PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
OCAK-ŞUBAT SAYI: 111 YIL: 20 FİYATI: 200 TL
Üreme Yönetimi
Kızgınlığın Saptanması
Yem Hijyeni
Yemlerde Oluşan
Mikotoksinler
Barınak Yönetimi
Barınma İklimi
Sancaktepe Mahallesi Erkilet Bulvarı
7. km No 532 Kocasinan KAYSERİ
‘‘ Sağlıklı Nesiller İçin’’
info@kayseriyem.com.tr
www.kayseriyem.com.tr
+90 352 351 19 19 kayseriyem oficcial
Sadıkpaşa Mah. Menderes Blv. No: 60 Bayındır | İzmir
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği,
Faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor
İzmir damızlık sığır yetiştiricileri birliği ve İzmir tarım orman il müdürlüğü ortak protokolü ile ıslah alanında ilk adım sayılan, doğan buzağıların
kayıt altına alınması kapsamında saha ekibimiz tarafından küpeleme işlemleri, 2025 yılında İzmir Damızlık sığır yetiştiricileri birliği tarafından
yürütülecektir.
Buzağı küpeleme işlemleri, tüm il ve ilçelerimizde üreticilerimizin işletmelerinde birliğimiz bünyesinde görev yapmakta olan teknik
personellerimiz tarafından yapılacaktır.
Üreticilerimizin
işletmelerinde
hayvanların tanımlanarak
birbirlerinden ve
diğer işletmelerin
hayvanlarından ayrılması,
Hayvanların verim,
üreme ve tüm yetiştirme
bilgilerinin kaydedilmesi,
Sürüden ayıklanacak
veya elde tutulacak
hayvanların belirlenmesi,
Bireysel yemleme,
tohumlama, aşılama
ve sağlık kontrolleri
gibi programların
yapılabilmesi,
Verim kayıtlarından
yararlanılarak ıslah
ve suni tohumlama
faaliyetlerinde kullanılacak
aday boğaların seçimi
gibi konularda büyük bir
öneme sahiptir.
Aynı zamanda buzağı küpeleme işlemleri yapılırken personellerimiz tarafından işletme güncelleme çalışmalarına da devam edilmektedir. Döl verim
raporu, işletme sorunlarının tespiti, rasyon önerileri, verimsiz görülen ineklerin işletmeden çıkarılması, damızlık görülen düvelerin belirlenmesi
ve işletmelerde görülen sorunlara çözüm önerileri için çalışmalarda yine tarım danışmanı personellerimiz tarafından yürütülmektedir.
Amacımız hayvan hareketlerinin, hayvan hastalıklarının daha etkin bir şekilde kontrol edilebilmesi, ıslah faaliyetlerinin ve destekleme ödemeleri
kayıtlarının daha düzenli tutulması, üye üreticilerimizin hayvancılık desteklemelerinden en az kayıp ile yararlanabilmeleri ve ulusal kayıt
sistemimize doğru bilgilerin ulaşmasını sağlayabilmektir.
2 www.tarimturk.com.tr
L E C E Ğ
İ N
İ Ç
İ N
Ü R E T
T Ü R K
İ Y E
G E
İmtiyaz Sahibi
Bey Medya San. Tic. Ltd. Şti. Adına
Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
ZELİHA BEYHAN
Genel Koordinatör
Ahmet BEYHAN
Genel Yayın Yönetmeni
Fırat BEYHAN
Haber Departmanı
Tarım Türk Haber Departmanı
Reklam Müdürü
Duygu KARAKURT
Reklam Departmanı
Dilan ERTAŞ
Merve ALTINTAŞ
Abone Tanıtım ve Halkla İlişkiler
Merve SAZ
Görsel Yönetmen
Arzu OKAY
Hukuk Danışmanı
Av. Şeyma GÜRBÜZ
av.seymagurbuz@gmail.com
Mali Danışman
Erkan AVCI
muhasebe.erkan.avci@gmail.com
İletişim Bilgileri
İZMİR (MERKEZ)
Şair Eşref Bul. No:18/206 Çankaya-İZMİR
TEL: 0.232.441 49 85
FAX: 0.232.441 49 28
e-mail: tarim@tarimturk.com.tr
tarimturk@gmail.com
tarimturkdergisi@gmail.com
web: www.tarimturk.com.tr
Yayın Türü
Tarım Türk Dergisi tüm Türkiye’de dağıtılmaktadır.
Basın kanununa göre yerel süreli
yayındır. Bey Medya tarafından T.C. yasalarına
uygun olarak yayınlanmaktadır.
Basım
KANYILMAZ MATBAACILIK
Sanat Cad. 5609 sok. No:13 Çamdibi -İzmir
0 232 449 14 43
HAYVANCILIK VE GELECEK;
SÜRDÜREBILIRLIK ŞART!
Türkiye’nin tarım ve hayvancılık sektörü, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısında önemli
bir yere sahiptir. 2024 yılı, özellikle küresel ekonomik dalgalanmalar, artan girdi maliyetleri
ve iklim krizinin etkilerinin hissedildiği bir yıl olarak kayıtlara geçti. Bu süreçte
hem üreticiler hem de tüketiciler açısından zorlu bir yıl yaşanırken, sektördeki yapısal
sorunların çözümü için atılacak adımlar 2025 yılı ve sonrasını şekillendirecek gibi
görünüyor.
2024: Zorluklar ve Fırsatlar
2024 yılında Türkiye’nin hayvancılık sektörünü etkileyen en önemli unsurlar arasında
artan yem maliyetleri, kuraklık, ithalata bağımlılık ve hayvan sağlığı ile ilgili sorunlar
yer aldı. Yem maliyetlerinin yüzde 40’lara varan oranlarda artması, küçük ve orta
ölçekli işletmelerin üretim kapasitesini düşürdü. Bununla birlikte, süt ve et fiyatlarında
yaşanan dalgalanmalar, üretici ve tüketici arasındaki dengeyi bozdu.
İklim krizi ise hayvancılığı doğrudan etkileyen bir başka faktör oldu. Yağış rejimlerindeki
düzensizlikler ve kuraklık, meraların verimliliğini azalttı. Bu durum, yem ihtiyacını artırarak
dışa bağımlılığı tetikledi. Ancak 2024 yılında bazı bölgelerde uygulanan modern
sulama yöntemleri ve organik yem üretimi projeleri, sektör adına umut veren gelişmeler
arasında yer aldı.
Stratejik Hamleler Kaçınılmaz
2025 yılında Türkiye’nin hayvancılık sektörü için kritik bir dönemeç bekleniyor. Uzmanlar,
sektörde sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu
vurguluyor. Aşağıdaki başlıklar, 2025 yılına dair öngörülerin temel taşlarını oluşturuyor:
1.Yerel Üretimi Destekleyici Politikalar: Devletin yem üretimini artırmaya yönelik
teşvikleri ve ithalata bağımlılığı azaltacak stratejiler geliştirmesi bekleniyor.
2.Teknolojik Dönüşüm: Dijital tarım uygulamalarının hayvancılık sektörüne entegre
edilmesi, üretim maliyetlerini azaltabilir ve verimliliği artırabilir.
3.İklim Dostu Uygulamalar: Mera yönetimi, su kaynaklarının verimli kullanımı ve
karbon emisyonlarını azaltan yöntemler ön planda olacak.
4.Kooperatifleşme ve Küçük İşletmelerin Güçlendirilmesi: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin
dayanıklılığını artırmak için kooperatifleşme süreçleri hız kazanabilir.
Sektörün Geleceği İçin İş Birliği Şart
Türkiye’nin hayvancılık sektörü, ekonomik, çevresel ve sosyal etkiler göz önünde bulundurulduğunda
stratejik bir öneme sahiptir. 2025 yılında bu sektörde sürdürülebilirlik ve
verimlilik odaklı adımlar atılması, yalnızca üreticilere değil, tüketicilere ve ülke ekonomisine
de olumlu yansıyacaktır. Ancak bu dönüşüm için kamu, özel sektör ve akademinin
birlikte hareket etmesi, yenilikçi çözümler üretmesi gerekiyor.
Baskı Tarihi / Print Date
4 www.tarimturk.com.tr
TAKİP ET
08
Sektörden Haberler
OCAK-ŞUBAT 2025
08
26
10
Gebeliğin Son Dönemi Koyun Besleme
28
Üreme Yönetimi Kızgınlığın Saptanması
32
Yem Hijyeni
38
39
Süt Sağım Hijyeni
İklime Bağlı Ahırda Alınması Gereken Önlemler
32
28
44
Yemlerde Oluşan Mikotoksinler
50
Barınak Yönetimi Barınma İklimi
56
Su Ürünleri Sektöründen Haberler
50
39
38
56
44
Prof. Dr. Ahmet Alçiçek
Ege Üni. Ziraat Fak. Zootekni
Böl. Yem. ve Hay. Bes. ABD
ahmet.alcicek@ege.edu.tr
Prof. Dr. Ali Akmaz
Selçuk Üni. Vet. Fak. Zootekni
ve Hay. Bes. Böl. Zootekni
ABD
Prof. Dr. Dursun Ali Dinç
Selçuk Üni. Vet. Fak.
Klinik Bil. Böl. Doğum ve
Jinekolojisi ABD
dadinc@selcuk.edu.tr
Prof. Dr. Yusuf Bozkurt
İskenderun Tek. Üni. Deniz
Bilimleri ve Tek. Fak.
Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş
KTÜ Sürmene Den. Bil. Fak.
Balıkçılık Tek. Müh. Balıkçılık
Yön. ABD ertug@ktu.edu.tr
Prof. Dr. Mustafa Ünlüsayın
Akdeniz Üni. Su Ür.i Fak. Su
Ür. Av. ve İşl. Tek. Böl. İş.Tek.
ABD
Yrd. Doç. Dr. Aslı Özkırım
Hacettepe Üni. Arı ve Arı
Ürünleri Arş. ve Uyg. Merkezi
ozkirim@hacettepe.edu.tr
Prof. Dr. Ahmet Kocataş
aakmaz@selcuk.edu.tr
yusuf.bozkurt@iste.edu.tr
munlusayin@akdeniz.edu.tr
6 www.tarimturk.com.tr
BIOEASY SÜT GÜVENLİĞİ TESTLERİ
Sütü antibiyotik kalıntılarından,
tağşişten, mikotoksinlerden ve pestisitlerden koruyun.
1
2 3 4
www.bioeasy.com.tr
info@bioeasy.com.tr
BIOEASY Sütte 16in1 Hızlı Test Kiti
(Yeni Ürün Lansmanı FOTEG 2022 Fuarında)
BIOEASY 16'sı 1 arada hızlı test kiti çiğ sütte sülfonamid ve florokinolon
antibiyotik gruplarıyla birlikte monensin, basitrasin, spiramisin,
florfenikol, trimetoprim, kolistin, albendazol, neomisin, kanamisin,
spektinomisin, gentamisin, eritromisin, linkomisin, tylosin&tilmikosin
antibiyotiklerinin tespiti için kullanılır. Her test 10 dakika sürer.
Kanal 1 Kanal 2 Kanal 3 Kanal 4
FMCS
SABT NKSG ELTF
T4
Spiramisin
Trimethoprim
Gentamisin
Florokinolon
T3
Kolistin
Basitrasin
Spektinomisin
Tylosin /
Tilmikosin
T2
Monensin Albendazol Kanamisin
Linkomisin
Bioeasy Okuyucu
ile tüm sonuçları kayıt
altına alın.
Test Prosedürü
T1
Florfenikol
Sülfonamid
Neomisin
Eritromisin
BIOEASY standı 9-11 Haziran 2022 tarihinde İstanbul Fuar Merkezinde gerçekleştirilecek olan
15.Gıda İşleme Teknolojileri Uluslararası İhtisas Fuarı(FOTEG 2022) Hall 1 A25’te, yeni ürün
lansmanı için standımıza bekleriz.
1
FMCS
2 3 4
SABT
NKSG
ELTF
FMCS
SABT
YR1112
NKSG
ELTF
1 2
40±2 C o ’de 3 dakika
inkübe ediniz
YR1112
40±2 C o ’de 7 dakika
inkübe ediniz
Görsel yorumlama
3 4
Okuyucu ile yorumlama
Her bir kuyucuk için 200 μL
süt örneğini 1’den 4’e kadar
sıralanmış mikro kuyucuklara
ekleyiniz.
Test Kartını alın ve kapağını çıkarın
daha sonra 1’den 4’e kadar sıralanmış
mikro kuyucuklara yerleştirin.
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
10 www.tarimturk.com.tr
0850 255 44 42
www.farkyem.com.tr
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
Agro Sistem’ den son
teknoloji sağım öncesi
meme temizleme sistemi
Banu ADABAY
Firma Yetkilisi
Türkiye’de yerli üretimini yaptığımız, sağım öncesi kullanılan
meme temizleme sisteminin 100.montajı bu ay yapıldı. Sağım
öncesi meme temizleme sistemi; rotary, paralel ve balıkkılçığı olmak
üzere tüm sağımhanelere kurulabilmektedir.
Sistemin amacı sağım öncesi meme hijyenidir. Dezenfektanlı su
ile yıkama, hava ile de kurutma yapar. Ön daldırma kabı ve havlu
kullanılmasına gerek kalmaz. Fırçalar sayesinde meme ucuna kadar
tam temizlik yapar. Fırçalarda devamlı dezenfektan dolaştığı için
hayvandan hayvana mastitis bulaşmasının önüne geçilir. Fırçalar
gıda tüzüğüne uygundur, memeye zarar vermemektedir. Bunun
yanında mükemmel bir stimülasyon sağlanarak süt akışını arttırır.
Ayrıca dezenfektan tüketiminden de tasarruf sağlanmaktadır.
12 www.tarimturk.com.tr
B&B20 MEME TEMİZLEME SİSTEMİNİ
SİZLERE SUNMANIN
GURURUNU YAŞIYORUZ.
B&B20
İLE SAĞIM ÖNCESİ MÜKEMMEL MEME
HİJYENİ SAĞLAYIN, HAYVANDAN
HAYVANA MASTİTİS TAŞINMA RİSKİNİ
ORTADAN KALDIRIN
Agro Sistem Tarım Gıda Hayvancılık
Danışmanlık Turizm.San.Ve Tic.Ltd.Şti.
Kozağaç Mh. 273/1 Sk. No: 22 D:1 Buca - İzmir
0 232 441 77 74 info@agro-sistem.com
www.agro-sistem.com
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
AGROEXPO, 04-08 ŞUBAT 2025 TARİHLERİNDE
DÜNYA TARIMINI 20.KEZ İZMİR’DE BULUŞTURACAK
Türkiye’nin en büyük ve Avrupa’nın dört büyük tarım ve hayvancılık fuarından biri olan AGROEXPO Uluslararası Tarım ve Hayvancılık
Fuarı, Progen Tohum Ana Sponsorluğunda 04 – 08 Şubat 2025 tarihleri arasında 20. kez kapılarını açacak.
2024 yılında 88 ülkeden toplam 108.512 ziyaretçiyi ağırlayan AGROEXPO’da bu yıl da katılımcılar 330 bin metre karelik Türkiye’nin en
büyük fuar alanı olan Fuar İzmir’de 17 ayrı holde ürünlerini sergileyebilecek. Dünya’nın en prestijli organizasyonlarından biri olarak
kabul edilen AGROEXPO, UFİ (Küresel Fuar Endüstrisi Birliği) tarafından onaylı tek Tarım ve Hayvancılık Fuarı olma özelliğini de taşıyor.
HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDEN YOĞUN İLGİ
Tarım ve Hayvancılık Ekonomisine büyük bir güç katan AGROEXPO, Hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren birçok sivil toplum
kuruluşunu ağırlayacak. Hayvancılık sektörünün yerli ve yabancı temsilcileri en yeni ürünlerini AGROEXPO’yu ziyaret edecek yüz
binlerce ziyaretçi ile buluşturacak. Hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların yoğun ilgi gösterdiği fuarda birçok son
teknoloji ürünü ekipman ilk kez ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.
AGROEXPO, THY İLE UÇUYOR!
04-08 Şubat 2025 tarihleri arasında düzenlenecek olan 20. AGROEXPO’nun Resmi Hava Yolu 2025 yılında da Türk Hava Yolu oldu. Fuara
gelmek isteyen yerli- yabancı tüm ziyaretçi ve katılımcılar AGROEXPO’ya özel promosyon kodu ile uçuşlarında indirim fırsatlarından
yararlanabilecek.
TARIM EKONOMİSİNE CAN VERİYOR
AGROEXPO’nun 68 farklı ülkede bulunan temsilcileri aracılığı ile düzenlenecek alım heyeti programları ile fuarda ikili görüşmeler
düzenlenecek. Bu görüşmelerde 3 milyar dolara yakın bir iş hacmi gerçekleşmesi hedefleniyor. Oluşacak iş hacmi ile Türk ekonomisine
ve tarım sektörüne büyük katkı sağlanacak.
ÜCRETSİZ BİLETİNİZİ ONLINE ALIN
5 gün boyunca 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaretçileri Fuar İzmir’de ağırlayacak olan AGROEXPO’da biletler, fuarın internet sitesi
olan www.agroexpo.com.tr üzerinden kolayca kayıt olunarak ücretsiz bir şekilde alınabilecek.
14 www.tarimturk.com.tr
SEKTÖRDEN
Kışın dondurucu soğuklarına rağmen
Ağrı Hayvan Borsası hareketli
Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük pazarlarından biri olan ve ülke ekonomisine katkı sağlayan Ağrı’daki
hayvan borsasında, çetin kış koşullarında dahi hareketlilik sürüyor.
TT
TARIM
TÜRK
Muş’ta bu yıl hayvan
varlığının artması
bekleniyor
Muş Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Gün, Türkiye’nin
önemli hayvancılık merkezlerinden Muş’ta bu
yıl küçükbaş hayvan varlığının artmasını beklediklerini
söyledi.
Zengin bitki örtüsü ve akarsu kaynaklarına sahip yaylalarıyla yaz ayları boyunca binlerce
küçükbaş ve büyükbaş hayvana ev sahipliği yapan kent, hayvancılık pazarıyla bölgede
adından söz ettiriyor.
Hava sıcaklığının zaman zaman sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü kentte,
çetin kış koşullarına rağmen hayvancılık faaliyetleri devam ediyor. Bölgenin en büyük
pazarlarından biri olan Ağrı Hayvan Borsası’nda yılın her dönemi başka illere hayvan
sevkiyatı yapılıyor. Besiciler ve alıcılar arasında sıkı pazarlıkların yaşandığı borsada,
dondurucu soğuklar nedeniyle hayvanların yüz bölgesi kırağı tutuyor.
“310 binin üzerinde büyükbaş, 1 milyon 600 bine yakın küçükbaş var”
İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Hüseyinoğlu, kent ekonomisinin büyük bölümünün
tarım ve hayvancılığa dayandığını söyledi. Kentte meraya dayalı hayvancılık yapıldığını
ifade eden Hüseyinoğlu, şöyle konuştu:
“Batı illerinde besicilik yapan vatandaşların bölge illerindeki hayvanları tercih etme
sebebi budur. 540 bin hektara yakın bir mera alanımız var. Bu da ülke genelinde Ağrı’yı
önemli yere oturtuyor. İl olarak yaklaşık 310 binin üzerinde büyükbaş, 1 milyon 600
bine yakın da küçükbaş hayvan varlığına sahibiz. Mayıs-kasım aylarında meraya dayalı
besicilik yoğun olarak devam ediyor. Bu durum kış aylarında hayvan pazarının yoğun
olmasını sağlıyor.”
Hüseyinoğlu, 2024 yılında 143 bin büyükbaş ile 458 bin küçükbaş hayvanın küpelendiğini
belirterek, aşılama çalışmalarını da bu doğrultuda yürüttüklerini dile getirdi.
Geçen yıl 310 bin büyükbaş hayvanın tamamının aşılandığını söyleyen Hüseyinoğlu, “Bu
aşı 3 defa uygulandığı için toplamda hayvanlara 1 milyon 100 bin doz verdik. Küçükbaşta
da hayvanın ömrü boyunca bir defa aşı uygulanıyor. Küçükbaş hayvanlarımızın tamamına
veba aşısı uyguladık.” diye konuştu.
“Ülkenin her yerine hayvan gönderiliyor”
Hayvancılığın il ve ülke ekonomisine büyük katkı sağladığına işaret eden Hüseyinoğlu,
doğu illerinin besilik materyal bölgesi olduğunu ve yetişen erkek hayvanların ülkenin her
bölgesine gönderildiğini anlattı.
Merkeze 30 kilometre uzaklıktaki Erencik köyünde
besicileri ziyaret eden Gün, Muş’un hem bitkisel
hem de hayvansal kapasitesi yüksek illerden biri
olduğunu söyledi.
Muş’ta 1 milyon 158 bin küçükbaş hayvan bulunduğu
bilgisini veren Gün, şöyle konuştu:
“Kentte dünyaya gelen kuzu ve oğlakların sağlıklı
büyümesi için veteriner hekimler sürekli yetiştiricilerle
irtibat halinde. 600 bin anaç koyun, 100 bini
aşan anaç keçi bulunmaktadır. Doğum dönemi
mart ayına kadar devam ediyor. Bu yıl yaklaşık 700
bin kuzu ve oğlak doğumu bekliyoruz. Şu ana kadar
doğan kuzularla ilgili bir olumsuzluk bize yansımadı.
Süreç olumlu şekilde ilerliyor. İlimize yaklaşık 4,5
milyar liralık katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
” Kentin hayvancılık potansiyelinin yüksek olduğunu
anlatan Gün, “Geçen yıllara göre bu yıl küçükbaş
hayvancılıkta iyi bir artış olacağını öngörüyoruz. Yıllara
göre artışlar inşallah devam edecektir. Bundan
sonra anaç keçi ve koyuna değil doğan kuzu ve oğlaklara
destek verilecektir. Buna baktığımızda aile
işletmesi ise bundan sonra yeni doğan tüm oğlak ve
kuzu sahibi besicilerimize kuzu ve oğlak başına 540
lira destekleme yapılacaktır.” dedi. Besici Medeni
Bingöl ise koyunlarının yüzde 50’sinin yavruladığını
belirterek, “Kalan koyunların da kısa sürede doğum
yapmasını bekliyoruz. Devletin desteğiyle hayvancılık
her geçen yıl bölgede artıyor. Kuzuların sağlıklı
olarak dünyaya gelmesi sevindirici. Geçimimizi
hayvancılıkla sağlıyoruz. Meralarımız hayvancılık
yapmaya müsaittir.” ifadelerini kullandı.
16 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SEKTÖRDEN
Emre AKSUOĞLU | Genel Müdür
20 yılı aşkın beşeri ve veteriner ilaç üretim tecrübemizle hayvan sağlığına yönelik ilaç ve ürünleri öncü ve yenilikçi yaklaşımlarla hayvan
sağlığının hizmetine sunan APİMİX her zaman geçmişinden aldığı gücü ve tecrübeyi ileriye taşıyan bir şirket olmuştur. 1986 yılında veteriner
ecza depoculugu ile çıktıgımız yola bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde beşeri ve veteriner ilaçlar, Türkiye’de yem katkı ve premiks
üretimiyle ülkemiz insan ve hayvan sağlığına hizmet etmekteyiz.
Sektöre kaliteli, çağdaş, yenilikçi ürünler sunmak her zaman ilk hedefimiz olmuştur. Üretmiş olduğumuz her markadaki her ürünü bu anlayış
ile kullanımınıza sunuyor sizlerle 'kalıcı dostluklar' kurmayı hedefliyoruz.
Büyükbaş Ürünleri Kanatlı Ürünleri Arı Ürünleri At Ürünleri Pet Ürünleri
www.tarimturk.com.tr 17
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
Dynamic Pharma:
Hayvancılığın Geleceğine Yön Veriyoruz
Mehmet Kubilay KILINÇARSLAN - Türkiye Stratejik İş Ortağı
Hayvan sağlığı ve beslenmesi, yalnızca bir sektör değil; aynı zamanda toplumların sürdürülebilirliği için stratejik bir öneme sahiptir. Dynamic
Pharma, bu vizyonla yola çıkarak, geleneksel yöntemlerin ötesine geçiyor ve modern hayvancılığın ihtiyaçlarına cevap veren çözümler geliştiriyor.
Birlikte Başarıya Yürüyoruz
Dynamic Pharma, hayvan yetiştiricilerinin ve sektör profesyonellerinin
karşılaştığı günlük zorlukları anlıyor. Çiftliklerin verimliliğini artırmak,
hayvanların refahını yükseltmek ve sürdürülebilir bir gelecek için
inovasyon yaratmak bizim işimiz. Ama asıl farkımız, bu yolda yalnızca
bir tedarikçi değil, aynı zamanda güvenilir bir iş ortağı olmamız.
Fark Yaratan Yaklaşım
Dynamic Pharma’da her çözüm bir soruya yanıt, her ürün bir
hikâyeye dönüşür. Bilimsel araştırmalar, sektörel tecrübeler ve
güçlü insan ilişkileri üzerine inşa ettiğimiz bu yaklaşım, bizi yalnızca
bir marka değil, bir değer yaratıcısı yapar. Bilimin Gücüyle: Ar-Ge
çalışmalarımızla, hayvan sağlığı ve beslenme çözümlerini yeniden
tanımlıyoruz. Doğanın İlhamıyla: Ürünlerimizde doğanın gücünü
bilimle birleştiriyor, çevreye duyarlı çözümler sunuyoruz. İnsanın
Katkısıyla: Sektörün her seviyesindeki paydaşlarımızla kurduğumuz
ilişkiler, başarımızın temel taşını oluşturuyor.
18 www.tarimturk.com.tr
Yarın İçin Bugün Hareket Ediyoruz
Dynamic Pharma’nın hedefi, sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamak
değil, yarının fırsatlarını da öngörerek sektöre liderlik etmektir. Bu
yüzden kendimize şunu soruyoruz:
Daha verimli bir hayvancılık için neler mümkün?
Hayvan refahını artırırken çevresel etkileri nasıl azaltabiliriz? Bilimi
üreticiyle buluşturarak sektöre nasıl değer katarız? Bu soruların
cevaplarını, yenilikçi ürünlerimiz ve güçlü iş birliklerimizle sunuyoruz.
Birlikte Geleceği Şekillendirelim
Dynamic Pharma olarak, hayvan sağlığı ve beslenmesine bütüncül
bir bakış açısıyla yaklaşıyor, sektördeki değişimin öncüsü oluyoruz.
Eğer siz de geleneksel kalıpların dışına çıkmak ve geleceğin
hayvancılığına bir adım daha yaklaşmak istiyorsanız, Dynamic
Pharma yanınızda.
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
20 www.tarimturk.com.tr
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
Küçükbaş hayvan yetiştiricileri,
2025’te tarımsal üretim seferberliği bekliyor
Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel
Başkanı Nihat Çelik, yeni yıl beklentilerine ilişkin, “Tarımsal üretim
artışlarının sağlanması ve gıda israfının önlenmesi için topyekun
seferberlik ilan edilmeli.” ifadesini kullandı.
Çelik, yazılı açıklamasında, küçükbaş hayvancılık sektörünün
2025 yılı beklentilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.Küçükbaş
hayvan sayısı ve veriminin mutlaka yükseltilmesi gerektiğini belirten
Çelik, kırmızı et üretiminin artırılması halinde ülke gündemini sürekli
meşgul eden et fiyatları ve beraberindeki ithalata ilgili sorunların
ortadan kalkacağını bildirdi.
Çelik, hem üreticilerin hem tüketicilerin mutlu olacağı bir yıl
temennisinde bulunarak, “Önümüzdeki yılın, üreticilerimizin çok
daha fazlasını ürettiği, tüketicilerimizin ise en uygun fiyatlarla daha
çok tükettiği, iki kesimin de mutlu olacağı bir yıl olmasını istiyoruz.”
değerlendirmesinde bulundu.
“Hayvancılık Yol Haritası”nın etkilerinin
gelecek yıl görülmesi bekleniyor
Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel
Başkanı Nihat Çelik, “Yol haritası sayesinde gelecek yıldan itibaren
ülkede hayvancılık sektöründe önce sayı artışı, sonrasında verimde
artış görülecektir.” dedi.
Hayvancılıkta geçen yıl çok önemli gelişmeler yaşandığına
dikkati çeken Çelik, Bakanlıkça hayvancılığın 5 yıllık yol haritasının
belirlenmesinin sektör açısından senenin en önemli gelişmesi
olduğunu söyledi.
Çoban sorununun çözümünde sona yaklaşıldı
Çelik, 2024’ün en önemli gelişmelerinden birinin de çoban sorununun
çözümü yönünde atılan adımlar olduğuna dikkati çekerek, bu konuda
Tarım ve Orman ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarınca
yürütülen çalışmaların yetiştiriciler tarafından memnuniyetle
karşılandığını dile getirdi.
”2025’in üretim yılı ilan edilmesi büyük önem taşıyor”
Çelik, gelecek yıl için tarıma 703 milyar liralık kaynak ayrılmasının
sektörün stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğuna işaret
ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2025’in üretim yılı olarak ilan edilmesi, ülkemizin geleceği açısından
büyük önem taşımaktadır. Bugün gerek kırmızı et üretiminde gerekse
fiyat artışlarının tüketiciye olumsuz yansıması hususunda yaşanan
problemlerin çözüm adresi küçükbaş hayvancılıktır. Dolayısıyla hem
hayvan sayımızı hem de verimleri artırmak için birliklerimiz seferberlik
ilan etmelidir. Bunu sağladığımızda ithalatın gündemimizden çıkarılıp
ihracatçı bir ülke olacağımıza inancımız tamdır.”
Sığırlara deniz yosunu takviyesi
verilmesinin metan emisyonunu yaklaşık
yüzde 40 azaltabileceği ortaya çıktı
Yeni bir araştırma, sığırlara deniz yosunu takviyesi verilmesinin,
metan emisyonunu yaklaşık yüzde 40 azaltabileceğini ortaya
koydu.
California Üniversitesi Hayvan Bilimi bünyesinde yapılan
araştırmada, deniz yosunu takviyesinin hayvancılıktaki metan
emisyonuna etkisi incelendi.
Araştırmada, hayvancılığın, küresel sera gazı emisyonundaki
payının yüzde 14,5’ine tekabül ettiği ve bunun en büyük
bölümünün, büyükbaş hayvanların metan gazı salımından
kaynaklandığı belirtildi. Deniz yosununun inekler üzerindeki
etkilerini incelemek için 10 hafta boyunca 24 sığırın takviye alanlar
ve almayanlar şeklinde iki gruba ayrıldığı araştırmada, deniz
yosunu takviyesi alan gruptakilerin metan emisyonlarında yüzde
37,7’lik düşüş görüldüğü kaydedildi.
Araştırmanın yazarlarından California Üniversitesi Hayvan Bilimi
bölümünden Profesör Ermias Kebreab, deniz yosunu takviyesiyle
küresel et talebinin daha sürdürülebilir hale gelebileceğini söyledi.
Araştırma “Proceedings of the National Academy of Sciences
(PNAS)” dergisinde yayımlandı.
22 www.tarimturk.com.tr
Güçlü Bağışıklık İçin
Contains only natural
En doğru başlangıç!
bovine colostrum powder
Colo-Ig, anneden gelen kolostrumu tamamlayarak veya tamamen ikame ederek, yeni doğan ruminant
hayvanları en başından itibaren Pasif İmmün Trasfer Yetersizliğine karşı destekler. Colo-Ig, yenidoğan
için gerekli immünoglobulinleri, hayati büyüme faktörlerini ve biyoaktif maddeleri sağlar. Prebiyotik içeriği
ile formüle edilmiş Colo-Ig, buzağıların sağlığını destekler ve üretken bir performans sürmeleri için
gereken temeli oluşturur. Colo-Ig en az %20 İmmünoglobulin G içerir.
Bize ulaşın: info@biochem.net
biochem.net
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
32 YILDIR, ÇIFTÇININ İLK VE TEK EVI
Tarım Türk: Firmanızı tanıyabilir miyiz?
Saim Erkurt: 1993 Yılında kurulan Erkurt Tarım, çiftçiye hitap
edebilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına 32 yıldır sektöre
hizmet vermektedir. Tire, Ödemiş ve Bayındır çevresinde kurulan
ilk tarım makinaları satış yerine sahip olan firmamız, çiftçilerimizin
ihtiyaçlarını eksiksiz yerine getirmeye devam etmektedir.
Çiftçinin dostu olarak çıktığımız bu yolda hilesiz ve yalansız
bir şekilde sektöre hizmet vermek firmamızın ilkesi olmuştur.
Firmamız, Mustafa Ali Erkurt ve Saim Erkurt önderliğinde, sektörde
marka olmamızı sağlayan çiftçilerimiz ile birlikte kendini sürekli
yenileyerek sektörde hızla ilerleyebilmeyi hedeflemektedir.
Tarım Türk: Ürün çeşitleriniz nelerdir?
Saim Erkurt: Traktör arkası tüm makine ve ekipmanları (pulluk,
rotovatör, ilaç makinesi, diskaro, mibzer, ve silaj makinesi v.b) ve
bu ekipmanların tüm yedek parçalarını, artezyen kuyu, su pompa
ve motorları, küçük bahçe ekipmanları, hayvancılık ve çiftlik
ekipmanları(akıllı tasma, süt sağım makineleri ve ekipmanları,
kaşıma fırçası, sağım hane kurulumu) ve bu ekipmanların da tüm
yedek parçalarının satışını gerçekleştirmekteyiz.
Tarım Türk: Sektöre sunmuş olduğunuz hizmetler nelerdir?
Çiftçilerimiz neden Erkurt Tarım’ı tercih etmeli?
Saim Erkurt: Firmamız, satışı gerçekleşen makinelerin uzman
ekip tarafından ücretsiz teslimatını yapmaktadır ve çiftçilerimize
makinenin yerinde ilk çalıştırma eğitimini vermektedir. Yedek
parça tedariği ve satış sonrası hizmet garanti sürelerini oldukça
itinalı bir şekilde takip eden firmamız, çiftçilerimizin olası
mağduriyetini en kısa sürede gidermektedir.
Tarım Türk: 2025 yılına dair plan ve projelerinizden bahseder
misiniz ?
Saim Erkurt: Hedefimiz, çiftçilerimize daha yeni ve gelişmiş
ürünleri hizmetlerine sunmak ve onları akıllı tarıma teşvik edip
maliyetlerini en aza indirmektir.
Tarım Türk: Eklemek istedikleriniz..
Saim Erkurt: Bu yolda çiftçilerimizle birlikte yürüdük ve bu
mevkilere çiftçilerimiz sayesinde geldik.
Var olan müşterilerimize sonsuz teşekkür eder, var olacak
müşterilerimize de hoş gelmelerini diliyoruz.
24 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SEKTÖRDEN
2023 Mayıs ayında kurulmuş şirketimizde önceliğimiz genetik kapasitesi yüksek
hayvanları çiftçilerimizle ne kadar hızlı buluşturabiliriz diye planlamalarla geçti.
Bu planlamalar doğrultusunda Avrupa seçimlerimize ve oradaki çalıştığımız iş
ortaklarımıza bu kapsamda maximum verimlilikte damızlık gebe düve ithalatını
yapacağımızı belirttik ve bu işe başladık.
İki ortak olarak devam ettiğimiz bu işte [Sercan KAÇAR ve Cemal ERÇELİK ]
kendimize en çok güvendiğimiz durumlardan biri 10 ar yıllık büyük işletmelerde
veterinerlik tecrübesi. Bu durum bize yaptığımız işte doğru kararlar doğru
hamleler genetik aktarımı görme ve okuma konusunda hayvan seçimimizi daha
rahat ve güvenli yapmanın yolunu açtı. Yaptığımız tüm işlerde karşılıklı güven
hassasiyetini her geçen gün yukarı taşımayı başardık
Hayvan ithal etmenin yanı sıra hayvan besleme konusunda da çiftçilerimize
destek vermeye başladık Daha kaliteli hammadde tedariği ile maximum
seviyede verim almayı başardık ve bu yolda devam etmekteyiz. Bununla beraber
Alman firması Miavit ile iş ortaklığımız başladı ve anne ve buzağı sağlığında
çiftliklerimize problem çözme ve koruyucu hekimlik konusunda büyük çözümler
yaptık (Miavit Ege bölgesi Bayiliği)
Sercan KAÇAR ve Cemal ERÇELİK
Geldiğimiz bu noktada kendimizi birkaç kelimeyle şöyle anlatabiliriz “kaliteli
iş güven getirdi “Yani şöyle tamamlayabiliriz hayvanı sadece ithal olarak
getirmekle işimiz bitmiyor bu yolu doğru adımlarla yürümeye devam ediyoruz.
www.tarimturk.com.tr 25
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
GEBELİĞİN SON DÖNEMİ
KOYUN BESLEME
Rıza Dönmez - Zooteknist
İdeal Hayvan Sağlığı Teknolojileri Zootekni Federasyonu 2.Başkanı
Uygun ve yeterli şekilde beslenen koyunlar daha iyi büyür, daha fazla
yavru üretir ve iç parazitler de dahil olmak üzere daha az sağlık
sorunu yaşar.
Genel olarak, tüm koyunların günlük olarak suya, kaliteli yemlere
ve ek vitamin ve minerallere erişimi olmalıdır. Temiz, taze suya her
zaman kolayca erişilebilmelidir. Su yüksek konsantrasyonlarda mineral
içerebilir ve eksiksiz bir beslenme programının parçası olarak
değerlendirilmelidir.
Yaklaşık olarak yavru gelişiminin 2/3’ü gebeliğin son 6 haftalık döneminde
gerçekleşir. Bu dönemde rasyon protein düzeyi önemlidir.
Zira; fetüs gelişiminin ve kolostrumun büyük bir kısmı proteinden
oluşur. Yaklaşan laktasyondaki yüksek enerji gereksinmesinin karşılanması
ve belli bir yağ rezervinin oluşturulması için de enerji gereksinmesi
büyük bir önem taşır.
Gebeliğin son 6 haftasına giren koyun için besleme durumu çok kritiktir.
Gebeliğin ortasında koyunun fazla canlı ağırlık kaybetmesi,
sonraki besleme düzeyi, kondisyon kazanımı, fetüsün gelişimi, yağ
birikimi, meme bezlerinin gelişimi ve kolostrum üretimi açısından
önem taşır.Kuzu doğum ağırlığındaki 1 kg düşüşün ölüm oranında
yaklaşık %10-12 oranında bir artışa neden olduğu bildirilmektedir.
26 www.tarimturk.com.tr
Doğumun Başlangıcı
Koyunlar sürüden ayrılmalı ve kuzulama için temiz,
kuru, sıcak, cereyan olmayan bir alana yerleştirilmelidir.
Koyunlar stres altındayken doğum sancılarını bastırabilirler,
bu nedenle minimum rahatsızlıkla izlenmelidirler.
Güçlü karın kasılmalarının başlamasından sonra, ilk kuzu bir saat
içinde doğmalıdır. Yanlış pozisyonlu bir kuzuyu düzeltirken temiz
eller, eldivenler veya kollar ve bol miktarda obstetrik kayganlaştırıcı
kullanılmalıdır. Kuzu, aşırı çekmeden nazikçe manipüle edilmelidir.
Tüm kuzular doğduktan sonra, plasenta sonraki 12 saat içinde atılmalıdır.
Yeni doğan kuzuların göbekleri, göbek hastalığı riskini azaltmak için
%7’lik güçlü iyotla dezenfekte edilebilir.
Kuzular doğduktan sonra 30 dakika içinde ayağa kalkmalı ve emzirilmelidir.
Bir kuzunun doğum ağırlığını kaydetmek, üretkenlik hedeflerini
ölçmek ve genel sağlığı izlemek için bir araç sağlar. Yaşamlarının ilk
haftalarında kilo kaybeden veya kilo alamayan kuzular hastalık açısından
daha fazla değerlendirilmelidir.
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Üreme Yönetimi
KIZGINLIĞIN SAPTANMASI
CRV Sütçülük yönetim Kılavuzu
Kızgınlığın saptanması bir uzmanlık işidir. Kızgın bir inek, tümünün
algılanması kolay olmayan bir takım belirtiler gösterecektir.
Hatta her inek kızgınlığını farklı şekilde gösterecektir. Günümüzde
çiftliklerde verimliliğin artması için, kızgınlığın daha kısa zamanda
saptanması gerekmektedir. Bu bakımdan kızgınlık belirtilerinin
çabuk saptanması önemlidir.
››
KIZGINLIK DÖNGÜSÜ
Sığırların normal kızgınlık döngüsü ortalama 21 gün olup, 18
ila 24 gün aralığında değişebilir (Şekil 5’e bakınız). Bu döngü
esnasında inek 24 ila 48 saat arasında “kızgın olacak” ve bu süre
ineğe göre değişecektir. Barınma, beslenme ve ineğin genel sağlık
durumundan fazlasıyla etkilendiği için kızgınlık belirtileri her inek
için farklı olacaktır. İneğin verim düzeyi arttıkça, kızgınlık süresinin
kısalacağı da söylenebilir. İneğin kızgınlığı; erken kızgınlık, durağan
kızgınlık ve geç kızgınlık dönemi olmak üzere üç evreye ayrılabilir.
Erken kızgınlık evresi
Erken kızgınlık evresinin süresi 6 ila 10 saat arasında değişebilir.
Erkenkızgınlığın belirtileri şunlardır:
• Diğer ineklere aşması
• Diğer inekleri koklaması
• Çenesini diğer ineklere dayaması
• Fazla hareketli olması
• Fercinin (vulva) ıslak ve hafifçe şiş olması
• Böğürmesi
• Başka inekler tarafından aşıldığında yürüyüp gitmesi
28 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
››
DURAĞAN KIZGINLIK DÖNEMI
Erken kızgınlık döneminden sonra durağan kızgınlık dönemi
başlar. Bunun süresi ineğe bağlı olarak 6 ila 18 saat olabilir. Tropik
iklim koşullarında durağan kızgınlık daha kısa süreli olur. Sıcaklık,
ineklerin gebe kalma oranını kuvvetle etkiler. Daha yüksek
sıcaklıklar gebelik sonuçlarının daha kötü olmasına yol açabilir.
Durağan kızgınlığın belirtileri erken kızgınlık ile uyuşabilir, ama
durağan kızgınlığı algılamak için önemli olan diğer belirtiler
aşağıdadır:
• Başka inekler aşarken kıpırdamaması
• Diğer ineklere ön taraftan aşması
• Kaburga tarafı aşağı, sağrı tarafı yukarı gelecek şekilde belini
eğmesi
• Fercin (vulva) şişmesi
• Berrak çara (sümüksü salgı) akması
• İştahsız olması
• Süt veriminin azalması
• Vücut sıcaklığının hafifçe artması
• Kuyruk ve butlara çara buluşması
• Yaltaklanması
YÜKSEK VERİMLİ İNEKLER
Yüksek verimli ineklerinizin kızgınlığını
yakından izleyin. İneğin verimi arttıkça
kızgınlık süresi kısalır.
››
YALANCI KIZGINLIK
Üreme döngüsünün onuncu veya on birinci gününde inek, kızgınlık
belirtileri gösterebilir. Bu gerçek bir kızgınlık olmadığından, ona
“yalancı kızgınlık” denir. Bu aşamada yumurtalık, olgunlaşmayacak
olan büyük bir folikül meydana getirmiştir. Fakat üreticiler bu
durumu gerçek bir kızgınlık sandıkları için, tüm süt sığırlarının
% 10 kadarına ulaşan bir kısmı tohumlanmaktadır. On gün sonra
bu inekler gerçek kızgınlık gösterirler. Bir ineğin kızgınlık gösterip
göstermeyeceğini ve hayvanın düzenli bir üreme döngüsü olup
olmadığını anlamak için her gün kayıtlar (takvim ya da bilgisayar)
gözden geçirilmelidir.
Geç kızgınlık dönemi
Durağan kızgınlık döneminden sonra, kızgınlığın son dönemi
olan, geç kızgınlık (östrüs) dönemi başlar. İneklerin bazıları, bazı
kızgınlık belirtilerini östermeye devam ederler. Bu dönem 12 ila 20
saat civarında sona erer.
Bazı belirtileri şöyledir:
• Diğer inekler tarafından aşıldıklarında yürüyüp gitmeleri
• Fercinden (vulva) berrak çara salgılanması
• Diğer inekleri koklaması
Kızgınlıktan sonra ineğin fercinden kanlı çara akabilir. Bu durum
ineğin kızgınlığının bittiği anlamına gelir. İneğin 21 gün sonra
tekrar kızgınlık gösterip göstermediğini kontrol edebilmek için,
kızgınlığın bitiş tarihi kaydedilmedir.
Şekil 6. Üreme döngüsü esnasında faaliyet gelişimi
››
GÖZLEM
Yukarıda değinilen belirtiler üretici tarafından gözlemlendiği
takdirde ineğin kızgınlığı saptanabilir. Üretici kızgınlığı belirlemeye
yardımcı olacak araçlar kullanabilir. Gözlem sırasında, yetiştiricinin
deneyimi, sürü büyüklüğü ve ineklerin içinde bulunduğu çevre
etkilidir. Daha deneyimli olan gözlemciler kızgınlık belirtilerini daha
erken algılayabilirler. Sürü büyüklüğü ineklerini görünebilirliğini
ve tanınmasını etkileyebilir. Kızgınlık belirtilerinin saptanmasında
çevre çok önemlidir. Örnek olarak, ızgaralı zeminler kaygan ise
inekler diğer ineklere aşmaya çekineceklerdir. İneklerin sağlık
durumu da aynı şekilde gözlemleri etkileyebilir; topallayan inekler
diğer ineklere aşmakta çekingen davranırlar.
Diğer inekleri koklama, ilk görülebilir kızgınlık işaretlerinden biridir
Genel olarak yetiştiricinin inekleri günde üç defa gözlemesi gerektiği
söylenir. Bu gözlemler en az 20 dakika sürmelidir.
www.tarimturk.com.tr 29
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
İnekler günün serin saatlerinde daha fazla cinsel davranış gösterme eğilimindedir; bu
nedenle kızgınlık belirtilerine en uygun anlar:
• Sabah, sağımdan önce ve sonra
• Öğleden sonra, sağımdan önce ve sonra
• Akşam, saat 22 sularıdır.
FAALİYET
İnekler günün daha
serin saatlerinde
daha çok cinsel faaliyet
gösterir
››
GÖZLEM ARAÇLARI
Kızgınlık denetiminde en yaygın kullanılan araçlardan biri adımsayar (pedometre)
olup, ineğin bacağına veya boynuna takılan bu alet, ineğin gün boyunca attığı
adımları sayar. Alet, kızgınlık belirtilerinden biri olan hareketlilik düzeyini gösterir.
Adımsayarın önemli bir yararı ineği günün 24 saati gözlemlemesidir. İneklerin
% 40’tan fazlası kızgınlıklarını geceleyin göstermekte olup adımsayar üreticinin
gözleyemediği zamanda onu gözlemler. Genellikle boyuna asılan adımsayarlar,
ayağa takılanlardan daha az dakik olurlar. Bacağa takılanlara pedometre (adımsayar)
denmektedir. Pedometrelerin tüm kızgınlıkların % 90’ını saptayabildiği kanıtlanmış
olup, aygıt kullanmayan üreticiler tüm kızgınlıkların % 70’ini saptayabilmektedir.
Bu pedometreler ineklerin gerçek etkinliklerini gösteren bir bilgisayar programına
bağlanmaktadır. İnekler daha faal hale geldiklerinde yetiştirici bilgisayar tarafından
uyarılmaktadır.
Diğer bir araç boya damgası olup, ineğin kuyruğunu ve sağrısını boyamak için kullanılır.
Boya ortadan kalktığı zaman, ineğin aşıldığı anlaşılır. İneğin sırtına veya kuyruğuna
yerleştirilen boya dolu aygıtlar da kullanılabilir. İnekler bu ineğe aştığı zaman aygıt
boya salıverecek ve yetiştirici bu ineği kolayca ayırt edebilecektir. Elde mevcut bir
boğa “taciz” etmek için kullanılabilir; ancak boğanın etrafına uygun bir parmaklık
yapılması gerekir. Kızgın olan inekler boğaya belirgin bir ilgi göstereceklerdir. Ancak
bu araçlar yetiştiricinin gözlem yapma işini üstlenemezler. Onlar sadece kızgınlığı
saptamaya yardımcı olabilirler.
Gözlem araçları (bu durumda kuyruk boyası)
tümüyle yetiştiricinin görevini üstlenemez
Gözlem araçları kızgınlık saptamasını kolaylaştırırlar
30 www.tarimturk.com.tr
Kayıt altına alma kızgınlığın kaçırılma
şansını azaltır
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
››
KAYIT TUTMA
Üremede iyileşme sağlamanın anahtarı kayıt tutmaktır.
Kızgınlıkların ilki bir takvim veya yönetim sistemine
kaydedildiği zaman, ineğin bir sonraki kızgınlığının
kontrolü daha kolay olur. Böylelikle yetiştirici belirli
bir ineğin ne zaman kızgınlık belirtisi gösterebileceğini
bilecek ve gözlemleme daha kolay olacaktır. Özellikle
buzağılamadan sonraki ilk kızgınlık önemlidir.
Yetiştiriciler her halükârda inek tohumlanmayacağı
için, sıklıkla bu ilk kızgınlığa dikkat etmezler. Normal
olarak, ilk esas kızgınlık buzağılamadan dört
hafta sonra görülmektedir. Bu inekten yetiştiriciye
gönderilen olumlu bir bildirim olup, onun normal
bir kızgınlık döngüsüne girdiğini göstermektedir.
Yetiştiriciler, ineğin başarılı şekilde tohumlanmasına
elverecek bir sonraki kızgınlık tarihini hesaplamak
için, ilk kızgınlık tarihini kaydetmek zorundadırlar.
İneklerin kızgınlık döngülerinin kaydedilmesi için farklı
yöntemler vardır.
Kayıt seçenekleri:
• Sayısal yönetim sistemleri
• Takvim
• Doğurganlık şeması
Genellikle, büyük işletmeler her şeyin kolaylıkla
düzenlenebildiği ileri teknoloji ürünü yönetim
sistemlerinin keyfini sürebilir. Daha küçük işletmeler
için, basit ve daha ucuz sistemler yeterli olabilir. Küçük
işletmeler sürü üreme çizelgesini bile kullanabilirler
Tablo2).
Tablo 2. Sürü üreme kartı
www.tarimturk.com.tr 31
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Yem Hijyeni
1. Giriş
Hayvansal üretimde birincil amaç yüksek verim ve güvenilir hayvansal gıdaların elde edilmesidir. Güvenilir hayvansal gıda üretimi
güvenilir yem hammaddelerinin teminine bağlıdır. Bitkisel ve hayvansal hammaddelerde veya sonraki işleme safhalarında meydana
gelen fiziksel, kimyasal ve biyolojik olumsuz faktörler insan sağlığı açısından da tehlike oluştururken, yem maddelerinden kaynaklanan
bulaşanlar hayvan sağlığı ve hayvansal gıda tüketen insanların sağlığını tehdit etmektedir. Çiftlikten çatala hayvansal gıda güvenirliğinin
sağlanmasında hayvanların beslenmesinde kullanılan yemlerin güvenirliğinin sağlanması için de kritik nokta tehlike analizi
(HACCP) ve ISO 22000 yem güvenirliği yönetimi sisteminin uygulanması ve uygulamanın titizlikle takip edilmesi büyük bir önem taşımaktadır.
Hayvanlara verilen rasyonların hazırlanmasında kullanılan yem hammaddelerinde çeşitli sayıda doğal kaynaklı toksinler
bulunabilmekte ve fazla miktarda tüketildiğinde hayvanların gelişimini, verimliliğini ve sağlığını doğrudan etkileyebilmektedir. Son
yıllarda hayvansal gıdaların kaliteli ve güvenilir üretiminin hedeflenmesiyle birlikte hayvanın refahı, hayvanın sağlığı ve halk sağlığının
korunması konusu da zorunlu hale gelmiştir. Doğal kaynaklı toksikolojik risk faktöreri bitkilerin kendi yapısında bulunabileceği
gibi çeşitli mantar, bakteri ve parazitlerin faaliyetleri sonucunda da meydana gelebilmektedir. Kaba ve karma yemlerde üretimden
tüketime kadar geçen aşamada mantarların ürettiği mikotoksinler veya toksik metabolitler insan ve hayvan sağlığı için yüksek bir risk
oluşturmaktadır. Bu bölümde yem hijyeni ve yem güvenliğini tehdit eden doğal kaynaklı toksik faktörler arasında en sık rastlanan ve
riskli olan; yemlerin üretimi, taşınması ve depolanması aşamasında da oluşan mikotoksinler hakkında bilgi verilmiştir.
32 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
››
Kanunun amacı:
Gıda ve yem güvenilirliğini, halk sağlığı, bitki ve hayvan sağlığı ile
hayvan ıslahı ve refahını, tüketici menfaatleri ile çevrenin korunması
da dikkate alınarak korumak ve sağlamaktır. Bu Kanunun
kapsamında, Gıda, gıda ile temas eden madde ve malzeme ile
yemlerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarını, bitki koruma
ürünü ve veteriner tıbbî ürün kalıntıları ile diğer kalıntılar ve
bulaşanların kontrollerini, salgın veya bulaşıcı hayvan hastalıkları,
bitki ve bitkisel ürünlerdeki zararlı organizmalar ile mücadeleyi,
veteriner sağlık ve bitki koruma ürünlerinin resmi kontrolleri ve
yaptırımları bulunur. 5996 sayılı Kanunun Madde 21-(2)’ de yem
güvenilirliği şartları aşağıdaki şekilde belirtilmiştir.
››
Yem Hijyeni
Hayvansal gıdalarda halk sağlığını tehdit eden tehlikelerin büyük
çoğunluğu yemden kaynaklandığından Gıda ve Tarım Organizasyonu
(FAO,) 2004 yılında Kodeks Alimentarius Komisyonu “İyi
Hayvan Besleme Uygulama Kurallarını (CAC/RCP 54-2004)” yayınlamıştır.
Bu tüm dünyada hükümetlerin hayvanların güvenli yemle beslenmesi
konusunda yem kaynaklı tehlikelerin risk değerlendirmesini
yaparak gerekli tedbirleri almalarında bir dönüm noktası olmuştur.
Birçok ülke 2004 yılından itibaren gıda kalite programları kapsamına
“İyi Hayvan Besleme Uygulama Kuralları” ile yem üretici ve
sanayicilerini dahil etmeye başlamıştır.
Türkiye’de 2010 yılında, 5996 sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki
Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” hazırlanarak yürürlüğe girmiştir.
2011 yılından sonra birincil üretimden başlayarak takip eden tüm
işlemlerden sunum aşamasına kadar yem güvenliği yönetim sisteminin
ilke ve prensipleri belirlenmiştir. Kanunun uygulanması için
gerekli usul ve esasları belirleyen ve resmi gazetede yayımlanan
yönetmelikler aşağıda verilmiştir.
1. Yem Hijyeni Yönetmeliği
2. Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelik
3. Yemlerin Piyasaya Arzı ve Kullanımı Hakkında Yönetmelik
4. Yemlerin Resmî Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metotlarına
Dair Yönetmelik
5. Bitkisel Gıda ve Yemin İhracatında Sağlık Sertifikası Düzenlenmesi
ve İhracattan Geri Dönen Ürünler İçin Uygulama
Yönetmeliği
6. Bitkisel Gıda ve Yem İthalatının Resmi Kontrollerine Dair
Yönetmelik
Yem güvenliği hedefleri ve yem güvenliği ile ilgili mevzuat “5996
sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” ve
bu kanunun uygulamasıyla ilgili usul ve esasaları belirleyen yönetmeliklerdir.
• Güvenilir olmayan yem, piyasaya arz edilemez ve hayvanlara
yedirilemez.
• Yemin, kullanım amacına göre, insan ve hayvan sağlığına
olumsuz etkilerinin bulunması veya hayvanlardan elde edilen
gıdaların insan tüketimi için güvenilir olmamasına neden
olması durumunda,güvenilir olmadığı kabul edilir.
• Bozulmuş ve çürümüş yem, tüketime uygun olmayan yem
olarak değerlendirilir
• Bir seri, parti veya sevkiyattaki aynı sınıf veya çeşit yemin bir
bölümünün güvenilir olmadığının tespiti durumunda, şartlara
göre tamamının güvenilir olmadığı kabul edilebilir.
• Yemin güvenilir olmadığına dair yeterli şüphe veya sebebin
oluşması durumunda piyasaya arz edilen yem toplatabilir.
28155 sayılı ve 27 Aralık 2011 tarihli Yem Hijyeni Yönetmeliği; 5996
Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunun 21, 22, 24,
25, 29 ve 30 uncu maddelerine dayanılarak, ve Avrupa Birliğinin
12/1/2005 tarihli ve 183/2005 sayılı Yem Hijyeni ile ilgili Tüzüğüne
paralel olarak hazırlanmıştır.
Yem hijyeni; tehlikenin kontrol altına alınması ve gıda ve yemlerin
kullanım amacı dikkate alınarak, İnsan ve hayvan tüketimine uygunluğunun
sağlanması için gerekli her türlü önlem ve koşuldur.
Yem hijyeni ile ilgili genel kuralları ,yem işletmelerinin kayıt ve
onayı ile yemlerin izlenebilirliğinin sağlanması için gerekli şartları
belirlemek ve bu konularla ilgili düzenlemeleri yapmaktır.
››
Yönetmeliğin Kapsamı:
• Yem işletmecilerinin birincil üretim dâhil birincil üretimden
itibaren, yemlerin piyasaya arzını da kapsayan tüm aşamalardaki
faaliyetlerini,
• Gıda amaçlı hayvanların beslenmesini,
• Yemlerin ithalat ve ihracatı ile ilgili hususları içermektedir.
››
Yem işletmecisinin yükümlülükleri:
1. Yem işletmecisi üretim, işleme ve dağıtımın tüm aşamalarında
kendi kontrolü altında yürütülen faaliyetlerin yem mevzuatı
ile ilgili hükümlere ve bu Yönetmelikte belirtilen hijyen
şartlarına ve iyi üretim uygulamalarına uygunluğunu sağlamakla
yükümlüdür.
2. Gıda amaçlı hayvanların beslenmesinde hayvan yetiştiricileri;
yemlerin, hayvanların ve hayvansal ürünlerin biyolojik, kimyasal
ve fiziksel bulaşma risklerini kabul edilebilir en düşük
düzeyde tutmak için gerekli tedbirleri almak ve uygulamakla
yükümlüdürler.
www.tarimturk.com.tr 33
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Yem Hijyen yönetmeliğinin 6.maddesinin birinci fıkrasında belirtilenler
dışında faaliyet gösteren yem işletmecileri HACCP ilkelerine
dayalı yazılı bir prosedürü oluşturmak, uygulamak ve sürdürmek
zorundadırlar.
Uygulamalar aşağıdaki başlıklar altında anlatılmıştır.
a) Merada Otlatma
b) Ahır ve Yemleme Ekipmanları İçin Gereklilikler
c) Yemleme
d) Yem ve Su
e) Personel
a) Merada Otlama
Merada ve tarlada otlatma; hayvansal gıdalara fiziksel, biyolojik
ve kimyasal tehlikelerin bulaşmasını en aza indirecek şekilde yapılır.Gerektiğinde,
gübreden kaynaklanabilecek biyolojik çapraz
bulaşma riskinin bulunması durumunda bu riskin en aza indirilmesi
için otlatma dönemleri arası meralarda yeterli bir dinlenme
periyodu dikkate alınarak otlatma yapılır.Otlanılan alana tarım
ilacı uygulandığında ise belirlenen süre kadar beklenilir.
b) Ahır ve Yemleme Ekipmanları İçin Gereklilikler:
Hayvan yetiştirme üniteleri yeterli temizliğe imkân verecek şekilde
tasarlanır. Herhangi bir tehlikenin oluşmasını önlemek için hayvan
besleme üniteleri ve yemleme ekipmanları doğru ve düzenli
bir şekilde temizlenir. Temizlik ve dezenfeksiyon için kullanılan
kimyasallar tarifnamesine uygun olarak kullanılır ve yem ve yemleme
alanı dışında depolanır.
Hayvan yetiştirme ünitelerinde, altlıklarda ve yemde olası bulaşmaları
önlemek için bir haşere kontrol sistemi uygulamaya konulur.Binalar
ve yemleme ekipmanları sürekli temiz tutulur. Gübre,
atık maddeler ve yeme bulaşma ihtimali olabilecek diğer kaynakları
düzenli olarak ortamdan uzaklaştıracak sistemler oluşturulur.
Hayvan yetiştirme ünitelerinde kullanılan yemler ve altlıklar küflenmeye
imkân vermeyecek şekilde düzenli olarak değiştirilir
c) Yemleme
1. Depolama: Yemler kimyasallardan ve yasaklı maddelerden
ayrı yerlerde depolanır. Depolama alanları temiz ve kuru tutulur
ve gerekli yerlerde haşere kontrol tedbirleri alınır. Depolama
alanları ve taşıma araçları istenmeyen çapraz bulaşmalardan
kaçınmak için düzenli olarak temiz tutulur. Ekim amaçlı
saklanan tohumlar, hayvanların ulaşamayacağı şekilde ayrı
depolanır.Farklı kategori ve türdeki hayvanlar için üretilen
ilaçlı yemler ve ilaçlı olmayan yemler, hedefte olmayan hayvanların
beslenmesi riskini azaltacak şekilde ayrı depolanır.
2. Çiftliklere yem dağıtımında doğru yemin doğru adrese gittiğinden
emin olunmalıdır. Dağıtım ve yemleme sırasında
yemler, bulaşık depo alanları ve ekipmanlardan bir bulaşma
olmayacak şekilde tutulur. Bulaşmayı önlemek için ilaçlı yemler,
ilaçsız yemlerden ayrı yerlerde muhafaza edilir.Çiftlikteki
taşıma araçları ve yemleme ekipmanları, özellikle ilaçlı yem
sevkiyatı ve dağıtımı yapıldığında, düzenli olarak temizlenir.
d) Yem ve Su
İçme suyu ya da su ürünleri üretimi için gerekli olan su, hayvansal
üretim için uygun kalitede olmalıdır. Hayvanlar veya hayvansal
ürünlerde sudan kaynaklanan bir bulaşmanın olduğu düşünülürse
tehlikeleri en aza indirmek ve durumu değerlendirmek için gerekli
tedbirler alınır. Yemleme ve sulama ekipmanları, yem ve sudaki bulaşmayı
en aza indirecek şekilde tasarlanarak, kurulmalı ve yerleştirilmelidir.
Sulama sistemleri düzenli olarak temizlenir ve imkân
olduğunda bakımı yapılır.
e) Personel
Hayvan besleme ve bakımından sorumlu kişi yeterli beceri, tecrübe
ve yetkilere sahip olmalıdır.
34 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SEKTÖRDEN
KARBON PIYASASI ÇIFTÇILERE
YENI GELIR KANALI SUNUYOR
Sera gazı salınımını 2050’ye kadar net sıfıra ulaştırma hedefi için kritik olarak
görülen gönüllü karbon piyasası, çiftçilere mevcut faaliyetlerinden ödün
vermeden yeni bir gelir kanalı sunuyor.
Özel sektör temsilcilerinin atmosfere salınan sera gazlarının uzaklaştırılması
veya azaltılması için karbon kredilerini gönüllü olarak alıp
sattığı bir piyasayı tanımlayan gönüllü karbon kredisi piyasası (Voluntary
Carbon Market | VCM), son yıllarda sürdürülebilirlik ve net sıfır
hedeflerinin kritik unsurlarından biri olarak öne çıktı. Ancak güncel
rakamlar, tarım sektörünün bu alandaki fırsatları yeterince değerlendiremediğini
ortaya koydu. Veriler, karbon kredilerinin %1’inden daha
azının tarım sektöründen geldiğini gösterirken, proje ve danışmanlık
şirketi Rivulis, tarım sektörünün gönüllü karbon piyasasına katılımını
artırmak için harekete geçti.
Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Rivulis İklim Direktörü
Jon Baravir, “Yapay zekaya bağlı enerji talebinin sürdürülebilirlik ve karbon
salımı konusunda yeni kaygılar ortaya çıkardığı bir dönemde, karbon
kredisi pazarına yönelik kurumsal talep de giderek artıyor. Özellikle
kurumsal şirketlerin alıcı tarafında daha çok aktif olacağı bu pazarda,
çiftçiler için büyüyen bir fırsat var. Rivulis, gönüllü karbon piyasasına
katılım için gereken masrafları neredeyse sıfırlayarak, çiftçiler için yeni
gelir kanallarının önünü açıyor” dedi.
2030’A KADAR 50 MİLYAR DOLAR BÜYÜKLÜĞE ULAŞACAK
Citi tarafından hazırlanan çalışmaya göre, VCM olarak kısaltılan ve
2022’de 2 milyar dolar büyüklüğe sahip olduğu tahmin edilen gönüllü
karbon kredisi pazarının, kurumsal net sıfır taahhütlerinin artan etkisiyle
2030’a kadar 50 milyar dolar büyüklüğe ulaşabileceği öngörüldü.
İSVIÇRE’DEKI YENI MERKEZ, HÜCRESEL
TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNÜN
GENIŞLEMESINI DESTEKLEYECEK
Bühler, Givaudan ve Migros ortak girişimi olan ve kültürlü
gıda sektöründe devrim yaratmayı amaçlayan The
Cultured Hub, resmi olarak kapılarını açtı. Merkez, et,
balık, süt ürünleri, evcil hayvan gıdaları ve bitki bazlı hücre
gibi çeşitli ürünlerin geliştirilmesini destekleyebilecek bir
teknoloji platformu sunuyor.
Küresel çapta hücresel tarım ve gıda endüstrisi toplulukları
için bir dönüm noktasına işaret eden ve İsviçreli
şirketler Givaudan, Migros ve Bühler ortaklığıyla kurulan
The Cultured Hub, resmi olarak kapılarını açtı. Ölçek büyütme
ve genişleme için gerekli deneme altyapısını sunan
yeni merkez, hücresel tarım ürünlerinin gelişimini ve
pazara girişini hızlandırarak kültüre dayalı gıda ve içecek
alanında devrim yaratmayı amaçlıyor. İsviçreli ortaklar,
giderek karmaşıklaşan gıda sistemindeki zorlukların üstesinden
gelebilecek bu yeniliklerin, çevresel etkiyi azaltacağını
ve gıda güvenliğini artıracağını belirtiyor.
Yeni merkez, gelişmiş ürün geliştirme laboratuvarları,
hücre kültürü ve fermantasyon olanakları ve ekipmanları
ile donatıldı. Merkez, ortaklarının oluşturduğu ekosistemle
birlikte yeni kurulan şirketleri ve kuruluşları, pazara
hazır, sürdürülebilir, sağlıklı ve uygun fiyatlı ürünleri
geliştirilmesi noktasında desteklemek ve ölçek büyütme
konusunda güçlendirmek üzere tasarlandı. Gıdanın çok
ötesinde bir teknoloji platformu sunan The Cultured
Hub, et, balık, süt ürünleri ve evcil hayvan maması gibi
hücre bazlı ürünlerin geliştirilmesini destekleyecek.
ENDÜSTRİ UZMANLIĞI VE İŞBİRLİĞİ
Migros, Givaudan ve Bühler Group’un ortak girişimi
olan The Cultured Hub, gıda işleme, ürün geliştirme, üretim,
pazarlama ve piyasaya sürme konularında yüzyıllara
dayanan kolektif deneyimden yararlanıyor. Her üç şirket
de sürdürülebilirlik konusunda güçlü bir kararlılık sergiliyor.
Duyuruya göre bu kombinasyon, yeni merkezi bilgi,
beceri, teknoloji, perakende ve tüketici anlayışı için benzersiz
bir erişim noktası haline getiriyor.
“ÇİFTÇİLER BU FIRSATI DEĞERLENDİRMELİ”
Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğunu, ancak artan maliyetler ve
zayıflayan pazar sebebiyle Türk çiftçilerin yeni modellere geçişinin
kaçınılmaz hale geldiğini vurgulayan Rivulis İklim Direktörü Baravir,
değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “80 yıllık deneyimle 15
ülkede 22 üretim tesisi ve 3 bin çalışanıyla faaliyet gösteren Rivulis olarak
Türkiye’deki çiftçileri de dönüşen tarımı keşfetmeye ve bu fırsatları
değerlendirmeye çağırıyoruz.”
www.tarimturk.com.tr 35
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
Tınaztepe Şirketler Grubu:
Hayvancılığın Güvenilir Ortağı
1956 yılında akaryakıt istasyonu ile ticari hayata başlayan Tınaztepe Şirketler Grubu, 1968’de
ateş değirmeniyle un imalatına adım atarak sanayicilikte ilk başarısını elde etmiştir. 1980 yılında
kurulan Tınaztepe Un Fabrikası, Anadolu Durum Buğdayından üretilen sarı unuyla hem bölgesel
hem de ulusal alanda tanınır hale gelmiştir. 1985’te başlatılan yem üretim faaliyetleri, grubun
gıda ve tarım sektörlerindeki entegre yapısını güçlendirmiştir. Ayrıca, Yumurtacılık alanındaki
yatırımlarıyla öne çıkan grup, modern yumurta çiftlikleri aracılığıyla sağlıklı ve lezzetli yumurtalar
sunmaktadır.
Günümüzde Tınaztepe Şirketler Grubu, Afyon Tınaztepe Yem Fabrikası ve Aydın Kuyucak Yem
Fabrikası olmak üzere iki modern tesisle büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvanlara yönelik
yüksek kaliteli yemler üretmektedir. Türkiye’nin ilk ve en büyük 50 ton/saat kapasiteli peletleme
ünitesiyle donatılan yem fabrikalarımız, toplamda 80 ton/saat üretim kapasitesiyle sektörde öncü
konumunu sürdürmektedir. Granül ve pelet formundaki ürünler, besicilere kullanım kolaylığı
sağlarken, enerji ve protein dengesi sayesinde hayvanların sağlıklı büyümesini desteklemektedir.
Hüseyin Balcı / Ceo
Tınaztepe Şirketler Grubu, sürdürülebilirlik ve kalite odaklı yaklaşımıyla tarımın vazgeçilmez
ortağı olmaya devam ediyor. “Ürün kalitesi ve müşteri memnuniyetinde istikrar” ilkesiyle geleceğe
emin adımlarla ilerleyen grup, tarım dünyasında güvenilir ve tercih edilen bir marka olma yolunda
kararlılıkla yol alıyor.
36 www.tarimturk.com.tr
Besi Yemi
Kanatlı Yemi
Süt Yemi
ÜRÜNLERİMİZ
Buzağı Yemi
Özel Dönem Yemi
Konsantre Yemi
Koyun- Kuzu Yemi
Üreli Yemi
Çiftlik Yemi
ILETISIM
Afyon Antalya Karayolu 20.km Tınaztepe, AFYONKARAHİSAR
info@tinaztepeyem.com tinaztepeyem.com
+90 272 322 21 50
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Süt Sağım Hijyeni
İsmail Berke Bölüm | Veteriner
Sağlıklı bir inek, koyun veya keçi memesinden salgılanan süt herhangi bir şekilde kirlilik ya da mikrop taşımaz. Sütün temiz
ve sağlıklı bir insan gıdası olarak kullanılmasını sağlamak için üretimin her aşamasında her türlü kirliliğin bulaşmasını önlemek
gerekmektedir. Sütteki problemler, çiftlikte, sağım aşamasında, soğutmada veya depolamada başlayabilir. Unutulmamalıdır
ki, süt her türlü bakteri, maya ve mantarın içinde çok hızlı üreyebileceği mükemmel bir ortamdır. Bu nedenle çiftlikte temizlik
ve hijyen çok önemlidir. Özellikle sıcak Akdeniz ikliminde, sütteki bakteriler hızla çoğalmaya başladığı için süt çok çabuk
bozulur.
Sütte kirlilik oluşturabilecek temel hususlar şunlardır;
Kirli hayvanlardan özellikle meme, meme başı ve kuyruğa dışkı bulaşması,
kirli ellerden, kirli ekipmandan, meme ve meme başlarının sağım öncesi temizlenip dezenfekte edilmemesi
Ön sağımda anormal ( kanlı hastalıklı pıhtılı) sütün tespit edilmeden süt tankına karışması.
Süt sağım makinasının ve depolama tankının erimiş, deforme olmuş lastikleri arasına giren kirler, dışkılar, böcek ve tüyler.
Sağım makinasının sağım sonrası yetersiz temizlenmesi ve yetersiz dezenfeksiyonu nedeniyle süte bakteri bulaşması.
Temizleme ilaçlarının kalıntılarının, veteriner ilaçlarının kalıntılarının sütte oluşturduğu kimyasal kirlilikler.
Sütün en çok kirliliğe maruz kaldığı etap % 90 oranında sağım etabıdır. Bunun önüne geçilebilmesi adına sağım makinelerinin
düzenli ve detaylı bir şekilde dezenfekte edilmesi, süt sağım başlıklarında bulunan plastik kısımların düzenli değişimi, sağım
yapan personelin kişisel hijyenine dikkat etmesi, ineklerin memelerinin temizlenmesi ve özellikle memelerin sağım öncesi ve
sonrasında temiz ve kuru olması önemli rol oynamaktadır.
Pek çok etkili kimyasal temizlik maddeleri piyasada ticari olarak bulunmaktadır. Seçilecek dezenfektan, kullanılan sağım
sistemine uygun olmalıdır. Unutulmamalıdır ki kullanılan dezenfektanlar çok güçlü kimyasallar olup son yıkamanın mutlaka
temiz suyla yapılması kalıntı bırakmaması açısından çok önemlidir.
38 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
İKLİME BAĞLI AHIRDA ALINMASI
GEREKEN ÖNLEMLER
İsmail Berke Bölüm | Veteriner
Hayvansal üretimde her koşulda verimli üretim yapabilmek, gerekli koşulların
teminine bağlıdır. Sürdürülebilir hayvansal üretim sadece hayvan başına
üretim değil, teknik yetiştiricilik uygulamaları ve sistemleri kullanımı ile
mümkündür. Türkiye’nin coğrafî konumu ve yer şekilleri farklı özellikte çeşitli
iklim tiplerini oluşturur. Genel olarak soğuktan ziyade sıcağa karşı önlem
alınması gereken koşullar yaygındır.
Süt sığırlarında optimum çevre koşulları şunlardır; hava sıcaklığı 13–18 0 C,
oransal nemi %60–70, rüzgar hızını 5–8 km/saat ve orta derecede bir
solar radyasyon olarak tanımlamaktadır. Ayrıca, bu iklimsel elementlerin
bir veya ikisinin birlikte meydana gelmeleri durumunda, etkinin şiddetini
değiştirmektedir.
Ülkemizde süt sığırcılığında kullanılan açık ve kapalı olmak üzere iki çeşit
ahır tipi bulunmaktadır. Kış aylarında özellikle kapalı tip hayvan ahırlarında
dikkat edilmesi gereken başlıca husus hava sirkülasyonudur. Hayvanların
bulunduğu ortamın iyi havalandırılması gerekmektedir. Havalandırmanın
iyi yapılmaması sonucunda hayvanlarda üst solunum yolu hastalıkları,
sütte verim kaybı, et randımanında düşüş gibi olumsuz birçok durum ile
karşılaşılabilir. Fakat havalandırma yapılırken barınağın içinde yüksek oranda
cereyana sebep olacak bir havalandırma yapılmamasına dikkat edilmelidir.
Ayrıca hayvanların bulunduğu ortamın yeterince güneş ışığı alabilecek
şekilde tasarlanması gerekmektedir.
Hayvanların açık ahırlarda beslenmeleri halinde sıcaklığın sıfır derecenin
altına inmesi büyük bir problem meydana getirmez. Hayvanlar 18-24 derece
sıcaklık farklılaşmalarına uyum sağlayabilirler. Besi hayvanları -30 derece
sıcaklıkta bile normal yaşamlarını devam ettirebilir.
Ahır sıcaklığı -10 derecenin altına indiği zaman yem tüketiminde %8 ila %10
arasında yükselme olabilir. Fakat yine de havanın soğuk olduğu hallerde
dikkat edilmesi gerekli olan konu, ani sıcaklık farklılaşmalarının hayvan sağlığı
ve verimi üstünde oluşturacağı olumsuz etkiler ile karşı karşıya kalınmasıdır.
Alıştırmış olmak ve yeteri kadar yem sunmak koşulu ile -25 dereceye kadar
düşen sıcaklıklarda bile hayvanların veriminde mühim bir düşüş yaşanmaz,
sağlık sorunları oluşmaz.
Çiftlik hayvanlarının 25 derecenin üstündeki ısılarda doğrudan güneş
etkisi altında negatif yönde etkilenmelerine engel olmak için hayvanların
rahatlamasını sağlayan tedbirlerin alınması gerekmektedir. Hayvanların
rahatlaması için gölgelik, fan ile hava sirkülasyonu ve su püskürtme sistemleri
kurulabilir. Özellikle kış aylarında hayvanların gezinti ve yatma alanlarının
nemden ve ıslaklıktan korunması ayak ve neme bağlı oluşabilecek bulaşıcı
hastalıklar açısından büyük rol oynar. Ortamın nemden korunabilmesi adına
ahırlarda düzenli dışkı temizliği yapılması gerekmektedir.
www.tarimturk.com.tr 39
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM,
KALİTELİ YEM!
Hayvanlarınız için sağlıklı ve dengeli bir beslenme sağlayarak, onların güçlü ve dayanıklı
olmalarına katkı sağlayan Battal Yem, doğanın en iyisi sizlere sunmaktadır. Tarım Türk dergisi
olarak bu sayımızda, Battal Yem firma yetkilisi Fatih Battal bizlere ürün çeşitleri, gelecek
planları, sektöre sunmuş oldukları farklılıkları ve neden Battal Yemi tercih etmeniz gerektiğini
sizler için anlattı. Keyifli okumalar.
Tarım Türk: Firmanızı tanıyabilir miyiz?
Fatih Battal: Battal Yem, Bayburt’ta üç nesildir süregelen tarım faaliyetlerinin
bir sonucu olarak 2021 yılında kurulmuştur. Bölgenin tarım
ve hayvancılık potansiyelini en iyi şekilde değerlendiren firma,
özellikle kaba yem üretiminde uzmanlaşmıştır.
Tarım Türk: Ürün çeşitleriniz nelerdir ?
Fatih Battal:
• Yonca: Yüksek protein ve vitamin içeriğiyle sağlıklı büyümeyi
destekler.
• Korunga: Proteince zengin ve yem kalitesi iyi olan korunga otu
kalsiyum, fosfor ve diğer mineral maddelerce zengindir.
• Yulaf: Bol miktarda nişasta ile protein, vitamin ve mineraller
içeren yulaf taneleri, her türlü hayvan için çok iyi bir yem ham
maddesi olarak değerlendirilmektedir.
• Mısır Silajı: Enerji değeri yüksek, süt ve besi hayvancılığı için
ideal bir yemdir.
• Pancar Küspesi: Enerjisi yüksek süt ve besi sığırlarında yaygın
olarak kullan hayvanların severek tükettiği sindirim derecesi
yüksek ucuz bir yem kaynağıdır.
• Saman (Buğday, Arpa, Yulaf): Lif açısından zengin, sindirimi
destekler.
• Buğday ekmeklik ve yemlik
• Arpa flake ve kırma.
Tarım Türk: Battal Yem, sadece hayvan yemi üretiminde değil, aynı
zamanda yerel toplulukları desteklemekte de öncü bir firma. Faaliyette
olan bu projenizden bizlere bahseder misiniz ?
Fatih Battal: Battal Yem, sadece üretimle sınırlı kalmayıp yerel halkı
destekleme konusunda da aktif bir rol üstlenmektedir. Çiftçiler ve
üreticiler, ürünlerini satış konusunda herhangi bir zorluk yaşamadan
doğrudan Battal Yem’e satabilmektedir. Bu sayede, yerel ekonomiye
katkı sağlanırken çiftçilerin emeği de değer kazanmaktadır.
Tarım Türk: Sektördeki konumunuz ve sektöre sunduğunuz farklılıklar
nelerdir? Çiftçilerimiz neden Battal Yem i’ tercih etmeli?
Fatih Battal:
• Kaliteli ve Güvenilir Ürünler: Ürünlerimiz, hayvan sağlığı ve
verimliliği için titizlikle formüle edilmiştir. Her bir yem çeşidi,
yüksek kalite standartlarına uygun olarak üretilir.
40 www.tarimturk.com.tr
• Yerel ve Ulusal Hizmet Ağı: Türkiye genelindeki çiftçilere hizmet
veriyor ve ürünlerimizi geniş bir coğrafyada sunuyoruz.
• Modern Üretim Teknolojisi: Son teknolojiye sahip üretim tesislerimizle,
verimli ve sürdürülebilir üretim yapıyoruz.
• Rekabetçi Fiyatlar: Kaliteli yemleri, uygun fiyatlarla sunarak,
çiftçilerimizin maliyetlerini düşürmelerine yardımcı oluyoruz.
• Sürdürülebilirlik: Çevre dostu üretim süreçlerimizle, doğaya
duyarlı bir şekilde hizmet veriyoruz.
Tarım Türk: 2025 yılına dair yeni plan ve projeniz nelerdir? Hedeflerinizden
bahseder misiniz?
Fatih Battal: Battal Yem, 2025 yılında büyüme ve sürdürülebilirlik
odaklı yeni hedef ve projelerini hayata geçirmeyi planlamaktadır.
Bu kapsamda, hem ürün çeşitliliğini artırmayı hem de sektöre yenilikçi
çözümler sunmayı amaçlıyoruz.
2025 Yılı Hedef ve Projelerimiz
1. Üretim Kapasitesini Artırma
Modern üretim tesislerimizi genişleterek daha fazla çiftçiye hizmet
vermeyi ve yem çeşitliliğimizi artırmayı hedefliyoruz.
2. Dijitalleşme ve Teknoloji Kullanımı
Çiftçilerimizin yem ihtiyaçlarını daha hızlı ve kolay karşılayabilmesi
için online satış platformumuzu hayata geçirmeyi planlıyoruz.
3. Eğitim ve Destek Programları
Çiftçilere yönelik yemleme, hayvan sağlığı ve verimlilik konularında
daha kapsamlı eğitim programları sunacağız.
4. Sürdürülebilirlik Çalışmaları
Çevre dostu üretim süreçlerini geliştirerek, enerji tasarrufu sağlayan
ve atıkları minimize eden projelere öncelik vereceğiz.
5. Yem Üretim Tesisi
Battal Yem, kesif yem üretim tesisi kurma planlarıyla, Türkiye genelindeki
hayvancılık işletmelerine hizmet vermeyi hedeflemektedir.
Yeni tesis, modern üretim teknikleri ve yüksek kaliteli hammaddelerle,
sektördeki talepleri karşılayacak kapasiteye sahip olacaktır.
Böylece, tüm Türkiye’deki çiftçilere daha verimli ve kaliteli yem sağlanacak,
sektördeki hizmet ağımız genişleyecektir.
Sürdürülebilir Tarım, Kaliteli Yem!
ÜRÜNLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
MISIR SLAJI-PAKET(40KG)
PANCAR KÜSPESİ- PAKET (40KG)
BUĞDAY-EKMEKLİK veYEMLİK
MISIR SLAJI-TOP(500KG)
ARPA FLAKE-KIRMA ÇUVAL(40KG)
PRES SAMAN
YONCA OTU
KORUNGA OTU
BEY MEDYA
YULAF OTU
+90 534 612 27 45
info@battalyem.com
FİĞ OTU
www.battalyem.com
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY KALİTEMİZ
SIĞIR SÜT YEMLERİ
42 www.tarimturk.com.tr
karadenizyem.com.tr
BESİ STANDART
BESİ GELİŞTİR
BESİ BÜYÜT
▶Gerekli canlı ağırlık artışını
sağlamaktadır.
▶Yaşama ve verim payı için gerekli
formül içeriğine sahiptir.
▶Vitamin mineral ihtiyacını karşılar.
▶Palet formda olması sebebiyle
kullanımı kolaydır.
Kullanımı
▶ 6 ve 9 aylık yaş aralığında kullanımı
önerilmektedir.
▶ Tahıl grupları ve kaliteli silaj ile
takviye yapıldığında hızlı canlı ağırlık
artışı sağlamaktadır.
▶ 14 protein 2400 kcal içermektedir
▶Hızlı canlı ağırlık artışını sağlamaktadır.
▶Karkas kesim kalitesi özelliği içerir
▶Özel formülü ile karkasta mermerleşme
sağlatarak yüksek randuman
sağlamaktadır.
▶Vitamin mineral ihtiyacını karşılar.
▶Yüksek kalitede protein ve enerji
kaynakları kullanılmıştır.
▶Metabolik hastalıklara karşı koruyan
özel formül içermektedir.
▶Özel tamponlayıcılar ile Rumen
Asidozu riskini en aza indirilmiştir. Palet
formda olması sebebiyle kullanımı
kolay ve iştah açıcıdır.
Kullanımı
▶ 9 ve 15 aylık yaş aralığında kullanımı
önerilmektedir.
▶ Tahıl grupları ve kaliteli silaj ile
takviye yapıldığında hızlı canlı ağırlık
artışı sağlamaktadır.
▶ 15 protein 2700 kcal içermektedir
▶Hızlı canlı ağırlık artışını sağlamaktadır.
▶Karkas kesim kalitesi özelliği içerir
▶Özel formülü ile karkasta mermerleşme
sağlatarak yüksek randuman
sağlamaktadır.
▶Vitamin mineral ihtiyacını karşılar.
▶Yüksek kalitede protein ve enerji
kaynakları kullanılmıştır.
▶Metabolik hastalıklara karşı koruyan
özel formül içermektedir.
▶Özel tamponlayıcılar ile Rumen
Asidozu riskini en aza indirilmiştir. Palet
formda olması sebebiyle kullanımı
kolay ve iştah açıcıdır.
Kullanımı
▶ 9 ve 15 aylık yaş aralığında kullanımı
önerilmektedir.
▶ Tahıl grupları ve kaliteli silaj ile
takviye yapıldığında hızlı canlı ağırlık
artışı sağlamaktadır.
▶ 16 protein 2600 kcal içermektedir
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
YEMLERDE OLUŞAN
MİKOTOKSİNLER
Prof. Dr. Nurcan ÇETİNKAYA 1 Dr. Öğr. Üyesi Aydan ATALAR 2
1
Ondokuz Mayıs Üni. Veteriner Fak.Zootekni ve Hayvan Besleme Böl.
Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı
2
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Çaycuma Gıda ve Tarım Meslek
Yüksekokulu
Küflenmiş yemlerde zehirlenmeye yol açan madde,
mantarların metabolizma ürünleri olan mikotoksinlerdir.
Saprofit nitelikli mantarların invazyonlarına bağlı
olarak yem maddelerinin bozulması “küflenme” olarak
belirtilmektedir.
Küf ve toksinler belirli nem ve sıcaklık koşulları altında gelişir. Avrupa Birliğinde halen
sürdürülmekte olan araştırmada tarlada yada depolama sırasında tahıllar üzerinde
küf gelişimini kontrol edecek ve engelleyecek stratejilerin dizaynı için gerekli koşullar
oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Mikotoksin terimi; mantar anlamına gelen “myco” ve zehir anlamına gelen “toxin”
kelimelerinin birleşmesiyle türetilmiştir. Mikotoksinler toksijen nitelikli çeşitli mantar türleri
tarafından sentezlenen, insan ve hayvanlar tarafından gıda veya yemle vücuda alındıklarında
latent, akut veya kronik zehirlenmelere (mikotoksikozis) neden olan kimyasal maddeler
veya metabolitler olarak tanımlanmaktadır. Oluşan bu toksik maddeler, mikotoksin insan
ve/veya hayvanlar tarafından tüketildiğinde kanserojen, teratojen, mutajen etkileri vardır.
Küflenmeyle yemlerde oluşan mikotoksinler her yıl dünya yem üretiminin yaklaşık olarak
%25 kadarını kontamine etmektedir. Yem hammaddeleri ve özellikle tahıl tanelerinde
mikotoksin kontaminasyonu genellikle tarlada, hasat esnasında bitkilerin patojen
mantarlarla enfeksiyonunu takiben oluşur. Ayrıca yemlerin işlenmesi, taşınması ve
depolanması sırasında uygun sıcaklık ve nem koşulları oluştuğunda küflenme artmakta
ve mikotoksinler oluşmaktadır. Tarladaki ürünler genellikle Claviceps, Neotyphodium,
Fusarium ve Alternaria, depolama aşamasındakiler ise genellikle Aspergillus ve Penicillium
türü mantarlar tarafından enfekte edilirler.
Mikotoksinler; yem
tüketimi ve yemden
yararlanma
oranında azalmaya
dolayısıyla verim
düşüklüğüne,
bağışıklık sisteminin
baskılanmasına
neden olabilirler.
Mikotoksinler; yem tüketimi ve yemden yararlanma oranında azalmaya dolayısıyla
verim düşüklüğüne, bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olabilirler. Hayvanların
tükettikleri rasyonlarda bulunan mantarlar tarafından üretilen toksinler hem hayvan
sağlığını ve verimliliğini olumsuz yönde etkilerler hem de bu hayvanlardan elde edilen
gıdaları tüketen insanların sağlığı açısından da büyük bir tehdit oluştururlar.
››
Yemlerde Bulunan Mikotoksinler ve Toksikozis
Ruminant rasyonlarında belirlenen ilk mikotoksin kaynağı konsantre yemlerin aflatoksin
kontaminasyonu olarak bildirilmiştir. Aflatoksinler; tahıl taneleri, mısır gluteni, soya ürünleri,
yer fıstığı, ayçiçeği taneleri, pamuk çekirdeği, hurma çekirdekleri ve kurutulmuş hindistan
ceviz içi gibi yüksek enerjili yemlerde sıklıkla görülmektedir. Fumonisin ve Zearalenon gibi
önemli diğer mikotoksinler mısır ve mısır ürünlerinde görülürlerken, tahıl taneleri genellikle
trikotesenler, deoxynivalenol, okratoksin ve ergot alkaloidleri ile kontamine olabilmektedir.
Ayrıca Dünyadaki mahsüllerin dörtte birinin mikotoksin ile kontaminasyon riskinin olduğu
FAO tarafından bildirilmiştir.
44 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
Süt sığırı yetiştiriciliğinde bir diğer mikotoksin kaynağı ise silaj gibi konserve kaba yemler, kuru
otlar ve samandır. Özellikle uzun depolamadan sonra silaj; asidorezistans ve micro-aerobe
bir çok mantar türü tarafından bozulabilir. Ruminantlar meradan kaynaklanan Lolitrenpaxilline
grubundan Neotyphodium, ergovalin ve diğer ergot alkaloidleri gibi tamamen farklı
mikotoksinlere de maruz kalabilirler.
Mikotoksinlerin vücutta etkili oldukları organ ve dokulara göre veya etki mekanizmalarına
bağlı olarak çeşitli etkilerinden söz edilir. Karaciğere etki edenler “hepatotoksik”,
deriye etkili olanlar “dermatoksik”, böbreklerde toksik etki yapanlar “nefrotoksik”, sinir
sistemine etki edenler “nörotoksik”, bağışıklık sistemini etkileyenler “immunotoksik” veya
“immunosupresif” olarak tanımlanırlar. Toksik etkilerinden başka; mutajenik, kanserojenik,
teratojenik, halusinojenik, östrojenik, tremorjen etkileri de görülebilmektedir.
Yem hammeddelerinde Aspergillus, Fusarium ve Penicillium mantarları mikotoksin
üreten mantarlar arasında en önemlileri olarak kabul edilir. Çeşitli kaynaklarda yüksek
organizmalara en etkili olan mikotoksinler; Aspergillus mantarları tarafından üretilen
Aflatoksinler; Fusarium mantarları tarafından üretilen DON, vomitoksin (Deoksinivalenol),
ZEA (Zearalenon ), T-2 Toksin ve Fumonisin; Penicillium mantarları tarafından üretilen
Okratoksin ve PR toksindir. Ergot Alkaloidleri gibi diğer bir çok mikotoksinin sığırları etkilediği
ve bazı yem hammaddelerinde yaygın olarak bulunduğu bildirilmektedir.
Aflatoksin
kontaminasyonuna
maruz kalan başlıca
yem maddeleri
arasında mısır, mısır
glüteni ve diğer
tahıllar, yer fıstığı,
pamuk tohumu,
ayçiçeği ve soya
küspesi sayılabilir.
››
Aflatoksinler
Yemlerde küflenme ile Aspergillus türü mantarlar tarafından üretilen aflatoksinler hayvan
sağlığını tehdit eden toksik organik maddelerdir. Yem maddelerinde bulunan aflatoksinler
AFB1, AFB2, AFG1 ve AFB2’dir.
Ruminantlarda rumen fermentasyonu sırasında mikotoksinlerin önemli bir bölümünün
inaktive olduğu bilinmesine rağmen son yıllarda yapılan çalışmalar küflenmiş yemlerle
beslenen süt sığırlarında AFB1 ve AFB2 bileşiklerinin moleküllerindeki aromatik halkaya
hidroksil grubu bağlanarak 6 saat gibi bir süre sonunda süte AFM1ve AFM2 formunda geçtiğini
belirtmektedir. Aflatoksinlerin en toksik formu olan AFB1 insan ve hayvanlarda karaciğer
kanserojeni olup Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (International Agency for Research
on Cancer, IARC) tarafından insanlarda kanserojen (grup 1), buna olan yapısal benzerliği
nedeni ile de AFM1 muhtemelen kanserojen (grup 2B) olarak sınıflandırılmıştır.
Aflatoksin kontaminasyonuna maruz kalan başlıca yem maddeleri arasında mısır, mısır glüteni
ve diğer tahıllar, yer fıstığı, pamuk tohumu, ayçiçeği ve soya küspesi sayılabilir. Aflatoksinler
ile kontamine bu yem maddelerini tüketen hayvanların hücresel ve humoral bağışıklık
sistemi etkilenerek bakteriyel, viral, fungal ve paraziter enfeksiyonlara duyarlı hale gelirler.
Bağışıklık sisteminin baskılanması ile beraber aşılama durumlarında direnç kazanma
mekanizması bozulur ve bu durum zehirlenmenin subklinik düzeyi şeklinde seyredebilir.
Modern yetiştiricilikte nadiren de olsa akut zehirlenmeler görülebilir. Böyle durumlarda
hayvanlarda ağırlık artışı, süt ve yumurta veriminde düşüş ve bulaşıcı hastalıklara karşı
yatkınlık ortaya çıkar, sonuçta yetiştiricilikte büyük ekonomik kayıplar görülür. AFB1’in
tamamlayıcı ve tam yemlerde en fazla 0,01 mg/kg, yem maddelerinde 0,02 mg/kg
düzeylerinde bulunmasına izin verilmiştir.
Ruminantlarda yemlerle alınan AFB1’in büyük kısmı rumende parçalanır, bu
nedenle az miktarda sistemik dolaşıma geçer. Sistemik dolaşıma giren AFB1
karaciğerde metabolize edilip büyük oranda AFM1’e dönüşür; sonuçta bu
bileşik böbreklerle atılır veya ortalama %1-2 oranında süte geçer. AFM1’in süte
geçiş oranı hayvanların sağlık durumu, biyotransformasyon kapasiteleri,
uygulanan besleme rejimi ve günlük süt verimlerine göre değişiklik
gösterebilir. Günlük 40 litre süt üreten sığırlarda süte %6,2’ye kadar geçişin
olduğu bildirilmiştir. AFM1’in çiğ ve ısıl işlem görmüş sütte en fazla 50 ng/
kg düzeyinde bulunmasına izin verilmiştir.
www.tarimturk.com.tr 45
SEKTÖRDEN
TT
TARIM
TÜRK
››
Trikotesenler
Trikotesenler Fusarium, Myrothecium, Trichoderma, Trichothecium,
Cephalosporium, Verticimonosporium, Stachybotrys gibi
çeşitli türde mantarlar tarafından üretilen, Tip A (T-2 toksin, HT-2
toksin, neosolaniol, diase-toksisirpenol), Tip B (deoksinivalenol,
nivalenol, fusarenon-X), Tip C (krotosin) ve Tip D (verrukarin, satratoksin,roridin)
olmak üzere dört grupta sınıflandırılan, nötral,
asidik pH’lara ve ısıya dayanıklı mikotoksinlerdir. Bu grup toksinler
hayvanlarda büyüme geriliği, ovaryum, bağışıklık sistemi fonksiyon
bozukluğu ve üreme sistemi hastalıkları, yemden yararlanmada
düşüş ve kusma gibi semptomlara yol açarlar. Bunlardan T-2 ve
HT-2 toksin organizmda oldukça toksik olup, yemlerle yüksek düzeyde
alındığında hayvanlarda ağız boşluğu ve sindirim kanalında
yangı ve nekrozlara, kemikiliği ve bağışıklık sistemi hücrelerinde
apopitoza ve sonuçta anemi ve bağışıklık sisteminin çökmesine
neden olurlar. Trikotesenler arasında vomitoksin olarak da bilinen
deoksinivalenol yem maddelerinde en sık rastlanan toksindir. Trikotesen
içeren yemle beslenen hayvanların karaciğer, kalp, kas ve
böbreklerinde bu toksine rastlanabilir. Gebe hayvanlara toksinli
yem verildiğinde sütlerinde toksin tespit edilmektedir.
››
Okratoksinler
Okratoksinler, çeşitli Aspergillus ve Penicillium türü mantarlar
tarafından üretilen, Okratoksin A (OTA), B ve C olarak üç farklı
formu olan mikotoksinlerdir. Bunlar arasında hayvan yemi olarak
kullanılan tahıl taneleri (arpa, çavdar, mısır ve buğday) ve yem
maddelerinde (yerfıstığı, soya) potansiyel bir nefrotoksin olan
OTA yaygın olarak görülür.1,41 Yem ve gıdalarla alındıktan sonra
ince barsaklardan emilip sistemik dolaşıma geçen OTA serum
proteinlerine güçlü bir şekilde bağlanır ve en yüksek oranda
böbreklerde olmak üzere karaciğer, kas ve yağ dokusunda birikir.
Yüksek miktarlarda alındığında süte geçmektedir. Ruminantlar
bu toksini rumen mikrobiyel faaliyetleri sonucu enzimatik olarak
parçaladıklarından dolayı zehirlenmelere daha az duyarlıdırlar.
››
Fumonisinler
Fumonisinler Fusarium türü mantarlar tarafından üretilen, 12
farklı tipi tanımlanmış olan mikotoksinlerdir. Bunlar arasında
en önemli grup özellikle mısır ve mısır ürünlerinde görülen B
grubu (Fumonisin B1, B2, B3, B4) fumonisinlerdir. Fumonisin B1
ise en yaygın görülen ve en toksik formudur. Bu toksin sfingosin
(sfinganin) Nasetiltransferaz enzimini inhibe ederek hücrede
sfinganin, sfingosin ve diğer sfingolipidlerin birikimine neden olur.
Sonuçta hücresel faaliyetler bozularak, oksidatif stres şekillenir,
bu durum ise nekroz ve programlı hücre ölümü (apopitoz) ile
son bulabilir. Fumonisinlere ruminantlar daha az duyarlıdırlar.
Fumonisinlerin yemlerle alındığında et ve süte sınırlı miktarda
geçtiği bu nedenle hayvansal ürünlerde karşılaşılan kalıntıların
insanlarda olumsuz etkiye neden olmadığı bildirilmiştir. Dört
aydan küçük buzağı yemlerinde 20 mg/kg, 4 aydan büyük baş
hayvanların yemlerinde 50 mg/kg bulunmasına izin verilmiştir.
››
Zearelenon
F2-toksin olarak da bilinen zearelenon çeşitli Fusarium türü
mantarlar tarafından üretilen genellikle bitkileri çiçeklenme
ve büyüme dönemlerinde olmakla birlikte kötü depolama
koşullarında da enfekte edebilen, öğütme, işleme gibi fiziksel
işlemlerle ve yüksek sıcaklıklarda yapısı bozulmayan bir toksindir.
Yaygın olarak mısırda bulunmakla birlikte arpa, buğday, yulaf,
pirinç, sorgum ve soya gibi tahılları da kontamine edebilir.
Zearelenon vücuda alındığında hücrede östrojen reseptörlerine
bağlanarak organizmada östrojen benzeri etkiler meydana getirir.
Hayvanlarda ovulasyon, implantasyon, fötal gelişim ve yeni
doğanların yaşama gücünü olumsuz etkileyerek fertiliteyi düşürür.
Toksinin 1 ppm miktarındaki dozu sığırlarda süt salgısında azalma,
iştahsızlık ve vulvada şişkinliklere neden olur. Mikroskobik olarak
myometrium ve endometriumda kalınlaşma, meme dokusunda
proliferasyon (hücrelerin kontrolsüz bir biçimde çoğalarak
artması), serviks (rahim ağzı kanseri) ve vajinada skuamatöz
metaplazi görülür.
ZEA’nın östrojenik etkisine bağlı olarak ruminantlarda aborta
neden olmaktadır. Düvelerde Semptomlar; vajinitis, vajinal
sekresyonlar, düşük reproküktif performans ve süt bezlerinde
genişlemeyi içerir. Yaklaşık 660 ppb ZEA ve 440 ppb DON içeren
yemlerle yapılan saha çalışması; düşük tüketim, düşük süt
verimi, diyare, artmış reprodüktif kanal enfeksiyonları ve genel
reprodüktif bozukluklar gibi semptomlar göstermiştir.
Laktasyonda olmayan sığırlarda yapılan kontrollü çalışma sığırların
500 mg ZEA’ya kadar olan miktarlarla beslenmesinde Corpora
lutea’yı küçültmesinin dışında başka bir etkisi görülmemiştir
Zeralenon (ZON) dünyanın her iklim bölgesinde bulunabilen bir
fungus metabolitidir. Bu metabolit direk bir toksin olmaktan
çok hormon benzeri kimyasal yapı gösterir. Tahıllar, mısır ve
domates için çok önemli sorun olup, bitkilerde pek çok hastalık
yapabilmektedir.
46 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SEKTÖRDEN
Bulaşma tarladan itibaren olup, yüksek ısı ve rutubet gibi uygun
olmayan depolama şartları insan ve hayvanlara geniş tahribatlar
yapar. ZON’un 1-5 ppm’lik düzeyleri canlılarda fizyolojik hasarlar
meydana getirebilmektedir. Bu düzeyde ZON ihtiva eden
mısır hormon düzenini bozarak, üreme sistemleri üzerinde
tahribat yapmaktadır. ZON, mutajenik ve kanserojen etkili
olup, bazı hayvanlarda, özellikle cinsel organlarda toksik etkiler
göstermektedir.
››
DON veya Vomitoskin
Yemlerde yaygın olarak belirlenen DON bir Fusarium mikotoksinidir.
Süt Sığırlarında DON verimde azalmaya neden olabilir DON ile
kontamine olmuş rasyona mikotoksin bağlayıcılarının eklenmesi
süt sığırlarında verimi iyileştirmektedir. Laktasyondaki sığırlarda
DON’la kontamine rasyonlarla beslemenin süt veriminde düşüşe
neden olduğu belirlenmiştir.
››
Ergot Alkaloidleri
Ergot alkaloidleri Claviceps (yaygın olarak Claviceps purpurea)
türü mantarlar tarafından üretilen başta çavdar olmak üzere
azalan sırada tritikale, buğday ve arpa gibi tahılları enfekte eden
sekonder metabolitlerdir. Hayvan yemi olarak kullanılan tahıllarda
sıklıkla C. purpurea tarafından üretilen ergotamin, ergokristin,
ergokornin, α- ve β- ergokriptin gibi ergot alkaloidlerine rastlandığı
bildirilmiştir. Ergot alkaloidleri noradrenalin, dopamin ve serotonin
gibi nörotransmiter maddelere yapısal benzerliklerinden dolayı
merkezi sinir sisteminde adrenerjik, dopaminerjik ve serotonerjik
reseptörlerle etkileşime girip, bir kısmı agonist bir kısmı ise
antagonist olarak etkilerini gösterirler. Ayrıca üreme sistemine
ilişkin implantasyonu engelleyerek gebeliğin önlenmesi ve
laktasyonun inhibisyonuna neden olurlar.
››
Patulin
Patulin Aspergillus clavatus, Penicillium expansum, P. patulum,
P. aspergillus ve P. byssochlamys dahil olmak üzere Aspergillus
ve Penicillium cinslerinin çoğu türleri tarafından üretilen bir
mikotoksindir. Patulin çoğulukla silajlarda bulunur.
Sülfhidril gruplarına olan afinitesi nedeniyle Patulin bazı enzimleri
inhibe edici özelliği ile canlı için toksik bir maddedir. Patulinin,
antibiyotik özelliklerinin yanında kanserojen, mutajen ve teratojen
niteliklerinin olduğu da saptanmıştır. Patulinin dokularda ödem,
hemoraji, bulantı ve kusma gibi belirtilere neden olması yanında
muhtemel karsinojen olduğu bildirilmektedir.
››
Mikotoksinlerden Korunma
Mikotoksinler oluştuktan sonra üstesinden gelmek çok zor olduğu
için önemli olan mikotoksin oluşumunun önlenmesidir. Mikotoksin
oluşumunda en önemli tetikleyici etmenler kuraklık ve böceklenme
sonucu oluşan hasarlardır. Fungal hastalıklara ve böceklenmeye
dirençli olan türlerin seçilmesi tarla kaynaklı mikotoksinlerin
azalmasına sebep olur. Sulama tarlada mikotoksin oluşumunu
azaltabilir. Mikotoksinler; geç hasat, geç dönem yağmurları ve
soğuk dönemlerde artış gösterir. Hasarlı taneler mikotoksin
seviyesini arttırmaktadır. Mikotoksin konsantrasyonu ince, kırılmış
ve hasar görmüş tanelerde daha yüksektir.
Mikotoksinlerle kontaminasyonu önlemeye yönelik çabalara
rağmen mahsulün kontamine olması bazen engellenemez.
Detoksifikasyonla toksinlerin toksik etkilerini ortadan kaldırmak
gerekir.
Bunu yapmak için günümüzde en sık kullanılan yöntem hasat
sonrası tahılların işleme tabi tutulmasıdır. Fakat mikotoksinler
dayanıklı moleküller olduğundan bu anlamda detoksifikasyon
kısmen zordur. Geleneksel olarak detoksifikasyon stratejileri
kimyasal, fiziksel yada mikrobiyolojik yöntemlere dayanmaktadır.
Hasat öncesinde tarlada pestisitlerin kullanımı, dirençli veya
adapte olmuş melez bitkilerin kullanımı, toprak tipi ve uygun
gübreleme gibi uygulamalar mikotoksince daha temiz ürün
elde edilmesini sağlar. Ancak mikotoksin dirençli melez türlerin
ıslahı kısmen başarılı olabilmiştir ve fungusitler; mısırlarda hasat
öncesi aflatoksin kontaminasyonunun kontrolünde düşük bir etki
göstermişlerdir.
Hasat sonrasında ise mikotoksikozisin önüne geçilebilmesi için
yem hammaddelerinin analizleri, aflatoksinleri parçalamak
için mısır ve çiğitin amonyakla muamelesi, seyreltilmesi ve
düzgün depolama koşullarının sağlanması gerekir Mikotoksinle
kontamine tahıllar ethanol üretimi için kullanılabilirler ve bazı
durumlarda kontamine tahıllar temiz yemlerle seyreltilebilirler.
Ancak Amerika Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) aflatoksinle kontamine
yemlerin seyreltilmesine müsaade etmemektedir.
Tahılların amonyakla muamelesi bazı mikotoksinleri yok edebilir
ancak depolanmış olan yemleri detoksifiye edecek hiçbir yöntem
bulunmamaktadır. Protein, Enerji ve antioksidan besin madde
içeriklerinin arttırılması tavsiye edilebilir.
Aflatoksinlerin zararlı etkilerinden korumak amacıyla enfekte
yemlere kil bazlı (zeolit, bentolit,vb) yada enzim bazlı toksin
bağlayıcılar çiftlik hayvanlarının rasyonlarında sıklıkla
kullanılmaktadır.Genellikle kil bazlı olanlar rasyona %1 oranında
eklenmekteyken enzim bazlı olanlar, üretildiği enzim türüne göre
farklılık göstermektedir.
››
Mikotoksinleri Kontrol ve Azaltılmada Kullanılan
Metotlar
Yemlerde mikotoksinlerin kontrol ve azaltılmada kullanılan
metotları sekiz ana başlık altında toplayabiliriz.
1. Hasat öncesi tarlada alınacak önlemler
2. Hasat sonrası alınacak önlemler
3. Depolama sırasında alınacak önlemler
4. Kimyasal yolla kontrol
5. Fiziksel yolla kontrol
6. Mikotoksinlerin adsorbsiyon yöntemleriyle kontrolü
7. Mikrobiyolojik yolla kontrol
8. Enzim,vitamin ve amino asit yoluyla kontrolü
www.tarimturk.com.tr 47
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Hayvansal üretimde
mikotoksinler gerek hayvan
sağlığına zarar vermesi gerekse
hayvansal ürünlere belli
oranlarla geçmesi nedeniyle
ayrı bir önem arz etmektedir.
Son yıllarda mikotoksinlerle bulaşık yemlerin değerlendirilmeleri
üzerine yapılan en son çalışmalar adsorban maddeler yoğunlaşmış
ve saha uygulamalarında oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.
Bu amaçla kullanılan adsorbanlar hayvan sağlığı açısından
güvenle kullanılabilecek maddeler olup, yemlerde bulunan toksik
aflatoksin metabolitleriyle emici ve bağlayıcı özellikleri sayesinde
değişik bileşikler oluşturarak emilimlerini önlerler
››
Organik Hayvansal Üretimde Mikotoksinler
Organik olarak yetiştirilen ürünlerin gıda güvenirliği konusunda
yapılan araştırmalar yeterli değildir. Organik olarak yetiştirilen
ürünlerde mikotoksinlerin ve tarımsal ürünlerde bulunan
patojenlerin üretmiş olabileceği zehirli kimyasalların bulunma
riskinin yüksek olabileceği endişeleri artmaktadır.
Organik hayvansal üretimde mikotoksin ile mücadelede
özellikle organik olarak üretilen yemlerde herhangi bir kimyasal
metot uygulaması yapılamayacağından, alınacak tedbirler ve
uygulanacak sistemlerde bu husus göz önünde bulundurulmalı
ve sistem organik tarımı da içine alacak şekilde planlanmalıdır.
HACCP yöntemi organik hayvansal gıda üretiminde risksiz gıda
üretimini sağlamak amacıyla, iyi bilinen ve iyi saptanmış bir yöntem
olmasına karşın yem üretiminin ilk aşamalarında ve hayvanların
beslenmesine kadar olan zincirde az kullanılmaktadır. HACCP
ve ISO 22000 gıda güvenirliği yönetimi sistemlerini yerleştirmiş
ülkeler organik hayvansal gıdalarda mikotoksin kirliliği sorununun
önüne geçebilmektedir. Türkiye’de 2011 yılında yayınlanan
Yem Hijyeni Yönetmeliği’ne göre, birincil üretim hariç olmak
üzere yem işletmecisi, üretimde tehlike analizi ve kritik kontrol
noktaları ilkelerine dayanan yem güvenilirliği sistemini kurmak
ve uygulamakla yükümlüdür. Türkiye’de yapılan uygulamalar ve
resmi kontrollerin etkileri ve başarıları zamanla ortaya çıkacaktır.
››
Mikotoksinler ve Hayvansal Gıda Güvenirliği
Mikotoksinler gıda güvenliği konusunda tüm dünya için hem
insanların beslenmesi, hemde hayvan bakım beslenmesi açısından
büyük bir risktir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler özellikle
insan sağlığını koruma amacıyla bu metabolitlerin hayvansal ve
bitkisel gıdalarda olması gereken maksimum düzeylerini çeşitli
standartlarla belirlemekte ve kontrol altına almaya çalışmaktadır.
Hayvansal üretimde mikotoksinler gerek hayvan sağlığına zarar
vermesi gerekse hayvansal ürünlere belli oranlarla geçmesi
nedeniyle ayrı bir önem arz etmektedir. Sağlıklı, verimli, ekonomik
bir hayvansal üretim için bu metabolitlerle rasyonun, hatta
rasyonu oluşturan yem ham maddelerinin henüz tarladayken
kontaminasyonuna izin verilmemelidir.
Hayvansal gıdanın ana kaynağı olan süt sığırlarında rumen ortamı
bu toksinlerin uzaklaştırılmasında rol oynayarak, absorbsiyonunu
sınırlandırsa da bu özellik tüm mikotoksinler için ve her koşulda
gerçekleşememektedir.
Özellikle kronik mikotoksikozisin hayvanda hiçbir belirti
göstermemesi, immunsupresyona sebep olarak hastalıklara
karşı duyarlılığı arıtması, yüksek verimli süt ineklerinde geçiş
döneminde görülen metabolik strese ek bir etmen olarak süt ve
döl veriminde düşüşe sebep olması, insanların en çok tükettiği
hayvansal protein kaynağı olan süte belli oranlarda geçerek
insan sağlığını olumsuz yönde etkilemesi gibi sebeplerden dolayı
tarladan rasyona miktoksin kontaminasyonunu engelleyecek
önlemler alınmalı, kontrol programları sıkı bir program dahilinde
yürütülmelidir. Bu konuda Orman ve Tarım Bakanlığının HACCP
ve ISO 22000 gıda güvenliği yönetiminin tüm yem fabrikalarında
uygulamasını zorunlu kılması ve bakanlığın titizlikle uygulamayı
kontrol etmesi önemli bir adımdır.
48 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SEKTÖRDEN
EFSANE ÇiFTLiK 2 Yemi, yüksek süt verimli sağmal ineklerin ihtiyaç duyduğu
besin maddelerinin karşılanması, beslenmeye bağlı metabolik hastalıkların
azaltılması, döl tutmama gibi problemlerin çözülmesi için dengelenmiş
tamamlayıcı bir süt yemidir. Yüksek verimli süt ineklerinin yaşama ve verim payı
ihtiyaçlarını karşılayacak protein, enerji, vitamin ve mineral dengesine sahiptir.
Doğum sonrası erken dönemden laktasyonun sonuna kadar tercih edilebilir.
Amino asit içerikleri yogundur By-Pass (Korunmuş) protein içeriği yüksek bir
yemdir. Dengeli besin maddeleri sayesinde laktasyondaki ineklerde döl verim
problemlerini en aza indirir. Özellikle doğum sonrası yüksek süt verimine bağlı
negatif enerji dengesinin ortaya çıkaracağı problemleri engelleyerek aşırı kilo
kaybının önüne geçer. Süt hayvanlarının ihtiyaçlarını karşılamak için yeterince
protein ve yüksek enerjiye sahiptir. Lezzetli ve iştah açıcı bir üründür.
0850 255 44 42
www.farkyem.com
www.tarimturk.com.tr 49
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
50 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
Barınak Yönetimi
BARINMA İKLİMİ
CRV Sütçülük yönetim Kılavuzu
Barınmada yalnız alan değil iklim de önemlidir. Önemli miktarda
süt üreten inekler çok miktarda ısı da üretir ve ineğin rahat etmesi
için uygun bir iklim lazımdır. Ahırlardaki sıcaklık önemli olup,
havanın nemi ile hayvan refahının sağlanması ve üretimden
iyi sonuç alınması sıkı biçimde ilintilidir. Aynı zamanda iklimin
ahırdaki enfeksiyon seviyesi üzerine güçlü bir etkisi vardır. Ilık ve
nemli koşullar, pek çok bakterinin sayıca katlanması için idealdir.
››
VÜCUT ISISI
Verimli hayvanların vücudundan yayılan ısı oldukça yüksek ve
onların verim seviyesi ile ilintilidir. Tablo 1 ineklerin oluşturduğu
ısıyı göstermektedir. Esasolarak hayvanlar iki yolla çevreye ısı
kaybederler:
Isı stresi çeken bir inek
• Nemin buharlaşmasıyla (terleme, soluma)
• Etraflarındaki havaya ısı kaybederek
Nem miktarı süt üretimine de bağlıdır.
››
ISI STRESI
İnekler vücut sıcaklıklarından kurtulamadıkları zaman ‘ısı stresi’
denilen bir durumdan yakınırlar. Sütçülük Yönetim Kılavuzu’nun
‘sağlık yönetimi’ adlı yayınında ısı stresi ile ilgili daha fazla bilgi
vardır. Özellikle gereği gibi havalandırılmayan ahırlarda ılık ve
nemli havanın sebep olduğu ısı stresinden özellikle yaşlı ineklerin
daha fazla etkilenmesi olasıdır. İnekler çevrelerindeki sıcaklığın
-10℃ ile 20 ℃ (14℃ ile 68 ℃) arasında bulunduğu zaman çok
rahattırlar. Nemin çok yüksek değilse onlar biraz daha yüksek
sıcaklıklara oldukça iyi katlanabilirler. Şekil 1 ineklerin ne zaman
ısı stresinden daha çok etkilendiklerini göstermektedir.
Isı stresinin tipik belirtileri şunlardır:
• Solunum hızının artması
• Dilin dışarı çıkması
• İştahın azalması
• Daha az hareket etmesi
• Terleme
• Süt veriminin azalması
• Hayvanların yem yemeksizin ve geviş getirmeksizin, beraber
ayakta durmaları
• Kızgınlık belirtisi gösteriminin azalması
www.tarimturk.com.tr 51
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Çatıda mekanik havalandırma
››
SÜT ÜRETIMI
Süt üretimi arttıkça havalandırma kapasitesinin de yüksek
olması gerekmektedir. Tablo 1 farklı verim düzeylerinde inek
başına saatte havalandırma kapasitelerini göstermektedir. Bu
rakamlar tüm ahır için gerekli olan havalandırma kapasitesinin
yaklaşık olarak hesaplanmasında kullanılabilir.
››
HAVALANDIRMA
Havalandırma, havanın bina boyunca hareketi olup, şimdiki
durumda inek ahırı ele alınmaktadır. Oksijen ahıra dış (temiz)
hava ile girer. Aynı zamanda bu hava ahırdaki karbondioksit,
azot oksit ve su buharı gibi her türlü atık gazları dışarı atar.
Gübre ve sulu gübre karşılımı(süspansiyon) da kükürt dioksit ve
azot bileşikleri gibi gazları havaya salar. Havanın tedarik ve bina
dışına tahliyesi doğal ve mekanik olmak üzere iki şekilde yapılıp
denetlenebilir.
• Doğal havalandırma
Genellikle sığır barınaklarında doğal havalandırma vardır. (Yarı)
Kapalı ve açık ahırlar olmak üzere iki tip barınak vardır. Süt sığırları
düşük sıcaklıklara oldukça iyi dayanırlar. Bir ineğin rahatlık
dilimi – 10 0 C ile 20 0 C (14 0 F – 68 0 F) dir. Bu sıcaklık aralığındaki
ılıman iklim bölgelerinde pek çok açık ahır vardır. Sığırların tüm
ihtiyacı bir çatı ve muhtemelen bir ön ve arka kenardan ibarettir.
Eğer sıcaklık 20 0 C’yi aşarsa, çatı yapısı en azından hayvanlara
gölge edecektir. Sığırlar onu kolaylıkla kullanırlar. Doğal olarak
açık ahırların havalandırması iyidir. Hayvanları açık ahırda
barındırdığınız zaman dış iklime olabildiğince yaklaşan bir ‘ana
iklim’ yaratmış olursunuz. En çok arzu edilen bu olmakla birlikte
her zaman uygun düşmez.
• Mekanik havalandırma
(Çok) Sıcak iklimlerde hayvanların ilk ihtiyacı gölgedir. İnekler
güneş ışınlarından uzak durmak isteyeceklerdir. Gölge için
bir çatı gereklidir, ancak çoğu durumlarda yeterli serinliği
bulmak için çatı yeterli olmaz. Pekalâ mümkün olan mekanik
havalandırma, basit sistemler kullanılmadığı sürece genellikle
pahalıdır. Sıcak bölgelerde vantilatörlerle birlikte kullanılan
su duşları kullanılabilir, ancak başka sorunları önlemek için
ineklerin sırılsıklam ıslanmaması da önemlidir. Diğer bir seçenek
Mekanik havalandırma ile birlikte kullanılan doğal havalandırma
su buharlaştırıcılarının kullanılması olup bunlar havadaki
nemi artırarak hava sıcaklığını düşürmektedir. Buharlaştırıcılar
yalnızca hava sıcaklığının yüksek ama hava neminin düşük
olduğu yerlerde iyi iş görürler.
• Hava akımı
Bina içindeki hava sıcaklığı ile temiz hava giriş deliğindeki sıcaklık
farkı fazla olmamalıdır. Giren hava ile bina içindeki havanın sıcaklık
farkı 5 0C’den fazla olmamalıdır. Hayvan başına fazla miktarda
hava düşen bir ahırdaki havanın tamponlama etkisi olacak ve
ineklerin vücut sıcaklığı ile kolayca ısınmayacaktır. Büyük hava
hacmine sahip ahırın diğer bir avantajı hava akımı olasılığının
daha düşük olmasıdır. Hava akımı, hayvanların çevresindeki
havadan 5 dereceden daha düşük sıcaklıktaki havanın hızlı
akımıdır. Sıcak iklimlerde hava akımı hayvan sağlığına büyük
bir tehdit oluşturur. Terlemeleri onları hastalanmaya eğilimli
kıldığından hayvanlar hastalanma olasılığı artar. Yüksek verimli
hayvanlar da en kolay etkilenecek olanlardır.
Şekil 2 alışıla gelen serbest duraklı bir ahırın kesitini
göstermektedir. Bu tip bir ahırın sınırlı bir hacmi olup kısa zamanda
ısınacak ve hava akımına duyarlı hale gelecektir. Dış hava binanın
içine doğru yol almaz, ama çabucak ‘alçalarak’ duraklarda hava
akımı oluşturur (mavi oklar). Rüzgâr az olduğunda bina içindeki
ılık hava çatıdaki küçük bacadan kolayca çıkamaz (kırmızı oklar).
52 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
››
RÜZGÂR HIZI
Doğal havalandırma bacalı, 4
sıralı serbest duraklı ahırda 3 m
yükseklikteki hava girişleri rüzgâr
hızı 0,5 m/s olduğunda inek
başına 800 m³ hava değişimini
sağlayacaktır.
Şekil 2- Sınırlı hacimli ve hava giriş çıkış delikleri küçük olan bir ahır. Dış hava (mavi ok) ahırın içinde
yeterince uzağa gidememekte, hava akımına sebep olacak şekilde durakların üzerine inmektedir.
››
PRATİKTE HAVALANDIRMA
Doğal havalandırmayı kullanan sığır barınaklarında havalandırma çıkışlarının iyi
çalışması gereklidir. Rüzgârlı havalarda açık duvarlı modern ahırlarda bilinen çapraz
havalandırma olur – rüzgârın bir kenardaki itici gücü diğer enarın çıkış deliği gibi
çalışmasını sağlar
››
MİNERALLER
İneklerin yüksek sıcaklığa maruz
kalma olasılığı varsa onların
yeterli miktarda mineral almasını
sağlayın. Hayvanlar terleme
yoluyla çok miktarda mineral
kaybederler.
››
HAVA AKIMI
Örtülü Mahya
Hava akımı ineklerde ciddi sağlık
sorunlarına yol açar. Her zaman
kaçınmak gerekir.
Rüzgâr hızının az olduğu zamanlarda iyi bir havalandırma için çatıdaki sırtın (mahya)
açık olması çok yararlıdır. Özellikle rüzgâr olmadığında, koşullar sıcak ve nemli iken,
ısınan havanın uygun şekilde çıkması önemlidir. Bu tip boşaltımın tek ve doğru yeri ahır
çatısındaki sırttır. Yüksekte (35 cm) üst kısmı olan bir açık çatı sırtı (mahya) en iyi iş gören
sistemlerden biridir. Hava akışına ‘baca etkisi’ denir. Açık bir mahyayı yerleştirirken
esas mesele, oradan ahırın içine kolayca yağmur girebilmesidir. Eğer inekler doğrudan
mahyanın altına denk geliyorsa yağmurdan mutlaka kaçınılmalıdır, hatta yem yoluna
denk gelmesi bile istenmez.
• Yağmur geçirmezlik
İyi havalandıran ve az çok yağmur geçirmezlik sağlayan mahya sistemleri geliştirilmiştir.
En iyi sistem, mahya üzerinde masa üstü yağmur örtüsü veya mahya altındaki yağmur
suyu borularına dayananıdır. Bu sistemlerde rüzgâr olmadığı zamanlarda hava serbestçe
yükselebilir.
‘Venturi tipi’ denilen bir çok sistemde havanın etkin biçimde çıkışı rüzgâra bağlıdır.
www.tarimturk.com.tr 53
UZMAN GÖRÜŞÜ
TT
TARIM
TÜRK
Şekil 3 – Günışığı gelen bacalı bir mahya
ile en iyi şekilde havalandırma. Hava çıkışı
kırmızı ile gösterilmiştir.
Duşlar hayvanları serinletebilir
Hayvanları serinletmenin bir başka yolu buharlaştırıcılardır
• Gün ışığı
Bazıları ‘venturi tipi’ havalandırma sistemleri ile açık mahyayı bir araya getirir, ancak mahya açıklıkları oldukça küçüktür. Dört sıralı
serbest duraklı bir ahır için yaklaşık 30 cm.lik bir açıklık önerilmektedir. Yalıtımlı sandviç çatı panelleri kullanılan bir ahırda mahya
hava çıkışı yeri olduğu kadar ışık için giriş yeridir. Kapalı mahyaların saydam malzemeden yapılmasının nedeni budur. Sürekli açık
olan bir mahyaya seçenek olarak başka bir havalandırma (havayı çekmek) şekli vardır: Eğim yönünde çatıyı belirli aralıklarla örneğin
her dört metrede bir kesmek. Çatıdaki bu aralıklara yağmur suyunu akaçlamak için olaylıkla yağmur olukları konulabilir.
54 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
UZMAN GÖRÜŞÜ
Terleme yoluyla hayvanlar mineral kaybettiği için sıcak dönemlerde onlara
yeterli mineral sağlayın
Yapay ışıklar sık sık temizlenmelidir.
››
IŞIK
Sığırlar gün ışığını bilinçli algılayamaz. Bilim, sığırların gündüz
vakti ışık belirli bir yoğunlukta olduğu zaman kendilerini en rahat
hissettiklerini ortaya koymuştur. Bu yoğunluk 150 – 200 lükstür.
Günün önemli bir bölümünde sığırların bu yoğunlukta bir ışığa
tabi tutulması süt üretimini artıracaktır. Yeterli ışık doğurganlık
üzerine de çok önemli etkide bulunmakta ve ineğin genel sağlık
durumuna olumlu etki yapmaktadır. İneğin akşam uygun bir ışık
altında yem yemesi süt üretimini artırabilir. Sığırların tümü aynı
yoğunlukta ışık istemez. Kurudaki inekler için sekiz saatlik bir
gün ışığı yeterli olacaktır.
Pratikte doğal ışığı tamamlayıcı olarak kullanılabilecek olan üç
ışık kaynağı mevcuttur:
• TL ışıklandırma (ışık yoğunluğu: 80 -85 lümen/watt)
• Metal Halojen (ışık yoğunluğu: 95 lümen/watt)
• Yüksek basınçlı sodyum (ışık yoğunluğu: 132 lümen/watt)
Bu ışık kaynakları gece ışıklandırması için uygun olan ‘normal’
ampullerle bir arada kullanılmaktadır.
Sağmal inekler için bu süre daha uzundur. Onlar 14 ila 16
saatlik gün uzunluğundan fayda göreceklerdir. Gün uzunluğu
fazla olduğunda genç hayvanlar da bundan istifade edecektir.
İlaveten, inekler vücudun dinlenmesini uyaran bir karanlık
döneme de gereksinme duyarlar.
• Yapay ışıklandırma
Mevsime ve işletmenin yerine bağlı olarak gün uzunluğunda
doğal bir değişkenlik vardır. İneğin yararlanabileceği ışık
miktarını ahır da kısmen etkiler. Yeterli gün ışığının girişiyle yapay
ışıklandırma birlikte kullanılarak iyi bir ‘gün uzunluğu’ güvence
altına alınmış olur. Yapay ışıklandırma için yararlı olabilecek bazı
öneriler aşağıdadır:
1. Ahırın her yerinde gazete okumaya yeterli ışık olmalıdır.
2. Işık yoğunluğunu muhafaza etmek için lambalar ve duylar
yılda iki kez temizlenmelidir.
3. Yem yolundan fazla yüksek olmayacak şekilde floresan
lamba asılması akıllıca olacaktır.
• Doğal ışıklandırma
Yılın daha sıcak zamanlarında gün ışığının sorun yaratan yan
etkileri olabilir. Güneş ışığı ahır çatısının saydam kısımlarından
girdiğinde istenmeyen bir ısı getirir. Işığın yanlardan girdiği bir
yapı bu sorunu çözer. Ancak sonuçta kış aylarında iyi bir ışık
ikmali zorunlu olduğundan gün uzunluğu kısa ve ışık yoğunluğu
az olacaktır.
Gölge temini bir zorunluluktur
• Uzun ömür
TL ışıkları en eski ve ahırlarda en yaygın olarak kullanılan
ışıklandırma tipidir. TL’nin satın alma maliyeti düşük olabilir,
ama elektrik sarfiyatı yüksektir. Metal halojen ve yüksek basınçlı
sodyum lambaları yüksek ışık verimine ve çok uzun bir ömre
sahiptir. Yüksek watlı lambalar kullanırsanız istenilen miktarda ışık
elde etmek için daha az eklentiye ihtiyaç duyarsınız. Donatılardaki
akıllı yansıtıcı sistemleri en verimli ısşık yayılımını güvenceye
alır. Lamba satıcıları belirli bir durumda size uygun ışıklandırma
planı yapmakta olup, böylelikle en uygun ışıklandırma
sağlanabilmektedir. Aynı seviyede ışıklandırma karşılaştırmasında
yüksek basınçlı sodyum lambalarının yatırım ve elektrik kullanımı
yönünden en uygun seçenek olduğu görülmüştür. Bu lambaların
bir sakıncası hafifçe turuncu olan renginin herkes tarafından
sevilmemesidir. Gece ışıklandırması sürünün geceyi iyi geçirmesi
ve üreticinin gerekli denetlemeleri yapması için yeterli ışığı sağlar.
www.tarimturk.com.tr 55
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
TT
TARIM
TÜRK
Skretting Türkiye’nin Yeni Bilimsel Yayını:
Skretting Insight’ın İlk Sayısı Yayımlandı!
Skretting Türkiye Ürün ve Pazarlama Departmanı
Su ürünleri sektörü, bilimsel gelişmeler, yenilikler ve sürdürülebilir çözümlerle her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor. Skretting Türkiye,
bu alanın gelişimine katkıda bulunmayı bir görev olarak benimsiyor. Bu vizyonla sektöre rehberlik etmek, bilgi paylaşımını teşvik etmek ve iş
birliğini güçlendirmek amacıyla hazırlanan Skretting Insight su ürünleri dergisi, paydaşların ilgisine sunuldu.
56 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
Skretting Insight, yalnızca bir dergi değil, sektör hakkında derinlemesine bilgi sunan bir kaynak olarak tasarlandı.
İçeriği; çiftlik sahiplerinden yetiştiricilere, akademisyenlerden bilim insanlarına ve sektörün diğer paydaşlarına kadar
geniş bir kitleye hitap edecek şekilde planlandı. Yenilikçi çözümler ve sektörel gelişmeler hakkında güncel bilgiler sunmayı
hedefliyor.
Skretting, dünyanın beş kıtasında yer alan üretim tesisleri ve 60’tan fazla tür için sunduğu sürdürülebilir yem
çözümleriyle sektörde öncü bir rol oynuyor. Bu birikimi bir yayında toplamak, tüm paydaşlara değer katacak bir platform
sunuyor.
Derginin içeriği, sektördeki yenilikler, bilimsel çalışmalar ve teknoloji alanlarında detaylı analizler sunuyor. Akademik
araştırmaların yanı sıra sektördeki önemli isimlerle yapılan röportajlara da yer veriliyor. Dergi, sadece Skretting’in
çalışmalarını değil, sektöre dair önemli gelişmeleri de paylaşmayı amaçlıyor. Bu özelliğiyle bilgi paylaşımına katkıda
bulunan güçlü bir köprü işlevi görüyor.
Skretting Türkiye, sektörde sürdürülebilirlik ve yenilikçiliği odak noktasına koyuyor. Çevre dostu çözümler, kaliteli
yemler ve bilimsel araştırmalarla sektörün daha sağlam temeller üzerine inşa edilmesine destek sağlanıyor. Skretting
Insight dergisi, bu misyonu destekleyen bir araç olarak mevcut ve gelecekteki zorluklara çözüm yolları sunan bir
perspektifle hazırlanıyor.
Derginin oluşturulmasında emeği geçen herkesin katkısı büyük bir değer taşıyor. Zengin içeriğin oluşturulması, doğru
bilgilerin okuyuculara ulaşması ve sektöre katma değer sağlanması adına gösterilen bu çaba, Skretting Türkiye’nin
sektöre olan bağlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.
Skretting Insight, bir başlangıç noktası olarak değerlendiriliyor. Bu yolculukta okuyucuların geri bildirimleri ve katkıları,
derginin daha da gelişmesine imkan tanıyacak. Gelecek sayılarda sektördeki en yeni gelişmeler paylaşılıp uzman
görüşlerine yer verilerek yenilikçi yaklaşımlar desteklenmeye devam edecek.
Su ürünleri sektörünün bilgiye dayalı gelişimini destekleyen Skretting Insight, sektöre ilham ve değer katmayı temenni
ediyor.
Skretting Insight’ta öne çıkan başlıklar:
• Skretting 2023 Etki Raporu
• Sürdürülebilir Besin Zincirinin Vazgeçilmez Bir Parçasıyız
• Skretting Türkiye: Sağlık ve Güvenlik Kültürünün Merkezinde
• Mavi Ekonomi Konseptinde Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Balık Besleme
• Su Ürünleri Üretimine Genel Bakış
• Yassı Balık Yetiştiriciliğine Bakış: Kalkan
• Skretting Türkiye Olarak Kaliteye Bakış Açımız
• Türkiye’de Akuakültür Sistemlerinin Çevre Dostu ve Yenilikçi Sistemlere Dönüşümü Neden Gerekli?
• Skretting’den AmiNova: Akuakültür Beslenmesinde Yenilikçi Adım
• Metro Türkiye’nin Balıkçılıkta Sürdürülebilirlik Vizyonu
• Balık Yemlerinde Böcek Unu Kullanımı: Geleceğin Sürdürülebilir Çözümü
• Spirulina
• Türkiye’de Levrek Yetiştiriciliğinde Aeromonas veronii Enfeksiyonları
• Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde Hassas Beslenme
• Skretting’de Formülasyon Temelleri ve MicroBalance
• Skretting Türkiye’nin Fish Quality Projesi
• Nutra Supreme: Türkiye Pazarında Balık Transferi Üzerindeki Etkisi
• Sürdürülebilir ve Kaliteli Üretimin Sırrı
• İthalata Dayalı Büyüme
• Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde RAS Teknolojisi
www.tarimturk.com.tr 57
SEKTÖRDEN
Havyar Piyasası Analizi:
İç Gözlemsel Piyasa Araştırması
2032’ye Kadar 688,34 Milyon ABD
Dolarına Yükseliş Öngörüyor
Okyanusun mutfak mücevheri havyar, uzun zamandır dünya çapında damakları
büyülemiştir. Enfes tadı, lüks dokusu ve yüksek fiyat etiketi, onun aranan bir lezzet
olarak statüsünü sağlamlaştırmıştır.
Okyanusun mutfak mücevheri
havyar, uzun zamandır dünya
çapında damakları büyülüyor.
Enfes tadı, lüks dokusu ve yüksek
fiyat etiketi, arzu edilen bir lezzet
olarak statüsünü sağlamlaştırdı.
Mersin balığı yumurtalarından
elde edilen havyarın cazibesi,
gastronomik çekiciliğinin ötesine
uzanıyor. Genellikle zenginlik,
sofistikelik ve özel günlerle
ilişkilendirilir. Yüksek fiyatına rağmen, havyar için küresel talep, büyüyen zengin
bir nüfus ve benzersiz mutfak deneyimleri arzusuyla sabit kalıyor.
Z Kuşağı, Viral TikTok Trendiyle Küresel Havyar Patlamasını Tetikliyor
Z kuşağının artan ilgisi ve kullanıcıların havyarı doğrudan ellerinin arkasından
yediği “havyar yumruları” adlı viral TikTok trendi sayesinde havyar satışları küresel
olarak arttı. CaviarBumps etiketi altında yaklaşık 15 milyon görüntülemeyle bu
lezzet yaygın bir popülerlik kazandı. Dünya çapındaki şefler bunu menülerine
dahil ederken, Çin ve ABD gibi ülkelerden gelen çiftlik havyarının artan uygun
fiyatlı olması onu tüketiciler için daha erişilebilir hale getiriyor.
Introspective Market Research , bu birinci sınıf lezzetin geleceğine dair kapsamlı
bir bakış açısı sağlayan “ Havyar Pazarı “ başlıklı son pazar araştırmasını açıkladı .
Rapora göre, küresel havyar pazarı 2023’te 345,49 milyon ABD doları değerindeydi
ve önemli bir genişlemeye hazırdı; projeksiyonlar 2032’ye kadar 688,34 milyon
ABD dolarına çıkacağını gösteriyordu. Bu beklenen büyüme, 2024’ten 2032’ye
kadar %7,96’lık etkileyici bir bileşik yıllık büyüme oranını temsil ediyor.
Kaynak : globenewswire.com
TT
TARIM
TÜRK
Bilim İnsanları Yapay Bir
Köpekbalığı Rahmi Yaptı
Aksi takdirde ölecek olan prematüre köpekbalıkları, insan
yapımı bir rahim sayesinde hayatta kalabiliyorlar.
Bir köpek balığı erken doğduğunda, tuzlu su onun
minik bedeni için toksiktir. Prematüre bir köpek
balığı yavrusu henüz kanındaki tuz seviyelerini düzenleyemez
ve genellikle birkaç saat içinde ölür. Bu
yüzden Japonya’daki Okinawa Churaumi Akvaryumu’ndaki
araştırmacılar bir çözüm buldular: bir
anne köpek balığının rahmini taklit eden yapay bir
rahim inşa etmek.
Frontiers in Fish Science’da yayınlanan yeni bir makalede,
araştırmacılar bu üretilmiş uterusun orta
dönem Moller’in fener köpekbalığı embriyolarını bir
yıla kadar, yani normal 18 aylık gebelik sürelerinin
yaklaşık üçte ikisi kadar sürdürebileceğini gösteriyor.
Bilim insanları bu sistemin akvaryumlarındaki
köpekbalıklarına yardımcı olacağını ve sonunda
diğer nesli tükenmekte olan köpekbalığı türlerinin
vahşi popülasyonlarını desteklemek için kullanılacağını
umuyor.
Kaynak: hakaimagazine.com
Araştırmacılar, birkaç değişiklikle robot balıkların
uzaktan kumandalı diğer dalgıçların yerini alabileceğini
söylüyor.
60 www.tarimturk.com.tr
Robotik Balık Devrimine Hazır Olun
Bilim insanları, robot balık sürülerinin yakında geleneksel su altı araştırma araçlarını gereksiz hale
getirebileceğini söylüyor.
İnsan teknolojisi uzun zamandır doğal dünyadan ilham alıyor: İlk uçaklar kuşlara göre
modellenmişti. Velcro’nun tasarımcısı, köpeğinin sık sık koparmak zorunda kaldığı sinir
bozucu dikenlerden ilham almıştı. Ve son yıllarda, dünyanın okyanuslarını keşfetmeye
hevesli mühendisler, bunu en iyi yapan yaratıklardan, yani balıklardan ipuçları alıyor.
Dünya çapında, balık gibi görünen ve yüzen robotlar geliştiren araştırmacılar, su
otomatlarının daha ucuz, kullanımı daha kolay ve bilim insanlarının bugün kullandığı
uzaktan kumandalı araçlardan (ROV) deniz yaşamına daha az zarar verici olduğunu
söylüyor. Teknolojinin ilerlemelerine ilişkin yakın zamanda yapılan bir incelemede, bilim
insanları robotik balık devriminin önünde yalnızca birkaç teknik sorunun durduğunu iddia
ediyor.
Son birkaç on yılda, mühendisler çeşitli amaçlar için prototip robot balıklar tasarladılar.
Bazıları belirli görevleri yerine getirmek için üretilmiş olsa da (örneğin laboratuvarda
diğer balıkları kandırmak , balık hidrodinamiğini simüle etmek veya okyanustan plastik
toplamak ) çoğunluk veri toplarken denizleri geçmek için tasarlanmıştır. Bu robot kaşifler
genellikle karşılaştıkları tüm yaşam formlarını belgelemek için video kameralarla ve
derinliği, sıcaklığı ve asitliği ölçmek için sensörlerle donatılmıştır. Bu makinelerden bazıları
(CIA tarafından geliştirilen Charlie adlı robot yayın balığı dahil) su örnekleri alabilir ve
depolayabilir.
Kaynak: globenewswire.com
Su ürünleri için OVN
Optimum Vitamin Nutrition ®
Daha sürdürülebilir yetiştiricilik için vitamin
düzeylerini kontrol edin ve ayarlayın.
Yeri doldurulamayan ve vazgeçilmez olan vitaminler, balık ve karideslerde immünite, sağlık ve
performansın optimize edilmesi için anahtar besin maddeleridir.
OVN Optimum Vitamin Nutrition®, sürdürülebilir hayvan yetiştiriciliğini desteklerken, hayvanların
yaşam evrelerine ve yetiştirilme koşullarına uygun, doğru miktarlarda verilen yüksek kaliteli
vitaminlerle beslenmesine yardımcı olur.
dsm-firmenich olarak, yerel dsm-firmenich temsilciniz aracılığıyla size yeni OVN Optimum Vitamin
Nutrition® kılavuzları gibi geliştirdiğimiz özel araçları sunarak her zaman öncülük rolünü üstlenmenin
gururunu yaşıyoruz.
Daha fazla bilgi için:
dsm-firmenich.com/anh
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
TT
TARIM
TÜRK
Aquatic Products & Technologies
Teknolojik Yeniliklerle
Su Ürünleri Sektörüne Değer Katıyoruz
Baran Evliyaoğlu | Kurucu Ortak & Yönetim Kurulu Başkanı
Akuakültür sektöründe sürdürülebilirlik ve yenilikçilik dendiğinde akla gelen öncü kurumlardan biri olarak, mühendislik, tasarım
ve üretim gücümüzü bir araya getirerek sektöre değer katıyoruz. Yıllara dayanan uzmanlığımızla hem çevre dostu hem de yüksek
verimlilik sağlayan çözümler sunarak sektördeki teknolojik dönüşümlere öncülük ediyoruz.
Muğla-Milas ve İstanbul-Tuzla’daki yerleşkelerimizde gerçekleştirdiğimiz üretimle, 20’dan fazla ülkeye ihracat yapıyor, küresel pazarda
güçlü bir varlık gösteriyor ve sektördeki öncü konumumuzu güçlendiriyoruz.
ADEC olarak, Türkiye’nin ilk Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımı (RAS) ile kurulan yavru balık üretim ve adaptasyon yerleşkesine sahip
olmanın gururunu yaşıyoruz.
Kurulduğumuz günden bu yana Milas yerleşkesi başta olmak üzere toplamda 5 anahtar teslim yerleşkenin kurulumunu başarıyla
gerçekleştirerek sektördeki liderliğimizi pekiştirdik.
Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımlarımız (RAS) ve “Oceantech” güvenilir yaşam destek sistemleri ile su kaynaklarını korurken, aynı
zamanda yüksek kaliteli üretim standartlarını başarıyla hayata geçiriyoruz.
Bu yenilikçi yaklaşımımız sayesinde, su ürünleri sektörü profesyonelleri için vazgeçilmez bir çözüm ortağı olmanın yanı sıra, sektörün
geleceğine yön veriyor ve çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan bir üretim modeli sunuyoruz.
64 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
Kapalı Devre Su Üretim Sistemi (RAS): Kaynak Tasarrufu ve
Yüksek Verimlilik
Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımlarımız (RAS), suyun yeniden
kullanımı sayesinde hem kaynak tüketimini azaltan hem de
üretim süreçlerini optimize eden modern bir teknolojidir.
RAS sistemlerimizle, suyunuzu sürekli bir döngü içinde tutarak
minimum tüketimle maksimum verim elde etmenizi sağlıyoruz.
Dışarıdan su alımını minimuma indiriyor, sistemdeki suyu
arıtarak tekrar dolaşıma kazandırıyoruz. Suyun %90’nın üzerinde
geri kazanılmasını sağlarken, üretim sürelerini kısaltıyor ve
üretim kapasitelerinin arttırılması sağlıyoruz. OceanTech
Biyolojik ve mekanik filtrelerimiz sayesinde suyun kalitesini
sürekli koruyoruz.
Kaliteli Yavru Balık Üretimi İçin RAS Teknolojisi ile Kontrol
Altında Büyüme
RAS sistemlerimiz, dış ortamdan izole bir üretim ortamı
oluşturarak yavru balıklarınız için güvenli ve sağlıklı bir büyüme
süreci yaratmanıza olanak tanır. Sistemimizin kapalı döngü
yapısı sayesinde bulaşıcı hastalık riskini minimuma indiriyor
ve hastalıksız (“disease-free”) yavru balık üretimi yapmanızı
sağlıyoruz.
RAS teknolojisi, suyun sıcaklık, pH, oksijen seviyesi gibi çevresel
parametrelerini hassas bir şekilde kontrol etmenize olanak
tanır. Böylece yavru balıklarınız için ideal büyüme koşullarını
sağlayabilir ve gelişim süreçlerini hızlandırabilirsiniz. Sistemin
sağladığı kontrollü çevre sayesinde yavru balık kayıp oranları
önemli ölçüde azalmakta, böylece üretim verimliliği artmaktadır.
Yavru balık üretiminde menşei bilinen ve ıslah edilmiş yüksek
kaliteli yumurtalar kullanıyoruz. Kontrollü bir ortamda yemleme
ve büyüme süreçlerini optimize ederek kısa sürede yüksek
kaliteli yavru balık üretimi gerçekleştiriyoruz.
ADEC olarak, RAS (Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımı) teknolojisini
kullanarak Milas yerleşkemizde kuluçkahane ve adaptasyon
birimlerimizde yavru balık ve pazar boyu balık üretimi yapıyor ve
bunları satışa sunuyoruz.
Oceantech: Mühendislik ve Tasarımın Gücü
OceanTech markamız, sektördeki farkını yüksek performanslı
su filtrasyon sistemleri ve yaşam destek ekipmanlarıyla ortaya
koyarak, işletme sahiplerine hem kullanıcı dostu hem de dayanıklı
ve yatırımcı dostu çözümler sunmaktadır.
Kullanıcı Dostu
Ürünlerimiz, RAS sistemleri ile kullanıcı dostu olacak şekilde
tasarlanmıştır. Kolayca erişilebilen ve anlaşılabilen bir ara
yüzle su koşullarınızı yönetebilir ve izleyebilirsiniz. Sistemdeki
otomatik izleme ve uyarı sistemleri, anormal durumlar hakkında
sizi bilgilendirerek hızlı müdahale etmenizi sağlar. Enerji ve
su verimliliği sağlayan teknolojilerle işletme maliyetlerinizi
düşük tutarken, düşük bakım gereksinimleri ve kolay temizlik
özellikleriyle iş yükünüzü azaltır. Modüler yapısı sayesinde
sisteminizi ihtiyaçlarınıza göre özelleştirebilirsiniz ve uzun
vadeli destek ile sürekli olarak hizmet alarak sisteminizin verimli
çalışmasını sağlarsınız.
KARŞILAŞTIRMA TABLOSU
ÖZELLİK RAS SİSTEMİ GELENEKSEL SİSTEM
Su Tüketimi Su %90-99 oranında geri kazanılır, sutüketimi minimuma iner. Yüksek su tüketimi, doğal su kaynaklarına bağımlı.
Çevresel Etki Çevre dostu, atıklar minimuma indirilir, sürdürülebilir. Su ve atıklar çevreye bırakılır, doğal kaynaklara zarar verebilir.
Hastalık Riski Kapalı sistem olduğundan hastalık riski düşük, kontrol altında. Yüksek hastalık riski, dış ortamdan patojen geçişi olabilir.
Kontrol Edilebilir
Parametreler
Su sıcaklığı, pH, oksijen seviyesi gibi tüm çevresel parametreler tam
kontrol altında.
Çevresel parametreler sınırlı, doğa koşullarına bağlı.
Üretim Hızı Yüksek verimlilik, daha hızlı büyümeoranları. Düşük verimlilik, büyüme oranları mevsimsel koşullara bağlı.
Verimlilik
Yüksek yoğunluklu üretim yapılabilir, yıl boyunca tutarlı üretim
kapasitesi
Mevsimsel kısıtlamalar ve düşüküretim verimliliği.
Maliyet Su ve enerji tasarrufu sağlar, daha ekonomik bir üretim. Yüksek su ve enerji maliyetleri, daha fazla işletme gideri.
Hastalıksız Yavru Üretimi “Disease-free” yavru balık üretimi mümkündür. Hastalık riski yüksek, yavru balıkların sağlığı tehlikeye girebilir.
Yatırım ve İşletme Maliyeti Başlangıç maliyeti yüksek olabilir,ancak uzun vadede karlıdır. Başlangıç maliyeti daha düşük, ancak yüksek işletme maliyetleri
olabilir.
Sürdürülebilirlik Yüksek çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynaklara zarar vermez Sürdürülebilirlik düşük, çevreyeolumsuz etkiler yaratabilir.
RAS (Kapalı Devre Filitrasyon Tasarımı) ve geleneksel sistemlerin temel özellikleri
www.tarimturk.com.tr 65
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
TT
TARIM
TÜRK
Yatırımcı Dostu
Dayanıklı malzemelerle üretilen bu ürünler, en zorlu
çevresel koşullarda bile uzun süre verimli çalışarak bakım
maliyetlerinizi düşürür. Su Kullanımının Verimli Yönetimi,
su temin ve arıtma maliyetlerinizi azaltır. Hastalık Riskinin
Azaltılması, tedavi maliyetlerinizi düşürür. Otomasyon ve
İzleme Sistemleri, iş gücü maliyetlerinizi minimize eder.
Verimli Yem Kullanımı, yem israfını azaltır. Enerji Verimliliği, enerji
maliyetlerinizi düşürür. Uzun Vadeli Sürdürülebilirlik, üretim
sürelerinizi kısaltır ve verimliliği artırır. Bu sayede, yatırımcı dostu
bir çözüm sunar.
Kullanıcı Geri Bildirimleriyle Sürekli Gelişim
Ürünlerimiz, sürekli olarak kullanıcı geri bildirimleri doğrultusunda
geliştirilmekte ve iyileştirilmektedir. Sizler, gerçek operasyonel
deneyimlerinizi paylaşarak ürünlerimizin daha verimli ve işlevsel
hale gelmesine katkı sağlarsınız. Bu geri bildirimler, tasarım,
performans ve bakım süreçlerinde yapılan iyileştirmelere yansır ve
her yeni sürümde daha yüksek verimlilik, kullanıcı dostu özellikler
ve sürdürülebilirlik sağlanır. Böylece, sektördeki değişen ihtiyaçlara
hızla uyum sağlayabilecek şekilde ürünlerimizi sürekli geliştirerek
sizlere en yüksek kalitede hizmet sunmayı hedefleriz.
OceanTech ürünleri arasında Kompakt Filtre Sistemleri, Tambur
Filtreler ve Protein Skimmer’lar bulunur. Tüm ekipmanlarımız,
mühendislik ve tasarım uzmanlığımızla geliştirilir ve test edildikten
sonra pazara sunulur. Bu sayede, verimli ve sürekli iyileşen üretim
süreçleri elde edersiniz.
Katoloğumuzu incelemek için sayfa sonundaki QR kodu okutunuz
Kendi Sistemlerimizde Test Ediyoruz, Pazara Sunuyoruz
Yenilikçi yaklaşımımız, geliştirdiğimiz ürünleri önce kendi
sistemlerimizde test etmeyi ve ardından sektöre sunmayı içeriyor.
Bu sayede, üretilen teknolojiler hem güvenilirlik hem de performans
açısından yüksek standartlarda oluyor. Milas’taki kuluçkahane ve
adaptasyon birimlerimizde uyguladığımız kapalı devre sistemler, bu
yaklaşımımızın başarısını gözler önüne seriyor.
Kapalı Devre Su Üretim Sistemi (RAS) – Adec Milas Yerleşkesi
Her bir projede, işin başından sonuna kadar sorunsuz bir deneyim
sağlamak için tüm aşamaları titizlikle yönetiyor ve müşterilerimize
en yüksek düzeyde güvenilirlik ve verimlilik sunuyoruz.
Sürdürülebilir ve Çevre Dostu Üretimle Geleceğe Adım
ADEC olarak, mühendislik, tasarım ve üretim gücümüzü bir araya
getirerek, sektöre yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik sağlayan
yenilikçi çözümler sunmaya devam ediyoruz. Her aşamada çevresel
sürdürülebilirliği gözeterek, su kaynaklarının verimli yönetimini ve
doğal deniz ekosistemlerinin korunmasını sağlıyoruz. Hem yerel
hem de küresel ölçekte gerçekleştirdiğimiz projelerle, sektördeki
öncü konumumuzu güçlendiriyor ve geleceğin su ürünleri üretimi
için sağlam bir temel oluşturuyoruz. ADEC olarak, çevre dostu ve
teknolojik olarak gelişmiş sistemlerimizle, sektördeki dönüşümü
yönlendiriyor ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlıyoruz.
Ürünlerimiz, her aşamada yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik
sağlamak için sürekli olarak geliştiriliyor. Bu süreç, yalnızca
teknolojilerimizin kalitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda
müşterilerimize sağladığımız güveni pekiştiriyor. Böylece, sektöre
sunduğumuz çözümler, gerçek dünya koşullarında test edilmiş ve
güvenilirliği kanıtlanmış ürünler olarak öne çıkıyor.
Anahtar Teslim Projelerle Sektördeki Lider Konumumuzu
Güçlendiriyoruz
Anahtar teslim projelerde sektördeki deneyim ve uzmanlığımızı
müşterilerimizin ihtiyaçlarına özel çözümlerle birleştiriyoruz.
Tasarım, mühendislik, üretim, kurulum ve devreye alma süreçlerinin
tamamını üstlenerek, projelerin her aşamasında yüksek kalite
standartlarını koruyoruz. Müşterilerimize sadece tamamlanmış bir
proje sunmakla kalmıyor, aynı zamanda sürdürülebilir ve verimli
işletmelerin temellerini atıyoruz.
66 www.tarimturk.com.tr
TT
TARIM
TÜRK
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
AB destekli Akdeniz balıkçılığının
‘Su ayak izini’ ölçme projesi
Akdeniz balıkçılığında su tüketimini değerlendirmek ve azaltmak
amacıyla AB tarafından desteklenen yeni bir girişim olan “Wantefish”
projesi, bölgedeki balıkçılık faaliyetlerinin “su ayak izini” hesaplayacak.
Türkiye , İspanya, İtalya, Hırvatistan ve Yunanistan’daki üniversitelerin
öncülüğünde, AB ve Türkiye Ulusal Ajansı tarafından finanse edilen proje,
su ürünlerinin avcılığı, yetiştiriciliği ve işlenmesinde kullanılan suyun
aydınlatılmasını amaçlıyor.
Projenin Türkiye koordinatörlüğünü yürüten Ege Üniversitesi Su Ürünleri
Fakültesi Öğretim Üyesi İlker Aydın, “Bu hem Türkiye hem de Avrupa
suları için deniz ürünleri üretimimizin su tüketimini sistematik olarak
hesaplayacağımız ilk çalışma olacak” dedi.
Kaynak: .hurriyetdailynews.com
Şişe burunlu yunuslar açlık
belirtileri gösteriyor
Antalya merkezli bir araştırma derneğinin yaptığı bilimsel çalışma, Türkiye
sularında sıkça görülen şişe burunlu yunusların açlıktan zayıfladığını ortaya
koydu.
Deniz Memelileri Araştırma Derneği (DMAD) Kurucusu Aylin Akkaya,
Türkiye’nin Boğaziçi ve Karadeniz’den, Doğu Akdeniz’deki sınır ili Hatay’a
kadar tüm denizlerinin, ülkenin en yaygın deniz memelisi türü olan şişe
burunlu yunuslara ev sahipliği yaptığını söyledi.
Akkaya, “Vücut yapıları büyük olmaları gerektiğini gösterse de bu hayvanların
biraz kilo kaybettiği görülüyor. Kaburgaları daha belirgin hale geldi” dedi.
Şişe burunlu yunusların kilo kaybetmesinin, türün açlıkla karşı karşıya
kalmasından kaynaklandığını, ancak kesin nedeninin henüz bilinmediğini
belirtti.
Ancak türün Boğaz’daki popülasyonuna ilişkin Akkaya, bu memelilerde
gözlenen zayıflık ve açlık belirtilerinin, su altı gürültüsü ve boğazdaki balık
popülasyonunun yetersizliği gibi stres faktörlerine bağlı olabileceğini ileri
sürdü.
Kaynak: .hurriyetdailynews.com
Kahramanmaraşlı
balıkçılar deprem sonrası
54 ülkeye ihracat yaptı
6 Şubat 2023’teki iki büyük depremin merkez üssü olan
Kahramanmaraş’taki balıkçılar , önemli bir iyileşme
göstererek 54 ülkeye balık ihraç ediyor.
“Yüzyılın felaketi” olarak tanımlanan deprem, güneydeki
11 ili yerle bir ederken, yerel balık üreticilerinin dayanıklılığı
sayesinde sektör toparlandı.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle Kahramanmaraş,
Türkiye’nin balıkçılık sektöründe yeniden önemli bir
oyuncu olarak ortaya çıktı.
Geçtiğimiz yıl bölgedeki balıkçılar, büyük ölçüde yerel barajlarda
kurulan balık çiftliklerinden 10.000 ton alabalık
ve 80 milyon yavru balık üretti. Sadece bu yılın ilk dokuz
ayında, 6.000 ton alabalık ihraç ederek 30 milyon dolar
gelir elde ettiler.
Kaynak .hurriyetdailynews.com
www.tarimturk.com.tr 67
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
TT
TARIM
TÜRK
Norveç, somon ihracatında
rekor seviyede gelir elde
ettiğini bildirdi
Deniz ürünleri ihracatı Kasım ayında 17,3 milyar NOK
(1,24 milyar £) değerindeydi, geçen yılın aynı ayına
kıyasla 1 milyar NOK veya %6 artış gösterdi. Somon
ihracatı 12,1 milyar NOK değerindeydi.
Yem denemelerinde şeker yosunu (Saccharina latissima) kullanıldı.
Somon için
Deniz yosununun faydaları
Fermente şeker yosunu, Atlantik somonunun bağırsak sağlığını ve bağışıklık
sistemini iyileştirerek su ürünleri yetiştiriciliği için yenilikçi bir takviye olarak
ortaya çıkıyor.
Danimarka ve Norveç’teki araştırmacılar, deniz yosunu takviyesinin
etkilerini değerlendirmek için iki ayrı büyüme denemesi yürüttüler;
bunlar arasında, balıkların yaklaşık 300-600 gram arasında büyüdüğü
kapalı kara tabanlı bir devridaimli su ürünleri yetiştirme sistemi (RAS)
ve balıkların yaklaşık 500-2.500 gram arasında büyüdüğü açık su ağı
tabanlı bir deneme yer aldı.
Her iki gruba da yem peletinin ekstrüzyonundan sonra ve yağ
kaplamasından önce şeker yosunu ( Saccharina latissima ) ilavesiyle,
Energy X 200 tarifine dayalı bir BioMar diyeti verildi.
Çalışmaya %0, %0,5, %1, %1,5 ve %2 olmak üzere farklı katkı oranları
uygulanarak, çalışma sonrasında takviye uygulanan gruplardaki verim
performansları ve bağırsak sağlıkları değerlendirildi.
“Deniz ürünleri ihracatında birkaç ay üst üste sağlam
büyümeyi geride bıraktık ve bu eğilim Kasım ayında da
devam etti. Somon, uskumru, morina, mezgit ve ringa
balığındaki fiyat artışları sayesinde bu, değer açısından
şimdiye kadar ölçülen en iyi Kasım ayı oldu,” diyor
Norwegian Seafood Council’ın CEO’su Christian Chramer.
Çin’e yapılan satışlarda güçlü büyüme
Her zamanki gibi, en fazla Norveç deniz ürününü satın
alanlar AB bölgesindeki ülkelerdi. Norveç, Kasım ayında
bu pazara toplamda 10 milyar kron değerinde deniz ürünü
ihraç etti.
Norveç bu yıl şimdiye kadar 160,4 milyar NOK değerinde
deniz ürünleri ihraç etti. Bu, geçen yılın aynı dönemine
göre 2,3 milyar NOK veya %1,5 daha yüksek.
Somon balığına rekor değer
• Norveç, Kasım ayında 12,1 milyar NOK değerinde
131.232 ton somon ihraç etti
• Değer, geçen yılın aynı ayına kıyasla 619 milyon NOk
veya %5 arttı
• %3’lük bir hacim artışı yaşandı
• Kasım ayında somon için en büyük pazarlar Polonya,
Fransa ve Hollanda oldu
Zararlı bakteriler azaltıldı
Bağırsak düzeyinde, Aliivibrio gibi zararlı bakterilerin yaygınlığında
bir azalma oldu ve Mycoplasma , Photobacterium ve Brevinema
bakterilerinin hakim olduğu bir mikrobiyom gözlemlendi. Çevresel
bir bakış açısından, araştırmacılar, alg takviyesinin su ürünleri
yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliği desteklediğini, çünkü ötrofikasyonu
azalttığını ve karbon ayak izinin azaltılmasına katkıda
bulunduğunu vurgulamanın önemli olduğunu yazıyor.
Kaynak: fishfarmingexpert.com
Sonuç olarak araştırmacılar, fermente edilmiş deniz yosununun
Atlantik somonunda besin takviyesi olarak sağladığı katkının,
bağırsak sağlığını iyileştirme, mikrobiyomu stabilize etme ve bağışıklık
sistemini güçlendirme açısından umut verici bir tamamlayıcı olduğunu,
bunun da üretim parametrelerinin daha iyi performans göstermesine
ve hastalıklara karşı direnç sağlanmasına katkıda bulunduğunu
belirtmektedirler.
68 www.tarimturk.com.tr
Kaynak: fishfarmingexpert.com
TT
TARIM
TÜRK
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
Su bitkileri için perakende
patlaması bekleniyor
Perakende sektörü uzmanları, önümüzdeki yılın en önemli 10
gıda trendini açıkladı. Bunlar arasında deniz yosunları ve diğer
su bitkileri öne çıkıyor.
ABD’nin önde gelen süpermarket zinciri Whole Foods
Market’in Trendler Konseyi, 2025’te gerçekleşmesini
beklediği gıda trendlerini açıkladı. Profesyonel toplayıcılar,
alıcılar ve mutfak uzmanları da dahil olmak üzere 50’den
fazla üyeden oluşan konsey, tüketici tercihlerini öngörmek
ve bunlara yanıt vermek için her yıl trend tahminleri
geliştiriyor.
Konseyin mevcut tüketici eğilimlerine ilişkin analizi, çiftlik
yosunları ve su mercimeği gibi su içeriklerini önümüzdeki
yıl en çok beklenen perakende patlamaları arasında
gösteriyor.
Whole Foods ekibinin, halihazırda bir sağlık bileşeni
olarak giderek artan bir popülerlik kazanan deniz yosunu
pazarı için özellikle yüksek beklentileri var. Yakın gelecekte
popülerliğinin artması beklenen diğer su içerikleri
arasında yapraklı yeşilliklere besleyici, yüksek proteinli bir
alternatif sunan su mercimekleri ve Gracilaria gibi deniz
yosunlarından elde edilen bir jelatin alternatifi olan agaragar
yer alıyor.
Kaynak: Thefishsite.com
Araştırmacılar açık okyanus
su ürünleri yetiştiriciliğinin
gelişimini destekliyor
Yeni bir uluslararası iş birliği projesi, su ürünleri yetiştiriciliğinin
kıyıya yakın alanlardan açık okyanus ortamlarına kaydırılmasını
kolaylaştıracak teknoloji ve altyapının araştırılması ve geliştirilmesini
desteklemeyi amaçlıyor.
Su ürünleri yetiştiriciliği, dünyanın en hızlı büyüyen gıda
endüstrilerinden biridir ve ürünlerine yönelik artan talebi
karşılamak amacıyla yeni bir iş birliği araştırma projesi,
deniz çiftçiliği faaliyetlerini halihazırda yoğun bir şekilde
kirlenmiş olan sıkışık kıyı bölgelerinden uzaklaştırıp açık
sulara taşımayı amaçlıyor.
Bu amaçla, Braunschweig Teknik Üniversitesi’nin de dahil
olduğu uluslararası ortak proje Ngā Punga o te Moana -
Açık Okyanus Geleceğimizi Demirlemek , yüksek enerjili
açık okyanus ortamında hayatta kalabilen dayanıklı,
üretim açısından verimli teknolojiler geliştirmek
amacıyla deniz biyolojisi ve hidrolik ve yapı mühendisliği
alanlarından uzmanları bir araya getiriyor.
Projenin bir parçası olarak, Yeni Zelanda kıyılarında yeni
bir tür deniz yosunu çiftliği geliştirilecek.
Kaynak: Thefishsite.com
Çeşitli deniz yosunu türlerinden üretilen agar agar, 2025 yılı için beklenen trendler arasında
yer alıyor
Ekvador karides sektörü ABD
fırsatlarına göz dikti
Ekvador’un karides üretimindeki hızlı büyüme, düşük
karides fiyatları ve zayıf Çin talebi nedeniyle nihayet
durma noktasına geldi; ancak analistler, karides
dünyasının ihracat liderlerinin ABD pazarında daha
fazla ilerleme kaydetmesini bekliyor.
Bu, Rabobank’tan Gorjan Nikolik’in bu yılki
Küresel Deniz Ürünleri İttifakı zirvesinde yaptığı
sunumda verdiği başlıca mesajlardan biriydi.
Zirve, GSA’nın yıllık anketine verilen yanıtlara
dayanarak dünyanın dört bir yanından
karides üretim tahminlerine odaklanıyordu.
Daha ileriye bakıldığında, Ekvadorlu anket katılımcılarının
2025 yılına ilişkin kötümser bakış açılarına dikkat çekti ve
bunu Çin talebindeki devam eden düşüşe bağladı.
Bu arada, Ekvador’dan farklı olarak çok çeşitli deniz
ürünleri için güçlü bir iç pazara sahip olan Brezilya ,
giderek güçleniyor.
Asya ihracatı
Asyalı karides üreticileri de zor bir yıl geçirdi. Ankete katılanlara
göre, Hint karides üretimi 2023’te %4, 2024’te %3 düştü ancak
2025’te toparlanacak.
Nikolik, bunun sonucunda geleneksel olarak Çin’e odaklanan
Ekvadorlu karides ihracatçılarının, Amerikalıların Ekvador’un en
büyük karides oyuncusu Santa Priscila’ya uygulamayı planladıkları
telafi edici vergileri (CVD) iptal etme kararıyla giderek daha fazla AB
ve ABD pazarına yöneleceğini öngörüyor.
Kaynak Thefishsite.com
www.tarimturk.com.tr 69
SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDEN
TT
TARIM
TÜRK
Yenilikçi elektrikli bariyer,
somon balığı için denizanası
tehdidini hedefliyor
Norveçli teknoloji şirketi Harbor, elektrikli bariyer teknolojisinin etkililiğini
doğrulayan denemelerin ardından çiftlik somonlarını zararlı denizanalarından
korumak için önemli bir adım attı.
Harbor’ın çözümü, deniz biti larvalarını etkisiz hale getiren ve artık
denizanasının etkisini azaltmada umut vadeden bir elektrik bariyeri olan
mevcut Harbor Fence teknolojisini kullanıyor. Son denemeler, kontrollü bir
elektrik şokunun inci kenarlı denizanasında zehir salınımını tetiklediğini,
onları günlerce zararsız hale getirdiğini ve balıkları tehlikeye atmadan somon
çiftliklerinde sürüklenmelerine olanak sağladığını gösterdi.
Harbor COO’su Bernt Aage Lie bir basın bülteninde, “Her yıl milyonlarca somon
inci denizanası yüzünden ölüyor ve bu da muazzam mali ve refah kayıplarına
yol açıyor. Teknolojimiz yenilikçi bir çözüm sunuyor ve sektörün ilgisi hızla
artıyor” dedi.
Harbor Fence, deniz bitleriyle mücadele etmek için birkaç su ürünleri yetiştirme
sahasında başarıyla konuşlandırılmıştır ve denizanası için yeni uygulaması
potansiyel etkisini genişletmektedir. Bu atılım, su ürünleri yetiştirme
sektöründe önemli bir ilgi uyandırmış ve %30’luk aşırı talep gören oldukça
başarılı bir hisse senedi ihracını desteklemiştir.Aşırı talep gören hisse senedi
ihracının ardından Harbor, üretimi artırmaya ve balık sağlığını iyileştirmek ve
ölüm oranlarını azaltmak isteyen balık çiftçilerinin artan talebini karşılamaya
hazırlanıyor.
Harbor’un elektrikli çit teknolojisini kuran bir somon çiftliği
Kaynak: https://harbor.no/
Kanola’nın su ürünleri yemindeki değerine ilişkin yeni araştırma
Kanada su ürünleri yetiştiriciliği sözleşmeli araştırma kuruluşu ONDA, sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği üretimi için kanola bazlı yem unu
kullanımını inceleyen bir proje üzerinde Kanada Kanola Konseyi (CCC) ile birlikte çalıştığını duyurdu.
Onda, basın açıklamasında projenin amacının, bir tür kolza bitkisi olan Kanada kanolası pazarını
genişletmek ve su ürünleri yemi için sürdürülebilir bir alternatif bileşen sağlamak olduğunu
söyledi. Prince Edward Adası merkezli Onda’nın CEO’su Myrna Gillis şunları söyledi:
“Deniz ürünlerine yönelik küresel talep artmaya devam ederken, su ürünleri yetiştiriciliğinde
sürdürülebilir uygulamalara duyulan ihtiyaç her zamankinden daha acil hale geldi. Onda ve
kanola sektörü, alternatif yem kaynaklarına yönelik araştırmaları ilerletmek suretiyle, sektörün
bu zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olurken, Kanada kanolası için yeni pazarlar
açmak için çalışıyor.”
18 aylık araştırma projesi, Kanada kanola ununun balık yeminde kullanımını ve büyüme,
hastalık direnci ve çevre üzerindeki etkisini değerlendirecektir. Çalışmanın amaçları, besin
sindirilebilirlik değerlerini güncellemek ve kanolanın su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanımı
hakkında yeni veriler sağlamak ve somon yeminde kanola unu için bir yaşam döngüsü analizi
sağlamaktır. Araştırma, Onda’nın Beslenme, Sağlık, FeedTech ve LabTech iş birimlerini kapsayacak ve bulguların paylaşılması ve yayılmasıyla
sonuçlanacaktır.
Besin değeri
CCC tarım uzmanı ve araştırma lideri Chris Manchur, “Bu araştırma, kanola ununun su ürünleri yetiştiriciliğindeki besin değerine ilişkin anlayışımızı
geliştirecek, pazar fırsatları yaratmaya ve kanolanın gıda ve yem sistemlerimize katma değerli katkılarını daha da ileriye taşımaya yardımcı olacak”
dedi. Sürdürülebilirliği, pazarlanabilirliği, maliyet etkinliği ve dengeli aminoasit profili nedeniyle kanola küspesi balık yemi için ümit vadeden bir
bitkisel protein kaynağı olarak değerlendirilmektedir.
Kaynak: fishfarmingexpert.com
70 www.tarimturk.com.tr
TARIM TÜRK’e TÜRKİYE’nin 12 AYRI NOKTASINDAN VE K.K.T.C.’DEN ULAŞABİLİRSİNİZ
Merhaba,
1.250
950
900
900
1.000
20. kuruluş yılını kutlayan Tarım Türk Dergisi; sektöre ilişkin gelişmeleri, sorunları ve çözümleri dile getiren yayın
organı olarak, yıllar içinde güvenilir bir kaynak haline gelmiştir. Aldığımız ödüller de başarımızın kanıtıdır. Tarım
sektörünün lider dergisi Tarım Türk 120 ülkeden 14 bini aşkın firmanın üye olduğu Trade Leaders Club'ın (Ticaret
Liderleri Kulübü) düzenlediği "Yeni Milenyum" "Uluslararası Avrupa Kalite Ödülü"nü almaya hak kazanmıştır.
Ayrıca, Avrasya'nın en büyük tarım fuarı olma özelliğini taşıyan Growtech Eurasia Fuarı'nda "En İyi Tarım Dergisi
Ödülü"nü almıştır. Bitkisel Üretim, Makine Mekanizasyon ve Hayvancılık olmak üzere toplam 3 farklı dergi ile
sektöre hizmet veren dergimizin 20 bin baskısının yaklaşık 12.000'i aşan abonelerimiz oluşturmaktadır. Dağılım
yerlerimiz; tarım il müdürlükleri, damızlık sığır yetiştiricileri birlikleri, tarım kredi kooperatifleri, birlikler, ziraat
odaları, ziraat fakülteleri, tarımsal ilaç bayileri, yaş sebze ve meyve ihracatçıları, sektöre hizmet veren kuruluşlardır.
Bizi tanımak isteyen firma ve kişilerin tercih edebileceği bir diğer yol da www.tarimturk.com.tr adresini tıklayıp
e-dergimizi incelemek olacaktır.
BEY MEDYA SAN. VE TİC. LTD ŞTİ.
Kazancınız sorumluluğumuzdur
Your yield is our responsibility
REDOGS
KÖPEK MAMASI
Rtmtarim.com.tr
Tatlıcak Mh. Ereğli Cd. No:83/A 42030 Karatay / KONYA Tel: 0332 334 0 480 (pbx) Fax: 0332 334 0 486
AKILLI OTOMASYON SISTEMLERI
ILE ÜRETIMINIZI KONTROL EDIN
CONTROL YOUR PRODUCTION WITH
INTELLIGENT AUTOMATION SYSTEMS
www.meko.com.tr
/mekoglobal
Yem ve Un Fabrikası Otomasyon Sistemi
Feed and Flour Automation System
Çelik Silo Otomasyonu
Steel Silo Automation
Kümes Havalandırma ve Kafes Otomasyon Sistemleri
Poultry Ventilation and Cage Automation Systems
Balık Yemleme Otomasyonu
Fish Feeding Automation
MERKEZ OFIS / HEAD OFFICE
Çetin Emeç Bulvarı Lizbon Cad. No: 36/B 06460
Öveçler - Çankaya/Ankara - Türkiye
T: +90 312 472 92 52
F: +90 312 472 92 57
M: info@meko.com.tr
ATÖLYE / WORKSHOP
1213. Sokak No:7/A 06374
Ostim - Yenimahalle/Ankara - Türkiye
T: +90 312 472 92 52
F: +90 312 472 92 57
M: info@meko.com.tr
ISTANBUL OFIS / ISTANBUL OFFICE
Ataköy 7-8-9-10 Kısım Mahallesi Çoban Çeşme
E5 Yan Yol Caddesi Ataköy Towers A Blok No: 20
Kat: 6 Bakırköy İstanbul TURKEY
T: +90 212 706 14 38
T: +90 533 737 19 36
F: +90 850 724 00 35