09.12.2025 Görüntülemeler

Hotel Restaurant & hitech Aralık 2025

Hotel Restaurant & hitech Aralık 2025

Hotel Restaurant & hitech Aralık 2025

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.


Yeni nesil et yaşlandırma dolaplarımız ile,

beklentilerinizin çok üstünde!

kristalmutfak

#dryaged | crystal.com.tr


YENi EXPERT KOMBi

FIRINLARINI KEŞFEDiN

Hızlı Başlangıç

Yemek pişirmek için

hızlı başlangıç.

Reçete Kitabı

Kategoriler altında

kayıtlı tarifler.

Yıkama

4 farklı yıkama modu ile

kendi kendini temizleme.

Sıralı Program

Kayıtlı tarifler ve

çok seviyeli.

Yeni Reçete

Kendi tarifinizi

oluşturun ve başlayın.

Wi-Fi

Uzaktan kontrol için

internete bağlanın.

crystalexpertoven.com.tr

crystalexpertoven






Kapanış Notu:

Tat, Deneyim, Yatırım

hotelrestaurantmagazine

@Hitechdergisi

hotelrestaurantmagazine

2025’in son günlerine yaklaşırken, İstanbul ve

Antalya turizminin yıl boyu nasıl bir hareketlilik

yaşadığını gözlemlemek ilginç oluyor. İstanbul otelleri

7,3 milyar dolarlık ciroya ulaşsa da doluluk oranları

%60’ın altında kaldı; Antalya ise ekimde tüm

zamanların en yüksek ziyaretçi sayısını kaydetti.

Türkiye genelinde otel kredileri ve yeni yatırımlar

artarken, maliyetler ve enflasyon hâlâ sektörde baskı

oluşturuyor. Önümüzdeki 2025-2026 döneminde

açılması planlanan 350 yeni otel ile yaklaşık 115 bin

yeni yatak turizme kazandırılacak. Kruvaziyer ve

yerli ziyaretçi sayıları yükselirken bazı illerde otel

doluluklarında düşüş görüldü. Buna rağmen

konaklama vergisi tahsilatı %90’ın üzerinde

seyrederek sektörün finansal dayanıklılığını

gösteriyor. Tüm detaylı veriler ve şehir bazlı

rakamlar için “verilerle turizm” bölümüne göz

atabilirsiniz.

Kasım, gastronomi dünyasında hikâyelerin ve

deneyimlerin öne çıktığı bir ay oldu. Gastromasa

İstanbul, onuncu yılını “10 Yılın Hikayeleri” temasıyla

kutlayarak sektöre hem kolektif bir buluşma hem de

ilham dolu anlar sundu. Michelin yıldızlı şeflerin

Gökmen Sözen’e sahnedeki ilgisi görülmeye değerdi.

Benzer bir coşku, Türkiye’nin ilk özgün gastronomi

derecelendirme sistemi ‘İncili Gastronomi Rehberi’

ödül töreninde de yaşandı; 5 İncili 22 restoran ve 4

İncili 97 restoran lezzet ve kaliteyi kutladı. Şef Ebru

Baybara Demir’in Basque Culinary World Prize

başarısı ve GastroAntalya’daki 42 ülkeden 856 şefin

buluşması, uluslararası gastronominin Türkiye’deki

canlılığını bir kez daha gösterdi. Kahve dünyası ise

bildiğimiz gibi hep dinamik; DaVinci Gourmet Barista

Craft Şampiyonası, “Kahvenin birleştirici gücü”

mottosuyla İstanbul’da yeniden sahne almaya

hazırlanıyor. Tüm detaylar ve özel röportajlar için

gastro etkinlik sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un gastronomi sahnesi sürprizlerle dolu.

Türkiye’de modern sushi deneyiminin öncülerinden

Mori, Armutlu’daki yeni adresinde MORI YAKI

adıyla “Denizden ateşe yolculuk” mottosuyla Japon

robata geleneğini Türk ocakbaşı kültürüyle

buluşturuyor. Japon usulü ocakbaşını çok merak

ediyorum; en kısa zamanda deneyimlemeyi

planlıyorum. Kahve tutkunları için de heyecan verici

gelişmeler var: Gloria Jean’s ve Magnolia Bakery ile

tanınan Mehmet Dinçerler’in SuperCoff’u, Berlin’deki

ilk şubesinin ardından Türkiye’de ikinci şubesini

açmaya hazırlanıyor.

2026’ya girerken restoranların dili de değişiyor.

URBANJOBS Kurucusu ve Baş Tasarımcısı Yüksek İç

Mimar Murat Dede’ye göre, artık mekanlar sadece

yemek sunulan alanlar değil; duyulara dokunan,

akışkan ve deneyim odaklı sahneler. Malzeme, ışık ve

teknoloji, her detay özenle kurgulanıyor; mekânlar

hafızada iz bırakıyor. İstanbul merkezli Urbanjobs’un

projeleri bu dönüşümü gözler önüne sererken, Murat

Dede’nin FX Magazine tarafından 2026’da takip

edilmesi gereken tasarımcılar arasında gösterilmesi,

Türkiye’nin gastronomi mimarisinin uluslararası

arenada da ses getirdiğini ortaya koyuyor. Dede’nin

trend analizlerini ve öngörülerini dergimiz

sayfalarında bulabilirsiniz.

Tatlar, deneyimler ve yatırımlar… Hepsi bu

sayımızda! Daha fazla içerik ve detaylar için

sayfalarımıza göz atmayı unutmayın.

Keyifli okumalar dilerim.

K

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

REKLAM SATIŞ PAZARLAMA

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

Emir Ömer ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

0212 454 22 22

TEKNIK MÜDÜR

BILGI İŞLEM

TOLGA ÇAKMAKLI

tolga.cakmakli@img.com.tr

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

HÜSEYİN KURT

GlobeMeets Yönetim Kurulu Başkanı

TEZER ÖNER

Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve

İşletme Yatırım Danışmanı

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

AYDIN DEMIR

Yeditepe Üniversitesi Gastronmi Mutfak

Sanatları Chef Ögretim Görevlisi/

Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection

by Hilton Executive Chef

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları

İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır. ISSN:1305-1792



Bu sayımızda

antre

10 Sektörden kısa haberler

gündem

20 Ersoy: Turizmde kalıcı başarıyı

kanıtladık

22 Eresin: 2026 fırsatlarla geliyor

24 TÜRSAB Başkanlığı yeniden

Bağlıkaya’da

25 Polatoğlu: Adam kazandı

26 Celestyal’den Black Friday fırsatı

26

28 Sürdürülebilir tatilin yeni adresi:

Rixos Downtown Antalya

30 Türkiye, Riyad’da turizm

vizyonunu paylaştı

32 Ersoy’dan otelcilere uyarı

34 Öner: İstatistikler yalan söylemez

36 Radisson, Creator Hub’ı tanıttı

38 FSUMMIT, ağırlama sisteminin

ekosistemine odaklanacak

40 62

40 Ersoy: Kaçakçılığa sessiz

kalmayacağız

41 TÜROB’tan TGA adaylarına çifte

destek

verilerle turizm

42 İstanbul ve Antalya 79 şehri geride

bıraktı

43 Karabulut: Yeni hedefimiz kur

rekoru mu?

44 Antalya 10 ayda 16 milyon turisti aştı

46 Otel maliyetleri %50’yi geçti

57


47 Turizmde maliyet baskısı artıyor

48 TGA’nın sektörden toplam geliri

düştü

50 Türkiye ve İspanya’da arz baskısı

artacak

51 Oteller toplam kredilerin

%76,6’sını kullandı

52 Yeni oteller dolulukları 50’li

bantta tutacak

yeni yatırımlar

54 Elite World, büyüme hedefini

2030’da 70 otele çıkardı

56 Marriott & Invest İnşaat’tan

Türkiye’ye yeni marka

57 The Wings Hotels portföyüne

İstanbul Cihangir’i ekledi

marka

82

58 Bodrum şubesiyle Antalya

ve İstanbul’a bağımlı tedarik

alışkanlıklarını dönüştürüyor:

WOODPECKERS

60 Bonna, şef Antonio Bachour ile

güçlerini birleştirdi

61 Endüstriyel buzdolaplarında Türk

ve Japon mühendisliği gücü

gastro güncel

62 Basque Culinary World Prize

küresel şeflerini buluşturdu

64 Doğan: Damak tadımızın son

sığınağı/ Gıda egemenliği

gastro etkinlik

66 Gastromasa “10 Yılın

Hikayeleri”ni sahneye taşıdı

67 Sözen’e Michelin yıldızlı

şeflerden sevgi yağmuru

68 Gastronominin yıldızları

incileriyle parladı

70 DaVinci Gourmet, Barista Craft

Şampiyonası’na hazırlanıyor

71 Hatay mutfağı Tadında

Anadolu’da

72 GastroAntalya lezzet maratonunu

tamamladı

74 5.İstanbul Uluslararası Coğrafi

İşaretler Zirvesi gerçekleşti

76 Tabakta Sanat Yarışması ödülleri

verildi

77 2025 Korean Culinary Days

Ankara’da gerçekleşti

gastro aktüel

78 Gastronomi sektöründen

haberler

86

dekorasyon

82 Mekanın dili 2026’da

değişiyor mu?

mekan keşif

84 Bu kez pop-up’taki tatlar Güney

Kore’den

86 Cloud 34’te hisset

87 MykOrini, İstanbul’u sallamaya

gelmiş

yeni mekan

88 İstanbul’un yeni Japon ocakbaşı

deneyimi

90 Mehmet Dinçerler’den Berlin’e

ikinci şube

91 Gamezone, dekk Akmerkez’de

fuar

92 SolarEX İstanbul, küresel liderlik

vizyonunu güçlendiriyor

hotel- tech

94 Restoran sektöründeki

görünmez maliyete çözüm

96 Ödeme ekosisteminde sınırları

kaldıran devrim

96

www.hotelrestaurantmagazine.com


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Hasan Dinç,

2026 SITE Global

Başkanlığına seçildi

MICE sektöründe 30 yılı aşkın deneyime sahip olan

Hasan Dinç, o.d.s.tur.key’in kurucusu ve uluslararası

düzeyde Türkiye’yi başarıyla temsil eden saygın

yöneticilerden biri olarak, 2026 yılında SITE Global

Başkanı görevini üstlenecek.

MICE sektörünün önde gelen isimlerinden

Hasan Dinç, 2019–2022 yılları arasında

yürüttüğü SITE Türkiye Başkanlığı

döneminde, ülkemizin global MICE

sektöründeki görünürlüğünün güçlenmesine

önemli katkılar sağlamış; Türkiye chapter

yapılanmasını geliştiren, iş birliklerini artıran

birçok başarılı projeye imza atmıştır. Aynı

zamanda CITP (Certified Incentive Travel

Professional) unvanına sahip olan Dinç, MICE

alanında uluslararası düzeyde yetkinliği

tescillenmiş bir liderdir. Dinç’in 2026 SITE

Global Başkanlık vizyonu, başkanlık dönemi

için ortaya koyduğu yaklaşım doğrultusunda,

birlik, topluluk kültürünün güçlendirilmesi

ve uluslararası iş birliğinin artırılması

üzerine şekillenmektedir. Vizyonunun ana hatları; üyelerin ve

ülke yapılanmalarının güçlendirilmesi, birlikte üretim ve ilham

verme kültürü, güçlü temelin korunması ve geleceğe taşınması ile

daha kapsayıcı ve bağlı bir küresel topluluk oluşturulması olarak

özetlenebilir. Bir Türk profesyonelin SITE Global Başkanı olarak

seçilmesi, Türkiye’nin incentive ve etkinlik turizmi alanındaki

uluslararası itibarını güçlendiren önemli bir gelişmedir.

Şerif Yenen’e çifte onur

Turist rehberi, konuşmacı, yazar ve seyahat filmi

yapımcısı Şerif Yenen, Skålite – Turizmde Kalite Ödülleri

2025’te “Yılın Turist Rehberi ve En İyi Turizm Yayını"

ödülüne layık görüldü.

Türk turizmine değer katan kişi ve kurumları onurlandırma amacını

taşıyan “Skålite-Turizmde Kalite” ödülleri organizasyonunda,

Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasını uluslararası kitlelere aktaran

eserleriyle tanınan Şerif Yenen, “Yılın Turist Rehberi ve En İyi

Turizm Yayını" ödülünü aldı. Törende duygularını paylaşan Yenen,

“Skålite gibi saygın bir organizasyondan bu ödülü almak benim için

büyük bir onur. Benim için rehberlik, sadece insanlara belirli bir

bölgeyi gezdirmek değil; onlara bir ülkenin ruhunu anlatmayı ifade

ediyor. Türkiye’yi dünyaya tanıtmak için çıktığım bu yolda, derin bir

araştırma ve sevgiyle hazırladığım yayınların, hayata geçirdiğim

çalışmaların takdir alması beni çok mutlu ediyor” dedi. Yenen’in,

Türkiye üzerine bir Türk tarafından kaleme alınmış ilk İngilizce gezi

rehberi olan üç ciltlik “Turkish Odyssey” kitabı, Türkiye kültürünü

uluslararası alanda tanıtan en kapsamlı kaynaklardan biri olarak öne

çıkıyor.

En özel wellness

deneyimi

Address Istanbul’un zarif atmosferi içinde 11. katta

konumlanan The Spa, 5 yıldızlı otelin lüksünü ve

konforunu, beden, zihin ve ruh sağlığını destekleyen

profesyonel wellness deneyimiyle birleştiriyor.

The Spa, 6 veya 12 aylık üyelik fırsatlarıyla misafirlerine yalnızca

bir spa deneyimi değil, sürdürülebilir bir yaşam deneyimi sunuyor.

Üyeler; The Spa, Fitness Center ve kapalı yüzme havuzuna sınırsız

erişim ayrıcalığının yanı sıra ücretsiz bakım hizmetleri, özel üye

indirimleri ve spa etkinliklerinde öncelikli rezervasyon hakkından

da faydalanabiliyor. Bu özel teklif, yeni ve yenilenen üyelikler

için geçerli olup, ücretsiz bakım hizmeti üyelik süresi içinde

kullanılabiliyor. The Spa, geleneksel ve yenilikçi uygulamalardan

oluşan geniş bakım seçkisiyle beden, zihin ve ruhu yeniden

buluşturan bir denge noktası oluyor. Masaj, sıcak taş terapisi,

hamam ve aromaterapi gibi klasik uygulamaların yanı sıra yoga,

pilates, nefes terapisi, meditasyon ve zumba gibi kişiye özel

seanslarla bütünsel bir yenilenme sunuyor. Modern tasarımlı

dinlenme odaları, buhar odası, sauna, otantik Türk hamamı ve

panoramik manzaraya sahip ısıtmalı spa havuzu; misafirlere günün

stresinden uzaklaşma, dinginliğe yaklaşma ve kendileriyle yeniden

bağ kurma fırsatı veriyor.



12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Spor turizmine

güçlü katkı

Dünyanın en büyük tenis

oteli Ali Bey Hotels &

Resorts, teniste global

buluşma merkezi olmaya

devam ediyor.

Dünyanın en büyük tenis oteli

olan Ali Bey Hotels & Resorts,

Antalya Manavgat’taki tesislerinde

100’ü aşkın kortuyla yıl boyunca

hem spor tutkunlarına hem

de ailelere spor dolu bir tatil

deneyimi sunmayı sürdürüyor.

Eylül ve Ekim aylarında tesis,

ulusal ve uluslararası birçok

önemli organizasyona ev sahipliği yaptı. Bunların arasında 13–18

Ekim’de düzenlenen ITF ve TTF onaylı 13. International Ali Bey

Masters Open, 370 sporcunun katılımıyla öne çıktı. 22–26 Ekim’de

gerçekleştirilen FIP Silver Cupra Antalya Padel Turnuvası ise

Avrupa’dan da sporcuların katılımıyla Türkiye’nin en prestijli padel

etkinliklerinden biri oldu. 580 sporcunun yer aldığı SPX 29 Ekim

Turnuvası Cumhuriyet Bayramı coşkusunu kortlara taşırken, yıl

boyunca Almanya, Rusya, İngiltere ve Kazakistan gibi ülkelerden

gelen yüzlerce sporcu için özel turnuva ve kamplar düzenlendi.

Gürok Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekili Esin Güral Argat, Ali

Bey Hotels & Resorts’un spor turizmine yatırım yapan öncü bir

merkez olduğunu vurgulayarak, tesislerin binlerce sporcuyu bir

araya getirerek Türkiye’nin kültürel değerlerini dünyaya tanıttığını

ifade etti. Önümüzdeki dönemde tenis ve padel gibi branşlarda

uluslararası etkinliklerin artırılacağını da sözlerine ekledi.

Kempinski The Dome

Belek’e dokuz prestijli ödül

Kempinski Hotel The Dome Belek, uluslararası turizm

ve gastronomi dünyasının en prestijli platformlarından

biri olan 2025 World Luxury Awards’da dokuz ayrı ödüle

layık görülerek Avrupa’da öne çıkan markalar arasında

yerini aldı.

Kempinski The

Dome Belek, 2025

World Luxury

Awards’da “Best

General Manager

in Europe”, “Best

Luxury All-

Inclusive Resort

in Europe” ve

“Best Luxury

All-Inclusive

Villa in Europe” kategorilerinde elde ettiği ödüllerle Avrupa

genelinde lüks konaklama alanındaki liderliğini sürdürüyor. Genel

Müdür Amit Sharma, “Best General Manager in Europe” ödülüne

layık görülerek Kempinski The Dome’un başarısının arkasındaki

vizyoner liderlik anlayışını uluslararası arenada temsil ediyor.

Markanın göl kenarında konumlanan seçkin gastronomi noktası

Sofra By The Lake, “Best Luxury Waterside Restaurant in Europe”,

“Best Mediterranean Cuisine in Turkey” ve “Best Luxury Seafood

Restaurant in Eastern Europe” ödüllerini kazanarak Türkiye’nin

gastronomi alanındaki başarısını dünya sahnesine taşıyor. Otelin bir

diğer gurur kaynağı olan Lale Restaurant ise “Best Buffet Variety

in Turkey”, “Best Gourmet-Style Buffet – Global Winner” ve “Best

Buffet Dining in Eastern Europe” ödülleriyle global gastronomi

sahnesinde adından söz ettiriyor.

2,3 milyonu aşkın

yolcuya hizmet verdi

Mayıs–Ekim 2025 döneminde 2 milyon 368 bin yolcuya

hizmet veren Paterna Group, hizmet kalitesini,

operasyonel gücünü ve misafir memnuniyetini bir üst

seviyeye taşıdı.

2025 yaz sezonunda Paterna Group, operasyonel verimliliğin ve

hizmet kalitesinin güçlendiği başarılı bir dönem geçirdi. Yeni açılan

üniteler özellikle yiyecek kategorisinde önemli katkılar sağladı.

Grup, menü çeşitliliği ve servis hızındaki iyileştirmeler misafir

deneyimini belirgin şekilde geliştirdi. All Sports Pub ve Faro

Kitchen & Bar doğru ürün karması, dinamik fiyatlama ve etkili ekip

yönetimiyle satışlarını artırdı. İç hatlarda Chill Restaurant’ın özel

alerjen menüleri olumlu geri dönüş aldı. Simit Sarayı ve Subway

yerli yolcuların beklentilerini karşılayarak güçlü bir performans

gösterdi. Dış hatlarda Bit By, Caffè Nero ve 24 saat açık restoranlar

çok uluslu yolcu kitlesine hitap eden dengeli bir yapı oluşturdu.

Çalışan motivasyonunu artırmaya yönelik uygulamalar, verimliliği

ve hizmet kalitesini destekleyerek sezonun başarısında önemli rol

oynadı. Bit By’ın yeni grab & go konsepti ile Caffè Nero franchise

yatırımı yolcu ilgisini çekti ve grubun marka çeşitliliğini güçlendirdi.

Paterna Group, 2026 sezonunda sürdürülebilir büyüme, artan

kârlılık, daha hızlı servis ve yükseltilmiş kalite standartlarıyla

operasyonlarını geliştirmeyi hedefliyor.



14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Dedeman Palandöken’de

büyük dönüşüm

Ramada Plaza by Wyndham

İstanbul Tekstilkent’e ödül

Dedeman Hospitality, Palandöken’in eşsiz doğasını

modern dağ turizmi anlayışıyla buluşturan Dedeman

Palandöken’i kapsamlı bir yenileme sürecinden geçirerek

yeni bir döneme taşıyor.

Bölgenin ikonik

oteli Dedeman

Palandöken;

standart, suit ve

connection oda

seçenekleriyle çeşitli

misafir profillerini

ağırlayacak şekilde

tasarlandı. Yenileme

kapsamında odalardan restoranlara, lobi alanından kayak odasına

kadar otelin tüm yaşam alanları güncel konfor beklentilerine uyum

sağlayacak şekilde yeniden tasarlandı. Renovasyon çalışmalarıyla

birlikte otele, konaklama deneyimini zenginleştiren pek çok yeni sosyal

alan kazandırıldı. Kayak sonrası buluşmalar için sıcak ve samimi

bir atmosfer sunan Apres Ski Cafe, günün yorgunluğunu keyifli bir

ortamda atmak isteyenler için ideal bir buluşma noktası hâline geldi.

Otelde ayrıca, hızlı ve lezzetli alternatifler arayan misafirler için

dinamik bir gastronomi deneyimi sunan Sokak Lezzetleri Alanı hayata

geçirildi. Dedeman City Store ise modern bir alışveriş alanı olarak

konumlanırken, tamamen yenilenmiş Executive Lounge / Lobby alanı

geniş, konforlu ve modern dokunuşlarla tasarlanarak misafirleri

daha ilk adımda etkileyen bir karşılama atmosferi oluşturdu. Otel

bünyesinde hizmet veren kayak okulu Ski Bunny ise, Les Alpes

tarafından Dedeman Palandöken’e özel olarak tasarlanan kids club

konsepti ile çocuklara karda eğlenceyi güvenli ve keyifli şekilde

yaşatmayı hedefliyor. Bununla birlikte otelin dış cephe ve ısı yalıtımı

iyileştirildi, yapısal güçlendirme çalışmaları titizlikle hayata geçirildi.

Ramada Plaza by Wyndham İstanbul Tekstilkent Genel

Müdürü Deniz Erçekin, Wyndham Hotels & Resorts

tarafından düzenlenen 2025 Executive Summit’te “Yılın

Genel Müdürü” seçildi.

Konaklama sektörünün bölgesel liderlerini bir araya getiren

Wyndham 2025 Executive Summit, büyük bir katılımla

gerçekleştirildi. Zirvede, Ramada Plaza by Wyndham İstanbul

Tekstilkent Otel Genel Müdürü Deniz Erçekin, Wyndham Hotels &

Resorts tarafından verilen ve en prestijli ödüllerden biri olan “2025

GM of the Year” (Yılın Genel Müdürü) ödülüne layık görüldü. Ödül,

Wyndham Hotels & Resorts Başkanı Dimitris Manikis tarafından

düzenlenen törenle Deniz Erçekin’e takdim edildi. Wyndham

ağı içinde bölgesel başarıları ve liderliğiyle öne çıkan Erçekin,

Türkiye’de bu unvana sahip olan sayılı genel müdürlerden biri oldu.

Deniz Erçekin, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu ödül, sadece

benim değil tüm ekibimizin özverili ve tutkulu çalışmalarının bir

sonucu. Otel olarak misafir memnuniyetini daima en ön planda

tutuyor, hizmet kalitesini her geçen gün daha da yukarı taşımak

için çalışıyoruz. Wyndham ailesinin bir parçası olarak bu başarıyı

kazanmış olmaktan ötürü büyük gurur duyuyorum.”

WTM 2025’te

küresel ortaklıklarını

güçlendirdi

Suudi Turizm Otoritesi (STA), WTM 2025’te dokuz yeni

mutabakat zaptı imzalayarak ve Suudi ortaklar ile

uluslararası turizm sektöründen 27 anlaşmaya aracılık

ederek küresel turizmde etkisini pekiştirdi. Etkinlik

süresince 500’den fazla stratejik toplantı gerçekleştirildi.

Suudi Arabistan, 2024’te yaklaşık 116 milyon, 2025’in ilk yarısında

ise 60 milyon ziyaretçi ağırlayarak dünyanın en hızlı büyüyen turistik

destinasyonlarından biri olduğunu gösterdi. WTM’deki “Saudi Land”

pavyonu, Formula 1, MDLBEAST Soundstorm, Süper Kupalar ve

WWE Royal Rumble gibi etkinliklerle ülkenin kültürel ve eğlence

potansiyelini tanıttı. WTM’de ayrıca Diriyah, Qiddiya ve Al Madinah gibi

destinasyonlar DMO Ödülleri ile onurlandırıldı; özgünlük, operasyonel

mükemmellik ve genel performanslarıyla öne çıktılar. STA Ortaklıklar

Direktörü Abdullah Alhagbani, etkinliğin Suudi Arabistan’ın küresel

turizmdeki yükselişini ve yatırım fırsatlarını gösterdiğini vurguladı.

Fuarın ardından, Riyad’da düzenlenecek TOURISE platformu ile

sektör liderleri bir araya gelerek sürdürülebilir ve yenilikçi turizm

projeleri geliştirecek. Saudi Land pavyonu 14.700’den fazla ziyaretçiyi

ağırladı ve kültürel miras, modern etkinlikler ve turizm paketleriyle

katılımcılara etkileşimli bir deneyim sundu.



16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Bentour Reisen “Club

of the Best” ile başarıyı

kutladı

Bentour Reisen, ilk kez

düzenlediği “Club of

the Best” etkinliğiyle

Almanya, Avusturya,

İsviçre ve Hollanda’dan

yaklaşık 200 seyahat

acentesi ortağını İzmir

yakınlarındaki Sunis Efes

Royal Palace Resort &

Spa’da bir araya getirdi.

2025 yılı, Bentour için büyüme ve rekor yılı oldu. 300 binden fazla

misafir ağırlanırken ciro 250 milyon euro’yu aştı. Trustpilot’taki

4,6/5 yıldız derecesi yüksek müşteri memnuniyetini gösterdi.

Etkinlikte Bentour Reisen CEO’su Deniz Uğur ve Genel Müdür

Songül Göktas-Rosati, “Club of the Best” konseptinin amacının

acentelerle etkileşimi güçlendirmek, bilgi paylaşımı ve iş birliğini

artırmak olduğunu vurguladı. Sunumlar ve interaktif atölyeler ile

yapay zekâ uygulamaları, sektör trendleri ve esnek rezervasyon

sistemleri tanıtıldı. Eğlence ve ödüller etkinliğin önemli parçalarıydı.

Ünlü komedyen Özcan Coşar sahne alırken, “Best of the Best”

ödülleri on acente ortağına verildi. Ayrıca katılımcılar Efes, Şirince

ve Kuşadası turlarına katıldı, canlı müzik ve kokteyl resepsiyonlarıyla

etkinlik tamamlandı. Yeni sezon planlarında TransAnadolu Ekspresi

turu, Quicktransfer hizmeti genişletmeleri, Türkiye’nin tüm illerini

kapsayan sürdürülebilir turizm programları ve Yunanistan-Mısır yeni

otel seçenekleri bulunuyor. Etkinlik, Bentour Reisen’in iş ortaklarıyla

güçlü bağını ve sektör liderliğini pekiştirdi.

Wyndham,

büyüme

stratejilerini

paylaştı

Sektör uzmanları ve Wyndham ortakları gelişmekte

olan trendleri, araçları ve çözümleri şirketin “Going

Places: Navigating the Future of Travel” temasıyla

İstanbul’da düzenlenen EMEA Yönetici Zirvesi’nde

masaya yatırdı.

Wyndham Hotels & Resorts, 2025 EMEA yönetici zirveleri serisinin

Türkiye ayağını Wyndham Grand İstanbul Europe'da gerçekleştirdi.

"Going Places: Navigating the Future of Travel" temasıyla

düzenlenen etkinliğin 150'den fazla katılımcısı arasında franchise

ortakları, kurumsal ekip üyeleri ve konuk konuşmacılar yer aldı.

COOP TRR’den yeni

turizm sezonu mesajı

Avrupa Türk Acentacılar Birliği (COOP TRR),

Almanya’daki erken rezervasyon dönemi öncesinde

Türkiye turizmine dair değerlendirmelerini paylaştı.

COOP TRR CEO’su

Cumhur Sefer, geçtiğimiz

sezon yaşanan fiyat

istikrarsızlıklarının Almanya

pazarında Türkiye’ye olan

güveni zayıflattığını belirtti.

Sefer, özellikle otellerin

yüksek fiyat uygulayıp

sonrasında indirim

yapmasının, turistlerde

olumsuz algı oluşturduğunu

vurguladı. Alman turistlerin

şikayetlerinde artış

gözlendiğini ifade eden

Sefer; yeme-içme, ulaşım ve

alışverişteki fahiş fiyatların

Türkiye’nin genel imajını

olumsuz etkilediğini söyledi.

Artan maliyetlerin otelleri zorladığını kabul eden Sefer, buna rağmen

fiyat politikasının makul seviyelerde ve istikrarlı tutulmasının

sürdürülebilir turizm açısından kritik olduğunu belirtti. Sefer ayrıca,

Almanya’dan gelen turistlerin ağırlıklı olarak orta gelir grubundan

olduğunu ve fiyatların rekabetçi olmaması durumunda tatilcilerin

alternatif destinasyonlara yönelebileceğini ifade etti. Tatil süresinin

önceki yıllara göre kısaldığını, ortalama 14 gün olan konaklamanın

artık 10 veya 7 güne indiğini aktardı. COOP TRR, yeni sezon

öncesinde Türk turizm sektörüne fiyat istikrarı, hizmet kalitesi ve

müşteri memnuniyetine odaklanma çağrısı yaptı.

Türkiye’nin 40’tan fazla ilinde bulunan 130’un üzerinde oteliyle

ülkedeki en büyük uluslararası otel şirketi konumuna sahip olan

Wyndham, zirve kapsamında düzenlenen paneller, interaktif

toplantılar ve diğer oturumlarda uzmanları bir araya getirdi. Sektör

liderleri, Türkiye’de konaklama sektörünün dönüşümünü, yurt içi ve

yurt dışı seyahat trendlerini, konaklama sektörünün geleceğini, insan

kaynaklarının gelişimini ve misafir deneyiminde en iyi uygulamaları

masaya yatırdı. Wyndham yöneticileri, yüksek potansiyel taşıyan

pazarlarda büyümeye, kaliteli ve markalı konaklama seçeneklerini

genişletmeye odaklanmaya devam edeceklerini vurgulayarak, bir

yandan orta ve üst segmentlerdeki büyümelerine hız kazandırırken

markalı rezidanslar gibi yeni konseptlerle de sektördeki konumlarını

güçlendirdiklerini aktardı.



18

hotel restaurant

& hi-tech

antre

2026’ya

güçlü bir

başlangıç için

hazırlanıyor

Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & Spa,

Dalaman Nehri ile Akdeniz’in buluştuğu

benzersiz konumunda dolu dolu geçen sezonu

tamamladı. Geniş sahili, etkileyici doğası ve aile

odaklı hizmet anlayışıyla bu yıl da bölgenin en

dikkat çekici tatil noktalarından biri oldu.

Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & Spa, Dalaman Nehri

ile Akdeniz’in buluştuğu özel konumunda yoğun bir sezonu

geride bıraktı. Geniş sahili, doğal güzellikleri ve aile odaklı

hizmetleriyle bölgenin öne çıkan tatil noktalarından biri oldu.

Doğayla iç içe ortamı, özel kum plajı, suyla çevrili göl evleri

ve direkt havuz erişimli swim-up odalarıyla misafirlerine

sakin ve lüks bir konaklama sundu. Ultra her şey dahil

konsepti; zengin açık büfeler, çocuk menüleri ve gün boyu

atıştırmalıklarıyla dikkat çekerken, altı farklı alakart restoran

farklı dünya mutfaklarından özel lezzetler sundu. Yetişkin

ve çocuk aquaparkları, çeşitli su kaydırakları, gün boyu

süren animasyon etkinlikleri ve Kidz Paradise ile Youngster

Club programları tatili daha eğlenceli hâle getirdi. 6.000

m²’lik Elysion Spa ise VIP hamamı, sauna, buhar odaları ve

bakım alanlarıyla sezon boyunca ilgi gördü. Sürdürülebilirlik

uygulamalarını bu yıl da sürdüren tesis, 2026 sezonu

için yenilenen alanlar, geliştirilmiş aile deneyimleri ve

gastronomiye yeni dokunuşlar hazırlıyor.

Talha Çamaş’ın ders niteliğindeki

Pusula’sı raflarda

TÜRSAB’ın Onursal Başkanı Talha Çamaş’ın,

turizm sektörünün çalkantılı dönemlerine ışık

tutan, anılar ve derslerle dolu kitabı Pusula -

Turizmde Zor Yılların Sessiz Tanığı okuyucularla

buluştu.

Talha Çamaş’ın kaleme aldığı Pusula - Turizmde Zor

Yılların Sessiz Tanığı, rakamların ve grafiklerin anlatamadığı

hikâyeleri, sektörde emeği geçenlerin çabalarını ve alın terini

okura aktarıyor. Kitabı yazma amacını “Tüm bu sert dalgaların

ortasında dimdik ayakta duran insanların emeğini ve inancını

kayda geçirmek” olarak açıklayan Çamaş, sektördeki yapısal

dönüşümlerin yalnızca rakamlarda değil; kültürel anlayışlarda,

yönetişim biçimlerinde ve toplumsal algılarda da kendini

gösterdiğini vurguluyor. Kitap, Çamaş’ın hem kongre turizmi

alanında önemli uluslararası organizasyonlara imza atan bir

yönetici hem de TÜRSAB gibi devasa bir sosyal ve yarı kamu

kuruluşunun lideri

olarak edindiği

deneyimleri,

gelecekte sektörde

görev alacak

yöneticiler için

ders niteliğinde

püf noktalarıyla

sunuyor. Çamaş,

kitabın sektöre

yalnızca geçmişi

anlatmak için değil,

gelecekte benzer

mücadelelerin

içinde olacaklara

yol gösterecek

bir “pusula” olması hedefini taşıdığını belirtiyor. Ekin Kitap

tarafından yayımlanan eser, turizm sektörünün hafızasına

katkı sunmayı amaçlayan bir belge niteliği taşıyor.



20

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

BAKAN ERSOY

“İLK 9 AY VERILERIYLE TURIZMDE

KALICI BAŞARIYI KANITLADIK”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2025’in ilk 9 ayında Türkiye’ye 49 milyon 993

bin ziyaretçi geldiğini, turizm gelirinin ise 50 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Ersoy, kişi başı

gecelik gelirin 116 dolara yükseldiğini belirterek, yıl sonu için hedeflenen 64 milyar dolar

gelir rakamının erişilebilir olduğunu söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri

Ersoy, 2025 yılı turizm istatistiklerinin

üçüncü çeyrek sonuçlarını İstanbul

Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen

basın toplantısıyla paylaştı. Ersoy,

“Kültürüyle, deniziyle, güneşiyle güçlü bir

potansiyele sahip olabilirsiniz. Ancak bu

potansiyeli doğru planlama, doğru tanıtım

ve doğru yönetimle birleştirmediğiniz sürece

başarıdan söz edemezsiniz" dedi.

Haber: Hatice Ünal Bilen

“Yeni turizm paradigmasıyla kalıcı

başarıyı yakaladık”

Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip

Erdoğan’ın liderliğinde turizmin stratejik

bir sektör ilan edilmesiyle birlikte devrim

niteliğinde adımlar attıklarını şu sözleriyle

vurguladı: “Turizmi dört mevsime ve 81

ilimize yayacak adımlar attık. Sürdürülebilir

turizm konusunda dünyanın önde gelen

ülkelerinden biri haline geldik. Deniz, kum,

güneş üçlüsünden çıkıp, gastronomiden

inanç turizmine, yürüyüş rotalarına kadar

60’tan fazla ürünle dünya liginde yerimizi

sağlamlaştırdık."

49 milyon 993 bin ziyaretçi

2025’in ilk dokuz ayında Türkiye’ye 49

milyon 993 bin ziyaretçinin geldiğini,

geçen yılın aynı dönemine göre %1,6 artış

yaşandığını kaydeden Ersoy, İstanbul

depremi ve bölgesel savaşların sektöre

olumsuz etkilerine rağmen tabloyu başarılı

olarak değerlendirdi ve “23 Nisan’daki

İstanbul depremi ve hemen ardından

gelen Hindistan-Pakistan ile İsrail-İran

savaşları rezervasyonlarda geçici düşüşe

yol açtı. Ancak kriz sonrası hızlı tanıtım

kampanyalarıyla kayıpları telafi ettik.” diye

konuştu.

İlk 3 kaynak pazar: Rusya, Almanya

ve Birleşik Krallık

Ersoy, "İlk dokuz aylık dönemde Rusya

Federasyonu 5,53 milyon ziyaretçiyle ilk

sırada yer alırken, onu Almanya (5,22

milyon) ve Birleşik Krallık (3,54 milyon)

izledi. Ortalama kalış süresi 10,3 gece

olarak gerçekleşti." dedi.

Kişi başı gecelik gelir 116 dolara

yükseldi

Ersoy, 2018’de başlattıkları stratejik

dönüşümün meyvelerini topladıklarını şu

sözleriyle belirtti: “2017’de 83 dolar olan

kişi başı gecelik gelir, 2024’te 107 dolara

çıkmıştı. 2025’in ilk 9 ayında ise 116 dolara

ulaştık. Bu da %9’luk bir artış anlamına

geliyor. Yurt dışı yerleşik vatandaşlar da

dahil edildiğinde ortalama kişi başı gecelik

gelir 103 dolar oldu. Bu rakam, yıl başında

belirlenen 101 dolarlık hedefin üzerine çıktı."

Turizm gelirinde tarihi seviye: 50

milyar dolar

Türkiye'nin 2025’in ilk dokuz ayında 50

milyar dolar turizm geliri elde ettiğini ve

geçen yılın aynı dönemine göre %5,7 artış

yaşandığını söyleyen Ersoy, yıl sonu için

belirlenen 64 milyar dolar gelir hedefinin

ulaşılabilir olduğunu vurguladı.

Krizlere karşı bağışıklıklı bir turizm

modeli

Bakan Ersoy, Türkiye’nin jeopolitik risklerle

baş edebilmesi için ürün çeşitlendirmesi

ve kaynak pazarların genişletilmesi olmak

üzere iki temel strateji geliştirdiklerini

belirterek, “Türk Hava Yolları’nın 330

destinasyona direkt uçuşu sayesinde tüm

dünyayı hedef pazar olarak planladık.

Krizlerden sonra hızlı toparlanmanın yolu

tanıtımdan geçiyor ve biz bunu başardık.”

diye devam etti.

Küresel ısınmaya karşı sezonsal

strateji

Ersoy, küresel ısınmanın sezon dengesini

değiştirdiğini belirterek, yeni düzenlemelerle

Nisan-Mayıs aylarındaki hareketliliği

artırmayı hedeflediklerini şöyle ifade etti:

“Havalimanı sübvansiyon sürelerini 1

Haziran’a kadar uzattık. Havayolu şirketleri

de Nisan-Mayıs aylarında en az %5 indirimle

uçuş fiyatlarını düşürecek.”

“Türkiye artık turizm liginde kalıcı

bir güç”

Ersoy, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler

verilerine göre 2024’te İtalya’yı geride

bırakarak dünya turizm liginde 4. sıraya

yükseldiğini hatırlatarak sözlerini şöyle

tamamladı: “Artık yalnızca potansiyele sahip

değiliz; o potansiyeli başarıya dönüştürecek

akıllı stratejilerimiz var. Bu stratejilerle

Türkiye’yi dünya turizminde kalıcı bir güç

haline getirdik.”



22

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜROB BAŞKANI ERESIN

"TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN

2026 FIRSATLARLA GELIYOR"

TÜROB’un Aylık Bilgilendirme Toplantısı'nda konuşan TÜROB Başkanı Müberra Eresin,

2026 yılına dair iyimser beklentilerini paylaştı. Eresin, tüm zorluklara rağmen yeni yılın

fırsatlar sunacağını belirterek, Türkiye turizminin güçlü potansiyelini sürdürülebilir kılmak

için kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.

Haber: Hatice Ünal Bilen

Türkiye Otelciler Birliği’nin (TÜROB)

Ekim ayı Aylık Bilgilendirme

Toplantısı ve Geleneksel Öğle

Yemeği, 31 Ekim Cuma günü Grand

Hyatt Istanbul ev sahipliğinde

gerçekleştirildi.

Cumhuriyet Bayramı coşkusunun

hemen ardından düzenlenen

toplantıda açılış konuşmasını yapan

TÜROB Başkanı Müberra Eresin,

“Cumhuriyet’in bizlere kazandırdığı

özgürlük, eşitlik ve çağdaşlık

değerlerinin bilinciyle; turizm

sektörümüzün Cumhuriyet’in ikinci

yüzyılında da kalkınmanın ve tanıtımın

öncü gücü olacağına yürekten

inanıyoruz.” dedi.

Eresin, TÜROB’un 1971 yılındaki

kuruluşundan bu yana 54 yıldır

aynı inanç ve sorumlulukla ülke

turizmine katkı sunduğunu belirterek,

Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa

Kemal Atatürk ve tüm şehitleri

rahmetle andı.

Konuşmasında kısa süre önce hayatını

kaybeden TÜROB’un önceki dönem

başkanlarından Sinan Babila’yı da anan

Eresin, “Sayın Babila, vizyonu, bilgi

birikimi ve duruşuyla sektörde bir ekol

haline gelmiş gerçek bir liderdi. Türk

turizmine yaptığı katkılarla her zaman

saygıyla hatırlanacaktır.” ifadelerini

kullandı.

“Turizm sektörü güçlü desteğini

sürdürmeye kararlı”

TÜROB’un aylık bilgilendirme

toplantısında konuşan TÜROB Başkanı

Müberra Eresin, geçtiğimiz günlerde

düzenlenen İstanbul Turizm Fuarı

(ITF)’nin sektörde uzun süredir özlemi

duyulan profesyonel buluşmalardan

biri olduğunu söyledi. TÜROB olarak

fuarın destekçisi olmaktan büyük

memnuniyet duyduklarını belirten

Eresin, bu desteğin önümüzdeki

yıl da süreceğini açıkladı. Eresin,

İstanbul’un uluslararası tanıtımına

güçlü katkı sağlayacağına inandıkları

fuarın 24–25 Eylül 2026 tarihlerinde

gerçekleştirileceğini hatırlatarak, tüm

sektör paydaşlarını şimdiden davet etti.

Turizm sektörünün, dışsal etkenlere

rağmen ülke ekonomisine, istihdama

ve kalkınmaya katkısını sürdürdüğünü

vurgulayan Eresin, “Sektörümüz zaman

zaman kesintiye uğrasa da hedeflerine

ulaşarak cari açığın kapatılmasına

güçlü destek vermeye devam ediyor”

dedi.

"Kasım ayına dair göstergeler

olumlu"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet

Nuri Ersoy’un açıkladığı son verileri

de değerlendiren TÜROB Başkanı,

eylül sonu itibariyle ülkemize gelen

ziyaretçi sayısındaki artışın sürdüğüne

dikkat çekti. Eresin, buna karşın


döviz kurlarının yatay seyri ve artan

maliyetlerin sektör kârlılığını olumsuz

etkilediğini ifade etti.

Yılın ikinci yarısında, özellikle temmuz

ortasından itibaren doluluk oranlarında

ve fiyatlarda belirgin bir toparlanma

yaşandığını belirten Eresin, “Ağustos,

eylül ve ekim ayları beklentimizin

üzerinde gerçekleşti; kasım ayına dair

göstergeler de olumlu. Ancak yılın ilk

yarısındaki zayıf performans genel

bilançoyu hâlâ zorluyor” dedi.

"Çin pazarında artış bekliyoruz"

Pazar dağılımında Ortadoğu ve Avrupa

ülkelerinde yatay bir seyir gözlenirken,

Çin ve Uzakdoğu pazarlarında umut

verici bir kıpırdanma yaşandığını

aktaran Eresin, “Artan hava yolu

bağlantıları ile Bakanlığımız ve TGA’nın

özel tanıtım çalışmaları sayesinde

Çin pazarında önümüzdeki dönemde

daha güçlü bir artış bekliyoruz”

değerlendirmesinde bulundu.

Başkan Müberra Eresin, yakın

coğrafyamızda yaşanan çatışmaların

sona ermesi ve bölgemize barışın

hakim olmasının en büyük dilekleri

olduğunu söyledi. “2026’ya dair henüz

net bir öngörüde bulunmak zor, ancak

TÜROB olarak iyimser beklentilerimiz

sürüyor. Tüm zorluklara rağmen

2026 yılının fırsatları da beraberinde

getireceğine inanıyoruz. Türkiye'nin

turizmdeki güçlü potansiyelini

sürdürülebilir kılmak için kararlılıkla

çalışmaya devam edeceğiz” diyen

Eresin, sektörün geleceğine dair güven

mesajı verdi.

"İtalyan pazarıyla ilgili

beklentilerimiz devam ediyor"

Müberra Eresin, Türkiye’nin turizm

tanıtım faaliyetlerinin Kültür ve Turizm

Bakanlığı öncülüğünde, İstanbul Ticaret

Odası ve TUGEV iş birliğiyle stratejik

ve çok yönlü biçimde sürdürüldüğünü

belirtti. “Türkiye Turizm Tanıtım ve

Geliştirme Ajansı’nın organizasyonuyla

kısa süre önce İtalya’nın en önemli

turizm fuarlarından TTG Rimini’ye

katıldık. Bu bağlamda, İtalyan pazarına

ilişkin olumlu beklentilerimiz devam

ediyor. Kısa süre içerisinde WTM

Londra, IBTM Barselona ve ILTM

Cannes fuarlarına da katılacağız”

diye konuşan Eresin, uluslararası

pazarlarda Türkiye’nin tanıtımına

verdiği önemi vurguladı.

“Uçaklardaki yüksek transit yolcu

oranı hala sorun”

Başkan Müberra Eresin, Türkiye’ye

gelen uçaklardaki yüksek transit

yolcu oranının hâlâ önemli bir sorun

olduğunu vurguladı. “Uçuş fiyatlarının

yüksekliği, Türkiye’ye doğrudan seyahat

etmek isteyen turistler açısından

caydırıcı olabiliyor. Bu konuda kalıcı

çözümler geliştirildiğinde, özellikle

Avrupa pazarında beklentilerin üzerinde

bir artış yakalayacağımıza inanıyoruz”

diyen Eresin, kış sezonunda şehir

turizmini canlandırmak için “city break”

yani kısa hafta sonu turlarının büyük

önem taşıdığını ifade etti.

Başkan Eresin, bu modelin başarısının

EasyJet, Ryanair ve WizzAir gibi

düşük maliyetli havayolu şirketlerinin

ülkemize doğrudan sefer başlatmasına

bağlı olduğunu söyledi. Eresin, sözlerini

şöyle sürdürdü: “Sayın Bakanımızın

liderliğinde bu konuda atılacak her

adımda, TÜROB olarak katkı vermeye

hazırız.”

“Vize süreçlerinin iyileştirilmesi

sektör için kritik”

Müberra Eresin, vize süreçlerinin

turizm sektörü açısından önemli bir

konu olduğunu belirtti. “Birçok ülkeden

gelecek ziyaretçiler için vize sürecinin

uzun ve maliyetli olması, sektörümüz

üzerinde olumsuz etkiler yaratmaya

devam ediyor” diyen Eresin, TBMM’de

kabul edilen düzenlemeye dikkat çekti.

Eresin, “Vize başvurularının aracı

şirketler yerine Dışişleri Teşkilatını

Güçlendirme Vakfı tarafından alınması

kararlaştırılmıştı. Bu uygulamanın

hayata geçmesiyle vize süreçlerinin

kısalacağına ve maliyetlerin düşeceğine

inanıyoruz” ifadelerini kullandı.


24

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜRSAB BAŞKANLIĞI YENIDEN

FIRUZ BAĞLIKAYA’DA

TÜRSAB 26’ncı Olağan Genel Kurulu’nda mevcut Başkan Firuz Bağlıkaya, geçerli

oyların yüzde 70’ten fazlasını alarak yeniden başkan seçildi.

İstanbul WOW Hotel Convention

Center’da 22-23 Kasım 2025

tarihleri arasında gerçekleştirilen

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği

(TÜRSAB) 26’ncı Olağan Genel Kurulu

son gün yapılan yönetim, denetim

ve disiplin kurulları seçimiyle sona

erdi. Firuz Bağlıkaya, Aylin Özsavaş,

Muhammet Akkaya ve Eyüp Kartal

olmak üzere dört adayın oylandığı

seçimlere toplamda 4.428 seyahat

acentası temsilcisi katılım gösterdi.

Kesin olmayan seçim sonuçlarına

göre 26’ncı Olağan Genel Kurul’da

Firuz Bağlıkaya’nın listesi 4.331

geçerli oyun 3.053’ünü alarak seçimi

kazandı. Böylece Firuz Bağlıkaya,

yeniden 3 yıllığına TÜRSAB Yönetim

Kurulu Başkanlığına seçilmiş oldu.

Diğer başkan adaylarından Aylin

Özsavaş’ın listesi 1.184 oy, Muhammet

Akkaya 38 oy ve Eyüp Kartal ise 19 oy

aldı. Oyların 97’si geçersiz sayıldı.

Bağlıkaya: “Bugün her zamankinden

daha fazla güçlüyüz”

Seçim sonuçlarının belli olmasının

ardından katılımcılara hitap eden

TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı

Firuz Bağlıkaya, Genel Kurul’a katılan

ve iradelerini sandığa yansıtan tüm

üyelere, Genel Kurul’u yöneten

Divan Kurulu’na, 25’inci Dönem

Yönetim Kurulu Üyelerine, TÜRSAB

çalışanlarına ve ailesine teşekkür

ederek konuşmasına başladı.

Bağlıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeni bir dönemin eşiğinde olduğumuz

bugün her zamankinden daha fazla

güçlüyüz. Genel Kurul, üyelerimize

hesap verdiğimiz bir imtihandır. Hiç

kimsenin değil sizin bize verdiğiniz

not esastır. Gözüne girmek için

Kesin olmayan

seçim sonuçlarına

göre TÜRSAB’ı 26.

Dönemde yönetecek

olan listede yer

alan isimler ise

şöyle:

Yönetim Kurulu Asil:

Firuz Barbaros

Bağlıkaya

Davut Günaydın

Hasan Eker

Mert Vardar

Tülay Salihoğlu

Cevat Engin Şahin

Gürkan Özcan

Mehmet Akyıl

Abdulhamit Kuk

Yönetim Kurulu Yedek:

Öner Uygun

Kıvanç Meriç

Özgür Ildır Öksüz

Şebnem Ergüder

Kerem Serkan Çoban

Özgür Ersoy

Yeşim Yeşiltaç

Erhan Falay

İbrahim Değermenci

Denetim Kurulu Asil:

Hakan Bayındır

çabaladığımız ve çabalayacağımız

yegâne insanlar sizlersiniz. Beni

bu göreve tekrar layık gördüğünüz

için minnettarım. Bize verdiğiniz bu

emanetinizin hakkını vermek en büyük

sorumluluğumuz olacaktır. Benden

önce Başkanlık sorumluluğunu

üstlenmiş tüm meslek büyüklerimi

de huzurlarınızda minnetle

anıyorum. Her şey sizlerin önünde

huzurlarınızda oldu. Seçim sonrasına

seçim sürecinde yaşananları

taşımamak esastır ve Birliğimizin de

bir teamülüdür. Seçim rekabetinin

getirdiği kırgınlıkları aşıp, bunu bir

Birlikteliğe çevirmek önceliğimiz

olacaktır. Herkes kendisine yakışanı

yaptı ve biz de bize yakışanı yapacağız.

TÜRSAB’ımız Birliğimiz var olsun,

Birliğimiz Dirliğimiz daim olsun.

Hakka ve TÜRSAB’a hizmet uğrunda

hepimizin yolu açık olsun. Allah bizi

mahcup etmesin. Sağ olun var olun.”

Ayşegül Özkeleş

Yüksel Türemez

Denetim Kurulu Yedek:

Büşra Celep

Cüneyt Özpamuk

Yonca Demetoğlu

Disiplin Kurulu Asil:

İbrahim Tanrıverdi

Seçkin Karakaya

Mustafa Gülmez

Disiplin Kurulu Yedek:

Mehtap Aram

Ali Tanrıverdi

Gonca Y. Orhan


gündem / makale

25

hotel restaurant

& hi-tech

Cem

Tur Andiamo Yönetim Kurulu Başkanı

Polatoglu

-

Öncelikle TÜRSAB 26. Olağan Genel

Kurulu seçimlerini alnının akıyla

kazanan Sayın Firuz Bağlıkaya’yı

tebrik eder, yeni dönemin başta

kendisine ve hepimize hayırlı

olmasını dilerim.

Muhalefetin, birçok olumsuzluk

yaşamasına rağmen umudunu

devam ettirdiği bir seçimdi bu.

Siyasetten anlamam. Ancak

muhalefet daha salon hakimiyetini

elde edemediyse, işi zordur.

22 Kasım sabahı salona girince

yanımdaki arkadaşıma döndüm ve

dedim ki: “Adam kazandı.”

TÜRSAB’ın ilk ciddi kadın başkan

adayı Sayın Aylin Özsavaş, elinden

geleni yaptı. Birçok proje hazırladı,

“Adam kazandı, bir daha asla TÜRSAB

siyasetine soyunmayacağım”

en güzel ofisi tuttu, profesyonel

kadro kurdu, 40'a yakın şehir gezdi,

yüze yakın toplantı yaptı. Ama

olmadı…

Şimdi burada 40 çeşit bahane yazılır.

Zaten gerekli dersleri çıkarmıştır

muhalefet. Ben bile kocaman

dersler çıkardım kendime.

Neymiş?

Asla TÜRSAB siyasetine

soyunmayacağım.

Ne bir kez daha muhalefeti

örgütleme girişimi ne yakınma ne

bir eleştiri… Hiççç. Sonra kötü biz

oluyoruz. Kimseye şahsi olarak

sataşmadığım halde yediğimiz

hakaretler, iftiralar, yalan haberler,

fiziki saldırılar, zaytunglar,

mahkemeler, çoluğumuzun

çocuğumuzun gördüğü iğrenç

fotomontaj resimler…

Sadece 15 senesi yurt dışında

olmak üzere 40 senelik

tecrübelerimle sırası geldikçe bazı

öneriler yazabilirim. Uygulanırsa

meslektaşlarım kazanır.

Uygulanmazsa can sağlığı. Hepsi

bu. Bana mı düştü TÜRSAB’ın derdi.

Her sene tıpış tıpış aidatımı öder

geçerim.

Kısaca, artık köşeme çekildim.

Kahveye beklerim dostlar.

Sağlıcakla kalın.


26

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

CELESTYAL’DEN

%70’E VARAN INDIRIMLE

BLACK FRIDAY CRUISE FIRSATI

Celestyal, Black Friday kampanyasıyla Yunan Adaları, Akdeniz ve Arap Körfezi seferlerinde

%70’e varan indirim fırsatını duyurdu. 26 Kasım-2 Aralık arasında rezervasyon yapanlar, 179

Euro’dan başlayan fiyatlarla cruise turlarına katılabilecek.

Celestyal, Aralık 2025 ile Ekim

2027 arasında gerçekleşecek

113 seferde %70 veya daha

fazla tasarruf sunan Black Friday

kampanyasını duyurdu. Kampanya

kapsamında, misafirlerin seyahat

öncesi satın alarak gemideki tüm

yemek ve içecek kredilerinde kullandığı

CelestyalPay kartına da ekstra %25

bonus tanımlanacak. Böylelikle

kazanılan bonus’larla 250 Euro’ya kadar

ek harcama avantajı elde edilecek.

Celestyal’den yapılan açıklamada;

kampanyanın Yunan Adaları, Akdeniz

ve Arap Körfezi güzergahlarında geçerli

olacağı duyuruldu.

179 Euro’ya 3 gecelik Arap Körfezi

cruise turu

Arap Körfezi programındaki

indirimlerle, Celestyal Journey ile

39 sefer gerçekleşecek Dubai veya

Doha çıkışlı 7 gecelik ‘Desert Days’

turları ve Celestyal Discovery ile 32

sefer yapacak olan Abu Dabi çıkışlı 3

ve 4 gecelik ‘Iconic Arabia’ turlarında

fiyatlar 179 Euro’dan başlıyor. Yunan

Adaları ve Akdeniz programındaki

kampanya ise Celestyal Journey ile

2026–2027 yılları arasındaki Atina çıkışlı

7 gecelik ‘Heavenly Greece, Italy &

Croatia’ turunun 16 seferini kapsıyor.

Bu programda fiyatlar kişi başı 549

Euro’dan başlıyor.

Haslett: “Sadece 1 hafta sürecek”

Celestyal Ticari İşlerden Sorumlu

Direktörü (CCO) Lee Haslett, cruise

gezginlerinin merakla beklediği yılın

en avantajlı kampanya dönemine

dair şunları söyledi: “Sadece 1 hafta

sürecek Black Friday kampanyamızla

seyahat severlere Celestyal seferlerinde

olağanüstü %70’e varan tasarruf

fırsatı sunuyoruz. Buna ek olarak

CelestyalPay’de %25 bonus kredimizin

uzatılması, ayrı bir tasarruf katkısı

sağlayacak. Misafir deneyimini

zenginleştirdiğimiz çok destinasyonlu

rotalarımızda bu fırsatlar gerçekten

kaçırılmayacak nitelikte.”

Alnıtemiz: Cruise tutkunları için

kaçırılmayacak fırsat”

Celestyal Türkiye Direktörü Özgü

Alnıtemiz ise, erken rezervasyon

dönemine denk gelen bu kampanyanın

gerçek cruise deneyimi yaşamak

isteyenler için bir fırsat olacağını

belirterek ‘’Cruise ile seyahat bilinci

gitgide artarken, bu fırsatı bekleyen

çok sayıda misafirimiz, gezginimiz var.

Sabırsızlıkla bekleyenlere duyuruyoruz,

şimdiden gelecek tatillerini

planlayabilirler. 1 haftalık kampanyayı

kaçırmasınlar’’ dedi.

Cruise turu fiyatlarına gemideki

yemekler, alkolsüz içecekler, WiFi,

liman vergileri ve bahşişler dahil.

Kampanya 26 Kasım – 02 Aralık 2025

tarihleri arasında geçerli.



28

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

SÜRDÜRÜLEBILIR TATILIN YENI ADRESI

RIXOS DOWNTOWN ANTALYA

Rixos Downtown Antalya, Vegan Hospitality tarafından verilen Vegan

& Vejetaryen Sertifikası’nı aldı. Bu önemli adım, otelin gastronomi,

sürdürülebilirlik ve misafir deneyimi vizyonunda yeni bir dönemin başlangıcını

temsil ediyor.

Ana restoranda her öğünde

sunulan özel vegan ve vejetaryen

büfesi, doğal ve mevsimsel

ürünlerle hazırlanan seçkin lezzetleri

misafirlerle buluşturuyor. Ayrıca

tamamen bitki bazlı mutfak anlayışına

adanmış Turunç Vegan & Vejetaryen À

La Carte Restoran, etik beslenme tercih

eden veya farklı tatları denemek isteyen

tüm misafirlere özel bir gastronomi

deneyimi sunuyor. Restoran, sadece

otel konuklarına değil, şehirde

yaşayan veya Antalya’yı ziyaret eden

tüm misafirlere de açık olarak hizmet

veriyor.

Yerel üreticileri destekliyor

Rixos Downtown Antalya, yerel

üreticileri destekleyen yaklaşımıyla da

dikkat çekiyor. Büfelerde coğrafi işaretli

ve yöreye özgü ürünlerin kullanılması,

misafirlere Türkiye mutfağının

değerlerini tanıtan otantik tatlar

sunuyor. Beydağları Kahvaltısı gibi

bölgenin kültürel mirasını yansıtan özel

lezzetler, sürdürülebilir gastronomi

anlayışını daha da zenginleştiriyor.

Otelin operasyonlarının merkezinde

sürdürülebilirlik yer alıyor.

Yenilenebilir enerji kullanımı, atık

yönetimi, su tasarrufu ve sorumlu

tedarik politikalarıyla çevreye karşı

sorumluluğunu güçlü şekilde

sürdürüyor. Aynı zamanda bisiklet

dostu otel unvanıyla misafirlerine

Antalya’nın güzelliklerini karbon ayak izi

bırakmadan keşfetme imkânı tanıyor.

Rixos Downtown Antalya,

iyi yaşam kültürünü,

çevre duyarlılığını ve

üstün konforu bir araya

getirerek sürdürülebilir tatil

deneyimini yeni bir boyuta

taşıyor.



30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜRKIYE, RIYAD’DA YAPAY ZEKÂ

DESTEKLI TURIZM VIZYONUNU

PAYLAŞTI

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Riyad’daki 26. BM Turizm

Genel Kurulu’nda Türkiye’yi temsil ederek yapay zekâ destekli turizm vizyonunu

paylaştı ve sürdürülebilir turizm iş birliklerini görüştü.

Suudi Arabistan’ın

başkenti Riyad’da 9–10

Kasım 2025 tarihlerinde

gerçekleştirilen 26. Birleşmiş

Milletler Dünya Turizm Örgütü

(BM Turizm) Genel Kurulu’na,

Türkiye Cumhuriyeti’ni

temsilen Kültür ve Turizm

Bakan Yardımcısı Nadir

Alpaslan katıldı. “Yapay Zekâ

Destekli Turizm: Geleceği

Yeniden Tanımlamak”

temasıyla düzenlenen Genel

Kurulda, turizmde dijital

dönüşüm, sürdürülebilirlik ve

kapsayıcı büyüme konuları ele

alındı. 160’tan fazla ülkenin

temsil edildiği toplantıda,

turizm sektörünün önümüzdeki

50 yılına yön verecek stratejik

kararlar görüşüldü. Genel

Kurul kapsamında kabul

edilen “Riyad Bildirgesi”,

yapay zekâ teknolojilerinin

turizm sektöründe etik, adil

ve sürdürülebilir biçimde

kullanılmasına ilişkin ilk

küresel çerçeveyi oluşturdu.

Shaikha Al Nowais, ilk kadın genel

sekreter seçildi

Toplantıda ayrıca, Birleşik Arap

Emirlikleri adayı Shaikha Al Nowais,

BM Turizm’in yeni Genel Sekreteri

olarak seçildi. Kuruluşun tarihindeki

ilk kadın genel sekreter

olan Al Nowais’in seçimi,

turizmde liderlikte çeşitliliğin

ve kapsayıcılığın güçlenmesi

açısından önemli bir adım

olarak değerlendirildi.

Zirve marjında bir dizi ikili

temas da gerçekleştiren

Bakan Yardımcısı Alpaslan,

Angola Turizm Bakan

Yardımcısı Augusto Kalikemala,

Arnavutluk Turizm, Kültür ve

Spor Bakanı Blendi Gonxhja,

Venezuela Turizm Bakan

Yardımcısı Lisbeth Rosales,

Sri Lanka Dışişleri, İstihdam

ve Turizm Bakanı Vijitha

Herath, Kamboçya Turizm

Bakanı Huot Hak ve Nijer

Turizm Bakanı Aghaichata

Guichene ile görüştü. İkili

görüşmelerde; turizm alanında

iş birliği olanakları, ortak

projeler ve sürdürülebilir

turizm politikaları ele alındı.

Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan,

temaslarını tamamlayarak 10 Kasım

Pazartesi gecesi yurda döndü.



32

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

BAKAN ERSOY’DAN OTELCILERE

“ERKEN REZERVASYONU

KAPATMAYIN” UYARISI

15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet

Nuri Ersoy, turizmde kırılan rekorların arkasındaki temel unsurun nitelikli turizm stratejisi

olduğunu söyledi. Ersoy, sektörün bu yeni stratejiye sahip çıkması çağrısında bulunarak

otelcilerden erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmama uyarısında bulundu.

Turizm sektörü temsilcilerini 15'inci

kez bir araya getiren Uluslararası

Resort Turizm Kongresi bu yıl

"Yeni Stratejilerle Fark Yarat" temasıyla

düzenlendi.

Kongrenin açılışı KKTC Başbakanı Ünal

Üstel, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet

Nuri Ersoy ve Antalya Valisi Hulusi

Şahin'in katılımıyla gerçekleştirildi.

Turizm sektörüne yönelik önemli

açıklamalarda bulunan Bakan Ersoy,

açılışta yaptığı konuşmada şu ana

başlıklara değindi:

“Krizlere dayanıklı, sürdürülebilir

bir sektör inşa ettik”

Türkiye'nin krizlere karşı açık ve hassas

bir coğrafyada yer aldığını dile getiren

Ersoy, yıllardır süren Rusya Ukrayna

Savaşı'nın olumsuz etkilerine rağmen

ön rezervasyonların 2025 yılının çok iyi

bir sezona sahip olacağının sinyallerini

verdiğini hatırlattı.

Paskalya tatiline gelen 23 Nisan

İstanbul depreminin hemen ardından

başlayan Hindistan Pakistan savaşı

ile 12-24 Haziran tarihleri arasındaki

İsrail İran savaşı ve İran’daki nükleer

tesislerin hedef alınabileceği

endişesinin kıyı bölgelerinde aile

ağırlıklı rezervasyonlarda iptallere ve

yeni rezervasyon akışının yavaşlamasına

sebebiyet verdiğini sözlerine

ekleyen Ersoy, "Önceki yıllarda olsa,

turizmcilerin 'Sezon başlamadan bitti'

demesine yol açabilecek bu gelişmelere

rağmen bugün koyduğumuz hedefleri

bir bir geride bırakıyoruz." dedi.

Krizlere dayanıklı bir turizm sektörü

oluşturma hedefi noktasında başarılı

olduklarına işaret eden Bakan Ersoy,

yaşanan bu krizlerde, Türkiye Turizm

Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile

birlikte başlattıkları çok yoğun tanıtım

kampanyalarıyla rezervasyon akışını

tekrar hızlandırdıklarını söyledi.

“Gelirde tüm zamanların rekoru

kırıldı”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri

Ersoy, turizmde 2025 yılına ilişkin yaptığı

değerlendirmelerde, 9 aylık dönemde

50 milyon ziyaretçiye ulaşılarak gecelik

yabancı turist harcamasının geçen

yıla göre yüzde 9’luk artışla 116 dolar

seviyesine çıktığını kaydetti.

Turizm gelirinin de yüzde 5,7 oranında

artarak 50 milyar dolar seviyesini geride

bıraktığını vurgulayan Ersoy, "Bu gelirin

tüm zamanların ilk üç çeyrek rekoru

olduğunun da altını çizmek isterim."

dedi.

2017 yılında ilk üç çeyrekte 24,6 milyar

dolar gelir elde eden Türkiye'nin bugün

aynı dönemde 50 milyar dolar kazanç

sağladığını ve yüzde 100’ün de üstünde

artış yakaladığını ifade eden Ersoy

şöyle devam etti: "2017’de dünyada

en çok turist çeken ülkeler arasında

8’inci sıradaydık. Geçen yıl 62,3 milyon

ziyaretçi ile bu alanda 4'üncü ülke

konumuna yükseldik. Yine Birleşmiş

Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün

verilerine göre turizm gelirlerinde 2017

dünya sıralamasında 15'inci ülkeydik;

2024’te elde ettiğimiz 61,1 milyar dolar

gelirle 7’nciliğe yükseldik."

“Türkiye artık turizmin her

kulvarında”

Bakan Ersoy, tüm olumsuzluklara

rağmen elde edilen bu başarının

ortaya koydukları “nitelikli turizm”

hedef ve yaklaşımı ile ekonomik

anlamda daha güçlü etkisi olacak turist

profilini Türkiye'ye çekme noktasında

katettikleri ciddi mesafenin sonucu

olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’nin sahip olduğu benzersiz

potansiyelin doğru stratejilerle

yönetildiğinde fark oluşturduğunu ifade

eden Ersoy, turizmi 81 ile ve 12 aya

yayma hedefinde kararlılık mesajı verdi.

Bakan Ersoy, gastronomiden sağlığa,

inançtan spora 60’tan fazla ürünle

Türkiye’yi dört mevsim deneyimlenen

ve turizmin her kulvarında öne çıkan

bir cazibe merkezine dönüştürdüklerini

söyledi.

“Sektörün başarıda emeği büyük”

Bakan Ersoy konuşmasında,


sürdürülebilirlik alanında Türkiye’nin

dünya lideri olduğunu vurgulayarak

18 binden fazla konaklama tesisinin

sürdürülebilir turizm belgesi ve

sertifikası aldığını, 2091 tesisin ise

uluslararası geçerliliğe sahip 3. aşama

sertifika almaya hak kazandığını

kaydetti. Ersoy, bu başarının Küresel

Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile

2022’de yapılan devlet seviyesindeki

anlaşmanın bir sonucu olduğunu ifade

etti.

Sektör temsilcilerine de seslenen

Ersoy, "Bu noktada siz değerli

paydaşlarımızın iş birliğini,

bu yolda bizlerle omuz omuza

yürüme kararlılığınızı bir kez

daha vurgulamaktan memnuniyet

duyuyorum. Bugün Türk turizmi küresel

ölçekte göz kamaştırıyorsa bu başarıda

sizlerin çok ciddi emeği var. Her birinize

ayrı ayrı, canı gönülden teşekkür

ediyorum." dedi.

“Türkiye küresel turizm

politikalarının şekillenmesinde

aktif rol oynuyor”

Gastronomi alanında Michelin

rehberine dâhil edilen şehirlerin

önemine değinen Ersoy, Kapadokya’nın

da bu yıl listeye katılmasıyla

Türkiye’nin gastronomide uluslararası

görünürlüğünün arttığını ifade etti.

Ersoy, artık tüm Türkiye'nin bu seçkinin

radarında olacağını kaydetti.

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin

turizme olan etkisine de dikkati çeken

Ersoy, festivalin bu yıl 20 şehirde 9 bin

500’den fazla etkinlikle on binlerce

sanatçıyı vatandaşlarla buluşturduğunu

belirterek 2026 ve 2027’de yeni eklenen

şehirlerle birlikte bu sayının 32 şehre

ulaşacağını açıkladı.

“Ya izleyeceğiz ya da hızlı hareket

edeceğiz”

Küresel ısınmanın etkilerinin Türkiye’de

mevsimlerde ciddi kaymalara yol

açtığını belirten Ersoy, son yıllarda

olduğu gibi bu yıl da Nisan ve Mayıs

ayları dışında hava sıcaklıklarının 15

Haziran’a kadar geçmiş yıllara göre

daha düşük seyrettiğini, Ekim ve

Kasım aylarının ise normalin üzerinde

sıcaklıklarla geçtiğini söyledi. Ersoy

açıklamalarını şöyle sürdürdü: “İşte, ya

oturup izleyerek vah vah böyle olmuş

diyeceğiz. Ya da her zaman olduğu gibi

esnek davranacağız, hızlı davranacağız,

önlem alacağız.” Ersoy, bu doğrultuda

son birkaç aydır Ulaştırma Bakanlığı

ve havacılık otoriteleriyle yoğun

görüşmeler yürütüldüğünü kaydetti.

“Kış sübvanseleri geri geldi”

Havalimanlarında bu sene itibarıyla

biten kış sübvanseleri uygulamasını

tekrar başlattıklarını ifade eden Ersoy,

vergi indirim uygulamasını Nisan

ve Mayıs’ı da dahil edecek şekilde

yaptıklarını söyledi. Ersoy, "Yani eskiden

sadece Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart

aylarını kapsıyordu. Şimdi Nisan ve

Mayıs aylarını da kapsıyor.” dedi.

Havalimanı otoriteleriyle, sivil

havacılık ve havalimanı işletmecileriyle

konuştuklarını bildiren Ersoy, uçakların

Nisan ve Mayıs ayına denk gelen hizmet

indirimlerinde yüzde onluk bir indirime

gittiklerini sözlerine ekledi.

Tüm sektör paydaşlarının sürece ortak

olması gerektiğinin altını çizen Ersoy,

uçakların Nisan ve Mayıs itibarıyla

bu iki ay için özellikle yüzde beşlik

bilet fiyatlarını aşağıya çektiklerini,

tur operatörlerine de bilgi verildiğini

bildirdi.

“Erken rezervasyon indirimlerini

kapatmayın”

Otelcilerin Nisan ve Mayıs ayında

özellikle erken rezervasyon

indirimlerini geçen sene olduğu gibi

erkenden kapatmaması gerektiğini dile

getiren Ersoy şunları kaydetti: "Özel

dönemleri kastetmiyorum ama diğer

dönemlerde erken rezervasyonları

sonuna kadar korumamız gerekiyor.

Birden satışlar iyi geliyor gibi hızlı bir

şekilde kapatmamamız gerekiyor.

Hep birlikte bu yeni manevraya sahip

çıkarsak sonuç alırız ve önümüzdeki

sene de dahil olmak üzere bu süreci

uzatırız.”


34

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su

Tezer Öner

Artık bir seneyi daha devirmek

üzereyiz. Bu iki ay senenin

istatistiklerine bakıp doğru yorumlar

yaparak, doğru planlamalar ve

hedeflerle ilgili kararlar alma sürecini

başlatır. Makro planlar her zaman

uzun vadeli planlar ve hedefler koyar

ama senelik veriler perşembenin

gelişini çarşambadan vermek için en

iyisidir.

Bakanlık ve çeşitli özel haber

kaynakları bir dolu veriler ve

toplamış, grafikler hazırlamış ve

arka arkaya yayınlanmaya başlayan

analizlerle bilgi bombardımanına

tutulmuş durumdayız. İşte burada

analiz ve yorum farkları ortama

düşmeye başlayacak. Rakamların

veya rakamların ne dediğinin, nasıl

toplandığının da önemi büyük tabii

ancak bizi sektör olarak ilgilendiren

en önemli husus, elbette bunlardan

doğacak sonuçların sağlayacağı efektif

yararları hissedebilmek.

Mesela gelen yabancı ziyaretçide

Bulgaristan veya Almanya’nın sayıca

fazla olması olumlu. Ancak bunun ne

kadarı günübirlik alışveriş ziyaretçisi

veya ne kadarı gurbetçi gibi detaylar

da önemli. Sonuçta yatak kapasitesi ve

“İstatistikler yalan söylemez”

yatak doluluk oranlarına baktığımızda,

çok da istediğimiz yerde olmadığımızı

görebiliriz. 2026’da 115 bin yatak daha

arz edilecek ve bu da genel doluluk

oranının %51 seviyelerinde tutulması

demek olacak. Çünkü 2026’da gelecek

turist sayısı artışında dramatik bir etki

beklenmiyor.

Şimdi burada oturup şunu düşünmek

gerekiyor. Söz konusu bu yataklar ve

yeni tesisler doluluk sağlamak için

kıyasıya rekabete girecek mi? Bu

bizim servis kalitemizi ve fiyatlarımızı

ne şekilde olumsuz etkileyecek? Bu

olumsuzluktan kurtulmak için gerekli

adımlar atılacak mı veya önlemler

alınacak mı? Sonuçta her şey dahil

tur alıp bütün gün havuz başından

ayrılmayan ve yöreye katkısı olmayan

ucuz bir turist kalitesine mecbur

mu kalacağız? Acaba yatırımları

dengeli bir hale getirip ülke geneline

yayılmasını sağlasak, sadece İstanbul

ve Antalya’nın yaptığı turizm geliri

katkısının diğer 71 ilin toplamında da

yayılmasını mı sağlasak?

İşte iki küçük istatistik rakamından

benim aldığım ve algıladığım sorunlar

veya sorular… İstatistik bilimi turizm

sektörü için olmazsa olmaz veri

kaynağı ve üzerinde durulacak sağlam

bir zemin ve dayanak noktasıdır. Bunu

kesinlikle tartışmam…

Tartışmak istediğim konu, bu bilimin

bize verdiği doneler ile sektör ileri

gelenlerinin anladığı veya uyguladığı

stratejilerin doğru örtüşmesi ve

sektördeki tüm paydaşların taksi

şoföründen tatil köyü sahibine

kadar mutlu ve tatmin olmuş

olarak sezonlarını kapatmalarıdır.

Bunu başarabilmek için rakamları

doğru okumalı ve doğru sonuçlar

çıkarmalıyız.

Bir sonraki yazımda bu rakamlardan

ve elde edilen karşılaştırmalı

istatistiklerden neler anladığımı

ve neler yapmam gerektiğini kendi

çerçevemde değerlendirmeye

çalışacağım…

Ölçülebilen her şey bizim için bir

ışıktır. Önümüzü aydınlatmak için

pozitif bilimlerde turizm gibi bir

sektörün perspektifine bakacağız.

Çünkü turizm her şeyden önce gelen

misafirin mutluluğudur ki, bunun

ölçülmesi de hiç kolay değildir.



36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

RADISSON GRUBU

İÇERIK ÜRETICILERI İÇIN

CREATOR HUB’I TANITTI

Radisson Otel Grubu, içerik üreticileriyle iş birliğini yeni bir modele taşıyan

Creator Hub platformunu duyurdu.

Radisson Otel Grubu, dünya

genelindeki Radisson Otelleri

& Resortları ile nano içerik

üreticilerini bir araya getiren dinamik

bir platform olan Creator Hub’ı tanıttı.

Bu yeni girişim, içerik üreticilerine

kişiselleştirilmiş otel konaklama

deneyimleri sunarak karşılığında

markayla uyumlu, özgün içerikler elde

edilmesini sağlayan; böylece influencer

pazarlamasını daha kapsayıcı ve

topluluk odaklı bir yapıya dönüştüren

yenilikçi bir model sunuyor.

Yükselen içerik üreticilerini

desteklemek

Creator Hub, Instagram veya TikTok’ta

1.000 ile 30.000 arasında aktif takipçiye

sahip içerik üreticilerine Radisson’un

geniş otel portföyüne erişim imkânı

sunuyor. Finansal bir ödeme yerine

seçilmiş otel konaklamalarına

dayanan bu yeni işbirliği modeli, içerik

üreticilerinin seyahat deneyimlerini

içerik üretimiyle birleştirmesine olanak

tanıyor. Karşılığında içerik üreticileri;

tasarım, sağlıklı yaşam, yerel kültür

ve gastronomi gibi Radisson marka

değerlerini yansıtan yüksek kaliteli

görseller ve hikâye anlatımları üretiyor.

İçerik üreticileri ayrıca Radisson

Rewards sadakat programı aracılığıyla

oda yükseltmeleri, erken check-in ve

hikâye anlatımlarını zenginleştirecek

kişiselleştirilmiş deneyimler gibi

özel ayrıcalıklardan da yararlanacak.

Platforma entegre edilen oyunlaştırma

yaklaşımı ise yaratıcılığı, etkileşimi ve

düzenli içerik üretimini teşvik ederek

süreci daha motive edici bir hâle

getiriyor.

Gerçekliğe doğru stratejik bir adım

Hâlihazırda 210’dan fazla otelde

aktif olarak uygulanan Creator Hub,

Radisson Otel Grubu’nun yıl boyunca

devam eden influencer pazarlama

çalışmalarını tamamlayıcı nitelikte bir

model sunuyor. Platform, Radisson

Otel Grubu’nun içerik ekosistemine

erişilebilirlik ve gerçeklik açısından yeni

bir katman ekleyerek markanın önemli

pazarlardaki bilinirliğini ve etkileşimini

güçlendirmeye yardımcı oluyor.

Radisson Otel Grubu Global Halkla

İlişkiler, Sosyal Medya ve Influencer

Pazarlama Direktörü Roberto Tamayo

konuyla ilgili olarak; “Creator Hub

ile daha kapsayıcı, daha gerçek ve

günümüzün seyahat deneyimleme ve

paylaşım alışkanlıklarıyla daha uyumlu

yeni bir işbirliği modelinin kapılarını

aralıyoruz. Bu girişim, inovasyona ve

topluluk oluşturmaya olan bağlılığımızı

yansıtıyor; markamızı anlamlı bir

şekilde hayata geçirecek yeni bir hikâye

anlatıcıları kuşağını güçlendiriyor. Bu

sadece pazarlama değil; kalıcı ilişkiler

kurmak ve konaklama sektörünün

geleceğini şekillendirmek ile ilgili” dedi.

Stratejik iletişim ajansı Apple

Tree ile birlikte geliştirilen

Creator Hub, değişen

seyahat ve içerik trendleriyle

birlikte büyüyebilecek şekilde

tasarlandı. 2026 yılında yeni

pazarlara açılmasının yanı

sıra, tematik aktivasyonlar

ve marka iş birlikleriyle

içerik üreticilerine daha fazla

yaratıcı fırsat sunulması

planlanıyor. Creator Hub

artık kullanıma açıldı ve içerik

üreticilerini bu hareketin

parçası olmaya, konaklama

sektörünün içerik geleceğini

birlikte şekillendirmeye davet

ediyor.



38

hotel restaurant

& hi-tech

gündem etkinlik

FSUMMIT 2026, ALTINCI YILINDA

AĞIRLAMA SISTEMININ EKOSISTEM

YAKLAŞIMINA ODAKLANACAK

12-13 Şubat 2026 tarihlerinde, Antalya’nın seçkin etkinlik alanlarından NEST Kongre

Merkezi’nde düzenlenecek olan 6. Uluslararası Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama

Zirvesi FSUMMIT, bu yıl “Ağırlama Sisteminde Ekosistem” temasıyla sektöre yön veren

isimleri bir araya getirecek.

Sözen Group, Türkiye’yi dünya

çapında önemli bir turizm,

ağırlama ve gastronomi

destinasyon markası haline getirme

hedefiyle çalışmalarına devam ediyor.

Bu vizyon doğrultusunda, sektörün

ulusal ve uluslararası paydaşlarını her

yıl bir araya getiren Sözen Group, 12-13

Şubat 2026 tarihlerinde Antalya’nın

prestijli etkinlik alanlarından NEST

Kongre Merkezi’nde düzenleyeceği

6. Uluslararası Turizm Gastronomisi

Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi

FSUMMIT’i hayata geçirecek. Bu yıl,

“Ağırlama Sisteminde Ekosistem”

temasıyla gerçekleşecek zirve, sektörün

öncü isimlerini buluşturarak ağırlama

ve gastronomi sektörlerindeki güncel

gelişmeleri ve yenilikçi yaklaşımları

tartışmaya açacak.

Ağırlama sektöründe ekosistem

yaklaşımı

FSUMMIT 2026, ağırlama sektöründe

ekosistem anlayışının önemine vurgu

yapacak. Sektördeki tüm paydaşların bir

araya geldiği bu etkinlikte hem turizm

hem de gastronomi sektörlerinde

sürdürülebilirlik, dijitalleşme, çevre

dostu uygulamalar, inovasyon ve

sektöre yön veren yenilikçi stratejiler

tartışılacak. Ayrıca, iş birliği ve

ortaklıkların ekosistem içinde nasıl

sağlıklı bir gelişim sağlayabileceği,

sektördeki tüm paydaşların birbirleriyle

nasıl etkileşimde bulunarak güçlü bir

ağ oluşturabileceği de ele alınacak.

Gelişen teknolojiler ve

sürdürülebilirlik

Dijitalleşmenin ağırlama sektöründeki

etkisi, teknolojinin hizmet kalitesine

katkıları ve sürdürülebilirlik çabaları,

FSUMMIT 2026’da derinlemesine

incelenecek. Konaklama tesislerinin

misafir deneyimini daha özgün, hızlı ve

kişisel hale getirmeyi nasıl başardıkları,

sektörün geleceğini şekillendiren en

önemli başlıklardan biri olacak. Ayrıca,

çevre dostu teknolojiler ve operasyonel

süreçlerdeki iyileştirmelerle, ekosistem

içinde daha sürdürülebilir bir geleceğe

nasıl adım atılacağı tartışılacak.

Zengin içerik ve geniş katılımcı

profili

Her yıl olduğu gibi FSUMMIT 2026’da

gastronomi sektörünün önde gelen

isimlerinin yanı sıra turizm ve ağırlama

sektörünün yatırımcıları, otel ve

restoranların üst düzey yöneticileri,

gastronomi profesyonelleri, F&B

direktörleri, satın alma müdürleri,

şefler, gastronomi yazarları ve sektörün

diğer önemli temsilcilerini bir araya

getirecek. Ziyaretçiler, sektöre hitap

eden gıda, içecek, endüstriyel mutfak,

masa üstü ekipmanları ve diğer

ilgili firmaların ürünlerini sergilediği

stantları ziyaret etme fırsatı bulacaklar.

FSUMMIT 2026, ağırlama sektöründe

ekosistem yaklaşımının getirdiği

yenilikçi fırsatları keşfetmek isteyen

tüm profesyonelleri, yatırımcıları ve

sektör temsilcilerini bir araya getirerek,

sektördeki gelişmeleri yakından takip

etme imkânı sunacak.



40

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

ERSOY: “KÜLTÜR VARLIĞI

KAÇAKÇILIĞINA SESSIZ

KALMAYACAĞIZ”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal hesabından yaptığı paylaşımla 14

Kasım UNESCO Dünya Kültür Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele Günü kapsamında yurt dışına

kaçırılan kültür varlıklarının iadesine ilişkin güncel rakamları paylaştı.

Bakan Ersoy’un paylaşımı

şöyle: “Galata Kulesi’nin eşsiz

silueti üzerinde dün akşam

güçlü bir mesaj verdik: Kültür varlığı

kaçakçılığına karşı sessiz kalmayacağız.

Yurt dışına kaçırılan eserlerimizi

'evlerine döndürmek' için kararlılıkla

çalışıyoruz. Göreve başladığımız

2018’den bu yana 9.062, 2002’den

bu yana ise 13.377 kültür varlığımızı

ülkemize kazandırdık. Sadece 2024

yılında 1.149, 2025’te ise 109 eserimizi

yeniden ait olduğu topraklarla

buluşturduk. Bu toprakların mirası bize

emanet. Suça ortak olmayalım, kültürel

mirasımıza birlikte sahip çıkalım. 14

Kasım UNESCO Dünya Kültür Varlığı

Kaçakçılığıyla Mücadele Günü kutlu

olsun.”

Galata Kulesi’nde kaçakçılığa karşı

mesaj

14 Kasım UNESCO Dünya Kültür

Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele Günü

kapsamında Galata Kulesi’nin silueti

üzerinde ışık yansıtmasıyla güçlü

bir farkındalık mesajı verildi. Kültür

varlığı kaçakçılığına karşı toplumsal

duyarlılığın artırılması hedeflendi.

Bakanlığın son yıllarda yürüttüğü

yoğun diplomasi ve takip çalışmaları

kapsamında binlerce eser Türkiye’ye

geri kazandırıldı.


TÜROB’TAN TGA

ADAYLARINA ÇIFTE DESTEK

HİB, Hediye Güral Gür’ü; İTO ise Mahir Özbek’i TGA Yönetim Kurulu’na aday

gösterdi. TÜROB Başkanı Müberra Eresin, her iki kurumdan gelen bu adaylık

önerilerini memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Gür ve Özbek, adaylık

başvurularını 26 Kasım 2025’e kadar tamamlayacak.

TGA’nın 21 Aralık 2025 tarihinde

yapılacak olan yeni dönem

yönetim kurulu seçimleri

öncesinde Marmara Bölgesi’ni temsil

edecek adaylar açıklandı. Seçimler

kapsamında TGA Yönetim Kurulu’na

Marmara Bölgesi’ni temsil etmek

üzere; Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB)

Yönetim Kurulu Üyesi, HİB Konaklama

ve Seyahat Hizmetleri Komite Başkanı,

TÜROB Başkan Yardımcısı Hediye Güral

Gür, Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB)

tarafından aday gösterildi. İTO Oteller

Meslek Komitesi ise Komite Başkanı,

TÜROB Üyesi ve Seres Hotel Yönetim

Kurulu Başkanı Mahir Özbek’i aday

olarak belirledi.

TGA Yönetim Kurulu’nda konaklama

sektörü temsilcileri, coğrafi bölgelere

göre seçiliyor. Hediye Güral Gür ve

Mahir Özbek, 26 Kasım 2025 tarihine

kadar adaylık başvuru süreçlerini

tamamlayacak.

olduğu gibi, TGA’daki çalışmalarda

da önemli katkılar sağlayacağına

inanıyorum. Turizm camiasında

saygınlığı ve İTO Oteller Meslek

Komitesi’ndeki etkin rolüyle tanınan

Mahir Özbek’in de İstanbul’un

konaklama sektörünün sesi olacağına

yürekten inanıyorum. TGA Yönetim

Kurulu seçimleri 21 Aralık 2025 Pazar

günü gerçekleştirilecek. Seçimlere tüm

TÜROB üyelerimizin katılarak oylarını

kullanmalarını özellikle rica ediyorum.

TGA, ülkemizin marka değerini

yükselten ve turizmde sürdürülebilir

büyümenin temelini oluşturan çok

önemli bir kurumdur. Aynı zamanda

iki dönemdir Danışma Kurulu Üyesi

olduğum TGA’ya TÜROB olarak

her zaman destek vermeye devam

edeceğiz.”

Eresin: “HİB ve İTO’nun önerilerini

memnuniyetle karşıladık”

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)

Başkanı Müberra Eresin, konuyla

ilgili yaptığı açıklamada şunları

söyledi: “Bu dönem TÜROB olarak

TGA Yönetim Kurulu için doğrudan

bir aday göstermeyi planlamamıştık.

Ancak Hizmet İhracatçıları Birliği’nden

ve İstanbul Ticaret Odası’ndan gelen

bu değerli önerileri memnuniyetle

karşıladık. Kıymetli TÜROB Başkan

Yardımcım Hediye Güral Gür’ün

sektördeki bilgi birikimi, deneyimi ve

temsil gücüyle TÜROB’da ve HİB’de


42

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

KAYITLI CIRODA ARTIŞ

2025’in ilk 10 ayında İstanbul’daki 2664 otel, %10,8 artışla 7,3 milyar dolar kayıtlı

ciroya ulaşırken; şehir genelinde otel dolulukları %60’ın altında kaldı.

2025 yılının ilk 10 ayında, 250 binden fazla yatağa sahip

olan İstanbul’daki 2664 otel, bir önceki yıla göre %10,8

artış kaydederek 7,3 milyar dolar kayıtlı ciroya ulaştı.

Şehirde oteller 2024 yılında 6,5 milyar dolar ciroya ulaşmıştı.

Konaklama amaçlı şehre gelen ziyaretçiler toplamda 30

milyon dolayında geceleme gerçekleştirirken, otel doluluk

oranları 4 puan düşerek %60’ın altına geriledi. İstanbul’da

en yüksek doluluklar ise %70 ile özel tesislerde ve 4 yıldızlı

termal otellerde görüldü. 2025 yılında şehir, 15 milyon

dolayında yabancı ziyaretçi ağırlarken, kruvaziyer turizminde

585 bin turist İstanbul’a geldi. Hava yolu trafiği ise gelengiden

toplamda 78 milyonu aştı.

İstanbul ve Antalya 79 şehri geride bıraktı

Turizmdatabank’ın Otel Ciroları Araştırması’na göre Türkiye

genelinde otellerin 2025 yılı kayıtlı cirosu %15,5 artışla

22 milyar doları geçti. Bu tabloda İstanbul ve Antalya, tek

başlarına diğer 79 şehrin toplam cirosunu geride bıraktı; iki

şehir de 7’şer milyar doları aşarken, kalan 79 kentin toplam

geliri 7,7 milyar dolar seviyesinde kaldı.


Erol

Turizmdatabank yazarı

Karabulut

2026’nın 3. çeyreğinde 60 TL’nin

altında bir avro sektörü çok zora

sokar” söylemi, 2025’ten %36-37

daha yüksek olsun demek. Oysa kur,

turizme değil daha çok ticaretteki

fazlalığa dayalıdır. Avrupa’ya veya

ABD’ye hatta dünyaya karşı daha

iyi satmamanız durumunda avro

vb. yükselir. Yoksa devalüasyon mu

olsun?

Şu an avro ortalaması 43-44 TL,

dolar da 38-39 TL dolayında.

2024’e göre %20-25 yukarıda.

2026’da %36-37 daha artış olsun

deniyorsa, normal trendde en az

%10 devalüasyon olsun demektir.

Ekonomi bilenler için maliyetler

üretim artışı ile düşer. Avro’yu 60 TL

yapmakla değil.

Türkiye, daha da ucuzlasın

isteniyorsa söylem doğrudur. O

“Yeni hedefimiz kur rekoru mu?”

zaman turizmci de daha az yatak

yapsın. Genelde yaklaşık Avrupa

ve ABD enflasyonu ile Türkiye

enflasyonu farkı kadar kurun

yükselmiş olması gerekir.

Türkiye’de zoraki enflasyon

ayarlaması ile bile 2 yıldır olması

gereken kur %30 kadar düşük.

Öyle olsun demekle olmuyor yani.

Turizmde “rekorlar” kırılıyorsa bu 60

TL sevdası nereden çıktı?

Kurda rekor, turizmdeki rekorla ters

işler, anlaşılmadı mı acaba? Yoksa

bu bakana bir talep mi: bir rekor da

kurda mı kıralım? Ersoy bunu da

yapar, evelallah!

Bazı tekstilciler gibi otelleri de

Mısır’a taşımak da iyi fikir!

Not: Bir bankacı kıt kaynakları

savunma sanayii, ihracatçı üreticiler

ve turizm gibi öncelikli alanlara

yönlendirdiklerini söylemiş.

Bankanın turizmi ana odak haline

getirmesinin nedenini “ülkenin en

büyük ihtiyaçlarından biri olan döviz

girdisine katkı” olarak açıklayan

bankacı, diğer bankaları da bu alana

çekmeyi amaçladıklarını söylemiş.

Yapılırsa da bir rekordur, hesabını

vermek kaydıyla…

Bize göre, turizmci de bankacı da

dünyada ekonomi ve fon akımını

yeniden okusun. Yoksa kayda giren

para komple sizin değildir ama

yanlış hesap komple sizindir.

Not2: 2025 yılı 10 ayda, otellerin

kayıtlı cari cirosu %14,5 dolayında

artarken, enflasyondan arınmış reel

değerlerle %15,9 dolayında azalarak

18,5 milyar dolara düştü.


44

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

ANTALYA

10 AYDA

16 MILYON

TURISTI

AŞTI

Antalya, 2025 yılı Ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artışla 2 milyon

216 bin 554 yabancı ziyaretçi ağırlayarak Ekim ayları içinde tüm zamanların en yüksek

ziyaretçi sayısına ulaştı.

Bir aylık dönemde Antalya’ya en çok

turist gönderen ülke, 639 bin 445

ziyaretçiyle Almanya oldu. Rusya

Federasyonu 583 bin 4 ziyaretçiyle ikinci

sırada yer alırken İngiltere 182 bin 201

ziyaretçiyle üçüncü oldu.

İngiltere’yi 140 bin 829 ziyaretçiyle

Polonya, 65 bin 233 ziyaretçiyle

Hollanda, 50 bin 920 ziyaretçiyle

Litvanya, 48 bin 904 ziyaretçiyle

Ukrayna, 39 bin 276 ziyaretçiyle İsviçre,

24 bin 729 ziyaretçiyle Belarus ve 24 bin

79 ziyaretçiyle Danimarka izledi.

Geçen yılın aynı dönemine göre

Almanya yüzde 8, Rusya Federasyonu

yüzde 12, Polonya yüzde 6, Litvanya

yüzde 14, Ukrayna yüzde 17 ve İsviçre

yüzde 5 oranında artış gösterdi. Bu

artışlar, Antalya’nın farklı pazarlardaki

güçlü konumunu ve talep çeşitliliğini

ortaya koydu.

Antalya Havalimanı dış hatlar

terminalinden 4 Ekim Cumartesi günü

93 bin 403 yabancı ziyaretçi giriş yaptı.

Bu rakam ekim ayları içinde bugüne

kadarki en yüksek günlük ziyaretçi

sayısı olarak kayıtlara geçti.

En çok ziyaretçi gönderen ülkeler

2025 yılının on aylık verilerine göre

Antalya’ya gelen toplam yabancı

ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı

dönemine göre 176 bin 884 artarak 16

milyon 308 bin 937 oldu. Bu dönemde

3 milyon 889 bin 889 kişiyle Rusya

Federasyonu en çok ziyaretçi gönderen

ülkeler sıralamasında ilk sırada yer aldı.

Almanya 3 milyon 342 bin 550 kişiyle

ikinci, İngiltere ise 1 milyon 475 bin 24

kişiyle üçüncü oldu.

İngiltere’yi 1 milyon 248 bin 756

ziyaretçiyle Polonya, 453 bin 867

ziyaretçiyle Hollanda, 413 bin 28

ziyaretçiyle Ukrayna, 410 bin 667

ziyaretçiyle Romanya, 368 bin 255

ziyaretçiyle Kazakistan, 287 bin 381

ziyaretçiyle Çek Cumhuriyeti ve 242 bin

399 ziyaretçiyle Litvanya takip etti.



46

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

ENFLASYON %32,87, OTEL

MALIYETLERI %50’YI GEÇTI

TÜFE Ekim ayında yıllık %32,87 artarken, otellerin F&B maliyetleri %50,6’ya

yükseldi. Böylece maliyet artışı enflasyonun 17,7 puan üzerinde gerçekleşti.

TÜFE’deki (2003=100) değişim 2025 yılı Ekim

ayında bir önceki aya göre %2,55 artış, bir önceki

yılın aynı ayına göre %32,87 artış ve on iki aylık

ortalamalara göre %37,15 artış olarak gerçekleşti.

Lokanta ve otellerde ise %33,78 yıllık değişim oldu.

Otel, pansyion vb. yerlerde konaklama hizmetlerinde

aylık %2,8 düştü, yıllık %30,45 yükseliş oldu.

Turizm Databank’ın tahminlerine göre, bu ayda

otellerde F&B maliyet artışı yıllık %50,6 oldu. Böylece

maliyetler enflasyonun 17,7 puan üzerinde artmış

oldu. Bu dönemde konaklama tesislerinde F&B+Enerji

maliyetlerindeki artış da %44,5 oldu. Personelde ise

artış %53,5’i buldu.


TURIZMDE MALIYET BASKISI

ARTIYOR

Ekim 2025’te otellerde F&B maliyetleri yıllık %50,6, enerji ve F&B toplam

maliyetleri %44,5, personel giderleri %53,5 arttı.

TÜFE’de (2003=100) 2025 Ekim’de bir önceki

aya göre %2,55, bir önceki yılın aynı ayına

göre %32,87, 12 aylık ortalamalara göre ise

%37,15 artış gerçekleşti. Lokanta ve otellerde yıllık

değişim %33,78 oldu. Otel, pansiyon gibi konaklama

hizmetlerinde aylık %2,8 düşüş görülürken, yıllık artış

%30,45 olarak kaydedildi.

Maliyetler enflasyonun çok üzerinde

Turizm Databank’ın tahminlerine göre, Ekim ayında

otellerde yiyecek-içecek (F&B) maliyet artışı yıllık

%50,6 oldu; bu, enflasyonun 17,7 puan üzerinde bir

artış anlamına geliyor. Konaklama tesislerinde F&B ve

enerji maliyetlerindeki artış %44,5’e ulaşırken, personel

giderleri %53,5 yükseldi.


48

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TGA’NIN SEKTÖRDEN GELIRI

YÜKSELDI, TOPLAM GELIRI DÜŞTÜ

2025 Ocak–Ekim döneminde otellerden alınan konaklama vergisinin tahsilat

oranı %90,2’ye yükselirken, TGA’nın topladığı toplam kaynak %3 geriledi.

Turizmdatabank’ın Hazine’den derlediği verilere

göre, 2025 yılı Ocak-Ekim döneminde otellerden

alınan konaklama vergisi tahsilatı oranı %90,2

oldu. Tahakkuklar 378 milyon dolar olurken, tahsilatlar

da 341 milyon dolar bandında gerçekleşti. Diğer yandan,

otellerin vergiye konu olan cirosu da 2024’te 16,3 milyar

dolardan %15,5 artışla 18,9 milyar dolara yükseldi.

Otellerin ciroları artarken TGA gelirleri azaldı

Turizm Geliştirme Ajansı (TGA)’nın, turizm sektöründen

aldığı turizm payı miktarı, 2025 yılı Ocak-Ekim

döneminde %6,7 artarak 122,3 milyon dolardan 130,4

milyon dolara çıktı.

Diğer yandan TGA’nın Hazine’den (KTB’den aldığı devlet

yardımı bu dönemde %17 daralarak 67,9 milyon dolara

indi. Toplamda TGA’nın topladığı toplam kaynak %3

azalarak yaklaşık 204,1 milyon dolardan 198,3 milyon

dolara düştü.


Antalya 2024

rakamlarını ancak

yakaladı

Kruvaziyer turizminde

yüzde 14,5 artış

Turizmdatabank verilerine göre, 2025’in Ocak-Ekim

döneminde Antalya’ya gelen yabancı ziyaretçi sayısı %0,6

artışla 16,3 milyona ulaşırken, yerli ziyaretçi sayısı %8,8

artarak 958 bine çıktı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan derlenen verilere göre,

2025 yılı Ocak-Ekim döneminde Türkiye’ye 1.278 kruvaziyer

gemisiyle giden-gelen ve transit turist sayısı %14,5 artarak

1,76 milyondan 2,021 milyona ulaştı. (Turizm Databank)

Tesis dolulukları

4,5 puan düştü

Turizm Databank’ın Kültür ve

Turizm Bakanlığı konaklama

istatistiklerinden derlediği verilere

göre, Türkiye’deki işletme belgeli

ve basit otellerde doluluklar, 2025

yılı Eylül ayında 4,44 puan düşerek

%65,49’dan %61,05 dolayına

indi. Antalya’da konaklama tesisi

dolulukları 1,8 puan gerileme ile

%87,01’e indi. İstanbul’da 4 puan

düşüşle %58,65’e geriledi. Muğla’da

tesis dolulukları %64,1’e İzmir’de

%43,3’e ve Aydın’da %66,2’ye düştü.


50

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜRKIYE VE İSPANYA’DA ARZ

BASKISI ARTACAK

Avrupa Birliği genelinde 2024 itibarıyla oteller, tatil ve diğer kısa süreli konaklama

tesisleri, kamp alanları, karavan parkları ve karavan duraklarında toplam yatak arzı 30

milyon bandını aştı. 2015’ten bu yana yaklaşık %10 artan toplam arzda en büyük payı 5

milyonun üzerinde yatak kapasitesiyle İtalya ve Fransa oluşturuyor.

Turizmdatabank’ın Otel Arzının 10 Yılı Araştırmasına

göre, yatak kapasitesi 2 milyona yaklaşan Türkiye

ile 3,9 milyonluk İspanya, arz büyüklüğünde aynı

grupta yer alıyor. Bu iki ülkeyi, birer milyon barajını aşan

Yunanistan ve Hırvatistan takip ediyor. Çekya ve Portekiz

ise 750 binin üzerindeki yatak sayılarıyla dördüncü grupta

bulunuyor.

İlginç tablo Türkiye ve İspanya açısından ortaya çıkıyor.

Son 10 yılda yatak arzını Türkiye %36, İspanya ise %10

civarında artırdı. Aynı dönemde AB genelindeki arz

artışının yaklaşık %19–20’si Türkiye’den, %12–13’ü ise

İspanya’dan kaynaklandı. İtalya ile birlikte bu üç ülke

toplam artışın %55–60’ını oluşturdu.

Fransa ve Yunanistan’da arz 10 yılın gerisinde

Öte yandan Fransa ve Yunanistan’da yatak arzı, son 10

yıldaki seviyelerin gerisinde kaldı. Son dönemde turizmde

rakip olarak gösterilen üç ülke arasında İtalya, diğerlerinden

farklı talep yapısıyla pozitif ayrışırken; Türkiye ve İspanya’nın

özellikle paket tur pazarında birbirlerini eritmeye başladığı

ifade ediliyor. Bu eğilimin ağırlığının ise Türkiye’de daha

belirgin olduğu belirtiliyor.


OTELLER TOPLAM KREDILERIN

%76,6’SINI KULLANDI

Turizm sektöründe banka kredileri 2025’in 9 ayında %69 artarak 4,32 milyar

dolara çıktı. Kredilerin %76,6’sını oteller kullanırken, takipteki oran %0,7’de kaldı.

Turizm Databank’ın BDDK verilerinden yaptığı

analize göre, Türkiye’de turizm alanında alınan

nakdi banka kredileri 2025 yılı Ocak-Eylül

döneminde %69 artarak 4,32 milyar dolar artış gösterdi.

2024 yılındaki artış ise 2,55 milyar dolar dolayındaydı.

Turizmde gayri nakdi krediler %17,5 artarak 605

milyon dolar oldu. Toplam kredilerin %76,6’sı oteller

tarafından kullanıldı. Otellerde takipteki kredi oranı bu

ayda %0,7 oldu.


52

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

YENI OTELLER DOLULUKLARI 50’LI

BANTTA TUTACAK

2025-2026’da açılacak 350 yeni otelle Türkiye’nin turizm kapasitesine 115 bin yatak

eklenecek. Bu artış, doluluk oranlarını yüzde 50-51 bandında tutacak.

Türkiye'de 2025-2026 döneminde açılacak 4 ve 5 yıldızlı

350 yeni otel, Türkiye’nin turizm kapasitesine 115 bin

yatak ekleyecek. Yılbaşına devreye girecek olan 50

binden fazla yeni yatak ise sektörde doluluk oranlarının yüzde

50-51 seviyelerinde kalmasına neden olabilir.

350 yeni otel için geri sayım

Turizm Databank’ın analizine göre, Aralık 2025 itibarıyla

2025-2026 döneminde hizmete girecek bu otellerle birlikte

yaklaşık 40 milyon dolayında doldurulması gereken gece

kapasitesi oluşacak. Kapasite artışı, turizmde rekabeti

artırırken dolulukların da baskı altında kalmasına yol açacak.



54

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Elite World, Franchise Modeliyle

Büyüme Hedefini 2030’da

70 Otele Çıkardı

Elite World Hotels & Resorts, franchise modeline gelen büyük yatırımcı ilgisi sonrası

büyüme planını revize ederek 2030 yılı hedefini 70 otele çıkardı.

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden

Elite World Hotels & Resorts, franchise

iş modeliyle büyüme vizyonunu revize

ettiğini açıkladı. Franchise iş modeliyle 2030

yılına kadar 50 otele ulaşma hedefiyle yola

çıkan marka, yatırımcılardan aldığı yoğun

taleple büyüme planını revize ederek 70 otele

çıkardı.

Bezaroğlu: “Global markaların

olduğu pazarda ilk 5’i hedefliyoruz”

Basın toplantıda konuşan Elite World Hotels

& Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu

Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu,

markanın yeni büyüme stratejisini şu sözlerle

özetledi: “Franchise iş modeliyle büyüme

hedeflerimiz çerçevesinde 2023 yılında 8

otelle başladığımız yolculuğumuzda her

yıl katlanarak devam eden büyümemiz ile

birlikte 2025 yılı itibarıyla yaptığımız 14 yeni

otel anlaşmasıyla önemli bir ivme yakaladık.

Bu otellerden 4’ünün açılışını gerçekleştirdik.

Böylece faaliyette olan ve projesi devam eden

otellerimizle birlikte 17 farklı şehirde 30 otele

ulaşmış durumdayız. Biz sadece otel açmıyor,

yeni istihdam alanları yaratarak Türkiye’den

dünyaya uzanan güçlü bir turizm markası

inşa ediyoruz.” dedi.

Petekçi: “Büyüme yolculuğumuza

hız veriyoruz”

Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun

Petekçi ise büyüme vizyonunu detaylarını şu

sözlerle paylaştı: “Franchise iş modelimizde

bugüne kadar aldığımız yol, bizi hedeflerimizi

büyütme konusunda teşvik etti. Buna ek

olarak yatırımcılardan gelen yoğun ilgi

nedeniyle hedeflerimizi ‘2030 yılında 70

otel’ olarak revize ettik. Anadolu’da ve yurt

dışında turizm sektörüne güçlü bir marka

ile adım atmak isteyenler veya hali hazırdaki

turizm yatırımını Elite World çatısı altında

güçlendirmek isteyen yatırımcılardan

aldığımız yoğun talep, bizi yeni hedefler

koymaya yönlendirdi. Yurt içinde Anadolu’nun

turizm potansiyeli yüksek şehirlerinde

ekonomi ve orta segment otellerimizle

büyüme yolculuğumuza hız veriyoruz;

Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Sivas’taki ikinci

yatırımımız olan Residence konseptimiz,

Ankara, Antalya gibi şehirlerimizde

imzaladığımız yeni anlaşmalarımızla

Anadolu’daki varlığımızı güçlendiriyoruz.

Bunun yanı sıra global bir marka olma

yolunda yurt dışında da güçlü adımlar

atıyoruz. 2025’te odağımıza aldığımız Avrupa

şehirlerinin yanı sıra yeni coğrafyalara da

markamızı taşıyoruz. Yeni markalarımızla,

yeni lokasyonlarda ve güçlü iş ortaklıklarıyla

büyümeye devam edeceğiz. Hedefimiz

2030’da Türkiye’de global markaların da dahil

olduğu pazarda ilk 5’e girmek” dedi.

Sürmen: “Avrupa’dan gelen

talepler, vizyonumuzu global boyuta

taşıdı”

Elite Word Hotel & Resorts İş Geliştirmeden

Sorumlu Başkan Yardımcısı Mahmut

Sürmen ise “Anadolu’nun turizm değeri

yüksek şehirlerinde büyümeyi stratejimizin

merkezine aldık. Yerel turizmi destekleyen,

istihdam oluşturan ve bölgesel ekonomilere

katkı sağlayan bir yatırım modeliyle

ilerliyoruz. Avrupa başta olmak üzere turizm

potansiyeli taşıyan tüm coğrafyalarda

başlattığımız açılım ve aldığımız talepler ise

bu vizyonu uluslararası bir boyuta taşıyor.”

diye konuştu.

Kazakistan pazarına giriyor

Önümüzdeki yıl sektördeki 50. yılını

doldurmaya hazırlanan Elite World Hotel

& Resorts, yurt içinde büyüme vizyonu

kapsamında Anadolu şehirlerindeki

güçlü büyüme hareketine devam ediyor.

Uluslararası bir marka olarak yurtdışında

büyüme hedefleri kapsamında ise geçtiğimiz

yıl anlaşması imzalanan Fildişi Sahili

Cumhuriyeti ve Hollanda’daki otellerini

2026 yılında açacak olan zincirin hedefinde;

İngiltere, Almanya ve Belçika var. Grup,

bunun yanı sıra Orta Asya’da Kazakistan

Çimkent’te anlaşmasını yaptığı yeni oteli

ile Kazakistan pazarına giriş yapıyor. Elite

World, yeni açacağı otellerle birlikte hali

hazırda 3 bin olan istihdamını 2030’da 8

bine çıkarmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra,

kadın yönetici sayısında da önemli bir artış

kaydeden Elite World & Resorts’de şu an

grup genelindeki 452 kadın çalışanın 54‘ü

farklı yönetici posizyonlarında bulunuyor.



56

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Marriott & Invest İnşaat

Türkiye’ye “Apartments by

Marriott Bonvoy” getiriyor

Marriott International ve Invest İnşaat, Apartments by Marriott Bonvoy markasını

Türkiye’ye getirmek üzere anlaşma imzaladığını duyurdu.

Marriott International, Invest

İnşaat ile Türkiye’de Apartments

by Marriott Bonvoy markasını

hayata geçirmek üzere anlaşma

imzaladığını duyurdu. İstanbul’un önde

gelen iş ve yaşam merkezlerinden

Vadistanbul bölgesinde yer alan proje

ile Marriott, İstanbul’daki uzun süreli

konaklamaya yönelik premium daire

konseptindeki markalarından oluşan

portföyünü daha da genişletiyor.

İnşaatına başlanmış olan Invista,

İstanbul, Apartments by Marriott

Bonvoy projesinin açılışının 2026

yılında gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Access Hospitality, franchise modeli

ile geliştirilen projenin işletilmesi için

Marriott International ve Invest İnşaat iş

birliği yapacak.

Kaya: “Premium daire konseptine

yönelik artan talebi gözlemliyoruz”

Marriott International Türkiye

Gelişmeden Sorumlu Kıdemli Direktörü

Begüm Kaya, “Marriott International,

Türkiye’nin büyük şehirlerinde premium

daire konseptinde konaklamaya yönelik

artan talebi gözlemliyoruz. Apartments

by Marriott Bonvoy markasını Türkiye’de

hayata geçirmek üzere Invest İnşaat ile

iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet

duyuyoruz. Bu önemli adım, günümüz

seyahatseverlerinin değişen tercihlerini

karşılama, yenilikçi konaklama

seçeneklerini pazarda genişletme

konusundaki kararlılığımızı ortaya

koyuyor” dedi.

Uçar: “Markayı bu dinamik projeye

kazandırmak ortak vizyonumuzu

yansıtıyor”

Invest İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı

Bahattin Uçar, “Marriott International

ile böylesi önemli bir projede bir

kez daha iş birliği yapmaktan gurur

duyuyoruz. Vadistanbul, İstanbul’da

kentsel yaşamın geleceğini temsil

ederken, Apartments by Marriott

Bonvoy markasını bu dinamik projeye

kazandırmak, Türkiye’de dünya

standartlarında konaklama ve yaşam

tarzı deneyimleri sunma konusundaki

ortak vizyonumuzu yansıtıyor”

açıklamalarında bulundu.

Apartments by Marriott Bonvoy, ferah

yaşam alanları ve yerel dokulardan

ilham alan sofistike tasarımıyla

misafirlere özgün bir konaklama

deneyimi sunarak her konaklamayı

benzersiz kılacak. Vadistanbul’un

yanında yer alan Maslak Koru’da

geliştirilen projede, alan, konfor ve

esneklik arayan seyahatseverler için

özel olarak tasarlanmış 130 stüdyo

daire, bir ve iki yatak odalı dairelerden

oluşan seçkin bir portföy sunulacak.

Her bir dairede ayrı bir oturma alanı,

tam donanımlı mutfak ve daire içinde

çamaşır yıkamaya olanak tanıyan

alanlar yer alacak. Ayrıca proje

bünyesinde, hem uzun süreli hem de

kısa süreli konaklayan misafirlere

hitap edecek bir fitness merkezi ve

misafir lounge alanının da yer alması

planlanıyor.


The Wings Hotels portföyüne

İstanbul Cihangir’i ekledi

The Wings Hotels; Pera’nın tarihi zarafetini, Karaköy’ün enerjisini ve Ankara’nın rafine

kent çizgisini bir araya getirerek tasarladığı benzersiz marka ruhunu şimdi The Wings

Hotels Collection ile İstanbul Cihangir’e taşıyor.

Şehir otelciliğinde zarif çizgisi ve

kişiye özel hizmet anlayışıyla öne

çıkan The Wings Hotels, büyüme

yolculuğunda yeni bir adım daha atarak

portföyüne seçkin bir adres ekledi: The

Wings Hotels Collection. Tarihi dokuyu

çağdaş bir bakışla buluşturan The

Wings Hotels Collection; içinde tarihi

Arapoğlu Köşkü’nün de yer aldığı, dört

ayrı binadan oluşan benzersiz mimari

yapısıyla dikkat çekiyor. Otel, şehrin

ruhunu yenilikçi bir yorumla yeniden

tanımlayan sofistike bir atmosfer

sunuyor.

İç mekân tasarımı, uluslararası üne

sahip İspanyol tasarımcı Lázaro Rosa-

Violán tarafından üstlenilen otelde;

mekânın kendine özgü karakteri

korunarak modern çizgiler, sıcak

dokular ve zamansız bir estetik

bir araya getiriliyor. Tasarım dili,

tarih duygusunu modern şıklıkla

harmanlayarak The Wings Hotels

Collection’a özgün bir atmosfer

kazandırıyor.

Yeni bir soluk, aynı felsefe

Zincirin yeni üyesi, her lokasyonda

hissedilen özeni koruyarak aynı felsefeyi

daha güncel ve dengeli bir anlayışla

yeniden yorumluyor. Şehrin enerjisini

zarif bir sükûnetle dengeleyen The

Wings Hotels Collection, misafirlerine

yalnızca konfor değil; dingin, sıcak ve

özenle tasarlanmış bir yaşam alanı

sunuyor.

The Wings Hotels

Collection, markanın

büyüme vizyonunda yeni

bir sayfa açarken; lüksü,

sadeliğin içindeki özenle

yeniden tanımlıyor.


58

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj

Bodrum Şubesiyle

Antalya ve İstanbul’a Bağımlı Tedarik

Alışkanlıklarını Dönüştürüyor

WOODPECKERS

2016 yılından bu yana HoReCa

sektöründe katma değerli ürünleri

tek bir marka çatısı altında

buluşturan Woodpeckers, ahşap,

metal, cam ve mermer gibi farklı

malzemeleri buluşturan yenilikçi

tasarım yaklaşımıyla profesyonel

işletmelere bütünsel çözümler sunuyor.

Büfe ürünleri, oda amenity çözümleri

ve temsil ettiği geniş marka portföyüyle

sektörde güçlü bir konum edinen

firma, son dönemde özellikle Bodrum

şubesiyle bölgesel büyüme stratejisini

hızlandırmış durumda. Hem Ege’nin

güçlü potansiyeline yanıt vermek hem

de işletmelere ihtiyaçlarını yerinde

deneyimleyebilecekleri kapsamlı bir

çözüm merkezi sunmak amacıyla açılan

Bodrum mağazası, Woodpeckers’ın

Türkiye genelindeki hizmet ağını daha

da güçlendiriyor.

Woodpeckers Kurucu Ortakları Volkan

Ali Türk ve Sinan Doğan ile markanın

sektördeki konumunu, Bodrum

şubesinin stratejik önemini ve gelecek

planlarını konuştuk.

Woodpeckers’ı sektörde

konumlandırdığınızda, markanın

kuruluş hikayesi, temel değerleri

ve ana faaliyet alanlarını nasıl

tanımlarsınız?

Volkan Ali Türk: Woodpeckers 2016

yılında Volkan Ali Türk ve Sinan Doğan

tarafından İstanbul’da kurulmuş otel,

restoran ve café sektöründe katma

değerli ürünler üreten ve bir marka

çatısı altında toplayan öncü bir firmadır.

Firmanın temel değerleri kalite ve

ergonomiyi fiyat performans dengesini

gözeterek en optimum ürünleri değerli

kullanıcılarına sunmaktır.

Özellikle ahşap, metal, cam ve

mermer gibi farklı malzemeleri

bir araya getiren tasarım

yaklaşımınızın çıkış noktası nedir?

Aslında malzeme seçimini kullanım

alanları belirlemektedir. Biz ürüne

hammadde olarak bakmıyoruz. Nasıl

ki bir otomobil veya beyaz eşya vb.

ürünler kullanım alanı, kapasite, şıklık,

ergonomi ve birçok bileşeni içinde

barındırıyorsa biz de ürünlerimize bu

minvalde bakıyoruz.

HoReCa sektörüne yönelik

çözümlerinizde hangi ürün grupları

ile öne çıkıyorsunuz?

Sinan Doğan: Woodpeckers dendiğinde

pek çok kişinin aklına oturmuş bir

kalıp ve düşünce var. Büfe ürünleri ve

oda amenity çözümleri. Ancak durum

bunun çok ötesinde. Biz firma olarak

Woodpeckers ve CAP Seramik dışında

yaklaşık 20’nin üzerinde yerli ve yabancı

markayı temsil eden bir HoReCa çözüm

ortağıyız.

Büfe tasarımlarında pratik

kullanım, kolay depolama ve

uzun ömürlü malzeme tercihleri

açısından işletmelere ne tür

ayrıcalıklar sunuyorsunuz?

Büfe ürünlerinde sağlamlık, uzun

ömürlü kullanım, istif kolaylığı,

gıdaya uygunluk ve sürdürülebilir

hammaddeler üzerinde durarak


ürünlerimizi geliştirip müşterilerimize

sunmaktayız.

Hedef pazarlarınızı ve müşteri

profilinizi nasıl tanımlarsınız?

Volkan Ali Türk: Hedef pazarlarımız

elbette ki tüm dünya ülkeleri. Şu an

için Türkiye dışında Avrupa’da 4, Orta

Doğu’da 4 temsilcimiz bulunmakta.

Ayrıca 30 civarı ülkeye doğrudan ihracat

yapmaktayız.

Yerli ve uluslararası HoReCa

işletmelerinin beklentileri

birbirinden nasıl ayrılıyor ve

Woodpeckers bu beklentilere nasıl

yanıt veriyor?

Her ülkenin alışkanlıkları farklı.

Örneğin, tatil otellerinde açık büfeler

ve ikramlar üzerinde dururken, birçok

ülkede şehir içi otelciliği çok daha

minimal büfeler kullanmakta. Bizim

yelpazemizde tüm ihtiyaçlara cevep

verecek ürün mevcut ve çoğaltmaya

devam etmekteyiz.

İhracat tarafında mevcut

durumunuz ve kısa-orta vadeli

büyüme planlarınız neler?

Global pazarda özellikle hangi

bölgelerde marka görünürlüğünü

artırmayı hedefliyorsunuz ve

uluslararası rekabet ortamını nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Sinan Doğan: İhracatımız şirket

cirosunun yaklaşık %40’ını oluşturuyor.

Bu oranı ilk etapta %60 sonrasında %70

üzeri olarak planlıyoruz. Tabii bunu

mevcut kapasite ile değil, büyüyerek

yapmayı planlıyoruz.

Şu an için hedef pazar önceliğimiz

Amerika ve Orta Doğu. Global anlamda

bizim kadar ürün çeşitliliği ve çözüm

esnekliği sunan firma sayısı çok çok

az. Bu bizim için önemli bir özellik ve

ciddi avantajlar sağlamakta. Hedefimiz

tüm zincir global otel ve restoranlarda

az veya çok Woodpeckers ürünü satışı

yapmak.

Bodrum’da açtığınız yeni şube,

markanızın bölgesel büyüme

stratejisinin neresinde duruyor?

Bu yatırımın operasyonlarınıza,

müşteri ilişkilerinize ve ürün

erişilebilirliğine nasıl bir katkı

sağlamasını bekliyorsunuz?

Bodrum’un çok ciddi bir potansiyeli var.

Bölge işletmeleri genellikle Antalya

ve İstanbul’dan beslenmekte. Biz bu

alışkanlığı değiştirmek için Bodrum

şubemizi açtık. Zamanla çok daha iyi

yerlere geleceğimizi umuyoruz.

Bölge işletmeleri mağazamızda tüm

ihtiyaç çalışmalarını yapabilir ve

kendi işletmesindeki alanlarına en

uygun çözümleri yerinde kurmayı

deneyimleyebilir. Örnek verecek

olursak, bir açık büfeyi mağazamızda

kurulum yaparak müşterimizin hayal

ettiği büfelerin demosunu gerçeğine en

uygun şekilde gösterebiliyoruz.

Sektörde sunum ve büfe

tasarımlarındaki trendler hızla

gelişirken, 2026 yılı için beklenti ve

hedefleriniz neler? Ürün geliştirme,

üretim kapasitesi, sürdürülebilirlik

ve yeni pazar açılımları açısından

nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz?

Volkan Ali Türk: Öncelikle şunu

belirtmek isterim, biz zamansız ürünler

sunuyoruz. Bizden satın aldığınız bir

ürünü bir çok ürünümüzle birlikte

kullanabilirken farklı senelerde

alacağınız ürünleri de yine elinizde ki

Woodpeckers ürünleri ile rahatlıkla

kullanabilirsiniz.

Her işletme kendini özel hissetmek

ister, bu doğrultuda pek çok çözüm

sunmak zorundasınız. İşte bu noktada

firma olarak kullanıcılarımızı dinliyor ve

onlar için en özelini sunuyoruz.


60

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Bonna, ünlü şef Antonio

Bachour ile güçlerini birleştirdi

Küresel şef iş birliklerine bir yenisini ekleyen Bonna, dünyanın en iyi pastry şefi Antonio

Bachour’un tasarım hayalini gerçeğe dönüştürdü. Bonna, “CLAIR” isimli stant serisini

Gastromasa’nın 10. yıl konferansında beğeniye sundu.

Küresel şef iş birliklerine bir

yenisini daha ekleyerek,

dünyanın en iyi pastry şefi

Antonio Bachour’un tasarım hayalini

uygulamaya döken Bonna, “CLAIR”

isimli stant serisini Gastromasa’nın

10. yıl konferansında beğeniye sundu.

Lansman’a dünyanın önde gelen

şeflerinden Ergin Sönmezler, Diego

Guerrero, Albert Adria ve Andoni Luiz

Aduriz gibi isimler katılım sağladı.

‘Dalından toplama’ konseptinden

yola çıkılarak tasarlandı

Antonio Bachour’un yaratıcı vizyonu

ile Bonna’nın tasarım ekibinin estetik

duyarlılığı birleşerek, işlevsellikle

duyguyu, doğallıkla inceliği buluşturan

bir seri olarak Clair ortaya çıkıyor. Seri,

Şef Bachour’un “dalından toplama”

konseptinden yola çıkılarak tasarlandı.

Zarif yaprak desenlerine sahip tabak

formları ve fincanlar Bonna’nın birinci

sınıf porselenlerinden üretildi. Tabakları

ve fincanları taşıyan paslanmaz çelikten

üretilen standı ise tıpkı meyve veren

bir ağacı simgeliyor. Clair, lüks otel

deneyimini yeniden tanımlayarak

misafirlere zarif, unutulmaz ve estetik

açıdan bütün bir karşılama sunmayı

hedefliyor.

Hem oda içi ikramlarda hem rafine

pasta sunumlarında

Koleksiyonun öne çıkan özellikleri, bir

espresso ve bir Americano fincanını aynı

tabakta buluşturan özgün tasarımıyla

dikkat çekiyor. Tatlı tabağıyla birlikte

sunulan 3 ve 6 parçalı set alternatifleri,

hem oda içi ikramlarda hem de rafine

pasta sunumlarında geniş bir kullanım

esnekliği sağlıyor. Altı kişiye kadar zarif

ve zahmetsiz bir servis imkânı sunan

koleksiyon, doğadan esinlenen tasarım

anlayışı ve şefin imzasını taşıyan

detaylarıyla öne çıkıyor.

Clair Koleksiyonu, estetik tasarımının

yanı sıra otellere, restoranlara ve

gastronomi profesyonellerine görsel

bütünlükle işlevselliği bir arada sunan

bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Antonio Bachour’un

tasarım dehası ve

Bonna’nın üretim gücüyle

hayat bulan Clair,

misafir deneyimini daha

rafine, daha unutulmaz

ve daha özel kılmak için

tasarlandı.


Endüstriyel buzdolaplarında

Türk ve Japon mühendisliği gücü

Öztiryakiler ve Hoshizaki iş birliğiyle geliştirilen yeni nesil endüstriyel buzdolapları,

Türk ve Japon mühendislik gücünü profesyonel mutfaklarla buluşturuyor.

Türkiye’nin endüstriyel

mutfak ekipmanları

alanındaki öncü

markası Öztiryakiler, Japon

teknoloji devi Hoshizaki

ile birlikte geliştirdiği

endüstriyel buzdolaplarıyla

profesyonel mutfaklara

yeni nesil çözümler

sunuyor. Türk ve Japon

mühendisliğinin ortak

bilgi birikimiyle üretilen

buzdolapları; kalite,

güvenilirlik ve müşteri

odaklı yaklaşımıyla sektörde

fark yaratıyor.

Endüstriyel buzdolapları,

mutfaklarda gıda güvenliği

ve tazeliğin korunması

açısından kritik rol oynar.

Doğru sıcaklık kontrolü,

hijyenik depolama koşulları

ve sağlam iç tasarımıyla

Öztiryakiler buzdolapları

hem şeflerin iş akışını

kolaylaştırıyor hem de

işletmelere uzun vadeli

verimlilik sağlıyor. Yatay

ve dikey modellerden çift kapılı, cam

kapılı ve özel üretim seçeneklerine

uzanan geniş ürün gamı, her mutfağın

ihtiyacına uygun çözümler sunuyor.

Yüksek standartlı bileşenlerle

maksimum verimlilik

Öztiryakiler’in buzdolapları yalnızca

dayanıklılığıyla değil; enerji tasarrufu,

hijyenik kullanım, geniş iç hacim,

ergonomik tasarım ve üstün

malzeme kalitesiyle de öne çıkıyor.

İç detaylarda kullanılan yüksek

standartlı bileşenler, ürünlerin

sınıfında fark yaratmasını sağlıyor.

Her bir ayrıntısı uzun Ar-Ge ve

mühendislik çalışmalarıyla tasarlanan

buzdolapları, dünya standartlarında

ve sınıflarının en üst seviyesinde yer

alıyor.

Çevreye duyarlı üretim yaklaşımıyla

geliştirilen, enerji verimliliği

yüksek teknolojilerle donatılmış bu

modeller; profesyonel mutfaklarda

sürdürülebilir, güvenilir ve uzun

ömürlü çözümler sunmaya devam

ediyor. Öztiryakiler, Türkiye’de ürettiği

ürünler ve yüksek üretim kapasitesi

ile hızlı teslimat kabiliyeti sayesinde

işletmelerin ihtiyaçlarına zamanında

ve kesintisiz çözüm sunarken, yedek

parça temini ve onarım hizmetleriyle

de destek sağlıyor.


62

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

Basque Culinary World Prize

10. yılda küresel şefleri bir

araya getirdi

Türkiye’den Şef Ebru Baybara Demir’in 2023 yılında layık görüldüğü Basque Culinary

World Prize’ın 10. yılı, geçmiş yılların tüm kazananlarının bir arada olduğu özel bir

günde kutlandı.

İlki 2016 yılında düzenlenen Basque

Culinary World Prize (BCWP), Bask

Hükûmeti ve Basque Culinary Center

tarafından, adayların her yıl yenilenen

özel bir jüri tarafından değerlendirildiği,

Gastronominin Nobeli olarak anılan

küresel ölçekte özel bir konuma sahip.

2023 yılında Şef Ebru Baybara Demir’in

layık görüldüğü Basque Culinary

World Prize’a bugüne kadar her yıl

42 ülkeden 1.250’den fazla şef aday

gösterildi. Gastronominin dönüşüm için

bir güç olabileceğini vurgulayan ödül,

mükemmelliyete adanmış; yenilikçi,

yaratıcı, kararlı ve her şeyden önce

toplumlarıyla güçlü bağ kuran girişimci

şefleri görünür kılmayı amaçlıyor.

Dönüştürücü deneyimlerle

dolu bir gün

Bu yıl 10’uncu kez düzenlenen ödül

töreni, önceki yılların kazananlarını

San Sebastián’daki Basque Culinary

Center’da bir araya getirerek

gastronominin dünyanın farklı

yerlerinde toplumsal dönüşüme

nasıl yön verdiğini gösteren, özel bir

güne dönüştü. Gün boyu halkla açık

olarak gerçekleştirilen ve dünyanın

farklı noktalarından gastronomi

profesyonelleri ve akademisyenlerin

takip ettiği panellerde Şef Ebru

Baybara Demir, Gana’da göçebe Fulani

mutfağının yaşamasını sağlayan 2022

kazananı Şef Fatmata Binta ile yer

aldı. Sürdürülebilir bir gelecek için

tohumların gücünün konuşulduğu

panelde şefler, gastronominin dünyanın

kırsal bölgelerinde yaşayan kadınları

nasıl güçlendirebileceğini, önyargıları

yıkarak kültürel etkileşimin zenginliğini

nasıl ortaya koyduğunu kendi proje

ve deneyimlerinden yola çıkarak

aktardılar.

Ekinlikte ayrıca çatışma ve acil durum

bölgelerinde yardım sağlayan Global

Humanitaria isimli STK’nın kurucusu

İspanya’dan Andrés Torres; restoran

sektörünün karbon ayak izini azaltmaya

yönelik çözümler geliştiren ABD’den

Anthony Mynt; Karayipler’de sosyal

inovasyon projeleriyle öne çıkan

Kolombiya’dan Leonor Espinosa

ve kakaonun toplumdan dışlanmış

gruplar için girişimcilik kaynağı

olabileceğini gösteren Venezuella’dan

Maria Fernanda Di Giacobbe ve

2025 kazananı Leticia Landa da

yer aldı. Panellerde gastronominin

bilimsel ve teknolojik ilerlemelere

nasıl katkıda bulunabileceği, iklim

değişikliğiyle mücadelede nasıl rol

oynayabileceği, gıda eğitimi ve çocuk

beslenmesi üzerinde etkisi, biyolojik

çeşitliliğin korunması, diyabet ve

obezite gibi hastalıkların azaltılması

için sağlıklı tüketim alışkanlıklarının

teşvik edilmesi, toplumsal kalkınma

ve küreselleşmiş bir dünyada yerel

üreticilerin bölgeleri ve kültürel

kimliklerini nasıl sürdürebilecekleri gibi

konu başlıkları gündeme geldi.


2025 kazananı Leticia Landa

Bask Hükûmeti Gıda, Kırsal Kalkınma,

Tarım ve Balıkçılık Bakanı Amaia

Barredo Martín tarafından Basque

Culinary World Prize 2025 kazananı

Leticia Landa’ya ödülün takdim

edildiği törende; Basque Culinary

World Prize Jüri Başkanı Joan Roca;

Basque Culinary Center Mütevelli

Heyeti Başkanı Vicente Atxa ve Basque

Culinary Center Genel Direktörü Joxe

Mari Aizega da yer aldı. Bu yıl ayrıca Rio

de Janeiro’daki projesiyle Brezilya’dan

João Diamante ve Tazmanya’daki

çalışmalarıyla Avustralya’dan Matthew

Evans özel mansiyonla onurlandırıldılar.

Demir: “Gastronomiyle

entegrasyon, yardım değil güç

vermek”

Ödül töreninde geçtiğimiz 10 yılın

kazananlarıyla beraber sahnede söz

alan Ebru Baybara Demir, “Gastronomi

sayesinde entegrasyonun “yardım”

değil; insanlara üretme gücünü geri

vermek olduğunu anladık. Bu temelle

geliştirdiğimiz projeler ülkemin dört bir

yanında uygulanıyor. Artık yaptığım iş

sadece yemek pişirmek değil. Mutfağın

duvarlarını aşan dönüştürücü bir güç

haline geldi. 2017’de ilk kez tanıştığım

Basque Culinary World Prize yaptığım

işi uluslararası normlarla tanımlamamı

sağladı. Bunu yaparken dünyanın farklı

yerlerinde benim gibi gastronominin

dönüştürücü gücüne adanmış yaşam

hikayeleriyle buluştum. Gastronominin

dönüştürücü gücünün yemeğin kurduğu

o evrensel ve yargısız dil olduğunu

anladım” şeklinde konuştu.

Göçmen kadın şeften topluluk

odaklı başarı

Teksas’ta, Meksikalı göçmen bir

ailenin kızı olarak dünyaya gelen

Leticia Landa, mutfaklarda çalışmayı

gönüllü faaliyetlerle dengeleyerek

antropoloji eğitimi aldı. 2008’de La

Cocina’ya katıldı ve bugün hem kuluçka

aşamasında hem de bunu tamamlamış

statüde yaklaşık 100 işletmeden

oluşan bir ağın oluşmasında kilit

rol oynadı. Basque Culinary World

Prize’in 100.000 avroluk para ödülü,

her yıl olduğu gibi, şefin bireyler ve

toplum için yarar sağlayan girişimini

desteklemek üzere kullanılacak. Ödül

sonrası konuşan Leticia Landa; “Bu

ödülü kazanmak inanılmaz bir deneyim

oldu ve son haftalarda ‘La Cocina’nın

küresel ölçekte görünürlüğünün

artmasını izlemek büyüleyiciydi. En

çok da yıllardır birlikte çalıştığım

şeflerin, ‘La Cocina’yı haberlerde

görmenin heyecanını yaşamaları beni

duygulandırdı. Bu, topluluğumuz için

çok şey ifade ediyor” dedi.

Bask Hükûmeti Bakanı Amaia

Barredo, ödüle ilişkin görüşlerini şu

sözlerle özetledi: “Son on yılda Basque

Culinary World Prize, ortaklıklar ve

karşılıklı öğrenme için bir ortak bir

nokta oldu. Dünyaya, gastronominin

aynı anda eğitebilen, iyileştirebilen,

birleştirebilen, yenilikçi fikirler

üretebilen ve ilham verebilen bir alan

olduğunu gösteren bir platforma

dönüştü. Bu ödül, gastronominin

çevreleri dönüştürme, fırsatlar yaratma

ve geleceği inşa etme gücünü çarpan

etkisiyle somutlaştıran bir insan ağı

yarattı. Bu on yıl, daha adil ve daha

dayanışmacı bir dünya yaratmaya

katkıda bulunanları onurlandıracağımız

uzun bir hikâyenin sadece başlangıcı

olsun.”

Basque Culinary Center Genel

Direktörü Joxe Mari Aizega ise

şunları söyledi: “Bu yıl, ilham verici

çalışmaları nedeniyle Leticia Landa’ya

ödülü takdim etmenin yanı sıra,

BCWP aracılığıyla gastronominin

sadece teknik veya gelenekten ibaret

olmadığını, toplulukları dönüştürmeye,

hayatları iyileştirmeye ve daha insani

bir gelecek kurmaya muktedir bir güç

olduğunu gösteren on yılı kutluyoruz.

Bilgi, yaratıcılık ve adanmışlık toplumun

hizmetine sunulduğunda, gastronomi

gerçek bir değişim makinesine

dönüşerek, sınırlamaların olduğu

yerlerde etki oluşturuyor.”


64

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel / makale

DrṀurat

İstanbul Gelişim Üniversitesi

Dogan

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı

Doç.

)

Damak tadımızın son sığınağı: Gıda

egemenliği (Bölüm 1)

Hatırlıyor musunuz, domatesin

domates gibi koktuğu günleri? Ya da

annemizin, ninemizin, mevsiminin

geldiğini müjdeleyen o ilk bamyanın,

enginarın peşine düştüğü günleri?

Bugün market raflarında sıra sıra

dizili, standart boyutlardaki, lezzetsiz

ve kokusuz sebzeler arasında o eski

heyecanı aramak, neredeyse imkânsız

bir maceraya dönüştü. Çünkü artık

yediğimiz yemeklerin nereden geldiğini,

hangi topraklarda, kimin emeğiyle

yetiştiğini bilmiyoruz. Gıda, köklerinden

koparılmış, küresel bir metaya

dönüşmüş durumda. İşte tam da bu

kayıp hissinin, bu yabancılaşmanın

ortasında, bir sığınak, bir çıkış yolu

olarak yükselen bir kavram var: Gıda

egemenliği!

Bu, sadece karnımızı doyurma meselesi

değil. Bu, kim olduğumuzu, nereden

geldiğimizi, soframızdaki hikâyeleri

ve nihayetinde kültürümüzü koruma

mücadelesidir. Gastronomi, yani “iyi

yeme bilimi”, sadece lüks restoranların

incelikli tabakları değil, aynı zamanda

bir toplumun hafızası, tarihinin ve

coğrafyasının aynasıdır. Ve bu ayna,

giderek daha fazla, küresel şirketlerin

standartlaştırılmış logosunu yansıtıyor.

Bu yazı dizisinde, gıda egemenliği ile

gastronomi arasındaki bu hayati bağı, bu

kadim ilişkiyi birlikte keşfedeceğiz.

Tarladan sofraya bir hikâye

İlk perde: Köklerden kopuş - Gıda

sistemlerinin dönüşümü

Bir zamanlar, yediğimiz her şey

gözümüzün önünde yetişirdi. Sanayi

Devrimi öncesinde gıda sistemleri

yereldi; insanlar kendi topraklarının,

kendi mevsimlerinin ürünleriyle

beslenirdi. Ancak zamanla her şey

değişti. Friedman ve McMichael'ın

“gıda rejimleri” olarak adlandırdığı bu

değişim, önce sömürgeler üzerinden

ucuz gıda akışıyla başladı. Ardından,

ABD'nin liderliğindeki ikinci rejim,

“Yeşil Devrim” ile birlikte tarımı

endüstriyelleştirdi. Kimyasal gübreler,

pestisitler, yüksek verimli hibrit

tohumlar... Dünya nüfusu beslendi belki

ama bu, büyük bir bedelle oldu.

Türkiye'de 1950'lerle birlikte traktörlerin

girmesi, Marshall Planı yardımları,

tarımda bir dönüşümü başlattı. Kısa

vadede verim arttı, ancak uzun vadede

dışa bağımlılık tohumlarımıza kadar

işledi. ABD'den gelen buğday ve süt

tozu, “yardım” kisvesi altında, kendi

kendine yeten bir tarım ülkesini ithalatçı

konuma getirdi. Osman Nuri Koçtürk'ün

“Açlık Korkusu” kitabında anlattığı

gibi, margarin reklamlarıyla zeytinyağı

kültürümüzden uzaklaştırıldık. Bu,

sadece bir beslenme değişikliği değil,

bir kültürel yozlaşmaydı.

İkinci perde: İsyan ve alternatif - Gıda

egemenliği doğuyor

1980'lerden itibaren iyice hızlanan

neoliberal politikalar ve Dünya Ticaret

Örgütü'nün kuruluşuyla birlikte,

tarımımız ve gıdamız çok uluslu

şirketlerin insafına kaldı. İşte tam bu

noktada, bir isyan yükseldi. 1996'da La

Vía Campesina (Köylü Yolu) hareketi,

Roma'da düzenlenen Dünya Gıda

Zirvesi'nde “Gıda Egemenliği” kavramını

haykırdı.

Gıda egemenliği, gıda güvenliğinden

farklıdır. Gıda güvenliği, “insanların

yeterli ve sağlıklı gıdaya erişebilmesi”

iken, gıda egemenliği “toplumların

kendi gıda sistemlerini demokratik bir

şekilde tanımlama hakkı”dır. Yani, ne

yiyeceğimize, nasıl üreteceğimize, hangi

tohumları ekeceğimize başkaları değil,

biz karar vereceğiz. Bu, bir hak talebidir.

Bu talebin yanında, Slow Food hareketi

gibi oluşumlar, “fast life”a karşı

bir direniş başlattı. Yerel pazarları,

atalık tohumları, sürdürülebilir tarımı

savundular. Hindistan'da Navdanya,

dokuz tohumun peşinde biyoçeşitliliği

korumak için mücadele etti. Adil Ticaret

hareketi, üreticinin hakkını alabilmesi

için bir pazar mekanizması oluşturdu.

Tüm bu hareketlerin ortak bir çığlığı

vardı: “Küresel endüstriyel sisteme

teslim olmayacağız!”

Peki ya lezzet? Gıda egemenliği,

sadece siyasi bir mesele mi? Yoksa

damaklarımızın, hafızamızın, soframızda

kaybolan o “ilk bamyanın kokusu”nun

da farklı bir boyutu var mı? Gelecek

ay, mutfaklarımızın son kaleleri olan

yerel mutfak kültürlerini, biyoçeşitliliğin

lezzetini ve gastronominin etik

sorumluluğunu birlikte ziyaret edeceğiz.

Çünkü bir ülkenin kültürel direnci, ilk

önce sofrasında sınanır.

*(Devamı gelecek ay: “Lezzetin ve

Kültürün Son Kalesi”)



66

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Gastromasa İstanbul,

10. Yılında “10 Yılın Hikayeleri”ni

sahneye taşıdı

Türk ve dünya gastronomisi arasında köprü kuran Gastromasa İstanbul, bu yıl onuncu

yaşını “10 Yılın Hikayeleri” temasıyla kutluyor. 6-7 Kasım tarihleri arasında Haliç Kongre

Merkezi’nde düzenlenen etkinlik, gastronomi dünyasının en prestijli buluşmalarından

biri olarak sektörün nabzını bir kez daha tuttu.

Sadabad Auditorium’da düzenlenen

Gastromasa Hospitality sahnesinde,

gastronomi dünyasının birbirinden

değerli şefleri, otel yöneticileri, gastronomi

uzmanları ve ağırlama sektörünün önde

gelen isimleri bir araya geldi. Katılımcılar,

sektörün dönüşümünü, sürdürülebilirliği ve

geleceğe yönelik yenilikçi yaklaşımları farklı

perspektiflerden ele aldı.

Dünyaca ünlü şefler, sommelierler,

miksolojistler ve gastronomi profesyonelleri,

“Stories of 10 Years” temasıyla onuncu

yılını kutlayan Gastromasa 2025’in ana

sahnesinde buluşarak, sıra dışı fikirlerini,

ilham veren hikâyelerini ve deneyimlerini

paylaştı. Bu yıl ana sahnede yalnızca bir

konferans değil, aynı zamanda gastronomi

dünyasının 10 yıllık yolculuğunu anlatan bir

hikâye izlendi.

Bar sahnesinde sürdürülebilirlik

odakta

Eyüp Auditorium’da gerçekleşen

Gastromasa Bar sahnesinde ise;

miksolojistler, sommelierler, otel ve

restoranların içecek direktörleri ile sektörün

öncü isimleri bir araya geldi. Etkinlikte

içecek kültürünün dönüşümü, üretkenliğin

sektördeki rolü ve sürdürülebilirlik konuları

detaylı biçimde ele alındı.

Gastronominin geleceğini şekillendiren

vizyoner isimler, iki gün boyunca sahnelerde

deneyimlerini paylaşırken, Gastromasa

İstanbul bir kez daha uluslararası

gastronomi sahnesinin ilham kaynağı oldu.


Uluslararası Michelin Yıldızlı

şeflerden Gökmen Sözen’e

10. Yılda sevgi ve destek yağmuru

Gastromasa’nın kurucusu ve Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen, etkinliğin 10. yılında

uluslararası gastronomi dünyasından büyük bir sevgi ve destekle karşılandı. Yurt dışından

gelen Michelin yıldızlı şeflerin katılımı ve sıcak ilgisi, Rahmi Koç Müzesi’nde düzenlenen

kutlama gecesine damgasını vurdu.

Türk ve dünya gastronomisini aynı

çatı altında buluşturan Gastromasa

İstanbul, onuncu yılını 7 Kasım akşamı

Rahmi Koç Müzesi’nin tarihi atmosferinde

unutulmaz bir davetle kutladı. Sözen Group

CEO’su ve etkinliğin kurucusu Gökmen

Sözen’in ev sahipliğinde gerçekleşen

geceye, dünyanın dört bir yanından

Michelin yıldızlı şefler, üreticiler, esnaflar

ve gastronomi tutkunları katıldı. Gökmen

Sözen’e, yurt dışından gelen ünlü şeflerin

yoğun ilgisi ve sevgi dolu desteği, kutlama

sahnesine ayrı bir heyecan kattı.

Binlerce davetliyi ağırladı

Dünyanın dört bir yanından gelen

yıldız şefler, üreticiler ve gastronomi

profesyonelleri, Sözen Group’un ev

sahipliğinde düzenlenen bu özel kutlamada

bir araya geldi. Uluslararası katılım,

Gastromasa’nın küresel ölçekteki etkisini

bir kez daha gözler önüne serdi. 10 yıllık

bir tutku, vizyon ve emeğin simgesi haline

gelen bu özel gece, Gastromasa’nın yalnızca

bir etkinlik değil, Türkiye gastronomisinin

dünyaya açılan vitrini olduğunu bir kez daha

kanıtladı.

Gault Millau ödüllü tabaklar, lezzet

şöleni estirdi

Rahmi Koç Müzesi’nin büyüleyici

atmosferinde gerçekleşen gecede,

Türkiye’nin Gault&Millau ödüllü

restoranları, konuklara özenle hazırlanmış

imza tabaklarını sundu. Türkiye’nin önde

gelen restoran ve içecek markalarının

katkılarıyla düzenlenen gecede,

Gault&Millau ödüllü restoranların imza

tabakları konuklara sunularak adeta bir

lezzet şöleni yaşatıldı. Gastronomiyi sanatla

buluşturan bu sunumlar, on yıllık emeğin ve

vizyonun kutlandığı gecede unutulmaz bir

deneyim yaşattı.

Haber: Hatice Ünal Bilen


68

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Gastronominin yıldızları

İNCİLERİYLE PARLADI

Türkiye’nin ilk ve tek özgün gastronomi derecelendirme sistemiyle hazırlanan ‘İncili

Gastronomi Rehberi’ ödül töreni The Ritz-Carlton, Istanbul’da gerçekleştirildi. Rehberde

yer alan 5 İncili 22 restoran ile 4 İncili 97 restoran, gecede ödüllerine kavuştu.

Hürriyet, Karaca ve Jumbo iş birliği

ve Şölen, The Ritz-Carlton Istanbul,

Unilever Food Solutions destekleriyle

hayata geçirilen Türkiye’nin en prestijli

gastronomi ödüllerinin verildiği ‘İncili

Gastronomi Rehberi’ ödül töreni The Ritz-

Carlton, Istanbul’da düzenlendi.

Türkiye’nin en iyi restoranlarının ‘İnci’leriyle

buluştuğu geceyi Elfin Yüksektepe ve Murat

Güloğlu sunarken projenin koordinatörü,

Hürriyet Kelebek yazarı Müge Akgün açılış

konuşmasında İncili Gastronomi Rehberi'nin

değerlendirme sürecindeki şeffaflık ve

tarafsızlığa vurgu yaptı.

Akgün: “Gastronomi rehberimiz her

yıl büyüyerek devam ediyor”

Müge Akgün, “Karaca ve Hürriyet Gazetesi

iş birliğiyle 2016’da Türkiye’nin ilk

gastronomi rehberini hazırlamak üzere yola

koyulduğumuz andan itibaren heyecanımız

hiç bitmedi, her yıl da artarak devam

ediyor…İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa,

Antalya, Adana, Gaziantep ve Muğla’nın yer

aldığı rehberimize Bodrum’un yanı sıra bu

yıl Muğla’nın Marmaris ve Fethiye ilçeleri

de dahil oldu. Proje ortağımız Jumbo’nun

katkılarıyla 100 yılı geride bırakan restoran

ve lezzet duraklarına yer verdiğimiz ‘Asırlık

Mekanlar’ bölümümüze iki yeni lezzet

noktası daha girdi. Bağ Yolu Rotası güneye

inerek Trakya’dan Akdeniz’e dek uzandı.

‘Proje Ekibi Onur Ödülleri’ ve Unilever Food

Solutions’ın sürdürülebilirliğe odaklanan

‘Geleceğin Menüleri’ bölümü bu yıl da

devam ediyor” diye konuştu.

Karaca: “Şeflerin vizyonunu Karaca

ile geniş kitlelere ulaştırıyoruz”

Türkiye’nin gastronomi mirasını daha ileriye

taşımayı hedeflerini belirten Karaca Grup

CEO’su Fatih Karaca “Bu rehber nasıl

ülkenin en iyi restoranlarını belirliyorsa,

biz de aynı anlayış ile ülkemizin değerli

şefleriyle omuz omuza çalışıyor; onların

yaratıcı dokunuşlarını, teknik ustalıklarını

ve kültürel mirasımızı sofralara taşıyacak

ürünlerle buluşturuyoruz. Şeflerimizin tutku

ve vizyonunu, Karaca’nın tasarım ve üretim

gücüyle birleştirerek Türkiye’nin gastronomi

hikâyesini daha geniş kitlelere ulaştırıyoruz.

Bu yolculuğun parçası olmak ve bu değerli

kültürü geleceğe taşımak bizim için

gerçekten çok kıymetli” dedi.

Topal: “Gastronomi rehberi kalite

ve sürdürülebilirliği teşvik ediyor”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Başdanışmanı A.

Tayfun Topal, İncili Gastronomi Rehberi’nin

yalnızca restoranları sıralamakla kalmayıp

kaliteyi, sürdürülebilirliği ve yaratıcılığı

teşvik eden önemli bir kaynak olduğunu

vurguladı. Rehberin şeflere, işletmecilere

ve gastronomi öğrencilerine yol gösterdiğini

belirten Topal, Türk mutfağının dünya

çapında kabul gören bir başarı hikâyesi

yazabilecek potansiyele sahip olduğunu

söyledi. Ödül alan mekanların yerel

üreticiden hizmet sektörüne kadar geniş

bir çevreyi desteklediğini ve gastronomiyi

kültürel miras olarak koruma çalışmalarının

önemini dile getirdi.


5 İnci Sahibi Mekanlar

7 Mehmet, Aheste, Alaf, Arkestra, Atilla

Heilbronn Fine Dining Restaurant,

Ayla by Aret Sahakyan, Casa Lavanda,

Havuş, Herise İstanbul, Kitchen Bodrum

by Osman Sezener, Lucca by the Sea,

Maçakızı, Mikla, Neolokal, Nicole, OD

Urla, Sankai by Nagaya, Seraf Vadi,

Sunset Grill & Bar, Teruar Urla, TURK

Fatih Tutak, Urla Vino Locale.

4 İnci Sahibi Mekanlar

Aila, Akira Back, Alma Table, Antiochia,

Apartıman, Araka, Asmalı Cavit,

Asmani, Atölye Restaurant, Avlu

Four Seasons Sultanahmet, Banyan

Restaurant, Barbarossa, Basta! Neo-

Bistro, Baylan Bebek, Beyti, Bulla,

Buono.Italiano, Chayote Nirvana, Çok

Çok Pera, D Maris Kitchen, D’Breeze,

Da Vittorio, Develi Samatya, Dragon,

Efendy İstanbul, Eskiyer Restaurant,

Fauna, Filo D’Olio İzmir, Filo D'Olio

Caddebostan, Foxy Nişantaşı, Frankie

Galataport, Gallada, Girida Port,

Hakkasan Bodrum, Hışvahan, Hiç

Lokanta, Hodan, House Of Kamer

Restaurant, Hünkar, Isokyo, Kebapçı

İskender Yavuz İskenderoğlu, Kıyı,

Klasik Dükkan, La Palme, La Guérite,

Lacivert, Lokanta 1741, Lokanta by

Divan, Lokanta Göktürk, Lokanta

Orhan, Lucca, Malva Restaurant, Mezra

Yalıkavak, Mitu Alaçatı, Monteverdi

Ristorante, MYK Denizden Bodrum,

Mutfak Sanatları Merkezi, Muutto

Anatolian Tapas Bar, Mürver, MYK

Restoran By Mehmet Yalçınkaya,

Nazende, Nobu Istanbul, Ocak

Restaurant, Octo, Okra, Onbaşılar

Kebap, ONNO Grill & Bar, Orfoz

Restaurant, ORO by Alfredo Russo,

Orkide Pastane & Restoran, Palude,

Pandeli, Paper Moon, Park For a,

Parma Sole, Q Lounge, Ritmo İstanbul,

Roka İstanbul, Shang Palace, Spago,

Spice Market Restaurant, Sushi Manga,

Şans Restaurant, Telezzüz, Tere,

Terrazza Italia, The Barn Restaurant,

The Red Balloon, Tola Restaurant,

Topaz, Trilye, Tuti Restaurant, Tuzz,

Ulus 29, Yazz Collective, Yeni Lokanta,

Zuma.

Asırlık Mekanlar

Vefa Bozacısı 1876 – 149 Yıl / İstanbul

(Kurucusu Hacı Sadık Bey), Katmerci

Zekeriya Usta 1925 – 100 Yıl / Gaziantep

(Kurucu Hacı Nuri Özsimitçi).

Proje Ekibi Onur Ödülleri

Ali Akkaş, Cristina Bowerman, Dilistan

Shipman, Fatma Şahin, Handan

Kaygusuzer, Mehmet Yaşin, Sabiha

Apaydın.

Geleceğin Menüleri Ödülleri

Afitap (Sınır Tanımayan Mutfaklar),

Marlinda (Köklere Dönüş), Tola &

21 Masa (Sokak Lezzetlerine Şef

Dokunuşu, Zaaf (Yeni Nesil Yemek

Deneyimi).


70

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

DaVinci Gourmet,

Türkiye’de Barista Craft

Şampiyonası 2026’ya hazırlanıyor

Dünya genelinde kahve kültürünü muhteşem lezzetlerle birleştiren ve bir Kerry Group

markası olan DaVinci Gourmet, “Kahvenin birleştirici gücü” mottosuyla 20’den fazla

ülkede düzenlenen DaVinci Gourmet Barista Craft Şampiyonası’nın Türkiye ayağını bu yıl

bir kez daha İstanbul’da düzenlemeye hazırlanıyor.

Kahve kültürünü ve deneyimini

zenginleştiren DaVinci Gourmet,

bu yıl da baristaların üretkenliğini

ve kahve tutkusunu sunabilmeleri için

uluslararası barista topluluğunu bir

araya getiriyor. “Espresso Your Flavour”

temasıyla düzenlenen DaVinci Gourmet

Barista Craft Şampiyonası 2026’da,

dünya genelindeki baristaları yaratıcılık,

teknik mükemmellik ve özgünlükleriyle

öne çıkmaya davet ediyor.

Dünya genelinde kahve kültürünü

muhteşem lezzetlerle birleştiren ve

bir Kerry Group markası olan DaVinci

Gourmet, “Kahvenin birleştirici

gücü” mottosuyla 20’den fazla

ülkede düzenlenen DaVinci Gourmet

Barista Craft Şampiyonası’nın Türkiye

ayağını bu yıl bir kez daha İstanbul’da

düzenlemeye hazırlanıyor.

Katılım başvuruları başladı

Bu yılki yarışma başvuru süreci, katılımı

kolaylaştıran ve üretkenliği teşvik eden

yeni bir sistemle gerçekleştiriliyor.

Baristalar, en az bir shot espresso ve

10 ml DaVinci Gourmet ürünü içeren

özgün kahve bazlı içecek tariflerini

yarışmaya ait web sitesi üzerinden

gönderebiliyor. Bu yılki kurallar ve

başvuru gereklilikleri daha sade ve

baristaların teknik becerilerini ve

sanatsal vizyonlarını ön plana çıkaran

bir formatta.

Dijital ön eleme turunu başarıyla geçen

baristalar, yüz yüze düzenlenecek

ülke finallerinde yarışmaya hak

kazanacak. Türkiye finalinde birinci

olan barista 150.000 TL, ikinci olan

100.000 TL, üçüncü olan ise 50.000

TL para ödülünün sahibi olacak. Ülke

finallerinin ardından baristalar, Orta

Doğu, Afrika ve Hint Yarımadası’nı

kapsayan MISA bölge finallerinde

mücadele edecek. Bu etabı kazanan

barista ise birincilik ödülü yanı sıra

Vietnam’da düzenlenecek uluslararası

finalde dünyanın dört bir yanından gelen

finalistlerle bir araya gelerek dünyanın

en iyi baristası unvanını elde etmeye

çalışacak.

Kahve kültürünün sanatla

buluştuğu nokta

Kerry Asya Pasifik, Orta Doğu ve

Afrika Gıda Hizmetleri Markaları

Genel Müdürü Eloise Dubuisson,

“DaVinci Gourmet Barista Craft

Championship bir yarışmadan çok

daha fazlası; baristaların benzersiz

vizyonlarını sergileyebilecekleri ve

kahve kültürünün gelişimine ilham

verebilecekleri global bir platform.

DaVinci Gourmet Barista Craft

Champion unvanı, mükemmelliğin,

yaratıcılığın ve uluslararası tanınırlığın

bir göstergesi. Dünyanın en iyi

baristalarını harekete geçiren bu

tutkuyu kutlamayı sabırsızlıkla

bekliyoruz.” dedi.


Hatay’ın binlerce yıllık mutfağı

TADINDA ANADOLU’DA

BTA tarafından düzenlenen “Tadında Anadolu Hatay Lezzet Günleri” başladı. TAV

Havalimanları iştiraki BTA koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinlik, Anadolu’nun

zengin mutfak kültürünü tanıtmayı amaçlıyor. Bu yılki etkinlik kapsamında

havalimanlarındaki restoranlarda Hatay mutfağı ağırlanıyor.

17-23 Kasım’da İstanbul Havalimanı

ve 24-30 Kasım’da İzmir Adnan

Menderes Havalimanı’nda düzenlenen

etkinlik serisi, 1-7 Aralık’ta Ankara

Esenboğa Havalimanı Tadında Anadolu

şubelerinde gerçekleştirilecek. Etkinlikle,

medeniyetler şehri Hatay’ın zengin mutfak

kültürünü yaşatmanın yanı sıra 6 Şubat

depremlerinden etkilenen üreticilerin,

kadın kooperatiflerinin ve bölge esnafının

desteklenmesi amaçlanıyor. Etkinliklerin

menü danışmanlığı, depremlerde iki

işletmesi birden yıkılan Hatay Sultan

Sofrası kurucusu Metin Tansal tarafından

yürütülüyor.

Misafirlere sunulan menüde Altınözü

zeytinyağı, zahter, oruk ve kaytaz böreği

eşliğinde yoğurt aşı, zahter salatası,

cevizli biber, tahinli tarator, biberli ekmek,

öcce, tuzlu yoğurtlu lahana sarma, Belen

tava, Hatay usulü kireçte kabak ve daha

birçok yöresel lezzet yer alıyor. Etkinlik

menüsündeki tüm ürünler beşi kadın

kooperatifi olmak üzere toplam 10 farklı

Hataylı yerel üreticilerden tedarik ediliyor.

“Medeniyetler sofrasını yaşatmayı

amaçlıyoruz”

Etkinlikler hakkında konuşan BTA İcra

Kurulu Başkanı Baha Bülbül, “6 Şubat

depremlerinde iki işletmesi birden yıkılan

değerli Metin Tansal’ın danışmanlığında

Antakya’nın Kurtuluş Mahallesi’nde doğan Mehmet Metin Tansal,

çocukluğundan itibaren şehrin kokusunu, sesini ve lezzetlerini benimsedi.

1990’larda Hatay Sultan Sofrası’nı kurarak yöresel tarifleri kültür

mirası olarak yaşatmayı amaçladı. 2000’li yıllarda Antakya mutfağının

unutulmuş tariflerini kayıt altına alarak gastronomiyi miras bilinciyle

korudu. 2015’te restore ettiği Antakya Kahvaltı Evi ile ziyaretçilere yerel

ürünlerle hazırlanan kahvaltılar sundu. 6 Şubat 2023 depreminde şehrini

ve işletmelerini kaybeden Tansal, Ağustos 2023’te Arsuz Konacık’ta

kurduğu yeni işletmesiyle Antakya mutfak mirasını yeniden canlandırmayı

hedefliyor.

hazırlanan menülerimizle Hatay’ın

geleneksel tarifleri Tadında Anadolu

mutfağında hayat buldu. Depremden

etkilenen üreticilerimizi, kadın

kooperatiflerini ve Hatay’ın kültürel mirasını

destekleyerek, medeniyetler sofrasını

yaşatmayı amaçlıyoruz” dedi.


72

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

GastroAntalya üç günlük lezzet

maratonunu tamamladı

Gastronomi dünyasının en önemli buluşmalarından biri olan GastroAntalya tamamlandı.

Bu yıl 42 ülkeden 278’i uluslararası, 578’i Türk olmak üzere toplam 856 şefin katıldığı

organizasyon üç gün boyunca dünya mutfaklarından sıra dışı sunumları, yarışmaları ve

profesyonel buluşmaları bir araya getirdi.

Cam Piramit’te bu yıl altıncısı

düzenlenen GastroAntalya’da

miksoloji yarışmalarından

workshop’lara, panel oturumlarından

şef gösterimlerine kadar yoğun bir

program gerçekleşti. Aralarında

gastronomi öğrencilerinin, usta şeflerin

ve ülke takımlarının bulunduğu toplam

1292 yarışmacı, üç gün boyunca

yeteneklerini sergiledi.

Her gün dereceye girenler

ödüllendirildi

GastroAntalya boyunca düzenlenen tüm

kategorilerdeki yarışmalarda dereceye

girenler, her gün düzenlenen ödül

törenlerinde ödüllerini aldı. Tatlı ve

pastacılıktan ana yemek kategorilerine,

yerel ve dünya mutfaklarından vegan

lezzetlere kadar uzanan geniş kapsamlı


jüriye sunum yaptı. Bu özel anlar hem

şefler hem de ziyaretçiler için keyifli ve

duygusal anlara sahne oldu. Üç gün süren

organizasyon; yarışmalar, gösterimler,

paneller ve sosyal sorumluluk projeleriyle

gastronomi sektörüne katkı sağlamaya

devam etti. Türkiye’nin ve dünyanın dört

bir yanından katılan şefler, yeni trendleri,

teknikleri ve lezzetleri Antalya’da

paylaşma fırsatı buldu.

yarışmalarda şefler, jüri karşısında

hünerlerini sergilerken, farklı

kategorilerde ödüller de sahiplerini

buldu.

Şefler ve öğrenciler aynı mutfakta

yarıştı

Etkinliğin ikinci günü, şefler ve

gastronomi öğrencilerinin ortak

yarışmalarıyla büyük ilgi topladı.

Usta şefler ve geleceğin gastronomi

profesyonelleri birlikte hazırladıkları

tabakları jüriye sundu. Yarışmalar,

katılımcılara deneyim aktarımı

açısından önemli bir platform sundu.

Huzurevi misafirleri şeflerle

mutfağa girdi

Etkinliğin sosyal sorumluluk

adımlarından biri kapsamında, Antalya

Lara Huzurevi ve Rehabilitasyon

Merkezi’nden gelen misafirler festivali

ziyaret etti.

Usta şeflerle birlikte mutfağa giren

huzurevi sakinleri, tabak hazırlayıp

Miksolojinin en iyileri açıklandı

Miksoloji yarışmasıyla başlayan

GastroAntalya’da ilk 3’te yer alan

bartenderler belli oldu. Türkiye’nin

dört bir yanından gelen profesyonel

bartenderlar, özgün kokteyl

reçeteleriyle jüri karşısına çıkarak

“en iyi karışımı” yapmak için kıyasıya

rekabet etti. Festivalin uluslararası

gastronomi buluşması kapsamında

düzenlenen miksoloji yarışmasında

yerli ürünler yaratıcılıkla harmanlandı.

Özgün içeceklerin tanıtımına katkı

sağlanan yarışmada, sürdürülebilirlik,

sunum estetiği ve tat dengesi

kriterlerine göre sonuca varıldı.

“Doğadan Bardağa: Sürdürülebilir

Lezzetler” temasıyla yarışmacılar,

yerel ve mevsimsel ürünleri merkeze

alarak doğayla uyumlu kokteyller

hazırladı. Yarışma sonunda zirveyi

Bedirhan Batu alırken, ikinci Baran

Özlap, üçüncü ise Gizem Şener oldu.

Dereceye giren miksolojistler, ulusal

ve uluslararası platformlarda temsil

hakkı kazanırken, kazanan reçeteler

GastroAntalya özel yayınında yer

alacak. Öte yandan ilk üçte yer alan

bartenderlar Moldova’da eğitime

gönderilecek.


74

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

5. İstanbul Uluslararası Coğrafi

İşaretler Zirvesi gerçekleşti

5. İstanbul Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi, “Ürün, Yöre, İnsan: Değerin Döngüsü”

temasıyla Metro Türkiye’nin ev sahipliğinde; Türk Patent ve Marka Kurumu ile Türkiye

Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) iş birliğiyle gerçekleşti.

Türk mutfak kültürünün

sürdürülebilirliğini sağlamak

ve yerel ürünlerin değerini

geleceğe taşımak misyonuyla

çalışmalarını yürüten Metro Türkiye,

bu kapsamda destek verdiği Coğrafi

İşaret ekosistemini her yıl olduğu

gibi bu yıl da geniş bir paydaş

buluşmasına taşıdı. 5. İstanbul

Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi,

“Ürün, Yöre, İnsan: Değerin Döngüsü”

ana temasıyla Gastronometro’da

düzenlenerek kamu temsilcileri, ulusal

ve uluslararası uzmanlar, üreticiler,

kooperatifler, akademisyenler ve sektör

profesyonellerini bir araya getirdi.

Zirvenin açılış konuşmalarını Metro

Türkiye CEO’su David Antunes, Avrupa

Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma

Genel Müdürlüğü Coğrafi İşaretler

Bölümü Başkanı João Onofre, Türk

Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof.

Dr. Muhammed Zeki Durak, TOBB

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

ve İstanbul Ticaret Borsası Başkanı

Ali Kopuz, Sanayi ve Teknoloji Bakan

Yardımcısı M. Kasım Gönüllü ve

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı

Fatma Şahin gerçekleştirdi.

“Tabağa Taşınan Coğrafya”, “Mirasın

Ruhu Coğrafi İşaretler”, “Bir Tabağın

Ulaştığı Dünya: Mutfak Mirasından

İhracata” ve “Lezzetin Kimliği:

Coğrafi İşaretle Gelen Hikâye”

başlıklı panellerde; Türkiye’nin farklı

bölgelerinden kooperatif temsilcileri,

şefler, gastronomi yazarları ve


akademisyenler Coğrafi İşaretlerin

kültürel, ekonomik ve sektörel etkilerini

değerlendirdi. Metro Türkiye tarafından

yürütülen “Coğrafi İşaretlerin Etki

Alanı Araştırması”nın bulguları ise

Metro Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi

Hamit Baykal ve FutureBright Group

Kurucu Ortağı Akan Abdula tarafından

masaya yatırıldı. Zirve kapsamında

Gastronometro şefleri tarafından

hazırlanan Coğrafi İşaret tescilli

ürün menüsü ise katılımcılara tadı

damaklarda kalacak bir deneyim

yaşattı.

Antunes: “Misyonumuz yerli ürünü,

yerel üretici korumak”

Coğrafi İşaret tescilli ürünlerin

ürüne, yöreye ve insana kattığı değeri

ele alan zirvenin, 10. Yılını kutlayan

Gastronometro’da düzenlenmesinin

çok anlamlı olduğuna dikkat çekerek

söze başlayan Metro Türkiye CEO'su

David Antunes, “Faaliyete başladığı

1990 yılından bu yana Metro Türkiye’nin

misyonu; yerli ürünü, yerel üreticiyi

ve Türk mutfağının zenginliğini

desteklemek. 2012 yılında başlattığımız

'Coğrafi İşaretli Ürünler Projesi' ile bu

konuyu daha önce hiç olmadığı kadar

ulusal gündeme taşıdık. O zamandan

beri gelenek ile gelecek arasında bir

ortak ve köprü olduk. Ekiplerimiz ülke

çapında gerçekleştirdikleri seyahatlerle

üreticilerle bir araya geliyor, onların

gerçeklerini dinliyor ve kalite

standartlarından Coğrafi İşaret tesciline

ve yeni pazarlara ulaşmaya kadar

gelişimlerine yardımcı oluyor. Bugün

800'den fazla üretici ve kuruluşla

çalışarak dolaylı olarak yaklaşık 100.000

çiftçiye ulaşıyoruz. Mevsime bağlı

olarak mağazalarımızda yaklaşık 750

Coğrafi İşaret ve aday ürünü sunuyoruz.

En yakın iş ortağı olduğumuz yeme

içme sektörüne ışık tutuyoruz. Sektör

kadar kamuoyunun da bu ürünlere

sahip çıkmasını çok önemsiyoruz.

Coğrafi İşaretler Zirvesi ise işte tam da

bu rolü üstleniyor" dedi.

Onofre: “Yenice Ihlamur Balı ile AB

tescilli Türk ürünleri 43’e ulaştı,

mutluyuz”

Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal

Kalkınma Genel Müdürlüğü Coğrafi

İşaretler Bölümü Başkanı João

Onofre, Türkiye ile Avrupa Birliği’ni

birbirine bağlayan Coğrafi İşaret tescilli

ürünlere yeni bir ürünün daha AB

tarafından tescillenerek eklendiğini ilk

kez zirvede açıkladı. Onofre, “Coğrafi

işaretler, tat ve mekân aracılığıyla

anlatılan hikâyelerdir. Hafıza, kimlik ve

anlam taşırlar. Toplulukları, yalnızca

yıllar değil, çoğu zaman yüzyıllar

boyunca ürettikleri, korudukları ve

aktardıklarıyla birbirine bağlarlar.

İstanbul şehri gibi Coğrafi İşaret tescilli

ürünler de birer köprü olup üreticileri

tüketicilere bağlıyorlar. Birkaç gün

önce Avrupa Birliği tescili alan İpsala

Pirinci ve Bursa Kestane Şekeri’nin

ardından bugün Yenice Ihlamur Balı’nın

da tescile kavuştuğunu açıklamaktan

mutluluk duyuyorum. Böylece Avrupa

Birliği'nde korunan Türkiye menşeli

Coğrafi İşaret tescilli ürün sayısı 43’e

ulaştı. Bunun çok daha fazlası ise tescil

aşamasında.” dedi.

Tüketicilerin %34’ü Cİ tescilli ürün

tercih ediyor

Zirvede Metro Türkiye ve TURYID iş

birliği ile FutureBright tarafından

gerçekleştirilen "Coğrafi İşaretlerin

Etki Alanı Araştırması"nın sonuçları

da katılımcılarla paylaşıldı. Araştırma

sonuçlarına göre Coğrafi İşaret tescilli

ürünlerin ne olduğunu katılımcıların

%72’sinin bildiği ve %34’ünün tercih

ettiği sonucu çıkarken, araştırmada

dikkat çeken en önemli kavram 'güven'

oldu. Bu kavram bir yandan ürüne

atfedilen 'değer', 'mükemmellik' ve

'mirası'ı tanımlarken diğer yandan

özellikle yanlış etiket uygulamaları

nedeniyle duyulan endişeleri ve

ürüne ulaşılan kanala olan güveni

gösteriyor. Araştırma sunumunda

coğrafi işaretlerin gençleri köylerinde

tutma potansiyelinin çok yüksek

olduğu, tüketicilerin menülerde

ürünlerin hikayesini dinlemeyi talep

ettiği, üreticinin sesini duyurmasında

desteğin şart olduğu gibi değerli veriler

paylaşıldı.


76

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Tabakta Sanat Yarışması

ödülleri verildi

Tavuk Dünyası’nın bu yıl ilk kez düzenlediği “Tabakta Sanat Tasarım Yarışması”nda ödüller

sahiplerini buldu. “Doğadan İlham Alan Tabaklar” temasıyla hazırlanan özgün tasarımlar,

davetliler tarafından ilgiyle karşılandı.

Türkiye’de “fast-casual” restoran

deneyiminin öncülerinden Tavuk

Dünyası, milyonlarca misafirin

hafızasında yer eden ikonik tabağını

tasarımcıların yaratıcı yorumlarıyla

buluşturduğu yarışmada yüzlerce

başvuruyu bir araya getirdi. İlk kez

hayata geçirilen yarışma, Babylon

Bomontiada’da düzenlenen ödül

töreniyle yaratıcılık ve ilham dolu bir

finale sahne oldu. Törende dereceye

giren çalışmalar ödüllerle buluşurken

seçilen tasarımlar davetlilerin

beğenisine sunuldu. Etkinlik boyunca

gerçekleşen “Tabakta İz Bırak Atölyesi”

ise katılımcılara kendi tabaklarını

boyayarak yaratıcılıklarını özgürce ifade

etme imkânı tanıdı.

Güçlü jüri eşliğinde yaratıcılık

ödüllendirildi

Sanat, tasarım ve gastronomiyi bir

araya getiren yarışma; alanında

uzman isimlerden oluşan güçlü bir

jüri tarafından değerlendirildi. Jüride

Endüstriyel Tasarımcı Ahmet Toplu,

İllüstratör ve Yazar Cem Güventürk,

Küratör ve Sanat Editörü Feride Çelik,

BAU Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı

Hamide Elçin Tezel ve Tavuk Dünyası

CEO’su Volkan Mumcu yer aldı.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda;

birincilik ödülünü “Baharat Yolu”

tasarımıyla Hüseyin Bayrakdar, ikincilik

ödülünü “Doğanın Renk Senfonisi”

tasarımıyla Kamile Özbay, üçüncülük

ödülünü ise “Düşler Tabağı” tasarımıyla

Cengiz Ergüleç kazandı.

Yarışmanın markanın yaratıcılığa verdiği

değerin en güçlü örneklerinden biri

olduğunu belirten Tavuk Dünyası CMO'su

Ceylan Özmen; “İkonik tabağımızın

tasarımcıların hayal gücüyle yeniden

şekillenmesi bizim için çok kıymetliydi.

Tasarımın ve yaratıcılığın desteklendiği

her platformun ilham doğurduğuna

Tavuk Dünyası, yaratıcılığın

peşinden giden herkese ilham veren

bu yolculuğu büyüterek sürdürecek

ve gelecek yıllarda daha fazla

tasarımcının hayallerine hayat

vermeye devam edecek.

inanıyoruz. Bu nedenle Tabakta Sanat

Tasarım Yarışması’nı önümüzdeki

yıllarda da geliştirerek sürdürmeyi ve

daha fazla yeteneğin önünü açmayı

hedefliyoruz. Bu süreçte destek veren

tüm jüri üyelerine, katılım gösteren

tasarımcılara ve emeği geçen herkese

teşekkür ederim” dedi.

Jüri başkanlığı görevini üstlenen

Endüstriyel Tasarımcı Ahmet Toplu ise,

yarışma sürecine dair duygularını şu

sözlerle paylaştı: “Başvuru sürecinden

finale uzanan bu yolculuk hepimiz için

oldukça heyecan vericiydi. Katılımcıların

doğa temasını kendi perspektifleriyle

yorumladığı özgün tasarımlar güçlü

bir yaratıcılığı ortaya koydu. Emeği

geçen tüm jüri arkadaşlarıma teşekkür

ederim.” dedi.


2025 Korean Culinary Days

Ankara’da gerçekleşti

Kore Kültür Merkezi, Hilton Otel iş birliğiyle düzenlediği “2025 Korean Culinary Days”

etkinliğinin 17–21 Kasım tarihleri arasında Ankara’da görkemli bir şekilde gerçekleştiğini

duyurdu. Beş gün süren bu gastronomi yolculuğu, ülke genelinde K-Food’a büyük ilgi

uyandırarak başarıyla tamamlandı.

Etkinlik boyunca her gün 19.00–

22.30 saatleri arasında Ankara

Hilton Otel’de düzenlenen Kore

mutfağı açık büfesi, günlük 100 kişilik

kotayı tamamen doldurarak toplam

500 katılımcıya ulaştı. Yabancı misyon

temsilcileri, yerel hükümet yetkilileri,

otel konukları ve özellikle Kore

kültürüne ilgi duyan gençler etkinliğe

yoğun katılım gösterdi.

Kore’den davet edilen şefler Jang

Yumin ve Oh Jieun tarafından hazırlanan

40’tan fazla Kore yemeği katılımcılardan

büyük beğeni topladı. Geleneksel Kore

lezzetleri olan sogalbijjim ve japchae

yoğun ilgi görürken, Türk damak tadına

da yakın olan dakdoritang ve haemuljjim

öne çıkan menüler arasında yer aldı.

Gençlere yönelik K-Street Food

çeşitlerinden rose tteokbokki ve

dakgangjeong ise K-Food’un trend ve

modern yönünü başarıyla yansıtarak

genç kuşağın ilgisini çekti. Aynı

zamanda, sağlıklı besinler olarak

bilinen dotorimuk, çeşitli namul ve

jangajji (turşu çeşitleri) de büyük merak

uyandırdı.

Influencer desteği

Etkinliğin etkisi, ünlü yerel influencerlar

Ankara Etkinlik ve Diplomatik Observer

ile Türkiye’de aktif olarak içerik

üreten Koreli influencer Korelee’nin

katılımıyla daha da güçlendi.

Influencerlar, etkinlik atmosferini ve

Kore mutfağı deneyimlerini sosyal

medya hesaplarından eşzamanlı olarak

paylaşarak geniş kitlelere ulaştı. Ünlü

içerik üreticilerinin Kore yemeklerine

ilişkin paylaşımları, binlerce takipçiye

erişerek sosyal medyada büyük yankı

uyandırdı ve etkinlik sonrasında da

K-Food’a yönelik ilginin sürmesine katkı

sağladı.

Seungchul: “Beklentilerimizi aşan

bir etkinlikti”

Kore Kültür Merkezi Genel Müdürü

Jeon Seungchul, “500 katılımcının

yanı sıra influencerlar sayesinde elde

edilen sosyal medya görünürlüğü de

beklentilerimizi aşan bir tanıtım etkisi

yaptı. Bu etkinlik aracılığıyla Kore’nin

gastronomi kültürü Türkiye’de farklı

kesimlere başarıyla aktarıldı. Gelecekte

de bu tür yüksek nitelikli kültürel

etkileşim projelerini genişletmeyi

planlıyoruz.” diyerek etkinlik hakkındaki

memnuniyetini ifade etti.


78

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Tedarik Zincirini

Güçlendiriyor

Fersan Ege’nin En

İyi İşvereni seçildi

Fersan, Great Place to Work

Türkiye 2025’te “Ege’nin En

iyi İşvereni” listesinde birinci

sırada yer alarak çalışan

odaklı yönetim anlayışıyla

ulusal ve bölgesel ölçekteki

başarılarını tescillemeye

devam etti.

Ferrero Fındık Şirketi, sürdürülebilir ve çeşitli tedarik

kaynaklarına dayalı bir stratejiyle dünya çapındaki fındık

tedarikini güçlendirmek için Sırbistan, İtalya ve Şili’de üç

önemli yatırım gerçekleştirdi.

Ferrero, Sırbistan Tarım Bakanlığı ile iş birliği yaparak Batı Backa’da

ilk “Fındık Mükemmelliyet Bölgesi”ni kuruyor. AgriSerbia çiftliğinde

600 hektarda yılda 1.800 ton fındık üretimi hedefleniyor. 8 milyondan

fazla fidan dağıtıldı, 3.360 hektardan fazla yeni bahçe oluşturuldu ve

yaklaşık 500 bin fidan Romanya ve çevre ülkelere ihraç edildi. 680’den

fazla çiftlik ile iş birliği yapılarak teknik destek, saha ziyaretleri ve

eğitimler sağlanıyor. İtalya’da Fındık Agronomi Programı, fındık

yetiştiriciliğinde verim kaybı ve bitki hastalıklarıyla mücadele için

başlatıldı. Sürdürülebilir tarım, su yönetimi, gübre optimizasyonu

ve onarıcı tarım konularında eğitim veriliyor. Program kısa sürede

yaklaşık 400 başvuru aldı ve ziraat mühendisleri ile teknisyenleri

kapsıyor. Şili’de La Araucanía’da üçüncü kırma tesisi kurulacak,

Maule’deki tesis yenilenecek ve Ñuble’deki tesisin kapasitesi iki

katına çıkarılacak. 2014’ten beri Türkiye’de faaliyet gösteren Ferrero

Fındık, 153 milyon avro yatırım yaptı ve 1.000’den fazla kişiye istihdam

sağladı. Ferrero Değerli Tarım programıyla 50.000’den fazla çiftçiye

eğitim ve danışmanlık verildi.

Türkiye’nin lider sirke üreticisi

Fersan, çalışan odaklı yönetim

anlayışıyla ulusal ve bölgesel

ölçekteki başarılarına bir yenisini

ekledi. Geçtiğimiz Nisan ayında Great

Place to Work 2025 kapsamında

100-250 Çalışan Kategorisinde “Türkiye’nin En İyi İşvereni” seçilen

Fersan, şimdi de Great Place To Work® Türkiye 2025 Ege’nin En

İyi İşverenleri listesinde birinci sırada yer aldı. Global çapta güçlü

metodolojisiyle çalışan deneyimlerini ölçen Great Place to Work'ün

analizlerine ve onaylanmış çalışan geri bildirimlerine dayanan bu

başarılar, Fersan'ın insanı merkeze alan kurum kültürünü bir kez

daha gözler önüne seriyor. Fersan Yönetim Kurulu Başkanı ve

CEO'su Gürhan Güven konuyla ilgili olarak, "Ekip olarak hareket

ettiğimiz başarı, inovasyon, gelişim ve şeffaflık ilkelerimizle,

çalışanlarımızın iş ve özel yaşam dengesini önemsiyoruz. Bu

çabalarımızın hem ulusal hem de bölgesel düzeyde bağımsız

kuruluşlarca takdir edilmesi bizler için büyük bir onur. Nisan

ayında aldığımız 'Türkiye’nin En İyi İşvereni' ödülünün ardından,

'Ege’nin En İyi İşverenleri' listesine de birinci sıradan dahil olmak,

mutlu ve verimli çalışma alanımız sayesinde tüm başarılarımızı

birlikte kutladığımız çalışanlarımızla yürüttüğümüz bu yolculuğun

ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Emeği geçen tüm çalışma

arkadaşlarıma teşekkür ederim." dedi.

Metro Türkiye projesine ödül

Strateji disiplinini görünür

kılmayı ve yaratıcı akıl yürütmeyi

ödüllendirmeyi amaçlayan Curious

Felis Ödülleri’nde Metro Türkiye,

“Balık Takımı” projesiyle B2B

Trailblazers kategorisinde Bronz

ödüle layık görüldü.

Etkisini kanıtlamış kampanyaların

ardındaki stratejik aklı ödüllendirmeyi

amaçlayan Curious Felis Ödülleri, Brand

Week Istanbul’un ilk gecesinde sahiplerini

buldu. Bu yıl beşinci kez düzenlenen ve

global ölçekte katılıma açılan Curious Felis

Ödülleri’nde Metro Türkiye, “Balık Takımı”

projesiyle B2B Trailblazers kategorisinde

Bronz ödülün sahibi oldu. Curious Felis,

stratejik akıl yürütmeyi merkeze koyarak

başarıya ulaşan kampanyaları onurlandıran

bir vaka yarışması olarak, pazarlama

iletişimi alanında strateji disiplininin

gücünü görünür kılmayı hedefliyor. Metro

Türkiye’nin ödüle değer görülen Balık Takımı

projesi hem yaratıcılığı hem de etkisini

kanıtlayan stratejik yaklaşımıyla öne çıktı.

İşletmelerin balık tedarik sürecini uçtan

uca kolaylaştıran, uzmanlık ve hız odağında

şekillenen proje; Metro Türkiye’nin “işin

mutfağındaki” 35 yıllık deneyimini yeniden

tanımlayan bir çözüm olarak değerlendirildi.

Ağdan tabağa her adımını Metro Usulü

kalite anlayışıyla takip eden Metro Türkiye,

reyonlarına taşıdığı 100’den fazla balık

çeşidini %100 izlenebilirlikle sunarken,

restoranlara özel hizmet anlayışını Balık

Takımı projesiyle bir adım öteye taşıyor.


Barilla, Parma’da

İnovasyon Üssü Açtı

Barilla, Parma’da 20 milyon euro yatırımla kurduğu

13.800 metrekarelik BITE İnovasyon ve Teknoloji

Deneyim Merkezi’nde 200 kişilik ekiple makarna,

sos ve fırıncılık ürünlerinin geleceğini tasarlıyor ve

sürdürülebilir tarım hedeflerini destekliyor.

Barilla, makarna,

sos ve fırıncılık

ürünlerinin geleceğini

tasarlamak üzere

Parma’da 20 milyon

euro yatırımla 13.800

metrekarelik yeni

İnovasyon ve Teknoloji

Deneyim Merkezi’ni

(BITE) açtı. Ar-Ge

ve pilot üretimi aynı

çatı altında toplayan merkezde 200 kişilik uzman ekip görev

yaparken, her yıl yaklaşık 30 genç staj programına kabul ediliyor;

Türkiye’den de katılım sağlanıyor. Tamamen yenilenebilir enerjiyle

çalışan BITE, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla yürütülen 84 iş

birliğinin merkezi konumunda. Merkezde ürün geliştirme süreçleri

tasarım aşamasından market rafına kadar yönetiliyor; bu süreç

karmaşıklığa göre 2 ila 10 yıl sürebiliyor. Yapay zeka, elektronik

burunlar, akıllı sensörler, 3D baskı ve holografik tasarım gibi ileri

teknolojiler ürünlerin tat, doku, aroma ve üretim süreçlerinin optimize

edilmesinde yoğun biçimde kullanılıyor. Barilla, 28 girişimle yürüttüğü

açık inovasyon projeleri ve sürdürülebilir tarım hedefleriyle 2030’a

kadar 250 bin ton hammaddenin onarıcı tarımdan elde edilmesini

amaçlıyor.

TUTTOFOOD 2026’ya

100 bin ziyaretçi

bekleniyor

TUTTOFOOD 2026, 11–14 Mayıs tarihlerinde Milano’da

düzenlenecek ve 100 binden fazla ziyaretçiyi ağırlamayı

hedefliyor. 2025 fuarında 95 bin ziyaretçi ve 4.200

katılımcı firmaya ulaşan organizasyon, uluslararası

büyümesini artırarak Avrupa’nın en stratejik gıda ticaret

platformlarından biri olma konumunu güçlendiriyor.

Fuar; Fiere di Parma, Koelnmesse ve ITA – Italian Trade Agency iş

birliğiyle küresel ticaret ağını genişleten güçlü bir modele dayanıyor.

Gelecek yıl için katılımcıların yüzde 80’i şimdiden yerini ayırtırken,

uluslararası katılım oranı yüzde 30’a ulaştı. Türkiye’den gelen yoğun

ilgi dikkat çekerken, SIMEXPO’nun katılımı Türk gıda sektörünün

uluslararası görünürlüğünü artıracak. Fuarın Alım Heyeti Programı

kapsamında 3 binin üzerinde üst düzey profesyonel Milano’da bir

araya getirilecek; Avrupa, Orta Doğu, Amerika kıtaları, Asya-Pasifik,

11. Ortak Gelişim Kongresi’nde Gıda

Ekosisteminde “Güven” Vurgusu

Gıda Perakendecileri Derneği’nin 11. Ortak Gelişim

Kongresi’nde, organize perakendenin tedarik

zincirindeki güven, şeffaflık ve sürdürülebilir tarım

vurgulandı; sektörün ekonomik etkisi, e-ticaret ve

kategori büyümesi ile gıda arz güvenliği masaya

yatırıldı.

GPD, 18 Kasım 2025’te Wyndham Grand Levent’te düzenlenen 11.

Ortak Gelişim Kongresi’nde “Her Ürün Bir Güven Eseri” temasıyla

gıda ekosisteminin tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Kongrede

GPD Başkanı Alp Önder Özpamukçu, organize perakendenin

465 bini aşkın istihdam ve 47 bin satış noktasına ulaşan gücünü

aktararak güvenin sektörün ve ekonominin temel taşı olduğunu

vurguladı. 2025 verilerine göre modern perakende %5 büyüme

gösterirken, FMCG pazarında fiyat değişimi büyümenin ana kaynağı

oldu. Katılımcılar, gıda güvenliği, arz güvenliği, üretici–perakendeci

iş birliği, sürdürülebilirlik ve yeni teknolojiler gibi konuları ele

aldı. Kongrede özellikle tarımın güçlendirilmesi, dijital tarım,

kooperatifler, kadın ve genç üreticiler ile gıda israfının azaltılması

üzerinde duruldu. Özpamukçu, kongrenin amacının sorunları

tartışmak değil, birlikte çözüm üretmek olduğunu belirtti.

Afrika ve Orta Asya’dan geniş bir alıcı kitlesi bekleniyor. 2026’da

özellikle foodservice, zincir restoranlar, otel grupları ve on-board

catering segmentinde daha yüksek temsil öngörülüyor. Fuar, ziyaretçi

deneyimini kolaylaştırmak için 90 bin m²’ye çıkan yeni, kompakt

bir yerleşim planı sunacak. Paketli gıdadan süt ürünlerine, deniz

ürünlerinden dondurulmuş gıdalara kadar geniş ürün grupları

entegre bir akışla sergilenecek. Meyve-sebze segmenti için yenilenen

Tutto Fruit & Veg alanı ve organik pazara özel “TuttoBio by Natexpo”

pavyonu fuarın en önemli yenilikleri arasında yer alacak. Tematik gıda

bölümleri ve kullanıcı dostu yönlendirmelerle fuar, küresel trendleri

yansıtan kapsamlı bir gıda ekosistemi oluşturmayı hedefliyor.


80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Mutfağın bilimi ve

tekniği yeniden

şekilleniyor

Ödüllü Şef Michael De

Jesus, Nobu Istanbul’da

Chef’s Table Mutfak Akademisi, Kurucu Şef

Serkan Bozkurt önderliğinde, Türkiye’de MEB’e

bağlı ilk stüdyo düzenindeki mutfak akademisi

olarak profesyonel gastronomi eğitiminde

standartları yeniden tanımlıyor.

Chef’s Table Mutfak Akademisi, 2011’den bu yana Şef Serkan

Bozkurt liderliğinde Türkiye’nin MEB’e bağlı ilk stüdyo mutfak

akademisi olarak gastronomi eğitiminde yüksek standart

sunuyor. Dünya Şefler Birliği (WACS) akreditasyonuna sahip

kurum, uluslararası okullarla aynı seviyede kabul edilen

altyapısı ve mezunlarının başarılarıyla sektörde kendini

kanıtlamış bir marka haline geldi. Akademi, U düzeni

atölye sistemi ve küçük sınıf yapısıyla öğrencilerin bireysel

istasyonlarda hem teorik hem uygulamalı eğitim almasını

sağlıyor. Tarif ezberletmek yerine mutfağın matematiğini,

kimyasını ve tekniğini öğretmeye odaklanan yaklaşım,

mezunlarının ulusal ve uluslararası mutfaklarda hızla fark

oluşturmasına katkı sunuyor. Profesyonel aşçılık, pastacılık–

ekmekçilik ve yiyecek–içecek işletmeciliği programlarının

yanı sıra hobi eğitimleri, workshop’lar ve yabancılara yönelik

İngilizce mutfak deneyimleri sunuluyor. Programlarını

tamamlayan öğrenciler hem MEB onaylı sertifika hem de

WACS tarafından verilen uluslararası geçerli Professional

Cook sertifikası alarak Türkiye ve yurt dışında kariyer

fırsatları yakalayabiliyor. Akademi, 15 yıllık deneyimiyle yeni

dönem başvurularını almaya devam ediyor.

Nobu Istanbul, renkleri ve dokuları yenilikçi

mutfak anlayışıyla harmanlayan güçlü tarzıyla

bilinen Şef Michael De Jesus’u yeni baş şef

olarak atadı. Mevsimsel ürünleri ve lokal

tatları sürdürülebilir yaklaşımlarla kullanan

şef, bu birikimini İstanbul mutfağında

geliştirerek misafirlerine global standartlarda

bir deneyim sunmaya devam edecek.

28 yıllık uluslararası deneyime sahip olan De Jesus, kariyerine

Honolulu’daki Dave & Buster’s mutfağında başladı ve burada

edindiği yönetim tecrübesiyle W Hotel Honolulu, Renaissance

Hotel Las Vegas ve Victoria Club Riverside gibi önemli otellerin

mutfaklarında görev aldı. 2016’da Nobu Hotel City of Dreams

Manila’ya Head Chef olarak atanan şef, fine dining restoranı

Nobu Restaurant başta olmak üzere tüm mutfak operasyonlarını

yönetti. Bu süreçte Nobu Las Vegas ekibiyle iki kez Michelin

Yıldızı, Forbes’ten yedi yıl boyunca 4 Yıldız derecesi ve Tatler

Magazine’in Manila’nın En İyi Restoranları listesine art arda yedi yıl

giriş gibi önemli başarılar elde etti. 2024’te ise Nobu Restaurant,

World Culinary Awards’ta Filipinler’in En İyi Restoranı seçildi.

California School of Culinary Arts’tan aldığı Top Honors derecesi

ve Dave & Buster’s Honolulu’nun “2000’in En İyi Yeni Restoranı”

olduğu dönemde açılış mutfak yöneticisi olarak görev alması,

kariyerinin erken dönem güçlü göstergeleri arasında yer aldı.

Japon–Peru mutfağıyla kurduğu kültürel bağ, farklı şehirlerde

edindiği tecrübeler ve dünyaca ünlü şeflerle çalışarak geliştirdiği

gastronomi vizyonu, De Jesus’un yenilikçi tarzını şekillendiriyor.


Eğitime

sürdürülebilir destek

Gloria Jean’s Coffees ile

TEGV, geçen yıl büyük

ilgi gören “ayıcık sleeve”

kampanyasını bu yıl yeniden

başlatarak iş birliğini

sürdürülebilir bir modele

dönüştürüyor.

Dinçerler Group ve Gloria Jean’s

Coffees CEO’su Mehmet Dinçerler

ile TEGV Genel Müdürü Sait

Tosyalı, projenin yeni dönemini duyurmak üzere önceki gün

TEGV Zeyrek Öğrenim Birimi’nde bir araya geldi. Dinçerler,

projeyle ilgili şunları söyledi: “Yaptığımız işin merkezinde

her zaman insan var. Kahvenin etrafında kurulan o bağın,

bir çocuğun eğitim yolculuğuna dokunabilmesi bizim için

gerçekten anlamlı. Bizim için Gloria Jean’s Coffees, lezzetin

ötesinde paylaşımı ve iyiliği de merkezine alan bir marka

anlayışını temsil ediyor. Bu nedenle TEGV gibi ülkemizin en

köklü, güvenilir ve değerli kurumlarından biriyle aynı hedef

doğrultusunda ilerlemek bizim için büyük bir mutluluk.

Çocukların eğitim yolculuğuna katkı sunmak, geleceğe

dair sorumluluğumuzu yerine getirmenin en anlamlı yolu.

Geçen yıl büyük bir ilgiyle karşılanan projemizi, bu yıl da

aynı heyecan ve inançla sürdürüyoruz. Bu süreçte bize

inanan ve destek veren TEGV ailesine, gönüllülerine ve

eğitime duyarlılık gösteren tüm kahve severlere teşekkür

ediyorum.” Projede özel tasarımların satış gelirleri TEGV’in

eğitim projelerine aktarıldı. Bu destekle Türkiye genelinde

240 çocuğun nitelikli eğitim almasına katkı sağlandı. Bu

yıl ise proje, kapsamı genişletilerek yeniden uygulamaya

alınıyor. Gloria Jean’s Coffees’in yeni dönem özel tasarım

sleeve’lerinden elde edilecek gelirler, çok daha fazla çocuğun

TEGV projelerine ulaşmasına imkan sağlayacak.

Şehirde lezzetli bir mola

Etiler’in en samimi adreslerinden Cozy,

artık öğle saatlerine de keyif katıyor. Günün

koşturmacasında kısa bir nefes almak

isteyenlerden, spor sonrası iyi hissettiren bir

tabak arayanlara kadar herkes için tasarlanan

yeni öğle servisi, hafif, dengeli ve modern bir

gastronomi deneyimi sunuyor.

Şehir hayatının hızlı

temposuna uyum

sağlayacak öğle servisiyle

Cozy, öğle saatlerini hem

pratik hem de keyifli

bir buluşma noktasına

dönüştürüyor. Haftanın

altı günü (Pazartesi hariç)

12.00 – 17.00 arasında

servis edilen öğle menüsü,

toplantı aralarında, spor

çıkışı veya gün ortasında

iyi hissettiren bir mola

için ideal. Keyifli oturma

düzeni, doğal ışığı ve

sakin atmosferiyle Cozy,

gün içinde bilgisayarını

açıp çalışmak veya

uzun bir kahve molası

vermek isteyen misafirler

için de konforlu bir alan sunuyor. Misafirler bu saat aralığında

hem verimli bir şekilde çalışmalarına devam edebiliyor hem de

özenle hazırlanmış tabaklar eşliğinde sakin bir öğle deneyimi

yaşayabiliyor. Menüde dikkat çeken tabaklar arasında Vegan Sebze

Mücver (glutensiz, cevizle kaplanmış, probiyotik kaju yoğurdu

eşliğinde), Vegan Bowl (isteğe bağlı protein eklenebiliyor), Mini

Burger, Taş fırın pizzalar, Taze makarnalar, Poke Bowl, çeşitli

sağlıklı salata ve başlangıç alternatifleri yer alıyor. Cozy menüsü;

ferah, besleyici ve enerji veren içerikleriyle öğle saatlerine ideal bir

denge kazandırıyor. Cozy’nin sevilen yaklaşımı öğle menüsünde de

devam ediyor, menü sık aralıklarla güncellenerek taze ve dinamik

bir içerik sunulacak


82

hotel restaurant

& hi-tech

dekorasyon

Mekanın Dili

2026’da Değişiyor mu?

Yüksek İç Mimar Murat Dede

Trendleri Açıkladı

URBANJOBS Kurucusu / Baş Tasarımcısı Yüksek İç Mimar Murat Dede, 2026 restoran

tasarımı trendlerini değerlendirerek, mekanların artık yalnızca işlevsel değil; duyulara

dokunan, akışkan ve deneyim odaklı bir atmosfere dönüştüğünü, malzeme, ışık ve

teknoloji gibi tüm unsurların özenle kurgulandığını vurguladı.

Restoran tasarımı 2026 yılına girerken,

salt fonksiyonel tanımından uzaklaşıp

duyuların mekânsal karşılığını

arayan bir niteliğe evriliyor. Mekan artık

yalnızca yemeğin sergilendiği bir zemin

değil; hafızada iz bırakan bir atmosfer. Bu

dönüşüm; mimari ölçek, yüzey kurgusu,

malzeme seçimi ve ışık kullanımı gibi tüm

bileşenleri yeniden tanımlıyor.

İstanbul’dan yükselen bir tasarım ofisi

olarak Urbanjobs, son yıllarda geliştirdiği

projelerde tam da bu dönüşümün izlerini

taşıyor. Stüdyonun kurucusu ve kreatif

direktörü Murat Dede’nin, FX Magazine

tarafından 2026’da izlenmesi gereken

en iyi çıkış yapan tasarımcılar arasında

gösterilmesi, Türkiye’de gastronomi

mimarisine dair yeni bir tasavvurun


uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu

ortaya koyuyor.

Malzeme ve ışığın kurduğu

duyusal sahne

Bu yeni dönemde malzeme, mekânın

kimliğini şekillendiren bir karaktere

dönüşüyor. Doğal yüzeylerin dokunsal

varlığı, taşın ağırlığındaki sadelik,

ahşabın sıcaklığı ve tekstildeki mat

geçişler; mekâna yalnızca estetik değil,

yaşanmışlık hissi katıyor. Birleşim

detaylarının görünmez hâle getirildiği,

yüzeyin akışkan, tutarlı ve rafine

olduğu bir dil öne çıkıyor. Urbanjobs’ın

projelerinde sıkça gördüğümüz bu

yaklaşım — lüksün hissedildiği ama

göze sokulmadığı bir incelik.

Işık ise artık yalnızca teknik bir çözüm

değil, duyguya form veren bir araç.

Gölgeler aracılığıyla ölçek yeniden

yorumlanırken, dramatik aydınlatma

kompozisyonları yemeği ve insanı

merkeze alan bir sahne kuruyor. Işıkla

kurulan bu diyalog, mekânın ritmini

belirliyor; her adımda, her oturuşta

deneyim baştan tarif ediliyor.

Akış, renk ve teknolojinin kurduğu

çok katmanlı deneyim

Mekansal sirkülasyon ve kurgu,

özellikle gastronomi tasarımında kritik

bir rol üstleniyor. Misafirlerin mekânla

kurduğu ilişki, iç içe geçen yakınlaşma

ve ayrışma anlarıyla anlam buluyor

diyebiliriz. Barın göz hizasında kurduğu

temas, açık mutfağın sahnelediği şefmisafir

diyaloğu, şarap dolaplarının

önünde tadım istasyonları veya tatlı

adaları gibi mikro deneyim alanları;

mekânı izlenen değil, katılınan bir

atmosfere dönüştürüyor.

Renkler ise artık yüzeyin değil,

duygunun taşıyıcısı. 2026’nın kromatik

dünyası; toprağın dinginliğini derin

vurgu tonlarıyla birleştiriyor. Pastelden

uzak, kökleri coğrafyaya ve kültüre

uzanan tonlar tercih ediliyor. Böylece

mekân, hem zamansız hem de yemeğin

ritüeline uygun bir hissiyat geliştiriyor.

Teknoloji, tüm bu atmosferin görünmez

altyapısını oluşturuyor. AR ve VR

entegrasyonları, tasarım sürecinin

başlangıç aşamasından itibaren

deneyimi kurgularken; operasyonel

akış, akustik konfor ve enerji verimliliği

gibi bileşenlerde yüksek performans

sunarak mekânın arka plandaki aklını

temsil ediyor. Urbanjobs’ın Meta Quest

tabanlı tasarım çalışmalarında olduğu

gibi, teknoloji mekanın yüzüne değil;

işleyişine dokunduğu ölçüde kıymet

kazanıyor. Tüm bu bileşenlerin ortak

paydasında, duyguyu mekânlaştırma

fikri öne çıkıyor. Urbanjobs’ın tasarım

felsefesini özetleyen Emotion Forms

Space yaklaşımı, 2026 restoranlarının

doğasını çok iyi tarif ediyor: Mekan

yalnızca göze değil, ruha temas eden

bir varlık hâline geliyor.

2026 yılı, gastronomi mekânlarının

estetik, duygu ve hikâye üzerinden

yeniden kurgulandığı bir eşik olacak.

Türkiye’nin bu dönüşüm içindeki rolü

ise hiç olmadığı kadar güçlü. Urbanjobs

olarak biz; detayda hassasiyet, duyguda

derinlik anlayışıyla, hem yerel hem

de uluslararası sahnede yeni nesil

hospitality deneyimlerine yön vermeye

devam edeceğiz.


84

hotel restaurant

& hi-tech

mekan keşif

Bu kez pop – up’taki tatlar

GÜNEY KORE’DEN

Siz hiç bir tabaktan kültür kokusu aldınız mı? Ben aldım. Grand Hyatt Istanbul’un

‘Dünya Mutfakları’ serisinin ikinci pop-up’ında, Şef HyeonSeok Seo’nun Güney

Kore sofrasında karşılaştığım tatlar, renkler ve dokular tam da bunu hissettirdi.

Yazı: Hatice Ünal Bilen

Geçen ay Grand Hyatt Istanbul’un

“Dünya Mutfakları” serisine

konuk oldum. İlki, Mumbai’den

Şef Sachin Singh’in Hint menüsüydü.

Güzel bir başlangıçtı ama beni asıl

heyecanlandıran, kasım ayının ikinci

yarısında ağırladıkları Şef HyeonSeok

Seo’nun Güney Kore mutfağı

deneyimiydi.

Menüyü ilk gördüğümde şunu

düşündüm: “Bunlar bir yemeğin

ötesinde bir kültür yolculuğu.” Baharatlı

tavuk sote “Gochujang Dakgalbi”, altı

renkli sebzelerle yapılan “Sanchae

Bibimbap”, sous-vide ızgara dana

kaburga, mantarlı pyeonsu mantısı…

Ve tabii tatlı olarak Pirinç kızartması

“Gaeseong Juak”. Masama servis edilen

her tabak, Güney Kore’nin ruhunu

fısıldadı hiç abartısız. Şefin dokunuşları,

teknikleri ve sunumları o kadar doğal ve

samimiydi ki, kendimi bir an ülkesinde,

kendi sofrasında oturuyormuş gibi

hissettim.

Elbette, işin görünmeyen kısmı da

var. Bu özel deneyimi mümkün kılan


mutfak profesyonellerini anmadan

geçmek olmaz. Grand Hyatt İstanbul’un

Executive Chef’i Yusuf Gülyiyen ve

Chef de Cuisine Roy Setman… Şef Seo

ile mutfaklarında birlikte çalışmaları,

bu Kore sofrasının ruhunu masama

taşırken her detayın kusursuz olmasını

sağladı. Gerçekten etkileyiciydi.

Neden etkilendim?

Neden etkileyici derseniz... Dünyanın

farklı Grand Hyatt otellerinden gelen

şeflerin İstanbul’daki mutfaklarla

aynı tezgahta buluşması, ortaya

salt bir menü değil, unutulmaz bir

deneyim çıkarıyor. Bu tür pop-up

etkinlikler, gastronominin evrensel

dilini hatırlatıyor; ülkelerin mutfaklarını,

malzemelerini ve tekniklerini

keşfetmek için benzersiz bir platform

sunuyor. Şefler arasındaki etkileşim;

öğrenmenin, keşfetmenin ve birlikte

üretmenin en lezzetli hali bence de.

Aynı zamanda bu deneyimler, oteli

bir konaklama alanı olmaktan çıkarıp

canlı, dinamik bir marka hikayesine

de dönüştürüyor. Gastronominin artık

bir hizmet değil; bir iletişim dili ve

pazarlama aracı olduğunu görmek

de büyüleyici. Her yeni reçete, her

tabak, destinasyonun kimliğini yeniden

anlatıyor.

Bütün bu pop-up’larda fark ettiğim

şey çok net! Bir tabak yemek, bir

şehir, bir kültür… Hepsi bir araya

geliyor. Ve aslında her pop-up, bir

deneyim yaşatmak için değil; anlatmak,

göstermek ve paylaşmak için de var. Bu

yüzden de çok kıymetli buluyorum.

Yemek sırasında Hyatt Otelleri Bölge

Başkanı Rufat Babayev ile kısa bir

sohbet fırsatım da oldu. Her zamanki

gibi samimi ve güler yüzlüydü. Bu

sohbet bana şunu hatırlattı: Böylesi

özel etkinlikler, tepe yönetiminin

vizyonu, bakış açısı ve desteği olmadan

hayata geçemez. Doğru bakış açısı ve

koordinasyon birleşince, ortaya işte

böyle özel bir deneyim çıkıyor.

Şimdi size küçük bir sürpriz de vereyim.

Seri, Hindistan ve Kore’den sonra

Fransız pop-up deneyimiyle devam

edecekmiş. 1 Aralık – 15 Şubat arasında

“L’Entrecôte at Library” ile Fransa’dan

gelen şefler, klasik Fransız tatlarını

İstanbul’a taşıyacak. Merak etmedim de

değil hani! Acaba o tabakların ardındaki

hikayeler ne kadar büyüleyici olacak?


86

hotel restaurant

& hi-tech

mekan keşif

Cloud 34’te

İstanbul

Gecesini,

Japon

Tatlarını ve

Canlı Cazı

Hisset!

Cloud 34. İstanbul’un büyüleyici ışıkları ayaklar altında. Yüksek binalar, Boğaz’ın

uzak parıltısı… Bu enfes güzelliğin tam ortasında. Hilton Istanbul Bomonti Hotel &

Conference Center’ın 34. katında, şehri bambaşka bir açıdan görüyorsun.

Yazı: Hatice Ünal Bilen

Yükselmişken şehrin ritmi masadaki her

yemekle daha da canlı hale geliyor...

Japon mutfağının özenle hazırlanan

sushi’leri, karidesleri, kalamarları masanda

birer nota gibi dizilmiş. Her bir tat, küçük bir

sanat dersi gibi. Her lokmada, bu özen ve

lezzeti hissediyorsun. Gerçek bir sushi sever

olarak, set menünün zengin çeşitliliğine

hayran kaldım. Bu seçkileri tatmak ayrı bir

hazdı.

Ama en çok kaburgaya bayıldım. Lezzeti

ve dokusu unutulmazdı. Crispi kalamar ise

hem çıtır çıtır hem de oldukça lezzetliydi,

naçizane tam anlamıyla ikna oldum. Ve tabii

finali tatlıyla yaptım, enfes bir kapanış oldu.

İmza kokteyller de etkileyiciydi; favorim

Spicy Bloom, kıpkırmızı acı biberli.

Ve müzik. Canlı caz, ritmi, ışığı ve tadıyla

tüm duyularını sarıyor. Ebru Selvikavak

sahnede, sesi masaların arasında dolaşıyor,

notalar şehrin ışıklarıyla dans ediyor adeta.

Biraz romantik olabilirim ama bu enerjiyi

seviyorum. Sahne ve manzara birleşince

kendimi tamamen bambaşka bir atmosferin

içinde buluyorum. Ardı ardına gelen müzik

ziyafeti, mekanda zamanı yavaşlatıyor ama

bir yandan da şehrin ritmiyle dans ediyor.

Mekanda hafta içi her çarşamba caz,

perşembe piyano ve saksafon eşliğinde

özel akşamlar sunuluyor. Küçük bir not

bırakayım.

İstanbul'un teras mekanları bir başka

güzeldir. Cloud 34'te de şehrin enerjisini,

geceyi, hayatı hissediyorsun. İster

arkadaşınla, ister sevdiğinle, ister yalnız gel!

Her deneyim farklı bir his bırakıyor, bende

öyle oldu.

Ve tabii servis… Cloud 34’ün salon şefi

Gizem Şeb; donanımlı, sıcakkanlı ve

profesyonel yaklaşımıyla her detayın

yerli yerinde olmasını sağlayan, mekana

ruh katan biri. Misafirlerle kurduğu bağ,

deneyimi daha da özel kılıyor. Ben özellikle

onun servis ve iletişimini çok seviyorum;

son derece doğal ve içten. Bu da mekanın

samimiyetini bana hissettiriyor.

Düşünürsek, mekanla kurduğunuz bağ

pek çok unsurdan oluşuyor ama benim

nazarımda en değerli olan, hizmeti sunan

kişinin samimi ve özenli yaklaşımı. Her

zamanki gibi harikaydı. Tutkusuna sağlık!

Cloud 34, Hilton Istanbul Bomonti, İstanbul

teras restoran, canlı caz İstanbul, Japon

mutfağı, sushi İstanbul, Ebru Selvikavak,

Gizem Şeb, İstanbul gece manzarası, teras

mekan deneyimi


MykOrini, İstanbul’u

sallamaya gelmiş

Bir mekan düşünün… Modern ve şık bir Yunan fine dining. Lezzetler kendini

kanıtlamış, ama esas büyü, her saatte yükselen enerjisi ve ritmiyle sizi saran

atmosfer. Masalar, servis, sahne… Hepsi bir arada ve gece boyu

durmaksızın üstelik de!

Yazı: Hatice Ünal Bilen

MykOrini İstanbul’u açılışından

sonraki ikinci ziyaretimdi ama… Bu

kez başkaydı. Daha oturmuş, daha

kendinden emin, daha “biz buradayız”

diyen bir enerji vardı. Hani bazı mekanlara

girersin, mutfağından servisine kadar

görünmez bir düzen vardır ya… Öyle bir

düzen, öyle bir sahiplenme hissi.

Cumartesi gecesi tam bir coşku

senfonisiydi. Fine dining disiplininde bir

Yunan lokantası ama… Sanki salaş bir

meyhane kadar içten, taverna kadar özgür,

hatta bir kulüp kadar eğlenceli. Sahnenin

ortasında genç kadro, misafirlerle kol kola,

omuz omuza… Tabaklar havada, tefler

ritimde, ezgiler Türkçe, Yunanca, Arap ve

Orta Doğu arasında ustaca akıyor. Enerji

gece boyunca bir milim bile düşmedi. Bir

noktadan sonra sadece yemek değil, ritmiyle

doyuran bir sinerjiydi.

SWOT Hospitality CEO’su ve MykOrini

İstanbul’un konsept kurucularından

Mouhamad Hadla… Mekanın ruhunun

en büyük parçası hiç şüphesiz o. Gece

boyunca masalara uğradı, servise yardım

etti, misafirlerle birebir ilgilendi. "Baş ne

kadar sağlam olursa, altı da o kadar güçlü

olur." deriz ya hani Hadla’nın da enerjisi

ekibe yansımış gibiydi. Ama bu ritim sadece

ondan gelmiyordu. Tüm ekip mekanı kendi

yeri gibi öyle bir sahiplenmişti ki. Aralarında

görünmez bir düzen, sanki gizli bir hiyerarşi

vardı. Herkes görevini biliyor, birbirine

destek oluyordu. Masalar, servis, mutfak…

Hepsi doğal bir uyum içinde akıyordu.

Operasyonel gücün ardındaki bir diğer isim,

MykOrini İstanbul’un Yunan kökenli Genel

Müdürü Theodoros Kaounas. Onunla da kısa

bir sohbet ettik; İstanbul’u Hadla gibi çok

benimsemiş, çok belli. Mekana baktığımda

bu ikilinin kusursuz iş ortaklığını çok net

hissettim.

Ve mutfak…

Executive Brand Chef Dimitris Koumis'in

dokunuşu bu kez çok daha belirgindi.

Menüde sadelik, mevsimsellik, teknik

derinlik… Ama asıl sürpriz benim için

Yoğurtlu Dondurma oldu. İlk kez tattığım bu

Yunan tatlısı, masanın tüm coşkusunu sakin

ama çok güçlü bir finalle kapattı. Gerçekten

“eline sağlık Dimitris” dedirten bir lezzetti.

Unutmadan, o akşam masamla yakından

ilgilenen Gökhan kardeşimin sabrı ve

dinamik servisi de deneyimi özel kıldı.

Biliyorum, yine çok yordum, fotoğraf mı

çeksin, servise mi yetişsin. Ama o her şeyi

kocaman bir gülümsemeyle ustalıkla taşıdı.

Hizmet sektöründe çalışmak gerçekten zor;

tam bir zanaat diyeyim.

Bir kez daha fark ettim ki, burası salt bir

yemek durağı değil. Bir atmosfer, bir ritim,

bir sahne… Hem İstanbullu hem Akdenizli

hem Egeli en çok da Yunan. Modern ve

delice eğlenceli!

Ve en önemlisi, ruha işleyen bir yer.

Mouhamad Hadla’yı izlerken bir kez

daha fark ettim ki, Lübnan asıllı restoran

yatırımcısı İstanbul’a büyük oynamaya

gelmiş ve bu kez oyunun kurallarını

değiştirecek gibi.


88

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

İstanbul’un

Yeni Japon

Ocakbaşı

Deneyimi

MORI

YAKI

Türkiye’de modern sushi deneyiminin öncülerinden Mori, Armutlu’daki yeni adresinde

MORI YAKI adıyla yeniden doğuyor. “Denizden ateşe yolculuk” mottosuyla Japon robata

geleneğini Türk ocakbaşı kültürüyle buluşturan restoran, İstanbul’un gastronomi

sahnesine özgün ve iddialı bir yorum katıyor.

Mori’nin yolculuğu 2000’lerin

başında İstanbul’da,

Mayadrom’da başladı. Türkiye’de

modern sushi kültürünü ilk kez tanıtan

öncülerden biri olarak kısa sürede

müdavimlerini kazandı. Öyle ki, Zülfü

Livaneli’nin Serenad romanında şu

cümleyle anıldı: “Bir suşi delisi olduğu

için bu konuda İstanbul’un en iyi

lokantası olan Mori’den suşi getirtmişti.

Taze ve harikaydı hepsi de.”

Bu mirası taşıyan Mori, 2023 yılında

ikinci nesil tarafından Sushi Mori &

Whisky Bar adıyla Etiler’de yeniden

hayata döndü. Gastronomi, müzik ve

gece hayatını buluşturan konseptiyle

kısa sürede semtin vazgeçilmez

adreslerinden biri haline geldi. Ancak

markanın ruhu, çok daha geniş bir

vizyon arıyordu.

2025 yılında Mori, evrimini

tamamlayarak Mori Yaki adıyla

Armutlu’da yeni bir döneme adım attı.

Japonca’da “ateşte pişirmek” anlamına

gelen yaki, markanın hem felsefesini

hem de yeni menüsünün merkezini

oluşturuyor.

Ateşin etrafında paylaşım kültürü

Mori Yaki, Japon robata geleneğini Türk

ocakbaşı kültürüyle harmanlayarak,

ateşin etrafında bir araya gelmenin ve

birlikte paylaşmanın ruhunu modern

sofralara taşıyor. Bu iki geleneğin

ortak noktası, ateşi bir araya gelme

ve paylaşma ritüeli olarak görmek;

sıcaklığı ve enerjisi sofraya taşınan bir

deneyim oluşturmak.

Menüde denizin tazeliğiyle ateşin gücü

yan yana geliyor. Kömür ateşinde


pişen robata şişleri, etler ve deniz

ürünleri; sushi’nin zarif dokusuyla aynı

masada buluşuyor. Bir nigiri’nin inceliği

ile bir ocakbaşı şişinin samimiyeti

arasında kurulan bu denge, İstanbul’un

gastronomi dünyasında benzersiz bir

deneyim sunuyor.

Armutlu’nun hem merkezi hem

de kalabalıktan uzak köşesinde

konumlanan Mori Yaki, şehirden

kopmadan nefes alınabilecek özel bir

alan sunuyor. Salı’dan itibaren öğle

saatlerinden geceye kadar açık olan

restoran, gün boyunca değişen ruhuyla

misafirlerini ağırlıyor. Gündüzleri

keyifli öğle buluşmalarına ev sahipliği

yaparken, akşamları iş çıkışı kokteyl ve

atıştırmalıklarla samimi bir atmosfer

yaratıyor. Hafta sonlarında dost

sofralarının enerjisi, hafta içi günlerinde

ise lezzetli bir mola arayanlar için keyifli

bir ortam.

Mori Yaki, yalnızca bir

restoran değil; günün her

saatine yayılan, sıcak ve

davetkâr bir yaşam alanı.

Ateş kültürü, sohbetin ve

paylaşmanın modern bir

ritüeli olarak sofralarda

hayat buluyor; hem

tanıdık, hem özgün bir

deneyim.


90

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Mehmet Dinçerler’in

SuperCoff’u Berlin’de ikinci

şubesini açıyor

Gloria Jean’s Coffees’i Türkiye’de 240 şubeye taşıyan ve Magnolia Bakery’yi Türkiye’ye

kazandıran Mehmet Dinçerler’in yeni girişimi SuperCoff, Berlin’de kısa sürede dikkat

çeken Mitte’deki ilk şubesinin ardından ikinci şubesini açmaya hazırlanıyor.

Berlin kahve sahnesi son yılların

en büyük dönüşümünü yaşıyor.

Matcha’nın yükselişi, üçüncü

dalga espresso barlarının yaygınlaşması

ve yeni nesil tüketici alışkanlıklarının

gündelik hayata yön vermesiyle birlikte

kahve, artık bir içecekten çok şehir

kültürünün bir parçasına dönüştü.

Bu dönüşümün aktörlerinden biri de,

fikren Türkiye’de doğup Berlin’de ikinci

şubesini açmaya hazırlanan yeni nesil

kahve markası, SuperCoff.

SuperCoff, Berlin Mitte’de açtığı ilk

şubesiyle kısa sürede dikkat çekti.

Açılışın sadece 2 ayında 20 franchise

talebi aldı ve taleplerin %70’i Avrupa’dan

geldi. Yeni nesil farkındalık ve aktif

yaşam kültürünü merkeze alan marka,

kahve, spor ve topluluk deneyimlerini

birleştirerek modern şehir yaşamının

enerjisini temsil ediyor. İkinci şubesini

açmaya hazırlanan SuperCoff, global

iş birlikleriyle şehir kültürüne katkı

sağlamaya devam ediyor.

Şehirlerin enerjisini yeni nesil

markaya dönüştüren girişim

Gloria Jean’s Coffees’i Türkiye’de 240

şubeye taşıyan ve Magnolia Bakery’yi

Türkiye’ye kazandıran Mehmet Dinçerler,

SuperCoff’un Berlin’deki konumlanışını

“yeni nesil tüketici alışkanlıklarını analiz

eden, şehir kültürünü merkeze alan

bir strateji” olarak tanımladı ve ekledi:

“Kahve artık şehirlerin sosyal dili haline

geldi. Biz bu dili, yerel alışkanlıklardan

küresel trendlere uzanan bir deneyime

dönüştürüyoruz. Berlin, bu vizyonun

ilk durağı; kahvenin şehir yaşamının

ritmini belirlediği, kültürün dönüştüğü

bir merkez. SuperCoff ise bu değişimin

içinde büyüyen, şehirlerin enerjisini

yeni nesil bir markaya dönüştüren

girişim. Bugün şehirler, aktif yaşamı ve

topluluk olmayı merkeze alan yeni bir

kültürün etrafında şekilleniyor. Koşu

kulüplerinden sabah kahve ritüellerine

uzanan bu dinamik, SuperCoff’un da

temsil ettiği modern şehir yaşamının

enerjisini yansıtıyor.”


Rekabetin ve eğlencenin yeni

nesil adresi Gamezone,

dekk Akmerkez’de!

Klasik oyun kültürünü dijital dünyanın enerjisiyle buluşturan Gamezone, dekk

Akmerkez’de ziyaretçileriyle buluşuyor. Rekabetin, eğlencenin ve takım ruhunun

aynı anda hissedildiği bu yeni nesil eğlence alanı, her yaştan oyuncuya hitap ediyor.

dekk Akmerkez’de açılışı gerçekleşen

bu ilk konsept alanla, fiziksel ve dijital

deneyimleri birleştirerek ziyaretçilere

heyecan, enerji ve etkileşim dolu bir

dünya sunmayı hedeflediklerini belirten

INFINIA Program Direktörü Umut Türeli,

“Gamezone’u, insanların sadece oyun

oynamakla kalmadığı; birlikte vakit geçirdiği,

dostça yarıştığı ve anılar biriktirdiği bir

buluşma noktası olarak tasarladık,” diyor.

Eğlence yalnızca oyunlarla sınırlı

değil

Gamezone’un kalbinde hareket ve rekabet

var. Langırt, boks makinesi, basketbol

makinesi ve dijital air hockey gibi oyunlar

fiziksel mücadeleyi ön plana çıkarıyor.

“Racing Simulator” bölümünde hız

tutkunları direksiyon başına geçerken,

“X-Fighter” alanında oyuncular kendi

hareketleriyle dövüş sahnesine adım atıyor.

“Trash Cat” çocuklar ve yetişkinler için

refleksleri ve koordinasyonu ölçen kahkaha

dolu bir meydan okuma sunarken, “Don’t

Fall” ise grup halinde uyum, denge ve takım

çalışmasını öne çıkarıyor.

Eğlence yalnızca oyunlarla sınırlı değil.

Karaoke kabini, müzik tutkunlarını sahne

ışıkları altına davet ederken; PlayStation

köşesi, modern konsol oyunlarıyla bireysel

veya çok oyunculu rekabetlere ev sahipliği

yapıyor. Atış simülatörü odaklanma ve

isabeti test ederken, “Trivia” alanı bilgi

yarışmalarıyla zihinsel rekabeti sosyal

etkileşimle birleştiriyor.

Tüm bu deneyimler, güçlü teknik altyapı

ve sorunsuz bağlantı sistemleri ile

destekleniyor. Her makine, her ekran

yüksek performansla çalışıyor; oyunculara

kesintisiz eğlence sunuluyor.


92

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

SOLAREX İSTANBUL 2026

GÜNEŞ ENERJISINDE KÜRESEL LIDERLIK

VIZYONUNU GÜÇLENDIRIYOR

Türkiye’nin ilk ve tek rakipsiz güneş enerjisi teknolojileri ve depolama fuarı SolarEX İstanbul,

08-10 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açıyor.

Güneş enerjisi teknolojileri ve

enerji depolama alanında

dünyanın en yenilikçi

çözümlerinin tanıtılacağı SolarEX

İstanbul, 08-10 Nisan 2026 tarih

aralığında İstanbul Fuar Merkezi’nde

18. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Uluslararası piyasalarda aktif rol

oynayan, en yenilikçi teknolojileri üreten

ve sektöre yön veren liderler yılın en

büyük buluşmasında yeniden bir araya

gelmeye hazırlanıyor.

Sektörün enerji vizyonunu

şekillendiriyor

Türkiye’nin enerji dönüşüm vizyonunda

güneş enerjisi stratejik bir konumda yer

alıyor. Bakanlığın yenilenebilir enerji

vizyonu ile sektörün üretim ve teknoloji

kapasitesini aynı sahnede buluşturan

fuar, Türkiye’nin güneş enerjisindeki

büyüme hedeflerine katkı sağlamayı

amaçlıyor. Enerji ve Tabi Kaynaklar

Bakanlığı’nın yerli ve yenilenebilir

yaklaşımı sektörde hem yatırım hem

de teknolojik dönüşümü hızlandırıyor.

Güneş enerjisi teknolojileri ve

depolamasına odaklanan ve sektörün

buluşma noktası haline gelen fuar,

yalnızca ticaret hacmini büyütmekle

kalmayıp aynı zamanda Türkiye’nin

güneş enerjisi alanındaki bölgesel

liderlik hedefini de destekleyen stratejik

bir platform niteliği taşıyor.


Stratejik avantajlarıyla öne çıkıyor

SolarEX İstanbul, bir fuar olmanın

ötesinde, katılımcı firmalara ve

ziyaretçilere yeni iş bağlantıları

kurma, uluslararası pazarlara açılma,

marka bilinirliğini güçlendirme imkânı

sunuyor. Avrupa, Asya, Orta Doğu

bölgelerinden gelen yatırımcılar,

proje geliştiricilerle doğrudan iletişim

kurarak ihracat ağını genişletiyor.

Sınır ötesi iş birliklerini hayata geçiren

ve pazar payını artıracak somut ticari

avantajlar sunan fuar; fuar süresince

devam edecek networking etkinlikleri,

alım heyeti programları, B2B

görüşmeleri ve konferans programları

ile etkileşimi maksimum seviyede

sağlayacak. Katılımcı ve ziyaretçiler

üç gün süresince devam edecek

organizasyon ile; yenilikçi ürünleri

inceleme, sektör liderleri ile görüşme

ve geleceğin trendlerini doğrudan

deneyimle şansı yakalayacak.

Enerjinin zirvesinde yer almak için

Türkiye’de pazarın tek ve sektörün en

büyük buluşması, iş birliği fırsatlarının

değerlendirilmesi ve sektör liderleriyle

iletişim kurulması amacıyla 08-09-10

Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar

Merkezi’nde düzenleniyor. Ücretsiz

davetiye ve katılım koşulları için

solarexistanbul.com adresi üzerinden

bilgi alınabiliyor.


94

hotel restaurant

& hi-tech

HoReCa teknolojileri

RESTORAN SEKTÖRÜNDEKI

GÖRÜNMEZ MALIYETE “TERZI IŞI”

ÇÖZÜM

Türkiye'deki on binlerce restoran ve kafe sahibi düzenli olarak dağ gibi birikmiş

faturaları ve fişleri manuel olarak dijitalleştiriyor. Bu evrak yığını, tek tek sisteme

işlenmesi gereken on binlerce satırlık veri anlamına geliyor. Yeme-içme sektöründe

manuel veri girişinin yarattığı hatalar, KOBİ’leri operasyonel körlük ve sağlıksız finansal

analizlerle karşı karşıya bırakıyor.

Yeme-içme sektöründe fatura girişi,

stok takibi ve bordro gibi idari

işlemler, işletmelerin her ay kayda

değer bir zaman ve eforunu tüketiyor.

Finansal zorluklar nedeniyle her 10

işletmeden 4’ünün kepenk indirdiği bu

sektör, yıllardır manuel veri girişinin

yarattığı yükle boğuşuyor. Bu manuel

süreçlerin en büyük dezavantajı ise

zaman kaybı değil; insan hatasına son

derece açık, tekrarlayan bir doğaya sahip

olmaları. Yanlış girilen tek bir rakam bile

bir işletmenin o ayki kâr-zarar tablosunu

tamamen değiştirebiliyor ve hatalı kârlılık

analizleri, zaten bıçak sırtında olan

KOBİ’ler için yapısal bir riske dönüşüyor.

Bugüne kadar bu sorunu çözmek için

denenen yaygın yaklaşım, yüzlerce

farklı e-fatura entegratörü için ayrı ayrı

bağlantılar kurmaya çalışmaktı. NarPOS

ise bu soruna sektörün ortak aklına kulak

vererek çok pratik bir çözüm geliştirdi.

Sektörün ortak aklından doğan

çözüm

NarPOS’un çözüm yaklaşımının

merkezinde, şirketin “sektörel terzi

işi” adını verdiği Ar-Ge anlayışı yatıyor.

Şirket, müşteri taleplerini tek tek

karşılamak yerine, benzer taleplerin

birikimini izleyerek sektörel ihtiyaçları

tespit ediyor.

NarPOS’un Kurucu Ortağı ve CTO’su

Erkan Çınar, bu Ar-Ge yaklaşımını

şöyle özetliyor: “Bizim yaklaşımımız,

müşteri taleplerini biriktirerek sektörün

ortak aklını dinlemeye dayanıyor.

Gelen her yeni fikir değerli ama

hemen harekete geçmiyoruz. Benzer

taleplerin birikmesini sabırla bekliyoruz.

Belirlediğimiz eşik aşıldığında, o noktada

artık kişisel bir istek değil, genele

yayılan bir sektör ihtiyacıyla karşı karşıya

olduğumuzu anlıyoruz. İşte o zaman

Ar-Ge kaynaklarımızı bu ortak sorunu

çözmeye odaklıyoruz.”

Bu yaklaşımın en net sonuçlarından

biri, restoran ve kafe sektöründeki

manuel fatura işleme yükünü ortadan

kaldıran çözümde ortaya çıktı.

NarPOS, yüzlerce farklı e-fatura

entegratörüyle tek tek uğraşmak

yerine Gelir İdaresi Başkanlığı’nın

(GİB) standart XML formatını merkeze

alan bir modül geliştirdi. Bu sayede

işletmeler, faturalarını tek tıkla sisteme

aktarabiliyor; stok kalemleri, miktarlar

ve cari bilgiler gibi kritik veriler manuel

müdahaleye gerek kalmadan otomatik

işlenebiliyor.

Çınar, bu yapıyı nasıl hayata

geçirdiklerini ise şöyle açıklıyor:

“Bu zorluğu ortadan kaldırmak için

akla gelen ilk yöntem yüzlerce farklı

entegrasyonla uğraşmaktı. Biz ise

çözümü bizzat sistemin kalbinde

bulduk: Gelir İdaresi Başkanlığı'nın

tüm e-faturalar için kullandığı standart

XML formatı. Bu yapıyı temel alarak,

müşterilerimizin e-faturalarını tek bir

tıkla sisteme yüklemesini sağlayan bir

modül geliştirdik. Böylece yüzlerce

faturayı tek tek işleme zorunluluğu

ve beraberinde gelen riskler ortadan

kalktı.”



96

hotel restaurant

& hi-tech

HoReCa teknolojileri

TÜRKIYE'NIN ÖDEME EKOSISTEMINDE

SINIRLARI KALDIRAN DEVRIM

PLUSPAY & NEARPAY

Türkiye’nin uçtan uca tahsilatta, inovatif fintech çözümleriyle hızla büyüyen

şirketlerinden Pluspay ile Türkiye’nin tek MPOC onaylı SoftPOS sağlayıcısı Nearpay,

Türkiye’de ödeme ekosistemine yön verecek stratejik bir işbirliğine imza attı.

Nearpay Avrupa Başkanı Ece Berkol

ve Pluspay CEO’su Girayhan Koç,

ödeme dünyasında sınırları kaldıran ve

standardı ileriye taşıyan işbirliğiyle ilgili bilgi

verdi. Pluspay & Nearpay ortaklığı sayesinde,

HoReCa sektöründeki işletmelerden,

lojistik ve saha operasyonlarındaki ekiplere,

ticari ulaşımdaki sürücülerden tüm küçük

ve orta büyüklükteki işletmelere, artık

herhangi bir ek donanıma ihtiyaç duymadan

akıllı telefonları üzerinden kolayca ödeme

alabilecekleri, sınırları kaldıran devrim

niteliğinde bir çözüm sunuluyor.

En yaygın SoftPOS ekosistemine

doğru

Bu stratejik iş birliği, saha operasyonları

yürüten ekiplerin ve tüm ölçekteki

işletmelerin en önemli operasyonel

yüklerinden biri olan fiziksel POS donanımı

gerekliliğini kökten sona erdiriyor. MPOC

onaylı bu teknoloji sayesinde, tek bir mobil

uygulama üzerinden güvenli ve anlık tahsilat

yapmak, artık iş süreçlerinin doğal bir

parçası haline geliyor.

VUK 507 Uyumuyla birlikte sektörde

yeni dönem başlıyor

Sistemin VUK 507 uyumlu yapısı, SoftPOS’un

Türkiye’de çok daha geniş bir kullanıcı kitlesi

tarafından gönül rahatlığıyla kullanılmasının

önünü açıyor. Böylece restoranlar,

kuryeler ve sahadaki tüm işletmeler, yasal

uyumluluğu garanti altına alınmış, güvenli

ve esnek bir ödeme çözümüne kavuşuyor.

Yeni Nesil ÖKC kullanımı zorunlu olan

şirketler, VUK 507 uyumu kapsamında

güvenli mobil ödeme ve elektronik belge

yönetimi sistemine dahil olarak, bu sistem

kapsamında ödeme kabul eden softpos

teknolojisi sayesinde yüksek pos cihazı

maliyetlerinden ve pos operasyonlarından

kurtuluyorlar.

Mobil cihazlar ödeme terminaline

dönüşebiliyor

Pluspay CEO’su Girayhan Koç, işbirliğiyle

ilgili “Nearpay ile gerçekleştirdiğimiz bu

stratejik işbirliğinin, sadece bir maliyet

optimizasyonu değil, aynı zamanda

operasyonel mükemmeliyetin başlangıcı

olmasını amaçlıyoruz. Sunduğumuz ortak

çözüm sayesinde, firmalar ek bir cihaz

taşımak zorunda kalmadan, dakikalar içinde

mobil cihazını veya kioskunu bir ödeme

terminaline dönüştürebiliyor” dedi.

Yeni bir tahsilat standardı hedefi

Koç sözlerine şöyle devam etti; “SoftPOS'u

Türkiye'de yeni bir tahsilat standardı haline

getirme hedefimizin arkasında güçlü

bir uygulama stratejisi yatıyor. Pazarda

yaratacağımız inovatifi değişimin etkisini

ölçmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak

adına, ilk fazdan itibaren iş ortaklığımız

adına somut ticari hedefler belirledik. Bu

hedefler, çözümümüzün piyasa tarafından ne

kadar hızlı benimseneceğinin de önemli bir

göstergesi olacaktır.”

Saha ekiplerine büyük kolaylık

sağlanıyor

Nearpay Avrupa Başkanı Ece Berkol ise

işbirliğiyle ilgili “Türkiye’de özellikle saha

ekipleri, kuryeler ve KOBİ’ler için ödeme

almak hem maliyetli hem de operasyonel

olarak zorlu bir süreçti. Donanım

bağımlılığını ortadan kaldıran SoftPOS, tam

da bu noktada büyük bir ihtiyaçtan doğdu.

Sadece bir cihazla ödeme kabul edebilmek,

hem işletmeleri hızlandırıyor hem de onları

dijital dönüşümün doğal bir parçası haline

getiriyor” şeklinde konuştu.

BKM TechPOS Entegrasyonu ile her

bankadan taksit imkanı

Berkol şöyle devam etti; “Nearpay SoftPOS

çözümünün BKM TechPOS entegrasyonu

sayesinde: tüm bankalardan taksit,

kampanya tanımları, dijital slip, tek bir

uygulama üzerinden kullanılabiliyor. Bu, hem

işletmeler hem de tüketiciler için ödeme

deneyimini büyük ölçüde kolaylaştırıyor.

Pluspay’in geniş saha ağı ve operasyon gücü

ile Nearpay’in MPOC onaylı teknolojisini bir

araya getirdiğimizde ortaya çok güçlü bir

çözüm çıkıyor. Bu iş birliği, cihaz maliyetini

sıfırlayarak binlerce işletmenin ödeme

süreçlerini kolaylaştıracak. Amacımız,

SoftPOS’u Türkiye’de erişilebilir ve

sürdürülebilir bir ödeme standardı haline

getirmek.”

Hedef: İlk etapta 500+ üye iş yeri,

orta vadede 10.000 ter minal

Pluspay ve Nearpay, iş birliğinin ilk fazında

500’den fazla üye işyerine ulaşmayı, orta

vadede ise 10.000 SoftPOS terminalini

devreye almayı hedefliyor. Sırada restoran

yazılımları, kiosk çözümleri ve geniş

entegrasyon planları bulunuyor.

Dünya SoftPOS’a geçti, Türkiye de

dönüşümde yerini almalı

SoftPOS teknolojisi özellikle son 4 yıldır

globalde hızla yaygınlaştı 500 milyar usd

yıllık hacmin üzerine çıktı, Nearpay’in MPOC

onaylı global deneyimi ile Pluspay’in geniş

saha ağı Türkiye’deki işletmelere güçlü

bir dijitalleşme avantajı sunuyor. Böylece

özellikle KOBİ’ler, saha ekipleri ve lojistik

operasyonları için ödeme süreçleri çok daha

ekonomik, hızlı ve erişilebilir hale geliyor.


www.hisar.com.tr


Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!