Hotel Restaurant & hitech Şubat 2026
Hotel Restaurant & hitech February 2026
Hotel Restaurant & hitech February 2026
- TAGS
- hotel
- restaurant
- hitech
- otel
- restoran
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
Çeşitlenen Turizm, Sürdürülebilir
Büyümeyi Getirecek mi?
Will Diversified Tourism Bring
Sustainable Growth?
hotelrestaurantmagazine
@Hitechdergisi
hotelrestaurantmagazine
Türkiye turizmi ve gastronomisi hareketli gelişmelerle yeni bir döneme adım atıyor.
Sektördeki değişim ve dönüşümler hem ölçek hem de yapısal açıdan dikkat çekiyor.
Antalya Havalimanı 39,1 milyon yolcuya ev sahipliği yaptı ve turizmin mevsimsellikten
uzaklaştığını ortaya koydu. Geceleme artışının büyük kısmı küçük ve ekonomik tesislerden
gelirken, yabancı ziyaretçilerin kişi başı harcamalarındaki düşüş ve doluluk oranlarındaki
gerileme sektörde verimlilik tartışmalarını gündeme taşıdı. Türkiye, 51,2 milyon ziyaretçi
ile dünya turizm liginde altıncı sırada yer aldı. Antalya’daki müze ve ören yerlerini 3,25
milyon kişi ziyaret etti; bu durum kültür turizminin önemini pekiştirdi. Turizmin tüm veri ve
analizlerini “verilerle turizm” başlığımızda bulabilirsiniz.
2026 yılı, turizm takvimi çeşitlenmeyi ve sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Alanya
Belediyesi, yıl boyunca kültür, sanat, spor ve turizm etkinliklerini kapsayan kapsamlı bir
program sundu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bölgesel turizm potansiyelinin
artırılmasına ve sürdürülebilir büyümeye dikkat çekti. TÜROB ve ISTTA temsilcileri, Çin ve
Hindistan pazarlarının stratejik önemine vurgu yaptı. EMITT 2026, 5-7 Şubat tarihlerinde
İstanbul Fuar Merkezi’nde uluslararası turizm profesyonellerini yeni destinasyonlar ve
trendlerle buluşturacak.
Gastronomi dünyası da hareketli bir başlangıç yaptı. Dünyanın En İyi 100 Yemek Şehri
listesinde Türkiye’den Gaziantep, İstanbul ve İzmir yer aldı. Gaziantep baklava, Alinazik ve
beyran ile öne çıktı. İstanbul; lokum, Hünkarbeğendi ve beyti ile zengin mutfağını gösterdi.
İzmir ise boyoz, İzmir köfte ve şambali ile listede yer aldı. Türkiye’de Ayvalık zeytinyağı,
izlenebilirlik sağlayan karekod sistemi sayesinde uluslararası arenada öne çıktı. Sektörde
maliyetler artsa da eğitim ve inovatif servis modelleri önem kazandı. Ayrıntılar “gastro
güncel” sayfalarımızda!
İstanbul gastronomi sahnesi de hareketli bir başlangıç yaptı. Ruz Otel’in çatısındaki Fonte,
şehir manzarası ve gün batımı ile dikkat çeken bir mekan. Joe & The Juice Kanyon AVM’de
sağlıklı yaşam trendi genişletilirken, Mesai İstanbul, Boğaz manzarası eşliğinde çağdaş
ocakbaşı deneyimi sunuyor. Karadeniz mutfağını İstanbul’a taşıyan Nelipide Gurme,
coğrafi işaretli Ordu pidesi ile öne çıkıyor. Matbah ise Osmanlı saray mutfağını kaz kebabı,
kuzu incik ve özgün mezelerle misafirlerine sunuyor. İstanbul’un en yeni yeme içme
adreslerini “yeni mekan” sayfalarımızdan takip edebilirsiniz.
Farkındalık Sofrası temalı Culinary Cup 2025’in büyük finali Gastronometro’da gerçekleşti.
Türkiye’nin beş bölgesinden gelen şefler, üç tabaklık menüleriyle teknik becerilerini ve
bilinçli mutfak anlayışlarını sergiledi, gıda alerjenlerine duyarlılık ve sürdürülebilir malzeme
seçimi gibi konularla farkındalık oluşturdu. Aynı dönemde Mutfak Dostları Derneği’nin
düzenlediği 7. Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri Four Seasons Hotel Sultanahmet’te
sahiplerini buldu ve Türkiye gastronomisinin başarılı kişi ve kuruluşları kutlandı. Yılın
gastronomi takvimi, Uluslararası Gastronomi Film Festivali ile Haziran ayında Urla’da
zirveye ulaşıyor; festival, sinema ve gastronomiyi buluştururken katılımcılara kısa film
yarışmaları, atölyeler ve B2B buluşmaları sunarak Urla’yı kültür ve lezzet merkezi hâline
getiriyor. Tüm bu etkinliklerin ayrıntılarına “gastro etkinlik” sayfalarından ulaşabilirsiniz.
Keyifli okumalar dilerim.
Türkiye’s tourism and gastronomy sectors are entering an exciting new phase. Changes and
transformations in the industry are notable both in scale and structure. Antalya Airport welcomed
39.1 million passengers, highlighting that tourism is moving away from seasonality. Most of the
increase in overnight stays comes from small and budget accommodations, while a decline in
per capita spending by foreign visitors and lower occupancy rates have sparked discussions on
efficiency. Türkiye welcomed 51.2 million visitors, ranking sixth in the world tourism league.
Antalya’s museums and historical sites attracted 3.25 million visitors, underscoring the
importance of cultural tourism. You can find all tourism data and analyses under the “tourism
insights” section.
The tourism calendar supports diversification and sustainable growth. Alanya Municipality
has introduced a comprehensive program covering culture, art, sports, and tourism activities
throughout the year. The Minister of Culture and Tourism emphasized the need to enhance
regional tourism potential and support sustainable growth. Representatives from TÜROB and
ISTTA highlighted the strategic importance of the Chinese and Indian markets. EMITT brings
international tourism professionals together with new destinations and trends at the Istanbul
Exhibition Center.
The gastronomy scene has also seen an active start. In the World’s Top 100 Food Cities list, Türkiye
is represented by Gaziantep, Istanbul, and Izmir. Gaziantep stands out with baklava, Alinazik, and
Beyran. Istanbul impresses with lokum, Hünkarbeğendi, and Beyti, while Izmir shines with boyoz,
Izmir köfte, and Şambali. Türkiye’s Ayvalik olive oil has gained international recognition through
a traceable QR code system. Rising costs have made training and innovative service models
increasingly important. More details can be found on our “gastro updates” pages.
Istanbul’s gastronomy scene has also kicked off with an energetic start. Fonte, located on the
rooftop of Ruz Hotel, stands out with its city views and sunset ambiance. While Joe & The Juice
expands the healthy living trend at Kanyon Mall, Mesai Istanbul offers a contemporary ocakbaşı
experience accompanied by breathtaking Bosphorus views. Bringing the flavors of the Black Sea
region to Istanbul, Nelipide Gurme highlights geographically certified Ordu pide. Matbah, on the
other hand, introduces guests to Ottoman palace cuisine with specialties such as goose kebab,
lamb shank, and distinctive meze selections. You can follow Istanbul’s newest dining destinations
on our “new venues” pages.
The Culinary Cup final, themed “Awareness Table,” took place at Gastronometro, featuring
chefs from five regions preparing three-course menus to showcase technical skills and
conscious culinary approaches, emphasizing allergen awareness and sustainable ingredient
choices. At the same time, the 7th Golden Spoon Gastronomy Awards by the Culinary Friends
Association celebrated Türkiye’s top culinary talents at Four Seasons Hotel Sultanahmet. The
year’s gastronomy calendar culminates with the International Gastronomy Film Festival in Urla,
combining cinema and gastronomy with short film competitions, workshops, and B2B meetings,
positioning Urla as a hub of culture and flavor. Full event details are available on our “gastro
events” pages.
Enjoy your reading.
K
GENEL MÜDÜR
(Sorumlu)
REKLAM SATIŞ PAZARLAMA
REKLAM KOORDİNATÖRÜ
Emir Ömer ÖCAL
emir.ocal@img.com.tr
0212 454 22 22
TEKNIK MÜDÜR
BILGI İŞLEM
TOLGA ÇAKMAKLI
tolga.cakmakli@img.com.tr
TAYFUN AYDIN
tayfun.aydin@img.com.tr
İMG WEB TEAM MAIL
web@img.com.tr
Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ
Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY
HÜSEYİN KURT
GlobeMeets Yönetim Kurulu Başkanı
TEZER ÖNER
Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve
İşletme Yatırım Danışmanı
GÜRKAN BOZTEPE
Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı
AYDIN DEMIR
Yeditepe Üniversitesi Gastronmi Mutfak
Sanatları Chef Ögretim Görevlisi/
Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection
by Hilton Executive Chef
website
www.hotelrestaurantmagazine.com
info@img.com.tr
CTP - BASKI
İRTİBAT BÜROLARIMIZ
ADRES
İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza
No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL
Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94
www.ihlasmatbaacilik.com
BURSA +90.224 211 44 50-51
KONYA +90.332 238 10 71
İSTMAG
Magazin Gazetecilik Yayıncılık
İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.
İHLAS MEDIA CENTER
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi
No: 11 Medya Blok Kat: 1
34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey
Tel: 0212 454 22 22
Faks: 0212 454 22 93
hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları
İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır. ISSN:1305-1792
Bu sayımızda
antre
10 Sektörden kısa haberler
verilerle turizm
26 Türkiye küresel turizm liginde 6. sıraya
yerleşti
27 Geceleme artışının %70’i küçük ve
ekonomik tesislerden
28 Doluluklar kasımda geriledi
30 2024’te turizm ekonomiyi ne kadar
uyardı?
31 Yabancıların kişi başı harcaması
düşüyor
32 Antalya Havalimanı, 2025’i 39 milyon
yolcuyla tamamladı
34 2025’te Antalya müzeleri 3,25 milyon
ziyaretçi ağırladı
gündem
36 Akın: Türkiye, Avrupa’nın nitelikli iş
gücü açığı için kritik fırsat
38 Celestyal, Arap Körfezi’nde kara
turlarını genişletti
40 Tosun: Museum Hotel’i bütünsel bir
deneyim alanı olarak konumluyoruz
42 Kalender: Çin’e vize muafiyeti var da
Hindistan’a niye yok?
44 Şen: Pamukkale sessizleşiyor
46 arsaVev otel arsalarını yüzde 50’den
fazla büyütecek
48 Çırağan Sarayı 35. yılını kutluyor
22
48
50 Aksu: Arz fazlası değil, doğru otel
kazandırır
51 EMITT, İstanbul Fuar Merkezi’nde
gerçekleşecek
52 I-MICE 10. yaşını kutladı
54 Eresin: Çin’e vize muafiyeti tarihi
ve stratejik adım
55 Öner: Vizesiz Türkiye, turist
akınına hazır mı?
56 Türkiye’de seyahat tutkusu yüksek,
tatil kararı esnek
57 Alanya Belediyesi, 2026 etkinlik
takvimini tanıttı
38
62
94
58 Ersoy turizm gündemini
bankalarla değerlendirdi
yeni yatırımlar
60 Ritüellerle şekillenen konaklama
deneyimi: The Ritus Hotel
62 Park Dedeman Van hizmete girdi
63 20. yılını yenilenme ve
sürdürülebilirlikle kutluyor
64 ARTMİM tasarımıyla endüstriyel
hafızadan doğan bir konaklama
deneyimi
marka
99
66 HoReCa projeleri için yeni nesil
yaklaşım: HoReCa Concept
68 NG Kütahya Seramik, ‘Yükselen
Değerler 2026’ buluşmasında iş
ortaklarını ağırladı
70 Dış mekân mobilyalarında
dayanıklılığı tasarlayan üretim
anlayışı: CEKA
72 Güngör: Bursa fabrikamız global
projelerimizi destekleyecek
güçlü bir yatırım
74 Yayla Gıda’nın sürdürülebilir
büyüme vizyonuna avrupa
kalkınma bankası’ndan destek
76 Bonna’nın genç şeflere yönelik
projesi Hatay’da başladı
gastro etkinlik
78 Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri
7. kez sahipleriyle buluştu
80 Gastro Travel Maçka, Doğu
Karadeniz’de gastronomi ve
turizmi buluşturdu
82 Culinary Cup 2025 büyük finali
gerçekleşti
gastro güncel
83 Karekod hamlesiyle Ayvalık,
Türkiye’yi liderliğe taşıyacak
84 Dünyanın en iyi 100 yemek şehri
listesi yenilendi
85 Enflasyon %30’da kaldı, lokanta
ve oteller %34 zamlandı
86 TURYİD, bahşiş için yeni model
çağrısı yaptı
87 Doğan: Eleştiri, yemeğin
aynası mı?
103
88 MSA, Şef Giusti ile toplu yemekte
eğitim dönüşümünü başlatıyor
gastro aktüel
89 Gastronomi sektöründen
haberler
yeni mekan
94 Beyoğlu’nun en yenisi: Fonte
Restaurant
95 Joe & The Juice ikinci şubeyle
Kanyon’da
96 Mesai, yeni adresiyle Opera Hotel
Bosphorus’ta
97 Ordu’nun taş fırın ustalığı
İstanbul’da can buluyor
98 Matbah’ın kış sofrasına
oturdunuz mu?
99 Beca ile kışın en güzel hali
dosya
100 Sevgililer Günü özel
horeca teknolojileri
102 Erim: Turizmde güvenlik
uzmanlık ister
103 T.C. Ticaret Bakanlığı’ndan
Solarex İstanbul’a büyük destek
hijyen
104 İşletmeler ölçülebilir ve güvenli
standartlara kavuşuyor
www.hotelrestaurantmagazine.com
10
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
The Wings Hotels
Karaköy’e yeni genel
müdür
The Wings Hotels, Karaköy’ün Genel
Müdürlük görevine, uluslararası zincir
otellerde uzun yıllara dayanan deneyimiyle
öne çıkan Alper Türkmen getirildi.
Turizm ve otelcilik sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip
olan Alper Türkmen, kariyerinin önemli bir bölümünü dünyanın
önde gelen zincirlerinden Marriott International bünyesinde
geçirdi. Romanya’daki JW Marriott Bucharest Grand Hotel ile
İstanbul’daki Marriott Hotel Şişli ve JW Marriott Hotel Istanbul
Marmara Sea gibi prestijli otellerde üst düzey yöneticilik
görevleri üstlenen Türkmen; operasyonel dönüşüm, renovasyon
süreçleri, yüksek profilli etkinlik yönetimi ve ileri seviye otelcilik
sistemlerinin hayata geçirilmesi konularında uzmanlığıyla
öne çıkıyor. Türkmen, ayrıca Bakü’de faaliyet gösteren TABIA
Group bünyesinde Grup Odalar Bölümü Direktörü olarak görev
yaptı; 14 otelin ön büro, kat hizmetleri, Spa, güvenlik ve misafir
ilişkileri operasyonlarını yönetti. Bu süreçte yeni otel açılışları,
bütçe yönetimi, organizasyonel yapılanma ve kurum kültürünü
güçlendirmeye yönelik projelere liderlik etti. Marmara
Üniversitesi Turizm ve İşletme Yönetimi lisans mezunu
olan Türkmen, Türkçe ve İngilizce dillerine hâkim. Marriott
International bünyesinde “Manager of the Quarter” ve “Spirit to
Serve” gibi prestijli ödüllere layık görüldü.
New general manager Appointed
at The Wings Hotels Karaköy
Alper Türkmen has been
appointed as the new General
Manager of The Wings Hotels
Karaköy, standing out with
his extensive experience in
international hotel chains.
TWith over 20 years of experience in
the tourism and hospitality industry,
Alper Türkmen spent a significant part
of his career within the world’s leading
hotel group, Marriott International. He
held senior management positions at
prestigious hotels such as JW Marriott
Bucharest Grand Hotel in Romania, Marriott Hotel Şişli in Istanbul, and
JW Marriott Hotel Istanbul Marmara Sea. Türkmen is recognized for his
expertise in operational transformation, renovation processes, high-profile
event management, and the implementation of advanced hospitality systems.
Additionally, he served as Group Rooms Director at TABIA Group in Baku,
overseeing front office, housekeeping, spa, security, and guest relations
operations across 14 hotels. During this period, he led projects focused on
new hotel openings, budget management, organizational structuring, and
strengthening corporate culture. Türkmen holds a bachelor’s degree in
Tourism and Business Management from Marmara University and is fluent
in Turkish and English. He has received prestigious awards at Marriott
International, including “Manager of the Quarter” and “Spirit to Serve.”
Geceleme artıyor,
doluluk düşüyor
2025’in 10 aylık döneminde Türkiye,
Akdeniz çanağındaki en çok turist
ağırlayan destinasyonlar arasında
toplam gecelemelerde 4. sırayı aldı.
Akdeniz çanağında en çok turist ağırlayan
destinasyonlarda, tesislerde yapılan toplam
gecelemeler açısından Türkiye, 2025 yılının
10 aylık dönemini 4’üncü olarak tamamladı.
Türkiye, yabancı gecelemede %9,6 artış
yaşarken, rakiplerden İspanya %3,2 gelişti.
Fransa %7,7 artış, İtalya %6,8 ve Yunanistan
%2,2 gelişme yaşadı. Bölgede en çok turist
ağırlayan destinasyonlarda, doluluklarda
Türkiye, rakiplere göre daha çok düşüş
yaşıyor. (Not: Tesis dolulukları her ay açık/faal
yataklar üzerinden yapılmaktadır.)
Overnight stays up, occupancy down
In the first 10 months of 2025, Türkiye ranked 4th among the
Mediterranean destinations that host the most tourists in terms of
total overnight stays.
Türkiye saw a 9.6% increase in foreign overnight stays, while competitors recorded
smaller gains: Spain +3.2%, France +7.7%, Italy +6.8%, and Greece +2.2%. However, in
terms of occupancy rates, Türkiye experienced a larger decline compared to its rivals
in the region. (Note: Occupancy rates are calculated based on open/active beds each
month.)
12
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
Mustafa Kılıç, Venüs
Turizm Genel Kontrat
Müdürü oldu
Mirrors Hotel İstanbul Pera’da
işletmeciliğini sürdüren deneyimli
turizmci Mustafa Kılıç, 1 Ocak 2026
itibarıyla Venüs Turizm Genel Kontrat
Müdürlüğü görevine getirildi.
Yeni görevinde Mustafa Kılıç; İstanbul, Ege-Akdeniz ve
Azerbaycan’daki otel kontratlarından sorumlu olacak.
Venüs Turizm Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmad Jubran
ve Abdulkadir Bozgeyik, bu iş birliğinin her iki taraf
için de oldukça güçlü ve verimli olacağını vurgularken;
sektörde zirvedeki konumunu emin adımlarla koruyan
Venüs Turizm; Ortadoğu, Körfez ülkeleri, Kuzey Afrika
ve BDT pazarlarında önemli bir yer tutuyor. Acentenin
ofisleri Dubai, Ürdün, İstanbul, Antalya, Trabzon,
Azerbaycan ve Gürcistan’da hizmet veriyor. Kılıç, Venüs
Travel B2B ve Mirrors Hotel Pera ile çalışmalarına
devam ederken, iki yılın ardından acentecilik alanındaki
çalışmalarına kaldığı yerden devam edecek.
Mustafa Kılıç appointed as General
Contract Manager of Venus Tourism
Experienced tourism
professional Mustafa Kılıç,
who manages Mirrors Hotel
Istanbul Pera, has been
appointed as the General
Contract Manager of Venus
Tourism, effective January 1,
2026.
In his new role, Mustafa Kılıç will be
responsible for hotel contracts in
Istanbul, the Aegean-Mediterranean
region, and Azerbaijan. Venus Tourism
Board Members Ahmad Jubran and
Abdulkadir Bozgeyik emphasized that
this collaboration will be highly strong
and productive for both parties. Venus
Tourism, which continues to maintain its leading position in the industry with
confidence, holds a significant presence in the Middle East, Gulf countries, North
Africa, and CIS markets. The agency operates offices in Dubai, Jordan, Istanbul,
Antalya, Trabzon, Azerbaijan, and Georgia. Kılıç will continue his work with Venus
Travel B2B and Mirrors Hotel Pera, resuming his activities in the travel agency
sector after a two-year period.
Tailwind 2026’da yeni
operasyonel döneme
başladı
Tailwind Havayolları, 20. kuruluş yılı sonrası
tamamladığı yeniden yapılanma ile 2026’ya güçlü
bir başlangıç yaptı. Operasyonel verimlilik, filo
dönüşümü ve sürdürülebilir büyüme odağında yeni
bir döneme giren şirket, uçuş ağını genişletmeyi ve
yolcu kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Tailwind Havayolları, 20. yılını geride bıraktıktan sonra 2025’te
tamamladığı kapsamlı yeniden yapılanmanın ardından 2026’da
operasyonel verimlilik, filo dönüşümü ve sürdürülebilir büyüme
odaklı yeni bir döneme girdi. Mali disiplini güçlendiren ve yalın
yönetim anlayışını tüm organizasyona yaygınlaştıran şirket,
Doğu Avrupa başta olmak üzere yeni pazarlarda bilinirliğini
artırdı.
Tailwind Havayolları Genel Müdürü Efe Erten, önceliklerinin
uçuş ağını genişletmek ve optimum kaynak kullanımıyla yüksek
verimlilik sağlamak olduğunu belirtti. Yeni sezonda üçüncü
Boeing 737-800 uçağının filoya katılmasıyla birlikte 2027 sonuna
kadar en az yedi uçaklık bir filo hedefleniyor. 2026’da Türkiye’ye
23 farklı şehirden uçuş gerçekleştirilmesi ve yolcu sayısının iki
katına çıkarılması planlanıyor. Ayrıca, Tailwind Havayolları’nın
AMAC Aerospace Grubu’na katılım süreci tamamlandığında,
şirketin teknik uzmanlık ve kurumsal know-how kazanarak
global ölçekte bakım, onarım ve uçak modifikasyonu alanındaki
kapasitesi güçlenecek.
Tailwind
Enters a new
operational era
in 2026
After celebrating its
20th anniversary,
Tailwind Airlines enters
2026 with a strong start following the comprehensive
restructuring completed in 2025. The company is entering a
new phase focused on operational efficiency, fleet renewal,
and sustainable growth, aiming to expand its flight network
and increase passenger capacity.
Following its 20th year, Tailwind Airlines completed a major
restructuring in 2025 and has entered 2026 with a focus on operational
efficiency, fleet transformation, and sustainable growth. Strengthening
financial discipline and implementing lean management across the
organization, the airline has increased its presence in new markets,
particularly in Eastern Europe.
Tailwind Airlines CEO Efe Erten stated that their priorities include
expanding the flight network and achieving high efficiency through
optimal resource utilization. With the addition of a third Boeing 737-
800 to the fleet in the new season, the company aims to reach a fleet
of at least seven aircraft by the end of 2027. In 2026, Tailwind plans
to operate flights from 23 different cities to Turkey and double the
number of passengers. Additionally, once Tailwind Airlines joins the
AMAC Aerospace Group, the company will gain technical expertise and
corporate know-how, further strengthening its global capabilities in
aircraft maintenance, repair, and modification.
14
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
Ana limanda %137 artış,
hedef 280 bin
2025’te ana liman yolcu sayısını %137
oranında artıran Galataport İstanbul, 2026’da
280 bin ana liman yolcusuyla tarihin en
yüksek rakamını yakalamaya hazırlanıyor.
Doğu Akdeniz bölgesinin ana limanı olma vizyonuyla hayata
geçirilen Galataport İstanbul, 2025’i yolcu sayısında %48
artış oranını yakalayarak toplam 595 bin yolcu ve 224 seferle
kapattı. Aynı dönemde ana liman yolcu sayısı ise 2024’e
göre %137 artışla 230 bine erişti. Bu sayının 2026’da %22
artış göstererek 280 bine ulaşması bekleniyor. Böylece iki
sene içerisinde üç misline katlanan ana liman yolcu sayısı,
2026’da tarihte ilk kez transit yolcu sayısına denk gelecek.
Ana liman kruvaziyer yolcusunun ülke ekonomisine katkısı,
standart bir turistinkinin yaklaşık 6 katına denk geliyor.
Bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde başrolü; Galataport
İstanbul’un çok sayıda global ödül kazanmış, dünyadaki
tüm liman şehirlerine örnek gösterilen dünyanın ilk yer altı
kruvaziyer terminali ve Port Pass gibi inovatif uygulamalarla
da desteklenerek %98 yolcu memnuniyet oranı sağlayan
liman operasyonları oynuyor. Kruvaziyer turizminde ana
liman kavramı; bir seyahatin yalnızca başlangıç ya da bitiş
noktası olmasının ötesinde, yolcu deneyiminin planlama
aşamasından seyahat sonrasına, tüm süreci kapsayan bir
yapıyı tanımlıyor.
137% growth in homeport
passengers, target 280,000
Having increased its
homeport passenger
numbers by 137% in 2025,
Galataport Istanbul is
preparing to reach an all-time
high with 280,000 homeport
passengers in 2026.
Developed with the vision of becoming
the main cruise hub of the Eastern Mediterranean, Galataport Istanbul closed
2025 with a 48% increase in total passenger numbers, welcoming 595,000
passengers across 224 cruise calls. During the same period, homeport
passenger numbers rose by 137% compared to 2024, reaching 230,000. This
figure is expected to grow by a further 22% in 2026, reaching 280,000. As a result,
homeport passenger numbers—having tripled within two years—are set to equal
transit passenger numbers for the first time in history in 2026. The economic
contribution of a homeport cruise passenger is approximately six times higher
than that of a standard tourist. A key driver behind these achievements is
Galataport Istanbul’s port operations, which deliver a 98% passenger satisfaction
rate, supported by the world’s first underground cruise terminal—recipient of
numerous global awards—and innovative solutions such as Port Pass. In cruise
tourism, the concept of a homeport goes beyond being merely the starting or
ending point of a journey; it encompasses the entire passenger experience, from
the planning stage through to post-travel.
3,5 milyon turist
ile Muğla’dan
tarihi rekor
2025 yılında Muğla, İngiliz turistlerin
en çok tercih ettiği destinasyonlardan
biri haline geldi. Türkiye’nin turizmde
öne çıkan şehirlerinden Muğla, hava
ve deniz ulaşımıyla yaklaşık 3,5
milyon yabancı ziyaretçiyi ağırlayarak
sezonu tarihi bir rekorla kapattı.
Türkiye'nin 1.484 kilometre ile en uzun
kıyı şeridine sahip olan şehri Muğla, doğal
güzellikleri, kadim antik kentleri ve 400 bin
yatak kapasitesine sahip tesisleriyle yerli
ve yabancı misafirlerin odak noktası olmayı
sürdürdü. Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça,
Ortaca, Milas ve Ula gibi popüler ilçeleriyle
geniş bir turizm yelpazesi sunan bölge,
deniz ve güneşin tadını çıkarmak isteyen
milyonlarca tatilcinin vazgeçilmez adresi
oldu. 2025 yılı verilerine göre kente gelen
yabancı turist sayısı 3 milyon 461 bin 311
olarak kayıtlara geçti. Bu rakamın yaklaşık
650 binlik kısmını deniz yoluyla şehre giriş
yapan misafirler oluşturdu. Muğla'yı tercih
eden ülkeler arasında İngiltere yine zirvedeki
yerini korurken, bu ülkeyi sırasıyla Rusya,
Polonya, Almanya ve Hollanda takip etti.
Muğla sets a historic record with 3.5 million tourists
In 2025, Muğla became one of the most preferred destinations for British
tourists. As one of Türkiye’s leading tourism cities, Muğla welcomed
approximately 3.5 million foreign visitors by air and sea, closing the season
with a historic record.
Muğla, which has Türkiye’s longest coastline at 1,484 kilometers, continued to be a focal
point for both domestic and international visitors with its natural beauty, ancient cities,
and accommodation facilities offering a capacity of 400,000 beds. With popular districts
such as Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça, Ortaca, Milas, and Ula, the region offers a
wide range of tourism options and has become an indispensable destination for millions of
holidaymakers seeking sun and sea. According to 2025 data, the number of foreign tourists
visiting the city was recorded at 3,461,311, with approximately 650,000 of these visitors
arriving by sea. Among the countries choosing Muğla, the United Kingdom once again
ranked first, followed by Russia, Poland, Germany, and the Netherlands.
hotel restaurant
16 & hi-tech
antre entree
Kartlı turizm harcamaları
33,6 milyar doları
aştı
Kartlı turizm
harcamaları 2025’in
Ocak-Kasım döneminde
%14,1 artarak 33,6
milyar dolara ulaştı.
Otel harcamaları
yükselirken, uçak bileti
harcamaları düştü.
Turizm Databank verilerine göre,
2025’in Ocak-Kasım döneminde
yurt içinde banka ve kredi kartlarıyla yapılan turizme
yönelik harcamalar, bir önceki yıla göre %14,1 artış
göstererek 33,6 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde,
kredi ve banka kartlarıyla yapılan otel konaklama
harcamaları %21,9 artarak 10,9 milyar dolara ulaştı.
Öte yandan uçak bileti harcamaları %2,3 düşerek 8,5
milyar dolar seviyesine geriledi.
Card-based tourism spending
reaches 33.6 billion dollars
Card-based tourism
spending in Türkiye
rose by 14.1% in the
January-November
2025 period, reaching
33.6 billion dollars.
Hotel expenses
increased, while
airline ticket spending
declined.
According to data from Turizm Databank, card-based tourism spending
in Türkiye during the January-November 2025 period increased by
14.1% compared to the previous year, reaching 33.6 billion dollars. In
the same period, hotel accommodation spending via credit and debit
cards rose by 21.9%, reaching 10.9 billion dollars. On the other hand,
airline ticket spending fell by 2.3%, totaling 8.5 billion dollars.
Turizmde kredi
borçları 2025’te
%93 arttı
Turizm sektöründe nakdi banka
kredileri 2025’in Ocak-Kasım
döneminde %93,3 artarak 5
milyar dolara ulaştı. Gayri
nakdi krediler ise hafif düşüş
gösterirken, oteller toplam
kredilerin yaklaşık %75’ini
kullandı.
Turizm Databank’ın BDDK verilerinden
yaptığı analize göre, Türkiye’de turizm
alanında alınan nakdi banka kredileri 2025
yılı Ocak-Kasım döneminde %93,3 artış
göstererek 5,0 milyar dolara yükseldi.
2024’te aynı dönemde artış 2,58 milyar dolar
seviyesindeydi. Turizmde gayri nakdi krediler
ise %0,9 daralarak 719 milyon dolara geriledi.
Toplam kredilerin %74,8’i oteller tarafından
kullanılırken, otellerde takipteki kredi oranı
bu dönemde %0,60 oldu. Bu oran, önceki
aylara göre düşüş kaydetti.
Tourism loan debts rose 93% in 2025
In the tourism sector, cash bank loans increased by 93.3% in the January-
November 2025 period, reaching 5 billion dollars. Non-cash loans showed
a slight decline, while hotels accounted for approximately 75% of total loans.
According to an analysis by Turizm Databank based on BRSA data, cash bank loans taken
in the Turkish tourism sector rose by 93.3% during the January-November 2025 period,
reaching 5.0 billion dollars. In the same period of 2024, the increase was around 2.58 billion
dollars. Non-cash loans in tourism decreased by 0.9%, falling to 719 million dollars. Hotels
used 74.8% of total loans, and the non-performing loan ratio for hotels was 0.60% during
this period, showing a decline compared to previous months.
18
hotel restaurant
& hi-tech
antre
TEODER’in yeni icra
kurulunda kadınlar
zirvede
Turizm ve etkinlik sektörünün önemli
sivil toplum kuruluşlarından TEODER’in
5. Dönem İcra Kurulu’nda görev alacak
sektör profesyonelleri belirlendi. Derneğin
üst yönetiminde kadın liderlerin ön plana
çıkması dikkat çekti.
TEODER Yönetim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmeler
sonucunda oluşturulan yeni dönem İcra Kurulu, 5 Ocak
itibarıyla görevine resmen başladı. TEODER 5. Dönem İcra
Kurulu’nun üst yönetiminde kadın liderlerin ön plana çıkması
dikkat çekti. İcra Kurulu Başkanlığı görevine GM Global
Tourism Kurucusu Gülruh Gülten getirilirken, İcra Kurulu
Başkan Yardımcılığı görevini Kuzey Ege’de faaliyet gösteren
GIA Hotel Sales Hub Kurucusu Cazibe Evran üstlendi. İcra
Kurulu Genel Sekreterliği görevine Markom Kurucusu Recep
Asar atanırken, Üyelik ve Sektörel İlişkiler Sorumluluğu
görevine Cengizhan Öztunalı getirildi.Yeni dönemde TEODER
Divan Grubu’na yeni
Genel Müdür
Divan Grubu’nun Genel Müdürlük görevine
sektörün önemli isimlerinden Ziya Alper
Önder getirildi. Divan Grubu, bu stratejik
atama ile hizmet mükemmeliyeti ve çok
sektörlü değer oluşturma vizyonunu
güçlendirmeyi hedefliyor.
Divan Grubu’nun Genel Müdürlük görevine sektörün önemli
isimlerinden Ziya Alper Önder getirildi. Divan Grubu, bu
stratejik atama ile hizmet mükemmeliyeti ve çok sektörlü
değer yaratma vizyonunu güçlendirmeyi hedefliyor. İstanbul
Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden
mezun olan ve iyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Önder,
profesyonel kariyerine 1995 yılında PwC’de başladı. Şirket
bünyesinde farklı kademelerde görev alarak 2006 yılında
ortaklığa kabul edildi. Denetim, finansal analiz ve kurumsal
dönüşüm alanlarında önemli bir uzmanlık geliştiren Önder,
2012 yılından itibaren Doğuş Holding ve Doğuş Yeme-İçme,
Turizm ve Perakende Grubu çatıları altında iç denetim, bilgi
teknolojileri, finans, satın alma, tedarik zinciri, operasyon,
teknik ve yatırım süreçleri gibi kritik fonksiyonların
İcra Kurulu Üyeleri arasında, Touringo Travel Yönetim Kurulu
Başkanı Emrah Demir, No 35 Event Kurucusu Burak Zeytin,
Momentis Event Kurucusu Özgen Aksu, Asrın Event Kurucusu
Engin İlday, Catering Dünyası Kurucusu Yavuz Dağdelen,
Akyüz Etkinlik Lojistiği Genel Müdürü Esat Akyüz ve Pİ
Grup İK Kurucusu Cihan Atalay yer aldı. TEODER 5. Dönem
İcra Kurulu, TEODER Yönetim Kurulu’nun aldığı kararlar
doğrultusunda çalışmalarını sürdürerek; etkinlik ve turizm
endüstrilerinde sektörün ortak sesi olmayı, güçlü bir sivil
toplum temsiliyeti oluşturmayı ve sektörün sürdürülebilir
gelişimine katkı sunmayı hedefliyor. Yeni dönem İcra
Kurulu’nun, sektör paydaşlarıyla iş birliği içerisinde etkin,
kapsayıcı ve sürdürülebilir projelere imza atması bekleniyor.
yönetiminden sorumlu üst düzey rollerde görev aldı.
Çok fonksiyonlu operasyon yapılarının optimizasyonu,
organizasyonel dönüşüm, finansal yapılanma ve operasyonel
verimlilik gibi alanlarda geniş ölçekli projelere liderlik etti.
Grubun gelecek vizyonunda önemli katkı sunacak olan Önder,
uzun yıllara dayanan yurt içi ve yurt dışı yönetim ve kurumsal
deneyimi; finans, operasyon, tedarik zinciri ve kurumsal
dönüşüm alanlarındaki uzmanlığıyla grubun hedeflerini
ileriye taşıyacak.
20
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
2024’te İspanya turizmi
GSYİH’nin %12,6’sını
oluşturdu
İspanya’da turizm faaliyetleri 2024
yılında 200.7 milyar Avro’ya ulaşarak
GSYİH’nin %12,6’sını oluşturdu.
Turizmin öne çıkan dalları 2,7
milyondan fazla iş imkanı sağlayarak
toplam istihdamın %12,3’ünü
oluşturdu.
Turizm Databank’ın derlediği verilere göre 2024 yılında
ülkeye gelen 93 milyon kişi 677 milyon geceleme yaptı.
44 milyon kişi de günübirlik ziyaret yaptı. Ülkeden 18
milyon kişi yurt dışında 176 milyon geceleme yaptı.
Ülke turizminde istihdam da 2776 bin oldu. Diğer
yandan turist harcamaları, İspanya’da 111 milyar Avro
olurken Türkiye’de turizmle ilişkili alanlar 2024 yılında
99 milyar Avro hasıla elde etti. Fransa’da 115 milyar
Avro ve İtalya’da 109 milyar Avro.
In 2024, Spanish tourism accounted
for 12.6% of GDP
Tourism activities in Spain reached €200.7 billion in 2024,
representing 12.6% of the country’s GDP. Key sectors within
tourism provided over 2.7 million jobs, accounting for 12.3%
of total employment.
According to data compiled by Turizm Databank, 93 million people visited Spain
in 2024, generating 677 million overnight stays. Additionally, 44 million people
made day trips. Spanish residents traveled abroad 18 million times, resulting
in 176 million overnight stays. Total employment in the tourism sector reached
2.776 million. Meanwhile, tourist spending amounted to €111 billion in Spain,
compared to €99 billion in Turkey. France recorded €115 billion, and Italy €109
billion in tourism-related revenue.
Türkiye’de Rus
turistler %10 daha
az ödedi
Kasım 2025 döneminde
Rusya’dan yurt dışına yapılan
seyahatlerde en popüler
3 destinasyonda ortalama
fiyatlar yıllık %12 dolayında
düştü.
TurizmDatabank’ın Rosstat’dan yaptığı
analize göre, Kasım 2025 döneminde
Rusya’dan yurt dışına yapılan
seyahatlerde en popüler 3 destinasyonda
ortalama fiyatlar yıllık %12 dolayında
düştü. Yıllık düşüşte, Türkiye %10 ve
Mısır %11 seviyede. BAE fiyatları ise %16
dolayında düştü. Ortalama fiyatlara göre
en pahalı ülkeler sıralaması; Mısır, BAE
ve Türkiye şeklinde oluştu.
Russian Tourists Paid 10% Less in Türkiye
In November 2025, average prices for outbound trips from
Russia to the three most popular destinations dropped by
around 12% year-on-year.
According to an analysis by TurizmDatabank based on Rosstat data, average prices
for Russian tourists traveling abroad to the top three destinations in November 2025
decreased by approximately 12% compared to the previous year. Country-specific declines
were: Türkiye 10%, Egypt 11%, and UAE 16%. Based on average prices, the most expensive
countries ranked as follows: Egypt, UAE, and Türkiye.
© 2026 CEKA PROJECT: MENEGHITTI BEACH CLUB ÇEKA TASARIM MOBİLYA TEKS. SAN. ve TİC. A.Ş.
22
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Wyndham’a yeni Türkiye
Ülke Direktörü
Wyndham Hotels & Resorts, Türkiye
Ülke Direktörlüğü görevine Arcan
Bayraktaroğlu’nun atandığını açıkladı.
Türkiye, tesis sayısı bazında Wyndham’ın
dünyadaki beşinci büyük pazarı konumunda
bulunuyor.
Wyndham’daki görev alanı Ülke Direktörü pozisyonuyla
genişleyen Arcan Bayraktaroğlu, bir yandan şirketin Türkiye’de
marka segmentlerinde ve destinasyonlarda büyümesine
liderlik ederken, aynı zamanda Wyndham’ın ülke genelindeki
yaklaşık 130 açık otelinin operasyonel mükemmelliğinden
ve Wyndham Avantajı’ndan güç alan başarılarından sorumlu
olacak. Türkiye, turizm sektöründeki güçlü ve istikrarlı
büyümesiyle, dünyanın önde gelen seyahat bağlantı noktaları
arasında yer almasıyla ve hem yurt içinden hem de yurt
dışından gelen talepte yaşadığı artışla, Wyndham’ın önde gelen
stratejik pazarları arasındaki konumunu koruyor. Türkiye’de
seyahat ve turizm sektörünün önümüzdeki yıllarda yeni
rekorlara imza atması, gayrisafi yurt içi hasılaya ve istihdama
önemli katkıda bulunmaya devam etmesi ve Türkiye’nin
dünyanın en çok
ziyaret edilen
destinasyonları
arasındaki
konumunu
daha da
güçlendirmesi
bekleniyor. Otel
operasyonları, iş
geliştirme, satış
ve pazarlama
gibi alanlarda
30 yılı aşkın
tecrübeye
sahip olan
Bayraktaroğlu,
Wyndham’a
ilk olarak 2025
yılının mayıs
ayında şirketin Türkiye’de büyüyen portföyünün operasyonel
performansı ile tüm otellerinin kalite, hizmet ve marka
standartlarından sorumlu olarak Türkiye Operasyonlar
Başkanı göreviyle katılmıştı.
2025’i dönüşüm ve
sürdürülebilirlik yılı olarak
tamamladı
2025 yılını tarihindeki en dönüştürücü
dönemlerden biri olarak tamamlayan
D-Marin, yıl boyunca stratejik genişleme
adımları, önemli yeniden geliştirme
projeleri ve dijital inovasyon ile
sürdürülebilirlik alanlarında kaydettiği
sektör lideri ilerlemelerle dikkat çekti.
2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan D-Marin
CEO’su Oliver Dörschuck, D-Marin’in marinaları yalnızca
birer bağlama noktası olarak değil, bütüncül bir yaşam ve
deneyim alanı olarak ele aldığını vurguladı. Dörschuck, 2025
boyunca sürdürülebilir büyüme ve inovasyonu desteklerken,
her ziyaretin zahmetsiz, estetik ve insani bir deneyime
dönüşmesine odaklandıklarını ifade etti. Yeni marka
felsefesinin Akdeniz genelinde hizmet standartlarını yukarı
taşıdığını belirten Dörschuck, sezgisel, bağlantılı ve geleceğe
hazır bir marina ağı oluşturma hedefiyle ilerlediklerini dile
getirdi. Şirket, 2026 yılında da büyüme ve dönüşüm odağını
sürdürmeyi hedefliyor. Faaliyet alanını genişletmeye,
dijital altyapısını daha da güçlendirmeye ve tasarım odaklı,
sürdürülebilir projelere yatırım yapmaya devam edecek olan
D-Marin; Livorno, Port Camille Rayon ve Pylos başta olmak
üzere birçok lokasyonda devam eden projelerle premium
marina deneyimini ileri taşımayı amaçlıyor. Bu yaklaşım
doğrultusunda D-Marin, yatçılığın yalnızca bir hizmet değil,
gerçek anlamda hissedilen bütüncül bir deneyim olarak
yaşanmasını sağlamaya kararlı bir şekilde ilerliyor.
24
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Seyahatle ilgili her şey
Garanti BBVA Mobil’de
Garanti BBVA, mobil uygulamasındaki
“Seyahatim” alanını yeni özelliklerle
geliştirerek, Jolly iş birliğiyle seyahat
planlamasından rezervasyona kadar tüm
süreci uygulama üzerinden güvenli ve
uçtan uca yönetmeyi sağlıyor. “Seyahat
Ekle” özelliği ile müşteriler planlarını
ve yapılacaklar listesini tek yerden takip
edebiliyor.
“Seyahatim” alanına eklenen Jolly ile Seyahatini Planla
özelliği, seyahat rezervasyonlarını bankacılık uygulamasının
doğal bir parçası haline getiriyor. Bu iş birliğiyle müşteriler
otel, uçak, tur, araç kiralama ve transfer satın alma
işlemlerini tek noktadan yönetebiliyor. Kampanyalar
ve ödeme kolaylıklarıyla desteklenen bu entegre yapı,
seyahat planlamasını hızlı, pratik ve avantajlı bir deneyime
dönüştürüyor. Seyahat Ekle özelliği ile müşteriler ister yurt içi
ister yurt dışı seyahatleri için seyahat türü, lokasyon ve tarih
bilgilerini girerek kendilerine özel bir plan oluşturabiliyor.
Bu plan kapsamında sunulan Yapılacaklar Listesi, seyahatin
niteliğine göre pasaport ve vize işlemlerinden valiz hazırlığına
kadar seyahat öncesi tüm adımların eksiksiz şekilde
yönetilmesine yardımcı oluyor. Garanti BBVA Genel Müdür
Yardımcısı Ceren Acer Kezik, bankacılığı müşterilerin günlük
yaşamına entegre eden deneyimler sunmayı ve ‘Seyahatim’
alanı ile Jolly iş birliğinin bunun örneği olduğunu vurgularken,
Jolly Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Burçin Baysak da
dijitalleşmeye odaklanan bu iş birliğinin seyahati daha
erişilebilir, akıllı ve keyifli hale getirmeyi amaçladığını belirtti.
The Peninsula’da caz
geceleri başlıyor
The Peninsula, “Live at The Lobby’’ ile
caz müziğin seçkin isimlerini bir araya
getirmeye devam ediyor. The Lobby’nin,
Yolcu Terminali'nin zarif izlerini taşıyan
benzersiz atmosferinde gerçekleşecek
performanslar, müzik ve
lezzetin iç içe geçtiği etkileyici
bir deneyim sunuyor.
İstanbul Boğazı'nın kıyısında, Tarihî
Yarımada manzarasına hakim benzersiz
konumuyla The Peninsula Istanbul, “Live
at The Lobby’’ sahnesinde misafirlerini
17 Ocak - 7 Şubat tarihleri arasında her
cumartesi müziğin büyülü atmosferine
davet ediyor. Caz dünyasının güçlü
seslerinden Monika Bulanda, Eylül Ergül,
Brenda Berin ve Lisa Olivant klasikleşmiş
melodilerden özgün yorumlara uzanan
seçkileriyle müzikseverlere etkileyici
bir performans sunuyor. Executive Chef
Andreas Block ve ekibinin, Live at The
Lobby için özel olarak hazırladığı seçkin bir menü eşliğinde
gerçekleşecek performanslar, gastronomi ve müziği bir
araya getirerek İstanbul’un kalbinde cazın ritmine katılmaya
davet ediyor. The Peninsula’nın 20.yüzyılın başlarından
kalma tarihî yolcu terminali binasının yüksek tavanlı ve
ikonik atmosferinde hayat bulan bu özel performanslar,
şehrin kalbinde
20:30 - 22:30
saatlerinde
arasında keyifli
anlar yaşatıyor.
26
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Türkiye Küresel Turizm Liginde
6. Sıraya Yerleşti
Türkiye Rises to 6th Place in the Global Tourism League
2025 turizm verilerine göre Fransa 89,4
milyon ziyaretçiyle ilk sırada yer alırken,
İspanya 83,7 milyonla ikinci, ABD ise 79,3
milyon turist sayısıyla üçüncü oldu. Türkiye,
51,2 milyon ziyaretçiyle dünyada en çok turist
ağırlayan ülkeler arasında ilk altı içinde yer
alarak birçok küresel turizm devini geride
bıraktı.
2025 yılı turizm verileri, dünya genelinde ziyaretçi
tercihleri ve ülkelerin turizm performanslarında
önemli değişimlere işaret etti. Açıklanan rakamlar,
Türkiye’nin küresel turizm liginde istikrarlı yükselişini
sürdürdüğünü ve dünyanın en çok ziyaret edilen ülkeleri
arasındaki yerini güçlendirdiğini ortaya koydu.
Zirve değişmedi
Listenin zirvesinde 89,4 milyon ziyaretçiyle Fransa
yer aldı. Fransa’yı 83,7 milyon turist ağırlayan İspanya
izlerken, Amerika Birleşik Devletleri 79,3 milyon
ziyaretçiyle üçüncü sırada yer aldı. Çin 65,7 milyon, İtalya
ise 64,5 milyon turist sayısıyla üst sıralardaki yerini
korudu. Türkiye, 51,2 milyon ziyaretçiyle bu ülkelerin
hemen ardından gelerek 2025 yılında dünyanın en çok
turist çeken 6. ülkesi oldu.
Türkiye’nin ardından sıralamada Meksika 45,0 milyon,
Tayland 39,8 milyon, Almanya 39,6 milyon ve Birleşik
Krallık 39,4 milyon ziyaretçiyle yer aldı. Japonya 32,3
milyon, Avusturya 31,9 milyon ve Yunanistan 31,3 milyon
turist ağırladı. Malezya 26,1 milyon, Portekiz 24,6
milyon ve Rusya 24,4 milyon ziyaretçi sayısına ulaşırken,
Polonya ve Kanada ise 22,1’er milyon turist ile listenin alt
sıralarında yer aldı.
Birçok geleneksel turizm ülkesini geride bıraktı
Dünya turizminde dengelerin değiştiğine işaret eden bu
tablo, Türkiye’nin 2025 performansıyla birçok geleneksel
turizm ülkesini geride bıraktığını gösterdi. Ulaşım
altyapısı, dört mevsime yayılan turizm modeli, kültürel
ve tarihi zenginlikler ile farklı turizm alanlarına yapılan
yatırımlar, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü
artıran başlıca unsurlar olarak öne çıktı.
According to 2025 tourism data, France topped
the list with 89.4 million visitors, followed by
Spain with 83.7 million and the United States with
79.3 million tourists. Türkiye, with 51.2 million
visitors, secured a spot among the top six most
visited countries in the world, surpassing several
major global tourism powers.
The 2025 tourism statistics highlight significant changes in global travel
trends and the performance of countries in attracting visitors. The
figures show that Türkiye continues its steady rise in the global tourism
league and has strengthened its position among the world’s most visited
destinations.
The top remains unchanged
At the top of the list, France led with 89.4 million visitors. Spain followed
with 83.7 million, and the United States ranked third with 79.3 million
visitors. China attracted 65.7 million, and Italy welcomed 64.5 million
tourists, maintaining their positions among the top countries. Türkiye,
with 51.2 million visitors, came just after these countries, becoming the
6th most visited country in the world in 2025.
Following Türkiye, Mexico received 45.0 million, Thailand 39.8 million,
Germany 39.6 million, and the United Kingdom 39.4 million visitors.
Japan hosted 32.3 million, Austria 31.9 million, and Greece 31.3 million
tourists. Malaysia had 26.1 million, Portugal 24.6 million, and Russia
24.4 million visitors, while Poland and Canada each welcomed 22.1
million tourists, placing them lower on the list.
Surpasses traditional tourism powers
This data indicates shifting balances in global tourism, showing that
Türkiye’s performance in 2025 has surpassed many traditional tourism
countries. Improvements in transportation infrastructure, a four-season
tourism model, cultural and historical richness, and investments in
diverse tourism sectors have been key factors in enhancing Türkiye’s
competitiveness on the global stage.
30 Milyonluk Geceleme Artışının %70’i
KÜÇÜK VE EKONOMİK
TESİSLERDEN
70% of the 30 Million Increase in Overnight Stays Came
from Small and Budget Accommodations
2025’teki 30 milyonluk geceleme artışının büyük
bölümü küçük ve uygun fiyatlı tesislerden geldi.
5 yıldızlı oteller artışta sınırlı kalırken, tüketici
tercihlerindeki değişim turizmde pazar ve yatırım
dengelerini yeniden şekillendirdi.
In 2025, the majority of the nearly 30
million increase in overnight stays was
generated by small-scale and affordable
accommodations. While five-star hotels
contributed only a limited share to the
growth, shifting consumer preferences are
reshaping market dynamics and investment
patterns in Turkish tourism.
Türkiye turizminde bir eşik daha kırıldı. Artık, ne pazarlarımız aynı ne
de yatırımlarımız olacak. Tercihleri ve yatırım fırsatlarına ışık tutan
yeni bulgular var. Ekonomist Erol Karabulut’un KTB verilerinden
yaptığı, Geceleme Analizi 2025 Araştırması’na göre, 2025 yılı 10 ayda
sağlanan yaklaşık 30 milyonluk geceleme artışının çoğunluğu küçük
ölçekli ve görece ekonomik tesislerde elde edildi. 5 yıldızlı oteller ise
geceleme artışının %15’ini sağladı. Yüzde 14’ü de 3 ve 4 yıldızlı otellerden.
Otel yatırım eğilimlerinin aksine, %70’i de basit belgeli tesisler ile küçük
otellerden. Bu eğilim son yıllarda ortaya çıkmıştı.
Gece artışı küçüklerde
Özellikle maliyet baskısında yükselen fiyatların etkisiyle tüketicilerin
eğilimi ekonomik tesislere yönelmişti. 2025 yılında bu eğilim belirginleşti.
30 milyonluk geceleme artışının %27,5’i basit belgeli otellerden sağlandı.
Diğer yandan her türden pansiyon yaklaşık %25 payla bunu izledi. 5 yıldızlı
oteller ise geceleme artışının %15’ini, 3 ve 4 yıldızlı oteller toplamda %14’e
ulaştı. Her türden apart otel de %9 pay aldı.
Paylar da değişti
Bu eğilim, tesislerin toplam gecelemeden aldıkları paylarda da görülüyor.
5 yıldızlı otellerin payı %45,5’ten %41,5’e düşerken, basit belgeli oteller
%12’den %14’e çıktı. Her türden pansiyon da %4’ten %7’yi aştı. Termal ve
butik oteller ise aynı paylarda kaldı.
Another threshold has been crossed in Türkiye’s tourism
sector. Neither markets nor investments are the same
anymore. New findings shed light on changing preferences
and emerging investment opportunities. According to the
*Overnight Stay Analysis 2025* study conducted by economist
Erol Karabulut using data from the Ministry of Culture and
Tourism, most of the approximately 30 million increase in
overnight stays recorded during the first ten months of 2025
came from small-scale and relatively economical facilities.
Five-star hotels accounted for just 15% of the increase, while
3- and 4-star hotels contributed 14%. Contrary to prevailing
hotel investment trends, 70% of the growth came from
simple-licensed facilities and small hotels. This trend has
been emerging over recent years.
Growth driven by smaller properties
Rising prices under mounting cost pressures have
already been pushing consumers toward more affordable
accommodation options. In 2025, this trend became more
pronounced. Of the 30 million increase in overnight stays,
27.5% was generated by simple-licensed hotels. Various
types of guesthouses followed with an approximate 25%
share. Five-star hotels accounted for 15% of the growth,
while 3- and 4-star hotels together reached 14%. All types of
serviced apartments captured a 9% share.
Shares are also shifting
This shift is also reflected in the distribution of total overnight
stays by accommodation type. The share of five-star hotels
declined from 45.5% to 41.5%, while simple-licensed hotels
increased their share from 12% to 14%. Guesthouses of all
types rose from 4% to over 7%. Thermal and boutique hotels,
meanwhile, maintained their existing shares.
28
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Doluluklar
Kasımda Geriledi
Occupancy Rates Declined
in November
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın konaklama
istatistiklerinden derlenen verilere göre,
Türkiye genelinde işletme belgeli ve basit
konaklama tesislerinde doluluk oranları 2025
yılı Kasım ayında da gerilemesini sürdürdü.
Türkiye ortalamasında doluluk oranı 2,89 puan
düşerek %35,96’dan %33,07 seviyesine indi.
Kasım ayında iller bazında doluluk oranlarında farklı yönlü değişimler
yaşandı. Antalya’da doluluk oranı 3,27 puanlık düşüşle %31,83’e
gerilerken, İstanbul’da 0,7 puanlık azalışla %53,72 seviyesine indi.
Muğla’da tesis dolulukları 2,16 puan artış göstererek %15,38’e yükseldi.
İzmir’de doluluk oranı 3,84 puan düşüşle %25,35’e geriledi. Aydın’da ise
5,39 puanlık sert düşüşle doluluk oranı %21,09 olarak kaydedildi.
Gecelemelerde artış %15’i aştı
Turizm Databank’ın Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinden derlediği
bilgilere göre, 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde konaklama tesislerinde
yapılan toplam geceleme sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %15,8
artarak 240 milyona ulaştı. Böylece 2024 yılının aynı dönemi yaklaşık 32
milyon geceleme ile geride bırakıldı. Bu dönemde yabancı ziyaretçilerin
tesislerde yaptıkları gecelemeler %10 artışla 149 milyona yaklaşırken,
vatandaş ziyaretçilerin gecelemeleri %26,6 artarak 90,6 milyona yaklaştı.
Yabancı ve yerli geceleme artışı üç şehirde yoğunlaştı
Aynı dönemde tesislerde yapılan yabancı geceleme sayısı 13,7 milyon artış
gösterdi. Bu artışın %69,7’si yalnızca üç şehirde toplandı. Söz konusu üç
şehir, yaklaşık 19 milyona ulaşan yerli geceleme artışının da %54’ünü
oluşturdu. Bu veriler, turizm hareketliliğinin belirli destinasyonlarda
yoğunlaşmaya devam ettiğini ortaya koydu.
According to accommodation statistics
compiled from the Ministry of Culture and
Tourism, occupancy rates at licensed and
simple accommodation facilities across
Turkey continued to decline in November
2025. The national average occupancy rate
fell by 2.89 points, dropping from 35.96% to
33.07%.
In November, occupancy rates showed mixed trends across
provinces. In Antalya, occupancy declined by 3.27 points
to 31.83%, while in Istanbul it decreased by 0.7 points
to 53.72%. In Muğla, occupancy rates increased by 2.16
points to 15.38%. İzmir recorded a decline of 3.84 points to
25.35%, and Aydın saw a sharp drop of 5.39 points, bringing
occupancy down to 21.09%.
Overnight stays increased by more than 15%
According to data compiled by Turizm Databank from
the Ministry of Culture and Tourism, the total number of
overnight stays at accommodation facilities in the January–
November 2025 period increased by 15.8% year-on-year,
reaching 240 million. This exceeded the same period of 2024
by approximately 32 million overnight stays. During this
period, overnight stays by foreign visitors rose by 10% to
nearly 149 million, while overnight stays by domestic visitors
increased by 26.6% to almost 90.6 million.
Foreign and domestic overnight growth
concentrated in three cities
In the same period, the number of overnight stays by
foreign visitors increased by 13.7 million. Of this increase,
69.7% was concentrated in just three cities. These same
three cities also accounted for 54% of the nearly 19 million
increase in domestic overnight stays, indicating that tourism
activity continues to be concentrated in a limited number of
destinations.
30
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
2024’te Turizm Ekonomiyi
Ne Kadar Uyardı?
How Much Did Tourism Stimulate
the Economy in 2024?
TÜİK’in Turizm Uydu Hesabı’na göre, 2024’te
turizm amaçlı toplam tüketim 116,3 milyar
dolara ulaştı. Harcamaların %76,6’sı turizme
özgü ürünlerden oluşurken, en büyük payı
yolcu taşımacılığı aldı.
Turizm Uydu Hesabı’na göre (TÜİK), Türkiye’de 2024 yılında turizm
amaçlı toplam tüketim değeri (yabancı ve yerli) 116,3 milyar dolar
olarak gerçekleşti. Bunun 70,5 milyar doları yerleşik olmayanlar, 45,8
milyar doları ise yerleşik kişiler tarafından gerçekleştiği tahmin ediliyor.
Turizm amaçlı tüketim dağılımı
Turizm amaçlı toplam tüketim değerinin, 89,2 milyar doları (%76,6) turizme
konu ürünlerden ve 27,2 milyar doları da diğer ürünlerden sağlandı.
Turizme konu ürünler içinde 44,4 milyar dolar ile yolcu taşımacılığı
hizmetleri ilk sırayı aldı. 21,2 milyar dolar ile gıda ve içecek servis
hizmetleri onu izledi. Ziyaretçilere yönelik konaklama hizmetleri de 16,2
milyar dolarla üçüncü sırada. Seyahat acenteleri vb. alanlar ise 4,7 milyar
dolar üretti. (Turizm Databank)
According to the Tourism Satellite Account
(TSA) by TURKSTAT, total tourism-related
consumption in Turkey reached 116.3 billion
dollars in 2024. Of this, 76.6% consisted of
tourism-specific products, with passenger
transportation services accounting for the
largest share.
Based on the TSA, it is estimated that 70.5 billion dollars of
this total was generated by non-residents, while 45.8 billion
dollars came from residents.
Distribution of tourism-related consumption
Of the total tourism-related consumption, 89.2 billion dollars
(76.6%) came from tourism-specific products, while 27.2
billion dollars was spent on other goods and services. Among
tourism-specific products, passenger transportation services
ranked first with 44.4 billion dollars, followed by food and
beverage services with 21.2 billion dollars. Accommodation
services for visitors came third with 16.2 billion dollars, and
travel agencies and related services contributed 4.7 billion
dollars. (Tourism Databank)
Yabancıların Kişi Başı
Harcaması Düşüyor
Per Capita Spending Down Over 15 Years
Türkiye’ye gelen yabancıların kişi başı
harcamaları son 15 yılda pazarlara göre %2
ila %40 arasında düştü. Almanya, İngiltere ve
Rusya’daki düşüş sınırlı kalırken, ABD rekor
düşüşte!
Türkiye’ye gelen yabancıların kişi başı harcamaları pazarlara göre
azalıyor. Son 15 yılda düşüş oranları %2 ile %40 arasında değişiyor.
En büyük pazarlarımızda da gerileme dikkat çekiyor.
Almanya, Rusya ve İngiltere’de düşüş sınırlı
TurizmDatabank’tan Ekonomist Erol Karabulut’un 3. çeyrek toplamlarını
ele aldığı 15 yıllık verilere göre, Almanya’dan gelenlerin kişi başı toplam
harcaması 2025 yılında 1057 dolara geriledi. Bu pazarda harcamalar en
yüksek 1200 dolara yakın seviyeye 2013 yılında ulaşmıştı. Düşüş %11’i
geçti.
Yine en büyük pazarlarımızdan Rusya’da kişi başı toplam harcama 2025
yılında 871 dolara indi. Harcamalar en yüksek 898 dolara yakın seviyeye
2022 yılında ulaşmıştı. Düşüş %3 civarında. Büyük pazarlardan İngiltere’de
kişi başı toplam harcama 2025 yılında 954 dolara düştü. Harcamalar en
yüksek 1000 dolara yakın seviyeye 2013 yılında ulaşmıştı. Düşüş %4,6
civarında.
ABD’de rekor düşüş
ABD pazarında kişi başı toplam harcama 1218 dolarla yüksek seviyelerden
biri olsa da, harcamalar 2021’de 2096 dolara kadar çıkmıştı. Düşüş %41
dolayında gerçekleşti.
Bazı pazarlarda kişi başı harcama düşüşü
Almanya %11,6, Rusya %3, İngiltere %4,6, İtalya %20, ABD %41, İsviçre
%17,3, İsveç %24,2, İsrail %2,1, İspanya %15,4 ve İran %33,8 oranında
düşüş gösterdi.
Per capita spending of foreign visitors to
Türkiye has decreased across markets over
the past 15 years, ranging from 2% to 40%.
While the decline is limited in Germany, the
UK, and Russia, the U.S. market shows a
record drop.
Per capita spending of foreign visitors to Türkiye has been
falling across markets. Over the past 15 years, the decline
has ranged from 2% to 40%, with notable decreases even in
the country’s largest source markets.
Limited decline in Germany, Russia, and the UK
According to 15 years of data analyzed by economist Erol
Karabulut from TourismDatabank, the per capita total
spending of visitors from Germany fell to $1,057 in 2025.
Spending in this market had reached nearly $1,200 at its
peak in 2013, marking a decline of more than 11%.
In Russia, another major market, per capita total spending
dropped to $871 in 2025. Spending had peaked near $898 in
2022, representing a decline of around 3%. In the UK, per
capita total spending fell to $954 in 2025, compared with
nearly $1,000 in 2013, a drop of approximately 4.6%.
Record decline in the U.S.
The U.S. market, historically one of the highest in per capita
spending at $1,218, saw spending fall from a peak of nearly
$2,096 in 2021. This represents a decrease of around 41%.
Per capita spending declines by market
In Germany, spending fell 11.6%, in Russia 3%, in the UK
4.6%, in Italy 20%, in the U.S. 41%, in Switzerland 17.3%, in
Sweden 24.2%, in Israel 2.1%, in Spain 15.4%, and in Iran
33.8%.
32
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
İşte Antalya Havalimanı’nda
39 Milyon Yolcuya Ulaşan Yıllık Trafiğin
Sayısal Tablosu!
Here’s the Numerical Overview of Antalya Airport’s Annual
Traffic Reaching 39 Million Passengers!
Antalya Havalimanı, 2025 yılını 39 milyon
160 bin 491 yolcuyla tamamladı. Yıl boyunca
toplam uçak trafiği 240 bin 129, yük trafiği ise
466 bin 130 ton olarak kaydedildi.
Antalya Havalimanı, 2025 yılında yolcu hareketliliğini
sadece yaz aylarıyla sınırlı tutmayan bir tablo
ortaya koydu. Türkiye’nin önde gelen turizm
merkezlerinden biri olan havalimanı, Aralık ayında 1
milyonun üzerinde yolcuya hizmet verirken, yılı toplam
39 milyon 160 bin 491 yolcu sayısıyla kapattı.
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel
Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yılı Aralık ayında Antalya
Havalimanı’nı kullanan yolcu sayısı 1 milyon 75 bin 275
olarak kaydedildi. Bu yolcuların 503 bin 419’u iç hatlarda,
571 bin 856’sı ise dış hatlarda seyahat etti. Aynı ay
içerisinde havalimanındaki toplam uçak trafiği 8 bin 300
olarak gerçekleşti.
Kış döneminde uçak ve yük hareketliliği
Aralık ayında iniş ve kalkış yapan uçakların 4 bin 15’i
iç hat, 4 bin 285’i dış hat uçuşlarından oluşurken,
kargo, posta ve bagajı kapsayan yük trafiği 11 bin 538
ton olarak kayıtlara geçti. Airlinehaber’in aktardığı
veriler, Antalya’nın kış sezonunda da hava ulaşımında
yoğunluğunu sürdürdüğünü gösterdi.
Yıl genelinde Antalya Havalimanı’ndaki toplam uçak
trafiği 240 bin 129’a, yük trafiği ise 466 bin 130 tona
ulaştı. Yolcu profilinde dış hatların ağırlıkta olması,
kentin uluslararası turizmdeki konumunu rakamlarla
ortaya koydu.
Antalya Airport completed the year 2025 with
39,160,491 passengers. Over the year, total
aircraft traffic reached 240,129, while cargo
traffic totaled 466,130 tons.
In 2025, Antalya Airport demonstrated passenger activity that was not
limited to the summer months. One of Türkiye’s leading tourism hubs,
the airport served over 1 million passengers in December, closing the
year with a total of 39,160,491 passengers.
According to data from the General Directorate of State Airports
Authority (DHMİ), 1,075,275 passengers used Antalya Airport in
December 2025. Of these, 503,419 traveled on domestic flights, while
571,856 were international passengers. During the same period, the
airport recorded a total of 8,300 aircraft movements.
Aircraft and cargo traffic during the winter season
In December, of the aircraft landings and departures, 4,015 were
domestic flights and 4,285 were international. Cargo traffic, including
mail and baggage, totaled 11,538 tons. Data shared by Airlinehaber
indicate that Antalya maintained high capacity in air transport even
during the winter season.
Over the year, total aircraft traffic at Antalya Airport reached 240,129,
and cargo traffic totaled 466,130 tons. The predominance of international
passengers once again confirms the city’s strong position in global
tourism.
A year-round active airport
Experts point out that exceeding the 1 million passenger mark during
the winter months is an important indicator for Antalya’s off-season
tourism goals. With the increase in international flights, Antalya Airport
has become an active air transport hub throughout the year, rather than
being limited to the summer months.
Yıl boyu hizmet veren havalimanı
Uzmanlar, kış aylarında 1 milyon yolcu eşiğinin
aşılmasını Antalya’nın sezon dışı turizm hedefleri
açısından önemli bir veri olarak değerlendiriyor. Dış hat
uçuşlarındaki artışla birlikte Antalya Havalimanı’nın,
yaz aylarıyla sınırlı kalmayan, yılın 12 ayı aktif bir hava
ulaşım noktası haline geldiği ifade ediliyor.
Nuova Simonelli Türkiye Distribütörü
SORCAN Teknik Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.
Showroom: Sultan Selim Cad. Turan Sok. No: 21/A
Kağıthane-İstanbul Tel: +90 (212) 269 18 00
www.tecnocoffeeshop.com / info@tecnocoffee.com.tr
34
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
2025’te Antalya Müzeleri 3,25
Milyon Ziyaretçi Ağırladı
Antalya, 2025 yılında müze ve ören yerlerini ziyaret eden kişi sayısında 3 milyon 250 bini
aşarak dikkat çekti. Geleceğe Miras Projesi kapsamında yürütülen kazı, restorasyon ve
altyapı çalışmalarıyla kültür turizminin yılın tamamına yayılması hedefleniyor.
2025’te Antalya,
kültür turizminde
önemli bir
artış göstererek
müze ve ören
yerlerinde 3 milyon
250 binden fazla
ziyaretçiyi ağırladı.
Gece müzeciliği
uygulamaları, kentin
kültürel alanlarındaki
ziyaretçi yoğunluğunu
zirveye taşıdı. Kültür
ve Turizm Bakanı
Mehmet Nuri Ersoy,
Antalya’nın yalnızca
“deniz, kum, güneş”
turizmiyle sınırlı
kalmadığını belirterek,
kentin arkeolojik
zenginlikleri ve
müzeleriyle dört
mevsim kültür
turizminin merkezi
hâline getirildiğini
vurguladı.
Bakan Ersoy’un “arkeolojide altın çağ”
yaklaşımı doğrultusunda yürütülen
çalışmalar, hem ziyaretçi sayısında
hem de nitelikli deneyimlerde somut
sonuçlar verdi. Dünya verilerine göre,
2025’te Antalya genelinde toplam
ziyaretçi sayısı 17,5 milyona ulaştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından
başlatılan Geleceğe Miras Projesi
kapsamında kentte 24 farklı noktada
arkeolojik kazı ve bilimsel araştırmalar
gerçekleştirildi. Bu çalışmalar, kültürel
mirasın korunması ve ziyaretçilere
daha kaliteli sunum sağlanması
amacını taşıyor.
Aziz Nikolaos Kilisesi öne çıktı
2025 verilerine göre müzeler arasında
Aziz Nikolaos Kilisesi yaklaşık 198
bin ziyaretçiyle öne çıktı. Kazıların
yanı sıra restorasyon ve altyapı
yatırımlarıyla tarihi dokunun gelecek
nesillere aktarılması hedeflenirken,
ziyaretçilerin alanları daha konforlu
şekilde gezebilmesi için yeni
düzenlemeler yapıldı. Side Müzesi de
yıl boyunca en çok ilgi gören kültürel
noktalar arasında yer aldı.
Ören yerleri kategorisinde Phaselis
Antik Kenti 481 bin ziyaretçi ile ilk
sırada bulunurken, Patara ve Olympos
gibi önemli destinasyonlar da yoğun
ziyaretçi akışıyla öne çıktı. Özellikle
sezon sonu döneminde Antalya’da
kültür turizmine ilginin yüksek olduğu
belirtildi. 2025’te kentin ulaştığı
17,5 milyon toplam ziyaretçi rakamı
doğrultusunda, 2026 yılı için planlama
çalışmalarının sürdüğü ifade edildi.
Gece müzeciliğine yeni yerler
eklenecek
Antalya’daki yeni projeler arasında
Kemer’deki Idyros Antik Kenti dikkat
çekiyor. Kentte Türkiye’nin ikinci su altı
arkeoloji müzesi için inşa çalışmaları
başlatıldı. Gece müzeciliği programı
sayesinde bazı ören yerlerinin ziyaret
saatleri uzatılarak kültür turizminin
gün boyu devam etmesi sağlandı.
Özellikle Side Antik Kenti’ndeki yapılan
düzenlemeler yoğun ilgi görürken, 2026
yılında gece müzeciliği kapsamına yeni
yerlerin eklenmesi planlanıyor.
Antalya Museums Welcome
3.25 Million Visitors in 2025
In 2025, Antalya attracted over 3.25 million visitors to its museums and historical
sites, drawing significant attention. Excavation, restoration, and infrastructure works
carried out under the “Legacy for the Future” Project aim to extend cultural tourism
throughout the year.
Antalya saw a notable rise in
cultural tourism in 2025, hosting
more than 3.25 million visitors
across its museums and historical
sites. Night museum programs
pushed visitor numbers at cultural
locations to record levels. Minister of
Culture and Tourism Mehmet Nuri
Ersoy emphasized that Antalya is not
limited to “sea, sun, and sand” tourism,
highlighting the city’s archaeological
wealth and museums as a four-season
cultural tourism hub.
Guided by Minister Ersoy’s “Golden
Age of Archaeology” approach, these
efforts have delivered tangible results
both in visitor numbers and the quality
of experiences. The total number of
visitors in Antalya in 2025 reached
17.5 million. As part of the Legacy for
the Future Project, archaeological
excavations and scientific research
were conducted at 24 different sites
across the city. These initiatives aim to
preserve cultural heritage and provide
higher-quality experiences for visitors.
St. Nicholas Church stands out
According to 2025 data, St. Nicholas
Church attracted approximately 198,000
visitors, making it the most visited
museum. Alongside excavations,
restoration and infrastructure projects
aim to pass down the historical
texture to future generations while
allowing visitors to explore sites
more comfortably. Side Museum also
remained one of the most popular
cultural attractions throughout the
year.
Among historical sites, Phaselis Ancient
City ranked first with 481,000 visitors,
while other significant destinations
such as Patara and Olympos also saw
heavy visitor traffic. Cultural tourism in
Antalya was particularly strong during
the end-of-season period. With a total
of 17.5 million visitors in 2025, planning
for 2026 is already underway.
New sites to join night museum
programs
Among Antalya’s new projects, Idyros
Ancient City in Kemer stands out.
Construction for Türkiye’s second
underwater archaeology museum has
begun there. Night museum programs
have extended visiting hours at some
historical sites, ensuring that cultural
tourism continues throughout the day.
The adjustments at Side Ancient City
have attracted great interest, and in
2026, new sites will be added to the
night museum program.
36
hotel restaurant
& hi-tech
gündem agenda
Hakan Akın: "Türkiye, Avrupa’nın
nitelikli iş gücü açığı için kritik fırsat”
Hakan Akın: “Türkiye is a critical opportunity
for Europe’s skilled workforce shortage
Avrupa’da nitelikli personel krizi büyürken, Türkiye kritik
bir fırsat sunuyor. Berlin’de faaliyet gösteren TITANIC
Chaussee Hotel Genel Müdürü Hakan Akın, özellikle
mutfak ve kritik pozisyonlar için Türkiye’den personel
istihdam ettiklerini belirterek, Türkiye’nin güçlü turizm
altyapısı ile yetişmiş iş gücünün bu süreçte stratejik
önem taşıdığını vurguladı.
Avrupa turizm ve konaklama sektörü, artan
talebe rağmen insan kaynağı tarafında ciddi
bir sıkışma yaşıyor. Yapılan araştırmalar, Batı
Avrupa’daki otellerin önemli bir bölümünün nitelikli
personel eksikliği nedeniyle operasyonlarını planlanan
kapasitede sürdüremediğini gösteriyor. Özellikle
Almanya’da gastronomi ve konaklama sektörlerinde
on binlerce kalifiye çalışana ihtiyaç duyulurken, uzmanlar
bu sorunun artık mevsimsel değil, yapısal bir
nitelik kazandığına dikkat çekiyor.
Personel açığı yapısal hale geliyor
European Accommodation Barometer verilerine
göre; Batı Avrupa’daki otellerin %47’si, yetenekli personel bulmayı operasyonel
büyümenin önündeki en büyük engel olarak görüyor. Almanya’da sektör birliği
DEHOGA’nın değerlendirmeleri ise gastronomi ve konaklama sektörlerinde 65
binin üzerinde kalifiye çalışan açığı bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, artan
talebe rağmen hizmet kapasitesinin insan kaynağı nedeniyle sınırlı kalmasına
yol açarken, sektörde yeni insan kaynağı ve organizasyon modellerini de zorunlu
kılıyor.
“Berlin’e Türkiye’den personel getiriyoruz”
Berlin’de faaliyet gösteren TITANIC Chaussee Hotel Genel Müdürü Hakan Akın,
Avrupa’daki personel açığının işletmeleri farklı insan kaynağı modellerine yönelttiğini
belirtiyor. Akın, özellikle nitelik ve süreklilik gerektiren alanlarda Türkiye’nin
öne çıkan bir kaynak hâline geldiğini vurgulayarak, mutfak başta olmak üzere
bazı kritik pozisyonlarda personeli Türkiye’den istihdam ettiklerini ifade ediyor.
Berlin’de görev alacak personel için iyi derecede Almanca bilgisinin pozisyona
bağlı olarak C1 seviyesine kadar ve en az B2 seviyesinde İngilizce bilgisinin temel
bir ön koşul olduğunu belirten Akın, şu değerlendirmede bulunuyor: “Avrupa’ya
gelen genç Türk profesyonellere istihdam sağlayarak onları sektöre kazandırmaya
çalışıyoruz. Bu yaklaşım yalnızca mevcut açığı kapatmakla sınırlı kalmıyor; uzun
vadede daha dengeli ve sürdürülebilir bir iş gücü yapısına da katkı sunuyor.”
Türkiye için zaman kritik
Hakan Akın’a göre, Avrupa’daki nitelikli personel açığı kısa vadede kapanacak bir
sorun değil. Demografik dönüşüm, hizmet sektörüne olan ilginin azalması ve değişen
çalışma alışkanlıkları, turizmdeki insan kaynağı sorununu önümüzdeki yıllarda
daha da derinleştirecek. Bu tablo, güçlü turizm altyapısı ve çok kültürlü çalışma
deneyimine sahip insan kaynağıyla öne çıkan Türkiye açısından kritik bir döneme
işaret ediyor. Akın, sürecin yalnızca bireysel istihdam fırsatları olarak görülmemesi
gerektiğini belirterek; eğitimden sertifikasyona, kurumsal iş birliklerinden
insan kaynağı ihracına uzanan daha geniş bir ekonomik çerçevede ele alınmasının
önemine dikkat çekiyor.
As the skilled labor shortage grows in Europe, Türkiye
presents a critical opportunity. Hakan Akın, General
Manager of TITANIC Chaussee Hotel in Berlin, stated
that they employ staff from the country, especially for
kitchen and key positions, emphasizing that its tourism
infrastructure and trained workforce hold strategic
importance in Europe.
The European tourism and hospitality sector is experiencing
significant pressure on human resources despite rising demand.
Research shows that a significant portion of hotels in Western
Europe cannot operate at planned capacity due to a lack of skilled
personnel. Especially in Germany, the gastronomy and hospitality
sectors need tens of thousands of qualified workers, and experts
note that this issue has shifted from being seasonal to structural.
Staff shortage is becoming structural
According to the European Accommodation Barometer, 47% of
hotels in Western Europe see finding skilled personnel as the
biggest obstacle to operational growth. Evaluations by Germany’s
industry association DEHOGA reveal that there is a shortage of over
65,000 qualified workers in the gastronomy and hospitality sectors.
This limits service capacity despite growing demand and requires
new human resource and organizational models in the sector.
“We bring personnel from Türkiye to Berlin”
Hakan Akın, General Manager of TITANIC Chaussee Hotel in Berlin,
says that the personnel shortage in Europe has led businesses to
explore different human resource models. He emphasized that
Türkiye has become a leading source for positions requiring skill
and continuity, and stated that they employ personnel from Türkiye,
particularly in kitchens and other critical roles.
For staff working in Berlin, a good command of German up to C1
level depending on the position, and at least B2 level in English,
is a basic requirement. Akın commented: “We aim to provide
employment opportunities for young Turkish professionals
and integrate them into the sector. This approach not only fills
the current gap but also contributes to a more balanced and
sustainable workforce in the long term.”
Time is critical for Türkiye
According to Hakan Akın, the shortage of skilled personnel in
Europe is not a problem that can be solved quickly. Demographic
changes, declining interest in the service sector, and shifting work
habits will deepen the human resource challenges in tourism
in the coming years. This situation marks a critical period for
Türkiye, which stands out with its strong tourism infrastructure
and multicultural work experience. Akın also emphasized that
the process should not be viewed solely as individual employment
opportunities, highlighting the importance of addressing it within a
broader economic framework that includes education, certification,
corporate partnerships, and the export of human resources.
38
hotel restaurant
& hi-tech
gündem agenda
CELESTYAL,
“ICONIC ARABIA” ILE ARAP
KÖRFEZI’NDE KARA TURLARINI
GENIŞLETTI
Celestyal, ikinci gemisi Celestyal Discovery’yi gönderdiği Arap Körfezi’nde, ‘‘Iconic Arabia’’
rotalarındaki kara turu programlarını genişletti. Yeni turlar arasında, ilk kez uğrak
yapılan Ras Al Khaimah’taki deneyimlerin yanı sıra Dubai ve Abu Dabi’de ek seçenekler
bulunuyor.
Celestyal, Iconic Arabia seferleri
kapsamında kara turu programını
önemli ölçüde genişletti. Hurma
çiftlikleri, deve güreşleri ve inci avcılığının
izini süren turlarla Ras Al Khaimah,
Dubai ve Abu Dabi’de misafirlere yepyeni
deneyimler sunuluyor. Celestyal Discovery
ile gerçekleştirilen 3, 4 ve 7 gecelik seferler
sayesinde Körfez bölgesinin kültürel, tarihi
ve doğal mirası çok daha kapsamlı biçimde
keşfedilebiliyor.
Bu genişlemenin önemli adımlarından biri
ise Celestyal’in geçtiğimiz Nisan ayında,
Dubai’de düzenlenen Arabian Travel Market’te
Ras Al Khaimah Turizm Geliştirme Otoritesi
ile imzaladığı üç yıllık anlaşma oldu. Çok
yıllı bu ortaklık, Ras Al Khaimah’ı Celestyal
misafirleri için öne çıkan bir destinasyon
olarak konumlandırmayı amaçlarken,
kruvaziyer şirketinin Arap Körfezi bölgesiyle
olan bağlarını da güçlendiriyor.
İstanbul’dan uçaklı kış cruise
paketleri
1.360 yolcu kapasiteli Celestyal Discovery, Abu
Dabi’deki kış ana limanından kalkarak 3, 4
ve 7 gecelik yeni ‘Iconic Arabia’ seyahatlerine
kış boyunca devam ediyor. Uğrak limanlar
arasında BAE’de ilk kez ziyaret edilen Ras
Al Khaimah’a ek olarak Katar’ın Doha kenti,
Umman’ın Khasab kenti, Dubai, BAE ve
Sir Bani Yas Adası da yer alıyor. 3 gecelik
seyahatlerin fiyatı kişi başı 309 Euro’dan,
4 gecelikler 389 Euro’dan ve 7 gecelik
programlar ise 639 Euro’dan başlıyor.
İstanbul’dan Doha’ya uçaklı cruise paketli
turlarının tarihleri ise 24, 31 Ocak ve 07 Şubat.
Doha, Dubai, Sir Bani Yas, Abu Dabi, Bahreyn
rotasını izleyen cruise turları; uçak bileti ve
transferlerin de dahil olduğu 999 Euro’dan
başlıyor. Fiyatlara tüm yemekler, alkolsüz
içecekler, WiFi, liman vergileri ve bahşişler
dahil.
Destinasyonun gerçek ruhuyla
buluşma
Iconic Arabia Cruise programının kara
turlarında yarım gün, tam gün ve iki günlük
çeşitli seçenekler sunuluyor. Ayrıca küçük
gruplara yönelik klasik turistik gezilerin
ötesine geçen, yerel halkla ve kültürel
değerlerle birebir temasın kurulduğu, gerçek
yaşam deneyimlerini içeren, daha özgün
ve samimi deneyimler de var. Kara turu
programlarından bazıları şöyle:
Ras Al Khaimah’ın Ruhuna Yolculuk, çöl
kumulları boyunca panoramik bir yolculukla
başlıyor ve kraliyet deve yarışları çiftlikleri,
Emirlik hurma çiftliği ile bir dağ köyü ziyaretini
kapsıyor. Ras Al Khaimah ve Suwaidi İncileri
Çiftliği turu, Suwaidi Pearls tarafından
işletilen House of Pearls ziyaretiyle başlıyor.
Geleneksel bir inci avcılığı teknesiyle yapılan
yolculuğun ardından Dhayah Kalesi ve Ras Al
Khaimah Eski Şehir gezisiyle devam ediyor.
Dubai’yi Tepeden Görmek turu, Dubai Kraliyet
Ailesi’nin ikametgâhı olan Zabeel Sarayı’na
panoramik bir sürüşle başlıyor. Geleceğin
Müzesi, dünyanın en yüksek dönme dolabı
olan Ain Dubai’de Bluewaters Island ziyareti
ve Kite Beach duraklarını içeriyor. Lezzetin
ve hurmanın izinde gerçekleştirilen Abu Dabi
kültür ve gastronomi keşif turunda, şehrin
görülmesi gereken önemli noktaları ile hurma
pazarlarını gezip görmek mümkün. Yas
Waterworld, Yas Island ise Abu Dhabi’nin Yas
Adası’nda bulunan ünlü su parkında tam gün
eğlence vadediyor.
Haslett: “Arap Körfezi’ni sahne
arkasından keşfe davet ediyorum”
Celestyal Ticari İşlerden Sorumlu Üst
Yöneticisi Lee Haslett yeni programa dair
şunları söyledi: “Yeni ‘Iconic Arabia’ kara
turlarımız, misafirlerimize Arap Körfezi’ni
adeta sahne arkası geçişiyle keşfetme fırsatı
sunuyor. Bölgenin kültür, tarih ve doğal
güzelliklerle örülü zengin dokusuna içeriden
bir bakış sağlıyor. Dubai’nin geleceğe uzanan
silüetinden Sir Bani Yas Adası’nın huzurlu
kıyılarına ve Ras Al Khaimah’ın hazinelerine
kadar her deneyim, son derece bilgili ekibimiz
tarafından yönetilerek misafirlerimizi
destinayonun gerçek ruhuyla buluşturuyor.”
Celestyal Expands “Iconic Arabia”
Land Tours in the Arabian Gulf
Celestyal has expanded the land tour programs on its “Iconic Arabia” itineraries in the
Arabian Gulf, where it operates its second ship, Celestyal Discovery. The new tours include
first-time visits to Ras Al Khaimah, as well as additional options in Dubai and Abu Dhabi.
As part of the Iconic Arabia cruises,
Celestyal has significantly expanded
its land tour offerings. Tours tracing
the paths of date farms, camel races, and
pearl diving provide guests with entirely new
experiences in Ras Al Khaimah, Dubai, and
Abu Dhabi. With 3-, 4-, and 7-night cruises
aboard Celestyal Discovery, travelers can
explore the cultural, historical, and natural
heritage of the Gulf region in a more
comprehensive way.
A key step in this expansion was Celestyal’s
signing of a three-year agreement with
the Ras Al Khaimah Tourism Development
Authority in April, during the Arabian Travel
Market in Dubai. This multi-year partnership
aims to position Ras Al Khaimah as a
prominent destination for Celestyal guests
while strengthening the cruise line’s ties to
the Arabian Gulf region.
Winter cruises from Istanbul with
flights
The 1,360-passenger Celestyal Discovery
departs from its Abu Dhabi winter home
port for new 3-, 4-, and 7-night “Iconic
Arabia” cruises throughout the winter
season. Ports of call include first-time visits
to Ras Al Khaimah in the UAE, along with
Doha in Qatar, Khasab in Oman, Dubai, the
UAE, and Sir Bani Yas Island. Prices start
at €309 per person for 3-night cruises, €389
for 4-night cruises, and €639 for 7-night
itineraries. Flight-inclusive cruise packages
from Istanbul to Doha are available on
January 24, 31, and February 7. Cruises
following the Doha, Dubai, Sir Bani Yas, Abu
Dhabi, and Bahrain route start from €999,
including airfare, transfers, all meals, nonalcoholic
beverages, WiFi, port taxes, and
gratuities.
Discovering the true spirit of the
destinations
The Iconic Arabia cruise program offers a
variety of land tour options, including halfday,
full-day, and two-day experiences. In
addition to classic tours for small groups,
the program features more authentic and
intimate experiences that go beyond typical
sightseeing, allowing guests to interact
directly with local people and cultural
traditions. Some of the land tours include:
The “Ras Al Khaimah’s Spirit” tour begins
with a panoramic journey across desert
dunes and includes visits to royal camel
racing farms, a UAE date farm, and a
mountain village. The “Ras Al Khaimah and
Suwaidi Pearls” tour starts at the House
of Pearls operated by Suwaidi Pearls,
continues with a traditional pearl diving boat
trip, and concludes with
visits to Dhayah Fort and
Ras Al Khaimah Old Town.
The “Dubai from Above”
tour begins with a
panoramic drive past the
residence of the Dubai
Royal Family at Zabeel
Palace and includes stops
at the Museum of the
Future, Bluewaters Island
with the world’s tallest
observation wheel, Ain
Dubai, and Kite Beach.
The “Following the Trail of
Taste and Dates” tour in Abu Dhabi offers a
cultural and gastronomic exploration of the
city, including visits to must-see landmarks
and date markets. Yas Waterworld on Yas
Island provides a full day of fun at Abu
Dhabi’s famous water park.
Haslett: “We invite guests to
explore the Arabian gulf behind the
scenes”
Lee Haslett, Celestyal’s Chief Commercial
Officer, commented on the new program:
“Our new ‘Iconic Arabia’ land tours offer
guests the chance to discover the Arabian
Gulf almost like a backstage pass. They
provide an insider’s view of the region’s
rich tapestry of culture, history, and natural
beauty. From Dubai’s futuristic skyline to
the tranquil shores of Sir Bani Yas Island
and the treasures of Ras Al Khaimah,
every experience is managed by our highly
knowledgeable team, connecting our guests
with the true spirit of each destination.”
40
Röportaj Hatice Ünal Bilen
hotel restaurant
& hi-tech
gündem röportaj
Tolga Tosun:
“Museum Hotel’i Bütünsel
Bir Deneyim Alanı Olarak
Konumluyoruz”
Kapadokya’nın binlerce yıllık
mirasını lüks konaklama, özgün
mimari ve güçlü bir gastronomi
diliyle yeniden yorumlayan Museum
Hotel, “yaşayan müze” yaklaşımıyla
bölgenin deneyim odaklı turizm
anlayışına yön veriyor. Uluslararası
misafir profili, sürdürülebilir lüks
vizyonu ve Relais & Châteaux çatısı
altındaki gastronomi yaklaşımıyla dikkat
çeken tesis; Kapadokya’nın küresel
turizm sahnesindeki konumunu nitelik
üzerinden güçlendirmeyi hedefliyor.
Indigo Group Genel Müdürü Tolga
Tosun ile Museum Hotel’in bu çok
katmanlı deneyim anlayışını, pazar
stratejilerini ve Kapadokya turizminin
geleceğini konuştuk.
Kapadokya’nın benzersiz tarihsel
dokusunu “Museum Hotel”
konseptiyle yorumlayan tesisiniz,
bölgedeki lüks konaklama
anlayışından nasıl ayrışıyor?
Mimari, koleksiyon, hikâye anlatımı
ve deneyim tasarımı açısından
misafirlerinize nasıl bir bütünsel
deneyim sunuyorsunuz?
Museum Hotel’i sadece bir konaklama
tesisi olarak değil; Kapadokya’nın
kültürünü, estetiğini ve yaşam biçimini
bir arada hissettiren bütünsel bir
deneyim alanı olarak konumluyoruz.
“Yaşayan müze” yaklaşımımız;
mimari, koleksiyon, hikâye anlatımı
ve hizmet standardının tek bir çizgide
buluşmasına dayanıyor.
Otelin taş ve mağara dokusunu,
bölgenin geleneksel işçiliğine saygılı
bir restorasyon anlayışıyla koruyor;
bunu modern konforla dengeliyoruz.
Koleksiyon tarafında da dönemlere
ait seçili eser ve objeler, bir “dekor”
gibi değil, mekânın doğal parçası
olarak kurgulanıyor. Bizim için lüks;
gösterişten ziyade, misafirin bulunduğu
coğrafyayla gerçek bir bağ kurması
ve bunu yüksek hizmet standardıyla
yaşaması diyebiliriz.
Otelin hedef pazarları bugün
itibarıyla nasıl bir dağılım
gösteriyor? 2025 yılı genelinde
doluluk oranlarınızı ve talep
seyrini nasıl değerlendirirsiniz?
Bu yılı operasyonel ve ticari açıdan
beklentileriniz doğrultusunda
geçirdiğinizi söyleyebilir miyiz?
Misafir profilimiz ağırlıklı olarak
uluslararası ve yüksek deneyim odaklı
bir segmentten oluşuyor. Bugün
itibarıyla pazar dağılımımızda ABD ve
Güney Amerika ülkeleri öne çıkarken, iç
pazar da güçlü ve yoğun bir paya sahip.
Rusya pazarı ise geçtiğimiz yıl yeniden
canlanmaya başladı ve talepte belirgin
bir hareket görüyoruz.
2025’i, Kapadokya’ya ilginin
sürdüğü; özellikle kalite, gastronomi
ve kişiselleştirilmiş deneyim
arayışının güçlendiği bir yıl olarak
değerlendiriyoruz. Bizim için başarı
ölçütü yalnızca doluluk değil; doğru
misafir karması, memnuniyet ve
sürdürülebilir gelir kalitesi. Bu
çerçevede 2025’in operasyonel ve
ticari açıdan beklentilerimizle uyumlu
geçtiğini söyleyebiliriz.
İçinde bulunduğumuz yıl özelinde
konuşacak olursak; doluluk
oranları, gelir performansı ve
pazar dağılımı açısından nasıl bir
tablo öngörüyorsunuz? Yıl sonu
hedefleriniz neler? Bu yıl için
öne çıkan stratejik öncelikleriniz
ve özellikle odaklandığınız yeni
pazarlar veya segmentler var mı?
2026 yılında, lüks segmentteki
konumumuzu sağlamlaştırırken nitelikli
büyümeye odaklanıyoruz. Stratejik
önceliğimiz, sadece konaklama değil,
Kapadokya’nın bütünsel bir lüks
destinasyon olarak doğru içerik ve
doğru kanallarla anlatılması. Bu yıl
odağımız “daha fazla” değil; daha
doğru: sezonu uzatan, deneyim
harcamasını artıran ve tekrar ziyaret
potansiyeli yüksek segmentlere
yoğunlaşıyoruz. Gelir performansında
fiyat/kalite dengesini korurken, servis
standardını sürdürülebilir şekilde
güçlendirmeyi önceliklendiriyoruz.
Stratejik olarak iki alan öne çıkıyor:
gastronomi ve “terroir” odaklı seyahat
ile özel anlar-kutlamalar (mahremiyet,
kişiselleştirme). Pazar tarafında ise
genişlemeden çok, doğru kanallar
ve doğru partnerlerle derinleşmeyi
önemsiyoruz. Uzak Doğu pazarındaki
hareketliliği ve Hindistan gibi gelişen
pazarların lüks segmentindeki
potansiyeli yakından takip ediyoruz.
Bu yıl da misafir memnuniyet
skorlarımızı en üst seviyede tutarken,
Kapadokya'da yüksek katma değerli
ve sürdürülebilir bir deneyim modeli
üretmeye devam etmek istiyoruz.
Kapadokya turizmini bugün
hangi noktada görüyorsunuz?
Bölgenin sürdürülebilirlik, lüks
turizm ve gastronomi odağında
uluslararası konumlanmasını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Kapadokya; peyzajı, güçlü kültürü
ve hikâyesiyle dünyada eşsiz bir
coğrafya. Bu değerin kalıcı olması ise
sürdürülebilirlik ve taşıma kapasitesinin
doğru yönetilmesine bağlı. Bölgenin
lükste gerçek fırsatı, “kalabalık” değil,
daha iyi hizmet, daha iyi ürün ve daha
tutarlı bir kalite standardıyla nitelik
üretmektir.
Gastronomi bu konumlandırmanın
önemli bir parçası. Kapadokya’nın
MICHELIN Guide Türkiye seçkisine
dahil edilmesi, bölgenin gastronomi
anlatısını küresel ölçekte daha görünür
kılan çok somut bir gelişme ve doğru
segmenti çekmek açısından güçlü bir
referans.
Önümüzdeki dönemde Kapadokya’yı
küresel ölçekte daha da
güçlendirecek temel unsurlar sizce
neler olacak?
Önümüzdeki dönemde Kapadokya’yı
güçlendirecek unsurlarda üç başlık
öne çıkıyor: erişilebilirliğin artması
(uçuş ve bağlantı seçenekleri),
nitelikli konaklama sayısının artması
ve gastronomi-kültür odağında
daha tutarlı bir tanıtım stratejisi.
Ayrıca bölgenin "açık hava müzesi"
kimliğini, lüks hizmet standartlarıyla
birleştirerek, dünyada rakipsiz
bir destinasyon haline getirmeyi
planlıyoruz.
Otelinizin güçlü kaslarından
biri de gastronomi. Bu alanda
Kapadokya’nın tek Relais &
Châteaux üyesi olmanın getirdiği
yaklaşımı nasıl yorumluyorsunuz?
Ödüllü restoranınızın mutfak
vizyonu ve misafirlerine sunduğu
gastronomik deneyimden bahseder
misiniz?
Gastronomi, Museum Hotel deneyiminin
güçlü bir parçası. Kapadokya’nın
tek Relais & Châteaux üyesi olarak
mutfakta da ürün kalitesi, teknik, servis
ritmi ve hikâye bütünlüğü üzerinden
ilerliyoruz. Lil’a’da “Topraktan Masaya”
yaklaşımı bizim için bir slogan değil;
somut bir üretim ve tedarik modeli.
Kapadokya’daki ekolojik bahçelerimizde
yaklaşık 400 dönüme yayılan üretimle
mevsimselliği ve izlenebilirliği odağa
alıyoruz.
MICHELIN Rehberi’nin bu yıl
Kapadokya’yı da kapsamasını
hem tesisiniz hem de bölgenin
gastronomi turizminin uluslararası
konumlanması açısından nasıl
değerlendiriyorsunuz?
MICHELIN’in Kapadokya’yı kapsaması
hem tesisimiz hem bölge açısından
önemli bir eşik. Museum Hotel’in
Two MICHELIN Keys ile yer alması ve
Lil’a’nın rehber seçkisinde bulunması
elbette değerli; ancak bizim için asıl
hedef, standardı her gün tutarlı şekilde
koruyarak Kapadokya’nın gastronomi
turizmindeki konumunu kalıcı biçimde
güçlendirmek.
42
hotel restaurant
& hi-tech
gündem agenda
ISTTA Başkanı Kalender:
“Çin’e Vize Muafiyeti Var da Hindistan’a
Niye Yok?”
İstanbul Turizm Derneği Başkanı Murtaza Kalender, Türkiye turizminin geleceği
açısından son derece kritik bir çağrıda bulundu. Kalender, Çinli turistlere uygulanan
vize muafiyetinin, Hindistan’dan gelecek turistler için de mutlaka hayata geçirilmesi
gerektiğini kaydetti.
ISTTA-İstanbul Turizm Derneği
Başkanı Murtaza Kalender,
Hindistan’ın bugün dünya turizminin
en hızlı büyüyen, en çok harcama
yapan ve en nitelikli turist profiline
sahip ülkelerinden biri olduğuna dikkat
çekerek, Türkiye’nin bu pazardan çok
daha büyük bir pay alması gerektiğini
vurguladı. Kalender, “Hindistan;
düğün turizmi, MICE turizmi ve lüks
turizm alanlarında dünyanın en
güçlü pazarlarından biri. Üstelik 12
ay boyunca seyahat edebilen, yüksek
bütçeli ve kaliteli turist profiline sahip.
Bu pazara bugünden hazırlanmak
zorundayız.” Diye konuştu.
“Rakamlar Hindistan’ın gücünü
ortaya koyuyor”
Kalender, Hindistan pazarının
büyüklüğünü çarpıcı verilerle açıkladı.
Buna göre, yıllık yaklaşık 150 milyar
dolarlık düğün turizmi pazarı bulunuyor.
MICE pazarı ise 110 milyar doları
aşarken, 2033 yılına kadar 183 milyar
dolara ulaşma potansiyeli taşıyor.
Ayrıca, 2035 itibarıyla her yıl yaklaşık
90 milyon Hintli turistin yurt dışına
çıkması bekleniyor. Kalender, bu
rakamların yüksek harcama gücüne
sahip, yılın 12 ayı seyahat eden ve yeni
destinasyonlara açık dev bir turist
kitlesini ortaya koyduğunu vurguladı ve
Türkiye’nin bu potansiyeli kaçırmaması
gerektiğini söyledi.
“2035’te 90 milyon Hintli turist
dünyaya açılacak”
İstanbul Turizm Derneği Başkanı
Murtaza Kalender, Türkiye’nin bu dev
pazardan henüz yeterli payı alamadığına
dikkat çekerek şöyle konuştu: “2035’te
90 milyon Hintli turist dünyaya açılacak.
Türkiye olarak bugünden hazır
olmazsak, bu büyük fırsatı başkalarına
kaptırırız. Türkiye bu büyük pastadan
mutlaka hak ettiği payı almalıdır.”
“Vize muafiyeti olursa 2026’da 1
milyon Hintli turist getiririz”
Başkan Kalender, çok net bir hedef de
ortaya koydu: “Eğer Hindistan’dan gelen
turistlere vize muafiyeti sağlanırsa,
2026 yılında en az 1 milyon, yüksek
harcama potansiyeline sahip Hintli
turisti Türkiye’ye getirebileceğimize
inanıyorum. Bu turistler yalnızca belli
şehirlerde değil, 81 ilimize ve 12 ay
boyunca yayılabilecek çok değerli bir
turist profilidir.”
“Hintli turistler Türkiye için büyük
kazançtır”
Murtaza Kalender, Hindistanlı
turistlerin uzun süre konakladığını,
lüks ve organizasyon turizmine büyük
bütçeler ayırdığını, alışveriş yaptığını ve
ülke ekonomisine yüksek katma değer
sağladığını özellikle vurguladı.
Yetkililere açık çağrı
İstanbul Turizm Derneği Başkanı
Murtaza Kalender, yetkililere de net
bir çağrıda bulunarak: “Çinli turistlere
tanınan vize muafiyetinin, Hindistan’dan
gelen turistlere de tanınmasını
istiyoruz. Bu konuda kısa sürede olumlu
bir gelişme olacağına inanıyorum.
Türkiye, Hindistan’ın bu muazzam
turizm potansiyelinden en kısa sürede
hak ettiği payı alacaktır.”
İstanbul Turizm Derneği Başkanı
Murtaza Kalender, Hindistan pazarının
önümüzdeki 10 yılın en stratejik
büyüme alanlarından biri olduğunu
belirterek, bu fırsatın gecikmeden
değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine
ekledi.
ISTTA President Kalender:
“There Is a Visa Exemption for
China, So Why Not for India?”
Murtaza Kalender, President of the Istanbul Tourism Association (ISTTA), made an
extremely critical call regarding the future of Türkiye’s tourism. Kalender emphasized
that the visa exemption currently applied to Chinese tourists should also be
implemented for tourists coming from India.
ISTTA President Murtaza Kalender
pointed out that India is one of the
fastest-growing countries in global
tourism today, with the highestspending
and most qualified tourist
profile, and stressed that Türkiye
should take a much larger share from
this market. Kalender stated, “India is
one of the world’s strongest markets
in wedding tourism, MICE tourism, and
luxury tourism. Moreover, it has tourists
who can travel year-round, with high
budgets and high-quality profiles. We
must prepare for this market starting
today.”
“Numbers show India’s strength”
Kalender revealed striking figures on
the size of the Indian market. According
to him, the annual wedding tourism
market is approximately $150 billion.
The MICE market exceeds $110 billion
and has the potential to reach $183
billion by 2033. Additionally, by 2035,
approximately 90 million Indian tourists
are expected to travel abroad each year.
Kalender emphasized that these figures
represent a huge tourist base with high
spending power, traveling year-round,
and open to new destinations, and that
Türkiye must not miss this potential.
“By 2035, 90 million Indian tourists
will travel abroad”
ISTTA President Murtaza Kalender drew
attention to the fact that Türkiye has
not yet secured a sufficient share of this
enormous market, stating: “By 2035,
90 million Indian tourists will travel
abroad. If we do not prepare today,
we risk losing this great opportunity
to others. Türkiye must secure its
deserved share of this huge market.”
“Visa exemption could bring 1 million
Indian tourists in 2026”
President Kalender also set a clear
target: “If a visa exemption is granted
for tourists coming from India, I believe
we can bring at least 1 million Indian
tourists with high spending potential
to Türkiye in 2026. These tourists
represent a valuable profile that will
not only visit certain cities but spread
across all 81 provinces and throughout
the year.”
“Indian tourists are a major
gain for Türkiye”
Murtaza Kalender highlighted that
Indian tourists stay for long periods,
spend heavily on luxury and organized
tourism, shop extensively, and
contribute significant added value to the
national economy.
Open call to authorities
ISTTA President Murtaza Kalender
made a direct appeal to authorities:
“We want the visa exemption given
to Chinese tourists to be extended to
tourists coming from India as well.
I believe a positive development will
occur shortly on this issue. Türkiye
will soon secure its deserved share of
India’s tremendous tourism potential.”
Murtaza Kalender also stressed that
the Indian market is one of the most
strategic growth areas for the next ten
years, and this opportunity must be
evaluated without delay.
44
hotel restaurant
& hi-tech
gündem / makale
Türkiye turizmi 2025 yılını
rekorlar ve “zafer” manşetleriyle
kapatmıştır. Ancak bu parlak tablo,
Denizli’nin beyaz travertenlerine
ulaştığında yerini soğuk bir
gerçeğe bırakmaktadır. 2025
verileri, Türkiye’nin büyüyen turizm
pastasından Pamukkale’nin aldığı
payın giderek küçüldüğünü açıkça
göstermektedir.
Rakamlar gerçeği söyler; mesele,
o gerçeği duymaya hazır olup
olmadığımızdır.
Pamukkale bugün yaklaşık 2,3
milyon ziyaretçi ağırlamaktadır.
Bu rakam tek başına etkileyici
görünse de asıl mesele, zaman
içindeki yönüdür. Pamukkale,
pandemi öncesi 2019 yılında 2,5
milyonun üzerinde ziyaretçiye
ulaşmıştır. Aradan geçen altı yıla,
küresel seyahat talebindeki artışa ve
Türkiye’nin toplam ziyaretçi sayısını
51 milyondan 60 milyon bandına
taşımasına rağmen Pamukkale
hâlâ kendi rekorunun gerisindedir.
Türkiye turizmde vites büyütürken,
Pamukkale’nin yerinde sayması
görmezden gelinemez.
Bugünün ziyaretçisi yalnızca
görmek değil; yaşamak, hissetmek
ve bir hikâyenin parçası olmak
istemektedir. Pamukkale’nin en
DENTUROD
Gazi
Başkanı
Murat Sen ,
Pamukkale Sessizleşiyor: Rakamların
Ardındaki Uyarıyı Görmek Zorundayız
büyük yapısal sorunu ise günübirlik
ziyaret kıskacıdır. Ziyaretçi
gelmekte, kısa sürede ayrılmakta;
şehirle bağ kurmamakta,
yerel ekonomiye kalıcı katkı
sağlamamaktadır. “Kaç kişi geldi?”
sorusuna odaklanan anlayış,
uzun süredir “Ne kadar kaldı, ne
deneyimledi, ne harcadı?” sorularını
ıskalamaktadır.
2025 yılı değerlendirilirken, temel
deneyim alanlarının kapalı olması da
göz ardı edilmemelidir. Hierapolis
Antik Havuzu’nun ziyarete kapalı
kalması, Pamukkale deneyiminin en
güçlü simgelerinden birinin devre
dışı kalması anlamına gelmiştir.
Denizli Teleferiği ve Denizli Kayak
Merkezinin uzun süreli kapalı olması
ise destinasyonun dört mevsime
yayılan turizm iddiasını zayıflatmıştır.
Bu durum, Pamukkale’yi yerli ve
yabancı ziyaretçi gözünde daha kısa
sürede tüketilen, daha az cazip bir
durak hâline getirmiştir.
Turizm yalnızca tanıtımla değil,
süreklilik ve erişilebilirlikle büyür.
Vitrindeki ürünler kapalıysa, en
güçlü kampanyalar dahi beklentiyi
karşılayamaz. Türkiye Turizm
Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın
(TGA) küresel ölçekte yürüttüğü
tanıtım faaliyetlerine rağmen,
Pamukkale’nin “zaten biliniyor”
rehavetiyle ele alınması gelişimin
önündeki önemli engellerden biridir.
Öte yandan Denizli’nin hava ulaşımı
altyapısı, bu potansiyeli taşıyacak
düzeyde değildir. Uçuş sayıları
artırılmadan ve ulusal–uluslararası
bağlantılar güçlendirilmeden yapılan
her tanıtım, kapısı kilitli bir saraya
davetiye göndermekten öteye
geçemez. Ulaşım artık bir tercih
değil, stratejik bir zorunluluktur.
2019 bir başarıydı, 2025 ise artık net
bir uyarıdır.
Pamukkale için hedef pazar odaklı,
deneyim merkezli ve konaklamayı
teşvik eden yeni bir yol haritası
kaçınılmazdır. Günübirlik ziyaret
alışkanlığını kıracak, ziyaretçiyi
şehirde daha uzun süre tutacak
bütüncül bir deneyim tasarımı
ertelenemez.
Unutulmamalıdır ki; en güçlü
markalar bile her sabah kendilerini
dünyaya yeniden anlatmak
zorundadır. Pamukkale yalnızca
geçmişin mirası değil, Türkiye
turizminin geleceğinin de temel
taşlarından biridir.
Ve bazen sessizleşen rakamlar, en
yüksek perdeden yapılan uyarılardır.
46
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
arsaVev, 2026 Stratejisiyle
Otel Arsalarını Yüzde 50’den Fazla
Büyütecek
Gayrimenkul sektöründe yenilikçi iş modeliyle öne çıkan arsaVev, Accor ile imzalanan
Mövenpick Balıkesir projesiyle turizmde büyüme hedefini yükseltiyor. Tanıtım
lansmanında konuşan arsaVev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öztürk, otel alanlarının
toplam projelerde yüzde 10–15 bandında tutulacağını belirtti. 2026’da 450 bin metrekarelik
arsa satışının planlandığını kaydeden Öztürk, bunun 40–45 bin metrekaresinin otel
yatırımlarına ayrılacağını açıkladı.
Haber: Hatice Ünal Bilen
Gayrimenkul sektöründe yenilikçi
iş modeliyle öne çıkan arsaVev, 18
Aralık 2025’te Accor ile imzalanan
Mövenpick Balıkesir projesi iş birliğinin
detaylarını, 6 Ocak 2026’da düzenlenen
basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.
Toplantıya, arsaVev Yönetim Kurulu
Başkanı Bülent Öztürk ev sahipliği
yaparken, Accor Türkiye Premium, Orta
Ölçekli & Ekonomi Markaları Operasyon
Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu ve
Southern Pacific Insurance Corporation
(SOPAC) yöneticileri de katıldı.
Toplantıda, Mövenpick markasıyla
hayata geçirilecek iş birliği ve
arsaVev’in 2026 yılına yönelik stratejik
büyüme planları ele alındı.
Öztürk: “Otel yatırımlarında yüzde
10–15 dengesiyle ilerliyoruz”
arsaVev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent
Öztürk, Accor Group çatısı altındaki
Mövenpick markasıyla Balıkesir’de
hayata geçirilecek otel projesinin,
şirketin yaşam ve yatırım anlayışına
yeni bir boyut kazandırdığını söyledi.
Bu iş birliği sayesinde erişilebilir
olarak sunulan Balıkesir projesinin
hem yaşam kalitesinin hem de yatırım
değerinin önemli ölçüde artacağını
vurguladı.
Şirketin arsa satışları ve otel
yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde
bulunan Öztürk, 2025 yılında
gerçekleştirilen toplam 266 bin
metrekarelik arsa satışının yaklaşık
20 bin metrekarelik bölümünün otel
alanlarına ayrıldığını belirtti. Bu oranın
bilinçli ve planlı bir stratejinin sonucu
olduğunun altını çizdi.
Mövenpick Balıkesir projesi için toplam
149 bin metrekarelik alan ayrıldığını
ifade eden Öztürk, projelerde otel
alanlarının toplam büyüklüğün yaklaşık
yüzde 10–15’i seviyesinde tutulduğunu
ve bunun teknik fizibiliteler açısından
ideal bir oran olduğunu söyledi.
“Yolumuza Accor ile devam
edeceğiz”
2026 yılına ilişkin hedeflerini de
paylaşan Öztürk, arsaVev’in güçlü bir
büyüme ivmesi yakalamayı amaçladığını
belirtti. Buna göre şirket, 2026 yılında
yaklaşık 450 bin metrekarelik yeni arsa
satışı gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu
rakam, bir önceki yıla kıyasla yüzde
50’nin üzerinde bir artış anlamına
geliyor. Aynı dönemde otel yatırımlarına
ayrılacak alanın ise yaklaşık 40–45 bin
metrekare olması planlanıyor.
Otel yatırımlarında temel önceliklerinin,
projelerin uzun vadede yaşayabilir
ve sürdürülebilir olması olduğunu
vurgulayan Öztürk, sözlerini şöyle
tamamladı: Biz bu otellerin sadece
arsasını satan taraf değiliz, aynı
zamanda yatırımcısıyız. Çiftlikköy’de 80
odalı bir otel yapıyoruz. Bu sayı 150 ya
da 200 odaya da çıkabilir. Önemli olan,
otelin hayata geçtikten sonra yaşayan
bir yapı olması. Konut yatırımcılarımız
spa, restoran gibi alanlardan
faydalanabilecek. Evleri küçükse
misafirlerini hemen yanı başındaki
otelde ağırlayabilecek.”
Otel markası iş birliklerine ilişkin bir
soruyu da yanıtlayan Bülent Öztürk,
Accor Group ile yürütülen iş birliğinin
performans ve projelere sağlanan katkı
doğrultusunda şekillendiğini belirterek,
Accor bize bu ölçüde katkı sağladığı
sürece birlikte çalışmaya devam ederiz”
diye konuştu.
Köseoğlu: “Mövenpick ile
Balıkesir’de güçlü bir iş birliği
kuruyoruz”
Toplantıda Accor Grup adına söz alan
Accor Türkiye Premium, Orta Ölçekli &
Ekonomi Markaları Operasyon Başkan
Yardımcısı Sinan Köseoğlu ise arsaVev
iş birliğini şu sözlerle ifade etti: “Accor
olarak, arsaVev’in Balıkesir projesinde
Mövenpick markamız ile yer alacağımız
için oldukça mutluyuz. Accor’un,
110'dan fazla ülkede 5.700’ün üzerinde
oteli bulunurken, Türkiye’de premium
ve ekonomi olmak üzere birçok farklı
segmentte 15 şehirde, 15 marka, 82 otel
ve 17 bin 158 oda ile hizmet veriyoruz.
40’tan fazla ülkede, 130’un üzerinde
otel ve resort ile faaliyet gösteren
Mövenpick markamızla ise misafirlerine
ve yerel topluluklara ilham veren,
kalıcı anılar ve insani bağlar oluşturan
deneyimler sunuyoruz. İki güçlü
markanın böyle bir projede iş birliği
yapması yatırımcılar ve Türkiye turizmi
adına oldukça sevindirici bir gelişme
olurken, Accor’un Türkiye pazarına
duyduğu bağlılığının ve taahhüdünün
güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.”
48
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
İstanbul’un Lüks İkonu Çırağan
Sarayı, 35. Yılını Kutluyor
Tarihi 17. yüzyıla dayanan Çırağan Sarayı, Avrupa’nın en köklü lüks otel grubu Kempinski
yönetimindeki 35. yılını kutluyor.
Yüzyıllardır İstanbul siluetinin ihtişamlı
ikonları arasında yer alan Çırağan
Sarayı, bugün Kempinski yönetiminde
yalnızca güçlü bir lüks otel markası değil;
aynı zamanda Türkiye’nin global lüks
sahnesindeki temsil gücünü artıran bir
referans noktası olarak konumlanıyor.
Açıldığı günden bu yana kraliyet aileleri, ülke
başkanları ve dünyaca ünlü sanatçılar dahil
olmak üzere sayısız önemli ismi ağırlamaya
devam ederken; şehri dünyaya tanıtan
etkinlikler, uluslararası toplantılar ve seçkin
düğünlere de ev sahipliği yapıyor. Dünyanın
dört bir yanından misafirler, Çırağan Sarayı
deneyimini keşfediyor. Kempinski’nin
misafirperverlik geleneği ile Osmanlı saray
kültürünü bir araya getiren otel; Türk
misafirperverliğinin dünyadaki elçilerinden
biri olmaya devam ediyor.
35. yıla özel konaklama deneyimi
Çırağan Palace Kempinski İstanbul,
Kempinski yönetimindeki 35. yılını, Saray’ın
zamansız atmosferini deneyimlemek
isteyen misafirleri için özel bir konaklama
ayrıcalığıyla kutluyor. Konaklama paketi
kapsamında, Saray Süitler ve Bosphorus
Executive Süit oda kategorilerinde geçerli
olan deneyim zarif anlara dönüşüyor. Bu
anlamlı yıl dönümüne özel olarak, süitlerde
misafirleri karşılayan özel hazırlanmış 35.
yıl ikramları ve özel bir hediye, Saray’da
geçirilen zamanı küçük ama unutulmaz
detaylarla taçlandırıyor. Çırağan Palace
Kempinski İstanbul’un 35. yılına eşlik
eden bu ayrıcalıklı konaklama deneyimi,
Saray’ın asırlık mirasını günümüzün
rafine lüks anlayışıyla buluşturarak
misafirlerine zamansız bir İstanbul hikâyesi
sunuyor. 15 Ocak – 31 Mart 2026 tarihleri
arasında geçerli konaklama paketi için
rezervasyonlar, 15–31 Ocak 2026 tarihleri
arasında yapılabiliyor.
Radtke: Tarihi, modern
lüksle zamansız bir yolculuğa
dönüştürüyoruz”
Çırağan Palace Kempinski İstanbul Genel
Müdürü ve Kempinski Residences Türkiye
Bölge Direktörü Ralph Radtke, “Çırağan
Sarayı, Kempinski yönetiminde 35 yıldır
tarihin ihtişamını modern misafirperverlikle
harmanlıyor. Konaklamayı, destinasyonun
kültürü ve hikâyesiyle bütünleşen bir
yolculuğa dönüştürüyor. Bugün Çırağan
Palace Kempinski, İstanbul’un kültürel
belleğini canlı tutan bir mekân. Stratejimizin
temelinde, imparatorluk kökenli tarihsel
kimliği modern lüksün beklentileriyle doğal
ve zamansız bir biçimde bütünleştirmek
yer alıyor. Bu yalnızca marka yaklaşımımız
değil; aynı zamanda İstanbul’un global
sahnedeki konumunu güçlendirmek
adına taşıdığımız önemli bir sorumluluk.
İkonik konumumuz ve tarihsel mirasımız
sayesinde, İstanbul’un lüks destinasyon
algısının şekillenmesinde aktif bir rol
üstleniyoruz. Ek olarak değinmek isterim ki
benzersiz tarihimizi konuklarımıza detaylıca
anlattığımız, yakın zamanda hayata
geçirdiğimiz ‘Tarihi Koridor Turlarımız’,
en özel deneyimlerden biri olmaya devam
ediyor. Saray’ın tarihine ilişkin etkileyici
bir görsel hafıza armağan eden bu
görsel zaman yolculuğu, otel ve Saray’ın
modern bölümleriyle adeta yaşayan bir
köprü kuruyor. Çırağan Sarayı’nın tarihini
adım adım keşfetmek ve unutulmayacak
bir deneyim yaşamak isteyen otel
misafirlerimiz, bu eşsiz tur ile geçmişin
izlerini takip ederek o dönemin görkemine
tanıklık ediyor.” diyor.
50
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
ALI CAN AKSU:
“ARZ FAZLASI DEĞIL, DOĞRU OTEL
KAZANDIRIR”
Konaklama sektöründe arz–talep dengesinin alarm verdiğini ve otellerde dönüşümün
zorunlu hale geldiğine dikkat çeken Turizoom Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Aksu,
“Standartlara uymayan tesisler turizm dışına çıkmalı” dedi ve “Kaliteli azlık, kalitesiz
çokluktan iyidir” sözüne yaptığı göndermeyle Türkiye turizminin sürdürülebilirliği için
kaliteye öncelik verilmesi gerektiği vurgusu yaptı.
Ali Can Aksu, konuyla ilgili
açıklamalarında şu noktalara
değindi:
“Türkiye konaklama sektörü, uzun
yıllar boyunca güçlü hizmet kalitesi
ve misafirperverliğiyle dünya çapında
önemli bir konuma ulaştı. Ancak
bugün sektörün karşı karşıya olduğu
temel gerçek şudur, mevcut tesislerin
önemli bir bölümü artık güncel otelcilik
standartlarını karşılamıyor ve bu durum
arz–talep dengesini ciddi biçimde
bozuyor. Bu tablo, sadece renovasyon
ihtiyacını değil, turizm dışı kullanıma
dönüşmesi gereken tesisler gerçeğini
de gündeme taşıyor.
Standartlara uymayan tesisler
turizm dışına çıkmalı
Türkiye’de otel ruhsatı taşıyan ancak,
fiziki altyapısı yetersiz birçok sayıda
tesis bulunuyor. Bu tür yapıların
tamamını “otel” olarak tutmaya
çalışmak, sektörün genel kalitesini
aşağı çekiyor. Otelcilik standartlarına
uymayan tesislerin konut, ofis, öğrenci
yurdu, rezidans veya farklı fonksiyonlara
dönüştürülmesi hem şehirler hem de
turizm sektörü açısından sağlıklı bir
çözüm olacaktır.
Arz–talep dengesizliği Türkiye
turizmini zorluyor
Türkiye’de özellikle bazı
destinasyonlarda otel arzı, gerçek
talebin çok üzerinde seyrediyor. Bu
dengesizlik; Fiyat kırma yarışı, hizmet
kalitesinin gerilemesi ve nitelikli
personelin sektörden uzaklaşmasını
beraberinde getiriyor. Kalitesiz arzın
sistem dışında kalması, güçlü ve
nitelikli tesislerin önünü açacaktır. Her
bina otel olmak zorunda değildir.
Kimliği olmayan oteller rekabet
edemez
Arz fazlasının olduğu bir pazarda ayakta
kalmanın tek yolu doğru markalamadır.
Net kimliği olmayan, hedef kitlesini
tanımlayamayan Oteller, fiyat dışında
rekabet edemez hale gelmektedir.
Her yenileme doğru dönüşüm
değildir
Bugün birçok tesis, plansız ve stratejisiz
yenilemelerle sorunu çözmeye çalışıyor.
Oysa renovasyon, Pazarlama stratejisi,
hedef misafir profili ve gelir modeliyle
birlikte ele alınmalıdır. Yanlış yapılan
renovasyon, arz fazlası olan pazarda
sadece maliyet yaratır. Doğru yapılan
renovasyon ise oteli rekabette birkaç
adım öne taşır.
Yanlış hesap, yanlış sonuç
Dönüşüm sürecinin en kritik aşaması
bütçelemedir. Eksik ya da gereksiz
harcamalar, yatırımın geri dönüş
süresini uzatır ve işletmeyi kırılgan
hale getirir. Ucuz dönüşüm değil, doğru
dönüşüm kazandırır.
Kaliteli azlık, kalitesiz çokluktan
iyidir!
Türkiye turizminin sürdürülebilirliği
için, standart dışı tesislerin sistemden
çıkması, arz–talep dengesinin yeniden
kurulması, markalı ve nitelikli otellerin
desteklenmesi artık ertelenemez bir
zorunluluktur. Bugünün şartlarında asıl
ihtiyaç, daha fazla otel değil, daha doğru
otellerdir.”
EMITT 2026, 5–7 ŞUBAT’TA İSTANBUL
FUAR MERKEZI’NDE GERÇEKLEŞECEK
EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, ICA Events
organizasyonuyla 5–7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 29’uncu kez
kapılarını açmaya hazırlanıyor.
Uluslararası firmaları, bölgenin üst
düzey temsilcilerini ve ekonominin
tüm alanlarını kapsayan 50’den
fazla fuar ve konferansa imza atan ICA
Events, turizm sektörünün en güçlü
buluşmalarından biri olan 29. EMITT –
Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve
Seyahat Fuarı’nı düzenliyor. 5–7 Şubat 2026
tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde
gerçekleşecek fuar, yeni destinasyonları
ve en güncel turizm trendlerini sektör
profesyonelleriyle buluşturacak. Köklü
geçmişiyle turizm dünyasının vazgeçilmez
buluşma noktası olan EMITT, geçtiğimiz
edisyonda 39 ülkeden 656 katılımcı ve 23 bin
725 ziyaretçiyi ağırlayarak küresel ölçekteki
gücünü bir kez daha kanıtladı. Bu yıl da
iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir
platform olarak dünyanın dört bir yanından
profesyonelleri aynı çatı altında bir araya
getirmeye hazırlanıyor.
Yeni adresi, İstanbul Fuar Merkezi
Uluslararası katılımcı ve ziyaretçi oranının
yüksekliği, sunduğu güçlü B2B iş ortamı
ve yarattığı ticari hacimle turizm sektörüne
yön veren EMITT’in önemine dikkat çeken
EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin,
şunları söyledi: “EMITT’in 29 yıllık köklü
geçmişini bu yıl stratejik bir adımlarla
İstanbul Fuar Merkezi’ne taşıyoruz.
Amacımız sadece bir mekan değişikliği
değil; sektör profesyonellerine çok daha
erişilebilir, merkezi ve verimli bir ticaret
platformu sunmak. Geçtiğimiz yıl katılımcı
başına ortalama 734 bin Euro, toplamda
ise 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi
yaratarak rüştümüzü ispatladık. 2026’da
hedefimiz, nicelikten ziyade 'nitelikli
bağlantıya' odaklanarak, her katılımcının
somut iş anlaşmalarıyla döneceği bir
ekosistem yaratmak” dedi.
482 milyon Euro’nun üzerinde iş
hacmi oluşturdu
Bir önceki edisyonda 39 ülkeden toplam 656
katılımcıyla başarılı bir yılı geride bırakan
EMITT’in yeni satın alma, iş geliştirme, yeni
iş ve iş birliği fırsatlarını sunduğunu ifade
eden Keskin, sözlerine şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz yıl katılımcıların yüzde 87’si, fuar
süresince gerçekleştirdikleri görüşmeleri
sipariş ve ön anlaşmalarla sonuçlandırdı.
Ayrıca 2025 yılı katılımcılarının yüzde 89’u,
bu yıl da fuara katılmayı planladıklarını
belirtti. Bunun yanında katılımcı başına
ortalama 734 bin Euro olmak üzere
toplamda 482 milyon Euro’nun üzerinde
iş hacmi yaratan fuarımız, sektör
profesyonelleri ve tatil tüketicilerinden
yoğun ilgi gördü. Fuar kapsamında toplam
8 bin sipariş ve ön anlaşma yapılırken,
katılımcı başına ortalama 12 iş anlaşmasına
imza atıldı. Bu veriler, EMITT’in sektördeki
stratejik önemini ve gördüğü güçlü ilgiyi
açıkça ortaya koyuyor.”
Keskin: “Hedefimiz, EMITT’i değer
oluşturan bir buluşma noktası
haline getirmek”
Fuarın yüksek ticaret hacmi ve güçlü B2B
görüşmeleriyle sektörün 2026 yol haritasını
şekillendireceğini vurgulayan Keskin,
şunları söyledi: “EMITT, katılımcılarına iş
hacimlerini artırma fırsatı sunarken; ülke
pavilyonları, tatil ve turizm destinasyonları,
oteller, sağlık & spor turizmi temsilcileri,
tur operatörleri ve acenteler gibi sektörün
tüm aktörlerini bir araya getiriyor. Bu
yıl da konaklama, MICE, sağlık turizmi,
seyahat acenteleri, turizm kurulları, kamu
kuruluşları ve ulaştırma hizmetleri fuarda
yer alacak. Almanya, BAE, Çin, Japonya,
İtalya, Maldivler, Mısır ve Seyşeller başta
olmak üzere birçok ülkeden milli katılımlar
gerçekleşecek. Hedefimiz, uluslararası
satın almacı ve profesyonel ziyaretçi sayısını
artırarak daha nitelikli iş eşleşmeleri
yaratmak ve fuarın ticari değerini
güçlendirmek. Bizim için sayıdan çok etki,
kalabalıktan çok doğru bağlantılar önemli.
EMITT’i yalnızca ziyaret edilen bir fuar değil;
iş üreten, hatırlanan ve değer oluşturan bir
buluşma noktası haline getirmek istiyoruz.”
ifadelerini kullandı.
52
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
ULUSLARARASI MICE ENDÜSTRISI
DERNEĞI 10. YAŞINI KUTLADI
Bir grup vizyoner sektör temsilcisinin tam 10 yıl önce “Birlikte Güçlüyüz, Sektörüne Sahip
Çık” mottosuyla çıktığı yolda bugün altı yüze yakın üyesiyle MICE sektörünün en güçlü
ve bilindik sivil toplum kuruluşlarından biri haline gelen Uluslararası MICE Endüstrisi
Derneği, büyük bir coşku ile yıldönümünü kutladı.
Uluslararası MICE Endüstrisi
Derneği’nin 10. yıl lansman etkinliği,
20 Ocak Salı akşamı, iş dünyasına
yönelik modern toplantı ve etkinlik
alanlarıyla öne çıkan Address Istanbul’un ev
sahipliğinde gerçekleştirildi.
Başkan Özmen: “Bu 10 yıl yoğun
emeklere şahittir”
Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren
Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği
Başkanı Işıl Özmen, şu ifadeleri kullandı:
“Farklı ölçeklerde organizasyonlara
ev sahipliği yapma yaklaşımıyla MICE
sektörüne sağladığı katkıyı sürdüren otel,
bu özel gecede de sektörel iş birliklerinin
buluşma noktası olma misyonunu
pekiştirdi. Bugün burada sadece bir yıl
dönümünü kutlamıyoruz aynı zamanda,
sektörümüz adına önemli bir başarıya
da tanıklık ediyoruz. 10 yıl önce vizyoner
kurucularımızın attığı adımlarla hayata
geçen bu yapı, bugün altı yüze yakın
üyesiyle sektörün sesi ve gücü haline
gelmiştir. Geride bıraktığımız bu 10 yıl;
eğitim programları, sosyal sorumluluk
projeleri, networking etkinlikleri ve
sektörel temaslarla dolu yoğun emeklere
şahittir. Derneğimiz, sektörümüzün en
zorlu dönemlerinde sorumluluk almaktan
çekinmeyen, her koşulda sektörle omuz
omuza duran bir yapı olmayı başarmıştır.
“Kurucu liderimize gurur dolu
tebrikler”
Ayrıca derneğimizin kurucularından,
geçmiş dönem Yönetim Kurulu Başkanımız,
derneğimizin bugünlere gelmesinde çok
önemli katkıları bulunan ve bu dönem
Danışma Kurulu Başkanlığını yürüten
sevgili Hüseyin Kurt Başkanımızın, Türkiye
Seyahat Acentaları Birliği’nin temsilcisi
olarak Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme
Ajansı Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmiş
olmasını büyük bir memnuniyet ve çok
haklı bir gururla karşıladığımızı paylaşmak
isterim. Öncesinde olduğu gibi bundan
sonra da her daim sevgili başkanımızın
yanında olacağımızı buradan bir kez daha
ifade ediyor, kendisini tebrik ediyor ve
görev süresinin sektörümüz adına hayırlı
olmasını diliyorum. Bu vesileyle vizyonunu,
emeğini ve desteğini esirgemeyen tüm
kurucu üyelerimize, bugüne kadar
derneğimize katkı sunan tüm üyelerimize
ve yol arkadaşlarımıza şükranlarımı
gönderiyorum.”
Kurt: “Aynı vizyon ve kararlılıkla
yola devam edeceğiz”
Organizasyonda söz alan derneğin
kurucularından, geçmiş dönem Yönetim
Kurulu Başkanı ve mevcut Danışma
Kurulu Başkanı Hüseyin Kurt ise
yaptığı değerlendirmede şu sözlere
yer verdi: “Bugün burada sadece bir
yıldönümü kutlaması yapmıyoruz. Bugün;
sektörümüzün sesi olan, gücünü üyesinden
alan, on yıldır emin adımlarla büyüyen,
her daim üyesinin ve sektörünün yanında
olan büyük bir yapının on yıllık emeğini
ve dayanışmasını kutluyoruz. Bu yapının
oluşmasında ve bugünlere gelmesinde
katkısı olan tüm yol arkadaşlarıma
gönülden teşekkür ediyorum. Uluslararası
MICE Endüstrisi Derneği, önümüzdeki
dönemde de aynı vizyon ve kararlılıkla
sektörün gelişimine katkı sunmaya, MICE
endüstrisinin ortak sesi olmaya devam
etmeyi hedeflemektedir ve inanıyorum ki
bunu da başaracaktır. ”
10 yıldır sektörüne sahip çıkan
dernek
Kurulduğu günden bu yana yalnızca bir
dernek olmanın ötesine geçen Uluslararası
MICE Endüstrisi Derneği; eğitim
programları, sosyal sorumluluk projeleri,
networking etkinlikleri, tanıtım gezileri, info
programları ile sektörel ve resmi ziyaretler
aracılığıyla MICE ekosisteminin gelişimine
önemli katkılar sundu. Özellikle ülkemizin
ve sektörün en zorlu dönemlerinde
sorumluluk almaktan çekinmeyen dernek;
gerektiğinde Ankara’da, gerektiğinde resmi
temaslarda sektörün hak ve menfaatlerini
savunan, sektörle bütünleşmiş güçlü bir yapı
olarak konumlandı. Kuruluş felsefesinde
yer alan “sektörüne sahip çık” anlayışını bir
duruş haline getiren dernek, bugün gelinen
noktada sektörün en etkili sivil yapılarından
biri olmanın haklı gururunu yaşıyor.
54
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
MÜBERRA ERESIN:
“ÇIN’E VIZE MUAFIYETI TARIHI VE
STRATEJIK ADIM”
TÜROB Başkanı Müberra Eresin, Çin vatandaşlarına yönelik vize muafiyeti kararının
Türkiye–Çin turizm ilişkileri açısından son derece önemli, tarihi ve stratejik bir adım
olduğunu söyledi.
Çin vatandaşlarına yönelik vize
muafiyetine ilişkin kararın 31 Aralık 2025
tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmasının
ardından yazılı açıklamada bulunan Türkiye
Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra
Eresin, Çin ile Türkiye arasındaki turizm
ilişkilerinin geliştirilmesini TÜROB olarak
stratejik bir öncelik olarak değerlendirdi.
Eresin, şu görüşleri dile getirdi:
“Bu kararı turizm sektörü adına 2026 yılı için
oldukça önemli bir adım olarak görüyoruz.
Hızla büyüyen orta sınıfı, artan yurt dışı
seyahat eğilimi ve kültürel yakınlıklarıyla Çin,
Türk turizmi açısından büyük potansiyele
sahip, son derece önemli bir pazar. Çinli
ziyaretçilerin Türkiye’ye olan ilgisi son yıllarda
istikrarlı bir artış göstermektedir. 2019 yılında
430 bin Çinli turisti ağırlayan ülkemiz, pandemi
sürecinde yaşanan geçici düşüşün ardından
2023’te 250 bin ziyaretçi seviyesine yeniden
ulaşmıştır. 2024 yılı sonunda bu sayının 410
bine yükselmesi memnuniyet vericidir. 2025
yılı sonunda 500 bin Çinli ziyaretçi hedefine
ulaşmayı, orta vadede ise yıllık 1 milyon Çinli
turisti Türkiye’de misafir etmeyi amaçlıyoruz.
Vize muafiyeti uygulamasının hayata
geçirilmesinde Cumhurbaşkanımız Sayın
Recep Tayyip Erdoğan ve süreci başından beri
büyük bir özveriyle yürüten Kültür ve Turizm
Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy'a teşekkür
ederiz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip
Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Sayın Xi
Jinping arasında gerçekleştirilen üst düzey
temaslar, iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin
ve iş birliğinin güçlendirilmesi açısından büyük
önem taşımaktadır. Bu güçlü siyasi irade,
ekonomik ve kültürel alanların yanı sıra turizm
sektöründe de somut ve kalıcı kazanımların
önünü açmaktadır.
Bu çerçevede, Çin vatandaşlarına yönelik
vize muafiyeti kararının Resmi Gazete’de
yayımlanarak 2 Ocak'ta yürürlüğe girmesi,
Türkiye–Çin turizm ilişkileri açısından
son derece önemli, tarihi ve stratejik
bir adım olmuştur. Uzun süredir sektör
olarak dile getirdiğimiz bu düzenlemenin
hayata geçirilmesi, seyahat planlamalarını
kolaylaştırarak iki ülke arasındaki turizm
hareketliliğini doğrudan ve güçlü biçimde
artıracaktır.
Vize muafiyeti sayesinde özellikle bireysel
seyahat eden Çinli turist sayısında ve kişi
başı harcama düzeyinde belirgin bir artış
bekliyoruz. Bu kararın, Türkiye’nin Çin pazarı
nezdindeki rekabet gücünü önemli ölçüde
artıracağına ve turizmin 12 aya yayılması
hedefimize güçlü katkı sağlayacağına
inanıyoruz.
Son yıllarda Türk vatandaşlarının Çin’e yönelik
turizm talebinde gözlenen artış da karşılıklı
turizm hareketliliğinin dengeli biçimde
geliştiğini göstermektedir. Bu karşılıklı akış, iki
ülke arasındaki kültürel ve ekonomik bağların
daha da güçlenmesine katkı sunmaktadır.
Havayolu taşımacılığı alanında atılan adımlar
bu süreci destekler niteliktedir. Türk Hava
Yolları ve Çinli havayolu şirketleri tarafından
karşılıklı uçuş frekansları artırılmış,
haftalık yolcu uçağı uçuş hakkı 21’den 49’a
çıkarılmıştır. Artan uçuş kapasitesinin,
vize muafiyetiyle birlikte turizm odaklı
değerlendirilmesi, ülkemize gelecek Çinli
ziyaretçi sayısını hızla yukarı taşıyacaktır.
TÜROB olarak, Çinli misafirlerimizin
Türkiye’de kendilerini güvende ve evlerinde
hissedebilmeleri için sektörün tüm
paydaşlarıyla yakın iş birliği içindeyiz. Çin
kültürüne uygun hizmet standartlarının
yaygınlaştırılması, dil desteği, personel eğitimi
ve turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesine
yönelik çalışmalarımız kararlılıkla
sürmektedir.
Türkiye’nin Çin pazarı için daha cazip,
ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir destinasyon
haline gelmesi adına üzerimize düşen tüm
sorumlulukları yerine getirmeye devam
edeceğiz. Karşılıklı güven, anlayış ve ortak
vizyona dayalı güçlü bir turizm iş birliğinin, her
iki ülkenin ekonomileri ve halkları için kalıcı
faydalar sağlayacağına yürekten inanıyoruz.”
gündem / makale
55
hotel restaurant
& hi-tech
AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su
Tezer Öner
“Vizesiz Türkiye, Turist Akınına
Hazır mı?"
2026 turizm hedeflerimizde
Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı
çerçevesinde 64 milyar USD gelir ve
53 milyon turist öngörülüyor. Ancak
bu rakamlar tek başına yeterli değil;
asıl soru nitelik mi, nicelik mi?
Çin vatandaşlarına vize kolaylığı
sağlanmasıyla bu yıl 1 milyon Çinli
turisti ağırlamayı hedefliyoruz. Peki,
Türkiye Çinli turistleri mutlu edecek
kültürel altyapıya sahip mi? Avrupa
ve Arap misafirlerle alıştığımız
uyum süreçleri bile kimi zaman zor
olabiliyor. Çinli turistler ise alışık
olmadığımız bir profil sunuyor.
Onları memnun ederek tekrar
gelmelerini sağlamak kritik.
Öte yandan sağlık turizmi
hedeflerimiz Almanya, ABD,
Azerbaycan ve Arap ülkelerinde
yoğunlaşıyor. Ancak düğün, kutlama
ve kültürel deneyimlere bütçe ayıran
Hint zenginleri gibi pazarlar ihmal
ediliyor. Hindistan ve küçük Asya
ülkelerindeki benzer segmentler,
yüksek harcama potansiyeli
sunuyor. Kültürel ve düğün turizmi
özel paketleri ile ciddi gelir ortaya
koyabiliriz.
Turizm politikamızın daha global ve
bütünsel bir stratejiye ihtiyacı var.
Çin adımı doğru, ama kaliteyi ve
müşteri segmentini belirlemek şart.
Yatırımın sınırlı olduğu noktada,
nitelikli turist odaklı hizmet ve
deneyim çeşitliliği artırılmalı;
yatak sayısını artırmak yerine
gelir ve kaliteyi yükseltmeliyiz.
Klasikleşmiş destinasyon ve hizmet
anlayışını geliştirmek, uzun vadede
sürdürülebilir kazanç sağlayacaktır.
Sonuç olarak, vizelerin kaldırılması
tek başına yeterli değil; asıl hedef,
potansiyel turistler tarafından tercih
edilmek ve onları Türkiye’ye tekrar
gelmeye teşvik etmek olmalı. Çin
ve Hindistan gibi yüksek bütçeli
pazarlara yönelik akıllı, kültür ve
deneyim odaklı paketler tasarlamak,
sadece sayıyı artırmak yerine geliri
ve kaliteyi yükseltecek stratejik bir
yaklaşım sunuyor. Türkiye, doğal
ve tarihi zenginliklerini korurken,
hizmet çeşitliliğini ve deneyim
kalitesini artırabilir; böylece
turizmde dünya çapında rekabetçi ve
sürdürülebilir bir destinasyon olarak
öne çıkabilir.
Unutulmamalı ki, turistleri memnun
etmek, sadece doluluk oranlarını
değil, ülkemizin marka değerini de
yükselten en önemli yatırımdır.
56
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
Bakan Ersoy Turizm Gündemini
Bankalarla Değerlendirdi
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul’da Bankalar Birliği yöneticileriyle
bir araya gelerek turizm sektöründeki güncel gelişmeler ve yeni sezona ilişkin
beklentiler üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Ersoy, görüşmeye ilişkin
sosyal medya hesaplarından
yaptığı paylaşımda, “Bankalar
Birliği ile İstanbul'da bir araya gelerek
turizm sektörümüzün güncel durumunu
ve yeni sezona ilişkin beklentileri
değerlendirdik. Sektörümüzün sağlıklı
ve sürdürülebilir büyümesi için iş birliği
içinde çalışmaya devam edeceğiz.”
ifadelerini kullandı.
“Krizlere rağmen güçlü performans
ortaya koyduk”
Ersoy, yaşanan bölgesel krizlere
rağmen turizm sektörünün güçlü bir
performans ortaya koyduğuna vurgu
yaptığı toplantıda, “Çevremizdeki
krizlere rağmen iyi bir yılı geride
bıraktık. Bu tablo, sektörümüzün
dayanıklılığını ve turizm sektöründe
uyguladığımız stratejinin başarısını bir
kez daha göstermiştir.” dedi.
Yeni sezona yönelik hazırlıkların da
ele alındığı görüşmede, kamu ve
özel sektör iş birliği çerçevesinde
sektörün sürdürülebilir büyümesini
destekleyecek başlıklar değerlendirildi.
ALANYA BELEDIYESI, 2026 ETKINLIK
TAKVIMINI TANITTI
Alanya’nın 2026 yılı boyunca ev sahipliği yapacağı kültür, sanat, spor ve turizm
etkinliklerini kapsayan “2026 Alanya Etkinlik Takvimi” 13 Ocak Salı günü düzenlenen
toplantıyla tanıtıldı.
Alanya Turizm Tanıtma Vakfı Başkanı
ve Alanya Belediye Başkan Danışmanı
Abdurrahman Açıkalın tarafından
kamuoyuna açıklanan 2026 Alanya Belediyesi
Etkinlik Takvimi, Türkiye’de bir şehir
ölçeğinde ilk kez planlanarak açıklanan
kapsamlı etkinlik takvimi olma özelliği
taşıyor. Kamu, özel sektör ve sivil toplum
iş birliğiyle oluşturulan bu yeni dönem;
Alanya’yı yalnızca yaz aylarında değil, yılın
12 ayı yaşayan, planlanan ve tercih edilen
uluslararası bir destinasyon haline getirmeyi
amaçlıyor.
Açılış konuşmasını yapan Alanya Turizm
Tanıtma Vakfı (ALTAV) Başkanı ve Belediye
Başkan Danışmanı Abdurrahman Açıkalın;
takvimde yer alan projelerin turizmi
çeşitlendiren, şehri gençleştiren ve Alanya’yı
“önceden planlanan” bir destinasyon
konumuna taşıyan güçlü organizasyonlardan
oluştuğunun altını çizdi.
25’ten fazla uluslararası ve ulusal
organizasyon
2026 yılı etkinlik takvimi kapsamında
Alanya; uluslararası spor turnuvaları,
kültür-sanat festivalleri, çocuk ve gençlik
etkinlikleri, geleneksel organizasyonlar
ve tematik festivaller ile yıl boyunca canlı
bir kent atmosferi sunmayı hedefliyor.
35. Uluslararası Alanya Triatlonu, 20.
Uluslararası Caz Festivali, 20.Gökbel Yağlı
Pehlivan Güreşleri ve Festivali, 2. kez
düzenlenecek 2026 Volleyball World Beach
Pro Tour Challenge Turnuvası, Türkiye Plaj
Futbolu, 5.Tropikal Meyve Festivali ve Kitap
Fuarı gibi markalaşmış organizasyonlar,
2026’da da takvimin öne çıkan başlıkları
arasında yer alıyor.
Özçelik: “Hedefimiz Alanya’yı marka
şehir yapmak”
Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık
Özçelik, Alanya’nın geleceğine yönelik
uzun vadeli bir vizyonla hareket ettiklerini
vurgulayarak, “Alanya’da var olan hiçbir
şeyi yok saymadan, hepsini daha ileriye
taşımak için çalışıyoruz” dedi. Alanya’yı
günübirlik değil, önceden planlanan
bir tatil destinasyonuna dönüştürmeyi
hedeflediklerini ifade eden Özçelik, bu
yaklaşımın kısa vadeli bir hedef olmadığını,
7–8 yıllık stratejik bir vizyonun parçası
olduğunu belirtti. Özçelik ayrıca, kültür ve
sanat etkinliklerinin yalnızca sosyal değil,
aynı zamanda kent ekonomisine katkı
sağlayan önemli bir finansal dönüşüm
yarattığına da dikkat çekti.
ALTAV tarafından yıl boyunca yapılabilecek
tüm organizasyonların takvim haline
getirilerek tur operatörlerine sunulduğunu
belirten Özçelik, “Bunu yapan başka bir
şehir yok, biz Alanya için çalışmaya devam
ediyoruz. Hedefimiz Alanya’yı marka şehir
yapmak.” şeklinde konuştu.
Kültür Yolu Festivali’nin ilki
düzenlenecek
Kültür Yolu Festivali’nin bir ayağı Kültür ve
Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un özel
desteğiyle Kasım ayının ilk haftası Alanya’da
ilk kez düzenlenecek. Kentte kurulacak
büyük sahnede festival boyunca konserler
ve kültür-sanat etkinlikleri Alanyalılarla
buluşacak. 24 Mayıs’ta dünyaca ünlü sanatçı
Goran Bregovic, Alanya Kültür ve Sanat
Festivali’nin kapanış gününde ücretsiz bir
konserle sahne alacak.
Tur operatörlerinden güçlü destek
Jolly Tour Akdeniz Bölge Sorumlusu
Yavuz Öztürk, Alanya’nın Türk turizmi
açısından tarihsel önemine vurgu yaparak,
“Alanya bir değerdir. Jolly Tour olarak
Tropikal Meyve Festivali, Caz Festivali ve
Triatlon organizasyonlarını hem tanıtım
hem de satış kanallarında aktif şekilde
destekleyeceklerini ifade etti. Tatil Budur
Akdeniz Bölge Koordinatörü Can Yiğitbaş
ise Alanya’nın son yıllarda ciddi yatırımlar
ve büyümeler gerçekleştirdiğini belirterek,
“2026 için hedeflerin arttığı, en önemli
destinasyonlarımızdan biri Alanya” şeklinde
konuştu.
Tatil Sepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç, Alanya
ile olan 45 yıllık kişisel bağını paylaşarak,
pandemiden sonra değişen turizm
dinamiklerine dikkat çekerek, “Yeni dünya
düzeninde insanlar sadece deniz-kum-güneş
için gelmiyor; etkinlik, kültür ve deneyim
arıyor. Alanya bu dönüşüme güçlü şekilde
cevap veriyor ve biz de bu sürece destek
vermeye devam edeceğiz.” dedi.
Turizme dört mevsim katkı
Hazırlanan takvim, Alanya’nın yalnızca yaz
sezonuna değil, ilkbahar, sonbahar ve kış
aylarına da yayılan sürdürülebilir turizm
anlayışını destekleyecek şekilde planlandı.
Spor turizmi, kültür turizmi ve gastronomi
odaklı etkinliklerle kentin uluslararası
görünürlüğünün artırılması hedefleniyor.
Kültürel miras ve kent kimliği ön
planda
“Tarihi Mekanlardan Yükselen Müzik Tınıları”
konserleri, Ramazan Meydanı etkinlikleri,
Nevruz kutlamaları ve geleneksel yürüyüş
rotaları gibi organizasyonlarla Alanya’nın
tarihsel ve kültürel mirası da 2026 boyunca
sanatla ve sosyal yaşamla buluşturulacak.
58
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
TÜRKIYE’DE SEYAHAT TUTKUSU
YÜKSEK, TATIL KARARI ESNEK
Dünyanın önde gelen pazar araştırma şirketlerinden YouGov’un, Uzakrota seyahat
zirvesi için gerçekleştirdiği pazar araştırmasının sonuçları açıklandı.
Merkezi Birleşik Krallık’ta bulunan
ve 55’ten fazla pazarda faaliyet
gösteren YouGov’un, 20 binden fazla
katılımcıyla gerçekleştirdiği ankete dayalı
araştırma; Türkiye’de seyahat talebinin
güçlü seyrettiğini, ancak bu talebin esnek
olduğunu, fırsat odaklı ve kişiselleştirilebilir
ürünlere yönelmeye yatkın olduğunu
gösteriyor. Tatil planlarını önceden
belirleme eğilimi diğer pazarlara kıyasla
daha düşük. Araştırma sonuçlarına göre
tüketici davranışları son dakika fırsatlarına,
dinamik fiyatlamaya ve değişken ürün
yapılarına açık.
Paket tatiller yerine
kişiselleştirilmiş deneyimler arıyor
Tüketicilerin yüzde 58’i tatil öncesinde
araştırma yapmayı ve kendi planlarını
oluşturmayı tercih ederken, önceden
organize edilmiş paket tatilleri tercih
edenlerin oranı yüzde 44’te kalıyor. Bu veri,
seyahat sektöründe standart ürünlerden
kişiselleştirilmiş deneyimlere geçişin
hızlandığını gösteriyor. Araştırmaya katılan
tüketicilerin yüzde 65’i mali durumlarını
daha temkinli yönettiklerini belirtirken,
katılımcıların yarısı bir yıl öncesine göre
finansal olarak daha iyi durumda olduklarını
ifade ediyor. Tatilde bütçe uygulamayı
planlayanların oranı yüzde 51 iken, yüzde
50’lik bir kesim seyahat sırasında daha
fazla harcama yapmaya istekli olduğunu
belirtiyor. Bu tablo, doğru fiyatlanan ve
katma değer sunan ürünler için önemli bir
gelir potansiyeline işaret ediyor.
Plaj tatilleri liderliğini korusa da
eski ilgi yok
Plaj tatilleri 2022 ve 2025 yıllarında en
popüler tatil türü olmaya devam etse de bu
alandaki tatil niyeti düşüş gösteriyor. Plaj
tatiline yönelik talep 2022’de yüzde 39 iken,
2025’te yüzde 31’e geriledi. Benzer şekilde
aile ve arkadaş ziyareti amaçlı seyahat niyeti
de yüzde 32’den yüzde 27’ye düştü.
Türkiye, bütçe dostu destinasyon
olarak öne çıkıyor
Türkiye, tatil destinasyonları arasında en
çok tercih edilen ve bütçe dostu seçenek
olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi ABD ve Avrupa
destinasyonları takip ediyor. Tatil paketleri
ve son dakika fırsatları ise Türkiye pazarında
hâlâ önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor.
Erdoğan: “Seyahatin geleceğini
esneklik, deneyim ve veri
belirleyecek”
Türkiye’de seyahat etmeye tutkulu
tüketicilerin tatil planlarında esnek
olduğunu ve kişiselleştirme aradığına
dikkat çeken Uzakrota Kurucusu Gökhan
Erdoğan, araştırma sonuçlarını şu sözlerle
değerlendirdi: “Bu araştırma, Türkiye’de
seyahatin artık bir lüks değil, güçlü bir
yaşam motivasyonu olduğunu net biçimde
gösteriyor. Seyahat tutkusu yüksek,
harcama potansiyeli bulunan ve yeni
deneyimlere açık bir tüketici profili var.
Tüketiciler seyahat etmeyi istiyor; ancak
bunu kendi kurallarıyla, kendi bütçesiyle
ve kendi zamanlamasıyla yapmak istiyor.
Sabit programlara dayalı klasik paket
anlayışı hızla anlamını yitiriyor. Önümüzdeki
dönemde kazananlar; esnek planlama
sunabilen, deneyimi merkeze alan ve veriye
dayalı kişiselleştirme yapabilen markalar
olacak.”
“Türkiye, yatırımcılar için
doygunluğa ulaşmamış nadir
seyahat pazarlarından biri”
Uzakrota Kurucusu Gökhan Erdoğan,
araştırmanın Türkiye’nin büyümeye
ve gelişmeye açık bir pazar olduğunu
ortaya koyduğunu da belirterek şöyle
dedi: “YouGov’un Uzakrota için yaptığı
araştırmanın ortaya koyduğu veriler doğru
okunduğunda Türkiye pazarının turizm
sektörü için hâlâ çok büyük bir büyüme
potansiyeli barındırdığını, seyahat talebi
açısından gelişmeye ve büyümeye açık bir
pazar olduğunu net biçimde gösteriyor.
Türkiye’nin seyahat talebi açısından
gelişmeye ve büyümeye açık bir pazar
olduğunu net biçimde gösteriyor. Ancak bu
pazarda sürdürülebilir büyüme, standart
ürünlerle değil; veri odaklı fiyatlama, esnek
ürün yapıları ve yerel içgörüyle mümkün.
Global seyahat markaları ve yatırımcılar için
Türkiye, doğru kurgulandığında kısa vadede
ölçeklenebilir, orta vadede ise yüksek katma
değer üretebilecek bir büyüme merkezi
olabilir; stratejik bir pazar konumunda.”
60
hotel restaurant
& hi-tech
yeni yatırımlar
RITÜELLERLE ŞEKILLENEN
KONAKLAMA DENEYIMI:
The Ritus Hotel İstanbul
Sultanahmet
Eylül 2025’ten bu yana İstanbul’un Tarihi Yarımadası’nın tam kalbinde hizmet veren
The Ritus Hotel Istanbul Sultanahmet, yüzyıllara dayanan kültürel mirası çağdaş
tasarımla harmanlayan, zarif ama ulaşılabilir bir konaklama deneyimi sunuyor.
Ritüel temelli misafirperverlik
anlayışıyla şekillenen The Ritus
Hotel, geleneksel Türk kültürünü
deneyimin her aşamasına taşıyor.
Geleneksel Türk kahvesi sunumundan
simgesel mutfak ritüellerine kadar
otel, Roma ve Osmanlı dönemlerindeki
kutlama geleneklerinden ilham
alıyor. Bunlar arasında en dikkat
çekici olanlardan biri, Hipodrom’da
zafer ve yeniden doğuşu simgeleyen
törenlerden esinle sunulan, tereyağı
ve balla servis edilen sıcak zeytinli
ekmek. Bu özel sunum, mevsimlik ve
yerel ürünlerin öne çıktığı zengin açık
büfe kahvaltının bir parçası olarak
misafirlere sunuluyor.
Öğle ve akşam yemeklerinde ise
menüler alakart olarak servis edilirken,
her tabak, geleneksel lezzetlerden
ilhamla hazırlanıyor ve en taze yerel
ürünlerle sunuluyor. The Ritus Hotel
Istanbul Sultanahmet’teki gastronomi
deneyimi yalnızca bir öğün değil;
İstanbul’un zengin mutfak mirasıyla
kurulan bir bağ, kültürel anlatımın bir
parçası ve bulunduğunuz yere dair hissi
güçlendiren özel bir yolculuk.
Sanatla iç içe bir anlatı
Hikâyesini görselliğe de taşıyan The
Ritus Hotel, ünlü Türk ressam İsmail
Acar’ın orijinal eserlerini sergiliyor.
Acar’ın Osmanlı mirasını çağdaş bir
yorumla yeniden ele alan çalışmaları,
otelin çeşitli alanlarında yer alıyor.
Eserlerde, sultanın ihtişamlı ziyafeti,
Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen
okçuluk törenleri ve saray mutfağının
görkemli gelenekleri gibi temalar öne
çıkıyor.
Şef İsa Özdemir ile ritus mutfağı
Roma’dan Osmanlı’ya uzanan kültürel
katmanları modern detaylarla
harmanlıyor. Karşılama töreninden
kahvaltı sofralarına kadar tüm deneyim,
ince düşünülmüş jestlerle şekilleniyor.
Otelin mutfağı ise, bu kültürel derinliği
gastronomik bir anlatıya dönüştürüyor.
Mutfak Şefi İsa Özdemir liderliğinde
hazırlanan menü, geleneksel Türk
mutfağının karakteristik tatlarını
modern pişirme teknikleri ve görsel
sunumla yeniden yorumluyor. 30 yıla
yaklaşan deneyimiyle uluslararası otel
zincirlerinde mutfak liderliği yapan Şef
Özdemir, menüsünü “hem tanıdık, hem
keşfedilmeye değer bir hikaye” olarak
tanımlıyor.
Başlangıçlardan tatlılara kadar geniş
bir lezzet yelpazesi sunan menüde;
fıstıklı kabak bayıldı, enginar ve
kuşkonmazdan oluşan zeytinyağlı trio,
kişnişli somon tartar ve isli ahtapot
gibi imza lezzetler öne çıkıyor. Ana
yemeklerde ise, ‘Ritus Signature’ dana
bonfile, dut pekmezli arpacık soğan
eşliğinde geleneksel ile moderni
buluşturuyor.
Kuzu incik konfi ve nohutlu keşkeğin
birlikteliği hem teknik ustalık hem de
kültürel göndermeleriyle dikkat çekici
bir örnek. Deniz ürünleri sevenler
için, parmesan kaplamalı levrek veya
narenciye marineli somon tazelik
ve rafinelik sunuyor. Tatlılarda ise,
Türk mutfağının klasiklerine çağdaş
bir yorum getiriliyor. Çıtır hibiskus
muhallebi, zerdeçal ve damla sakızı gibi
aromatik notalarıyla alışılmışın dışında
bir tatlı deneyimi yaşatıyor. Lotus’lu
Sebastian cheesecake veya çikolatalı
irmik helvası da menünün nostaljiyle
geleceği buluşturan tatlarından.
Roma döneminden ilham alan
kahvaltı ritüeli
The Ritus Hotel Istanbul Sultanahmet
Genel Müdürü Emre Kaşıkara, Roma
döneminden ilham alan kahvaltı
ritüelini şu sözleriyle aktarıyor:
“Kahvaltımızda, Roma İmparatorluğu
dönemine uzanan bir geleneği
yaşatıyoruz. Antik Roma’da, zaferler,
mevsim değişimleri ve iyi hasat
dönemleri, Hipodrom Meydanı’nda
halkın bir araya geldiği coşkulu
kutlamalarla taçlandırılırdı. Bu
kutlamalarda halka zeytinli ekmek
ve ballı ekmek ikram edilirdi. Biz de
bu geleneği modern bir dokunuşla
misafirlerimize taşıyor, kahvaltıda
zeytinli ekmek ve ballı ekmek ikram
ederek yeni bir günün heyecanını ve
bereketini onlarla paylaşıyoruz.”
The Ritus Hotel’in
gastronomik vizyonu,
sanatla da destekleniyor.
Otelin çeşitli alanlarında
yer alan, ressam İsmail
Acar’ın Osmanlı temalı
eserleri, sadece görsel bir
zenginlik sunmakla kalmıyor;
misafirlere İstanbul’un
geçmişine dair bir anlatı
da sunuyor. Acar’ın çağdaş
bakış açısıyla yeniden
yorumladığı okçuluk
törenleri, saray mutfağı ya da
sultanın ziyafeti gibi temalar,
otelin zamanlar arası bir
bağ kurma misyonuyla
bütünleşiyor.
62
hotel restaurant
& hi-tech
yeni yatırımlar
PARK
DEDEMAN
VAN
HIZMETE
GIRDI
Dedeman Hospitality, Park Dedeman Van ile kentin güçlü hafızasına saygılı, çağdaş
ve şehirle temas halinde bir misafirperverlik anlayışını Van’ın merkezine taşıdı.
Park Dedeman Van, Van’ın tarihi
ve doğal değerlerinden ilham
alarak, konaklamayı şehrin yaşam
ritmiyle birlikte ele alıyor. Otel, Dedeman
Hospitality’nin 60 yıl içerisinde inşa ettiği
güven, konfor ve “Herkesin Dedeman’ı”
yaklaşımını Van’ın kendine özgü ritmiyle
buluşturan yeni bir buluşma noktası
olarak konumlanıyor.
80 odalı
Yavuz Yılmaz yatırımıyla hayata geçirilen,
Van şehir merkezinde konumlanan Park
Dedeman Van; modern mimari dili ve
yalın tasarım anlayışıyla kent yaşamının
temposuna dengeli bir karşılık sunuyor.
Şehri keşfetmek isteyen misafirler için
ideal bir başlangıç noktası oluşturan
otel, ferah mekân kurgusu ve işlevsel
detaylarıyla hem kısa hem de uzun süreli
konaklamalar için konforlu bir atmosfer
sunuyor. Toplam 80 odasıyla hizmet
veren otel; 28 superior, 36 deluxe, 8
junior suit ve 8 suit oda seçenekleriyle
farklı beklentilere yanıt verebilen esnek
bir yapıya sahip. Gün ışığını içeri alan
odalarda, sade tasarım anlayışı konforu
ön plana çıkarırken, şehirle kurulan
görsel temas konaklama deneyimini
tamamlıyor.
Van Havalimanı’na 7 km mesafede
Park Dedeman Van’da güne zengin
kahvaltı seçenekleriyle başlanırken,
günün ilerleyen saatlerinde misafirler
için bedensel ve zihinsel yenilenmeye
alan açan imkânlar sunuluyor. Türk
Hamamı, sauna ve fitness merkezi, şehir
temposunun ardından dingin bir mola
arayanlar için tamamlayıcı bir deneyim
alanı oluşturuyor. Stratejik konumuyla
öne çıkan otel; Van Havalimanı’na 7 km,
Van Kalesi’ne 5 km ve Akdamar Adası’na
36 km mesafede yer alıyor. Bu konum,
misafirlerine hem şehir merkezine
hem de Van Gölü çevresinde şekillenen
kültürel ve doğal rotalara kolay erişim
imkânı sunuyor.
Urartu uygarlığından günümüze uzanan
tarihsel katmanları, Van Gölü’nün
benzersiz coğrafyası ve Akdamar’ın
simgesel belleğiyle Van; her ziyarette
yeni bir anlam kazanan güçlü bir
destinasyon olarak öne çıkıyor. Park
Dedeman Van, bu çok katmanlı
şehirle kurduğu ilişkiyi, Dedeman
misafirperverliğinin zamansızlığı ile
destekliyor.
Uzun soluklu bir yatırım
Park Dedeman Van, Dedeman
Hospitality’nin bölgedeki varlığını
güçlendirirken; istihdam yaratma, yerel
iş birliklerini destekleme ve turizm
hareketliliğini yıl geneline yayma
hedefleriyle Van’ın sürdürülebilir turizm
potansiyeline katkı sunmayı amaçlıyor.
Dedeman Hospitality, Park Dedeman
Van ile Doğu Anadolu’daki konaklama
yaklaşımını yeni bir noktaya taşırken;
Van’ın şehir kimliğine uyumlu, kalıcı
ve nitelikli bir konaklama deneyimi
sunuyor.
20. YILINI YENILENME VE
SÜRDÜRÜLEBILIRLIKLE KUTLUYOR
Belek’in doğal dokusu içinde yer alan Kempinski Hotel The Dome Belek, 2025’te 20.
yılını kutlarken kapsamlı yenileme ve geliştirme çalışmalarını tamamladı. Açık hava
spor alanları, plaj düzenlemeleri ve Lux Spa ile otelin misafir deneyimi güçlendirildi.
Ana binadaki iki özel süit Selçuk Suite konseptiyle yenilendi.
Belek’te yer alan Kempinski Hotel The
Dome Belek, Avrupa mirasını modern
konforla buluşturuyor ve sürdürülebilir
büyüme anlayışıyla yoluna devam ediyor.
2025, otelin 20. yılı olarak gelişim ve
yenilenmenin simgesi olurken, Akkanat
Holding’in uzun yıllardır süren desteği bu
yolculuğu güçlendiriyor. Otel Genel Müdürü
Amit Sharma, bu özel yılı şu sözlerle
değerlendirdi: “2025, Kempinski Hotel
The Dome Belek için yolculuğumuzdaki
en anlamlı yıllardan biri oldu. Yirmi yıllık
zamansız lüks anlayışımızı kutlarken,
misafir deneyimini her alanda daha da ileri
taşıyacak adımlar attık. Bu süreci, Akkanat
Holding’in değerli desteğiyle güçlenen uzun
vadeli vizyonumuzla şekillendirdik.”
Özel süitler yenilendi
Geçtiğimiz yıllarda tamamlanan kapsamlı
yenileme çalışmalarının ardından, 2025
boyunca otelin birçok alanında deneyimi
zenginleştiren yeni düzenlemeler hayata
geçirildi. Açık hava spor alanları padel
kortu, basketbol sahası ve bocce alanıyla
yeniden kurgulanırken; Akdeniz’in doğal
atmosferiyle bütünleşen plaj alanı daha
rafine bir deneyim sunacak şekilde
yenilendi. Wellness alanında ise Lux Spa’nın
açılışıyla birlikte otelin spa yaklaşımı yeni
bir boyut kazandı. Ana binada yer alan iki
özel süit, Seljuk Suite konseptiyle tamamen
yenilenerek otelin seçkin süit koleksiyonuna
dahil edildi.
pekiştirdi. Bu başarıların arkasında, tutkuyla
çalışan ekibin emeği ve misafirlerin yıllara
yayılan güveni olduğunu vurgulayan Amit
Sharma, süreci şu sözlerle özetledi: “Ekip
arkadaşlarımızın özverisi ve misafirlerimizin
sadakati, bugün ulaştığımız noktadaki en
büyük gücümüz. Bu güvenle, Kempinski
Hotel The Dome Belek’i geleceğe taşımaya
devam ediyoruz.”
Gastronomide yenilik ve çağdaş
dokunuşlar
Gastronomi alanındaki dönüşüm, 2025’in
öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Sağlıklı, vegan ve glutensiz özel menüler;
günümüzün bilinçli misafir beklentilerine
yanıt verirken, Siam Kempinski Hotel
Bangkok’tan konuk edilen özel şef iş
birliğiyle Traders Spice restoranı, otantik
Asya lezzetlerini odağına alan yeni
menüsüyle yeniden konumlandırıldı. Yerel
değerlere vurgu yapan özel rakı kokteylleri
ise otelin gastronomi anlayışına çağdaş bir
dokunuş kattı.
Sürdürülebilir başarı ve geleceğe
hazırlık
Sürdürülebilirlik odağını kararlılıkla
sürdüren Kempinski Hotel The Dome Belek;
Sürdürülebilir Turizm Sertifikası, Blue Flag,
ISO ve LEED Gold gibi prestijli uluslararası
sertifikalara layık görüldü. World Luxury
Awards, Haute Grandeur ve World Travel
Awards tarafından alınan adaylık ve ödüller
ise otelin Türkiye’nin önde gelen lüks
destinasyonları arasındaki konumunu
64
hotel restaurant
& hi-tech
yatırım proje
ARTMİM TASARIMIYLA
ENDÜSTRIYEL HAFIZADAN DOĞAN BIR
KONAKLAMA DENEYIMI
CANOPY BY HILTON İZMIR BOMONTI
ARTMİM tarafından hayata geçirilen Canopy by Hilton İzmir Bomonti, İzmir’in endüstriyel
mirasını çağdaş konaklama anlayışıyla buluşturuyor. 191 odalı otelde avlu kültüründen
ilham alan sosyal alanlar, sanat eserleri ve endüstriyel detaylarla zenginleştirilmiş
tasarım, misafirlere hem tarihi hem de modern bir deneyim sunuyor.
İzmir’in Alsancak–Bornova–Liman
aksının kesişim noktasında konumlanan
Canopy by Hilton İzmir Bomonti, kentin
endüstriyel mirasını çağdaş konaklama
anlayışıyla buluşturan özgün bir dönüşüm
projesi olarak hayata geçirilmiştir. 1912
yılında kurulan ve uzun yıllar İzmir’in üretim
kültüründe önemli bir rol üstlenen Bomonti
Alkol Fabrikası yerleşkesi, bugün geçmişin
izlerini taşıyan çok katmanlı bir kentsel
yaşam alanı olarak yeniden yorumlanmıştır.
Projenin tasarım süreci, ARTMİM’in kurucu
ortağı G. Hakan Külahçı’nın, Canopy by
Hilton markasının dünyadaki tasarım
kimliği ile Bomonti’nin endüstriyel mirasını
örtüştüren ilk kavramsal yaklaşımı ile
şekillenmeye başlamıştır. Özellikle konuk
odalarında, Canopy markasının karakteristik
unsurlarından biri olan kanopi fikrinin,
fabrikanın alkol üretiminde kullanılan
ahşap fıçılardan ilham alan bir yatak başı
kurgusuna dönüştürülmesi, projenin
tasarım mantığında bir çıkış noktası
oluşturmuştur. Bu kavramsal çerçeve,
sürecin devamında ARTMİM tasarım ekibiyle
birlikte, mekânın tümüne yayılan bütüncül
bir tasarım dili olarak geliştirilmiştir.
Canopy by Hilton İzmir Bomonti’de,
markanın global kimliği ile yerel bağlam
arasında güçlü bir ilişki kurulmuştur. Konuk
odalarında fıçı formunu çağrıştıran kanopi
etkisi, hem Canopy markasına gönderme
yapmakta hem de Bomonti yerleşkesinin
üretim geçmişini mekânsal bir anlatıya
dönüştürmektedir.
Endüstriyel mirasın çağdaş yorumu
191 odalı otel yapısında, iç ve dış mekân
ilişkisi esnek bir planlama anlayışıyla ele
alınmıştır. Açık bahçeyle bütünleşen lobi
ve bar alanları, geçmişte fabrikanın sosyal
buluşma noktası olan avlu kültürünü
günümüze taşırken; mekânlar, misafirlerin
yalnızca konakladığı değil, bir araya geldiği
ve sosyalleştiği sıcak ve davetkâr alanlar
olarak kurgulanmıştır. Lobi, geçmişte
fabrikanın bahçesine açılan bir kapı
gibi, dostluk ve komşuluk duygularının
yaşandığı doğal bir geçiş mekânı olarak
tasarlanmıştır.
Otelin genel tasarım dilinde, fabrikanın
endüstriyel yapısına ithafen seçilen
malzemeler ön plandadır. Ham metal
yüzeyler, doğal ahşap dokular ve endüstriyel
detaylar; özgün dokular ve objelerle
desteklenerek mekânda güçlü bir hafıza
katmanı oluşturmaktadır. Tasarım,
endüstriyel mirası birebir kopyalamak
yerine, çağdaş bir yorumla yeniden üretmeyi
hedeflemektedir.
Mekânda anlatısal bir köprü
Projede yer alan sanat eserleri (artwork)
ise tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak
ele alınmıştır. Bu eserler, İzmir’in kültürel
kimliğine ve fabrikanın alkol üretiminde
kullanılan damıtma sistemlerine, boru
hatlarına ve üretim ekipmanlarına
göndermeler içeren, projeye özel olarak
tasarlanmış çalışmalardır. Sanat, bu
bağlamda dekoratif bir unsurdan öte;
mekânın geçmişiyle bugünü arasında
kurulan anlatısal bir köprü olarak
konumlandırılmıştır.
ARTMİM, Canopy by Hilton İzmir Bomonti
projesinde tasarım sürecini, fabrikanın
geçmişteki üretim ve lojistik döngüsüne
benzer bir yaklaşımla; girişten başlayarak
tüm katlara yayılan, kontrollü, tutarlı ve
bütüncül bir sistem olarak ele almıştır.
Endüstriyel mirasın izlerini taşıyan bu yeni
yaşam alanı, İzmir’in kentsel dönüşüm
hikâyesine nitelikli, kalıcı ve zamansız bir
katkı sunmayı amaçlamaktadır.
66
hotel restaurant
& hi-tech
marka
PREMIUM HORECA PROJELERI İÇIN
YENI NESIL BIR YAKLAŞIM
HORECA CONCEPT
Faaliyetlerine 2023 yılında başlayan HoReCa Concept, premium restoran ve otel
projelerinde ürün tedarikini konsept, servis ve operasyonel uyumla bütünleştirerek
sektörde güvenilir ve sürdürülebilir çözümler sunuyor. Geçtiğimiz yıl itibarıyla marka
portföyünü genişletmeyi ve danışmanlık hizmetlerini derinleştirmeyi odağına alan
firmanın bir öncelikli hedefi de, premium projelerde referans alınan bir yapı olmak!
HoReCa sektöründe kalite,
estetik ve operasyonel uyumun
giderek daha belirleyici hale
gelmesine yanıt vermek ilkesiyle
2023 yılında faaliyetlerine başlayan
HoReCa Concept, restoran ve otel
projelerinde ürün tedarik eden bir
yapı olmanın ötesine geçerek; sürecin
tamamına eşlik eden, proje odaklı bir
çözüm ortağı olarak konumlanıyor.
Bu yaklaşım, HoReCa Concept’in
2025 itibarıyla hayata geçirdiği yeni
marka yapılanması ve danışmanlık
odaklı büyüme stratejisinin bir parçası
olarak şekilleniyor. Firma, premium
HoReCa projeleri için ürün tedarik
sürecini; konsept geliştirme, servis dili
oluşturma ve operasyonel ihtiyaçlara
uyum perspektifiyle yeniden tanımlıyor.
Servis ekipmanlarında konsept ve
operasyon uyumu
HoReCa Concept’in temel yaklaşımı,
servis ekipmanlarını mutfak
operasyonunun ve marka kimliğinin
ayrılmaz bir parçası olarak ele
almak üzerine kuruluyor. Bu bakış
açısıyla firma, premium segmentte
yer alan işletmeler için konseptle
uyumlu, uzun vadeli ve sürdürülebilir
çözümler geliştiriyor. Satış ve
dağıtım yapılanmasını, gastronominin
yoğunlaştığı İstanbul, Bodrum,
İzmir, Antalya ve seçili turizm
destinasyonlarına odaklayan HoReCa
Concept, şefler, F&B yöneticileri ve
satın alma ekipleriyle doğrudan iletişim
kurarak her projeye özel ilerlemeyi
temel prensip olarak benimsiyor.
Her projede şef, F&B ve satın
alma ekipleriyle birebir çalışılarak;
ürün seçimi, servis ekipmanlarının
fonksiyonelliği ve marka kimliği
arasındaki denge gözetiliyor. Standart
ürün listeleri yerine, işletmeye özel
kürasyon, numune çalışmaları ve uzun
vadeli tedarik planlaması sunuluyor.
Premium segmentte güvenilir ve
sürdürülebilir çözümler
HoReCa Concept’in ürün portföyü,
fine dining restoranlar, luxury ve
lifestyle oteller ile butik ve chefdriven
gastronomi projelerine yönelik
olarak yapılandırılıyor. Her proje,
işletmenin mutfak yapısı, sunum dili ve
operasyonel ihtiyaçları doğrultusunda
ayrı ayrı değerlendiriliyor.
Distribütörlüğü üstlenilen markalar
ise tasarım dili, üretim kalitesi,
sürdürülebilirlik yaklaşımı, tedarik
sürekliliği ve Türkiye HoReCa pazarına
uyum kriterleri doğrultusunda
titizlikle seçiliyor. HoReCa Concept,
2025 itibarıyla marka portföyünü
genişletmeyi, danışmanlık hizmetlerini
derinleştirmeyi ve premium HoReCa
projeleri için referans alınan, güvenilir
bir yapı olmayı hedefliyor.
68
hotel restaurant
& hi-tech
marka
NG KÜTAHYA SERAMIK, ‘YÜKSELEN
DEĞERLER 2026’ BULUŞMASINDA İŞ
ORTAKLARINI AĞIRLADI
NG Kütahya Seramik, her yıl geleneksel olarak düzenlediği ve iş ortakları
ile hedeflerini paylaştığı ‘Yükselen Değerler’ toplantısını bu yıl NG Afyon
Wellness&Convention Otel’de gerçekleştirdi.
Yeni nesil tasarımları, inovatif ebatlı
ürünleri ve üstün teknolojisiyleseramik
sektöründe Türkiye’nin lider global
markası olan NG Kütahya Seramik, ‘Yükselen
Değerler 2026’ etkinliği için NG Afyon
Wellness&Convention Otel’de iş ortakları ile
bir araya geldi. NG Kütahya Seramik’in buyıl
37’ncisini gerçekleştirdiği ve Türkiye’nin dört
bir yanından gelen iş ortakları ile 2025 yılını
değerlendirerek 2026 yılı hedeflerini paylaştığı
buluşmada, yatırımı tamamlanan NG Kütahya
Seramik 100. Yıl ve yatırımı devam eden
30 Ağustos fabrikalarıyla birlikte Afyon NG
Showroomda ziyaret edildi.
Erkan Güral: “NG Grup olarak 10 yılda 800
milyon euroluk yatırım yaptık”
Açılış konuşmasında 37’nci Yükselen
Değerler toplantısında iş ortakları ile bir araya
gelmekten duyduğu gururu dile getiren NG
Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı
Erkan Güral, “NG Ailesi kalıbına sığmadan
yeni başarılara imza atarak büyüyor. Gelmiş
olduğumuz noktada bugün itibarıyla,
Şubat ayı sonunda 80 milyon metrekarelik
üretim kapasitesine ulaşmış oluyoruz.
Binası hazır bulunan fabrika yatırımımızın
son etabını önümüzdeki yıl devreye alarak
tamamladığımızda üretim kapasitemizi
100 milyon metrekareye çıkarabileceğiz.
Sektördeki liderliğimizi perçinlemeyi
hedefliyoruz” dedi.
Son 3 yıldır yaptıkları yatırımların 313 milyon
euroyu bulduğunu kaydeden Güral, “10 yılda
ise turizm ve porselen grubumuzla birlikte
NG Grubu olarak 800 milyon euroluk yatırım
yapmışız. Demek ki işlerimizi ve çalışma
planlarımızı doğru programladık. Bu yıl ise
kapasitemize göre üretim miktarımız yüzde
50 artacak, ancak cirosal büyümemiz katma
değerli ürünler ve büyük ebatlı ürünler
üretmemizden dolayı yüzde 100 artacak. NG
Kütahya Seramik olarak farkındalık yaratan
katma değeri yüksek ürün gamıyla sektörden
ayrışıyoruz. İlklere imza atan kurucu marka
kimliği ile sektörümüze ilham veriyoruz.
Önümüzdeki dönemde bizim için sadece
büyümek değil, büyürken dijital dönüşüm,
çeviklik, verimlilik, doğru planlama ve finansal
disiplin ile geleceğe hazırlanmak önemli
olacak” diye konuştu.
Nafi Güral: “Üretim alanımızı iki milyon
metrekareye taşıdık”
NG Grup Kurucu Başkanı Nafi Güral ise,
üretim metrekarelerindeki büyüklüğü kendi
ifadeleriyle “Her gün Kütahya'dan 120 tır yola
çıkıyor. Yatırımlarımız tamamlandığında her
gün 150 tır yola çıkacak” şeklinde aktardı.
Babasının 65 yıl önceki öğretilerinin bugün ne
kadar önemli olduğunu gördüğünü ifade eden
Güral, konuşmasını şöyle sürdürdü: “1000
metrekare alan üzerinde 500 metrekarelik
binası olan kerestecilikle işe başladık. Bugün
ise otellerimizi de dahil edersek 2 milyon
metrekare arazi üzerinde 1,2 milyon metrekare
kapalı alana ulaştık. Bayrağı benden devralan
çocuklarım, işi benden daha iyi götürüyor.
Gelecek nesillere şans verin. Biz de onu yaptık
ve o cesaretle ve sorumluluklabugünlere
geldik.”
Devecioğlu: “Yeni ebatlar ve yüzey
teknolojileriyle fark oluşturmayı
sürdüreceğiz”
NG Kütahya Seramik’in yatırımları, yenilikçi
ürünleri ve yüzey teknolojilerini anlatan bir
sunum gerçekleştiren NG Kütahya Seramik
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fabrika
Genel Müdürü Ahmet Devecioğlu, 2025 yılının
ürün ve teknoloji geliştirmede önemli bir
yıl olduğunu kaydetti. 30 Ağustos Fabrikası
yatırımlarının hızla sürdüğünü belirten
Devecioğlu, “Türkiye’de ilk kez 160x320 cm
ebatlarında çok büyük ebatlı seramik karo
üretimini gerçekleştirdiğimiz NG Stone
vesadece 3 mm kalınlığıyla ultra ince, dayanıklı
ve esnek bir dış cephe kaplama çözümü
sunan NG Slim gibi inovatif koleksiyonlarımız,
mimari projelerde yoğun ilgi gördü. Bunlara
NG Kütahya Seramik özelinde 100x100 cm,
NG Slim özelinde 120x360 cm ve NG Performa
özelinde 80x80 cm ölçülerinde yeni ebatlar
ekledik. Türkiye’de ilk kez uyguladığımız DDG
(DeepDigitalGlaze) gibi teknolojilere ilave
olarak ise SHP Mat (Dijital Rölyef Teknolojisi),
BLT Mat (Büyük Ebat Rölyef Yüzeyler) ve
Yüksek Efektli Lappato (HG Lappato) gibi yeni
yüzey teknolojilerini geliştirdik. Bu çalışmalarla
sektörde fark yaratmayı sürdüreceğiz” dedi.
En başarılı iş ortaklarına ödülleri verildi
NG Kütahya Seramik Yükselen Değerler 2026
iş ortakları toplantısı, yıllarını tamamlamış
olan iş ortaklarına 10. yıl, 15. yıl, 20. yıl,
25. yıl, 30. yıl ve 35. yıl anısına ödüllerin
verildiği törenle devam etti. Bölge Birinciliği
Ödülleri’nin ve ilk 20 ciro ödül plaketlerinin
NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı
Erkan Güral tarafından verildiğitörende Güral,
plaketleri NG Ailesi’nin 4’üncü kuşağı fertleri
olan oğulları Umut ve Demir Güral ile Kütahya
Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral
Sürmeli’nin oğlu Nafi Emir ve NG Hotels
Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral’ın oğlu
Bora Gür’üsahneye çağırarak onlarla birlikte
verdi.
Gecede ödül alanlar şu şekilde açıklandı
2025 Türkiye Perakende Ciro Birincisi
Türkmenler Yapı, aynı zamanda Marmara
bölge 1’incisi, 2025 Türkiye Proje Ciro Birincisi
DMC Yapı aynı zamanda, İç Anadolu ve
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bölge 1’incisi,
2025 Türkiye Ciro İkincisi Beyaz 33 İnşaat, aynı
zamanda, Doğu Akdeniz Bölgesi’nin 1’incisi,
2025 Türkiye Ciro Üçüncüsü Opal Yapı, aynı
zamandaBatı Akdeniz Bölgesi’nin 1’incisi, 2025
Türkiye Ciro Üçüncüsü Yılmazlar Banyo oldu.
70
hotel restaurant
& hi-tech
marka röportaj brand interview
DIŞ MEKÂN MOBILYALARINDA DAYANIKLILIĞI
TASARLAYAN ÜRETIM ANLAYIŞI
İzmir’de zanaatkârlık temelli bir üretim
anlayışıyla doğan CEKA, bugün otel,
restoran ve kurumsal projeler için dış
mekân mobilyalarında uzmanlaşmış
bir üretim partneri olarak öne çıkıyor.
Malzemeye saygı, dayanıklılık ve uzun vadeli
kullanım performansı markanın tüm üretim
yaklaşımını belirliyor.
CEKA’nın kuruluşundan bugünkü
konumuna, üretim ve tasarım vizyonundan
gelecek hedeflerine uzanan süreci, CEKA
Genel Müdürü Mahir Çetinkaya ile konuştuk.
CEKA’nın kuruluş hikayesi ve temel
değerleri nelerdir?
CEKA, İzmir’de zanaatkârlık temelli bir
üretim pratiğiyle doğdu. Üretim, yalnızca
sonuç değil; malzeme, yapı ve kullanım
ilişkisini anlamaya dayalı bir süreç olarak
ele alındı. Bugün CEKA, otel, restoran ve
kurumsal projeler için hazır koleksiyonlar
ve projeye özel çözümler sunan bir üretim
partneri olarak konumlanıyor.
Temel değerler; malzemeye saygı,
üretimde süreklilik ve uzun vadeli kullanım
performansı üzerine kurulu.
Ürün portföyünüzde öne çıkan
segmentler ve uzmanlık alanlarınız
nelerdir?
Otel ve restoran projelerine yönelik
alüminyum sandalye sistemleri, oturma
grupları ve şezlonglar ana uzmanlık
alanlarını oluşturuyor. Malzeme seçimleri;
iklim koşulları, kullanım yoğunluğu ve
CEKA Genel Müdürü Mahir Çetinkaya
bakım gereksinimleri dikkate alınarak
yapılıyor. Hazır koleksiyonların yanında,
projeye özel çözümler de önemli
bir paya sahip.
2025 yılı firmanız açısından nasıl
geçti? Satış performansı, yeni
projeler ve müşteri portföyü
açısından geçen yılı değerlendirir
misiniz?
2025, proje niteliğinin ve uzun vadeli iş
birliklerinin öne çıktığı bir yıl oldu. Hazır
koleksiyonlar ve projeye özel çözümler
farklı ölçeklerde uygulandı, müşteri
portföyü çeşitlendi. Üretim altyapısının
güçlendirilmesi, kalite ve termin dengesinin
korunmasını sağladı.
İhracat faaliyetleriniz ve
uluslararası pazar stratejiniz nedir?
İhracat, proje bazlı iş birlikleri ve farklı iklim
koşullarında edinilen deneyimler üzerinden
ilerliyor. Ürünler; estetik kadar uzun vadeli
performans ve bakım kolaylığı kriterleriyle
değerlendiriliyor. Esnek üretim yapısı,
farklı pazarlara hızlı uyum sağlama avantajı
sunuyor.
Yeni ürün tasarımı ve Ar-Ge
süreçleriniz nasıl ilerliyor?
Melek Demirci Studio iş birliğiyle ürün
geliştirme süreci, malzeme, yapı ve
mekânsal bağlamı birlikte ele alan
bütüncül bir yaklaşımla yürütülüyor.
Tasarım kararları, üretilebilirlik ve uzun
vadeli performans kriterleriyle eş zamanlı
geliştiriliyor.
2026 ürünlerinde hangi tasarım
anlayışını ön plana çıkarıyorsunuz?
Fonksiyonellik, dayanıklılık, estetik
ve sürdürülebilirlik kriterlerinizi
nasıl belirliyorsunuz?
2026 koleksiyonlarında fonksiyonellik,
ergonomi ve bakım kolaylığı öncelikli.
Dayanıklılık, yapı ve yüzey detaylarıyla
birlikte bütüncül ele alınıyor. Estetik
anlayış zamana direnebilen sade formlar
üzerine kurulu. Uzun ömürlü ürünler,
sürdürülebilirliğin temel yaklaşımını
oluşturuyor.
2026 hedefleriniz ve planladığınız
projeler nelerdir?
Lyra Collection, yeni dönem ürün
yaklaşımının merkezinde yer alıyor.
Yeni fabrika yatırımıyla üretim kapasitesi
artırıldı. Uluslararası tasarım platformları
ve ödül programları, marka görünürlüğünü
artırmaya yönelik hedefler arasında
bulunuyor.
Müşteri memnuniyeti ve
sürdürülebilirlik yaklaşımınız nasıl
şekilleniyor?
Ürünlerin kullanım sürecinde oluşabilecek
üretim veya malzeme kaynaklı sorunlarda
bakım ve tadilat desteği sağlanıyor.
Onarılabilir yapılar ve uzun ömürlü
çözümler, sürdürülebilirliğin temelini
oluşturuyor. Müşteri ilişkileri uzun vadeli iş
birlikleri üzerinden kurgulanıyor.
Designing Durability in Outdoor Furniture:
CEKA’s Production Philosophy
Founded in İzmir with a craft-based
production approach, CEKA today stands
out as a specialized manufacturing
partner in outdoor furniture for hotels,
restaurants, and corporate projects. Respect
for materials, durability, and long-term
performance define the brand’s entire
production philosophy.
We spoke with CEKA General Manager Mahir
Çetinkaya about the company’s journey
from its foundation to its current position,
its production and design vision, and future
goals.
What is CEKA’s founding story and
core values?
CEKA was born in İzmir through a craftbased
production practice. Production was
approached not merely as an end result, but
as a process centered on understanding the
relationship between material, structure,
and use. Today, CEKA is positioned as a
production partner offering ready-made
collections and project-specific solutions for
hotels, restaurants, and corporate projects.
Its core values are built on respect for
materials, continuity in production, and longterm
usage performance.
Which segments and areas of
expertise stand out in your product
portfolio?
Aluminum chair systems, seating groups,
and sun loungers for hotel and restaurant
projects form our main areas of expertise.
Material choices are made by considering
climate conditions, usage intensity, and
maintenance requirements. In addition to
ready-made collections, project-specific
solutions account for a significant share.
How did 2025 perform for your
company? Could you evaluate the
year in terms of sales performance,
new projects, and customer
portfolio?
2025 was a year in which project quality
and long-term collaborations came to the
fore. Ready-made collections and custom
solutions were implemented across different
scales, and the customer portfolio diversified.
Strengthening the production infrastructure
ensured a balance between quality and
delivery times.
What are your export activities and
international market strategy?
Exports progress through project-based
collaborations and experience gained in
different climate conditions. Products are
evaluated based on long-term performance
and ease of maintenance, as much as
aesthetics. The flexible production structure
provides an advantage in quickly adapting to
different markets.
How do your new product design
and R&D processes evolve?
In collaboration with Melek Demirci
Studio, product development is carried out
through a holistic approach that considers
material, structure, and spatial context
together. Design decisions are developed
simultaneously with manufacturability and
long-term performance criteria.
Which design approach do you
highlight in your 2026 products?
How do you define your criteria for
functionality, durability, aesthetics,
and sustainability?
In the 2026 collections, functionality,
ergonomics, and ease of maintenance
are prioritized. Durability is addressed
holistically, together with structural and
surface details. The aesthetic approach is
based on timeless, simple forms. Longlasting
products form the core of the
sustainability approach.
What are your goals and planned
projects for 2026?
The Lyra Collection stands at the center
of the new product approach. With a new
factory investment, production capacity has
been increased. Participation in international
design platforms and award programs is
among the goals aimed at enhancing brand
visibility.
How do your customer satisfaction
and sustainability approaches take
shape?
Maintenance and repair support is provided
in case of production- or material-related
issues that may arise during the product’s
lifecycle. Repairable structures and longlasting
solutions form the foundation of
sustainability. Customer relations are built
on long-term partnerships.
72
hotel restaurant
& hi-tech
marka röportaj brand interview
AV. AÇELYA GÜNGÖR
“BURSA’DAKI YENI FABRIKAMIZ GLOBAL
PROJELERIMIZI DESTEKLEYECEK
GÜÇLÜ BIR YATIRIM’’
Su parkı tasarımı ve üretiminde
Türkiye’nin önde gelen markalarından
Polgün Waterparks, 20 yılı aşan sektör
tecrübesini yeni yatırımlar ve uluslararası
prestij projeleriyle büyütmeye devam ediyor.
Üretim altyapısını Bursa’daki yeni fabrikasıyla
güçlendiren, projelerini bugün 70’ten fazla
ülkeye taşıyan Polgün Waterparks; konsept
aquapark anlayışı, tasarım odaklı mühendislik
yaklaşımı ve dünya çapında ses getiren
yatırımlarıyla turizm sektöründe tercih edilen
bir marka.
Polgün Waterparks’ın büyüme yolculuğunu,
küresel projelerini ve su parkı sektörüne
bakışını Polgün Waterparks Genel Müdürü Av.
Açelya Güngör ile konuştuk.
Polgün Waterparks’ın 20 yılı aşan
yolculuğu nasıl başladı? Bugün
geldiğiniz noktada, artan proje
talepleri ve genişleyen üretim
altyapınız markanızın ölçeğini
ve sektördeki konumunu nasıl
yansıtıyor?
Polgün Waterparks olarak 20 yılı aşkın süredir
su parkı tasarımı, üretimi ve montajı alanında
Muğla’da faaliyet gösteriyoruz. Bugün
dünyanın 70’den fazla ülkesine 1500’den fazla
proje ihraç ettik. İlk günden bu yana tüm
üretim hattını kendi bünyesinde barındıran tek
firma olarak, artan proje taleplerine üretim
üslerimizi genişleterek, büyüyerek cevap
veriyoruz.
700’den fazla çalışanımızla Muğla, İstanbul ve
Antalya’daki mevcut 5 fabrikamıza ek olarak,
sanayinin kalbi Bursa’da faaliyete geçirdiğimiz
yeni fabrikamızla üretim kapasitemizi daha da
artırdık. Bursa’nın stratejik konumu, lojistik
avantajları ve güçlü sanayi altyapısı bize büyük
ölçekli projeleri çok daha hızlı, entegre ve
yüksek kalitede üretme imkanı tanıdı. Yurt
içindeki yüksek teknolojili fabrikalarımız
ve Ar-Ge altyapılı mühendislik gücümüzü,
İspanya’daki Polgün Europe yurt dışı satış
ofisimizle birleştirerek ürünlerimizi bugün
dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz.
Koşulsuz müşteri memnuniyeti kırmızı
çizgimiz.
Dev kadromuz ve disiplinimizle zamanında
proje teslim edebilme gücümüz; kaliteli,
uzun ömürlü ve talebe özel tasarım projeleri
üretebilme becerilerimiz markamıza duyulan
bu güveni ve sektördeki lider konumumuzu
belirleyen esas öğeler diyebilirim.
Turizm tesisleri için geliştirdiğiniz
aquapark projelerinde Polgün
Waterparks’ı diğer üreticilerden
ayıran yaklaşımı nasıl tanımlarsınız?
Konsept tasarım, proje kapsamı ve
sunduğunuz çözümler bu noktada
nasıl bir rol oynuyor?
Turizm sektörüne sunduğumuz hizmet,
aslında sadece bir ürün tedariğinden ibaret
değil; biz tesislerin reklam gücünü artıracak,
marka algısını güçlendirecek ve yoğun rekabet
ortamında tercih sebebi olmalarını sağlayacak
nitelikte yüksek tasarım değerine ve kaliteye
sahip konsept aquaparklar üretebiliyoruz.
Bu ölçekte projeleri yaparken müşterinin
taleplerine veya tesisin konseptine uygun,
markaya özel tasarımlar üretmek her firmanın
altından kalkabileceği bir iş modeli değil.
Bizim tercih sebebi olmamız tesise özel
çözümler sunmamızdan geçiyor. Geçtiğimiz
sezon Antalya Land of Legends içinde yeni
açılan Nickelodeon Hotel için ürettiğimiz
Sponge Bob temalı Splash Tower buna güzel
bir örnektir. Müşterimizin hayal ettiği her şeyi,
evet Polgün gerçekleştirebilir.
2025 yılında Polgün adına öne çıkan,
uluslararası ölçekte ses getiren
projelerden biri olarak Rixos
Murjana Resort – KAEC su parkı
yatırımı dikkat çekiyor. Bu proje
Polgün için nasıl bir anlam taşıyor
ve hem mühendislik yaklaşımınız
hem de küresel pazardaki
konumunuz açısından neyi temsil
ediyor?
2025 yılı Polgün için sadece üretim hacmiyle
değil, imza attığımız prestijli projelerle de bir
dönüm noktası oldu. Bu yılın en çok konuşulan
ve küresel çapta dikkat çeken işi, Suudi
Arabistan’daki King Abdullah Economic City
(KAEC) bünyesinde yer alan Rixos Murjana
Resort projesidir. Bölgenin en büyük ve en
kapsamlı turizm yatırımlarından biri olan bu
dev tesisin tüm su parkı projelendirmesini ve
üretimini Polgün olarak biz üstlendik.
Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleri
doğrultusunda hayata geçirilen bu projede yer
almak, Polgün’ün mühendislik gücünün dünya
devleri tarafından tescillenmesi anlamına
geliyor. Bir Türk markasının global arenada bu
denli büyük projelere imza atıyor olmasında,
markamızın kurucusu CEO’muz İbrahim
Güngör’ün geleceğe odaklanan vizyoner
kişiliği ve yetenekli ekibimizin sanat ve
mühendisliği harmanlayan çalışmaları büyük
rol oynamaktadır.
Rixos Murjana Resort – KAEC
projesinde ortaya koyduğunuz bu
ölçek, tasarım dili ve operasyonel
başarıyı düşündüğümüzde; Polgün
Waterparks’ın benzer nitelikte,
uluslararası arenada öne çıkan
başka hangi projeleri sektörde
referans olarak gösterebilirsiniz?
Farklı coğrafyalarda üstlendiğimiz ve her
biri bölgesinin referans noktası haline
gelen projeler için tercih edilen ve bu değer
ile yükselen bir Türk markası olmanın
sorumluluğunu taşıyoruz. Fas’ın en büyük
arazilerinden birine geçtiğimiz yıl kurduğunuz
Danialand projesi bugün bir cazibe merkezi
haline gelip binlerce ziyaretçiyi ağırlarken;
şu an Yunanistan Pantheon Aquapark’ta
sektörün en prestijli ödülü olan IAAPA BRASS
RING’i alan ve ilk defa kurulumu yapılacak
olan ‘Navatu' konsept kaydırağımızın montajı
devam ediyor.
Eş zamanlı olarak yürüttüğümüz bir diğer dev
projemiz de Özbekistan’da global bir marka
olan Wyndham Charvak için lüks segmentte
ve yine en yeni kaydıraklarımızdan biri olan
Afrika temalı ‘Savana’ konsept kaydırağımız
da bu projede ilk kez sahneye çıkıyor. Tüm
bu projeler, Polgün’ün sadece üretimde
değil, firmaya özel tasarım ve Ar-Ge altyapılı
mühendislikte de uluslararası bir marka
olduğunu teyit etmektedir.
Lawyer Açelya Güngör
“Our New Factory in Bursa Is a Strong Investment
That Will Support Our Global Projects”
Polgün Waterparks, one of Türkiye’s
leading brands in water park design
and production, continues to grow
its over 20-year industry experience
through new investments and prestigious
international projects. Strengthening its
production infrastructure with its new
factory in Bursa, Polgün Waterparks delivers
projects to more than 70 countries today.
With a concept aquapark approach, designfocused
engineering, and globally recognized
projects, the brand has become a preferred
name in the tourism sector.
We spoke with Polgün Waterparks General
Manager, Attorney Açelya Güngör, about the
company’s growth journey, global projects,
and perspective on the water park industry.
How did Polgün Waterparks’ journey
of over 20 years begin? At your current
stage, how do increasing project demands
and expanding production infrastructure
reflect the scale of your brand and its
position in the industry?
Polgün Waterparks has been operating in
Muğla for over 20 years in the field of water
park design, production, and installation.
Today, we have exported over 1,500 projects
to more than 70 countries around the
world. From day one, we have been the only
company in the sector to host the entire
production line in-house, and we meet
increasing project demands by expanding
and growing our production facilities.
With over 700 employees, in addition to our
five existing factories in Muğla, İstanbul,
and Antalya, we have further increased our
production capacity with our new factory
in Bursa, the heart of the industry. Bursa’s
strategic location, logistical advantages, and
strong industrial infrastructure allow us to
produce large-scale projects faster, in an
integrated manner, and with high quality.
By combining our high-tech factories and
R&D-powered engineering team in Türkiye
with our Polgün Europe overseas sales office
in Spain, we export our products worldwide.
Unconditional customer satisfaction is our
red line.
Our ability to deliver projects on time with a
large and disciplined team, along with our
capability to produce high-quality, longlasting,
and custom-designed projects, are
the key factors that earn our brand trust and
define our leading position in the sector.
How would you describe Polgün
Waterparks’ approach that sets it apart
from other producers in aquapark projects
for tourism facilities? How do concept
design, project scope, and the solutions
you offer play a role here?
The service we provide to the tourism
sector is not just about supplying a product;
we manage concept aquaparks with high
design value and quality that enhance the
advertising power of the facilities, strengthen
brand perception, and make them preferred
choices in a competitive environment.
Producing projects of this scale with designs
tailored to the client’s demands or the
facility’s concept is not a business model
every company can handle. Our reason for
being preferred is that we provide facilityspecific
solutions. A good example is the
SpongeBob-themed Splash Tower we
produced for the newly opened Nickelodeon
Hotel in Antalya’s Land of Legends last
season. Whatever the client envisions, yes,
Polgün can realize it.
The Rixos Murjana Resort – KAEC water
park investment stands out as one of the
internationally prominent projects for
Polgün in 2025. What does this project
mean for Polgün, and what does it
represent in terms of your engineering
approach and global market position?
The year 2025 became a milestone for Polgün
not only in terms of production volume but
also due to prestigious projects we undertook.
The most talked-about and globally
recognized project this year is the Rixos
Murjana Resort in King Abdullah Economic
City (KAEC), Saudi Arabia. We handled the
planning and production of all water park
facilities for this major tourism investment,
one of the largest and most comprehensive in
the region.
Participating in this project, which was
realized in line with Saudi Arabia’s Vision 2030
goals, confirms Polgün’s engineering power
as recognized by global leaders. The visionary
outlook of our founder and CEO İbrahim
Güngör, together with our talented team that
blends art and engineering, plays a major role
in a Turkish brand undertaking such largescale
projects on the global stage.
Considering the scale, design language,
and operational success demonstrated in
the Rixos Murjana Resort – KAEC project,
what other internationally prominent
projects can Polgün Waterparks cite as
references in the sector?
We carry the responsibility of being a
Turkish brand that is preferred in various
geographies and rises in value with projects
that become reference points in their
regions. For example, the Danialand project
in Morocco, established last year on one of
the largest plots in the country, has become
an attraction center welcoming thousands of
visitors. Meanwhile, at Pantheon Aquapark
in Greece, we are assembling our ‘Navatu’
concept slide for the first time, which won the
prestigious IAAPA BRASS RING award.
Another major project we are executing
simultaneously is for the global Wyndham
Charvak brand in Uzbekistan, where we are
debuting our newest slide, the Africa-themed
‘Savana’ concept, in the luxury segment. All
these projects confirm that Polgün is not
only a manufacturer but also an international
brand in facility-specific design and R&Dbacked
engineering.
74
hotel restaurant
& hi-tech
marka
YAYLA GIDA’NIN SÜRDÜRÜLEBILIR
BÜYÜME VIZYONUNA AVRUPA
KALKINMA BANKASI’NDAN DESTEK
Türkiye’nin lider gıda üreticisi Yayla Gıda, Niğde’deki yeni tesisinde hayata geçireceği yeşil
ve kapsayıcı üretim projeleri için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 60 milyon
Euro tutarında kredi anlaşması imzaladı. Proje, katma değerli gıda üretimini artırırken
döngüsel ekonomi, genç istihdamı ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında sektöre
öncülük etmeyi hedefliyor.
Türkiye gıda sektörünün
yenilikçi gücü Yayla Agro Gıda,
sürdürülebilir kalkınma hedefleri
doğrultusunda stratejik bir yatırıma
daha imza attı. Şirket, yeni açılan
Niğde tesisindeki üretim kapasitesini
ve çevresel sürdürülebilirlik projelerini
desteklemek amacıyla, uzun süreli
iş ortağı Avrupa İmar ve Kalkınma
Bankası'ndan (EBRD) 60 milyon Euro
kredi desteği sağladı.
Gıdanın geleceğine yatırım
Bakliyat, pirinç ve bulgur gibi temel
gıda ürünlerinin yanı sıra "Yemek
Hazır" serisiyle yenilikçi bir pazar
oluşturan Yayla Agro, bu finansmanla
Niğde tesisini bir teknoloji ve inovasyon
üssüne dönüştürüyor. Niğde Tesis
Besin, katma değeri artırılmış
fonksiyonel gıda yaklaşımıyla;
freeze-dry meyve ve sebzelerden
glütensiz makarnaya, rice cake’ten
müsli & granolaya, bar grubundan
bakliyat cipsine, klasik chips
çeşitlerinden Türkiye’de ilk kez üretilen
zenginleştirilmiş pirinç ürün ailesine
uzanan geniş ürün portföyüyle gıdanın
geleceğini şekillendirmede stratejik bir
rol üstlenmektedir.
Gençlere, kadınlara istihdam kapısı
Yatırımın odak noktasında sadece
üretim artışı değil, aynı zamanda
çevresel ve sosyal sorumluluk projeleri
de yer alıyor. Yayla Agro, Niğde
tesisinde kuracağı "Tarım Teknolojileri
Kuluçka ve Beceri Merkezi" ile
gençlerin istihdam edilebilirliğini
artırmayı ve sektörde kapsayıcı
büyümeyi teşvik etmeyi amaçlıyor.
Ayrıca şirket, işe alım süreçlerini ve iş
yeri politikalarını güçlendirerek kadın
istihdamını artırmayı ve toplumsal
cinsiyet eşitliği konusunda örnek bir
model oluşturmayı taahhüt ediyor.
Çevresel açıdan ise tesiste uygulanacak
kapsamlı "döngüsel ekonomi modeli"
sayesinde birincil tarımsal üretime
bağımlılık azaltılacak, sera gazı
emisyonları ve su kullanımı minimum
seviyeye indirilecek.
Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde
bulunan Yayla Gıda Yönetim Kurulu
Başkanı Hasan Gümüş, şunları söyledi:
“EBRD gibi saygın ve küresel ölçekte
güvenilirliği kanıtlanmış bir kurumla
iş birliği yapmak, bize yalnızca finansal
kaynak sağlamanın ötesinde; güçlü
bir marka itibarı, ileri düzey kurumsal
yönetim uygulamaları ve sürdürülebilir
büyüme kabiliyeti kazandırıyor.
EBRD’nin desteğiyle teknolojiyi ve
inovasyonu üretim süreçlerimizin
merkezine alarak, bugün ve gelecek
nesiller için vitamin ve mineral
açısından zenginleştirilmiş, ideal
porsiyon bazlı besleyici ve inovatif gıda
ürünlerini döngüsel ekonomi ilkeleri
doğrultusunda üretmeyi hedefliyoruz.”
EBRD Gıda ve Tarım İşletmeleri Ekibi
İşlemler Başkanı Wojtek Boniaszczuk
ise, Yayla Agro ile derinleşen iş
birliklerine dikkat çekerek şu ifadeleri
kullandı: "Bu yatırım, Yayla ile uzun
süredir devam eden ortaklığımızı
derinleştiriyor ve yenilikçi, katma
değerli gıda üretimini büyüten büyük
bir Türk şirketini destekliyor. Yeşil
teknolojileri, gençlerin beceri gelişimini
ve daha güçlü toplumsal cinsiyet
uygulamalarını birleştiren bu proje,
sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme için
endüstri standartlarını belirlemeye
yardımcı olacak."
Türkiye’nin en büyük kurumsal
yatırımcılarından biri olan EBRD, 2009
yılından bu yana Türkiye’de 500’den
fazla projeye 23 milyar Euro’yu aşkın
yatırım gerçekleştirdi.
76
hotel restaurant
& hi-tech
marka etkinlik brand event
BONNA, GENÇ ŞEFLERE DESTEK
PROJESINI HATAY’DA DUYURDU
Gastronomiye yaptığı katkılara bir yenisini daha ekleyen Bonna, “Yarına da Kalsın”
ana sosyal sorumluluk projesi kapsamında okullara ekipman desteği sağlamak için
“Bonna Geleceğin Şeflerinin Yanında” isimli projesini hayata geçirdi.
Bonna Geleceğin Şeflerinin Yanında”
projesinin ilk basın lansmanı zengin
mutfağıyla dikkat çeken medeniyetler
şehri Hatay’da gerçekleşti. 9 Ocak’ta basın
davetlileri ve Bonna ekibi, Şehit Serkan
Talan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
Konferans Salonu’nda Hataylı öğrenciler ve
öğretmenlerle bir araya geldi.
Sürdürülebilirlik çalışmaları
anlatıldı
Ekipman desteğinin yanı sıra öğrenciler ve
öğretmenlerle de bir araya gelen Bonna
ekibi, onlarla sohbet ederek geleceğin
şeflerini bizzat dinledi. Bonna Pazarlama
Müdürü Esra Atagün Karaduman,
Bonna’nın sürdürülebilirlikle ilgili
çalışmalarını aktardı. Koleksiyonlarıyla
da sürdürülebilir bir dünyaya destek
olmaya çalışan ve bu kapsamda “Yarına
da Kalsın” sürdürülebilirlik mottosuyla
hareket eden Bonna, geri dönüştürülmüş
porselen atıklarından ürettiği Cras ve
Ground koleksiyonları ile bugüne kadar
120 bin parça üretim gerçekleştirdi. Marka,
Vitrified ürünleriyle de sürdürülebilirliğe
katkı sağlamayı sürdürüyor. Dayanıklı,
sürdürülebilir ve el yapımı hissi veren
Vitrified ürünleri, fırınlarda sadece bir kez
pişirilerek standart porselenlere göre daha
az enerji tüketiyor ve Bonna’nın düşük
karbon ayak izi hedefini, çevre dostu bir
kategori olarak destekliyor.
Sürdürülebilir Gastronomi Uzmanı Cansu
Dirim de “Sürdürülebilir Gastronomi
Buluşmaları” kapsamında yaptığı sunumla
artan dünya nüfusuyla ilgili bilgi vererek,
sürdürülebilirliğin zorunluluğuna dikkat
çeken bilgilendirmelerde bulundu.
Sunumların ardından, konuk şefler
Çiğdem Seferoğlu ve Baykaner Gönen’in
de katılımıyla öğrenciler ve öğretmenlerle
birlikte “Sürdürülebilirlik Sohbetleri”
gerçekleştirildi.
olarak gördüğünü belirterek, son iki yılda
Türkiye genelinde 100’den fazla okula
ekipman desteği sağladıklarını söyledi. Son
6 ayda bu yaklaşımı daha sürdürülebilir
ve bütüncül bir yapıya dönüştürdüklerini
vurgulayan Karaduman, gastronominin
geleceğinin eğitimle şekillendiğine
inandıklarını ifade etti. “Yarına da Kalsın”
sürdürülebilirlik projesi kapsamında hayata
geçirilen “Bonna, Geleceğin Şeflerinin
Yanında” projesiyle yalnızca ekipman
desteği sunmadıklarını, genç şeflerin
mesleki yolculuklarında uzun vadeli bir
destek ekosistemi oluşturmak amacıyla Neo
Skola ile yaptıkları iş birliği kapsamında,
öğrencilere Neo Skola’da yer alan
eğitimlerden hediye ederek onları liderlikten
yetkinlik gelişimine, gastronomi bilgisinden
kişisel markaya kadar çok boyutlu bir alanda
yetkinlik kazanmalarına destek olmayı
hedeflediklerini dile getirdi.
Projenin ilk durağının Hatay olmasının ise
tesadüf olmadığını belirten Karaduman,
gastronomi mirası güçlü olan bu şehirde
gençlerle bir araya gelmenin eğitimde eşitlik
ve sürdürülebilir gastronomi vizyonunu
birleştirdiğini söyledi. Hatay buluşmasının
Bonna için 2026’nın en özel adımlarından
biri olduğunu ifade eden Karaduman,
sürdürülebilirliği merkezine alan bir
marka olarak genç nesillere bu yaklaşımı
aktarmaya ve gastronomi ekosistemini
birlikte büyütmeye devam edeceklerini
kaydetti.
Karaduman: “Hatay’ı seçmemiz
tesadüf değil”
Bonna Pazarlama Müdürü Esra Atagün
Karaduman, Bonna’nın genç şefleri
desteklemeyi kurum kültürünün bir parçası
Bonna Supports the Education
of Future Chefs
Adding a new initiative to its ongoing contributions to gastronomy, Bonna has launched
the “Bonna Stands by the Chefs of the Future” project as part of its main social
responsibility project, “Save for Tomorrow.” Through this initiative, Bonna aims to
provide plate equipment support to schools and contribute to the education of future
culinary professionals.
The first press launch of the “Bonna
Stands by the Chefs of the Future”
project took place in Hatay, the
city of civilizations renowned for its rich
culinary heritage. On January 9, members
of the press and the Bonna team came
together with students and teachers
from Hatay at the Şehit Serkan Talan
Vocational and Technical Anatolian High
School Conference Hall.
Bonna's deep commitment to
sustainability
In addition to providing equipment
support, the Bonna team engaged directly
with students and teachers, listening
to the aspirations of future chefs.
Esra Atagün Karaduman, Marketing
Manager at Bonna, shared the brand’s
sustainability initiatives. Operating
under the sustainability motto “Save
for Tomorrow,” Bonna supports a more
sustainable future through its collections.
To date, the brand has produced 120,000
pieces from the recycled porcelain waste
with its Cras and Ground collections.
Bonna also continues to contribute
to sustainability through its Vitrified
products, which are durable, sustainable,
and offer a handcrafted feel. These
products are fired only once in their
production, consuming less energy
than standard porcelain and supporting
Bonna’s low carbon footprint goals as an
environmentally responsible category.
Cansu Dirim, a Sustainability Gastronomy
Specialist, also delivered a presentation
as part of the “Sustainable Gastronomy
Meetings,” highlighting the growing
global population and emphasizing the
necessity of sustainability. Following
the presentations, “Sustainability Talks”
were held with students and teachers,
featuring guest chefs Çiğdem Seferoğlu
and Baykaner Gönen.
Karaduman: “Choosing Hatay was
no coincidence”
Emphasizing that supporting young chefs
is an integral part of Bonna’s corporate
culture, Esra Atagün Karaduman stated
that the company has provided equipment
support to more than 100 schools across
Türkiye over the past two years. She noted
that in the last six months, this approach
has evolved into a more sustainable and
holistic structure, driven by Bonna’s belief
that the future of gastronomy is shaped
through education.
She stated that with the “Bonna Stands by
the Chefs of the Future” project, launched
under the “Save for Tomorrow” main
social responsibility project, Bonna aims
not only to provide equipment support
but also to build a long-term support
ecosystem for young chefs. Through its
collaboration with Neo Skola, the project
offers students access to Neo Skola’s
training programs, supporting their
development across a multidimensional
spectrum ranging from leadership
and skill development to gastronomic
knowledge and personal branding.
Karaduman emphasized that Hatay was
deliberately chosen as the launch point
for the project, stating that bringing
young people together in a city with
such a strong gastronomic heritage
aligned educational equality with Bonna's
sustainable gastronomy vision. Describing
the Hatay gathering as one of Bonna’s
most meaningful initiatives of 2026,
Karaduman concluded by reaffirming
the brand’s commitment to sharing its
sustainability-driven approach with future
generations and continuing to grow the
gastronomy ecosystem together.
78
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
ALTIN KAŞIK GASTRONOMI
ÖDÜLLERI 7. KEZ SAHIPLERIYLE
BULUŞTU
Mutfak Dostları Derneği’nin 2018 yılında kuruluş hedefleri doğrultusunda başlattığı
ve yeme-içme alanını tüm bileşenleriyle kapsayan, başarılı kişi ve kuruluşları
destekleyerek gastronomi alanındaki çıtayı yükseltmeyi hedefleyen Altın Kaşık
Gastronomi Ödülleri, 12 ana kategori ve iki özel ödül ile sahiplerini buldu.
Mutfak Dostları Derneği tarafından
gerçekleştirilen 7. Altın
Kaşık Gastronomi Ödülleri,
12 ana kategori ve iki özel ödül ile
Four Seasons Hotel Sultanahmet’te
düzenlenen törende sahipleri ile
buluştu. Türkiye’nin gastronomi
alanında faaliyet gösteren en köklü sivil
toplum kuruluşu olan ve kuruluşunun
35. yılını kutlayan Mutfak Dostları
Derneği, Four Seasons Hotel Istanbul
at Sultanahmet ev sahipliğinde 7. Altın
Kaşık Gastronomi Ödülleri Töreni’ni
gerçekleştirdi. Gastronomi dünyasının
önde gelen isimleri, basın mensupları
ve kanaat önderlerinin aralarında
bulunduğu davetlilerin katıldığı tören,
14 Ocak 2026 tarihinde yapıldı.
Ödül kazananlar ve özel ödüller
7. Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri
kazananları şöyle sıralandı: Yılın Türk
Şefi: Burçak Kazdal, Yılın Yabancı
Şefi: Shunichi Horikoshi, Yılın Genç
Şefi: Volkan Özkur, Yılın Pasta Şefi:
Merve Burcu Akbulut, Yılın Geleneksel
Lokantası: Kuşhane (Van), Yılın Yabancı
Konsept Lokantası: Madhu’s (İstanbul),
Yılın Tek Ürün Geleneksel Lokantası:
Kısmet Pide (Nazilli), Yılın Pastanesi
veya Tatlı Evi: Ulus Pastanesi (Bursa),
Yılın Ürün Satış Noktası (Yiyecek &
İçecek): Kozmaoğlu-İdeal Salam
(İstanbul), Yılın Gastronomi Kitabı:
Kırk Kat Baklava Tarihi – Priscilla
Mary Işın, Burak Onaran, Can Yayınları
Mundi Kitap, Yılın Dijital Yayını: Kısık
Ateş İnternet Sitesi, Yılın Servis Ödülü:
Lokanta By Divan (İstanbul).
Gecede Jüri Özel Ödülü, 1926’dan
bu yana Beyoğlu’nda varlığını devam
ettiren ve bu yıl yüzüncü yaşını kutlayan
Üç Yıldız Şekerleme’ye verildi. Ödülü
ailenin üçüncü kuşağını temsilen Altuğ
Dörtler aldı. Tuğrul Şavkay Başarı
Ödülü ise Profesör Günay Kut ve mutfak
kültürü araştırmacısı Nevin Halıcı’ya
takdim edildi.
Dernek Başkanı Esin Sungur’dan
mesaj
Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri
töreninde konuşan Mutfak Dostları
Derneği Başkanı Esin Sungur,
“Derneğimizin 35. yılını kutladığımız
2026 yılında Altın Kaşık Ödülleri bizi
gerçekten memnun ediyor. Çeşitli
açılardan tartışmalara sahne olan
gastronomi dünyamızda, konusunda
uzun senelerdir çalışan ve gerçek
bir topluluk bilinci ile hareket eden
derneğimizin tarafsız bir referans
noktası olarak gastronomi alanının
tüm bileşenlerini kapsayan bu ödül
programını sürdürmesinden gurur
duyuyoruz. Bir sofra etrafında bir
arada olduğumuz ve sivil topluma
katkısını esirgemeyen üyelerimize,
destekçilerimize ve tüm dostlarımıza
teşekkür ediyoruz” dedi.
Sungur, sürdürülebilir gastronomi ve
yerel üretim vurgusu yaparak, “Tarımın,
yerel üretim ve üreticinin elimizden
kayıp gittiği bir ortamda gastronomide
sürdürülebilir ilerlemeden ve gıda
güvenliğinden söz edemeyiz. Bu yılki
törenimiz için executive şef Özgür
Üstün’ün Avlu restoranın genel
yaklaşımından yola çıkarak hazırladığı
ve ürün tedarikçilerinin yüzde 70’ini
küçük üreticiler, sosyal girişimler ve
kadın kooperatiflerinin oluşturduğu
menü, bu bakış açımızla tam bir
uyum içindeydi. Bu tür çalışmaların
yaygınlaşması, mutfak zenginliğimizin
sürdürülebilirliğini sağlamak üzere
tüm sektörün bu konuya eğilmesi en
büyük dileğimiz. Şeflerden restoran
işletmecilerine, satış noktalarından
kültür alanında üretim yapanlara, hep
birlikte toprağımızın, ürünümüzün
peşine düşmeli ve bu nüveden
oluşmaya başlayan kar topu etkisini
hayata geçirmek için çabalamalıyız. 35.
yıl çalışmalarımızı da bu amaca hizmet
ederek mutfağımızın yarınlarına katkı
sunma hedefiyle gerçekleştireceğiz”
ifadelerini kullandı.
80
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
GASTRO TRAVEL MAÇKA,
DOĞU KARADENIZ’DE GASTRONOMI
VE TURIZMI BULUŞTURDU
Gastronomi odaklı turizmi; akademi, kültür, sağlık ve girişimcilik perspektifleriyle ele
alan Gastro Travel Maçka, 23–25 Ocak tarihleri arasında Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı
Hamsiköy’de düzenlendi. Etkinlik, Doğu Karadeniz’in bölgesel kalkınma ve destinasyon
yönetimi potansiyeline odaklanan kapsamlı bir içerik sundu.
Gastronomi odaklı turizmi;
akademi, kültür, sağlık ve
girişimcilik perspektifleriyle
ele alan Gastro Travel Maçka, 23–25
Ocak tarihleri arasında Trabzon’un
Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy’de
gerçekleştirildi. Turizmci Akif
Budak ve Radisson Blu Hotel,
Trabzon’un Executive Şefi Önder
Yılmaz koordinasyonu ile düzenlenen
etkinlik, bölgenin yerel değerlerini
odağına alarak kamu, akademi ve
sektör temsilcilerini aynı platformda
buluşturdu.
Konaklama sponsorluğunu Konakoğlu
Ailesi, ulaşım sponsorluğunu ise
Yeşil Yol Turizm'in üstlendiği etkinlik,
katılımcılar Trabzon’a varışlarının
ardından Macuka Restoran'da
düzenlenen zengin kahvaltı sofrasında
ağırlandı.
Program, yakın zamanda hayatını
kaybeden sanatçı Volkan Konak’ın
kabrinin ziyaret edilmesiyle devam etti.
Ardından Zigana Kayak Merkezi’ne
yapılan ziyaretle bölgenin kış turizmi
potansiyeline dikkat çekildi.
Haber: Hatice Ünal Bilen
Beş oturumda kapsamlı içerik
24 Ocak Cumartesi günü Konakoğlu
Hotel’de gerçekleştirilen tam
günlük program, açılış ve protokol
konuşmalarının ardından beş oturum
halinde devam etti. Gün boyunca
paneller, akademik sunumlar, şef
anlatımları ve tadım etkinlikleri
düzenlendi. Programın sunuculuğunu
ünlü şef Özlem Mekik üstlendi.
Programın ilk oturumunda Doğu
Karadeniz’de Kadın Girişimciliği başlığı
ele alındı. Hotel & Restaurant dergisi
Yazı İşleri Müdürü Hatice Ünal Bilen'in
moderasyonunu üstlendiği panelde;
gıda, iklimlendirme, yeme-içme ve
seyahat sektörlerinde faaliyet gösteren
kadın girişimcilerin deneyimleri ve
bölgesel üretim pratikleri paylaşıldı.
İkinci oturumda "Turizmde Yeni
Yaklaşımlar ve Destinasyon Yönetimi"
konusu ele alınarak, Doğu Karadeniz’in
mevcut turizm altyapısı, gelişen seyahat
trendleri ve destinasyon yönetimi
modelleri değerlendirildi.
Üçüncü oturumda; "Gastronomi ve
Sağlıklı Beslenme" teması kapsamında,
akademisyenler ve uzman doktorların
katkılarıyla yerel mutfağın beslenme
kültürü ve sağlıkla ilişkisi ele alındı.
Dördüncü oturum, "4 Mevsim Karadeniz
– Sürdürülebilir Turizm Modelleri"
başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumda,
bölgenin yılın tamamına yayılan
turizm potansiyelinin sürdürülebilirlik
ekseninde nasıl değerlendirilebileceği
tartışıldı.
Günün son oturumunda ise, "Doğu
Karadeniz’de Turizm, Gastronomi ve
Girişimciliğin Geleceği" başlığında;
akademi, mutfak ve saha deneyimi
bir araya getirilerek bölgenin gelecek
vizyonu ele alındı.
Güçlü Katılım, Canlı Mutfak
Deneyimleri
Gastro Travel Maçka etkinliğine
Türkiye’nin önde gelen şefleri Özlem
Mekik, Zeki Kara, Güner Şen, Adem
Yılmaz, Mehmet Altaş, Yıldız Özsamaha,
Betül Tekin, Emel Varer, Ali Kemal
Öztürk, Mustafa Başar, Osman Kotan'ın
yanı sıra KKTC’de otel yatırımcısı ve şef
Selim Yeşilpınar katıldı.
Programda ayrıca Dr. Ender Saraç,
Prof. Dr. Adnan Kaya ve Prof. Dr.
Murat Aksoy başta olmak üzere tıp
profesörleri ve uzman doktorlar, turizm
ve gastronomi yazarları, seyahat ve
gastronomi odaklı içerik üreticileri,
yerel üreticiler ve gastronomi
girişimcileri yer aldı. Turizm sektörü
temsilcileri arasında Murat Yunak,
Ertan Ustaoğlu, Şebnem Urgancıoğlu,
Şatıroğlu Konağı'nın sahibi aynı
zamanda Türkiye Küçük Oteller Derneği
Yönetim Kurulu Üyesi Osman Şatıroğlu
ve Volkan Kantarcı bulunurken, yerel
yöneticiler ve kanaat önderleri de panel
ve oturumlara katkı sundu.
Paneller arasında danışman şefler
Güner Şen ve Adem Yılmaz tarafından
gerçekleştirilen workshop’lar ve canlı
mutfak performansları düzenlendi.
Özellikle sahnede yapılan tuzda balık
sunumu, görsel anlatımı ve hikâyesiyle
programın öne çıkan başlıklarından biri
oldu. Sunumun ardından hazırlanan
balık davetlilere ikram edildi.
Bölgesel Lezzetlerle Güçlenen
Sofra
Gün içinde verilen öğle yemeğinde,
Gastro Travel Maçka organizasyonu
kapsamında hazırlanan özel bir
menü sunuldu. Bölgesel lezzetlerin
geleneksel tekniklerle modern sunum
anlayışıyla bir araya getirildiği menüde;
Osmanlı mutfağından ilham alan
balkabağında dana kavurma, pazılı
hamsi sarması ve hamsi dolması, tuzda
alabalık, yöreye özgü tamara ve patlıcan
tavası, turşu kavurması, un helvası
ve Trabzon hurmasından hazırlanan
çikolatalı tatlı yer aldı.
Maçka usulü mısır ekmeği eşliğinde
sunulan bu seçki, etkinliğin gastronomi
ayağını güçlü biçimde tamamladı.
Akşam saatlerinde Konakoğlu Hotel’in
açık alanında, Konakoğlu Ailesi’nin
sponsorluğunda ateş başında mangal
organizasyonu gerçekleştirildi. Müzik,
horon ve ikramlarla zenginleşen
etkinlik, yerel halkın da katılımıyla
samimi bir buluşmaya dönüştü.
İnanç, Tarih ve Kültürel Mirasa
Ziyaret
25 Ocak Pazar günü program, Doğu
Karadeniz’in önemli inanç ve kültür
miraslarından biri olan Sümela
Manastırı ziyaretiyle devam etti.
Akşam saatlerinde ise Rize’nin Fındıklı
ilçesinde bulunan, 260 yıllık geçmişe
sahip Şatıroğlu Konağı’na geçildi.
Osman Şatıroğlu’nun ev sahipliğinde
gerçekleşen akşam yemeğine Fındıklı
Belediye Başkanı Ercüment Şahin
Çerçavatoğlu da konuk olurken;
program müzik eşliğinde horonlarla
sona erdi.
Program kapsamında 26 Ocak
Pazartesi günü Artvin Hopa üzerinden
Batum’a geçilmesi ise Gastro Travel
Maçka’nın sınırları aşan ve bölgesel
etkileşimi önceleyen yaklaşımının bir
yansıması olarak değerlendirildi.
Disiplinler arası yapısı, güçlü katılımı
ve bölgesel kalkınmaya odaklanan
içeriğiyle Gastro Travel Maçka, Doğu
Karadeniz’de gastronomi ve turizmi
birlikte ele alan önemli bir buluşma
noktası olarak öne çıktı.
82
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
FARKINDALIK SOFRASI TEMALI
CULINARY CUP 2025 BÜYÜK
FINALI GERÇEKLEŞTI
Sofra/Compass Group Türkiye, geleneksel Culinary Cup yarışmasının 11'inci yılında
anlam dolu bir etkinliğe imza attı. "Farkındalık Sofrası" temasıyla düzenlenen bu
yılki yarışma, Türkiye'nin beş farklı bölgesinden gelen yetenekli şeflerin tasarım
gücünü ve bilinçli mutfak anlayışına sahne oldu.
Gastronometro'da gerçekleşen büyük
finalde, Asya, Avrupa, Ankara, Bursa
ve İzmir bölge birincileri benzersiz
bir mücadeleye imza attı. Yarışmacılar,
90 dakikalık zorlu süreçte başlangıç,
ana yemek ve tatlıdan oluşan üç tabaklık
menülerini hazırladı.
Her tabak bir farkındalık
manifestosu
Bu yılki Culinary Cup, sadece teknik
beceri ve lezzet yarışının ötesine geçerek,
şeflere bilinçli mutfak anlayışını yansıtma
fırsatı sundu. "Farkındalık Sofrası"
konsepti kapsamında, gıda alerjenlerine
duyarlılık, bilinçli malzeme seçimi
ve toplumsal sorumluluk yarışmanın
merkezinde yer aldı. Yarışmacılar,
sadece damak zevkine hitap eden değil,
aynı zamanda sağlık ve sürdürülebilirlik
açısından sorumlu bir yaklaşım sergileyen
menüler hazırlayarak, Sofra/Compass
Group Türkiye'nin kurumsal vizyonuna
nasıl bir zenginlik kattıklarını gösterdi.
Zafer, geleceğin genç şefi Dorukhan
Teker'in oldu
Bursa Bölge'den 19 yaşındaki Şef
Dorukhan Teker'in büyük zaferiyle
sonuçlanan Culinary Cup 2025, genç
yeteneklerin Türkiye'nin mutfak
sahnesindeki gücünü bir kez daha
kanıtladı. Yarışmanın en genç aşçısı
olan Teker, "Keşiş Dağı", "Kıtır Kökler
Eşliğinde Gurme Et" ve "Çöven Bulutunda
Armut Tatlısı"ndan oluşan etkileyici
menüsüyle jüriyi büyüledi. Ödülü kazanan
Dorukhan Teker, duygularını şu sözlerle
dile getirdi: "İstanbul'da tüm bölgelerden
şeflerle aynı mutfakta olmak benim için
büyük bir deneyimdi. Henüz yolun çok
başındayım ama bugün burada olmak ve
Türkiye şampiyonu seçilmek benim için
unutulmaz bir an. Final açıklandığında
yaşadığım heyecanı kelimelerle anlatmak
zor. Bu yarışma bana hem cesaret hem
de motivasyon verdi. Bu yarışma sadece
bireysel bir başarı değil, bölgemle birlikte
kazandığımız bir deneyim. Sofra'da
bu kadar güçlü bir mutfak kültürünün
parçası olmak beni çok gururlandırıyor."
KAREKOD
HAMLESIYLE
AYVALIK,
TÜRKIYE’YI
LIDERLIĞE
TAŞIMAYA TALIP
OLDU
Dünyanın en iyi üç zeytinyağından biri olarak gösterilen Ayvalık Zeytinyağı’nda
markalaşma ve izlenebilirlik için karekod sistemi devreye alınıyor. Ayvalık Ticaret Odası
Başkanı Ali Uçar, sistemin taklit ve tağşişi önleyeceğini belirterek, Ayvalık’ın öncü olması
halinde Türkiye’nin uluslararası arenada lider konuma ulaşabileceğini vurguladı.
Dünyanın en iyi 3 zeytinyağından biri
olarak gösterilen Ayvalık Zeytinyağı’nda
markalaşmanın önemine dikkat çeken
Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, “Ayvalık,
sahip olduğu marka değeri ve marka sayısı ile
zeytinyağı sektörünün vitrinidir. Yurt dışında
olmamız gereken yer, kaliteli bir şekilde restoran
masalarının üzeridir. Türkiye’nin geleneksel
değeri olan zeytinyağında üretici korunmadan,
ihracat sürdürülebilir hale getirilmeden ve değer
zinciri güçlendirilmeden sektörün büyümesi
mümkün değildir. Öncelikli olarak tüm yetkili
kurumları üreticinin ve markalaşmanın yanında
durmaya davet ediyoruz” dedi.
Uçar: “Karekod markalaşmada ciddi katkı
sağlayacak"
Markalaşmayı hızlandırabilmek, şeffaflık, taklit
ve tağşişin önüne geçebilmek için karekod
çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Uçar,
“Burada esas ihtiyaç ‘güvenilir dijital izleme +
kimlik doğrulama’ bileşenlerinin birleşimidir.
Balıkesir Tarım İl Müdürlüğü’nün organik
zeytinyağı üretimi ile ilgili Ayvalık ilçesi içinde
seçilen pilot bölge Mutluköy ve Murateli kırsal
mahallelerine yönelik hazırlanan 3 yıllık ‘Organik
Zeytin Köyü" projesi çalışması bulunmaktadır.
Burada sistem Çiftçi Kayıt Sistemi’ne bağlı olarak
parsel bazlı izlenebilirliği sağlamaktır. Karekod
uygulamasını gerçekleştirdiğimizde üreticinin
kimliği, zeytinin hangi bahçeden geldiği,
hasat zamanı, analiz sonuçları, duyusal analiz
doğrulaması, coğrafi işaretin ilgili kurumdan
kontrolü ve hakiki Ayvalık Zeytinyağı olup
olmadığı anında görülebilecek” açıklamalarda
bulundu. Sistemin Ayvalık Zeytinyağı’na,
uluslararası markalaşma yolunda ciddi katkı
sunacağını da belirten Uçar, “Markalaşma ve
bilinirlikte ön sırada olan Ayvalık bu sistemin
öncüsü olursa Türkiye, uluslararası arenada lider
konuma ulaşabilir” dedi.
“Rekoltede yüzde 40’lık düşüş”
2025-2026 yılı zeytinyağında rekoltenin yüzde
40 düşüşün tahmin edildiği bir yıl. Fiyatlar 2 yıl
önceki fiyatlara geldi. Üreticinin ve işletmelerin
maliyetleri artarken ihracatta da azalış söz
konusu. Gelecek 2026-2027 sezonunda,
hastalık veya küresel iklim krizine bağlı doğal
afetler olmadığı takdirde zeytinde “var yılı”nın
beklenildiğini, zeytin ve zeytinyağında rekolte
artışı olacağına dikkat çeken Uçar, “Dış ve hedef
piyasalara bağlı olarak ihracat için 2022-2023
sezonunda olduğu gibi bir fırsat yılı olabilir.
Dış piyasalara çalışıldığı taktirde 700-800
milyon dolar arası ihracat gerçekleştirebilir.
Ambalajlı ürün ihracatı yüzdesi arttırılmadıkça,
beklenen katma değerin gerçekleşmesi de
zor” olduğunu sözlerine ekledi. Yüksek girdi
maliyetlerine rağmen zeytinyağı üreticisinin
ürünleri maliyetinin altında fiyatlarla alıyor
ve bu durum da üretimin sürdürülebilirliğini
tehdit ediyor. Türkiye’de ilk kez Güney Marmara
Kalkınma Ajansı koordinasyonunda, Edremit
Körfezindeki odalar gerçekleştirilen 6000
tonluk Kuzey Ege Zeytinyağı Lisanslı Depoculuk
çalışmasıyla fiyatlardaki dalgalanmaların önüne
geçeceklerini belirten Uçar, “Taklit ve tağşiş,
yaratmaya çalıştığımız marka ve katma değerin
en büyük düşmanıdır. Bu sorununa acilen
çözüm bulunması gerekmektedir. Bu konularda
kurumlar ile ortak çalışmalar içindeyiz.
Ayrıca Ayvalık Ticaret Odası olarak, Avrupa
Birliği Ayvalık Zeytinyağı Coğrafi işareti tescili
sürecini de en kısa zamanda tamamlamaya
çalışmaktayız. Özellikle lisanslı depoculuk
uygulaması, ürün arzının planlı şekilde iç
piyasaya sunulmasına, fiyatların dengelenmesine
ve ihracatçının izlenebilir ve kaliteli ürüne kolay
erişimine olanak sağlayacaktır. Bu sistem aynı
zamanda piyasadaki spekülatif hareketlerin
önlenmesinde de kritik rol oynayacaktır”
açıklamalarda bulundu.
84
hotel restaurant
& hi-tech
gastro güncel gastro news
Dünyanın En İyi
100 Yemek Şehri Listesi
Yenilendi
The World’s Top 100 Food Cities List Has Been Updated
Dünyanın farklı bölgelerindeki yerel mutfakları,
geleneksel tarifleri, içecekleri ve yöresel ürünleri
tanıtan gastronomi platformu Taste Atlas, Dünyanın
En İyi 100 Yemek Şehri listesini yeniledi. Güncellenen
listede Türkiye’den üç şehir yer aldı.
Gastronomy platform Taste Atlas, which
showcases local cuisines, traditional recipes,
beverages, and regional products from
around the world, has updated its World’s
Top 100 Food Cities list. The revised list
features three cities from Türkiye.
Taste Atlas verilerine göre,
listenin ilk dört basamağında
İtalya kentleri öne çıktı. Dünya
gazetesinin aktardığı sıralamaya
göre; Napoli zirvede yer alırken,
Milano ikinci, Bologna üçüncü ve
Floransa dördüncü oldu. Beşinci
basamakta Mumbai (Hindistan)
bulunurken, Cenova (İtalya) altıncı
sıraya yerleşti. Paris (Fransa)
yedinciliği elde ederken, Viyana
(Avusturya) sekizinci, Roma (İtalya)
dokuzuncu ve Lima (Peru) listeyi
onuncu basamakta tamamladı.
Türkiye’den üç şehir listede
Listede 17’nci sırada bulunan
Gaziantep, köklü mutfak kültürüyle
öne çıktı. Şehirle özdeşleşen
lezzetler Baklava, Alinazik,
Yuvarlama (Yuvalama), Katmer ve
Beyran olarak sıralandı. 24’üncü
sırada yer alan İstanbul, zengin
mutfak çeşitliliğiyle dikkat çekti.
İstanbul’da tadılması önerilen
lezzetler Lokum, Hünkarbeğendi,
Beyti, Paçanga ve Islak hamburger
oldu. Listenin 84’üncü sırasında
yer alan İzmir için öne çıkan tatlar
Boyoz, İzmir köfte, Kadınbudu,
İzmir bombası, Şambali ve Tire
köftesi olarak belirtildi.
According to Taste Atlas data, Italian cities
dominated the top four positions. As reported
by Dünya newspaper, Naples took the top spot,
followed by Milan in second, Bologna in third,
and Florence in fourth place. Mumbai (India)
ranked fifth, Genoa (Italy) came sixth, Paris
(France) was seventh, Vienna (Austria) placed
eighth, Rome (Italy) was ninth, and Lima (Peru)
completed the top ten.
Three cities from Türkiye made the list
Gaziantep, ranked 17th, stood out with its
rich culinary heritage. The city’s signature
dishes include Baklava, Alinazik, Yuvarlama
(Yuvalama), Katmer, and Beyran. Istanbul,
in 24th place, impressed with its diverse
cuisine. Must-try dishes in Istanbul are Lokum,
Hünkarbeğendi, Beyti, Paçanga, and Islak
hamburger. In 84th place, Izmir made the list
with its distinctive flavors such as Boyoz, Izmir
köfte, Kadınbudu, Izmir bombası, Şambali, and
Tire köfte.
Enflasyon %30’da Kaldı,
Lokanta ve Oteller %34 Zamlandı
Inflation Stays at 30%, Restaurants and Hotels See 34% Price Hike
TÜİK’in açıkladığı 2025 yılı enflasyon verilerine
göre, yıl sonu enflasyonu yüzde 30,89 olarak
açıklanırken, lokanta ve otellerde yıllık fiyat
artışı yüzde 34,11 oldu.
TÜİK’in Aralık 2025 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine
göre, yıl sonu enflasyonu yüzde 30,89 olarak açıklanırken,
lokanta ve otellerde yıllık fiyat artışı yüzde 34,11 oldu.
Açıklanan veriler doğrultusunda, otel ve lokanta harcamaları
enflasyonun üzerinde artış gösteren kalemler arasında yer
alırken, artan girdi maliyetleri, gıda fiyatları ve enerji giderleri
sektör fiyatlarına doğrudan yansıdı.
According to the 2025 inflation data released
by TÜİK, the year-end inflation was announced
as 30.89%, while annual price increases in
restaurants and hotels reached 34.11%.
According to TÜİK’s December 2025 Consumer Price Index (CPI)
data, year-end inflation stood at 30.89%, with restaurants and hotels
experiencing an annual price increase of 34.11%. These figures show
that spending on hotels and restaurants increased above the overall
inflation rate, with rising input costs, food prices, and energy expenses
directly reflected in sector prices.
En yüksek artış eğitimde
2025 yılında en yüksek artış yüzde 66,27 ile eğitimde
görülürken, eğitimden sonra konut yüzde 49,45, otel ve
lokantalar ise yüzde 34,11 artışla en fazla fiyat yükselişi
yaşanan harcama gruplarından biri oldu.
Maliyet baskısı bu yıl da devam edebilir
Uzmanlara göre, özellikle turizm bölgelerinde artan işletme
maliyetleri, personel giderleri ve hammadde fiyatlarındaki
yükseliş, otel ve lokanta fiyatlarını yukarı çekti. Sektör
temsilcileri, 2026 yılında da maliyet baskısının devam
edebileceğine dikkat çekiyor.
Highest increase in education
In 2025, the highest price increase was seen in education at 66.27%.
Following education, housing increased by 49.45%, while hotels and
restaurants recorded a 34.11% rise, making them one of the expenditure
categories with the largest price hikes.
Cost pressures may continue this year
Experts indicate that rising operating costs, labor expenses, and
raw material prices, particularly in tourist regions, pushed hotel and
restaurant prices higher. Industry representatives warn that cost
pressures could continue in 2026 as well.
86
hotel restaurant
& hi-tech
gastro güncel
TURYİD, YEME-İÇME
SEKTÖRÜNDE BAHŞIŞ İÇIN
YENI MODEL ÇAĞRISI YAPTI
TURYİD, yeme-içme sektöründe yaklaşık 2 milyon çalışanı doğrudan ilgilendiren
bahşiş ve servis ücreti uygulamalarına ilişkin olarak, bahşişin kredi kartı ve dijital
ödeme sistemleriyle gönüllülük esasına dayalı biçimde alınabilmesini sağlayacak
yeni bir model çağrısında bulundu.
Sektörde uzun yıllardır uygulanan
servis ücreti, mevzuatta yer alan ve
işletmeler aracılığıyla çalışanlara
aktarılan bir gelir kalemi olarak öne
çıkarken; bahşiş, hizmetten duyulan
memnuniyet doğrultusunda kişinin
tercihine bağlı olarak uygulanan bir
ödeme biçimi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Restoran Yatırımcıları ve
Gastronomi İşletmeleri Derneği
(TURYİD), bu iki başlığın kamuoyundaki
tartışmalarda sıklıkla birlikte anılmasının,
uygulamaya ilişkin soru işaretlerini
artırdığına dikkat çekiyor.
TURYİD'e göre tartışmaların önemli
başlıklarından biri, gönüllülük esasına
dayalı bahşişin modern ödeme
sistemlerine entegre edilememesi. Bu
alanda atılacak adımların hem çalışanlar
hem de tüketiciler açısından daha dengeli
bir yapının oluşmasına katkı sağlayacağı
ifade ediliyor.
Demirer: “Kredi kartıyla gönüllü
bahşişin 2026’da yasallaşacağına
inanıyoruz”
TURYİD Yönetim Kurulu Başkanı
Kaya Demirer, konuya ilişkin
değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye'de bugün itibarıyla kredi kartı
aracılığıyla, tamamen gönüllülük esasına
dayalı bahşiş bırakılmasını mümkün
kılan bir sistem bulunmuyor” diyor.
Demirer, TURYİD'in bu çerçevede net
önerileri olduğunu vurgulayarak şöyle
devam ediyor: “Tüketicilerin daha
açık ve güçlü şekilde bilgilendirilmesi,
gönüllülük esasına dayalı bahşişin kredi
kartıyla tahsil edilmesine izin verilmesi,
yüzdelik gelirlerin çalışanlara dağıtımında
kullanılan ve günümüz koşullarına
uymayan dağıtım modellerinin gözden
geçirilmesi ve bu konuda çalışanların
da söz sahibi olduğu ortak kurulların
oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu anlamda ciddi bir yol kat edildi, kredi
kartı üzerinden gönüllü bahşiş sisteminin
yeni yıl ile birlikte kısa süre içinde yasal
zemine kavuşacağına inanıyoruz.”
“Bahşişin vergisini biz üstlenmeye
hazırız”
Kaya Demirer, sektörün bu konuda
sorumluluk almaya hazır olduğunu da
belirterek şu değerlendirmede bulunuyor:
“Bahşiş ve servis ücreti çoğu zaman
aynı başlık altında tartışılıyor. Oysa
sahadaki uygulamalar ve beklentiler
farklı. Kredi kartıyla gönüllü bahşiş
bırakılmasını mümkün kılan bir sistem
hayata geçtiğinde, bu ayrım çok daha net
hale gelecektir. Bahşişin kredi kartıyla
ödenmesini sağlayacak düzenleme
yapılırsa, yüzde 10'luk bahşiş vergisini
işletmeler olarak biz üstlenmeye hazırız.
Böylece hem çalışanlar açısından
belirsizlikler ortadan kalkar hem de
kamuoyundaki tartışmalar sağlıklı bir
zemine oturur.”
Demirer, kamunun bu noktada
alacağı tutumun belirleyici olacağını
da vurgulayarak şunları söyledi:
“Gönüllülük esasına dayalı bir sistemin
hayata geçmesi halinde, Hazine ve Gelir
İdaresi'nin sembolik sayılabilecek yüzde
10'luk bir stopaj kesintisiyle bu süreci
desteklemesi, özel sektörün önünü
açacaktır. Bu yaklaşım, kamu ve özel
sektör dayanışmasının çok güçlü bir
örneği olacaktır. Yaklaşık 2 milyon hizmet
sektörü emekçisinin gelirlerinde gözle
görülür bir artış sağlanması mümkün.
Ayrıca bu modelin, diğer sektörler için de
örnek teşkil edecek bir dayanışma biçimi
olmasını umut ediyoruz.”
Demirer, gönüllülük esasına dayalı
bahşiş gelirinin çalışanlar açısından
kişisel gelir vergisine tabi olmamasının,
sistemin amacına ulaşması bakımından
önemli bir tamamlayıcı unsur olacağını
da ifade etti. Yeni model kapsamında,
kredi kartıyla ödeme sırasında POS
cihazlarında müşteriye bahşiş ekleme
seçeneği sunulması; bahşiş tutarlarının
işletmenin ticari gelirinden ayrı şekilde
izlenmesi ve çalışanlara dağıtılması
öngörülüyor. Dağıtım sürecinde, çalışan
ve işveren temsilcilerinin birlikte yer
aldığı mekanizmaların devreye alınması
planlanıyor. TURYİD, ilgili kamu
kurumlarıyla yürütülen çalışmalarla
hem tüketici hassasiyetlerini hem de
yeme-içme sektöründe emeğin karşılığını
gözeten sürdürülebilir bir yapının
oluşturulmasını hedefliyor.
DrṀurat
İstanbul Gelişim Üniversitesi
Dogan
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı
Doç.
)
Eleştiri, Yemeğin Aynası mı?
“Eleştirmek” sözcüğü, günlük
konuşmada çoğu zaman olumsuz bir
çağrışım taşır. Kimi için “karalama”,
kimi için “aşağılama” anlamına gelir.
Oysa eleştiri, doğruyu yanlıştan ayırmak,
güzeli çirkinle kıyaslamak değil; bir
şeyin özünü anlayıp onu başkalarıyla
paylaşmaktır. Özellikle gastronomi
dünyasında, yemek eleştirmenliği bu
anlamda yalnızca bir değerlendirme
aracı değil, aynı zamanda kültürel
bir görevdir. Çünkü yemek, sofraya
konduğunda bir besin değil, bir
hikâyedir—toprağın, iklimin, insanın ve
tarihin ortak eseridir.
Bu yazıdaki amacım, yemek
eleştirmenliğinin gastronomiye nasıl
bir katkı sunduğunu, tarihsel gelişimini
ve günümüzdeki yerini anlamaktır.
Çünkü yemek eleştirmeni, sadece “ne
yendiğini” anlatan bir kişi değildir; o,
lezzetin dilini konuşan, damak zevkinin
felsefesini yazan, halkın midesine değil,
zihnine hitap eden bir rehberdir.
Tarihin sofrasında: Eleştirmenliğin
doğuşu
Yemek eleştirmenliği, modern
çağın icadı değildir. Antik Roma’da
Marcus Gavius Apicius, hedonist
şair Archestratus ya da 19. yüzyılın
Fransız entellektüeli Jean Anthelme
Brillat-Savarin gibi isimler, aslında ilk
“gurmeler” olarak değil, ilk yorumcular
olarak tarihe geçtiler. Onlar, yemeği
doymak için değil, anlamak için
tükettiler. Brillat-Savarin’in “Lezzet
Fizyolojisi” adlı eseri, yemeğin yalnızca
fizyolojik bir ihtiyaç olmadığını, aksine
estetik bir tecrübe olduğunu ilan eden
ilk manifestoydu.
Ancak gerçek anlamda modern
yemek eleştirmenliği, 1803 yılında
Alexandre Balthazar Laurent Grimod
de La Reynière’nin “L’Almanach des
Gourmands” adlı yıllığını yayınlamasıyla
doğdu. Paris sokaklarında kılık
değiştiren bu ilk “fahri denetçi”,
restoranları yalnızca lezzete değil;
ambiyansa, servise, hatta sofra
örtüsündeki lekelere kadar inceledi.
Bugün Michelin rehberlerinin gizlilik
anlayışı, aslında La Reynière’nin bu ilk
adımından miras kalmıştır.
Michelin kardeşler ise 1900’lerin
başında, lastik satmak için bastıkları
bir seyahat rehberini, zaman içinde
dünyanın en prestijli gastronomik
ödülüne dönüştürdüler. Yıldızlar, artık
sadece kaliteyi değil, bir restoranın
kaderini belirleyen semboller haline
geldi. Ancak bu sistem, bazı şefler
için övgü değil, lanet oldu. Alain Zick
ve Bernard Loiseau’nun intiharları,
yıldızların taşıdığı psikolojik yükü
acımasızca gözler önüne serdi.
Eleştirmenlik: Sanat mı, meslek mi?
Bugün yemek eleştirmeni olmak;
hem sanatçı hem bilim insanı olmayı
gerektirir. Jonathan Gold gibi Pulitzer
Ödülü sahipleri, Los Angeles’taki etnik
mahallelerdeki küçük lokantaları
keşfederek, yemek eleştirmenliğini elit
bir kulüpten halka açtı. Türkiye’de ise
Tuğrul Şavkay, Vedat Milör veya Artun
Ünsal gibi isimler, bu alana dikkat çekti
ama kurumsal bir eğitim ya da mesleki
bir statü kazandıramadı.
Yemek eleştirmenliği, sadece “ne
kadar lezzetli” sorusuna cevap aramaz.
Menünün arkasındaki hikâyeyi, şefin
vizyonunu, malzemenin kökenini,
servisin ritmini okur. Bu nedenle
başarılı bir eleştirmen, aynı zamanda
iyi bir yazar, duyarlı bir gözlemci ve
kültürel bir antropolog olmalıdır. Lezzeti
ölçmek kolaydır; lezzetin bağlamını
anlatmak zordur.
(Devamı gelecek ay: “Dijital Çağda
Lezzet: Yelp’ten Instagram’a”)
88
hotel restaurant
& hi-tech
gastro güncel
MSA, ŞEF DAN GIUSTI ILE TOPLU
YEMEKTE EĞITIM DÖNÜŞÜMÜNÜ
BAŞLATIYOR
Noma’nın eski baş şefi ve Brigaid’in kurucusu Dan Giusti, Mutfak Sanatları Akademisi’nin
davetiyle Türkiye’ye gelerek toplu ve endüstriyel mutfaklara eğitim odaklı yeni bir bakış
sundu. MSA, Giusti’nin deneyimlerinden yola çıkarak toplu yemek alanında kalite, hijyen
ve içerik odaklı eğitim programları hazırlamaya hazırlanıyor.
Dünyaca ünlü şef Dan Giusti, Mutfak
Sanatları Akademisi’nin davetiyle
Türkiye’ye gelerek kurumsal toplu
yemek alanındaki deneyimlerini paylaştı.
Noma’nın eski baş şefi ve Brigaid’in kurucusu
olan Giusti, şefliğin yalnızca restoranlarla
sınırlı olmadığını, toplu yemek mutfaklarının
da en az fine dining kadar önemli olduğunu
vurguladı.
MSA, toplu yemeklerin kalite, hijyen ve içerik
açısından giderek daha fazla gündeme geldiği
bu dönemde, Giusti’nin bakış açısından
yararlanarak kurumsal mutfaklara yönelik
eğitim programları geliştirmeyi hedefliyor.
Giusti’nin kurduğu Brigaid ise okul, hastane
ve benzeri kurumsal mutfaklarda restoran
kalitesinde, besleyici ve sürdürülebilir
yemekler sunarken, mutfak ekiplerinin
eğitimine ve operasyonların yeniden
yapılandırılmasına odaklanıyor.
Toplu yemek alanına eğitim odağında bir
yaklaşım
Dan Giusti, MSA'daki buluşmasında
toplu ve endüstriyel mutfaklardaki saha
deneyimlerini; büyük ölçekli mutfak
operasyonlarının nasıl daha verimli,
daha insani ve daha sürdürülebilir hale
getirilebileceğine dair yaklaşımını MSA'lı
öğrenciler ve gastronomi profesyonelleriyle
paylaştı. Kurumsal toplu yemek hizmetlerinin
içerik, hijyen ve kalite başlıklarıyla daha
fazla tartışıldığı bir dönemde gerçekleşen
bu ziyaret, MSA'nın eğitim yaklaşımında yeni
bir alanın sinyalini verdi. Akademi, Giusti'nin
küresel deneyiminden ve Brigaid modelinden
ilhamla, önümüzdeki dönemde kurumsal
toplu yemek alanını şeflik eğitiminin stratejik
uzmanlık başlıklarından biri haline getirmeyi
hedefliyor.
Giusti: “MSA ne yaptığımızı gerçekten
anladı”
Dan Giusti, MSA ile gerçekleştirdiği
buluşmanın kendisi için neden anlamlı
olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Bugüne kadar
pek çok kişi Brigaid'i dinledi, etkilendiğini
söyledi ama gerçekten ne yaptığımızı çok
azı anladı. MSA ve Sitare Baras gerçekten
anladı. MSA, şeflere verdikleri eğitimin
bizimle çok daha fazla insana erişebileceğini
görüyor. Türkiye'ye gelmemin temel amacı
da buydu: Şeflerin kurumsal yemek alanında
çalışabileceği bir yol mümkün mü, bunu
birlikte görmek. ABD'de mutfak okulları
var, ben de büyüklerinden birinde eğitim
aldım ancak MSA'nın bu konuya gösterdiği
ilgi çok özel. Brigaid'in ortaya koyduğu etkiyi
anlayabiliyorlar. Bu bakış açısının burada
başlaması fikri beni heyecanlandırıyor.”
Baras: “Toplu yemek, güçlü bir
dönüşüm aracı”
MSA Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Sitare
Baras, Brigaid'in yaklaşımının Türkiye'de
oluşturacağı potansiyele dikkat çekti:
“Yemeğin insan sağlığına, sosyal yaşama ve
refaha etkisi evrensel bir gerçek. Türkiye gibi
yemeğin kültürel ve toplumsal bağlarının çok
güçlü olduğu bir ülkede, Brigaid'in yaptığı gibi
yemek üzerinden kurulan dönüşüm hikâyeleri
çok büyük bir etki oluşturabilir. Okullar,
hastaneler, fabrikalar… Her gün milyonlarca
insan toplu yemek sistemlerinden besleniyor.
Buna rağmen ‘yemekhane yemeği lezzetsizdir'
gibi bir kabule sıkışmış durumdayız. Oysa
neden daha iyisi olmasın?”
Eğitimle başlayan, sektöre yayılan
bir dönüşüm
MSA ve Brigaid'in olası birlikteliğinin
merkezinde eğitim olduğunu vurgulayan
Baras, sözlerini şöyle sürdürdü: “MSA'da
temel işimiz eğitim. Brigaid de profesyonel
şefleri büyük mutfaklara taşıyarak sahada
eğitim veriyor. Bu iki yapının bir araya
gelmesi, kurumsal yemek alanını gerçek bir
uzmanlık alanına dönüştürebilir. Toplumun
her gün temas ettiği çok büyük bir yemek
dünyası var ve bu alanın geleceği en az
prestijli restoranlar kadar önemli. Brigaid'in
sahadaki deneyimiyle MSA'nın eğitim altyapısı
birleştiğinde, Türkiye'de bugüne kadar
olmayan bir standart oluşturulabilir. İyi bir
örnek ortaya konduğunda bunun ne kadar hızlı
yayıldığını bu ülkede çok iyi biliyoruz.”
“Farklı projelerle güzel adımlar atacağız”
Fine dining'in zirvesinden çıkıp etki alanını
büyütmeyi seçmiş bir şefin, bugün kurumsal
ve kamusal mutfaklarda ortaya koyduğu
dönüşümün çok ilham verici olduğunu
söyleyen Baras, “MSA'da uzun süredir
söylediğimiz bir şey var: Aşçılık tek bir
kariyer yolundan ibaret değil. Şeflik; okulda,
hastanede, fabrikalarda ve benzer büyük
ölçekli mutfaklarda da aynı derecede anlamlı
ve dönüştürücü olabilir, insana dokunan
her yerde görünenin ötesinde bir değer
oluşturabilir. Dan ve kurduğu sistem, bunu
anlatabilecek çok etkili bir rol modeli. Dan'le
birlikte, kamusal veya özel, büyük yemek
sistemlerine değer katmayı, hatta gerektiği
yerde dönüştürebilmeyi, doğru gıda bilgisinin,
doğru yemeğin ve şefliğin bu alandaki kaldıraç
etkisini, daha da önemlisi eğitimin bundaki
rolünü konuşmaya başladık. Bu yıl bu konuda
hem eğitim programları hem de farklı
projelerle güzel adımlar atacağız” ifadelerini
kullandı.
Çin Yeni Yılı’nı özel
programlar ile karşılıyor
Ranchero Nişantaşı
yenilendi
Misafirlerini Türkçe karşılığı “gelenekleri
kutla” olan “Celebra La Tradición”
sloganıyla karşılayan Ranchero, Milli
Reasürans Çarşısı’nda yer alan Nişantaşı
şubesini yeniledi.
Meksika mutfağının özgün lezzetlerini sunan Ranchero,
yenilenen şubesinde bu kez dekorasyonuyla da dikkat
çekiyor. Mekânın tüm tasarım detaylarında, işletmeci ailenin
iç mimar kızı Nilüfer Tanyeri Gonzalez’in imzası bulunuyor.
Misafirlerini yeniden ağırlamaya başlayan Ranchero
Nişantaşı, Aztek ve Maya uygarlıklarına uzanan köklü tarihi,
Meksika’nın renkli kültürüyle harmanlayarak her köşesinde
hissettiriyor. Meksikalı & Türk bir ailenin işlettiği Ranchero
Restaurant’ın dekorasyonu ve ambiyansı tamamen
yenilenen Nişantaşı şubesi dışında İstanbul’da Suadiye,
Kanyon, Kıyı İstanbul, Watergarden Avm ve Büyükyalı
Fişekhane ile corner konsepti olarak Zorlu PSM’de şubeleri
buluyor. Ranchero, Başkentli Meksika yemeği severleri ise
Maidan, Armada ve Atakule’deki restoranlarında ağırlıyor.
Boğaz’daki göz kamaştıran konumuyla
dikkat çeken The Peninsula Istanbul, Çin
Yeni Yılı’nı The Lobby’nin şık atmosferinde
renkli etkinliklerle kutluyor.
Çin Ay Yılı takvimine göre 2026 Çin Yeni Yılı yani At Yılı;
özgürlüğün, hareketin, cesur adımların ve bireysel
dönüşümün ön plana çıkacağı, yüksek enerjili ve yeniliklerle
dolu bir dönem anlamına geliyor. The Peninsula’da At Yılı
kutlamaları, 7–8 Şubat tarihlerinde geleneksel Çin Yeni Yılı
Aslan Dansı gösterileri ile başlayarak keyifli bir birlikteliğin
başlangıcını yapacak. Renkli aslan kostümleriyle görsel bir
şölene dönüşen, şans ve refahı simgeleyen bu dans; davul
ve zillerin etkileyici ritimleriyle birleşerek izleyenlere keyifli
anlar yaşatıyor. Her adımda ince bir zarafetle dinamizmin
iç içe geçtiği bu geleneksel performans, izleyicilere sadece
görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir kültürel
yolculuk da sunuyor. 30 Ocak – 17 Şubat 2026 tarihleri
arasında, The Peninsula London’ın ikonik konsepti Little
Blue Noodle Bar, The Peninsula Beijing’den konuk şef
Johnnie Liang’ın liderliğinde The Lobby’de hayata geçirilen
özel bir pop-up menü ile misafirlerini ağırlıyor. The Lobby’de
sunulacak Little Blue Noodle Bar menüsü Çin Yeni Yılı’nın
ruhunu yansıtan tatlarıyla gastronomi tutkunlarını benzersiz
bir lezzet yolculuğuna davet ediyor.
İtalyan yemek kültürüne
nostaljik bir dokunuş
Pizza Italiante, İtalyan
mutfağının en özel ve
özgün tariflerini sunmakla
kalmıyor, bu ülkenin köklü
sofra kültürünü ve yaşam
tarzını da misafirleriyle
buluşturuyor.
Pizza Italiante’yi ziyaret eden misafirler,
siparişlerini beklerken masalarında
yer alan The Italiante News’i okuyarak
keyifli vakit geçiriyor. Gazetede; İtalyan
mutfağına dair özel içeriklerin yanı
sıra, ülkenin gelenekleri, kültürel
alışkanlıkları ve yaşam tarzına dair
bilgilendirici ve ilham verici yazılara
yer veriliyor. Nostaljik tasarımı ve
özgün içeriğiyle dikkat çeken The
Italiante News, Pizza Italiante’nin İtalyan kültürünü yalnızca
tabaklarda değil, hikâyelerle de yaşatma vizyonunun bir
parçası olarak öne çıkıyor. Bu özel yayın, restoran deneyimini
zenginleştirirken misafirlerine İtalya’ya kısa ama unutulmaz
bir yolculuk vadediyor. Pizza Italiante olarak başta İtalya’nın
8 farklı bölgesine özgü nefis pizzalar olmak üzere bu ülkeye
özgü yöresel tatlar sunduklarını söyleyen Pizza Italiante
Kurucu Ortağı Suat Gürcan, “Sadece yemeklerimizle
değil, aynı zamanda İtalya’nın ruhunu da misafirlerimize
hissettirmeyi amaçladık. The Italiante News isimli gazetemiz
bu hayalin bir parçası. Misafirlerimiz burada sadece yemek
yemiyor; İtalya’nın mutfağını, geleneklerini ve hikâyelerini de
keşfediyor” dedi.
Nestlé Professional
Türkiye’ye Yeni Genel Müdür
Özlem Kayiş Erdönmez, 1 Ocak
2026 tarihinden itibaren geçerli
olmak üzere Türkiye genelinde
profesyonellere sunduğu
çözümlerle sektörde güçlü
bir konuma sahip olan Nestlé
Professional Türkiye Genel
Müdürü olarak yeni görevine
başladı.
Özlem Kayiş Erdönmez, Nestlé’deki
kariyerine 2004 yılında Management
Trainee olarak başladı ve İnsan
Kaynakları alanında deneyim kazandı.
2007’de Nestlé Professional’da Tedarik
Zinciri Planlamacısı olarak göreve
başlayan Erdönmez, iş birimindeki
yolculuğunun temelini attı. 2011’de Satış
Operasyon Müdürü rolüne atanarak satış
sistemleri ve raporlama süreçlerine
liderlik etti. 2015 yılında Ticari Varlık
Operasyonları Müdürü olarak saha
operasyonlarında uzmanlığını genişletti.
2016’da İsviçre’de Global Launch &
Development Manager pozisyonuna
getirilen Erdönmez, global projelerde
aktif sorumluluk üstlendi ve Starbucks
WPPS entegrasyon süreçlerinde önemli
rol oynadı. 2019’da Türkiye’ye dönerek
içecek iş biriminde WRB Solutions
yapısının yeniden oluşturulmasına
liderlik etti. 2022 yılından bu yana
yürüttüğü Ulusal Satış Grup Müdürü
rolünde, distribütör yapılanmasının
güçlendirilmesi, ülke genelinde
satışların büyütülmesi ve kategori
odaklı stratejilerin sahaya yayılması
konularında kritik başarılar elde etti.
Orkide’ye
lezzet ödülü
‘Superior Taste Award’ lezzet ödülünün
2026 ilk yarı yıl sonuçları açıklandı. Orkide
Bitkisel Margarin, ‘Superior Taste Award (2
yıldız)’ lezzet ödülünü kazandı.
Gıda sektöründe en prestijli kuruluşlarından biri olan
Brüksel’deki Uluslararası Lezzet ve Kalite Enstitüsü
(International Taste Institute - ITQI) bünyesindeki şeflerden
oluşan jürinin değerlendirmeleri sonucu her yıl verilen
‘Superior Taste Award’ lezzet ödülünün 2026 ilk yarı yıl
sonuçları açıklandı. Orkide Bitkisel Margarin, ‘Superior
Taste Award (2 yıldız)’ lezzet ödülünü kazandı. Dünya
genelinde prestijli şef ve sömeliye kuruluşlarına üye
250'den fazla profesyonel tat uzmanından oluşan şefler
tarafından yapılan tat, koku ve kaliteye dayalı duyusal kör
testler sonucunda ‘Superior Taste Award (2 yıldız)’ lezzet
ödülünü 2020 yılından bu yana üst üste 3 kez alan Orkide
Bitkisel Margarin; çorbadan ana yemeğe, pilavdan tatlıya,
kurabiyeden böreklere her tarifte kullanıma uygun bir ürün
olarak Türk mutfağının zengin çeşitliliğine eşlik ediyor.
Fersan’ın insan
merkezli yönetimi
GPTW ile tescillendi
Fersan İnsan ve Kültür Müdürü Seçil
Azizoğlu, Great Place to Work Türkiye’nin
En İyi İnsan ve Kültür Liderleri 2025
değerlendirmesinde Gold kategoride
ödülün sahibi oldu. Aynı organizasyonda
Fersan da İş Sağlığı ve Sosyal Güvenlik
alanındaki uygulamalarıyla özel ödüle layık
görüldü.
Türkiye’nin lider sirke üreticisi Fersan, insanı merkeze
alan yönetim anlayışının gücünü bir kez daha tescilledi.
Fersan İnsan ve Kültür Müdürü Seçil Azizoğlu, Great Place
to Work (GPTW) Türkiye 2025 kapsamında hazırlanan "En
İyi İnsan ve Kültür Liderleri" listesinde Gold kategoride
ödülün sahibi olurken, Fersan da aynı organizasyonda İş
Sağlığı ve Sosyal Güvenlik alanındaki uygulamalarıyla özel
ödüle layık görüldü. "En İyi İnsan ve Kültür Liderleri" listesi;
GPTW’nin güçlü metodolojisi doğrultusunda, insan ve kültür
uygulamalarının yanı sıra birden fazla kritik alandaki lider
yaklaşımlarının analiz edilmesi sonucunda belirleniyor.
Fersan İnsan ve Kültür Müdürü Seçil Azizoğlu, ödülle ilgili
görüşlerini şöyle dile getirdi: “Bu ödülü almamdaki en
büyük katkıyı Fersan’ın kurum kültürü olduğuna yürekten
inanıyorum. İnsan ve Kültür Müdürlüğü olarak, şirketimizin
‘Önce İnsan’ mottosuyla hayata geçirdiğimiz insan ve kültür
uygulamalarımız ve çalışan odaklı yaklaşımımızla fark
yaratıyoruz. Çalışanlarımızın güvenliğini ve sağlığını ön
planda tutuyor, sunduğumuz çeşitli eğitim olanakları ve işyaşam
dengesini önceliklendiren yenilikçi uygulamalarımızla
öne çıkıyoruz. Kurumsal kültürden beslenen bu bireysel
başarılar, tüm bu çabalarımızın bağımsız kuruluşlarca
takdir edilmesi anlamına geliyor ve benim için büyük bir
onur. Bu başarı, birlikte inşa ettiğimiz mutlu ve verimli
çalışma alanımızın bir yansımasıdır.”
92
hotel restaurant
& hi-tech
gastro aktüel
Profesyonel mutfaklara
yepyeni bir ürün daha
Müşterileri için güvenilir alışverişin,
lezzetin ve çeşitliliğin adresi olan
Metro Türkiye, mutfaklara A'dan Z'ye
çözümler sunan zengin ürün gamına
yepyeni bir yıldız ekliyor: Metro Chef
Ekşi Krema.
Türkiye’de yeme-içme sektörüne 35 yıldır ilham
veren çözümler sunan Metro Türkiye, değişen
müşteri ihtiyaç ve beklentilerini sürekli analiz ederek
ürün çeşitliliğini geliştirmeye devam ediyor. İşte
bu anlayışla mutfaklara sihirli bir dokunuş katacak
yepyeni bir lezzet daha hayat buldu: Metro Chef Ekşi
Krema! Rusya'dan Avrupa'ya ve Amerikaya kadar
uzanan geniş bir coğrafyada, smetena, sour cream isimleriyle
de bilinen bu özel ürüne artık Metro Türkiye güvencesiyle
kolayca ulaşabilirsiniz. %25 süt yağı içeren bu fermente
krema, pürüzsüz ve kremsi dokusu sayesinde pek çok tarifte
kullanılabiliyor. İster ana yemeklerde, ister başlangıçlarda
ya da tatlılarda kullanılsın, yemeklere kıvam veriyor, ferah ve
dengeli bir lezzet katıyor. Fırında patates, nachos veya cipsin
yanında nefis bir eşlikçi oluyor, kek, cheesecake gibi tatlılarda
ise hafif ekşimsi aromasıyla öne çıkıyor. 900 gramlık kapaklı
ambalajıyla açıldıktan sonra kolayca saklanabilme özelliğiyle
de diktat çeken ürün tüm Metro mağazalarında satışa
sunuluyor.
Söğütlü Lokanta, çok kültürlü
lezzetleri İstanbul’da buluşturdu
Terminal Kadıköy’deki Söğütlü
Lokanta’da gerçekleşen özel
gastronomi serisinin üçüncü
buluşması, 16 Aralık gecesi,
Söğütlü Lokanta’nın Çok
Kültürlü İstanbul Mutfağı
anlatısı eşliğinde gerçekleşti.
Dünyanın en büyük iki imparatorluğuna
asırlar boyunca ev sahipliği yapan İstanbul;
Doğu Roma döneminde Batı Roma’nın kileri
ve baharat deposu, Osmanlı döneminde ise
Mezopotamya’nın kadim mutfak mirasının
zirveye taşındığı bir imparatorluk şehriydi.
Bu derin gastronomik birikim, Michelin Bib
Gourmand ödüllü Şef Deniz Şahin ve Söğütlü
Lokanta mutfağının özgün dokunuşları ile bu
etkinlikte yeniden yorumlandı. Ermeni, Rum,
Musevi ve Müslüman toplulukların yüzyıllar
boyunca birbirlerine aktardığı tarifler, şefin
yaklaşımı ile modern İstanbul mutfağının
güçlü bir temsilcisine dönüştü. Mekan, çok
katmanlı İstanbul mutfağını geçmişin izlerini
taşıyarak, bugünün gastronomi anlayışıyla
buluşturdu. Tazedirekt sponsorluğunda
gerçekleşen etkinlik, Türkiye’nin en seçkin
bağlarından elde edilen üzümlerle hazırlanan
özel içecek eşlikçileriyle zenginleşti. Yalnızca
20 kişilik özel bir davetli grubuna açık olarak
düzenlenen gece, kentin gastronomi tarihine
duyulan saygının ve restoranın kültürel
mirasa yaklaşımının güçlü bir yansıması
niteliği taşıdı.
Zamansız tatlara
modern yorum
Atölye Restaurant, Ramazan ayını Boğaz'ın
eşsiz manzarası eşliğinde karşılamaya
hazırlanıyor. Özel iftar ve sahur menüsü,
Türkiye mutfağının dört bir yanından
lezzetleri modern bir yorumla misafirleriyle
buluşturuyor.
The Ritz-Carlton, Istanbul’un tecrübeli mutfak ekibi tarafından
doğudan batıya, güneyden kuzeye uzanan reçetelerle
hazırlanan özel iftar ve sahur menüsü, Ramazan ayı boyunca
Atölye’de açık büfe olarak misafirleriyle buluşuyor. Ödüllü
restoran Atölye, Türkiye’nin mutfak zenginliğini yansıtan
tariflerini bugünün sofralarına taşıyor. İftar menüsü
başlangıçları arasında; zeytinyağlı dolma ve turşu çeşitleri,
yöresel mezeler ve Atölye mutfağında özel olarak üretilen
pastırmalar ile hazırlanan pazılı pastırmalı börek gibi
klasikler yer alıyor. Ispanak mancadan fındık lahmacuna
uzanan yöresel lezzetler ise birbirinden zengin tarifleriyle
sunuluyor. Ramazan'ın vazgeçilmezi çorbaların ardından et
döner, alinazik, etli kuru dolmalar, tavuk çevirme ve iç pilavı
gibi ana yemekler damaklarda iz bırakıyor. Ramazan’ın gözde
tatlarından fındıklı güllaç, çıtır kabak tahinli, sakızlı muhallebi,
ekmek kadayıfı ve baklava çeşitleri ise iftar saatinin beklenen
lezzetleri oluyor. Sahur vaktinde ise misafirler iki ayrı menü
seçeneği arasında tercih yapabiliyor. Geleneksel kahvaltılık
ürünlerden oluşan menünün yanı sıra ızgara köfte, tavuk
çevirme ve ızgara levrek gibi sıcak tabakların olduğu seçki
alternatifler arasında yer alıyor.
Büyük Şefler Grup’ta
üst düzey atama
Stratejik büyüme yolculuğunu
güçlü organizasyon yapısıyla
desteklemeye devam eden
Türkiye yeme-içme sektörünün
öncü gruplarından BigChefs,
farklı sektörlerde pazarlama ve
iletişim alanında 15 yılı aşkın
deneyimiyle öne çıkan Duygu
Başaran Çelik’i, Pazarlama
ve İletişim Direktörü olarak
görevlendirdi.
Yeni görevinde Duygu Başaran Çelik;
BigChefs, Buselik, NumNum Street
Food, Academy BigChefs ve Kont Coffee
Company markalarının tüm marka
yönetimi, dijitalleşme, iletişim stratejileri,
kampanya kurguları, pazarlama analitiği,
müşteri deneyimi ve büyüme odaklı
pazarlama çalışmalarına liderlik edecek.
Grup markalarının yerel ve global ölçekte
daha güçlü bir marka algısı
oluşturması ve sürdürülebilir
büyüme hedeflerine ulaşması için
stratejik çalışmalar yürütecek.
İstanbul Üniversitesi İngilizce
İşletme mezunu olan ve yüksek
lisansını Galatasaray Üniversitesi
Pazarlama İletişimi alanında
tamamlayan Duygu Başaran Çelik,
kariyerine telekomünikasyon
sektöründe başladı. Bir dönem
Avea, ardından Turkcell’in
GNCTRKCLL ve BİP markaları için
marka konumlandırma, sadakat
stratejilerinin geliştirilmesi, gelir
yönetimi, iletişim süreçleri ve
stratejik marka iş birliklerinin
sorumluluklarını üstlendi. 2019 yılı
itibarıyla beIN Media Group’ta ürün
yönetimi, büyüme stratejileri ve
dijital marka yönetimi süreçlerine
liderlik eden Başaran Çelik, son
olarak beIN CONNECT & TOD Ticari Büyüme
ve Ürün Yönetimi Direktörü olarak markanın
dijital ürün stratejilerine yön verdi. Başaran
Çelik’in uzmanlık odağında, pazarlama
iletişimi, marka konumlandırması, ürün
yönetimi, pazarlama analitiği ve dijitalleşme
gibi başlıklar yer alıyor.
94
hotel restaurant
& hi-tech
yeni mekan
BEYOĞLU’NUN
EN YENISI
FONTE
RESTAURANT
ROOFTOP&BAR
Asmalımescit’in kalbinde, Ruz Otel’in üst
katında konumlanan, İstanbul’un yeni
mekanı Fonte Restaurant Rooftop&Bar,
gün batımından geceye uzanan, şehir
yavaş yavaş ışıklarını yakarken tarihi
yarımadaya yukarıdan bakarken onun
ritmini sofralara taşıyan buluşma
noktası olarak öne çıkıyor.
İşletmeciliğini Melih Doğan’ın
üstlendiği, sahipliğini Ali Erdoğan
ve Pınar Erdoğan’ın yaptığı Fonte
Restaurant Rooftop&Bar; dünya
mutfağından ilham alan menüsünü
modern sunum anlayışı ve kaliteli
ürün seçimiyle bir araya getiriyor. Kısa
sürede Asmalımescit’in en dikkat çeken
gastronomi duraklarından biri haline
gelmesinin tesadüf olmadığını söyleyen
Melih Doğan: “Fonte yalnızca yemek
yemek için değil; dostlarla buluşmak,
yeni insanlarla tanışmak ve şehrin
ruhunu hissetmek için de burada” diyor.
Lezzetin merkezinde rafine
dokunuşlar
Fonte Restaurant mutfağı, klasik tatları
modern yorumlarla buluşturuyor.
Menünün öne çıkan imza lezzetleri
arasında: Geleneksel bir tat, sofistike
bir yorum Asma Dolma, zengin
aroması ve dengeli dokusuyla güçlü
bir ana yemek Bonfile Orzo, hafif ama
karakterli bir lezzet Fırında Minekop
baş damakları taçlandırıyor. Fonte’nin
müdavimlerinin vazgeçilmezi haline
gelen “Best Seller” Bisküvi Pastası,
akşamı tatlı bir finalle noktalamak
isteyenler için adeta bir imza.
Fonte Rooftop&Bar’da DJ
performanslarıyla akşamın
temposu yükselirken imza
kokteyller eşliğinde sohbetler
derinleşiyor, müzik geceye
eşlik ediyor. Gün batımıyla
başlayan keyifli anlar,
gece zarif, akışında ve
kendiliğinden tamamlanıyor
adeta gecenin ilerleyen
saatlerine kadar uzuyor.
JOE & THE JUICE İKINCI
ŞUBEYLE KANYON’DA
Danimarka çıkışlı global marka Joe & The Juice, İstanbul’daki ilk mağazasının
ardından, 30 Aralık Çarşamba günü Kanyon AVM’de açılan ikinci şubesiyle daha
geniş bir kitleyle buluşuyor.
Şehirli yaşamda sağlıklı beslenme,
artık belirli anlara sıkışmayan
yeni bir günlük rutin olarak
öne çıkıyor. Danimarka çıkışlı global
marka Joe & The Juice, bu yaklaşımı
İstanbul’daki ilk mağazasının ardından
30 Aralık Çarşamba günü Kanyon
AVM’de açılan ikinci adresiyle daha
geniş bir kitleyle buluşturuyor. Eylül
ayında EMAAR AVM’de kapılarını açan
ilk mağaza, kısa sürede gördüğü yoğun
ilgiyle Türkiye’deki şehirli tüketicinin
bu yeni beslenme ve yaşam tarzına ne
kadar hazır olduğunu ortaya koydu.
Kanyon’daki yeni mağaza ise bu ilginin
tekil bir merak değil, kalıcı bir eğilimin
parçası olduğunu gösteriyor.
Global ölçekte test edilmiş bir
model
2002 yılında Danimarka’da doğan Joe
& The Juice, bugün 16 ülkede 430’dan
fazla şubesiyle faaliyet gösteriyor.
Markanın global ölçekte yarattığı
etki, sağlıklı yaşamı “özel bir tercih”
olmaktan çıkarıp, günlük hayatın doğal
bir parçası haline getiren yaklaşımında
yatıyor. Türkiye de bu yaklaşımın hızla
karşılık bulduğu pazarlardan biri olarak
öne çıkıyor. Taze sıkılmış meyve suları,
smoothie’ler, fonksiyonel içecekler ve
her siparişte hazırlanan sandviçlerden
oluşan menü; dinamik müzik, enerjik
servis ve açık mutfak deneyimiyle
birleşiyor. Joe & The Juice mağazaları,
kısa ama iyi hissettiren molalar için
tasarlanmış yeni nesil şehir durakları
olarak konumlanıyor.
kavramlarını merkezine alan bu
yaşam tarzı dili; spor, iş ve sosyal
hayat arasında keskin sınırlar yerine
akışkan bir denge arayan yeni nesil
tüketici profilini yansıtıyor. Bu yönüyle
Joe & The Juice, Türkiye’de sağlıklı
yaşam odaklı perakendenin yükselen
trendlerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Markanın Türkiye operasyonları,
National Holding bünyesindeki Food
Quest LLC ile yerli yatırımcı Millennium
Gıda ortaklığında yürütülüyor. Joe &
The Juice, Türkiye’ye duyduğu güvenle
sağlıklı yaşamı İstanbul başta olmak
üzere şehirli hayatın yeni duraklarına
taşımaya devam edecek.
Kısa molalar, iyi hissettiren
duraklar
Performans, denge ve günlük enerji
96
hotel restaurant
& hi-tech
yeni mekan
MESAI İSTANBUL
YENI ADRESIYLE OPERA HOTEL
BOSPHORUS’TA
Mesai İstanbul, 2026’ya Opera Hotel Bosphorus terasındaki yeni adresinde canlı
atmosferi ve özel menüsüyle merhaba diyor.
Gen Group’un ilk markası Mesai,
yeni adresinde yeni lezzetleriyle
2026’ya iddialı bir giriş yapıyor.
Ocakbaşı kültürünü çağdaş gastronomi
anlayışıyla buluşturan mekan, özenle
seçilmiş lezzetleri, imza kokteylleri ve
zarif mimarisiyle bu yıl da İstanbul’un
en özel mekanlarından biri olarak öne
çıkıyor.
Ayrıcalıklı bir ambiyans
Topkapı Sarayı’ndan, Ayasofya’ya...
Taşkışla’dan Kız Kulesi’ne… Boğazın
tüm renklerine ve ışıltısına karşı şehrin
ritmini yeniden belirleyen Mesai’de,
gün batımında Boğaz’ın altın tonlarına
karşı başlayan keyifli saatler, lezzetli
yemekler ve aromatik kokteyller
eşliğinde ayrıcalıklı bir ambiyansa
dönüşüyor. Dekorasyonunda ince bir
mimari zevkin yansıdığı restoranda
özenle tasarlanan iç mekân elegant ve
sıcak havasıyla beğeni topluyor. Cam
tavanın gökyüzüyle kurduğu görsel bağ
konukları daha ferah ve daha davetkâr
bir atmosferin içine çekiyor.
Panoramik Boğaz manzarasına
karşı
Şık aydınlatmalar, göz alıcı ihtişamlı bir
bar, özgün tablolar, zarif kadehler, ince
düşünülmüş detaylar, lüks dokunuşlar.
Panoramik Boğaz manzarasına karşı
keyifli bir gece vadeden mekan, zarif
tasarımı ve enerjik ambiyansıyla
keyifli akşam yemeklerinin ve özel
buluşmaların yeni adresi oluyor.
Romantik akşam yemeklerinden
özel davetlere, iş yemeklerinden
kutlamalara her anı özel kılmak için
tasarlanan restoran, şehrin yeni
buluşma noktası.
Ordu’nun taş fırın ustalığı İstanbul’da
nelipide gurme ile can buluyor
Coğrafi İşaretli Ordu Pidesi’ni İstanbul’da yaşatan Nelipide Gurme, 40 yılı aşkın ustalık
birikimi, coğrafi işaretli Ordu Pidesi ve taş fırın kültürüyle şehirde özgün bir gastronomi
deneyimi sunuyor. Ordu’da yetişen ustalar, İstanbul Bağdat Caddesi’nde pide yapımıyla
geleneksel lezzeti ziyaretçilerle buluşturuyor.
Karadeniz’in köklü pide geleneğini
İstanbul’un dinamik gastronomi
kültürüyle buluşturan Nelipide
Gurme, Ordu’da yetişen ustalarıyla 40 yılı
aşkın süredir süregelen taş fırın geleneğini
bugünün lezzet anlayışıyla yeniden
yorumluyor. Geleneksel üretim tekniklerini
titizlikle koruyan Nelipide Gurme, her
pidesinde Karadeniz’in emeğini, sadeliğini ve
ustalığını misafirleriyle buluşturuyor.
Nelipide Gurme’nin mutfak anlayışı ham
maddeden üretim sürecine kadar uzanan
bütüncül bir kalite yaklaşımına dayanıyor.
Ordu’dan özel olarak temin edilen tereyağı,
markaya özgü un karışımı ve kuşaktan kuşağa
aktarılan geleneksel reçetelerle hazırlanan
pideler; ISO 9001, ISO 22000 ve Helal
sertifikalarına sahip ürünler kullanılarak,
gıda mühendislerinin denetiminde üretiliyor.
Nelipide Gurme’nin menüsünün merkezinde
ise, Coğrafi İşaretli Ordu Pidesi yer alıyor.
Ustalar Ordu’da öğrendiklerini
İstanbul’da yaşatıyor
Ordu’da eğitim alan deneyimli ustalar,
Nelipide Gurme’nin İstanbul Bağdat
Caddesi’nde bulunan restoranında
konuklarına özel bir pide deneyimi sunuyor.
Geleneksel tekniklerle, misafirlerin
görebileceği şekilde hazırlanan hamurlar
taş fırında pişirilerek Karadeniz mutfağının
karakterini yansıtan lezzetlere dönüşüyor.
Misafirlerin üretim sürecine doğrudan
tanıklık ettiği bu süreç, özgün bir gastronomi
deneyimi sunuyor.
Aktaş: “Nelipide Gurme Ordu’dan
gelen ustalık geleneğini şehir
hayatına uyarlıyor”
Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu
Başkanı Tamer Aktaş, Nelipide Gurme’nin
çıkış noktasının, kültürel bir sorumluluk
taşıdığını söylüyor. Nelipide Gurme’nin
hikâyesinin Ordu’da, taş fırında başladığını
ifade eden Aktaş, “Yıllar içinde edindiğimiz
tecrübe bize gösterdi ki, gerçek lezzet
tecrübeden yani ustalıktan doğuyor. Bu
anlayışı İstanbul’a taşırken, Karadeniz
mutfağının özünü korumayı ve aynı kaliteyi
sürdürülebilir kılmayı hedefledik. Bu
doğrultuda da Bağdat Caddesi’nde bulunan
şubemizle geniş bir misafir kitlesine ulaştık.
Nelipide Gurme olarak, Ordu’dan gelen
ustalık geleneğini şehir hayatına uyarlayan
güçlü bir gastronomi markası olma yolunda
emin adımlarla devam ediyoruz. Aile dostu
atmosferimiz, sıcak servis anlayışımız ve
istikrarlı lezzetlerimizde, Karadeniz mutfağını
güçlü bir şekilde temsil etmeye devam
edeceğiz” dedi.
“Pide yapımı ciddi bir emek ve dikkat
istiyor”
Pide yapımının ciddi bir emek ve dikkat
istediğine dikkat çeken Nelipide Gurme
Şefi Kazım Kıran ise, “Hamurun yoğrulma
süresi, dinlenme aşaması, kullanılan unun
kalitesi ve fırının dengesinin birbiriyle uyumlu
olması gerekiyor. Ordu’da öğrendiğimiz
bu disiplini İstanbul’daki mutfağımızda da
titizlikle devam ettiriyoruz. Nelipide Gurme’ye
gelen tüm misafirlerimizin tabağında
bulunan pidelerin ilk günkü ustalık anlayışını
yansıtmasını hedefliyoruz. Karadeniz’in lezzet
mirasını İstanbul’da keşfetmek isteyen tüm
misafirlerimizi, geleneksel pide ustalığını
modern şehir yaşamıyla uyumlu bir deneyime
dönüştüren Nelipide Gurme’ye davet
ediyoruz” diye konuştu.
98
hotel restaurant
& hi-tech
mekan keşif
MATBAH’IN KIŞ SOFRASINA
OTURDUNUZ MU?
İstanbul’da Osmanlı saray mutfağını temsil eden restoranlar arasında Matbah’ın yeri
bende ayrı. Yıllardır sürdürdüğü mutfak dili ve aldığı ödüllerle bunu hak eden bir adres.
Hiçbir zaman çizgisinden ödün vermiyor. Gösterişten uzak ama hep iddialı!
Yazı: Hatice Ünal Bilen
Bu kez kış menüsünü tatmak
için oradaydım. Servis akmaya
başladığında fark ettim ki; sofraya
gelen tabaklar, mutfaktan aktarılan
anlatılar ve yaklaşım hepsi birbirine bağlı,
tek bir hikaye gibi ilerliyor. Mutfağın başında
Sivaslı Şef Kadir Yılmaz var. Reçeteleri
tariften çok süreci anlatıyor. Malzemenin
nereden geldiği, nasıl işlendiği, ne kadar
pişirildiği ve neden öyle yapıldığı…
Kaz kebabı bunun en güzel örneği. Kaz
Kars’tan geliyor, yağlanma döneminde
alınıyor ve yaklaşık sekiz saat fırında
pişiriliyor. Piştikten sonra et özenle
ayıklanıyor, kemikler ve sebzelerle
tekrar fırına giriyor. Çıkan yağla iç pilav
hazırlanıyor; kuş üzümü, dolmalık fıstık,
yenibahar ve karabiberle zenginleştiriliyor,
bohça şeklinde yufkaya sarılıyor ve kısa
süre fırınlanıyor. Son dokunuş olarak
kemiklerden yapılan sos tabakta en alta
geliyor, üzerine pilav ve kaz yerleştiriliyor
ve servis sırasında yenilebilir çiçeklerle
tamamlanıyor.
Bu reçete birebir eski reçeteye bağlı değil.
Kadir Şef bunu özellikle söylüyor. Kaynaklar
arasında 1844 tarihli ‘Aşçıların Mektebi’ ve
Süheyl Ünver’in çalışmaları var. Ancak bazı
uyarlamalar yapılmış. Eskiden kullanılan iç
yağ yerine bugün zeytinyağı tercih ediliyor.
Riviera zeytinyağı ve tereyağı birlikte
kullanılıyor. Amaç, yemeği bugünün damak
zevkine daha uygun hale getirmek.
Kış menüsünde öne çıkan bir diğer tabak
kuzu incik. Balıkesir’den, süt kuzusundan
geliyor. Et bir gün önceden karabiber, süt
ve soğan suyuyla terbiyeleniyor. Sekiz saat
dinleniyor. Ertesi gün kapalı şekilde fırında
dört-beş saat pişiyor. Altında mevsiminde
olduğu için ıspanak var. Soğanla kavruluyor,
süt ve tulum peyniri ekleniyor. Havuçla
birlikte çektiriliyor. Yufka kaplarının içine
alınıyor. İncik üzerine yerleştiriliyor ve
yenilebilir çiçeklerle servis ediliyor.
Kadir Şef, her tabakta yenilebilir, rengârenk
çiçekler kullanmayı seviyor. Menü sanki
kendi içinde açmış bir bahçe gibi canlı ve
davetkârdı bu ziyaretimde de. Tarihi Cafer
Ağa Medresesi'ne bakan manzara ile
birleşince, sofrada oturmak unutulmaz bir
deneyime dönüştü diyebilirim.
Soğuk mezeleri de unutmayalım. Mercimekli
lahana değişik bir yorum. Osmanlı saray
mutfağında da yer alan bir reçete aslına
bakarsanız. İçinde bulgur, yeşil mercimek,
soğan, maydanoz, dereotu ve taze nane
bulunuyor. Lahana hafif haşlanıyor,
harçla sarılıyor. Zeytinyağı, tuz ve karanfil
ekleniyor. Karanfilli suda yaklaşık 45 dakika
pişiriliyor. Ballı Gemici böreği ise biliyorum
ki şefin kırmızı çizgisi. Ne zaman gitsem
yemeden ben de o sofradan kalkmıyorum.
İster ballı formuyla şeker tadında isterse
tuzlu. Her iki haliyle de güzel.
Tatlılarda kış menüsünün yıldızları zerde
ve kabak tatlısı. Onları da elbette ki tattım
ama eksik olmasın, Kadir Şef, her zamanki
nezaketiyle beni kırmayıp bir çırpıda
kavurduğu sipariş un helvasını önüme
koydu. Dumanı tüten siyah çay ile ne de iyi
gitti.
Matbah’ta menüler mevsime göre değişiyor.
Kış menüsü mayıs sonuna kadar devam
ediyor. Yaz menüsü ayrı hazırlanıyor. Bunun
dışında Mevlevi mutfağı etkinlikleri, balık
haftaları ve dönemsel menüler yapılıyor.
Şerbetler de mutfağın önemli bir parçası.
Nar, üzüm, demirhindi, tarçınlı ve dönemsel
olarak değişen 10–15 çeşit şerbet servis
ediliyor. Kışın salep de menüye ekleniyor.
Kış menüsünü deneyimlemek için hala tam
zamanı. Mevsim bitmeden sofraya oturun
derim.
BECA
ILE KIŞIN
EN
GÜZEL
HALI
Kış menüsüyle şehrin
ritmini tutan Beca, rahat
ve sade mutfak anlayışını
yansıtan zengin lezzet
seçkisiyle misafirlerini
karşılıyor. Josper fırınının
kömür ateşi aromasından
açık ateşte pişen olta
balıklarına, taş fırın
pizzalardan Yakitori
ızgarasına uzanan menü,
kışın en taze ürünlerini
merkeze alıyor.
Josper fırınının kömür atesi
aromasından, açık ateste pisen
olta balıklarına; pizzanın en iyi
haline hayat veren tas fırından, et,
langoustine ve ahtapotun
atesle en zarif bulusması olan Yakitori
ızgarasına ve zengin raw istasyonuna
kadar kıs mevsiminin en taze
mahsullerini isledigimiz bir menü
kurguladık.
Beca'da her gelisinizde yeni bir lezzet
kesfetmek, farklı bir mutfak kültürüne
yolculuk yapmak mümkün.
Acil lezzet çağrısı
Menüde keşfedilecek çok şey var ama
bu sezonun acil durum listesinde
Josper fırında pişen isli Spicy
Cabbage, mürdüm eriği turşusu ve
mascarpone peyniriyle hazırlanan
Tartare Violet, et, langoustine ve
ahtapot seçenekleriyle ateşten
tabağa gelen Yakitori Selection,
mandalina ve mango soslu ferah
Mix Green Salad, kışın en İtalyan
hali olan Osso Buco Milanese ve
mevsim balığının sıcak zeytinyağı,
sarımsak ve acı biberle en yalın
şekilde buluştuğu Izgara Balık (Pil-
Pil) yer alıyor.
hotel restaurant
100 & hi-tech
Sevgililer Günü Özel
Zamansız kaçamak
Şehrin ikonik buluşma noktası The Ritz-
Carlton, Istanbul, Sevgililer Günü’nde şehrin
ritminden uzaklaşmak isteyen çiftler için çok
katmanlı bir deneyim sunuyor.
İstanbul siluetine karşı
konumlanan The Ritz-
Carlton, Istanbul, Sevgililer
Günü’nü sadece bir akşam
yemeğiyle sınırlamayan,
tüm güne yayılan özel bir
kutlamayla misafirlerini
ağırlıyor. Şehrin eşsiz
manzarası eşliğinde
sunulan ayrıcalıklı hizmet,
romantizmi ince detaylarla
yeniden tanımlıyor. Otelin
İtalyan ruhunu yansıtan
restoranı Limoré, Sevgililer
Günü’ne özel menüsüyle
misafirleri Akdeniz’in
lezzetleriyle buluşturuyor. Menü, İtalya’nın tüm mutfak
zenginliğine övgü niteliğinde hazırlanmış ve Limoré’nin
en iddialı imza lezzetlerinden seçkiler sunuyor. Otelin
ana restoranı Atölye, zengin a la carte menüsü ve eşsiz
manzarasıyla unutulmaz bir ziyafet deneyimi sunarken,
Nobu Istanbul dünyaca ünlü şef Nobu Matsuhisa’yı Sevgililer
Günü için ağırlıyor. Misafirler, Boğaz manzaralı odalarda
konaklayarak ve şefin hazırladığı özel omakase menüsüyle
günü taçlandırabiliyor. Beş yıldızlı otelin bu özel gün için
hizmete sunduğu paketleri, şehrin temposundan uzak
huzurlu spa alanı, Boğaz manzaralı restoranları ve panoramik
süitleriyle her detayı kişiselleştirilmiş unutulmaz anlara
dönüştürüyor.
Boğaz manzarası
eşliğinde paylaşılan anlar
İstanbul’un tarihî dokusunda
yer alan The Wings Hotels
Karaköy ile The Wings
Hotels Pera, Sevgililer
Günü’nde misafirlerini ortak
restoranları The Hezar’da
buluşturuyor.
Teraslardan uzanan geniş Boğaz
manzarası, Sevgililer Günü deneyiminin
merkezinde yer alıyor. Şehrin silueti
eşliğinde paylaşılan sofralar, kalabalıktan
uzak, dingin ve romantik bir atmosfer
sunuyor. Açık perspektif ve sakin ortam,
çiftlere yalnızca manzarayı değil, anın
kendisini de paylaşma imkânı tanıyor. The
Hezar’da Sevgililer Günü, şehrin ritminden
uzak, sakin ve özenli bir deneyimle
karşılanıyor. Günün yumuşak ışığı terasa
yayılırken, taze ürünlerle hazırlanan sade
ama rafine lezzetler, birlikte geçirilen
zamanı doğal bir akışla tamamlıyor.
Abartıdan uzak gastronomi anlayışı, bu
özel günü samimi ve anlamlı bir buluşmaya
dönüştürüyor. Her iki otelin terasında
konumlanan mekanda tüm bu deneyimlerin
sonunda sunulan tatlılar ve kahve ise bu
anlamlı güne yumuşak bir kapanış ekliyor.
Dengeli tatlar ve sade dokular, The Hezar’ın
yalın gastronomi yaklaşımını tamamlayarak
bu özel günü küçük ama anlamlı bir ritüelle
noktalıyor.
Sevgililer Günü’nü
ihtişamlı anlara
dönüştürüyor
Çırağan Palace Kempinski İstanbul;
Sevgililer Günü’ne özel romantik akşam
yemeği deneyimleri ve konaklama
paketleri ile 14 Şubat’ta çiftleri
hafızalarına kazınacak bir kutlamanın
tadını çıkarmaya davet ediyor.
Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Sevgililer Günü’nü
Saray’ın ihtişamlı atmosferinde taçlandırmak isteyen çiftler
için iki ayrı konaklama paketi sunuyor. Gece boyunca konfor
ve romantizmi bir araya getiren seçenekler, Çırağan Palace
Kempinski misafirlerine seçkin bir gastronomi deneyimi
eşliğinde kusursuz bir Sevgililer Günü vadediyor. Konaklama
paketlerinden ilki, geleneksel Osmanlı ve Türk mutfağının
asırlık lezzetlerini Boğaz’ın büyüleyici manzarasında sunan
ödüllü Tuğra’da, 14 Şubat’a özel hazırlanan romantik Sevgililer
Günü menüsü akşam yemeğini kapsıyor. Romantik masa
düzeni; kırmızı güller ve çikolata ikramlarıyla tamamlanıyor.
Bir diğer konaklama paketi ise
Anadolu mutfağının çağdaş
yorumlarını romantik bir
atmosferde sunan, otelin yeni
restoranı Rüya İstanbul’da
paylaşımlı Sevgililer Günü set
menü akşam yemeğini içeriyor.
Zengin kahvaltı menüsünün de eşlik ettiği her iki konaklama
paketi, Sevgililer Günü’nü sıcak, zarif ve unutulmaz anlara
dönüştürüyor. Sarayın büyüleyici atmosferi içinde dünyanın
en güzel konumlarından birine sahip olan ve defalarca en
romantik mekânlar arasında gösterilen Tuğra, Boğaz’ın
muhteşem manzarasını özel sürprizlerle bir araya getirerek
Sevgililer Günü’nde romantizmi zirveye taşıyor.
Romantik bir dokunuş
Açık ateşten ilham alan çağdaş Akdeniz
mutfağı ve eşsiz İstanbul manzarasıyla Okra
İstanbul, Sevgililer Günü’ne özel menüsü ve
DJ performansıyla 14 Şubat’ı unutulmaz bir
akşama dönüştürüyor.
İstanbul’un tüm renklerini
pencerelerinden içeri alan, The
Marmara’nın sanat vizyonunu
yansıtan Okra’da Sevgililer
Günü’nün romantik heyecanı
başlıyor. Okra, Executive Şef
Mert Yalçıner önderliğinde
hazırlanan özel menüsü ve DJ
performansıyla 14 Şubat’ta
unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Okra İstanbul, Sevgililer
Günü’ne özel olarak hazırladığı
menüsüyle 14 Şubat akşamını
özel dokunuşlarla buluşturuyor.
Somon Gravlax & Blini ve Tuna
Tartar Ritüeli ile başlayan gece;
odun ateşinde pişirilmiş renkli
kabaklar, taze
buratta ve micro
filizlerle hazırlanan
Kabak Sıyırma &
Burrata ile devam
ediyor. Ara sıcakta
Urla’dan gelen
kuskus, körpe
kalamar ve marmiet
sosla sunulan
Kalamar Kuskus yer
alıyor. Ana yemekte
misafirler; odun
ateşinde pişirilmiş
Dana Bonfile ve
Trüflü Patates,
körpe sebzeler
ve köy eriştesi eşliğinde sunulan Izgara Deniz Levreği ya da firik
bulguru, keçi ve manda yoğurdu ile tamamlanan Yedi Baharatlı Kuzu
Ön Kol alternatifleri arasından seçim yapabiliyor. Gecenin finalinde
ise balkabağı, beyaz çikolata ve berry meyveleriyle hazırlanan Beyaz
Çikolata & Balkabağı tatlısı yer alıyor. Okra’nın 14 Şubat programı,
gece boyu devam edecek DJ performansıyla müziğin ritmini romantik
atmosferle buluşturuyor. Okra, lezzet ve eğlencenin buluştuğu bu
gecede misafirlerini özel bir deneyime davet ediyor.
102
hotel restaurant
& hi-tech
HoReCa teknolojileri
HÜSEYIN ERIM
“TURIZMDE GÜVENLIK
UZMANLIK İSTER”
Securitas Güvenlik Süreçleri ve Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim, turizmde güvenliğin
uzmanlık gerektirdiğine dikkat çekerek, “En önemli kriter, misafirleri rahatsız etmeden
kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak. Güvenlik görünmez olmalı ancak her an
hissedilmelidir” dedi.
Türkiye’nin turizm potansiyeli artmaya
devam ederken, güvenlik tesis
tercihinde giderek daha belirleyici
bir unsur oluyor. Securitas, turizm
sektörüne özel geliştirdiği teknoloji
destekli çözümleri ile misafirlerin
kendilerini güvende hissetmelerini
sağlarken işletmelerin operasyonel
sürdürülebilirliğini de destekliyor.
Güvenlik sektörü lideri Securitas,
düzenlenen basın öğle yemeğinde turizm
sektöründe güvenlik ve yangın risklerini
ele aldı. Securitas Güvenlik Süreçleri
ve Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim’in
ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik,
Venice de Entrocote Restaurant’ta
gerçekleştirildi.
“Güvenlik, tesis seçiminde
belirleyici rol oynuyor”
Küresel ölçekte yaşanan savaşlar,
jeopolitik gerginlikler, salgınlar, sağlık
riskleri ve siber tehditler, güvenliği
turistler için tesis seçiminde kritik bir
başlık haline getirdi. Yapılan araştırmalar,
ziyaretçilerin tesis tercihinde
maliyet ve konum kadar güvenliği de
önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. Bu
noktada Erim, tesis seçiminde tüketicilere
bazı önerilerde bulunuyor. Erim,
misafirlerin rezervasyon öncesinde tesis
yorumlarını incelemelerini, hırsızlık ve
izinsiz giriş gibi anahtar kelimelere göre
değerlendirme yapmalarını; güvenlik
sertifikaları ile iş sağlığı, güvenliği ve
bilgi güvenliği uygulamalarını mutlaka
araştırmalarını öneriyor. Erim, “Bu
bağlamda tesise ilk girişte araç ve geçiş
kontrol sistemlerinin varlığı, profesyonel
karşılama yaklaşımı, kartlı oda girişleri,
acil durum yönlendirmeleri ve personelin
görünür şekilde kimliklendirilmesi, tesisin
güvenlik anlayışı hakkında önemli ipuçları
sunuyor” diyor.
“Turizmde güvenlik profesyonellere
bırakılmalı”
Turizm tesislerinde güvenliğin mutlaka
uzman ekipler tarafından ve profesyonel
bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiğini
vurgulayan Erim, şunları söyledi:
“Risklerin doğru analiz edilmesiyle hem
güvenlik seviyesi artırılabilir hem de
maliyetler optimize edilebilir. Yapılan risk
analizleri doğrultusunda bazı tehditler
basit bir giriş kontrolüyle, bazıları fiziki
güvenlik personeliyle, bazıları ise teknoloji
destekli çözümlerle etkin biçimde
yönetilebiliyor. Güvenlik hizmeti alınan
şirketin düzenli raporlama yapabilmesi,
risk değerlendirmelerini güncellemesi ve
tatbikatlar ile denetimlerle süreci sürekli
iyileştirmesi kritik önem taşıyor.”
“Eğitim, imaj ve kriz yönetimi bir
bütün”
Turizm sektöründe görev yapan güvenlik
personelinin yalnızca operasyonel değil,
sektöre özel eğitimlerden geçmesi
gerektiğine dikkat çeken Hüseyin Erim,
şu değerlendirmede bulundu:“Karşılama
esnasındaki misafirperverlik, potansiyel
risklerin doğru şekilde değerlendirilmesi
(profiling) ile acil durumlarda doğru
iletişim ve yönlendirme becerileri
bu eğitimlerin temelini oluşturuyor.
Özellikle yangın gibi acil durumlarda;
ilk tespit, alarm süreçlerinin
başlatılması, misafirlerin güvenli
alanlara yönlendirilmesi ve ilgili ekiplerle
koordinasyon hayati rol oynuyor. İmaj
eğitimleri de en önemli başlıklardan biri.
Misafir geldiğinde ilk karşılama, yaklaşım
ve görünüm gibi detaylar markanın imajını
doğrudan destekliyor.”
Securitas’ın global verilerine göre turizm
segmentinde öne çıkan riskler arasında;
hırsızlık ve izinsiz girişler, yangın riskleri,
iş sağlığı ve güvenliği kaynaklı sorunlar,
misafir kaynaklı riskler ve siber tehditler
yer alıyor. Küresel veriler, hırsızlık riskinin
ilk sırada yer aldığını; bunu misafir
kaynaklı riskler ve yangınların izlediğini
gösteriyor. Securitas, risk analizlerinde
Securitas Güvenlik Metodolojisini
kullanarak bilgi, insan ve teknolojiyi bir
araya getiriyor. Dijital altyapı ve teknoloji
destekli çözümlerle riskleri minimize
ederken etkin maliyet kontrolü sağlıyor.
“Tek çözüm, tek sözleşme, tek muhatap”
yaklaşımıyla; uzman güvenlik hizmetleri,
itfaiye hizmetleri, risk danışmanlığı,
uzaktan izleme ve alarm sistemlerini
entegre biçimde sunuyor.
T.C. TICARET BAKANLIĞI’NDAN
SOLAREX İSTANBUL’A
BÜYÜK DESTEK!
Her yıl büyüyen organizasyonunu genişleterek sürdüren SolarEX İstanbul,
08-10 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Bu yıl 18. sini
gerçekleştirmeye hazırlanan fuar, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle yerli üreticilerin
uluslararası pazarlarda görünürlüğünü artırmayı hedefliyor.
Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın
en büyük 3. Güneş enerjisi
teknolojisi ve depolama fuarı 18.
SolarEX İstanbul, T.C. Ticaret Bakanlığı
tarafından açıklanan ve 2026 Yılında
destek kapsamına alınan ‘’Sektörel
Nitelikli Yurt İçi Fuarlar’’ listesinde
‘’Prestijli Fuarlar’’ statüsüne taşınarak
yerli üreticilere ihracat kapılarını açıyor.
Yerli üreticiye rekor destek
Türkiye’nin güneş enerjisi teknolojileri
ve depolama alanındaki en önemli
buluşmalarından biri olan 18.Solarex
İstanbul, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın
desteğiyle sektördeki güçlü konumunu
bir kez daha pekiştiriyor. Ticaret
Bakanlığı tarafından belirlenen
‘’Prestijli Fuarlar’’ arasında yer alan
18. SolarEX İstanbul için teşvik tutarları
kapsamında, metrekare başına 8.670
TL destek sağlanırken, firma başına
üst limit 1.292.800 TL olarak belirlendi.
Bu önemli finansal destek, yerli
sanayicinin dünya devleriyle aynı sahada
rekabet etmesini kolaylaştırması ve
yerli üreticilerin küresel pazarda daha
görünür olması adına önem arz ediyor.
Güneş enerjisine yönelik yeni nesil
çözümler sunacak
Güneş enerjisi, enerji depolama,
akıllı enerji çözümleri, enerjie
dijitalleşme alanlarında faaliyet
gösteren binlerce profesyoneli bir
araya getirecek 18. SolarEX İstanbul,
enerji dönüşümünün geleceğini
belirleyecek çalışmalara ev sahipliği
yapacak. Yerli ve yabancı 500’ün
üzerinde firmanın katılım göstereceği
SolarEX İstanbul, Türkiye’nin güneş
enerji teknolojileri ve depolama
alanındaki potansiyelini ortaya
çıkarması, yeni işbirliklerinin kurulması
ve yeni girişim projelerinin yatırıma
dönüştürülmesi konusunda oldukça
önemli bir platform olmaya devam
ediyor. Güneş enerjisi teknolojileri
ve depolama sektöründe teknolojik
gelişmelerin ve regülasyonlara yönelik
tüm güncel çalışmaların yer bulacağı
SolarEX İstanbul, sektörün en güncel
başlıklarını güçlü bir tema etrafında
yeniden bir araya getirecek.
104
hotel restaurant
& hi-tech
hijyen hygiene
GT Hijyen ile İşletmeler Ölçülebilir
ve Güvenli Standartlara Kavuşuyor
Businesses Achieve Measurable and Secure
Standards with GT Hygiene
GTD’nin öncülüğünde hayata geçirilen GT Hijyen
Sertifikası, gastronomi ve turizm sektöründeki
işletmelerin hijyen uygulamalarını standart bir
çerçevede bir araya getirmeyi amaçlıyor.
The GT Hygiene Certificate, launched under the
leadership of the GTD, aims to unify hygiene practices
across gastronomy and tourism businesses under a
standardized framework.
Gastronomi ve turizm sektöründe hijyen, artık yalnızca
bir beklenti değil; güvenin ve kalitenin temel göstergesi
haline geldi. Bu alanda önemli bir adım atan GT
Hijyen, sektör profesyonelleri için yeni bir standart sunuyor:
GT Hijyen Belgesi. Gastronomi Turizmi Derneği (GTD)
öncülüğünde hayata geçirilen GT Hijyen Sertifikası ve Plaketi,
turizm konaklama tesislerinden yeme-içme işletmelerine,
SPA ve fitness merkezlerinden yatlara kadar geniş bir
yelpazede faaliyet gösteren işletmelerin hijyen standartlarını
belgelemeyi amaçlıyor.
Hijyeni ölçülebilir ve denetlenebilir
hale getiriyor
GT Hijyen Belgesi; T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından
belirlenen kriterler çerçevesinde, alanında uzman ekipler
tarafından verilen eğitimler ve yapılan değerlendirmeler
sonucunda, gerekli koşulları sağlayan işletmelere veriliyor.
Bu yönüyle GT Hijyen, sektörde hijyenin ölçülebilir ve
denetlenebilir hale gelmesini sağlıyor.
Kalıcı bir standarta dönüştü
GT Hijyen Projesi, ilk olarak COVID-19 pandemisi döneminde
toplumda artan hijyen ihtiyacına yanıt vermek amacıyla
hayata geçirildi. Pandemi sürecinde oluşan farkındalık,
hijyenin geçici bir önlem değil, kalıcı bir gereklilik olduğunu
ortaya koydu. Bu ihtiyaç doğrultusunda proje, güncellenen
kriterler ve kapsamlı eğitimlerle yeniden yapılandırılarak
sektöre tekrar sunuldu.
Ziyaretçiler için tercih sebebi
GT Hijyen Belgesi’ne sahip işletmeler; müşteri ve misafir
güvenini artırıyor, kurumsal itibarını güçlendiriyor, rekabet
avantajı elde ediyor, ulusal ve uluslararası ziyaretçiler için
tercih sebebi oluyor. Uzmanlar, pandemi sonrası dönemde
tüketici tercihlerinde hijyen belgelendirmesinin belirleyici
unsurlardan biri haline geldiğine dikkat çekiyor.
Şeffaf, ölçülebilir ve görünür
GT Hijyen Plaketi ile işletmeler, hijyen standartlarını yalnızca
uygulamakla kalmıyor; bunu şeffaf, ölçülebilir ve görünür
hale getiriyor. Bu yaklaşım, gastronomi ve turizm sektöründe
sürdürülebilir kalite anlayışının güçlenmesine katkı sağlıyor.
GT Hijyen Belgesi, hijyeni bir zorunluluk olmaktan çıkararak,
işletmeler için güçlü bir güven ve prestij göstergesine
dönüştürüyor.
Hygiene in the gastronomy and tourism sectors is no longer just an expectation;
it has become a key indicator of trust and quality. Taking a significant step in this
area, GT Hygiene introduces a new standard for industry professionals: the GT
Hygiene Certificate. Implemented by the Gastronomy Tourism Association (GTD),
the GT Hygiene Certificate and Plaque aim to certify hygiene standards for a wide
range of businesses, from tourism accommodation facilities and food & beverage
establishments to SPA and fitness centers, as well as yachts.
Making hygiene measurable and auditable
The GT Hygiene Certificate is awarded to businesses that meet the required criteria
through training programs and assessments conducted by expert teams, based on
standards set by the Turkish Ministry of Agriculture and Forestry. In this way, GT
Hygiene ensures that hygiene becomes measurable and auditable within the sector.
Turning hygiene into a permanent standard
The GT Hygiene Project was initially launched during the COVID-19 pandemic to
address the growing need for hygiene in society. The awareness raised during the
pandemic demonstrated that hygiene is not a temporary precaution but a lasting
necessity. In response to this need, the project has been restructured with updated
criteria and comprehensive training programs and reintroduced to the industry.
A reason for visitors to choose
Businesses holding the GT Hygiene Certificate increase customer and guest
confidence, strengthen corporate reputation, gain a competitive advantage, and
become a preferred choice for both domestic and international visitors. Experts
emphasize that, in the post-pandemic period, hygiene certification has become a
decisive factor in consumer preferences.
Transparent, measurable, and visible
With the GT Hygiene Plaque, businesses not only implement hygiene standards but
also make them transparent, measurable, and visible. This approach contributes to
strengthening a sustainable quality mindset in the gastronomy and tourism sector.
The GT Hygiene Certificate transforms hygiene from a mere obligation into a strong
indicator of trust and prestige for businesses.
Bahama,
zarafetiyle ilk bakışta fark edilir;
kaliteyi elinize alır almaz hissettirir.
www.hisar.com.tr