Tekstil Teknik Aralık 2025
Tekstil Teknik Aralık 2025
Tekstil Teknik Aralık 2025
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
içindekiler
index
6 “Textiles are still with us — but the industry is
moving away: An analysis of the great contradiction”
“Tekstil bizimle, ama sektör bizden uzaklaşıyor: Büyük
çelişkinin analizi”
12 Boyarmaddelerin evrimi-reaktif boyamada düşük
tuzlu ve tuzsuz sistemler
14 Meslek liseleri ve iş dünyası
20 Machinery suppliers prepare January 2026
launches as global demand strengthens
Küresel talep güçlenirken makine üreticileri ocak 2026
lansmanlarına hazırlanıyor
24 A new window of opportunity emerges for Türkiye
in the global textile machinery market in 2026
Küresel tekstil makine pazarında 2026’da Türkiye
için yeni fırsat dönemi başlıyor
30 Erşahan Elektrik raises the bar in energy
management as it strengthens its foothold in the
textile industry
Enerji yönetiminde çıtayı yükselten Erşahan Elektrik
tekstil sektöründe büyümesini sürdürüyor
34 Sürdürülebilir boyama teknolojilerinde yeni nesil
egalizatör: PESCLEAN 2B
42 Istanbul to shape the transformation roadmap of
the global textile and fashion industry
Küresel tekstil ve moda sektörünün dönüşüm rotası
istanbul’da belirleniyor
46 The new-generation SKS tube boosts efficiency in
the ring spinning process
Yeni nesil SKS masura üretimde verim sağlıyor
48 Effects of a nano-silicone based elasticity and
hydrophilicity enhancing finishing agent on textiles:
UNISIL LYC
Nano-silikon esaslı esneklik ve hidrofilite artırıcı bitim
ajanının tekstil üzerindeki etkileri: UNISIL LYC
52 Picanol highlights global shift toward
air‐consumption optimization in weaving mills for 2026
Picanol, 2026’da dokuma işletmelerinde hava tüketimi
optimizasyonuna yönelik küresel yönelimi vurguladı
56 Oerlikon plants tighten fiber-quality control
routines
Oerlikon tesisleri elyaf kalite kontrol rutinlerini
sıkılaştırıyor
60 Saurer prepares 2026 rotor-spinning and twisting
upgrades
Saurer, 2026 rotor ve büküm yeniliklerine hazırlanıyor
64 Rieter SERVOpack: Modular System for Efficient
Packaging
Rieter SERVOpack: Verimli Paketleme için Modüler
Sistem
68 Rieter announces expanded automation roadmap
for early 2026 amid rising yarn demand
Rieter, artan iplik talebiyle birlikte 2026’nın ilk çeyreği
için genişletilmiş otomasyon yol haritasını duyurdu
72 A structural shift is now essential for Türkiye’s
textile industry
Türk tekstilinde dönüşüm artık bir zorunluluk hâline
geldi
2 December Aralık 2025
78 Mills strengthen jacquard-control routines as
pattern density increases
Desen yoğunluğu artarken işletmeler jakar kontrolünü
daha hassas hâle getiriyor
82 Digitalization ushers in a new era in textile
machinery
Dijitalleşme tekstil makinelerinde yeni bir dönem
açıyor
84 Smart fabrics and wearable textiles reshape the
new generation of performance materials
Akıllı kumaşlar ve giyilebilir tekstiller yeni nesil
performans malzemelerini yeniden şekillendiriyor
87 Next-generation sustainable fabrics and the key
textile trends shaping 2025
2025’i şekillendiren yeni nesil sürdürülebilir kumaşlar
ve önemli tekstil trendleri
90 Weaving mills shift from machine tweaks to true
defect-origin analysis
Dokuma işletmeleri makine ayarından gerçek hata kök
neden analizine geçiyor
92 AI-driven quality control reshapes textile
production
Yapay zekâ destekli kalite kontrol tekstil üretimini
dönüştürüyor
94 Digital printing plants refine color‐consistency
control
Dijital baskı tesisleri renk tutarlılığı kontrollerini
güçlendiriyor
INDEX ADS
West Global............Front Cover
Rieter.....................Back Cover
Erşahan Elektrik......Inside Front Cover
Elteksmak..............Inside Back Cover
Tüfekçi...................5
Innomotics..............10-11
Genkim..................13
İdes.......................15
Enes......................17
Effe........................18-19
ITM........................21
Uster......................23
Argema..................25
Optima...................27
Canlar Mekatronik...28-29
Repart....................33
Comfytex................35
Redman.................37
İnfakolor.................39
Brazzoli..................40-41
Işılsan Plastik..........45
Interzum.................51
Kıray Makina...........54-55
West Global............57
ABB Pamuk............59
Serteks..................62-63
Effe........................65
Akbaş Plastik..........67
Yıldız Makina..........70-71
Sanko....................73
Canlar Mekatronik...75
Effe........................77
Elinmac..................79
ITMA......................81
Feyen.....................83
IGATEX...................93
İMTİYAZ SAHİBİ
İSTMAG MAGAZİN
GAZETECİLİK YAYINCILIK
İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. ADINA
Publisher
H. Ferruh IŞIK
GENEL MÜDÜR (SORUMLU)
General Manager (Responsible)
Mehmet SÖZTUTAN
mehmet.soztutan@img.com.tr
YAZI İŞLERİ DANIŞMANI
Advisory Editor
Ali ERDEM
ali.erdem@img.com.tr
YAYIN KURULU BAŞKANI
Editorial Board Chief
Prof. Dr. Cevza CANDAN
YAYIN KURULU
Editorial Board
Prof. Dr. Bülent ÖZİPEK
Prof. Dr. H. Rıfat ALPAY
Prof. Dr. Yalçın BOZKURT
Prof. Dr. E. Tekin ALTINBAŞ
Prof. Dr. W. OXENHAM
Prof. Dr. Emel ÖNDER
Prof. Dr. Yusuf ULCAY
Doç. Dr. Mehmet Ali ÖZBUDUN
Doç. Dr. Yusuf A. USKANER
STAFF WRITER
İsmail ÇAKIR
ismail.cakir@img.com.tr
PAZARLAMA VE SATIŞ KOORDINATÖRÜ
Marketing & Sales Coordinator
Ömer Faruk GÖRÜN
omer.gorun@img.com.tr
+90 505 299 62 65
DIŞ İLİŞKİLER MÜDÜRÜ
Foreign Relations Manager
Mehmet SÖZTUTAN
mehmet.soztutan@img.com.tr
Tel: +90 212 454 22 22
GSM: +90 532 313 22 11
TEKNİK MÜDÜR
Technical Manager
Tayfun AYDIN
tayfun.aydin@img.com.tr
GRAFİK & TASARIM
Graphic & Design
Serkan BEYOĞLU
serkan.beyoglu@img.com.tr
DİJİTAL VARLIKLAR MÜDÜRÜ
Digital Assets Manager
Emre YENER
emre.yener@img.com.tr
ABONE VE DAĞITIM
Subsc rip ti on and Cir cu la ti on
Ma na ger
İsmail ÖZÇELİK
ismail.ozcelik@img.com.tr
AD RES | He ad Of fi ce
İSTMAG MAGAZİN GAZETECİLİK
YAYINCILIK İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.
İHLAS MEDIA CENTER
Merkez Mahallesi 29 November
Caddesi No: 11 Medya Blok Kat: 1
P.K. 34197 Yenibosna - Bahçelievler
/ İSTANBUL / TURKEY
Tel: +90 212 454 22 22
Fax: +90 212 454 22 93
BASKI | Printed By | İH LAS
Ga ze te ci lik A.Ş.
İHLAS MEDIA CENTER Merkez Mahallesi
29 November Caddesi No: 11
A/41 Yenibosna - Bahçelievler /
İSTANBUL / TURKEY
Tel: +90 212 454 30 00
BÖL GE TEM SİL Cİ LİK LE Rİ
BURSA | Ömer Faruk GÖRÜN
Tel: +90 224 211 44 50
Fax: +90 224 211 44 81
KONYA | Me tin DE MİR
Tel: +90 332 238 10 71
Fax: +90 332 238 01 74
Advertising Representatives
KOREA | Jes Media Int.
Mr. Young Seoah CHINN
Tel: 8224813411 Fax: 8224813414
jesmedia@unitel.co.kr
BİLGİ / Information
Tekstil & Teknik Dergisi’nde yer alan
makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir.
Yayınlanan ilanların sorumluluğu
ilan sahiplerine aittir.
Tekstil & Teknik is published monthly.
Ad ver ti se ments res pon si bi li ti es
pub lis hed in our ma ga zi ne per ta in to
ad ver tisers.
www.tekstilteknik.com.tr
img@img.com.tr
tekstilteknikdergisi
tekstilveteknik
tekstilteknikdergisi
Tekstil Teknik
December Aralık 2025
3
editör
editor
A new era of transformation
in Turkish textiles
Türk tekstilinde
dönüşüm çağı
Ali ERDEMTurkey’s long-standing export powerhouse,
Yazı İşleri Müdürü the textile industry, has been facing a
News Editor major test over the past two years. Rising
costs, weakening demand, and investments
shifting abroad have pushed the sector toward
restructuring. The contraction in the market is not
“temporary”; it signals a permanent transformation
driven by technology, energy efficiency, and
sustainability.
Turkey still holds strong advantages with
its robust production infrastructure, skilled
workforce, and extensive supply-chain network.
However, converting this potential into sustainable
growth depends on strategic planning and
innovation-oriented investments. The future
of the Turkish textile industry will no longer
be defined solely by production volume but by
sustainability, technological integration, and global
competitiveness. The earlier the sector adapts to
this shift, the stronger its recovery will be.
Technical textiles, performance fabrics and
functional materials are emerging as the new
growth engines for Turkish manufacturers. By
aligning production capabilities with environmental
standards, the sector is rapidly adapting to the
EU’s product passport requirements and Green
Deal agenda. Ensuring the long-term sustainability
of this transformation will require strategic
policymaking. Access to finance, R&D incentives,
combating informality, and energy subsidies
remain critical pillars for the sector’s structural
strengthening.
Today, the Turkish textile industry competes
not through price but through technology,
efficiency, traceability, and sustainability. Future
competitiveness lies in intelligent production
systems and green technologies. Thanks to
Turkey’s proximity to the EU, fast delivery capability,
flexible manufacturing structure, engineering
know-how, and sustainability investments,
the industry has strong potential for renewed
momentum in the 2026–2028 period.
At Tekstil & Teknik, we see this transition as one
of the most powerful rebirth stories of Turkish
industry.
Türkiye’nin geleneksel ihracat gücü
tekstil, son iki yılda önemli bir
sınavdan geçiyor. Artan maliyetler,
talep daralması ve yurtdışına kayan
yatırımlar sektörü yeniden yapılanmaya
zorluyor. Sektördeki daralma “geçici”
değil; teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik
ekseninde ilerleyen kalıcı bir yeniden
yapılanmanın işareti. Türkiye, hâlâ
güçlü bir üretim altyapısına, deneyimli
iş gücüne ve geniş tedarik zinciri
ağına sahip. Ancak bu potansiyelin
sürdürülebilir büyümeye dönüşebilmesi,
stratejik planlama ve yenilikçi yatırım
anlayışına bağlı. Sektör bu dönüşümü ne
kadar erken yakalarsa, o kadar güçlü bir
geri dönüş mümkün olacak.
Teknik tekstiller, performans
kumaşları ve fonksiyonel ürün grupları,
Türk üreticisinin yeni büyüme alanlarını
oluşturuyor. Sektör, üretim kabiliyetini
çevresel standartlarla uyumlu hale
getirerek AB’nin ürün pasaportu ve yeşil
mutabakat gündemine hızla adapte
oluyor. Bu dönüşümün sürdürülebilirliği
ise stratejik politikalarla desteklenmeli.
Finansman erişimi, Ar-Ge teşvikleri,
kayıt dışılıkla mücadele ve enerji
sübvansiyonları, sanayinin kalıcı
güçlenmesi için kritik başlıklar.
Türk tekstil sanayisi artık fiyatla
değil; teknoloji, verimlilik, izlenebilirlik
ve sürdürülebilirlikle rekabet ediyor.
Geleceğin rekabet gücü, akıllı üretim
sistemleri ve yeşil teknolojilerde.
Türkiye’nin AB’ye yakınlık, hızlı teslim,
esnek üretim, mühendislik bilgisi ve
sürdürülebilirlik yatırımları sayesinde
2026–2028 döneminde yeniden
ivmelenme şansı güçlü.
Tekstil & Teknik olarak bu dönüşümü,
Türk sanayisinin en güçlü yeniden doğuş
hikâyelerinden biri olarak görüyoruz.
4 December Aralık 2025
“Textiles are still with us — but
the industry is moving away: An
analysis of the great contradiction”
“Tekstil bizimle, ama sektör bizden uzaklaşıyor:
Büyük çelişkinin analizi”
Ömer Faruk GÖRÜN
Pazarlama ve Satış Koordinatörü
Marketing & Sales Coordinator
bizden
from us
1. At the global level: Textile production
is growing — but its structure is
changing
• Global fiber production continues to rise.
According to Textile Exchange’s 2025 report,
total global fiber production reached 132
million tons in 2024, up significantly from
125 million tons in 2023.
• This increase appears to run parallel with
population growth and rising demand for
textiles and fashion. In addition, per-capita
fiber consumption has been increasing in
the long term — from 8.3 kg per person per
year in 1975 to around 16.2 kg per person
per year in 2024.
• However, most of this growth has
been driven by synthetic fibers, especially
petroleum-based ones. In 2024, synthetics
accounted for 69% of total production, with
polyester alone holding a 59% share.
• Although natural fibers — cotton, wool,
etc. — have increased in absolute volume,
their market share has shifted in favor of
synthetics. For example, cotton represented
only 19–20% of total fiber production in
2023/24.
• Meanwhile, recycled fibers still account
for a very small share: around 7–8% of total
fiber production in 2024, similar to 2023.
In short: globally, textile (fiber) production
is expanding in line with population and
demand growth — but this growth is
concentrated not in traditional natural
fibers like cotton, but in petroleum-based
synthetics. In other words, textiles are
growing, but their form is changing.
Several key factors lie behind this shift:
the relatively low cost and easy availability
of raw materials for synthetics; fastfashion
demand; low-maintenance and
rapid-production advantages; and more
flexible production structures and price
competitiveness compared to natural
fibers.
1. Küresel düzeyde: Tekstil üretimi
artıyor — ama yapısı değişiyor
Dünya genelinde elyaf/fiber üretimi giderek
artıyor. Textile Exchange’in 2025 raporuna göre,
2024 yılında küresel fiber üretimi 132 milyon
tona yükseldi; bu, 2023’teki 125 milyon tondan
kayda değer bir artış.
Bu artış, nüfus artışı + tekstil & moda
talebinin büyümesiyle paralel görünüyor.
Ayrıca, “kişi başına düşen fiber tüketimi” de
uzun vadede artmış durumda — 1975’te kişi
başına 8.3 kg/ yıl iken, 2024’te 16.2 kg/ yıl
civarına gelmiş.
Ancak bu artışın büyük kısmı “sentetik
elyaflar” (özellikle petrol kökenli olanlar)
üzerinden. 2024’te sentetik elyaflar toplam
üretimin %69’unu oluşturdu; polyester tek
başına %59 pay aldı.
Doğal elyaf—pamuk, yün vs.—mutlak olarak
artıyor olsa da, pazar payı olarak sentetik
lehine bir kayma söz konusu. Örneğin pamuk
2023/24 döneminde toplam elyaf üretiminin
%19–20’si kadar.
Diğer yandan “geri dönüştürülmüş
(recycled) elyaflar” hâlâ çok küçük bir paya
sahip: 2024’te toplam fiber üretiminin ~7–8
%’sini oluşturuyor; tıpkı 2023’te olduğu gibi.
Yani: küresel anlamda “tekstil (fiber)
üretimi” büyüyor; nüfus ve talep artışı buna
karşılık geliyor. Ama bu büyüme, geleneksel
pamuk gibi doğal elyaflarda değil, petrol
kaynaklı sentetik elyaflarda. Başka bir deyişle,
“tekstil büyüyor ama formu değişiyor”.
6 December Aralık 2025
2. The Turkish context: Textiles are not “stable” — they
are shrinking or undergoing deep transformation
Despite the global growth trend, the Turkish textile
sector has been under heavy pressure over the past
2–3 years. The causes and results of this pressure are
as follows:
• As of 2024, Türkiye’s textiles and raw materials
exports reached USD 9.495 billion.
• However, serious difficulties have emerged in higher
value-added sub-sectors such as ready-to-wear,
apparel, and home textiles: declining orders, weak
export demand, and contraction in the domestic market.
• As of early 2025, a critical warning sign has
appeared: the number of active companies is falling
and employment is declining. In the first six months of
2025, 55,840 people lost their jobs and 3,298 companies
closed.
• More broadly, in 2025, the closure of 2,781 textile–
apparel companies was reported; the downturn is not
limited to apparel but also affects textile production itself.
• Industry representatives cite extremely high
domestic costs: energy, raw materials, interest rates,
exchange rates, and financing costs are making
production difficult.
• At the same time, global competition and international
price pressure have intensified: East Asian countries
(China, Bangladesh, Vietnam, etc.) and some North
African countries enjoy advantages through cheaper
labor and lower costs, weakening the competitiveness
of Turkish producers.
• Even in some raw materials (e.g., cotton), there are
supply and cost pressures, and some supply systems
remain dependent on imported raw materials.
As a result: textiles still “exist” in Türkiye, but they
are no longer growing as before; on the contrary, both
quantitatively (number of firms, employment, production
volume) and structurally, the sector is shrinking and
transforming — moving away from labor-intensive
apparel production toward fiber/raw material, yarn, and
potentially less labor-intensive but higher-technology
or higher-value-added production models, although
this transition is also painful.
3. Why do we say “textiles are part of us” while the
industry is shrinking or not growing?
As you noted, textiles — clothing, home textiles,
upholstery, fabrics — are present in daily life. But whether
the sector grows is not determined by consumption
alone; many variables are at play:
• Global competition and price pressure: Countries
with cheap labor and low-cost production (East Asia,
South Asia, North Africa…) compete directly with
Türkiye. Their low production costs have reduced
Türkiye’s traditional cost advantage.
• Rising production costs (energy, raw materials,
labor, financing): In recent years, Türkiye has faced
sharp cost increases in energy, inputs, exchange rates,
and interest rates, increasing production costs and
squeezing profitability.
• Changing demand composition: Global textile output
growth is shifting from natural to synthetic fibers.
Bu durumun arkasında birkaç önemli etken var:
sentetik elyafların maliyeti ve hammadde tedarikinin
nispeten kolaylığı, hızlı moda / fast-fashion talebi, az
bakım / çabuk üretim avantajları; doğal elyafa kıyasla
daha esnek üretim yapısı ve fiyat rekabeti.
2. Türkiye özelinde: Tekstil “sabit kalmıyor”, aksine
daralıyor ya da ciddi dönüşüm yaşıyor
Global büyüme eğilimine rağmen, Türkiye’de özellikle
son 2-3 yılda sektör ağır bir baskı altında. Bu baskının
nedenleri ve sonuçları şöyle:
2024 itibariyle Türkiye’nin tekstil ve hammaddeleri
ihracatı 9 milyar 495 milyon dolar oldu.
Fakat aynı dönemde hazır giyim/konfeksiyon/ev
tekstili gibi yüksek katma değerli ürünleri kapsayan alt
sektörlerde ciddi sıkıntılar yaşandı: azalan siparişler,
zayıf ihracat talebi, iç pazarda daralma.
2025 başı itibariyle kritik bir uyarı: sektörde faaliyet
eden firmaların sayısı düşüyor, istihdam azalıyor.
2025’in ilk 6 ayında 55.840 kişi işini kaybetmiş, 3.298
şirket kapanmış.
Daha genel: 2025 yılında 2.781 tekstil–konfeksiyon
firmasının kapanması bildirildi; yalnızca konfeksiyonda
değil, tekstil üretiminde de ciddi düşüş var.
Sektör temsilcileri: çok yüksek iç maliyetler; enerji,
hammadde, faiz, kur, finansman maliyetleri üretimi
zorlaştırıyor.
Aynı zamanda, küresel rekabet ve uluslararası fiyat
baskısı artmış: Doğu Asya (Çin, Bangladeş, Vietnam
vb.) ile Kuzey Afrika bazı ülkeleri, ucuz iş gücü ve düşük
maliyetle avantaj elde ediyor; bu da Türk üreticisinin
rekabet gücünü zayıflatıyor.
Bazı ham maddelerde (örneğin pamuk) bile tedarik
& maliyet baskısı var; ayrıca kimi tedarik sistemleri
hammadde ithalatına bağımlı.
Sonuç olarak: Türkiye’de tekstil hâlâ “var” ama
eskisi gibi büyümüyor; aksine hem nicelik (firma
sayısı, istihdam, üretim hacmi) daralıyor hem de
yapısal dönüşüm yaşıyor: ucuz işçilik üzerine kurulu
konfeksiyon + hazır giyim üretimi yerine, fiber/ham
madde, iplik, belki daha az emek yoğun, daha yüksek
teknoloji veya katma değerli üretim modellerine geçiş —
ama bu geçiş de sancılı.
3. Neden “Tekstil bizim bir parçamız” dedik ama sektör
küçülüyor / büyümüyor?
Söylediğiniz gibi — günlük hayatımızda giysi, ev tekstili,
Türkiye’s historical competitive advantage was built on
natural cotton, cotton yarn, textile raw materials, quality,
and fast delivery — an advantage that has weakened
with the widespread adoption of synthetics.
• Sustainability, environmental pressure, and changing
consumer preferences: Although fast fashion continues
to favor cheap synthetics, environmental criticism of
plastic-based fibers is rising. This creates a need for
transformation, pushing countries like Türkiye to adapt
to natural fibers, sustainable production, and supplychain
transparency (a process that is costly and risky).
• Need for technological and productivity
transformation without sufficient investment: To remain
competitive, technology, automation, efficiency, and
innovation are required. However, high interest rates,
financing constraints, and exchange-rate uncertainty
make investment difficult. This is why textiles remain
a daily necessity and a vital industry, but instead of
automatic growth as in the past, the sector is shaped
by fragility, structural transformation, and intense
competition — leading to stagnation or contraction.
4. In this context — Policy and strategic
recommendations on “why the sector is not growing /
is shrinking”
• Increase value added: The priority should shift from
cheap labor toward technology, automation, R&D,
design, and brand value. Türkiye should move beyond
being a “low-cost production base” and focus on highvalue
production (quality, specialty fabrics, technical
textiles, design, sustainable production).
• Reduce external dependency: Strategic planning is
needed for raw materials, cotton, fibers, energy, and
logistics. Strengthening the natural fiber value chain,
ensuring diversified supply, and improving stock and
supply security are critical.
• Diversify export markets: Beyond the EU and
traditional European markets, Eastern Europe, the
Middle East, Africa, and other emerging markets should
be targeted with a balanced price–quality strategy.
This would reduce dependence on Europe and improve
resilience to demand shocks.
• Invest in sustainability, green transformation, and the
circular economy: Recycling, organic fibers, sustainable
production, quality control, and ethical supply chains
can become future competitive advantages. Despite
the dominance of cheap synthetics, global trends are
moving toward environmentally responsible and ethical
production.
döşeme, kumaş vesaire… tekstil hep var. Ama sektörün
büyüyüp büyümediği sorusu sadece “tüketim” ile ilgili
değil; bir çok değişken var:
Küresel rekabet & fiyat baskısı: Ucuz işçilik ve düşük
maliyetli üretim yapan ülkeler (Doğu Asya, Güney Asya,
Kuzey Afrika…) Türkiye’yle rekabet ediyor. Bu ülkelerde
üretim maliyeti düşük, bu nedenle Türkiye’nin maliyet
avantajı azalıyor.
Üretim maliyetleri (enerji, hammadde, işçilik,
finansman): Türkiye’de son yıllarda enerji, hammadde,
kur ve faiz gibi girdilerde maliyet artışı çok yüksek — bu
da üretim maliyetlerini yükseltiyor, kârlılığı düşürüyor.
Talep kompozisyonu değişiyor: Küresel tekstil
üretim artışı, doğal elyaf yerine sentetik elyafa kayışla
gerçekleşiyor. Türkiye’nin pazar avantajı geçmişte doğal
pamuk/ pamuk ipliği, tekstil hammaddesi, kalite & hızlı
teslimat gibi üstünde kuruluydu — bu rekabet avantajı,
sentetik üretimin yaygınlığıyla azaldı.
Sürdürülebilirlik, çevresel baskılar, tüketici tercihi
değişiyor: Dünya çapında “daha ucuz, hızlı moda”
yönelimi olsa da; aynı zamanda çevresel baskılar,
plastik & sentetik elyaf eleştirileri de artıyor. Bu, sektörde
dönüşüm ihtiyacı doğuruyor ve Türkiye gibi ülkelerin
doğal elyaf, sürdürülebilir üretim, tedarik şeffaflığı gibi
alanlara adapte olmayı gerektiriyor. (Ne var ki bu adapte
olma süreci hem maliyetli hem riskli.)
Teknoloji ve verimlilik dönüşümü gerekiyorken,
yeterince yatırım yapılmaması: Rekabet edebilmek
için teknoloji, otomasyon, verimlilik, inovasyon gerekli.
Ancak yüksek kredi faizi, finansman zorluğu, kur
belirsizliği gibi faktörler yatırım yapılmasını zorlaştırıyor.
Bu yüzden: evet — tekstil hâlâ “ihtiyaç”, hâlâ
“hayatımızda”, hâlâ önemli; ama “eski Türkiye’deki gibi”
otomatik büyüme değil, kırılganlık, yapısal dönüşüm,
rekabet vs ile biçimlenen bir “gerileme/dönüşüm
süreci”.
4. Bu durumda — “tekstil neden büyümüyor / neden
küçülüyor” sorusuna öneriler & çıkarımlar (politik,
stratejik)
Katma değeri artırmak — yalnızca ucuz işçilik değil,
teknoloji, otomasyon, AR–GE, tasarım & marka değeri
öncelikli olmalı. Türkiye artık “ucuz üretim üssü”
olmaktan çıkıp, katma değerli üretim (yüksek kalite, özel
kumaş, teknik tekstil, tasarım, sürdürülebilir üretim)
8 December Aralık 2025
• State support and coherent policy/financing strategy:
Interest rates, credit access, energy costs, taxes,
incentive programs, export supports, and raw material
& agricultural policies should be better coordinated
within a long-term strategy. In short, “textiles can still
be part of us” — but to remain healthy, sustainable, and
competitive, the building blocks of the sector must be
rethought and transformed.
5. Why there is no single definitive answer to “why
textiles are not growing” — but the direction is clear:
global growth + local contraction
• Globally: yes, total production and demand are
increasing — but growth is concentrated in synthetic
fibers; traditional natural-fiber-based textiles (cotton,
wool, etc.) are relatively stable or losing share.
• In Türkiye: due to costs, competition, interest and
exchange-rate pressures, demand contraction, export
challenges, and global price pressure, the sector is
not growing but shrinking — visible through company
closures, job losses, and reduced investment.
Therefore, your observation — “textiles are everywhere
in daily life, population is growing, so why isn’t the sector
growing?” — is valid in terms of visible consumption,
but the production structure, global competition, cost
dynamics, and demand balance make the reality far
more complex.
6. Conclusion: Textiles will not return in their
“Old Glory” — but can survive and thrive through
transformation
In article form, the conclusion would be: Textiles have
historically been a cornerstone of Türkiye’s economy —
a source of employment, industry, and everyday culture.
However, if the sector fails to keep pace with rapid global
change, it risks losing its former advantages. That said,
it has not disappeared. Through high-value production,
sustainability, innovation, technical textiles, design,
branding, and advanced manufacturing technologies, it
can reposition itself.
In conclusion: textiles have not vanished, but they
have shrunk, weakened, and transformed — and yet,
they remain a sector that can be rebuilt and re-elevated,
if industry stakeholders, policymakers, producers,
designers, and investors embrace a new vision.
üzerine odaklanmalı.
Dışa bağımlılığı azaltmak — hammaddede, pamukta,
elyafta, enerji & lojistikte stratejik planlama gerek.
Özellikle pamuk & diğer doğal elyaf üretim zincirinin
güçlendirilmesi, tedarikte çeşitlilik, stok & arz güvenliği
gibi önlemler önemli.
İhracat pazarlarını çeşitlendirmek — AB + geleneksel
Avrupa pazarı yanında, Doğu Avrupa, Orta Doğu,
Afrika, yeni pazarlar, uygun fiyat/kalite dengesiyle
hedeflenebilir. Böylece Avrupa’ya bağımlılık azaltılabilir;
talepten kaynaklı dalgalanmalara karşı direnç artar.
Sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi
yatırımları — geri dönüşüm, organik elyaf, sürdürülebilir
üretim, kalite kontrol, etik tedarik zinciri... Bu alanlar
geleceğin rekabet avantajı olabilir. Zira küresel eğilim,
ucuz sentetiklere rağmen — çevreye duyarlı, “temiz” ve
etik üretime yöneliyor.
Devlet desteği, politika & finansman stratejisi — faiz,
kredi, enerji maliyeti, vergi, destek programları, ihracat
teşvikleri, hammadde & tarım politikaları gibi konularda
düzenleme, koordinasyon ve uzun vadeli planlama.
Kısacası, “tekstil hâlâ bizim bir parçamız olabilir” —
ama bu parçanın sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabetçi
kalabilmesi için, yapı taşlarını yeniden düşünmek ve
dönüştürmek şart.
5. Neden “Tekstil büyümüyor” sorusunun kesin yanıtı
yok — ama yönelim net: global artış + yerel daralma
Küresel olarak: evet, toplam üretim artıyor, talep artıyor
— ama bu büyüme sentetik elyaflarda; doğal elyaf
temelli, geleneksel tekstil üretimi (pamuk, yün vs.)
nispeten sabit ya da pay kaybediyor.
Türkiye özelinde: maliyet, rekabet, kur-faiz, talep
daralması, ihracat sorunları ve rekabetçi küresel fiyat
baskısı nedeniyle sektör büyümüyor; aksine daralma
yaşıyor — firma kapanması, işçi çıkışı, yatırım azalması
vs.
Dolayısıyla sizin söylediğiniz “tekstil bizim her
anımızda; nüfus artıyor; o hâlde tekstil neden
büyümüyor?” yaklaşımı — evet, görünür tüketim ve
ihtiyaç hâlâ var; ama sektörün aktörleri, üretim altyapısı,
uluslararası rekabet, maliyet & talep dengesi vs öyle
kolay değil.
6. Sonuç: Tekstil “eski görkemli hâliyle” dönmez —
ama dönüşerek kalabilir
Makale formundaki önerim: tekstil tarihsel olarak Türkiye
için hem “emek/istihdam” hem “sanayi & üretim” hem
de “gündelik hayat” açısından bir kültür, bir yapı. Ancak
bu yapı — küresel hızlı değişime ayak uyduramazsa,
eski avantajlarını yitiriyor. Ama değilse: yeni biçimiyle
(yüksek katma değerli üretim, sürdürülebilirlik,
inovasyon, teknik tekstil, tasarım & marka, ileri üretim
teknolojisi) — yeniden konumlanabilir.
Yani sonuç: Tekstil “yok olmadı”, küçüldü / daraldı
/ zayıfladı — ama halen dönüştürülüp yeniden inşa
edilebilir. Eğer sektör paydaşları, devlet, üreticiler,
tasarımcılar, yatırımcılar vizyon değiştirirse — tekstil
Türkiye için yeniden “lokomotif” olabilir.
Trend-setting Innovation
IE5 Permanent
Magnet Motors
PM motors
with efficiency
class IE5 –
the pinnacle of
internationally
recognized
efficiency
levels and
even higher.
#JoinReliableMotion
Boyarmaddelerin evrimi-reaktif boyamada
düşük tuzlu ve tuzsuz sistemler
Turgay KARAGÖMLEK
Reaktif boyalar, selülozik elyafların en
çok tercih edilen boya sınıfıdır. Ancak
klasik sistemlerde pamuk elyafı
anyonik (–), boya da anyonik (–) yapıdadır.
Bu iki negatif yüzey birbirini iter; boyanın lifi
tutabilmesi için tuz gerekir. Tuz, lifle boya
arasındaki itme kuvvetini azaltır; ancak bu
da yüksek TDS ve iletkenlik yükü oluşturur.
Pamuklu reaktif boyamada 1 kg kumaş için
ort. 10–100 g boya ve 20–100 g tuz kullanılır.
amonyum gibi pozitif yüklü gruplar bağlanır.
Böylece boya, tuz eklenmeden doğrudan lif
tarafından çekilir.
Özellik Klasik Sistem Katyonik Sistem
Tuz 60–100 g/L 0–10 g/L
Fikse oranı %65 %90–95
Banyo sayısı 7–8 4–5
Atık su TDS Yüksek Çok düşük
Renk haslığı Orta Yüksek
tekstil / görüş
textile / opinion
Arıtmalarda en zor giderilen kirlilik de bu
tuzdur. Bu yüzden günümüzde hedef Low
Salt ve Zero Salt sistemlere geçmektir.
1.Tuz Kullanımının Kimyasal Mantığı
Başlangıç, elyaf ve boya her ikisi de negatif,
birbirini iter.
Tuz eklenir, Na+ iyonları boyayı nötralize
eder, boya life yaklaşır.
Soda eklenir, reaktif grup lifin –OH’siyle bağ
yapar, boya fikse olur.
Aşırı tuz verilirse fazla iyon —> hidrolize
bağlı renk kaybı ve atık artışı demektir.
Tuz “bağlama yardımcısıdır”, ama fazlası
kaliteyi bozar.
2.Düşük Tuzlu Low Salt Sistemler
Yeni nesil HE, ME, TF tip reaktif boyalar, lifle
daha kolay reaksiyona girer.
Bu yüzden klasik MCT sistemlerine göre
%50–70 daha az tuz isterler.
Parametre Klasik (MCT) Yeni (HE / ME / TF)
Tuz ihtiyacı 60–100 g/L 20–40 g/L
Fikse oranı %60–70 %80–90
Durulama suyu Fazla Az
AOX / TDS Yüksek Düşük
Avantaj: daha temiz banyo ve düşük atık
yükü.
Dezavantaj: boya fiyatı biraz daha yüksek
ama toplam maliyet düşer.
3.Tuzsuz Zero Salt Sistemler – Katyonik
Modifikasyon
Tuzsuz sistemin temeli: Pamuğun yüzey
yükü negatiftir; onu pozitif hale getirirsek
tuza gerek kalmaz.
Bu amaçla kumaş, boyama öncesi katyonik
modifikasyon işlemine alınır.
Selülozun –OH gruplarına kuaterner
Uygulama Notu
Katyonik modifikasyon işlemi ramda
yapılır. Kumaş tam kurutulmalı, ıslak
bırakılmamalıdır. pH 6–7 aralığında
tutulmazsa sarımsı ton kayması, Sıkma
homojen değilse lekelenme (spotting)
görülebilir.
4. Çevresel Kazanımlar
1. TDS %70’e kadar azalır.
2. Durulama banyosu sayısı düşer —> su ve
enerji tasarrufu.
3. Hidroliz azaldığı için renk haslıkları artar.
4. Arıtma yükü ve kimyasal sarfiyatı belirgin
şekilde düşer.
Gerçek saha verileri: klasik sisteme göre
%30–40 daha az atık su yükü.
5.Sonuç
Reaktif boyamadaki yeni yön belli: daha
az tuz, daha çok bağ. Katyonik sistemler,
klasik yöntemin en zayıf halkasını ortadan
kaldırıyor.Daha az su, daha düşük TDS, daha
temiz üretim. Geleceğin reaktifi: Low Salt ve
Zero Salt boyama.
12 December Aralık 2025
Meslek liseleri ve iş dünyası
Dr. Ahmet TEMİROĞLU
Özen Mensucat Genel Müdürü
Değerli okuyucular, geçen günlerde
medya organlarında, Türkiye’de
iş gücünün yaklaşık üçte birinin
üniversite mezunu olduğu yazıldı, söylendi.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre,
2025’in ikinci çeyreğinde Türkiye’de
çalışanların sayısı 32 435.000 kişidir.
Üniversite mezunu çalışan sayısı ise
10.027.000 kişiye ulaşmış durumdadır. Bu
sayı, toplam istihdam edilen kişi sayısının
%30,9’unu oluşturmaktadır. Yani söylendiği
gibi her üç çalışandan biri üniversite
mezunudur. Buna rağmen yine 2025 yılı
verilerine göre 866.000 üniversite mezunu
da halen işsiz durumdadır.
TÜİK‘in 2023 yılı verilerinde ise, mesleki
veya teknik lise mezunu olan çalışan sayısı
3.748.000 kişi olarak belirtilmektedir. Bu
da yaklaşık toplam çalışanların %11,5’ine
tekabül ediyor. Aynı verilerde çalışanların
%11,7‘sinin ise normal lise mezunu olduğu
belirtiliyor.
Lise altı eğitimliler ise istihdam edilenler
arasında en büyük paya sahip olup TÜİK
verilerine göre çalışanların %45,7’sini
oluşturmaktadır. Aşağıdaki tablo, 2023
ve 2025 yılları arasındaki değişimi ihmal
etmek şartıyla yaklaşık değerleri gösterse de
çalışan profilimiz hakkında genel olarak bir
fikir verebilmektedir.
Mavi yakalılar
Öncelikle lise altı eğitime sahip olan çalışan
sayısının neredeyse tüm çalışanların
yarısına yakın olması düşünülmesi gereken
bir durumdur. Bu insanların sadece
bilek gücünden yararlanılması günümüz
şartlarında kesinlikle yanlış ve yetersizdir.
Çünkü “mavi yakalı” denilen bu çalışanlar
aynı zamanda “beyinlerini” de işin içine
katarak, düşüncelerini, fikirlerini de ortaya
koyarak, çalıştıkları iş yerlerine daha yararlı
olabilmektedirler. Bu durum işletmeye
verimlilik ve rekabet avantajı sağlamakla
birlikte aynı zamanda çalışanların da
motivasyonunu artırmakta ve kişisel
gelişimlerine katkı sağlamaktadır. Bu
nedenle bu çalışanların eğitim düzeylerinin
en az lise mezunu seviyesinde olması çok
büyük yararlar sağlayacaktır.
Ancak bu konu başka bir yazıda ele
alınabilir. Biz bu yazımızda meslek lisesi
mezunlarının istihdamı konusunu ele
alacağız.
Sanayinin teknisyen ihtiyacı
TÜİK verilerine göre, üniversitelerin lisans
bölümünden mezun olanların istihdam
edilme oranları, 2023’te %75,6, 2024’te
ise %75,0 olmuştur. İlk bakışta bu oranlar
nicelik bakımından iyi görünse de nitelik
14 December Aralık 2025
bakımından aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Ne
yazık ki bir kaç üniversite dışında, bir çok yüksek öğrenim
kurumuzdaki eğitim, iş dünyamızın gerçek ihtiyaçlarını
karşılamaktan uzaktır. Özellikle mühendislik gibi teknik
eğitimlerde bir çok üniversitemiz yeteri kadar donanıma
sahip değildir. Bununla birlikte on binlerce gencimiz
düşük puanlarla bu üniversiteleri kazanmaktadırlar.
Hem üniversite özelliklerinin yetersiz olması, hem de bu
üniversiteye giren öğrencilerin diğer iyi üniversitelere
girebilen öğrencilere nazaran daha düşük puan
alabilecek özellikte olmaları bu üniversitelerden mezun
olacak gençlerin daha en baştan yeterli düzeyde
olmayabileceğini göstermektedir. Ancak mezun
olduklarında onlar da aynı diplomayı alarak işyerlerine
başvurmaktadırlar. Bu durum hem o gençler için hem
de işyerleri için bir çok sorun yaratabilmektedir. Çünkü
gençlerimiz iş hayatı için gerekli olan donanımlardan
uzak bir şekilde iş dünyasının önüne gelmektedirler.
Ellerinde bir diplomaya sahip olan bu gençler
yeterli özelliklere sahip olmadıkları için işyerlerinde
istihdam edilmekte zorluklar veya hayal kırıklıkları
yaşamaktadırlar. Bir kısmı kendi branşların dışındaki
işlerde çalışmakta, bir kısmı mühendis olduğu halde
mühendis gibi değil de bir ara eleman veya teknisyen
gibi çalışmakta, yeteri kadar donanım ve deneyime sahip
olmadıkları için bu konumlarda bile çoğu zaman başarılı
olamamaktadırlar. Çünkü bu gençler ne iyi bir mühendis
ne de iyi bir teknisyen olarak yetiştirilmişlerdir.
Oysa mühendis olacak gençler hem pratik, hem
teorik olarak yüksek kalitede eğitim veren üniversitelere
girmeli, oralardaki kaliteli eğitim sonucunda gerçek bir
mühendis olarak iş dünyası için hazırlanmalıdırlar. Bu
kaliteli üniversitelere giremeyen öğrenciler ise belki
daha ilköğretim sürecinden itibaren meslek liselerine
yönlendirilmelidirler. Çünkü sanayimizin orta kademe
teknik insanlara yani teknisyenlere, yani meslek lisesi
mezunu olan insanlara çok daha fazla ihtiyacı vardır.
Meslek liselerindeki eğitimler de öncelikle akademik
eğitimlerdir. Bu eğitimler de yüksek öğretimdeki gibi, bir
meslek grubunda insanlara unvan kazandırmaktadırlar.
Meslek liselerinde öğrenci sayılarına göre yeterli
miktarda bulunan makina ve ekipmanlarla öğrencilere iş
ortamları uygulamalı olarak yaşatılır. Böylelikle öğrenciye
işyerleri için istenilen temel davranışlar da uygulamalı
olarak gösterilir. Ayrıca iş ahlakı ve milletimize ait ahilik
kültürünün gerekleri konusunda da gençler eğitilirler.
teknisyen olabilecek, ara eleman olabilecek öğrenciler
belirlenebilir ve bu yönde gençler teşvik edilebilirler.
Böylelikle kendi haline bırakılıp örneğin diploması olan
yetersiz bir mühendis olmak yerine gencin yeterli bir
teknisyen olarak hayata atılması sağlanabilir. Bu konuda
gençlerimizin anne babalarına ya da velilerine de önemli
görevler düşmektedir. Bu gençlerin hayatta başarılı
olabilmeleri için mutlaka bir üniversiteye gitmelerinin
gerekmediği onlara anlatılmalıdır. Bir meslek sahibi
olmanın tek yolunun üniversite olmadığına hem annebabalar,
hem de öğrenciler inanmalıdırlar.
Bu konuda iş yerlerine ve iş adamlarına da önemli
görevler düşmektedir. Meslek liselerinde okumakta olan
öğrencilerin pratik uygulamaları görmeleri ve pratik
deneyimler kazanmaları çok önemlidir. İş adamları
çevrelerinde bulunan meslek liselerindeki bu gençlerle
yakından ilgilenmeli, onlara staj imkanları ve başka pratik
yapma imkanları tanımalıdırlar. Örneğin Almanya’da
meslek lisesi öğrencileri “Dual Sistem” dedikleri mesleki
eğitim sisteminde, teorik bilgileri okullarında, pratik
bilgileri ise gerçek işyerlerinde edinerek yetişmektedirler.
Öte yandan iş adamları meslek lisesinden mezun
olarak işyerlerine gelen bu gençlere hiçbir özelliğe
sahip olmayan insanlara önerdikleri gibi asgari ücret
önermemelidirler. Bu gençler teknisyen olarak kabul
edilmeli ve aldıkları ücretler ona göre ayarlanmalıdır.
Böylelikle hem işyerlerinin ara eleman ve teknisyen
ihtiyaçları karşılanmış olur hem de bu genç insanlar
başarılı olabilecekleri doğru işlerde çalışarak mutlu
olurlar.
Meslek lisesi yöneticileri ve öğretmenleri de iş dünyası
ile iletişim içinde olmalı ve bu gençlerin istihdam
edilmesinde rehberlik etmelidirler.
Gençler mesleki eğitime İlkögretimden
yönlendirilmelidir
Meslek liselerine de gençler gelişi güzel alınmamalıdır.
Günümüzde gençlerin yeteneklerini, kişilik özelliklerini
ölçen ve değerlendiren birçok bilimsel yöntem
geliştirilmiş durumdadır.
Yukarıda belirtildiği gibi daha ilköğretim sınıflarında,
değişik evrelerde öğrenciye herhangi bir stres
yaşatmadan tekrar tekrar yapılabilecek bu bilimsel
ölçümlerle öğrencinin yetenekleri ve özellikleri
belirlenebilir. Böylelikle öğrenciler daha çocuk
yaşlarında iken gelecekte başarılı olabilecekleri doğru
hedeflere yönlendirilebilirler. Bu ölçümlerde örneğin
mühendis olabilecek, doktor olabilecek, pilot olabilecek
Machinery suppliers prepare
January 2026 launches as
global demand strengthens
Küresel talep güçlenirken makine üreticileri
ocak 2026 lansmanlarına hazırlanıyor
In the final weeks of the year, global machinery
suppliers reported a notable uptick in pre-orders for
new-generation textile systems planned for release
in January 2026. Industry representatives highlight that
demand has risen sharply in Türkiye, India and Southern
Europe due to capacity expansions and the renewed
appetite for energy‐efficient production lines.
New weaving machines scheduled for early‐January
release
Two major weaving technology brands confirmed that
their next‐generation air‐jet and rapier platforms will
be introduced during the first half of January. These
models feature optimized airflow systems, reinforced
drive components and upgraded digital monitoring
packages. Engineers say the updates support faster
setting adjustments and reduce operational losses
during high‐speed runs.
Several Turkish weaving mills have already scheduled
factory trials for the second week of January. The
machines will be tested under real production conditions
with mixed fiber compositions, including recycled
polyester and compact‐spun cotton blends. Early
technical notes suggest measurable improvements in
fabric stability and lower air consumption.
Dyeing departments focus on modular upgrades
Dyeing equipment manufacturers are preparing modular
packages that will be available by mid‐January. These
include improved automation software, revised chemical
dosing valves and new data‐tracking dashboards.
Plants with older lines are particularly interested in these
Yılın son haftalarına girilirken küresel makine
tedarikçileri, ocak 2026’da piyasaya çıkacak yeni
nesil tekstil makineleri için ön siparişlerde belirgin
bir artış olduğunu bildirdi. Türkiye, Hindistan ve Güney
Avrupa’daki kapasite genişlemeleri ile enerji verimli üretim
hatlarına yönelik güçlü talep bu hareketliliği destekliyor.
Ocak ayının ilk haftasında yeni dokuma makineleri geliyor
İki büyük dokuma teknolojisi markası, yeni nesil hava
jetli ve rapier sistemlerinin ocak ayının ilk yarısında
tanıtılacağını açıkladı. Bu modeller geliştirilmiş hava akışı
düzeni, güçlendirilmiş tahrik bileşenleri ve güncellenmiş
dijital izleme paketleri içeriyor. Mühendisler, yeniliklerin
ayar sürelerini hızlandırdığını ve yüksek hızda yaşanan
kayıpları azalttığını belirtiyor.
Türkiye’deki bazı dokuma işletmeleri, ocak ayının
ikinci haftasında fabrika denemeleri yapmayı planlıyor.
Makineler, geri dönüştürülmüş polyester ve kompakt
pamuk karışımlarının bulunduğu gerçek üretim
koşullarında test edilecek. İlk teknik değerlendirmeler,
kumaş stabilitesinde ve hava tüketiminde ölçülebilir
iyileşmeler olduğunu gösteriyor.
20 December Aralık 2025
Teknik
9-13
JUNE / HAZİRAN 2026
OWNERS
Teknik
with the cooperation
Scan the QR Code for
more information
Follow us!
TÜYAP FAIRS INC.
P : + 90 212 867 11 00
F : + 90 212 886 66 98
www.tuyap.com.tr
TEKNiK FAIRS INC.
P : + 90 212 876 75 06
F : + 90 212 876 06 81
www.teknikfuarcilik.com
Textile Machinery and Accessories Industrialists Association
itmexhibition
Several leading textile machinery
manufacturers announced January
rollout dates for upgraded weaving,
spinning and dyeing systems aligned
with rising orders from Europe and
Asia.
modules because they allow incremental modernization
without interrupting production.
Italian and Indian suppliers also confirmed that
updated low‐liquor‐ratio machines will be showcased
in late January to address water‐management
priorities. Early demonstrations indicate that the revised
circulation system helps maintain temperature balance
more consistently across full‐width loads.
Spinning sector expects stronger Q1 activity
Spinning‐machine builders project heightened demand
in the first quarter of 2026. Orders for compact‐spinning
frames, monitoring sensors and high‐efficiency
motors increased steadily throughout December. Sales
teams attribute this rise to mills preparing for larger
yarn commitments linked to activewear brands and
home‐textile exporters.
Analysts note that the global textile industry is entering
2026 with clearer investment confidence compared to
earlier in the decade. Modernization plans, regulatory
targets and the need for reliable production capacity
are accelerating
equipment decisions.
With January launch
schedules intensifying,
machinery producers
expect the coming
months to define
c o m p e t i t i v e
momentum across key
textile hubs.
Önde gelen tekstil makine üreticileri,
Avrupa ve Asya’dan gelen artan
siparişlere paralel olarak ocak ayında
devreye alınacak yeni dokuma, iplik
ve boyama sistemlerini duyurdu.
Boyama bölümleri modüler güncellemelere yöneliyor
Boyama makinesi üreticileri, ocak ortasında satışa
çıkacak modüler güncelleme paketlerini hazırlıyor. Bu
paketlerde geliştirilmiş otomasyon yazılımı, yenilenmiş
kimyasal dozaj valfleri ve yeni veri izleme panelleri
bulunuyor. Özellikle eski hatlara sahip işletmeler, üretimi
durdurmadan modernizasyon sağlayan bu modüler
çözümlere yoğun ilgi gösteriyor.
İtalya ve Hindistan’dan tedarikçiler ayrıca su yönetimi
odaklı düşük flotte oranlı makinelerin ocak ayı sonunda
sergileneceğini doğruladı. İlk tanıtımlar, yenilenen
sirkülasyon sisteminin tam en yüklerde sıcaklık dengesini
daha istikrarlı tuttuğunu gösteriyor.
İplik sektöründe ilk çeyrek için güçlü beklenti
İplik makinesi üreticileri, 2026’nın ilk çeyreğinde talebin
artacağını öngörüyor. Kompakt eğirme hatları, izleme
sensörleri ve yüksek verimli motorlara yönelik siparişler
aralık boyunca istikrarlı biçimde yükseldi. Satış ekipleri
bu ilgiyi, aktif giyim markaları ve ev tekstili ihracatçılarıyla
yapılan yeni iplik anlaşmalarına bağlıyor.
Analistler, küresel tekstil sektörünün 2026’ya önceki
yıllara göre daha net bir yatırım
güveniyle girdiğini belirtiyor.
Modernizasyon hedefleri,
düzenleyici gereklilikler ve güvenilir
üretim kapasitesi ihtiyacı makine
yatırımlarını hızlandırıyor. Ocak
lansmanlarının yoğunlaşmasıyla
birlikte, önümüzdeki ayların tekstil
merkezlerinde rekabet temposunu
belirlemesi bekleniyor.
22 December Aralık 2025
360Q
FiberQ is part of
Uster 360Q
Hammadde yönetiminin en iyisi
Uster FiberQ, minimum harman maliyetiyle
maksimum kalite tutarlılığı sağlar
www.uster.com/fiberq
A new window of opportunity
emerges for Türkiye in the global
textile machinery market in 2026
Küresel tekstil makine pazarında 2026’da
Türkiye için yeni fırsat dönemi başlıyor
As Türkiye’s textile industry steps into 2026
with caution, businesses are becoming more
selective in their investment decisions due to
rising production costs and soft domestic demand.
However, the growing interest of international machinery
manufacturers in the region and the changing dynamics
of global supply chains indicate that Türkiye still holds
strategic advantages. Industry representatives highlight
that global market activity may create a medium-term
recovery path for the country.
Global demand reopens doors for Türkiye
Declining production volumes in Europe, expanding
markets in the Middle East and increasing cost pressures
in Asia are directing global machinery producers toward
Türkiye. Even though the domestic market is not strong,
Türkiye’s geographic position and industrial knowhow
continue to make it a regional hub. The increasing
international participation in 2026 fairs and sectoral
events signals that “Türkiye remains a viable and resilient
production base.”
Manufacturers prioritize efficiency and modernization
during the downturn
Despite demand contraction, companies are focusing
on investments that increase efficiency, reduce energy
consumption and lower maintenance costs. Experts
underline that small but strategic modernization steps
Türkiye tekstil sektörü 2026’ya temkinli bir başlangıç
yaparken, işletmeler üretim maliyetlerindeki artış ve
zayıf iç talep nedeniyle yatırım kararlarında daha
seçici davranıyor. Ancak global makine üreticilerinin
bölgeye olan ilgisi ve değişen tedarik zinciri dengeleri,
Türkiye için stratejik avantajların yeniden oluştuğunu
ortaya koyuyor. Sektör temsilcileri, küresel pazardaki
hareketliliğin Türkiye’ye orta vadede toparlanma alanı
açabileceğini belirtiyor.
Küresel talep Türkiye için kapıları yeniden aralıyor
Avrupa’da düşen üretim hacimleri, Orta Doğu pazarındaki
genişleme ve Asya’daki maliyet baskısı global makine
üreticilerini Türkiye’ye daha fazla yönlendiriyor. İç pazar
güçlü olmasa bile, Türkiye’nin coğrafi konumu ve üretim
tecrübesi onu hâlâ bölgesel bir merkez hâline getiriyor.
24 December Aralık 2025
Despite the slowdown in the domestic
market, shifts in the global textile
machinery landscape suggest that
Türkiye may gain new momentum in
2026 through the right technology
investments.
2026 yılında küresel tekstil makine
pazarında yaşanan yön değişimi,
Türkiye’nin iç pazarda yaşanan
yavaşlamaya rağmen doğru
teknoloji yatırımlarıyla yeni fırsatları
yakalayabileceğini gösteriyor.
taken in challenging periods often lead to significant longterm
gains. Interest in automation, digital production
monitoring and low-energy consumption lines continues
to rise throughout 2026.
2026 may become a “transition year” for Türkiye
Although the local market is not performing strongly,
growing international interest in Türkiye offers the sector
a much-needed source of optimism. Industry figures
note that 2026 does not need to be a breakthrough year;
however, with the right technology upgrades, it could
mark the beginning of a renewed strengthening phase.
Combining Türkiye’s production culture, machinery
expertise and geographic advantage, the industry
may sustain its global position and find new growth
opportunities in the medium term.
2026’daki fuarlara ve sektörel etkinliklere uluslararası
ilgideki artış, “Türkiye’de üretim devam ediyor ve pazar
potansiyeli kaybolmadı” mesajı veriyor.
İşletmeler zor dönemde verimlilik ve dönüşüme odaklanıyor
Sektördeki firmalar, talep daralmasına rağmen
kapasitelerini korumak için verimliliği artıran, enerji
tasarrufu sağlayan ve bakım maliyetlerini düşüren makine
yatırımlarına yöneliyor. Uzmanlar, kriz dönemlerinde
yapılan küçük ama doğru modernizasyonların firmalara
büyük avantaj sağladığını vurguluyor. 2026’da otomasyon,
dijital üretim takibi ve düşük enerji tüketimli hatlara olan
ilgi artarak devam ediyor.
Türkiye için 2026 “dönüşüm yılı” olabilir
Her ne kadar iç pazar güçlü olmasa da uluslararası
üreticilerin Türkiye’ye ilgisinin artması, sektör için moral
veren bir dinamik oluşturuyor. Sektör yetkilileri, 2026’nın
büyük sıçrama yılı olmak zorunda olmadığını; ancak
doğru teknoloji yatırımlarıyla yeniden güçlenmenin
başlangıcı olabileceğini ifade ediyor. Türkiye’nin üretim
kültürü, makine kullanım tecrübesi ve coğrafi avantajı
birleştiğinde, global pazardaki konumunu koruma ve orta
vadede yeniden büyüme fırsatı doğuyor.
26 December Aralık 2025
www.optimakimyevi.com.tr
Erşahan Elektrik raises the bar in
energy management as it strengthens
its foothold in the textile industry
Enerji yönetiminde çıtayı yükselten
Erşahan Elektrik tekstil sektöründe
büyümesini sürdürüyor
Founded by Kahramanmaraş-born entrepreneur
Alpaslan Erşahan, Erşahan Elektrik continues to
solidify its position in the industry with its expertise
in power quality, compensation, panel engineering,
electronic board production and 24/7 on-site technical
support. Carrying nearly a decade of experience into his
own company in 2018, Erşahan has become a trusted
name for industrial facilities seeking to enhance energy
efficiency, both regionally and across Türkiye.
Growing up within the industrial culture of
Kahramanmaraş, Alpaslan Erşahan transformed
his experience in electrical, electronics and project
management into a corporate structure when he founded
Erşahan Elektrik in 2018. Snce its earliest days, the
company has prioritized earning the trust of the industry,
quickly becoming one of the most reliable solution
partners for textile manufacturers. “From the day we
started this journey, our main expectation was to earn
the confidence of industrialists,” Erşahan says. “Serving
factories that operate million-dollar machinery means
taking responsibility without taking unnecessary risks,
creating a safe technical environment and advancing with
accurate analysis.”
Behind the company’s steady growth lies strong
technical capability and a continuously updated
Alpaslan Erşahan,
Owner of Erşahan Elektrik
Tekstil üretiminde enerji kalitesinin kritik önem
kazandığı bir dönemde, Kahramanmaraşlı girişimci
Alpaslan Erşahan tarafından kurulan Erşahan
Elektrik; güç kalitesi, kompanzasyon, pano projelendirme,
elektronik kart üretimi ve 7/24 teknik destek hizmetleriyle
sektördeki konumunu her yıl daha da sağlamlaştırıyor.
Yaklaşık 10 yıla dayanan birikimini 2018’de kendi şirketine
taşıyan Erşahan, sanayi tesislerinin enerji verimliliğini
artıran çözümleriyle hem bölgesel hem ulusal ölçekte
dikkat çekiyor.
Kahramanmaraş’ın sanayi kültürü içinde yetişen
Alpaslan Erşahan, elektrik, elektronik ve proje
yönetiminde 10 yıla yakın sürede edindiği deneyimi 2018
yılında Erşahan Elektrik markasıyla kurumsal bir yapıya
dönüştürdü. Kurulduğu ilk günden bu yana sektörde
güven inşa etmeyi öncelik olarak gören firma, kısa sürede
tekstil sektörünün en önemli çözüm ortaklarından biri
hâline geldi. Erşahan, “Bu yola çıkarken temel beklentimiz,
sanayicilerimizin bize güvenmesiydi. Bugün milyon
dolarlık makine parkuruna sahip işletmelere hizmet
verirken en büyük sorumluluğumuz risk almadan güvenli
bir alan oluşturmak ve doğru analizlerle ilerlemek” diyor.
Şirketin büyümesinin ardında, sahadaki teknik beceri
ve sürekli yenilenen altyapı bulunuyor. Erşahan Elektrik,
30 December Aralık 2025
Erşahan Elektrik provides textile
factories with power quality
solutions, compensation systems,
panel design services and roundthe-clock
technical support.
Erşahan Elektrik, tekstil fabrikalarına
güç kalitesi, kompanzasyon, pano
projelendirme ve 7/24 teknik destek
hizmetleri sunuyor.
infrastructure. Erşahan Elektrik is built not only on
knowledge and field experience, but also on the ability
to seize the right opportunities at the right time while
maintaining a sustainability-driven business approach.
This philosophy has positioned the company as a
dependable partner in power quality improvements, panel
design, electronic board repair and spare-part supply for
textile factories.
Getting to the root of the problem: the need for properly
analyzed energy infrastructure
The textile industry, made up largely of high-consumption
facilities, depends on correct compensation, stable power
quality and fast on-site intervention. Yet according to
Alpaslan Erşahan, many factories still overlook detailed
energy infrastructure analysis. “Industrialists analyze
their expenses, but the compensation section of the
energy infrastructure is often ignored. In reality, most
malfunctions that shorten machine life originate from
poor power quality,” he explains.
To address this, Erşahan Elektrik implements
comprehensive modeling that includes measurement,
analysis, improvement and monitoring. These steps
reduce losses, increase production efficiency and extend
the lifespan of machinery.
Eliminating hidden costs with 3D panel engineering
One of the company’s standout services is its threedimensional
panel design approach. Every component
is modeled with precise technical detail, preventing
unexpected costs during implementation. “Seeing
everything in the project beforehand gives businesses
both time and cost advantages,” Erşahan emphasizes.
Round-the-clock support: fast action that keeps
machines running
Unplanned stoppages can cause significant losses
in textile production. Erşahan Elektrik responds
rapidly to medium- and low-voltage interruptions,
sadece bilgi ve tecrübeye değil; doğru zamanda doğru
fırsatları değerlendirmeye, sürdürülebilirliği merkeze alan
iş yapma anlayışına dayanıyor. Bu yaklaşım, firmanın
tekstil fabrikalarında enerji kalitesi, pano tasarımı,
elektronik kart onarımı ve makine yedek parça tedariğinde
güvenilir bir iş ortağı olmasını sağladı.
Tekstil fabrikalarının en büyük ihtiyacı: doğru analiz
edilmiş enerji altyapısı
Tekstil sektörü, özellikle enerji tüketiminin yoğun olduğu
işletmelerden oluştuğu için doğru kompanzasyon,
kesintisiz güç kalitesi ve sahada hızlı teknik müdahale
büyük önem taşıyor. Ancak Alpaslan Erşahan’a göre
birçok işletmede enerji altyapısına dair kapsamlı analizler
yapılmıyor. “Sanayicilerimiz gider analizlerini yapıyor ama
enerji altyapısındaki kompanzasyon kısmı çoğu zaman
göz ardı ediliyor. Oysa makinelerin ömrünü kısaltan
arızaların büyük bölümü güç kalitesiyle ilişkilidir” diyerek
sorunun kaynağına işaret ediyor.
Erşahan Elektrik bu noktada; ölçüm, analiz, iyileştirme
ve izleme süreçlerini içeren kapsamlı modellemelerle
işletmelerin kayıplarını azaltıyor. Böylece hem üretim
verimliliği artırılıyor hem de makine parkurunun kullanım
ömrü uzuyor.
3 boyutlu pano projelendirme ile sürpriz maliyetleri
ortadan kaldırıyor
Firmanın öne çıkan hizmetlerinden biri, pano montajı
ve projelendirme süreçlerinde geliştirdiği üç boyutlu
tasarım yaklaşımı. Kullanılacak tüm malzemelerin teknik
detaylarına kadar modellenmesi, yatırımcıların uygulama
sürecinde beklenmeyen maliyetlerle karşılaşmasını
engelliyor. Erşahan, “Her detayı projede önden görmek,
işletmelere zaman ve maliyet avantajı sağlıyor” diyerek
bu sürecin önemini vurguluyor.
Sahada 7/24 kesintisiz destek: makine duruşlarını
azaltan hızlı müdahaleler
Tekstil fabrikalarında ani duruşların büyük kayıplara
yol açtığı biliniyor. Erşahan Elektrik, orta gerilim ve
alçak gerilim kaynaklı kesintilerde, makine elektronik
altyapılarındaki arızalarda ve kısa devre kaynaklı
December Aralık 2025
31
electronic infrastructure failures and short-circuitrelated
shutdowns. When needed, backup devices from
the company’s own inventory are deployed, allowing
production to continue without disruption.
Reducing dependency with domestic electronic
board production
As highlighted in the Ekoful interview, Erşahan Elektrik
has evolved beyond maintenance services into a local
production center for electronic boards. Persistent
shortages in European-origin machine parts encouraged
the company to focus on this area. To date, 13 different
electronic boards—approximately 70% locally designed—
have been developed and are actively used in the field.
Current projects are supported through collaborations
with KOSGEB, TÜBİTAK and Teknokent. The company’s
long-term goal is the domestic production of key
components such as CPU boards, power supply boards
and pressure boards—the very heart of industrial
machinery.
“Success is never easy, but walking the right path
brings honor”
For Alpaslan Erşahan, the greatest capital in business is
reputation built on trust and principle. “If you carry these
values, success will come one way or another. It’s not
easy—you’ll get tired, you’ll make sacrifices. But in the
end, you walk your path as an honorable businessperson,”
he says, reflecting the core of the company culture.
A growing structure shaped by textile-focused solutions
Working with well-known American and European
brands, the company offers a wide range of spare parts
and technical solutions. By prioritizing energy efficiency,
power quality enhancement and machine safety, Erşahan
Elektrik continues to be a reliable partner for textile sector
investments with its innovative and sustainable approach.
duruşlarda hızlı müdahaleleriyle öne çıkıyor. Gerektiğinde
firmanın kendi havuzundaki yedek cihazlar devreye
alınıyor ve üretimin devamlılığı sağlanıyor.
Yerleşik elektronik kart üretimi: yerli çözümlerle dışa
bağımlılığı azaltıyor
Ekoful röportajındaki detaylara göre Erşahan Elektrik,
yalnızca bakım ve onarım yapan bir yapı değil; aynı
zamanda yerli elektronik kart tasarlayıp üreten bir merkez
hâline gelmiş durumda. Tekstil sektörünün yıllardır Avrupa
menşeili makine yedek parçalarında yaşadığı sıkıntılar,
firmayı bu alana yönlendirmiş. Bugüne kadar yaklaşık
%70’i yerli tasarım olan 13 farklı elektronik kart üretildi ve
tamamı sahada aktif olarak çalışıyor.
Yürütülen projeler KOSGEB, TÜBİTAK ve Teknokent
iş birlikleriyle destekleniyor. Firmanın hedefi ise CPU
kartları, besleme kartları, basınç kartları gibi makinaların
kalbi niteliğindeki parçaların yerlileştirilmesi.
“Başarı kolay değil ama doğru yürütülürse onurlu bir yol”
Alpaslan Erşahan, ticaret hayatında en büyük sermayenin
güven, itibar ve prensip sahibi olmak olduğunu söylüyor.
“Bu değerleri taşıyorsanız başarı bir şekilde mutlaka
gelir. Kolay değil, yorulacaksınız, fedakârlık yapacaksınız
ama sonunda onurlu bir iş insanı olarak yolunuza devam
edeceksiniz” sözleri, şirket kültürünün de temelini
oluşturuyor.
Tekstil sektörüne özel çözümlerle büyüyen bir yapı
Amerika ve Avrupa menşeili markalarla çalışan firma,
yedek parça çeşitliliğinde geniş bir ürün gamı sunuyor.
Enerji verimliliği, güç kalitesi iyileştirmeleri ve makine
güvenliği konularına odaklanan Erşahan Elektrik, yenilikçi
ve sürdürülebilir uygulamalarıyla tekstil sektöründeki
yatırımlar için güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam
ediyor.
32 December Aralık 2025
Zeynep Nihan KIR,
Ayşe MARTİN,
Betül AKINCI,
Şule KEÇELİ,
Nalan BENLİ
Eksoy Kimya,
Ar-Ge Merkezi,
Adana, Türkiye
Sürdürülebilir boyama
teknolojilerinde yeni nesil
egalizatör: PESCLEAN 2B
ABSTRACT
Sustainable production in the textile
industry is closely linked not only to
reducing chemical consumption and
increasing water and energy efficiency, but
also to ensuring quality and reproducibility
in dyeing processes. In reactive dyeing
applications, particularly in cotton/
polyester (PES/CEL) blended fabrics,
issues such as color inconsistency and
polyester contamination adversely affect
both product quality and production
efficiency. In this study, the effectiveness
of PESCLEAN 2B a new-generation,
high–molecular weight anionic levelling
agent developed by Eksoy Kimya in
achieving color uniformity in reactive
dyeing and its contribution to sustainable
dyeing processes were investigated.
The findings indicate that PESCLEAN 2B,
through its high molecular weight anionic
structure, regulates dye uptake rates,
resulting in more uniform, stain-free, and
environmentally friendly dyeings.
Keywords: PESCLEAN 2B, levelling agent,
reactive dyes, sustainable dyeing, polyester
staining, cotton/polyester blends.
ÖZET
Tekstil endüstrisinde sürdürülebilir üretim,
kimyasal kullanımının azaltılması, su ve
enerji verimliliğinin artırılması kadar, boyama
proseslerinde kalite ve tekrarlanabilirliğin
sağlanmasıyla da yakından ilişkilidir. Reaktif
boyama işlemlerinde, özellikle pamuk/
polyester (PES/CEL) karışımlı kumaşlarda
görülen renk dengesizliği ve polyester kirliliği
hem ürün kalitesini hem de üretim verimliliğini
olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, Eksoy
Kimya tarafından geliştirilen PESCLEAN 2B
adlı yüksek molekül ağırlıklı anyonik yapıdaki
yeni nesil egalizatörün, reaktif boyamalarda
renk homojenliği sağlamadaki etkinliği ve
sürdürülebilir boyama süreçlerine katkısı
incelenmiştir. Bulgular, PESCLEAN 2B’nin
yüksek molekül ağırlıklı anyonik yapısıyla
boya çekim hızını kontrol altına alarak daha
düzgün, lekesiz ve çevre dostu boyamalar
sağladığını ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: PESCLEAN 2B, egalizatör,
reaktif boyama, sürdürülebilir tekstil, polyester
kirliliği, pamuk polyester karışımları
Next-generation levelling agent in
sustaınable dyeing technologies: PESCLEAN
2B
1. GİRİŞ
Tekstil boyama proseslerinde, özellikle
pamuk ve pamuk karışımlı kumaşların
boyanmasında, renk homojenliği ve ton
bütünlüğü en kritik kalite kriterleri arasında
yer almaktadır. Bu bağlamda, egalizatörler
(levelling agents) boyar maddenin lif yüzeyine
düzgün dağılmasını ve eşit şekilde nüfuz
etmesini sağlayarak, boyama kalitesinin
sürdürülebilirliğinde temel bir rol üstlenir.
Pamuk lifinin hidrofilik yapısı, yüksek
emiciliği ve doğal varyasyonları, boyar
maddenin lifin farklı bölgelerine farklı hızlarda
tutunmasına neden olabilir. Bu durum, abraj
olarak bilinen istenmeyen ton farklılıklarının
oluşmasına yol açar. (Shore, 1995; Mousa
ve diğ., 2024). Karışım kumaşlarda ise
(örneğin pamuk/polyester veya pamuk/
viskon karışımları), farklı lif tiplerinin
boyar maddeye karşı gösterdiği afinitenin
değişkenliği, boyama dengesizliğini daha
da artırabilir. Bu tür problemlerin önlenmesi
ve renk düzgünlüğünün sağlanması için
egalizatörlerin doğru seçimi ve kullanımı
hayati öneme sahiptir.
Egalizatörler, boyama banyosunda boyar
madde ile lif arasındaki etkileşimi kontrol
ederek, boyanın lif üzerine aşamalı ve dengeli
bir şekilde geçişini mümkün kılar. Böylece,
hem boya migrasyonu hem de absorpsiyon
hızları optimize edilir. Uygun bir egalizatör
kullanımı; renk tekrarlanabilirliğini, parti
tutarlılığını ve genel üretim verimliliğini
artırırken, hatalı üretim oranlarını azaltarak
çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliğe katkı
sağlar. (Hassan, 2025).
34 December Aralık 2025
Bu noktada, boyar maddenin lif yüzeyine dengeli
biçimde nüfuz etmesini sağlayan egalizatörlerin (renk
dengeleyicilerin) önemi ön plana çıkmaktadır. EKSOY
tarafından geliştirilen PESCLEAN 2B, reaktif boyama
proseslerinde yüksek performanslı bir egalizatör ve
kırık önleyici ajan olarak tasarlanmıştır. PESCLEAN
2B, modifiye naftalin sülfonat türevlerinin kontrollü
polimerizasyonu sonucu elde edilen, yüksek moleküler
ağırlıklı anyonik bir dispersiyon/egalizasyon ajanıdır.
Polimer zincirlerdeki aromatik halkalar, reaktif boyar
maddelerle rekabetçi adsorpsiyon oluşturarak lif
yüzeyinde geçici bir bariyer görevi görür. Bu sayede,
negatif yüklü reaktif boyaların lif yüzeyine hızlı
bağlanması önlenir ve boya çekimi kontrollü biçimde
gerçekleşir.
Çizelge 1. PESCLEAN 2B Genel Analizleri
Kimyasal Adı : Pesclean 2B
Görüntü : Kahverengi, sıvı
Refrakto :36
Katı Madde :34,6
pH (25°C) :7,5
2.2. Metod
Çalışma Forlab boyama makinesinde yapılmıştır. Flotte:
1/10 olarak ayarlanmıştır. Boyama işlemi 80°C’de
yapılmıştır. Şekil 3’te Boyama prosesi verilmiştir.
Çalışmada Pesclean 2B, Naftalin sülfonat ve rakip firma
egalizatörleri çektirme yöntemine göre 1g/L ve 2g/L
verilerek %1 Turq. boyama işlemi yapılmıştır. Boyama
işleminde her bir tüpte 5gr %100 pamuk, 5gr %100
polyester kumaş boyanmıştır.
Şekil 1. Pesclean 2B ve Naftalin Sülfonat
Polimerizasyonu
PESCLEAN 2B, özellikle bej, gri, haki, kahverengi, turkuaz
ve saks mavi gibi riskli tonlarda ortaya çıkan egal
olmayan yüzeyleri önlemede etkinlik göstermektedir.
Lif–boya etkileşimini dengeleyerek iplik içi ve dışı
renk farklarını minimize eder, bobin boyamalarda
sık rastlanan dip ton koyulaşmasını engeller. Ayrıca
polyester karışımlı kumaşlarda, Vinyl sulfon grubu
reaktif boyaların polyester liflerine leke yapmasını
önleyerek temiz, parlak ve uniform bir görünüm elde
edilmesini sağlar.
Suda tamamen çözünür, otomatik dozlama
sistemlerine uyumlu ve nötr pH aralığında çalışan
PESCLEAN 2B, hem proses güvenilirliği hem de
çevresel sürdürülebilirlik açısından yeni nesil egalizatör
anlayışını temsil etmektedir. Reaktif ve vat boyalarla
geniş uyumluluk gösteren bu ürün, tekstil üretiminde
hem kalite güvencesi hem de atık azaltımı hedefleriyle
örtüşen yenilikçi bir çözümdür.
2. MATERYAL VE METOD
2.1. Materyal
Çalışmada %100 pamuk 30/1 penye suprem ve 100
polyester kumaş kullanılmıştır. Kimyasal olarak Eksoy
tarafından geliştirilen Pesclean 2B ve karşılaştırmak
için Naftalin Sülfonat ile rakip firmadan bir kimyasal
kullanılmıştır. Boyar madde Vivizol Turq. Blue 266%
yardımcı kimyasal olarak soda ve sodyum sülfat
kullanılmıştır. Aşağıdaki Çizelge 1’de kimyasallar ve
genel analiz sonuçları verilmiştir.
Şekil 2. Forlab Boyama Makinesi
Boyama sonrası pamuk kumaşın polyester kumaşı
ne kadar kirlettiği incelenmiştir. Bunun için Datacolor
850 Spektrofotometre cihazı kullanılmıştır. Datacolor
cihazı ile renk ölçümü yapılarak renk kuvvetleri
kıyaslanmıştır.
Şekil 3. Boyama Prosesi
Şekil 4. Datacolor 850 Spektrofotometre Cihazı
3. BULGULAR VE TARTIŞMA
Egalize maddesi ile birlikte 50/50 oranında pes/
pamuk kumaş %1 Turq. boyaması yapılmıştır. Boyama
sonrası kumaşlara durulama yapılarak kurutulmuştur.
Kurutulan kumaşlar yalnızca %1 boyama yapılan kumaş
referans alınarak kimyasal verilen polyester kumaşlar
ile polyester kumaşın ne kadar kirlendiği incelenmiştir.
Datacolor cihazında da kimyasal verilen ve verilmeyen
polyester kumaş kuvvetleri incelenmiştir.
Şekil 5. Egalize Performansları
Yukarıdaki Şekil 5’te verilen sonuçlar incelendiğinde;
pamuk/pes kumaşlar birlikte boyandığında kimyasal
verilmeyen pes kumaşın renk kuvveti 100 iken, 1g/L;
Naftalin sülfonat 90,31 rakip numune 89,1 Eksoy Kimya
tarafından geliştirilen Pesclean 2B numunesi 33,88
olarak ölçülmüştür. Aynı şekilde 2 g/L Naftalin sülfonat
87,81 rakip numune 85,4 Pesclean 2B numunesi 27,88
olarak ölçülmüştür. Bu durum, PESCLEAN 2B’nin lif
yüzeyini kaplama kapasitesinin ve reaktif boyaya karşı
rekabetçi adsorpsiyon davranışının klasik ürünlerden
çok daha etkili olduğunu göstermektedir.
PESCLEAN 2B’nin üstün performansı, modifiye
naftalin sülfonat polimerinin yüksek molekül ağırlığına
bağlı olarak lif yüzeyinde kararlı bir geçici film
oluşturabilmesine dayanmaktadır. Bu film, reaktif
boyanın lif yüzeyine ani bağlanmasını önler ve boyanın
kontrollü şekilde difüzyonuna olanak tanır.
Elde edilen bulgular, literatürde büyük molekül ağırlıklı
egalizatörlerin reaktif boyama homojenliğini artırdığına
yönelik tespitlerle uyumludur (Holme, 2002; Burkinshaw,
2016).
PESCLEAN 2B ayrıca sürdürülebilirlik açısından da
avantajlıdır:
• yeniden işleme gereksinimini azaltarak su ve enerji
tasarrufu sağlar,
• suda tamamen çözünür ve proses dostudur.
4. SONUÇ
Çalışmada pamuk/polyester kumaş birlikte
kullanılarak %1 Turq. boyaması yapılmıştır. Boyama
işleminde pamuk kısmın abrajsız boyanması
gerekirken polyester kısmın ise daha az kirlenmesi
amaçlanmıştır. Kıyaslama yapabilmek için
egalize maddesi verilen ve verilmeyen kumaşlar
incelenmiştir. Hem göz ile hem de spektrofotometre
cihazı ile polyester kumaş kirlenmeleri ölçülmüştür.
Egalize maddesi verilmeyen kumaş en kirli kumaştır.
Bu nedenle onun kirlenmesi %100 kabul edilerek diğer
kumaşlardaki kirlenmeleri ölmek için spektrometrede
renk ölçülmesi yapılmıştır.
Polyester kumaş kirlenme sonuçları incelendiğinde;
egalize maddesi verilmeyen kumaşa göre 1 g/L ve 2
g/L kullanımda Naftalin sülfonat ve rakip numunesi
%10-15 kadar kirlenmesi azaltırken Pesclean 2B
kirlenmeyi yaklaşık %70 kadar azalttığı görülmüştür.
Bu sonuç, PESCLEAN 2B’nin lif yüzeyindeki boya–
lif etkileşimini kontrol altına alma kapasitesinin
konvansiyonel egalizatörlere kıyasla çok daha yüksek
olduğunu ortaya koymaktadır.
Başlıca sonuçlar:
1. Polyester kirlenmesinde %70’e varan azalma,
2.Renk homojenliğinde belirgin iyileşme,
3.Bobin boyamalarda görülen dip ton koyulaşmasının
etkin şekilde önlenmesi,
4.Sürdürülebilir proses parametreleri ile yüksek
uyumluluk.
Tüm sonuçlar bir arada değerlendirildiğinde,
PESCLEAN 2B’nin reaktif boyama proseslerinde hem
kalite güvencesi hem de çevresel sürdürülebilirlik
açısından yeni nesil, yüksek performanslı bir alternatif
sunduğu anlaşılmaktadır.
5. KAYNAKLAR
1. Broadbent, A. D. (2001). Basic Principles of Textile
Coloration. Society of Dyers and Colourists.
2. Burkinshaw, S. M. (2016). Physico-chemical
Aspects of Textile Coloration. Wiley.
3. Holme, I. (2002). Developments in textile auxiliaries
for reactive dyeing. Coloration Technology, 118(1),
19–26.
4. Shore, J. (1995). Cellulosics Dyeing. Society of
Dyers and Colourists.
5. Eksoy Kimya Teknik Dökümanı (PAZ-FLY-043-
PESCLEAN 2B-00, 2025).
6. Hassan, M. M. (2025). A comprehensive review
of the advances in process engineering and
greener solvents in dyeing to impart sustainable
textile manufacturing. Sustainable Materials and
Technologies, 45, e01490. https://doi.org/10.1016/j.
susmat.2025.e01490
7. Mousa, A. A., Almetwally, A. A., Nassar, S. H., Ahmed,
N. S., Fahmy, H. M., & El-Shishtawy, R. M. (2024). A
novel green approach for reactive printing of cotton/
cellulosic regenerated blended fabrics using trisodium
nitrilotriacetate. Scientific Reports, 14, 24981.
https://doi.org/10.1038/s41598-024-75633-5
38 December Aralık 2025
Istanbul to shape the
transformation roadmap of the
global textile and fashion industry
Küresel tekstil ve moda sektörünün
dönüşüm rotası İstanbul’da belirleniyor
Sustainability Talks Istanbul, one of the most
comprehensive sustainability platforms for
the textile and apparel industry, will take place
on December 9, 2025, at Hilton Istanbul Bosphorus.
The event is organized by Orbit Consulting and Kipaş
Textiles in strategic partnership with the Istanbul Textile
and Raw Materials Exporters’ Association (İTHİB).
This year’s corporate partner is Aster Textile, known for
its measurable sustainability approach across supply
chains.
The year 2025 marks a turning point for the sector
as the EU’s critical regulations—ESPR, CS3D, and the
EU Textile Strategy—enter their implementation phase.
Transparency, traceability, circularity and low-carbon
production are no longer compliance obligations alone;
they have become key competitive differentiators.
“Turkish textile is at the center of this transformation”
Ahmet Öksüz, Chairman of İTHİB, emphasized the
significance of the event: “EU’s new sustainability
regulations have become an integral part of trade.
Transparency, traceability, low-carbon production and
circular economy are now decisive criteria for brands
when selecting suppliers. The Turkish textile industry,
with its integrated structure, innovative technologies
and engineering strength, continues to be at the center
of this transformation.”
Highlighting Türkiye’s momentum in
sustainability investments, Öksüz added:
“Today, our industry stands among the fastest adapters
to Europe’s transformation thanks to its recycling
technologies, low-carbon production lines, digital
Ahmet Öksüz, Chairman of İTHİB
Tekstil ve hazırgiyim sektörünün en kapsamlı
sürdürülebilirlik platformlarından biri olan
Sustainability Talks Istanbul, 9 Aralık 2025’te
Hilton İstanbul Bosphorus’ta gerçekleştirilecek.
Etkinlik, Orbit Consulting ve Kipaş Textiles iş birliğinde;
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları
Birliği (İTHİB) stratejik ortaklığında düzenleniyor.
Bu yılın kurumsal partneri ise tedarik zincirlerinde
ölçülebilir sürdürülebilirlik yaklaşımıyla öne çıkan Aster
Textile. 2025 yılı, Avrupa Birliği’nin ESPR, CS3D ve tekstil
stratejisi gibi kritik düzenlemelerinin uygulama aşamasına
geçmesiyle sektör için kırılma noktası niteliği taşıyor.
Şeffaflık, izlenebilirlik, döngüsellik ve düşük karbonlu
üretim artık yalnızca uyum başlığı değil; rekabetin temel
belirleyicisi hâline geliyor.
“Türk tekstili bu dönüşümün merkezinde”
İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz,
etkinliğin önemini şu sözlerle değerlendirdi:
“AB’nin yeni sürdürülebilirlik düzenlemeleri artık ticaretin
ayrılmaz bir parçası. Şeffaflık, izlenebilirlik, düşük
karbonlu üretim ve döngüsel ekonomi, markaların
tedarikçi seçiminde belirleyici kriterler hâline geldi. Türk
tekstil sektörü ise entegre yapısı, yenilikçi teknolojileri
ve mühendislik gücüyle bu dönüşümün merkezinde yer
almayı sürdürüyor.”
Öksüz, Türkiye’nin sürdürülebilirlik yatırımlarındaki
ivmesine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti:
42 December Aralık 2025
As the European Union’s new
sustainability regulations reshape
supply chains, Sustainability Talks
Istanbul will bring the industry
together for the sixth time on
December 9. The event, centered
on circularity, traceability and lowcarbon
production, will host global
brands sharing their transformation
strategies from Istanbul.
traceability solutions and circular economic models.
Sustainability Talks serves as a critical platform to share
this vision, foster collaboration and shape a common
roadmap with the entire value chain.”
Global brands to share sustainability strategies in Istanbul
This year’s program will once again host insights
from leading global fashion brands. Following Öksüz’s
opening remarks, the event will continue with a CEO
session, international brand presentations, Spotlight
sessions and five thematic panels.
Notable speakers include:
• Mavi – Cüneyt Yavuz: The brand’s sustainability
transformation
• ON – Danielle Petesic: Circular design and
performance approach
• Lacoste – Raynald Anquet: Responsible production
strategies
• Kering – Caterina Tonda: Nature-positive and
measurable impact in luxury fashion
• ARMEDANGELS – Sarah Vollmer: Ethical design and
radical transparency
• IKEA – Calvin Woolley: Global scaling of circularity
and reuse
On the policy front, Dirk Vantyghem, Director General of
EURATEX, will assess Europe’s regulatory transformation
during the CEO session.
Avrupa Birliği’nin yeni sürdürülebilirlik
düzenlemelerinin tedarik zincirlerini
kökten değiştirdiği bir dönemde,
Sustainability Talks Istanbul 9
Aralık’ta altıncı kez sektörün
tüm paydaşlarını buluşturuyor.
Döngüsellik, izlenebilirlik ve
düşük karbonlu üretim odağındaki
etkinlikte, küresel markaların
dönüşüm stratejileri ilk kez
İstanbul’dan paylaşılacak.
“Bugün sektörümüz, geri dönüşüm teknolojileri, düşük
karbonlu üretim hatları, dijital izlenebilirlik çözümleri ve
döngüsel ekonomik modelleri ile Avrupa’nın dönüşümüne
en hızlı uyum sağlayan aktörlerden. Sustainability Talks,
bu vizyonu paylaşmak ve tüm değer zinciriyle ortak bir yol
haritası oluşturmak için kritik bir platform.”
Küresel markalardan istanbul’a sürdürülebilirlik stratejileri
Etkinlik, bu yıl da küresel moda devlerinin içgörülerine
ev sahipliği yapacak. Program, Ahmet Öksüz’ün açılış
konuşmasının ardından CEO oturumu, uluslararası marka
sunumları, Spotlight oturumları ve beş tematik panel ile
devam edecek.
Etkinlikte sahne alacak isimlerden bazıları:
• Mavi – Cüneyt Yavuz: Markanın sürdürülebilirlik
dönüşümü
• ON – Danielle Petesic: Döngüsel tasarım ve performans
yaklaşımı
• Lacoste – Raynald Anquet: Sorumlu üretim stratejileri
• Kering – Caterina Tonda: Lüks modada doğa pozitiflik
ve ölçülebilir etki
• ARMEDANGELS – Sarah Vollmer: Etik tasarım ve
radikal şeffaflık
• IKEA – Calvin Woolley: Döngüsellik ve yeniden
kullanımın küresel ölçeklenmesi
Sektör politikaları perspektifinde ise EURATEX
Genel Direktörü Dirk Vantyghem, Avrupa’daki mevzuat
dönüşümünü CEO oturumunda değerlendirecek.
December Aralık 2025
43
Strengthening international collaboration
Country-level collaboration will also be a key theme this
year, with participation from:
• Friso Pietersen, Netherlands Enterprise Agency (RVO)
• Marja-Liisa Permikangas, Finnish Textile & Fashion
(STJM)
Additionally, Christina Iskov, Impact Director at Global
Fashion Agenda, and Jasmin Malik Chua, Climate &
Labor Editor at Sourcing Journal, will contribute with
analyses on global supply chain transformation.
Panel sessions shaping the industry’s competitive agenda
Highlights of the 2025 program include:
• Leaders Driving Transformation: CEO perspectives
on the future of sustainable fashion
• Transparency & Traceability: Building trust across
the textile value chain
• Closing the Loop Together: Textile-to-textile recycling
• Pathways to Net Zero: Decarbonization in the textile
supply chain
• Strategic Transformation in Sustainable Fashion &
Textiles
• IKEA Spotlight: Global perspective on circularity
Türkiye: A key partner in Europe’s low-carbon supply chain
With its speed, quality, flexibility and technical expertise,
Türkiye continues to reinforce its strategic position within
Europe’s fashion and textile value chain. One of the key
aims of Sustainability Talks Istanbul is to highlight this
contribution and strengthen Türkiye’s leadership in the
global transformation.
Uluslararası iş birliği vurgusu güçleniyor
Ülke iş birlikleri kapsamında bu yılki konuklar arasında;
• Hollanda Girişim Ajansı RVO’dan Friso Pietersen,
• Finlandiya Moda ve Tekstil Birliği STJM’den Marja-
Liisa Permikangas yer alacak.
Global Fashion Agenda Impact Director’ı Christina Iskov
ve Sourcing Journal Climate & Labor Editor’ı Jasmin
Malik Chua da küresel tedarik zinciri dönüşümüne yönelik
uzman görüşleriyle programa katkı sunacak.
Sektörün rekabet gündemini belirleyecek panel başlıkları
2025 programının öne çıkan oturumları şöyle:
• Dönüşüme Yön Veren Liderler: CEO’lardan
sürdürülebilir modanın geleceğine bakış
• Şeffaflık ve İzlenebilirlik: Değer zinciri boyunca güven
inşa etmek
• Döngüyü Birlikte Tamamlamak: Tekstilden tekstile
dönüşüm
• Net Sıfıra Giden Ortak Yollar: Tekstil değer zincirinde
karbonsuzlaşma
• Sürdürülebilir Moda ve Tekstilde Stratejik Dönüşüm
• IKEA Spotlight: Küresel döngüsellik perspektifi
Türkiye, Avrupa’nın düşük karbonlu tedarik zincirinde kilit
oyuncu
Hız, kalite, esneklik ve teknik uzmanlıkla öne çıkan
Türkiye, bugün Avrupa’nın moda ve tekstil değer zincirinde
stratejik ortak konumunu pekiştiriyor. Sustainability Talks
Istanbul’un önemli hedeflerinden biri de bu katkıyı görünür
kılmak ve Türkiye’nin küresel dönüşümdeki liderliğini
güçlendirmek.
44 December Aralık 2025
The new-generation SKS tube
boosts efficiency in the ring
spinning process
Yeni nesil SKS masura üretimde verim
sağlıyor
Across today’s textile facilities, equipment
that supports efficiency and transformation
is becoming increasingly important. Işılsan
Plastic’s SKS tube has rapidly become a preferred
solution thanks to its higher winding capacity, longer
package duration and reduced end-break rates when
compared to standard tubes. Field experience shared by
a mill adopting the new tube highlights this shift clearly.
Needs that shaped the transition
For a long period, the facility had been using a 36 mm
ring diameter together with Işılsan’s standard 39-gram
tube. Increasing bobbin efficiency, extending doffing
intervals, reducing knot counts and addressing rising
energy costs were the main drivers behind the decision
to switch to the SKS tube.
After installation, the mill briefly continued with a
thicker tube recommended by the machine manufacturer;
however, frequent stoppages—particularly during coarse
yarn processing—made the transition to the thin and
lightweight SKS tube inevitable. Throughout the process,
Işılsan closely supported all technical adjustments.
Immediate improvements observed in production
Production increases were quickly noticeable after
adopting the SKS tube. In Ne 20/1 knitted yarn production,
daily output per machine rose from 1,800 kg to 2,400
kg. With standard tubes, the ring machine waited nearly
15 minutes for the bobbin winder during each doffing
Modern tekstil işletmelerinde dönüşüm sağlayan
ekipmanların önemi giderek artıyor. Işılsan
Plastik’in geliştirdiği SKS masura, standart
masuralara göre sunduğu daha yüksek sarım miktarı,
daha uzun takım süresi ve daha düşük kopuş oranı
sayesinde farklı üretim parkurlarında hızlıca tercih edilen
çözümlerden biri hâline geldi. SKS masurayı kullanmaya
başlayan bir işletmenin sahadaki deneyimi de bu
dönüşümü net bir şekilde ortaya koyuyor.
Geçiş kararını belirleyen ihtiyaçlar
İşletme uzun süre 36 mm çap bilezikte, Işılsan’ın 39
gramlık standart masurasını kullanıyordu. Takım alma
süresini uzatma isteği, bobin verimliliğini artırma ihtiyacı,
düğüm sayısını azaltma hedefi ve enerji maliyetlerinin
yükselmesi SKS masuraya geçiş kararında etkili oldu.
Başarılı montajın ardından makine üreticisinin tavsiyesi
doğrultusunda kısa süre kalın masura ile devam edildi;
ancak özellikle kalın ipliklerde yaşanan sık duruşlar, ince
ve hafif SKS masuraya geçişi zorunlu hâle getirdi. Işılsan
süreç boyunca kullanıcıyla temas hâlinde kalarak tüm
teknik ayarlara destek verdi.
Üretimde anlık fark edilen iyileşmeler
SKS masuraya geçiş sonrası üretimde hızla fark edilen
artışlar yaşandı. Ne 20/1 triko üretiminde günlük ortalama
1800 kg olan çıktı, SKS masurayla makine başı 2400 kg
seviyelerine ulaştı. Standart masuralarda ring makinesi
her takımda bobin makinesini yaklaşık 15 dakika beklemek
zorunda kalıyor, bu da ekipmanın randıman kaybına yol
açıyordu. SKS masurada sarım miktarının artması bu
kaybı büyük ölçüde ortadan kaldırdı.
Sarım kapasitesi ve takım sürelerinde belirgin avantaj
Saha verileri SKS masuranın sağladığı kazancı net şekilde
gösteriyor:
46 December Aralık 2025
Developed by Işılsan Plastic, the thin
and lightweight SKS tube enhances
daily productivity by increasing
winding capacity and offering clear
advantages in energy consumption
across modern spinning operations.
Işılsan Plastik tarafından geliştirilen
ince ve hafif SKS masura, sarım
kapasitesindeki artış ve enerji
kullanımındaki avantajlarla
işletmelerin günlük üretim
verimliliğini yükseltiyor.
cycle, causing efficiency losses. The increased winding
capacity of the SKS tube significantly eliminated this
waiting time.
Clear advantages in winding capacity and duration
Field data highlights the tangible benefits of the SKS
tube:
• A standard tube provides approximately 47 g of
winding.
• With the SKS tube, winding capacity rises depending
on yarn fineness:
— Around 60 g for Ne 16/1,
— Above 60 g for finer yarns such as Ne 30/1.
Winding length per tube increases from about 2,600 m
on a standard tube to 3,200 m with the SKS version.
Tests at another mill showed that during Ne 30/1
production, a standard tube fills in 105 minutes, whereas
an SKS tube continues running for up to 125 minutes—a
difference that equates to approximately 2.5 fewer tube
changes per day, reducing labor workload and enhancing
machine consistency.
Energy consumption: measurable savings
Measurements indicate:
• Standard tube: 1420 watt/kg
• SKS tube: 1380 watt/kg
This corresponds to 2.5%–2.9% energy savings.
Operator and maintenance feedback
During commissioning, essential adjustments were
made to doffer, winding and diameter settings. The cop
holders supplied free of charge by Işılsan contributed to
smoother operation.
Operators emphasized the reduction in end breaks
during each doffing cycle. Although the maintenance
team initially expressed concern about potential
breakage or efficiency loss, all concerns disappeared
after the SKS tube became operational.
A structure that reduces knot count and improves yarn
quality
To produce 2,500 kg of bobbin in Ne 20/1 yarn:
• Standard tube requires 51 tubes
• SKS tube requires 44 tubes
The reduced tube count directly lowers knot (splay)
formation, resulting in smoother yarn structure, improved
running performance and higher-quality final products
delivered to customers.
• Standart masurada bir kops yaklaşık 47 gram sarım
sunuyor.
• SKS masurada ise sarım miktarı iplik inceliğine göre
artıyor:
— Ne 16/1 iplikte yaklaşık 60 gram,
— Ne 30/1 gibi daha ince ipliklerde bu miktar 60 gramın
da üzerine çıkıyor.
Masura başına sarım uzunluğu standart masurada
yaklaşık 2600 metre iken SKS masurada 3200 metre
seviyesine ulaşıyor.
Başka bir işletmede yapılan denemelerde Ne 30/1
üretiminde standart masura 105 dakikada dolarken SKS
masura 125 dakikaya kadar üretime devam ediyor. Bu
fark günlük takım sayısında yaklaşık 2,5 takım daha az
değişim anlamına geliyor. Hem işçilik yükü azalıyor hem
makine performansı yükseliyor.
Enerji tüketimi açısından yapılan ölçümlerde:
• Standart masura: 1420 watt/kg
• SKS masura: 1380 watt/kg
Bu da yaklaşık %2,5 – %2,9 enerji tasarrufu anlamına
geliyor.
Operatör ve bakım ekibinin değerlendirmeleri
Devreye alma aşamasında doffer, sarım ve çap
parametrelerinde gerekli ayarlar yapıldı. Işılsan’ın ücretsiz
gönderdiği kops tutucular da makinenin
daha randımanlı çalışmasına katkı sağladı.
Operatörler özellikle takım başı kopuşların
azalmasından memnun. Bakım ekibi,
başlangıçta “kopuş artar mı, randıman
düşer mi?” yönündeki endişeler yaşasa
da SKS masuranın devreye alınmasıyla bu
kaygılar tamamen ortadan kalktı.
Kalitede düğüm sayısını azaltan yapı
Ne 20/1 iplik üretiminde 2500 kg’lık bobin
üretimi için:
• Standart masurada: 51 masura,
• SKS masurada: 44 masura yeterli
oluyor.
Masura sayısındaki bu düşüş düğüm
(splays) miktarını
azaltarak ürün kalitesine
doğrudan etki ediyor.
Daha pürüzsüz, daha
stabil bir yapı ortaya
çıkıyor ve müşteriye
giden nihai ürünün
kalitesi yükseliyor.
December Aralık 2025
47
Zeynep Nihan KIR,
Ayşe MARTİN,
Nalan BENLİ,
Betül AKINCI,
Şule KEÇELİ,
Eksoy Kimya,
Ar-Ge Merkezi,
Adana, Türkiye
Effects of a nano-silicone based
elasticity and hydrophilicity
enhancing finishing agent on
textiles: UNISIL LYC
Nano-silikon esaslı esneklik ve
hidrofilite artırıcı bitim ajanının
tekstil üzerindeki etkileri: UNISIL LYC
ABSTRACT:
In this study, the effects of UNISIL LYC, a
nano-silicone emulsion–based weakly
cationic finishing agent, on cotton knitted
fabrics were investigated. By applying the
product at various g/L concentrations,
properties such as fabric elongation,
softness, yellowing tendency, and
increased hydrophilicity were evaluated.
The findings of the study showed that
UNISIL LYC provides improved elongation
and elastic recovery performance, reduced
yellowing, excellent softness, increased
hydrophilicity and absorbency, safe and
easy handling, and versatile application
possibilities.
Keywords: UNISIL LYC, weakly cationic
finishing agent, nano-silicone emulsion,
fabric elongation strength, yellowing,
hydrophilicity.
ÖZET:
Bu çalışmada nano-silikon emülsiyon esaslı
zayıf katyonik bitim ajanı olan UNISIL LYC’nin
pamuklu örme kumaşlar üzerindeki etkileri
incelenmiştir. Ürünün belirli g/L aralıklarında
uygulanması ile kumaşlardaki esneme özelliği,
yumuşaklığı, sararma eğilimi ve hidrofilite
artışı gibi özellikleri değerlendirilmiştir.
Çalışmadaki bulgular sonucunda UNISIL
LYC’ nin kumaşa arttırılmış esneklik ve
uzama performansı ve olağanüstü elastikiyet,
sararma, mükemmel yumuşaklık, arttırılmış
hidrofilite ve emicilik, güvenli ve kolay
kullanım ve çok yönlü uygulama imkanının
sağlandığını göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: UNISIL LYC, zayıf
katyonik bitirme ajanı, nano silikon-emülsiyon,
kumaşta esneme, sararma, hidrofilite.
1. GİRİŞ
Tekstil terbiye proseslerinde esneklik,
yumuşaklık, hidrofilite ve sararma
dayanımı önemli kalite kriterleri arasında
yer almaktadır. Özellikle örme pamuk
kumaşlarda konfor ve kullanım performansı
açısından elastikiyet ve uzama sonrası
toparlanma özellikleri kritik öneme sahiptir.
Nano-teknoloji tabanlı silikon emülsiyonları,
lif yüzeyinde ince bir film oluşturarak hem
tutumu iyileştirmekte hem de mekanik
performansa katkı sağlamaktadır.
Kullanılan bazı geleneksel silikon
yumuşatıcılar bu gibi özellikleri geliştirmede
yaygın olarak kullanılsa da, hidrofobik
karakterleri nedeniyle kumaşların
hidrofilitesini azaltma eğiliminde olabilirler.
Bu amaçla geliştirilen UNISIL LYC, nanosilikon
bazlı, zayıf katyonik yapıda bir bitirme
ajanıdır ve diğer silikon emülsiyonlarına
kıyasla hidrofilik performans, düşük sararma
eğilimi ve iyi derecede esneme gücü ile öne
çıkmaktadır. Bu çalışma, UNISIL LYC’nin
farklı konsantrasyonlarda uygulanmasıyla
pamuklu kumaşlarda elde edilen mekanik,
optik ve ıslanabilirlik performanslarını
karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi
amaçlamaktadır.
2. MATERYAL ve METOT
2.1. Materyal
Çalışmada %100 pamuklu suprem örgü kumaş
ve bitim ajanı olarak Eksoy Kimya tarafından
geliştirilen UNISIL LYC kullanılmıştır.
48 December Aralık 2025
Çizelge 1. UNISIL LYC Genel Analizleri
Özellik
UNISIL LYC
İyonik Durum
Zayıf Katyonik
pH
5-6 (25°C)
Çözünürlük
Suda Çözünür
Viskozite
<200 cP
Şekil 3. Scorch Test Cihazı
Şekil 1. UNISIL LYC Emülsiyonu
2.2. Metot
Çalışmada UNISIL LYC emdirme yöntemine göre Forlab
Markalı fular makinesinde pick up :%75-80 pH:5-
5,5 ayarlanarak 50 ile 100 g/L aralıklarında kumaşa
uygulanmıştır. Kurutma işlemi Forlab markalı kurutma
makinesinde 110°C de yapılmıştır.
Bitim işlemi sonrası kumaşlara; hidrofilite sararma,
beyazlık ve elastikiyet testi uygulandı.
Sararma, spektrofotometre ile ölçülmektedir.
Çalışmada Datacolor 850 spektrofotometre cihazı
kullanılmıştır.
Hidrofilite, AATCC 197 Vertical Wicking standardına
göre belirlenmiş olup kumaşın 10 dakika içerisindeki
dikey kapiler yükselme yüksekliği ölçülmüştür.
Kumaş elastikiyetinin ölçülmesi için TITAN-4 cihazı
kullanılmıştır. Çalışma EN 14704-1.92 Method A Fixed
Load (Force Decay) standardına göre yapılmıştır. Uzama
(% extension) ve geri kazanım (% recovery) değerleri
EN 14704-1 Method A’ya göre 10 N sabit yük altında
ölçülmüştür.
Şekil 2. Fular Makinası
2.2.1 Uygulanan Testler ve Standartları
Scorch Testi kumaşın yüksek sıcaklıkta (180°C-200°C)
belirli bir sürede (40 saniye–2 dakika) ütülenmiş gibi
preslenerek sararma eğiliminin test edilmesidir. Bu
test için laboratuvarda SDL ATLAS cihazı kullanılmıştır.
Çalışmada Scorch Testi 190°C de 2 dakika olarak
uygulanmıştır.
Şekil 4. TITAN-4 Cihazı
3. BULGULAR ve TARTIŞMA
3.1 Elastikiyet Sonuçları
Çalışmada UNISIL LYC 50–75 ve 100 g/L aralığında
uygulanmıştır. Uygulama yapılan kumaş 20x5 cm
boyutunda kesilerek 10N yük altında uzaması bakılmış
ve ardından 60 saniye sonra kumaş elastikiyeti
ölçülmüştür.
İşlemsiz kumaş ile farklı g/L oranlarında kullanılan bitim
ajanı UNISIL LYC elastikiyet sonuçları kıyaslanmıştır.
Elastikiyet sonuçları Çizelge 2’de verilmiştir. Şekil 5’te
elastikiyet sonuçları grafik ile gösterilmiştir.
Çizelge 2. Farklı Miktarlarda Uygulanan UNISIL LYC’nin
% Kumaş Elastikiyet Performansları
Bitim Ajanı Uygulama Miktarı % Uzama % Geri
(g/L)
Kazanım
İşlemsiz --- 22 50
UNISIL LYC 50 32.7 70
UNISIL LYC 75 38 71
UNISIL LYC 100 40 72
Şekil 5. 50–75 ve 100 g/L uygulanan UNISIL LYC ve
% Kumaş Elastikiyeti
UNISIL LYC, kumaşlarda %30-40 arasında belirgin bir
elastikiyet artışı sağlamıştır. Aynı zamanda g/L artışı
ile elastikiyet artışı da doğru orantılı olarak artmıştır.
Bu durum, nano-silikon partiküllerinin elyaf kumaş
yüzeyinde oluşturduğu esnek film tabakasından
kaynaklanmaktadır.
3.2 Scorch Testi
UNISIL LYC uygulanan kumaşlar 190°C de 2 dakikada
Scorch Testine tabi tutulmuştur. Yüksek sıcaklıklarda
yapılan Scorch testlerinde beyazlık kaybının maksimum
%7 olduğu Şekil 6’da görülmektedir. Bu durum UNISIL
LYC’nin non-yellowing karakterini kanıtlamaktadır ve
ürünün optik beyaz ve açık tonlu kumaşlarda güvenle
kullanılabileceğini göstermektedir.
Şekil 6. Beyaz Kumaşta Scorch Testi CIE Beyazlık
Değer Sonuçları
3.3 Hidrofilite Test
UNISIL LYC uygulanan kumaşlarda yumuşak dolgun
ve ipeksi bir tutum elde edilmiştir. Zayıf katyonik
karakterine rağmen UNISIL LYC, kumaşın hidrofilitesini
arttırarak emiciliğini iyileştirmiştir.
4. SONUÇ
Bu çalışmada nano-silikon emülsiyon esaslı zayıf
katyonik bitim ajanı olan UNISIL LYC %100 pamuklu
kumaşa farklı g/L oranında kullanılmış olup yaklaşık
olarak %50 oranında elastikiyet artışı kazandırmakla
birlikte kumaşa kaygan tuşe, yumuşaklık ve dolgun
tutum kazandırmıştır. Ayrıca uzama sonrası geri
kazanım oranı da belirgin şekilde yükselmiştir. Bu etki,
ev tipi yıkama ve kuru temizleme işlemlerine karşı da
dayanıklıdır.
UNISIL LYC, tekstil yüzeylerine uygulandığında
kumaşın esneklik ve geri kazanım özelliklerini belirgin
biçimde arttırmıştır. Kumaşın sararma direncini arttırıp
ürünün beyaz ve açık renkli kumaşlar için uygun olduğu
sonucuna varılmıştır. Ayrıca UNISIL LYC kumaşa
yumuşak ve dolgun tutum kazandırmakla birlikte
hidrofilite arttırıcı özellik de eklemiştir.
Özetle UNISIL LYC sürdürülebilir tekstil bitim
teknolojilerinde hem estetik hem de fonksiyonel
performansı arttıran yenilikçi bir nano-silikon esaslı
yumuşatıcı ajan olarak değerlendirilebilir.
5. KAYNAKLAR
Parvinzadeh, M., & Hajiraissi, R. (2013). Effect of Nano
and Micro Emulsion Silicone Softeners on Properties of
Polyester Fibers. Tenside Surfactants Detergents, 45(5).
Koruyucu, A. (2025). Organo-Modified and Amino-
Functional Silicone Finishing Chemicals and Their
Effects on the Handle and Color Values of Cotton Knitted
Fabrics. Çukurova University, Journal of the Faculty of
Engineering, 40(1), 193–204.
Orhan, M., Tiritoğlu, M., & Özbarutçu, B. (2020). Silikon
Yumuşatıcıların Pamuk ve Viskon Örme Kumaşlar
Üzerindeki Etkileri. Uludağ Üniversitesi Mühendislik
Fakültesi Dergisi, 25(2), 941–959.
Serttaş, S., & İbiş, A. (2021). Hydrophilic Silicone
Emulsions Developed for Use in 100% Cotton and
Cotton/Elastane Blended Fabrics and Their Optimization
Studies. International Congress of Engineering and
Natural Sciences (ICENSS2021) Proceedings.
Textile Value Chain. Fundamentals of Silicone and Their
Uses in Textile. Textile Magazine.
Gulrajani, M. L. (2016). Silicone Finishes in Textiles:
Chemistry and Applications. Woodhead Publishing
Series in Textiles
Paul, R. (Ed.). (2015). Functional Finishes for Textiles:
Improving Comfort, Performance and Protection.
Woodhead Publishing.
50 December Aralık 2025
Picanol highlights global shift toward
air‐consumption optimization in
weaving mills for 2026
Picanol, 2026’da dokuma işletmelerinde
hava tüketimi optimizasyonuna yönelik
küresel yönelimi vurguladı
A
new
industry analysis compiled with data
from Picanol’s global user base shows that
weaving mills across Europe, Türkiye, the Middle
East and South Asia have intensified their focus on
air‐consumption reduction as energy tariffs fluctuate
through late 2025. The shift reflects a broader movement
toward production models designed around energy
transparency, stable operating costs and measurable
environmental impact.
The report indicates that air‐jet weaving users
recorded the highest efficiency gains when combining
nozzle‐pressure mapping, pipeline maintenance cycles
and airflow‐balancing routines. Several mills in Türkiye
and Italy reported double‐digit reductions in monthly
compressed‐air costs after implementing structured
monitoring routines across all shifts.
Weaving teams adopt advanced diagnostic practices
According to the findings, mills increasingly rely on
digital diagnostic tools to detect pressure drops, valve
fatigue and unbalanced air routes before they lead to
unnecessary consumption. Engineers noted that the
most effective strategies integrate routine air‐leak
audits, stable compressor zoning and simplified cleaning
tasks that reduce turbulence inside pipelines.
Some factories introduced cross‐shift dashboards
Picanol’ün küresel kullanıcı ağından derlenen
yeni analiz, Avrupa, Türkiye, Orta Doğu ve Güney
Asya’daki dokuma işletmelerinin 2025’in son
döneminde dalgalanan enerji tarifeleri nedeniyle hava
tüketimini azaltmaya daha güçlü şekilde odaklandığını
ortaya koyuyor. Bu yönelim, enerji şeffaflığı, sabit işletme
maliyetleri ve ölçülebilir çevresel etki üzerine kurulu üretim
modellerine geçişin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Analiz, hava jetli dokuma hatlarında en yüksek verimlilik
kazançlarının meme basınç haritalama, boru hattı bakım
döngüleri ve hava akışı dengeleme rutinlerinin birlikte
uygulanmasıyla elde edildiğini gösteriyor. Türkiye ve
İtalya’daki bazı işletmeler, tüm vardiyalarda yapılandırılmış
izleme adımları uyguladıktan sonra aylık sıkıştırılmış hava
maliyetlerinde çift haneli düşüşler bildirdi.
Dokuma ekipleri gelişmiş tanı uygulamalarını benimsiyor
Bulgulara göre işletmeler, gereksiz tüketim oluşmadan
önce basınç düşüşleri, valf yorgunluğu ve dengesiz hava
hatlarını tespit etmek için dijital tanı araçlarına daha fazla
güveniyor. Mühendisler, en etkili stratejilerin düzenli hava
kaçak denetimleri, dengeli kompresör bölgelendirmesi
ve hat içi türbülansı azaltan sadeleştirilmiş temizlik
adımlarını içerdiğini belirtiyor.
Bazı fabrikalar kasım ve aralık aylarında vardiyalar arası
karşılaştırma sağlayan yeni panelleri devreye aldı. Bu
sistemleri kullanan pilot işletmeler, meme basıncındaki
52 December Aralık 2025
Weaving mills from Europe to South
Asia are cutting compressed-air
use with data-driven monitoring,
leak audits and airflow-balancing
routines.
Avrupa’dan Güney Asya’ya dokuma
işletmeleri, veri destekli izleme,
kaçak denetimleri ve hava akışı
dengeleme rutinleriyle sıkıştırılmış
hava kullanımını azaltıyor.
during November and December, enabling supervisors to
compare real‐time air profiles across loom groups. Early
pilot users reported fewer pressure deviations and more
predictable energy planning during fast‐style‐change
operations.
Energy‐cost volatility accelerates optimization strategies
In regions where energy prices changed frequently
throughout the year, weaving plants shifted from
“reactive maintenance” to data‐supported, continuous
optimization. Picanol’s analysis shows that operators
who standardized airflow‐balancing sequences achieved
smoother filling insertion and fewer micro‐stoppages
during demanding yarn combinations.
Several weaving clusters in Southeast Asia and
North Africa began applying weekly airflow‐uniformity
checks, encouraging teams to track small deviations
that accumulate into higher‐than‐expected electricity
use. Managers reported that these routines supported
more stable loom groups and reduced the load on older
compressor installations.
Sustainability targets shape new weaving priorities
Brands requesting clearer environmental metrics
pushed many mills to document air‐use efficiency more
transparently. As reporting frameworks expand in 2026,
analysts expect air‐consumption monitoring to become
a central performance indicator, influencing purchasing
decisions and production‐planning strategies.
Industry observers emphasize that the shift toward
optimization represents a long‐term evolution rather
than a short‐term cost reaction. With energy‐intensive
weaving markets under stronger scrutiny, mills adopting
structured air‐management routines are expected to
maintain competitive advantages through 2026 and
beyond.
dalgalanmaların azaldığını ve hızlı kalite değişimleri
sırasında enerji planlamasının daha öngörülebilir hâle
geldiğini aktardı.
Enerji maliyeti dalgalanmaları optimizasyon adımlarını
hızlandırıyor
Enerji fiyatlarının yıl boyunca sık değiştiği bölgelerde
dokuma işletmeleri, “reaktif bakım” yaklaşımından veri
destekli sürekli iyileştirme modeline geçti. Picanol’ün
analizine göre hava akışı dengeleme adımlarını
standartlaştıran işletmelerde dolgu atışında daha akıcı
performans ve zorlu iplik kombinasyonlarında daha az
mikro duruş gözlendi.
Güneydoğu Asya ve Kuzey Afrika’daki bazı dokuma
kümeleri haftalık hava akışı denge kontrollerini
uygulamaya başladı. Yöneticiler, küçük sapmaların
birikerek beklenenden yüksek enerji kullanımına yol
açtığını, düzenli takip sayesinde hem eski kompresör
yüklerinin azaldığını hem de tezgâh gruplarının daha
stabil çalıştığını bildirdi.
Sürdürülebilirlik hedefleri dokuma önceliklerini yeniden
şekillendiriyor
Markalar daha net çevresel metrikler talep ettikçe, birçok
işletme hava kullanım verimliliğini daha şeffaf şekilde
belgelemeye yöneldi. 2026’da raporlama çerçevelerinin
genişlemesiyle birlikte hava tüketimi izlemesinin temel bir
performans göstergesine dönüşmesi bekleniyor.
Sektör gözlemcileri, optimizasyona yönelik bu eğilimin
kısa vadeli bir maliyet tepkisi değil, uzun vadeli bir
dönüşüm olduğuna dikkat çekiyor. Enerji yoğun dokuma
pazarları daha sıkı değerlendirilirken, yapılandırılmış
hava yönetimi rutinlerini uygulayan işletmelerin 2026 ve
sonrasında rekabet üstünlüğünü koruyacağı öngörülüyor.
December Aralık 2025
53
Oerlikon plants tighten fiberquality
control routines
Oerlikon tesisleri elyaf kalite kontrol rutinlerini
sıkılaştırıyor
Fiber-production facilities across Türkiye, Germany,
China and the United States increased their emphasis
on filament stability as demand rose for hightenacity,
recycled and specialty filament grades. Oerlikon’s
field assessments indicate that plants integrating draftingzone
diagnostics with controlled humidity and spinneretload
tracking achieve more consistent results than those
relying only on downstream quality checks.
Engineers reported that many recurring filament
irregularities observed between November and January—
such as denier fluctuation, filament bonding variance
and loop tendency—originated upstream from thermaldrift
effects, polymer-feed inconsistency or cooling-air
imbalance. Plants synchronizing data from extruders,
quench zones and winding modules documented fewer
unexplained defects and more stable run behavior during
long batches.
Drafting-zone insight becomes a decisive factor
Teams applying structured drafting-zone evaluations
reported clearer visibility into micro-variations in tension
and elongation. Supervisors noted that combining
drafting diagnostics with periodic polymer-pressure
snapshots reduced filament break frequency and improved
downstream winding stability.
Environmental alignment drives filament stability
Facilities working with recycled polymers reported stronger
results when maintaining narrow humidity corridors and
stable cooling-air profiles. These routines helped prevent
filament flutter and reduced static buildup—common
disruptions in fine-denier and high-tenacity segments.
Türkiye, Almanya, Çin ve ABD’deki elyaf üretim
tesisleri, yüksek mukavemetli, geri dönüştürülmüş
ve özel filament türlerine yönelik talebin artmasıyla
filament stabilitesine daha fazla odaklanıyor. Oerlikon’un
saha değerlendirmeleri, çekim bölgesi tanısını kontrollü
nem ve memeden çıkış yükü takibiyle birleştiren tesislerin,
yalnızca downstream kontrollerine güvenen modellere
göre daha tutarlı sonuçlar elde ettiğini ortaya koyuyor.
Mühendisler, kasım–ocak döneminde gözlemlenen
denye dalgalanmaları, birleşme tutarsızlıkları ve ilmek
eğilimleri gibi tekrar eden sorunların çoğunun termal
sapma, polimer besleme dengesizlikleri veya soğutma
havası uyumsuzluğundan kaynaklandığını belirtiyor.
Ekstrüder, soğutma kanalı ve sarım modüllerini birlikte
izleyen tesislerde açıklanamayan hatalar azaldı ve uzun
partilerde çalışma kararlılığı güçlendi.
Çekim bölgesi içgörüleri belirleyici hâle geliyor
Çekim bölgesini düzenli olarak analiz eden ekipler,
gerginlik ve uzama üzerindeki mikro değişimleri daha net
gördü. Denetçiler, çekim tanısını periyodik polimer basıncı
okumalarıyla birleştirmenin kopuş sıklığını azalttığını ve
downstream sarım stabilitesini artırdığını aktarıyor.
Ortam uyumu filament stabilitesini yönlendiriyor
Geri dönüştürülmüş polimerlerle çalışan işletmeler, dar nem
aralıkları ve stabil soğutma hava profilleri uyguladıklarında
daha kararlı sonuçlar elde etti. Bu rutinler, filament
çırpınmasını ve statik birikimini azaltarak ince denye ve
yüksek mukavemetli ürünlerde görülen yaygın bozulmaları
sınırladı.
Termal ve soğutma davranışı daha fazla analiz ediliyor
Oerlikon’un bulguları, termal gradyan ve soğutma
56 December Aralık 2025
New evaluations show stronger links
between drafting behavior, humidity
balance and filament stability.
Yeni değerlendirmeler, çekim
davranışı, nem dengesi ve filament
stabilitesi arasındaki ilişkinin
güçlendiğini gösteriyor.
Thermal and quench behavior gain analytical weight
Oerlikon’s findings highlight that fluctuations in thermal
gradients and quench-air distribution significantly shape
filament roundness and cohesion. Plants mapping quench
behavior across shifts documented smoother doff cycles
and fewer mass-variation spikes, especially in lightweight
technical yarns.
Industry analysts expect fiber-quality control routines
to remain central as global markets demand higher
consistency across recycled, functional and fine-denier
filament categories.
havası dağılımındaki değişimlerin filament yuvarlaklığı
ve kohezyonunu önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor.
Soğutma davranışını vardiyalar arasında haritalayan
tesislerde, özellikle hafif teknik ipliklerde daha pürüzsüz
doff döngüleri ve daha az kütle varyasyonu görüldü.
Sektör analistleri, geri dönüştürülmüş, fonksiyonel ve ince
denye filament kategorilerindeki tutarlılık beklentilerinin
artmasıyla elyaf kalite kontrol rutinlerinin kritik bir rol
oynamaya devam edeceğini öngörüyor.
58 December Aralık 2025
Saurer prepares 2026 rotorspinning
and twisting upgrades
Saurer, 2026 rotor ve büküm yeniliklerine
hazırlanıyor
Saurer confirmed that its first‐quarter 2026 product
cycle will introduce upgraded rotor‐spinning units,
enhanced twisting technologies and new service
packages designed to support mills facing higher
yarn‐quality demands and tighter delivery schedules.
The company noted that demand for stable,
energy‐efficient rotor systems has risen across Türkiye,
India, Uzbekistan and Mexico during the final stretch of
2025. Many mills expanded their planning for fast‐response
machinery as brands requested greater flexibility in yarn
types and shorter production lead times.
Rotor‐spinning systems enter a new performance phase
Saurer’s updated rotor platforms include redesigned rotor
housings, improved trash‐extraction features and new
monitoring sensors that help stabilize yarn structure during
long production runs. Initial technical evaluations showed
more consistent yarn strength and reduced end‐break
frequency in coarse‐ and medium‐count applications.
Several large mills in Türkiye and Central Asia scheduled
January trials where mixed blends, including recycled
cotton and functional fiber combinations, will be tested
under actual operating speeds. Engineers expect smoother
drafting behavior and fewer interruptions during shift
transitions.
Twisting solutions gain efficiency‐focused updates
The company also announced upgrades to its twisting
portfolio, including revised spindle geometries, optimized
cooling patterns and upgraded drive components. Early
test installations in Europe indicated lower vibration levels
Şirket, 2026’nın ilk çeyreğinde devreye alınacak yeni
rotor eğirme üniteleri, geliştirilmiş büküm teknolojileri
ve destek paketlerini doğruladı. Bu yenilikler, yükselen
kalite beklentileri ve sıkılaşan teslimat takvimleriyle karşı
karşıya kalan işletmelere yönelik geliştirildi.
Enerji verimli ve kararlı rotor sistemlerine olan talep,
2025’in son döneminde Türkiye, Hindistan, Özbekistan ve
Meksika’da belirgin şekilde arttı. Birçok işletme, markaların
daha kısa üretim süreleri ve daha geniş iplik çeşidi talepleri
nedeniyle hızlı tepki verebilen makine yatırımlarına ağırlık
verdi.
Rotor eğirme sistemleri performans açısından yeni bir
aşamaya geçiyor
Saurer’in güncellenen rotor platformları, yeniden
tasarlanmış rotor muhafazaları, geliştirilmiş atık çıkarma
düzenleri ve uzun üretim hatlarında yapıyı daha kararlı
tutan yeni izleme sensörleri içeriyor. İlk teknik sonuçlar,
kalın ve orta numara ipliklerde daha tutarlı mukavemet ve
daha düşük kopuş oranı gösterdi.
Türkiye ve Orta Asya’daki büyük işletmeler, geri
dönüştürülmüş pamuk ve fonksiyonel elyaf karışımlarının
gerçek hızlarda test edileceği ocak ayı denemeleri planladı.
Mühendisler, daha dengeli çekim davranışı ve vardiya
geçişlerinde daha az kesinti bekliyor.
Büküm çözümleri verimlilik odaklı güncellemeler alıyor
Şirket, büküm portföyü için de yenilikler duyurdu. Bu
yenilikler arasında revize edilmiş iğ yapıları, optimize
soğutma düzeni ve güncellenmiş tahrik bileşenleri
60 December Aralık 2025
Saurer prepares early‐2026 launch
of upgraded rotor‐spinning and
twisting solutions.
Saurer, 2026’nın ilk döneminde
sunulacak geliştirilmiş rotor eğirme
ve büküm çözümlerine hazırlanıyor.
and more uniform twist distribution across full bobbin
ranges.
Saurer added that the new twisting updates respond to
increased demand from home‐textile and industrial‐yarn
producers preparing higher‐volume orders for the first half
of 2026.
Digital modules strengthen process transparency
New digital modules arriving in early 2026 will provide
clearer yarn‐quality dashboards, spindle‐level data, and
predictive‐maintenance alerts. Mills participating in pilot
programs reported faster issue detection and more stable
shift‐planning routines.
Industry analysts expect Saurer’s January–March lineup
to gain strong attention from mills aiming to boost quality
reliability, reduce downtime and strengthen cost control as
global competition tightens heading into 2026.
bulunuyor. Avrupa’daki ilk kurulumlar, daha düşük titreşim
seviyeleri ve tam bobin aralığında daha üniform büküm
dağılımı gösterdi.
Saurer, bu güncellemelerin özellikle ev tekstili ve teknik
iplik üreticilerinin 2026’nın ilk yarısı için planladığı yüksek
hacimli siparişlere yanıt verdiğini belirtiyor.
Dijital modüller süreç şeffaflığını güçlendiriyor
2026’nın ilk döneminde gelecek dijital modüller, daha net
kalite panelleri, iğ düzeyinde veri takibi ve kestirimci bakım
uyarıları sağlayacak. Pilot uygulamalara katılan işletmeler,
sorunları daha hızlı belirlediklerini ve vardiya planlamasında
daha istikrarlı sonuçlar aldıklarını bildirdi.
Analistler, Saurer’in ocak–mart dönemine yönelik
çözümlerinin, kalite güvenilirliğini artırmak, duruş sürelerini
azaltmak ve maliyet kontrolünü güçlendirmek isteyen
işletmelerden güçlü ilgi görmesini bekliyor.
December Aralık 2025
61
Rieter SERVOpack: Modular
System for Efficient Packaging
Rieter SERVOpack: Verimli Paketleme için
Modüler Sistem
Short-staple spinning mills are under increasing
pressure due to rising production costs, a growing
shortage of skilled workers and increasing traceability
requirements. The fully automatic packaging system
SERVOpack is a significant improvement as it takes over
physically demanding tasks, increases process reliability
and saves operator costs
Streamlined packaging solution
SERVOpack is a complete solution, streamlining the entire
packaging process, including transport, quality control,
palletizing, steaming and packaging. With maximum
performance and flexibility, it integrates seamlessly at
the end of any spinning line. Its modular design allows for
optimal adaptation to the production environment, tailored
to each customer’s specific requirements.
Economical and durable system
SERVOpack optimizes the workflow, reduces manual labor
and ensures consistent performance. At the end of the
process, pallets, boxes, or bags are weighed automatically,
and labels are printed and attached for easy identification
and traceability. The system’s proven components and
customized design make SERVOpack durable and low
maintenance, supporting long-term operational reliability.
Ensuring quality from spinning to shipping
The integrated quality control system ensures that each
The intelligent and economical packaging system
SERVOpack reduces the workload to a minimum and
saves operator cost. PP-ID: 102160
Kısa kesik elyaf iplikhaneleri, artan üretim maliyetleri,
kalifiye işçi sıkıntısı ve artan izlenebilirlik
gereksinimleri nedeniyle giderek artan bir baskı
altındadır. Tam otomatik paketleme sistemi SERVOpack,
fiziksel olarak zorlu görevleri üstlendiğinden, süreç
güvenilirliğini artırdığından ve operatör maliyetlerinden
tasarruf sağladığından önemli bir gelişmedir.
Kolaylaştırılmış paketleme çözümü
SERVOpack nakliye, kalite kontrol, paletleme, buharlama
ve paketleme de dâhil olmak üzere tüm paketleme
sürecini optimize eden eksiksiz bir çözümdür. Maksimum
performans ve esneklik ile her türlü eğirme hattının sonuna
sorunsuz bir şekilde entegre olur. Her müşterinin özel
gereksinimlerine göre tasarlanan modüler tasarımı, üretim
ortamına optimum uyum sağlar.
SERVOpack streamlines the entire packaging process.
PP-ID: 102163
Ekonomik ve dayanıklı sistem
SERVOpack iş akışını optimize eder, elle yapılan bedensel
işi azaltır ve istikrarlı performansı garanti eder. Prosesin
sonunda paletler, kutular veya torbalar otomatik olarak
tartılır ve kolay tanımlama ve izlenebilirlik için etiketler
yazdırılarak yapıştırılır. Sistemin kendini kanıtlamış
komponentleri ve özelleştirilmiş tasarımı, SERVOpack’i
dayanıklı ve az bakım gerektiren bir çözüm hâline getirerek
uzun vadeli operasyonel güvenilirliği destekler.
64 December Aralık 2025
The future is within reach: In 2027,
fully automated Rieter spinning mills
with only three operators for every 10
000 spindles will become a reality.
This means maximum efficiency
with minimum personnel costs.
Smart automation solutions like the
fully automatic packaging system
SERVOpack are paving the way.
yarn package is placed on the correct pallet and reaches
the intended addressee by verifying the yarn material and
identifiers on the tubes. Contactless transport from the
spinning machine to the final packaging preserves yarn
quality, while the optional steaming function relaxes the
yarn, improves color absorption, and sterilizes the product
for consistent quality.
Flexible packaging solutions tailored to
customer needs
SERVOpack provides versatile packaging options to meet
diverse customer requirements, including palletizing, box
packaging and bag packaging. It supports both centralized
and individual palletizing, covering a wide range of
operational needs. In addition, Rieter remote support
ensures fast, secure and reliable assistance whenever it is
needed.
With SERVOpack, spinning mills can achieve a fully
automated, efficient, and highquality yarn packaging
process, redefining the standard for modern textile
production.
Gelecek elinizin altında: 2027
yılında, her 10.000 iğ için yalnızca
üç operatörün çalıştığı tamamen
otomatik Rieter iplikhaneleri gerçeğe
dönüşecek. Bu, minimum personel
maliyeti ile maksimum verimlilik
anlamına gelmektedir. Tam otomatik
paketleme sistemi SERVOpack gibi
akıllı otomasyon çözümleri bu alanda
öncü rol oynamaktadır.
Eğirmeden sevkiyata kadar kalite güvencesi
Entegre kalite kontrol sistemi, iplik malzemesini ve
masuralardaki tanımlayıcıları doğrulayarak her bir iplik
bobininin doğru palete yerleştirilmesini ve istenen alıcıya
ulaşmasını sağlar. İplik makinasından son paketlemeye
kadar temassız taşıma, iplik kalitesini korurken isteğe
bağlı(opsiyonel) buharlama işlevi ipliği gevşetir, renk
emilimini artırır ve tutarlı kalite için ürünü sterilize eder.
Müşteri ihtiyaçlarına göre uyarlanmış esnek paketleme
çözümleri SERVOpack paletleme, kutu paketleme ve
torba paketleme de dâhil olmak üzere çeşitli müşteri
gereksinimlerini karşılamak için çok yönlü paketleme
seçenekleri sunar. Merkezi ve münferit paletlemeyi
destekleyerek çok çeşitli operasyonel ihtiyaçları karşılar.
Buna ek olarak Rieter ihtiyaç duyulduğunda uzaktan
destek, hızlı, güvenli ve güvenilir yardım sağlar.
SERVOpack ile iplikhaneler tam otomatik, verimli ve
yüksek kaliteli bir iplik paketleme süreci elde ederek modern
tekstil üretiminin standardını yeniden tanımlayabilir.
Different variants of SERVOpack meet different customer requirements. PP-ID: 102154
66 December Aralık 2025
Rieter announces expanded
automation roadmap for early
2026 amid rising yarn demand
Rieter, artan iplik talebiyle birlikte 2026’nın
ilk çeyreği için genişletilmiş otomasyon yol
haritasını duyurdu
The global spinning technology leader confirmed
new automation modules, enhanced monitoring
tools and expanded service programs that will roll
out during the first quarter of 2026, following a steady
rise in compact- and ring-spun yarn orders throughout
late 2025.
Rieter reported that mills in Türkiye, India, Pakistan and
Southern Europe increased investment planning during
the final months of the year as energy‐efficient spinning
solutions remained a strategic priority. Company
representatives indicated that the new roadmap aligns
with customers seeking integrated, digitally supported
production flows.
Automation-focused mills prepare for next‐phase
upgrades
Rieter’s upcoming packages include revised roving
transport solutions, improved piecing automation and
upgraded package‐handling systems designed to
support higher running speeds. Early evaluation notes
show that the updated units help maintain consistent
bobbin flow and reduce stoppage frequency during peak
output periods.
Several mills in Türkiye and Italy scheduled on‐site
demonstrations for January, where the modules will
be tested under mixed fiber blends including recycled
cotton, modal and performance fibers. Technical teams
Küresel eğirme teknolojisi üreticisi, 2025’in son
aylarında kompakt ve ring iplik siparişlerindeki
artışın ardından 2026’nın ilk çeyreğinde devreye
alınacak yeni otomasyon modülleri, geliştirilmiş izleme
araçları ve genişletilmiş servis programlarını açıkladı.
Rieter, Türkiye, Hindistan, Pakistan ve Güney Avrupa’daki
işletmelerin yılın son döneminde yatırım planlarını
artırdığını belirtti. Enerji verimli eğirme çözümleri
önceliğini korurken şirket, yeni yol haritasının entegre ve
dijital destekli üretim akışlarını hedefleyen müşterilerle
uyumlu olduğunu ifade ediyor.
Otomasyona odaklanan işletmeler yeni aşama için hazırlık
yapıyor
Şirketin yeni paketleri, yenilenmiş fitil taşıma çözümleri,
geliştirilmiş ekleme otomasyonu ve yüksek hızlara uyum
sağlayan yeni paket taşıma sistemlerini içeriyor. İlk teknik
değerlendirmeler, güncellenen ünitelerin bobin akışını
68 December Aralık 2025
Rising global yarn demand and mills’
push for fully digital production
flows are accelerating automation
investments heading into early 2026.
Küresel iplik talebindeki artış ve tam
dijital üretim akışına geçiş isteği,
2026’nın başına yönelik otomasyon
yatırımlarını hızlandırıyor.
expect smoother yarn transitions and better tension
stability across long production runs.
Digital dashboards and predictive tools gain wider
adoption
The company also confirmed that its digital platform
will receive new predictive‐maintenance analytics,
enabling teams to identify spindle‐level irregularities
before they escalate into downtime. Additional features
include enhanced energy‐trend reporting and expanded
quality‐tracking functions connected directly to winding
departments.
Mills that piloted the dashboard updates during
November and December reported improved clarity in
spindle‐efficiency mapping and faster decision‐making
during shift transitions. Rieter emphasized that the
platform’s open architecture allows factories to
integrate data from external testing instruments and
environmental sensors.
Global service network prepares for higher early‐2026
activity
Rieter’s service division announced extended
availability for conversion kits, component
replacements and technician support during the first
quarter. Demand for modernization kits—particularly
for compact‐spinning and rotor‐spinning lines—has
increased steadily as factories plan for more resilient,
high‐efficiency configurations in 2026.
Industry analysts note that Rieter’s January–March
rollout reflects broader market momentum driven by
transparency expectations, stable delivery targets and
long‐term cost‐management strategies. With spinning
mills entering the new year with stronger order volumes,
the company’s expanded automation and digital
offerings are expected to draw substantial attention
across major textile regions.
daha kararlı tuttuğunu ve yoğun üretim dönemlerinde
duruş sıklığını azalttığını gösteriyor.
Türkiye ve İtalya’daki bazı işletmeler ocak ayında saha
gösterimleri planladı. Modüller, geri dönüştürülmüş
pamuk, modal ve performans elyaflarının yer aldığı karışık
iplik üretimlerinde test edilecek. Teknik ekipler, uzun
üretim hatlarında daha dengeli gerginlik ve daha pürüzsüz
geçişler bekliyor.
Dijital paneller ve kestirimci araçlar daha yaygın
kullanılıyor
Rieter ayrıca dijital platformunun yeni kestirimci bakım
analizleri alacağını doğruladı. Bu araçlar, ekiplerin iğne
seviyesindeki düzensizlikleri büyümeden tespit etmesine
yardımcı olacak. Ek özellikler arasında enerji eğilim
raporlaması ve sarım bölümlerine doğrudan bağlı gelişmiş
kalite izleme fonksiyonları bulunuyor.
Kasım ve aralık boyunca güncellemeleri pilot olarak
deneyen işletmeler, iğne verimlilik haritalarının daha
net olduğunu ve vardiya geçişlerinde karar sürecinin
hızlandığını aktardı. Şirket, platformun açık mimarisi
sayesinde fabrikaların dış test cihazları ile çevresel
sensörlerden gelen verileri de entegre edebildiğini
belirtiyor.
Küresel servis ağı 2026’nın ilk dönemine hazırlanıyor
Rieter’in servis birimi, dönüşüm kitleri, bileşen
değişimleri ve teknisyen desteğinin ilk çeyrekte geniş
kapsamla sunulacağını açıkladı. Modernizasyon
kitlerine olan ilgi—özellikle kompakt ve rotor eğirme
hatlarında—2026 için daha dayanıklı ve yüksek verimli
yapılandırmalara yönelik planların artmasıyla büyümeye
devam ediyor.
Sektör analistleri, Rieter’in ocak–mart dönemine yönelik
güncellemelerinin şeffaflık beklentileri, teslimat istikrarı
hedefleri ve uzun vadeli maliyet yönetimi stratejileriyle
şekillenen genel piyasa hareketine işaret ettiğini belirtiyor.
Yeni yıla daha güçlü sipariş hacimleriyle giren işletmeler
düşünüldüğünde şirketin genişletilmiş otomasyon ve
dijital çözümlerinin büyük tekstil bölgelerinde yoğun ilgi
görmesi bekleniyor.
December Aralık 2025
69
A structural shift is now essential
for Türkiye’s textile industry
Türk tekstilinde dönüşüm artık bir
zorunluluk hâline geldi
Root causes of contraction in Türkiye
Over the past two years, both labor and energy
unit costs have increased significantly. Financial
expenses and exchange-rate volatility further complicate
capacity planning for manufacturers.
• Labor costs are now higher than in many competing
countries.
• Energy expenses account for up to 12–35% of total
product cost.
• Price-based competition is no longer sustainable in low
value-added product groups.
Education and talent gap
The current workforce’s training level and its ability to
adapt to modern production processes remain limited.
While many employees can manage routine tasks, futureoriented
skills in efficiency, digitalization, and technology
are insufficient. At the top-management level, resistance
to change and a tendency to protect the status quo
are widespread. Talented employees often leave due
to mobbing, performance pressure, or lack of upward
Türkiye’de daralmanın temel nedenleri
Son iki yılda hem işçilik maliyetleri hem de enerji
birim fiyatları belirgin şekilde yükseldi. Finansman
giderleri ve kur oynaklığı da işletmelerin kapasite
planlamasını zorlaştırıyor.
• İşçilik maliyetleri artık birçok rakip ülkenin üzerinde.
• Enerji maliyetleri toplam ürün maliyetinin %12–35’ine
kadar çıkıyor.
• Düşük katma değerli ürün gruplarında fiyat rekabeti
sürdürülebilir değil.
Eğitim ve İnsan Kaynağı Açığı
Sektörde mevcut iş gücünün eğitim seviyesi ve modern
üretim süreçlerine adaptasyonu sınırlı. Mevcut çalışanlar
rutin işleri sürdürebiliyor, ancak geleceğe yönelik verimlilik
ve teknoloji odaklı beceriler sınırlı. Üst yönetimde ise
değişime kapalı, mevcut statükoyu korumaya odaklı
yaklaşımlar gözlemleniyor; yetenekli çalışanlar ya
mobbing veya performans baskısıyla işten ayrılıyor, ya
da yüksek pozisyonlara erişim engelleniyor. Bu durum,
kurumsal öğrenme ve inovasyon kapasitesini kısıtlıyor,
72 December Aralık 2025
Rising cost pressures, a widening
skills gap, and rapidly shifting
global competition dynamics clearly
show that Türkiye’s textile industry
can no longer rely on its traditional
production model. For the sector
to move forward sustainably, it
must establish a productivity- and
technology-driven structure without
delay.
Artan maliyet baskısı, yetenek açığı
ve küresel rekabet dinamiklerinin
hızla değişmesi, Türkiye tekstil
sektörünün artık eski üretim modeline
tutunamayacağını açık biçimde
gösteriyor. Sektörün sürdürülebilir
bir şekilde yoluna devam edebilmesi,
verimlilik ve teknoloji temelli bir
yapılanmayı gecikmeden hayata
geçirmesine bağlı.
mobility. This restricts organizational learning, weakens
innovation capacity, and makes it difficult to implement
productivity-enhancing technologies effectively.
This landscape clearly shows that Türkiye must shift
from a price-driven competition model to one built on
productivity + technology + human capital.
How global manufacturers are managing this challenge
Asian producers
• Expanding automation and digital monitoring across
production lines.
• Rapidly deploying renewable-energy investments.
• Stabilizing costs through state-supported energy tariffs
and carbon-reduction programs.
Eastern Europe
• Investing in micro-automation to boost efficiency.
• Using cooperative energy-procurement models to gain
cost advantages.
North Africa (Egypt, Morocco, Tunisia)
• Maintaining competitiveness with low labor costs and
incentivized energy pricing.
• Attracting demand through proximity to the EU and
logistical advantages.
Other low-cost competitor countries (Pakistan, India,
Uzbekistan, Turkmenistan)
• Flexible labor and production: Seasonal and flexible
employment optimizes labor costs.
• Energy and raw-material management: State-supported
tariffs and bulk purchasing reduce cost fluctuations.
• Logistics: Fast access to markets and free-trade
agreements strengthen competitiveness.
verimlilik ve teknoloji yatırımlarının etkin uygulanmasını
zorlaştırıyor.
Bu tablo, Türkiye’nin fiyat odaklı rekabet modelinden
verimlilik + teknoloji + insan kaynağı odaklı modele
geçmesi gerektiğini güçlü şekilde ortaya koyuyor.
Dünyada üreticiler bu sorunu nasıl yönetiyor?
Asya üreticileri
• Üretim hatlarında otomasyon ve dijital izleme sistemlerini
yaygınlaştırıyor.
• Yenilenebilir enerji yatırımlarını hızla devreye alıyor.
• Devlet destekli enerji tarifeleri ve karbon azaltım
programlarıyla maliyeti sabitliyor.
Doğu Avrupa
• Verimliliği artıran mikro otomasyon projelerine yöneliyor.
• Enerji tedarikini kooperatif modelleriyle maliyet
avantajına dönüştürüyor.
Kuzey Afrika (Mısır, Fas, Tunus)
• Düşük işçilik maliyeti + teşvikli enerji fiyatı ile rekabet
gücünü koruyor.
• AB’ye yakınlık ve lojistik avantajıyla talebi üzerine
çekiyor.
Diğer Düşük Maliyetli Rekabet Ülkeleri (Pakistan,
Hindistan, Özbekistan, Türkmenistan)
• İşgücü ve üretim esnekliği: Sezonluk ve esnek istihdam,
maliyetleri optimize ediyor.
74 December Aralık 2025
• Basic automation and digital monitoring improve
efficiency, waste rates, and energy optimization.
Common denominator
Across all these regions, energy efficiency, digitalization,
renewable energy, and flexible labor models play a central
role in minimizing cost pressure.
A practical solution package for Türkiye
A. Short Term (0–12 months) – Highest impact / fastest
results
• Comprehensive Energy Efficiency Master Plan
• Shared renewable-energy models (solar / biomass)
• Digitalization and micro-automation initiatives
B. Medium Term (1–3 years) – Strategic transformation
• Transition to high value-added segments such as
technical textiles, functional fabrics, and recycled-fiberbased
products.
• Reskilling programs in data literacy, equipment
optimization, and maintenance technologies.
• Simplifying energy and R&D incentives and making them
long-term and predictable.
• Strengthening corporate culture to support motivated,
innovative, and future-oriented managers and employees.
Transformation is not a choice — it is a necessity
Türkiye’s textile industry can no longer compete through
low-cost production. The new competitive model must
be built on efficiency, technology, energy management,
flexible human-resource structures, and high valueadded
product development. Global examples clearly
show that transformation is not optional—it is essential.
With the right steps, today’s contraction can become
not a setback, but the beginning of a stronger and more
sustainable competitive model.
• Enerji ve hammadde yönetimi: Devlet destekli enerji
tarifeleri ve toplu hammadde alımları ile maliyet
dalgalanmalarını azaltıyor.
• Lojistik avantajları: Pazara hızlı erişim ve serbest ticaret
anlaşmaları ile rekabet üstünlüğü sağlıyor.
• Temel otomasyon ve dijital izleme: Verimlilik, fire ve
enerji kullanımı optimizasyonu sağlıyor.
Ortak Nokta: Enerji verimliliği, dijitalleşme, yenilenebilir
enerji ve esnek iş gücü modelleri ile maliyet baskısını
minimize ediyorlar.
Türkiye İçin uygulanabilir çözüm paketi
A. Kısa Vadeli (0–12 ay) – En yüksek etki / en hızlı sonuç
• Enerji Verimliliği Master Planı
• Ortak Yenilenebilir Enerji Modelleri (GES/Biyokütle)
• Dijitalleşme ve Mikro Otomasyon
B. Orta Vadeli (1–3 yıl) – Stratejik Dönüşüm
• Teknik tekstiller, fonksiyonel kumaşlar, geri
dönüştürülmüş elyaf bazlı ürünler gibi yüksek katma
değerli segmentlere geçiş.
• Çalışanlara veri okuryazarlığı, ekipman optimizasyonu ve
bakım teknolojileri alanlarında yeniden beceri kazandırma
programları.
• Enerji ve Ar-Ge teşviklerinin basitleştirilmesi ve uzun
vadeli öngörülebilir hâle getirilmesi.
• Kurumsal kültürün güçlendirilmesi: motivasyonu yüksek,
inovatif ve geleceğe odaklı yönetici ve çalışanların
pozisyon almasını destekleyecek politikalar.
Dönüşüm bir tercih değil, bir zorunluluk
Türkiye tekstil sektörü artık düşük maliyetli üretimle değil,
verimlilik, teknoloji, enerji yönetimi, esnek insan kaynağı
yönetimi ve katma değerli ürün geliştirme ile rekabet
etmek zorunda. Küresel örnekler gösteriyor ki dönüşüm
bir tercihten ziyade bir zorunluluk. Doğru adımlarla bu
daralma, bir kayıp değil, yeni rekabet modelinin başlangıcı
olabilir.
76 December Aralık 2025
Mills strengthen jacquardcontrol
routines as pattern
density increases
Desen yoğunluğu artarken işletmeler jakar
kontrolünü daha hassas hâle getiriyor
Weaving mills across Türkiye, Europe and South
Asia are entering a new phase of precision as
demand grows for high-density upholstery,
mattress ticking and technically complex jacquard designs.
As fabric constructions become denser and customer
expectations tighten, mills are shifting from machinecentric
adjustments to holistic jacquard-control routines
that stabilize every stage influencing pattern accuracy.
Field evaluations from late 2025 show that most
inconsistencies in jacquard fabrics do not originate from
the jacquard head itself, as traditionally assumed. Instead,
upstream factors — including beam preparation, harness
leveling, tension symmetry and environmental variations
— play a far more decisive role. As a result, weaving teams
are adopting multi-layered control strategies that target
both mechanical and environmental stability.
Teams strengthen pattern-stability routines
Mills that began implementing cross-shift pattern checks
during November and December reported noticeable
improvements in repeat clarity and edge formation across
high-density constructions. These structured checks help
detect micro-shifts that accumulate into visible pattern
drift when left unmonitored.
Early adopters have also introduced routine cordalignment
audits. These audits ensure consistent harness
movement across jacquard groups, reducing the risk of
tension imbalance and asymmetric repeats — issues that
commonly disrupt mattress ticking and intricate upholstery
designs. By standardizing these alignment steps, mills
create a more predictable fabric appearance, even when
working with complex pattern families.
In addition, teams have refined warp-path calibration
routines, applying tension-mapping sequences that
identify small deviations between beam zones. These
deviations, when corrected early, significantly lower the
likelihood of long-run repeat distortion.
Environmental influence becomes a critical factor
One of the strongest findings from recent trials is the
degree to which humidity fluctuations influence jacquard
stability. Mills operating with significant morning-toevening
humidity swings saw consistent pattern distortion,
Türkiye, Avrupa ve Güney Asya’daki dokuma
işletmeleri, 2026’ya yaklaşırken jakar kontrollü
dokumalarda artan desen yoğunluklarına karşı daha
gelişmiş stabilite rutinleri uygulamaya başladı. Özellikle
döşemelik kumaş, yatak kumaşı ve teknik tekstillerde
talep edilen yüksek çözünürlüklü desenler, tezgâhlarda en
küçük sapmanın bile görünür kalite sorununa dönüştüğü
bir üretim dönemini beraberinde getiriyor. Bu nedenle
işletmeler, makine odaklı müdahaleler yerine bütünsel
kontrol adımlarına yöneliyor.
Saha raporlarına göre işletmeler, desen kaymalarının
büyük bölümünün jakar kafasından değil, yukarı akıştaki
hazırlık süreçlerinde oluştuğunu net biçimde ortaya
koyuyor. Çözgü hazırlığındaki küçük gerilim farklılıkları,
askı hizasındaki milimetrik sapmalar ve vardiyadan
vardiyaya değişen ortam nemi, yoğun desenlerde daha
belirgin hatalara yol açıyor. Bu nedenle ekipler, önce bu
temel değişkenleri stabilize etmeye yönelik kapsamlı
kontrol takvimleri oluşturmaya başladı.
78 December Aralık 2025
Weaving groups across Türkiye,
Europe and South Asia are refining
jacquard-control strategies to
achieve greater pattern stability as
demand for high-density upholstery
and technical designs continues to
rise.
particularly in dense constructions and designs with
pronounced weft-float regions.
Facilities that implemented controlled-humidity windows
— stabilizing micro-zones around loom groups — recorded
more stable harness motion and smoother pattern
transitions. The approach proved especially effective
in regions where seasonal humidity shifts are known to
cause unpredictable loom behavior. As these routines
become more widespread, controlled humidity is emerging
as a core element of jacquard-quality management rather
than a secondary environmental consideration.
Analysts point to a long-term structural shift
Industry analysts note that jacquard-control strategies
are becoming central to competitive positioning in
global markets. With pattern density increasing and
brands requesting higher visual precision, mills can no
longer rely solely on mechanical adjustments or isolated
operator interventions. Instead, success now depends on
coordinated routines that connect preparation, weaving
and environmental control into a unified workflow.
The shift toward structured jacquard-control frameworks
is expected to accelerate throughout 2026. Mills adopting
these routines stand to benefit from more consistent
output, reduced waste, and stronger alignment with the
performance expectations of upholstery, home textiles
and technical-fabric buyers. As pattern complexity grows,
holistic jacquard strategies are positioned to become
a defining quality benchmark for weaving operations
worldwide.
Türkiye, Avrupa ve Güney Asya’daki
dokuma grupları, yüksek yoğunluklu
döşemelik ve teknik desen
taleplerinin artmasıyla birlikte jakar
kontrol rutinlerini yenileyerek daha
stabil ve hatasız üretime odaklanıyor.
Ekipler desen
stabilitesine odaklı yeni
rutinler geliştiriyor
Kasım ve aralık aylarında
yapılan denemeler,
vardiyalar arası desen
karşılaştırmalarının
kaliteyi önemli ölçüde
artırdığını gösteriyor. İlk
uygulayıcı işletmeler,
düzenli kordon hizalama testleri ve çapraz grup desen
denetimleri sayesinde karmaşık jakar tasarımlarında tekrar
netliğini belirgin şekilde yükseltti. Bu yöntem, özellikle
yatak kumaşlarında görülen kenar bozulmalarını ve mikro
atlamaları büyük ölçüde azaltıyor.
Ekipler, ayrıca çözgü yolundaki mikro ayarların düzenli
takibini içeren özel kontrol döngüleri kullanmaya başladı.
Bu döngüler, tezgâh grupları arasında desen tutarlılığını
artırırken, farklı kalitedeki çözgü kirişleri arasındaki
davranış farklarını da daha erken tespit etmeyi sağlıyor.
Ortam şartları desen kalitesinde belirleyici rol oynuyor
Uzmanların dikkat çektiği en önemli noktalardan biri, gün
içindeki nem değişimlerinin yoğun desen dokumalarına
etkisi oldu. Sabah düşük nemle çalışan bir tezgâhın, akşam
saatlerinde daha yüksek nemle maruz kaldığında askı
hareketinde mikroskobik dengesizlikler oluştuğu, bunun
da desen kaymalarına yol açtığı gözlemlendi. Kontrollü
nem pencereleri uygulayan işletmelerde bu bozulmaların
belirgin biçimde azaldığı raporlandı.
Özellikle döşemelik ve teknik desen kullanan işletmeler,
hava akışı ve nem kontrolünü artık ana kalite göstergesi
olarak değerlendiriyor. Mikro bölge nem uyumunun
sağlanması, tezgâh grupları arasında askı hareketinin daha
dengeli ilerlemesini sağlıyor.
Analistler geleceğe yönelik yönelimi yorumluyor
Sektör analistleri, jakar desenlerinin karmaşıklığının
artmaya devam ettiğini ve bunun 2026 ile birlikte işletmeleri
daha sistematik kontrol yaklaşımlarına zorlayacağını
belirtiyor. Artık tek bir tezgâh üzerinde yapılan mekanik
düzenlemeler yeterli görülmüyor; işletmelerin çözgü
hazırlığından nem yönetimine, desen doğrulama
rutinlerinden kordon hizalamaya kadar bütünsel bir kalite
çerçevesi uygulaması gerekiyor.
Bu dönüşümün, hem maliyet kontrolünü hem de müşteri
beklentilerine uyumu güçlendireceği öngörülüyor. Desen
yoğunluğunun hızla arttığı global pazarda, jakar kontrolünü
sistematik şekilde yöneten işletmelerin rekabet avantajını
sürdüreceği ifade ediliyor.
80 December Aralık 2025
16-22 Eylül 2027
MESSEGELAENDE HANNOVER
ALMANYA
Tekstilin geleceğini
birlikte kuruyoruz
Ticaret, inovasyonun yatırım ve
iş birliğiyle buluştuğu ITMA
2027'de gerçekleşiyor
Ürün sektörünüzde bir stand alanı ayırtmak için hemen başvurun.
Fuar Sahibi CEMATEX Dernekleri Show Organizatörü Bizimle bağlantı kurun
Daha Fazla Bilgi Alın
ACIMIT
AMEC AMTEX
BTMA
GTM
SWISSMEM
SYMATEX
TMAS
UCMTF
VDMA
Digitalization ushers in a new
era in textile machinery
Dijitalleşme tekstil makinelerinde yeni bir
dönem açıyor
As the textile industry enters 2026, digital
transformation is accelerating across production
infrastructures. In Türkiye, recent machinery
investments are shifting strongly toward automation,
data-driven management and solutions compatible with
Industry 4.0. Companies aiming to boost competitiveness
while keeping costs under control are prioritizing
machines integrated with digital technologies. This
trend has become an essential strategy particularly for
manufacturers with a strong export orientation.
A growing focus on efficiency-driven production
Rising labor costs and global competitive pressure are
pushing producers toward machinery and production
lines that can deliver higher output with fewer resources.
Thanks to new-generation digital systems, production
lines can now be monitored in real time, with automated
fault detection, energy optimization and maintenance
planning all managed from a single control point.
This approach not only increases efficiency but also
significantly reduces the cost impact of production errors.
Industry experts note that smart sensors used especially
in dyeing and finishing lines have notably reduced water
and energy consumption.
Sustainable machine technologies gain momentum
In textiles, sustainability is no longer just an environmental
expectation but an economic necessity. Energy-efficient
motors, low-water-use dyeing machines and digital
control systems that support waste management
are becoming central to new investment decisions.
This growing demand for eco-friendly technologies
Tekstil sektöründe 2026 yılına girilirken üretim
altyapılarında dijital dönüşümün hız kazandığı
görülüyor. Türkiye’deki makine yatırımlarının son
dönemde ağırlıklı olarak otomasyon, veri odaklı yönetim
ve Endüstri 4.0 uyumlu çözümlere yöneldiği dikkat çekiyor.
Firmalar, hem rekabet gücünü artırmak hem de maliyetleri
kontrol altında tutmak için dijital teknolojilerle entegre
çalışan makinelere ağırlık veriyor. Bu eğilim, özellikle
ihracat payı yüksek olan işletmeler için vazgeçilmez bir
stratejiye dönüşmüş durumda.
Verimlilik odaklı üretim anlayışı güç kazanıyor
Artan işçilik maliyetleri ve küresel rekabet baskısı,
üreticileri daha az kaynakla daha yüksek çıktı sağlayan
makine ve hat yatırımlarına yönlendiriyor. Yeni nesil
dijital çözümler sayesinde üretim hatlarında anlık izleme,
hata tespiti, enerji optimizasyonu ve bakım planlaması
gibi süreçler tek merkezden kontrol edilebiliyor. Bu
yaklaşım yalnızca verimliliği yükseltmekle kalmıyor, aynı
zamanda hataların üretim maliyetine etkisini de önemli
ölçüde azaltıyor. Sektör uzmanları, özellikle boya ve
terbiye hatlarında kullanılan akıllı sensörlerin su ve enerji
tüketimini ciddi biçimde düşürdüğünü belirtiyor.
Sürdürülebilir makine teknolojileri önem kazanıyor
Tekstilde sürdürülebilirlik artık çevresel bir zorunluluktan
çok ekonomik bir gereklilik olarak görülüyor. Enerji
verimli motorlar, su tüketimini minimize eden boyama
makineleri ve atık yönetimini destekleyen dijital kontrol
sistemleri, yeni yatırımların odağını oluşturuyor. Çevre
82 December Aralık 2025
Digitalization is increasingly shaping
new investments in textile machinery,
driving higher efficiency, lowering
operational costs and supporting
more sustainable production models.
strengthens Türkiye’s competitive position in global
markets while also easing certification processes for
manufacturers. The shift toward sustainability-focused
production technologies aligns with the industry’s longterm
growth strategies.
Türkiye accelerates its machinery renewal trend
As of 2026, a large share of textile manufacturers are
planning to upgrade their existing machinery. These
renewal steps not only increase production capacity but
also help companies secure a stronger place in export
markets. Experts emphasize that the normalization of
digital transformation across production processes
will make Türkiye a more strategic player in the textile
machinery landscape. With ongoing technology
investments, the industry is expected to become faster,
more flexible and more competitive in 2026 and beyond.
Dijitalleşme, tekstil makinelerinde
verimliliği artıran, maliyetleri düşüren
ve sürdürülebilir üretimi destekleyen
yeni yatırımların odağına yerleşiyor.
dostu çözümlere yönelik bu talep, Türkiye’nin uluslararası
pazarlardaki rekabet avantajını güçlendirirken firmalara
sertifika süreçlerinde de kolaylık sağlıyor. Üretim
teknolojisinin sürdürülebilirlik temelli bir yapıya doğru
evrilmesi, sektörün uzun vadeli büyüme stratejisiyle de
uyum gösteriyor.
Türkiye’nin makine yenileme trendi hızlanıyor
2026 itibarıyla tekstil işletmelerinin önemli bölümü mevcut
makinelerini yenilemeyi planlıyor. Bu yenileme adımları
hem kapasite artışı getiriyor hem de işletmelere ihracatta
daha güçlü bir konum sağlıyor. Uzmanlara göre, dijital
dönüşümün üretim süreçlerinde standart haline gelmesi
Türkiye’nin tekstil makineleri pazarında daha stratejik bir
oyuncu olmasını sağlayacak. Yeni teknoloji yatırımlarıyla
birlikte sektörün 2026 ve sonrasında daha hızlı, daha esnek
ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşması bekleniyor.
December Aralık 2025
83
Smart fabrics and wearable textiles
reshape the new generation of
performance materials
Akıllı kumaşlar ve giyilebilir tekstiller yeni nesil
performans malzemelerini yeniden şekillendiriyor
The rapid evolution of smart fabrics and wearable
textiles is marking one of the most significant shifts
in today’s material technology landscape. Once
limited to research labs and experimental prototypes,
smart textiles are now entering mainstream markets
with commercially viable applications. Innovations in
flexible electronics, conductive yarns, micro-sensors
and responsive fiber engineering are redefining what
textiles can do—moving from passive materials to
interactive, data-enabled systems.
Türkiye’s textile ecosystem, known for its manufacturing
scale, technical know-how and agility, is increasingly
active in this transformation. With the growing global
demand for performance-driven wearables, Turkish
producers are investing in new-generation functional
fabrics that combine comfort, durability and intelligence.
Electronic integration becomes more seamless and scalable
One of the defining developments in wearable textile
technology is the integration of electronic components
directly into fabric structures. Conductive yarns made
from silver-coated fibers, carbon nanofilaments or
conductive polymer blends allow fabrics to transmit
signals, store data or activate embedded functions.
Recent advancements in ultra-thin circuits, flexible
batteries and micro-energy harvesting systems make
electronic integration more commercially feasible.
Textile mills in Türkiye are testing conductive yarn blends
that can support biometric monitoring, pressure sensing
or movement analysis. Applications allow real-time ECG
Akıllı kumaşlar ve giyilebilir tekstillerin hızlı gelişimi,
günümüz malzeme teknolojisi dünyasında en
dikkat çekici dönüşümlerden birini oluşturuyor. Bir
zamanlar sadece araştırma laboratuvarları ve deneysel
prototiplerle sınırlı olan akıllı tekstiller, artık ticari olarak
uygulanabilir çözümlerle ana akım pazarlara giriyor. Esnek
elektronikler, iletken iplikler, mikro sensörler ve tepkisel
lif mühendisliği alanındaki yenilikler, tekstilin sınırlarını
genişleterek pasif malzemelerden etkileşimli, veri destekli
sistemlere geçişi mümkün kılıyor.
Üretim ölçeği, teknik uzmanlığı ve çevik yapısıyla bilinen
Türkiye’nin tekstil ekosistemi de bu dönüşümde giderek
daha aktif rol oynuyor. Performans odaklı giyilebilir
ürünlere yönelik küresel talebin artmasıyla, yerli üreticiler
konfor, dayanıklılık ve zekayı bir arada sunan yeni nesil
fonksiyonel kumaşlara yatırım yapıyor.
Elektronik entegrasyonu daha sorunsuz ve ölçeklenebilir
hale geliyor
Giyilebilir tekstil teknolojisinin en belirleyici
gelişmelerinden biri, elektronik bileşenlerin doğrudan
kumaş yapısına entegre edilmesi. Gümüş kaplı lifler,
karbon nano lifler veya iletken polimer karışımlarından
oluşan iletken iplikler sayesinde kumaşlar sinyal
iletebiliyor, veri depolayabiliyor veya gömülü fonksiyonları
aktif hale getirebiliyor.
84 December Aralık 2025
Sensor-integrated structures,
adaptive fibers and data-driven
textile engineering are transforming
wearable products into intelligent
systems for sports, healthcare,
mobility and defense industries.
tracking, temperature mapping, hydration assessment
or muscle activity measurement—all within lightweight,
stretchable textile structures.
Battery-free sensors, powered by body heat or kinetic
energy, are gaining prominence, reducing the weight and
rigidity associated with traditional electronic modules.
Health and medical monitoring drive strong global demand
Healthcare remains one of the fastest growing application
areas for smart textiles. Rising interest in remote patient
monitoring, early diagnosis and continuous data tracking
is fueling investments in textile-based sensor platforms.
Medical smart garments now include features such as:
• respiration monitoring
• heart rate and blood-flow analysis
• posture and mobility tracking
• pressure mapping for ulcer prevention
• recovery support through compression and thermal
regulation
Türkiye’s established medical textile sector—strong in
nonwovens, elastic fabrics and biocompatible materials—
provides a natural foundation for developing advanced
wearable medical systems. Collaboration between
universities, biomedical engineers and textile R&D labs is
accelerating the commercial readiness of these products.
Sports technology embraces responsive and data-driven
materials
In the sports and fitness sector, wearable textiles are
becoming essential tools for performance optimization.
Smart compression garments, moisture-regulating
structures and motion-tracking layers support athletes
by providing real-time insights into body mechanics.
Performance-oriented brands are incorporating smart
fibers that:
• track muscle activation
• provide feedback on posture and form
• analyze movement efficiency
• adapt thermal insulation to activity level
• respond to sweat, heat or pressure
Türkiye’s strong capacity in high-performance knitting
and sportswear production is supporting the growth of
sensor-enhanced activewear categories.
Adaptive materials set new expectations for comfort and
functionality
Beyond electronics, a new class of smart materials
is emerging from advances in fiber chemistry and
nanotechnology. These innovations allow fabrics
to respond naturally to environmental conditions,
Sensör entegreli yapılar, uyarlanabilir
lifler ve veri odaklı tekstil mühendisliği;
spor, sağlık, mobilite ve savunma
sektörlerinde giyilebilir ürünleri akıllı
sistemlere dönüştürüyor.
Ultra ince devreler, esnek piller ve mikro enerji toplama
sistemlerindeki ilerlemeler, elektronik entegrasyonunu daha
ticari uygulanabilir bir seviyeye taşıyor. Türkiye’deki bazı
tesisler, biyometrik izleme, basınç algılama veya hareket
analizini destekleyebilen iletken iplik karışımlarını test ediyor.
Uygulamalar arasında gerçek zamanlı EKG takibi, sıcaklık
haritalaması, hidrasyon değerlendirmesi veya kas aktivitesi
ölçümü gibi fonksiyonlar yer alıyor — üstelik bunların tümü
hafif, esnek ve giyilebilir yapıların içinde sağlanıyor.
Vücut ısısı veya kinetik enerjiyle çalışan pillerden
bağımsız sensörler de yaygınlaşıyor; böylece geleneksel
elektronik modüllerin ağırlığı ve sertliği ortadan kalkıyor.
Sağlık ve medikal izleme küresel talebi ileri taşıyor
Sağlık sektörü, akıllı tekstiller için en hızlı büyüyen alanlardan
biri olmaya devam ediyor. Uzaktan hasta izleme, erken teşhis
ve sürekli veri takibine olan ilginin artması, tekstil tabanlı
sensör platformlarına yatırımları artırıyor.
Medikal akıllı giysiler artık şu özellikleri içerebiliyor:
• solunum takibi
• kalp ritmi ve kan akışı analizi
• duruş ve hareket izleme
• bası noktalarının haritalandırılması
• kompresyon ve ısı düzenleme yoluyla iyileşme desteği
Türkiye’nin nonwoven, elastik kumaşlar ve biyouyumlu
malzemeler konusundaki güçlü altyapısı, gelişmiş
giyilebilir medikal sistemlerin oluşturulması için doğal bir
temel sunuyor. Üniversiteler, biyomedikal mühendisleri
ve tekstil Ar-Ge laboratuvarları arasındaki iş birlikleri bu
ürünlerin ticari olgunluğa ulaşmasını hızlandırıyor.
Spor teknolojisi tepkisel ve veri odaklı malzemeleri benimsiyor
Spor ve fitness alanında giyilebilir tekstiller, performans
optimizasyonu için temel araçlar haline geliyor. Akıllı
kompresyon giysileri, nem yönetimli yapılar ve hareket
izleme panelleri, sporculara vücut mekaniği hakkında
anlık geri bildirim sağlıyor.
Performans odaklı markalar, şu fonksiyonları sunan
akıllı lifleri uygulamaya başlıyor:
• kas aktivitesini izleme
• duruş ve form konusunda geri bildirim sağlama
• hareket verimliliğini analiz etme
• aktivite seviyesine göre ısı yalıtımını uyarlama
• ter, ısı veya basınca yanıt verme
Türkiye’nin yüksek performanslı örme ve spor
giyim üretim kapasitesi, sensör destekli aktif giyim
kategorilerinin gelişimine güçlü bir katkı sunuyor.
Uyarlanabilir malzemeler konfor ve işlevsellikte yeni
beklentiler oluşturuyor
Elektroniklerin ötesinde, lif kimyası ve nanoteknoloji
December Aralık 2025
85
enhancing comfort and safety without electronic
modules.
Examples include:
• phase-change materials providing dynamic thermal
regulation
• shape-memory fibers adjusting tension or fit
• moisture-reactive fabrics improving breathability
• UV-responsive materials strengthening outdoor
protection
• antimicrobial or self-cleaning surfaces achieved
through nano-coatings
These adaptive functionalities are increasingly applied
in outdoor apparel, protective clothing, industrial
uniforms and military gear.
Sustainability and smart design advance together
The new generation of smart textiles is being shaped
by sustainability requirements. Manufacturers are
developing recyclable conductive fibers, biodegradable
sensors and modular electronic components that can be
separated before recycling. These innovations support
the transition to circular textile systems.
Digital design tools, including 3D simulation and digital
prototyping, allow brands to test performance before
physical production, reducing waste and shortening
development cycles. Such technologies help ensure that
smart textiles meet both functional and environmental
expectations.
Türkiye’s expanding role in next-generation wearable
technology
Türkiye is strengthening its position as a strategic
partner for global brands seeking advanced smart textile
solutions. The combination of high production capacity,
technical expertise, rapid prototyping capability and
strong R&D infrastructure makes the country an
attractive hub for material innovation.
With global demand rising for intelligent, responsive
and health-focused textiles, Turkish manufacturers
investing in smart fibers, electronic integration,
sustainability and certification are securing competitive
advantage in the evolving wearable technology market.
Smart fabrics are no longer an experimental concept—
they are becoming a core component of next-generation
performance materials. Their integration into daily life,
from healthcare and sports to mobility and protective
equipment, is setting the foundation for a more
connected and responsive textile future.
alanındaki gelişmeler sayesinde yeni bir akıllı malzeme
sınıfı ortaya çıkıyor. Bu inovasyonlar, kumaşların çevresel
koşullara doğal olarak tepki vermesini ve elektronik
modüllere ihtiyaç duyulmadan konfor ve güvenliği
artırmasını sağlıyor.
Bunlara örnek olarak:
• dinamik ısı düzenleme sağlayan faz değişim malzemeleri
• gerginlik veya oturma formunu ayarlayan şekil hafızalı lifler
• nefes alabilirliği artıran nem tepkili kumaşlar
• dış mekân korumasını güçlendiren UV tepkili yapılar
• nano kaplamalarla elde edilen antimikrobiyal veya
kendi kendini temizleyen yüzeyler
Bu uyarlanabilir fonksiyonlar, dış giyimden koruyucu
ekipmanlara, endüstriyel üniformalardan askeri giysilere
kadar birçok alanda kullanılıyor.
Sürdürülebilirlik ve akıllı tasarım birlikte ilerliyor
Yeni nesil akıllı tekstiller, sürdürülebilirlik gereklilikleri
doğrultusunda şekilleniyor. Üreticiler geri dönüştürülebilir
iletken lifler, biyolojik olarak çözünebilen sensörler ve geri
dönüşüm öncesi ayrılabilen modüler elektronik bileşenler
geliştiriyor. Bu yenilikler döngüsel tekstil sistemlerine
geçişi destekliyor.
3D simülasyon ve dijital prototipleme gibi dijital tasarım
araçları, markaların fiziksel üretim öncesi performans
testleri yapmasını sağlayarak israfı azaltıyor ve geliştirme
sürelerini kısaltıyor. Böylece akıllı tekstiller hem işlevsel
hem de çevresel beklentileri karşılayabiliyor.
Türkiye’nin yeni nesil giyilebilir teknoloji alanındaki
yükselen rolü
Türkiye, gelişmiş akıllı tekstil çözümleri arayan küresel
markalar için stratejik bir iş ortağı olarak öne çıkıyor. Yüksek
üretim kapasitesi, teknik uzmanlık, hızlı prototipleme
yeteneği ve güçlü Ar-Ge altyapısının birleşimi, ülkeyi
malzeme inovasyonu için cazip bir merkez haline getiriyor.
Akıllı, tepkisel ve sağlık odaklı tekstillere yönelik
küresel talebin artmasıyla birlikte; akıllı liflere, elektronik
entegrasyonuna, sürdürülebilirliğe ve sertifikasyona
yatırım yapan Türk üreticiler, giyilebilir teknoloji pazarında
rekabet avantajını güçlendiriyor.
Akıllı kumaşlar artık bir deneysel konsept olmaktan
çıkıyor — yeni nesil performans malzemelerinin temel
bileşenlerinden biri haline geliyor. Sağlık, spor, mobilite
ve koruyucu ekipmanlardan günlük yaşama kadar birçok
alandaki entegrasyonları, daha bağlantılı ve tepkisel bir
tekstil geleceğinin zeminini oluşturuyor.
86 December Aralık 2025
Next-generation sustainable
fabrics and the key textile
trends shaping 2025
2025’i şekillendiren yeni nesil sürdürülebilir
kumaşlar ve önemli tekstil trendleri
The global textile industry is entering one of its most
transformative periods, driven by environmental
responsibility, material innovation, and rapidly
evolving consumer expectations. As sustainability
becomes an operational requirement rather than a
branding claim, manufacturers are rethinking material
sourcing, redesigning production systems, and adopting
processes that reduce waste and energy consumption.
In 2025, next-generation sustainable fabrics are no
longer specialty products—they are becoming essential
materials across fashion, home textiles, automotive
textiles, technical fabrics and industrial applications.
In Türkiye, this transformation is especially visible.
Strong manufacturing capacity, vertically integrated
supply chains and alignment with global sustainability
standards are enabling domestic textile producers to
compete effectively in sustainable fabric categories. With
global brands increasing their demands for traceability,
recyclability and lifecycle transparency, Türkiye’s shift
toward innovative, eco-efficient production creates
significant competitive advantage.
Biosourced and regenerated fibers move into the
mainstream
A major trend defining 2025 is the rapid rise of biosourced
fibers. Derived from agricultural waste, renewable
crops or biotechnological processes, these fibers offer
Küresel tekstil endüstrisi, çevresel sorumluluk,
malzeme inovasyonu ve hızla değişen tüketici
beklentileri tarafından yönlendirilen en
dönüşümsel dönemlerinden birine giriyor. Sürdürülebilirlik
bir marka vaadinden çok operasyonel bir gereklilik hâline
geldikçe, üreticiler ham madde kaynaklarını yeniden
düşünüyor, üretim sistemlerini yeniden tasarlıyor ve atığı
ve enerji tüketimini azaltan süreçleri benimsiyor. 2025
yılında yeni nesil sürdürülebilir kumaşlar artık özel ürünler
değil; moda, ev tekstili, otomotiv tekstili, teknik kumaşlar
ve endüstriyel uygulamalar dahil olmak üzere birçok
alanda temel materyaller hâline geliyor.
Türkiye’de bu dönüşüm özellikle belirgin. Güçlü üretim
kapasitesi, dikey entegre tedarik zincirleri ve küresel
sürdürülebilirlik standartlarıyla uyum, yerli tekstil
üreticilerinin sürdürülebilir kumaş kategorilerinde etkin
bir şekilde rekabet etmesini sağlıyor. Küresel markaların
izlenebilirlik, geri dönüştürülebilirlik ve yaşam döngüsü
şeffaflığına yönelik taleplerinin artmasıyla birlikte,
Türkiye’nin yenilikçi ve çevre dostu üretime geçişi önemli
bir rekabet avantajı oluşturuyor.
Biyobazlı ve rejeneratif lifler ana akıma taşınıyor
2025’i tanımlayan önemli eğilimlerden biri, biyobazlı liflerin
hızlı yükselişi. Tarımsal atıklardan, yenilenebilir bitkisel
kaynaklardan veya biyoteknolojik süreçlerden elde edilen
bu lifler, geleneksel alternatiflere kıyasla çok daha düşük
çevresel etki sunuyor. Bambu bazlı lifler, lyocell, modal ve
December Aralık 2025
87
Sustainable materials, circular
production and low-impact
technologies are reshaping the global
textile industry and positioning
Türkiye as a leading supplier of nextgeneration
eco-friendly fabrics.
significantly lower environmental impact compared
with conventional alternatives. Regenerated cellulose
fibers—such as bamboo-based fibers, lyocell, modal and
next-generation viscose with improved solvent-recovery
systems—are expanding due to their reduced ecological
footprint and strong performance characteristics.
Turkish yarn manufacturers and research centers
are investing heavily in bio-based raw materials that
integrate smoothly into established production lines.
These innovations allow mills to offer fabrics with
lower water usage, reduced emissions and improved
biodegradability. At the same time, chemically or
enzymatically recycled polyester and nylon are gaining
market share, enabling manufacturers to build circular
production loops that minimize dependence on virgin
resources.
Circularity and closed-loop systems reshape supply chains
Circularity is evolving from a long-term aspiration to
a measurable production model. Textile waste—from
cutting-room scraps to post-consumer garments—
is increasingly treated as a valuable raw material. In
Türkiye, several companies now operate fiber-to-fiber
recycling systems that sort, decompose and convert
textile waste into high-quality fibers.
Two factors accelerate this shift in 2025: tightening
global regulations and brand-level commitments to
reduce virgin material usage. The European Union’s
Extended Producer Responsibility (EPR) rules have
direct implications for Turkish exporters, prompting
rapid adaptation. As a result, recycled polyester lines,
mechanically recycled cotton blends and innovative
fiber blends compatible with circular manufacturing are
becoming standard components of product assortments.
Eco-efficient dyeing and finishing technologies gain
momentum
Dyeing and finishing remain among the most resourceintensive
phases of textile production. In response,
the industry is rapidly adopting low-impact solutions.
Technologies such as digital printing, dope-dyed yarns,
enzymatic pre-treatments and foam-based finishing
deliver substantial reductions in water, heat and
chemical consumption.
Turkish mills implementing these systems
report measurable improvements in efficiency and
environmental performance. At the same time, biobased
finishing agents—developed as alternatives to
petroleum-derived chemicals—help ensure safer outputs
for workers, consumers and the environment.
Sürdürülebilir malzemeler, döngüsel
üretim ve düşük etki düzeyine
sahip teknolojiler, küresel tekstil
endüstrisini yeniden şekillendiriyor
ve Türkiye’yi yeni nesil çevre
dostu kumaşların önde gelen
tedarikçilerinden biri hâline getiriyor.
geliştirilmiş çözücü geri kazanım sistemlerine sahip yeni
nesil viskon gibi rejeneratif selülozik lifler, düşük ekolojik
ayak izi ve yüksek performans özellikleri nedeniyle hızla
yaygınlaşıyor.
Türk iplik üreticileri ve araştırma merkezleri, mevcut
üretim hatlarına sorunsuz şekilde entegre olabilen
biyobazlı ham maddelere yoğun yatırım yapıyor. Bu
yenilikler, fabrikaların daha düşük su tüketimi, azaltılmış
emisyonlar ve geliştirilmiş biyolojik çözünürlük
özelliklerine sahip kumaşlar sunmasını mümkün kılıyor.
Aynı zamanda, kimyasal veya enzimatik olarak geri
dönüştürülmüş polyester ve naylonun pazar payı artarken,
üreticiler bakir kaynaklara bağımlılığı en aza indiren
döngüsel üretim sistemleri kurabiliyor.
Döngüsellik ve kapalı devre sistemler tedarik zincirlerini
yeniden şekillendiriyor
Döngüsellik, uzun vadeli bir hedef olmaktan çıkıp
ölçülebilir bir üretim modeline dönüşüyor. Kesim artıkları
ve kullanılmış giysiler gibi tekstil atıkları giderek daha
değerli bir ham madde olarak görülüyor. Türkiye’de birçok
şirket, tekstil atığını sınıflandıran, ayrıştıran ve yüksek
kaliteli liflere dönüştüren fiber-to-fiber geri dönüşüm
sistemleri kurmuş durumda.
Bu değişimi 2025’te hızlandıran iki unsur var: sıkılaşan
küresel düzenlemeler ve markaların bakir lif kullanımını
azaltma taahhütleri. Avrupa Birliği’nin Genişletilmiş
Üretici Sorumluluğu (EPR) kuralları, Türk ihracatçıları
doğrudan etkiliyor ve hızlı uyum gerektiriyor. Sonuç olarak
geri dönüştürülmüş polyester hatları, mekanik olarak geri
dönüştürülmüş pamuk karışımları ve döngüsel üretime
uygun yenilikçi lif karışımları ürün portföylerinin standart
parçaları hâline geliyor.
88 December Aralık 2025
Smart performance fabrics built on sustainable principles
Performance textiles continue to be a major growth area,
yet the sector is undergoing its own sustainability shift.
Moisture-management knits, thermal-regulating fabrics,
antibacterial structures and UV-protective textiles are
now increasingly produced using bio-derived or mineralbased
components. These materials are in high demand
in sportswear, outdoor clothing, medical textiles and
technical garment applications.
Türkiye’s strong knitting and technical textile
capabilities position the industry to respond quickly
to this demand. Collaboration between universities,
machinery manufacturers and R&D departments
accelerates the development of durable, functional and
environmentally responsible performance fabrics.
Consumer expectations redefine production priorities
Perhaps the most powerful driver of sustainable
transformation is changing consumer behavior. Gen
Z and young millennials expect transparency, ethical
sourcing, durability and environmental accountability.
They seek brands capable of documenting every
stage of production through QR-code traceability,
blockchain-enabled tracking or comprehensive lifecycle
assessments.
To meet these expectations, Turkish suppliers are
adopting digital traceability platforms, investing in
internationally recognized certifications and offering
transparent sourcing disclosures. These efforts support
global brands in meeting new regulatory standards while
strengthening trust and brand value.
Türkiye’s strengthening role in sustainable global
production
Türkiye’s advanced infrastructure, regional proximity,
flexible production options and growing expertise in ecofabrics
make the country a key partner for global brands
seeking sustainable supply chains. The integration of
recycled fibers, bio-based materials and low-impact
dyeing technologies into mainstream production
signals a structural shift: sustainability is becoming the
foundation on which future competitiveness will be built.
Eko-verimli boyama ve terbiye teknolojileri ivme kazanıyor
Boyama ve terbiye, tekstil üretiminin en fazla kaynak
tüketen aşamalarından biri olmayı sürdürüyor. Buna
karşılık sektör, düşük etkili çözümleri hızlı bir şekilde
benimsiyor. Dijital baskı, dope-dyed iplikler, enzimatik
ön işlemler ve köpük bazlı terbiye teknolojileri; su, ısı ve
kimyasal tüketiminde önemli azalmalar sağlıyor.
Bu sistemleri uygulayan Türk fabrikaları, verimlilikte ve
çevresel performansta ölçülebilir iyileşmeler bildiriyor.
Aynı zamanda, petrol türevli kimyasalların yerine geçen
biyobazlı terbiye maddeleri, çalışanlar, tüketiciler ve çevre
için daha güvenli çözümler sunuyor.
Sürdürülebilir temelli akıllı performans kumaşları
Performans tekstilleri önemli bir büyüme alanı olmaya
devam ederken, sektör kendi sürdürülebilirlik dönüşümünü
yaşıyor. Nem yönetimli örmeler, ısı düzenleyici kumaşlar,
antibakteriyel yapılar ve UV korumalı tekstiller artık
giderek daha fazla biyobazlı veya mineral bazlı bileşenlerle
üretiliyor. Bu materyaller; spor giyim, outdoor ürünler,
medikal tekstiller ve teknik giysi uygulamalarında yüksek
talep görüyor.
Türkiye’nin güçlü örme ve teknik tekstil kapasitesi, bu
talebe hızlı yanıt verebilmesini sağlıyor. Üniversiteler,
makine üreticileri ve Ar-Ge birimleri arasındaki iş birlikleri,
dayanıklı, fonksiyonel ve çevre dostu performans
kumaşlarının geliştirilmesini hızlandırıyor.
Tüketici beklentileri üretim önceliklerini yeniden tanımlıyor
Sürdürülebilir dönüşümün en güçlü itici gücü belki de
değişen tüketici davranışları. Gen Z ve genç kuşak,
şeffaflık, etik tedarik, dayanıklılık ve çevresel sorumluluk
bekliyor. Üretimin her aşamasının QR kodlu izlenebilirlik,
blok zinciri tabanlı takip veya kapsamlı yaşam döngüsü
analizleriyle belgelenmesini talep ediyorlar.
Bu beklentileri karşılamak için Türk tedarikçileri dijital
izlenebilirlik platformlarını benimsiyor, uluslararası
sertifikasyonlara yatırım yapıyor ve şeffaf tedarik
bilgileri sunuyor. Bu çabalar, küresel markaların yeni
düzenlemelere uyumunu desteklerken güveni ve marka
değerini güçlendiriyor.
Türkiye’nin sürdürülebilir küresel
üretimde güçlenen rolü
Türkiye’nin gelişmiş altyapısı,
bölgesel yakınlığı, esnek
üretim seçenekleri ve çevre
dostu kumaşlardaki artan
uzmanlığı, ülkeyi sürdürülebilir
tedarik zincirleri arayan
küresel markalar için önemli
bir ortak hâline getiriyor. Geri
dönüştürülmüş liflerin, biyobazlı
materyallerin ve düşük etkili
boyama teknolojilerinin ana
akım üretime entegre edilmesi,
yapısal bir değişime işaret ediyor:
sürdürülebilirlik, gelecekteki
rekabet gücünün temeli hâline
geliyor.
December Aralık 2025
89
Weaving mills shift from
machine tweaks to true defectorigin
analysis
Dokuma işletmeleri makine ayarından
gerçek hata kök neden analizine geçiyor
A
new cross-regional assessment based on Itema’s
field data from Türkiye, Italy, North Africa and India
indicates that weaving mills are moving away from
purely mechanical adjustments and toward structured
defect–root-cause analytics as fabric-quality demands
tighten through the end of 2025. The study highlights that
teams increasingly prioritize process-driven diagnostics
over traditional loom-by-loom tuning.
According to Itema’s engineers, mills that track defect
clusters—such as filling stoppages, double picks, warp
float patterns and edge inconsistencies—achieve faster
corrective cycles than those relying solely on mechanic
intervention. The report shows that grouping data across
loom families improves clarity in identifying systemic
causes such as tension drift, yarn humidity inconsistencies
or misaligned auxiliary settings.
Mills adopt cluster-based quality mapping
Teams using cluster maps during November and
December reported clearer visibility into repeated microdefects.
Early adopters noted that this method reduces
unnecessary mechanical adjustments by revealing when
issues originate upstream, such as winding irregularities
or inconsistent beam preparation.
In several Turkish and Italian mills, supervisors began
comparing cluster trends across different yarn suppliers,
Türkiye, İtalya, Kuzey Afrika ve Hindistan’dan elde
edilen saha verilerine dayanan yeni değerlendirme,
dokuma işletmelerinin 2025’in son döneminde
yalnızca mekanik ayarlara odaklanmak yerine hataların kök
nedenlerine yönelik yapılandırılmış analizlere yöneldiğini
ortaya koyuyor. Çalışma, ekiplerin tezgâh bazlı ince ayarlar
yerine süreç odaklı tanılara daha fazla önem verdiğini
gösteriyor.
Itema mühendislerine göre, doldurma duruşları, çift
atışlar, çözgü yüzmeleri ve kenar tutarsızlıkları gibi hata
kümelerini takip eden işletmelerin düzeltme döngüleri,
yalnızca mekanik müdahaleye dayanan modellere göre
daha hızlı ilerliyor. Analiz, tezgâh grupları arasında veri
kümelerini karşılaştırmanın, gerginlik kayması, iplik rutubeti
uyumsuzluğu veya yardımcı ayarlardaki sapmalar gibi
sistemsel nedenleri daha net ortaya çıkardığını gösteriyor.
İşletmeler küme odaklı kalite haritalarını benimsiyor
Kasım ve aralık aylarında küme haritaları kullanan
işletmeler, tekrarlayan mikro hataları daha kolay gördü. İlk
kullanıcılar, bazı sorunların aslında yukarı akıştan—sarım
düzensizlikleri veya yetersiz çözgü hazırlığı gibi—geldiğini
fark ederek gereksiz mekanik müdahaleleri azalttı.
Türkiye ve İtalya’daki bazı işletmeler, farklı iplik
tedarikçileri arasında küme eğilimlerini karşılaştırmaya
başladı. Bu yaklaşım, daha doğru satın alma kararları ve
daha sıkı kalite anlaşmaları yapılmasını sağladı.
90 December Aralık 2025
Itema’s new study shows mills
improving fabric quality faster by
mapping defect clusters, tracking
systemic causes and using
coordinated, data-driven diagnostics
instead of traditional loom-by-loom
adjustments.
Itema’nın yeni analizi, işletmelerin
hata kümelerini izleyerek, sistemsel
nedenleri takip ederek ve bölümler
arası veri odaklı tanı süreçleri
kullanarak kaliteyi tek tek tezgâh
ayarlarından çok daha hızlı
iyileştirdiğini gösteriyor.
leading to more accurate purchasing decisions and tighter
quality agreements.
Environment and yarn behavior take a central role
Itema’s analysis emphasizes that many recurring defects
stem from environmental factors—particularly humidity
variation between morning and evening shifts. Mills
applying controlled-humidity routines recorded fewer
warp-related stops, especially in dense constructions and
stretch-blend fabrics.
The study also highlights that mills working with recycled
or specialty fibers benefit from combined monitoring of
twist-consistency, lubrication levels and loom-speed
transitions rather than isolated adjustments.
Digital dashboards accelerate coordinated actions
Plants using Itema’s diagnostic dashboards documented
quicker decision-making during fast style changes.
Engineers reported that the new workflows encourage
departments to coordinate insights between warping,
winding, weaving and maintenance, reducing duplicate
work and streamlining shift planning.
Industry observers note that the move toward defectorigin
analytics marks a structural shift in weaving
practice, supporting cost control, smoother planning and
more consistent output as global buyers tighten fabricperformance
expectations.
Ortam koşulları ve iplik davranışı kritik rol oynuyor
Itema’nın çalışması, tekrarlayan birçok hatanın çevresel
koşullardan kaynaklandığını vurguluyor. Özellikle sabah
ve akşam vardiyaları arasındaki nem değişimleri, yoğun
yapıdaki kumaşlarda ve esnek elyaf karışımlarında çözgü
kaynaklı duruşları artırabiliyor. Kontrollü nem rutinlerini
uygulayan işletmelerde bu sorunların belirgin şekilde
azaldığı görüldü.
Analiz, geri dönüştürülmüş veya özel elyaflarla çalışan
işletmelerin, büküm tutarlılığı, yağlama seviyesi ve hız
geçişlerini birlikte takip ettiklerinde daha dengeli sonuçlar
aldığını ortaya koyuyor.
Dijital paneller koordineli aksiyonları hızlandırıyor
Itema’nın tanı panellerini kullanan işletmeler, hızlı kalite
değişimleri sırasında karar süreçlerinin hızlandığını bildirdi.
Mühendisler, yeni iş akışlarının çözgü, sarım, dokuma
ve bakım bölümleri arasında bilgi akışını kolaylaştırarak
tekrarlanan işleri azalttığını ve vardiya planlamasını daha
dengeli hâle getirdiğini belirtiyor.
Sektör uzmanları, hata kaynağı analizine dayalı bu
yaklaşımın dokuma pratiğinde yapısal bir dönüşümü temsil
ettiğini, maliyet kontrolünü, planlama akışını ve kumaş
tutarlılığını güçlendirdiğini ifade ediyor.
December Aralık 2025
91
AI-driven quality control
reshapes textile production
Yapay zekâ destekli kalite kontrol tekstil
üretimini dönüştürüyor
The rapid adoption of intelligent
optical inspection systems is
transforming how mills reduce waste
and enhance fabric consistency.
Textile manufacturers across Europe and Asia are
rapidly adopting AI-supported optical control
systems that help detect weaving defects, color
deviations and pattern irregularities in real time. The
shift gained momentum throughout 2025 as companies
increasingly prioritized efficiency and sustainable
resource use.
Growing demand for precise monitoring
AI-supported inspection units integrate seamlessly
with modern looms and knitting machines, allowing
teams to track irregularities instantly. Engineers report
that these systems help reduce fabric waste and minimize
manual re-checking. Many mills have already linked
their inspection data with planning software
to streamline daily production decisions.
Machine builders also introduced new
sensor modules capable of identifying
filament breaks, needle wear and subtle
tension changes. These tools support teams
in preventing unexpected downtime and
keeping fabric output consistent throughout
long production runs.
Investments driven by global competition
Producers in Türkiye, Italy, India and Vietnam intensified
their investments this year as global competition grew
stronger. Executives emphasize that intelligent quality
control tools now play a central role in protecting
brand reputation and ensuring stable delivery times.
New partnerships between software developers and
textile machinery suppliers are expected to accelerate
innovation during 2026.
Industry experts predict that mills focusing on digital
integration will maintain a competitive advantage. The
trend also supports environmental goals by reducing
energy use and limiting the amount of rejected fabric.
As demand for precision continues to rise, the sector is
preparing for a new phase where AI-enabled monitoring
becomes an everyday standard.
Akıllı optik kontrol sistemlerinin
hızla yaygınlaşması, fabrikaların
atığı azaltıp kumaş tutarlılığını
güçlendirmesine yardımcı oluyor.
Avrupa ve Asya’daki tekstil üreticileri, dokuma
hatalarını, renk sapmalarını ve desen
düzensizliklerini anında tespit eden yapay zekâ
destekli optik kontrol çözümlerini hızla benimsemeye
başladı. 2025 boyunca ivme kazanan bu değişim,
şirketlerin verimliliği ve sürdürülebilir kaynak kullanımını
daha fazla önemsemesiyle öne çıkıyor.
Hassas izleme ihtiyacı büyüyor
Yapay zekâ destekli denetim üniteleri, modern dokuma
ve örme makineleriyle uyum içinde çalışarak hataların
anında görülmesini sağlıyor. Mühendisler, bu sistemlerin
kumaş kayıplarını azalttığını ve tekrar kontrol ihtiyacını
düşürdüğünü belirtiyor. Birçok işletme, günlük üretim
planlamasını hızlandırmak için denetim
verilerini yazılımlarla entegre etmeye
başladı.
Makine üreticileri, filament kopmalarını,
iğne aşınmalarını ve hassas gerginlik
değişimlerini algılayabilen yeni sensör
modülleri de geliştirdi. Bu araçlar, ekiplerin
beklenmeyen duruşları önlemesine ve uzun
üretim süreçlerinde kumaş kalitesini sabit
tutmasına destek sağlıyor.
Küresel rekabet yatırımları artırıyor
Türkiye, İtalya, Hindistan ve Vietnam’daki üreticiler, küresel
rekabetin güçlenmesiyle 2025 boyunca yatırımlarını
hızlandırdı. Yöneticiler, akıllı kalite kontrol çözümlerinin
marka değerini koruma ve teslim sürelerini istikrarlı tutma
açısından artık kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Yazılım geliştiricileri ile makine üreticileri arasında
kurulan yeni iş birliklerinin 2026’da yenilik hızını artırması
bekleniyor.
Uzmanlar, dijital entegrasyona ağırlık veren işletmelerin
rekabet avantajını koruyacağını öngörüyor. Bu eğilim,
enerji kullanımının düşmesine ve reddedilen kumaş
miktarının azalmasına da katkı sağlıyor. Hassas üretim
ihtiyacı yükseldikçe, sektörde yapay zekâ destekli izleme
çözümlerinin günlük standart hâline gelmesi bekleniyor.
92 December Aralık 2025
Fakt Exhibitions (Pvt.) Ltd.
Digital printing plants refine
color‐consistency control
Dijital baskı tesisleri renk tutarlılığı
kontrollerini güçlendiriyor
Digital textile printing facilities across Türkiye, Italy,
Spain and India are intensifying their efforts to
stabilize color consistency as demand for short‐run,
fast‐delivery fabric orders grows. EFI Reggiani’s recent field
evaluation indicates that plants combining ink‐rheology
checks with controlled humidity and structured nozzle
diagnostics achieve significantly more stable results than
those relying on isolated profile adjustments.
Technicians reported that many recurring tone‐shift
patterns observed in November–January originated not
from RIP settings but from ink‐temperature fluctuations,
fabric‐preparation variance and inconsistent drying
load. Facilities applying joint monitoring across printing,
steaming and washing lines documented fewer reprints,
smoother transitions during dense coverage jobs and
more predictable batch‐to‐batch outcomes.
Plants strengthen ink‐and‐environment routines
Teams that paired rheology checks with controlled
humidity corridors saw reduced graininess and fewer edge
halos, especially on viscose, modal and cotton‐elastane
blends. Engineers noted that maintaining narrow humidity
windows helped stabilize droplet formation, reducing
visible deviation during large‐panel prints.
Türkiye, İtalya, İspanya ve Hindistan’daki dijital
tekstil baskı tesisleri, kısa süreli ve hızlı teslimatlı
siparişlerin artmasıyla renk tutarlılığını stabilize
etmeye daha fazla odaklanıyor. EFI Reggiani’nin son saha
değerlendirmesi, mürekkep reolojisi kontrollerini kontrollü
nem ve yapılandırılmış nozül tanısı ile birleştiren tesislerin,
yalnızca profil ayarlarına odaklanan modellere göre çok
daha kararlı sonuçlar elde ettiğini ortaya koyuyor.
Teknisyenler, kasım–ocak döneminde gözlemlenen
tekrar eden ton kaymalarının çoğunun RIP ayarlarından
değil; mürekkep sıcaklığı dalgalanmaları, kumaş hazırlık
değişimleri ve kurutma yükündeki tutarsızlıklardan
kaynaklandığını bildirdi. Baskı, fikse ve yıkama hatlarını
birlikte izleyen tesislerde yeniden baskı ihtiyacı azaldı,
yoğun kaplama işlerinde geçişler daha dengeli ilerledi ve
partiler arası tutarlılık güçlendi.
Tesisler mürekkep ve ortam rutinlerini sıkılaştırıyor
Reoloji kontrollerini dar nem koridorlarıyla birleştiren
ekiplerde grenlenme azaldı ve kenar parlama sorunları
daha seyrek görüldü. Mühendisler, sabit nem aralıklarının
özellikle viskon, modal ve pamuk‐elastan karışımlarında
damlacık oluşumunu stabilize ettiğini belirtiyor.
Bazı baskı kümelerinde denetçiler, farklı ortam
koşullarında nozül davranışını karşılaştıran vardiya
panelleri kurdu. İlk kullanıcılar, mikro tıkanmaların daha
erken tespit edildiğini ve önleyici temizlik kararlarının
hızlandığını bildirdi.
Upstream hazırlık belirleyici unsur hâline geliyor
EFI Reggiani’nin bulguları, kumaş hazırlığının—özellikle
kaplama homojenliği, nem içeriği ve kimyasal dengenin—
baskı stabilitesi üzerinde kritik rol oynadığını ortaya
koyuyor. Hazırlık verilerini gerçek zamanlı baskı verisiyle
94 December Aralık 2025
In several printing clusters, supervisors introduced
shift‐comparison dashboards to evaluate nozzle‐health
behavior under different environmental conditions. Early
adopters reported earlier detection of micro‐clogs and
improved decision‐making for preventive cleaning cycles.
Upstream preparation emerges as a decisive factor
EFI Reggiani’s findings highlight that fabric preparation—
particularly coating uniformity, moisture content and
residual chemical balance—plays a central role in print
stability. Plants synchronizing preparation logs with
real‐time print data reported fewer unexplained tone jumps
and better color penetration on dense constructions.
Energy and drying behavior gain analytical weight
Plants integrating dryer‐load mapping into their dashboards
discovered clear correlations between air‐flow variance,
fabric weight and tone irregularities. Understanding these
patterns helped teams optimize dryer zoning and reduce
over‐drying issues in lightweight fabrics.
Industry analysts expect color‐consistency routines
to remain a primary focus throughout the year as brands
demand tighter visual standards and faster, low‐defect
batch delivery.
New cross‐plant evaluations show
rising focus on ink behavior, humidity
balance and nozzle diagnostics.
Yeni saha değerlendirmeleri,
mürekkep davranışı, nem dengesi
ve nozül tanısına yönelik ilgide artış
olduğunu gösteriyor.
senkronize eden tesislerde açıklanamayan ton sıçramaları
azaldı ve yoğun konstrüksiyonlarda renk penetrasyonu
güçlendi.
Enerji ve kurutma davranışı daha fazla analiz ediliyor
Kurutucu yükü haritalarını panellere ekleyen tesisler, hava
akışı dengesizliği, kumaş ağırlığı ve ton sapmaları arasında
net ilişkiler buldu. Bu içgörüler, kurutucu bölgelemesini
optimize etmeyi ve ince kumaşlarda aşırı kurutma
sorunlarını azaltmayı kolaylaştırdı.
Sektör analistleri, markaların daha sıkı görsel standartlar
ve hızlı, düşük hatalı parti teslimatı talep etmesiyle
birlikte renk tutarlılığı kontrollerinin yıl boyunca merkezde
kalacağını öngörüyor.
December Aralık 2025
95
Make the Difference
OMEGAlap E 40 – Vatka sarımında lider
Penye hazırlık makinası OMEGAlap E 40, kanıtlanmış kayış teknolojisiyle 800 kg/saate
varan yüksek üretim kapasitesi sunar. Tüm komponentlerin tek bir merkezi lokasyonda
toplanması sayesinde düşük enerji tüketimi ve kolay bakım imkânı sağlar.
www.rieter.com