04.09.2025 Görüntülemeler

bulten-agustos

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

Sayı 2 | Eylül 2025

BÜLTEN

ERİYEN

HÜCRELERİN

RİTMİYLE

GÜMBÜR

GÜMBÜR

ÇALIYOR,

HAKLIYIZ

KAZANACAĞIZ

MARŞI!

BÜLTEN

1


2

BÜLTEN


GRUP YORUM EMEKÇİSİ ALİ ARACI, SİNCAN 1 NO’LU

KUYU TİPİ HAPİSHANESİ’NDE SÜRESİZ AÇLIK GREVİNDE!

Grup Yorum emekçisi Ali Aracı, Sincan 1 No’lu Yüksek Güvenlikli (Kuyu

Tipi) Hapishane’den, arkadaşlarının bulunduğu S, R, Y tipi olmayan bir

hapishaneye sevk talebiyle 18 Şubat tarihinden bu yana süresiz açlık

grevindedir.

Ali Aracı, 28 yıldır Grup Yorum emekçisidir. Yüz binlerin, milyonların

katıldığı Bağımsız Türkiye konserlerini hayata geçiren, bu konserlerde

sahne alan Yorum emekçilerinden biridir. Grup Yorum’un “yoldaş

konservatuarı”nda onlarca Yorumcu yetiştirmiş, onlara enstrüman

öğretmiştir.

Bugün Ali Aracı Sincan 1 No’lu Kuyu Tipi Hapishanesi’nde süresiz açlık

grevinin 200’lü günlerine yaklaşmaktadır. 42 kiloya düşmüştür ve denge

sorunları yaşamaktadır. Kaburgasındaki

kırıktan dolayı batma olmakta ve nefes

almakta zorlanmaktadır.

Ali Aracı’nın talepleri kabul edilebilir

taleplerdir. Fakat Adalet Bakanlığı’nın

taleplere sessiz kaldığı her gün Ali Aracı’nın

sağlığı daha da kötüleşmekte ve geri

dönülemeyecek noktalara gelmektedir.

Süresiz açlık grevindeki Grup Yorum

emekçisi Ali Aracı’nın sevk talebi bir

an önce karşılanmalıdır.

Kuyu Tipi Hapishaneler

Kapatılsın!

Grup Yorum Halktır

Susturulamaz!

BÜLTEN

3


ALi’NiN AÇLIĞI

Eriyen hücrelerin ritmiyle gümbür gümbür çalıyor, Haklıyız Kazanacağız marşı!

Grup Yorum’un şarkılarına flütüyle sesiyle can verenlerden biriydi Ali Aracı.

Besteler yapıp albümler hazırlarken stüdyodaydı.

Yüz binlere, milyonlara seslendikleri konserlerde sahnedeydi.

Şu anda bir Özgür Tutsak. Şu anda demir parmaklıkların ardında, tecritte.

Şu anda Sincan 1 No’lu Kuyu Tipi Hapishanesi’nde. Şu anda açlığın koynunda. 60 KİLODAN 42 KİLOYA DÜŞTÜ!

Bedeninin neredeyse üçte birini açlığın koynunda sürdürdüğü yürüyüşte bıraktı.

Ali Aracı, daha önce de defalarca gözaltı, işkence ve tutsaklık yaşadı.

O GÖZALTILARDAN BİRİNDE BİLE İSTEYE KABURGASINI KIRDILAR ALİ’NİN.

VÜCUDUNDA BİRAZ ET VARKEN O KIRIK BİR ŞEKİLDE İDARE EDİYORDU.

ANCAK ŞİMDİ, ETLER AZALIP KEMİK ÖNE ÇIKARKEN KABURGASI ZAYIFLAYAN VÜCUDUNA BATIYOR.

Nefes almakta zorlanıyor.

Ali Aracı’nın açlığının fotoğrafına bakın. Gözleri, yuvalarına gömülmüş. Avurtları çökmüş.

Fakat O Fotoğrafta Biz, Sadece Fiziksel Bir Zayıflık Görmüyoruz.

ERİYEN HER HÜCRENİN BÜYÜTTÜĞÜ DİRENİŞİ GÖRÜYORUZ.

Açlık grevi direnişinin doğası bu. Beden hücre hücre erirken direniş adım adım büyüyor

Ölümün koynunda biter bazen açlığımız. Bazen zaferin koynunda. İkisi de zaferdir.

Eriyen her hücre, tutsakları kuyunun dibinden çıkaracak bir basamak oluşturuyor.

Binlerce, yüz binlerce, milyonlarca, milyarlarca hücre eriyor.

Ve onların üzerine basa basa kuyu Tiplerinden çıkmayı başarıyor Özgür Tutsaklar.

DİRENİŞ BÜYÜYOR, KUYU TİPLERİ KÜÇÜLÜYOR.

Faşizm, Grup Yorum’un türkülerinden, marşlarından korkuyordu.

Grup Yorum’un “silahı” olan enstrümanlarından, enstrümanlarındaki mermiler olan notalarından korkuyordu.

Şimdi Grup Yorum direnişçilerinin eriyen hücrelerinden de

aynı korkuyu duyuyor.

Onlar hücre hücre erirken, bir deri bir kemik kalırken,

kesinlikle sevinemiyor düşman.

Biliyor ki, açlık onların bedenlerini küçültürken direnişi büyütüyor.

Direnişin büyümesi, halkın faşizm karşısında direncinin büyümesidir.

Direnişin zaferler kazanması, halkın umudunun büyümesidir.

DÜN NOTALARIYLA UMUDU BÜYÜTEN GRUP YORUMCULAR,

BUGÜN ERİYEN HÜCRELERİYLE

YİNE UMUDU BÜYÜTÜYORLAR.

ERİYEN HÜCRELERİN SENFONİSİ BU.

ERİYEN HÜCRELERİN MARŞI…

ERİYEN HÜCRELERİN RİTMİYLE

GÜMBÜR GÜMBÜR ÇALIYOR,

HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ MARŞI!

4

BÜLTEN


GRUP YORUM EMEKÇİSİ FIRAT KAYA, KIRIKKALE F TİPİ

HAPİSHANESİ’NDE SÜRESİZ AÇLIK GREVİNDE!

Grup Yorum emekçisi Fırat Kaya 27 Temmuz tarihinde aşağıdaki taleplerle süresiz açlık

grevine başlamıştır:

-Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’ndeki baskıların son bulması

-Adalet Bakanlığı’nın 45/1 genelgesinde yer alan sohbet hakkının uygulanması

-Tutsakların ayrı bloklara konularak tecrit edilmelerine son verilmesi

-Neredeyse her gece yapılan baskın aramaların son bulması

-Keyfi şekilde yapılan sürekli yer değişikliklerinin son bulması

-Kitap ve dergilere yönelik engellemeler ve sınırlamaların kaldırılması

-Tutsakların “tehlikeli mahkum” statüsüne alınmaları, geceleri rahatsız edilip

uyutmamaları ve havalandırma sürelerinin 1 saatle sınırlanması gibi uygulamalarının son

bulması

-Grup Yorum’un ve sanatçıların üzerindeki baskıların son bulması

-Kuyu tipi hapishanelere karşı süresiz açlık grevinde olan devrimci tutsakların sevk

talebinin karşılanması.

Rutin hale getirilen baskılar, işkenceler, tutuklamalarla, son süreçte şarkılarımıza

uygulanan sansürle ve kuyu tipi hapishanelerinde tecrit politikalarıyla, mahkemeler

tarafından yasal zorbalıkla verilen ağır cezalarla Grup Yorum’a yönelik saldırılar doruğa

ulaşmış durumdadır. Şu an 22 Yorum emekçisi tutsaktır. Fakat faşizm, tek bir Grup Yorum

tutsağını bile “yola getirememenin, ıslah

edememenin” hazımsızlığını yaşamaktadır.

Keyfi baskı ve tecrit uygulamalarıyla

Guantanamo Kampı’nı andıran Kırıkkale F Tipi

Hapishanesi’nde devrimci tutsaklar gasp edilen

yasal haklarını almak için yıllardır direnmektedir.

Şimdi ise Fırat Kaya’nın süresiz açlık greviyle

direniş daha da boyutlanmaktadır.

Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’ndeki yasaya, hukuka ve

insanlık onuruna aykırı uygulamalara karşı süresiz

açlık grevinde Fırat Kaya’nın haklı talepleri

taleplerimizdir. Hiçbiri

talepler değildir. Taleplerinin derhal

karşılanmasını, Kırıkkale F Tipi

Hapishanesi’nde uygulanan baskı,

saldırı ve tecrit politikalarının son

bulmasını istiyoruz. Taleplerinin

karşılanmaması durumunda

Fırat Kaya’nın yaşayabileceği

sağlık sorunlarından bizzat

Kırıkkale F Tipi Hapishanesi

idaresi sorumlu olacaktır.

BÜLTEN

5


SÜRESİZ AÇLIK GREVİNDEKİ GRUP YORUM EMEKÇİSİ FIRAT KAYA’DAN MEKTUP

“27 Temmuz itibariyle baskıya, adaletsizliğe, içeride ve dışarıda

yok etme saldırısına karşı İdilimizin, Helin ve İbomuzun açtığı

yolu ben de yürümeye başladım. 27 Temmuz önemli bir tarih.

İdil’i şehit verdiğimiz 1996 Ölüm Orucu direnişinin zafer

yıldönümü. Bizim bu toprağa, bu geleneğe bağlı kaldığmızı,

İdil’in uğruna can verdiği değerlerimize ve sanatımıza

duyduğumuz sadakati simgeliyor bu tarihte yola çıkışım.

1.5 yıldır burada bir Grup YORUM üyesi olarak tecritle,

keyfi uygulamalarla, disiplin cezaları ile, yasaklarla

boğulmaya çalışılan sesimi şimdi daha yükseklere,

açlığımın eriştiği herkese, her yere ulaştırıyorum.

Bu ülkenin onurlu devrimcilerini kuyu tipi denilen

tecrit kapanına mahkum ediyorlar. Kuyulara

YORUM üyeleri de gitti, direndiler, zaferler kazanıp

sevk oldular. Şimdi bir üyemiz hâlâ kuyu tipinde,

Ali Aracı süresiz açlık grevinde. Kuyu tipindeki

arkadaşlarımızın sevki için direnen Serkan Onur Yılmaz

ve Ayberk Demirdöğen’e destek oluyorum, sevklerin

yapılmasını istiyorum. Burada da sohbet hakkımızın

uygulanması, kitap sınırının kaldırılması, keyfi

uygulamalara son verilmesi, hastane sevklerinin

sorunsuz, engelsiz yapılmasını istiyorum.

Hükümlerle içeride tutup baskıyla ıslah etme hayalleri

bitti. Bir halk sanatçısı olarak ülkemin hapishanelerindeki

hak gasplarına karşı mücadele etmek boynumun

borcudur; şeref ve onur kaynağımdır. Aynı şekilde,

mahkum edildiğimiz adaletsizliğe karşı durmak, adil

yargılanma istemek de YORUM’a karşı duyduğum

sorumluluk ve kendi düşüncelerime olan saygının

ifadesidir. Bizi delilsiz, kanıtsız, gizli tanık ifadelerine göre,

son derece keyfi bir şekilde ‘yargıladılar’ ve ‘hüküm’

verdiler: 7.5 yıl! Bağımsız ve tarafsız yargı titizlikle verdi

YORUM üyelerine hükümleri. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti

bir hukuk devletidir, öyle değil mi? Öyle olmadığını

bilmeyen kalmadı artık. Bizim ömrümüz hakkında talimatlı

yargı, bir hüküm veremez, ömrümüz onların iki dudağı

arasında sıkışamaz. ‘Yargılanan’ Grup YORUM olunca

hükmü daima halk verir. Ben bu dosyayı halkın vicdanına

taşıyorum.

Havasına, toprağına, suyuna, ormanına, emeğine sahip

çıkan halk, sanatçısına da sahip çıkacaktır.”

Fırat KAYA

Kırıkkale F Tipi Hapishanesi

6

BÜLTEN


DUYDUNUZ MU?

GRUP YORUM’A SANSÜR UYGULAYAN SPOTIFY RÜŞVETLE SANATÇI SEÇİYORMUŞ

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALARMIŞ YANİ…

ONLAR SATAR GRUP YORUM YARATIR

GRUP YORUM SANATIN SATILIP ALINMASININ KARŞISINDA BARİKAT OLDU VE OLACAK

İsveç kökenli dijital müzik platformu Spotify Türkiye, müzik listelerinin rüşvetle oluşturulduğu

iddiası üzerine editörleri hakkında inceleme başlattı.

Türkiye Rekabet Kurulu 4 Temmuz 2025 tarihinde Spotify’a yönelik resmi bir inceleme başlattı.

İnceleme, platformun Türkiye’de rekabeti zorlaştırıp zorlaştırmadığını, telif dağıtımında

adaletsizlik ve bazı sanatçılara ayrıcalık tanınıp tanınmadığını araştırmayı amaçlıyor.

Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Başkanı Recep Ergül, inceleme hakkında şunları

söyledi: “Spotify’ın Türkiye editörleriyle ilgili başlattığı incelemeyi takip ediyoruz ancak sorunun

Türkiye editörleriyle ilgili bir sorundan çok, Spotify’ın genel politikalarıyla ilgili olduğunu da

belirtmemiz gerek.”

RÜŞVETİN NEDENLERİ:

Spotify’da “Top 50”, “Türkçe Pop Rising”, “Yeni Türkçe Rap” gibi listelere girmek, milyonlarca

dinlenme ve sahne teklifi anlamına geliyor. Bu listelerde görünmek:

1)Sanatçıların telif gelirlerini

2)Sosyal medya etkileşimini

3)Konser ve reklam anlaşmalarını artırıyor.

Bu nedenle “listeye girmek”, bazı sanatçılar için yatırım yapılacak bir reklam aracı gibi görülüyor.

PEKİ BU LİSTELERİ KİM OLUŞTURUYOR?

BU LİSTELER HALKIN DEĞİL, BİR AVUÇ RÜŞVETÇİ, KAPİTALİZMİN YOZ KÜLTÜRÜNÜN

TEMSİLCİLERİNİN LİSTELERİDİR.

Şu an için Spotify Türkiye editörleri hakkında bilinenler:

- Spotify editörleri genellikle müzik sektörü deneyimine sahip

profesyonellerdir.

- Türkiye’deki içerik ekibi Spotify Merkez Ofisi (örneğin

Stockholm ya da Londra) ile koordineli çalışır.

- Yerel müzik kültürüne ve “trendlere” hâkim kişilerdir.

- Ancak şu an için (2025) Spotify Türkiye editörlerinden

biri veya editör kadrosunun isimleri kamuya açık değil.

Evet halka açık değil çünkü bu listeler halkın değil,

burjuvazinin listeleridir.

Spotify ve tüm dijital platformlar emperyalizmin

yaratmak istediği sanat anlayışının temsilcileridir.

Dolayısıyla editörlerinin de emperyalizmin çıkarları

dışında bir çıkar gözetmesi mümkün değildir.

BÜLTEN

7


Spotify ve dijital müzik platformların editörleri trendleri yaratan ve halkı bu trendlere

yönlendiren kişilerdir.

Soruyoruz:

24 saat radyoda,

Televizyonda,

Dizi ve filmlerde,

Reklamlarda,

Ülkenin tüm festivallerinde,

Reklam panolarında;

Yani tekelden desteklenen, pohpohlanan, sürekli ve sistematik bir şekilde adeta bir ideolojik

bombardıman gibi halkın gözüne sokulan bu sanatçılar halk tarafından ilgi gördüğü için

mi başımızı nereye çevirsek karşımıza çıkıyor yoksa başımızı çevirdiğimiz her yerde onları

gördüğümüz için mi “TREND” oluyor?

Trend’in kelime anlamı “akım, moda”dır.

Spotify açığa çıkan rüşvet gerçeğiyle zaten “TOP 50” listelerine sanatçıların halkın ilgisi üzerine

değil burjuvazinin sanat anlayışı üzerine şekillendiğini göstermiştir. Yani dinletilen onların

modasıdır. Halkın değil. Bu düzenin ise tek bir modası vardır; o da para ve çürümedir.

İŞTE BU RÜŞVETÇİLER GRUP YORUM’A SANSÜR UYGULADILAR

30 Mayıs 2025 günü Grup Yorum’a ait en az 454 video, toplamda 205 milyon görüntülenmeye

ulaşmış içerik, “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle YouTube’da Türkiye’den erişime

kapatıldı. Bu bize basit bir mail ile bildirildi.

Bir sabah uyandık ve 1987 yılından beri çıkarılan 23 albüm Türkiye’de bir düğmeye basılarak

kaldırıldı. Bunu yaparken Spotify tabi şunu gözden kaçırdı:

Grup Yorum onların listelerinin değil, Anadolu halklarının sanatçıları.

Grup Yorum’u Grup Yorum yapan onların listeleri değil, halkın ta kendisidir.

Ömrünü devrimci sanatçılığa adamış, bugün Kuyu Tipi Hapishanelerin kapatılması için süresiz

açlık grevi direnişinde olan ve 42 kiloya düşen tutsak Grup Yorum emekçisi Ali Aracı diyor ki;

“Kuyu tipinde de olsak asla kendimizi yalnız hissetmiyoruz, kuyunun dibinde taş gibi unutulmuş

değiliz. Sesiniz buralara kadar ulaşıyor. Büyük kalabalık kitlelerle, dostlarla yan yana, omuz

omuza hissediyoruz kendimizi. Çünkü Spotify, YouTube yasaklarıyla bizi halkımızın gönlünden

silebileceklerini sanıyorlar. Oysa biz, halkın sanatçıları Grup Yorum emperyalizmin bu kurumlarıyla

var olmadık ki bu yasaklar bizi engellesin.”

Evet, Grup Yorum Spotify ile var olmadı. Bu nedenle de varsın şarkıları kaldırılsın bu

platformlardan. Grup Yorum’un şarkıları Anadolu halklarının belleğinde, yüreğinde. Meydanlarda,

öğrencilerin eylemlerinde, tutsakların dilinde. Grup Yorum şarkıları adaletsizliğe karşı nerede bir

direniş varsa orada.

Grup Yorum halkımızla beraber cevap verdi Spotify’a.

Grup Yorum çağrı yapmadan aboneliklerini iptal etti halkımız, iki gün üst üste hashtag

eylemleriyle Türkiye gündemine girdi. Halkımız “GRUP YORUM BENİM” diyerek şarkıların bir

dijital platforma sığdırılamayacağını gösterdi. İzmir Gündoğdu Meydanı’nda emekçiler Grup

Yorum şarkılarıyla alana çıktılar, videoları ulaştırdılar. Evlerinde, iş yerlerinde, okullarda Grup

Yorum şarkıları söyledi halkımız.

8

BÜLTEN


X’de iki gün üst üste Türkiye gündemine girdikten sonra paylaştıkları hashtag’ler bile, engellendi

ve silindi. Ve Grup Yorum tüm şarkılarını, 23 albümü bir link ile halkımızla paylaştı.

Çünkü Grup Yorum’un sanatı satılık değildir. Grup Yorum’un sanatı parayla değil halkın

gönlündeki yeriyle ölçülür.

Grup Yorum’un sanatı halkındır.

Bu nedenle Grup Yorum diyor ki: “Sanat halkındır. Gasp edilmesine, satılmasına asla izin

vermeyeceğiz.”

Bertolt Brecht diyor ki: “Sanat, aslanların ve kaplanların inine bile girer.”

40 yıldır Grup Yorum’un sanatı hiçbir engeli tanımadı ki bugün emperyalizmin kurumlarının dijital

engellerini, sansürünü tanısın. Grup Yorum yine halk için halkımızla birlikte üretmeye devam

ediyor.

Çünkü sanat emperyalizmin yaratmak istediği anlayıştan çok farklı olarak sadece bir ürün değil

esas olarak toplumsal bir görevdir.

Emperyalizm bilimi, dini, sanatı, sporu karşı devrime hizmet eder hale getirmek istemiştir. Bunun

önünde tek bir engel vardır; o da GRUP YORUM’dur. Bu nedenle tüm gücüyle Grup Yorum’a karşı

bir tasfiye süreci başlatmıştır.

Neden? Çünkü çürüyen bir düzen ancak halkı da çürüterek ayakta kalmayı başarabilir.

İşte buna izin vermiyor, buna engel oluyor Grup Yorum.

Grup Yorum olduğu sürece ne “TOP 50” listeleri ne de başka bir şeyin halkı çürütmesine izin

vermeyeceğiz.

Düzenin tüm ahlaksızlıklarına, uzlaştırıcı uygulamalarına karşı alternatif bir değerler sistemi

yaratmıştır Grup Yorum.

Yorum’a yönelik sansürün nedeni de budur.

YÜREĞİMİZDEKİ AKILDIR GRUP YORUM

Sanat düşüncenin tanığıdır. Grup Yorum bu tanıklığa devam edecek.

Grup Yorum sadece tanık değil, halkımızın duygularının ve düşüncelerinin mimarı olmaya devam

edecek.

Sanat devrimle yani halkla bağını yitirdiğinde faşizme hizmet etmeye başlar.

FAŞİZM SESTEN, IŞIKTAN KORKAR.

DİKTATÖRLERİN, FAŞİZMİN

ŞARKILARI TÜRKÜLERİ OLMAZ.

Halkı çürütmek istiyorlar.

Umudu çürütmek istiyorlar. İZİN

VERMEYECEĞİZ!

HALKIMIZ;

Düzenin her kurumu çürüyor. Çünkü

düzen çürüyor.

Bu çürümenin içinde Grup Yorum

direnişleriyle, üretimleriyle bir yıldız

gibi parlamaya devam edecek.

BÜLTEN

9


İTALYAN GAZETE “IL MANIFESTO”YA

GRUP YORUM’A YÖNELIK SANSÜRÜ ANLATTIK

Haberin çevirisidir;

“Devlet tarafından baskı altına alınan müzik grubu Grup Yorum, artık resmen YouTube ve

Spotify’dan yasaklandı. Ankara’nın Türkiye halklarının militan ruhuna açtığı savaş böylece

dijital platformlara da taşınmış oldu.

Eğer aynı anda elli binden fazla kişiye “bizim yolumuz devrim yoludur” ya da “bağımsız

Türkiye” gibi sözleri söyleten birileri olduysa, bu kesinlikle Grup Yorum’dur. İstanbul

Bakırköy’de yuzbinlerce insanı bir araya getiren “Bağımsız Türkiye” konserler dizisini unutmak

mümkün mü?

Grup Yorum şarkılarında madencilerden, üniversite öğrencilerinden, tekstil işçilerinden,

zorunlu göçlerden ve devlete karşı mücadele edenlerden bahsetti. Şarkılarını ölüm

orucundaki siyasi tutsaklara ya da pogrom ve soykırımların mağduru Alevilere adadı. Radikal

çizgisine rağmen Grup Yorum milyonlarca insanın evine ve kalbine girmeyi başardı. Sanatının

gücü nedeniyle devletin sürekli hedefinde kaldı. Grup, bugüne kadar dört yüzü aşkın dava

geçirdi; bugün yirmi iki üyesi cezaevinde ve iki üyesi (İbrahim Gökçek ve Helin Bölek) adil

yargılanma talebiyle girdikleri ölüm orucunda hayatını kaybetti.

Grup Yorum’un yirmi üç albümü, beş yüzün üzerinde özgün şarkısı ve iki milyondan fazla satışı

bulunuyor. Bugün bu sanatsal üretim, grubun dinleyicilerine ulaştığı iki büyük platformdan

kaldırılmış durumda.

“Doğrudan YouTube’dan bir e-posta aldık. Türkiye’de parçalarımıza erişimin engellenmesi

kararının Türk hükümeti tarafından alındığı ve onların bu kararı uyguladığı belirtildi. Ertesi

gün aynı bildirimi Spotify’dan da aldık,” diye anlatıyor solistlerden Sena Erkoç, grubun maruz

kaldığı son baskı dalgasını.

Sena bugün bazı grup üyeleriyle birlikte Almanya’da yaşıyor. Türkiye ve Avrupa’daki Grup

Yorum üyeleri uluslararası bir dayanışma ağı kurarak politik mücadelelerini ve müzik

çalışmalarını sürdürmeye çalışıyor. Almanya’daki üyeler arasında Umut Gültekin de bulunuyor.

“‘Bağımsız Türkiye konserleri döneminde yoğun bir baskı dalgası almaya başladık. Konser

yasakları, konser iptalleri, İstanbul’daki kültür merkezimize baskınlar ve çeşitli davalar

yaşadık. Bunun üzerine böyle bir mücadele yöntemi geliştirmeye karar verdik. Bu şekilde

bütünlüğümüzü koruyoruz ve sayısız zorluğa rağmen mücadelemizi sürdürüyoruz. Bugün üçe

bölünmüş durumdayız: Türkiye, Avrupa ve hapishaneler,” diye özetliyor Umut grubun mevcut

durumunu.

Zaten Grup Yorum yıllardır baskıya maruz kalıyor ve Sena’ya göre mesele hukuki değil,

tamamen siyasi. Bu nedenle hukuki başvurulardan çok dayanışmaya inanıyorlar.

“Şarkılarımız albümlerde yayınlanmadan önce hep Kültür Bakanlığı tarafından onaylanıyordu.

Milyonlarca insan ezbere biliyor bu parçaları. Emperyalizme ve faşizme karşı mücadeleyi

anlatıyoruz. Bu da iktidarın hep canını sıkmıştır. Fiziksel olarak bizi yok edemedikleri sürece,

sanatımıza ve tarihimize saldırıyorlar. YouTube ve Spotify kararları bunun kanıtı.”

Bildirimi aldıktan bir gün sonra Grup Yorum, yirmi üç albümünü sosyal medya kanalları

üzerinden bir bulut klasörüyle paylaştı.

10

BÜLTEN


“Her siyasi ve sosyal durumda üretim yaptık. 1985’ten beri varız ve direniyoruz. Bu nedenle

nasıl üretileceğini ve alternatifimizin nasıl sunulacağını biliyoruz,” diyerek açıklıyor Umut,

sansüre karşı geliştirdikleri çözümü.

Bugün Grup Yorum’un yirmi iki üyesi “terör propagandası ve faaliyetleri” suçlamasıyla

cezaevinde. Son on yılda Türkiye’de sahne alamadılar çünkü konserleri yasaklandı. Ancak

yurtdışında yirmi beş ülkede yüzlerce konser verdiler. “Bu yıllarda İtalyan ve Yunan

halklarından gördüğümüz ilgi, destek ve dayanışmayı unutamayız,” diyerek anlatıyor Sena,

Avrupa’daki olumlu deneyimlerini.

Grup, Türkiye’de devam eden özgürlük kısıtlamalarına rağmen üretmeye devam ediyor

ve gelişmeleri dikkatle takip ediyor. “Yakında yeni bir single çıkaracağız, adı ‘Her Hücre

Kızıldere’. Dar, karanlık, güneş ışığına erişimi olmayan ve hareket alanı kısıtlı hücrelerden

oluşan bu cezaevi sisteminde kamu kaynakları satılarak altmış üç milyar dolar harcandı.

Türkiye’de cezaevlerinde süren direnişi de anlatacağız; bu, tarihsel olarak önemli kazanımlar

elde etmiş bir mücadele deneyimidir,” diyor solistler Sena Erkoç ve Umut Gültekin.

Grup Yorum, sansüre ve yasaklara rağmen hâlâ ezilenlerin sesi, siyasi tutsakların pusulası ve

direnişin müziği olmaya devam ediyor.

BÜLTEN

11


GRUP YORUM OLARAK BİR KEZ DAHA FİLİSTİN’E GİDİYORUZ!

FİLİSTİN HALKINA ŞARKILARIMIZLA BARİKAT OLMAYA GİDİYORUZ!

“sana bir sır söyleyeceğim

aç yüreğini burası benim vatanım

ölmek de yaşamak da benim hakkım

ve en çok bundan dolayı

sana burasını cehennem

bana yine cennet vatan yapacağım…”

diyor emperyalizme ve siyonizme taarruza geçmiş Filistin halkı. 77 yıldır Filistin halkı

7’den 70’e emperyalizmin ve siyonizmin bütün saldırılarına karşı direniyor. Sessiz

bir hayalet gibi filistinin bütün sokaklarında “Nehirden denize Filistin özgür olacak”

sesleri yankılanıyor. Filistin topraklarının nehirden denize özgür olması ne bir tehdit

ne de bir hayal. Bu bir gerçek. Ürdün nehrinden Akdeniz’in kıyılarına kadar uzanan

Filistin toprakları düşman tanklarının izleriyle yarılmış olsa bile, gökyüzü dumanla

örtülmüşse de hatta çocuk çığlıkları denizin dalgalarına karışmış olsa da, Filistin

halkının verdiği mücadele çağırısı bütün dünyada yankılanıyor. Filistin halkı halı dokur

gibi kendi özgürlüğünü elde etmek için yola çıktı. Bu yolculuğun tanıkları ise Filistin’de

yeşermeyi asla bırakmayan zeytin ağaçları. Zeytin ağaçları, bu toprakların asırlık

tanıklarıdır. Yüzyıllar boyunca orada duran, devleşen ağaçlar, köklerinde derin bir

geçmişin yankısını taşır. Fakat sadece geçmişi değil, geleceği de vaat ederler. Filistin’in

zeytin ağaçları, hem acının hem de yeniden doğuşun simgesidir. Çünkü bu topraklarda

varlık, yokluk iç içe geçmiş; her şey yok olduğunda bile umut bir ağaç gibi filizlenmiştir.

Filistin halkı işte bu zeytin ağaçlarının tohumunu her yere dikmişler.

Bugün Filistinli çocuklar kurşun yağmurları altında, güneşin delik deşik edildiği bir

ülkede doğuyor. Henüz ilk kelimeyi bile diyemeyen bu çocuklar, ölüm ve gözyaşı

görüyor. Kendi yaralarının kanını emmeyi öğreniyor. Ama tek başına bu acıyı ve

üzüntüyü değil; anaların isyanına, babaların korkusuzca savaşmasına tanıklık ediyor.

Hitler 2. Dünya Paylaşım Savaşı sırasında Leningrad şehrinde açlığı bir silah olarak

kullanarak 1 milyon Leningrad halkını katletti. Hitlerin devamcıları Siyonistler ve

emperyalistler bugün de Filistine dayanan bütün sınırları kapatarak, bir ülkeyi abluka

altına alarak Filistin halkını açlıkla katlediyor. Filistin’de çocuklar sadece bombalarla,

silahlarla, işkenceyle katledilmiyor. Aç bırakılıyor.

Emperyalizmin, Faşizmin ve Siyonizmin ortak hedefi dünya halklarını teslim almak.

Dün düşman Leningrad halkını teslim almaya çalıştı ve yenildi - bugün ise Filistin

halkını teslim almaya çalışıyor.

LENİNGRAD’DA NASIL YENİLDİYSE BUGÜN DE GAZZE’DE YENİLECEK!

Çünkü karşısında direnen bir halk var!

“ben bağımsız yaşarım

ben anasız yaşarım

ben babasız yaşarım

ben oğulsuz yaşarım

ben kızım olmadan yaşarım

ama vatansız yaşayamam

unutmabenim öldüğüm yer vatanım

ya senin…”

Grup Yorum olarak sadece dünya halklarının şarkılarını yapmıyoruz. Biz tarihimiz

boyunca dünya halklarının yanında durmaya gittik. Irak işgal edildiğinde biz oradaydık!

Suriye’de savaş başladığında biz orada Suriye halkı için konser verdik. Helin Bölek canlı

kalkan olarak Filistine gitme çabasıyla yanıp tutuştu. Donbass’a toplam 3 kez gittik ve

12

BÜLTEN


dezenformasyonu delmek için bir belgesel çektik.

Nerede direnen bir halk varsa, biz orada olduk. Ezgilerimiz Anadolu’da tel örgülerin

arasından sıyrılıp bütün dünyaya mal oldu. Latin Amerika’dan Avrupa’ya Irak, Donbass

ve Filistine kadar uzandı. Sadece bugün S-Y-R Kuyu Tipi Hapishanelerinde ölüm orucu

ve süresiz açlık greviyle direnen özgür tutsaklarının sesi değil, aynı zamanda dünyanın

her yerinde direnen dünya halklarının sesi oldu. Onlara umut oldu her bir notamız.

Onları kahramanlaştırdı her bir sözümüz. Şarkılarımız onları ölümsüzleştirdi dünya

halklarının tarihinde.

Bugün de bir kez daha Filistin’e gidiyoruz!

“Bana bir türkü söyleyin

Yarınlarıma uzansın uzansın

Tel örgüler ebem olsun

Doğursun hasretimi

Ağlamasın çocuklar

Çocuklar kanamasın

Çocuklar ağlamasın...”

Filistin’e barikat olmaya, rüzgâr olmaya gidiyoruz. Biz çok iyi biliyoruz ki; rüzgâr

esmeyince dal kıpırdamaz. Bir gün değil, her gün, Filistin ve Anadolu halklarının

direnişini büyütmek için yürüyeceğiz.

Düşman Filistin halkına “Ya vatan ya açlık” diyor. Filistin taarruza geçerek “VATANSIZ

KALMAKTANSA AÇLIKTAN ÖLMEK” diyor.

Filistin halkını umutsuz bırakmak için saldırıyor emperyalizm ve Siyonizm. Filistin halkı

umudu büyütmek için açlıktan ölüyor.

“sana bir sır söyleyeceğim

aç yüreğini

sen uyut dünya uyusun

sen uyut insanlık uyusun

ama ben uyanığım

ama ben direneceğim

işte kefenim bedenim…”

Açlıktan ölümlerle umutsuzluk yaymaya çalışırken, biz

devrimci sanatçılar olarak görevimiz olanı yerine getireceğiz.

Filistin halkının direnişi dünya halklarının umudu.

Devrimci sanatçı olarak görevimizi yerine getirme

mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Umudu Anadolu’da

diktik, şimdi de bütün dünyada yeşertmeye gideceğiz.

Hayatın nabzı nerede bir direniş varsa orada atar. Bugün hayatın

nabzı Filistin’de atıyor. Bütün sanatçılara hayatın nabzı olan

Filistin’in yanında olmayı, umudu büyütmeyi ve sanatıyla halkının

emperyalizmin ve siyonizmin saldırılarına karşı ördüğü barikatı

büyütmeye çağırıyoruz!

Şarkılarımızla, ezgilerimizle, bedenimizle Filistin’de olacağız!

Hiçbir güç dünya halklarının birleşmiş gücünü yenemez!

Dayanışma dünya halklarının en güçlü silahıdır!

Dayanışmayı büyütmeye, görevimizi yerine getirmeye gidelim!

NEHİRDEN DENİZE FİLİSTİN ÖZGÜR OLACAK!

BÜLTEN

13


DÜZEN ÇÜRÜTÜR, DEVRIM YAŞATIR!

Yakın süreçte birçok ünlü oyuncu, şarkıcı vb. sanat alanındaki

meslek gruplarından kişilerin cinsel saldırı, taciz vb. suçları

işledikleri sosyal medyada paylaşılmakta ve bu kişiler teşhir

ve ifşa edilmektedir.

İşte iktidarın “kültür ve sanat alanında kurmaya çalıştığı”

tahakküm, tam da bu ahlaksızlıklar üzerinden inşa ediliyor.

Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin yaratmak, şekillendirmek

istediği, düzenin yoz kültürü budur. Bu kültür yaratıyor

tacizcileri, tecavüzcüleri, sapıkları. Bu kültür ile

kadınları, insan onurunu aşağılamaya çalışıyorlar. Yapılan

ahlaksızlıkları, işlenen suçları meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

İşte Grup YORUM’a, devrimci sanatçılara da tam olarak bu

nedenle saldırıyorlar. Çünkü yozlaştırma saldırılarına barikat

olan biziz. Halkın geleneklerini, değerlerini yaşatan, “yârin

yanağından gayrı her şeyde, her yerde hep beraber” diyen

biziz.

Bunca yozlaşma ve çürümenin ortasında, insan olarak

tertemiz kalabilmenin türkülerini söylüyoruz.

İnsanı insan olmaktan çıkaran bu düzenin temsilcileri

emperyalizm ve faşizm ise korkuyor türkülerimizden,

yasaklıyor türkülerimizi.

Fakat ustalarımızın dediği gibi, “Halkın Türkülerini Yapanlar,

Yasalarını Yapanlardan Daha Güçlüdür!”

Halkın Kültürü, Sizin Yoz, Çürümüş,

Ahlaksız Kültürünüzden Daha Güçlüdür!

Halkların Kuşaktan Kuşağa Taşınan

En Olumlu Değerlerini, Geleneklerini

Yenebilecek Hiçbir Güç Yoktur!

Düzen Kirletir, Devrim Temizler!

14

BÜLTEN


TUTSAK GRUP YORUM EMEKÇİSİ HAKAN İNCİ’DEN MEKTUP

“Merhabalar. Ben tutsak Grup Yorum emekçisi Hakan İnci.

4 Temmuz 2025 tarihinde görülen karar duruşmamda 13 yıl ceza aldım.

Grup Yorum emekçileri Seher Adıgüzel, Fırat Kaya ve Barış Yüksel’in aldığı cezalar ile 3 hafta

içerisinde toplamda 35.5 yıl hapis cezası aldık.

Yani oligarşinin mahkemeleri Grup Yorum’a 3 haftada 35.5 yıl ceza kesti.

Aldığımız cezaların hukuki dayanağı yok, meşru yanı hiç yok.

Kendi hukuk kurallarına dahi uymayan siyasi iktidarın zorbalığı yasallığını da aşıyor.

Yasa dışı, gayrimeşru yollarla hakkımızda onlarca yıl hapis cezası veriyorlar.

Aldığımız cezaların kişilere özel olmadığını herkes biliyor. Bu cezalar 40 yıldır devrimci sanatta

ısrar eden, sanatın bir avuç para babasının tekelinde ve hizmetinde olmadığını savunan Grup

Yorum’a kesilmiş bir cezadır.

Amaçlanan ise açıktır. İstiyorlar ki Grup Yorum devrimci sanat yapmasın., sanatını halk için değil

burjuvazi için yapsın, egemenlerin çarkına çomak sokmasın.

Stalin, sanatçıyı “insan ruhunun mimarı” olarak tanımlıyor. Doğrudur da. Onlar da istiyorlar ki

Grup Yorum ezilen, sömürülen, adaletsizliğe uğrayan halkımızın ruhuna dokunmasın. Onların

umuduna, dayanışma bilincine, öfkesine sanatıyla şekil vermesin...

İstiyorlar ki arabesk bir yaşam hüküm sürsün, bencillik büyüsün, adalet duygusu çürüsün...

İstiyorlar ki memleketin dört bir yanı talan edilsin, işgal edilsin, halklarımız sağlıktan, eğitimden,

ulaşımdan, barınmadan, kültürel faaliyetlerden mahrum edilsin, köle gibi çalışıp kırbaçlansın; ama

karşı koyacak, adalet arayacak, boyun eğmeyecek gücü de kendinde bulamasın.

Milyonlarca insanın katili, Nazilerin propaganda şefi Göbbels boşuna dememiş “Kültür kelimesini

duyunca elim silahıma gidiyor” diye.

Evet, zamane Göbbels’leri günümüzde de yaşıyor ve devrimci sanat dendiğinde, halk için sanat

dendiğinde elleri coplarına, koçbaşlarına, sansüre, yasaklara, cezalara gidiyor.

Aldığımız cezaların, 10 yıldır uygulanan sansür, konser yasakları, terörize etme politikalarından

bağımsız olduğunu kimse söyleyemez.

Bizler Grup Yorum emekçisi olduğumuz için gözaltına alındık, tutuklandık, sürgünlere uğradık,

hayatlarımızın büyük bir bölümü hapishanelerde geçti, onlarca yıl cezalar aldık. Devrimci sanatı

savunduğumuz, icra ettiğimiz için gün yüzü gösterilmemekle tehdit edildik.

40 yıldır halkımızla olan bağımızı sürdürdüğümüz için İdil Kültür Merkezimiz, evlerimiz basıldı,

enstrümanlarımız parçalandı yahut çalındı, emekçilerimiz işkencelerle gözaltına alındı, tutuklandı.

İşte bu yüzden konserlerimiz yasaklanıyor, üzerimizde sansürün en koyusu uygulanıyor, internet

hesaplarımıza kadar halkla bağ kurabileceğimiz alanlar yasaklanıyor.

Egemenler, bir nesil Grup Yorum’u tanımadan, şarkılarını dinleyemeden büyüsün istiyor. Çünkü

şarkılarımız “çam ormanlarındaki rüzgar” gibi.. Kendini hep bir ağızdan okutuyor.

Çünkü “şarkılarımız ön safta saldırıyor düşmana”.

Çünkü şarkılarımız “bir tek yüreğin perdeleri inik, kapısı kilitli evinde oturmasına” izin vermiyor,

şarkılarımız “rüzgara çıkıyor”, çıkarıyor...

Şarkılarımız yoksul kondularda yaşayan halkımızı dayanışmaya çağırıyor.

Şarkılarımız “yarin yanağından gayrı her yerde her şeyde hep beraber” diye haykırıyor.

BÜLTEN

15


İşte egemenler de şarkılarımızdan, sanatımızdan bu yüzden korkuyor. Bu yüzden terörize ediyor,

şarkılarımızı yasaklıyor. Bu yüzden bizlere ceza üstüne ceza veriyor.

Bu cezalarla bize (savcılarının dediği gibi) “Grup Yorum’dan ayrıl, kendi grubunu kur, sanat

yapıyorsan da para için yap, şöhret için yap” diyorlar.

Halka da “Bakın onlar terörist. Terörün müziğini yapıyorlar. Onlardan uzak durun. Yakınlaşırsanız

sizler için de kelepçelerim, coplarım, hücrelerim var” diyorlar. “Ne yapacaksınız Grup Yorum’u?

Bakın sizin için Jennifer Lopez’i getirttim, K-Pop festivali örgütlüyorum. Hem kulağınızı hem de

gözünüzü doyuruyorum. Onlarla ilgilenin” diyorlar.

Burjuvazinin ahlakı da kendi sınıfının ahlakıdır. Ve o ahlakla ülkemizde de Grup Yorum’un

konserlerini yasaklarlarken, Jennifer Lopez gibi emperyalizmin sahne fahişelerinin günlerce

reklamını yapıyorlar. Her türlü olanağı sunup devasa sahnelerde milyonlarca lira ile hazırlanan

koreografilerle halkımızın kültürel hafızasını kirletiyor, yozlaştırıyorlar.

“Dini bütün”, ahlaklı (!) egemenler, dünya yıldızı diye tanıttıkları fahişelere neredeyse

çırılçıplak sahne şovları yaptırıyorlar. Yetmiyor, olmayan kıyafetlerine bile övgüler düzerek

büyüleyiciliğinden dem vuruyorlar.

İşte onların ahlakı budur!

Emperyalizm Gazze’yi işgal ederken, 72 saatte 21 bebek açlıktan ölürken, ülkemiz cayır cayır

yanarken Jennifer Lopez’lerle, K-Pop festivalleriyle halkı uyutmak, beyinleri kirletmektir.

Biz “İşgal altında Filistin / Filistin benim vatanım...” diyerek Filistin halkının mücadelesini

sahiplendiğimiz, dünyayı kan gölüne çeviren emperyalizme karşı “Amerika Katil, Defol” dediğimiz

için yasaklanıyor, sansüre uğruyor, ceza üstüne cezalar alıyoruz.

Verilen hiçbir cezayı kabul etmiyoruz. Yasal zorbalığınızı, yasa dışı haydutluğunuzu tanımıyoruz.

Devrimci sanatçılığı yargılayamaz, Grup Yorum’u susturamazsınız!

Komplolarınıza, cezalarınıza, kuyu tipi hapishanelerinize boyun eğmeyeceğiz.

Tecriti de, sansür duvarınızı da parçalayacağız.

Verdiğiniz cezalar sizin korkunuzun, bizimse haklılığımızın ifadesidir. İçeride

veya dışarıda Grup Yorum emekçileri olarak üzerimize düşeni yapmaya,

üretmeye, direnmeye, şarkılarımızı söylemeye devam edeceğiz.

Tüm halkımızı; hakkımızda verilen cezalara, yasaklara karşı Grup

Yorum’un şarkılarını dinlemeye, dinletmeye, paylaşmaya, Grup

Yorum’un saflarında devrimci sanatı büyütmeye,

Aydın ve sanatçı dostlarımızı yaşadığımız bu

baskılara duyarsız kalmamaya, konserlerinde sahne

aldıkları yerlerde, katıldıkları programlarda sansürü delen

konuşmalar yapmaya, Grup Yorum şarkıları söyleyerek dayanışmayı

büyütmeye çağırıyoruz.

GRUP YORUM HALKTIR SUSTURULAMAZ!

KAHROLSUN FAŞİZM, YAŞASIN TÜRKÜLERİMİZ!

CEZALARLA, YASAKLARLA

GRUP YORUM’U TESLİM ALAMAZSINIZ!”

10 Ağustos 2025

1 No’lu F Tipi Hapishane

Sincan / ANKARA

16

BÜLTEN


BÜLTEN

17


SANATÇI DOSTLARIMIZ, KUYU TIPI HAPISHANELERE KARŞI SÜRESIZ

AÇLIK GREVINDE OLAN GRUP YORUM EMEKÇILERI IÇIN ŞIIRLER OKUDU

18

BÜLTEN


BÜLTEN

19


1 HAFTALIK DESTEK AÇLIK GREVIMIZDE ÇOK SAYIDA BASIN

EMEKÇISIYLE, DEMOKRATIK KITLE ÖRGÜTÜYLE, AYDIN VE

SANATÇILARLA GÖRÜŞTÜK. GRUP YORUM’A YÖNELIK BASKI, SALDIRI VE

YASAKLAMALARI, ALI ARACI VE FIRAT KAYA’NIN NEDEN SÜRESIZ AÇLIK

GREVINDE OLDUKLARINI ANLATTIK VE DESTEK VIDEOLARI ÇEKTIK.

20

BÜLTEN


SANAT MECLISI, “EMPERYALIZMIN YOK ETMEK ISTEDIĞI TARIHIMIZ

VE HAFIZAMIZ GRUP YORUM TÜRKÜLERINDE DIPDIRI DURMAKTADIR.

SILINMESINE IZIN VERMEYECEĞIZ. SESIMIZ GRUP YORUM’UN SESIDIR!”

DIYEREK GRUP YORUM’A YÖNELIK BASKI VE YASAKLAMALARA KARŞI

“DÜŞENLERE” ŞARKISINI SESLENDIRDI.

Youtube linki: https://www.youtube.com/watch?v=0RYMZh6jylg

GRUP YORUM TV’DEKI YENI PROGRAMIMIZDA ÇOCUK MASALLARIMIZLA

GELECEĞIMIZ OLAN ÇOCUKLARIMIZIN HALK DEĞERLERIYLE BÜYÜMESI

VE GERÇEKLERI ÖĞRENMESINI SAĞLIYORUZ

Youtube linki: https://www.youtube.com/watch?v=0RYMZh6jylg

BÜLTEN

21


X HESABIMIZA 3 GÜN IÇINDE 3. KEZ ERIŞIM ENGELI GETIRILDI!

SANSÜRLE, YASAKLAMALARLA

GRUP YORUM’U SUSTURAMAYACAKSINIZ!

EMPERYALIZMIN VE FAŞIZMIN SANSÜRÜNE,

YASAKLARINA BOYUN EĞMEYECEĞIZ.

TÜRKÜLERIMIZI, UMUDUMUZU

HALKIMIZA ULAŞTIRMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞIZ.

TÜM DİNLEYİCİLERİMİZİ

@Grup1985Yorum

HESABIMIZI TAKIP ETMEYE, PAYLAŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ

FAŞIZMIN SANSÜRÜNE BOYUN EĞMEYECEĞIZ!

22

BÜLTEN


ÖZGÜR

TUTSAKLARDAN

GELEN

ÇiZiMLER

BÜLTEN

23


24

BÜLTEN


BÜLTEN

25


26

BÜLTEN

Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!