20.08.2024 Görüntülemeler

Bitkisel Üretim Dergisi Temmuz-Ağustos 2024

Tarım Türk Dergisi Bitkisel Üretim Sebzecilik, meyvecilik, tarla bitkileri, tohumculuk, seracılık, bitki ilaçlama, gübreleme, sulama, ambalajlama ve tarım pazarları alanlarında birçok bilgi içeren Bitkisel Üretim Dergisi 2 ayda bir yayınlanır.

Tarım Türk Dergisi Bitkisel Üretim
Sebzecilik, meyvecilik, tarla bitkileri, tohumculuk, seracılık, bitki ilaçlama, gübreleme, sulama, ambalajlama ve tarım pazarları alanlarında birçok bilgi içeren Bitkisel Üretim Dergisi 2 ayda bir yayınlanır.

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

TEMMUZ-AĞUSTOS 2024 SAYI: 108 YIL: 18 FİYATI: 200 TL

Enginar Tarihçesi, Besin Değerleri

ve Kültürel Önemi

Meyve bahçelerinde Başarı ve

Sürdürülebilirlik

Erken Hasatın Zeytinyağ Kalitesi

Üzerine Etkileri

Üzüm Hasadının Tarihçesi ve

Günümüzdeki Uygulamaları

Organik Gübrelerin Çevre

Üzerine Etkisi

Patlıcanlarda Kırmızı Örümcek ile

Mücadele: Metotlar ve Stratejiler

Durgunun Gözaşısının Tarımsal

Uygulamalardaki Rolü ve Önemi

Ayçiçeği ve Mısır Hasadı








İmtiyaz Sahibi

Bey Medya San. Tic. Ltd. Şti. Adına

Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

ZELİHA BEYHAN

Genel Koordinatör

Ahmet BEYHAN

Genel Yayın Yönetmeni

Fırat BEYHAN

Haber Departmanı

Tarım Türk Haber Departmanı

Reklam Müdürü

Duygu KARAKURT

Reklam Departmanı

Dilan ERTAŞ

Abone Tanıtım ve Halkla İlişkiler

Merve SAZ

Görsel Yönetmen

Arzu OKAY

Hukuk Danışmanı

Av. Şeyma GÜRBÜZ

av.seymagurbuz@gmail.com

Mali Danışman

Erkan AVCI

muhasebe.erkan.avci@gmail.com

İletişim Bilgileri

İZMİR (MERKEZ)

Şair Eşref Bul. No:18/206 Çankaya-İZMİR

TEL: 0.232.441 49 85

FAX: 0.232.441 49 28

e-mail: tarim@tarimturk.com.tr

tarimturk@gmail.com

tarimturkdergisi@gmail.com

web: www.tarimturk.com.tr

Yayın Türü

Tarım Türk Dergisi tüm Türkiye’de dağıtılmaktadır.

Basın kanununa göre yerel süreli

yayındır. Bey Medya tarafından T.C. yasalarına

uygun olarak yayınlanmaktadır.

Basım

KANYILMAZ MATBAACILIK

Sanat Cad. 5609 sok. No:13 Çamdibi -İzmir

0 232 449 14 43

ÇIFTÇILERIN BANKALARA OLAN KREDI

BORCU 1 YILDA YÜZDE 75 ARTTI

Tarım sektörünün bankalara olan kredi borçları bir yılda yüzde 75 arttı

ve çiftçilerimiz borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor. Ayrıca tarımsal

desteklemeler yetersiz. Çiftçimiz aldığı mazot desteği tutarının 3 katını vergi

olarak ödüyor.

Çiftçinin Bankalara Olan Borcu 637 Milyar 438 Milyon TL’ye Ulaştı

2023 yılının mayıs ayında tarım sektörünün bankalara olan borcu 363 milyar

395 milyon TL iken, 2024 yılının aynı ayında bu rakam yüzde 75 artarak 637

milyar 438 milyon TL’ye yükseldi. Tarım sektörünün takipteki kredi tutarı ise 2

milyar 262 milyon TL olarak gerçekleşti.

Yüksek Faiz Oranına Rağmen Borçlanma Devam Ediyor

Belirlenen faiz politikaları sonucu çiftçilerin kullandığı kredi faizlerinde de

ciddi artış yaşanıyor. Çiftçiler üretimin içinde kalabilmek için çözüm yolları

arıyor. Bu sebeple de bankaların artan faiz oranlarına rağmen yüksek faizle

kredi kullanmak zorunda kalıyorlar. Yüksek faiz oranları, artan girdi maliyetleri

ile üretim sürecine borçlanarak başlayan çiftçi üründen beklediği verimi

alamaması veya ürünün değer bulmaması sonucunda bir çıkmazın içine giriyor.

Bunun sonucunda da üretimden uzaklaşıyor.

Çiftçiye Hakkı Olan Destek Verilmiyor

Tarım Kanununun 21. Maddesinde “Milli gelirin en az yüzde 1’i oranında

çiftçiye destek verilir.” İfadesi yer alıyor. “Çiftçilerimizin bankalara olan borcu

637 milyar TL. Ancak çiftçilerimize kanunda verilmesi belirtilen destek tutarı

2024 yılı için 411 milyar TL, verilen ise 91 milyar TL. Çiftçilerimize ne yazık ki

kanunda belirtilen destek tutarları verilmiyor.

Çiftçiye Verilen Mazot Desteğinin 3 Katı Vergi Olarak Geri Alınıyor

2024 yılında çiftçilerimize verilecek mazot desteği tutarı 16,1 milyar TL olacağı

belirtildi. Tarımda kullanılan yıllık ortalama mazot miktarı 3 milyar litredir.

Yani tarımda bir yılda kullanılan mazotun güncel fiyatlar (43 TL) üzerinden

tutar olarak karşılığı 129 milyar TL’dir. Bu tutarın 26,5 milyar TL’si ÖTV, 17.1

milyar TL’si KDV olmak üzere toplam ödenen vergi tutarı 43.6 milyar TL’yi

bulmaktadır. Çiftçilerin aldığı mazotun vergisi çiftçiye verilen tarımsal destek

tutarı toplamının yüzde 47,8’ine denk gelmektedir. Çiftçiye 2024 yılında toplam

91,1 milyar destek verilmesi beklenirken sadece çiftçinin kullandığı mazottan

43.6 milyar vergi alınacak. Ayrıca çiftçiye verilecek mazot desteğinin yaklaşık 3

katı çiftçiden vergi olarak geri alınmış olacak.

Sağlıcakla kalın.

Baskı Tarihi / Print Date

4 www.tarimturk.com.tr

TAKİP ET



08

TEMMUZ-AĞUSTOS 2024

16

08 İnfografikler

16 Enginar Tarihçesi, Besin Değerleri

ve Kültürel Önemi

32

50

54

Meyve bahçelerinde Başarı ve

Sürdürülebilirlik

Durgunun Gözaşısının Tarımsal

Uygulamalardaki Rolü ve Önemi

Üzüm Hasadının Tarihçesi ve

Günümüzdeki Uygulamaları

50

32

62

Organik Gübrelerin Çevre Üzerine Etkisi

72

78

Patlıcanlarda Kırmızı Örümcek ile

Mücadele: Metotlar ve Stratejiler

Ulusal Gıda Güvenliği İçin Gıda

Okuryazarlığı

86

Ayçiçeği ve Mısır Hasadı

78

54

62

72

Prof. Dr. Mustafa Y. Canbolat

Atatürk Üni. Zir. Fak. Top. Bil.

ve Bit. Bes. Böl. Top. Bil. ABD

Prof. Dr. Yavuz Emekliler

Ankara Üni. Ziraat Fak. Tarla

Bitkileri Böl.

Prof. Dr. İbrahim Duman

Ege Üni. Zir. Fak. Bahçe Bit.

Böl. Bahçe Bit. ABD

Doç. Dr. Hüseyin Güler

Ege Üni. Ziraat Fak. Tarım

Makinaları Böl.

Prof. Dr. Semih Erkan

Ege Üni. Ziraat Fak. Bitki Kor.

Böl. Fitopatoloji ABD

Prof. Dr. Şerafettin Aşık

Ege Üni. Zir. Fak. Tarımsal

Yapılar ve Sulama Böl.

Prof. Dr. Emin Onan

Celal Bayar Üni.

Alaşehir MYO

Yrd. Doç. Dr. Mithat Direk

Selçuk Üni. Zir. Fak. Tarım

Eko. Böl. Tarım İşl. ABD

Prof. Dr. Kenan Kaynaş

Çanakkale Onsekiz Mart Üni.

Ziraat Fak. Bahçe Bit. Böl. Bşk.

Prof. Dr. Hakan Geren

Ege Üni. Ziraat Fak. Tarla Bit.

Böl. Tarla Bit. ABD

Prof. Dr. Salih Çelik

Namık Kemal Üni. Zir. Fak.

Bahçe Bitkileri Böl.

Yrd. Doç. Dr. Tamer Kuşaksız

Celal Bayar Üni.

Alaşehir MYO

6 www.tarimturk.com.tr



İNFOGRAFİK

TT

TARIM

TÜRK

8 www.tarimturk.com.tr



SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

AGROEXPO 4-8 ŞUBAT 2025

TARİHLERİ ARASINDA YİNE

BOMBA GİBİ GELİYOR…

TARIMIN GÖZ BEBEĞİ AGROEXPO

Geçtiğimiz şubat ayında kusursuz organizasyonuyla, 29

ülkeden 460 katılımcı ve 88 ülkeden 108.512 ziyaretçiyle

buluşturan 19. AGROEXPO Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı,

Dünya tarımının buluşma noktası olmaya devam ediyor.

İHRACATA NEFES OLDU!

13.164 yabancı ziyaretçi, stantlarda ve B2B görüşme alanında

büyük anlaşmalara imza attı. Fuar İzmir’in 110.000 m²’lik kapalı

alanında kurulan ve Avrupa’nın dört büyük tarım fuarından biri

olan Agroexpo artık sadece Türkiye ihracatı ve ithalatına değil

tüm dünya tarımına katkı sağlayan ve köprü görevi gören büyük

bir organizasyon.

EN YENİ TEKNOLOJİLER İLK KEZ AGROEXPO’DA!

4-8 Şubat 2025 tarihleri arasında Fuar İzmir’de gerçekleşecek

olan 20.AGROEXPO, dünyanın en prestijli markalarını bir

araya getiriyor. Her yıl olduğu gibi yine yılın en yeni ve en son

teknolojileri ilk kez AGROEXPO’da tarım sektörüyle buluşacak.

AGROEXPO, THY İLE UÇUYOR!

04 - 08 Şubat 2025 tarihleri arasında düzenlenecek olan 20.

AGROEXPO’nun Resmi Hava Yolu 2025 yılında da yine Türkiye’nin

gururu, Türk Hava Yolları oldu. Fuara gelmek isteyen yerli- yabancı

tüm ziyaretçi ve katılımcılar AGROEXPO’ya özel promosyon kodu

ile uçuşlarında indirim fırsatlarından yararlanabilecek. Fuarımızı

Yurt içi ve yurt dışından ziyaret etmek isteyen yüz binlerce kişi

bu anlaşma sayesinde yurt içi uçuşlar için %10’a varan, yurt

dışı uçuşlar için ise %15’e varan indirimli bilet alma fırsatından

yararlanarak fuarımızı ziyaret edebilecek.

BU BÜYÜK ORGANİZASYONDA YERİNİZİ ALIN!

Şimdiden %90 doluluğa sahip AGROEXPO’da prestijli firmalar

yerlerini almaya devam ediyor. 4-8 Şubat 2025 tarihleri arasında

gerçekleşecek olan bu büyük organizasyonda, dünyanın en

prestijli firmalarıyla bir araya gelirken aynı zamanda seminerler,

paneller, eğlenceli aktivite ve yarışlar sizleri bekliyor olacak.

10 www.tarimturk.com.tr



SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

12 www.tarimturk.com.tr



SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

14 www.tarimturk.com.tr



ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Enginar

16 www.tarimturk.com.tr




TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

Enginar

Tarihçesi, Besin Değerleri ve Kültürel Önemi

Enginar, asırlardır çeşitli kültürlerin mutfaklarında ve tıbbında önemli bir yer tutmuş, çok yönlü ve faydalı bir sebzedir. Hem antik hem

de modern dünyada, besleyici özellikleri ve mutfak kullanımıyla ön plana çıkan enginar, adına festivaller düzenlenen bir bitki olarak

da öne çıkar.

Enginarın Tarihçesi

Enginar, Antik Yunan ve Roma döneminden bu yana bilinen ve

kullanılan bir bitkidir. Yunan mitolojisinde dahi geçen bu bitki,

tanrıların sofralarını süsleyen nadide bir lezzet olarak tasvir

edilmiştir. İlk kez Akdeniz bölgesinde yetiştirilmeye başlanmış

olan enginar, zamanla tüm Avrupa’ya yayılmış ve Orta Çağ’da özellikle

İtalyan ve İspanyol mutfaklarında popüler hale gelmiştir. Özellikle Medicilerin

himayesinde, enginar lüks sofraların vazgeçilmezi olmuştur. 19. yüzyılda ise

Amerika’ya göç eden Avrupa kökenli çiftçiler tarafından Kuzey Amerika’ya

getirilmiş ve burada da hızla yaygınlaşmıştır. Günümüzde enginar, dünya

genelinde birçok mutfağı zenginleştiren ve farklı tariflerle çeşitlendirilen bir

sebze haline gelmiştir.

Enginarın Besin Değeri ve Sağlık Faydaları

Enginar, düşük kalorili ve yüksek besin değerine sahip bir

sebzedir. Yüksek lif içeriği sayesinde sindirimi destekler ve

bağırsak sağlığını korur. Lif içeriği aynı zamanda uzun süre

tokluk hissi vererek kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Vitamin C,

vitamin K, folat, magnezyum ve potasyum gibi çeşitli vitaminler

ve mineraller açısından da zengindir. Antioksidan özellikleri

ile tanınan enginar, serbest radikallerle savaşarak hücre

yenilenmesini destekler ve kansere karşı korunmada yardımcı

olabilir. Kolesterol seviyelerini dengeleme ve karaciğer sağlığını

destekleme gibi sağlık faydaları da bulunmaktadır. Karaciğer

enzimlerini detoksifiye edici bileşenleri barındıran enginar,

karaciğerin yenilenme sürecini hızlandırabilir. Ayrıca, enginarın

kalp sağlığını destekleyen, bağışıklık sistemini güçlendiren ve

iltihaplanmayı azaltan doğal bileşiklerle dolu olduğuna dair

araştırmalar mevcuttur.

www.tarimturk.com.tr 17


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Enginarın Tarım ve Üretim Süreci

Enginar, Akdeniz iklimine özgü bir bitki olup, dünya çapında

birçok bölgede yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Enginarın

üretim süreci, doğru tarım tekniklerinin kullanılmasını ve

bitkinin gereksinimlerinin dikkatlice izlenmesini gerektirir.

• İklim ve Toprak Gereksinimleri

Enginar, genellikle ılıman iklim koşullarında yetişir. Yüksek

sıcaklıklar ve don olayları, bitkinin verimini olumsuz

etkileyebilir. Bu nedenle, enginar tarımı için en uygun

bölgeler Akdeniz iklimine sahip bölgeler olarak kabul edilir.

Toprak yapısı ise iyi drene edilen, organik madde açısından

zengin ve pH seviyesi 6.5-7.5 arasında olan toprakları tercih

eder.

• Tohum ve Dikim

Enginar üretimi, genellikle bölgedeki iklim koşullarına bağlı

olarak tohumdan veya fide kullanılarak gerçekleştirilir.

Tohumlar genellikle ilkbahar veya sonbahar aylarında ekilir.

Fideler ise daha erken ekim için seralarda yetiştirilerek

tarlaya dikilir. Fide dikimi sırasında, bitkiler arasındaki

mesafenin 1-1.5 metre olması önerilir.

• Bakım ve Gübreleme

Enginar bitkileri, su ve besin ihtiyaçlarının düzenli olarak

karşılanmasını gerektirir. Bitkiler, özellikle büyüme dönemlerinde

düzenli sulamaya ihtiyaç duyar. Yağışın yetersiz olduğu bölgelerde,

damla sulama sistemleri kullanılarak su kaybı minimize edilebilir.

Ayrıca, organik ve inorganik gübreler kullanılarak toprağın besin

değerleri artırılmalıdır. Toprak analizi yapılarak eksik olan besin

maddeleri belirlenmeli ve gerekli takviyeler yapılmalıdır.

• Zararlılar ve Hastalıklar

Enginar bitkileri, çeşitli zararlılar ve hastalıklarla karşı karşıya

kalabilir. Bunlar arasında yaprak bitleri, kırmızı örümcekler ve

mantar hastalıkları sayılabilir. Zararlılar ve hastalıklarla mücadele

için biyolojik ve kimyasal yöntemler kullanılabilir. Biyolojik

yöntemler, doğal düşmanların kullanılmasıyla zararlıların kontrol

altına alınmasıdır. Kimyasal yöntemler ise insektisit ve fungisitlerin

kullanılmasıdır. Ancak, kimyasal yöntemlerin kullanımında dikkatli

olunmalı ve çevreye zarar vermemek için doğru doz ve zamanlama

gözetilmelidir.

• Hasat ve Depolama

Enginarın hasadı, bitkilerin olgunlaşma dönemine bağlı olarak

genellikle ilkbahar ve yaz aylarında yapılır. Hasat edilen enginarlar,

tazeliklerini koruyabilmek için özenle toplanmalı ve en kısa sürede

tüketiciye ulaşması sağlanmalıdır. Enginarlar serin ve nemli

ortamlarda depolanarak tazelikleri korunabilir.

18 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

Enginarın Mutfak ve Yemek Kültüründeki Yeri

Enginar, mutfak kültürlerinde özel bir yere sahiptir ve birçok gurme tarifte önemli bir

bileşen olarak öne çıkar. Özellikle Akdeniz mutfağında zeytinyağlı enginar, geniş bir

hayran kitlesine sahiptir ve hafifliğiyle yaz akşamlarının vazgeçilmez yemeklerinden

biri haline gelmiştir. İtalyan mutfağında ise enginar kalpleri, risotto ve makarna

gibi yemeklere eşsiz bir lezzet katarken, İspanyol mutfağında tapas çeşitlerinin

vazgeçilmez bir parçasıdır. Ayrıca, haşlanmış, ızgara, marine edilmiş ya da dolma

olarak hazırlanabilen enginar, çeşitli soslar ve baharatlarla zenginleştirilerek daha

da lezzetli hale getirilebilir. Enginarın sadece ana yemeklerde değil, salatalardan

çorbalara, hatta pizzalara kadar geniş bir yelpazede kullanılabilmesi, onu

mutfakların çok yönlü bir malzemesi yapar. Bu özellikleri sayesinde enginar,

gastronomi dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiş ve hem profesyonel şefler

hem de ev aşçıları için yaratıcı tariflerin vazgeçilmez bir bileşeni olmuştur. Enginar,

aynı zamanda sağlık açısından da sunduğu faydalarla tüketicilerin favori sebzeleri

arasında yer almaktadır

Enginarın Ekonomik ve Ticaret Dünyasındaki Önemi

Enginar, ticari açıdan da büyük bir öneme sahiptir. Dünya genelinde en büyük

enginar üreticileri arasında İtalya, İspanya ve Mısır yer alır. Bu ülkelerde enginar,

sadece yerel pazarlar için değil, aynı zamanda küresel pazarlara ihracat için de geniş

çaplı olarak üretilmektedir. Küresel pazarda önemli bir ihracat kalemi olan enginar,

tarım ekonomisine de katkıda bulunmaktadır. Bu durum, sadece çiftçilerin ve tarım

işletmelerinin değil, aynı zamanda nakliye, lojistik ve perakende sektörlerinin de

ekonomik dinamiklerini olumlu yönde etkilemektedir.

Ayrıca, işlenmiş enginar ürünleri ve konservesi de ticari değeri artırmaktadır.

İşlenmiş ürünler, uzun raf ömrü ve kolay kullanılabilirlik avantajlarıyla

tüketici taleplerini karşılamakta ve restoranlar, oteller ve catering

firmalarının menülerinde sıkça yer almaktadır. Organik ve sağlıklı beslenme

trendlerinin yükselmesiyle birlikte, enginarın ekonomik değeri de gün

geçtikçe artmaktadır. Organik enginar üretimi, daha sürdürülebilir

ve çevre dostu tarım uygulamalarını teşvik etmekte ve

tüketicilerin bilinçli tercihlerine hitap etmektedir.

Ayrıca, sağlık sektörü de enginardan elde edilen

besin takviyeleri ve doğal tedavi ürünleri ile

ekonomik faaliyetlere katkıda bulunmaktadır.

Sonuç olarak, enginar hem tarihi geçmişi hem

de çağdaş mutfak ve sağlık dünyasındaki yeri

ile çok yönlü bir sebzedir. Besin değeri ve sağlık

faydalarının yanı sıra, tarım ve ekonomik

açıdan da büyük bir öneme sahiptir.

Enginarın bu çeşitli yönleri, onu sadece bir

sebze olmaktan öte, kültürel ve ekonomik

bir değer haline getirmektedir. Bu çok

yönlülük, toplumsal ve ekonomik hayatın farklı

alanlarında enginarın daha fazla benimsenmesine ve

değer görmesine yol açmaktadır.

www.tarimturk.com.tr 19


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

ARF BİO YENİLENEBİLİR ENERJİ ÜRETİM A.Ş.

İzmir Ödemiş Biyogaz Enerji, Organik ve Organomineral Gübre Entegre Tesisi

ORGANİK DÖNÜŞÜMÜN ENERJİSİ

Ceyda ULUS -Ziraat Mühendisi

ARF BİO Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş. Ödemiş Biyogaz Enerji, Organik ve Organomineral Gübre entegre tesisimizde organik kökenli

Bitki atıkları ve Süt İneği Dışkılarından hem enerji eldesini hem de atıkların toprağa kazandırılarak çevrenin korunmasını sağlamaktadır.

Biyogaz üretimi ile enerji elde etmenin yanında , uzun yıllardan bu yana kullanılan kimyasal gübrelerin toprakta yarattığı yorgunluğu,

Organik ve Organomineral Gübrelerimiz ile tarım topraklarının verimliliğini , üretim maliyetlerini azaltarak arttırmayı hedeflemekteyiz.

Son teknoloji ile kurulmuş olan entegre tesisimizde ARF BİO gübrelerimiz çiftçilerimizin tarlalarına rahatlıkla uygulayabilecekleri

şekilde üretilmiş olup, içerik bakımından zengindir. Ülkemizin tarım topraklarının verimine güç katabilmek adına, iklim değişikliğinin

etkilerini göz önünde bulundurarak, sürdürülebilir tarım için ARF BİO olarak gübrelerimize yeni çeşitlerimizi Organik Dönüşümün

Enerjisi ile katmaya devam etmekteyiz.

20 www.tarimturk.com.tr



SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

İMPO MOTOR POMPA, ana

teması “SU” olan Nimri

Kullukları sanat projesine

destek vererek, suyu

yeryüzüne ulaştırdı.

Elazığ’ın Keban ilçesi, Nimri Köyü dağlarında yüzyıllar boyu

varolan ve yörede kulluk diye adlandırılan taş anıtlardan

hareketle, 2016 yılından beri gerçekleştirilen tamamen

gönüllülük temeline dayanan kolektif bir işleyişe sahip Nimri

Kullukları Sanat Projesi ‘nin bu yılki ana teması bölgede yeraltı

suyu tespit edilince ‘’ su ‘’üzerine şekillendi.

Bölgede bulunan bademlikte zaman içinde eksilen badem

ağaçları yerine yeni fidan dikimi gerçekleştiği sırada ,alanda

su tespiti yapılınca İmpo Motor Pompa, 2024 yılı içerisinde

suyun yeryüzüne çıkarılması ile ilgili çalışmalara başlayan proje

yöneticilerine destek vererek, bölgedeki toprak ve badem

ağaçlarını tarihte ilk kez yeraltı suyu ile buluşturdu.

Mayıs ayında gerçekleşen ‘’ Doğa ve Sanat ‘’ içerikli 2024 Nimri

Kullukları Sanat Projesi kapsamında Fransız sanatçı Marc

Pedoux alanda kulluklardan esinlenerek bir heykel yarattı.Marc

Pedoux’nun suyun gelişini kutlamak için yarattığı heykelin adı ‘’

Abıhayat -Can Suyu ‘’ oldu.

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda İlçe Kaymakamı ve yerel

basınında katılımıyla kutlanan suya kavuşma temalı bu anlamlı

proje ve sanat festivaline sponsor olarak destek veren İmpo Motor

Pompa ,bir kez daha suyun hareketi ve yönetimini sağlayan ürün

ve sistemlerin üretimi ve dağıtımında hayati öneme sahip küresel

lider olmak misyonunu gerçekleştirdi.

İmpo Suyun İzinde Hep Daha İleriye…

22 www.tarimturk.com.tr



İNFOGRAFİK

TT

TARIM

TÜRK

Yanınızda Hep Biri Var!

Türk çiftçilerine uygun fiyatlarla, yüksek kalitede, diğer

tür ve çeşitlerden ari sertifikalı hububat tohumluğu

sunmak amacıyla 2004 yılında tohumculuk faaliyetlerine

başlanmıştır. Tritikaleyi geleceğin yem bitkisi ve

tahılı olarak gören Büke Tohum, sektörün en çok tritikale tohumu

üretimi yapan özel sektör kuruluşu olmayı sürdürmektedir.

Tescil ettirdiği Zlatoglava ekmeklik buğday çeşidi, NT09423 tritikale

çeşidi, NT07403 tritikale çeşidi ve NE06545 (Freeman) ekmeklik

buğday çeşidi ile çiftçilerimize yüksek katma değer sağlanmıştır.

Halen tescil sürecinde olan tamamen yerli ve milli yeni

çeşitler ile daha verimli, kaliteli ve değişen iklim koşullarına dayanıklı

tohumlar üreterek Türk çiftçisine yarar sağlamayı hedeflemektedir.

HER ZAMAN DAHA İYİSİ İÇİN

Büke Tohum olarak her zaman daha iyisine ulaşma çabamızı sürdürüyoruz.

Değişen şartları ve sektörün taleplerini göz önünde

bulundurarak her yıl düzenli olarak yeni çeşit denemelerini hazırlıyoruz.

Kurduğumuz yulaf, buğday, arpa ve tritikale denemelerinden

çıkan tohumları her türlü verim ve kalite yönünden detaylı

bir şekilde inceliyor ve sizin için daha iyisini geliştiriyoruz.

DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN TOHUM

Küresel ısınmanın dünyamızı daha çok etkilemeye başladığı günümüzde,

kuraklığa ve hastalıklara dayanıklı, stabil çeşitlerin

önemi gitgide artmıştır. Bu düşünceyle tescilde olan buğday, tritikale

ve arpa tohumlarımız stres koşullarına adapte olmayı başaran

çeşitlerdendir. Tescilde olan çeşitlerimiz sektörün taleplerini

karşılayacak şekilde sertifikalı kademede üretime başlayacaktır.

TAMAMEN YERLİ, TAMAMEN MİLLİ

Bilimsel çalışmalara önem veren Büke Tohum, arge ekibinin bünyesinde

bulunan gen havuzuna her geçen yıl bir yenisini eklemektedir.

Tamamen yerli ve milli tohum çeşidini büyük bir heyecanla

geliştirmekte olan Büke Tohum, yakın bir süre içinde kendi

tohumunu da Türk çiftçisinin takdirine sunacaktır.

AR-GE VE TOHUM SERTİFİKASYONU

Özel Sektör Tarımsal Araştırma Kuruluşu olan Büke Tohum, 2018

yılında Özel Sektör Laboratuvar Analizi ve Belgelendirme Yetki

Devrini de almıştır. Bu sayede ürettiği tohumların kalite standartlarını

her geçen gün arttırarak, diğer tür ve çeşitlerden ari kendi

tohum çeşidini geliştirme çalışmalarına da devam etmektedir.

24 www.tarimturk.com.tr



SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

2016 yılında Adana merkezli olarak kurulan Agroactive, ağırlıklı olarak bitki besleme

gruplarında güçlü ekibi ve kaliteli ürünleri ile hizmet vermektedir. Tarım Türk dergisi olarak

bu sayımızda Agroactive firması Yön. Krl. Bşk Ayberk Ertuğ Aygün bizlere ürün çeşitleri,

kullanım alanları ve sektöre vermiş oldukları hizmetleri sizler için anlattı. Keyifli okumalar.

Tarım Türk: Firmanızı tanıyabilir miyiz?

Ayberk Ertuğ Aygün: Firmamız 2016 yılında

Adana merkezli olarak kurulmuştur.

Türkiye’de ürünlerimizin tedariği için

çeşitli bölgelerde yaklaşık 11000 m 2 depolama

alanı ve 17 personeli ile distribütörlerimize

ve bayilerimize hizmet vermektedir.

T. Türk: Ürün çeşitleriniz nelerdir?

Ayberk Ertuğ Aygün: Agroactive ağırlıklı

olarak bitki besleme gruplarında

çalışmaktadır. Tarım ilaçları, fenni gübre

grupları ve damlama sulama gübreleri ile

ilgilenmektedir.

T. Türk:Sektördeki konumunuz ve sektöre

sunduğunuz farklılıklar nelerdir? Çiftçilerimiz

sizi neden tercih etmeli?

Ayberk Ertuğ Aygün: Firmamız bitki besleme

alanında, bitkilere tatbik edilen be-

26 www.tarimturk.com.tr

sin elementlerinin alımlarını arttırmaya

yönelik özellikler eklemeye çalışmaktadır.

Kaliteli hammadde kullanarak, gübrelerimizin

etkinliğini arttıran, özel içerikler

ile ürünlerimizi sunmaktayız.

Bizler ile çalışan distribütör ve bayilerimize

kaliteli ve yenilikçi çözümler konusunda

akıllarında soru işareti bırakmayan

işimizle tanınmaktayız. Yükselen pazar

payımızla tüm Türkiye’de etkin bir firma

haline gelmek için çalışmaktayız.

T. Türk:2024 ve 2025 yılına dair yeni plan

ve projeniz nelerdir? Hedeflerinizden

bahseder misiniz?

Ayberk Ertuğ Aygün: 2024 ve 2025 yıllarında

hedeflediğimiz anlaşmalar sonucunda

ithalat ve ihracat konularında

süren yatırımlarımızla üretim ve satış hedeflerimiz

bulunmaktadır.

Ayberk Ertuğ Aygün

Agroactive firması Yön. Krl. Bşk

T. Türk: Son olarak eklemek istedikleriniz…

Ayberk Ertuğ Aygün: FAO verilerine göre

2050 yılından sonra insanlığı önemli ölçüde

etkileyecek olan tarımsal üretim sıkıntılarının

tedarikte miktarsal olarak talepleri

sağlayamayacağını öngörerek zaman

içerisinde insanlığın en büyük ihtiyacının

gıda olacağını düşünüyoruz.

Ülkemizde bu konunun fazlasıyla önem

kazanacağı günlerin geleceğine inanıyoruz.

Katma değer sağlamak ve birim

alandaki verim artışı için çalışmalarımızı

sürdürüyoruz.



SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

09-2022

09-2025

230822

10LT

13.1KG

28 www.tarimturk.com.tr


TELEFO N:

0 5 3 3 9 19 2 4 7 4

A DR ES :

Ege m e nl k , 6 10 6 /2 6 S o k a k No :19 3 5 0 7 0 Bo rno v a /İz m r

E- MA IL:

nfo @ a gr v e n.c o m .tr


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

Birlikte Büyüyelim

Bazer Tarım İlaçlarının sektördeki geçmişi 1992 yılına dayanmaktadır. Yönetim Kurulu

Başkanı Sabri Bazer, 1992 yılında Şanlıurfa Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun

olduğu ilk yıllarında, firmalarda Ziraat Mühendisi ve Ar-Ge Müdürü olarak çeşitli kademelerde

mesleğini icra etmiştir. Daha sonra ise çeşitli firmaların distribütörlük sıfatıyla toptancılığını

yapmıştır.

Bu sayımızda Bazer Tarım İlaçları firma yetkilisi Sabri Bazer ile yaptığımız söyleşide bizlere,

yaklaşık 1 yıl önce %100 kendi öz sermayesi ile bir şirket kurarak, imalat sektörüne farklı ve

yaratıcı üretim tekniği, anlayış, pazarlama, yenilikçi, uygun fiyat stratejileri ve kaliteyi de en

üst seviyede tutarak sektöre yeni bir soluk kazandırdıklarını söyledi.

Sözlerine, ilk etapta bitki besleme ürünlerinde üretime başladıklarını söyleyerek devam

eden Sabri Bazer;’’ Kimyasal ve organik gübrelerin yanında, granül organomineral gübre

grupları da üretimimizde ön plana çıktı. Bazzers Professional grubu, Damla Sulama ve Mona

Rosa granül gübre serisi, ardından da tüm sıvı ve toz gruplarında iddialı formüller üreterek

güçlenmeye, büyümeye ve dünya tarımına katkı sunmaya devam etmekteyiz. Son olarak,

zirai ilaç üretimi ile ilgili çalışmalarımız başladı ve bölgelerimizi kurup tüm izinleri alarak, çok

yakında yeni ve büyük üretim tesislerimizde; İnsektisit, fungusit, herbisit, akarisit grupları

olarak üretime başlanacaktır. Eş zamanlı olarak, halk sağlığı ilaçları da üretime katılarak

ürün gamını tamamlamış olacağız. Dünya tarımına geniş vizyon sahibi olarak misyonu;

tüm çiftçilere uygun fiyatlı, kaliteli ürünün sunmak ve üretimde olduğu kadar sahada da

teknik destek, yayın çalışmaları, üniversiteler bazında projeler ile, çiftçiyi ve bu meslekte

uğraşan meslektaşlarımızı çağdaş, yenilikçi kimliğimizle aydınlatarak ve de güncelleyerek

katkıda bulunmaktır. Bu çalışmalara artı değer katan tüm çiftçilerimize, meslektaşlarımıza,

dağıtım ve yayım unsurlarımıza en yürekten duygularla teşekkür ederiz. ‘’ diyerek sözlerini

tamamladı.

Sabri Bazer

Yönetim Kurulu Başkanı

30 www.tarimturk.com.tr


R

p o w e r

i n

a g r

i c u

i n g

l

t u r e

i s

BAZER TARIM İLAÇLARI GÜBRE SANAYİ VE TİCARET LTD. ȘTİ.

Kemalpașa Mh. 7087/4 Sk. No:10/15 Bornova/İzmir

info@bazertarim.com

www.bazerkimya.com.tr


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Meyve bahçelerinde

Başarı ve Sürdürülebilirlik

1. Giriş

Meyve yetiştiriciliğinde temel gaye, doğru ve bilinçli bir bakım ile yüksek verim, büyük oranda birinci sınıf meyve ve her yıl düzenli

ürün elde etmektir (Westwood, 1995; Tromp, 2005a). Uzun zamandır bilim insanları modern teknikler yardımıyla elde edilen ürünlere

dünya pazarlarında en üstün rekabet kabiliyetini kazandırmak için çalışmaktadırlar. Meyve endüstrisi sürekli değişen çok dinamik bir

sektördür. Özellikle son 50 yılda yeni çeşitler, dikim sistemleri, hastalık ve zararlı yönetimi, bitki büyüme düzenleyiciler, bitki besleme ve

sulama, hasat sonrası işlemler, depolama teknolojileri ve nakliyede büyük gelişmeler yaşanmıştır (Wertheim ve Webster, 2005; Wilton,

2020). Modern tarım sistemlerindeki gelişmelere rağmen meyvecilik birçok ülkede hala istenilen seviyeye ulaşabilmiş değildir. Meyve

yetiştiriciliği uzun vadeli bir yatırımdır ve bahçe tesisinden sonra yapılabilecek düzenlemelerin sayısı oldukça kısıtlıdır (Robinson,

20003; Wertheim, 2005). Günümüzde bilimsel ve sosyal gelişmeler tarımın artık bir yol ayrımında olduğunu ifade etmektedir (Lu vd.,

2015; Lauri vd., 2020). Bu nedenle meyve bahçelerinin uzun vadeli sürdürülebilirliğini iyileştirmek için birbiriyle yakından ilişkili olan

tüm bahçe sistemi bileşenlerinin ve yönetim uygulamalarının yeniden değerlendirmesi gerekmektedir (Lauri ve Simon, 2019).

Meyve ağaçlarının çok yıllık olması, çalışmaların uzun yıllar ve geniş alanlar gerektirmesi bu türler üzerinde araştırma yapmayı

zorlaştırmaktadır. Ayrıca araştırma bulgularının pratiğe yansıması oldukça sınırlı kalmakta ve üretici düzeyinde yeterli farkındalık

sağlanamamaktadır.

32 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

2. İklim

Meyve yetiştiriciliğinde iklim ve tür/çeşit eşleşmesi çok iyi

bilinen bir konudur. Optimum verim ve kaliteyi elde etmek için

türlerin veya çeşitlerin özel iklim gereksinimleri söz konusudur

(Westwood, 1995). Ancak bütün dünyada iklim değişimi çok açık

bir şekilde gerçekleşmektedir. Araştırmacılar, gelecekteki iklim

senaryolarını modellerken trendin daha yüksek yaz sıcaklıkları

ve daha ılıman kışlar yönünde olduğunu belirtmişlerdir

(Luedeling vd., 2011; Kadıoğlu vd., 2017). Dolayısıyla meyve

bahçelerinde iklim değişiminin etkisi ve buna nasıl adapte

olunabileceği konularında araştırma ihtiyacı günden güne

artmaktadır. Değişen bir iklimde meyve üretim sistemlerinin

nasıl etkileneceğine dair bazı kapsamlı raporlar hazırlanmıştır

(Rai vd, 2015; Parkes vd., 2017; Nath vd., 2019; Anonim, 2021).

Bu raporlardaki değerlendirmeler ışığında, iklim değişimine

karşı meyve üretiminde karşılaşılabilecek risklerin başında

yetersiz kış soğuklukları ve yüksek yaz sıcaklıklarının geldiğini

söylemek mümkündür.

Yetersiz kış soğuklukları: Kış ayları boyunca görülen düşük

sıcaklıklar, özellikle ılıman iklim meyve türlerinde soğuklama

ihtiyacının karşılanmasında olmazsa olmaz bir unsurdur

(Atkinson vd., 2013). Ancak iklim modelleme çalışmalarında,

dünyada pek çok ülkede 2050’ye kadar kış soğuğunda %10- 20

civarında bir azalma yaşanacağı ifade edilmektedir (Luedeling

vd., 2011; Parkes vd., 2017; Kadi- oğlu vd., 2017). Daha sıcak

üretim bölgelerinde ise kış soğuğundaki azalmaların daha fazla

olması beklenmektedir (Luedeling, 2012). Bu nedenle kış ay

larının daha ılıman geçtiği bölgelerde, soğuklama ihtiyacının

karşılanamaması ve buna bağlı olarak yetersiz soğuklama

semptomlarının önümüzdeki yıllarda yaşanma olasılığı çok

daha yüksektir. Yetersiz soğuklamanın en büyük etkisi hiç

şüphesiz çiçeklenme üzerinedir. Verim ve kaliteyi etkileyen

gecikmiş ve düzensiz çiçeklenme dünyada birçok üretim

bölgesinde artan sıklıkta gözlemlenmektedir (Erez, 2000; Petri

ve Leite, 2004). Bu durum kuşkusuz soğuklama ihtiyacı daha

düşük olan çeşitlere doğru bir değişime yol açacaktır. Yine kısa

vadede riskleri hafifletmek için dormansi kırıcı uygulamalara

olan ihtiyacın artabileceği ifade edilmektedir (Parkes vd., 2016;

Wilson ve Spark, 2019; Barber, 2019).

Yüksek yaz sıcaklıkları (sıcaklık stresi): Meyve üre- tim

bölgelerinin büyük bir çoğunluğunda, büyüme mevsimi

boyunca aşırı sıcak günlerin sayısında bir artış beklenmektedir

(Parkes vd., 2017; Kadıoğlu vd., 2017). Artan yaz sıcaklıklarının

neden olduğu güneş yanığı özellikle sıcak bölgelerde ciddi bir

sorundur ve çoğu üretim bölgesinde belirgin şekilde artacağı

tahmin edilmektedir (Wünsche vd., 2001). Fotosentezin

azalması, solunumun artması ve meyve iriliğinde azalış yüksek

sıcaklıkların verimlik üzerinde oluşturduğu diğer önemli

problemlerdir (Thomson vd., 2014; Wilton, 2019).

www.tarimturk.com.tr 33


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

3. Kalite

Verimle birlikte kalite her zaman meyve yetiştiriciliğinde önemli

unsurlar olmuşlardır (Tromp, 2005b; Iwanami, 2011). Ancak

meyvecilik sektöründeki rekabetçi pazar koşulları, miktardan

ziyade kaliteli üretimi hedeflemektedir. Bu nedenle ortalama

kalitede bir üretimden kaçınmak gerek- mektedir. Ortalama

bir ürün yetiştirmek ile yüksek kaliteli bir ürün yetiştirmek aynı

maliyette olabilmekte fakat kaliteli ürün daha yüksek gelir getirebilmektedir.

Yüksek sıcaklık dönemleri pekçok meyve türünde çiçek

tomurcuğu gelişim evresine denk gelmekte ve bu durumda bir

sonraki yılın verimi de olumsuz şekilde etkilenmektedir (Barber,

2019). Ayrıca özellikle 35 °C ve üzeri sıcaklıklar, acı benek,

iç sulanması, lentisel parçalanması gibi birçok meyve kalite

problemlerine yol açabilmektedir (Schrader vd., 2004; Wilson

ve Spark, 2019). Sıcak yaz ayları süresince verimi ve kaliteyi

korumak için farklı örtü ağların kullanımı en güçlü strateji olarak

tanımlan- mıştır (Middleton ve McWater, 2002; Parkes vd., 2017).

Farklı materyal, renk ve tasarıma sahip koruyucu ağlar, uygun

şekilde kullanıldıkları takdirde hem artan sıcaklıkların etkisini

hafifletmede hem de dolu zararını minimum seviyeye indirmede

faydalı bulunmuşlardır (Bosco vd., 2014). Ayrıca iyi tasarlanmış

sisleme ve minispring gibi uygulamalar büyüme mevsimi

boyunca aşırı sıcak günlerde bitkileri serinletebilmekte ve aynı

zamanda ilkbahar döneminde dona karşı etkili olabilmektedirler

(Iglesias vd., 2000; Green vd., 2011). Artan hava sıcaklıklarının

beraberinde toprak sıcaklıklarında da bir değişim oluşturması

muhtemeldir (Parkes vd., 2017). Derin köklü anaçların bu

duruma daha iyi adapte olabilecekleri açıktır. Ancak M.9 gibi sığ

köklü anaçlar için ciddi riskler bulunmaktadır (Wilton, 2019).

Bütün bunlara ilaveten meyve üretim alanlarında azalan yağış

miktarı, kuraklık ile ilgili artan sorunlara yol açmaktadır (Barber,

2019). Nitekim su kaynağına ulaşım, mevcut ve gelecekteki

sulama suyu gereksinimleri meyve üretimini sınırlayıcı

unsurlardır. Yine özellikle mevsim dışı ani su bas- kınları iklim

değişimi ile artan diğer önemli bir problemdir (Wilson ve Spark,

2019). Ayrıca böceklerin yaşam döngülerinin ve yayılımlarının

ılıman kış koşullarından ve artan yaz sıcaklıklarından ciddi

boyutta etkilendiği bilinmekte ve önümüzdeki süreçte bu etkinin

giderek artacağı beklenilmektedir (Parkes vd., 2017; Wilton,

2019). İklim değişimi neticede bütün canlıları etkilediği için

birçok hastalık ve zararlıya karşı mücadelede yeni zorluklarla

karşılaşılabileceği göz ardı edilmemelidir.

Kalite; islahçı, fidancı, yetiştirici, pazarlamacı, market ve tüketici

gibi sektör paydaşları için aynı anlama gelmemektedir. Bu

nedenle meyve kalitesi çok kompleks bir özellik olarak kabul

edilmekte ve aslında bir zihniyet, bir kültür ve sürekli iyileştirme

eylemi olarak tanımlanmaktadır (Wilson ve Spark, 2018). Kalite

gereksinimleri konusunda en belirle- yici unsur kuşkusuz

tüketici istekleridir (Luby ve Bedford, 2015; Atay ve Atay, 2018).

Dolayısıyla tüketiciye daha yakın olmak ve her seferinde daha iyi

bir ürün sunma arzusu taşımak kalitenin esasını oluşturmaktadır.

Tekstür, sululuk, tat, aroma, görü- nüm ve bu özellikler arasındaki

harmoni tüketicilerin meyvelerde en çok dikkat ettiği kalite

unsurları olarak ifade edilmektedir (Luby, 2011; Iwanami, 2011).

Çeşit seçimi şüphesiz yüksek kaliteli meyve yetiştirmenin en

kritik bileşenidir (Hancock vd., 2008). Bununla birlikte her bir

çeşidin kendine has özelliklerini en iyi şekilde gösterebilmesi

için çevresel faktörler ve kültürel uygulamaların da uygun olması

gerekmektedir (Tromp, 2005b).

Meyve endüstrisinin ihracata odaklanması, meyve kalitesinin

önemini arttırmaktadır. Rekabetçi ihracat pazarı için meyvenin

kaliteli olması zorunludur. Ancak dünyada pekçok ülkede üretilen

meyve büyük çoğunlukla iç piyasada pazarlanmaktadır. Yapılan

incelemelerde iç piyasada çok sayıda kalitesiz meyve örneklerine

rastlanılmaktadır (O’Rourke, 2013; Anonymous, 2015).

Tüketiciler istedikleri kaliteyi her seferinde tutarlı bir şekilde

iç piyasada bulamamaktadırlar. İhracat büyük bir fırsat olsa

da meyve üretiminde yerli tüketici için de kaliteyi yükseltme

hedefinin olması gerekmektedir. Bu hedefin taze tüketime olan

talebin sürdürülebilirliğine katkı yapabileceği unutulmamalıdır.

Nitekim dünyada birçok ülkede tüketicilerin özellikle bazı

meyve türlerine olan ilgisi giderek azalmaktadır (Lin ve Mentzer

Morrison, 2016; Bossi Fedrigotti ve Fischer, 2020).

Her bir meyve türünde kalite güvencesini oluşturabilmek için tüm

tedarik zincirinin bir kalite standardını kabul etmesi, uygulaması

ve kontrol etmesi gerekmektedir (Wilson ve Spark, 2018). Her bir

meyve tür/çeşit için kalite standartlarının belirlenmesinde ve

mevzuatların uygulanmasında doğal olarak bazı zorluklar söz

konusudur. Ancak dünyada kendi kendini denetleyen ve oldukça

başarılı olan birçok sistem bulunmaktadır.

34 www.tarimturk.com.tr


www.irgeler.com. 0224 713 26 28 info@irgeler.com.tr


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

otomasyon ve teknolojik ekipmanların en yoğun kullanıldığı

alanlar; sulama, gübreleme, hasat, budama ve seyreltme

gibi yoğun işgücü gerektiren işlerdir (Verbiest vd., 2020).

Sulama ve gübreleme otomasyonlarında halihazırda başarılı

örnekler bulunmaktadır. Diğer alanlarda halen bazı sınırlayıcı

faktörler söz konusu olmakla beraber, tam otomatik hasat

gibi bazı yenilikler özellikle sanayilik meyvelerde oldukça

hızlı bir şekilde kullanıma girmiştir (Amatya vd., 2017). Yapılan

girişimlere bakıldığında, önümüzdeki süreçte taze meyveler

içinde otomasyon kullanımı çok uzak görülmemektedir.

Günümüzde sensor teknolojileri;

Hastalık ve zararhıların tespitinde, çiçek ve meyve sayımlarında,

verim hesaplamalarında, hasat zamanı tespitinde ve birçok

stres koşullarının izlenmesinde kullanılabilmektedir (Gongal

vd., 2015; Britt, 2019). Ayrıca veri yönetimi ve modellemeler

sayesinde sensörlerin anlaşılması daha kolay ve daha hızlı

olabilmekte, zamanında ve doğru kararlar alınarak etkin bir

işgücü planlaması yapılabilmektedir.

Yetiştirme, hasat, paketleme, depolama, nakliye ve pazarlama

gibi tüm aşamalarda kaliteye inanan ve yöneten bir ekip

pazardaki imajın geliştirilmesinde faydalı olabilir ve diğerlerine

göre rekabet avantajı sağlayabilir (Anonymous, 2014; Brookes ve

Spark, 2020) Tutarlı kalite konusunda itibarı olan yetiştiricilerin

ürünleri genellikle yüksek fiyat ve satış önceliği taşımaktadır.

Kalitenin; yenilikçi ve güvenilir markalaşma ile birleşmesi tekrar

satın alma için büyük bir itici güç sağlamaktadır (Luby ve Bedford,

2015; Wilton, 2017). Bu durum sektörün pazar beklentisine

karşı iyi bir konum elde etmesinde kritik öneme sahiptir.

Özellikle gelişmiş ülkelerde tüketiciler gıda ve güven konusunda

farkındalığa sahiptirler (Anonymous, 2015). Dolayısıyla bu

konudaki endişeleri nedeniyle daha fazla güven ve şeffaflık sunan

bir marka için daha fazla ödeme yapmaya ve tekrar satın almaya

isteklidirler. Nihayetinde yetiştiricilerin, mümkün olan yerlerde

sorumluluğu doğrudan markaya taşıması ve bu süreçte üretici,

marka ve tüketicinin bir arada aktif bir rol oynamasının önemi

büyüktür.

4. Teknolojik ilerlemeler

Otomasyon, şu anda meyvecilik sektöründe en çok konuşulan

konular arasındadır. Üretim alanlarının otomasyona uyumlu

bir şekilde planlanması, meyve bahçelerini geleceğe hazırlayan

önemli bir unsur olarak görülmektedir. Meyve bahçelerinde

Platformlar;

Budama, seyreltme ve hasat işlemleri için büyük kazanımlar

sağlamaktadırlar (Lewis, 2015). Bir meyve bahçesinde

genellikle maliyetlerin yaklaşık %50’si işçiliktir ve bu işçilik

maliyetinin %50’si hasattır (Bayav ve Karlı, 2020). Dolayısıyla

bu alanda maliyetleri yönetmek için platformlara doğrudan

bir ihtiyaç ve odaklanma söz konusudur. Engebeli arazilerde

platformların etkinliklerinin sınırlı olmasına rağmen, işgücüne

olan katkıları inkâr edilemez. Bu nedenle gelecekteki meyve

bahçesi dikimlerinin düz veya düzgün eğime sahip arazilerde

olması önemlidir. Dikim ve terbiye sistemlerinin de teknolojik

çözümlere uyumlu olması büyük bir etkiye sahip olabilmektedir.

Meyve yetiştiriciliğinde hasat sonrası periyotta tasnif ve

ambalajlama gibi işlemlerde otomasyon kullanımı giderek

yaygınlaşmaktadır (Gaikar vd., 2016; Bhausaheb vd., 2017).

Çürük ve bereli meyvelerin tespitinde optik okuyucular gelecek

için standart bir uygulama olarak görülmektedir. Ayrıca

dünyada pekçok marka çok yönlü bir yaklaşımla tüketicilerine,

pazarlama bilgileri dahil olmak üzere meyvenin her aşamasını

izleyebilmesi için dijital tanımlayıcı gibi akıllı teknoloji

çözümleri sunmaktadır (Anonymous, 2015).

Yeni teknolojinin bir meyve bahçesi işletmesine doğru bir

şekilde uyarlanabilmesi için ulaşılabilir ve uygun maliyetli

olması gerekmektedir (Brookes ve Spark, 2020). Bunun yanısıra

etkili çıktılar sunması, mevcut bahçe sistemine uyarlanabilir

olması ve işletmeye değer katabilmesi yaygınlaşabilmesi

adına oldukça önemlidir (Verbiest vd., 2020). Tek- nolojinin,

genellikle maliyet yönetimine yardımcı olabileceğini, ancak her

zaman genel üretim maliyetini düşüremeyeceğini unutmamak

gerekmektedir.

36 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

5. İş gücü

Otomasyon ve teknoloji tarım endüstrisinde gelişmeye devam

ederken, meyve yetiştiriciliğinde halen ilaçlama, budama,

seyreltme, hasat, ayırma ve paketleme için nitelikli işgücü

talebi gerekmektedir. Bu talep genellikle mevsimseldir ve

6-16 hafta arasında değişebilen kısa süreleri kapsamaktadır

(Anonymous, 2014). Dolayısıyla üreticiler genellikle kısa süreli,

geçici istihdam arayışındadırlar. Mümkün olan en deneyimli ve

yüksek performanslı mevsimlik işçilerin seçimi ve elde tutulması

oldukça zor olabilmektedir. Mevsimlik işgücünün ne kadar iyi

performans gösterdiği, işin etkinliği ve verimliliği üzerinde derin

bir etkiye sahip olabilmektedir (Drum, 2020).

İşgücü verimliliği; meyve bahçesindeki başarı ve sürdürebilirlik

ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle işgücü verimliliğini artırmak

ve işçi potansiyelini değiştirmek karlılık artışının da garantisidir.

Ulaşım mesafesi, yorgunluk, işlerin kolaylığı, motivasyon, net

talimatlar, ortam koşulları, ekip ve geribildirim (olumlu veya

olumsuz) bir işçinin potansiyelini en çok etkileyen konulardır

(Brookes ve Spark, 2020). Pek çok durumda istenen işgücü oranına

ve iş kalitesine, çalışma koşullarını değiştirmek suretiyle ulaşmak

mümkündür. Örneğin bireysel çalı şanların 20 km’den daha

uzak bir işe gittiklerinde verimliliklerinin düştüğü bildirilmiştir

(Anonymous, 2014). Bu nedenle işgücünün 20 km’lik bir yarıçap

içinden sağlanılması oldukça faydalı olabilir. İyi bir konaklama,

iyi bir çalışma ortamı (süre ve eğitim gibi), iyi hijyen tesislerinin

yanı sıra nezaket ve ekstra katkılar sunulması işlerin tercih

edilmesinde ve her personele aitlik hissi sağlanmasında oldukça

önemlidir (Wilson ve Hornblow, 2021). Nitekim günümüzde

çalışma koşullarındaki konfor, çoğu zaman ücretten daha cazip

olabilmektedir. Ekip ortamı ve özelikle çalışanların demografik

yapısının genişletilmesi halihazırda son çare olarak görülen

tarımsal işlerinin tercih edilen işler haline gelmesinde

önemli olabilir.

gözden kaçırılmamalıdır. İşgücünü yönetmek için yeniden

tasarım, iyileştirmeler, müzakere, eğitimler, denetleme ve

destek gibi sistematik bir yaklaşım uygulamak, tüm işletmenin

etkinliği, verimliliği ve üretkenliği üzerinde derin bir etkiye sahip

olabilmektedir (Drum, 2020). Ancak bu iyileştirmelerde; zaman,

uzmanlık ve devamlılık kritik bir öneme sahiptir.

6. Sonuç

Geleceğin meyve bahçelerinin neye benzeyeceği sorusu ve

üretimin çeşitli yönlerini keşfetme ihtiyacı giderek daha fazla

önem arz etmektedir. Bu çalışma ile iklim, kalite, teknolojik

ilerlemeler ve iş gücü yönetimine odaklanılarak meyve

bahçelerinde performansın iyileştirilebilme olanakları ele

alınmıştır. İklim değişiminin olası risklerini yönetmek, muhtemelen

önümüzdeki yıllarda meyve yetiştiricilerinin en önemli

uğraşlarından biri olacaktır. Elde edilen deneyimler, hiçbir

koşulda tüketici güvenini kaybetmenin göze alınamayacağını

göstermektedir. Sağlık riskini ve sektördeki diğer beklenmedik

zorlukları yönetmek için kalite güvence sistemleri gelecekte

giderek daha kritik bir hal alabilir. Yenilikçi teknolojik çözümlere

doğru yönelimin, gelecekteki büyüme ve karlılık hedeflerine

ulaşmada önemli bir rol oynaması muhtemeldir. Böylesine

özelleşmiş ve riske dalmış bir endüstride karlılığı arttırmak her yıl

giderek zorlaşırken, işgücünden en iyi şekilde yararlanma ihtiyacı

da her zamankin- den daha kritik hale gelmiştir. Bütün bu risklerin

hafifletilebilmesi için üretime başlamadan önce araştırma ve

planlama yapmak, bir işletmenin gelecekteki başarısı ve finansal

durumu için kilit bir rol oynayabilir. Sonuç olarak, bu çalışmada

meyvecilik sektörü uzmanları ve paydaşları için önemli araştırma

boşlukları ve bazı güncel bilgiler değerlendirilmiştir.

İşgücü hedeflerini karşılayabilmek için ileriye

dönük bir gelişme vizyonu ve bazı önlemlerin

alınması gereklidir (Brookes ve Spark, 2020;

Wilson ve Hornblow, 2021). Teknolojik çözümler

hem iş yükünü azaltarak hem de çalışma

saatlerini ve uygun işgücü havuzunu genişleterek

hedeflere ulaşmada yardımcı olabilirler. Merdiven,

kova ve çanta gibi ekipmanlar verimliliği düşüren

unsurlardır. Ayrıca meyve ağaçlarında daha dar bir

kanopide işlemler kolaylaştığı için işgücü verimliliği de

artmaktadır. 2D kanopilerin işletmelerin asgari saatlik

ücret oranları üzerinde hiçbir etkisi olmasa da kesinlikle

işgücünün verimliliğini etkileyen diğer faktörler üzerinde etkileri

bulunmaktadır (Lewis, 2015; Brookes ve Spark, 2020). Bu nedenle

iş gücünü yönetmeye yönelik nispeten küçük iyileştirmelerin

bile performansı iyileştirmek açısından ne kadar değerli olduğu

www.tarimturk.com.tr 37




SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

Eskaplast, 1992 yılında küçük bir işletme olarak ticaret hayatına başlayıp, yıllar içinde

üretimini ve ürün çeşitlerini arttırarak müşteri ağını oldukça genişletmeyi başarmış,

daima girişimcilik ruhuna sahip olan açık vizyonu ile ülke ekonomisine katkıda

bulunmayı kendine ilk hedef edinmiş bir işletmedir.

Bu sayımızda Eskaplast firma yetkilisi İnanç Çataltepe ile yaptığımız söyleşide

bizlere, şuanda bulundukları 5.000 m 2 alana sahip işletmelerini gün geçtikçe daha

da genişlettiklerini, dinamik ve tecrübeli çalışanları ile sektörün teknoloji gelişimini

yakından takip edip bu yönde cömert yatırımlar yaptıklarını söyledi.

Full otomasyon sistemine sahip yeni makineleri ile üretim kapasitesini maksimum

seviyeye çıkararak ve verdikleri mesleki eğitimlerle çalışanlarının gelişimini de

sürekli destekleyip ürün kalitesini arttırdıklarını belirten Çataltepe sözlerine şöyle

devam etti; “ Sahip olduğumuz ISO 9001, ISO 16106 ve ISO 16495 sertifikalarının,

kalite standartlarına dayanan kalite kontrol ve üretim talimatlarını en iyi şekilde

uyguluyoruz. Müşteri memnuniyetini en büyük gayesi bilen deneyimli çalışanlarımız

ile tarım, gübre, kimya, medikal, beşeri ilaçlar, veteriner ilaçları, otomotiv ve madeni

yağ gibi birçok farklı sektörün öncü firmalarıyla işbirliği yaparak, kendimizi sektörde

en iyi şekilde tanıtıyoruz.”dedi.

İnanç Çataltepe

Eskaplast Firma Yetkilisi

Gıdaya uygunluk belgesi ile çeşitli gıda firmalarına da hizmet verdiklerini söyleyen

Çataltepe sözlerini şöyle tamamladı. “1. kalite olarak 100 ml’den 30 lt’ye kadar plastik

şişirme yöntemiyle ürettiğimiz şişe, bidon ve kapaklar ile çeşitli ülkelere ihracat da

yapmaktayız. Sahip olduğumuz UN Belgesi ile gün geçtikçe yurtdışı müşteri ağını

daha da genişletiyoruz. Müşterilerimizin ihtiyacına göre üretebildiğimiz plastik şişe,

bidon ve kapakları ile her geçen gün ürün çeşitliliğimizi de artırıyoruz. 30 Yılı aşkın

tecrübemizle sürekli gelişim ve memnuniyet odaklı olan hizmetimizi kaliteli, hızlı,

güvenilir ve rekabetçi şekilde sunup, alanında uzman kadromuz ile hedefimize emin

adımlarla ilerliyoruz.’’

40 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

İNFOGRAFİK

www.tarimturk.com.tr 41


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

IPAC, sektörde üç kuşaktır faaliyet gösteren aile tecrübesi ile Mustafa Gürhan Özaydın tarafından 2017 yılında Mersin’de kurulmuştur.

Yirmibeş ziraat mühendisi, distribütörleri ve 1000’den fazla bayi ağı ile Türkiye’nin yedi bölgesinde faaliyet göstermektedir. Tarım

Türk dergisi olarak bu sayımızda IPAC firma yetkilisi Mustafa Gürhan Özaydın ile ürün çeşitleri, üretim grupları, yurtdışı faaliyetleri ve

gelecek planlamaları üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. İyi okumalar.

Tarım Türk: Firmanızı tanıyabilir miyiz?

Mustafa Gürhan Özaydın: 3 Kuşaktır tarım sektöründe faaliyet gösteren

bir ailenin ferdi olarak, 2017 yılında Mersin ilinde İPAC TARIM

adı altında gübre sektöründeki ilk yatırımımızı yaptım. Firmamız,

10 idari personel, 25 ziraat mühendisi ve 3500 m 2 depolama alanı

ile gübre sektörüne hizmet vermektedir. Türkiye’nin 7 bölgesinde, 6

distribütör ve 1000’den fazla bayi ağına sahibiz.

Tarım Türk: Ürün çeşitlerinizden ve özelliklerinden bahseder misiniz?

Mustafa Gürhan Özaydın: Organik gübreler, organomineraller, biyostimulantlar,

klorsuz ve düşük pH‘lı NPK gübreleri, spesifik mikro

ve makro yaprak gübreleri, canlı organizmalar, toprak düzenleyici

gübreler ile her bitki örtüsüne hitap edebilecek iki yüzü aşkın tescilli

ürün çeşitliliğine sahibiz. Ürünlerimiz kaliteli hammadde, aminoasitler,

enzimler, vitaminlerle desteklenmiş zengin içerik, olumsuz

koşullarda bitkinin direncini arttırabilen, bitki tarafından hızlı bir şekilde

alınabilir, toprakta kalıntı yapmayan ve ağır metal içermeyen

özelliklere sahiptir.

Tarım Türk: Kaliteli ve bitki tarafından alınabilirliği yüksek iki yüzü

aşkın bitki besleme ürünlerinin çiftçilere ulaşmasını sağlamaktasınız.

Sektördeki Pazar payınızı arttırırken nelere dikkat ettiniz?

Mustafa Gürhan Özaydın:

• Türkiye için üretimi ve ihracatı önemli olan bitkilerde erkencilik,

kalite ve depolama ömrünü uzatmaya yönelik yaptığımız

çalışmalar

• Küresel ısınma ve su kaynaklarının azalmasından dolayı bitkisel

ve hayvansal üretimin gübre ile nasıl destekleneceği

• Dünyada artan gübre fiyatlarına karşın çiftçi maliyetlerini düşürüp

maksimum verim hedeflenmesi

• Laboratuvar Ar-Ge çalışmaları

• Teknik ziraat mühendislerimiz ile ürünlerimizin doğru doz ve

kullanım yöntemlerinin belirlenmesi

42 www.tarimturk.com.tr

• Dünya standartları üzerinde yaptığımız yerli üretim ile pazar

payımızı her geçen gün arttırmaktayız.

Tarım Türk: İhracat portföyünüzde hangi ülkeler bulunuyor? İhracat

faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Mustafa Gürhan Özaydın: Etkin çalışan dış ticaret birimimiz ile

Orta Asya, Orta Doğu ve Güney Amerika’da bulunan tüm ülkeler ile

bağlantı halindeyiz. İspanya, Azerbaycan, İtalya ve Irak olmak üzere

dört ülkeye 2023 yılında ihracat gerçekleştirdik.2024 yılında Brezilya,

Vietnam, Şili, Kanada, Ürdün, Libya, Mısır, Özbekistan, Sırbistan

ve Makedonya ülkelerinde ise ürün denemelerimiz devam etmektedir.

Tarım Türk: Sektördeki konumunuz nedir?

Mustafa Gürhan Özaydın: Her geçen gün genç ve dinamik kadromuz

ile büyüyen ve gelişen dünya gübre piyasasında, pazardaki

konumumuzu yukarı taşımaktayız. Şirketin kurulduğu günden bugüne,

“Neden bir Türk firması dünya standartları ve üzerinde gübre

üretmesin?’’ amacı ile yola çıktık ve Türkiye’de gübre sektöründe

farkındalık yarattık.

Tarım Türk: 2024 ve 2025 yılına dair yeni plan ve projeniz nelerdir?

Hedeflerinizden bahseder misiniz?

Mustafa Gürhan Özaydın: Meyve ve sebzenin ihracatında ilaç kalıntısından

kaynaklı sorunlara yönelik, biyolojik ilaç çalışmalarımız

devam etmektedir. Laboratuvar ekibimizin yeni formüle ettiği teknolojik

ürünler ile gübre sektöründeki pazar payımızı arttırmayı

hedeflemekteyiz. Türk firması olarak dünya gübre piyasasında rekabetçi

yönümüzü göstererek, ihracat rakamlarımızı arttırmayı istiyoruz.

Tarım Türk: Son olarak eklemek istedikleriniz…

Mustafa Gürhan Özaydın: Firmamıza inanan ve güvenin çifti, bayi,

distribütör ve iş ortaklarımızın hepsine teşekkür ediyoruz.


Merkez Ofis : Cami Şerif Mahallesi Lina Nasif Sokak No:7 AKDENİZ/MERSİN

Mobil: +90 532 155 24 43 | Mail: info@ipac.com.tr

instagram.com/ipactarim/ www.ipac.com.tr


Araştırma,

Kalite,

Profesyonellik

CORA SEEDS, birçok

uluslararası pazarda hem kısa

gün hem de uzun gün soğan

hibritlerinin referans firmasıdır.


Cora Seeds Türkiye iletişim:

www.coraseeds.com

infocoraturkey@coraseeds.com

+90 242 322 22 06


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

Başarınız için CORA SEEDS

Cora Seeds, genel tarla bitkilerinin genetik olarak iyileştirmesi için İtalya’da kurlumuş bir tohum şirketidir ve özellikle soğan

üzerine yaptığı çalışmalar ile tanınmaktadır. İtalya merkezli olarak, Doğu Avrupa’dan ABD, Çin, İspanya’ya kadar geniş bir küresel

ağı bulunan Cora Seeds, inovasyon ve kaliteye olan bağlılığı kararlılıkla sürdürmektedir.

Cora Seeds’in ilerlemesinin merkezinde, Cesena’da bulunan modern araştırma tesisi yer almaktadır. Bu tesis, ziraat mühendisleri,

biyoteknologlar ve ıslah uzmanlarının bir araya gelerek, en son genetik mühendisliği tekniklerini etkin bir şekilde kullanmalarını

sağlamaktadır. Ayrıca, Cora Seeds’in global araştırma kapasitesini artıran bir araştırma istasyonu da Antalya’da bulunmaktadır. Bu

işbirliği anlayışı, biyomoleküler ve fitopatoloji laboratuvarları dahil olmak üzere ürün geliştirme sürecinde tüm departmanları bir

araya getirerek bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesini sağlar

Cora Seeds’in çeşitleri, uzun depolanma süresine sahip, Fusarium ve pembe kök hastalıklarına karşı dirençleriyle de dikkat

çekmektedir, Bu da çiftçilere yaygın tehditlere karşı gelişmiş koruma sunmaktadır. Şirket, CORASPEED® gibi zorlu koşullar altında

bile hızlı ve tutarlı çimlenmeyi garanti eden ileri tohum teknolojilerinin öncüsü olmuştur. CORASPEED®’in yanı sıra, Cora Seeds,

homojen boyutları ve yüksek çimlenme oranlarıyla bilinen PRECISION PLUS tohumları ve katı kalite standartlarını karşılayan

STANDARD CALIBRATED SEEDS’i çiftçilere sunmaktadır. Bu geniş ürün yelpazesi, Cora Seeds’in çiftçilere en iyi verim için üst düzey

kaynaklar sağlama konusundaki kararlılığını vurgulamaktadır.

Kapsamlı araştırma anlayışı ve kalite güvencesine olan sarsılmaz vurgusuyla Cora Seeds, sürdürülebilir ve yüksek verimli tarımın

ilerlemesinde güvenilir bir müttefik olarak konumunu sağlamlaştırmaktadır. CORA SEEDS, zorlu koşullar altında bile hızlı ve tutarlı

çimlenmeyi garanti eden geniş ürün yelpazesiyle siz çiftçilere en iyi verim için üst düzey kaynaklar sağlamaktadır.

46 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SEKTÖRDEN

Türkiye Ziraat Odaları Birliği:

Fiyatı en fazla artan ürün kuru soğan oldu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi

Bayraktar nisanda üretici ile market fiyatları arasında oluşan

farklara ilişkin değerlendirmede bulundu.

Aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimlere de dikkati çeken

Bayraktar, “Nisan ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı

en fazla yüzde 284,3 ile kuru incirde görüldü. Kuru incirdeki fiyat

farkını yüzde 229,9 ile limon, yüzde 227,4 ile karnabahar, yüzde

176,6 ile kuru üzüm, yüzde 169,5 ile patates takip etti.” ifadesini

kullandı.

Şemsi Bayraktar, kuru incirin 3,8 kat, limon ve karnabaharın

3,3 kat, kuru üzümün 2,8 kat, patatesin 2,7 kat fazlaya satıldığına

işaret ederek, üreticide 115 lira olan kuru incirin markette 441 lira

99 kuruşa, 7 lira 50 kuruş olan limonun markette 24 lira 74 kuruşa,

10 lira 88 kuruş olan karnabaharın 35 lira 61 kuruşa, 60 lira olan

kuru üzümün 165 lira 99 kuruşa, 10 lira olan patatesin ise 26 lira 95

kuruşa satıldığını aktardı.

Tarım Kredi’de filizlenmiş soğan

tehlikesi... ‘Yemeyin, toprağa dikin’

Gıda enflasyonu karşısında piyasa fiyatlarından daha ucuza

‘doğal ve kaliteli ürün satışı yapan Tarım Kredi Kooperatif

Marketleri’nin İzmir’de bulunan bir şubesinde ‘filizlenmiş soğan’

satışı dikkat çekti. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı

Dr. Hakan Çakıcı, bu tip bir soğanın tüketiminin halk sağlığına

karşı olumsuz etkilerinin altını çizerken yenmemesi konusunda

tüketicileri uyardı. Çakıcı, bu tip bir satışı, “Adı kuru soğan ama

çimlenmiş bir şekilde reyona gelmiş oluyor. Onu alıp ekseniz

toprağa oradan taze soğan oluşabilir” ifadeleriyle eleştirdi.

Kooperatif Marketlerinin kendi internet sitelerinde

“Tarım Kredi ortaklarından alınan doğal ve kaliteli

ürünleri tesislerimizde işleyerek veya işleterek Tarım Kredi

Kooperatiflerinin yanı sıra Kooperatif Marketleri aracılığı ile

tüketicilere ulaştırılmaktadır” ibaresi yer almasına rağmen

İzmir’de bulunan bir Kooperatif Market’te satilan soğanların

filizlenmiş olduğu görüldü.

‘SAKLAMA VE DEPOLAMA KOŞULLARI SAĞLIKSIZ

Depolama koşullarının sağlıksız olmasından dolayı bu

tip bir çimlenmenin olduğunu vurgulayan Çakıcı, “Soğan

normalde nem olamayan ve ışık almayan depolarda saklanır.

Saklama koşulları kötü olunca çimleniyor. Çürümeyle beraber

orada kimyasal maddeler oluşuyor ve onun zararlı olduğunu

biliyoruz. Soğan, patates filizlenirse biz atarız çünkü o

çürümenin derecesini bilemezsiniz. Çimlenme çürümeyle

başlayan bir durumda oluşursa birtakım kimyasallar oluşuyor

ve bu insan sağlığına zararlı ve bu ürünlerin satılmaması

gerekiyor. Yeni yeşermiş bir soğanda direkt olarak zarar

olmayabilir ama orada mutlaka çürümeyle alakalı bir problem

olabilir” dedi.

SOĞAN DA ITHAL EDILEN

ÜRÜNLER ARASINA GIRDI

TUİK VERİLERİNE GÖRE BİN 16 TON SOĞAN İTHAL EDİLDİ.

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer,

AKP iktidarları döneminde uygulanan tarım politikalarının yerli

üreticiyi sıkıntıya sokarken ithal ürün getirenlere karlı bir alan

oluşturduğu ifade etti.

Tarım ilacı, gübre, tohum, mazot, nakliye gibi doğrudan üretim

maliyetlerinin artışı yanında işçi maliyetlerinin artmasınında

sorunu katladığını söyleyen Gürer patates ve soğan gibi çok

tüketilen ürünlerde oluşan üretim sorunlarına da vurgu yaptı.

Üreticinin soğanı toplama maliyetine dahi satamaması

nedeniyle tarlada kaldığı yönünde kamuoyuna yansıyan haberlere

dikkat çekti ve erkenci soğanda da üreticiler bölgesel sorunlar

yaşadığını belirten Gürer soğan ithalatının üreticiyi olumsuz

etkilediğini de belirtti.

Gürer, ülkemizde 71 ilde soğan yetiştirildiğini belirterek,

“Ülkemizde 71 ilde soğan yetişiyor. Ama soğan üreticisi, ürettiği

ürünü bir kısmını işçilik maliyetini dikkate alıp tarlada bırakanda

oldu. Çünkü tam bu üretim sürecinde yurt dışından ithal soğan

gelip marketlere veriliyor. TÜİK verilerine göre, bin 16 ton yurt

dışından soğan ithal edilmiş. Bu yolla piyasa baskılanıp üretici

tüccarın önüne atılıyor.” dedi.

www.tarimturk.com.tr 47


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

Başarı, Güven ve

Kalite’nin adı Geoser

Yıllar geçse de ürettiği ürünün arkasında olan tüketicilerine sunduğu güven, kalite ve %100

değişim garantisiyle Türkiye’de sektörünün öncü firmalarından olan Geoser Geosentetik İmalat

Anonim Şirketi Kurucu Genel Müdürü Erdal GÜÇİN ile firmaları ve sektöre dair konuştuk.

Tarım TÜRK: Firmanızı tanıyabilir miyiz?

Erdal GÜÇİN: 1975 yılından günümüze inşaat

sektöründe faaliyet gösteren Geoser Geosentetik

İmalat Anonim Şirketi Türkiye’nin Membran

ürünleri sektöründe öncü firmalarından biridir.

Şirket 30’dan fazla ülkeye ihracat yaparak, uluslararası

pazarda gücünü gösteren bir marka

haline gelmiştir. Geoser, tecrübeli mühendis

ve üretim kadrosu ile üretimini yapmış olduğu

geomembran, su tutucu bantlar gibi geniş ürün

yelpazesine sahiptir. Hizmetleri satış ve pazarlama,

satış sonrası destek, teknik destek ve yurt

içi lojistik operasyonlarını kapsamaktadır.

T. TÜRK: Ürün çeşitlerinizden ve özelliklerinden

bahseder misiniz?

E. GÜÇİN:

HDPE Geomembran

PVC Geomembran

PVC Su Tutucu Bant

Kimyasal maddelere karşı yüksek dirençlidir.

• İstenildiği takdirde UV dayanımlı olarak

üretilir

• Organik ve inorganik çözeltilere yüksek

direnç gösterir.

• Çatlamalara karşı son derece dayanıklıdır.

• Doğal koşullara dayanıklıdır.

• Delinme ve çatlamalara dayanıklıdır.

• Geçirgenliği düşüktür.

• Çekme mukavemeti yüksektir

T. TÜRK: Sektördeki Pazar payınızı arttırırken

nelere dikkat ettiniz?

E. GÜÇİN: Malzeme ve üretim kalitemizdeki

istikrarı sürdürerek bu kaliteye odaklı çalışan

hedef müşterilerle işbirliğimizi sağlam zeminlerde

inşaa ettikten sonra bu firmaların referans

olmalarınında katkılarıyla sektördeki ana müşterilerle

iş birliği ağımızı genişletmekteyiz.

48 www.tarimturk.com.tr

T. TÜRK: İhracat portföyünüzde hangi ülkeler

bulunuyor? İhracat faaliyetlerinizden bahseder

misiniz?

E. GÜÇİN: Fas, Libya, Mısır, Cezayir,Dubai,Irak,

Suriye,Azerbeycan, Lübnan, Nijer, Katar, Brezilya

Romanya Bulgaristan Vietnam Moritanya

gibi 30 dan fazla ülkeye ihracat yaptık, ve yapmaya

devam ediyoruz. PVC ve HDPE geomebran

ürünlerimiz su tutucu bant ürünlerimiz Türk

malı kalitesi ve güvenilirliğini gururla tanıtmaktayız

T. TÜRK: Sektördeki konumunuz ve sektöre

sunduğunuz farklılıklar nelerdir? Çiftçilerimiz

sizi neden tercih etmeli?

E. GÜÇİN: Geomembran, dayanıklı, su geçirmez

ve uzun ömürlü bir malzeme olduğu

için, yapay tarımsal göletlerin su kaybını

önlemek, suyun depolanmasını ve

drenajını kolaylaştırmak ve uzun vadeli bir

tarım yatırımı yapmak için ideal bir seçenektir.

Geomembranlar, yapay tarımsal göletlerde

suyun sızmasını engellemek için kullanılan

su geçirmez bariyerlerdir. Bu bariyerler, suyun

depolanmasını, sulama yapılmasını ve su

kaynaklarının korunmasını kolaylaştırır. Yapay

tarımsal göletlerde geomembran kullanımı su

tasarrufunu teşvik eder. Su sızıntısı önlenerek

suyun daha verimli bir şekilde kullanılmasına

yardımcı olur, bu da çiftçilere su maliyetlerinde

tasarruf sağlar.

Geomembranlar, toprak erozyonunu engeller

ve gölet içindeki suyun toprakla etkileşimini

sınırlar. Bu, toprak kaybını ve toprak kalitesinin

korunmasını destekler. Su kalitesini koruma

açısından geomembranlar büyük öneme sahiptir.

Göletteki suyun kirletilmesini engeller ve

kimyasal gübreler, pestisitler ve diğer kirleticilerin

su kaynaklarına sızmasını önler.

Erdal GÜÇİN

Geoser Geosentetik Kurucu Gen.Müd.

Geomembranlar, iklim değişikliği ile ilgili sorunlara

karşı bir çözüm sunar. Yapay göletler, su

depolama kapasitesini artırarak kurak dönemlerde

su teminini kolaylaştırır.

Sulama verimliliğini artırır. Geomembranlar

sayesinde su, doğru miktarlarda ve uygun zamanlarda

kullanılabilir, bu da bitki büyümesini

artırır ve suyun israfını önler.

Yukarıda belirtilen nedenlerle, geomembranlar

yapay tarımsal göletlerde kullanıldığında hem

su kaynakları korunur hem de sürdürülebilir

tarım uygulamalarına katkı sağlar.

T. TÜRK: 2024 ve 2025 yılına dair yeni plan ve

projeniz nelerdir? Hedeflerinizden bahseder

misiniz?

E. GÜÇİN: Çok yakında Ar-Ge çalışmalarımız

tamamlandıktan sonra 2025 yılı içerisinde ABD

de yeni üretim tesislerimizi açmayı planlıyoruz.

T. TÜRK: Son olarak eklemek istedikleriniz…

E. GÜÇİN: Şevkle ve istikrarla çalışmaya devam

ederek ülkemize ihracat anlamında katkıda

bulunmaya devam edeceğiz. Şirket olarak şiar

edindiğimiz düstur ve ilkemiz şudur; ‘Ürettiğin

kadar varsın, paylaştığın kadar insansın.’


Adres: Saray mahallesi 147.cadde no 11/1A Kahrmankazan/Ankara

Telefon : +90 544 890 00 56 | Mail: info@geoser.com.tr | Web sitesi : www.geoser.net

The World Is Yours


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Durgun Göz Aşısının

Tarımsal Uygulamalardaki Rolü ve Önemi

Durgun göz aşısı, modern

tarımın önemli tekniklerinden

biri olarak dikkat çeker.

Bu yöntem, bitki üretimini

optimize etmek, çeşitliliği

artırmak ve tarımsal verimliliği

maksimuma çıkarmak amacıyla

kullanılan geleneksel bir aşı

tekniğidir. Uygulaması kolay ve

ekonomik olması nedeniyle hem

küçük ölçekli çiftliklerde hem

de büyük tarım işletmelerinde

popüler hale gelmiştir.

50 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

Durgun Göz Aşısının Tanımı ve Tarihçesi

Durgun göz aşısı, bir bitkiden alınan tomurcuğun (gözün) başka bir bitkiye aşılanması işlemidir. Bu

yöntem, antik dönemlerden beri uygulanan ve günümüzde de yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. İlk

olarak Çin ve Orta Asya’da uygulanmış ve oradan Batı’ya yayılmıştır. Tarım devrimiyle birlikte, bu teknik

çeşitli bitki türlerinde başarıyla uygulanmıştır ve birçok kültür bitkisinin çeşitlendirilmesinde etkili

olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, bu yöntem Avrupa’ya taşınarak bağcılık, meyvecilik

ve park-bahçecilik uygulamalarında kendine yer bulmuştur. Modern tarımda, genetik materialin

korunması ve bitki hastalıklarına karşı direnç geliştirilmesi açısından hayati bir öneme sahiptir.

Durgun Göz Aşısının Biyolojik Temeli

Biyolojik olarak, durgun göz aşısı, bitkilerin dokularının uyumluluğu prensibine dayanır. Aşılanan

tomurcuk, ana bitkinin (anaç bitki) dokularıyla kaynaşır ve büyümesine devam eder. Bu süreç,

hücre duvarlarının adaptasyonu, hücresel sinyalizasyon süreçleri ve besin maddelerinin transferi ile

gerçekleşir. Durgun göz aşısı, başarılı bir vasküler bağlantı kurmayı gerektirir, bu sayede su ve besin

maddeleri kesintisiz bir şekilde tomurcuğa iletilir. Ayrıca, düzgün bir aşı tutturulması, hastalıkların

yayılmasını engelleyen koruyucu mekanizmaların da etkin olmasını sağlar. Daha ileri düzeyde,

genetik ifade ve epigenetik değişimlerin bu süreç üzerindeki etkileri araştırılmakta ve bu, bitki aşı

teknolojilerinin geleceğine dair yeni ufuklar açmaktadır.

Türleri ve Uygulama Yöntemleri

Durgun göz aşısının çeşitli türleri ve uygulama yöntemleri bulunmaktadır. Bu yöntemler, bitki türüne

ve yetiştirme amaçlarına göre değişiklik gösterebilir. En yaygın olarak kullanılan yöntemlerden bazıları

T-bud aşısı, yongalı aşı, ve yama aşı yöntemleridir. T-bud aşısı, anaç bitkinin kabuğuna T şeklinde bir kesik

yapılması ve tomurcuğun bu kesiye yerleştirilmesi ile uygulanır. Bu yöntem, özellikle meyve ağaçlarında

sıklıkla tercih edilir. Yongalı aşıda ise, anaç bitkinin gövdesi üzerinde bir yonga açılır ve tomurcuk bu açıklığa

yerleştirilir. Bu yöntem, yavaş büyüyen bitkilerde etkin sonuçlar verir. Yama aşı yöntemi ise, kesilmiş

bir tomurcuğun anaç bitkinin gövdesine yerleştirilmesi ile uygulanır ve özellikle küçük çaplı bitkilerde

kullanılır. Her bir yöntem, hassas ve özenli bir uygulama gerektirir ve başarılı bir sonuç için alan bilgisi ve

deneyim oldukça önemlidir. Ek olarak, titiz çalışma ve steril ekipman kullanımı ile enfeksiyon risklerinin

minimize edilmesi, başarı oranını artırır.

Başarı Oranları ve Etkileyen Faktörler

Durgun göz aşısı uygulamalarının başarı oranları çeşitli etkenlere bağlı olarak değişiklik

göstermektedir. Bunlar arasında, aşılanan bitkinin türü, kullanılan tomurcuğun kalitesi, uygulama

zamanı ve çevresel koşullar önemli rol oynamaktadır. İlkbahar ve sonbahar ayları, genellikle daha

yüksek başarı oranlarına sahip aşılama dönemleridir. Bu dönemlerde bitkinin fizyolojik durumu,

hücre bölünmesinin ve besin aktarımının en yüksek seviyelerde olduğu zamanlardır, bu da aşının

tutma olasılığını artırır. Ayrıca, aşılama sonrası uygun bakım, sulama ve çevresel koruma önlemleri,

başarı şansını önemli ölçüde artıran faktörler arasındadır. Aşı yapılan bitkinin düzenli olarak kontrol

edilmesi ve herhangi bir enfeksiyon belirtisi görüldüğünde derhal müdahale edilmesi, aşının tutma

oranını ve sağlıklı büyümesini destekleyen önemli uygulamalardır.

www.tarimturk.com.tr 51


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Başarı Oranları ve Etkileyen Faktörler

Durgun göz aşısı uygulamalarının başarı oranları çeşitli etkenlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Bunlar arasında, aşılanan bitkinin türü, kullanılan tomurcuğun kalitesi, uygulama zamanı ve çevresel

koşullar önemli rol oynamaktadır. İlkbahar ve sonbahar ayları, genellikle daha yüksek başarı oranlarına

sahip aşılama dönemleridir. Bu dönemlerde bitkinin fizyolojik durumu, hücre bölünmesinin ve besin

aktarımının en yüksek seviyelerde olduğu zamanlardır, bu da aşının tutma olasılığını artırır. Ayrıca,

aşılama sonrası uygun bakım, sulama ve çevresel koruma önlemleri, başarı şansını önemli ölçüde artıran

faktörler arasındadır. Aşı yapılan bitkinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve herhangi bir enfeksiyon belirtisi

görüldüğünde derhal müdahale edilmesi, aşının tutma oranını ve sağlıklı büyümesini destekleyen önemli

uygulamalardır

Modern Tarım Uygulamalarında Durgun Göz Aşısının Önemi

Durgun göz aşısı, bitkilerin verimliliğini ve dayanıklılığını artırmak amacıyla tarımda yaygın olarak kullanılan

bir aşı türüdür. Özellikle meyve ağaçlarında, üzüm bağlarında ve bazı süs bitkilerinde uygulanmaktadır. Bu

yöntemin temelinde, ana bitkinin gövdesine veya dalına, uyumlu bir bitkiden alınan gözün yerleştirilmesi

yatmaktadır. Göz aşısının diğer aşılama tekniklerine göre birçok avantajı bulunmaktadır.

Modern tarım, yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik sloganıyla sürekli olarak gelişim göstermektedir.

Durgun göz aşısı, bu bağlamda tarımda önemli bir yere sahiptir. İşte bazı nedenler:

• Ekonomik Verimlilik: Durgun göz aşısı sayesinde, tarım arazilerinde daha kısa sürede daha yüksek

verim elde etmek mümkündür. Bu da ekonomik açıdan büyük bir avantaj sağlar.

• Sürdürülebilir Tarım: Kimyasal ilaç kullanımının azaltılması ve hastalıklara daha dirençli bitki

türlerinin yetiştirilmesi, çevre dostu sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekler.

• Çeşitlilik ve Kalite Artışı: Farklı bitki türlerinin birleştirilerek yeni ve üstün özelliklere sahip bitkiler

üretilmesi, tarım ürünlerinin kalitesini artırır.

Durgun Göz Aşısının Avantajları

• Yüksek Başarı Oranı: Durgun göz aşısı, diğer aşılama yöntemlerine göre daha yüksek bir başarı oranına

sahiptir. Bu durum, genel olarak tarımın verimliliğini artırmaktadır.

• Hızlı Adaptasyon: Aşılanan göz, ana bitkiyle daha hızlı uyum sağlar. Bu da bitkilerin daha kısa sürede

gelişmesini ve ürün vermesini kolaylaştırır.

• Dayanıklılık Artışı: Aşı yapılan bitkiler, hastalıklara ve zararlılara karşı daha dirençli hale gelir. Böylece,

kimyasal ilaç kullanımı azaltılabilir.

Sonuç

Durgun göz aşısı, modern tarımda önemli bir yere sahip olup, tarımın verimliliğini, sürdürülebilirliğini ve ekonomik getirisini

artırmaktadır. Doğru tekniklerle uygulandığında, tarımsal üretimde devrim niteliğinde yenilikler sunabilecek potansiyele

sahiptir. Bu nedenle, tarım sektöründe çalışanların ve çiftçilerin durgun göz aşısı hakkında bilgi sahibi olması büyük önem

taşımaktadır.

52 www.tarimturk.com.tr



ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

ÜZÜM HASADININ TARIHÇESI

VE GÜNÜMÜZDEKI UYGULAMALARI

Üzüm hasadı, binlerce yıldır tarımın ve küresel

ekonominin önemli bir parçası olmuştur. Tarih

öncesi döneme kadar uzanan üzüm tarımı,

sadece beslenme için değil, aynı zamanda

şarap yapımında da kritik bir rol oynamıştır.

Eski medeniyetler, üzüm tarımını sadece bir

geçim kaynağı olarak değil, aynı zamanda

kültürel ve dini ritüellerin bir parçası olarak da

değerlendirirdi.

Mezopotamya’dan Mısır’a,

Anadolu’dan Akdeniz kıyılarına

kadar uzanan geniş bir coğrafyada,

üzüm hasadı dönemin sosyal ve

ekonomik yapısının merkezinde yer

almıştır. Bugün, modern teknikler

ve sürdürülebilir yöntemlerle

gerçekleştirilen üzüm hasadı, hem

ekonomi hem de çevre açısından

büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle

organik tarım ve biyodinamik teknikler,

günümüz tüketicisinin artan çevre bilinci ile

birleşerek hem kaliteli ürünler elde etmeyi hem

de doğanın korunmasını sağlamaktadır.

HER ÜZÜM ÇEŞIDININ KENDINE

ÖZGÜ BIR OLGUNLAŞMA SÜRESI

VARDIR VE DOĞRU HASAT

ZAMANI, ÜRÜNÜN KALITESINI

DOĞRUDAN ETKILER.

Üzüm Hasadının Tarihçesi

Üzüm tarımı, M.Ö. 6000’lere kadar izlenebilir ve ilk olarak bugünkü

Gürcistan ve çevresinde başlamıştır. Tarih boyunca, bu

değerli meyve birçok medeniyetin büyümesinde ve gelişmesinde

kritik bir rol oynamıştır. Antik Yunan ve Roma dönemlerinde,

üzüm ve şarap merkezi bir rol oynamış ve bu bölgelerde geniş

bağlar kurulmuştur. Şarap, sadece bir içecek olarak değil, aynı

zamanda ticari bir emtia ve tıbbi bir ürün olarak da görülmekteydi.

Roma İmparatorluğu’nun genişlemesiyle birlikte, üzüm tarımı

ve şarap üretimi Avrupa’nın dört bir yanına yayılmıştır. Orta Çağ

boyunca, üzüm tarımı manastırların önemli bir ekonomik işlevi

haline gelmiş ve özellikle Fransa, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde

büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu dönemde, manastırlar

şarap üretiminde kalite standartlarını koruyarak ve geliştirerek

büyük katkılar sağlamıştır. Böylece, üzüm tarımı ve şarap yapım

teknikleri modern döneme aktarılan kadim bilgilerle zenginleşmiştir.

54 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

Üzüm Hasadında Kullanılan Yöntemler

Geleneksel yöntemler, elle toplama ve sepetler kullanarak taşımayı

içerirken, günümüzde mekanik toplayıcılar ve gelişmiş teknolojiler devreye

girmiştir. Bu modern yöntemler, verimliliği artırmakla kalmaz, aynı

zamanda iş gücü ihtiyaçlarını da azaltır. Mekanik hasat makineleri, geniş

arazilerde zamandan ve iş gücünden tasarruf sağlar, ancak bazı şarap

üreticileri için bu yöntem kalite açısından hala tercih edilmemektedir.

Özellikle yüksek kaliteli şarap üretimi için, üzüm tanelerinin elle toplanması

ve dikkatlice seçilmesi son derece önemlidir. Bu nedenle, butik şarap

üreticileri ve prestijli bağlar hala geleneksel yöntemleri kullanmaya

devam eder. Bunun yanı sıra, modern teknolojiler su tasarrufu sağlama,

toprak kalitesini artırma ve kimyasal kullanımı azaltma gibi çevresel

faydaları da beraberinde getirir. Gelişen drone ve sensör teknolojileri,

üzüm bağlarının durumunu sürekli olarak izleyerek hastalıkların ve zararlıların

erken tespit edilmesini sağlar. Bu sayede, hem verim artar hem

de sürdürülebilir tarım uygulamaları teşvik edilir

Üzüm Çeşitleri ve Hasat Zamanları

Üzüm Hasadının Ekonomik Etkileri

Farklı üzüm çeşitlerinin hasat zamanları, iklim ve coğrafi

koşullara bağlı olarak büyük farklılıklar gösterebilir. Örneğin,

Chardonnay üzümleri genellikle erken sonbaharda, ağustos

sonlarından eylül başlarına kadar hasat edilirken, Tempranillo

gibi üzümler sıcak iklimlerde ekim ayına kadar dalında kalabilir.

Her üzüm çeşidinin kendine özgü bir olgunlaşma süresi vardır ve

doğru hasat zamanı, ürünün kalitesini doğrudan etkiler. Bölgeye

özgü mikro iklimler ve toprak yapısı da olgunlaşma süresine etki

eden önemli faktörlerdir. Yanlış zamanlamayla yapılan bir hasat,

şarabın aroma ve tat profilinin istenen kalite standartlarının altına

düşmesine neden olabilir. Bu yüzden üzüm yetiştiricileri, brix

ölçümleri gibi bilimsel yöntemlerle üzümlerin şeker oranını kontrol

eder ve en uygun hasat zamanını belirler.

Üzüm hasadı, özellikle bağcılık ve şarap üretiminin yoğun olduğu bölgelerde ekonomik açıdan büyük bir katkı sağlar. Bu sektör, binlerce

kişiye istihdam sağlamakta ve bölgesel kalkınmayı desteklemektedir. Üzüm ve şarap üretimi, turizmle birleştiğinde yerel ekonominin

canlanmasına da yardımcı olur; bağ turları, tadım etkinlikleri ve bağ evlerinin konaklama hizmetleri bölgeye gelen ziyaretçi sayısını artırır.

Üzüm ve şarabın ihracatı da birçok ülkenin önemli gelir kaynaklarından biridir; bu sektörde tüm dünyayı kapsayan geniş bir pazar bulunmaktadır.

Ülkemizde de, özellikle Ege ve Marmara bölgelerinde yoğunlaşan üzüm bağları, yerel ekonomilerin bel kemiği niteliğindedir. Şarabın

yanı sıra kuru üzüm ve konsantre üzüm suyu gibi türev ürünler de ihracatta önemli paya sahiptir, bu da sektörün çok yönlü ekonomik

katkılarını göstermektedir.

www.tarimturk.com.tr 55


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Üzüm Hasadında

Karşılaşılan Zorluklar

İklim değişiklikleri, hastalıklar ve zararlılar, üzüm hasadında

önemli zorluklar oluşturur. Özellikle küresel ısınma,

üzüm olgunlaşma dönemlerini değiştirerek hasat zamanının

öngörülemez hale gelmesine yol açabilir. Hastalıklar ve zararlılar,

ürünü tehdit eden sürekli bir risk faktörüdür; örneğin

bağlarda yaygın olan küf ve mildiyö gibi hastalıklar, kimyasal

veya biyolojik mücadele yöntemleri gerektirir. Ayrıca, iş gücü

eksikliği ve hasat zamanının kısa olması gibi lojistik sorunlar,

çiftçileri zorlayabilir.

Özellikle büyük çaplı bağ işletmelerinde, mevsimlik işçi

bulma sorunu kritik bir hal alabilir. Bu nedenle, hasat öncesinde

ve sırasında dikkatli planlama ve yönetim gereklidir.

Üreticiler, mekanik hasat makineleri gibi teknolojik yeniliklerle

bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışmakta, aynı

zamanda ürün kayıplarını en aza indirmek için sürekli izleme

ve hızlı müdahale planları geliştirmektedir.

Çevresel Etkiler ve Sürdürülebilir Hasat Teknikleri

Üzüm tarımının çevresel etkileri göz ardı edilemez. Su kullanımı, toprak erozyonu ve kimyasal gübrelerin kullanımı çevresel sorunlara

yol açabilir. Bu nedenle, sürdürülebilir hasat teknikleri geliştirilmiş ve organik tarım yöntemlerine yönelinmiştir. Örneğin,

biyodinamik tarım ve entegre zararlı yönetimi, çevre dostu alternatifler arasında yer alır.

Biyodinamik tarım, ayın evrelerine göre yapılan özel uygulamalarla toprağın ve bitkinin doğal döngülerini esas alır. Entegre

zararlı yönetimi ise kimyasal kullanımı en aza indirmek amacıyla biyolojik kontrol ajanları ve doğal düşmanların kullanımını

içeren stratejiler içerir. Ayrıca, su kaynaklarının korunması için damla sulama sistemleri ve toprak

verimliliğini artırmak için kompost kullanımı yaygınlaştırılmaktadır. Organik sertifikalı şarap üreticileri,

bu sürdürülebilir yöntemlerle kaliteli üzüm yetiştirerek hem çevreyi korumakta hem de tüketicilere

sağlıklı ürünler sunmaktadır.

Sonuç olarak, üzüm hasadı, tarih boyunca tarımsal ve ekonomik açıdan büyük bir öneme

sahip olmuştur. Yalnızca besin kaynağı olmanın ötesinde, üzümden elde edilen şarap ve diğer

ürünler, kültürel ve sosyo-ekonomik yapıları derinden etkilemiş ve şekillendirmiştir. Modern

teknikler ve sürdürülebilir yöntemler, bu binlerce yıllık geleneği devam ettirirken, kaliteli ürünler

elde etmeyi ve çevresel etkileri en aza indirmeyi hedeflemektedir. Örneğin, güneş enerjisi

ile çalışan sulama sistemleri ve düşük enerji tüketimli mekanizasyon, sürdürülebilir tarımın

önemli bileşenleridir.

Gelecekte, değişen iklim ve teknolojik gelişmelere adapte olabilmek, üzüm tarımı ve hasadının

sürdürülebilirliği açısından kritik olacaktır. Ayrıca, genetik araştırmalar sayesinde hastalıklara daha

dirençli üzüm çeşitleri geliştirilmesi, verimi artırabilir ve çevreye olan baskıyı azaltabilir. Uygun politikalar

ve bilinçli üretici destekleri ile bu geçiş süreci daha da hızlandırılabilir.

56 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

www.tarimturk.com.tr 57


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

TOHUMLUK PATATESTE KALİTE;

Türkiye Patates Sektörü’nde lider olmayı hedefleyen Seyitoğulları Tohumculuk; 20 bin

tonluk üretim kapasitesi ve 35 bin ton depolama kapasitesi ile endüstriyel patates, patates

tohumluk üretimi ve patates depolaması gibi farklı konularda ulusal ve uluslararası

markaların gözde hammadde ve tohum üreticisidir.

Patates üretiminde 30 yıllık tecrübeye sahip bir ekip tarafından 2016 yılında kurulan

Seyitoğulları Tohumculuk, tohum yetiştiricilik sertifikası ve Tarım Bakanlığı yetki

belgelerini alarak her sene hedeflerinin üzerinde gelişim göstermiştir. 2019 Yılı itibari

ile Nevşehir, Kayseri, Sivas, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Hatay bölgelerinde 5000

dekar ( 5 milyon metrekare ) ekim kapasitesine ulaşan Seyitoğulları Tohumculuk,

Nevşehir’deki son sistem soğuk hava deposunda 50 bin ton depolama kapasitesi ile

bölgenin en büyük üretim ve depolama firmalarından olmayı başarmıştır.

Firmamız 5 yıllık gelişim planı doğrultusunda üretim ve depolama kapasitelerini en az

iki kat arttırmayı hedeflemekte ve bu doğrultuda adımlar atmaktadır. Belirlediğimiz bu

hedefler doğrultusunda dünya çapında bir tohum firmasının Türkiye distribütörlüğünü

almayı planlamaktayız.

Pandemi sürecinde, firmaların küçülmeye gittiği bir süreçte depo kapasitemizi artırma

çalışmalarına başlayarak, Personel istihdamını arttırarak, ekim alanlarını, araç ve

makina filomuzu genişletip ülke ekonomisine katma değer sağlamaya çalışmaktayız.

Muhammet Çifcibaşı

Seyitoğulları Tohumculuk Ceo’su

Her firma patates

üretebilir ama kaliteli

tohumluk patates

yetiştiriciliği uzmanlık,

bilgi birikimi ve özverili

bir ekip çalışması ister.

Ülkemizin geleceğini düşündüğümüz için tohumluk patates üretimine önem veriyoruz.

Çünkü bugün patates tohumluk üretimi geleceğimizi yaşatacaktır. Her firma patates

üretebilir ama kaliteli tohumluk patates yetiştiriciliği uzmanlık, bilgi birikimi ve özverili

bir ekip çalışması ister. İşte bu yüzden Seyitoğulları Tohumculuk olarak sektördeki

üzerimize düşen yükü biliyor ve bu sorumluluk duygusu ile hareket ediyoruz.

Üretimimizin çoğu tohumluk gurubu patates çeşitleri olmakla birlikte Türkiye’nin

önde gelen firmalarına son tüketiciye sunmaları için yemeklik ve kızartmalık patates

tedarikçisi görevini de üstlenmekteyiz.

58 www.tarimturk.com.tr


Sertifikalı

Tohum

Üretimi

www.seyitogullari.com.tr

Tohumluk

Patateste

KALİTE

Gülşehir Yolu 7.Km Merkez/NEVŞEHİR

info@seyitogullari.com.tr

MUHAMMET ÇİFCİBAŞI

+90 533 747 49 58


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

ACLO VAP

600 g/l Aclonifen SC (Süspansiyon Konsantre)

BİTKİ KORUMA ÜRÜNÜNÜN KULLANILACAĞI BİTKİ VE YABANCI OTLAR:

Bitki Adı KONTROL ETTİĞİ YABANCI OTLAR Uygulama Dozu ve Dönemi

Son Uygulama ile hasat

arasındaki süre

AYÇİÇEĞİ

(Çıkış öncesi)

Kırmızı köklü tilkikuyruğu(Amaranthus

retroflexus)

Sirken(Chenopodium album)

Ballıbaba(Lamium amplexicaule)

Yabani hardal(Sinapis arvensis)

Kuş otu(Stellaria media)

Yavşanotu(Veronica spp.)

200 ml/da

(Ayçiçeği ekiminden sonra çıkış öncesi olarak.)

Darıcan(Echinochloa crus-galli)

300 ml/da.

AYÇİÇEĞİ

(Çıkış sonrası)

Yabani hardal(Sinapis arvensis)

Sirken(Chenopodium album)

125 ml/da.

Çıkış sonrası, yabancı otların 4-6 gerçek

yaprak döneminde.

49 gün

HAVUÇ

Kırmızı köklü tilkikuyruğu(Amaranthus

retroflexus)

Sirken(Chenopodium album)

Yabani Semizotu (Portulaca oleracea)

Yeşil kirpidarı(Setaria viridis)

Yabani hardal(Sinapis arvensis)

Eşek marulu(Sonchus arvensis)

150 ml/da.

Havuç ekiminden sonra çıkış öncesi.

NOHUT

Sirken(Chenopodium album)

Dilkanatan(Galium aparine)

Sarmaşık çobandeğneği (Polygonum

convolvulus)

Küçük turp(Rapistrum rugosum)

Yabani hardal(Sinapis arvensis)

125 ml/da.

Çıkış sonrası, yabancı otların 2-4 gerçek

yaprak döneminde.

49 gün

Dikenli yabani marul(Lactuca serriola)

75 ml/da.

Çıkış sonrası, yabancı otların 2-4 gerçek

yaprak döneminde.

Mercimek

(Çıkış öncesi)

Yabani hardal (Sinapis arvensis)

250 ml/da.

Mercimek ekiminden sonra, çıkış öncesi.

Gönül hardalı (Myagrum perfoliatum)

300 ml/da.

Mercimek ekiminden sonra, çıkış öncesi.

Mercimek

(Çıkış sonrası)

Yabani hardal (Sinapis arvensis)

125 ml/da

Çıkış sonrası, yabancı otların 2-4 gerçek

yaprak döneminde.

49 gün

Gönül hardalı (Myagrum perfoliatum)

Sarmaşık çobandeğneği

150 ml/da.

Çıkış sonrası, yabancı otların 2-4 gerçek

yaprak döneminde.

60 www.tarimturk.com.tr


ACLO VAP

TÜRKİYE MERKEZ

İZMİR

ANTALYA

ANTALYA

ADANA (Fabrika)

Yaşamkent Mah. 3250

Cd. Pelit Plaza No: 6A/63

Çankaya/ANKARA

+90 (312) 217 22 06

+90 (312) 217 22 16

vapco@vapco.com.tr

Adalet Mah.Manas Bul.

Folkart Towers No: 47b /

2809 Bayraklı / İzmir

+90 552 782 82 72

Gaziler Mahallesi 252.

Sokak No:2C Kepez /

Antalya

+90 (242) 502 07 58

Gaziler Mah. Antalya

Esnaflar Küçük San.Sit.

256 Sk. No:13 Kepez/

Antalya

+90 (242) 464 10 13

Acıdere OSB Mah.

Süleyman Demirel Bul.

No:34 Hacı Sabancı OSB

/ Sarıçam / Adana

+90 322 504 32 72

YURT DIŞI MERKEZ

Veterinary and Agricultural Products Manufacturing

Co. LTD./ÜRDÜN

Shmeisani, Prince Shaker Bin Zaid Street, Building no.

(12), P.O Box: 17058, Amman - 11195 – Ürdün

Tel: 0096265694991 - Fax: 009626594998

www.vapco.net

MANUFACTURING PLANT AL-ZARQA

Dhulail Province King Hussein Street No: 120 Zarga/

JORDAN

Tel: 00962 5 3824035

Fax: 00962 5 3834684


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Organik Gübrelerin

Çevre Üzerine Etkisi

62 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

1. Giriş

Tarımda verimliliği artırmak ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla organik gübreler,

son yıllarda önemli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Kimyasal gübrelerin yoğun kullanımı,

zamanla toprak kalitesinin düşmesi, su kirliliği ve biyoçeşitlilik kaybı gibi olumsuz çevresel etkileri

beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, organik gübrelerin kullanımı hem çiftçiler hem de çevre için

büyük bir önem taşımaktadır.

Organik gübreler, doğal kaynaklardan elde edilen ve toprağa organik madde sağlayan

maddelerdir. Bitki atıkları, hayvan gübreleri, kompost ve yeşil gübreler gibi çeşitli organik

materyallerden oluşurlar. Bu gübreler, toprağı zenginleştirirken aynı zamanda doğal dengenin

korunmasına yardımcı olurlar.

Günümüzde sürdürülebilir tarım uygulamaları arasında sayılan organik gübreler, hem verimliliği

artırarak tarımsal üretimde sürekli bir iyileşme sağlar hem de çevresel etkilerin minimize

edilmesine katkıda bulunur. Organik gübrelerin kullanımı sadece toprak ve bitki sağlığı açısından

değil, aynı zamanda su kaynaklarının korunması ve biyoçeşitliliğin sürdürülmesi açısından da

kritik bir rol oynar.

1.1 Organik Gübre Nedir?

Organik gübreler, bitki ve hayvan artıklarının doğal süreçlerle çürüyüp ayrışması sonucu oluşan

gübre türleridir. Bu gübreler, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirir.

Genellikle kompost, yeşil gübreler, hayvan gübresi, deniz yosunu ve solucan gübresi gibi çeşitli

kaynaklardan elde edilirler.

Organik gübrelerin en büyük avantajlarından biri, içerdikleri besin maddelerinin bitkiler

tarafından daha uzun sürede ve dengeli bir şekilde alınabilmesidir. Bu sayede bitkilerin büyüme

süreci desteklenir, toprak yapısı iyileşir ve çevresel etkiler minimum düzeyde tutulur.

Kimyasal gübrelere kıyasla, organik gübrelerin toprağa ve su kaynaklarına daha az zarar verdiği

bilinmektedir. Organik gübreler, bitkilerin ihtiyaç duyduğu azot, fosfor ve potasyum gibi temel

besin maddelerini içerir. Ayrıca, mikroorganizmaların gelişimini destekleyen maddeler de

barındırır.

Sonuç olarak, organik gübreler, sürdürülebilir tarım için önemli bir rol oynamaktadır. Hem

toprağın verimliliğini artırır hem de çevreye olan olumsuz etkileri azaltır. Bu nedenle, giderek

daha fazla çiftçi ve bahçıvan, kimyasal gübreler yerine organik gübreleri tercih etmektedir.

2. Organik Gübrelerin Kimyasal Gübrelerden Farkı

Organik gübreler; doğal kaynaklardan elde edilen, genellikle bitki atıkları, hayvan gübresi,

kompost ve diğer organik materyallerden oluşan gübrelerdir. Bu gübreler, içerdikleri organik

madde sayesinde toprağı besler ve onun yapısını iyileştirir. Kimyasal gübreler ise yapay olarak

üretilir ve genellikle azot, fosfor, potasyum gibi bileşenleri yüksek oranda içerir.

Organik gübrelerin kimyasal gübrelerden en önemli farkı, doğayla daha uyumlu ve sürdürülebilir

olmalarıdır. Organik gübreler toprağa yavaşça salınır ve bitkiler tarafından daha zamanlı bir

şekilde kullanılır. Bu, besin maddelerinin toprakta daha uzun süre kalmasını sağlar ve toprağın

yapısını iyileştirir. Diğer yandan, kimyasal gübreler hızlı bir etki sağlar ancak uzun vadede toprak

kalitesini düşürebilir ve çeşitli çevresel problemlere yol açabilir. Bunların yanı sıra, organik

gübrelerin kullanımı toprak mikroorganizmalarının aktivitesini artırır.

Organik gübreler,

sürdürülebilir tarım

için önemli bir rol

oynamaktadır. Hem

toprağın verimliliğini

artırır hem de çevreye

olan olumsuz etkileri

azaltır.

Bu durum, toprağın biyolojik çeşitliliğini destekler ve daha sağlıklı bir ekosistem yaratır. Kimyasal

gübreler ise genellikle bu mikroorganizmalar için olumsuz etkiler yaratabilir ve toprak biyotasını

olumsuz yönde etkileyebilir.

www.tarimturk.com.tr 63


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

2.2 Uzun Vadeli Etkiler

Organik gübrelerin uzun vadeli etkileri, çiftçilik stratejilerinde

önemli bir yer tutar. Kimyasal gübrelerin aksine, organik gübreler

toprağın doğal yapısını koruyarak uzun süreli verim artışına

katkıda bulunur. Organik materyaller, zamanla toprağın humus

içeriğini artırarak daha iyi su tutma kapasitesine ve daha güçlü kök

gelişimine olanak tanır. Organik gübreler ayrıca toprağın biyolojik

aktivitesini artırır. Bu, toprak mikroorganizmalarının faaliyetini

destekler ve bitki beslenmesini optimize eder. Mikroorganizma

faaliyeti, toprağın daha fazla besin üretmesini ve bu besinlerin

bitkiler tarafından daha kolay alınmasını sağlar.

Uzun vadede, organik gübre kullanımı toprağın erozyon direncini

artırabilir. Toprağın fiziksel yapısını iyileştirerek, su ve rüzgar

erozyonuna karşı dayanıklılığı artırır. Böylece, toprak kaybı

minimize edilir ve ekosistem dengesi korunur. Çevresel açıdan

bakıldığında, organik gübreler su kaynaklarına kimyasal kirlilik

riskini azaltır. Kimyasal gübrelerin aksine, organik gübreler

genellikle doğal döngüler içinde parçalanır ve su kaynaklarına

zarar verme olasılığı düşüktür. Bu da su kalitesinin korunmasına

önemli bir katkı sağlar.

3. Toprak Kalitesine Etkileri

Organik gübrelerin toprak kalitesi üzerinde pek çok olumlu etkisi

bulunmaktadır. İlk olarak, organik gübreler toprağın fiziksel

yapısını iyileştirir. Toprağı daha gevrek ve suyu tutma kapasitesi

yüksek hale getirir. Bu, bitki köklerinin daha rahat gelişmesini

sağlar ve su stresini azaltır.

2.1 İçerik ve Yapı

Organik gübreler, doğal kaynaklardan elde edilen ve bitkilerin

büyümesini destekleyen materyallerdir. İçeriğinde, genellikle

hayvansal atıklar, bitkisel artıkları, kompost, deniz yosunu ve

yeşil gübre gibi maddeler bulunur. Bu maddeler, bitkilere gerekli

olan makro ve mikro besin elementlerini sağlarken, aynı zamanda

toprağın yapısını iyileştirir.

Kimyasal gübreler ise sentetik öğretim süreçleri ile üretilir

ve genellikle azot, fosfor ve potasyum gibi belli başlı besin

maddelerini içerir. Ancak, organik gübreler bu temel elementlerin

yanı sıra, magnezyum, kalsiyum, kükürt gibi toprak ve bitki

sağlığı için gerekli olan diğer elementleri de bulundurur. Organik

gübrelerin yapısı, biyolojik olarak parçalanabilen ve toprağın

organik madde içeriğini artıran maddelerden oluşur. Bu gübreler,

bitki köklerinin kolaylıkla alabileceği formdadır ve zamanla

toprağın mikroorganizma faaliyetlerini destekler. Ayrıca, organik

gübreler toprağın su tutma kapasitesini artırarak, bitkilerin kurak

dönemlerde bile suya ulaşmasını sağlar. Organik gübrelerdeki

mikrobiyal aktiviteler, toprağın havalanmasını ve su akışını

destekleyen kümeler oluşturur. Böylece, toprağın genel yapısını

iyileştirir ve daha sürdürülebilir bir tarım için zemin hazırlar.

İkinci olarak, organik gübreler toprağın kimyasal özelliklerini

düzeltir. Organik maddeler, mikro ve makro besin maddelerini

toprağa ekleyerek bitkilerin daha dengeli beslenmesini sağlar.

Bu, bitkilerin sağlıklı büyümesi ve yüksek verim elde edilmesinde

büyük rol oynar.Üçüncü olarak, organik gübreler toprağın

biyolojik aktivitelerini artırır. Organik maddeler, toprak içindeki

mikroorganizmaların ve faydalı böceklerin popülasyonlarını

artırarak ekosistemi zenginleştirir. Bu, zararlı organizmaların kontrol

altında tutulmasına ve tarımsal sürdürülebilirliğin sağlanmasına

yardımcı olur.Tüm bu etkiler, organik gübrelerin toprağın genel

kalitesini ve sağlığını önemli ölçüde iyileştirdiğini göstermektedir.

Organik gübreler sayesinde tarım daha sürdürülebilir ve ekolojik

olarak faydalı bir hale gelir. Organik gübrelerin düzenli kullanımı,

toprağın uzun vadede verimli kalmasını sağlar ve ekolojik dengeyi

korur.

3.1 Toprak Verimliliği

Toprak verimliliği, bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini

yeterli miktarda ve dengeli bir şekilde sağlayabilme kapasitesi ile

tanımlanır. Organik gübreler, içerdiği doğal bileşikler sayesinde

toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirerek

toprak verimliliğini artırır. Bu gübreler, organik maddeler, humus

ve mikroorganizmalar gibi bileşenleri içerir. Bu bileşenler toprağın

su tutma kapasitesini ve havalanmasını artırır, bu da bitkilerin

daha iyi kök gelişimi göstermesine neden olur.

64 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

Organik gübreler toprağın pH seviyesini dengeleyerek bitkilerin

besin maddelerini daha kolay almasını sağlar. Kimyasal gübrelerin

aksine, organik gübreler toprakta birikme yapmaz ve toprağın

yapısında uzun vadede olumsuz etkilere neden olmaz.

Ayrıca organik gübreler, makro ve mikro besin elementlerinin

sürdürülebilir bir şekilde bitkiler tarafından kullanılmasını sağlar.

Bu durum, bitkilerin sağlıklı büyümesine ve daha yüksek verim elde

edilmesine katkıda bulunur.Doğal mineral maddeler ve organik

içerikler, toprağın organik madde içeriğini artırarak biyolojik

aktiviteyi teşvik eder. Bu artış, toprağın verimliliği üzerinde olumlu

bir etki yapar ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekler.

Sonuç olarak, organik gübrelerin kullanımı çiftçiler için çevre

dostu ve ekonomik bir alternatif sunar.

3.2 Toprak Mikroorganizmaları Üzerindeki Etkiler

Organik gübrelerin toprağa eklenmesi, toprak mikroorganizmaları

üzerinde önemli etkilere sahiptir. Organik gübreler, doğal

bileşenlerden elde edildiği için mikroorganizmaların beslenme

kaynaklarını zenginleştirir ve bu mikroorganizmaların aktivitesini

artırır. Bu durum, topraktaki biyolojik dengeyi ve biyoçeşitliliği

destekler.

Organik gübreler, toprak mikroorganizmalarının yaşam koşullarını

iyileştirir ve onların çoğalmasını teşvik eder. Örneğin, humus

içeren organik gübreler, toprak yapısını ve su tutma kapasitesini

iyileştirerek mikroorganizmaların daha verimli çalışmasına olanak

sağlar. Ayrıca, organik gübreler topraktaki organik madde miktarını

artırarak, mikroorganizmaların enerji ve besin ihtiyaçlarını karşılar.

bu da suyun sızmasını ve yer altı sularına karışmasını engeller.

Bunun yanı sıra, organik gübreler toprak mikroorganizmalarının

faaliyetlerini destekler. Mikroorganizmalar, besin maddelerinin

bitki tarafından daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar ve

su kirliliği potansiyelini azaltır. Bütün bu nedenlerle, organik

gübreler su kirliliğini azaltmada önemli bir rol oynar ve çevresel

sürdürülebilirliğe katkıda bulunur.

4.1 Su Tüketimi ve Kalitesi

Organik gübrelerin su tüketimi ve su kalitesi üzerindeki etkileri,

sürdürülebilir tarım ve çevre yönetimi açısından önemli bir

konudur. Organik gübreler, kimyasal gübrelere kıyasla genellikle

daha az su tüketimine neden olur. Bunun temel nedeni, organik

gübrelerin toprak yapılarını iyileştirerek su tutma kapasitesini

artırmasıdır. Bu durum, bitkilerin su ihtiyacının daha verimli bir

şekilde karşılanmasına yardımcı olur.

Su kalitesi açısından bakıldığında, organik gübrelerin kullanımı

genellikle su kaynaklarına daha az zarar verir. Kimyasal gübreler,

içerdikleri yüksek miktarda azot ve fosfor nedeniyle su kaynaklarını

kirletme potansiyeline sahiptir.

Bu maddeler, yer altı sularına ve yüzey sularına sızarak alg

patlamalarına ve su kalitesinin düşmesine yol açabilir. Organik

gübreler ise bu tür kirlilik risklerini minimize eder, çünkü

içerdikleri besin maddeleri daha yavaş serbest bırakılır ve toprak

tarafından daha kolay emilir. Sonuç olarak, organik gübrelerin

bilhassa tarımda su tüketimini optimize ettiği ve su kaynaklarının

kirlenmesini önlediği için çevresel açıdan daha sürdürülebilir bir

seçenek sunduğu söylenebilir.

Buna ek olarak, organik gübre kullanımı, kimyasal gübrelerin

aksine, topraktaki mikroorganizma popülasyonlarını olumsuz

yönde etkilemez. Kimyasal gübreler, zamanla toprakta toksik

birikimler oluşturabilir ve bu toksik maddeler mikroorganizmalar

üzerinde zararlı etkilere neden olabilir. Organik gübreler ise böyle

bir risk taşımaz ve doğal süreçlere uyum sağlar. Sonuç olarak,

organik gübrelerin mikroorganizmalar üzerindeki olumlu etkileri,

sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekler ve toprak kalitesinin

uzun vadeli korunmasına yardımcı olur.

4. Su Kirliliği Üzerindeki Etkileri

Organik gübrelerin su kirliliği üzerindeki etkileri, kimyasal

gübrelerden farklı olarak genellikle olumlu yöndedir. Kimyasal

gübreler, özellikle nitratlar ve fosfatlar, yer altı suları ve yüzey

sularına karışarak besin kirliliğine neden olabilirler. Bu durum,

su kaynaklarında alg patlamaları ve ötrofikasyon gibi çevresel

sorunlara yol açar.

Organik gübrelerin içerdiği besin maddeleri, genellikle toprakta

daha iyi tutulur ve yavaş salınır. Bu, besin maddelerinin su

kaynaklarına karışma riskini azaltır. Toprakta daha iyi tutulan

organik maddeler, yağmur ve sulama suyu ile kolayca yıkanmadığı

için su yollarında kirlilik yaratma olasılığı daha düşüktür. Ayrıca,

organik gübrelerin kullanımı toprağın su tutma kapasitesini artırır,

www.tarimturk.com.tr 65


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

5. Biyoçeşitliliğe Katkıları

Organik gübrelerin kullanımı, tarımda biyoçeşitliliği artırması

bakımından büyük bir önem taşır. Kimyasal gübrelerin aksine,

organik gübreler doğal bileşenlerden oluşur ve toprak, bitki ve

mikroorganizmalar için daha uyumlu bir besin kaynağı sağlar.

Bu durum, ekosistemin dengesini korur ve biyolojik çeşitliliği

destekler.

Organik gübreler, bölgesel flora ve fauna üzerinde olumlu etkiler

yaratır. Bunlar, bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin elementlerini

yavaş ve sürekli bir şekilde sağlar, bu da bitkilerin daha sağlıklı

büyümesine katkıda bulunur. Sağlıklı bitkiler, zararlı böceklere

karşı daha dirençli hale gelir ve tarım zararlılarının popülasyonlarını

doğrudan dengeleyecek olan yararlı böcek ve organizmaların

yaşamını destekler.

Organik gübre kullanımının bir diğer önemli avantajı, toprağın

yapısını iyileştirerek geçirgenliğini artırmasıdır. Ekosistem

içerisindeki çeşitli organizmalar için ideal bir yaşam alanı

yaratılması, hem toprak verimliliğini artırır hem de biyolojik

çeşitliliğin artmasına katkıda bulunur. Bu, aynı zamanda bitki

köklerinin gelişimini teşvik eder ve mikroorganizmaların etkinliğini

artırır, böylece toprağın biyolojik aktivitelerini destekler.

5.1 Tarla ve Bahçelerdeki Organizmalar

Organik gübrelerin kullanımı, tarla ve bahçelerde birçok

organizmanın yaşamını destekler ve biyoçeşitliliğin artmasına

katkıda bulunur. Kimyasal gübreler, genellikle toprağın mikrobiyal

dengesini bozarken; organik gübreler, toprak organizmalarının

varlığını ve çeşitliliğini artırır. Bu organizmalar arasında

mikroorganizmalar, solucanlar, böcekler ve diğer faydalı canlılar

bulunur.

Organik gübreler, toprağa doğal maddeler ekleyerek

mikroorganizmaların besin kaynağını zenginleştirir. Toprak

mikroorganizmaları, organik maddelerin ayrışması ve besin

maddelerinin bitkiler tarafından daha kolay alınabilir hale

gelmesini sağlar. Ayrıca solucanlar, toprağı havalandırarak ve

besin maddelerinin dağılımını artırarak bitki köklerinin gelişmesini

destekler.

Böcekler ve diğer faydalı organizmalar da organik tarım alanlarında

daha fazla bulunur. Bu canlılar, zararlı böceklerle doğal yollarla

mücadele ederek bitki sağlığını korur. Organik gübreler, kimyasal

gübrelerin aksine, bu faydalı böcek popülasyonlarını olumsuz

etkilemez, aksine onlara yaşam alanı oluşturur.

Sonuç olarak, organik gübre kullanımı, tarla ve bahçelerdeki

organizmaların biyolojik çeşitliliğini artırır, toprağın sağlığını korur

ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekler.

6. Sonuç

Organik gübreler, çevre üzerindeki olumlu etkileriyle öne

çıkan önemli tarımsal girdilerdir. Kimyasal gübrelerle

karşılaştırıldığında, içerikleri doğal maddelerden

oluşur ve uzun vadede toprağın yapısını iyileştirir,

mikroorganizmaların faaliyetlerini destekler. Organik

gübrelerin toprak verimliliğine ciddi katkıları bulunmakta

ve su kaynaklarının kalitesini koruma noktasında

avantajlar sunmaktadır.

Organik gübreler, hem su tüketimini azaltmakta hem

de su kirliliğini önemli ölçüde önlemektedir. Ayrıca,

biyoçeşitliliğe yaptığı katkılarla tarla ve bahçelerdeki

ekosistemleri zenginleştirmekte, çeşitli organizmaların

yaşam alanlarını korumaktadır.

Sonuç olarak, organik gübrelerin kullanımı, sürdürülebilir

tarım yöntemlerinin bir parçası olarak büyük önem

taşımaktadır. Çevresel sürdürülebilirliği artıran ve

toprağın sağlık ve verimliliğini koruyan bu yöntem,

gelecekte tarımsal üretimin en önemli unsurlarından biri

haline gelmektedir. Bu nedenle, tarım politikalarının ve

uygulamalarının organik gübre kullanımını teşvik edecek

şekilde şekillendirilmesi gerekmektedir.

66 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SEKTÖRDEN

www.tarimturk.com.tr 67


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

MAVİ SERTİFİKALI

Kaliteli ve yüksek verim için bölgenize uygun sertifikalı her çeşit çilek fidesi mevcuttur.

Albion, Aromas ve Diamante çeşitlerinin beğenilen özelliklerinin birleştirilmesi ile islah edilen bu erkenci çeşit orta derecede gün nötr

olup hem yaylalarda hem de kiyi şeridinde başarı ile dikilmektedir. Çok güzel olan meyveleri sezon sonuna kadar iriliğini kaybetmez.

Monterey çeşidinin çiçeklenmesi ile Albion ile benzer olmasına rağmen biraz daha fazladır. Bitki daha kuvvetlidir ve daha fazla alan

gerektirebilir. Meyveleri iri, sert, hafif oyulmuş ve koyu kırmızıdır. Tadı, Kaliforniya çeşitlerinde sıklıkla meydana gelmeyen, belirgin bir tatlı

tat ile iyidir. Monterey mantar hastalıklarına karşı oldukça dirençlidir, ancak küf alabilir, bu nedenle buna karşı tedavi edilmelidir.

Sabrina çeşidi özellikleri ile ilgili görsel sonucu. Kısa gün çeşidi olan Sabrina yeni bir çeşittir. Düzgün, konik, sert ve büyük meyvelere sahip

bu çeşit yola dayanıklıdır. Aroması yüksek ve sıkı yüzeylidir. Erken olgunlaşır ve düşük sıcaklıklara rağmen hızlı renklenme gösterir. Özellikle

topraksız tarım için tercih edebileceğiniz bir çeşittir.

Festival kısa gün çeşididir. Konik şekle sahip olan meyvelerin içi açık kırmızı, dışı ise koyu ve parlak kırmızıdır. Meyvelerin aroması Sweet

Charlie kadar yüksek olmasa da Camarosa’dan yüksektir. Bu çeşidin meyve kalitesi ve verimi Camarosa’ya çok benzer. İlk meyvelerde şekil

bozukluğu Camarosa’dan çok düşüktür. Külleme’ye hassas, Antraknoz’a dayanıklı bir çeşittir. Camarosa’dan daha erkencidir.

Rubigem kısa gün çeşidi, erkenciliği ve çok beğenilen tadı ile tanınmaktadır. Parlak, iri, tatlı ve kırmızı renkte meyvelere sahiptir. Külleme

hastalığına hassas, Fusarium solgunluğuna dirençlidir. Festival’den daha erkencidir. Tat özelliği açısından kendi sınıfındaki diğer çeşitlere

nazaran yola daha dayanıklıdır. İç piyasa ve ihracat için tercih edilen bir çeşittir.

Fortuna fidesi kısa gün çeşittir. Kış-ilkbahar dönemlerinde üretim yapılan bölgelerde erkenci bir çeşididir. Erken sezonda verdiği, yüksek oranda

büyük, çekici ve tekdüze şekilli pazarlanabilir meyveleri ile diğer çeşitlerden ayrılır. Meyve büyüklüğünü ve şeklini bütün sezon boyunca korur.

Fortuna açık bitki özelliğine sahiptir ve meyvelerini uzun saplarda vererek hem döllenmeyi hem de meyve hasatını kolaylaştırır. İhracat için

uygun bir çeşittir.

Portola güçlü çiçeklenmesinden dolayı bahar ve yaz dikimine de çok iyi uyum sağlar. Portola’nın meyve büyüklüğü

Albion’a benzer, renk olarak daha açık renkli ve daha parlak meyvesi vardır.Güçlü bir gün nötr çeşittir. Değişik bölgelere

uyum sağlama yeteneğine sahip standart kış dikim sisteminde erkencidir. Hastalıklara karşı direnci iyidir.

Cabrillo çilekleri Amerikan çeşitleridir. Rekor bir verimde farklılık gösterir - çalı başına 3,7 kg’a kadar. Ilıman iklimlerde bitki

başına 1,5–2 kg kaldırabilirsiniz. Düzenli sulama, gübreleme ve diğer bakım önlemlerini gerektirir. Olgun, koyu tenli (zengin

kırmızı, kısmen bordo renkte) bir çilektir.

Brilliance TM çilek çeşidinin bitkileri açık bir mimariye sahiptir. İyi görünen bir meyve ve verimli bir hasat sunan uzun

pedicelleri ile sağlamdırlar. Bu çeşit, farklı bölgelere, yerlere, yetiştirme stillerine ve ekim tarihlerine çok uyumludur.

Ozark Beauty çilek bitkileri Arkansas’ta geliştirildi ve kalıcı çilek çeşitlerinin en popüler ve uyarlanabilirlerinden biri olduğunu

kanıtladı. Genellikle 4 ila 8 arasındaki bölgelerde son derece iyi büyürler ve hatta 3 ve 9 bölgelerinde bile performans

gösterebilirler. Özellikle daha kuzey iklimleri ve güneydeki daha yüksek rakımlar için çok uygundurlar. Uygun bakım ile Ozark

Beauty çilekleri kış sıcaklıklarında -30 dereceye kadar dayanabilir.

Yükseltilmiş, plastik malç kaplı yataklarda yıllık, kış ve ilkbahar üretimine uyarlanmış kısa gün çeşididir. Çeşit, meyve

hasatını kolaylaştıran uzun pedisellere sahip kompakt, dik bir bitki geliştirir. Kademeli olarak gelişen parlak kırmızı bir

dış renge sahiptir.

Nötr gün ışığı saatlerinde en çok yönlü, lezzetli ve verimli çilek çeşitlerinden biridir. Erken olgunlaşma dönemine sahip

remontant çeşitleri ifade eder. Beyaz çiçekler 5-6 yapraklıdır. Bir tomurcuğun çapı 3,7 cm’ye ulaşır Çiçeklenmenin

başlangıcından hasada kadar geçen süre bir ayı geçmez.

68 www.tarimturk.com.tr


Kaliteli Üretim Kusursuz Hizmet...

www.aldemfide.com

Albion

Monterey

Sabrina

Festival

Rubigem

Fortuna

Portola

Cabrillo

Brilliance

Beauty

Winter Star

Murano

Ofis: Bayramlı Mah. Hamzaoğlu Sk. No 6/1 Derinkuyu Nevşehir

Soğuk hava Deposu: Yeni Mah. Orhanlı Yolu 2. Km Derinkuyu Nevşehir

0 532 518 13 63 | 0 532 518 13 93 | 0 384 381 26 76

b.cicek@aldemfide.com | info@aldemfide.com




ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Patlıcanlarda

Kırmızı Örümcek ile Mücadele:

Metotlar ve Stratejiler

Türkiye tarım ekonomisinde önemli bir yere sahip olan patlıcan, çeşitli biyotik ve abiyotik stres faktörlerine maruz kalmaktadır.

Bu faktörlerden biri de patlıcan tarlalarında yaygın olarak görülen kırmızı örümcek zararlısıdır. Kırmızı örümcek zararlıları,

bitkinin özsuyunu emerek yapraklarda sararmalara, dökülmelere ve hatta bitkinin ölümüne neden olabilirler. Bu zararlılar,

sadece verimi düşürmekle kalmaz, aynı zamanda bitkinin genel sağlığını da ciddi şekilde tehdit eder.

Patlıcan Türleri ve Kırmızı Örümcek Tehdidi

Patlıcan (Solanum melongena) farklı iklim ve toprak koşullarında yetiştirilebilen bir bitkidir. Farklı iklim koşullarına uyum

yeteneği, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaygın olarak yetiştirilmesine imkan tanır. Patlıcan türlerinin çeşitliliği, zararlılarla

mücadelenin karmaşık bir hale gelmesine neden olmaktadır. Özellikle kırmızı örümcek (Tetranychus urticae) gibi zararlılar,

bitkiler üzerinde ciddi kayıplara yol açmaktadır. Yapılan araştırmalar, çeşitli patlıcan türlerinin kırmızı örümceğe karşı farklı

hassasiyet seviyeleri gösterdiğini ortaya koymuştur. Bazı türler daha dirençli olabilirken, hassas türlerde zararlıların etkisi

daha yıkıcı olabilmektedir. Ayrıca, zararlının popülasyon dinamiklerinin iklim değişikliği ile nasıl etkileneceğine dair güncel

araştırmalar da bu mücadelenin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

72 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

Kırmızı Örümceğin Biyolojik Özellikleri

Kırmızı örümcekler (Tetranychus urticae), yaprakların alt yüzeylerinde koloniler

oluşturarak bitki özsuyunu emerler. Bu zararlılar, hızlı üreme yetenekleri ve geniş

konukçu bitki yelpazeleri ile dikkat çekerler. Dişi örümcekler, kısa sürede yüzlerce

yumurta bırakabilir ve uygun koşullarda bu yumurtalar birkaç gün içinde larvaya

dönüşebilir. Kırmızı örümcek kolonileri, özel bir ağ yaparak kendilerini avcılardan

ve olumsuz çevresel koşullardan korur. Bu ağlar, ışığın yapraklara ulaşmasını

engelleyerek bitkinin fotosentezine de zarar verebilir. Kırmızı örümceklerin varlığı,

bitkilerde ciddi stres ve zayıflama belirtilerine yol açar ve bu da bitkilerin diğer

hastalıklara ve zararlılara karşı direncini azaltır.

Kırmızı Örümceğin Patlıcan Üzerindeki

Etkileri

Kırmızı örümceklerin oluşturduğu zararın en büyük belirtisi, yapraklarda görülen

renk değişiklikleridir. Öncelikle yapraklarda sararma, ardından kahverengileşme

ve dökülme görülebilir. Bu durum, bitkinin fotosentez kapasitesini azaltarak

verimde ciddi düşüşlere yol açar. Ağır enfestasyonlarda ise bitkiler tamamen

kuruyabilir. Patlıcan bitkileri, kırmızı örümcek saldırısına özellikle hassastır

çünkü yoğun bitki örtüsü, örümceklerin kolonilerini gizlemesine yardımcı

olur. Zararlının faaliyetleri, meyve üretimini de olumsuz etkiler; patlıcanlar

genellikle daha küçük kalır, şekil bozuklukları gösterir ve pazar değerini yitirir.

Enfekte bitkiler ayrıca su ve besin dengesinde sorunlar yaşayarak genel sağlık

durumlarında ciddi gerileme yaşayabilirler.

Kırmızı Örümcek ile Mücadelede Biyolojik Yöntemler

Biyolojik mücadele, kırmızı örümcek popülasyonlarını kontrol altına almak için

doğal düşmanların kullanımını içerir. Predatör akarlar (örneğin, Phytoseiulus

persimilis) ve entomopatogen funguslar, kırmızı örümceklerle mücadelede

etkili olabilmektedir. Bu yöntemler, pestisitlerin olumsuz etkilerini minimize

ederken ekosistemi de korur. Predatör akarlar, kırmızı örümcekleri aktif olarak

avlayarak popülasyonlarını kontrol altında tutar. Entomopatogen funguslar

ise, örümceklerin üzerine yerleşerek onları enfekte eder ve ölümüne yol açar.

Ayrıca, bazı bitkilerin köklerinde doğal olarak bulunan mikorizal mantarlar ve

biyokömür kullanımı, bitkilerin doğal savunma mekanizmalarını güçlendirerek

zararlılara karşı daha dirençli olmalarını sağlar. Elektronik feromon tuzaklar

ve bitkisel yağ kullanımı da kırmızı örümcek popülasyonlarını azaltmada

destekleyici yöntemlerdir

www.tarimturk.com.tr 73


ARAŞTIRMA

TT

TARIM

TÜRK

Kimyasal Mücadelenin Avantajları ve Dezavantajları

Kimyasal mücadele yöntemleri, hızlı ve etkili sonuçlar vermesi nedeniyle sıkça tercih

edilmektedir. Bu yöntemlerin en büyük avantajlarından biri, ani ve yoğun zararlı

istilalarında hızlı çözümler sunabilmesidir.

Özellikle geniş alanlarda veya ciddi zararlı baskısı altındaki tarlalarda kimyasallar,

kısa sürede büyük popülasyon düşüşleri sağlayabilir. Ancak, bu avantajların

yanında önemli dezavantajlar da bulunmaktadır. Aşırı ve bilinçsiz kullanımı,

kırmızı örümceklerin pestisitlere karşı direnç kazanmasına yol açabilir ve bu

direnç kazanımı, gelecekte zararlı sorunlarını daha da karmaşık hale getirebilir.

Ayrıca, kimyasalların çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini de

unutmamak gerekir.

Topraktaki faydalı organizmaları ve su kaynaklarını kirletebilir, arılar gibi önemli

tozlayıcı canlıları öldürebilir. Dolayısıyla, kimyasal mücadele yöntemlerinin kullanımı

dikkatli bir şekilde planlanmalı, koruyucu ekipmanların kullanımı ve uygulama

zamanlaması gibi önlemler alınarak, insan ve çevre sağlığına zarar vermeyecek

şekilde uygulanmalıdır. İdeal olan, bu tür yöntemleri sadece zararlı popülasyonlarının

kritik seviyelere ulaştığı durumlarda kullanmaktır

Kültürel Önlemler ve Entegre Mücadele Stratejileri

Kültürel önlemler, kırmızı örümceklerin yayılmasını ve popülasyonunu azaltmak için uygulanan

tarla yönetim teknikleridir. Örneğin, düzenli ve yeterli sulama uygulamaları, bitkilerin su

stresine girmesini engelleyerek zararlılara karşı daha dirençli olmalarını sağlar. Benzer şekilde,

dengeli ve düzenli gübreleme teknikleri bitkilerin besin ihtiyaçlarını karşılayarak, güçlü ve

sağlıklı büyümelerini teşvik eder. Tarla temizliği, bitki artıkları ve yabancı otların düzenli olarak

temizlenmesi, kırmızı örümceklerin saklanma ve üreme alanlarını azaltır. Entegre zararlı

yönetimi (IPM) stratejileri ise, biyolojik, kimyasal ve kültürel mücadele yöntemlerini bir araya

getirerek bütüncül bir yaklaşımla zararlılarla mücadele etmeyi sağlar. IPM, zararlıların ekonomik

zarar eşiğinin altında tutulmasına odaklanır ve çevre dostu çözümler sunar. Örneğin, biyolojik

mücadele için predatör akarlar ve entomopatogen funguslar kullanılırken, kültürel mücadele

teknikleri ile bitki sağlığı korunur ve zararlı yoğunluğu azaltılır. Kimyasal mücadele ise ancak

diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda, belirli sınırlar ve dozlarda kullanılarak entegre

sisteme dahil edilir. Böylelikle, hem çevresel sürdürülebilirlik sağlanır hem de ekonomik

anlamda daha kazançlı ve uzun vadeli çözümler elde edilir.

Sonuç ve Öneriler

Kırmızı örümcek, patlıcan tarlalarında ciddi ekonomik kayıplara yol açabilen önemli

bir zararlıdır. Bu zararlı ile etkili mücadele etmek, sadece bir yöntemle sınırlı kalmayıp,

biyolojik, kimyasal ve kültürel yöntemlerin entegrasyonunu gerektirir. Bu entegre

mücadele yöntemi (IPM), hem zararlı popülasyonunu kontrol altında tutar hem de

çevresel sürdürülebilirliği destekler. Çiftçilerin ve tarım uzmanlarının, zararlı yönetim

stratejilerini sürekli olarak güncellemesi ve uygulamaları, değişen iklim koşulları ve zararlı

davranışlarına karşı hazırlıklı olmalarını sağlar. Ayrıca, düzenli eğitim ve bilgilendirme

faaliyetleri, çiftçilerin bilinçli ve etkin mücadele yöntemlerini benimsemelerine katkıda

bulunur. Uzun vadede, bu yaklaşımlar bitki sağlığını korumanın yanı sıra, kimyasal

kullanımını ve çevresel zararı azaltarak, daha sağlıklı ve üretken tarım alanları

yaratacaktır. Sonuç olarak, sürdürülebilir ve entegre zararlı yönetimi, hem ekonomik

kayıpları minimize eder hem de çevre üzerinde olumlu etkiler yaratır.

74 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

ARAŞTIRMA

Yeni pazarlara açılan Pakistan

pirinci ihracat rekoru kıracak

Pakistan’ın 2023/24 sezonunda (Kasım-Ekim) sadece geleneksel ana pazarlarına değil, aynı zamanda

Güneydoğu Asya ve Batı Yarımküre pazarlarına da açılarak 5,5 milyon tonluk rekor bir pirinç sevkiyatı

gerçekleştireceği tahmin ediliyor.

ABD’de tarım dışı

istihdam Mayıs’ta

beklentilerin

üzerinde gerçekleşti

ABD Tarım Bakanlığı USDA’ya göre Pakistan, 2023/24 sezonunun ilk 4 ayında geçen yılın

aynı dönemine kıyasla neredeyse iki katına çıkarak 2,8 milyon tondan fazla pirinç ihraç

etti. Pakistan’ın artan pirinç ihracatı, rekora yakın bir mahsulün düşük fiyatları beraberinde

getirmesi sayesinde diğer Asya ve Batı Yarımküre pirinç tedarikçileri için zorlu bir

rekabet oluşturmasından kaynaklanıyor. Buna ek olarak, Pakistan pirinç ihracatı, Hindistan’ın

ihracatı kısıtlamasından istifade ediyor. Daha uzak bölgelere de agresif bir şekilde

pirinç satışı yapan Pakistan’ın yeni pazarlara giriş yapması dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz sezon 7.3 milyon ton pirinç üreten Pakistan’ın bu sezon ise 9 milyon tonluk

bir hasat yapması bekleniyor. Pakistan daha büyük rekolte sayesinde Afganistan, Birleşik

Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi komşu pazarlar için önemli bir tedarikçi olmaya

devam ediyor. Pakistan tarihsel olarak Tanzanya ve Kenya gibi yakınındaki Doğu Afrika

ülkelerinin de tedarikçisi konumunda. Ancak Hindistan’ın pirinç ihracatına getirdiği

kısıtlamalar küresel ticareti etkilemeye devam ettikçe, Fildişi Sahili, Cibuti, Senegal ve

Madagaskar gibi diğer birçok fiyat hassasiyeti olan Afrika ülkesi, talebi karşılamak için

Pakistan’a yöneldi.

ABD’de tarım dışı istihdam, Mayıs’ta 272 bin kişi artarak

beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, işsizlik

oranı yüzde 3,9’dan yüzde 4’e yükseldi.

ABD Çalışma Bakanlığı, Mayıs ayına ilişkin istihdam

raporunu açıkladı.

Buna göre, ülkede tarım harici sektörlerde istihdam

Mayıs’ta 272 bin kişi arttı. Piyasa beklentilerinin

üzerinde gerçekleşen tarım dışı istihdam verisinin,

180 bin kişi artması öngörülüyordu.

ABD’de işsizlik oranı, Mayıs ayında 0,1 puan artışla

yüzde 4’e yükseldi. Piyasa beklentilerinin üzerinde

gerçekleşen işsizlik oranının bu dönemde yüzde 3,9

olması öngörülüyordu. İşsizlik oranı Nisan’da yüzde

3,9 olarak gerçekleşmişti.

Bitki büyümesini hızlandıran

‘elektronik toprak’ geliştirildi

İsveçli araştırmacılar bitki büyümesini hızlandıran ‘elektronik toprak’ geliştirdi. eSoil olarak adlandırılan

toprağın fide büyümesini ortalama yüzde 50 oranında artırdığı belirtildi.

Tarım için kritik gelişme

İsveçli araştırmacılar, bitki büyümesini %50 oranında artıran ‘biyoelektronik toprak’ olan

eSoil’i geliştirdi. Linköping Üniversitesi’nde yapılan çalışma, eSoil’in, elektrik sinyalleri göndererek

bitki köklerini uyardığını ve büyümeyi hızlandırdığını gösterdi. eSoil, iletken polimer

PEDOT ile karıştırılmış organik maddelerden oluşuyor. Hidroponik çiftlikler için kritik

olan bu teknoloji, gübre kullanımını azaltıp mahsul verimini artırabilir. Araştırmacılar, azotun

daha verimli işlendiğini belirtti, ancak büyümenin arkasındaki mekanizmanın future

çalışmalarla açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade ettiler.

www.tarimturk.com.tr 75


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

76 www.tarimturk.com.tr


mottoplanter .com


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

ULUSAL GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN GIDA

OKURYAZARLIĞI

Zir. Müh. Ece YÜCEL | Zir. Yük. Müh. Kander KOÇ

78 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

Gıda Güvenliği Nedir?

Gıda güvenliği, gıda kaynaklı hastalıklar başta olmak üzere diğer zararlı maddelerin

tüketiciye ulaşması önlemek amacıyla gıda üretiminden tüketimine kadar olan tüm

süreçlerde önlemlerin alınması ve standartların uygulanmasıdır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nun gıda güvenliğinin tanımını; “Tüm

insanlığın her daim sürekli aktif ve sağlıklı yaşamın devamlılığı için diyetsel ihtiyaçlarını

ve gıda tercihlerini karşılayabilecek yeterli ve güvenli besleyici besine fiziksel ve

ekonomik olarak ulaşabilme” olarak yapmıştır. Karabal, (2019) ise gıda güvenliğini;

fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri nedeniyle tüketime uygun ve besin değerini

kaybetmemiş gıda maddesi şeklinde tanımlamıştır.

Gıda güvenliği tehlikelerinin başlangıcı gıda zincirinin herhangi bir aşamasında ortaya

çıkabilmektedir. Bu sebeple gıda zinciri boyunca etkin bir kontrolün gerçekleştirilmesi

elzemdir. Nitekim Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) ve Dünya

Sağlık Örgütü (WHO) 1965 yılında Ortak Gıda Standartları Programını (Codex Alimentarius)

başlatmıştır. Bu program ile gıda güvenliğinde yeni bir evreye geçilmiştir.

Kısaca gıda güvenliği tarlaya atılıp can suyu verilen tohum tanesinden sofraya

gelene kadar ki tüm süreçlerde gerekli ve önemlidir. Gıda güvenliği kısaca, gıdada

oluşabilecek tüm zararların (fiziksel, kimyasal, biyolojik vb.)ve tüm zararların yok

edilmesini sağlayacak önlemlerin bütünüdür. Güvenli gıda kavramına daha ayrıntılı

baktığımızda; amaca uygun olarak hazırlanmış tüm özelliklerinin (fiziksel, kimyasal

ve mikrobiyolojik vs.) tüketime uygun ve besin değerlerinin korunduğu gıdalar olarak

tanımlamak mümkündür (Yaralı, 2017).

İklim değişikliği ile tarım alanları ve tarım sektörü de ciddi şekilde etkilenmektedir.

Su değerleri ve toprak kaliteleri değişmekte, verimli tarım alanları, sulama suyu olarak

kullanılan su kaynakları azalmaya ve tuzlulaşmaya başlamıştır. Dünya nüfusu çoğalmış

bunun sonucunda beslenme ihtiyacını karşılayabilmek için bilinçli, nitelikli ve

uzman tarımsal üretime ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. İklim değişikliği bitkilerde

stres faktörlerinin oluşmasına sebep olmaktadır. Temiz ve kaliteli su kaynaklarının

Türkiye’de ve dünyada azalması ile tarım sektöründe alternatif çalışmaların araştırılması

azami derecede gereklilik arz etmektedir. Bu anlamda üretilen ürünlerin tüketiciye

ulaşana kadar ki süreç boyunca kontrol edilir olması gerekliliği doğmuştur.

Gıda güvenliğinin 4 temel prensibi vardır. Bu prensipler sıralayacak olursak;

• Gıdalarda sağlık açısından uygun olamayan veya istenmeyen tüm

etkenlerin bulaşmasını önlemek

• Uygun olmayan veya istenmeyen bu etkenlerin uzaklaştırılmasını

sağlamak (eliminasyon-ayırma)

• Zararlı etkenlerin çoğalmasının ve yayılmasının önüne geçilmesi

(inhibisyon)

• Uygun mücadele yöntemleri ile etkisiz hale getirilmesi (yok etme)

(Tayar, 2014).

www.tarimturk.com.tr 79


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Gıda Okuryazarlığı Nedir?

Gıda okuryazarlığının basitçe tanımını yapacak olursak,

gıdayı kullanımı ile ilgili tüm bilgi ve becerileri içeren bir terim

olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Çizelge 1. Sürdürülebilir Tarımda Temel Göstergeler

Göstergeler

Belirleyicileri

Temelde bahsedilen bu terimin, gıdanın doğasını ve insanlar

için ne kadar önemli olduğunu anlayabilme, gıda hakkında

bilgi edinebilme, gıda işlemlerini analiz etme ve kullanabilme

yeteneği olduğu ifade edilmektedir. (Karabal,(2019)).

Gıda maddelerinin ilk yapıtaşı tohumdur. Tohumun toprakla

buluştuğu ilk andan üretim sürecinde doğru ve etkin zararlı ve

hastalık mücadelesinde bilinçli kimsayal ve biyolojik mücadele

sistemlerinin sürdürülmesinden hasat sonrası uygun metot

ile saklanma ve depolanma süreçlerinden ürün işlenilerek

tüketici ile buluşturulmasında doğru etiket okumak nitelikli,

sürdürülebilir gıda okuryazarlığıdır.

Gıda güvenliğinin denetim aşamaları genel olarak aşağıda

verilen adımları izleyerek gerçekleştirilir;

1. Planlama faaliyetleri

2. Yürütme faaliyetleri

3. Düzeltici ve Önleyici faaliyetler

4. Doğrulama faaliyetleri

5. Denetimin genel değerlendirmesi (GFSR,2016).

Sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği kavramları birbirlerini

tamamlayıcıdır. Çalışma doğaları; doğal kaynakların tüketimini

en aza indirgemek, çevreye ve doğaya zarar vermeden güvenli

gıda üretimi yapmak, çiftçilerin ekonomik refah düzeyini ve

canlıların yaşam kalitesini arttırmaktır.

Üreticinin

Elde Ettiği

Gelir

Doğal

Kaynakların

Kullanımı

Çevre

• Üreticilerin ürettiği ürünlerin kalitesini arttırarak

ihracaatın arttırılmasını sağlamak,

• Üreticilerin elde ettiği gelirin artmasını ve

yaşam kalitelerinin yükselmesini sağlamak,

• Elde edilen verim ve kalitenin arttırılmasını

sağlamak,

• Gıda güvenliğinin sağlanması ile birlikte

ürünün verim ve kalitesinin artmasını sağlamak,

• Toprağı sulama, gübreleme ve ilaçlama ile

su kaynaklarının tüketimi,

• Kimyasal atık miktarının azaltılması,

• Sulardaki tuzluluk oranı,

• Doğal kaynaklar üzerine tarımsal üretimin

etkisi,

• Arazi bozulması,

• Toprak erozyonu,

• Bitki örtüsünün korunması,

• Toprak bulunan organik ve mineral madde

kompozisyonunun arttırılması,

Sürdürülebilir nitelikli tarımda üreticinin gelir dağılımının uzun

vadeli olması önemlidir. Bununla beraber sonraki kuşaklarda

da üretimin bilinçli, nitelikli ve uzmansal yapılabilmesi adına

doğal kaynakların korunması hayati önem arz etmekte olması

hasebiyle sürdürülebilir modern tarım teknik ve teknolojileri

tercih edilmeli, tarımda mekanizasyona yönelmeli tarımsal

hedefler en uygun şekilde belirlenmelidir.

Konvansiyonel tarımda yaşanılan gıda güvenliği sorunları dikkate

alınmalı ve insan sağlığının korunması adına sürdürülebilir

tarım faaliyetleri desteklenmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

Yönetimsel

Etkiler

Sosyal Etkiler

• Gerekli eğitimlerin güncellenerek yaygınlaştırılması

• Tarımda insan gücü ile çalışmanın ve iş gücü

eğitiminin geliştirilmesinin sağlanması

80 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

SONUÇ

Gıda güvenliği kavramını, gıdalarda meydana gelebilecek

her türlü riskin (fiziksel, kimyasal, biyolojik vb.) yok edilmesi

için gerekli olan tüm önlemlerin tamamı olarak tanımlamak

mümkündür. Ayrıca FAO, WHO ve Codex Alimentarius

uzmanlar komisyonu, sağlıklı ve güvenilir gıdaların üretimi

için gıdaların tüm süreçlerinde (üretim, işleme, muhafaza ve

dağıtımı) gerekli kurallara uyulması ve önlemlerin alınması

olarak da belirtmişlerdir. Günümüzde bu tanımlamalar,

kontrol ve denetimlerin etkinliği ve tüketicilerin sağlığını

koruyabilme hedefiyle Amerika Birleşik Devleti ve Avrupa

Birliği ülkelerinin de yer aldığı birçok ülkede gıda kontrol

otoritelerince “çiftlikten sofraya gıda güvenliği” olarak ifade

edilmektedir (Artık ve ark., 2013).

Gıda güvenliği konusu, insan sağlığını direkt olarak

ilgilendiren, çiftlikten çatala yani sofraya olan tüm süreçlerin

sürekli denetim altında bulundurulması gereken, birçok

süreci ve çok değişik uzmanlık alanlarını içine alan, hem

ulusal hem uluslararası boyutta geliştirilmiş standartları ve

hukuksal mevzuatı amaç edinen bir konudur (Karaali, 2012).

Bilinçsiz ve fazla miktarda pestisit (tarımsal ilaç) kullanımı

ile birlikte toprağın mikrobiotasının olumsuz yönde

değiştiği bu duruma paralel olarak ürün kalitesinin, ürün

veriminin bu nedenle azaldığı, gıda güvenliği ve insan

sağlığı açısından tehlike oluşturduğu ifade edilmektedir

(Turhan, 2005; Karaca, 2013).

Tarımsal üretimin ilk aşamasından başlayarak, tüketiciyi

de içine alacak şekilde tespiti yapılan sorunların en doğru

çözümleri için hammaddenin tedarikinden nihai ürünün

elde edilmesine kadar olan her aşamada bütün paydaşlarla

ortak stratejilerin hazırlanması ve denetim hizmetlerine

gereken özenin gösterilmesi son derece önem arz

etmektedir. (Beykaya, (2020)).

Sonuç olarak gıda güvenliği, tarımsal üretimin ilk

aşamasından sofraya kadar olan süreçte gıdaların

işlenmesinden başlayarak tüketimine kadar olan sürecin

her aşamasında hijyen ve sanitasyonun sağlanması ile

insan sağlığına olumsuz yönde etkilenerek tüm risklerin

önlenmesi olarak ifade edilmektedir.

KAYNAKÇA

Artık N, Poyrazoğlu ES, Konar N, 2013. Her Yönüyle Gıda Kitabı,

Türk Gıda Mevzuatı ve Gıda Denetimi Bölümü. 10. Bölüm,

sayfa:313-324. Sidaş Medya Ltd.Şti., İzmir.

Beykaya, (2020). Türkiye’de Gıda Endüstrisinde Gıda güvenliği

ve DenetimlerinRolü: Iğdır İli Örneği. Journal of the Institute of

Science and Technology, 10(1), 260-270.

GFSR, 2016. Global Financial Stability Report (GFSR). Food

safety audits. Available from (Date of access: 2 January 2017).

Jaiswal, D. K., Krishna, R., Chouhan, G. K., de Araujo Pereira,

A. P., Ade, A. B., Prakash, S., Verma, S. K.,Prasad, R., Yadav, J.,

Verma, J. P. 2022. Bio-fortification of minerals in crops: Current

scenario and future prospects for sustainable agriculture and

human health. Plant Growth Regulation, 98(1), 5-22.https://doi.

org/10.1007/s10725-022-00847-4.

Karaali A, 2012. Gıda Güvenliği İçin Risk İletişim Stratejileri. 4.

Gıda Güvenliği Kongresi, 3-5 Mayıs 2012, İstanbul.

Karabal, A. (2019). Gıda Mevzuatı Ve Gıda Güvenliği. International

Journal of Social and Humanities Sciences, 3(1), 179-198.

Karaca, C. 2013. Türkiye’de Sürdürülebilir Tarım Politikaları:

Tarım Sektöründe Atıl ve Yenilenebilir Enerji Kaynakların

Değerlendirilmesi. Tarım Ekonomisi Dergisi. 19(1): 1-11.

Tayar M, 2014. Güvenli Gıda Gereksinimi. Dünya Gıda Dergisi.

2014-09.

Turhan, Ş. 2005. Tarımda Sürdürülebilirlik ve Organik Tarım.

Tarım Ekonomisi Dergisi. 11(1): 13 – 24.

Yaralı B, 2017.Gıda Güvenliği, http://www.akademik.adu.edu.

tr/myo/cine/webfolders/File/ders notlari/gida güvenligi.pdf,

1-120, (Erişim Tarihi: 11.06.2024).

Zeweld, W., Van Huylenbroeck, G., Tesfay, G., Azadi, H.,

Speelman, S. 2020. Sustainable agricultural practices,

environmental risk mitigation and livelihood improvements:

Empirical evidence from Northern Ethiopia.Land Use Policy, 95,

103799. https://doi.org/10.1016/j.landusepol.2019.01.002

www.tarimturk.com.tr 81


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

‘Sakin’ şehrin çalışkan

üreticileri

Cittaslow İcra Kurulu’nun ‘sakin şehirler’ listesinde bulunan

Erzurum’un Uzundere ilçesinde seracılık ve meyvecilik yapmak

isteyenlere örnek olmak amacıyla 100 dönüm arazide dikilen 2 bin

500 dut ağacından bu yıl 2 ton pekmez ve 500 kilogram kuru dut

üretilmesi hedefleniyor.

Kent merkezine 84 kilometre uzaklıkta Doğu Anadolu ile Doğu

Karadeniz arasında yer alan ve Uluslararası Sakin Kentler Birliği’nce

(Cittaslow) Türkiye’nin 11’inci sakin kenti seçilen ilçe, doğal güzellikleri

ve seracılığın yanı sıra dut, kızılcık, erik, vişne, kiraz, kayısı gibi birçok

ürünün yetiştirilmesiyle öne çıkıyor.

Ilıman iklimiyle birçok ürünün yetiştirilmesinin mümkün olduğu

ilçede, 2016’da Uzundere Belediyesince Doğu Anadolu Projesi (DAP)

İdaresi Başkanlığının destekleriyle başlatılan Dut Bahçesi Projesi

kapsamında arazi oluşturuldu.

100 dönümlük alanda, 2 bin 500 dut ağacının yer aldığı ve 3 yıldır

ürün veren bahçede ilçe halkının destekleriyle dut hasadına başlandı.

Bu yıl 2 ton pekmez ve 500 kilogram kuru dut üretilmesi hedeflenen

bahçe, hem ilçede yaşayanlara hem de belediyeye ekonomik katkı

sağlayacak.

Şanlıurfa’da buğday hasadı

başladı

Buğday üretiminde önemli yere sahip Şanlıurfa’da hasat başladı.

Şanlıurfa Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, kentteki

buğday hasadına Vali Hasan Şıldak da katıldı.

Şıldak, üreticilere hayırlı bir sezon dileyerek üretimin kente çok

yakıştığını ifade etti. Şıldak, şunları kaydetti:

“Mevcut tarım arazimizin yaklaşık yüzde 30’unda buğday, yüzde

25’inde mercimek ve arpa, yüzde 20’sinde pamuk, yüzde 13’ünde ise

mısır üretimi yapılıyor. Buğday üretimi bakımından toplam üretimin

yüzde 8’inin gerçekleştiği ilimiz bu bakımdan ülkemizde 2’nci sıradadır.

Geçen yıl 1,7 milyon ton olan buğday rekoltesini bu yıl 2,2 milyon ton

rekolteye ulaştırmayı hedefliyoruz.”

Şıldak, topraktaki verimin düşmemesi, canlıların zarar görmemesi,

erozyon ve hava kirliliği gibi olumsuzluklara mahal vermemek için

hasat sonrası anız yakılmaması uyarısında bulundu.

Aşırı sıcak kavun, karpuz,

biber ve domatesleri yaktı

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, aşırı sıcaktan

dolayı 50 dönüm kavun tarlasının kuruduğunu belirterek,

“Adana’nın tamamında kavun, karpuz, biber ve domates

kalmadı. Diğer ürünlerde de zarar oluştu” dedi.

Adana’da Tüm zamanların en sıcak Haziran ayı yaşanmasından

dolayı meteorolojik afet yaşandı. Hava sıcaklığının gölgede 43

derece olmasından dolayı hayat felç oldu. Aşırı sıcaktan insanlar

kadar bitkilerde etkilendi. Bunların başında da kavun, karpuz ve

domates geliyor.

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarımın başkenti

olan Adana’da aşırı sıcaktan dolayı çiftçinin perişan olduğunu

söyledi. Doğan, Haziran ayının ilk gününden bu güne kadar aşırı

sıcaklar nedeniyle Çukurova’da turfanda yetişen karpuz, kavun,

domates, biberlerin tamamın yandığını belirterek, “ Şu an kavun

tarlasındayız, 50 dönüm kavunun tamamı aşırı sıcaklardan dolayı

kurudu. Biz araçla buraya gelirken hava sıcaklığı 43 dereceyi

gösteriyordu. Aşırı sıcaklıktan dolayı Adana’nın tamamında,

karpuz, kavun, domates biber kalmadı. Birçok üründe de zarar

oluştu” diye konuştu.

82 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SEKTÖRDEN

Kuru kayısı ihracatından yılın ilk

yarısında 186 milyon dolarlık gelir

Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret tescilli ürünlerinden olan

Malatya kayısısından yılın ilk yarısında 186 milyon 361 bin dolar gelir elde

edildi.

Geçen yıl Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin büyük

yıkıma neden olduğu Malatya’da, kuru kayısı ihracatı kent ekonomisine

katkısını sürdürüyor. Bu yılın ilk yarısında kentten 31 bin 240 ton kuru kayısı

ihracatı gerçekleştirildi Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan,

kayısı hasadının sürdüğü kentte üreticilerin şu anda hummalı bir çalışma

içerisinde olduğunu anlattı. Bu yıl tahmini kuru ve yaş kayısı rekoltesinin

geçen yıllara göre çok iyi durumda olduğunu kaydeden Özcan, hasadın

ardından depolara kaldırılan ürünleri gerek naturel, gerek organik, gerekse

de kükürtlü olacak şekilde hızlı bir şekilde ihraç edeceklerini dile getirdi.

Haziran ayında 3 bin 48 ton ihracat yapıldı

Özcan, özellikle son yıllarda birçok olumsuzlukla karşılaştıklarını,

Kovid-19 salgınının hemen akabinde 6 Şubat depreminin kent hayatında

büyük yıkımlara sebep olduğunu aktararak, “Büyük bir travma geçirdi şehir.

Toparlanma süreci içerisindeyiz. 16 ayı geride bıraktık. İster istemez bir tarım

ürününün ihracatını da etkileyecek faktörler oluştu. Ama buna rağmen

başarılı bir yarı yılı geride bırakıyoruz. Tabii 30 bin tonun üzerinde ihracat

gerçekleştirmiş olmak gerçekten önemli. Hem bölge ekonomisi açısından

hem ülke ekonomisi açısından da kayısı önemli bir aktör. Şehrin sosyolojisi,

ekonomisi açısından, depremin yaralarını sarma açısından çok büyük aktör.”

ifadelerini kullandı.

Bilecik’te atıl tarlalara 3 yıl önce dikilen

yaban mersini meyvelerini vermeye başladı

Tarım ve Orman Bakanlığının 3 yıl önce yüzde 50 hibe desteğiyle

hayata geçirdiği “Maviyemiş Üretimini Yaygınlaştırma” projesi

kapsamında, ilçedeki 50 dönüm atıl tarlaya 15 bin yaban mersini fidesi

dikildi. Bölgede yaygın üretilen şerbetçiotuna alternatif oluşturması

amacıyla yetiştirilmeye başlanan yaban mersininin ekili alanı bu yıl

itibarıyla 100 dönüme ulaştı.

Akdeniz İhracatçı Birlikleri, 6

aydaki dış satım başarısını yıla

yaymayı hedefliyor

Farklı sektörlerde ocak-haziran döneminde 8 milyar 570

milyon dolarlık dış satım gerçekleştiren Akdeniz İhracatçı

Birlikleri (AKİB), ihracattaki performansı yıl geneline yaymayı

planlıyor.

Mersin, Adana, Hatay, Kayseri ve Karaman’daki 8

birlikten sorumlu AKİB’in ilk 6 aydaki ihracatı, geçen yılın

aynı dönemine göre yüzde 20 artarak 8 milyar 570 milyon

dolara ulaştı. Kimya, demir, hububat, yaş sebze meyve,

tekstil, mobilya, su ürünleri ve hazır giyim sektörlerinde yurt

dışına ürün ulaştıran Akdenizli ihracatçılar, ocak-haziranda

ülke ihracatına yüzde 7,9’luk katkı sundu. En fazla dış

satımın Irak, Hollanda ve Amerika Birleşik Devletleri’ne

yapıldığı dönemde, AKİB bünyesindeki birliklerden Akdeniz

Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçılar Birliği 3 milyar

17 milyon dolarlık dış satımla ilk sırada yer aldı.

”İhracatçılarımızın yoğun çabası oldu”

AKİB Genel Sekreteri Mehmet Ali Erkan, AA muhabirine,

ihracatın artması için farklı alanlarda çalışmayı

sürdürdüklerini söyledi. İlk 6 ayda ulaştıkları dış satım

rakamının önemli olduğunu belirten Erkan, “Geçen yıla

göre yüzde 20’lik ihracat artışında ihracatçılarımızın yoğun

çabası oldu. Türkiye ihracatının yüzde 7,9’unu AKİB olarak

karşıladık. Hedefimiz bu rakamı artırmak.” dedi.

Kasım 2021’de dikilen fidanların bu yıl ilk kez meyve vermeye

başladığı bölgede fiyatlar ve rekolte üreticiyi mutlu ediyor. Yaban

mersini, toplanıp Bursa’nın İnegöl ilçesindeki bir tesiste paketlendikten

sonra İstanbul, Samsun, Eskişehir, Trabzon ve Bursa’daki çeşitli zincir

marketlerde satışa sunuluyor.

www.tarimturk.com.tr 83


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

ALPHA ROSSİ

Silisyum bitkiler için önemli bir besindir çünkü birçok bitki türü için

esansiyel bir besin maddesidir. Silisyum bitkilerin hücre duvarlarını

güçlendirir, böylece bitkilerin daha sağlam ve dirençli olmasına

yardımcı olur. Aynı zamanda bitkilerin fotosentez kapasitesini artırır,

böylece bitkiler daha iyi büyür ve daha iyi verim alınır. Silisyum ayrıca

birçok bitki türü için zararlı böcekler ve hastalıklara karşı doğal bir

direnç oluşturabilir. Bu nedenle, silisyum bitki fizyolojisi açısından

önemli bir rol oynar ve bitkilerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için

gereklidir.

Alpha Rossi ayrıca yaprakların dik durmasını sağlayarak güneş ışığı

alımını artırır ve fotosentez oranını yükseltir. Meyve büyümesini

destekler, verim artışına yardımcı olur ve meyvelerin raf ömrünü

uzatır. Ayrıca topraktan sodyum, klor ve ağır metallerin alımını

engellerken, NPK ve iz elementlerin besin alımını artırır.

Fulvik asit, bitkiler için çok önemli olan bir organik bileşiktir.

Bitkilerin köklerinden alınan besin maddelerini taşıyan ve bitkinin

büyümesini destekleyen iyonları taşıyan bir taşıyıcı olarak işlev

görür. Ayrıca topraktaki besin maddelerinin bitki tarafından daha iyi

alınmasını sağlar. Fulvik asit ayrıca bitkilerde fotosentez ve solunum

gibi temel metabolik süreçlerin düzenlenmesinde de önemli rol

oynar.

Amino asitler ise bitkilerin protein sentezi için gerekli olan temel

yapı taşlarıdır. Bitkilerin büyümesi ve gelişmesi için çok önemlidirler.

Amino asitler aynı zamanda bitkilerin stres faktörlerine karşı

dayanıklılığını artırır ve bitkilerin hastalıklara karşı direncini artırır.

Vitaminler, Taurin, Kitosan, Folik Asit, Riboflavin ve Mannitol gibi

diğer bileşenler ise bitkilerin büyüme ve gelişmesini destekler

ve bitkilerin genel sağlığını korur. Bu bileşenler bitkilerin immün

sistemini güçlendirir, stres faktörlerine karşı dirençlerini artırır ve

bitkilerin verimini yükseltir. Aynı zamanda bitkilerin kök gelişimini

teşvik eder, çiçeklenmeyi ve meyve oluşumunu destekler.

Bitkilerinizin ihtiyacı olan güçlü ve etkili bir besin kaynağı arıyorsanız,

Alpha Rossi tam da size göre! Yüksek oranda silisyum oksit içeriği

sayesinde bitkilerinizin kök sistemini güçlendirir, fotosentez

yeteneklerini arttırır ve zararlı organizmalara karşı doğal bir koruma

sağlar.

84 www.tarimturk.com.tr


TOHUMDAN HASADA

TAM DESTEK

FROM SEED TO HARVEST

FULL SUPPORT

www.agripharma.com.tr

Agripharma Group

Bilden Kimya Türkiye Distribütörü

+90 332 606 06 81

+90 532 440 45 19


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

86 www.tarimturk.com.tr



UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Ayçİçegİ Hasadı

Hayriye Yavaş

Ziraat Mühendisi

Hem yağlık hem de çerezlik olarak tarımı yapılan ayçiçeği bir bitkidir. Süs bitkisi ve kesme çiçek olarak da

değerlendirilen çeşitleri de mevcuttur. Çerezlik eşitlerin kabukları iri ve çizgili, kabukları çabuk ayrılmaya müsaittir.

Yağlık çeşitlerde kabuklar daha ince ve linoleik, oleik asit varlığı fazladır.

Ülkemizde ağırlıklı olarak yağlık çeşit olarak değerlendirilir. Trakya- Marmara bölgesinde yoğunlaşan yağlık çeşit

üretimine nazaran, İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde çerezlik çeşit tarımı yapılmaktadır. Ülkemizde yağ bitkisinin

üretimi tüketimimizi karşılayamadığı için bir açık oluşmakta ve ithalat ile bu durum kapatılmaya çalışılmaktadır.

Ayçiçeği bu sebeple tarımı desteklenen ve Tarım Bakanlığı tarafından prim ödenen bitkiler arasındadır.

88 www.tarimturk.com.tr



UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Ayçiçeği; mekanizasyona uygun olması, fazla iş gücü gerektirmemesi gibi

olumlu yönleri dolayısıyla ekim alanı yıldan yıla artış gösteren bir bitkidir.

Ayçiçeği 100-150 günlük yaşam periyodunda, 2600-2850 derece arası

sıcaklığa ihtiyaç duyar. Kazık köklü bir bitki olduğundan; kuraklık, tuzluluk

problemi olan topraklarda da yetişme sıkıntısı yaşamamaktadır. Toprak

istekleri bakımından çok seçici olmamakla birlikte; organik maddece zengin

ve su tutma kapasitesi yüksek topraklar tercih edilebilir. Asitli topraklardan da

hoşlanan ayçiçeği, tuzluğa orta derecede dayanır.

Ekim zamanı ayçiçeğinde toprak ısısı bakımından oldukça önemlidir. 8-10

derece arası bir çimlenme sıcaklığına ihtiyaç duyar. Bu sıcaklıklardan daha

yüksek sıcaklık olduğunda tohumların çimlenme ve çıkışı daha hızlı olur.

Bölge hastalıklarına dayanıklı, yetiştirme koşullarına uygun çeşit seçilmeli ve

bu çeşit geççi ya da çok geççi olmamalıdır. Kuru koşullarda yapılacak ayçiçeği

üretimi, iklime bağlı olarak olabildiğince erken yapılmalıdır. Erken ekimlerle

bitki kış ve ilkbahar yağışlarından daha fazla yararlanır. Ülkemizde büyükten

küçüğe doğru numaralandırılarak satışı yapılan ayçiçeği tohumluklarında;

iri tohum seçmek dekara atılacak tohum miktarını arttıracağı için maliyeti

de arttırır. Bu yüzden orta irilikte tohum tercih edilmelidir. Gübreleme ile ilgili

program oluşturulmadan önce mutlaka toprak analizi yapılmalı ve analize göre

gübreleme yapılmalıdır. Hasat; elle (orak,bıçak) veya makineli olarak yapılır.

Zamanında

yapılmayan hasat

özellikle bazı

çeşitlerde tane

dökmeye sebep

olacağından,

ayçiçeği hasadı fazla

geciktirilmemelidir.

Ayçiçeği tablasının arkası ve tabla kenarındaki brakte yapraklarının % 50’si

kahverengi renge dönüştüğünde, bitkiler çiçeklenmeden 1 1,5 ay sonra tane

nemi % 35’e ulaştığı zaman fizyolojik olgunluğa erişmiş olur. Ancak hasadın

yapılabilmesi için tablanın, gövdenin ve yaprakların tamamen kahverengi

renge dönüşmüş olması ve tanedeki nem oranının % 9-10’a düşmesi

gereklidir. Çünkü ayçiçeği yağlı tohuma sahip olduğu için yüksek nemde

depolandığında, taneler kısa zamanda kızışır ve bozulur. Bu nedenle hasatta

tane neminin % 10’un altında olması son derece önemlidir. % 3 civarında

hasat kaybı normal sayılır. Makineli hasatta gereğinden fazla hızlı giden

biçerdöverler, hasat sırasında tane kaybına % 15-20 civarında bir kayba sebep

olabilir. Zamanında yapılmayan hasat özellikle bazı çeşitlerde tane dökmeye

sebep olacağından, ayçiçeği hasadı fazla geciktirilmemelidir.

Ülkemizde Nisan başı, Mayıs ortasında ekilen ayçiçeği genelde Ağustos sonu

ve Eylül ayında hasat edilir. Yetişme periyodun uzunluğu yaz dönemindeki

sıcaklığa, yağışı ve nem oranına ve toprak besin maddesi kapsamına bağlıdır.

Rutubet fazla olarak hasat edilen ayçiçeğinin kurutulması gerekir. Geç kalınmış

hasat kuş zararı ve tane dökülmeleri yüzünden ciddi verim kayıplarına

sebep olacagından, zamanında ve uygun nemde hasat önemlidir. Kuş zararı

ayçiçeğinde oldukça önemlidir. Kayıp %80’lere ulaşabilmektedir. Bu durumu

önlemek için; tablalalrını yere çeviren çeşitler tercih edilmelidir, Bölgede kuş

zararını en aza indirmek için toplu ayçiçeği ekmekte çözüm olabilir ve tek bir

tarladaki zararı aşağı çekebilir.

Bu zarara karşı kimyasal mücadele yoktur. Uygun bir depolama için tane

nemi % 10’un altında ve taneleri temiz olmalıdır. % 8’in altında tane neminde

depolanan tohumlarda hastalık ve zararlı faaliyeti devam edememekte, tane

zararlılarının çoğalması ve zararı önlenmektedir. Hasat sonrası % 11-12

civarında depolanan taneler ise sık sık havalandırılmalı, taneler serin tutulmalı,

kızışma önlenmelidir. Fazla miktarda tane çiçekleri ve yaprak ve sap kırıntıları

içinde bulundurulan ambarlar yağ kalitesini düşürmektedir. Kuru koşullarda

ayçiçeğinden 100-150 kg/da, sulu koşullarda ise 250-400 kg/da ürün elde

edilebilir. Dane miktarının 2-3 katı kadar kuru sap ve kök elde edilir.

90 www.tarimturk.com.tr



UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

MISIR BİTKİSİNDE

HASAT VE HARMAN

Prof. Dr. Abdullah ÖKTEM 1

Doç. Dr. Ayşe Gülgün ÖKTEM 1

Harran Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü 1

Giriş

Mısır bitkisinin birçok bölgemizde, özellikle ikinci ürün mısır

yetiştiriciliğinde ve geç ekimlerde hasat sonrasında ürünün

tane nemi içeriğinin yüksek olduğu görülmektedir. Hasat

sonrası mısır tane neminin yüksek olması, ürünün kızışması,

küflenmesi ve bozulması gibi olumsuzlukları da beraberinde

getirmektedir. Tarım ürünlerinde ana amaçlardan birisi de

üretilmiş olan ürünün bozulmadan ve çevre zararlarından

korunarak uzun süre muhafaza edilmesidir.

Ürünün nemi, ortam sıcaklığı, ortamdaki oksijen miktarı ve

zararlı mikroorganizmalar tanelerin bozulmasına neden olan

başlıca etmenlerdir. TSE 3415’nolu mısır standardında mısır

ürünü; kendine özgü koku, tat ve renkte olmalı, yabancı tat

ve koku, özellikle kızışma ve küf kokusu olmamalı, içerisinde

canlı böcek bulunmamalı, ıslak ve %15’ten fazla rutubetli

olmamalı şeklinde ifade edilmektedir (Anonim, 2010). Sağlıklı

bir saklama işleminin yapılabilmesi için üretilen mısırın

depolama yapılmadan önce nem miktarının depolamaya

elverişli duruma getirilmesi gerekmektedir. Mısının hasat

edildikten sonra 6 aydan az bir zaman dilimi için yapılacak

olan depolama için %15 nem oranına kadar, daha uzun süreli

depolamalarda ise nem oranının %14’e indirilmesi gerekir.

1.Mısır Bitkisinde Hasat Ve Harman Mısır bitkisi genellikle

(a) Tane ürünü, (b) silaj yemi ve (c) kuru yem yapılmak için

yetiştirilir. Bu nedenle mısırın hasat ve harmanı bu üç amaç

için farklılaşmaktadır. Genellikle yetiştirilen mısırın %85-

90’ı tane ürünü olarak hasat edilmektedir. Tane için mısır

hasadında; bütün yapraklar sararıp kuruduktan sonra hasat

yapılır. Hasat olgunluğuna gelen mısır bitkisinde genel olarak

sararma ve kuruma meydana gelir. Koçan kavuzları kurur,

mısır tanesi sertleşir ve normal rengini alır. Bazı melezlerin

koçanları bitki saplardan daha önce kuruyarak erken hasada

imkân tanımaktadır.

Şekil 1. Hasat olgunluğuna gelmiş mısır bitkileri

Hasadı yaklaşan mısırın tane neminde de hızlı bir azalma

gerçekleşir. Mısırda hasat zamanına tanedeki % nem oranına

bakılarak karar verilir. Tanenin sömeğe bağlandığı yerde

siyah leke oluştuğu zaman tane fizyolojik olgunluğa erişmiştir

ve bu dönemde mısır taneleri yaklaşık %35 oranında nem

içerir. Tane nemi %28’e gerilediğinde hasada başlanabilir

ancak taneler hala yumuşak olduğu için hasat sırasında tane

kaybı gerçekleşir. Tanedeki nem oranı %25 ‘in altında olduğu

dönemde tane kaybı olmadan hasat yapılabilir.

92 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

Şekil 2. Biçerdöver ile misir bitkisinin hasadı

Şekil 4. Silaj mısır hasadı

Sonunda iyi, aynı zamanda besin değeri yüksek bir silaj yemi

meydana gelir. Silaj hasat zamanının belirlenmesinde bitkilerin

nem içerikleri, protein ve karbonhidrat oranları birlikte

değerlendirilmelidir. Kaliteli bir silaj elde etmek için kuru madde

oranının %27-32 arasında olduğu dönemde bitkiler silaj için

hasat edilmelidir. Bu dönemde koçandaki tanelerin üst kısımları

içe doğru çökmeye başlamıştır.

Şekil 3. Hasat edilmiş mısır taneleri

Hasat işlemi elle veya hasat makineleriyle yapılabilir. Makineli

hasadın mümkün olmadığı durumlarda, koçan kavuzları

elle soyulup koçanlar toplanır, tane nemi düşünceye kadar

serende veya açıkta kurutulur ve taneleri taneleme makinesi ile

sömeğinden ayrılır. Koçan toplayıcı hasat makineleri ile sadece

koçanlar toplanır, ancak harmanlama yapılmaz. Harmanlama

patoz benzeri makinelerle yapılır. Mısır tablası takılmış tahıl

biçerdöveri hem hasat, hem de harmanlama işini aynı anda

yapmaktadır. Bu nedenle mısır hasadında genellikle biçerdöver

kullanılmaktadır.

Hasattan önce tane kayıplarını azaltmak için makine ayarlarının

ve çalışma hızının doğru belirlenmesi gerekmektedir. Hasat

olgunluğuna erişen ürünün vakit geçirilmeden hasat edilmesi

gerekir. Zamanında hasat sayesinde, sap çürümesi ve rüzgârdan

dolayı yatma riski azalır.

Pratik olarak kuru madde oranına tanedeki süt çizgisine

bakılarak da karar verilebilir. Tanede süt çizgisinin 2/3 olduğu

zaman silaj hasadı yapılmalıdır. Daha erken yapılan hasatta nem

içeriği yüksek ve karbonhidrat seviyesi düşük ürün elde edilir ve

silo içerisindeki olgunlaşma gecikir. Eğer hasat geciktirilirse,

silajin sindirilebilir değerleri düşer.

Silaj hasadında tek veya iki sıra ya da daha fazla sıra biçim

yapabilen silaj makinesi kullanılarak, mısır bitkisi 2.5-5 cm

uzunluğunda parçalara ayrılır. Elde edilen materyal römorkla

siloya taşınarak mümkün olduğunca sıkıştırılır ve üzeri naylon

ile hava almayacak şekilde kapatılarak, 2-3 ay fermente olması

yani olgunlaşması beklenir. Bu süre sonunda silaj kullanılabilir.

Kuru yem için hasat edilecekse, saplar kısmen yeşil iken

ya koçanlar alınır veya koçanları ile birlikte kurutulur

ve kıyılarak hayvanlara verilir.

Sonbahar yağışlarına yakalanma ihtimali azaltılarak koçan

dökülmesi gibi hasat kayıpları ve ürün kalitesinin düşmesi

riski en aza indirilmiş olur. Eğer mısır silaj için hasat

edilecekse; süt olum sonu- sarı olum başı

devresinde bitkiler toprak yüzünden

koçanı ile birlikte biçilir.

Kısa parçalar halinde kıyılarak

silaj depolarına konur. Süt olumu

devresindeki tanenin de

yardımı ile kısmen yaş olan

kavuz ve yapraklar kısa

zamanda fermantasyona

başlar.

www.tarimturk.com.tr 93


KITALARI BİRLEŞTİRİYORUZ!

Tamamı İngilizce içeriğe sahip

AGRO NEWS MAGAZINE

bitkisel, hayvancılık ve mekanizasyon

alanlarında tüm tarım sektörüne hitap eder.

Yurtiçi ve yurtdışı firmaları bir araya getirerek ihracatta köprü görevi görür

Müşteri ve bayi ağını güçlendirme imkanı sunar

Tüm dünyadan bayii ve çiftçilere işbirliği fırsatı yaratır

Kurumsal prestij ve müşteri imajının güçlenmesine olanak tanır

YER ALACAĞI 2024 YURTDIŞI FUARLARI:

LAMMA Tarım Makineleri, Ekipmanları ve Teknolojisi Fuarı- Birmingham 17-18 OCAK 2024

POLOGRA-PREMİER Uluslararası Özel Tarımsal Endüstri Fuarı – Polonya 19-21 Ocak 2024

INTERNATİONAL GREEN WEEK Uluslararası Yeşil Hafta Gıda Endüstrisi, Tarım ve Bahçecilik Fuarı- Berlin Messe Berlin 19-28 OCAK 2024

AGROmashEXPO Tarım Makineleri Fuarı - Budapeşte-Macaristan 24-27 OCAK 2024

AGROS EXPO Uluslararası Hayvancılık ve Tarım Makineleri Fuarı – Moskova 24-26 OCAK 2024

AGROTİCA HELEXPO Uluslararası Tarım Makinaları Tuarı - Selanik Helexpo 01-04 ŞUBAT 2024

SIA Uluslararası Tarım Hayvancılık Fuarı- Paris comexposium 24 ŞUBAT-03 MART 2024

AGROTECH Uluslararası Tarım Teknikleri Fuarı Targi Kielce- Polonya – 08-10 MART 2024

AGROWORLD UZBEKİSTAN Hayvancılık Fuarı Taşkent-Özbekistan – 12-14 MART 2024

TECHAGRO Uluslararası Tarım Teknolojileri Fuarı Brno- Çek Cumhuriyeti – 07-11 NİSAN 2024

SEAFOOD EXPO GLOBAL Avrupa Su Ürünleri Fuarı - Barcelona Euro Seafood 23-25 NİSAN 2024

CASPIAN AGRO Azerbaycan Uluslararası Tarım Fuarı - Bakü Caspian Event 15-17 MAYIS 2024

BELAGRO Uluslararası Tarım Makineleri, Ekipmanları Fuarı Beyaz Rusya – 04-09 HAZİRAN 2024

IRAN AGRO Uluslararası Tarım Fuarı- Tahran Fair Trade 16-19 HAZİRAN 2024

POLFİSH Su Ürünleri Fuarı Polonya – 11-13 EYLÜL 2024

CONXEMAR Su Ürünleri Fuarı Vigo-İspanya – 01-03 EKİM 2024

SOMMET DE L ELEVAGE Clermont-Fransa – 01-04 EKİM 2024

AGRAME DUBAI Agra Middle East Tarım, Balıkçılık ve Hayvancılık Fuarı – 7-8 EKİM 2024

AGRO BATUMİ Uluslararası Tarım Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı 11-12 EKİM 2024

KAZAGRO Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı – 22-24 EKİM 2024

EİMA Uluslararası Tarım ve Bahçe Makinaları Fuarı - Bologna ITALY 06-10 KASIM 2024

EUROTİER Hannover Hayvancılık Sanal Fuarı- Hannover 12-15 KASIM 2024

SIMA / SIMAGENA Uluslararası Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı- Paris Comexposium 24-28 KASIM 2024

Şair Eşref Bulvarı No:18/ 206 Çankaya Izmir | Türkiye +90 232 441 49 85 | +90 537 398 91 13


TARIM TÜRK’e TÜRKİYE’nin 12 AYRI NOKTASINDAN VE K.K.T.C.’DEN ULAŞABİLİRSİNİZ

17.

800

700

550

550

700

BEY MEDYA SAN. VE TİC. LTD ŞTİ.


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

96 www.tarimturk.com.tr


OMRI Listesi'nde yer alan BioAg; faydalı mikroorganizmalar ve bunların biyolojik

olarak fermente edilmiş metabolitlerinin patentli bir karışımından olusan sıvı

mikrobiyal biyolojik bir bileşiktir. Bu özel karışım, toprağınızı ve bitki sağlığınızı

biyolojik olarak güçlendirmek amacıyla tasarlanmıştır. Bu güçlü formül,

toprağınıza eklenerek bitkilerin kök bölgelerini mikroorganizmalar ve

biyoaktif bileşiklerle doldurur. Bu sayede besinler, bitki tarafından daha kolay

kullanılabilir formlara dönüşür.

Toprakta bu faydalı mikroorganizmalar arttıkça; doğal, faydalı mikroorganizmaların

sayısı da giderek artar. Böylece mikro flora zenginleşir ve topraktaki mikrobiyal

ekosistemler iyi dengelenir. Zararlı ve patojen mikroorganizmalar kontrol altında

tutulur.

BioAg'da bulunan her mikrobiyal tür, önemli bir işlevi yerine getirir. Ancak BioAg'daki

mikroorganizma grubunu benzersiz kılan şey, "Gümüş Kurşun" olarak adlandırılan

herhangi bir mikroorganizmanın tek başına elde edilemeyecek faydaları yaratmak

için bir arada çalışmalarıdır.

Bu ürünün önemli özellikleri şunlardır:

• Fosforun kilidini açarak önemli bir bitki besin maddesini serbest bırakır.

• Toprağınız için milyarlarca canlı mikroorganizma sağlar.

• Bitki dayanıklılığını artırır.

• Uzun vadeli toprak kalitesi oluşturur.

• Daha büyük ve güçlü kök sistemleri oluşturarak bitkileri destekler.

• %100 doğal ve organiktir.

• Stres koşullarında maksimum koruma sağlar.


ERKENCİ

YENİ

VESTAL CL

YABANCI OTLA

MÜCADELEDE

YENİLİKÇİ ÇÖZÜM

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!