Hotel Restaurant & hitech Mart 2026
Hotel Restaurant & hitech Mart 2026
Hotel Restaurant & hitech Mart 2026
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
img
TOURISM HOSPITALITY & GASTRONOMY MAGAZINE
www.hotelrestaurantmagazine.com
Lorem
From Ancient Civilizations to
Modern Hospitality
T
at
Lorem Ipsum
ÜRKİYE
ITB Berlin 60 Years
ITB BERLİN 2026 SPECIAL ISSUE
İş Türlerimiz;
İstanbul’la Başlayalım mı?
Shall We Start with Istanbul?
hotelrestaurantmagazine
@Hitechdergisi
hotelrestaurantmagazine
Fuarlar, yatırımcılar, sektör… İstanbul şubat ayında bir kez daha dünyanın buluşma noktası
oldu. EMITT 2026; 28 ülkeden 552 katılımcı ve 109 ülkeden 19.849 ziyaretçiyle kapılarını
açtı. Katılımcılar 3.500’ün üzerinde B2B görüşme gerçekleştirdi. Ama hedef neydi? Herkes
somut anlaşmalarla dönsün. Fuar Direktörü Banu Keskin, “Erişilebilir, nitelikli ve verimli bir
platform sunuyoruz” dedi. TIF 2026’da ise; turizmin geleceği, yatırımlar ve sürdürülebilirlik
masaya yatırıldı. Panellerde öne çıkanlar netti. Seyahat artık destinasyonun önünde;
gastronomi, kültür ve kişiselleştirilmiş deneyimler kritik! Yapay zekâ ve dijitalleşme
sektörü dönüştürüyor. Yoğun turizmde başarı insan odaklı yönetim ve deneyim tasarımıyla
mümkün. Sürdürülebilirlik ise çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk.
Türkiye’den daha geniş bir perspektifle devam edelim…
2025 verileri Türkiye turizminin hareketliliğini gösteriyor. Antalya Ocak’ta 234 bin ziyaretçi
ağırladı. Türkiye’nin toplam turist sayısı 64 milyona yaklaştı. Turizm geliri 65,2 milyar
doları buldu. Harcamalar ve çalışan kazançları arttı. Yine de Almanya gibi pazarlarda hala
potansiyel boşluklar var. Ziyaretçiler gezi, kültür ve eğlenceyi tercih ediyor. Türkiye güçlü bir
potansiyele sahip ama çeşitlilik ve yüksek harcama segmentlerini artıracak adımlar şart!
Bir de Frankfurt’a bakalım…
Şubat ayında sahneye çıkan Ambiente 2026, küresel ev ve yaşam sektörünün nabzını
tuttu. Dining, Living ve Giving segmentlerinde binlerce katılımcı ve uluslararası alıcıyla
dolup taşan fuar, hızlı dönüşen pazarda ilham ve iş fırsatlarını bir araya getirdi. Türkiye’den
yaklaşık 300 ihracatçı firma, tasarım çeşitliliği ve üretim gücünü sergileyerek dikkat çekti.
Hotel & Restaurant hi-tech dergisi olarak biz de fuarda yerimizi aldık. Yenilikçi ürünleri
yakından inceledik, sektör profesyonelleriyle buluştuk ve uluslararası iş birlikleri için önemli
temaslar gerçekleştirdik.
Ve tabii ITB Berlin…
Bu yılın teması “60 yıllık mirasın ardındaki hikayeleri keşfedin”. Peki Türkiye bu temayı kendi
hikayesine nasıl taşıyacak? Sektör temsilcileri, Türkiye’nin sadece deniz ve güneş değil;
tarih, kültür, doğa, gastronomi ve sağlık turizmiyle çok katmanlı bir deneyim sunduğunu
vurguluyor. Binlerce yıllık miras ile modern turizmin birleştiği Türkiye, Almanya pazarı
özelinde yüksek harcama potansiyeli, kongre ve gastronomi deneyimleriyle uluslararası
rekabette öne çıkabilir. Bu dosyada sektörün görüşlerini derleyerek, Türkiye’nin hikayesini
güçlendirecek stratejik alanları ve fırsatları aktardık.
Fairs, investors, the industry… In February, the city once again became a global meeting point.
EMITT 2026 opened its doors with 552 participants from 28 countries and 19,849 visitors from
109 countries. Attendees held over 3,500 B2B meetings. But what was the goal? Everyone
was expected to return with concrete deals. Fair Director Banu Keskin said, “We provide an
accessible, high-quality, and efficient platform.” At TIF 2026, the future of tourism, investments,
and sustainability was also discussed. The panels highlighted key points: travel has now
overtaken the destination itself; gastronomy, culture, and personalized experiences are critical!
Artificial intelligence and digitalization are transforming the sector. Success in high-traffic tourism
relies on human-centered management and experience design. Sustainability is not only an
environmental but also an economic necessity.
Let’s continue with a broader perspective from Türkiye…
Data from 2025 shows Türkiye’s tourism is very active. Antalya hosted 234,000 visitors in January.
The total number of tourists approaching 64 million. Tourism revenue reached 65.2 billion dollars.
Spending and employee earnings increased. Yet, there are still potential gaps in markets like
Germany. Visitors favor travel, culture, and entertainment. Türkiye has strong potential but needs
steps to increase diversity and high-spending segments!
Now, let’s look at Frankfurt…
In February, Ambiente 2026 set the pulse of the global home and lifestyle sector. The Dining,
Living, and Giving segments were packed with thousands of participants and international
buyers, bringing inspiration and business opportunities together in a rapidly transforming market.
Around 300 Turkish exporters showcased their design variety and production strength. As Hotel &
Restaurant Hi-Tech magazine, we were also present at the fair; we closely examined innovative
products, met with industry professionals, and established key international collaborations.
And, of course, ITB Berlin…
This year’s theme was “Discover the Stories Behind 60 Years of Heritage.” How will Türkiye bring
this theme into its own story? Industry representatives emphasize that Türkiye offers a multilayered
experience beyond just sun and sea; history, culture, nature, gastronomy, and health
tourism all play a role. Combining millennia-old heritage with modern tourism, Türkiye can stand
out internationally, especially in the German market, through high-spending visitors, congresses,
and gastronomy experiences. In this issue, we have compiled industry insights to highlight
strategic areas and opportunities to strengthen Türkiye’s story.
Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, turizm ve gastronomi dünyasına dair daha pek çok içgörü ve
trendi dergimizin sayfalarında keşfedebilirsiniz.
Keyifli okumalar dilerim.
Alongside all these developments, you can discover many more insights and trends in tourism
and gastronomy in our magazine pages.
Enjoy your reading.
K
GENEL MÜDÜR
(Sorumlu)
REKLAM SATIŞ PAZARLAMA
TEKNIK MÜDÜR
REKLAM KOORDİNATÖRÜ
EMİR ÖMER ÖCAL
emir.ocal@img.com.tr
BILGI İŞLEM
SENA ERGİN
sena.ergin@img.com.tr
TAYFUN AYDIN
tayfun.aydin@img.com.tr
İMG WEB TEAM MAIL
web@img.com.tr
Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ
Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY
HÜSEYİN KURT
GlobeMeets Yönetim Kurulu Başkanı
TEZER ÖNER
Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve
İşletme Yatırım Danışmanı
GÜRKAN BOZTEPE
Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı
AYDIN DEMIR
Yeditepe Üniversitesi Gastronmi Mutfak
Sanatları Chef Ögretim Görevlisi/
Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection
by Hilton Executive Chef
website
www.hotelrestaurantmagazine.com
info@img.com.tr
CTP - BASKI
İRTİBAT BÜROLARIMIZ
ADRES
İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza
No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL
Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94
www.ihlasmatbaacilik.com
BURSA +90.224 211 44 50-51
KONYA +90.332 238 10 71
İSTMAG
Magazin Gazetecilik Yayıncılık
İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.
İHLAS MEDIA CENTER
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi
No: 11 Medya Blok Kat: 1
34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey
Tel: 0212 454 22 22
Faks: 0212 454 22 93
hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları
İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır. ISSN:1305-1792
SULTANAHMET TOPKAPI
EXPRESS
info@eresinhotels.com.tr
www.eresinhotels.com.tr
+90 212 631 12 12
Bu sayımızda
antre
10 Sektörden kısa haberler
verilerle turizm
26 İşte Türkiye'ye en çok turist gönderen
üç ülke
28 Almanların tatil harcamaları yüzde 100
arttı
30 Antalya, ocakta 234 bin turistle rekor
kırdı
32 Türkiye’nin turizm geliri 65,2 milyar
doları aştı
33 Rus turistler şubatta yine Mısır’ı tercih
etti
34 2026 dünyanın en iyi şehirleri açıklandı
36 Ocak enflasyonu otel fiyatlarını yukarı
taşıdı.
37 Türk vatandaşlarının yurt dışı harcama
tablosu değişti
38 Ocak ayının zam şampiyonu belli oldu
40 Turizm çalışanları ne kadar kazandı?
42 Küresel hava trafiği 2025’te yükseldi
43 Doluluklar %31-32 bandında sabitlendi
dosya
44 ITB Berlin küresel turizm sektörüne ev
sahipliği yapıyor
46 ITB Berlin 2026’ya giderken sektör ne
diyor?
20
26
gündem özel
58 Pehlivanlar: Dört farklı lokasyonda
İstanbul’u hissettiriyoruz
60 Eresin: İstanbul’u izletmiyor,
doğrudan yaşatıyoruz
62 Tigrel: Şehrin ritmini misafirlerimize
hissettiriyoruz
64 Küçükyıldız: Amacımız Antalya
turizmine yıl boyu katkı sunmak
69
108
66
70
94 Güral Porselen’in tasarım ve
üretim gücü Ambiente’de öne
çıktı
gastro etkinlik
96 UGFF Urla, film perdesi ve
sofrayı aynı sahnede bir araya
getirecek
gündem
66 EMITT, 29’uncu kez kapılarını
açtı
68 Antalya’nın stratejik turizm yol
haritası ele alındı
69 Bakan Ersoy 2026 kültür ve sanat
vizyonunu açıkladı
70 “Yatırımcılar TİF’te buluştu
72 Öner: Almanya kaynak pazardan
stratejik iş birliğine dönüşebilir
mi?
74 Dedeman ile Kıbrıs’ta premium
yaşam ve turizmin kapıları
açılıyor
76 2026 yılı müzekart fiyatları
açıklandı
77 Şen: Pamukkale’nin geleceği
gökyüzünde
44
DOSYA
ITB Berlin 2026’ya
Giderken
Sektör Ne Diyor?
yeni yatırımlar
78 Hilton, Türkiye portföyüne beş
yeni otel ekliyor
80 Wyndham İstanbul’da iki yeni
açılışla büyüyor
82 Sinpaş yeni turizm modelini
tanıttı
marka
86 ARTMİM yorumu ile Mövenpick
Hotel Istanbul Marmara Sea
87 Öztiryakiler, ihracatta 15. kez
zirvede
fuar
88 Frankfurt’ta uluslararası ivme
90 Türk ihracatçılarından
Ambiente’de güçlü bir etki
92 Kütahya Porselen, yeni
koleksiyonlarını tanıttı
93 Porland ve Pioli’den HoReCa
odaklı güçlü çıkış
98 Metro, MICHELIN seçkili
restoranları plaketlendirdi
99 Kapadokya MICHELIN ödüllerine
kavuştu
100 Profesyonel mutfaklar g2m
GastroMaster’da buluştu
101 Lüferden köklü markalara
İstanbul mutfağı konuşuldu
102 5 bin yıllık ekmek mirası
İstanbul gastronomisiyle buluştu
103 Doğan: Yemek Eleştirmenliği:
Gastronominin Gözü, Damak
Zevkinin Dili
gastro aktüel
104 Gastronomi sektöründen
haberler
yeni mekan
108 Fişekhane’de Uzak Doğu
rüzgarı: Jie
110 5masa Maslak’a geldi
111 Sampi Pide'den hibrit çözüm
horeca teknolojileri
112 NarPos yeme içmede oyunu
nasıl değiştirdi?
www.hotelrestaurantmagazine.com
10
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
Bentour Reisen’e Globus
Awards’ta büyük gurur
Bentour Reisen’den Marina Schöbel,
Globus Awards 2025/2026’da acentelerin
oylarıyla “Yılın En İyi Satış Yöneticisi”
seçildi.
Bentour Reisen, Globus Awards 2025/2026’da önemli bir
başarıya imza attı. Şirketin deneyimli yöneticilerinden
Marina Schöbel, Almanya genelindeki seyahat acentesi
çalışanlarının katıldığı online oylama sonucunda “Yılın En İyi
Satış Yöneticisi” ödülüne layık görüldü. Ödül, Frankfurt am
Main’da düzenlenen Globus Night etkinliğinde takdim edildi.
Turizm sektörünün saygın yayınlarından touristik aktuell
tarafından verilen Globus Awards, sektördeki satış gücünü
ve profesyonel mükemmeliyeti öne çıkarıyor. Yaklaşık 40
yıllık satış tecrübesine sahip olan Marina Schöbel; sahaya
yakınlığı, ulaşılabilirliği ve acentelerle kurduğu güvene dayalı
ilişkilerle öne çıkıyor.
Bentour Reisen Genel Müdürü Songül Göktas-Rosati,
Schöbel’in başarısını “seyahat tutkusunu, satış disiplinini ve
kişisel bağlılığı bir arada yansıtan güçlü bir örnek” olarak
değerlendirdi. Aynı ödül kapsamında Bentour Reisen’den
Davut Aman da en iyi 10 satış yöneticisi arasına girerken,
şirket organizatör kategorisinde ilk 5 tur operatörü
arasında yer aldı. Bu sonuçlar, Bentour Reisen’in seyahat
acenteleriyle kurduğu güçlü, güvene dayalı ve sürdürülebilir
iş birliklerinin pazardaki başarısını bir kez daha ortaya
koydu.
Deniz Dikkaya, İstanbul Lütfi
Kırdar Sarayı’nda liderliği üstlendi
Türkiye’nin en köklü ve prestijli kongre ve
etkinlik merkezlerinden biri olan İstanbul
Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda
Genel Müdürlük görevine Deniz Dikkaya
atandı.
Yeni göreviyle ilgili değerlendirmede bulunan Deniz
Dikkaya, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Lütfi Kırdar
Kongre ve Sergi Sarayı, yalnızca İstanbul’un değil,
Türkiye’nin etkinlik ve kongre turizmi açısından en
önemli değerlerinden biri. Bu köklü yapının vizyonunu
geleceğe taşımak, uluslararası etkinliklere ev sahipliği
yapma misyonuna odaklanmak ve özellikle performans
sanatlarının merkezi haline getirecek çalışmalara imza
atmanın yanı sıra İstanbul’un global etkinlik destinasyonu
kimliğine katkı sağlayan bu değerli markaya ve deneyimli
ekibine liderlik etmek benim için büyük bir sorumluluk ve
gurur.”
İstanbul’un kalbinde yer alan ve bugüne kadar sayısız
ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapan
İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Deniz
Dikkaya’nın liderliğinde sürdürülebilir büyüme, yenilikçi
etkinlik çözümleri ve uluslararası iş birlikleri odağında
yolculuğunu sürdürmeyi hedefliyor.
Great Pride for
Bentour Reisen at
the globus awards
Marina Schöbel from Bentour
Reisen was named “Best Sales
Manager of the Year” at the
Globus Awards 2025/2026,
voted by travel agencies.
Bentour Reisen achieved a significant
success at the Globus Awards 2025/2026.
Marina Schöbel, one of the company’s
experienced managers, was honored with the “Best Sales Manager of the
Year” award following an online vote involving travel agency employees
across Germany. The award was presented at the Globus Night event held in
Frankfurt am Main. The Globus Awards, presented by the respected tourism
publication touristik aktuell, highlight sales excellence and professional
achievement within the industry. With nearly 40 years of sales experience,
Marina Schöbel stands out for her close connection to the field, accessibility,
and trust-based relationships with agencies. Bentour Reisen’s General
Manager, Songül Göktas-Rosati, described Schöbel’s achievement as “a
strong example that reflects her passion for travel, sales discipline, and
personal commitment.” In the same awards, Davut Aman from Bentour
Reisen ranked among the top 10 sales managers, while the company placed in
the top 5 tour operators in the organizer category. These results underscore
Bentour Reisen’s strong, trust-based, and sustainable partnerships with
travel agencies, demonstrating the company’s continued success in the
market.
Deniz Dikkaya takes leadership at Istanbul Lütfi
Kırdar Palace
Deniz Dikkaya has
been appointed as
the General Manager
of Istanbul Lütfi Kırdar
Congress and Exhibition
Palace, one of Türkiye’s
most prestigious and
long-standing congress
and event centers.
Commenting on her new role, Deniz Dikkaya said: “Istanbul Lütfi Kırdar
Congress and Exhibition Palace is not only one of Istanbul’s but also one of
Türkiye’s most significant assets in terms of event and congress tourism.
Leading this historic institution, carrying its vision into the future, focusing
on hosting international events, implementing initiatives to make it a hub
for performing arts, and contributing to Istanbul’s identity as a global event
destination—while working with this valuable brand and its experienced team—
is both a great responsibility and an honor for me.”
Located in the heart of Istanbul and having hosted countless national and
international events, Istanbul Lütfi Kırdar Congress and Exhibition Palace
aims, under Deniz Dikkaya’s leadership, to continue its journey with a focus on
sustainable growth, innovative event solutions, and international collaborations.
Where heritage meets
TIMELESS LUXURY
Experience The Grand Tarabya Managed by Accor, one of Istanbul’s most iconic landmarks
overlooking the Bosphorus riviera, where contemporary elegance meets a captivating atmosphere.
12
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
Mert Geçit Levni Hotels’in
yeni satış direktörü oldu
Mert Geçit, Levni Hotels Grubu’na
bağlı Levni Hotel & Spa, Levni Istanbul
Hotel Handwritten Collection ve Levni
Plus’ın Satış Direktörü olarak atandı.
Levni Hotels Grubu’na yeni atanan Mert Geçit kariyeri boyunca ağırlıklı
olarak uluslararası zincir otellerde yönetici olarak sürdürdü. Geçit,
Kanada’da American Hotel & Lodging Association (AHLA) bünyesinde
otelcilik yönetimi eğitimini aldı. Fairmont Quasar Istanbul, Sheraton
Istanbul City Center, Radisson Blu Hotel Istanbul Şişli, Hilton
Vancouver Airport, Holiday Inn Vancouver Airport ve The Marmara
Hotels İstanbul gibi markalarda görev yapmıştı. Accor Grubu’na
bağlı Novotel Istanbul Bosphorus’ta uzun yıllar satış yöneticisi olarak
çalışmıştı. Satış, kurumsal müşteri yönetimi ve uluslararası pazarlar
konusunda deneyim sahibi olan Mert Geçit, lüks segmentte satış
stratejileri, grup event, gelir optimizasyonu ve marka konumlandırma
alanlarında güçlü bir uzmanlığa sahip.
Geçit, yeni görevinde Levni Hotels Grubu’na bağlı Levni Hotel & Spa,
Levni Istanbul Hotel Handwritten Collection ve Levni Plus’ın ulusal ve
uluslararası pazarlardaki satış performansını ileri taşımayı hedefliyor.
Bu kapsamda kurumsal, leisure ve MICE segmentlerinde büyüme
stratejilerinin geliştirilmesine liderlik edecek.
Mert Geçit appointed as new
sales Director of Levni Hotels
Mert Geçit has been appointed as
the Sales Director for Levni Hotel &
Spa, Levni Istanbul Hotel Handwritten
Collection, and Levni Plus, all part of the
Levni Hotels Group.
Throughout his career, Geçit has primarily held managerial
roles in international hotel chains. He received hospitality
management training in Canada under the American Hotel
& Lodging Association (AHLA). He has worked at prominent
brands including Fairmont Quasar Istanbul, Sheraton
Istanbul City Center, Radisson Blu Hotel Istanbul Şişli, Hilton
Vancouver Airport, Holiday Inn Vancouver Airport, and The
Marmara Hotels Istanbul. He also spent many years as a
sales manager at Novotel Istanbul Bosphorus, part of the
Accor Group. With extensive experience in sales, corporate
client management, and international markets, Geçit has
strong expertise in luxury segment sales strategies, group
events, revenue optimization, and brand positioning.
In his new role, Geçit aims to advance the sales performance
of Levni Hotel & Spa, Levni Istanbul Hotel Handwritten
Collection, and Levni Plus in both domestic and international
markets. He will lead the development of growth strategies
across corporate, leisure, and MICE segments.
TransAnatolia İstanbul’dan
Ankara’ya uzanacak
29 Ağustos – 5 Eylül 2026 tarihleri arasında
gerçekleştirilecek TransAnatolia 2026’nın
merakla beklenen yarış rotası açıklandı.
Bu yılki TransAnatolia rotası;
İstanbul’dan başlayarak Ankara’da
sona eren, Karadeniz’in sert
doğası ile Orta Anadolu’nun ikonik
coğrafyasını bir araya getiren,
yüksek sportif zorluk ve güçlü
sembolik anlam taşıyan bir parkur
olarak tasarlandı. İstanbul’dan
start alacak olan TransAnatolia
2026, Bolu, Zonguldak, Ilgaz Dağı
(Kastamonu), Amasya, Tokat,
Kapadokya, Tuz Gölü’nden geçerek
Türkiye’nin kültürel ve coğrafi çeşitliliğini yansıtan
iddialı bir hat üzerinde ilerleyip, Ankara’da finish
görecek. İstanbul’dan başlayan yarış, Bolu’nun yoğun
ormanları ve teknik etaplarıyla ilk sportif sınavını
sunacak. Karadeniz’e açılan rota, Zonguldak’ın sert
arazi yapısı ve madenci coğrafyasıyla mücadeleyi
farklı bir boyuta taşıyacak. Ilgaz Dağları’nda rakım
yükselirken, sporcular bu kez dağ geçitleri ve
değişken zemin koşullarıyla karşı karşıya kalacak.
Amasya ve Tokat etaplarında Anadolu’nun tarihsel
dokusu ve doğal geçişleri öne çıkarken, yarış Orta
Anadolu’nun simge coğrafyalarından Kapadokya’nın
volkanik arazisi ile karakter değiştirecek. Tuz Gölü
etabında hız, dayanıklılık ve navigasyon ön plana
çıkarken, TransAnatolia 2026 Ankara’da tamamlanarak
Türkiye’nin kalbinde sona erecek.
TransAnatolia to Stretch from Istanbul to
Ankara
The eagerly awaited route for TransAnatolia 2026, taking
place from August 29 to September 5, 2026, has been
announced.
TransAnatolia Genel Koordinatörü
Burak Büyükpınar
This year’s TransAnatolia route is designed as a
challenging and symbolic course that starts in
Istanbul and finishes in Ankara, combining the rugged
nature of the Black Sea with the iconic landscapes
of Central Anatolia. Starting in Istanbul, the route
passes through Bolu, Zonguldak, Ilgaz Mountains
(Kastamonu), Amasya, Tokat, Cappadocia, and Tuz
Lake, reflecting Türkiye’s cultural and geographical
diversity.
The race begins in Istanbul, with its first sporting
test in Bolu’s dense forests and technical stages.
Heading toward the Black Sea, the Zonguldak section
presents a new level of challenge with its tough terrain
and mining landscapes. In the Ilgaz Mountains, as
elevation increases, riders face mountain passes and
variable surface conditions. In the Amasya and Tokat
stages, the historical fabric and natural transitions
of Anatolia come to the forefront, while the race
enters Central Anatolia’s iconic landscapes with
Cappadocia’s volcanic terrain. On the Tuz Lake stage,
speed, endurance, and navigation take center stage.
TransAnatolia 2026 will conclude in Ankara, finishing in
the heart of Türkiye.
14
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
Air Astana Şangay için bilet satışlarını
başlattı
Air Astana, Almatı–Şangay–Almatı yeni
düzenli seferleri için bilet satışlarının
başladığını duyurdu. Uçuşların, gerekli
devlet makamları izinlerinin alınması
koşuluyla, 29 Mart 2026 tarihinden
itibaren gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Almatı'dan KC281 sefer sayılı uçuşlar Salı, Perşembe ve Pazar günleri saat
19:10'da yapılacak ve ertesi gün saat 04:25'te Şangay'a varacak. Dönüş uçuşu
KC282 ise Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri, saat 05:40'ta Şangay'dan
kalkacak ve saat 10:15'te Almatı'ya inecek. Uçuşlar, modern dar gövdeli
Airbus A321LR uçaklarıyla gerçekleştirilecek. Şangay’a uçuş süresi 6 saat
15 dakika, dönüş uçuşu ise 7 saat 35 dakika olacak. Biletler, Air Astana'nın
resmi internet sitesi ve mobil uygulaması ile akredite seyahat acentelerinden
satın alınabiliyor.
Yeni güzergahın açılması, Air Astana'nın Pekin, Guangzhou, Urumçi ve
Sanya'ya olan mevcut uçuşlarına ek olarak Çin'deki varlığını genişletiyor
ve Kazakistan ile Asya'nın en büyük metropollerinden biri arasında hem iş
hem de tatil seyahatleri için ek fırsatlar sunuyor. Şangay, Çin'in finans ve iş
başkenti, ultra modern gökdelenlerin, zengin tarihin ve kültürel çeşitliliğin
şehridir. Başlıca turistik yerleri arasında Pudong iş bölgesinin panoramik
manzarasını sunan Bund, Oriental Pearl Kulesi, Yuyuan Bahçesi'nin yanı sıra
tapınaklar, müzeler, tiyatrolar ve alışveriş bölgeleri yer alıyor. Şehir, mutfağı
ve geleneksel Çin kültürünün bir metropolün dinamik ritmiyle uyumlu
birleşimiyle tanınıyor ve bu da onu hem turistler hem de iş gezginleri için
çekici kılıyor. Kazakistan vatandaşları için Çin'e vizesiz giriş imkanı da bu
cazibeyi artırıyor.
Air Astana launches ticket sales
for Shanghai
Air Astana announced that ticket sales have started for
its new regular Almaty–Shanghai–Almaty flights. The
flights are planned to commence as of 29 March 2026,
subject to the approval of the relevant government
authorities.
Departures from Almaty on flight KC281 are scheduled for Tuesdays,
Thursdays and Sundays at 19:10, arriving in Shanghai at 04:25 the
following day. The return flight KC282 will operate on Mondays,
Wednesdays and Fridays, departing from Shanghai at 05:40 and arriving
in Almaty at 10:15. The flights will be operated on modern narrow-body
Airbus A321LR aircraft. The flight time to Shanghai is 6 hours and 15
minutes, and the return flight is 7 hours and 35 minutes. Tickets are
available for purchase on the official website and in the mobile app of
Air Astana, as well as at accredited travel agencies.
The launch of the new route expands Air Astana's presence in China in
addition to existing flights to Beijing, Guangzhou, Urumqi and Sanya and
creates additional opportunities for business and leisure travel between
Kazakhstan and one of Asia's largest metropolises. Shanghai is China's
financial and business capital, a city of ultra-modern skyscrapers,
rich history and cultural diversity. Among its main attractions are the
Bund with its panoramic view of the Pudong business district, the
Oriental Pearl Tower, Yuyuan Garden, as well as temples, museums,
theatres and shopping districts. The city is known for its gastronomy
and harmonious combination of traditional Chinese culture with the
dynamic rhythm of a metropolis, making it attractive to both tourists
and business travellers, which is also facilitated by visa-free entry to
China for Kazakhstani citizens.
Celestyal, iki yeni F1 temalı sefer
düzenleyecek
Kış sezonlarında konumlandığı Arap Körfezi’ndeki
varlığını daha da güçlendiren Celestyal, 2026-2027
sezonunda iki yeni F1 temalı sefer düzenleyeceğini
duyurdu.
Celestyal, 2026/27 Arap Körfezi sezonunda iki yeni Formula
1 temalı cruise programını tanıttı. 1.260 yolcu kapasiteli
Celestyal Journey, 27 Kasım 2026’da Doha’da başlayacak 8
gecelik F1 programında, 3 gece limanda kalarak misafirlere
antrenman, sıralama turları ve yarış gününü izleme imkânı
sunacak. Gemi, Doha’dan sonra Dubai, Abu Dabi, Sir Bani Yas
Adası ve Bahreyn limanlarını ziyaret edecek. Program fiyatları
729 Euro’dan başlıyor.
Diğer program ise 1.360 yolcu kapasiteli Celestyal Discovery
ile 4 Aralık 2026’da Abu Dabi’de başlayacak 7 gecelik Abu
Dabi F1 programı olacak. Gemi 3 gece limanda kalarak
tüm F1 etkinliklerini izleme fırsatı sunacak ve ardından
Doha, Ras Al Khaimah ve Khasab limanlarına uğrayacak.
Bu programın fiyatları 779 Euro’dan başlıyor. Her iki cruise
programında tüm öğünler, alkolsüz içecekler, Wi-Fi, liman
vergileri ve bahşişler fiyata dahil. F1 biletleri de Celestyal
üzerinden satın alınabilecek. Celestyal Journey, Mart 2027’ye
kadar Doha çıkışlı “Desert Days” programıyla Dubai, Abu
Dabi, Sir Bani Yas Adası ve Bahreyn duraklarını kapsayacak.
Celestyal Discovery ise Abu Dabi çıkışlı “Iconic Arabia” turları
kapsamında Doha, Khasab, Dubai, Sir Bani Yas Adası ve Ras
Al Khaimah limanlarına uğrayacak.
Celestyal to host two new F1-themed cruises
Strengthening its presence in the Arabian Gulf during the winter
seasons, Celestyal has announced that it will host two new F1-
themed cruises in the 2026-2027 season.
For the 2026/27 Arabian Gulf season, Celestyal unveiled two new Formula
1-themed cruise programs. The Celestyal Journey, with a capacity of 1,260
passengers, will be in Doha on November 27, 2026, for an 8-night F1 program.
The ship will remain in port for 3 nights, allowing guests to attend practice
sessions, qualifying rounds, and race day events. After Doha, the ship will visit
Dubai, Abu Dhabi, Sir Bani Yas Island, and Bahrain. Prices for this program start
from €729.
The other program, aboard the 1,360-passenger Celestyal Discovery, will begin
in Abu Dhabi on December 4, 2026, for a 7-night Abu Dhabi F1 program. The ship
will also stay in port for 3 nights, giving guests the opportunity to watch all F1
events, and will then call at Doha, Ras Al Khaimah, and Khasab. Prices for this
program start from €779. Both cruise programs include all meals, non-alcoholic
beverages, Wi-Fi, port taxes, and gratuities. F1 tickets can also be purchased
through Celestyal. The Celestyal Journey will continue its “Desert Days” program
from Doha until March 2027, visiting Dubai, Abu Dhabi, Sir Bani Yas Island, and
Bahrain. The Celestyal Discovery will operate Abu Dhabi-based “Iconic Arabia”
cruises, calling at Doha, Khasab, Dubai, Sir Bani Yas Island, and Ras Al Khaimah.
hotel restaurant
16 & hi-tech
antre entree
Radisson’a “Yılın En İtibarlı
Zincir Otel” ödülü
Radisson Otel Grubu, pazarlama ve iletişim
dünyasının prestijli organizasyonları arasında
gösterilen The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama
Ödülleri kapsamında “Yılın En İtibarlı Zincir Otel”
unvanına layık görüldü.
Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic
Planning iş birliğiyle bu yıl 12’ncisi gerçekleştirilen The
ONE Awards’ta, halk jürisinin oylarıyla belirlenen “Yılın
İtibarlıları” 2 Şubat akşamı düzenlenen törenle açıklandı.
Türkiye temsili 12 ilde 1.200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen
“İtibar ve Marka Değer Performans Ölçümü” araştırması
sonucunda, 73 farklı kategoride itibarını en çok artıran
markalar ödüllendirildi. Radisson Otel Grubu Geliştirme ve
Franchise Servisler Türkiye Direktörü Baran Türkel şu sözleri
kullandı: “The ONE Awards gibi saygın bir platformda ‘Yılın
En İtibarlı Zincir Otel’ unvanına layık görülmek, Radisson
Otel Grubu’nun Türkiye pazarına duyduğu güçlü inancın
ve kararlılıkla sürdürdüğü yatırım stratejisinin önemli bir
göstergesidir. Büyümemizi yalnızca yeni yatırımlarla değil,
misafirlerimizle aramızda kurduğumuz güvene dayalı ilişkiyi
derinleştirerek sürdürüyoruz. Misafir deneyimini odağımıza
alan yaklaşımımız ve yatırımcılarımızla geliştirdiğimiz uzun
soluklu iş birlikleri sayesinde, faaliyet gösterdiğimiz her
noktada kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki
dönemde de Türkiye’nin turizm potansiyeline inanarak
büyümeye devam ederken, markamıza duyulan güveni daha
da ileri taşımayı amaçlıyoruz.”
Jet2, 2026’da Türkiye’yi daraltıp
Yunanistan’ı büyütüyor
İngiliz hava yolu ve tur operatörü Jet2, 2026
yaz sezonu planlaması kapsamında Türkiye
uçuşlarında kesintiye giderken, Yunanistan
hatlarında kapasite artışı kararı aldığını duyurdu.
Jet2’nin 2026 yaz sezonu planlaması kapsamında Türkiye hatlarında
kapasite azaltımına gidildi. Bu çerçevede Edinburgh–İzmir hattı
tamamen kapatılırken, İzmir–Glasgow hattında haftalık frekans
sayısı 2025’teki 2 uçuş seviyesinden 1’e düşürüldü. Ayrıca Dalaman–
Birmingham, Edinburgh–Dalaman, East Midlands–Dalaman,
Leeds Bradford–Dalaman, Liverpool–Dalaman, Liverpool–Bodrum,
East Midlands–Bodrum, Bristol–Bodrum ve İzmir–East Midlands
hatlarında birer frekanslık kesinti yapılırken; Glasgow–Dalaman
hattında 2, East Midlands–Antalya hattında ise 2 frekans azaltımı
uygulanacak.
Türkiye’deki daralmaya karşın Jet2, 2026 yaz sezonunda Birmingham
çıkışlı Yunanistan uçuşlarında kapasite artışına gidiyor. Temmuz–
Eylül döneminde Girit ve Santorini hatlarına haftada birer ek sefer
planlandı. Şirket, bu artışın arkasında İngiliz tatilciler ile bağımsız
seyahat acentelerinden gelen güçlü talebin bulunduğunu açıkladı.
Yapılan düzenlemeyle Jet2, Birmingham’dan Yunanistan’a en
fazla koltuk arz eden hava yolu konumuna yükseldi. Havayolu,
Birmingham çıkışlı olarak Atina, Korfu, Chania, Heraklion, Kalamata,
Kefalonya, Kos, Midilli, Preveze, Rodos, Samos, Santorini, Skiathos,
Selanik ve Zakintos olmak üzere 15 Yunan destinasyonuna uçuş
gerçekleştiriyor. Yeni planlama kapsamında Jet2, 2026 yaz
sezonunda Birmingham Havalimanı’ndan 62 farklı hatta toplam 2,5
milyonun üzerinde koltuk sunacak.
Radisson named “Most
Reputable Chain Hotel
of the Year”
Radisson Hotel Group was awarded the title of “Most Reputable
Chain Hotel of the Year at The ONE Awards Integrated Marketing
Awards, one of the most prestigious organizations in the marketing
and communications industry.
Organized for the 12th time this year through the collaboration of *Marketing
Türkiye and Akademetre Research and Strategic Planning, The ONE Awards
announced the “Most Reputable Brands of the Year,” determined by a public jury,
at a ceremony held on February 2. As part of the “Reputation and Brand Value
Performance Measurement” research, conducted through face-to-face interviews
with 1,200 participants across 12 provinces in Türkiye, brands that increased their
reputation the most in 73 different categories were recognized.
Baran Türkel, Director of Development and Franchise Services for Türkiye at
Radisson Hotel Group, commented on the award as follows: “Being honored with
the title of ‘Most Reputable Chain Hotel of the Year’ on such a respected platform
as The ONE Awards is a strong indication of Radisson Hotel Group’s confidence
in the Turkish market and its investment strategy pursued with determination.
We sustain our growth not only through new investments, but also by deepening
the trust-based relationship we have built with our guests. With our guest-centric
approach and long-term partnerships with our investors, we aim to generate
lasting value in every location where we operate. In the coming period, we will
continue to grow with confidence in Türkiye’s tourism potential and further
strengthen the trust placed in our brand.”
Jet2 scales back Türkiye, expands
Greece in 2026
UK airline and tour operator Jet2 has
announced that, as part of its summer
2026 schedule planning, it will reduce
capacity on its Türkiye routes while increasing capacity on services to
Greece.
Under Jet2’s summer 2026 plans, capacity on routes to Türkiye will be reduced. As part
of this adjustment, the Edinburgh–Izmir route will be completely discontinued, while
the number of weekly frequencies on the Izmir–Glasgow route will be reduced from two
flights per week in 2025 to one in 2026. In addition, one weekly frequency will be cut on the
Dalaman–Birmingham, Edinburgh–Dalaman, East Midlands–Dalaman, Leeds Bradford–
Dalaman, Liverpool–Dalaman, Liverpool–Bodrum, East Midlands–Bodrum, Bristol–Bodrum
and Izmir–East Midlands routes. Further reductions include two weekly frequencies on the
Glasgow–Dalaman route and two on the East Midlands–Antalya route.
Despite the contraction in Türkiye, Jet2 is increasing capacity on Greece-bound flights from
Birmingham for the summer 2026 season. Additional weekly services are planned on the
Crete and Santorini routes during the July–September period. The company stated that the
capacity increase is driven by strong demand from British holidaymakers and independent
travel agents. Following these adjustments, Jet2 will become the airline offering the largest
seat capacity from Birmingham to Greece. The carrier will operate flights from Birmingham
to 15 Greek destinations: Athens, Corfu, Chania, Heraklion, Kalamata, Kefalonia, Kos,
Mytilene, Preveza, Rhodes, Samos, Santorini, Skiathos, Thessaloniki and Zakynthos.
Under the new schedule, Jet2 will offer more than 2.5 million seats across 62 routes from
Birmingham Airport during the summer 2026 season.
18
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
Avi Alkaş: “Turizmde büyüme artık nitelik
ve deneyim üzerinden okunmalı”
Alkaş & HAN Spaces Yönetim Kurulu Başkanı
Avi Alkaş, turizm sektöründe yaşanan dönüşüme
dikkat çekerek, büyümenin artık yalnızca
konaklama sayılarıyla değil; deneyimin kalitesi,
konaklama süresi ve ziyaretçinin şehirle kurduğu
ilişki üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini
vurguladı.
Turizm anlayışının köklü bir değişimden geçtiğine işaret eden
Alkaş, “Beyond Hotels” yaklaşımının, oteli kentten ve günlük
yaşamdan koparan geleneksel bakışın ötesine geçtiğini belirtti.
Bu yaklaşımın, konaklama deneyimini şehrin kültürel, sosyal
ve ekonomik dokusuyla bütünleştirdiğini ifade eden Alkaş,
şunları söyledi: “Bugün otelleri tek başına yapılar olarak değil;
kentin kültürü, ticareti, gastronomisi ve sosyal hayatıyla entegre
deneyim alanları olarak ele almak gerekiyor. ‘Beyond Hotels’
yaklaşımı tam da bu bütüncül bakışı temsil ediyor.”
Doğru kurgulanmış mixed-use projelerin, ziyaretçilerin şehirde
daha uzun süre vakit geçirmesine olanak tanıdığını belirten
Alkaş, bu sayede misafirlerin şehirle daha güçlü ve anlamlı bir
bağ kurabildiğini söyledi. Bu projelerin aynı zamanda ekonomik
çeşitliliği destekleyerek destinasyonların sürdürülebilir değer
üretmesine katkı sunduğunu da dile getirdi. Bu yaklaşımın
standart ve herkese uyan bir model olarak görülmemesi
gerektiğinin altını çizen Alkaş, her şehrin, her yatırımın ve her
kullanıcı profilinin kendi dinamikleriyle ele alınması gerektiğini
vurguladı. Alkaş sözlerini şöyle tamamladı: “Bu bir ezber ya da
hazır reçete değil. Asıl mesele çok fonksiyonlu projeler yapmak
değil; doğru fonksiyonları, doğru bağlamda ve doğru dengeyle
bir araya getirebilmektir.”
Avi Alkaş: “Growth in tourism
should now be measured through
quality and experience”
Avi Alkaş, Chairman of the Board of Alkaş
& HAN Spaces, drew attention to the
transformation taking place in the tourism
sector, emphasizing that growth should no
longer be evaluated solely by accommodation
numbers, but rather through the quality
of experience, length of stay, and the
relationship visitors build with the city.
Pointing out that the understanding of tourism is undergoing a fundamental
shift, Alkaş stated that the “Beyond Hotels” approach goes beyond the
traditional perspective that isolates hotels from the city and everyday life. He
explained that this approach integrates the accommodation experience with the
city’s cultural, social, and economic fabric, adding: “Today, hotels should not
be considered as standalone structures, but as integrated experience spaces
connected to a city’s culture, commerce, gastronomy, and social life. The
‘Beyond Hotels’ approach represents exactly this holistic perspective.”
Alkaş noted that well-designed mixed-use projects allow visitors to spend
more time in the city, enabling them to build a stronger and more meaningful
connection with it. He also emphasized that such projects support economic
diversity and contribute to the sustainable value generation of destinations.
Stressing that this approach should not be seen as a standard, one-size-fitsall
model, Alkaş underlined that every city, every investment, and every user
profile must be evaluated according to its own dynamics. He concluded with
the following words: “This is not a formula or a ready-made recipe. The real
issue is not making multi-functional projects, but bringing together the right
functions, in the right context, and with the right balance.”
Doğu Karadeniz otelleri dernekleşti
Doğu Karadeniz’in doğa ve kültürel mirasını
turizmde görünür kılmak ve sürdürülebilir iş
birliği sağlamak için Doğu Karadeniz Oteller Birliği
Turizm Tanıtma ve Geliştirme Derneği faaliyete
geçti.
Büyük bir kültürel mirasa ev sahipliği yapan, yeşilin ve mavinin
buluştuğu Doğu Karadeniz’de turizmi güçlendirmek amacıyla
kurulan birlik, bölgedeki değerlerin turizm potansiyelini
üst seviyelere taşımayı hedefliyor. Doğu Karadeniz’in doğal
güzelliklerini ve kültürel zenginliklerini ön plana çıkaran,
sürdürülebilir turizmi teşvik eden, misafirperverliği esas
alan ve yenilikçi bir iş birliği yapısı kurmayı amaçlıyor. Başta
üyeleri olmak üzere, bölgedeki tüm turizm profesyonelleri
ve paydaşlarla birlikte hareket ederek turizm potansiyelini
artırmak, yerel ekonomiyi güçlendirmek ve bölgeyi uluslararası
arenada tanınan bir destinasyon hâline getirmek, birliğin
öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Kentlerdeki tüm
paydaşların bilgi ve birikimlerinden faydalanmayı, sektörün
ihtiyaçlarına ortak akıl ve iş birliğiyle çözümler üretmeyi
temel hedef olarak belirleyen oluşum, hizmet kalitesinde
standartlaşmayı sağlamak, küresel tanıtımda verimliliği
artırmak, can ve mal güvenliğini garanti altına almak ve kamu
ile yerel yönetimler arasında güçlü iş birlikleri kurmayı öncelikli
görevleri arasında görüyor. Bu vizyon çerçevesinde katkı
sunmak isteyen tüm turizm profesyonelleri, bölgenin “Gönüllü
Turizm Elçisi” olarak kabul edilecek. Dernek yetkilileri, birliğin
hem ülke hem de Doğu Karadeniz turizmi için hayırlı olmasını
temenni ettiklerini ifade etti.
Black Sea hotels establish association
The Doğu Karadeniz Hotels
Association for Tourism
Promotion and Development
has been launched to make
the natural and cultural
heritage of the Eastern Black
Sea region more visible in
tourism and to establish
sustainable collaboration.
Located in the Eastern Black Sea, a region rich in cultural heritage where
green landscapes meet the blue sea, the association aims to strengthen
tourism and elevate the tourism potential of the area. It seeks to highlight the
region’s natural beauty and cultural richness, promote sustainable tourism,
prioritize hospitality, and establish an innovative, collaborative framework.
By bringing together its members and all tourism professionals and
stakeholders in the region, the association aims to enhance tourism potential,
strengthen the local economy, and position the Eastern Black Sea as an
internationally recognized destination. Believing that the region’s tourism
map extends beyond city boundaries, the organization intends to benefit from
the knowledge and experience of all local stakeholders and provide solutions
to industry needs through collective wisdom and cooperation. Ensuring
service quality standards, improving efficiency in global promotion efforts,
safeguarding life and property, and building strong partnerships with public
institutions and local authorities are among its key objectives. Within this vision,
all tourism professionals who wish to contribute will be accepted as “Volunteer
Tourism Ambassadors” of the region. Association officials expressed their hope
that the organization will be beneficial both for the country and for tourism in
the Eastern Black Sea.
hotel restaurant
20 & hi-tech
antre entree
İDO 2025’te yolcu ve araç taşımada
artış kaydetti
İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), 2025 yılında
Marmara ve Ege seferlerinde 31 milyondan fazla
yolcu ve 13 milyon aracı taşıyarak önceki yıla göre
2 milyonun üzerinde artış gösterdi.
Deniz ulaşımında Türkiye’nin güçlü ve güvenilir markası İDO,
Avrupa Yakası ile Anadolu Yakası arasında yoğun trafiğe hızlı
ve kesintisiz çözümler sunmaya devam ediyor. 7/24 hizmet
veren Sirkeci–Harem hattında 1,3 milyon yolcu ve 1,6 milyon
aracı güvenle taşıyan İDO, Eskihisar–Topçular hattında ise 22
milyon yolcu ve 9,8 milyon araç ile Gebze–Yalova arasındaki
mesafeyi kısaltarak zaman ve yakıt tasarrufu sağlıyor. 2025
yılında 31 milyonun üzerinde yolcu ve 13 milyon araç taşıyan
şirket, geçen yıla göre ek 2,2 milyonluk artışla kara yolu
trafiğinin azalmasına ve karbon salınımının düşürülmesine
katkı sağladı. Ege Adaları’nda da 220 bin yolcuya hizmet
veren İDO, ikinci yılını geride bırakırken üçüncü sezon için
hazırlıklarını sürdürüyor.
İDO, çevreye duyarlı yaklaşımını taşıma faaliyetlerinin
ötesine taşıyarak iki sahil temizliği çalışması gerçekleştirdi.
“Bir Kapakla İz Bırak” kampanyasıyla mavi atık kapaklar
toplanarak engelli bireylerin sosyal hayata katılımı
desteklendi. Kadınlara sektörde alan açan uygulamalarıyla
Kadın Platformları Derneği tarafından “Eşitliğin Liderleri”
ödülünü aldı. Ayrıca, WeWalk iş birliğiyle görme engelli
yolcuların tek başına seyahat edebilmesini sağlayan Danış
Hizmeti’ni hayata geçirerek fırsat eşitliğini güçlendirdi.
IDO records increase in
passenger and vehicle transport
Istanbul Sea Buses (IDO) carried over
31 million passengers and 13 million
vehicles on Marmara and Aegean routes,
marking an increase of more than 2
million compared to the previous period.
As a strong and reliable brand in maritime
transportation in Türkiye, IDO continues to
provide fast and uninterrupted solutions across
the European and Anatolian sides. On the 24/7
Sirkeci–Harem line, IDO safely transported
1.3 million passengers and 1.6 million vehicles, while on the Eskihisar–
Topçular line, it carried 22 million passengers and 9.8 million vehicles,
reducing travel time and saving fuel along the Gebze–Yalova route. By
handling over 31 million passengers and 13 million vehicles, the company
contributed significantly to reducing road traffic and lowering carbon
emissions. IDO also served 220,000 passengers on routes to the Aegean
Islands while preparing for the upcoming season.
Beyond transportation, IDO reinforced its environmentally conscious
approach by organizing two coastal cleanup initiatives. Through the
“Leave a Mark with a Cap” campaign, collected blue caps supported the
social inclusion of people with disabilities. With initiatives that opened
opportunities for women in the sector, IDO was recognized by the
Women’s Platforms Association as a leader in equality. Additionally, in
collaboration with WeWalk, the company launched a Guidance Service
that enables visually impaired passengers to travel independently,
strengthening equal access for all.
Park Hyatt Istanbul –
Maçka Palas’a dört yıldız
İstanbul’un Nişantaşı semtinde yer alan
Park Hyatt Istanbul – Maçka Palas,
Forbes Travel Guide 2026 ödüllerinde
Dört Yıldız derecesi aldı.
20. yüzyılın başlarında inşa edilen tarihi
Maçka Palas, Art Deco mimarisinin seçkin
bir örneği olarak restore edildi. Otel, modern
tasarım ile Osmanlı mirası ve Avrupa etkilerini
harmanlayarak misafirlerine sanat, tasarım
ve gastronomiyi bir araya getiren sofistike
bir “evden uzakta ev” deneyimi sunuyor.
Gastronomi ve wellness alanlarında da öne
çıkan otel, Cipriani Istanbul ve Nusr-Et Maçka
Palas gibi prestijli restoranlara ev sahipliği
yapıyor. Boğaz manzaralı Bar 805, zarif ve rahat
bir sosyal ortam sunarken, özel spa süitlerinde
sunulan çağdaş hamam deneyimi geleneksel
ritüelleri modern lüksle birleştiriyor. Tarih
boyunca İstanbul’un entelektüel ve sanatsal
çevrelerinin buluşma noktası olan Maçka
Palas, bugün de seçkin konuklar ve dünya
gezginleri için ayrıcalıklı bir adres olmayı
sürdürüyor. Forbes Travel Guide 2026 Dört
Yıldız derecesi, otelin kişiye özel hizmet anlayışı
ve Nişantaşı’nın sosyal ve kültürel dokusuyla
kurduğu bağı yeniden doğruluyor.
Park Hyatt Istanbul – Maçka Palas receives four-star rating
Park Hyatt Istanbul – Maçka Palas, located in Istanbul’s Nişantaşı district,
has been awarded a Four-Star rating in the Forbes Travel Guide 2026.
Built in the early 20th century, the historic Maçka Palas has been restored as an
outstanding example of Art Deco architecture. The hotel blends modern design with
Ottoman heritage and European influences, offering guests a sophisticated “home away
from home” experience that combines art, design, and gastronomy. The hotel also
stands out in gastronomy and wellness, hosting prestigious restaurants such as Cipriani
Istanbul and Nusr-Et Maçka Palas. Bar 805, with its Bosphorus view, provides an elegant
and relaxed social atmosphere, while the contemporary hammam experience in private
spa suites merges traditional rituals with modern luxury. Historically a gathering point
for Istanbul’s intellectual and artistic circles, Maçka Palas continues to serve as an
exclusive address for distinguished guests and international travelers. The Forbes Travel
Guide 2026 Four-Star rating reconfirms the hotel’s personalized service approach and its
strong connection to the social and cultural fabric of Nişantaşı.
22
hotel restaurant
& hi-tech
antre entree
Şampiyonlar belli oldu
Gloria Hotels & Resorts ev sahipliğinde Belek’te
düzenlenen Gloria Özaltın Championship 2026,
dokuzuncu yılında uluslararası golf dünyasını bir
kez daha Antalya’da buluşturdu. Bir hafta süren
turnuva, 14 Şubat akşamı gerçekleştirilen gala
gecesi ve ödül töreniyle sona erdi.
Gloria Hotels & Resorts ev sahipliğinde 8–15 Şubat 2026
tarihleri arasında Belek’te düzenlenen Gloria Özaltın
Championship 2026’daki mücadeleler, Gloria Golf Club
bünyesindeki New Course ve Old Course sahalarında oynandı.
Farklı ülkelerden gelen amatör ve profesyonel golfçüler,
hafta boyunca yüksek tempolu bir rekabet sergiledi. Son güne
kadar süren çekişme, organizasyonun heyecan dozunu final
anına kadar taşıdı.
Turnuva kapsamında düzenlenen Öznur Özdemir Özaltın
Memorial Trophy, Nurettin Özaltın Memorial Trophy, Sebahat
Özaltın Ladies Tournament ve Nuri Özaltın Memorial
kategorileri, hem sportif performans hem de organizasyonun
köklü geleneğini yansıtan karşılaşmalara sahne oldu.
Celebrity Professional Challenge ise profesyonel isimlerle
katılımcıları aynı sahada buluşturarak turnuvaya farklı bir
dinamizm kazandırdı.
Turnuva haftasının zirve noktası ise 14 Şubat akşamı
düzenlenen Gala Gecesi ve Ödül Töreni oldu. Özel konseptle
tasarlanan gece, sahne tasarımı ve sürpriz performanslarıyla
unutulmaz bir atmosfere sahne oldu. Gecede sahne alan 35 &
07 Orkestrası, enerjik canlı performansıyla davetlilere müzik
dolu anlar yaşatırken salonu adeta bir kutlama sahnesine
dönüştürdü. Ödül töreninde kazanan isimler Gloria Golf Club
Direktörü David Clare tarafından açıklandı. Kategoriler tek
tek anons edilirken salonda yükselen heyecan, şampiyonların
sahneye davet edilmesiyle alkış fırtınasına dönüştü. Zarif
seremoni ve etkileyici atmosferiyle gala gecesi, turnuvanın
finaline yakışan görkemli bir kapanışa imza attı.
Liberty Fabay sezona merhaba
diyor
Baharın gelişiyle birlikte Liberty Fabay’da yeni sezon
başlıyor. Fethiye’nin benzersiz doğasında, Ege ve
Akdeniz’in kesişim noktasında konumlanan, 5 yıldızlı
lüks segmentteki hizmet anlayışı ve her şey dahil
konseptiyle hizmet veren tesis; sezonun ilk günlerinden
itibaren özgürlük, konfor ve iyi hissetme halini
buluşturan ayrıcalıklı bir tatil deneyimi sunuyor.
Palmiye ağaçlarıyla çevrili geniş bahçeleri, modern
mimarisi ve doğayla uyumlu atmosferiyle Liberty Fabay,
konuklarını yeni sezonda yavaşlamaya, anın tadını çıkarmaya
ve kendilerine zaman ayırmaya davet ediyor. Doğayla iç
içe tasarlanmış özel plajı, farklı konseptlerdeki havuzları,
aquapark alanı ve sadece yetişkinlere özel bölümleriyle
sezonun enerjisini açık alanlara taşıyor. Sezon başı ve sezon
sonu dönemlerinde hizmet veren ısıtmalı havuzlar, özellikle
bahar aylarında konforlu bir yüzme deneyimi sunuyor.
Çocuklar, aileler ve “adults only” deneyimini tercih eden
misafirler için ayrılmış alanlar sayesinde herkes kendi tatil
ritmini özgürce yaşayabiliyor. Gastronomi deneyimi, dünya
mutfağından ilham alan restoranlar, taze ve mevsimsel
ürünlerle hazırlanan özel menüler, miksolojist imzası taşıyan
kokteyller ve her şey dahil konseptin sunduğu ayrıcalıklarla
günün her saatine keyif katıyor. Yetişkinlere özel restoran ise
sakinlik ve zarafet arayanlar için sezona rafine bir dokunuş
ekliyor. Liberty Fabay’ın spa & wellbeing merkezi, cilt bakım
hizmetlerinden geleneksel Türk hamamına, özel masaj
terapilerinden aromaterapi uygulamalarına kadar uzanan
seçeneklerle beden ve ruhu yenilemeyi sağlıyor. Kids Club
ve Teenage Club ile çocuklar ve gençler için eğlenceli bir
tatil ortamı sunulurken, ailelere ayrılmış plaj ve güvenli oyun
alanları rahat bir tatil deneyimi sağlıyor.
Champions announced
Hosted by Gloria Hotels & Resorts,
the Gloria Özaltın Championship
2026 brought the international golf
community together in Antalya once
again in its ninth year. The week-long
tournament concluded with a gala
night and award ceremony held on
the evening of February 14.
Organized between February 8–15, 2026 in
Belek under the hosting of Gloria Hotels &
Resorts, the matches of the Gloria Özaltın
Championship 2026 were played on the New
Course and Old Course of Gloria Golf Club.
Amateur and professional golfers from various countries displayed high-level
competition throughout the week. The fierce contest, which continued until
the final day, carried the excitement of the tournament right through to the
closing moments. The Öznur Özdemir Özaltın Memorial Trophy, Nurettin
Özaltın Memorial Trophy, Sebahat Özaltın Ladies Tournament, and Nuri
Özaltın Memorial categories reflected both outstanding sporting performance
and the deep-rooted tradition of the organization. The Celebrity Professional
Challenge added a dynamic dimension to the tournament by bringing
professional players and participants together on the same course.
The highlight of the tournament week was the Gala Night and Award
Ceremony held on February 14. Designed with a special concept, the evening
offered an unforgettable atmosphere with its stage design and surprise
performances. Performing live, the 35 & 07 Orchestra energized the audience
and transformed the venue into a true celebration scene. The winners were
announced by Gloria Golf Club Director David Clare. As each category was
revealed, the growing excitement in the hall turned into thunderous applause
when the champions were invited to the stage. With its elegant ceremony and
impressive ambiance, the gala night delivered a magnificent finale worthy of
the tournament.
Liberty Fabay welcomes
the new season
With the arrival of spring, the new
season begins at Liberty Fabay. Located
in Fethiye, at the unique crossroads
of the Aegean and Mediterranean, the
5-star luxury property offers an allinclusive
experience with a service
approach that combines freedom,
comfort, and well-being from the very
first days of the season.
Surrounded by palm trees, with spacious gardens, modern
architecture, and a nature-inspired atmosphere, Liberty
Fabay invites guests to slow down, enjoy the moment,
and take time for themselves this new season. Its private
beach, pools designed in different concepts, aquapark, and
adults-only areas bring the energy of the season to outdoor
spaces. Heated pools available at the beginning and end of
the season provide a comfortable swimming experience,
especially during spring. With separated areas for children,
families, and adults-only guests, everyone can enjoy their
own holiday rhythm freely. The gastronomy experience
continues to be one of the strongest highlights of the
holiday at Liberty Fabay. Restaurants inspired by world cuisines, special menus
prepared with fresh and seasonal ingredients, cocktails crafted by professional
mixologists, and the privileges of the all-inclusive concept turn every moment
into a pleasurable break. The adults-only restaurant adds a refined touch for
those seeking calm and elegance this season. Liberty Fabay’s spa & wellbeing
center offers a unique retreat for body and mind, from skincare treatments
enriched with natural ingredients to the traditional Turkish bath blending
historical heritage with modern luxury, as well as specialized massages and
aromatherapy sessions. With Kids Club and Teenage Club providing fun holiday
activities for children and teens, and family-designated beach and safe play
areas, the resort ensures a comfortable and enjoyable holiday experience for
all.
İlklerin Markası Bonna Sınırları Zorluyor
Bonna Pushes The Limits
Türkiye’nin“Porselen, Sofra ve Mutfak Eşyaları”
sektörünün ihracat şampiyonu Bonna, küresel
ölçekte üretim ağı kuran ilk marka olma
yolunda kararlılıkla ilerliyor.
Bugün 6 kıtada 100’den fazla ülkeye ihracat yapan Bonna, üretim
gücü, dünyada ilk olan inovasyonları ve farklı ülkelerdeki cesur
yatırımlarıyla yalnızca Türkiye’de değil, küresel gastronomi
sahnesinde de adından söz ettiriyor.
2014 yılında kurulan Bonna, 40 yılı aşkın bir geçmişe sahip Kar
Porselen’in bir markası olarak %100 HoReCa pazarına özel masa üstü
sunum çözümleri sunuyor. Marka, bugün beş ana kategoride geniş
ürün gamıyla profesyonellere hizmet veriyor.
Küresel üretim gücü: Özbekistan ve Mısır yatırımları
Üretime ve gastronomiye duyduğu tutku sayesinde 2023 ve 2024
yıllarında üst üste sektörünün ihracat şampiyonu olma başarısını
gösteren Bonna, bir yandan Türkiye rekabetindeki pozisyonunu
korurken diğer yandan sınır ötesi yatırımlarıyla küresel arenada
liderlik iddiasını somut yatırımlarla güçlendiriyor. 2025 yılında
Özbekistan Taşkent’teki üretim tesisini faaliyete alan marka, Mısır’da
faaliyet gösterecek fabrika yatırımıyla da adından söz ettiriyor.
Hedef: Yeme içme sektörüne yön veren global liderlik
Bonna, “mutlu paydaşlarla birlikte yeme - içme sektörüne yön
veren global lider olma" vizyonuyla hareket ediyor. Genç ve dinamik
ekibiyle tutkuyla çalışan marka; üretim, tasarım, inovasyon ve küresel
yatırımları bir araya getirerek sektöründe ilkleri gerçekleştirmeye
devam ediyor. Üretim gücünü dünyaya taşıyan bir Türk markası olan
Bonna; yalnızca ürün değil, global bir standart üretiyor.
Bonna, the export champion of Türkiye’s “Porcelain,
Tableware and Kitchenware” sector, is moving
forward with strong momentum toward becoming
the first brand in its industry to manufacture on a
global scale with new production facilities in different
regions of the world.
Exporting to more than 100 countries across six continents, Bonna
is making a name for itself not only in Türkiye but also on the global
gastronomy stage through its manufacturing strength, world-first
innovations, and bold investments.
Founded in 2014, Bonna is a brand of Kar Porselen, which has more
than 40 years of manufacturing heritage. The company provides 100%
HoReCa-focused tabletop presentation solutions and today serves industry
professionals with a broad product portfolio across five categories.
Global manufacturing power: Investments Uzbekistan and Egypt
Driven by its passion for production and gastronomy, Bonna achieved the
distinction of becoming the sector’s export champion for two consecutive
years, in 2023 and 2024. While maintaining its strong competitive position
in Türkiye, the company is simultaneously advancing its leadership
ambitions in the global arena through cross-border investments.
In 2025, Bonna commissioned its manufacturing facility in Tashkent,
Uzbekistan, and is currently drawing attention with its ongoing factory
investment in Egypt.
A vision to lead the global food & beverage industry
Bonna operates with the vision of becoming a global leader that shapes
the food and beverage industry together with its stakeholders.
With a young and dynamic
team working passionately
toward this goal, the
brand continues to
achieve industry firsts by
integrating manufacturing
excellence, design,
innovation, and strategic
global investments.
26
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
İşte Türkiye'ye En Çok Turist
Gönderen Üç Ülke!
The Top Three Countries Sending Tourists to Türkiye
2025 yılında Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı
64 milyona yaklaşırken, turizmin en güçlü
pazarları da netleşti.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un
açıkladığı verilere göre, Türkiye’yi 2025 yılında
ziyaret eden toplam turist sayısı 63 milyon 941
bin olarak kaydedildi. Sıralamada 6,9 milyon ziyaretçi
sayısıyla Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülke Rusya
oldu. Rusya pazarı, özellikle Akdeniz kıyıları olmak üzere
Türkiye turizminin lokomotiflerinden biri olmayı sürdürdü.
İkide Almanya, üçte Birleşik Krallık var
Almanya, 6,75 milyon ziyaretçi ile ikinci sırada yer aldı.
Alman turistlerin Türkiye’ye olan ilgisi istikrarlı şekilde
devam ediyor ve bu, uzun vadeli pazar güveninin en
önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Üçüncü sırada ise 4,27 milyon ziyaretçi ile Birleşik Krallık
yer aldı. İngiliz turistlerin Türkiye’ye yönelik ilgisi, kültür,
gastronomi ve şehir turizmine artan taleple 2019’dan bu
yana süren yükselişi destekliyor.
In 2025, the number of visitors to Türkiye
approached 64 million, while the country’s
strongest tourism markets became clear.
According to data announced by Minister of Culture and Tourism
Mehmet Nuri Ersoy, the total number of tourists visiting Türkiye
in 2025 was recorded at 63,941,000. Leading the list was Russia,
sending 6.9 million visitors. The Russian market continues to be
one of the driving forces of Türkiye’s tourism, particularly along
the Mediterranean coast.
Germany in second place, United Kingdom in third
Germany ranked second with 6.75 million visitors. The steady
interest of German tourists in Türkiye is seen as a key indicator
of long-term market confidence. In third place, the United
Kingdom sent 4.27 million visitors. The growing interest of
British tourists in Türkiye’s culture, gastronomy, and city
tourism has supported the market’s upward trend that has
continued since 2019.
28
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Almanların Tatil
Harcamaları Yüzde 100
Arttı
German Holiday Spending
Doubles
Yapılan bir ankete göre, Almanların yıllık tatil
harcamaları yüzde 100 artış göstererek ortalama 1.636
Euro’ya ulaştı. Türkiye ise Almanların tatilde daha az
harcama yaptığı destinasyonlar arasında yer aldı.
Geçen yıl Almanlar tatilleri için kişi başı günlük ortalama 130
Euro harcadı. British American Tobacco’nun Hamburg’daki
Gelecek Soruları Vakfı (BAT) adına gerçekleştirdiği temsili
anket, bu rakamın 2024’e kıyasla 8 Euro (yüzde 6,6) arttığını
ortaya koydu. Yılın “büyük tatili” Almanlara ortalama toplam
1.636 Euroya mal oldu. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 100’lük
artış anlamına geliyor. BAT bilimsel direktörü Prof. Ulrich
Reinhardt, bunun “önemli bir sıçrama” olduğunu vurguladı.
Almanya içinde tatil günlük harcama 122 Euro
Anket sonuçlarına göre Almanya içinde tatil yapanlar, günlük
harcamalarını sadece 5 Euro artırarak 122 Euro’ya çıkardı.
Avrupa’daki diğer ülkelerde tatil yapan Almanlar ise günlük
128 Euro harcayarak 12 Euro daha fazla para harcadı.
Harcamalardaki en dikkat çekici artışlar Yunanistan’da (42 Euro
artışla 147 Euro) ve İspanya’da (34 Euro artışla 143 Euro) görüldü.
Reinhardt, DW’ye verdiği demeçte, bu iki ülkenin harcamalarda
aşırıya kaçmamasının önemine dikkat çekti.
Türkiye’de Alman tatilciler daha az harcadı
Türkiye, daha ekonomik tatil yapılan ülkeler arasında yer
aldı. Türkiye’de tatil yapan Almanlar kişi başı günlük 108
Euro harcarken, bu 2024’e kıyasla 16 Euro daha düşük oldu.
Hırvatistan’da ise günlük harcama 97 Euro’ya kadar geriledi.
Fiyat artışları Almanların tatil motivasyonunu etkilemedi.
Katılımcıların yüzde 64’ü, geçen yıl en az beş günlük bir tatil
yaptıklarını belirtti. Reinhardt, bunun 2006’dan bu yana görülen
en yüksek oran olduğunu ve 2006’nın ise Dünya Kupası nedeniyle
istisnai bir yıl olarak değerlendirildiğini söyledi.
Tatil süresi kısaldı, seyahat sıklığı arttı
Seyahat süresi, 1980’lerden bu yana 18 günden 13 güne düştü.
Ancak katılımcıların yüzde 44’ü yılda iki veya daha fazla seyahate
çıktığını belirtti. On yıl önce bu oran yalnızca yüzde 18 idi.
Reinhardt, insanların tatilleri iş yükü ve küresel belirsizliklere
karşı bilinçli olarak denge unsuru olarak seçtiğini vurgulayarak,
“Tatil, bütçe kısıtlaması olsa bile en son kısıtlanan alan; özgür
karar verebilmenin son sığınağı gibi işlev görüyor” dedi.
2026’da rekor yıl beklentisi
Gelecek Soruları Vakfı, 2026 yılında yeni bir rekor yıl öngörüyor.
Katılımcıların yüzde 66’sı, en az beş günlük bir veya birden fazla
tatil planladığını belirtirken; yüzde 18’i kararsız, yüzde 16’sı ise
seyahat planı olmadığını söyledi. Seyahat planı olanların yüzde
25’i tatillerini Almanya içinde geçirmeyi düşünüyor. Yüzde 42’si
Avrupa dışındaki ülkelere, yüzde 20’si ise diğer kıtalara seyahat
etmeyi planlıyor. Avrupa’da en popüler tatil destinasyonu
yine İspanya olurken, onu İtalya, İskandinav ülkeleri, Türkiye,
Yunanistan, Fransa, Avusturya ve Hırvatistan takip ediyor.
According to a survey, German annual holiday spending
has doubled, reaching an average of €1,636. Türkiye,
meanwhile, ranked among the destinations where Germans
spend less on their holidays.
Last year, Germans spent an average of €130 per day per person on their
vacations. The representative survey, conducted by the Future Questions
Foundation (BAT) in Hamburg on behalf of British American Tobacco,
showed that this figure increased by €8 (6.6%) compared to 2024. The “main
holiday” of the year cost Germans an average total of €1,636, representing a
100% increase from the previous year. BAT’s scientific director, Prof. Ulrich
Reinhardt, emphasized that this is “a significant leap.”
Daily spending in Germany reaches €122
The survey results indicate that Germans vacationing within Germany
increased their daily spending by only €5, reaching €122. Germans traveling
to other European countries spent €128 per day, €12 more than on domestic
trips. The most notable increases were observed in Greece (€147, up €42)
and Spain (€143, up €34). Reinhardt noted in an interview with DW that these
two countries should be cautious about excessive spending.
German tourists spend less in Türkiye
Türkiye remained among the more affordable destinations. Germans
vacationing in Türkiye spent €108 per day per person, €16 less than in 2024.
In Croatia, daily spending dropped to €97. Despite price increases, Germans’
motivation to travel was not affected: 64% of respondents reported taking at
least a five-day trip last year. Reinhardt highlighted that this is the highest
rate observed since 2006, which was considered an exceptional year due to
the World Cup.
Shorter trips, more frequent travel
The length of trips has decreased from 18 days in the 1980s to 13 days
today. However, 44% of participants reported traveling twice or more per
year, compared to only 18% ten years ago. Reinhardt stressed that people
consciously choose vacations as a counterbalance to work pressures and
global uncertainties, saying, “Even if the budget is tight, holidays are the last
thing to be cut; they serve as the final refuge for freely making one’s own
decisions.”
Record year expected in 2026
The Future Questions Foundation expects 2026 to be another record year.
66% of participants plan at least one or multiple trips of five days or more;
18% are undecided, and 16% have no travel plans. Of those planning trips,
25% intend to vacation within Germany, 42% in countries outside Europe, and
20% on other continents. Spain remains the most popular European holiday
destination, followed by Italy, the Scandinavian countries, Türkiye, Greece,
France, Austria, and Croatia.
30
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Antalya Ocak’ta 234 Bin
Turistle Rekor Kırdı
Antalya Breaks Record with 234,000
Tourists in January
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü verilerine göre,
Antalya 2026 Ocak ayında tüm zamanların en
yüksek ocak ayı turist sayısına ulaştı. Kent, sadece
bir ayda 234 bin 37 ziyaretçi ağırladı.
Ocak ayında Antalya’yı ziyaret eden 234 bin 37 turistin
166 bini yabancı, 67 bini ise yurt dışında yaşayan Türk
vatandaşlarından oluştu. Yurt dışı yerleşik Türkler, milliyet
sıralamasında ilk sırada yer aldı.
Rusya ve Almanya İlk İki, İngiltere ve Polonya Yükselişte
Yabancı turistlerde Rusya, yüzde 9’un üzerinde artışla 47 bin
ziyaretçiyle ilk sırada yer aldı. Almanya, yüzde 3,5’lik düşüşe
rağmen yaklaşık 38 bin turist ile ikinci sırada yer aldı. Rus turistler
toplam payın yüzde 28’ini, Almanlar ise yüzde 22’sini oluşturdu.
İngiltere yüzde 11 düşüşle 16 bin 230, Polonya ise yüzde 13
artışla 11 bin 335 ziyaretçi ile ilk dört pazardaki yerini korudu.
Son yıllarda yükselen bu iki pazar, Antalya turizminde kalıcı ana
pazarlar arasında görülüyor.
Ukrayna, Kazakistan, Hollanda, Kırgızistan, Avusturya, Belçika,
İsviçre, Azerbaycan, İsveç, Romanya, Fransa, Özbekistan,
Danimarka, KKTC ve Finlandiya da Antalya’ya en çok turist
gönderen ülkeler arasında yer aldı.
According to data from the Provincial Directorate of Culture
and Tourism, Antalya reached the highest number of tourists
ever recorded for the month of January in 2026. The city
welcomed a total of 234,037 visitors in just one month.
Of the 234,037 tourists who visited Antalya in January, 166,000 were foreign
visitors and 67,000 were Turkish citizens living abroad. Turkish nationals
residing abroad ranked first in terms of nationality.
Russia and Germany Lead, UK and Poland on the rise
Among foreign visitors, Russia took the top spot with over a 9% increase,
welcoming 47,000 tourists. Germany followed with approximately 38,000
visitors, despite a 3.5% decrease. Russian tourists accounted for 28% of
the total, while Germans represented 22%.
The United Kingdom saw an 11% decline with 16,230 tourists, while Poland
recorded a 13% increase with 11,335 visitors, maintaining their positions
among the top four source markets. These two markets have emerged as
long-term key contributors to Antalya’s tourism.
Other leading countries sending tourists to Antalya included Ukraine,
Kazakhstan, the Netherlands, Kyrgyzstan, Austria, Belgium, Switzerland,
Azerbaijan, Sweden, Romania, France, Uzbekistan, Denmark, the Turkish
Republic of Northern Cyprus (TRNC), and Finland.
32
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Türkiye’nin
Turizm Geliri 65,2
Milyar Doları Aştı
Türkiye’s Tourism Revenue
Exceeded 65.2 Billion Dollars
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine
göre, 2025 yılında Türkiye’nin turizm gelirleri
toplam 65,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Ziyaretçilerden elde edilen gelir 64,4 milyar dolar, transfer
yolculardan elde edilen gelir ise 782 milyon dolar oldu. Gelirin
yüzde 18’ini Türkiye’yi ziyaret eden yurt dışı ikametli vatandaşlar
oluşturdu. Gelirin 46,3 milyar doları kişisel harcamalardan, 18,2 milyar
doları paket tur harcamalarından geldi. Turistlerin en çok yaptığı
harcamalar paket turlar (%28,2), yeme-içme (%21,1) ve uluslararası
ulaştırma (%12,8) olarak öne çıktı. Ziyaretçilerin çoğu (%67,7) Türkiye’yi
gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler için tercih ederken, yurt
dışında yaşayan vatandaşlar en çok akraba ve arkadaş ziyareti amacıyla
geldi.
2025 yılı IV. çeyreğinde (Ekim-Aralık) turizm geliri bir önceki yılın aynı
dönemine göre yüzde 9,9 artarak 15,2 milyar dolar oldu. Ziyaretçilerden
elde edilen gelir 14,9 milyar dolar, transfer yolcuların katkısı 212 milyon
dolar olarak kaydedildi. Bu dönemde ziyaretçilerin harcamalarının 11
milyar doları kişisel harcamalardan, 3,9 milyar doları paket turlardan
oluştu. Çeyrekte ziyaretçilerin yüzde 63,6’sı Türkiye’yi gezi ve kültürel
amaçlarla ziyaret ederken, yurt dışı ikametli vatandaşların yüzde 68,5’i
akraba ve arkadaş ziyareti için geldi.
Ziyaretçi sayısı ve yurt dışı harcamalar
2025 yılında Türkiye’den çıkış yapan ziyaretçi sayısı yüzde 2,7 artarak
63,9 milyon kişi oldu; bunların yüzde 17,5’i yurt dışında ikamet eden
vatandaşlardan oluştu. Geceleme yapan ziyaretçilerin gecelik ortalama
harcaması 100 dolar, yurt dışı ikametli vatandaşların harcaması 64
dolar olarak kaydedildi.
Yurt içinde ikamet eden vatandaşların yurt dışı turizm harcaması ise
yüzde 24 artarak 9,6 milyar dolara yükseldi. Bunun 7,4 milyar doları
kişisel harcama, 2,2 milyar doları paket tur harcamalarından oluştu.
Yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı 11,9 milyon oldu ve kişi başı
ortalama harcama 807 dolar olarak gerçekleşti. IV. çeyrekte yurt
dışını ziyaret eden vatandaş sayısı 2,97 milyon kişi, kişi başı ortalama
harcama 645 dolar oldu.
According to data from the Turkish
Statistical Institute (TÜİK), Türkiye’s tourism
revenues reached a total of 65.2 billion
dollars in 2025.
Revenue from visitors amounted to 64.4 billion dollars, while
income from transfer passengers was 782 million dollars. Visitors
residing abroad accounted for 18% of the total revenue. Of the
total, 46.3 billion dollars came from personal spending and 18.2
billion dollars from package tours. The main spending categories
of tourists were package tours (28.2%), food and beverages (21.1%),
and international transportation (12.8%). Most visitors (67.7%) chose
Türkiye for leisure, entertainment, sports, and cultural activities,
while residents abroad primarily visited for family and friend visits.
In the fourth quarter of 2025 (October–December), tourism revenue
increased by 9.9% compared to the same period of the previous
year, reaching 15.2 billion dollars. Revenue from visitors amounted
to 14.9 billion dollars, with transfer passengers contributing 212
million dollars. During this period, visitors’ spending included 11
billion dollars in personal expenditures and 3.9 billion dollars on
package tours. 63.6% of visitors traveled to Türkiye for leisure and
cultural purposes, while 68.5% of foreign residents came for family
and friend visits.
Visitor numbers and overseas spending
In 2025, the number of visitors departing from Türkiye increased by
2.7% to 63.9 million, with 17.5% of them being residents abroad. The
average nightly spending of overnight visitors was 100 dollars, while
foreign residents spent an average of 64 dollars per night. Spending
by Türkiye residents traveling abroad rose by 24% to 9.6 billion
dollars, including 7.4 billion dollars in personal expenditures and
2.2 billion dollars in package tours. The number of Türkiye residents
traveling abroad reached 11.9 million, with an average spending of
807 dollars per person. In the fourth quarter, 2.97 million residents
traveled abroad, with an average spending of 645 dollars per
person.
34
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Rus Turistler Şubat’ta
Yine Mısır’ı Tercih Etti
Russian Tourists Again
Prefer Egypt in February
Rus Tur Operatörleri Birliği verilerine göre,
2026 Şubat’ında Rus turistlerin yurt dışı
tatillerinde en çok yöneldiği destinasyon
Mısır oldu.
2026 Şubat ayında Rus turistlerin yurt dışı tatil tercihlerinde
Mısır yeniden lider oldu. Tayland ikinci sıraya gerilerken,
Vietnam ve Çin hızlı yükseliş gösterdi. Paket tur satışlarında
Mısır yüzde 26,5 payla ilk sıradaydı. Tayland yüzde 21,3, BAE yüzde
14,4 ile takip etti. Türkiye’nin payı yüzde 3,1’e gerileyerek 8’inci
sıraya indi.
Vietnam 4’üncülüğe yükseldi
Vietnam, charter uçuş programlarıyla 9’unculuktan 4’üncülüğe
yükselerek yüzde 10,5 pay aldı. Çin de 6’ncı sıraya çıktı. Rusya iç
turizmde düşüş yaşarken yüzde 5,8 payla 5’inci sırada yer aldı.
Maldivler satış payının üzerinde ilgi gördü
Sletat.ru aramalarına göre Mısır yüzde 25 ile en çok aranan
destinasyon oldu. Tayland ve BAE yüzde 16,7 ile ikinci ve üçüncü
sırayı paylaştı. Maldivler aramalarda satış payının üzerinde
ilgi gördü. Genel tablo, Rus turistlerin destinasyon seçiminde
çeşitlendiğini ve yeni rotaların hızla öne çıktığını gösteriyor.
According to the Russian Tour Operators
Association, in February 2026, Egypt was the
most popular destination for Russian tourists
traveling abroad.
In February 2026, Egypt regained the top spot in Russian outbound
travel preferences. Thailand fell to second place, while Vietnam
and China showed rapid growth. In package tour sales, Egypt
accounted for 26.5 percent, followed by Thailand with 21.3 percent
and the UAE with 14.4 percent. Türkiye’s share dropped to 3.1
percent, placing it 8th.
Vietnam climbs to 4th place
Vietnam rose from 9th to 4th place thanks to charter flight
programs, capturing a 10.5 percent share. China also moved up to
6th place. Domestic tourism in Russia declined, with a 5.8 percent
share, ranking 5th.
Maldives attracts more interest than sales share
According to Sletat.ru search data, Egypt was the most searched
destination with 25 percent. Thailand and the UAE each had 16.7
percent, sharing second and third place. The Maldives continued to
attract interest above its sales share. Overall, the data show that
Russian tourists are diversifying their destination choices, with
new destinations quickly gaining popularity.
2026 Dünyanın En İyi
Şehirleri Açıklandı
2026 World’s Best Cities Announced
Resonance Consultancy’nin yayımladığı “2026
Dünyanın En İyi Şehirleri” raporuna göre, 1
milyon nüfusu aşan 270’ten fazla şehir 46
farklı kriter üzerinden değerlendirildi.
Yaşanabilirlik, sevilebilirlik ve ekonomik güç gibi başlıklar altında
toplanan ölçütler, eğitimden kültüre, güvenlikten teknolojiye ve
ekonomik gelişime kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Raporda,
31 ülkeden 21 binden fazla katılımcının gerçek yaşam algısı da
dikkate alındı.
Avrupa ve Asya’nın lider şehirleri
2026’da dünyanın en iyi şehirleri arasında Londra, Paris, Madrid,
Roma, Berlin ve Barcelona yer alıyor. Londra pandemi sonrası
toparlanma, uluslararası ziyaretçi harcamaları ve gelişen otel
sektörüyle zirvede. Paris kültürel projeler ve gastronomi alanındaki
liderliği ile dikkat çekiyor. Madrid hızla artan otel yatırımları ve
Avrupa’nın en büyük kent ormanı projesi ile öne çıkıyor. Roma büyük
yenileme çalışmaları ve hac turizmiyle şehir turizmini canlandırıyor.
Berlin sanat ve kültür merkezi olarak gelişiyor; eski havalimanı
alanında büyük projeler hayata geçiriliyor. Barcelona kamusal
alan dönüşümleri ve Sagrada Família’nın tamamlanmasıyla turist
çekmeye devam ediyor.
Küresel finans ve teknoloji merkezleri
New York, Tokyo, Singapur ve Dubai ise ekonomik ve teknolojik
güçleriyle öne çıkıyor. New York yüksek turist sayısı ve büyük
etkinliklerle dikkat çekiyor, havalimanı kapasitesi artırılıyor. Tokyo
turist akını ve lüks otel yatırımlarıyla öne çıkıyor, kamusal alanlar
modernize ediliyor. Singapur yaşam standartları yüksek, teknoloji
yatırımları ve sürdürülebilir yaşam alanlarıyla dikkat çekiyor. Dubai,
havalimanı kapasitesi ve şehir planlaması ile bölgesel bir merkez
olmayı sürdürüyor.
According to Resonance Consultancy’s
“2026 World’s Best Cities” report, more than
270 cities with populations over one million
were evaluated across 46 different criteria.
The measures, grouped under livability, desirability, and economic
strength, cover a wide range from education and culture to safety,
technology, and economic development. The report also takes into
account the real-life perceptions of over 21,000 participants from 31
countries.
Leading cities in Europe and Asia
Among the best cities in the world in 2026 are London, Paris, Madrid,
Rome, Berlin, and Barcelona. London tops the list thanks to postpandemic
recovery, strong international visitor spending, and a
growing hotel sector. Paris stands out for its cultural projects and
leadership in gastronomy. Madrid is notable for rapidly increasing
hotel investments and Europe’s largest urban forest project. Rome is
revitalizing city tourism with major renovations and religious tourism.
Berlin continues to develop as a center of art and culture, with major
projects on the former airport site. Barcelona attracts tourists with
public space transformations and the completion of Sagrada Família.
Global financial and technology hubs
New York, Tokyo, Singapore, and Dubai stand out for their economic
and technological strength. New York draws attention with high
tourist numbers and major events, while airport capacity is being
expanded. Tokyo experiences a tourist influx and luxury hotel
investments, alongside modernized public spaces. Singapore excels
with high living standards, technology investments, and sustainable
urban developments. Dubai continues to serve as a regional hub
through airport capacity and city planning initiatives.
36
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Ocak Enflasyonu
Otel Fiyatlarını
Yukarı Taşıdı
January Inflation Pushed
Hotel Prices Higher
İTO’nun açıkladığı verilere göre, 2026 yılı ocak ayında
İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde
4,56 artarken, yıllık enflasyon yüzde 36,15 olarak
gerçekleşti.
According to data released by the Istanbul
Chamber of Commerce (İTO), the Istanbul
Consumer Price Index increased by 4.56
percent on a monthly basis in January 2026,
while annual inflation stood at 36.15 percent.
İTO’nun 2023=100 bazlı İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi verilerine
göre, İstanbul’da perakende fiyatlar ocak ayında bir önceki aya
göre yüzde 4,56 yükseldi. Bir önceki yılın aynı ayına kıyasla fiyat
artışı ise yüzde 36,15 olarak hesaplandı.
Sağlık ve ulaştırma artışta öne çıktı
Ocak ayında harcama grupları arasında en yüksek artışlar sağlık
ve ulaştırma kalemlerinde görüldü. Bir önceki aya göre sağlık
harcamaları yüzde 11,94, ulaştırma yüzde 9,96, çeşitli mal ve
hizmetler yüzde 8,52, lokanta ve oteller yüzde 6,22, ev eşyası yüzde
4,40, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 4,27, haberleşme yüzde 4,26,
eğlence ve kültür yüzde 3,23, konut yüzde 2,56, eğitim yüzde 2,53,
alkollü içecekler ve tütün yüzde 0,21 oranında artış gösterdi.
Fiyat hareketlerinde kamu ve mevsim etkisi
İTO’nun değerlendirmesinde, sağlık, ulaştırma ile çeşitli mal
ve hizmetler gruplarındaki fiyat artışlarında kamu kaynaklı
düzenlemeler ve piyasa koşullarının etkili olduğu belirtildi. Dünya’da
yer alan habere göre, lokanta ve oteller grubunda yukarı yönlü fiyat
hareketleri dikkat çekerken, gıda harcamalarında kış mevsiminin
bazı ürünlerde fiyatları artırdığı ifade edildi.
Giyim ve ayakkabıda düşüş izlendi
Giyim ve ayakkabı grubunda piyasa koşullarına bağlı olarak aşağı
yönlü fiyat hareketleri görüldü. Ocak 2026 itibarıyla aylık bazda en
yüksek artış sağlık harcamalarında, en yüksek düşüş ise giyim ve
ayakkabı grubunda kaydedildi.
Based on İTO’s 2023=100-based Istanbul Consumer Price Index,
retail prices in Istanbul rose by 4.56 percent in January compared
to the previous month. Compared to the same month of the
previous year, prices increased by 36.15 percent.
Health and transportation led the increases
In January, the highest increases among expenditure groups were
observed in health and transportation. Compared to the previous
month, health expenditures rose by 11.94 percent, transportation
by 9.96 percent, miscellaneous goods and services by 8.52
percent, restaurants and hotels by 6.22 percent, household
goods by 4.40 percent, food and non-alcoholic beverages by 4.27
percent, communication by 4.26 percent, recreation and culture
by 3.23 percent, housing by 2.56 percent, education by 2.53
percent, and alcoholic beverages and tobacco by 0.21 percent.
Public policy and seasonal effects on price movements
In its assessment, İTO stated that public-sector price regulations
and market conditions were effective in the price increases
seen in the health, transportation, and miscellaneous goods and
services groups. According to news published in Dünya, upward
price movements were observed in the restaurants and hotels
group, while winter conditions were reported to have pushed up
prices of certain food products.
Decline observed in clothing and footwear
In the clothing and footwear group, downward price movements
were observed due to market conditions. As of January 2026, the
highest monthly increase was recorded in health expenditures,
while the largest decline was seen in the clothing and footwear
group.
Nuova Simonelli Türkiye Distribütörü
SORCAN Teknik Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.
Showroom: Sultan Selim Cad. Turan Sok. No: 21/A
Kağıthane-İstanbul Tel: +90 (212) 269 18 00
www.tecnocoffeeshop.com / info@tecnocoffee.com.tr
hotel restaurant
38 & hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Türk Vatandaşlarının
Yurt Dışı Harcama
Tablosu Değişti
Spending Patterns
of Turkish Citizens
Abroad Changed
TÜİK’in yayımladığı 2025 yılı dördüncü çeyrek
turizm verilerine göre, yurt içinde ikamet eden
ve yurt dışına seyahat eden vatandaşların
toplam turizm gideri 2025 yılında bir önceki
yıla kıyasla yüzde 24 artarak 9,6 milyar dolar
oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı 2025
yılı dördüncü çeyrek verilere göre, yurt içinde ikamet
eden ve yurt dışına seyahat eden vatandaşların toplam
turizm gideri 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 24
artarak 9,6 milyar dolar oldu. Bu tutar 2024 yılında 7,7 milyar
dolar seviyesindeydi. Harcamaların 7,4 milyar doları kişisel
giderlerden, 2,2 milyar doları ise paket tur harcamalarından
oluştu.
Kişi başı harcama yükseldi
Yurt dışına çıkan vatandaşların kişi başı ortalama harcaması
da artış gösterdi. 2024 yılında 608 dolar olan kişi başı ortalama
harcama, 2025 yılında yüzde 32 artarak 807 dolara yükseldi.
Giyecek ve ayakkabı harcamaları dikkat çekti
Harcama kalemleri incelendiğinde bazı alanlarda yüksek
artışlar kaydedildi. Halı-kilim gibi ürünlere yapılan harcamalar
yıllık bazda yüzde 514 artarak 8 milyon 603 bin dolardan 52
milyon 860 bin dolara çıktı. Yurt dışı alışverişte en yüksek tutar
ise giyecek ve ayakkabı harcamalarında görüldü. Bu kalemdeki
harcamalar yüzde 97 artışla 420 milyon 612 bin dolardan 829
milyon 351 bin dolara yükseldi.
Sağlık ve ulaştırma giderlerinde yükseliş
Aynı dönemde sağlık harcamaları yıllık yüzde 128 artarak 15
milyon 53 bin dolardan 34 milyon 292 bin dolara çıktı. Yabancı
şirketlere yapılan uluslararası ulaştırma harcamaları ise,
yüzde 82 artışla 305 milyon 445 bin dolardan 554 milyon 911 bin
dolara yükseldi. (Nefes / Serkan Üstün)
According to the tourism data for the fourth quarter
of 2025 published by the TÜİK, total tourism
expenditures of citizens residing in Turkey and
traveling abroad increased by 24 percent in 2025
compared to the previous year, reaching 9.6 billion
dollars.
Based on TÜİK’s fourth-quarter 2025 data, total tourism spending rose to 9.6
billion dollars in 2025, up from 7.7 billion dollars in 2024. Of this amount, 7.4
billion dollars consisted of personal expenditures, while 2.2 billion dollars were
package tour expenses.
Per capita spending increased
Average spending per person among citizens traveling abroad also showed an
increase. While per capita spending stood at 608 dollars in 2024, it rose by 32
percent to 807 dollars in 2025.
Clothing and footwear spending stood out
An analysis of spending categories showed significant increases in certain
areas. Expenditures on items such as carpets and rugs rose by 514 percent
year-on-year, increasing from 8 million 603 thousand dollars to 52 million 860
thousand dollars. The highest volume of overseas shopping expenditure was
recorded in clothing and footwear. Spending in this category increased by 97
percent, from 420 million 612 thousand dollars to 829 million 351 thousand
dollars.
Increase in health and transportation expenses
During the same period, health expenditures rose by 128 percent year-on-year,
increasing from 15 million 53 thousand dollars to 34 million 292 thousand
dollars. International transportation expenditures paid to foreign companies
increased by 82 percent, rising from 305 million 445 thousand dollars to 554
million 911 thousand dollars. (Nefes / Serkan Üstün)
OCAK AYININ ZAM ŞAMPİYONU
BELLİ OLDU
January’s Price Increase Champion Revealed
İTO, 2026 Ocak ayı verilerine göre; fiyatı en
fazla artan ürün yüzde 66,63 ile uçak bileti
oldu.
İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2026 Ocak ayına ilişkin
perakende fiyat verilerini paylaştı. Açıklanan rakamlara
göre, Ocak ayında fiyatı en çok artan ürün ulaştırma
harcamaları kategorisinde yer alan uçak biletleri oldu. Söz
konusu dönemde uçak biletleri, aylık bazda yüzde 66,63
oranında değer kazandı ve Ocak ayının zam şampiyonu
olarak öne çıktı. Ulaştırma harcamaları grubunda yaşanan
bu artış, özellikle yurtiçi ve yurtdışı seyahat planlayan
tüketicileri doğrudan etkiliyor.
According to the Istanbul Chamber of Commerce
(İTO) data for January 2026, the product with the
highest price increase was airline tickets, rising by
66.63%.
The Istanbul Chamber of Commerce (İTO) released retail price data
for January 2026. The figures show that the product with the largest
price increase during the month was airline tickets, which fall under
the transportation expenses category. During this period, airline tickets
gained 66.63% on a monthly basis, making them January’s “price increase
champion.” This surge in the transportation expenses category directly affects
consumers planning domestic and international travel.
40
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Kasım 2025’de Turizm
Çalışanları Ne Kadar
Kazandı?
How Much Did Tourism Employees
Earn in November 2025?
Kasım 2025 verilerine göre, turizm sektöründe
çalışanlarının günlük kazancı yıllık bazda %33,5
artarak 2.165 TL’ye ulaştı.
Turizm Databank’ın SGK kayıtlarına dayalı derlemesine göre,
kayıtlı turizm çalışanları 2025 yılı Kasım ayında günlük
ortalama kazançlarını geçen yılın aynı dönemine göre %33,5
artırarak 2.165 TL seviyesine çıkardı.
Günlük kazançta hava yolu çalışanları önde
Kasım ayında günlük kazanç sıralamasında en yüksek gelir
4.884 TL ile hava yolu çalışanlarına ait olurken, konaklama
sektöründeki çalışanlar 1.680 TL günlük kazanç ile ikinci
sırada yer aldı. Turizm sektöründe toplam istihdam 1,48 milyon
kişi olarak kaydedildi. Çalışanların 858 bini erkek, 625 bini
kadınlardan oluşuyor. Turizm, toplam istihdam içinde %8,7 pay
aldı.
According to November 2025 data, the daily earnings
of employees in the tourism sector increased by 33.5%
year-on-year, reaching TRL2,165.
Based on Social Security Institution (SGK) records compiled by Turizm
Databank, registered tourism employees raised their average daily earnings
in November 2025 by 33.5% compared to the same period last year, reaching
2,165 TL.
Airline workers lead in daily earnings
In November, the highest daily income was recorded for airline employees
at TRL4,884, while accommodation sector employees ranked second with
a daily earning of 1TRL,680. Total employment in the tourism sector was
recorded at 1.48 million people, with 858,000 men and 625,000 women.
Tourism accounted for 8.7% of total employment.
42
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm tourism with data
Küresel Hava Trafiği 2025’te Yükseldi
Global Air Traffic Continued to Rise in 2025
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)
verilerine göre, 2025’te küresel yolcu trafiği
yüzde 5,3 artarken, doluluk oranı yüzde
83,6’ya yükseldi. Büyümede uluslararası
hatlar ön plana çıktı.
According to the International Air Transport
Association (IATA), global passenger traffic
increased by 5.3 percent in 2025, with the average
load factor rising to 83.6 percent. International
routes were particularly prominent in this growth.
IATA verilerine göre, satılan yolcu kilometreleriyle
ölçülen küresel talep 2025’te yüzde 5,3 artış gösterdi.
Aynı dönemde arz edilen kapasite yüzde 5,2 yükseldi
ve küresel ortalama doluluk oranı yüzde 83,6 olarak
gerçekleşti. Hem uçuş kapasitesi hem de yolcu talebi
bir önceki yıla kıyasla artış kaydetti.
Uluslararası hatlar önde
Uluslararası uçuşlar, iç hatlara kıyasla daha güçlü bir
performans sergiledi. Uluslararası hatlarda talep yüzde
7,1 artarken, doluluk oranı yüzde 83,5’e çıktı. İç hatlarda
ise talep yüzde 2,4 artış gösterirken, doluluk oranı hafif
bir gerilemeyle yüzde 83,7 olarak kaydedildi.
Bölgesel büyüme farkları
Uluslararası yolcu trafiğinde en güçlü büyüme Asya-
Pasifik bölgesinde yaşandı. Bölgede talep 2025 yılında
yüzde 10,9 artarken, doluluk oranı yüzde 84,4’e
yükseldi. Avrupa’da talep yüzde 6 artarken, doluluk
oranı yüzde 84,1 oldu. Orta Doğu’da büyüme yüzde 6,7,
Kuzey Amerika’da ise yüzde 2,1 ile en düşük seviyede
gerçekleşti. Latin Amerika’da talep yüzde 8,6 artmasına
rağmen doluluk oranında belirgin düşüş görüldü.
Afrika’da talep yüzde 7,8 artış kaydederken, doluluk
oranı yüzde 74,9 ile küresel ölçekte en düşük seviyede
kaldı.
Tedarik zinciri ve filo kullanımı
Uçak ve motor teslimatlarındaki aksaklıklar ile bakım
kapasitesindeki sınırlamalar 2025 yılında havayolu
şirketleri üzerinde baskı oluşturdu. Bu sorunlar
havayollarına 11 milyar doların üzerinde maliyet getirdi.
Talebi karşılamak için birçok havayolu uçaklarını daha
uzun süre hizmette tuttu ve filo kullanım oranlarını
artırdı. 2026 yılı için tedarik zincirlerinde belirgin bir
rahatlamanın sürdürülebilir büyüme açısından kritik
olduğu belirtildi.
IATA data shows that global demand, measured in revenue passenger
kilometers, rose by 5.3 percent in 2025. During the same period, available
capacity increased by 5.2 percent, and the global average load factor
reached 83.6 percent. Both flight capacity and passenger demand saw
growth compared to the previous year.
International routes lead
International flights performed stronger than domestic routes. Demand on
international routes rose by 7.1 percent, with a load factor of 83.5 percent.
Domestic route demand increased by 2.4 percent, while the load factor
slightly declined to 83.7 percent.
Regional growth differences
The strongest growth in international passenger traffic occurred in the
Asia-Pacific region. Demand there rose by 10.9 percent in 2025, and
the load factor increased to 84.4 percent. In Europe, demand grew by 6
percent, with a load factor of 84.1 percent. Growth in the Middle East was
6.7 percent, while North America recorded the lowest regional growth at
2.1 percent.
In Latin America, demand increased by 8.6 percent, though the load factor
saw a notable decline. In Africa, demand grew by 7.8 percent, but the load
factor remained the lowest globally at 74.9 percent.
Supply chain and fleet utilization
Delays in aircraft and engine deliveries, along with limited maintenance
capacity, put pressure on airlines in 2025. These issues cost airlines over
11 billion dollars. To meet demand, many airlines kept aircraft in service
longer and increased fleet utilization. A significant easing of supply chains
in 2026 was noted as critical for sustainable growth.
Aralık
Otel Dolulukları
%31-32 Bandında
Sabitlendi
December Hotel
Occupancy Stabilizes at
31-32%
Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2024 yılı Aralık ayında yüzde 32,44 olan otellerde doluluk
oranı, 2025 yılının aynı ayında yüzde 31,02 seviyesine geriledi.
According to data from the Ministry of Culture and Tourism, hotel occupancy in December
2024 was 32.44%, decreasing to 31.02% in the same month of 2025.
İşletme ve basit belgeli konaklama tesislerinde geceleme sayısı
artmasına rağmen, gerek Aralık gerek Ocak-Aralık yıllık doluluk
oranı geriledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre; 2024
yılı Aralık ayında yüzde 32,44 olan otellerde doluluk oranı, 2025
yılının aynı ayında yüzde 31,02 seviyesine geriledi.
2024 yılı Aralık geceleme 8 milyon 829 bin 341, 2024 yılı Ocak-
Aralık toplam geceleme 216 milyon 17 bin 715 olurken, 2025
yılı Aralık geceleme 12 milyon 272 bin 844, Ocak-Aralık toplam
geceleme de 252 milyon 323 bin 483 oldu.
Doluluklarda belirgin dalgalanmalar
Son dokuz yıllık veriler incelendiğinde, Aralık ayı doluluk
oranlarında belirgin dalgalanmalar dikkat çekiyor. En yüksek
doluluk oranı yüzde 38 ile 2019 yılında kaydedildirken en düşük
seviye ise pandemi etkisiyle 2020’de yüzde 14,5 olarak gerçekleşti.
Son üç yılın Aralık verileri karşılaştırıldığında, doluluk oranlarının
2023’te yüzde 31,9, 2024’te yüzde 32,4 ve 2025’te yüzde 31,0
seviyelerinde gerçekleştiği görüldü. Veriler, Aralık ayı özelinde
otel doluluklarının son üç yıldır yüzde 31-32 bandında sıkıştığını
ortaya koydu.
Although the number of overnight stays increased in simple and licensed
accommodation establishments, both December and the January–
December annual occupancy rates declined. According to the Ministry
of Culture and Tourism, hotel occupancy in December 2024 was 32.44%,
while in December 2025 it dropped to 31.02%.
In December 2024, overnight stays totaled 8,829,341, and the January–
December total reached 216,017,715. In 2025, December overnight stays
rose to 12,272,844, and the January–December total reached 252,323,483.
Significant fluctuations in occupancy
Looking at the data over the past nine years, December hotel occupancy
has shown significant fluctuations. The highest occupancy rate was 38% in
2019, while the lowest was 14.5% in 2020 due to the pandemic.
Comparing the last three years, occupancy rates in December were 31.9%
in 2023, 32.4% in 2024, and 31.0% in 2025. These figures indicate that
December hotel occupancy has remained within the 31-32% range over the
past three years.
44
hotel restaurant
& hi-tech
gündem fuar agenda fair
ITB Berlin 2026 Küresel Turizm
Sektörüne Ev Sahipliği Yapıyor
ITB Berlin 60. yılını kutlarken, dünyanın önde gelen B2B seyahat ve turizm fuarı 2026’ya tamamen dolu, uluslararası
açıdan son derece çeşitli ve net biçimde geleceğe odaklı bir yapıyla giriyor. Fuarın en büyük dört katılımcısından biri olan
Türkiye, 3.2 no’lu salonda özellikle güçlü bir şekilde temsil ediliyor.
3–5 Mart 2026 tarihleri arasında
Berlin Fuar Alanı, bir kez daha
160’tan fazla ülkeden karar
vericileri, yenilikçileri ve destinasyonları
bir araya getirerek küresel turizm
sektörünün buluşma noktası olacak.
Güçlü bilet satışları, yüksek nitelikli bir
kongre programı ve çok sayıda 60. yıl
etkinliğiyle ITB Berlin 2026, kendisini
yalnızca bir pazar yeri değil, aynı
zamanda sektör için stratejik bir pusula
olarak konumlandırıyor.
Bu dönüm noktası niteliğindeki
edisyon, dönüşüm içindeki bir sektörü
yansıtıyor. Asya ve Arap dünyası ivme
kazanmaya devam ederken; kruvaziyer
turizmi, seyahat teknolojileri,
macera turizmi ile medikal ve sağlık
turizmiözellikle güçlü bir büyüme
sergiliyor. Aynı zamanda fuar,
günümüz turizmini şekillendiren temel
dinamiklere odağını keskinleştiriyor:
yapay zekâ, sürdürülebilirlik,
dayanıklılık, yeni ödeme ekosistemleri,
kapsayıcılık ve yetenek geliştirme.
Resmî Ev Sahibi Ülke Angola ile ITB
Berlin 2026, Afrika’yı da uluslararası
sahnenin merkezine taşıyor.
Avrupa, ITB Berlin’in en güçlü
sütunlarından biri olmaya devam
ediyor
hub27 alanında Almanya ve Almanca
konuşulan pazarlar, Bavyera ve
Hamburg’un genişletilmiş stantları ile
federal eyaletler ve ulusal kurumların
güçlü katılımının eşlik ettiği geniş
bir ürün ve destinasyon yelpazesi
sunuyor. Avusturya, İsviçre ve
Lihtenştayn gibi komşu ülkeler yüksek
talebini korurken, yeni katılımcılar
ve tematik formatlar fuara taze bir
dinamizm katıyor. Kültürel bir öne
çıkan unsur ise, Avrupa Seyahat
Komisyonu iş birliğiyle hazırlanan
“Destination Europe: A Journey in
Posters”sergisinin açılışı oluyor.
Avrupa salonları genelinde, köklü
destinasyonlar ve stratejik yer
değişiklikleri kıtanın çeşitliliğini
vurguluyor: İtalya bir kez daha öne
çıkarken, Yunanistan ve İspanya güçlü
ulusal ve bölgesel katılım sergiliyor;
Fas’ın yeni konumlandırılması
ise değişen jeopolitik ve turizm
dinamiklerini yansıtıyor. Genel olarak
en büyük dört katılımcıdan biri olan
Türkiye, merkezi rolünü sürdürürken;
Orta ve Doğu Avrupa, Balkanlar ve Orta
Asya’dan destinasyonlar, havayolları
ve niş sağlayıcılardan oluşan geniş
bir portföy ile bu güçlü temsil
tamamlanıyor.
ITB Berlin 2026 Hosts The Global Tourism
Industry
As ITB Berlin celebrates its 60th anniversary, the world’s leading B2B travel and tourism fair enters 2026
fully booked, with a highly international and clearly future-focused structure. Türkiye, one of the four largest
participants in the fair, is particularly strongly represented in Hall 3.2.
From 3 to 5 March 2026, the Berlin
Exhibition Grounds will once again become
the meeting point for the global tourism
industry, bringing together decision-makers,
innovators and destinations from more than
160 countries. With strong ticket sales, a
high-caliber convention programmand a
wide range of anniversary highlights, ITB
Berlin 2026 positions itself not only as a
marketplace, but as a strategic compass for
the industry.
This landmark edition reflects a sector in
transition. Asia and the Arab world continue
to gain momentum, while cruise tourism,
travel technology, adventure travel and
medical & health tourism record particularly
strong growth. At the same time, the
show sharpens its focus on the major
forces shaping tourism today: artificial
intelligence, sustainability, resilience, new
payment ecosystems, inclusion and talent
development. With Angola as the official
Host Country, ITB Berlin 2026 also places
Africa firmly in the international spotlight.
Europe remains one of the strongest
pillars of ITB Berlin
In hub27, Germany and the Germanspeaking
markets present a broad spectrum
of products and destinations, with expanded
stands from Bavaria and Hamburg and
strong participation from federal states
and national institutions. Neighboring
countries such as Austria, Switzerland
and Liechtensteinmaintain high demand,
while new exhibitors and themed formats
add fresh impulses. A cultural highlight is
the opening of the exhibition “Destination
Europe: A Journey in Posters”, developed
in cooperation with the European Travel
Commission.
Across the Europe halls, established
destinations and strategic relocations
underline the continent’s diversity: Italy
once again features prominently, Greece
and Spain show strong national and
regional participation, while Morocco’s new
placement reflects changing geopolitical and
tourism dynamics. Türkiye, one of the four
largest exhibitors overall, continues to play a
central role, complemented by a broad mix
of Central and Eastern European, Balkan
and Central Asian destinations, airlines and
niche providers.
46
hotel restaurant
& hi-tech
dosya survey
ITB Berlin 2026’ya Giderken
Sektör Ne Diyor?
ITB Berlin 2026 What’s the Industry Saying?
ITB Berlin 2026’ya sayılı günler kaldı.
Fuarın teması “60 yıllık mirasın
ardındaki hikayeleri keşfedin”. Peki
biz bu temayı nasıl kendi hikayemize
taşıyacağız? Sadece trendleri görmek
için mi oradayız, yoksa Türkiye’nin
gelecekteki turizm yönünü göstermek
için mi?
Türkiye’nin hikayesi tek bir tatilden
ibaret olamaz. Sektör temsilcileri de
bunu net bir şekilde söylüyor. Ülke,
çok katmanlı ve çeşitlilik sunan bir
deneyim. Tarih ve kültür mirası,
deniz ve doğa, gastronomi, sağlık
turizmi… Hepsi bir arada. Üstelik
sürdürülebilirlik ve kalite, artık tercih
değil, olmazsa olmaz! Türkiye, tek bir
tatil alternatifi sunmuyor. Ziyaretçiye
anlamlı, güvenli ve unutulmaz
deneyimler yaşatıyor.
Peki fuarın temasıyla bizim
sunduğumuz deneyimler ne kadar
örtüşüyor? Binlerce yıllık mirasımız
modern otelcilik ve gastronomi
deneyimiyle birleştiğinde ortaya salt
bir tatil destinasyonu değil, stratejik
bir lider çıkıyor. Almanya pazarı
özelinde bakacak olursak, yüksek
harcama potansiyeli olan misafirleri
çekmek, kongre ve MICE segmentlerini
tanıtmak, gastronomi ve sürdürülebilir
turizmi ön plana çıkarmak… İşte bunlar
Türkiye’nin uluslararası rekabette öne
çıkmasını sağlayacak hamleler.
Bu dosyamızda, sektör temsilcilerinin
görüşlerini derledik. ITB Berlin’e
dair düşünceler, Türkiye’nin hangi
alanlarda hikayesini güçlendirmesi
gerektiğini ve uluslararası pazarlarda
öne çıkması gereken noktaları ortaya
koyuyor. Okurken, sektörün sesini
doğrudan duyacak, Türkiye turizminin
güçlü yönlerini ve stratejik fırsatlarını
görebileceksiniz.
Haber: Hatice Ünal Bilen
Only a few days remain until ITB Berlin 2026.
The fair’s theme is “Discover the Stories
Behind 60 Years of Heritage.” But how do we
translate this theme into our own story? Are
we there just to see trends, or to showcase
the future direction of Türkiye’s tourism?
Türkiye’s story cannot be reduced to a single
type of holiday. Industry representatives
are clear on this: the country offers a
multi-layered experience with diversity.
History and cultural heritage, sea and
nature, gastronomy, health tourism… All
of it together. Moreover, sustainability and
quality are no longer optional—they are
essential! Türkiye doesn’t offer just one
holiday option. It provides meaningful, safe,
and unforgettable experiences.
So, how well do the fair’s theme and our
offerings align? When Türkiye’s millenniaold
heritage is combined with modern
hospitality and gastronomic experiences, the
result is not just a holiday destination, but
a ‘strategic leader’. From the perspective
of the German market, attracting highspending
visitors, promoting congress
and MICE segments, and highlighting
gastronomy and sustainable tourism… these
are the moves that will strengthen Türkiye’s
competitive edge internationally.
In this feature, we have compiled the
insights of industry representatives. Their
perspectives on ITB Berlin highlight the
areas where Türkiye needs to strengthen
its story and the key points to stand out
in international markets. As you read,
you will hear the industry’s voice directly
and see Türkiye’s strengths and strategic
opportunities in tourism.
İTB BERLIN ÖZEL
ITB Berlin’in Türkiye turizmi açısından
her yıl olduğu gibi bu yıl da en kritik temas
noktalarından biri olacağını vurgulayan
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı
Müberra Eresin, Berlin’in sektör için
stratejik bir çalışma alanı olduğuna dikkat
çekti. “Berlin, bizim için sadece bir fuar değil, Almanya pazarının nabzını
tuttuğumuz ve iş birliklerimizi ileriye taşıdığımız önemli bir çalışma alanı”
ifadelerini kullanan Eresin, pazarın Türkiye’ye en fazla ziyaretçi gönderen
ülkeler arasında yer almasının fuarın stratejik önemini artırdığını belirtti.
TÜROB’un bu yıl da Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TGA’nın oluşturduğu
Türkiye holünde sektör temsilini sürdüreceğini kaydeden Eresin, yıla temkinli
başladıklarını ancak genel görünümde iyimserliğin korunduğunu aktardı.
Eresin; Rimini, Londra, Cannes, Madrid ve Barselona’daki temaslardan
alınan olumlu geri dönüşlere dikkat çekerek, “Berlin’deki görüşmelerin
bu süreci daha da güçlendireceğine inanıyoruz” dedi. Eresin, 1966’dan bu
yana düzenlenen, bugün 180’den fazla ülkenin katılımıyla küresel bir turizm
borsası niteliği taşıyan fuarda; destinasyon tanıtımlarının yanı sıra MICE,
seyahat teknolojileri, kültür, sağlık ve lüks turizm segmentlerinde yoğun bir
pazarlama trafiği yaşanacağını belirtti.
“Berlin, şehir otelleri açısından yalnızca Alman pazarı için değil, küresel
turizm hareketinin yönünü belirleyen bir merkez. Bu nedenle ITB’de
diğer ülkelerden gelen iş ortaklarımızla da görüşmeler gerçekleştirerek
2026 yılına ilişkin daha net ve somut bir tabloyu dönüşümüzde
değerlendirmiş olacağız.
”
Emel Elik Bezaroğlu:“Türkiye Tek Tip
Değil, Çok Katmanlı Bir
Deneyim Ülkesi”
Türkiye’nin artık yalnızca “güneş–deniz–kum” destinasyonu olarak
anlatılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Elite World Hotels &
Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel
Elik Bezaroğlu, ITB Berlin’de çok daha güçlü ve katmanlı bir hikâye
ortaya konması gerektiğini söyledi. Bezaroğlu, Türkiye turizminin
çeşitliliği, derinliği ve deneyimi merkeze alan, yüksek değer üreten
ve sürdürülebilir bir vizyonla anlatılması gerektiğine dikkat çekti.
Türkiye’nin tek tip bir tatil destinasyonu olmadığını belirten Bezaroğlu,
ülkenin aynı anda tarih, kültür, gastronomi, doğa, sağlık, MICE ve lüks
segmenti barındıran çok katmanlı bir deneyim sunduğunu ifade etti. Bu
hikâyenin uluslararası pazarlarda daha güçlü aktarılabilmesi için altyapı
unsurlarının desteklenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Binlerce yıllık
tarihi mirası, yerel mutfak kültürü, zengin şehir çeşitliliği ve eşsiz doğal
güzellikleriyle Türkiye’nin gerçek deneyimler sunabilen nadir ülkelerden
biri olduğunu kaydeden Bezaroğlu; sağlık turizmi, gastronomi, kültür
rotaları ile lüks ve butik konaklama alanlarının bu bütüncül hikâyenin
önemli parçaları olduğunu belirtti. Kış sporlarına elverişli doğası, termal
destinasyonları ve gastronomi rotaları sayesinde Türkiye’nin yılın 12 ayı
seyahat edilebilir bir ülke olduğunun altını çizdi.
“Türkiye, tek tip bir tatil destinasyonu değil; aynı anda
tarih, kültür, gastronomi, doğa, sağlık, MICE ve lüks
segmenti barındıran çok katmanlı bir deneyim ülkesi.
”
Müberra Eresin: “Berlin, En Kritik
Temas Noktamız”
Müberra Eresin: “Berlin Is Our Most Critical
Contact Point”
“Berlin is not only critical for the German market in terms
of city hotels but also a hub shaping the direction of global
tourism. Therefore, at ITB we will also meet with business
partners from other countries to return with a clearer and more
concrete outlook for 2026.
”
Emphasizing that ITB Berlin continues to be one of the most
critical contact points for Türkiye’s tourism every year, Türkiye
Hoteliers Association (TÜROB) President Müberra Eresin
highlighted Berlin as a strategic working area for the sector.
“Berlin is not just a fair for us; it is an important working platform
where we track the pulse of the German market and advance our
collaborations,” Eresin stated, noting that Germany’s position as
one of the countries sending the most visitors to Türkiye further
increases the fair’s strategic importance. Eresin added that TÜROB
will continue to represent the sector this year in the Türkiye
pavilion made by the Ministry of Culture and Tourism and TGA. She
said that while 2026 began cautiously, the overall outlook remains
optimistic. Pointing to positive feedback from meetings in Rimini,
London, Cannes, Madrid, and Barcelona, Eresin said, “We believe
that the discussions we will hold in Berlin will further strengthen
this process.” She also noted that ITB Berlin, held since 1966 and
now attended by more than 180 countries, functions as a global
tourism exchange; in addition to destination promotion, there will
be intense marketing activity across MICE, travel technologies,
culture, health, and luxury tourism segments.
Emel Elik Bezaroğlu:“Türkiye Is Not
One-Dimensional, It’s a Multi-Layered
Experience Destination”
“
Türkiye is not a one-dimensional holiday destination;
it simultaneously offers a multi-layered experience
encompassing history, culture, gastronomy, nature, health,
MICE, and luxury segments.
”
Emel Elik Bezaroğlu, Board Member in Charge of Sales and Marketing at
Elite World Hotels & Resorts, emphasized that Türkiye can no longer be
presented merely as a “sun–sea–sand” destination. She stated that ITB
Berlin should showcase a much stronger and multi-layered narrative.
Bezaroğlu highlighted that Türkiye’s tourism should be communicated
with a vision that focuses on diversity, depth, and experience, generating
high value while remaining sustainable. Pointing out that Türkiye is not a
one-dimensional holiday destination, she said the country offers a multilayered
experience encompassing history, culture, gastronomy, nature,
health, MICE, and luxury segments simultaneously. She also stressed
that infrastructure elements need to be supported to convey this story
more effectively in international markets. Bezaroğlu noted that with its
millennia-old historical heritage, local culinary culture, rich diversity of
cities, and unique natural beauty, Türkiye
is one of the rare countries capable
of offering authentic experiences. She
added that health tourism, gastronomy,
cultural routes, and luxury and boutique
accommodations are essential parts
of this holistic narrative. Thanks to its
nature suitable for winter sports, thermal
destinations, and gastronomy routes,
Türkiye remains a year-round travel
destination.
İTB BERLIN ÖZEL
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği
(AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, ITB
Berlin gibi küresel ölçekte turizmin vitrini olan bir platformda Türkiye’nin
anlatması gereken hikâyenin tek bir ürün ya da segment üzerine değil,
ülkenin sunduğu benzersiz çeşitlilik üzerine kurulması gerektiğini
söyledi. Türkiye’nin en büyük gücünün deniz, kültür, gastronomi,
sağlık, doğa, kongre ve şehir turizmini aynı destinasyon çatısı altında
birleştirebilmesi olduğunu belirten Kavaloğlu, “Türkiye’nin ana teması
hepsi ve daha fazlasıdır” dedi. Uluslararası turistlerin artık yalnızca
tatil değil, anlamlı ve zengin içerikli deneyimler aradığını ifade eden
Kavaloğlu, aynı yolculukta antik kentlerin gezilebildiğini, gastronominin
deneyimlenebildiğini, doğal güzellikler içinde aktif tatil yapılabildiğini
ve yüksek standartlı konaklama hizmeti alınabildiğini vurguladı.
Bu bütüncül yapının Türkiye’yi rakiplerinden ayrıştırdığını söyledi.
Türkiye’nin anlatması gereken ikinci güçlü hikâyenin sürdürülebilirlik
ve kalite dönüşümü olduğunu belirten Kavaloğlu, turizm altyapısındaki
yatırımlar, sertifikasyon programları ve çevresel hassasiyetlerin
Türkiye’yi sorumlu bir destinasyon haline getirdiğini ifade etti.
“ITB Berlin’de Türkiye’nin ana mesajı şu olmalı: Türkiye,
tek seyahatte birden fazla dünya deneyimi sunabilen
benzersiz bir destinasyondur. Bu anlatı hem marka
değerimizi güçlendirir hem de Türkiye’yi fiyat rekabetinden
çıkarıp deneyim ve kalite rekabetinin merkezine taşır.
”
Türkiye açısından Almanya pazarının kritik önem taşıdığını ifade eden TGA
Yönetim Kurulu Üyesi ve GlobeMeets Kurucusu Hüseyin Kurt, “Türkiye’nin
üç ana pazarı Rusya, Almanya ve İngiltere. Almanya Fuarı, 2026’da
ağırlayacağımız Alman misafir profili ve trafik projeksiyonları için bize
önemli veri sağlayacak” dedi. Kurt, fuarın yalnızca Alman pazarını değil,
diğer ülkelerden gelen turist hareketlerini gözlemleme ve projeksiyonları
değerlendirme fırsatı sunduğunu söyledi. Türkiye’nin ITB Berlin’de 1.000
metrekarelik alanla TGA Türkiye pavilyonu olarak yer aldığını hatırlatan
Kurt, ülkenin yıllardır fuarın en önemli partnerlerinden biri olduğunu ve
alan olarak en fazla metriği alan ülkeler arasında bulunduğunu vurguladı.
Almanya’dan alınan turist payının hâlâ yetersiz olduğunu belirten Kurt,
Türkiye’nin yalnızca deniz, kum, güneş segmentine değil; kongre, gastronomi
ve yüksek harcama potansiyeline sahip misafirleri de çekmesi gerektiğini
söyledi. Bunun için Almanya’daki farklı şehirlerde workshop’lar, özel tanıtım
etkinlikleri ve dijital içeriklerle iletişim ve iş birliğinin güçlendirilmesini
önerdi.
Kaan Kaşif Kavaloğlu: "Türkiye tek seyahatte birden fazla dünya
deneyimi sunan benzersiz bir destinasyondur"
Kaan Kaşif Kavaloğlu: “Türkiye is a unique destination offering
multiple world experiences in a single trip”
Hüseyin Kurt: “ITB Berlin,
Türkiye’ye Kongre Misafirlerini
Çekmek İçin Stratejik”
“Almanya pazarındaki potansiyelimizi artırmak ve Türkiye’yi yalnızca
deniz, kum, güneş değil, gastronomi ve kongre segmentlerinde de ön
plana çıkarmak için ITB Berlin kritik bir fırsattır.
”
“
At ITB Berlin, Türkiye’s main message should be this: Türkiye
is a unique destination capable of offering multiple world-class
experiences within a single trip. This narrative strengthens our
brand value and shifts Türkiye from price competition to the center of
experience and quality competition.
”
Kaan Kaşif Kavaloğlu, President of the Mediterranean Touristic
Hoteliers and Operators Association (AKTOB), stated that at a global
showcase platform such as ITB Berlin, the story Türkiye needs to tell
should not be built around a single product or segment, but around the
country’s unique diversity. Emphasizing that Türkiye’s greatest strength
lies in its ability to combine sea, culture, gastronomy, health, nature,
congress and city tourism under one single destination umbrella,
Kavaloğlu said, “Türkiye’s main theme is all of these — and more.”
Noting that international travelers today seek not only a holiday but
meaningful and content-rich experiences, Kavaloğlu underlined that
within a single journey visitors can explore ancient cities, experience
gastronomy that rivals world cuisines, enjoy active holidays in natural
settings, and benefit from high-standard accommodation services. He
stated that this holistic structure is Türkiye’s most important advantage
in differentiating itself from competitor destinations. Kavaloğlu
added that the second strong story Türkiye must communicate is
its transformation in sustainability and quality. He pointed out that
investments in tourism infrastructure, certification programs and
environmental awareness have positioned Türkiye not only as a strong
tourism country, but also as a responsible destination.
Hüseyin Kurt: “ITB Berlin Is a Strategic
Opportunity to Attract MICE Visitors to
Türkiye”
“To increase our potential in the German market and position
Türkiye not only for sun, sea, and sand but also for gastronomy
and MICE segments, ITB Berlin is a critical opportunity.
”
Hüseyin Kurt, TGA Board Member and Founder of GlobeMeets,
emphasized the critical importance of the German market for
Türkiye. “Türkiye’s three main markets are Russia, Germany, and
the UK. The Germany fair will provide important data on the profile
of German visitors we will host in 2026 and traffic projections,”
he said. Kurt noted that the fair offers the opportunity not only
to observe the German market but also tourist movements from
other countries and to evaluate projections. He reminded that
Türkiye participates at ITB Berlin with a 1,000-square-meter area
as the TGA Türkiye pavilion and has been one of the fair’s most
important partners for years, ranking among the countries with
the largest exhibition space. Highlighting that Türkiye’s share of
German tourists is still insufficient,
Kurt stated that Türkiye should attract
not only sun, sea, and sand visitors
but also high-spending guests in the
MICE and gastronomy segments.
He recommended strengthening
communication and cooperation through
workshops in different German cities,
special promotional events, and digital
content.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
(TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Davut
Günaydın, turizm sektörünün
küresel rekabette zor bir virajdan
geçtiğini vurguladı. Günaydın,
“Çok zor dönemlerden geçiyoruz.
Rakiplerin sayısı artıyor ve artık birçok ülke turizme yatırım yapıyor”
ifadelerini kullandı. Mevcut durum değerlendirmesinde Türkiye’nin çift
haneli büyüme potansiyeline sahip olduğunu belirten Günaydın, Asya ve
Orta Doğu’daki yeni yatırımlara dikkat çekerek, “Mısır, yılda sekiz milyon
turist hedefliyor. Bu turistlerden mutlaka bir kısmı Türkiye’den kayacak.
Bizim de yol haritamızı ve stratejilerimizi yeniden tanımlamamız gerekiyor”
dedi. Günaydın, sektörde iç ve dış turizmin birlikte ele alınmasının
önemine değinerek, “Yunanistan adalarında KDV düşürülmüş ve vizeler
kolaylaştırılmış. İç turizm hareketlerimize baktığımızda ise birçok kişi Mısır’a,
Yunan adalarına ve Avrupa ülkelerine gidiyor. Bu durum, hedeflerimize
ulaşmamızda zorluk oluşturabilir” diye konuştu. Turizmin sürdürülebilirliği
için yeni strateji ve yeniden yapılanmanın şart olduğunun altını çizen
Günaydın, Türkiye’nin hizmet kalitesini ön plana çıkaracak bir vizyonla ITB
Berlin’de yer alınması gerektiğini ifade etti. “Artık Türkiye pahalı bir ülke
imajıyla değil, yüksek kaliteli bir destinasyon olarak öne çıkmalı” dedi.
“
Türkiye turizmi artık yeni bir yol haritasına ve yeniden
yapılanmaya ihtiyaç duyuyor; hizmet kalitemizle öne
çıkacak bir strateji ile ITB Berlin’e gitmeliyiz.
Hüseyin Gazi Coşan: “Ana Tema
Türkiye’nin Çeşitliliği Olmalı”
Davut Günaydın: “Türkiye Turizmi İçin Yeni
Yol Haritası Şart”
Davut Günaydın: “A New Roadmap Is Essential for Türkiye
Tourism”
”
“
Türkiye tourism now needs a new roadmap and restructuring;
we must attend ITB Berlin with a strategy that highlights our
service quality.
”
Davut Günaydın, Vice President of the Association of Turkish
Travel Agencies (TÜRSAB), emphasized that the tourism sector
is navigating a difficult turn in global competition. “We are going
through very challenging times. The number of competitors
is increasing, and many countries are now investing heavily in
tourism,” he said. Assessing the current situation, Günaydın noted
that Türkiye still has double-digit growth potential. However, he
drew attention to new investments in Asia and the Middle East,
stating, “Egypt is targeting eight million tourists annually. Inevitably,
a portion of these tourists will shift from Türkiye. We therefore
need to redefine our roadmap and strategies.” Highlighting the
importance of addressing domestic and international tourism
together, Günaydın pointed out that VAT rates have been reduced
and visa procedures simplified on the Greek islands. “When we look
at our domestic tourism movements, we see many people traveling
to Egypt, the Greek islands, and European countries. This could
create challenges in reaching our targets,” he said. Underlining that
new strategies and restructuring are essential for the sustainability
of tourism, Günaydın stated that Türkiye should participate in ITB
Berlin with a vision that emphasizes service quality. “Türkiye should
no longer stand out with the image of being an expensive country,
but rather as a high-quality destination,” he concluded.
Hüseyin Gazi Coşan: “The Main
Theme Should Be Türkiye’s Diversity”
İTB BERLIN ÖZEL
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürü Hüseyin Gazi
Coşan, Türkiye’nin turizmde öne çıkacak ana temasının “çeşitlilik”
olması gerektiğini vurguladı. Coşan, “Çok renkliliği, çok kültürlülüğü,
çok dinlilik, birçok dinin temsilcisinin burada olması, ortak yaşam.
Bizim ülkemiz aslında yüzyıllardan beri içinde var olduğu ve
coğrafi konumundan kaynaklanan çok kültürlü bir yapıdır. Kendi
kültürümüz üzerinden anlatmalıyıız.” dedi. Coşan, Türkiye’nin bu
güçlü yönlerinin uluslararası pazarlarda çok daha etkin biçimde öne
çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, bugüne kadar bu potansiyelin
yeterince yansıtılamadığını ifade etti. “Şu ana kadar turizmde ağırlık
deniz, kum ve güneş üzerine verildi. Ağırlıkta çok kültürlülüğümüz,
inanç yapımız ve birlikte yaşam kültürlerimizi daha çok vurgularsak
dünyada şu anda karmaşık hale gelen neredeyse savaşlara sebep
olan anlaşmazlıklar bile çözülebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye’nin çok kültürlü yapısı ve ortak yaşam kültürü,
turizmde ana tema olmalı ve uluslararası arenada güçlü
bir hikâye olarak sunulmalı.”
”
“
Türkiye’s multicultural structure and culture of
coexistence should become the main theme in tourism
and be presented as a powerful narrative in the
international arena.
”
Hüseyin Gazi Coşan, Head of the Tourism Department of the
Istanbul Metropolitan Municipality, emphasized that the main
theme highlighting Türkiye in tourism should be “diversity.”
“Multicoloredness, multiculturalism, multifaith coexistence, the
presence of representatives of many religions, and a shared life
culture — our country has, for centuries, embodied a multicultural
structure shaped by its geography and historical experience. We
should tell our story through our own culture,” he said. Coşan
underlined that Türkiye’s strong assets in this regard need to be
promoted much more effectively in international markets, adding
that this potential has not been sufficiently reflected so far. “Until
now, tourism has largely focused on sea, sand,
and sun. If we place greater emphasis on
our multicultural identity, our faith structure,
and our culture of coexistence, we may even
contribute to resolving the conflicts that have
become increasingly complex and, at times,
led to wars around the world,” he stated.
LA MADRE HIERBA
THE SPIRIT OF CUBA
HIERBA DE CUBA
Küba Nanesi Aromalı ve Misket Limonlu Baz
İTB BERLIN ÖZEL
Prontotour Cruise Müdürü Merve Başaran,
ITB Berlin gibi küresel platformlarda
Türkiye’nin artık sadece kapasite ve fiyat
rekabetiyle değil, “Dengeli Deneyim ve
Derinlikli Hikâye” temasıyla konumlanması
gerektiğini söyledi. Özellikle Almanya pazarı
perspektifinden bakıldığında sürdürülebilirliğin bir tercih değil, misafirin
güvenini kazanmanın temel şartı haline geldiğini vurguladı. Başaran, 2026
dünyasında Alman turist için lüks algısının “yavaşlama ve özgünlük” üzerine
kurulduğunu belirterek, Türkiye’nin İspanya ve Yunanistan’dan deniz-kumgüneş
üçlüsünün ötesine geçen bir değer önerisiyle ayrışabileceğini ifade
etti. Yerel üreticiyi destekleyen gastronomi rotaları ve Taş Tepeler gibi
kültürel derinliklerin bu yeni yaklaşımın temelini oluşturduğunu söyledi.
Karbon ayak izini minimize eden “yavaş seyahat” seçenekleri ve yerel
kalkınmayı destekleyen butik turların önemine dikkat çeken Başaran, aşırı
turizm baskısından uzak Doğu Anadolu ve Karadeniz gibi otantik rotaların
öne çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin tesis konforunun yanı sıra
uluslararası yeşil sertifikalar (GSTC) ve yapı güvenliği standartlarıyla Avrupa
normlarının üzerinde olduğunun vurgulanmasının da kritik olduğunu belirtti.
“Türkiye, ITB Berlin’de ‘en çok turist ağırlayan’ değil; misafirine
en derin, en güvenli ve doğaya en saygılı deneyimi sunan ‘lider
destinasyon’ hikâyesini anlatmalıdır. Prontotour olarak biz, bu
sürdürülebilir felsefeyi her bir rotamıza işleyerek bu hikâyenin küresel
savunucusu olmaya devam ediyoruz.
”
Özgü Alnıtemiz: “Berlin’de Önceliğimiz
Avrupa’daki Türk Vatandaşlarına
Ulaşmak”
Celestyal Türkiye Direktörü Özgü Alnıtemiz, Türkiye turizminde gelir
artırımı açısından uluslararası pazarların kritik önem taşıdığını belirterek,
“Uluslararası turizm fuarlarında kruvaziyer şirketlerinden kültür
turlarına, hiking’den kış sporlarına, trenli turlardan turizm teknoloji
firmalarına kadar her dalda hizmet veren geniş bir katılım söz konusu”
dedi. Türkiye’nin hem otellerini hem de destinasyonlarını tanıtmayı
sürdürdüğünü ifade eden Alnıtemiz, kruvaziyer turizmine dair eksik
tanıtıma şu sözleriyle dikkat çekti: “Marmaris ve Antalya bölgelerinin
stantlarında kruvaziyer turizminin tanıtımına hiç tanık olmadık. Kuşadası
yıllardır bilindiği için ön planda ama diğer destinasyonlarımızın da
gemilerle ziyaret edilebileceğini anlatmamız gerekiyor.” Fuarın amacının
yurt dışındaki iş ortaklarıyla buluşmak ve 2027-2028 programlarını
planlamak olduğunu kaydeden Alnıtemiz, “Burada bölgedeki Türk
acentelerle ve diğer pazarlarla bir araya geliyoruz. Özellikle Avrupa’da
yaşayan Türk vatandaşlarına erişimimiz için ITB Berlin önemli. Türk
vatandaşlarına kruvaziyer programlarımızın pazarlamasını yapacağız.
Türkiye’ye geldiklerinde gemi tatili yapabileceklerini anlatacağız” dedi.
Ayrıca Türkiye limanlarına düzenli uğrak yapan Celestyal’in Ege, Adriyatik
ve Arap Körfezi cruise programlarını tanıtacaklarını ve 2027-28 kış ve yaz
programlarını turizm profesyonellerine anlatarak dünya çapında daha
büyük bir pazar ağı oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.
“Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarına erişimimiz için
ITB Berlin önemli. Türk vatandaşlarına kruvaziyer
programlarımızın pazarlamasını yapacağız, Türkiye’ye
Merve Başaran:"Türkiye Nitelikli ve Güvenli
Deneyimi Öne Çıkarmalı”
Merve Başaran: “Türkiye Should Highlight a High-Quality
and Safe Experience”
geldiklerinde gemi tatili yapabileceklerini anlatacağız.”
”
”
“Türkiye should tell the story at ITB Berlin not as ‘the most
visited destination,’ but as a ‘leading destination’ offering the
deepest, safest, and most nature-respecting experience to
its guests. At Prontotour, we continue to embed this sustainable
philosophy into every route, serving as the global advocate for this
story.
”
Merve Başaran, Cruise Director at Prontotour, stated that on global
platforms like ITB Berlin, Türkiye should position itself not only
through capacity and price competition, but under the theme of
“Balanced Experience and Deep Storytelling.” She emphasized that,
particularly from the perspective of the German market, sustainability
is no longer a choice but a fundamental requirement for earning the
trust of travelers. Başaran noted that in 2026, the luxury perception
for German tourists is based on “slowing down and authenticity,”
and Türkiye can differentiate itself from Spain and Greece with a
value proposition that goes beyond the typical sea-sand-sun trio.
She highlighted that gastronomy routes supporting local producers
and cultural depths like Taş Tepeler form the foundation of this new
approach. Drawing attention to “slow travel” options that minimize
carbon footprints and boutique tours supporting local development,
Başaran emphasized the importance of promoting authentic routes
such as Eastern Anatolia and the Black Sea, away from overtourism
pressures. She also stressed that Türkiye’s accommodation comfort,
along with international green certifications (GSTC) and building
safety standards, exceeds European norms.
Özgü Alnıtemiz: “Our Priority in Berlin Is to
Reach Turkish Citizens in Europe”
“
ITB Berlin is important for reaching Turkish citizens
living in Europe. We will promote our cruise programs
to them and explain that they can take a cruise holiday
when they visit Türkiye.
Özgü Alnıtemiz, Türkiye Director of Celestyal, emphasized the critical
importance of international markets for increasing revenue in Türkiye’s
tourism sector. She stated, “International tourism fairs bring together a
wide range of participants, from cruise companies to cultural tours, hiking
to winter sports, and train tours to tourism technology firms.” Alnıtemiz
noted that Türkiye continues to promote both its hotels and destinations,
while drawing attention to gaps in cruise tourism promotion: “We have
never seen cruise tourism promoted at the Marmaris and Antalya booths.
Kuşadası has always been prominent because it is well-known, but we
need to show that our other destinations can also be visited by ships.”
She explained that the purpose of the fair is to meet overseas business
partners and plan programs for 2027-2028. “Here, we meet with Turkish
agencies in the region and other markets. ITB Berlin is especially important
for reaching Turkish citizens living in Europe. We will promote our
cruise programs to Turkish citizens and
explain that they can take a cruise holiday
when they visit Türkiye,” Alnıtemiz said.
Additionally, she highlighted that Celestyal,
which regularly calls at Türkiye’s ports, will
promote its cruise programs in the Aegean,
Adriatic, and Arabian Gulf, and present its
2027-28 winter and summer programs to
tourism professionals, aiming to expand its
global market network.
İTB BERLIN ÖZEL
Petra Hospitality Kurucu Ortağı Emrullah
Akçakaya, Türkiye’de yabancı yatırımcılar
için öne çıkan modellerin markalı şehir
otelleri (franchise) ve kıyı destinasyonlarında
dönüşüm ve yeniden konumlama (conversion
& repositioning) yatırımları olduğunu belirtti.
Akçakaya, yıl boyu nakit akışı hedefleyen yatırımların İstanbul, İzmir ve
Ankara gibi şehirlerde markalı ürünlere odaklanması; sezonsal fakat yüksek
hacimli getiri arayan yatırımcıların ise Antalya, Bodrum ve İzmir hattındaki
resort projelerine yönelmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin yılda 60
milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlayan, son derece çeşitli bir misafir profiline
sahip bir pazar olduğuna dikkat çeken Akçakaya, otel ürünlerinin hedef
kitle ve destinasyona göre hassas biçimde tasarlanmasının kritik önemde
olduğunu söyledi. Yatırımcılar için öne çıkan başlıkları şöyle sıraladı: doğru
marka–lokasyon eşleşmesi, doğru marka–hedef kitle uyumu, şehir ve kıyı
otelleri için farklı yatırım tezleri, işletme optimizasyonu ve veri şeffaflığı ile
yatırımcı ile operasyon arasındaki third-party yapının doğru kurgulanması.
Akçakaya, markalı otelciliğin artan penetrasyonu ve bağımsız operatörlerle
danışmanlık firmalarının, yabancı yatırımcılar için riskleri azaltan, global
standartlarda yönetim ve güvenilir iş birliği imkânı sunduğunu belirtti.
Türkiye’nin Akdeniz havzasında hem köklü otelcilik geçmişi hem de
uluslararası markaların en hızlı büyüdüğü pazarlardan biri olması nedeniyle
güçlü bir avantaj sağladığını ifade etti.
“Türkiye, markalı şehir otelleri ve kıyı destinasyonlarında dönüşüm
projeleriyle yatırımcılar için stratejik bir pazar konumunda; hedef
kitle ve lokasyona uygun tasarlanmış yatırımlar kritik önemde.
”
Volkan Ataman: “ITB Berlin’de
Türkiye’nin Tüm Hikâyesini
Anlatmalıyız”
Dream Project CEO'su Volkan Ataman, Berlin’deki Türkiye tanıtımında
sadece belli bölgelerin değil, tüm ülkenin hikâyesinin öne çıkarılması
gerektiğini vurguladı. Ataman, “Sadece Antalya, sadece İstanbul değil;
Türkiye’nin tamamını orada tanıtmak gerekiyor. Bunu çok önemli bir
nokta” ifadelerini kullandı. ITB Berlin’in Almanya’da düzenlenmesine
rağmen dünya çapında bir platform olduğunu hatırlatan Ataman, fuarın
5 binin üzerinde standla dünyanın en büyük turizm pazarı olduğunu
söyledi. Bu nedenle Türkiye’nin tüm operatörler, acenteler ve diğer
paydaşlar aracılığıyla kapsamlı şekilde pazarlanması gerektiğini
kaydetti. Ataman, Türkiye’nin GoTürkiye stratejisi doğrultusunda
tanıtım yapılmasının önemine dikkat çekerek, katılan operatörlerin
ve acentelerin kendi hikâyelerini sahada oluşturduğunu, ancak ülke
stratejisi çerçevesinde bütünsel bir anlatımın şart olduğunu belirtti.
“Türkiye’yi tanıtırken uzmanlığa göre farklı şemsiyeler altında da
pazarlama yapabiliriz; sağlık turizmi, gastronomi, kongre ve MICE gibi
alanlar ayrı ayrı ele alınabilir. Böylece çok daha etkili ve ses getiren
bir tanıtım gerçekleştiririz” dedi. Ataman, Almanya pazarından alınan
ziyaretçi payının hak edilen düzeyde olmadığını belirterek, “Sadece deniz,
kum, güneş amaçlı gelen turistleri çekebiliyoruz. Kongre, gastronomi ve
diğer segmentleri de kazanmak istiyorsak, Türkiye’nin tüm potansiyelini
fuarda anlatmamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
“
ITB Berlin’de Türkiye’yi tanıtırken sadece belli bölgeleri değil,
ülkenin tüm hikâyesini ve uzmanlık alanlarını ayrı ayrı öne
çıkaracak bir strateji izlemeliyiz.”
”
Emrullah Akçakaya: “Türkiye, Yatırımcılar
İçin Stratejik Bir Pazar”
Emrullah Akçakaya: “Türkiye Is a Strategic Market for
Investors”
“Türkiye, with branded city hotels and conversion projects
in coastal destinations, is a strategic market for investors;
investments designed according to target audience and
location are critical.
”
Emrullah Akçakaya, Founder Partner of Petra Hospitality, stated that
the prominent models for foreign investors in Türkiye are branded
city hotels (franchise) and conversion & repositioning investments in
coastal destinations. Akçakaya emphasized that investments aiming
for year-round cash flow should focus on branded properties in cities
such as İstanbul, İzmir, and Ankara, while investors seeking seasonal
but high-volume returns should target resort projects along the
Antalya, Bodrum, and İzmir (Turkish Riviera) corridor. Highlighting
that Türkiye hosts over 60 million visitors annually with a highly
diverse guest profile, Akçakaya noted that hotel products must be
carefully designed according to target audience and destination. He
outlined the key considerations for investors as follows: the right
brand-location match, alignment between brand and target audience,
different investment theses for city and coastal hotels, operational
optimization and data transparency, and the proper structuring of
third-party relationships between investors and operations. Akçakaya
also stated that the growing penetration of branded hotels, along
with independent operators and consultancy firms, offers foreign
investors risk-reducing opportunities, global-standard management,
and reliable collaboration. He added that Türkiye’s long-standing
hotel tradition and its status as one of the fastest-growing markets
for international brands in the Mediterranean basin provide a strong
strategic advantage.
Volkan Ataman: “We Must Showcase
Türkiye’s Entire Story at ITB Berlin”
“
When promoting Türkiye at ITB Berlin, we should follow
a strategy that highlights not only specific regions but the
entire country and its various areas of expertise separately.
”
Volkan Ataman, CEO of Dream Project, emphasized that Türkiye’s
promotion in Berlin should highlight not only specific regions but the
story of the entire country. “Not only Antalya, not only Istanbul; we need to
promote the whole of Türkiye there. This is a very important point,” he said.
Reminding that although ITB Berlin is held in Germany, it is a global
platform, Ataman noted that with more than 5,000 stands, the fair is the
world’s largest tourism marketplace. For this reason, he stated that
Türkiye must be marketed comprehensively through tour operators,
travel agencies, and all relevant stakeholders. Ataman also underlined
the importance of aligning promotion efforts with the GoTürkiye strategy.
While participating operators and agencies develop their own stories on
the ground, he stressed that a holistic narrative within the framework of
the national strategy is essential. “When promoting Türkiye, we can also
market under different umbrellas based on areas of expertise — such as
health tourism, gastronomy, congress and MICE. By addressing these
segments separately, we can achieve
a much more effective and impactful
promotion,” he said. Pointing out that the
share of visitors from the German market is
not at the desired level, Ataman added, “We
are mainly able to attract tourists seeking
sea, sand, and sun. If we want to gain
ground in congress tourism, gastronomy,
and other segments as well, we must
present Türkiye’s full potential at the fair.”
PREMIUM PEACH FRUIT SYRUP
Şeftali Meyveli Şurup
İTB BERLIN ÖZEL
Mehmet Gem: “Berlin'de Dünyaya Denge ve Güvence Vadedilmeli”
Mehmet Gem: “Balance and Security Should Be Promised to the World
in Berlin”
Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD)
Başkanı Mehmet Gem, ITB Berlin’in 60.
yılında “Turizmi Dengeye Taşımak” temasıyla
düzenleneceğini hatırlatarak, Türkiye’nin
bu platformda dünyaya “denge ve güvence”
vadetmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin yalnızca kapasite ve tesis
zenginliğiyle değil, güçlü bir hukuki zemin ve sürdürülebilir bir vizyonla
konumlanmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Gem’e göre Berlin’de
verilecek mesaj, birbiriyle bağlantılı üç temel yaklaşım üzerine inşa
edilmeli. Turistin artık sembolik sertifikalardan çok somut hak arama
mekanizmalarına güvendiğini belirten Gem, SHY-YOLCU ve 6052 Sayılı
Kanun gibi uluslararası normlarla uyumlu mevzuatın öne çıkarılması
gerektiğini söyledi ve bunu “Türkiye’de sadece misafir değil, evrensel
hukukla korunan bir tüketicisiniz” sözleriyle özetledi. Bununla birlikte
kitle turizminin baskısını Anadolu’nun farklı bölgelerine yayarak yerel
kalkınmayı destekleyen, kültürel mirası koruyan ve ziyaret edilen yere
değer katan “Onarıcı Turizm” anlayışının benimsenmesi gerektiğini
dile getirdi. Bu yaklaşımı, doğa ve yerel değerlerle dengelenmiş bir
keşif modeli olarak tanımladı. Gem ayrıca sağlık turizminin yalnızca
operasyonel başarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini, Türkiye’nin
termal kaynakları, doğal zenginlikleri ve güçlü tıp altyapısıyla “uzun ve
kaliteli yaşam” vadeden bir merkez olarak konumlanması gerektiğini
belirtti. Türkiye’nin tatilin ötesinde bedensel ve zihinsel yenilenme
sunduğunu ifade etti.
“TGA ve ilgili paydaşlar, ITB Berlin’de pazarlama broşürlerinin ötesine
geçerek, turiste seyahat sigortasının sağladığı maddi korumadan
fazlasını, yani ‘sistemsel güven ve sürdürülebilir bir gelecek’ sunmalıdır.
Gerçek bir uluslararası karşılığı olan bu üç başlık, Türkiye’yi Berlin’de
sadece bir katılımcı değil, turizmin geleceğini tasarlayan bir lider konumuna
taşıyacaktır.
”
Kaya Demirer: “Türk Mutfağı, Binlerce
Yıllık Gastronomi Mirasını Anlatmalı”
TURYİD (Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği)
Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Demirer, ITB Berlin’de Türkiye gastronomisi
ve yeme-içme kültürünün tanıtımında ülkenin hikâyesinin en güçlü şekilde
aktarılması gerektiğini belirtti. Demirer, Türkiye’nin yeme-içme kültürünü
sadece bir mutfak kültürü olarak değil, “Tarımın doğduğu topraklarda şekillenen
bir medeniyet serüveni” olarak tanımladı. Göbeklitepe’den günümüze uzanan
süreçte Anadolu’nun, hatta dünyanın en eski mutfak arşivine sahip olduğunu
vurgulayan Demirer, mutfağın sürdürülebilir miras ve modern lezzetlerle
harmanlandığını ifade etti. Demirer, Türk mutfağı ve restoran deneyimini
uluslararası ziyaretçilere öne çıkarırken üç başlık üzerinde durulması gerektiğini
söyledi. Bunlardan ilki Michelin Tescilli Gastronomi Rotası olarak Türkiye’nin
sadece geleneksel tatlar değil, dünya standartlarında modern bir “Fine-Dining
Destinasyonu” olduğunun vurgulanmasıydı. İkinci başlık, Dünyanın En Eski
‘Plant-Based’ Mutfağı çerçevesinde, Türk mutfağının zeytinyağlılar üzerinden
dünyanın en zengin sağlıklı ve bitki bazlı beslenme modelini sunduğu oldu.
Üçüncü başlık ise Sürdürülebilir Miras ve Sofra Kültürü kapsamında, yemek
yemenin Türkiye’de paylaşım ve sosyalleşmenin en büyük alanı olduğunu ve aynı
masada oturmanın insanları birleştiren en güçlü sosyal bağ olduğunu ön plana
çıkarmak oldu.
“Sürdürülebilir miras, modern lezzetler ile harmanlanan mutfağımızın
sadece bir lezzet durağı değil, tarımın doğduğu topraklardan gelen
binlerce yıllık bir gastronomi arşivi olduğu ve bu bağlamda gastronominin
‘sıfır’ noktası olduğunu unutmamalı ve bu şekilde tanımlamalıyız.
”
“
The Türkiye Tourism Promotion and Development Agency (TGA) and
relevant stakeholders must go beyond marketing brochures at ITB
Berlin, offering tourists more than the financial protection provided by
travel insurance—namely, ‘systemic trust and a sustainable future.’ These
three pillars, each with genuine international relevance, will position
Türkiye not merely as a participant in Berlin, but as a leader shaping the
future of tourism.
”
Mehmet Gem, President of the Association of Travel Agencies
Managers (SAYD), recalled that ITB Berlin will mark its 60th year under
the theme “Bringing Tourism Back into Balance” and emphasized
that Türkiye must promise the world “balance and security” on
this platform. He stressed that Türkiye must position itself not only
through its capacity and wealth of facilities, but also with a strong legal
foundation and a sustainable vision. According to Gem, the message
to be delivered in Berlin should be built on three interconnected
approaches. Noting that tourists now rely more on concrete legal
remedies than on symbolic certificates, he emphasized that legislation
aligned with international norms, such as SHY-PASSENGER and Law
No. 6052, should be highlighted. He summarized this message as
follows: “In Türkiye, you are not only a guest, but a consumer protected
by universal law.” Gem also stated that a “Restorative Tourism”
approach should be adopted—one that distributes the pressures of
mass tourism across different regions of Anatolia, supports local
development, preserves cultural heritage, and adds value to the
destinations visited. He described this model as a form of exploration
balanced with nature and local values. Furthermore, Gem emphasized
that health tourism should no longer be evaluated solely through
operational success. With its thermal resources, natural wealth, and
strong medical infrastructure, Türkiye should position itself as a center
promising long and high-quality life. He underlined that Türkiye offers
not just a holiday, but physical and mental renewal.
Kaya Demirer: “Turkish Cuisine Should
Tell the Story of Its Thousands-Year-Old
Gastronomy Heritage”
“We should remember and define our cuisine not only as a taste
destination, but as a thousands-year-old gastronomic archive
from the lands where agriculture originated, blended with
sustainable heritage and modern flavors, making it the ‘zero point’ of
gastronomy.
”
Kaya Demirer, Chairman of the Board of TURYİD (Tourism Restaurant
Investors and Gastronomy Enterprises Association), stated that
Türkiye’s story should be communicated in the strongest way while
promoting Türkiye’s gastronomy and food culture at ITB Berlin.
Demirer described Türkiye’s food culture not merely as a culinary
tradition, but as “a civilization journey shaped in the lands where
agriculture was born.” Pointing out that Anatolia, and even the world,
holds the oldest culinary archive from Göbeklitepe to the present
day, Demirer emphasized that Türkiye’s cuisine blends sustainable
heritage with modern flavors. He also noted that promoting Turkish
cuisine and restaurant experiences to international visitors should
focus on three main areas. The first is the Michelin-Certified
Gastronomy Route, highlighting that Türkiye is not only about
traditional flavors but also a world-class modern “Fine-Dining
Destination.” The second is the world’s oldest plant-based cuisine,
underlining that Turkish cuisine, through
dishes like olive-oil-based meals, offers
one of the richest healthy and plant-based
nutrition models globally. The third is
Sustainable Heritage and Table Culture,
emphasizing that dining in Türkiye is not
just a necessity but the greatest space
for sharing and socializing, with sitting at
the same table establishing the strongest
social bonds.
58
hotel restaurant
& hi-tech
gündem röportaj agenda interview
Aslı Aktürk Pehlivanlar: “Dört Farklı
Lokasyonda İstanbul’u Hissettiriyoruz”
İstanbul’un kalbinde misafirlerine eşsiz bir deneyim sunan AHC Hotels, şehrin tarihi ve kültürel
dokusunu modern hizmet anlayışıyla buluşturan dört ayrı lokasyonda faaliyet gösteriyor.
AHC Hotels çatısı altında; AHC Ayasofya,
AHC Grand Bazaar, AHC Old City ve AHC
Taksim otelleri, Türk misafirperverliğini
uluslararası standartlarla harmanlayarak
misafir memnuniyetini öncelikli kılıyor.
Sektördeki 50 yıllık tecrübesini dinamik bir
markalaşma süreciyle birleştiren AHC Hotels,
sürdürülebilirlik, teknoloji ve kişiselleştirilmiş
hizmetler gibi trendleri otel deneyimine
entegre ederek İstanbul’u hem iş hem de
turizm destinasyonu olarak daha cazip hâle
getiriyor.
Aktürk Hotels &Resorts Yönetim Kurulu
Başkanı Aslı Aktürk Pehlivanlar ile AHC
Hotels’in stratejilerini, misafir deneyimini ve
İstanbul destinasyonundaki rolünü konuştuk.
AHC Hotels’in İstanbul’daki konumunu ve
hizmet ayrıcalıklarını nasıl tanımlarsınız ve
bu özellikler otelin markasını uluslararası
düzeyde nasıl güçlendiriyor?
AHC Hotels, İstanbul’un en güçlü dört
lokasyonunda; AHC Ayasofya, AHC Grand
Bazaar, AHC Old City ve AHC Taksim otelleri
olarak konuklarına Türk misafirperverliğini
modern hizmet anlayışıyla harmanlayan,
kusursuz ve misafir memnuniyeti odaklı
bir hizmet anlayışını benimsemiştir. Misafir
ortalamasının %80’ini Avrupa pazarı
oluştururken, AHC Hotels yeni pazarlarda
girdiği yeni kontratlarla pazar çeşitliliğini
artırma çalışmalarını başarıyla yürütmektedir.
Yatırımlarınız ve sektörde geliştirdiğiniz iş
birlikleri AHC Hotels’in misafir deneyimini
ve rekabet gücünü nasıl değiştiriyor; bu
stratejileri İstanbul destinasyonu ile nasıl
ilişkilendiriyorsunuz?
Sektör iş birliklerini yurt dışında güçlü
markaların danışmanlıklarıyla yakın çalışma
sağlayarak sürdürüyoruz. Bu sayede
hem ülkemize hem İstanbul’umuza daha
önce çalışma fırsatı oluşmayan firmaları
buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Haklı olarak bu pazarlama özgünlüğü ve
yeni iş ortaklıkları oluşumu, pazardaki
yerimizi rakiplerimize oranla güçlendiriyor.
50 yıllık müthiş bir tecrübeyi daha dinamik
bir markalaşma sürecine cesur bir adım
atmamızın üzerinden henüz çok kısa bir
zaman geçmesine rağmen, marka olağanüstü
bir hız ve memnuniyetle pazardaki güçlü yerini
almıştır.
İstanbul’un kültürel, gastronomik ve
tarihi değerlerini AHC Hotels olarak
misafirlerinize nasıl deneyimletiyorsunuz
ve bu deneyimi destinasyon pazarlaması
bağlamında istemciye nasıl aktarıyorsunuz?
AHC Grubu, aynı zamanda ülkenin en özel
yiyecek ve içecek markalarından Lotiz
Grubu ile kardeş markadır. Otellerimizde
bulunan restoranlarımız, dünya mutfağının
en özel lezzetlerinin yanı sıra, zengin Türk
mutfağımızın en güzel örneklerini de
konuklarımızla buluşturuyor.
Sürdürülebilirlik, teknoloji ve
kişiselleştirilmiş hizmetler gibi trendler
doğrultusunda geliştirdiğiniz uygulamalar
nelerdir ve bu uygulamalar İstanbul
destinasyonunun cazibesini artırmada nasıl
rol oynuyor?
Bilindiği gibi, ülkemiz işletmelerinde
Bakanlığımızca alınan karar neticesinde
sürdürülebilirlik sertifikası zorunlu hale
getirilmiştir. Kalite ve işleyiş açısından oldukça
faydalı olan bu uygulamanın yanı sıra, AHC
Hotels olarak kalite yönetimi sertifikasyon
sürecini yönetiyor, standartları ve prosedür
uygulamalarını kusursuz şekilde yürütüyor ve
kişiselleştirilmiş misafir memnuniyeti odaklı
hizmetimizi konuklarımızla buluşturmaktan
büyük bir memnuniyet duyuyoruz.
Aslı Aktürk Pehlivanlar: “We Let Guests Experience
Istanbul Across Four Distinct Locations”
AHC Hotels, located in the heart of Istanbul, offers guests an unparalleled experience by combining the
city’s historical and cultural fabric with a modern approach to service across four distinct locations.
Under the
AHC Hotels
umbrella,
AHC Ayasofya,
AHC Grand
Bazaar, AHC
Old City, and
AHC Taksim
provide
guests with
Turkish
hospitality
harmonized
with
international
standards,
prioritizing
guest
satisfaction.
Leveraging
50 years
of industry
experience
through a dynamic branding process,
AHC Hotels integrates trends such as
sustainability, technology, and personalized
services into its hotel experience, making
Istanbul more attractive as both a business
and tourism destination.
We spoke with Aslı Aktürk Pehlivanlar,
Chairwoman of Aktürk Hotels & Resorts,
about AHC Hotels’ strategies, guest
experience approach, and role within
Istanbul as a destination.
How would you describe AHC Hotels’
locations and service advantages in
Istanbul, and how do these features
strengthen the brand internationally?
AHC Hotels operates in Istanbul’s four
prime locations—AHC Ayasofya, AHC Grand
Bazaar, AHC Old City, and AHC Taksim—
offering guests a blend of Turkish hospitality
and modern service, with an unwavering
focus on guest satisfaction. With 80% of its
guests coming from the European market,
AHC Hotels successfully expands its market
diversity through new contracts in emerging
markets.
How do your investments and industry
partnerships enhance AHC Hotels’ guest
experience and competitive strength, and
how do you align these strategies with
Istanbul as a destination?
We maintain industry partnerships
through close collaboration with strong
international brands. This allows us to
introduce companies that previously had no
opportunity to work in Türkiye or Istanbul,
which is a source of great satisfaction.
Naturally, this marketing uniqueness and
the establishment of new partnerships
strengthen our position in the market
compared to competitors. Despite only a
short time passing since we took the bold
step of transforming 50 years of experience
into a dynamic branding process, the brand
has rapidly and successfully secured a
strong position in the market.
How does AHC Hotels let guests
experience Istanbul’s cultural,
gastronomic, and historical values, and
how do you convey this in destination
marketing?
AHC Group is also a sister brand of
Lotiz Group, one of the country’s most
distinguished food and beverage brands.
The restaurants in our hotels offer guests
the finest flavors of international cuisine
alongside the best examples of rich Turkish
culinary heritage.
What initiatives have you developed in
line with trends such as sustainability,
technology, and personalized services,
and how do these contribute to enhancing
Istanbul’s appeal as a destination?
As is well known, sustainability certification
has become mandatory in our country’s
businesses following a decision by our
Ministry. Beyond being highly beneficial
for quality and operations, AHC Hotels
manages the quality management
certification process, implements standards
and procedures flawlessly, and takes great
pride in delivering personalized, guest
satisfaction-focused services to our guests.
60
hotel restaurant
& hi-tech
gündem röportaj agenda interview
Müberra Eresin: "İstanbul’u İzletmiyor,
Doğrudan Yaşatıyoruz"
Eresin Otelleri, İstanbul’un hem tarihi hem de ticari merkezlerinde konumlanarak, iş ve tatil amaçlı
seyahatleri birbirinden ayırmadan, misafirlerinin farklı beklentilerine aynı anda yanıt verebilen çok yönlü bir
konaklama deneyimi sunuyor. Müberra Eresin, günümüzde iş seyahatleri ile tatil deneyiminin giderek iç içe
geçtiğini belirterek, leisure yaklaşımını hizmet anlayışlarının merkezine koyduklarını vurguluyor.
Eresin Otelleri, iş dünyası için gerekli
konfor ve altyapıyı sağlarken, şehri
keşfetmek isteyen misafirler için de keyifli
ve nitelikli bir konaklama ortamı sunuyor.
Eresin Hotels Topkapı; güçlü toplantı, kongre
ve etkinlik altyapısıyla iş dünyasına hitap
ederken; Eresin Hotels Sultanahmet ise tarih
ve kültürle iç içe özgün bir İstanbul deneyimi
yaşatıyor. Yerli otel grubunun köklü aile
geleneğinden gelen misafirperverliği, çağdaş
ve yüksek standartlı bir hizmet anlayışıyla
birleşiyor. Bu bütüncül yaklaşım, uluslararası
misafirlerde güven ve süreklilik oluşturuyor.
Ayrıca, iş, MICE ve leisure segmentlerinde
yüksek memnuniyet ve sadakat sağlıyor.
Tekrar eden misafir oranının yüksekliği ve her
yıl artan global iş birlikleri, Eresin Otelleri’nin
uluslararası alandaki güçlü konumunu
pekiştiriyor.
Eresin Otelleri’nin İstanbul’daki yapılanmasını,
hizmet yaklaşımını ve bu stratejinin markaya
sağladığı küresel katkıyı TÜROB Başkanı
ve Eresin Turizm A.Ş. Başkan Yardımcısı
Müberra Eresin ile konuştuk.
İstanbul’un kültürel, gastronomik ve tarihi
değerlerini otel grubu olarak misafirlerinize
nasıl deneyimletiyorsunuz? Bu deneyimi
destinasyon pazarlaması bağlamında nasıl
aktarıyorsunuz?
İstanbul, bizim için yalnızca bir şehir değil;
başlı başına çok katmanlı bir deneyim. Eresin
Otelleri olarak misafirlerimize İstanbul’u
“izleyen” değil, doğrudan “yaşayan” bir
perspektifle sunmayı önemsiyoruz. Otel
içi tasarımdan gastronomi anlayışımıza,
önerdiğimiz kültür ve keşif rotalarından
rehberli deneyimlere kadar her detayda
İstanbul’un tarihi, kültürel ve gastronomik
kimliğini yansıtmayı hedefliyoruz. Yerel
lezzetleri ön plana çıkaran mutfağımız,
tarihi yarımadaya özel olarak hazırlanan
yürüyüş rotalarımız, sanat ve kültür odaklı
etkinliklerimiz bu yaklaşımın önemli bir
parçasını oluşturuyor.
Destinasyon pazarlaması açısından
ise İstanbul’u yalnızca bir konaklama
noktası olarak değil, misafirin tüm
duyularına hitap eden bir yaşam alanı
olarak konumlandırıyoruz. Uluslararası
platformlarda hikâye anlatımı odaklı bir
iletişim dili kullanarak, misafirlerimize “neden
İstanbul?” sorusunun yalnızca rasyonel değil,
aynı zamanda duygusal cevabını da vermeye
çalışıyoruz.
Sürdürülebilirlik, teknoloji ve
kişiselleştirilmiş hizmetler gibi trendler
doğrultusunda geliştirdiğiniz uygulamalar
nelerdir ve bu uygulamalar İstanbul
destinasyonunun cazibesini artırmada nasıl
rol oynuyor?
Sürdürülebilirlik, Eresin Otelleri için bir
trendden ziyade uzun vadeli bir sorumluluk
alanı. Enerji verimliliği, atık yönetimi, çevre
dostu uygulamalar ve yerel tedarikçilerle
çalışma konularında somut ve ölçülebilir
adımlar atıyoruz. Bu yaklaşımın, hem
çevresel etkiyi azaltmak hem de İstanbul’un
sürdürülebilir bir destinasyon olarak
konumlanmasına katkı sağlamak açısından
önemli olduğuna inanıyoruz.
Teknoloji tarafında ise misafir yolculuğunu
kolaylaştıran ancak insan temasını geri
plana atmayan çözümler benimsiyoruz.
Dijitalleşmeyi hizmet kalitesini destekleyen
bir araç olarak görüyor; veri odaklı misafir
deneyimi yönetimi ve kişisel tercihlere
göre şekillenen hizmet modelleriyle
operasyonlarımızı güçlendiriyoruz.
Kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı sayesinde
her misafirin İstanbul’u kendi beklenti ve
ilgi alanları doğrultusunda deneyimlemesini
sağlıyoruz. Bu yaklaşım, İstanbul’un “herkese
hitap eden ama herkes için farklı” bir şehir
olarak algılanmasına katkı sunuyor.
Müberra Eresin: "We Don’t Let Guests Just Watch
Istanbul, We Let Them Experience It Directly"
Eresin Hotels, located in both the historical and commercial centers of Istanbul, offers a versatile accommodation experience that responds
to guests’ diverse expectations without separating business and leisure travel. Müberra Eresin emphasizes that business trips and leisure
experiences are increasingly intertwined today, placing the leisure approach at the center of their service philosophy.
While providing the
necessary comfort and
infrastructure for the
business world, Eresin
Hotels also offers a highquality
and enjoyable stay
for guests who want to
explore the city. Eresin
Hotels Topkapı caters to
the business segment with
strong meeting, congress,
and event facilities, while
Eresin Hotels Sultanahmet
provides a unique Istanbul
experience immersed
in history and culture.
The hospitality rooted in
the longstanding family
tradition of this domestic
hotel group combines with
a modern, high-standard
service approach. This
holistic approach builds
trust and continuity among
international guests and
ensures high satisfaction and loyalty across business, MICE, and
leisure segments. The high rate of returning guests and annually
growing global collaborations further strengthen Eresin Hotels’
strong international position.
We discussed the Istanbul operations, service approach, and the
global contributions of this strategy with Müberra Eresin, President
of TÜROB and Vice Chairperson of Eresin Tourism Inc.
How do you let your guests experience Istanbul’s cultural,
gastronomic, and historical values, and how do you convey this
from a destination marketing perspective?
For us, Istanbul is not just a city; it is a multi-layered experience.
As Eresin Hotels, we prioritize presenting Istanbul from a
perspective where guests “experience” rather than merely
“observe” the city. From hotel design to gastronomy, curated
cultural and discovery routes to guided experiences, every detail
reflects Istanbul’s historical, cultural, and gastronomic identity.
Our cuisine highlights local flavors, walking routes are specially
prepared for the Historical Peninsula, and arts- and culturefocused
events form an important part of this approach.
From a destination marketing perspective, we position Istanbul not
just as an accommodation point but as a living space that appeals
to all the senses of our guests. On international platforms, we
use a narrative-driven communication style to provide guests not
only a rational but also an emotional answer to the question, “Why
Istanbul?”
What applications have you developed in line with trends such as
sustainability, technology, and personalized services, and how
do they enhance Istanbul’s appeal as a destination?
Sustainability is not a trend but a long-term responsibility for
Eresin Hotels. We take concrete and measurable steps in energy
efficiency, waste management, eco-friendly practices, and
collaboration with local suppliers. We believe this approach is
crucial both to reduce environmental impact and to help position
Istanbul as a sustainable destination.
On the technology side, we implement solutions that facilitate
the guest journey without reducing human interaction. We see
digitalization as a tool to support service quality; data-driven guest
experience management and service models tailored to personal
preferences strengthen our operations. Our personalized service
approach ensures that every guest experiences Istanbul according
to their expectations and interests. This approach contributes to
Istanbul being perceived as “a city for everyone but different for
each guest.”
62
hotel restaurant
& hi-tech
gündem röportaj agenda interview
Can Tigrel: “Şehrin Ritmini Misafirlerimize
Hissettiriyoruz”
İstanbul’un karakteristik ve tarihi semti Pera’da konumlanan Radisson Blu Istanbul Pera, klasik şehir
oteli deneyiminin ötesine geçiyor. Tarih, kültür ve modern şehir yaşamının kesişim noktasında yer alan
otel; hem iş hem de leisure segmentindeki misafirler için önemli bir avantaj sunuyor.
Radisson Blu Istanbul Pera Genel
Müdürü Can Tigrel, “Pera’nın
merkezinde yer almamız hem iş hem
de leisure segmentindeki misafirler için
güçlü bir avantaj sağlıyor” diyerek konumun
sunduğu ayrıcalıkları vurguluyor. Tigrel,
uluslararası Radisson Blu standartlarını
Pera’nın kozmopolit ruhu ve yerel dokusuyla
harmanladıklarını, bu yaklaşımın markanın
“Upper Upscale” konumlandırmasını
destinasyon bazında güçlendirdiğini
belirtiyor. Ayrıca, bu sayede global misafirler
için İstanbul daha erişilebilir, anlaşılır
ve deneyim odaklı bir destinasyon hâline
geliyor.
Deneyimli turizmciyle otelin sunduğu
avantajları, misafir deneyimi yaklaşımını,
sürdürülebilirlik ve teknoloji odaklı
hizmetleri ile ITB Berlin’den beklentilerini
konuştuk.
İstanbul’un kültürel, gastronomik ve
tarihi değerlerini otel grubu olarak
misafirlerinize nasıl deneyimletiyorsunuz?
Bu deneyimi destinasyon pazarlaması
bağlamında nasıl aktarıyorsunuz?
Misafirlerimize İstanbul’u sadece gezilecek
bir destinasyon olarak değil, duyulara
hitap eden bütüncül bir deneyim olarak
sunmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımın en
güçlü örneklerinden biri, rooftop bar’ımızda
panoramik Haliç manzarası eşliğinde
sunduğumuz deneyimdir. Misafirlerimiz
burada yerel mutfaktan ilham alan lezzetleri
ve global trendlerle harmanlanmış imza
kokteylleri deneyimleyebiliyor.
Bunun yanı sıra, bölgeye özel öneriler,
kültür-sanat etkinlikleriyle kurduğumuz
iş birlikleri ve concierge ekibimizin
kişiselleştirilmiş yönlendirmeleriyle
İstanbul’un tarihini, gastronomisini
ve yaşam kültürünü daha yakından
keşfetmelerini sağlıyoruz.
Destinasyon pazarlaması açısından ise,
otelimizi yalnızca bir konaklama noktası
değil; İstanbul’un ruhunu yansıtan, şehrin
hikâyesine temas edilebilen bir deneyim
merkezi olarak konumlandırıyoruz. Bu
anlatıyı dijital kanallar, uluslararası
platformlar ve fuarlar aracılığıyla global
misafirlerimize tutarlı şekilde aktarıyoruz.
Sürdürülebilirlik, teknoloji ve
kişiselleştirilmiş hizmetler gibi trendler
doğrultusunda geliştirdiğiniz uygulamalar
nelerdir ve bu uygulamalar İstanbul
destinasyonunun cazibesini artırmada
nasıl rol oynuyor?
Sürdürülebilirlik bizim için geçici bir trend
değil, uzun vadeli bir sorumluluk anlayışının
doğal bir parçası. Enerji verimliliği, atık
yönetimi, yerel tedarikçilerle çalışma ve
çevre dostu operasyonel uygulamalar
bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Bu
kapsamda otelimizde enerji tasarrufuna
yönelik sistemler aktif olarak kullanılıyor,
elektrikli araç şarj istasyonlarımız ile
çevre dostu ulaşımı destekliyoruz ve güneş
enerjisi yatırımlarıyla karbon ayak izimizi
azaltmaya yönelik adımlar atıyoruz.
Teknoloji tarafında ise, misafir yolculuğunu
kolaylaştıran dijital çözümler ve veri odaklı
sistemler sayesinde daha hızlı, daha akıllı ve
daha kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz.
Misafirin beklentisini önceden anlayabilen
bu yapı, İstanbul gibi yoğun ve dinamik
bir destinasyonda konfor ve memnuniyet
algısını önemli ölçüde artırıyor.
Tüm bu uygulamalarımız, sahip
olduğumuz Green Key ve T.C. Kültür ve
Turizm Bakanlığı Sürdürülebilir Turizm
Sertifikaları ile de belgelendirilmiş
durumda. Bu yaklaşım, İstanbul’un modern,
sürdürülebilir ve yenilikçi bir destinasyon
olarak uluslararası arenadaki algısına
doğrudan katkı sağlıyor.
ITB Berlin Fuarı’na ilişkin
değerlendirmesinde Can Tigrel,
organizasyonu hem global turizm trendlerini
yakından takip etmek hem de Almanya
pazarıyla olan ilişkileri güçlendirmek
açısından son derece stratejik bir platform
olarak nitelendiriyor. Almanya’nın İstanbul
için olduğu kadar otel için de güçlü ve
sürdürülebilir bir kaynak pazar olmaya
devam ettiğini vurgulayan Tigrel, “Nitekim,
2025 konaklama verilerimizde Almanya
pazarı ilk beş ülke arasında yer alıyor. Bu
da ilişkinin ne kadar sağlam ve değerli
olduğunu açıkça ortaya koyuyor” diyor.
Fuarı, mevcut iş birliklerini derinleştirmek,
yeni partnerlikler geliştirmek ve otelin
destinasyon içindeki farklılaşan konumunu
daha geniş bir kitleye anlatmak için önemli
bir fırsat olarak gördüklerini belirten
Tigrel, “Özellikle kültür, şehir deneyimi ve
kaliteli hizmet arayan Alman misafirler için
Pera’nın sunduğu özgün değerleri ön plana
çıkarmayı hedefliyoruz” diye ekliyor.
Can Tigrel: “We Let Guests Experience Istanbul
with All Their Senses”
Located in Istanbul’s characteristic and historic district of Pera, Radisson Blu Istanbul Pera goes beyond
the classic city hotel experience. Positioned at the intersection of history, culture, and modern urban life,
the hotel offers a significant advantage for both business and leisure travelers.
Can Tigrel,
General
Manager of
Radisson Blu
Istanbul Pera,
emphasizes
the benefits
of the hotel’s
location,
stating,
“Being in
the heart of
Pera provides
a strong
advantage for
guests in both
the business
and leisure
segments.”
Tigrel explains
that they blend international Radisson Blu
standards with the cosmopolitan spirit
and local texture of Pera, strengthening
the brand’s “Upper Upscale” positioning
on a destination level. This approach
also makes Istanbul a more accessible,
understandable, and experience-focused
destination for global guests.
We spoke with the experienced hospitality
professional about the hotel’s advantages,
guest experience approach, sustainabilityand
technology-focused services, and
expectations from ITB Berlin.
How do you let your guests experience
Istanbul’s cultural, gastronomic, and
historical values, and how do you convey
this from a destination marketing
perspective?
We aim to present Istanbul not just as
a destination to visit but as a holistic
experience that appeals to the senses.
A prime example of this approach is
our rooftop bar, where guests can enjoy
panoramic views of the Golden Horn while
experiencing flavors inspired by local
cuisine and signature cocktails blended
with global trends.
Additionally, with area-specific
recommendations, collaborations
on cultural and artistic events, and
personalized guidance from our concierge
team, guests are able to explore Istanbul’s
history, gastronomy, and lifestyle culture
more closely.
From a destination marketing perspective,
we position our hotel not just as an
accommodation point but as an experience
center reflecting the spirit of Istanbul,
where guests can engage with the city’s
story. We consistently communicate this
narrative to global guests through digital
channels, international platforms, and fairs.
What applications have you developed in
line with trends such as sustainability,
technology, and personalized services, and
how do they enhance Istanbul’s appeal as a
destination?
For us, sustainability is not a temporary
trend but a natural part of our long-term
responsibility. Energy efficiency, waste
management, collaboration with local
suppliers, and eco-friendly operational
practices form the foundation of this
approach. In this context, our hotel actively
uses energy-saving systems, supports
eco-friendly transportation through electric
vehicle charging stations, and takes steps
to reduce our carbon footprint through solar
energy investments.
On the technology side, we provide faster,
smarter, and more personalized services
through digital solutions and data-driven
systems that simplify the guest journey.
This structure, which anticipates guest
expectations, significantly enhances comfort
and satisfaction in a dynamic and busy
destination like Istanbul.
All these practices are certified with the
Green Key and the Ministry of Culture
and Tourism of Türkiye’s Sustainable
Tourism Certificates. This approach directly
contributes to the perception of Istanbul
as a modern, sustainable, and innovative
destination on the international stage.
Regarding the ITB Berlin Fair, Can Tigrel
describes the event as a highly strategic
platform both to closely follow global
tourism trends and to strengthen relations
with the German market. He emphasizes
that Germany continues to be a strong and
sustainable source market for Istanbul as
well as the hotel. Tigrel adds, “Indeed, in
our 2025 accommodation data, the German
market ranks among the top five countries,
clearly highlighting the strength and value
of this relationship.” He considers the fair
an important opportunity to deepen existing
collaborations, develop new partnerships,
and showcase the hotel’s differentiated
positioning within the destination to a
wider audience. Tigrel further notes, “We
particularly aim to highlight the unique
values Pera offers to German guests seeking
culture, city experiences, and quality
service.”
64
hotel restaurant
& hi-tech
gündem röportaj agenda interview
Serdar Küçükyıldız: “Amacımız Tesislerimizle
Antalya Turizmine Yıl Boyu Katkı Sunmak”
Özpınarlar İnşaat Grubu, gayrimenkul geliştirme, turizm yatırımı ve otel işletmeciliğini bütüncül bir yaklaşımla bir araya getiriyor.
Antalya’daki Marriott markalı projeler; Residence Inn by Marriott Antalya, Marriott Executive Apartments Antalya ve devam eden
Le Méridien Antalya projesiyle birlikte, Casamax Suites markası, grubun farklı konaklama segmentlerinde güçlü bir portföy
oluşturuyor.
Serdar Küçükyıldız, Özpınarlar İnşaat standartlar açısından önemli avantajlar elde birlikte gastronomi, sanat ve yaşam tarzı
Grubu’nun en önemli ayrıcalığının, ediyoruz. Aynı zamanda kendi markalarımızla deneyimlerinin çok daha güçlü bir şekilde
yatırımcı bakış açısını operasyonel geliştirdiğimiz operasyonel deneyim, misafir öne çıkmasını hedefliyoruz. Özellikle
otelcilik deneyimiyle birleştirerek projelerin ihtiyaçlarına daha hızlı ve esnek çözümler gastronomi alanında destinasyonla bağ
tasarım aşamasından misafir deneyimine üretmemizi sağlıyor. Bu denge, hem
kuran, yerel mutfağı modern yorumlarla
kadar sürdürülebilir kalite ve marka uyumu uluslararası marka gücünü hem de yerel buluşturan ve sosyal yaşamı destekleyen
sağlamak olduğunu belirtiyor. Ayrıca, uzun işletme refleksini bir araya getirerek rekabet konseptler geliştirmeyi planlıyoruz. Mimari
süreli konaklamaya uygun, fonksiyonel ve gücümüzü artırıyor.
yaklaşımımızda ise Antalya ve Akdeniz’ in
konfor odaklı yaşam alanlarıyla misafirlere Antalya, yılın büyük bölümünde uluslararası köklü tarihinden ve kültürel mirasından
nitelikli alternatifler sunduklarını vurguluyor. misafir ağırlayan ve farklı turizm
ilham alarak, çağdaş tasarım diliyle
Uluslararası otel markalarıyla güçlü iş segmentlerini bir arada barındıran güçlü bir harmanlanan özgün mekânlar geliştirmeyi
birlikleri ve kendi markalarıyla geliştirdikleri destinasyon. Uzun konaklama, şehir otelciliği amaçlıyoruz. Bu vizyon, Antalya’nın sadece
esnek konseptler, grubun operasyonel gücünü ve yaşam tarzı odaklı konaklama modellerine bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda bir
pekiştiriyor. Misafir memnuniyetine odaklanan yaptığımız yatırımlar, destinasyonun
yaşam tarzı ve deneyim destinasyonu olarak
bu yaklaşım, Residence Inn by Marriott çeşitlenen turizm yapısıyla uyum içinde konumlanmasına katkı sağlayacaktır.
Antalya, Marriott Executive Apartments gelişiyor. Amacımız, Antalya’nın sadece tatil
Antalya ve Casamax Suites gibi tesislerin turizmiyle değil, yıl boyu sürdürülebilir turizm
yüksek misafir değerlendirme puanlarıyla hareketiyle de öne çıkan bir şehir olarak
Booking.com Traveller Review Awards 2026 konumlanmasına katkı sağlamak.
ödülüne layık görülmesini sağladı. Bu başarı,
grubun uluslararası platformlarda da kaliteli
hizmet ve güçlü misafir deneyimi sunma
konusunda güçlü bir izlenim bırakıyor.
Özpınar Turizm Grubu Genel Müdürü
Serdar Küçükyıldız ile grubun Türkiye’deki
konumunu, gayrimenkul geliştirme ve turizm
yatırımlarındaki stratejilerini ve hizmet
ayrıcalıklarını konuştuk.
Yatırımlarınız ve sektörde geliştirdiğiniz
iş birlikleri, Özpınarlar İnşaat Grubu’nun
misafir deneyimini ve rekabet gücünü
nasıl değiştiriyor? Bu stratejileri Antalya
destinasyonu ile nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
Son yıllarda yatırımlarımızda uzun konaklama
segmenti, karma kullanım projeleri ve
yaşam tarzı odaklı konaklama deneyimlerine
odaklanıyoruz. Residence Inn ve Marriott
Executive Apartments markaları bu stratejinin
önemli bir parçası olurken, Casamax Suites
ise daha butik ölçekte ve esnek operasyon
yapısıyla portföyümüzü tamamlıyor.
Marriott International ile yürüttüğümüz iş
birlikleri sayesinde global dağıtım ağları,
sadakat programları ve operasyonel
Türkiye’nin doğa, deniz, kültür, tarih,
gastronomi değerlerini misafirlerinize
nasıl deneyimletiyorsunuz ve bu deneyimi
destinasyon pazarlaması bağlamında nasıl
aktarıyorsunuz?
Misafir deneyimini sadece konaklama
ile sınırlı görmüyoruz; bulunduğumuz
destinasyonun ruhunu yansıtan bir deneyim
tasarlamayı önemsiyoruz. Antalya’daki
tesislerimizde özellikle uzun konaklama yapan
misafirlerin şehri ve çevresini keşfetmelerini
kolaylaştıran bir yaklaşım benimsiyoruz.
Mevcut operasyonlarımızda Residence Inn
by Marriott Antalya’da sunduğumuz kahvaltı
servisi dışında kapsamlı bir yiyecek-içecek
operasyonu bulunmuyor. Bu nedenle
gastronomi deneyimini doğrudan otel içinde
üretmek yerine, misafirlerimizi Antalya’nın
yerel restoranları, sahil yaşamı, tarihi
bölgeleri ve kültürel noktalarıyla buluşturmayı
önemsiyoruz. Bu yaklaşım, misafirlerin
destinasyonu daha otantik ve doğal bir şekilde
deneyimlemelerine katkı sağlıyor.
Önümüzdeki dönemde geliştirmekte
olduğumuz Le Méridien Antalya projesiyle
Serdar Küçükyıldız, ITB Berlin Fuarı’nı,
turizm sektörünün küresel trendlerini takip
etmek ve Almanya pazarıyla olan ilişkilerini
güçlendirmek açısından stratejik bir platform
olarak değerlendiriyor. Almanya pazarı,
Antalya destinasyonu için uzun yıllardır güçlü
ve sürdürülebilir bir kaynak pazar olduğunu
belirten Küçükyıldız, “Nitekim, 2025 konaklama
verilerimize göre Almanya pazarı, ilk beş ülke
arasında yer alıyor. Bu da ilişkinin ne kadar
sağlam ve değerli olduğunu açıkça ortaya koyuyor”
diyor. Fuarı, mevcut iş birliklerini derinleştirmek,
yeni partnerlikler geliştirmek ve Antalya’nın
destinasyon içindeki farklılaşan konumunu daha
geniş bir kitleye anlatmak için önemli bir fırsat
olarak gördüklerini vurgulayan Küçükyıldız,
“Özellikle uzun konaklama segmenti, premium
leisure ve extended-stay ürünlerimizi uluslararası
turizm profesyonelleriyle paylaşmayı hedefliyoruz”
diye ekliyor.
Serdar Küçükyıldız: “Our Goal Is to Contribute to
Antalya Tourism Year-Round with Our Properties”
Özpınarlar Construction Group brings together real estate development, tourism investment, and hotel
management under a holistic approach. Its Marriott-branded projects in Antalya — Residence Inn by Marriott
Antalya, Marriott Executive Apartments Antalya, and the ongoing Le Méridien Antalya project — along with the
Casamax Suites brand, develop a strong portfolio across different accommodation segments.
Serdar
Küçükyıldız
emphasizes
that the
group’s most
significant
advantage lies
in combining
an investor’s
perspective
with
operational
hospitality
expertise,
ensuring
sustainable
quality
and brand
alignment
from the
design phase
through to
the guest
experience.
He also highlights that they offer highquality
alternatives to guests through
functional and comfort-oriented living
spaces designed for long-term stays.
Strong collaborations with international
hotel brands, together with flexible
concepts developed under their own brands,
further reinforce the group’s operational
strength. This guest-focused approach has
earned Residence Inn by Marriott Antalya,
Marriott Executive Apartments Antalya,
and Casamax Suites high guest ratings and
recognition with the Booking.com Traveller
Review Awards 2026. This achievement
demonstrates the group’s ability to deliver
high-quality service and a strong guest
experience on international platforms.
We spoke with Serdar Küçükyıldız, General
Manager of Özpınar Tourism Group, about
the group’s position in Türkiye, its strategies
in real estate development and tourism
investment, and its distinctive service
approach.
How do your investments and industry
partnerships reshape Özpınarlar
Construction Group’s guest experience
and competitive strength? How do you
relate these strategies to the Antalya
destination?
In recent years, we have focused our
investments on the extended-stay segment,
mixed-use projects, and lifestyle-oriented
accommodation experiences. The Residence
Inn and Marriott Executive Apartments
brands form a key part of this strategy,
while Casamax Suites complements our
portfolio with its boutique scale and flexible
operational structure.
Through our collaborations with Marriott
International, we gain significant advantages
in terms of global distribution networks,
loyalty programs, and operational
standards. At the same time, the operational
expertise we have developed through our
own brands enables us to provide faster and
more flexible solutions to guest needs. This
balance — combining international brand
strength with local operational agility —
enhances our competitive advantage.
Antalya is a strong destination that
welcomes international guests throughout
most of the year and hosts diverse tourism
segments. Our investments in extendedstay,
city hotels, and lifestyle-oriented
accommodation models are evolving in
harmony with the destination’s increasingly
diversified tourism structure. Our goal is to
contribute to positioning Antalya not only
as a leisure tourism hub but also as a city
distinguished by sustainable, year-round
tourism activity.
How do you enable your guests to
experience Türkiye’s nature, sea, culture,
history, and gastronomy, and how do you
communicate this experience within the
context of destination marketing?
We do not view the guest experience
as limited to accommodation alone; we
prioritize designing an experience that
reflects the spirit of the destination we
operate in. At our properties in Antalya,
we adopt an approach that facilitates
exploration of the city and its surroundings,
especially for long-stay guests.
In our current operations, apart from the
breakfast service offered at Residence Inn
by Marriott Antalya, we do not operate a
comprehensive food and beverage concept.
Therefore, rather than providing the
gastronomy experience entirely within the
hotel, we prioritize connecting our guests
with Antalya’s local restaurants, coastal
lifestyle, historical districts, and cultural
landmarks. This approach allows guests
to experience the destination in a more
authentic and natural way.
With our upcoming Le Méridien Antalya
project, we aim to place much stronger
emphasis on gastronomy, art, and lifestyle
experiences. In the field of gastronomy, we
plan to develop concepts that connect with
the destination, blend local cuisine with
modern interpretations, and support social
life. Architecturally, we draw inspiration
from Antalya’s and the Mediterranean’s rich
history and cultural heritage, combining it
with a contemporary design language to
make distinctive spaces. This vision will
contribute to positioning Antalya not only as
a holiday destination but also as a lifestyle
and experiential destination.
Serdar Küçükyıldız considers ITB Berlin a
strategic platform for monitoring global tourism
trends and strengthening relations with the
German market. He notes that Germany has
long been a strong and sustainable source
market for the Antalya destination: “Indeed,
according to our 2025 accommodation
data, Germany ranks among the top five
source markets. This clearly demonstrates
how solid and valuable this relationship is.”
He emphasizes that they see the fair as an
important opportunity to deepen existing
collaborations, develop new partnerships, and
communicate Antalya’s differentiated position
within the destination landscape to a wider
audience. “In particular, we aim to share our
extended-stay segment, premium leisure, and
extended-stay products with international
tourism professionals,” he adds.
66
hotel restaurant
& hi-tech
gündem fuar agenda fair
EMITT,
29’uncu Kez
Kapılarını Açtı
EMITT Opens Its Doors for
the 29th Time
Küresel turizm profesyonellerinin buluşma noktası
olan EMITT, 5-7 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar
Merkezi’nde 29’uncu kez kapılarını açtı.
EMITT, the key meeting point for global tourism
professionals, opened its doors for the 29th time at
İstanbul Fuar Merkezi (İFM) from February 5-7.
ICA Events’in kültür ve destinasyonları buluşturduğu EMITT
– Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nın
29’uncu edisyonu 5-7 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar
Merkezi’nde gerçekleşti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre
Bakanı Fikri Ataoğlu ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılımıyla
ziyaretçilerini ağırlayan fuar, bu yıl 29 ülkeden 100’ü aşkın
uluslararası katılımcıya ve yüzlerce yerli katılımcıya ev
sahipliği yaptı.
Yeni lokasyonu İstanbul Fuar Merkezi’nde iş üreten, hatırlanan
ve değer oluşturan bir platform olarak dünyanın dört bir
yanından profesyonelleri aynı çatı altında buluşturan fuarın
WOW Istanbul Hotels & Convention Center’da düzenlenen
açılış töreninde ana başlıklar halinde şu konulara değinildi:
Keskin: “Hedefimiz, katılımcıların somut iş anlaşmalarıyla
dönmesi”
EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin, yaptığı açılış
konuşmasında, fuarın küresel turizm takviminin en kritik
duraklarından biri olarak, Türkiye'nin dünyadaki en güçlü
markalarından biri olduğunu vurguladı. EMITT’in sadece
bir fuar değil; Türkiye turizm fuarcılığının temel taşlarını
döşeyen, sektörü her geçen yıl büyüten ve geliştiren bir
merkez olduğunun altını çizen Keskin, “Bu köklü değerin
üzerine her yıl yenisini ekleyerek ilerliyoruz. Bu yıl stratejik bir
hamleyle fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi’ne (İFM) taşıdık. Bu
yalnızca bir mekan değişikliği değil; siz değerli paydaşlarımıza
çok daha erişilebilir, nitelikli ve ticari verimliliği yüksek bir
platform sunma kararlılığımızın sonucudur. Hedefimiz,
nitelikli bağlantıya odaklanarak her katılımcının somut iş
anlaşmalarıyla döneceği bir ekosistem oluşturmak” diye
konuştu.
The 29th edition of EMITT – Eastern Mediterranean International Tourism and Travel
Exhibition, organized by ICA Events to bring culture and destinations together,
took place at İstanbul Fuar Merkezi from February 5-7. The fair welcomed visitors
with the participation of Deputy Prime Minister and Minister of Tourism, Culture,
Youth and Environment of the Turkish Republic of Northern Cyprus Fikri Ataoğlu
and İstanbul Governor Davut Gül. This year, the fair hosted over 100 international
participants from 29 countries, alongside hundreds of domestic participants. In its
new location at İstanbul Fuar Merkezi, the fair brought professionals from around
the world under one roof as a platform that generates business, generates lasting
value, and leaves a mark. The opening ceremony, held at WOW Istanbul Hotels &
Convention Center, focused on the following main topics:
Keskin: “Our goal ıs for participants to return with concrete deals”
EMITT Fair Director Banu Keskin emphasized in her opening speech that the fair is
one of the most critical stops on the global tourism calendar and one of Türkiye’s
strongest brands worldwide. She highlighted that EMITT is not just a fair but a
cornerstone of Türkiye’s tourism exhibition industry, continuously growing and
developing the sector. Keskin added: “Every year we build on this legacy. This year,
we made a strategic move by relocating the fair to İstanbul Fuar Merkezi (İFM). This
is not just a change of venue; it is the result of our commitment to offer our valued
stakeholders a more accessible, high-quality, and commercially efficient platform.
Our goal is to focus on qualified connections and generate an ecosystem where
every participant returns with concrete deals.”
Gül: “We welcome more visitors than our population”
İstanbul Governor Davut Gül said: “Türkiye has made significant progress in
tourism, and İstanbul is one of its driving forces. We welcome more visitors than our
population. This is no coincidence, as you know. From airports to Turkish Airlines’
contributions, the Ministry’s promotions, sector investments, and the traditional
hospitality of our service sector – all work together. Equally important is the support
provided by local administrations, district governors, and governors from Anatolia’s
farthest corners to İstanbul, the rise in geographically registered products, and
competition among cities in gastronomy tourism, all of which contribute greatly.”
Gül: “Nüfusumuzdan daha fazla ziyaretçi kabul ediyoruz”
İstanbul Valisi Davut Gül, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye, turizm alanında çok önemli bir yol kat etti. İstanbul
da bunun lokomotiflerinden bir tanesi. Nüfusumuzdan daha
fazla ziyaretçi kabul ediyoruz. Tabii bunun tesadüf olmadığının
en iyi sizler biliyorsunuz. Başta havaalanları olmak üzere
Türk Hava Yolları’nın katkısı, bakanlığımızın tanıtımları,
sektörün yaptığı yatırımlar, hizmet sektöründeki geleneksel
misafirperverliğimiz birbirini besleyen işler. En az bunun
kadar Anadolu’nun en uzak yerinden İstanbul’umuza kadar
yerel yönetimler başta olmak üzere kaymakam ve valilerimizin
verdiği destekler, coğrafi tescilli ürünlerin sayısının artması,
gastronomi turizmi anlamında şehirlerin birbiriyle yarışması
birçok katkı sağlıyor.”
Yaşık: “İstanbul, kongreler sıralamasında 20’nci sıraya
yükseldi”
İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık,
“İstanbul Ticaret Odası ve Turizmi Geliştirme Eğitim vakfı
olarak İstanbul’a uluslararası kongreler getirmek için
çalışıyoruz. Bu noktada başkanımızın göreve geldiği 2018
yılında İstanbul, kongreler sıralamasında 133’üncü sıradaydı.
Son açıklanan 2024 verilerine göre ise İstanbul dünyada 20’nci
sıraya kadar yükseldi. Bu açıdan EMITT gibi fuarlar bizler
için hakikaten daha kıymetli hale geliyor. Bunun yanında
eylül ayında İstanbul’da toplam üç kongrede toplam 25 bin
akademisyen doktoru ağırlayacağız. Bu sayede yaklaşık 100
milyon dolarlık gelir hedefliyoruz. Bunun yanında İstanbul Fuar
Merkezi’ne 40 bin metrekarelik ek ilave alan da yapacağız ve
iki yıl içinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Böylelikle dünyanın
en büyük fuar merkezlerinden birine dönüşecek ve 15-20 bin
kişilik büyük fuarlar gerçekleştirebileceğiz” dedi.
Yağcı: “Nitelikli ilişkiler dönemine giriyoruz”
TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı ise
konuşmasında, “EMITT, Türkiye turizm tarihiyle beraber
büyüyen bir fuar ve bugün çok daha yenilenerek iyi yerlere
gelmesinin ilk adımını her beraber atıyoruz. Bununla birlikte
nitelikli ilişkilerin oluşacağı yeni bir stratejik döneme de girmiş
bulunuyoruz. Küresel ölçekte baktığımızda Türkiye turizmi ve
dünya turizmi büyüyor. Bu noktada turizm rekabetinin daha da
arttığı, rekabetin daha da yoğunlaştığı bir döneme girdik. İşler
kolay olmayacak ve daha da zorlaşacak çünkü tam rekabet
ortamının açıldığı bir piyasa yapısı mevcut. Bunun için daha çok
çalışmalıyız. Bugüne kadar kazandığımız ekonomik ve manevi
değerlerin devam edebilmesi ve sektörün sürdürülebilir hale
gelmesi için de turizmdeki başarıyı önümüzdeki yıllarda da
devam ettirmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.
Yaşık: “İstanbul climbs to 20th in global congress rankings”
Bahadır Yaşık, Board Member of İstanbul Chamber of Commerce, stated: “As
İstanbul Chamber of Commerce and the Tourism Development Education
Foundation, we work to bring international congresses to İstanbul. When our
president took office in 2018, İstanbul ranked 133rd in global congress rankings.
According to the latest 2024 data, İstanbul has risen to 20th globally. This makes
fairs like EMITT even more valuable. In September, we will host 25,000 academic
doctors across three congresses in İstanbul, aiming for around 100 million
dollars in revenue. Additionally, we will expand İstanbul Fuar Merkezi by 40,000
square meters and plan to complete it within two years, turning it into one of the
world’s largest fair centers,
capable of hosting major events
for 15-20 thousand attendees.”
Yağcı: “Entering a new era of
qualified connections”
Erkan Yağcı, President of
TÜROFED, said: “EMITT has
grown alongside Türkiye’s
tourism history, and today
we are taking the first steps
towards further improvement
through renovation. At
the same time, we are
entering a new era in which
qualified relationships will be
established. Globally, both
Türkiye’s and world tourism
are growing. We are entering a
period of increasing and intense
competition in tourism. Things
will not be easy and will become
even more challenging
because the market is
fully competitive. We
must work harder. To
preserve the economic
and moral gains we have
achieved and ensure
the sustainability of the
sector, tourism success
must continue in the
years ahead.”
EMITT bu yıl 28 ülkeden
552 katılımcıyı, 109 ülkeden
19.849 ziyaretçiyi ağırladı.
Ziyaretçi sayısında geçen
yıla göre yüzde 26 artış
kaydedildi. 63 ülkeden
300’ü aşkın VIP davetli tur
operatörü ise eşleştirme
programı kapsamında
3.500’ün üzerinde B2B
görüşme gerçekleştirdi.
68
hotel restaurant
& hi-tech
gündem agenda
Antalya’nın Stratejik Turizm Yol Haritası
AKTOB’da Ele Alındı
Antalya’s Strategic Tourism Roadmap
Discussed at AKTOB
AKTOB şubat ayı toplantısında küresel turizm, yeni pazarlar ve Antalya’nın stratejik yol haritası
masaya yatırıldı.
At AKTOB’s February meeting, global tourism trends, new markets, digitalization, and infrastructure
investments were discussed.
AKTOB Chairman Kaan Kaşif Kavaloğlu stated, “Tourism is no
longer just a growing sector, but a multi-layered ecosystem
undergoing transformation. The balance of this ecosystem can be
established through data-driven management, inter-institutional
coordination, and a strong culture of consultation. Especially in
fragile sectors like tourism, collective wisdom and consultation
are of vital importance.”
The meeting highlighted that in 2025, the number of international
tourists reached 1.523 billion, tourism revenues amounted to 1.9
trillion dollars, and total tourism exports, including passenger
transport, totaled 2.2 trillion dollars. The importance of the
digital tourism economy was emphasized, with the Online Travel
Agencies (OTA) market expected to reach 651.8 billion dollars in
2025 and 2.3 trillion dollars by 2035.
AKTOB’un Şubat toplantısında küresel turizm trendleri, yeni pazarlar,
dijitalleşme ve altyapı yatırımları masaya yatırıldı. AKTOB Başkanı
Kaan Kaşif Kavaloğlu, “Turizm artık yalnızca büyüyen değil, çok
katmanlı dönüşüm yaşayan bir ekosistem. Bu ekosistemin dengesi; veri
temelli yönetim, kurumlar arası koordinasyon ve güçlü istişare kültürü ile
kurulabilir. Özellikle turizm gibi kırılgan sektörlerde ortak akıl ve istişare
kültürü hayati önem taşıyor.” dedi.
Toplantıda 2025’te uluslararası turist sayısının 1,523 milyar, turizm
gelirlerinin 1,9 trilyon dolar ve toplam turizm ihracatının 2,2 trilyon dolar
olduğu bildirildi. Dijital turizm ekonomisinin önemi vurgulanırken, OTA
pazarının 2025’te 651,8 milyar dolar, 2035’te ise 2,3 trilyon dolara ulaşması
bekleniyor.
Antalya için yükselen stratejik kaynak pazarlar
Baltık ülkeleri Antalya için stratejik pazar olarak öne çıkıyor; 2025’te Litvanya
250.962, Letonya 94.892 ve Estonya 93.230 ziyaretçi gönderdi. Bisiklet turizmi
ise deneyim turizminin yükselen segmenti olarak dikkat çekiyor. Antalya,
son 6 yılda 70’in üzerinde uluslararası bisiklet organizasyonu düzenledi ve
2026’da 15 yarış planlanıyor.
AKTOB Başkanı Kavaloğlu, turizmde rekabetin artık yalnızca fiyat veya
kapasite ile değil, veri analizi ve stratejik planlama gücü ile belirlendiğini
vurgulayarak şöyle konuştu: “Turizm sektörünün yeni döneminde başarının
anahtarı; veriye dayalı karar alma, sürdürülebilirlik odaklı büyüme ve doğru
pazar seçimi olacak. Antalya’nın sahip olduğu altyapı, deneyim ve marka
değeri, bu dönüşümü fırsata çevirebilecek güçlü bir temel sunuyor.”
Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım ise turizm altyapısını güçlendirecek
projeleri paylaştı ve pazar çeşitlendirme, dijitalleşme ile altyapı yatırımlarının
eş zamanlı ilerlemesinin önemine dikkat çekti.
Emerging strategic source markets for Antalya
The Baltic countries stand out as a strategic market for Antalya.
In 2025, Lithuania sent 250,962 visitors, Latvia 94,892, and
Estonia 93,230. Cycling tourism is also emerging as a rising
segment within experience tourism. Antalya has hosted over
70 international cycling events in the past six years, with 15
international races planned for 2026.
AKTOB Chairman Kavaloğlu emphasized that competition in
tourism is now determined not only by price or capacity but by
data analysis and strategic planning capabilities. He said, “The
key to success in the new era of tourism will be data-driven
decision-making, sustainable growth, and selecting the right
markets. Antalya’s infrastructure, experiences, and brand value
provide a strong foundation to turn this transformation into an
opportunity.”
Aksu Mayor İsa Yıldırım shared projects aimed at strengthening
tourism infrastructure and highlighted the importance of
simultaneously advancing market diversification, digitalization,
and infrastructure investments to maintain Antalya’s
competitiveness on a global scale.
BAKAN ERSOY 2026 KÜLTÜR VE
SANAT VIZYONUNU AÇIKLADI
Minister Ersoy Unveils Türkiye’s
2026 Culture and Arts Vision
Türkiye’nin 2025 yılında kültür ve sanat
alanında Cumhuriyet tarihinin en yüksek
seviyelerine ulaştığını belirten Kültür
ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,
gelinen noktayı değerlendirerek 2026
vizyonunu açıkladı.
Minister of Culture and Tourism Mehmet
Nuri Ersoy announced Türkiye’s 2026 vision
after evaluating the point the country has
reached, stating that Türkiye achieved the
highest levels in culture and the arts in its
Republican history in 2025.
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 2021 yılında 80 mekânda ve
2 bini aşkın sanatçıyla başladığını hatırlatan Ersoy, festivalin
uluslararası bir kültür markasına dönüştüğünü söyledi.
Festivalin 2023’ten itibaren Avrupa Festivaller Birliği üyesi
olduğunu belirten Ersoy, 2024’te 20 şehirde, 9 bin 600’den fazla
etkinliğin gerçekleştirildiğini aktardı. 2026 yılında Aydın, Eskişehir,
Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya’nın da eklenmesiyle
festivalin 26 ilde düzenleneceğini, 2027’de ise yeni illerin festivale
dâhil edileceğini açıkladı.
Türkiye’nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri’nde
32 unsurla dünyada ikinci sırada yer aldığını hatırlatan Ersoy, 102
ustanın “Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak tescillendiğini vurguladı.
Sinema sektörüne stratejik destek
Sinema sektörüne verilen destekleri stratejik yatırım olarak
tanımlayan Ersoy, 2017’de 56 milyon lira olan destek tutarının 2025
itibarıyla 491,6 milyon liraya ulaştığını belirtti. Türk dizilerinin dünya
genelinde 170 ülkede izlenmesinin turizm tanıtımında etkin biçimde
kullanılacağını söyleyen Ersoy, 2026’dan itibaren en az 3 kıtada ve 10
ülkede yayınlanan dizilerde Türkiye’nin tanıtımıyla uyumlu bölümlerin
destekleneceğini ifade etti.
Gece Müzeciliği uygulamasının 2024’te üç noktada 400 bin ziyaretçiye
ulaştığını hatırlatan Ersoy, 2025’te uygulamanın 27 müze ve ören
yerine yayılmasıyla yaklaşık 600 bin ziyaretçiye ulaşıldığını, yoğun
ilgi nedeniyle bazı simge mekânlarda ziyaret sürelerinin uzatıldığını
kaydetti.
Recalling that the Türkiye Culture Route Festival began in 2021 across 80
venues with more than 2,000 artists, Ersoy said the festival has evolved into
an international cultural brand. He noted that the festival has been a member
of the European Festivals Association since 2023 and that in 2024 more
than 9,600 events were held across 20 cities. Ersoy announced that with the
addition of Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu, and Sakarya, the
festival will be organized in 26 cities in 2026, and that new provinces will join
the festival in 2027.
Ersoy recalled that Türkiye ranks second in the world with 32 elements
inscribed on UNESCO’s Intangible Cultural Heritage Lists, emphasizing that
102 masters have been registered as “Living Human Treasures.”
Strategic support for the cinema sector
Describing support for the cinema sector as a strategic investment, Ersoy
stated that funding increased from 56 million Turkish lira in 2017 to 491.6
million Turkish lira by 2025. He added that the global reach of Turkish TV
series in 170 countries will be used effectively for tourism promotion, noting
that as of 2026, episodes aligned with Türkiye’s promotional strategies in
TV series broadcast in at least 10 countries across three continents will be
supported.
Recalling that the Night Museum initiative attracted 400,000 visitors at three
locations in 2024, Ersoy stated that with its expansion to 27 museums and
archaeological sites in 2025, the initiative reached approximately 600,000
visitors. He added that due to strong interest, visiting hours at some iconic
sites have been extended.
70
hotel restaurant
& hi-tech
gündem etkinlik agenda event
“Yeni Gelecek: New Next” Vizyonu ile Yatırımcılar
TİF’te Buluştu
“New Next: The Future Ahead” Vision Brings Investors Together at TIF
“Yeni Gelecek: New Next” vizyonu ile Türkiye turizminin geleceğini şekillendirecek yatırımcılar,
TİF 2026 İstanbul’da bir araya geldi. Forum, sektörün ulusal ve uluslararası fırsatlarla büyüme yol
haritasını tartıştığı kritik bir platform oldu.
With the “New Next: The Future Ahead” vision, investors shaping the future of Türkiye’s tourism gathered at
TIF 2026 in Istanbul. The forum became a critical platform where the sector discussed its roadmap for growth
with both national and international opportunities.
Turizm Yatırım Forumu (TIF 2026), Türkiye Turizm
Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde,
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Kültür ve Turizm
Bakanlığı ve Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi
(WTTC) ortaklığında, Türkiye İş Bankası’nın ana
sponsorluğunda gerçekleşti. Forum, 30 oturum ve
100’ün üzerinde ulusal ve uluslararası konuşmacıya
ev sahipliği yaparak, Türkiye’nin turizm yatırımlarının
geleceğine dair ortak bir vizyon oluşturmayı hedefledi.
Narin: “Turizm, Türkiye için kalıcı ve temel bir
sektördür”
TTYD Başkanı Oya Narin, beşincisi düzenlenen
Turizm Yatırım Forumu (TIF 2026) açılışında Türkiye
turizminin gücüne dikkat çekti. Narin, forumun Türk
turizmcilerine uluslararası fırsatlar sunan önemli
bir platform olduğunu belirterek, sektörün pandemi
sonrası kalıcı bir büyüme trendine girdiğini vurguladı.
Küresel turizmde toparlanmanın sürdüğünü belirten
Narin, Birleşmiş Milletler Turizm verilerine göre
2024’te 1,4 milyar, 2025’te ise 1,52 milyar turistin seyahat ettiğini,
WTTC verilerine göre de 2024’te sektörün dünya ekonomisine
10,9 trilyon dolar katkı sağladığını ve 357 milyon kişiye istihdam
oluşturduğunu aktardı. Önümüzdeki 10 yılda bu katkının 16,5
trilyon dolara, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşmasının
öngörüldüğünü söyledi.
Türkiye turizmine ilişkin verileri de paylaşan Narin, 2015’te 31,5
milyar dolar olan turizm gelirinin 2025’te 65,2 milyar dolara,
ziyaretçi sayısının ise 41,6 milyondan 63,9 milyona yükseldiğini
belirtti. Türkiye’nin güçlü iç turizmi, 2 milyonu aşan yatak
kapasitesi, yenilenen havalimanları ve benzersiz doğal ve
kültürel mirasıyla turizmde sürdürülebilir bir potansiyele sahip
olduğunu vurguladı. İç turizmin kritik bir rol oynadığını ifade
eden Narin, 2026’dan itibaren ziyaretçi sayısında yıllık yüzde 6’lık
artış sağlanması hâlinde 2035’te 110 milyon ziyaretçi seviyesine
ulaşılabileceğini, önümüzdeki 10 yılda yurt dışından en az 850
milyon ziyaretçi ağırlamaya hazırlık yapıldığını söyledi.
Narin, dünya turizminin büyümeye devam ettiğini, 2025’te küresel
turizmin yüzde 4 büyüdüğünü ve 1,5 milyar turistin seyahat ettiğini
kaydederek, ziyaretçilerin yarısından fazlasının Avrupa ülkelerine,
büyük bölümünün ise Akdeniz çanağına yöneldiğine dikkat çekti.
TIF 2026’nın Türkiye turizminin geleceğinde iş birliklerini
değerlendirmek ve yapay zekâdan mimariye kadar tüm başlıkları
ele almak için kritik bir platform olduğunu belirten Narin, “Yeni
Gelecek: New Next” vizyonuyla Türk turizminin hem yerli hem
de yabancı yatırımcılar için referans olmaya devam edeceğini
vurguladı.
Manzo: “Dünya Türkiye’yi izliyor”
Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) Başkan & CEO’su Gloria
Guevara Manzo, Türkiye’nin turizm stratejilerini örnek model
olarak nitelendirdi. Türkiye’nin turizminin gayrisafi yurt içi hasılaya
160 milyar dolarlık katkı sağladığını vurgulayan Manzo, bu katkının
yüzde 65’inin uluslararası harcamalardan geldiğini belirtti. Manzo,
Türkiye’nin bu başarıyı dünya genelinde nadir görülen bir şekilde,
The Tourism Investment Forum (TIF 2026) was hosted by the Türkiye Tourism
Investors Association (TTYD) in partnership with the Presidential Investment Office,
the Ministry of Culture and Tourism, and the World Travel & Tourism Council
(WTTC), with Türkiye İş Bankası as the main sponsor. The forum featured 30
sessions and over 100 national and international speakers, aiming to develop a
shared vision for the future of Türkiye’s tourism investments.
Narin: “Tourism is a permanent and core sector for Türkiye”
TTYD President Oya Narin highlighted the strength of Türkiye’s tourism sector
during the opening of the fifth Tourism Investment Forum (TIF 2026). Narin
emphasized that the forum provides Turkish tourism professionals with
international opportunities and noted that the sector has entered a sustainable
growth trend post-pandemic. Highlighting the ongoing global tourism recovery, she
stated that, according to UN Tourism data, 1.4 billion tourists traveled in 2024 and
1.52 billion in 2025, while WTTC data shows that in 2024, the sector contributed $10.9
trillion to the global economy and provided 357 million jobs. She added that over the
next 10 years, this contribution is expected to reach $16.5 trillion, with employment
reaching 462 million people.
Narin also shared Türkiye-specific tourism data, noting that tourism revenue
increased from $31.5 billion in 2015 to $65.2 billion in 2025, and visitor numbers rose
from 41.6 million to 63.9 million. She highlighted Türkiye’s strong domestic tourism,
over 2 million bed capacity, modernized airports, and unique natural and cultural
heritage, which provide sustainable potential for tourism. Stressing the critical role
of domestic tourism, Narin stated that if visitor numbers grow at 6% annually from
2026, Türkiye could reach 110 million visitors by 2035 and is preparing to welcome at
least 850 million international visitors over the next decade.
She also noted that global tourism continues to grow, with a 4% increase in 2025
and 1.5 billion tourists traveling, more than half heading to European countries,
and a large portion to the Mediterranean region. Narin emphasized that TIF 2026
is a crucial platform for evaluating partnerships and addressing topics from AI to
architecture, underlining that with the “New Next: Future Ahead” vision, Turkish
tourism will continue to be a reference for both domestic and international investors.
hatta İspanya’dan daha iyi bir performansla
gerçekleştirdiğini kaydetti. Manzo, Türkiye’nin
tarih ve kültür zenginliğini adeta açık bir müze
gibi sunduğunu ifade etti, ancak dijitalleşme
ve pürüzsüz müşteri deneyiminin önemine
dikkat çekti. Havalimanlarında uzun kuyruklar
ve otellerde tekrar tekrar doldurulan bilgiler
gibi sorunların, önümüzdeki büyüme için dijital
kimlik deneyimleriyle çözülmesi gerektiğini
belirtti.
Önümüzdeki 10 yılda turizm sektöründe 91
milyon yeni iş oluşturulacağını, ancak gençlerin
sektöre ilgisizliği nedeniyle 43 milyon işin risk
altında olduğunu söyleyen Manzo, kamu ve özel
sektörün bu algıyı birlikte yıkması gerektiğini
vurguladı. Ayrıca bölgesel vize kolaylıkları
gibi radikal adımların sektörün sürdürülebilir
büyümesine katkı sağlayacağını belirtti. Manzo,
krizlerin artık turizm için kaçınılmaz olduğunu
hatırlatarak, Türkiye’nin kültürel mirasıyla
birleşen direnci ve büyüme stratejisinin
küresel turizmin geleceği için güçlü bir destek
oluşturduğunu ifade etti.
Ersoy: “2026’da 68 milyar dolarlık gelir
hedefine ulaşacağız”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,
Türk turizminin nitelikli turizm ve katma değerli
yatırım vizyonuyla birinci lige yükseldiğini
vurgulayarak şunları kaydetti: “Küresel ölçekte
ekonomik, siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin
yoğunlaştığı, dengelerin çok kısa sürelerde
değişebildiği bir dönemden geçiyoruz. Bugün
artık net bir şekilde söyleyebiliyoruz ki Türkiye,
krizleri yönetme konusunda güçlü bir refleks
kazanmış ve bu alanda ciddi bir kurumsal
tecrübe oluşturmuştur. Göreve geldiğimiz
günden bu yana turizmi yalnızca rakamlarla
değil; vizyon, çeşitlilik ve nitelik odağıyla ele
aldık. Türk turizmini birinci lige taşıdık.
Turizmi 12 aya ve 81 ile yayma hedefi
doğrultusunda attığımız adımlar, rekorlarla
yükselmeyi sürdürüyor. Birleşmiş Milletler
Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, dünyada
en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında
2017’de 8’inci sırada yer alan Türkiye, 2024
itibarıyla 4’üncü sıraya yükseldi. Turizm
gelirlerinde ise 2017 yılında 15’inci sırada
bulunan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya
ulaştı. 2025 yılında turizm gelirlerimiz 65,2
milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin
en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı yıl toplam
ziyaretçi sayımız 63 milyon 943 bin kişi
olarak kaydedildi ve ziyaretçi sayısında da
yeni bir rekora erişildi. Kişi başı gecelik
harcamanın 114 dolara yükselmesi, nitelikli
turizm stratejimizin somut bir sonucu
oldu. Şimdi başarıları geride bırakıp yeni
hedeflere odaklanma vaktidir. 2026 yılı için
belirlediğimiz 68 milyar dolarlık gelir hedefine
de paydaşlarımızla omuz omuza vererek
ulaşacağız."
Manzo: “The world is watching Türkiye”
Gloria Guevara Manzo, President & CEO of
WTTC, described Türkiye’s tourism strategies
as an exemplary model. She emphasized that
Türkiye’s tourism contributes $160 billion to
the country’s GDP, with 65% coming from
international spending. Manzo noted that Türkiye
achieves this success in a rare global fashion,
even outperforming Spain. She described Türkiye’s
historical and cultural richness as an open-air
museum but highlighted the importance of
digitalization and seamless customer experiences,
pointing out issues like long queues at airports
and repetitive data entry at hotels, which could be
resolved through digital identity experiences.
Manzo also predicted 91 million new jobs in the
tourism sector over the next decade but warned
that 43 million jobs are at risk due to low youth
interest, calling for joint public and private
efforts to change this perception. She suggested
that radical measures, such as regional visa
facilitation, would contribute to sustainable
growth. Highlighting that crises are now inevitable
in tourism, she noted that Türkiye’s resilience
combined with its cultural heritage and growth
strategies provides strong support for the future of
global tourism.
Ersoy: “We will reach $68 billion revenue target
in 2026”
Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri
Ersoy emphasized that Türkiye’s tourism has
reached the top tier with its vision for high-quality
and value-added investments: “We are going
through a period of intense global economic,
political, and geopolitical uncertainties, where
balances can change in very short periods. Today,
we can clearly say that Türkiye has gained a
strong reflex in crisis management and significant
institutional experience. Since taking office, we
have addressed tourism not just with numbers but
with vision, diversity, and quality focus, elevating
Turkish tourism to the top tier. Our steps to expand
tourism to 12 months and 81 provinces continue
to break records. According to UN World Tourism
Organization data, Türkiye was ranked 8th among
countries welcoming the most tourists in 2017
and rose to 4th place by 2024. In terms of tourism
revenue, Türkiye moved from 15th place in 2017 to
7th in 2024. In 2025, our tourism revenues reached
$65.2 billion, the highest level in the history of
the Republic. Total visitor numbers reached
63,943,000, setting a new record. The increase
in per capita overnight spending to $114 reflects
the results of our high-quality tourism strategy.
Now, it is time to leave past successes behind and
focus on new goals. With our stakeholders, we will
achieve our 2026 revenue target of $68 billion.”
TIF 2026’da turizmin geleceği, yatırımlar
ve sürdürülebilirlik odaklı tartışıldı.
Panellerde, artık seyahat nedeninin
destinasyonun önüne geçtiği, gastronomi,
kültür ve kişiselleştirilmiş deneyimlere
odaklanılması gerektiği vurgulandı.
Türkiye’de markalaşmamış otellerin yatırım
fırsatı sunduğu, lüks segment talebinin
arttığı ve önümüzdeki yıllarda uluslararası
ziyaretçi sayısının artacağı öngörüldü.
Yapay zekâ ve dijitalleşme konuları sektörü
dönüştüren kritik alanlar olarak öne
çıkarken, yoğun turizmde başarının insan
odaklı yönetim ve deneyim tasarımıyla
mümkün olacağı belirtildi. Sürdürülebilirlik
ise enerji, atık yönetimi ve şeffaf veri
takibiyle yalnızca çevresel değil, ekonomik
bir gereklilik olarak ele alındı.
At TIF 2026, the future of tourism,
investments, and sustainability were
discussed. Panels emphasized that the
reason for travel now often surpasses the
destination itself, focusing on gastronomy,
culture, and personalized experiences. It
was highlighted that unbranded hotels in
Türkiye offer investment opportunities,
luxury segment demand is rising, and
international visitor numbers are expected
to increase in the coming years. AI and
digitalization emerged as critical areas
transforming the sector, while success in
high-density tourism will depend on humanfocused
management and experience
design. Sustainability was addressed not
only as an environmental but also as
an economic necessity, through energy,
waste management, and transparent data
tracking.
72
hotel restaurant
& hi-tech
gündem makale agenda article
Tezer Öner: “Almanya Kaynak
Pazardan Stratejik
İş Birliğine Dönüşebilir mi?”
Tezer Öner: “Can Germany Transform
from a Source Market into a Strategic
Tourism Partner?”
Almanya ile Türkiye arasındaki turizm
ilişkileri bana her zaman içten bir
sıcaklık ve karşılıklı anlayış duygusu
veriyor. Ancak bugün bu ilişkiyi yalnızca
duygusal bir yakınlıkla açıklamak yeterli
değil. Her yıl Türkiye’nin Almanya’dan
yaklaşık üç milyon turist ağırlaması,
yabancı ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 15’ini
Almanların oluşturması ve yalnızca 2025
yılında Antalya Havalimanı’na gelen Alman
ziyaretçi sayısının 1,2 milyonu aşması, bu
bağın artık yapısal ve stratejik bir boyuta
ulaştığını gösteriyor.Turizm denince aklıma
hâlâ dostluk, samimiyet ve karşılıklı merak
geliyor. Fakat günümüz koşullarında bu
ilişki aynı zamanda kalite, sürdürülebilirlik
ve karşılıklı güven üzerine kurulu güçlü
bir ekonomik ortaklığı da ifade ediyor. Üç
milyon Alman turistin her yıl Türkiye’yi
tercih etmesi, tesadüfi bir alışkanlık değil;
uzun yıllara dayanan deneyim, memnuniyet
ve karşılıklı beklentilerin bir sonucu.Alman
turistlerin Türkiye’yi tercih etmelerinin
pek çok nedeni var. Türk misafirperverliği
kuşkusuz bunların başında geliyor.
Türkiye’nin tarihi mirası, doğal güzellikleri
ve zengin mutfağı Alman ziyaretçiler için
güçlü bir çekim unsuru oluşturuyor. Deniz,
kum ve güneş tatili ile kültür ve gastronomi
deneyimini bir arada sunabilen nadir
destinasyonlardan biri olmamız önemli bir
avantaj. Ayrıca fiyat–performans dengesi,
her bütçeye uygun seçenekler sunarak
rekabet gücümüzü artırıyor. 2024 itibarıyla
Alman turistlerin memnuniyet oranının
yüzde 90’ın üzerinde seyretmesi de bu
ilişkinin sağlamlığını gösteren önemli bir
veri.
Ancak artık mesele sadece ziyaretçi sayısı
değil. Almanya pazarı, Türkiye turizmi
için kalite standardını yükselten bir
referans niteliğinde. Alman turistler planlı
seyahat eder, erken rezervasyon yapar ve
beklentilerini net biçimde ortaya koyar. Bu
durum sektör açısından öngörülebilirlik
sağlar. Aynı zamanda çevreye duyarlılık,
sürdürülebilirlik uygulamaları ve geri
dönüşüm konusundaki hassasiyetleri,
birçok tesisin daha bilinçli adımlar
atmasına öncülük etmiştir. Bugün pek
çok otelin sürdürülebilirlik sertifikalarına
yönelmesinde Alman misafir profilinin
etkisi büyüktür.Elbette ilişkiler her
zaman sorunsuz ilerlemedi. 2016–2017
yıllarında yaşanan siyasi gerilimler ve
güvenlik endişeleri nedeniyle Almanya’dan
gelen turist sayısında yaklaşık yüzde
30 oranında düşüş yaşandı. Pandemi
döneminde ise 2020 yılında sayı 700 binin
altına geriledi. Ancak dikkat çekici olan,
toparlanmanın hızlı olmasıdır. Bu durum
iki ülke arasındaki turizm bağının geçici
dalgalanmalara rağmen güçlü bir zemine
oturduğunu kanıtlıyor.
Ayrıca Almanya’da yaşayan yaklaşık üç
milyon Türk kökenli birey, iki ülke arasında
yalnızca kültürel değil, ekonomik ve
sosyal bir köprü işlevi görüyor. Bu bağ,
The tourism relationship between Germany and
Türkiye has always given me a sense of genuine
warmth and mutual understanding. However,
today this relationship cannot be explained solely
by emotional closeness. Each year, Türkiye
hosts approximately three million tourists from
Germany, accounting for around 15% of all foreign
visitors, and in 2025 alone, more than 1.2 million
German visitors arrived at Antalya Airport. This
demonstrates that the connection has reached a
structural and strategic level.
When it comes to tourism, friendship, sincerity,
and mutual curiosity still come to mind. Yet, under
current conditions, this relationship also represents
a strong economic partnership built on quality,
sustainability, and mutual trust. The fact that three
million German tourists choose Türkiye every year
is not a coincidence; it is the result of long-standing
experience, satisfaction, and mutual expectations.
There are many reasons why German tourists
prefer Türkiye. Turkish hospitality undoubtedly
tops the list. Türkiye’s historical heritage, natural
beauty, and rich cuisine provide strong attractions
for German visitors. Offering beach, sun, and
sea tourism alongside cultural and gastronomic
experiences makes Türkiye a rare destination.
Moreover, the price–performance balance and
options for every budget enhance our competitive
advantage. As of 2024, German tourist satisfaction
rates exceed 90%, highlighting the strength of this
relationship.
However, the matter is no longer just about visitor
numbers. The German market has become a
benchmark that raises quality standards for
Türkiye’s tourism. German tourists travel in a
planned manner, make early reservations, and
clearly communicate their expectations. This
provides predictability for the sector. At the
turizm hareketliliğini klasik bir ziyaretçi
akışının ötesine taşıyor ve ilişkileri daha
kalıcı hale getiriyor.Önümüzdeki dönemde
Almanya pazarı açısından önemli olan nokta,
çeşitliliği ve deneyimi artırmak olacaktır.
Türkiye yalnızca sahil destinasyonlarından
ibaret değil. İç Anadolu’nun sakin ve otantik
yerleşimleri, Karadeniz’in doğa odaklı
rotaları ve Güneydoğu’nun kültürel mirası
Alman ziyaretçiler için yeni keşif alanları
sunuyor. Sezonu 12 aya yaymak, alternatif
turizm türlerini öne çıkarmak ve deneyim
temelli paketler geliştirmek, iki ülke
arasındaki turizm hacmini niteliksel olarak
büyütebilir.
Türkiye açısından asıl hedef, Almanya
pazarında “uygun fiyatlı tatil destinasyonu”
algısının ötesine geçerek “kaliteli ve
sürdürülebilir turizm ortağı” kimliğini
güçlendirmek olmalıdır. Alman turist profili;
çevreye duyarlı, planlı ve geri bildirim
konusunda titiz bir yapıya sahip. Bu özellikler
sektör için yol gösterici nitelikte.
İki ülke arasındaki turizm artık sadece tatil
değil; karşılıklı öğrenme, standart yükseltme
ve uzun vadeli iş birliği anlamına geliyor.
Almanlar için Türkiye bir tatil cenneti
olmanın ötesinde kültürel bir yakınlık hissi
sunuyor. Türkler için ise Alman turistler,
kalite, disiplin ve sürdürülebilirlik konusunda
örnek alınacak güçlü bir profil ortaya
koyuyor. Bu karşılıklı bağ, doğru stratejilerle
desteklendiğinde yalnızca ziyaretçi sayılarını
değil, turizmin niteliğini de artıracaktır.
Almanya ile Türkiye arasındaki turizm hattı,
geleceğe dönük sağlam ve sürdürülebilir bir
ortaklık modelinin en somut örneklerinden
biri olmaya devam edecektir.
Bu güçlü turizm hattının geleceği ise, iki
ülkenin ortak vizyonunu ve yeni nesil iş
birliklerini şekillendirecek olan ITB Berlin’de
atılacak adımlarla daha da pekişecektir.
same time, their environmental awareness,
preference for sustainable practices, and
concern for recycling have encouraged many
establishments to take more conscious steps.
Today, German tourists play a major role in
motivating hotels to pursue sustainability
certifications.
Of course, the relationship has not always been
smooth. In 2016–2017, political tensions and
security concerns led to an approximate 30%
drop in tourists from Germany. During the
pandemic, the number fell below 700,000 in
2020. What is remarkable, however, is the rapid
recovery, demonstrating that the tourism bond
between the two countries rests on a strong
foundation despite temporary fluctuations.
Additionally, the roughly three million people
of Turkish origin living in Germany serve not
only as a cultural but also an economic and
social bridge between the two countries. This
connection extends tourism activity beyond a
simple flow of visitors, making the relationship
more lasting.
Looking ahead, it will be important to increase
diversity and experiences in the German
market. Türkiye is not just a coastal destination.
The tranquil and authentic settlements of
Central Anatolia, the nature-focused routes of
the Black Sea region, and the cultural heritage
of Southeastern Anatolia offer new discovery
opportunities for German visitors. Extending
the tourism season to 12 months, highlighting
alternative types of tourism, and developing
experience-based packages can enhance the
quality of tourism between the two countries.
For Türkiye, the main goal should be to move
beyond the perception of a “budget holiday
destination” in the German market and
strengthen its identity as a “high-quality and
sustainable tourism partner.” The German
tourist profile—environmentally conscious,
well-planned, and meticulous in providing
feedback—serves as a guiding model for the
sector.
Tourism between the two countries is no longer
just about vacations; it now represents mutual
learning, raising standards, and long-term
cooperation. For Germans, Türkiye offers
more than a holiday paradise—it provides
a sense of cultural closeness. For Turks,
German tourists represent a strong profile
to emulate in terms of quality, discipline, and
sustainability. When supported by the right
strategies, this reciprocal bond can enhance
not only visitor numbers but also the quality
of tourism. The Germany–Türkiye tourism
corridor will continue to be one of the most
concrete examples of a robust and sustainable
partnership for the future.
The future of this strong tourism connection
will be further solidified by the steps to be taken
at ITB Berlin, which will shape the joint vision
and next-generation collaborations between
the two countries.
74
hotel restaurant
& hi-tech
gündem etkinlik
Dedeman Hospitality ile Kıbrıs’ta Premium
Yaşam ve Turizmin Kapıları Açılıyor
Haber: Hatice Ünal Bilen
Dedeman Hospitality, Evergreen Development Group ve Arkın Group iş birliğiyle hayata geçirdiği
“Habitat Your Holistic Paradise” projesini, The Arkın İskele Otel’de yaklaşık 700 davetlinin
katıldığı görkemli bir lansmanla tanıttı.
HABITAT çatısı altında Evergreen
Development Group ev sahipliğinde;
Dedeman Suites & Residences ve
Arkın Residences projelerinin lansmanı, 17
Şubat Salı akşamı The Arkın İskele Otel’de
gerçekleştirildi.
KKTC’de premium turizm ve markalı
rezidans konseptine yeni bir vizyon
kazandırmayı hedefleyen yatırım modelinin
kamuoyuna tanıtıldığı davete; Dedeman
Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı
Ergün Demiray, Başkan Yardımcısı Murat
Özmestçi, Yönetim Kurulu Üyesi Banu
Dedeman ve COO Tansel Tercan’ın yanı sıra
Arkın Group Yönetim Kurulu Başkanı Erbil
Arkın, Evergreen Development Yönetim
Kurulu Eş Başkanları Eser Sonat ve Ayhan
Erciyas, Tatlısu Belediye Başkanı Hayri
Orçan ile KKTC’den çok sayıda gayrimenkul
yatırımcısı ve iş insanı katıldı.
Demiray: “Kıbrıs’ı hak ettiği yere birlikte
taşıyalım”
The Arkın İskele Otel’de yaklaşık 700
davetlinin katılımıyla gerçekleşen
lansmanda konuşan Dedeman Hospitality
Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray,
Kıbrıs’ın turizm vizyonuna ilişkin dikkat
çekici mesajlar verdi. Kıbrıs’ta bulunmaktan
duyduğu memnuniyeti dile getiren Demiray,
adanın samimi ve “bozulmamış” insan
yapısına vurgu yaptı.
Kıbrıs’ın yalnızca deniz, kum, güneş ve
casino ile anılmaması gerektiğini belirten
Demiray; gastronomi, sanat, kültür, tarih,
spor ve eğitim turizminin güçlendirilmesi
çağrısında bulundu. “Üç medeniyete
ev sahipliği yapmış bir coğrafyadan söz
ediyoruz” diyen Demiray, kültürel mirasın
ve yerel değerlerin daha görünür hale
getirilmesi gerektiğini ifade etti. "O kadar
güzel İngilizce konuşuyorsunuz ki" diyen
Demiray, dil eğitimi için başka ülkelere
gidilmesine gerek olmadığını söyledi. Ada
ülkesinin turistik potansiyeline dikkat çeken
sözlerinde Demiray, “Casinomuz var diye
tembellik yapmayalım. El birliğiyle Kıbrıs’ı
hak ettiği yere taşıyalım” çağrısı da yaptı.
Arkın Group ile yapılan iş birliğinden
duyduğu memnuniyeti dile getirerek
sözlerini sürdüren Demiray, iş ortaklarını
ailelerinin bir parçası olarak gördüklerini
söyledi. Dedeman Grubu’nun büyüme
sürecine de değinen Demiray, üç yıl önce 2
marka ve 17 otelle yola çıktıklarını, bugün
ise 15 marka ve 95’i aşan imzalı projeye
ulaştıklarını belirterek bunun bir takım
çalışması olduğunun altını çizdi.
Konut alanlara THY'den 100 bin mil hediye
sözü
Konuşmasında THY adına da söz aldığını
ve yeni projelerin gündemde olduğunu
dile getiren Demiray, Dedeman Suites &
Residences konseptiyle hayata geçirilen
Habitat Dedeman Suites & Residences,
Infinity Dedeman Suites & Residences
ve Afrodit Wellness Dedeman Suites &
Residences projelerinden konut sahibi olan
misafirlere Türk Hava Yolları Miles&Smiles
programı üzerinden 100.000 mil hediye
eedileceği müjdesini verdi.
Ayrıca geçmişte uzun yıllar görev aldığı
Starbucks markasını Kıbrıs’a kazandırmak
istediğini açıklayan Demiray, “Kıbrıs
gerçekten hak ettiği yeri bulacak” diyerek
sözlerini tamamladı.
Dedeman: “Yaşam standartlarını kalıcı
modele dönüştürüyoruz”
Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi
Banu Dedeman ise konuşmasında markanın
60 yılı aşkın köklü geçmişinin güven, kalite
ve uzun vadeli değer anlayışına dayandığını
vurguladı. Adını taşıyan her projede
sorumluluk ve tutarlılıkla hareket ettiklerini
belirtti.
Son altı yılda markalı konut ve yaşam
konseptlerini stratejik olarak çok önemli
gördüklerini ifade eden Dedeman, bu
alandaki büyümeyi seçici ve güçlü iş
birlikleriyle sürdürdüklerini söyledi.
Konaklama standartlarını günlük yaşamın
doğal bir parçası haline getirdiklerini dile
getiren Dedeman, geliştirilen projelerin
uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yaşam
modeli sunduğunu kaydetti.
Evergreen Development ve Arkın Group ile
güçlü ve uyumlu bir vizyon paylaştıklarını
belirten Dedeman, burada yaşayacakların
Dedeman hizmet standardını her gün
deneyimleyeceğini vurguladı. Lansmanın
uzun soluklu bir yolculuğun başlangıcı
olduğunu ifade ederek iş ortaklarına ve
davetlilere teşekkür etti.
Bir güçlü final de Işın Karaca sahnesinden
Gecenin finalinde sahne alan Işın Karaca,
sevilen şarkılarını canlı performansla
seslendirdi. Davetliler müzik eşliğinde keyifli
anlar yaşarken, yüksek enerji ve coşku
geceye damgasını vurdu.
Konaklama deneyiminden yaşam modeline
Habitat Dedeman Suites & Residences
1.453 daire, Infinity Dedeman Suites &
Residences 199 daire ve Afrodit Wellness
Dedeman Suites & Residences ise 100
daireden oluşan yapısıyla; Kıbrıs’ta otel
hizmeti veren öncü ilk markalı rezidans
projeleri arasında yer alıyor. Dedeman
Suites & Residences konseptiyle geliştirilen
yatırımlar, Dedeman Hospitality’nin köklü
misafirperverlik anlayışını; uzun süreli
konaklama, yatırım değeri ve yaşam
odaklı kullanım prensipleriyle bir araya
getirerek, bölgeye yeni bir yaşam modeli
kazandırmayı hedefliyor. Modern mimari
anlayışı, fonksiyonel yaşam alanları ve
profesyonel otel hizmetleriyle desteklenen
projeler; yalnızca konut sahibi olmayı değil,
Dedeman standartlarında sürdürülebilir
bir yaşam deneyimini merkezine alıyor. Söz
konusu iş birliği modeliyle; güvenilir ortaklık
yapısı, sürdürülebilir değer üretme hedefi
ve bölgesel uyum ilkeleri çerçevesinde
Kıbrıs’ın uluslararası platformlarda
sağlık, gastronomi, spor, eğitim, tarih
ve kültür turizminde ses getirecek daha
güçlü bir destinasyon haline ulaştırılması
hedefleniyor.
Yaşamla bütünleşen bir marka vizyonu
Dedeman Hospitality, konaklamayı geçici
bir ihtiyaçtan öte; yaşamın doğal akışına
entegre edilen, ayrıcalıklarla desteklenen,
stresten uzak sağlıklı yaşam merkezleri
deneyimi olarak ele alıyor. Kıbrıs’ta hayata
geçirilen bu yeni yatırımlar; Dedeman
Hospitality’nin uluslararası alandaki büyüme
stratejisinin güçlü bir göstergesi olarak
konumlanıyor.
76
hotel restaurant
& hi-tech
gündem agenda
2026 YILI MÜZEKART FIYATLARI AÇIKLANDI
2026 Museum Card Prices Announced
Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye
İşletmesi, 2026 yılı için Müzekart fiyatlarını
duyurdu. Müzekart, müze ve örenyerlerine
girişlerde kullanılacak ve farklı türleriyle
ziyaretçilere kolaylık sağlayacak.
una göre, Türkiye
vatandaşı olan 65
Byaş ve üstü kişiler,
18 yaş ve altındaki
çocuklar ve engelliler
Müzekart’tan ücretsiz
yararlanabilecek.
Ücretsiz kart sahipleri,
fiziki kart talep etmeleri
durumunda müze ve
örenyeri gişelerinden 50
TL karşılığında kartlarını
alabilecek.
Acentalara da ücretli
Fiziki Müzekartlar,
“Türkiye’nin Müzeleri”
uygulaması ve muze.gov.
tr web sitesi üzerinden
alınabiliyor. Özel günler
için tasarlanan kartların
tesliminde güncel kargo
ücretleri uygulanıyor.
Seyahat acentaları
da müze ve örenyeri
girişlerinde ücret
ödemekle yükümlü.
Ancak acente sahipleri
veya sorumlu müdürler,
50 TL karşılığında
gişelerden Müzekart
temin edebilecek.
The Ministry of Culture and Tourism’s Revolving
Fund Administration has announced the 2026 prices
for the Museum Card. The Museum Card can be used
for entry to museums and historical sites, offering
convenience through its various types.
Accordingly, Turkish
citizens aged 65 and
above, children under
18, and persons with
disabilities can benefit
from the Museum Card
for free. Free card
holders who wish to
obtain a physical card can
do so at museum and site
ticket counters for a fee
of 50 TL.
Fee applies to travel
agencies
Physical Museum
Cards can be obtained
through the “Museums
of Turkey” app and
the website muze.gov.
tr. Delivery of cards
designed for special
occasions is subject to
current shipping fees.
Travel agencies are
also required to pay for
entry to museums and
historical sites. However,
agency owners or
responsible managers
can obtain a Museum
Card from ticket counters
for 50 TL.
Müzekart Türleri ve Fiyatları
Müzekart +200 TL
Müzekart İndirimli 100 TL
Müzekart Akademi 100 TL
Müzekart İlk Kartım 50 TL
Müzekart KTB 50 TL
Müzekart Diplomatik 200 TL
Müzekart ’99 750 TL
Müzekart Engelsiz Ücretsiz
Müzekart Mobil 18 yaş ve altı
Ücretsiz
Müzekart Mobil 65 yaş ve üstü
Ücretsiz
Museum Card Types and Prices
Museum Card +200 TL
Discounted Museum Card 100 TL
Museum Card Academy 100 TL
My First Museum Card 50 TL
Museum Card KTB 50 TL
Diplomatic Museum Card 200 TL
Museum Card ’99 750 TL
Museum Card Accessible Free
Museum Card Mobile under 18
Free
Museum Card Mobile 65+ Free
DENTUROD
Gazi
Başkanı
Murat Sen ,
“Pamukkale’nin Geleceği Gökyüzünde”
UNESCO Dünya Mirası Listesi, yalnızca bir prestij vitrini
değildir. O listeye giren her değer, aynı zamanda koruma,
planlama ve erişilebilirlik sorumluluğu taşır. Pamukkale ve
Kapadokya bu sorumluluğu paylaşan iki eşsiz mirastır.
Aynı listeye doğal ve kültürel miras
olarak kayıtlı, aynı ülkenin turizm
markası olan iki destinasyon.
Ancak bu eşitlik, gökyüzünde
bozulmaktadır. Denizli Çardak
Havalimanı 2018 yılında 656 bin
yolcuya hizmet vermişti. 2025 yılı
itibarıyla bu sayı 457 bine gerilemiş
durumda.
Türkiye turizminin pandemi sonrası
hızla toparlandığı, Uluslararası
ziyaretçi sayılarının arttığı bir
dönemde Pamukkale’ye erişimde
yaşanan bu düşüş, basit bir istatistik
değil; stratejik bir alarmdır.
2025 yılı verileri tabloyu daha
da netleştiriyor: Kayseri Erkilet
Havalimanı, 2 milyon 761 bin.
Nevşehir Kapadokya Havalimanı, 753
bin. Denizli Çardak Havalimanı, 457
bin yolcu.
Bu fark Pamukkale’nin cazibesinden
kaynaklanmıyor. Bu farkın adı
erişilebilirliktir. Turist, romantik
değildir. Duygusal bağ kurmaz.
Ulaşımı kolay, planlaması net,
uçuşu sık olan destinasyonu seçer.
Kapadokya; Kayseri ve Nevşehir
üzerinden oluşturulan çoklu hava
yolu ağları, charter seferler ve yıl
geneline yayılan uçuş sürekliliğiyle
bu gerçeği doğru okumuştur.
Pamukkale ise hâlâ sınırlı
frekanslara ve geçici planlara
mahkûm görünmektedir. Bu
noktada sorulması gereken soru
şudur: Sorun yalnızca hava yollarının
mı? Elbette hayır.
Türk Hava Yolları, Pegasus, AJet ve
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme
Ajansı’nın sorumluluğu olduğu
kadar; Denizli’deki STK’ların ve
bölge milletvekillerinin de bu tabloyu
yeterince sahiplenip sahiplenmediği
sorgulanmalıdır.
Ulaşım, yalnızca teknik bir planlama
meselesi değildir. Ulaşım; ısrarlı
takip, ortak talep ve sürekli gündem
ister. Kapadokya örneğinde, bu irade
yıllardır istikrarlı biçimde ortaya
konmuştur.
Peki Denizli’de? STK’lar bu
meseleyi ne kadar ortak bir sesle
dillendirmektedir? Milletvekilleri,
Pamukkale’nin erişim sorununu
Ankara gündeminde ne sıklıkla ve ne
kadar güçlü savunmaktadır?
2018’de 656 bin yolcuya ulaşabilmiş
bir havalimanının, 2025’te 457
bine düşmesi; yalnızca hava yolu
planlamasıyla açıklanamaz. Bu, aynı
zamanda yerel ve ulusal düzeyde
yeterince güçlü savunulamayan bir
destinasyonun hikâyesidir.
Pamukkale tanıtım eksiği
yaşamıyor. Pamukkale, ulaşım
önceliği bekliyor. Bu noktada
çözüm nettir: TGA’nın tanıtım
stratejileri, uçuş planlamalarıyla eş
zamanlı ilerlemelidir. Hava yolları
için Denizli, “deneme hattı” değil;
sürdürülebilir bir destinasyon
olarak ele alınmalıdır. Denizli
turizm paydaşları ve milletvekilleri
ise bu talebi geçici çıkışlarla değil,
ısrarlı ve ortak bir duruşla masada
tutmalıdır.
Turizmde başarı; doğal güzellik
kadar, o güzelliğe ulaşmayı mümkün
kılan iradeyle ölçülür. Pamukkale
uçak istiyor. Ama bundan önce,
onu gökyüzüne taşımaya gerçekten
kararlı bir sahiplenme istiyor.
78
hotel restaurant
& hi-tech
yeni yatırımlar new investments
HİLTON, TÜRKİYE PORTFÖYÜNE BEŞ
YENİ OTEL EKLİYOR
Hilton Adds Five New Hotels to Its Portfolio in Türkiye
Hilton’un Türkiye’deki proje portföyünün yaklaşık
yüzde 20’sini oluşturan lifestyle markaları, İstanbul’da
hayata geçirilmesi planlanan iki yeni Tapestry
Collection by Hilton projesiyle daha da güçleniyor.
Lifestyle brands, which account for nearly 20 percent
of Hilton’s project portfolio in Türkiye, are set to be
further strengthened with two new Tapestry Collection
by Hilton projects planned in Istanbul.
Hilton, ülkedeki 70 yılı aşkın köklü varlığını ileriye taşıyarak dört
markasını kapsayan beş yeni otel anlaşmasına imza attığını duyurdu.
Hilton’un Türkiye’deki lifestyle portföyünü genişleten bu yeni
anlaşmalar kapsamında, Antalya’daki ilk Hilton Hotels & Resorts oteli
hayata geçirilirken, DoubleTree by Hilton ve Hilton Garden Inn markalarının
ülkedeki yayılımı da ivme kazanıyor.
Hilton Orta ve Doğu Avrupa’dan Sorumlu Geliştirme Başkan Yardımcısı
Mike Collini, konuyla ilgili şunları söyledi: “Türkiye, Hilton için stratejik
önemini koruyan kilit pazarlardan biri olmaya devam ediyor ve ülkede
sürdürülebilir büyüme açısından güçlü bir potansiyel görüyoruz. Tapestry
Collection ve Canopy markalarımızın 2025 yılındaki başarılı açılışları,
lifestyle portföyümüzde yakaladığımız ivmeyi pekiştirirken; gezginlerin
özgün, yerel dokudan ilham alan deneyimlere yönelik artan ilgisini de net
şekilde ortaya koydu. Son dönemde imzaladığımız bu anlaşmalar, Hilton’un
Türkiye genelinde sunduğu çok markalı portföyüne yönelik kalıcı
talebi bir kez daha teyit ediyor.”
Hilton Antalya City Centre
2028 yılında açılması planlanan Hilton Antalya City Centre, Hilton Hotels
& Resorts markasının dünya standartlarındaki misafirperverliğini Türkiye’nin
en çok ziyaret edilen destinasyonlarından birine taşıyacak. 254 oda
ve süite sahip olacak yeni otel; görkemli bir balo salonu, farklı ölçeklerde
toplantı alanları, geniş bir spa ve wellness merkezi, kapalı ve çatı katı yüzme
havuzları ile farklı konseptlerde yeme-içme alanlarıyla, her ölçekte
etkinlik ve organizasyon için ayrıcalıklı bir buluşma noktası olacak.
DoubleTree by Hilton İstanbul Maçka
Bu bahar açılması planlanan DoubleTree by Hilton İstanbul Maçka,
Nişantaşı ve Taksim’e yürüme mesafesinde, İstanbul’un en prestijli
semtlerinden birinde 109 oda ve süitle hizmet verecek. Otelde sıcak ve
davetkâr bir lobi lounge alanı, gün boyu hizmet veren restoran, panoramik
manzaralara sahip çatı katı restoranı ve barı, çok amaçlı toplantı
alanları ile fitness ve wellness olanakları yer alacak. Şehir merkezinde
bağlantı, kültür ve konforu bir arada arayan misafirler için modern ve üst
segment bir konaklama deneyimi sunacak.
Gist Istanbul, Tapestry Collection by Hilton
2027 yılında açılması planlanan Gist Istanbul, Tapestry Collection by
Hilton, İstanbul’un hem manzarasıyla hem de ulaşım kolaylığıyla öne
çıkan semtlerinden birinde, özgün tasarıma sahip 46 odasıyla misafirlerini
ağırlayacak. Boğaz, Galataport ve ana ulaşım bağlantılarına birkaç
adım mesafede konumlanan otelde restoran ve çatı katı barının yanı sıra,
misafirlerin konaklamaları boyunca faydalanabileceği bir fitness alanı
bulunacak. Kendine has karakteri ve etkileyici konumuyla otel, şehrin
kültürel ve tarihi merkezini keşfetmek isteyen gezginler için canlı ve
ilham verici bir konaklama deneyimi sunacak.
Building on its more than 70-year legacy in the country, Hilton announced
that it has signed five new hotel agreements across four brands. As part
of these new agreements expanding Hilton’s lifestyle portfolio in Türkiye,
the first Hilton Hotels & Resorts property in Antalya will be developed,
while the expansion of the DoubleTree by Hilton and Hilton Garden Inn
brands across the country continues to gain momentum.
Commenting on the announcement, Mike Collini, Vice President of
Development, Central and Eastern Europe at Hilton, said: “Türkiye
continues to be one of Hilton’s key strategic markets, and we see strong
potential for sustainable growth in the country. The successful openings
of our Tapestry Collection and Canopy brands in 2025 have reinforced the
momentum we have achieved within our lifestyle portfolio, while clearly
highlighting travelers’ growing interest in authentic, locally inspired
experiences. The agreements we have recently signed once again
confirm the enduring demand for Hilton’s multi-brand portfolio across
Türkiye.”
Hilton Antalya City Centre
Scheduled to open in 2028, Hilton Antalya City Centre will bring the worldclass
hospitality of the Hilton Hotels & Resorts brand to one of Türkiye’s
most visited destinations. Featuring 254 rooms and suites, the hotel will
offer a grand ballroom, meeting spaces of various sizes, an extensive spa
and wellness center, indoor and rooftop swimming pools, and diverse
food and beverage venues, positioning it as a premier destination for
events and gatherings of all scales.
DoubleTree by Hilton Istanbul Maçka
Planned to open this spring, DoubleTree by Hilton Istanbul Maçka will
offer 109 rooms and suites in one of Istanbul’s most prestigious districts,
within walking distance of Nişantaşı and Taksim. The hotel will feature
a warm and inviting lobby lounge, an all-day dining restaurant, a rooftop
restaurant and bar with panoramic views, multi-purpose meeting spaces,
as well as fitness and wellness facilities. It will deliver a modern, upperupscale
accommodation experience for guests seeking connectivity,
culture, and comfort in the city center.
Gist Istanbul, Tapestry Collection by Hilton
Scheduled to open in 2027, Gist Istanbul, Tapestry Collection by Hilton
will welcome guests with 46 uniquely designed rooms in one of Istanbul’s
most scenic and well-connected neighborhoods. Located just steps away
from the Bosphorus, Galataport, and major transportation links, the
hotel will feature a restaurant, a rooftop bar, and a fitness area. With its
distinctive character and compelling location, the hotel will offer a vibrant
and inspiring stay for travelers eager to explore the city’s cultural and
historic heart.
Hotel İstanbul Şişli, Tapestry Collection by Hilton
İstanbul’un dinamik Şişli semtinin kalbinde konumlanan Hotel İstanbul
Şişli, Tapestry Collection by Hilton, 48 şık odasıyla kentin önemli ticaret
merkezlerinden birinde hizmet verecek. 2028 yılında açılması planlanan
lifestyle otel; yerel dokudan ilham alan mutfağıyla öne çıkan restoranı,
iki toplantı salonu ve modern bir fitness merkeziyle misafirlerini ağırlayacak.
Alışveriş, kültür ve ulaşım noktalarına yakınlığıyla otel, hem iş
hem de tatil amaçlı seyahat edenler için karakter, konfor ve bulunduğu
semtin ruhunu yansıtan otantik bir konaklama alternatifi sunacak.
Hilton Garden Inn Kocaeli Dilovası
2027 yılında açılması planlanan Hilton Garden Inn Kocaeli Dilovası, sehirde
Organize Sanayi Bölgesi’nin merkezinde konumlanan ilk uluslararası
markalı otel olacak. 104 modern odaya sahip otelde, 500 metrekarelik
çok amaçlı salonu da kapsayan geniş toplantı alanları, restoran ve
barın yanı sıra kapalı yüzme havuzu, spor salonu ve Türk hamamı gibi
wellness olanakları yer alacak. Hızla büyüyen sanayi bölgesinde otel,
iş seyahatleri, uzun süreli konaklamalar ve kurumsal etkinlikler için
önemli bir buluşma noktası olarak konumlanacak.
Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirecek
Bu yeni anlaşmalara ek olarak, 2026 yılında Hilton; Hilton Istanbul
Airport’un açılışı ve ikonik Hilton Istanbul Bosphorus’un yenileme
çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte, amiral gemisi markasının
Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirecek.
Tapestry Collection ve Canopy markalarının 2025 yılında Türkiye’deki
ilk açılışlarının ardından, Hilton’un lifestyle portföyü de büyümesini
sürdürmeye hazırlanıyor. Bu kapsamda, yıl içinde beş yeni lifestyle otelin
açılması planlanıyor. Açılması öngörülen tesisler arasında Hilton’un ilk
mağara oteli Elika Cave Suites Cappadocia, Curio Collection by Hilton’un
yanı sıra, Curio Collection markası altında hizmet verecek Porto Chiara
Istanbul Karaköy ve Les Temps Istanbul Karaköy bulunuyor. Proje
portföyünde ayrıca, Tapestry Collection markasına katılacak Palazzo
Donizetti Istanbul ve Myrna Izmir Konak da yer alıyor.
Hotel Istanbul Şişli, Tapestry Collection by Hilton
Located in the heart of Istanbul’s dynamic Şişli district, Hotel Istanbul Şişli,
Tapestry Collection by Hilton will feature 48 stylish rooms in one of the
city’s key commercial areas. Scheduled to open in 2028, the lifestyle hotel
will offer a restaurant inspired by local flavors, two meeting rooms, and a
modern fitness center. With its proximity to shopping, cultural attractions,
and transportation hubs, the hotel will provide an authentic accommodation
alternative that reflects the spirit of the neighborhood for both business and
leisure travelers.
Hilton Garden Inn Kocaeli Dilovası
Scheduled to open in 2027, Hilton Garden Inn Kocaeli Dilovası will be the first
internationally branded hotel located at the center of the Organized Industrial
Zone in the city. The hotel will feature 104 modern rooms, extensive meeting
facilities including a 500-square-meter multi-purpose hall, a restaurant
and bar, as well as wellness amenities such as an indoor swimming pool, a
gym, and a Turkish bath. Positioned in a rapidly growing industrial region,
the hotel will serve as a key hub for business travel, extended stays, and
corporate events.
Further Strengthening Hilton’s Presence in Türkiye
In addition to these new agreements, Hilton will further strengthen the
presence of its flagship brand in Türkiye with the opening of Hilton Istanbul
Airport in 2026 and the completion of renovation works at the iconic Hilton
Istanbul Bosphorus.
Following the first openings of the Tapestry Collection and Canopy brands
in Türkiye in 2025, Hilton’s lifestyle portfolio is set to continue its expansion.
Within this scope, five new lifestyle hotels are planned to open during the
year, including Hilton’s first cave hotel, Elika Cave Suites Cappadocia under
the Curio Collection by Hilton brand, as well as Porto Chiara Istanbul Karaköy
and Les Temps Istanbul Karaköy, both operating under the Curio Collection.
The project portfolio also includes Palazzo Donizetti Istanbul and Myrna Izmir
Konak, which will join the Tapestry Collection brand.
80
hotel restaurant
& hi-tech
yeni yatırımlar new investments
Wyndham
Expands
in Istanbul
with Two
New
Openings
WYNDHAM
İSTANBUL’DA
İKI YENI
AÇILIŞLA
BÜYÜYOR
Wyndham Hotels & Resorts, Ramada
markasıyla İstanbul’daki büyümesini
sürdürüyor. Şehirde açılan Ramada
Residences by Wyndham İstanbul
Haramidere ve Ramada by Wyndham
Arnavutköy, modern ve konforlu konaklama
seçenekleri sunuyor.
Wyndham Hotels & Resorts continues its growth
in Istanbul under the Ramada brand. The newly
opened Ramada Residences by Wyndham Istanbul
Haramidere and Ramada by Wyndham Arnavutköy
offer modern and comfortable accommodation
options in the city.
İstanbul’daki ilk markalı
rezidans projesi olan Ramada
Residences by Wyndham
İstanbul Haramidere, otelin
sunduğu hizmetleri ev konforu
ve esnekliğiyle birleştiriyor. 81
misafir odası ve bir, iki ve üç
yatak odalı daireleri bulunan
tesiste tam donanımlı mutfak,
geniş yaşam alanları, spa,
fitness merkezi, mevsimsel açık
havuz ve restoran gibi olanaklar
sunuluyor. Tesis, D-100
karayoluna ve Metrobüs hattına
yakınlığı sayesinde Avrupa
Yakası’ndan şehrin her yerine
kolay ulaşım sağlıyor.
Ramada by Wyndham
Arnavutköy ise, İstanbul
Havalimanı’na 15 km mesafede
The city’s first branded residence project,
Ramada Residences by Wyndham Istanbul
Haramidere, combines hotel services
with the comfort and flexibility of home.
The property features 81 guest rooms
and one-, two-, and three-bedroom
apartments, including fully equipped
kitchens, spacious living areas, a spa,
fitness center, seasonal outdoor pool,
and on-site restaurant. Its location near
the D-100 highway and the Metrobus
line ensures easy access to all parts of
Istanbul’s European side.
Ramada by Wyndham Arnavutköy, located
15 km from Istanbul Airport, is ideal for
transit travelers. The 130-room hotel
offers 24/7 airport shuttle service, express
check-in and check-out, soundproofed
rooms, and meeting facilities. Guests can
also enjoy a fitness center, restaurant, and
café on-site.
yer alıyor ve transit yolcular için ideal.
130 odalı otel, 7/24 havalimanı servisi,
ekspres check-in ve check-out, ses
geçirmez odalar ve toplantı alanları
gibi özelliklerle konforlu bir konaklama
sunuyor. Ayrıca fitness merkezi,
restoran ve kafe gibi imkanlar da
bulunuyor.
Esnek ve konforlu konaklama vurgusu
Wyndham Türkiye Ülke Direktörü
Arcan Bayraktaroğlu, “Bu iki açılış,
Ramada markamızın farklı konaklama
konseptleri ve misafir ihtiyaçlarına
esnek yanıt verme kapasitesini
gösteriyor” dedi.
Ramada Residences by Wyndham
İstanbul Haramidere Sahibi Baha
Cüneydi, markalı rezidansların
Türkiye’de yükselen talebe yanıt
verdiğini ve global standartları ev
konforuyla birleştirdiklerini vurguladı.
Ramada by Wyndham Arnavutköy Genel
Müdürü Ayhan Taş da otelin havalimanı
yolcularına sunduğu kolaylıkları öne
çıkardı.
Ramada by Wyndham Arnavutköy
Genel Müdürü Ayhan Taş ise, “Ramada
markasının dünya genelindeki
tanınırlığını Türk misafirperverliğinin
sıcaklığı ve cömertliğiyle bir araya
getirerek, hava yoluyla seyahat eden
misafirlerimizin konaklamalarını daha
kolay, daha samimi ve daha keyifli hale
getiriyoruz” dedi.
Focus on flexible and comfortable stays
Arcan Bayraktaroğlu, Country Director of Wyndham Hotels & Resorts Türkiye, said: “These
two openings demonstrate Ramada’s ability to offer flexible solutions that cater to different
accommodation concepts and guest needs.”
Baha Cüneydi, Owner of Ramada Residences by Wyndham Istanbul Haramidere, emphasized that
branded residences respond to the rising demand in Türkiye while combining global standards with
the comfort of home. Ayhan Taş, General Manager of Ramada by Wyndham Arnavutköy, highlighted
the convenience the hotel provides to airport travelers.
Ayhan Taş added: “By combining Ramada’s global recognition with the warmth and generosity of
Turkish hospitality, we make the stay of air travelers easier, more welcoming, and more enjoyable.”
82
hotel restaurant
& hi-tech
yeni yatırımlar new investments
SINPAŞ YENI TURIZM
MODELINI TANITTI
Sinpaş Introduces Its New Tourism
Model
Sinpaş, Marmaris’te turizmi
mevsimsellikten çıkararak yıl geneline
yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı.
Sinpaş has unveiled its new project, Sinpaş
Reserve, in Marmaris, aiming to transform tourism
from a seasonal activity into a year-round model.
Sinpaş, Marmaris’te turizmi yalnızca yaz sezonuna bağlı
olmaktan çıkararak yılın 12 ayına yaymayı hedefleyen 692
devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve projesini tanıttı. Proje;
bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir “tatil
evi” modeli sunarken, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet
ekonomisi oluşturmayı amaçlıyor. Modern wellness alanları,
termal imkânlar ve kapsamlı spa hizmetleriyle sağlık odaklı
konaklama deneyimi sunan proje, profesyonel işletme modeli
sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer hem de yerel esnaf ve
istihdama kalıcı katkı sağlamayı hedefliyor.
Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, Türkiye turizminde
ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine
ulaşmasının daha uzun süreli ve kaliteli deneyimlere yönelimi
gösterdiğini belirtti. Dünya turizminin artık yalnızca sezonluk
tatilden ibaret olmadığını; sağlık, wellness, spor, deneyim ve uyku
turizmi gibi alanların öne çıktığını vurgulayan Çelik, Türkiye’nin de
bu dönüşüme hızla adapte olduğunu ifade etti.
Marmaris’te 4 mevsim turizm modeli
Güney Ege’nin mevsimsellik algısını geride bırakarak yıl boyu
yaşayan bir destinasyon kimliği kazanması gerektiğini söyleyen
Çelik, Marmaris’in termal kaynakları, doğa, deniz, kültür ve
gastronomi potansiyeliyle bu dönüşüm için güçlü bir merkez
olduğunu dile getirdi. Sinpaş Reserve ile sezonluk turizm
döngüsünü kırarak ekonomik çarpan etkisini 12 aya yaymayı,
sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi desteklemeyi
amaçladıklarını belirtti.
Çelik ayrıca, değişen tatil alışkanlıklarına dikkat çekerek Türk
ailelerinin her yıl farklı planlar yapmak yerine aidiyet hissi
uyandıran, planlı ve zahmetsiz tatil modellerine yöneldiğini söyledi.
Klasik yazlık modelinin bakım, güvenlik ve artan maliyetler
nedeniyle zorlaştığını ifade eden Çelik, “tatil evi” yaklaşımının
profesyonel işletme güvencesiyle daha düşük maliyet ve yüksek
hizmet standardı sunduğunu kaydetti.
Comprising 692 timeshare units, Sinpaş
Reserve is designed to extend tourism beyond
the summer season and spread it across
all 12 months of the year. The project offers
individual users a long-term, planned, and
high-quality “holiday home” model while aiming
to
realize a continuous tourism and service
economy in Marmaris. With modern wellness
areas, thermal facilities, and comprehensive
spa services, the project highlights a healthfocused
accommodation experience. Through
its professional management model, it seeks
to provide long-term value to users while
contributing sustainably to local tradespeople,
the service sector, and employment.
Mahmut Sefa Çelik, General Manager of Kızılbük
GYO, stated that the increase in per capita
nightly visitor spending in Türkiye to the level
of 100 dollars indicates a shift toward longer,
more planned, and higher-quality experiences. Emphasizing that global tourism is no
longer limited to seasonal holidays, Çelik noted that health, wellness, sports, experiential,
and sleep tourism are becoming increasingly prominent, adding that Türkiye is rapidly
adapting to this transformation.
A four-season tourism model in Marmaris
Çelik underlined that the South Aegean region should move beyond the perception of
seasonality and gain an identity as a year-round destination. He described Marmaris
as a strong center for this transformation thanks to its thermal resources, nature, sea,
cultural assets, gastronomy, and accessibility. With Sinpaş Reserve, they aim to break
the traditional seasonal tourism cycle, spread the economic multiplier effect across 12
months, and support the transition from seasonal to permanent employment.
Çelik also highlighted changing holiday preferences, noting that Turkish families are
increasingly seeking planned, effortless holiday models that foster a sense of belonging
rather than making new plans every year. He added that the traditional summer house
model has become more challenging due to maintenance, security, and rising costs,
while the “holiday home” approach offers the same comfort and happiness under
professional management, with lower costs and higher service standards.
fofoodproduct
RASPBERRY FLAVORED ICED TEA SYRUP
Frambuaz Aromalı Soğuk Çay Şurubu
84
hotel restaurant
& hi-tech
marka
Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı
küresel güç mesajı verdi
Küresel mobilya endüstrisinin en prestijli ilk üç buluşmasından Uluslararası
İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) 2026, dünyanın dört bir yanından sektör
profesyonellerini İstanbul’da buluşturdu. Mobilya Dernekleri Federasyonu
(MOSFED) koordinasyonunda, İstanbul Fuar Merkezi ve TÜYAP Fuar ve Kongre
Merkezi’nde eş zamanlı düzenlenen fuar; 250 bin metrekarelik alanda 3 bin
markayı ve sektörün en yeni koleksiyonlarını küresel alıcılarla buluşturdu.
156 ülkeden katılımın gerçekleştiği IIFF 2026’ya; 32 bin 145’i yabancı, 100
bin 767’si yerli olmak üzere toplam 132 bin 912 profesyonel ziyaretçi katıldı.
Bulgaristan, Romanya, Rusya, Özbekistan, Kosova, Azerbaycan, Yunanistan, Irak
ve Sırbistan başta olmak üzere geniş bir coğrafyadan gelen sektör temsilcileri;
İstanbul’u küresel mobilya ticaretinin merkezi haline getirdi. “Sürdürülebilirlik”
temasıyla düzenlenen fuar; çevreye duyarlı üretim anlayışını, çağdaş tasarım
yaklaşımını ve ihracat vizyonunu aynı platformda buluşturarak Türkiye mobilya
sektöründeki dönüşümü güçlü bir biçimde ortaya koydu. İç mimarlardan dekoratörlere, zincir mağaza yöneticilerinden ithalat ve ihracat
profesyonellerine, otel satın alma yöneticilerinden tasarımcılara kadar geniş bir profesyonel profili İstanbul’da bir araya getiren fuar;
modern ve modüler ürünlerden lüks koleksiyonlara, ofis-otel ve dış mekân mobilyalarından yatak ile çocuk-genç odası çözümlerine uzanan
tüm ürün gruplarını kapsayan yapısıyla dikkat çekti.
Solar sektörünün rotası 18. Solarex
istanbul olarak belirleniyor
Güneş enerjisi teknolojileri ve depolaması alanında gerçekleştirilen
Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın en büyük 3. fuarı SolarEX İstanbul,
küresel enerji politikalarının şekillendiği, stratejik çözümlerin teknoloji ile
buluştuğu, enerjinin kapılarını dünyaya açan ve sektöründe yılın en önemli
etkinliği kabul edilen buluşması olarak 08-09-10 Nisan 2026 tarihlerinde
İstanbul Fuar Merkezi’nde 18.kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. SolarEX
İstanbul; güneş enerjisinde verimli depolama, ileri panel teknolojileri ve
sürdürülebilir malzemelerle entegre, çok katmanlı çözümler ve teknolojileri
bir araya getiriyor. Her yıl artan ivmesi ve teknolojik gelişmeler, sektör profesyonelleri için kaçırılmayacak fırsatlar sunuyor. Uluslararası
standartlardaki çalışmaları ile sektörden tam not alan fuar, bu yıl sadece bir sergi alanı değil; Startup’lardan, alım heyetlerine, prestijli
yarışmalardan sektöre değer katacak konferanslara kadar tam teşekküllü bir ekosistemi sunmaya hazırlanıyor. Fuarla eş zamanlı
olarak düzenlenecek olan konferanslar, dünya çapında tanınmış uzmanları, akademisyenleri ve sektör liderlerini bir araya getiriyor. Fuar
süresince devam edecek oturumlarda; enerji depolama çözümlerinden akıllı şebekelere, sürdürülebilir enerji politikalarından yeşil hidrojen
teknolojilerine kadar pek çok kritik başlık masaya yatırılacak.
ZUCHEX’in 36. Uluslararası Buluşması Eylül’de
Araştırmalara göre günümüzde yaklaşık 250 milyar dolarlık bir hacme ulaşan ve 2035 yılında 350
milyar dolara çıkması öngörülen dünya ev ve mutfak eşyaları pazarının önde gelen uluslararası
fuarlarından biri, Eylül ayında İstanbul’da düzenlenecek. Informa Markets tarafından organize edilen
ZUCHEX, 9 – 12 Eylül 2026 tarihlerinde Tüyap İstanbul Fuar ve Kongre Merkezi'nde 36. kez sektör
profesyonellerini bir araya getirecek. Firmaların yeni koleksiyonlarını vitrine çıkaracağı fuar; sektör
gündemlerinin konuşulduğu ZuchXTalks seminerlerine, genç tasarımcıların yaratıcılığını, üretim
gücüyle birleştirerek geleceğin ev yaşamını şekillendirecek fikirlerin doğmasına öncülük eden
ZUCHEX Designathon etkinliğine ve atölye çalışmalarına da ev sahipliği yapacak. Fuarın üreticiler,
ihracatçılar, satın alma profesyonelleri ve sektör liderleri açısından bu yıl da yeni iş birliklerinin,
yüksek hacimli tedarik anlaşmalarının ve en güncel trendlerin buluşma noktası olacağını vurgulayan
Fuar Direktörü Funda Kunduz, şunları söyledi: “Doğu ile Batı’yı birleştiren stratejik konumu, güçlü
üretim altyapısı ve nitelikli uluslararası ziyaretçi profiliyle Türkiye, ZUCHEX ile ev ve mutfak eşyaları
dünyasının geleceğine yön vermeye devam edecek.”
86
hotel restaurant
& hi-tech
marka röportaj brand interview
GLOBAL BIR MARKA
KONSEPTININ ARTMİM
YORUMU ILE
MÖVENPICK HOTEL
ISTANBUL MARMARA SEA
ARTMİM’s Interpretation of a
Global Brand Concept
Mövenpick Hotel Istanbul
Marmara Sea
İstanbul’un tarihsel dokusunu çağdaş yaşam kültürüyle buluşturan
Mövenpick Hotel Istanbul Marmara Sea, Marmara Denizi manzarası
ve stratejik konumuyla hem iş hem turizm segmentine hitap eden
güçlü bir şehir oteli olarak öne çıkıyor. Proje, Mövenpick’in global
ölçekte geliştirdiği “My Mövenpick Marketplace” konseptinin İstanbul
bağlamında, ARTMİM’in tasarım vizyonu ile yeniden yorumlanması üzerine
şekilleniyor.
Marka konseptinin tasarım vizyonuyla harmanlanması
Projenin tasarım süreci, ARTMİM’in kurucu ortağı G. Hakan Külahçı’nın,
Mövenpick markasının global dönüşüm sürecini mekânsal bir deneyime
dönüştürme hedefiyle şekillenmiştir. Çıkış noktası, markanın “My Mövenpick
Marketplace” yaklaşımının iç mekânda nasıl sürekli, akışkan ve katmanlı
bir biçimde yaşatılabileceği sorusudur. Bu doğrultuda “Marketplace” fikri,
İstanbul’un çok katmanlı kültürel yapısıyla ilişkilendirilmiş; sosyal etkileşim,
akışkanlık ve karşılaşma kavramları üzerinden mekânsallaştırılmıştır.
Lobi, klasik bir giriş alanı olmaktan çıkarılarak; günün her saatinde yaşayan,
farklı kullanıcı profillerini bir araya getiren bir sosyal merkez olarak
tasarlanmıştır. Yarı geçirgen yüzeyler, mekânlar arası görsel süreklilik ve
kontrollü akış, konseptin fiziksel karşılığını oluşturur. Lobi alanında başlayan
mekânsal süreklilik, katlar boyunca bütüncül bir sistem mantığıyla devam
eder.
Çağdaş estetikle sıcak dokular
Minimalist çizgiler ve kontrast malzemeler çağdaş bir estetik sunarken;
doğal ahşap dokular, sıcak tonlar ve dokunsal yüzeyler markanın
misafirperverlik anlayışıyla uyumlu bir ambiyans sunar. Proje, yalnızca
bir tasarım fikrinin uygulanması değil; ARTMİM ekibinin mimari, iç
mimari, malzeme geliştirme ve detay çözümleme süreçlerinde koordineli
çalışmasının bir ürünüdür. Mekânlar arası geçişlerde süreklilik, ışık
kurgusunda denge ve malzeme seçimlerinde sürdürülebilirlik ilkesi esas
alınmıştır.
Mövenpick’in dört ana ürün kategorisi — kahve, çikolata, şarap ve dondurma
— mekân içerisinde bağımsız alanlar olarak değil, entegre bir “marketplace”
deneyiminin parçaları olarak konumlandırılmıştır. Coffee shop, pastane ve
chocolate workshop alanları lobinin sosyal çekim gücünü artıran ve günün
farklı saatlerinde aktif kalmasını sağlayan fonksiyonel düğüm noktalarıdır.
Lobinin devamında konumlanan Leccino restoran ise yalnızca gastronomik
bir alan değil; paylaşım, etkileşim ve sosyal birliktelik odağı olarak
tasarlanmıştır. Böylece kullanıcı deneyimi girişten itibaren katmanlı biçimde
derinleşmektedir, restoran gastronomi ve sosyal etkileşimi tamamlayan bir
odak noktası haline gelmektedir.
229 odalı yapı, esnek planlama anlayışı ile farklı kullanıcı profillerine
cevap verecek şekilde ele alınmıştır. Malzeme seçimlerinde markanın
sürdürülebilir yaklaşımı gözetilmiş; doğal, dayanıklı ve zamansız materyaller
tercih edilmiştir. Odalarda sıcak ahşap dokular, zengin tekstil kullanımı ve
dengeli kontrastlarla premium bir atmosfer oluşturulmuştur. Banyolarda
terrazzo yüzeyler ve renkli seramik kaplamalarla dinamik fakat sıcak bir
ambiyans hedeflenmiştir.
Mövenpick Hotel Istanbul Marmara Sea, global bir marka konseptinin yerel
bağlamda; vizyon, tasarım dili ve işletme stratejisiyle bütünleşmiş bir yorumu
olarak ele alınmıştır.
Blending Istanbul’s historical fabric with
contemporary lifestyle, Mövenpick Hotel Istanbul
Marmara Sea stands out as a strong city hotel
with views of the Marmara Sea and a strategic
location, catering to both business and tourism segments. The project
is shaped around Mövenpick’s globally developed “My Mövenpick
Marketplace” concept, reinterpreted within the Istanbul context through
ARTMİM’s design vision.
Harmonizing the brand concept with design vision
The design process of the project is guided by ARTMİM’s founding
partner G. Hakan Külahçı, aiming to transform Mövenpick’s global
transformation into a spatial experience. The starting point is exploring
how the brand’s “My Mövenpick Marketplace” approach can be
consistently, fluidly, and multilayeredly expressed in the interior.
Accordingly, the “Marketplace” concept is connected with Istanbul’s
multi-layered cultural structure and spatialized through the notions of
social interaction, fluidity, and serendipitous encounters.
The lobby is transformed from a traditional entrance area into a social
hub that is active throughout the day, bringing together diverse user
profiles. Semi-transparent surfaces, visual continuity between spaces,
and controlled circulation embody the physical expression of the
concept. The spatial continuity that begins in the lobby extends across
the floors within a cohesive system.
Contemporary aesthetics with warm textures
Minimalist lines and contrasting materials create a contemporary
aesthetic, while natural wood textures, warm tones, and tactile surfaces
generate an ambiance aligned with the brand’s hospitality philosophy.
The project is not merely the implementation of a design idea but the
result of coordinated work across architecture, interior design, material
development, and detail resolution by the ARTMİM team. Continuity
between spaces, balance in lighting design, and sustainability in
material choices are key principles throughout.
Mövenpick’s four main product categories — coffee, chocolate,
wine, and ice cream — are positioned not as independent areas but
as integral parts of the “marketplace” experience. The coffee shop,
patisserie, and chocolate workshop enhance the social draw of the
lobby and keep it active at different times of the day.
Leccino Restaurant, located beyond the lobby, serves not only as a
gastronomic space but also as a focal point for sharing, interaction, and
social engagement. In this way, the user experience deepens in layers
from the entrance, with the restaurant complementing both gastronomy
and social interaction.
The 229-room building is designed with a flexible planning approach to
cater to diverse user profiles. Material selections respect the brand’s
sustainable approach, with natural, durable, and timeless materials
chosen. Rooms feature warm wood textures, rich textiles, and balanced
contrasts to generate a premium atmosphere. Bathrooms incorporate
terrazzo surfaces and colored ceramic finishes to achieve a dynamic yet
warm ambiance.
Mövenpick Hotel Istanbul Marmara Sea represents a local
interpretation of a global brand concept, integrating vision, design
language, and operational strategy.
ÖZTIRYAKILER,
İHRACATTA
15. KEZ
ZIRVEDE
Öztiryakiler
at the Top of
Export Rankings for
the 15th Time
Endüstriyel mutfak sektörünün global temsilcilerinden
Öztiryakiler, İDDMİB tarafından 2010 yılından bu yana
düzenlenen “İhracatın Metalik Yıldızları” ödüllerinde
15. kez birincilik elde ederek ihracattaki başarısını ve
sektör liderliğini koruyarak marka olarak gücünü ve
büyüklüğünü bir kez daha ortaya koydu.
İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği
(İDDMİB) tarafından düzenlenen “2025 İhracatın Metalik Yıldızları”
ödül töreni geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. Sektörün en
prestijli organizasyonları arasında yer alan törende, ihracat
performanslarıyla öne çıkan firmalar ödüllendirildi. Öztiryakiler,
önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da “Endüstriyel Mutfak Ürünleri”
kategorisinde birincilik ödülünün sahibi olarak lider konumunu
korudu. Şirket, söz konusu organizasyonda toplamda 15 kez
birincilik elde ederek sektördeki liderliğini, istikrarlı büyümesini ve
ihracat gücünü bir kez daha tescillemiş oldu
Türk markasıyla global endüstriyel mutfak başarısı
Türk markası olarak endüstriyel mutfak sektörünü global
ölçekte başarıyla temsil
eden Öztiryakiler, Ozti
markasıyla köklü tecrübesi,
yüksek kalite anlayışı ve
güçlü üretim altyapısıyla
5 kıtada 130’dan fazla
ülkede profesyonel mutfak
projelerini A’dan Z’ye yerli Türkiye’nin ihracat
üretim gücüyle tasarlıyor,
üretiyor ve kurulumunu
gerçekleştiriyor. Ülkelerin
yasal mevzuatlarına ve teknik
gereksinimlerine sağladığı
yüksek uyum sayesinde
ihracat satışlarını istikrarlı
bir şekilde artırmaya devam
ediyor.
Öztiryakiler, üretim gücü,
mühendislik yetkinliği
ve küresel vizyonuyla
yıldızları arasında yer
almaya ve ülke ekonomisine
katma değer sağlamaya
kararlılıkla devam ediyor.
As a global representative of the industrial kitchen
sector, Öztiryakiler has secured first place for the
15th time in the “Metallic Stars of Export” awards
organized by İDDMİB since 2010, reaffirming its
leadership in exports and demonstrating its strength
and scale as a brand.
The “2025 Metallic Stars of Export” award ceremony, organized by the
Istanbul Iron and Non-Ferrous Metals Exporters’ Association (İDDMİB),
was recently held. As one of the most prestigious events in the sector, the
ceremony recognized companies with outstanding export performance.
Öztiryakiler, as in previous years, won first place in the “Industrial Kitchen
Products” category, maintaining
its leadership position. With a total With its production
of 15 first-place awards in this
organization, the company has once capacity, engineering
again validated its sector leadership,
expertise, and global
consistent growth, and export
strength.
vision, Öztiryakiler
continues to shine as one
Global industrial kitchen success
with a Turkish brand
Representing the industrial kitchen
sector globally as a Turkish brand, and contribute added
Öztiryakiler, under the Ozti brand,
value to the national
leverages its deep experience,
high-quality standards, and strong economy.
production infrastructure to design,
manufacture, and install professional kitchen projects from A to Z in
more than 130 countries across five continents with local production
power. Thanks to its high compliance with local regulations and technical
requirements, the company continues to steadily increase its export
sales.
of Türkiye’s export stars
88
hotel restaurant
& hi-tech
fuar fair
Frankfurt’ta Uluslararası İvme Daha Fazla Cesaret,
Dayanıklılık ve Güven İçin Başlangıç
International Momentum Frankfurt: Kick-Off For More Courage,
Resilience And Trust
Ziyaretçi memnuniyeti ve uluslararası
katılım oranının yüksekliği güçlü bir
mesaj veriyor: 170 ülkeden 4.636
katılımcı ve ziyaretçiyle Ambiente,
Christmasworld ve Creativeworld,
hızlı bir dönüşüm geçiren sektörde
lider rollerini bir kez daha teyit etti.
Frankfurt’taki ivme yeni iş fırsatlarının önünü
açtı ve 6–10 Şubat tarihleri arasında bir kez
daha ilham ve yön bulma, sipariş ve birebir
temaslar için küresel bir pazar yeri işlevi gördü.
Ambiente’de özellikle Ambiente Projects kapsamındaki
sunumlar büyük ilgi gördü. HoReCa,
Hospitality Interiors ve Contract Business alanları;
perakende, konaklama ve proje taahhüt sektörlerinden
uluslararası alıcılar ve profesyoneller için
yoğun ziyaret edilen noktalar haline geldi. Interior
Design & Architecture Hub gibi yeni formatlar ile
genişletilen kürasyonlu marka alanı Interior Looks,
fuarın iç mimari, konaklama ve uluslararası proje
işlerine yönelik platform konumunu güçlendiriyor.
The high level of visitor satisfaction
and internationality send a strong
message: with 4,636 exhibitors and
participants from 170 countries,
Ambiente, Christmasworld and
Creativeworld confirmed their leading
role in an industry undergoing
rapid change. The momentum in
Frankfurt opened up new business
prospects and, from 6 to 10 February,
once again served as the global
marketplace for inspiration and
orientation, orders and personal
encounters.
At Ambiente, the offerings related to Ambiente
Projects attracted particular interest. The
HoReCa, Hospitality Interiors and Contract
Business areas became highly frequented
destinations for international buyers and
professionals from the retail, hospitality and
contract furnishing sectors. New formats such
as the Interior Design & Architecture Hub and
the expanded curated brand area Interior Looks
strengthen the fair's position as a platform for
interior design, hospitality and international
project business.
The program was complemented by special
themed formats such as Spot on Back of House
and the Hospitality Academy, which provided
Program; Spot on Back of House ve Hospitality Academy gibi tematik özel
formatlarla tamamlandı ve konaklama sektöründe verimli süreçler ile yeni
iş fırsatlarına yönelik somut açılımlar sundu. Planlama sektörü açısından
Alman İç Mimarlar Birliği (BDIA) Genel Müdürü Mandy Heinrichson şunları
vurguluyor: “Interior Design & Architecture Hub ve Compass Talks gibi
formatlar; yeni iş modelleri, konaklama mekânları ve planlama ile karar
alma süreçlerinde yapay zekânın rolüne dair önemli bir profesyonel tartışma
zemini oluşturuyor.”
Tüketim ürünleri fuar üçlüsü 2026’da, fuardan bir gün önce düzenlenen
Compass Talks ve yeni IFH sektör endeksinin sunumuyla başladı. İlk uluslararası
duyarlılık barometresi olma özelliği taşıyan bu endeks, küresel tüketim
ürünleri sektörünün mevcut durumunu ve gündemdeki temel konuları
ortaya koyuyor. Sonraki panel oturumlarının ortak mesajı netti: Beklemek bir
seçenek değil – iş modellerinin geliştirilmesi, daha dayanıklı tedarik zincirleri
ve gümrük vergileri ile ithalat düzenlemeleri gibi belirsizliklere karşı daha iyi
hazırlık gerekiyor. Bu çerçevede tüketim ürünleri fuarlarına uluslararası katılım
artıyor – özellikle bu dinamik ticaret ortamında birebir temaslar, pazar
şeffaflığı ve sağlam ağlar her zamankinden daha önemli hale geliyor.
Messe Frankfurt Genel Müdürü Detlef Braun şöyle diyor: “Jeopolitik gelişmeler,
maliyet baskıları ve dönüşüm ihtiyacı artık istisnai durumlar değil,
yeni gerçeklik. Tam da bu nedenle pazardaki doğru anı güven ve kararlılıkla
yakalamak önemli. Ve o an, burada ve şimdi Frankfurt’ta.” Dünyanın dört bir
yanından yaklaşık 140.000 ziyaretçi bu fırsattan yararlandı. Pek çok katılımcı
adına konuşan gelecek bilimci Ben Hammersley, perşembe günü şu sözlerle
bunu özetledi: “Gelecek için belirleyici olan planlama kesinliği değil, belirsizlikle
başa çıkma yeteneğidir – doğru zihniyet, merak ve uyum kabiliyetiyle.”
specific impetus for efficient processes and new business prospects
in the hospitality industry. From the perspective of the planning
industry, Mandy Heinrichson, Managing Director of the association of
German Interior Architects (BDIA), emphasizes: “Formats such as the
Interior Design & Architecture Hub and the Compass Talks open up an
important professional discourse on new business models, hospitality
interiors and the role of AI in planning and decision-making processes.”
The consumer goods trade fair trio kicked off in 2026 on the day before
the fair with the Compass Talks and the presentation of the new
IFH industry index. As the first international sentiment barometer, it
reveals where the global consumer goods industry currently stands
and the key issues at stake. The tenor of the subsequent afternoon
panels was clear: waiting is not an option – what is needed are further
developments in business models, more resilient value chains and
better preparation for uncertainties, such as customs duties and
import regulations. Against this backdrop, international participation
in consumer goods fairs is growing – especially in this dynamic trading
environment, personal encounters, market transparency and resilient
networks are becoming increasingly important. Detlef Braun, Managing
Director of Messe Frankfurt, remarks: „Geopolitics, cost pressures and
the need for transformation are no longer exceptional circumstances,
but rather a new reality. This is precisely why it is important to seize
the right moment in the market with confidence and drive. And that
moment is here and now in Frankfurt.” Around 140,000 visitors from
all over the world took advantage of this opportunity. Futurist Ben
Hammersley, speaking on behalf of many participants, made this
clear on Thursday: “The decisive factor for the future is not certainty in
planning, but the ability to deal with uncertainty – with the right mindset,
curiosity and adaptability.”
90
hotel restaurant
& hi-tech
fuar fair
Türk İhracatçılarından
Ambiente 2026’da Güçlü
Bir Etki
Turkish Exporters Make
a Strong Impact at
Ambiente 2026
Yaklaşık 300 firma, Türkiye’nin küresel tüketim ürünleri pazarındaki gücünü sergiledi.
Nearly 300 companies showcase Türkiye’s strength in global consumer goods market.
Dünyanın önde gelen tüketim ürünleri fuarı Ambiente 2026, 6–10 Şubat tarihleri arasında Messe
Frankfurt’ta küresel ev ve yaşam sektörünü bir kez daha bir araya getirdi. Binlerce katılımcı ve
uluslararası satın almacının yer aldığı organizasyon; sofra (Dining), yaşam alanları (Living) ve hediyelik
eşya (Giving) segmentlerinde sektörün en etkili buluşma noktalarından biri olduğunu bir kez daha
kanıtladı. Bu yıl fuarda öne çıkan ülke katılımlarından biri ise Türkiye oldu. Yaklaşık 300 ihracatçı firma,
üretim gücünü ve tasarım çeşitliliğini yansıtan geniş ürün portföyüyle Frankfurt’ta yerini aldı.
Geniş ve rekabetçi bir ürün yelpazesi
Türk firmaları; mutfak gereçleri, pişirme grupları, cam ve porselen ürünler, seramik, küçük ev
aletleri, plastik ev eşyaları, dekoratif ürünler, ev tekstili ve hediyelik eşya kategorilerinde geniş bir
koleksiyon sundu. Geleneksel zanaatkârlığı modern tasarım anlayışıyla birleştiren koleksiyonlar,
uluslararası pazarların farklı beklentilerine cevap verebilecek nitelikteydi.
Türk katılımcıların fuarın farklı salonlarına yayılan güçlü varlığı, Türkiye’nin üretim kapasitesini ve değişen
küresel tüketici trendlerine hızlı uyum sağlama yeteneğini ortaya koydu. Özellikle sürdürülebilir
malzemeler, yenilikçi üretim teknikleri ve estetik açıdan rafine edilmiş tasarımlar dikkat çekti.
The world’s leading consumer goods trade fair,
Ambiente 2026, once again brought together
the global home and lifestyle industry at Messe
Frankfurt from February 6–10. With thousands of
exhibitors and buyers from across the globe, the
event reaffirmed its position as one of the most
influential international platforms for dining,
living, and giving segments.Among the standout
national participations this year was Türkiye,
represented by approximately 300 exporting
companies presenting a wide spectrum of
products that reflected both manufacturing
depth and design versatility.
A broad and competitive product portfolio
Turkish exhibitors displayed an extensive range
of products, including kitchenware, cookware,
glassware, porcelain, ceramics, small domestic
appliances, plastic housewares, decorative
items, home textiles, and giftware. From
traditional craftsmanship to modern, designdriven
collections, companies demonstrated
their ability to cater to diverse international
market demands. The strong presence of
Turkish firms across multiple halls highlighted
the country’s production capacity and its
flexibility in responding to changing global
consumer trends. Sustainability-focused
materials, innovative production techniques, and
aesthetically refined collections were particularly
prominent throughout the fair.
Strategic importance for exports
Ambiente serves as a crucial commercial
platform at the start of the business calendar
year. For Turkish manufacturers and exporters,
participation is not merely about visibility — it
is about strengthening global partnerships,
expanding distribution networks, and securing
new orders in key export markets. Germany
remains one of Türkiye’s most significant
trading partners, particularly in household and
consumer goods. Beyond Germany, Ambiente
provides direct access to buyers from Europe,
North America, the Middle East, Asia, and Latin
America, reinforcing its value as a truly global
sourcing hub. The scale of Turkish participation
this year signals continued confidence in
international markets despite global economic
fluctuations. The diversity of exhibitors — from
long-established brands to dynamic SMEs
— reflects the sector’s resilience and exportoriented
growth strategy.
Design, innovation and sustainability
One of the defining themes of Ambiente 2026
was sustainability and forward-looking design.
Turkish companies aligned closely with these
themes, presenting eco-conscious collections,
recyclable packaging solutions, and energyefficient
production processes. At the same time,
design innovation stood out as a competitive
advantage. Contemporary interpretations
of traditional motifs, minimalist European
aesthetics, and functional, user-centered
product development illustrated the sector’s
evolving global vision.
İhracat açısından stratejik öneme sahip
Ambiente, yılın başında düzenlenmesi nedeniyle sektör açısından kritik bir ticari platform niteliği
taşıyor. Türk üretici ve ihracatçılar için fuara katılım yalnızca görünürlük değil; aynı zamanda küresel
iş birliklerini güçlendirmek, dağıtım ağlarını genişletmek ve yeni siparişler almak anlamına geliyor.
Almanya, ev ve tüketim ürünleri sektöründe Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olmayı
sürdürüyor. Bununla birlikte Ambiente, Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Amerika, Orta Doğu, Asya ve Latin
Amerika’dan alıcılarla doğrudan temas imkânı sunarak gerçek anlamda küresel bir tedarik merkezi
işlevi görüyor.
Strengthening Türkiye’s global position
The participation of nearly 300 Turkish exporters
at Ambiente 2026 underscores Türkiye’s position
as a major international supplier in the home
and lifestyle industries. The fair not only provided
immediate commercial opportunities but also
offered valuable insight into emerging consumer
preferences and retail trends that will shape the
coming year. As the doors closed in Frankfurt,
Turkish companies left with renewed momentum
— strengthened by new contacts, fresh market
intelligence, and reinforced brand visibility.
Ambiente 2026 once again demonstrated that
Türkiye remains a strong and competitive force
in the global consumer goods arena.
As Hotel & Restaurant Hi-Tech magazine, we
took our place at Ambiente 2026. At this global
gathering of the home and lifestyle sector, we
connected with industry professionals, explored
innovative products and trends firsthand, and
engaged in key interactions for international
collaborations.
Bu yıl yaklaşık 300 Türk firmasının katılım göstermesi, küresel ekonomik
dalgalanmalara rağmen sektörün uluslararası pazarlara olan güvenini
yansıtıyor. Köklü markalardan dinamik KOBİ’lere kadar geniş bir katılımcı
profili, sektörün dayanıklılığını ve ihracat odaklı büyüme stratejisini ortaya
koyuyor.
Geleneksel motiflerin çağdaş yorumları, minimalist Avrupa estetiği ve kullanıcı
odaklı fonksiyonel tasarımlar, Türk üreticilerin küresel vizyonunu gözler önüne
serdi.
Tasarım, yenilik ve sürdürülebilirlik
Ambiente 2026’nın öne çıkan temalarından biri sürdürülebilirlik ve geleceğe
dönük tasarım anlayışı oldu. Türk firmaları da çevre dostu koleksiyonlar,
geri dönüştürülebilir ambalaj çözümleri ve enerji verimli üretim
süreçleriyle bu yaklaşıma güçlü bir uyum sergiledi. Aynı zamanda tasarım
odaklı ürün geliştirme, sektörün rekabet avantajlarından biri olarak öne
çıktı.
Türkiye’nin küresel konumunu güçlendiren katılım
Ambiente 2026’ya yaklaşık 300 Türk ihracatçının katılımı, Türkiye’nin ev ve yaşam
sektöründe önemli bir uluslararası tedarikçi konumunu pekiştiriyor. Fuar, yalnızca
anlık ticari fırsatlar sunmakla kalmayıp, önümüzdeki dönemin tüketici eğilimleri
ve perakende trendlerine ilişkin değerli iç görüler de sağladı. Frankfurt’ta kapanan
fuarın ardından Türk firmaları; yeni iş bağlantıları, güçlenen marka görünürlüğü ve
artan pazar bilgisiyle ülkelerine döndü. Ambiente 2026, Türkiye’nin küresel tüketim
ürünleri pazarındaki güçlü ve rekabetçi konumunu bir kez daha teyit etti.
Hotel & Restaurant Hi-Tech dergisi
olarak Ambiente 2026 Fuarı’nda
yerimizi aldık. Küresel ev ve yaşam
sektörünün buluşma noktasında, sektör
profesyonelleriyle bir araya gelerek
yenilikçi ürünleri ve trendleri yerinde
takip ettik; uluslararası iş birlikleri için
önemli temaslarda bulunduk.
92
hotel restaurant
& hi-tech
marka brand
KÜTAHYA PORSELEN
AMBIENTE'DE YENI
KOLEKSIYONLARINI TANITTI
Kütahya Porselen Introduced Its
New Collections at Ambiente
Sofra estetiğinden başlayarak yaşamın tüm alanlarına değer
katan Türkiye’nin öncü porselen üreticilerinden Kütahya
Porselen, dünyanın en saygın tüketim ürünleri fuarlarından
Ambiente Frankfurt 2026’ya katıldı.
One of Türkiye’s leading porcelain manufacturers, Kütahya
Porselen, which adds value to every aspect of life starting
from table aesthetics, participated in Ambiente Frankfurt
2026 — one of the world’s most prestigious consumer
goods fairs.
Throughout the fair, the brand held one-on-one meetings with more than 200
commercial clients from over 70 countries. It attracted significant attention with
the Tilop Collection, part of its sustainability-focused Green Route category,
designed using 75% recycled materials.
Fuar süresince 70’ten fazla ülkeden 200’ü aşkın ticari müşteriyle
birebir temas kuran porselen markası, sürdürülebilirlik odağında
geliştirdiği Green Route kategorisinde yer alan ve yüzde 75 geri
dönüştürülmüş malzemelerle tasarlanan Tilop Koleksiyonu’yla dikkat
çekti.
Yenilikçi koleksiyonlar
6–10 Şubat tarihleri arasında dünyaca ünlü markaların yer aldığı
fuarda, 345 m²’lik Home ve 240 m²’lik Horeca standı olmak üzere
toplam 585 m² alanda katılımcılarını ağırlayan Kütahya Porselen,
ev ve horeca sektörlerine yönelik güçlü ve geniş ürün yelpazesini
uluslararası ziyaretçilerle buluşturdu.
Yenilikçi tasarım anlayışı ve üretim gücüyle uluslararası pazarlardaki
büyümesini sürdürmeyi hedefleyen Kütahya Porselen, yeni Dijital
Koleksiyonu’nda yer alan Mystic Edge, Lume, Riva ve Bloom Garden
ürünlerinin yanı sıra reaktif sır eknolojisiyle geliştirdiği yeni Reaktif
Koleksiyonu’nda yer alan Eterea Nuance ve VForm ürünlerini de
fuarda ilk kez tanıttı. Kütahya Porselen’in fuar için özel olarak
kurgulanan stant tasarımı ise farklı koleksiyonları güçlü bir görsel
anlatı altında bir araya getirerek fuarın dikkat çeken alanlarından biri
oldu.
Yılmaz: “Teknolojiyi tasarımın merkezine alıyoruz”
Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Dr. Tanzer
Polat Yılmaz, fuara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
Ambiente, dünyanın en önemli porselen üreticilerinin yer aldığı,
sektörümüz açısından son derece kritik bir uluslararası organizasyon.
2026 yılında fuarda sürdürülebilir üretim anlayışı, fonksiyonel estetik
ve hikâye anlatımı tasarımın merkezinde yer aldı. Bu yaklaşım,
sektörün yalnızca estetik değil; çevresel sorumluluk ve kullanım
verimliliği odağında da yeniden şekillendiğini gösterdi.
Kütahya Porselen olarak fuarda, ev grubuna ve profesyonel kullanıma
yönelik ürünlerimizi iki ayrı stantta ziyaretçilerimizi ağırladık.
Koleksiyonlarımızı; farklı coğrafyaların estetik beklentilerine uyum
sağlayan, aynı zamanda küresel kalite standartlarında süreklilik
sunan bir perspektifle kurguladık.
Fine dining segmentine yönelik tasarımlarımızı, profesyonel
kullanıma uygun yüksek dayanıklılığa sahip ürünlerle birlikte sunarak
hem estetik hem performans odağımızı ortaya koyduk. Bu yapı; esnek
üretim gücümüzü, güçlü tasarım altyapımızı ve teknolojiyi tasarımın
merkezine alan yaklaşımımızı net biçimde yansıttı. Bu tür uluslararası
platformlarda markamızı ve ülkemizi en iyi şekilde temsil ederek
rekabet gücümüzü pekiştirmeyi ve global pazarlardaki konumumuzu
daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz."
Innovative collections
Held between 6–10 February and featuring globally renowned brands, the fair
welcomed Kütahya Porselen across a total exhibition area of 585 m² — including
a 345 m² Home stand and a 240 m² Horeca stand. The company presented its
strong and extensive product portfolio for both the home and horeca sectors to
international visitors.
Aiming to continue its growth in international markets through its innovative
design approach and production strength, Kütahya Porselen introduced several
new collections for the first time at the fair. These included Mystic Edge, Lume,
Riva, and Bloom Garden from its new Digital Collection, as well as Eterea Nuance
and VForm from its new Reactive Collection developed with reactive glaze
technology.
The stand design, specially conceptualized for the fair, brought together different
collections under a powerful visual narrative, making it one of the most striking
areas of the exhibition.
Yılmaz: “We place technology at the center of design”
Dr. Tanzer Polat Yılmaz, Board Member and General Manager of Kütahya
Porselen, shared the following remarks regarding the fair: “Ambiente is one of
the most important international organizations in our sector, bringing together
the world’s leading porcelain manufacturers. In 2026, sustainable production,
functional aesthetics, and storytelling were at the heart of design at the fair.
This approach demonstrates that the sector is being reshaped not only around
aesthetics, but also around environmental responsibility and efficiency in use.
As Kütahya Porselen, we welcomed our visitors in two separate stands dedicated
to home products and professional use. We structured our collections with a
perspective that adapts to the aesthetic expectations of different geographies
while consistently delivering global quality standards. By presenting our
fine dining segment designs alongside highly durable products suitable
for professional use, we demonstrated our focus on both aesthetics and
performance.
This structure clearly reflects our flexible production capability, strong design
infrastructure, and our approach of placing technology at the center of design.
Through such international platforms, we aim to represent both our brand and
our country in the best possible way, reinforce our competitiveness, and further
strengthen our position in global markets.”
Porland ve Pioli’den
Ambiente’de HoReCa
Odaklı Güçlü Çıkış
Strong HoReCa-Focused
Showcase from Porland and Pioli
at Ambiente
Porland ve profesyonel mutfaklara özel markası Pioli,
Frankfurt’ta düzenlenen Ambiente 2026 Fuarı’nda, iki
markanın karakterini buluşturan özel stant kurgusuyla güçlü
bir HoReCa çıkışına imza attı.
Porland and its professional kitchen brand Pioli made a
strong HoReCa-focused appearance at Ambiente 2026 in
Frankfurt with a distinctive booth concept that brought
together the character of both brands.
Türkiye’nin küresel porselen markası Porland ve HoReCa sektörüne özel
profesyonel mutfak markası Pioli, Frankfurt’ta düzenlenen Ambiente
2026 Fuarı’nı, HoReCa odaklı somut iş görüşmeleri, yeni koleksiyonlara
gelen uluslararası ilgi ve yeni pazar fırsatlarıyla tamamladı. Porland ustalığı
ve Pioli’nin keşifçi ruhunu yansıtan özel stant kurgusu, fuarda tüm dikkatleri
üzerine topladı. Stantlar başta Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, İngiltere ve
İspanya olmak üzere Avrupa’dan; ayrıca Orta Doğu ülkeleri ve Amerika pazarı
gibi mevcut ve potansiyel yeni pazarlardan gelen satın alma ekipleri tarafından
yüksek ilgi gördü.
Fuarda Pioli’nin HoReCa profesyonelleri için geliştirilen 5 yeni deseni ilk kez
tanıtıldı. Porland tarafında ise Astro serisi, dijital baskı teknolojisiyle geliştirilen
altı yeni koleksiyonu, White Wash isimli yeni sır ailesi, üst segment Double
Face yeni form ailesi Ash&Almond ile Varia formunda kullanılan çift taraflı
sır uygulaması Ambiente 2026’da ilk kez sahneye çıktı. Fuarda en fazla dikkat
çeken koleksiyonlar Poland’da; Astro-White Wash-Double Face; Pioli’de Gleam
- Arvia ve Siena oldu; genel olarak modern ve doğal dokulu ürünler öne çıktı.
Ambiente-2026 boyunca özellikle HoReCa tarafında otel grupları, restoran
zincirleri ve kurumsal satın alma ekipleriyle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildi.
Yeni koleksiyonların proje kullanımına uygunluğu üzerinden yürütülen
temaslar; Porland ve Pioli’nin profesyonel mutfaklarda çözüm ortağı marka
konumunu güçlendirdi.
Özel kahve alanıyla davetkârdı…
Sofraya dair estetiği ve sunumu bütünsel bir deneyim olarak ele alan Porland,
bu yaklaşımın doğal bir uzantısı olarak kahve kategorisindeki iddiasını
Ambiente 2026’ya taşıdı. Ambiente 2026 için hazırlanan özel kahve alanı
birebir görüşmeler için sıcak ve davetkâr bir atmosfer oluşturdu. Porland’ın
kahve özel alanı, “Kahve porselende içilir” yaklaşımını deneyimsel bir kurguya
dönüştürerek standın en dikkat çeken temas noktalarından biri haline geldi.
Ayrıca Porland ve Pioli’nin ayrı stant konumlandırılması, ziyaretçiler tarafından
net ve anlaşılır bulundu.
Global büyümede yeni faza geçiliyor
Porland, 2026 yılında Avrupa ana pazarı başta Almanya, Fransa ve Benelüks
olmak üzere İngiltere, Orta Doğu’daki HoReCa projeleri ve Kuzey Amerika’daki
büyüme fırsatlarına odaklanmayı hedefliyor. Marka gelecek yeni yatırım döneminde;
dağıtıcı ağını genişletmeyi ve HoReCa kanalında kalıcı bir değer zinciri
oluşturmayı önceliklendiriyor.
Porland, Türkiye’s global porcelain brand, and Pioli, its professional kitchen brand
dedicated to the HoReCa sector, completed Ambiente 2026 with concrete business
meetings, strong international interest in new collections, and new market
opportunities. The booth concept, reflecting Porland’s craftsmanship and Pioli’s
exploratory spirit, attracted significant attention throughout the fair. Purchasing
teams from Germany, France, Italy, the Netherlands, the United Kingdom, and
Spain, as well as from the Middle East and the American market, showed high
interest.
At the fair, Pioli introduced five new patterns developed specifically for HoReCa
professionals. On the Porland side, the Astro series, six new collections developed
with digital printing technology, the new glaze family White Wash, the uppersegment
Double Face new form family Ash & Almond, and the double-sided glaze
application used in the Varia form were presented for the first time at Ambiente
2026. The most attention-grabbing collections were Astro, White Wash, and Double
Face for Porland; and Gleam, Arvia, and Siena for Pioli. Overall, modern and
naturally textured products stood out.
Throughout Ambiente 2026, comprehensive meetings were held with hotel groups,
restaurant chains, and corporate purchasing teams, particularly on the HoReCa
side. Discussions focused on the suitability of the new collections for projectbased
use, strengthening Porland and Pioli’s positioning as solution partners in
professional kitchens.
A welcoming coffee experience area
Approaching table aesthetics and presentation as a holistic experience, Porland
extended this vision to its coffee category at Ambiente 2026. A specially designed
coffee area generated a warm and inviting atmosphere for one-on-one meetings.
Turning the approach of “Coffee is enjoyed in porcelain” into an experiential
concept, the coffee space became one of the most notable touchpoints of the stand.
The separate positioning of Porland and Pioli booths was also perceived as clear
and well-structured by visitors.
Chef event highlight
During a special chef event, Cenk Doğar — host and chef who has presented the
Michelin Guide ceremonies for the past two years — prepared exclusive dishes
using Porland and Pioli products. Throughout the cooking process, he shared the
technical features of the products with visitors.
Entering a new phase in global growth
In 2026, Porland aims to focus on its main European markets — particularly
Germany, France, and the Benelux region — as well as the United Kingdom,
HoReCa projects in the Middle East, and growth opportunities in North America.
In the upcoming investment period, the brand prioritizes expanding its distributor
network and building a sustainable value chain in the HoReCa channel.
Gerçekleştirilen şef
etkinliğinde, son iki yıldır
Michelin Yıldızları’nın
sunuculuğunu üstlenen
sunucu ve şef Cenk Doğar
Porland ve Pioli ürünleriyle
müşterilere özel lezzetler
hazırlarken, pişirme
süreci boyunca kullanılan
ürünlerin teknik özelliklerini
de ziyaretçilerle paylaştı.
94
hotel restaurant
& hi-tech
fuar fair
Güral Porselen’in
Tasarım ve Üretim
Gücü Ambiente
2026’da Öne Çıktı
Güral Porselen’s Design and
Production Excellence Shines
at Ambiente 2026
İhracat faaliyetlerindeki başarısının yanı sıra yüksek kalite standartlarında porselen üretimiyle öne çıkan Güral Porselen,
dünyanın en prestijli uluslararası fuarlarından biri olan Ambiente 2026’da yeni koleksiyonlarıyla yer aldı.
In addition to its success in export activities, Güral Porselen, renowned for its high-quality porcelain production,
showcased its new collections at Ambiente 2026, one of the world’s most prestigious international fairs.
Dünya çapında ev eşyaları ve züccaciye sektörünün referans fuarları
arasında yer alan Ambiente 2026, bu yıl da Frankfurt’ta gerçekleşti.
Yüksek üretim kapasitesi ve özgün tasarım yaklaşımıyla öne çıkan
Güral Porselen, fuar boyunca ev kullanımı ve HoReCa sektörüne yönelik
yeni koleksiyonlarını uluslararası ziyaretçilerle buluşturdu. Otel, restoran
ve kafe sektörüne özel olarak geliştirilen koleksiyonlar yoğun kullanıma
uygun, dayanıklı ve şık tasarımlarıyla uluslararası zincirlerin ve profesyonel
alıcıların ilgisini çekti. Ziyaretçiler, Güral Porselen’in en güncel ürünlerini
yakından inceleyerek markanın tasarım anlayışı ve üretim altyapısı hakkında
detaylı bilgi aldı.
Digibone teknolojisiyle üretilen özel seri
Yenilikçi üretim teknolojileri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla
Ambiente 2026’nın öne çıkan markaları arasında yer alan Güral Porselen,
fuarda patentli Digibone teknolojisiyle ürettiği özel serisini tanıttı. Porselenin
zarafetini dijital baskı estetiğiyle buluşturan Digibone koleksiyonu, ev
kullanımından HoReCa sektörüne uzanan geniş ürün gamıyla dikkat çekti.
Güral Porselen standında sergilenen ve sektör profesyonellerinin ilgi gösterdiği
Valeron Koleksiyonu ise reaktif sır tekniğiyle üretilen yapısıyla porselende
doğal doku ve yüzey derinliği sunan ürün grupları arasında yer aldı.
Seal, Saura, Terra, Agate, Calvera, Rosiventi, Aleste, Ombrai, Matte Verde,
Kelpy, Abisso, Matte Beige ve Matte Azzurre gibi farklı serileri kapsayan
koleksiyon, her parçada değişken ton ve yüzey karakterleriyle öne çıktı. Dayanıklı
yapısı, modern form dili ve istiflenebilir tasarımıyla Valeron, HoReCa
kullanımına yönelik geliştirilen koleksiyonlar arasında konumlanıyor.
Ayrıca, fuarda öne çıkan başlıklardan biri olan robotik üretim teknolojisi,
el değmeden üretimle sağlanan kusursuz simetri, yüksek dayanıklılık ve
uzun ömürlü kullanım özellikleriyle markanın kalite standartlarını bir üst
seviyeye taşıdı.
Ambiente 2026, recognized as
a reference fair in the global
homeware and kitchenware industry,
took place in Frankfurt this year
as well. Highlighted for its high
production capacity and original
design approach, Güral Porselen
presented its new collections for
home use and the HoReCa sector to
international visitors throughout the
fair. Collections specifically developed
for hotels, restaurants, and cafés
attracted the attention of international
chains and professional buyers with
their durability, suitability for intensive
use, and elegant designs. Visitors
had the opportunity to examine
Güral Porselen’s latest products up
close and gain detailed insights into
the brand’s design philosophy and
production infrastructure.
Special series produced with Digibone technology
As one of the standout brands at Ambiente 2026 with its innovative production
technologies and sustainability-focused approach, Güral Porselen introduced
its special series produced using patented Digibone technology. Combining the
elegance of porcelain with digital printing aesthetics, the Digibone collection
attracted attention with its wide product range, spanning from home use to the
HoReCa sector.
Another highlight at the Güral Porselen stand was the Valeron Collection, produced
using a reactive glaze technique that provides natural texture and surface depth.
The collection includes various series such as Seal, Saura, Terra, Agate, Calvera,
Rosiventi, Aleste, Ombrai, Matte Verde, Kelpy, Abisso, Matte Beige, and Matte
Azzurre, each piece featuring variable tones and surface characteristics. With
its durable structure, modern design language, and stackable design, Valeron is
positioned among the collections developed for HoReCa use.
Additionally, one of the key highlights at the fair was robotic production technology,
which enabled flawless symmetry, high durability, and long-lasting use without
human contact, raising the brand’s quality standards to the next level.
96
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
UGFF URLA, FILM PERDESI VE SOFRAYI
AYNI SAHNEDE BULUŞTURACAK
Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası Uluslararası Gastronomi Film Festivali
(UGFF), 5-7 Haziran 2026 tarihleri arasında Urla’da gerçekleştirilecek.
Sinemanın etkileyici anlatım
gücü ile gastronominin derin
kültürel köklerini birleştirerek,
Türkiye'nin zengin mirasını
uluslararası alana taşıyan Uluslararası
Gastronomi Film Festivali (UGFF),
Urla destinasyonundaki festivalinde,
katılımcıları birçok etkinlikle
buluşturacak. Festival kapsamında;
Klazomenai Uluslararası Kısa
Film Yarışması, Veri Gurmesi, Sine
Sınıf, Gastro Sınıf, Açık Büfe B2B
Buluşmaları, Açık Perde ve Komşu
Sofra etkinlikleri gerçekleştirilecek.
Zengin etkinliklerle çok disiplinli
festival deneyimi
UGFF, film gösterimlerinden atölyelere,
sektör buluşmalarından söyleşilere
uzanan etkinlikleriyle katılımcılara
zengin bir program sunacak. Festival
ayrıca, sinema ve gastronomi
profesyonellerini aynı sofrada bir araya
getirerek yeni iş birliklerinin önünü
açmayı hedefliyor. Aynı zamanda yerel
değerleri görünür kılan festival, Urla’yı
uluslararası kültür ve lezzet haritasında
güçlü bir durak haline getirmeyi
hedefliyor. Urla’nın tarih, doğa ve
gastronomiyle iç içe dokusu, festivalin
çok disiplinli yapısı için güçlü bir zemin
sunuyor.
UGFF’nin Yönetim Kurulu'nda Kurucu
Direktör Gülper Ergün, Festival
Koordinatörü Yeşim Kaya, Artistik
Direktör Ferdinando Maddaloni,
Gastronomi Küratörü Yalçın İnam,
Medya ve İletişim Sorumlusu Yağmur
Yağcı, Yarışmalar ve Program
Sorumlusu Seda Kanburoğlu,
Uluslararası Gastronomi Küratörü
Claudio Chanelli ile Festival Asistanı
Delfin Can yer alıyor. UGFF’nin
Danışmanlar Kurulu’nda ise
Danışmanlar Kurulu’nda Ahmet
Güzelyağdöken, Ebru Erke, Ebru Koralı,
Ercan Kesal, Ezel Akay, Fadik Sevin
Atasoy, İlhan Koçulu, İsmail Ertürk,
Pınar Kartal Timer, Serra Yılmaz, Sırma
Güven ve Zeynep Atakan bulunuyor.
Kısa Film Yarışması başvuruları açıldı
Uluslararası Gastronomi Film Festivali kapsamında gerçekleştirilecek
Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması’nda başvurular başladı. Farklı
üretim biçimlerine ve anlatı dillerine açık yapısıyla kurmaca, belgesel,
senaryo ve mobil film dallarında düzenlenecek olan yarışmaya başvurular
FilmFreeway platformu üzerinden alınıyor. Yarışma kapsamında başvuran
uluslararası filmlerin İngilizce altyazılı olması zorunlu olarak tutuluyor.
Yarışmaya başvurular 7 Nisan Salı gününe kadar sürecek, finale kalan filmler
ve projeler 15 Mayıs Cuma günü açıklanacak. Yarışmanın kazananları ise 7
Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek ödül töreninde açıklanacak.
NETWORK
VE İŞ
BAĞLANTILARI
YAPMAYA
HAZIR MISIN?
ARE YOU READY
TO NETWORK
AND MAKE
BUSINESS
CONNECTIONS?
24-25 EYLÜL 2026 24-25 SEPTEMBER 2026
YENİKAPI AVRASYA GÖSTERİ
VE SANAT MERKEZİ
YENIKAPI EURASIA SHOW
AND ART CENTER
Yerinizi ayırtmakta geç kalmayın!
Don’t be late to book your place!
www.istanbulturizmfuari.com.tr
BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB İZNİ İLE DÜZENLENMEKTEDİR
THIS FAIR IS ORGANISED WITH THE PERMISSION OF TOBB IN ACCORDANCE WITH THE LAW NUMBERED 5174
98
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
METRO TÜRKIYE, MICHELIN
SEÇKILI RESTORANLARI
PLAKETLENDIRDI
MICHELIN Rehberi’nin 2026 seçkisinde yer alan restoranlar, gururla
sergileyecekleri plaketlerine Metro Türkiye tarafından İstanbul, İzmir ve Muğla'da
düzenlenen özel buluşmalarla kavuştu.
Metro Türkiye, dünyanın en itibarlı
restoran derecelendirme sistemi
olarak kabul edilen MICHELIN
Rehberi’nin bu yıl da ana partneri olmaya
devam ediyor. Rehberin İstanbul, İzmir
ve Muğla seçkisinde yer alan restoranlar,
gururla sergileyecekleri plaketlerini Metro
Türkiye'nin düzenlediği özel buluşmalarla
teslim aldı. Her destinasyonda ayrı ayrı
gerçekleştirilen etkinliklerle, 34'ü yeni
olmak üzere toplam 151 restorana
plaketleri takdim edildi.
Türkiye’ye yatırım yapan ilk uluslararası
perakendeci olarak, Türk mutfağının
korunması misyonuyla çalıştıklarını
ifade eden Metro Türkiye CEO’su David
Antunes, “İlk günden bu yana hedefimiz,
şeflere sadece ürün tedarik etmek
değil, onların yanında durmak. Türk
mutfağının güçlenmesine ve dünyada
daha görünür olmasına katkı sağlayan
uzun vadeli bir çözüm ortağı olmak.
Rehber ile olan partnerliğimizi, işimizin
bir parçası olarak görmemizin nedeni de
bu ortaklık. Her geçen yıl yeni eklenen
destinasyonlarla rehberin Türkiye’deki
ağını genişletmesi ve önümüzdeki yıldan
itibaren tüm Türkiye’yi kapsayacak olması
da çok önemli bir gelişme. Biz Türk
mutfağının bu yolculuğunu şeflerimiz
ve restoranlarımızla omuz omuza
desteklemeye devam edeceğiz” dedi.
Bu yıl MICHELIN Rehberi’nin
seçkisine ilk kez dahil edilen
Kapadokya bölgesinin ödüllü
restoranları 4 Şubat’ta, 2026
seçkisinde Tavsiye Edilenler
listesinde yer alan Reserved
Cappadocia’nın ev sahipliğinde
düzenlenen organizasyonla
plaketlerine kavuştu.
Her destinasyona özel buluşma
Metro Türkiye, MICHELIN Rehberi’nin
Türkiye seçkisinde her yıl daha
fazla destinasyona ve restorana yer
vermesiyle birlikte, bu yıl plaket teslim
organizasyonlarını rehbere girme başarısı
gösteren mekanların ev sahipliğinde
gerçekleştirdi. Bu özel buluşmaların
İstanbul Avrupa ayağı 2026 seçkisinde
Tavsiye Edilenler listesinde bulunan
Biz İstanbul’da düzenlenirken, İstanbul
Anadolu ayağı ise 2026 seçkisinde hem
Tavsiye Edilenler listesinde yer alan
hem de Yeşil Yıldız ile onurlandırılan
Telezzüz’de gerçekleştirildi. İzmir’in
MICHELIN Rehberine girmeye hak
kazanan restoranları plaketlerine, 2026
seçkisinde Bib Gourmand listesinde yer
alan La Mahzen’de kavuştu. Muğla’nın
ödüllü restoranları ise plaketlerini 2026
seçkisinde Tavsiye Edilenler listesinde yer
alan Karnas Vineyards’da teslim aldı.
Kapadokya
MICHELIN ödüllerine kavuştu
MICHELIN Rehberi’ne bu yıl ilk kez dahil olan Kapadokya’da rehbere girme başarısı gösteren
restoranlara ait plaketler Metro Türkiye tarafından Reserved Cappadocia’da düzenlenen özel
bir buluşmayla takdim edildi.
MICHELIN Rehberi’nin 2026
seçkisine ilk kez dahil edilen
Kapadokya’da MICHELIN
müfettişlerinin takdirini kazanan
restoranlar, gururla sergileyecekleri
plaketlerini Metro Türkiye'nin,
Tavsiye Listesi’nde yer alan Reserved
Cappadocia’da düzenlediği özel bir
davetle teslim aldı.
Davette yaptığı konuşmada Metro
Türkiye’nin ülkemizde faaliyete
başladıkları ilk günden bu yana Türk
mutfağının uluslararası ölçekte daha
görünür ve kalıcı olmasını misyon
edindiklerini ifade eden Metro Türkiye
Satın Alma Direktörü Hamit Baykal,
“36 yıldır Türk mutfağının dünyada
daha görünür ve kalıcı olması için
değer yaratan bir çözüm ortağı olarak
çalışıyoruz. Amacımız, mutfağın tüm
paydaşlarının birlikte güçlendiği bir yapı
oluşturmak. Rehber ile yürüttüğümüz
resmi partnerlik de tam olarak bu
bütüncül yaklaşımın uluslararası
sahnedeki karşılığı. Kapadokya ise
gastronomi yolculuğunun Türkiye’deki
en özgün duraklarından biri. UNESCO
Dünya Mirası listesinde yer almasının
yanı sıra farklı medeniyetlerden
etkilenen kadim mutfak kültürüyle
gastronomi turizmi açısından çok
önemli bir nokta. Rehber, Türkiye’deki
yolculuğuna her yıl yeni şehirler
ekledi. Önümüzdeki yıldan itibaren
tüm Türkiye’yi kapsayacak olması
çok önemli bir gelişme. Biz Metro
Türkiye olarak, Türk mutfağının bu
yolculuğunda şeflerin ve restoranların
yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
18 farklı restoranla seçkide yer aldı
Misafirperverlik ve derin mutfak
kültürüyle öne çıkan Kapadokya’da,
Revithia Kapadokya ‘1 MICHELIN Yıldızı’
alarak seçkiye değerli bir giriş yaptı.
Babayan Evi ise sürdürülebilirliğine
saygı duyan yaklaşımıyla ‘Yeşil Yıldız’ı
hak etti. MICHELIN’in makul fiyatlı
lezzetli yemekler sunan restoranları
listelediği ‘Bib Gourmand'da yer
alan mekanlar ise Old Greek House,
Tabal Gastronomi Evi Niğde, Aravan
Evi, Happena ve Babayan Evi oldu.
Kapadokya’nın Tavsiye Edilenler
Listesi’nde yer alan restoranları
ise şöyle sıralandı: Reserved
Cappadocia, Uzundere Kapadokya
Mutfağı, Kardeşler Restoran, Nahita
Cappadocia, Saklı Konak Cappadocia,
Lil’a Restaurant, Sofram Restaurant,
Moniq Restaurant, Gorgoli, Seten, Seki
Restaurant, Tık Tık Kadın Emeği.
100
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
PROFESYONEL MUTFAKLAR
G2M GASTROMASTER’DA
BULUŞTU
g2m, “Ustalık Her Mutfakta” temalı GastroMaster etkinliğiyle turizm ve
profesyonel mutfak dünyasını Antalya’da bir araya getirdi.
Ev dışı tüketim (EDT) sektörünün öncü
tedarikçilerinden g2m, bu yıl “Ustalık
Her Mutfakta” konseptiyle ilk kez
düzenlediği GastroMaster etkinliğinde
turizm ve mutfak profesyonellerini 5
Şubat’ta Antalya’da bir araya getirdi. The
Marmara Otel’de turizm profesyonelleri,
otel şefleri, restoran yöneticileri ve satın
alma ekipleri gibi EDT profesyonellerinin
katılımıyla düzenlenen etkinlik, deneyim
ve bilgi paylaşımını odağına alan güçlü bir
sektör buluşmasına sahne oldu.
Profesyonellere özel ürün portföyü
sergilendi
Etkinlik boyunca g2m; pastacılık, donuk
unlu mamuller, donuk gıda ürünleri,
HoReCa mutfak ürünleri, kahvaltılık
ürünleri, kuru gıda ürünleri, makarna,
bakliyat, yağ, dünya sosları, sıvı soslar
ve atıştırmalık gibi kategorilerden
oluşan profesyonel mutfaklara
yönelik geniş ürün portföyünü sektör
profesyonelleriyle buluşturdu. g2m’nin
öz ve özel markaları; Lovells, Ülker,
Frimer, Ülker Marifet, Besler, Ömür,
McVitie’s, Bizim Pastacılık Yağları, Ülker
Çokokrem, Besler Konserve, Bizim
Sos, Bizim Krema, Bizim Kremşanti ve
Besler Sıvı Sos’un yanı sıra distribütör
markaları ve tedarikçisi olduğu birçok
güçlü marka; otel mutfağı konseptli
istasyonlarda tadım, uygulamalar
ve birebir anlatımlarla ziyaretçilerin
beğenisine sunuldu.
Pastacılık workshoplarının yanı sıra
makarna konusunda uzman bir şefin
özel tarifleriyle hayata geçirilen farklı
konseptteki workshoplar yoğun ilgi
gördü. Katılımcılar, ürünlerin mutfak
içindeki kullanım avantajlarını,
performanslarını ve uygulama
tekniklerini doğrudan deneyimleme
imkanı yakaladı.
Farklı şehirlerde devam edecek
g2m Genel Müdürü Deniz Alkaç,
GastroMaster etkinliğinin profesyonel
mutfaklara yalnızca ürün sunmakla
kalmayıp, bilgi ve deneyim paylaşımı
sağlayan bir platform olduğunu
vurguladı. Alkaç, şeflerin ürünlerin
kullanımını ve menülere katacağı değeri
birebir deneyimleme fırsatı bulduğunu,
etkinliğin turizm sezonu öncesinde
sektör için önemli bir katkı sağladığını
belirtti. Ayrıca etkinliğin Antalya’da ilk
kez gerçekleştirildiğini, farklı şehirlerde
de tekrarlanarak sektöre ilham vermeyi
sürdüreceklerini ifade etti.
g2m, GastroMaster’da “usta
şeflerin çözüm ortağı” olma
yaklaşımıyla ürün performansları,
mutfak içi kullanım teknikleri ve
ustalığı güçlendiren çözümlerin
aktarıldığı bir deneyim alanı
tasarladı. Etkinliğe 500’ü aşkın
sektör temsilcisi katılırken,
ilkbahar-yaz turizm sezonu
öncesinde şefler kendi menülerine
ilham verebilecek yeni ürünleri
görme fırsatı buldu.
LÜFERDEN
KÖKLÜ
MARKALARA
İSTANBUL
MUTFAĞI
KONUŞULDU
İstanbul Ticaret Odası 17. Restoran ve Yiyecek Hizmetleri Meslek Komitesi öncülüğünde düzenlenen “İstanbul
Mutfağının Yüzyılı” konferansı, İstanbul’un mutfak kültürünü tarihsel, toplumsal ve kültürel boyutlarıyla masaya
yatırdı.
Konferansın açılış konuşmalarını
İstanbul Ticaret Odası Başkan
Yardımcısı Ahmet Özer, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı
Ümit Öztürk ve İTO 17. Restoran ve Yiyecek
Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyesi
Rouzben Gergeri yaptı. Özer, İstanbul’un
gastronomi mirasının korunmasının
önemine dikkat çekerek, lüferin coğrafi
işaretle tescilini örnek gösterdi. Öztürk,
İstanbul’un tarih boyunca ticaret ve kültür
merkezi olduğunu vurguladı; Gergeri ise
sektörde eğitimin önemine değinerek
komite bütçesinin tamamının eğitime
ayrıldığını belirtti.
İstanbul’un mutfak hafızasına vurgu
Akademik oturumda Prof. Dr. Arif Bilgin,
Dr. Öğr. Üyesi Aynülhayat Uybadın ve Dr.
Öğr. Üyesi Kübra Sultan, Cumhuriyet’in
ilk yıllarından günümüze İstanbul
mutfağının dönüşümünü, göçlerin
etkilerini ve toplumsal alışkanlıkların
rolünü değerlendirdi. İstanbul mutfağının
yalnızca tariflerden ibaret olmadığı;
ekonomik, sosyal ve kültürel dinamiklerle
şekillenen çok katmanlı bir yapıya sahip
olduğu vurgulandı. Konferansta lüferin
kültürel ve doğal miras olarak önemi de
ele alındı. Dr. Ruhi Güler, eski İstanbul’da
lüfer avının şenlik havasında geçtiğini
aktarırken, Ahmet Özer 18 santimin
altındaki balıkların tüketilmemesi
gerektiğini ifade etti.
Köklü markalar ve sürdürülebilir lezzet
geleneği
Konferansın son bölümünde İstanbul’u
İstanbul yapan köklü lezzet markaları
ve ağırlama kültürü ele alındı.
Moderatörlüğünü Ebru Koralı’nın
üstlendiği oturumda Pandelli, Hacı
Abdullah Lokantası, Develi, Ali
Muhiddin Hacı Bekir Şekercilik, Saffet
Abdullah Güllaçları, Karaköy Güllüoğlu,
Sabuncugil Zeytinyağı ve Vefa Bozacısı
temsilcileri bir araya geldi. Oturumda
gastronominin yanı sıra markaların
sürdürülebilirliği, kuşaklar arası aktarım,
güven ve süreklilik kavramları tartışıldı.
TURYİD Başkan Yardımcısı Yücel Özalp,
İstanbul’un mutfak hafızasının yüzyıllardır
süregelen bir birikimin sonucu olduğunu
belirtti.
102
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
KÜLLÜOBA’NIN 5 BIN YILLIK EKMEK MIRASI
İSTANBUL GASTRONOMISIYLE BULUŞTU
Küllüoba Kazısı’nın resmi
sponsoru olan Lesaffre
Türkiye, Eskişehir’de
hayat bulan 5 bin yıllık
antik ekmek mirasını,
Şef Murat Deniz Temel’in
dokunuşlarıyla İstanbul’daki
özel bir tadım deneyimine
taşıdı.
Gezegeni daha iyi beslemek ve
korumak için birlikte çalışmak
misyonu doğrultusunda, Ar-
Ge gücüyle bu kadim mirası modern
gastronomiye kazandıran Lesaffre,
Anadolu’nun köklü değerlerini
sürdürülebilir bir geleceğe taşımak
için çalışmalarına devam ediyor.
Küllüoba Arkeolojik Kazıları’nın resmi
sponsoru olan ve dünyada üretilen her
üç ekmekten birinde ürünleri bulunan
Lesaffre Türkiye, Anadolu’nun en
eski ekmek mirasını geleceğe taşıma
vizyonuyla İstanbul’da çok özel bir
gastronomi buluşmasına imza attı.
Eskişehir’de hayat bulan 5 bin yıllık
antik ekmek mirası, “Mirasın Sofrası”
yemeğinde Şef Murat Deniz Temel’in
yaratıcı dokunuşuyla ilk kez gurme bir
yemek eşleşmesiyle sunuldu.
Arkeolojik miras ve gastronomi ilk kez
aynı tabakta
Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde
yürütülen Küllüoba kazılarına uzun
süredir ana sponsor olarak destek
veren Lesaffre Türkiye, bu iş birliğini
akademik bir katkının ötesine taşıyor.
Eskişehir’de yerel düzeyde üretilmeye
başlanan Küllüoba Ekmeği, bu özel
gecede İstanbul gastronomi dünyasıyla
buluştu. İlk kez gerçekleştirilen özel
“ekmek-yemek eşleşmesi” sayesinde, 5
bin yıllık antik lezzetler modern mutfak
teknikleriyle harmanlanarak konuklara
benzersiz bir duyusal deneyim yaşattı.
Geleceğin çözümleri için ar-ge
çalışmaları sürüyor
Lesaffre Türkiye, bu kadim mirası
sadece korumakla kalmıyor, aynı
zamanda Türk gastronomisine en
doğru şekilde kazandırmak amacıyla
Ar-Ge gücünü kullanıyor. 5 bin yıllık
ekmek mirasının özüne sadık kalarak,
bu değerin profesyonel mutfaklarda
farklı formlar ve içeriklerle nasıl
hayat bulabileceğine dair araştırma
ve geliştirme çalışmalarını titizlikle
sürdürüyor.
Lesaffre Türkiye Genel Müdürü Ünsal
Yamaner, gecenin önemine dair şunları
söyledi: “Küllüoba kazılarının ana
sponsoru olarak, bu topraklardan çıkan
her yeni bulguyu heyecanla takip ediyor
ve kamuoyunu aydınlatmaya devam
ediyoruz. Bu akşam, orijinal ekmeğe
sadık kalınarak yeniden hayat bulan
Küllüoba Ekmeği’ni, Şef Murat Deniz
Temel’in hazırladığı menü eşliğinde
İstanbul’da ilk kez gurme bir eşleşme
ile sunduk. Amacımız, bu mirasa sahip
çıkarken aynı zamanda gezegeni daha
iyi beslemek ve korumak için geçmişten
gelen bu kadim kültürü gelecek
nesillere nasıl taşıyabileceğimizi
keşfetmek. Ar-Ge gücümüzle
bu değerin sadece tarihin tozlu
sayfalarında kalmamasını, yaşayan bir
kültürel miras olarak sofralarımızda yer
bulmasını hedefliyoruz.
Geçmişten geleceğe uzanan köprü
Lesaffre Türkiye, Küllüoba kazı
alanındaki fiziki düzenlemeler ve
yerel buğday türlerinin korunmasına
yönelik projeleriyle kültürel sorumluluk
yolculuğuna devam ediyor. "Mirasın
Sofrası", bu uzun soluklu projenin
gastronomik derinliğini ve Anadolu’nun
binlerce yıllık ekmek kültürünün
modern dünyadaki potansiyelini bir kez
daha kanıtladı.
İstanbul Gelişim Üniversitesi
Güzel
Murat
Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı
Dogan
Doç. Dr.
)
2000’lerin iletişim devrimiyle
birlikte yemek eleştirmenliği
de demokratikleşti. Artık
herkes bir eleştirmen
olabiliyor. TripAdvisor, Yelp,
Google Yorumları, Instagram…
Milyonlarca kullanıcı,
bir restoranın kaderini
birkaç parmak hareketiyle
değiştirebiliyor. Ancak bu
“kalabalık akıl”, bazen kaliteyi
değil, popülerliği ödüllendiriyor.
Yemek Eleştirmenliği: Gastronominin Gözü, Damak
Zevkinin Dili (Bölüm 2)
Dijital Çağda Lezzet: Yelp’ten Instagram’a
Zagat gibi toplu anket sistemleri,
Michelin’in bireysel yargılarına karşı
kolektif bir alternatif sunsa da, lezzetin
öznel doğası karşısında objektif bir
skala oluşturmak mümkün değil.
Çünkü bir kişinin “harika” bulduğu
bir tat, diğerinin damak zevkine hiç
hitap etmeyebilir. İşte bu noktada,
profesyonel yemek eleştirmeninin rolü
daha da değer kazanıyor: O, kalabalığın
sesini değil, lezzetin dilini tercüme
eder.
Türkiye’de 2014’te kurulan Yedy gibi
yerel girişimler, bu boşluğu doldurma
çabasındadır. Ancak henüz uluslararası
tanınırlık kazanmış bir sistem
değil. Bunun temel nedeni, yemek
eleştirmenliğinin ciddi bir akademik
ve mesleki altyapısı olmamasıdır. Ne
üniversitelerde ders olarak veriliyor ne
de kamuoyunda saygıdeğer bir meslek
olarak görülüyor.
Son Söz: Lezzetin Sorumluluğu
Yemek eleştirmenliği, görünüşte keyifli
bir iş gibi durabilir: Güzel restoranlarda
yemek yemek, şeflerle sohbet etmek,
yeni kültürleri tadarak keşfetmek… Ama
bu işin altında, büyük bir sorumluluk
yatıyor. Çünkü bir eleştirmenin
kalemi, bir restoranı yaşatabilir ya
da öldürebilir. Bu yüzden tarafsızlık,
dürüstlük ve derinlik, bu mesleğin üç
temel direğidir.
Gelecekte yemek eleştirmenliği,
yalnızca lüks restoranlarla sınırlı
kalmamalı. Sokak lezzetleri, bölgesel
mutfaklar, sürdürülebilir gıda pratikleri
gibi konular da bu disiplinin kapsamına
alınmalı. Çünkü gastronomi, elit bir
zevk değil; herkesin hakkıdır. Ve yemek
eleştirmeni, bu hakkı savunan bir ses
olmalıdır.
Tarihsel sürecine baktığımızda, yemek
eleştirmenliği uzun bir yol kat etmiş
olsa da, hâlâ tam anlamıyla “kendini
ifade edebilmiş” bir disiplin değil.
Belki de bu, onun en heyecan verici
yönüdür: Henüz yazılmamış sayfaları
olan, damakta değil, zihinde tadılan bir
sanattır.
Ve belki de bu yüzden, biz yazarlar,
yemekten bahsederken asıl anlatmak
istediğimiz şey, hep başka bir şeydir:
İnsanlığın sofrasında paylaştığı o ortak
umut, o evrensel dilek—“iyi yemek, iyi
yaşamak” tır.
104
hotel restaurant
& hi-tech
gastro aktüel
İsmail Akdeniz ATG Hotels'e Grup
Gastronomi Müdürü göreviyle atandı
İsmail Akdeniz appointed as Group
Director of gastronomy at ATG Hotels
Turizm sektörünün mutfak-gastronomi alanında deneyimli
profesyoneli İsmail Akdeniz, ATG Hotels bünyesine Grup
Gastronomi Müdürü olarak atandı. Akdeniz, geçmiş yıllarda
Türkiye’de turizm sektörünün öncü ve değerli markalarında
edindiği yönetimsel ve operasyonel deneyimini, grubun
hedeflerini yukarılara taşımak için değerlendirecek.
İsmail Akdeniz, an experienced professional in the culinary and
gastronomy field of the tourism industry, has been appointed as
Group Director of Gastronomy at ATG Hotels. Akdeniz will leverage the
managerial and operational experience he has gained over the years
at leading and prestigious brands in Türkiye’s tourism sector to help
elevate the group’s goals.
ATG Hotels yönetimi tarafından İsmail Akdeniz’in, ATG Hotels COO’su Mehmet
Çubukçuoğlu’na bağlı ekipte “Grup Gastronomi Müdürü” olarak görev alacağı
açıklandı. İsmail Akdeniz, mutfak ve gastronomi alanında yıllar boyunca edindiği
yöneticilik ve liderlik deneyimi ile turizm sektörünün farklı yapılarında önemli
sorumluluklar üstlenmişti. Akdeniz, Turizm sektörünün değerli markalarında
mutfak operasyonlarının yürütülmesinde yöneticilik ve liderlik vasıflarıyla ön plana
çıkmaktaydı. Ayrıca gastronomi alanında hem misafir deneyimleri nezdinde hem
de sektöre değer katan birçok inovatif çalışmaya da imza atmıştı. Özellikle misafir
segmentasyonu özelinde, farklı profillerdeki misafirlere yönelik mutfak-gastronomi
deneyimleri konusunda uzmanlaşmış olan İsmail Akdeniz, yıllar boyunca gerek
operasyon yönetimi gerekse ekip koordinasyonu, çalışan eğitimleri-destekleri
konusunda güçlü ve kalıcı işlerle sektörde profesyonelliğiyle tanınmaktaydı.
Bu değerli atamayla ilgili ATG Hotels COO’su Mehmet Çubukçuoğlu, “Gastronomi
bugün otellerin en güçlü tercih sebeplerinden biri. ATG Hotels olarak bu alanı, güçlü
liderlik ve sürdürülebilir bir vizyonla yönetmek istiyoruz. İsmail Akdeniz’in bilgi birikimi
ve liderliğiyle mutfaklarımızın marka değerimize doğrudan katkı sağlayacağına
inanıyorum.” dedi.
ATG Hotels management announced that İsmail Akdeniz will
assume his role as Group Director of Gastronomy, reporting directly
to ATG Hotels COO Mehmet Çubukçuoğlu. Throughout his career,
Akdeniz has undertaken significant responsibilities across various
structures within the tourism industry, supported by his extensive
leadership and management experience in kitchen and gastronomy
operations. He has stood out for his strong leadership skills in
managing culinary operations at some of the most respected brands
in the sector.
In addition, Akdeniz has led numerous innovative projects that
have added value both to guest experiences and to the gastronomy
field as a whole. He is particularly specialized in providing tailored
culinary and gastronomy experiences for different guest profiles
through effective guest segmentation. Over the years, he has
become well known in the industry for his professionalism,
strong operational management, team coordination, and lasting
contributions in staff training and development.
Commenting on this valuable appointment, ATG Hotels COO Mehmet
Çubukçuoğlu stated: “Today, gastronomy is one of the strongest
factors influencing hotel preferences. At ATG Hotels, we aim to
manage this field with strong leadership and a sustainable vision.
I believe that with İsmail Akdeniz’s expertise and leadership, our
kitchens will directly contribute to our brand value.”
GALLADA, the signature restaurant of The Peninsula Istanbul, invites
guests to discover its distinctive flavors developed with seasonal
ingredients.
The Peninsula Istanbul’un tarihî yolcu terminali binasının manzarasıyla büyüleyen
terasında konumlanan mekan, her mevsim misafirlerini seçkin lezzetlerle
buluşturuyor. Türkiye’nin ilk iki Michelin yıldızlı şefi Fatih Tutak’ın şef direktörlüğünde
ve Taylan Yücel’in şefliğinde özenle hazırlanan menüsü; sıra dışı sunumları ve rafine
mutfak diliyle fark oluşturuyor. İstanbul’un tarihî ve kültürel dokusuyla iç içe zarif
atmosferi ve özgün gastronomik yaklaşımıyla mekan, misafirlerine çok katmanlı bir
lezzet yolculuğu vadediyor.
Gault & Millau tarafından üç toque ile ödüllendirilen mekanın mutfak vizyonunu
yansıtan özel tabaklardan ördek tandır, zaman, teknik ve paylaşım kültürünü merkeze
alan bir tabak olarak öne çıkıyor. Bu özel lezzet, 72 saat boyunca yoğun aromalara
sahip özel bir marinasyonla dinlendirilen bütün ördek ile başlıyor. Uzun hazırlık
sürecinin ardından, ördek geleneksel tandır tekniğiyle pişirilerek içi sulu, dışı derin ve
isli aromalara sahip karakteristik bir dokuya ulaşıyor. Tandoor tekniği, ete kazandırdığı
yoğunluk ve katmanlı lezzet profiliyle tabağa özgün bir kimlik kazandırıyor.
GALLADA’dan yeni bir imza tabak
daha
Another New Signature Dish from
GALLADA
The Peninsula Istanbul’un imza restoranı GALLADA,
mevsimsel ürünlerle hazırlanan özgün lezzetlerini keşfe
davet ediyor.
Located on the stunning terrace of The Peninsula Istanbul’s historic
passenger terminal building, the venue brings together refined tastes
throughout the year. The meticulously crafted menu—under the culinary
direction of Turkey’s first two-Michelin-starred chef Fatih Tutak and led
by Chef Taylan Yücel—stands out with its unconventional presentations
and refined culinary language. Intertwined with Istanbul’s historical
and cultural fabric, the restaurant’s elegant atmosphere and original
gastronomic approach promise guests a multi-layered culinary journey.
Awarded three toques by Gault & Millau, one of the special dishes
reflecting the restaurant’s culinary vision is duck tandoor, which comes
to the forefront as a plate centered on time, technique, and the culture
of sharing. This exceptional item begins with a whole duck rested for 72
hours in a special marinade rich in intense aromas. Following this lengthy
preparation process, the duck is cooked using the traditional tandoor
technique, achieving a distinctive texture that is succulent on the inside
with deep, smoky aromas on the outside. The tandoor method lends the
meat depth and a layered flavor profile, giving the dish its unique identity.
BigChefs’e iki stratejik
atama
BigChefs markasının kurucu ortağı Gamze
Cizreli’nin kadın liderliğine verdiği önem
doğrultusunda, Emine Öztürk’ü İnsan Kaynakları
ve Sürdürülebilirlik Direktörü, Duygu Başaran
Çelik’i ise Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak
göreve getirdi.
İnsan kaynakları alanında 15 yılı aşkın deneyime sahip olan
Emine Öztürk; yetenek yönetimi, organizasyonel gelişim,
kapsayıcı kurum kültürü ve liderlik dönüşümü alanlarındaki
birikimiyle BigChefs’in çok markalı yapısına stratejik katkı
sağlayacak. Öztürk, grup bünyesindeki tüm markalarda
çalışan deneyimini güçlendirmeyi, sürdürülebilir organizasyon
yapısını geliştirmeyi ve fırsat eşitliğini destekleyen
uygulamaları yaygınlaştırmayı hedefliyor. Pazarlama ve
iletişim alanında 15 yılı aşkın deneyimi bulunan Duygu
Başaran Çelik ise, marka konumlandırma, büyüme stratejileri,
ürün yönetimi ve dijitalleşme konularındaki uzmanlığıyla
öne çıkıyor. BigChefs çatısı altında grup markalarının
iletişim stratejilerine yön verecek olan Başaran Çelik, marka
bilinirliğini artırmaya, misafir deneyimini güçlendirmeye
TUTTOFOOD 2026’da küresel
sahneye çıkıyor
TUTTOFOOD 2026, Türkiye’nin Avrupa’nın 3’üncü
büyük meyve-sebze ihracatçısı olarak sahip
olduğu üretim gücünü ve ihracat potansiyelini
uluslararası alıcılarla buluşturan stratejik bir
ticaret buluşması olacak.
11–14 Mayıs 2026 tarihlerinde Milano’da düzenlenecek
TUTTOFOOD 2026, Türkiye’nin Avrupa’nın 3’üncü büyük
meyve-sebze ihracatçısı olarak sahip olduğu üretim gücünü
uluslararası alıcılarla buluşturacak önemli bir ticaret
platformu olacak. Trade Data Monitor verilerine göre Türkiye,
2024 yılında 6 milyon tonun üzerinde meyve ve sebze ihracatı
gerçekleştirerek dünyada 11’inci, Avrupa’da ise 3’üncü sırada
yer aldı. Fuarın öne çıkan yeniliklerinden biri olan ve yüzde 30
büyütülen TUTTO Fruit & Veg alanı, Pavilion 4’te taze ve ultra
taze ürünlere odaklanacak. Alan; private label, perakende,
horeca ve foodservice kanallarından profesyonel alıcılarla
Türk firmalarını bir araya getirerek yeni iş birliklerine zemin
hazırlayacak. Taze ve egzotik meyvelerden işlenmiş, organik,
dondurulmuş ve IV-V gama ürünlere kadar geniş bir ürün
yelpazesi sergilenecek. Özel Business Lounge alanında
Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve BAE’den alıcılar
ve dijital büyüme vizyonunu desteklemeye odaklanacak.
Gerçekleşen bu iki stratejik atama, BigChefs’in kadın
liderliğini yalnızca bir söylem olarak değil, yönetim yapısının
temel bir unsuru olarak konumlandırdığını ortaya koyuyor.
Şirket, güçlü kadın liderliğiyle büyüyen ve sektöre ilham veren
bir marka olma yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyor.
ağırlanacak; birebir görüşmelerle uzun vadeli ticari bağlantılar
hedeflenecek. Ayrıca Fruit & Veg Arena kapsamında
düzenlenecek konferans ve panellerde Avrupa tüketim
trendleri, perakende dinamikleri ve tedarik zincirindeki
dönüşüm ele alınacak.
106
hotel restaurant
& hi-tech
gastro aktüel
Güres Yumurta, Turquality
markası oldu
Yumurta sektörünün öncü markası Güres Yumurta,
T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen
Turquality Markalaşma Programı’nı almaya
hak kazandı. Bu önemli gelişme, markanın
sürdürülebilir üretim anlayışıyla ihracat odaklı
büyüme stratejisini güçlendiren kritik bir adım
oldu.
Türkiye’nin tek çatı altında toplanmış, en büyük tam entegre
yumurta üretim tesisi olan Güres Yumurta, üretimden
paketlemeye, katma değerli ürünlere ve ihracata uzanan tüm
süreçleri tek merkezden yönetiyor. Bu yapı, markayı hem iç
pazarda hem de uluslararası pazarlarda güvenilir ve güçlü bir
konuma taşıyor.
Güres Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mustafa Güres
konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi: “Turquality
Markalaşma Programı’nı almaya hak kazanmak, uzun yıllardır
benimsediğimiz kalite, sürdürülebilirlik ve kurumsallaşma
vizyonumuzun güçlü bir göstergesidir. Türkiye’nin en
büyük tam entegre yumurta üretim tesisine sahip olmamız,
markamızın üretim gücünü ve global pazarlardaki rekabet
UFS Türkiye’ye
yeni genel müdür
Unilever bünyesinde yaklaşık 20 yıla yayılan
çok yönlü kariyeri boyunca farklı kategori ve
pazarlarda önemli sorumluluklar üstlenen
Oğulcan Oğuzcan, Unilever Food Solutions
Türkiye Genel Müdürü olarak atandı.
avantajını pekiştiriyor. Bu destekle birlikte Güres Yumurta’yı
uluslararası pazarlarda daha etkin konumlandırmayı ve
Türk gıda sektörünü global ölçekte başarıyla temsil etmeyi
hedefliyoruz.”
Yenilenebilir enerji yatırımları ve çevre dostu üretim
uygulamalarıyla sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan
Güres Yumurta, Turquality Markalaşma Programı desteğiyle
küresel ölçekte marka gücünü daha da ileri taşımayı
hedefliyor. Bu önemli gelişme, yalnızca Güres Yumurta’nın
uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmekle
kalmıyor; aynı zamanda Türk gıda sektörünün kalite, güven ve
sürdürülebilir üretim anlayışının dünya genelinde daha güçlü
bir şekilde temsil edilmesine de katkı sağlıyor.
Oğulcan Oğuzcan, 2026 yılı itibarıyla Unilever Food Solutions
Türkiye’nin tüm ticari ve stratejik gündeminden sorumlu
olarak yeni görevine başladı. Bu rolde; büyüme stratejilerinin
şekillendirilmesi, kanal bazlı gelişimin hızlandırılması,
distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve müşteri odaklı
çözümlerin yaygınlaştırılması öncelikli sorumluluk alanları
arasında yer alıyor.
Unilever kariyerine 2006 yılında Satış alanında başlayan
Oğuzcan, yıllar içinde genel ticaret, modern ticaret,
dondurma, eczane kanalı, ev dışı tüketim, zincirler ve C&C
gibi farklı kanallarda ulusal ve bölgesel sorumluluklar
üstlendi. Türkiye’nin yanı sıra Kafkasya ve Orta Asya
pazarlarını kapsayan görevlerinde; satış ve kanal geliştirme,
iş geliştirme, müşteri değer önerileri ve organizasyonel
dönüşüm alanlarında önemli başarılara imza attı. Son
olarak Unilever Food Solutions Türkiye’de Ülke Satış
Liderliği görevini yürüten Oğuzcan, bu süreçte gelir ve kârlı
büyüme hedeflerinin gerçekleştirilmesinde, güçlü distribütör
yapılanmalarının kurulmasında ve ticari mükemmeliyet
odağının sahaya yayılmasında belirleyici rol oynadı.
Edindiği çoklu pazar deneyimi, P&L yönetimi konusundaki
yetkinliği ve farklı kanalları kapsayan derin ticari bakış açısıyla
Oğulcan Oğuzcan, Unilever Food Solutions Türkiye’nin yeni
döneminde güçlü bir liderlik profili ortaya koyuyor. Oğuzcan,
yeni görevinde Unilever Food Solutions’ın “Bugün yanındayız,
yarına hazırız” vizyonu doğrultusunda; şeflere ve işletmelere
değer katan çözümleri daha da ileri taşımayı, sürdürülebilir
büyüme ve inovasyon odaklı stratejilere liderlik etmeyi
hedefliyor.
La Lorraine’de üst düzey atama
Eylül 2023’ten bu yana La Lorraine Türkiye Finans
Direktörlüğü görevini başarıyla yürüten Başak Benli,
Ocak 2026 itibarıyla La Lorraine Türkiye & Orta Doğu
Finans Direktörü olarak atandı. Yeni görevinde Benli,
bölgenin finansal stratejilerinin yönetilmesinden ve
sürdürülebilir büyümenin desteklenmesinden sorumlu
olacak.
Başak Benli, 2005 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi
İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Profesyonel kariyerine
Eylül 2005’te Deloitte Audit’te başlayan Benli, yaklaşık 1,5 yıl
boyunca burada görev aldı. Şubat 2007’de Procter & Gamble’a
katılan Benli, burada 8 yıl boyunca finans departmanında
fabrika, marka ve satış fonksiyonlarını kapsayan çeşitli
pozisyonlarda görev yaptı. Bu süreçte global ölçekte yürütülen
önemli bir transformasyon projesine de liderlik etti. Ocak
2016’da PepsiCo bünyesine katılan Benli, 7,5 yıl boyunca Net
Ciro Yönetimi Strateji ve Yetkinlik Liderliği ile Tedarik Zinciri
Finans Liderliği başta olmak üzere farklı sorumluluklar
üstlendi. PepsiCo’daki kariyeri boyunca finansal planlama
ve net ciro yönetimi alanlarında birçok transformasyon
projesinin hayata geçirilmesinde liderlik gerçekleştirdi. Eylül
2023’ten bu yana La Lorraine Türkiye Finans Direktörü olarak
görev yapan Başak Benli, Ocak 2026 itibarıyla La Lorraine
Türkiye & Orta Doğu Finans Direktörlüğü görevini üstlenerek
kariyerine bölgesel sorumlulukla devam ediyor.
Tiryaki Agro, Yudum
markasını bünyesine kattı
Savola Group’un iştiraki Savola Foods Türkiye’nin
bünyesinde yer alan, başta Yudum olmak üzere
Türkiye’nin önde gelen sıvı yağ markalarını
portföyüne katan Tiryaki Agro, bu hamleyle
bakliyat ve pirinç kategorisinin ardından sıvı
yağ kategorisinde de perakende konumunu
güçlendirdi.
Küresel gıda tedarik zincirinin iki önemli oyuncusu olan
Tiryaki Agro ile Savola Group, Türkiye’de ve bölgesinde
daha dayanıklı, daha rekabetçi ve daha tüketici odaklı bir
yapı oluşturacak stratejik bir ortaklığa imza attı. Anlaşma
kapsamında, Tiryaki Agro’nun iştiraki olan Tiryaki Anadolu,
başta Yudum olmak üzere önde gelen bitkisel yağ markalarını
bünyesinde barındıran Savola Foods Türkiye’nin %100’ünü
satın aldı. Bu işlem kapsamında Savola Group’un iştiraki olan
Afia International Company ise Tiryaki Anadolu’nun konsolide
iş yapısında %15 oranında pay sahibi oldu. Tiryaki Agro CEO’su
Süleyman Tiryakioğlu, stratejik ortaklığın sürdürülebilir
büyüme vizyonlarının önemli bir parçası olduğunu, Yudum
başta olmak üzere güçlü markaları Türkiye merkezli bir yapı
altında toplamanın hem ülke içinde hem de bölge pazarlarında
yeni fırsatlar sunacağını belirtti. Savola Group CEO’su Sameh
Hassan, ortaklığın, tedarik mükemmeliyeti ve entegre değer
zinciri yaklaşımıyla Türkiye’nin
ikonik markalarını daha
güçlü ve rekabetçi bir yapıya
taşıyacağını vurguladı. Tiryaki
Anadolu CEO’su Tekin Mengüç
ise, Hasata markasıyla bakliyat
ve pirinçte yakalanan başarının
ardından, Yudum gibi güçlü
bitkisel yağ markalarının
perakende gücü ile Tiryaki’nin
üretim ve tedarik altyapısını
birleştirerek hem iç pazarda
hem de uluslararası alanda
daha rekabetçi bir yapı
oluşturmayı hedeflediklerini
söyledi.
108
hotel restaurant
& hi-tech
yeni mekan
Fişekhane’de Uzak Doğu Rüzgarı: Jie
East Asian Breeze at Fişekhane: Jie
Uzak Doğu mutfağının çağdaş
temsilcilerinden Jie ocak
ayı itibarıyla Fişekhane’de
kapılarını açtı.
One of the contemporary
representatives of East Asian
cuisine, Jie, opened its doors
at Fişekhane as of January.
Farklı mutfakları bir araya getiren yapısıyla şehrin sosyal
ve gastronomik buluşma noktalarından biri haline
gelen Fişekhane, Jie ile Japonya, Kore, Tayland ve Çin
mutfaklarından ilham alan çağdaş Uzak Doğu yorumunu
seçkisine dahil ediyor.
Deneyimin merkezinde açık mutfak
Mekanda yemek yalnızca bir lezzet değil, izlenen bir performans.
Açık mutfak kurgusu misafirleri hazırlık sürecinin kalbine davet
ederken; ateşin ritmi, bıçak sesleri ve tabaklama detayları
yemeğin hikâyesini görünür kılıyor. Menüde klasik sushi ve
sashimi çeşitlerinden imza roll’lara, ramenlerden sıcak Asya
tabaklarına uzanan geniş bir seçki yer alıyor. Geleneksel
reçeteler modern dokunuşlarla yeniden yorumlanıyor.
Fişekhane, known for bringing together diverse cuisines and
becoming one of the city’s social and gastronomic gathering
points, now includes Jie’s contemporary interpretations inspired by
Japanese, Korean, Thai, and Chinese cuisines in its selection.
The open kitchen at the heart of the experience
Dining here is not just about taste—it’s a performance. The open
kitchen invites guests into the heart of the preparation process,
where the rhythm of the flames, the sound of knives, and the plating
details make the story of the meal visible. The menu offers a wide
selection ranging from classic sushi and sashimi to signature rolls,
ramen, and hot Asian dishes. Traditional recipes are reimagined
with modern touches.
Uzak Doğu’nun dinginliği, şehrin ritmiyle
buluşuyor
Fişekhane’nin tarihi dokusuyla bütünleşen
mekan, ahşap ve taşın çağdaş detaylarla
yorumlandığı iç tasarımıyla dikkat çekiyor.
Mekânda Doğu’nun yalın estetiği ile
İstanbul’un dinamizmi dengeli bir atmosferde
buluşuyor. Öğle yemeklerinden akşam
buluşmalarına kadar günün farklı anlarına
eşlik eden Jie, gastronomi ve sosyalleşmeyi
aynı çatı altında bir araya getiriyor.
Sushi’den Ramen’e, kokteylden tatlıya
Jie’nin menüsü sushi ve sashimi çeşitlerinin
ötesine geçerek Thai usulü sıcak tabaklardan
Kore esintili reçetelere, Çin mutfağının
dumpling’lerinden ramen çeşitlerine kadar
geniş bir yelpaze sunuyor. Tatlı menüsünde
mochi ve matchalı cheesecake gibi özgün
yorumlar yer alırken, sake bazlı kokteyller
ve imza içecekler sofrayı tamamlıyor. Vegan
ve vejetaryen alternatifler de farklı beslenme
tercihlerine hitap ediyor.
East Asian tranquility meets the city’s
rhythm
Blending with Fişekhane’s historic
architecture, the interior design highlights
contemporary interpretations of wood
and stone. The simplicity of East Asian
aesthetics harmonizes with the dynamic
energy of Istanbul, generating a balanced
atmosphere. From lunch to evening
gatherings, Jie brings gastronomy and
socializing together under one roof.
From sushi to ramen, cocktails to
desserts
Jie’s menu goes beyond sushi and sashimi,
offering Thai-inspired hot dishes, Koreaninfluenced
recipes, Chinese dumplings,
and a variety of ramen. The dessert menu
features unique interpretations such as
mochi and matcha cheesecake, while
sake-based cocktails and signature
drinks complete the table. Vegan and
vegetarian options cater to different dietary
preferences.
110
hotel restaurant
& hi-tech
yeni mekan
5MASA
MASLAK’A
GELDI!
İyi müzik, samimi sahne
enerjisi ve özgün lezzetleri
aynı sofrada buluşturan
5masa; Kalamış, Yalıkavak ve
Alaçatı’dan sonra şimdi de
42 Maslak’ta…
İstanbul akşamlarının ritmini yeniden
yorumlayan 5masa, kısa sürede
yalnızca bir restoran değil; birlikte
vakit geçirilen, paylaşılan ve hatırlanan
samimi anların adresi haline geldi.
İlk çıkış noktasında dostlara özel bir
deneyim olarak şekillenen bu yaklaşım,
bugün misafirlerini sadece iyi müzik ve
lezzet için değil; canlı performanslar,
sahne enerjisi ve keyifle deneyimlenen
bir şov akşamını paylaşmak için
ağırlıyor.
Her masa bir sahne
5masa’yı benzerlerinden ayıran en
önemli unsur, eğlenceyi rastlantısal bir
coşku değil, profesyonel bir performans
anlayışıyla sunması. Burada müzik
yalnızca sahneden yükselmiyor;
her masa, her an, kendi sahnesine
dönüşüyor.
5masa ekibi, aşçısından servis
personeline kadar profesyonel müzik
eğitimi almış, konservatuvar geçmişine
sahip ve sahne deneyimi bulunan
isimlerden oluşuyor. Güçlü vokaller,
canlı performanslar ve doğaçlama
şovlar, bilinçli bir kurgu ile gecenin
akışına yayılıyor. Bu sayede misafirler
bir gösteriyi izleyen konumunda
kalmıyor; müziğin ve şovun doğal bir
parçası haline geliyor.
Yenilenen lezzetler, paylaşılan
sofralar
5masa menüsü, müzik ve performansla
geçen uzun akşamları tamamlayacak
şekilde paylaşım kültürü üzerine
kurgulanıyor. Klasikleşmiş lezzetlere
eşlik eden özgün reçeteler ve
mevsimsel dokunuşlar, sofrada
geçirilen zamanı uzatırken gecenin
ritmini destekleyen bir deneyim
sunuyor.
Sohbetlerin uzadığı, kahkahaların
çoğaldığı ve müziğin her an hissedildiği
5masa’da samimiyet ve eğlence ruhunu
Bir dönem Akaretler, güncel
olarak Kalamış’taki şubesinin
ardından açılan 42 Maslak,
5masa’nın müzik ve şov odaklı
ruhunu İstanbul’un iş ve sosyal
yaşamının kesişim noktasına
taşıyor. İş çıkışı buluşmalarının
canlı performanslar ve sahne
enerjisiyle ritim kazandığı
mekân, Maslak’ta akşamları
yalnızca bir buluşma değil,
deneyimlenen bir şov haline
getiriyor.
koruyarak misafirlerine sadece bir
akşam değil, birlikte yaratılan güçlü bir
atmosfer sunmaya devam ediyor.
Özel etkinliklerde canlı performans
imzası
5masa’nın müzikle kurduğu bağ,
mekanlarının dışına da taşınıyor.
Markanın kendi ekibiyle hayata
geçirdiği 5masa Plus, yurt içi ve yurt
dışındaki düğünlerden kongrelere, bayi
toplantılarından özel davetlere kadar
birçok etkinlikte sahne alarak özgün
bir müzik performansına imza atıyor.
5masa’nın sahne dili ve enerjisi, bu özel
organizasyonlarda da aynı samimiyetle
hissediliyor.
SAMPI PIDE
A.Ş.’DEN RESTORAN
SEKTÖRÜNE HIBRIT
ÇÖZÜM
Pide sektörünün köklü ismi Sampi
Pide A.Ş., artan maliyetlere karşı
geliştirdiği "Sampi Express &
Pizza Portivo" hibrit modelinin ilk
şubesini İstanbul Ümraniye’de
hizmete açtı. Şirket, bir yandan
geleneksel restoranlarıyla
büyürken, diğer yandan 4 dakikada
hazır hale gelen ürün teknolojisiyle
kârlılık devrimi başlatıyor.
Gıda sektöründe artan işçilik, enerji
ve kira giderleri karşısında kâr
marjlarının %5’lere gerilemesi,
işletmeleri yeni arayışlara itti. 1989’dan bu
yana sektörün öncüsü olan Sampi Pide, bu
krizi fırsata çeviren "Hibrit Şube" modelini
duyurdu. Geleneksel lezzet mirasını
koruyarak dijital ve hızlı dünyaya entegre
olan şirket, Ümraniye’de açılan ilk hibrit
şubesiyle yatırımcıya düşük maliyetli ve
yüksek verimli bir model sunuyor.
İki güçlü marka, tek operasyon
Ümraniye’de kapılarını açan yeni
konsept, Türkiye’nin geleneksel lezzeti
Sampi Express ile modern İtalyan
esintili Pizza Portivo’yu aynı mutfakta
birleştiriyor. Sampi Pide CEO’su Zeynel
Akyol, yeni modelin detaylarını şöyle
paylaştı: "Ümraniye şubemiz, hibrit
modelimizin ilk canlı örneği oldu. Burada
usta bağımlılığını bitiren, 4 dakikada
servise imkan tanıyan yarı pişmiş ürün
teknolojimizi kullanıyoruz. Sampi Express
ve Pizza Portivo’nun aynı mutfaktan
çıkması, operasyonu basitleştirirken
kârlılığı artırıyor. Yatırımcı, tek dükkan
maliyetiyle iki farklı markanın satış
gücüne sahip oluyor."
Geleneksel şubeleriyle büyümeye devam
Hibrit modelin yanı sıra, markanın amiral
gemisi olan geleneksel konseptli Sampi
restoranları da büyüme ivmesini koruyor.
Türkiye genelinde toplam 10 şubeye
ulaşan geleneksel Sampi şubeleri,
taze hazırlanan klasik pide anlayışıyla
müdavimlerini ağırlamaya devam
ediyor. Şirket, hem geleneksel restoran
deneyiminden vazgeçmeyenlere hem
de hız ve pratiklik arayan yeni nesil
tüketiciye aynı anda hitap eden ikili bir
büyüme stratejisi izliyor.
Kadın istihdamı ve 20 Milyon TL’lik
yatırım
Üretim gücünü Ümraniye’de kurduğu
20 milyon TL değerindeki tesisten
alan Sampi Pide , toplumsal faydayı da
odağına alıyor. 60 kişilik üretim ekibinin
56’sını kadınların oluşturduğu tesis,
ekşi mayalı pide ve pizza üretiminde
Türkiye’nin en modern merkezlerinden
biri olma yolunda. Ar-Ge birimi ise
şu sıralar ürün gamına eklenecek
"lahmacun" ve yeni sokak lezzetleri
üzerinde çalışıyor.
Yatırımcı için cazip rakamlar: 1 yılda
amorti
Yatırımcı için cazip rakamlar sunan
Sampi Pide, 2026 yılı sonuna kadar
İstanbul ve çevre illerde 20 yeni
hibrit şube açmayı hedefliyor. Hibrit
model, 80–100 metrekarelik alanlarda
minimum personelle maksimum verim
sağlarken, anahtar teslim yatırım bedeli
inşaat ve ekipman dâhil 2,5–3 milyon TL
aralığında konumlanıyor. Ürünlerin 270
derecede yalnızca 4 dakikada pişmesi
sayesinde paket serviste yüksek hız
ve operasyonel avantaj elde ediliyor.
Bu iş modeliyle yatırımın yaklaşık
bir yıl içinde kendini amorti etmesi
hedefleniyor.
Büyük vizyon
Gıda dünyasında dev bir ekosistem
kuran Sampi Pide A.Ş.; Sampi, Sampi
Express, Pizza Portivo ve çok yakında
Samsun’da başlayacak olan sokak
lezzetleri konsepti "My Street Chef"
(ıslak hamburger, sosisli, dilim pizza
vb.) ile yoluna devam ediyor. Şirket,
yakında duyuracağı sürpriz markalarla
sektördeki pazar payını artırmayı
hedefliyor.
112
hotel restaurant
& hi-tech
HoReCa teknolojileri
NARPOS YEME İÇME SEKTÖRÜNDE
OYUNU NASIL DEĞIŞTIRDI?
Geçtiğimiz yıl 5 milyar TL’lik işlem hacmine ulaşan ve ücretsiz adisyon sistemi ve sıfır
komisyon hamlesiyle yeme-içme sektörüne 140 milyon TL tasarruf sağlayan NarPOS, yeni
yıl hedeflerini açıkladı.
Restoran otomasyonu ve finans
teknolojileri alanında uçtan uca
çözümler sunan NarPOS, 2025
yılının değerlendirmesini ve 2026
vizyonunu açıkladı. 10 Ocak 2025 tarihli
yasal düzenlemeyle ortaya çıkan 2,5
milyon adet yeni nesil yazar kasa POS
talebini sadece donanım satarak değil,
iş modelini esnafın ihtiyaçlarına göre
değiştirerek karşılayan şirket, 5 milyar
TL’lik işlem hacmine ulaşarak yılı rekor
büyüme ile kapattı.
Akça: “Parçalı yapıyı birleştirdik”
2025’in fintek dünyası için vitrin yılı
değil, sahada ayakta kalanların kendini
ispatladığı bir kırılma yılı olduğunu
belirten NarPOS Kurucu Ortağı ve
CEO’su İlyas Akça, geride kalan
yılı şöyle değerlendirdi: “Sektörde
yeni yazar kasa POS zorunluluğu
konuşulurken, biz sahadaki daha
derin bir probleme odaklandık: Yemeiçme
sektöründe hâlâ adisyon, ödeme
ve muhasebe ayrı ayrı yönetiliyordu.
Restoran otomasyonu sistemimizle bu
parçalı yapıyı birleştirdik. Şekerbank
ve Halkbank ile gerçekleştirdiğimiz
stratejik iş birliklerimizle; yazar
kasa POS entegrasyonunu, adisyon
sistemiyle birlikte restoranlara ücretsiz
sunduk. Ertesi gün sıfır komisyonla
tahsilat avantajı sağladık. Tüm bunlar
sayesinde hem esnafımızın teknolojiyi
benimsemesinin önündeki maliyet
engellerini kaldırdık hem de ödemeyi işin
merkezine aldık.
Restoranların teknolojiye erişimini bir
ayrıcalık olmaktan çıkarmak amacıyla
iş modellerini sektörün gerçeklerine
göre yeniden kurguladıklarını ve finteki
yeme-içme sektörü için erişilebilir bir
hızlandırıcıya dönüştürdüklerini belirten
Akça, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu
hamlelerimizle 2025 yılında sistemimiz
üzerinden 5 milyar TL’lik işlem hacmi
geçirirken, yeme-içme sektöründeki
işletmelere toplam 140
milyon TL doğrudan
tasarruf sağladık.
Fintekin restoranlar için
bir maliyet kalemi değil,
kazandıran bir araç
olduğunu kanıtladık.”
Fintek kasadan çıkıp
cebe giriyor
Yeni yılda sektördeki
en büyük trendin
“donanımsızlaşma”
olacağını vurgulayan
Akça, restoran
sahiplerinin ve
çalışanların artık
tezgah üzerinde kablo
yığınları, ek terminaller ve cihaz kirliliği
görmekten yorulduğuna dikkat çekti.
Akça’ya göre, 2026 sektör için; siparişten
tahsilata, raporlamadan stok yönetimine
kadar tüm süreçlerin mobil cihazlar
üzerinden yönetileceği, fiziksel POS
bağımlılığının azalacağı bir dönemin
başlangıcı olacak. Şirketin operasyonel
hedeflerine de değinen Akça, konuyla
ilgili açıklamasında: “2026’da sadece
iyi destek veren bir sağlayıcı olmakla
yetinmeyeceğiz. Ar-Ge çalışmalarımızla
sistemlerimizi daha pürüzsüz ve entegre
hale getirerek işletmelerin artık çoğu
konuda desteğe ihtiyaç duymamalarını
sağlayacağız.” dedi.
Düşük maliyet ve hızlı tahsilat dönemi
başlıyor
Bugün yeme-içme sektöründeki
işletmelerin ödediği yüksek komisyonlar
ve uzun tahsilat vadeleri, özellikle küçük
ve orta ölçekli işletmelerin finansal
sürdürülebilirliğini tehdit eden bir
maliyet baskısı oluşturuyor. NarPOS,
2026’da teknolojik dönüşümün yanı
sıra esnafa nefes aldıracak yeni bir
atılıma hazırlanıyor. İşletmeleri zorlayan
yüksek banka, yemek kartı ve pazaryeri
komisyonları ile uzun tahsilat süreleri,
NarPOS’un geliştirdiği yeni çözümü
NarPAY ile aşılacak. Bu sorunlara çözüm
olarak tamamen dijital ve mobil çalışan
bir ödeme ekosistemi sunacak olan
NarPAY, komisyon yükünü minimize eden
ve restoranların hak edişlerini tahsil
etmek için beklemeyeceği modeliyle,
işletmelerin maliyetlerini düşürürken
tahsilat hızını artıracak.
Hisar Milano,
şehrin zarafetini sofraya taşır.
www.hisar.com.tr