösterdiği, işin etkinliği ve verimliliği üzerinde derin
bir etkiye sahip olabilmektedir (Drum, 2020).
İşgücü verimliliği; meyve bahçesindeki başarı ve sürdürebilirlik
ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle işgücü verimliliğini artırmak
ve işçi potansiyelini değiştirmek karlılık artışının da garantisidir.
Ulaşım mesafesi, yorgunluk, işlerin kolaylığı, motivasyon, net
talimatlar, ortam koşulları, ekip ve geribildirim (olumlu veya
olumsuz) bir işçinin potansiyelini en çok etkileyen konulardır
(Brookes ve Spark, 2020). Pek çok durumda istenen işgücü oranına
ve iş kalitesine, çalışma koşullarını değiştirmek suretiyle ulaşmak
mümkündür. Örneğin bireysel çalı şanların 20 km’den daha
uzak bir işe gittiklerinde verimliliklerinin düştüğü bildirilmiştir
(Anonymous, 2014). Bu nedenle işgücünün 20 km’lik bir yarıçap
içinden sağlanılması oldukça faydalı olabilir. İyi bir konaklama,
iyi bir çalışma ortamı (süre ve eğitim gibi), iyi hijyen tesislerinin
yanı sıra nezaket ve ekstra katkılar sunulması işlerin tercih
edilmesinde ve her personele aitlik hissi sağlanmasında oldukça
önemlidir (Wilson ve Hornblow, 2021). Nitekim günümüzde
çalışma koşullarındaki konfor, çoğu zaman ücretten daha cazip
olabilmektedir. Ekip ortamı ve özelikle çalışanların demografik
yapısının genişletilmesi halihazırda son çare olarak görülen
tarımsal işlerinin tercih edilen işler haline gelmesinde
önemli olabilir.
gözden kaçırılmamalıdır. İşgücünü yönetmek için yeniden
tasarım, iyileştirmeler, müzakere, eğitimler, denetleme ve
destek gibi sistematik bir yaklaşım uygulamak, tüm işletmenin
etkinliği, verimliliği ve üretkenliği üzerinde derin bir etkiye sahip
olabilmektedir (Drum, 2020). Ancak bu iyileştirmelerde; zaman,
uzmanlık ve devamlılık kritik bir öneme sahiptir.
6. Sonuç
Geleceğin meyve bahçelerinin neye benzeyeceği sorusu ve
üretimin çeşitli yönlerini keşfetme ihtiyacı giderek daha fazla
önem arz etmektedir. Bu çalışma ile iklim, kalite, teknolojik
ilerlemeler ve iş gücü yönetimine odaklanılarak meyve
bahçelerinde performansın iyileştirilebilme olanakları ele
alınmıştır. İklim değişiminin olası risklerini yönetmek, muhtemelen
önümüzdeki yıllarda meyve yetiştiricilerinin en önemli
uğraşlarından biri olacaktır. Elde edilen deneyimler, hiçbir
koşulda tüketici güvenini kaybetmenin göze alınamayacağını
göstermektedir. Sağlık riskini ve sektördeki diğer beklenmedik
zorlukları yönetmek için kalite güvence sistemleri gelecekte
giderek daha kritik bir hal alabilir. Yenilikçi teknolojik çözümlere
doğru yönelimin, gelecekteki büyüme ve karlılık hedeflerine
ulaşmada önemli bir rol oynaması muhtemeldir. Böylesine
özelleşmiş ve riske dalmış bir endüstride karlılığı arttırmak her yıl
giderek zorlaşırken, işgücünden en iyi şekilde yararlanma ihtiyacı
da her zamankin- den daha kritik hale gelmiştir. Bütün bu risklerin
hafifletilebilmesi için üretime başlamadan önce araştırma ve
planlama yapmak, bir işletmenin gelecekteki başarısı ve finansal
durumu için kilit bir rol oynayabilir. Sonuç olarak, bu çalışmada
meyvecilik sektörü uzmanları ve paydaşları için önemli araştırma
boşlukları ve bazı güncel bilgiler değerlendirilmiştir.
İşgücü hedeflerini karşılayabilmek için ileriye
dönük bir gelişme vizyonu ve bazı önlemlerin
alınması gereklidir (Brookes ve Spark, 2020;
Wilson ve Hornblow, 2021). Teknolojik çözümler
hem iş yükünü azaltarak hem de çalışma
saatlerini ve uygun işgücü havuzunu genişleterek
hedeflere ulaşmada yardımcı olabilirler. Merdiven,
kova ve çanta gibi ekipmanlar verimliliği düşüren
unsurlardır. Ayrıca meyve ağaçlarında daha dar bir
kanopide işlemler kolaylaştığı için işgücü verimliliği de
artmaktadır. 2D kanopilerin işletmelerin asgari saatlik
ücret oranları üzerinde hiçbir etkisi olmasa da kesinlikle
işgücünün verimliliğini etkileyen diğer faktörler üzerinde etkileri
bulunmaktadır (Lewis, 2015; Brookes ve Spark, 2020). Bu nedenle
iş gücünü yönetmeye yönelik nispeten küçük iyileştirmelerin
bile performansı iyileştirmek açısından ne kadar değerli olduğu
www.tarimturk.com.tr 37
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
Eskaplast, 1992 yılında küçük bir işletme olarak ticaret hayatına başlayıp, yıllar içinde
üretimini ve ürün çeşitlerini arttırarak müşteri ağını oldukça genişletmeyi başarmış,
daima girişimcilik ruhuna sahip olan açık vizyonu ile ülke ekonomisine katkıda
bulunmayı kendine ilk hedef edinmiş bir işletmedir.
Bu sayımızda Eskaplast firma yetkilisi İnanç Çataltepe ile yaptığımız söyleşide
bizlere, şuanda bulundukları 5.000 m 2 alana sahip işletmelerini gün geçtikçe daha
da genişlettiklerini, dinamik ve tecrübeli çalışanları ile sektörün teknoloji gelişimini
yakından takip edip bu yönde cömert yatırımlar yaptıklarını söyledi.
Full otomasyon sistemine sahip yeni makineleri ile üretim kapasitesini maksimum
seviyeye çıkararak ve verdikleri mesleki eğitimlerle çalışanlarının gelişimini de
sürekli destekleyip ürün kalitesini arttırdıklarını belirten Çataltepe sözlerine şöyle
devam etti; “ Sahip olduğumuz ISO 9001, ISO 16106 ve ISO 16495 sertifikalarının,
kalite standartlarına dayanan kalite kontrol ve üretim talimatlarını en iyi şekilde
uyguluyoruz. Müşteri memnuniyetini en büyük gayesi bilen deneyimli çalışanlarımız
ile tarım, gübre, kimya, medikal, beşeri ilaçlar, veteriner ilaçları, otomotiv ve madeni
yağ gibi birçok farklı sektörün öncü firmalarıyla işbirliği yaparak, kendimizi sektörde
en iyi şekilde tanıtıyoruz.”dedi.
İnanç Çataltepe
Eskaplast Firma Yetkilisi
Gıdaya uygunluk belgesi ile çeşitli gıda firmalarına da hizmet verdiklerini söyleyen
Çataltepe sözlerini şöyle tamamladı. “1. kalite olarak 100 ml’den 30 lt’ye kadar plastik
şişirme yöntemiyle ürettiğimiz şişe, bidon ve kapaklar ile çeşitli ülkelere ihracat da
yapmaktayız. Sahip olduğumuz UN Belgesi ile gün geçtikçe yurtdışı müşteri ağını
daha da genişletiyoruz. Müşterilerimizin ihtiyacına göre üretebildiğimiz plastik şişe,
bidon ve kapakları ile her geçen gün ürün çeşitliliğimizi de artırıyoruz. 30 Yılı aşkın
tecrübemizle sürekli gelişim ve memnuniyet odaklı olan hizmetimizi kaliteli, hızlı,
güvenilir ve rekabetçi şekilde sunup, alanında uzman kadromuz ile hedefimize emin
adımlarla ilerliyoruz.’’
40 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
İNFOGRAFİK
www.tarimturk.com.tr 41
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
IPAC, sektörde üç kuşaktır faaliyet gösteren aile tecrübesi ile Mustafa Gürhan Özaydın tarafından 2017 yılında Mersin’de kurulmuştur.
Yirmibeş ziraat mühendisi, distribütörleri ve 1000’den fazla bayi ağı ile Türkiye’nin yedi bölgesinde faaliyet göstermektedir. Tarım
Türk dergisi olarak bu sayımızda IPAC firma yetkilisi Mustafa Gürhan Özaydın ile ürün çeşitleri, üretim grupları, yurtdışı faaliyetleri ve
gelecek planlamaları üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. İyi okumalar.
Tarım Türk: Firmanızı tanıyabilir miyiz?
Mustafa Gürhan Özaydın: 3 Kuşaktır tarım sektöründe faaliyet gösteren
bir ailenin ferdi olarak, 2017 yılında Mersin ilinde İPAC TARIM
adı altında gübre sektöründeki ilk yatırımımızı yaptım. Firmamız,
10 idari personel, 25 ziraat mühendisi ve 3500 m 2 depolama alanı
ile gübre sektörüne hizmet vermektedir. Türkiye’nin 7 bölgesinde, 6
distribütör ve 1000’den fazla bayi ağına sahibiz.
Tarım Türk: Ürün çeşitlerinizden ve özelliklerinden bahseder misiniz?
Mustafa Gürhan Özaydın: Organik gübreler, organomineraller, biyostimulantlar,
klorsuz ve düşük pH‘lı NPK gübreleri, spesifik mikro
ve makro yaprak gübreleri, canlı organizmalar, toprak düzenleyici
gübreler ile her bitki örtüsüne hitap edebilecek iki yüzü aşkın tescilli
ürün çeşitliliğine sahibiz. Ürünlerimiz kaliteli hammadde, aminoasitler,
enzimler, vitaminlerle desteklenmiş zengin içerik, olumsuz
koşullarda bitkinin direncini arttırabilen, bitki tarafından hızlı bir şekilde
alınabilir, toprakta kalıntı yapmayan ve ağır metal içermeyen
özelliklere sahiptir.
Tarım Türk: Kaliteli ve bitki tarafından alınabilirliği yüksek iki yüzü
aşkın bitki besleme ürünlerinin çiftçilere ulaşmasını sağlamaktasınız.
Sektördeki Pazar payınızı arttırırken nelere dikkat ettiniz?
Mustafa Gürhan Özaydın:
• Türkiye için üretimi ve ihracatı önemli olan bitkilerde erkencilik,
kalite ve depolama ömrünü uzatmaya yönelik yaptığımız
çalışmalar
• Küresel ısınma ve su kaynaklarının azalmasından dolayı bitkisel
ve hayvansal üretimin gübre ile nasıl destekleneceği
• Dünyada artan gübre fiyatlarına karşın çiftçi maliyetlerini düşürüp
maksimum verim hedeflenmesi
• Laboratuvar Ar-Ge çalışmaları
• Teknik ziraat mühendislerimiz ile ürünlerimizin doğru doz ve
kullanım yöntemlerinin belirlenmesi
42 www.tarimturk.com.tr
• Dünya standartları üzerinde yaptığımız yerli üretim ile pazar
payımızı her geçen gün arttırmaktayız.
Tarım Türk: İhracat portföyünüzde hangi ülkeler bulunuyor? İhracat
faaliyetlerinizden bahseder misiniz?
Mustafa Gürhan Özaydın: Etkin çalışan dış ticaret birimimiz ile
Orta Asya, Orta Doğu ve Güney Amerika’da bulunan tüm ülkeler ile
bağlantı halindeyiz. İspanya, Azerbaycan, İtalya ve Irak olmak üzere
dört ülkeye 2023 yılında ihracat gerçekleştirdik.2024 yılında Brezilya,
Vietnam, Şili, Kanada, Ürdün, Libya, Mısır, Özbekistan, Sırbistan
ve Makedonya ülkelerinde ise ürün denemelerimiz devam etmektedir.
Tarım Türk: Sektördeki konumunuz nedir?
Mustafa Gürhan Özaydın: Her geçen gün genç ve dinamik kadromuz
ile büyüyen ve gelişen dünya gübre piyasasında, pazardaki
konumumuzu yukarı taşımaktayız. Şirketin kurulduğu günden bugüne,
“Neden bir Türk firması dünya standartları ve üzerinde gübre
üretmesin?’’ amacı ile yola çıktık ve Türkiye’de gübre sektöründe
farkındalık yarattık.
Tarım Türk: 2024 ve 2025 yılına dair yeni plan ve projeniz nelerdir?
Hedeflerinizden bahseder misiniz?
Mustafa Gürhan Özaydın: Meyve ve sebzenin ihracatında ilaç kalıntısından
kaynaklı sorunlara yönelik, biyolojik ilaç çalışmalarımız
devam etmektedir. Laboratuvar ekibimizin yeni formüle ettiği teknolojik
ürünler ile gübre sektöründeki pazar payımızı arttırmayı
hedeflemekteyiz. Türk firması olarak dünya gübre piyasasında rekabetçi
yönümüzü göstererek, ihracat rakamlarımızı arttırmayı istiyoruz.
Tarım Türk: Son olarak eklemek istedikleriniz…
Mustafa Gürhan Özaydın: Firmamıza inanan ve güvenin çifti, bayi,
distribütör ve iş ortaklarımızın hepsine teşekkür ediyoruz.
Merkez Ofis : Cami Şerif Mahallesi Lina Nasif Sokak No:7 AKDENİZ/MERSİN
Mobil: +90 532 155 24 43 | Mail: info@ipac.com.tr
instagram.com/ipactarim/ www.ipac.com.tr
Araştırma,
Kalite,
Profesyonellik
CORA SEEDS, birçok
uluslararası pazarda hem kısa
gün hem de uzun gün soğan
hibritlerinin referans firmasıdır.
Cora Seeds Türkiye iletişim:
www.coraseeds.com
infocoraturkey@coraseeds.com
+90 242 322 22 06
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
Başarınız için CORA SEEDS
Cora Seeds, genel tarla bitkilerinin genetik olarak iyileştirmesi için İtalya’da kurlumuş bir tohum şirketidir ve özellikle soğan
üzerine yaptığı çalışmalar ile tanınmaktadır. İtalya merkezli olarak, Doğu Avrupa’dan ABD, Çin, İspanya’ya kadar geniş bir küresel
ağı bulunan Cora Seeds, inovasyon ve kaliteye olan bağlılığı kararlılıkla sürdürmektedir.
Cora Seeds’in ilerlemesinin merkezinde, Cesena’da bulunan modern araştırma tesisi yer almaktadır. Bu tesis, ziraat mühendisleri,
biyoteknologlar ve ıslah uzmanlarının bir araya gelerek, en son genetik mühendisliği tekniklerini etkin bir şekilde kullanmalarını
sağlamaktadır. Ayrıca, Cora Seeds’in global araştırma kapasitesini artıran bir araştırma istasyonu da Antalya’da bulunmaktadır. Bu
işbirliği anlayışı, biyomoleküler ve fitopatoloji laboratuvarları dahil olmak üzere ürün geliştirme sürecinde tüm departmanları bir
araya getirerek bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesini sağlar
Cora Seeds’in çeşitleri, uzun depolanma süresine sahip, Fusarium ve pembe kök hastalıklarına karşı dirençleriyle de dikkat
çekmektedir, Bu da çiftçilere yaygın tehditlere karşı gelişmiş koruma sunmaktadır. Şirket, CORASPEED® gibi zorlu koşullar altında
bile hızlı ve tutarlı çimlenmeyi garanti eden ileri tohum teknolojilerinin öncüsü olmuştur. CORASPEED®’in yanı sıra, Cora Seeds,
homojen boyutları ve yüksek çimlenme oranlarıyla bilinen PRECISION PLUS tohumları ve katı kalite standartlarını karşılayan
STANDARD CALIBRATED SEEDS’i çiftçilere sunmaktadır. Bu geniş ürün yelpazesi, Cora Seeds’in çiftçilere en iyi verim için üst düzey
kaynaklar sağlama konusundaki kararlılığını vurgulamaktadır.
Kapsamlı araştırma anlayışı ve kalite güvencesine olan sarsılmaz vurgusuyla Cora Seeds, sürdürülebilir ve yüksek verimli tarımın
ilerlemesinde güvenilir bir müttefik olarak konumunu sağlamlaştırmaktadır. CORA SEEDS, zorlu koşullar altında bile hızlı ve tutarlı
çimlenmeyi garanti eden geniş ürün yelpazesiyle siz çiftçilere en iyi verim için üst düzey kaynaklar sağlamaktadır.
46 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SEKTÖRDEN
Türkiye Ziraat Odaları Birliği:
Fiyatı en fazla artan ürün kuru soğan oldu
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi
Bayraktar nisanda üretici ile market fiyatları arasında oluşan
farklara ilişkin değerlendirmede bulundu.
Aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimlere de dikkati çeken
Bayraktar, “Nisan ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı
en fazla yüzde 284,3 ile kuru incirde görüldü. Kuru incirdeki fiyat
farkını yüzde 229,9 ile limon, yüzde 227,4 ile karnabahar, yüzde
176,6 ile kuru üzüm, yüzde 169,5 ile patates takip etti.” ifadesini
kullandı.
Şemsi Bayraktar, kuru incirin 3,8 kat, limon ve karnabaharın
3,3 kat, kuru üzümün 2,8 kat, patatesin 2,7 kat fazlaya satıldığına
işaret ederek, üreticide 115 lira olan kuru incirin markette 441 lira
99 kuruşa, 7 lira 50 kuruş olan limonun markette 24 lira 74 kuruşa,
10 lira 88 kuruş olan karnabaharın 35 lira 61 kuruşa, 60 lira olan
kuru üzümün 165 lira 99 kuruşa, 10 lira olan patatesin ise 26 lira 95
kuruşa satıldığını aktardı.
Tarım Kredi’de filizlenmiş soğan
tehlikesi... ‘Yemeyin, toprağa dikin’
Gıda enflasyonu karşısında piyasa fiyatlarından daha ucuza
‘doğal ve kaliteli ürün satışı yapan Tarım Kredi Kooperatif
Marketleri’nin İzmir’de bulunan bir şubesinde ‘filizlenmiş soğan’
satışı dikkat çekti. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı
Dr. Hakan Çakıcı, bu tip bir soğanın tüketiminin halk sağlığına
karşı olumsuz etkilerinin altını çizerken yenmemesi konusunda
tüketicileri uyardı. Çakıcı, bu tip bir satışı, “Adı kuru soğan ama
çimlenmiş bir şekilde reyona gelmiş oluyor. Onu alıp ekseniz
toprağa oradan taze soğan oluşabilir” ifadeleriyle eleştirdi.
Kooperatif Marketlerinin kendi internet sitelerinde
“Tarım Kredi ortaklarından alınan doğal ve kaliteli
ürünleri tesislerimizde işleyerek veya işleterek Tarım Kredi
Kooperatiflerinin yanı sıra Kooperatif Marketleri aracılığı ile
tüketicilere ulaştırılmaktadır” ibaresi yer almasına rağmen
İzmir’de bulunan bir Kooperatif Market’te satilan soğanların
filizlenmiş olduğu görüldü.
‘SAKLAMA VE DEPOLAMA KOŞULLARI SAĞLIKSIZ
Depolama koşullarının sağlıksız olmasından dolayı bu
tip bir çimlenmenin olduğunu vurgulayan Çakıcı, “Soğan
normalde nem olamayan ve ışık almayan depolarda saklanır.
Saklama koşulları kötü olunca çimleniyor. Çürümeyle beraber
orada kimyasal maddeler oluşuyor ve onun zararlı olduğunu
biliyoruz. Soğan, patates filizlenirse biz atarız çünkü o
çürümenin derecesini bilemezsiniz. Çimlenme çürümeyle
başlayan bir durumda oluşursa birtakım kimyasallar oluşuyor
ve bu insan sağlığına zararlı ve bu ürünlerin satılmaması
gerekiyor. Yeni yeşermiş bir soğanda direkt olarak zarar
olmayabilir ama orada mutlaka çürümeyle alakalı bir problem
olabilir” dedi.
SOĞAN DA ITHAL EDILEN
ÜRÜNLER ARASINA GIRDI
TUİK VERİLERİNE GÖRE BİN 16 TON SOĞAN İTHAL EDİLDİ.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer,
AKP iktidarları döneminde uygulanan tarım politikalarının yerli
üreticiyi sıkıntıya sokarken ithal ürün getirenlere karlı bir alan
oluşturduğu ifade etti.
Tarım ilacı, gübre, tohum, mazot, nakliye gibi doğrudan üretim
maliyetlerinin artışı yanında işçi maliyetlerinin artmasınında
sorunu katladığını söyleyen Gürer patates ve soğan gibi çok
tüketilen ürünlerde oluşan üretim sorunlarına da vurgu yaptı.
Üreticinin soğanı toplama maliyetine dahi satamaması
nedeniyle tarlada kaldığı yönünde kamuoyuna yansıyan haberlere
dikkat çekti ve erkenci soğanda da üreticiler bölgesel sorunlar
yaşadığını belirten Gürer soğan ithalatının üreticiyi olumsuz
etkilediğini de belirtti.
Gürer, ülkemizde 71 ilde soğan yetiştirildiğini belirterek,
“Ülkemizde 71 ilde soğan yetişiyor. Ama soğan üreticisi, ürettiği
ürünü bir kısmını işçilik maliyetini dikkate alıp tarlada bırakanda
oldu. Çünkü tam bu üretim sürecinde yurt dışından ithal soğan
gelip marketlere veriliyor. TÜİK verilerine göre, bin 16 ton yurt
dışından soğan ithal edilmiş. Bu yolla piyasa baskılanıp üretici
tüccarın önüne atılıyor.” dedi.
www.tarimturk.com.tr 47
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
Başarı, Güven ve
Kalite’nin adı Geoser
Yıllar geçse de ürettiği ürünün arkasında olan tüketicilerine sunduğu güven, kalite ve %100
değişim garantisiyle Türkiye’de sektörünün öncü firmalarından olan Geoser Geosentetik İmalat
Anonim Şirketi Kurucu Genel Müdürü Erdal GÜÇİN ile firmaları ve sektöre dair konuştuk.
Tarım TÜRK: Firmanızı tanıyabilir miyiz?
Erdal GÜÇİN: 1975 yılından günümüze inşaat
sektöründe faaliyet gösteren Geoser Geosentetik
İmalat Anonim Şirketi Türkiye’nin Membran
ürünleri sektöründe öncü firmalarından biridir.
Şirket 30’dan fazla ülkeye ihracat yaparak, uluslararası
pazarda gücünü gösteren bir marka
haline gelmiştir. Geoser, tecrübeli mühendis
ve üretim kadrosu ile üretimini yapmış olduğu
geomembran, su tutucu bantlar gibi geniş ürün
yelpazesine sahiptir. Hizmetleri satış ve pazarlama,
satış sonrası destek, teknik destek ve yurt
içi lojistik operasyonlarını kapsamaktadır.
T. TÜRK: Ürün çeşitlerinizden ve özelliklerinden
bahseder misiniz?
E. GÜÇİN:
HDPE Geomembran
PVC Geomembran
PVC Su Tutucu Bant
Kimyasal maddelere karşı yüksek dirençlidir.
• İstenildiği takdirde UV dayanımlı olarak
üretilir
• Organik ve inorganik çözeltilere yüksek
direnç gösterir.
• Çatlamalara karşı son derece dayanıklıdır.
• Doğal koşullara dayanıklıdır.
• Delinme ve çatlamalara dayanıklıdır.
• Geçirgenliği düşüktür.
• Çekme mukavemeti yüksektir
T. TÜRK: Sektördeki Pazar payınızı arttırırken
nelere dikkat ettiniz?
E. GÜÇİN: Malzeme ve üretim kalitemizdeki
istikrarı sürdürerek bu kaliteye odaklı çalışan
hedef müşterilerle işbirliğimizi sağlam zeminlerde
inşaa ettikten sonra bu firmaların referans
olmalarınında katkılarıyla sektördeki ana müşterilerle
iş birliği ağımızı genişletmekteyiz.
48 www.tarimturk.com.tr
T. TÜRK: İhracat portföyünüzde hangi ülkeler
bulunuyor? İhracat faaliyetlerinizden bahseder
misiniz?
E. GÜÇİN: Fas, Libya, Mısır, Cezayir,Dubai,Irak,
Suriye,Azerbeycan, Lübnan, Nijer, Katar, Brezilya
Romanya Bulgaristan Vietnam Moritanya
gibi 30 dan fazla ülkeye ihracat yaptık, ve yapmaya
devam ediyoruz. PVC ve HDPE geomebran
ürünlerimiz su tutucu bant ürünlerimiz Türk
malı kalitesi ve güvenilirliğini gururla tanıtmaktayız
T. TÜRK: Sektördeki konumunuz ve sektöre
sunduğunuz farklılıklar nelerdir? Çiftçilerimiz
sizi neden tercih etmeli?
E. GÜÇİN: Geomembran, dayanıklı, su geçirmez
ve uzun ömürlü bir malzeme olduğu
için, yapay tarımsal göletlerin su kaybını
önlemek, suyun depolanmasını ve
drenajını kolaylaştırmak ve uzun vadeli bir
tarım yatırımı yapmak için ideal bir seçenektir.
Geomembranlar, yapay tarımsal göletlerde
suyun sızmasını engellemek için kullanılan
su geçirmez bariyerlerdir. Bu bariyerler, suyun
depolanmasını, sulama yapılmasını ve su
kaynaklarının korunmasını kolaylaştırır. Yapay
tarımsal göletlerde geomembran kullanımı su
tasarrufunu teşvik eder. Su sızıntısı önlenerek
suyun daha verimli bir şekilde kullanılmasına
yardımcı olur, bu da çiftçilere su maliyetlerinde
tasarruf sağlar.
Geomembranlar, toprak erozyonunu engeller
ve gölet içindeki suyun toprakla etkileşimini
sınırlar. Bu, toprak kaybını ve toprak kalitesinin
korunmasını destekler. Su kalitesini koruma
açısından geomembranlar büyük öneme sahiptir.
Göletteki suyun kirletilmesini engeller ve
kimyasal gübreler, pestisitler ve diğer kirleticilerin
su kaynaklarına sızmasını önler.
Erdal GÜÇİN
Geoser Geosentetik Kurucu Gen.Müd.
Geomembranlar, iklim değişikliği ile ilgili sorunlara
karşı bir çözüm sunar. Yapay göletler, su
depolama kapasitesini artırarak kurak dönemlerde
su teminini kolaylaştırır.
Sulama verimliliğini artırır. Geomembranlar
sayesinde su, doğru miktarlarda ve uygun zamanlarda
kullanılabilir, bu da bitki büyümesini
artırır ve suyun israfını önler.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, geomembranlar
yapay tarımsal göletlerde kullanıldığında hem
su kaynakları korunur hem de sürdürülebilir
tarım uygulamalarına katkı sağlar.
T. TÜRK: 2024 ve 2025 yılına dair yeni plan ve
projeniz nelerdir? Hedeflerinizden bahseder
misiniz?
E. GÜÇİN: Çok yakında Ar-Ge çalışmalarımız
tamamlandıktan sonra 2025 yılı içerisinde ABD
de yeni üretim tesislerimizi açmayı planlıyoruz.
T. TÜRK: Son olarak eklemek istedikleriniz…
E. GÜÇİN: Şevkle ve istikrarla çalışmaya devam
ederek ülkemize ihracat anlamında katkıda
bulunmaya devam edeceğiz. Şirket olarak şiar
edindiğimiz düstur ve ilkemiz şudur; ‘Ürettiğin
kadar varsın, paylaştığın kadar insansın.’
Adres: Saray mahallesi 147.cadde no 11/1A Kahrmankazan/Ankara
Telefon : +90 544 890 00 56 | Mail: info@geoser.com.tr | Web sitesi : www.geoser.net
The World Is Yours
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Durgun Göz Aşısının
Tarımsal Uygulamalardaki Rolü ve Önemi
Durgun göz aşısı, modern
tarımın önemli tekniklerinden
biri olarak dikkat çeker.
Bu yöntem, bitki üretimini
optimize etmek, çeşitliliği
artırmak ve tarımsal verimliliği
maksimuma çıkarmak amacıyla
kullanılan geleneksel bir aşı
tekniğidir. Uygulaması kolay ve
ekonomik olması nedeniyle hem
küçük ölçekli çiftliklerde hem
de büyük tarım işletmelerinde
popüler hale gelmiştir.
50 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
Durgun Göz Aşısının Tanımı ve Tarihçesi
Durgun göz aşısı, bir bitkiden alınan tomurcuğun (gözün) başka bir bitkiye aşılanması işlemidir. Bu
yöntem, antik dönemlerden beri uygulanan ve günümüzde de yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. İlk
olarak Çin ve Orta Asya’da uygulanmış ve oradan Batı’ya yayılmıştır. Tarım devrimiyle birlikte, bu teknik
çeşitli bitki türlerinde başarıyla uygulanmıştır ve birçok kültür bitkisinin çeşitlendirilmesinde etkili
olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, bu yöntem Avrupa’ya taşınarak bağcılık, meyvecilik
ve park-bahçecilik uygulamalarında kendine yer bulmuştur. Modern tarımda, genetik materialin
korunması ve bitki hastalıklarına karşı direnç geliştirilmesi açısından hayati bir öneme sahiptir.
Durgun Göz Aşısının Biyolojik Temeli
Biyolojik olarak, durgun göz aşısı, bitkilerin dokularının uyumluluğu prensibine dayanır. Aşılanan
tomurcuk, ana bitkinin (anaç bitki) dokularıyla kaynaşır ve büyümesine devam eder. Bu süreç,
hücre duvarlarının adaptasyonu, hücresel sinyalizasyon süreçleri ve besin maddelerinin transferi ile
gerçekleşir. Durgun göz aşısı, başarılı bir vasküler bağlantı kurmayı gerektirir, bu sayede su ve besin
maddeleri kesintisiz bir şekilde tomurcuğa iletilir. Ayrıca, düzgün bir aşı tutturulması, hastalıkların
yayılmasını engelleyen koruyucu mekanizmaların da etkin olmasını sağlar. Daha ileri düzeyde,
genetik ifade ve epigenetik değişimlerin bu süreç üzerindeki etkileri araştırılmakta ve bu, bitki aşı
teknolojilerinin geleceğine dair yeni ufuklar açmaktadır.
Türleri ve Uygulama Yöntemleri
Durgun göz aşısının çeşitli türleri ve uygulama yöntemleri bulunmaktadır. Bu yöntemler, bitki türüne
ve yetiştirme amaçlarına göre değişiklik gösterebilir. En yaygın olarak kullanılan yöntemlerden bazıları
T-bud aşısı, yongalı aşı, ve yama aşı yöntemleridir. T-bud aşısı, anaç bitkinin kabuğuna T şeklinde bir kesik
yapılması ve tomurcuğun bu kesiye yerleştirilmesi ile uygulanır. Bu yöntem, özellikle meyve ağaçlarında
sıklıkla tercih edilir. Yongalı aşıda ise, anaç bitkinin gövdesi üzerinde bir yonga açılır ve tomurcuk bu açıklığa
yerleştirilir. Bu yöntem, yavaş büyüyen bitkilerde etkin sonuçlar verir. Yama aşı yöntemi ise, kesilmiş
bir tomurcuğun anaç bitkinin gövdesine yerleştirilmesi ile uygulanır ve özellikle küçük çaplı bitkilerde
kullanılır. Her bir yöntem, hassas ve özenli bir uygulama gerektirir ve başarılı bir sonuç için alan bilgisi ve
deneyim oldukça önemlidir. Ek olarak, titiz çalışma ve steril ekipman kullanımı ile enfeksiyon risklerinin
minimize edilmesi, başarı oranını artırır.
Başarı Oranları ve Etkileyen Faktörler
Durgun göz aşısı uygulamalarının başarı oranları çeşitli etkenlere bağlı olarak değişiklik
göstermektedir. Bunlar arasında, aşılanan bitkinin türü, kullanılan tomurcuğun kalitesi, uygulama
zamanı ve çevresel koşullar önemli rol oynamaktadır. İlkbahar ve sonbahar ayları, genellikle daha
yüksek başarı oranlarına sahip aşılama dönemleridir. Bu dönemlerde bitkinin fizyolojik durumu,
hücre bölünmesinin ve besin aktarımının en yüksek seviyelerde olduğu zamanlardır, bu da aşının
tutma olasılığını artırır. Ayrıca, aşılama sonrası uygun bakım, sulama ve çevresel koruma önlemleri,
başarı şansını önemli ölçüde artıran faktörler arasındadır. Aşı yapılan bitkinin düzenli olarak kontrol
edilmesi ve herhangi bir enfeksiyon belirtisi görüldüğünde derhal müdahale edilmesi, aşının tutma
oranını ve sağlıklı büyümesini destekleyen önemli uygulamalardır.
www.tarimturk.com.tr 51
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Başarı Oranları ve Etkileyen Faktörler
Durgun göz aşısı uygulamalarının başarı oranları çeşitli etkenlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir.
Bunlar arasında, aşılanan bitkinin türü, kullanılan tomurcuğun kalitesi, uygulama zamanı ve çevresel
koşullar önemli rol oynamaktadır. İlkbahar ve sonbahar ayları, genellikle daha yüksek başarı oranlarına
sahip aşılama dönemleridir. Bu dönemlerde bitkinin fizyolojik durumu, hücre bölünmesinin ve besin
aktarımının en yüksek seviyelerde olduğu zamanlardır, bu da aşının tutma olasılığını artırır. Ayrıca,
aşılama sonrası uygun bakım, sulama ve çevresel koruma önlemleri, başarı şansını önemli ölçüde artıran
faktörler arasındadır. Aşı yapılan bitkinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve herhangi bir enfeksiyon belirtisi
görüldüğünde derhal müdahale edilmesi, aşının tutma oranını ve sağlıklı büyümesini destekleyen önemli
uygulamalardır
Modern Tarım Uygulamalarında Durgun Göz Aşısının Önemi
Durgun göz aşısı, bitkilerin verimliliğini ve dayanıklılığını artırmak amacıyla tarımda yaygın olarak kullanılan
bir aşı türüdür. Özellikle meyve ağaçlarında, üzüm bağlarında ve bazı süs bitkilerinde uygulanmaktadır. Bu
yöntemin temelinde, ana bitkinin gövdesine veya dalına, uyumlu bir bitkiden alınan gözün yerleştirilmesi
yatmaktadır. Göz aşısının diğer aşılama tekniklerine göre birçok avantajı bulunmaktadır.
Modern tarım, yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik sloganıyla sürekli olarak gelişim göstermektedir.
Durgun göz aşısı, bu bağlamda tarımda önemli bir yere sahiptir. İşte bazı nedenler:
• Ekonomik Verimlilik: Durgun göz aşısı sayesinde, tarım arazilerinde daha kısa sürede daha yüksek
verim elde etmek mümkündür. Bu da ekonomik açıdan büyük bir avantaj sağlar.
• Sürdürülebilir Tarım: Kimyasal ilaç kullanımının azaltılması ve hastalıklara daha dirençli bitki
türlerinin yetiştirilmesi, çevre dostu sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekler.
• Çeşitlilik ve Kalite Artışı: Farklı bitki türlerinin birleştirilerek yeni ve üstün özelliklere sahip bitkiler
üretilmesi, tarım ürünlerinin kalitesini artırır.
Durgun Göz Aşısının Avantajları
• Yüksek Başarı Oranı: Durgun göz aşısı, diğer aşılama yöntemlerine göre daha yüksek bir başarı oranına
sahiptir. Bu durum, genel olarak tarımın verimliliğini artırmaktadır.
• Hızlı Adaptasyon: Aşılanan göz, ana bitkiyle daha hızlı uyum sağlar. Bu da bitkilerin daha kısa sürede
gelişmesini ve ürün vermesini kolaylaştırır.
• Dayanıklılık Artışı: Aşı yapılan bitkiler, hastalıklara ve zararlılara karşı daha dirençli hale gelir. Böylece,
kimyasal ilaç kullanımı azaltılabilir.
Sonuç
Durgun göz aşısı, modern tarımda önemli bir yere sahip olup, tarımın verimliliğini, sürdürülebilirliğini ve ekonomik getirisini
artırmaktadır. Doğru tekniklerle uygulandığında, tarımsal üretimde devrim niteliğinde yenilikler sunabilecek potansiyele
sahiptir. Bu nedenle, tarım sektöründe çalışanların ve çiftçilerin durgun göz aşısı hakkında bilgi sahibi olması büyük önem
taşımaktadır.
52 www.tarimturk.com.tr
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
ÜZÜM HASADININ TARIHÇESI
VE GÜNÜMÜZDEKI UYGULAMALARI
Üzüm hasadı, binlerce yıldır tarımın ve küresel
ekonominin önemli bir parçası olmuştur. Tarih
öncesi döneme kadar uzanan üzüm tarımı,
sadece beslenme için değil, aynı zamanda
şarap yapımında da kritik bir rol oynamıştır.
Eski medeniyetler, üzüm tarımını sadece bir
geçim kaynağı olarak değil, aynı zamanda
kültürel ve dini ritüellerin bir parçası olarak da
değerlendirirdi.
Mezopotamya’dan Mısır’a,
Anadolu’dan Akdeniz kıyılarına
kadar uzanan geniş bir coğrafyada,
üzüm hasadı dönemin sosyal ve
ekonomik yapısının merkezinde yer
almıştır. Bugün, modern teknikler
ve sürdürülebilir yöntemlerle
gerçekleştirilen üzüm hasadı, hem
ekonomi hem de çevre açısından
büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle
organik tarım ve biyodinamik teknikler,
günümüz tüketicisinin artan çevre bilinci ile
birleşerek hem kaliteli ürünler elde etmeyi hem
de doğanın korunmasını sağlamaktadır.
HER ÜZÜM ÇEŞIDININ KENDINE
ÖZGÜ BIR OLGUNLAŞMA SÜRESI
VARDIR VE DOĞRU HASAT
ZAMANI, ÜRÜNÜN KALITESINI
DOĞRUDAN ETKILER.
Üzüm Hasadının Tarihçesi
Üzüm tarımı, M.Ö. 6000’lere kadar izlenebilir ve ilk olarak bugünkü
Gürcistan ve çevresinde başlamıştır. Tarih boyunca, bu
değerli meyve birçok medeniyetin büyümesinde ve gelişmesinde
kritik bir rol oynamıştır. Antik Yunan ve Roma dönemlerinde,
üzüm ve şarap merkezi bir rol oynamış ve bu bölgelerde geniş
bağlar kurulmuştur. Şarap, sadece bir içecek olarak değil, aynı
zamanda ticari bir emtia ve tıbbi bir ürün olarak da görülmekteydi.
Roma İmparatorluğu’nun genişlemesiyle birlikte, üzüm tarımı
ve şarap üretimi Avrupa’nın dört bir yanına yayılmıştır. Orta Çağ
boyunca, üzüm tarımı manastırların önemli bir ekonomik işlevi
haline gelmiş ve özellikle Fransa, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde
büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu dönemde, manastırlar
şarap üretiminde kalite standartlarını koruyarak ve geliştirerek
büyük katkılar sağlamıştır. Böylece, üzüm tarımı ve şarap yapım
teknikleri modern döneme aktarılan kadim bilgilerle zenginleşmiştir.
54 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
Üzüm Hasadında Kullanılan Yöntemler
Geleneksel yöntemler, elle toplama ve sepetler kullanarak taşımayı
içerirken, günümüzde mekanik toplayıcılar ve gelişmiş teknolojiler devreye
girmiştir. Bu modern yöntemler, verimliliği artırmakla kalmaz, aynı
zamanda iş gücü ihtiyaçlarını da azaltır. Mekanik hasat makineleri, geniş
arazilerde zamandan ve iş gücünden tasarruf sağlar, ancak bazı şarap
üreticileri için bu yöntem kalite açısından hala tercih edilmemektedir.
Özellikle yüksek kaliteli şarap üretimi için, üzüm tanelerinin elle toplanması
ve dikkatlice seçilmesi son derece önemlidir. Bu nedenle, butik şarap
üreticileri ve prestijli bağlar hala geleneksel yöntemleri kullanmaya
devam eder. Bunun yanı sıra, modern teknolojiler su tasarrufu sağlama,
toprak kalitesini artırma ve kimyasal kullanımı azaltma gibi çevresel
faydaları da beraberinde getirir. Gelişen drone ve sensör teknolojileri,
üzüm bağlarının durumunu sürekli olarak izleyerek hastalıkların ve zararlıların
erken tespit edilmesini sağlar. Bu sayede, hem verim artar hem
de sürdürülebilir tarım uygulamaları teşvik edilir
Üzüm Çeşitleri ve Hasat Zamanları
Üzüm Hasadının Ekonomik Etkileri
Farklı üzüm çeşitlerinin hasat zamanları, iklim ve coğrafi
koşullara bağlı olarak büyük farklılıklar gösterebilir. Örneğin,
Chardonnay üzümleri genellikle erken sonbaharda, ağustos
sonlarından eylül başlarına kadar hasat edilirken, Tempranillo
gibi üzümler sıcak iklimlerde ekim ayına kadar dalında kalabilir.
Her üzüm çeşidinin kendine özgü bir olgunlaşma süresi vardır ve
doğru hasat zamanı, ürünün kalitesini doğrudan etkiler. Bölgeye
özgü mikro iklimler ve toprak yapısı da olgunlaşma süresine etki
eden önemli faktörlerdir. Yanlış zamanlamayla yapılan bir hasat,
şarabın aroma ve tat profilinin istenen kalite standartlarının altına
düşmesine neden olabilir. Bu yüzden üzüm yetiştiricileri, brix
ölçümleri gibi bilimsel yöntemlerle üzümlerin şeker oranını kontrol
eder ve en uygun hasat zamanını belirler.
Üzüm hasadı, özellikle bağcılık ve şarap üretiminin yoğun olduğu bölgelerde ekonomik açıdan büyük bir katkı sağlar. Bu sektör, binlerce
kişiye istihdam sağlamakta ve bölgesel kalkınmayı desteklemektedir. Üzüm ve şarap üretimi, turizmle birleştiğinde yerel ekonominin
canlanmasına da yardımcı olur; bağ turları, tadım etkinlikleri ve bağ evlerinin konaklama hizmetleri bölgeye gelen ziyaretçi sayısını artırır.
Üzüm ve şarabın ihracatı da birçok ülkenin önemli gelir kaynaklarından biridir; bu sektörde tüm dünyayı kapsayan geniş bir pazar bulunmaktadır.
Ülkemizde de, özellikle Ege ve Marmara bölgelerinde yoğunlaşan üzüm bağları, yerel ekonomilerin bel kemiği niteliğindedir. Şarabın
yanı sıra kuru üzüm ve konsantre üzüm suyu gibi türev ürünler de ihracatta önemli paya sahiptir, bu da sektörün çok yönlü ekonomik
katkılarını göstermektedir.
www.tarimturk.com.tr 55
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Üzüm Hasadında
Karşılaşılan Zorluklar
İklim değişiklikleri, hastalıklar ve zararlılar, üzüm hasadında
önemli zorluklar oluşturur. Özellikle küresel ısınma,
üzüm olgunlaşma dönemlerini değiştirerek hasat zamanının
öngörülemez hale gelmesine yol açabilir. Hastalıklar ve zararlılar,
ürünü tehdit eden sürekli bir risk faktörüdür; örneğin
bağlarda yaygın olan küf ve mildiyö gibi hastalıklar, kimyasal
veya biyolojik mücadele yöntemleri gerektirir. Ayrıca, iş gücü
eksikliği ve hasat zamanının kısa olması gibi lojistik sorunlar,
çiftçileri zorlayabilir.
Özellikle büyük çaplı bağ işletmelerinde, mevsimlik işçi
bulma sorunu kritik bir hal alabilir. Bu nedenle, hasat öncesinde
ve sırasında dikkatli planlama ve yönetim gereklidir.
Üreticiler, mekanik hasat makineleri gibi teknolojik yeniliklerle
bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışmakta, aynı
zamanda ürün kayıplarını en aza indirmek için sürekli izleme
ve hızlı müdahale planları geliştirmektedir.
Çevresel Etkiler ve Sürdürülebilir Hasat Teknikleri
Üzüm tarımının çevresel etkileri göz ardı edilemez. Su kullanımı, toprak erozyonu ve kimyasal gübrelerin kullanımı çevresel sorunlara
yol açabilir. Bu nedenle, sürdürülebilir hasat teknikleri geliştirilmiş ve organik tarım yöntemlerine yönelinmiştir. Örneğin,
biyodinamik tarım ve entegre zararlı yönetimi, çevre dostu alternatifler arasında yer alır.
Biyodinamik tarım, ayın evrelerine göre yapılan özel uygulamalarla toprağın ve bitkinin doğal döngülerini esas alır. Entegre
zararlı yönetimi ise kimyasal kullanımı en aza indirmek amacıyla biyolojik kontrol ajanları ve doğal düşmanların kullanımını
içeren stratejiler içerir. Ayrıca, su kaynaklarının korunması için damla sulama sistemleri ve toprak
verimliliğini artırmak için kompost kullanımı yaygınlaştırılmaktadır. Organik sertifikalı şarap üreticileri,
bu sürdürülebilir yöntemlerle kaliteli üzüm yetiştirerek hem çevreyi korumakta hem de tüketicilere
sağlıklı ürünler sunmaktadır.
Sonuç olarak, üzüm hasadı, tarih boyunca tarımsal ve ekonomik açıdan büyük bir öneme
sahip olmuştur. Yalnızca besin kaynağı olmanın ötesinde, üzümden elde edilen şarap ve diğer
ürünler, kültürel ve sosyo-ekonomik yapıları derinden etkilemiş ve şekillendirmiştir. Modern
teknikler ve sürdürülebilir yöntemler, bu binlerce yıllık geleneği devam ettirirken, kaliteli ürünler
elde etmeyi ve çevresel etkileri en aza indirmeyi hedeflemektedir. Örneğin, güneş enerjisi
ile çalışan sulama sistemleri ve düşük enerji tüketimli mekanizasyon, sürdürülebilir tarımın
önemli bileşenleridir.
Gelecekte, değişen iklim ve teknolojik gelişmelere adapte olabilmek, üzüm tarımı ve hasadının
sürdürülebilirliği açısından kritik olacaktır. Ayrıca, genetik araştırmalar sayesinde hastalıklara daha
dirençli üzüm çeşitleri geliştirilmesi, verimi artırabilir ve çevreye olan baskıyı azaltabilir. Uygun politikalar
ve bilinçli üretici destekleri ile bu geçiş süreci daha da hızlandırılabilir.
56 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
www.tarimturk.com.tr 57
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
TOHUMLUK PATATESTE KALİTE;
Türkiye Patates Sektörü’nde lider olmayı hedefleyen Seyitoğulları Tohumculuk; 20 bin
tonluk üretim kapasitesi ve 35 bin ton depolama kapasitesi ile endüstriyel patates, patates
tohumluk üretimi ve patates depolaması gibi farklı konularda ulusal ve uluslararası
markaların gözde hammadde ve tohum üreticisidir.
Patates üretiminde 30 yıllık tecrübeye sahip bir ekip tarafından 2016 yılında kurulan
Seyitoğulları Tohumculuk, tohum yetiştiricilik sertifikası ve Tarım Bakanlığı yetki
belgelerini alarak her sene hedeflerinin üzerinde gelişim göstermiştir. 2019 Yılı itibari
ile Nevşehir, Kayseri, Sivas, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay bölgelerinde 5000
dekar ( 5 milyon metrekare ) ekim kapasitesine ulaşan Seyitoğulları Tohumculuk,
Nevşehir’deki son sistem soğuk hava deposunda 50 bin ton depolama kapasitesi ile
bölgenin en büyük üretim ve depolama firmalarından olmayı başarmıştır.
Firmamız 5 yıllık gelişim planı doğrultusunda üretim ve depolama kapasitelerini en az
iki kat arttırmayı hedeflemekte ve bu doğrultuda adımlar atmaktadır. Belirlediğimiz bu
hedefler doğrultusunda dünya çapında bir tohum firmasının Türkiye distribütörlüğünü
almayı planlamaktayız.
Pandemi sürecinde, firmaların küçülmeye gittiği bir süreçte depo kapasitemizi artırma
çalışmalarına başlayarak, Personel istihdamını arttırarak, ekim alanlarını, araç ve
makina filomuzu genişletip ülke ekonomisine katma değer sağlamaya çalışmaktayız.
Muhammet Çifcibaşı
Seyitoğulları Tohumculuk Ceo’su
Her firma patates
üretebilir ama kaliteli
tohumluk patates
yetiştiriciliği uzmanlık,
bilgi birikimi ve özverili
bir ekip çalışması ister.
Ülkemizin geleceğini düşündüğümüz için tohumluk patates üretimine önem veriyoruz.
Çünkü bugün patates tohumluk üretimi geleceğimizi yaşatacaktır. Her firma patates
üretebilir ama kaliteli tohumluk patates yetiştiriciliği uzmanlık, bilgi birikimi ve özverili
bir ekip çalışması ister. İşte bu yüzden Seyitoğulları Tohumculuk olarak sektördeki
üzerimize düşen yükü biliyor ve bu sorumluluk duygusu ile hareket ediyoruz.
Üretimimizin çoğu tohumluk gurubu patates çeşitleri olmakla birlikte Türkiye’nin
önde gelen firmalarına son tüketiciye sunmaları için yemeklik ve kızartmalık patates
tedarikçisi görevini de üstlenmekteyiz.
58 www.tarimturk.com.tr
Sertifikalı
Tohum
Üretimi
www.seyitogullari.com.tr
Tohumluk
Patateste
KALİTE
Gülşehir Yolu 7.Km Merkez/NEVŞEHİR
info@seyitogullari.com.tr
MUHAMMET ÇİFCİBAŞI
+90 533 747 49 58
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
ACLO VAP
600 g/l Aclonifen SC (Süspansiyon Konsantre)
BİTKİ KORUMA ÜRÜNÜNÜN KULLANILACAĞI BİTKİ VE YABANCI OTLAR:
Bitki Adı KONTROL ETTİĞİ YABANCI OTLAR Uygulama Dozu ve Dönemi
Son Uygulama ile hasat
arasındaki süre
AYÇİÇEĞİ
(Çıkış öncesi)
Kırmızı köklü tilkikuyruğu(Amaranthus
retroflexus)
Sirken(Chenopodium album)
Ballıbaba(Lamium amplexicaule)
Yabani hardal(Sinapis arvensis)
Kuş otu(Stellaria media)
Yavşanotu(Veronica spp.)
200 ml/da
(Ayçiçeği ekiminden sonra çıkış öncesi olarak.)
Darıcan(Echinochloa crus-galli)
300 ml/da.
AYÇİÇEĞİ
(Çıkış sonrası)
Yabani hardal(Sinapis arvensis)
Sirken(Chenopodium album)
125 ml/da.
Çıkış sonrası, yabancı otların 4-6 gerçek
yaprak döneminde.
49 gün
HAVUÇ
Kırmızı köklü tilkikuyruğu(Amaranthus
retroflexus)
Sirken(Chenopodium album)
Yabani Semizotu (Portulaca oleracea)
Yeşil kirpidarı(Setaria viridis)
Yabani hardal(Sinapis arvensis)
Eşek marulu(Sonchus arvensis)
150 ml/da.
Havuç ekiminden sonra çıkış öncesi.
NOHUT
Sirken(Chenopodium album)
Dilkanatan(Galium aparine)
Sarmaşık çobandeğneği (Polygonum
convolvulus)
Küçük turp(Rapistrum rugosum)
Yabani hardal(Sinapis arvensis)
125 ml/da.
Çıkış sonrası, yabancı otların 2-4 gerçek
yaprak döneminde.
49 gün
Dikenli yabani marul(Lactuca serriola)
75 ml/da.
Çıkış sonrası, yabancı otların 2-4 gerçek
yaprak döneminde.
Mercimek
(Çıkış öncesi)
Yabani hardal (Sinapis arvensis)
250 ml/da.
Mercimek ekiminden sonra, çıkış öncesi.
Gönül hardalı (Myagrum perfoliatum)
300 ml/da.
Mercimek ekiminden sonra, çıkış öncesi.
Mercimek
(Çıkış sonrası)
Yabani hardal (Sinapis arvensis)
125 ml/da
Çıkış sonrası, yabancı otların 2-4 gerçek
yaprak döneminde.
49 gün
Gönül hardalı (Myagrum perfoliatum)
Sarmaşık çobandeğneği
150 ml/da.
Çıkış sonrası, yabancı otların 2-4 gerçek
yaprak döneminde.
60 www.tarimturk.com.tr
ACLO VAP
TÜRKİYE MERKEZ
İZMİR
ANTALYA
ANTALYA
ADANA (Fabrika)
Yaşamkent Mah. 3250
Cd. Pelit Plaza No: 6A/63
Çankaya/ANKARA
+90 (312) 217 22 06
+90 (312) 217 22 16
vapco@vapco.com.tr
Adalet Mah.Manas Bul.
Folkart Towers No: 47b /
2809 Bayraklı / İzmir
+90 552 782 82 72
Gaziler Mahallesi 252.
Sokak No:2C Kepez /
Antalya
+90 (242) 502 07 58
Gaziler Mah. Antalya
Esnaflar Küçük San.Sit.
256 Sk. No:13 Kepez/
Antalya
+90 (242) 464 10 13
Acıdere OSB Mah.
Süleyman Demirel Bul.
No:34 Hacı Sabancı OSB
/ Sarıçam / Adana
+90 322 504 32 72
YURT DIŞI MERKEZ
Veterinary and Agricultural Products Manufacturing
Co. LTD./ÜRDÜN
Shmeisani, Prince Shaker Bin Zaid Street, Building no.
(12), P.O Box: 17058, Amman - 11195 – Ürdün
Tel: 0096265694991 - Fax: 009626594998
www.vapco.net
MANUFACTURING PLANT AL-ZARQA
Dhulail Province King Hussein Street No: 120 Zarga/
JORDAN
Tel: 00962 5 3824035
Fax: 00962 5 3834684
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Organik Gübrelerin
Çevre Üzerine Etkisi
62 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
1. Giriş
Tarımda verimliliği artırmak ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla organik gübreler,
son yıllarda önemli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Kimyasal gübrelerin yoğun kullanımı,
zamanla toprak kalitesinin düşmesi, su kirliliği ve biyoçeşitlilik kaybı gibi olumsuz çevresel etkileri
beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, organik gübrelerin kullanımı hem çiftçiler hem de çevre için
büyük bir önem taşımaktadır.
Organik gübreler, doğal kaynaklardan elde edilen ve toprağa organik madde sağlayan
maddelerdir. Bitki atıkları, hayvan gübreleri, kompost ve yeşil gübreler gibi çeşitli organik
materyallerden oluşurlar. Bu gübreler, toprağı zenginleştirirken aynı zamanda doğal dengenin
korunmasına yardımcı olurlar.
Günümüzde sürdürülebilir tarım uygulamaları arasında sayılan organik gübreler, hem verimliliği
artırarak tarımsal üretimde sürekli bir iyileşme sağlar hem de çevresel etkilerin minimize
edilmesine katkıda bulunur. Organik gübrelerin kullanımı sadece toprak ve bitki sağlığı açısından
değil, aynı zamanda su kaynaklarının korunması ve biyoçeşitliliğin sürdürülmesi açısından da
kritik bir rol oynar.
1.1 Organik Gübre Nedir?
Organik gübreler, bitki ve hayvan artıklarının doğal süreçlerle çürüyüp ayrışması sonucu oluşan
gübre türleridir. Bu gübreler, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirir.
Genellikle kompost, yeşil gübreler, hayvan gübresi, deniz yosunu ve solucan gübresi gibi çeşitli
kaynaklardan elde edilirler.
Organik gübrelerin en büyük avantajlarından biri, içerdikleri besin maddelerinin bitkiler
tarafından daha uzun sürede ve dengeli bir şekilde alınabilmesidir. Bu sayede bitkilerin büyüme
süreci desteklenir, toprak yapısı iyileşir ve çevresel etkiler minimum düzeyde tutulur.
Kimyasal gübrelere kıyasla, organik gübrelerin toprağa ve su kaynaklarına daha az zarar verdiği
bilinmektedir. Organik gübreler, bitkilerin ihtiyaç duyduğu azot, fosfor ve potasyum gibi temel
besin maddelerini içerir. Ayrıca, mikroorganizmaların gelişimini destekleyen maddeler de
barındırır.
Sonuç olarak, organik gübreler, sürdürülebilir tarım için önemli bir rol oynamaktadır. Hem
toprağın verimliliğini artırır hem de çevreye olan olumsuz etkileri azaltır. Bu nedenle, giderek
daha fazla çiftçi ve bahçıvan, kimyasal gübreler yerine organik gübreleri tercih etmektedir.
2. Organik Gübrelerin Kimyasal Gübrelerden Farkı
Organik gübreler; doğal kaynaklardan elde edilen, genellikle bitki atıkları, hayvan gübresi,
kompost ve diğer organik materyallerden oluşan gübrelerdir. Bu gübreler, içerdikleri organik
madde sayesinde toprağı besler ve onun yapısını iyileştirir. Kimyasal gübreler ise yapay olarak
üretilir ve genellikle azot, fosfor, potasyum gibi bileşenleri yüksek oranda içerir.
Organik gübrelerin kimyasal gübrelerden en önemli farkı, doğayla daha uyumlu ve sürdürülebilir
olmalarıdır. Organik gübreler toprağa yavaşça salınır ve bitkiler tarafından daha zamanlı bir
şekilde kullanılır. Bu, besin maddelerinin toprakta daha uzun süre kalmasını sağlar ve toprağın
yapısını iyileştirir. Diğer yandan, kimyasal gübreler hızlı bir etki sağlar ancak uzun vadede toprak
kalitesini düşürebilir ve çeşitli çevresel problemlere yol açabilir. Bunların yanı sıra, organik
gübrelerin kullanımı toprak mikroorganizmalarının aktivitesini artırır.
Organik gübreler,
sürdürülebilir tarım
için önemli bir rol
oynamaktadır. Hem
toprağın verimliliğini
artırır hem de çevreye
olan olumsuz etkileri
azaltır.
Bu durum, toprağın biyolojik çeşitliliğini destekler ve daha sağlıklı bir ekosistem yaratır. Kimyasal
gübreler ise genellikle bu mikroorganizmalar için olumsuz etkiler yaratabilir ve toprak biyotasını
olumsuz yönde etkileyebilir.
www.tarimturk.com.tr 63
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
2.2 Uzun Vadeli Etkiler
Organik gübrelerin uzun vadeli etkileri, çiftçilik stratejilerinde
önemli bir yer tutar. Kimyasal gübrelerin aksine, organik gübreler
toprağın doğal yapısını koruyarak uzun süreli verim artışına
katkıda bulunur. Organik materyaller, zamanla toprağın humus
içeriğini artırarak daha iyi su tutma kapasitesine ve daha güçlü kök
gelişimine olanak tanır. Organik gübreler ayrıca toprağın biyolojik
aktivitesini artırır. Bu, toprak mikroorganizmalarının faaliyetini
destekler ve bitki beslenmesini optimize eder. Mikroorganizma
faaliyeti, toprağın daha fazla besin üretmesini ve bu besinlerin
bitkiler tarafından daha kolay alınmasını sağlar.
Uzun vadede, organik gübre kullanımı toprağın erozyon direncini
artırabilir. Toprağın fiziksel yapısını iyileştirerek, su ve rüzgar
erozyonuna karşı dayanıklılığı artırır. Böylece, toprak kaybı
minimize edilir ve ekosistem dengesi korunur. Çevresel açıdan
bakıldığında, organik gübreler su kaynaklarına kimyasal kirlilik
riskini azaltır. Kimyasal gübrelerin aksine, organik gübreler
genellikle doğal döngüler içinde parçalanır ve su kaynaklarına
zarar verme olasılığı düşüktür. Bu da su kalitesinin korunmasına
önemli bir katkı sağlar.
3. Toprak Kalitesine Etkileri
Organik gübrelerin toprak kalitesi üzerinde pek çok olumlu etkisi
bulunmaktadır. İlk olarak, organik gübreler toprağın fiziksel
yapısını iyileştirir. Toprağı daha gevrek ve suyu tutma kapasitesi
yüksek hale getirir. Bu, bitki köklerinin daha rahat gelişmesini
sağlar ve su stresini azaltır.
2.1 İçerik ve Yapı
Organik gübreler, doğal kaynaklardan elde edilen ve bitkilerin
büyümesini destekleyen materyallerdir. İçeriğinde, genellikle
hayvansal atıklar, bitkisel artıkları, kompost, deniz yosunu ve
yeşil gübre gibi maddeler bulunur. Bu maddeler, bitkilere gerekli
olan makro ve mikro besin elementlerini sağlarken, aynı zamanda
toprağın yapısını iyileştirir.
Kimyasal gübreler ise sentetik öğretim süreçleri ile üretilir
ve genellikle azot, fosfor ve potasyum gibi belli başlı besin
maddelerini içerir. Ancak, organik gübreler bu temel elementlerin
yanı sıra, magnezyum, kalsiyum, kükürt gibi toprak ve bitki
sağlığı için gerekli olan diğer elementleri de bulundurur. Organik
gübrelerin yapısı, biyolojik olarak parçalanabilen ve toprağın
organik madde içeriğini artıran maddelerden oluşur. Bu gübreler,
bitki köklerinin kolaylıkla alabileceği formdadır ve zamanla
toprağın mikroorganizma faaliyetlerini destekler. Ayrıca, organik
gübreler toprağın su tutma kapasitesini artırarak, bitkilerin kurak
dönemlerde bile suya ulaşmasını sağlar. Organik gübrelerdeki
mikrobiyal aktiviteler, toprağın havalanmasını ve su akışını
destekleyen kümeler oluşturur. Böylece, toprağın genel yapısını
iyileştirir ve daha sürdürülebilir bir tarım için zemin hazırlar.
İkinci olarak, organik gübreler toprağın kimyasal özelliklerini
düzeltir. Organik maddeler, mikro ve makro besin maddelerini
toprağa ekleyerek bitkilerin daha dengeli beslenmesini sağlar.
Bu, bitkilerin sağlıklı büyümesi ve yüksek verim elde edilmesinde
büyük rol oynar.Üçüncü olarak, organik gübreler toprağın
biyolojik aktivitelerini artırır. Organik maddeler, toprak içindeki
mikroorganizmaların ve faydalı böceklerin popülasyonlarını
artırarak ekosistemi zenginleştirir. Bu, zararlı organizmaların kontrol
altında tutulmasına ve tarımsal sürdürülebilirliğin sağlanmasına
yardımcı olur.Tüm bu etkiler, organik gübrelerin toprağın genel
kalitesini ve sağlığını önemli ölçüde iyileştirdiğini göstermektedir.
Organik gübreler sayesinde tarım daha sürdürülebilir ve ekolojik
olarak faydalı bir hale gelir. Organik gübrelerin düzenli kullanımı,
toprağın uzun vadede verimli kalmasını sağlar ve ekolojik dengeyi
korur.
3.1 Toprak Verimliliği
Toprak verimliliği, bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini
yeterli miktarda ve dengeli bir şekilde sağlayabilme kapasitesi ile
tanımlanır. Organik gübreler, içerdiği doğal bileşikler sayesinde
toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirerek
toprak verimliliğini artırır. Bu gübreler, organik maddeler, humus
ve mikroorganizmalar gibi bileşenleri içerir. Bu bileşenler toprağın
su tutma kapasitesini ve havalanmasını artırır, bu da bitkilerin
daha iyi kök gelişimi göstermesine neden olur.
64 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
Organik gübreler toprağın pH seviyesini dengeleyerek bitkilerin
besin maddelerini daha kolay almasını sağlar. Kimyasal gübrelerin
aksine, organik gübreler toprakta birikme yapmaz ve toprağın
yapısında uzun vadede olumsuz etkilere neden olmaz.
Ayrıca organik gübreler, makro ve mikro besin elementlerinin
sürdürülebilir bir şekilde bitkiler tarafından kullanılmasını sağlar.
Bu durum, bitkilerin sağlıklı büyümesine ve daha yüksek verim elde
edilmesine katkıda bulunur.Doğal mineral maddeler ve organik
içerikler, toprağın organik madde içeriğini artırarak biyolojik
aktiviteyi teşvik eder. Bu artış, toprağın verimliliği üzerinde olumlu
bir etki yapar ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekler.
Sonuç olarak, organik gübrelerin kullanımı çiftçiler için çevre
dostu ve ekonomik bir alternatif sunar.
3.2 Toprak Mikroorganizmaları Üzerindeki Etkiler
Organik gübrelerin toprağa eklenmesi, toprak mikroorganizmaları
üzerinde önemli etkilere sahiptir. Organik gübreler, doğal
bileşenlerden elde edildiği için mikroorganizmaların beslenme
kaynaklarını zenginleştirir ve bu mikroorganizmaların aktivitesini
artırır. Bu durum, topraktaki biyolojik dengeyi ve biyoçeşitliliği
destekler.
Organik gübreler, toprak mikroorganizmalarının yaşam koşullarını
iyileştirir ve onların çoğalmasını teşvik eder. Örneğin, humus
içeren organik gübreler, toprak yapısını ve su tutma kapasitesini
iyileştirerek mikroorganizmaların daha verimli çalışmasına olanak
sağlar. Ayrıca, organik gübreler topraktaki organik madde miktarını
artırarak, mikroorganizmaların enerji ve besin ihtiyaçlarını karşılar.
bu da suyun sızmasını ve yer altı sularına karışmasını engeller.
Bunun yanı sıra, organik gübreler toprak mikroorganizmalarının
faaliyetlerini destekler. Mikroorganizmalar, besin maddelerinin
bitki tarafından daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar ve
su kirliliği potansiyelini azaltır. Bütün bu nedenlerle, organik
gübreler su kirliliğini azaltmada önemli bir rol oynar ve çevresel
sürdürülebilirliğe katkıda bulunur.
4.1 Su Tüketimi ve Kalitesi
Organik gübrelerin su tüketimi ve su kalitesi üzerindeki etkileri,
sürdürülebilir tarım ve çevre yönetimi açısından önemli bir
konudur. Organik gübreler, kimyasal gübrelere kıyasla genellikle
daha az su tüketimine neden olur. Bunun temel nedeni, organik
gübrelerin toprak yapılarını iyileştirerek su tutma kapasitesini
artırmasıdır. Bu durum, bitkilerin su ihtiyacının daha verimli bir
şekilde karşılanmasına yardımcı olur.
Su kalitesi açısından bakıldığında, organik gübrelerin kullanımı
genellikle su kaynaklarına daha az zarar verir. Kimyasal gübreler,
içerdikleri yüksek miktarda azot ve fosfor nedeniyle su kaynaklarını
kirletme potansiyeline sahiptir.
Bu maddeler, yer altı sularına ve yüzey sularına sızarak alg
patlamalarına ve su kalitesinin düşmesine yol açabilir. Organik
gübreler ise bu tür kirlilik risklerini minimize eder, çünkü
içerdikleri besin maddeleri daha yavaş serbest bırakılır ve toprak
tarafından daha kolay emilir. Sonuç olarak, organik gübrelerin
bilhassa tarımda su tüketimini optimize ettiği ve su kaynaklarının
kirlenmesini önlediği için çevresel açıdan daha sürdürülebilir bir
seçenek sunduğu söylenebilir.
Buna ek olarak, organik gübre kullanımı, kimyasal gübrelerin
aksine, topraktaki mikroorganizma popülasyonlarını olumsuz
yönde etkilemez. Kimyasal gübreler, zamanla toprakta toksik
birikimler oluşturabilir ve bu toksik maddeler mikroorganizmalar
üzerinde zararlı etkilere neden olabilir. Organik gübreler ise böyle
bir risk taşımaz ve doğal süreçlere uyum sağlar. Sonuç olarak,
organik gübrelerin mikroorganizmalar üzerindeki olumlu etkileri,
sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekler ve toprak kalitesinin
uzun vadeli korunmasına yardımcı olur.
4. Su Kirliliği Üzerindeki Etkileri
Organik gübrelerin su kirliliği üzerindeki etkileri, kimyasal
gübrelerden farklı olarak genellikle olumlu yöndedir. Kimyasal
gübreler, özellikle nitratlar ve fosfatlar, yer altı suları ve yüzey
sularına karışarak besin kirliliğine neden olabilirler. Bu durum,
su kaynaklarında alg patlamaları ve ötrofikasyon gibi çevresel
sorunlara yol açar.
Organik gübrelerin içerdiği besin maddeleri, genellikle toprakta
daha iyi tutulur ve yavaş salınır. Bu, besin maddelerinin su
kaynaklarına karışma riskini azaltır. Toprakta daha iyi tutulan
organik maddeler, yağmur ve sulama suyu ile kolayca yıkanmadığı
için su yollarında kirlilik yaratma olasılığı daha düşüktür. Ayrıca,
organik gübrelerin kullanımı toprağın su tutma kapasitesini artırır,
www.tarimturk.com.tr 65
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
5. Biyoçeşitliliğe Katkıları
Organik gübrelerin kullanımı, tarımda biyoçeşitliliği artırması
bakımından büyük bir önem taşır. Kimyasal gübrelerin aksine,
organik gübreler doğal bileşenlerden oluşur ve toprak, bitki ve
mikroorganizmalar için daha uyumlu bir besin kaynağı sağlar.
Bu durum, ekosistemin dengesini korur ve biyolojik çeşitliliği
destekler.
Organik gübreler, bölgesel flora ve fauna üzerinde olumlu etkiler
yaratır. Bunlar, bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin elementlerini
yavaş ve sürekli bir şekilde sağlar, bu da bitkilerin daha sağlıklı
büyümesine katkıda bulunur. Sağlıklı bitkiler, zararlı böceklere
karşı daha dirençli hale gelir ve tarım zararlılarının popülasyonlarını
doğrudan dengeleyecek olan yararlı böcek ve organizmaların
yaşamını destekler.
Organik gübre kullanımının bir diğer önemli avantajı, toprağın
yapısını iyileştirerek geçirgenliğini artırmasıdır. Ekosistem
içerisindeki çeşitli organizmalar için ideal bir yaşam alanı
yaratılması, hem toprak verimliliğini artırır hem de biyolojik
çeşitliliğin artmasına katkıda bulunur. Bu, aynı zamanda bitki
köklerinin gelişimini teşvik eder ve mikroorganizmaların etkinliğini
artırır, böylece toprağın biyolojik aktivitelerini destekler.
5.1 Tarla ve Bahçelerdeki Organizmalar
Organik gübrelerin kullanımı, tarla ve bahçelerde birçok
organizmanın yaşamını destekler ve biyoçeşitliliğin artmasına
katkıda bulunur. Kimyasal gübreler, genellikle toprağın mikrobiyal
dengesini bozarken; organik gübreler, toprak organizmalarının
varlığını ve çeşitliliğini artırır. Bu organizmalar arasında
mikroorganizmalar, solucanlar, böcekler ve diğer faydalı canlılar
bulunur.
Organik gübreler, toprağa doğal maddeler ekleyerek
mikroorganizmaların besin kaynağını zenginleştirir. Toprak
mikroorganizmaları, organik maddelerin ayrışması ve besin
maddelerinin bitkiler tarafından daha kolay alınabilir hale
gelmesini sağlar. Ayrıca solucanlar, toprağı havalandırarak ve
besin maddelerinin dağılımını artırarak bitki köklerinin gelişmesini
destekler.
Böcekler ve diğer faydalı organizmalar da organik tarım alanlarında
daha fazla bulunur. Bu canlılar, zararlı böceklerle doğal yollarla
mücadele ederek bitki sağlığını korur. Organik gübreler, kimyasal
gübrelerin aksine, bu faydalı böcek popülasyonlarını olumsuz
etkilemez, aksine onlara yaşam alanı oluşturur.
Sonuç olarak, organik gübre kullanımı, tarla ve bahçelerdeki
organizmaların biyolojik çeşitliliğini artırır, toprağın sağlığını korur
ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekler.
6. Sonuç
Organik gübreler, çevre üzerindeki olumlu etkileriyle öne
çıkan önemli tarımsal girdilerdir. Kimyasal gübrelerle
karşılaştırıldığında, içerikleri doğal maddelerden
oluşur ve uzun vadede toprağın yapısını iyileştirir,
mikroorganizmaların faaliyetlerini destekler. Organik
gübrelerin toprak verimliliğine ciddi katkıları bulunmakta
ve su kaynaklarının kalitesini koruma noktasında
avantajlar sunmaktadır.
Organik gübreler, hem su tüketimini azaltmakta hem
de su kirliliğini önemli ölçüde önlemektedir. Ayrıca,
biyoçeşitliliğe yaptığı katkılarla tarla ve bahçelerdeki
ekosistemleri zenginleştirmekte, çeşitli organizmaların
yaşam alanlarını korumaktadır.
Sonuç olarak, organik gübrelerin kullanımı, sürdürülebilir
tarım yöntemlerinin bir parçası olarak büyük önem
taşımaktadır. Çevresel sürdürülebilirliği artıran ve
toprağın sağlık ve verimliliğini koruyan bu yöntem,
gelecekte tarımsal üretimin en önemli unsurlarından biri
haline gelmektedir. Bu nedenle, tarım politikalarının ve
uygulamalarının organik gübre kullanımını teşvik edecek
şekilde şekillendirilmesi gerekmektedir.
66 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SEKTÖRDEN
www.tarimturk.com.tr 67
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
MAVİ SERTİFİKALI
Kaliteli ve yüksek verim için bölgenize uygun sertifikalı her çeşit çilek fidesi mevcuttur.
Albion, Aromas ve Diamante çeşitlerinin beğenilen özelliklerinin birleştirilmesi ile islah edilen bu erkenci çeşit orta derecede gün nötr
olup hem yaylalarda hem de kiyi şeridinde başarı ile dikilmektedir. Çok güzel olan meyveleri sezon sonuna kadar iriliğini kaybetmez.
Monterey çeşidinin çiçeklenmesi ile Albion ile benzer olmasına rağmen biraz daha fazladır. Bitki daha kuvvetlidir ve daha fazla alan
gerektirebilir. Meyveleri iri, sert, hafif oyulmuş ve koyu kırmızıdır. Tadı, Kaliforniya çeşitlerinde sıklıkla meydana gelmeyen, belirgin bir tatlı
tat ile iyidir. Monterey mantar hastalıklarına karşı oldukça dirençlidir, ancak küf alabilir, bu nedenle buna karşı tedavi edilmelidir.
Sabrina çeşidi özellikleri ile ilgili görsel sonucu. Kısa gün çeşidi olan Sabrina yeni bir çeşittir. Düzgün, konik, sert ve büyük meyvelere sahip
bu çeşit yola dayanıklıdır. Aroması yüksek ve sıkı yüzeylidir. Erken olgunlaşır ve düşük sıcaklıklara rağmen hızlı renklenme gösterir. Özellikle
topraksız tarım için tercih edebileceğiniz bir çeşittir.
Festival kısa gün çeşididir. Konik şekle sahip olan meyvelerin içi açık kırmızı, dışı ise koyu ve parlak kırmızıdır. Meyvelerin aroması Sweet
Charlie kadar yüksek olmasa da Camarosa’dan yüksektir. Bu çeşidin meyve kalitesi ve verimi Camarosa’ya çok benzer. İlk meyvelerde şekil
bozukluğu Camarosa’dan çok düşüktür. Külleme’ye hassas, Antraknoz’a dayanıklı bir çeşittir. Camarosa’dan daha erkencidir.
Rubigem kısa gün çeşidi, erkenciliği ve çok beğenilen tadı ile tanınmaktadır. Parlak, iri, tatlı ve kırmızı renkte meyvelere sahiptir. Külleme
hastalığına hassas, Fusarium solgunluğuna dirençlidir. Festival’den daha erkencidir. Tat özelliği açısından kendi sınıfındaki diğer çeşitlere
nazaran yola daha dayanıklıdır. İç piyasa ve ihracat için tercih edilen bir çeşittir.
Fortuna fidesi kısa gün çeşittir. Kış-ilkbahar dönemlerinde üretim yapılan bölgelerde erkenci bir çeşididir. Erken sezonda verdiği, yüksek oranda
büyük, çekici ve tekdüze şekilli pazarlanabilir meyveleri ile diğer çeşitlerden ayrılır. Meyve büyüklüğünü ve şeklini bütün sezon boyunca korur.
Fortuna açık bitki özelliğine sahiptir ve meyvelerini uzun saplarda vererek hem döllenmeyi hem de meyve hasatını kolaylaştırır. İhracat için
uygun bir çeşittir.
Portola güçlü çiçeklenmesinden dolayı bahar ve yaz dikimine de çok iyi uyum sağlar. Portola’nın meyve büyüklüğü
Albion’a benzer, renk olarak daha açık renkli ve daha parlak meyvesi vardır.Güçlü bir gün nötr çeşittir. Değişik bölgelere
uyum sağlama yeteneğine sahip standart kış dikim sisteminde erkencidir. Hastalıklara karşı direnci iyidir.
Cabrillo çilekleri Amerikan çeşitleridir. Rekor bir verimde farklılık gösterir - çalı başına 3,7 kg’a kadar. Ilıman iklimlerde bitki
başına 1,5–2 kg kaldırabilirsiniz. Düzenli sulama, gübreleme ve diğer bakım önlemlerini gerektirir. Olgun, koyu tenli (zengin
kırmızı, kısmen bordo renkte) bir çilektir.
Brilliance TM çilek çeşidinin bitkileri açık bir mimariye sahiptir. İyi görünen bir meyve ve verimli bir hasat sunan uzun
pedicelleri ile sağlamdırlar. Bu çeşit, farklı bölgelere, yerlere, yetiştirme stillerine ve ekim tarihlerine çok uyumludur.
Ozark Beauty çilek bitkileri Arkansas’ta geliştirildi ve kalıcı çilek çeşitlerinin en popüler ve uyarlanabilirlerinden biri olduğunu
kanıtladı. Genellikle 4 ila 8 arasındaki bölgelerde son derece iyi büyürler ve hatta 3 ve 9 bölgelerinde bile performans
gösterebilirler. Özellikle daha kuzey iklimleri ve güneydeki daha yüksek rakımlar için çok uygundurlar. Uygun bakım ile Ozark
Beauty çilekleri kış sıcaklıklarında -30 dereceye kadar dayanabilir.
Yükseltilmiş, plastik malç kaplı yataklarda yıllık, kış ve ilkbahar üretimine uyarlanmış kısa gün çeşididir. Çeşit, meyve
hasatını kolaylaştıran uzun pedisellere sahip kompakt, dik bir bitki geliştirir. Kademeli olarak gelişen parlak kırmızı bir
dış renge sahiptir.
Nötr gün ışığı saatlerinde en çok yönlü, lezzetli ve verimli çilek çeşitlerinden biridir. Erken olgunlaşma dönemine sahip
remontant çeşitleri ifade eder. Beyaz çiçekler 5-6 yapraklıdır. Bir tomurcuğun çapı 3,7 cm’ye ulaşır Çiçeklenmenin
başlangıcından hasada kadar geçen süre bir ayı geçmez.
68 www.tarimturk.com.tr
Kaliteli Üretim Kusursuz Hizmet...
www.aldemfide.com
Albion
Monterey
Sabrina
Festival
Rubigem
Fortuna
Portola
Cabrillo
Brilliance
Beauty
Winter Star
Murano
Ofis: Bayramlı Mah. Hamzaoğlu Sk. No 6/1 Derinkuyu Nevşehir
Soğuk hava Deposu: Yeni Mah. Orhanlı Yolu 2. Km Derinkuyu Nevşehir
0 532 518 13 63 | 0 532 518 13 93 | 0 384 381 26 76
b.cicek@aldemfide.com | info@aldemfide.com
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Patlıcanlarda
Kırmızı Örümcek ile Mücadele:
Metotlar ve Stratejiler
Türkiye tarım ekonomisinde önemli bir yere sahip olan patlıcan, çeşitli biyotik ve abiyotik stres faktörlerine maruz kalmaktadır.
Bu faktörlerden biri de patlıcan tarlalarında yaygın olarak görülen kırmızı örümcek zararlısıdır. Kırmızı örümcek zararlıları,
bitkinin özsuyunu emerek yapraklarda sararmalara, dökülmelere ve hatta bitkinin ölümüne neden olabilirler. Bu zararlılar,
sadece verimi düşürmekle kalmaz, aynı zamanda bitkinin genel sağlığını da ciddi şekilde tehdit eder.
Patlıcan Türleri ve Kırmızı Örümcek Tehdidi
Patlıcan (Solanum melongena) farklı iklim ve toprak koşullarında yetiştirilebilen bir bitkidir. Farklı iklim koşullarına uyum
yeteneği, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaygın olarak yetiştirilmesine imkan tanır. Patlıcan türlerinin çeşitliliği, zararlılarla
mücadelenin karmaşık bir hale gelmesine neden olmaktadır. Özellikle kırmızı örümcek (Tetranychus urticae) gibi zararlılar,
bitkiler üzerinde ciddi kayıplara yol açmaktadır. Yapılan araştırmalar, çeşitli patlıcan türlerinin kırmızı örümceğe karşı farklı
hassasiyet seviyeleri gösterdiğini ortaya koymuştur. Bazı türler daha dirençli olabilirken, hassas türlerde zararlıların etkisi
daha yıkıcı olabilmektedir. Ayrıca, zararlının popülasyon dinamiklerinin iklim değişikliği ile nasıl etkileneceğine dair güncel
araştırmalar da bu mücadelenin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.
72 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
Kırmızı Örümceğin Biyolojik Özellikleri
Kırmızı örümcekler (Tetranychus urticae), yaprakların alt yüzeylerinde koloniler
oluşturarak bitki özsuyunu emerler. Bu zararlılar, hızlı üreme yetenekleri ve geniş
konukçu bitki yelpazeleri ile dikkat çekerler. Dişi örümcekler, kısa sürede yüzlerce
yumurta bırakabilir ve uygun koşullarda bu yumurtalar birkaç gün içinde larvaya
dönüşebilir. Kırmızı örümcek kolonileri, özel bir ağ yaparak kendilerini avcılardan
ve olumsuz çevresel koşullardan korur. Bu ağlar, ışığın yapraklara ulaşmasını
engelleyerek bitkinin fotosentezine de zarar verebilir. Kırmızı örümceklerin varlığı,
bitkilerde ciddi stres ve zayıflama belirtilerine yol açar ve bu da bitkilerin diğer
hastalıklara ve zararlılara karşı direncini azaltır.
Kırmızı Örümceğin Patlıcan Üzerindeki
Etkileri
Kırmızı örümceklerin oluşturduğu zararın en büyük belirtisi, yapraklarda görülen
renk değişiklikleridir. Öncelikle yapraklarda sararma, ardından kahverengileşme
ve dökülme görülebilir. Bu durum, bitkinin fotosentez kapasitesini azaltarak
verimde ciddi düşüşlere yol açar. Ağır enfestasyonlarda ise bitkiler tamamen
kuruyabilir. Patlıcan bitkileri, kırmızı örümcek saldırısına özellikle hassastır
çünkü yoğun bitki örtüsü, örümceklerin kolonilerini gizlemesine yardımcı
olur. Zararlının faaliyetleri, meyve üretimini de olumsuz etkiler; patlıcanlar
genellikle daha küçük kalır, şekil bozuklukları gösterir ve pazar değerini yitirir.
Enfekte bitkiler ayrıca su ve besin dengesinde sorunlar yaşayarak genel sağlık
durumlarında ciddi gerileme yaşayabilirler.
Kırmızı Örümcek ile Mücadelede Biyolojik Yöntemler
Biyolojik mücadele, kırmızı örümcek popülasyonlarını kontrol altına almak için
doğal düşmanların kullanımını içerir. Predatör akarlar (örneğin, Phytoseiulus
persimilis) ve entomopatogen funguslar, kırmızı örümceklerle mücadelede
etkili olabilmektedir. Bu yöntemler, pestisitlerin olumsuz etkilerini minimize
ederken ekosistemi de korur. Predatör akarlar, kırmızı örümcekleri aktif olarak
avlayarak popülasyonlarını kontrol altında tutar. Entomopatogen funguslar
ise, örümceklerin üzerine yerleşerek onları enfekte eder ve ölümüne yol açar.
Ayrıca, bazı bitkilerin köklerinde doğal olarak bulunan mikorizal mantarlar ve
biyokömür kullanımı, bitkilerin doğal savunma mekanizmalarını güçlendirerek
zararlılara karşı daha dirençli olmalarını sağlar. Elektronik feromon tuzaklar
ve bitkisel yağ kullanımı da kırmızı örümcek popülasyonlarını azaltmada
destekleyici yöntemlerdir
www.tarimturk.com.tr 73
ARAŞTIRMA
TT
TARIM
TÜRK
Kimyasal Mücadelenin Avantajları ve Dezavantajları
Kimyasal mücadele yöntemleri, hızlı ve etkili sonuçlar vermesi nedeniyle sıkça tercih
edilmektedir. Bu yöntemlerin en büyük avantajlarından biri, ani ve yoğun zararlı
istilalarında hızlı çözümler sunabilmesidir.
Özellikle geniş alanlarda veya ciddi zararlı baskısı altındaki tarlalarda kimyasallar,
kısa sürede büyük popülasyon düşüşleri sağlayabilir. Ancak, bu avantajların
yanında önemli dezavantajlar da bulunmaktadır. Aşırı ve bilinçsiz kullanımı,
kırmızı örümceklerin pestisitlere karşı direnç kazanmasına yol açabilir ve bu
direnç kazanımı, gelecekte zararlı sorunlarını daha da karmaşık hale getirebilir.
Ayrıca, kimyasalların çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini de
unutmamak gerekir.
Topraktaki faydalı organizmaları ve su kaynaklarını kirletebilir, arılar gibi önemli
tozlayıcı canlıları öldürebilir. Dolayısıyla, kimyasal mücadele yöntemlerinin kullanımı
dikkatli bir şekilde planlanmalı, koruyucu ekipmanların kullanımı ve uygulama
zamanlaması gibi önlemler alınarak, insan ve çevre sağlığına zarar vermeyecek
şekilde uygulanmalıdır. İdeal olan, bu tür yöntemleri sadece zararlı popülasyonlarının
kritik seviyelere ulaştığı durumlarda kullanmaktır
Kültürel Önlemler ve Entegre Mücadele Stratejileri
Kültürel önlemler, kırmızı örümceklerin yayılmasını ve popülasyonunu azaltmak için uygulanan
tarla yönetim teknikleridir. Örneğin, düzenli ve yeterli sulama uygulamaları, bitkilerin su
stresine girmesini engelleyerek zararlılara karşı daha dirençli olmalarını sağlar. Benzer şekilde,
dengeli ve düzenli gübreleme teknikleri bitkilerin besin ihtiyaçlarını karşılayarak, güçlü ve
sağlıklı büyümelerini teşvik eder. Tarla temizliği, bitki artıkları ve yabancı otların düzenli olarak
temizlenmesi, kırmızı örümceklerin saklanma ve üreme alanlarını azaltır. Entegre zararlı
yönetimi (IPM) stratejileri ise, biyolojik, kimyasal ve kültürel mücadele yöntemlerini bir araya
getirerek bütüncül bir yaklaşımla zararlılarla mücadele etmeyi sağlar. IPM, zararlıların ekonomik
zarar eşiğinin altında tutulmasına odaklanır ve çevre dostu çözümler sunar. Örneğin, biyolojik
mücadele için predatör akarlar ve entomopatogen funguslar kullanılırken, kültürel mücadele
teknikleri ile bitki sağlığı korunur ve zararlı yoğunluğu azaltılır. Kimyasal mücadele ise ancak
diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda, belirli sınırlar ve dozlarda kullanılarak entegre
sisteme dahil edilir. Böylelikle, hem çevresel sürdürülebilirlik sağlanır hem de ekonomik
anlamda daha kazançlı ve uzun vadeli çözümler elde edilir.
Sonuç ve Öneriler
Kırmızı örümcek, patlıcan tarlalarında ciddi ekonomik kayıplara yol açabilen önemli
bir zararlıdır. Bu zararlı ile etkili mücadele etmek, sadece bir yöntemle sınırlı kalmayıp,
biyolojik, kimyasal ve kültürel yöntemlerin entegrasyonunu gerektirir. Bu entegre
mücadele yöntemi (IPM), hem zararlı popülasyonunu kontrol altında tutar hem de
çevresel sürdürülebilirliği destekler. Çiftçilerin ve tarım uzmanlarının, zararlı yönetim
stratejilerini sürekli olarak güncellemesi ve uygulamaları, değişen iklim koşulları ve zararlı
davranışlarına karşı hazırlıklı olmalarını sağlar. Ayrıca, düzenli eğitim ve bilgilendirme
faaliyetleri, çiftçilerin bilinçli ve etkin mücadele yöntemlerini benimsemelerine katkıda
bulunur. Uzun vadede, bu yaklaşımlar bitki sağlığını korumanın yanı sıra, kimyasal
kullanımını ve çevresel zararı azaltarak, daha sağlıklı ve üretken tarım alanları
yaratacaktır. Sonuç olarak, sürdürülebilir ve entegre zararlı yönetimi, hem ekonomik
kayıpları minimize eder hem de çevre üzerinde olumlu etkiler yaratır.
74 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
ARAŞTIRMA
Yeni pazarlara açılan Pakistan
pirinci ihracat rekoru kıracak
Pakistan’ın 2023/24 sezonunda (Kasım-Ekim) sadece geleneksel ana pazarlarına değil, aynı zamanda
Güneydoğu Asya ve Batı Yarımküre pazarlarına da açılarak 5,5 milyon tonluk rekor bir pirinç sevkiyatı
gerçekleştireceği tahmin ediliyor.
ABD’de tarım dışı
istihdam Mayıs’ta
beklentilerin
üzerinde gerçekleşti
ABD Tarım Bakanlığı USDA’ya göre Pakistan, 2023/24 sezonunun ilk 4 ayında geçen yılın
aynı dönemine kıyasla neredeyse iki katına çıkarak 2,8 milyon tondan fazla pirinç ihraç
etti. Pakistan’ın artan pirinç ihracatı, rekora yakın bir mahsulün düşük fiyatları beraberinde
getirmesi sayesinde diğer Asya ve Batı Yarımküre pirinç tedarikçileri için zorlu bir
rekabet oluşturmasından kaynaklanıyor. Buna ek olarak, Pakistan pirinç ihracatı, Hindistan’ın
ihracatı kısıtlamasından istifade ediyor. Daha uzak bölgelere de agresif bir şekilde
pirinç satışı yapan Pakistan’ın yeni pazarlara giriş yapması dikkat çekiyor.
Geçtiğimiz sezon 7.3 milyon ton pirinç üreten Pakistan’ın bu sezon ise 9 milyon tonluk
bir hasat yapması bekleniyor. Pakistan daha büyük rekolte sayesinde Afganistan, Birleşik
Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi komşu pazarlar için önemli bir tedarikçi olmaya
devam ediyor. Pakistan tarihsel olarak Tanzanya ve Kenya gibi yakınındaki Doğu Afrika
ülkelerinin de tedarikçisi konumunda. Ancak Hindistan’ın pirinç ihracatına getirdiği
kısıtlamalar küresel ticareti etkilemeye devam ettikçe, Fildişi Sahili, Cibuti, Senegal ve
Madagaskar gibi diğer birçok fiyat hassasiyeti olan Afrika ülkesi, talebi karşılamak için
Pakistan’a yöneldi.
ABD’de tarım dışı istihdam, Mayıs’ta 272 bin kişi artarak
beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, işsizlik
oranı yüzde 3,9’dan yüzde 4’e yükseldi.
ABD Çalışma Bakanlığı, Mayıs ayına ilişkin istihdam
raporunu açıkladı.
Buna göre, ülkede tarım harici sektörlerde istihdam
Mayıs’ta 272 bin kişi arttı. Piyasa beklentilerinin
üzerinde gerçekleşen tarım dışı istihdam verisinin,
180 bin kişi artması öngörülüyordu.
ABD’de işsizlik oranı, Mayıs ayında 0,1 puan artışla
yüzde 4’e yükseldi. Piyasa beklentilerinin üzerinde
gerçekleşen işsizlik oranının bu dönemde yüzde 3,9
olması öngörülüyordu. İşsizlik oranı Nisan’da yüzde
3,9 olarak gerçekleşmişti.
Bitki büyümesini hızlandıran
‘elektronik toprak’ geliştirildi
İsveçli araştırmacılar bitki büyümesini hızlandıran ‘elektronik toprak’ geliştirdi. eSoil olarak adlandırılan
toprağın fide büyümesini ortalama yüzde 50 oranında artırdığı belirtildi.
Tarım için kritik gelişme
İsveçli araştırmacılar, bitki büyümesini %50 oranında artıran ‘biyoelektronik toprak’ olan
eSoil’i geliştirdi. Linköping Üniversitesi’nde yapılan çalışma, eSoil’in, elektrik sinyalleri göndererek
bitki köklerini uyardığını ve büyümeyi hızlandırdığını gösterdi. eSoil, iletken polimer
PEDOT ile karıştırılmış organik maddelerden oluşuyor. Hidroponik çiftlikler için kritik
olan bu teknoloji, gübre kullanımını azaltıp mahsul verimini artırabilir. Araştırmacılar, azotun
daha verimli işlendiğini belirtti, ancak büyümenin arkasındaki mekanizmanın future
çalışmalarla açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade ettiler.
www.tarimturk.com.tr 75
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
76 www.tarimturk.com.tr
mottoplanter .com
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
ULUSAL GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN GIDA
OKURYAZARLIĞI
Zir. Müh. Ece YÜCEL | Zir. Yük. Müh. Kander KOÇ
78 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
Gıda Güvenliği Nedir?
Gıda güvenliği, gıda kaynaklı hastalıklar başta olmak üzere diğer zararlı maddelerin
tüketiciye ulaşması önlemek amacıyla gıda üretiminden tüketimine kadar olan tüm
süreçlerde önlemlerin alınması ve standartların uygulanmasıdır.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nun gıda güvenliğinin tanımını; “Tüm
insanlığın her daim sürekli aktif ve sağlıklı yaşamın devamlılığı için diyetsel ihtiyaçlarını
ve gıda tercihlerini karşılayabilecek yeterli ve güvenli besleyici besine fiziksel ve
ekonomik olarak ulaşabilme” olarak yapmıştır. Karabal, (2019) ise gıda güvenliğini;
fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri nedeniyle tüketime uygun ve besin değerini
kaybetmemiş gıda maddesi şeklinde tanımlamıştır.
Gıda güvenliği tehlikelerinin başlangıcı gıda zincirinin herhangi bir aşamasında ortaya
çıkabilmektedir. Bu sebeple gıda zinciri boyunca etkin bir kontrolün gerçekleştirilmesi
elzemdir. Nitekim Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) ve Dünya
Sağlık Örgütü (WHO) 1965 yılında Ortak Gıda Standartları Programını (Codex Alimentarius)
başlatmıştır. Bu program ile gıda güvenliğinde yeni bir evreye geçilmiştir.
Kısaca gıda güvenliği tarlaya atılıp can suyu verilen tohum tanesinden sofraya
gelene kadar ki tüm süreçlerde gerekli ve önemlidir. Gıda güvenliği kısaca, gıdada
oluşabilecek tüm zararların (fiziksel, kimyasal, biyolojik vb.)ve tüm zararların yok
edilmesini sağlayacak önlemlerin bütünüdür. Güvenli gıda kavramına daha ayrıntılı
baktığımızda; amaca uygun olarak hazırlanmış tüm özelliklerinin (fiziksel, kimyasal
ve mikrobiyolojik vs.) tüketime uygun ve besin değerlerinin korunduğu gıdalar olarak
tanımlamak mümkündür (Yaralı, 2017).
İklim değişikliği ile tarım alanları ve tarım sektörü de ciddi şekilde etkilenmektedir.
Su değerleri ve toprak kaliteleri değişmekte, verimli tarım alanları, sulama suyu olarak
kullanılan su kaynakları azalmaya ve tuzlulaşmaya başlamıştır. Dünya nüfusu çoğalmış
bunun sonucunda beslenme ihtiyacını karşılayabilmek için bilinçli, nitelikli ve
uzman tarımsal üretime ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. İklim değişikliği bitkilerde
stres faktörlerinin oluşmasına sebep olmaktadır. Temiz ve kaliteli su kaynaklarının
Türkiye’de ve dünyada azalması ile tarım sektöründe alternatif çalışmaların araştırılması
azami derecede gereklilik arz etmektedir. Bu anlamda üretilen ürünlerin tüketiciye
ulaşana kadar ki süreç boyunca kontrol edilir olması gerekliliği doğmuştur.
Gıda güvenliğinin 4 temel prensibi vardır. Bu prensipler sıralayacak olursak;
• Gıdalarda sağlık açısından uygun olamayan veya istenmeyen tüm
etkenlerin bulaşmasını önlemek
• Uygun olmayan veya istenmeyen bu etkenlerin uzaklaştırılmasını
sağlamak (eliminasyon-ayırma)
• Zararlı etkenlerin çoğalmasının ve yayılmasının önüne geçilmesi
(inhibisyon)
• Uygun mücadele yöntemleri ile etkisiz hale getirilmesi (yok etme)
(Tayar, 2014).
www.tarimturk.com.tr 79
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Gıda Okuryazarlığı Nedir?
Gıda okuryazarlığının basitçe tanımını yapacak olursak,
gıdayı kullanımı ile ilgili tüm bilgi ve becerileri içeren bir terim
olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Çizelge 1. Sürdürülebilir Tarımda Temel Göstergeler
Göstergeler
Belirleyicileri
Temelde bahsedilen bu terimin, gıdanın doğasını ve insanlar
için ne kadar önemli olduğunu anlayabilme, gıda hakkında
bilgi edinebilme, gıda işlemlerini analiz etme ve kullanabilme
yeteneği olduğu ifade edilmektedir. (Karabal,(2019)).
Gıda maddelerinin ilk yapıtaşı tohumdur. Tohumun toprakla
buluştuğu ilk andan üretim sürecinde doğru ve etkin zararlı ve
hastalık mücadelesinde bilinçli kimsayal ve biyolojik mücadele
sistemlerinin sürdürülmesinden hasat sonrası uygun metot
ile saklanma ve depolanma süreçlerinden ürün işlenilerek
tüketici ile buluşturulmasında doğru etiket okumak nitelikli,
sürdürülebilir gıda okuryazarlığıdır.
Gıda güvenliğinin denetim aşamaları genel olarak aşağıda
verilen adımları izleyerek gerçekleştirilir;
1. Planlama faaliyetleri
2. Yürütme faaliyetleri
3. Düzeltici ve Önleyici faaliyetler
4. Doğrulama faaliyetleri
5. Denetimin genel değerlendirmesi (GFSR,2016).
Sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği kavramları birbirlerini
tamamlayıcıdır. Çalışma doğaları; doğal kaynakların tüketimini
en aza indirgemek, çevreye ve doğaya zarar vermeden güvenli
gıda üretimi yapmak, çiftçilerin ekonomik refah düzeyini ve
canlıların yaşam kalitesini arttırmaktır.
Üreticinin
Elde Ettiği
Gelir
Doğal
Kaynakların
Kullanımı
Çevre
• Üreticilerin ürettiği ürünlerin kalitesini arttırarak
ihracaatın arttırılmasını sağlamak,
• Üreticilerin elde ettiği gelirin artmasını ve
yaşam kalitelerinin yükselmesini sağlamak,
• Elde edilen verim ve kalitenin arttırılmasını
sağlamak,
• Gıda güvenliğinin sağlanması ile birlikte
ürünün verim ve kalitesinin artmasını sağlamak,
• Toprağı sulama, gübreleme ve ilaçlama ile
su kaynaklarının tüketimi,
• Kimyasal atık miktarının azaltılması,
• Sulardaki tuzluluk oranı,
• Doğal kaynaklar üzerine tarımsal üretimin
etkisi,
• Arazi bozulması,
• Toprak erozyonu,
• Bitki örtüsünün korunması,
• Toprak bulunan organik ve mineral madde
kompozisyonunun arttırılması,
Sürdürülebilir nitelikli tarımda üreticinin gelir dağılımının uzun
vadeli olması önemlidir. Bununla beraber sonraki kuşaklarda
da üretimin bilinçli, nitelikli ve uzmansal yapılabilmesi adına
doğal kaynakların korunması hayati önem arz etmekte olması
hasebiyle sürdürülebilir modern tarım teknik ve teknolojileri
tercih edilmeli, tarımda mekanizasyona yönelmeli tarımsal
hedefler en uygun şekilde belirlenmelidir.
Konvansiyonel tarımda yaşanılan gıda güvenliği sorunları dikkate
alınmalı ve insan sağlığının korunması adına sürdürülebilir
tarım faaliyetleri desteklenmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.
Yönetimsel
Etkiler
Sosyal Etkiler
• Gerekli eğitimlerin güncellenerek yaygınlaştırılması
• Tarımda insan gücü ile çalışmanın ve iş gücü
eğitiminin geliştirilmesinin sağlanması
80 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
SONUÇ
Gıda güvenliği kavramını, gıdalarda meydana gelebilecek
her türlü riskin (fiziksel, kimyasal, biyolojik vb.) yok edilmesi
için gerekli olan tüm önlemlerin tamamı olarak tanımlamak
mümkündür. Ayrıca FAO, WHO ve Codex Alimentarius
uzmanlar komisyonu, sağlıklı ve güvenilir gıdaların üretimi
için gıdaların tüm süreçlerinde (üretim, işleme, muhafaza ve
dağıtımı) gerekli kurallara uyulması ve önlemlerin alınması
olarak da belirtmişlerdir. Günümüzde bu tanımlamalar,
kontrol ve denetimlerin etkinliği ve tüketicilerin sağlığını
koruyabilme hedefiyle Amerika Birleşik Devleti ve Avrupa
Birliği ülkelerinin de yer aldığı birçok ülkede gıda kontrol
otoritelerince “çiftlikten sofraya gıda güvenliği” olarak ifade
edilmektedir (Artık ve ark., 2013).
Gıda güvenliği konusu, insan sağlığını direkt olarak
ilgilendiren, çiftlikten çatala yani sofraya olan tüm süreçlerin
sürekli denetim altında bulundurulması gereken, birçok
süreci ve çok değişik uzmanlık alanlarını içine alan, hem
ulusal hem uluslararası boyutta geliştirilmiş standartları ve
hukuksal mevzuatı amaç edinen bir konudur (Karaali, 2012).
Bilinçsiz ve fazla miktarda pestisit (tarımsal ilaç) kullanımı
ile birlikte toprağın mikrobiotasının olumsuz yönde
değiştiği bu duruma paralel olarak ürün kalitesinin, ürün
veriminin bu nedenle azaldığı, gıda güvenliği ve insan
sağlığı açısından tehlike oluşturduğu ifade edilmektedir
(Turhan, 2005; Karaca, 2013).
Tarımsal üretimin ilk aşamasından başlayarak, tüketiciyi
de içine alacak şekilde tespiti yapılan sorunların en doğru
çözümleri için hammaddenin tedarikinden nihai ürünün
elde edilmesine kadar olan her aşamada bütün paydaşlarla
ortak stratejilerin hazırlanması ve denetim hizmetlerine
gereken özenin gösterilmesi son derece önem arz
etmektedir. (Beykaya, (2020)).
Sonuç olarak gıda güvenliği, tarımsal üretimin ilk
aşamasından sofraya kadar olan süreçte gıdaların
işlenmesinden başlayarak tüketimine kadar olan sürecin
her aşamasında hijyen ve sanitasyonun sağlanması ile
insan sağlığına olumsuz yönde etkilenerek tüm risklerin
önlenmesi olarak ifade edilmektedir.
KAYNAKÇA
Artık N, Poyrazoğlu ES, Konar N, 2013. Her Yönüyle Gıda Kitabı,
Türk Gıda Mevzuatı ve Gıda Denetimi Bölümü. 10. Bölüm,
sayfa:313-324. Sidaş Medya Ltd.Şti., İzmir.
Beykaya, (2020). Türkiye’de Gıda Endüstrisinde Gıda güvenliği
ve DenetimlerinRolü: Iğdır İli Örneği. Journal of the Institute of
Science and Technology, 10(1), 260-270.
GFSR, 2016. Global Financial Stability Report (GFSR). Food
safety audits. Available from (Date of access: 2 January 2017).
Jaiswal, D. K., Krishna, R., Chouhan, G. K., de Araujo Pereira,
A. P., Ade, A. B., Prakash, S., Verma, S. K.,Prasad, R., Yadav, J.,
Verma, J. P. 2022. Bio-fortification of minerals in crops: Current
scenario and future prospects for sustainable agriculture and
human health. Plant Growth Regulation, 98(1), 5-22.https://doi.
org/10.1007/s10725-022-00847-4.
Karaali A, 2012. Gıda Güvenliği İçin Risk İletişim Stratejileri. 4.
Gıda Güvenliği Kongresi, 3-5 Mayıs 2012, İstanbul.
Karabal, A. (2019). Gıda Mevzuatı Ve Gıda Güvenliği. International
Journal of Social and Humanities Sciences, 3(1), 179-198.
Karaca, C. 2013. Türkiye’de Sürdürülebilir Tarım Politikaları:
Tarım Sektöründe Atıl ve Yenilenebilir Enerji Kaynakların
Değerlendirilmesi. Tarım Ekonomisi Dergisi. 19(1): 1-11.
Tayar M, 2014. Güvenli Gıda Gereksinimi. Dünya Gıda Dergisi.
2014-09.
Turhan, Ş. 2005. Tarımda Sürdürülebilirlik ve Organik Tarım.
Tarım Ekonomisi Dergisi. 11(1): 13 – 24.
Yaralı B, 2017.Gıda Güvenliği, http://www.akademik.adu.edu.
tr/myo/cine/webfolders/File/ders notlari/gida güvenligi.pdf,
1-120, (Erişim Tarihi: 11.06.2024).
Zeweld, W., Van Huylenbroeck, G., Tesfay, G., Azadi, H.,
Speelman, S. 2020. Sustainable agricultural practices,
environmental risk mitigation and livelihood improvements:
Empirical evidence from Northern Ethiopia.Land Use Policy, 95,
103799. https://doi.org/10.1016/j.landusepol.2019.01.002
www.tarimturk.com.tr 81
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
‘Sakin’ şehrin çalışkan
üreticileri
Cittaslow İcra Kurulu’nun ‘sakin şehirler’ listesinde bulunan
Erzurum’un Uzundere ilçesinde seracılık ve meyvecilik yapmak
isteyenlere örnek olmak amacıyla 100 dönüm arazide dikilen 2 bin
500 dut ağacından bu yıl 2 ton pekmez ve 500 kilogram kuru dut
üretilmesi hedefleniyor.
Kent merkezine 84 kilometre uzaklıkta Doğu Anadolu ile Doğu
Karadeniz arasında yer alan ve Uluslararası Sakin Kentler Birliği’nce
(Cittaslow) Türkiye’nin 11’inci sakin kenti seçilen ilçe, doğal güzellikleri
ve seracılığın yanı sıra dut, kızılcık, erik, vişne, kiraz, kayısı gibi birçok
ürünün yetiştirilmesiyle öne çıkıyor.
Ilıman iklimiyle birçok ürünün yetiştirilmesinin mümkün olduğu
ilçede, 2016’da Uzundere Belediyesince Doğu Anadolu Projesi (DAP)
İdaresi Başkanlığının destekleriyle başlatılan Dut Bahçesi Projesi
kapsamında arazi oluşturuldu.
100 dönümlük alanda, 2 bin 500 dut ağacının yer aldığı ve 3 yıldır
ürün veren bahçede ilçe halkının destekleriyle dut hasadına başlandı.
Bu yıl 2 ton pekmez ve 500 kilogram kuru dut üretilmesi hedeflenen
bahçe, hem ilçede yaşayanlara hem de belediyeye ekonomik katkı
sağlayacak.
Şanlıurfa’da buğday hasadı
başladı
Buğday üretiminde önemli yere sahip Şanlıurfa’da hasat başladı.
Şanlıurfa Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, kentteki
buğday hasadına Vali Hasan Şıldak da katıldı.
Şıldak, üreticilere hayırlı bir sezon dileyerek üretimin kente çok
yakıştığını ifade etti. Şıldak, şunları kaydetti:
“Mevcut tarım arazimizin yaklaşık yüzde 30’unda buğday, yüzde
25’inde mercimek ve arpa, yüzde 20’sinde pamuk, yüzde 13’ünde ise
mısır üretimi yapılıyor. Buğday üretimi bakımından toplam üretimin
yüzde 8’inin gerçekleştiği ilimiz bu bakımdan ülkemizde 2’nci sıradadır.
Geçen yıl 1,7 milyon ton olan buğday rekoltesini bu yıl 2,2 milyon ton
rekolteye ulaştırmayı hedefliyoruz.”
Şıldak, topraktaki verimin düşmemesi, canlıların zarar görmemesi,
erozyon ve hava kirliliği gibi olumsuzluklara mahal vermemek için
hasat sonrası anız yakılmaması uyarısında bulundu.
Aşırı sıcak kavun, karpuz,
biber ve domatesleri yaktı
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, aşırı sıcaktan
dolayı 50 dönüm kavun tarlasının kuruduğunu belirterek,
“Adana’nın tamamında kavun, karpuz, biber ve domates
kalmadı. Diğer ürünlerde de zarar oluştu” dedi.
Adana’da Tüm zamanların en sıcak Haziran ayı yaşanmasından
dolayı meteorolojik afet yaşandı. Hava sıcaklığının gölgede 43
derece olmasından dolayı hayat felç oldu. Aşırı sıcaktan insanlar
kadar bitkilerde etkilendi. Bunların başında da kavun, karpuz ve
domates geliyor.
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarımın başkenti
olan Adana’da aşırı sıcaktan dolayı çiftçinin perişan olduğunu
söyledi. Doğan, Haziran ayının ilk gününden bu güne kadar aşırı
sıcaklar nedeniyle Çukurova’da turfanda yetişen karpuz, kavun,
domates, biberlerin tamamın yandığını belirterek, “ Şu an kavun
tarlasındayız, 50 dönüm kavunun tamamı aşırı sıcaklardan dolayı
kurudu. Biz araçla buraya gelirken hava sıcaklığı 43 dereceyi
gösteriyordu. Aşırı sıcaklıktan dolayı Adana’nın tamamında,
karpuz, kavun, domates biber kalmadı. Birçok üründe de zarar
oluştu” diye konuştu.
82 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SEKTÖRDEN
Kuru kayısı ihracatından yılın ilk
yarısında 186 milyon dolarlık gelir
Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret tescilli ürünlerinden olan
Malatya kayısısından yılın ilk yarısında 186 milyon 361 bin dolar gelir elde
edildi.
Geçen yıl Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin büyük
yıkıma neden olduğu Malatya’da, kuru kayısı ihracatı kent ekonomisine
katkısını sürdürüyor. Bu yılın ilk yarısında kentten 31 bin 240 ton kuru kayısı
ihracatı gerçekleştirildi Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan,
kayısı hasadının sürdüğü kentte üreticilerin şu anda hummalı bir çalışma
içerisinde olduğunu anlattı. Bu yıl tahmini kuru ve yaş kayısı rekoltesinin
geçen yıllara göre çok iyi durumda olduğunu kaydeden Özcan, hasadın
ardından depolara kaldırılan ürünleri gerek naturel, gerek organik, gerekse
de kükürtlü olacak şekilde hızlı bir şekilde ihraç edeceklerini dile getirdi.
Haziran ayında 3 bin 48 ton ihracat yapıldı
Özcan, özellikle son yıllarda birçok olumsuzlukla karşılaştıklarını,
Kovid-19 salgınının hemen akabinde 6 Şubat depreminin kent hayatında
büyük yıkımlara sebep olduğunu aktararak, “Büyük bir travma geçirdi şehir.
Toparlanma süreci içerisindeyiz. 16 ayı geride bıraktık. İster istemez bir tarım
ürününün ihracatını da etkileyecek faktörler oluştu. Ama buna rağmen
başarılı bir yarı yılı geride bırakıyoruz. Tabii 30 bin tonun üzerinde ihracat
gerçekleştirmiş olmak gerçekten önemli. Hem bölge ekonomisi açısından
hem ülke ekonomisi açısından da kayısı önemli bir aktör. Şehrin sosyolojisi,
ekonomisi açısından, depremin yaralarını sarma açısından çok büyük aktör.”
ifadelerini kullandı.
Bilecik’te atıl tarlalara 3 yıl önce dikilen
yaban mersini meyvelerini vermeye başladı
Tarım ve Orman Bakanlığının 3 yıl önce yüzde 50 hibe desteğiyle
hayata geçirdiği “Maviyemiş Üretimini Yaygınlaştırma” projesi
kapsamında, ilçedeki 50 dönüm atıl tarlaya 15 bin yaban mersini fidesi
dikildi. Bölgede yaygın üretilen şerbetçiotuna alternatif oluşturması
amacıyla yetiştirilmeye başlanan yaban mersininin ekili alanı bu yıl
itibarıyla 100 dönüme ulaştı.
Akdeniz İhracatçı Birlikleri, 6
aydaki dış satım başarısını yıla
yaymayı hedefliyor
Farklı sektörlerde ocak-haziran döneminde 8 milyar 570
milyon dolarlık dış satım gerçekleştiren Akdeniz İhracatçı
Birlikleri (AKİB), ihracattaki performansı yıl geneline yaymayı
planlıyor.
Mersin, Adana, Hatay, Kayseri ve Karaman’daki 8
birlikten sorumlu AKİB’in ilk 6 aydaki ihracatı, geçen yılın
aynı dönemine göre yüzde 20 artarak 8 milyar 570 milyon
dolara ulaştı. Kimya, demir, hububat, yaş sebze meyve,
tekstil, mobilya, su ürünleri ve hazır giyim sektörlerinde yurt
dışına ürün ulaştıran Akdenizli ihracatçılar, ocak-haziranda
ülke ihracatına yüzde 7,9’luk katkı sundu. En fazla dış
satımın Irak, Hollanda ve Amerika Birleşik Devletleri’ne
yapıldığı dönemde, AKİB bünyesindeki birliklerden Akdeniz
Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçılar Birliği 3 milyar
17 milyon dolarlık dış satımla ilk sırada yer aldı.
”İhracatçılarımızın yoğun çabası oldu”
AKİB Genel Sekreteri Mehmet Ali Erkan, AA muhabirine,
ihracatın artması için farklı alanlarda çalışmayı
sürdürdüklerini söyledi. İlk 6 ayda ulaştıkları dış satım
rakamının önemli olduğunu belirten Erkan, “Geçen yıla
göre yüzde 20’lik ihracat artışında ihracatçılarımızın yoğun
çabası oldu. Türkiye ihracatının yüzde 7,9’unu AKİB olarak
karşıladık. Hedefimiz bu rakamı artırmak.” dedi.
Kasım 2021’de dikilen fidanların bu yıl ilk kez meyve vermeye
başladığı bölgede fiyatlar ve rekolte üreticiyi mutlu ediyor. Yaban
mersini, toplanıp Bursa’nın İnegöl ilçesindeki bir tesiste paketlendikten
sonra İstanbul, Samsun, Eskişehir, Trabzon ve Bursa’daki çeşitli zincir
marketlerde satışa sunuluyor.
www.tarimturk.com.tr 83
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
ALPHA ROSSİ
Silisyum bitkiler için önemli bir besindir çünkü birçok bitki türü için
esansiyel bir besin maddesidir. Silisyum bitkilerin hücre duvarlarını
güçlendirir, böylece bitkilerin daha sağlam ve dirençli olmasına
yardımcı olur. Aynı zamanda bitkilerin fotosentez kapasitesini artırır,
böylece bitkiler daha iyi büyür ve daha iyi verim alınır. Silisyum ayrıca
birçok bitki türü için zararlı böcekler ve hastalıklara karşı doğal bir
direnç oluşturabilir. Bu nedenle, silisyum bitki fizyolojisi açısından
önemli bir rol oynar ve bitkilerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için
gereklidir.
Alpha Rossi ayrıca yaprakların dik durmasını sağlayarak güneş ışığı
alımını artırır ve fotosentez oranını yükseltir. Meyve büyümesini
destekler, verim artışına yardımcı olur ve meyvelerin raf ömrünü
uzatır. Ayrıca topraktan sodyum, klor ve ağır metallerin alımını
engellerken, NPK ve iz elementlerin besin alımını artırır.
Fulvik asit, bitkiler için çok önemli olan bir organik bileşiktir.
Bitkilerin köklerinden alınan besin maddelerini taşıyan ve bitkinin
büyümesini destekleyen iyonları taşıyan bir taşıyıcı olarak işlev
görür. Ayrıca topraktaki besin maddelerinin bitki tarafından daha iyi
alınmasını sağlar. Fulvik asit ayrıca bitkilerde fotosentez ve solunum
gibi temel metabolik süreçlerin düzenlenmesinde de önemli rol
oynar.
Amino asitler ise bitkilerin protein sentezi için gerekli olan temel
yapı taşlarıdır. Bitkilerin büyümesi ve gelişmesi için çok önemlidirler.
Amino asitler aynı zamanda bitkilerin stres faktörlerine karşı
dayanıklılığını artırır ve bitkilerin hastalıklara karşı direncini artırır.
Vitaminler, Taurin, Kitosan, Folik Asit, Riboflavin ve Mannitol gibi
diğer bileşenler ise bitkilerin büyüme ve gelişmesini destekler
ve bitkilerin genel sağlığını korur. Bu bileşenler bitkilerin immün
sistemini güçlendirir, stres faktörlerine karşı dirençlerini artırır ve
bitkilerin verimini yükseltir. Aynı zamanda bitkilerin kök gelişimini
teşvik eder, çiçeklenmeyi ve meyve oluşumunu destekler.
Bitkilerinizin ihtiyacı olan güçlü ve etkili bir besin kaynağı arıyorsanız,
Alpha Rossi tam da size göre! Yüksek oranda silisyum oksit içeriği
sayesinde bitkilerinizin kök sistemini güçlendirir, fotosentez
yeteneklerini arttırır ve zararlı organizmalara karşı doğal bir koruma
sağlar.
84 www.tarimturk.com.tr
TOHUMDAN HASADA
TAM DESTEK
FROM SEED TO HARVEST
FULL SUPPORT
www.agripharma.com.tr
Agripharma Group
Bilden Kimya Türkiye Distribütörü
+90 332 606 06 81
+90 532 440 45 19
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
86 www.tarimturk.com.tr
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Ayçİçegİ Hasadı
Hayriye Yavaş
Ziraat Mühendisi
Hem yağlık hem de çerezlik olarak tarımı yapılan ayçiçeği bir bitkidir. Süs bitkisi ve kesme çiçek olarak da
değerlendirilen çeşitleri de mevcuttur. Çerezlik eşitlerin kabukları iri ve çizgili, kabukları çabuk ayrılmaya müsaittir.
Yağlık çeşitlerde kabuklar daha ince ve linoleik, oleik asit varlığı fazladır.
Ülkemizde ağırlıklı olarak yağlık çeşit olarak değerlendirilir. Trakya- Marmara bölgesinde yoğunlaşan yağlık çeşit
üretimine nazaran, İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde çerezlik çeşit tarımı yapılmaktadır. Ülkemizde yağ bitkisinin
üretimi tüketimimizi karşılayamadığı için bir açık oluşmakta ve ithalat ile bu durum kapatılmaya çalışılmaktadır.
Ayçiçeği bu sebeple tarımı desteklenen ve Tarım Bakanlığı tarafından prim ödenen bitkiler arasındadır.
88 www.tarimturk.com.tr
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Ayçiçeği; mekanizasyona uygun olması, fazla iş gücü gerektirmemesi gibi
olumlu yönleri dolayısıyla ekim alanı yıldan yıla artış gösteren bir bitkidir.
Ayçiçeği 100-150 günlük yaşam periyodunda, 2600-2850 derece arası
sıcaklığa ihtiyaç duyar. Kazık köklü bir bitki olduğundan; kuraklık, tuzluluk
problemi olan topraklarda da yetişme sıkıntısı yaşamamaktadır. Toprak
istekleri bakımından çok seçici olmamakla birlikte; organik maddece zengin
ve su tutma kapasitesi yüksek topraklar tercih edilebilir. Asitli topraklardan da
hoşlanan ayçiçeği, tuzluğa orta derecede dayanır.
Ekim zamanı ayçiçeğinde toprak ısısı bakımından oldukça önemlidir. 8-10
derece arası bir çimlenme sıcaklığına ihtiyaç duyar. Bu sıcaklıklardan daha
yüksek sıcaklık olduğunda tohumların çimlenme ve çıkışı daha hızlı olur.
Bölge hastalıklarına dayanıklı, yetiştirme koşullarına uygun çeşit seçilmeli ve
bu çeşit geççi ya da çok geççi olmamalıdır. Kuru koşullarda yapılacak ayçiçeği
üretimi, iklime bağlı olarak olabildiğince erken yapılmalıdır. Erken ekimlerle
bitki kış ve ilkbahar yağışlarından daha fazla yararlanır. Ülkemizde büyükten
küçüğe doğru numaralandırılarak satışı yapılan ayçiçeği tohumluklarında;
iri tohum seçmek dekara atılacak tohum miktarını arttıracağı için maliyeti
de arttırır. Bu yüzden orta irilikte tohum tercih edilmelidir. Gübreleme ile ilgili
program oluşturulmadan önce mutlaka toprak analizi yapılmalı ve analize göre
gübreleme yapılmalıdır. Hasat; elle (orak,bıçak) veya makineli olarak yapılır.
Zamanında
yapılmayan hasat
özellikle bazı
çeşitlerde tane
dökmeye sebep
olacağından,
ayçiçeği hasadı fazla
geciktirilmemelidir.
Ayçiçeği tablasının arkası ve tabla kenarındaki brakte yapraklarının % 50’si
kahverengi renge dönüştüğünde, bitkiler çiçeklenmeden 1 1,5 ay sonra tane
nemi % 35’e ulaştığı zaman fizyolojik olgunluğa erişmiş olur. Ancak hasadın
yapılabilmesi için tablanın, gövdenin ve yaprakların tamamen kahverengi
renge dönüşmüş olması ve tanedeki nem oranının % 9-10’a düşmesi
gereklidir. Çünkü ayçiçeği yağlı tohuma sahip olduğu için yüksek nemde
depolandığında, taneler kısa zamanda kızışır ve bozulur. Bu nedenle hasatta
tane neminin % 10’un altında olması son derece önemlidir. % 3 civarında
hasat kaybı normal sayılır. Makineli hasatta gereğinden fazla hızlı giden
biçerdöverler, hasat sırasında tane kaybına % 15-20 civarında bir kayba sebep
olabilir. Zamanında yapılmayan hasat özellikle bazı çeşitlerde tane dökmeye
sebep olacağından, ayçiçeği hasadı fazla geciktirilmemelidir.
Ülkemizde Nisan başı, Mayıs ortasında ekilen ayçiçeği genelde Ağustos sonu
ve Eylül ayında hasat edilir. Yetişme periyodun uzunluğu yaz dönemindeki
sıcaklığa, yağışı ve nem oranına ve toprak besin maddesi kapsamına bağlıdır.
Rutubet fazla olarak hasat edilen ayçiçeğinin kurutulması gerekir. Geç kalınmış
hasat kuş zararı ve tane dökülmeleri yüzünden ciddi verim kayıplarına
sebep olacagından, zamanında ve uygun nemde hasat önemlidir. Kuş zararı
ayçiçeğinde oldukça önemlidir. Kayıp %80’lere ulaşabilmektedir. Bu durumu
önlemek için; tablalalrını yere çeviren çeşitler tercih edilmelidir, Bölgede kuş
zararını en aza indirmek için toplu ayçiçeği ekmekte çözüm olabilir ve tek bir
tarladaki zararı aşağı çekebilir.
Bu zarara karşı kimyasal mücadele yoktur. Uygun bir depolama için tane
nemi % 10’un altında ve taneleri temiz olmalıdır. % 8’in altında tane neminde
depolanan tohumlarda hastalık ve zararlı faaliyeti devam edememekte, tane
zararlılarının çoğalması ve zararı önlenmektedir. Hasat sonrası % 11-12
civarında depolanan taneler ise sık sık havalandırılmalı, taneler serin tutulmalı,
kızışma önlenmelidir. Fazla miktarda tane çiçekleri ve yaprak ve sap kırıntıları
içinde bulundurulan ambarlar yağ kalitesini düşürmektedir. Kuru koşullarda
ayçiçeğinden 100-150 kg/da, sulu koşullarda ise 250-400 kg/da ürün elde
edilebilir. Dane miktarının 2-3 katı kadar kuru sap ve kök elde edilir.
90 www.tarimturk.com.tr
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
MISIR BİTKİSİNDE
HASAT VE HARMAN
Prof. Dr. Abdullah ÖKTEM 1
Doç. Dr. Ayşe Gülgün ÖKTEM 1
Harran Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü 1
Giriş
Mısır bitkisinin birçok bölgemizde, özellikle ikinci ürün mısır
yetiştiriciliğinde ve geç ekimlerde hasat sonrasında ürünün
tane nemi içeriğinin yüksek olduğu görülmektedir. Hasat
sonrası mısır tane neminin yüksek olması, ürünün kızışması,
küflenmesi ve bozulması gibi olumsuzlukları da beraberinde
getirmektedir. Tarım ürünlerinde ana amaçlardan birisi de
üretilmiş olan ürünün bozulmadan ve çevre zararlarından
korunarak uzun süre muhafaza edilmesidir.
Ürünün nemi, ortam sıcaklığı, ortamdaki oksijen miktarı ve
zararlı mikroorganizmalar tanelerin bozulmasına neden olan
başlıca etmenlerdir. TSE 3415’nolu mısır standardında mısır
ürünü; kendine özgü koku, tat ve renkte olmalı, yabancı tat
ve koku, özellikle kızışma ve küf kokusu olmamalı, içerisinde
canlı böcek bulunmamalı, ıslak ve %15’ten fazla rutubetli
olmamalı şeklinde ifade edilmektedir (Anonim, 2010). Sağlıklı
bir saklama işleminin yapılabilmesi için üretilen mısırın
depolama yapılmadan önce nem miktarının depolamaya
elverişli duruma getirilmesi gerekmektedir. Mısının hasat
edildikten sonra 6 aydan az bir zaman dilimi için yapılacak
olan depolama için %15 nem oranına kadar, daha uzun süreli
depolamalarda ise nem oranının %14’e indirilmesi gerekir.
1.Mısır Bitkisinde Hasat Ve Harman Mısır bitkisi genellikle
(a) Tane ürünü, (b) silaj yemi ve (c) kuru yem yapılmak için
yetiştirilir. Bu nedenle mısırın hasat ve harmanı bu üç amaç
için farklılaşmaktadır. Genellikle yetiştirilen mısırın %85-
90’ı tane ürünü olarak hasat edilmektedir. Tane için mısır
hasadında; bütün yapraklar sararıp kuruduktan sonra hasat
yapılır. Hasat olgunluğuna gelen mısır bitkisinde genel olarak
sararma ve kuruma meydana gelir. Koçan kavuzları kurur,
mısır tanesi sertleşir ve normal rengini alır. Bazı melezlerin
koçanları bitki saplardan daha önce kuruyarak erken hasada
imkân tanımaktadır.
Şekil 1. Hasat olgunluğuna gelmiş mısır bitkileri
Hasadı yaklaşan mısırın tane neminde de hızlı bir azalma
gerçekleşir. Mısırda hasat zamanına tanedeki % nem oranına
bakılarak karar verilir. Tanenin sömeğe bağlandığı yerde
siyah leke oluştuğu zaman tane fizyolojik olgunluğa erişmiştir
ve bu dönemde mısır taneleri yaklaşık %35 oranında nem
içerir. Tane nemi %28’e gerilediğinde hasada başlanabilir
ancak taneler hala yumuşak olduğu için hasat sırasında tane
kaybı gerçekleşir. Tanedeki nem oranı %25 ‘in altında olduğu
dönemde tane kaybı olmadan hasat yapılabilir.
92 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
Şekil 2. Biçerdöver ile misir bitkisinin hasadı
Şekil 4. Silaj mısır hasadı
Sonunda iyi, aynı zamanda besin değeri yüksek bir silaj yemi
meydana gelir. Silaj hasat zamanının belirlenmesinde bitkilerin
nem içerikleri, protein ve karbonhidrat oranları birlikte
değerlendirilmelidir. Kaliteli bir silaj elde etmek için kuru madde
oranının %27-32 arasında olduğu dönemde bitkiler silaj için
hasat edilmelidir. Bu dönemde koçandaki tanelerin üst kısımları
içe doğru çökmeye başlamıştır.
Şekil 3. Hasat edilmiş mısır taneleri
Hasat işlemi elle veya hasat makineleriyle yapılabilir. Makineli
hasadın mümkün olmadığı durumlarda, koçan kavuzları
elle soyulup koçanlar toplanır, tane nemi düşünceye kadar
serende veya açıkta kurutulur ve taneleri taneleme makinesi ile
sömeğinden ayrılır. Koçan toplayıcı hasat makineleri ile sadece
koçanlar toplanır, ancak harmanlama yapılmaz. Harmanlama
patoz benzeri makinelerle yapılır. Mısır tablası takılmış tahıl
biçerdöveri hem hasat, hem de harmanlama işini aynı anda
yapmaktadır. Bu nedenle mısır hasadında genellikle biçerdöver
kullanılmaktadır.
Hasattan önce tane kayıplarını azaltmak için makine ayarlarının
ve çalışma hızının doğru belirlenmesi gerekmektedir. Hasat
olgunluğuna erişen ürünün vakit geçirilmeden hasat edilmesi
gerekir. Zamanında hasat sayesinde, sap çürümesi ve rüzgârdan
dolayı yatma riski azalır.
Pratik olarak kuru madde oranına tanedeki süt çizgisine
bakılarak da karar verilebilir. Tanede süt çizgisinin 2/3 olduğu
zaman silaj hasadı yapılmalıdır. Daha erken yapılan hasatta nem
içeriği yüksek ve karbonhidrat seviyesi düşük ürün elde edilir ve
silo içerisindeki olgunlaşma gecikir. Eğer hasat geciktirilirse,
silajin sindirilebilir değerleri düşer.
Silaj hasadında tek veya iki sıra ya da daha fazla sıra biçim
yapabilen silaj makinesi kullanılarak, mısır bitkisi 2.5-5 cm
uzunluğunda parçalara ayrılır. Elde edilen materyal römorkla
siloya taşınarak mümkün olduğunca sıkıştırılır ve üzeri naylon
ile hava almayacak şekilde kapatılarak, 2-3 ay fermente olması
yani olgunlaşması beklenir. Bu süre sonunda silaj kullanılabilir.
Kuru yem için hasat edilecekse, saplar kısmen yeşil iken
ya koçanlar alınır veya koçanları ile birlikte kurutulur
ve kıyılarak hayvanlara verilir.
Sonbahar yağışlarına yakalanma ihtimali azaltılarak koçan
dökülmesi gibi hasat kayıpları ve ürün kalitesinin düşmesi
riski en aza indirilmiş olur. Eğer mısır silaj için hasat
edilecekse; süt olum sonu- sarı olum başı
devresinde bitkiler toprak yüzünden
koçanı ile birlikte biçilir.
Kısa parçalar halinde kıyılarak
silaj depolarına konur. Süt olumu
devresindeki tanenin de
yardımı ile kısmen yaş olan
kavuz ve yapraklar kısa
zamanda fermantasyona
başlar.
www.tarimturk.com.tr 93
KITALARI BİRLEŞTİRİYORUZ!
Tamamı İngilizce içeriğe sahip
AGRO NEWS MAGAZINE
bitkisel, hayvancılık ve mekanizasyon
alanlarında tüm tarım sektörüne hitap eder.
Yurtiçi ve yurtdışı firmaları bir araya getirerek ihracatta köprü görevi görür
Müşteri ve bayi ağını güçlendirme imkanı sunar
Tüm dünyadan bayii ve çiftçilere işbirliği fırsatı yaratır
Kurumsal prestij ve müşteri imajının güçlenmesine olanak tanır
YER ALACAĞI 2024 YURTDIŞI FUARLARI:
LAMMA Tarım Makineleri, Ekipmanları ve Teknolojisi Fuarı- Birmingham 17-18 OCAK 2024
POLOGRA-PREMİER Uluslararası Özel Tarımsal Endüstri Fuarı – Polonya 19-21 Ocak 2024
INTERNATİONAL GREEN WEEK Uluslararası Yeşil Hafta Gıda Endüstrisi, Tarım ve Bahçecilik Fuarı- Berlin Messe Berlin 19-28 OCAK 2024
AGROmashEXPO Tarım Makineleri Fuarı - Budapeşte-Macaristan 24-27 OCAK 2024
AGROS EXPO Uluslararası Hayvancılık ve Tarım Makineleri Fuarı – Moskova 24-26 OCAK 2024
AGROTİCA HELEXPO Uluslararası Tarım Makinaları Tuarı - Selanik Helexpo 01-04 ŞUBAT 2024
SIA Uluslararası Tarım Hayvancılık Fuarı- Paris comexposium 24 ŞUBAT-03 MART 2024
AGROTECH Uluslararası Tarım Teknikleri Fuarı Targi Kielce- Polonya – 08-10 MART 2024
AGROWORLD UZBEKİSTAN Hayvancılık Fuarı Taşkent-Özbekistan – 12-14 MART 2024
TECHAGRO Uluslararası Tarım Teknolojileri Fuarı Brno- Çek Cumhuriyeti – 07-11 NİSAN 2024
SEAFOOD EXPO GLOBAL Avrupa Su Ürünleri Fuarı - Barcelona Euro Seafood 23-25 NİSAN 2024
CASPIAN AGRO Azerbaycan Uluslararası Tarım Fuarı - Bakü Caspian Event 15-17 MAYIS 2024
BELAGRO Uluslararası Tarım Makineleri, Ekipmanları Fuarı Beyaz Rusya – 04-09 HAZİRAN 2024
IRAN AGRO Uluslararası Tarım Fuarı- Tahran Fair Trade 16-19 HAZİRAN 2024
POLFİSH Su Ürünleri Fuarı Polonya – 11-13 EYLÜL 2024
CONXEMAR Su Ürünleri Fuarı Vigo-İspanya – 01-03 EKİM 2024
SOMMET DE L ELEVAGE Clermont-Fransa – 01-04 EKİM 2024
AGRAME DUBAI Agra Middle East Tarım, Balıkçılık ve Hayvancılık Fuarı – 7-8 EKİM 2024
AGRO BATUMİ Uluslararası Tarım Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı 11-12 EKİM 2024
KAZAGRO Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı – 22-24 EKİM 2024
EİMA Uluslararası Tarım ve Bahçe Makinaları Fuarı - Bologna ITALY 06-10 KASIM 2024
EUROTİER Hannover Hayvancılık Sanal Fuarı- Hannover 12-15 KASIM 2024
SIMA / SIMAGENA Uluslararası Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı- Paris Comexposium 24-28 KASIM 2024
Şair Eşref Bulvarı No:18/ 206 Çankaya Izmir | Türkiye +90 232 441 49 85 | +90 537 398 91 13
TARIM TÜRK’e TÜRKİYE’nin 12 AYRI NOKTASINDAN VE K.K.T.C.’DEN ULAŞABİLİRSİNİZ
17.
800
700
550
550
700
BEY MEDYA SAN. VE TİC. LTD ŞTİ.
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
96 www.tarimturk.com.tr
OMRI Listesi'nde yer alan BioAg; faydalı mikroorganizmalar ve bunların biyolojik
olarak fermente edilmiş metabolitlerinin patentli bir karışımından olusan sıvı
mikrobiyal biyolojik bir bileşiktir. Bu özel karışım, toprağınızı ve bitki sağlığınızı
biyolojik olarak güçlendirmek amacıyla tasarlanmıştır. Bu güçlü formül,
toprağınıza eklenerek bitkilerin kök bölgelerini mikroorganizmalar ve
biyoaktif bileşiklerle doldurur. Bu sayede besinler, bitki tarafından daha kolay
kullanılabilir formlara dönüşür.
Toprakta bu faydalı mikroorganizmalar arttıkça; doğal, faydalı mikroorganizmaların
sayısı da giderek artar. Böylece mikro flora zenginleşir ve topraktaki mikrobiyal
ekosistemler iyi dengelenir. Zararlı ve patojen mikroorganizmalar kontrol altında
tutulur.
BioAg'da bulunan her mikrobiyal tür, önemli bir işlevi yerine getirir. Ancak BioAg'daki
mikroorganizma grubunu benzersiz kılan şey, "Gümüş Kurşun" olarak adlandırılan
herhangi bir mikroorganizmanın tek başına elde edilemeyecek faydaları yaratmak
için bir arada çalışmalarıdır.
Bu ürünün önemli özellikleri şunlardır:
• Fosforun kilidini açarak önemli bir bitki besin maddesini serbest bırakır.
• Toprağınız için milyarlarca canlı mikroorganizma sağlar.
• Bitki dayanıklılığını artırır.
• Uzun vadeli toprak kalitesi oluşturur.
• Daha büyük ve güçlü kök sistemleri oluşturarak bitkileri destekler.
• %100 doğal ve organiktir.
• Stres koşullarında maksimum koruma sağlar.
ERKENCİ
YENİ
VESTAL CL
YABANCI OTLA
MÜCADELEDE
YENİLİKÇİ ÇÖZÜM