25.02.2026 Görüntülemeler

Hotel Restaurant & hitech Mart 2026

Hotel Restaurant & hitech Mart 2026

Hotel Restaurant & hitech Mart 2026

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.

img

TOURISM HOSPITALITY & GASTRONOMY MAGAZINE

www.hotelrestaurantmagazine.com

Lorem

From Ancient Civilizations to

Modern Hospitality

T

at

Lorem Ipsum

ÜRKİYE

ITB Berlin 60 Years

ITB BERLİN 2026 SPECIAL ISSUE




İş Türlerimiz;





İstanbul’la Başlayalım mı?

Shall We Start with Istanbul?

hotelrestaurantmagazine

@Hitechdergisi

hotelrestaurantmagazine

Fuarlar, yatırımcılar, sektör… İstanbul şubat ayında bir kez daha dünyanın buluşma noktası

oldu. EMITT 2026; 28 ülkeden 552 katılımcı ve 109 ülkeden 19.849 ziyaretçiyle kapılarını

açtı. Katılımcılar 3.500’ün üzerinde B2B görüşme gerçekleştirdi. Ama hedef neydi? Herkes

somut anlaşmalarla dönsün. Fuar Direktörü Banu Keskin, “Erişilebilir, nitelikli ve verimli bir

platform sunuyoruz” dedi. TIF 2026’da ise; turizmin geleceği, yatırımlar ve sürdürülebilirlik

masaya yatırıldı. Panellerde öne çıkanlar netti. Seyahat artık destinasyonun önünde;

gastronomi, kültür ve kişiselleştirilmiş deneyimler kritik! Yapay zekâ ve dijitalleşme

sektörü dönüştürüyor. Yoğun turizmde başarı insan odaklı yönetim ve deneyim tasarımıyla

mümkün. Sürdürülebilirlik ise çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk.

Türkiye’den daha geniş bir perspektifle devam edelim…

2025 verileri Türkiye turizminin hareketliliğini gösteriyor. Antalya Ocak’ta 234 bin ziyaretçi

ağırladı. Türkiye’nin toplam turist sayısı 64 milyona yaklaştı. Turizm geliri 65,2 milyar

doları buldu. Harcamalar ve çalışan kazançları arttı. Yine de Almanya gibi pazarlarda hala

potansiyel boşluklar var. Ziyaretçiler gezi, kültür ve eğlenceyi tercih ediyor. Türkiye güçlü bir

potansiyele sahip ama çeşitlilik ve yüksek harcama segmentlerini artıracak adımlar şart!

Bir de Frankfurt’a bakalım…

Şubat ayında sahneye çıkan Ambiente 2026, küresel ev ve yaşam sektörünün nabzını

tuttu. Dining, Living ve Giving segmentlerinde binlerce katılımcı ve uluslararası alıcıyla

dolup taşan fuar, hızlı dönüşen pazarda ilham ve iş fırsatlarını bir araya getirdi. Türkiye’den

yaklaşık 300 ihracatçı firma, tasarım çeşitliliği ve üretim gücünü sergileyerek dikkat çekti.

Hotel & Restaurant hi-tech dergisi olarak biz de fuarda yerimizi aldık. Yenilikçi ürünleri

yakından inceledik, sektör profesyonelleriyle buluştuk ve uluslararası iş birlikleri için önemli

temaslar gerçekleştirdik.

Ve tabii ITB Berlin…

Bu yılın teması “60 yıllık mirasın ardındaki hikayeleri keşfedin”. Peki Türkiye bu temayı kendi

hikayesine nasıl taşıyacak? Sektör temsilcileri, Türkiye’nin sadece deniz ve güneş değil;

tarih, kültür, doğa, gastronomi ve sağlık turizmiyle çok katmanlı bir deneyim sunduğunu

vurguluyor. Binlerce yıllık miras ile modern turizmin birleştiği Türkiye, Almanya pazarı

özelinde yüksek harcama potansiyeli, kongre ve gastronomi deneyimleriyle uluslararası

rekabette öne çıkabilir. Bu dosyada sektörün görüşlerini derleyerek, Türkiye’nin hikayesini

güçlendirecek stratejik alanları ve fırsatları aktardık.

Fairs, investors, the industry… In February, the city once again became a global meeting point.

EMITT 2026 opened its doors with 552 participants from 28 countries and 19,849 visitors from

109 countries. Attendees held over 3,500 B2B meetings. But what was the goal? Everyone

was expected to return with concrete deals. Fair Director Banu Keskin said, “We provide an

accessible, high-quality, and efficient platform.” At TIF 2026, the future of tourism, investments,

and sustainability was also discussed. The panels highlighted key points: travel has now

overtaken the destination itself; gastronomy, culture, and personalized experiences are critical!

Artificial intelligence and digitalization are transforming the sector. Success in high-traffic tourism

relies on human-centered management and experience design. Sustainability is not only an

environmental but also an economic necessity.

Let’s continue with a broader perspective from Türkiye…

Data from 2025 shows Türkiye’s tourism is very active. Antalya hosted 234,000 visitors in January.

The total number of tourists approaching 64 million. Tourism revenue reached 65.2 billion dollars.

Spending and employee earnings increased. Yet, there are still potential gaps in markets like

Germany. Visitors favor travel, culture, and entertainment. Türkiye has strong potential but needs

steps to increase diversity and high-spending segments!

Now, let’s look at Frankfurt…

In February, Ambiente 2026 set the pulse of the global home and lifestyle sector. The Dining,

Living, and Giving segments were packed with thousands of participants and international

buyers, bringing inspiration and business opportunities together in a rapidly transforming market.

Around 300 Turkish exporters showcased their design variety and production strength. As Hotel &

Restaurant Hi-Tech magazine, we were also present at the fair; we closely examined innovative

products, met with industry professionals, and established key international collaborations.

And, of course, ITB Berlin…

This year’s theme was “Discover the Stories Behind 60 Years of Heritage.” How will Türkiye bring

this theme into its own story? Industry representatives emphasize that Türkiye offers a multilayered

experience beyond just sun and sea; history, culture, nature, gastronomy, and health

tourism all play a role. Combining millennia-old heritage with modern tourism, Türkiye can stand

out internationally, especially in the German market, through high-spending visitors, congresses,

and gastronomy experiences. In this issue, we have compiled industry insights to highlight

strategic areas and opportunities to strengthen Türkiye’s story.

Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, turizm ve gastronomi dünyasına dair daha pek çok içgörü ve

trendi dergimizin sayfalarında keşfedebilirsiniz.

Keyifli okumalar dilerim.

Alongside all these developments, you can discover many more insights and trends in tourism

and gastronomy in our magazine pages.

Enjoy your reading.

K

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

REKLAM SATIŞ PAZARLAMA

TEKNIK MÜDÜR

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

BILGI İŞLEM

SENA ERGİN

sena.ergin@img.com.tr

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

HÜSEYİN KURT

GlobeMeets Yönetim Kurulu Başkanı

TEZER ÖNER

Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve

İşletme Yatırım Danışmanı

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

AYDIN DEMIR

Yeditepe Üniversitesi Gastronmi Mutfak

Sanatları Chef Ögretim Görevlisi/

Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection

by Hilton Executive Chef

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları

İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır. ISSN:1305-1792


SULTANAHMET TOPKAPI

EXPRESS

info@eresinhotels.com.tr

www.eresinhotels.com.tr

+90 212 631 12 12


Bu sayımızda

antre

10 Sektörden kısa haberler

verilerle turizm

26 İşte Türkiye'ye en çok turist gönderen

üç ülke

28 Almanların tatil harcamaları yüzde 100

arttı

30 Antalya, ocakta 234 bin turistle rekor

kırdı

32 Türkiye’nin turizm geliri 65,2 milyar

doları aştı

33 Rus turistler şubatta yine Mısır’ı tercih

etti

34 2026 dünyanın en iyi şehirleri açıklandı

36 Ocak enflasyonu otel fiyatlarını yukarı

taşıdı.

37 Türk vatandaşlarının yurt dışı harcama

tablosu değişti

38 Ocak ayının zam şampiyonu belli oldu

40 Turizm çalışanları ne kadar kazandı?

42 Küresel hava trafiği 2025’te yükseldi

43 Doluluklar %31-32 bandında sabitlendi

dosya

44 ITB Berlin küresel turizm sektörüne ev

sahipliği yapıyor

46 ITB Berlin 2026’ya giderken sektör ne

diyor?

20

26

gündem özel

58 Pehlivanlar: Dört farklı lokasyonda

İstanbul’u hissettiriyoruz

60 Eresin: İstanbul’u izletmiyor,

doğrudan yaşatıyoruz

62 Tigrel: Şehrin ritmini misafirlerimize

hissettiriyoruz

64 Küçükyıldız: Amacımız Antalya

turizmine yıl boyu katkı sunmak

69

108

66

70


94 Güral Porselen’in tasarım ve

üretim gücü Ambiente’de öne

çıktı

gastro etkinlik

96 UGFF Urla, film perdesi ve

sofrayı aynı sahnede bir araya

getirecek

gündem

66 EMITT, 29’uncu kez kapılarını

açtı

68 Antalya’nın stratejik turizm yol

haritası ele alındı

69 Bakan Ersoy 2026 kültür ve sanat

vizyonunu açıkladı

70 “Yatırımcılar TİF’te buluştu

72 Öner: Almanya kaynak pazardan

stratejik iş birliğine dönüşebilir

mi?

74 Dedeman ile Kıbrıs’ta premium

yaşam ve turizmin kapıları

açılıyor

76 2026 yılı müzekart fiyatları

açıklandı

77 Şen: Pamukkale’nin geleceği

gökyüzünde

44

DOSYA

ITB Berlin 2026’ya

Giderken

Sektör Ne Diyor?

yeni yatırımlar

78 Hilton, Türkiye portföyüne beş

yeni otel ekliyor

80 Wyndham İstanbul’da iki yeni

açılışla büyüyor

82 Sinpaş yeni turizm modelini

tanıttı

marka

86 ARTMİM yorumu ile Mövenpick

Hotel Istanbul Marmara Sea

87 Öztiryakiler, ihracatta 15. kez

zirvede

fuar

88 Frankfurt’ta uluslararası ivme

90 Türk ihracatçılarından

Ambiente’de güçlü bir etki

92 Kütahya Porselen, yeni

koleksiyonlarını tanıttı

93 Porland ve Pioli’den HoReCa

odaklı güçlü çıkış

98 Metro, MICHELIN seçkili

restoranları plaketlendirdi

99 Kapadokya MICHELIN ödüllerine

kavuştu

100 Profesyonel mutfaklar g2m

GastroMaster’da buluştu

101 Lüferden köklü markalara

İstanbul mutfağı konuşuldu

102 5 bin yıllık ekmek mirası

İstanbul gastronomisiyle buluştu

103 Doğan: Yemek Eleştirmenliği:

Gastronominin Gözü, Damak

Zevkinin Dili

gastro aktüel

104 Gastronomi sektöründen

haberler

yeni mekan

108 Fişekhane’de Uzak Doğu

rüzgarı: Jie

110 5masa Maslak’a geldi

111 Sampi Pide'den hibrit çözüm

horeca teknolojileri

112 NarPos yeme içmede oyunu

nasıl değiştirdi?

www.hotelrestaurantmagazine.com


10

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

Bentour Reisen’e Globus

Awards’ta büyük gurur

Bentour Reisen’den Marina Schöbel,

Globus Awards 2025/2026’da acentelerin

oylarıyla “Yılın En İyi Satış Yöneticisi”

seçildi.

Bentour Reisen, Globus Awards 2025/2026’da önemli bir

başarıya imza attı. Şirketin deneyimli yöneticilerinden

Marina Schöbel, Almanya genelindeki seyahat acentesi

çalışanlarının katıldığı online oylama sonucunda “Yılın En İyi

Satış Yöneticisi” ödülüne layık görüldü. Ödül, Frankfurt am

Main’da düzenlenen Globus Night etkinliğinde takdim edildi.

Turizm sektörünün saygın yayınlarından touristik aktuell

tarafından verilen Globus Awards, sektördeki satış gücünü

ve profesyonel mükemmeliyeti öne çıkarıyor. Yaklaşık 40

yıllık satış tecrübesine sahip olan Marina Schöbel; sahaya

yakınlığı, ulaşılabilirliği ve acentelerle kurduğu güvene dayalı

ilişkilerle öne çıkıyor.

Bentour Reisen Genel Müdürü Songül Göktas-Rosati,

Schöbel’in başarısını “seyahat tutkusunu, satış disiplinini ve

kişisel bağlılığı bir arada yansıtan güçlü bir örnek” olarak

değerlendirdi. Aynı ödül kapsamında Bentour Reisen’den

Davut Aman da en iyi 10 satış yöneticisi arasına girerken,

şirket organizatör kategorisinde ilk 5 tur operatörü

arasında yer aldı. Bu sonuçlar, Bentour Reisen’in seyahat

acenteleriyle kurduğu güçlü, güvene dayalı ve sürdürülebilir

iş birliklerinin pazardaki başarısını bir kez daha ortaya

koydu.

Deniz Dikkaya, İstanbul Lütfi

Kırdar Sarayı’nda liderliği üstlendi

Türkiye’nin en köklü ve prestijli kongre ve

etkinlik merkezlerinden biri olan İstanbul

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda

Genel Müdürlük görevine Deniz Dikkaya

atandı.

Yeni göreviyle ilgili değerlendirmede bulunan Deniz

Dikkaya, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Lütfi Kırdar

Kongre ve Sergi Sarayı, yalnızca İstanbul’un değil,

Türkiye’nin etkinlik ve kongre turizmi açısından en

önemli değerlerinden biri. Bu köklü yapının vizyonunu

geleceğe taşımak, uluslararası etkinliklere ev sahipliği

yapma misyonuna odaklanmak ve özellikle performans

sanatlarının merkezi haline getirecek çalışmalara imza

atmanın yanı sıra İstanbul’un global etkinlik destinasyonu

kimliğine katkı sağlayan bu değerli markaya ve deneyimli

ekibine liderlik etmek benim için büyük bir sorumluluk ve

gurur.”

İstanbul’un kalbinde yer alan ve bugüne kadar sayısız

ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapan

İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Deniz

Dikkaya’nın liderliğinde sürdürülebilir büyüme, yenilikçi

etkinlik çözümleri ve uluslararası iş birlikleri odağında

yolculuğunu sürdürmeyi hedefliyor.

Great Pride for

Bentour Reisen at

the globus awards

Marina Schöbel from Bentour

Reisen was named “Best Sales

Manager of the Year” at the

Globus Awards 2025/2026,

voted by travel agencies.

Bentour Reisen achieved a significant

success at the Globus Awards 2025/2026.

Marina Schöbel, one of the company’s

experienced managers, was honored with the “Best Sales Manager of the

Year” award following an online vote involving travel agency employees

across Germany. The award was presented at the Globus Night event held in

Frankfurt am Main. The Globus Awards, presented by the respected tourism

publication touristik aktuell, highlight sales excellence and professional

achievement within the industry. With nearly 40 years of sales experience,

Marina Schöbel stands out for her close connection to the field, accessibility,

and trust-based relationships with agencies. Bentour Reisen’s General

Manager, Songül Göktas-Rosati, described Schöbel’s achievement as “a

strong example that reflects her passion for travel, sales discipline, and

personal commitment.” In the same awards, Davut Aman from Bentour

Reisen ranked among the top 10 sales managers, while the company placed in

the top 5 tour operators in the organizer category. These results underscore

Bentour Reisen’s strong, trust-based, and sustainable partnerships with

travel agencies, demonstrating the company’s continued success in the

market.

Deniz Dikkaya takes leadership at Istanbul Lütfi

Kırdar Palace

Deniz Dikkaya has

been appointed as

the General Manager

of Istanbul Lütfi Kırdar

Congress and Exhibition

Palace, one of Türkiye’s

most prestigious and

long-standing congress

and event centers.

Commenting on her new role, Deniz Dikkaya said: “Istanbul Lütfi Kırdar

Congress and Exhibition Palace is not only one of Istanbul’s but also one of

Türkiye’s most significant assets in terms of event and congress tourism.

Leading this historic institution, carrying its vision into the future, focusing

on hosting international events, implementing initiatives to make it a hub

for performing arts, and contributing to Istanbul’s identity as a global event

destination—while working with this valuable brand and its experienced team—

is both a great responsibility and an honor for me.”

Located in the heart of Istanbul and having hosted countless national and

international events, Istanbul Lütfi Kırdar Congress and Exhibition Palace

aims, under Deniz Dikkaya’s leadership, to continue its journey with a focus on

sustainable growth, innovative event solutions, and international collaborations.


Where heritage meets

TIMELESS LUXURY

Experience The Grand Tarabya Managed by Accor, one of Istanbul’s most iconic landmarks

overlooking the Bosphorus riviera, where contemporary elegance meets a captivating atmosphere.


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

Mert Geçit Levni Hotels’in

yeni satış direktörü oldu

Mert Geçit, Levni Hotels Grubu’na

bağlı Levni Hotel & Spa, Levni Istanbul

Hotel Handwritten Collection ve Levni

Plus’ın Satış Direktörü olarak atandı.

Levni Hotels Grubu’na yeni atanan Mert Geçit kariyeri boyunca ağırlıklı

olarak uluslararası zincir otellerde yönetici olarak sürdürdü. Geçit,

Kanada’da American Hotel & Lodging Association (AHLA) bünyesinde

otelcilik yönetimi eğitimini aldı. Fairmont Quasar Istanbul, Sheraton

Istanbul City Center, Radisson Blu Hotel Istanbul Şişli, Hilton

Vancouver Airport, Holiday Inn Vancouver Airport ve The Marmara

Hotels İstanbul gibi markalarda görev yapmıştı. Accor Grubu’na

bağlı Novotel Istanbul Bosphorus’ta uzun yıllar satış yöneticisi olarak

çalışmıştı. Satış, kurumsal müşteri yönetimi ve uluslararası pazarlar

konusunda deneyim sahibi olan Mert Geçit, lüks segmentte satış

stratejileri, grup event, gelir optimizasyonu ve marka konumlandırma

alanlarında güçlü bir uzmanlığa sahip.

Geçit, yeni görevinde Levni Hotels Grubu’na bağlı Levni Hotel & Spa,

Levni Istanbul Hotel Handwritten Collection ve Levni Plus’ın ulusal ve

uluslararası pazarlardaki satış performansını ileri taşımayı hedefliyor.

Bu kapsamda kurumsal, leisure ve MICE segmentlerinde büyüme

stratejilerinin geliştirilmesine liderlik edecek.

Mert Geçit appointed as new

sales Director of Levni Hotels

Mert Geçit has been appointed as

the Sales Director for Levni Hotel &

Spa, Levni Istanbul Hotel Handwritten

Collection, and Levni Plus, all part of the

Levni Hotels Group.

Throughout his career, Geçit has primarily held managerial

roles in international hotel chains. He received hospitality

management training in Canada under the American Hotel

& Lodging Association (AHLA). He has worked at prominent

brands including Fairmont Quasar Istanbul, Sheraton

Istanbul City Center, Radisson Blu Hotel Istanbul Şişli, Hilton

Vancouver Airport, Holiday Inn Vancouver Airport, and The

Marmara Hotels Istanbul. He also spent many years as a

sales manager at Novotel Istanbul Bosphorus, part of the

Accor Group. With extensive experience in sales, corporate

client management, and international markets, Geçit has

strong expertise in luxury segment sales strategies, group

events, revenue optimization, and brand positioning.

In his new role, Geçit aims to advance the sales performance

of Levni Hotel & Spa, Levni Istanbul Hotel Handwritten

Collection, and Levni Plus in both domestic and international

markets. He will lead the development of growth strategies

across corporate, leisure, and MICE segments.

TransAnatolia İstanbul’dan

Ankara’ya uzanacak

29 Ağustos – 5 Eylül 2026 tarihleri arasında

gerçekleştirilecek TransAnatolia 2026’nın

merakla beklenen yarış rotası açıklandı.

Bu yılki TransAnatolia rotası;

İstanbul’dan başlayarak Ankara’da

sona eren, Karadeniz’in sert

doğası ile Orta Anadolu’nun ikonik

coğrafyasını bir araya getiren,

yüksek sportif zorluk ve güçlü

sembolik anlam taşıyan bir parkur

olarak tasarlandı. İstanbul’dan

start alacak olan TransAnatolia

2026, Bolu, Zonguldak, Ilgaz Dağı

(Kastamonu), Amasya, Tokat,

Kapadokya, Tuz Gölü’nden geçerek

Türkiye’nin kültürel ve coğrafi çeşitliliğini yansıtan

iddialı bir hat üzerinde ilerleyip, Ankara’da finish

görecek. İstanbul’dan başlayan yarış, Bolu’nun yoğun

ormanları ve teknik etaplarıyla ilk sportif sınavını

sunacak. Karadeniz’e açılan rota, Zonguldak’ın sert

arazi yapısı ve madenci coğrafyasıyla mücadeleyi

farklı bir boyuta taşıyacak. Ilgaz Dağları’nda rakım

yükselirken, sporcular bu kez dağ geçitleri ve

değişken zemin koşullarıyla karşı karşıya kalacak.

Amasya ve Tokat etaplarında Anadolu’nun tarihsel

dokusu ve doğal geçişleri öne çıkarken, yarış Orta

Anadolu’nun simge coğrafyalarından Kapadokya’nın

volkanik arazisi ile karakter değiştirecek. Tuz Gölü

etabında hız, dayanıklılık ve navigasyon ön plana

çıkarken, TransAnatolia 2026 Ankara’da tamamlanarak

Türkiye’nin kalbinde sona erecek.

TransAnatolia to Stretch from Istanbul to

Ankara

The eagerly awaited route for TransAnatolia 2026, taking

place from August 29 to September 5, 2026, has been

announced.

TransAnatolia Genel Koordinatörü

Burak Büyükpınar

This year’s TransAnatolia route is designed as a

challenging and symbolic course that starts in

Istanbul and finishes in Ankara, combining the rugged

nature of the Black Sea with the iconic landscapes

of Central Anatolia. Starting in Istanbul, the route

passes through Bolu, Zonguldak, Ilgaz Mountains

(Kastamonu), Amasya, Tokat, Cappadocia, and Tuz

Lake, reflecting Türkiye’s cultural and geographical

diversity.

The race begins in Istanbul, with its first sporting

test in Bolu’s dense forests and technical stages.

Heading toward the Black Sea, the Zonguldak section

presents a new level of challenge with its tough terrain

and mining landscapes. In the Ilgaz Mountains, as

elevation increases, riders face mountain passes and

variable surface conditions. In the Amasya and Tokat

stages, the historical fabric and natural transitions

of Anatolia come to the forefront, while the race

enters Central Anatolia’s iconic landscapes with

Cappadocia’s volcanic terrain. On the Tuz Lake stage,

speed, endurance, and navigation take center stage.

TransAnatolia 2026 will conclude in Ankara, finishing in

the heart of Türkiye.



14

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

Air Astana Şangay için bilet satışlarını

başlattı

Air Astana, Almatı–Şangay–Almatı yeni

düzenli seferleri için bilet satışlarının

başladığını duyurdu. Uçuşların, gerekli

devlet makamları izinlerinin alınması

koşuluyla, 29 Mart 2026 tarihinden

itibaren gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Almatı'dan KC281 sefer sayılı uçuşlar Salı, Perşembe ve Pazar günleri saat

19:10'da yapılacak ve ertesi gün saat 04:25'te Şangay'a varacak. Dönüş uçuşu

KC282 ise Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri, saat 05:40'ta Şangay'dan

kalkacak ve saat 10:15'te Almatı'ya inecek. Uçuşlar, modern dar gövdeli

Airbus A321LR uçaklarıyla gerçekleştirilecek. Şangay’a uçuş süresi 6 saat

15 dakika, dönüş uçuşu ise 7 saat 35 dakika olacak. Biletler, Air Astana'nın

resmi internet sitesi ve mobil uygulaması ile akredite seyahat acentelerinden

satın alınabiliyor.

Yeni güzergahın açılması, Air Astana'nın Pekin, Guangzhou, Urumçi ve

Sanya'ya olan mevcut uçuşlarına ek olarak Çin'deki varlığını genişletiyor

ve Kazakistan ile Asya'nın en büyük metropollerinden biri arasında hem iş

hem de tatil seyahatleri için ek fırsatlar sunuyor. Şangay, Çin'in finans ve iş

başkenti, ultra modern gökdelenlerin, zengin tarihin ve kültürel çeşitliliğin

şehridir. Başlıca turistik yerleri arasında Pudong iş bölgesinin panoramik

manzarasını sunan Bund, Oriental Pearl Kulesi, Yuyuan Bahçesi'nin yanı sıra

tapınaklar, müzeler, tiyatrolar ve alışveriş bölgeleri yer alıyor. Şehir, mutfağı

ve geleneksel Çin kültürünün bir metropolün dinamik ritmiyle uyumlu

birleşimiyle tanınıyor ve bu da onu hem turistler hem de iş gezginleri için

çekici kılıyor. Kazakistan vatandaşları için Çin'e vizesiz giriş imkanı da bu

cazibeyi artırıyor.

Air Astana launches ticket sales

for Shanghai

Air Astana announced that ticket sales have started for

its new regular Almaty–Shanghai–Almaty flights. The

flights are planned to commence as of 29 March 2026,

subject to the approval of the relevant government

authorities.

Departures from Almaty on flight KC281 are scheduled for Tuesdays,

Thursdays and Sundays at 19:10, arriving in Shanghai at 04:25 the

following day. The return flight KC282 will operate on Mondays,

Wednesdays and Fridays, departing from Shanghai at 05:40 and arriving

in Almaty at 10:15. The flights will be operated on modern narrow-body

Airbus A321LR aircraft. The flight time to Shanghai is 6 hours and 15

minutes, and the return flight is 7 hours and 35 minutes. Tickets are

available for purchase on the official website and in the mobile app of

Air Astana, as well as at accredited travel agencies.

The launch of the new route expands Air Astana's presence in China in

addition to existing flights to Beijing, Guangzhou, Urumqi and Sanya and

creates additional opportunities for business and leisure travel between

Kazakhstan and one of Asia's largest metropolises. Shanghai is China's

financial and business capital, a city of ultra-modern skyscrapers,

rich history and cultural diversity. Among its main attractions are the

Bund with its panoramic view of the Pudong business district, the

Oriental Pearl Tower, Yuyuan Garden, as well as temples, museums,

theatres and shopping districts. The city is known for its gastronomy

and harmonious combination of traditional Chinese culture with the

dynamic rhythm of a metropolis, making it attractive to both tourists

and business travellers, which is also facilitated by visa-free entry to

China for Kazakhstani citizens.

Celestyal, iki yeni F1 temalı sefer

düzenleyecek

Kış sezonlarında konumlandığı Arap Körfezi’ndeki

varlığını daha da güçlendiren Celestyal, 2026-2027

sezonunda iki yeni F1 temalı sefer düzenleyeceğini

duyurdu.

Celestyal, 2026/27 Arap Körfezi sezonunda iki yeni Formula

1 temalı cruise programını tanıttı. 1.260 yolcu kapasiteli

Celestyal Journey, 27 Kasım 2026’da Doha’da başlayacak 8

gecelik F1 programında, 3 gece limanda kalarak misafirlere

antrenman, sıralama turları ve yarış gününü izleme imkânı

sunacak. Gemi, Doha’dan sonra Dubai, Abu Dabi, Sir Bani Yas

Adası ve Bahreyn limanlarını ziyaret edecek. Program fiyatları

729 Euro’dan başlıyor.

Diğer program ise 1.360 yolcu kapasiteli Celestyal Discovery

ile 4 Aralık 2026’da Abu Dabi’de başlayacak 7 gecelik Abu

Dabi F1 programı olacak. Gemi 3 gece limanda kalarak

tüm F1 etkinliklerini izleme fırsatı sunacak ve ardından

Doha, Ras Al Khaimah ve Khasab limanlarına uğrayacak.

Bu programın fiyatları 779 Euro’dan başlıyor. Her iki cruise

programında tüm öğünler, alkolsüz içecekler, Wi-Fi, liman

vergileri ve bahşişler fiyata dahil. F1 biletleri de Celestyal

üzerinden satın alınabilecek. Celestyal Journey, Mart 2027’ye

kadar Doha çıkışlı “Desert Days” programıyla Dubai, Abu

Dabi, Sir Bani Yas Adası ve Bahreyn duraklarını kapsayacak.

Celestyal Discovery ise Abu Dabi çıkışlı “Iconic Arabia” turları

kapsamında Doha, Khasab, Dubai, Sir Bani Yas Adası ve Ras

Al Khaimah limanlarına uğrayacak.

Celestyal to host two new F1-themed cruises

Strengthening its presence in the Arabian Gulf during the winter

seasons, Celestyal has announced that it will host two new F1-

themed cruises in the 2026-2027 season.

For the 2026/27 Arabian Gulf season, Celestyal unveiled two new Formula

1-themed cruise programs. The Celestyal Journey, with a capacity of 1,260

passengers, will be in Doha on November 27, 2026, for an 8-night F1 program.

The ship will remain in port for 3 nights, allowing guests to attend practice

sessions, qualifying rounds, and race day events. After Doha, the ship will visit

Dubai, Abu Dhabi, Sir Bani Yas Island, and Bahrain. Prices for this program start

from €729.

The other program, aboard the 1,360-passenger Celestyal Discovery, will begin

in Abu Dhabi on December 4, 2026, for a 7-night Abu Dhabi F1 program. The ship

will also stay in port for 3 nights, giving guests the opportunity to watch all F1

events, and will then call at Doha, Ras Al Khaimah, and Khasab. Prices for this

program start from €779. Both cruise programs include all meals, non-alcoholic

beverages, Wi-Fi, port taxes, and gratuities. F1 tickets can also be purchased

through Celestyal. The Celestyal Journey will continue its “Desert Days” program

from Doha until March 2027, visiting Dubai, Abu Dhabi, Sir Bani Yas Island, and

Bahrain. The Celestyal Discovery will operate Abu Dhabi-based “Iconic Arabia”

cruises, calling at Doha, Khasab, Dubai, Sir Bani Yas Island, and Ras Al Khaimah.



hotel restaurant

16 & hi-tech

antre entree

Radisson’a “Yılın En İtibarlı

Zincir Otel” ödülü

Radisson Otel Grubu, pazarlama ve iletişim

dünyasının prestijli organizasyonları arasında

gösterilen The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama

Ödülleri kapsamında “Yılın En İtibarlı Zincir Otel”

unvanına layık görüldü.

Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic

Planning iş birliğiyle bu yıl 12’ncisi gerçekleştirilen The

ONE Awards’ta, halk jürisinin oylarıyla belirlenen “Yılın

İtibarlıları” 2 Şubat akşamı düzenlenen törenle açıklandı.

Türkiye temsili 12 ilde 1.200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen

“İtibar ve Marka Değer Performans Ölçümü” araştırması

sonucunda, 73 farklı kategoride itibarını en çok artıran

markalar ödüllendirildi. Radisson Otel Grubu Geliştirme ve

Franchise Servisler Türkiye Direktörü Baran Türkel şu sözleri

kullandı: “The ONE Awards gibi saygın bir platformda ‘Yılın

En İtibarlı Zincir Otel’ unvanına layık görülmek, Radisson

Otel Grubu’nun Türkiye pazarına duyduğu güçlü inancın

ve kararlılıkla sürdürdüğü yatırım stratejisinin önemli bir

göstergesidir. Büyümemizi yalnızca yeni yatırımlarla değil,

misafirlerimizle aramızda kurduğumuz güvene dayalı ilişkiyi

derinleştirerek sürdürüyoruz. Misafir deneyimini odağımıza

alan yaklaşımımız ve yatırımcılarımızla geliştirdiğimiz uzun

soluklu iş birlikleri sayesinde, faaliyet gösterdiğimiz her

noktada kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki

dönemde de Türkiye’nin turizm potansiyeline inanarak

büyümeye devam ederken, markamıza duyulan güveni daha

da ileri taşımayı amaçlıyoruz.”

Jet2, 2026’da Türkiye’yi daraltıp

Yunanistan’ı büyütüyor

İngiliz hava yolu ve tur operatörü Jet2, 2026

yaz sezonu planlaması kapsamında Türkiye

uçuşlarında kesintiye giderken, Yunanistan

hatlarında kapasite artışı kararı aldığını duyurdu.

Jet2’nin 2026 yaz sezonu planlaması kapsamında Türkiye hatlarında

kapasite azaltımına gidildi. Bu çerçevede Edinburgh–İzmir hattı

tamamen kapatılırken, İzmir–Glasgow hattında haftalık frekans

sayısı 2025’teki 2 uçuş seviyesinden 1’e düşürüldü. Ayrıca Dalaman–

Birmingham, Edinburgh–Dalaman, East Midlands–Dalaman,

Leeds Bradford–Dalaman, Liverpool–Dalaman, Liverpool–Bodrum,

East Midlands–Bodrum, Bristol–Bodrum ve İzmir–East Midlands

hatlarında birer frekanslık kesinti yapılırken; Glasgow–Dalaman

hattında 2, East Midlands–Antalya hattında ise 2 frekans azaltımı

uygulanacak.

Türkiye’deki daralmaya karşın Jet2, 2026 yaz sezonunda Birmingham

çıkışlı Yunanistan uçuşlarında kapasite artışına gidiyor. Temmuz–

Eylül döneminde Girit ve Santorini hatlarına haftada birer ek sefer

planlandı. Şirket, bu artışın arkasında İngiliz tatilciler ile bağımsız

seyahat acentelerinden gelen güçlü talebin bulunduğunu açıkladı.

Yapılan düzenlemeyle Jet2, Birmingham’dan Yunanistan’a en

fazla koltuk arz eden hava yolu konumuna yükseldi. Havayolu,

Birmingham çıkışlı olarak Atina, Korfu, Chania, Heraklion, Kalamata,

Kefalonya, Kos, Midilli, Preveze, Rodos, Samos, Santorini, Skiathos,

Selanik ve Zakintos olmak üzere 15 Yunan destinasyonuna uçuş

gerçekleştiriyor. Yeni planlama kapsamında Jet2, 2026 yaz

sezonunda Birmingham Havalimanı’ndan 62 farklı hatta toplam 2,5

milyonun üzerinde koltuk sunacak.

Radisson named “Most

Reputable Chain Hotel

of the Year”

Radisson Hotel Group was awarded the title of “Most Reputable

Chain Hotel of the Year at The ONE Awards Integrated Marketing

Awards, one of the most prestigious organizations in the marketing

and communications industry.

Organized for the 12th time this year through the collaboration of *Marketing

Türkiye and Akademetre Research and Strategic Planning, The ONE Awards

announced the “Most Reputable Brands of the Year,” determined by a public jury,

at a ceremony held on February 2. As part of the “Reputation and Brand Value

Performance Measurement” research, conducted through face-to-face interviews

with 1,200 participants across 12 provinces in Türkiye, brands that increased their

reputation the most in 73 different categories were recognized.

Baran Türkel, Director of Development and Franchise Services for Türkiye at

Radisson Hotel Group, commented on the award as follows: “Being honored with

the title of ‘Most Reputable Chain Hotel of the Year’ on such a respected platform

as The ONE Awards is a strong indication of Radisson Hotel Group’s confidence

in the Turkish market and its investment strategy pursued with determination.

We sustain our growth not only through new investments, but also by deepening

the trust-based relationship we have built with our guests. With our guest-centric

approach and long-term partnerships with our investors, we aim to generate

lasting value in every location where we operate. In the coming period, we will

continue to grow with confidence in Türkiye’s tourism potential and further

strengthen the trust placed in our brand.”

Jet2 scales back Türkiye, expands

Greece in 2026

UK airline and tour operator Jet2 has

announced that, as part of its summer

2026 schedule planning, it will reduce

capacity on its Türkiye routes while increasing capacity on services to

Greece.

Under Jet2’s summer 2026 plans, capacity on routes to Türkiye will be reduced. As part

of this adjustment, the Edinburgh–Izmir route will be completely discontinued, while

the number of weekly frequencies on the Izmir–Glasgow route will be reduced from two

flights per week in 2025 to one in 2026. In addition, one weekly frequency will be cut on the

Dalaman–Birmingham, Edinburgh–Dalaman, East Midlands–Dalaman, Leeds Bradford–

Dalaman, Liverpool–Dalaman, Liverpool–Bodrum, East Midlands–Bodrum, Bristol–Bodrum

and Izmir–East Midlands routes. Further reductions include two weekly frequencies on the

Glasgow–Dalaman route and two on the East Midlands–Antalya route.

Despite the contraction in Türkiye, Jet2 is increasing capacity on Greece-bound flights from

Birmingham for the summer 2026 season. Additional weekly services are planned on the

Crete and Santorini routes during the July–September period. The company stated that the

capacity increase is driven by strong demand from British holidaymakers and independent

travel agents. Following these adjustments, Jet2 will become the airline offering the largest

seat capacity from Birmingham to Greece. The carrier will operate flights from Birmingham

to 15 Greek destinations: Athens, Corfu, Chania, Heraklion, Kalamata, Kefalonia, Kos,

Mytilene, Preveza, Rhodes, Samos, Santorini, Skiathos, Thessaloniki and Zakynthos.

Under the new schedule, Jet2 will offer more than 2.5 million seats across 62 routes from

Birmingham Airport during the summer 2026 season.



18

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

Avi Alkaş: “Turizmde büyüme artık nitelik

ve deneyim üzerinden okunmalı”

Alkaş & HAN Spaces Yönetim Kurulu Başkanı

Avi Alkaş, turizm sektöründe yaşanan dönüşüme

dikkat çekerek, büyümenin artık yalnızca

konaklama sayılarıyla değil; deneyimin kalitesi,

konaklama süresi ve ziyaretçinin şehirle kurduğu

ilişki üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini

vurguladı.

Turizm anlayışının köklü bir değişimden geçtiğine işaret eden

Alkaş, “Beyond Hotels” yaklaşımının, oteli kentten ve günlük

yaşamdan koparan geleneksel bakışın ötesine geçtiğini belirtti.

Bu yaklaşımın, konaklama deneyimini şehrin kültürel, sosyal

ve ekonomik dokusuyla bütünleştirdiğini ifade eden Alkaş,

şunları söyledi: “Bugün otelleri tek başına yapılar olarak değil;

kentin kültürü, ticareti, gastronomisi ve sosyal hayatıyla entegre

deneyim alanları olarak ele almak gerekiyor. ‘Beyond Hotels’

yaklaşımı tam da bu bütüncül bakışı temsil ediyor.”

Doğru kurgulanmış mixed-use projelerin, ziyaretçilerin şehirde

daha uzun süre vakit geçirmesine olanak tanıdığını belirten

Alkaş, bu sayede misafirlerin şehirle daha güçlü ve anlamlı bir

bağ kurabildiğini söyledi. Bu projelerin aynı zamanda ekonomik

çeşitliliği destekleyerek destinasyonların sürdürülebilir değer

üretmesine katkı sunduğunu da dile getirdi. Bu yaklaşımın

standart ve herkese uyan bir model olarak görülmemesi

gerektiğinin altını çizen Alkaş, her şehrin, her yatırımın ve her

kullanıcı profilinin kendi dinamikleriyle ele alınması gerektiğini

vurguladı. Alkaş sözlerini şöyle tamamladı: “Bu bir ezber ya da

hazır reçete değil. Asıl mesele çok fonksiyonlu projeler yapmak

değil; doğru fonksiyonları, doğru bağlamda ve doğru dengeyle

bir araya getirebilmektir.”

Avi Alkaş: “Growth in tourism

should now be measured through

quality and experience”

Avi Alkaş, Chairman of the Board of Alkaş

& HAN Spaces, drew attention to the

transformation taking place in the tourism

sector, emphasizing that growth should no

longer be evaluated solely by accommodation

numbers, but rather through the quality

of experience, length of stay, and the

relationship visitors build with the city.

Pointing out that the understanding of tourism is undergoing a fundamental

shift, Alkaş stated that the “Beyond Hotels” approach goes beyond the

traditional perspective that isolates hotels from the city and everyday life. He

explained that this approach integrates the accommodation experience with the

city’s cultural, social, and economic fabric, adding: “Today, hotels should not

be considered as standalone structures, but as integrated experience spaces

connected to a city’s culture, commerce, gastronomy, and social life. The

‘Beyond Hotels’ approach represents exactly this holistic perspective.”

Alkaş noted that well-designed mixed-use projects allow visitors to spend

more time in the city, enabling them to build a stronger and more meaningful

connection with it. He also emphasized that such projects support economic

diversity and contribute to the sustainable value generation of destinations.

Stressing that this approach should not be seen as a standard, one-size-fitsall

model, Alkaş underlined that every city, every investment, and every user

profile must be evaluated according to its own dynamics. He concluded with

the following words: “This is not a formula or a ready-made recipe. The real

issue is not making multi-functional projects, but bringing together the right

functions, in the right context, and with the right balance.”

Doğu Karadeniz otelleri dernekleşti

Doğu Karadeniz’in doğa ve kültürel mirasını

turizmde görünür kılmak ve sürdürülebilir iş

birliği sağlamak için Doğu Karadeniz Oteller Birliği

Turizm Tanıtma ve Geliştirme Derneği faaliyete

geçti.

Büyük bir kültürel mirasa ev sahipliği yapan, yeşilin ve mavinin

buluştuğu Doğu Karadeniz’de turizmi güçlendirmek amacıyla

kurulan birlik, bölgedeki değerlerin turizm potansiyelini

üst seviyelere taşımayı hedefliyor. Doğu Karadeniz’in doğal

güzelliklerini ve kültürel zenginliklerini ön plana çıkaran,

sürdürülebilir turizmi teşvik eden, misafirperverliği esas

alan ve yenilikçi bir iş birliği yapısı kurmayı amaçlıyor. Başta

üyeleri olmak üzere, bölgedeki tüm turizm profesyonelleri

ve paydaşlarla birlikte hareket ederek turizm potansiyelini

artırmak, yerel ekonomiyi güçlendirmek ve bölgeyi uluslararası

arenada tanınan bir destinasyon hâline getirmek, birliğin

öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Kentlerdeki tüm

paydaşların bilgi ve birikimlerinden faydalanmayı, sektörün

ihtiyaçlarına ortak akıl ve iş birliğiyle çözümler üretmeyi

temel hedef olarak belirleyen oluşum, hizmet kalitesinde

standartlaşmayı sağlamak, küresel tanıtımda verimliliği

artırmak, can ve mal güvenliğini garanti altına almak ve kamu

ile yerel yönetimler arasında güçlü iş birlikleri kurmayı öncelikli

görevleri arasında görüyor. Bu vizyon çerçevesinde katkı

sunmak isteyen tüm turizm profesyonelleri, bölgenin “Gönüllü

Turizm Elçisi” olarak kabul edilecek. Dernek yetkilileri, birliğin

hem ülke hem de Doğu Karadeniz turizmi için hayırlı olmasını

temenni ettiklerini ifade etti.

Black Sea hotels establish association

The Doğu Karadeniz Hotels

Association for Tourism

Promotion and Development

has been launched to make

the natural and cultural

heritage of the Eastern Black

Sea region more visible in

tourism and to establish

sustainable collaboration.

Located in the Eastern Black Sea, a region rich in cultural heritage where

green landscapes meet the blue sea, the association aims to strengthen

tourism and elevate the tourism potential of the area. It seeks to highlight the

region’s natural beauty and cultural richness, promote sustainable tourism,

prioritize hospitality, and establish an innovative, collaborative framework.

By bringing together its members and all tourism professionals and

stakeholders in the region, the association aims to enhance tourism potential,

strengthen the local economy, and position the Eastern Black Sea as an

internationally recognized destination. Believing that the region’s tourism

map extends beyond city boundaries, the organization intends to benefit from

the knowledge and experience of all local stakeholders and provide solutions

to industry needs through collective wisdom and cooperation. Ensuring

service quality standards, improving efficiency in global promotion efforts,

safeguarding life and property, and building strong partnerships with public

institutions and local authorities are among its key objectives. Within this vision,

all tourism professionals who wish to contribute will be accepted as “Volunteer

Tourism Ambassadors” of the region. Association officials expressed their hope

that the organization will be beneficial both for the country and for tourism in

the Eastern Black Sea.



hotel restaurant

20 & hi-tech

antre entree

İDO 2025’te yolcu ve araç taşımada

artış kaydetti

İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), 2025 yılında

Marmara ve Ege seferlerinde 31 milyondan fazla

yolcu ve 13 milyon aracı taşıyarak önceki yıla göre

2 milyonun üzerinde artış gösterdi.

Deniz ulaşımında Türkiye’nin güçlü ve güvenilir markası İDO,

Avrupa Yakası ile Anadolu Yakası arasında yoğun trafiğe hızlı

ve kesintisiz çözümler sunmaya devam ediyor. 7/24 hizmet

veren Sirkeci–Harem hattında 1,3 milyon yolcu ve 1,6 milyon

aracı güvenle taşıyan İDO, Eskihisar–Topçular hattında ise 22

milyon yolcu ve 9,8 milyon araç ile Gebze–Yalova arasındaki

mesafeyi kısaltarak zaman ve yakıt tasarrufu sağlıyor. 2025

yılında 31 milyonun üzerinde yolcu ve 13 milyon araç taşıyan

şirket, geçen yıla göre ek 2,2 milyonluk artışla kara yolu

trafiğinin azalmasına ve karbon salınımının düşürülmesine

katkı sağladı. Ege Adaları’nda da 220 bin yolcuya hizmet

veren İDO, ikinci yılını geride bırakırken üçüncü sezon için

hazırlıklarını sürdürüyor.

İDO, çevreye duyarlı yaklaşımını taşıma faaliyetlerinin

ötesine taşıyarak iki sahil temizliği çalışması gerçekleştirdi.

“Bir Kapakla İz Bırak” kampanyasıyla mavi atık kapaklar

toplanarak engelli bireylerin sosyal hayata katılımı

desteklendi. Kadınlara sektörde alan açan uygulamalarıyla

Kadın Platformları Derneği tarafından “Eşitliğin Liderleri”

ödülünü aldı. Ayrıca, WeWalk iş birliğiyle görme engelli

yolcuların tek başına seyahat edebilmesini sağlayan Danış

Hizmeti’ni hayata geçirerek fırsat eşitliğini güçlendirdi.

IDO records increase in

passenger and vehicle transport

Istanbul Sea Buses (IDO) carried over

31 million passengers and 13 million

vehicles on Marmara and Aegean routes,

marking an increase of more than 2

million compared to the previous period.

As a strong and reliable brand in maritime

transportation in Türkiye, IDO continues to

provide fast and uninterrupted solutions across

the European and Anatolian sides. On the 24/7

Sirkeci–Harem line, IDO safely transported

1.3 million passengers and 1.6 million vehicles, while on the Eskihisar–

Topçular line, it carried 22 million passengers and 9.8 million vehicles,

reducing travel time and saving fuel along the Gebze–Yalova route. By

handling over 31 million passengers and 13 million vehicles, the company

contributed significantly to reducing road traffic and lowering carbon

emissions. IDO also served 220,000 passengers on routes to the Aegean

Islands while preparing for the upcoming season.

Beyond transportation, IDO reinforced its environmentally conscious

approach by organizing two coastal cleanup initiatives. Through the

“Leave a Mark with a Cap” campaign, collected blue caps supported the

social inclusion of people with disabilities. With initiatives that opened

opportunities for women in the sector, IDO was recognized by the

Women’s Platforms Association as a leader in equality. Additionally, in

collaboration with WeWalk, the company launched a Guidance Service

that enables visually impaired passengers to travel independently,

strengthening equal access for all.

Park Hyatt Istanbul –

Maçka Palas’a dört yıldız

İstanbul’un Nişantaşı semtinde yer alan

Park Hyatt Istanbul – Maçka Palas,

Forbes Travel Guide 2026 ödüllerinde

Dört Yıldız derecesi aldı.

20. yüzyılın başlarında inşa edilen tarihi

Maçka Palas, Art Deco mimarisinin seçkin

bir örneği olarak restore edildi. Otel, modern

tasarım ile Osmanlı mirası ve Avrupa etkilerini

harmanlayarak misafirlerine sanat, tasarım

ve gastronomiyi bir araya getiren sofistike

bir “evden uzakta ev” deneyimi sunuyor.

Gastronomi ve wellness alanlarında da öne

çıkan otel, Cipriani Istanbul ve Nusr-Et Maçka

Palas gibi prestijli restoranlara ev sahipliği

yapıyor. Boğaz manzaralı Bar 805, zarif ve rahat

bir sosyal ortam sunarken, özel spa süitlerinde

sunulan çağdaş hamam deneyimi geleneksel

ritüelleri modern lüksle birleştiriyor. Tarih

boyunca İstanbul’un entelektüel ve sanatsal

çevrelerinin buluşma noktası olan Maçka

Palas, bugün de seçkin konuklar ve dünya

gezginleri için ayrıcalıklı bir adres olmayı

sürdürüyor. Forbes Travel Guide 2026 Dört

Yıldız derecesi, otelin kişiye özel hizmet anlayışı

ve Nişantaşı’nın sosyal ve kültürel dokusuyla

kurduğu bağı yeniden doğruluyor.

Park Hyatt Istanbul – Maçka Palas receives four-star rating

Park Hyatt Istanbul – Maçka Palas, located in Istanbul’s Nişantaşı district,

has been awarded a Four-Star rating in the Forbes Travel Guide 2026.

Built in the early 20th century, the historic Maçka Palas has been restored as an

outstanding example of Art Deco architecture. The hotel blends modern design with

Ottoman heritage and European influences, offering guests a sophisticated “home away

from home” experience that combines art, design, and gastronomy. The hotel also

stands out in gastronomy and wellness, hosting prestigious restaurants such as Cipriani

Istanbul and Nusr-Et Maçka Palas. Bar 805, with its Bosphorus view, provides an elegant

and relaxed social atmosphere, while the contemporary hammam experience in private

spa suites merges traditional rituals with modern luxury. Historically a gathering point

for Istanbul’s intellectual and artistic circles, Maçka Palas continues to serve as an

exclusive address for distinguished guests and international travelers. The Forbes Travel

Guide 2026 Four-Star rating reconfirms the hotel’s personalized service approach and its

strong connection to the social and cultural fabric of Nişantaşı.



22

hotel restaurant

& hi-tech

antre entree

Şampiyonlar belli oldu

Gloria Hotels & Resorts ev sahipliğinde Belek’te

düzenlenen Gloria Özaltın Championship 2026,

dokuzuncu yılında uluslararası golf dünyasını bir

kez daha Antalya’da buluşturdu. Bir hafta süren

turnuva, 14 Şubat akşamı gerçekleştirilen gala

gecesi ve ödül töreniyle sona erdi.

Gloria Hotels & Resorts ev sahipliğinde 8–15 Şubat 2026

tarihleri arasında Belek’te düzenlenen Gloria Özaltın

Championship 2026’daki mücadeleler, Gloria Golf Club

bünyesindeki New Course ve Old Course sahalarında oynandı.

Farklı ülkelerden gelen amatör ve profesyonel golfçüler,

hafta boyunca yüksek tempolu bir rekabet sergiledi. Son güne

kadar süren çekişme, organizasyonun heyecan dozunu final

anına kadar taşıdı.

Turnuva kapsamında düzenlenen Öznur Özdemir Özaltın

Memorial Trophy, Nurettin Özaltın Memorial Trophy, Sebahat

Özaltın Ladies Tournament ve Nuri Özaltın Memorial

kategorileri, hem sportif performans hem de organizasyonun

köklü geleneğini yansıtan karşılaşmalara sahne oldu.

Celebrity Professional Challenge ise profesyonel isimlerle

katılımcıları aynı sahada buluşturarak turnuvaya farklı bir

dinamizm kazandırdı.

Turnuva haftasının zirve noktası ise 14 Şubat akşamı

düzenlenen Gala Gecesi ve Ödül Töreni oldu. Özel konseptle

tasarlanan gece, sahne tasarımı ve sürpriz performanslarıyla

unutulmaz bir atmosfere sahne oldu. Gecede sahne alan 35 &

07 Orkestrası, enerjik canlı performansıyla davetlilere müzik

dolu anlar yaşatırken salonu adeta bir kutlama sahnesine

dönüştürdü. Ödül töreninde kazanan isimler Gloria Golf Club

Direktörü David Clare tarafından açıklandı. Kategoriler tek

tek anons edilirken salonda yükselen heyecan, şampiyonların

sahneye davet edilmesiyle alkış fırtınasına dönüştü. Zarif

seremoni ve etkileyici atmosferiyle gala gecesi, turnuvanın

finaline yakışan görkemli bir kapanışa imza attı.

Liberty Fabay sezona merhaba

diyor

Baharın gelişiyle birlikte Liberty Fabay’da yeni sezon

başlıyor. Fethiye’nin benzersiz doğasında, Ege ve

Akdeniz’in kesişim noktasında konumlanan, 5 yıldızlı

lüks segmentteki hizmet anlayışı ve her şey dahil

konseptiyle hizmet veren tesis; sezonun ilk günlerinden

itibaren özgürlük, konfor ve iyi hissetme halini

buluşturan ayrıcalıklı bir tatil deneyimi sunuyor.

Palmiye ağaçlarıyla çevrili geniş bahçeleri, modern

mimarisi ve doğayla uyumlu atmosferiyle Liberty Fabay,

konuklarını yeni sezonda yavaşlamaya, anın tadını çıkarmaya

ve kendilerine zaman ayırmaya davet ediyor. Doğayla iç

içe tasarlanmış özel plajı, farklı konseptlerdeki havuzları,

aquapark alanı ve sadece yetişkinlere özel bölümleriyle

sezonun enerjisini açık alanlara taşıyor. Sezon başı ve sezon

sonu dönemlerinde hizmet veren ısıtmalı havuzlar, özellikle

bahar aylarında konforlu bir yüzme deneyimi sunuyor.

Çocuklar, aileler ve “adults only” deneyimini tercih eden

misafirler için ayrılmış alanlar sayesinde herkes kendi tatil

ritmini özgürce yaşayabiliyor. Gastronomi deneyimi, dünya

mutfağından ilham alan restoranlar, taze ve mevsimsel

ürünlerle hazırlanan özel menüler, miksolojist imzası taşıyan

kokteyller ve her şey dahil konseptin sunduğu ayrıcalıklarla

günün her saatine keyif katıyor. Yetişkinlere özel restoran ise

sakinlik ve zarafet arayanlar için sezona rafine bir dokunuş

ekliyor. Liberty Fabay’ın spa & wellbeing merkezi, cilt bakım

hizmetlerinden geleneksel Türk hamamına, özel masaj

terapilerinden aromaterapi uygulamalarına kadar uzanan

seçeneklerle beden ve ruhu yenilemeyi sağlıyor. Kids Club

ve Teenage Club ile çocuklar ve gençler için eğlenceli bir

tatil ortamı sunulurken, ailelere ayrılmış plaj ve güvenli oyun

alanları rahat bir tatil deneyimi sağlıyor.

Champions announced

Hosted by Gloria Hotels & Resorts,

the Gloria Özaltın Championship

2026 brought the international golf

community together in Antalya once

again in its ninth year. The week-long

tournament concluded with a gala

night and award ceremony held on

the evening of February 14.

Organized between February 8–15, 2026 in

Belek under the hosting of Gloria Hotels &

Resorts, the matches of the Gloria Özaltın

Championship 2026 were played on the New

Course and Old Course of Gloria Golf Club.

Amateur and professional golfers from various countries displayed high-level

competition throughout the week. The fierce contest, which continued until

the final day, carried the excitement of the tournament right through to the

closing moments. The Öznur Özdemir Özaltın Memorial Trophy, Nurettin

Özaltın Memorial Trophy, Sebahat Özaltın Ladies Tournament, and Nuri

Özaltın Memorial categories reflected both outstanding sporting performance

and the deep-rooted tradition of the organization. The Celebrity Professional

Challenge added a dynamic dimension to the tournament by bringing

professional players and participants together on the same course.

The highlight of the tournament week was the Gala Night and Award

Ceremony held on February 14. Designed with a special concept, the evening

offered an unforgettable atmosphere with its stage design and surprise

performances. Performing live, the 35 & 07 Orchestra energized the audience

and transformed the venue into a true celebration scene. The winners were

announced by Gloria Golf Club Director David Clare. As each category was

revealed, the growing excitement in the hall turned into thunderous applause

when the champions were invited to the stage. With its elegant ceremony and

impressive ambiance, the gala night delivered a magnificent finale worthy of

the tournament.

Liberty Fabay welcomes

the new season

With the arrival of spring, the new

season begins at Liberty Fabay. Located

in Fethiye, at the unique crossroads

of the Aegean and Mediterranean, the

5-star luxury property offers an allinclusive

experience with a service

approach that combines freedom,

comfort, and well-being from the very

first days of the season.

Surrounded by palm trees, with spacious gardens, modern

architecture, and a nature-inspired atmosphere, Liberty

Fabay invites guests to slow down, enjoy the moment,

and take time for themselves this new season. Its private

beach, pools designed in different concepts, aquapark, and

adults-only areas bring the energy of the season to outdoor

spaces. Heated pools available at the beginning and end of

the season provide a comfortable swimming experience,

especially during spring. With separated areas for children,

families, and adults-only guests, everyone can enjoy their

own holiday rhythm freely. The gastronomy experience

continues to be one of the strongest highlights of the

holiday at Liberty Fabay. Restaurants inspired by world cuisines, special menus

prepared with fresh and seasonal ingredients, cocktails crafted by professional

mixologists, and the privileges of the all-inclusive concept turn every moment

into a pleasurable break. The adults-only restaurant adds a refined touch for

those seeking calm and elegance this season. Liberty Fabay’s spa & wellbeing

center offers a unique retreat for body and mind, from skincare treatments

enriched with natural ingredients to the traditional Turkish bath blending

historical heritage with modern luxury, as well as specialized massages and

aromatherapy sessions. With Kids Club and Teenage Club providing fun holiday

activities for children and teens, and family-designated beach and safe play

areas, the resort ensures a comfortable and enjoyable holiday experience for

all.



İlklerin Markası Bonna Sınırları Zorluyor

Bonna Pushes The Limits

Türkiye’nin“Porselen, Sofra ve Mutfak Eşyaları”

sektörünün ihracat şampiyonu Bonna, küresel

ölçekte üretim ağı kuran ilk marka olma

yolunda kararlılıkla ilerliyor.

Bugün 6 kıtada 100’den fazla ülkeye ihracat yapan Bonna, üretim

gücü, dünyada ilk olan inovasyonları ve farklı ülkelerdeki cesur

yatırımlarıyla yalnızca Türkiye’de değil, küresel gastronomi

sahnesinde de adından söz ettiriyor.

2014 yılında kurulan Bonna, 40 yılı aşkın bir geçmişe sahip Kar

Porselen’in bir markası olarak %100 HoReCa pazarına özel masa üstü

sunum çözümleri sunuyor. Marka, bugün beş ana kategoride geniş

ürün gamıyla profesyonellere hizmet veriyor.

Küresel üretim gücü: Özbekistan ve Mısır yatırımları

Üretime ve gastronomiye duyduğu tutku sayesinde 2023 ve 2024

yıllarında üst üste sektörünün ihracat şampiyonu olma başarısını

gösteren Bonna, bir yandan Türkiye rekabetindeki pozisyonunu

korurken diğer yandan sınır ötesi yatırımlarıyla küresel arenada

liderlik iddiasını somut yatırımlarla güçlendiriyor. 2025 yılında

Özbekistan Taşkent’teki üretim tesisini faaliyete alan marka, Mısır’da

faaliyet gösterecek fabrika yatırımıyla da adından söz ettiriyor.

Hedef: Yeme içme sektörüne yön veren global liderlik

Bonna, “mutlu paydaşlarla birlikte yeme - içme sektörüne yön

veren global lider olma" vizyonuyla hareket ediyor. Genç ve dinamik

ekibiyle tutkuyla çalışan marka; üretim, tasarım, inovasyon ve küresel

yatırımları bir araya getirerek sektöründe ilkleri gerçekleştirmeye

devam ediyor. Üretim gücünü dünyaya taşıyan bir Türk markası olan

Bonna; yalnızca ürün değil, global bir standart üretiyor.

Bonna, the export champion of Türkiye’s “Porcelain,

Tableware and Kitchenware” sector, is moving

forward with strong momentum toward becoming

the first brand in its industry to manufacture on a

global scale with new production facilities in different

regions of the world.

Exporting to more than 100 countries across six continents, Bonna

is making a name for itself not only in Türkiye but also on the global

gastronomy stage through its manufacturing strength, world-first

innovations, and bold investments.

Founded in 2014, Bonna is a brand of Kar Porselen, which has more

than 40 years of manufacturing heritage. The company provides 100%

HoReCa-focused tabletop presentation solutions and today serves industry

professionals with a broad product portfolio across five categories.

Global manufacturing power: Investments Uzbekistan and Egypt

Driven by its passion for production and gastronomy, Bonna achieved the

distinction of becoming the sector’s export champion for two consecutive

years, in 2023 and 2024. While maintaining its strong competitive position

in Türkiye, the company is simultaneously advancing its leadership

ambitions in the global arena through cross-border investments.

In 2025, Bonna commissioned its manufacturing facility in Tashkent,

Uzbekistan, and is currently drawing attention with its ongoing factory

investment in Egypt.

A vision to lead the global food & beverage industry

Bonna operates with the vision of becoming a global leader that shapes

the food and beverage industry together with its stakeholders.

With a young and dynamic

team working passionately

toward this goal, the

brand continues to

achieve industry firsts by

integrating manufacturing

excellence, design,

innovation, and strategic

global investments.



26

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

İşte Türkiye'ye En Çok Turist

Gönderen Üç Ülke!

The Top Three Countries Sending Tourists to Türkiye

2025 yılında Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı

64 milyona yaklaşırken, turizmin en güçlü

pazarları da netleşti.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un

açıkladığı verilere göre, Türkiye’yi 2025 yılında

ziyaret eden toplam turist sayısı 63 milyon 941

bin olarak kaydedildi. Sıralamada 6,9 milyon ziyaretçi

sayısıyla Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülke Rusya

oldu. Rusya pazarı, özellikle Akdeniz kıyıları olmak üzere

Türkiye turizminin lokomotiflerinden biri olmayı sürdürdü.

İkide Almanya, üçte Birleşik Krallık var

Almanya, 6,75 milyon ziyaretçi ile ikinci sırada yer aldı.

Alman turistlerin Türkiye’ye olan ilgisi istikrarlı şekilde

devam ediyor ve bu, uzun vadeli pazar güveninin en

önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Üçüncü sırada ise 4,27 milyon ziyaretçi ile Birleşik Krallık

yer aldı. İngiliz turistlerin Türkiye’ye yönelik ilgisi, kültür,

gastronomi ve şehir turizmine artan taleple 2019’dan bu

yana süren yükselişi destekliyor.

In 2025, the number of visitors to Türkiye

approached 64 million, while the country’s

strongest tourism markets became clear.

According to data announced by Minister of Culture and Tourism

Mehmet Nuri Ersoy, the total number of tourists visiting Türkiye

in 2025 was recorded at 63,941,000. Leading the list was Russia,

sending 6.9 million visitors. The Russian market continues to be

one of the driving forces of Türkiye’s tourism, particularly along

the Mediterranean coast.

Germany in second place, United Kingdom in third

Germany ranked second with 6.75 million visitors. The steady

interest of German tourists in Türkiye is seen as a key indicator

of long-term market confidence. In third place, the United

Kingdom sent 4.27 million visitors. The growing interest of

British tourists in Türkiye’s culture, gastronomy, and city

tourism has supported the market’s upward trend that has

continued since 2019.



28

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Almanların Tatil

Harcamaları Yüzde 100

Arttı

German Holiday Spending

Doubles

Yapılan bir ankete göre, Almanların yıllık tatil

harcamaları yüzde 100 artış göstererek ortalama 1.636

Euro’ya ulaştı. Türkiye ise Almanların tatilde daha az

harcama yaptığı destinasyonlar arasında yer aldı.

Geçen yıl Almanlar tatilleri için kişi başı günlük ortalama 130

Euro harcadı. British American Tobacco’nun Hamburg’daki

Gelecek Soruları Vakfı (BAT) adına gerçekleştirdiği temsili

anket, bu rakamın 2024’e kıyasla 8 Euro (yüzde 6,6) arttığını

ortaya koydu. Yılın “büyük tatili” Almanlara ortalama toplam

1.636 Euroya mal oldu. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 100’lük

artış anlamına geliyor. BAT bilimsel direktörü Prof. Ulrich

Reinhardt, bunun “önemli bir sıçrama” olduğunu vurguladı.

Almanya içinde tatil günlük harcama 122 Euro

Anket sonuçlarına göre Almanya içinde tatil yapanlar, günlük

harcamalarını sadece 5 Euro artırarak 122 Euro’ya çıkardı.

Avrupa’daki diğer ülkelerde tatil yapan Almanlar ise günlük

128 Euro harcayarak 12 Euro daha fazla para harcadı.

Harcamalardaki en dikkat çekici artışlar Yunanistan’da (42 Euro

artışla 147 Euro) ve İspanya’da (34 Euro artışla 143 Euro) görüldü.

Reinhardt, DW’ye verdiği demeçte, bu iki ülkenin harcamalarda

aşırıya kaçmamasının önemine dikkat çekti.

Türkiye’de Alman tatilciler daha az harcadı

Türkiye, daha ekonomik tatil yapılan ülkeler arasında yer

aldı. Türkiye’de tatil yapan Almanlar kişi başı günlük 108

Euro harcarken, bu 2024’e kıyasla 16 Euro daha düşük oldu.

Hırvatistan’da ise günlük harcama 97 Euro’ya kadar geriledi.

Fiyat artışları Almanların tatil motivasyonunu etkilemedi.

Katılımcıların yüzde 64’ü, geçen yıl en az beş günlük bir tatil

yaptıklarını belirtti. Reinhardt, bunun 2006’dan bu yana görülen

en yüksek oran olduğunu ve 2006’nın ise Dünya Kupası nedeniyle

istisnai bir yıl olarak değerlendirildiğini söyledi.

Tatil süresi kısaldı, seyahat sıklığı arttı

Seyahat süresi, 1980’lerden bu yana 18 günden 13 güne düştü.

Ancak katılımcıların yüzde 44’ü yılda iki veya daha fazla seyahate

çıktığını belirtti. On yıl önce bu oran yalnızca yüzde 18 idi.

Reinhardt, insanların tatilleri iş yükü ve küresel belirsizliklere

karşı bilinçli olarak denge unsuru olarak seçtiğini vurgulayarak,

“Tatil, bütçe kısıtlaması olsa bile en son kısıtlanan alan; özgür

karar verebilmenin son sığınağı gibi işlev görüyor” dedi.

2026’da rekor yıl beklentisi

Gelecek Soruları Vakfı, 2026 yılında yeni bir rekor yıl öngörüyor.

Katılımcıların yüzde 66’sı, en az beş günlük bir veya birden fazla

tatil planladığını belirtirken; yüzde 18’i kararsız, yüzde 16’sı ise

seyahat planı olmadığını söyledi. Seyahat planı olanların yüzde

25’i tatillerini Almanya içinde geçirmeyi düşünüyor. Yüzde 42’si

Avrupa dışındaki ülkelere, yüzde 20’si ise diğer kıtalara seyahat

etmeyi planlıyor. Avrupa’da en popüler tatil destinasyonu

yine İspanya olurken, onu İtalya, İskandinav ülkeleri, Türkiye,

Yunanistan, Fransa, Avusturya ve Hırvatistan takip ediyor.

According to a survey, German annual holiday spending

has doubled, reaching an average of €1,636. Türkiye,

meanwhile, ranked among the destinations where Germans

spend less on their holidays.

Last year, Germans spent an average of €130 per day per person on their

vacations. The representative survey, conducted by the Future Questions

Foundation (BAT) in Hamburg on behalf of British American Tobacco,

showed that this figure increased by €8 (6.6%) compared to 2024. The “main

holiday” of the year cost Germans an average total of €1,636, representing a

100% increase from the previous year. BAT’s scientific director, Prof. Ulrich

Reinhardt, emphasized that this is “a significant leap.”

Daily spending in Germany reaches €122

The survey results indicate that Germans vacationing within Germany

increased their daily spending by only €5, reaching €122. Germans traveling

to other European countries spent €128 per day, €12 more than on domestic

trips. The most notable increases were observed in Greece (€147, up €42)

and Spain (€143, up €34). Reinhardt noted in an interview with DW that these

two countries should be cautious about excessive spending.

German tourists spend less in Türkiye

Türkiye remained among the more affordable destinations. Germans

vacationing in Türkiye spent €108 per day per person, €16 less than in 2024.

In Croatia, daily spending dropped to €97. Despite price increases, Germans’

motivation to travel was not affected: 64% of respondents reported taking at

least a five-day trip last year. Reinhardt highlighted that this is the highest

rate observed since 2006, which was considered an exceptional year due to

the World Cup.

Shorter trips, more frequent travel

The length of trips has decreased from 18 days in the 1980s to 13 days

today. However, 44% of participants reported traveling twice or more per

year, compared to only 18% ten years ago. Reinhardt stressed that people

consciously choose vacations as a counterbalance to work pressures and

global uncertainties, saying, “Even if the budget is tight, holidays are the last

thing to be cut; they serve as the final refuge for freely making one’s own

decisions.”

Record year expected in 2026

The Future Questions Foundation expects 2026 to be another record year.

66% of participants plan at least one or multiple trips of five days or more;

18% are undecided, and 16% have no travel plans. Of those planning trips,

25% intend to vacation within Germany, 42% in countries outside Europe, and

20% on other continents. Spain remains the most popular European holiday

destination, followed by Italy, the Scandinavian countries, Türkiye, Greece,

France, Austria, and Croatia.



30

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Antalya Ocak’ta 234 Bin

Turistle Rekor Kırdı

Antalya Breaks Record with 234,000

Tourists in January

Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü verilerine göre,

Antalya 2026 Ocak ayında tüm zamanların en

yüksek ocak ayı turist sayısına ulaştı. Kent, sadece

bir ayda 234 bin 37 ziyaretçi ağırladı.

Ocak ayında Antalya’yı ziyaret eden 234 bin 37 turistin

166 bini yabancı, 67 bini ise yurt dışında yaşayan Türk

vatandaşlarından oluştu. Yurt dışı yerleşik Türkler, milliyet

sıralamasında ilk sırada yer aldı.

Rusya ve Almanya İlk İki, İngiltere ve Polonya Yükselişte

Yabancı turistlerde Rusya, yüzde 9’un üzerinde artışla 47 bin

ziyaretçiyle ilk sırada yer aldı. Almanya, yüzde 3,5’lik düşüşe

rağmen yaklaşık 38 bin turist ile ikinci sırada yer aldı. Rus turistler

toplam payın yüzde 28’ini, Almanlar ise yüzde 22’sini oluşturdu.

İngiltere yüzde 11 düşüşle 16 bin 230, Polonya ise yüzde 13

artışla 11 bin 335 ziyaretçi ile ilk dört pazardaki yerini korudu.

Son yıllarda yükselen bu iki pazar, Antalya turizminde kalıcı ana

pazarlar arasında görülüyor.

Ukrayna, Kazakistan, Hollanda, Kırgızistan, Avusturya, Belçika,

İsviçre, Azerbaycan, İsveç, Romanya, Fransa, Özbekistan,

Danimarka, KKTC ve Finlandiya da Antalya’ya en çok turist

gönderen ülkeler arasında yer aldı.

According to data from the Provincial Directorate of Culture

and Tourism, Antalya reached the highest number of tourists

ever recorded for the month of January in 2026. The city

welcomed a total of 234,037 visitors in just one month.

Of the 234,037 tourists who visited Antalya in January, 166,000 were foreign

visitors and 67,000 were Turkish citizens living abroad. Turkish nationals

residing abroad ranked first in terms of nationality.

Russia and Germany Lead, UK and Poland on the rise

Among foreign visitors, Russia took the top spot with over a 9% increase,

welcoming 47,000 tourists. Germany followed with approximately 38,000

visitors, despite a 3.5% decrease. Russian tourists accounted for 28% of

the total, while Germans represented 22%.

The United Kingdom saw an 11% decline with 16,230 tourists, while Poland

recorded a 13% increase with 11,335 visitors, maintaining their positions

among the top four source markets. These two markets have emerged as

long-term key contributors to Antalya’s tourism.

Other leading countries sending tourists to Antalya included Ukraine,

Kazakhstan, the Netherlands, Kyrgyzstan, Austria, Belgium, Switzerland,

Azerbaijan, Sweden, Romania, France, Uzbekistan, Denmark, the Turkish

Republic of Northern Cyprus (TRNC), and Finland.



32

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Türkiye’nin

Turizm Geliri 65,2

Milyar Doları Aştı

Türkiye’s Tourism Revenue

Exceeded 65.2 Billion Dollars

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine

göre, 2025 yılında Türkiye’nin turizm gelirleri

toplam 65,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Ziyaretçilerden elde edilen gelir 64,4 milyar dolar, transfer

yolculardan elde edilen gelir ise 782 milyon dolar oldu. Gelirin

yüzde 18’ini Türkiye’yi ziyaret eden yurt dışı ikametli vatandaşlar

oluşturdu. Gelirin 46,3 milyar doları kişisel harcamalardan, 18,2 milyar

doları paket tur harcamalarından geldi. Turistlerin en çok yaptığı

harcamalar paket turlar (%28,2), yeme-içme (%21,1) ve uluslararası

ulaştırma (%12,8) olarak öne çıktı. Ziyaretçilerin çoğu (%67,7) Türkiye’yi

gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler için tercih ederken, yurt

dışında yaşayan vatandaşlar en çok akraba ve arkadaş ziyareti amacıyla

geldi.

2025 yılı IV. çeyreğinde (Ekim-Aralık) turizm geliri bir önceki yılın aynı

dönemine göre yüzde 9,9 artarak 15,2 milyar dolar oldu. Ziyaretçilerden

elde edilen gelir 14,9 milyar dolar, transfer yolcuların katkısı 212 milyon

dolar olarak kaydedildi. Bu dönemde ziyaretçilerin harcamalarının 11

milyar doları kişisel harcamalardan, 3,9 milyar doları paket turlardan

oluştu. Çeyrekte ziyaretçilerin yüzde 63,6’sı Türkiye’yi gezi ve kültürel

amaçlarla ziyaret ederken, yurt dışı ikametli vatandaşların yüzde 68,5’i

akraba ve arkadaş ziyareti için geldi.

Ziyaretçi sayısı ve yurt dışı harcamalar

2025 yılında Türkiye’den çıkış yapan ziyaretçi sayısı yüzde 2,7 artarak

63,9 milyon kişi oldu; bunların yüzde 17,5’i yurt dışında ikamet eden

vatandaşlardan oluştu. Geceleme yapan ziyaretçilerin gecelik ortalama

harcaması 100 dolar, yurt dışı ikametli vatandaşların harcaması 64

dolar olarak kaydedildi.

Yurt içinde ikamet eden vatandaşların yurt dışı turizm harcaması ise

yüzde 24 artarak 9,6 milyar dolara yükseldi. Bunun 7,4 milyar doları

kişisel harcama, 2,2 milyar doları paket tur harcamalarından oluştu.

Yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı 11,9 milyon oldu ve kişi başı

ortalama harcama 807 dolar olarak gerçekleşti. IV. çeyrekte yurt

dışını ziyaret eden vatandaş sayısı 2,97 milyon kişi, kişi başı ortalama

harcama 645 dolar oldu.

According to data from the Turkish

Statistical Institute (TÜİK), Türkiye’s tourism

revenues reached a total of 65.2 billion

dollars in 2025.

Revenue from visitors amounted to 64.4 billion dollars, while

income from transfer passengers was 782 million dollars. Visitors

residing abroad accounted for 18% of the total revenue. Of the

total, 46.3 billion dollars came from personal spending and 18.2

billion dollars from package tours. The main spending categories

of tourists were package tours (28.2%), food and beverages (21.1%),

and international transportation (12.8%). Most visitors (67.7%) chose

Türkiye for leisure, entertainment, sports, and cultural activities,

while residents abroad primarily visited for family and friend visits.

In the fourth quarter of 2025 (October–December), tourism revenue

increased by 9.9% compared to the same period of the previous

year, reaching 15.2 billion dollars. Revenue from visitors amounted

to 14.9 billion dollars, with transfer passengers contributing 212

million dollars. During this period, visitors’ spending included 11

billion dollars in personal expenditures and 3.9 billion dollars on

package tours. 63.6% of visitors traveled to Türkiye for leisure and

cultural purposes, while 68.5% of foreign residents came for family

and friend visits.

Visitor numbers and overseas spending

In 2025, the number of visitors departing from Türkiye increased by

2.7% to 63.9 million, with 17.5% of them being residents abroad. The

average nightly spending of overnight visitors was 100 dollars, while

foreign residents spent an average of 64 dollars per night. Spending

by Türkiye residents traveling abroad rose by 24% to 9.6 billion

dollars, including 7.4 billion dollars in personal expenditures and

2.2 billion dollars in package tours. The number of Türkiye residents

traveling abroad reached 11.9 million, with an average spending of

807 dollars per person. In the fourth quarter, 2.97 million residents

traveled abroad, with an average spending of 645 dollars per

person.



34

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Rus Turistler Şubat’ta

Yine Mısır’ı Tercih Etti

Russian Tourists Again

Prefer Egypt in February

Rus Tur Operatörleri Birliği verilerine göre,

2026 Şubat’ında Rus turistlerin yurt dışı

tatillerinde en çok yöneldiği destinasyon

Mısır oldu.

2026 Şubat ayında Rus turistlerin yurt dışı tatil tercihlerinde

Mısır yeniden lider oldu. Tayland ikinci sıraya gerilerken,

Vietnam ve Çin hızlı yükseliş gösterdi. Paket tur satışlarında

Mısır yüzde 26,5 payla ilk sıradaydı. Tayland yüzde 21,3, BAE yüzde

14,4 ile takip etti. Türkiye’nin payı yüzde 3,1’e gerileyerek 8’inci

sıraya indi.

Vietnam 4’üncülüğe yükseldi

Vietnam, charter uçuş programlarıyla 9’unculuktan 4’üncülüğe

yükselerek yüzde 10,5 pay aldı. Çin de 6’ncı sıraya çıktı. Rusya iç

turizmde düşüş yaşarken yüzde 5,8 payla 5’inci sırada yer aldı.

Maldivler satış payının üzerinde ilgi gördü

Sletat.ru aramalarına göre Mısır yüzde 25 ile en çok aranan

destinasyon oldu. Tayland ve BAE yüzde 16,7 ile ikinci ve üçüncü

sırayı paylaştı. Maldivler aramalarda satış payının üzerinde

ilgi gördü. Genel tablo, Rus turistlerin destinasyon seçiminde

çeşitlendiğini ve yeni rotaların hızla öne çıktığını gösteriyor.

According to the Russian Tour Operators

Association, in February 2026, Egypt was the

most popular destination for Russian tourists

traveling abroad.

In February 2026, Egypt regained the top spot in Russian outbound

travel preferences. Thailand fell to second place, while Vietnam

and China showed rapid growth. In package tour sales, Egypt

accounted for 26.5 percent, followed by Thailand with 21.3 percent

and the UAE with 14.4 percent. Türkiye’s share dropped to 3.1

percent, placing it 8th.

Vietnam climbs to 4th place

Vietnam rose from 9th to 4th place thanks to charter flight

programs, capturing a 10.5 percent share. China also moved up to

6th place. Domestic tourism in Russia declined, with a 5.8 percent

share, ranking 5th.

Maldives attracts more interest than sales share

According to Sletat.ru search data, Egypt was the most searched

destination with 25 percent. Thailand and the UAE each had 16.7

percent, sharing second and third place. The Maldives continued to

attract interest above its sales share. Overall, the data show that

Russian tourists are diversifying their destination choices, with

new destinations quickly gaining popularity.


2026 Dünyanın En İyi

Şehirleri Açıklandı

2026 World’s Best Cities Announced

Resonance Consultancy’nin yayımladığı “2026

Dünyanın En İyi Şehirleri” raporuna göre, 1

milyon nüfusu aşan 270’ten fazla şehir 46

farklı kriter üzerinden değerlendirildi.

Yaşanabilirlik, sevilebilirlik ve ekonomik güç gibi başlıklar altında

toplanan ölçütler, eğitimden kültüre, güvenlikten teknolojiye ve

ekonomik gelişime kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Raporda,

31 ülkeden 21 binden fazla katılımcının gerçek yaşam algısı da

dikkate alındı.

Avrupa ve Asya’nın lider şehirleri

2026’da dünyanın en iyi şehirleri arasında Londra, Paris, Madrid,

Roma, Berlin ve Barcelona yer alıyor. Londra pandemi sonrası

toparlanma, uluslararası ziyaretçi harcamaları ve gelişen otel

sektörüyle zirvede. Paris kültürel projeler ve gastronomi alanındaki

liderliği ile dikkat çekiyor. Madrid hızla artan otel yatırımları ve

Avrupa’nın en büyük kent ormanı projesi ile öne çıkıyor. Roma büyük

yenileme çalışmaları ve hac turizmiyle şehir turizmini canlandırıyor.

Berlin sanat ve kültür merkezi olarak gelişiyor; eski havalimanı

alanında büyük projeler hayata geçiriliyor. Barcelona kamusal

alan dönüşümleri ve Sagrada Família’nın tamamlanmasıyla turist

çekmeye devam ediyor.

Küresel finans ve teknoloji merkezleri

New York, Tokyo, Singapur ve Dubai ise ekonomik ve teknolojik

güçleriyle öne çıkıyor. New York yüksek turist sayısı ve büyük

etkinliklerle dikkat çekiyor, havalimanı kapasitesi artırılıyor. Tokyo

turist akını ve lüks otel yatırımlarıyla öne çıkıyor, kamusal alanlar

modernize ediliyor. Singapur yaşam standartları yüksek, teknoloji

yatırımları ve sürdürülebilir yaşam alanlarıyla dikkat çekiyor. Dubai,

havalimanı kapasitesi ve şehir planlaması ile bölgesel bir merkez

olmayı sürdürüyor.

According to Resonance Consultancy’s

“2026 World’s Best Cities” report, more than

270 cities with populations over one million

were evaluated across 46 different criteria.

The measures, grouped under livability, desirability, and economic

strength, cover a wide range from education and culture to safety,

technology, and economic development. The report also takes into

account the real-life perceptions of over 21,000 participants from 31

countries.

Leading cities in Europe and Asia

Among the best cities in the world in 2026 are London, Paris, Madrid,

Rome, Berlin, and Barcelona. London tops the list thanks to postpandemic

recovery, strong international visitor spending, and a

growing hotel sector. Paris stands out for its cultural projects and

leadership in gastronomy. Madrid is notable for rapidly increasing

hotel investments and Europe’s largest urban forest project. Rome is

revitalizing city tourism with major renovations and religious tourism.

Berlin continues to develop as a center of art and culture, with major

projects on the former airport site. Barcelona attracts tourists with

public space transformations and the completion of Sagrada Família.

Global financial and technology hubs

New York, Tokyo, Singapore, and Dubai stand out for their economic

and technological strength. New York draws attention with high

tourist numbers and major events, while airport capacity is being

expanded. Tokyo experiences a tourist influx and luxury hotel

investments, alongside modernized public spaces. Singapore excels

with high living standards, technology investments, and sustainable

urban developments. Dubai continues to serve as a regional hub

through airport capacity and city planning initiatives.


36

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Ocak Enflasyonu

Otel Fiyatlarını

Yukarı Taşıdı

January Inflation Pushed

Hotel Prices Higher

İTO’nun açıkladığı verilere göre, 2026 yılı ocak ayında

İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde

4,56 artarken, yıllık enflasyon yüzde 36,15 olarak

gerçekleşti.

According to data released by the Istanbul

Chamber of Commerce (İTO), the Istanbul

Consumer Price Index increased by 4.56

percent on a monthly basis in January 2026,

while annual inflation stood at 36.15 percent.

İTO’nun 2023=100 bazlı İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi verilerine

göre, İstanbul’da perakende fiyatlar ocak ayında bir önceki aya

göre yüzde 4,56 yükseldi. Bir önceki yılın aynı ayına kıyasla fiyat

artışı ise yüzde 36,15 olarak hesaplandı.

Sağlık ve ulaştırma artışta öne çıktı

Ocak ayında harcama grupları arasında en yüksek artışlar sağlık

ve ulaştırma kalemlerinde görüldü. Bir önceki aya göre sağlık

harcamaları yüzde 11,94, ulaştırma yüzde 9,96, çeşitli mal ve

hizmetler yüzde 8,52, lokanta ve oteller yüzde 6,22, ev eşyası yüzde

4,40, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 4,27, haberleşme yüzde 4,26,

eğlence ve kültür yüzde 3,23, konut yüzde 2,56, eğitim yüzde 2,53,

alkollü içecekler ve tütün yüzde 0,21 oranında artış gösterdi.

Fiyat hareketlerinde kamu ve mevsim etkisi

İTO’nun değerlendirmesinde, sağlık, ulaştırma ile çeşitli mal

ve hizmetler gruplarındaki fiyat artışlarında kamu kaynaklı

düzenlemeler ve piyasa koşullarının etkili olduğu belirtildi. Dünya’da

yer alan habere göre, lokanta ve oteller grubunda yukarı yönlü fiyat

hareketleri dikkat çekerken, gıda harcamalarında kış mevsiminin

bazı ürünlerde fiyatları artırdığı ifade edildi.

Giyim ve ayakkabıda düşüş izlendi

Giyim ve ayakkabı grubunda piyasa koşullarına bağlı olarak aşağı

yönlü fiyat hareketleri görüldü. Ocak 2026 itibarıyla aylık bazda en

yüksek artış sağlık harcamalarında, en yüksek düşüş ise giyim ve

ayakkabı grubunda kaydedildi.

Based on İTO’s 2023=100-based Istanbul Consumer Price Index,

retail prices in Istanbul rose by 4.56 percent in January compared

to the previous month. Compared to the same month of the

previous year, prices increased by 36.15 percent.

Health and transportation led the increases

In January, the highest increases among expenditure groups were

observed in health and transportation. Compared to the previous

month, health expenditures rose by 11.94 percent, transportation

by 9.96 percent, miscellaneous goods and services by 8.52

percent, restaurants and hotels by 6.22 percent, household

goods by 4.40 percent, food and non-alcoholic beverages by 4.27

percent, communication by 4.26 percent, recreation and culture

by 3.23 percent, housing by 2.56 percent, education by 2.53

percent, and alcoholic beverages and tobacco by 0.21 percent.

Public policy and seasonal effects on price movements

In its assessment, İTO stated that public-sector price regulations

and market conditions were effective in the price increases

seen in the health, transportation, and miscellaneous goods and

services groups. According to news published in Dünya, upward

price movements were observed in the restaurants and hotels

group, while winter conditions were reported to have pushed up

prices of certain food products.

Decline observed in clothing and footwear

In the clothing and footwear group, downward price movements

were observed due to market conditions. As of January 2026, the

highest monthly increase was recorded in health expenditures,

while the largest decline was seen in the clothing and footwear

group.


Nuova Simonelli Türkiye Distribütörü

SORCAN Teknik Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.

Showroom: Sultan Selim Cad. Turan Sok. No: 21/A

Kağıthane-İstanbul Tel: +90 (212) 269 18 00

www.tecnocoffeeshop.com / info@tecnocoffee.com.tr


hotel restaurant

38 & hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Türk Vatandaşlarının

Yurt Dışı Harcama

Tablosu Değişti

Spending Patterns

of Turkish Citizens

Abroad Changed

TÜİK’in yayımladığı 2025 yılı dördüncü çeyrek

turizm verilerine göre, yurt içinde ikamet eden

ve yurt dışına seyahat eden vatandaşların

toplam turizm gideri 2025 yılında bir önceki

yıla kıyasla yüzde 24 artarak 9,6 milyar dolar

oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı 2025

yılı dördüncü çeyrek verilere göre, yurt içinde ikamet

eden ve yurt dışına seyahat eden vatandaşların toplam

turizm gideri 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 24

artarak 9,6 milyar dolar oldu. Bu tutar 2024 yılında 7,7 milyar

dolar seviyesindeydi. Harcamaların 7,4 milyar doları kişisel

giderlerden, 2,2 milyar doları ise paket tur harcamalarından

oluştu.

Kişi başı harcama yükseldi

Yurt dışına çıkan vatandaşların kişi başı ortalama harcaması

da artış gösterdi. 2024 yılında 608 dolar olan kişi başı ortalama

harcama, 2025 yılında yüzde 32 artarak 807 dolara yükseldi.

Giyecek ve ayakkabı harcamaları dikkat çekti

Harcama kalemleri incelendiğinde bazı alanlarda yüksek

artışlar kaydedildi. Halı-kilim gibi ürünlere yapılan harcamalar

yıllık bazda yüzde 514 artarak 8 milyon 603 bin dolardan 52

milyon 860 bin dolara çıktı. Yurt dışı alışverişte en yüksek tutar

ise giyecek ve ayakkabı harcamalarında görüldü. Bu kalemdeki

harcamalar yüzde 97 artışla 420 milyon 612 bin dolardan 829

milyon 351 bin dolara yükseldi.

Sağlık ve ulaştırma giderlerinde yükseliş

Aynı dönemde sağlık harcamaları yıllık yüzde 128 artarak 15

milyon 53 bin dolardan 34 milyon 292 bin dolara çıktı. Yabancı

şirketlere yapılan uluslararası ulaştırma harcamaları ise,

yüzde 82 artışla 305 milyon 445 bin dolardan 554 milyon 911 bin

dolara yükseldi. (Nefes / Serkan Üstün)

According to the tourism data for the fourth quarter

of 2025 published by the TÜİK, total tourism

expenditures of citizens residing in Turkey and

traveling abroad increased by 24 percent in 2025

compared to the previous year, reaching 9.6 billion

dollars.

Based on TÜİK’s fourth-quarter 2025 data, total tourism spending rose to 9.6

billion dollars in 2025, up from 7.7 billion dollars in 2024. Of this amount, 7.4

billion dollars consisted of personal expenditures, while 2.2 billion dollars were

package tour expenses.

Per capita spending increased

Average spending per person among citizens traveling abroad also showed an

increase. While per capita spending stood at 608 dollars in 2024, it rose by 32

percent to 807 dollars in 2025.

Clothing and footwear spending stood out

An analysis of spending categories showed significant increases in certain

areas. Expenditures on items such as carpets and rugs rose by 514 percent

year-on-year, increasing from 8 million 603 thousand dollars to 52 million 860

thousand dollars. The highest volume of overseas shopping expenditure was

recorded in clothing and footwear. Spending in this category increased by 97

percent, from 420 million 612 thousand dollars to 829 million 351 thousand

dollars.

Increase in health and transportation expenses

During the same period, health expenditures rose by 128 percent year-on-year,

increasing from 15 million 53 thousand dollars to 34 million 292 thousand

dollars. International transportation expenditures paid to foreign companies

increased by 82 percent, rising from 305 million 445 thousand dollars to 554

million 911 thousand dollars. (Nefes / Serkan Üstün)


OCAK AYININ ZAM ŞAMPİYONU

BELLİ OLDU

January’s Price Increase Champion Revealed

İTO, 2026 Ocak ayı verilerine göre; fiyatı en

fazla artan ürün yüzde 66,63 ile uçak bileti

oldu.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2026 Ocak ayına ilişkin

perakende fiyat verilerini paylaştı. Açıklanan rakamlara

göre, Ocak ayında fiyatı en çok artan ürün ulaştırma

harcamaları kategorisinde yer alan uçak biletleri oldu. Söz

konusu dönemde uçak biletleri, aylık bazda yüzde 66,63

oranında değer kazandı ve Ocak ayının zam şampiyonu

olarak öne çıktı. Ulaştırma harcamaları grubunda yaşanan

bu artış, özellikle yurtiçi ve yurtdışı seyahat planlayan

tüketicileri doğrudan etkiliyor.

According to the Istanbul Chamber of Commerce

(İTO) data for January 2026, the product with the

highest price increase was airline tickets, rising by

66.63%.

The Istanbul Chamber of Commerce (İTO) released retail price data

for January 2026. The figures show that the product with the largest

price increase during the month was airline tickets, which fall under

the transportation expenses category. During this period, airline tickets

gained 66.63% on a monthly basis, making them January’s “price increase

champion.” This surge in the transportation expenses category directly affects

consumers planning domestic and international travel.


40

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Kasım 2025’de Turizm

Çalışanları Ne Kadar

Kazandı?

How Much Did Tourism Employees

Earn in November 2025?

Kasım 2025 verilerine göre, turizm sektöründe

çalışanlarının günlük kazancı yıllık bazda %33,5

artarak 2.165 TL’ye ulaştı.

Turizm Databank’ın SGK kayıtlarına dayalı derlemesine göre,

kayıtlı turizm çalışanları 2025 yılı Kasım ayında günlük

ortalama kazançlarını geçen yılın aynı dönemine göre %33,5

artırarak 2.165 TL seviyesine çıkardı.

Günlük kazançta hava yolu çalışanları önde

Kasım ayında günlük kazanç sıralamasında en yüksek gelir

4.884 TL ile hava yolu çalışanlarına ait olurken, konaklama

sektöründeki çalışanlar 1.680 TL günlük kazanç ile ikinci

sırada yer aldı. Turizm sektöründe toplam istihdam 1,48 milyon

kişi olarak kaydedildi. Çalışanların 858 bini erkek, 625 bini

kadınlardan oluşuyor. Turizm, toplam istihdam içinde %8,7 pay

aldı.

According to November 2025 data, the daily earnings

of employees in the tourism sector increased by 33.5%

year-on-year, reaching TRL2,165.

Based on Social Security Institution (SGK) records compiled by Turizm

Databank, registered tourism employees raised their average daily earnings

in November 2025 by 33.5% compared to the same period last year, reaching

2,165 TL.

Airline workers lead in daily earnings

In November, the highest daily income was recorded for airline employees

at TRL4,884, while accommodation sector employees ranked second with

a daily earning of 1TRL,680. Total employment in the tourism sector was

recorded at 1.48 million people, with 858,000 men and 625,000 women.

Tourism accounted for 8.7% of total employment.



42

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm tourism with data

Küresel Hava Trafiği 2025’te Yükseldi

Global Air Traffic Continued to Rise in 2025

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)

verilerine göre, 2025’te küresel yolcu trafiği

yüzde 5,3 artarken, doluluk oranı yüzde

83,6’ya yükseldi. Büyümede uluslararası

hatlar ön plana çıktı.

According to the International Air Transport

Association (IATA), global passenger traffic

increased by 5.3 percent in 2025, with the average

load factor rising to 83.6 percent. International

routes were particularly prominent in this growth.

IATA verilerine göre, satılan yolcu kilometreleriyle

ölçülen küresel talep 2025’te yüzde 5,3 artış gösterdi.

Aynı dönemde arz edilen kapasite yüzde 5,2 yükseldi

ve küresel ortalama doluluk oranı yüzde 83,6 olarak

gerçekleşti. Hem uçuş kapasitesi hem de yolcu talebi

bir önceki yıla kıyasla artış kaydetti.

Uluslararası hatlar önde

Uluslararası uçuşlar, iç hatlara kıyasla daha güçlü bir

performans sergiledi. Uluslararası hatlarda talep yüzde

7,1 artarken, doluluk oranı yüzde 83,5’e çıktı. İç hatlarda

ise talep yüzde 2,4 artış gösterirken, doluluk oranı hafif

bir gerilemeyle yüzde 83,7 olarak kaydedildi.

Bölgesel büyüme farkları

Uluslararası yolcu trafiğinde en güçlü büyüme Asya-

Pasifik bölgesinde yaşandı. Bölgede talep 2025 yılında

yüzde 10,9 artarken, doluluk oranı yüzde 84,4’e

yükseldi. Avrupa’da talep yüzde 6 artarken, doluluk

oranı yüzde 84,1 oldu. Orta Doğu’da büyüme yüzde 6,7,

Kuzey Amerika’da ise yüzde 2,1 ile en düşük seviyede

gerçekleşti. Latin Amerika’da talep yüzde 8,6 artmasına

rağmen doluluk oranında belirgin düşüş görüldü.

Afrika’da talep yüzde 7,8 artış kaydederken, doluluk

oranı yüzde 74,9 ile küresel ölçekte en düşük seviyede

kaldı.

Tedarik zinciri ve filo kullanımı

Uçak ve motor teslimatlarındaki aksaklıklar ile bakım

kapasitesindeki sınırlamalar 2025 yılında havayolu

şirketleri üzerinde baskı oluşturdu. Bu sorunlar

havayollarına 11 milyar doların üzerinde maliyet getirdi.

Talebi karşılamak için birçok havayolu uçaklarını daha

uzun süre hizmette tuttu ve filo kullanım oranlarını

artırdı. 2026 yılı için tedarik zincirlerinde belirgin bir

rahatlamanın sürdürülebilir büyüme açısından kritik

olduğu belirtildi.

IATA data shows that global demand, measured in revenue passenger

kilometers, rose by 5.3 percent in 2025. During the same period, available

capacity increased by 5.2 percent, and the global average load factor

reached 83.6 percent. Both flight capacity and passenger demand saw

growth compared to the previous year.

International routes lead

International flights performed stronger than domestic routes. Demand on

international routes rose by 7.1 percent, with a load factor of 83.5 percent.

Domestic route demand increased by 2.4 percent, while the load factor

slightly declined to 83.7 percent.

Regional growth differences

The strongest growth in international passenger traffic occurred in the

Asia-Pacific region. Demand there rose by 10.9 percent in 2025, and

the load factor increased to 84.4 percent. In Europe, demand grew by 6

percent, with a load factor of 84.1 percent. Growth in the Middle East was

6.7 percent, while North America recorded the lowest regional growth at

2.1 percent.

In Latin America, demand increased by 8.6 percent, though the load factor

saw a notable decline. In Africa, demand grew by 7.8 percent, but the load

factor remained the lowest globally at 74.9 percent.

Supply chain and fleet utilization

Delays in aircraft and engine deliveries, along with limited maintenance

capacity, put pressure on airlines in 2025. These issues cost airlines over

11 billion dollars. To meet demand, many airlines kept aircraft in service

longer and increased fleet utilization. A significant easing of supply chains

in 2026 was noted as critical for sustainable growth.


Aralık

Otel Dolulukları

%31-32 Bandında

Sabitlendi

December Hotel

Occupancy Stabilizes at

31-32%

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2024 yılı Aralık ayında yüzde 32,44 olan otellerde doluluk

oranı, 2025 yılının aynı ayında yüzde 31,02 seviyesine geriledi.

According to data from the Ministry of Culture and Tourism, hotel occupancy in December

2024 was 32.44%, decreasing to 31.02% in the same month of 2025.

İşletme ve basit belgeli konaklama tesislerinde geceleme sayısı

artmasına rağmen, gerek Aralık gerek Ocak-Aralık yıllık doluluk

oranı geriledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre; 2024

yılı Aralık ayında yüzde 32,44 olan otellerde doluluk oranı, 2025

yılının aynı ayında yüzde 31,02 seviyesine geriledi.

2024 yılı Aralık geceleme 8 milyon 829 bin 341, 2024 yılı Ocak-

Aralık toplam geceleme 216 milyon 17 bin 715 olurken, 2025

yılı Aralık geceleme 12 milyon 272 bin 844, Ocak-Aralık toplam

geceleme de 252 milyon 323 bin 483 oldu.

Doluluklarda belirgin dalgalanmalar

Son dokuz yıllık veriler incelendiğinde, Aralık ayı doluluk

oranlarında belirgin dalgalanmalar dikkat çekiyor. En yüksek

doluluk oranı yüzde 38 ile 2019 yılında kaydedildirken en düşük

seviye ise pandemi etkisiyle 2020’de yüzde 14,5 olarak gerçekleşti.

Son üç yılın Aralık verileri karşılaştırıldığında, doluluk oranlarının

2023’te yüzde 31,9, 2024’te yüzde 32,4 ve 2025’te yüzde 31,0

seviyelerinde gerçekleştiği görüldü. Veriler, Aralık ayı özelinde

otel doluluklarının son üç yıldır yüzde 31-32 bandında sıkıştığını

ortaya koydu.

Although the number of overnight stays increased in simple and licensed

accommodation establishments, both December and the January–

December annual occupancy rates declined. According to the Ministry

of Culture and Tourism, hotel occupancy in December 2024 was 32.44%,

while in December 2025 it dropped to 31.02%.

In December 2024, overnight stays totaled 8,829,341, and the January–

December total reached 216,017,715. In 2025, December overnight stays

rose to 12,272,844, and the January–December total reached 252,323,483.

Significant fluctuations in occupancy

Looking at the data over the past nine years, December hotel occupancy

has shown significant fluctuations. The highest occupancy rate was 38% in

2019, while the lowest was 14.5% in 2020 due to the pandemic.

Comparing the last three years, occupancy rates in December were 31.9%

in 2023, 32.4% in 2024, and 31.0% in 2025. These figures indicate that

December hotel occupancy has remained within the 31-32% range over the

past three years.


44

hotel restaurant

& hi-tech

gündem fuar agenda fair

ITB Berlin 2026 Küresel Turizm

Sektörüne Ev Sahipliği Yapıyor

ITB Berlin 60. yılını kutlarken, dünyanın önde gelen B2B seyahat ve turizm fuarı 2026’ya tamamen dolu, uluslararası

açıdan son derece çeşitli ve net biçimde geleceğe odaklı bir yapıyla giriyor. Fuarın en büyük dört katılımcısından biri olan

Türkiye, 3.2 no’lu salonda özellikle güçlü bir şekilde temsil ediliyor.

3–5 Mart 2026 tarihleri arasında

Berlin Fuar Alanı, bir kez daha

160’tan fazla ülkeden karar

vericileri, yenilikçileri ve destinasyonları

bir araya getirerek küresel turizm

sektörünün buluşma noktası olacak.

Güçlü bilet satışları, yüksek nitelikli bir

kongre programı ve çok sayıda 60. yıl

etkinliğiyle ITB Berlin 2026, kendisini

yalnızca bir pazar yeri değil, aynı

zamanda sektör için stratejik bir pusula

olarak konumlandırıyor.

Bu dönüm noktası niteliğindeki

edisyon, dönüşüm içindeki bir sektörü

yansıtıyor. Asya ve Arap dünyası ivme

kazanmaya devam ederken; kruvaziyer

turizmi, seyahat teknolojileri,

macera turizmi ile medikal ve sağlık

turizmiözellikle güçlü bir büyüme

sergiliyor. Aynı zamanda fuar,

günümüz turizmini şekillendiren temel

dinamiklere odağını keskinleştiriyor:

yapay zekâ, sürdürülebilirlik,

dayanıklılık, yeni ödeme ekosistemleri,

kapsayıcılık ve yetenek geliştirme.

Resmî Ev Sahibi Ülke Angola ile ITB

Berlin 2026, Afrika’yı da uluslararası

sahnenin merkezine taşıyor.

Avrupa, ITB Berlin’in en güçlü

sütunlarından biri olmaya devam

ediyor

hub27 alanında Almanya ve Almanca

konuşulan pazarlar, Bavyera ve

Hamburg’un genişletilmiş stantları ile

federal eyaletler ve ulusal kurumların

güçlü katılımının eşlik ettiği geniş

bir ürün ve destinasyon yelpazesi

sunuyor. Avusturya, İsviçre ve

Lihtenştayn gibi komşu ülkeler yüksek

talebini korurken, yeni katılımcılar

ve tematik formatlar fuara taze bir

dinamizm katıyor. Kültürel bir öne

çıkan unsur ise, Avrupa Seyahat

Komisyonu iş birliğiyle hazırlanan

“Destination Europe: A Journey in

Posters”sergisinin açılışı oluyor.

Avrupa salonları genelinde, köklü

destinasyonlar ve stratejik yer

değişiklikleri kıtanın çeşitliliğini

vurguluyor: İtalya bir kez daha öne

çıkarken, Yunanistan ve İspanya güçlü

ulusal ve bölgesel katılım sergiliyor;

Fas’ın yeni konumlandırılması

ise değişen jeopolitik ve turizm

dinamiklerini yansıtıyor. Genel olarak

en büyük dört katılımcıdan biri olan

Türkiye, merkezi rolünü sürdürürken;

Orta ve Doğu Avrupa, Balkanlar ve Orta

Asya’dan destinasyonlar, havayolları

ve niş sağlayıcılardan oluşan geniş

bir portföy ile bu güçlü temsil

tamamlanıyor.


ITB Berlin 2026 Hosts The Global Tourism

Industry

As ITB Berlin celebrates its 60th anniversary, the world’s leading B2B travel and tourism fair enters 2026

fully booked, with a highly international and clearly future-focused structure. Türkiye, one of the four largest

participants in the fair, is particularly strongly represented in Hall 3.2.

From 3 to 5 March 2026, the Berlin

Exhibition Grounds will once again become

the meeting point for the global tourism

industry, bringing together decision-makers,

innovators and destinations from more than

160 countries. With strong ticket sales, a

high-caliber convention programmand a

wide range of anniversary highlights, ITB

Berlin 2026 positions itself not only as a

marketplace, but as a strategic compass for

the industry.

This landmark edition reflects a sector in

transition. Asia and the Arab world continue

to gain momentum, while cruise tourism,

travel technology, adventure travel and

medical & health tourism record particularly

strong growth. At the same time, the

show sharpens its focus on the major

forces shaping tourism today: artificial

intelligence, sustainability, resilience, new

payment ecosystems, inclusion and talent

development. With Angola as the official

Host Country, ITB Berlin 2026 also places

Africa firmly in the international spotlight.

Europe remains one of the strongest

pillars of ITB Berlin

In hub27, Germany and the Germanspeaking

markets present a broad spectrum

of products and destinations, with expanded

stands from Bavaria and Hamburg and

strong participation from federal states

and national institutions. Neighboring

countries such as Austria, Switzerland

and Liechtensteinmaintain high demand,

while new exhibitors and themed formats

add fresh impulses. A cultural highlight is

the opening of the exhibition “Destination

Europe: A Journey in Posters”, developed

in cooperation with the European Travel

Commission.

Across the Europe halls, established

destinations and strategic relocations

underline the continent’s diversity: Italy

once again features prominently, Greece

and Spain show strong national and

regional participation, while Morocco’s new

placement reflects changing geopolitical and

tourism dynamics. Türkiye, one of the four

largest exhibitors overall, continues to play a

central role, complemented by a broad mix

of Central and Eastern European, Balkan

and Central Asian destinations, airlines and

niche providers.


46

hotel restaurant

& hi-tech

dosya survey

ITB Berlin 2026’ya Giderken

Sektör Ne Diyor?

ITB Berlin 2026 What’s the Industry Saying?

ITB Berlin 2026’ya sayılı günler kaldı.

Fuarın teması “60 yıllık mirasın

ardındaki hikayeleri keşfedin”. Peki

biz bu temayı nasıl kendi hikayemize

taşıyacağız? Sadece trendleri görmek

için mi oradayız, yoksa Türkiye’nin

gelecekteki turizm yönünü göstermek

için mi?

Türkiye’nin hikayesi tek bir tatilden

ibaret olamaz. Sektör temsilcileri de

bunu net bir şekilde söylüyor. Ülke,

çok katmanlı ve çeşitlilik sunan bir

deneyim. Tarih ve kültür mirası,

deniz ve doğa, gastronomi, sağlık

turizmi… Hepsi bir arada. Üstelik

sürdürülebilirlik ve kalite, artık tercih

değil, olmazsa olmaz! Türkiye, tek bir

tatil alternatifi sunmuyor. Ziyaretçiye

anlamlı, güvenli ve unutulmaz

deneyimler yaşatıyor.

Peki fuarın temasıyla bizim

sunduğumuz deneyimler ne kadar

örtüşüyor? Binlerce yıllık mirasımız

modern otelcilik ve gastronomi

deneyimiyle birleştiğinde ortaya salt

bir tatil destinasyonu değil, stratejik

bir lider çıkıyor. Almanya pazarı

özelinde bakacak olursak, yüksek

harcama potansiyeli olan misafirleri

çekmek, kongre ve MICE segmentlerini

tanıtmak, gastronomi ve sürdürülebilir

turizmi ön plana çıkarmak… İşte bunlar

Türkiye’nin uluslararası rekabette öne

çıkmasını sağlayacak hamleler.

Bu dosyamızda, sektör temsilcilerinin

görüşlerini derledik. ITB Berlin’e

dair düşünceler, Türkiye’nin hangi

alanlarda hikayesini güçlendirmesi

gerektiğini ve uluslararası pazarlarda

öne çıkması gereken noktaları ortaya

koyuyor. Okurken, sektörün sesini

doğrudan duyacak, Türkiye turizminin

güçlü yönlerini ve stratejik fırsatlarını

görebileceksiniz.

Haber: Hatice Ünal Bilen

Only a few days remain until ITB Berlin 2026.

The fair’s theme is “Discover the Stories

Behind 60 Years of Heritage.” But how do we

translate this theme into our own story? Are

we there just to see trends, or to showcase

the future direction of Türkiye’s tourism?

Türkiye’s story cannot be reduced to a single

type of holiday. Industry representatives

are clear on this: the country offers a

multi-layered experience with diversity.

History and cultural heritage, sea and

nature, gastronomy, health tourism… All

of it together. Moreover, sustainability and

quality are no longer optional—they are

essential! Türkiye doesn’t offer just one

holiday option. It provides meaningful, safe,

and unforgettable experiences.

So, how well do the fair’s theme and our

offerings align? When Türkiye’s millenniaold

heritage is combined with modern

hospitality and gastronomic experiences, the

result is not just a holiday destination, but

a ‘strategic leader’. From the perspective

of the German market, attracting highspending

visitors, promoting congress

and MICE segments, and highlighting

gastronomy and sustainable tourism… these

are the moves that will strengthen Türkiye’s

competitive edge internationally.

In this feature, we have compiled the

insights of industry representatives. Their

perspectives on ITB Berlin highlight the

areas where Türkiye needs to strengthen

its story and the key points to stand out

in international markets. As you read,

you will hear the industry’s voice directly

and see Türkiye’s strengths and strategic

opportunities in tourism.


İTB BERLIN ÖZEL

ITB Berlin’in Türkiye turizmi açısından

her yıl olduğu gibi bu yıl da en kritik temas

noktalarından biri olacağını vurgulayan

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı

Müberra Eresin, Berlin’in sektör için

stratejik bir çalışma alanı olduğuna dikkat

çekti. “Berlin, bizim için sadece bir fuar değil, Almanya pazarının nabzını

tuttuğumuz ve iş birliklerimizi ileriye taşıdığımız önemli bir çalışma alanı”

ifadelerini kullanan Eresin, pazarın Türkiye’ye en fazla ziyaretçi gönderen

ülkeler arasında yer almasının fuarın stratejik önemini artırdığını belirtti.

TÜROB’un bu yıl da Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TGA’nın oluşturduğu

Türkiye holünde sektör temsilini sürdüreceğini kaydeden Eresin, yıla temkinli

başladıklarını ancak genel görünümde iyimserliğin korunduğunu aktardı.

Eresin; Rimini, Londra, Cannes, Madrid ve Barselona’daki temaslardan

alınan olumlu geri dönüşlere dikkat çekerek, “Berlin’deki görüşmelerin

bu süreci daha da güçlendireceğine inanıyoruz” dedi. Eresin, 1966’dan bu

yana düzenlenen, bugün 180’den fazla ülkenin katılımıyla küresel bir turizm

borsası niteliği taşıyan fuarda; destinasyon tanıtımlarının yanı sıra MICE,

seyahat teknolojileri, kültür, sağlık ve lüks turizm segmentlerinde yoğun bir

pazarlama trafiği yaşanacağını belirtti.

“Berlin, şehir otelleri açısından yalnızca Alman pazarı için değil, küresel

turizm hareketinin yönünü belirleyen bir merkez. Bu nedenle ITB’de

diğer ülkelerden gelen iş ortaklarımızla da görüşmeler gerçekleştirerek

2026 yılına ilişkin daha net ve somut bir tabloyu dönüşümüzde

değerlendirmiş olacağız.

Emel Elik Bezaroğlu:“Türkiye Tek Tip

Değil, Çok Katmanlı Bir

Deneyim Ülkesi”

Türkiye’nin artık yalnızca “güneş–deniz–kum” destinasyonu olarak

anlatılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Elite World Hotels &

Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel

Elik Bezaroğlu, ITB Berlin’de çok daha güçlü ve katmanlı bir hikâye

ortaya konması gerektiğini söyledi. Bezaroğlu, Türkiye turizminin

çeşitliliği, derinliği ve deneyimi merkeze alan, yüksek değer üreten

ve sürdürülebilir bir vizyonla anlatılması gerektiğine dikkat çekti.

Türkiye’nin tek tip bir tatil destinasyonu olmadığını belirten Bezaroğlu,

ülkenin aynı anda tarih, kültür, gastronomi, doğa, sağlık, MICE ve lüks

segmenti barındıran çok katmanlı bir deneyim sunduğunu ifade etti. Bu

hikâyenin uluslararası pazarlarda daha güçlü aktarılabilmesi için altyapı

unsurlarının desteklenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Binlerce yıllık

tarihi mirası, yerel mutfak kültürü, zengin şehir çeşitliliği ve eşsiz doğal

güzellikleriyle Türkiye’nin gerçek deneyimler sunabilen nadir ülkelerden

biri olduğunu kaydeden Bezaroğlu; sağlık turizmi, gastronomi, kültür

rotaları ile lüks ve butik konaklama alanlarının bu bütüncül hikâyenin

önemli parçaları olduğunu belirtti. Kış sporlarına elverişli doğası, termal

destinasyonları ve gastronomi rotaları sayesinde Türkiye’nin yılın 12 ayı

seyahat edilebilir bir ülke olduğunun altını çizdi.

“Türkiye, tek tip bir tatil destinasyonu değil; aynı anda

tarih, kültür, gastronomi, doğa, sağlık, MICE ve lüks

segmenti barındıran çok katmanlı bir deneyim ülkesi.

Müberra Eresin: “Berlin, En Kritik

Temas Noktamız”

Müberra Eresin: “Berlin Is Our Most Critical

Contact Point”

“Berlin is not only critical for the German market in terms

of city hotels but also a hub shaping the direction of global

tourism. Therefore, at ITB we will also meet with business

partners from other countries to return with a clearer and more

concrete outlook for 2026.

Emphasizing that ITB Berlin continues to be one of the most

critical contact points for Türkiye’s tourism every year, Türkiye

Hoteliers Association (TÜROB) President Müberra Eresin

highlighted Berlin as a strategic working area for the sector.

“Berlin is not just a fair for us; it is an important working platform

where we track the pulse of the German market and advance our

collaborations,” Eresin stated, noting that Germany’s position as

one of the countries sending the most visitors to Türkiye further

increases the fair’s strategic importance. Eresin added that TÜROB

will continue to represent the sector this year in the Türkiye

pavilion made by the Ministry of Culture and Tourism and TGA. She

said that while 2026 began cautiously, the overall outlook remains

optimistic. Pointing to positive feedback from meetings in Rimini,

London, Cannes, Madrid, and Barcelona, Eresin said, “We believe

that the discussions we will hold in Berlin will further strengthen

this process.” She also noted that ITB Berlin, held since 1966 and

now attended by more than 180 countries, functions as a global

tourism exchange; in addition to destination promotion, there will

be intense marketing activity across MICE, travel technologies,

culture, health, and luxury tourism segments.

Emel Elik Bezaroğlu:“Türkiye Is Not

One-Dimensional, It’s a Multi-Layered

Experience Destination”

Türkiye is not a one-dimensional holiday destination;

it simultaneously offers a multi-layered experience

encompassing history, culture, gastronomy, nature, health,

MICE, and luxury segments.

Emel Elik Bezaroğlu, Board Member in Charge of Sales and Marketing at

Elite World Hotels & Resorts, emphasized that Türkiye can no longer be

presented merely as a “sun–sea–sand” destination. She stated that ITB

Berlin should showcase a much stronger and multi-layered narrative.

Bezaroğlu highlighted that Türkiye’s tourism should be communicated

with a vision that focuses on diversity, depth, and experience, generating

high value while remaining sustainable. Pointing out that Türkiye is not a

one-dimensional holiday destination, she said the country offers a multilayered

experience encompassing history, culture, gastronomy, nature,

health, MICE, and luxury segments simultaneously. She also stressed

that infrastructure elements need to be supported to convey this story

more effectively in international markets. Bezaroğlu noted that with its

millennia-old historical heritage, local culinary culture, rich diversity of

cities, and unique natural beauty, Türkiye

is one of the rare countries capable

of offering authentic experiences. She

added that health tourism, gastronomy,

cultural routes, and luxury and boutique

accommodations are essential parts

of this holistic narrative. Thanks to its

nature suitable for winter sports, thermal

destinations, and gastronomy routes,

Türkiye remains a year-round travel

destination.


İTB BERLIN ÖZEL

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği

(AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, ITB

Berlin gibi küresel ölçekte turizmin vitrini olan bir platformda Türkiye’nin

anlatması gereken hikâyenin tek bir ürün ya da segment üzerine değil,

ülkenin sunduğu benzersiz çeşitlilik üzerine kurulması gerektiğini

söyledi. Türkiye’nin en büyük gücünün deniz, kültür, gastronomi,

sağlık, doğa, kongre ve şehir turizmini aynı destinasyon çatısı altında

birleştirebilmesi olduğunu belirten Kavaloğlu, “Türkiye’nin ana teması

hepsi ve daha fazlasıdır” dedi. Uluslararası turistlerin artık yalnızca

tatil değil, anlamlı ve zengin içerikli deneyimler aradığını ifade eden

Kavaloğlu, aynı yolculukta antik kentlerin gezilebildiğini, gastronominin

deneyimlenebildiğini, doğal güzellikler içinde aktif tatil yapılabildiğini

ve yüksek standartlı konaklama hizmeti alınabildiğini vurguladı.

Bu bütüncül yapının Türkiye’yi rakiplerinden ayrıştırdığını söyledi.

Türkiye’nin anlatması gereken ikinci güçlü hikâyenin sürdürülebilirlik

ve kalite dönüşümü olduğunu belirten Kavaloğlu, turizm altyapısındaki

yatırımlar, sertifikasyon programları ve çevresel hassasiyetlerin

Türkiye’yi sorumlu bir destinasyon haline getirdiğini ifade etti.

“ITB Berlin’de Türkiye’nin ana mesajı şu olmalı: Türkiye,

tek seyahatte birden fazla dünya deneyimi sunabilen

benzersiz bir destinasyondur. Bu anlatı hem marka

değerimizi güçlendirir hem de Türkiye’yi fiyat rekabetinden

çıkarıp deneyim ve kalite rekabetinin merkezine taşır.

Türkiye açısından Almanya pazarının kritik önem taşıdığını ifade eden TGA

Yönetim Kurulu Üyesi ve GlobeMeets Kurucusu Hüseyin Kurt, “Türkiye’nin

üç ana pazarı Rusya, Almanya ve İngiltere. Almanya Fuarı, 2026’da

ağırlayacağımız Alman misafir profili ve trafik projeksiyonları için bize

önemli veri sağlayacak” dedi. Kurt, fuarın yalnızca Alman pazarını değil,

diğer ülkelerden gelen turist hareketlerini gözlemleme ve projeksiyonları

değerlendirme fırsatı sunduğunu söyledi. Türkiye’nin ITB Berlin’de 1.000

metrekarelik alanla TGA Türkiye pavilyonu olarak yer aldığını hatırlatan

Kurt, ülkenin yıllardır fuarın en önemli partnerlerinden biri olduğunu ve

alan olarak en fazla metriği alan ülkeler arasında bulunduğunu vurguladı.

Almanya’dan alınan turist payının hâlâ yetersiz olduğunu belirten Kurt,

Türkiye’nin yalnızca deniz, kum, güneş segmentine değil; kongre, gastronomi

ve yüksek harcama potansiyeline sahip misafirleri de çekmesi gerektiğini

söyledi. Bunun için Almanya’daki farklı şehirlerde workshop’lar, özel tanıtım

etkinlikleri ve dijital içeriklerle iletişim ve iş birliğinin güçlendirilmesini

önerdi.

Kaan Kaşif Kavaloğlu: "Türkiye tek seyahatte birden fazla dünya

deneyimi sunan benzersiz bir destinasyondur"

Kaan Kaşif Kavaloğlu: “Türkiye is a unique destination offering

multiple world experiences in a single trip”

Hüseyin Kurt: “ITB Berlin,

Türkiye’ye Kongre Misafirlerini

Çekmek İçin Stratejik”

“Almanya pazarındaki potansiyelimizi artırmak ve Türkiye’yi yalnızca

deniz, kum, güneş değil, gastronomi ve kongre segmentlerinde de ön

plana çıkarmak için ITB Berlin kritik bir fırsattır.

At ITB Berlin, Türkiye’s main message should be this: Türkiye

is a unique destination capable of offering multiple world-class

experiences within a single trip. This narrative strengthens our

brand value and shifts Türkiye from price competition to the center of

experience and quality competition.

Kaan Kaşif Kavaloğlu, President of the Mediterranean Touristic

Hoteliers and Operators Association (AKTOB), stated that at a global

showcase platform such as ITB Berlin, the story Türkiye needs to tell

should not be built around a single product or segment, but around the

country’s unique diversity. Emphasizing that Türkiye’s greatest strength

lies in its ability to combine sea, culture, gastronomy, health, nature,

congress and city tourism under one single destination umbrella,

Kavaloğlu said, “Türkiye’s main theme is all of these — and more.”

Noting that international travelers today seek not only a holiday but

meaningful and content-rich experiences, Kavaloğlu underlined that

within a single journey visitors can explore ancient cities, experience

gastronomy that rivals world cuisines, enjoy active holidays in natural

settings, and benefit from high-standard accommodation services. He

stated that this holistic structure is Türkiye’s most important advantage

in differentiating itself from competitor destinations. Kavaloğlu

added that the second strong story Türkiye must communicate is

its transformation in sustainability and quality. He pointed out that

investments in tourism infrastructure, certification programs and

environmental awareness have positioned Türkiye not only as a strong

tourism country, but also as a responsible destination.

Hüseyin Kurt: “ITB Berlin Is a Strategic

Opportunity to Attract MICE Visitors to

Türkiye”

“To increase our potential in the German market and position

Türkiye not only for sun, sea, and sand but also for gastronomy

and MICE segments, ITB Berlin is a critical opportunity.

Hüseyin Kurt, TGA Board Member and Founder of GlobeMeets,

emphasized the critical importance of the German market for

Türkiye. “Türkiye’s three main markets are Russia, Germany, and

the UK. The Germany fair will provide important data on the profile

of German visitors we will host in 2026 and traffic projections,”

he said. Kurt noted that the fair offers the opportunity not only

to observe the German market but also tourist movements from

other countries and to evaluate projections. He reminded that

Türkiye participates at ITB Berlin with a 1,000-square-meter area

as the TGA Türkiye pavilion and has been one of the fair’s most

important partners for years, ranking among the countries with

the largest exhibition space. Highlighting that Türkiye’s share of

German tourists is still insufficient,

Kurt stated that Türkiye should attract

not only sun, sea, and sand visitors

but also high-spending guests in the

MICE and gastronomy segments.

He recommended strengthening

communication and cooperation through

workshops in different German cities,

special promotional events, and digital

content.



Türkiye Seyahat Acentaları Birliği

(TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Davut

Günaydın, turizm sektörünün

küresel rekabette zor bir virajdan

geçtiğini vurguladı. Günaydın,

“Çok zor dönemlerden geçiyoruz.

Rakiplerin sayısı artıyor ve artık birçok ülke turizme yatırım yapıyor”

ifadelerini kullandı. Mevcut durum değerlendirmesinde Türkiye’nin çift

haneli büyüme potansiyeline sahip olduğunu belirten Günaydın, Asya ve

Orta Doğu’daki yeni yatırımlara dikkat çekerek, “Mısır, yılda sekiz milyon

turist hedefliyor. Bu turistlerden mutlaka bir kısmı Türkiye’den kayacak.

Bizim de yol haritamızı ve stratejilerimizi yeniden tanımlamamız gerekiyor”

dedi. Günaydın, sektörde iç ve dış turizmin birlikte ele alınmasının

önemine değinerek, “Yunanistan adalarında KDV düşürülmüş ve vizeler

kolaylaştırılmış. İç turizm hareketlerimize baktığımızda ise birçok kişi Mısır’a,

Yunan adalarına ve Avrupa ülkelerine gidiyor. Bu durum, hedeflerimize

ulaşmamızda zorluk oluşturabilir” diye konuştu. Turizmin sürdürülebilirliği

için yeni strateji ve yeniden yapılanmanın şart olduğunun altını çizen

Günaydın, Türkiye’nin hizmet kalitesini ön plana çıkaracak bir vizyonla ITB

Berlin’de yer alınması gerektiğini ifade etti. “Artık Türkiye pahalı bir ülke

imajıyla değil, yüksek kaliteli bir destinasyon olarak öne çıkmalı” dedi.

Türkiye turizmi artık yeni bir yol haritasına ve yeniden

yapılanmaya ihtiyaç duyuyor; hizmet kalitemizle öne

çıkacak bir strateji ile ITB Berlin’e gitmeliyiz.

Hüseyin Gazi Coşan: “Ana Tema

Türkiye’nin Çeşitliliği Olmalı”

Davut Günaydın: “Türkiye Turizmi İçin Yeni

Yol Haritası Şart”

Davut Günaydın: “A New Roadmap Is Essential for Türkiye

Tourism”

Türkiye tourism now needs a new roadmap and restructuring;

we must attend ITB Berlin with a strategy that highlights our

service quality.

Davut Günaydın, Vice President of the Association of Turkish

Travel Agencies (TÜRSAB), emphasized that the tourism sector

is navigating a difficult turn in global competition. “We are going

through very challenging times. The number of competitors

is increasing, and many countries are now investing heavily in

tourism,” he said. Assessing the current situation, Günaydın noted

that Türkiye still has double-digit growth potential. However, he

drew attention to new investments in Asia and the Middle East,

stating, “Egypt is targeting eight million tourists annually. Inevitably,

a portion of these tourists will shift from Türkiye. We therefore

need to redefine our roadmap and strategies.” Highlighting the

importance of addressing domestic and international tourism

together, Günaydın pointed out that VAT rates have been reduced

and visa procedures simplified on the Greek islands. “When we look

at our domestic tourism movements, we see many people traveling

to Egypt, the Greek islands, and European countries. This could

create challenges in reaching our targets,” he said. Underlining that

new strategies and restructuring are essential for the sustainability

of tourism, Günaydın stated that Türkiye should participate in ITB

Berlin with a vision that emphasizes service quality. “Türkiye should

no longer stand out with the image of being an expensive country,

but rather as a high-quality destination,” he concluded.

Hüseyin Gazi Coşan: “The Main

Theme Should Be Türkiye’s Diversity”

İTB BERLIN ÖZEL

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürü Hüseyin Gazi

Coşan, Türkiye’nin turizmde öne çıkacak ana temasının “çeşitlilik”

olması gerektiğini vurguladı. Coşan, “Çok renkliliği, çok kültürlülüğü,

çok dinlilik, birçok dinin temsilcisinin burada olması, ortak yaşam.

Bizim ülkemiz aslında yüzyıllardan beri içinde var olduğu ve

coğrafi konumundan kaynaklanan çok kültürlü bir yapıdır. Kendi

kültürümüz üzerinden anlatmalıyıız.” dedi. Coşan, Türkiye’nin bu

güçlü yönlerinin uluslararası pazarlarda çok daha etkin biçimde öne

çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, bugüne kadar bu potansiyelin

yeterince yansıtılamadığını ifade etti. “Şu ana kadar turizmde ağırlık

deniz, kum ve güneş üzerine verildi. Ağırlıkta çok kültürlülüğümüz,

inanç yapımız ve birlikte yaşam kültürlerimizi daha çok vurgularsak

dünyada şu anda karmaşık hale gelen neredeyse savaşlara sebep

olan anlaşmazlıklar bile çözülebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’nin çok kültürlü yapısı ve ortak yaşam kültürü,

turizmde ana tema olmalı ve uluslararası arenada güçlü

bir hikâye olarak sunulmalı.”

Türkiye’s multicultural structure and culture of

coexistence should become the main theme in tourism

and be presented as a powerful narrative in the

international arena.

Hüseyin Gazi Coşan, Head of the Tourism Department of the

Istanbul Metropolitan Municipality, emphasized that the main

theme highlighting Türkiye in tourism should be “diversity.”

“Multicoloredness, multiculturalism, multifaith coexistence, the

presence of representatives of many religions, and a shared life

culture — our country has, for centuries, embodied a multicultural

structure shaped by its geography and historical experience. We

should tell our story through our own culture,” he said. Coşan

underlined that Türkiye’s strong assets in this regard need to be

promoted much more effectively in international markets, adding

that this potential has not been sufficiently reflected so far. “Until

now, tourism has largely focused on sea, sand,

and sun. If we place greater emphasis on

our multicultural identity, our faith structure,

and our culture of coexistence, we may even

contribute to resolving the conflicts that have

become increasingly complex and, at times,

led to wars around the world,” he stated.


LA MADRE HIERBA

THE SPIRIT OF CUBA

HIERBA DE CUBA

Küba Nanesi Aromalı ve Misket Limonlu Baz


İTB BERLIN ÖZEL

Prontotour Cruise Müdürü Merve Başaran,

ITB Berlin gibi küresel platformlarda

Türkiye’nin artık sadece kapasite ve fiyat

rekabetiyle değil, “Dengeli Deneyim ve

Derinlikli Hikâye” temasıyla konumlanması

gerektiğini söyledi. Özellikle Almanya pazarı

perspektifinden bakıldığında sürdürülebilirliğin bir tercih değil, misafirin

güvenini kazanmanın temel şartı haline geldiğini vurguladı. Başaran, 2026

dünyasında Alman turist için lüks algısının “yavaşlama ve özgünlük” üzerine

kurulduğunu belirterek, Türkiye’nin İspanya ve Yunanistan’dan deniz-kumgüneş

üçlüsünün ötesine geçen bir değer önerisiyle ayrışabileceğini ifade

etti. Yerel üreticiyi destekleyen gastronomi rotaları ve Taş Tepeler gibi

kültürel derinliklerin bu yeni yaklaşımın temelini oluşturduğunu söyledi.

Karbon ayak izini minimize eden “yavaş seyahat” seçenekleri ve yerel

kalkınmayı destekleyen butik turların önemine dikkat çeken Başaran, aşırı

turizm baskısından uzak Doğu Anadolu ve Karadeniz gibi otantik rotaların

öne çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin tesis konforunun yanı sıra

uluslararası yeşil sertifikalar (GSTC) ve yapı güvenliği standartlarıyla Avrupa

normlarının üzerinde olduğunun vurgulanmasının da kritik olduğunu belirtti.

“Türkiye, ITB Berlin’de ‘en çok turist ağırlayan’ değil; misafirine

en derin, en güvenli ve doğaya en saygılı deneyimi sunan ‘lider

destinasyon’ hikâyesini anlatmalıdır. Prontotour olarak biz, bu

sürdürülebilir felsefeyi her bir rotamıza işleyerek bu hikâyenin küresel

savunucusu olmaya devam ediyoruz.

Özgü Alnıtemiz: “Berlin’de Önceliğimiz

Avrupa’daki Türk Vatandaşlarına

Ulaşmak”

Celestyal Türkiye Direktörü Özgü Alnıtemiz, Türkiye turizminde gelir

artırımı açısından uluslararası pazarların kritik önem taşıdığını belirterek,

“Uluslararası turizm fuarlarında kruvaziyer şirketlerinden kültür

turlarına, hiking’den kış sporlarına, trenli turlardan turizm teknoloji

firmalarına kadar her dalda hizmet veren geniş bir katılım söz konusu”

dedi. Türkiye’nin hem otellerini hem de destinasyonlarını tanıtmayı

sürdürdüğünü ifade eden Alnıtemiz, kruvaziyer turizmine dair eksik

tanıtıma şu sözleriyle dikkat çekti: “Marmaris ve Antalya bölgelerinin

stantlarında kruvaziyer turizminin tanıtımına hiç tanık olmadık. Kuşadası

yıllardır bilindiği için ön planda ama diğer destinasyonlarımızın da

gemilerle ziyaret edilebileceğini anlatmamız gerekiyor.” Fuarın amacının

yurt dışındaki iş ortaklarıyla buluşmak ve 2027-2028 programlarını

planlamak olduğunu kaydeden Alnıtemiz, “Burada bölgedeki Türk

acentelerle ve diğer pazarlarla bir araya geliyoruz. Özellikle Avrupa’da

yaşayan Türk vatandaşlarına erişimimiz için ITB Berlin önemli. Türk

vatandaşlarına kruvaziyer programlarımızın pazarlamasını yapacağız.

Türkiye’ye geldiklerinde gemi tatili yapabileceklerini anlatacağız” dedi.

Ayrıca Türkiye limanlarına düzenli uğrak yapan Celestyal’in Ege, Adriyatik

ve Arap Körfezi cruise programlarını tanıtacaklarını ve 2027-28 kış ve yaz

programlarını turizm profesyonellerine anlatarak dünya çapında daha

büyük bir pazar ağı oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.

“Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarına erişimimiz için

ITB Berlin önemli. Türk vatandaşlarına kruvaziyer

programlarımızın pazarlamasını yapacağız, Türkiye’ye

Merve Başaran:"Türkiye Nitelikli ve Güvenli

Deneyimi Öne Çıkarmalı”

Merve Başaran: “Türkiye Should Highlight a High-Quality

and Safe Experience”

geldiklerinde gemi tatili yapabileceklerini anlatacağız.”

“Türkiye should tell the story at ITB Berlin not as ‘the most

visited destination,’ but as a ‘leading destination’ offering the

deepest, safest, and most nature-respecting experience to

its guests. At Prontotour, we continue to embed this sustainable

philosophy into every route, serving as the global advocate for this

story.

Merve Başaran, Cruise Director at Prontotour, stated that on global

platforms like ITB Berlin, Türkiye should position itself not only

through capacity and price competition, but under the theme of

“Balanced Experience and Deep Storytelling.” She emphasized that,

particularly from the perspective of the German market, sustainability

is no longer a choice but a fundamental requirement for earning the

trust of travelers. Başaran noted that in 2026, the luxury perception

for German tourists is based on “slowing down and authenticity,”

and Türkiye can differentiate itself from Spain and Greece with a

value proposition that goes beyond the typical sea-sand-sun trio.

She highlighted that gastronomy routes supporting local producers

and cultural depths like Taş Tepeler form the foundation of this new

approach. Drawing attention to “slow travel” options that minimize

carbon footprints and boutique tours supporting local development,

Başaran emphasized the importance of promoting authentic routes

such as Eastern Anatolia and the Black Sea, away from overtourism

pressures. She also stressed that Türkiye’s accommodation comfort,

along with international green certifications (GSTC) and building

safety standards, exceeds European norms.

Özgü Alnıtemiz: “Our Priority in Berlin Is to

Reach Turkish Citizens in Europe”

ITB Berlin is important for reaching Turkish citizens

living in Europe. We will promote our cruise programs

to them and explain that they can take a cruise holiday

when they visit Türkiye.

Özgü Alnıtemiz, Türkiye Director of Celestyal, emphasized the critical

importance of international markets for increasing revenue in Türkiye’s

tourism sector. She stated, “International tourism fairs bring together a

wide range of participants, from cruise companies to cultural tours, hiking

to winter sports, and train tours to tourism technology firms.” Alnıtemiz

noted that Türkiye continues to promote both its hotels and destinations,

while drawing attention to gaps in cruise tourism promotion: “We have

never seen cruise tourism promoted at the Marmaris and Antalya booths.

Kuşadası has always been prominent because it is well-known, but we

need to show that our other destinations can also be visited by ships.”

She explained that the purpose of the fair is to meet overseas business

partners and plan programs for 2027-2028. “Here, we meet with Turkish

agencies in the region and other markets. ITB Berlin is especially important

for reaching Turkish citizens living in Europe. We will promote our

cruise programs to Turkish citizens and

explain that they can take a cruise holiday

when they visit Türkiye,” Alnıtemiz said.

Additionally, she highlighted that Celestyal,

which regularly calls at Türkiye’s ports, will

promote its cruise programs in the Aegean,

Adriatic, and Arabian Gulf, and present its

2027-28 winter and summer programs to

tourism professionals, aiming to expand its

global market network.



İTB BERLIN ÖZEL

Petra Hospitality Kurucu Ortağı Emrullah

Akçakaya, Türkiye’de yabancı yatırımcılar

için öne çıkan modellerin markalı şehir

otelleri (franchise) ve kıyı destinasyonlarında

dönüşüm ve yeniden konumlama (conversion

& repositioning) yatırımları olduğunu belirtti.

Akçakaya, yıl boyu nakit akışı hedefleyen yatırımların İstanbul, İzmir ve

Ankara gibi şehirlerde markalı ürünlere odaklanması; sezonsal fakat yüksek

hacimli getiri arayan yatırımcıların ise Antalya, Bodrum ve İzmir hattındaki

resort projelerine yönelmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin yılda 60

milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlayan, son derece çeşitli bir misafir profiline

sahip bir pazar olduğuna dikkat çeken Akçakaya, otel ürünlerinin hedef

kitle ve destinasyona göre hassas biçimde tasarlanmasının kritik önemde

olduğunu söyledi. Yatırımcılar için öne çıkan başlıkları şöyle sıraladı: doğru

marka–lokasyon eşleşmesi, doğru marka–hedef kitle uyumu, şehir ve kıyı

otelleri için farklı yatırım tezleri, işletme optimizasyonu ve veri şeffaflığı ile

yatırımcı ile operasyon arasındaki third-party yapının doğru kurgulanması.

Akçakaya, markalı otelciliğin artan penetrasyonu ve bağımsız operatörlerle

danışmanlık firmalarının, yabancı yatırımcılar için riskleri azaltan, global

standartlarda yönetim ve güvenilir iş birliği imkânı sunduğunu belirtti.

Türkiye’nin Akdeniz havzasında hem köklü otelcilik geçmişi hem de

uluslararası markaların en hızlı büyüdüğü pazarlardan biri olması nedeniyle

güçlü bir avantaj sağladığını ifade etti.

“Türkiye, markalı şehir otelleri ve kıyı destinasyonlarında dönüşüm

projeleriyle yatırımcılar için stratejik bir pazar konumunda; hedef

kitle ve lokasyona uygun tasarlanmış yatırımlar kritik önemde.

Volkan Ataman: “ITB Berlin’de

Türkiye’nin Tüm Hikâyesini

Anlatmalıyız”

Dream Project CEO'su Volkan Ataman, Berlin’deki Türkiye tanıtımında

sadece belli bölgelerin değil, tüm ülkenin hikâyesinin öne çıkarılması

gerektiğini vurguladı. Ataman, “Sadece Antalya, sadece İstanbul değil;

Türkiye’nin tamamını orada tanıtmak gerekiyor. Bunu çok önemli bir

nokta” ifadelerini kullandı. ITB Berlin’in Almanya’da düzenlenmesine

rağmen dünya çapında bir platform olduğunu hatırlatan Ataman, fuarın

5 binin üzerinde standla dünyanın en büyük turizm pazarı olduğunu

söyledi. Bu nedenle Türkiye’nin tüm operatörler, acenteler ve diğer

paydaşlar aracılığıyla kapsamlı şekilde pazarlanması gerektiğini

kaydetti. Ataman, Türkiye’nin GoTürkiye stratejisi doğrultusunda

tanıtım yapılmasının önemine dikkat çekerek, katılan operatörlerin

ve acentelerin kendi hikâyelerini sahada oluşturduğunu, ancak ülke

stratejisi çerçevesinde bütünsel bir anlatımın şart olduğunu belirtti.

“Türkiye’yi tanıtırken uzmanlığa göre farklı şemsiyeler altında da

pazarlama yapabiliriz; sağlık turizmi, gastronomi, kongre ve MICE gibi

alanlar ayrı ayrı ele alınabilir. Böylece çok daha etkili ve ses getiren

bir tanıtım gerçekleştiririz” dedi. Ataman, Almanya pazarından alınan

ziyaretçi payının hak edilen düzeyde olmadığını belirterek, “Sadece deniz,

kum, güneş amaçlı gelen turistleri çekebiliyoruz. Kongre, gastronomi ve

diğer segmentleri de kazanmak istiyorsak, Türkiye’nin tüm potansiyelini

fuarda anlatmamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

ITB Berlin’de Türkiye’yi tanıtırken sadece belli bölgeleri değil,

ülkenin tüm hikâyesini ve uzmanlık alanlarını ayrı ayrı öne

çıkaracak bir strateji izlemeliyiz.”

Emrullah Akçakaya: “Türkiye, Yatırımcılar

İçin Stratejik Bir Pazar”

Emrullah Akçakaya: “Türkiye Is a Strategic Market for

Investors”

“Türkiye, with branded city hotels and conversion projects

in coastal destinations, is a strategic market for investors;

investments designed according to target audience and

location are critical.

Emrullah Akçakaya, Founder Partner of Petra Hospitality, stated that

the prominent models for foreign investors in Türkiye are branded

city hotels (franchise) and conversion & repositioning investments in

coastal destinations. Akçakaya emphasized that investments aiming

for year-round cash flow should focus on branded properties in cities

such as İstanbul, İzmir, and Ankara, while investors seeking seasonal

but high-volume returns should target resort projects along the

Antalya, Bodrum, and İzmir (Turkish Riviera) corridor. Highlighting

that Türkiye hosts over 60 million visitors annually with a highly

diverse guest profile, Akçakaya noted that hotel products must be

carefully designed according to target audience and destination. He

outlined the key considerations for investors as follows: the right

brand-location match, alignment between brand and target audience,

different investment theses for city and coastal hotels, operational

optimization and data transparency, and the proper structuring of

third-party relationships between investors and operations. Akçakaya

also stated that the growing penetration of branded hotels, along

with independent operators and consultancy firms, offers foreign

investors risk-reducing opportunities, global-standard management,

and reliable collaboration. He added that Türkiye’s long-standing

hotel tradition and its status as one of the fastest-growing markets

for international brands in the Mediterranean basin provide a strong

strategic advantage.

Volkan Ataman: “We Must Showcase

Türkiye’s Entire Story at ITB Berlin”

When promoting Türkiye at ITB Berlin, we should follow

a strategy that highlights not only specific regions but the

entire country and its various areas of expertise separately.

Volkan Ataman, CEO of Dream Project, emphasized that Türkiye’s

promotion in Berlin should highlight not only specific regions but the

story of the entire country. “Not only Antalya, not only Istanbul; we need to

promote the whole of Türkiye there. This is a very important point,” he said.

Reminding that although ITB Berlin is held in Germany, it is a global

platform, Ataman noted that with more than 5,000 stands, the fair is the

world’s largest tourism marketplace. For this reason, he stated that

Türkiye must be marketed comprehensively through tour operators,

travel agencies, and all relevant stakeholders. Ataman also underlined

the importance of aligning promotion efforts with the GoTürkiye strategy.

While participating operators and agencies develop their own stories on

the ground, he stressed that a holistic narrative within the framework of

the national strategy is essential. “When promoting Türkiye, we can also

market under different umbrellas based on areas of expertise — such as

health tourism, gastronomy, congress and MICE. By addressing these

segments separately, we can achieve

a much more effective and impactful

promotion,” he said. Pointing out that the

share of visitors from the German market is

not at the desired level, Ataman added, “We

are mainly able to attract tourists seeking

sea, sand, and sun. If we want to gain

ground in congress tourism, gastronomy,

and other segments as well, we must

present Türkiye’s full potential at the fair.”


PREMIUM PEACH FRUIT SYRUP

Şeftali Meyveli Şurup


İTB BERLIN ÖZEL

Mehmet Gem: “Berlin'de Dünyaya Denge ve Güvence Vadedilmeli”

Mehmet Gem: “Balance and Security Should Be Promised to the World

in Berlin”

Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD)

Başkanı Mehmet Gem, ITB Berlin’in 60.

yılında “Turizmi Dengeye Taşımak” temasıyla

düzenleneceğini hatırlatarak, Türkiye’nin

bu platformda dünyaya “denge ve güvence”

vadetmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin yalnızca kapasite ve tesis

zenginliğiyle değil, güçlü bir hukuki zemin ve sürdürülebilir bir vizyonla

konumlanmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Gem’e göre Berlin’de

verilecek mesaj, birbiriyle bağlantılı üç temel yaklaşım üzerine inşa

edilmeli. Turistin artık sembolik sertifikalardan çok somut hak arama

mekanizmalarına güvendiğini belirten Gem, SHY-YOLCU ve 6052 Sayılı

Kanun gibi uluslararası normlarla uyumlu mevzuatın öne çıkarılması

gerektiğini söyledi ve bunu “Türkiye’de sadece misafir değil, evrensel

hukukla korunan bir tüketicisiniz” sözleriyle özetledi. Bununla birlikte

kitle turizminin baskısını Anadolu’nun farklı bölgelerine yayarak yerel

kalkınmayı destekleyen, kültürel mirası koruyan ve ziyaret edilen yere

değer katan “Onarıcı Turizm” anlayışının benimsenmesi gerektiğini

dile getirdi. Bu yaklaşımı, doğa ve yerel değerlerle dengelenmiş bir

keşif modeli olarak tanımladı. Gem ayrıca sağlık turizminin yalnızca

operasyonel başarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini, Türkiye’nin

termal kaynakları, doğal zenginlikleri ve güçlü tıp altyapısıyla “uzun ve

kaliteli yaşam” vadeden bir merkez olarak konumlanması gerektiğini

belirtti. Türkiye’nin tatilin ötesinde bedensel ve zihinsel yenilenme

sunduğunu ifade etti.

“TGA ve ilgili paydaşlar, ITB Berlin’de pazarlama broşürlerinin ötesine

geçerek, turiste seyahat sigortasının sağladığı maddi korumadan

fazlasını, yani ‘sistemsel güven ve sürdürülebilir bir gelecek’ sunmalıdır.

Gerçek bir uluslararası karşılığı olan bu üç başlık, Türkiye’yi Berlin’de

sadece bir katılımcı değil, turizmin geleceğini tasarlayan bir lider konumuna

taşıyacaktır.

Kaya Demirer: “Türk Mutfağı, Binlerce

Yıllık Gastronomi Mirasını Anlatmalı”

TURYİD (Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği)

Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Demirer, ITB Berlin’de Türkiye gastronomisi

ve yeme-içme kültürünün tanıtımında ülkenin hikâyesinin en güçlü şekilde

aktarılması gerektiğini belirtti. Demirer, Türkiye’nin yeme-içme kültürünü

sadece bir mutfak kültürü olarak değil, “Tarımın doğduğu topraklarda şekillenen

bir medeniyet serüveni” olarak tanımladı. Göbeklitepe’den günümüze uzanan

süreçte Anadolu’nun, hatta dünyanın en eski mutfak arşivine sahip olduğunu

vurgulayan Demirer, mutfağın sürdürülebilir miras ve modern lezzetlerle

harmanlandığını ifade etti. Demirer, Türk mutfağı ve restoran deneyimini

uluslararası ziyaretçilere öne çıkarırken üç başlık üzerinde durulması gerektiğini

söyledi. Bunlardan ilki Michelin Tescilli Gastronomi Rotası olarak Türkiye’nin

sadece geleneksel tatlar değil, dünya standartlarında modern bir “Fine-Dining

Destinasyonu” olduğunun vurgulanmasıydı. İkinci başlık, Dünyanın En Eski

‘Plant-Based’ Mutfağı çerçevesinde, Türk mutfağının zeytinyağlılar üzerinden

dünyanın en zengin sağlıklı ve bitki bazlı beslenme modelini sunduğu oldu.

Üçüncü başlık ise Sürdürülebilir Miras ve Sofra Kültürü kapsamında, yemek

yemenin Türkiye’de paylaşım ve sosyalleşmenin en büyük alanı olduğunu ve aynı

masada oturmanın insanları birleştiren en güçlü sosyal bağ olduğunu ön plana

çıkarmak oldu.

“Sürdürülebilir miras, modern lezzetler ile harmanlanan mutfağımızın

sadece bir lezzet durağı değil, tarımın doğduğu topraklardan gelen

binlerce yıllık bir gastronomi arşivi olduğu ve bu bağlamda gastronominin

‘sıfır’ noktası olduğunu unutmamalı ve bu şekilde tanımlamalıyız.

The Türkiye Tourism Promotion and Development Agency (TGA) and

relevant stakeholders must go beyond marketing brochures at ITB

Berlin, offering tourists more than the financial protection provided by

travel insurance—namely, ‘systemic trust and a sustainable future.’ These

three pillars, each with genuine international relevance, will position

Türkiye not merely as a participant in Berlin, but as a leader shaping the

future of tourism.

Mehmet Gem, President of the Association of Travel Agencies

Managers (SAYD), recalled that ITB Berlin will mark its 60th year under

the theme “Bringing Tourism Back into Balance” and emphasized

that Türkiye must promise the world “balance and security” on

this platform. He stressed that Türkiye must position itself not only

through its capacity and wealth of facilities, but also with a strong legal

foundation and a sustainable vision. According to Gem, the message

to be delivered in Berlin should be built on three interconnected

approaches. Noting that tourists now rely more on concrete legal

remedies than on symbolic certificates, he emphasized that legislation

aligned with international norms, such as SHY-PASSENGER and Law

No. 6052, should be highlighted. He summarized this message as

follows: “In Türkiye, you are not only a guest, but a consumer protected

by universal law.” Gem also stated that a “Restorative Tourism”

approach should be adopted—one that distributes the pressures of

mass tourism across different regions of Anatolia, supports local

development, preserves cultural heritage, and adds value to the

destinations visited. He described this model as a form of exploration

balanced with nature and local values. Furthermore, Gem emphasized

that health tourism should no longer be evaluated solely through

operational success. With its thermal resources, natural wealth, and

strong medical infrastructure, Türkiye should position itself as a center

promising long and high-quality life. He underlined that Türkiye offers

not just a holiday, but physical and mental renewal.

Kaya Demirer: “Turkish Cuisine Should

Tell the Story of Its Thousands-Year-Old

Gastronomy Heritage”

“We should remember and define our cuisine not only as a taste

destination, but as a thousands-year-old gastronomic archive

from the lands where agriculture originated, blended with

sustainable heritage and modern flavors, making it the ‘zero point’ of

gastronomy.

Kaya Demirer, Chairman of the Board of TURYİD (Tourism Restaurant

Investors and Gastronomy Enterprises Association), stated that

Türkiye’s story should be communicated in the strongest way while

promoting Türkiye’s gastronomy and food culture at ITB Berlin.

Demirer described Türkiye’s food culture not merely as a culinary

tradition, but as “a civilization journey shaped in the lands where

agriculture was born.” Pointing out that Anatolia, and even the world,

holds the oldest culinary archive from Göbeklitepe to the present

day, Demirer emphasized that Türkiye’s cuisine blends sustainable

heritage with modern flavors. He also noted that promoting Turkish

cuisine and restaurant experiences to international visitors should

focus on three main areas. The first is the Michelin-Certified

Gastronomy Route, highlighting that Türkiye is not only about

traditional flavors but also a world-class modern “Fine-Dining

Destination.” The second is the world’s oldest plant-based cuisine,

underlining that Turkish cuisine, through

dishes like olive-oil-based meals, offers

one of the richest healthy and plant-based

nutrition models globally. The third is

Sustainable Heritage and Table Culture,

emphasizing that dining in Türkiye is not

just a necessity but the greatest space

for sharing and socializing, with sitting at

the same table establishing the strongest

social bonds.



58

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj agenda interview

Aslı Aktürk Pehlivanlar: “Dört Farklı

Lokasyonda İstanbul’u Hissettiriyoruz”

İstanbul’un kalbinde misafirlerine eşsiz bir deneyim sunan AHC Hotels, şehrin tarihi ve kültürel

dokusunu modern hizmet anlayışıyla buluşturan dört ayrı lokasyonda faaliyet gösteriyor.

AHC Hotels çatısı altında; AHC Ayasofya,

AHC Grand Bazaar, AHC Old City ve AHC

Taksim otelleri, Türk misafirperverliğini

uluslararası standartlarla harmanlayarak

misafir memnuniyetini öncelikli kılıyor.

Sektördeki 50 yıllık tecrübesini dinamik bir

markalaşma süreciyle birleştiren AHC Hotels,

sürdürülebilirlik, teknoloji ve kişiselleştirilmiş

hizmetler gibi trendleri otel deneyimine

entegre ederek İstanbul’u hem iş hem de

turizm destinasyonu olarak daha cazip hâle

getiriyor.

Aktürk Hotels &Resorts Yönetim Kurulu

Başkanı Aslı Aktürk Pehlivanlar ile AHC

Hotels’in stratejilerini, misafir deneyimini ve

İstanbul destinasyonundaki rolünü konuştuk.

AHC Hotels’in İstanbul’daki konumunu ve

hizmet ayrıcalıklarını nasıl tanımlarsınız ve

bu özellikler otelin markasını uluslararası

düzeyde nasıl güçlendiriyor?

AHC Hotels, İstanbul’un en güçlü dört

lokasyonunda; AHC Ayasofya, AHC Grand

Bazaar, AHC Old City ve AHC Taksim otelleri

olarak konuklarına Türk misafirperverliğini

modern hizmet anlayışıyla harmanlayan,

kusursuz ve misafir memnuniyeti odaklı

bir hizmet anlayışını benimsemiştir. Misafir

ortalamasının %80’ini Avrupa pazarı

oluştururken, AHC Hotels yeni pazarlarda

girdiği yeni kontratlarla pazar çeşitliliğini

artırma çalışmalarını başarıyla yürütmektedir.

Yatırımlarınız ve sektörde geliştirdiğiniz iş

birlikleri AHC Hotels’in misafir deneyimini

ve rekabet gücünü nasıl değiştiriyor; bu

stratejileri İstanbul destinasyonu ile nasıl

ilişkilendiriyorsunuz?

Sektör iş birliklerini yurt dışında güçlü

markaların danışmanlıklarıyla yakın çalışma

sağlayarak sürdürüyoruz. Bu sayede

hem ülkemize hem İstanbul’umuza daha

önce çalışma fırsatı oluşmayan firmaları

buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Haklı olarak bu pazarlama özgünlüğü ve

yeni iş ortaklıkları oluşumu, pazardaki

yerimizi rakiplerimize oranla güçlendiriyor.

50 yıllık müthiş bir tecrübeyi daha dinamik

bir markalaşma sürecine cesur bir adım

atmamızın üzerinden henüz çok kısa bir

zaman geçmesine rağmen, marka olağanüstü

bir hız ve memnuniyetle pazardaki güçlü yerini

almıştır.

İstanbul’un kültürel, gastronomik ve

tarihi değerlerini AHC Hotels olarak

misafirlerinize nasıl deneyimletiyorsunuz

ve bu deneyimi destinasyon pazarlaması

bağlamında istemciye nasıl aktarıyorsunuz?

AHC Grubu, aynı zamanda ülkenin en özel

yiyecek ve içecek markalarından Lotiz

Grubu ile kardeş markadır. Otellerimizde

bulunan restoranlarımız, dünya mutfağının

en özel lezzetlerinin yanı sıra, zengin Türk

mutfağımızın en güzel örneklerini de

konuklarımızla buluşturuyor.

Sürdürülebilirlik, teknoloji ve

kişiselleştirilmiş hizmetler gibi trendler

doğrultusunda geliştirdiğiniz uygulamalar

nelerdir ve bu uygulamalar İstanbul

destinasyonunun cazibesini artırmada nasıl

rol oynuyor?

Bilindiği gibi, ülkemiz işletmelerinde

Bakanlığımızca alınan karar neticesinde

sürdürülebilirlik sertifikası zorunlu hale

getirilmiştir. Kalite ve işleyiş açısından oldukça

faydalı olan bu uygulamanın yanı sıra, AHC

Hotels olarak kalite yönetimi sertifikasyon

sürecini yönetiyor, standartları ve prosedür

uygulamalarını kusursuz şekilde yürütüyor ve

kişiselleştirilmiş misafir memnuniyeti odaklı

hizmetimizi konuklarımızla buluşturmaktan

büyük bir memnuniyet duyuyoruz.


Aslı Aktürk Pehlivanlar: “We Let Guests Experience

Istanbul Across Four Distinct Locations”

AHC Hotels, located in the heart of Istanbul, offers guests an unparalleled experience by combining the

city’s historical and cultural fabric with a modern approach to service across four distinct locations.

Under the

AHC Hotels

umbrella,

AHC Ayasofya,

AHC Grand

Bazaar, AHC

Old City, and

AHC Taksim

provide

guests with

Turkish

hospitality

harmonized

with

international

standards,

prioritizing

guest

satisfaction.

Leveraging

50 years

of industry

experience

through a dynamic branding process,

AHC Hotels integrates trends such as

sustainability, technology, and personalized

services into its hotel experience, making

Istanbul more attractive as both a business

and tourism destination.

We spoke with Aslı Aktürk Pehlivanlar,

Chairwoman of Aktürk Hotels & Resorts,

about AHC Hotels’ strategies, guest

experience approach, and role within

Istanbul as a destination.

How would you describe AHC Hotels’

locations and service advantages in

Istanbul, and how do these features

strengthen the brand internationally?

AHC Hotels operates in Istanbul’s four

prime locations—AHC Ayasofya, AHC Grand

Bazaar, AHC Old City, and AHC Taksim—

offering guests a blend of Turkish hospitality

and modern service, with an unwavering

focus on guest satisfaction. With 80% of its

guests coming from the European market,

AHC Hotels successfully expands its market

diversity through new contracts in emerging

markets.

How do your investments and industry

partnerships enhance AHC Hotels’ guest

experience and competitive strength, and

how do you align these strategies with

Istanbul as a destination?

We maintain industry partnerships

through close collaboration with strong

international brands. This allows us to

introduce companies that previously had no

opportunity to work in Türkiye or Istanbul,

which is a source of great satisfaction.

Naturally, this marketing uniqueness and

the establishment of new partnerships

strengthen our position in the market

compared to competitors. Despite only a

short time passing since we took the bold

step of transforming 50 years of experience

into a dynamic branding process, the brand

has rapidly and successfully secured a

strong position in the market.

How does AHC Hotels let guests

experience Istanbul’s cultural,

gastronomic, and historical values, and

how do you convey this in destination

marketing?

AHC Group is also a sister brand of

Lotiz Group, one of the country’s most

distinguished food and beverage brands.

The restaurants in our hotels offer guests

the finest flavors of international cuisine

alongside the best examples of rich Turkish

culinary heritage.

What initiatives have you developed in

line with trends such as sustainability,

technology, and personalized services,

and how do these contribute to enhancing

Istanbul’s appeal as a destination?

As is well known, sustainability certification

has become mandatory in our country’s

businesses following a decision by our

Ministry. Beyond being highly beneficial

for quality and operations, AHC Hotels

manages the quality management

certification process, implements standards

and procedures flawlessly, and takes great

pride in delivering personalized, guest

satisfaction-focused services to our guests.


60

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj agenda interview

Müberra Eresin: "İstanbul’u İzletmiyor,

Doğrudan Yaşatıyoruz"

Eresin Otelleri, İstanbul’un hem tarihi hem de ticari merkezlerinde konumlanarak, iş ve tatil amaçlı

seyahatleri birbirinden ayırmadan, misafirlerinin farklı beklentilerine aynı anda yanıt verebilen çok yönlü bir

konaklama deneyimi sunuyor. Müberra Eresin, günümüzde iş seyahatleri ile tatil deneyiminin giderek iç içe

geçtiğini belirterek, leisure yaklaşımını hizmet anlayışlarının merkezine koyduklarını vurguluyor.

Eresin Otelleri, iş dünyası için gerekli

konfor ve altyapıyı sağlarken, şehri

keşfetmek isteyen misafirler için de keyifli

ve nitelikli bir konaklama ortamı sunuyor.

Eresin Hotels Topkapı; güçlü toplantı, kongre

ve etkinlik altyapısıyla iş dünyasına hitap

ederken; Eresin Hotels Sultanahmet ise tarih

ve kültürle iç içe özgün bir İstanbul deneyimi

yaşatıyor. Yerli otel grubunun köklü aile

geleneğinden gelen misafirperverliği, çağdaş

ve yüksek standartlı bir hizmet anlayışıyla

birleşiyor. Bu bütüncül yaklaşım, uluslararası

misafirlerde güven ve süreklilik oluşturuyor.

Ayrıca, iş, MICE ve leisure segmentlerinde

yüksek memnuniyet ve sadakat sağlıyor.

Tekrar eden misafir oranının yüksekliği ve her

yıl artan global iş birlikleri, Eresin Otelleri’nin

uluslararası alandaki güçlü konumunu

pekiştiriyor.

Eresin Otelleri’nin İstanbul’daki yapılanmasını,

hizmet yaklaşımını ve bu stratejinin markaya

sağladığı küresel katkıyı TÜROB Başkanı

ve Eresin Turizm A.Ş. Başkan Yardımcısı

Müberra Eresin ile konuştuk.

İstanbul’un kültürel, gastronomik ve tarihi

değerlerini otel grubu olarak misafirlerinize

nasıl deneyimletiyorsunuz? Bu deneyimi

destinasyon pazarlaması bağlamında nasıl

aktarıyorsunuz?

İstanbul, bizim için yalnızca bir şehir değil;

başlı başına çok katmanlı bir deneyim. Eresin

Otelleri olarak misafirlerimize İstanbul’u

“izleyen” değil, doğrudan “yaşayan” bir

perspektifle sunmayı önemsiyoruz. Otel

içi tasarımdan gastronomi anlayışımıza,

önerdiğimiz kültür ve keşif rotalarından

rehberli deneyimlere kadar her detayda

İstanbul’un tarihi, kültürel ve gastronomik

kimliğini yansıtmayı hedefliyoruz. Yerel

lezzetleri ön plana çıkaran mutfağımız,

tarihi yarımadaya özel olarak hazırlanan

yürüyüş rotalarımız, sanat ve kültür odaklı

etkinliklerimiz bu yaklaşımın önemli bir

parçasını oluşturuyor.

Destinasyon pazarlaması açısından

ise İstanbul’u yalnızca bir konaklama

noktası olarak değil, misafirin tüm

duyularına hitap eden bir yaşam alanı

olarak konumlandırıyoruz. Uluslararası

platformlarda hikâye anlatımı odaklı bir

iletişim dili kullanarak, misafirlerimize “neden

İstanbul?” sorusunun yalnızca rasyonel değil,

aynı zamanda duygusal cevabını da vermeye

çalışıyoruz.

Sürdürülebilirlik, teknoloji ve

kişiselleştirilmiş hizmetler gibi trendler

doğrultusunda geliştirdiğiniz uygulamalar

nelerdir ve bu uygulamalar İstanbul

destinasyonunun cazibesini artırmada nasıl

rol oynuyor?

Sürdürülebilirlik, Eresin Otelleri için bir

trendden ziyade uzun vadeli bir sorumluluk

alanı. Enerji verimliliği, atık yönetimi, çevre

dostu uygulamalar ve yerel tedarikçilerle

çalışma konularında somut ve ölçülebilir

adımlar atıyoruz. Bu yaklaşımın, hem

çevresel etkiyi azaltmak hem de İstanbul’un

sürdürülebilir bir destinasyon olarak

konumlanmasına katkı sağlamak açısından

önemli olduğuna inanıyoruz.

Teknoloji tarafında ise misafir yolculuğunu

kolaylaştıran ancak insan temasını geri

plana atmayan çözümler benimsiyoruz.

Dijitalleşmeyi hizmet kalitesini destekleyen

bir araç olarak görüyor; veri odaklı misafir

deneyimi yönetimi ve kişisel tercihlere

göre şekillenen hizmet modelleriyle

operasyonlarımızı güçlendiriyoruz.

Kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı sayesinde

her misafirin İstanbul’u kendi beklenti ve

ilgi alanları doğrultusunda deneyimlemesini

sağlıyoruz. Bu yaklaşım, İstanbul’un “herkese

hitap eden ama herkes için farklı” bir şehir

olarak algılanmasına katkı sunuyor.


Müberra Eresin: "We Don’t Let Guests Just Watch

Istanbul, We Let Them Experience It Directly"

Eresin Hotels, located in both the historical and commercial centers of Istanbul, offers a versatile accommodation experience that responds

to guests’ diverse expectations without separating business and leisure travel. Müberra Eresin emphasizes that business trips and leisure

experiences are increasingly intertwined today, placing the leisure approach at the center of their service philosophy.

While providing the

necessary comfort and

infrastructure for the

business world, Eresin

Hotels also offers a highquality

and enjoyable stay

for guests who want to

explore the city. Eresin

Hotels Topkapı caters to

the business segment with

strong meeting, congress,

and event facilities, while

Eresin Hotels Sultanahmet

provides a unique Istanbul

experience immersed

in history and culture.

The hospitality rooted in

the longstanding family

tradition of this domestic

hotel group combines with

a modern, high-standard

service approach. This

holistic approach builds

trust and continuity among

international guests and

ensures high satisfaction and loyalty across business, MICE, and

leisure segments. The high rate of returning guests and annually

growing global collaborations further strengthen Eresin Hotels’

strong international position.

We discussed the Istanbul operations, service approach, and the

global contributions of this strategy with Müberra Eresin, President

of TÜROB and Vice Chairperson of Eresin Tourism Inc.

How do you let your guests experience Istanbul’s cultural,

gastronomic, and historical values, and how do you convey this

from a destination marketing perspective?

For us, Istanbul is not just a city; it is a multi-layered experience.

As Eresin Hotels, we prioritize presenting Istanbul from a

perspective where guests “experience” rather than merely

“observe” the city. From hotel design to gastronomy, curated

cultural and discovery routes to guided experiences, every detail

reflects Istanbul’s historical, cultural, and gastronomic identity.

Our cuisine highlights local flavors, walking routes are specially

prepared for the Historical Peninsula, and arts- and culturefocused

events form an important part of this approach.

From a destination marketing perspective, we position Istanbul not

just as an accommodation point but as a living space that appeals

to all the senses of our guests. On international platforms, we

use a narrative-driven communication style to provide guests not

only a rational but also an emotional answer to the question, “Why

Istanbul?”

What applications have you developed in line with trends such as

sustainability, technology, and personalized services, and how

do they enhance Istanbul’s appeal as a destination?

Sustainability is not a trend but a long-term responsibility for

Eresin Hotels. We take concrete and measurable steps in energy

efficiency, waste management, eco-friendly practices, and

collaboration with local suppliers. We believe this approach is

crucial both to reduce environmental impact and to help position

Istanbul as a sustainable destination.

On the technology side, we implement solutions that facilitate

the guest journey without reducing human interaction. We see

digitalization as a tool to support service quality; data-driven guest

experience management and service models tailored to personal

preferences strengthen our operations. Our personalized service

approach ensures that every guest experiences Istanbul according

to their expectations and interests. This approach contributes to

Istanbul being perceived as “a city for everyone but different for

each guest.”


62

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj agenda interview

Can Tigrel: “Şehrin Ritmini Misafirlerimize

Hissettiriyoruz”

İstanbul’un karakteristik ve tarihi semti Pera’da konumlanan Radisson Blu Istanbul Pera, klasik şehir

oteli deneyiminin ötesine geçiyor. Tarih, kültür ve modern şehir yaşamının kesişim noktasında yer alan

otel; hem iş hem de leisure segmentindeki misafirler için önemli bir avantaj sunuyor.

Radisson Blu Istanbul Pera Genel

Müdürü Can Tigrel, “Pera’nın

merkezinde yer almamız hem iş hem

de leisure segmentindeki misafirler için

güçlü bir avantaj sağlıyor” diyerek konumun

sunduğu ayrıcalıkları vurguluyor. Tigrel,

uluslararası Radisson Blu standartlarını

Pera’nın kozmopolit ruhu ve yerel dokusuyla

harmanladıklarını, bu yaklaşımın markanın

“Upper Upscale” konumlandırmasını

destinasyon bazında güçlendirdiğini

belirtiyor. Ayrıca, bu sayede global misafirler

için İstanbul daha erişilebilir, anlaşılır

ve deneyim odaklı bir destinasyon hâline

geliyor.

Deneyimli turizmciyle otelin sunduğu

avantajları, misafir deneyimi yaklaşımını,

sürdürülebilirlik ve teknoloji odaklı

hizmetleri ile ITB Berlin’den beklentilerini

konuştuk.

İstanbul’un kültürel, gastronomik ve

tarihi değerlerini otel grubu olarak

misafirlerinize nasıl deneyimletiyorsunuz?

Bu deneyimi destinasyon pazarlaması

bağlamında nasıl aktarıyorsunuz?

Misafirlerimize İstanbul’u sadece gezilecek

bir destinasyon olarak değil, duyulara

hitap eden bütüncül bir deneyim olarak

sunmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımın en

güçlü örneklerinden biri, rooftop bar’ımızda

panoramik Haliç manzarası eşliğinde

sunduğumuz deneyimdir. Misafirlerimiz

burada yerel mutfaktan ilham alan lezzetleri

ve global trendlerle harmanlanmış imza

kokteylleri deneyimleyebiliyor.

Bunun yanı sıra, bölgeye özel öneriler,

kültür-sanat etkinlikleriyle kurduğumuz

iş birlikleri ve concierge ekibimizin

kişiselleştirilmiş yönlendirmeleriyle

İstanbul’un tarihini, gastronomisini

ve yaşam kültürünü daha yakından

keşfetmelerini sağlıyoruz.

Destinasyon pazarlaması açısından ise,

otelimizi yalnızca bir konaklama noktası

değil; İstanbul’un ruhunu yansıtan, şehrin

hikâyesine temas edilebilen bir deneyim

merkezi olarak konumlandırıyoruz. Bu

anlatıyı dijital kanallar, uluslararası

platformlar ve fuarlar aracılığıyla global

misafirlerimize tutarlı şekilde aktarıyoruz.

Sürdürülebilirlik, teknoloji ve

kişiselleştirilmiş hizmetler gibi trendler

doğrultusunda geliştirdiğiniz uygulamalar

nelerdir ve bu uygulamalar İstanbul

destinasyonunun cazibesini artırmada

nasıl rol oynuyor?

Sürdürülebilirlik bizim için geçici bir trend

değil, uzun vadeli bir sorumluluk anlayışının

doğal bir parçası. Enerji verimliliği, atık

yönetimi, yerel tedarikçilerle çalışma ve

çevre dostu operasyonel uygulamalar

bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Bu

kapsamda otelimizde enerji tasarrufuna

yönelik sistemler aktif olarak kullanılıyor,

elektrikli araç şarj istasyonlarımız ile

çevre dostu ulaşımı destekliyoruz ve güneş

enerjisi yatırımlarıyla karbon ayak izimizi

azaltmaya yönelik adımlar atıyoruz.

Teknoloji tarafında ise, misafir yolculuğunu

kolaylaştıran dijital çözümler ve veri odaklı

sistemler sayesinde daha hızlı, daha akıllı ve

daha kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz.

Misafirin beklentisini önceden anlayabilen

bu yapı, İstanbul gibi yoğun ve dinamik

bir destinasyonda konfor ve memnuniyet

algısını önemli ölçüde artırıyor.

Tüm bu uygulamalarımız, sahip

olduğumuz Green Key ve T.C. Kültür ve

Turizm Bakanlığı Sürdürülebilir Turizm

Sertifikaları ile de belgelendirilmiş

durumda. Bu yaklaşım, İstanbul’un modern,

sürdürülebilir ve yenilikçi bir destinasyon

olarak uluslararası arenadaki algısına

doğrudan katkı sağlıyor.

ITB Berlin Fuarı’na ilişkin

değerlendirmesinde Can Tigrel,

organizasyonu hem global turizm trendlerini

yakından takip etmek hem de Almanya

pazarıyla olan ilişkileri güçlendirmek

açısından son derece stratejik bir platform

olarak nitelendiriyor. Almanya’nın İstanbul

için olduğu kadar otel için de güçlü ve

sürdürülebilir bir kaynak pazar olmaya

devam ettiğini vurgulayan Tigrel, “Nitekim,

2025 konaklama verilerimizde Almanya

pazarı ilk beş ülke arasında yer alıyor. Bu

da ilişkinin ne kadar sağlam ve değerli

olduğunu açıkça ortaya koyuyor” diyor.

Fuarı, mevcut iş birliklerini derinleştirmek,

yeni partnerlikler geliştirmek ve otelin

destinasyon içindeki farklılaşan konumunu

daha geniş bir kitleye anlatmak için önemli

bir fırsat olarak gördüklerini belirten

Tigrel, “Özellikle kültür, şehir deneyimi ve

kaliteli hizmet arayan Alman misafirler için

Pera’nın sunduğu özgün değerleri ön plana

çıkarmayı hedefliyoruz” diye ekliyor.


Can Tigrel: “We Let Guests Experience Istanbul

with All Their Senses”

Located in Istanbul’s characteristic and historic district of Pera, Radisson Blu Istanbul Pera goes beyond

the classic city hotel experience. Positioned at the intersection of history, culture, and modern urban life,

the hotel offers a significant advantage for both business and leisure travelers.

Can Tigrel,

General

Manager of

Radisson Blu

Istanbul Pera,

emphasizes

the benefits

of the hotel’s

location,

stating,

“Being in

the heart of

Pera provides

a strong

advantage for

guests in both

the business

and leisure

segments.”

Tigrel explains

that they blend international Radisson Blu

standards with the cosmopolitan spirit

and local texture of Pera, strengthening

the brand’s “Upper Upscale” positioning

on a destination level. This approach

also makes Istanbul a more accessible,

understandable, and experience-focused

destination for global guests.

We spoke with the experienced hospitality

professional about the hotel’s advantages,

guest experience approach, sustainabilityand

technology-focused services, and

expectations from ITB Berlin.

How do you let your guests experience

Istanbul’s cultural, gastronomic, and

historical values, and how do you convey

this from a destination marketing

perspective?

We aim to present Istanbul not just as

a destination to visit but as a holistic

experience that appeals to the senses.

A prime example of this approach is

our rooftop bar, where guests can enjoy

panoramic views of the Golden Horn while

experiencing flavors inspired by local

cuisine and signature cocktails blended

with global trends.

Additionally, with area-specific

recommendations, collaborations

on cultural and artistic events, and

personalized guidance from our concierge

team, guests are able to explore Istanbul’s

history, gastronomy, and lifestyle culture

more closely.

From a destination marketing perspective,

we position our hotel not just as an

accommodation point but as an experience

center reflecting the spirit of Istanbul,

where guests can engage with the city’s

story. We consistently communicate this

narrative to global guests through digital

channels, international platforms, and fairs.

What applications have you developed in

line with trends such as sustainability,

technology, and personalized services, and

how do they enhance Istanbul’s appeal as a

destination?

For us, sustainability is not a temporary

trend but a natural part of our long-term

responsibility. Energy efficiency, waste

management, collaboration with local

suppliers, and eco-friendly operational

practices form the foundation of this

approach. In this context, our hotel actively

uses energy-saving systems, supports

eco-friendly transportation through electric

vehicle charging stations, and takes steps

to reduce our carbon footprint through solar

energy investments.

On the technology side, we provide faster,

smarter, and more personalized services

through digital solutions and data-driven

systems that simplify the guest journey.

This structure, which anticipates guest

expectations, significantly enhances comfort

and satisfaction in a dynamic and busy

destination like Istanbul.

All these practices are certified with the

Green Key and the Ministry of Culture

and Tourism of Türkiye’s Sustainable

Tourism Certificates. This approach directly

contributes to the perception of Istanbul

as a modern, sustainable, and innovative

destination on the international stage.

Regarding the ITB Berlin Fair, Can Tigrel

describes the event as a highly strategic

platform both to closely follow global

tourism trends and to strengthen relations

with the German market. He emphasizes

that Germany continues to be a strong and

sustainable source market for Istanbul as

well as the hotel. Tigrel adds, “Indeed, in

our 2025 accommodation data, the German

market ranks among the top five countries,

clearly highlighting the strength and value

of this relationship.” He considers the fair

an important opportunity to deepen existing

collaborations, develop new partnerships,

and showcase the hotel’s differentiated

positioning within the destination to a

wider audience. Tigrel further notes, “We

particularly aim to highlight the unique

values Pera offers to German guests seeking

culture, city experiences, and quality

service.”


64

hotel restaurant

& hi-tech

gündem röportaj agenda interview

Serdar Küçükyıldız: “Amacımız Tesislerimizle

Antalya Turizmine Yıl Boyu Katkı Sunmak”

Özpınarlar İnşaat Grubu, gayrimenkul geliştirme, turizm yatırımı ve otel işletmeciliğini bütüncül bir yaklaşımla bir araya getiriyor.

Antalya’daki Marriott markalı projeler; Residence Inn by Marriott Antalya, Marriott Executive Apartments Antalya ve devam eden

Le Méridien Antalya projesiyle birlikte, Casamax Suites markası, grubun farklı konaklama segmentlerinde güçlü bir portföy

oluşturuyor.

Serdar Küçükyıldız, Özpınarlar İnşaat standartlar açısından önemli avantajlar elde birlikte gastronomi, sanat ve yaşam tarzı

Grubu’nun en önemli ayrıcalığının, ediyoruz. Aynı zamanda kendi markalarımızla deneyimlerinin çok daha güçlü bir şekilde

yatırımcı bakış açısını operasyonel geliştirdiğimiz operasyonel deneyim, misafir öne çıkmasını hedefliyoruz. Özellikle

otelcilik deneyimiyle birleştirerek projelerin ihtiyaçlarına daha hızlı ve esnek çözümler gastronomi alanında destinasyonla bağ

tasarım aşamasından misafir deneyimine üretmemizi sağlıyor. Bu denge, hem

kuran, yerel mutfağı modern yorumlarla

kadar sürdürülebilir kalite ve marka uyumu uluslararası marka gücünü hem de yerel buluşturan ve sosyal yaşamı destekleyen

sağlamak olduğunu belirtiyor. Ayrıca, uzun işletme refleksini bir araya getirerek rekabet konseptler geliştirmeyi planlıyoruz. Mimari

süreli konaklamaya uygun, fonksiyonel ve gücümüzü artırıyor.

yaklaşımımızda ise Antalya ve Akdeniz’ in

konfor odaklı yaşam alanlarıyla misafirlere Antalya, yılın büyük bölümünde uluslararası köklü tarihinden ve kültürel mirasından

nitelikli alternatifler sunduklarını vurguluyor. misafir ağırlayan ve farklı turizm

ilham alarak, çağdaş tasarım diliyle

Uluslararası otel markalarıyla güçlü iş segmentlerini bir arada barındıran güçlü bir harmanlanan özgün mekânlar geliştirmeyi

birlikleri ve kendi markalarıyla geliştirdikleri destinasyon. Uzun konaklama, şehir otelciliği amaçlıyoruz. Bu vizyon, Antalya’nın sadece

esnek konseptler, grubun operasyonel gücünü ve yaşam tarzı odaklı konaklama modellerine bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda bir

pekiştiriyor. Misafir memnuniyetine odaklanan yaptığımız yatırımlar, destinasyonun

yaşam tarzı ve deneyim destinasyonu olarak

bu yaklaşım, Residence Inn by Marriott çeşitlenen turizm yapısıyla uyum içinde konumlanmasına katkı sağlayacaktır.

Antalya, Marriott Executive Apartments gelişiyor. Amacımız, Antalya’nın sadece tatil

Antalya ve Casamax Suites gibi tesislerin turizmiyle değil, yıl boyu sürdürülebilir turizm

yüksek misafir değerlendirme puanlarıyla hareketiyle de öne çıkan bir şehir olarak

Booking.com Traveller Review Awards 2026 konumlanmasına katkı sağlamak.

ödülüne layık görülmesini sağladı. Bu başarı,

grubun uluslararası platformlarda da kaliteli

hizmet ve güçlü misafir deneyimi sunma

konusunda güçlü bir izlenim bırakıyor.

Özpınar Turizm Grubu Genel Müdürü

Serdar Küçükyıldız ile grubun Türkiye’deki

konumunu, gayrimenkul geliştirme ve turizm

yatırımlarındaki stratejilerini ve hizmet

ayrıcalıklarını konuştuk.

Yatırımlarınız ve sektörde geliştirdiğiniz

iş birlikleri, Özpınarlar İnşaat Grubu’nun

misafir deneyimini ve rekabet gücünü

nasıl değiştiriyor? Bu stratejileri Antalya

destinasyonu ile nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

Son yıllarda yatırımlarımızda uzun konaklama

segmenti, karma kullanım projeleri ve

yaşam tarzı odaklı konaklama deneyimlerine

odaklanıyoruz. Residence Inn ve Marriott

Executive Apartments markaları bu stratejinin

önemli bir parçası olurken, Casamax Suites

ise daha butik ölçekte ve esnek operasyon

yapısıyla portföyümüzü tamamlıyor.

Marriott International ile yürüttüğümüz iş

birlikleri sayesinde global dağıtım ağları,

sadakat programları ve operasyonel

Türkiye’nin doğa, deniz, kültür, tarih,

gastronomi değerlerini misafirlerinize

nasıl deneyimletiyorsunuz ve bu deneyimi

destinasyon pazarlaması bağlamında nasıl

aktarıyorsunuz?

Misafir deneyimini sadece konaklama

ile sınırlı görmüyoruz; bulunduğumuz

destinasyonun ruhunu yansıtan bir deneyim

tasarlamayı önemsiyoruz. Antalya’daki

tesislerimizde özellikle uzun konaklama yapan

misafirlerin şehri ve çevresini keşfetmelerini

kolaylaştıran bir yaklaşım benimsiyoruz.

Mevcut operasyonlarımızda Residence Inn

by Marriott Antalya’da sunduğumuz kahvaltı

servisi dışında kapsamlı bir yiyecek-içecek

operasyonu bulunmuyor. Bu nedenle

gastronomi deneyimini doğrudan otel içinde

üretmek yerine, misafirlerimizi Antalya’nın

yerel restoranları, sahil yaşamı, tarihi

bölgeleri ve kültürel noktalarıyla buluşturmayı

önemsiyoruz. Bu yaklaşım, misafirlerin

destinasyonu daha otantik ve doğal bir şekilde

deneyimlemelerine katkı sağlıyor.

Önümüzdeki dönemde geliştirmekte

olduğumuz Le Méridien Antalya projesiyle

Serdar Küçükyıldız, ITB Berlin Fuarı’nı,

turizm sektörünün küresel trendlerini takip

etmek ve Almanya pazarıyla olan ilişkilerini

güçlendirmek açısından stratejik bir platform

olarak değerlendiriyor. Almanya pazarı,

Antalya destinasyonu için uzun yıllardır güçlü

ve sürdürülebilir bir kaynak pazar olduğunu

belirten Küçükyıldız, “Nitekim, 2025 konaklama

verilerimize göre Almanya pazarı, ilk beş ülke

arasında yer alıyor. Bu da ilişkinin ne kadar

sağlam ve değerli olduğunu açıkça ortaya koyuyor”

diyor. Fuarı, mevcut iş birliklerini derinleştirmek,

yeni partnerlikler geliştirmek ve Antalya’nın

destinasyon içindeki farklılaşan konumunu daha

geniş bir kitleye anlatmak için önemli bir fırsat

olarak gördüklerini vurgulayan Küçükyıldız,

“Özellikle uzun konaklama segmenti, premium

leisure ve extended-stay ürünlerimizi uluslararası

turizm profesyonelleriyle paylaşmayı hedefliyoruz”

diye ekliyor.


Serdar Küçükyıldız: “Our Goal Is to Contribute to

Antalya Tourism Year-Round with Our Properties”

Özpınarlar Construction Group brings together real estate development, tourism investment, and hotel

management under a holistic approach. Its Marriott-branded projects in Antalya — Residence Inn by Marriott

Antalya, Marriott Executive Apartments Antalya, and the ongoing Le Méridien Antalya project — along with the

Casamax Suites brand, develop a strong portfolio across different accommodation segments.

Serdar

Küçükyıldız

emphasizes

that the

group’s most

significant

advantage lies

in combining

an investor’s

perspective

with

operational

hospitality

expertise,

ensuring

sustainable

quality

and brand

alignment

from the

design phase

through to

the guest

experience.

He also highlights that they offer highquality

alternatives to guests through

functional and comfort-oriented living

spaces designed for long-term stays.

Strong collaborations with international

hotel brands, together with flexible

concepts developed under their own brands,

further reinforce the group’s operational

strength. This guest-focused approach has

earned Residence Inn by Marriott Antalya,

Marriott Executive Apartments Antalya,

and Casamax Suites high guest ratings and

recognition with the Booking.com Traveller

Review Awards 2026. This achievement

demonstrates the group’s ability to deliver

high-quality service and a strong guest

experience on international platforms.

We spoke with Serdar Küçükyıldız, General

Manager of Özpınar Tourism Group, about

the group’s position in Türkiye, its strategies

in real estate development and tourism

investment, and its distinctive service

approach.

How do your investments and industry

partnerships reshape Özpınarlar

Construction Group’s guest experience

and competitive strength? How do you

relate these strategies to the Antalya

destination?

In recent years, we have focused our

investments on the extended-stay segment,

mixed-use projects, and lifestyle-oriented

accommodation experiences. The Residence

Inn and Marriott Executive Apartments

brands form a key part of this strategy,

while Casamax Suites complements our

portfolio with its boutique scale and flexible

operational structure.

Through our collaborations with Marriott

International, we gain significant advantages

in terms of global distribution networks,

loyalty programs, and operational

standards. At the same time, the operational

expertise we have developed through our

own brands enables us to provide faster and

more flexible solutions to guest needs. This

balance — combining international brand

strength with local operational agility —

enhances our competitive advantage.

Antalya is a strong destination that

welcomes international guests throughout

most of the year and hosts diverse tourism

segments. Our investments in extendedstay,

city hotels, and lifestyle-oriented

accommodation models are evolving in

harmony with the destination’s increasingly

diversified tourism structure. Our goal is to

contribute to positioning Antalya not only

as a leisure tourism hub but also as a city

distinguished by sustainable, year-round

tourism activity.

How do you enable your guests to

experience Türkiye’s nature, sea, culture,

history, and gastronomy, and how do you

communicate this experience within the

context of destination marketing?

We do not view the guest experience

as limited to accommodation alone; we

prioritize designing an experience that

reflects the spirit of the destination we

operate in. At our properties in Antalya,

we adopt an approach that facilitates

exploration of the city and its surroundings,

especially for long-stay guests.

In our current operations, apart from the

breakfast service offered at Residence Inn

by Marriott Antalya, we do not operate a

comprehensive food and beverage concept.

Therefore, rather than providing the

gastronomy experience entirely within the

hotel, we prioritize connecting our guests

with Antalya’s local restaurants, coastal

lifestyle, historical districts, and cultural

landmarks. This approach allows guests

to experience the destination in a more

authentic and natural way.

With our upcoming Le Méridien Antalya

project, we aim to place much stronger

emphasis on gastronomy, art, and lifestyle

experiences. In the field of gastronomy, we

plan to develop concepts that connect with

the destination, blend local cuisine with

modern interpretations, and support social

life. Architecturally, we draw inspiration

from Antalya’s and the Mediterranean’s rich

history and cultural heritage, combining it

with a contemporary design language to

make distinctive spaces. This vision will

contribute to positioning Antalya not only as

a holiday destination but also as a lifestyle

and experiential destination.

Serdar Küçükyıldız considers ITB Berlin a

strategic platform for monitoring global tourism

trends and strengthening relations with the

German market. He notes that Germany has

long been a strong and sustainable source

market for the Antalya destination: “Indeed,

according to our 2025 accommodation

data, Germany ranks among the top five

source markets. This clearly demonstrates

how solid and valuable this relationship is.”

He emphasizes that they see the fair as an

important opportunity to deepen existing

collaborations, develop new partnerships, and

communicate Antalya’s differentiated position

within the destination landscape to a wider

audience. “In particular, we aim to share our

extended-stay segment, premium leisure, and

extended-stay products with international

tourism professionals,” he adds.


66

hotel restaurant

& hi-tech

gündem fuar agenda fair

EMITT,

29’uncu Kez

Kapılarını Açtı

EMITT Opens Its Doors for

the 29th Time

Küresel turizm profesyonellerinin buluşma noktası

olan EMITT, 5-7 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar

Merkezi’nde 29’uncu kez kapılarını açtı.

EMITT, the key meeting point for global tourism

professionals, opened its doors for the 29th time at

İstanbul Fuar Merkezi (İFM) from February 5-7.

ICA Events’in kültür ve destinasyonları buluşturduğu EMITT

– Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nın

29’uncu edisyonu 5-7 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar

Merkezi’nde gerçekleşti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre

Bakanı Fikri Ataoğlu ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılımıyla

ziyaretçilerini ağırlayan fuar, bu yıl 29 ülkeden 100’ü aşkın

uluslararası katılımcıya ve yüzlerce yerli katılımcıya ev

sahipliği yaptı.

Yeni lokasyonu İstanbul Fuar Merkezi’nde iş üreten, hatırlanan

ve değer oluşturan bir platform olarak dünyanın dört bir

yanından profesyonelleri aynı çatı altında buluşturan fuarın

WOW Istanbul Hotels & Convention Center’da düzenlenen

açılış töreninde ana başlıklar halinde şu konulara değinildi:

Keskin: “Hedefimiz, katılımcıların somut iş anlaşmalarıyla

dönmesi”

EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin, yaptığı açılış

konuşmasında, fuarın küresel turizm takviminin en kritik

duraklarından biri olarak, Türkiye'nin dünyadaki en güçlü

markalarından biri olduğunu vurguladı. EMITT’in sadece

bir fuar değil; Türkiye turizm fuarcılığının temel taşlarını

döşeyen, sektörü her geçen yıl büyüten ve geliştiren bir

merkez olduğunun altını çizen Keskin, “Bu köklü değerin

üzerine her yıl yenisini ekleyerek ilerliyoruz. Bu yıl stratejik bir

hamleyle fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi’ne (İFM) taşıdık. Bu

yalnızca bir mekan değişikliği değil; siz değerli paydaşlarımıza

çok daha erişilebilir, nitelikli ve ticari verimliliği yüksek bir

platform sunma kararlılığımızın sonucudur. Hedefimiz,

nitelikli bağlantıya odaklanarak her katılımcının somut iş

anlaşmalarıyla döneceği bir ekosistem oluşturmak” diye

konuştu.

The 29th edition of EMITT – Eastern Mediterranean International Tourism and Travel

Exhibition, organized by ICA Events to bring culture and destinations together,

took place at İstanbul Fuar Merkezi from February 5-7. The fair welcomed visitors

with the participation of Deputy Prime Minister and Minister of Tourism, Culture,

Youth and Environment of the Turkish Republic of Northern Cyprus Fikri Ataoğlu

and İstanbul Governor Davut Gül. This year, the fair hosted over 100 international

participants from 29 countries, alongside hundreds of domestic participants. In its

new location at İstanbul Fuar Merkezi, the fair brought professionals from around

the world under one roof as a platform that generates business, generates lasting

value, and leaves a mark. The opening ceremony, held at WOW Istanbul Hotels &

Convention Center, focused on the following main topics:

Keskin: “Our goal ıs for participants to return with concrete deals”

EMITT Fair Director Banu Keskin emphasized in her opening speech that the fair is

one of the most critical stops on the global tourism calendar and one of Türkiye’s

strongest brands worldwide. She highlighted that EMITT is not just a fair but a

cornerstone of Türkiye’s tourism exhibition industry, continuously growing and

developing the sector. Keskin added: “Every year we build on this legacy. This year,

we made a strategic move by relocating the fair to İstanbul Fuar Merkezi (İFM). This

is not just a change of venue; it is the result of our commitment to offer our valued

stakeholders a more accessible, high-quality, and commercially efficient platform.

Our goal is to focus on qualified connections and generate an ecosystem where

every participant returns with concrete deals.”

Gül: “We welcome more visitors than our population”

İstanbul Governor Davut Gül said: “Türkiye has made significant progress in

tourism, and İstanbul is one of its driving forces. We welcome more visitors than our

population. This is no coincidence, as you know. From airports to Turkish Airlines’

contributions, the Ministry’s promotions, sector investments, and the traditional

hospitality of our service sector – all work together. Equally important is the support

provided by local administrations, district governors, and governors from Anatolia’s

farthest corners to İstanbul, the rise in geographically registered products, and

competition among cities in gastronomy tourism, all of which contribute greatly.”


Gül: “Nüfusumuzdan daha fazla ziyaretçi kabul ediyoruz”

İstanbul Valisi Davut Gül, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye, turizm alanında çok önemli bir yol kat etti. İstanbul

da bunun lokomotiflerinden bir tanesi. Nüfusumuzdan daha

fazla ziyaretçi kabul ediyoruz. Tabii bunun tesadüf olmadığının

en iyi sizler biliyorsunuz. Başta havaalanları olmak üzere

Türk Hava Yolları’nın katkısı, bakanlığımızın tanıtımları,

sektörün yaptığı yatırımlar, hizmet sektöründeki geleneksel

misafirperverliğimiz birbirini besleyen işler. En az bunun

kadar Anadolu’nun en uzak yerinden İstanbul’umuza kadar

yerel yönetimler başta olmak üzere kaymakam ve valilerimizin

verdiği destekler, coğrafi tescilli ürünlerin sayısının artması,

gastronomi turizmi anlamında şehirlerin birbiriyle yarışması

birçok katkı sağlıyor.”

Yaşık: “İstanbul, kongreler sıralamasında 20’nci sıraya

yükseldi”

İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık,

“İstanbul Ticaret Odası ve Turizmi Geliştirme Eğitim vakfı

olarak İstanbul’a uluslararası kongreler getirmek için

çalışıyoruz. Bu noktada başkanımızın göreve geldiği 2018

yılında İstanbul, kongreler sıralamasında 133’üncü sıradaydı.

Son açıklanan 2024 verilerine göre ise İstanbul dünyada 20’nci

sıraya kadar yükseldi. Bu açıdan EMITT gibi fuarlar bizler

için hakikaten daha kıymetli hale geliyor. Bunun yanında

eylül ayında İstanbul’da toplam üç kongrede toplam 25 bin

akademisyen doktoru ağırlayacağız. Bu sayede yaklaşık 100

milyon dolarlık gelir hedefliyoruz. Bunun yanında İstanbul Fuar

Merkezi’ne 40 bin metrekarelik ek ilave alan da yapacağız ve

iki yıl içinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Böylelikle dünyanın

en büyük fuar merkezlerinden birine dönüşecek ve 15-20 bin

kişilik büyük fuarlar gerçekleştirebileceğiz” dedi.

Yağcı: “Nitelikli ilişkiler dönemine giriyoruz”

TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı ise

konuşmasında, “EMITT, Türkiye turizm tarihiyle beraber

büyüyen bir fuar ve bugün çok daha yenilenerek iyi yerlere

gelmesinin ilk adımını her beraber atıyoruz. Bununla birlikte

nitelikli ilişkilerin oluşacağı yeni bir stratejik döneme de girmiş

bulunuyoruz. Küresel ölçekte baktığımızda Türkiye turizmi ve

dünya turizmi büyüyor. Bu noktada turizm rekabetinin daha da

arttığı, rekabetin daha da yoğunlaştığı bir döneme girdik. İşler

kolay olmayacak ve daha da zorlaşacak çünkü tam rekabet

ortamının açıldığı bir piyasa yapısı mevcut. Bunun için daha çok

çalışmalıyız. Bugüne kadar kazandığımız ekonomik ve manevi

değerlerin devam edebilmesi ve sektörün sürdürülebilir hale

gelmesi için de turizmdeki başarıyı önümüzdeki yıllarda da

devam ettirmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

Yaşık: “İstanbul climbs to 20th in global congress rankings”

Bahadır Yaşık, Board Member of İstanbul Chamber of Commerce, stated: “As

İstanbul Chamber of Commerce and the Tourism Development Education

Foundation, we work to bring international congresses to İstanbul. When our

president took office in 2018, İstanbul ranked 133rd in global congress rankings.

According to the latest 2024 data, İstanbul has risen to 20th globally. This makes

fairs like EMITT even more valuable. In September, we will host 25,000 academic

doctors across three congresses in İstanbul, aiming for around 100 million

dollars in revenue. Additionally, we will expand İstanbul Fuar Merkezi by 40,000

square meters and plan to complete it within two years, turning it into one of the

world’s largest fair centers,

capable of hosting major events

for 15-20 thousand attendees.”

Yağcı: “Entering a new era of

qualified connections”

Erkan Yağcı, President of

TÜROFED, said: “EMITT has

grown alongside Türkiye’s

tourism history, and today

we are taking the first steps

towards further improvement

through renovation. At

the same time, we are

entering a new era in which

qualified relationships will be

established. Globally, both

Türkiye’s and world tourism

are growing. We are entering a

period of increasing and intense

competition in tourism. Things

will not be easy and will become

even more challenging

because the market is

fully competitive. We

must work harder. To

preserve the economic

and moral gains we have

achieved and ensure

the sustainability of the

sector, tourism success

must continue in the

years ahead.”

EMITT bu yıl 28 ülkeden

552 katılımcıyı, 109 ülkeden

19.849 ziyaretçiyi ağırladı.

Ziyaretçi sayısında geçen

yıla göre yüzde 26 artış

kaydedildi. 63 ülkeden

300’ü aşkın VIP davetli tur

operatörü ise eşleştirme

programı kapsamında

3.500’ün üzerinde B2B

görüşme gerçekleştirdi.


68

hotel restaurant

& hi-tech

gündem agenda

Antalya’nın Stratejik Turizm Yol Haritası

AKTOB’da Ele Alındı

Antalya’s Strategic Tourism Roadmap

Discussed at AKTOB

AKTOB şubat ayı toplantısında küresel turizm, yeni pazarlar ve Antalya’nın stratejik yol haritası

masaya yatırıldı.

At AKTOB’s February meeting, global tourism trends, new markets, digitalization, and infrastructure

investments were discussed.

AKTOB Chairman Kaan Kaşif Kavaloğlu stated, “Tourism is no

longer just a growing sector, but a multi-layered ecosystem

undergoing transformation. The balance of this ecosystem can be

established through data-driven management, inter-institutional

coordination, and a strong culture of consultation. Especially in

fragile sectors like tourism, collective wisdom and consultation

are of vital importance.”

The meeting highlighted that in 2025, the number of international

tourists reached 1.523 billion, tourism revenues amounted to 1.9

trillion dollars, and total tourism exports, including passenger

transport, totaled 2.2 trillion dollars. The importance of the

digital tourism economy was emphasized, with the Online Travel

Agencies (OTA) market expected to reach 651.8 billion dollars in

2025 and 2.3 trillion dollars by 2035.

AKTOB’un Şubat toplantısında küresel turizm trendleri, yeni pazarlar,

dijitalleşme ve altyapı yatırımları masaya yatırıldı. AKTOB Başkanı

Kaan Kaşif Kavaloğlu, “Turizm artık yalnızca büyüyen değil, çok

katmanlı dönüşüm yaşayan bir ekosistem. Bu ekosistemin dengesi; veri

temelli yönetim, kurumlar arası koordinasyon ve güçlü istişare kültürü ile

kurulabilir. Özellikle turizm gibi kırılgan sektörlerde ortak akıl ve istişare

kültürü hayati önem taşıyor.” dedi.

Toplantıda 2025’te uluslararası turist sayısının 1,523 milyar, turizm

gelirlerinin 1,9 trilyon dolar ve toplam turizm ihracatının 2,2 trilyon dolar

olduğu bildirildi. Dijital turizm ekonomisinin önemi vurgulanırken, OTA

pazarının 2025’te 651,8 milyar dolar, 2035’te ise 2,3 trilyon dolara ulaşması

bekleniyor.

Antalya için yükselen stratejik kaynak pazarlar

Baltık ülkeleri Antalya için stratejik pazar olarak öne çıkıyor; 2025’te Litvanya

250.962, Letonya 94.892 ve Estonya 93.230 ziyaretçi gönderdi. Bisiklet turizmi

ise deneyim turizminin yükselen segmenti olarak dikkat çekiyor. Antalya,

son 6 yılda 70’in üzerinde uluslararası bisiklet organizasyonu düzenledi ve

2026’da 15 yarış planlanıyor.

AKTOB Başkanı Kavaloğlu, turizmde rekabetin artık yalnızca fiyat veya

kapasite ile değil, veri analizi ve stratejik planlama gücü ile belirlendiğini

vurgulayarak şöyle konuştu: “Turizm sektörünün yeni döneminde başarının

anahtarı; veriye dayalı karar alma, sürdürülebilirlik odaklı büyüme ve doğru

pazar seçimi olacak. Antalya’nın sahip olduğu altyapı, deneyim ve marka

değeri, bu dönüşümü fırsata çevirebilecek güçlü bir temel sunuyor.”

Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım ise turizm altyapısını güçlendirecek

projeleri paylaştı ve pazar çeşitlendirme, dijitalleşme ile altyapı yatırımlarının

eş zamanlı ilerlemesinin önemine dikkat çekti.

Emerging strategic source markets for Antalya

The Baltic countries stand out as a strategic market for Antalya.

In 2025, Lithuania sent 250,962 visitors, Latvia 94,892, and

Estonia 93,230. Cycling tourism is also emerging as a rising

segment within experience tourism. Antalya has hosted over

70 international cycling events in the past six years, with 15

international races planned for 2026.

AKTOB Chairman Kavaloğlu emphasized that competition in

tourism is now determined not only by price or capacity but by

data analysis and strategic planning capabilities. He said, “The

key to success in the new era of tourism will be data-driven

decision-making, sustainable growth, and selecting the right

markets. Antalya’s infrastructure, experiences, and brand value

provide a strong foundation to turn this transformation into an

opportunity.”

Aksu Mayor İsa Yıldırım shared projects aimed at strengthening

tourism infrastructure and highlighted the importance of

simultaneously advancing market diversification, digitalization,

and infrastructure investments to maintain Antalya’s

competitiveness on a global scale.


BAKAN ERSOY 2026 KÜLTÜR VE

SANAT VIZYONUNU AÇIKLADI

Minister Ersoy Unveils Türkiye’s

2026 Culture and Arts Vision

Türkiye’nin 2025 yılında kültür ve sanat

alanında Cumhuriyet tarihinin en yüksek

seviyelerine ulaştığını belirten Kültür

ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,

gelinen noktayı değerlendirerek 2026

vizyonunu açıkladı.

Minister of Culture and Tourism Mehmet

Nuri Ersoy announced Türkiye’s 2026 vision

after evaluating the point the country has

reached, stating that Türkiye achieved the

highest levels in culture and the arts in its

Republican history in 2025.

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 2021 yılında 80 mekânda ve

2 bini aşkın sanatçıyla başladığını hatırlatan Ersoy, festivalin

uluslararası bir kültür markasına dönüştüğünü söyledi.

Festivalin 2023’ten itibaren Avrupa Festivaller Birliği üyesi

olduğunu belirten Ersoy, 2024’te 20 şehirde, 9 bin 600’den fazla

etkinliğin gerçekleştirildiğini aktardı. 2026 yılında Aydın, Eskişehir,

Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya’nın da eklenmesiyle

festivalin 26 ilde düzenleneceğini, 2027’de ise yeni illerin festivale

dâhil edileceğini açıkladı.

Türkiye’nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri’nde

32 unsurla dünyada ikinci sırada yer aldığını hatırlatan Ersoy, 102

ustanın “Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak tescillendiğini vurguladı.

Sinema sektörüne stratejik destek

Sinema sektörüne verilen destekleri stratejik yatırım olarak

tanımlayan Ersoy, 2017’de 56 milyon lira olan destek tutarının 2025

itibarıyla 491,6 milyon liraya ulaştığını belirtti. Türk dizilerinin dünya

genelinde 170 ülkede izlenmesinin turizm tanıtımında etkin biçimde

kullanılacağını söyleyen Ersoy, 2026’dan itibaren en az 3 kıtada ve 10

ülkede yayınlanan dizilerde Türkiye’nin tanıtımıyla uyumlu bölümlerin

destekleneceğini ifade etti.

Gece Müzeciliği uygulamasının 2024’te üç noktada 400 bin ziyaretçiye

ulaştığını hatırlatan Ersoy, 2025’te uygulamanın 27 müze ve ören

yerine yayılmasıyla yaklaşık 600 bin ziyaretçiye ulaşıldığını, yoğun

ilgi nedeniyle bazı simge mekânlarda ziyaret sürelerinin uzatıldığını

kaydetti.

Recalling that the Türkiye Culture Route Festival began in 2021 across 80

venues with more than 2,000 artists, Ersoy said the festival has evolved into

an international cultural brand. He noted that the festival has been a member

of the European Festivals Association since 2023 and that in 2024 more

than 9,600 events were held across 20 cities. Ersoy announced that with the

addition of Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu, and Sakarya, the

festival will be organized in 26 cities in 2026, and that new provinces will join

the festival in 2027.

Ersoy recalled that Türkiye ranks second in the world with 32 elements

inscribed on UNESCO’s Intangible Cultural Heritage Lists, emphasizing that

102 masters have been registered as “Living Human Treasures.”

Strategic support for the cinema sector

Describing support for the cinema sector as a strategic investment, Ersoy

stated that funding increased from 56 million Turkish lira in 2017 to 491.6

million Turkish lira by 2025. He added that the global reach of Turkish TV

series in 170 countries will be used effectively for tourism promotion, noting

that as of 2026, episodes aligned with Türkiye’s promotional strategies in

TV series broadcast in at least 10 countries across three continents will be

supported.

Recalling that the Night Museum initiative attracted 400,000 visitors at three

locations in 2024, Ersoy stated that with its expansion to 27 museums and

archaeological sites in 2025, the initiative reached approximately 600,000

visitors. He added that due to strong interest, visiting hours at some iconic

sites have been extended.


70

hotel restaurant

& hi-tech

gündem etkinlik agenda event

“Yeni Gelecek: New Next” Vizyonu ile Yatırımcılar

TİF’te Buluştu

“New Next: The Future Ahead” Vision Brings Investors Together at TIF

“Yeni Gelecek: New Next” vizyonu ile Türkiye turizminin geleceğini şekillendirecek yatırımcılar,

TİF 2026 İstanbul’da bir araya geldi. Forum, sektörün ulusal ve uluslararası fırsatlarla büyüme yol

haritasını tartıştığı kritik bir platform oldu.

With the “New Next: The Future Ahead” vision, investors shaping the future of Türkiye’s tourism gathered at

TIF 2026 in Istanbul. The forum became a critical platform where the sector discussed its roadmap for growth

with both national and international opportunities.

Turizm Yatırım Forumu (TIF 2026), Türkiye Turizm

Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde,

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Kültür ve Turizm

Bakanlığı ve Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi

(WTTC) ortaklığında, Türkiye İş Bankası’nın ana

sponsorluğunda gerçekleşti. Forum, 30 oturum ve

100’ün üzerinde ulusal ve uluslararası konuşmacıya

ev sahipliği yaparak, Türkiye’nin turizm yatırımlarının

geleceğine dair ortak bir vizyon oluşturmayı hedefledi.

Narin: “Turizm, Türkiye için kalıcı ve temel bir

sektördür”

TTYD Başkanı Oya Narin, beşincisi düzenlenen

Turizm Yatırım Forumu (TIF 2026) açılışında Türkiye

turizminin gücüne dikkat çekti. Narin, forumun Türk

turizmcilerine uluslararası fırsatlar sunan önemli

bir platform olduğunu belirterek, sektörün pandemi

sonrası kalıcı bir büyüme trendine girdiğini vurguladı.

Küresel turizmde toparlanmanın sürdüğünü belirten

Narin, Birleşmiş Milletler Turizm verilerine göre

2024’te 1,4 milyar, 2025’te ise 1,52 milyar turistin seyahat ettiğini,

WTTC verilerine göre de 2024’te sektörün dünya ekonomisine

10,9 trilyon dolar katkı sağladığını ve 357 milyon kişiye istihdam

oluşturduğunu aktardı. Önümüzdeki 10 yılda bu katkının 16,5

trilyon dolara, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşmasının

öngörüldüğünü söyledi.

Türkiye turizmine ilişkin verileri de paylaşan Narin, 2015’te 31,5

milyar dolar olan turizm gelirinin 2025’te 65,2 milyar dolara,

ziyaretçi sayısının ise 41,6 milyondan 63,9 milyona yükseldiğini

belirtti. Türkiye’nin güçlü iç turizmi, 2 milyonu aşan yatak

kapasitesi, yenilenen havalimanları ve benzersiz doğal ve

kültürel mirasıyla turizmde sürdürülebilir bir potansiyele sahip

olduğunu vurguladı. İç turizmin kritik bir rol oynadığını ifade

eden Narin, 2026’dan itibaren ziyaretçi sayısında yıllık yüzde 6’lık

artış sağlanması hâlinde 2035’te 110 milyon ziyaretçi seviyesine

ulaşılabileceğini, önümüzdeki 10 yılda yurt dışından en az 850

milyon ziyaretçi ağırlamaya hazırlık yapıldığını söyledi.

Narin, dünya turizminin büyümeye devam ettiğini, 2025’te küresel

turizmin yüzde 4 büyüdüğünü ve 1,5 milyar turistin seyahat ettiğini

kaydederek, ziyaretçilerin yarısından fazlasının Avrupa ülkelerine,

büyük bölümünün ise Akdeniz çanağına yöneldiğine dikkat çekti.

TIF 2026’nın Türkiye turizminin geleceğinde iş birliklerini

değerlendirmek ve yapay zekâdan mimariye kadar tüm başlıkları

ele almak için kritik bir platform olduğunu belirten Narin, “Yeni

Gelecek: New Next” vizyonuyla Türk turizminin hem yerli hem

de yabancı yatırımcılar için referans olmaya devam edeceğini

vurguladı.

Manzo: “Dünya Türkiye’yi izliyor”

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) Başkan & CEO’su Gloria

Guevara Manzo, Türkiye’nin turizm stratejilerini örnek model

olarak nitelendirdi. Türkiye’nin turizminin gayrisafi yurt içi hasılaya

160 milyar dolarlık katkı sağladığını vurgulayan Manzo, bu katkının

yüzde 65’inin uluslararası harcamalardan geldiğini belirtti. Manzo,

Türkiye’nin bu başarıyı dünya genelinde nadir görülen bir şekilde,

The Tourism Investment Forum (TIF 2026) was hosted by the Türkiye Tourism

Investors Association (TTYD) in partnership with the Presidential Investment Office,

the Ministry of Culture and Tourism, and the World Travel & Tourism Council

(WTTC), with Türkiye İş Bankası as the main sponsor. The forum featured 30

sessions and over 100 national and international speakers, aiming to develop a

shared vision for the future of Türkiye’s tourism investments.

Narin: “Tourism is a permanent and core sector for Türkiye”

TTYD President Oya Narin highlighted the strength of Türkiye’s tourism sector

during the opening of the fifth Tourism Investment Forum (TIF 2026). Narin

emphasized that the forum provides Turkish tourism professionals with

international opportunities and noted that the sector has entered a sustainable

growth trend post-pandemic. Highlighting the ongoing global tourism recovery, she

stated that, according to UN Tourism data, 1.4 billion tourists traveled in 2024 and

1.52 billion in 2025, while WTTC data shows that in 2024, the sector contributed $10.9

trillion to the global economy and provided 357 million jobs. She added that over the

next 10 years, this contribution is expected to reach $16.5 trillion, with employment

reaching 462 million people.

Narin also shared Türkiye-specific tourism data, noting that tourism revenue

increased from $31.5 billion in 2015 to $65.2 billion in 2025, and visitor numbers rose

from 41.6 million to 63.9 million. She highlighted Türkiye’s strong domestic tourism,

over 2 million bed capacity, modernized airports, and unique natural and cultural

heritage, which provide sustainable potential for tourism. Stressing the critical role

of domestic tourism, Narin stated that if visitor numbers grow at 6% annually from

2026, Türkiye could reach 110 million visitors by 2035 and is preparing to welcome at

least 850 million international visitors over the next decade.

She also noted that global tourism continues to grow, with a 4% increase in 2025

and 1.5 billion tourists traveling, more than half heading to European countries,

and a large portion to the Mediterranean region. Narin emphasized that TIF 2026

is a crucial platform for evaluating partnerships and addressing topics from AI to

architecture, underlining that with the “New Next: Future Ahead” vision, Turkish

tourism will continue to be a reference for both domestic and international investors.


hatta İspanya’dan daha iyi bir performansla

gerçekleştirdiğini kaydetti. Manzo, Türkiye’nin

tarih ve kültür zenginliğini adeta açık bir müze

gibi sunduğunu ifade etti, ancak dijitalleşme

ve pürüzsüz müşteri deneyiminin önemine

dikkat çekti. Havalimanlarında uzun kuyruklar

ve otellerde tekrar tekrar doldurulan bilgiler

gibi sorunların, önümüzdeki büyüme için dijital

kimlik deneyimleriyle çözülmesi gerektiğini

belirtti.

Önümüzdeki 10 yılda turizm sektöründe 91

milyon yeni iş oluşturulacağını, ancak gençlerin

sektöre ilgisizliği nedeniyle 43 milyon işin risk

altında olduğunu söyleyen Manzo, kamu ve özel

sektörün bu algıyı birlikte yıkması gerektiğini

vurguladı. Ayrıca bölgesel vize kolaylıkları

gibi radikal adımların sektörün sürdürülebilir

büyümesine katkı sağlayacağını belirtti. Manzo,

krizlerin artık turizm için kaçınılmaz olduğunu

hatırlatarak, Türkiye’nin kültürel mirasıyla

birleşen direnci ve büyüme stratejisinin

küresel turizmin geleceği için güçlü bir destek

oluşturduğunu ifade etti.

Ersoy: “2026’da 68 milyar dolarlık gelir

hedefine ulaşacağız”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,

Türk turizminin nitelikli turizm ve katma değerli

yatırım vizyonuyla birinci lige yükseldiğini

vurgulayarak şunları kaydetti: “Küresel ölçekte

ekonomik, siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin

yoğunlaştığı, dengelerin çok kısa sürelerde

değişebildiği bir dönemden geçiyoruz. Bugün

artık net bir şekilde söyleyebiliyoruz ki Türkiye,

krizleri yönetme konusunda güçlü bir refleks

kazanmış ve bu alanda ciddi bir kurumsal

tecrübe oluşturmuştur. Göreve geldiğimiz

günden bu yana turizmi yalnızca rakamlarla

değil; vizyon, çeşitlilik ve nitelik odağıyla ele

aldık. Türk turizmini birinci lige taşıdık.

Turizmi 12 aya ve 81 ile yayma hedefi

doğrultusunda attığımız adımlar, rekorlarla

yükselmeyi sürdürüyor. Birleşmiş Milletler

Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, dünyada

en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında

2017’de 8’inci sırada yer alan Türkiye, 2024

itibarıyla 4’üncü sıraya yükseldi. Turizm

gelirlerinde ise 2017 yılında 15’inci sırada

bulunan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya

ulaştı. 2025 yılında turizm gelirlerimiz 65,2

milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin

en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı yıl toplam

ziyaretçi sayımız 63 milyon 943 bin kişi

olarak kaydedildi ve ziyaretçi sayısında da

yeni bir rekora erişildi. Kişi başı gecelik

harcamanın 114 dolara yükselmesi, nitelikli

turizm stratejimizin somut bir sonucu

oldu. Şimdi başarıları geride bırakıp yeni

hedeflere odaklanma vaktidir. 2026 yılı için

belirlediğimiz 68 milyar dolarlık gelir hedefine

de paydaşlarımızla omuz omuza vererek

ulaşacağız."

Manzo: “The world is watching Türkiye”

Gloria Guevara Manzo, President & CEO of

WTTC, described Türkiye’s tourism strategies

as an exemplary model. She emphasized that

Türkiye’s tourism contributes $160 billion to

the country’s GDP, with 65% coming from

international spending. Manzo noted that Türkiye

achieves this success in a rare global fashion,

even outperforming Spain. She described Türkiye’s

historical and cultural richness as an open-air

museum but highlighted the importance of

digitalization and seamless customer experiences,

pointing out issues like long queues at airports

and repetitive data entry at hotels, which could be

resolved through digital identity experiences.

Manzo also predicted 91 million new jobs in the

tourism sector over the next decade but warned

that 43 million jobs are at risk due to low youth

interest, calling for joint public and private

efforts to change this perception. She suggested

that radical measures, such as regional visa

facilitation, would contribute to sustainable

growth. Highlighting that crises are now inevitable

in tourism, she noted that Türkiye’s resilience

combined with its cultural heritage and growth

strategies provides strong support for the future of

global tourism.

Ersoy: “We will reach $68 billion revenue target

in 2026”

Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri

Ersoy emphasized that Türkiye’s tourism has

reached the top tier with its vision for high-quality

and value-added investments: “We are going

through a period of intense global economic,

political, and geopolitical uncertainties, where

balances can change in very short periods. Today,

we can clearly say that Türkiye has gained a

strong reflex in crisis management and significant

institutional experience. Since taking office, we

have addressed tourism not just with numbers but

with vision, diversity, and quality focus, elevating

Turkish tourism to the top tier. Our steps to expand

tourism to 12 months and 81 provinces continue

to break records. According to UN World Tourism

Organization data, Türkiye was ranked 8th among

countries welcoming the most tourists in 2017

and rose to 4th place by 2024. In terms of tourism

revenue, Türkiye moved from 15th place in 2017 to

7th in 2024. In 2025, our tourism revenues reached

$65.2 billion, the highest level in the history of

the Republic. Total visitor numbers reached

63,943,000, setting a new record. The increase

in per capita overnight spending to $114 reflects

the results of our high-quality tourism strategy.

Now, it is time to leave past successes behind and

focus on new goals. With our stakeholders, we will

achieve our 2026 revenue target of $68 billion.”

TIF 2026’da turizmin geleceği, yatırımlar

ve sürdürülebilirlik odaklı tartışıldı.

Panellerde, artık seyahat nedeninin

destinasyonun önüne geçtiği, gastronomi,

kültür ve kişiselleştirilmiş deneyimlere

odaklanılması gerektiği vurgulandı.

Türkiye’de markalaşmamış otellerin yatırım

fırsatı sunduğu, lüks segment talebinin

arttığı ve önümüzdeki yıllarda uluslararası

ziyaretçi sayısının artacağı öngörüldü.

Yapay zekâ ve dijitalleşme konuları sektörü

dönüştüren kritik alanlar olarak öne

çıkarken, yoğun turizmde başarının insan

odaklı yönetim ve deneyim tasarımıyla

mümkün olacağı belirtildi. Sürdürülebilirlik

ise enerji, atık yönetimi ve şeffaf veri

takibiyle yalnızca çevresel değil, ekonomik

bir gereklilik olarak ele alındı.

At TIF 2026, the future of tourism,

investments, and sustainability were

discussed. Panels emphasized that the

reason for travel now often surpasses the

destination itself, focusing on gastronomy,

culture, and personalized experiences. It

was highlighted that unbranded hotels in

Türkiye offer investment opportunities,

luxury segment demand is rising, and

international visitor numbers are expected

to increase in the coming years. AI and

digitalization emerged as critical areas

transforming the sector, while success in

high-density tourism will depend on humanfocused

management and experience

design. Sustainability was addressed not

only as an environmental but also as

an economic necessity, through energy,

waste management, and transparent data

tracking.


72

hotel restaurant

& hi-tech

gündem makale agenda article

Tezer Öner: “Almanya Kaynak

Pazardan Stratejik

İş Birliğine Dönüşebilir mi?”

Tezer Öner: “Can Germany Transform

from a Source Market into a Strategic

Tourism Partner?”

Almanya ile Türkiye arasındaki turizm

ilişkileri bana her zaman içten bir

sıcaklık ve karşılıklı anlayış duygusu

veriyor. Ancak bugün bu ilişkiyi yalnızca

duygusal bir yakınlıkla açıklamak yeterli

değil. Her yıl Türkiye’nin Almanya’dan

yaklaşık üç milyon turist ağırlaması,

yabancı ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 15’ini

Almanların oluşturması ve yalnızca 2025

yılında Antalya Havalimanı’na gelen Alman

ziyaretçi sayısının 1,2 milyonu aşması, bu

bağın artık yapısal ve stratejik bir boyuta

ulaştığını gösteriyor.Turizm denince aklıma

hâlâ dostluk, samimiyet ve karşılıklı merak

geliyor. Fakat günümüz koşullarında bu

ilişki aynı zamanda kalite, sürdürülebilirlik

ve karşılıklı güven üzerine kurulu güçlü

bir ekonomik ortaklığı da ifade ediyor. Üç

milyon Alman turistin her yıl Türkiye’yi

tercih etmesi, tesadüfi bir alışkanlık değil;

uzun yıllara dayanan deneyim, memnuniyet

ve karşılıklı beklentilerin bir sonucu.Alman

turistlerin Türkiye’yi tercih etmelerinin

pek çok nedeni var. Türk misafirperverliği

kuşkusuz bunların başında geliyor.

Türkiye’nin tarihi mirası, doğal güzellikleri

ve zengin mutfağı Alman ziyaretçiler için

güçlü bir çekim unsuru oluşturuyor. Deniz,

kum ve güneş tatili ile kültür ve gastronomi

deneyimini bir arada sunabilen nadir

destinasyonlardan biri olmamız önemli bir

avantaj. Ayrıca fiyat–performans dengesi,

her bütçeye uygun seçenekler sunarak

rekabet gücümüzü artırıyor. 2024 itibarıyla

Alman turistlerin memnuniyet oranının

yüzde 90’ın üzerinde seyretmesi de bu

ilişkinin sağlamlığını gösteren önemli bir

veri.

Ancak artık mesele sadece ziyaretçi sayısı

değil. Almanya pazarı, Türkiye turizmi

için kalite standardını yükselten bir

referans niteliğinde. Alman turistler planlı

seyahat eder, erken rezervasyon yapar ve

beklentilerini net biçimde ortaya koyar. Bu

durum sektör açısından öngörülebilirlik

sağlar. Aynı zamanda çevreye duyarlılık,

sürdürülebilirlik uygulamaları ve geri

dönüşüm konusundaki hassasiyetleri,

birçok tesisin daha bilinçli adımlar

atmasına öncülük etmiştir. Bugün pek

çok otelin sürdürülebilirlik sertifikalarına

yönelmesinde Alman misafir profilinin

etkisi büyüktür.Elbette ilişkiler her

zaman sorunsuz ilerlemedi. 2016–2017

yıllarında yaşanan siyasi gerilimler ve

güvenlik endişeleri nedeniyle Almanya’dan

gelen turist sayısında yaklaşık yüzde

30 oranında düşüş yaşandı. Pandemi

döneminde ise 2020 yılında sayı 700 binin

altına geriledi. Ancak dikkat çekici olan,

toparlanmanın hızlı olmasıdır. Bu durum

iki ülke arasındaki turizm bağının geçici

dalgalanmalara rağmen güçlü bir zemine

oturduğunu kanıtlıyor.

Ayrıca Almanya’da yaşayan yaklaşık üç

milyon Türk kökenli birey, iki ülke arasında

yalnızca kültürel değil, ekonomik ve

sosyal bir köprü işlevi görüyor. Bu bağ,

The tourism relationship between Germany and

Türkiye has always given me a sense of genuine

warmth and mutual understanding. However,

today this relationship cannot be explained solely

by emotional closeness. Each year, Türkiye

hosts approximately three million tourists from

Germany, accounting for around 15% of all foreign

visitors, and in 2025 alone, more than 1.2 million

German visitors arrived at Antalya Airport. This

demonstrates that the connection has reached a

structural and strategic level.

When it comes to tourism, friendship, sincerity,

and mutual curiosity still come to mind. Yet, under

current conditions, this relationship also represents

a strong economic partnership built on quality,

sustainability, and mutual trust. The fact that three

million German tourists choose Türkiye every year

is not a coincidence; it is the result of long-standing

experience, satisfaction, and mutual expectations.

There are many reasons why German tourists

prefer Türkiye. Turkish hospitality undoubtedly

tops the list. Türkiye’s historical heritage, natural

beauty, and rich cuisine provide strong attractions

for German visitors. Offering beach, sun, and

sea tourism alongside cultural and gastronomic

experiences makes Türkiye a rare destination.

Moreover, the price–performance balance and

options for every budget enhance our competitive

advantage. As of 2024, German tourist satisfaction

rates exceed 90%, highlighting the strength of this

relationship.

However, the matter is no longer just about visitor

numbers. The German market has become a

benchmark that raises quality standards for

Türkiye’s tourism. German tourists travel in a

planned manner, make early reservations, and

clearly communicate their expectations. This

provides predictability for the sector. At the


turizm hareketliliğini klasik bir ziyaretçi

akışının ötesine taşıyor ve ilişkileri daha

kalıcı hale getiriyor.Önümüzdeki dönemde

Almanya pazarı açısından önemli olan nokta,

çeşitliliği ve deneyimi artırmak olacaktır.

Türkiye yalnızca sahil destinasyonlarından

ibaret değil. İç Anadolu’nun sakin ve otantik

yerleşimleri, Karadeniz’in doğa odaklı

rotaları ve Güneydoğu’nun kültürel mirası

Alman ziyaretçiler için yeni keşif alanları

sunuyor. Sezonu 12 aya yaymak, alternatif

turizm türlerini öne çıkarmak ve deneyim

temelli paketler geliştirmek, iki ülke

arasındaki turizm hacmini niteliksel olarak

büyütebilir.

Türkiye açısından asıl hedef, Almanya

pazarında “uygun fiyatlı tatil destinasyonu”

algısının ötesine geçerek “kaliteli ve

sürdürülebilir turizm ortağı” kimliğini

güçlendirmek olmalıdır. Alman turist profili;

çevreye duyarlı, planlı ve geri bildirim

konusunda titiz bir yapıya sahip. Bu özellikler

sektör için yol gösterici nitelikte.

İki ülke arasındaki turizm artık sadece tatil

değil; karşılıklı öğrenme, standart yükseltme

ve uzun vadeli iş birliği anlamına geliyor.

Almanlar için Türkiye bir tatil cenneti

olmanın ötesinde kültürel bir yakınlık hissi

sunuyor. Türkler için ise Alman turistler,

kalite, disiplin ve sürdürülebilirlik konusunda

örnek alınacak güçlü bir profil ortaya

koyuyor. Bu karşılıklı bağ, doğru stratejilerle

desteklendiğinde yalnızca ziyaretçi sayılarını

değil, turizmin niteliğini de artıracaktır.

Almanya ile Türkiye arasındaki turizm hattı,

geleceğe dönük sağlam ve sürdürülebilir bir

ortaklık modelinin en somut örneklerinden

biri olmaya devam edecektir.

Bu güçlü turizm hattının geleceği ise, iki

ülkenin ortak vizyonunu ve yeni nesil iş

birliklerini şekillendirecek olan ITB Berlin’de

atılacak adımlarla daha da pekişecektir.

same time, their environmental awareness,

preference for sustainable practices, and

concern for recycling have encouraged many

establishments to take more conscious steps.

Today, German tourists play a major role in

motivating hotels to pursue sustainability

certifications.

Of course, the relationship has not always been

smooth. In 2016–2017, political tensions and

security concerns led to an approximate 30%

drop in tourists from Germany. During the

pandemic, the number fell below 700,000 in

2020. What is remarkable, however, is the rapid

recovery, demonstrating that the tourism bond

between the two countries rests on a strong

foundation despite temporary fluctuations.

Additionally, the roughly three million people

of Turkish origin living in Germany serve not

only as a cultural but also an economic and

social bridge between the two countries. This

connection extends tourism activity beyond a

simple flow of visitors, making the relationship

more lasting.

Looking ahead, it will be important to increase

diversity and experiences in the German

market. Türkiye is not just a coastal destination.

The tranquil and authentic settlements of

Central Anatolia, the nature-focused routes of

the Black Sea region, and the cultural heritage

of Southeastern Anatolia offer new discovery

opportunities for German visitors. Extending

the tourism season to 12 months, highlighting

alternative types of tourism, and developing

experience-based packages can enhance the

quality of tourism between the two countries.

For Türkiye, the main goal should be to move

beyond the perception of a “budget holiday

destination” in the German market and

strengthen its identity as a “high-quality and

sustainable tourism partner.” The German

tourist profile—environmentally conscious,

well-planned, and meticulous in providing

feedback—serves as a guiding model for the

sector.

Tourism between the two countries is no longer

just about vacations; it now represents mutual

learning, raising standards, and long-term

cooperation. For Germans, Türkiye offers

more than a holiday paradise—it provides

a sense of cultural closeness. For Turks,

German tourists represent a strong profile

to emulate in terms of quality, discipline, and

sustainability. When supported by the right

strategies, this reciprocal bond can enhance

not only visitor numbers but also the quality

of tourism. The Germany–Türkiye tourism

corridor will continue to be one of the most

concrete examples of a robust and sustainable

partnership for the future.

The future of this strong tourism connection

will be further solidified by the steps to be taken

at ITB Berlin, which will shape the joint vision

and next-generation collaborations between

the two countries.


74

hotel restaurant

& hi-tech

gündem etkinlik

Dedeman Hospitality ile Kıbrıs’ta Premium

Yaşam ve Turizmin Kapıları Açılıyor

Haber: Hatice Ünal Bilen

Dedeman Hospitality, Evergreen Development Group ve Arkın Group iş birliğiyle hayata geçirdiği

“Habitat Your Holistic Paradise” projesini, The Arkın İskele Otel’de yaklaşık 700 davetlinin

katıldığı görkemli bir lansmanla tanıttı.

HABITAT çatısı altında Evergreen

Development Group ev sahipliğinde;

Dedeman Suites & Residences ve

Arkın Residences projelerinin lansmanı, 17

Şubat Salı akşamı The Arkın İskele Otel’de

gerçekleştirildi.

KKTC’de premium turizm ve markalı

rezidans konseptine yeni bir vizyon

kazandırmayı hedefleyen yatırım modelinin

kamuoyuna tanıtıldığı davete; Dedeman

Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı

Ergün Demiray, Başkan Yardımcısı Murat

Özmestçi, Yönetim Kurulu Üyesi Banu

Dedeman ve COO Tansel Tercan’ın yanı sıra

Arkın Group Yönetim Kurulu Başkanı Erbil

Arkın, Evergreen Development Yönetim

Kurulu Eş Başkanları Eser Sonat ve Ayhan

Erciyas, Tatlısu Belediye Başkanı Hayri

Orçan ile KKTC’den çok sayıda gayrimenkul

yatırımcısı ve iş insanı katıldı.

Demiray: “Kıbrıs’ı hak ettiği yere birlikte

taşıyalım”

The Arkın İskele Otel’de yaklaşık 700

davetlinin katılımıyla gerçekleşen

lansmanda konuşan Dedeman Hospitality

Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray,

Kıbrıs’ın turizm vizyonuna ilişkin dikkat

çekici mesajlar verdi. Kıbrıs’ta bulunmaktan

duyduğu memnuniyeti dile getiren Demiray,

adanın samimi ve “bozulmamış” insan

yapısına vurgu yaptı.

Kıbrıs’ın yalnızca deniz, kum, güneş ve

casino ile anılmaması gerektiğini belirten

Demiray; gastronomi, sanat, kültür, tarih,

spor ve eğitim turizminin güçlendirilmesi

çağrısında bulundu. “Üç medeniyete

ev sahipliği yapmış bir coğrafyadan söz

ediyoruz” diyen Demiray, kültürel mirasın

ve yerel değerlerin daha görünür hale

getirilmesi gerektiğini ifade etti. "O kadar

güzel İngilizce konuşuyorsunuz ki" diyen

Demiray, dil eğitimi için başka ülkelere

gidilmesine gerek olmadığını söyledi. Ada

ülkesinin turistik potansiyeline dikkat çeken

sözlerinde Demiray, “Casinomuz var diye

tembellik yapmayalım. El birliğiyle Kıbrıs’ı

hak ettiği yere taşıyalım” çağrısı da yaptı.

Arkın Group ile yapılan iş birliğinden

duyduğu memnuniyeti dile getirerek

sözlerini sürdüren Demiray, iş ortaklarını

ailelerinin bir parçası olarak gördüklerini

söyledi. Dedeman Grubu’nun büyüme

sürecine de değinen Demiray, üç yıl önce 2

marka ve 17 otelle yola çıktıklarını, bugün

ise 15 marka ve 95’i aşan imzalı projeye

ulaştıklarını belirterek bunun bir takım

çalışması olduğunun altını çizdi.

Konut alanlara THY'den 100 bin mil hediye

sözü

Konuşmasında THY adına da söz aldığını

ve yeni projelerin gündemde olduğunu


dile getiren Demiray, Dedeman Suites &

Residences konseptiyle hayata geçirilen

Habitat Dedeman Suites & Residences,

Infinity Dedeman Suites & Residences

ve Afrodit Wellness Dedeman Suites &

Residences projelerinden konut sahibi olan

misafirlere Türk Hava Yolları Miles&Smiles

programı üzerinden 100.000 mil hediye

eedileceği müjdesini verdi.

Ayrıca geçmişte uzun yıllar görev aldığı

Starbucks markasını Kıbrıs’a kazandırmak

istediğini açıklayan Demiray, “Kıbrıs

gerçekten hak ettiği yeri bulacak” diyerek

sözlerini tamamladı.

Dedeman: “Yaşam standartlarını kalıcı

modele dönüştürüyoruz”

Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi

Banu Dedeman ise konuşmasında markanın

60 yılı aşkın köklü geçmişinin güven, kalite

ve uzun vadeli değer anlayışına dayandığını

vurguladı. Adını taşıyan her projede

sorumluluk ve tutarlılıkla hareket ettiklerini

belirtti.

Son altı yılda markalı konut ve yaşam

konseptlerini stratejik olarak çok önemli

gördüklerini ifade eden Dedeman, bu

alandaki büyümeyi seçici ve güçlü iş

birlikleriyle sürdürdüklerini söyledi.

Konaklama standartlarını günlük yaşamın

doğal bir parçası haline getirdiklerini dile

getiren Dedeman, geliştirilen projelerin

uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yaşam

modeli sunduğunu kaydetti.

Evergreen Development ve Arkın Group ile

güçlü ve uyumlu bir vizyon paylaştıklarını

belirten Dedeman, burada yaşayacakların

Dedeman hizmet standardını her gün

deneyimleyeceğini vurguladı. Lansmanın

uzun soluklu bir yolculuğun başlangıcı

olduğunu ifade ederek iş ortaklarına ve

davetlilere teşekkür etti.

Bir güçlü final de Işın Karaca sahnesinden

Gecenin finalinde sahne alan Işın Karaca,

sevilen şarkılarını canlı performansla

seslendirdi. Davetliler müzik eşliğinde keyifli

anlar yaşarken, yüksek enerji ve coşku

geceye damgasını vurdu.

Konaklama deneyiminden yaşam modeline

Habitat Dedeman Suites & Residences

1.453 daire, Infinity Dedeman Suites &

Residences 199 daire ve Afrodit Wellness

Dedeman Suites & Residences ise 100

daireden oluşan yapısıyla; Kıbrıs’ta otel

hizmeti veren öncü ilk markalı rezidans

projeleri arasında yer alıyor. Dedeman

Suites & Residences konseptiyle geliştirilen

yatırımlar, Dedeman Hospitality’nin köklü

misafirperverlik anlayışını; uzun süreli

konaklama, yatırım değeri ve yaşam

odaklı kullanım prensipleriyle bir araya

getirerek, bölgeye yeni bir yaşam modeli

kazandırmayı hedefliyor. Modern mimari

anlayışı, fonksiyonel yaşam alanları ve

profesyonel otel hizmetleriyle desteklenen

projeler; yalnızca konut sahibi olmayı değil,

Dedeman standartlarında sürdürülebilir

bir yaşam deneyimini merkezine alıyor. Söz

konusu iş birliği modeliyle; güvenilir ortaklık

yapısı, sürdürülebilir değer üretme hedefi

ve bölgesel uyum ilkeleri çerçevesinde

Kıbrıs’ın uluslararası platformlarda

sağlık, gastronomi, spor, eğitim, tarih

ve kültür turizminde ses getirecek daha

güçlü bir destinasyon haline ulaştırılması

hedefleniyor.

Yaşamla bütünleşen bir marka vizyonu

Dedeman Hospitality, konaklamayı geçici

bir ihtiyaçtan öte; yaşamın doğal akışına

entegre edilen, ayrıcalıklarla desteklenen,

stresten uzak sağlıklı yaşam merkezleri

deneyimi olarak ele alıyor. Kıbrıs’ta hayata

geçirilen bu yeni yatırımlar; Dedeman

Hospitality’nin uluslararası alandaki büyüme

stratejisinin güçlü bir göstergesi olarak

konumlanıyor.


76

hotel restaurant

& hi-tech

gündem agenda

2026 YILI MÜZEKART FIYATLARI AÇIKLANDI

2026 Museum Card Prices Announced

Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye

İşletmesi, 2026 yılı için Müzekart fiyatlarını

duyurdu. Müzekart, müze ve örenyerlerine

girişlerde kullanılacak ve farklı türleriyle

ziyaretçilere kolaylık sağlayacak.

una göre, Türkiye

vatandaşı olan 65

Byaş ve üstü kişiler,

18 yaş ve altındaki

çocuklar ve engelliler

Müzekart’tan ücretsiz

yararlanabilecek.

Ücretsiz kart sahipleri,

fiziki kart talep etmeleri

durumunda müze ve

örenyeri gişelerinden 50

TL karşılığında kartlarını

alabilecek.

Acentalara da ücretli

Fiziki Müzekartlar,

“Türkiye’nin Müzeleri”

uygulaması ve muze.gov.

tr web sitesi üzerinden

alınabiliyor. Özel günler

için tasarlanan kartların

tesliminde güncel kargo

ücretleri uygulanıyor.

Seyahat acentaları

da müze ve örenyeri

girişlerinde ücret

ödemekle yükümlü.

Ancak acente sahipleri

veya sorumlu müdürler,

50 TL karşılığında

gişelerden Müzekart

temin edebilecek.

The Ministry of Culture and Tourism’s Revolving

Fund Administration has announced the 2026 prices

for the Museum Card. The Museum Card can be used

for entry to museums and historical sites, offering

convenience through its various types.

Accordingly, Turkish

citizens aged 65 and

above, children under

18, and persons with

disabilities can benefit

from the Museum Card

for free. Free card

holders who wish to

obtain a physical card can

do so at museum and site

ticket counters for a fee

of 50 TL.

Fee applies to travel

agencies

Physical Museum

Cards can be obtained

through the “Museums

of Turkey” app and

the website muze.gov.

tr. Delivery of cards

designed for special

occasions is subject to

current shipping fees.

Travel agencies are

also required to pay for

entry to museums and

historical sites. However,

agency owners or

responsible managers

can obtain a Museum

Card from ticket counters

for 50 TL.

Müzekart Türleri ve Fiyatları

Müzekart +200 TL

Müzekart İndirimli 100 TL

Müzekart Akademi 100 TL

Müzekart İlk Kartım 50 TL

Müzekart KTB 50 TL

Müzekart Diplomatik 200 TL

Müzekart ’99 750 TL

Müzekart Engelsiz Ücretsiz

Müzekart Mobil 18 yaş ve altı

Ücretsiz

Müzekart Mobil 65 yaş ve üstü

Ücretsiz

Museum Card Types and Prices

Museum Card +200 TL

Discounted Museum Card 100 TL

Museum Card Academy 100 TL

My First Museum Card 50 TL

Museum Card KTB 50 TL

Diplomatic Museum Card 200 TL

Museum Card ’99 750 TL

Museum Card Accessible Free

Museum Card Mobile under 18

Free

Museum Card Mobile 65+ Free


DENTUROD

Gazi

Başkanı

Murat Sen ,

“Pamukkale’nin Geleceği Gökyüzünde”

UNESCO Dünya Mirası Listesi, yalnızca bir prestij vitrini

değildir. O listeye giren her değer, aynı zamanda koruma,

planlama ve erişilebilirlik sorumluluğu taşır. Pamukkale ve

Kapadokya bu sorumluluğu paylaşan iki eşsiz mirastır.

Aynı listeye doğal ve kültürel miras

olarak kayıtlı, aynı ülkenin turizm

markası olan iki destinasyon.

Ancak bu eşitlik, gökyüzünde

bozulmaktadır. Denizli Çardak

Havalimanı 2018 yılında 656 bin

yolcuya hizmet vermişti. 2025 yılı

itibarıyla bu sayı 457 bine gerilemiş

durumda.

Türkiye turizminin pandemi sonrası

hızla toparlandığı, Uluslararası

ziyaretçi sayılarının arttığı bir

dönemde Pamukkale’ye erişimde

yaşanan bu düşüş, basit bir istatistik

değil; stratejik bir alarmdır.

2025 yılı verileri tabloyu daha

da netleştiriyor: Kayseri Erkilet

Havalimanı, 2 milyon 761 bin.

Nevşehir Kapadokya Havalimanı, 753

bin. Denizli Çardak Havalimanı, 457

bin yolcu.

Bu fark Pamukkale’nin cazibesinden

kaynaklanmıyor. Bu farkın adı

erişilebilirliktir. Turist, romantik

değildir. Duygusal bağ kurmaz.

Ulaşımı kolay, planlaması net,

uçuşu sık olan destinasyonu seçer.

Kapadokya; Kayseri ve Nevşehir

üzerinden oluşturulan çoklu hava

yolu ağları, charter seferler ve yıl

geneline yayılan uçuş sürekliliğiyle

bu gerçeği doğru okumuştur.

Pamukkale ise hâlâ sınırlı

frekanslara ve geçici planlara

mahkûm görünmektedir. Bu

noktada sorulması gereken soru

şudur: Sorun yalnızca hava yollarının

mı? Elbette hayır.

Türk Hava Yolları, Pegasus, AJet ve

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme

Ajansı’nın sorumluluğu olduğu

kadar; Denizli’deki STK’ların ve

bölge milletvekillerinin de bu tabloyu

yeterince sahiplenip sahiplenmediği

sorgulanmalıdır.

Ulaşım, yalnızca teknik bir planlama

meselesi değildir. Ulaşım; ısrarlı

takip, ortak talep ve sürekli gündem

ister. Kapadokya örneğinde, bu irade

yıllardır istikrarlı biçimde ortaya

konmuştur.

Peki Denizli’de? STK’lar bu

meseleyi ne kadar ortak bir sesle

dillendirmektedir? Milletvekilleri,

Pamukkale’nin erişim sorununu

Ankara gündeminde ne sıklıkla ve ne

kadar güçlü savunmaktadır?

2018’de 656 bin yolcuya ulaşabilmiş

bir havalimanının, 2025’te 457

bine düşmesi; yalnızca hava yolu

planlamasıyla açıklanamaz. Bu, aynı

zamanda yerel ve ulusal düzeyde

yeterince güçlü savunulamayan bir

destinasyonun hikâyesidir.

Pamukkale tanıtım eksiği

yaşamıyor. Pamukkale, ulaşım

önceliği bekliyor. Bu noktada

çözüm nettir: TGA’nın tanıtım

stratejileri, uçuş planlamalarıyla eş

zamanlı ilerlemelidir. Hava yolları

için Denizli, “deneme hattı” değil;

sürdürülebilir bir destinasyon

olarak ele alınmalıdır. Denizli

turizm paydaşları ve milletvekilleri

ise bu talebi geçici çıkışlarla değil,

ısrarlı ve ortak bir duruşla masada

tutmalıdır.

Turizmde başarı; doğal güzellik

kadar, o güzelliğe ulaşmayı mümkün

kılan iradeyle ölçülür. Pamukkale

uçak istiyor. Ama bundan önce,

onu gökyüzüne taşımaya gerçekten

kararlı bir sahiplenme istiyor.


78

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar new investments

HİLTON, TÜRKİYE PORTFÖYÜNE BEŞ

YENİ OTEL EKLİYOR

Hilton Adds Five New Hotels to Its Portfolio in Türkiye

Hilton’un Türkiye’deki proje portföyünün yaklaşık

yüzde 20’sini oluşturan lifestyle markaları, İstanbul’da

hayata geçirilmesi planlanan iki yeni Tapestry

Collection by Hilton projesiyle daha da güçleniyor.

Lifestyle brands, which account for nearly 20 percent

of Hilton’s project portfolio in Türkiye, are set to be

further strengthened with two new Tapestry Collection

by Hilton projects planned in Istanbul.

Hilton, ülkedeki 70 yılı aşkın köklü varlığını ileriye taşıyarak dört

markasını kapsayan beş yeni otel anlaşmasına imza attığını duyurdu.

Hilton’un Türkiye’deki lifestyle portföyünü genişleten bu yeni

anlaşmalar kapsamında, Antalya’daki ilk Hilton Hotels & Resorts oteli

hayata geçirilirken, DoubleTree by Hilton ve Hilton Garden Inn markalarının

ülkedeki yayılımı da ivme kazanıyor.

Hilton Orta ve Doğu Avrupa’dan Sorumlu Geliştirme Başkan Yardımcısı

Mike Collini, konuyla ilgili şunları söyledi: “Türkiye, Hilton için stratejik

önemini koruyan kilit pazarlardan biri olmaya devam ediyor ve ülkede

sürdürülebilir büyüme açısından güçlü bir potansiyel görüyoruz. Tapestry

Collection ve Canopy markalarımızın 2025 yılındaki başarılı açılışları,

lifestyle portföyümüzde yakaladığımız ivmeyi pekiştirirken; gezginlerin

özgün, yerel dokudan ilham alan deneyimlere yönelik artan ilgisini de net

şekilde ortaya koydu. Son dönemde imzaladığımız bu anlaşmalar, Hilton’un

Türkiye genelinde sunduğu çok markalı portföyüne yönelik kalıcı

talebi bir kez daha teyit ediyor.”

Hilton Antalya City Centre

2028 yılında açılması planlanan Hilton Antalya City Centre, Hilton Hotels

& Resorts markasının dünya standartlarındaki misafirperverliğini Türkiye’nin

en çok ziyaret edilen destinasyonlarından birine taşıyacak. 254 oda

ve süite sahip olacak yeni otel; görkemli bir balo salonu, farklı ölçeklerde

toplantı alanları, geniş bir spa ve wellness merkezi, kapalı ve çatı katı yüzme

havuzları ile farklı konseptlerde yeme-içme alanlarıyla, her ölçekte

etkinlik ve organizasyon için ayrıcalıklı bir buluşma noktası olacak.

DoubleTree by Hilton İstanbul Maçka

Bu bahar açılması planlanan DoubleTree by Hilton İstanbul Maçka,

Nişantaşı ve Taksim’e yürüme mesafesinde, İstanbul’un en prestijli

semtlerinden birinde 109 oda ve süitle hizmet verecek. Otelde sıcak ve

davetkâr bir lobi lounge alanı, gün boyu hizmet veren restoran, panoramik

manzaralara sahip çatı katı restoranı ve barı, çok amaçlı toplantı

alanları ile fitness ve wellness olanakları yer alacak. Şehir merkezinde

bağlantı, kültür ve konforu bir arada arayan misafirler için modern ve üst

segment bir konaklama deneyimi sunacak.

Gist Istanbul, Tapestry Collection by Hilton

2027 yılında açılması planlanan Gist Istanbul, Tapestry Collection by

Hilton, İstanbul’un hem manzarasıyla hem de ulaşım kolaylığıyla öne

çıkan semtlerinden birinde, özgün tasarıma sahip 46 odasıyla misafirlerini

ağırlayacak. Boğaz, Galataport ve ana ulaşım bağlantılarına birkaç

adım mesafede konumlanan otelde restoran ve çatı katı barının yanı sıra,

misafirlerin konaklamaları boyunca faydalanabileceği bir fitness alanı

bulunacak. Kendine has karakteri ve etkileyici konumuyla otel, şehrin

kültürel ve tarihi merkezini keşfetmek isteyen gezginler için canlı ve

ilham verici bir konaklama deneyimi sunacak.

Building on its more than 70-year legacy in the country, Hilton announced

that it has signed five new hotel agreements across four brands. As part

of these new agreements expanding Hilton’s lifestyle portfolio in Türkiye,

the first Hilton Hotels & Resorts property in Antalya will be developed,

while the expansion of the DoubleTree by Hilton and Hilton Garden Inn

brands across the country continues to gain momentum.

Commenting on the announcement, Mike Collini, Vice President of

Development, Central and Eastern Europe at Hilton, said: “Türkiye

continues to be one of Hilton’s key strategic markets, and we see strong

potential for sustainable growth in the country. The successful openings

of our Tapestry Collection and Canopy brands in 2025 have reinforced the

momentum we have achieved within our lifestyle portfolio, while clearly

highlighting travelers’ growing interest in authentic, locally inspired

experiences. The agreements we have recently signed once again

confirm the enduring demand for Hilton’s multi-brand portfolio across

Türkiye.”

Hilton Antalya City Centre

Scheduled to open in 2028, Hilton Antalya City Centre will bring the worldclass

hospitality of the Hilton Hotels & Resorts brand to one of Türkiye’s

most visited destinations. Featuring 254 rooms and suites, the hotel will

offer a grand ballroom, meeting spaces of various sizes, an extensive spa

and wellness center, indoor and rooftop swimming pools, and diverse

food and beverage venues, positioning it as a premier destination for

events and gatherings of all scales.

DoubleTree by Hilton Istanbul Maçka

Planned to open this spring, DoubleTree by Hilton Istanbul Maçka will

offer 109 rooms and suites in one of Istanbul’s most prestigious districts,

within walking distance of Nişantaşı and Taksim. The hotel will feature

a warm and inviting lobby lounge, an all-day dining restaurant, a rooftop

restaurant and bar with panoramic views, multi-purpose meeting spaces,

as well as fitness and wellness facilities. It will deliver a modern, upperupscale

accommodation experience for guests seeking connectivity,

culture, and comfort in the city center.

Gist Istanbul, Tapestry Collection by Hilton

Scheduled to open in 2027, Gist Istanbul, Tapestry Collection by Hilton

will welcome guests with 46 uniquely designed rooms in one of Istanbul’s

most scenic and well-connected neighborhoods. Located just steps away

from the Bosphorus, Galataport, and major transportation links, the

hotel will feature a restaurant, a rooftop bar, and a fitness area. With its

distinctive character and compelling location, the hotel will offer a vibrant

and inspiring stay for travelers eager to explore the city’s cultural and

historic heart.


Hotel İstanbul Şişli, Tapestry Collection by Hilton

İstanbul’un dinamik Şişli semtinin kalbinde konumlanan Hotel İstanbul

Şişli, Tapestry Collection by Hilton, 48 şık odasıyla kentin önemli ticaret

merkezlerinden birinde hizmet verecek. 2028 yılında açılması planlanan

lifestyle otel; yerel dokudan ilham alan mutfağıyla öne çıkan restoranı,

iki toplantı salonu ve modern bir fitness merkeziyle misafirlerini ağırlayacak.

Alışveriş, kültür ve ulaşım noktalarına yakınlığıyla otel, hem iş

hem de tatil amaçlı seyahat edenler için karakter, konfor ve bulunduğu

semtin ruhunu yansıtan otantik bir konaklama alternatifi sunacak.

Hilton Garden Inn Kocaeli Dilovası

2027 yılında açılması planlanan Hilton Garden Inn Kocaeli Dilovası, sehirde

Organize Sanayi Bölgesi’nin merkezinde konumlanan ilk uluslararası

markalı otel olacak. 104 modern odaya sahip otelde, 500 metrekarelik

çok amaçlı salonu da kapsayan geniş toplantı alanları, restoran ve

barın yanı sıra kapalı yüzme havuzu, spor salonu ve Türk hamamı gibi

wellness olanakları yer alacak. Hızla büyüyen sanayi bölgesinde otel,

iş seyahatleri, uzun süreli konaklamalar ve kurumsal etkinlikler için

önemli bir buluşma noktası olarak konumlanacak.

Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirecek

Bu yeni anlaşmalara ek olarak, 2026 yılında Hilton; Hilton Istanbul

Airport’un açılışı ve ikonik Hilton Istanbul Bosphorus’un yenileme

çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte, amiral gemisi markasının

Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirecek.

Tapestry Collection ve Canopy markalarının 2025 yılında Türkiye’deki

ilk açılışlarının ardından, Hilton’un lifestyle portföyü de büyümesini

sürdürmeye hazırlanıyor. Bu kapsamda, yıl içinde beş yeni lifestyle otelin

açılması planlanıyor. Açılması öngörülen tesisler arasında Hilton’un ilk

mağara oteli Elika Cave Suites Cappadocia, Curio Collection by Hilton’un

yanı sıra, Curio Collection markası altında hizmet verecek Porto Chiara

Istanbul Karaköy ve Les Temps Istanbul Karaköy bulunuyor. Proje

portföyünde ayrıca, Tapestry Collection markasına katılacak Palazzo

Donizetti Istanbul ve Myrna Izmir Konak da yer alıyor.

Hotel Istanbul Şişli, Tapestry Collection by Hilton

Located in the heart of Istanbul’s dynamic Şişli district, Hotel Istanbul Şişli,

Tapestry Collection by Hilton will feature 48 stylish rooms in one of the

city’s key commercial areas. Scheduled to open in 2028, the lifestyle hotel

will offer a restaurant inspired by local flavors, two meeting rooms, and a

modern fitness center. With its proximity to shopping, cultural attractions,

and transportation hubs, the hotel will provide an authentic accommodation

alternative that reflects the spirit of the neighborhood for both business and

leisure travelers.

Hilton Garden Inn Kocaeli Dilovası

Scheduled to open in 2027, Hilton Garden Inn Kocaeli Dilovası will be the first

internationally branded hotel located at the center of the Organized Industrial

Zone in the city. The hotel will feature 104 modern rooms, extensive meeting

facilities including a 500-square-meter multi-purpose hall, a restaurant

and bar, as well as wellness amenities such as an indoor swimming pool, a

gym, and a Turkish bath. Positioned in a rapidly growing industrial region,

the hotel will serve as a key hub for business travel, extended stays, and

corporate events.

Further Strengthening Hilton’s Presence in Türkiye

In addition to these new agreements, Hilton will further strengthen the

presence of its flagship brand in Türkiye with the opening of Hilton Istanbul

Airport in 2026 and the completion of renovation works at the iconic Hilton

Istanbul Bosphorus.

Following the first openings of the Tapestry Collection and Canopy brands

in Türkiye in 2025, Hilton’s lifestyle portfolio is set to continue its expansion.

Within this scope, five new lifestyle hotels are planned to open during the

year, including Hilton’s first cave hotel, Elika Cave Suites Cappadocia under

the Curio Collection by Hilton brand, as well as Porto Chiara Istanbul Karaköy

and Les Temps Istanbul Karaköy, both operating under the Curio Collection.

The project portfolio also includes Palazzo Donizetti Istanbul and Myrna Izmir

Konak, which will join the Tapestry Collection brand.


80

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar new investments

Wyndham

Expands

in Istanbul

with Two

New

Openings

WYNDHAM

İSTANBUL’DA

İKI YENI

AÇILIŞLA

BÜYÜYOR

Wyndham Hotels & Resorts, Ramada

markasıyla İstanbul’daki büyümesini

sürdürüyor. Şehirde açılan Ramada

Residences by Wyndham İstanbul

Haramidere ve Ramada by Wyndham

Arnavutköy, modern ve konforlu konaklama

seçenekleri sunuyor.

Wyndham Hotels & Resorts continues its growth

in Istanbul under the Ramada brand. The newly

opened Ramada Residences by Wyndham Istanbul

Haramidere and Ramada by Wyndham Arnavutköy

offer modern and comfortable accommodation

options in the city.

İstanbul’daki ilk markalı

rezidans projesi olan Ramada

Residences by Wyndham

İstanbul Haramidere, otelin

sunduğu hizmetleri ev konforu

ve esnekliğiyle birleştiriyor. 81

misafir odası ve bir, iki ve üç

yatak odalı daireleri bulunan

tesiste tam donanımlı mutfak,

geniş yaşam alanları, spa,

fitness merkezi, mevsimsel açık

havuz ve restoran gibi olanaklar

sunuluyor. Tesis, D-100

karayoluna ve Metrobüs hattına

yakınlığı sayesinde Avrupa

Yakası’ndan şehrin her yerine

kolay ulaşım sağlıyor.

Ramada by Wyndham

Arnavutköy ise, İstanbul

Havalimanı’na 15 km mesafede

The city’s first branded residence project,

Ramada Residences by Wyndham Istanbul

Haramidere, combines hotel services

with the comfort and flexibility of home.

The property features 81 guest rooms

and one-, two-, and three-bedroom

apartments, including fully equipped

kitchens, spacious living areas, a spa,

fitness center, seasonal outdoor pool,

and on-site restaurant. Its location near

the D-100 highway and the Metrobus

line ensures easy access to all parts of

Istanbul’s European side.

Ramada by Wyndham Arnavutköy, located

15 km from Istanbul Airport, is ideal for

transit travelers. The 130-room hotel

offers 24/7 airport shuttle service, express

check-in and check-out, soundproofed

rooms, and meeting facilities. Guests can

also enjoy a fitness center, restaurant, and

café on-site.


yer alıyor ve transit yolcular için ideal.

130 odalı otel, 7/24 havalimanı servisi,

ekspres check-in ve check-out, ses

geçirmez odalar ve toplantı alanları

gibi özelliklerle konforlu bir konaklama

sunuyor. Ayrıca fitness merkezi,

restoran ve kafe gibi imkanlar da

bulunuyor.

Esnek ve konforlu konaklama vurgusu

Wyndham Türkiye Ülke Direktörü

Arcan Bayraktaroğlu, “Bu iki açılış,

Ramada markamızın farklı konaklama

konseptleri ve misafir ihtiyaçlarına

esnek yanıt verme kapasitesini

gösteriyor” dedi.

Ramada Residences by Wyndham

İstanbul Haramidere Sahibi Baha

Cüneydi, markalı rezidansların

Türkiye’de yükselen talebe yanıt

verdiğini ve global standartları ev

konforuyla birleştirdiklerini vurguladı.

Ramada by Wyndham Arnavutköy Genel

Müdürü Ayhan Taş da otelin havalimanı

yolcularına sunduğu kolaylıkları öne

çıkardı.

Ramada by Wyndham Arnavutköy

Genel Müdürü Ayhan Taş ise, “Ramada

markasının dünya genelindeki

tanınırlığını Türk misafirperverliğinin

sıcaklığı ve cömertliğiyle bir araya

getirerek, hava yoluyla seyahat eden

misafirlerimizin konaklamalarını daha

kolay, daha samimi ve daha keyifli hale

getiriyoruz” dedi.

Focus on flexible and comfortable stays

Arcan Bayraktaroğlu, Country Director of Wyndham Hotels & Resorts Türkiye, said: “These

two openings demonstrate Ramada’s ability to offer flexible solutions that cater to different

accommodation concepts and guest needs.”

Baha Cüneydi, Owner of Ramada Residences by Wyndham Istanbul Haramidere, emphasized that

branded residences respond to the rising demand in Türkiye while combining global standards with

the comfort of home. Ayhan Taş, General Manager of Ramada by Wyndham Arnavutköy, highlighted

the convenience the hotel provides to airport travelers.

Ayhan Taş added: “By combining Ramada’s global recognition with the warmth and generosity of

Turkish hospitality, we make the stay of air travelers easier, more welcoming, and more enjoyable.”


82

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar new investments

SINPAŞ YENI TURIZM

MODELINI TANITTI

Sinpaş Introduces Its New Tourism

Model

Sinpaş, Marmaris’te turizmi

mevsimsellikten çıkararak yıl geneline

yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı.

Sinpaş has unveiled its new project, Sinpaş

Reserve, in Marmaris, aiming to transform tourism

from a seasonal activity into a year-round model.

Sinpaş, Marmaris’te turizmi yalnızca yaz sezonuna bağlı

olmaktan çıkararak yılın 12 ayına yaymayı hedefleyen 692

devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve projesini tanıttı. Proje;

bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir “tatil

evi” modeli sunarken, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet

ekonomisi oluşturmayı amaçlıyor. Modern wellness alanları,

termal imkânlar ve kapsamlı spa hizmetleriyle sağlık odaklı

konaklama deneyimi sunan proje, profesyonel işletme modeli

sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer hem de yerel esnaf ve

istihdama kalıcı katkı sağlamayı hedefliyor.

Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, Türkiye turizminde

ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine

ulaşmasının daha uzun süreli ve kaliteli deneyimlere yönelimi

gösterdiğini belirtti. Dünya turizminin artık yalnızca sezonluk

tatilden ibaret olmadığını; sağlık, wellness, spor, deneyim ve uyku

turizmi gibi alanların öne çıktığını vurgulayan Çelik, Türkiye’nin de

bu dönüşüme hızla adapte olduğunu ifade etti.

Marmaris’te 4 mevsim turizm modeli

Güney Ege’nin mevsimsellik algısını geride bırakarak yıl boyu

yaşayan bir destinasyon kimliği kazanması gerektiğini söyleyen

Çelik, Marmaris’in termal kaynakları, doğa, deniz, kültür ve

gastronomi potansiyeliyle bu dönüşüm için güçlü bir merkez

olduğunu dile getirdi. Sinpaş Reserve ile sezonluk turizm

döngüsünü kırarak ekonomik çarpan etkisini 12 aya yaymayı,

sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi desteklemeyi

amaçladıklarını belirtti.

Çelik ayrıca, değişen tatil alışkanlıklarına dikkat çekerek Türk

ailelerinin her yıl farklı planlar yapmak yerine aidiyet hissi

uyandıran, planlı ve zahmetsiz tatil modellerine yöneldiğini söyledi.

Klasik yazlık modelinin bakım, güvenlik ve artan maliyetler

nedeniyle zorlaştığını ifade eden Çelik, “tatil evi” yaklaşımının

profesyonel işletme güvencesiyle daha düşük maliyet ve yüksek

hizmet standardı sunduğunu kaydetti.

Comprising 692 timeshare units, Sinpaş

Reserve is designed to extend tourism beyond

the summer season and spread it across

all 12 months of the year. The project offers

individual users a long-term, planned, and

high-quality “holiday home” model while aiming

to

realize a continuous tourism and service

economy in Marmaris. With modern wellness

areas, thermal facilities, and comprehensive

spa services, the project highlights a healthfocused

accommodation experience. Through

its professional management model, it seeks

to provide long-term value to users while

contributing sustainably to local tradespeople,

the service sector, and employment.

Mahmut Sefa Çelik, General Manager of Kızılbük

GYO, stated that the increase in per capita

nightly visitor spending in Türkiye to the level

of 100 dollars indicates a shift toward longer,

more planned, and higher-quality experiences. Emphasizing that global tourism is no

longer limited to seasonal holidays, Çelik noted that health, wellness, sports, experiential,

and sleep tourism are becoming increasingly prominent, adding that Türkiye is rapidly

adapting to this transformation.

A four-season tourism model in Marmaris

Çelik underlined that the South Aegean region should move beyond the perception of

seasonality and gain an identity as a year-round destination. He described Marmaris

as a strong center for this transformation thanks to its thermal resources, nature, sea,

cultural assets, gastronomy, and accessibility. With Sinpaş Reserve, they aim to break

the traditional seasonal tourism cycle, spread the economic multiplier effect across 12

months, and support the transition from seasonal to permanent employment.

Çelik also highlighted changing holiday preferences, noting that Turkish families are

increasingly seeking planned, effortless holiday models that foster a sense of belonging

rather than making new plans every year. He added that the traditional summer house

model has become more challenging due to maintenance, security, and rising costs,

while the “holiday home” approach offers the same comfort and happiness under

professional management, with lower costs and higher service standards.


fofoodproduct

RASPBERRY FLAVORED ICED TEA SYRUP

Frambuaz Aromalı Soğuk Çay Şurubu


84

hotel restaurant

& hi-tech

marka

Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı

küresel güç mesajı verdi

Küresel mobilya endüstrisinin en prestijli ilk üç buluşmasından Uluslararası

İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) 2026, dünyanın dört bir yanından sektör

profesyonellerini İstanbul’da buluşturdu. Mobilya Dernekleri Federasyonu

(MOSFED) koordinasyonunda, İstanbul Fuar Merkezi ve TÜYAP Fuar ve Kongre

Merkezi’nde eş zamanlı düzenlenen fuar; 250 bin metrekarelik alanda 3 bin

markayı ve sektörün en yeni koleksiyonlarını küresel alıcılarla buluşturdu.

156 ülkeden katılımın gerçekleştiği IIFF 2026’ya; 32 bin 145’i yabancı, 100

bin 767’si yerli olmak üzere toplam 132 bin 912 profesyonel ziyaretçi katıldı.

Bulgaristan, Romanya, Rusya, Özbekistan, Kosova, Azerbaycan, Yunanistan, Irak

ve Sırbistan başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan gelen sektör temsilcileri;

İstanbul’u küresel mobilya ticaretinin merkezi haline getirdi. “Sürdürülebilirlik”

temasıyla düzenlenen fuar; çevreye duyarlı üretim anlayışını, çağdaş tasarım

yaklaşımını ve ihracat vizyonunu aynı platformda buluşturarak Türkiye mobilya

sektöründeki dönüşümü güçlü bir biçimde ortaya koydu. İç mimarlardan dekoratörlere, zincir mağaza yöneticilerinden ithalat ve ihracat

profesyonellerine, otel satın alma yöneticilerinden tasarımcılara kadar geniş bir profesyonel profili İstanbul’da bir araya getiren fuar;

modern ve modüler ürünlerden lüks koleksiyonlara, ofis-otel ve dış mekân mobilyalarından yatak ile çocuk-genç odası çözümlerine uzanan

tüm ürün gruplarını kapsayan yapısıyla dikkat çekti.

Solar sektörünün rotası 18. Solarex

istanbul olarak belirleniyor

Güneş enerjisi teknolojileri ve depolaması alanında gerçekleştirilen

Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın en büyük 3. fuarı SolarEX İstanbul,

küresel enerji politikalarının şekillendiği, stratejik çözümlerin teknoloji ile

buluştuğu, enerjinin kapılarını dünyaya açan ve sektöründe yılın en önemli

etkinliği kabul edilen buluşması olarak 08-09-10 Nisan 2026 tarihlerinde

İstanbul Fuar Merkezi’nde 18.kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. SolarEX

İstanbul; güneş enerjisinde verimli depolama, ileri panel teknolojileri ve

sürdürülebilir malzemelerle entegre, çok katmanlı çözümler ve teknolojileri

bir araya getiriyor. Her yıl artan ivmesi ve teknolojik gelişmeler, sektör profesyonelleri için kaçırılmayacak fırsatlar sunuyor. Uluslararası

standartlardaki çalışmaları ile sektörden tam not alan fuar, bu yıl sadece bir sergi alanı değil; Startup’lardan, alım heyetlerine, prestijli

yarışmalardan sektöre değer katacak konferanslara kadar tam teşekküllü bir ekosistemi sunmaya hazırlanıyor. Fuarla eş zamanlı

olarak düzenlenecek olan konferanslar, dünya çapında tanınmış uzmanları, akademisyenleri ve sektör liderlerini bir araya getiriyor. Fuar

süresince devam edecek oturumlarda; enerji depolama çözümlerinden akıllı şebekelere, sürdürülebilir enerji politikalarından yeşil hidrojen

teknolojilerine kadar pek çok kritik başlık masaya yatırılacak.

ZUCHEX’in 36. Uluslararası Buluşması Eylül’de

Araştırmalara göre günümüzde yaklaşık 250 milyar dolarlık bir hacme ulaşan ve 2035 yılında 350

milyar dolara çıkması öngörülen dünya ev ve mutfak eşyaları pazarının önde gelen uluslararası

fuarlarından biri, Eylül ayında İstanbul’da düzenlenecek. Informa Markets tarafından organize edilen

ZUCHEX, 9 – 12 Eylül 2026 tarihlerinde Tüyap İstanbul Fuar ve Kongre Merkezi'nde 36. kez sektör

profesyonellerini bir araya getirecek. Firmaların yeni koleksiyonlarını vitrine çıkaracağı fuar; sektör

gündemlerinin konuşulduğu ZuchXTalks seminerlerine, genç tasarımcıların yaratıcılığını, üretim

gücüyle birleştirerek geleceğin ev yaşamını şekillendirecek fikirlerin doğmasına öncülük eden

ZUCHEX Designathon etkinliğine ve atölye çalışmalarına da ev sahipliği yapacak. Fuarın üreticiler,

ihracatçılar, satın alma profesyonelleri ve sektör liderleri açısından bu yıl da yeni iş birliklerinin,

yüksek hacimli tedarik anlaşmalarının ve en güncel trendlerin buluşma noktası olacağını vurgulayan

Fuar Direktörü Funda Kunduz, şunları söyledi: “Doğu ile Batı’yı birleştiren stratejik konumu, güçlü

üretim altyapısı ve nitelikli uluslararası ziyaretçi profiliyle Türkiye, ZUCHEX ile ev ve mutfak eşyaları

dünyasının geleceğine yön vermeye devam edecek.”



86

hotel restaurant

& hi-tech

marka röportaj brand interview

GLOBAL BIR MARKA

KONSEPTININ ARTMİM

YORUMU ILE

MÖVENPICK HOTEL

ISTANBUL MARMARA SEA

ARTMİM’s Interpretation of a

Global Brand Concept

Mövenpick Hotel Istanbul

Marmara Sea

İstanbul’un tarihsel dokusunu çağdaş yaşam kültürüyle buluşturan

Mövenpick Hotel Istanbul Marmara Sea, Marmara Denizi manzarası

ve stratejik konumuyla hem iş hem turizm segmentine hitap eden

güçlü bir şehir oteli olarak öne çıkıyor. Proje, Mövenpick’in global

ölçekte geliştirdiği “My Mövenpick Marketplace” konseptinin İstanbul

bağlamında, ARTMİM’in tasarım vizyonu ile yeniden yorumlanması üzerine

şekilleniyor.

Marka konseptinin tasarım vizyonuyla harmanlanması

Projenin tasarım süreci, ARTMİM’in kurucu ortağı G. Hakan Külahçı’nın,

Mövenpick markasının global dönüşüm sürecini mekânsal bir deneyime

dönüştürme hedefiyle şekillenmiştir. Çıkış noktası, markanın “My Mövenpick

Marketplace” yaklaşımının iç mekânda nasıl sürekli, akışkan ve katmanlı

bir biçimde yaşatılabileceği sorusudur. Bu doğrultuda “Marketplace” fikri,

İstanbul’un çok katmanlı kültürel yapısıyla ilişkilendirilmiş; sosyal etkileşim,

akışkanlık ve karşılaşma kavramları üzerinden mekânsallaştırılmıştır.

Lobi, klasik bir giriş alanı olmaktan çıkarılarak; günün her saatinde yaşayan,

farklı kullanıcı profillerini bir araya getiren bir sosyal merkez olarak

tasarlanmıştır. Yarı geçirgen yüzeyler, mekânlar arası görsel süreklilik ve

kontrollü akış, konseptin fiziksel karşılığını oluşturur. Lobi alanında başlayan

mekânsal süreklilik, katlar boyunca bütüncül bir sistem mantığıyla devam

eder.

Çağdaş estetikle sıcak dokular

Minimalist çizgiler ve kontrast malzemeler çağdaş bir estetik sunarken;

doğal ahşap dokular, sıcak tonlar ve dokunsal yüzeyler markanın

misafirperverlik anlayışıyla uyumlu bir ambiyans sunar. Proje, yalnızca

bir tasarım fikrinin uygulanması değil; ARTMİM ekibinin mimari, iç

mimari, malzeme geliştirme ve detay çözümleme süreçlerinde koordineli

çalışmasının bir ürünüdür. Mekânlar arası geçişlerde süreklilik, ışık

kurgusunda denge ve malzeme seçimlerinde sürdürülebilirlik ilkesi esas

alınmıştır.

Mövenpick’in dört ana ürün kategorisi — kahve, çikolata, şarap ve dondurma

— mekân içerisinde bağımsız alanlar olarak değil, entegre bir “marketplace”

deneyiminin parçaları olarak konumlandırılmıştır. Coffee shop, pastane ve

chocolate workshop alanları lobinin sosyal çekim gücünü artıran ve günün

farklı saatlerinde aktif kalmasını sağlayan fonksiyonel düğüm noktalarıdır.

Lobinin devamında konumlanan Leccino restoran ise yalnızca gastronomik

bir alan değil; paylaşım, etkileşim ve sosyal birliktelik odağı olarak

tasarlanmıştır. Böylece kullanıcı deneyimi girişten itibaren katmanlı biçimde

derinleşmektedir, restoran gastronomi ve sosyal etkileşimi tamamlayan bir

odak noktası haline gelmektedir.

229 odalı yapı, esnek planlama anlayışı ile farklı kullanıcı profillerine

cevap verecek şekilde ele alınmıştır. Malzeme seçimlerinde markanın

sürdürülebilir yaklaşımı gözetilmiş; doğal, dayanıklı ve zamansız materyaller

tercih edilmiştir. Odalarda sıcak ahşap dokular, zengin tekstil kullanımı ve

dengeli kontrastlarla premium bir atmosfer oluşturulmuştur. Banyolarda

terrazzo yüzeyler ve renkli seramik kaplamalarla dinamik fakat sıcak bir

ambiyans hedeflenmiştir.

Mövenpick Hotel Istanbul Marmara Sea, global bir marka konseptinin yerel

bağlamda; vizyon, tasarım dili ve işletme stratejisiyle bütünleşmiş bir yorumu

olarak ele alınmıştır.

Blending Istanbul’s historical fabric with

contemporary lifestyle, Mövenpick Hotel Istanbul

Marmara Sea stands out as a strong city hotel

with views of the Marmara Sea and a strategic

location, catering to both business and tourism segments. The project

is shaped around Mövenpick’s globally developed “My Mövenpick

Marketplace” concept, reinterpreted within the Istanbul context through

ARTMİM’s design vision.

Harmonizing the brand concept with design vision

The design process of the project is guided by ARTMİM’s founding

partner G. Hakan Külahçı, aiming to transform Mövenpick’s global

transformation into a spatial experience. The starting point is exploring

how the brand’s “My Mövenpick Marketplace” approach can be

consistently, fluidly, and multilayeredly expressed in the interior.

Accordingly, the “Marketplace” concept is connected with Istanbul’s

multi-layered cultural structure and spatialized through the notions of

social interaction, fluidity, and serendipitous encounters.

The lobby is transformed from a traditional entrance area into a social

hub that is active throughout the day, bringing together diverse user

profiles. Semi-transparent surfaces, visual continuity between spaces,

and controlled circulation embody the physical expression of the

concept. The spatial continuity that begins in the lobby extends across

the floors within a cohesive system.

Contemporary aesthetics with warm textures

Minimalist lines and contrasting materials create a contemporary

aesthetic, while natural wood textures, warm tones, and tactile surfaces

generate an ambiance aligned with the brand’s hospitality philosophy.

The project is not merely the implementation of a design idea but the

result of coordinated work across architecture, interior design, material

development, and detail resolution by the ARTMİM team. Continuity

between spaces, balance in lighting design, and sustainability in

material choices are key principles throughout.

Mövenpick’s four main product categories — coffee, chocolate,

wine, and ice cream — are positioned not as independent areas but

as integral parts of the “marketplace” experience. The coffee shop,

patisserie, and chocolate workshop enhance the social draw of the

lobby and keep it active at different times of the day.

Leccino Restaurant, located beyond the lobby, serves not only as a

gastronomic space but also as a focal point for sharing, interaction, and

social engagement. In this way, the user experience deepens in layers

from the entrance, with the restaurant complementing both gastronomy

and social interaction.

The 229-room building is designed with a flexible planning approach to

cater to diverse user profiles. Material selections respect the brand’s

sustainable approach, with natural, durable, and timeless materials

chosen. Rooms feature warm wood textures, rich textiles, and balanced

contrasts to generate a premium atmosphere. Bathrooms incorporate

terrazzo surfaces and colored ceramic finishes to achieve a dynamic yet

warm ambiance.

Mövenpick Hotel Istanbul Marmara Sea represents a local

interpretation of a global brand concept, integrating vision, design

language, and operational strategy.


ÖZTIRYAKILER,

İHRACATTA

15. KEZ

ZIRVEDE

Öztiryakiler

at the Top of

Export Rankings for

the 15th Time

Endüstriyel mutfak sektörünün global temsilcilerinden

Öztiryakiler, İDDMİB tarafından 2010 yılından bu yana

düzenlenen “İhracatın Metalik Yıldızları” ödüllerinde

15. kez birincilik elde ederek ihracattaki başarısını ve

sektör liderliğini koruyarak marka olarak gücünü ve

büyüklüğünü bir kez daha ortaya koydu.

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği

(İDDMİB) tarafından düzenlenen “2025 İhracatın Metalik Yıldızları”

ödül töreni geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. Sektörün en

prestijli organizasyonları arasında yer alan törende, ihracat

performanslarıyla öne çıkan firmalar ödüllendirildi. Öztiryakiler,

önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da “Endüstriyel Mutfak Ürünleri”

kategorisinde birincilik ödülünün sahibi olarak lider konumunu

korudu. Şirket, söz konusu organizasyonda toplamda 15 kez

birincilik elde ederek sektördeki liderliğini, istikrarlı büyümesini ve

ihracat gücünü bir kez daha tescillemiş oldu

Türk markasıyla global endüstriyel mutfak başarısı

Türk markası olarak endüstriyel mutfak sektörünü global

ölçekte başarıyla temsil

eden Öztiryakiler, Ozti

markasıyla köklü tecrübesi,

yüksek kalite anlayışı ve

güçlü üretim altyapısıyla

5 kıtada 130’dan fazla

ülkede profesyonel mutfak

projelerini A’dan Z’ye yerli Türkiye’nin ihracat

üretim gücüyle tasarlıyor,

üretiyor ve kurulumunu

gerçekleştiriyor. Ülkelerin

yasal mevzuatlarına ve teknik

gereksinimlerine sağladığı

yüksek uyum sayesinde

ihracat satışlarını istikrarlı

bir şekilde artırmaya devam

ediyor.

Öztiryakiler, üretim gücü,

mühendislik yetkinliği

ve küresel vizyonuyla

yıldızları arasında yer

almaya ve ülke ekonomisine

katma değer sağlamaya

kararlılıkla devam ediyor.

As a global representative of the industrial kitchen

sector, Öztiryakiler has secured first place for the

15th time in the “Metallic Stars of Export” awards

organized by İDDMİB since 2010, reaffirming its

leadership in exports and demonstrating its strength

and scale as a brand.

The “2025 Metallic Stars of Export” award ceremony, organized by the

Istanbul Iron and Non-Ferrous Metals Exporters’ Association (İDDMİB),

was recently held. As one of the most prestigious events in the sector, the

ceremony recognized companies with outstanding export performance.

Öztiryakiler, as in previous years, won first place in the “Industrial Kitchen

Products” category, maintaining

its leadership position. With a total With its production

of 15 first-place awards in this

organization, the company has once capacity, engineering

again validated its sector leadership,

expertise, and global

consistent growth, and export

strength.

vision, Öztiryakiler

continues to shine as one

Global industrial kitchen success

with a Turkish brand

Representing the industrial kitchen

sector globally as a Turkish brand, and contribute added

Öztiryakiler, under the Ozti brand,

value to the national

leverages its deep experience,

high-quality standards, and strong economy.

production infrastructure to design,

manufacture, and install professional kitchen projects from A to Z in

more than 130 countries across five continents with local production

power. Thanks to its high compliance with local regulations and technical

requirements, the company continues to steadily increase its export

sales.

of Türkiye’s export stars


88

hotel restaurant

& hi-tech

fuar fair

Frankfurt’ta Uluslararası İvme Daha Fazla Cesaret,

Dayanıklılık ve Güven İçin Başlangıç

International Momentum Frankfurt: Kick-Off For More Courage,

Resilience And Trust

Ziyaretçi memnuniyeti ve uluslararası

katılım oranının yüksekliği güçlü bir

mesaj veriyor: 170 ülkeden 4.636

katılımcı ve ziyaretçiyle Ambiente,

Christmasworld ve Creativeworld,

hızlı bir dönüşüm geçiren sektörde

lider rollerini bir kez daha teyit etti.

Frankfurt’taki ivme yeni iş fırsatlarının önünü

açtı ve 6–10 Şubat tarihleri arasında bir kez

daha ilham ve yön bulma, sipariş ve birebir

temaslar için küresel bir pazar yeri işlevi gördü.

Ambiente’de özellikle Ambiente Projects kapsamındaki

sunumlar büyük ilgi gördü. HoReCa,

Hospitality Interiors ve Contract Business alanları;

perakende, konaklama ve proje taahhüt sektörlerinden

uluslararası alıcılar ve profesyoneller için

yoğun ziyaret edilen noktalar haline geldi. Interior

Design & Architecture Hub gibi yeni formatlar ile

genişletilen kürasyonlu marka alanı Interior Looks,

fuarın iç mimari, konaklama ve uluslararası proje

işlerine yönelik platform konumunu güçlendiriyor.

The high level of visitor satisfaction

and internationality send a strong

message: with 4,636 exhibitors and

participants from 170 countries,

Ambiente, Christmasworld and

Creativeworld confirmed their leading

role in an industry undergoing

rapid change. The momentum in

Frankfurt opened up new business

prospects and, from 6 to 10 February,

once again served as the global

marketplace for inspiration and

orientation, orders and personal

encounters.

At Ambiente, the offerings related to Ambiente

Projects attracted particular interest. The

HoReCa, Hospitality Interiors and Contract

Business areas became highly frequented

destinations for international buyers and

professionals from the retail, hospitality and

contract furnishing sectors. New formats such

as the Interior Design & Architecture Hub and

the expanded curated brand area Interior Looks

strengthen the fair's position as a platform for

interior design, hospitality and international

project business.

The program was complemented by special

themed formats such as Spot on Back of House

and the Hospitality Academy, which provided


Program; Spot on Back of House ve Hospitality Academy gibi tematik özel

formatlarla tamamlandı ve konaklama sektöründe verimli süreçler ile yeni

iş fırsatlarına yönelik somut açılımlar sundu. Planlama sektörü açısından

Alman İç Mimarlar Birliği (BDIA) Genel Müdürü Mandy Heinrichson şunları

vurguluyor: “Interior Design & Architecture Hub ve Compass Talks gibi

formatlar; yeni iş modelleri, konaklama mekânları ve planlama ile karar

alma süreçlerinde yapay zekânın rolüne dair önemli bir profesyonel tartışma

zemini oluşturuyor.”

Tüketim ürünleri fuar üçlüsü 2026’da, fuardan bir gün önce düzenlenen

Compass Talks ve yeni IFH sektör endeksinin sunumuyla başladı. İlk uluslararası

duyarlılık barometresi olma özelliği taşıyan bu endeks, küresel tüketim

ürünleri sektörünün mevcut durumunu ve gündemdeki temel konuları

ortaya koyuyor. Sonraki panel oturumlarının ortak mesajı netti: Beklemek bir

seçenek değil – iş modellerinin geliştirilmesi, daha dayanıklı tedarik zincirleri

ve gümrük vergileri ile ithalat düzenlemeleri gibi belirsizliklere karşı daha iyi

hazırlık gerekiyor. Bu çerçevede tüketim ürünleri fuarlarına uluslararası katılım

artıyor – özellikle bu dinamik ticaret ortamında birebir temaslar, pazar

şeffaflığı ve sağlam ağlar her zamankinden daha önemli hale geliyor.

Messe Frankfurt Genel Müdürü Detlef Braun şöyle diyor: “Jeopolitik gelişmeler,

maliyet baskıları ve dönüşüm ihtiyacı artık istisnai durumlar değil,

yeni gerçeklik. Tam da bu nedenle pazardaki doğru anı güven ve kararlılıkla

yakalamak önemli. Ve o an, burada ve şimdi Frankfurt’ta.” Dünyanın dört bir

yanından yaklaşık 140.000 ziyaretçi bu fırsattan yararlandı. Pek çok katılımcı

adına konuşan gelecek bilimci Ben Hammersley, perşembe günü şu sözlerle

bunu özetledi: “Gelecek için belirleyici olan planlama kesinliği değil, belirsizlikle

başa çıkma yeteneğidir – doğru zihniyet, merak ve uyum kabiliyetiyle.”

specific impetus for efficient processes and new business prospects

in the hospitality industry. From the perspective of the planning

industry, Mandy Heinrichson, Managing Director of the association of

German Interior Architects (BDIA), emphasizes: “Formats such as the

Interior Design & Architecture Hub and the Compass Talks open up an

important professional discourse on new business models, hospitality

interiors and the role of AI in planning and decision-making processes.”

The consumer goods trade fair trio kicked off in 2026 on the day before

the fair with the Compass Talks and the presentation of the new

IFH industry index. As the first international sentiment barometer, it

reveals where the global consumer goods industry currently stands

and the key issues at stake. The tenor of the subsequent afternoon

panels was clear: waiting is not an option – what is needed are further

developments in business models, more resilient value chains and

better preparation for uncertainties, such as customs duties and

import regulations. Against this backdrop, international participation

in consumer goods fairs is growing – especially in this dynamic trading

environment, personal encounters, market transparency and resilient

networks are becoming increasingly important. Detlef Braun, Managing

Director of Messe Frankfurt, remarks: „Geopolitics, cost pressures and

the need for transformation are no longer exceptional circumstances,

but rather a new reality. This is precisely why it is important to seize

the right moment in the market with confidence and drive. And that

moment is here and now in Frankfurt.” Around 140,000 visitors from

all over the world took advantage of this opportunity. Futurist Ben

Hammersley, speaking on behalf of many participants, made this

clear on Thursday: “The decisive factor for the future is not certainty in

planning, but the ability to deal with uncertainty – with the right mindset,

curiosity and adaptability.”


90

hotel restaurant

& hi-tech

fuar fair

Türk İhracatçılarından

Ambiente 2026’da Güçlü

Bir Etki

Turkish Exporters Make

a Strong Impact at

Ambiente 2026

Yaklaşık 300 firma, Türkiye’nin küresel tüketim ürünleri pazarındaki gücünü sergiledi.

Nearly 300 companies showcase Türkiye’s strength in global consumer goods market.

Dünyanın önde gelen tüketim ürünleri fuarı Ambiente 2026, 6–10 Şubat tarihleri arasında Messe

Frankfurt’ta küresel ev ve yaşam sektörünü bir kez daha bir araya getirdi. Binlerce katılımcı ve

uluslararası satın almacının yer aldığı organizasyon; sofra (Dining), yaşam alanları (Living) ve hediyelik

eşya (Giving) segmentlerinde sektörün en etkili buluşma noktalarından biri olduğunu bir kez daha

kanıtladı. Bu yıl fuarda öne çıkan ülke katılımlarından biri ise Türkiye oldu. Yaklaşık 300 ihracatçı firma,

üretim gücünü ve tasarım çeşitliliğini yansıtan geniş ürün portföyüyle Frankfurt’ta yerini aldı.

Geniş ve rekabetçi bir ürün yelpazesi

Türk firmaları; mutfak gereçleri, pişirme grupları, cam ve porselen ürünler, seramik, küçük ev

aletleri, plastik ev eşyaları, dekoratif ürünler, ev tekstili ve hediyelik eşya kategorilerinde geniş bir

koleksiyon sundu. Geleneksel zanaatkârlığı modern tasarım anlayışıyla birleştiren koleksiyonlar,

uluslararası pazarların farklı beklentilerine cevap verebilecek nitelikteydi.

Türk katılımcıların fuarın farklı salonlarına yayılan güçlü varlığı, Türkiye’nin üretim kapasitesini ve değişen

küresel tüketici trendlerine hızlı uyum sağlama yeteneğini ortaya koydu. Özellikle sürdürülebilir

malzemeler, yenilikçi üretim teknikleri ve estetik açıdan rafine edilmiş tasarımlar dikkat çekti.

The world’s leading consumer goods trade fair,

Ambiente 2026, once again brought together

the global home and lifestyle industry at Messe

Frankfurt from February 6–10. With thousands of

exhibitors and buyers from across the globe, the

event reaffirmed its position as one of the most

influential international platforms for dining,

living, and giving segments.Among the standout

national participations this year was Türkiye,

represented by approximately 300 exporting

companies presenting a wide spectrum of

products that reflected both manufacturing

depth and design versatility.

A broad and competitive product portfolio

Turkish exhibitors displayed an extensive range

of products, including kitchenware, cookware,

glassware, porcelain, ceramics, small domestic

appliances, plastic housewares, decorative

items, home textiles, and giftware. From

traditional craftsmanship to modern, designdriven

collections, companies demonstrated

their ability to cater to diverse international

market demands. The strong presence of

Turkish firms across multiple halls highlighted

the country’s production capacity and its

flexibility in responding to changing global

consumer trends. Sustainability-focused

materials, innovative production techniques, and

aesthetically refined collections were particularly

prominent throughout the fair.

Strategic importance for exports

Ambiente serves as a crucial commercial

platform at the start of the business calendar

year. For Turkish manufacturers and exporters,

participation is not merely about visibility — it

is about strengthening global partnerships,

expanding distribution networks, and securing

new orders in key export markets. Germany

remains one of Türkiye’s most significant

trading partners, particularly in household and

consumer goods. Beyond Germany, Ambiente

provides direct access to buyers from Europe,

North America, the Middle East, Asia, and Latin

America, reinforcing its value as a truly global

sourcing hub. The scale of Turkish participation

this year signals continued confidence in

international markets despite global economic

fluctuations. The diversity of exhibitors — from

long-established brands to dynamic SMEs

— reflects the sector’s resilience and exportoriented

growth strategy.


Design, innovation and sustainability

One of the defining themes of Ambiente 2026

was sustainability and forward-looking design.

Turkish companies aligned closely with these

themes, presenting eco-conscious collections,

recyclable packaging solutions, and energyefficient

production processes. At the same time,

design innovation stood out as a competitive

advantage. Contemporary interpretations

of traditional motifs, minimalist European

aesthetics, and functional, user-centered

product development illustrated the sector’s

evolving global vision.

İhracat açısından stratejik öneme sahip

Ambiente, yılın başında düzenlenmesi nedeniyle sektör açısından kritik bir ticari platform niteliği

taşıyor. Türk üretici ve ihracatçılar için fuara katılım yalnızca görünürlük değil; aynı zamanda küresel

iş birliklerini güçlendirmek, dağıtım ağlarını genişletmek ve yeni siparişler almak anlamına geliyor.

Almanya, ev ve tüketim ürünleri sektöründe Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olmayı

sürdürüyor. Bununla birlikte Ambiente, Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Amerika, Orta Doğu, Asya ve Latin

Amerika’dan alıcılarla doğrudan temas imkânı sunarak gerçek anlamda küresel bir tedarik merkezi

işlevi görüyor.

Strengthening Türkiye’s global position

The participation of nearly 300 Turkish exporters

at Ambiente 2026 underscores Türkiye’s position

as a major international supplier in the home

and lifestyle industries. The fair not only provided

immediate commercial opportunities but also

offered valuable insight into emerging consumer

preferences and retail trends that will shape the

coming year. As the doors closed in Frankfurt,

Turkish companies left with renewed momentum

— strengthened by new contacts, fresh market

intelligence, and reinforced brand visibility.

Ambiente 2026 once again demonstrated that

Türkiye remains a strong and competitive force

in the global consumer goods arena.

As Hotel & Restaurant Hi-Tech magazine, we

took our place at Ambiente 2026. At this global

gathering of the home and lifestyle sector, we

connected with industry professionals, explored

innovative products and trends firsthand, and

engaged in key interactions for international

collaborations.

Bu yıl yaklaşık 300 Türk firmasının katılım göstermesi, küresel ekonomik

dalgalanmalara rağmen sektörün uluslararası pazarlara olan güvenini

yansıtıyor. Köklü markalardan dinamik KOBİ’lere kadar geniş bir katılımcı

profili, sektörün dayanıklılığını ve ihracat odaklı büyüme stratejisini ortaya

koyuyor.

Geleneksel motiflerin çağdaş yorumları, minimalist Avrupa estetiği ve kullanıcı

odaklı fonksiyonel tasarımlar, Türk üreticilerin küresel vizyonunu gözler önüne

serdi.

Tasarım, yenilik ve sürdürülebilirlik

Ambiente 2026’nın öne çıkan temalarından biri sürdürülebilirlik ve geleceğe

dönük tasarım anlayışı oldu. Türk firmaları da çevre dostu koleksiyonlar,

geri dönüştürülebilir ambalaj çözümleri ve enerji verimli üretim

süreçleriyle bu yaklaşıma güçlü bir uyum sergiledi. Aynı zamanda tasarım

odaklı ürün geliştirme, sektörün rekabet avantajlarından biri olarak öne

çıktı.

Türkiye’nin küresel konumunu güçlendiren katılım

Ambiente 2026’ya yaklaşık 300 Türk ihracatçının katılımı, Türkiye’nin ev ve yaşam

sektöründe önemli bir uluslararası tedarikçi konumunu pekiştiriyor. Fuar, yalnızca

anlık ticari fırsatlar sunmakla kalmayıp, önümüzdeki dönemin tüketici eğilimleri

ve perakende trendlerine ilişkin değerli iç görüler de sağladı. Frankfurt’ta kapanan

fuarın ardından Türk firmaları; yeni iş bağlantıları, güçlenen marka görünürlüğü ve

artan pazar bilgisiyle ülkelerine döndü. Ambiente 2026, Türkiye’nin küresel tüketim

ürünleri pazarındaki güçlü ve rekabetçi konumunu bir kez daha teyit etti.

Hotel & Restaurant Hi-Tech dergisi

olarak Ambiente 2026 Fuarı’nda

yerimizi aldık. Küresel ev ve yaşam

sektörünün buluşma noktasında, sektör

profesyonelleriyle bir araya gelerek

yenilikçi ürünleri ve trendleri yerinde

takip ettik; uluslararası iş birlikleri için

önemli temaslarda bulunduk.


92

hotel restaurant

& hi-tech

marka brand

KÜTAHYA PORSELEN

AMBIENTE'DE YENI

KOLEKSIYONLARINI TANITTI

Kütahya Porselen Introduced Its

New Collections at Ambiente

Sofra estetiğinden başlayarak yaşamın tüm alanlarına değer

katan Türkiye’nin öncü porselen üreticilerinden Kütahya

Porselen, dünyanın en saygın tüketim ürünleri fuarlarından

Ambiente Frankfurt 2026’ya katıldı.

One of Türkiye’s leading porcelain manufacturers, Kütahya

Porselen, which adds value to every aspect of life starting

from table aesthetics, participated in Ambiente Frankfurt

2026 — one of the world’s most prestigious consumer

goods fairs.

Throughout the fair, the brand held one-on-one meetings with more than 200

commercial clients from over 70 countries. It attracted significant attention with

the Tilop Collection, part of its sustainability-focused Green Route category,

designed using 75% recycled materials.

Fuar süresince 70’ten fazla ülkeden 200’ü aşkın ticari müşteriyle

birebir temas kuran porselen markası, sürdürülebilirlik odağında

geliştirdiği Green Route kategorisinde yer alan ve yüzde 75 geri

dönüştürülmüş malzemelerle tasarlanan Tilop Koleksiyonu’yla dikkat

çekti.

Yenilikçi koleksiyonlar

6–10 Şubat tarihleri arasında dünyaca ünlü markaların yer aldığı

fuarda, 345 m²’lik Home ve 240 m²’lik Horeca standı olmak üzere

toplam 585 m² alanda katılımcılarını ağırlayan Kütahya Porselen,

ev ve horeca sektörlerine yönelik güçlü ve geniş ürün yelpazesini

uluslararası ziyaretçilerle buluşturdu.

Yenilikçi tasarım anlayışı ve üretim gücüyle uluslararası pazarlardaki

büyümesini sürdürmeyi hedefleyen Kütahya Porselen, yeni Dijital

Koleksiyonu’nda yer alan Mystic Edge, Lume, Riva ve Bloom Garden

ürünlerinin yanı sıra reaktif sır eknolojisiyle geliştirdiği yeni Reaktif

Koleksiyonu’nda yer alan Eterea Nuance ve VForm ürünlerini de

fuarda ilk kez tanıttı. Kütahya Porselen’in fuar için özel olarak

kurgulanan stant tasarımı ise farklı koleksiyonları güçlü bir görsel

anlatı altında bir araya getirerek fuarın dikkat çeken alanlarından biri

oldu.

Yılmaz: “Teknolojiyi tasarımın merkezine alıyoruz”

Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Dr. Tanzer

Polat Yılmaz, fuara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

Ambiente, dünyanın en önemli porselen üreticilerinin yer aldığı,

sektörümüz açısından son derece kritik bir uluslararası organizasyon.

2026 yılında fuarda sürdürülebilir üretim anlayışı, fonksiyonel estetik

ve hikâye anlatımı tasarımın merkezinde yer aldı. Bu yaklaşım,

sektörün yalnızca estetik değil; çevresel sorumluluk ve kullanım

verimliliği odağında da yeniden şekillendiğini gösterdi.

Kütahya Porselen olarak fuarda, ev grubuna ve profesyonel kullanıma

yönelik ürünlerimizi iki ayrı stantta ziyaretçilerimizi ağırladık.

Koleksiyonlarımızı; farklı coğrafyaların estetik beklentilerine uyum

sağlayan, aynı zamanda küresel kalite standartlarında süreklilik

sunan bir perspektifle kurguladık.

Fine dining segmentine yönelik tasarımlarımızı, profesyonel

kullanıma uygun yüksek dayanıklılığa sahip ürünlerle birlikte sunarak

hem estetik hem performans odağımızı ortaya koyduk. Bu yapı; esnek

üretim gücümüzü, güçlü tasarım altyapımızı ve teknolojiyi tasarımın

merkezine alan yaklaşımımızı net biçimde yansıttı. Bu tür uluslararası

platformlarda markamızı ve ülkemizi en iyi şekilde temsil ederek

rekabet gücümüzü pekiştirmeyi ve global pazarlardaki konumumuzu

daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz."

Innovative collections

Held between 6–10 February and featuring globally renowned brands, the fair

welcomed Kütahya Porselen across a total exhibition area of 585 m² — including

a 345 m² Home stand and a 240 m² Horeca stand. The company presented its

strong and extensive product portfolio for both the home and horeca sectors to

international visitors.

Aiming to continue its growth in international markets through its innovative

design approach and production strength, Kütahya Porselen introduced several

new collections for the first time at the fair. These included Mystic Edge, Lume,

Riva, and Bloom Garden from its new Digital Collection, as well as Eterea Nuance

and VForm from its new Reactive Collection developed with reactive glaze

technology.

The stand design, specially conceptualized for the fair, brought together different

collections under a powerful visual narrative, making it one of the most striking

areas of the exhibition.

Yılmaz: “We place technology at the center of design”

Dr. Tanzer Polat Yılmaz, Board Member and General Manager of Kütahya

Porselen, shared the following remarks regarding the fair: “Ambiente is one of

the most important international organizations in our sector, bringing together

the world’s leading porcelain manufacturers. In 2026, sustainable production,

functional aesthetics, and storytelling were at the heart of design at the fair.

This approach demonstrates that the sector is being reshaped not only around

aesthetics, but also around environmental responsibility and efficiency in use.

As Kütahya Porselen, we welcomed our visitors in two separate stands dedicated

to home products and professional use. We structured our collections with a

perspective that adapts to the aesthetic expectations of different geographies

while consistently delivering global quality standards. By presenting our

fine dining segment designs alongside highly durable products suitable

for professional use, we demonstrated our focus on both aesthetics and

performance.

This structure clearly reflects our flexible production capability, strong design

infrastructure, and our approach of placing technology at the center of design.

Through such international platforms, we aim to represent both our brand and

our country in the best possible way, reinforce our competitiveness, and further

strengthen our position in global markets.”


Porland ve Pioli’den

Ambiente’de HoReCa

Odaklı Güçlü Çıkış

Strong HoReCa-Focused

Showcase from Porland and Pioli

at Ambiente

Porland ve profesyonel mutfaklara özel markası Pioli,

Frankfurt’ta düzenlenen Ambiente 2026 Fuarı’nda, iki

markanın karakterini buluşturan özel stant kurgusuyla güçlü

bir HoReCa çıkışına imza attı.

Porland and its professional kitchen brand Pioli made a

strong HoReCa-focused appearance at Ambiente 2026 in

Frankfurt with a distinctive booth concept that brought

together the character of both brands.

Türkiye’nin küresel porselen markası Porland ve HoReCa sektörüne özel

profesyonel mutfak markası Pioli, Frankfurt’ta düzenlenen Ambiente

2026 Fuarı’nı, HoReCa odaklı somut iş görüşmeleri, yeni koleksiyonlara

gelen uluslararası ilgi ve yeni pazar fırsatlarıyla tamamladı. Porland ustalığı

ve Pioli’nin keşifçi ruhunu yansıtan özel stant kurgusu, fuarda tüm dikkatleri

üzerine topladı. Stantlar başta Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, İngiltere ve

İspanya olmak üzere Avrupa’dan; ayrıca Orta Doğu ülkeleri ve Amerika pazarı

gibi mevcut ve potansiyel yeni pazarlardan gelen satın alma ekipleri tarafından

yüksek ilgi gördü.

Fuarda Pioli’nin HoReCa profesyonelleri için geliştirilen 5 yeni deseni ilk kez

tanıtıldı. Porland tarafında ise Astro serisi, dijital baskı teknolojisiyle geliştirilen

altı yeni koleksiyonu, White Wash isimli yeni sır ailesi, üst segment Double

Face yeni form ailesi Ash&Almond ile Varia formunda kullanılan çift taraflı

sır uygulaması Ambiente 2026’da ilk kez sahneye çıktı. Fuarda en fazla dikkat

çeken koleksiyonlar Poland’da; Astro-White Wash-Double Face; Pioli’de Gleam

- Arvia ve Siena oldu; genel olarak modern ve doğal dokulu ürünler öne çıktı.

Ambiente-2026 boyunca özellikle HoReCa tarafında otel grupları, restoran

zincirleri ve kurumsal satın alma ekipleriyle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildi.

Yeni koleksiyonların proje kullanımına uygunluğu üzerinden yürütülen

temaslar; Porland ve Pioli’nin profesyonel mutfaklarda çözüm ortağı marka

konumunu güçlendirdi.

Özel kahve alanıyla davetkârdı…

Sofraya dair estetiği ve sunumu bütünsel bir deneyim olarak ele alan Porland,

bu yaklaşımın doğal bir uzantısı olarak kahve kategorisindeki iddiasını

Ambiente 2026’ya taşıdı. Ambiente 2026 için hazırlanan özel kahve alanı

birebir görüşmeler için sıcak ve davetkâr bir atmosfer oluşturdu. Porland’ın

kahve özel alanı, “Kahve porselende içilir” yaklaşımını deneyimsel bir kurguya

dönüştürerek standın en dikkat çeken temas noktalarından biri haline geldi.

Ayrıca Porland ve Pioli’nin ayrı stant konumlandırılması, ziyaretçiler tarafından

net ve anlaşılır bulundu.

Global büyümede yeni faza geçiliyor

Porland, 2026 yılında Avrupa ana pazarı başta Almanya, Fransa ve Benelüks

olmak üzere İngiltere, Orta Doğu’daki HoReCa projeleri ve Kuzey Amerika’daki

büyüme fırsatlarına odaklanmayı hedefliyor. Marka gelecek yeni yatırım döneminde;

dağıtıcı ağını genişletmeyi ve HoReCa kanalında kalıcı bir değer zinciri

oluşturmayı önceliklendiriyor.

Porland, Türkiye’s global porcelain brand, and Pioli, its professional kitchen brand

dedicated to the HoReCa sector, completed Ambiente 2026 with concrete business

meetings, strong international interest in new collections, and new market

opportunities. The booth concept, reflecting Porland’s craftsmanship and Pioli’s

exploratory spirit, attracted significant attention throughout the fair. Purchasing

teams from Germany, France, Italy, the Netherlands, the United Kingdom, and

Spain, as well as from the Middle East and the American market, showed high

interest.

At the fair, Pioli introduced five new patterns developed specifically for HoReCa

professionals. On the Porland side, the Astro series, six new collections developed

with digital printing technology, the new glaze family White Wash, the uppersegment

Double Face new form family Ash & Almond, and the double-sided glaze

application used in the Varia form were presented for the first time at Ambiente

2026. The most attention-grabbing collections were Astro, White Wash, and Double

Face for Porland; and Gleam, Arvia, and Siena for Pioli. Overall, modern and

naturally textured products stood out.

Throughout Ambiente 2026, comprehensive meetings were held with hotel groups,

restaurant chains, and corporate purchasing teams, particularly on the HoReCa

side. Discussions focused on the suitability of the new collections for projectbased

use, strengthening Porland and Pioli’s positioning as solution partners in

professional kitchens.

A welcoming coffee experience area

Approaching table aesthetics and presentation as a holistic experience, Porland

extended this vision to its coffee category at Ambiente 2026. A specially designed

coffee area generated a warm and inviting atmosphere for one-on-one meetings.

Turning the approach of “Coffee is enjoyed in porcelain” into an experiential

concept, the coffee space became one of the most notable touchpoints of the stand.

The separate positioning of Porland and Pioli booths was also perceived as clear

and well-structured by visitors.

Chef event highlight

During a special chef event, Cenk Doğar — host and chef who has presented the

Michelin Guide ceremonies for the past two years — prepared exclusive dishes

using Porland and Pioli products. Throughout the cooking process, he shared the

technical features of the products with visitors.

Entering a new phase in global growth

In 2026, Porland aims to focus on its main European markets — particularly

Germany, France, and the Benelux region — as well as the United Kingdom,

HoReCa projects in the Middle East, and growth opportunities in North America.

In the upcoming investment period, the brand prioritizes expanding its distributor

network and building a sustainable value chain in the HoReCa channel.

Gerçekleştirilen şef

etkinliğinde, son iki yıldır

Michelin Yıldızları’nın

sunuculuğunu üstlenen

sunucu ve şef Cenk Doğar

Porland ve Pioli ürünleriyle

müşterilere özel lezzetler

hazırlarken, pişirme

süreci boyunca kullanılan

ürünlerin teknik özelliklerini

de ziyaretçilerle paylaştı.


94

hotel restaurant

& hi-tech

fuar fair

Güral Porselen’in

Tasarım ve Üretim

Gücü Ambiente

2026’da Öne Çıktı

Güral Porselen’s Design and

Production Excellence Shines

at Ambiente 2026

İhracat faaliyetlerindeki başarısının yanı sıra yüksek kalite standartlarında porselen üretimiyle öne çıkan Güral Porselen,

dünyanın en prestijli uluslararası fuarlarından biri olan Ambiente 2026’da yeni koleksiyonlarıyla yer aldı.

In addition to its success in export activities, Güral Porselen, renowned for its high-quality porcelain production,

showcased its new collections at Ambiente 2026, one of the world’s most prestigious international fairs.

Dünya çapında ev eşyaları ve züccaciye sektörünün referans fuarları

arasında yer alan Ambiente 2026, bu yıl da Frankfurt’ta gerçekleşti.

Yüksek üretim kapasitesi ve özgün tasarım yaklaşımıyla öne çıkan

Güral Porselen, fuar boyunca ev kullanımı ve HoReCa sektörüne yönelik

yeni koleksiyonlarını uluslararası ziyaretçilerle buluşturdu. Otel, restoran

ve kafe sektörüne özel olarak geliştirilen koleksiyonlar yoğun kullanıma

uygun, dayanıklı ve şık tasarımlarıyla uluslararası zincirlerin ve profesyonel

alıcıların ilgisini çekti. Ziyaretçiler, Güral Porselen’in en güncel ürünlerini

yakından inceleyerek markanın tasarım anlayışı ve üretim altyapısı hakkında

detaylı bilgi aldı.

Digibone teknolojisiyle üretilen özel seri

Yenilikçi üretim teknolojileri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla

Ambiente 2026’nın öne çıkan markaları arasında yer alan Güral Porselen,

fuarda patentli Digibone teknolojisiyle ürettiği özel serisini tanıttı. Porselenin

zarafetini dijital baskı estetiğiyle buluşturan Digibone koleksiyonu, ev

kullanımından HoReCa sektörüne uzanan geniş ürün gamıyla dikkat çekti.

Güral Porselen standında sergilenen ve sektör profesyonellerinin ilgi gösterdiği

Valeron Koleksiyonu ise reaktif sır tekniğiyle üretilen yapısıyla porselende

doğal doku ve yüzey derinliği sunan ürün grupları arasında yer aldı.

Seal, Saura, Terra, Agate, Calvera, Rosiventi, Aleste, Ombrai, Matte Verde,

Kelpy, Abisso, Matte Beige ve Matte Azzurre gibi farklı serileri kapsayan

koleksiyon, her parçada değişken ton ve yüzey karakterleriyle öne çıktı. Dayanıklı

yapısı, modern form dili ve istiflenebilir tasarımıyla Valeron, HoReCa

kullanımına yönelik geliştirilen koleksiyonlar arasında konumlanıyor.

Ayrıca, fuarda öne çıkan başlıklardan biri olan robotik üretim teknolojisi,

el değmeden üretimle sağlanan kusursuz simetri, yüksek dayanıklılık ve

uzun ömürlü kullanım özellikleriyle markanın kalite standartlarını bir üst

seviyeye taşıdı.

Ambiente 2026, recognized as

a reference fair in the global

homeware and kitchenware industry,

took place in Frankfurt this year

as well. Highlighted for its high

production capacity and original

design approach, Güral Porselen

presented its new collections for

home use and the HoReCa sector to

international visitors throughout the

fair. Collections specifically developed

for hotels, restaurants, and cafés

attracted the attention of international

chains and professional buyers with

their durability, suitability for intensive

use, and elegant designs. Visitors

had the opportunity to examine

Güral Porselen’s latest products up

close and gain detailed insights into

the brand’s design philosophy and

production infrastructure.

Special series produced with Digibone technology

As one of the standout brands at Ambiente 2026 with its innovative production

technologies and sustainability-focused approach, Güral Porselen introduced

its special series produced using patented Digibone technology. Combining the

elegance of porcelain with digital printing aesthetics, the Digibone collection

attracted attention with its wide product range, spanning from home use to the

HoReCa sector.

Another highlight at the Güral Porselen stand was the Valeron Collection, produced

using a reactive glaze technique that provides natural texture and surface depth.

The collection includes various series such as Seal, Saura, Terra, Agate, Calvera,

Rosiventi, Aleste, Ombrai, Matte Verde, Kelpy, Abisso, Matte Beige, and Matte

Azzurre, each piece featuring variable tones and surface characteristics. With

its durable structure, modern design language, and stackable design, Valeron is

positioned among the collections developed for HoReCa use.

Additionally, one of the key highlights at the fair was robotic production technology,

which enabled flawless symmetry, high durability, and long-lasting use without

human contact, raising the brand’s quality standards to the next level.



96

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

UGFF URLA, FILM PERDESI VE SOFRAYI

AYNI SAHNEDE BULUŞTURACAK

Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası Uluslararası Gastronomi Film Festivali

(UGFF), 5-7 Haziran 2026 tarihleri arasında Urla’da gerçekleştirilecek.

Sinemanın etkileyici anlatım

gücü ile gastronominin derin

kültürel köklerini birleştirerek,

Türkiye'nin zengin mirasını

uluslararası alana taşıyan Uluslararası

Gastronomi Film Festivali (UGFF),

Urla destinasyonundaki festivalinde,

katılımcıları birçok etkinlikle

buluşturacak. Festival kapsamında;

Klazomenai Uluslararası Kısa

Film Yarışması, Veri Gurmesi, Sine

Sınıf, Gastro Sınıf, Açık Büfe B2B

Buluşmaları, Açık Perde ve Komşu

Sofra etkinlikleri gerçekleştirilecek.

Zengin etkinliklerle çok disiplinli

festival deneyimi

UGFF, film gösterimlerinden atölyelere,

sektör buluşmalarından söyleşilere

uzanan etkinlikleriyle katılımcılara

zengin bir program sunacak. Festival

ayrıca, sinema ve gastronomi

profesyonellerini aynı sofrada bir araya

getirerek yeni iş birliklerinin önünü

açmayı hedefliyor. Aynı zamanda yerel

değerleri görünür kılan festival, Urla’yı

uluslararası kültür ve lezzet haritasında

güçlü bir durak haline getirmeyi

hedefliyor. Urla’nın tarih, doğa ve

gastronomiyle iç içe dokusu, festivalin

çok disiplinli yapısı için güçlü bir zemin

sunuyor.

UGFF’nin Yönetim Kurulu'nda Kurucu

Direktör Gülper Ergün, Festival

Koordinatörü Yeşim Kaya, Artistik

Direktör Ferdinando Maddaloni,

Gastronomi Küratörü Yalçın İnam,

Medya ve İletişim Sorumlusu Yağmur

Yağcı, Yarışmalar ve Program

Sorumlusu Seda Kanburoğlu,

Uluslararası Gastronomi Küratörü

Claudio Chanelli ile Festival Asistanı

Delfin Can yer alıyor. UGFF’nin

Danışmanlar Kurulu’nda ise

Danışmanlar Kurulu’nda Ahmet

Güzelyağdöken, Ebru Erke, Ebru Koralı,

Ercan Kesal, Ezel Akay, Fadik Sevin

Atasoy, İlhan Koçulu, İsmail Ertürk,

Pınar Kartal Timer, Serra Yılmaz, Sırma

Güven ve Zeynep Atakan bulunuyor.

Kısa Film Yarışması başvuruları açıldı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali kapsamında gerçekleştirilecek

Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması’nda başvurular başladı. Farklı

üretim biçimlerine ve anlatı dillerine açık yapısıyla kurmaca, belgesel,

senaryo ve mobil film dallarında düzenlenecek olan yarışmaya başvurular

FilmFreeway platformu üzerinden alınıyor. Yarışma kapsamında başvuran

uluslararası filmlerin İngilizce altyazılı olması zorunlu olarak tutuluyor.

Yarışmaya başvurular 7 Nisan Salı gününe kadar sürecek, finale kalan filmler

ve projeler 15 Mayıs Cuma günü açıklanacak. Yarışmanın kazananları ise 7

Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek ödül töreninde açıklanacak.


NETWORK

VE İŞ

BAĞLANTILARI

YAPMAYA

HAZIR MISIN?

ARE YOU READY

TO NETWORK

AND MAKE

BUSINESS

CONNECTIONS?

24-25 EYLÜL 2026 24-25 SEPTEMBER 2026

YENİKAPI AVRASYA GÖSTERİ

VE SANAT MERKEZİ

YENIKAPI EURASIA SHOW

AND ART CENTER

Yerinizi ayırtmakta geç kalmayın!

Don’t be late to book your place!

www.istanbulturizmfuari.com.tr

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB İZNİ İLE DÜZENLENMEKTEDİR

THIS FAIR IS ORGANISED WITH THE PERMISSION OF TOBB IN ACCORDANCE WITH THE LAW NUMBERED 5174


98

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

METRO TÜRKIYE, MICHELIN

SEÇKILI RESTORANLARI

PLAKETLENDIRDI

MICHELIN Rehberi’nin 2026 seçkisinde yer alan restoranlar, gururla

sergileyecekleri plaketlerine Metro Türkiye tarafından İstanbul, İzmir ve Muğla'da

düzenlenen özel buluşmalarla kavuştu.

Metro Türkiye, dünyanın en itibarlı

restoran derecelendirme sistemi

olarak kabul edilen MICHELIN

Rehberi’nin bu yıl da ana partneri olmaya

devam ediyor. Rehberin İstanbul, İzmir

ve Muğla seçkisinde yer alan restoranlar,

gururla sergileyecekleri plaketlerini Metro

Türkiye'nin düzenlediği özel buluşmalarla

teslim aldı. Her destinasyonda ayrı ayrı

gerçekleştirilen etkinliklerle, 34'ü yeni

olmak üzere toplam 151 restorana

plaketleri takdim edildi.

Türkiye’ye yatırım yapan ilk uluslararası

perakendeci olarak, Türk mutfağının

korunması misyonuyla çalıştıklarını

ifade eden Metro Türkiye CEO’su David

Antunes, “İlk günden bu yana hedefimiz,

şeflere sadece ürün tedarik etmek

değil, onların yanında durmak. Türk

mutfağının güçlenmesine ve dünyada

daha görünür olmasına katkı sağlayan

uzun vadeli bir çözüm ortağı olmak.

Rehber ile olan partnerliğimizi, işimizin

bir parçası olarak görmemizin nedeni de

bu ortaklık. Her geçen yıl yeni eklenen

destinasyonlarla rehberin Türkiye’deki

ağını genişletmesi ve önümüzdeki yıldan

itibaren tüm Türkiye’yi kapsayacak olması

da çok önemli bir gelişme. Biz Türk

mutfağının bu yolculuğunu şeflerimiz

ve restoranlarımızla omuz omuza

desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

Bu yıl MICHELIN Rehberi’nin

seçkisine ilk kez dahil edilen

Kapadokya bölgesinin ödüllü

restoranları 4 Şubat’ta, 2026

seçkisinde Tavsiye Edilenler

listesinde yer alan Reserved

Cappadocia’nın ev sahipliğinde

düzenlenen organizasyonla

plaketlerine kavuştu.

Her destinasyona özel buluşma

Metro Türkiye, MICHELIN Rehberi’nin

Türkiye seçkisinde her yıl daha

fazla destinasyona ve restorana yer

vermesiyle birlikte, bu yıl plaket teslim

organizasyonlarını rehbere girme başarısı

gösteren mekanların ev sahipliğinde

gerçekleştirdi. Bu özel buluşmaların

İstanbul Avrupa ayağı 2026 seçkisinde

Tavsiye Edilenler listesinde bulunan

Biz İstanbul’da düzenlenirken, İstanbul

Anadolu ayağı ise 2026 seçkisinde hem

Tavsiye Edilenler listesinde yer alan

hem de Yeşil Yıldız ile onurlandırılan

Telezzüz’de gerçekleştirildi. İzmir’in

MICHELIN Rehberine girmeye hak

kazanan restoranları plaketlerine, 2026

seçkisinde Bib Gourmand listesinde yer

alan La Mahzen’de kavuştu. Muğla’nın

ödüllü restoranları ise plaketlerini 2026

seçkisinde Tavsiye Edilenler listesinde yer

alan Karnas Vineyards’da teslim aldı.


Kapadokya

MICHELIN ödüllerine kavuştu

MICHELIN Rehberi’ne bu yıl ilk kez dahil olan Kapadokya’da rehbere girme başarısı gösteren

restoranlara ait plaketler Metro Türkiye tarafından Reserved Cappadocia’da düzenlenen özel

bir buluşmayla takdim edildi.

MICHELIN Rehberi’nin 2026

seçkisine ilk kez dahil edilen

Kapadokya’da MICHELIN

müfettişlerinin takdirini kazanan

restoranlar, gururla sergileyecekleri

plaketlerini Metro Türkiye'nin,

Tavsiye Listesi’nde yer alan Reserved

Cappadocia’da düzenlediği özel bir

davetle teslim aldı.

Davette yaptığı konuşmada Metro

Türkiye’nin ülkemizde faaliyete

başladıkları ilk günden bu yana Türk

mutfağının uluslararası ölçekte daha

görünür ve kalıcı olmasını misyon

edindiklerini ifade eden Metro Türkiye

Satın Alma Direktörü Hamit Baykal,

“36 yıldır Türk mutfağının dünyada

daha görünür ve kalıcı olması için

değer yaratan bir çözüm ortağı olarak

çalışıyoruz. Amacımız, mutfağın tüm

paydaşlarının birlikte güçlendiği bir yapı

oluşturmak. Rehber ile yürüttüğümüz

resmi partnerlik de tam olarak bu

bütüncül yaklaşımın uluslararası

sahnedeki karşılığı. Kapadokya ise

gastronomi yolculuğunun Türkiye’deki

en özgün duraklarından biri. UNESCO

Dünya Mirası listesinde yer almasının

yanı sıra farklı medeniyetlerden

etkilenen kadim mutfak kültürüyle

gastronomi turizmi açısından çok

önemli bir nokta. Rehber, Türkiye’deki

yolculuğuna her yıl yeni şehirler

ekledi. Önümüzdeki yıldan itibaren

tüm Türkiye’yi kapsayacak olması

çok önemli bir gelişme. Biz Metro

Türkiye olarak, Türk mutfağının bu

yolculuğunda şeflerin ve restoranların

yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

18 farklı restoranla seçkide yer aldı

Misafirperverlik ve derin mutfak

kültürüyle öne çıkan Kapadokya’da,

Revithia Kapadokya ‘1 MICHELIN Yıldızı’

alarak seçkiye değerli bir giriş yaptı.

Babayan Evi ise sürdürülebilirliğine

saygı duyan yaklaşımıyla ‘Yeşil Yıldız’ı

hak etti. MICHELIN’in makul fiyatlı

lezzetli yemekler sunan restoranları

listelediği ‘Bib Gourmand'da yer

alan mekanlar ise Old Greek House,

Tabal Gastronomi Evi Niğde, Aravan

Evi, Happena ve Babayan Evi oldu.

Kapadokya’nın Tavsiye Edilenler

Listesi’nde yer alan restoranları

ise şöyle sıralandı: Reserved

Cappadocia, Uzundere Kapadokya

Mutfağı, Kardeşler Restoran, Nahita

Cappadocia, Saklı Konak Cappadocia,

Lil’a Restaurant, Sofram Restaurant,

Moniq Restaurant, Gorgoli, Seten, Seki

Restaurant, Tık Tık Kadın Emeği.


100

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

PROFESYONEL MUTFAKLAR

G2M GASTROMASTER’DA

BULUŞTU

g2m, “Ustalık Her Mutfakta” temalı GastroMaster etkinliğiyle turizm ve

profesyonel mutfak dünyasını Antalya’da bir araya getirdi.

Ev dışı tüketim (EDT) sektörünün öncü

tedarikçilerinden g2m, bu yıl “Ustalık

Her Mutfakta” konseptiyle ilk kez

düzenlediği GastroMaster etkinliğinde

turizm ve mutfak profesyonellerini 5

Şubat’ta Antalya’da bir araya getirdi. The

Marmara Otel’de turizm profesyonelleri,

otel şefleri, restoran yöneticileri ve satın

alma ekipleri gibi EDT profesyonellerinin

katılımıyla düzenlenen etkinlik, deneyim

ve bilgi paylaşımını odağına alan güçlü bir

sektör buluşmasına sahne oldu.

Profesyonellere özel ürün portföyü

sergilendi

Etkinlik boyunca g2m; pastacılık, donuk

unlu mamuller, donuk gıda ürünleri,

HoReCa mutfak ürünleri, kahvaltılık

ürünleri, kuru gıda ürünleri, makarna,

bakliyat, yağ, dünya sosları, sıvı soslar

ve atıştırmalık gibi kategorilerden

oluşan profesyonel mutfaklara

yönelik geniş ürün portföyünü sektör

profesyonelleriyle buluşturdu. g2m’nin

öz ve özel markaları; Lovells, Ülker,

Frimer, Ülker Marifet, Besler, Ömür,

McVitie’s, Bizim Pastacılık Yağları, Ülker

Çokokrem, Besler Konserve, Bizim

Sos, Bizim Krema, Bizim Kremşanti ve

Besler Sıvı Sos’un yanı sıra distribütör

markaları ve tedarikçisi olduğu birçok

güçlü marka; otel mutfağı konseptli

istasyonlarda tadım, uygulamalar

ve birebir anlatımlarla ziyaretçilerin

beğenisine sunuldu.

Pastacılık workshoplarının yanı sıra

makarna konusunda uzman bir şefin

özel tarifleriyle hayata geçirilen farklı

konseptteki workshoplar yoğun ilgi

gördü. Katılımcılar, ürünlerin mutfak

içindeki kullanım avantajlarını,

performanslarını ve uygulama

tekniklerini doğrudan deneyimleme

imkanı yakaladı.

Farklı şehirlerde devam edecek

g2m Genel Müdürü Deniz Alkaç,

GastroMaster etkinliğinin profesyonel

mutfaklara yalnızca ürün sunmakla

kalmayıp, bilgi ve deneyim paylaşımı

sağlayan bir platform olduğunu

vurguladı. Alkaç, şeflerin ürünlerin

kullanımını ve menülere katacağı değeri

birebir deneyimleme fırsatı bulduğunu,

etkinliğin turizm sezonu öncesinde

sektör için önemli bir katkı sağladığını

belirtti. Ayrıca etkinliğin Antalya’da ilk

kez gerçekleştirildiğini, farklı şehirlerde

de tekrarlanarak sektöre ilham vermeyi

sürdüreceklerini ifade etti.

g2m, GastroMaster’da “usta

şeflerin çözüm ortağı” olma

yaklaşımıyla ürün performansları,

mutfak içi kullanım teknikleri ve

ustalığı güçlendiren çözümlerin

aktarıldığı bir deneyim alanı

tasarladı. Etkinliğe 500’ü aşkın

sektör temsilcisi katılırken,

ilkbahar-yaz turizm sezonu

öncesinde şefler kendi menülerine

ilham verebilecek yeni ürünleri

görme fırsatı buldu.


LÜFERDEN

KÖKLÜ

MARKALARA

İSTANBUL

MUTFAĞI

KONUŞULDU

İstanbul Ticaret Odası 17. Restoran ve Yiyecek Hizmetleri Meslek Komitesi öncülüğünde düzenlenen “İstanbul

Mutfağının Yüzyılı” konferansı, İstanbul’un mutfak kültürünü tarihsel, toplumsal ve kültürel boyutlarıyla masaya

yatırdı.

Konferansın açılış konuşmalarını

İstanbul Ticaret Odası Başkan

Yardımcısı Ahmet Özer, İstanbul

Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı

Ümit Öztürk ve İTO 17. Restoran ve Yiyecek

Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyesi

Rouzben Gergeri yaptı. Özer, İstanbul’un

gastronomi mirasının korunmasının

önemine dikkat çekerek, lüferin coğrafi

işaretle tescilini örnek gösterdi. Öztürk,

İstanbul’un tarih boyunca ticaret ve kültür

merkezi olduğunu vurguladı; Gergeri ise

sektörde eğitimin önemine değinerek

komite bütçesinin tamamının eğitime

ayrıldığını belirtti.

İstanbul’un mutfak hafızasına vurgu

Akademik oturumda Prof. Dr. Arif Bilgin,

Dr. Öğr. Üyesi Aynülhayat Uybadın ve Dr.

Öğr. Üyesi Kübra Sultan, Cumhuriyet’in

ilk yıllarından günümüze İstanbul

mutfağının dönüşümünü, göçlerin

etkilerini ve toplumsal alışkanlıkların

rolünü değerlendirdi. İstanbul mutfağının

yalnızca tariflerden ibaret olmadığı;

ekonomik, sosyal ve kültürel dinamiklerle

şekillenen çok katmanlı bir yapıya sahip

olduğu vurgulandı. Konferansta lüferin

kültürel ve doğal miras olarak önemi de

ele alındı. Dr. Ruhi Güler, eski İstanbul’da

lüfer avının şenlik havasında geçtiğini

aktarırken, Ahmet Özer 18 santimin

altındaki balıkların tüketilmemesi

gerektiğini ifade etti.

Köklü markalar ve sürdürülebilir lezzet

geleneği

Konferansın son bölümünde İstanbul’u

İstanbul yapan köklü lezzet markaları

ve ağırlama kültürü ele alındı.

Moderatörlüğünü Ebru Koralı’nın

üstlendiği oturumda Pandelli, Hacı

Abdullah Lokantası, Develi, Ali

Muhiddin Hacı Bekir Şekercilik, Saffet

Abdullah Güllaçları, Karaköy Güllüoğlu,

Sabuncugil Zeytinyağı ve Vefa Bozacısı

temsilcileri bir araya geldi. Oturumda

gastronominin yanı sıra markaların

sürdürülebilirliği, kuşaklar arası aktarım,

güven ve süreklilik kavramları tartışıldı.

TURYİD Başkan Yardımcısı Yücel Özalp,

İstanbul’un mutfak hafızasının yüzyıllardır

süregelen bir birikimin sonucu olduğunu

belirtti.


102

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

KÜLLÜOBA’NIN 5 BIN YILLIK EKMEK MIRASI

İSTANBUL GASTRONOMISIYLE BULUŞTU

Küllüoba Kazısı’nın resmi

sponsoru olan Lesaffre

Türkiye, Eskişehir’de

hayat bulan 5 bin yıllık

antik ekmek mirasını,

Şef Murat Deniz Temel’in

dokunuşlarıyla İstanbul’daki

özel bir tadım deneyimine

taşıdı.

Gezegeni daha iyi beslemek ve

korumak için birlikte çalışmak

misyonu doğrultusunda, Ar-

Ge gücüyle bu kadim mirası modern

gastronomiye kazandıran Lesaffre,

Anadolu’nun köklü değerlerini

sürdürülebilir bir geleceğe taşımak

için çalışmalarına devam ediyor.

Küllüoba Arkeolojik Kazıları’nın resmi

sponsoru olan ve dünyada üretilen her

üç ekmekten birinde ürünleri bulunan

Lesaffre Türkiye, Anadolu’nun en

eski ekmek mirasını geleceğe taşıma

vizyonuyla İstanbul’da çok özel bir

gastronomi buluşmasına imza attı.

Eskişehir’de hayat bulan 5 bin yıllık

antik ekmek mirası, “Mirasın Sofrası”

yemeğinde Şef Murat Deniz Temel’in

yaratıcı dokunuşuyla ilk kez gurme bir

yemek eşleşmesiyle sunuldu.

Arkeolojik miras ve gastronomi ilk kez

aynı tabakta

Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde

yürütülen Küllüoba kazılarına uzun

süredir ana sponsor olarak destek

veren Lesaffre Türkiye, bu iş birliğini

akademik bir katkının ötesine taşıyor.

Eskişehir’de yerel düzeyde üretilmeye

başlanan Küllüoba Ekmeği, bu özel

gecede İstanbul gastronomi dünyasıyla

buluştu. İlk kez gerçekleştirilen özel

“ekmek-yemek eşleşmesi” sayesinde, 5

bin yıllık antik lezzetler modern mutfak

teknikleriyle harmanlanarak konuklara

benzersiz bir duyusal deneyim yaşattı.

Geleceğin çözümleri için ar-ge

çalışmaları sürüyor

Lesaffre Türkiye, bu kadim mirası

sadece korumakla kalmıyor, aynı

zamanda Türk gastronomisine en

doğru şekilde kazandırmak amacıyla

Ar-Ge gücünü kullanıyor. 5 bin yıllık

ekmek mirasının özüne sadık kalarak,

bu değerin profesyonel mutfaklarda

farklı formlar ve içeriklerle nasıl

hayat bulabileceğine dair araştırma

ve geliştirme çalışmalarını titizlikle

sürdürüyor.

Lesaffre Türkiye Genel Müdürü Ünsal

Yamaner, gecenin önemine dair şunları

söyledi: “Küllüoba kazılarının ana

sponsoru olarak, bu topraklardan çıkan

her yeni bulguyu heyecanla takip ediyor

ve kamuoyunu aydınlatmaya devam

ediyoruz. Bu akşam, orijinal ekmeğe

sadık kalınarak yeniden hayat bulan

Küllüoba Ekmeği’ni, Şef Murat Deniz

Temel’in hazırladığı menü eşliğinde

İstanbul’da ilk kez gurme bir eşleşme

ile sunduk. Amacımız, bu mirasa sahip

çıkarken aynı zamanda gezegeni daha

iyi beslemek ve korumak için geçmişten

gelen bu kadim kültürü gelecek

nesillere nasıl taşıyabileceğimizi

keşfetmek. Ar-Ge gücümüzle

bu değerin sadece tarihin tozlu

sayfalarında kalmamasını, yaşayan bir

kültürel miras olarak sofralarımızda yer

bulmasını hedefliyoruz.

Geçmişten geleceğe uzanan köprü

Lesaffre Türkiye, Küllüoba kazı

alanındaki fiziki düzenlemeler ve

yerel buğday türlerinin korunmasına

yönelik projeleriyle kültürel sorumluluk

yolculuğuna devam ediyor. "Mirasın

Sofrası", bu uzun soluklu projenin

gastronomik derinliğini ve Anadolu’nun

binlerce yıllık ekmek kültürünün

modern dünyadaki potansiyelini bir kez

daha kanıtladı.


İstanbul Gelişim Üniversitesi

Güzel

Murat

Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı

Dogan

Doç. Dr.

)

2000’lerin iletişim devrimiyle

birlikte yemek eleştirmenliği

de demokratikleşti. Artık

herkes bir eleştirmen

olabiliyor. TripAdvisor, Yelp,

Google Yorumları, Instagram…

Milyonlarca kullanıcı,

bir restoranın kaderini

birkaç parmak hareketiyle

değiştirebiliyor. Ancak bu

“kalabalık akıl”, bazen kaliteyi

değil, popülerliği ödüllendiriyor.

Yemek Eleştirmenliği: Gastronominin Gözü, Damak

Zevkinin Dili (Bölüm 2)

Dijital Çağda Lezzet: Yelp’ten Instagram’a

Zagat gibi toplu anket sistemleri,

Michelin’in bireysel yargılarına karşı

kolektif bir alternatif sunsa da, lezzetin

öznel doğası karşısında objektif bir

skala oluşturmak mümkün değil.

Çünkü bir kişinin “harika” bulduğu

bir tat, diğerinin damak zevkine hiç

hitap etmeyebilir. İşte bu noktada,

profesyonel yemek eleştirmeninin rolü

daha da değer kazanıyor: O, kalabalığın

sesini değil, lezzetin dilini tercüme

eder.

Türkiye’de 2014’te kurulan Yedy gibi

yerel girişimler, bu boşluğu doldurma

çabasındadır. Ancak henüz uluslararası

tanınırlık kazanmış bir sistem

değil. Bunun temel nedeni, yemek

eleştirmenliğinin ciddi bir akademik

ve mesleki altyapısı olmamasıdır. Ne

üniversitelerde ders olarak veriliyor ne

de kamuoyunda saygıdeğer bir meslek

olarak görülüyor.

Son Söz: Lezzetin Sorumluluğu

Yemek eleştirmenliği, görünüşte keyifli

bir iş gibi durabilir: Güzel restoranlarda

yemek yemek, şeflerle sohbet etmek,

yeni kültürleri tadarak keşfetmek… Ama

bu işin altında, büyük bir sorumluluk

yatıyor. Çünkü bir eleştirmenin

kalemi, bir restoranı yaşatabilir ya

da öldürebilir. Bu yüzden tarafsızlık,

dürüstlük ve derinlik, bu mesleğin üç

temel direğidir.

Gelecekte yemek eleştirmenliği,

yalnızca lüks restoranlarla sınırlı

kalmamalı. Sokak lezzetleri, bölgesel

mutfaklar, sürdürülebilir gıda pratikleri

gibi konular da bu disiplinin kapsamına

alınmalı. Çünkü gastronomi, elit bir

zevk değil; herkesin hakkıdır. Ve yemek

eleştirmeni, bu hakkı savunan bir ses

olmalıdır.

Tarihsel sürecine baktığımızda, yemek

eleştirmenliği uzun bir yol kat etmiş

olsa da, hâlâ tam anlamıyla “kendini

ifade edebilmiş” bir disiplin değil.

Belki de bu, onun en heyecan verici

yönüdür: Henüz yazılmamış sayfaları

olan, damakta değil, zihinde tadılan bir

sanattır.

Ve belki de bu yüzden, biz yazarlar,

yemekten bahsederken asıl anlatmak

istediğimiz şey, hep başka bir şeydir:

İnsanlığın sofrasında paylaştığı o ortak

umut, o evrensel dilek—“iyi yemek, iyi

yaşamak” tır.


104

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

İsmail Akdeniz ATG Hotels'e Grup

Gastronomi Müdürü göreviyle atandı

İsmail Akdeniz appointed as Group

Director of gastronomy at ATG Hotels

Turizm sektörünün mutfak-gastronomi alanında deneyimli

profesyoneli İsmail Akdeniz, ATG Hotels bünyesine Grup

Gastronomi Müdürü olarak atandı. Akdeniz, geçmiş yıllarda

Türkiye’de turizm sektörünün öncü ve değerli markalarında

edindiği yönetimsel ve operasyonel deneyimini, grubun

hedeflerini yukarılara taşımak için değerlendirecek.

İsmail Akdeniz, an experienced professional in the culinary and

gastronomy field of the tourism industry, has been appointed as

Group Director of Gastronomy at ATG Hotels. Akdeniz will leverage the

managerial and operational experience he has gained over the years

at leading and prestigious brands in Türkiye’s tourism sector to help

elevate the group’s goals.

ATG Hotels yönetimi tarafından İsmail Akdeniz’in, ATG Hotels COO’su Mehmet

Çubukçuoğlu’na bağlı ekipte “Grup Gastronomi Müdürü” olarak görev alacağı

açıklandı. İsmail Akdeniz, mutfak ve gastronomi alanında yıllar boyunca edindiği

yöneticilik ve liderlik deneyimi ile turizm sektörünün farklı yapılarında önemli

sorumluluklar üstlenmişti. Akdeniz, Turizm sektörünün değerli markalarında

mutfak operasyonlarının yürütülmesinde yöneticilik ve liderlik vasıflarıyla ön plana

çıkmaktaydı. Ayrıca gastronomi alanında hem misafir deneyimleri nezdinde hem

de sektöre değer katan birçok inovatif çalışmaya da imza atmıştı. Özellikle misafir

segmentasyonu özelinde, farklı profillerdeki misafirlere yönelik mutfak-gastronomi

deneyimleri konusunda uzmanlaşmış olan İsmail Akdeniz, yıllar boyunca gerek

operasyon yönetimi gerekse ekip koordinasyonu, çalışan eğitimleri-destekleri

konusunda güçlü ve kalıcı işlerle sektörde profesyonelliğiyle tanınmaktaydı.

Bu değerli atamayla ilgili ATG Hotels COO’su Mehmet Çubukçuoğlu, “Gastronomi

bugün otellerin en güçlü tercih sebeplerinden biri. ATG Hotels olarak bu alanı, güçlü

liderlik ve sürdürülebilir bir vizyonla yönetmek istiyoruz. İsmail Akdeniz’in bilgi birikimi

ve liderliğiyle mutfaklarımızın marka değerimize doğrudan katkı sağlayacağına

inanıyorum.” dedi.

ATG Hotels management announced that İsmail Akdeniz will

assume his role as Group Director of Gastronomy, reporting directly

to ATG Hotels COO Mehmet Çubukçuoğlu. Throughout his career,

Akdeniz has undertaken significant responsibilities across various

structures within the tourism industry, supported by his extensive

leadership and management experience in kitchen and gastronomy

operations. He has stood out for his strong leadership skills in

managing culinary operations at some of the most respected brands

in the sector.

In addition, Akdeniz has led numerous innovative projects that

have added value both to guest experiences and to the gastronomy

field as a whole. He is particularly specialized in providing tailored

culinary and gastronomy experiences for different guest profiles

through effective guest segmentation. Over the years, he has

become well known in the industry for his professionalism,

strong operational management, team coordination, and lasting

contributions in staff training and development.

Commenting on this valuable appointment, ATG Hotels COO Mehmet

Çubukçuoğlu stated: “Today, gastronomy is one of the strongest

factors influencing hotel preferences. At ATG Hotels, we aim to

manage this field with strong leadership and a sustainable vision.

I believe that with İsmail Akdeniz’s expertise and leadership, our

kitchens will directly contribute to our brand value.”

GALLADA, the signature restaurant of The Peninsula Istanbul, invites

guests to discover its distinctive flavors developed with seasonal

ingredients.

The Peninsula Istanbul’un tarihî yolcu terminali binasının manzarasıyla büyüleyen

terasında konumlanan mekan, her mevsim misafirlerini seçkin lezzetlerle

buluşturuyor. Türkiye’nin ilk iki Michelin yıldızlı şefi Fatih Tutak’ın şef direktörlüğünde

ve Taylan Yücel’in şefliğinde özenle hazırlanan menüsü; sıra dışı sunumları ve rafine

mutfak diliyle fark oluşturuyor. İstanbul’un tarihî ve kültürel dokusuyla iç içe zarif

atmosferi ve özgün gastronomik yaklaşımıyla mekan, misafirlerine çok katmanlı bir

lezzet yolculuğu vadediyor.

Gault & Millau tarafından üç toque ile ödüllendirilen mekanın mutfak vizyonunu

yansıtan özel tabaklardan ördek tandır, zaman, teknik ve paylaşım kültürünü merkeze

alan bir tabak olarak öne çıkıyor. Bu özel lezzet, 72 saat boyunca yoğun aromalara

sahip özel bir marinasyonla dinlendirilen bütün ördek ile başlıyor. Uzun hazırlık

sürecinin ardından, ördek geleneksel tandır tekniğiyle pişirilerek içi sulu, dışı derin ve

isli aromalara sahip karakteristik bir dokuya ulaşıyor. Tandoor tekniği, ete kazandırdığı

yoğunluk ve katmanlı lezzet profiliyle tabağa özgün bir kimlik kazandırıyor.

GALLADA’dan yeni bir imza tabak

daha

Another New Signature Dish from

GALLADA

The Peninsula Istanbul’un imza restoranı GALLADA,

mevsimsel ürünlerle hazırlanan özgün lezzetlerini keşfe

davet ediyor.

Located on the stunning terrace of The Peninsula Istanbul’s historic

passenger terminal building, the venue brings together refined tastes

throughout the year. The meticulously crafted menu—under the culinary

direction of Turkey’s first two-Michelin-starred chef Fatih Tutak and led

by Chef Taylan Yücel—stands out with its unconventional presentations

and refined culinary language. Intertwined with Istanbul’s historical

and cultural fabric, the restaurant’s elegant atmosphere and original

gastronomic approach promise guests a multi-layered culinary journey.

Awarded three toques by Gault & Millau, one of the special dishes

reflecting the restaurant’s culinary vision is duck tandoor, which comes

to the forefront as a plate centered on time, technique, and the culture

of sharing. This exceptional item begins with a whole duck rested for 72

hours in a special marinade rich in intense aromas. Following this lengthy

preparation process, the duck is cooked using the traditional tandoor

technique, achieving a distinctive texture that is succulent on the inside

with deep, smoky aromas on the outside. The tandoor method lends the

meat depth and a layered flavor profile, giving the dish its unique identity.


BigChefs’e iki stratejik

atama

BigChefs markasının kurucu ortağı Gamze

Cizreli’nin kadın liderliğine verdiği önem

doğrultusunda, Emine Öztürk’ü İnsan Kaynakları

ve Sürdürülebilirlik Direktörü, Duygu Başaran

Çelik’i ise Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak

göreve getirdi.

İnsan kaynakları alanında 15 yılı aşkın deneyime sahip olan

Emine Öztürk; yetenek yönetimi, organizasyonel gelişim,

kapsayıcı kurum kültürü ve liderlik dönüşümü alanlarındaki

birikimiyle BigChefs’in çok markalı yapısına stratejik katkı

sağlayacak. Öztürk, grup bünyesindeki tüm markalarda

çalışan deneyimini güçlendirmeyi, sürdürülebilir organizasyon

yapısını geliştirmeyi ve fırsat eşitliğini destekleyen

uygulamaları yaygınlaştırmayı hedefliyor. Pazarlama ve

iletişim alanında 15 yılı aşkın deneyimi bulunan Duygu

Başaran Çelik ise, marka konumlandırma, büyüme stratejileri,

ürün yönetimi ve dijitalleşme konularındaki uzmanlığıyla

öne çıkıyor. BigChefs çatısı altında grup markalarının

iletişim stratejilerine yön verecek olan Başaran Çelik, marka

bilinirliğini artırmaya, misafir deneyimini güçlendirmeye

TUTTOFOOD 2026’da küresel

sahneye çıkıyor

TUTTOFOOD 2026, Türkiye’nin Avrupa’nın 3’üncü

büyük meyve-sebze ihracatçısı olarak sahip

olduğu üretim gücünü ve ihracat potansiyelini

uluslararası alıcılarla buluşturan stratejik bir

ticaret buluşması olacak.

11–14 Mayıs 2026 tarihlerinde Milano’da düzenlenecek

TUTTOFOOD 2026, Türkiye’nin Avrupa’nın 3’üncü büyük

meyve-sebze ihracatçısı olarak sahip olduğu üretim gücünü

uluslararası alıcılarla buluşturacak önemli bir ticaret

platformu olacak. Trade Data Monitor verilerine göre Türkiye,

2024 yılında 6 milyon tonun üzerinde meyve ve sebze ihracatı

gerçekleştirerek dünyada 11’inci, Avrupa’da ise 3’üncü sırada

yer aldı. Fuarın öne çıkan yeniliklerinden biri olan ve yüzde 30

büyütülen TUTTO Fruit & Veg alanı, Pavilion 4’te taze ve ultra

taze ürünlere odaklanacak. Alan; private label, perakende,

horeca ve foodservice kanallarından profesyonel alıcılarla

Türk firmalarını bir araya getirerek yeni iş birliklerine zemin

hazırlayacak. Taze ve egzotik meyvelerden işlenmiş, organik,

dondurulmuş ve IV-V gama ürünlere kadar geniş bir ürün

yelpazesi sergilenecek. Özel Business Lounge alanında

Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve BAE’den alıcılar

ve dijital büyüme vizyonunu desteklemeye odaklanacak.

Gerçekleşen bu iki stratejik atama, BigChefs’in kadın

liderliğini yalnızca bir söylem olarak değil, yönetim yapısının

temel bir unsuru olarak konumlandırdığını ortaya koyuyor.

Şirket, güçlü kadın liderliğiyle büyüyen ve sektöre ilham veren

bir marka olma yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyor.

ağırlanacak; birebir görüşmelerle uzun vadeli ticari bağlantılar

hedeflenecek. Ayrıca Fruit & Veg Arena kapsamında

düzenlenecek konferans ve panellerde Avrupa tüketim

trendleri, perakende dinamikleri ve tedarik zincirindeki

dönüşüm ele alınacak.


106

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Güres Yumurta, Turquality

markası oldu

Yumurta sektörünün öncü markası Güres Yumurta,

T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen

Turquality Markalaşma Programı’nı almaya

hak kazandı. Bu önemli gelişme, markanın

sürdürülebilir üretim anlayışıyla ihracat odaklı

büyüme stratejisini güçlendiren kritik bir adım

oldu.

Türkiye’nin tek çatı altında toplanmış, en büyük tam entegre

yumurta üretim tesisi olan Güres Yumurta, üretimden

paketlemeye, katma değerli ürünlere ve ihracata uzanan tüm

süreçleri tek merkezden yönetiyor. Bu yapı, markayı hem iç

pazarda hem de uluslararası pazarlarda güvenilir ve güçlü bir

konuma taşıyor.

Güres Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mustafa Güres

konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi: “Turquality

Markalaşma Programı’nı almaya hak kazanmak, uzun yıllardır

benimsediğimiz kalite, sürdürülebilirlik ve kurumsallaşma

vizyonumuzun güçlü bir göstergesidir. Türkiye’nin en

büyük tam entegre yumurta üretim tesisine sahip olmamız,

markamızın üretim gücünü ve global pazarlardaki rekabet

UFS Türkiye’ye

yeni genel müdür

Unilever bünyesinde yaklaşık 20 yıla yayılan

çok yönlü kariyeri boyunca farklı kategori ve

pazarlarda önemli sorumluluklar üstlenen

Oğulcan Oğuzcan, Unilever Food Solutions

Türkiye Genel Müdürü olarak atandı.

avantajını pekiştiriyor. Bu destekle birlikte Güres Yumurta’yı

uluslararası pazarlarda daha etkin konumlandırmayı ve

Türk gıda sektörünü global ölçekte başarıyla temsil etmeyi

hedefliyoruz.”

Yenilenebilir enerji yatırımları ve çevre dostu üretim

uygulamalarıyla sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan

Güres Yumurta, Turquality Markalaşma Programı desteğiyle

küresel ölçekte marka gücünü daha da ileri taşımayı

hedefliyor. Bu önemli gelişme, yalnızca Güres Yumurta’nın

uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmekle

kalmıyor; aynı zamanda Türk gıda sektörünün kalite, güven ve

sürdürülebilir üretim anlayışının dünya genelinde daha güçlü

bir şekilde temsil edilmesine de katkı sağlıyor.

Oğulcan Oğuzcan, 2026 yılı itibarıyla Unilever Food Solutions

Türkiye’nin tüm ticari ve stratejik gündeminden sorumlu

olarak yeni görevine başladı. Bu rolde; büyüme stratejilerinin

şekillendirilmesi, kanal bazlı gelişimin hızlandırılması,

distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve müşteri odaklı

çözümlerin yaygınlaştırılması öncelikli sorumluluk alanları

arasında yer alıyor.

Unilever kariyerine 2006 yılında Satış alanında başlayan

Oğuzcan, yıllar içinde genel ticaret, modern ticaret,

dondurma, eczane kanalı, ev dışı tüketim, zincirler ve C&C

gibi farklı kanallarda ulusal ve bölgesel sorumluluklar

üstlendi. Türkiye’nin yanı sıra Kafkasya ve Orta Asya

pazarlarını kapsayan görevlerinde; satış ve kanal geliştirme,

iş geliştirme, müşteri değer önerileri ve organizasyonel

dönüşüm alanlarında önemli başarılara imza attı. Son

olarak Unilever Food Solutions Türkiye’de Ülke Satış

Liderliği görevini yürüten Oğuzcan, bu süreçte gelir ve kârlı

büyüme hedeflerinin gerçekleştirilmesinde, güçlü distribütör

yapılanmalarının kurulmasında ve ticari mükemmeliyet

odağının sahaya yayılmasında belirleyici rol oynadı.

Edindiği çoklu pazar deneyimi, P&L yönetimi konusundaki

yetkinliği ve farklı kanalları kapsayan derin ticari bakış açısıyla

Oğulcan Oğuzcan, Unilever Food Solutions Türkiye’nin yeni

döneminde güçlü bir liderlik profili ortaya koyuyor. Oğuzcan,

yeni görevinde Unilever Food Solutions’ın “Bugün yanındayız,

yarına hazırız” vizyonu doğrultusunda; şeflere ve işletmelere

değer katan çözümleri daha da ileri taşımayı, sürdürülebilir

büyüme ve inovasyon odaklı stratejilere liderlik etmeyi

hedefliyor.


La Lorraine’de üst düzey atama

Eylül 2023’ten bu yana La Lorraine Türkiye Finans

Direktörlüğü görevini başarıyla yürüten Başak Benli,

Ocak 2026 itibarıyla La Lorraine Türkiye & Orta Doğu

Finans Direktörü olarak atandı. Yeni görevinde Benli,

bölgenin finansal stratejilerinin yönetilmesinden ve

sürdürülebilir büyümenin desteklenmesinden sorumlu

olacak.

Başak Benli, 2005 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi

İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Profesyonel kariyerine

Eylül 2005’te Deloitte Audit’te başlayan Benli, yaklaşık 1,5 yıl

boyunca burada görev aldı. Şubat 2007’de Procter & Gamble’a

katılan Benli, burada 8 yıl boyunca finans departmanında

fabrika, marka ve satış fonksiyonlarını kapsayan çeşitli

pozisyonlarda görev yaptı. Bu süreçte global ölçekte yürütülen

önemli bir transformasyon projesine de liderlik etti. Ocak

2016’da PepsiCo bünyesine katılan Benli, 7,5 yıl boyunca Net

Ciro Yönetimi Strateji ve Yetkinlik Liderliği ile Tedarik Zinciri

Finans Liderliği başta olmak üzere farklı sorumluluklar

üstlendi. PepsiCo’daki kariyeri boyunca finansal planlama

ve net ciro yönetimi alanlarında birçok transformasyon

projesinin hayata geçirilmesinde liderlik gerçekleştirdi. Eylül

2023’ten bu yana La Lorraine Türkiye Finans Direktörü olarak

görev yapan Başak Benli, Ocak 2026 itibarıyla La Lorraine

Türkiye & Orta Doğu Finans Direktörlüğü görevini üstlenerek

kariyerine bölgesel sorumlulukla devam ediyor.

Tiryaki Agro, Yudum

markasını bünyesine kattı

Savola Group’un iştiraki Savola Foods Türkiye’nin

bünyesinde yer alan, başta Yudum olmak üzere

Türkiye’nin önde gelen sıvı yağ markalarını

portföyüne katan Tiryaki Agro, bu hamleyle

bakliyat ve pirinç kategorisinin ardından sıvı

yağ kategorisinde de perakende konumunu

güçlendirdi.

Küresel gıda tedarik zincirinin iki önemli oyuncusu olan

Tiryaki Agro ile Savola Group, Türkiye’de ve bölgesinde

daha dayanıklı, daha rekabetçi ve daha tüketici odaklı bir

yapı oluşturacak stratejik bir ortaklığa imza attı. Anlaşma

kapsamında, Tiryaki Agro’nun iştiraki olan Tiryaki Anadolu,

başta Yudum olmak üzere önde gelen bitkisel yağ markalarını

bünyesinde barındıran Savola Foods Türkiye’nin %100’ünü

satın aldı. Bu işlem kapsamında Savola Group’un iştiraki olan

Afia International Company ise Tiryaki Anadolu’nun konsolide

iş yapısında %15 oranında pay sahibi oldu. Tiryaki Agro CEO’su

Süleyman Tiryakioğlu, stratejik ortaklığın sürdürülebilir

büyüme vizyonlarının önemli bir parçası olduğunu, Yudum

başta olmak üzere güçlü markaları Türkiye merkezli bir yapı

altında toplamanın hem ülke içinde hem de bölge pazarlarında

yeni fırsatlar sunacağını belirtti. Savola Group CEO’su Sameh

Hassan, ortaklığın, tedarik mükemmeliyeti ve entegre değer

zinciri yaklaşımıyla Türkiye’nin

ikonik markalarını daha

güçlü ve rekabetçi bir yapıya

taşıyacağını vurguladı. Tiryaki

Anadolu CEO’su Tekin Mengüç

ise, Hasata markasıyla bakliyat

ve pirinçte yakalanan başarının

ardından, Yudum gibi güçlü

bitkisel yağ markalarının

perakende gücü ile Tiryaki’nin

üretim ve tedarik altyapısını

birleştirerek hem iç pazarda

hem de uluslararası alanda

daha rekabetçi bir yapı

oluşturmayı hedeflediklerini

söyledi.


108

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

Fişekhane’de Uzak Doğu Rüzgarı: Jie

East Asian Breeze at Fişekhane: Jie

Uzak Doğu mutfağının çağdaş

temsilcilerinden Jie ocak

ayı itibarıyla Fişekhane’de

kapılarını açtı.

One of the contemporary

representatives of East Asian

cuisine, Jie, opened its doors

at Fişekhane as of January.

Farklı mutfakları bir araya getiren yapısıyla şehrin sosyal

ve gastronomik buluşma noktalarından biri haline

gelen Fişekhane, Jie ile Japonya, Kore, Tayland ve Çin

mutfaklarından ilham alan çağdaş Uzak Doğu yorumunu

seçkisine dahil ediyor.

Deneyimin merkezinde açık mutfak

Mekanda yemek yalnızca bir lezzet değil, izlenen bir performans.

Açık mutfak kurgusu misafirleri hazırlık sürecinin kalbine davet

ederken; ateşin ritmi, bıçak sesleri ve tabaklama detayları

yemeğin hikâyesini görünür kılıyor. Menüde klasik sushi ve

sashimi çeşitlerinden imza roll’lara, ramenlerden sıcak Asya

tabaklarına uzanan geniş bir seçki yer alıyor. Geleneksel

reçeteler modern dokunuşlarla yeniden yorumlanıyor.

Fişekhane, known for bringing together diverse cuisines and

becoming one of the city’s social and gastronomic gathering

points, now includes Jie’s contemporary interpretations inspired by

Japanese, Korean, Thai, and Chinese cuisines in its selection.

The open kitchen at the heart of the experience

Dining here is not just about taste—it’s a performance. The open

kitchen invites guests into the heart of the preparation process,

where the rhythm of the flames, the sound of knives, and the plating

details make the story of the meal visible. The menu offers a wide

selection ranging from classic sushi and sashimi to signature rolls,

ramen, and hot Asian dishes. Traditional recipes are reimagined

with modern touches.


Uzak Doğu’nun dinginliği, şehrin ritmiyle

buluşuyor

Fişekhane’nin tarihi dokusuyla bütünleşen

mekan, ahşap ve taşın çağdaş detaylarla

yorumlandığı iç tasarımıyla dikkat çekiyor.

Mekânda Doğu’nun yalın estetiği ile

İstanbul’un dinamizmi dengeli bir atmosferde

buluşuyor. Öğle yemeklerinden akşam

buluşmalarına kadar günün farklı anlarına

eşlik eden Jie, gastronomi ve sosyalleşmeyi

aynı çatı altında bir araya getiriyor.

Sushi’den Ramen’e, kokteylden tatlıya

Jie’nin menüsü sushi ve sashimi çeşitlerinin

ötesine geçerek Thai usulü sıcak tabaklardan

Kore esintili reçetelere, Çin mutfağının

dumpling’lerinden ramen çeşitlerine kadar

geniş bir yelpaze sunuyor. Tatlı menüsünde

mochi ve matchalı cheesecake gibi özgün

yorumlar yer alırken, sake bazlı kokteyller

ve imza içecekler sofrayı tamamlıyor. Vegan

ve vejetaryen alternatifler de farklı beslenme

tercihlerine hitap ediyor.

East Asian tranquility meets the city’s

rhythm

Blending with Fişekhane’s historic

architecture, the interior design highlights

contemporary interpretations of wood

and stone. The simplicity of East Asian

aesthetics harmonizes with the dynamic

energy of Istanbul, generating a balanced

atmosphere. From lunch to evening

gatherings, Jie brings gastronomy and

socializing together under one roof.

From sushi to ramen, cocktails to

desserts

Jie’s menu goes beyond sushi and sashimi,

offering Thai-inspired hot dishes, Koreaninfluenced

recipes, Chinese dumplings,

and a variety of ramen. The dessert menu

features unique interpretations such as

mochi and matcha cheesecake, while

sake-based cocktails and signature

drinks complete the table. Vegan and

vegetarian options cater to different dietary

preferences.


110

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

5MASA

MASLAK’A

GELDI!

İyi müzik, samimi sahne

enerjisi ve özgün lezzetleri

aynı sofrada buluşturan

5masa; Kalamış, Yalıkavak ve

Alaçatı’dan sonra şimdi de

42 Maslak’ta…

İstanbul akşamlarının ritmini yeniden

yorumlayan 5masa, kısa sürede

yalnızca bir restoran değil; birlikte

vakit geçirilen, paylaşılan ve hatırlanan

samimi anların adresi haline geldi.

İlk çıkış noktasında dostlara özel bir

deneyim olarak şekillenen bu yaklaşım,

bugün misafirlerini sadece iyi müzik ve

lezzet için değil; canlı performanslar,

sahne enerjisi ve keyifle deneyimlenen

bir şov akşamını paylaşmak için

ağırlıyor.

Her masa bir sahne

5masa’yı benzerlerinden ayıran en

önemli unsur, eğlenceyi rastlantısal bir

coşku değil, profesyonel bir performans

anlayışıyla sunması. Burada müzik

yalnızca sahneden yükselmiyor;

her masa, her an, kendi sahnesine

dönüşüyor.

5masa ekibi, aşçısından servis

personeline kadar profesyonel müzik

eğitimi almış, konservatuvar geçmişine

sahip ve sahne deneyimi bulunan

isimlerden oluşuyor. Güçlü vokaller,

canlı performanslar ve doğaçlama

şovlar, bilinçli bir kurgu ile gecenin

akışına yayılıyor. Bu sayede misafirler

bir gösteriyi izleyen konumunda

kalmıyor; müziğin ve şovun doğal bir

parçası haline geliyor.

Yenilenen lezzetler, paylaşılan

sofralar

5masa menüsü, müzik ve performansla

geçen uzun akşamları tamamlayacak

şekilde paylaşım kültürü üzerine

kurgulanıyor. Klasikleşmiş lezzetlere

eşlik eden özgün reçeteler ve

mevsimsel dokunuşlar, sofrada

geçirilen zamanı uzatırken gecenin

ritmini destekleyen bir deneyim

sunuyor.

Sohbetlerin uzadığı, kahkahaların

çoğaldığı ve müziğin her an hissedildiği

5masa’da samimiyet ve eğlence ruhunu

Bir dönem Akaretler, güncel

olarak Kalamış’taki şubesinin

ardından açılan 42 Maslak,

5masa’nın müzik ve şov odaklı

ruhunu İstanbul’un iş ve sosyal

yaşamının kesişim noktasına

taşıyor. İş çıkışı buluşmalarının

canlı performanslar ve sahne

enerjisiyle ritim kazandığı

mekân, Maslak’ta akşamları

yalnızca bir buluşma değil,

deneyimlenen bir şov haline

getiriyor.

koruyarak misafirlerine sadece bir

akşam değil, birlikte yaratılan güçlü bir

atmosfer sunmaya devam ediyor.

Özel etkinliklerde canlı performans

imzası

5masa’nın müzikle kurduğu bağ,

mekanlarının dışına da taşınıyor.

Markanın kendi ekibiyle hayata

geçirdiği 5masa Plus, yurt içi ve yurt

dışındaki düğünlerden kongrelere, bayi

toplantılarından özel davetlere kadar

birçok etkinlikte sahne alarak özgün

bir müzik performansına imza atıyor.

5masa’nın sahne dili ve enerjisi, bu özel

organizasyonlarda da aynı samimiyetle

hissediliyor.


SAMPI PIDE

A.Ş.’DEN RESTORAN

SEKTÖRÜNE HIBRIT

ÇÖZÜM

Pide sektörünün köklü ismi Sampi

Pide A.Ş., artan maliyetlere karşı

geliştirdiği "Sampi Express &

Pizza Portivo" hibrit modelinin ilk

şubesini İstanbul Ümraniye’de

hizmete açtı. Şirket, bir yandan

geleneksel restoranlarıyla

büyürken, diğer yandan 4 dakikada

hazır hale gelen ürün teknolojisiyle

kârlılık devrimi başlatıyor.

Gıda sektöründe artan işçilik, enerji

ve kira giderleri karşısında kâr

marjlarının %5’lere gerilemesi,

işletmeleri yeni arayışlara itti. 1989’dan bu

yana sektörün öncüsü olan Sampi Pide, bu

krizi fırsata çeviren "Hibrit Şube" modelini

duyurdu. Geleneksel lezzet mirasını

koruyarak dijital ve hızlı dünyaya entegre

olan şirket, Ümraniye’de açılan ilk hibrit

şubesiyle yatırımcıya düşük maliyetli ve

yüksek verimli bir model sunuyor.

İki güçlü marka, tek operasyon

Ümraniye’de kapılarını açan yeni

konsept, Türkiye’nin geleneksel lezzeti

Sampi Express ile modern İtalyan

esintili Pizza Portivo’yu aynı mutfakta

birleştiriyor. Sampi Pide CEO’su Zeynel

Akyol, yeni modelin detaylarını şöyle

paylaştı: "Ümraniye şubemiz, hibrit

modelimizin ilk canlı örneği oldu. Burada

usta bağımlılığını bitiren, 4 dakikada

servise imkan tanıyan yarı pişmiş ürün

teknolojimizi kullanıyoruz. Sampi Express

ve Pizza Portivo’nun aynı mutfaktan

çıkması, operasyonu basitleştirirken

kârlılığı artırıyor. Yatırımcı, tek dükkan

maliyetiyle iki farklı markanın satış

gücüne sahip oluyor."

Geleneksel şubeleriyle büyümeye devam

Hibrit modelin yanı sıra, markanın amiral

gemisi olan geleneksel konseptli Sampi

restoranları da büyüme ivmesini koruyor.

Türkiye genelinde toplam 10 şubeye

ulaşan geleneksel Sampi şubeleri,

taze hazırlanan klasik pide anlayışıyla

müdavimlerini ağırlamaya devam

ediyor. Şirket, hem geleneksel restoran

deneyiminden vazgeçmeyenlere hem

de hız ve pratiklik arayan yeni nesil

tüketiciye aynı anda hitap eden ikili bir

büyüme stratejisi izliyor.

Kadın istihdamı ve 20 Milyon TL’lik

yatırım

Üretim gücünü Ümraniye’de kurduğu

20 milyon TL değerindeki tesisten

alan Sampi Pide , toplumsal faydayı da

odağına alıyor. 60 kişilik üretim ekibinin

56’sını kadınların oluşturduğu tesis,

ekşi mayalı pide ve pizza üretiminde

Türkiye’nin en modern merkezlerinden

biri olma yolunda. Ar-Ge birimi ise

şu sıralar ürün gamına eklenecek

"lahmacun" ve yeni sokak lezzetleri

üzerinde çalışıyor.

Yatırımcı için cazip rakamlar: 1 yılda

amorti

Yatırımcı için cazip rakamlar sunan

Sampi Pide, 2026 yılı sonuna kadar

İstanbul ve çevre illerde 20 yeni

hibrit şube açmayı hedefliyor. Hibrit

model, 80–100 metrekarelik alanlarda

minimum personelle maksimum verim

sağlarken, anahtar teslim yatırım bedeli

inşaat ve ekipman dâhil 2,5–3 milyon TL

aralığında konumlanıyor. Ürünlerin 270

derecede yalnızca 4 dakikada pişmesi

sayesinde paket serviste yüksek hız

ve operasyonel avantaj elde ediliyor.

Bu iş modeliyle yatırımın yaklaşık

bir yıl içinde kendini amorti etmesi

hedefleniyor.

Büyük vizyon

Gıda dünyasında dev bir ekosistem

kuran Sampi Pide A.Ş.; Sampi, Sampi

Express, Pizza Portivo ve çok yakında

Samsun’da başlayacak olan sokak

lezzetleri konsepti "My Street Chef"

(ıslak hamburger, sosisli, dilim pizza

vb.) ile yoluna devam ediyor. Şirket,

yakında duyuracağı sürpriz markalarla

sektördeki pazar payını artırmayı

hedefliyor.


112

hotel restaurant

& hi-tech

HoReCa teknolojileri

NARPOS YEME İÇME SEKTÖRÜNDE

OYUNU NASIL DEĞIŞTIRDI?

Geçtiğimiz yıl 5 milyar TL’lik işlem hacmine ulaşan ve ücretsiz adisyon sistemi ve sıfır

komisyon hamlesiyle yeme-içme sektörüne 140 milyon TL tasarruf sağlayan NarPOS, yeni

yıl hedeflerini açıkladı.

Restoran otomasyonu ve finans

teknolojileri alanında uçtan uca

çözümler sunan NarPOS, 2025

yılının değerlendirmesini ve 2026

vizyonunu açıkladı. 10 Ocak 2025 tarihli

yasal düzenlemeyle ortaya çıkan 2,5

milyon adet yeni nesil yazar kasa POS

talebini sadece donanım satarak değil,

iş modelini esnafın ihtiyaçlarına göre

değiştirerek karşılayan şirket, 5 milyar

TL’lik işlem hacmine ulaşarak yılı rekor

büyüme ile kapattı.

Akça: “Parçalı yapıyı birleştirdik”

2025’in fintek dünyası için vitrin yılı

değil, sahada ayakta kalanların kendini

ispatladığı bir kırılma yılı olduğunu

belirten NarPOS Kurucu Ortağı ve

CEO’su İlyas Akça, geride kalan

yılı şöyle değerlendirdi: “Sektörde

yeni yazar kasa POS zorunluluğu

konuşulurken, biz sahadaki daha

derin bir probleme odaklandık: Yemeiçme

sektöründe hâlâ adisyon, ödeme

ve muhasebe ayrı ayrı yönetiliyordu.

Restoran otomasyonu sistemimizle bu

parçalı yapıyı birleştirdik. Şekerbank

ve Halkbank ile gerçekleştirdiğimiz

stratejik iş birliklerimizle; yazar

kasa POS entegrasyonunu, adisyon

sistemiyle birlikte restoranlara ücretsiz

sunduk. Ertesi gün sıfır komisyonla

tahsilat avantajı sağladık. Tüm bunlar

sayesinde hem esnafımızın teknolojiyi

benimsemesinin önündeki maliyet

engellerini kaldırdık hem de ödemeyi işin

merkezine aldık.

Restoranların teknolojiye erişimini bir

ayrıcalık olmaktan çıkarmak amacıyla

iş modellerini sektörün gerçeklerine

göre yeniden kurguladıklarını ve finteki

yeme-içme sektörü için erişilebilir bir

hızlandırıcıya dönüştürdüklerini belirten

Akça, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu

hamlelerimizle 2025 yılında sistemimiz

üzerinden 5 milyar TL’lik işlem hacmi

geçirirken, yeme-içme sektöründeki

işletmelere toplam 140

milyon TL doğrudan

tasarruf sağladık.

Fintekin restoranlar için

bir maliyet kalemi değil,

kazandıran bir araç

olduğunu kanıtladık.”

Fintek kasadan çıkıp

cebe giriyor

Yeni yılda sektördeki

en büyük trendin

“donanımsızlaşma”

olacağını vurgulayan

Akça, restoran

sahiplerinin ve

çalışanların artık

tezgah üzerinde kablo

yığınları, ek terminaller ve cihaz kirliliği

görmekten yorulduğuna dikkat çekti.

Akça’ya göre, 2026 sektör için; siparişten

tahsilata, raporlamadan stok yönetimine

kadar tüm süreçlerin mobil cihazlar

üzerinden yönetileceği, fiziksel POS

bağımlılığının azalacağı bir dönemin

başlangıcı olacak. Şirketin operasyonel

hedeflerine de değinen Akça, konuyla

ilgili açıklamasında: “2026’da sadece

iyi destek veren bir sağlayıcı olmakla

yetinmeyeceğiz. Ar-Ge çalışmalarımızla

sistemlerimizi daha pürüzsüz ve entegre

hale getirerek işletmelerin artık çoğu

konuda desteğe ihtiyaç duymamalarını

sağlayacağız.” dedi.

Düşük maliyet ve hızlı tahsilat dönemi

başlıyor

Bugün yeme-içme sektöründeki

işletmelerin ödediği yüksek komisyonlar

ve uzun tahsilat vadeleri, özellikle küçük

ve orta ölçekli işletmelerin finansal

sürdürülebilirliğini tehdit eden bir

maliyet baskısı oluşturuyor. NarPOS,

2026’da teknolojik dönüşümün yanı

sıra esnafa nefes aldıracak yeni bir

atılıma hazırlanıyor. İşletmeleri zorlayan

yüksek banka, yemek kartı ve pazaryeri

komisyonları ile uzun tahsilat süreleri,

NarPOS’un geliştirdiği yeni çözümü

NarPAY ile aşılacak. Bu sorunlara çözüm

olarak tamamen dijital ve mobil çalışan

bir ödeme ekosistemi sunacak olan

NarPAY, komisyon yükünü minimize eden

ve restoranların hak edişlerini tahsil

etmek için beklemeyeceği modeliyle,

işletmelerin maliyetlerini düşürürken

tahsilat hızını artıracak.


Hisar Milano,

şehrin zarafetini sofraya taşır.

www.hisar.com.tr


Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!