12.02.2025 Görüntülemeler

Hayvancılık

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

OCAK-ŞUBAT SAYI: 111 YIL: 20 FİYATI: 200 TL

Üreme Yönetimi

Kızgınlığın Saptanması

Yem Hijyeni

Yemlerde Oluşan

Mikotoksinler

Barınak Yönetimi

Barınma İklimi




Sancaktepe Mahallesi Erkilet Bulvarı

7. km No 532 Kocasinan KAYSERİ

‘‘ Sağlıklı Nesiller İçin’’

info@kayseriyem.com.tr

www.kayseriyem.com.tr

+90 352 351 19 19 kayseriyem oficcial


Sadıkpaşa Mah. Menderes Blv. No: 60 Bayındır | İzmir


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği,

Faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor

İzmir damızlık sığır yetiştiricileri birliği ve İzmir tarım orman il müdürlüğü ortak protokolü ile ıslah alanında ilk adım sayılan, doğan buzağıların

kayıt altına alınması kapsamında saha ekibimiz tarafından küpeleme işlemleri, 2025 yılında İzmir Damızlık sığır yetiştiricileri birliği tarafından

yürütülecektir.

Buzağı küpeleme işlemleri, tüm il ve ilçelerimizde üreticilerimizin işletmelerinde birliğimiz bünyesinde görev yapmakta olan teknik

personellerimiz tarafından yapılacaktır.

Üreticilerimizin

işletmelerinde

hayvanların tanımlanarak

birbirlerinden ve

diğer işletmelerin

hayvanlarından ayrılması,

Hayvanların verim,

üreme ve tüm yetiştirme

bilgilerinin kaydedilmesi,

Sürüden ayıklanacak

veya elde tutulacak

hayvanların belirlenmesi,

Bireysel yemleme,

tohumlama, aşılama

ve sağlık kontrolleri

gibi programların

yapılabilmesi,

Verim kayıtlarından

yararlanılarak ıslah

ve suni tohumlama

faaliyetlerinde kullanılacak

aday boğaların seçimi

gibi konularda büyük bir

öneme sahiptir.

Aynı zamanda buzağı küpeleme işlemleri yapılırken personellerimiz tarafından işletme güncelleme çalışmalarına da devam edilmektedir. Döl verim

raporu, işletme sorunlarının tespiti, rasyon önerileri, verimsiz görülen ineklerin işletmeden çıkarılması, damızlık görülen düvelerin belirlenmesi

ve işletmelerde görülen sorunlara çözüm önerileri için çalışmalarda yine tarım danışmanı personellerimiz tarafından yürütülmektedir.

Amacımız hayvan hareketlerinin, hayvan hastalıklarının daha etkin bir şekilde kontrol edilebilmesi, ıslah faaliyetlerinin ve destekleme ödemeleri

kayıtlarının daha düzenli tutulması, üye üreticilerimizin hayvancılık desteklemelerinden en az kayıp ile yararlanabilmeleri ve ulusal kayıt

sistemimize doğru bilgilerin ulaşmasını sağlayabilmektir.

2 www.tarimturk.com.tr


L E C E Ğ

İ N

İ Ç

İ N

Ü R E T

T Ü R K

İ Y E

G E


İmtiyaz Sahibi

Bey Medya San. Tic. Ltd. Şti. Adına

Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

ZELİHA BEYHAN

Genel Koordinatör

Ahmet BEYHAN

Genel Yayın Yönetmeni

Fırat BEYHAN

Haber Departmanı

Tarım Türk Haber Departmanı

Reklam Müdürü

Duygu KARAKURT

Reklam Departmanı

Dilan ERTAŞ

Merve ALTINTAŞ

Abone Tanıtım ve Halkla İlişkiler

Merve SAZ

Görsel Yönetmen

Arzu OKAY

Hukuk Danışmanı

Av. Şeyma GÜRBÜZ

av.seymagurbuz@gmail.com

Mali Danışman

Erkan AVCI

muhasebe.erkan.avci@gmail.com

İletişim Bilgileri

İZMİR (MERKEZ)

Şair Eşref Bul. No:18/206 Çankaya-İZMİR

TEL: 0.232.441 49 85

FAX: 0.232.441 49 28

e-mail: tarim@tarimturk.com.tr

tarimturk@gmail.com

tarimturkdergisi@gmail.com

web: www.tarimturk.com.tr

Yayın Türü

Tarım Türk Dergisi tüm Türkiye’de dağıtılmaktadır.

Basın kanununa göre yerel süreli

yayındır. Bey Medya tarafından T.C. yasalarına

uygun olarak yayınlanmaktadır.

Basım

KANYILMAZ MATBAACILIK

Sanat Cad. 5609 sok. No:13 Çamdibi -İzmir

0 232 449 14 43

HAYVANCILIK VE GELECEK;

SÜRDÜREBILIRLIK ŞART!

Türkiye’nin tarım ve hayvancılık sektörü, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısında önemli

bir yere sahiptir. 2024 yılı, özellikle küresel ekonomik dalgalanmalar, artan girdi maliyetleri

ve iklim krizinin etkilerinin hissedildiği bir yıl olarak kayıtlara geçti. Bu süreçte

hem üreticiler hem de tüketiciler açısından zorlu bir yıl yaşanırken, sektördeki yapısal

sorunların çözümü için atılacak adımlar 2025 yılı ve sonrasını şekillendirecek gibi

görünüyor.

2024: Zorluklar ve Fırsatlar

2024 yılında Türkiye’nin hayvancılık sektörünü etkileyen en önemli unsurlar arasında

artan yem maliyetleri, kuraklık, ithalata bağımlılık ve hayvan sağlığı ile ilgili sorunlar

yer aldı. Yem maliyetlerinin yüzde 40’lara varan oranlarda artması, küçük ve orta

ölçekli işletmelerin üretim kapasitesini düşürdü. Bununla birlikte, süt ve et fiyatlarında

yaşanan dalgalanmalar, üretici ve tüketici arasındaki dengeyi bozdu.

İklim krizi ise hayvancılığı doğrudan etkileyen bir başka faktör oldu. Yağış rejimlerindeki

düzensizlikler ve kuraklık, meraların verimliliğini azalttı. Bu durum, yem ihtiyacını artırarak

dışa bağımlılığı tetikledi. Ancak 2024 yılında bazı bölgelerde uygulanan modern

sulama yöntemleri ve organik yem üretimi projeleri, sektör adına umut veren gelişmeler

arasında yer aldı.

Stratejik Hamleler Kaçınılmaz

2025 yılında Türkiye’nin hayvancılık sektörü için kritik bir dönemeç bekleniyor. Uzmanlar,

sektörde sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu

vurguluyor. Aşağıdaki başlıklar, 2025 yılına dair öngörülerin temel taşlarını oluşturuyor:

1.Yerel Üretimi Destekleyici Politikalar: Devletin yem üretimini artırmaya yönelik

teşvikleri ve ithalata bağımlılığı azaltacak stratejiler geliştirmesi bekleniyor.

2.Teknolojik Dönüşüm: Dijital tarım uygulamalarının hayvancılık sektörüne entegre

edilmesi, üretim maliyetlerini azaltabilir ve verimliliği artırabilir.

3.İklim Dostu Uygulamalar: Mera yönetimi, su kaynaklarının verimli kullanımı ve

karbon emisyonlarını azaltan yöntemler ön planda olacak.

4.Kooperatifleşme ve Küçük İşletmelerin Güçlendirilmesi: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin

dayanıklılığını artırmak için kooperatifleşme süreçleri hız kazanabilir.

Sektörün Geleceği İçin İş Birliği Şart

Türkiye’nin hayvancılık sektörü, ekonomik, çevresel ve sosyal etkiler göz önünde bulundurulduğunda

stratejik bir öneme sahiptir. 2025 yılında bu sektörde sürdürülebilirlik ve

verimlilik odaklı adımlar atılması, yalnızca üreticilere değil, tüketicilere ve ülke ekonomisine

de olumlu yansıyacaktır. Ancak bu dönüşüm için kamu, özel sektör ve akademinin

birlikte hareket etmesi, yenilikçi çözümler üretmesi gerekiyor.

Baskı Tarihi / Print Date

4 www.tarimturk.com.tr

TAKİP ET



08

Sektörden Haberler

OCAK-ŞUBAT 2025

08

26

10

Gebeliğin Son Dönemi Koyun Besleme

28

Üreme Yönetimi Kızgınlığın Saptanması

32

Yem Hijyeni

38

39

Süt Sağım Hijyeni

İklime Bağlı Ahırda Alınması Gereken Önlemler

32

28

44

Yemlerde Oluşan Mikotoksinler

50

Barınak Yönetimi Barınma İklimi

56

Su Ürünleri Sektöründen Haberler

50

39

38

56

44

Prof. Dr. Ahmet Alçiçek

Ege Üni. Ziraat Fak. Zootekni

Böl. Yem. ve Hay. Bes. ABD

ahmet.alcicek@ege.edu.tr

Prof. Dr. Ali Akmaz

Selçuk Üni. Vet. Fak. Zootekni

ve Hay. Bes. Böl. Zootekni

ABD

Prof. Dr. Dursun Ali Dinç

Selçuk Üni. Vet. Fak.

Klinik Bil. Böl. Doğum ve

Jinekolojisi ABD

dadinc@selcuk.edu.tr

Prof. Dr. Yusuf Bozkurt

İskenderun Tek. Üni. Deniz

Bilimleri ve Tek. Fak.

Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş

KTÜ Sürmene Den. Bil. Fak.

Balıkçılık Tek. Müh. Balıkçılık

Yön. ABD ertug@ktu.edu.tr

Prof. Dr. Mustafa Ünlüsayın

Akdeniz Üni. Su Ür.i Fak. Su

Ür. Av. ve İşl. Tek. Böl. İş.Tek.

ABD

Yrd. Doç. Dr. Aslı Özkırım

Hacettepe Üni. Arı ve Arı

Ürünleri Arş. ve Uyg. Merkezi

ozkirim@hacettepe.edu.tr

Prof. Dr. Ahmet Kocataş

aakmaz@selcuk.edu.tr

yusuf.bozkurt@iste.edu.tr

munlusayin@akdeniz.edu.tr

6 www.tarimturk.com.tr



BIOEASY SÜT GÜVENLİĞİ TESTLERİ

Sütü antibiyotik kalıntılarından,

tağşişten, mikotoksinlerden ve pestisitlerden koruyun.


1

2 3 4

www.bioeasy.com.tr

info@bioeasy.com.tr

BIOEASY Sütte 16in1 Hızlı Test Kiti

(Yeni Ürün Lansmanı FOTEG 2022 Fuarında)

BIOEASY 16'sı 1 arada hızlı test kiti çiğ sütte sülfonamid ve florokinolon

antibiyotik gruplarıyla birlikte monensin, basitrasin, spiramisin,

florfenikol, trimetoprim, kolistin, albendazol, neomisin, kanamisin,

spektinomisin, gentamisin, eritromisin, linkomisin, tylosin&tilmikosin

antibiyotiklerinin tespiti için kullanılır. Her test 10 dakika sürer.

Kanal 1 Kanal 2 Kanal 3 Kanal 4

FMCS

SABT NKSG ELTF

T4

Spiramisin

Trimethoprim

Gentamisin

Florokinolon

T3

Kolistin

Basitrasin

Spektinomisin

Tylosin /

Tilmikosin

T2

Monensin Albendazol Kanamisin

Linkomisin

Bioeasy Okuyucu

ile tüm sonuçları kayıt

altına alın.

Test Prosedürü

T1

Florfenikol

Sülfonamid

Neomisin

Eritromisin

BIOEASY standı 9-11 Haziran 2022 tarihinde İstanbul Fuar Merkezinde gerçekleştirilecek olan

15.Gıda İşleme Teknolojileri Uluslararası İhtisas Fuarı(FOTEG 2022) Hall 1 A25’te, yeni ürün

lansmanı için standımıza bekleriz.

1

FMCS

2 3 4

SABT

NKSG

ELTF

FMCS

SABT

YR1112

NKSG

ELTF

1 2

40±2 C o ’de 3 dakika

inkübe ediniz

YR1112

40±2 C o ’de 7 dakika

inkübe ediniz

Görsel yorumlama

3 4

Okuyucu ile yorumlama

Her bir kuyucuk için 200 μL

süt örneğini 1’den 4’e kadar

sıralanmış mikro kuyucuklara

ekleyiniz.

Test Kartını alın ve kapağını çıkarın

daha sonra 1’den 4’e kadar sıralanmış

mikro kuyucuklara yerleştirin.


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

10 www.tarimturk.com.tr


0850 255 44 42

www.farkyem.com.tr


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

Agro Sistem’ den son

teknoloji sağım öncesi

meme temizleme sistemi

Banu ADABAY

Firma Yetkilisi

Türkiye’de yerli üretimini yaptığımız, sağım öncesi kullanılan

meme temizleme sisteminin 100.montajı bu ay yapıldı. Sağım

öncesi meme temizleme sistemi; rotary, paralel ve balıkkılçığı olmak

üzere tüm sağımhanelere kurulabilmektedir.

Sistemin amacı sağım öncesi meme hijyenidir. Dezenfektanlı su

ile yıkama, hava ile de kurutma yapar. Ön daldırma kabı ve havlu

kullanılmasına gerek kalmaz. Fırçalar sayesinde meme ucuna kadar

tam temizlik yapar. Fırçalarda devamlı dezenfektan dolaştığı için

hayvandan hayvana mastitis bulaşmasının önüne geçilir. Fırçalar

gıda tüzüğüne uygundur, memeye zarar vermemektedir. Bunun

yanında mükemmel bir stimülasyon sağlanarak süt akışını arttırır.

Ayrıca dezenfektan tüketiminden de tasarruf sağlanmaktadır.

12 www.tarimturk.com.tr


B&B20 MEME TEMİZLEME SİSTEMİNİ

SİZLERE SUNMANIN

GURURUNU YAŞIYORUZ.

B&B20

İLE SAĞIM ÖNCESİ MÜKEMMEL MEME

HİJYENİ SAĞLAYIN, HAYVANDAN

HAYVANA MASTİTİS TAŞINMA RİSKİNİ

ORTADAN KALDIRIN

Agro Sistem Tarım Gıda Hayvancılık

Danışmanlık Turizm.San.Ve Tic.Ltd.Şti.

Kozağaç Mh. 273/1 Sk. No: 22 D:1 Buca - İzmir

0 232 441 77 74 info@agro-sistem.com

www.agro-sistem.com


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

AGROEXPO, 04-08 ŞUBAT 2025 TARİHLERİNDE

DÜNYA TARIMINI 20.KEZ İZMİR’DE BULUŞTURACAK

Türkiye’nin en büyük ve Avrupa’nın dört büyük tarım ve hayvancılık fuarından biri olan AGROEXPO Uluslararası Tarım ve Hayvancılık

Fuarı, Progen Tohum Ana Sponsorluğunda 04 – 08 Şubat 2025 tarihleri arasında 20. kez kapılarını açacak.

2024 yılında 88 ülkeden toplam 108.512 ziyaretçiyi ağırlayan AGROEXPO’da bu yıl da katılımcılar 330 bin metre karelik Türkiye’nin en

büyük fuar alanı olan Fuar İzmir’de 17 ayrı holde ürünlerini sergileyebilecek. Dünya’nın en prestijli organizasyonlarından biri olarak

kabul edilen AGROEXPO, UFİ (Küresel Fuar Endüstrisi Birliği) tarafından onaylı tek Tarım ve Hayvancılık Fuarı olma özelliğini de taşıyor.

HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDEN YOĞUN İLGİ

Tarım ve Hayvancılık Ekonomisine büyük bir güç katan AGROEXPO, Hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren birçok sivil toplum

kuruluşunu ağırlayacak. Hayvancılık sektörünün yerli ve yabancı temsilcileri en yeni ürünlerini AGROEXPO’yu ziyaret edecek yüz

binlerce ziyaretçi ile buluşturacak. Hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların yoğun ilgi gösterdiği fuarda birçok son

teknoloji ürünü ekipman ilk kez ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.

AGROEXPO, THY İLE UÇUYOR!

04-08 Şubat 2025 tarihleri arasında düzenlenecek olan 20. AGROEXPO’nun Resmi Hava Yolu 2025 yılında da Türk Hava Yolu oldu. Fuara

gelmek isteyen yerli- yabancı tüm ziyaretçi ve katılımcılar AGROEXPO’ya özel promosyon kodu ile uçuşlarında indirim fırsatlarından

yararlanabilecek.

TARIM EKONOMİSİNE CAN VERİYOR

AGROEXPO’nun 68 farklı ülkede bulunan temsilcileri aracılığı ile düzenlenecek alım heyeti programları ile fuarda ikili görüşmeler

düzenlenecek. Bu görüşmelerde 3 milyar dolara yakın bir iş hacmi gerçekleşmesi hedefleniyor. Oluşacak iş hacmi ile Türk ekonomisine

ve tarım sektörüne büyük katkı sağlanacak.

ÜCRETSİZ BİLETİNİZİ ONLINE ALIN

5 gün boyunca 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaretçileri Fuar İzmir’de ağırlayacak olan AGROEXPO’da biletler, fuarın internet sitesi

olan www.agroexpo.com.tr üzerinden kolayca kayıt olunarak ücretsiz bir şekilde alınabilecek.

14 www.tarimturk.com.tr



SEKTÖRDEN

Kışın dondurucu soğuklarına rağmen

Ağrı Hayvan Borsası hareketli

Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük pazarlarından biri olan ve ülke ekonomisine katkı sağlayan Ağrı’daki

hayvan borsasında, çetin kış koşullarında dahi hareketlilik sürüyor.

TT

TARIM

TÜRK

Muş’ta bu yıl hayvan

varlığının artması

bekleniyor

Muş Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Gün, Türkiye’nin

önemli hayvancılık merkezlerinden Muş’ta bu

yıl küçükbaş hayvan varlığının artmasını beklediklerini

söyledi.

Zengin bitki örtüsü ve akarsu kaynaklarına sahip yaylalarıyla yaz ayları boyunca binlerce

küçükbaş ve büyükbaş hayvana ev sahipliği yapan kent, hayvancılık pazarıyla bölgede

adından söz ettiriyor.

Hava sıcaklığının zaman zaman sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü kentte,

çetin kış koşullarına rağmen hayvancılık faaliyetleri devam ediyor. Bölgenin en büyük

pazarlarından biri olan Ağrı Hayvan Borsası’nda yılın her dönemi başka illere hayvan

sevkiyatı yapılıyor. Besiciler ve alıcılar arasında sıkı pazarlıkların yaşandığı borsada,

dondurucu soğuklar nedeniyle hayvanların yüz bölgesi kırağı tutuyor.

“310 binin üzerinde büyükbaş, 1 milyon 600 bine yakın küçükbaş var”

İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Hüseyinoğlu, kent ekonomisinin büyük bölümünün

tarım ve hayvancılığa dayandığını söyledi. Kentte meraya dayalı hayvancılık yapıldığını

ifade eden Hüseyinoğlu, şöyle konuştu:

“Batı illerinde besicilik yapan vatandaşların bölge illerindeki hayvanları tercih etme

sebebi budur. 540 bin hektara yakın bir mera alanımız var. Bu da ülke genelinde Ağrı’yı

önemli yere oturtuyor. İl olarak yaklaşık 310 binin üzerinde büyükbaş, 1 milyon 600

bine yakın da küçükbaş hayvan varlığına sahibiz. Mayıs-kasım aylarında meraya dayalı

besicilik yoğun olarak devam ediyor. Bu durum kış aylarında hayvan pazarının yoğun

olmasını sağlıyor.”

Hüseyinoğlu, 2024 yılında 143 bin büyükbaş ile 458 bin küçükbaş hayvanın küpelendiğini

belirterek, aşılama çalışmalarını da bu doğrultuda yürüttüklerini dile getirdi.

Geçen yıl 310 bin büyükbaş hayvanın tamamının aşılandığını söyleyen Hüseyinoğlu, “Bu

aşı 3 defa uygulandığı için toplamda hayvanlara 1 milyon 100 bin doz verdik. Küçükbaşta

da hayvanın ömrü boyunca bir defa aşı uygulanıyor. Küçükbaş hayvanlarımızın tamamına

veba aşısı uyguladık.” diye konuştu.

“Ülkenin her yerine hayvan gönderiliyor”

Hayvancılığın il ve ülke ekonomisine büyük katkı sağladığına işaret eden Hüseyinoğlu,

doğu illerinin besilik materyal bölgesi olduğunu ve yetişen erkek hayvanların ülkenin her

bölgesine gönderildiğini anlattı.

Merkeze 30 kilometre uzaklıktaki Erencik köyünde

besicileri ziyaret eden Gün, Muş’un hem bitkisel

hem de hayvansal kapasitesi yüksek illerden biri

olduğunu söyledi.

Muş’ta 1 milyon 158 bin küçükbaş hayvan bulunduğu

bilgisini veren Gün, şöyle konuştu:

“Kentte dünyaya gelen kuzu ve oğlakların sağlıklı

büyümesi için veteriner hekimler sürekli yetiştiricilerle

irtibat halinde. 600 bin anaç koyun, 100 bini

aşan anaç keçi bulunmaktadır. Doğum dönemi

mart ayına kadar devam ediyor. Bu yıl yaklaşık 700

bin kuzu ve oğlak doğumu bekliyoruz. Şu ana kadar

doğan kuzularla ilgili bir olumsuzluk bize yansımadı.

Süreç olumlu şekilde ilerliyor. İlimize yaklaşık 4,5

milyar liralık katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

” Kentin hayvancılık potansiyelinin yüksek olduğunu

anlatan Gün, “Geçen yıllara göre bu yıl küçükbaş

hayvancılıkta iyi bir artış olacağını öngörüyoruz. Yıllara

göre artışlar inşallah devam edecektir. Bundan

sonra anaç keçi ve koyuna değil doğan kuzu ve oğlaklara

destek verilecektir. Buna baktığımızda aile

işletmesi ise bundan sonra yeni doğan tüm oğlak ve

kuzu sahibi besicilerimize kuzu ve oğlak başına 540

lira destekleme yapılacaktır.” dedi. Besici Medeni

Bingöl ise koyunlarının yüzde 50’sinin yavruladığını

belirterek, “Kalan koyunların da kısa sürede doğum

yapmasını bekliyoruz. Devletin desteğiyle hayvancılık

her geçen yıl bölgede artıyor. Kuzuların sağlıklı

olarak dünyaya gelmesi sevindirici. Geçimimizi

hayvancılıkla sağlıyoruz. Meralarımız hayvancılık

yapmaya müsaittir.” ifadelerini kullandı.

16 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SEKTÖRDEN

Emre AKSUOĞLU | Genel Müdür

20 yılı aşkın beşeri ve veteriner ilaç üretim tecrübemizle hayvan sağlığına yönelik ilaç ve ürünleri öncü ve yenilikçi yaklaşımlarla hayvan

sağlığının hizmetine sunan APİMİX her zaman geçmişinden aldığı gücü ve tecrübeyi ileriye taşıyan bir şirket olmuştur. 1986 yılında veteriner

ecza depoculugu ile çıktıgımız yola bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde beşeri ve veteriner ilaçlar, Türkiye’de yem katkı ve premiks

üretimiyle ülkemiz insan ve hayvan sağlığına hizmet etmekteyiz.

Sektöre kaliteli, çağdaş, yenilikçi ürünler sunmak her zaman ilk hedefimiz olmuştur. Üretmiş olduğumuz her markadaki her ürünü bu anlayış

ile kullanımınıza sunuyor sizlerle 'kalıcı dostluklar' kurmayı hedefliyoruz.

Büyükbaş Ürünleri Kanatlı Ürünleri Arı Ürünleri At Ürünleri Pet Ürünleri

www.tarimturk.com.tr 17


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

Dynamic Pharma:

Hayvancılığın Geleceğine Yön Veriyoruz

Mehmet Kubilay KILINÇARSLAN - Türkiye Stratejik İş Ortağı

Hayvan sağlığı ve beslenmesi, yalnızca bir sektör değil; aynı zamanda toplumların sürdürülebilirliği için stratejik bir öneme sahiptir. Dynamic

Pharma, bu vizyonla yola çıkarak, geleneksel yöntemlerin ötesine geçiyor ve modern hayvancılığın ihtiyaçlarına cevap veren çözümler geliştiriyor.

Birlikte Başarıya Yürüyoruz

Dynamic Pharma, hayvan yetiştiricilerinin ve sektör profesyonellerinin

karşılaştığı günlük zorlukları anlıyor. Çiftliklerin verimliliğini artırmak,

hayvanların refahını yükseltmek ve sürdürülebilir bir gelecek için

inovasyon yaratmak bizim işimiz. Ama asıl farkımız, bu yolda yalnızca

bir tedarikçi değil, aynı zamanda güvenilir bir iş ortağı olmamız.

Fark Yaratan Yaklaşım

Dynamic Pharma’da her çözüm bir soruya yanıt, her ürün bir

hikâyeye dönüşür. Bilimsel araştırmalar, sektörel tecrübeler ve

güçlü insan ilişkileri üzerine inşa ettiğimiz bu yaklaşım, bizi yalnızca

bir marka değil, bir değer yaratıcısı yapar. Bilimin Gücüyle: Ar-Ge

çalışmalarımızla, hayvan sağlığı ve beslenme çözümlerini yeniden

tanımlıyoruz. Doğanın İlhamıyla: Ürünlerimizde doğanın gücünü

bilimle birleştiriyor, çevreye duyarlı çözümler sunuyoruz. İnsanın

Katkısıyla: Sektörün her seviyesindeki paydaşlarımızla kurduğumuz

ilişkiler, başarımızın temel taşını oluşturuyor.

18 www.tarimturk.com.tr

Yarın İçin Bugün Hareket Ediyoruz

Dynamic Pharma’nın hedefi, sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamak

değil, yarının fırsatlarını da öngörerek sektöre liderlik etmektir. Bu

yüzden kendimize şunu soruyoruz:

Daha verimli bir hayvancılık için neler mümkün?

Hayvan refahını artırırken çevresel etkileri nasıl azaltabiliriz? Bilimi

üreticiyle buluşturarak sektöre nasıl değer katarız? Bu soruların

cevaplarını, yenilikçi ürünlerimiz ve güçlü iş birliklerimizle sunuyoruz.

Birlikte Geleceği Şekillendirelim

Dynamic Pharma olarak, hayvan sağlığı ve beslenmesine bütüncül

bir bakış açısıyla yaklaşıyor, sektördeki değişimin öncüsü oluyoruz.

Eğer siz de geleneksel kalıpların dışına çıkmak ve geleceğin

hayvancılığına bir adım daha yaklaşmak istiyorsanız, Dynamic

Pharma yanınızda.



SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

20 www.tarimturk.com.tr



SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

Küçükbaş hayvan yetiştiricileri,

2025’te tarımsal üretim seferberliği bekliyor

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel

Başkanı Nihat Çelik, yeni yıl beklentilerine ilişkin, “Tarımsal üretim

artışlarının sağlanması ve gıda israfının önlenmesi için topyekun

seferberlik ilan edilmeli.” ifadesini kullandı.

Çelik, yazılı açıklamasında, küçükbaş hayvancılık sektörünün

2025 yılı beklentilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Küçükbaş

hayvan sayısı ve veriminin mutlaka yükseltilmesi gerektiğini belirten

Çelik, kırmızı et üretiminin artırılması halinde ülke gündemini sürekli

meşgul eden et fiyatları ve beraberindeki ithalata ilgili sorunların

ortadan kalkacağını bildirdi.

Çelik, hem üreticilerin hem tüketicilerin mutlu olacağı bir yıl

temennisinde bulunarak, “Önümüzdeki yılın, üreticilerimizin çok

daha fazlasını ürettiği, tüketicilerimizin ise en uygun fiyatlarla daha

çok tükettiği, iki kesimin de mutlu olacağı bir yıl olmasını istiyoruz.”

değerlendirmesinde bulundu.

“Hayvancılık Yol Haritası”nın etkilerinin

gelecek yıl görülmesi bekleniyor

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel

Başkanı Nihat Çelik, “Yol haritası sayesinde gelecek yıldan itibaren

ülkede hayvancılık sektöründe önce sayı artışı, sonrasında verimde

artış görülecektir.” dedi.

Hayvancılıkta geçen yıl çok önemli gelişmeler yaşandığına

dikkati çeken Çelik, Bakanlıkça hayvancılığın 5 yıllık yol haritasının

belirlenmesinin sektör açısından senenin en önemli gelişmesi

olduğunu söyledi.

Çoban sorununun çözümünde sona yaklaşıldı

Çelik, 2024’ün en önemli gelişmelerinden birinin de çoban sorununun

çözümü yönünde atılan adımlar olduğuna dikkati çekerek, bu konuda

Tarım ve Orman ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarınca

yürütülen çalışmaların yetiştiriciler tarafından memnuniyetle

karşılandığını dile getirdi.

”2025’in üretim yılı ilan edilmesi büyük önem taşıyor”

Çelik, gelecek yıl için tarıma 703 milyar liralık kaynak ayrılmasının

sektörün stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğuna işaret

ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“2025’in üretim yılı olarak ilan edilmesi, ülkemizin geleceği açısından

büyük önem taşımaktadır. Bugün gerek kırmızı et üretiminde gerekse

fiyat artışlarının tüketiciye olumsuz yansıması hususunda yaşanan

problemlerin çözüm adresi küçükbaş hayvancılıktır. Dolayısıyla hem

hayvan sayımızı hem de verimleri artırmak için birliklerimiz seferberlik

ilan etmelidir. Bunu sağladığımızda ithalatın gündemimizden çıkarılıp

ihracatçı bir ülke olacağımıza inancımız tamdır.”

Sığırlara deniz yosunu takviyesi

verilmesinin metan emisyonunu yaklaşık

yüzde 40 azaltabileceği ortaya çıktı

Yeni bir araştırma, sığırlara deniz yosunu takviyesi verilmesinin,

metan emisyonunu yaklaşık yüzde 40 azaltabileceğini ortaya

koydu.

California Üniversitesi Hayvan Bilimi bünyesinde yapılan

araştırmada, deniz yosunu takviyesinin hayvancılıktaki metan

emisyonuna etkisi incelendi.

Araştırmada, hayvancılığın, küresel sera gazı emisyonundaki

payının yüzde 14,5’ine tekabül ettiği ve bunun en büyük

bölümünün, büyükbaş hayvanların metan gazı salımından

kaynaklandığı belirtildi. Deniz yosununun inekler üzerindeki

etkilerini incelemek için 10 hafta boyunca 24 sığırın takviye alanlar

ve almayanlar şeklinde iki gruba ayrıldığı araştırmada, deniz

yosunu takviyesi alan gruptakilerin metan emisyonlarında yüzde

37,7’lik düşüş görüldüğü kaydedildi.

Araştırmanın yazarlarından California Üniversitesi Hayvan Bilimi

bölümünden Profesör Ermias Kebreab, deniz yosunu takviyesiyle

küresel et talebinin daha sürdürülebilir hale gelebileceğini söyledi.

Araştırma “Proceedings of the National Academy of Sciences

(PNAS)” dergisinde yayımlandı.

22 www.tarimturk.com.tr


Güçlü Bağışıklık İçin

Contains only natural

En doğru başlangıç!

bovine colostrum powder

Colo-Ig, anneden gelen kolostrumu tamamlayarak veya tamamen ikame ederek, yeni doğan ruminant

hayvanları en başından itibaren Pasif İmmün Trasfer Yetersizliğine karşı destekler. Colo-Ig, yenidoğan

için gerekli immünoglobulinleri, hayati büyüme faktörlerini ve biyoaktif maddeleri sağlar. Prebiyotik içeriği

ile formüle edilmiş Colo-Ig, buzağıların sağlığını destekler ve üretken bir performans sürmeleri için

gereken temeli oluşturur. Colo-Ig en az %20 İmmünoglobulin G içerir.

Bize ulaşın: info@biochem.net

biochem.net


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

32 YILDIR, ÇIFTÇININ İLK VE TEK EVI

Tarım Türk: Firmanızı tanıyabilir miyiz?

Saim Erkurt: 1993 Yılında kurulan Erkurt Tarım, çiftçiye hitap

edebilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına 32 yıldır sektöre

hizmet vermektedir. Tire, Ödemiş ve Bayındır çevresinde kurulan

ilk tarım makinaları satış yerine sahip olan firmamız, çiftçilerimizin

ihtiyaçlarını eksiksiz yerine getirmeye devam etmektedir.

Çiftçinin dostu olarak çıktığımız bu yolda hilesiz ve yalansız

bir şekilde sektöre hizmet vermek firmamızın ilkesi olmuştur.

Firmamız, Mustafa Ali Erkurt ve Saim Erkurt önderliğinde, sektörde

marka olmamızı sağlayan çiftçilerimiz ile birlikte kendini sürekli

yenileyerek sektörde hızla ilerleyebilmeyi hedeflemektedir.

Tarım Türk: Ürün çeşitleriniz nelerdir?

Saim Erkurt: Traktör arkası tüm makine ve ekipmanları (pulluk,

rotovatör, ilaç makinesi, diskaro, mibzer, ve silaj makinesi v.b) ve

bu ekipmanların tüm yedek parçalarını, artezyen kuyu, su pompa

ve motorları, küçük bahçe ekipmanları, hayvancılık ve çiftlik

ekipmanları(akıllı tasma, süt sağım makineleri ve ekipmanları,

kaşıma fırçası, sağım hane kurulumu) ve bu ekipmanların da tüm

yedek parçalarının satışını gerçekleştirmekteyiz.

Tarım Türk: Sektöre sunmuş olduğunuz hizmetler nelerdir?

Çiftçilerimiz neden Erkurt Tarım’ı tercih etmeli?

Saim Erkurt: Firmamız, satışı gerçekleşen makinelerin uzman

ekip tarafından ücretsiz teslimatını yapmaktadır ve çiftçilerimize

makinenin yerinde ilk çalıştırma eğitimini vermektedir. Yedek

parça tedariği ve satış sonrası hizmet garanti sürelerini oldukça

itinalı bir şekilde takip eden firmamız, çiftçilerimizin olası

mağduriyetini en kısa sürede gidermektedir.

Tarım Türk: 2025 yılına dair plan ve projelerinizden bahseder

misiniz ?

Saim Erkurt: Hedefimiz, çiftçilerimize daha yeni ve gelişmiş

ürünleri hizmetlerine sunmak ve onları akıllı tarıma teşvik edip

maliyetlerini en aza indirmektir.

Tarım Türk: Eklemek istedikleriniz..

Saim Erkurt: Bu yolda çiftçilerimizle birlikte yürüdük ve bu

mevkilere çiftçilerimiz sayesinde geldik.

Var olan müşterilerimize sonsuz teşekkür eder, var olacak

müşterilerimize de hoş gelmelerini diliyoruz.

24 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SEKTÖRDEN

2023 Mayıs ayında kurulmuş şirketimizde önceliğimiz genetik kapasitesi yüksek

hayvanları çiftçilerimizle ne kadar hızlı buluşturabiliriz diye planlamalarla geçti.

Bu planlamalar doğrultusunda Avrupa seçimlerimize ve oradaki çalıştığımız iş

ortaklarımıza bu kapsamda maximum verimlilikte damızlık gebe düve ithalatını

yapacağımızı belirttik ve bu işe başladık.

İki ortak olarak devam ettiğimiz bu işte [Sercan KAÇAR ve Cemal ERÇELİK ]

kendimize en çok güvendiğimiz durumlardan biri 10 ar yıllık büyük işletmelerde

veterinerlik tecrübesi. Bu durum bize yaptığımız işte doğru kararlar doğru

hamleler genetik aktarımı görme ve okuma konusunda hayvan seçimimizi daha

rahat ve güvenli yapmanın yolunu açtı. Yaptığımız tüm işlerde karşılıklı güven

hassasiyetini her geçen gün yukarı taşımayı başardık

Hayvan ithal etmenin yanı sıra hayvan besleme konusunda da çiftçilerimize

destek vermeye başladık Daha kaliteli hammadde tedariği ile maximum

seviyede verim almayı başardık ve bu yolda devam etmekteyiz. Bununla beraber

Alman firması Miavit ile iş ortaklığımız başladı ve anne ve buzağı sağlığında

çiftliklerimize problem çözme ve koruyucu hekimlik konusunda büyük çözümler

yaptık (Miavit Ege bölgesi Bayiliği)

Sercan KAÇAR ve Cemal ERÇELİK

Geldiğimiz bu noktada kendimizi birkaç kelimeyle şöyle anlatabiliriz “kaliteli

iş güven getirdi “Yani şöyle tamamlayabiliriz hayvanı sadece ithal olarak

getirmekle işimiz bitmiyor bu yolu doğru adımlarla yürümeye devam ediyoruz.

www.tarimturk.com.tr 25


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

GEBELİĞİN SON DÖNEMİ

KOYUN BESLEME

Rıza Dönmez - Zooteknist

İdeal Hayvan Sağlığı Teknolojileri Zootekni Federasyonu 2.Başkanı

Uygun ve yeterli şekilde beslenen koyunlar daha iyi büyür, daha fazla

yavru üretir ve iç parazitler de dahil olmak üzere daha az sağlık

sorunu yaşar.

Genel olarak, tüm koyunların günlük olarak suya, kaliteli yemlere

ve ek vitamin ve minerallere erişimi olmalıdır. Temiz, taze suya her

zaman kolayca erişilebilmelidir. Su yüksek konsantrasyonlarda mineral

içerebilir ve eksiksiz bir beslenme programının parçası olarak

değerlendirilmelidir.

Yaklaşık olarak yavru gelişiminin 2/3’ü gebeliğin son 6 haftalık döneminde

gerçekleşir. Bu dönemde rasyon protein düzeyi önemlidir.

Zira; fetüs gelişiminin ve kolostrumun büyük bir kısmı proteinden

oluşur. Yaklaşan laktasyondaki yüksek enerji gereksinmesinin karşılanması

ve belli bir yağ rezervinin oluşturulması için de enerji gereksinmesi

büyük bir önem taşır.

Gebeliğin son 6 haftasına giren koyun için besleme durumu çok kritiktir.

Gebeliğin ortasında koyunun fazla canlı ağırlık kaybetmesi,

sonraki besleme düzeyi, kondisyon kazanımı, fetüsün gelişimi, yağ

birikimi, meme bezlerinin gelişimi ve kolostrum üretimi açısından

önem taşır.Kuzu doğum ağırlığındaki 1 kg düşüşün ölüm oranında

yaklaşık %10-12 oranında bir artışa neden olduğu bildirilmektedir.

26 www.tarimturk.com.tr

Doğumun Başlangıcı

Koyunlar sürüden ayrılmalı ve kuzulama için temiz,

kuru, sıcak, cereyan olmayan bir alana yerleştirilmelidir.

Koyunlar stres altındayken doğum sancılarını bastırabilirler,

bu nedenle minimum rahatsızlıkla izlenmelidirler.

Güçlü karın kasılmalarının başlamasından sonra, ilk kuzu bir saat

içinde doğmalıdır. Yanlış pozisyonlu bir kuzuyu düzeltirken temiz

eller, eldivenler veya kollar ve bol miktarda obstetrik kayganlaştırıcı

kullanılmalıdır. Kuzu, aşırı çekmeden nazikçe manipüle edilmelidir.

Tüm kuzular doğduktan sonra, plasenta sonraki 12 saat içinde atılmalıdır.

Yeni doğan kuzuların göbekleri, göbek hastalığı riskini azaltmak için

%7’lik güçlü iyotla dezenfekte edilebilir.

Kuzular doğduktan sonra 30 dakika içinde ayağa kalkmalı ve emzirilmelidir.

Bir kuzunun doğum ağırlığını kaydetmek, üretkenlik hedeflerini

ölçmek ve genel sağlığı izlemek için bir araç sağlar. Yaşamlarının ilk

haftalarında kilo kaybeden veya kilo alamayan kuzular hastalık açısından

daha fazla değerlendirilmelidir.



UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Üreme Yönetimi

KIZGINLIĞIN SAPTANMASI

CRV Sütçülük yönetim Kılavuzu

Kızgınlığın saptanması bir uzmanlık işidir. Kızgın bir inek, tümünün

algılanması kolay olmayan bir takım belirtiler gösterecektir.

Hatta her inek kızgınlığını farklı şekilde gösterecektir. Günümüzde

çiftliklerde verimliliğin artması için, kızgınlığın daha kısa zamanda

saptanması gerekmektedir. Bu bakımdan kızgınlık belirtilerinin

çabuk saptanması önemlidir.

››

KIZGINLIK DÖNGÜSÜ

Sığırların normal kızgınlık döngüsü ortalama 21 gün olup, 18

ila 24 gün aralığında değişebilir (Şekil 5’e bakınız). Bu döngü

esnasında inek 24 ila 48 saat arasında “kızgın olacak” ve bu süre

ineğe göre değişecektir. Barınma, beslenme ve ineğin genel sağlık

durumundan fazlasıyla etkilendiği için kızgınlık belirtileri her inek

için farklı olacaktır. İneğin verim düzeyi arttıkça, kızgınlık süresinin

kısalacağı da söylenebilir. İneğin kızgınlığı; erken kızgınlık, durağan

kızgınlık ve geç kızgınlık dönemi olmak üzere üç evreye ayrılabilir.

Erken kızgınlık evresi

Erken kızgınlık evresinin süresi 6 ila 10 saat arasında değişebilir.

Erkenkızgınlığın belirtileri şunlardır:

• Diğer ineklere aşması

• Diğer inekleri koklaması

• Çenesini diğer ineklere dayaması

• Fazla hareketli olması

• Fercinin (vulva) ıslak ve hafifçe şiş olması

• Böğürmesi

• Başka inekler tarafından aşıldığında yürüyüp gitmesi

28 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

››

DURAĞAN KIZGINLIK DÖNEMI

Erken kızgınlık döneminden sonra durağan kızgınlık dönemi

başlar. Bunun süresi ineğe bağlı olarak 6 ila 18 saat olabilir. Tropik

iklim koşullarında durağan kızgınlık daha kısa süreli olur. Sıcaklık,

ineklerin gebe kalma oranını kuvvetle etkiler. Daha yüksek

sıcaklıklar gebelik sonuçlarının daha kötü olmasına yol açabilir.

Durağan kızgınlığın belirtileri erken kızgınlık ile uyuşabilir, ama

durağan kızgınlığı algılamak için önemli olan diğer belirtiler

aşağıdadır:

• Başka inekler aşarken kıpırdamaması

• Diğer ineklere ön taraftan aşması

• Kaburga tarafı aşağı, sağrı tarafı yukarı gelecek şekilde belini

eğmesi

• Fercin (vulva) şişmesi

• Berrak çara (sümüksü salgı) akması

• İştahsız olması

• Süt veriminin azalması

• Vücut sıcaklığının hafifçe artması

• Kuyruk ve butlara çara buluşması

• Yaltaklanması

YÜKSEK VERİMLİ İNEKLER

Yüksek verimli ineklerinizin kızgınlığını

yakından izleyin. İneğin verimi arttıkça

kızgınlık süresi kısalır.

››

YALANCI KIZGINLIK

Üreme döngüsünün onuncu veya on birinci gününde inek, kızgınlık

belirtileri gösterebilir. Bu gerçek bir kızgınlık olmadığından, ona

“yalancı kızgınlık” denir. Bu aşamada yumurtalık, olgunlaşmayacak

olan büyük bir folikül meydana getirmiştir. Fakat üreticiler bu

durumu gerçek bir kızgınlık sandıkları için, tüm süt sığırlarının

% 10 kadarına ulaşan bir kısmı tohumlanmaktadır. On gün sonra

bu inekler gerçek kızgınlık gösterirler. Bir ineğin kızgınlık gösterip

göstermeyeceğini ve hayvanın düzenli bir üreme döngüsü olup

olmadığını anlamak için her gün kayıtlar (takvim ya da bilgisayar)

gözden geçirilmelidir.

Geç kızgınlık dönemi

Durağan kızgınlık döneminden sonra, kızgınlığın son dönemi

olan, geç kızgınlık (östrüs) dönemi başlar. İneklerin bazıları, bazı

kızgınlık belirtilerini östermeye devam ederler. Bu dönem 12 ila 20

saat civarında sona erer.

Bazı belirtileri şöyledir:

• Diğer inekler tarafından aşıldıklarında yürüyüp gitmeleri

• Fercinden (vulva) berrak çara salgılanması

• Diğer inekleri koklaması

Kızgınlıktan sonra ineğin fercinden kanlı çara akabilir. Bu durum

ineğin kızgınlığının bittiği anlamına gelir. İneğin 21 gün sonra

tekrar kızgınlık gösterip göstermediğini kontrol edebilmek için,

kızgınlığın bitiş tarihi kaydedilmedir.

Şekil 6. Üreme döngüsü esnasında faaliyet gelişimi

››

GÖZLEM

Yukarıda değinilen belirtiler üretici tarafından gözlemlendiği

takdirde ineğin kızgınlığı saptanabilir. Üretici kızgınlığı belirlemeye

yardımcı olacak araçlar kullanabilir. Gözlem sırasında, yetiştiricinin

deneyimi, sürü büyüklüğü ve ineklerin içinde bulunduğu çevre

etkilidir. Daha deneyimli olan gözlemciler kızgınlık belirtilerini daha

erken algılayabilirler. Sürü büyüklüğü ineklerini görünebilirliğini

ve tanınmasını etkileyebilir. Kızgınlık belirtilerinin saptanmasında

çevre çok önemlidir. Örnek olarak, ızgaralı zeminler kaygan ise

inekler diğer ineklere aşmaya çekineceklerdir. İneklerin sağlık

durumu da aynı şekilde gözlemleri etkileyebilir; topallayan inekler

diğer ineklere aşmakta çekingen davranırlar.

Diğer inekleri koklama, ilk görülebilir kızgınlık işaretlerinden biridir

Genel olarak yetiştiricinin inekleri günde üç defa gözlemesi gerektiği

söylenir. Bu gözlemler en az 20 dakika sürmelidir.

www.tarimturk.com.tr 29


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

İnekler günün serin saatlerinde daha fazla cinsel davranış gösterme eğilimindedir; bu

nedenle kızgınlık belirtilerine en uygun anlar:

• Sabah, sağımdan önce ve sonra

• Öğleden sonra, sağımdan önce ve sonra

• Akşam, saat 22 sularıdır.

FAALİYET

İnekler günün daha

serin saatlerinde

daha çok cinsel faaliyet

gösterir

››

GÖZLEM ARAÇLARI

Kızgınlık denetiminde en yaygın kullanılan araçlardan biri adımsayar (pedometre)

olup, ineğin bacağına veya boynuna takılan bu alet, ineğin gün boyunca attığı

adımları sayar. Alet, kızgınlık belirtilerinden biri olan hareketlilik düzeyini gösterir.

Adımsayarın önemli bir yararı ineği günün 24 saati gözlemlemesidir. İneklerin

% 40’tan fazlası kızgınlıklarını geceleyin göstermekte olup adımsayar üreticinin

gözleyemediği zamanda onu gözlemler. Genellikle boyuna asılan adımsayarlar,

ayağa takılanlardan daha az dakik olurlar. Bacağa takılanlara pedometre (adımsayar)

denmektedir. Pedometrelerin tüm kızgınlıkların % 90’ını saptayabildiği kanıtlanmış

olup, aygıt kullanmayan üreticiler tüm kızgınlıkların % 70’ini saptayabilmektedir.

Bu pedometreler ineklerin gerçek etkinliklerini gösteren bir bilgisayar programına

bağlanmaktadır. İnekler daha faal hale geldiklerinde yetiştirici bilgisayar tarafından

uyarılmaktadır.

Diğer bir araç boya damgası olup, ineğin kuyruğunu ve sağrısını boyamak için kullanılır.

Boya ortadan kalktığı zaman, ineğin aşıldığı anlaşılır. İneğin sırtına veya kuyruğuna

yerleştirilen boya dolu aygıtlar da kullanılabilir. İnekler bu ineğe aştığı zaman aygıt

boya salıverecek ve yetiştirici bu ineği kolayca ayırt edebilecektir. Elde mevcut bir

boğa “taciz” etmek için kullanılabilir; ancak boğanın etrafına uygun bir parmaklık

yapılması gerekir. Kızgın olan inekler boğaya belirgin bir ilgi göstereceklerdir. Ancak

bu araçlar yetiştiricinin gözlem yapma işini üstlenemezler. Onlar sadece kızgınlığı

saptamaya yardımcı olabilirler.

Gözlem araçları (bu durumda kuyruk boyası)

tümüyle yetiştiricinin görevini üstlenemez

Gözlem araçları kızgınlık saptamasını kolaylaştırırlar

30 www.tarimturk.com.tr

Kayıt altına alma kızgınlığın kaçırılma

şansını azaltır


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

››

KAYIT TUTMA

Üremede iyileşme sağlamanın anahtarı kayıt tutmaktır.

Kızgınlıkların ilki bir takvim veya yönetim sistemine

kaydedildiği zaman, ineğin bir sonraki kızgınlığının

kontrolü daha kolay olur. Böylelikle yetiştirici belirli

bir ineğin ne zaman kızgınlık belirtisi gösterebileceğini

bilecek ve gözlemleme daha kolay olacaktır. Özellikle

buzağılamadan sonraki ilk kızgınlık önemlidir.

Yetiştiriciler her halükârda inek tohumlanmayacağı

için, sıklıkla bu ilk kızgınlığa dikkat etmezler. Normal

olarak, ilk esas kızgınlık buzağılamadan dört

hafta sonra görülmektedir. Bu inekten yetiştiriciye

gönderilen olumlu bir bildirim olup, onun normal

bir kızgınlık döngüsüne girdiğini göstermektedir.

Yetiştiriciler, ineğin başarılı şekilde tohumlanmasına

elverecek bir sonraki kızgınlık tarihini hesaplamak

için, ilk kızgınlık tarihini kaydetmek zorundadırlar.

İneklerin kızgınlık döngülerinin kaydedilmesi için farklı

yöntemler vardır.

Kayıt seçenekleri:

• Sayısal yönetim sistemleri

• Takvim

• Doğurganlık şeması

Genellikle, büyük işletmeler her şeyin kolaylıkla

düzenlenebildiği ileri teknoloji ürünü yönetim

sistemlerinin keyfini sürebilir. Daha küçük işletmeler

için, basit ve daha ucuz sistemler yeterli olabilir. Küçük

işletmeler sürü üreme çizelgesini bile kullanabilirler

Tablo2).

Tablo 2. Sürü üreme kartı

www.tarimturk.com.tr 31


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Yem Hijyeni

1. Giriş

Hayvansal üretimde birincil amaç yüksek verim ve güvenilir hayvansal gıdaların elde edilmesidir. Güvenilir hayvansal gıda üretimi

güvenilir yem hammaddelerinin teminine bağlıdır. Bitkisel ve hayvansal hammaddelerde veya sonraki işleme safhalarında meydana

gelen fiziksel, kimyasal ve biyolojik olumsuz faktörler insan sağlığı açısından da tehlike oluştururken, yem maddelerinden kaynaklanan

bulaşanlar hayvan sağlığı ve hayvansal gıda tüketen insanların sağlığını tehdit etmektedir. Çiftlikten çatala hayvansal gıda güvenirliğinin

sağlanmasında hayvanların beslenmesinde kullanılan yemlerin güvenirliğinin sağlanması için de kritik nokta tehlike analizi

(HACCP) ve ISO 22000 yem güvenirliği yönetimi sisteminin uygulanması ve uygulamanın titizlikle takip edilmesi büyük bir önem taşımaktadır.

Hayvanlara verilen rasyonların hazırlanmasında kullanılan yem hammaddelerinde çeşitli sayıda doğal kaynaklı toksinler

bulunabilmekte ve fazla miktarda tüketildiğinde hayvanların gelişimini, verimliliğini ve sağlığını doğrudan etkileyebilmektedir. Son

yıllarda hayvansal gıdaların kaliteli ve güvenilir üretiminin hedeflenmesiyle birlikte hayvanın refahı, hayvanın sağlığı ve halk sağlığının

korunması konusu da zorunlu hale gelmiştir. Doğal kaynaklı toksikolojik risk faktöreri bitkilerin kendi yapısında bulunabileceği

gibi çeşitli mantar, bakteri ve parazitlerin faaliyetleri sonucunda da meydana gelebilmektedir. Kaba ve karma yemlerde üretimden

tüketime kadar geçen aşamada mantarların ürettiği mikotoksinler veya toksik metabolitler insan ve hayvan sağlığı için yüksek bir risk

oluşturmaktadır. Bu bölümde yem hijyeni ve yem güvenliğini tehdit eden doğal kaynaklı toksik faktörler arasında en sık rastlanan ve

riskli olan; yemlerin üretimi, taşınması ve depolanması aşamasında da oluşan mikotoksinler hakkında bilgi verilmiştir.

32 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

››

Kanunun amacı:

Gıda ve yem güvenilirliğini, halk sağlığı, bitki ve hayvan sağlığı ile

hayvan ıslahı ve refahını, tüketici menfaatleri ile çevrenin korunması

da dikkate alınarak korumak ve sağlamaktır. Bu Kanunun

kapsamında, Gıda, gıda ile temas eden madde ve malzeme ile

yemlerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarını, bitki koruma

ürünü ve veteriner tıbbî ürün kalıntıları ile diğer kalıntılar ve

bulaşanların kontrollerini, salgın veya bulaşıcı hayvan hastalıkları,

bitki ve bitkisel ürünlerdeki zararlı organizmalar ile mücadeleyi,

veteriner sağlık ve bitki koruma ürünlerinin resmi kontrolleri ve

yaptırımları bulunur. 5996 sayılı Kanunun Madde 21-(2)’ de yem

güvenilirliği şartları aşağıdaki şekilde belirtilmiştir.

››

Yem Hijyeni

Hayvansal gıdalarda halk sağlığını tehdit eden tehlikelerin büyük

çoğunluğu yemden kaynaklandığından Gıda ve Tarım Organizasyonu

(FAO,) 2004 yılında Kodeks Alimentarius Komisyonu “İyi

Hayvan Besleme Uygulama Kurallarını (CAC/RCP 54-2004)” yayınlamıştır.

Bu tüm dünyada hükümetlerin hayvanların güvenli yemle beslenmesi

konusunda yem kaynaklı tehlikelerin risk değerlendirmesini

yaparak gerekli tedbirleri almalarında bir dönüm noktası olmuştur.

Birçok ülke 2004 yılından itibaren gıda kalite programları kapsamına

“İyi Hayvan Besleme Uygulama Kuralları” ile yem üretici ve

sanayicilerini dahil etmeye başlamıştır.

Türkiye’de 2010 yılında, 5996 sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki

Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” hazırlanarak yürürlüğe girmiştir.

2011 yılından sonra birincil üretimden başlayarak takip eden tüm

işlemlerden sunum aşamasına kadar yem güvenliği yönetim sisteminin

ilke ve prensipleri belirlenmiştir. Kanunun uygulanması için

gerekli usul ve esasları belirleyen ve resmi gazetede yayımlanan

yönetmelikler aşağıda verilmiştir.

1. Yem Hijyeni Yönetmeliği

2. Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelik

3. Yemlerin Piyasaya Arzı ve Kullanımı Hakkında Yönetmelik

4. Yemlerin Resmî Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metotlarına

Dair Yönetmelik

5. Bitkisel Gıda ve Yemin İhracatında Sağlık Sertifikası Düzenlenmesi

ve İhracattan Geri Dönen Ürünler İçin Uygulama

Yönetmeliği

6. Bitkisel Gıda ve Yem İthalatının Resmi Kontrollerine Dair

Yönetmelik

Yem güvenliği hedefleri ve yem güvenliği ile ilgili mevzuat “5996

sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” ve

bu kanunun uygulamasıyla ilgili usul ve esasaları belirleyen yönetmeliklerdir.

• Güvenilir olmayan yem, piyasaya arz edilemez ve hayvanlara

yedirilemez.

• Yemin, kullanım amacına göre, insan ve hayvan sağlığına

olumsuz etkilerinin bulunması veya hayvanlardan elde edilen

gıdaların insan tüketimi için güvenilir olmamasına neden

olması durumunda,güvenilir olmadığı kabul edilir.

• Bozulmuş ve çürümüş yem, tüketime uygun olmayan yem

olarak değerlendirilir

• Bir seri, parti veya sevkiyattaki aynı sınıf veya çeşit yemin bir

bölümünün güvenilir olmadığının tespiti durumunda, şartlara

göre tamamının güvenilir olmadığı kabul edilebilir.

• Yemin güvenilir olmadığına dair yeterli şüphe veya sebebin

oluşması durumunda piyasaya arz edilen yem toplatabilir.

28155 sayılı ve 27 Aralık 2011 tarihli Yem Hijyeni Yönetmeliği; 5996

Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunun 21, 22, 24,

25, 29 ve 30 uncu maddelerine dayanılarak, ve Avrupa Birliğinin

12/1/2005 tarihli ve 183/2005 sayılı Yem Hijyeni ile ilgili Tüzüğüne

paralel olarak hazırlanmıştır.

Yem hijyeni; tehlikenin kontrol altına alınması ve gıda ve yemlerin

kullanım amacı dikkate alınarak, İnsan ve hayvan tüketimine uygunluğunun

sağlanması için gerekli her türlü önlem ve koşuldur.

Yem hijyeni ile ilgili genel kuralları ,yem işletmelerinin kayıt ve

onayı ile yemlerin izlenebilirliğinin sağlanması için gerekli şartları

belirlemek ve bu konularla ilgili düzenlemeleri yapmaktır.

››

Yönetmeliğin Kapsamı:

• Yem işletmecilerinin birincil üretim dâhil birincil üretimden

itibaren, yemlerin piyasaya arzını da kapsayan tüm aşamalardaki

faaliyetlerini,

• Gıda amaçlı hayvanların beslenmesini,

• Yemlerin ithalat ve ihracatı ile ilgili hususları içermektedir.

››

Yem işletmecisinin yükümlülükleri:

1. Yem işletmecisi üretim, işleme ve dağıtımın tüm aşamalarında

kendi kontrolü altında yürütülen faaliyetlerin yem mevzuatı

ile ilgili hükümlere ve bu Yönetmelikte belirtilen hijyen

şartlarına ve iyi üretim uygulamalarına uygunluğunu sağlamakla

yükümlüdür.

2. Gıda amaçlı hayvanların beslenmesinde hayvan yetiştiricileri;

yemlerin, hayvanların ve hayvansal ürünlerin biyolojik, kimyasal

ve fiziksel bulaşma risklerini kabul edilebilir en düşük

düzeyde tutmak için gerekli tedbirleri almak ve uygulamakla

yükümlüdürler.

www.tarimturk.com.tr 33


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Yem Hijyen yönetmeliğinin 6.maddesinin birinci fıkrasında belirtilenler

dışında faaliyet gösteren yem işletmecileri HACCP ilkelerine

dayalı yazılı bir prosedürü oluşturmak, uygulamak ve sürdürmek

zorundadırlar.

Uygulamalar aşağıdaki başlıklar altında anlatılmıştır.

a) Merada Otlatma

b) Ahır ve Yemleme Ekipmanları İçin Gereklilikler

c) Yemleme

d) Yem ve Su

e) Personel

a) Merada Otlama

Merada ve tarlada otlatma; hayvansal gıdalara fiziksel, biyolojik

ve kimyasal tehlikelerin bulaşmasını en aza indirecek şekilde yapılır.Gerektiğinde,

gübreden kaynaklanabilecek biyolojik çapraz

bulaşma riskinin bulunması durumunda bu riskin en aza indirilmesi

için otlatma dönemleri arası meralarda yeterli bir dinlenme

periyodu dikkate alınarak otlatma yapılır.Otlanılan alana tarım

ilacı uygulandığında ise belirlenen süre kadar beklenilir.

b) Ahır ve Yemleme Ekipmanları İçin Gereklilikler:

Hayvan yetiştirme üniteleri yeterli temizliğe imkân verecek şekilde

tasarlanır. Herhangi bir tehlikenin oluşmasını önlemek için hayvan

besleme üniteleri ve yemleme ekipmanları doğru ve düzenli

bir şekilde temizlenir. Temizlik ve dezenfeksiyon için kullanılan

kimyasallar tarifnamesine uygun olarak kullanılır ve yem ve yemleme

alanı dışında depolanır.

Hayvan yetiştirme ünitelerinde, altlıklarda ve yemde olası bulaşmaları

önlemek için bir haşere kontrol sistemi uygulamaya konulur.Binalar

ve yemleme ekipmanları sürekli temiz tutulur. Gübre,

atık maddeler ve yeme bulaşma ihtimali olabilecek diğer kaynakları

düzenli olarak ortamdan uzaklaştıracak sistemler oluşturulur.

Hayvan yetiştirme ünitelerinde kullanılan yemler ve altlıklar küflenmeye

imkân vermeyecek şekilde düzenli olarak değiştirilir

c) Yemleme

1. Depolama: Yemler kimyasallardan ve yasaklı maddelerden

ayrı yerlerde depolanır. Depolama alanları temiz ve kuru tutulur

ve gerekli yerlerde haşere kontrol tedbirleri alınır. Depolama

alanları ve taşıma araçları istenmeyen çapraz bulaşmalardan

kaçınmak için düzenli olarak temiz tutulur. Ekim amaçlı

saklanan tohumlar, hayvanların ulaşamayacağı şekilde ayrı

depolanır.Farklı kategori ve türdeki hayvanlar için üretilen

ilaçlı yemler ve ilaçlı olmayan yemler, hedefte olmayan hayvanların

beslenmesi riskini azaltacak şekilde ayrı depolanır.

2. Çiftliklere yem dağıtımında doğru yemin doğru adrese gittiğinden

emin olunmalıdır. Dağıtım ve yemleme sırasında

yemler, bulaşık depo alanları ve ekipmanlardan bir bulaşma

olmayacak şekilde tutulur. Bulaşmayı önlemek için ilaçlı yemler,

ilaçsız yemlerden ayrı yerlerde muhafaza edilir.Çiftlikteki

taşıma araçları ve yemleme ekipmanları, özellikle ilaçlı yem

sevkiyatı ve dağıtımı yapıldığında, düzenli olarak temizlenir.

d) Yem ve Su

İçme suyu ya da su ürünleri üretimi için gerekli olan su, hayvansal

üretim için uygun kalitede olmalıdır. Hayvanlar veya hayvansal

ürünlerde sudan kaynaklanan bir bulaşmanın olduğu düşünülürse

tehlikeleri en aza indirmek ve durumu değerlendirmek için gerekli

tedbirler alınır. Yemleme ve sulama ekipmanları, yem ve sudaki bulaşmayı

en aza indirecek şekilde tasarlanarak, kurulmalı ve yerleştirilmelidir.

Sulama sistemleri düzenli olarak temizlenir ve imkân

olduğunda bakımı yapılır.

e) Personel

Hayvan besleme ve bakımından sorumlu kişi yeterli beceri, tecrübe

ve yetkilere sahip olmalıdır.

34 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SEKTÖRDEN

KARBON PIYASASI ÇIFTÇILERE

YENI GELIR KANALI SUNUYOR

Sera gazı salınımını 2050’ye kadar net sıfıra ulaştırma hedefi için kritik olarak

görülen gönüllü karbon piyasası, çiftçilere mevcut faaliyetlerinden ödün

vermeden yeni bir gelir kanalı sunuyor.

Özel sektör temsilcilerinin atmosfere salınan sera gazlarının uzaklaştırılması

veya azaltılması için karbon kredilerini gönüllü olarak alıp

sattığı bir piyasayı tanımlayan gönüllü karbon kredisi piyasası (Voluntary

Carbon Market | VCM), son yıllarda sürdürülebilirlik ve net sıfır

hedeflerinin kritik unsurlarından biri olarak öne çıktı. Ancak güncel

rakamlar, tarım sektörünün bu alandaki fırsatları yeterince değerlendiremediğini

ortaya koydu. Veriler, karbon kredilerinin %1’inden daha

azının tarım sektöründen geldiğini gösterirken, proje ve danışmanlık

şirketi Rivulis, tarım sektörünün gönüllü karbon piyasasına katılımını

artırmak için harekete geçti.

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Rivulis İklim Direktörü

Jon Baravir, “Yapay zekaya bağlı enerji talebinin sürdürülebilirlik ve karbon

salımı konusunda yeni kaygılar ortaya çıkardığı bir dönemde, karbon

kredisi pazarına yönelik kurumsal talep de giderek artıyor. Özellikle

kurumsal şirketlerin alıcı tarafında daha çok aktif olacağı bu pazarda,

çiftçiler için büyüyen bir fırsat var. Rivulis, gönüllü karbon piyasasına

katılım için gereken masrafları neredeyse sıfırlayarak, çiftçiler için yeni

gelir kanallarının önünü açıyor” dedi.

2030’A KADAR 50 MİLYAR DOLAR BÜYÜKLÜĞE ULAŞACAK

Citi tarafından hazırlanan çalışmaya göre, VCM olarak kısaltılan ve

2022’de 2 milyar dolar büyüklüğe sahip olduğu tahmin edilen gönüllü

karbon kredisi pazarının, kurumsal net sıfır taahhütlerinin artan etkisiyle

2030’a kadar 50 milyar dolar büyüklüğe ulaşabileceği öngörüldü.

İSVIÇRE’DEKI YENI MERKEZ, HÜCRESEL

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNÜN

GENIŞLEMESINI DESTEKLEYECEK

Bühler, Givaudan ve Migros ortak girişimi olan ve kültürlü

gıda sektöründe devrim yaratmayı amaçlayan The

Cultured Hub, resmi olarak kapılarını açtı. Merkez, et,

balık, süt ürünleri, evcil hayvan gıdaları ve bitki bazlı hücre

gibi çeşitli ürünlerin geliştirilmesini destekleyebilecek bir

teknoloji platformu sunuyor.

Küresel çapta hücresel tarım ve gıda endüstrisi toplulukları

için bir dönüm noktasına işaret eden ve İsviçreli

şirketler Givaudan, Migros ve Bühler ortaklığıyla kurulan

The Cultured Hub, resmi olarak kapılarını açtı. Ölçek büyütme

ve genişleme için gerekli deneme altyapısını sunan

yeni merkez, hücresel tarım ürünlerinin gelişimini ve

pazara girişini hızlandırarak kültüre dayalı gıda ve içecek

alanında devrim yaratmayı amaçlıyor. İsviçreli ortaklar,

giderek karmaşıklaşan gıda sistemindeki zorlukların üstesinden

gelebilecek bu yeniliklerin, çevresel etkiyi azaltacağını

ve gıda güvenliğini artıracağını belirtiyor.

Yeni merkez, gelişmiş ürün geliştirme laboratuvarları,

hücre kültürü ve fermantasyon olanakları ve ekipmanları

ile donatıldı. Merkez, ortaklarının oluşturduğu ekosistemle

birlikte yeni kurulan şirketleri ve kuruluşları, pazara

hazır, sürdürülebilir, sağlıklı ve uygun fiyatlı ürünleri

geliştirilmesi noktasında desteklemek ve ölçek büyütme

konusunda güçlendirmek üzere tasarlandı. Gıdanın çok

ötesinde bir teknoloji platformu sunan The Cultured

Hub, et, balık, süt ürünleri ve evcil hayvan maması gibi

hücre bazlı ürünlerin geliştirilmesini destekleyecek.

ENDÜSTRİ UZMANLIĞI VE İŞBİRLİĞİ

Migros, Givaudan ve Bühler Group’un ortak girişimi

olan The Cultured Hub, gıda işleme, ürün geliştirme, üretim,

pazarlama ve piyasaya sürme konularında yüzyıllara

dayanan kolektif deneyimden yararlanıyor. Her üç şirket

de sürdürülebilirlik konusunda güçlü bir kararlılık sergiliyor.

Duyuruya göre bu kombinasyon, yeni merkezi bilgi,

beceri, teknoloji, perakende ve tüketici anlayışı için benzersiz

bir erişim noktası haline getiriyor.

“ÇİFTÇİLER BU FIRSATI DEĞERLENDİRMELİ”

Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğunu, ancak artan maliyetler ve

zayıflayan pazar sebebiyle Türk çiftçilerin yeni modellere geçişinin

kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Rivulis İklim Direktörü Baravir,

değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “80 yıllık deneyimle 15

ülkede 22 üretim tesisi ve 3 bin çalışanıyla faaliyet gösteren Rivulis olarak

Türkiye’deki çiftçileri de dönüşen tarımı keşfetmeye ve bu fırsatları

değerlendirmeye çağırıyoruz.”

www.tarimturk.com.tr 35


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

Tınaztepe Şirketler Grubu:

Hayvancılığın Güvenilir Ortağı

1956 yılında akaryakıt istasyonu ile ticari hayata başlayan Tınaztepe Şirketler Grubu, 1968’de

ateş değirmeniyle un imalatına adım atarak sanayicilikte ilk başarısını elde etmiştir. 1980 yılında

kurulan Tınaztepe Un Fabrikası, Anadolu Durum Buğdayından üretilen sarı unuyla hem bölgesel

hem de ulusal alanda tanınır hale gelmiştir. 1985’te başlatılan yem üretim faaliyetleri, grubun

gıda ve tarım sektörlerindeki entegre yapısını güçlendirmiştir. Ayrıca, Yumurtacılık alanındaki

yatırımlarıyla öne çıkan grup, modern yumurta çiftlikleri aracılığıyla sağlıklı ve lezzetli yumurtalar

sunmaktadır.

Günümüzde Tınaztepe Şirketler Grubu, Afyon Tınaztepe Yem Fabrikası ve Aydın Kuyucak Yem

Fabrikası olmak üzere iki modern tesisle büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvanlara yönelik

yüksek kaliteli yemler üretmektedir. Türkiye’nin ilk ve en büyük 50 ton/saat kapasiteli peletleme

ünitesiyle donatılan yem fabrikalarımız, toplamda 80 ton/saat üretim kapasitesiyle sektörde öncü

konumunu sürdürmektedir. Granül ve pelet formundaki ürünler, besicilere kullanım kolaylığı

sağlarken, enerji ve protein dengesi sayesinde hayvanların sağlıklı büyümesini desteklemektedir.

Hüseyin Balcı / Ceo

Tınaztepe Şirketler Grubu, sürdürülebilirlik ve kalite odaklı yaklaşımıyla tarımın vazgeçilmez

ortağı olmaya devam ediyor. “Ürün kalitesi ve müşteri memnuniyetinde istikrar” ilkesiyle geleceğe

emin adımlarla ilerleyen grup, tarım dünyasında güvenilir ve tercih edilen bir marka olma yolunda

kararlılıkla yol alıyor.

36 www.tarimturk.com.tr


Besi Yemi

Kanatlı Yemi

Süt Yemi

ÜRÜNLERİMİZ

Buzağı Yemi

Özel Dönem Yemi

Konsantre Yemi

Koyun- Kuzu Yemi

Üreli Yemi

Çiftlik Yemi

ILETISIM

Afyon Antalya Karayolu 20.km Tınaztepe, AFYONKARAHİSAR

info@tinaztepeyem.com tinaztepeyem.com

+90 272 322 21 50


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Süt Sağım Hijyeni

İsmail Berke Bölüm | Veteriner

Sağlıklı bir inek, koyun veya keçi memesinden salgılanan süt herhangi bir şekilde kirlilik ya da mikrop taşımaz. Sütün temiz

ve sağlıklı bir insan gıdası olarak kullanılmasını sağlamak için üretimin her aşamasında her türlü kirliliğin bulaşmasını önlemek

gerekmektedir. Sütteki problemler, çiftlikte, sağım aşamasında, soğutmada veya depolamada başlayabilir. Unutulmamalıdır

ki, süt her türlü bakteri, maya ve mantarın içinde çok hızlı üreyebileceği mükemmel bir ortamdır. Bu nedenle çiftlikte temizlik

ve hijyen çok önemlidir. Özellikle sıcak Akdeniz ikliminde, sütteki bakteriler hızla çoğalmaya başladığı için süt çok çabuk

bozulur.

Sütte kirlilik oluşturabilecek temel hususlar şunlardır;

Kirli hayvanlardan özellikle meme, meme başı ve kuyruğa dışkı bulaşması,

kirli ellerden, kirli ekipmandan, meme ve meme başlarının sağım öncesi temizlenip dezenfekte edilmemesi

Ön sağımda anormal ( kanlı hastalıklı pıhtılı) sütün tespit edilmeden süt tankına karışması.

Süt sağım makinasının ve depolama tankının erimiş, deforme olmuş lastikleri arasına giren kirler, dışkılar, böcek ve tüyler.

Sağım makinasının sağım sonrası yetersiz temizlenmesi ve yetersiz dezenfeksiyonu nedeniyle süte bakteri bulaşması.

Temizleme ilaçlarının kalıntılarının, veteriner ilaçlarının kalıntılarının sütte oluşturduğu kimyasal kirlilikler.

Sütün en çok kirliliğe maruz kaldığı etap % 90 oranında sağım etabıdır. Bunun önüne geçilebilmesi adına sağım makinelerinin

düzenli ve detaylı bir şekilde dezenfekte edilmesi, süt sağım başlıklarında bulunan plastik kısımların düzenli değişimi, sağım

yapan personelin kişisel hijyenine dikkat etmesi, ineklerin memelerinin temizlenmesi ve özellikle memelerin sağım öncesi ve

sonrasında temiz ve kuru olması önemli rol oynamaktadır.

Pek çok etkili kimyasal temizlik maddeleri piyasada ticari olarak bulunmaktadır. Seçilecek dezenfektan, kullanılan sağım

sistemine uygun olmalıdır. Unutulmamalıdır ki kullanılan dezenfektanlar çok güçlü kimyasallar olup son yıkamanın mutlaka

temiz suyla yapılması kalıntı bırakmaması açısından çok önemlidir.

38 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

İKLİME BAĞLI AHIRDA ALINMASI

GEREKEN ÖNLEMLER

İsmail Berke Bölüm | Veteriner

Hayvansal üretimde her koşulda verimli üretim yapabilmek, gerekli koşulların

teminine bağlıdır. Sürdürülebilir hayvansal üretim sadece hayvan başına

üretim değil, teknik yetiştiricilik uygulamaları ve sistemleri kullanımı ile

mümkündür. Türkiye’nin coğrafî konumu ve yer şekilleri farklı özellikte çeşitli

iklim tiplerini oluşturur. Genel olarak soğuktan ziyade sıcağa karşı önlem

alınması gereken koşullar yaygındır.

Süt sığırlarında optimum çevre koşulları şunlardır; hava sıcaklığı 13–18 0 C,

oransal nemi %60–70, rüzgar hızını 5–8 km/saat ve orta derecede bir

solar radyasyon olarak tanımlamaktadır. Ayrıca, bu iklimsel elementlerin

bir veya ikisinin birlikte meydana gelmeleri durumunda, etkinin şiddetini

değiştirmektedir.

Ülkemizde süt sığırcılığında kullanılan açık ve kapalı olmak üzere iki çeşit

ahır tipi bulunmaktadır. Kış aylarında özellikle kapalı tip hayvan ahırlarında

dikkat edilmesi gereken başlıca husus hava sirkülasyonudur. Hayvanların

bulunduğu ortamın iyi havalandırılması gerekmektedir. Havalandırmanın

iyi yapılmaması sonucunda hayvanlarda üst solunum yolu hastalıkları,

sütte verim kaybı, et randımanında düşüş gibi olumsuz birçok durum ile

karşılaşılabilir. Fakat havalandırma yapılırken barınağın içinde yüksek oranda

cereyana sebep olacak bir havalandırma yapılmamasına dikkat edilmelidir.

Ayrıca hayvanların bulunduğu ortamın yeterince güneş ışığı alabilecek

şekilde tasarlanması gerekmektedir.

Hayvanların açık ahırlarda beslenmeleri halinde sıcaklığın sıfır derecenin

altına inmesi büyük bir problem meydana getirmez. Hayvanlar 18-24 derece

sıcaklık farklılaşmalarına uyum sağlayabilirler. Besi hayvanları -30 derece

sıcaklıkta bile normal yaşamlarını devam ettirebilir.

Ahır sıcaklığı -10 derecenin altına indiği zaman yem tüketiminde %8 ila %10

arasında yükselme olabilir. Fakat yine de havanın soğuk olduğu hallerde

dikkat edilmesi gerekli olan konu, ani sıcaklık farklılaşmalarının hayvan sağlığı

ve verimi üstünde oluşturacağı olumsuz etkiler ile karşı karşıya kalınmasıdır.

Alıştırmış olmak ve yeteri kadar yem sunmak koşulu ile -25 dereceye kadar

düşen sıcaklıklarda bile hayvanların veriminde mühim bir düşüş yaşanmaz,

sağlık sorunları oluşmaz.

Çiftlik hayvanlarının 25 derecenin üstündeki ısılarda doğrudan güneş

etkisi altında negatif yönde etkilenmelerine engel olmak için hayvanların

rahatlamasını sağlayan tedbirlerin alınması gerekmektedir. Hayvanların

rahatlaması için gölgelik, fan ile hava sirkülasyonu ve su püskürtme sistemleri

kurulabilir. Özellikle kış aylarında hayvanların gezinti ve yatma alanlarının

nemden ve ıslaklıktan korunması ayak ve neme bağlı oluşabilecek bulaşıcı

hastalıklar açısından büyük rol oynar. Ortamın nemden korunabilmesi adına

ahırlarda düzenli dışkı temizliği yapılması gerekmektedir.

www.tarimturk.com.tr 39


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM,

KALİTELİ YEM!

Hayvanlarınız için sağlıklı ve dengeli bir beslenme sağlayarak, onların güçlü ve dayanıklı

olmalarına katkı sağlayan Battal Yem, doğanın en iyisi sizlere sunmaktadır. Tarım Türk dergisi

olarak bu sayımızda, Battal Yem firma yetkilisi Fatih Battal bizlere ürün çeşitleri, gelecek

planları, sektöre sunmuş oldukları farklılıkları ve neden Battal Yemi tercih etmeniz gerektiğini

sizler için anlattı. Keyifli okumalar.

Tarım Türk: Firmanızı tanıyabilir miyiz?

Fatih Battal: Battal Yem, Bayburt’ta üç nesildir süregelen tarım faaliyetlerinin

bir sonucu olarak 2021 yılında kurulmuştur. Bölgenin tarım

ve hayvancılık potansiyelini en iyi şekilde değerlendiren firma,

özellikle kaba yem üretiminde uzmanlaşmıştır.

Tarım Türk: Ürün çeşitleriniz nelerdir ?

Fatih Battal:

• Yonca: Yüksek protein ve vitamin içeriğiyle sağlıklı büyümeyi

destekler.

• Korunga: Proteince zengin ve yem kalitesi iyi olan korunga otu

kalsiyum, fosfor ve diğer mineral maddelerce zengindir.

• Yulaf: Bol miktarda nişasta ile protein, vitamin ve mineraller

içeren yulaf taneleri, her türlü hayvan için çok iyi bir yem ham

maddesi olarak değerlendirilmektedir.

• Mısır Silajı: Enerji değeri yüksek, süt ve besi hayvancılığı için

ideal bir yemdir.

• Pancar Küspesi: Enerjisi yüksek süt ve besi sığırlarında yaygın

olarak kullan hayvanların severek tükettiği sindirim derecesi

yüksek ucuz bir yem kaynağıdır.

• Saman (Buğday, Arpa, Yulaf): Lif açısından zengin, sindirimi

destekler.

• Buğday ekmeklik ve yemlik

• Arpa flake ve kırma.

Tarım Türk: Battal Yem, sadece hayvan yemi üretiminde değil, aynı

zamanda yerel toplulukları desteklemekte de öncü bir firma. Faaliyette

olan bu projenizden bizlere bahseder misiniz ?

Fatih Battal: Battal Yem, sadece üretimle sınırlı kalmayıp yerel halkı

destekleme konusunda da aktif bir rol üstlenmektedir. Çiftçiler ve

üreticiler, ürünlerini satış konusunda herhangi bir zorluk yaşamadan

doğrudan Battal Yem’e satabilmektedir. Bu sayede, yerel ekonomiye

katkı sağlanırken çiftçilerin emeği de değer kazanmaktadır.

Tarım Türk: Sektördeki konumunuz ve sektöre sunduğunuz farklılıklar

nelerdir? Çiftçilerimiz neden Battal Yem i’ tercih etmeli?

Fatih Battal:

• Kaliteli ve Güvenilir Ürünler: Ürünlerimiz, hayvan sağlığı ve

verimliliği için titizlikle formüle edilmiştir. Her bir yem çeşidi,

yüksek kalite standartlarına uygun olarak üretilir.

40 www.tarimturk.com.tr

• Yerel ve Ulusal Hizmet Ağı: Türkiye genelindeki çiftçilere hizmet

veriyor ve ürünlerimizi geniş bir coğrafyada sunuyoruz.

• Modern Üretim Teknolojisi: Son teknolojiye sahip üretim tesislerimizle,

verimli ve sürdürülebilir üretim yapıyoruz.

• Rekabetçi Fiyatlar: Kaliteli yemleri, uygun fiyatlarla sunarak,

çiftçilerimizin maliyetlerini düşürmelerine yardımcı oluyoruz.

• Sürdürülebilirlik: Çevre dostu üretim süreçlerimizle, doğaya

duyarlı bir şekilde hizmet veriyoruz.

Tarım Türk: 2025 yılına dair yeni plan ve projeniz nelerdir? Hedeflerinizden

bahseder misiniz?

Fatih Battal: Battal Yem, 2025 yılında büyüme ve sürdürülebilirlik

odaklı yeni hedef ve projelerini hayata geçirmeyi planlamaktadır.

Bu kapsamda, hem ürün çeşitliliğini artırmayı hem de sektöre yenilikçi

çözümler sunmayı amaçlıyoruz.

2025 Yılı Hedef ve Projelerimiz

1. Üretim Kapasitesini Artırma

Modern üretim tesislerimizi genişleterek daha fazla çiftçiye hizmet

vermeyi ve yem çeşitliliğimizi artırmayı hedefliyoruz.

2. Dijitalleşme ve Teknoloji Kullanımı

Çiftçilerimizin yem ihtiyaçlarını daha hızlı ve kolay karşılayabilmesi

için online satış platformumuzu hayata geçirmeyi planlıyoruz.

3. Eğitim ve Destek Programları

Çiftçilere yönelik yemleme, hayvan sağlığı ve verimlilik konularında

daha kapsamlı eğitim programları sunacağız.

4. Sürdürülebilirlik Çalışmaları

Çevre dostu üretim süreçlerini geliştirerek, enerji tasarrufu sağlayan

ve atıkları minimize eden projelere öncelik vereceğiz.

5. Yem Üretim Tesisi

Battal Yem, kesif yem üretim tesisi kurma planlarıyla, Türkiye genelindeki

hayvancılık işletmelerine hizmet vermeyi hedeflemektedir.

Yeni tesis, modern üretim teknikleri ve yüksek kaliteli hammaddelerle,

sektördeki talepleri karşılayacak kapasiteye sahip olacaktır.

Böylece, tüm Türkiye’deki çiftçilere daha verimli ve kaliteli yem sağlanacak,

sektördeki hizmet ağımız genişleyecektir.


Sürdürülebilir Tarım, Kaliteli Yem!

ÜRÜNLERİMİZ

ÜRÜNLERİMİZ

MISIR SLAJI-PAKET(40KG)

PANCAR KÜSPESİ- PAKET (40KG)

BUĞDAY-EKMEKLİK veYEMLİK

MISIR SLAJI-TOP(500KG)

ARPA FLAKE-KIRMA ÇUVAL(40KG)

PRES SAMAN

YONCA OTU

KORUNGA OTU

BEY MEDYA

YULAF OTU

+90 534 612 27 45

info@battalyem.com

FİĞ OTU

www.battalyem.com


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY KALİTEMİZ

SIĞIR SÜT YEMLERİ

42 www.tarimturk.com.tr


karadenizyem.com.tr

BESİ STANDART

BESİ GELİŞTİR

BESİ BÜYÜT

▶Gerekli canlı ağırlık artışını

sağlamaktadır.

▶Yaşama ve verim payı için gerekli

formül içeriğine sahiptir.

▶Vitamin mineral ihtiyacını karşılar.

▶Palet formda olması sebebiyle

kullanımı kolaydır.

Kullanımı

▶ 6 ve 9 aylık yaş aralığında kullanımı

önerilmektedir.

▶ Tahıl grupları ve kaliteli silaj ile

takviye yapıldığında hızlı canlı ağırlık

artışı sağlamaktadır.

▶ 14 protein 2400 kcal içermektedir

▶Hızlı canlı ağırlık artışını sağlamaktadır.

▶Karkas kesim kalitesi özelliği içerir

▶Özel formülü ile karkasta mermerleşme

sağlatarak yüksek randuman

sağlamaktadır.

▶Vitamin mineral ihtiyacını karşılar.

▶Yüksek kalitede protein ve enerji

kaynakları kullanılmıştır.

▶Metabolik hastalıklara karşı koruyan

özel formül içermektedir.

▶Özel tamponlayıcılar ile Rumen

Asidozu riskini en aza indirilmiştir. Palet

formda olması sebebiyle kullanımı

kolay ve iştah açıcıdır.

Kullanımı

▶ 9 ve 15 aylık yaş aralığında kullanımı

önerilmektedir.

▶ Tahıl grupları ve kaliteli silaj ile

takviye yapıldığında hızlı canlı ağırlık

artışı sağlamaktadır.

▶ 15 protein 2700 kcal içermektedir

▶Hızlı canlı ağırlık artışını sağlamaktadır.

▶Karkas kesim kalitesi özelliği içerir

▶Özel formülü ile karkasta mermerleşme

sağlatarak yüksek randuman

sağlamaktadır.

▶Vitamin mineral ihtiyacını karşılar.

▶Yüksek kalitede protein ve enerji

kaynakları kullanılmıştır.

▶Metabolik hastalıklara karşı koruyan

özel formül içermektedir.

▶Özel tamponlayıcılar ile Rumen

Asidozu riskini en aza indirilmiştir. Palet

formda olması sebebiyle kullanımı

kolay ve iştah açıcıdır.

Kullanımı

▶ 9 ve 15 aylık yaş aralığında kullanımı

önerilmektedir.

▶ Tahıl grupları ve kaliteli silaj ile

takviye yapıldığında hızlı canlı ağırlık

artışı sağlamaktadır.

▶ 16 protein 2600 kcal içermektedir


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

YEMLERDE OLUŞAN

MİKOTOKSİNLER

Prof. Dr. Nurcan ÇETİNKAYA 1 Dr. Öğr. Üyesi Aydan ATALAR 2

1

Ondokuz Mayıs Üni. Veteriner Fak.Zootekni ve Hayvan Besleme Böl.

Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı

2

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Çaycuma Gıda ve Tarım Meslek

Yüksekokulu

Küflenmiş yemlerde zehirlenmeye yol açan madde,

mantarların metabolizma ürünleri olan mikotoksinlerdir.

Saprofit nitelikli mantarların invazyonlarına bağlı

olarak yem maddelerinin bozulması “küflenme” olarak

belirtilmektedir.

Küf ve toksinler belirli nem ve sıcaklık koşulları altında gelişir. Avrupa Birliğinde halen

sürdürülmekte olan araştırmada tarlada yada depolama sırasında tahıllar üzerinde

küf gelişimini kontrol edecek ve engelleyecek stratejilerin dizaynı için gerekli koşullar

oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Mikotoksin terimi; mantar anlamına gelen “myco” ve zehir anlamına gelen “toxin”

kelimelerinin birleşmesiyle türetilmiştir. Mikotoksinler toksijen nitelikli çeşitli mantar türleri

tarafından sentezlenen, insan ve hayvanlar tarafından gıda veya yemle vücuda alındıklarında

latent, akut veya kronik zehirlenmelere (mikotoksikozis) neden olan kimyasal maddeler

veya metabolitler olarak tanımlanmaktadır. Oluşan bu toksik maddeler, mikotoksin insan

ve/veya hayvanlar tarafından tüketildiğinde kanserojen, teratojen, mutajen etkileri vardır.

Küflenmeyle yemlerde oluşan mikotoksinler her yıl dünya yem üretiminin yaklaşık olarak

%25 kadarını kontamine etmektedir. Yem hammaddeleri ve özellikle tahıl tanelerinde

mikotoksin kontaminasyonu genellikle tarlada, hasat esnasında bitkilerin patojen

mantarlarla enfeksiyonunu takiben oluşur. Ayrıca yemlerin işlenmesi, taşınması ve

depolanması sırasında uygun sıcaklık ve nem koşulları oluştuğunda küflenme artmakta

ve mikotoksinler oluşmaktadır. Tarladaki ürünler genellikle Claviceps, Neotyphodium,

Fusarium ve Alternaria, depolama aşamasındakiler ise genellikle Aspergillus ve Penicillium

türü mantarlar tarafından enfekte edilirler.

Mikotoksinler; yem

tüketimi ve yemden

yararlanma

oranında azalmaya

dolayısıyla verim

düşüklüğüne,

bağışıklık sisteminin

baskılanmasına

neden olabilirler.

Mikotoksinler; yem tüketimi ve yemden yararlanma oranında azalmaya dolayısıyla

verim düşüklüğüne, bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olabilirler. Hayvanların

tükettikleri rasyonlarda bulunan mantarlar tarafından üretilen toksinler hem hayvan

sağlığını ve verimliliğini olumsuz yönde etkilerler hem de bu hayvanlardan elde edilen

gıdaları tüketen insanların sağlığı açısından da büyük bir tehdit oluştururlar.

››

Yemlerde Bulunan Mikotoksinler ve Toksikozis

Ruminant rasyonlarında belirlenen ilk mikotoksin kaynağı konsantre yemlerin aflatoksin

kontaminasyonu olarak bildirilmiştir. Aflatoksinler; tahıl taneleri, mısır gluteni, soya ürünleri,

yer fıstığı, ayçiçeği taneleri, pamuk çekirdeği, hurma çekirdekleri ve kurutulmuş hindistan

ceviz içi gibi yüksek enerjili yemlerde sıklıkla görülmektedir. Fumonisin ve Zearalenon gibi

önemli diğer mikotoksinler mısır ve mısır ürünlerinde görülürlerken, tahıl taneleri genellikle

trikotesenler, deoxynivalenol, okratoksin ve ergot alkaloidleri ile kontamine olabilmektedir.

Ayrıca Dünyadaki mahsüllerin dörtte birinin mikotoksin ile kontaminasyon riskinin olduğu

FAO tarafından bildirilmiştir.

44 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

Süt sığırı yetiştiriciliğinde bir diğer mikotoksin kaynağı ise silaj gibi konserve kaba yemler, kuru

otlar ve samandır. Özellikle uzun depolamadan sonra silaj; asidorezistans ve micro-aerobe

bir çok mantar türü tarafından bozulabilir. Ruminantlar meradan kaynaklanan Lolitrenpaxilline

grubundan Neotyphodium, ergovalin ve diğer ergot alkaloidleri gibi tamamen farklı

mikotoksinlere de maruz kalabilirler.

Mikotoksinlerin vücutta etkili oldukları organ ve dokulara göre veya etki mekanizmalarına

bağlı olarak çeşitli etkilerinden söz edilir. Karaciğere etki edenler “hepatotoksik”,

deriye etkili olanlar “dermatoksik”, böbreklerde toksik etki yapanlar “nefrotoksik”, sinir

sistemine etki edenler “nörotoksik”, bağışıklık sistemini etkileyenler “immunotoksik” veya

“immunosupresif” olarak tanımlanırlar. Toksik etkilerinden başka; mutajenik, kanserojenik,

teratojenik, halusinojenik, östrojenik, tremorjen etkileri de görülebilmektedir.

Yem hammeddelerinde Aspergillus, Fusarium ve Penicillium mantarları mikotoksin

üreten mantarlar arasında en önemlileri olarak kabul edilir. Çeşitli kaynaklarda yüksek

organizmalara en etkili olan mikotoksinler; Aspergillus mantarları tarafından üretilen

Aflatoksinler; Fusarium mantarları tarafından üretilen DON, vomitoksin (Deoksinivalenol),

ZEA (Zearalenon ), T-2 Toksin ve Fumonisin; Penicillium mantarları tarafından üretilen

Okratoksin ve PR toksindir. Ergot Alkaloidleri gibi diğer bir çok mikotoksinin sığırları etkilediği

ve bazı yem hammaddelerinde yaygın olarak bulunduğu bildirilmektedir.

Aflatoksin

kontaminasyonuna

maruz kalan başlıca

yem maddeleri

arasında mısır, mısır

glüteni ve diğer

tahıllar, yer fıstığı,

pamuk tohumu,

ayçiçeği ve soya

küspesi sayılabilir.

››

Aflatoksinler

Yemlerde küflenme ile Aspergillus türü mantarlar tarafından üretilen aflatoksinler hayvan

sağlığını tehdit eden toksik organik maddelerdir. Yem maddelerinde bulunan aflatoksinler

AFB1, AFB2, AFG1 ve AFB2’dir.

Ruminantlarda rumen fermentasyonu sırasında mikotoksinlerin önemli bir bölümünün

inaktive olduğu bilinmesine rağmen son yıllarda yapılan çalışmalar küflenmiş yemlerle

beslenen süt sığırlarında AFB1 ve AFB2 bileşiklerinin moleküllerindeki aromatik halkaya

hidroksil grubu bağlanarak 6 saat gibi bir süre sonunda süte AFM1ve AFM2 formunda geçtiğini

belirtmektedir. Aflatoksinlerin en toksik formu olan AFB1 insan ve hayvanlarda karaciğer

kanserojeni olup Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (International Agency for Research

on Cancer, IARC) tarafından insanlarda kanserojen (grup 1), buna olan yapısal benzerliği

nedeni ile de AFM1 muhtemelen kanserojen (grup 2B) olarak sınıflandırılmıştır.

Aflatoksin kontaminasyonuna maruz kalan başlıca yem maddeleri arasında mısır, mısır glüteni

ve diğer tahıllar, yer fıstığı, pamuk tohumu, ayçiçeği ve soya küspesi sayılabilir. Aflatoksinler

ile kontamine bu yem maddelerini tüketen hayvanların hücresel ve humoral bağışıklık

sistemi etkilenerek bakteriyel, viral, fungal ve paraziter enfeksiyonlara duyarlı hale gelirler.

Bağışıklık sisteminin baskılanması ile beraber aşılama durumlarında direnç kazanma

mekanizması bozulur ve bu durum zehirlenmenin subklinik düzeyi şeklinde seyredebilir.

Modern yetiştiricilikte nadiren de olsa akut zehirlenmeler görülebilir. Böyle durumlarda

hayvanlarda ağırlık artışı, süt ve yumurta veriminde düşüş ve bulaşıcı hastalıklara karşı

yatkınlık ortaya çıkar, sonuçta yetiştiricilikte büyük ekonomik kayıplar görülür. AFB1’in

tamamlayıcı ve tam yemlerde en fazla 0,01 mg/kg, yem maddelerinde 0,02 mg/kg

düzeylerinde bulunmasına izin verilmiştir.

Ruminantlarda yemlerle alınan AFB1’in büyük kısmı rumende parçalanır, bu

nedenle az miktarda sistemik dolaşıma geçer. Sistemik dolaşıma giren AFB1

karaciğerde metabolize edilip büyük oranda AFM1’e dönüşür; sonuçta bu

bileşik böbreklerle atılır veya ortalama %1-2 oranında süte geçer. AFM1’in süte

geçiş oranı hayvanların sağlık durumu, biyotransformasyon kapasiteleri,

uygulanan besleme rejimi ve günlük süt verimlerine göre değişiklik

gösterebilir. Günlük 40 litre süt üreten sığırlarda süte %6,2’ye kadar geçişin

olduğu bildirilmiştir. AFM1’in çiğ ve ısıl işlem görmüş sütte en fazla 50 ng/

kg düzeyinde bulunmasına izin verilmiştir.

www.tarimturk.com.tr 45


SEKTÖRDEN

TT

TARIM

TÜRK

››

Trikotesenler

Trikotesenler Fusarium, Myrothecium, Trichoderma, Trichothecium,

Cephalosporium, Verticimonosporium, Stachybotrys gibi

çeşitli türde mantarlar tarafından üretilen, Tip A (T-2 toksin, HT-2

toksin, neosolaniol, diase-toksisirpenol), Tip B (deoksinivalenol,

nivalenol, fusarenon-X), Tip C (krotosin) ve Tip D (verrukarin, satratoksin,roridin)

olmak üzere dört grupta sınıflandırılan, nötral,

asidik pH’lara ve ısıya dayanıklı mikotoksinlerdir. Bu grup toksinler

hayvanlarda büyüme geriliği, ovaryum, bağışıklık sistemi fonksiyon

bozukluğu ve üreme sistemi hastalıkları, yemden yararlanmada

düşüş ve kusma gibi semptomlara yol açarlar. Bunlardan T-2 ve

HT-2 toksin organizmda oldukça toksik olup, yemlerle yüksek düzeyde

alındığında hayvanlarda ağız boşluğu ve sindirim kanalında

yangı ve nekrozlara, kemikiliği ve bağışıklık sistemi hücrelerinde

apopitoza ve sonuçta anemi ve bağışıklık sisteminin çökmesine

neden olurlar. Trikotesenler arasında vomitoksin olarak da bilinen

deoksinivalenol yem maddelerinde en sık rastlanan toksindir. Trikotesen

içeren yemle beslenen hayvanların karaciğer, kalp, kas ve

böbreklerinde bu toksine rastlanabilir. Gebe hayvanlara toksinli

yem verildiğinde sütlerinde toksin tespit edilmektedir.

››

Okratoksinler

Okratoksinler, çeşitli Aspergillus ve Penicillium türü mantarlar

tarafından üretilen, Okratoksin A (OTA), B ve C olarak üç farklı

formu olan mikotoksinlerdir. Bunlar arasında hayvan yemi olarak

kullanılan tahıl taneleri (arpa, çavdar, mısır ve buğday) ve yem

maddelerinde (yerfıstığı, soya) potansiyel bir nefrotoksin olan

OTA yaygın olarak görülür.1,41 Yem ve gıdalarla alındıktan sonra

ince barsaklardan emilip sistemik dolaşıma geçen OTA serum

proteinlerine güçlü bir şekilde bağlanır ve en yüksek oranda

böbreklerde olmak üzere karaciğer, kas ve yağ dokusunda birikir.

Yüksek miktarlarda alındığında süte geçmektedir. Ruminantlar

bu toksini rumen mikrobiyel faaliyetleri sonucu enzimatik olarak

parçaladıklarından dolayı zehirlenmelere daha az duyarlıdırlar.

››

Fumonisinler

Fumonisinler Fusarium türü mantarlar tarafından üretilen, 12

farklı tipi tanımlanmış olan mikotoksinlerdir. Bunlar arasında

en önemli grup özellikle mısır ve mısır ürünlerinde görülen B

grubu (Fumonisin B1, B2, B3, B4) fumonisinlerdir. Fumonisin B1

ise en yaygın görülen ve en toksik formudur. Bu toksin sfingosin

(sfinganin) Nasetiltransferaz enzimini inhibe ederek hücrede

sfinganin, sfingosin ve diğer sfingolipidlerin birikimine neden olur.

Sonuçta hücresel faaliyetler bozularak, oksidatif stres şekillenir,

bu durum ise nekroz ve programlı hücre ölümü (apopitoz) ile

son bulabilir. Fumonisinlere ruminantlar daha az duyarlıdırlar.

Fumonisinlerin yemlerle alındığında et ve süte sınırlı miktarda

geçtiği bu nedenle hayvansal ürünlerde karşılaşılan kalıntıların

insanlarda olumsuz etkiye neden olmadığı bildirilmiştir. Dört

aydan küçük buzağı yemlerinde 20 mg/kg, 4 aydan büyük baş

hayvanların yemlerinde 50 mg/kg bulunmasına izin verilmiştir.

››

Zearelenon

F2-toksin olarak da bilinen zearelenon çeşitli Fusarium türü

mantarlar tarafından üretilen genellikle bitkileri çiçeklenme

ve büyüme dönemlerinde olmakla birlikte kötü depolama

koşullarında da enfekte edebilen, öğütme, işleme gibi fiziksel

işlemlerle ve yüksek sıcaklıklarda yapısı bozulmayan bir toksindir.

Yaygın olarak mısırda bulunmakla birlikte arpa, buğday, yulaf,

pirinç, sorgum ve soya gibi tahılları da kontamine edebilir.

Zearelenon vücuda alındığında hücrede östrojen reseptörlerine

bağlanarak organizmada östrojen benzeri etkiler meydana getirir.

Hayvanlarda ovulasyon, implantasyon, fötal gelişim ve yeni

doğanların yaşama gücünü olumsuz etkileyerek fertiliteyi düşürür.

Toksinin 1 ppm miktarındaki dozu sığırlarda süt salgısında azalma,

iştahsızlık ve vulvada şişkinliklere neden olur. Mikroskobik olarak

myometrium ve endometriumda kalınlaşma, meme dokusunda

proliferasyon (hücrelerin kontrolsüz bir biçimde çoğalarak

artması), serviks (rahim ağzı kanseri) ve vajinada skuamatöz

metaplazi görülür.

ZEA’nın östrojenik etkisine bağlı olarak ruminantlarda aborta

neden olmaktadır. Düvelerde Semptomlar; vajinitis, vajinal

sekresyonlar, düşük reproküktif performans ve süt bezlerinde

genişlemeyi içerir. Yaklaşık 660 ppb ZEA ve 440 ppb DON içeren

yemlerle yapılan saha çalışması; düşük tüketim, düşük süt

verimi, diyare, artmış reprodüktif kanal enfeksiyonları ve genel

reprodüktif bozukluklar gibi semptomlar göstermiştir.

Laktasyonda olmayan sığırlarda yapılan kontrollü çalışma sığırların

500 mg ZEA’ya kadar olan miktarlarla beslenmesinde Corpora

lutea’yı küçültmesinin dışında başka bir etkisi görülmemiştir

Zeralenon (ZON) dünyanın her iklim bölgesinde bulunabilen bir

fungus metabolitidir. Bu metabolit direk bir toksin olmaktan

çok hormon benzeri kimyasal yapı gösterir. Tahıllar, mısır ve

domates için çok önemli sorun olup, bitkilerde pek çok hastalık

yapabilmektedir.

46 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SEKTÖRDEN

Bulaşma tarladan itibaren olup, yüksek ısı ve rutubet gibi uygun

olmayan depolama şartları insan ve hayvanlara geniş tahribatlar

yapar. ZON’un 1-5 ppm’lik düzeyleri canlılarda fizyolojik hasarlar

meydana getirebilmektedir. Bu düzeyde ZON ihtiva eden

mısır hormon düzenini bozarak, üreme sistemleri üzerinde

tahribat yapmaktadır. ZON, mutajenik ve kanserojen etkili

olup, bazı hayvanlarda, özellikle cinsel organlarda toksik etkiler

göstermektedir.

››

DON veya Vomitoskin

Yemlerde yaygın olarak belirlenen DON bir Fusarium mikotoksinidir.

Süt Sığırlarında DON verimde azalmaya neden olabilir DON ile

kontamine olmuş rasyona mikotoksin bağlayıcılarının eklenmesi

süt sığırlarında verimi iyileştirmektedir. Laktasyondaki sığırlarda

DON’la kontamine rasyonlarla beslemenin süt veriminde düşüşe

neden olduğu belirlenmiştir.

››

Ergot Alkaloidleri

Ergot alkaloidleri Claviceps (yaygın olarak Claviceps purpurea)

türü mantarlar tarafından üretilen başta çavdar olmak üzere

azalan sırada tritikale, buğday ve arpa gibi tahılları enfekte eden

sekonder metabolitlerdir. Hayvan yemi olarak kullanılan tahıllarda

sıklıkla C. purpurea tarafından üretilen ergotamin, ergokristin,

ergokornin, α- ve β- ergokriptin gibi ergot alkaloidlerine rastlandığı

bildirilmiştir. Ergot alkaloidleri noradrenalin, dopamin ve serotonin

gibi nörotransmiter maddelere yapısal benzerliklerinden dolayı

merkezi sinir sisteminde adrenerjik, dopaminerjik ve serotonerjik

reseptörlerle etkileşime girip, bir kısmı agonist bir kısmı ise

antagonist olarak etkilerini gösterirler. Ayrıca üreme sistemine

ilişkin implantasyonu engelleyerek gebeliğin önlenmesi ve

laktasyonun inhibisyonuna neden olurlar.

››

Patulin

Patulin Aspergillus clavatus, Penicillium expansum, P. patulum,

P. aspergillus ve P. byssochlamys dahil olmak üzere Aspergillus

ve Penicillium cinslerinin çoğu türleri tarafından üretilen bir

mikotoksindir. Patulin çoğulukla silajlarda bulunur.

Sülfhidril gruplarına olan afinitesi nedeniyle Patulin bazı enzimleri

inhibe edici özelliği ile canlı için toksik bir maddedir. Patulinin,

antibiyotik özelliklerinin yanında kanserojen, mutajen ve teratojen

niteliklerinin olduğu da saptanmıştır. Patulinin dokularda ödem,

hemoraji, bulantı ve kusma gibi belirtilere neden olması yanında

muhtemel karsinojen olduğu bildirilmektedir.

››

Mikotoksinlerden Korunma

Mikotoksinler oluştuktan sonra üstesinden gelmek çok zor olduğu

için önemli olan mikotoksin oluşumunun önlenmesidir. Mikotoksin

oluşumunda en önemli tetikleyici etmenler kuraklık ve böceklenme

sonucu oluşan hasarlardır. Fungal hastalıklara ve böceklenmeye

dirençli olan türlerin seçilmesi tarla kaynaklı mikotoksinlerin

azalmasına sebep olur. Sulama tarlada mikotoksin oluşumunu

azaltabilir. Mikotoksinler; geç hasat, geç dönem yağmurları ve

soğuk dönemlerde artış gösterir. Hasarlı taneler mikotoksin

seviyesini arttırmaktadır. Mikotoksin konsantrasyonu ince, kırılmış

ve hasar görmüş tanelerde daha yüksektir.

Mikotoksinlerle kontaminasyonu önlemeye yönelik çabalara

rağmen mahsulün kontamine olması bazen engellenemez.

Detoksifikasyonla toksinlerin toksik etkilerini ortadan kaldırmak

gerekir.

Bunu yapmak için günümüzde en sık kullanılan yöntem hasat

sonrası tahılların işleme tabi tutulmasıdır. Fakat mikotoksinler

dayanıklı moleküller olduğundan bu anlamda detoksifikasyon

kısmen zordur. Geleneksel olarak detoksifikasyon stratejileri

kimyasal, fiziksel yada mikrobiyolojik yöntemlere dayanmaktadır.

Hasat öncesinde tarlada pestisitlerin kullanımı, dirençli veya

adapte olmuş melez bitkilerin kullanımı, toprak tipi ve uygun

gübreleme gibi uygulamalar mikotoksince daha temiz ürün

elde edilmesini sağlar. Ancak mikotoksin dirençli melez türlerin

ıslahı kısmen başarılı olabilmiştir ve fungusitler; mısırlarda hasat

öncesi aflatoksin kontaminasyonunun kontrolünde düşük bir etki

göstermişlerdir.

Hasat sonrasında ise mikotoksikozisin önüne geçilebilmesi için

yem hammaddelerinin analizleri, aflatoksinleri parçalamak

için mısır ve çiğitin amonyakla muamelesi, seyreltilmesi ve

düzgün depolama koşullarının sağlanması gerekir Mikotoksinle

kontamine tahıllar ethanol üretimi için kullanılabilirler ve bazı

durumlarda kontamine tahıllar temiz yemlerle seyreltilebilirler.

Ancak Amerika Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) aflatoksinle kontamine

yemlerin seyreltilmesine müsaade etmemektedir.

Tahılların amonyakla muamelesi bazı mikotoksinleri yok edebilir

ancak depolanmış olan yemleri detoksifiye edecek hiçbir yöntem

bulunmamaktadır. Protein, Enerji ve antioksidan besin madde

içeriklerinin arttırılması tavsiye edilebilir.

Aflatoksinlerin zararlı etkilerinden korumak amacıyla enfekte

yemlere kil bazlı (zeolit, bentolit,vb) yada enzim bazlı toksin

bağlayıcılar çiftlik hayvanlarının rasyonlarında sıklıkla

kullanılmaktadır.Genellikle kil bazlı olanlar rasyona %1 oranında

eklenmekteyken enzim bazlı olanlar, üretildiği enzim türüne göre

farklılık göstermektedir.

››

Mikotoksinleri Kontrol ve Azaltılmada Kullanılan

Metotlar

Yemlerde mikotoksinlerin kontrol ve azaltılmada kullanılan

metotları sekiz ana başlık altında toplayabiliriz.

1. Hasat öncesi tarlada alınacak önlemler

2. Hasat sonrası alınacak önlemler

3. Depolama sırasında alınacak önlemler

4. Kimyasal yolla kontrol

5. Fiziksel yolla kontrol

6. Mikotoksinlerin adsorbsiyon yöntemleriyle kontrolü

7. Mikrobiyolojik yolla kontrol

8. Enzim,vitamin ve amino asit yoluyla kontrolü

www.tarimturk.com.tr 47


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Hayvansal üretimde

mikotoksinler gerek hayvan

sağlığına zarar vermesi gerekse

hayvansal ürünlere belli

oranlarla geçmesi nedeniyle

ayrı bir önem arz etmektedir.

Son yıllarda mikotoksinlerle bulaşık yemlerin değerlendirilmeleri

üzerine yapılan en son çalışmalar adsorban maddeler yoğunlaşmış

ve saha uygulamalarında oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.

Bu amaçla kullanılan adsorbanlar hayvan sağlığı açısından

güvenle kullanılabilecek maddeler olup, yemlerde bulunan toksik

aflatoksin metabolitleriyle emici ve bağlayıcı özellikleri sayesinde

değişik bileşikler oluşturarak emilimlerini önlerler

››

Organik Hayvansal Üretimde Mikotoksinler

Organik olarak yetiştirilen ürünlerin gıda güvenirliği konusunda

yapılan araştırmalar yeterli değildir. Organik olarak yetiştirilen

ürünlerde mikotoksinlerin ve tarımsal ürünlerde bulunan

patojenlerin üretmiş olabileceği zehirli kimyasalların bulunma

riskinin yüksek olabileceği endişeleri artmaktadır.

Organik hayvansal üretimde mikotoksin ile mücadelede

özellikle organik olarak üretilen yemlerde herhangi bir kimyasal

metot uygulaması yapılamayacağından, alınacak tedbirler ve

uygulanacak sistemlerde bu husus göz önünde bulundurulmalı

ve sistem organik tarımı da içine alacak şekilde planlanmalıdır.

HACCP yöntemi organik hayvansal gıda üretiminde risksiz gıda

üretimini sağlamak amacıyla, iyi bilinen ve iyi saptanmış bir yöntem

olmasına karşın yem üretiminin ilk aşamalarında ve hayvanların

beslenmesine kadar olan zincirde az kullanılmaktadır. HACCP

ve ISO 22000 gıda güvenirliği yönetimi sistemlerini yerleştirmiş

ülkeler organik hayvansal gıdalarda mikotoksin kirliliği sorununun

önüne geçebilmektedir. Türkiye’de 2011 yılında yayınlanan

Yem Hijyeni Yönetmeliği’ne göre, birincil üretim hariç olmak

üzere yem işletmecisi, üretimde tehlike analizi ve kritik kontrol

noktaları ilkelerine dayanan yem güvenilirliği sistemini kurmak

ve uygulamakla yükümlüdür. Türkiye’de yapılan uygulamalar ve

resmi kontrollerin etkileri ve başarıları zamanla ortaya çıkacaktır.

››

Mikotoksinler ve Hayvansal Gıda Güvenirliği

Mikotoksinler gıda güvenliği konusunda tüm dünya için hem

insanların beslenmesi, hemde hayvan bakım beslenmesi açısından

büyük bir risktir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler özellikle

insan sağlığını koruma amacıyla bu metabolitlerin hayvansal ve

bitkisel gıdalarda olması gereken maksimum düzeylerini çeşitli

standartlarla belirlemekte ve kontrol altına almaya çalışmaktadır.

Hayvansal üretimde mikotoksinler gerek hayvan sağlığına zarar

vermesi gerekse hayvansal ürünlere belli oranlarla geçmesi

nedeniyle ayrı bir önem arz etmektedir. Sağlıklı, verimli, ekonomik

bir hayvansal üretim için bu metabolitlerle rasyonun, hatta

rasyonu oluşturan yem ham maddelerinin henüz tarladayken

kontaminasyonuna izin verilmemelidir.

Hayvansal gıdanın ana kaynağı olan süt sığırlarında rumen ortamı

bu toksinlerin uzaklaştırılmasında rol oynayarak, absorbsiyonunu

sınırlandırsa da bu özellik tüm mikotoksinler için ve her koşulda

gerçekleşememektedir.

Özellikle kronik mikotoksikozisin hayvanda hiçbir belirti

göstermemesi, immunsupresyona sebep olarak hastalıklara

karşı duyarlılığı arıtması, yüksek verimli süt ineklerinde geçiş

döneminde görülen metabolik strese ek bir etmen olarak süt ve

döl veriminde düşüşe sebep olması, insanların en çok tükettiği

hayvansal protein kaynağı olan süte belli oranlarda geçerek

insan sağlığını olumsuz yönde etkilemesi gibi sebeplerden dolayı

tarladan rasyona miktoksin kontaminasyonunu engelleyecek

önlemler alınmalı, kontrol programları sıkı bir program dahilinde

yürütülmelidir. Bu konuda Orman ve Tarım Bakanlığının HACCP

ve ISO 22000 gıda güvenliği yönetiminin tüm yem fabrikalarında

uygulamasını zorunlu kılması ve bakanlığın titizlikle uygulamayı

kontrol etmesi önemli bir adımdır.

48 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SEKTÖRDEN

EFSANE ÇiFTLiK 2 Yemi, yüksek süt verimli sağmal ineklerin ihtiyaç duyduğu

besin maddelerinin karşılanması, beslenmeye bağlı metabolik hastalıkların

azaltılması, döl tutmama gibi problemlerin çözülmesi için dengelenmiş

tamamlayıcı bir süt yemidir. Yüksek verimli süt ineklerinin yaşama ve verim payı

ihtiyaçlarını karşılayacak protein, enerji, vitamin ve mineral dengesine sahiptir.

Doğum sonrası erken dönemden laktasyonun sonuna kadar tercih edilebilir.

Amino asit içerikleri yogundur By-Pass (Korunmuş) protein içeriği yüksek bir

yemdir. Dengeli besin maddeleri sayesinde laktasyondaki ineklerde döl verim

problemlerini en aza indirir. Özellikle doğum sonrası yüksek süt verimine bağlı

negatif enerji dengesinin ortaya çıkaracağı problemleri engelleyerek aşırı kilo

kaybının önüne geçer. Süt hayvanlarının ihtiyaçlarını karşılamak için yeterince

protein ve yüksek enerjiye sahiptir. Lezzetli ve iştah açıcı bir üründür.

0850 255 44 42

www.farkyem.com

www.tarimturk.com.tr 49


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

50 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

Barınak Yönetimi

BARINMA İKLİMİ

CRV Sütçülük yönetim Kılavuzu

Barınmada yalnız alan değil iklim de önemlidir. Önemli miktarda

süt üreten inekler çok miktarda ısı da üretir ve ineğin rahat etmesi

için uygun bir iklim lazımdır. Ahırlardaki sıcaklık önemli olup,

havanın nemi ile hayvan refahının sağlanması ve üretimden

iyi sonuç alınması sıkı biçimde ilintilidir. Aynı zamanda iklimin

ahırdaki enfeksiyon seviyesi üzerine güçlü bir etkisi vardır. Ilık ve

nemli koşullar, pek çok bakterinin sayıca katlanması için idealdir.

››

VÜCUT ISISI

Verimli hayvanların vücudundan yayılan ısı oldukça yüksek ve

onların verim seviyesi ile ilintilidir. Tablo 1 ineklerin oluşturduğu

ısıyı göstermektedir. Esasolarak hayvanlar iki yolla çevreye ısı

kaybederler:

Isı stresi çeken bir inek

• Nemin buharlaşmasıyla (terleme, soluma)

• Etraflarındaki havaya ısı kaybederek

Nem miktarı süt üretimine de bağlıdır.

››

ISI STRESI

İnekler vücut sıcaklıklarından kurtulamadıkları zaman ‘ısı stresi’

denilen bir durumdan yakınırlar. Sütçülük Yönetim Kılavuzu’nun

‘sağlık yönetimi’ adlı yayınında ısı stresi ile ilgili daha fazla bilgi

vardır. Özellikle gereği gibi havalandırılmayan ahırlarda ılık ve

nemli havanın sebep olduğu ısı stresinden özellikle yaşlı ineklerin

daha fazla etkilenmesi olasıdır. İnekler çevrelerindeki sıcaklığın

-10℃ ile 20 ℃ (14℃ ile 68 ℃) arasında bulunduğu zaman çok

rahattırlar. Nemin çok yüksek değilse onlar biraz daha yüksek

sıcaklıklara oldukça iyi katlanabilirler. Şekil 1 ineklerin ne zaman

ısı stresinden daha çok etkilendiklerini göstermektedir.

Isı stresinin tipik belirtileri şunlardır:

• Solunum hızının artması

• Dilin dışarı çıkması

• İştahın azalması

• Daha az hareket etmesi

• Terleme

• Süt veriminin azalması

• Hayvanların yem yemeksizin ve geviş getirmeksizin, beraber

ayakta durmaları

• Kızgınlık belirtisi gösteriminin azalması

www.tarimturk.com.tr 51


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Çatıda mekanik havalandırma

››

SÜT ÜRETIMI

Süt üretimi arttıkça havalandırma kapasitesinin de yüksek

olması gerekmektedir. Tablo 1 farklı verim düzeylerinde inek

başına saatte havalandırma kapasitelerini göstermektedir. Bu

rakamlar tüm ahır için gerekli olan havalandırma kapasitesinin

yaklaşık olarak hesaplanmasında kullanılabilir.

››

HAVALANDIRMA

Havalandırma, havanın bina boyunca hareketi olup, şimdiki

durumda inek ahırı ele alınmaktadır. Oksijen ahıra dış (temiz)

hava ile girer. Aynı zamanda bu hava ahırdaki karbondioksit,

azot oksit ve su buharı gibi her türlü atık gazları dışarı atar.

Gübre ve sulu gübre karşılımı(süspansiyon) da kükürt dioksit ve

azot bileşikleri gibi gazları havaya salar. Havanın tedarik ve bina

dışına tahliyesi doğal ve mekanik olmak üzere iki şekilde yapılıp

denetlenebilir.

• Doğal havalandırma

Genellikle sığır barınaklarında doğal havalandırma vardır. (Yarı)

Kapalı ve açık ahırlar olmak üzere iki tip barınak vardır. Süt sığırları

düşük sıcaklıklara oldukça iyi dayanırlar. Bir ineğin rahatlık

dilimi – 10 0 C ile 20 0 C (14 0 F – 68 0 F) dir. Bu sıcaklık aralığındaki

ılıman iklim bölgelerinde pek çok açık ahır vardır. Sığırların tüm

ihtiyacı bir çatı ve muhtemelen bir ön ve arka kenardan ibarettir.

Eğer sıcaklık 20 0 C’yi aşarsa, çatı yapısı en azından hayvanlara

gölge edecektir. Sığırlar onu kolaylıkla kullanırlar. Doğal olarak

açık ahırların havalandırması iyidir. Hayvanları açık ahırda

barındırdığınız zaman dış iklime olabildiğince yaklaşan bir ‘ana

iklim’ yaratmış olursunuz. En çok arzu edilen bu olmakla birlikte

her zaman uygun düşmez.

• Mekanik havalandırma

(Çok) Sıcak iklimlerde hayvanların ilk ihtiyacı gölgedir. İnekler

güneş ışınlarından uzak durmak isteyeceklerdir. Gölge için

bir çatı gereklidir, ancak çoğu durumlarda yeterli serinliği

bulmak için çatı yeterli olmaz. Pekalâ mümkün olan mekanik

havalandırma, basit sistemler kullanılmadığı sürece genellikle

pahalıdır. Sıcak bölgelerde vantilatörlerle birlikte kullanılan

su duşları kullanılabilir, ancak başka sorunları önlemek için

ineklerin sırılsıklam ıslanmaması da önemlidir. Diğer bir seçenek

Mekanik havalandırma ile birlikte kullanılan doğal havalandırma

su buharlaştırıcılarının kullanılması olup bunlar havadaki

nemi artırarak hava sıcaklığını düşürmektedir. Buharlaştırıcılar

yalnızca hava sıcaklığının yüksek ama hava neminin düşük

olduğu yerlerde iyi iş görürler.

• Hava akımı

Bina içindeki hava sıcaklığı ile temiz hava giriş deliğindeki sıcaklık

farkı fazla olmamalıdır. Giren hava ile bina içindeki havanın sıcaklık

farkı 5 0C’den fazla olmamalıdır. Hayvan başına fazla miktarda

hava düşen bir ahırdaki havanın tamponlama etkisi olacak ve

ineklerin vücut sıcaklığı ile kolayca ısınmayacaktır. Büyük hava

hacmine sahip ahırın diğer bir avantajı hava akımı olasılığının

daha düşük olmasıdır. Hava akımı, hayvanların çevresindeki

havadan 5 dereceden daha düşük sıcaklıktaki havanın hızlı

akımıdır. Sıcak iklimlerde hava akımı hayvan sağlığına büyük

bir tehdit oluşturur. Terlemeleri onları hastalanmaya eğilimli

kıldığından hayvanlar hastalanma olasılığı artar. Yüksek verimli

hayvanlar da en kolay etkilenecek olanlardır.

Şekil 2 alışıla gelen serbest duraklı bir ahırın kesitini

göstermektedir. Bu tip bir ahırın sınırlı bir hacmi olup kısa zamanda

ısınacak ve hava akımına duyarlı hale gelecektir. Dış hava binanın

içine doğru yol almaz, ama çabucak ‘alçalarak’ duraklarda hava

akımı oluşturur (mavi oklar). Rüzgâr az olduğunda bina içindeki

ılık hava çatıdaki küçük bacadan kolayca çıkamaz (kırmızı oklar).

52 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

››

RÜZGÂR HIZI

Doğal havalandırma bacalı, 4

sıralı serbest duraklı ahırda 3 m

yükseklikteki hava girişleri rüzgâr

hızı 0,5 m/s olduğunda inek

başına 800 m³ hava değişimini

sağlayacaktır.

Şekil 2- Sınırlı hacimli ve hava giriş çıkış delikleri küçük olan bir ahır. Dış hava (mavi ok) ahırın içinde

yeterince uzağa gidememekte, hava akımına sebep olacak şekilde durakların üzerine inmektedir.

››

PRATİKTE HAVALANDIRMA

Doğal havalandırmayı kullanan sığır barınaklarında havalandırma çıkışlarının iyi

çalışması gereklidir. Rüzgârlı havalarda açık duvarlı modern ahırlarda bilinen çapraz

havalandırma olur – rüzgârın bir kenardaki itici gücü diğer enarın çıkış deliği gibi

çalışmasını sağlar

››

MİNERALLER

İneklerin yüksek sıcaklığa maruz

kalma olasılığı varsa onların

yeterli miktarda mineral almasını

sağlayın. Hayvanlar terleme

yoluyla çok miktarda mineral

kaybederler.

››

HAVA AKIMI

Örtülü Mahya

Hava akımı ineklerde ciddi sağlık

sorunlarına yol açar. Her zaman

kaçınmak gerekir.

Rüzgâr hızının az olduğu zamanlarda iyi bir havalandırma için çatıdaki sırtın (mahya)

açık olması çok yararlıdır. Özellikle rüzgâr olmadığında, koşullar sıcak ve nemli iken,

ısınan havanın uygun şekilde çıkması önemlidir. Bu tip boşaltımın tek ve doğru yeri ahır

çatısındaki sırttır. Yüksekte (35 cm) üst kısmı olan bir açık çatı sırtı (mahya) en iyi iş gören

sistemlerden biridir. Hava akışına ‘baca etkisi’ denir. Açık bir mahyayı yerleştirirken

esas mesele, oradan ahırın içine kolayca yağmur girebilmesidir. Eğer inekler doğrudan

mahyanın altına denk geliyorsa yağmurdan mutlaka kaçınılmalıdır, hatta yem yoluna

denk gelmesi bile istenmez.

• Yağmur geçirmezlik

İyi havalandıran ve az çok yağmur geçirmezlik sağlayan mahya sistemleri geliştirilmiştir.

En iyi sistem, mahya üzerinde masa üstü yağmur örtüsü veya mahya altındaki yağmur

suyu borularına dayananıdır. Bu sistemlerde rüzgâr olmadığı zamanlarda hava serbestçe

yükselebilir.

‘Venturi tipi’ denilen bir çok sistemde havanın etkin biçimde çıkışı rüzgâra bağlıdır.

www.tarimturk.com.tr 53


UZMAN GÖRÜŞÜ

TT

TARIM

TÜRK

Şekil 3 – Günışığı gelen bacalı bir mahya

ile en iyi şekilde havalandırma. Hava çıkışı

kırmızı ile gösterilmiştir.

Duşlar hayvanları serinletebilir

Hayvanları serinletmenin bir başka yolu buharlaştırıcılardır

• Gün ışığı

Bazıları ‘venturi tipi’ havalandırma sistemleri ile açık mahyayı bir araya getirir, ancak mahya açıklıkları oldukça küçüktür. Dört sıralı

serbest duraklı bir ahır için yaklaşık 30 cm.lik bir açıklık önerilmektedir. Yalıtımlı sandviç çatı panelleri kullanılan bir ahırda mahya

hava çıkışı yeri olduğu kadar ışık için giriş yeridir. Kapalı mahyaların saydam malzemeden yapılmasının nedeni budur. Sürekli açık

olan bir mahyaya seçenek olarak başka bir havalandırma (havayı çekmek) şekli vardır: Eğim yönünde çatıyı belirli aralıklarla örneğin

her dört metrede bir kesmek. Çatıdaki bu aralıklara yağmur suyunu akaçlamak için olaylıkla yağmur olukları konulabilir.

54 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

UZMAN GÖRÜŞÜ

Terleme yoluyla hayvanlar mineral kaybettiği için sıcak dönemlerde onlara

yeterli mineral sağlayın

Yapay ışıklar sık sık temizlenmelidir.

››

IŞIK

Sığırlar gün ışığını bilinçli algılayamaz. Bilim, sığırların gündüz

vakti ışık belirli bir yoğunlukta olduğu zaman kendilerini en rahat

hissettiklerini ortaya koymuştur. Bu yoğunluk 150 – 200 lükstür.

Günün önemli bir bölümünde sığırların bu yoğunlukta bir ışığa

tabi tutulması süt üretimini artıracaktır. Yeterli ışık doğurganlık

üzerine de çok önemli etkide bulunmakta ve ineğin genel sağlık

durumuna olumlu etki yapmaktadır. İneğin akşam uygun bir ışık

altında yem yemesi süt üretimini artırabilir. Sığırların tümü aynı

yoğunlukta ışık istemez. Kurudaki inekler için sekiz saatlik bir

gün ışığı yeterli olacaktır.

Pratikte doğal ışığı tamamlayıcı olarak kullanılabilecek olan üç

ışık kaynağı mevcuttur:

• TL ışıklandırma (ışık yoğunluğu: 80 -85 lümen/watt)

• Metal Halojen (ışık yoğunluğu: 95 lümen/watt)

• Yüksek basınçlı sodyum (ışık yoğunluğu: 132 lümen/watt)

Bu ışık kaynakları gece ışıklandırması için uygun olan ‘normal’

ampullerle bir arada kullanılmaktadır.

Sağmal inekler için bu süre daha uzundur. Onlar 14 ila 16

saatlik gün uzunluğundan fayda göreceklerdir. Gün uzunluğu

fazla olduğunda genç hayvanlar da bundan istifade edecektir.

İlaveten, inekler vücudun dinlenmesini uyaran bir karanlık

döneme de gereksinme duyarlar.

• Yapay ışıklandırma

Mevsime ve işletmenin yerine bağlı olarak gün uzunluğunda

doğal bir değişkenlik vardır. İneğin yararlanabileceği ışık

miktarını ahır da kısmen etkiler. Yeterli gün ışığının girişiyle yapay

ışıklandırma birlikte kullanılarak iyi bir ‘gün uzunluğu’ güvence

altına alınmış olur. Yapay ışıklandırma için yararlı olabilecek bazı

öneriler aşağıdadır:

1. Ahırın her yerinde gazete okumaya yeterli ışık olmalıdır.

2. Işık yoğunluğunu muhafaza etmek için lambalar ve duylar

yılda iki kez temizlenmelidir.

3. Yem yolundan fazla yüksek olmayacak şekilde floresan

lamba asılması akıllıca olacaktır.

• Doğal ışıklandırma

Yılın daha sıcak zamanlarında gün ışığının sorun yaratan yan

etkileri olabilir. Güneş ışığı ahır çatısının saydam kısımlarından

girdiğinde istenmeyen bir ısı getirir. Işığın yanlardan girdiği bir

yapı bu sorunu çözer. Ancak sonuçta kış aylarında iyi bir ışık

ikmali zorunlu olduğundan gün uzunluğu kısa ve ışık yoğunluğu

az olacaktır.

Gölge temini bir zorunluluktur

• Uzun ömür

TL ışıkları en eski ve ahırlarda en yaygın olarak kullanılan

ışıklandırma tipidir. TL’nin satın alma maliyeti düşük olabilir,

ama elektrik sarfiyatı yüksektir. Metal halojen ve yüksek basınçlı

sodyum lambaları yüksek ışık verimine ve çok uzun bir ömre

sahiptir. Yüksek watlı lambalar kullanırsanız istenilen miktarda ışık

elde etmek için daha az eklentiye ihtiyaç duyarsınız. Donatılardaki

akıllı yansıtıcı sistemleri en verimli ısşık yayılımını güvenceye

alır. Lamba satıcıları belirli bir durumda size uygun ışıklandırma

planı yapmakta olup, böylelikle en uygun ışıklandırma

sağlanabilmektedir. Aynı seviyede ışıklandırma karşılaştırmasında

yüksek basınçlı sodyum lambalarının yatırım ve elektrik kullanımı

yönünden en uygun seçenek olduğu görülmüştür. Bu lambaların

bir sakıncası hafifçe turuncu olan renginin herkes tarafından

sevilmemesidir. Gece ışıklandırması sürünün geceyi iyi geçirmesi

ve üreticinin gerekli denetlemeleri yapması için yeterli ışığı sağlar.

www.tarimturk.com.tr 55


SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

TT

TARIM

TÜRK

Skretting Türkiye’nin Yeni Bilimsel Yayını:

Skretting Insight’ın İlk Sayısı Yayımlandı!

Skretting Türkiye Ürün ve Pazarlama Departmanı

Su ürünleri sektörü, bilimsel gelişmeler, yenilikler ve sürdürülebilir çözümlerle her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor. Skretting Türkiye,

bu alanın gelişimine katkıda bulunmayı bir görev olarak benimsiyor. Bu vizyonla sektöre rehberlik etmek, bilgi paylaşımını teşvik etmek ve iş

birliğini güçlendirmek amacıyla hazırlanan Skretting Insight su ürünleri dergisi, paydaşların ilgisine sunuldu.

56 www.tarimturk.com.tr




TT

TARIM

TÜRK

SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

Skretting Insight, yalnızca bir dergi değil, sektör hakkında derinlemesine bilgi sunan bir kaynak olarak tasarlandı.

İçeriği; çiftlik sahiplerinden yetiştiricilere, akademisyenlerden bilim insanlarına ve sektörün diğer paydaşlarına kadar

geniş bir kitleye hitap edecek şekilde planlandı. Yenilikçi çözümler ve sektörel gelişmeler hakkında güncel bilgiler sunmayı

hedefliyor.

Skretting, dünyanın beş kıtasında yer alan üretim tesisleri ve 60’tan fazla tür için sunduğu sürdürülebilir yem

çözümleriyle sektörde öncü bir rol oynuyor. Bu birikimi bir yayında toplamak, tüm paydaşlara değer katacak bir platform

sunuyor.

Derginin içeriği, sektördeki yenilikler, bilimsel çalışmalar ve teknoloji alanlarında detaylı analizler sunuyor. Akademik

araştırmaların yanı sıra sektördeki önemli isimlerle yapılan röportajlara da yer veriliyor. Dergi, sadece Skretting’in

çalışmalarını değil, sektöre dair önemli gelişmeleri de paylaşmayı amaçlıyor. Bu özelliğiyle bilgi paylaşımına katkıda

bulunan güçlü bir köprü işlevi görüyor.

Skretting Türkiye, sektörde sürdürülebilirlik ve yenilikçiliği odak noktasına koyuyor. Çevre dostu çözümler, kaliteli

yemler ve bilimsel araştırmalarla sektörün daha sağlam temeller üzerine inşa edilmesine destek sağlanıyor. Skretting

Insight dergisi, bu misyonu destekleyen bir araç olarak mevcut ve gelecekteki zorluklara çözüm yolları sunan bir

perspektifle hazırlanıyor.

Derginin oluşturulmasında emeği geçen herkesin katkısı büyük bir değer taşıyor. Zengin içeriğin oluşturulması, doğru

bilgilerin okuyuculara ulaşması ve sektöre katma değer sağlanması adına gösterilen bu çaba, Skretting Türkiye’nin

sektöre olan bağlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Skretting Insight, bir başlangıç noktası olarak değerlendiriliyor. Bu yolculukta okuyucuların geri bildirimleri ve katkıları,

derginin daha da gelişmesine imkan tanıyacak. Gelecek sayılarda sektördeki en yeni gelişmeler paylaşılıp uzman

görüşlerine yer verilerek yenilikçi yaklaşımlar desteklenmeye devam edecek.

Su ürünleri sektörünün bilgiye dayalı gelişimini destekleyen Skretting Insight, sektöre ilham ve değer katmayı temenni

ediyor.

Skretting Insight’ta öne çıkan başlıklar:

• Skretting 2023 Etki Raporu

• Sürdürülebilir Besin Zincirinin Vazgeçilmez Bir Parçasıyız

• Skretting Türkiye: Sağlık ve Güvenlik Kültürünün Merkezinde

• Mavi Ekonomi Konseptinde Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Balık Besleme

• Su Ürünleri Üretimine Genel Bakış

• Yassı Balık Yetiştiriciliğine Bakış: Kalkan

• Skretting Türkiye Olarak Kaliteye Bakış Açımız

• Türkiye’de Akuakültür Sistemlerinin Çevre Dostu ve Yenilikçi Sistemlere Dönüşümü Neden Gerekli?

• Skretting’den AmiNova: Akuakültür Beslenmesinde Yenilikçi Adım

• Metro Türkiye’nin Balıkçılıkta Sürdürülebilirlik Vizyonu

• Balık Yemlerinde Böcek Unu Kullanımı: Geleceğin Sürdürülebilir Çözümü

• Spirulina

• Türkiye’de Levrek Yetiştiriciliğinde Aeromonas veronii Enfeksiyonları

• Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Hassas Beslenme

• Skretting’de Formülasyon Temelleri ve MicroBalance

• Skretting Türkiye’nin Fish Quality Projesi

• Nutra Supreme: Türkiye Pazarında Balık Transferi Üzerindeki Etkisi

• Sürdürülebilir ve Kaliteli Üretimin Sırrı

• İthalata Dayalı Büyüme

• Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde RAS Teknolojisi

www.tarimturk.com.tr 57




SEKTÖRDEN

Havyar Piyasası Analizi:

İç Gözlemsel Piyasa Araştırması

2032’ye Kadar 688,34 Milyon ABD

Dolarına Yükseliş Öngörüyor

Okyanusun mutfak mücevheri havyar, uzun zamandır dünya çapında damakları

büyülemiştir. Enfes tadı, lüks dokusu ve yüksek fiyat etiketi, onun aranan bir lezzet

olarak statüsünü sağlamlaştırmıştır.

Okyanusun mutfak mücevheri

havyar, uzun zamandır dünya

çapında damakları büyülüyor.

Enfes tadı, lüks dokusu ve yüksek

fiyat etiketi, arzu edilen bir lezzet

olarak statüsünü sağlamlaştırdı.

Mersin balığı yumurtalarından

elde edilen havyarın cazibesi,

gastronomik çekiciliğinin ötesine

uzanıyor. Genellikle zenginlik,

sofistikelik ve özel günlerle

ilişkilendirilir. Yüksek fiyatına rağmen, havyar için küresel talep, büyüyen zengin

bir nüfus ve benzersiz mutfak deneyimleri arzusuyla sabit kalıyor.

Z Kuşağı, Viral TikTok Trendiyle Küresel Havyar Patlamasını Tetikliyor

Z kuşağının artan ilgisi ve kullanıcıların havyarı doğrudan ellerinin arkasından

yediği “havyar yumruları” adlı viral TikTok trendi sayesinde havyar satışları küresel

olarak arttı. CaviarBumps etiketi altında yaklaşık 15 milyon görüntülemeyle bu

lezzet yaygın bir popülerlik kazandı. Dünya çapındaki şefler bunu menülerine

dahil ederken, Çin ve ABD gibi ülkelerden gelen çiftlik havyarının artan uygun

fiyatlı olması onu tüketiciler için daha erişilebilir hale getiriyor.

Introspective Market Research , bu birinci sınıf lezzetin geleceğine dair kapsamlı

bir bakış açısı sağlayan “ Havyar Pazarı “ başlıklı son pazar araştırmasını açıkladı .

Rapora göre, küresel havyar pazarı 2023’te 345,49 milyon ABD doları değerindeydi

ve önemli bir genişlemeye hazırdı; projeksiyonlar 2032’ye kadar 688,34 milyon

ABD dolarına çıkacağını gösteriyordu. Bu beklenen büyüme, 2024’ten 2032’ye

kadar %7,96’lık etkileyici bir bileşik yıllık büyüme oranını temsil ediyor.

Kaynak : globenewswire.com

TT

TARIM

TÜRK

Bilim İnsanları Yapay Bir

Köpekbalığı Rahmi Yaptı

Aksi takdirde ölecek olan prematüre köpekbalıkları, insan

yapımı bir rahim sayesinde hayatta kalabiliyorlar.

Bir köpek balığı erken doğduğunda, tuzlu su onun

minik bedeni için toksiktir. Prematüre bir köpek

balığı yavrusu henüz kanındaki tuz seviyelerini düzenleyemez

ve genellikle birkaç saat içinde ölür. Bu

yüzden Japonya’daki Okinawa Churaumi Akvaryumu’ndaki

araştırmacılar bir çözüm buldular: bir

anne köpek balığının rahmini taklit eden yapay bir

rahim inşa etmek.

Frontiers in Fish Science’da yayınlanan yeni bir makalede,

araştırmacılar bu üretilmiş uterusun orta

dönem Moller’in fener köpekbalığı embriyolarını bir

yıla kadar, yani normal 18 aylık gebelik sürelerinin

yaklaşık üçte ikisi kadar sürdürebileceğini gösteriyor.

Bilim insanları bu sistemin akvaryumlarındaki

köpekbalıklarına yardımcı olacağını ve sonunda

diğer nesli tükenmekte olan köpekbalığı türlerinin

vahşi popülasyonlarını desteklemek için kullanılacağını

umuyor.

Kaynak: hakaimagazine.com

Araştırmacılar, birkaç değişiklikle robot balıkların

uzaktan kumandalı diğer dalgıçların yerini alabileceğini

söylüyor.

60 www.tarimturk.com.tr

Robotik Balık Devrimine Hazır Olun

Bilim insanları, robot balık sürülerinin yakında geleneksel su altı araştırma araçlarını gereksiz hale

getirebileceğini söylüyor.

İnsan teknolojisi uzun zamandır doğal dünyadan ilham alıyor: İlk uçaklar kuşlara göre

modellenmişti. Velcro’nun tasarımcısı, köpeğinin sık sık koparmak zorunda kaldığı sinir

bozucu dikenlerden ilham almıştı. Ve son yıllarda, dünyanın okyanuslarını keşfetmeye

hevesli mühendisler, bunu en iyi yapan yaratıklardan, yani balıklardan ipuçları alıyor.

Dünya çapında, balık gibi görünen ve yüzen robotlar geliştiren araştırmacılar, su

otomatlarının daha ucuz, kullanımı daha kolay ve bilim insanlarının bugün kullandığı

uzaktan kumandalı araçlardan (ROV) deniz yaşamına daha az zarar verici olduğunu

söylüyor. Teknolojinin ilerlemelerine ilişkin yakın zamanda yapılan bir incelemede, bilim

insanları robotik balık devriminin önünde yalnızca birkaç teknik sorunun durduğunu iddia

ediyor.

Son birkaç on yılda, mühendisler çeşitli amaçlar için prototip robot balıklar tasarladılar.

Bazıları belirli görevleri yerine getirmek için üretilmiş olsa da (örneğin laboratuvarda

diğer balıkları kandırmak , balık hidrodinamiğini simüle etmek veya okyanustan plastik

toplamak ) çoğunluk veri toplarken denizleri geçmek için tasarlanmıştır. Bu robot kaşifler

genellikle karşılaştıkları tüm yaşam formlarını belgelemek için video kameralarla ve

derinliği, sıcaklığı ve asitliği ölçmek için sensörlerle donatılmıştır. Bu makinelerden bazıları

(CIA tarafından geliştirilen Charlie adlı robot yayın balığı dahil) su örnekleri alabilir ve

depolayabilir.

Kaynak: globenewswire.com


Su ürünleri için OVN

Optimum Vitamin Nutrition ®

Daha sürdürülebilir yetiştiricilik için vitamin

düzeylerini kontrol edin ve ayarlayın.

Yeri doldurulamayan ve vazgeçilmez olan vitaminler, balık ve karideslerde immünite, sağlık ve

performansın optimize edilmesi için anahtar besin maddeleridir.

OVN Optimum Vitamin Nutrition®, sürdürülebilir hayvan yetiştiriciliğini desteklerken, hayvanların

yaşam evrelerine ve yetiştirilme koşullarına uygun, doğru miktarlarda verilen yüksek kaliteli

vitaminlerle beslenmesine yardımcı olur.

dsm-firmenich olarak, yerel dsm-firmenich temsilciniz aracılığıyla size yeni OVN Optimum Vitamin

Nutrition® kılavuzları gibi geliştirdiğimiz özel araçları sunarak her zaman öncülük rolünü üstlenmenin

gururunu yaşıyoruz.

Daha fazla bilgi için:

dsm-firmenich.com/anh




SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

TT

TARIM

TÜRK

Aquatic Products & Technologies

Teknolojik Yeniliklerle

Su Ürünleri Sektörüne Değer Katıyoruz

Baran Evliyaoğlu | Kurucu Ortak & Yönetim Kurulu Başkanı

Akuakültür sektöründe sürdürülebilirlik ve yenilikçilik dendiğinde akla gelen öncü kurumlardan biri olarak, mühendislik, tasarım

ve üretim gücümüzü bir araya getirerek sektöre değer katıyoruz. Yıllara dayanan uzmanlığımızla hem çevre dostu hem de yüksek

verimlilik sağlayan çözümler sunarak sektördeki teknolojik dönüşümlere öncülük ediyoruz.

Muğla-Milas ve İstanbul-Tuzla’daki yerleşkelerimizde gerçekleştirdiğimiz üretimle, 20’dan fazla ülkeye ihracat yapıyor, küresel pazarda

güçlü bir varlık gösteriyor ve sektördeki öncü konumumuzu güçlendiriyoruz.

ADEC olarak, Türkiye’nin ilk Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımı (RAS) ile kurulan yavru balık üretim ve adaptasyon yerleşkesine sahip

olmanın gururunu yaşıyoruz.

Kurulduğumuz günden bu yana Milas yerleşkesi başta olmak üzere toplamda 5 anahtar teslim yerleşkenin kurulumunu başarıyla

gerçekleştirerek sektördeki liderliğimizi pekiştirdik.

Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımlarımız (RAS) ve “Oceantech” güvenilir yaşam destek sistemleri ile su kaynaklarını korurken, aynı

zamanda yüksek kaliteli üretim standartlarını başarıyla hayata geçiriyoruz.

Bu yenilikçi yaklaşımımız sayesinde, su ürünleri sektörü profesyonelleri için vazgeçilmez bir çözüm ortağı olmanın yanı sıra, sektörün

geleceğine yön veriyor ve çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan bir üretim modeli sunuyoruz.

64 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

Kapalı Devre Su Üretim Sistemi (RAS): Kaynak Tasarrufu ve

Yüksek Verimlilik

Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımlarımız (RAS), suyun yeniden

kullanımı sayesinde hem kaynak tüketimini azaltan hem de

üretim süreçlerini optimize eden modern bir teknolojidir.

RAS sistemlerimizle, suyunuzu sürekli bir döngü içinde tutarak

minimum tüketimle maksimum verim elde etmenizi sağlıyoruz.

Dışarıdan su alımını minimuma indiriyor, sistemdeki suyu

arıtarak tekrar dolaşıma kazandırıyoruz. Suyun %90’nın üzerinde

geri kazanılmasını sağlarken, üretim sürelerini kısaltıyor ve

üretim kapasitelerinin arttırılması sağlıyoruz. OceanTech

Biyolojik ve mekanik filtrelerimiz sayesinde suyun kalitesini

sürekli koruyoruz.

Kaliteli Yavru Balık Üretimi İçin RAS Teknolojisi ile Kontrol

Altında Büyüme

RAS sistemlerimiz, dış ortamdan izole bir üretim ortamı

oluşturarak yavru balıklarınız için güvenli ve sağlıklı bir büyüme

süreci yaratmanıza olanak tanır. Sistemimizin kapalı döngü

yapısı sayesinde bulaşıcı hastalık riskini minimuma indiriyor

ve hastalıksız (“disease-free”) yavru balık üretimi yapmanızı

sağlıyoruz.

RAS teknolojisi, suyun sıcaklık, pH, oksijen seviyesi gibi çevresel

parametrelerini hassas bir şekilde kontrol etmenize olanak

tanır. Böylece yavru balıklarınız için ideal büyüme koşullarını

sağlayabilir ve gelişim süreçlerini hızlandırabilirsiniz. Sistemin

sağladığı kontrollü çevre sayesinde yavru balık kayıp oranları

önemli ölçüde azalmakta, böylece üretim verimliliği artmaktadır.

Yavru balık üretiminde menşei bilinen ve ıslah edilmiş yüksek

kaliteli yumurtalar kullanıyoruz. Kontrollü bir ortamda yemleme

ve büyüme süreçlerini optimize ederek kısa sürede yüksek

kaliteli yavru balık üretimi gerçekleştiriyoruz.

ADEC olarak, RAS (Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımı) teknolojisini

kullanarak Milas yerleşkemizde kuluçkahane ve adaptasyon

birimlerimizde yavru balık ve pazar boyu balık üretimi yapıyor ve

bunları satışa sunuyoruz.

Oceantech: Mühendislik ve Tasarımın Gücü

OceanTech markamız, sektördeki farkını yüksek performanslı

su filtrasyon sistemleri ve yaşam destek ekipmanlarıyla ortaya

koyarak, işletme sahiplerine hem kullanıcı dostu hem de dayanıklı

ve yatırımcı dostu çözümler sunmaktadır.

Kullanıcı Dostu

Ürünlerimiz, RAS sistemleri ile kullanıcı dostu olacak şekilde

tasarlanmıştır. Kolayca erişilebilen ve anlaşılabilen bir ara

yüzle su koşullarınızı yönetebilir ve izleyebilirsiniz. Sistemdeki

otomatik izleme ve uyarı sistemleri, anormal durumlar hakkında

sizi bilgilendirerek hızlı müdahale etmenizi sağlar. Enerji ve

su verimliliği sağlayan teknolojilerle işletme maliyetlerinizi

düşük tutarken, düşük bakım gereksinimleri ve kolay temizlik

özellikleriyle iş yükünüzü azaltır. Modüler yapısı sayesinde

sisteminizi ihtiyaçlarınıza göre özelleştirebilirsiniz ve uzun

vadeli destek ile sürekli olarak hizmet alarak sisteminizin verimli

çalışmasını sağlarsınız.

KARŞILAŞTIRMA TABLOSU

ÖZELLİK RAS SİSTEMİ GELENEKSEL SİSTEM

Su Tüketimi Su %90-99 oranında geri kazanılır, sutüketimi minimuma iner. Yüksek su tüketimi, doğal su kaynaklarına bağımlı.

Çevresel Etki Çevre dostu, atıklar minimuma indirilir, sürdürülebilir. Su ve atıklar çevreye bırakılır, doğal kaynaklara zarar verebilir.

Hastalık Riski Kapalı sistem olduğundan hastalık riski düşük, kontrol altında. Yüksek hastalık riski, dış ortamdan patojen geçişi olabilir.

Kontrol Edilebilir

Parametreler

Su sıcaklığı, pH, oksijen seviyesi gibi tüm çevresel parametreler tam

kontrol altında.

Çevresel parametreler sınırlı, doğa koşullarına bağlı.

Üretim Hızı Yüksek verimlilik, daha hızlı büyümeoranları. Düşük verimlilik, büyüme oranları mevsimsel koşullara bağlı.

Verimlilik

Yüksek yoğunluklu üretim yapılabilir, yıl boyunca tutarlı üretim

kapasitesi

Mevsimsel kısıtlamalar ve düşüküretim verimliliği.

Maliyet Su ve enerji tasarrufu sağlar, daha ekonomik bir üretim. Yüksek su ve enerji maliyetleri, daha fazla işletme gideri.

Hastalıksız Yavru Üretimi “Disease-free” yavru balık üretimi mümkündür. Hastalık riski yüksek, yavru balıkların sağlığı tehlikeye girebilir.

Yatırım ve İşletme Maliyeti Başlangıç maliyeti yüksek olabilir,ancak uzun vadede karlıdır. Başlangıç maliyeti daha düşük, ancak yüksek işletme maliyetleri

olabilir.

Sürdürülebilirlik Yüksek çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynaklara zarar vermez Sürdürülebilirlik düşük, çevreyeolumsuz etkiler yaratabilir.

RAS (Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımı) ve geleneksel sistemlerin temel özellikleri

www.tarimturk.com.tr 65


SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

TT

TARIM

TÜRK

Yatırımcı Dostu

Dayanıklı malzemelerle üretilen bu ürünler, en zorlu

çevresel koşullarda bile uzun süre verimli çalışarak bakım

maliyetlerinizi düşürür. Su Kullanımının Verimli Yönetimi,

su temin ve arıtma maliyetlerinizi azaltır. Hastalık Riskinin

Azaltılması, tedavi maliyetlerinizi düşürür. Otomasyon ve

İzleme Sistemleri, iş gücü maliyetlerinizi minimize eder.

Verimli Yem Kullanımı, yem israfını azaltır. Enerji Verimliliği, enerji

maliyetlerinizi düşürür. Uzun Vadeli Sürdürülebilirlik, üretim

sürelerinizi kısaltır ve verimliliği artırır. Bu sayede, yatırımcı dostu

bir çözüm sunar.

Kullanıcı Geri Bildirimleriyle Sürekli Gelişim

Ürünlerimiz, sürekli olarak kullanıcı geri bildirimleri doğrultusunda

geliştirilmekte ve iyileştirilmektedir. Sizler, gerçek operasyonel

deneyimlerinizi paylaşarak ürünlerimizin daha verimli ve işlevsel

hale gelmesine katkı sağlarsınız. Bu geri bildirimler, tasarım,

performans ve bakım süreçlerinde yapılan iyileştirmelere yansır ve

her yeni sürümde daha yüksek verimlilik, kullanıcı dostu özellikler

ve sürdürülebilirlik sağlanır. Böylece, sektördeki değişen ihtiyaçlara

hızla uyum sağlayabilecek şekilde ürünlerimizi sürekli geliştirerek

sizlere en yüksek kalitede hizmet sunmayı hedefleriz.

OceanTech ürünleri arasında Kompakt Filtre Sistemleri, Tambur

Filtreler ve Protein Skimmer’lar bulunur. Tüm ekipmanlarımız,

mühendislik ve tasarım uzmanlığımızla geliştirilir ve test edildikten

sonra pazara sunulur. Bu sayede, verimli ve sürekli iyileşen üretim

süreçleri elde edersiniz.

Katoloğumuzu incelemek için sayfa sonundaki QR kodu okutunuz

Kendi Sistemlerimizde Test Ediyoruz, Pazara Sunuyoruz

Yenilikçi yaklaşımımız, geliştirdiğimiz ürünleri önce kendi

sistemlerimizde test etmeyi ve ardından sektöre sunmayı içeriyor.

Bu sayede, üretilen teknolojiler hem güvenilirlik hem de performans

açısından yüksek standartlarda oluyor. Milas’taki kuluçkahane ve

adaptasyon birimlerimizde uyguladığımız kapalı devre sistemler, bu

yaklaşımımızın başarısını gözler önüne seriyor.

Kapalı Devre Su Üretim Sistemi (RAS) – Adec Milas Yerleşkesi

Her bir projede, işin başından sonuna kadar sorunsuz bir deneyim

sağlamak için tüm aşamaları titizlikle yönetiyor ve müşterilerimize

en yüksek düzeyde güvenilirlik ve verimlilik sunuyoruz.

Sürdürülebilir ve Çevre Dostu Üretimle Geleceğe Adım

ADEC olarak, mühendislik, tasarım ve üretim gücümüzü bir araya

getirerek, sektöre yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik sağlayan

yenilikçi çözümler sunmaya devam ediyoruz. Her aşamada çevresel

sürdürülebilirliği gözeterek, su kaynaklarının verimli yönetimini ve

doğal deniz ekosistemlerinin korunmasını sağlıyoruz. Hem yerel

hem de küresel ölçekte gerçekleştirdiğimiz projelerle, sektördeki

öncü konumumuzu güçlendiriyor ve geleceğin su ürünleri üretimi

için sağlam bir temel oluşturuyoruz. ADEC olarak, çevre dostu ve

teknolojik olarak gelişmiş sistemlerimizle, sektördeki dönüşümü

yönlendiriyor ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlıyoruz.

Ürünlerimiz, her aşamada yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik

sağlamak için sürekli olarak geliştiriliyor. Bu süreç, yalnızca

teknolojilerimizin kalitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda

müşterilerimize sağladığımız güveni pekiştiriyor. Böylece, sektöre

sunduğumuz çözümler, gerçek dünya koşullarında test edilmiş ve

güvenilirliği kanıtlanmış ürünler olarak öne çıkıyor.

Anahtar Teslim Projelerle Sektördeki Lider Konumumuzu

Güçlendiriyoruz

Anahtar teslim projelerde sektördeki deneyim ve uzmanlığımızı

müşterilerimizin ihtiyaçlarına özel çözümlerle birleştiriyoruz.

Tasarım, mühendislik, üretim, kurulum ve devreye alma süreçlerinin

tamamını üstlenerek, projelerin her aşamasında yüksek kalite

standartlarını koruyoruz. Müşterilerimize sadece tamamlanmış bir

proje sunmakla kalmıyor, aynı zamanda sürdürülebilir ve verimli

işletmelerin temellerini atıyoruz.

66 www.tarimturk.com.tr


TT

TARIM

TÜRK

SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

AB destekli Akdeniz balıkçılığının

‘Su ayak izini’ ölçme projesi

Akdeniz balıkçılığında su tüketimini değerlendirmek ve azaltmak

amacıyla AB tarafından desteklenen yeni bir girişim olan “Wantefish”

projesi, bölgedeki balıkçılık faaliyetlerinin “su ayak izini” hesaplayacak.

Türkiye , İspanya, İtalya, Hırvatistan ve Yunanistan’daki üniversitelerin

öncülüğünde, AB ve Türkiye Ulusal Ajansı tarafından finanse edilen proje,

su ürünlerinin avcılığı, yetiştiriciliği ve işlenmesinde kullanılan suyun

aydınlatılmasını amaçlıyor.

Projenin Türkiye koordinatörlüğünü yürüten Ege Üniversitesi Su Ürünleri

Fakültesi Öğretim Üyesi İlker Aydın, “Bu hem Türkiye hem de Avrupa

suları için deniz ürünleri üretimimizin su tüketimini sistematik olarak

hesaplayacağımız ilk çalışma olacak” dedi.

Kaynak: .hurriyetdailynews.com

Şişe burunlu yunuslar açlık

belirtileri gösteriyor

Antalya merkezli bir araştırma derneğinin yaptığı bilimsel çalışma, Türkiye

sularında sıkça görülen şişe burunlu yunusların açlıktan zayıfladığını ortaya

koydu.

Deniz Memelileri Araştırma Derneği (DMAD) Kurucusu Aylin Akkaya,

Türkiye’nin Boğaziçi ve Karadeniz’den, Doğu Akdeniz’deki sınır ili Hatay’a

kadar tüm denizlerinin, ülkenin en yaygın deniz memelisi türü olan şişe

burunlu yunuslara ev sahipliği yaptığını söyledi.

Akkaya, “Vücut yapıları büyük olmaları gerektiğini gösterse de bu hayvanların

biraz kilo kaybettiği görülüyor. Kaburgaları daha belirgin hale geldi” dedi.

Şişe burunlu yunusların kilo kaybetmesinin, türün açlıkla karşı karşıya

kalmasından kaynaklandığını, ancak kesin nedeninin henüz bilinmediğini

belirtti.

Ancak türün Boğaz’daki popülasyonuna ilişkin Akkaya, bu memelilerde

gözlenen zayıflık ve açlık belirtilerinin, su altı gürültüsü ve boğazdaki balık

popülasyonunun yetersizliği gibi stres faktörlerine bağlı olabileceğini ileri

sürdü.

Kaynak: .hurriyetdailynews.com

Kahramanmaraşlı

balıkçılar deprem sonrası

54 ülkeye ihracat yaptı

6 Şubat 2023’teki iki büyük depremin merkez üssü olan

Kahramanmaraş’taki balıkçılar , önemli bir iyileşme

göstererek 54 ülkeye balık ihraç ediyor.

“Yüzyılın felaketi” olarak tanımlanan deprem, güneydeki

11 ili yerle bir ederken, yerel balık üreticilerinin dayanıklılığı

sayesinde sektör toparlandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle Kahramanmaraş,

Türkiye’nin balıkçılık sektöründe yeniden önemli bir

oyuncu olarak ortaya çıktı.

Geçtiğimiz yıl bölgedeki balıkçılar, büyük ölçüde yerel barajlarda

kurulan balık çiftliklerinden 10.000 ton alabalık

ve 80 milyon yavru balık üretti. Sadece bu yılın ilk dokuz

ayında, 6.000 ton alabalık ihraç ederek 30 milyon dolar

gelir elde ettiler.

Kaynak .hurriyetdailynews.com

www.tarimturk.com.tr 67


SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

TT

TARIM

TÜRK

Norveç, somon ihracatında

rekor seviyede gelir elde

ettiğini bildirdi

Deniz ürünleri ihracatı Kasım ayında 17,3 milyar NOK

(1,24 milyar £) değerindeydi, geçen yılın aynı ayına

kıyasla 1 milyar NOK veya %6 artış gösterdi. Somon

ihracatı 12,1 milyar NOK değerindeydi.

Yem denemelerinde şeker yosunu (Saccharina latissima) kullanıldı.

Somon için

Deniz yosununun faydaları

Fermente şeker yosunu, Atlantik somonunun bağırsak sağlığını ve bağışıklık

sistemini iyileştirerek su ürünleri yetiştiriciliği için yenilikçi bir takviye olarak

ortaya çıkıyor.

Danimarka ve Norveç’teki araştırmacılar, deniz yosunu takviyesinin

etkilerini değerlendirmek için iki ayrı büyüme denemesi yürüttüler;

bunlar arasında, balıkların yaklaşık 300-600 gram arasında büyüdüğü

kapalı kara tabanlı bir devridaimli su ürünleri yetiştirme sistemi (RAS)

ve balıkların yaklaşık 500-2.500 gram arasında büyüdüğü açık su ağı

tabanlı bir deneme yer aldı.

Her iki gruba da yem peletinin ekstrüzyonundan sonra ve yağ

kaplamasından önce şeker yosunu ( Saccharina latissima ) ilavesiyle,

Energy X 200 tarifine dayalı bir BioMar diyeti verildi.

Çalışmaya %0, %0,5, %1, %1,5 ve %2 olmak üzere farklı katkı oranları

uygulanarak, çalışma sonrasında takviye uygulanan gruplardaki verim

performansları ve bağırsak sağlıkları değerlendirildi.

“Deniz ürünleri ihracatında birkaç ay üst üste sağlam

büyümeyi geride bıraktık ve bu eğilim Kasım ayında da

devam etti. Somon, uskumru, morina, mezgit ve ringa

balığındaki fiyat artışları sayesinde bu, değer açısından

şimdiye kadar ölçülen en iyi Kasım ayı oldu,” diyor

Norwegian Seafood Council’ın CEO’su Christian Chramer.

Çin’e yapılan satışlarda güçlü büyüme

Her zamanki gibi, en fazla Norveç deniz ürününü satın

alanlar AB bölgesindeki ülkelerdi. Norveç, Kasım ayında

bu pazara toplamda 10 milyar kron değerinde deniz ürünü

ihraç etti.

Norveç bu yıl şimdiye kadar 160,4 milyar NOK değerinde

deniz ürünleri ihraç etti. Bu, geçen yılın aynı dönemine

göre 2,3 milyar NOK veya %1,5 daha yüksek.

Somon balığına rekor değer

• Norveç, Kasım ayında 12,1 milyar NOK değerinde

131.232 ton somon ihraç etti

• Değer, geçen yılın aynı ayına kıyasla 619 milyon NOk

veya %5 arttı

• %3’lük bir hacim artışı yaşandı

• Kasım ayında somon için en büyük pazarlar Polonya,

Fransa ve Hollanda oldu

Zararlı bakteriler azaltıldı

Bağırsak düzeyinde, Aliivibrio gibi zararlı bakterilerin yaygınlığında

bir azalma oldu ve Mycoplasma , Photobacterium ve Brevinema

bakterilerinin hakim olduğu bir mikrobiyom gözlemlendi. Çevresel

bir bakış açısından, araştırmacılar, alg takviyesinin su ürünleri

yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliği desteklediğini, çünkü ötrofikasyonu

azalttığını ve karbon ayak izinin azaltılmasına katkıda

bulunduğunu vurgulamanın önemli olduğunu yazıyor.

Kaynak: fishfarmingexpert.com

Sonuç olarak araştırmacılar, fermente edilmiş deniz yosununun

Atlantik somonunda besin takviyesi olarak sağladığı katkının,

bağırsak sağlığını iyileştirme, mikrobiyomu stabilize etme ve bağışıklık

sistemini güçlendirme açısından umut verici bir tamamlayıcı olduğunu,

bunun da üretim parametrelerinin daha iyi performans göstermesine

ve hastalıklara karşı direnç sağlanmasına katkıda bulunduğunu

belirtmektedirler.

68 www.tarimturk.com.tr

Kaynak: fishfarmingexpert.com


TT

TARIM

TÜRK

SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

Su bitkileri için perakende

patlaması bekleniyor

Perakende sektörü uzmanları, önümüzdeki yılın en önemli 10

gıda trendini açıkladı. Bunlar arasında deniz yosunları ve diğer

su bitkileri öne çıkıyor.

ABD’nin önde gelen süpermarket zinciri Whole Foods

Market’in Trendler Konseyi, 2025’te gerçekleşmesini

beklediği gıda trendlerini açıkladı. Profesyonel toplayıcılar,

alıcılar ve mutfak uzmanları da dahil olmak üzere 50’den

fazla üyeden oluşan konsey, tüketici tercihlerini öngörmek

ve bunlara yanıt vermek için her yıl trend tahminleri

geliştiriyor.

Konseyin mevcut tüketici eğilimlerine ilişkin analizi, çiftlik

yosunları ve su mercimeği gibi su içeriklerini önümüzdeki

yıl en çok beklenen perakende patlamaları arasında

gösteriyor.

Whole Foods ekibinin, halihazırda bir sağlık bileşeni

olarak giderek artan bir popülerlik kazanan deniz yosunu

pazarı için özellikle yüksek beklentileri var. Yakın gelecekte

popülerliğinin artması beklenen diğer su içerikleri

arasında yapraklı yeşilliklere besleyici, yüksek proteinli bir

alternatif sunan su mercimekleri ve Gracilaria gibi deniz

yosunlarından elde edilen bir jelatin alternatifi olan agaragar

yer alıyor.

Kaynak: Thefishsite.com

Araştırmacılar açık okyanus

su ürünleri yetiştiriciliğinin

gelişimini destekliyor

Yeni bir uluslararası iş birliği projesi, su ürünleri yetiştiriciliğinin

kıyıya yakın alanlardan açık okyanus ortamlarına kaydırılmasını

kolaylaştıracak teknoloji ve altyapının araştırılması ve geliştirilmesini

desteklemeyi amaçlıyor.

Su ürünleri yetiştiriciliği, dünyanın en hızlı büyüyen gıda

endüstrilerinden biridir ve ürünlerine yönelik artan talebi

karşılamak amacıyla yeni bir iş birliği araştırma projesi,

deniz çiftçiliği faaliyetlerini halihazırda yoğun bir şekilde

kirlenmiş olan sıkışık kıyı bölgelerinden uzaklaştırıp açık

sulara taşımayı amaçlıyor.

Bu amaçla, Braunschweig Teknik Üniversitesi’nin de dahil

olduğu uluslararası ortak proje Ngā Punga o te Moana -

Açık Okyanus Geleceğimizi Demirlemek , yüksek enerjili

açık okyanus ortamında hayatta kalabilen dayanıklı,

üretim açısından verimli teknolojiler geliştirmek

amacıyla deniz biyolojisi ve hidrolik ve yapı mühendisliği

alanlarından uzmanları bir araya getiriyor.

Projenin bir parçası olarak, Yeni Zelanda kıyılarında yeni

bir tür deniz yosunu çiftliği geliştirilecek.

Kaynak: Thefishsite.com

Çeşitli deniz yosunu türlerinden üretilen agar agar, 2025 yılı için beklenen trendler arasında

yer alıyor

Ekvador karides sektörü ABD

fırsatlarına göz dikti

Ekvador’un karides üretimindeki hızlı büyüme, düşük

karides fiyatları ve zayıf Çin talebi nedeniyle nihayet

durma noktasına geldi; ancak analistler, karides

dünyasının ihracat liderlerinin ABD pazarında daha

fazla ilerleme kaydetmesini bekliyor.

Bu, Rabobank’tan Gorjan Nikolik’in bu yılki

Küresel Deniz Ürünleri İttifakı zirvesinde yaptığı

sunumda verdiği başlıca mesajlardan biriydi.

Zirve, GSA’nın yıllık anketine verilen yanıtlara

dayanarak dünyanın dört bir yanından

karides üretim tahminlerine odaklanıyordu.

Daha ileriye bakıldığında, Ekvadorlu anket katılımcılarının

2025 yılına ilişkin kötümser bakış açılarına dikkat çekti ve

bunu Çin talebindeki devam eden düşüşe bağladı.

Bu arada, Ekvador’dan farklı olarak çok çeşitli deniz

ürünleri için güçlü bir iç pazara sahip olan Brezilya ,

giderek güçleniyor.

Asya ihracatı

Asyalı karides üreticileri de zor bir yıl geçirdi. Ankete katılanlara

göre, Hint karides üretimi 2023’te %4, 2024’te %3 düştü ancak

2025’te toparlanacak.

Nikolik, bunun sonucunda geleneksel olarak Çin’e odaklanan

Ekvadorlu karides ihracatçılarının, Amerikalıların Ekvador’un en

büyük karides oyuncusu Santa Priscila’ya uygulamayı planladıkları

telafi edici vergileri (CVD) iptal etme kararıyla giderek daha fazla AB

ve ABD pazarına yöneleceğini öngörüyor.

Kaynak Thefishsite.com

www.tarimturk.com.tr 69


SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN

TT

TARIM

TÜRK

Yenilikçi elektrikli bariyer,

somon balığı için denizanası

tehdidini hedefliyor

Norveçli teknoloji şirketi Harbor, elektrikli bariyer teknolojisinin etkililiğini

doğrulayan denemelerin ardından çiftlik somonlarını zararlı denizanalarından

korumak için önemli bir adım attı.

Harbor’ın çözümü, deniz biti larvalarını etkisiz hale getiren ve artık

denizanasının etkisini azaltmada umut vadeden bir elektrik bariyeri olan

mevcut Harbor Fence teknolojisini kullanıyor. Son denemeler, kontrollü bir

elektrik şokunun inci kenarlı denizanasında zehir salınımını tetiklediğini,

onları günlerce zararsız hale getirdiğini ve balıkları tehlikeye atmadan somon

çiftliklerinde sürüklenmelerine olanak sağladığını gösterdi.

Harbor COO’su Bernt Aage Lie bir basın bülteninde, “Her yıl milyonlarca somon

inci denizanası yüzünden ölüyor ve bu da muazzam mali ve refah kayıplarına

yol açıyor. Teknolojimiz yenilikçi bir çözüm sunuyor ve sektörün ilgisi hızla

artıyor” dedi.

Harbor Fence, deniz bitleriyle mücadele etmek için birkaç su ürünleri yetiştirme

sahasında başarıyla konuşlandırılmıştır ve denizanası için yeni uygulaması

potansiyel etkisini genişletmektedir. Bu atılım, su ürünleri yetiştirme

sektöründe önemli bir ilgi uyandırmış ve %30’luk aşırı talep gören oldukça

başarılı bir hisse senedi ihracını desteklemiştir.Aşırı talep gören hisse senedi

ihracının ardından Harbor, üretimi artırmaya ve balık sağlığını iyileştirmek ve

ölüm oranlarını azaltmak isteyen balık çiftçilerinin artan talebini karşılamaya

hazırlanıyor.

Harbor’un elektrikli çit teknolojisini kuran bir somon çiftliği

Kaynak: https://harbor.no/

Kanola’nın su ürünleri yemindeki değerine ilişkin yeni araştırma

Kanada su ürünleri yetiştiriciliği sözleşmeli araştırma kuruluşu ONDA, sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği üretimi için kanola bazlı yem unu

kullanımını inceleyen bir proje üzerinde Kanada Kanola Konseyi (CCC) ile birlikte çalıştığını duyurdu.

Onda, basın açıklamasında projenin amacının, bir tür kolza bitkisi olan Kanada kanolası pazarını

genişletmek ve su ürünleri yemi için sürdürülebilir bir alternatif bileşen sağlamak olduğunu

söyledi. Prince Edward Adası merkezli Onda’nın CEO’su Myrna Gillis şunları söyledi:

“Deniz ürünlerine yönelik küresel talep artmaya devam ederken, su ürünleri yetiştiriciliğinde

sürdürülebilir uygulamalara duyulan ihtiyaç her zamankinden daha acil hale geldi. Onda ve

kanola sektörü, alternatif yem kaynaklarına yönelik araştırmaları ilerletmek suretiyle, sektörün

bu zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olurken, Kanada kanolası için yeni pazarlar

açmak için çalışıyor.”

18 aylık araştırma projesi, Kanada kanola ununun balık yeminde kullanımını ve büyüme,

hastalık direnci ve çevre üzerindeki etkisini değerlendirecektir. Çalışmanın amaçları, besin

sindirilebilirlik değerlerini güncellemek ve kanolanın su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanımı

hakkında yeni veriler sağlamak ve somon yeminde kanola unu için bir yaşam döngüsü analizi

sağlamaktır. Araştırma, Onda’nın Beslenme, Sağlık, FeedTech ve LabTech iş birimlerini kapsayacak ve bulguların paylaşılması ve yayılmasıyla

sonuçlanacaktır.

Besin değeri

CCC tarım uzmanı ve araştırma lideri Chris Manchur, “Bu araştırma, kanola ununun su ürünleri yetiştiriciliğindeki besin değerine ilişkin anlayışımızı

geliştirecek, pazar fırsatları yaratmaya ve kanolanın gıda ve yem sistemlerimize katma değerli katkılarını daha da ileriye taşımaya yardımcı olacak”

dedi. Sürdürülebilirliği, pazarlanabilirliği, maliyet etkinliği ve dengeli aminoasit profili nedeniyle kanola küspesi balık yemi için ümit vadeden bir

bitkisel protein kaynağı olarak değerlendirilmektedir.

Kaynak: fishfarmingexpert.com

70 www.tarimturk.com.tr


TARIM TÜRK’e TÜRKİYE’nin 12 AYRI NOKTASINDAN VE K.K.T.C.’DEN ULAŞABİLİRSİNİZ

Merhaba,

1.250

950

900

900

1.000

20. kuruluş yılını kutlayan Tarım Türk Dergisi; sektöre ilişkin gelişmeleri, sorunları ve çözümleri dile getiren yayın

organı olarak, yıllar içinde güvenilir bir kaynak haline gelmiştir. Aldığımız ödüller de başarımızın kanıtıdır. Tarım

sektörünün lider dergisi Tarım Türk 120 ülkeden 14 bini aşkın firmanın üye olduğu Trade Leaders Club'ın (Ticaret

Liderleri Kulübü) düzenlediği "Yeni Milenyum" "Uluslararası Avrupa Kalite Ödülü"nü almaya hak kazanmıştır.

Ayrıca, Avrasya'nın en büyük tarım fuarı olma özelliğini taşıyan Growtech Eurasia Fuarı'nda "En İyi Tarım Dergisi

Ödülü"nü almıştır. Bitkisel Üretim, Makine Mekanizasyon ve Hayvancılık olmak üzere toplam 3 farklı dergi ile

sektöre hizmet veren dergimizin 20 bin baskısının yaklaşık 12.000'i aşan abonelerimiz oluşturmaktadır. Dağılım

yerlerimiz; tarım il müdürlükleri, damızlık sığır yetiştiricileri birlikleri, tarım kredi kooperatifleri, birlikler, ziraat

odaları, ziraat fakülteleri, tarımsal ilaç bayileri, yaş sebze ve meyve ihracatçıları, sektöre hizmet veren kuruluşlardır.

Bizi tanımak isteyen firma ve kişilerin tercih edebileceği bir diğer yol da www.tarimturk.com.tr adresini tıklayıp

e-dergimizi incelemek olacaktır.

BEY MEDYA SAN. VE TİC. LTD ŞTİ.


Kazancınız sorumluluğumuzdur

Your yield is our responsibility

REDOGS

KÖPEK MAMASI

Rtmtarim.com.tr

Tatlıcak Mh. Ereğli Cd. No:83/A 42030 Karatay / KONYA Tel: 0332 334 0 480 (pbx) Fax: 0332 334 0 486


AKILLI OTOMASYON SISTEMLERI

ILE ÜRETIMINIZI KONTROL EDIN

CONTROL YOUR PRODUCTION WITH

INTELLIGENT AUTOMATION SYSTEMS

www.meko.com.tr

/mekoglobal

Yem ve Un Fabrikası Otomasyon Sistemi

Feed and Flour Automation System

Çelik Silo Otomasyonu

Steel Silo Automation

Kümes Havalandırma ve Kafes Otomasyon Sistemleri

Poultry Ventilation and Cage Automation Systems

Balık Yemleme Otomasyonu

Fish Feeding Automation

MERKEZ OFIS / HEAD OFFICE

Çetin Emeç Bulvarı Lizbon Cad. No: 36/B 06460

Öveçler - Çankaya/Ankara - Türkiye

T: +90 312 472 92 52

F: +90 312 472 92 57

M: info@meko.com.tr

ATÖLYE / WORKSHOP

1213. Sokak No:7/A 06374

Ostim - Yenimahalle/Ankara - Türkiye

T: +90 312 472 92 52

F: +90 312 472 92 57

M: info@meko.com.tr

ISTANBUL OFIS / ISTANBUL OFFICE

Ataköy 7-8-9-10 Kısım Mahallesi Çoban Çeşme

E5 Yan Yol Caddesi Ataköy Towers A Blok No: 20

Kat: 6 Bakırköy İstanbul TURKEY

T: +90 212 706 14 38

T: +90 533 737 19 36

F: +90 850 724 00 35


Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!