Hotel Restaurant & hitech Aralık 2025
Hotel Restaurant & hitech Aralık 2025
Hotel Restaurant & hitech Aralık 2025
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
Yeni nesil et yaşlandırma dolaplarımız ile,
beklentilerinizin çok üstünde!
kristalmutfak
#dryaged | crystal.com.tr
YENi EXPERT KOMBi
FIRINLARINI KEŞFEDiN
Hızlı Başlangıç
Yemek pişirmek için
hızlı başlangıç.
Reçete Kitabı
Kategoriler altında
kayıtlı tarifler.
Yıkama
4 farklı yıkama modu ile
kendi kendini temizleme.
Sıralı Program
Kayıtlı tarifler ve
çok seviyeli.
Yeni Reçete
Kendi tarifinizi
oluşturun ve başlayın.
Wi-Fi
Uzaktan kontrol için
internete bağlanın.
crystalexpertoven.com.tr
crystalexpertoven
Kapanış Notu:
Tat, Deneyim, Yatırım
hotelrestaurantmagazine
@Hitechdergisi
hotelrestaurantmagazine
2025’in son günlerine yaklaşırken, İstanbul ve
Antalya turizminin yıl boyu nasıl bir hareketlilik
yaşadığını gözlemlemek ilginç oluyor. İstanbul otelleri
7,3 milyar dolarlık ciroya ulaşsa da doluluk oranları
%60’ın altında kaldı; Antalya ise ekimde tüm
zamanların en yüksek ziyaretçi sayısını kaydetti.
Türkiye genelinde otel kredileri ve yeni yatırımlar
artarken, maliyetler ve enflasyon hâlâ sektörde baskı
oluşturuyor. Önümüzdeki 2025-2026 döneminde
açılması planlanan 350 yeni otel ile yaklaşık 115 bin
yeni yatak turizme kazandırılacak. Kruvaziyer ve
yerli ziyaretçi sayıları yükselirken bazı illerde otel
doluluklarında düşüş görüldü. Buna rağmen
konaklama vergisi tahsilatı %90’ın üzerinde
seyrederek sektörün finansal dayanıklılığını
gösteriyor. Tüm detaylı veriler ve şehir bazlı
rakamlar için “verilerle turizm” bölümüne göz
atabilirsiniz.
Kasım, gastronomi dünyasında hikâyelerin ve
deneyimlerin öne çıktığı bir ay oldu. Gastromasa
İstanbul, onuncu yılını “10 Yılın Hikayeleri” temasıyla
kutlayarak sektöre hem kolektif bir buluşma hem de
ilham dolu anlar sundu. Michelin yıldızlı şeflerin
Gökmen Sözen’e sahnedeki ilgisi görülmeye değerdi.
Benzer bir coşku, Türkiye’nin ilk özgün gastronomi
derecelendirme sistemi ‘İncili Gastronomi Rehberi’
ödül töreninde de yaşandı; 5 İncili 22 restoran ve 4
İncili 97 restoran lezzet ve kaliteyi kutladı. Şef Ebru
Baybara Demir’in Basque Culinary World Prize
başarısı ve GastroAntalya’daki 42 ülkeden 856 şefin
buluşması, uluslararası gastronominin Türkiye’deki
canlılığını bir kez daha gösterdi. Kahve dünyası ise
bildiğimiz gibi hep dinamik; DaVinci Gourmet Barista
Craft Şampiyonası, “Kahvenin birleştirici gücü”
mottosuyla İstanbul’da yeniden sahne almaya
hazırlanıyor. Tüm detaylar ve özel röportajlar için
gastro etkinlik sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un gastronomi sahnesi sürprizlerle dolu.
Türkiye’de modern sushi deneyiminin öncülerinden
Mori, Armutlu’daki yeni adresinde MORI YAKI
adıyla “Denizden ateşe yolculuk” mottosuyla Japon
robata geleneğini Türk ocakbaşı kültürüyle
buluşturuyor. Japon usulü ocakbaşını çok merak
ediyorum; en kısa zamanda deneyimlemeyi
planlıyorum. Kahve tutkunları için de heyecan verici
gelişmeler var: Gloria Jean’s ve Magnolia Bakery ile
tanınan Mehmet Dinçerler’in SuperCoff’u, Berlin’deki
ilk şubesinin ardından Türkiye’de ikinci şubesini
açmaya hazırlanıyor.
2026’ya girerken restoranların dili de değişiyor.
URBANJOBS Kurucusu ve Baş Tasarımcısı Yüksek İç
Mimar Murat Dede’ye göre, artık mekanlar sadece
yemek sunulan alanlar değil; duyulara dokunan,
akışkan ve deneyim odaklı sahneler. Malzeme, ışık ve
teknoloji, her detay özenle kurgulanıyor; mekânlar
hafızada iz bırakıyor. İstanbul merkezli Urbanjobs’un
projeleri bu dönüşümü gözler önüne sererken, Murat
Dede’nin FX Magazine tarafından 2026’da takip
edilmesi gereken tasarımcılar arasında gösterilmesi,
Türkiye’nin gastronomi mimarisinin uluslararası
arenada da ses getirdiğini ortaya koyuyor. Dede’nin
trend analizlerini ve öngörülerini dergimiz
sayfalarında bulabilirsiniz.
Tatlar, deneyimler ve yatırımlar… Hepsi bu
sayımızda! Daha fazla içerik ve detaylar için
sayfalarımıza göz atmayı unutmayın.
Keyifli okumalar dilerim.
K
GENEL MÜDÜR
(Sorumlu)
REKLAM SATIŞ PAZARLAMA
REKLAM KOORDİNATÖRÜ
Emir Ömer ÖCAL
emir.ocal@img.com.tr
0212 454 22 22
TEKNIK MÜDÜR
BILGI İŞLEM
TOLGA ÇAKMAKLI
tolga.cakmakli@img.com.tr
TAYFUN AYDIN
tayfun.aydin@img.com.tr
İMG WEB TEAM MAIL
web@img.com.tr
Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ
Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY
HÜSEYİN KURT
GlobeMeets Yönetim Kurulu Başkanı
TEZER ÖNER
Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve
İşletme Yatırım Danışmanı
GÜRKAN BOZTEPE
Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı
AYDIN DEMIR
Yeditepe Üniversitesi Gastronmi Mutfak
Sanatları Chef Ögretim Görevlisi/
Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection
by Hilton Executive Chef
website
www.hotelrestaurantmagazine.com
info@img.com.tr
CTP - BASKI
İRTİBAT BÜROLARIMIZ
ADRES
İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza
No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL
Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94
www.ihlasmatbaacilik.com
BURSA +90.224 211 44 50-51
KONYA +90.332 238 10 71
İSTMAG
Magazin Gazetecilik Yayıncılık
İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.
İHLAS MEDIA CENTER
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi
No: 11 Medya Blok Kat: 1
34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey
Tel: 0212 454 22 22
Faks: 0212 454 22 93
hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları
İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır. ISSN:1305-1792
Bu sayımızda
antre
10 Sektörden kısa haberler
gündem
20 Ersoy: Turizmde kalıcı başarıyı
kanıtladık
22 Eresin: 2026 fırsatlarla geliyor
24 TÜRSAB Başkanlığı yeniden
Bağlıkaya’da
25 Polatoğlu: Adam kazandı
26 Celestyal’den Black Friday fırsatı
26
28 Sürdürülebilir tatilin yeni adresi:
Rixos Downtown Antalya
30 Türkiye, Riyad’da turizm
vizyonunu paylaştı
32 Ersoy’dan otelcilere uyarı
34 Öner: İstatistikler yalan söylemez
36 Radisson, Creator Hub’ı tanıttı
38 FSUMMIT, ağırlama sisteminin
ekosistemine odaklanacak
40 62
40 Ersoy: Kaçakçılığa sessiz
kalmayacağız
41 TÜROB’tan TGA adaylarına çifte
destek
verilerle turizm
42 İstanbul ve Antalya 79 şehri geride
bıraktı
43 Karabulut: Yeni hedefimiz kur
rekoru mu?
44 Antalya 10 ayda 16 milyon turisti aştı
46 Otel maliyetleri %50’yi geçti
57
47 Turizmde maliyet baskısı artıyor
48 TGA’nın sektörden toplam geliri
düştü
50 Türkiye ve İspanya’da arz baskısı
artacak
51 Oteller toplam kredilerin
%76,6’sını kullandı
52 Yeni oteller dolulukları 50’li
bantta tutacak
yeni yatırımlar
54 Elite World, büyüme hedefini
2030’da 70 otele çıkardı
56 Marriott & Invest İnşaat’tan
Türkiye’ye yeni marka
57 The Wings Hotels portföyüne
İstanbul Cihangir’i ekledi
marka
82
58 Bodrum şubesiyle Antalya
ve İstanbul’a bağımlı tedarik
alışkanlıklarını dönüştürüyor:
WOODPECKERS
60 Bonna, şef Antonio Bachour ile
güçlerini birleştirdi
61 Endüstriyel buzdolaplarında Türk
ve Japon mühendisliği gücü
gastro güncel
62 Basque Culinary World Prize
küresel şeflerini buluşturdu
64 Doğan: Damak tadımızın son
sığınağı/ Gıda egemenliği
gastro etkinlik
66 Gastromasa “10 Yılın
Hikayeleri”ni sahneye taşıdı
67 Sözen’e Michelin yıldızlı
şeflerden sevgi yağmuru
68 Gastronominin yıldızları
incileriyle parladı
70 DaVinci Gourmet, Barista Craft
Şampiyonası’na hazırlanıyor
71 Hatay mutfağı Tadında
Anadolu’da
72 GastroAntalya lezzet maratonunu
tamamladı
74 5.İstanbul Uluslararası Coğrafi
İşaretler Zirvesi gerçekleşti
76 Tabakta Sanat Yarışması ödülleri
verildi
77 2025 Korean Culinary Days
Ankara’da gerçekleşti
gastro aktüel
78 Gastronomi sektöründen
haberler
86
dekorasyon
82 Mekanın dili 2026’da
değişiyor mu?
mekan keşif
84 Bu kez pop-up’taki tatlar Güney
Kore’den
86 Cloud 34’te hisset
87 MykOrini, İstanbul’u sallamaya
gelmiş
yeni mekan
88 İstanbul’un yeni Japon ocakbaşı
deneyimi
90 Mehmet Dinçerler’den Berlin’e
ikinci şube
91 Gamezone, dekk Akmerkez’de
fuar
92 SolarEX İstanbul, küresel liderlik
vizyonunu güçlendiriyor
hotel- tech
94 Restoran sektöründeki
görünmez maliyete çözüm
96 Ödeme ekosisteminde sınırları
kaldıran devrim
96
www.hotelrestaurantmagazine.com
10
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Hasan Dinç,
2026 SITE Global
Başkanlığına seçildi
MICE sektöründe 30 yılı aşkın deneyime sahip olan
Hasan Dinç, o.d.s.tur.key’in kurucusu ve uluslararası
düzeyde Türkiye’yi başarıyla temsil eden saygın
yöneticilerden biri olarak, 2026 yılında SITE Global
Başkanı görevini üstlenecek.
MICE sektörünün önde gelen isimlerinden
Hasan Dinç, 2019–2022 yılları arasında
yürüttüğü SITE Türkiye Başkanlığı
döneminde, ülkemizin global MICE
sektöründeki görünürlüğünün güçlenmesine
önemli katkılar sağlamış; Türkiye chapter
yapılanmasını geliştiren, iş birliklerini artıran
birçok başarılı projeye imza atmıştır. Aynı
zamanda CITP (Certified Incentive Travel
Professional) unvanına sahip olan Dinç, MICE
alanında uluslararası düzeyde yetkinliği
tescillenmiş bir liderdir. Dinç’in 2026 SITE
Global Başkanlık vizyonu, başkanlık dönemi
için ortaya koyduğu yaklaşım doğrultusunda,
birlik, topluluk kültürünün güçlendirilmesi
ve uluslararası iş birliğinin artırılması
üzerine şekillenmektedir. Vizyonunun ana hatları; üyelerin ve
ülke yapılanmalarının güçlendirilmesi, birlikte üretim ve ilham
verme kültürü, güçlü temelin korunması ve geleceğe taşınması ile
daha kapsayıcı ve bağlı bir küresel topluluk oluşturulması olarak
özetlenebilir. Bir Türk profesyonelin SITE Global Başkanı olarak
seçilmesi, Türkiye’nin incentive ve etkinlik turizmi alanındaki
uluslararası itibarını güçlendiren önemli bir gelişmedir.
Şerif Yenen’e çifte onur
Turist rehberi, konuşmacı, yazar ve seyahat filmi
yapımcısı Şerif Yenen, Skålite – Turizmde Kalite Ödülleri
2025’te “Yılın Turist Rehberi ve En İyi Turizm Yayını"
ödülüne layık görüldü.
Türk turizmine değer katan kişi ve kurumları onurlandırma amacını
taşıyan “Skålite-Turizmde Kalite” ödülleri organizasyonunda,
Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasını uluslararası kitlelere aktaran
eserleriyle tanınan Şerif Yenen, “Yılın Turist Rehberi ve En İyi
Turizm Yayını" ödülünü aldı. Törende duygularını paylaşan Yenen,
“Skålite gibi saygın bir organizasyondan bu ödülü almak benim için
büyük bir onur. Benim için rehberlik, sadece insanlara belirli bir
bölgeyi gezdirmek değil; onlara bir ülkenin ruhunu anlatmayı ifade
ediyor. Türkiye’yi dünyaya tanıtmak için çıktığım bu yolda, derin bir
araştırma ve sevgiyle hazırladığım yayınların, hayata geçirdiğim
çalışmaların takdir alması beni çok mutlu ediyor” dedi. Yenen’in,
Türkiye üzerine bir Türk tarafından kaleme alınmış ilk İngilizce gezi
rehberi olan üç ciltlik “Turkish Odyssey” kitabı, Türkiye kültürünü
uluslararası alanda tanıtan en kapsamlı kaynaklardan biri olarak öne
çıkıyor.
En özel wellness
deneyimi
Address Istanbul’un zarif atmosferi içinde 11. katta
konumlanan The Spa, 5 yıldızlı otelin lüksünü ve
konforunu, beden, zihin ve ruh sağlığını destekleyen
profesyonel wellness deneyimiyle birleştiriyor.
The Spa, 6 veya 12 aylık üyelik fırsatlarıyla misafirlerine yalnızca
bir spa deneyimi değil, sürdürülebilir bir yaşam deneyimi sunuyor.
Üyeler; The Spa, Fitness Center ve kapalı yüzme havuzuna sınırsız
erişim ayrıcalığının yanı sıra ücretsiz bakım hizmetleri, özel üye
indirimleri ve spa etkinliklerinde öncelikli rezervasyon hakkından
da faydalanabiliyor. Bu özel teklif, yeni ve yenilenen üyelikler
için geçerli olup, ücretsiz bakım hizmeti üyelik süresi içinde
kullanılabiliyor. The Spa, geleneksel ve yenilikçi uygulamalardan
oluşan geniş bakım seçkisiyle beden, zihin ve ruhu yeniden
buluşturan bir denge noktası oluyor. Masaj, sıcak taş terapisi,
hamam ve aromaterapi gibi klasik uygulamaların yanı sıra yoga,
pilates, nefes terapisi, meditasyon ve zumba gibi kişiye özel
seanslarla bütünsel bir yenilenme sunuyor. Modern tasarımlı
dinlenme odaları, buhar odası, sauna, otantik Türk hamamı ve
panoramik manzaraya sahip ısıtmalı spa havuzu; misafirlere günün
stresinden uzaklaşma, dinginliğe yaklaşma ve kendileriyle yeniden
bağ kurma fırsatı veriyor.
12
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Spor turizmine
güçlü katkı
Dünyanın en büyük tenis
oteli Ali Bey Hotels &
Resorts, teniste global
buluşma merkezi olmaya
devam ediyor.
Dünyanın en büyük tenis oteli
olan Ali Bey Hotels & Resorts,
Antalya Manavgat’taki tesislerinde
100’ü aşkın kortuyla yıl boyunca
hem spor tutkunlarına hem
de ailelere spor dolu bir tatil
deneyimi sunmayı sürdürüyor.
Eylül ve Ekim aylarında tesis,
ulusal ve uluslararası birçok
önemli organizasyona ev sahipliği yaptı. Bunların arasında 13–18
Ekim’de düzenlenen ITF ve TTF onaylı 13. International Ali Bey
Masters Open, 370 sporcunun katılımıyla öne çıktı. 22–26 Ekim’de
gerçekleştirilen FIP Silver Cupra Antalya Padel Turnuvası ise
Avrupa’dan da sporcuların katılımıyla Türkiye’nin en prestijli padel
etkinliklerinden biri oldu. 580 sporcunun yer aldığı SPX 29 Ekim
Turnuvası Cumhuriyet Bayramı coşkusunu kortlara taşırken, yıl
boyunca Almanya, Rusya, İngiltere ve Kazakistan gibi ülkelerden
gelen yüzlerce sporcu için özel turnuva ve kamplar düzenlendi.
Gürok Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekili Esin Güral Argat, Ali
Bey Hotels & Resorts’un spor turizmine yatırım yapan öncü bir
merkez olduğunu vurgulayarak, tesislerin binlerce sporcuyu bir
araya getirerek Türkiye’nin kültürel değerlerini dünyaya tanıttığını
ifade etti. Önümüzdeki dönemde tenis ve padel gibi branşlarda
uluslararası etkinliklerin artırılacağını da sözlerine ekledi.
Kempinski The Dome
Belek’e dokuz prestijli ödül
Kempinski Hotel The Dome Belek, uluslararası turizm
ve gastronomi dünyasının en prestijli platformlarından
biri olan 2025 World Luxury Awards’da dokuz ayrı ödüle
layık görülerek Avrupa’da öne çıkan markalar arasında
yerini aldı.
Kempinski The
Dome Belek, 2025
World Luxury
Awards’da “Best
General Manager
in Europe”, “Best
Luxury All-
Inclusive Resort
in Europe” ve
“Best Luxury
All-Inclusive
Villa in Europe” kategorilerinde elde ettiği ödüllerle Avrupa
genelinde lüks konaklama alanındaki liderliğini sürdürüyor. Genel
Müdür Amit Sharma, “Best General Manager in Europe” ödülüne
layık görülerek Kempinski The Dome’un başarısının arkasındaki
vizyoner liderlik anlayışını uluslararası arenada temsil ediyor.
Markanın göl kenarında konumlanan seçkin gastronomi noktası
Sofra By The Lake, “Best Luxury Waterside Restaurant in Europe”,
“Best Mediterranean Cuisine in Turkey” ve “Best Luxury Seafood
Restaurant in Eastern Europe” ödüllerini kazanarak Türkiye’nin
gastronomi alanındaki başarısını dünya sahnesine taşıyor. Otelin bir
diğer gurur kaynağı olan Lale Restaurant ise “Best Buffet Variety
in Turkey”, “Best Gourmet-Style Buffet – Global Winner” ve “Best
Buffet Dining in Eastern Europe” ödülleriyle global gastronomi
sahnesinde adından söz ettiriyor.
2,3 milyonu aşkın
yolcuya hizmet verdi
Mayıs–Ekim 2025 döneminde 2 milyon 368 bin yolcuya
hizmet veren Paterna Group, hizmet kalitesini,
operasyonel gücünü ve misafir memnuniyetini bir üst
seviyeye taşıdı.
2025 yaz sezonunda Paterna Group, operasyonel verimliliğin ve
hizmet kalitesinin güçlendiği başarılı bir dönem geçirdi. Yeni açılan
üniteler özellikle yiyecek kategorisinde önemli katkılar sağladı.
Grup, menü çeşitliliği ve servis hızındaki iyileştirmeler misafir
deneyimini belirgin şekilde geliştirdi. All Sports Pub ve Faro
Kitchen & Bar doğru ürün karması, dinamik fiyatlama ve etkili ekip
yönetimiyle satışlarını artırdı. İç hatlarda Chill Restaurant’ın özel
alerjen menüleri olumlu geri dönüş aldı. Simit Sarayı ve Subway
yerli yolcuların beklentilerini karşılayarak güçlü bir performans
gösterdi. Dış hatlarda Bit By, Caffè Nero ve 24 saat açık restoranlar
çok uluslu yolcu kitlesine hitap eden dengeli bir yapı oluşturdu.
Çalışan motivasyonunu artırmaya yönelik uygulamalar, verimliliği
ve hizmet kalitesini destekleyerek sezonun başarısında önemli rol
oynadı. Bit By’ın yeni grab & go konsepti ile Caffè Nero franchise
yatırımı yolcu ilgisini çekti ve grubun marka çeşitliliğini güçlendirdi.
Paterna Group, 2026 sezonunda sürdürülebilir büyüme, artan
kârlılık, daha hızlı servis ve yükseltilmiş kalite standartlarıyla
operasyonlarını geliştirmeyi hedefliyor.
14
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Dedeman Palandöken’de
büyük dönüşüm
Ramada Plaza by Wyndham
İstanbul Tekstilkent’e ödül
Dedeman Hospitality, Palandöken’in eşsiz doğasını
modern dağ turizmi anlayışıyla buluşturan Dedeman
Palandöken’i kapsamlı bir yenileme sürecinden geçirerek
yeni bir döneme taşıyor.
Bölgenin ikonik
oteli Dedeman
Palandöken;
standart, suit ve
connection oda
seçenekleriyle çeşitli
misafir profillerini
ağırlayacak şekilde
tasarlandı. Yenileme
kapsamında odalardan restoranlara, lobi alanından kayak odasına
kadar otelin tüm yaşam alanları güncel konfor beklentilerine uyum
sağlayacak şekilde yeniden tasarlandı. Renovasyon çalışmalarıyla
birlikte otele, konaklama deneyimini zenginleştiren pek çok yeni sosyal
alan kazandırıldı. Kayak sonrası buluşmalar için sıcak ve samimi
bir atmosfer sunan Apres Ski Cafe, günün yorgunluğunu keyifli bir
ortamda atmak isteyenler için ideal bir buluşma noktası hâline geldi.
Otelde ayrıca, hızlı ve lezzetli alternatifler arayan misafirler için
dinamik bir gastronomi deneyimi sunan Sokak Lezzetleri Alanı hayata
geçirildi. Dedeman City Store ise modern bir alışveriş alanı olarak
konumlanırken, tamamen yenilenmiş Executive Lounge / Lobby alanı
geniş, konforlu ve modern dokunuşlarla tasarlanarak misafirleri
daha ilk adımda etkileyen bir karşılama atmosferi oluşturdu. Otel
bünyesinde hizmet veren kayak okulu Ski Bunny ise, Les Alpes
tarafından Dedeman Palandöken’e özel olarak tasarlanan kids club
konsepti ile çocuklara karda eğlenceyi güvenli ve keyifli şekilde
yaşatmayı hedefliyor. Bununla birlikte otelin dış cephe ve ısı yalıtımı
iyileştirildi, yapısal güçlendirme çalışmaları titizlikle hayata geçirildi.
Ramada Plaza by Wyndham İstanbul Tekstilkent Genel
Müdürü Deniz Erçekin, Wyndham Hotels & Resorts
tarafından düzenlenen 2025 Executive Summit’te “Yılın
Genel Müdürü” seçildi.
Konaklama sektörünün bölgesel liderlerini bir araya getiren
Wyndham 2025 Executive Summit, büyük bir katılımla
gerçekleştirildi. Zirvede, Ramada Plaza by Wyndham İstanbul
Tekstilkent Otel Genel Müdürü Deniz Erçekin, Wyndham Hotels &
Resorts tarafından verilen ve en prestijli ödüllerden biri olan “2025
GM of the Year” (Yılın Genel Müdürü) ödülüne layık görüldü. Ödül,
Wyndham Hotels & Resorts Başkanı Dimitris Manikis tarafından
düzenlenen törenle Deniz Erçekin’e takdim edildi. Wyndham
ağı içinde bölgesel başarıları ve liderliğiyle öne çıkan Erçekin,
Türkiye’de bu unvana sahip olan sayılı genel müdürlerden biri oldu.
Deniz Erçekin, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu ödül, sadece
benim değil tüm ekibimizin özverili ve tutkulu çalışmalarının bir
sonucu. Otel olarak misafir memnuniyetini daima en ön planda
tutuyor, hizmet kalitesini her geçen gün daha da yukarı taşımak
için çalışıyoruz. Wyndham ailesinin bir parçası olarak bu başarıyı
kazanmış olmaktan ötürü büyük gurur duyuyorum.”
WTM 2025’te
küresel ortaklıklarını
güçlendirdi
Suudi Turizm Otoritesi (STA), WTM 2025’te dokuz yeni
mutabakat zaptı imzalayarak ve Suudi ortaklar ile
uluslararası turizm sektöründen 27 anlaşmaya aracılık
ederek küresel turizmde etkisini pekiştirdi. Etkinlik
süresince 500’den fazla stratejik toplantı gerçekleştirildi.
Suudi Arabistan, 2024’te yaklaşık 116 milyon, 2025’in ilk yarısında
ise 60 milyon ziyaretçi ağırlayarak dünyanın en hızlı büyüyen turistik
destinasyonlarından biri olduğunu gösterdi. WTM’deki “Saudi Land”
pavyonu, Formula 1, MDLBEAST Soundstorm, Süper Kupalar ve
WWE Royal Rumble gibi etkinliklerle ülkenin kültürel ve eğlence
potansiyelini tanıttı. WTM’de ayrıca Diriyah, Qiddiya ve Al Madinah gibi
destinasyonlar DMO Ödülleri ile onurlandırıldı; özgünlük, operasyonel
mükemmellik ve genel performanslarıyla öne çıktılar. STA Ortaklıklar
Direktörü Abdullah Alhagbani, etkinliğin Suudi Arabistan’ın küresel
turizmdeki yükselişini ve yatırım fırsatlarını gösterdiğini vurguladı.
Fuarın ardından, Riyad’da düzenlenecek TOURISE platformu ile
sektör liderleri bir araya gelerek sürdürülebilir ve yenilikçi turizm
projeleri geliştirecek. Saudi Land pavyonu 14.700’den fazla ziyaretçiyi
ağırladı ve kültürel miras, modern etkinlikler ve turizm paketleriyle
katılımcılara etkileşimli bir deneyim sundu.
16
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Bentour Reisen “Club
of the Best” ile başarıyı
kutladı
Bentour Reisen, ilk kez
düzenlediği “Club of
the Best” etkinliğiyle
Almanya, Avusturya,
İsviçre ve Hollanda’dan
yaklaşık 200 seyahat
acentesi ortağını İzmir
yakınlarındaki Sunis Efes
Royal Palace Resort &
Spa’da bir araya getirdi.
2025 yılı, Bentour için büyüme ve rekor yılı oldu. 300 binden fazla
misafir ağırlanırken ciro 250 milyon euro’yu aştı. Trustpilot’taki
4,6/5 yıldız derecesi yüksek müşteri memnuniyetini gösterdi.
Etkinlikte Bentour Reisen CEO’su Deniz Uğur ve Genel Müdür
Songül Göktas-Rosati, “Club of the Best” konseptinin amacının
acentelerle etkileşimi güçlendirmek, bilgi paylaşımı ve iş birliğini
artırmak olduğunu vurguladı. Sunumlar ve interaktif atölyeler ile
yapay zekâ uygulamaları, sektör trendleri ve esnek rezervasyon
sistemleri tanıtıldı. Eğlence ve ödüller etkinliğin önemli parçalarıydı.
Ünlü komedyen Özcan Coşar sahne alırken, “Best of the Best”
ödülleri on acente ortağına verildi. Ayrıca katılımcılar Efes, Şirince
ve Kuşadası turlarına katıldı, canlı müzik ve kokteyl resepsiyonlarıyla
etkinlik tamamlandı. Yeni sezon planlarında TransAnadolu Ekspresi
turu, Quicktransfer hizmeti genişletmeleri, Türkiye’nin tüm illerini
kapsayan sürdürülebilir turizm programları ve Yunanistan-Mısır yeni
otel seçenekleri bulunuyor. Etkinlik, Bentour Reisen’in iş ortaklarıyla
güçlü bağını ve sektör liderliğini pekiştirdi.
Wyndham,
büyüme
stratejilerini
paylaştı
Sektör uzmanları ve Wyndham ortakları gelişmekte
olan trendleri, araçları ve çözümleri şirketin “Going
Places: Navigating the Future of Travel” temasıyla
İstanbul’da düzenlenen EMEA Yönetici Zirvesi’nde
masaya yatırdı.
Wyndham Hotels & Resorts, 2025 EMEA yönetici zirveleri serisinin
Türkiye ayağını Wyndham Grand İstanbul Europe'da gerçekleştirdi.
"Going Places: Navigating the Future of Travel" temasıyla
düzenlenen etkinliğin 150'den fazla katılımcısı arasında franchise
ortakları, kurumsal ekip üyeleri ve konuk konuşmacılar yer aldı.
COOP TRR’den yeni
turizm sezonu mesajı
Avrupa Türk Acentacılar Birliği (COOP TRR),
Almanya’daki erken rezervasyon dönemi öncesinde
Türkiye turizmine dair değerlendirmelerini paylaştı.
COOP TRR CEO’su
Cumhur Sefer, geçtiğimiz
sezon yaşanan fiyat
istikrarsızlıklarının Almanya
pazarında Türkiye’ye olan
güveni zayıflattığını belirtti.
Sefer, özellikle otellerin
yüksek fiyat uygulayıp
sonrasında indirim
yapmasının, turistlerde
olumsuz algı oluşturduğunu
vurguladı. Alman turistlerin
şikayetlerinde artış
gözlendiğini ifade eden
Sefer; yeme-içme, ulaşım ve
alışverişteki fahiş fiyatların
Türkiye’nin genel imajını
olumsuz etkilediğini söyledi.
Artan maliyetlerin otelleri zorladığını kabul eden Sefer, buna rağmen
fiyat politikasının makul seviyelerde ve istikrarlı tutulmasının
sürdürülebilir turizm açısından kritik olduğunu belirtti. Sefer ayrıca,
Almanya’dan gelen turistlerin ağırlıklı olarak orta gelir grubundan
olduğunu ve fiyatların rekabetçi olmaması durumunda tatilcilerin
alternatif destinasyonlara yönelebileceğini ifade etti. Tatil süresinin
önceki yıllara göre kısaldığını, ortalama 14 gün olan konaklamanın
artık 10 veya 7 güne indiğini aktardı. COOP TRR, yeni sezon
öncesinde Türk turizm sektörüne fiyat istikrarı, hizmet kalitesi ve
müşteri memnuniyetine odaklanma çağrısı yaptı.
Türkiye’nin 40’tan fazla ilinde bulunan 130’un üzerinde oteliyle
ülkedeki en büyük uluslararası otel şirketi konumuna sahip olan
Wyndham, zirve kapsamında düzenlenen paneller, interaktif
toplantılar ve diğer oturumlarda uzmanları bir araya getirdi. Sektör
liderleri, Türkiye’de konaklama sektörünün dönüşümünü, yurt içi ve
yurt dışı seyahat trendlerini, konaklama sektörünün geleceğini, insan
kaynaklarının gelişimini ve misafir deneyiminde en iyi uygulamaları
masaya yatırdı. Wyndham yöneticileri, yüksek potansiyel taşıyan
pazarlarda büyümeye, kaliteli ve markalı konaklama seçeneklerini
genişletmeye odaklanmaya devam edeceklerini vurgulayarak, bir
yandan orta ve üst segmentlerdeki büyümelerine hız kazandırırken
markalı rezidanslar gibi yeni konseptlerle de sektördeki konumlarını
güçlendirdiklerini aktardı.
18
hotel restaurant
& hi-tech
antre
2026’ya
güçlü bir
başlangıç için
hazırlanıyor
Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & Spa,
Dalaman Nehri ile Akdeniz’in buluştuğu
benzersiz konumunda dolu dolu geçen sezonu
tamamladı. Geniş sahili, etkileyici doğası ve aile
odaklı hizmet anlayışıyla bu yıl da bölgenin en
dikkat çekici tatil noktalarından biri oldu.
Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & Spa, Dalaman Nehri
ile Akdeniz’in buluştuğu özel konumunda yoğun bir sezonu
geride bıraktı. Geniş sahili, doğal güzellikleri ve aile odaklı
hizmetleriyle bölgenin öne çıkan tatil noktalarından biri oldu.
Doğayla iç içe ortamı, özel kum plajı, suyla çevrili göl evleri
ve direkt havuz erişimli swim-up odalarıyla misafirlerine
sakin ve lüks bir konaklama sundu. Ultra her şey dahil
konsepti; zengin açık büfeler, çocuk menüleri ve gün boyu
atıştırmalıklarıyla dikkat çekerken, altı farklı alakart restoran
farklı dünya mutfaklarından özel lezzetler sundu. Yetişkin
ve çocuk aquaparkları, çeşitli su kaydırakları, gün boyu
süren animasyon etkinlikleri ve Kidz Paradise ile Youngster
Club programları tatili daha eğlenceli hâle getirdi. 6.000
m²’lik Elysion Spa ise VIP hamamı, sauna, buhar odaları ve
bakım alanlarıyla sezon boyunca ilgi gördü. Sürdürülebilirlik
uygulamalarını bu yıl da sürdüren tesis, 2026 sezonu
için yenilenen alanlar, geliştirilmiş aile deneyimleri ve
gastronomiye yeni dokunuşlar hazırlıyor.
Talha Çamaş’ın ders niteliğindeki
Pusula’sı raflarda
TÜRSAB’ın Onursal Başkanı Talha Çamaş’ın,
turizm sektörünün çalkantılı dönemlerine ışık
tutan, anılar ve derslerle dolu kitabı Pusula -
Turizmde Zor Yılların Sessiz Tanığı okuyucularla
buluştu.
Talha Çamaş’ın kaleme aldığı Pusula - Turizmde Zor
Yılların Sessiz Tanığı, rakamların ve grafiklerin anlatamadığı
hikâyeleri, sektörde emeği geçenlerin çabalarını ve alın terini
okura aktarıyor. Kitabı yazma amacını “Tüm bu sert dalgaların
ortasında dimdik ayakta duran insanların emeğini ve inancını
kayda geçirmek” olarak açıklayan Çamaş, sektördeki yapısal
dönüşümlerin yalnızca rakamlarda değil; kültürel anlayışlarda,
yönetişim biçimlerinde ve toplumsal algılarda da kendini
gösterdiğini vurguluyor. Kitap, Çamaş’ın hem kongre turizmi
alanında önemli uluslararası organizasyonlara imza atan bir
yönetici hem de TÜRSAB gibi devasa bir sosyal ve yarı kamu
kuruluşunun lideri
olarak edindiği
deneyimleri,
gelecekte sektörde
görev alacak
yöneticiler için
ders niteliğinde
püf noktalarıyla
sunuyor. Çamaş,
kitabın sektöre
yalnızca geçmişi
anlatmak için değil,
gelecekte benzer
mücadelelerin
içinde olacaklara
yol gösterecek
bir “pusula” olması hedefini taşıdığını belirtiyor. Ekin Kitap
tarafından yayımlanan eser, turizm sektörünün hafızasına
katkı sunmayı amaçlayan bir belge niteliği taşıyor.
20
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
BAKAN ERSOY
“İLK 9 AY VERILERIYLE TURIZMDE
KALICI BAŞARIYI KANITLADIK”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2025’in ilk 9 ayında Türkiye’ye 49 milyon 993
bin ziyaretçi geldiğini, turizm gelirinin ise 50 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Ersoy, kişi başı
gecelik gelirin 116 dolara yükseldiğini belirterek, yıl sonu için hedeflenen 64 milyar dolar
gelir rakamının erişilebilir olduğunu söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri
Ersoy, 2025 yılı turizm istatistiklerinin
üçüncü çeyrek sonuçlarını İstanbul
Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen
basın toplantısıyla paylaştı. Ersoy,
“Kültürüyle, deniziyle, güneşiyle güçlü bir
potansiyele sahip olabilirsiniz. Ancak bu
potansiyeli doğru planlama, doğru tanıtım
ve doğru yönetimle birleştirmediğiniz sürece
başarıdan söz edemezsiniz" dedi.
Haber: Hatice Ünal Bilen
“Yeni turizm paradigmasıyla kalıcı
başarıyı yakaladık”
Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın liderliğinde turizmin stratejik
bir sektör ilan edilmesiyle birlikte devrim
niteliğinde adımlar attıklarını şu sözleriyle
vurguladı: “Turizmi dört mevsime ve 81
ilimize yayacak adımlar attık. Sürdürülebilir
turizm konusunda dünyanın önde gelen
ülkelerinden biri haline geldik. Deniz, kum,
güneş üçlüsünden çıkıp, gastronomiden
inanç turizmine, yürüyüş rotalarına kadar
60’tan fazla ürünle dünya liginde yerimizi
sağlamlaştırdık."
49 milyon 993 bin ziyaretçi
2025’in ilk dokuz ayında Türkiye’ye 49
milyon 993 bin ziyaretçinin geldiğini,
geçen yılın aynı dönemine göre %1,6 artış
yaşandığını kaydeden Ersoy, İstanbul
depremi ve bölgesel savaşların sektöre
olumsuz etkilerine rağmen tabloyu başarılı
olarak değerlendirdi ve “23 Nisan’daki
İstanbul depremi ve hemen ardından
gelen Hindistan-Pakistan ile İsrail-İran
savaşları rezervasyonlarda geçici düşüşe
yol açtı. Ancak kriz sonrası hızlı tanıtım
kampanyalarıyla kayıpları telafi ettik.” diye
konuştu.
İlk 3 kaynak pazar: Rusya, Almanya
ve Birleşik Krallık
Ersoy, "İlk dokuz aylık dönemde Rusya
Federasyonu 5,53 milyon ziyaretçiyle ilk
sırada yer alırken, onu Almanya (5,22
milyon) ve Birleşik Krallık (3,54 milyon)
izledi. Ortalama kalış süresi 10,3 gece
olarak gerçekleşti." dedi.
Kişi başı gecelik gelir 116 dolara
yükseldi
Ersoy, 2018’de başlattıkları stratejik
dönüşümün meyvelerini topladıklarını şu
sözleriyle belirtti: “2017’de 83 dolar olan
kişi başı gecelik gelir, 2024’te 107 dolara
çıkmıştı. 2025’in ilk 9 ayında ise 116 dolara
ulaştık. Bu da %9’luk bir artış anlamına
geliyor. Yurt dışı yerleşik vatandaşlar da
dahil edildiğinde ortalama kişi başı gecelik
gelir 103 dolar oldu. Bu rakam, yıl başında
belirlenen 101 dolarlık hedefin üzerine çıktı."
Turizm gelirinde tarihi seviye: 50
milyar dolar
Türkiye'nin 2025’in ilk dokuz ayında 50
milyar dolar turizm geliri elde ettiğini ve
geçen yılın aynı dönemine göre %5,7 artış
yaşandığını söyleyen Ersoy, yıl sonu için
belirlenen 64 milyar dolar gelir hedefinin
ulaşılabilir olduğunu vurguladı.
Krizlere karşı bağışıklıklı bir turizm
modeli
Bakan Ersoy, Türkiye’nin jeopolitik risklerle
baş edebilmesi için ürün çeşitlendirmesi
ve kaynak pazarların genişletilmesi olmak
üzere iki temel strateji geliştirdiklerini
belirterek, “Türk Hava Yolları’nın 330
destinasyona direkt uçuşu sayesinde tüm
dünyayı hedef pazar olarak planladık.
Krizlerden sonra hızlı toparlanmanın yolu
tanıtımdan geçiyor ve biz bunu başardık.”
diye devam etti.
Küresel ısınmaya karşı sezonsal
strateji
Ersoy, küresel ısınmanın sezon dengesini
değiştirdiğini belirterek, yeni düzenlemelerle
Nisan-Mayıs aylarındaki hareketliliği
artırmayı hedeflediklerini şöyle ifade etti:
“Havalimanı sübvansiyon sürelerini 1
Haziran’a kadar uzattık. Havayolu şirketleri
de Nisan-Mayıs aylarında en az %5 indirimle
uçuş fiyatlarını düşürecek.”
“Türkiye artık turizm liginde kalıcı
bir güç”
Ersoy, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler
verilerine göre 2024’te İtalya’yı geride
bırakarak dünya turizm liginde 4. sıraya
yükseldiğini hatırlatarak sözlerini şöyle
tamamladı: “Artık yalnızca potansiyele sahip
değiliz; o potansiyeli başarıya dönüştürecek
akıllı stratejilerimiz var. Bu stratejilerle
Türkiye’yi dünya turizminde kalıcı bir güç
haline getirdik.”
22
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
TÜROB BAŞKANI ERESIN
"TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN
2026 FIRSATLARLA GELIYOR"
TÜROB’un Aylık Bilgilendirme Toplantısı'nda konuşan TÜROB Başkanı Müberra Eresin,
2026 yılına dair iyimser beklentilerini paylaştı. Eresin, tüm zorluklara rağmen yeni yılın
fırsatlar sunacağını belirterek, Türkiye turizminin güçlü potansiyelini sürdürülebilir kılmak
için kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.
Haber: Hatice Ünal Bilen
Türkiye Otelciler Birliği’nin (TÜROB)
Ekim ayı Aylık Bilgilendirme
Toplantısı ve Geleneksel Öğle
Yemeği, 31 Ekim Cuma günü Grand
Hyatt Istanbul ev sahipliğinde
gerçekleştirildi.
Cumhuriyet Bayramı coşkusunun
hemen ardından düzenlenen
toplantıda açılış konuşmasını yapan
TÜROB Başkanı Müberra Eresin,
“Cumhuriyet’in bizlere kazandırdığı
özgürlük, eşitlik ve çağdaşlık
değerlerinin bilinciyle; turizm
sektörümüzün Cumhuriyet’in ikinci
yüzyılında da kalkınmanın ve tanıtımın
öncü gücü olacağına yürekten
inanıyoruz.” dedi.
Eresin, TÜROB’un 1971 yılındaki
kuruluşundan bu yana 54 yıldır
aynı inanç ve sorumlulukla ülke
turizmine katkı sunduğunu belirterek,
Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa
Kemal Atatürk ve tüm şehitleri
rahmetle andı.
Konuşmasında kısa süre önce hayatını
kaybeden TÜROB’un önceki dönem
başkanlarından Sinan Babila’yı da anan
Eresin, “Sayın Babila, vizyonu, bilgi
birikimi ve duruşuyla sektörde bir ekol
haline gelmiş gerçek bir liderdi. Türk
turizmine yaptığı katkılarla her zaman
saygıyla hatırlanacaktır.” ifadelerini
kullandı.
“Turizm sektörü güçlü desteğini
sürdürmeye kararlı”
TÜROB’un aylık bilgilendirme
toplantısında konuşan TÜROB Başkanı
Müberra Eresin, geçtiğimiz günlerde
düzenlenen İstanbul Turizm Fuarı
(ITF)’nin sektörde uzun süredir özlemi
duyulan profesyonel buluşmalardan
biri olduğunu söyledi. TÜROB olarak
fuarın destekçisi olmaktan büyük
memnuniyet duyduklarını belirten
Eresin, bu desteğin önümüzdeki
yıl da süreceğini açıkladı. Eresin,
İstanbul’un uluslararası tanıtımına
güçlü katkı sağlayacağına inandıkları
fuarın 24–25 Eylül 2026 tarihlerinde
gerçekleştirileceğini hatırlatarak, tüm
sektör paydaşlarını şimdiden davet etti.
Turizm sektörünün, dışsal etkenlere
rağmen ülke ekonomisine, istihdama
ve kalkınmaya katkısını sürdürdüğünü
vurgulayan Eresin, “Sektörümüz zaman
zaman kesintiye uğrasa da hedeflerine
ulaşarak cari açığın kapatılmasına
güçlü destek vermeye devam ediyor”
dedi.
"Kasım ayına dair göstergeler
olumlu"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet
Nuri Ersoy’un açıkladığı son verileri
de değerlendiren TÜROB Başkanı,
eylül sonu itibariyle ülkemize gelen
ziyaretçi sayısındaki artışın sürdüğüne
dikkat çekti. Eresin, buna karşın
döviz kurlarının yatay seyri ve artan
maliyetlerin sektör kârlılığını olumsuz
etkilediğini ifade etti.
Yılın ikinci yarısında, özellikle temmuz
ortasından itibaren doluluk oranlarında
ve fiyatlarda belirgin bir toparlanma
yaşandığını belirten Eresin, “Ağustos,
eylül ve ekim ayları beklentimizin
üzerinde gerçekleşti; kasım ayına dair
göstergeler de olumlu. Ancak yılın ilk
yarısındaki zayıf performans genel
bilançoyu hâlâ zorluyor” dedi.
"Çin pazarında artış bekliyoruz"
Pazar dağılımında Ortadoğu ve Avrupa
ülkelerinde yatay bir seyir gözlenirken,
Çin ve Uzakdoğu pazarlarında umut
verici bir kıpırdanma yaşandığını
aktaran Eresin, “Artan hava yolu
bağlantıları ile Bakanlığımız ve TGA’nın
özel tanıtım çalışmaları sayesinde
Çin pazarında önümüzdeki dönemde
daha güçlü bir artış bekliyoruz”
değerlendirmesinde bulundu.
Başkan Müberra Eresin, yakın
coğrafyamızda yaşanan çatışmaların
sona ermesi ve bölgemize barışın
hakim olmasının en büyük dilekleri
olduğunu söyledi. “2026’ya dair henüz
net bir öngörüde bulunmak zor, ancak
TÜROB olarak iyimser beklentilerimiz
sürüyor. Tüm zorluklara rağmen
2026 yılının fırsatları da beraberinde
getireceğine inanıyoruz. Türkiye'nin
turizmdeki güçlü potansiyelini
sürdürülebilir kılmak için kararlılıkla
çalışmaya devam edeceğiz” diyen
Eresin, sektörün geleceğine dair güven
mesajı verdi.
"İtalyan pazarıyla ilgili
beklentilerimiz devam ediyor"
Müberra Eresin, Türkiye’nin turizm
tanıtım faaliyetlerinin Kültür ve Turizm
Bakanlığı öncülüğünde, İstanbul Ticaret
Odası ve TUGEV iş birliğiyle stratejik
ve çok yönlü biçimde sürdürüldüğünü
belirtti. “Türkiye Turizm Tanıtım ve
Geliştirme Ajansı’nın organizasyonuyla
kısa süre önce İtalya’nın en önemli
turizm fuarlarından TTG Rimini’ye
katıldık. Bu bağlamda, İtalyan pazarına
ilişkin olumlu beklentilerimiz devam
ediyor. Kısa süre içerisinde WTM
Londra, IBTM Barselona ve ILTM
Cannes fuarlarına da katılacağız”
diye konuşan Eresin, uluslararası
pazarlarda Türkiye’nin tanıtımına
verdiği önemi vurguladı.
“Uçaklardaki yüksek transit yolcu
oranı hala sorun”
Başkan Müberra Eresin, Türkiye’ye
gelen uçaklardaki yüksek transit
yolcu oranının hâlâ önemli bir sorun
olduğunu vurguladı. “Uçuş fiyatlarının
yüksekliği, Türkiye’ye doğrudan seyahat
etmek isteyen turistler açısından
caydırıcı olabiliyor. Bu konuda kalıcı
çözümler geliştirildiğinde, özellikle
Avrupa pazarında beklentilerin üzerinde
bir artış yakalayacağımıza inanıyoruz”
diyen Eresin, kış sezonunda şehir
turizmini canlandırmak için “city break”
yani kısa hafta sonu turlarının büyük
önem taşıdığını ifade etti.
Başkan Eresin, bu modelin başarısının
EasyJet, Ryanair ve WizzAir gibi
düşük maliyetli havayolu şirketlerinin
ülkemize doğrudan sefer başlatmasına
bağlı olduğunu söyledi. Eresin, sözlerini
şöyle sürdürdü: “Sayın Bakanımızın
liderliğinde bu konuda atılacak her
adımda, TÜROB olarak katkı vermeye
hazırız.”
“Vize süreçlerinin iyileştirilmesi
sektör için kritik”
Müberra Eresin, vize süreçlerinin
turizm sektörü açısından önemli bir
konu olduğunu belirtti. “Birçok ülkeden
gelecek ziyaretçiler için vize sürecinin
uzun ve maliyetli olması, sektörümüz
üzerinde olumsuz etkiler yaratmaya
devam ediyor” diyen Eresin, TBMM’de
kabul edilen düzenlemeye dikkat çekti.
Eresin, “Vize başvurularının aracı
şirketler yerine Dışişleri Teşkilatını
Güçlendirme Vakfı tarafından alınması
kararlaştırılmıştı. Bu uygulamanın
hayata geçmesiyle vize süreçlerinin
kısalacağına ve maliyetlerin düşeceğine
inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
24
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
TÜRSAB BAŞKANLIĞI YENIDEN
FIRUZ BAĞLIKAYA’DA
TÜRSAB 26’ncı Olağan Genel Kurulu’nda mevcut Başkan Firuz Bağlıkaya, geçerli
oyların yüzde 70’ten fazlasını alarak yeniden başkan seçildi.
İstanbul WOW Hotel Convention
Center’da 22-23 Kasım 2025
tarihleri arasında gerçekleştirilen
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği
(TÜRSAB) 26’ncı Olağan Genel Kurulu
son gün yapılan yönetim, denetim
ve disiplin kurulları seçimiyle sona
erdi. Firuz Bağlıkaya, Aylin Özsavaş,
Muhammet Akkaya ve Eyüp Kartal
olmak üzere dört adayın oylandığı
seçimlere toplamda 4.428 seyahat
acentası temsilcisi katılım gösterdi.
Kesin olmayan seçim sonuçlarına
göre 26’ncı Olağan Genel Kurul’da
Firuz Bağlıkaya’nın listesi 4.331
geçerli oyun 3.053’ünü alarak seçimi
kazandı. Böylece Firuz Bağlıkaya,
yeniden 3 yıllığına TÜRSAB Yönetim
Kurulu Başkanlığına seçilmiş oldu.
Diğer başkan adaylarından Aylin
Özsavaş’ın listesi 1.184 oy, Muhammet
Akkaya 38 oy ve Eyüp Kartal ise 19 oy
aldı. Oyların 97’si geçersiz sayıldı.
Bağlıkaya: “Bugün her zamankinden
daha fazla güçlüyüz”
Seçim sonuçlarının belli olmasının
ardından katılımcılara hitap eden
TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı
Firuz Bağlıkaya, Genel Kurul’a katılan
ve iradelerini sandığa yansıtan tüm
üyelere, Genel Kurul’u yöneten
Divan Kurulu’na, 25’inci Dönem
Yönetim Kurulu Üyelerine, TÜRSAB
çalışanlarına ve ailesine teşekkür
ederek konuşmasına başladı.
Bağlıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yeni bir dönemin eşiğinde olduğumuz
bugün her zamankinden daha fazla
güçlüyüz. Genel Kurul, üyelerimize
hesap verdiğimiz bir imtihandır. Hiç
kimsenin değil sizin bize verdiğiniz
not esastır. Gözüne girmek için
Kesin olmayan
seçim sonuçlarına
göre TÜRSAB’ı 26.
Dönemde yönetecek
olan listede yer
alan isimler ise
şöyle:
Yönetim Kurulu Asil:
Firuz Barbaros
Bağlıkaya
Davut Günaydın
Hasan Eker
Mert Vardar
Tülay Salihoğlu
Cevat Engin Şahin
Gürkan Özcan
Mehmet Akyıl
Abdulhamit Kuk
Yönetim Kurulu Yedek:
Öner Uygun
Kıvanç Meriç
Özgür Ildır Öksüz
Şebnem Ergüder
Kerem Serkan Çoban
Özgür Ersoy
Yeşim Yeşiltaç
Erhan Falay
İbrahim Değermenci
Denetim Kurulu Asil:
Hakan Bayındır
çabaladığımız ve çabalayacağımız
yegâne insanlar sizlersiniz. Beni
bu göreve tekrar layık gördüğünüz
için minnettarım. Bize verdiğiniz bu
emanetinizin hakkını vermek en büyük
sorumluluğumuz olacaktır. Benden
önce Başkanlık sorumluluğunu
üstlenmiş tüm meslek büyüklerimi
de huzurlarınızda minnetle
anıyorum. Her şey sizlerin önünde
huzurlarınızda oldu. Seçim sonrasına
seçim sürecinde yaşananları
taşımamak esastır ve Birliğimizin de
bir teamülüdür. Seçim rekabetinin
getirdiği kırgınlıkları aşıp, bunu bir
Birlikteliğe çevirmek önceliğimiz
olacaktır. Herkes kendisine yakışanı
yaptı ve biz de bize yakışanı yapacağız.
TÜRSAB’ımız Birliğimiz var olsun,
Birliğimiz Dirliğimiz daim olsun.
Hakka ve TÜRSAB’a hizmet uğrunda
hepimizin yolu açık olsun. Allah bizi
mahcup etmesin. Sağ olun var olun.”
Ayşegül Özkeleş
Yüksel Türemez
Denetim Kurulu Yedek:
Büşra Celep
Cüneyt Özpamuk
Yonca Demetoğlu
Disiplin Kurulu Asil:
İbrahim Tanrıverdi
Seçkin Karakaya
Mustafa Gülmez
Disiplin Kurulu Yedek:
Mehtap Aram
Ali Tanrıverdi
Gonca Y. Orhan
gündem / makale
25
hotel restaurant
& hi-tech
Cem
Tur Andiamo Yönetim Kurulu Başkanı
Polatoglu
-
Öncelikle TÜRSAB 26. Olağan Genel
Kurulu seçimlerini alnının akıyla
kazanan Sayın Firuz Bağlıkaya’yı
tebrik eder, yeni dönemin başta
kendisine ve hepimize hayırlı
olmasını dilerim.
Muhalefetin, birçok olumsuzluk
yaşamasına rağmen umudunu
devam ettirdiği bir seçimdi bu.
Siyasetten anlamam. Ancak
muhalefet daha salon hakimiyetini
elde edemediyse, işi zordur.
22 Kasım sabahı salona girince
yanımdaki arkadaşıma döndüm ve
dedim ki: “Adam kazandı.”
TÜRSAB’ın ilk ciddi kadın başkan
adayı Sayın Aylin Özsavaş, elinden
geleni yaptı. Birçok proje hazırladı,
“Adam kazandı, bir daha asla TÜRSAB
siyasetine soyunmayacağım”
en güzel ofisi tuttu, profesyonel
kadro kurdu, 40'a yakın şehir gezdi,
yüze yakın toplantı yaptı. Ama
olmadı…
Şimdi burada 40 çeşit bahane yazılır.
Zaten gerekli dersleri çıkarmıştır
muhalefet. Ben bile kocaman
dersler çıkardım kendime.
Neymiş?
Asla TÜRSAB siyasetine
soyunmayacağım.
Ne bir kez daha muhalefeti
örgütleme girişimi ne yakınma ne
bir eleştiri… Hiççç. Sonra kötü biz
oluyoruz. Kimseye şahsi olarak
sataşmadığım halde yediğimiz
hakaretler, iftiralar, yalan haberler,
fiziki saldırılar, zaytunglar,
mahkemeler, çoluğumuzun
çocuğumuzun gördüğü iğrenç
fotomontaj resimler…
Sadece 15 senesi yurt dışında
olmak üzere 40 senelik
tecrübelerimle sırası geldikçe bazı
öneriler yazabilirim. Uygulanırsa
meslektaşlarım kazanır.
Uygulanmazsa can sağlığı. Hepsi
bu. Bana mı düştü TÜRSAB’ın derdi.
Her sene tıpış tıpış aidatımı öder
geçerim.
Kısaca, artık köşeme çekildim.
Kahveye beklerim dostlar.
Sağlıcakla kalın.
26
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
CELESTYAL’DEN
%70’E VARAN INDIRIMLE
BLACK FRIDAY CRUISE FIRSATI
Celestyal, Black Friday kampanyasıyla Yunan Adaları, Akdeniz ve Arap Körfezi seferlerinde
%70’e varan indirim fırsatını duyurdu. 26 Kasım-2 Aralık arasında rezervasyon yapanlar, 179
Euro’dan başlayan fiyatlarla cruise turlarına katılabilecek.
Celestyal, Aralık 2025 ile Ekim
2027 arasında gerçekleşecek
113 seferde %70 veya daha
fazla tasarruf sunan Black Friday
kampanyasını duyurdu. Kampanya
kapsamında, misafirlerin seyahat
öncesi satın alarak gemideki tüm
yemek ve içecek kredilerinde kullandığı
CelestyalPay kartına da ekstra %25
bonus tanımlanacak. Böylelikle
kazanılan bonus’larla 250 Euro’ya kadar
ek harcama avantajı elde edilecek.
Celestyal’den yapılan açıklamada;
kampanyanın Yunan Adaları, Akdeniz
ve Arap Körfezi güzergahlarında geçerli
olacağı duyuruldu.
179 Euro’ya 3 gecelik Arap Körfezi
cruise turu
Arap Körfezi programındaki
indirimlerle, Celestyal Journey ile
39 sefer gerçekleşecek Dubai veya
Doha çıkışlı 7 gecelik ‘Desert Days’
turları ve Celestyal Discovery ile 32
sefer yapacak olan Abu Dabi çıkışlı 3
ve 4 gecelik ‘Iconic Arabia’ turlarında
fiyatlar 179 Euro’dan başlıyor. Yunan
Adaları ve Akdeniz programındaki
kampanya ise Celestyal Journey ile
2026–2027 yılları arasındaki Atina çıkışlı
7 gecelik ‘Heavenly Greece, Italy &
Croatia’ turunun 16 seferini kapsıyor.
Bu programda fiyatlar kişi başı 549
Euro’dan başlıyor.
Haslett: “Sadece 1 hafta sürecek”
Celestyal Ticari İşlerden Sorumlu
Direktörü (CCO) Lee Haslett, cruise
gezginlerinin merakla beklediği yılın
en avantajlı kampanya dönemine
dair şunları söyledi: “Sadece 1 hafta
sürecek Black Friday kampanyamızla
seyahat severlere Celestyal seferlerinde
olağanüstü %70’e varan tasarruf
fırsatı sunuyoruz. Buna ek olarak
CelestyalPay’de %25 bonus kredimizin
uzatılması, ayrı bir tasarruf katkısı
sağlayacak. Misafir deneyimini
zenginleştirdiğimiz çok destinasyonlu
rotalarımızda bu fırsatlar gerçekten
kaçırılmayacak nitelikte.”
Alnıtemiz: Cruise tutkunları için
kaçırılmayacak fırsat”
Celestyal Türkiye Direktörü Özgü
Alnıtemiz ise, erken rezervasyon
dönemine denk gelen bu kampanyanın
gerçek cruise deneyimi yaşamak
isteyenler için bir fırsat olacağını
belirterek ‘’Cruise ile seyahat bilinci
gitgide artarken, bu fırsatı bekleyen
çok sayıda misafirimiz, gezginimiz var.
Sabırsızlıkla bekleyenlere duyuruyoruz,
şimdiden gelecek tatillerini
planlayabilirler. 1 haftalık kampanyayı
kaçırmasınlar’’ dedi.
Cruise turu fiyatlarına gemideki
yemekler, alkolsüz içecekler, WiFi,
liman vergileri ve bahşişler dahil.
Kampanya 26 Kasım – 02 Aralık 2025
tarihleri arasında geçerli.
28
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
SÜRDÜRÜLEBILIR TATILIN YENI ADRESI
RIXOS DOWNTOWN ANTALYA
Rixos Downtown Antalya, Vegan Hospitality tarafından verilen Vegan
& Vejetaryen Sertifikası’nı aldı. Bu önemli adım, otelin gastronomi,
sürdürülebilirlik ve misafir deneyimi vizyonunda yeni bir dönemin başlangıcını
temsil ediyor.
Ana restoranda her öğünde
sunulan özel vegan ve vejetaryen
büfesi, doğal ve mevsimsel
ürünlerle hazırlanan seçkin lezzetleri
misafirlerle buluşturuyor. Ayrıca
tamamen bitki bazlı mutfak anlayışına
adanmış Turunç Vegan & Vejetaryen À
La Carte Restoran, etik beslenme tercih
eden veya farklı tatları denemek isteyen
tüm misafirlere özel bir gastronomi
deneyimi sunuyor. Restoran, sadece
otel konuklarına değil, şehirde
yaşayan veya Antalya’yı ziyaret eden
tüm misafirlere de açık olarak hizmet
veriyor.
Yerel üreticileri destekliyor
Rixos Downtown Antalya, yerel
üreticileri destekleyen yaklaşımıyla da
dikkat çekiyor. Büfelerde coğrafi işaretli
ve yöreye özgü ürünlerin kullanılması,
misafirlere Türkiye mutfağının
değerlerini tanıtan otantik tatlar
sunuyor. Beydağları Kahvaltısı gibi
bölgenin kültürel mirasını yansıtan özel
lezzetler, sürdürülebilir gastronomi
anlayışını daha da zenginleştiriyor.
Otelin operasyonlarının merkezinde
sürdürülebilirlik yer alıyor.
Yenilenebilir enerji kullanımı, atık
yönetimi, su tasarrufu ve sorumlu
tedarik politikalarıyla çevreye karşı
sorumluluğunu güçlü şekilde
sürdürüyor. Aynı zamanda bisiklet
dostu otel unvanıyla misafirlerine
Antalya’nın güzelliklerini karbon ayak izi
bırakmadan keşfetme imkânı tanıyor.
Rixos Downtown Antalya,
iyi yaşam kültürünü,
çevre duyarlılığını ve
üstün konforu bir araya
getirerek sürdürülebilir tatil
deneyimini yeni bir boyuta
taşıyor.
30
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
TÜRKIYE, RIYAD’DA YAPAY ZEKÂ
DESTEKLI TURIZM VIZYONUNU
PAYLAŞTI
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Riyad’daki 26. BM Turizm
Genel Kurulu’nda Türkiye’yi temsil ederek yapay zekâ destekli turizm vizyonunu
paylaştı ve sürdürülebilir turizm iş birliklerini görüştü.
Suudi Arabistan’ın
başkenti Riyad’da 9–10
Kasım 2025 tarihlerinde
gerçekleştirilen 26. Birleşmiş
Milletler Dünya Turizm Örgütü
(BM Turizm) Genel Kurulu’na,
Türkiye Cumhuriyeti’ni
temsilen Kültür ve Turizm
Bakan Yardımcısı Nadir
Alpaslan katıldı. “Yapay Zekâ
Destekli Turizm: Geleceği
Yeniden Tanımlamak”
temasıyla düzenlenen Genel
Kurulda, turizmde dijital
dönüşüm, sürdürülebilirlik ve
kapsayıcı büyüme konuları ele
alındı. 160’tan fazla ülkenin
temsil edildiği toplantıda,
turizm sektörünün önümüzdeki
50 yılına yön verecek stratejik
kararlar görüşüldü. Genel
Kurul kapsamında kabul
edilen “Riyad Bildirgesi”,
yapay zekâ teknolojilerinin
turizm sektöründe etik, adil
ve sürdürülebilir biçimde
kullanılmasına ilişkin ilk
küresel çerçeveyi oluşturdu.
Shaikha Al Nowais, ilk kadın genel
sekreter seçildi
Toplantıda ayrıca, Birleşik Arap
Emirlikleri adayı Shaikha Al Nowais,
BM Turizm’in yeni Genel Sekreteri
olarak seçildi. Kuruluşun tarihindeki
ilk kadın genel sekreter
olan Al Nowais’in seçimi,
turizmde liderlikte çeşitliliğin
ve kapsayıcılığın güçlenmesi
açısından önemli bir adım
olarak değerlendirildi.
Zirve marjında bir dizi ikili
temas da gerçekleştiren
Bakan Yardımcısı Alpaslan,
Angola Turizm Bakan
Yardımcısı Augusto Kalikemala,
Arnavutluk Turizm, Kültür ve
Spor Bakanı Blendi Gonxhja,
Venezuela Turizm Bakan
Yardımcısı Lisbeth Rosales,
Sri Lanka Dışişleri, İstihdam
ve Turizm Bakanı Vijitha
Herath, Kamboçya Turizm
Bakanı Huot Hak ve Nijer
Turizm Bakanı Aghaichata
Guichene ile görüştü. İkili
görüşmelerde; turizm alanında
iş birliği olanakları, ortak
projeler ve sürdürülebilir
turizm politikaları ele alındı.
Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan,
temaslarını tamamlayarak 10 Kasım
Pazartesi gecesi yurda döndü.
32
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
BAKAN ERSOY’DAN OTELCILERE
“ERKEN REZERVASYONU
KAPATMAYIN” UYARISI
15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet
Nuri Ersoy, turizmde kırılan rekorların arkasındaki temel unsurun nitelikli turizm stratejisi
olduğunu söyledi. Ersoy, sektörün bu yeni stratejiye sahip çıkması çağrısında bulunarak
otelcilerden erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmama uyarısında bulundu.
Turizm sektörü temsilcilerini 15'inci
kez bir araya getiren Uluslararası
Resort Turizm Kongresi bu yıl
"Yeni Stratejilerle Fark Yarat" temasıyla
düzenlendi.
Kongrenin açılışı KKTC Başbakanı Ünal
Üstel, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet
Nuri Ersoy ve Antalya Valisi Hulusi
Şahin'in katılımıyla gerçekleştirildi.
Turizm sektörüne yönelik önemli
açıklamalarda bulunan Bakan Ersoy,
açılışta yaptığı konuşmada şu ana
başlıklara değindi:
“Krizlere dayanıklı, sürdürülebilir
bir sektör inşa ettik”
Türkiye'nin krizlere karşı açık ve hassas
bir coğrafyada yer aldığını dile getiren
Ersoy, yıllardır süren Rusya Ukrayna
Savaşı'nın olumsuz etkilerine rağmen
ön rezervasyonların 2025 yılının çok iyi
bir sezona sahip olacağının sinyallerini
verdiğini hatırlattı.
Paskalya tatiline gelen 23 Nisan
İstanbul depreminin hemen ardından
başlayan Hindistan Pakistan savaşı
ile 12-24 Haziran tarihleri arasındaki
İsrail İran savaşı ve İran’daki nükleer
tesislerin hedef alınabileceği
endişesinin kıyı bölgelerinde aile
ağırlıklı rezervasyonlarda iptallere ve
yeni rezervasyon akışının yavaşlamasına
sebebiyet verdiğini sözlerine
ekleyen Ersoy, "Önceki yıllarda olsa,
turizmcilerin 'Sezon başlamadan bitti'
demesine yol açabilecek bu gelişmelere
rağmen bugün koyduğumuz hedefleri
bir bir geride bırakıyoruz." dedi.
Krizlere dayanıklı bir turizm sektörü
oluşturma hedefi noktasında başarılı
olduklarına işaret eden Bakan Ersoy,
yaşanan bu krizlerde, Türkiye Turizm
Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile
birlikte başlattıkları çok yoğun tanıtım
kampanyalarıyla rezervasyon akışını
tekrar hızlandırdıklarını söyledi.
“Gelirde tüm zamanların rekoru
kırıldı”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri
Ersoy, turizmde 2025 yılına ilişkin yaptığı
değerlendirmelerde, 9 aylık dönemde
50 milyon ziyaretçiye ulaşılarak gecelik
yabancı turist harcamasının geçen
yıla göre yüzde 9’luk artışla 116 dolar
seviyesine çıktığını kaydetti.
Turizm gelirinin de yüzde 5,7 oranında
artarak 50 milyar dolar seviyesini geride
bıraktığını vurgulayan Ersoy, "Bu gelirin
tüm zamanların ilk üç çeyrek rekoru
olduğunun da altını çizmek isterim."
dedi.
2017 yılında ilk üç çeyrekte 24,6 milyar
dolar gelir elde eden Türkiye'nin bugün
aynı dönemde 50 milyar dolar kazanç
sağladığını ve yüzde 100’ün de üstünde
artış yakaladığını ifade eden Ersoy
şöyle devam etti: "2017’de dünyada
en çok turist çeken ülkeler arasında
8’inci sıradaydık. Geçen yıl 62,3 milyon
ziyaretçi ile bu alanda 4'üncü ülke
konumuna yükseldik. Yine Birleşmiş
Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün
verilerine göre turizm gelirlerinde 2017
dünya sıralamasında 15'inci ülkeydik;
2024’te elde ettiğimiz 61,1 milyar dolar
gelirle 7’nciliğe yükseldik."
“Türkiye artık turizmin her
kulvarında”
Bakan Ersoy, tüm olumsuzluklara
rağmen elde edilen bu başarının
ortaya koydukları “nitelikli turizm”
hedef ve yaklaşımı ile ekonomik
anlamda daha güçlü etkisi olacak turist
profilini Türkiye'ye çekme noktasında
katettikleri ciddi mesafenin sonucu
olduğuna dikkati çekti.
Türkiye’nin sahip olduğu benzersiz
potansiyelin doğru stratejilerle
yönetildiğinde fark oluşturduğunu ifade
eden Ersoy, turizmi 81 ile ve 12 aya
yayma hedefinde kararlılık mesajı verdi.
Bakan Ersoy, gastronomiden sağlığa,
inançtan spora 60’tan fazla ürünle
Türkiye’yi dört mevsim deneyimlenen
ve turizmin her kulvarında öne çıkan
bir cazibe merkezine dönüştürdüklerini
söyledi.
“Sektörün başarıda emeği büyük”
Bakan Ersoy konuşmasında,
sürdürülebilirlik alanında Türkiye’nin
dünya lideri olduğunu vurgulayarak
18 binden fazla konaklama tesisinin
sürdürülebilir turizm belgesi ve
sertifikası aldığını, 2091 tesisin ise
uluslararası geçerliliğe sahip 3. aşama
sertifika almaya hak kazandığını
kaydetti. Ersoy, bu başarının Küresel
Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile
2022’de yapılan devlet seviyesindeki
anlaşmanın bir sonucu olduğunu ifade
etti.
Sektör temsilcilerine de seslenen
Ersoy, "Bu noktada siz değerli
paydaşlarımızın iş birliğini,
bu yolda bizlerle omuz omuza
yürüme kararlılığınızı bir kez
daha vurgulamaktan memnuniyet
duyuyorum. Bugün Türk turizmi küresel
ölçekte göz kamaştırıyorsa bu başarıda
sizlerin çok ciddi emeği var. Her birinize
ayrı ayrı, canı gönülden teşekkür
ediyorum." dedi.
“Türkiye küresel turizm
politikalarının şekillenmesinde
aktif rol oynuyor”
Gastronomi alanında Michelin
rehberine dâhil edilen şehirlerin
önemine değinen Ersoy, Kapadokya’nın
da bu yıl listeye katılmasıyla
Türkiye’nin gastronomide uluslararası
görünürlüğünün arttığını ifade etti.
Ersoy, artık tüm Türkiye'nin bu seçkinin
radarında olacağını kaydetti.
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin
turizme olan etkisine de dikkati çeken
Ersoy, festivalin bu yıl 20 şehirde 9 bin
500’den fazla etkinlikle on binlerce
sanatçıyı vatandaşlarla buluşturduğunu
belirterek 2026 ve 2027’de yeni eklenen
şehirlerle birlikte bu sayının 32 şehre
ulaşacağını açıkladı.
“Ya izleyeceğiz ya da hızlı hareket
edeceğiz”
Küresel ısınmanın etkilerinin Türkiye’de
mevsimlerde ciddi kaymalara yol
açtığını belirten Ersoy, son yıllarda
olduğu gibi bu yıl da Nisan ve Mayıs
ayları dışında hava sıcaklıklarının 15
Haziran’a kadar geçmiş yıllara göre
daha düşük seyrettiğini, Ekim ve
Kasım aylarının ise normalin üzerinde
sıcaklıklarla geçtiğini söyledi. Ersoy
açıklamalarını şöyle sürdürdü: “İşte, ya
oturup izleyerek vah vah böyle olmuş
diyeceğiz. Ya da her zaman olduğu gibi
esnek davranacağız, hızlı davranacağız,
önlem alacağız.” Ersoy, bu doğrultuda
son birkaç aydır Ulaştırma Bakanlığı
ve havacılık otoriteleriyle yoğun
görüşmeler yürütüldüğünü kaydetti.
“Kış sübvanseleri geri geldi”
Havalimanlarında bu sene itibarıyla
biten kış sübvanseleri uygulamasını
tekrar başlattıklarını ifade eden Ersoy,
vergi indirim uygulamasını Nisan
ve Mayıs’ı da dahil edecek şekilde
yaptıklarını söyledi. Ersoy, "Yani eskiden
sadece Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart
aylarını kapsıyordu. Şimdi Nisan ve
Mayıs aylarını da kapsıyor.” dedi.
Havalimanı otoriteleriyle, sivil
havacılık ve havalimanı işletmecileriyle
konuştuklarını bildiren Ersoy, uçakların
Nisan ve Mayıs ayına denk gelen hizmet
indirimlerinde yüzde onluk bir indirime
gittiklerini sözlerine ekledi.
Tüm sektör paydaşlarının sürece ortak
olması gerektiğinin altını çizen Ersoy,
uçakların Nisan ve Mayıs itibarıyla
bu iki ay için özellikle yüzde beşlik
bilet fiyatlarını aşağıya çektiklerini,
tur operatörlerine de bilgi verildiğini
bildirdi.
“Erken rezervasyon indirimlerini
kapatmayın”
Otelcilerin Nisan ve Mayıs ayında
özellikle erken rezervasyon
indirimlerini geçen sene olduğu gibi
erkenden kapatmaması gerektiğini dile
getiren Ersoy şunları kaydetti: "Özel
dönemleri kastetmiyorum ama diğer
dönemlerde erken rezervasyonları
sonuna kadar korumamız gerekiyor.
Birden satışlar iyi geliyor gibi hızlı bir
şekilde kapatmamamız gerekiyor.
Hep birlikte bu yeni manevraya sahip
çıkarsak sonuç alırız ve önümüzdeki
sene de dahil olmak üzere bu süreci
uzatırız.”
34
hotel restaurant
& hi-tech
gündem / makale
AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su
Tezer Öner
Artık bir seneyi daha devirmek
üzereyiz. Bu iki ay senenin
istatistiklerine bakıp doğru yorumlar
yaparak, doğru planlamalar ve
hedeflerle ilgili kararlar alma sürecini
başlatır. Makro planlar her zaman
uzun vadeli planlar ve hedefler koyar
ama senelik veriler perşembenin
gelişini çarşambadan vermek için en
iyisidir.
Bakanlık ve çeşitli özel haber
kaynakları bir dolu veriler ve
toplamış, grafikler hazırlamış ve
arka arkaya yayınlanmaya başlayan
analizlerle bilgi bombardımanına
tutulmuş durumdayız. İşte burada
analiz ve yorum farkları ortama
düşmeye başlayacak. Rakamların
veya rakamların ne dediğinin, nasıl
toplandığının da önemi büyük tabii
ancak bizi sektör olarak ilgilendiren
en önemli husus, elbette bunlardan
doğacak sonuçların sağlayacağı efektif
yararları hissedebilmek.
Mesela gelen yabancı ziyaretçide
Bulgaristan veya Almanya’nın sayıca
fazla olması olumlu. Ancak bunun ne
kadarı günübirlik alışveriş ziyaretçisi
veya ne kadarı gurbetçi gibi detaylar
da önemli. Sonuçta yatak kapasitesi ve
“İstatistikler yalan söylemez”
yatak doluluk oranlarına baktığımızda,
çok da istediğimiz yerde olmadığımızı
görebiliriz. 2026’da 115 bin yatak daha
arz edilecek ve bu da genel doluluk
oranının %51 seviyelerinde tutulması
demek olacak. Çünkü 2026’da gelecek
turist sayısı artışında dramatik bir etki
beklenmiyor.
Şimdi burada oturup şunu düşünmek
gerekiyor. Söz konusu bu yataklar ve
yeni tesisler doluluk sağlamak için
kıyasıya rekabete girecek mi? Bu
bizim servis kalitemizi ve fiyatlarımızı
ne şekilde olumsuz etkileyecek? Bu
olumsuzluktan kurtulmak için gerekli
adımlar atılacak mı veya önlemler
alınacak mı? Sonuçta her şey dahil
tur alıp bütün gün havuz başından
ayrılmayan ve yöreye katkısı olmayan
ucuz bir turist kalitesine mecbur
mu kalacağız? Acaba yatırımları
dengeli bir hale getirip ülke geneline
yayılmasını sağlasak, sadece İstanbul
ve Antalya’nın yaptığı turizm geliri
katkısının diğer 71 ilin toplamında da
yayılmasını mı sağlasak?
İşte iki küçük istatistik rakamından
benim aldığım ve algıladığım sorunlar
veya sorular… İstatistik bilimi turizm
sektörü için olmazsa olmaz veri
kaynağı ve üzerinde durulacak sağlam
bir zemin ve dayanak noktasıdır. Bunu
kesinlikle tartışmam…
Tartışmak istediğim konu, bu bilimin
bize verdiği doneler ile sektör ileri
gelenlerinin anladığı veya uyguladığı
stratejilerin doğru örtüşmesi ve
sektördeki tüm paydaşların taksi
şoföründen tatil köyü sahibine
kadar mutlu ve tatmin olmuş
olarak sezonlarını kapatmalarıdır.
Bunu başarabilmek için rakamları
doğru okumalı ve doğru sonuçlar
çıkarmalıyız.
Bir sonraki yazımda bu rakamlardan
ve elde edilen karşılaştırmalı
istatistiklerden neler anladığımı
ve neler yapmam gerektiğini kendi
çerçevemde değerlendirmeye
çalışacağım…
Ölçülebilen her şey bizim için bir
ışıktır. Önümüzü aydınlatmak için
pozitif bilimlerde turizm gibi bir
sektörün perspektifine bakacağız.
Çünkü turizm her şeyden önce gelen
misafirin mutluluğudur ki, bunun
ölçülmesi de hiç kolay değildir.
36
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
RADISSON GRUBU
İÇERIK ÜRETICILERI İÇIN
CREATOR HUB’I TANITTI
Radisson Otel Grubu, içerik üreticileriyle iş birliğini yeni bir modele taşıyan
Creator Hub platformunu duyurdu.
Radisson Otel Grubu, dünya
genelindeki Radisson Otelleri
& Resortları ile nano içerik
üreticilerini bir araya getiren dinamik
bir platform olan Creator Hub’ı tanıttı.
Bu yeni girişim, içerik üreticilerine
kişiselleştirilmiş otel konaklama
deneyimleri sunarak karşılığında
markayla uyumlu, özgün içerikler elde
edilmesini sağlayan; böylece influencer
pazarlamasını daha kapsayıcı ve
topluluk odaklı bir yapıya dönüştüren
yenilikçi bir model sunuyor.
Yükselen içerik üreticilerini
desteklemek
Creator Hub, Instagram veya TikTok’ta
1.000 ile 30.000 arasında aktif takipçiye
sahip içerik üreticilerine Radisson’un
geniş otel portföyüne erişim imkânı
sunuyor. Finansal bir ödeme yerine
seçilmiş otel konaklamalarına
dayanan bu yeni işbirliği modeli, içerik
üreticilerinin seyahat deneyimlerini
içerik üretimiyle birleştirmesine olanak
tanıyor. Karşılığında içerik üreticileri;
tasarım, sağlıklı yaşam, yerel kültür
ve gastronomi gibi Radisson marka
değerlerini yansıtan yüksek kaliteli
görseller ve hikâye anlatımları üretiyor.
İçerik üreticileri ayrıca Radisson
Rewards sadakat programı aracılığıyla
oda yükseltmeleri, erken check-in ve
hikâye anlatımlarını zenginleştirecek
kişiselleştirilmiş deneyimler gibi
özel ayrıcalıklardan da yararlanacak.
Platforma entegre edilen oyunlaştırma
yaklaşımı ise yaratıcılığı, etkileşimi ve
düzenli içerik üretimini teşvik ederek
süreci daha motive edici bir hâle
getiriyor.
Gerçekliğe doğru stratejik bir adım
Hâlihazırda 210’dan fazla otelde
aktif olarak uygulanan Creator Hub,
Radisson Otel Grubu’nun yıl boyunca
devam eden influencer pazarlama
çalışmalarını tamamlayıcı nitelikte bir
model sunuyor. Platform, Radisson
Otel Grubu’nun içerik ekosistemine
erişilebilirlik ve gerçeklik açısından yeni
bir katman ekleyerek markanın önemli
pazarlardaki bilinirliğini ve etkileşimini
güçlendirmeye yardımcı oluyor.
Radisson Otel Grubu Global Halkla
İlişkiler, Sosyal Medya ve Influencer
Pazarlama Direktörü Roberto Tamayo
konuyla ilgili olarak; “Creator Hub
ile daha kapsayıcı, daha gerçek ve
günümüzün seyahat deneyimleme ve
paylaşım alışkanlıklarıyla daha uyumlu
yeni bir işbirliği modelinin kapılarını
aralıyoruz. Bu girişim, inovasyona ve
topluluk oluşturmaya olan bağlılığımızı
yansıtıyor; markamızı anlamlı bir
şekilde hayata geçirecek yeni bir hikâye
anlatıcıları kuşağını güçlendiriyor. Bu
sadece pazarlama değil; kalıcı ilişkiler
kurmak ve konaklama sektörünün
geleceğini şekillendirmek ile ilgili” dedi.
Stratejik iletişim ajansı Apple
Tree ile birlikte geliştirilen
Creator Hub, değişen
seyahat ve içerik trendleriyle
birlikte büyüyebilecek şekilde
tasarlandı. 2026 yılında yeni
pazarlara açılmasının yanı
sıra, tematik aktivasyonlar
ve marka iş birlikleriyle
içerik üreticilerine daha fazla
yaratıcı fırsat sunulması
planlanıyor. Creator Hub
artık kullanıma açıldı ve içerik
üreticilerini bu hareketin
parçası olmaya, konaklama
sektörünün içerik geleceğini
birlikte şekillendirmeye davet
ediyor.
38
hotel restaurant
& hi-tech
gündem etkinlik
FSUMMIT 2026, ALTINCI YILINDA
AĞIRLAMA SISTEMININ EKOSISTEM
YAKLAŞIMINA ODAKLANACAK
12-13 Şubat 2026 tarihlerinde, Antalya’nın seçkin etkinlik alanlarından NEST Kongre
Merkezi’nde düzenlenecek olan 6. Uluslararası Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama
Zirvesi FSUMMIT, bu yıl “Ağırlama Sisteminde Ekosistem” temasıyla sektöre yön veren
isimleri bir araya getirecek.
Sözen Group, Türkiye’yi dünya
çapında önemli bir turizm,
ağırlama ve gastronomi
destinasyon markası haline getirme
hedefiyle çalışmalarına devam ediyor.
Bu vizyon doğrultusunda, sektörün
ulusal ve uluslararası paydaşlarını her
yıl bir araya getiren Sözen Group, 12-13
Şubat 2026 tarihlerinde Antalya’nın
prestijli etkinlik alanlarından NEST
Kongre Merkezi’nde düzenleyeceği
6. Uluslararası Turizm Gastronomisi
Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi
FSUMMIT’i hayata geçirecek. Bu yıl,
“Ağırlama Sisteminde Ekosistem”
temasıyla gerçekleşecek zirve, sektörün
öncü isimlerini buluşturarak ağırlama
ve gastronomi sektörlerindeki güncel
gelişmeleri ve yenilikçi yaklaşımları
tartışmaya açacak.
Ağırlama sektöründe ekosistem
yaklaşımı
FSUMMIT 2026, ağırlama sektöründe
ekosistem anlayışının önemine vurgu
yapacak. Sektördeki tüm paydaşların bir
araya geldiği bu etkinlikte hem turizm
hem de gastronomi sektörlerinde
sürdürülebilirlik, dijitalleşme, çevre
dostu uygulamalar, inovasyon ve
sektöre yön veren yenilikçi stratejiler
tartışılacak. Ayrıca, iş birliği ve
ortaklıkların ekosistem içinde nasıl
sağlıklı bir gelişim sağlayabileceği,
sektördeki tüm paydaşların birbirleriyle
nasıl etkileşimde bulunarak güçlü bir
ağ oluşturabileceği de ele alınacak.
Gelişen teknolojiler ve
sürdürülebilirlik
Dijitalleşmenin ağırlama sektöründeki
etkisi, teknolojinin hizmet kalitesine
katkıları ve sürdürülebilirlik çabaları,
FSUMMIT 2026’da derinlemesine
incelenecek. Konaklama tesislerinin
misafir deneyimini daha özgün, hızlı ve
kişisel hale getirmeyi nasıl başardıkları,
sektörün geleceğini şekillendiren en
önemli başlıklardan biri olacak. Ayrıca,
çevre dostu teknolojiler ve operasyonel
süreçlerdeki iyileştirmelerle, ekosistem
içinde daha sürdürülebilir bir geleceğe
nasıl adım atılacağı tartışılacak.
Zengin içerik ve geniş katılımcı
profili
Her yıl olduğu gibi FSUMMIT 2026’da
gastronomi sektörünün önde gelen
isimlerinin yanı sıra turizm ve ağırlama
sektörünün yatırımcıları, otel ve
restoranların üst düzey yöneticileri,
gastronomi profesyonelleri, F&B
direktörleri, satın alma müdürleri,
şefler, gastronomi yazarları ve sektörün
diğer önemli temsilcilerini bir araya
getirecek. Ziyaretçiler, sektöre hitap
eden gıda, içecek, endüstriyel mutfak,
masa üstü ekipmanları ve diğer
ilgili firmaların ürünlerini sergilediği
stantları ziyaret etme fırsatı bulacaklar.
FSUMMIT 2026, ağırlama sektöründe
ekosistem yaklaşımının getirdiği
yenilikçi fırsatları keşfetmek isteyen
tüm profesyonelleri, yatırımcıları ve
sektör temsilcilerini bir araya getirerek,
sektördeki gelişmeleri yakından takip
etme imkânı sunacak.
40
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
ERSOY: “KÜLTÜR VARLIĞI
KAÇAKÇILIĞINA SESSIZ
KALMAYACAĞIZ”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal hesabından yaptığı paylaşımla 14
Kasım UNESCO Dünya Kültür Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele Günü kapsamında yurt dışına
kaçırılan kültür varlıklarının iadesine ilişkin güncel rakamları paylaştı.
Bakan Ersoy’un paylaşımı
şöyle: “Galata Kulesi’nin eşsiz
silueti üzerinde dün akşam
güçlü bir mesaj verdik: Kültür varlığı
kaçakçılığına karşı sessiz kalmayacağız.
Yurt dışına kaçırılan eserlerimizi
'evlerine döndürmek' için kararlılıkla
çalışıyoruz. Göreve başladığımız
2018’den bu yana 9.062, 2002’den
bu yana ise 13.377 kültür varlığımızı
ülkemize kazandırdık. Sadece 2024
yılında 1.149, 2025’te ise 109 eserimizi
yeniden ait olduğu topraklarla
buluşturduk. Bu toprakların mirası bize
emanet. Suça ortak olmayalım, kültürel
mirasımıza birlikte sahip çıkalım. 14
Kasım UNESCO Dünya Kültür Varlığı
Kaçakçılığıyla Mücadele Günü kutlu
olsun.”
Galata Kulesi’nde kaçakçılığa karşı
mesaj
14 Kasım UNESCO Dünya Kültür
Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele Günü
kapsamında Galata Kulesi’nin silueti
üzerinde ışık yansıtmasıyla güçlü
bir farkındalık mesajı verildi. Kültür
varlığı kaçakçılığına karşı toplumsal
duyarlılığın artırılması hedeflendi.
Bakanlığın son yıllarda yürüttüğü
yoğun diplomasi ve takip çalışmaları
kapsamında binlerce eser Türkiye’ye
geri kazandırıldı.
TÜROB’TAN TGA
ADAYLARINA ÇIFTE DESTEK
HİB, Hediye Güral Gür’ü; İTO ise Mahir Özbek’i TGA Yönetim Kurulu’na aday
gösterdi. TÜROB Başkanı Müberra Eresin, her iki kurumdan gelen bu adaylık
önerilerini memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Gür ve Özbek, adaylık
başvurularını 26 Kasım 2025’e kadar tamamlayacak.
TGA’nın 21 Aralık 2025 tarihinde
yapılacak olan yeni dönem
yönetim kurulu seçimleri
öncesinde Marmara Bölgesi’ni temsil
edecek adaylar açıklandı. Seçimler
kapsamında TGA Yönetim Kurulu’na
Marmara Bölgesi’ni temsil etmek
üzere; Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB)
Yönetim Kurulu Üyesi, HİB Konaklama
ve Seyahat Hizmetleri Komite Başkanı,
TÜROB Başkan Yardımcısı Hediye Güral
Gür, Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB)
tarafından aday gösterildi. İTO Oteller
Meslek Komitesi ise Komite Başkanı,
TÜROB Üyesi ve Seres Hotel Yönetim
Kurulu Başkanı Mahir Özbek’i aday
olarak belirledi.
TGA Yönetim Kurulu’nda konaklama
sektörü temsilcileri, coğrafi bölgelere
göre seçiliyor. Hediye Güral Gür ve
Mahir Özbek, 26 Kasım 2025 tarihine
kadar adaylık başvuru süreçlerini
tamamlayacak.
olduğu gibi, TGA’daki çalışmalarda
da önemli katkılar sağlayacağına
inanıyorum. Turizm camiasında
saygınlığı ve İTO Oteller Meslek
Komitesi’ndeki etkin rolüyle tanınan
Mahir Özbek’in de İstanbul’un
konaklama sektörünün sesi olacağına
yürekten inanıyorum. TGA Yönetim
Kurulu seçimleri 21 Aralık 2025 Pazar
günü gerçekleştirilecek. Seçimlere tüm
TÜROB üyelerimizin katılarak oylarını
kullanmalarını özellikle rica ediyorum.
TGA, ülkemizin marka değerini
yükselten ve turizmde sürdürülebilir
büyümenin temelini oluşturan çok
önemli bir kurumdur. Aynı zamanda
iki dönemdir Danışma Kurulu Üyesi
olduğum TGA’ya TÜROB olarak
her zaman destek vermeye devam
edeceğiz.”
Eresin: “HİB ve İTO’nun önerilerini
memnuniyetle karşıladık”
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)
Başkanı Müberra Eresin, konuyla
ilgili yaptığı açıklamada şunları
söyledi: “Bu dönem TÜROB olarak
TGA Yönetim Kurulu için doğrudan
bir aday göstermeyi planlamamıştık.
Ancak Hizmet İhracatçıları Birliği’nden
ve İstanbul Ticaret Odası’ndan gelen
bu değerli önerileri memnuniyetle
karşıladık. Kıymetli TÜROB Başkan
Yardımcım Hediye Güral Gür’ün
sektördeki bilgi birikimi, deneyimi ve
temsil gücüyle TÜROB’da ve HİB’de
42
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
KAYITLI CIRODA ARTIŞ
2025’in ilk 10 ayında İstanbul’daki 2664 otel, %10,8 artışla 7,3 milyar dolar kayıtlı
ciroya ulaşırken; şehir genelinde otel dolulukları %60’ın altında kaldı.
2025 yılının ilk 10 ayında, 250 binden fazla yatağa sahip
olan İstanbul’daki 2664 otel, bir önceki yıla göre %10,8
artış kaydederek 7,3 milyar dolar kayıtlı ciroya ulaştı.
Şehirde oteller 2024 yılında 6,5 milyar dolar ciroya ulaşmıştı.
Konaklama amaçlı şehre gelen ziyaretçiler toplamda 30
milyon dolayında geceleme gerçekleştirirken, otel doluluk
oranları 4 puan düşerek %60’ın altına geriledi. İstanbul’da
en yüksek doluluklar ise %70 ile özel tesislerde ve 4 yıldızlı
termal otellerde görüldü. 2025 yılında şehir, 15 milyon
dolayında yabancı ziyaretçi ağırlarken, kruvaziyer turizminde
585 bin turist İstanbul’a geldi. Hava yolu trafiği ise gelengiden
toplamda 78 milyonu aştı.
İstanbul ve Antalya 79 şehri geride bıraktı
Turizmdatabank’ın Otel Ciroları Araştırması’na göre Türkiye
genelinde otellerin 2025 yılı kayıtlı cirosu %15,5 artışla
22 milyar doları geçti. Bu tabloda İstanbul ve Antalya, tek
başlarına diğer 79 şehrin toplam cirosunu geride bıraktı; iki
şehir de 7’şer milyar doları aşarken, kalan 79 kentin toplam
geliri 7,7 milyar dolar seviyesinde kaldı.
Erol
Turizmdatabank yazarı
Karabulut
2026’nın 3. çeyreğinde 60 TL’nin
altında bir avro sektörü çok zora
sokar” söylemi, 2025’ten %36-37
daha yüksek olsun demek. Oysa kur,
turizme değil daha çok ticaretteki
fazlalığa dayalıdır. Avrupa’ya veya
ABD’ye hatta dünyaya karşı daha
iyi satmamanız durumunda avro
vb. yükselir. Yoksa devalüasyon mu
olsun?
Şu an avro ortalaması 43-44 TL,
dolar da 38-39 TL dolayında.
2024’e göre %20-25 yukarıda.
2026’da %36-37 daha artış olsun
deniyorsa, normal trendde en az
%10 devalüasyon olsun demektir.
Ekonomi bilenler için maliyetler
üretim artışı ile düşer. Avro’yu 60 TL
yapmakla değil.
Türkiye, daha da ucuzlasın
isteniyorsa söylem doğrudur. O
“Yeni hedefimiz kur rekoru mu?”
zaman turizmci de daha az yatak
yapsın. Genelde yaklaşık Avrupa
ve ABD enflasyonu ile Türkiye
enflasyonu farkı kadar kurun
yükselmiş olması gerekir.
Türkiye’de zoraki enflasyon
ayarlaması ile bile 2 yıldır olması
gereken kur %30 kadar düşük.
Öyle olsun demekle olmuyor yani.
Turizmde “rekorlar” kırılıyorsa bu 60
TL sevdası nereden çıktı?
Kurda rekor, turizmdeki rekorla ters
işler, anlaşılmadı mı acaba? Yoksa
bu bakana bir talep mi: bir rekor da
kurda mı kıralım? Ersoy bunu da
yapar, evelallah!
Bazı tekstilciler gibi otelleri de
Mısır’a taşımak da iyi fikir!
Not: Bir bankacı kıt kaynakları
savunma sanayii, ihracatçı üreticiler
ve turizm gibi öncelikli alanlara
yönlendirdiklerini söylemiş.
Bankanın turizmi ana odak haline
getirmesinin nedenini “ülkenin en
büyük ihtiyaçlarından biri olan döviz
girdisine katkı” olarak açıklayan
bankacı, diğer bankaları da bu alana
çekmeyi amaçladıklarını söylemiş.
Yapılırsa da bir rekordur, hesabını
vermek kaydıyla…
Bize göre, turizmci de bankacı da
dünyada ekonomi ve fon akımını
yeniden okusun. Yoksa kayda giren
para komple sizin değildir ama
yanlış hesap komple sizindir.
Not2: 2025 yılı 10 ayda, otellerin
kayıtlı cari cirosu %14,5 dolayında
artarken, enflasyondan arınmış reel
değerlerle %15,9 dolayında azalarak
18,5 milyar dolara düştü.
44
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
ANTALYA
10 AYDA
16 MILYON
TURISTI
AŞTI
Antalya, 2025 yılı Ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artışla 2 milyon
216 bin 554 yabancı ziyaretçi ağırlayarak Ekim ayları içinde tüm zamanların en yüksek
ziyaretçi sayısına ulaştı.
Bir aylık dönemde Antalya’ya en çok
turist gönderen ülke, 639 bin 445
ziyaretçiyle Almanya oldu. Rusya
Federasyonu 583 bin 4 ziyaretçiyle ikinci
sırada yer alırken İngiltere 182 bin 201
ziyaretçiyle üçüncü oldu.
İngiltere’yi 140 bin 829 ziyaretçiyle
Polonya, 65 bin 233 ziyaretçiyle
Hollanda, 50 bin 920 ziyaretçiyle
Litvanya, 48 bin 904 ziyaretçiyle
Ukrayna, 39 bin 276 ziyaretçiyle İsviçre,
24 bin 729 ziyaretçiyle Belarus ve 24 bin
79 ziyaretçiyle Danimarka izledi.
Geçen yılın aynı dönemine göre
Almanya yüzde 8, Rusya Federasyonu
yüzde 12, Polonya yüzde 6, Litvanya
yüzde 14, Ukrayna yüzde 17 ve İsviçre
yüzde 5 oranında artış gösterdi. Bu
artışlar, Antalya’nın farklı pazarlardaki
güçlü konumunu ve talep çeşitliliğini
ortaya koydu.
Antalya Havalimanı dış hatlar
terminalinden 4 Ekim Cumartesi günü
93 bin 403 yabancı ziyaretçi giriş yaptı.
Bu rakam ekim ayları içinde bugüne
kadarki en yüksek günlük ziyaretçi
sayısı olarak kayıtlara geçti.
En çok ziyaretçi gönderen ülkeler
2025 yılının on aylık verilerine göre
Antalya’ya gelen toplam yabancı
ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı
dönemine göre 176 bin 884 artarak 16
milyon 308 bin 937 oldu. Bu dönemde
3 milyon 889 bin 889 kişiyle Rusya
Federasyonu en çok ziyaretçi gönderen
ülkeler sıralamasında ilk sırada yer aldı.
Almanya 3 milyon 342 bin 550 kişiyle
ikinci, İngiltere ise 1 milyon 475 bin 24
kişiyle üçüncü oldu.
İngiltere’yi 1 milyon 248 bin 756
ziyaretçiyle Polonya, 453 bin 867
ziyaretçiyle Hollanda, 413 bin 28
ziyaretçiyle Ukrayna, 410 bin 667
ziyaretçiyle Romanya, 368 bin 255
ziyaretçiyle Kazakistan, 287 bin 381
ziyaretçiyle Çek Cumhuriyeti ve 242 bin
399 ziyaretçiyle Litvanya takip etti.
46
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
ENFLASYON %32,87, OTEL
MALIYETLERI %50’YI GEÇTI
TÜFE Ekim ayında yıllık %32,87 artarken, otellerin F&B maliyetleri %50,6’ya
yükseldi. Böylece maliyet artışı enflasyonun 17,7 puan üzerinde gerçekleşti.
TÜFE’deki (2003=100) değişim 2025 yılı Ekim
ayında bir önceki aya göre %2,55 artış, bir önceki
yılın aynı ayına göre %32,87 artış ve on iki aylık
ortalamalara göre %37,15 artış olarak gerçekleşti.
Lokanta ve otellerde ise %33,78 yıllık değişim oldu.
Otel, pansyion vb. yerlerde konaklama hizmetlerinde
aylık %2,8 düştü, yıllık %30,45 yükseliş oldu.
Turizm Databank’ın tahminlerine göre, bu ayda
otellerde F&B maliyet artışı yıllık %50,6 oldu. Böylece
maliyetler enflasyonun 17,7 puan üzerinde artmış
oldu. Bu dönemde konaklama tesislerinde F&B+Enerji
maliyetlerindeki artış da %44,5 oldu. Personelde ise
artış %53,5’i buldu.
TURIZMDE MALIYET BASKISI
ARTIYOR
Ekim 2025’te otellerde F&B maliyetleri yıllık %50,6, enerji ve F&B toplam
maliyetleri %44,5, personel giderleri %53,5 arttı.
TÜFE’de (2003=100) 2025 Ekim’de bir önceki
aya göre %2,55, bir önceki yılın aynı ayına
göre %32,87, 12 aylık ortalamalara göre ise
%37,15 artış gerçekleşti. Lokanta ve otellerde yıllık
değişim %33,78 oldu. Otel, pansiyon gibi konaklama
hizmetlerinde aylık %2,8 düşüş görülürken, yıllık artış
%30,45 olarak kaydedildi.
Maliyetler enflasyonun çok üzerinde
Turizm Databank’ın tahminlerine göre, Ekim ayında
otellerde yiyecek-içecek (F&B) maliyet artışı yıllık
%50,6 oldu; bu, enflasyonun 17,7 puan üzerinde bir
artış anlamına geliyor. Konaklama tesislerinde F&B ve
enerji maliyetlerindeki artış %44,5’e ulaşırken, personel
giderleri %53,5 yükseldi.
48
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
TGA’NIN SEKTÖRDEN GELIRI
YÜKSELDI, TOPLAM GELIRI DÜŞTÜ
2025 Ocak–Ekim döneminde otellerden alınan konaklama vergisinin tahsilat
oranı %90,2’ye yükselirken, TGA’nın topladığı toplam kaynak %3 geriledi.
Turizmdatabank’ın Hazine’den derlediği verilere
göre, 2025 yılı Ocak-Ekim döneminde otellerden
alınan konaklama vergisi tahsilatı oranı %90,2
oldu. Tahakkuklar 378 milyon dolar olurken, tahsilatlar
da 341 milyon dolar bandında gerçekleşti. Diğer yandan,
otellerin vergiye konu olan cirosu da 2024’te 16,3 milyar
dolardan %15,5 artışla 18,9 milyar dolara yükseldi.
Otellerin ciroları artarken TGA gelirleri azaldı
Turizm Geliştirme Ajansı (TGA)’nın, turizm sektöründen
aldığı turizm payı miktarı, 2025 yılı Ocak-Ekim
döneminde %6,7 artarak 122,3 milyon dolardan 130,4
milyon dolara çıktı.
Diğer yandan TGA’nın Hazine’den (KTB’den aldığı devlet
yardımı bu dönemde %17 daralarak 67,9 milyon dolara
indi. Toplamda TGA’nın topladığı toplam kaynak %3
azalarak yaklaşık 204,1 milyon dolardan 198,3 milyon
dolara düştü.
Antalya 2024
rakamlarını ancak
yakaladı
Kruvaziyer turizminde
yüzde 14,5 artış
Turizmdatabank verilerine göre, 2025’in Ocak-Ekim
döneminde Antalya’ya gelen yabancı ziyaretçi sayısı %0,6
artışla 16,3 milyona ulaşırken, yerli ziyaretçi sayısı %8,8
artarak 958 bine çıktı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan derlenen verilere göre,
2025 yılı Ocak-Ekim döneminde Türkiye’ye 1.278 kruvaziyer
gemisiyle giden-gelen ve transit turist sayısı %14,5 artarak
1,76 milyondan 2,021 milyona ulaştı. (Turizm Databank)
Tesis dolulukları
4,5 puan düştü
Turizm Databank’ın Kültür ve
Turizm Bakanlığı konaklama
istatistiklerinden derlediği verilere
göre, Türkiye’deki işletme belgeli
ve basit otellerde doluluklar, 2025
yılı Eylül ayında 4,44 puan düşerek
%65,49’dan %61,05 dolayına
indi. Antalya’da konaklama tesisi
dolulukları 1,8 puan gerileme ile
%87,01’e indi. İstanbul’da 4 puan
düşüşle %58,65’e geriledi. Muğla’da
tesis dolulukları %64,1’e İzmir’de
%43,3’e ve Aydın’da %66,2’ye düştü.
50
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
TÜRKIYE VE İSPANYA’DA ARZ
BASKISI ARTACAK
Avrupa Birliği genelinde 2024 itibarıyla oteller, tatil ve diğer kısa süreli konaklama
tesisleri, kamp alanları, karavan parkları ve karavan duraklarında toplam yatak arzı 30
milyon bandını aştı. 2015’ten bu yana yaklaşık %10 artan toplam arzda en büyük payı 5
milyonun üzerinde yatak kapasitesiyle İtalya ve Fransa oluşturuyor.
Turizmdatabank’ın Otel Arzının 10 Yılı Araştırmasına
göre, yatak kapasitesi 2 milyona yaklaşan Türkiye
ile 3,9 milyonluk İspanya, arz büyüklüğünde aynı
grupta yer alıyor. Bu iki ülkeyi, birer milyon barajını aşan
Yunanistan ve Hırvatistan takip ediyor. Çekya ve Portekiz
ise 750 binin üzerindeki yatak sayılarıyla dördüncü grupta
bulunuyor.
İlginç tablo Türkiye ve İspanya açısından ortaya çıkıyor.
Son 10 yılda yatak arzını Türkiye %36, İspanya ise %10
civarında artırdı. Aynı dönemde AB genelindeki arz
artışının yaklaşık %19–20’si Türkiye’den, %12–13’ü ise
İspanya’dan kaynaklandı. İtalya ile birlikte bu üç ülke
toplam artışın %55–60’ını oluşturdu.
Fransa ve Yunanistan’da arz 10 yılın gerisinde
Öte yandan Fransa ve Yunanistan’da yatak arzı, son 10
yıldaki seviyelerin gerisinde kaldı. Son dönemde turizmde
rakip olarak gösterilen üç ülke arasında İtalya, diğerlerinden
farklı talep yapısıyla pozitif ayrışırken; Türkiye ve İspanya’nın
özellikle paket tur pazarında birbirlerini eritmeye başladığı
ifade ediliyor. Bu eğilimin ağırlığının ise Türkiye’de daha
belirgin olduğu belirtiliyor.
OTELLER TOPLAM KREDILERIN
%76,6’SINI KULLANDI
Turizm sektöründe banka kredileri 2025’in 9 ayında %69 artarak 4,32 milyar
dolara çıktı. Kredilerin %76,6’sını oteller kullanırken, takipteki oran %0,7’de kaldı.
Turizm Databank’ın BDDK verilerinden yaptığı
analize göre, Türkiye’de turizm alanında alınan
nakdi banka kredileri 2025 yılı Ocak-Eylül
döneminde %69 artarak 4,32 milyar dolar artış gösterdi.
2024 yılındaki artış ise 2,55 milyar dolar dolayındaydı.
Turizmde gayri nakdi krediler %17,5 artarak 605
milyon dolar oldu. Toplam kredilerin %76,6’sı oteller
tarafından kullanıldı. Otellerde takipteki kredi oranı bu
ayda %0,7 oldu.
52
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
YENI OTELLER DOLULUKLARI 50’LI
BANTTA TUTACAK
2025-2026’da açılacak 350 yeni otelle Türkiye’nin turizm kapasitesine 115 bin yatak
eklenecek. Bu artış, doluluk oranlarını yüzde 50-51 bandında tutacak.
Türkiye'de 2025-2026 döneminde açılacak 4 ve 5 yıldızlı
350 yeni otel, Türkiye’nin turizm kapasitesine 115 bin
yatak ekleyecek. Yılbaşına devreye girecek olan 50
binden fazla yeni yatak ise sektörde doluluk oranlarının yüzde
50-51 seviyelerinde kalmasına neden olabilir.
350 yeni otel için geri sayım
Turizm Databank’ın analizine göre, Aralık 2025 itibarıyla
2025-2026 döneminde hizmete girecek bu otellerle birlikte
yaklaşık 40 milyon dolayında doldurulması gereken gece
kapasitesi oluşacak. Kapasite artışı, turizmde rekabeti
artırırken dolulukların da baskı altında kalmasına yol açacak.
54
hotel restaurant
& hi-tech
yeni yatırımlar
Elite World, Franchise Modeliyle
Büyüme Hedefini 2030’da
70 Otele Çıkardı
Elite World Hotels & Resorts, franchise modeline gelen büyük yatırımcı ilgisi sonrası
büyüme planını revize ederek 2030 yılı hedefini 70 otele çıkardı.
Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden
Elite World Hotels & Resorts, franchise
iş modeliyle büyüme vizyonunu revize
ettiğini açıkladı. Franchise iş modeliyle 2030
yılına kadar 50 otele ulaşma hedefiyle yola
çıkan marka, yatırımcılardan aldığı yoğun
taleple büyüme planını revize ederek 70 otele
çıkardı.
Bezaroğlu: “Global markaların
olduğu pazarda ilk 5’i hedefliyoruz”
Basın toplantıda konuşan Elite World Hotels
& Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu
Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu,
markanın yeni büyüme stratejisini şu sözlerle
özetledi: “Franchise iş modeliyle büyüme
hedeflerimiz çerçevesinde 2023 yılında 8
otelle başladığımız yolculuğumuzda her
yıl katlanarak devam eden büyümemiz ile
birlikte 2025 yılı itibarıyla yaptığımız 14 yeni
otel anlaşmasıyla önemli bir ivme yakaladık.
Bu otellerden 4’ünün açılışını gerçekleştirdik.
Böylece faaliyette olan ve projesi devam eden
otellerimizle birlikte 17 farklı şehirde 30 otele
ulaşmış durumdayız. Biz sadece otel açmıyor,
yeni istihdam alanları yaratarak Türkiye’den
dünyaya uzanan güçlü bir turizm markası
inşa ediyoruz.” dedi.
Petekçi: “Büyüme yolculuğumuza
hız veriyoruz”
Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun
Petekçi ise büyüme vizyonunu detaylarını şu
sözlerle paylaştı: “Franchise iş modelimizde
bugüne kadar aldığımız yol, bizi hedeflerimizi
büyütme konusunda teşvik etti. Buna ek
olarak yatırımcılardan gelen yoğun ilgi
nedeniyle hedeflerimizi ‘2030 yılında 70
otel’ olarak revize ettik. Anadolu’da ve yurt
dışında turizm sektörüne güçlü bir marka
ile adım atmak isteyenler veya hali hazırdaki
turizm yatırımını Elite World çatısı altında
güçlendirmek isteyen yatırımcılardan
aldığımız yoğun talep, bizi yeni hedefler
koymaya yönlendirdi. Yurt içinde Anadolu’nun
turizm potansiyeli yüksek şehirlerinde
ekonomi ve orta segment otellerimizle
büyüme yolculuğumuza hız veriyoruz;
Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Sivas’taki ikinci
yatırımımız olan Residence konseptimiz,
Ankara, Antalya gibi şehirlerimizde
imzaladığımız yeni anlaşmalarımızla
Anadolu’daki varlığımızı güçlendiriyoruz.
Bunun yanı sıra global bir marka olma
yolunda yurt dışında da güçlü adımlar
atıyoruz. 2025’te odağımıza aldığımız Avrupa
şehirlerinin yanı sıra yeni coğrafyalara da
markamızı taşıyoruz. Yeni markalarımızla,
yeni lokasyonlarda ve güçlü iş ortaklıklarıyla
büyümeye devam edeceğiz. Hedefimiz
2030’da Türkiye’de global markaların da dahil
olduğu pazarda ilk 5’e girmek” dedi.
Sürmen: “Avrupa’dan gelen
talepler, vizyonumuzu global boyuta
taşıdı”
Elite Word Hotel & Resorts İş Geliştirmeden
Sorumlu Başkan Yardımcısı Mahmut
Sürmen ise “Anadolu’nun turizm değeri
yüksek şehirlerinde büyümeyi stratejimizin
merkezine aldık. Yerel turizmi destekleyen,
istihdam oluşturan ve bölgesel ekonomilere
katkı sağlayan bir yatırım modeliyle
ilerliyoruz. Avrupa başta olmak üzere turizm
potansiyeli taşıyan tüm coğrafyalarda
başlattığımız açılım ve aldığımız talepler ise
bu vizyonu uluslararası bir boyuta taşıyor.”
diye konuştu.
Kazakistan pazarına giriyor
Önümüzdeki yıl sektördeki 50. yılını
doldurmaya hazırlanan Elite World Hotel
& Resorts, yurt içinde büyüme vizyonu
kapsamında Anadolu şehirlerindeki
güçlü büyüme hareketine devam ediyor.
Uluslararası bir marka olarak yurtdışında
büyüme hedefleri kapsamında ise geçtiğimiz
yıl anlaşması imzalanan Fildişi Sahili
Cumhuriyeti ve Hollanda’daki otellerini
2026 yılında açacak olan zincirin hedefinde;
İngiltere, Almanya ve Belçika var. Grup,
bunun yanı sıra Orta Asya’da Kazakistan
Çimkent’te anlaşmasını yaptığı yeni oteli
ile Kazakistan pazarına giriş yapıyor. Elite
World, yeni açacağı otellerle birlikte hali
hazırda 3 bin olan istihdamını 2030’da 8
bine çıkarmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra,
kadın yönetici sayısında da önemli bir artış
kaydeden Elite World & Resorts’de şu an
grup genelindeki 452 kadın çalışanın 54‘ü
farklı yönetici posizyonlarında bulunuyor.
56
hotel restaurant
& hi-tech
yeni yatırımlar
Marriott & Invest İnşaat
Türkiye’ye “Apartments by
Marriott Bonvoy” getiriyor
Marriott International ve Invest İnşaat, Apartments by Marriott Bonvoy markasını
Türkiye’ye getirmek üzere anlaşma imzaladığını duyurdu.
Marriott International, Invest
İnşaat ile Türkiye’de Apartments
by Marriott Bonvoy markasını
hayata geçirmek üzere anlaşma
imzaladığını duyurdu. İstanbul’un önde
gelen iş ve yaşam merkezlerinden
Vadistanbul bölgesinde yer alan proje
ile Marriott, İstanbul’daki uzun süreli
konaklamaya yönelik premium daire
konseptindeki markalarından oluşan
portföyünü daha da genişletiyor.
İnşaatına başlanmış olan Invista,
İstanbul, Apartments by Marriott
Bonvoy projesinin açılışının 2026
yılında gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Access Hospitality, franchise modeli
ile geliştirilen projenin işletilmesi için
Marriott International ve Invest İnşaat iş
birliği yapacak.
Kaya: “Premium daire konseptine
yönelik artan talebi gözlemliyoruz”
Marriott International Türkiye
Gelişmeden Sorumlu Kıdemli Direktörü
Begüm Kaya, “Marriott International,
Türkiye’nin büyük şehirlerinde premium
daire konseptinde konaklamaya yönelik
artan talebi gözlemliyoruz. Apartments
by Marriott Bonvoy markasını Türkiye’de
hayata geçirmek üzere Invest İnşaat ile
iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet
duyuyoruz. Bu önemli adım, günümüz
seyahatseverlerinin değişen tercihlerini
karşılama, yenilikçi konaklama
seçeneklerini pazarda genişletme
konusundaki kararlılığımızı ortaya
koyuyor” dedi.
Uçar: “Markayı bu dinamik projeye
kazandırmak ortak vizyonumuzu
yansıtıyor”
Invest İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı
Bahattin Uçar, “Marriott International
ile böylesi önemli bir projede bir
kez daha iş birliği yapmaktan gurur
duyuyoruz. Vadistanbul, İstanbul’da
kentsel yaşamın geleceğini temsil
ederken, Apartments by Marriott
Bonvoy markasını bu dinamik projeye
kazandırmak, Türkiye’de dünya
standartlarında konaklama ve yaşam
tarzı deneyimleri sunma konusundaki
ortak vizyonumuzu yansıtıyor”
açıklamalarında bulundu.
Apartments by Marriott Bonvoy, ferah
yaşam alanları ve yerel dokulardan
ilham alan sofistike tasarımıyla
misafirlere özgün bir konaklama
deneyimi sunarak her konaklamayı
benzersiz kılacak. Vadistanbul’un
yanında yer alan Maslak Koru’da
geliştirilen projede, alan, konfor ve
esneklik arayan seyahatseverler için
özel olarak tasarlanmış 130 stüdyo
daire, bir ve iki yatak odalı dairelerden
oluşan seçkin bir portföy sunulacak.
Her bir dairede ayrı bir oturma alanı,
tam donanımlı mutfak ve daire içinde
çamaşır yıkamaya olanak tanıyan
alanlar yer alacak. Ayrıca proje
bünyesinde, hem uzun süreli hem de
kısa süreli konaklayan misafirlere
hitap edecek bir fitness merkezi ve
misafir lounge alanının da yer alması
planlanıyor.
The Wings Hotels portföyüne
İstanbul Cihangir’i ekledi
The Wings Hotels; Pera’nın tarihi zarafetini, Karaköy’ün enerjisini ve Ankara’nın rafine
kent çizgisini bir araya getirerek tasarladığı benzersiz marka ruhunu şimdi The Wings
Hotels Collection ile İstanbul Cihangir’e taşıyor.
Şehir otelciliğinde zarif çizgisi ve
kişiye özel hizmet anlayışıyla öne
çıkan The Wings Hotels, büyüme
yolculuğunda yeni bir adım daha atarak
portföyüne seçkin bir adres ekledi: The
Wings Hotels Collection. Tarihi dokuyu
çağdaş bir bakışla buluşturan The
Wings Hotels Collection; içinde tarihi
Arapoğlu Köşkü’nün de yer aldığı, dört
ayrı binadan oluşan benzersiz mimari
yapısıyla dikkat çekiyor. Otel, şehrin
ruhunu yenilikçi bir yorumla yeniden
tanımlayan sofistike bir atmosfer
sunuyor.
İç mekân tasarımı, uluslararası üne
sahip İspanyol tasarımcı Lázaro Rosa-
Violán tarafından üstlenilen otelde;
mekânın kendine özgü karakteri
korunarak modern çizgiler, sıcak
dokular ve zamansız bir estetik
bir araya getiriliyor. Tasarım dili,
tarih duygusunu modern şıklıkla
harmanlayarak The Wings Hotels
Collection’a özgün bir atmosfer
kazandırıyor.
Yeni bir soluk, aynı felsefe
Zincirin yeni üyesi, her lokasyonda
hissedilen özeni koruyarak aynı felsefeyi
daha güncel ve dengeli bir anlayışla
yeniden yorumluyor. Şehrin enerjisini
zarif bir sükûnetle dengeleyen The
Wings Hotels Collection, misafirlerine
yalnızca konfor değil; dingin, sıcak ve
özenle tasarlanmış bir yaşam alanı
sunuyor.
The Wings Hotels
Collection, markanın
büyüme vizyonunda yeni
bir sayfa açarken; lüksü,
sadeliğin içindeki özenle
yeniden tanımlıyor.
58
hotel restaurant
& hi-tech
marka röportaj
Bodrum Şubesiyle
Antalya ve İstanbul’a Bağımlı Tedarik
Alışkanlıklarını Dönüştürüyor
WOODPECKERS
2016 yılından bu yana HoReCa
sektöründe katma değerli ürünleri
tek bir marka çatısı altında
buluşturan Woodpeckers, ahşap,
metal, cam ve mermer gibi farklı
malzemeleri buluşturan yenilikçi
tasarım yaklaşımıyla profesyonel
işletmelere bütünsel çözümler sunuyor.
Büfe ürünleri, oda amenity çözümleri
ve temsil ettiği geniş marka portföyüyle
sektörde güçlü bir konum edinen
firma, son dönemde özellikle Bodrum
şubesiyle bölgesel büyüme stratejisini
hızlandırmış durumda. Hem Ege’nin
güçlü potansiyeline yanıt vermek hem
de işletmelere ihtiyaçlarını yerinde
deneyimleyebilecekleri kapsamlı bir
çözüm merkezi sunmak amacıyla açılan
Bodrum mağazası, Woodpeckers’ın
Türkiye genelindeki hizmet ağını daha
da güçlendiriyor.
Woodpeckers Kurucu Ortakları Volkan
Ali Türk ve Sinan Doğan ile markanın
sektördeki konumunu, Bodrum
şubesinin stratejik önemini ve gelecek
planlarını konuştuk.
Woodpeckers’ı sektörde
konumlandırdığınızda, markanın
kuruluş hikayesi, temel değerleri
ve ana faaliyet alanlarını nasıl
tanımlarsınız?
Volkan Ali Türk: Woodpeckers 2016
yılında Volkan Ali Türk ve Sinan Doğan
tarafından İstanbul’da kurulmuş otel,
restoran ve café sektöründe katma
değerli ürünler üreten ve bir marka
çatısı altında toplayan öncü bir firmadır.
Firmanın temel değerleri kalite ve
ergonomiyi fiyat performans dengesini
gözeterek en optimum ürünleri değerli
kullanıcılarına sunmaktır.
Özellikle ahşap, metal, cam ve
mermer gibi farklı malzemeleri
bir araya getiren tasarım
yaklaşımınızın çıkış noktası nedir?
Aslında malzeme seçimini kullanım
alanları belirlemektedir. Biz ürüne
hammadde olarak bakmıyoruz. Nasıl
ki bir otomobil veya beyaz eşya vb.
ürünler kullanım alanı, kapasite, şıklık,
ergonomi ve birçok bileşeni içinde
barındırıyorsa biz de ürünlerimize bu
minvalde bakıyoruz.
HoReCa sektörüne yönelik
çözümlerinizde hangi ürün grupları
ile öne çıkıyorsunuz?
Sinan Doğan: Woodpeckers dendiğinde
pek çok kişinin aklına oturmuş bir
kalıp ve düşünce var. Büfe ürünleri ve
oda amenity çözümleri. Ancak durum
bunun çok ötesinde. Biz firma olarak
Woodpeckers ve CAP Seramik dışında
yaklaşık 20’nin üzerinde yerli ve yabancı
markayı temsil eden bir HoReCa çözüm
ortağıyız.
Büfe tasarımlarında pratik
kullanım, kolay depolama ve
uzun ömürlü malzeme tercihleri
açısından işletmelere ne tür
ayrıcalıklar sunuyorsunuz?
Büfe ürünlerinde sağlamlık, uzun
ömürlü kullanım, istif kolaylığı,
gıdaya uygunluk ve sürdürülebilir
hammaddeler üzerinde durarak
ürünlerimizi geliştirip müşterilerimize
sunmaktayız.
Hedef pazarlarınızı ve müşteri
profilinizi nasıl tanımlarsınız?
Volkan Ali Türk: Hedef pazarlarımız
elbette ki tüm dünya ülkeleri. Şu an
için Türkiye dışında Avrupa’da 4, Orta
Doğu’da 4 temsilcimiz bulunmakta.
Ayrıca 30 civarı ülkeye doğrudan ihracat
yapmaktayız.
Yerli ve uluslararası HoReCa
işletmelerinin beklentileri
birbirinden nasıl ayrılıyor ve
Woodpeckers bu beklentilere nasıl
yanıt veriyor?
Her ülkenin alışkanlıkları farklı.
Örneğin, tatil otellerinde açık büfeler
ve ikramlar üzerinde dururken, birçok
ülkede şehir içi otelciliği çok daha
minimal büfeler kullanmakta. Bizim
yelpazemizde tüm ihtiyaçlara cevep
verecek ürün mevcut ve çoğaltmaya
devam etmekteyiz.
İhracat tarafında mevcut
durumunuz ve kısa-orta vadeli
büyüme planlarınız neler?
Global pazarda özellikle hangi
bölgelerde marka görünürlüğünü
artırmayı hedefliyorsunuz ve
uluslararası rekabet ortamını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Sinan Doğan: İhracatımız şirket
cirosunun yaklaşık %40’ını oluşturuyor.
Bu oranı ilk etapta %60 sonrasında %70
üzeri olarak planlıyoruz. Tabii bunu
mevcut kapasite ile değil, büyüyerek
yapmayı planlıyoruz.
Şu an için hedef pazar önceliğimiz
Amerika ve Orta Doğu. Global anlamda
bizim kadar ürün çeşitliliği ve çözüm
esnekliği sunan firma sayısı çok çok
az. Bu bizim için önemli bir özellik ve
ciddi avantajlar sağlamakta. Hedefimiz
tüm zincir global otel ve restoranlarda
az veya çok Woodpeckers ürünü satışı
yapmak.
Bodrum’da açtığınız yeni şube,
markanızın bölgesel büyüme
stratejisinin neresinde duruyor?
Bu yatırımın operasyonlarınıza,
müşteri ilişkilerinize ve ürün
erişilebilirliğine nasıl bir katkı
sağlamasını bekliyorsunuz?
Bodrum’un çok ciddi bir potansiyeli var.
Bölge işletmeleri genellikle Antalya
ve İstanbul’dan beslenmekte. Biz bu
alışkanlığı değiştirmek için Bodrum
şubemizi açtık. Zamanla çok daha iyi
yerlere geleceğimizi umuyoruz.
Bölge işletmeleri mağazamızda tüm
ihtiyaç çalışmalarını yapabilir ve
kendi işletmesindeki alanlarına en
uygun çözümleri yerinde kurmayı
deneyimleyebilir. Örnek verecek
olursak, bir açık büfeyi mağazamızda
kurulum yaparak müşterimizin hayal
ettiği büfelerin demosunu gerçeğine en
uygun şekilde gösterebiliyoruz.
Sektörde sunum ve büfe
tasarımlarındaki trendler hızla
gelişirken, 2026 yılı için beklenti ve
hedefleriniz neler? Ürün geliştirme,
üretim kapasitesi, sürdürülebilirlik
ve yeni pazar açılımları açısından
nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz?
Volkan Ali Türk: Öncelikle şunu
belirtmek isterim, biz zamansız ürünler
sunuyoruz. Bizden satın aldığınız bir
ürünü bir çok ürünümüzle birlikte
kullanabilirken farklı senelerde
alacağınız ürünleri de yine elinizde ki
Woodpeckers ürünleri ile rahatlıkla
kullanabilirsiniz.
Her işletme kendini özel hissetmek
ister, bu doğrultuda pek çok çözüm
sunmak zorundasınız. İşte bu noktada
firma olarak kullanıcılarımızı dinliyor ve
onlar için en özelini sunuyoruz.
60
hotel restaurant
& hi-tech
marka
Bonna, ünlü şef Antonio
Bachour ile güçlerini birleştirdi
Küresel şef iş birliklerine bir yenisini ekleyen Bonna, dünyanın en iyi pastry şefi Antonio
Bachour’un tasarım hayalini gerçeğe dönüştürdü. Bonna, “CLAIR” isimli stant serisini
Gastromasa’nın 10. yıl konferansında beğeniye sundu.
Küresel şef iş birliklerine bir
yenisini daha ekleyerek,
dünyanın en iyi pastry şefi
Antonio Bachour’un tasarım hayalini
uygulamaya döken Bonna, “CLAIR”
isimli stant serisini Gastromasa’nın
10. yıl konferansında beğeniye sundu.
Lansman’a dünyanın önde gelen
şeflerinden Ergin Sönmezler, Diego
Guerrero, Albert Adria ve Andoni Luiz
Aduriz gibi isimler katılım sağladı.
‘Dalından toplama’ konseptinden
yola çıkılarak tasarlandı
Antonio Bachour’un yaratıcı vizyonu
ile Bonna’nın tasarım ekibinin estetik
duyarlılığı birleşerek, işlevsellikle
duyguyu, doğallıkla inceliği buluşturan
bir seri olarak Clair ortaya çıkıyor. Seri,
Şef Bachour’un “dalından toplama”
konseptinden yola çıkılarak tasarlandı.
Zarif yaprak desenlerine sahip tabak
formları ve fincanlar Bonna’nın birinci
sınıf porselenlerinden üretildi. Tabakları
ve fincanları taşıyan paslanmaz çelikten
üretilen standı ise tıpkı meyve veren
bir ağacı simgeliyor. Clair, lüks otel
deneyimini yeniden tanımlayarak
misafirlere zarif, unutulmaz ve estetik
açıdan bütün bir karşılama sunmayı
hedefliyor.
Hem oda içi ikramlarda hem rafine
pasta sunumlarında
Koleksiyonun öne çıkan özellikleri, bir
espresso ve bir Americano fincanını aynı
tabakta buluşturan özgün tasarımıyla
dikkat çekiyor. Tatlı tabağıyla birlikte
sunulan 3 ve 6 parçalı set alternatifleri,
hem oda içi ikramlarda hem de rafine
pasta sunumlarında geniş bir kullanım
esnekliği sağlıyor. Altı kişiye kadar zarif
ve zahmetsiz bir servis imkânı sunan
koleksiyon, doğadan esinlenen tasarım
anlayışı ve şefin imzasını taşıyan
detaylarıyla öne çıkıyor.
Clair Koleksiyonu, estetik tasarımının
yanı sıra otellere, restoranlara ve
gastronomi profesyonellerine görsel
bütünlükle işlevselliği bir arada sunan
bir çözüm olarak öne çıkıyor.
Antonio Bachour’un
tasarım dehası ve
Bonna’nın üretim gücüyle
hayat bulan Clair,
misafir deneyimini daha
rafine, daha unutulmaz
ve daha özel kılmak için
tasarlandı.
Endüstriyel buzdolaplarında
Türk ve Japon mühendisliği gücü
Öztiryakiler ve Hoshizaki iş birliğiyle geliştirilen yeni nesil endüstriyel buzdolapları,
Türk ve Japon mühendislik gücünü profesyonel mutfaklarla buluşturuyor.
Türkiye’nin endüstriyel
mutfak ekipmanları
alanındaki öncü
markası Öztiryakiler, Japon
teknoloji devi Hoshizaki
ile birlikte geliştirdiği
endüstriyel buzdolaplarıyla
profesyonel mutfaklara
yeni nesil çözümler
sunuyor. Türk ve Japon
mühendisliğinin ortak
bilgi birikimiyle üretilen
buzdolapları; kalite,
güvenilirlik ve müşteri
odaklı yaklaşımıyla sektörde
fark yaratıyor.
Endüstriyel buzdolapları,
mutfaklarda gıda güvenliği
ve tazeliğin korunması
açısından kritik rol oynar.
Doğru sıcaklık kontrolü,
hijyenik depolama koşulları
ve sağlam iç tasarımıyla
Öztiryakiler buzdolapları
hem şeflerin iş akışını
kolaylaştırıyor hem de
işletmelere uzun vadeli
verimlilik sağlıyor. Yatay
ve dikey modellerden çift kapılı, cam
kapılı ve özel üretim seçeneklerine
uzanan geniş ürün gamı, her mutfağın
ihtiyacına uygun çözümler sunuyor.
Yüksek standartlı bileşenlerle
maksimum verimlilik
Öztiryakiler’in buzdolapları yalnızca
dayanıklılığıyla değil; enerji tasarrufu,
hijyenik kullanım, geniş iç hacim,
ergonomik tasarım ve üstün
malzeme kalitesiyle de öne çıkıyor.
İç detaylarda kullanılan yüksek
standartlı bileşenler, ürünlerin
sınıfında fark yaratmasını sağlıyor.
Her bir ayrıntısı uzun Ar-Ge ve
mühendislik çalışmalarıyla tasarlanan
buzdolapları, dünya standartlarında
ve sınıflarının en üst seviyesinde yer
alıyor.
Çevreye duyarlı üretim yaklaşımıyla
geliştirilen, enerji verimliliği
yüksek teknolojilerle donatılmış bu
modeller; profesyonel mutfaklarda
sürdürülebilir, güvenilir ve uzun
ömürlü çözümler sunmaya devam
ediyor. Öztiryakiler, Türkiye’de ürettiği
ürünler ve yüksek üretim kapasitesi
ile hızlı teslimat kabiliyeti sayesinde
işletmelerin ihtiyaçlarına zamanında
ve kesintisiz çözüm sunarken, yedek
parça temini ve onarım hizmetleriyle
de destek sağlıyor.
62
hotel restaurant
& hi-tech
gastro güncel
Basque Culinary World Prize
10. yılda küresel şefleri bir
araya getirdi
Türkiye’den Şef Ebru Baybara Demir’in 2023 yılında layık görüldüğü Basque Culinary
World Prize’ın 10. yılı, geçmiş yılların tüm kazananlarının bir arada olduğu özel bir
günde kutlandı.
İlki 2016 yılında düzenlenen Basque
Culinary World Prize (BCWP), Bask
Hükûmeti ve Basque Culinary Center
tarafından, adayların her yıl yenilenen
özel bir jüri tarafından değerlendirildiği,
Gastronominin Nobeli olarak anılan
küresel ölçekte özel bir konuma sahip.
2023 yılında Şef Ebru Baybara Demir’in
layık görüldüğü Basque Culinary
World Prize’a bugüne kadar her yıl
42 ülkeden 1.250’den fazla şef aday
gösterildi. Gastronominin dönüşüm için
bir güç olabileceğini vurgulayan ödül,
mükemmelliyete adanmış; yenilikçi,
yaratıcı, kararlı ve her şeyden önce
toplumlarıyla güçlü bağ kuran girişimci
şefleri görünür kılmayı amaçlıyor.
Dönüştürücü deneyimlerle
dolu bir gün
Bu yıl 10’uncu kez düzenlenen ödül
töreni, önceki yılların kazananlarını
San Sebastián’daki Basque Culinary
Center’da bir araya getirerek
gastronominin dünyanın farklı
yerlerinde toplumsal dönüşüme
nasıl yön verdiğini gösteren, özel bir
güne dönüştü. Gün boyu halkla açık
olarak gerçekleştirilen ve dünyanın
farklı noktalarından gastronomi
profesyonelleri ve akademisyenlerin
takip ettiği panellerde Şef Ebru
Baybara Demir, Gana’da göçebe Fulani
mutfağının yaşamasını sağlayan 2022
kazananı Şef Fatmata Binta ile yer
aldı. Sürdürülebilir bir gelecek için
tohumların gücünün konuşulduğu
panelde şefler, gastronominin dünyanın
kırsal bölgelerinde yaşayan kadınları
nasıl güçlendirebileceğini, önyargıları
yıkarak kültürel etkileşimin zenginliğini
nasıl ortaya koyduğunu kendi proje
ve deneyimlerinden yola çıkarak
aktardılar.
Ekinlikte ayrıca çatışma ve acil durum
bölgelerinde yardım sağlayan Global
Humanitaria isimli STK’nın kurucusu
İspanya’dan Andrés Torres; restoran
sektörünün karbon ayak izini azaltmaya
yönelik çözümler geliştiren ABD’den
Anthony Mynt; Karayipler’de sosyal
inovasyon projeleriyle öne çıkan
Kolombiya’dan Leonor Espinosa
ve kakaonun toplumdan dışlanmış
gruplar için girişimcilik kaynağı
olabileceğini gösteren Venezuella’dan
Maria Fernanda Di Giacobbe ve
2025 kazananı Leticia Landa da
yer aldı. Panellerde gastronominin
bilimsel ve teknolojik ilerlemelere
nasıl katkıda bulunabileceği, iklim
değişikliğiyle mücadelede nasıl rol
oynayabileceği, gıda eğitimi ve çocuk
beslenmesi üzerinde etkisi, biyolojik
çeşitliliğin korunması, diyabet ve
obezite gibi hastalıkların azaltılması
için sağlıklı tüketim alışkanlıklarının
teşvik edilmesi, toplumsal kalkınma
ve küreselleşmiş bir dünyada yerel
üreticilerin bölgeleri ve kültürel
kimliklerini nasıl sürdürebilecekleri gibi
konu başlıkları gündeme geldi.
2025 kazananı Leticia Landa
Bask Hükûmeti Gıda, Kırsal Kalkınma,
Tarım ve Balıkçılık Bakanı Amaia
Barredo Martín tarafından Basque
Culinary World Prize 2025 kazananı
Leticia Landa’ya ödülün takdim
edildiği törende; Basque Culinary
World Prize Jüri Başkanı Joan Roca;
Basque Culinary Center Mütevelli
Heyeti Başkanı Vicente Atxa ve Basque
Culinary Center Genel Direktörü Joxe
Mari Aizega da yer aldı. Bu yıl ayrıca Rio
de Janeiro’daki projesiyle Brezilya’dan
João Diamante ve Tazmanya’daki
çalışmalarıyla Avustralya’dan Matthew
Evans özel mansiyonla onurlandırıldılar.
Demir: “Gastronomiyle
entegrasyon, yardım değil güç
vermek”
Ödül töreninde geçtiğimiz 10 yılın
kazananlarıyla beraber sahnede söz
alan Ebru Baybara Demir, “Gastronomi
sayesinde entegrasyonun “yardım”
değil; insanlara üretme gücünü geri
vermek olduğunu anladık. Bu temelle
geliştirdiğimiz projeler ülkemin dört bir
yanında uygulanıyor. Artık yaptığım iş
sadece yemek pişirmek değil. Mutfağın
duvarlarını aşan dönüştürücü bir güç
haline geldi. 2017’de ilk kez tanıştığım
Basque Culinary World Prize yaptığım
işi uluslararası normlarla tanımlamamı
sağladı. Bunu yaparken dünyanın farklı
yerlerinde benim gibi gastronominin
dönüştürücü gücüne adanmış yaşam
hikayeleriyle buluştum. Gastronominin
dönüştürücü gücünün yemeğin kurduğu
o evrensel ve yargısız dil olduğunu
anladım” şeklinde konuştu.
Göçmen kadın şeften topluluk
odaklı başarı
Teksas’ta, Meksikalı göçmen bir
ailenin kızı olarak dünyaya gelen
Leticia Landa, mutfaklarda çalışmayı
gönüllü faaliyetlerle dengeleyerek
antropoloji eğitimi aldı. 2008’de La
Cocina’ya katıldı ve bugün hem kuluçka
aşamasında hem de bunu tamamlamış
statüde yaklaşık 100 işletmeden
oluşan bir ağın oluşmasında kilit
rol oynadı. Basque Culinary World
Prize’in 100.000 avroluk para ödülü,
her yıl olduğu gibi, şefin bireyler ve
toplum için yarar sağlayan girişimini
desteklemek üzere kullanılacak. Ödül
sonrası konuşan Leticia Landa; “Bu
ödülü kazanmak inanılmaz bir deneyim
oldu ve son haftalarda ‘La Cocina’nın
küresel ölçekte görünürlüğünün
artmasını izlemek büyüleyiciydi. En
çok da yıllardır birlikte çalıştığım
şeflerin, ‘La Cocina’yı haberlerde
görmenin heyecanını yaşamaları beni
duygulandırdı. Bu, topluluğumuz için
çok şey ifade ediyor” dedi.
Bask Hükûmeti Bakanı Amaia
Barredo, ödüle ilişkin görüşlerini şu
sözlerle özetledi: “Son on yılda Basque
Culinary World Prize, ortaklıklar ve
karşılıklı öğrenme için bir ortak bir
nokta oldu. Dünyaya, gastronominin
aynı anda eğitebilen, iyileştirebilen,
birleştirebilen, yenilikçi fikirler
üretebilen ve ilham verebilen bir alan
olduğunu gösteren bir platforma
dönüştü. Bu ödül, gastronominin
çevreleri dönüştürme, fırsatlar yaratma
ve geleceği inşa etme gücünü çarpan
etkisiyle somutlaştıran bir insan ağı
yarattı. Bu on yıl, daha adil ve daha
dayanışmacı bir dünya yaratmaya
katkıda bulunanları onurlandıracağımız
uzun bir hikâyenin sadece başlangıcı
olsun.”
Basque Culinary Center Genel
Direktörü Joxe Mari Aizega ise
şunları söyledi: “Bu yıl, ilham verici
çalışmaları nedeniyle Leticia Landa’ya
ödülü takdim etmenin yanı sıra,
BCWP aracılığıyla gastronominin
sadece teknik veya gelenekten ibaret
olmadığını, toplulukları dönüştürmeye,
hayatları iyileştirmeye ve daha insani
bir gelecek kurmaya muktedir bir güç
olduğunu gösteren on yılı kutluyoruz.
Bilgi, yaratıcılık ve adanmışlık toplumun
hizmetine sunulduğunda, gastronomi
gerçek bir değişim makinesine
dönüşerek, sınırlamaların olduğu
yerlerde etki oluşturuyor.”
64
hotel restaurant
& hi-tech
gastro güncel / makale
DrṀurat
İstanbul Gelişim Üniversitesi
Dogan
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı
Doç.
)
Damak tadımızın son sığınağı: Gıda
egemenliği (Bölüm 1)
Hatırlıyor musunuz, domatesin
domates gibi koktuğu günleri? Ya da
annemizin, ninemizin, mevsiminin
geldiğini müjdeleyen o ilk bamyanın,
enginarın peşine düştüğü günleri?
Bugün market raflarında sıra sıra
dizili, standart boyutlardaki, lezzetsiz
ve kokusuz sebzeler arasında o eski
heyecanı aramak, neredeyse imkânsız
bir maceraya dönüştü. Çünkü artık
yediğimiz yemeklerin nereden geldiğini,
hangi topraklarda, kimin emeğiyle
yetiştiğini bilmiyoruz. Gıda, köklerinden
koparılmış, küresel bir metaya
dönüşmüş durumda. İşte tam da bu
kayıp hissinin, bu yabancılaşmanın
ortasında, bir sığınak, bir çıkış yolu
olarak yükselen bir kavram var: Gıda
egemenliği!
Bu, sadece karnımızı doyurma meselesi
değil. Bu, kim olduğumuzu, nereden
geldiğimizi, soframızdaki hikâyeleri
ve nihayetinde kültürümüzü koruma
mücadelesidir. Gastronomi, yani “iyi
yeme bilimi”, sadece lüks restoranların
incelikli tabakları değil, aynı zamanda
bir toplumun hafızası, tarihinin ve
coğrafyasının aynasıdır. Ve bu ayna,
giderek daha fazla, küresel şirketlerin
standartlaştırılmış logosunu yansıtıyor.
Bu yazı dizisinde, gıda egemenliği ile
gastronomi arasındaki bu hayati bağı, bu
kadim ilişkiyi birlikte keşfedeceğiz.
Tarladan sofraya bir hikâye
İlk perde: Köklerden kopuş - Gıda
sistemlerinin dönüşümü
Bir zamanlar, yediğimiz her şey
gözümüzün önünde yetişirdi. Sanayi
Devrimi öncesinde gıda sistemleri
yereldi; insanlar kendi topraklarının,
kendi mevsimlerinin ürünleriyle
beslenirdi. Ancak zamanla her şey
değişti. Friedman ve McMichael'ın
“gıda rejimleri” olarak adlandırdığı bu
değişim, önce sömürgeler üzerinden
ucuz gıda akışıyla başladı. Ardından,
ABD'nin liderliğindeki ikinci rejim,
“Yeşil Devrim” ile birlikte tarımı
endüstriyelleştirdi. Kimyasal gübreler,
pestisitler, yüksek verimli hibrit
tohumlar... Dünya nüfusu beslendi belki
ama bu, büyük bir bedelle oldu.
Türkiye'de 1950'lerle birlikte traktörlerin
girmesi, Marshall Planı yardımları,
tarımda bir dönüşümü başlattı. Kısa
vadede verim arttı, ancak uzun vadede
dışa bağımlılık tohumlarımıza kadar
işledi. ABD'den gelen buğday ve süt
tozu, “yardım” kisvesi altında, kendi
kendine yeten bir tarım ülkesini ithalatçı
konuma getirdi. Osman Nuri Koçtürk'ün
“Açlık Korkusu” kitabında anlattığı
gibi, margarin reklamlarıyla zeytinyağı
kültürümüzden uzaklaştırıldık. Bu,
sadece bir beslenme değişikliği değil,
bir kültürel yozlaşmaydı.
İkinci perde: İsyan ve alternatif - Gıda
egemenliği doğuyor
1980'lerden itibaren iyice hızlanan
neoliberal politikalar ve Dünya Ticaret
Örgütü'nün kuruluşuyla birlikte,
tarımımız ve gıdamız çok uluslu
şirketlerin insafına kaldı. İşte tam bu
noktada, bir isyan yükseldi. 1996'da La
Vía Campesina (Köylü Yolu) hareketi,
Roma'da düzenlenen Dünya Gıda
Zirvesi'nde “Gıda Egemenliği” kavramını
haykırdı.
Gıda egemenliği, gıda güvenliğinden
farklıdır. Gıda güvenliği, “insanların
yeterli ve sağlıklı gıdaya erişebilmesi”
iken, gıda egemenliği “toplumların
kendi gıda sistemlerini demokratik bir
şekilde tanımlama hakkı”dır. Yani, ne
yiyeceğimize, nasıl üreteceğimize, hangi
tohumları ekeceğimize başkaları değil,
biz karar vereceğiz. Bu, bir hak talebidir.
Bu talebin yanında, Slow Food hareketi
gibi oluşumlar, “fast life”a karşı
bir direniş başlattı. Yerel pazarları,
atalık tohumları, sürdürülebilir tarımı
savundular. Hindistan'da Navdanya,
dokuz tohumun peşinde biyoçeşitliliği
korumak için mücadele etti. Adil Ticaret
hareketi, üreticinin hakkını alabilmesi
için bir pazar mekanizması oluşturdu.
Tüm bu hareketlerin ortak bir çığlığı
vardı: “Küresel endüstriyel sisteme
teslim olmayacağız!”
Peki ya lezzet? Gıda egemenliği,
sadece siyasi bir mesele mi? Yoksa
damaklarımızın, hafızamızın, soframızda
kaybolan o “ilk bamyanın kokusu”nun
da farklı bir boyutu var mı? Gelecek
ay, mutfaklarımızın son kaleleri olan
yerel mutfak kültürlerini, biyoçeşitliliğin
lezzetini ve gastronominin etik
sorumluluğunu birlikte ziyaret edeceğiz.
Çünkü bir ülkenin kültürel direnci, ilk
önce sofrasında sınanır.
*(Devamı gelecek ay: “Lezzetin ve
Kültürün Son Kalesi”)
66
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
Gastromasa İstanbul,
10. Yılında “10 Yılın Hikayeleri”ni
sahneye taşıdı
Türk ve dünya gastronomisi arasında köprü kuran Gastromasa İstanbul, bu yıl onuncu
yaşını “10 Yılın Hikayeleri” temasıyla kutluyor. 6-7 Kasım tarihleri arasında Haliç Kongre
Merkezi’nde düzenlenen etkinlik, gastronomi dünyasının en prestijli buluşmalarından
biri olarak sektörün nabzını bir kez daha tuttu.
Sadabad Auditorium’da düzenlenen
Gastromasa Hospitality sahnesinde,
gastronomi dünyasının birbirinden
değerli şefleri, otel yöneticileri, gastronomi
uzmanları ve ağırlama sektörünün önde
gelen isimleri bir araya geldi. Katılımcılar,
sektörün dönüşümünü, sürdürülebilirliği ve
geleceğe yönelik yenilikçi yaklaşımları farklı
perspektiflerden ele aldı.
Dünyaca ünlü şefler, sommelierler,
miksolojistler ve gastronomi profesyonelleri,
“Stories of 10 Years” temasıyla onuncu
yılını kutlayan Gastromasa 2025’in ana
sahnesinde buluşarak, sıra dışı fikirlerini,
ilham veren hikâyelerini ve deneyimlerini
paylaştı. Bu yıl ana sahnede yalnızca bir
konferans değil, aynı zamanda gastronomi
dünyasının 10 yıllık yolculuğunu anlatan bir
hikâye izlendi.
Bar sahnesinde sürdürülebilirlik
odakta
Eyüp Auditorium’da gerçekleşen
Gastromasa Bar sahnesinde ise;
miksolojistler, sommelierler, otel ve
restoranların içecek direktörleri ile sektörün
öncü isimleri bir araya geldi. Etkinlikte
içecek kültürünün dönüşümü, üretkenliğin
sektördeki rolü ve sürdürülebilirlik konuları
detaylı biçimde ele alındı.
Gastronominin geleceğini şekillendiren
vizyoner isimler, iki gün boyunca sahnelerde
deneyimlerini paylaşırken, Gastromasa
İstanbul bir kez daha uluslararası
gastronomi sahnesinin ilham kaynağı oldu.
Uluslararası Michelin Yıldızlı
şeflerden Gökmen Sözen’e
10. Yılda sevgi ve destek yağmuru
Gastromasa’nın kurucusu ve Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen, etkinliğin 10. yılında
uluslararası gastronomi dünyasından büyük bir sevgi ve destekle karşılandı. Yurt dışından
gelen Michelin yıldızlı şeflerin katılımı ve sıcak ilgisi, Rahmi Koç Müzesi’nde düzenlenen
kutlama gecesine damgasını vurdu.
Türk ve dünya gastronomisini aynı
çatı altında buluşturan Gastromasa
İstanbul, onuncu yılını 7 Kasım akşamı
Rahmi Koç Müzesi’nin tarihi atmosferinde
unutulmaz bir davetle kutladı. Sözen Group
CEO’su ve etkinliğin kurucusu Gökmen
Sözen’in ev sahipliğinde gerçekleşen
geceye, dünyanın dört bir yanından
Michelin yıldızlı şefler, üreticiler, esnaflar
ve gastronomi tutkunları katıldı. Gökmen
Sözen’e, yurt dışından gelen ünlü şeflerin
yoğun ilgisi ve sevgi dolu desteği, kutlama
sahnesine ayrı bir heyecan kattı.
Binlerce davetliyi ağırladı
Dünyanın dört bir yanından gelen
yıldız şefler, üreticiler ve gastronomi
profesyonelleri, Sözen Group’un ev
sahipliğinde düzenlenen bu özel kutlamada
bir araya geldi. Uluslararası katılım,
Gastromasa’nın küresel ölçekteki etkisini
bir kez daha gözler önüne serdi. 10 yıllık
bir tutku, vizyon ve emeğin simgesi haline
gelen bu özel gece, Gastromasa’nın yalnızca
bir etkinlik değil, Türkiye gastronomisinin
dünyaya açılan vitrini olduğunu bir kez daha
kanıtladı.
Gault Millau ödüllü tabaklar, lezzet
şöleni estirdi
Rahmi Koç Müzesi’nin büyüleyici
atmosferinde gerçekleşen gecede,
Türkiye’nin Gault&Millau ödüllü
restoranları, konuklara özenle hazırlanmış
imza tabaklarını sundu. Türkiye’nin önde
gelen restoran ve içecek markalarının
katkılarıyla düzenlenen gecede,
Gault&Millau ödüllü restoranların imza
tabakları konuklara sunularak adeta bir
lezzet şöleni yaşatıldı. Gastronomiyi sanatla
buluşturan bu sunumlar, on yıllık emeğin ve
vizyonun kutlandığı gecede unutulmaz bir
deneyim yaşattı.
Haber: Hatice Ünal Bilen
68
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
Gastronominin yıldızları
İNCİLERİYLE PARLADI
Türkiye’nin ilk ve tek özgün gastronomi derecelendirme sistemiyle hazırlanan ‘İncili
Gastronomi Rehberi’ ödül töreni The Ritz-Carlton, Istanbul’da gerçekleştirildi. Rehberde
yer alan 5 İncili 22 restoran ile 4 İncili 97 restoran, gecede ödüllerine kavuştu.
Hürriyet, Karaca ve Jumbo iş birliği
ve Şölen, The Ritz-Carlton Istanbul,
Unilever Food Solutions destekleriyle
hayata geçirilen Türkiye’nin en prestijli
gastronomi ödüllerinin verildiği ‘İncili
Gastronomi Rehberi’ ödül töreni The Ritz-
Carlton, Istanbul’da düzenlendi.
Türkiye’nin en iyi restoranlarının ‘İnci’leriyle
buluştuğu geceyi Elfin Yüksektepe ve Murat
Güloğlu sunarken projenin koordinatörü,
Hürriyet Kelebek yazarı Müge Akgün açılış
konuşmasında İncili Gastronomi Rehberi'nin
değerlendirme sürecindeki şeffaflık ve
tarafsızlığa vurgu yaptı.
Akgün: “Gastronomi rehberimiz her
yıl büyüyerek devam ediyor”
Müge Akgün, “Karaca ve Hürriyet Gazetesi
iş birliğiyle 2016’da Türkiye’nin ilk
gastronomi rehberini hazırlamak üzere yola
koyulduğumuz andan itibaren heyecanımız
hiç bitmedi, her yıl da artarak devam
ediyor…İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa,
Antalya, Adana, Gaziantep ve Muğla’nın yer
aldığı rehberimize Bodrum’un yanı sıra bu
yıl Muğla’nın Marmaris ve Fethiye ilçeleri
de dahil oldu. Proje ortağımız Jumbo’nun
katkılarıyla 100 yılı geride bırakan restoran
ve lezzet duraklarına yer verdiğimiz ‘Asırlık
Mekanlar’ bölümümüze iki yeni lezzet
noktası daha girdi. Bağ Yolu Rotası güneye
inerek Trakya’dan Akdeniz’e dek uzandı.
‘Proje Ekibi Onur Ödülleri’ ve Unilever Food
Solutions’ın sürdürülebilirliğe odaklanan
‘Geleceğin Menüleri’ bölümü bu yıl da
devam ediyor” diye konuştu.
Karaca: “Şeflerin vizyonunu Karaca
ile geniş kitlelere ulaştırıyoruz”
Türkiye’nin gastronomi mirasını daha ileriye
taşımayı hedeflerini belirten Karaca Grup
CEO’su Fatih Karaca “Bu rehber nasıl
ülkenin en iyi restoranlarını belirliyorsa,
biz de aynı anlayış ile ülkemizin değerli
şefleriyle omuz omuza çalışıyor; onların
yaratıcı dokunuşlarını, teknik ustalıklarını
ve kültürel mirasımızı sofralara taşıyacak
ürünlerle buluşturuyoruz. Şeflerimizin tutku
ve vizyonunu, Karaca’nın tasarım ve üretim
gücüyle birleştirerek Türkiye’nin gastronomi
hikâyesini daha geniş kitlelere ulaştırıyoruz.
Bu yolculuğun parçası olmak ve bu değerli
kültürü geleceğe taşımak bizim için
gerçekten çok kıymetli” dedi.
Topal: “Gastronomi rehberi kalite
ve sürdürülebilirliği teşvik ediyor”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Başdanışmanı A.
Tayfun Topal, İncili Gastronomi Rehberi’nin
yalnızca restoranları sıralamakla kalmayıp
kaliteyi, sürdürülebilirliği ve yaratıcılığı
teşvik eden önemli bir kaynak olduğunu
vurguladı. Rehberin şeflere, işletmecilere
ve gastronomi öğrencilerine yol gösterdiğini
belirten Topal, Türk mutfağının dünya
çapında kabul gören bir başarı hikâyesi
yazabilecek potansiyele sahip olduğunu
söyledi. Ödül alan mekanların yerel
üreticiden hizmet sektörüne kadar geniş
bir çevreyi desteklediğini ve gastronomiyi
kültürel miras olarak koruma çalışmalarının
önemini dile getirdi.
5 İnci Sahibi Mekanlar
7 Mehmet, Aheste, Alaf, Arkestra, Atilla
Heilbronn Fine Dining Restaurant,
Ayla by Aret Sahakyan, Casa Lavanda,
Havuş, Herise İstanbul, Kitchen Bodrum
by Osman Sezener, Lucca by the Sea,
Maçakızı, Mikla, Neolokal, Nicole, OD
Urla, Sankai by Nagaya, Seraf Vadi,
Sunset Grill & Bar, Teruar Urla, TURK
Fatih Tutak, Urla Vino Locale.
4 İnci Sahibi Mekanlar
Aila, Akira Back, Alma Table, Antiochia,
Apartıman, Araka, Asmalı Cavit,
Asmani, Atölye Restaurant, Avlu
Four Seasons Sultanahmet, Banyan
Restaurant, Barbarossa, Basta! Neo-
Bistro, Baylan Bebek, Beyti, Bulla,
Buono.Italiano, Chayote Nirvana, Çok
Çok Pera, D Maris Kitchen, D’Breeze,
Da Vittorio, Develi Samatya, Dragon,
Efendy İstanbul, Eskiyer Restaurant,
Fauna, Filo D’Olio İzmir, Filo D'Olio
Caddebostan, Foxy Nişantaşı, Frankie
Galataport, Gallada, Girida Port,
Hakkasan Bodrum, Hışvahan, Hiç
Lokanta, Hodan, House Of Kamer
Restaurant, Hünkar, Isokyo, Kebapçı
İskender Yavuz İskenderoğlu, Kıyı,
Klasik Dükkan, La Palme, La Guérite,
Lacivert, Lokanta 1741, Lokanta by
Divan, Lokanta Göktürk, Lokanta
Orhan, Lucca, Malva Restaurant, Mezra
Yalıkavak, Mitu Alaçatı, Monteverdi
Ristorante, MYK Denizden Bodrum,
Mutfak Sanatları Merkezi, Muutto
Anatolian Tapas Bar, Mürver, MYK
Restoran By Mehmet Yalçınkaya,
Nazende, Nobu Istanbul, Ocak
Restaurant, Octo, Okra, Onbaşılar
Kebap, ONNO Grill & Bar, Orfoz
Restaurant, ORO by Alfredo Russo,
Orkide Pastane & Restoran, Palude,
Pandeli, Paper Moon, Park For a,
Parma Sole, Q Lounge, Ritmo İstanbul,
Roka İstanbul, Shang Palace, Spago,
Spice Market Restaurant, Sushi Manga,
Şans Restaurant, Telezzüz, Tere,
Terrazza Italia, The Barn Restaurant,
The Red Balloon, Tola Restaurant,
Topaz, Trilye, Tuti Restaurant, Tuzz,
Ulus 29, Yazz Collective, Yeni Lokanta,
Zuma.
Asırlık Mekanlar
Vefa Bozacısı 1876 – 149 Yıl / İstanbul
(Kurucusu Hacı Sadık Bey), Katmerci
Zekeriya Usta 1925 – 100 Yıl / Gaziantep
(Kurucu Hacı Nuri Özsimitçi).
Proje Ekibi Onur Ödülleri
Ali Akkaş, Cristina Bowerman, Dilistan
Shipman, Fatma Şahin, Handan
Kaygusuzer, Mehmet Yaşin, Sabiha
Apaydın.
Geleceğin Menüleri Ödülleri
Afitap (Sınır Tanımayan Mutfaklar),
Marlinda (Köklere Dönüş), Tola &
21 Masa (Sokak Lezzetlerine Şef
Dokunuşu, Zaaf (Yeni Nesil Yemek
Deneyimi).
70
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
DaVinci Gourmet,
Türkiye’de Barista Craft
Şampiyonası 2026’ya hazırlanıyor
Dünya genelinde kahve kültürünü muhteşem lezzetlerle birleştiren ve bir Kerry Group
markası olan DaVinci Gourmet, “Kahvenin birleştirici gücü” mottosuyla 20’den fazla
ülkede düzenlenen DaVinci Gourmet Barista Craft Şampiyonası’nın Türkiye ayağını bu yıl
bir kez daha İstanbul’da düzenlemeye hazırlanıyor.
Kahve kültürünü ve deneyimini
zenginleştiren DaVinci Gourmet,
bu yıl da baristaların üretkenliğini
ve kahve tutkusunu sunabilmeleri için
uluslararası barista topluluğunu bir
araya getiriyor. “Espresso Your Flavour”
temasıyla düzenlenen DaVinci Gourmet
Barista Craft Şampiyonası 2026’da,
dünya genelindeki baristaları yaratıcılık,
teknik mükemmellik ve özgünlükleriyle
öne çıkmaya davet ediyor.
Dünya genelinde kahve kültürünü
muhteşem lezzetlerle birleştiren ve
bir Kerry Group markası olan DaVinci
Gourmet, “Kahvenin birleştirici
gücü” mottosuyla 20’den fazla
ülkede düzenlenen DaVinci Gourmet
Barista Craft Şampiyonası’nın Türkiye
ayağını bu yıl bir kez daha İstanbul’da
düzenlemeye hazırlanıyor.
Katılım başvuruları başladı
Bu yılki yarışma başvuru süreci, katılımı
kolaylaştıran ve üretkenliği teşvik eden
yeni bir sistemle gerçekleştiriliyor.
Baristalar, en az bir shot espresso ve
10 ml DaVinci Gourmet ürünü içeren
özgün kahve bazlı içecek tariflerini
yarışmaya ait web sitesi üzerinden
gönderebiliyor. Bu yılki kurallar ve
başvuru gereklilikleri daha sade ve
baristaların teknik becerilerini ve
sanatsal vizyonlarını ön plana çıkaran
bir formatta.
Dijital ön eleme turunu başarıyla geçen
baristalar, yüz yüze düzenlenecek
ülke finallerinde yarışmaya hak
kazanacak. Türkiye finalinde birinci
olan barista 150.000 TL, ikinci olan
100.000 TL, üçüncü olan ise 50.000
TL para ödülünün sahibi olacak. Ülke
finallerinin ardından baristalar, Orta
Doğu, Afrika ve Hint Yarımadası’nı
kapsayan MISA bölge finallerinde
mücadele edecek. Bu etabı kazanan
barista ise birincilik ödülü yanı sıra
Vietnam’da düzenlenecek uluslararası
finalde dünyanın dört bir yanından gelen
finalistlerle bir araya gelerek dünyanın
en iyi baristası unvanını elde etmeye
çalışacak.
Kahve kültürünün sanatla
buluştuğu nokta
Kerry Asya Pasifik, Orta Doğu ve
Afrika Gıda Hizmetleri Markaları
Genel Müdürü Eloise Dubuisson,
“DaVinci Gourmet Barista Craft
Championship bir yarışmadan çok
daha fazlası; baristaların benzersiz
vizyonlarını sergileyebilecekleri ve
kahve kültürünün gelişimine ilham
verebilecekleri global bir platform.
DaVinci Gourmet Barista Craft
Champion unvanı, mükemmelliğin,
yaratıcılığın ve uluslararası tanınırlığın
bir göstergesi. Dünyanın en iyi
baristalarını harekete geçiren bu
tutkuyu kutlamayı sabırsızlıkla
bekliyoruz.” dedi.
Hatay’ın binlerce yıllık mutfağı
TADINDA ANADOLU’DA
BTA tarafından düzenlenen “Tadında Anadolu Hatay Lezzet Günleri” başladı. TAV
Havalimanları iştiraki BTA koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinlik, Anadolu’nun
zengin mutfak kültürünü tanıtmayı amaçlıyor. Bu yılki etkinlik kapsamında
havalimanlarındaki restoranlarda Hatay mutfağı ağırlanıyor.
17-23 Kasım’da İstanbul Havalimanı
ve 24-30 Kasım’da İzmir Adnan
Menderes Havalimanı’nda düzenlenen
etkinlik serisi, 1-7 Aralık’ta Ankara
Esenboğa Havalimanı Tadında Anadolu
şubelerinde gerçekleştirilecek. Etkinlikle,
medeniyetler şehri Hatay’ın zengin mutfak
kültürünü yaşatmanın yanı sıra 6 Şubat
depremlerinden etkilenen üreticilerin,
kadın kooperatiflerinin ve bölge esnafının
desteklenmesi amaçlanıyor. Etkinliklerin
menü danışmanlığı, depremlerde iki
işletmesi birden yıkılan Hatay Sultan
Sofrası kurucusu Metin Tansal tarafından
yürütülüyor.
Misafirlere sunulan menüde Altınözü
zeytinyağı, zahter, oruk ve kaytaz böreği
eşliğinde yoğurt aşı, zahter salatası,
cevizli biber, tahinli tarator, biberli ekmek,
öcce, tuzlu yoğurtlu lahana sarma, Belen
tava, Hatay usulü kireçte kabak ve daha
birçok yöresel lezzet yer alıyor. Etkinlik
menüsündeki tüm ürünler beşi kadın
kooperatifi olmak üzere toplam 10 farklı
Hataylı yerel üreticilerden tedarik ediliyor.
“Medeniyetler sofrasını yaşatmayı
amaçlıyoruz”
Etkinlikler hakkında konuşan BTA İcra
Kurulu Başkanı Baha Bülbül, “6 Şubat
depremlerinde iki işletmesi birden yıkılan
değerli Metin Tansal’ın danışmanlığında
Antakya’nın Kurtuluş Mahallesi’nde doğan Mehmet Metin Tansal,
çocukluğundan itibaren şehrin kokusunu, sesini ve lezzetlerini benimsedi.
1990’larda Hatay Sultan Sofrası’nı kurarak yöresel tarifleri kültür
mirası olarak yaşatmayı amaçladı. 2000’li yıllarda Antakya mutfağının
unutulmuş tariflerini kayıt altına alarak gastronomiyi miras bilinciyle
korudu. 2015’te restore ettiği Antakya Kahvaltı Evi ile ziyaretçilere yerel
ürünlerle hazırlanan kahvaltılar sundu. 6 Şubat 2023 depreminde şehrini
ve işletmelerini kaybeden Tansal, Ağustos 2023’te Arsuz Konacık’ta
kurduğu yeni işletmesiyle Antakya mutfak mirasını yeniden canlandırmayı
hedefliyor.
hazırlanan menülerimizle Hatay’ın
geleneksel tarifleri Tadında Anadolu
mutfağında hayat buldu. Depremden
etkilenen üreticilerimizi, kadın
kooperatiflerini ve Hatay’ın kültürel mirasını
destekleyerek, medeniyetler sofrasını
yaşatmayı amaçlıyoruz” dedi.
72
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
GastroAntalya üç günlük lezzet
maratonunu tamamladı
Gastronomi dünyasının en önemli buluşmalarından biri olan GastroAntalya tamamlandı.
Bu yıl 42 ülkeden 278’i uluslararası, 578’i Türk olmak üzere toplam 856 şefin katıldığı
organizasyon üç gün boyunca dünya mutfaklarından sıra dışı sunumları, yarışmaları ve
profesyonel buluşmaları bir araya getirdi.
Cam Piramit’te bu yıl altıncısı
düzenlenen GastroAntalya’da
miksoloji yarışmalarından
workshop’lara, panel oturumlarından
şef gösterimlerine kadar yoğun bir
program gerçekleşti. Aralarında
gastronomi öğrencilerinin, usta şeflerin
ve ülke takımlarının bulunduğu toplam
1292 yarışmacı, üç gün boyunca
yeteneklerini sergiledi.
Her gün dereceye girenler
ödüllendirildi
GastroAntalya boyunca düzenlenen tüm
kategorilerdeki yarışmalarda dereceye
girenler, her gün düzenlenen ödül
törenlerinde ödüllerini aldı. Tatlı ve
pastacılıktan ana yemek kategorilerine,
yerel ve dünya mutfaklarından vegan
lezzetlere kadar uzanan geniş kapsamlı
jüriye sunum yaptı. Bu özel anlar hem
şefler hem de ziyaretçiler için keyifli ve
duygusal anlara sahne oldu. Üç gün süren
organizasyon; yarışmalar, gösterimler,
paneller ve sosyal sorumluluk projeleriyle
gastronomi sektörüne katkı sağlamaya
devam etti. Türkiye’nin ve dünyanın dört
bir yanından katılan şefler, yeni trendleri,
teknikleri ve lezzetleri Antalya’da
paylaşma fırsatı buldu.
yarışmalarda şefler, jüri karşısında
hünerlerini sergilerken, farklı
kategorilerde ödüller de sahiplerini
buldu.
Şefler ve öğrenciler aynı mutfakta
yarıştı
Etkinliğin ikinci günü, şefler ve
gastronomi öğrencilerinin ortak
yarışmalarıyla büyük ilgi topladı.
Usta şefler ve geleceğin gastronomi
profesyonelleri birlikte hazırladıkları
tabakları jüriye sundu. Yarışmalar,
katılımcılara deneyim aktarımı
açısından önemli bir platform sundu.
Huzurevi misafirleri şeflerle
mutfağa girdi
Etkinliğin sosyal sorumluluk
adımlarından biri kapsamında, Antalya
Lara Huzurevi ve Rehabilitasyon
Merkezi’nden gelen misafirler festivali
ziyaret etti.
Usta şeflerle birlikte mutfağa giren
huzurevi sakinleri, tabak hazırlayıp
Miksolojinin en iyileri açıklandı
Miksoloji yarışmasıyla başlayan
GastroAntalya’da ilk 3’te yer alan
bartenderler belli oldu. Türkiye’nin
dört bir yanından gelen profesyonel
bartenderlar, özgün kokteyl
reçeteleriyle jüri karşısına çıkarak
“en iyi karışımı” yapmak için kıyasıya
rekabet etti. Festivalin uluslararası
gastronomi buluşması kapsamında
düzenlenen miksoloji yarışmasında
yerli ürünler yaratıcılıkla harmanlandı.
Özgün içeceklerin tanıtımına katkı
sağlanan yarışmada, sürdürülebilirlik,
sunum estetiği ve tat dengesi
kriterlerine göre sonuca varıldı.
“Doğadan Bardağa: Sürdürülebilir
Lezzetler” temasıyla yarışmacılar,
yerel ve mevsimsel ürünleri merkeze
alarak doğayla uyumlu kokteyller
hazırladı. Yarışma sonunda zirveyi
Bedirhan Batu alırken, ikinci Baran
Özlap, üçüncü ise Gizem Şener oldu.
Dereceye giren miksolojistler, ulusal
ve uluslararası platformlarda temsil
hakkı kazanırken, kazanan reçeteler
GastroAntalya özel yayınında yer
alacak. Öte yandan ilk üçte yer alan
bartenderlar Moldova’da eğitime
gönderilecek.
74
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
5. İstanbul Uluslararası Coğrafi
İşaretler Zirvesi gerçekleşti
5. İstanbul Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi, “Ürün, Yöre, İnsan: Değerin Döngüsü”
temasıyla Metro Türkiye’nin ev sahipliğinde; Türk Patent ve Marka Kurumu ile Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) iş birliğiyle gerçekleşti.
Türk mutfak kültürünün
sürdürülebilirliğini sağlamak
ve yerel ürünlerin değerini
geleceğe taşımak misyonuyla
çalışmalarını yürüten Metro Türkiye,
bu kapsamda destek verdiği Coğrafi
İşaret ekosistemini her yıl olduğu
gibi bu yıl da geniş bir paydaş
buluşmasına taşıdı. 5. İstanbul
Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi,
“Ürün, Yöre, İnsan: Değerin Döngüsü”
ana temasıyla Gastronometro’da
düzenlenerek kamu temsilcileri, ulusal
ve uluslararası uzmanlar, üreticiler,
kooperatifler, akademisyenler ve sektör
profesyonellerini bir araya getirdi.
Zirvenin açılış konuşmalarını Metro
Türkiye CEO’su David Antunes, Avrupa
Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma
Genel Müdürlüğü Coğrafi İşaretler
Bölümü Başkanı João Onofre, Türk
Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof.
Dr. Muhammed Zeki Durak, TOBB
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
ve İstanbul Ticaret Borsası Başkanı
Ali Kopuz, Sanayi ve Teknoloji Bakan
Yardımcısı M. Kasım Gönüllü ve
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı
Fatma Şahin gerçekleştirdi.
“Tabağa Taşınan Coğrafya”, “Mirasın
Ruhu Coğrafi İşaretler”, “Bir Tabağın
Ulaştığı Dünya: Mutfak Mirasından
İhracata” ve “Lezzetin Kimliği:
Coğrafi İşaretle Gelen Hikâye”
başlıklı panellerde; Türkiye’nin farklı
bölgelerinden kooperatif temsilcileri,
şefler, gastronomi yazarları ve
akademisyenler Coğrafi İşaretlerin
kültürel, ekonomik ve sektörel etkilerini
değerlendirdi. Metro Türkiye tarafından
yürütülen “Coğrafi İşaretlerin Etki
Alanı Araştırması”nın bulguları ise
Metro Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi
Hamit Baykal ve FutureBright Group
Kurucu Ortağı Akan Abdula tarafından
masaya yatırıldı. Zirve kapsamında
Gastronometro şefleri tarafından
hazırlanan Coğrafi İşaret tescilli
ürün menüsü ise katılımcılara tadı
damaklarda kalacak bir deneyim
yaşattı.
Antunes: “Misyonumuz yerli ürünü,
yerel üretici korumak”
Coğrafi İşaret tescilli ürünlerin
ürüne, yöreye ve insana kattığı değeri
ele alan zirvenin, 10. Yılını kutlayan
Gastronometro’da düzenlenmesinin
çok anlamlı olduğuna dikkat çekerek
söze başlayan Metro Türkiye CEO'su
David Antunes, “Faaliyete başladığı
1990 yılından bu yana Metro Türkiye’nin
misyonu; yerli ürünü, yerel üreticiyi
ve Türk mutfağının zenginliğini
desteklemek. 2012 yılında başlattığımız
'Coğrafi İşaretli Ürünler Projesi' ile bu
konuyu daha önce hiç olmadığı kadar
ulusal gündeme taşıdık. O zamandan
beri gelenek ile gelecek arasında bir
ortak ve köprü olduk. Ekiplerimiz ülke
çapında gerçekleştirdikleri seyahatlerle
üreticilerle bir araya geliyor, onların
gerçeklerini dinliyor ve kalite
standartlarından Coğrafi İşaret tesciline
ve yeni pazarlara ulaşmaya kadar
gelişimlerine yardımcı oluyor. Bugün
800'den fazla üretici ve kuruluşla
çalışarak dolaylı olarak yaklaşık 100.000
çiftçiye ulaşıyoruz. Mevsime bağlı
olarak mağazalarımızda yaklaşık 750
Coğrafi İşaret ve aday ürünü sunuyoruz.
En yakın iş ortağı olduğumuz yeme
içme sektörüne ışık tutuyoruz. Sektör
kadar kamuoyunun da bu ürünlere
sahip çıkmasını çok önemsiyoruz.
Coğrafi İşaretler Zirvesi ise işte tam da
bu rolü üstleniyor" dedi.
Onofre: “Yenice Ihlamur Balı ile AB
tescilli Türk ürünleri 43’e ulaştı,
mutluyuz”
Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal
Kalkınma Genel Müdürlüğü Coğrafi
İşaretler Bölümü Başkanı João
Onofre, Türkiye ile Avrupa Birliği’ni
birbirine bağlayan Coğrafi İşaret tescilli
ürünlere yeni bir ürünün daha AB
tarafından tescillenerek eklendiğini ilk
kez zirvede açıkladı. Onofre, “Coğrafi
işaretler, tat ve mekân aracılığıyla
anlatılan hikâyelerdir. Hafıza, kimlik ve
anlam taşırlar. Toplulukları, yalnızca
yıllar değil, çoğu zaman yüzyıllar
boyunca ürettikleri, korudukları ve
aktardıklarıyla birbirine bağlarlar.
İstanbul şehri gibi Coğrafi İşaret tescilli
ürünler de birer köprü olup üreticileri
tüketicilere bağlıyorlar. Birkaç gün
önce Avrupa Birliği tescili alan İpsala
Pirinci ve Bursa Kestane Şekeri’nin
ardından bugün Yenice Ihlamur Balı’nın
da tescile kavuştuğunu açıklamaktan
mutluluk duyuyorum. Böylece Avrupa
Birliği'nde korunan Türkiye menşeli
Coğrafi İşaret tescilli ürün sayısı 43’e
ulaştı. Bunun çok daha fazlası ise tescil
aşamasında.” dedi.
Tüketicilerin %34’ü Cİ tescilli ürün
tercih ediyor
Zirvede Metro Türkiye ve TURYID iş
birliği ile FutureBright tarafından
gerçekleştirilen "Coğrafi İşaretlerin
Etki Alanı Araştırması"nın sonuçları
da katılımcılarla paylaşıldı. Araştırma
sonuçlarına göre Coğrafi İşaret tescilli
ürünlerin ne olduğunu katılımcıların
%72’sinin bildiği ve %34’ünün tercih
ettiği sonucu çıkarken, araştırmada
dikkat çeken en önemli kavram 'güven'
oldu. Bu kavram bir yandan ürüne
atfedilen 'değer', 'mükemmellik' ve
'mirası'ı tanımlarken diğer yandan
özellikle yanlış etiket uygulamaları
nedeniyle duyulan endişeleri ve
ürüne ulaşılan kanala olan güveni
gösteriyor. Araştırma sunumunda
coğrafi işaretlerin gençleri köylerinde
tutma potansiyelinin çok yüksek
olduğu, tüketicilerin menülerde
ürünlerin hikayesini dinlemeyi talep
ettiği, üreticinin sesini duyurmasında
desteğin şart olduğu gibi değerli veriler
paylaşıldı.
76
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
Tabakta Sanat Yarışması
ödülleri verildi
Tavuk Dünyası’nın bu yıl ilk kez düzenlediği “Tabakta Sanat Tasarım Yarışması”nda ödüller
sahiplerini buldu. “Doğadan İlham Alan Tabaklar” temasıyla hazırlanan özgün tasarımlar,
davetliler tarafından ilgiyle karşılandı.
Türkiye’de “fast-casual” restoran
deneyiminin öncülerinden Tavuk
Dünyası, milyonlarca misafirin
hafızasında yer eden ikonik tabağını
tasarımcıların yaratıcı yorumlarıyla
buluşturduğu yarışmada yüzlerce
başvuruyu bir araya getirdi. İlk kez
hayata geçirilen yarışma, Babylon
Bomontiada’da düzenlenen ödül
töreniyle yaratıcılık ve ilham dolu bir
finale sahne oldu. Törende dereceye
giren çalışmalar ödüllerle buluşurken
seçilen tasarımlar davetlilerin
beğenisine sunuldu. Etkinlik boyunca
gerçekleşen “Tabakta İz Bırak Atölyesi”
ise katılımcılara kendi tabaklarını
boyayarak yaratıcılıklarını özgürce ifade
etme imkânı tanıdı.
Güçlü jüri eşliğinde yaratıcılık
ödüllendirildi
Sanat, tasarım ve gastronomiyi bir
araya getiren yarışma; alanında
uzman isimlerden oluşan güçlü bir
jüri tarafından değerlendirildi. Jüride
Endüstriyel Tasarımcı Ahmet Toplu,
İllüstratör ve Yazar Cem Güventürk,
Küratör ve Sanat Editörü Feride Çelik,
BAU Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı
Hamide Elçin Tezel ve Tavuk Dünyası
CEO’su Volkan Mumcu yer aldı.
Yapılan değerlendirmeler sonucunda;
birincilik ödülünü “Baharat Yolu”
tasarımıyla Hüseyin Bayrakdar, ikincilik
ödülünü “Doğanın Renk Senfonisi”
tasarımıyla Kamile Özbay, üçüncülük
ödülünü ise “Düşler Tabağı” tasarımıyla
Cengiz Ergüleç kazandı.
Yarışmanın markanın yaratıcılığa verdiği
değerin en güçlü örneklerinden biri
olduğunu belirten Tavuk Dünyası CMO'su
Ceylan Özmen; “İkonik tabağımızın
tasarımcıların hayal gücüyle yeniden
şekillenmesi bizim için çok kıymetliydi.
Tasarımın ve yaratıcılığın desteklendiği
her platformun ilham doğurduğuna
Tavuk Dünyası, yaratıcılığın
peşinden giden herkese ilham veren
bu yolculuğu büyüterek sürdürecek
ve gelecek yıllarda daha fazla
tasarımcının hayallerine hayat
vermeye devam edecek.
inanıyoruz. Bu nedenle Tabakta Sanat
Tasarım Yarışması’nı önümüzdeki
yıllarda da geliştirerek sürdürmeyi ve
daha fazla yeteneğin önünü açmayı
hedefliyoruz. Bu süreçte destek veren
tüm jüri üyelerine, katılım gösteren
tasarımcılara ve emeği geçen herkese
teşekkür ederim” dedi.
Jüri başkanlığı görevini üstlenen
Endüstriyel Tasarımcı Ahmet Toplu ise,
yarışma sürecine dair duygularını şu
sözlerle paylaştı: “Başvuru sürecinden
finale uzanan bu yolculuk hepimiz için
oldukça heyecan vericiydi. Katılımcıların
doğa temasını kendi perspektifleriyle
yorumladığı özgün tasarımlar güçlü
bir yaratıcılığı ortaya koydu. Emeği
geçen tüm jüri arkadaşlarıma teşekkür
ederim.” dedi.
2025 Korean Culinary Days
Ankara’da gerçekleşti
Kore Kültür Merkezi, Hilton Otel iş birliğiyle düzenlediği “2025 Korean Culinary Days”
etkinliğinin 17–21 Kasım tarihleri arasında Ankara’da görkemli bir şekilde gerçekleştiğini
duyurdu. Beş gün süren bu gastronomi yolculuğu, ülke genelinde K-Food’a büyük ilgi
uyandırarak başarıyla tamamlandı.
Etkinlik boyunca her gün 19.00–
22.30 saatleri arasında Ankara
Hilton Otel’de düzenlenen Kore
mutfağı açık büfesi, günlük 100 kişilik
kotayı tamamen doldurarak toplam
500 katılımcıya ulaştı. Yabancı misyon
temsilcileri, yerel hükümet yetkilileri,
otel konukları ve özellikle Kore
kültürüne ilgi duyan gençler etkinliğe
yoğun katılım gösterdi.
Kore’den davet edilen şefler Jang
Yumin ve Oh Jieun tarafından hazırlanan
40’tan fazla Kore yemeği katılımcılardan
büyük beğeni topladı. Geleneksel Kore
lezzetleri olan sogalbijjim ve japchae
yoğun ilgi görürken, Türk damak tadına
da yakın olan dakdoritang ve haemuljjim
öne çıkan menüler arasında yer aldı.
Gençlere yönelik K-Street Food
çeşitlerinden rose tteokbokki ve
dakgangjeong ise K-Food’un trend ve
modern yönünü başarıyla yansıtarak
genç kuşağın ilgisini çekti. Aynı
zamanda, sağlıklı besinler olarak
bilinen dotorimuk, çeşitli namul ve
jangajji (turşu çeşitleri) de büyük merak
uyandırdı.
Influencer desteği
Etkinliğin etkisi, ünlü yerel influencerlar
Ankara Etkinlik ve Diplomatik Observer
ile Türkiye’de aktif olarak içerik
üreten Koreli influencer Korelee’nin
katılımıyla daha da güçlendi.
Influencerlar, etkinlik atmosferini ve
Kore mutfağı deneyimlerini sosyal
medya hesaplarından eşzamanlı olarak
paylaşarak geniş kitlelere ulaştı. Ünlü
içerik üreticilerinin Kore yemeklerine
ilişkin paylaşımları, binlerce takipçiye
erişerek sosyal medyada büyük yankı
uyandırdı ve etkinlik sonrasında da
K-Food’a yönelik ilginin sürmesine katkı
sağladı.
Seungchul: “Beklentilerimizi aşan
bir etkinlikti”
Kore Kültür Merkezi Genel Müdürü
Jeon Seungchul, “500 katılımcının
yanı sıra influencerlar sayesinde elde
edilen sosyal medya görünürlüğü de
beklentilerimizi aşan bir tanıtım etkisi
yaptı. Bu etkinlik aracılığıyla Kore’nin
gastronomi kültürü Türkiye’de farklı
kesimlere başarıyla aktarıldı. Gelecekte
de bu tür yüksek nitelikli kültürel
etkileşim projelerini genişletmeyi
planlıyoruz.” diyerek etkinlik hakkındaki
memnuniyetini ifade etti.
78
hotel restaurant
& hi-tech
gastro aktüel
Tedarik Zincirini
Güçlendiriyor
Fersan Ege’nin En
İyi İşvereni seçildi
Fersan, Great Place to Work
Türkiye 2025’te “Ege’nin En
iyi İşvereni” listesinde birinci
sırada yer alarak çalışan
odaklı yönetim anlayışıyla
ulusal ve bölgesel ölçekteki
başarılarını tescillemeye
devam etti.
Ferrero Fındık Şirketi, sürdürülebilir ve çeşitli tedarik
kaynaklarına dayalı bir stratejiyle dünya çapındaki fındık
tedarikini güçlendirmek için Sırbistan, İtalya ve Şili’de üç
önemli yatırım gerçekleştirdi.
Ferrero, Sırbistan Tarım Bakanlığı ile iş birliği yaparak Batı Backa’da
ilk “Fındık Mükemmelliyet Bölgesi”ni kuruyor. AgriSerbia çiftliğinde
600 hektarda yılda 1.800 ton fındık üretimi hedefleniyor. 8 milyondan
fazla fidan dağıtıldı, 3.360 hektardan fazla yeni bahçe oluşturuldu ve
yaklaşık 500 bin fidan Romanya ve çevre ülkelere ihraç edildi. 680’den
fazla çiftlik ile iş birliği yapılarak teknik destek, saha ziyaretleri ve
eğitimler sağlanıyor. İtalya’da Fındık Agronomi Programı, fındık
yetiştiriciliğinde verim kaybı ve bitki hastalıklarıyla mücadele için
başlatıldı. Sürdürülebilir tarım, su yönetimi, gübre optimizasyonu
ve onarıcı tarım konularında eğitim veriliyor. Program kısa sürede
yaklaşık 400 başvuru aldı ve ziraat mühendisleri ile teknisyenleri
kapsıyor. Şili’de La Araucanía’da üçüncü kırma tesisi kurulacak,
Maule’deki tesis yenilenecek ve Ñuble’deki tesisin kapasitesi iki
katına çıkarılacak. 2014’ten beri Türkiye’de faaliyet gösteren Ferrero
Fındık, 153 milyon avro yatırım yaptı ve 1.000’den fazla kişiye istihdam
sağladı. Ferrero Değerli Tarım programıyla 50.000’den fazla çiftçiye
eğitim ve danışmanlık verildi.
Türkiye’nin lider sirke üreticisi
Fersan, çalışan odaklı yönetim
anlayışıyla ulusal ve bölgesel
ölçekteki başarılarına bir yenisini
ekledi. Geçtiğimiz Nisan ayında Great
Place to Work 2025 kapsamında
100-250 Çalışan Kategorisinde “Türkiye’nin En İyi İşvereni” seçilen
Fersan, şimdi de Great Place To Work® Türkiye 2025 Ege’nin En
İyi İşverenleri listesinde birinci sırada yer aldı. Global çapta güçlü
metodolojisiyle çalışan deneyimlerini ölçen Great Place to Work'ün
analizlerine ve onaylanmış çalışan geri bildirimlerine dayanan bu
başarılar, Fersan'ın insanı merkeze alan kurum kültürünü bir kez
daha gözler önüne seriyor. Fersan Yönetim Kurulu Başkanı ve
CEO'su Gürhan Güven konuyla ilgili olarak, "Ekip olarak hareket
ettiğimiz başarı, inovasyon, gelişim ve şeffaflık ilkelerimizle,
çalışanlarımızın iş ve özel yaşam dengesini önemsiyoruz. Bu
çabalarımızın hem ulusal hem de bölgesel düzeyde bağımsız
kuruluşlarca takdir edilmesi bizler için büyük bir onur. Nisan
ayında aldığımız 'Türkiye’nin En İyi İşvereni' ödülünün ardından,
'Ege’nin En İyi İşverenleri' listesine de birinci sıradan dahil olmak,
mutlu ve verimli çalışma alanımız sayesinde tüm başarılarımızı
birlikte kutladığımız çalışanlarımızla yürüttüğümüz bu yolculuğun
ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Emeği geçen tüm çalışma
arkadaşlarıma teşekkür ederim." dedi.
Metro Türkiye projesine ödül
Strateji disiplinini görünür
kılmayı ve yaratıcı akıl yürütmeyi
ödüllendirmeyi amaçlayan Curious
Felis Ödülleri’nde Metro Türkiye,
“Balık Takımı” projesiyle B2B
Trailblazers kategorisinde Bronz
ödüle layık görüldü.
Etkisini kanıtlamış kampanyaların
ardındaki stratejik aklı ödüllendirmeyi
amaçlayan Curious Felis Ödülleri, Brand
Week Istanbul’un ilk gecesinde sahiplerini
buldu. Bu yıl beşinci kez düzenlenen ve
global ölçekte katılıma açılan Curious Felis
Ödülleri’nde Metro Türkiye, “Balık Takımı”
projesiyle B2B Trailblazers kategorisinde
Bronz ödülün sahibi oldu. Curious Felis,
stratejik akıl yürütmeyi merkeze koyarak
başarıya ulaşan kampanyaları onurlandıran
bir vaka yarışması olarak, pazarlama
iletişimi alanında strateji disiplininin
gücünü görünür kılmayı hedefliyor. Metro
Türkiye’nin ödüle değer görülen Balık Takımı
projesi hem yaratıcılığı hem de etkisini
kanıtlayan stratejik yaklaşımıyla öne çıktı.
İşletmelerin balık tedarik sürecini uçtan
uca kolaylaştıran, uzmanlık ve hız odağında
şekillenen proje; Metro Türkiye’nin “işin
mutfağındaki” 35 yıllık deneyimini yeniden
tanımlayan bir çözüm olarak değerlendirildi.
Ağdan tabağa her adımını Metro Usulü
kalite anlayışıyla takip eden Metro Türkiye,
reyonlarına taşıdığı 100’den fazla balık
çeşidini %100 izlenebilirlikle sunarken,
restoranlara özel hizmet anlayışını Balık
Takımı projesiyle bir adım öteye taşıyor.
Barilla, Parma’da
İnovasyon Üssü Açtı
Barilla, Parma’da 20 milyon euro yatırımla kurduğu
13.800 metrekarelik BITE İnovasyon ve Teknoloji
Deneyim Merkezi’nde 200 kişilik ekiple makarna,
sos ve fırıncılık ürünlerinin geleceğini tasarlıyor ve
sürdürülebilir tarım hedeflerini destekliyor.
Barilla, makarna,
sos ve fırıncılık
ürünlerinin geleceğini
tasarlamak üzere
Parma’da 20 milyon
euro yatırımla 13.800
metrekarelik yeni
İnovasyon ve Teknoloji
Deneyim Merkezi’ni
(BITE) açtı. Ar-Ge
ve pilot üretimi aynı
çatı altında toplayan merkezde 200 kişilik uzman ekip görev
yaparken, her yıl yaklaşık 30 genç staj programına kabul ediliyor;
Türkiye’den de katılım sağlanıyor. Tamamen yenilenebilir enerjiyle
çalışan BITE, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla yürütülen 84 iş
birliğinin merkezi konumunda. Merkezde ürün geliştirme süreçleri
tasarım aşamasından market rafına kadar yönetiliyor; bu süreç
karmaşıklığa göre 2 ila 10 yıl sürebiliyor. Yapay zeka, elektronik
burunlar, akıllı sensörler, 3D baskı ve holografik tasarım gibi ileri
teknolojiler ürünlerin tat, doku, aroma ve üretim süreçlerinin optimize
edilmesinde yoğun biçimde kullanılıyor. Barilla, 28 girişimle yürüttüğü
açık inovasyon projeleri ve sürdürülebilir tarım hedefleriyle 2030’a
kadar 250 bin ton hammaddenin onarıcı tarımdan elde edilmesini
amaçlıyor.
TUTTOFOOD 2026’ya
100 bin ziyaretçi
bekleniyor
TUTTOFOOD 2026, 11–14 Mayıs tarihlerinde Milano’da
düzenlenecek ve 100 binden fazla ziyaretçiyi ağırlamayı
hedefliyor. 2025 fuarında 95 bin ziyaretçi ve 4.200
katılımcı firmaya ulaşan organizasyon, uluslararası
büyümesini artırarak Avrupa’nın en stratejik gıda ticaret
platformlarından biri olma konumunu güçlendiriyor.
Fuar; Fiere di Parma, Koelnmesse ve ITA – Italian Trade Agency iş
birliğiyle küresel ticaret ağını genişleten güçlü bir modele dayanıyor.
Gelecek yıl için katılımcıların yüzde 80’i şimdiden yerini ayırtırken,
uluslararası katılım oranı yüzde 30’a ulaştı. Türkiye’den gelen yoğun
ilgi dikkat çekerken, SIMEXPO’nun katılımı Türk gıda sektörünün
uluslararası görünürlüğünü artıracak. Fuarın Alım Heyeti Programı
kapsamında 3 binin üzerinde üst düzey profesyonel Milano’da bir
araya getirilecek; Avrupa, Orta Doğu, Amerika kıtaları, Asya-Pasifik,
11. Ortak Gelişim Kongresi’nde Gıda
Ekosisteminde “Güven” Vurgusu
Gıda Perakendecileri Derneği’nin 11. Ortak Gelişim
Kongresi’nde, organize perakendenin tedarik
zincirindeki güven, şeffaflık ve sürdürülebilir tarım
vurgulandı; sektörün ekonomik etkisi, e-ticaret ve
kategori büyümesi ile gıda arz güvenliği masaya
yatırıldı.
GPD, 18 Kasım 2025’te Wyndham Grand Levent’te düzenlenen 11.
Ortak Gelişim Kongresi’nde “Her Ürün Bir Güven Eseri” temasıyla
gıda ekosisteminin tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Kongrede
GPD Başkanı Alp Önder Özpamukçu, organize perakendenin
465 bini aşkın istihdam ve 47 bin satış noktasına ulaşan gücünü
aktararak güvenin sektörün ve ekonominin temel taşı olduğunu
vurguladı. 2025 verilerine göre modern perakende %5 büyüme
gösterirken, FMCG pazarında fiyat değişimi büyümenin ana kaynağı
oldu. Katılımcılar, gıda güvenliği, arz güvenliği, üretici–perakendeci
iş birliği, sürdürülebilirlik ve yeni teknolojiler gibi konuları ele
aldı. Kongrede özellikle tarımın güçlendirilmesi, dijital tarım,
kooperatifler, kadın ve genç üreticiler ile gıda israfının azaltılması
üzerinde duruldu. Özpamukçu, kongrenin amacının sorunları
tartışmak değil, birlikte çözüm üretmek olduğunu belirtti.
Afrika ve Orta Asya’dan geniş bir alıcı kitlesi bekleniyor. 2026’da
özellikle foodservice, zincir restoranlar, otel grupları ve on-board
catering segmentinde daha yüksek temsil öngörülüyor. Fuar, ziyaretçi
deneyimini kolaylaştırmak için 90 bin m²’ye çıkan yeni, kompakt
bir yerleşim planı sunacak. Paketli gıdadan süt ürünlerine, deniz
ürünlerinden dondurulmuş gıdalara kadar geniş ürün grupları
entegre bir akışla sergilenecek. Meyve-sebze segmenti için yenilenen
Tutto Fruit & Veg alanı ve organik pazara özel “TuttoBio by Natexpo”
pavyonu fuarın en önemli yenilikleri arasında yer alacak. Tematik gıda
bölümleri ve kullanıcı dostu yönlendirmelerle fuar, küresel trendleri
yansıtan kapsamlı bir gıda ekosistemi oluşturmayı hedefliyor.
80
hotel restaurant
& hi-tech
gastro aktüel
Mutfağın bilimi ve
tekniği yeniden
şekilleniyor
Ödüllü Şef Michael De
Jesus, Nobu Istanbul’da
Chef’s Table Mutfak Akademisi, Kurucu Şef
Serkan Bozkurt önderliğinde, Türkiye’de MEB’e
bağlı ilk stüdyo düzenindeki mutfak akademisi
olarak profesyonel gastronomi eğitiminde
standartları yeniden tanımlıyor.
Chef’s Table Mutfak Akademisi, 2011’den bu yana Şef Serkan
Bozkurt liderliğinde Türkiye’nin MEB’e bağlı ilk stüdyo mutfak
akademisi olarak gastronomi eğitiminde yüksek standart
sunuyor. Dünya Şefler Birliği (WACS) akreditasyonuna sahip
kurum, uluslararası okullarla aynı seviyede kabul edilen
altyapısı ve mezunlarının başarılarıyla sektörde kendini
kanıtlamış bir marka haline geldi. Akademi, U düzeni
atölye sistemi ve küçük sınıf yapısıyla öğrencilerin bireysel
istasyonlarda hem teorik hem uygulamalı eğitim almasını
sağlıyor. Tarif ezberletmek yerine mutfağın matematiğini,
kimyasını ve tekniğini öğretmeye odaklanan yaklaşım,
mezunlarının ulusal ve uluslararası mutfaklarda hızla fark
oluşturmasına katkı sunuyor. Profesyonel aşçılık, pastacılık–
ekmekçilik ve yiyecek–içecek işletmeciliği programlarının
yanı sıra hobi eğitimleri, workshop’lar ve yabancılara yönelik
İngilizce mutfak deneyimleri sunuluyor. Programlarını
tamamlayan öğrenciler hem MEB onaylı sertifika hem de
WACS tarafından verilen uluslararası geçerli Professional
Cook sertifikası alarak Türkiye ve yurt dışında kariyer
fırsatları yakalayabiliyor. Akademi, 15 yıllık deneyimiyle yeni
dönem başvurularını almaya devam ediyor.
Nobu Istanbul, renkleri ve dokuları yenilikçi
mutfak anlayışıyla harmanlayan güçlü tarzıyla
bilinen Şef Michael De Jesus’u yeni baş şef
olarak atadı. Mevsimsel ürünleri ve lokal
tatları sürdürülebilir yaklaşımlarla kullanan
şef, bu birikimini İstanbul mutfağında
geliştirerek misafirlerine global standartlarda
bir deneyim sunmaya devam edecek.
28 yıllık uluslararası deneyime sahip olan De Jesus, kariyerine
Honolulu’daki Dave & Buster’s mutfağında başladı ve burada
edindiği yönetim tecrübesiyle W Hotel Honolulu, Renaissance
Hotel Las Vegas ve Victoria Club Riverside gibi önemli otellerin
mutfaklarında görev aldı. 2016’da Nobu Hotel City of Dreams
Manila’ya Head Chef olarak atanan şef, fine dining restoranı
Nobu Restaurant başta olmak üzere tüm mutfak operasyonlarını
yönetti. Bu süreçte Nobu Las Vegas ekibiyle iki kez Michelin
Yıldızı, Forbes’ten yedi yıl boyunca 4 Yıldız derecesi ve Tatler
Magazine’in Manila’nın En İyi Restoranları listesine art arda yedi yıl
giriş gibi önemli başarılar elde etti. 2024’te ise Nobu Restaurant,
World Culinary Awards’ta Filipinler’in En İyi Restoranı seçildi.
California School of Culinary Arts’tan aldığı Top Honors derecesi
ve Dave & Buster’s Honolulu’nun “2000’in En İyi Yeni Restoranı”
olduğu dönemde açılış mutfak yöneticisi olarak görev alması,
kariyerinin erken dönem güçlü göstergeleri arasında yer aldı.
Japon–Peru mutfağıyla kurduğu kültürel bağ, farklı şehirlerde
edindiği tecrübeler ve dünyaca ünlü şeflerle çalışarak geliştirdiği
gastronomi vizyonu, De Jesus’un yenilikçi tarzını şekillendiriyor.
Eğitime
sürdürülebilir destek
Gloria Jean’s Coffees ile
TEGV, geçen yıl büyük
ilgi gören “ayıcık sleeve”
kampanyasını bu yıl yeniden
başlatarak iş birliğini
sürdürülebilir bir modele
dönüştürüyor.
Dinçerler Group ve Gloria Jean’s
Coffees CEO’su Mehmet Dinçerler
ile TEGV Genel Müdürü Sait
Tosyalı, projenin yeni dönemini duyurmak üzere önceki gün
TEGV Zeyrek Öğrenim Birimi’nde bir araya geldi. Dinçerler,
projeyle ilgili şunları söyledi: “Yaptığımız işin merkezinde
her zaman insan var. Kahvenin etrafında kurulan o bağın,
bir çocuğun eğitim yolculuğuna dokunabilmesi bizim için
gerçekten anlamlı. Bizim için Gloria Jean’s Coffees, lezzetin
ötesinde paylaşımı ve iyiliği de merkezine alan bir marka
anlayışını temsil ediyor. Bu nedenle TEGV gibi ülkemizin en
köklü, güvenilir ve değerli kurumlarından biriyle aynı hedef
doğrultusunda ilerlemek bizim için büyük bir mutluluk.
Çocukların eğitim yolculuğuna katkı sunmak, geleceğe
dair sorumluluğumuzu yerine getirmenin en anlamlı yolu.
Geçen yıl büyük bir ilgiyle karşılanan projemizi, bu yıl da
aynı heyecan ve inançla sürdürüyoruz. Bu süreçte bize
inanan ve destek veren TEGV ailesine, gönüllülerine ve
eğitime duyarlılık gösteren tüm kahve severlere teşekkür
ediyorum.” Projede özel tasarımların satış gelirleri TEGV’in
eğitim projelerine aktarıldı. Bu destekle Türkiye genelinde
240 çocuğun nitelikli eğitim almasına katkı sağlandı. Bu
yıl ise proje, kapsamı genişletilerek yeniden uygulamaya
alınıyor. Gloria Jean’s Coffees’in yeni dönem özel tasarım
sleeve’lerinden elde edilecek gelirler, çok daha fazla çocuğun
TEGV projelerine ulaşmasına imkan sağlayacak.
Şehirde lezzetli bir mola
Etiler’in en samimi adreslerinden Cozy,
artık öğle saatlerine de keyif katıyor. Günün
koşturmacasında kısa bir nefes almak
isteyenlerden, spor sonrası iyi hissettiren bir
tabak arayanlara kadar herkes için tasarlanan
yeni öğle servisi, hafif, dengeli ve modern bir
gastronomi deneyimi sunuyor.
Şehir hayatının hızlı
temposuna uyum
sağlayacak öğle servisiyle
Cozy, öğle saatlerini hem
pratik hem de keyifli
bir buluşma noktasına
dönüştürüyor. Haftanın
altı günü (Pazartesi hariç)
12.00 – 17.00 arasında
servis edilen öğle menüsü,
toplantı aralarında, spor
çıkışı veya gün ortasında
iyi hissettiren bir mola
için ideal. Keyifli oturma
düzeni, doğal ışığı ve
sakin atmosferiyle Cozy,
gün içinde bilgisayarını
açıp çalışmak veya
uzun bir kahve molası
vermek isteyen misafirler
için de konforlu bir alan sunuyor. Misafirler bu saat aralığında
hem verimli bir şekilde çalışmalarına devam edebiliyor hem de
özenle hazırlanmış tabaklar eşliğinde sakin bir öğle deneyimi
yaşayabiliyor. Menüde dikkat çeken tabaklar arasında Vegan Sebze
Mücver (glutensiz, cevizle kaplanmış, probiyotik kaju yoğurdu
eşliğinde), Vegan Bowl (isteğe bağlı protein eklenebiliyor), Mini
Burger, Taş fırın pizzalar, Taze makarnalar, Poke Bowl, çeşitli
sağlıklı salata ve başlangıç alternatifleri yer alıyor. Cozy menüsü;
ferah, besleyici ve enerji veren içerikleriyle öğle saatlerine ideal bir
denge kazandırıyor. Cozy’nin sevilen yaklaşımı öğle menüsünde de
devam ediyor, menü sık aralıklarla güncellenerek taze ve dinamik
bir içerik sunulacak
82
hotel restaurant
& hi-tech
dekorasyon
Mekanın Dili
2026’da Değişiyor mu?
Yüksek İç Mimar Murat Dede
Trendleri Açıkladı
URBANJOBS Kurucusu / Baş Tasarımcısı Yüksek İç Mimar Murat Dede, 2026 restoran
tasarımı trendlerini değerlendirerek, mekanların artık yalnızca işlevsel değil; duyulara
dokunan, akışkan ve deneyim odaklı bir atmosfere dönüştüğünü, malzeme, ışık ve
teknoloji gibi tüm unsurların özenle kurgulandığını vurguladı.
Restoran tasarımı 2026 yılına girerken,
salt fonksiyonel tanımından uzaklaşıp
duyuların mekânsal karşılığını
arayan bir niteliğe evriliyor. Mekan artık
yalnızca yemeğin sergilendiği bir zemin
değil; hafızada iz bırakan bir atmosfer. Bu
dönüşüm; mimari ölçek, yüzey kurgusu,
malzeme seçimi ve ışık kullanımı gibi tüm
bileşenleri yeniden tanımlıyor.
İstanbul’dan yükselen bir tasarım ofisi
olarak Urbanjobs, son yıllarda geliştirdiği
projelerde tam da bu dönüşümün izlerini
taşıyor. Stüdyonun kurucusu ve kreatif
direktörü Murat Dede’nin, FX Magazine
tarafından 2026’da izlenmesi gereken
en iyi çıkış yapan tasarımcılar arasında
gösterilmesi, Türkiye’de gastronomi
mimarisine dair yeni bir tasavvurun
uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu
ortaya koyuyor.
Malzeme ve ışığın kurduğu
duyusal sahne
Bu yeni dönemde malzeme, mekânın
kimliğini şekillendiren bir karaktere
dönüşüyor. Doğal yüzeylerin dokunsal
varlığı, taşın ağırlığındaki sadelik,
ahşabın sıcaklığı ve tekstildeki mat
geçişler; mekâna yalnızca estetik değil,
yaşanmışlık hissi katıyor. Birleşim
detaylarının görünmez hâle getirildiği,
yüzeyin akışkan, tutarlı ve rafine
olduğu bir dil öne çıkıyor. Urbanjobs’ın
projelerinde sıkça gördüğümüz bu
yaklaşım — lüksün hissedildiği ama
göze sokulmadığı bir incelik.
Işık ise artık yalnızca teknik bir çözüm
değil, duyguya form veren bir araç.
Gölgeler aracılığıyla ölçek yeniden
yorumlanırken, dramatik aydınlatma
kompozisyonları yemeği ve insanı
merkeze alan bir sahne kuruyor. Işıkla
kurulan bu diyalog, mekânın ritmini
belirliyor; her adımda, her oturuşta
deneyim baştan tarif ediliyor.
Akış, renk ve teknolojinin kurduğu
çok katmanlı deneyim
Mekansal sirkülasyon ve kurgu,
özellikle gastronomi tasarımında kritik
bir rol üstleniyor. Misafirlerin mekânla
kurduğu ilişki, iç içe geçen yakınlaşma
ve ayrışma anlarıyla anlam buluyor
diyebiliriz. Barın göz hizasında kurduğu
temas, açık mutfağın sahnelediği şefmisafir
diyaloğu, şarap dolaplarının
önünde tadım istasyonları veya tatlı
adaları gibi mikro deneyim alanları;
mekânı izlenen değil, katılınan bir
atmosfere dönüştürüyor.
Renkler ise artık yüzeyin değil,
duygunun taşıyıcısı. 2026’nın kromatik
dünyası; toprağın dinginliğini derin
vurgu tonlarıyla birleştiriyor. Pastelden
uzak, kökleri coğrafyaya ve kültüre
uzanan tonlar tercih ediliyor. Böylece
mekân, hem zamansız hem de yemeğin
ritüeline uygun bir hissiyat geliştiriyor.
Teknoloji, tüm bu atmosferin görünmez
altyapısını oluşturuyor. AR ve VR
entegrasyonları, tasarım sürecinin
başlangıç aşamasından itibaren
deneyimi kurgularken; operasyonel
akış, akustik konfor ve enerji verimliliği
gibi bileşenlerde yüksek performans
sunarak mekânın arka plandaki aklını
temsil ediyor. Urbanjobs’ın Meta Quest
tabanlı tasarım çalışmalarında olduğu
gibi, teknoloji mekanın yüzüne değil;
işleyişine dokunduğu ölçüde kıymet
kazanıyor. Tüm bu bileşenlerin ortak
paydasında, duyguyu mekânlaştırma
fikri öne çıkıyor. Urbanjobs’ın tasarım
felsefesini özetleyen Emotion Forms
Space yaklaşımı, 2026 restoranlarının
doğasını çok iyi tarif ediyor: Mekan
yalnızca göze değil, ruha temas eden
bir varlık hâline geliyor.
2026 yılı, gastronomi mekânlarının
estetik, duygu ve hikâye üzerinden
yeniden kurgulandığı bir eşik olacak.
Türkiye’nin bu dönüşüm içindeki rolü
ise hiç olmadığı kadar güçlü. Urbanjobs
olarak biz; detayda hassasiyet, duyguda
derinlik anlayışıyla, hem yerel hem
de uluslararası sahnede yeni nesil
hospitality deneyimlerine yön vermeye
devam edeceğiz.
84
hotel restaurant
& hi-tech
mekan keşif
Bu kez pop – up’taki tatlar
GÜNEY KORE’DEN
Siz hiç bir tabaktan kültür kokusu aldınız mı? Ben aldım. Grand Hyatt Istanbul’un
‘Dünya Mutfakları’ serisinin ikinci pop-up’ında, Şef HyeonSeok Seo’nun Güney
Kore sofrasında karşılaştığım tatlar, renkler ve dokular tam da bunu hissettirdi.
Yazı: Hatice Ünal Bilen
Geçen ay Grand Hyatt Istanbul’un
“Dünya Mutfakları” serisine
konuk oldum. İlki, Mumbai’den
Şef Sachin Singh’in Hint menüsüydü.
Güzel bir başlangıçtı ama beni asıl
heyecanlandıran, kasım ayının ikinci
yarısında ağırladıkları Şef HyeonSeok
Seo’nun Güney Kore mutfağı
deneyimiydi.
Menüyü ilk gördüğümde şunu
düşündüm: “Bunlar bir yemeğin
ötesinde bir kültür yolculuğu.” Baharatlı
tavuk sote “Gochujang Dakgalbi”, altı
renkli sebzelerle yapılan “Sanchae
Bibimbap”, sous-vide ızgara dana
kaburga, mantarlı pyeonsu mantısı…
Ve tabii tatlı olarak Pirinç kızartması
“Gaeseong Juak”. Masama servis edilen
her tabak, Güney Kore’nin ruhunu
fısıldadı hiç abartısız. Şefin dokunuşları,
teknikleri ve sunumları o kadar doğal ve
samimiydi ki, kendimi bir an ülkesinde,
kendi sofrasında oturuyormuş gibi
hissettim.
Elbette, işin görünmeyen kısmı da
var. Bu özel deneyimi mümkün kılan
mutfak profesyonellerini anmadan
geçmek olmaz. Grand Hyatt İstanbul’un
Executive Chef’i Yusuf Gülyiyen ve
Chef de Cuisine Roy Setman… Şef Seo
ile mutfaklarında birlikte çalışmaları,
bu Kore sofrasının ruhunu masama
taşırken her detayın kusursuz olmasını
sağladı. Gerçekten etkileyiciydi.
Neden etkilendim?
Neden etkileyici derseniz... Dünyanın
farklı Grand Hyatt otellerinden gelen
şeflerin İstanbul’daki mutfaklarla
aynı tezgahta buluşması, ortaya
salt bir menü değil, unutulmaz bir
deneyim çıkarıyor. Bu tür pop-up
etkinlikler, gastronominin evrensel
dilini hatırlatıyor; ülkelerin mutfaklarını,
malzemelerini ve tekniklerini
keşfetmek için benzersiz bir platform
sunuyor. Şefler arasındaki etkileşim;
öğrenmenin, keşfetmenin ve birlikte
üretmenin en lezzetli hali bence de.
Aynı zamanda bu deneyimler, oteli
bir konaklama alanı olmaktan çıkarıp
canlı, dinamik bir marka hikayesine
de dönüştürüyor. Gastronominin artık
bir hizmet değil; bir iletişim dili ve
pazarlama aracı olduğunu görmek
de büyüleyici. Her yeni reçete, her
tabak, destinasyonun kimliğini yeniden
anlatıyor.
Bütün bu pop-up’larda fark ettiğim
şey çok net! Bir tabak yemek, bir
şehir, bir kültür… Hepsi bir araya
geliyor. Ve aslında her pop-up, bir
deneyim yaşatmak için değil; anlatmak,
göstermek ve paylaşmak için de var. Bu
yüzden de çok kıymetli buluyorum.
Yemek sırasında Hyatt Otelleri Bölge
Başkanı Rufat Babayev ile kısa bir
sohbet fırsatım da oldu. Her zamanki
gibi samimi ve güler yüzlüydü. Bu
sohbet bana şunu hatırlattı: Böylesi
özel etkinlikler, tepe yönetiminin
vizyonu, bakış açısı ve desteği olmadan
hayata geçemez. Doğru bakış açısı ve
koordinasyon birleşince, ortaya işte
böyle özel bir deneyim çıkıyor.
Şimdi size küçük bir sürpriz de vereyim.
Seri, Hindistan ve Kore’den sonra
Fransız pop-up deneyimiyle devam
edecekmiş. 1 Aralık – 15 Şubat arasında
“L’Entrecôte at Library” ile Fransa’dan
gelen şefler, klasik Fransız tatlarını
İstanbul’a taşıyacak. Merak etmedim de
değil hani! Acaba o tabakların ardındaki
hikayeler ne kadar büyüleyici olacak?
86
hotel restaurant
& hi-tech
mekan keşif
Cloud 34’te
İstanbul
Gecesini,
Japon
Tatlarını ve
Canlı Cazı
Hisset!
Cloud 34. İstanbul’un büyüleyici ışıkları ayaklar altında. Yüksek binalar, Boğaz’ın
uzak parıltısı… Bu enfes güzelliğin tam ortasında. Hilton Istanbul Bomonti Hotel &
Conference Center’ın 34. katında, şehri bambaşka bir açıdan görüyorsun.
Yazı: Hatice Ünal Bilen
Yükselmişken şehrin ritmi masadaki her
yemekle daha da canlı hale geliyor...
Japon mutfağının özenle hazırlanan
sushi’leri, karidesleri, kalamarları masanda
birer nota gibi dizilmiş. Her bir tat, küçük bir
sanat dersi gibi. Her lokmada, bu özen ve
lezzeti hissediyorsun. Gerçek bir sushi sever
olarak, set menünün zengin çeşitliliğine
hayran kaldım. Bu seçkileri tatmak ayrı bir
hazdı.
Ama en çok kaburgaya bayıldım. Lezzeti
ve dokusu unutulmazdı. Crispi kalamar ise
hem çıtır çıtır hem de oldukça lezzetliydi,
naçizane tam anlamıyla ikna oldum. Ve tabii
finali tatlıyla yaptım, enfes bir kapanış oldu.
İmza kokteyller de etkileyiciydi; favorim
Spicy Bloom, kıpkırmızı acı biberli.
Ve müzik. Canlı caz, ritmi, ışığı ve tadıyla
tüm duyularını sarıyor. Ebru Selvikavak
sahnede, sesi masaların arasında dolaşıyor,
notalar şehrin ışıklarıyla dans ediyor adeta.
Biraz romantik olabilirim ama bu enerjiyi
seviyorum. Sahne ve manzara birleşince
kendimi tamamen bambaşka bir atmosferin
içinde buluyorum. Ardı ardına gelen müzik
ziyafeti, mekanda zamanı yavaşlatıyor ama
bir yandan da şehrin ritmiyle dans ediyor.
Mekanda hafta içi her çarşamba caz,
perşembe piyano ve saksafon eşliğinde
özel akşamlar sunuluyor. Küçük bir not
bırakayım.
İstanbul'un teras mekanları bir başka
güzeldir. Cloud 34'te de şehrin enerjisini,
geceyi, hayatı hissediyorsun. İster
arkadaşınla, ister sevdiğinle, ister yalnız gel!
Her deneyim farklı bir his bırakıyor, bende
öyle oldu.
Ve tabii servis… Cloud 34’ün salon şefi
Gizem Şeb; donanımlı, sıcakkanlı ve
profesyonel yaklaşımıyla her detayın
yerli yerinde olmasını sağlayan, mekana
ruh katan biri. Misafirlerle kurduğu bağ,
deneyimi daha da özel kılıyor. Ben özellikle
onun servis ve iletişimini çok seviyorum;
son derece doğal ve içten. Bu da mekanın
samimiyetini bana hissettiriyor.
Düşünürsek, mekanla kurduğunuz bağ
pek çok unsurdan oluşuyor ama benim
nazarımda en değerli olan, hizmeti sunan
kişinin samimi ve özenli yaklaşımı. Her
zamanki gibi harikaydı. Tutkusuna sağlık!
Cloud 34, Hilton Istanbul Bomonti, İstanbul
teras restoran, canlı caz İstanbul, Japon
mutfağı, sushi İstanbul, Ebru Selvikavak,
Gizem Şeb, İstanbul gece manzarası, teras
mekan deneyimi
MykOrini, İstanbul’u
sallamaya gelmiş
Bir mekan düşünün… Modern ve şık bir Yunan fine dining. Lezzetler kendini
kanıtlamış, ama esas büyü, her saatte yükselen enerjisi ve ritmiyle sizi saran
atmosfer. Masalar, servis, sahne… Hepsi bir arada ve gece boyu
durmaksızın üstelik de!
Yazı: Hatice Ünal Bilen
MykOrini İstanbul’u açılışından
sonraki ikinci ziyaretimdi ama… Bu
kez başkaydı. Daha oturmuş, daha
kendinden emin, daha “biz buradayız”
diyen bir enerji vardı. Hani bazı mekanlara
girersin, mutfağından servisine kadar
görünmez bir düzen vardır ya… Öyle bir
düzen, öyle bir sahiplenme hissi.
Cumartesi gecesi tam bir coşku
senfonisiydi. Fine dining disiplininde bir
Yunan lokantası ama… Sanki salaş bir
meyhane kadar içten, taverna kadar özgür,
hatta bir kulüp kadar eğlenceli. Sahnenin
ortasında genç kadro, misafirlerle kol kola,
omuz omuza… Tabaklar havada, tefler
ritimde, ezgiler Türkçe, Yunanca, Arap ve
Orta Doğu arasında ustaca akıyor. Enerji
gece boyunca bir milim bile düşmedi. Bir
noktadan sonra sadece yemek değil, ritmiyle
doyuran bir sinerjiydi.
SWOT Hospitality CEO’su ve MykOrini
İstanbul’un konsept kurucularından
Mouhamad Hadla… Mekanın ruhunun
en büyük parçası hiç şüphesiz o. Gece
boyunca masalara uğradı, servise yardım
etti, misafirlerle birebir ilgilendi. "Baş ne
kadar sağlam olursa, altı da o kadar güçlü
olur." deriz ya hani Hadla’nın da enerjisi
ekibe yansımış gibiydi. Ama bu ritim sadece
ondan gelmiyordu. Tüm ekip mekanı kendi
yeri gibi öyle bir sahiplenmişti ki. Aralarında
görünmez bir düzen, sanki gizli bir hiyerarşi
vardı. Herkes görevini biliyor, birbirine
destek oluyordu. Masalar, servis, mutfak…
Hepsi doğal bir uyum içinde akıyordu.
Operasyonel gücün ardındaki bir diğer isim,
MykOrini İstanbul’un Yunan kökenli Genel
Müdürü Theodoros Kaounas. Onunla da kısa
bir sohbet ettik; İstanbul’u Hadla gibi çok
benimsemiş, çok belli. Mekana baktığımda
bu ikilinin kusursuz iş ortaklığını çok net
hissettim.
Ve mutfak…
Executive Brand Chef Dimitris Koumis'in
dokunuşu bu kez çok daha belirgindi.
Menüde sadelik, mevsimsellik, teknik
derinlik… Ama asıl sürpriz benim için
Yoğurtlu Dondurma oldu. İlk kez tattığım bu
Yunan tatlısı, masanın tüm coşkusunu sakin
ama çok güçlü bir finalle kapattı. Gerçekten
“eline sağlık Dimitris” dedirten bir lezzetti.
Unutmadan, o akşam masamla yakından
ilgilenen Gökhan kardeşimin sabrı ve
dinamik servisi de deneyimi özel kıldı.
Biliyorum, yine çok yordum, fotoğraf mı
çeksin, servise mi yetişsin. Ama o her şeyi
kocaman bir gülümsemeyle ustalıkla taşıdı.
Hizmet sektöründe çalışmak gerçekten zor;
tam bir zanaat diyeyim.
Bir kez daha fark ettim ki, burası salt bir
yemek durağı değil. Bir atmosfer, bir ritim,
bir sahne… Hem İstanbullu hem Akdenizli
hem Egeli en çok da Yunan. Modern ve
delice eğlenceli!
Ve en önemlisi, ruha işleyen bir yer.
Mouhamad Hadla’yı izlerken bir kez
daha fark ettim ki, Lübnan asıllı restoran
yatırımcısı İstanbul’a büyük oynamaya
gelmiş ve bu kez oyunun kurallarını
değiştirecek gibi.
88
hotel restaurant
& hi-tech
yeni mekan
İstanbul’un
Yeni Japon
Ocakbaşı
Deneyimi
MORI
YAKI
Türkiye’de modern sushi deneyiminin öncülerinden Mori, Armutlu’daki yeni adresinde
MORI YAKI adıyla yeniden doğuyor. “Denizden ateşe yolculuk” mottosuyla Japon robata
geleneğini Türk ocakbaşı kültürüyle buluşturan restoran, İstanbul’un gastronomi
sahnesine özgün ve iddialı bir yorum katıyor.
Mori’nin yolculuğu 2000’lerin
başında İstanbul’da,
Mayadrom’da başladı. Türkiye’de
modern sushi kültürünü ilk kez tanıtan
öncülerden biri olarak kısa sürede
müdavimlerini kazandı. Öyle ki, Zülfü
Livaneli’nin Serenad romanında şu
cümleyle anıldı: “Bir suşi delisi olduğu
için bu konuda İstanbul’un en iyi
lokantası olan Mori’den suşi getirtmişti.
Taze ve harikaydı hepsi de.”
Bu mirası taşıyan Mori, 2023 yılında
ikinci nesil tarafından Sushi Mori &
Whisky Bar adıyla Etiler’de yeniden
hayata döndü. Gastronomi, müzik ve
gece hayatını buluşturan konseptiyle
kısa sürede semtin vazgeçilmez
adreslerinden biri haline geldi. Ancak
markanın ruhu, çok daha geniş bir
vizyon arıyordu.
2025 yılında Mori, evrimini
tamamlayarak Mori Yaki adıyla
Armutlu’da yeni bir döneme adım attı.
Japonca’da “ateşte pişirmek” anlamına
gelen yaki, markanın hem felsefesini
hem de yeni menüsünün merkezini
oluşturuyor.
Ateşin etrafında paylaşım kültürü
Mori Yaki, Japon robata geleneğini Türk
ocakbaşı kültürüyle harmanlayarak,
ateşin etrafında bir araya gelmenin ve
birlikte paylaşmanın ruhunu modern
sofralara taşıyor. Bu iki geleneğin
ortak noktası, ateşi bir araya gelme
ve paylaşma ritüeli olarak görmek;
sıcaklığı ve enerjisi sofraya taşınan bir
deneyim oluşturmak.
Menüde denizin tazeliğiyle ateşin gücü
yan yana geliyor. Kömür ateşinde
pişen robata şişleri, etler ve deniz
ürünleri; sushi’nin zarif dokusuyla aynı
masada buluşuyor. Bir nigiri’nin inceliği
ile bir ocakbaşı şişinin samimiyeti
arasında kurulan bu denge, İstanbul’un
gastronomi dünyasında benzersiz bir
deneyim sunuyor.
Armutlu’nun hem merkezi hem
de kalabalıktan uzak köşesinde
konumlanan Mori Yaki, şehirden
kopmadan nefes alınabilecek özel bir
alan sunuyor. Salı’dan itibaren öğle
saatlerinden geceye kadar açık olan
restoran, gün boyunca değişen ruhuyla
misafirlerini ağırlıyor. Gündüzleri
keyifli öğle buluşmalarına ev sahipliği
yaparken, akşamları iş çıkışı kokteyl ve
atıştırmalıklarla samimi bir atmosfer
yaratıyor. Hafta sonlarında dost
sofralarının enerjisi, hafta içi günlerinde
ise lezzetli bir mola arayanlar için keyifli
bir ortam.
Mori Yaki, yalnızca bir
restoran değil; günün her
saatine yayılan, sıcak ve
davetkâr bir yaşam alanı.
Ateş kültürü, sohbetin ve
paylaşmanın modern bir
ritüeli olarak sofralarda
hayat buluyor; hem
tanıdık, hem özgün bir
deneyim.
90
hotel restaurant
& hi-tech
yeni mekan
Mehmet Dinçerler’in
SuperCoff’u Berlin’de ikinci
şubesini açıyor
Gloria Jean’s Coffees’i Türkiye’de 240 şubeye taşıyan ve Magnolia Bakery’yi Türkiye’ye
kazandıran Mehmet Dinçerler’in yeni girişimi SuperCoff, Berlin’de kısa sürede dikkat
çeken Mitte’deki ilk şubesinin ardından ikinci şubesini açmaya hazırlanıyor.
Berlin kahve sahnesi son yılların
en büyük dönüşümünü yaşıyor.
Matcha’nın yükselişi, üçüncü
dalga espresso barlarının yaygınlaşması
ve yeni nesil tüketici alışkanlıklarının
gündelik hayata yön vermesiyle birlikte
kahve, artık bir içecekten çok şehir
kültürünün bir parçasına dönüştü.
Bu dönüşümün aktörlerinden biri de,
fikren Türkiye’de doğup Berlin’de ikinci
şubesini açmaya hazırlanan yeni nesil
kahve markası, SuperCoff.
SuperCoff, Berlin Mitte’de açtığı ilk
şubesiyle kısa sürede dikkat çekti.
Açılışın sadece 2 ayında 20 franchise
talebi aldı ve taleplerin %70’i Avrupa’dan
geldi. Yeni nesil farkındalık ve aktif
yaşam kültürünü merkeze alan marka,
kahve, spor ve topluluk deneyimlerini
birleştirerek modern şehir yaşamının
enerjisini temsil ediyor. İkinci şubesini
açmaya hazırlanan SuperCoff, global
iş birlikleriyle şehir kültürüne katkı
sağlamaya devam ediyor.
Şehirlerin enerjisini yeni nesil
markaya dönüştüren girişim
Gloria Jean’s Coffees’i Türkiye’de 240
şubeye taşıyan ve Magnolia Bakery’yi
Türkiye’ye kazandıran Mehmet Dinçerler,
SuperCoff’un Berlin’deki konumlanışını
“yeni nesil tüketici alışkanlıklarını analiz
eden, şehir kültürünü merkeze alan
bir strateji” olarak tanımladı ve ekledi:
“Kahve artık şehirlerin sosyal dili haline
geldi. Biz bu dili, yerel alışkanlıklardan
küresel trendlere uzanan bir deneyime
dönüştürüyoruz. Berlin, bu vizyonun
ilk durağı; kahvenin şehir yaşamının
ritmini belirlediği, kültürün dönüştüğü
bir merkez. SuperCoff ise bu değişimin
içinde büyüyen, şehirlerin enerjisini
yeni nesil bir markaya dönüştüren
girişim. Bugün şehirler, aktif yaşamı ve
topluluk olmayı merkeze alan yeni bir
kültürün etrafında şekilleniyor. Koşu
kulüplerinden sabah kahve ritüellerine
uzanan bu dinamik, SuperCoff’un da
temsil ettiği modern şehir yaşamının
enerjisini yansıtıyor.”
Rekabetin ve eğlencenin yeni
nesil adresi Gamezone,
dekk Akmerkez’de!
Klasik oyun kültürünü dijital dünyanın enerjisiyle buluşturan Gamezone, dekk
Akmerkez’de ziyaretçileriyle buluşuyor. Rekabetin, eğlencenin ve takım ruhunun
aynı anda hissedildiği bu yeni nesil eğlence alanı, her yaştan oyuncuya hitap ediyor.
dekk Akmerkez’de açılışı gerçekleşen
bu ilk konsept alanla, fiziksel ve dijital
deneyimleri birleştirerek ziyaretçilere
heyecan, enerji ve etkileşim dolu bir
dünya sunmayı hedeflediklerini belirten
INFINIA Program Direktörü Umut Türeli,
“Gamezone’u, insanların sadece oyun
oynamakla kalmadığı; birlikte vakit geçirdiği,
dostça yarıştığı ve anılar biriktirdiği bir
buluşma noktası olarak tasarladık,” diyor.
Eğlence yalnızca oyunlarla sınırlı
değil
Gamezone’un kalbinde hareket ve rekabet
var. Langırt, boks makinesi, basketbol
makinesi ve dijital air hockey gibi oyunlar
fiziksel mücadeleyi ön plana çıkarıyor.
“Racing Simulator” bölümünde hız
tutkunları direksiyon başına geçerken,
“X-Fighter” alanında oyuncular kendi
hareketleriyle dövüş sahnesine adım atıyor.
“Trash Cat” çocuklar ve yetişkinler için
refleksleri ve koordinasyonu ölçen kahkaha
dolu bir meydan okuma sunarken, “Don’t
Fall” ise grup halinde uyum, denge ve takım
çalışmasını öne çıkarıyor.
Eğlence yalnızca oyunlarla sınırlı değil.
Karaoke kabini, müzik tutkunlarını sahne
ışıkları altına davet ederken; PlayStation
köşesi, modern konsol oyunlarıyla bireysel
veya çok oyunculu rekabetlere ev sahipliği
yapıyor. Atış simülatörü odaklanma ve
isabeti test ederken, “Trivia” alanı bilgi
yarışmalarıyla zihinsel rekabeti sosyal
etkileşimle birleştiriyor.
Tüm bu deneyimler, güçlü teknik altyapı
ve sorunsuz bağlantı sistemleri ile
destekleniyor. Her makine, her ekran
yüksek performansla çalışıyor; oyunculara
kesintisiz eğlence sunuluyor.
92
hotel restaurant
& hi-tech
fuar
SOLAREX İSTANBUL 2026
GÜNEŞ ENERJISINDE KÜRESEL LIDERLIK
VIZYONUNU GÜÇLENDIRIYOR
Türkiye’nin ilk ve tek rakipsiz güneş enerjisi teknolojileri ve depolama fuarı SolarEX İstanbul,
08-10 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açıyor.
Güneş enerjisi teknolojileri ve
enerji depolama alanında
dünyanın en yenilikçi
çözümlerinin tanıtılacağı SolarEX
İstanbul, 08-10 Nisan 2026 tarih
aralığında İstanbul Fuar Merkezi’nde
18. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor.
Uluslararası piyasalarda aktif rol
oynayan, en yenilikçi teknolojileri üreten
ve sektöre yön veren liderler yılın en
büyük buluşmasında yeniden bir araya
gelmeye hazırlanıyor.
Sektörün enerji vizyonunu
şekillendiriyor
Türkiye’nin enerji dönüşüm vizyonunda
güneş enerjisi stratejik bir konumda yer
alıyor. Bakanlığın yenilenebilir enerji
vizyonu ile sektörün üretim ve teknoloji
kapasitesini aynı sahnede buluşturan
fuar, Türkiye’nin güneş enerjisindeki
büyüme hedeflerine katkı sağlamayı
amaçlıyor. Enerji ve Tabi Kaynaklar
Bakanlığı’nın yerli ve yenilenebilir
yaklaşımı sektörde hem yatırım hem
de teknolojik dönüşümü hızlandırıyor.
Güneş enerjisi teknolojileri ve
depolamasına odaklanan ve sektörün
buluşma noktası haline gelen fuar,
yalnızca ticaret hacmini büyütmekle
kalmayıp aynı zamanda Türkiye’nin
güneş enerjisi alanındaki bölgesel
liderlik hedefini de destekleyen stratejik
bir platform niteliği taşıyor.
Stratejik avantajlarıyla öne çıkıyor
SolarEX İstanbul, bir fuar olmanın
ötesinde, katılımcı firmalara ve
ziyaretçilere yeni iş bağlantıları
kurma, uluslararası pazarlara açılma,
marka bilinirliğini güçlendirme imkânı
sunuyor. Avrupa, Asya, Orta Doğu
bölgelerinden gelen yatırımcılar,
proje geliştiricilerle doğrudan iletişim
kurarak ihracat ağını genişletiyor.
Sınır ötesi iş birliklerini hayata geçiren
ve pazar payını artıracak somut ticari
avantajlar sunan fuar; fuar süresince
devam edecek networking etkinlikleri,
alım heyeti programları, B2B
görüşmeleri ve konferans programları
ile etkileşimi maksimum seviyede
sağlayacak. Katılımcı ve ziyaretçiler
üç gün süresince devam edecek
organizasyon ile; yenilikçi ürünleri
inceleme, sektör liderleri ile görüşme
ve geleceğin trendlerini doğrudan
deneyimle şansı yakalayacak.
Enerjinin zirvesinde yer almak için
Türkiye’de pazarın tek ve sektörün en
büyük buluşması, iş birliği fırsatlarının
değerlendirilmesi ve sektör liderleriyle
iletişim kurulması amacıyla 08-09-10
Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar
Merkezi’nde düzenleniyor. Ücretsiz
davetiye ve katılım koşulları için
solarexistanbul.com adresi üzerinden
bilgi alınabiliyor.
94
hotel restaurant
& hi-tech
HoReCa teknolojileri
RESTORAN SEKTÖRÜNDEKI
GÖRÜNMEZ MALIYETE “TERZI IŞI”
ÇÖZÜM
Türkiye'deki on binlerce restoran ve kafe sahibi düzenli olarak dağ gibi birikmiş
faturaları ve fişleri manuel olarak dijitalleştiriyor. Bu evrak yığını, tek tek sisteme
işlenmesi gereken on binlerce satırlık veri anlamına geliyor. Yeme-içme sektöründe
manuel veri girişinin yarattığı hatalar, KOBİ’leri operasyonel körlük ve sağlıksız finansal
analizlerle karşı karşıya bırakıyor.
Yeme-içme sektöründe fatura girişi,
stok takibi ve bordro gibi idari
işlemler, işletmelerin her ay kayda
değer bir zaman ve eforunu tüketiyor.
Finansal zorluklar nedeniyle her 10
işletmeden 4’ünün kepenk indirdiği bu
sektör, yıllardır manuel veri girişinin
yarattığı yükle boğuşuyor. Bu manuel
süreçlerin en büyük dezavantajı ise
zaman kaybı değil; insan hatasına son
derece açık, tekrarlayan bir doğaya sahip
olmaları. Yanlış girilen tek bir rakam bile
bir işletmenin o ayki kâr-zarar tablosunu
tamamen değiştirebiliyor ve hatalı kârlılık
analizleri, zaten bıçak sırtında olan
KOBİ’ler için yapısal bir riske dönüşüyor.
Bugüne kadar bu sorunu çözmek için
denenen yaygın yaklaşım, yüzlerce
farklı e-fatura entegratörü için ayrı ayrı
bağlantılar kurmaya çalışmaktı. NarPOS
ise bu soruna sektörün ortak aklına kulak
vererek çok pratik bir çözüm geliştirdi.
Sektörün ortak aklından doğan
çözüm
NarPOS’un çözüm yaklaşımının
merkezinde, şirketin “sektörel terzi
işi” adını verdiği Ar-Ge anlayışı yatıyor.
Şirket, müşteri taleplerini tek tek
karşılamak yerine, benzer taleplerin
birikimini izleyerek sektörel ihtiyaçları
tespit ediyor.
NarPOS’un Kurucu Ortağı ve CTO’su
Erkan Çınar, bu Ar-Ge yaklaşımını
şöyle özetliyor: “Bizim yaklaşımımız,
müşteri taleplerini biriktirerek sektörün
ortak aklını dinlemeye dayanıyor.
Gelen her yeni fikir değerli ama
hemen harekete geçmiyoruz. Benzer
taleplerin birikmesini sabırla bekliyoruz.
Belirlediğimiz eşik aşıldığında, o noktada
artık kişisel bir istek değil, genele
yayılan bir sektör ihtiyacıyla karşı karşıya
olduğumuzu anlıyoruz. İşte o zaman
Ar-Ge kaynaklarımızı bu ortak sorunu
çözmeye odaklıyoruz.”
Bu yaklaşımın en net sonuçlarından
biri, restoran ve kafe sektöründeki
manuel fatura işleme yükünü ortadan
kaldıran çözümde ortaya çıktı.
NarPOS, yüzlerce farklı e-fatura
entegratörüyle tek tek uğraşmak
yerine Gelir İdaresi Başkanlığı’nın
(GİB) standart XML formatını merkeze
alan bir modül geliştirdi. Bu sayede
işletmeler, faturalarını tek tıkla sisteme
aktarabiliyor; stok kalemleri, miktarlar
ve cari bilgiler gibi kritik veriler manuel
müdahaleye gerek kalmadan otomatik
işlenebiliyor.
Çınar, bu yapıyı nasıl hayata
geçirdiklerini ise şöyle açıklıyor:
“Bu zorluğu ortadan kaldırmak için
akla gelen ilk yöntem yüzlerce farklı
entegrasyonla uğraşmaktı. Biz ise
çözümü bizzat sistemin kalbinde
bulduk: Gelir İdaresi Başkanlığı'nın
tüm e-faturalar için kullandığı standart
XML formatı. Bu yapıyı temel alarak,
müşterilerimizin e-faturalarını tek bir
tıkla sisteme yüklemesini sağlayan bir
modül geliştirdik. Böylece yüzlerce
faturayı tek tek işleme zorunluluğu
ve beraberinde gelen riskler ortadan
kalktı.”
96
hotel restaurant
& hi-tech
HoReCa teknolojileri
TÜRKIYE'NIN ÖDEME EKOSISTEMINDE
SINIRLARI KALDIRAN DEVRIM
PLUSPAY & NEARPAY
Türkiye’nin uçtan uca tahsilatta, inovatif fintech çözümleriyle hızla büyüyen
şirketlerinden Pluspay ile Türkiye’nin tek MPOC onaylı SoftPOS sağlayıcısı Nearpay,
Türkiye’de ödeme ekosistemine yön verecek stratejik bir işbirliğine imza attı.
Nearpay Avrupa Başkanı Ece Berkol
ve Pluspay CEO’su Girayhan Koç,
ödeme dünyasında sınırları kaldıran ve
standardı ileriye taşıyan işbirliğiyle ilgili bilgi
verdi. Pluspay & Nearpay ortaklığı sayesinde,
HoReCa sektöründeki işletmelerden,
lojistik ve saha operasyonlarındaki ekiplere,
ticari ulaşımdaki sürücülerden tüm küçük
ve orta büyüklükteki işletmelere, artık
herhangi bir ek donanıma ihtiyaç duymadan
akıllı telefonları üzerinden kolayca ödeme
alabilecekleri, sınırları kaldıran devrim
niteliğinde bir çözüm sunuluyor.
En yaygın SoftPOS ekosistemine
doğru
Bu stratejik iş birliği, saha operasyonları
yürüten ekiplerin ve tüm ölçekteki
işletmelerin en önemli operasyonel
yüklerinden biri olan fiziksel POS donanımı
gerekliliğini kökten sona erdiriyor. MPOC
onaylı bu teknoloji sayesinde, tek bir mobil
uygulama üzerinden güvenli ve anlık tahsilat
yapmak, artık iş süreçlerinin doğal bir
parçası haline geliyor.
VUK 507 Uyumuyla birlikte sektörde
yeni dönem başlıyor
Sistemin VUK 507 uyumlu yapısı, SoftPOS’un
Türkiye’de çok daha geniş bir kullanıcı kitlesi
tarafından gönül rahatlığıyla kullanılmasının
önünü açıyor. Böylece restoranlar,
kuryeler ve sahadaki tüm işletmeler, yasal
uyumluluğu garanti altına alınmış, güvenli
ve esnek bir ödeme çözümüne kavuşuyor.
Yeni Nesil ÖKC kullanımı zorunlu olan
şirketler, VUK 507 uyumu kapsamında
güvenli mobil ödeme ve elektronik belge
yönetimi sistemine dahil olarak, bu sistem
kapsamında ödeme kabul eden softpos
teknolojisi sayesinde yüksek pos cihazı
maliyetlerinden ve pos operasyonlarından
kurtuluyorlar.
Mobil cihazlar ödeme terminaline
dönüşebiliyor
Pluspay CEO’su Girayhan Koç, işbirliğiyle
ilgili “Nearpay ile gerçekleştirdiğimiz bu
stratejik işbirliğinin, sadece bir maliyet
optimizasyonu değil, aynı zamanda
operasyonel mükemmeliyetin başlangıcı
olmasını amaçlıyoruz. Sunduğumuz ortak
çözüm sayesinde, firmalar ek bir cihaz
taşımak zorunda kalmadan, dakikalar içinde
mobil cihazını veya kioskunu bir ödeme
terminaline dönüştürebiliyor” dedi.
Yeni bir tahsilat standardı hedefi
Koç sözlerine şöyle devam etti; “SoftPOS'u
Türkiye'de yeni bir tahsilat standardı haline
getirme hedefimizin arkasında güçlü
bir uygulama stratejisi yatıyor. Pazarda
yaratacağımız inovatifi değişimin etkisini
ölçmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak
adına, ilk fazdan itibaren iş ortaklığımız
adına somut ticari hedefler belirledik. Bu
hedefler, çözümümüzün piyasa tarafından ne
kadar hızlı benimseneceğinin de önemli bir
göstergesi olacaktır.”
Saha ekiplerine büyük kolaylık
sağlanıyor
Nearpay Avrupa Başkanı Ece Berkol ise
işbirliğiyle ilgili “Türkiye’de özellikle saha
ekipleri, kuryeler ve KOBİ’ler için ödeme
almak hem maliyetli hem de operasyonel
olarak zorlu bir süreçti. Donanım
bağımlılığını ortadan kaldıran SoftPOS, tam
da bu noktada büyük bir ihtiyaçtan doğdu.
Sadece bir cihazla ödeme kabul edebilmek,
hem işletmeleri hızlandırıyor hem de onları
dijital dönüşümün doğal bir parçası haline
getiriyor” şeklinde konuştu.
BKM TechPOS Entegrasyonu ile her
bankadan taksit imkanı
Berkol şöyle devam etti; “Nearpay SoftPOS
çözümünün BKM TechPOS entegrasyonu
sayesinde: tüm bankalardan taksit,
kampanya tanımları, dijital slip, tek bir
uygulama üzerinden kullanılabiliyor. Bu, hem
işletmeler hem de tüketiciler için ödeme
deneyimini büyük ölçüde kolaylaştırıyor.
Pluspay’in geniş saha ağı ve operasyon gücü
ile Nearpay’in MPOC onaylı teknolojisini bir
araya getirdiğimizde ortaya çok güçlü bir
çözüm çıkıyor. Bu iş birliği, cihaz maliyetini
sıfırlayarak binlerce işletmenin ödeme
süreçlerini kolaylaştıracak. Amacımız,
SoftPOS’u Türkiye’de erişilebilir ve
sürdürülebilir bir ödeme standardı haline
getirmek.”
Hedef: İlk etapta 500+ üye iş yeri,
orta vadede 10.000 ter minal
Pluspay ve Nearpay, iş birliğinin ilk fazında
500’den fazla üye işyerine ulaşmayı, orta
vadede ise 10.000 SoftPOS terminalini
devreye almayı hedefliyor. Sırada restoran
yazılımları, kiosk çözümleri ve geniş
entegrasyon planları bulunuyor.
Dünya SoftPOS’a geçti, Türkiye de
dönüşümde yerini almalı
SoftPOS teknolojisi özellikle son 4 yıldır
globalde hızla yaygınlaştı 500 milyar usd
yıllık hacmin üzerine çıktı, Nearpay’in MPOC
onaylı global deneyimi ile Pluspay’in geniş
saha ağı Türkiye’deki işletmelere güçlü
bir dijitalleşme avantajı sunuyor. Böylece
özellikle KOBİ’ler, saha ekipleri ve lojistik
operasyonları için ödeme süreçleri çok daha
ekonomik, hızlı ve erişilebilir hale geliyor.
www.hisar.com.tr