02.02.2026 Görüntülemeler

Hotel Restaurant & hitech Şubat 2026

Hotel Restaurant & hitech February 2026

Hotel Restaurant & hitech February 2026

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.








Çeşitlenen Turizm, Sürdürülebilir

Büyümeyi Getirecek mi?

Will Diversified Tourism Bring

Sustainable Growth?

hotelrestaurantmagazine

@Hitechdergisi

hotelrestaurantmagazine

Türkiye turizmi ve gastronomisi hareketli gelişmelerle yeni bir döneme adım atıyor.

Sektördeki değişim ve dönüşümler hem ölçek hem de yapısal açıdan dikkat çekiyor.

Antalya Havalimanı 39,1 milyon yolcuya ev sahipliği yaptı ve turizmin mevsimsellikten

uzaklaştığını ortaya koydu. Geceleme artışının büyük kısmı küçük ve ekonomik tesislerden

gelirken, yabancı ziyaretçilerin kişi başı harcamalarındaki düşüş ve doluluk oranlarındaki

gerileme sektörde verimlilik tartışmalarını gündeme taşıdı. Türkiye, 51,2 milyon ziyaretçi

ile dünya turizm liginde altıncı sırada yer aldı. Antalya’daki müze ve ören yerlerini 3,25

milyon kişi ziyaret etti; bu durum kültür turizminin önemini pekiştirdi. Turizmin tüm veri ve

analizlerini “verilerle turizm” başlığımızda bulabilirsiniz.

2026 yılı, turizm takvimi çeşitlenmeyi ve sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Alanya

Belediyesi, yıl boyunca kültür, sanat, spor ve turizm etkinliklerini kapsayan kapsamlı bir

program sundu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bölgesel turizm potansiyelinin

artırılmasına ve sürdürülebilir büyümeye dikkat çekti. TÜROB ve ISTTA temsilcileri, Çin ve

Hindistan pazarlarının stratejik önemine vurgu yaptı. EMITT 2026, 5-7 Şubat tarihlerinde

İstanbul Fuar Merkezi’nde uluslararası turizm profesyonellerini yeni destinasyonlar ve

trendlerle buluşturacak.

Gastronomi dünyası da hareketli bir başlangıç yaptı. Dünyanın En İyi 100 Yemek Şehri

listesinde Türkiye’den Gaziantep, İstanbul ve İzmir yer aldı. Gaziantep baklava, Alinazik ve

beyran ile öne çıktı. İstanbul; lokum, Hünkarbeğendi ve beyti ile zengin mutfağını gösterdi.

İzmir ise boyoz, İzmir köfte ve şambali ile listede yer aldı. Türkiye’de Ayvalık zeytinyağı,

izlenebilirlik sağlayan karekod sistemi sayesinde uluslararası arenada öne çıktı. Sektörde

maliyetler artsa da eğitim ve inovatif servis modelleri önem kazandı. Ayrıntılar “gastro

güncel” sayfalarımızda!

İstanbul gastronomi sahnesi de hareketli bir başlangıç yaptı. Ruz Otel’in çatısındaki Fonte,

şehir manzarası ve gün batımı ile dikkat çeken bir mekan. Joe & The Juice Kanyon AVM’de

sağlıklı yaşam trendi genişletilirken, Mesai İstanbul, Boğaz manzarası eşliğinde çağdaş

ocakbaşı deneyimi sunuyor. Karadeniz mutfağını İstanbul’a taşıyan Nelipide Gurme,

coğrafi işaretli Ordu pidesi ile öne çıkıyor. Matbah ise Osmanlı saray mutfağını kaz kebabı,

kuzu incik ve özgün mezelerle misafirlerine sunuyor. İstanbul’un en yeni yeme içme

adreslerini “yeni mekan” sayfalarımızdan takip edebilirsiniz.

Farkındalık Sofrası temalı Culinary Cup 2025’in büyük finali Gastronometro’da gerçekleşti.

Türkiye’nin beş bölgesinden gelen şefler, üç tabaklık menüleriyle teknik becerilerini ve

bilinçli mutfak anlayışlarını sergiledi, gıda alerjenlerine duyarlılık ve sürdürülebilir malzeme

seçimi gibi konularla farkındalık oluşturdu. Aynı dönemde Mutfak Dostları Derneği’nin

düzenlediği 7. Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri Four Seasons Hotel Sultanahmet’te

sahiplerini buldu ve Türkiye gastronomisinin başarılı kişi ve kuruluşları kutlandı. Yılın

gastronomi takvimi, Uluslararası Gastronomi Film Festivali ile Haziran ayında Urla’da

zirveye ulaşıyor; festival, sinema ve gastronomiyi buluştururken katılımcılara kısa film

yarışmaları, atölyeler ve B2B buluşmaları sunarak Urla’yı kültür ve lezzet merkezi hâline

getiriyor. Tüm bu etkinliklerin ayrıntılarına “gastro etkinlik” sayfalarından ulaşabilirsiniz.

Keyifli okumalar dilerim.

Türkiye’s tourism and gastronomy sectors are entering an exciting new phase. Changes and

transformations in the industry are notable both in scale and structure. Antalya Airport welcomed

39.1 million passengers, highlighting that tourism is moving away from seasonality. Most of the

increase in overnight stays comes from small and budget accommodations, while a decline in

per capita spending by foreign visitors and lower occupancy rates have sparked discussions on

efficiency. Türkiye welcomed 51.2 million visitors, ranking sixth in the world tourism league.

Antalya’s museums and historical sites attracted 3.25 million visitors, underscoring the

importance of cultural tourism. You can find all tourism data and analyses under the “tourism

insights” section.

The tourism calendar supports diversification and sustainable growth. Alanya Municipality

has introduced a comprehensive program covering culture, art, sports, and tourism activities

throughout the year. The Minister of Culture and Tourism emphasized the need to enhance

regional tourism potential and support sustainable growth. Representatives from TÜROB and

ISTTA highlighted the strategic importance of the Chinese and Indian markets. EMITT brings

international tourism professionals together with new destinations and trends at the Istanbul

Exhibition Center.

The gastronomy scene has also seen an active start. In the World’s Top 100 Food Cities list, Türkiye

is represented by Gaziantep, Istanbul, and Izmir. Gaziantep stands out with baklava, Alinazik, and

Beyran. Istanbul impresses with lokum, Hünkarbeğendi, and Beyti, while Izmir shines with boyoz,

Izmir köfte, and Şambali. Türkiye’s Ayvalik olive oil has gained international recognition through

a traceable QR code system. Rising costs have made training and innovative service models

increasingly important. More details can be found on our “gastro updates” pages.

Istanbul’s gastronomy scene has also kicked off with an energetic start. Fonte, located on the

rooftop of Ruz Hotel, stands out with its city views and sunset ambiance. While Joe & The Juice

expands the healthy living trend at Kanyon Mall, Mesai Istanbul offers a contemporary ocakbaşı

experience accompanied by breathtaking Bosphorus views. Bringing the flavors of the Black Sea

region to Istanbul, Nelipide Gurme highlights geographically certified Ordu pide. Matbah, on the

other hand, introduces guests to Ottoman palace cuisine with specialties such as goose kebab,

lamb shank, and distinctive meze selections. You can follow Istanbul’s newest dining destinations

on our “new venues” pages.

The Culinary Cup final, themed “Awareness Table,” took place at Gastronometro, featuring

chefs from five regions preparing three-course menus to showcase technical skills and

conscious culinary approaches, emphasizing allergen awareness and sustainable ingredient

choices. At the same time, the 7th Golden Spoon Gastronomy Awards by the Culinary Friends

Association celebrated Türkiye’s top culinary talents at Four Seasons Hotel Sultanahmet. The

year’s gastronomy calendar culminates with the International Gastronomy Film Festival in Urla,

combining cinema and gastronomy with short film competitions, workshops, and B2B meetings,

positioning Urla as a hub of culture and flavor. Full event details are available on our “gastro

events” pages.

Enjoy your reading.

K

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

REKLAM SATIŞ PAZARLAMA

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

Emir Ömer ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

0212 454 22 22

TEKNIK MÜDÜR

BILGI İŞLEM

TOLGA ÇAKMAKLI

tolga.cakmakli@img.com.tr

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

HÜSEYİN KURT

GlobeMeets Yönetim Kurulu Başkanı

TEZER ÖNER

Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve

İşletme Yatırım Danışmanı

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

AYDIN DEMIR

Yeditepe Üniversitesi Gastronmi Mutfak

Sanatları Chef Ögretim Görevlisi/

Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection

by Hilton Executive Chef

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları

İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır. ISSN:1305-1792



Bu sayımızda

antre

10 Sektörden kısa haberler

verilerle turizm

26 Türkiye küresel turizm liginde 6. sıraya

yerleşti

27 Geceleme artışının %70’i küçük ve

ekonomik tesislerden

28 Doluluklar kasımda geriledi

30 2024’te turizm ekonomiyi ne kadar

uyardı?

31 Yabancıların kişi başı harcaması

düşüyor

32 Antalya Havalimanı, 2025’i 39 milyon

yolcuyla tamamladı

34 2025’te Antalya müzeleri 3,25 milyon

ziyaretçi ağırladı

gündem

36 Akın: Türkiye, Avrupa’nın nitelikli iş

gücü açığı için kritik fırsat

38 Celestyal, Arap Körfezi’nde kara

turlarını genişletti

40 Tosun: Museum Hotel’i bütünsel bir

deneyim alanı olarak konumluyoruz

42 Kalender: Çin’e vize muafiyeti var da

Hindistan’a niye yok?

44 Şen: Pamukkale sessizleşiyor

46 arsaVev otel arsalarını yüzde 50’den

fazla büyütecek

48 Çırağan Sarayı 35. yılını kutluyor

22

48

50 Aksu: Arz fazlası değil, doğru otel

kazandırır

51 EMITT, İstanbul Fuar Merkezi’nde

gerçekleşecek

52 I-MICE 10. yaşını kutladı

54 Eresin: Çin’e vize muafiyeti tarihi

ve stratejik adım

55 Öner: Vizesiz Türkiye, turist

akınına hazır mı?

56 Türkiye’de seyahat tutkusu yüksek,

tatil kararı esnek

57 Alanya Belediyesi, 2026 etkinlik

takvimini tanıttı

38

62

94


58 Ersoy turizm gündemini

bankalarla değerlendirdi

yeni yatırımlar

60 Ritüellerle şekillenen konaklama

deneyimi: The Ritus Hotel

62 Park Dedeman Van hizmete girdi

63 20. yılını yenilenme ve

sürdürülebilirlikle kutluyor

64 ARTMİM tasarımıyla endüstriyel

hafızadan doğan bir konaklama

deneyimi

marka

99

66 HoReCa projeleri için yeni nesil

yaklaşım: HoReCa Concept

68 NG Kütahya Seramik, ‘Yükselen

Değerler 2026’ buluşmasında iş

ortaklarını ağırladı

70 Dış mekân mobilyalarında

dayanıklılığı tasarlayan üretim

anlayışı: CEKA

72 Güngör: Bursa fabrikamız global

projelerimizi destekleyecek

güçlü bir yatırım

74 Yayla Gıda’nın sürdürülebilir

büyüme vizyonuna avrupa

kalkınma bankası’ndan destek

76 Bonna’nın genç şeflere yönelik

projesi Hatay’da başladı

gastro etkinlik

78 Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri

7. kez sahipleriyle buluştu

80 Gastro Travel Maçka, Doğu

Karadeniz’de gastronomi ve

turizmi buluşturdu

82 Culinary Cup 2025 büyük finali

gerçekleşti

gastro güncel

83 Karekod hamlesiyle Ayvalık,

Türkiye’yi liderliğe taşıyacak

84 Dünyanın en iyi 100 yemek şehri

listesi yenilendi

85 Enflasyon %30’da kaldı, lokanta

ve oteller %34 zamlandı

86 TURYİD, bahşiş için yeni model

çağrısı yaptı

87 Doğan: Eleştiri, yemeğin

aynası mı?

103

88 MSA, Şef Giusti ile toplu yemekte

eğitim dönüşümünü başlatıyor

gastro aktüel

89 Gastronomi sektöründen

haberler

yeni mekan

94 Beyoğlu’nun en yenisi: Fonte

Restaurant

95 Joe & The Juice ikinci şubeyle

Kanyon’da

96 Mesai, yeni adresiyle Opera Hotel

Bosphorus’ta

97 Ordu’nun taş fırın ustalığı

İstanbul’da can buluyor

98 Matbah’ın kış sofrasına

oturdunuz mu?

99 Beca ile kışın en güzel hali

dosya

100 Sevgililer Günü özel

horeca teknolojileri

102 Erim: Turizmde güvenlik

uzmanlık ister

103 T.C. Ticaret Bakanlığı’ndan

Solarex İstanbul’a büyük destek

hijyen

104 İşletmeler ölçülebilir ve güvenli

standartlara kavuşuyor

www.hotelrestaurantmagazine.com


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

The Wings Hotels

Karaköy’e yeni genel

müdür

The Wings Hotels, Karaköy’ün Genel

Müdürlük görevine, uluslararası zincir

otellerde uzun yıllara dayanan deneyimiyle

öne çıkan Alper Türkmen getirildi.

Turizm ve otelcilik sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip

olan Alper Türkmen, kariyerinin önemli bir bölümünü dünyanın

önde gelen zincirlerinden Marriott International bünyesinde

geçirdi. Romanya’daki JW Marriott Bucharest Grand Hotel ile

İstanbul’daki Marriott Hotel Şişli ve JW Marriott Hotel Istanbul

Marmara Sea gibi prestijli otellerde üst düzey yöneticilik

görevleri üstlenen Türkmen; operasyonel dönüşüm, renovasyon

süreçleri, yüksek profilli etkinlik yönetimi ve ileri seviye otelcilik

sistemlerinin hayata geçirilmesi konularında uzmanlığıyla

öne çıkıyor. Türkmen, ayrıca Bakü’de faaliyet gösteren TABIA

Group bünyesinde Grup Odalar Bölümü Direktörü olarak görev

yaptı; 14 otelin ön büro, kat hizmetleri, Spa, güvenlik ve misafir

ilişkileri operasyonlarını yönetti. Bu süreçte yeni otel açılışları,

bütçe yönetimi, organizasyonel yapılanma ve kurum kültürünü

güçlendirmeye yönelik projelere liderlik etti. Marmara

Üniversitesi Turizm ve İşletme Yönetimi lisans mezunu

olan Türkmen, Türkçe ve İngilizce dillerine hâkim. Marriott

International bünyesinde “Manager of the Quarter” ve “Spirit to

Serve” gibi prestijli ödüllere layık görüldü.

New general manager Appointed

at The Wings Hotels Karaköy

Alper Türkmen has been

appointed as the new General

Manager of The Wings Hotels

Karaköy, standing out with

his extensive experience in

international hotel chains.

TWith over 20 years of experience in

the tourism and hospitality industry,

Alper Türkmen spent a significant part

of his career within the world’s leading

hotel group, Marriott International. He

held senior management positions at

prestigious hotels such as JW Marriott

Bucharest Grand Hotel in Romania, Marriott Hotel Şişli in Istanbul, and

JW Marriott Hotel Istanbul Marmara Sea. Türkmen is recognized for his

expertise in operational transformation, renovation processes, high-profile

event management, and the implementation of advanced hospitality systems.

Additionally, he served as Group Rooms Director at TABIA Group in Baku,

overseeing front office, housekeeping, spa, security, and guest relations

operations across 14 hotels. During this period, he led projects focused on

new hotel openings, budget management, organizational structuring, and

strengthening corporate culture. Türkmen holds a bachelor’s degree in

Tourism and Business Management from Marmara University and is fluent

in Turkish and English. He has received prestigious awards at Marriott

International, including “Manager of the Quarter” and “Spirit to Serve.”

Geceleme artıyor,

doluluk düşüyor

2025’in 10 aylık döneminde Türkiye,

Akdeniz çanağındaki en çok turist

ağırlayan destinasyonlar arasında

toplam gecelemelerde 4. sırayı aldı.

Akdeniz çanağında en çok turist ağırlayan

destinasyonlarda, tesislerde yapılan toplam

gecelemeler açısından Türkiye, 2025 yılının

10 aylık dönemini 4’üncü olarak tamamladı.

Türkiye, yabancı gecelemede %9,6 artış

yaşarken, rakiplerden İspanya %3,2 gelişti.

Fransa %7,7 artış, İtalya %6,8 ve Yunanistan

%2,2 gelişme yaşadı. Bölgede en çok turist

ağırlayan destinasyonlarda, doluluklarda

Türkiye, rakiplere göre daha çok düşüş

yaşıyor. (Not: Tesis dolulukları her ay açık/faal

yataklar üzerinden yapılmaktadır.)

Overnight stays up, occupancy down

In the first 10 months of 2025, Türkiye ranked 4th among the

Mediterranean destinations that host the most tourists in terms of

total overnight stays.

Türkiye saw a 9.6% increase in foreign overnight stays, while competitors recorded

smaller gains: Spain +3.2%, France +7.7%, Italy +6.8%, and Greece +2.2%. However, in

terms of occupancy rates, Türkiye experienced a larger decline compared to its rivals

in the region. (Note: Occupancy rates are calculated based on open/active beds each

month.)



12

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

Mustafa Kılıç, Venüs

Turizm Genel Kontrat

Müdürü oldu

Mirrors Hotel İstanbul Pera’da

işletmeciliğini sürdüren deneyimli

turizmci Mustafa Kılıç, 1 Ocak 2026

itibarıyla Venüs Turizm Genel Kontrat

Müdürlüğü görevine getirildi.

Yeni görevinde Mustafa Kılıç; İstanbul, Ege-Akdeniz ve

Azerbaycan’daki otel kontratlarından sorumlu olacak.

Venüs Turizm Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmad Jubran

ve Abdulkadir Bozgeyik, bu iş birliğinin her iki taraf

için de oldukça güçlü ve verimli olacağını vurgularken;

sektörde zirvedeki konumunu emin adımlarla koruyan

Venüs Turizm; Ortadoğu, Körfez ülkeleri, Kuzey Afrika

ve BDT pazarlarında önemli bir yer tutuyor. Acentenin

ofisleri Dubai, Ürdün, İstanbul, Antalya, Trabzon,

Azerbaycan ve Gürcistan’da hizmet veriyor. Kılıç, Venüs

Travel B2B ve Mirrors Hotel Pera ile çalışmalarına

devam ederken, iki yılın ardından acentecilik alanındaki

çalışmalarına kaldığı yerden devam edecek.

Mustafa Kılıç appointed as General

Contract Manager of Venus Tourism

Experienced tourism

professional Mustafa Kılıç,

who manages Mirrors Hotel

Istanbul Pera, has been

appointed as the General

Contract Manager of Venus

Tourism, effective January 1,

2026.

In his new role, Mustafa Kılıç will be

responsible for hotel contracts in

Istanbul, the Aegean-Mediterranean

region, and Azerbaijan. Venus Tourism

Board Members Ahmad Jubran and

Abdulkadir Bozgeyik emphasized that

this collaboration will be highly strong

and productive for both parties. Venus

Tourism, which continues to maintain its leading position in the industry with

confidence, holds a significant presence in the Middle East, Gulf countries, North

Africa, and CIS markets. The agency operates offices in Dubai, Jordan, Istanbul,

Antalya, Trabzon, Azerbaijan, and Georgia. Kılıç will continue his work with Venus

Travel B2B and Mirrors Hotel Pera, resuming his activities in the travel agency

sector after a two-year period.

Tailwind 2026’da yeni

operasyonel döneme

başladı

Tailwind Havayolları, 20. kuruluş yılı sonrası

tamamladığı yeniden yapılanma ile 2026’ya güçlü

bir başlangıç yaptı. Operasyonel verimlilik, filo

dönüşümü ve sürdürülebilir büyüme odağında yeni

bir döneme giren şirket, uçuş ağını genişletmeyi ve

yolcu kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Tailwind Havayolları, 20. yılını geride bıraktıktan sonra 2025’te

tamamladığı kapsamlı yeniden yapılanmanın ardından 2026’da

operasyonel verimlilik, filo dönüşümü ve sürdürülebilir büyüme

odaklı yeni bir döneme girdi. Mali disiplini güçlendiren ve yalın

yönetim anlayışını tüm organizasyona yaygınlaştıran şirket,

Doğu Avrupa başta olmak üzere yeni pazarlarda bilinirliğini

artırdı.

Tailwind Havayolları Genel Müdürü Efe Erten, önceliklerinin

uçuş ağını genişletmek ve optimum kaynak kullanımıyla yüksek

verimlilik sağlamak olduğunu belirtti. Yeni sezonda üçüncü

Boeing 737-800 uçağının filoya katılmasıyla birlikte 2027 sonuna

kadar en az yedi uçaklık bir filo hedefleniyor. 2026’da Türkiye’ye

23 farklı şehirden uçuş gerçekleştirilmesi ve yolcu sayısının iki

katına çıkarılması planlanıyor. Ayrıca, Tailwind Havayolları’nın

AMAC Aerospace Grubu’na katılım süreci tamamlandığında,

şirketin teknik uzmanlık ve kurumsal know-how kazanarak

global ölçekte bakım, onarım ve uçak modifikasyonu alanındaki

kapasitesi güçlenecek.

Tailwind

Enters a new

operational era

in 2026

After celebrating its

20th anniversary,

Tailwind Airlines enters

2026 with a strong start following the comprehensive

restructuring completed in 2025. The company is entering a

new phase focused on operational efficiency, fleet renewal,

and sustainable growth, aiming to expand its flight network

and increase passenger capacity.

Following its 20th year, Tailwind Airlines completed a major

restructuring in 2025 and has entered 2026 with a focus on operational

efficiency, fleet transformation, and sustainable growth. Strengthening

financial discipline and implementing lean management across the

organization, the airline has increased its presence in new markets,

particularly in Eastern Europe.

Tailwind Airlines CEO Efe Erten stated that their priorities include

expanding the flight network and achieving high efficiency through

optimal resource utilization. With the addition of a third Boeing 737-

800 to the fleet in the new season, the company aims to reach a fleet

of at least seven aircraft by the end of 2027. In 2026, Tailwind plans

to operate flights from 23 different cities to Turkey and double the

number of passengers. Additionally, once Tailwind Airlines joins the

AMAC Aerospace Group, the company will gain technical expertise and

corporate know-how, further strengthening its global capabilities in

aircraft maintenance, repair, and modification.



14

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

Ana limanda %137 artış,

hedef 280 bin

2025’te ana liman yolcu sayısını %137

oranında artıran Galataport İstanbul, 2026’da

280 bin ana liman yolcusuyla tarihin en

yüksek rakamını yakalamaya hazırlanıyor.

Doğu Akdeniz bölgesinin ana limanı olma vizyonuyla hayata

geçirilen Galataport İstanbul, 2025’i yolcu sayısında %48

artış oranını yakalayarak toplam 595 bin yolcu ve 224 seferle

kapattı. Aynı dönemde ana liman yolcu sayısı ise 2024’e

göre %137 artışla 230 bine erişti. Bu sayının 2026’da %22

artış göstererek 280 bine ulaşması bekleniyor. Böylece iki

sene içerisinde üç misline katlanan ana liman yolcu sayısı,

2026’da tarihte ilk kez transit yolcu sayısına denk gelecek.

Ana liman kruvaziyer yolcusunun ülke ekonomisine katkısı,

standart bir turistinkinin yaklaşık 6 katına denk geliyor.

Bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde başrolü; Galataport

İstanbul’un çok sayıda global ödül kazanmış, dünyadaki

tüm liman şehirlerine örnek gösterilen dünyanın ilk yer altı

kruvaziyer terminali ve Port Pass gibi inovatif uygulamalarla

da desteklenerek %98 yolcu memnuniyet oranı sağlayan

liman operasyonları oynuyor. Kruvaziyer turizminde ana

liman kavramı; bir seyahatin yalnızca başlangıç ya da bitiş

noktası olmasının ötesinde, yolcu deneyiminin planlama

aşamasından seyahat sonrasına, tüm süreci kapsayan bir

yapıyı tanımlıyor.

137% growth in homeport

passengers, target 280,000

Having increased its

homeport passenger

numbers by 137% in 2025,

Galataport Istanbul is

preparing to reach an all-time

high with 280,000 homeport

passengers in 2026.

Developed with the vision of becoming

the main cruise hub of the Eastern Mediterranean, Galataport Istanbul closed

2025 with a 48% increase in total passenger numbers, welcoming 595,000

passengers across 224 cruise calls. During the same period, homeport

passenger numbers rose by 137% compared to 2024, reaching 230,000. This

figure is expected to grow by a further 22% in 2026, reaching 280,000. As a result,

homeport passenger numbers—having tripled within two years—are set to equal

transit passenger numbers for the first time in history in 2026. The economic

contribution of a homeport cruise passenger is approximately six times higher

than that of a standard tourist. A key driver behind these achievements is

Galataport Istanbul’s port operations, which deliver a 98% passenger satisfaction

rate, supported by the world’s first underground cruise terminal—recipient of

numerous global awards—and innovative solutions such as Port Pass. In cruise

tourism, the concept of a homeport goes beyond being merely the starting or

ending point of a journey; it encompasses the entire passenger experience, from

the planning stage through to post-travel.

3,5 milyon turist

ile Muğla’dan

tarihi rekor

2025 yılında Muğla, İngiliz turistlerin

en çok tercih ettiği destinasyonlardan

biri haline geldi. Türkiye’nin turizmde

öne çıkan şehirlerinden Muğla, hava

ve deniz ulaşımıyla yaklaşık 3,5

milyon yabancı ziyaretçiyi ağırlayarak

sezonu tarihi bir rekorla kapattı.

Türkiye'nin 1.484 kilometre ile en uzun

kıyı şeridine sahip olan şehri Muğla, doğal

güzellikleri, kadim antik kentleri ve 400 bin

yatak kapasitesine sahip tesisleriyle yerli

ve yabancı misafirlerin odak noktası olmayı

sürdürdü. Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça,

Ortaca, Milas ve Ula gibi popüler ilçeleriyle

geniş bir turizm yelpazesi sunan bölge,

deniz ve güneşin tadını çıkarmak isteyen

milyonlarca tatilcinin vazgeçilmez adresi

oldu. 2025 yılı verilerine göre kente gelen

yabancı turist sayısı 3 milyon 461 bin 311

olarak kayıtlara geçti. Bu rakamın yaklaşık

650 binlik kısmını deniz yoluyla şehre giriş

yapan misafirler oluşturdu. Muğla'yı tercih

eden ülkeler arasında İngiltere yine zirvedeki

yerini korurken, bu ülkeyi sırasıyla Rusya,

Polonya, Almanya ve Hollanda takip etti.

Muğla sets a historic record with 3.5 million tourists

In 2025, Muğla became one of the most preferred destinations for British

tourists. As one of Türkiye’s leading tourism cities, Muğla welcomed

approximately 3.5 million foreign visitors by air and sea, closing the season

with a historic record.

Muğla, which has Türkiye’s longest coastline at 1,484 kilometers, continued to be a focal

point for both domestic and international visitors with its natural beauty, ancient cities,

and accommodation facilities offering a capacity of 400,000 beds. With popular districts

such as Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça, Ortaca, Milas, and Ula, the region offers a

wide range of tourism options and has become an indispensable destination for millions of

holidaymakers seeking sun and sea. According to 2025 data, the number of foreign tourists

visiting the city was recorded at 3,461,311, with approximately 650,000 of these visitors

arriving by sea. Among the countries choosing Muğla, the United Kingdom once again

ranked first, followed by Russia, Poland, Germany, and the Netherlands.



hotel restaurant

16 & hi-tech

antre entree

Kartlı turizm harcamaları

33,6 milyar doları

aştı

Kartlı turizm

harcamaları 2025’in

Ocak-Kasım döneminde

%14,1 artarak 33,6

milyar dolara ulaştı.

Otel harcamaları

yükselirken, uçak bileti

harcamaları düştü.

Turizm Databank verilerine göre,

2025’in Ocak-Kasım döneminde

yurt içinde banka ve kredi kartlarıyla yapılan turizme

yönelik harcamalar, bir önceki yıla göre %14,1 artış

göstererek 33,6 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde,

kredi ve banka kartlarıyla yapılan otel konaklama

harcamaları %21,9 artarak 10,9 milyar dolara ulaştı.

Öte yandan uçak bileti harcamaları %2,3 düşerek 8,5

milyar dolar seviyesine geriledi.

Card-based tourism spending

reaches 33.6 billion dollars

Card-based tourism

spending in Türkiye

rose by 14.1% in the

January-November

2025 period, reaching

33.6 billion dollars.

Hotel expenses

increased, while

airline ticket spending

declined.

According to data from Turizm Databank, card-based tourism spending

in Türkiye during the January-November 2025 period increased by

14.1% compared to the previous year, reaching 33.6 billion dollars. In

the same period, hotel accommodation spending via credit and debit

cards rose by 21.9%, reaching 10.9 billion dollars. On the other hand,

airline ticket spending fell by 2.3%, totaling 8.5 billion dollars.

Turizmde kredi

borçları 2025’te

%93 arttı

Turizm sektöründe nakdi banka

kredileri 2025’in Ocak-Kasım

döneminde %93,3 artarak 5

milyar dolara ulaştı. Gayri

nakdi krediler ise hafif düşüş

gösterirken, oteller toplam

kredilerin yaklaşık %75’ini

kullandı.

Turizm Databank’ın BDDK verilerinden

yaptığı analize göre, Türkiye’de turizm

alanında alınan nakdi banka kredileri 2025

yılı Ocak-Kasım döneminde %93,3 artış

göstererek 5,0 milyar dolara yükseldi.

2024’te aynı dönemde artış 2,58 milyar dolar

seviyesindeydi. Turizmde gayri nakdi krediler

ise %0,9 daralarak 719 milyon dolara geriledi.

Toplam kredilerin %74,8’i oteller tarafından

kullanılırken, otellerde takipteki kredi oranı

bu dönemde %0,60 oldu. Bu oran, önceki

aylara göre düşüş kaydetti.

Tourism loan debts rose 93% in 2025

In the tourism sector, cash bank loans increased by 93.3% in the January-

November 2025 period, reaching 5 billion dollars. Non-cash loans showed

a slight decline, while hotels accounted for approximately 75% of total loans.

According to an analysis by Turizm Databank based on BRSA data, cash bank loans taken

in the Turkish tourism sector rose by 93.3% during the January-November 2025 period,

reaching 5.0 billion dollars. In the same period of 2024, the increase was around 2.58 billion

dollars. Non-cash loans in tourism decreased by 0.9%, falling to 719 million dollars. Hotels

used 74.8% of total loans, and the non-performing loan ratio for hotels was 0.60% during

this period, showing a decline compared to previous months.



18

hotel restaurant

& hi-tech

antre

TEODER’in yeni icra

kurulunda kadınlar

zirvede

Turizm ve etkinlik sektörünün önemli

sivil toplum kuruluşlarından TEODER’in

5. Dönem İcra Kurulu’nda görev alacak

sektör profesyonelleri belirlendi. Derneğin

üst yönetiminde kadın liderlerin ön plana

çıkması dikkat çekti.

TEODER Yönetim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmeler

sonucunda oluşturulan yeni dönem İcra Kurulu, 5 Ocak

itibarıyla görevine resmen başladı. TEODER 5. Dönem İcra

Kurulu’nun üst yönetiminde kadın liderlerin ön plana çıkması

dikkat çekti. İcra Kurulu Başkanlığı görevine GM Global

Tourism Kurucusu Gülruh Gülten getirilirken, İcra Kurulu

Başkan Yardımcılığı görevini Kuzey Ege’de faaliyet gösteren

GIA Hotel Sales Hub Kurucusu Cazibe Evran üstlendi. İcra

Kurulu Genel Sekreterliği görevine Markom Kurucusu Recep

Asar atanırken, Üyelik ve Sektörel İlişkiler Sorumluluğu

görevine Cengizhan Öztunalı getirildi.Yeni dönemde TEODER

Divan Grubu’na yeni

Genel Müdür

Divan Grubu’nun Genel Müdürlük görevine

sektörün önemli isimlerinden Ziya Alper

Önder getirildi. Divan Grubu, bu stratejik

atama ile hizmet mükemmeliyeti ve çok

sektörlü değer oluşturma vizyonunu

güçlendirmeyi hedefliyor.

Divan Grubu’nun Genel Müdürlük görevine sektörün önemli

isimlerinden Ziya Alper Önder getirildi. Divan Grubu, bu

stratejik atama ile hizmet mükemmeliyeti ve çok sektörlü

değer yaratma vizyonunu güçlendirmeyi hedefliyor. İstanbul

Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden

mezun olan ve iyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Önder,

profesyonel kariyerine 1995 yılında PwC’de başladı. Şirket

bünyesinde farklı kademelerde görev alarak 2006 yılında

ortaklığa kabul edildi. Denetim, finansal analiz ve kurumsal

dönüşüm alanlarında önemli bir uzmanlık geliştiren Önder,

2012 yılından itibaren Doğuş Holding ve Doğuş Yeme-İçme,

Turizm ve Perakende Grubu çatıları altında iç denetim, bilgi

teknolojileri, finans, satın alma, tedarik zinciri, operasyon,

teknik ve yatırım süreçleri gibi kritik fonksiyonların

İcra Kurulu Üyeleri arasında, Touringo Travel Yönetim Kurulu

Başkanı Emrah Demir, No 35 Event Kurucusu Burak Zeytin,

Momentis Event Kurucusu Özgen Aksu, Asrın Event Kurucusu

Engin İlday, Catering Dünyası Kurucusu Yavuz Dağdelen,

Akyüz Etkinlik Lojistiği Genel Müdürü Esat Akyüz ve Pİ

Grup İK Kurucusu Cihan Atalay yer aldı. TEODER 5. Dönem

İcra Kurulu, TEODER Yönetim Kurulu’nun aldığı kararlar

doğrultusunda çalışmalarını sürdürerek; etkinlik ve turizm

endüstrilerinde sektörün ortak sesi olmayı, güçlü bir sivil

toplum temsiliyeti oluşturmayı ve sektörün sürdürülebilir

gelişimine katkı sunmayı hedefliyor. Yeni dönem İcra

Kurulu’nun, sektör paydaşlarıyla iş birliği içerisinde etkin,

kapsayıcı ve sürdürülebilir projelere imza atması bekleniyor.

yönetiminden sorumlu üst düzey rollerde görev aldı.

Çok fonksiyonlu operasyon yapılarının optimizasyonu,

organizasyonel dönüşüm, finansal yapılanma ve operasyonel

verimlilik gibi alanlarda geniş ölçekli projelere liderlik etti.

Grubun gelecek vizyonunda önemli katkı sunacak olan Önder,

uzun yıllara dayanan yurt içi ve yurt dışı yönetim ve kurumsal

deneyimi; finans, operasyon, tedarik zinciri ve kurumsal

dönüşüm alanlarındaki uzmanlığıyla grubun hedeflerini

ileriye taşıyacak.



20

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

2024’te İspanya turizmi

GSYİH’nin %12,6’sını

oluşturdu

İspanya’da turizm faaliyetleri 2024

yılında 200.7 milyar Avro’ya ulaşarak

GSYİH’nin %12,6’sını oluşturdu.

Turizmin öne çıkan dalları 2,7

milyondan fazla iş imkanı sağlayarak

toplam istihdamın %12,3’ünü

oluşturdu.

Turizm Databank’ın derlediği verilere göre 2024 yılında

ülkeye gelen 93 milyon kişi 677 milyon geceleme yaptı.

44 milyon kişi de günübirlik ziyaret yaptı. Ülkeden 18

milyon kişi yurt dışında 176 milyon geceleme yaptı.

Ülke turizminde istihdam da 2776 bin oldu. Diğer

yandan turist harcamaları, İspanya’da 111 milyar Avro

olurken Türkiye’de turizmle ilişkili alanlar 2024 yılında

99 milyar Avro hasıla elde etti. Fransa’da 115 milyar

Avro ve İtalya’da 109 milyar Avro.

In 2024, Spanish tourism accounted

for 12.6% of GDP

Tourism activities in Spain reached €200.7 billion in 2024,

representing 12.6% of the country’s GDP. Key sectors within

tourism provided over 2.7 million jobs, accounting for 12.3%

of total employment.

According to data compiled by Turizm Databank, 93 million people visited Spain

in 2024, generating 677 million overnight stays. Additionally, 44 million people

made day trips. Spanish residents traveled abroad 18 million times, resulting

in 176 million overnight stays. Total employment in the tourism sector reached

2.776 million. Meanwhile, tourist spending amounted to €111 billion in Spain,

compared to €99 billion in Turkey. France recorded €115 billion, and Italy €109

billion in tourism-related revenue.

Türkiye’de Rus

turistler %10 daha

az ödedi

Kasım 2025 döneminde

Rusya’dan yurt dışına yapılan

seyahatlerde en popüler

3 destinasyonda ortalama

fiyatlar yıllık %12 dolayında

düştü.

TurizmDatabank’ın Rosstat’dan yaptığı

analize göre, Kasım 2025 döneminde

Rusya’dan yurt dışına yapılan

seyahatlerde en popüler 3 destinasyonda

ortalama fiyatlar yıllık %12 dolayında

düştü. Yıllık düşüşte, Türkiye %10 ve

Mısır %11 seviyede. BAE fiyatları ise %16

dolayında düştü. Ortalama fiyatlara göre

en pahalı ülkeler sıralaması; Mısır, BAE

ve Türkiye şeklinde oluştu.

Russian Tourists Paid 10% Less in Türkiye

In November 2025, average prices for outbound trips from

Russia to the three most popular destinations dropped by

around 12% year-on-year.

According to an analysis by TurizmDatabank based on Rosstat data, average prices

for Russian tourists traveling abroad to the top three destinations in November 2025

decreased by approximately 12% compared to the previous year. Country-specific declines

were: Türkiye 10%, Egypt 11%, and UAE 16%. Based on average prices, the most expensive

countries ranked as follows: Egypt, UAE, and Türkiye.


© 2026 CEKA PROJECT: MENEGHITTI BEACH CLUB ÇEKA TASARIM MOBİLYA TEKS. SAN. ve TİC. A.Ş.


22

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Wyndham’a yeni Türkiye

Ülke Direktörü

Wyndham Hotels & Resorts, Türkiye

Ülke Direktörlüğü görevine Arcan

Bayraktaroğlu’nun atandığını açıkladı.

Türkiye, tesis sayısı bazında Wyndham’ın

dünyadaki beşinci büyük pazarı konumunda

bulunuyor.

Wyndham’daki görev alanı Ülke Direktörü pozisyonuyla

genişleyen Arcan Bayraktaroğlu, bir yandan şirketin Türkiye’de

marka segmentlerinde ve destinasyonlarda büyümesine

liderlik ederken, aynı zamanda Wyndham’ın ülke genelindeki

yaklaşık 130 açık otelinin operasyonel mükemmelliğinden

ve Wyndham Avantajı’ndan güç alan başarılarından sorumlu

olacak. Türkiye, turizm sektöründeki güçlü ve istikrarlı

büyümesiyle, dünyanın önde gelen seyahat bağlantı noktaları

arasında yer almasıyla ve hem yurt içinden hem de yurt

dışından gelen talepte yaşadığı artışla, Wyndham’ın önde gelen

stratejik pazarları arasındaki konumunu koruyor. Türkiye’de

seyahat ve turizm sektörünün önümüzdeki yıllarda yeni

rekorlara imza atması, gayrisafi yurt içi hasılaya ve istihdama

önemli katkıda bulunmaya devam etmesi ve Türkiye’nin

dünyanın en çok

ziyaret edilen

destinasyonları

arasındaki

konumunu

daha da

güçlendirmesi

bekleniyor. Otel

operasyonları, iş

geliştirme, satış

ve pazarlama

gibi alanlarda

30 yılı aşkın

tecrübeye

sahip olan

Bayraktaroğlu,

Wyndham’a

ilk olarak 2025

yılının mayıs

ayında şirketin Türkiye’de büyüyen portföyünün operasyonel

performansı ile tüm otellerinin kalite, hizmet ve marka

standartlarından sorumlu olarak Türkiye Operasyonlar

Başkanı göreviyle katılmıştı.

2025’i dönüşüm ve

sürdürülebilirlik yılı olarak

tamamladı

2025 yılını tarihindeki en dönüştürücü

dönemlerden biri olarak tamamlayan

D-Marin, yıl boyunca stratejik genişleme

adımları, önemli yeniden geliştirme

projeleri ve dijital inovasyon ile

sürdürülebilirlik alanlarında kaydettiği

sektör lideri ilerlemelerle dikkat çekti.

2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan D-Marin

CEO’su Oliver Dörschuck, D-Marin’in marinaları yalnızca

birer bağlama noktası olarak değil, bütüncül bir yaşam ve

deneyim alanı olarak ele aldığını vurguladı. Dörschuck, 2025

boyunca sürdürülebilir büyüme ve inovasyonu desteklerken,

her ziyaretin zahmetsiz, estetik ve insani bir deneyime

dönüşmesine odaklandıklarını ifade etti. Yeni marka

felsefesinin Akdeniz genelinde hizmet standartlarını yukarı

taşıdığını belirten Dörschuck, sezgisel, bağlantılı ve geleceğe

hazır bir marina ağı oluşturma hedefiyle ilerlediklerini dile

getirdi. Şirket, 2026 yılında da büyüme ve dönüşüm odağını

sürdürmeyi hedefliyor. Faaliyet alanını genişletmeye,

dijital altyapısını daha da güçlendirmeye ve tasarım odaklı,

sürdürülebilir projelere yatırım yapmaya devam edecek olan

D-Marin; Livorno, Port Camille Rayon ve Pylos başta olmak

üzere birçok lokasyonda devam eden projelerle premium

marina deneyimini ileri taşımayı amaçlıyor. Bu yaklaşım

doğrultusunda D-Marin, yatçılığın yalnızca bir hizmet değil,

gerçek anlamda hissedilen bütüncül bir deneyim olarak

yaşanmasını sağlamaya kararlı bir şekilde ilerliyor.



24

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Seyahatle ilgili her şey

Garanti BBVA Mobil’de

Garanti BBVA, mobil uygulamasındaki

“Seyahatim” alanını yeni özelliklerle

geliştirerek, Jolly iş birliğiyle seyahat

planlamasından rezervasyona kadar tüm

süreci uygulama üzerinden güvenli ve

uçtan uca yönetmeyi sağlıyor. “Seyahat

Ekle” özelliği ile müşteriler planlarını

ve yapılacaklar listesini tek yerden takip

edebiliyor.

“Seyahatim” alanına eklenen Jolly ile Seyahatini Planla

özelliği, seyahat rezervasyonlarını bankacılık uygulamasının

doğal bir parçası haline getiriyor. Bu iş birliğiyle müşteriler

otel, uçak, tur, araç kiralama ve transfer satın alma

işlemlerini tek noktadan yönetebiliyor. Kampanyalar

ve ödeme kolaylıklarıyla desteklenen bu entegre yapı,

seyahat planlamasını hızlı, pratik ve avantajlı bir deneyime

dönüştürüyor. Seyahat Ekle özelliği ile müşteriler ister yurt içi

ister yurt dışı seyahatleri için seyahat türü, lokasyon ve tarih

bilgilerini girerek kendilerine özel bir plan oluşturabiliyor.

Bu plan kapsamında sunulan Yapılacaklar Listesi, seyahatin

niteliğine göre pasaport ve vize işlemlerinden valiz hazırlığına

kadar seyahat öncesi tüm adımların eksiksiz şekilde

yönetilmesine yardımcı oluyor. Garanti BBVA Genel Müdür

Yardımcısı Ceren Acer Kezik, bankacılığı müşterilerin günlük

yaşamına entegre eden deneyimler sunmayı ve ‘Seyahatim’

alanı ile Jolly iş birliğinin bunun örneği olduğunu vurgularken,

Jolly Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Burçin Baysak da

dijitalleşmeye odaklanan bu iş birliğinin seyahati daha

erişilebilir, akıllı ve keyifli hale getirmeyi amaçladığını belirtti.

The Peninsula’da caz

geceleri başlıyor

The Peninsula, “Live at The Lobby’’ ile

caz müziğin seçkin isimlerini bir araya

getirmeye devam ediyor. The Lobby’nin,

Yolcu Terminali'nin zarif izlerini taşıyan

benzersiz atmosferinde gerçekleşecek

performanslar, müzik ve

lezzetin iç içe geçtiği etkileyici

bir deneyim sunuyor.

İstanbul Boğazı'nın kıyısında, Tarihî

Yarımada manzarasına hakim benzersiz

konumuyla The Peninsula Istanbul, “Live

at The Lobby’’ sahnesinde misafirlerini

17 Ocak - 7 Şubat tarihleri arasında her

cumartesi müziğin büyülü atmosferine

davet ediyor. Caz dünyasının güçlü

seslerinden Monika Bulanda, Eylül Ergül,

Brenda Berin ve Lisa Olivant klasikleşmiş

melodilerden özgün yorumlara uzanan

seçkileriyle müzikseverlere etkileyici

bir performans sunuyor. Executive Chef

Andreas Block ve ekibinin, Live at The

Lobby için özel olarak hazırladığı seçkin bir menü eşliğinde

gerçekleşecek performanslar, gastronomi ve müziği bir

araya getirerek İstanbul’un kalbinde cazın ritmine katılmaya

davet ediyor. The Peninsula’nın 20.yüzyılın başlarından

kalma tarihî yolcu terminali binasının yüksek tavanlı ve

ikonik atmosferinde hayat bulan bu özel performanslar,

şehrin kalbinde

20:30 - 22:30

saatlerinde

arasında keyifli

anlar yaşatıyor.



26

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Türkiye Küresel Turizm Liginde

6. Sıraya Yerleşti

Türkiye Rises to 6th Place in the Global Tourism League

2025 turizm verilerine göre Fransa 89,4

milyon ziyaretçiyle ilk sırada yer alırken,

İspanya 83,7 milyonla ikinci, ABD ise 79,3

milyon turist sayısıyla üçüncü oldu. Türkiye,

51,2 milyon ziyaretçiyle dünyada en çok turist

ağırlayan ülkeler arasında ilk altı içinde yer

alarak birçok küresel turizm devini geride

bıraktı.

2025 yılı turizm verileri, dünya genelinde ziyaretçi

tercihleri ve ülkelerin turizm performanslarında

önemli değişimlere işaret etti. Açıklanan rakamlar,

Türkiye’nin küresel turizm liginde istikrarlı yükselişini

sürdürdüğünü ve dünyanın en çok ziyaret edilen ülkeleri

arasındaki yerini güçlendirdiğini ortaya koydu.

Zirve değişmedi

Listenin zirvesinde 89,4 milyon ziyaretçiyle Fransa

yer aldı. Fransa’yı 83,7 milyon turist ağırlayan İspanya

izlerken, Amerika Birleşik Devletleri 79,3 milyon

ziyaretçiyle üçüncü sırada yer aldı. Çin 65,7 milyon, İtalya

ise 64,5 milyon turist sayısıyla üst sıralardaki yerini

korudu. Türkiye, 51,2 milyon ziyaretçiyle bu ülkelerin

hemen ardından gelerek 2025 yılında dünyanın en çok

turist çeken 6. ülkesi oldu.

Türkiye’nin ardından sıralamada Meksika 45,0 milyon,

Tayland 39,8 milyon, Almanya 39,6 milyon ve Birleşik

Krallık 39,4 milyon ziyaretçiyle yer aldı. Japonya 32,3

milyon, Avusturya 31,9 milyon ve Yunanistan 31,3 milyon

turist ağırladı. Malezya 26,1 milyon, Portekiz 24,6

milyon ve Rusya 24,4 milyon ziyaretçi sayısına ulaşırken,

Polonya ve Kanada ise 22,1’er milyon turist ile listenin alt

sıralarında yer aldı.

Birçok geleneksel turizm ülkesini geride bıraktı

Dünya turizminde dengelerin değiştiğine işaret eden bu

tablo, Türkiye’nin 2025 performansıyla birçok geleneksel

turizm ülkesini geride bıraktığını gösterdi. Ulaşım

altyapısı, dört mevsime yayılan turizm modeli, kültürel

ve tarihi zenginlikler ile farklı turizm alanlarına yapılan

yatırımlar, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü

artıran başlıca unsurlar olarak öne çıktı.

According to 2025 tourism data, France topped

the list with 89.4 million visitors, followed by

Spain with 83.7 million and the United States with

79.3 million tourists. Türkiye, with 51.2 million

visitors, secured a spot among the top six most

visited countries in the world, surpassing several

major global tourism powers.

The 2025 tourism statistics highlight significant changes in global travel

trends and the performance of countries in attracting visitors. The

figures show that Türkiye continues its steady rise in the global tourism

league and has strengthened its position among the world’s most visited

destinations.

The top remains unchanged

At the top of the list, France led with 89.4 million visitors. Spain followed

with 83.7 million, and the United States ranked third with 79.3 million

visitors. China attracted 65.7 million, and Italy welcomed 64.5 million

tourists, maintaining their positions among the top countries. Türkiye,

with 51.2 million visitors, came just after these countries, becoming the

6th most visited country in the world in 2025.

Following Türkiye, Mexico received 45.0 million, Thailand 39.8 million,

Germany 39.6 million, and the United Kingdom 39.4 million visitors.

Japan hosted 32.3 million, Austria 31.9 million, and Greece 31.3 million

tourists. Malaysia had 26.1 million, Portugal 24.6 million, and Russia

24.4 million visitors, while Poland and Canada each welcomed 22.1

million tourists, placing them lower on the list.

Surpasses traditional tourism powers

This data indicates shifting balances in global tourism, showing that

Türkiye’s performance in 2025 has surpassed many traditional tourism

countries. Improvements in transportation infrastructure, a four-season

tourism model, cultural and historical richness, and investments in

diverse tourism sectors have been key factors in enhancing Türkiye’s

competitiveness on the global stage.


30 Milyonluk Geceleme Artışının %70’i

KÜÇÜK VE EKONOMİK

TESİSLERDEN

70% of the 30 Million Increase in Overnight Stays Came

from Small and Budget Accommodations

2025’teki 30 milyonluk geceleme artışının büyük

bölümü küçük ve uygun fiyatlı tesislerden geldi.

5 yıldızlı oteller artışta sınırlı kalırken, tüketici

tercihlerindeki değişim turizmde pazar ve yatırım

dengelerini yeniden şekillendirdi.

In 2025, the majority of the nearly 30

million increase in overnight stays was

generated by small-scale and affordable

accommodations. While five-star hotels

contributed only a limited share to the

growth, shifting consumer preferences are

reshaping market dynamics and investment

patterns in Turkish tourism.

Türkiye turizminde bir eşik daha kırıldı. Artık, ne pazarlarımız aynı ne

de yatırımlarımız olacak. Tercihleri ve yatırım fırsatlarına ışık tutan

yeni bulgular var. Ekonomist Erol Karabulut’un KTB verilerinden

yaptığı, Geceleme Analizi 2025 Araştırması’na göre, 2025 yılı 10 ayda

sağlanan yaklaşık 30 milyonluk geceleme artışının çoğunluğu küçük

ölçekli ve görece ekonomik tesislerde elde edildi. 5 yıldızlı oteller ise

geceleme artışının %15’ini sağladı. Yüzde 14’ü de 3 ve 4 yıldızlı otellerden.

Otel yatırım eğilimlerinin aksine, %70’i de basit belgeli tesisler ile küçük

otellerden. Bu eğilim son yıllarda ortaya çıkmıştı.

Gece artışı küçüklerde

Özellikle maliyet baskısında yükselen fiyatların etkisiyle tüketicilerin

eğilimi ekonomik tesislere yönelmişti. 2025 yılında bu eğilim belirginleşti.

30 milyonluk geceleme artışının %27,5’i basit belgeli otellerden sağlandı.

Diğer yandan her türden pansiyon yaklaşık %25 payla bunu izledi. 5 yıldızlı

oteller ise geceleme artışının %15’ini, 3 ve 4 yıldızlı oteller toplamda %14’e

ulaştı. Her türden apart otel de %9 pay aldı.

Paylar da değişti

Bu eğilim, tesislerin toplam gecelemeden aldıkları paylarda da görülüyor.

5 yıldızlı otellerin payı %45,5’ten %41,5’e düşerken, basit belgeli oteller

%12’den %14’e çıktı. Her türden pansiyon da %4’ten %7’yi aştı. Termal ve

butik oteller ise aynı paylarda kaldı.

Another threshold has been crossed in Türkiye’s tourism

sector. Neither markets nor investments are the same

anymore. New findings shed light on changing preferences

and emerging investment opportunities. According to the

*Overnight Stay Analysis 2025* study conducted by economist

Erol Karabulut using data from the Ministry of Culture and

Tourism, most of the approximately 30 million increase in

overnight stays recorded during the first ten months of 2025

came from small-scale and relatively economical facilities.

Five-star hotels accounted for just 15% of the increase, while

3- and 4-star hotels contributed 14%. Contrary to prevailing

hotel investment trends, 70% of the growth came from

simple-licensed facilities and small hotels. This trend has

been emerging over recent years.

Growth driven by smaller properties

Rising prices under mounting cost pressures have

already been pushing consumers toward more affordable

accommodation options. In 2025, this trend became more

pronounced. Of the 30 million increase in overnight stays,

27.5% was generated by simple-licensed hotels. Various

types of guesthouses followed with an approximate 25%

share. Five-star hotels accounted for 15% of the growth,

while 3- and 4-star hotels together reached 14%. All types of

serviced apartments captured a 9% share.

Shares are also shifting

This shift is also reflected in the distribution of total overnight

stays by accommodation type. The share of five-star hotels

declined from 45.5% to 41.5%, while simple-licensed hotels

increased their share from 12% to 14%. Guesthouses of all

types rose from 4% to over 7%. Thermal and boutique hotels,

meanwhile, maintained their existing shares.


28

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Doluluklar

Kasımda Geriledi

Occupancy Rates Declined

in November

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın konaklama

istatistiklerinden derlenen verilere göre,

Türkiye genelinde işletme belgeli ve basit

konaklama tesislerinde doluluk oranları 2025

yılı Kasım ayında da gerilemesini sürdürdü.

Türkiye ortalamasında doluluk oranı 2,89 puan

düşerek %35,96’dan %33,07 seviyesine indi.

Kasım ayında iller bazında doluluk oranlarında farklı yönlü değişimler

yaşandı. Antalya’da doluluk oranı 3,27 puanlık düşüşle %31,83’e

gerilerken, İstanbul’da 0,7 puanlık azalışla %53,72 seviyesine indi.

Muğla’da tesis dolulukları 2,16 puan artış göstererek %15,38’e yükseldi.

İzmir’de doluluk oranı 3,84 puan düşüşle %25,35’e geriledi. Aydın’da ise

5,39 puanlık sert düşüşle doluluk oranı %21,09 olarak kaydedildi.

Gecelemelerde artış %15’i aştı

Turizm Databank’ın Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinden derlediği

bilgilere göre, 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde konaklama tesislerinde

yapılan toplam geceleme sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %15,8

artarak 240 milyona ulaştı. Böylece 2024 yılının aynı dönemi yaklaşık 32

milyon geceleme ile geride bırakıldı. Bu dönemde yabancı ziyaretçilerin

tesislerde yaptıkları gecelemeler %10 artışla 149 milyona yaklaşırken,

vatandaş ziyaretçilerin gecelemeleri %26,6 artarak 90,6 milyona yaklaştı.

Yabancı ve yerli geceleme artışı üç şehirde yoğunlaştı

Aynı dönemde tesislerde yapılan yabancı geceleme sayısı 13,7 milyon artış

gösterdi. Bu artışın %69,7’si yalnızca üç şehirde toplandı. Söz konusu üç

şehir, yaklaşık 19 milyona ulaşan yerli geceleme artışının da %54’ünü

oluşturdu. Bu veriler, turizm hareketliliğinin belirli destinasyonlarda

yoğunlaşmaya devam ettiğini ortaya koydu.

According to accommodation statistics

compiled from the Ministry of Culture and

Tourism, occupancy rates at licensed and

simple accommodation facilities across

Turkey continued to decline in November

2025. The national average occupancy rate

fell by 2.89 points, dropping from 35.96% to

33.07%.

In November, occupancy rates showed mixed trends across

provinces. In Antalya, occupancy declined by 3.27 points

to 31.83%, while in Istanbul it decreased by 0.7 points

to 53.72%. In Muğla, occupancy rates increased by 2.16

points to 15.38%. İzmir recorded a decline of 3.84 points to

25.35%, and Aydın saw a sharp drop of 5.39 points, bringing

occupancy down to 21.09%.

Overnight stays increased by more than 15%

According to data compiled by Turizm Databank from

the Ministry of Culture and Tourism, the total number of

overnight stays at accommodation facilities in the January–

November 2025 period increased by 15.8% year-on-year,

reaching 240 million. This exceeded the same period of 2024

by approximately 32 million overnight stays. During this

period, overnight stays by foreign visitors rose by 10% to

nearly 149 million, while overnight stays by domestic visitors

increased by 26.6% to almost 90.6 million.

Foreign and domestic overnight growth

concentrated in three cities

In the same period, the number of overnight stays by

foreign visitors increased by 13.7 million. Of this increase,

69.7% was concentrated in just three cities. These same

three cities also accounted for 54% of the nearly 19 million

increase in domestic overnight stays, indicating that tourism

activity continues to be concentrated in a limited number of

destinations.



30

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

2024’te Turizm Ekonomiyi

Ne Kadar Uyardı?

How Much Did Tourism Stimulate

the Economy in 2024?

TÜİK’in Turizm Uydu Hesabı’na göre, 2024’te

turizm amaçlı toplam tüketim 116,3 milyar

dolara ulaştı. Harcamaların %76,6’sı turizme

özgü ürünlerden oluşurken, en büyük payı

yolcu taşımacılığı aldı.

Turizm Uydu Hesabı’na göre (TÜİK), Türkiye’de 2024 yılında turizm

amaçlı toplam tüketim değeri (yabancı ve yerli) 116,3 milyar dolar

olarak gerçekleşti. Bunun 70,5 milyar doları yerleşik olmayanlar, 45,8

milyar doları ise yerleşik kişiler tarafından gerçekleştiği tahmin ediliyor.

Turizm amaçlı tüketim dağılımı

Turizm amaçlı toplam tüketim değerinin, 89,2 milyar doları (%76,6) turizme

konu ürünlerden ve 27,2 milyar doları da diğer ürünlerden sağlandı.

Turizme konu ürünler içinde 44,4 milyar dolar ile yolcu taşımacılığı

hizmetleri ilk sırayı aldı. 21,2 milyar dolar ile gıda ve içecek servis

hizmetleri onu izledi. Ziyaretçilere yönelik konaklama hizmetleri de 16,2

milyar dolarla üçüncü sırada. Seyahat acenteleri vb. alanlar ise 4,7 milyar

dolar üretti. (Turizm Databank)

According to the Tourism Satellite Account

(TSA) by TURKSTAT, total tourism-related

consumption in Turkey reached 116.3 billion

dollars in 2024. Of this, 76.6% consisted of

tourism-specific products, with passenger

transportation services accounting for the

largest share.

Based on the TSA, it is estimated that 70.5 billion dollars of

this total was generated by non-residents, while 45.8 billion

dollars came from residents.

Distribution of tourism-related consumption

Of the total tourism-related consumption, 89.2 billion dollars

(76.6%) came from tourism-specific products, while 27.2

billion dollars was spent on other goods and services. Among

tourism-specific products, passenger transportation services

ranked first with 44.4 billion dollars, followed by food and

beverage services with 21.2 billion dollars. Accommodation

services for visitors came third with 16.2 billion dollars, and

travel agencies and related services contributed 4.7 billion

dollars. (Tourism Databank)


Yabancıların Kişi Başı

Harcaması Düşüyor

Per Capita Spending Down Over 15 Years

Türkiye’ye gelen yabancıların kişi başı

harcamaları son 15 yılda pazarlara göre %2

ila %40 arasında düştü. Almanya, İngiltere ve

Rusya’daki düşüş sınırlı kalırken, ABD rekor

düşüşte!

Türkiye’ye gelen yabancıların kişi başı harcamaları pazarlara göre

azalıyor. Son 15 yılda düşüş oranları %2 ile %40 arasında değişiyor.

En büyük pazarlarımızda da gerileme dikkat çekiyor.

Almanya, Rusya ve İngiltere’de düşüş sınırlı

TurizmDatabank’tan Ekonomist Erol Karabulut’un 3. çeyrek toplamlarını

ele aldığı 15 yıllık verilere göre, Almanya’dan gelenlerin kişi başı toplam

harcaması 2025 yılında 1057 dolara geriledi. Bu pazarda harcamalar en

yüksek 1200 dolara yakın seviyeye 2013 yılında ulaşmıştı. Düşüş %11’i

geçti.

Yine en büyük pazarlarımızdan Rusya’da kişi başı toplam harcama 2025

yılında 871 dolara indi. Harcamalar en yüksek 898 dolara yakın seviyeye

2022 yılında ulaşmıştı. Düşüş %3 civarında. Büyük pazarlardan İngiltere’de

kişi başı toplam harcama 2025 yılında 954 dolara düştü. Harcamalar en

yüksek 1000 dolara yakın seviyeye 2013 yılında ulaşmıştı. Düşüş %4,6

civarında.

ABD’de rekor düşüş

ABD pazarında kişi başı toplam harcama 1218 dolarla yüksek seviyelerden

biri olsa da, harcamalar 2021’de 2096 dolara kadar çıkmıştı. Düşüş %41

dolayında gerçekleşti.

Bazı pazarlarda kişi başı harcama düşüşü

Almanya %11,6, Rusya %3, İngiltere %4,6, İtalya %20, ABD %41, İsviçre

%17,3, İsveç %24,2, İsrail %2,1, İspanya %15,4 ve İran %33,8 oranında

düşüş gösterdi.

Per capita spending of foreign visitors to

Türkiye has decreased across markets over

the past 15 years, ranging from 2% to 40%.

While the decline is limited in Germany, the

UK, and Russia, the U.S. market shows a

record drop.

Per capita spending of foreign visitors to Türkiye has been

falling across markets. Over the past 15 years, the decline

has ranged from 2% to 40%, with notable decreases even in

the country’s largest source markets.

Limited decline in Germany, Russia, and the UK

According to 15 years of data analyzed by economist Erol

Karabulut from TourismDatabank, the per capita total

spending of visitors from Germany fell to $1,057 in 2025.

Spending in this market had reached nearly $1,200 at its

peak in 2013, marking a decline of more than 11%.

In Russia, another major market, per capita total spending

dropped to $871 in 2025. Spending had peaked near $898 in

2022, representing a decline of around 3%. In the UK, per

capita total spending fell to $954 in 2025, compared with

nearly $1,000 in 2013, a drop of approximately 4.6%.

Record decline in the U.S.

The U.S. market, historically one of the highest in per capita

spending at $1,218, saw spending fall from a peak of nearly

$2,096 in 2021. This represents a decrease of around 41%.

Per capita spending declines by market

In Germany, spending fell 11.6%, in Russia 3%, in the UK

4.6%, in Italy 20%, in the U.S. 41%, in Switzerland 17.3%, in

Sweden 24.2%, in Israel 2.1%, in Spain 15.4%, and in Iran

33.8%.


32

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

İşte Antalya Havalimanı’nda

39 Milyon Yolcuya Ulaşan Yıllık Trafiğin

Sayısal Tablosu!

Here’s the Numerical Overview of Antalya Airport’s Annual

Traffic Reaching 39 Million Passengers!

Antalya Havalimanı, 2025 yılını 39 milyon

160 bin 491 yolcuyla tamamladı. Yıl boyunca

toplam uçak trafiği 240 bin 129, yük trafiği ise

466 bin 130 ton olarak kaydedildi.

Antalya Havalimanı, 2025 yılında yolcu hareketliliğini

sadece yaz aylarıyla sınırlı tutmayan bir tablo

ortaya koydu. Türkiye’nin önde gelen turizm

merkezlerinden biri olan havalimanı, Aralık ayında 1

milyonun üzerinde yolcuya hizmet verirken, yılı toplam

39 milyon 160 bin 491 yolcu sayısıyla kapattı.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel

Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yılı Aralık ayında Antalya

Havalimanı’nı kullanan yolcu sayısı 1 milyon 75 bin 275

olarak kaydedildi. Bu yolcuların 503 bin 419’u iç hatlarda,

571 bin 856’sı ise dış hatlarda seyahat etti. Aynı ay

içerisinde havalimanındaki toplam uçak trafiği 8 bin 300

olarak gerçekleşti.

Kış döneminde uçak ve yük hareketliliği

Aralık ayında iniş ve kalkış yapan uçakların 4 bin 15’i

iç hat, 4 bin 285’i dış hat uçuşlarından oluşurken,

kargo, posta ve bagajı kapsayan yük trafiği 11 bin 538

ton olarak kayıtlara geçti. Airlinehaber’in aktardığı

veriler, Antalya’nın kış sezonunda da hava ulaşımında

yoğunluğunu sürdürdüğünü gösterdi.

Yıl genelinde Antalya Havalimanı’ndaki toplam uçak

trafiği 240 bin 129’a, yük trafiği ise 466 bin 130 tona

ulaştı. Yolcu profilinde dış hatların ağırlıkta olması,

kentin uluslararası turizmdeki konumunu rakamlarla

ortaya koydu.

Antalya Airport completed the year 2025 with

39,160,491 passengers. Over the year, total

aircraft traffic reached 240,129, while cargo

traffic totaled 466,130 tons.

In 2025, Antalya Airport demonstrated passenger activity that was not

limited to the summer months. One of Türkiye’s leading tourism hubs,

the airport served over 1 million passengers in December, closing the

year with a total of 39,160,491 passengers.

According to data from the General Directorate of State Airports

Authority (DHMİ), 1,075,275 passengers used Antalya Airport in

December 2025. Of these, 503,419 traveled on domestic flights, while

571,856 were international passengers. During the same period, the

airport recorded a total of 8,300 aircraft movements.

Aircraft and cargo traffic during the winter season

In December, of the aircraft landings and departures, 4,015 were

domestic flights and 4,285 were international. Cargo traffic, including

mail and baggage, totaled 11,538 tons. Data shared by Airlinehaber

indicate that Antalya maintained high capacity in air transport even

during the winter season.

Over the year, total aircraft traffic at Antalya Airport reached 240,129,

and cargo traffic totaled 466,130 tons. The predominance of international

passengers once again confirms the city’s strong position in global

tourism.

A year-round active airport

Experts point out that exceeding the 1 million passenger mark during

the winter months is an important indicator for Antalya’s off-season

tourism goals. With the increase in international flights, Antalya Airport

has become an active air transport hub throughout the year, rather than

being limited to the summer months.

Yıl boyu hizmet veren havalimanı

Uzmanlar, kış aylarında 1 milyon yolcu eşiğinin

aşılmasını Antalya’nın sezon dışı turizm hedefleri

açısından önemli bir veri olarak değerlendiriyor. Dış hat

uçuşlarındaki artışla birlikte Antalya Havalimanı’nın,

yaz aylarıyla sınırlı kalmayan, yılın 12 ayı aktif bir hava

ulaşım noktası haline geldiği ifade ediliyor.


Nuova Simonelli Türkiye Distribütörü

SORCAN Teknik Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.

Showroom: Sultan Selim Cad. Turan Sok. No: 21/A

Kağıthane-İstanbul Tel: +90 (212) 269 18 00

www.tecnocoffeeshop.com / info@tecnocoffee.com.tr


34

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

2025’te Antalya Müzeleri 3,25

Milyon Ziyaretçi Ağırladı

Antalya, 2025 yılında müze ve ören yerlerini ziyaret eden kişi sayısında 3 milyon 250 bini

aşarak dikkat çekti. Geleceğe Miras Projesi kapsamında yürütülen kazı, restorasyon ve

altyapı çalışmalarıyla kültür turizminin yılın tamamına yayılması hedefleniyor.

2025’te Antalya,

kültür turizminde

önemli bir

artış göstererek

müze ve ören

yerlerinde 3 milyon

250 binden fazla

ziyaretçiyi ağırladı.

Gece müzeciliği

uygulamaları, kentin

kültürel alanlarındaki

ziyaretçi yoğunluğunu

zirveye taşıdı. Kültür

ve Turizm Bakanı

Mehmet Nuri Ersoy,

Antalya’nın yalnızca

“deniz, kum, güneş”

turizmiyle sınırlı

kalmadığını belirterek,

kentin arkeolojik

zenginlikleri ve

müzeleriyle dört

mevsim kültür

turizminin merkezi

hâline getirildiğini

vurguladı.

Bakan Ersoy’un “arkeolojide altın çağ”

yaklaşımı doğrultusunda yürütülen

çalışmalar, hem ziyaretçi sayısında

hem de nitelikli deneyimlerde somut

sonuçlar verdi. Dünya verilerine göre,

2025’te Antalya genelinde toplam

ziyaretçi sayısı 17,5 milyona ulaştı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından

başlatılan Geleceğe Miras Projesi

kapsamında kentte 24 farklı noktada

arkeolojik kazı ve bilimsel araştırmalar

gerçekleştirildi. Bu çalışmalar, kültürel

mirasın korunması ve ziyaretçilere

daha kaliteli sunum sağlanması

amacını taşıyor.

Aziz Nikolaos Kilisesi öne çıktı

2025 verilerine göre müzeler arasında

Aziz Nikolaos Kilisesi yaklaşık 198

bin ziyaretçiyle öne çıktı. Kazıların

yanı sıra restorasyon ve altyapı

yatırımlarıyla tarihi dokunun gelecek

nesillere aktarılması hedeflenirken,

ziyaretçilerin alanları daha konforlu

şekilde gezebilmesi için yeni

düzenlemeler yapıldı. Side Müzesi de

yıl boyunca en çok ilgi gören kültürel

noktalar arasında yer aldı.

Ören yerleri kategorisinde Phaselis

Antik Kenti 481 bin ziyaretçi ile ilk

sırada bulunurken, Patara ve Olympos

gibi önemli destinasyonlar da yoğun

ziyaretçi akışıyla öne çıktı. Özellikle

sezon sonu döneminde Antalya’da

kültür turizmine ilginin yüksek olduğu

belirtildi. 2025’te kentin ulaştığı

17,5 milyon toplam ziyaretçi rakamı

doğrultusunda, 2026 yılı için planlama

çalışmalarının sürdüğü ifade edildi.

Gece müzeciliğine yeni yerler

eklenecek

Antalya’daki yeni projeler arasında

Kemer’deki Idyros Antik Kenti dikkat

çekiyor. Kentte Türkiye’nin ikinci su altı

arkeoloji müzesi için inşa çalışmaları

başlatıldı. Gece müzeciliği programı

sayesinde bazı ören yerlerinin ziyaret

saatleri uzatılarak kültür turizminin

gün boyu devam etmesi sağlandı.

Özellikle Side Antik Kenti’ndeki yapılan

düzenlemeler yoğun ilgi görürken, 2026

yılında gece müzeciliği kapsamına yeni

yerlerin eklenmesi planlanıyor.


Antalya Museums Welcome

3.25 Million Visitors in 2025

In 2025, Antalya attracted over 3.25 million visitors to its museums and historical

sites, drawing significant attention. Excavation, restoration, and infrastructure works

carried out under the “Legacy for the Future” Project aim to extend cultural tourism

throughout the year.

Antalya saw a notable rise in

cultural tourism in 2025, hosting

more than 3.25 million visitors

across its museums and historical

sites. Night museum programs

pushed visitor numbers at cultural

locations to record levels. Minister of

Culture and Tourism Mehmet Nuri

Ersoy emphasized that Antalya is not

limited to “sea, sun, and sand” tourism,

highlighting the city’s archaeological

wealth and museums as a four-season

cultural tourism hub.

Guided by Minister Ersoy’s “Golden

Age of Archaeology” approach, these

efforts have delivered tangible results

both in visitor numbers and the quality

of experiences. The total number of

visitors in Antalya in 2025 reached

17.5 million. As part of the Legacy for

the Future Project, archaeological

excavations and scientific research

were conducted at 24 different sites

across the city. These initiatives aim to

preserve cultural heritage and provide

higher-quality experiences for visitors.

St. Nicholas Church stands out

According to 2025 data, St. Nicholas

Church attracted approximately 198,000

visitors, making it the most visited

museum. Alongside excavations,

restoration and infrastructure projects

aim to pass down the historical

texture to future generations while

allowing visitors to explore sites

more comfortably. Side Museum also

remained one of the most popular

cultural attractions throughout the

year.

Among historical sites, Phaselis Ancient

City ranked first with 481,000 visitors,

while other significant destinations

such as Patara and Olympos also saw

heavy visitor traffic. Cultural tourism in

Antalya was particularly strong during

the end-of-season period. With a total

of 17.5 million visitors in 2025, planning

for 2026 is already underway.

New sites to join night museum

programs

Among Antalya’s new projects, Idyros

Ancient City in Kemer stands out.

Construction for Türkiye’s second

underwater archaeology museum has

begun there. Night museum programs

have extended visiting hours at some

historical sites, ensuring that cultural

tourism continues throughout the day.

The adjustments at Side Ancient City

have attracted great interest, and in

2026, new sites will be added to the

night museum program.


36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem agenda

Hakan Akın: "Türkiye, Avrupa’nın

nitelikli iş gücü açığı için kritik fırsat”

Hakan Akın: “Türkiye is a critical opportunity

for Europe’s skilled workforce shortage

Avrupa’da nitelikli personel krizi büyürken, Türkiye kritik

bir fırsat sunuyor. Berlin’de faaliyet gösteren TITANIC

Chaussee Hotel Genel Müdürü Hakan Akın, özellikle

mutfak ve kritik pozisyonlar için Türkiye’den personel

istihdam ettiklerini belirterek, Türkiye’nin güçlü turizm

altyapısı ile yetişmiş iş gücünün bu süreçte stratejik

önem taşıdığını vurguladı.

Avrupa turizm ve konaklama sektörü, artan

talebe rağmen insan kaynağı tarafında ciddi

bir sıkışma yaşıyor. Yapılan araştırmalar, Batı

Avrupa’daki otellerin önemli bir bölümünün nitelikli

personel eksikliği nedeniyle operasyonlarını planlanan

kapasitede sürdüremediğini gösteriyor. Özellikle

Almanya’da gastronomi ve konaklama sektörlerinde

on binlerce kalifiye çalışana ihtiyaç duyulurken, uzmanlar

bu sorunun artık mevsimsel değil, yapısal bir

nitelik kazandığına dikkat çekiyor.

Personel açığı yapısal hale geliyor

European Accommodation Barometer verilerine

göre; Batı Avrupa’daki otellerin %47’si, yetenekli personel bulmayı operasyonel

büyümenin önündeki en büyük engel olarak görüyor. Almanya’da sektör birliği

DEHOGA’nın değerlendirmeleri ise gastronomi ve konaklama sektörlerinde 65

binin üzerinde kalifiye çalışan açığı bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, artan

talebe rağmen hizmet kapasitesinin insan kaynağı nedeniyle sınırlı kalmasına

yol açarken, sektörde yeni insan kaynağı ve organizasyon modellerini de zorunlu

kılıyor.

“Berlin’e Türkiye’den personel getiriyoruz”

Berlin’de faaliyet gösteren TITANIC Chaussee Hotel Genel Müdürü Hakan Akın,

Avrupa’daki personel açığının işletmeleri farklı insan kaynağı modellerine yönelttiğini

belirtiyor. Akın, özellikle nitelik ve süreklilik gerektiren alanlarda Türkiye’nin

öne çıkan bir kaynak hâline geldiğini vurgulayarak, mutfak başta olmak üzere

bazı kritik pozisyonlarda personeli Türkiye’den istihdam ettiklerini ifade ediyor.

Berlin’de görev alacak personel için iyi derecede Almanca bilgisinin pozisyona

bağlı olarak C1 seviyesine kadar ve en az B2 seviyesinde İngilizce bilgisinin temel

bir ön koşul olduğunu belirten Akın, şu değerlendirmede bulunuyor: “Avrupa’ya

gelen genç Türk profesyonellere istihdam sağlayarak onları sektöre kazandırmaya

çalışıyoruz. Bu yaklaşım yalnızca mevcut açığı kapatmakla sınırlı kalmıyor; uzun

vadede daha dengeli ve sürdürülebilir bir iş gücü yapısına da katkı sunuyor.”

Türkiye için zaman kritik

Hakan Akın’a göre, Avrupa’daki nitelikli personel açığı kısa vadede kapanacak bir

sorun değil. Demografik dönüşüm, hizmet sektörüne olan ilginin azalması ve değişen

çalışma alışkanlıkları, turizmdeki insan kaynağı sorununu önümüzdeki yıllarda

daha da derinleştirecek. Bu tablo, güçlü turizm altyapısı ve çok kültürlü çalışma

deneyimine sahip insan kaynağıyla öne çıkan Türkiye açısından kritik bir döneme

işaret ediyor. Akın, sürecin yalnızca bireysel istihdam fırsatları olarak görülmemesi

gerektiğini belirterek; eğitimden sertifikasyona, kurumsal iş birliklerinden

insan kaynağı ihracına uzanan daha geniş bir ekonomik çerçevede ele alınmasının

önemine dikkat çekiyor.

As the skilled labor shortage grows in Europe, Türkiye

presents a critical opportunity. Hakan Akın, General

Manager of TITANIC Chaussee Hotel in Berlin, stated

that they employ staff from the country, especially for

kitchen and key positions, emphasizing that its tourism

infrastructure and trained workforce hold strategic

importance in Europe.

The European tourism and hospitality sector is experiencing

significant pressure on human resources despite rising demand.

Research shows that a significant portion of hotels in Western

Europe cannot operate at planned capacity due to a lack of skilled

personnel. Especially in Germany, the gastronomy and hospitality

sectors need tens of thousands of qualified workers, and experts

note that this issue has shifted from being seasonal to structural.

Staff shortage is becoming structural

According to the European Accommodation Barometer, 47% of

hotels in Western Europe see finding skilled personnel as the

biggest obstacle to operational growth. Evaluations by Germany’s

industry association DEHOGA reveal that there is a shortage of over

65,000 qualified workers in the gastronomy and hospitality sectors.

This limits service capacity despite growing demand and requires

new human resource and organizational models in the sector.

“We bring personnel from Türkiye to Berlin”

Hakan Akın, General Manager of TITANIC Chaussee Hotel in Berlin,

says that the personnel shortage in Europe has led businesses to

explore different human resource models. He emphasized that

Türkiye has become a leading source for positions requiring skill

and continuity, and stated that they employ personnel from Türkiye,

particularly in kitchens and other critical roles.

For staff working in Berlin, a good command of German up to C1

level depending on the position, and at least B2 level in English,

is a basic requirement. Akın commented: “We aim to provide

employment opportunities for young Turkish professionals

and integrate them into the sector. This approach not only fills

the current gap but also contributes to a more balanced and

sustainable workforce in the long term.”

Time is critical for Türkiye

According to Hakan Akın, the shortage of skilled personnel in

Europe is not a problem that can be solved quickly. Demographic

changes, declining interest in the service sector, and shifting work

habits will deepen the human resource challenges in tourism

in the coming years. This situation marks a critical period for

Türkiye, which stands out with its strong tourism infrastructure

and multicultural work experience. Akın also emphasized that

the process should not be viewed solely as individual employment

opportunities, highlighting the importance of addressing it within a

broader economic framework that includes education, certification,

corporate partnerships, and the export of human resources.



38

hotel restaurant

& hi-tech

gündem agenda

CELESTYAL,

“ICONIC ARABIA” ILE ARAP

KÖRFEZI’NDE KARA TURLARINI

GENIŞLETTI

Celestyal, ikinci gemisi Celestyal Discovery’yi gönderdiği Arap Körfezi’nde, ‘‘Iconic Arabia’’

rotalarındaki kara turu programlarını genişletti. Yeni turlar arasında, ilk kez uğrak

yapılan Ras Al Khaimah’taki deneyimlerin yanı sıra Dubai ve Abu Dabi’de ek seçenekler

bulunuyor.

Celestyal, Iconic Arabia seferleri

kapsamında kara turu programını

önemli ölçüde genişletti. Hurma

çiftlikleri, deve güreşleri ve inci avcılığının

izini süren turlarla Ras Al Khaimah,

Dubai ve Abu Dabi’de misafirlere yepyeni

deneyimler sunuluyor. Celestyal Discovery

ile gerçekleştirilen 3, 4 ve 7 gecelik seferler

sayesinde Körfez bölgesinin kültürel, tarihi

ve doğal mirası çok daha kapsamlı biçimde

keşfedilebiliyor.

Bu genişlemenin önemli adımlarından biri

ise Celestyal’in geçtiğimiz Nisan ayında,

Dubai’de düzenlenen Arabian Travel Market’te

Ras Al Khaimah Turizm Geliştirme Otoritesi

ile imzaladığı üç yıllık anlaşma oldu. Çok

yıllı bu ortaklık, Ras Al Khaimah’ı Celestyal

misafirleri için öne çıkan bir destinasyon

olarak konumlandırmayı amaçlarken,

kruvaziyer şirketinin Arap Körfezi bölgesiyle

olan bağlarını da güçlendiriyor.

İstanbul’dan uçaklı kış cruise

paketleri

1.360 yolcu kapasiteli Celestyal Discovery, Abu

Dabi’deki kış ana limanından kalkarak 3, 4

ve 7 gecelik yeni ‘Iconic Arabia’ seyahatlerine

kış boyunca devam ediyor. Uğrak limanlar

arasında BAE’de ilk kez ziyaret edilen Ras

Al Khaimah’a ek olarak Katar’ın Doha kenti,

Umman’ın Khasab kenti, Dubai, BAE ve

Sir Bani Yas Adası da yer alıyor. 3 gecelik

seyahatlerin fiyatı kişi başı 309 Euro’dan,

4 gecelikler 389 Euro’dan ve 7 gecelik

programlar ise 639 Euro’dan başlıyor.

İstanbul’dan Doha’ya uçaklı cruise paketli

turlarının tarihleri ise 24, 31 Ocak ve 07 Şubat.

Doha, Dubai, Sir Bani Yas, Abu Dabi, Bahreyn

rotasını izleyen cruise turları; uçak bileti ve

transferlerin de dahil olduğu 999 Euro’dan

başlıyor. Fiyatlara tüm yemekler, alkolsüz

içecekler, WiFi, liman vergileri ve bahşişler

dahil.

Destinasyonun gerçek ruhuyla

buluşma

Iconic Arabia Cruise programının kara

turlarında yarım gün, tam gün ve iki günlük

çeşitli seçenekler sunuluyor. Ayrıca küçük

gruplara yönelik klasik turistik gezilerin

ötesine geçen, yerel halkla ve kültürel

değerlerle birebir temasın kurulduğu, gerçek

yaşam deneyimlerini içeren, daha özgün

ve samimi deneyimler de var. Kara turu

programlarından bazıları şöyle:

Ras Al Khaimah’ın Ruhuna Yolculuk, çöl

kumulları boyunca panoramik bir yolculukla

başlıyor ve kraliyet deve yarışları çiftlikleri,

Emirlik hurma çiftliği ile bir dağ köyü ziyaretini

kapsıyor. Ras Al Khaimah ve Suwaidi İncileri

Çiftliği turu, Suwaidi Pearls tarafından

işletilen House of Pearls ziyaretiyle başlıyor.

Geleneksel bir inci avcılığı teknesiyle yapılan

yolculuğun ardından Dhayah Kalesi ve Ras Al

Khaimah Eski Şehir gezisiyle devam ediyor.

Dubai’yi Tepeden Görmek turu, Dubai Kraliyet

Ailesi’nin ikametgâhı olan Zabeel Sarayı’na

panoramik bir sürüşle başlıyor. Geleceğin

Müzesi, dünyanın en yüksek dönme dolabı

olan Ain Dubai’de Bluewaters Island ziyareti

ve Kite Beach duraklarını içeriyor. Lezzetin

ve hurmanın izinde gerçekleştirilen Abu Dabi

kültür ve gastronomi keşif turunda, şehrin

görülmesi gereken önemli noktaları ile hurma

pazarlarını gezip görmek mümkün. Yas

Waterworld, Yas Island ise Abu Dhabi’nin Yas

Adası’nda bulunan ünlü su parkında tam gün

eğlence vadediyor.

Haslett: “Arap Körfezi’ni sahne

arkasından keşfe davet ediyorum”

Celestyal Ticari İşlerden Sorumlu Üst

Yöneticisi Lee Haslett yeni programa dair

şunları söyledi: “Yeni ‘Iconic Arabia’ kara

turlarımız, misafirlerimize Arap Körfezi’ni

adeta sahne arkası geçişiyle keşfetme fırsatı

sunuyor. Bölgenin kültür, tarih ve doğal

güzelliklerle örülü zengin dokusuna içeriden

bir bakış sağlıyor. Dubai’nin geleceğe uzanan

silüetinden Sir Bani Yas Adası’nın huzurlu

kıyılarına ve Ras Al Khaimah’ın hazinelerine

kadar her deneyim, son derece bilgili ekibimiz

tarafından yönetilerek misafirlerimizi

destinayonun gerçek ruhuyla buluşturuyor.”


Celestyal Expands “Iconic Arabia”

Land Tours in the Arabian Gulf

Celestyal has expanded the land tour programs on its “Iconic Arabia” itineraries in the

Arabian Gulf, where it operates its second ship, Celestyal Discovery. The new tours include

first-time visits to Ras Al Khaimah, as well as additional options in Dubai and Abu Dhabi.

As part of the Iconic Arabia cruises,

Celestyal has significantly expanded

its land tour offerings. Tours tracing

the paths of date farms, camel races, and

pearl diving provide guests with entirely new

experiences in Ras Al Khaimah, Dubai, and

Abu Dhabi. With 3-, 4-, and 7-night cruises

aboard Celestyal Discovery, travelers can

explore the cultural, historical, and natural

heritage of the Gulf region in a more

comprehensive way.

A key step in this expansion was Celestyal’s

signing of a three-year agreement with

the Ras Al Khaimah Tourism Development

Authority in April, during the Arabian Travel

Market in Dubai. This multi-year partnership

aims to position Ras Al Khaimah as a

prominent destination for Celestyal guests

while strengthening the cruise line’s ties to

the Arabian Gulf region.

Winter cruises from Istanbul with

flights

The 1,360-passenger Celestyal Discovery

departs from its Abu Dhabi winter home

port for new 3-, 4-, and 7-night “Iconic

Arabia” cruises throughout the winter

season. Ports of call include first-time visits

to Ras Al Khaimah in the UAE, along with

Doha in Qatar, Khasab in Oman, Dubai, the

UAE, and Sir Bani Yas Island. Prices start

at €309 per person for 3-night cruises, €389

for 4-night cruises, and €639 for 7-night

itineraries. Flight-inclusive cruise packages

from Istanbul to Doha are available on

January 24, 31, and February 7. Cruises

following the Doha, Dubai, Sir Bani Yas, Abu

Dhabi, and Bahrain route start from €999,

including airfare, transfers, all meals, nonalcoholic

beverages, WiFi, port taxes, and

gratuities.

Discovering the true spirit of the

destinations

The Iconic Arabia cruise program offers a

variety of land tour options, including halfday,

full-day, and two-day experiences. In

addition to classic tours for small groups,

the program features more authentic and

intimate experiences that go beyond typical

sightseeing, allowing guests to interact

directly with local people and cultural

traditions. Some of the land tours include:

The “Ras Al Khaimah’s Spirit” tour begins

with a panoramic journey across desert

dunes and includes visits to royal camel

racing farms, a UAE date farm, and a

mountain village. The “Ras Al Khaimah and

Suwaidi Pearls” tour starts at the House

of Pearls operated by Suwaidi Pearls,

continues with a traditional pearl diving boat

trip, and concludes with

visits to Dhayah Fort and

Ras Al Khaimah Old Town.

The “Dubai from Above”

tour begins with a

panoramic drive past the

residence of the Dubai

Royal Family at Zabeel

Palace and includes stops

at the Museum of the

Future, Bluewaters Island

with the world’s tallest

observation wheel, Ain

Dubai, and Kite Beach.

The “Following the Trail of

Taste and Dates” tour in Abu Dhabi offers a

cultural and gastronomic exploration of the

city, including visits to must-see landmarks

and date markets. Yas Waterworld on Yas

Island provides a full day of fun at Abu

Dhabi’s famous water park.

Haslett: “We invite guests to

explore the Arabian gulf behind the

scenes”

Lee Haslett, Celestyal’s Chief Commercial

Officer, commented on the new program:

“Our new ‘Iconic Arabia’ land tours offer

guests the chance to discover the Arabian

Gulf almost like a backstage pass. They

provide an insider’s view of the region’s

rich tapestry of culture, history, and natural

beauty. From Dubai’s futuristic skyline to

the tranquil shores of Sir Bani Yas Island

and the treasures of Ras Al Khaimah,

every experience is managed by our highly

knowledgeable team, connecting our guests

with the true spirit of each destination.”


40

Röportaj Hatice Ünal Bilen

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj

Tolga Tosun:

“Museum Hotel’i Bütünsel

Bir Deneyim Alanı Olarak

Konumluyoruz”

Kapadokya’nın binlerce yıllık

mirasını lüks konaklama, özgün

mimari ve güçlü bir gastronomi

diliyle yeniden yorumlayan Museum

Hotel, “yaşayan müze” yaklaşımıyla

bölgenin deneyim odaklı turizm

anlayışına yön veriyor. Uluslararası

misafir profili, sürdürülebilir lüks

vizyonu ve Relais & Châteaux çatısı

altındaki gastronomi yaklaşımıyla dikkat

çeken tesis; Kapadokya’nın küresel

turizm sahnesindeki konumunu nitelik

üzerinden güçlendirmeyi hedefliyor.

Indigo Group Genel Müdürü Tolga

Tosun ile Museum Hotel’in bu çok

katmanlı deneyim anlayışını, pazar

stratejilerini ve Kapadokya turizminin

geleceğini konuştuk.

Kapadokya’nın benzersiz tarihsel

dokusunu “Museum Hotel”

konseptiyle yorumlayan tesisiniz,

bölgedeki lüks konaklama

anlayışından nasıl ayrışıyor?

Mimari, koleksiyon, hikâye anlatımı

ve deneyim tasarımı açısından

misafirlerinize nasıl bir bütünsel

deneyim sunuyorsunuz?

Museum Hotel’i sadece bir konaklama

tesisi olarak değil; Kapadokya’nın

kültürünü, estetiğini ve yaşam biçimini

bir arada hissettiren bütünsel bir

deneyim alanı olarak konumluyoruz.

“Yaşayan müze” yaklaşımımız;

mimari, koleksiyon, hikâye anlatımı

ve hizmet standardının tek bir çizgide

buluşmasına dayanıyor.

Otelin taş ve mağara dokusunu,

bölgenin geleneksel işçiliğine saygılı

bir restorasyon anlayışıyla koruyor;

bunu modern konforla dengeliyoruz.

Koleksiyon tarafında da dönemlere

ait seçili eser ve objeler, bir “dekor”

gibi değil, mekânın doğal parçası

olarak kurgulanıyor. Bizim için lüks;

gösterişten ziyade, misafirin bulunduğu

coğrafyayla gerçek bir bağ kurması

ve bunu yüksek hizmet standardıyla

yaşaması diyebiliriz.

Otelin hedef pazarları bugün

itibarıyla nasıl bir dağılım

gösteriyor? 2025 yılı genelinde

doluluk oranlarınızı ve talep

seyrini nasıl değerlendirirsiniz?

Bu yılı operasyonel ve ticari açıdan

beklentileriniz doğrultusunda

geçirdiğinizi söyleyebilir miyiz?

Misafir profilimiz ağırlıklı olarak

uluslararası ve yüksek deneyim odaklı

bir segmentten oluşuyor. Bugün

itibarıyla pazar dağılımımızda ABD ve

Güney Amerika ülkeleri öne çıkarken, iç

pazar da güçlü ve yoğun bir paya sahip.

Rusya pazarı ise geçtiğimiz yıl yeniden

canlanmaya başladı ve talepte belirgin

bir hareket görüyoruz.

2025’i, Kapadokya’ya ilginin

sürdüğü; özellikle kalite, gastronomi

ve kişiselleştirilmiş deneyim

arayışının güçlendiği bir yıl olarak

değerlendiriyoruz. Bizim için başarı

ölçütü yalnızca doluluk değil; doğru

misafir karması, memnuniyet ve

sürdürülebilir gelir kalitesi. Bu

çerçevede 2025’in operasyonel ve

ticari açıdan beklentilerimizle uyumlu

geçtiğini söyleyebiliriz.

İçinde bulunduğumuz yıl özelinde

konuşacak olursak; doluluk

oranları, gelir performansı ve

pazar dağılımı açısından nasıl bir

tablo öngörüyorsunuz? Yıl sonu

hedefleriniz neler? Bu yıl için

öne çıkan stratejik öncelikleriniz

ve özellikle odaklandığınız yeni

pazarlar veya segmentler var mı?

2026 yılında, lüks segmentteki

konumumuzu sağlamlaştırırken nitelikli

büyümeye odaklanıyoruz. Stratejik

önceliğimiz, sadece konaklama değil,

Kapadokya’nın bütünsel bir lüks

destinasyon olarak doğru içerik ve

doğru kanallarla anlatılması. Bu yıl

odağımız “daha fazla” değil; daha

doğru: sezonu uzatan, deneyim

harcamasını artıran ve tekrar ziyaret

potansiyeli yüksek segmentlere

yoğunlaşıyoruz. Gelir performansında

fiyat/kalite dengesini korurken, servis

standardını sürdürülebilir şekilde

güçlendirmeyi önceliklendiriyoruz.

Stratejik olarak iki alan öne çıkıyor:

gastronomi ve “terroir” odaklı seyahat

ile özel anlar-kutlamalar (mahremiyet,

kişiselleştirme). Pazar tarafında ise

genişlemeden çok, doğru kanallar

ve doğru partnerlerle derinleşmeyi

önemsiyoruz. Uzak Doğu pazarındaki

hareketliliği ve Hindistan gibi gelişen

pazarların lüks segmentindeki


potansiyeli yakından takip ediyoruz.

Bu yıl da misafir memnuniyet

skorlarımızı en üst seviyede tutarken,

Kapadokya'da yüksek katma değerli

ve sürdürülebilir bir deneyim modeli

üretmeye devam etmek istiyoruz.

Kapadokya turizmini bugün

hangi noktada görüyorsunuz?

Bölgenin sürdürülebilirlik, lüks

turizm ve gastronomi odağında

uluslararası konumlanmasını nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Kapadokya; peyzajı, güçlü kültürü

ve hikâyesiyle dünyada eşsiz bir

coğrafya. Bu değerin kalıcı olması ise

sürdürülebilirlik ve taşıma kapasitesinin

doğru yönetilmesine bağlı. Bölgenin

lükste gerçek fırsatı, “kalabalık” değil,

daha iyi hizmet, daha iyi ürün ve daha

tutarlı bir kalite standardıyla nitelik

üretmektir.

Gastronomi bu konumlandırmanın

önemli bir parçası. Kapadokya’nın

MICHELIN Guide Türkiye seçkisine

dahil edilmesi, bölgenin gastronomi

anlatısını küresel ölçekte daha görünür

kılan çok somut bir gelişme ve doğru

segmenti çekmek açısından güçlü bir

referans.

Önümüzdeki dönemde Kapadokya’yı

küresel ölçekte daha da

güçlendirecek temel unsurlar sizce

neler olacak?

Önümüzdeki dönemde Kapadokya’yı

güçlendirecek unsurlarda üç başlık

öne çıkıyor: erişilebilirliğin artması

(uçuş ve bağlantı seçenekleri),

nitelikli konaklama sayısının artması

ve gastronomi-kültür odağında

daha tutarlı bir tanıtım stratejisi.

Ayrıca bölgenin "açık hava müzesi"

kimliğini, lüks hizmet standartlarıyla

birleştirerek, dünyada rakipsiz

bir destinasyon haline getirmeyi

planlıyoruz.

Otelinizin güçlü kaslarından

biri de gastronomi. Bu alanda

Kapadokya’nın tek Relais &

Châteaux üyesi olmanın getirdiği

yaklaşımı nasıl yorumluyorsunuz?

Ödüllü restoranınızın mutfak

vizyonu ve misafirlerine sunduğu

gastronomik deneyimden bahseder

misiniz?

Gastronomi, Museum Hotel deneyiminin

güçlü bir parçası. Kapadokya’nın

tek Relais & Châteaux üyesi olarak

mutfakta da ürün kalitesi, teknik, servis

ritmi ve hikâye bütünlüğü üzerinden

ilerliyoruz. Lil’a’da “Topraktan Masaya”

yaklaşımı bizim için bir slogan değil;

somut bir üretim ve tedarik modeli.

Kapadokya’daki ekolojik bahçelerimizde

yaklaşık 400 dönüme yayılan üretimle

mevsimselliği ve izlenebilirliği odağa

alıyoruz.

MICHELIN Rehberi’nin bu yıl

Kapadokya’yı da kapsamasını

hem tesisiniz hem de bölgenin

gastronomi turizminin uluslararası

konumlanması açısından nasıl

değerlendiriyorsunuz?

MICHELIN’in Kapadokya’yı kapsaması

hem tesisimiz hem bölge açısından

önemli bir eşik. Museum Hotel’in

Two MICHELIN Keys ile yer alması ve

Lil’a’nın rehber seçkisinde bulunması

elbette değerli; ancak bizim için asıl

hedef, standardı her gün tutarlı şekilde

koruyarak Kapadokya’nın gastronomi

turizmindeki konumunu kalıcı biçimde

güçlendirmek.


42

hotel restaurant

& hi-tech

gündem agenda

ISTTA Başkanı Kalender:

“Çin’e Vize Muafiyeti Var da Hindistan’a

Niye Yok?”

İstanbul Turizm Derneği Başkanı Murtaza Kalender, Türkiye turizminin geleceği

açısından son derece kritik bir çağrıda bulundu. Kalender, Çinli turistlere uygulanan

vize muafiyetinin, Hindistan’dan gelecek turistler için de mutlaka hayata geçirilmesi

gerektiğini kaydetti.

ISTTA-İstanbul Turizm Derneği

Başkanı Murtaza Kalender,

Hindistan’ın bugün dünya turizminin

en hızlı büyüyen, en çok harcama

yapan ve en nitelikli turist profiline

sahip ülkelerinden biri olduğuna dikkat

çekerek, Türkiye’nin bu pazardan çok

daha büyük bir pay alması gerektiğini

vurguladı. Kalender, “Hindistan;

düğün turizmi, MICE turizmi ve lüks

turizm alanlarında dünyanın en

güçlü pazarlarından biri. Üstelik 12

ay boyunca seyahat edebilen, yüksek

bütçeli ve kaliteli turist profiline sahip.

Bu pazara bugünden hazırlanmak

zorundayız.” Diye konuştu.

“Rakamlar Hindistan’ın gücünü

ortaya koyuyor”

Kalender, Hindistan pazarının

büyüklüğünü çarpıcı verilerle açıkladı.

Buna göre, yıllık yaklaşık 150 milyar

dolarlık düğün turizmi pazarı bulunuyor.

MICE pazarı ise 110 milyar doları

aşarken, 2033 yılına kadar 183 milyar

dolara ulaşma potansiyeli taşıyor.

Ayrıca, 2035 itibarıyla her yıl yaklaşık

90 milyon Hintli turistin yurt dışına

çıkması bekleniyor. Kalender, bu

rakamların yüksek harcama gücüne

sahip, yılın 12 ayı seyahat eden ve yeni

destinasyonlara açık dev bir turist

kitlesini ortaya koyduğunu vurguladı ve

Türkiye’nin bu potansiyeli kaçırmaması

gerektiğini söyledi.

“2035’te 90 milyon Hintli turist

dünyaya açılacak”

İstanbul Turizm Derneği Başkanı

Murtaza Kalender, Türkiye’nin bu dev

pazardan henüz yeterli payı alamadığına

dikkat çekerek şöyle konuştu: “2035’te

90 milyon Hintli turist dünyaya açılacak.

Türkiye olarak bugünden hazır

olmazsak, bu büyük fırsatı başkalarına

kaptırırız. Türkiye bu büyük pastadan

mutlaka hak ettiği payı almalıdır.”

“Vize muafiyeti olursa 2026’da 1

milyon Hintli turist getiririz”

Başkan Kalender, çok net bir hedef de

ortaya koydu: “Eğer Hindistan’dan gelen

turistlere vize muafiyeti sağlanırsa,

2026 yılında en az 1 milyon, yüksek

harcama potansiyeline sahip Hintli

turisti Türkiye’ye getirebileceğimize

inanıyorum. Bu turistler yalnızca belli

şehirlerde değil, 81 ilimize ve 12 ay

boyunca yayılabilecek çok değerli bir

turist profilidir.”

“Hintli turistler Türkiye için büyük

kazançtır”

Murtaza Kalender, Hindistanlı

turistlerin uzun süre konakladığını,

lüks ve organizasyon turizmine büyük

bütçeler ayırdığını, alışveriş yaptığını ve

ülke ekonomisine yüksek katma değer

sağladığını özellikle vurguladı.

Yetkililere açık çağrı

İstanbul Turizm Derneği Başkanı

Murtaza Kalender, yetkililere de net

bir çağrıda bulunarak: “Çinli turistlere

tanınan vize muafiyetinin, Hindistan’dan

gelen turistlere de tanınmasını

istiyoruz. Bu konuda kısa sürede olumlu

bir gelişme olacağına inanıyorum.

Türkiye, Hindistan’ın bu muazzam

turizm potansiyelinden en kısa sürede

hak ettiği payı alacaktır.”

İstanbul Turizm Derneği Başkanı

Murtaza Kalender, Hindistan pazarının

önümüzdeki 10 yılın en stratejik

büyüme alanlarından biri olduğunu

belirterek, bu fırsatın gecikmeden

değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine

ekledi.


ISTTA President Kalender:

“There Is a Visa Exemption for

China, So Why Not for India?”

Murtaza Kalender, President of the Istanbul Tourism Association (ISTTA), made an

extremely critical call regarding the future of Türkiye’s tourism. Kalender emphasized

that the visa exemption currently applied to Chinese tourists should also be

implemented for tourists coming from India.

ISTTA President Murtaza Kalender

pointed out that India is one of the

fastest-growing countries in global

tourism today, with the highestspending

and most qualified tourist

profile, and stressed that Türkiye

should take a much larger share from

this market. Kalender stated, “India is

one of the world’s strongest markets

in wedding tourism, MICE tourism, and

luxury tourism. Moreover, it has tourists

who can travel year-round, with high

budgets and high-quality profiles. We

must prepare for this market starting

today.”

“Numbers show India’s strength”

Kalender revealed striking figures on

the size of the Indian market. According

to him, the annual wedding tourism

market is approximately $150 billion.

The MICE market exceeds $110 billion

and has the potential to reach $183

billion by 2033. Additionally, by 2035,

approximately 90 million Indian tourists

are expected to travel abroad each year.

Kalender emphasized that these figures

represent a huge tourist base with high

spending power, traveling year-round,

and open to new destinations, and that

Türkiye must not miss this potential.

“By 2035, 90 million Indian tourists

will travel abroad”

ISTTA President Murtaza Kalender drew

attention to the fact that Türkiye has

not yet secured a sufficient share of this

enormous market, stating: “By 2035,

90 million Indian tourists will travel

abroad. If we do not prepare today,

we risk losing this great opportunity

to others. Türkiye must secure its

deserved share of this huge market.”

“Visa exemption could bring 1 million

Indian tourists in 2026”

President Kalender also set a clear

target: “If a visa exemption is granted

for tourists coming from India, I believe

we can bring at least 1 million Indian

tourists with high spending potential

to Türkiye in 2026. These tourists

represent a valuable profile that will

not only visit certain cities but spread

across all 81 provinces and throughout

the year.”

“Indian tourists are a major

gain for Türkiye”

Murtaza Kalender highlighted that

Indian tourists stay for long periods,

spend heavily on luxury and organized

tourism, shop extensively, and

contribute significant added value to the

national economy.

Open call to authorities

ISTTA President Murtaza Kalender

made a direct appeal to authorities:

“We want the visa exemption given

to Chinese tourists to be extended to

tourists coming from India as well.

I believe a positive development will

occur shortly on this issue. Türkiye

will soon secure its deserved share of

India’s tremendous tourism potential.”

Murtaza Kalender also stressed that

the Indian market is one of the most

strategic growth areas for the next ten

years, and this opportunity must be

evaluated without delay.


44

hotel restaurant

& hi-tech

gündem / makale

Türkiye turizmi 2025 yılını

rekorlar ve “zafer” manşetleriyle

kapatmıştır. Ancak bu parlak tablo,

Denizli’nin beyaz travertenlerine

ulaştığında yerini soğuk bir

gerçeğe bırakmaktadır. 2025

verileri, Türkiye’nin büyüyen turizm

pastasından Pamukkale’nin aldığı

payın giderek küçüldüğünü açıkça

göstermektedir.

Rakamlar gerçeği söyler; mesele,

o gerçeği duymaya hazır olup

olmadığımızdır.

Pamukkale bugün yaklaşık 2,3

milyon ziyaretçi ağırlamaktadır.

Bu rakam tek başına etkileyici

görünse de asıl mesele, zaman

içindeki yönüdür. Pamukkale,

pandemi öncesi 2019 yılında 2,5

milyonun üzerinde ziyaretçiye

ulaşmıştır. Aradan geçen altı yıla,

küresel seyahat talebindeki artışa ve

Türkiye’nin toplam ziyaretçi sayısını

51 milyondan 60 milyon bandına

taşımasına rağmen Pamukkale

hâlâ kendi rekorunun gerisindedir.

Türkiye turizmde vites büyütürken,

Pamukkale’nin yerinde sayması

görmezden gelinemez.

Bugünün ziyaretçisi yalnızca

görmek değil; yaşamak, hissetmek

ve bir hikâyenin parçası olmak

istemektedir. Pamukkale’nin en

DENTUROD

Gazi

Başkanı

Murat Sen ,

Pamukkale Sessizleşiyor: Rakamların

Ardındaki Uyarıyı Görmek Zorundayız

büyük yapısal sorunu ise günübirlik

ziyaret kıskacıdır. Ziyaretçi

gelmekte, kısa sürede ayrılmakta;

şehirle bağ kurmamakta,

yerel ekonomiye kalıcı katkı

sağlamamaktadır. “Kaç kişi geldi?”

sorusuna odaklanan anlayış,

uzun süredir “Ne kadar kaldı, ne

deneyimledi, ne harcadı?” sorularını

ıskalamaktadır.

2025 yılı değerlendirilirken, temel

deneyim alanlarının kapalı olması da

göz ardı edilmemelidir. Hierapolis

Antik Havuzu’nun ziyarete kapalı

kalması, Pamukkale deneyiminin en

güçlü simgelerinden birinin devre

dışı kalması anlamına gelmiştir.

Denizli Teleferiği ve Denizli Kayak

Merkezinin uzun süreli kapalı olması

ise destinasyonun dört mevsime

yayılan turizm iddiasını zayıflatmıştır.

Bu durum, Pamukkale’yi yerli ve

yabancı ziyaretçi gözünde daha kısa

sürede tüketilen, daha az cazip bir

durak hâline getirmiştir.

Turizm yalnızca tanıtımla değil,

süreklilik ve erişilebilirlikle büyür.

Vitrindeki ürünler kapalıysa, en

güçlü kampanyalar dahi beklentiyi

karşılayamaz. Türkiye Turizm

Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın

(TGA) küresel ölçekte yürüttüğü

tanıtım faaliyetlerine rağmen,

Pamukkale’nin “zaten biliniyor”

rehavetiyle ele alınması gelişimin

önündeki önemli engellerden biridir.

Öte yandan Denizli’nin hava ulaşımı

altyapısı, bu potansiyeli taşıyacak

düzeyde değildir. Uçuş sayıları

artırılmadan ve ulusal–uluslararası

bağlantılar güçlendirilmeden yapılan

her tanıtım, kapısı kilitli bir saraya

davetiye göndermekten öteye

geçemez. Ulaşım artık bir tercih

değil, stratejik bir zorunluluktur.

2019 bir başarıydı, 2025 ise artık net

bir uyarıdır.

Pamukkale için hedef pazar odaklı,

deneyim merkezli ve konaklamayı

teşvik eden yeni bir yol haritası

kaçınılmazdır. Günübirlik ziyaret

alışkanlığını kıracak, ziyaretçiyi

şehirde daha uzun süre tutacak

bütüncül bir deneyim tasarımı

ertelenemez.

Unutulmamalıdır ki; en güçlü

markalar bile her sabah kendilerini

dünyaya yeniden anlatmak

zorundadır. Pamukkale yalnızca

geçmişin mirası değil, Türkiye

turizminin geleceğinin de temel

taşlarından biridir.

Ve bazen sessizleşen rakamlar, en

yüksek perdeden yapılan uyarılardır.



46

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

arsaVev, 2026 Stratejisiyle

Otel Arsalarını Yüzde 50’den Fazla

Büyütecek

Gayrimenkul sektöründe yenilikçi iş modeliyle öne çıkan arsaVev, Accor ile imzalanan

Mövenpick Balıkesir projesiyle turizmde büyüme hedefini yükseltiyor. Tanıtım

lansmanında konuşan arsaVev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öztürk, otel alanlarının

toplam projelerde yüzde 10–15 bandında tutulacağını belirtti. 2026’da 450 bin metrekarelik

arsa satışının planlandığını kaydeden Öztürk, bunun 40–45 bin metrekaresinin otel

yatırımlarına ayrılacağını açıkladı.

Haber: Hatice Ünal Bilen

Gayrimenkul sektöründe yenilikçi

iş modeliyle öne çıkan arsaVev, 18

Aralık 2025’te Accor ile imzalanan

Mövenpick Balıkesir projesi iş birliğinin

detaylarını, 6 Ocak 2026’da düzenlenen

basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.

Toplantıya, arsaVev Yönetim Kurulu

Başkanı Bülent Öztürk ev sahipliği

yaparken, Accor Türkiye Premium, Orta

Ölçekli & Ekonomi Markaları Operasyon

Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu ve

Southern Pacific Insurance Corporation

(SOPAC) yöneticileri de katıldı.

Toplantıda, Mövenpick markasıyla


hayata geçirilecek iş birliği ve

arsaVev’in 2026 yılına yönelik stratejik

büyüme planları ele alındı.

Öztürk: “Otel yatırımlarında yüzde

10–15 dengesiyle ilerliyoruz”

arsaVev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent

Öztürk, Accor Group çatısı altındaki

Mövenpick markasıyla Balıkesir’de

hayata geçirilecek otel projesinin,

şirketin yaşam ve yatırım anlayışına

yeni bir boyut kazandırdığını söyledi.

Bu iş birliği sayesinde erişilebilir

olarak sunulan Balıkesir projesinin

hem yaşam kalitesinin hem de yatırım

değerinin önemli ölçüde artacağını

vurguladı.

Şirketin arsa satışları ve otel

yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde

bulunan Öztürk, 2025 yılında

gerçekleştirilen toplam 266 bin

metrekarelik arsa satışının yaklaşık

20 bin metrekarelik bölümünün otel

alanlarına ayrıldığını belirtti. Bu oranın

bilinçli ve planlı bir stratejinin sonucu

olduğunun altını çizdi.

Mövenpick Balıkesir projesi için toplam

149 bin metrekarelik alan ayrıldığını

ifade eden Öztürk, projelerde otel

alanlarının toplam büyüklüğün yaklaşık

yüzde 10–15’i seviyesinde tutulduğunu

ve bunun teknik fizibiliteler açısından

ideal bir oran olduğunu söyledi.

“Yolumuza Accor ile devam

edeceğiz”

2026 yılına ilişkin hedeflerini de

paylaşan Öztürk, arsaVev’in güçlü bir

büyüme ivmesi yakalamayı amaçladığını

belirtti. Buna göre şirket, 2026 yılında

yaklaşık 450 bin metrekarelik yeni arsa

satışı gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu

rakam, bir önceki yıla kıyasla yüzde

50’nin üzerinde bir artış anlamına

geliyor. Aynı dönemde otel yatırımlarına

ayrılacak alanın ise yaklaşık 40–45 bin

metrekare olması planlanıyor.

Otel yatırımlarında temel önceliklerinin,

projelerin uzun vadede yaşayabilir

ve sürdürülebilir olması olduğunu

vurgulayan Öztürk, sözlerini şöyle

tamamladı: Biz bu otellerin sadece

arsasını satan taraf değiliz, aynı

zamanda yatırımcısıyız. Çiftlikköy’de 80

odalı bir otel yapıyoruz. Bu sayı 150 ya

da 200 odaya da çıkabilir. Önemli olan,

otelin hayata geçtikten sonra yaşayan

bir yapı olması. Konut yatırımcılarımız

spa, restoran gibi alanlardan

faydalanabilecek. Evleri küçükse

misafirlerini hemen yanı başındaki

otelde ağırlayabilecek.”

Otel markası iş birliklerine ilişkin bir

soruyu da yanıtlayan Bülent Öztürk,

Accor Group ile yürütülen iş birliğinin

performans ve projelere sağlanan katkı

doğrultusunda şekillendiğini belirterek,

Accor bize bu ölçüde katkı sağladığı

sürece birlikte çalışmaya devam ederiz”

diye konuştu.

Köseoğlu: “Mövenpick ile

Balıkesir’de güçlü bir iş birliği

kuruyoruz”

Toplantıda Accor Grup adına söz alan

Accor Türkiye Premium, Orta Ölçekli &

Ekonomi Markaları Operasyon Başkan

Yardımcısı Sinan Köseoğlu ise arsaVev

iş birliğini şu sözlerle ifade etti: “Accor

olarak, arsaVev’in Balıkesir projesinde

Mövenpick markamız ile yer alacağımız

için oldukça mutluyuz. Accor’un,

110'dan fazla ülkede 5.700’ün üzerinde

oteli bulunurken, Türkiye’de premium

ve ekonomi olmak üzere birçok farklı

segmentte 15 şehirde, 15 marka, 82 otel

ve 17 bin 158 oda ile hizmet veriyoruz.

40’tan fazla ülkede, 130’un üzerinde

otel ve resort ile faaliyet gösteren

Mövenpick markamızla ise misafirlerine

ve yerel topluluklara ilham veren,

kalıcı anılar ve insani bağlar oluşturan

deneyimler sunuyoruz. İki güçlü

markanın böyle bir projede iş birliği

yapması yatırımcılar ve Türkiye turizmi

adına oldukça sevindirici bir gelişme

olurken, Accor’un Türkiye pazarına

duyduğu bağlılığının ve taahhüdünün

güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.”


48

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İstanbul’un Lüks İkonu Çırağan

Sarayı, 35. Yılını Kutluyor

Tarihi 17. yüzyıla dayanan Çırağan Sarayı, Avrupa’nın en köklü lüks otel grubu Kempinski

yönetimindeki 35. yılını kutluyor.

Yüzyıllardır İstanbul siluetinin ihtişamlı

ikonları arasında yer alan Çırağan

Sarayı, bugün Kempinski yönetiminde

yalnızca güçlü bir lüks otel markası değil;

aynı zamanda Türkiye’nin global lüks

sahnesindeki temsil gücünü artıran bir

referans noktası olarak konumlanıyor.

Açıldığı günden bu yana kraliyet aileleri, ülke

başkanları ve dünyaca ünlü sanatçılar dahil

olmak üzere sayısız önemli ismi ağırlamaya

devam ederken; şehri dünyaya tanıtan

etkinlikler, uluslararası toplantılar ve seçkin

düğünlere de ev sahipliği yapıyor. Dünyanın

dört bir yanından misafirler, Çırağan Sarayı

deneyimini keşfediyor. Kempinski’nin

misafirperverlik geleneği ile Osmanlı saray

kültürünü bir araya getiren otel; Türk

misafirperverliğinin dünyadaki elçilerinden

biri olmaya devam ediyor.

35. yıla özel konaklama deneyimi

Çırağan Palace Kempinski İstanbul,

Kempinski yönetimindeki 35. yılını, Saray’ın

zamansız atmosferini deneyimlemek

isteyen misafirleri için özel bir konaklama

ayrıcalığıyla kutluyor. Konaklama paketi

kapsamında, Saray Süitler ve Bosphorus

Executive Süit oda kategorilerinde geçerli

olan deneyim zarif anlara dönüşüyor. Bu

anlamlı yıl dönümüne özel olarak, süitlerde

misafirleri karşılayan özel hazırlanmış 35.

yıl ikramları ve özel bir hediye, Saray’da

geçirilen zamanı küçük ama unutulmaz

detaylarla taçlandırıyor. Çırağan Palace

Kempinski İstanbul’un 35. yılına eşlik

eden bu ayrıcalıklı konaklama deneyimi,

Saray’ın asırlık mirasını günümüzün

rafine lüks anlayışıyla buluşturarak

misafirlerine zamansız bir İstanbul hikâyesi

sunuyor. 15 Ocak – 31 Mart 2026 tarihleri

arasında geçerli konaklama paketi için

rezervasyonlar, 15–31 Ocak 2026 tarihleri

arasında yapılabiliyor.

Radtke: Tarihi, modern

lüksle zamansız bir yolculuğa

dönüştürüyoruz”

Çırağan Palace Kempinski İstanbul Genel

Müdürü ve Kempinski Residences Türkiye

Bölge Direktörü Ralph Radtke, “Çırağan

Sarayı, Kempinski yönetiminde 35 yıldır

tarihin ihtişamını modern misafirperverlikle

harmanlıyor. Konaklamayı, destinasyonun

kültürü ve hikâyesiyle bütünleşen bir

yolculuğa dönüştürüyor. Bugün Çırağan

Palace Kempinski, İstanbul’un kültürel

belleğini canlı tutan bir mekân. Stratejimizin

temelinde, imparatorluk kökenli tarihsel

kimliği modern lüksün beklentileriyle doğal

ve zamansız bir biçimde bütünleştirmek

yer alıyor. Bu yalnızca marka yaklaşımımız

değil; aynı zamanda İstanbul’un global

sahnedeki konumunu güçlendirmek

adına taşıdığımız önemli bir sorumluluk.

İkonik konumumuz ve tarihsel mirasımız

sayesinde, İstanbul’un lüks destinasyon

algısının şekillenmesinde aktif bir rol

üstleniyoruz. Ek olarak değinmek isterim ki

benzersiz tarihimizi konuklarımıza detaylıca

anlattığımız, yakın zamanda hayata

geçirdiğimiz ‘Tarihi Koridor Turlarımız’,

en özel deneyimlerden biri olmaya devam

ediyor. Saray’ın tarihine ilişkin etkileyici

bir görsel hafıza armağan eden bu

görsel zaman yolculuğu, otel ve Saray’ın

modern bölümleriyle adeta yaşayan bir

köprü kuruyor. Çırağan Sarayı’nın tarihini

adım adım keşfetmek ve unutulmayacak

bir deneyim yaşamak isteyen otel

misafirlerimiz, bu eşsiz tur ile geçmişin

izlerini takip ederek o dönemin görkemine

tanıklık ediyor.” diyor.



50

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

ALI CAN AKSU:

“ARZ FAZLASI DEĞIL, DOĞRU OTEL

KAZANDIRIR”

Konaklama sektöründe arz–talep dengesinin alarm verdiğini ve otellerde dönüşümün

zorunlu hale geldiğine dikkat çeken Turizoom Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Aksu,

“Standartlara uymayan tesisler turizm dışına çıkmalı” dedi ve “Kaliteli azlık, kalitesiz

çokluktan iyidir” sözüne yaptığı göndermeyle Türkiye turizminin sürdürülebilirliği için

kaliteye öncelik verilmesi gerektiği vurgusu yaptı.

Ali Can Aksu, konuyla ilgili

açıklamalarında şu noktalara

değindi:

“Türkiye konaklama sektörü, uzun

yıllar boyunca güçlü hizmet kalitesi

ve misafirperverliğiyle dünya çapında

önemli bir konuma ulaştı. Ancak

bugün sektörün karşı karşıya olduğu

temel gerçek şudur, mevcut tesislerin

önemli bir bölümü artık güncel otelcilik

standartlarını karşılamıyor ve bu durum

arz–talep dengesini ciddi biçimde

bozuyor. Bu tablo, sadece renovasyon

ihtiyacını değil, turizm dışı kullanıma

dönüşmesi gereken tesisler gerçeğini

de gündeme taşıyor.

Standartlara uymayan tesisler

turizm dışına çıkmalı

Türkiye’de otel ruhsatı taşıyan ancak,

fiziki altyapısı yetersiz birçok sayıda

tesis bulunuyor. Bu tür yapıların

tamamını “otel” olarak tutmaya

çalışmak, sektörün genel kalitesini

aşağı çekiyor. Otelcilik standartlarına

uymayan tesislerin konut, ofis, öğrenci

yurdu, rezidans veya farklı fonksiyonlara

dönüştürülmesi hem şehirler hem de

turizm sektörü açısından sağlıklı bir

çözüm olacaktır.

Arz–talep dengesizliği Türkiye

turizmini zorluyor

Türkiye’de özellikle bazı

destinasyonlarda otel arzı, gerçek

talebin çok üzerinde seyrediyor. Bu

dengesizlik; Fiyat kırma yarışı, hizmet

kalitesinin gerilemesi ve nitelikli

personelin sektörden uzaklaşmasını

beraberinde getiriyor. Kalitesiz arzın

sistem dışında kalması, güçlü ve

nitelikli tesislerin önünü açacaktır. Her

bina otel olmak zorunda değildir.

Kimliği olmayan oteller rekabet

edemez

Arz fazlasının olduğu bir pazarda ayakta

kalmanın tek yolu doğru markalamadır.

Net kimliği olmayan, hedef kitlesini

tanımlayamayan Oteller, fiyat dışında

rekabet edemez hale gelmektedir.

Her yenileme doğru dönüşüm

değildir

Bugün birçok tesis, plansız ve stratejisiz

yenilemelerle sorunu çözmeye çalışıyor.

Oysa renovasyon, Pazarlama stratejisi,

hedef misafir profili ve gelir modeliyle

birlikte ele alınmalıdır. Yanlış yapılan

renovasyon, arz fazlası olan pazarda

sadece maliyet yaratır. Doğru yapılan

renovasyon ise oteli rekabette birkaç

adım öne taşır.

Yanlış hesap, yanlış sonuç

Dönüşüm sürecinin en kritik aşaması

bütçelemedir. Eksik ya da gereksiz

harcamalar, yatırımın geri dönüş

süresini uzatır ve işletmeyi kırılgan

hale getirir. Ucuz dönüşüm değil, doğru

dönüşüm kazandırır.

Kaliteli azlık, kalitesiz çokluktan

iyidir!

Türkiye turizminin sürdürülebilirliği

için, standart dışı tesislerin sistemden

çıkması, arz–talep dengesinin yeniden

kurulması, markalı ve nitelikli otellerin

desteklenmesi artık ertelenemez bir

zorunluluktur. Bugünün şartlarında asıl

ihtiyaç, daha fazla otel değil, daha doğru

otellerdir.”


EMITT 2026, 5–7 ŞUBAT’TA İSTANBUL

FUAR MERKEZI’NDE GERÇEKLEŞECEK

EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, ICA Events

organizasyonuyla 5–7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 29’uncu kez

kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Uluslararası firmaları, bölgenin üst

düzey temsilcilerini ve ekonominin

tüm alanlarını kapsayan 50’den

fazla fuar ve konferansa imza atan ICA

Events, turizm sektörünün en güçlü

buluşmalarından biri olan 29. EMITT –

Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve

Seyahat Fuarı’nı düzenliyor. 5–7 Şubat 2026

tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde

gerçekleşecek fuar, yeni destinasyonları

ve en güncel turizm trendlerini sektör

profesyonelleriyle buluşturacak. Köklü

geçmişiyle turizm dünyasının vazgeçilmez

buluşma noktası olan EMITT, geçtiğimiz

edisyonda 39 ülkeden 656 katılımcı ve 23 bin

725 ziyaretçiyi ağırlayarak küresel ölçekteki

gücünü bir kez daha kanıtladı. Bu yıl da

iş üreten, hatırlanan ve değer yaratan bir

platform olarak dünyanın dört bir yanından

profesyonelleri aynı çatı altında bir araya

getirmeye hazırlanıyor.

Yeni adresi, İstanbul Fuar Merkezi

Uluslararası katılımcı ve ziyaretçi oranının

yüksekliği, sunduğu güçlü B2B iş ortamı

ve yarattığı ticari hacimle turizm sektörüne

yön veren EMITT’in önemine dikkat çeken

EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin,

şunları söyledi: “EMITT’in 29 yıllık köklü

geçmişini bu yıl stratejik bir adımlarla

İstanbul Fuar Merkezi’ne taşıyoruz.

Amacımız sadece bir mekan değişikliği

değil; sektör profesyonellerine çok daha

erişilebilir, merkezi ve verimli bir ticaret

platformu sunmak. Geçtiğimiz yıl katılımcı

başına ortalama 734 bin Euro, toplamda

ise 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi

yaratarak rüştümüzü ispatladık. 2026’da

hedefimiz, nicelikten ziyade 'nitelikli

bağlantıya' odaklanarak, her katılımcının

somut iş anlaşmalarıyla döneceği bir

ekosistem yaratmak” dedi.

482 milyon Euro’nun üzerinde iş

hacmi oluşturdu

Bir önceki edisyonda 39 ülkeden toplam 656

katılımcıyla başarılı bir yılı geride bırakan

EMITT’in yeni satın alma, iş geliştirme, yeni

iş ve iş birliği fırsatlarını sunduğunu ifade

eden Keskin, sözlerine şöyle devam etti:

“Geçtiğimiz yıl katılımcıların yüzde 87’si, fuar

süresince gerçekleştirdikleri görüşmeleri

sipariş ve ön anlaşmalarla sonuçlandırdı.

Ayrıca 2025 yılı katılımcılarının yüzde 89’u,

bu yıl da fuara katılmayı planladıklarını

belirtti. Bunun yanında katılımcı başına

ortalama 734 bin Euro olmak üzere

toplamda 482 milyon Euro’nun üzerinde

iş hacmi yaratan fuarımız, sektör

profesyonelleri ve tatil tüketicilerinden

yoğun ilgi gördü. Fuar kapsamında toplam

8 bin sipariş ve ön anlaşma yapılırken,

katılımcı başına ortalama 12 iş anlaşmasına

imza atıldı. Bu veriler, EMITT’in sektördeki

stratejik önemini ve gördüğü güçlü ilgiyi

açıkça ortaya koyuyor.”

Keskin: “Hedefimiz, EMITT’i değer

oluşturan bir buluşma noktası

haline getirmek”

Fuarın yüksek ticaret hacmi ve güçlü B2B

görüşmeleriyle sektörün 2026 yol haritasını

şekillendireceğini vurgulayan Keskin,

şunları söyledi: “EMITT, katılımcılarına iş

hacimlerini artırma fırsatı sunarken; ülke

pavilyonları, tatil ve turizm destinasyonları,

oteller, sağlık & spor turizmi temsilcileri,

tur operatörleri ve acenteler gibi sektörün

tüm aktörlerini bir araya getiriyor. Bu

yıl da konaklama, MICE, sağlık turizmi,

seyahat acenteleri, turizm kurulları, kamu

kuruluşları ve ulaştırma hizmetleri fuarda

yer alacak. Almanya, BAE, Çin, Japonya,

İtalya, Maldivler, Mısır ve Seyşeller başta

olmak üzere birçok ülkeden milli katılımlar

gerçekleşecek. Hedefimiz, uluslararası

satın almacı ve profesyonel ziyaretçi sayısını

artırarak daha nitelikli iş eşleşmeleri

yaratmak ve fuarın ticari değerini

güçlendirmek. Bizim için sayıdan çok etki,

kalabalıktan çok doğru bağlantılar önemli.

EMITT’i yalnızca ziyaret edilen bir fuar değil;

iş üreten, hatırlanan ve değer oluşturan bir

buluşma noktası haline getirmek istiyoruz.”

ifadelerini kullandı.


52

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

ULUSLARARASI MICE ENDÜSTRISI

DERNEĞI 10. YAŞINI KUTLADI

Bir grup vizyoner sektör temsilcisinin tam 10 yıl önce “Birlikte Güçlüyüz, Sektörüne Sahip

Çık” mottosuyla çıktığı yolda bugün altı yüze yakın üyesiyle MICE sektörünün en güçlü

ve bilindik sivil toplum kuruluşlarından biri haline gelen Uluslararası MICE Endüstrisi

Derneği, büyük bir coşku ile yıldönümünü kutladı.

Uluslararası MICE Endüstrisi

Derneği’nin 10. yıl lansman etkinliği,

20 Ocak Salı akşamı, iş dünyasına

yönelik modern toplantı ve etkinlik

alanlarıyla öne çıkan Address Istanbul’un ev

sahipliğinde gerçekleştirildi.

Başkan Özmen: “Bu 10 yıl yoğun

emeklere şahittir”

Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren

Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği

Başkanı Işıl Özmen, şu ifadeleri kullandı:

“Farklı ölçeklerde organizasyonlara

ev sahipliği yapma yaklaşımıyla MICE

sektörüne sağladığı katkıyı sürdüren otel,

bu özel gecede de sektörel iş birliklerinin

buluşma noktası olma misyonunu

pekiştirdi. Bugün burada sadece bir yıl

dönümünü kutlamıyoruz aynı zamanda,

sektörümüz adına önemli bir başarıya

da tanıklık ediyoruz. 10 yıl önce vizyoner

kurucularımızın attığı adımlarla hayata

geçen bu yapı, bugün altı yüze yakın

üyesiyle sektörün sesi ve gücü haline

gelmiştir. Geride bıraktığımız bu 10 yıl;

eğitim programları, sosyal sorumluluk

projeleri, networking etkinlikleri ve

sektörel temaslarla dolu yoğun emeklere

şahittir. Derneğimiz, sektörümüzün en

zorlu dönemlerinde sorumluluk almaktan

çekinmeyen, her koşulda sektörle omuz

omuza duran bir yapı olmayı başarmıştır.

“Kurucu liderimize gurur dolu

tebrikler”

Ayrıca derneğimizin kurucularından,

geçmiş dönem Yönetim Kurulu Başkanımız,

derneğimizin bugünlere gelmesinde çok

önemli katkıları bulunan ve bu dönem

Danışma Kurulu Başkanlığını yürüten

sevgili Hüseyin Kurt Başkanımızın, Türkiye

Seyahat Acentaları Birliği’nin temsilcisi

olarak Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme

Ajansı Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmiş

olmasını büyük bir memnuniyet ve çok

haklı bir gururla karşıladığımızı paylaşmak

isterim. Öncesinde olduğu gibi bundan

sonra da her daim sevgili başkanımızın

yanında olacağımızı buradan bir kez daha

ifade ediyor, kendisini tebrik ediyor ve

görev süresinin sektörümüz adına hayırlı

olmasını diliyorum. Bu vesileyle vizyonunu,

emeğini ve desteğini esirgemeyen tüm

kurucu üyelerimize, bugüne kadar

derneğimize katkı sunan tüm üyelerimize

ve yol arkadaşlarımıza şükranlarımı

gönderiyorum.”

Kurt: “Aynı vizyon ve kararlılıkla

yola devam edeceğiz”

Organizasyonda söz alan derneğin

kurucularından, geçmiş dönem Yönetim

Kurulu Başkanı ve mevcut Danışma

Kurulu Başkanı Hüseyin Kurt ise

yaptığı değerlendirmede şu sözlere

yer verdi: “Bugün burada sadece bir

yıldönümü kutlaması yapmıyoruz. Bugün;

sektörümüzün sesi olan, gücünü üyesinden

alan, on yıldır emin adımlarla büyüyen,

her daim üyesinin ve sektörünün yanında

olan büyük bir yapının on yıllık emeğini

ve dayanışmasını kutluyoruz. Bu yapının

oluşmasında ve bugünlere gelmesinde

katkısı olan tüm yol arkadaşlarıma

gönülden teşekkür ediyorum. Uluslararası

MICE Endüstrisi Derneği, önümüzdeki

dönemde de aynı vizyon ve kararlılıkla

sektörün gelişimine katkı sunmaya, MICE

endüstrisinin ortak sesi olmaya devam

etmeyi hedeflemektedir ve inanıyorum ki

bunu da başaracaktır. ”

10 yıldır sektörüne sahip çıkan

dernek

Kurulduğu günden bu yana yalnızca bir

dernek olmanın ötesine geçen Uluslararası

MICE Endüstrisi Derneği; eğitim

programları, sosyal sorumluluk projeleri,

networking etkinlikleri, tanıtım gezileri, info

programları ile sektörel ve resmi ziyaretler

aracılığıyla MICE ekosisteminin gelişimine

önemli katkılar sundu. Özellikle ülkemizin

ve sektörün en zorlu dönemlerinde

sorumluluk almaktan çekinmeyen dernek;

gerektiğinde Ankara’da, gerektiğinde resmi

temaslarda sektörün hak ve menfaatlerini

savunan, sektörle bütünleşmiş güçlü bir yapı

olarak konumlandı. Kuruluş felsefesinde

yer alan “sektörüne sahip çık” anlayışını bir

duruş haline getiren dernek, bugün gelinen

noktada sektörün en etkili sivil yapılarından

biri olmanın haklı gururunu yaşıyor.



54

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

MÜBERRA ERESIN:

“ÇIN’E VIZE MUAFIYETI TARIHI VE

STRATEJIK ADIM”

TÜROB Başkanı Müberra Eresin, Çin vatandaşlarına yönelik vize muafiyeti kararının

Türkiye–Çin turizm ilişkileri açısından son derece önemli, tarihi ve stratejik bir adım

olduğunu söyledi.

Çin vatandaşlarına yönelik vize

muafiyetine ilişkin kararın 31 Aralık 2025

tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmasının

ardından yazılı açıklamada bulunan Türkiye

Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra

Eresin, Çin ile Türkiye arasındaki turizm

ilişkilerinin geliştirilmesini TÜROB olarak

stratejik bir öncelik olarak değerlendirdi.

Eresin, şu görüşleri dile getirdi:

“Bu kararı turizm sektörü adına 2026 yılı için

oldukça önemli bir adım olarak görüyoruz.

Hızla büyüyen orta sınıfı, artan yurt dışı

seyahat eğilimi ve kültürel yakınlıklarıyla Çin,

Türk turizmi açısından büyük potansiyele

sahip, son derece önemli bir pazar. Çinli

ziyaretçilerin Türkiye’ye olan ilgisi son yıllarda

istikrarlı bir artış göstermektedir. 2019 yılında

430 bin Çinli turisti ağırlayan ülkemiz, pandemi

sürecinde yaşanan geçici düşüşün ardından

2023’te 250 bin ziyaretçi seviyesine yeniden

ulaşmıştır. 2024 yılı sonunda bu sayının 410

bine yükselmesi memnuniyet vericidir. 2025

yılı sonunda 500 bin Çinli ziyaretçi hedefine

ulaşmayı, orta vadede ise yıllık 1 milyon Çinli

turisti Türkiye’de misafir etmeyi amaçlıyoruz.

Vize muafiyeti uygulamasının hayata

geçirilmesinde Cumhurbaşkanımız Sayın

Recep Tayyip Erdoğan ve süreci başından beri

büyük bir özveriyle yürüten Kültür ve Turizm

Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy'a teşekkür

ederiz.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip

Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Sayın Xi

Jinping arasında gerçekleştirilen üst düzey

temaslar, iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin

ve iş birliğinin güçlendirilmesi açısından büyük

önem taşımaktadır. Bu güçlü siyasi irade,

ekonomik ve kültürel alanların yanı sıra turizm

sektöründe de somut ve kalıcı kazanımların

önünü açmaktadır.

Bu çerçevede, Çin vatandaşlarına yönelik

vize muafiyeti kararının Resmi Gazete’de

yayımlanarak 2 Ocak'ta yürürlüğe girmesi,

Türkiye–Çin turizm ilişkileri açısından

son derece önemli, tarihi ve stratejik

bir adım olmuştur. Uzun süredir sektör

olarak dile getirdiğimiz bu düzenlemenin

hayata geçirilmesi, seyahat planlamalarını

kolaylaştırarak iki ülke arasındaki turizm

hareketliliğini doğrudan ve güçlü biçimde

artıracaktır.

Vize muafiyeti sayesinde özellikle bireysel

seyahat eden Çinli turist sayısında ve kişi

başı harcama düzeyinde belirgin bir artış

bekliyoruz. Bu kararın, Türkiye’nin Çin pazarı

nezdindeki rekabet gücünü önemli ölçüde

artıracağına ve turizmin 12 aya yayılması

hedefimize güçlü katkı sağlayacağına

inanıyoruz.

Son yıllarda Türk vatandaşlarının Çin’e yönelik

turizm talebinde gözlenen artış da karşılıklı

turizm hareketliliğinin dengeli biçimde

geliştiğini göstermektedir. Bu karşılıklı akış, iki

ülke arasındaki kültürel ve ekonomik bağların

daha da güçlenmesine katkı sunmaktadır.

Havayolu taşımacılığı alanında atılan adımlar

bu süreci destekler niteliktedir. Türk Hava

Yolları ve Çinli havayolu şirketleri tarafından

karşılıklı uçuş frekansları artırılmış,

haftalık yolcu uçağı uçuş hakkı 21’den 49’a

çıkarılmıştır. Artan uçuş kapasitesinin,

vize muafiyetiyle birlikte turizm odaklı

değerlendirilmesi, ülkemize gelecek Çinli

ziyaretçi sayısını hızla yukarı taşıyacaktır.

TÜROB olarak, Çinli misafirlerimizin

Türkiye’de kendilerini güvende ve evlerinde

hissedebilmeleri için sektörün tüm

paydaşlarıyla yakın iş birliği içindeyiz. Çin

kültürüne uygun hizmet standartlarının

yaygınlaştırılması, dil desteği, personel eğitimi

ve turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesine

yönelik çalışmalarımız kararlılıkla

sürmektedir.

Türkiye’nin Çin pazarı için daha cazip,

ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir destinasyon

haline gelmesi adına üzerimize düşen tüm

sorumlulukları yerine getirmeye devam

edeceğiz. Karşılıklı güven, anlayış ve ortak

vizyona dayalı güçlü bir turizm iş birliğinin, her

iki ülkenin ekonomileri ve halkları için kalıcı

faydalar sağlayacağına yürekten inanıyoruz.”


gündem / makale

55

hotel restaurant

& hi-tech

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su

Tezer Öner

“Vizesiz Türkiye, Turist Akınına

Hazır mı?"

2026 turizm hedeflerimizde

Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı

çerçevesinde 64 milyar USD gelir ve

53 milyon turist öngörülüyor. Ancak

bu rakamlar tek başına yeterli değil;

asıl soru nitelik mi, nicelik mi?

Çin vatandaşlarına vize kolaylığı

sağlanmasıyla bu yıl 1 milyon Çinli

turisti ağırlamayı hedefliyoruz. Peki,

Türkiye Çinli turistleri mutlu edecek

kültürel altyapıya sahip mi? Avrupa

ve Arap misafirlerle alıştığımız

uyum süreçleri bile kimi zaman zor

olabiliyor. Çinli turistler ise alışık

olmadığımız bir profil sunuyor.

Onları memnun ederek tekrar

gelmelerini sağlamak kritik.

Öte yandan sağlık turizmi

hedeflerimiz Almanya, ABD,

Azerbaycan ve Arap ülkelerinde

yoğunlaşıyor. Ancak düğün, kutlama

ve kültürel deneyimlere bütçe ayıran

Hint zenginleri gibi pazarlar ihmal

ediliyor. Hindistan ve küçük Asya

ülkelerindeki benzer segmentler,

yüksek harcama potansiyeli

sunuyor. Kültürel ve düğün turizmi

özel paketleri ile ciddi gelir ortaya

koyabiliriz.

Turizm politikamızın daha global ve

bütünsel bir stratejiye ihtiyacı var.

Çin adımı doğru, ama kaliteyi ve

müşteri segmentini belirlemek şart.

Yatırımın sınırlı olduğu noktada,

nitelikli turist odaklı hizmet ve

deneyim çeşitliliği artırılmalı;

yatak sayısını artırmak yerine

gelir ve kaliteyi yükseltmeliyiz.

Klasikleşmiş destinasyon ve hizmet

anlayışını geliştirmek, uzun vadede

sürdürülebilir kazanç sağlayacaktır.

Sonuç olarak, vizelerin kaldırılması

tek başına yeterli değil; asıl hedef,

potansiyel turistler tarafından tercih

edilmek ve onları Türkiye’ye tekrar

gelmeye teşvik etmek olmalı. Çin

ve Hindistan gibi yüksek bütçeli

pazarlara yönelik akıllı, kültür ve

deneyim odaklı paketler tasarlamak,

sadece sayıyı artırmak yerine geliri

ve kaliteyi yükseltecek stratejik bir

yaklaşım sunuyor. Türkiye, doğal

ve tarihi zenginliklerini korurken,

hizmet çeşitliliğini ve deneyim

kalitesini artırabilir; böylece

turizmde dünya çapında rekabetçi ve

sürdürülebilir bir destinasyon olarak

öne çıkabilir.

Unutulmamalı ki, turistleri memnun

etmek, sadece doluluk oranlarını

değil, ülkemizin marka değerini de

yükselten en önemli yatırımdır.


56

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Bakan Ersoy Turizm Gündemini

Bankalarla Değerlendirdi

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul’da Bankalar Birliği yöneticileriyle

bir araya gelerek turizm sektöründeki güncel gelişmeler ve yeni sezona ilişkin

beklentiler üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Ersoy, görüşmeye ilişkin

sosyal medya hesaplarından

yaptığı paylaşımda, “Bankalar

Birliği ile İstanbul'da bir araya gelerek

turizm sektörümüzün güncel durumunu

ve yeni sezona ilişkin beklentileri

değerlendirdik. Sektörümüzün sağlıklı

ve sürdürülebilir büyümesi için iş birliği

içinde çalışmaya devam edeceğiz.”

ifadelerini kullandı.

“Krizlere rağmen güçlü performans

ortaya koyduk”

Ersoy, yaşanan bölgesel krizlere

rağmen turizm sektörünün güçlü bir

performans ortaya koyduğuna vurgu

yaptığı toplantıda, “Çevremizdeki

krizlere rağmen iyi bir yılı geride

bıraktık. Bu tablo, sektörümüzün

dayanıklılığını ve turizm sektöründe

uyguladığımız stratejinin başarısını bir

kez daha göstermiştir.” dedi.

Yeni sezona yönelik hazırlıkların da

ele alındığı görüşmede, kamu ve

özel sektör iş birliği çerçevesinde

sektörün sürdürülebilir büyümesini

destekleyecek başlıklar değerlendirildi.


ALANYA BELEDIYESI, 2026 ETKINLIK

TAKVIMINI TANITTI

Alanya’nın 2026 yılı boyunca ev sahipliği yapacağı kültür, sanat, spor ve turizm

etkinliklerini kapsayan “2026 Alanya Etkinlik Takvimi” 13 Ocak Salı günü düzenlenen

toplantıyla tanıtıldı.

Alanya Turizm Tanıtma Vakfı Başkanı

ve Alanya Belediye Başkan Danışmanı

Abdurrahman Açıkalın tarafından

kamuoyuna açıklanan 2026 Alanya Belediyesi

Etkinlik Takvimi, Türkiye’de bir şehir

ölçeğinde ilk kez planlanarak açıklanan

kapsamlı etkinlik takvimi olma özelliği

taşıyor. Kamu, özel sektör ve sivil toplum

iş birliğiyle oluşturulan bu yeni dönem;

Alanya’yı yalnızca yaz aylarında değil, yılın

12 ayı yaşayan, planlanan ve tercih edilen

uluslararası bir destinasyon haline getirmeyi

amaçlıyor.

Açılış konuşmasını yapan Alanya Turizm

Tanıtma Vakfı (ALTAV) Başkanı ve Belediye

Başkan Danışmanı Abdurrahman Açıkalın;

takvimde yer alan projelerin turizmi

çeşitlendiren, şehri gençleştiren ve Alanya’yı

“önceden planlanan” bir destinasyon

konumuna taşıyan güçlü organizasyonlardan

oluştuğunun altını çizdi.

25’ten fazla uluslararası ve ulusal

organizasyon

2026 yılı etkinlik takvimi kapsamında

Alanya; uluslararası spor turnuvaları,

kültür-sanat festivalleri, çocuk ve gençlik

etkinlikleri, geleneksel organizasyonlar

ve tematik festivaller ile yıl boyunca canlı

bir kent atmosferi sunmayı hedefliyor.

35. Uluslararası Alanya Triatlonu, 20.

Uluslararası Caz Festivali, 20.Gökbel Yağlı

Pehlivan Güreşleri ve Festivali, 2. kez

düzenlenecek 2026 Volleyball World Beach

Pro Tour Challenge Turnuvası, Türkiye Plaj

Futbolu, 5.Tropikal Meyve Festivali ve Kitap

Fuarı gibi markalaşmış organizasyonlar,

2026’da da takvimin öne çıkan başlıkları

arasında yer alıyor.

Özçelik: “Hedefimiz Alanya’yı marka

şehir yapmak”

Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık

Özçelik, Alanya’nın geleceğine yönelik

uzun vadeli bir vizyonla hareket ettiklerini

vurgulayarak, “Alanya’da var olan hiçbir

şeyi yok saymadan, hepsini daha ileriye

taşımak için çalışıyoruz” dedi. Alanya’yı

günübirlik değil, önceden planlanan

bir tatil destinasyonuna dönüştürmeyi

hedeflediklerini ifade eden Özçelik, bu

yaklaşımın kısa vadeli bir hedef olmadığını,

7–8 yıllık stratejik bir vizyonun parçası

olduğunu belirtti. Özçelik ayrıca, kültür ve

sanat etkinliklerinin yalnızca sosyal değil,

aynı zamanda kent ekonomisine katkı

sağlayan önemli bir finansal dönüşüm

yarattığına da dikkat çekti.

ALTAV tarafından yıl boyunca yapılabilecek

tüm organizasyonların takvim haline

getirilerek tur operatörlerine sunulduğunu

belirten Özçelik, “Bunu yapan başka bir

şehir yok, biz Alanya için çalışmaya devam

ediyoruz. Hedefimiz Alanya’yı marka şehir

yapmak.” şeklinde konuştu.

Kültür Yolu Festivali’nin ilki

düzenlenecek

Kültür Yolu Festivali’nin bir ayağı Kültür ve

Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un özel

desteğiyle Kasım ayının ilk haftası Alanya’da

ilk kez düzenlenecek. Kentte kurulacak

büyük sahnede festival boyunca konserler

ve kültür-sanat etkinlikleri Alanyalılarla

buluşacak. 24 Mayıs’ta dünyaca ünlü sanatçı

Goran Bregovic, Alanya Kültür ve Sanat

Festivali’nin kapanış gününde ücretsiz bir

konserle sahne alacak.

Tur operatörlerinden güçlü destek

Jolly Tour Akdeniz Bölge Sorumlusu

Yavuz Öztürk, Alanya’nın Türk turizmi

açısından tarihsel önemine vurgu yaparak,

“Alanya bir değerdir. Jolly Tour olarak

Tropikal Meyve Festivali, Caz Festivali ve

Triatlon organizasyonlarını hem tanıtım

hem de satış kanallarında aktif şekilde

destekleyeceklerini ifade etti. Tatil Budur

Akdeniz Bölge Koordinatörü Can Yiğitbaş

ise Alanya’nın son yıllarda ciddi yatırımlar

ve büyümeler gerçekleştirdiğini belirterek,

“2026 için hedeflerin arttığı, en önemli

destinasyonlarımızdan biri Alanya” şeklinde

konuştu.

Tatil Sepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç, Alanya

ile olan 45 yıllık kişisel bağını paylaşarak,

pandemiden sonra değişen turizm

dinamiklerine dikkat çekerek, “Yeni dünya

düzeninde insanlar sadece deniz-kum-güneş

için gelmiyor; etkinlik, kültür ve deneyim

arıyor. Alanya bu dönüşüme güçlü şekilde

cevap veriyor ve biz de bu sürece destek

vermeye devam edeceğiz.” dedi.

Turizme dört mevsim katkı

Hazırlanan takvim, Alanya’nın yalnızca yaz

sezonuna değil, ilkbahar, sonbahar ve kış

aylarına da yayılan sürdürülebilir turizm

anlayışını destekleyecek şekilde planlandı.

Spor turizmi, kültür turizmi ve gastronomi

odaklı etkinliklerle kentin uluslararası

görünürlüğünün artırılması hedefleniyor.

Kültürel miras ve kent kimliği ön

planda

“Tarihi Mekanlardan Yükselen Müzik Tınıları”

konserleri, Ramazan Meydanı etkinlikleri,

Nevruz kutlamaları ve geleneksel yürüyüş

rotaları gibi organizasyonlarla Alanya’nın

tarihsel ve kültürel mirası da 2026 boyunca

sanatla ve sosyal yaşamla buluşturulacak.


58

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

TÜRKIYE’DE SEYAHAT TUTKUSU

YÜKSEK, TATIL KARARI ESNEK

Dünyanın önde gelen pazar araştırma şirketlerinden YouGov’un, Uzakrota seyahat

zirvesi için gerçekleştirdiği pazar araştırmasının sonuçları açıklandı.

Merkezi Birleşik Krallık’ta bulunan

ve 55’ten fazla pazarda faaliyet

gösteren YouGov’un, 20 binden fazla

katılımcıyla gerçekleştirdiği ankete dayalı

araştırma; Türkiye’de seyahat talebinin

güçlü seyrettiğini, ancak bu talebin esnek

olduğunu, fırsat odaklı ve kişiselleştirilebilir

ürünlere yönelmeye yatkın olduğunu

gösteriyor. Tatil planlarını önceden

belirleme eğilimi diğer pazarlara kıyasla

daha düşük. Araştırma sonuçlarına göre

tüketici davranışları son dakika fırsatlarına,

dinamik fiyatlamaya ve değişken ürün

yapılarına açık.

Paket tatiller yerine

kişiselleştirilmiş deneyimler arıyor

Tüketicilerin yüzde 58’i tatil öncesinde

araştırma yapmayı ve kendi planlarını

oluşturmayı tercih ederken, önceden

organize edilmiş paket tatilleri tercih

edenlerin oranı yüzde 44’te kalıyor. Bu veri,

seyahat sektöründe standart ürünlerden

kişiselleştirilmiş deneyimlere geçişin

hızlandığını gösteriyor. Araştırmaya katılan

tüketicilerin yüzde 65’i mali durumlarını

daha temkinli yönettiklerini belirtirken,

katılımcıların yarısı bir yıl öncesine göre

finansal olarak daha iyi durumda olduklarını

ifade ediyor. Tatilde bütçe uygulamayı

planlayanların oranı yüzde 51 iken, yüzde

50’lik bir kesim seyahat sırasında daha

fazla harcama yapmaya istekli olduğunu

belirtiyor. Bu tablo, doğru fiyatlanan ve

katma değer sunan ürünler için önemli bir

gelir potansiyeline işaret ediyor.

Plaj tatilleri liderliğini korusa da

eski ilgi yok

Plaj tatilleri 2022 ve 2025 yıllarında en

popüler tatil türü olmaya devam etse de bu

alandaki tatil niyeti düşüş gösteriyor. Plaj

tatiline yönelik talep 2022’de yüzde 39 iken,

2025’te yüzde 31’e geriledi. Benzer şekilde

aile ve arkadaş ziyareti amaçlı seyahat niyeti

de yüzde 32’den yüzde 27’ye düştü.

Türkiye, bütçe dostu destinasyon

olarak öne çıkıyor

Türkiye, tatil destinasyonları arasında en

çok tercih edilen ve bütçe dostu seçenek

olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi ABD ve Avrupa

destinasyonları takip ediyor. Tatil paketleri

ve son dakika fırsatları ise Türkiye pazarında

hâlâ önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor.

Erdoğan: “Seyahatin geleceğini

esneklik, deneyim ve veri

belirleyecek”

Türkiye’de seyahat etmeye tutkulu

tüketicilerin tatil planlarında esnek

olduğunu ve kişiselleştirme aradığına

dikkat çeken Uzakrota Kurucusu Gökhan

Erdoğan, araştırma sonuçlarını şu sözlerle

değerlendirdi: “Bu araştırma, Türkiye’de

seyahatin artık bir lüks değil, güçlü bir

yaşam motivasyonu olduğunu net biçimde

gösteriyor. Seyahat tutkusu yüksek,

harcama potansiyeli bulunan ve yeni

deneyimlere açık bir tüketici profili var.

Tüketiciler seyahat etmeyi istiyor; ancak

bunu kendi kurallarıyla, kendi bütçesiyle

ve kendi zamanlamasıyla yapmak istiyor.

Sabit programlara dayalı klasik paket

anlayışı hızla anlamını yitiriyor. Önümüzdeki

dönemde kazananlar; esnek planlama

sunabilen, deneyimi merkeze alan ve veriye

dayalı kişiselleştirme yapabilen markalar

olacak.”

“Türkiye, yatırımcılar için

doygunluğa ulaşmamış nadir

seyahat pazarlarından biri”

Uzakrota Kurucusu Gökhan Erdoğan,

araştırmanın Türkiye’nin büyümeye

ve gelişmeye açık bir pazar olduğunu

ortaya koyduğunu da belirterek şöyle

dedi: “YouGov’un Uzakrota için yaptığı

araştırmanın ortaya koyduğu veriler doğru

okunduğunda Türkiye pazarının turizm

sektörü için hâlâ çok büyük bir büyüme

potansiyeli barındırdığını, seyahat talebi

açısından gelişmeye ve büyümeye açık bir

pazar olduğunu net biçimde gösteriyor.

Türkiye’nin seyahat talebi açısından

gelişmeye ve büyümeye açık bir pazar

olduğunu net biçimde gösteriyor. Ancak bu

pazarda sürdürülebilir büyüme, standart

ürünlerle değil; veri odaklı fiyatlama, esnek

ürün yapıları ve yerel içgörüyle mümkün.

Global seyahat markaları ve yatırımcılar için

Türkiye, doğru kurgulandığında kısa vadede

ölçeklenebilir, orta vadede ise yüksek katma

değer üretebilecek bir büyüme merkezi

olabilir; stratejik bir pazar konumunda.”



60

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

RITÜELLERLE ŞEKILLENEN

KONAKLAMA DENEYIMI:

The Ritus Hotel İstanbul

Sultanahmet

Eylül 2025’ten bu yana İstanbul’un Tarihi Yarımadası’nın tam kalbinde hizmet veren

The Ritus Hotel Istanbul Sultanahmet, yüzyıllara dayanan kültürel mirası çağdaş

tasarımla harmanlayan, zarif ama ulaşılabilir bir konaklama deneyimi sunuyor.

Ritüel temelli misafirperverlik

anlayışıyla şekillenen The Ritus

Hotel, geleneksel Türk kültürünü

deneyimin her aşamasına taşıyor.

Geleneksel Türk kahvesi sunumundan

simgesel mutfak ritüellerine kadar

otel, Roma ve Osmanlı dönemlerindeki

kutlama geleneklerinden ilham

alıyor. Bunlar arasında en dikkat

çekici olanlardan biri, Hipodrom’da

zafer ve yeniden doğuşu simgeleyen

törenlerden esinle sunulan, tereyağı

ve balla servis edilen sıcak zeytinli

ekmek. Bu özel sunum, mevsimlik ve

yerel ürünlerin öne çıktığı zengin açık

büfe kahvaltının bir parçası olarak

misafirlere sunuluyor.

Öğle ve akşam yemeklerinde ise

menüler alakart olarak servis edilirken,

her tabak, geleneksel lezzetlerden

ilhamla hazırlanıyor ve en taze yerel

ürünlerle sunuluyor. The Ritus Hotel

Istanbul Sultanahmet’teki gastronomi

deneyimi yalnızca bir öğün değil;

İstanbul’un zengin mutfak mirasıyla

kurulan bir bağ, kültürel anlatımın bir

parçası ve bulunduğunuz yere dair hissi

güçlendiren özel bir yolculuk.

Sanatla iç içe bir anlatı

Hikâyesini görselliğe de taşıyan The

Ritus Hotel, ünlü Türk ressam İsmail

Acar’ın orijinal eserlerini sergiliyor.

Acar’ın Osmanlı mirasını çağdaş bir

yorumla yeniden ele alan çalışmaları,

otelin çeşitli alanlarında yer alıyor.

Eserlerde, sultanın ihtişamlı ziyafeti,

Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen

okçuluk törenleri ve saray mutfağının

görkemli gelenekleri gibi temalar öne

çıkıyor.

Şef İsa Özdemir ile ritus mutfağı

Roma’dan Osmanlı’ya uzanan kültürel

katmanları modern detaylarla

harmanlıyor. Karşılama töreninden

kahvaltı sofralarına kadar tüm deneyim,

ince düşünülmüş jestlerle şekilleniyor.

Otelin mutfağı ise, bu kültürel derinliği

gastronomik bir anlatıya dönüştürüyor.

Mutfak Şefi İsa Özdemir liderliğinde

hazırlanan menü, geleneksel Türk

mutfağının karakteristik tatlarını

modern pişirme teknikleri ve görsel

sunumla yeniden yorumluyor. 30 yıla


yaklaşan deneyimiyle uluslararası otel

zincirlerinde mutfak liderliği yapan Şef

Özdemir, menüsünü “hem tanıdık, hem

keşfedilmeye değer bir hikaye” olarak

tanımlıyor.

Başlangıçlardan tatlılara kadar geniş

bir lezzet yelpazesi sunan menüde;

fıstıklı kabak bayıldı, enginar ve

kuşkonmazdan oluşan zeytinyağlı trio,

kişnişli somon tartar ve isli ahtapot

gibi imza lezzetler öne çıkıyor. Ana

yemeklerde ise, ‘Ritus Signature’ dana

bonfile, dut pekmezli arpacık soğan

eşliğinde geleneksel ile moderni

buluşturuyor.

Kuzu incik konfi ve nohutlu keşkeğin

birlikteliği hem teknik ustalık hem de

kültürel göndermeleriyle dikkat çekici

bir örnek. Deniz ürünleri sevenler

için, parmesan kaplamalı levrek veya

narenciye marineli somon tazelik

ve rafinelik sunuyor. Tatlılarda ise,

Türk mutfağının klasiklerine çağdaş

bir yorum getiriliyor. Çıtır hibiskus

muhallebi, zerdeçal ve damla sakızı gibi

aromatik notalarıyla alışılmışın dışında

bir tatlı deneyimi yaşatıyor. Lotus’lu

Sebastian cheesecake veya çikolatalı

irmik helvası da menünün nostaljiyle

geleceği buluşturan tatlarından.

Roma döneminden ilham alan

kahvaltı ritüeli

The Ritus Hotel Istanbul Sultanahmet

Genel Müdürü Emre Kaşıkara, Roma

döneminden ilham alan kahvaltı

ritüelini şu sözleriyle aktarıyor:

“Kahvaltımızda, Roma İmparatorluğu

dönemine uzanan bir geleneği

yaşatıyoruz. Antik Roma’da, zaferler,

mevsim değişimleri ve iyi hasat

dönemleri, Hipodrom Meydanı’nda

halkın bir araya geldiği coşkulu

kutlamalarla taçlandırılırdı. Bu

kutlamalarda halka zeytinli ekmek

ve ballı ekmek ikram edilirdi. Biz de

bu geleneği modern bir dokunuşla

misafirlerimize taşıyor, kahvaltıda

zeytinli ekmek ve ballı ekmek ikram

ederek yeni bir günün heyecanını ve

bereketini onlarla paylaşıyoruz.”

The Ritus Hotel’in

gastronomik vizyonu,

sanatla da destekleniyor.

Otelin çeşitli alanlarında

yer alan, ressam İsmail

Acar’ın Osmanlı temalı

eserleri, sadece görsel bir

zenginlik sunmakla kalmıyor;

misafirlere İstanbul’un

geçmişine dair bir anlatı

da sunuyor. Acar’ın çağdaş

bakış açısıyla yeniden

yorumladığı okçuluk

törenleri, saray mutfağı ya da

sultanın ziyafeti gibi temalar,

otelin zamanlar arası bir

bağ kurma misyonuyla

bütünleşiyor.


62

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

PARK

DEDEMAN

VAN

HIZMETE

GIRDI

Dedeman Hospitality, Park Dedeman Van ile kentin güçlü hafızasına saygılı, çağdaş

ve şehirle temas halinde bir misafirperverlik anlayışını Van’ın merkezine taşıdı.

Park Dedeman Van, Van’ın tarihi

ve doğal değerlerinden ilham

alarak, konaklamayı şehrin yaşam

ritmiyle birlikte ele alıyor. Otel, Dedeman

Hospitality’nin 60 yıl içerisinde inşa ettiği

güven, konfor ve “Herkesin Dedeman’ı”

yaklaşımını Van’ın kendine özgü ritmiyle

buluşturan yeni bir buluşma noktası

olarak konumlanıyor.

80 odalı

Yavuz Yılmaz yatırımıyla hayata geçirilen,

Van şehir merkezinde konumlanan Park

Dedeman Van; modern mimari dili ve

yalın tasarım anlayışıyla kent yaşamının

temposuna dengeli bir karşılık sunuyor.

Şehri keşfetmek isteyen misafirler için

ideal bir başlangıç noktası oluşturan

otel, ferah mekân kurgusu ve işlevsel

detaylarıyla hem kısa hem de uzun süreli

konaklamalar için konforlu bir atmosfer

sunuyor. Toplam 80 odasıyla hizmet

veren otel; 28 superior, 36 deluxe, 8

junior suit ve 8 suit oda seçenekleriyle

farklı beklentilere yanıt verebilen esnek

bir yapıya sahip. Gün ışığını içeri alan

odalarda, sade tasarım anlayışı konforu

ön plana çıkarırken, şehirle kurulan

görsel temas konaklama deneyimini

tamamlıyor.

Van Havalimanı’na 7 km mesafede

Park Dedeman Van’da güne zengin

kahvaltı seçenekleriyle başlanırken,

günün ilerleyen saatlerinde misafirler

için bedensel ve zihinsel yenilenmeye

alan açan imkânlar sunuluyor. Türk

Hamamı, sauna ve fitness merkezi, şehir

temposunun ardından dingin bir mola

arayanlar için tamamlayıcı bir deneyim

alanı oluşturuyor. Stratejik konumuyla

öne çıkan otel; Van Havalimanı’na 7 km,

Van Kalesi’ne 5 km ve Akdamar Adası’na

36 km mesafede yer alıyor. Bu konum,

misafirlerine hem şehir merkezine

hem de Van Gölü çevresinde şekillenen

kültürel ve doğal rotalara kolay erişim

imkânı sunuyor.

Urartu uygarlığından günümüze uzanan

tarihsel katmanları, Van Gölü’nün

benzersiz coğrafyası ve Akdamar’ın

simgesel belleğiyle Van; her ziyarette

yeni bir anlam kazanan güçlü bir

destinasyon olarak öne çıkıyor. Park

Dedeman Van, bu çok katmanlı

şehirle kurduğu ilişkiyi, Dedeman

misafirperverliğinin zamansızlığı ile

destekliyor.

Uzun soluklu bir yatırım

Park Dedeman Van, Dedeman

Hospitality’nin bölgedeki varlığını

güçlendirirken; istihdam yaratma, yerel

iş birliklerini destekleme ve turizm

hareketliliğini yıl geneline yayma

hedefleriyle Van’ın sürdürülebilir turizm

potansiyeline katkı sunmayı amaçlıyor.

Dedeman Hospitality, Park Dedeman

Van ile Doğu Anadolu’daki konaklama

yaklaşımını yeni bir noktaya taşırken;

Van’ın şehir kimliğine uyumlu, kalıcı

ve nitelikli bir konaklama deneyimi

sunuyor.


20. YILINI YENILENME VE

SÜRDÜRÜLEBILIRLIKLE KUTLUYOR

Belek’in doğal dokusu içinde yer alan Kempinski Hotel The Dome Belek, 2025’te 20.

yılını kutlarken kapsamlı yenileme ve geliştirme çalışmalarını tamamladı. Açık hava

spor alanları, plaj düzenlemeleri ve Lux Spa ile otelin misafir deneyimi güçlendirildi.

Ana binadaki iki özel süit Selçuk Suite konseptiyle yenilendi.

Belek’te yer alan Kempinski Hotel The

Dome Belek, Avrupa mirasını modern

konforla buluşturuyor ve sürdürülebilir

büyüme anlayışıyla yoluna devam ediyor.

2025, otelin 20. yılı olarak gelişim ve

yenilenmenin simgesi olurken, Akkanat

Holding’in uzun yıllardır süren desteği bu

yolculuğu güçlendiriyor. Otel Genel Müdürü

Amit Sharma, bu özel yılı şu sözlerle

değerlendirdi: “2025, Kempinski Hotel

The Dome Belek için yolculuğumuzdaki

en anlamlı yıllardan biri oldu. Yirmi yıllık

zamansız lüks anlayışımızı kutlarken,

misafir deneyimini her alanda daha da ileri

taşıyacak adımlar attık. Bu süreci, Akkanat

Holding’in değerli desteğiyle güçlenen uzun

vadeli vizyonumuzla şekillendirdik.”

Özel süitler yenilendi

Geçtiğimiz yıllarda tamamlanan kapsamlı

yenileme çalışmalarının ardından, 2025

boyunca otelin birçok alanında deneyimi

zenginleştiren yeni düzenlemeler hayata

geçirildi. Açık hava spor alanları padel

kortu, basketbol sahası ve bocce alanıyla

yeniden kurgulanırken; Akdeniz’in doğal

atmosferiyle bütünleşen plaj alanı daha

rafine bir deneyim sunacak şekilde

yenilendi. Wellness alanında ise Lux Spa’nın

açılışıyla birlikte otelin spa yaklaşımı yeni

bir boyut kazandı. Ana binada yer alan iki

özel süit, Seljuk Suite konseptiyle tamamen

yenilenerek otelin seçkin süit koleksiyonuna

dahil edildi.

pekiştirdi. Bu başarıların arkasında, tutkuyla

çalışan ekibin emeği ve misafirlerin yıllara

yayılan güveni olduğunu vurgulayan Amit

Sharma, süreci şu sözlerle özetledi: “Ekip

arkadaşlarımızın özverisi ve misafirlerimizin

sadakati, bugün ulaştığımız noktadaki en

büyük gücümüz. Bu güvenle, Kempinski

Hotel The Dome Belek’i geleceğe taşımaya

devam ediyoruz.”

Gastronomide yenilik ve çağdaş

dokunuşlar

Gastronomi alanındaki dönüşüm, 2025’in

öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Sağlıklı, vegan ve glutensiz özel menüler;

günümüzün bilinçli misafir beklentilerine

yanıt verirken, Siam Kempinski Hotel

Bangkok’tan konuk edilen özel şef iş

birliğiyle Traders Spice restoranı, otantik

Asya lezzetlerini odağına alan yeni

menüsüyle yeniden konumlandırıldı. Yerel

değerlere vurgu yapan özel rakı kokteylleri

ise otelin gastronomi anlayışına çağdaş bir

dokunuş kattı.

Sürdürülebilir başarı ve geleceğe

hazırlık

Sürdürülebilirlik odağını kararlılıkla

sürdüren Kempinski Hotel The Dome Belek;

Sürdürülebilir Turizm Sertifikası, Blue Flag,

ISO ve LEED Gold gibi prestijli uluslararası

sertifikalara layık görüldü. World Luxury

Awards, Haute Grandeur ve World Travel

Awards tarafından alınan adaylık ve ödüller

ise otelin Türkiye’nin önde gelen lüks

destinasyonları arasındaki konumunu


64

hotel restaurant

& hi-tech

yatırım proje

ARTMİM TASARIMIYLA

ENDÜSTRIYEL HAFIZADAN DOĞAN BIR

KONAKLAMA DENEYIMI

CANOPY BY HILTON İZMIR BOMONTI

ARTMİM tarafından hayata geçirilen Canopy by Hilton İzmir Bomonti, İzmir’in endüstriyel

mirasını çağdaş konaklama anlayışıyla buluşturuyor. 191 odalı otelde avlu kültüründen

ilham alan sosyal alanlar, sanat eserleri ve endüstriyel detaylarla zenginleştirilmiş

tasarım, misafirlere hem tarihi hem de modern bir deneyim sunuyor.

İzmir’in Alsancak–Bornova–Liman

aksının kesişim noktasında konumlanan

Canopy by Hilton İzmir Bomonti, kentin

endüstriyel mirasını çağdaş konaklama

anlayışıyla buluşturan özgün bir dönüşüm

projesi olarak hayata geçirilmiştir. 1912

yılında kurulan ve uzun yıllar İzmir’in üretim

kültüründe önemli bir rol üstlenen Bomonti

Alkol Fabrikası yerleşkesi, bugün geçmişin

izlerini taşıyan çok katmanlı bir kentsel

yaşam alanı olarak yeniden yorumlanmıştır.

Projenin tasarım süreci, ARTMİM’in kurucu

ortağı G. Hakan Külahçı’nın, Canopy by

Hilton markasının dünyadaki tasarım

kimliği ile Bomonti’nin endüstriyel mirasını

örtüştüren ilk kavramsal yaklaşımı ile

şekillenmeye başlamıştır. Özellikle konuk

odalarında, Canopy markasının karakteristik

unsurlarından biri olan kanopi fikrinin,

fabrikanın alkol üretiminde kullanılan

ahşap fıçılardan ilham alan bir yatak başı

kurgusuna dönüştürülmesi, projenin

tasarım mantığında bir çıkış noktası

oluşturmuştur. Bu kavramsal çerçeve,

sürecin devamında ARTMİM tasarım ekibiyle

birlikte, mekânın tümüne yayılan bütüncül

bir tasarım dili olarak geliştirilmiştir.

Canopy by Hilton İzmir Bomonti’de,

markanın global kimliği ile yerel bağlam

arasında güçlü bir ilişki kurulmuştur. Konuk

odalarında fıçı formunu çağrıştıran kanopi

etkisi, hem Canopy markasına gönderme

yapmakta hem de Bomonti yerleşkesinin

üretim geçmişini mekânsal bir anlatıya

dönüştürmektedir.

Endüstriyel mirasın çağdaş yorumu

191 odalı otel yapısında, iç ve dış mekân

ilişkisi esnek bir planlama anlayışıyla ele

alınmıştır. Açık bahçeyle bütünleşen lobi

ve bar alanları, geçmişte fabrikanın sosyal

buluşma noktası olan avlu kültürünü

günümüze taşırken; mekânlar, misafirlerin

yalnızca konakladığı değil, bir araya geldiği

ve sosyalleştiği sıcak ve davetkâr alanlar

olarak kurgulanmıştır. Lobi, geçmişte

fabrikanın bahçesine açılan bir kapı

gibi, dostluk ve komşuluk duygularının

yaşandığı doğal bir geçiş mekânı olarak

tasarlanmıştır.

Otelin genel tasarım dilinde, fabrikanın

endüstriyel yapısına ithafen seçilen

malzemeler ön plandadır. Ham metal

yüzeyler, doğal ahşap dokular ve endüstriyel

detaylar; özgün dokular ve objelerle

desteklenerek mekânda güçlü bir hafıza

katmanı oluşturmaktadır. Tasarım,

endüstriyel mirası birebir kopyalamak

yerine, çağdaş bir yorumla yeniden üretmeyi

hedeflemektedir.

Mekânda anlatısal bir köprü

Projede yer alan sanat eserleri (artwork)

ise tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak

ele alınmıştır. Bu eserler, İzmir’in kültürel

kimliğine ve fabrikanın alkol üretiminde

kullanılan damıtma sistemlerine, boru

hatlarına ve üretim ekipmanlarına

göndermeler içeren, projeye özel olarak

tasarlanmış çalışmalardır. Sanat, bu

bağlamda dekoratif bir unsurdan öte;

mekânın geçmişiyle bugünü arasında

kurulan anlatısal bir köprü olarak

konumlandırılmıştır.

ARTMİM, Canopy by Hilton İzmir Bomonti

projesinde tasarım sürecini, fabrikanın

geçmişteki üretim ve lojistik döngüsüne

benzer bir yaklaşımla; girişten başlayarak

tüm katlara yayılan, kontrollü, tutarlı ve

bütüncül bir sistem olarak ele almıştır.

Endüstriyel mirasın izlerini taşıyan bu yeni

yaşam alanı, İzmir’in kentsel dönüşüm

hikâyesine nitelikli, kalıcı ve zamansız bir

katkı sunmayı amaçlamaktadır.



66

hotel restaurant

& hi-tech

marka

PREMIUM HORECA PROJELERI İÇIN

YENI NESIL BIR YAKLAŞIM

HORECA CONCEPT

Faaliyetlerine 2023 yılında başlayan HoReCa Concept, premium restoran ve otel

projelerinde ürün tedarikini konsept, servis ve operasyonel uyumla bütünleştirerek

sektörde güvenilir ve sürdürülebilir çözümler sunuyor. Geçtiğimiz yıl itibarıyla marka

portföyünü genişletmeyi ve danışmanlık hizmetlerini derinleştirmeyi odağına alan

firmanın bir öncelikli hedefi de, premium projelerde referans alınan bir yapı olmak!

HoReCa sektöründe kalite,

estetik ve operasyonel uyumun

giderek daha belirleyici hale

gelmesine yanıt vermek ilkesiyle

2023 yılında faaliyetlerine başlayan

HoReCa Concept, restoran ve otel

projelerinde ürün tedarik eden bir

yapı olmanın ötesine geçerek; sürecin

tamamına eşlik eden, proje odaklı bir

çözüm ortağı olarak konumlanıyor.

Bu yaklaşım, HoReCa Concept’in

2025 itibarıyla hayata geçirdiği yeni

marka yapılanması ve danışmanlık

odaklı büyüme stratejisinin bir parçası

olarak şekilleniyor. Firma, premium

HoReCa projeleri için ürün tedarik

sürecini; konsept geliştirme, servis dili

oluşturma ve operasyonel ihtiyaçlara

uyum perspektifiyle yeniden tanımlıyor.

Servis ekipmanlarında konsept ve

operasyon uyumu

HoReCa Concept’in temel yaklaşımı,

servis ekipmanlarını mutfak

operasyonunun ve marka kimliğinin

ayrılmaz bir parçası olarak ele

almak üzerine kuruluyor. Bu bakış

açısıyla firma, premium segmentte

yer alan işletmeler için konseptle

uyumlu, uzun vadeli ve sürdürülebilir

çözümler geliştiriyor. Satış ve

dağıtım yapılanmasını, gastronominin

yoğunlaştığı İstanbul, Bodrum,

İzmir, Antalya ve seçili turizm

destinasyonlarına odaklayan HoReCa

Concept, şefler, F&B yöneticileri ve

satın alma ekipleriyle doğrudan iletişim

kurarak her projeye özel ilerlemeyi

temel prensip olarak benimsiyor.

Her projede şef, F&B ve satın

alma ekipleriyle birebir çalışılarak;

ürün seçimi, servis ekipmanlarının

fonksiyonelliği ve marka kimliği

arasındaki denge gözetiliyor. Standart

ürün listeleri yerine, işletmeye özel

kürasyon, numune çalışmaları ve uzun

vadeli tedarik planlaması sunuluyor.

Premium segmentte güvenilir ve

sürdürülebilir çözümler

HoReCa Concept’in ürün portföyü,

fine dining restoranlar, luxury ve

lifestyle oteller ile butik ve chefdriven

gastronomi projelerine yönelik

olarak yapılandırılıyor. Her proje,

işletmenin mutfak yapısı, sunum dili ve

operasyonel ihtiyaçları doğrultusunda

ayrı ayrı değerlendiriliyor.

Distribütörlüğü üstlenilen markalar

ise tasarım dili, üretim kalitesi,

sürdürülebilirlik yaklaşımı, tedarik

sürekliliği ve Türkiye HoReCa pazarına

uyum kriterleri doğrultusunda

titizlikle seçiliyor. HoReCa Concept,

2025 itibarıyla marka portföyünü

genişletmeyi, danışmanlık hizmetlerini

derinleştirmeyi ve premium HoReCa

projeleri için referans alınan, güvenilir

bir yapı olmayı hedefliyor.



68

hotel restaurant

& hi-tech

marka

NG KÜTAHYA SERAMIK, ‘YÜKSELEN

DEĞERLER 2026’ BULUŞMASINDA İŞ

ORTAKLARINI AĞIRLADI

NG Kütahya Seramik, her yıl geleneksel olarak düzenlediği ve iş ortakları

ile hedeflerini paylaştığı ‘Yükselen Değerler’ toplantısını bu yıl NG Afyon

Wellness&Convention Otel’de gerçekleştirdi.

Yeni nesil tasarımları, inovatif ebatlı

ürünleri ve üstün teknolojisiyleseramik

sektöründe Türkiye’nin lider global

markası olan NG Kütahya Seramik, ‘Yükselen

Değerler 2026’ etkinliği için NG Afyon

Wellness&Convention Otel’de iş ortakları ile

bir araya geldi. NG Kütahya Seramik’in buyıl

37’ncisini gerçekleştirdiği ve Türkiye’nin dört

bir yanından gelen iş ortakları ile 2025 yılını

değerlendirerek 2026 yılı hedeflerini paylaştığı

buluşmada, yatırımı tamamlanan NG Kütahya

Seramik 100. Yıl ve yatırımı devam eden

30 Ağustos fabrikalarıyla birlikte Afyon NG

Showroomda ziyaret edildi.

Erkan Güral: “NG Grup olarak 10 yılda 800

milyon euroluk yatırım yaptık”

Açılış konuşmasında 37’nci Yükselen

Değerler toplantısında iş ortakları ile bir araya

gelmekten duyduğu gururu dile getiren NG

Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı

Erkan Güral, “NG Ailesi kalıbına sığmadan

yeni başarılara imza atarak büyüyor. Gelmiş

olduğumuz noktada bugün itibarıyla,

Şubat ayı sonunda 80 milyon metrekarelik

üretim kapasitesine ulaşmış oluyoruz.

Binası hazır bulunan fabrika yatırımımızın

son etabını önümüzdeki yıl devreye alarak

tamamladığımızda üretim kapasitemizi

100 milyon metrekareye çıkarabileceğiz.

Sektördeki liderliğimizi perçinlemeyi

hedefliyoruz” dedi.

Son 3 yıldır yaptıkları yatırımların 313 milyon

euroyu bulduğunu kaydeden Güral, “10 yılda

ise turizm ve porselen grubumuzla birlikte

NG Grubu olarak 800 milyon euroluk yatırım

yapmışız. Demek ki işlerimizi ve çalışma

planlarımızı doğru programladık. Bu yıl ise

kapasitemize göre üretim miktarımız yüzde

50 artacak, ancak cirosal büyümemiz katma

değerli ürünler ve büyük ebatlı ürünler

üretmemizden dolayı yüzde 100 artacak. NG

Kütahya Seramik olarak farkındalık yaratan

katma değeri yüksek ürün gamıyla sektörden

ayrışıyoruz. İlklere imza atan kurucu marka

kimliği ile sektörümüze ilham veriyoruz.

Önümüzdeki dönemde bizim için sadece

büyümek değil, büyürken dijital dönüşüm,

çeviklik, verimlilik, doğru planlama ve finansal

disiplin ile geleceğe hazırlanmak önemli

olacak” diye konuştu.

Nafi Güral: “Üretim alanımızı iki milyon

metrekareye taşıdık”

NG Grup Kurucu Başkanı Nafi Güral ise,

üretim metrekarelerindeki büyüklüğü kendi

ifadeleriyle “Her gün Kütahya'dan 120 tır yola

çıkıyor. Yatırımlarımız tamamlandığında her

gün 150 tır yola çıkacak” şeklinde aktardı.

Babasının 65 yıl önceki öğretilerinin bugün ne

kadar önemli olduğunu gördüğünü ifade eden

Güral, konuşmasını şöyle sürdürdü: “1000

metrekare alan üzerinde 500 metrekarelik

binası olan kerestecilikle işe başladık. Bugün

ise otellerimizi de dahil edersek 2 milyon

metrekare arazi üzerinde 1,2 milyon metrekare

kapalı alana ulaştık. Bayrağı benden devralan

çocuklarım, işi benden daha iyi götürüyor.

Gelecek nesillere şans verin. Biz de onu yaptık

ve o cesaretle ve sorumluluklabugünlere

geldik.”

Devecioğlu: “Yeni ebatlar ve yüzey

teknolojileriyle fark oluşturmayı

sürdüreceğiz”

NG Kütahya Seramik’in yatırımları, yenilikçi

ürünleri ve yüzey teknolojilerini anlatan bir

sunum gerçekleştiren NG Kütahya Seramik

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fabrika

Genel Müdürü Ahmet Devecioğlu, 2025 yılının

ürün ve teknoloji geliştirmede önemli bir

yıl olduğunu kaydetti. 30 Ağustos Fabrikası

yatırımlarının hızla sürdüğünü belirten

Devecioğlu, “Türkiye’de ilk kez 160x320 cm

ebatlarında çok büyük ebatlı seramik karo

üretimini gerçekleştirdiğimiz NG Stone

vesadece 3 mm kalınlığıyla ultra ince, dayanıklı

ve esnek bir dış cephe kaplama çözümü

sunan NG Slim gibi inovatif koleksiyonlarımız,

mimari projelerde yoğun ilgi gördü. Bunlara

NG Kütahya Seramik özelinde 100x100 cm,

NG Slim özelinde 120x360 cm ve NG Performa

özelinde 80x80 cm ölçülerinde yeni ebatlar

ekledik. Türkiye’de ilk kez uyguladığımız DDG

(DeepDigitalGlaze) gibi teknolojilere ilave

olarak ise SHP Mat (Dijital Rölyef Teknolojisi),

BLT Mat (Büyük Ebat Rölyef Yüzeyler) ve

Yüksek Efektli Lappato (HG Lappato) gibi yeni

yüzey teknolojilerini geliştirdik. Bu çalışmalarla

sektörde fark yaratmayı sürdüreceğiz” dedi.

En başarılı iş ortaklarına ödülleri verildi

NG Kütahya Seramik Yükselen Değerler 2026

iş ortakları toplantısı, yıllarını tamamlamış

olan iş ortaklarına 10. yıl, 15. yıl, 20. yıl,

25. yıl, 30. yıl ve 35. yıl anısına ödüllerin

verildiği törenle devam etti. Bölge Birinciliği

Ödülleri’nin ve ilk 20 ciro ödül plaketlerinin

NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı

Erkan Güral tarafından verildiğitörende Güral,

plaketleri NG Ailesi’nin 4’üncü kuşağı fertleri

olan oğulları Umut ve Demir Güral ile Kütahya

Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral

Sürmeli’nin oğlu Nafi Emir ve NG Hotels

Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral’ın oğlu

Bora Gür’üsahneye çağırarak onlarla birlikte

verdi.

Gecede ödül alanlar şu şekilde açıklandı

2025 Türkiye Perakende Ciro Birincisi

Türkmenler Yapı, aynı zamanda Marmara

bölge 1’incisi, 2025 Türkiye Proje Ciro Birincisi

DMC Yapı aynı zamanda, İç Anadolu ve

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bölge 1’incisi,

2025 Türkiye Ciro İkincisi Beyaz 33 İnşaat, aynı

zamanda, Doğu Akdeniz Bölgesi’nin 1’incisi,

2025 Türkiye Ciro Üçüncüsü Opal Yapı, aynı

zamandaBatı Akdeniz Bölgesi’nin 1’incisi, 2025

Türkiye Ciro Üçüncüsü Yılmazlar Banyo oldu.



70

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj brand interview

DIŞ MEKÂN MOBILYALARINDA DAYANIKLILIĞI

TASARLAYAN ÜRETIM ANLAYIŞI

İzmir’de zanaatkârlık temelli bir üretim

anlayışıyla doğan CEKA, bugün otel,

restoran ve kurumsal projeler için dış

mekân mobilyalarında uzmanlaşmış

bir üretim partneri olarak öne çıkıyor.

Malzemeye saygı, dayanıklılık ve uzun vadeli

kullanım performansı markanın tüm üretim

yaklaşımını belirliyor.

CEKA’nın kuruluşundan bugünkü

konumuna, üretim ve tasarım vizyonundan

gelecek hedeflerine uzanan süreci, CEKA

Genel Müdürü Mahir Çetinkaya ile konuştuk.

CEKA’nın kuruluş hikayesi ve temel

değerleri nelerdir?

CEKA, İzmir’de zanaatkârlık temelli bir

üretim pratiğiyle doğdu. Üretim, yalnızca

sonuç değil; malzeme, yapı ve kullanım

ilişkisini anlamaya dayalı bir süreç olarak

ele alındı. Bugün CEKA, otel, restoran ve

kurumsal projeler için hazır koleksiyonlar

ve projeye özel çözümler sunan bir üretim

partneri olarak konumlanıyor.

Temel değerler; malzemeye saygı,

üretimde süreklilik ve uzun vadeli kullanım

performansı üzerine kurulu.

Ürün portföyünüzde öne çıkan

segmentler ve uzmanlık alanlarınız

nelerdir?

Otel ve restoran projelerine yönelik

alüminyum sandalye sistemleri, oturma

grupları ve şezlonglar ana uzmanlık

alanlarını oluşturuyor. Malzeme seçimleri;

iklim koşulları, kullanım yoğunluğu ve

CEKA Genel Müdürü Mahir Çetinkaya

bakım gereksinimleri dikkate alınarak

yapılıyor. Hazır koleksiyonların yanında,

projeye özel çözümler de önemli

bir paya sahip.

2025 yılı firmanız açısından nasıl

geçti? Satış performansı, yeni

projeler ve müşteri portföyü

açısından geçen yılı değerlendirir

misiniz?

2025, proje niteliğinin ve uzun vadeli iş

birliklerinin öne çıktığı bir yıl oldu. Hazır

koleksiyonlar ve projeye özel çözümler

farklı ölçeklerde uygulandı, müşteri

portföyü çeşitlendi. Üretim altyapısının

güçlendirilmesi, kalite ve termin dengesinin

korunmasını sağladı.

İhracat faaliyetleriniz ve

uluslararası pazar stratejiniz nedir?

İhracat, proje bazlı iş birlikleri ve farklı iklim

koşullarında edinilen deneyimler üzerinden

ilerliyor. Ürünler; estetik kadar uzun vadeli

performans ve bakım kolaylığı kriterleriyle

değerlendiriliyor. Esnek üretim yapısı,

farklı pazarlara hızlı uyum sağlama avantajı

sunuyor.

Yeni ürün tasarımı ve Ar-Ge

süreçleriniz nasıl ilerliyor?

Melek Demirci Studio iş birliğiyle ürün

geliştirme süreci, malzeme, yapı ve

mekânsal bağlamı birlikte ele alan

bütüncül bir yaklaşımla yürütülüyor.

Tasarım kararları, üretilebilirlik ve uzun

vadeli performans kriterleriyle eş zamanlı

geliştiriliyor.

2026 ürünlerinde hangi tasarım

anlayışını ön plana çıkarıyorsunuz?

Fonksiyonellik, dayanıklılık, estetik

ve sürdürülebilirlik kriterlerinizi

nasıl belirliyorsunuz?

2026 koleksiyonlarında fonksiyonellik,

ergonomi ve bakım kolaylığı öncelikli.

Dayanıklılık, yapı ve yüzey detaylarıyla

birlikte bütüncül ele alınıyor. Estetik

anlayış zamana direnebilen sade formlar

üzerine kurulu. Uzun ömürlü ürünler,

sürdürülebilirliğin temel yaklaşımını

oluşturuyor.

2026 hedefleriniz ve planladığınız

projeler nelerdir?

Lyra Collection, yeni dönem ürün

yaklaşımının merkezinde yer alıyor.

Yeni fabrika yatırımıyla üretim kapasitesi

artırıldı. Uluslararası tasarım platformları

ve ödül programları, marka görünürlüğünü

artırmaya yönelik hedefler arasında

bulunuyor.

Müşteri memnuniyeti ve

sürdürülebilirlik yaklaşımınız nasıl

şekilleniyor?

Ürünlerin kullanım sürecinde oluşabilecek

üretim veya malzeme kaynaklı sorunlarda

bakım ve tadilat desteği sağlanıyor.

Onarılabilir yapılar ve uzun ömürlü

çözümler, sürdürülebilirliğin temelini

oluşturuyor. Müşteri ilişkileri uzun vadeli iş

birlikleri üzerinden kurgulanıyor.


Designing Durability in Outdoor Furniture:

CEKA’s Production Philosophy

Founded in İzmir with a craft-based

production approach, CEKA today stands

out as a specialized manufacturing

partner in outdoor furniture for hotels,

restaurants, and corporate projects. Respect

for materials, durability, and long-term

performance define the brand’s entire

production philosophy.

We spoke with CEKA General Manager Mahir

Çetinkaya about the company’s journey

from its foundation to its current position,

its production and design vision, and future

goals.

What is CEKA’s founding story and

core values?

CEKA was born in İzmir through a craftbased

production practice. Production was

approached not merely as an end result, but

as a process centered on understanding the

relationship between material, structure,

and use. Today, CEKA is positioned as a

production partner offering ready-made

collections and project-specific solutions for

hotels, restaurants, and corporate projects.

Its core values are built on respect for

materials, continuity in production, and longterm

usage performance.

Which segments and areas of

expertise stand out in your product

portfolio?

Aluminum chair systems, seating groups,

and sun loungers for hotel and restaurant

projects form our main areas of expertise.

Material choices are made by considering

climate conditions, usage intensity, and

maintenance requirements. In addition to

ready-made collections, project-specific

solutions account for a significant share.

How did 2025 perform for your

company? Could you evaluate the

year in terms of sales performance,

new projects, and customer

portfolio?

2025 was a year in which project quality

and long-term collaborations came to the

fore. Ready-made collections and custom

solutions were implemented across different

scales, and the customer portfolio diversified.

Strengthening the production infrastructure

ensured a balance between quality and

delivery times.

What are your export activities and

international market strategy?

Exports progress through project-based

collaborations and experience gained in

different climate conditions. Products are

evaluated based on long-term performance

and ease of maintenance, as much as

aesthetics. The flexible production structure

provides an advantage in quickly adapting to

different markets.

How do your new product design

and R&D processes evolve?

In collaboration with Melek Demirci

Studio, product development is carried out

through a holistic approach that considers

material, structure, and spatial context

together. Design decisions are developed

simultaneously with manufacturability and

long-term performance criteria.

Which design approach do you

highlight in your 2026 products?

How do you define your criteria for

functionality, durability, aesthetics,

and sustainability?

In the 2026 collections, functionality,

ergonomics, and ease of maintenance

are prioritized. Durability is addressed

holistically, together with structural and

surface details. The aesthetic approach is

based on timeless, simple forms. Longlasting

products form the core of the

sustainability approach.

What are your goals and planned

projects for 2026?

The Lyra Collection stands at the center

of the new product approach. With a new

factory investment, production capacity has

been increased. Participation in international

design platforms and award programs is

among the goals aimed at enhancing brand

visibility.

How do your customer satisfaction

and sustainability approaches take

shape?

Maintenance and repair support is provided

in case of production- or material-related

issues that may arise during the product’s

lifecycle. Repairable structures and longlasting

solutions form the foundation of

sustainability. Customer relations are built

on long-term partnerships.


72

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj brand interview

AV. AÇELYA GÜNGÖR

“BURSA’DAKI YENI FABRIKAMIZ GLOBAL

PROJELERIMIZI DESTEKLEYECEK

GÜÇLÜ BIR YATIRIM’’

Su parkı tasarımı ve üretiminde

Türkiye’nin önde gelen markalarından

Polgün Waterparks, 20 yılı aşan sektör

tecrübesini yeni yatırımlar ve uluslararası

prestij projeleriyle büyütmeye devam ediyor.

Üretim altyapısını Bursa’daki yeni fabrikasıyla

güçlendiren, projelerini bugün 70’ten fazla

ülkeye taşıyan Polgün Waterparks; konsept

aquapark anlayışı, tasarım odaklı mühendislik

yaklaşımı ve dünya çapında ses getiren

yatırımlarıyla turizm sektöründe tercih edilen

bir marka.

Polgün Waterparks’ın büyüme yolculuğunu,

küresel projelerini ve su parkı sektörüne

bakışını Polgün Waterparks Genel Müdürü Av.

Açelya Güngör ile konuştuk.

Polgün Waterparks’ın 20 yılı aşan

yolculuğu nasıl başladı? Bugün

geldiğiniz noktada, artan proje

talepleri ve genişleyen üretim

altyapınız markanızın ölçeğini

ve sektördeki konumunu nasıl

yansıtıyor?

Polgün Waterparks olarak 20 yılı aşkın süredir

su parkı tasarımı, üretimi ve montajı alanında

Muğla’da faaliyet gösteriyoruz. Bugün

dünyanın 70’den fazla ülkesine 1500’den fazla

proje ihraç ettik. İlk günden bu yana tüm

üretim hattını kendi bünyesinde barındıran tek

firma olarak, artan proje taleplerine üretim

üslerimizi genişleterek, büyüyerek cevap

veriyoruz.

700’den fazla çalışanımızla Muğla, İstanbul ve

Antalya’daki mevcut 5 fabrikamıza ek olarak,

sanayinin kalbi Bursa’da faaliyete geçirdiğimiz

yeni fabrikamızla üretim kapasitemizi daha da

artırdık. Bursa’nın stratejik konumu, lojistik

avantajları ve güçlü sanayi altyapısı bize büyük

ölçekli projeleri çok daha hızlı, entegre ve

yüksek kalitede üretme imkanı tanıdı. Yurt

içindeki yüksek teknolojili fabrikalarımız

ve Ar-Ge altyapılı mühendislik gücümüzü,

İspanya’daki Polgün Europe yurt dışı satış

ofisimizle birleştirerek ürünlerimizi bugün

dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz.

Koşulsuz müşteri memnuniyeti kırmızı

çizgimiz.

Dev kadromuz ve disiplinimizle zamanında

proje teslim edebilme gücümüz; kaliteli,

uzun ömürlü ve talebe özel tasarım projeleri

üretebilme becerilerimiz markamıza duyulan

bu güveni ve sektördeki lider konumumuzu

belirleyen esas öğeler diyebilirim.

Turizm tesisleri için geliştirdiğiniz

aquapark projelerinde Polgün

Waterparks’ı diğer üreticilerden

ayıran yaklaşımı nasıl tanımlarsınız?

Konsept tasarım, proje kapsamı ve

sunduğunuz çözümler bu noktada

nasıl bir rol oynuyor?

Turizm sektörüne sunduğumuz hizmet,

aslında sadece bir ürün tedariğinden ibaret

değil; biz tesislerin reklam gücünü artıracak,

marka algısını güçlendirecek ve yoğun rekabet

ortamında tercih sebebi olmalarını sağlayacak

nitelikte yüksek tasarım değerine ve kaliteye

sahip konsept aquaparklar üretebiliyoruz.

Bu ölçekte projeleri yaparken müşterinin

taleplerine veya tesisin konseptine uygun,

markaya özel tasarımlar üretmek her firmanın

altından kalkabileceği bir iş modeli değil.

Bizim tercih sebebi olmamız tesise özel

çözümler sunmamızdan geçiyor. Geçtiğimiz

sezon Antalya Land of Legends içinde yeni

açılan Nickelodeon Hotel için ürettiğimiz

Sponge Bob temalı Splash Tower buna güzel

bir örnektir. Müşterimizin hayal ettiği her şeyi,

evet Polgün gerçekleştirebilir.

2025 yılında Polgün adına öne çıkan,

uluslararası ölçekte ses getiren

projelerden biri olarak Rixos

Murjana Resort – KAEC su parkı

yatırımı dikkat çekiyor. Bu proje

Polgün için nasıl bir anlam taşıyor

ve hem mühendislik yaklaşımınız

hem de küresel pazardaki

konumunuz açısından neyi temsil

ediyor?

2025 yılı Polgün için sadece üretim hacmiyle

değil, imza attığımız prestijli projelerle de bir

dönüm noktası oldu. Bu yılın en çok konuşulan

ve küresel çapta dikkat çeken işi, Suudi

Arabistan’daki King Abdullah Economic City

(KAEC) bünyesinde yer alan Rixos Murjana

Resort projesidir. Bölgenin en büyük ve en

kapsamlı turizm yatırımlarından biri olan bu

dev tesisin tüm su parkı projelendirmesini ve

üretimini Polgün olarak biz üstlendik.

Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleri

doğrultusunda hayata geçirilen bu projede yer

almak, Polgün’ün mühendislik gücünün dünya

devleri tarafından tescillenmesi anlamına

geliyor. Bir Türk markasının global arenada bu

denli büyük projelere imza atıyor olmasında,

markamızın kurucusu CEO’muz İbrahim

Güngör’ün geleceğe odaklanan vizyoner

kişiliği ve yetenekli ekibimizin sanat ve

mühendisliği harmanlayan çalışmaları büyük

rol oynamaktadır.

Rixos Murjana Resort – KAEC

projesinde ortaya koyduğunuz bu

ölçek, tasarım dili ve operasyonel

başarıyı düşündüğümüzde; Polgün

Waterparks’ın benzer nitelikte,

uluslararası arenada öne çıkan

başka hangi projeleri sektörde

referans olarak gösterebilirsiniz?

Farklı coğrafyalarda üstlendiğimiz ve her

biri bölgesinin referans noktası haline

gelen projeler için tercih edilen ve bu değer

ile yükselen bir Türk markası olmanın

sorumluluğunu taşıyoruz. Fas’ın en büyük

arazilerinden birine geçtiğimiz yıl kurduğunuz

Danialand projesi bugün bir cazibe merkezi

haline gelip binlerce ziyaretçiyi ağırlarken;

şu an Yunanistan Pantheon Aquapark’ta

sektörün en prestijli ödülü olan IAAPA BRASS

RING’i alan ve ilk defa kurulumu yapılacak

olan ‘Navatu' konsept kaydırağımızın montajı

devam ediyor.

Eş zamanlı olarak yürüttüğümüz bir diğer dev

projemiz de Özbekistan’da global bir marka

olan Wyndham Charvak için lüks segmentte

ve yine en yeni kaydıraklarımızdan biri olan

Afrika temalı ‘Savana’ konsept kaydırağımız

da bu projede ilk kez sahneye çıkıyor. Tüm

bu projeler, Polgün’ün sadece üretimde

değil, firmaya özel tasarım ve Ar-Ge altyapılı

mühendislikte de uluslararası bir marka

olduğunu teyit etmektedir.


Lawyer Açelya Güngör

“Our New Factory in Bursa Is a Strong Investment

That Will Support Our Global Projects”

Polgün Waterparks, one of Türkiye’s

leading brands in water park design

and production, continues to grow

its over 20-year industry experience

through new investments and prestigious

international projects. Strengthening its

production infrastructure with its new

factory in Bursa, Polgün Waterparks delivers

projects to more than 70 countries today.

With a concept aquapark approach, designfocused

engineering, and globally recognized

projects, the brand has become a preferred

name in the tourism sector.

We spoke with Polgün Waterparks General

Manager, Attorney Açelya Güngör, about the

company’s growth journey, global projects,

and perspective on the water park industry.

How did Polgün Waterparks’ journey

of over 20 years begin? At your current

stage, how do increasing project demands

and expanding production infrastructure

reflect the scale of your brand and its

position in the industry?

Polgün Waterparks has been operating in

Muğla for over 20 years in the field of water

park design, production, and installation.

Today, we have exported over 1,500 projects

to more than 70 countries around the

world. From day one, we have been the only

company in the sector to host the entire

production line in-house, and we meet

increasing project demands by expanding

and growing our production facilities.

With over 700 employees, in addition to our

five existing factories in Muğla, İstanbul,

and Antalya, we have further increased our

production capacity with our new factory

in Bursa, the heart of the industry. Bursa’s

strategic location, logistical advantages, and

strong industrial infrastructure allow us to

produce large-scale projects faster, in an

integrated manner, and with high quality.

By combining our high-tech factories and

R&D-powered engineering team in Türkiye

with our Polgün Europe overseas sales office

in Spain, we export our products worldwide.

Unconditional customer satisfaction is our

red line.

Our ability to deliver projects on time with a

large and disciplined team, along with our

capability to produce high-quality, longlasting,

and custom-designed projects, are

the key factors that earn our brand trust and

define our leading position in the sector.

How would you describe Polgün

Waterparks’ approach that sets it apart

from other producers in aquapark projects

for tourism facilities? How do concept

design, project scope, and the solutions

you offer play a role here?

The service we provide to the tourism

sector is not just about supplying a product;

we manage concept aquaparks with high

design value and quality that enhance the

advertising power of the facilities, strengthen

brand perception, and make them preferred

choices in a competitive environment.

Producing projects of this scale with designs

tailored to the client’s demands or the

facility’s concept is not a business model

every company can handle. Our reason for

being preferred is that we provide facilityspecific

solutions. A good example is the

SpongeBob-themed Splash Tower we

produced for the newly opened Nickelodeon

Hotel in Antalya’s Land of Legends last

season. Whatever the client envisions, yes,

Polgün can realize it.

The Rixos Murjana Resort – KAEC water

park investment stands out as one of the

internationally prominent projects for

Polgün in 2025. What does this project

mean for Polgün, and what does it

represent in terms of your engineering

approach and global market position?

The year 2025 became a milestone for Polgün

not only in terms of production volume but

also due to prestigious projects we undertook.

The most talked-about and globally

recognized project this year is the Rixos

Murjana Resort in King Abdullah Economic

City (KAEC), Saudi Arabia. We handled the

planning and production of all water park

facilities for this major tourism investment,

one of the largest and most comprehensive in

the region.

Participating in this project, which was

realized in line with Saudi Arabia’s Vision 2030

goals, confirms Polgün’s engineering power

as recognized by global leaders. The visionary

outlook of our founder and CEO İbrahim

Güngör, together with our talented team that

blends art and engineering, plays a major role

in a Turkish brand undertaking such largescale

projects on the global stage.

Considering the scale, design language,

and operational success demonstrated in

the Rixos Murjana Resort – KAEC project,

what other internationally prominent

projects can Polgün Waterparks cite as

references in the sector?

We carry the responsibility of being a

Turkish brand that is preferred in various

geographies and rises in value with projects

that become reference points in their

regions. For example, the Danialand project

in Morocco, established last year on one of

the largest plots in the country, has become

an attraction center welcoming thousands of

visitors. Meanwhile, at Pantheon Aquapark

in Greece, we are assembling our ‘Navatu’

concept slide for the first time, which won the

prestigious IAAPA BRASS RING award.

Another major project we are executing

simultaneously is for the global Wyndham

Charvak brand in Uzbekistan, where we are

debuting our newest slide, the Africa-themed

‘Savana’ concept, in the luxury segment. All

these projects confirm that Polgün is not

only a manufacturer but also an international

brand in facility-specific design and R&Dbacked

engineering.


74

hotel restaurant

& hi-tech

marka

YAYLA GIDA’NIN SÜRDÜRÜLEBILIR

BÜYÜME VIZYONUNA AVRUPA

KALKINMA BANKASI’NDAN DESTEK

Türkiye’nin lider gıda üreticisi Yayla Gıda, Niğde’deki yeni tesisinde hayata geçireceği yeşil

ve kapsayıcı üretim projeleri için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 60 milyon

Euro tutarında kredi anlaşması imzaladı. Proje, katma değerli gıda üretimini artırırken

döngüsel ekonomi, genç istihdamı ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında sektöre

öncülük etmeyi hedefliyor.

Türkiye gıda sektörünün

yenilikçi gücü Yayla Agro Gıda,

sürdürülebilir kalkınma hedefleri

doğrultusunda stratejik bir yatırıma

daha imza attı. Şirket, yeni açılan

Niğde tesisindeki üretim kapasitesini

ve çevresel sürdürülebilirlik projelerini

desteklemek amacıyla, uzun süreli

iş ortağı Avrupa İmar ve Kalkınma

Bankası'ndan (EBRD) 60 milyon Euro

kredi desteği sağladı.

Gıdanın geleceğine yatırım

Bakliyat, pirinç ve bulgur gibi temel

gıda ürünlerinin yanı sıra "Yemek

Hazır" serisiyle yenilikçi bir pazar

oluşturan Yayla Agro, bu finansmanla

Niğde tesisini bir teknoloji ve inovasyon

üssüne dönüştürüyor. Niğde Tesis

Besin, katma değeri artırılmış

fonksiyonel gıda yaklaşımıyla;

freeze-dry meyve ve sebzelerden

glütensiz makarnaya, rice cake’ten

müsli & granolaya, bar grubundan

bakliyat cipsine, klasik chips

çeşitlerinden Türkiye’de ilk kez üretilen

zenginleştirilmiş pirinç ürün ailesine

uzanan geniş ürün portföyüyle gıdanın

geleceğini şekillendirmede stratejik bir

rol üstlenmektedir.

Gençlere, kadınlara istihdam kapısı

Yatırımın odak noktasında sadece

üretim artışı değil, aynı zamanda

çevresel ve sosyal sorumluluk projeleri

de yer alıyor. Yayla Agro, Niğde

tesisinde kuracağı "Tarım Teknolojileri

Kuluçka ve Beceri Merkezi" ile

gençlerin istihdam edilebilirliğini

artırmayı ve sektörde kapsayıcı

büyümeyi teşvik etmeyi amaçlıyor.

Ayrıca şirket, işe alım süreçlerini ve iş

yeri politikalarını güçlendirerek kadın

istihdamını artırmayı ve toplumsal

cinsiyet eşitliği konusunda örnek bir

model oluşturmayı taahhüt ediyor.

Çevresel açıdan ise tesiste uygulanacak

kapsamlı "döngüsel ekonomi modeli"

sayesinde birincil tarımsal üretime

bağımlılık azaltılacak, sera gazı

emisyonları ve su kullanımı minimum

seviyeye indirilecek.

Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde

bulunan Yayla Gıda Yönetim Kurulu

Başkanı Hasan Gümüş, şunları söyledi:

“EBRD gibi saygın ve küresel ölçekte

güvenilirliği kanıtlanmış bir kurumla

iş birliği yapmak, bize yalnızca finansal

kaynak sağlamanın ötesinde; güçlü

bir marka itibarı, ileri düzey kurumsal

yönetim uygulamaları ve sürdürülebilir

büyüme kabiliyeti kazandırıyor.

EBRD’nin desteğiyle teknolojiyi ve

inovasyonu üretim süreçlerimizin

merkezine alarak, bugün ve gelecek

nesiller için vitamin ve mineral

açısından zenginleştirilmiş, ideal

porsiyon bazlı besleyici ve inovatif gıda

ürünlerini döngüsel ekonomi ilkeleri

doğrultusunda üretmeyi hedefliyoruz.”

EBRD Gıda ve Tarım İşletmeleri Ekibi

İşlemler Başkanı Wojtek Boniaszczuk

ise, Yayla Agro ile derinleşen iş

birliklerine dikkat çekerek şu ifadeleri

kullandı: "Bu yatırım, Yayla ile uzun

süredir devam eden ortaklığımızı

derinleştiriyor ve yenilikçi, katma

değerli gıda üretimini büyüten büyük

bir Türk şirketini destekliyor. Yeşil

teknolojileri, gençlerin beceri gelişimini

ve daha güçlü toplumsal cinsiyet

uygulamalarını birleştiren bu proje,

sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme için

endüstri standartlarını belirlemeye

yardımcı olacak."

Türkiye’nin en büyük kurumsal

yatırımcılarından biri olan EBRD, 2009

yılından bu yana Türkiye’de 500’den

fazla projeye 23 milyar Euro’yu aşkın

yatırım gerçekleştirdi.



76

hotel restaurant

& hi-tech

marka etkinlik brand event

BONNA, GENÇ ŞEFLERE DESTEK

PROJESINI HATAY’DA DUYURDU

Gastronomiye yaptığı katkılara bir yenisini daha ekleyen Bonna, “Yarına da Kalsın”

ana sosyal sorumluluk projesi kapsamında okullara ekipman desteği sağlamak için

“Bonna Geleceğin Şeflerinin Yanında” isimli projesini hayata geçirdi.

Bonna Geleceğin Şeflerinin Yanında”

projesinin ilk basın lansmanı zengin

mutfağıyla dikkat çeken medeniyetler

şehri Hatay’da gerçekleşti. 9 Ocak’ta basın

davetlileri ve Bonna ekibi, Şehit Serkan

Talan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

Konferans Salonu’nda Hataylı öğrenciler ve

öğretmenlerle bir araya geldi.

Sürdürülebilirlik çalışmaları

anlatıldı

Ekipman desteğinin yanı sıra öğrenciler ve

öğretmenlerle de bir araya gelen Bonna

ekibi, onlarla sohbet ederek geleceğin

şeflerini bizzat dinledi. Bonna Pazarlama

Müdürü Esra Atagün Karaduman,

Bonna’nın sürdürülebilirlikle ilgili

çalışmalarını aktardı. Koleksiyonlarıyla

da sürdürülebilir bir dünyaya destek

olmaya çalışan ve bu kapsamda “Yarına

da Kalsın” sürdürülebilirlik mottosuyla

hareket eden Bonna, geri dönüştürülmüş

porselen atıklarından ürettiği Cras ve

Ground koleksiyonları ile bugüne kadar

120 bin parça üretim gerçekleştirdi. Marka,

Vitrified ürünleriyle de sürdürülebilirliğe

katkı sağlamayı sürdürüyor. Dayanıklı,

sürdürülebilir ve el yapımı hissi veren

Vitrified ürünleri, fırınlarda sadece bir kez

pişirilerek standart porselenlere göre daha

az enerji tüketiyor ve Bonna’nın düşük

karbon ayak izi hedefini, çevre dostu bir

kategori olarak destekliyor.

Sürdürülebilir Gastronomi Uzmanı Cansu

Dirim de “Sürdürülebilir Gastronomi

Buluşmaları” kapsamında yaptığı sunumla

artan dünya nüfusuyla ilgili bilgi vererek,

sürdürülebilirliğin zorunluluğuna dikkat

çeken bilgilendirmelerde bulundu.

Sunumların ardından, konuk şefler

Çiğdem Seferoğlu ve Baykaner Gönen’in

de katılımıyla öğrenciler ve öğretmenlerle

birlikte “Sürdürülebilirlik Sohbetleri”

gerçekleştirildi.

olarak gördüğünü belirterek, son iki yılda

Türkiye genelinde 100’den fazla okula

ekipman desteği sağladıklarını söyledi. Son

6 ayda bu yaklaşımı daha sürdürülebilir

ve bütüncül bir yapıya dönüştürdüklerini

vurgulayan Karaduman, gastronominin

geleceğinin eğitimle şekillendiğine

inandıklarını ifade etti. “Yarına da Kalsın”

sürdürülebilirlik projesi kapsamında hayata

geçirilen “Bonna, Geleceğin Şeflerinin

Yanında” projesiyle yalnızca ekipman

desteği sunmadıklarını, genç şeflerin

mesleki yolculuklarında uzun vadeli bir

destek ekosistemi oluşturmak amacıyla Neo

Skola ile yaptıkları iş birliği kapsamında,

öğrencilere Neo Skola’da yer alan

eğitimlerden hediye ederek onları liderlikten

yetkinlik gelişimine, gastronomi bilgisinden

kişisel markaya kadar çok boyutlu bir alanda

yetkinlik kazanmalarına destek olmayı

hedeflediklerini dile getirdi.

Projenin ilk durağının Hatay olmasının ise

tesadüf olmadığını belirten Karaduman,

gastronomi mirası güçlü olan bu şehirde

gençlerle bir araya gelmenin eğitimde eşitlik

ve sürdürülebilir gastronomi vizyonunu

birleştirdiğini söyledi. Hatay buluşmasının

Bonna için 2026’nın en özel adımlarından

biri olduğunu ifade eden Karaduman,

sürdürülebilirliği merkezine alan bir

marka olarak genç nesillere bu yaklaşımı

aktarmaya ve gastronomi ekosistemini

birlikte büyütmeye devam edeceklerini

kaydetti.

Karaduman: “Hatay’ı seçmemiz

tesadüf değil”

Bonna Pazarlama Müdürü Esra Atagün

Karaduman, Bonna’nın genç şefleri

desteklemeyi kurum kültürünün bir parçası


Bonna Supports the Education

of Future Chefs

Adding a new initiative to its ongoing contributions to gastronomy, Bonna has launched

the “Bonna Stands by the Chefs of the Future” project as part of its main social

responsibility project, “Save for Tomorrow.” Through this initiative, Bonna aims to

provide plate equipment support to schools and contribute to the education of future

culinary professionals.

The first press launch of the “Bonna

Stands by the Chefs of the Future”

project took place in Hatay, the

city of civilizations renowned for its rich

culinary heritage. On January 9, members

of the press and the Bonna team came

together with students and teachers

from Hatay at the Şehit Serkan Talan

Vocational and Technical Anatolian High

School Conference Hall.

Bonna's deep commitment to

sustainability

In addition to providing equipment

support, the Bonna team engaged directly

with students and teachers, listening

to the aspirations of future chefs.

Esra Atagün Karaduman, Marketing

Manager at Bonna, shared the brand’s

sustainability initiatives. Operating

under the sustainability motto “Save

for Tomorrow,” Bonna supports a more

sustainable future through its collections.

To date, the brand has produced 120,000

pieces from the recycled porcelain waste

with its Cras and Ground collections.

Bonna also continues to contribute

to sustainability through its Vitrified

products, which are durable, sustainable,

and offer a handcrafted feel. These

products are fired only once in their

production, consuming less energy

than standard porcelain and supporting

Bonna’s low carbon footprint goals as an

environmentally responsible category.

Cansu Dirim, a Sustainability Gastronomy

Specialist, also delivered a presentation

as part of the “Sustainable Gastronomy

Meetings,” highlighting the growing

global population and emphasizing the

necessity of sustainability. Following

the presentations, “Sustainability Talks”

were held with students and teachers,

featuring guest chefs Çiğdem Seferoğlu

and Baykaner Gönen.

Karaduman: “Choosing Hatay was

no coincidence”

Emphasizing that supporting young chefs

is an integral part of Bonna’s corporate

culture, Esra Atagün Karaduman stated

that the company has provided equipment

support to more than 100 schools across

Türkiye over the past two years. She noted

that in the last six months, this approach

has evolved into a more sustainable and

holistic structure, driven by Bonna’s belief

that the future of gastronomy is shaped

through education.

She stated that with the “Bonna Stands by

the Chefs of the Future” project, launched

under the “Save for Tomorrow” main

social responsibility project, Bonna aims

not only to provide equipment support

but also to build a long-term support

ecosystem for young chefs. Through its

collaboration with Neo Skola, the project

offers students access to Neo Skola’s

training programs, supporting their

development across a multidimensional

spectrum ranging from leadership

and skill development to gastronomic

knowledge and personal branding.

Karaduman emphasized that Hatay was

deliberately chosen as the launch point

for the project, stating that bringing

young people together in a city with

such a strong gastronomic heritage

aligned educational equality with Bonna's

sustainable gastronomy vision. Describing

the Hatay gathering as one of Bonna’s

most meaningful initiatives of 2026,

Karaduman concluded by reaffirming

the brand’s commitment to sharing its

sustainability-driven approach with future

generations and continuing to grow the

gastronomy ecosystem together.


78

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

ALTIN KAŞIK GASTRONOMI

ÖDÜLLERI 7. KEZ SAHIPLERIYLE

BULUŞTU

Mutfak Dostları Derneği’nin 2018 yılında kuruluş hedefleri doğrultusunda başlattığı

ve yeme-içme alanını tüm bileşenleriyle kapsayan, başarılı kişi ve kuruluşları

destekleyerek gastronomi alanındaki çıtayı yükseltmeyi hedefleyen Altın Kaşık

Gastronomi Ödülleri, 12 ana kategori ve iki özel ödül ile sahiplerini buldu.

Mutfak Dostları Derneği tarafından

gerçekleştirilen 7. Altın

Kaşık Gastronomi Ödülleri,

12 ana kategori ve iki özel ödül ile

Four Seasons Hotel Sultanahmet’te

düzenlenen törende sahipleri ile

buluştu. Türkiye’nin gastronomi

alanında faaliyet gösteren en köklü sivil

toplum kuruluşu olan ve kuruluşunun

35. yılını kutlayan Mutfak Dostları

Derneği, Four Seasons Hotel Istanbul

at Sultanahmet ev sahipliğinde 7. Altın

Kaşık Gastronomi Ödülleri Töreni’ni

gerçekleştirdi. Gastronomi dünyasının

önde gelen isimleri, basın mensupları

ve kanaat önderlerinin aralarında

bulunduğu davetlilerin katıldığı tören,

14 Ocak 2026 tarihinde yapıldı.

Ödül kazananlar ve özel ödüller

7. Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri

kazananları şöyle sıralandı: Yılın Türk

Şefi: Burçak Kazdal, Yılın Yabancı

Şefi: Shunichi Horikoshi, Yılın Genç

Şefi: Volkan Özkur, Yılın Pasta Şefi:

Merve Burcu Akbulut, Yılın Geleneksel

Lokantası: Kuşhane (Van), Yılın Yabancı

Konsept Lokantası: Madhu’s (İstanbul),


Yılın Tek Ürün Geleneksel Lokantası:

Kısmet Pide (Nazilli), Yılın Pastanesi

veya Tatlı Evi: Ulus Pastanesi (Bursa),

Yılın Ürün Satış Noktası (Yiyecek &

İçecek): Kozmaoğlu-İdeal Salam

(İstanbul), Yılın Gastronomi Kitabı:

Kırk Kat Baklava Tarihi – Priscilla

Mary Işın, Burak Onaran, Can Yayınları

Mundi Kitap, Yılın Dijital Yayını: Kısık

Ateş İnternet Sitesi, Yılın Servis Ödülü:

Lokanta By Divan (İstanbul).

Gecede Jüri Özel Ödülü, 1926’dan

bu yana Beyoğlu’nda varlığını devam

ettiren ve bu yıl yüzüncü yaşını kutlayan

Üç Yıldız Şekerleme’ye verildi. Ödülü

ailenin üçüncü kuşağını temsilen Altuğ

Dörtler aldı. Tuğrul Şavkay Başarı

Ödülü ise Profesör Günay Kut ve mutfak

kültürü araştırmacısı Nevin Halıcı’ya

takdim edildi.

Dernek Başkanı Esin Sungur’dan

mesaj

Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri

töreninde konuşan Mutfak Dostları

Derneği Başkanı Esin Sungur,

“Derneğimizin 35. yılını kutladığımız

2026 yılında Altın Kaşık Ödülleri bizi

gerçekten memnun ediyor. Çeşitli

açılardan tartışmalara sahne olan

gastronomi dünyamızda, konusunda

uzun senelerdir çalışan ve gerçek

bir topluluk bilinci ile hareket eden

derneğimizin tarafsız bir referans

noktası olarak gastronomi alanının

tüm bileşenlerini kapsayan bu ödül

programını sürdürmesinden gurur

duyuyoruz. Bir sofra etrafında bir

arada olduğumuz ve sivil topluma

katkısını esirgemeyen üyelerimize,

destekçilerimize ve tüm dostlarımıza

teşekkür ediyoruz” dedi.

Sungur, sürdürülebilir gastronomi ve

yerel üretim vurgusu yaparak, “Tarımın,

yerel üretim ve üreticinin elimizden

kayıp gittiği bir ortamda gastronomide

sürdürülebilir ilerlemeden ve gıda

güvenliğinden söz edemeyiz. Bu yılki

törenimiz için executive şef Özgür

Üstün’ün Avlu restoranın genel

yaklaşımından yola çıkarak hazırladığı

ve ürün tedarikçilerinin yüzde 70’ini

küçük üreticiler, sosyal girişimler ve

kadın kooperatiflerinin oluşturduğu

menü, bu bakış açımızla tam bir

uyum içindeydi. Bu tür çalışmaların

yaygınlaşması, mutfak zenginliğimizin

sürdürülebilirliğini sağlamak üzere

tüm sektörün bu konuya eğilmesi en

büyük dileğimiz. Şeflerden restoran

işletmecilerine, satış noktalarından

kültür alanında üretim yapanlara, hep

birlikte toprağımızın, ürünümüzün

peşine düşmeli ve bu nüveden

oluşmaya başlayan kar topu etkisini

hayata geçirmek için çabalamalıyız. 35.

yıl çalışmalarımızı da bu amaca hizmet

ederek mutfağımızın yarınlarına katkı

sunma hedefiyle gerçekleştireceğiz”

ifadelerini kullandı.


80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

GASTRO TRAVEL MAÇKA,

DOĞU KARADENIZ’DE GASTRONOMI

VE TURIZMI BULUŞTURDU

Gastronomi odaklı turizmi; akademi, kültür, sağlık ve girişimcilik perspektifleriyle ele

alan Gastro Travel Maçka, 23–25 Ocak tarihleri arasında Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı

Hamsiköy’de düzenlendi. Etkinlik, Doğu Karadeniz’in bölgesel kalkınma ve destinasyon

yönetimi potansiyeline odaklanan kapsamlı bir içerik sundu.

Gastronomi odaklı turizmi;

akademi, kültür, sağlık ve

girişimcilik perspektifleriyle

ele alan Gastro Travel Maçka, 23–25

Ocak tarihleri arasında Trabzon’un

Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy’de

gerçekleştirildi. Turizmci Akif

Budak ve Radisson Blu Hotel,

Trabzon’un Executive Şefi Önder

Yılmaz koordinasyonu ile düzenlenen

etkinlik, bölgenin yerel değerlerini

odağına alarak kamu, akademi ve

sektör temsilcilerini aynı platformda

buluşturdu.

Konaklama sponsorluğunu Konakoğlu

Ailesi, ulaşım sponsorluğunu ise

Yeşil Yol Turizm'in üstlendiği etkinlik,

katılımcılar Trabzon’a varışlarının

ardından Macuka Restoran'da

düzenlenen zengin kahvaltı sofrasında

ağırlandı.

Program, yakın zamanda hayatını

kaybeden sanatçı Volkan Konak’ın

kabrinin ziyaret edilmesiyle devam etti.

Ardından Zigana Kayak Merkezi’ne

yapılan ziyaretle bölgenin kış turizmi

potansiyeline dikkat çekildi.

Haber: Hatice Ünal Bilen

Beş oturumda kapsamlı içerik

24 Ocak Cumartesi günü Konakoğlu

Hotel’de gerçekleştirilen tam

günlük program, açılış ve protokol

konuşmalarının ardından beş oturum

halinde devam etti. Gün boyunca

paneller, akademik sunumlar, şef

anlatımları ve tadım etkinlikleri

düzenlendi. Programın sunuculuğunu

ünlü şef Özlem Mekik üstlendi.

Programın ilk oturumunda Doğu

Karadeniz’de Kadın Girişimciliği başlığı

ele alındı. Hotel & Restaurant dergisi

Yazı İşleri Müdürü Hatice Ünal Bilen'in

moderasyonunu üstlendiği panelde;

gıda, iklimlendirme, yeme-içme ve

seyahat sektörlerinde faaliyet gösteren

kadın girişimcilerin deneyimleri ve

bölgesel üretim pratikleri paylaşıldı.

İkinci oturumda "Turizmde Yeni

Yaklaşımlar ve Destinasyon Yönetimi"

konusu ele alınarak, Doğu Karadeniz’in

mevcut turizm altyapısı, gelişen seyahat

trendleri ve destinasyon yönetimi

modelleri değerlendirildi.

Üçüncü oturumda; "Gastronomi ve

Sağlıklı Beslenme" teması kapsamında,

akademisyenler ve uzman doktorların

katkılarıyla yerel mutfağın beslenme

kültürü ve sağlıkla ilişkisi ele alındı.

Dördüncü oturum, "4 Mevsim Karadeniz

– Sürdürülebilir Turizm Modelleri"

başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumda,

bölgenin yılın tamamına yayılan

turizm potansiyelinin sürdürülebilirlik

ekseninde nasıl değerlendirilebileceği

tartışıldı.

Günün son oturumunda ise, "Doğu

Karadeniz’de Turizm, Gastronomi ve

Girişimciliğin Geleceği" başlığında;

akademi, mutfak ve saha deneyimi

bir araya getirilerek bölgenin gelecek

vizyonu ele alındı.


Güçlü Katılım, Canlı Mutfak

Deneyimleri

Gastro Travel Maçka etkinliğine

Türkiye’nin önde gelen şefleri Özlem

Mekik, Zeki Kara, Güner Şen, Adem

Yılmaz, Mehmet Altaş, Yıldız Özsamaha,

Betül Tekin, Emel Varer, Ali Kemal

Öztürk, Mustafa Başar, Osman Kotan'ın

yanı sıra KKTC’de otel yatırımcısı ve şef

Selim Yeşilpınar katıldı.

Programda ayrıca Dr. Ender Saraç,

Prof. Dr. Adnan Kaya ve Prof. Dr.

Murat Aksoy başta olmak üzere tıp

profesörleri ve uzman doktorlar, turizm

ve gastronomi yazarları, seyahat ve

gastronomi odaklı içerik üreticileri,

yerel üreticiler ve gastronomi

girişimcileri yer aldı. Turizm sektörü

temsilcileri arasında Murat Yunak,

Ertan Ustaoğlu, Şebnem Urgancıoğlu,

Şatıroğlu Konağı'nın sahibi aynı

zamanda Türkiye Küçük Oteller Derneği

Yönetim Kurulu Üyesi Osman Şatıroğlu

ve Volkan Kantarcı bulunurken, yerel

yöneticiler ve kanaat önderleri de panel

ve oturumlara katkı sundu.

Paneller arasında danışman şefler

Güner Şen ve Adem Yılmaz tarafından

gerçekleştirilen workshop’lar ve canlı

mutfak performansları düzenlendi.

Özellikle sahnede yapılan tuzda balık

sunumu, görsel anlatımı ve hikâyesiyle

programın öne çıkan başlıklarından biri

oldu. Sunumun ardından hazırlanan

balık davetlilere ikram edildi.

Bölgesel Lezzetlerle Güçlenen

Sofra

Gün içinde verilen öğle yemeğinde,

Gastro Travel Maçka organizasyonu

kapsamında hazırlanan özel bir

menü sunuldu. Bölgesel lezzetlerin

geleneksel tekniklerle modern sunum

anlayışıyla bir araya getirildiği menüde;

Osmanlı mutfağından ilham alan

balkabağında dana kavurma, pazılı

hamsi sarması ve hamsi dolması, tuzda

alabalık, yöreye özgü tamara ve patlıcan

tavası, turşu kavurması, un helvası

ve Trabzon hurmasından hazırlanan

çikolatalı tatlı yer aldı.

Maçka usulü mısır ekmeği eşliğinde

sunulan bu seçki, etkinliğin gastronomi

ayağını güçlü biçimde tamamladı.

Akşam saatlerinde Konakoğlu Hotel’in

açık alanında, Konakoğlu Ailesi’nin

sponsorluğunda ateş başında mangal

organizasyonu gerçekleştirildi. Müzik,

horon ve ikramlarla zenginleşen

etkinlik, yerel halkın da katılımıyla

samimi bir buluşmaya dönüştü.

İnanç, Tarih ve Kültürel Mirasa

Ziyaret

25 Ocak Pazar günü program, Doğu

Karadeniz’in önemli inanç ve kültür

miraslarından biri olan Sümela

Manastırı ziyaretiyle devam etti.

Akşam saatlerinde ise Rize’nin Fındıklı

ilçesinde bulunan, 260 yıllık geçmişe

sahip Şatıroğlu Konağı’na geçildi.

Osman Şatıroğlu’nun ev sahipliğinde

gerçekleşen akşam yemeğine Fındıklı

Belediye Başkanı Ercüment Şahin

Çerçavatoğlu da konuk olurken;

program müzik eşliğinde horonlarla

sona erdi.

Program kapsamında 26 Ocak

Pazartesi günü Artvin Hopa üzerinden

Batum’a geçilmesi ise Gastro Travel

Maçka’nın sınırları aşan ve bölgesel

etkileşimi önceleyen yaklaşımının bir

yansıması olarak değerlendirildi.

Disiplinler arası yapısı, güçlü katılımı

ve bölgesel kalkınmaya odaklanan

içeriğiyle Gastro Travel Maçka, Doğu

Karadeniz’de gastronomi ve turizmi

birlikte ele alan önemli bir buluşma

noktası olarak öne çıktı.


82

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

FARKINDALIK SOFRASI TEMALI

CULINARY CUP 2025 BÜYÜK

FINALI GERÇEKLEŞTI

Sofra/Compass Group Türkiye, geleneksel Culinary Cup yarışmasının 11'inci yılında

anlam dolu bir etkinliğe imza attı. "Farkındalık Sofrası" temasıyla düzenlenen bu

yılki yarışma, Türkiye'nin beş farklı bölgesinden gelen yetenekli şeflerin tasarım

gücünü ve bilinçli mutfak anlayışına sahne oldu.

Gastronometro'da gerçekleşen büyük

finalde, Asya, Avrupa, Ankara, Bursa

ve İzmir bölge birincileri benzersiz

bir mücadeleye imza attı. Yarışmacılar,

90 dakikalık zorlu süreçte başlangıç,

ana yemek ve tatlıdan oluşan üç tabaklık

menülerini hazırladı.

Her tabak bir farkındalık

manifestosu

Bu yılki Culinary Cup, sadece teknik

beceri ve lezzet yarışının ötesine geçerek,

şeflere bilinçli mutfak anlayışını yansıtma

fırsatı sundu. "Farkındalık Sofrası"

konsepti kapsamında, gıda alerjenlerine

duyarlılık, bilinçli malzeme seçimi

ve toplumsal sorumluluk yarışmanın

merkezinde yer aldı. Yarışmacılar,

sadece damak zevkine hitap eden değil,

aynı zamanda sağlık ve sürdürülebilirlik

açısından sorumlu bir yaklaşım sergileyen

menüler hazırlayarak, Sofra/Compass

Group Türkiye'nin kurumsal vizyonuna

nasıl bir zenginlik kattıklarını gösterdi.

Zafer, geleceğin genç şefi Dorukhan

Teker'in oldu

Bursa Bölge'den 19 yaşındaki Şef

Dorukhan Teker'in büyük zaferiyle

sonuçlanan Culinary Cup 2025, genç

yeteneklerin Türkiye'nin mutfak

sahnesindeki gücünü bir kez daha

kanıtladı. Yarışmanın en genç aşçısı

olan Teker, "Keşiş Dağı", "Kıtır Kökler

Eşliğinde Gurme Et" ve "Çöven Bulutunda

Armut Tatlısı"ndan oluşan etkileyici

menüsüyle jüriyi büyüledi. Ödülü kazanan

Dorukhan Teker, duygularını şu sözlerle

dile getirdi: "İstanbul'da tüm bölgelerden

şeflerle aynı mutfakta olmak benim için

büyük bir deneyimdi. Henüz yolun çok

başındayım ama bugün burada olmak ve

Türkiye şampiyonu seçilmek benim için

unutulmaz bir an. Final açıklandığında

yaşadığım heyecanı kelimelerle anlatmak

zor. Bu yarışma bana hem cesaret hem

de motivasyon verdi. Bu yarışma sadece

bireysel bir başarı değil, bölgemle birlikte

kazandığımız bir deneyim. Sofra'da

bu kadar güçlü bir mutfak kültürünün

parçası olmak beni çok gururlandırıyor."


KAREKOD

HAMLESIYLE

AYVALIK,

TÜRKIYE’YI

LIDERLIĞE

TAŞIMAYA TALIP

OLDU

Dünyanın en iyi üç zeytinyağından biri olarak gösterilen Ayvalık Zeytinyağı’nda

markalaşma ve izlenebilirlik için karekod sistemi devreye alınıyor. Ayvalık Ticaret Odası

Başkanı Ali Uçar, sistemin taklit ve tağşişi önleyeceğini belirterek, Ayvalık’ın öncü olması

halinde Türkiye’nin uluslararası arenada lider konuma ulaşabileceğini vurguladı.

Dünyanın en iyi 3 zeytinyağından biri

olarak gösterilen Ayvalık Zeytinyağı’nda

markalaşmanın önemine dikkat çeken

Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, “Ayvalık,

sahip olduğu marka değeri ve marka sayısı ile

zeytinyağı sektörünün vitrinidir. Yurt dışında

olmamız gereken yer, kaliteli bir şekilde restoran

masalarının üzeridir. Türkiye’nin geleneksel

değeri olan zeytinyağında üretici korunmadan,

ihracat sürdürülebilir hale getirilmeden ve değer

zinciri güçlendirilmeden sektörün büyümesi

mümkün değildir. Öncelikli olarak tüm yetkili

kurumları üreticinin ve markalaşmanın yanında

durmaya davet ediyoruz” dedi.

Uçar: “Karekod markalaşmada ciddi katkı

sağlayacak"

Markalaşmayı hızlandırabilmek, şeffaflık, taklit

ve tağşişin önüne geçebilmek için karekod

çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Uçar,

“Burada esas ihtiyaç ‘güvenilir dijital izleme +

kimlik doğrulama’ bileşenlerinin birleşimidir.

Balıkesir Tarım İl Müdürlüğü’nün organik

zeytinyağı üretimi ile ilgili Ayvalık ilçesi içinde

seçilen pilot bölge Mutluköy ve Murateli kırsal

mahallelerine yönelik hazırlanan 3 yıllık ‘Organik

Zeytin Köyü" projesi çalışması bulunmaktadır.

Burada sistem Çiftçi Kayıt Sistemi’ne bağlı olarak

parsel bazlı izlenebilirliği sağlamaktır. Karekod

uygulamasını gerçekleştirdiğimizde üreticinin

kimliği, zeytinin hangi bahçeden geldiği,

hasat zamanı, analiz sonuçları, duyusal analiz

doğrulaması, coğrafi işaretin ilgili kurumdan

kontrolü ve hakiki Ayvalık Zeytinyağı olup

olmadığı anında görülebilecek” açıklamalarda

bulundu. Sistemin Ayvalık Zeytinyağı’na,

uluslararası markalaşma yolunda ciddi katkı

sunacağını da belirten Uçar, “Markalaşma ve

bilinirlikte ön sırada olan Ayvalık bu sistemin

öncüsü olursa Türkiye, uluslararası arenada lider

konuma ulaşabilir” dedi.

“Rekoltede yüzde 40’lık düşüş”

2025-2026 yılı zeytinyağında rekoltenin yüzde

40 düşüşün tahmin edildiği bir yıl. Fiyatlar 2 yıl

önceki fiyatlara geldi. Üreticinin ve işletmelerin

maliyetleri artarken ihracatta da azalış söz

konusu. Gelecek 2026-2027 sezonunda,

hastalık veya küresel iklim krizine bağlı doğal

afetler olmadığı takdirde zeytinde “var yılı”nın

beklenildiğini, zeytin ve zeytinyağında rekolte

artışı olacağına dikkat çeken Uçar, “Dış ve hedef

piyasalara bağlı olarak ihracat için 2022-2023

sezonunda olduğu gibi bir fırsat yılı olabilir.

Dış piyasalara çalışıldığı taktirde 700-800

milyon dolar arası ihracat gerçekleştirebilir.

Ambalajlı ürün ihracatı yüzdesi arttırılmadıkça,

beklenen katma değerin gerçekleşmesi de

zor” olduğunu sözlerine ekledi. Yüksek girdi

maliyetlerine rağmen zeytinyağı üreticisinin

ürünleri maliyetinin altında fiyatlarla alıyor

ve bu durum da üretimin sürdürülebilirliğini

tehdit ediyor. Türkiye’de ilk kez Güney Marmara

Kalkınma Ajansı koordinasyonunda, Edremit

Körfezindeki odalar gerçekleştirilen 6000

tonluk Kuzey Ege Zeytinyağı Lisanslı Depoculuk

çalışmasıyla fiyatlardaki dalgalanmaların önüne

geçeceklerini belirten Uçar, “Taklit ve tağşiş,

yaratmaya çalıştığımız marka ve katma değerin

en büyük düşmanıdır. Bu sorununa acilen

çözüm bulunması gerekmektedir. Bu konularda

kurumlar ile ortak çalışmalar içindeyiz.

Ayrıca Ayvalık Ticaret Odası olarak, Avrupa

Birliği Ayvalık Zeytinyağı Coğrafi işareti tescili

sürecini de en kısa zamanda tamamlamaya

çalışmaktayız. Özellikle lisanslı depoculuk

uygulaması, ürün arzının planlı şekilde iç

piyasaya sunulmasına, fiyatların dengelenmesine

ve ihracatçının izlenebilir ve kaliteli ürüne kolay

erişimine olanak sağlayacaktır. Bu sistem aynı

zamanda piyasadaki spekülatif hareketlerin

önlenmesinde de kritik rol oynayacaktır”

açıklamalarda bulundu.


84

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel gastro news

Dünyanın En İyi

100 Yemek Şehri Listesi

Yenilendi

The World’s Top 100 Food Cities List Has Been Updated

Dünyanın farklı bölgelerindeki yerel mutfakları,

geleneksel tarifleri, içecekleri ve yöresel ürünleri

tanıtan gastronomi platformu Taste Atlas, Dünyanın

En İyi 100 Yemek Şehri listesini yeniledi. Güncellenen

listede Türkiye’den üç şehir yer aldı.

Gastronomy platform Taste Atlas, which

showcases local cuisines, traditional recipes,

beverages, and regional products from

around the world, has updated its World’s

Top 100 Food Cities list. The revised list

features three cities from Türkiye.

Taste Atlas verilerine göre,

listenin ilk dört basamağında

İtalya kentleri öne çıktı. Dünya

gazetesinin aktardığı sıralamaya

göre; Napoli zirvede yer alırken,

Milano ikinci, Bologna üçüncü ve

Floransa dördüncü oldu. Beşinci

basamakta Mumbai (Hindistan)

bulunurken, Cenova (İtalya) altıncı

sıraya yerleşti. Paris (Fransa)

yedinciliği elde ederken, Viyana

(Avusturya) sekizinci, Roma (İtalya)

dokuzuncu ve Lima (Peru) listeyi

onuncu basamakta tamamladı.

Türkiye’den üç şehir listede

Listede 17’nci sırada bulunan

Gaziantep, köklü mutfak kültürüyle

öne çıktı. Şehirle özdeşleşen

lezzetler Baklava, Alinazik,

Yuvarlama (Yuvalama), Katmer ve

Beyran olarak sıralandı. 24’üncü

sırada yer alan İstanbul, zengin

mutfak çeşitliliğiyle dikkat çekti.

İstanbul’da tadılması önerilen

lezzetler Lokum, Hünkarbeğendi,

Beyti, Paçanga ve Islak hamburger

oldu. Listenin 84’üncü sırasında

yer alan İzmir için öne çıkan tatlar

Boyoz, İzmir köfte, Kadınbudu,

İzmir bombası, Şambali ve Tire

köftesi olarak belirtildi.

According to Taste Atlas data, Italian cities

dominated the top four positions. As reported

by Dünya newspaper, Naples took the top spot,

followed by Milan in second, Bologna in third,

and Florence in fourth place. Mumbai (India)

ranked fifth, Genoa (Italy) came sixth, Paris

(France) was seventh, Vienna (Austria) placed

eighth, Rome (Italy) was ninth, and Lima (Peru)

completed the top ten.

Three cities from Türkiye made the list

Gaziantep, ranked 17th, stood out with its

rich culinary heritage. The city’s signature

dishes include Baklava, Alinazik, Yuvarlama

(Yuvalama), Katmer, and Beyran. Istanbul,

in 24th place, impressed with its diverse

cuisine. Must-try dishes in Istanbul are Lokum,

Hünkarbeğendi, Beyti, Paçanga, and Islak

hamburger. In 84th place, Izmir made the list

with its distinctive flavors such as Boyoz, Izmir

köfte, Kadınbudu, Izmir bombası, Şambali, and

Tire köfte.


Enflasyon %30’da Kaldı,

Lokanta ve Oteller %34 Zamlandı

Inflation Stays at 30%, Restaurants and Hotels See 34% Price Hike

TÜİK’in açıkladığı 2025 yılı enflasyon verilerine

göre, yıl sonu enflasyonu yüzde 30,89 olarak

açıklanırken, lokanta ve otellerde yıllık fiyat

artışı yüzde 34,11 oldu.

TÜİK’in Aralık 2025 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine

göre, yıl sonu enflasyonu yüzde 30,89 olarak açıklanırken,

lokanta ve otellerde yıllık fiyat artışı yüzde 34,11 oldu.

Açıklanan veriler doğrultusunda, otel ve lokanta harcamaları

enflasyonun üzerinde artış gösteren kalemler arasında yer

alırken, artan girdi maliyetleri, gıda fiyatları ve enerji giderleri

sektör fiyatlarına doğrudan yansıdı.

According to the 2025 inflation data released

by TÜİK, the year-end inflation was announced

as 30.89%, while annual price increases in

restaurants and hotels reached 34.11%.

According to TÜİK’s December 2025 Consumer Price Index (CPI)

data, year-end inflation stood at 30.89%, with restaurants and hotels

experiencing an annual price increase of 34.11%. These figures show

that spending on hotels and restaurants increased above the overall

inflation rate, with rising input costs, food prices, and energy expenses

directly reflected in sector prices.

En yüksek artış eğitimde

2025 yılında en yüksek artış yüzde 66,27 ile eğitimde

görülürken, eğitimden sonra konut yüzde 49,45, otel ve

lokantalar ise yüzde 34,11 artışla en fazla fiyat yükselişi

yaşanan harcama gruplarından biri oldu.

Maliyet baskısı bu yıl da devam edebilir

Uzmanlara göre, özellikle turizm bölgelerinde artan işletme

maliyetleri, personel giderleri ve hammadde fiyatlarındaki

yükseliş, otel ve lokanta fiyatlarını yukarı çekti. Sektör

temsilcileri, 2026 yılında da maliyet baskısının devam

edebileceğine dikkat çekiyor.

Highest increase in education

In 2025, the highest price increase was seen in education at 66.27%.

Following education, housing increased by 49.45%, while hotels and

restaurants recorded a 34.11% rise, making them one of the expenditure

categories with the largest price hikes.

Cost pressures may continue this year

Experts indicate that rising operating costs, labor expenses, and

raw material prices, particularly in tourist regions, pushed hotel and

restaurant prices higher. Industry representatives warn that cost

pressures could continue in 2026 as well.


86

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

TURYİD, YEME-İÇME

SEKTÖRÜNDE BAHŞIŞ İÇIN

YENI MODEL ÇAĞRISI YAPTI

TURYİD, yeme-içme sektöründe yaklaşık 2 milyon çalışanı doğrudan ilgilendiren

bahşiş ve servis ücreti uygulamalarına ilişkin olarak, bahşişin kredi kartı ve dijital

ödeme sistemleriyle gönüllülük esasına dayalı biçimde alınabilmesini sağlayacak

yeni bir model çağrısında bulundu.

Sektörde uzun yıllardır uygulanan

servis ücreti, mevzuatta yer alan ve

işletmeler aracılığıyla çalışanlara

aktarılan bir gelir kalemi olarak öne

çıkarken; bahşiş, hizmetten duyulan

memnuniyet doğrultusunda kişinin

tercihine bağlı olarak uygulanan bir

ödeme biçimi olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Restoran Yatırımcıları ve

Gastronomi İşletmeleri Derneği

(TURYİD), bu iki başlığın kamuoyundaki

tartışmalarda sıklıkla birlikte anılmasının,

uygulamaya ilişkin soru işaretlerini

artırdığına dikkat çekiyor.

TURYİD'e göre tartışmaların önemli

başlıklarından biri, gönüllülük esasına

dayalı bahşişin modern ödeme

sistemlerine entegre edilememesi. Bu

alanda atılacak adımların hem çalışanlar

hem de tüketiciler açısından daha dengeli

bir yapının oluşmasına katkı sağlayacağı

ifade ediliyor.

Demirer: “Kredi kartıyla gönüllü

bahşişin 2026’da yasallaşacağına

inanıyoruz”

TURYİD Yönetim Kurulu Başkanı

Kaya Demirer, konuya ilişkin

değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye'de bugün itibarıyla kredi kartı

aracılığıyla, tamamen gönüllülük esasına

dayalı bahşiş bırakılmasını mümkün

kılan bir sistem bulunmuyor” diyor.

Demirer, TURYİD'in bu çerçevede net

önerileri olduğunu vurgulayarak şöyle

devam ediyor: “Tüketicilerin daha

açık ve güçlü şekilde bilgilendirilmesi,

gönüllülük esasına dayalı bahşişin kredi

kartıyla tahsil edilmesine izin verilmesi,

yüzdelik gelirlerin çalışanlara dağıtımında

kullanılan ve günümüz koşullarına

uymayan dağıtım modellerinin gözden

geçirilmesi ve bu konuda çalışanların

da söz sahibi olduğu ortak kurulların

oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu anlamda ciddi bir yol kat edildi, kredi

kartı üzerinden gönüllü bahşiş sisteminin

yeni yıl ile birlikte kısa süre içinde yasal

zemine kavuşacağına inanıyoruz.”

“Bahşişin vergisini biz üstlenmeye

hazırız”

Kaya Demirer, sektörün bu konuda

sorumluluk almaya hazır olduğunu da

belirterek şu değerlendirmede bulunuyor:

“Bahşiş ve servis ücreti çoğu zaman

aynı başlık altında tartışılıyor. Oysa

sahadaki uygulamalar ve beklentiler

farklı. Kredi kartıyla gönüllü bahşiş

bırakılmasını mümkün kılan bir sistem

hayata geçtiğinde, bu ayrım çok daha net

hale gelecektir. Bahşişin kredi kartıyla

ödenmesini sağlayacak düzenleme

yapılırsa, yüzde 10'luk bahşiş vergisini

işletmeler olarak biz üstlenmeye hazırız.

Böylece hem çalışanlar açısından

belirsizlikler ortadan kalkar hem de

kamuoyundaki tartışmalar sağlıklı bir

zemine oturur.”

Demirer, kamunun bu noktada

alacağı tutumun belirleyici olacağını

da vurgulayarak şunları söyledi:

“Gönüllülük esasına dayalı bir sistemin

hayata geçmesi halinde, Hazine ve Gelir

İdaresi'nin sembolik sayılabilecek yüzde

10'luk bir stopaj kesintisiyle bu süreci

desteklemesi, özel sektörün önünü

açacaktır. Bu yaklaşım, kamu ve özel

sektör dayanışmasının çok güçlü bir

örneği olacaktır. Yaklaşık 2 milyon hizmet

sektörü emekçisinin gelirlerinde gözle

görülür bir artış sağlanması mümkün.

Ayrıca bu modelin, diğer sektörler için de

örnek teşkil edecek bir dayanışma biçimi

olmasını umut ediyoruz.”

Demirer, gönüllülük esasına dayalı

bahşiş gelirinin çalışanlar açısından

kişisel gelir vergisine tabi olmamasının,

sistemin amacına ulaşması bakımından

önemli bir tamamlayıcı unsur olacağını

da ifade etti. Yeni model kapsamında,

kredi kartıyla ödeme sırasında POS

cihazlarında müşteriye bahşiş ekleme

seçeneği sunulması; bahşiş tutarlarının

işletmenin ticari gelirinden ayrı şekilde

izlenmesi ve çalışanlara dağıtılması

öngörülüyor. Dağıtım sürecinde, çalışan

ve işveren temsilcilerinin birlikte yer

aldığı mekanizmaların devreye alınması

planlanıyor. TURYİD, ilgili kamu

kurumlarıyla yürütülen çalışmalarla

hem tüketici hassasiyetlerini hem de

yeme-içme sektöründe emeğin karşılığını

gözeten sürdürülebilir bir yapının

oluşturulmasını hedefliyor.


DrṀurat

İstanbul Gelişim Üniversitesi

Dogan

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı

Doç.

)

Eleştiri, Yemeğin Aynası mı?

“Eleştirmek” sözcüğü, günlük

konuşmada çoğu zaman olumsuz bir

çağrışım taşır. Kimi için “karalama”,

kimi için “aşağılama” anlamına gelir.

Oysa eleştiri, doğruyu yanlıştan ayırmak,

güzeli çirkinle kıyaslamak değil; bir

şeyin özünü anlayıp onu başkalarıyla

paylaşmaktır. Özellikle gastronomi

dünyasında, yemek eleştirmenliği bu

anlamda yalnızca bir değerlendirme

aracı değil, aynı zamanda kültürel

bir görevdir. Çünkü yemek, sofraya

konduğunda bir besin değil, bir

hikâyedir—toprağın, iklimin, insanın ve

tarihin ortak eseridir.

Bu yazıdaki amacım, yemek

eleştirmenliğinin gastronomiye nasıl

bir katkı sunduğunu, tarihsel gelişimini

ve günümüzdeki yerini anlamaktır.

Çünkü yemek eleştirmeni, sadece “ne

yendiğini” anlatan bir kişi değildir; o,

lezzetin dilini konuşan, damak zevkinin

felsefesini yazan, halkın midesine değil,

zihnine hitap eden bir rehberdir.

Tarihin sofrasında: Eleştirmenliğin

doğuşu

Yemek eleştirmenliği, modern

çağın icadı değildir. Antik Roma’da

Marcus Gavius Apicius, hedonist

şair Archestratus ya da 19. yüzyılın

Fransız entellektüeli Jean Anthelme

Brillat-Savarin gibi isimler, aslında ilk

“gurmeler” olarak değil, ilk yorumcular

olarak tarihe geçtiler. Onlar, yemeği

doymak için değil, anlamak için

tükettiler. Brillat-Savarin’in “Lezzet

Fizyolojisi” adlı eseri, yemeğin yalnızca

fizyolojik bir ihtiyaç olmadığını, aksine

estetik bir tecrübe olduğunu ilan eden

ilk manifestoydu.

Ancak gerçek anlamda modern

yemek eleştirmenliği, 1803 yılında

Alexandre Balthazar Laurent Grimod

de La Reynière’nin “L’Almanach des

Gourmands” adlı yıllığını yayınlamasıyla

doğdu. Paris sokaklarında kılık

değiştiren bu ilk “fahri denetçi”,

restoranları yalnızca lezzete değil;

ambiyansa, servise, hatta sofra

örtüsündeki lekelere kadar inceledi.

Bugün Michelin rehberlerinin gizlilik

anlayışı, aslında La Reynière’nin bu ilk

adımından miras kalmıştır.

Michelin kardeşler ise 1900’lerin

başında, lastik satmak için bastıkları

bir seyahat rehberini, zaman içinde

dünyanın en prestijli gastronomik

ödülüne dönüştürdüler. Yıldızlar, artık

sadece kaliteyi değil, bir restoranın

kaderini belirleyen semboller haline

geldi. Ancak bu sistem, bazı şefler

için övgü değil, lanet oldu. Alain Zick

ve Bernard Loiseau’nun intiharları,

yıldızların taşıdığı psikolojik yükü

acımasızca gözler önüne serdi.

Eleştirmenlik: Sanat mı, meslek mi?

Bugün yemek eleştirmeni olmak;

hem sanatçı hem bilim insanı olmayı

gerektirir. Jonathan Gold gibi Pulitzer

Ödülü sahipleri, Los Angeles’taki etnik

mahallelerdeki küçük lokantaları

keşfederek, yemek eleştirmenliğini elit

bir kulüpten halka açtı. Türkiye’de ise

Tuğrul Şavkay, Vedat Milör veya Artun

Ünsal gibi isimler, bu alana dikkat çekti

ama kurumsal bir eğitim ya da mesleki

bir statü kazandıramadı.

Yemek eleştirmenliği, sadece “ne

kadar lezzetli” sorusuna cevap aramaz.

Menünün arkasındaki hikâyeyi, şefin

vizyonunu, malzemenin kökenini,

servisin ritmini okur. Bu nedenle

başarılı bir eleştirmen, aynı zamanda

iyi bir yazar, duyarlı bir gözlemci ve

kültürel bir antropolog olmalıdır. Lezzeti

ölçmek kolaydır; lezzetin bağlamını

anlatmak zordur.

(Devamı gelecek ay: “Dijital Çağda

Lezzet: Yelp’ten Instagram’a”)


88

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

MSA, ŞEF DAN GIUSTI ILE TOPLU

YEMEKTE EĞITIM DÖNÜŞÜMÜNÜ

BAŞLATIYOR

Noma’nın eski baş şefi ve Brigaid’in kurucusu Dan Giusti, Mutfak Sanatları Akademisi’nin

davetiyle Türkiye’ye gelerek toplu ve endüstriyel mutfaklara eğitim odaklı yeni bir bakış

sundu. MSA, Giusti’nin deneyimlerinden yola çıkarak toplu yemek alanında kalite, hijyen

ve içerik odaklı eğitim programları hazırlamaya hazırlanıyor.

Dünyaca ünlü şef Dan Giusti, Mutfak

Sanatları Akademisi’nin davetiyle

Türkiye’ye gelerek kurumsal toplu

yemek alanındaki deneyimlerini paylaştı.

Noma’nın eski baş şefi ve Brigaid’in kurucusu

olan Giusti, şefliğin yalnızca restoranlarla

sınırlı olmadığını, toplu yemek mutfaklarının

da en az fine dining kadar önemli olduğunu

vurguladı.

MSA, toplu yemeklerin kalite, hijyen ve içerik

açısından giderek daha fazla gündeme geldiği

bu dönemde, Giusti’nin bakış açısından

yararlanarak kurumsal mutfaklara yönelik

eğitim programları geliştirmeyi hedefliyor.

Giusti’nin kurduğu Brigaid ise okul, hastane

ve benzeri kurumsal mutfaklarda restoran

kalitesinde, besleyici ve sürdürülebilir

yemekler sunarken, mutfak ekiplerinin

eğitimine ve operasyonların yeniden

yapılandırılmasına odaklanıyor.

Toplu yemek alanına eğitim odağında bir

yaklaşım

Dan Giusti, MSA'daki buluşmasında

toplu ve endüstriyel mutfaklardaki saha

deneyimlerini; büyük ölçekli mutfak

operasyonlarının nasıl daha verimli,

daha insani ve daha sürdürülebilir hale

getirilebileceğine dair yaklaşımını MSA'lı

öğrenciler ve gastronomi profesyonelleriyle

paylaştı. Kurumsal toplu yemek hizmetlerinin

içerik, hijyen ve kalite başlıklarıyla daha

fazla tartışıldığı bir dönemde gerçekleşen

bu ziyaret, MSA'nın eğitim yaklaşımında yeni

bir alanın sinyalini verdi. Akademi, Giusti'nin

küresel deneyiminden ve Brigaid modelinden

ilhamla, önümüzdeki dönemde kurumsal

toplu yemek alanını şeflik eğitiminin stratejik

uzmanlık başlıklarından biri haline getirmeyi

hedefliyor.

Giusti: “MSA ne yaptığımızı gerçekten

anladı”

Dan Giusti, MSA ile gerçekleştirdiği

buluşmanın kendisi için neden anlamlı

olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Bugüne kadar

pek çok kişi Brigaid'i dinledi, etkilendiğini

söyledi ama gerçekten ne yaptığımızı çok

azı anladı. MSA ve Sitare Baras gerçekten

anladı. MSA, şeflere verdikleri eğitimin

bizimle çok daha fazla insana erişebileceğini

görüyor. Türkiye'ye gelmemin temel amacı

da buydu: Şeflerin kurumsal yemek alanında

çalışabileceği bir yol mümkün mü, bunu

birlikte görmek. ABD'de mutfak okulları

var, ben de büyüklerinden birinde eğitim

aldım ancak MSA'nın bu konuya gösterdiği

ilgi çok özel. Brigaid'in ortaya koyduğu etkiyi

anlayabiliyorlar. Bu bakış açısının burada

başlaması fikri beni heyecanlandırıyor.”

Baras: “Toplu yemek, güçlü bir

dönüşüm aracı”

MSA Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Sitare

Baras, Brigaid'in yaklaşımının Türkiye'de

oluşturacağı potansiyele dikkat çekti:

“Yemeğin insan sağlığına, sosyal yaşama ve

refaha etkisi evrensel bir gerçek. Türkiye gibi

yemeğin kültürel ve toplumsal bağlarının çok

güçlü olduğu bir ülkede, Brigaid'in yaptığı gibi

yemek üzerinden kurulan dönüşüm hikâyeleri

çok büyük bir etki oluşturabilir. Okullar,

hastaneler, fabrikalar… Her gün milyonlarca

insan toplu yemek sistemlerinden besleniyor.

Buna rağmen ‘yemekhane yemeği lezzetsizdir'

gibi bir kabule sıkışmış durumdayız. Oysa

neden daha iyisi olmasın?”

Eğitimle başlayan, sektöre yayılan

bir dönüşüm

MSA ve Brigaid'in olası birlikteliğinin

merkezinde eğitim olduğunu vurgulayan

Baras, sözlerini şöyle sürdürdü: “MSA'da

temel işimiz eğitim. Brigaid de profesyonel

şefleri büyük mutfaklara taşıyarak sahada

eğitim veriyor. Bu iki yapının bir araya

gelmesi, kurumsal yemek alanını gerçek bir

uzmanlık alanına dönüştürebilir. Toplumun

her gün temas ettiği çok büyük bir yemek

dünyası var ve bu alanın geleceği en az

prestijli restoranlar kadar önemli. Brigaid'in

sahadaki deneyimiyle MSA'nın eğitim altyapısı

birleştiğinde, Türkiye'de bugüne kadar

olmayan bir standart oluşturulabilir. İyi bir

örnek ortaya konduğunda bunun ne kadar hızlı

yayıldığını bu ülkede çok iyi biliyoruz.”

“Farklı projelerle güzel adımlar atacağız”

Fine dining'in zirvesinden çıkıp etki alanını

büyütmeyi seçmiş bir şefin, bugün kurumsal

ve kamusal mutfaklarda ortaya koyduğu

dönüşümün çok ilham verici olduğunu

söyleyen Baras, “MSA'da uzun süredir

söylediğimiz bir şey var: Aşçılık tek bir

kariyer yolundan ibaret değil. Şeflik; okulda,

hastanede, fabrikalarda ve benzer büyük

ölçekli mutfaklarda da aynı derecede anlamlı

ve dönüştürücü olabilir, insana dokunan

her yerde görünenin ötesinde bir değer

oluşturabilir. Dan ve kurduğu sistem, bunu

anlatabilecek çok etkili bir rol modeli. Dan'le

birlikte, kamusal veya özel, büyük yemek

sistemlerine değer katmayı, hatta gerektiği

yerde dönüştürebilmeyi, doğru gıda bilgisinin,

doğru yemeğin ve şefliğin bu alandaki kaldıraç

etkisini, daha da önemlisi eğitimin bundaki

rolünü konuşmaya başladık. Bu yıl bu konuda

hem eğitim programları hem de farklı

projelerle güzel adımlar atacağız” ifadelerini

kullandı.


Çin Yeni Yılı’nı özel

programlar ile karşılıyor

Ranchero Nişantaşı

yenilendi

Misafirlerini Türkçe karşılığı “gelenekleri

kutla” olan “Celebra La Tradición”

sloganıyla karşılayan Ranchero, Milli

Reasürans Çarşısı’nda yer alan Nişantaşı

şubesini yeniledi.

Meksika mutfağının özgün lezzetlerini sunan Ranchero,

yenilenen şubesinde bu kez dekorasyonuyla da dikkat

çekiyor. Mekânın tüm tasarım detaylarında, işletmeci ailenin

iç mimar kızı Nilüfer Tanyeri Gonzalez’in imzası bulunuyor.

Misafirlerini yeniden ağırlamaya başlayan Ranchero

Nişantaşı, Aztek ve Maya uygarlıklarına uzanan köklü tarihi,

Meksika’nın renkli kültürüyle harmanlayarak her köşesinde

hissettiriyor. Meksikalı & Türk bir ailenin işlettiği Ranchero

Restaurant’ın dekorasyonu ve ambiyansı tamamen

yenilenen Nişantaşı şubesi dışında İstanbul’da Suadiye,

Kanyon, Kıyı İstanbul, Watergarden Avm ve Büyükyalı

Fişekhane ile corner konsepti olarak Zorlu PSM’de şubeleri

buluyor. Ranchero, Başkentli Meksika yemeği severleri ise

Maidan, Armada ve Atakule’deki restoranlarında ağırlıyor.

Boğaz’daki göz kamaştıran konumuyla

dikkat çeken The Peninsula Istanbul, Çin

Yeni Yılı’nı The Lobby’nin şık atmosferinde

renkli etkinliklerle kutluyor.

Çin Ay Yılı takvimine göre 2026 Çin Yeni Yılı yani At Yılı;

özgürlüğün, hareketin, cesur adımların ve bireysel

dönüşümün ön plana çıkacağı, yüksek enerjili ve yeniliklerle

dolu bir dönem anlamına geliyor. The Peninsula’da At Yılı

kutlamaları, 7–8 Şubat tarihlerinde geleneksel Çin Yeni Yılı

Aslan Dansı gösterileri ile başlayarak keyifli bir birlikteliğin

başlangıcını yapacak. Renkli aslan kostümleriyle görsel bir

şölene dönüşen, şans ve refahı simgeleyen bu dans; davul

ve zillerin etkileyici ritimleriyle birleşerek izleyenlere keyifli

anlar yaşatıyor. Her adımda ince bir zarafetle dinamizmin

iç içe geçtiği bu geleneksel performans, izleyicilere sadece

görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir kültürel

yolculuk da sunuyor. 30 Ocak – 17 Şubat 2026 tarihleri

arasında, The Peninsula London’ın ikonik konsepti Little

Blue Noodle Bar, The Peninsula Beijing’den konuk şef

Johnnie Liang’ın liderliğinde The Lobby’de hayata geçirilen

özel bir pop-up menü ile misafirlerini ağırlıyor. The Lobby’de

sunulacak Little Blue Noodle Bar menüsü Çin Yeni Yılı’nın

ruhunu yansıtan tatlarıyla gastronomi tutkunlarını benzersiz

bir lezzet yolculuğuna davet ediyor.


İtalyan yemek kültürüne

nostaljik bir dokunuş

Pizza Italiante, İtalyan

mutfağının en özel ve

özgün tariflerini sunmakla

kalmıyor, bu ülkenin köklü

sofra kültürünü ve yaşam

tarzını da misafirleriyle

buluşturuyor.

Pizza Italiante’yi ziyaret eden misafirler,

siparişlerini beklerken masalarında

yer alan The Italiante News’i okuyarak

keyifli vakit geçiriyor. Gazetede; İtalyan

mutfağına dair özel içeriklerin yanı

sıra, ülkenin gelenekleri, kültürel

alışkanlıkları ve yaşam tarzına dair

bilgilendirici ve ilham verici yazılara

yer veriliyor. Nostaljik tasarımı ve

özgün içeriğiyle dikkat çeken The

Italiante News, Pizza Italiante’nin İtalyan kültürünü yalnızca

tabaklarda değil, hikâyelerle de yaşatma vizyonunun bir

parçası olarak öne çıkıyor. Bu özel yayın, restoran deneyimini

zenginleştirirken misafirlerine İtalya’ya kısa ama unutulmaz

bir yolculuk vadediyor. Pizza Italiante olarak başta İtalya’nın

8 farklı bölgesine özgü nefis pizzalar olmak üzere bu ülkeye

özgü yöresel tatlar sunduklarını söyleyen Pizza Italiante

Kurucu Ortağı Suat Gürcan, “Sadece yemeklerimizle

değil, aynı zamanda İtalya’nın ruhunu da misafirlerimize

hissettirmeyi amaçladık. The Italiante News isimli gazetemiz

bu hayalin bir parçası. Misafirlerimiz burada sadece yemek

yemiyor; İtalya’nın mutfağını, geleneklerini ve hikâyelerini de

keşfediyor” dedi.

Nestlé Professional

Türkiye’ye Yeni Genel Müdür

Özlem Kayiş Erdönmez, 1 Ocak

2026 tarihinden itibaren geçerli

olmak üzere Türkiye genelinde

profesyonellere sunduğu

çözümlerle sektörde güçlü

bir konuma sahip olan Nestlé

Professional Türkiye Genel

Müdürü olarak yeni görevine

başladı.

Özlem Kayiş Erdönmez, Nestlé’deki

kariyerine 2004 yılında Management

Trainee olarak başladı ve İnsan

Kaynakları alanında deneyim kazandı.

2007’de Nestlé Professional’da Tedarik

Zinciri Planlamacısı olarak göreve

başlayan Erdönmez, iş birimindeki

yolculuğunun temelini attı. 2011’de Satış

Operasyon Müdürü rolüne atanarak satış

sistemleri ve raporlama süreçlerine

liderlik etti. 2015 yılında Ticari Varlık

Operasyonları Müdürü olarak saha

operasyonlarında uzmanlığını genişletti.

2016’da İsviçre’de Global Launch &

Development Manager pozisyonuna

getirilen Erdönmez, global projelerde

aktif sorumluluk üstlendi ve Starbucks

WPPS entegrasyon süreçlerinde önemli

rol oynadı. 2019’da Türkiye’ye dönerek

içecek iş biriminde WRB Solutions

yapısının yeniden oluşturulmasına

liderlik etti. 2022 yılından bu yana

yürüttüğü Ulusal Satış Grup Müdürü

rolünde, distribütör yapılanmasının

güçlendirilmesi, ülke genelinde

satışların büyütülmesi ve kategori

odaklı stratejilerin sahaya yayılması

konularında kritik başarılar elde etti.


Orkide’ye

lezzet ödülü

‘Superior Taste Award’ lezzet ödülünün

2026 ilk yarı yıl sonuçları açıklandı. Orkide

Bitkisel Margarin, ‘Superior Taste Award (2

yıldız)’ lezzet ödülünü kazandı.

Gıda sektöründe en prestijli kuruluşlarından biri olan

Brüksel’deki Uluslararası Lezzet ve Kalite Enstitüsü

(International Taste Institute - ITQI) bünyesindeki şeflerden

oluşan jürinin değerlendirmeleri sonucu her yıl verilen

‘Superior Taste Award’ lezzet ödülünün 2026 ilk yarı yıl

sonuçları açıklandı. Orkide Bitkisel Margarin, ‘Superior

Taste Award (2 yıldız)’ lezzet ödülünü kazandı. Dünya

genelinde prestijli şef ve sömeliye kuruluşlarına üye

250'den fazla profesyonel tat uzmanından oluşan şefler

tarafından yapılan tat, koku ve kaliteye dayalı duyusal kör

testler sonucunda ‘Superior Taste Award (2 yıldız)’ lezzet

ödülünü 2020 yılından bu yana üst üste 3 kez alan Orkide

Bitkisel Margarin; çorbadan ana yemeğe, pilavdan tatlıya,

kurabiyeden böreklere her tarifte kullanıma uygun bir ürün

olarak Türk mutfağının zengin çeşitliliğine eşlik ediyor.

Fersan’ın insan

merkezli yönetimi

GPTW ile tescillendi

Fersan İnsan ve Kültür Müdürü Seçil

Azizoğlu, Great Place to Work Türkiye’nin

En İyi İnsan ve Kültür Liderleri 2025

değerlendirmesinde Gold kategoride

ödülün sahibi oldu. Aynı organizasyonda

Fersan da İş Sağlığı ve Sosyal Güvenlik

alanındaki uygulamalarıyla özel ödüle layık

görüldü.

Türkiye’nin lider sirke üreticisi Fersan, insanı merkeze

alan yönetim anlayışının gücünü bir kez daha tescilledi.

Fersan İnsan ve Kültür Müdürü Seçil Azizoğlu, Great Place

to Work (GPTW) Türkiye 2025 kapsamında hazırlanan "En

İyi İnsan ve Kültür Liderleri" listesinde Gold kategoride

ödülün sahibi olurken, Fersan da aynı organizasyonda İş

Sağlığı ve Sosyal Güvenlik alanındaki uygulamalarıyla özel

ödüle layık görüldü. "En İyi İnsan ve Kültür Liderleri" listesi;

GPTW’nin güçlü metodolojisi doğrultusunda, insan ve kültür

uygulamalarının yanı sıra birden fazla kritik alandaki lider

yaklaşımlarının analiz edilmesi sonucunda belirleniyor.

Fersan İnsan ve Kültür Müdürü Seçil Azizoğlu, ödülle ilgili

görüşlerini şöyle dile getirdi: “Bu ödülü almamdaki en

büyük katkıyı Fersan’ın kurum kültürü olduğuna yürekten

inanıyorum. İnsan ve Kültür Müdürlüğü olarak, şirketimizin

‘Önce İnsan’ mottosuyla hayata geçirdiğimiz insan ve kültür

uygulamalarımız ve çalışan odaklı yaklaşımımızla fark

yaratıyoruz. Çalışanlarımızın güvenliğini ve sağlığını ön

planda tutuyor, sunduğumuz çeşitli eğitim olanakları ve işyaşam

dengesini önceliklendiren yenilikçi uygulamalarımızla

öne çıkıyoruz. Kurumsal kültürden beslenen bu bireysel

başarılar, tüm bu çabalarımızın bağımsız kuruluşlarca

takdir edilmesi anlamına geliyor ve benim için büyük bir

onur. Bu başarı, birlikte inşa ettiğimiz mutlu ve verimli

çalışma alanımızın bir yansımasıdır.”


92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Profesyonel mutfaklara

yepyeni bir ürün daha

Müşterileri için güvenilir alışverişin,

lezzetin ve çeşitliliğin adresi olan

Metro Türkiye, mutfaklara A'dan Z'ye

çözümler sunan zengin ürün gamına

yepyeni bir yıldız ekliyor: Metro Chef

Ekşi Krema.

Türkiye’de yeme-içme sektörüne 35 yıldır ilham

veren çözümler sunan Metro Türkiye, değişen

müşteri ihtiyaç ve beklentilerini sürekli analiz ederek

ürün çeşitliliğini geliştirmeye devam ediyor. İşte

bu anlayışla mutfaklara sihirli bir dokunuş katacak

yepyeni bir lezzet daha hayat buldu: Metro Chef Ekşi

Krema! Rusya'dan Avrupa'ya ve Amerikaya kadar

uzanan geniş bir coğrafyada, smetena, sour cream isimleriyle

de bilinen bu özel ürüne artık Metro Türkiye güvencesiyle

kolayca ulaşabilirsiniz. %25 süt yağı içeren bu fermente

krema, pürüzsüz ve kremsi dokusu sayesinde pek çok tarifte

kullanılabiliyor. İster ana yemeklerde, ister başlangıçlarda

ya da tatlılarda kullanılsın, yemeklere kıvam veriyor, ferah ve

dengeli bir lezzet katıyor. Fırında patates, nachos veya cipsin

yanında nefis bir eşlikçi oluyor, kek, cheesecake gibi tatlılarda

ise hafif ekşimsi aromasıyla öne çıkıyor. 900 gramlık kapaklı

ambalajıyla açıldıktan sonra kolayca saklanabilme özelliğiyle

de diktat çeken ürün tüm Metro mağazalarında satışa

sunuluyor.

Söğütlü Lokanta, çok kültürlü

lezzetleri İstanbul’da buluşturdu

Terminal Kadıköy’deki Söğütlü

Lokanta’da gerçekleşen özel

gastronomi serisinin üçüncü

buluşması, 16 Aralık gecesi,

Söğütlü Lokanta’nın Çok

Kültürlü İstanbul Mutfağı

anlatısı eşliğinde gerçekleşti.

Dünyanın en büyük iki imparatorluğuna

asırlar boyunca ev sahipliği yapan İstanbul;

Doğu Roma döneminde Batı Roma’nın kileri

ve baharat deposu, Osmanlı döneminde ise

Mezopotamya’nın kadim mutfak mirasının

zirveye taşındığı bir imparatorluk şehriydi.

Bu derin gastronomik birikim, Michelin Bib

Gourmand ödüllü Şef Deniz Şahin ve Söğütlü

Lokanta mutfağının özgün dokunuşları ile bu

etkinlikte yeniden yorumlandı. Ermeni, Rum,

Musevi ve Müslüman toplulukların yüzyıllar

boyunca birbirlerine aktardığı tarifler, şefin

yaklaşımı ile modern İstanbul mutfağının

güçlü bir temsilcisine dönüştü. Mekan, çok

katmanlı İstanbul mutfağını geçmişin izlerini

taşıyarak, bugünün gastronomi anlayışıyla

buluşturdu. Tazedirekt sponsorluğunda

gerçekleşen etkinlik, Türkiye’nin en seçkin

bağlarından elde edilen üzümlerle hazırlanan

özel içecek eşlikçileriyle zenginleşti. Yalnızca

20 kişilik özel bir davetli grubuna açık olarak

düzenlenen gece, kentin gastronomi tarihine

duyulan saygının ve restoranın kültürel

mirasa yaklaşımının güçlü bir yansıması

niteliği taşıdı.


Zamansız tatlara

modern yorum

Atölye Restaurant, Ramazan ayını Boğaz'ın

eşsiz manzarası eşliğinde karşılamaya

hazırlanıyor. Özel iftar ve sahur menüsü,

Türkiye mutfağının dört bir yanından

lezzetleri modern bir yorumla misafirleriyle

buluşturuyor.

The Ritz-Carlton, Istanbul’un tecrübeli mutfak ekibi tarafından

doğudan batıya, güneyden kuzeye uzanan reçetelerle

hazırlanan özel iftar ve sahur menüsü, Ramazan ayı boyunca

Atölye’de açık büfe olarak misafirleriyle buluşuyor. Ödüllü

restoran Atölye, Türkiye’nin mutfak zenginliğini yansıtan

tariflerini bugünün sofralarına taşıyor. İftar menüsü

başlangıçları arasında; zeytinyağlı dolma ve turşu çeşitleri,

yöresel mezeler ve Atölye mutfağında özel olarak üretilen

pastırmalar ile hazırlanan pazılı pastırmalı börek gibi

klasikler yer alıyor. Ispanak mancadan fındık lahmacuna

uzanan yöresel lezzetler ise birbirinden zengin tarifleriyle

sunuluyor. Ramazan'ın vazgeçilmezi çorbaların ardından et

döner, alinazik, etli kuru dolmalar, tavuk çevirme ve iç pilavı

gibi ana yemekler damaklarda iz bırakıyor. Ramazan’ın gözde

tatlarından fındıklı güllaç, çıtır kabak tahinli, sakızlı muhallebi,

ekmek kadayıfı ve baklava çeşitleri ise iftar saatinin beklenen

lezzetleri oluyor. Sahur vaktinde ise misafirler iki ayrı menü

seçeneği arasında tercih yapabiliyor. Geleneksel kahvaltılık

ürünlerden oluşan menünün yanı sıra ızgara köfte, tavuk

çevirme ve ızgara levrek gibi sıcak tabakların olduğu seçki

alternatifler arasında yer alıyor.

Büyük Şefler Grup’ta

üst düzey atama

Stratejik büyüme yolculuğunu

güçlü organizasyon yapısıyla

desteklemeye devam eden

Türkiye yeme-içme sektörünün

öncü gruplarından BigChefs,

farklı sektörlerde pazarlama ve

iletişim alanında 15 yılı aşkın

deneyimiyle öne çıkan Duygu

Başaran Çelik’i, Pazarlama

ve İletişim Direktörü olarak

görevlendirdi.

Yeni görevinde Duygu Başaran Çelik;

BigChefs, Buselik, NumNum Street

Food, Academy BigChefs ve Kont Coffee

Company markalarının tüm marka

yönetimi, dijitalleşme, iletişim stratejileri,

kampanya kurguları, pazarlama analitiği,

müşteri deneyimi ve büyüme odaklı

pazarlama çalışmalarına liderlik edecek.

Grup markalarının yerel ve global ölçekte

daha güçlü bir marka algısı

oluşturması ve sürdürülebilir

büyüme hedeflerine ulaşması için

stratejik çalışmalar yürütecek.

İstanbul Üniversitesi İngilizce

İşletme mezunu olan ve yüksek

lisansını Galatasaray Üniversitesi

Pazarlama İletişimi alanında

tamamlayan Duygu Başaran Çelik,

kariyerine telekomünikasyon

sektöründe başladı. Bir dönem

Avea, ardından Turkcell’in

GNCTRKCLL ve BİP markaları için

marka konumlandırma, sadakat

stratejilerinin geliştirilmesi, gelir

yönetimi, iletişim süreçleri ve

stratejik marka iş birliklerinin

sorumluluklarını üstlendi. 2019 yılı

itibarıyla beIN Media Group’ta ürün

yönetimi, büyüme stratejileri ve

dijital marka yönetimi süreçlerine

liderlik eden Başaran Çelik, son

olarak beIN CONNECT & TOD Ticari Büyüme

ve Ürün Yönetimi Direktörü olarak markanın

dijital ürün stratejilerine yön verdi. Başaran

Çelik’in uzmanlık odağında, pazarlama

iletişimi, marka konumlandırması, ürün

yönetimi, pazarlama analitiği ve dijitalleşme

gibi başlıklar yer alıyor.


94

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

BEYOĞLU’NUN

EN YENISI

FONTE

RESTAURANT

ROOFTOP&BAR

Asmalımescit’in kalbinde, Ruz Otel’in üst

katında konumlanan, İstanbul’un yeni

mekanı Fonte Restaurant Rooftop&Bar,

gün batımından geceye uzanan, şehir

yavaş yavaş ışıklarını yakarken tarihi

yarımadaya yukarıdan bakarken onun

ritmini sofralara taşıyan buluşma

noktası olarak öne çıkıyor.

İşletmeciliğini Melih Doğan’ın

üstlendiği, sahipliğini Ali Erdoğan

ve Pınar Erdoğan’ın yaptığı Fonte

Restaurant Rooftop&Bar; dünya

mutfağından ilham alan menüsünü

modern sunum anlayışı ve kaliteli

ürün seçimiyle bir araya getiriyor. Kısa

sürede Asmalımescit’in en dikkat çeken

gastronomi duraklarından biri haline

gelmesinin tesadüf olmadığını söyleyen

Melih Doğan: “Fonte yalnızca yemek

yemek için değil; dostlarla buluşmak,

yeni insanlarla tanışmak ve şehrin

ruhunu hissetmek için de burada” diyor.

Lezzetin merkezinde rafine

dokunuşlar

Fonte Restaurant mutfağı, klasik tatları

modern yorumlarla buluşturuyor.

Menünün öne çıkan imza lezzetleri

arasında: Geleneksel bir tat, sofistike

bir yorum Asma Dolma, zengin

aroması ve dengeli dokusuyla güçlü

bir ana yemek Bonfile Orzo, hafif ama

karakterli bir lezzet Fırında Minekop

baş damakları taçlandırıyor. Fonte’nin

müdavimlerinin vazgeçilmezi haline

gelen “Best Seller” Bisküvi Pastası,

akşamı tatlı bir finalle noktalamak

isteyenler için adeta bir imza.

Fonte Rooftop&Bar’da DJ

performanslarıyla akşamın

temposu yükselirken imza

kokteyller eşliğinde sohbetler

derinleşiyor, müzik geceye

eşlik ediyor. Gün batımıyla

başlayan keyifli anlar,

gece zarif, akışında ve

kendiliğinden tamamlanıyor

adeta gecenin ilerleyen

saatlerine kadar uzuyor.


JOE & THE JUICE İKINCI

ŞUBEYLE KANYON’DA

Danimarka çıkışlı global marka Joe & The Juice, İstanbul’daki ilk mağazasının

ardından, 30 Aralık Çarşamba günü Kanyon AVM’de açılan ikinci şubesiyle daha

geniş bir kitleyle buluşuyor.

Şehirli yaşamda sağlıklı beslenme,

artık belirli anlara sıkışmayan

yeni bir günlük rutin olarak

öne çıkıyor. Danimarka çıkışlı global

marka Joe & The Juice, bu yaklaşımı

İstanbul’daki ilk mağazasının ardından

30 Aralık Çarşamba günü Kanyon

AVM’de açılan ikinci adresiyle daha

geniş bir kitleyle buluşturuyor. Eylül

ayında EMAAR AVM’de kapılarını açan

ilk mağaza, kısa sürede gördüğü yoğun

ilgiyle Türkiye’deki şehirli tüketicinin

bu yeni beslenme ve yaşam tarzına ne

kadar hazır olduğunu ortaya koydu.

Kanyon’daki yeni mağaza ise bu ilginin

tekil bir merak değil, kalıcı bir eğilimin

parçası olduğunu gösteriyor.

Global ölçekte test edilmiş bir

model

2002 yılında Danimarka’da doğan Joe

& The Juice, bugün 16 ülkede 430’dan

fazla şubesiyle faaliyet gösteriyor.

Markanın global ölçekte yarattığı

etki, sağlıklı yaşamı “özel bir tercih”

olmaktan çıkarıp, günlük hayatın doğal

bir parçası haline getiren yaklaşımında

yatıyor. Türkiye de bu yaklaşımın hızla

karşılık bulduğu pazarlardan biri olarak

öne çıkıyor. Taze sıkılmış meyve suları,

smoothie’ler, fonksiyonel içecekler ve

her siparişte hazırlanan sandviçlerden

oluşan menü; dinamik müzik, enerjik

servis ve açık mutfak deneyimiyle

birleşiyor. Joe & The Juice mağazaları,

kısa ama iyi hissettiren molalar için

tasarlanmış yeni nesil şehir durakları

olarak konumlanıyor.

kavramlarını merkezine alan bu

yaşam tarzı dili; spor, iş ve sosyal

hayat arasında keskin sınırlar yerine

akışkan bir denge arayan yeni nesil

tüketici profilini yansıtıyor. Bu yönüyle

Joe & The Juice, Türkiye’de sağlıklı

yaşam odaklı perakendenin yükselen

trendlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Markanın Türkiye operasyonları,

National Holding bünyesindeki Food

Quest LLC ile yerli yatırımcı Millennium

Gıda ortaklığında yürütülüyor. Joe &

The Juice, Türkiye’ye duyduğu güvenle

sağlıklı yaşamı İstanbul başta olmak

üzere şehirli hayatın yeni duraklarına

taşımaya devam edecek.

Kısa molalar, iyi hissettiren

duraklar

Performans, denge ve günlük enerji


96

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

MESAI İSTANBUL

YENI ADRESIYLE OPERA HOTEL

BOSPHORUS’TA

Mesai İstanbul, 2026’ya Opera Hotel Bosphorus terasındaki yeni adresinde canlı

atmosferi ve özel menüsüyle merhaba diyor.

Gen Group’un ilk markası Mesai,

yeni adresinde yeni lezzetleriyle

2026’ya iddialı bir giriş yapıyor.

Ocakbaşı kültürünü çağdaş gastronomi

anlayışıyla buluşturan mekan, özenle

seçilmiş lezzetleri, imza kokteylleri ve

zarif mimarisiyle bu yıl da İstanbul’un

en özel mekanlarından biri olarak öne

çıkıyor.

Ayrıcalıklı bir ambiyans

Topkapı Sarayı’ndan, Ayasofya’ya...

Taşkışla’dan Kız Kulesi’ne… Boğazın

tüm renklerine ve ışıltısına karşı şehrin

ritmini yeniden belirleyen Mesai’de,

gün batımında Boğaz’ın altın tonlarına

karşı başlayan keyifli saatler, lezzetli

yemekler ve aromatik kokteyller

eşliğinde ayrıcalıklı bir ambiyansa

dönüşüyor. Dekorasyonunda ince bir

mimari zevkin yansıdığı restoranda

özenle tasarlanan iç mekân elegant ve

sıcak havasıyla beğeni topluyor. Cam

tavanın gökyüzüyle kurduğu görsel bağ

konukları daha ferah ve daha davetkâr

bir atmosferin içine çekiyor.

Panoramik Boğaz manzarasına

karşı

Şık aydınlatmalar, göz alıcı ihtişamlı bir

bar, özgün tablolar, zarif kadehler, ince

düşünülmüş detaylar, lüks dokunuşlar.

Panoramik Boğaz manzarasına karşı

keyifli bir gece vadeden mekan, zarif

tasarımı ve enerjik ambiyansıyla

keyifli akşam yemeklerinin ve özel

buluşmaların yeni adresi oluyor.

Romantik akşam yemeklerinden

özel davetlere, iş yemeklerinden

kutlamalara her anı özel kılmak için

tasarlanan restoran, şehrin yeni

buluşma noktası.


Ordu’nun taş fırın ustalığı İstanbul’da

nelipide gurme ile can buluyor

Coğrafi İşaretli Ordu Pidesi’ni İstanbul’da yaşatan Nelipide Gurme, 40 yılı aşkın ustalık

birikimi, coğrafi işaretli Ordu Pidesi ve taş fırın kültürüyle şehirde özgün bir gastronomi

deneyimi sunuyor. Ordu’da yetişen ustalar, İstanbul Bağdat Caddesi’nde pide yapımıyla

geleneksel lezzeti ziyaretçilerle buluşturuyor.

Karadeniz’in köklü pide geleneğini

İstanbul’un dinamik gastronomi

kültürüyle buluşturan Nelipide

Gurme, Ordu’da yetişen ustalarıyla 40 yılı

aşkın süredir süregelen taş fırın geleneğini

bugünün lezzet anlayışıyla yeniden

yorumluyor. Geleneksel üretim tekniklerini

titizlikle koruyan Nelipide Gurme, her

pidesinde Karadeniz’in emeğini, sadeliğini ve

ustalığını misafirleriyle buluşturuyor.

Nelipide Gurme’nin mutfak anlayışı ham

maddeden üretim sürecine kadar uzanan

bütüncül bir kalite yaklaşımına dayanıyor.

Ordu’dan özel olarak temin edilen tereyağı,

markaya özgü un karışımı ve kuşaktan kuşağa

aktarılan geleneksel reçetelerle hazırlanan

pideler; ISO 9001, ISO 22000 ve Helal

sertifikalarına sahip ürünler kullanılarak,

gıda mühendislerinin denetiminde üretiliyor.

Nelipide Gurme’nin menüsünün merkezinde

ise, Coğrafi İşaretli Ordu Pidesi yer alıyor.

Ustalar Ordu’da öğrendiklerini

İstanbul’da yaşatıyor

Ordu’da eğitim alan deneyimli ustalar,

Nelipide Gurme’nin İstanbul Bağdat

Caddesi’nde bulunan restoranında

konuklarına özel bir pide deneyimi sunuyor.

Geleneksel tekniklerle, misafirlerin

görebileceği şekilde hazırlanan hamurlar

taş fırında pişirilerek Karadeniz mutfağının

karakterini yansıtan lezzetlere dönüşüyor.

Misafirlerin üretim sürecine doğrudan

tanıklık ettiği bu süreç, özgün bir gastronomi

deneyimi sunuyor.

Aktaş: “Nelipide Gurme Ordu’dan

gelen ustalık geleneğini şehir

hayatına uyarlıyor”

Aktaşlar Lezzet Grubu Yönetim Kurulu

Başkanı Tamer Aktaş, Nelipide Gurme’nin

çıkış noktasının, kültürel bir sorumluluk

taşıdığını söylüyor. Nelipide Gurme’nin

hikâyesinin Ordu’da, taş fırında başladığını

ifade eden Aktaş, “Yıllar içinde edindiğimiz

tecrübe bize gösterdi ki, gerçek lezzet

tecrübeden yani ustalıktan doğuyor. Bu

anlayışı İstanbul’a taşırken, Karadeniz

mutfağının özünü korumayı ve aynı kaliteyi

sürdürülebilir kılmayı hedefledik. Bu

doğrultuda da Bağdat Caddesi’nde bulunan

şubemizle geniş bir misafir kitlesine ulaştık.

Nelipide Gurme olarak, Ordu’dan gelen

ustalık geleneğini şehir hayatına uyarlayan

güçlü bir gastronomi markası olma yolunda

emin adımlarla devam ediyoruz. Aile dostu

atmosferimiz, sıcak servis anlayışımız ve

istikrarlı lezzetlerimizde, Karadeniz mutfağını

güçlü bir şekilde temsil etmeye devam

edeceğiz” dedi.

“Pide yapımı ciddi bir emek ve dikkat

istiyor”

Pide yapımının ciddi bir emek ve dikkat

istediğine dikkat çeken Nelipide Gurme

Şefi Kazım Kıran ise, “Hamurun yoğrulma

süresi, dinlenme aşaması, kullanılan unun

kalitesi ve fırının dengesinin birbiriyle uyumlu

olması gerekiyor. Ordu’da öğrendiğimiz

bu disiplini İstanbul’daki mutfağımızda da

titizlikle devam ettiriyoruz. Nelipide Gurme’ye

gelen tüm misafirlerimizin tabağında

bulunan pidelerin ilk günkü ustalık anlayışını

yansıtmasını hedefliyoruz. Karadeniz’in lezzet

mirasını İstanbul’da keşfetmek isteyen tüm

misafirlerimizi, geleneksel pide ustalığını

modern şehir yaşamıyla uyumlu bir deneyime

dönüştüren Nelipide Gurme’ye davet

ediyoruz” diye konuştu.


98

hotel restaurant

& hi-tech

mekan keşif

MATBAH’IN KIŞ SOFRASINA

OTURDUNUZ MU?

İstanbul’da Osmanlı saray mutfağını temsil eden restoranlar arasında Matbah’ın yeri

bende ayrı. Yıllardır sürdürdüğü mutfak dili ve aldığı ödüllerle bunu hak eden bir adres.

Hiçbir zaman çizgisinden ödün vermiyor. Gösterişten uzak ama hep iddialı!

Yazı: Hatice Ünal Bilen

Bu kez kış menüsünü tatmak

için oradaydım. Servis akmaya

başladığında fark ettim ki; sofraya

gelen tabaklar, mutfaktan aktarılan

anlatılar ve yaklaşım hepsi birbirine bağlı,

tek bir hikaye gibi ilerliyor. Mutfağın başında

Sivaslı Şef Kadir Yılmaz var. Reçeteleri

tariften çok süreci anlatıyor. Malzemenin

nereden geldiği, nasıl işlendiği, ne kadar

pişirildiği ve neden öyle yapıldığı…

Kaz kebabı bunun en güzel örneği. Kaz

Kars’tan geliyor, yağlanma döneminde

alınıyor ve yaklaşık sekiz saat fırında

pişiriliyor. Piştikten sonra et özenle

ayıklanıyor, kemikler ve sebzelerle

tekrar fırına giriyor. Çıkan yağla iç pilav

hazırlanıyor; kuş üzümü, dolmalık fıstık,

yenibahar ve karabiberle zenginleştiriliyor,

bohça şeklinde yufkaya sarılıyor ve kısa

süre fırınlanıyor. Son dokunuş olarak

kemiklerden yapılan sos tabakta en alta

geliyor, üzerine pilav ve kaz yerleştiriliyor

ve servis sırasında yenilebilir çiçeklerle

tamamlanıyor.

Bu reçete birebir eski reçeteye bağlı değil.

Kadir Şef bunu özellikle söylüyor. Kaynaklar

arasında 1844 tarihli ‘Aşçıların Mektebi’ ve

Süheyl Ünver’in çalışmaları var. Ancak bazı

uyarlamalar yapılmış. Eskiden kullanılan iç

yağ yerine bugün zeytinyağı tercih ediliyor.

Riviera zeytinyağı ve tereyağı birlikte

kullanılıyor. Amaç, yemeği bugünün damak

zevkine daha uygun hale getirmek.

Kış menüsünde öne çıkan bir diğer tabak

kuzu incik. Balıkesir’den, süt kuzusundan

geliyor. Et bir gün önceden karabiber, süt

ve soğan suyuyla terbiyeleniyor. Sekiz saat

dinleniyor. Ertesi gün kapalı şekilde fırında

dört-beş saat pişiyor. Altında mevsiminde

olduğu için ıspanak var. Soğanla kavruluyor,

süt ve tulum peyniri ekleniyor. Havuçla

birlikte çektiriliyor. Yufka kaplarının içine

alınıyor. İncik üzerine yerleştiriliyor ve

yenilebilir çiçeklerle servis ediliyor.

Kadir Şef, her tabakta yenilebilir, rengârenk

çiçekler kullanmayı seviyor. Menü sanki

kendi içinde açmış bir bahçe gibi canlı ve

davetkârdı bu ziyaretimde de. Tarihi Cafer

Ağa Medresesi'ne bakan manzara ile

birleşince, sofrada oturmak unutulmaz bir

deneyime dönüştü diyebilirim.

Soğuk mezeleri de unutmayalım. Mercimekli

lahana değişik bir yorum. Osmanlı saray

mutfağında da yer alan bir reçete aslına

bakarsanız. İçinde bulgur, yeşil mercimek,

soğan, maydanoz, dereotu ve taze nane

bulunuyor. Lahana hafif haşlanıyor,

harçla sarılıyor. Zeytinyağı, tuz ve karanfil

ekleniyor. Karanfilli suda yaklaşık 45 dakika

pişiriliyor. Ballı Gemici böreği ise biliyorum

ki şefin kırmızı çizgisi. Ne zaman gitsem

yemeden ben de o sofradan kalkmıyorum.

İster ballı formuyla şeker tadında isterse

tuzlu. Her iki haliyle de güzel.

Tatlılarda kış menüsünün yıldızları zerde

ve kabak tatlısı. Onları da elbette ki tattım

ama eksik olmasın, Kadir Şef, her zamanki

nezaketiyle beni kırmayıp bir çırpıda

kavurduğu sipariş un helvasını önüme

koydu. Dumanı tüten siyah çay ile ne de iyi

gitti.

Matbah’ta menüler mevsime göre değişiyor.

Kış menüsü mayıs sonuna kadar devam

ediyor. Yaz menüsü ayrı hazırlanıyor. Bunun

dışında Mevlevi mutfağı etkinlikleri, balık

haftaları ve dönemsel menüler yapılıyor.

Şerbetler de mutfağın önemli bir parçası.

Nar, üzüm, demirhindi, tarçınlı ve dönemsel

olarak değişen 10–15 çeşit şerbet servis

ediliyor. Kışın salep de menüye ekleniyor.

Kış menüsünü deneyimlemek için hala tam

zamanı. Mevsim bitmeden sofraya oturun

derim.


BECA

ILE KIŞIN

EN

GÜZEL

HALI

Kış menüsüyle şehrin

ritmini tutan Beca, rahat

ve sade mutfak anlayışını

yansıtan zengin lezzet

seçkisiyle misafirlerini

karşılıyor. Josper fırınının

kömür ateşi aromasından

açık ateşte pişen olta

balıklarına, taş fırın

pizzalardan Yakitori

ızgarasına uzanan menü,

kışın en taze ürünlerini

merkeze alıyor.

Josper fırınının kömür atesi

aromasından, açık ateste pisen

olta balıklarına; pizzanın en iyi

haline hayat veren tas fırından, et,

langoustine ve ahtapotun

atesle en zarif bulusması olan Yakitori

ızgarasına ve zengin raw istasyonuna

kadar kıs mevsiminin en taze

mahsullerini isledigimiz bir menü

kurguladık.

Beca'da her gelisinizde yeni bir lezzet

kesfetmek, farklı bir mutfak kültürüne

yolculuk yapmak mümkün.

Acil lezzet çağrısı

Menüde keşfedilecek çok şey var ama

bu sezonun acil durum listesinde

Josper fırında pişen isli Spicy

Cabbage, mürdüm eriği turşusu ve

mascarpone peyniriyle hazırlanan

Tartare Violet, et, langoustine ve

ahtapot seçenekleriyle ateşten

tabağa gelen Yakitori Selection,

mandalina ve mango soslu ferah

Mix Green Salad, kışın en İtalyan

hali olan Osso Buco Milanese ve

mevsim balığının sıcak zeytinyağı,

sarımsak ve acı biberle en yalın

şekilde buluştuğu Izgara Balık (Pil-

Pil) yer alıyor.


hotel restaurant

100 & hi-tech

Sevgililer Günü Özel

Zamansız kaçamak

Şehrin ikonik buluşma noktası The Ritz-

Carlton, Istanbul, Sevgililer Günü’nde şehrin

ritminden uzaklaşmak isteyen çiftler için çok

katmanlı bir deneyim sunuyor.

İstanbul siluetine karşı

konumlanan The Ritz-

Carlton, Istanbul, Sevgililer

Günü’nü sadece bir akşam

yemeğiyle sınırlamayan,

tüm güne yayılan özel bir

kutlamayla misafirlerini

ağırlıyor. Şehrin eşsiz

manzarası eşliğinde

sunulan ayrıcalıklı hizmet,

romantizmi ince detaylarla

yeniden tanımlıyor. Otelin

İtalyan ruhunu yansıtan

restoranı Limoré, Sevgililer

Günü’ne özel menüsüyle

misafirleri Akdeniz’in

lezzetleriyle buluşturuyor. Menü, İtalya’nın tüm mutfak

zenginliğine övgü niteliğinde hazırlanmış ve Limoré’nin

en iddialı imza lezzetlerinden seçkiler sunuyor. Otelin

ana restoranı Atölye, zengin a la carte menüsü ve eşsiz

manzarasıyla unutulmaz bir ziyafet deneyimi sunarken,

Nobu Istanbul dünyaca ünlü şef Nobu Matsuhisa’yı Sevgililer

Günü için ağırlıyor. Misafirler, Boğaz manzaralı odalarda

konaklayarak ve şefin hazırladığı özel omakase menüsüyle

günü taçlandırabiliyor. Beş yıldızlı otelin bu özel gün için

hizmete sunduğu paketleri, şehrin temposundan uzak

huzurlu spa alanı, Boğaz manzaralı restoranları ve panoramik

süitleriyle her detayı kişiselleştirilmiş unutulmaz anlara

dönüştürüyor.

Boğaz manzarası

eşliğinde paylaşılan anlar

İstanbul’un tarihî dokusunda

yer alan The Wings Hotels

Karaköy ile The Wings

Hotels Pera, Sevgililer

Günü’nde misafirlerini ortak

restoranları The Hezar’da

buluşturuyor.

Teraslardan uzanan geniş Boğaz

manzarası, Sevgililer Günü deneyiminin

merkezinde yer alıyor. Şehrin silueti

eşliğinde paylaşılan sofralar, kalabalıktan

uzak, dingin ve romantik bir atmosfer

sunuyor. Açık perspektif ve sakin ortam,

çiftlere yalnızca manzarayı değil, anın

kendisini de paylaşma imkânı tanıyor. The

Hezar’da Sevgililer Günü, şehrin ritminden

uzak, sakin ve özenli bir deneyimle

karşılanıyor. Günün yumuşak ışığı terasa

yayılırken, taze ürünlerle hazırlanan sade

ama rafine lezzetler, birlikte geçirilen

zamanı doğal bir akışla tamamlıyor.

Abartıdan uzak gastronomi anlayışı, bu

özel günü samimi ve anlamlı bir buluşmaya

dönüştürüyor. Her iki otelin terasında

konumlanan mekanda tüm bu deneyimlerin

sonunda sunulan tatlılar ve kahve ise bu

anlamlı güne yumuşak bir kapanış ekliyor.

Dengeli tatlar ve sade dokular, The Hezar’ın

yalın gastronomi yaklaşımını tamamlayarak

bu özel günü küçük ama anlamlı bir ritüelle

noktalıyor.


Sevgililer Günü’nü

ihtişamlı anlara

dönüştürüyor

Çırağan Palace Kempinski İstanbul;

Sevgililer Günü’ne özel romantik akşam

yemeği deneyimleri ve konaklama

paketleri ile 14 Şubat’ta çiftleri

hafızalarına kazınacak bir kutlamanın

tadını çıkarmaya davet ediyor.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Sevgililer Günü’nü

Saray’ın ihtişamlı atmosferinde taçlandırmak isteyen çiftler

için iki ayrı konaklama paketi sunuyor. Gece boyunca konfor

ve romantizmi bir araya getiren seçenekler, Çırağan Palace

Kempinski misafirlerine seçkin bir gastronomi deneyimi

eşliğinde kusursuz bir Sevgililer Günü vadediyor. Konaklama

paketlerinden ilki, geleneksel Osmanlı ve Türk mutfağının

asırlık lezzetlerini Boğaz’ın büyüleyici manzarasında sunan

ödüllü Tuğra’da, 14 Şubat’a özel hazırlanan romantik Sevgililer

Günü menüsü akşam yemeğini kapsıyor. Romantik masa

düzeni; kırmızı güller ve çikolata ikramlarıyla tamamlanıyor.

Bir diğer konaklama paketi ise

Anadolu mutfağının çağdaş

yorumlarını romantik bir

atmosferde sunan, otelin yeni

restoranı Rüya İstanbul’da

paylaşımlı Sevgililer Günü set

menü akşam yemeğini içeriyor.

Zengin kahvaltı menüsünün de eşlik ettiği her iki konaklama

paketi, Sevgililer Günü’nü sıcak, zarif ve unutulmaz anlara

dönüştürüyor. Sarayın büyüleyici atmosferi içinde dünyanın

en güzel konumlarından birine sahip olan ve defalarca en

romantik mekânlar arasında gösterilen Tuğra, Boğaz’ın

muhteşem manzarasını özel sürprizlerle bir araya getirerek

Sevgililer Günü’nde romantizmi zirveye taşıyor.

Romantik bir dokunuş

Açık ateşten ilham alan çağdaş Akdeniz

mutfağı ve eşsiz İstanbul manzarasıyla Okra

İstanbul, Sevgililer Günü’ne özel menüsü ve

DJ performansıyla 14 Şubat’ı unutulmaz bir

akşama dönüştürüyor.

İstanbul’un tüm renklerini

pencerelerinden içeri alan, The

Marmara’nın sanat vizyonunu

yansıtan Okra’da Sevgililer

Günü’nün romantik heyecanı

başlıyor. Okra, Executive Şef

Mert Yalçıner önderliğinde

hazırlanan özel menüsü ve DJ

performansıyla 14 Şubat’ta

unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Okra İstanbul, Sevgililer

Günü’ne özel olarak hazırladığı

menüsüyle 14 Şubat akşamını

özel dokunuşlarla buluşturuyor.

Somon Gravlax & Blini ve Tuna

Tartar Ritüeli ile başlayan gece;

odun ateşinde pişirilmiş renkli

kabaklar, taze

buratta ve micro

filizlerle hazırlanan

Kabak Sıyırma &

Burrata ile devam

ediyor. Ara sıcakta

Urla’dan gelen

kuskus, körpe

kalamar ve marmiet

sosla sunulan

Kalamar Kuskus yer

alıyor. Ana yemekte

misafirler; odun

ateşinde pişirilmiş

Dana Bonfile ve

Trüflü Patates,

körpe sebzeler

ve köy eriştesi eşliğinde sunulan Izgara Deniz Levreği ya da firik

bulguru, keçi ve manda yoğurdu ile tamamlanan Yedi Baharatlı Kuzu

Ön Kol alternatifleri arasından seçim yapabiliyor. Gecenin finalinde

ise balkabağı, beyaz çikolata ve berry meyveleriyle hazırlanan Beyaz

Çikolata & Balkabağı tatlısı yer alıyor. Okra’nın 14 Şubat programı,

gece boyu devam edecek DJ performansıyla müziğin ritmini romantik

atmosferle buluşturuyor. Okra, lezzet ve eğlencenin buluştuğu bu

gecede misafirlerini özel bir deneyime davet ediyor.


102

hotel restaurant

& hi-tech

HoReCa teknolojileri

HÜSEYIN ERIM

“TURIZMDE GÜVENLIK

UZMANLIK İSTER”

Securitas Güvenlik Süreçleri ve Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim, turizmde güvenliğin

uzmanlık gerektirdiğine dikkat çekerek, “En önemli kriter, misafirleri rahatsız etmeden

kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak. Güvenlik görünmez olmalı ancak her an

hissedilmelidir” dedi.

Türkiye’nin turizm potansiyeli artmaya

devam ederken, güvenlik tesis

tercihinde giderek daha belirleyici

bir unsur oluyor. Securitas, turizm

sektörüne özel geliştirdiği teknoloji

destekli çözümleri ile misafirlerin

kendilerini güvende hissetmelerini

sağlarken işletmelerin operasyonel

sürdürülebilirliğini de destekliyor.

Güvenlik sektörü lideri Securitas,

düzenlenen basın öğle yemeğinde turizm

sektöründe güvenlik ve yangın risklerini

ele aldı. Securitas Güvenlik Süreçleri

ve Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim’in

ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik,

Venice de Entrocote Restaurant’ta

gerçekleştirildi.

“Güvenlik, tesis seçiminde

belirleyici rol oynuyor”

Küresel ölçekte yaşanan savaşlar,

jeopolitik gerginlikler, salgınlar, sağlık

riskleri ve siber tehditler, güvenliği

turistler için tesis seçiminde kritik bir

başlık haline getirdi. Yapılan araştırmalar,

ziyaretçilerin tesis tercihinde

maliyet ve konum kadar güvenliği de

önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. Bu

noktada Erim, tesis seçiminde tüketicilere

bazı önerilerde bulunuyor. Erim,

misafirlerin rezervasyon öncesinde tesis

yorumlarını incelemelerini, hırsızlık ve

izinsiz giriş gibi anahtar kelimelere göre

değerlendirme yapmalarını; güvenlik

sertifikaları ile iş sağlığı, güvenliği ve

bilgi güvenliği uygulamalarını mutlaka

araştırmalarını öneriyor. Erim, “Bu

bağlamda tesise ilk girişte araç ve geçiş

kontrol sistemlerinin varlığı, profesyonel

karşılama yaklaşımı, kartlı oda girişleri,

acil durum yönlendirmeleri ve personelin

görünür şekilde kimliklendirilmesi, tesisin

güvenlik anlayışı hakkında önemli ipuçları

sunuyor” diyor.

“Turizmde güvenlik profesyonellere

bırakılmalı”

Turizm tesislerinde güvenliğin mutlaka

uzman ekipler tarafından ve profesyonel

bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiğini

vurgulayan Erim, şunları söyledi:

“Risklerin doğru analiz edilmesiyle hem

güvenlik seviyesi artırılabilir hem de

maliyetler optimize edilebilir. Yapılan risk

analizleri doğrultusunda bazı tehditler

basit bir giriş kontrolüyle, bazıları fiziki

güvenlik personeliyle, bazıları ise teknoloji

destekli çözümlerle etkin biçimde

yönetilebiliyor. Güvenlik hizmeti alınan

şirketin düzenli raporlama yapabilmesi,

risk değerlendirmelerini güncellemesi ve

tatbikatlar ile denetimlerle süreci sürekli

iyileştirmesi kritik önem taşıyor.”

“Eğitim, imaj ve kriz yönetimi bir

bütün”

Turizm sektöründe görev yapan güvenlik

personelinin yalnızca operasyonel değil,

sektöre özel eğitimlerden geçmesi

gerektiğine dikkat çeken Hüseyin Erim,

şu değerlendirmede bulundu:“Karşılama

esnasındaki misafirperverlik, potansiyel

risklerin doğru şekilde değerlendirilmesi

(profiling) ile acil durumlarda doğru

iletişim ve yönlendirme becerileri

bu eğitimlerin temelini oluşturuyor.

Özellikle yangın gibi acil durumlarda;

ilk tespit, alarm süreçlerinin

başlatılması, misafirlerin güvenli

alanlara yönlendirilmesi ve ilgili ekiplerle

koordinasyon hayati rol oynuyor. İmaj

eğitimleri de en önemli başlıklardan biri.

Misafir geldiğinde ilk karşılama, yaklaşım

ve görünüm gibi detaylar markanın imajını

doğrudan destekliyor.”

Securitas’ın global verilerine göre turizm

segmentinde öne çıkan riskler arasında;

hırsızlık ve izinsiz girişler, yangın riskleri,

iş sağlığı ve güvenliği kaynaklı sorunlar,

misafir kaynaklı riskler ve siber tehditler

yer alıyor. Küresel veriler, hırsızlık riskinin

ilk sırada yer aldığını; bunu misafir

kaynaklı riskler ve yangınların izlediğini

gösteriyor. Securitas, risk analizlerinde

Securitas Güvenlik Metodolojisini

kullanarak bilgi, insan ve teknolojiyi bir

araya getiriyor. Dijital altyapı ve teknoloji

destekli çözümlerle riskleri minimize

ederken etkin maliyet kontrolü sağlıyor.

“Tek çözüm, tek sözleşme, tek muhatap”

yaklaşımıyla; uzman güvenlik hizmetleri,

itfaiye hizmetleri, risk danışmanlığı,

uzaktan izleme ve alarm sistemlerini

entegre biçimde sunuyor.


T.C. TICARET BAKANLIĞI’NDAN

SOLAREX İSTANBUL’A

BÜYÜK DESTEK!

Her yıl büyüyen organizasyonunu genişleterek sürdüren SolarEX İstanbul,

08-10 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Bu yıl 18. sini

gerçekleştirmeye hazırlanan fuar, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle yerli üreticilerin

uluslararası pazarlarda görünürlüğünü artırmayı hedefliyor.

Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın

en büyük 3. Güneş enerjisi

teknolojisi ve depolama fuarı 18.

SolarEX İstanbul, T.C. Ticaret Bakanlığı

tarafından açıklanan ve 2026 Yılında

destek kapsamına alınan ‘’Sektörel

Nitelikli Yurt İçi Fuarlar’’ listesinde

‘’Prestijli Fuarlar’’ statüsüne taşınarak

yerli üreticilere ihracat kapılarını açıyor.

Yerli üreticiye rekor destek

Türkiye’nin güneş enerjisi teknolojileri

ve depolama alanındaki en önemli

buluşmalarından biri olan 18.Solarex

İstanbul, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın

desteğiyle sektördeki güçlü konumunu

bir kez daha pekiştiriyor. Ticaret

Bakanlığı tarafından belirlenen

‘’Prestijli Fuarlar’’ arasında yer alan

18. SolarEX İstanbul için teşvik tutarları

kapsamında, metrekare başına 8.670

TL destek sağlanırken, firma başına

üst limit 1.292.800 TL olarak belirlendi.

Bu önemli finansal destek, yerli

sanayicinin dünya devleriyle aynı sahada

rekabet etmesini kolaylaştırması ve

yerli üreticilerin küresel pazarda daha

görünür olması adına önem arz ediyor.

Güneş enerjisine yönelik yeni nesil

çözümler sunacak

Güneş enerjisi, enerji depolama,

akıllı enerji çözümleri, enerjie

dijitalleşme alanlarında faaliyet

gösteren binlerce profesyoneli bir

araya getirecek 18. SolarEX İstanbul,

enerji dönüşümünün geleceğini

belirleyecek çalışmalara ev sahipliği

yapacak. Yerli ve yabancı 500’ün

üzerinde firmanın katılım göstereceği

SolarEX İstanbul, Türkiye’nin güneş

enerji teknolojileri ve depolama

alanındaki potansiyelini ortaya

çıkarması, yeni işbirliklerinin kurulması

ve yeni girişim projelerinin yatırıma

dönüştürülmesi konusunda oldukça

önemli bir platform olmaya devam

ediyor. Güneş enerjisi teknolojileri

ve depolama sektöründe teknolojik

gelişmelerin ve regülasyonlara yönelik

tüm güncel çalışmaların yer bulacağı

SolarEX İstanbul, sektörün en güncel

başlıklarını güçlü bir tema etrafında

yeniden bir araya getirecek.


104

hotel restaurant

& hi-tech

hijyen hygiene

GT Hijyen ile İşletmeler Ölçülebilir

ve Güvenli Standartlara Kavuşuyor

Businesses Achieve Measurable and Secure

Standards with GT Hygiene

GTD’nin öncülüğünde hayata geçirilen GT Hijyen

Sertifikası, gastronomi ve turizm sektöründeki

işletmelerin hijyen uygulamalarını standart bir

çerçevede bir araya getirmeyi amaçlıyor.

The GT Hygiene Certificate, launched under the

leadership of the GTD, aims to unify hygiene practices

across gastronomy and tourism businesses under a

standardized framework.

Gastronomi ve turizm sektöründe hijyen, artık yalnızca

bir beklenti değil; güvenin ve kalitenin temel göstergesi

haline geldi. Bu alanda önemli bir adım atan GT

Hijyen, sektör profesyonelleri için yeni bir standart sunuyor:

GT Hijyen Belgesi. Gastronomi Turizmi Derneği (GTD)

öncülüğünde hayata geçirilen GT Hijyen Sertifikası ve Plaketi,

turizm konaklama tesislerinden yeme-içme işletmelerine,

SPA ve fitness merkezlerinden yatlara kadar geniş bir

yelpazede faaliyet gösteren işletmelerin hijyen standartlarını

belgelemeyi amaçlıyor.

Hijyeni ölçülebilir ve denetlenebilir

hale getiriyor

GT Hijyen Belgesi; T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından

belirlenen kriterler çerçevesinde, alanında uzman ekipler

tarafından verilen eğitimler ve yapılan değerlendirmeler

sonucunda, gerekli koşulları sağlayan işletmelere veriliyor.

Bu yönüyle GT Hijyen, sektörde hijyenin ölçülebilir ve

denetlenebilir hale gelmesini sağlıyor.

Kalıcı bir standarta dönüştü

GT Hijyen Projesi, ilk olarak COVID-19 pandemisi döneminde

toplumda artan hijyen ihtiyacına yanıt vermek amacıyla

hayata geçirildi. Pandemi sürecinde oluşan farkındalık,

hijyenin geçici bir önlem değil, kalıcı bir gereklilik olduğunu

ortaya koydu. Bu ihtiyaç doğrultusunda proje, güncellenen

kriterler ve kapsamlı eğitimlerle yeniden yapılandırılarak

sektöre tekrar sunuldu.

Ziyaretçiler için tercih sebebi

GT Hijyen Belgesi’ne sahip işletmeler; müşteri ve misafir

güvenini artırıyor, kurumsal itibarını güçlendiriyor, rekabet

avantajı elde ediyor, ulusal ve uluslararası ziyaretçiler için

tercih sebebi oluyor. Uzmanlar, pandemi sonrası dönemde

tüketici tercihlerinde hijyen belgelendirmesinin belirleyici

unsurlardan biri haline geldiğine dikkat çekiyor.

Şeffaf, ölçülebilir ve görünür

GT Hijyen Plaketi ile işletmeler, hijyen standartlarını yalnızca

uygulamakla kalmıyor; bunu şeffaf, ölçülebilir ve görünür

hale getiriyor. Bu yaklaşım, gastronomi ve turizm sektöründe

sürdürülebilir kalite anlayışının güçlenmesine katkı sağlıyor.

GT Hijyen Belgesi, hijyeni bir zorunluluk olmaktan çıkararak,

işletmeler için güçlü bir güven ve prestij göstergesine

dönüştürüyor.

Hygiene in the gastronomy and tourism sectors is no longer just an expectation;

it has become a key indicator of trust and quality. Taking a significant step in this

area, GT Hygiene introduces a new standard for industry professionals: the GT

Hygiene Certificate. Implemented by the Gastronomy Tourism Association (GTD),

the GT Hygiene Certificate and Plaque aim to certify hygiene standards for a wide

range of businesses, from tourism accommodation facilities and food & beverage

establishments to SPA and fitness centers, as well as yachts.

Making hygiene measurable and auditable

The GT Hygiene Certificate is awarded to businesses that meet the required criteria

through training programs and assessments conducted by expert teams, based on

standards set by the Turkish Ministry of Agriculture and Forestry. In this way, GT

Hygiene ensures that hygiene becomes measurable and auditable within the sector.

Turning hygiene into a permanent standard

The GT Hygiene Project was initially launched during the COVID-19 pandemic to

address the growing need for hygiene in society. The awareness raised during the

pandemic demonstrated that hygiene is not a temporary precaution but a lasting

necessity. In response to this need, the project has been restructured with updated

criteria and comprehensive training programs and reintroduced to the industry.

A reason for visitors to choose

Businesses holding the GT Hygiene Certificate increase customer and guest

confidence, strengthen corporate reputation, gain a competitive advantage, and

become a preferred choice for both domestic and international visitors. Experts

emphasize that, in the post-pandemic period, hygiene certification has become a

decisive factor in consumer preferences.

Transparent, measurable, and visible

With the GT Hygiene Plaque, businesses not only implement hygiene standards but

also make them transparent, measurable, and visible. This approach contributes to

strengthening a sustainable quality mindset in the gastronomy and tourism sector.

The GT Hygiene Certificate transforms hygiene from a mere obligation into a strong

indicator of trust and prestige for businesses.


Bahama,

zarafetiyle ilk bakışta fark edilir;

kaliteyi elinize alır almaz hissettirir.

www.hisar.com.tr


Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!