07.04.2026 Görüntülemeler

Hotel Restaurant & hi-tech Nisan 2026

Hotel Restaurant & hi-tech April 2026

Hotel Restaurant & hi-tech April 2026

SHOW MORE
SHOW LESS

PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!

SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.




İş Türlerimiz;





Yeni sezon Türkiye’yi keşfe davet ediyor!

Turizm sektörü güçlü göstergelerle büyümesini sürdürüyor. Antalya’nın 17 milyonu aşan ziyaretçi performansı ve İstanbul’un dünyanın en çok

ziyaret edilen şehirleri arasında üst sıralarda yer alması, Türkiye’nin küresel turizmdeki iddiasını perçinliyor. Sezon başlamadan havalimanlarında

milyonlara ulaşan yolcu trafiği ve 2 milyona yaklaşan yatak kapasitesi, sektörün bu talebe hazır olduğunu ortaya koyuyor. Tüm göstergeler,

Türkiye turizminin yalnızca büyümediğini; aynı zamanda gücünü kalıcı ve rekabetçi bir yapıya dönüştürdüğünü gösteriyor. Güncel gelişmeleri

“verilerle turizm” sayfamızda inceleyebilirsiniz.

ITB Berlin 2026 cephesinde öne çıkan değerlendirmeler de dikkat çekiyor. Dünyanın en önemli turizm buluşmalarından biri olan fuar, 166

ülkeden 5 bini aşkın katılımcı ve yaklaşık 97 bin profesyonel ziyaretçiyi bir araya getirerek sektörün küresel ölçekteki en güçlü platformlarından

biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Fuar boyunca değişen pazar dinamikleri, sürdürülebilirlik, teknoloji kullanımı ve yeni iş birlikleri

gündemin öne çıkan başlıkları oldu. Hotel & Restaurant hi-tech ekibi olarak yerinde takip ettiğimiz fuarda, sektör temsilcilerinin Alman pazarı,

yatırım eğilimleri ve geleceğe yönelik öngörülerine dair değerlendirmelerini sizlerle paylaşıyoruz.

Gastronomi dünyası ise genç şefleri odağına alan yarışmalar, uluslararası iş birlikleri ve disiplinlerarası etkinliklerle dinamik bir dönüşüm

yaşıyor. Bu çerçevede Fethiye’deki Liberty Fabay, 31 Mart’ta düzenlenen “Fabay Gastro Fest” ile konukları doğadan sofraya uzanan ilham

verici bir lezzet yolculuğuna çıkardı. Etkinlikte MasterChef Türkiye jürisi Şef Mehmet Yalçınkaya, gençlerin kendi mutfaklarını küçümsediğini

vurgulayarak Türk yemeklerine sahip çıkmanın önemine dikkat çekti. S.Pellegrino Young Chef Academy, Dude Table Gastronomi Pazarlama

hotelrestaurantmagazine

@Hitechdergisi

hotelrestaurantmagazine

İletişimi Ajansı, Culinary Forum Türkiye, Le Cordon Bleu İstanbul ve Cenk Girginol ile Oğuz Kasap’ın projeleri, genç şeflere uluslararası vitrinler

sunarken gastronominin kültürel boyutunu ve global vizyonunu güçlendiriyor.

Gastronomi dünyasında heyecan veren bir diğer gelişme ise MICHELIN Rehberi’nin Türkiye genelinde ilk kez tüm ülkeyi kapsayacak şekilde

genişlemesi. Büyük şehirlerin canlı yeme-içme sahnelerinden şirin kasabalara kadar uzanan seçki, ülkemizin zengin gastronomik mirasını

dünyaya tanıtacak. 2026 yılı sonuna kadar açıklanacak ilk ulusal seçki ile Türkiye, gastronomi haritasında artık bir bütün olarak yerini alacak.

Bütün bu gelişmeleri izlerken bir kez daha anlıyoruz ki; ülkemiz, hem turizm hem de gastronomi alanında her köşesiyle keşfedilmeyi bekleyen

bir enerji ve heyecan merkezi. Yeni sezon, yeni lezzetler ve yeni iş birlikleriyle tam anlamıyla hareketleniyor. Yeni sezon, yeni lezzetler ve yeni iş

birlikleriyle tam anlamıyla hareketleniyor. Bu dönüşümün izlerini ve sektörel yansımalarını sayfalarımızda bulabilirsiniz.

Keyifli okumalar dilerim.

K

GENEL MÜDÜR

(Sorumlu)

REKLAM SATIŞ PAZARLAMA

TEKNIK MÜDÜR

REKLAM KOORDİNATÖRÜ

EMİR ÖMER ÖCAL

emir.ocal@img.com.tr

BILGI İŞLEM

SENA ERGİN

sena.ergin@img.com.tr

TAYFUN AYDIN

tayfun.aydin@img.com.tr

İMG WEB TEAM MAIL

web@img.com.tr

Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ

Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY

HÜSEYİN KURT

GlobeMeets Yönetim Kurulu Başkanı

TEZER ÖNER

Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve

İşletme Yatırım Danışmanı

GÜRKAN BOZTEPE

Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı

AYDIN DEMIR

Yeditepe Üniversitesi Gastronmi Mutfak

Sanatları Chef Ögretim Görevlisi/

Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection

by Hilton Executive Chef

website

www.hotelrestaurantmagazine.com

e-mail

info@img.com.tr

CTP - BASKI

İRTİBAT BÜROLARIMIZ

ADRES

İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza

No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL

Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94

www.ihlasmatbaacilik.com

BURSA +90.224 211 44 50-51

KONYA +90.332 238 10 71

İSTMAG

Magazin Gazetecilik Yayıncılık

İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.

İHLAS MEDIA CENTER

Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi

No: 11 Medya Blok Kat: 1

34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey

Tel: 0212 454 22 22

Faks: 0212 454 22 93

hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları

İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır. ISSN:1305-1792


WORLDLINE KALiTESiYLE

ANDROID YAZARKASAPOS

Worldline lisanslı, büyük ekranlı, hafif ve yüksek batarya kapasitesine sahip

PAX A910SF Android YazarkasaPOS ile tanışın, ödemelerinizde fark yaratın!

İletişim ve Şarj Ünitesi ile

Masaüstü Kullanım Opsiyonu*

Büyük Ekran

5.5” IPS HD Multi-touch

Haf if Yapısıyla

Kolay Taşınır

Yüksek

Pil Kapasitesi

A910SF

Android

YazarkasaPOS

Tüm Ödeme

Türlerini Destekler

Yüksek Güvenlik

Standardı PCI PTS 6.x

*İletişim ve Şarj Ünitesi opsiyoneldir ve ayrı satılmaktadır. Bu aparat üzerinden iletişim için ethernet altyapısı olması gerekmektedir.


Bu sayımızda

antre

12 Sektörden kısa haberler

verilerle turizm

22 Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri

açıklandı

24 Antalya 2025’i 17 milyonun üzerinde

ziyaretçiyle kapattı

26 Otel yatak sayısı 2 milyona dayandı

28 Turizm havalimanlarında yolcu sayısı

2,3 milyona ulaştı

gündem

30 Habeşoğlu: Güvenli çocuk spor ve

eğitim turizmi için belge şart

32 Turizm gelirleri 8 yılda %109 yükseldi

34 Erçekin: Farklı segmentlerden gelen

talebin dengeli seyri önemli

36 Bakay: Otel küçük, sıkıntı büyük

38 Özcan: Misafirlerimiz İzmir’i gezmeden

İzmir’i gezmiş kadar olacak

40 Kalender turizm sektörüne acil önlem

çağrısı yaptı

14

22

48 Belek’te turizm altyapısını

güçlendirme kararı

32

38

41 Öner: Ey Abdurrahman Çelebi! Baş

tacısın gene bu sene

42 I-MICE 80 acenteyi Kıbrıs tanıtımında

buluşturdu

44 2025 kültür ve festivallerin yılı oldu

46 Akın’dan sektöre dayanışma mesajı

50 ITB Berlin 2027 takvimini açıkladı

52 Coral Travel Ödülleri’nde ilk üç

Türkiye’den

dosya

54 ITB Berlin turizmin geleceğine

dair ne tür sinyaller verdi?

50



88

yeni yatırımlar

72 Voger ile butik lüks deneyim

Sapanca’da

marka

74 Işığın ve yansımanın lüksle

buluşması: Merit Starlit Hotel

gastro etkinlik

76 Türkiye, gastronomide 80 milyar

euro’luk lige hazırlanıyor

77 Güral Porselen Culinary

Forum’da şeflerle buluştu

101

78 Porland, Culinary Forum’da

inovatif ürünleriyle öne çıktı

79 S.Pellegrino Young Chef

Academy Yarışması başlıyor

80 Liberty Fabay ilk gastro fest’ini

düzenledi

82 Yalçınkaya: Kendi mutfağımızı

küçümsemekten yorulduk

83 35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması

kayıtları başladı

84 Beş ülkeden altı şef Le Cordon

Bleu İstanbul’da bir araya geldi

85 Müziğin ve kahvenin büyüsü

Senfonik Aromalar’da buluştu

86 Gıda pazarlamasının en iyilerini

bir araya getirecek

gastro güncel

72

87 Doğan: Kimliğin mutfağı, şehrin

hafızası

88 Nestlé’nin şeflere özel çikolata

serisi satışa sunuldu

89 MICHELIN Rehberi Türkiye’nin

dört köşesini seçkisine dahil etti

90 PROEGG, profesyonel protein

kullanımını yeniden tanımlıyor

98

gastro aktüel

92 Gastronomi sektöründen

haberler

fuar

96 IBAKTECH 15. edisyonunu

gerçekleştirecek

98 Ambiente Frankfurt’ta LAV

HORECA imzası

yeni mekan

100 5masa İstanbul'dan sonra

Ankara’da

101 Sojubar şimdi de Akaretler ve

Metropol AVM’de

horeca teknolojileri

102 Misafir iletişimini yapay zekâ ile

dönüştürüyor

103 Android YazarkasaPOS Vestel

bayilerinde satışta

hijyen

104 Tork, Türkiye pazarında

kapsayıcı hijyen için harekete

geçti

www.hotelrestaurantmagazine.com


SULTANAHMET TOPKAPI

EXPRESS

info@eresinhotels.com.tr

www.eresinhotels.com.tr

+90 212 631 12 12


12

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Dalaman–Adana direkt

uçuşları 2 Haziran'da

başlıyor

Turizmci ve Ortaca Belediye Meclis Üyesi

Ali Mürşit Yağmur, ITB Berlin Turizm

Fuarı’nda Pegasus Havayolları yetkilileriyle

gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından

Dalaman ile Adana arasında yaz sezonunda

başlayacak direkt uçuşların müjdesini verdi.

Turizmci ve Ortaca Belediye Meclis Üyesi

Ali Mürşit Yağmur, Almanya’da düzenlenen

dünyanın en büyük turizm fuarlarından ITB

Berlin’de Pegasus Havayolları yöneticileriyle

gerçekleştirdiği görüşmelerde bölge turizmi

açısından önemli bir gelişmenin bilgisini

aldıklarını açıkladı. Pegasus Havayolları

yetkilileriyle yapılan görüşmede, Dalaman

ile Adana arasında direkt uçuşların yaz

sezonunda başlayacağı belirtildi. Buna

göre Dalaman–Adana direkt uçuşlarının 2

Haziran itibarıyla başlayacağı ve haftada üç

gün salı, perşembe ve cumartesi günleri

gerçekleştirileceği ifade edildi. ITB Berlin

Turizm Fuarı’nda Pegasus Havayolları

Direktörü Emre Pekesen ve Pegasus Airlines

Group

Head of

Sales

Burcu

Burcu

Ardalı

ile bir

araya geldiklerini belirten Yağmur,

görüşmede bölgenin ulaşım imkanlarının

geliştirilmesi konusunda önemli

değerlendirmeler yapıldığını söyledi. Yeni

uçuş hattının bölge turizmi için önemli bir

gelişme olduğunu vurgulayan Yağmur,

“Adana ve çevresi çok büyük bir nüfus

potansiyeline sahip. Dalaman’a başlayacak

direkt uçuşlar sayesinde Adana ve çevre

illerden bölgemize ulaşım çok daha kolay

hale gelecek. Bu gelişme Dalyan, Ortaca,

Köyceğiz, Fethiye, Marmaris ve çevresindeki

turizm merkezlerine gelecek yerli turist

sayısına önemli katkı sağlayacaktır” dedi.

Ulaşımın turizm hareketliliğinin en önemli

unsurlarından biri olduğunu ifade eden

Yağmur, yeni uçuş hattının mesafeleri önemli

ölçüde kısaltacağını belirtti.

Emerging Travel

Group rekor gelirini

duyurdu

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli

küresel bir seyahat teknolojisi şirketi

olan Emerging Travel Group (ETG), 2025

yılında brüt işlem hacmini 4,8 milyar

dolara ulaştırarak bir önceki yıla göre

%30'luk bir artış kaydetti.

Büyümenin temel itici gücü, bu yıl 10.

yılını kutlayan şirketin amiral gemisi B2B

platformu RateHawk oldu. Platform, seyahat

profesyonellerinin otel, uçak bileti, transfer

ve diğer seyahatle ilgili hizmetleri rezerve

etmelerine hizmet ediyor. 2025 yılında

RateHawk'ın net rezervasyon değeri, 2024

yılına kıyasla %40 artarak 10 yıllık istikrarlı çift

haneli büyüme trendini sürdürdü. RateHawk'a

bağlı iş ortaklarının sayısı %37 artarak dünya

çapında 110.000 seyahat profesyonelini aştı.

Hepsi bir arada, çok ürünlü bir platform

olan RateHawk, ulaşım rezervasyonlarında

da %33'lük bir artış gördü; bu büyümenin

büyük çoğunluğunu uçuşlar ve transferler

sağladı. Emerging Travel Group’un Başkanı

ve CEO’su Felix Shpilman, büyümeyle ilgili

olarak, "RateHawk, son on yılda hızla büyüdü.

Yenilikçi ve iş ortağı odaklı yaklaşımımız

sayesinde Avrupa ve Orta Doğu gibi önemli

bölgelerde güçlü bir pazar uyumu yakaladık ve

hem rezervasyon platformumuz hem de API

çözümlerimizle Asya, Latin Amerika ve Kuzey

Amerika dahil olmak üzere yeni pazarlardaki

varlığımızı genişletmeye devam ediyoruz"

açıklamasında bulundu.



14

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Derya Özbalcı Yeşilyurt’a

yeni görev

Accor’un lüks segmentinde yer alan

Türkiye’deki iki önemli oteli; Fairmont

Quasar İstanbul ve Fairmont markasına

dönüşüm sürecinde olan The Grand

Tarabya Managed by Accor’un pazarlama

ve iletişim faaliyetleri, Derya Özbalcı

Yeşilyurt’un liderliğinde tek çatı altında

yönetilecek.

Hâlihazırda The Grand Tarabya’da

Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak

görev yapan Yeşilyurt, bu yeni yapılanma

kapsamında Fairmont Quasar İstanbul’a

yeniden dönerek her iki otelin pazarlama

ve iletişim stratejilerinden sorumlu

Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak

görevine devam edecek. Yeni görev

tanımı doğrultusunda Yeşilyurt; dijital

pazarlama, kurumsal iletişim, medya

ilişkileri, içerik stratejileri ve stratejik

iş birliklerini kapsayan geniş bir

sorumluluk alanını yönetecek. Accor’un

lüks segment

vizyonu

doğrultusunda

her iki

markanın stratejik konumlandırmasını

bütüncül bir yaklaşımla ele alarak,

Türkiye’deki Fairmont markalarının

pazardaki gücünü daha da artırması

hedefleniyor. Otelcilik ve medya

sektörlerinde uzun yıllara dayanan

deneyime sahip olan Yeşilyurt, kariyeri

boyunca Fairmont Quasar İstanbul’da

Pazarlama ve İletişim Müdür Yardımcısı

ve Dijital Pazarlama Müdürü olarak

görev aldı. Dijital dönüşüm, performans

odaklı kampanya yönetimi ve marka

hikâyeleştirmesi alanlarındaki

uzmanlığıyla öne çıkan Yeşilyurt’un

liderliğinde; her iki markanın da yerel

ve uluslararası pazarda daha güçlü

ve stratejik bir konum elde etmesi

amaçlanıyor.

Gloria Golf Club

Avrupa’nın en

iyileri arasında

Gloria Golf Club, Leading

Courses 2026 sıralamasında

Avrupa’nın en iyi golf resortları

arasında yer aldı.

Türkiye golf turizminin öncü markalarından

Gloria Hotels & Resorts bünyesindeki Gloria

Golf Club, Avrupa golf dünyasının en prestijli

referanslarından biri olan Leading Courses

tarafından açıklanan “Europe’s Best Golf

Resorts 2026” listesinde Avrupa’nın en iyi

golf resortları arasında gösterildi. Tamamen

gerçek kullanıcı değerlendirmelerine

dayanan sıralamada Gloria Golf Club,

Avrupa genelinde ilk 100 resort arasında 8.

sırada yer alarak uluslararası golf seyahati

pazarındaki güçlü konumunu bir kez daha

pekiştirdi. Liste; golf sahası deneyimi ile

konaklama kalitesini birlikte değerlendiren

şeffaf ve veri odaklı metodolojisiyle öne

çıkıyor. Gloria Golf Club’ın bu prestijli

listede yer alması, yalnızca saha kalitesine

değil, kapsamlı resort deneyimine dayanan

güçlü performansının bir sonucu olarak

öne çıkıyor. Çok sahalı yapısı sayesinde

golfçülere çeşitlilik sunan Gloria Golf Club,

golf, konaklama ve yaşam deneyimini

bir araya getiren eksiksiz golf deneyimi

(complete golf experience) yaklaşımıyla

uluslararası golf seyahatinde farkını ortaya

koyuyor. Gloria Golf Club’ın başarısı,

Türkiye’nin golf turizmindeki küresel

gücünü pekiştirirken Belek’in uluslararası

golf destinasyonları arasındaki ayrıcalıklı

konumunu bir kez daha tescilliyor. Dünya

standartlarındaki altyapısı ve kusursuz

golf deneyimiyle Gloria Golf Club, Avrupa

golf sahnesinde ilham veren yolculuğunu

kararlılıkla sürdürüyor.



16

hotel restaurant

& hi-tech

antre

Air Astana uçuş

sıklığını artırdı

Air Astana, bahar sezonunda popüler

destinasyonlara ekstra seferler

başlatıyor. Almatı'dan kalkan birçok

uluslararası güzergahta uçuş sıklığını

artıran havayolu şirketinin uçuş

programındaki büyüme nisan ayında da

devam edecek.

Air Astana’nın CFO’su ve CEO adayı

İbrahim Canlıel, ekstra seferlerle ilgili

şunları söyledi: “Nevruz kutlamaları

vesilesiyle, hem bölgesel hem de uzun

mesafeli destinasyonlara uçuş sıklığımızı

artırıyoruz; böylece daha fazla yolcuya

seyahat etme, ailelerini ve arkadaşlarını

ziyaret etme ya da tatillerini yurtdışında

geçirme fırsatı sunuyoruz. Bu ek seferler,

uçuş programındaki esnekliği ve rahatlığı

artıracak ve yolcularımızın seyahatlerini daha

kolay planlamalarını sağlayacaktır” dedi.

Mart ayında Air Astana, Almatı'dan kalkan

birçok uluslararası güzergahta uçuş sıklığını

artırdı. Nevruz tatili döneminde Almatı–

Phuket güzergahına dokuz ek uçuş konuldu.

Vietnam'ın Phu Quoc adasına yapılan

seferlerde, dar gövdeli uçakların yerine geniş

gövdeli Boeing 767'ler kullanılmaya başlandı

ve bu sayede koltuk kapasitesi %35 artırıldı.

Diğer popüler güzergahlarda da sefer sayısı

artırıldı. Özellikle Almatı–Delhi hattına 13

sefer eklenirken, Londra, Male, İstanbul,

Tiflis ve Taşkent'e yapılan seferlerin sayısı da

artırıldı. Uçuş programındaki büyüme nisan

ayında da devam edecek. Astana-Frankfurt

güzergahındaki haftalık dört sefer, ay sonuna

kadar kademeli olarak günlük seferlere

çıkarılacak. Ayrıca Almatı–Phuket ve Almatı–

Bangkok güzergahlarında da ek seferler

başlatılacak.

Liberty Fabay kapılarını

açtı

Ramazan Bayramı ile sezona başlayan Liberty Fabay,

Fethiye’de 5 yıldızlı lüks ve her şey dahil konseptiyle

özgürlük, konfor ve iyi hissetme odaklı, doğa ile iç içe

bir tatil deneyimi vadediyor.

Liberty Fabay, Fethiye’de palmiye

ağaçlarıyla çevrili doğayla uyumlu

atmosferi, modern mimarisi ve 5 yıldızlı

her şey dahil konseptiyle konuklarına

özgürlük, konfor ve kişiselleştirilmiş bir

tatil deneyimi sunuyor. Deniz manzaralı

odalardan havuza erişimli seçeneklere, aile

odalarından özel havuzlu süitlere uzanan

geniş konaklama alternatifleri; ferah

yaşam alanları, zarif detaylar ve fonksiyonel

tasarımlarla desteklenerek misafirlere

günün her anında rahatlık ve huzur sağlıyor.

Doğayla iç içe tasarlanmış özel plajı, farklı

konseptlerde planlanan havuzları, aquapark

alanı, ısıtmalı havuzları ve yetişkinlere özel

bölümleriyle tesis, sezonun enerjisini açık

alanlara taşıyor. Çocuklar, aileler ve “adults

only” deneyimini tercih eden misafirler

için ayrıştırılmış

alanlar sayesinde

herkes kendi tatil

ritmini özgürce

yaşayabiliyor.

Gastronomi

tarafında dünya

mutfağından ilham

alan restoranlar,

taze ve mevsimsel

ürünlerle hazırlanan

menüler ve

miksolojist imzalı

kokteyller öne

çıkarken; spa & wellbeing merkezi masaj

terapileri, aromaterapi uygulamaları ve

geleneksel Türk hamamı ile yenilenme

odaklı bir deneyim sunuyor. Kids Club ve

Teenage Club ile ailelere de konforlu ve

eğlenceli bir ortam sağlayan tesis, her

yaştan misafir için dengeli, konforlu ve

deneyim odaklı bir tatil atmosferi vadediyor.



hotel restaurant

18 & hi-tech

antre

Yeni sezonu 11 Nisan’da

açıyor

Bodrum’un Torba koyunda konumlanan

DoubleTree by Hilton Bodrum Işıl Club Ultra All

Inclusive Resort, 11 Nisan itibarıyla yeni sezon için

kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Denize sıfır konumda yer alan ve mavi

bayraklı plajıyla öne çıkan DoubleTree

by Hilton Bodrum Işıl Club, yeni sezonda

sunduğu yeniliklerle konfor ve eğlenceyi

bir arada sunuyor. Bahçe ve deniz

manzaralı oda seçenekleri, aile odaları ve

süitleriyle farklı konaklama ihtiyaçlarına

hitap eden tesis, ferah yaşam alanları ve

yenilenen Spa & Wellness hizmetleriyle

misafirlerine hem fiziksel hem zihinsel

olarak yenilenme imkânı sağlıyor.

Basketbol, tenis, plaj voleybolu gibi kara

sporlarının yanı sıra kano, deniz bisikleti

ve jet ski gibi su sporlarıyla da zenginleşen

aktivite seçenekleri, gün boyu enerjik bir

tatil sunuyor. Çocuklar için özel olarak

hazırlanan ve yeni sezonda içerikleri

genişletilen Kids Club, yaş gruplarına uygun

atölye çalışmaları, takım oyunları ve yaratıcı

etkinliklerle minik misafirlere eğlenceli

bir dünya

sunuyor.

Bu sayede

çocuklar

keyifli vakit

geçirirken,

aileler de

tatilin tadını

çıkarabiliyor.

Gastronomi

alanında ise

Şef Kaan

Yıldırım

yönetiminde

yenilenen mutfak konsepti dikkat

çekiyor. Yerel ve mevsimsel ürünlerin ön

planda tutulduğu menüler, uluslararası

dokunuşlarla zenginleştirilerek misafirlere

rafine bir lezzet deneyimi sunuyor.

Evcil hayvan dostu yaklaşımıyla da dikkat

çeken tesis, Ege’nin doğal dokusuyla

uyumlu atmosferi, zengin aktivite

seçenekleri ve yenilenen gastronomi

deneyimiyle Bodrum’da kapsamlı ve keyifli

bir tatil vadediyor.

Uluslararası arenada

büyük başarı

Kapadokya’nın doğal ve kültürel mirasını

sporla buluşturan Salomon Cappadocia

Ultra Trail, Sürdürülebilir Spor Turizminde

Mükemmellik Ödülleri kapsamında 'Spor

Turizminin Toplumsal Etkisi' ödülüne layık

görüldü.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü

(UN Tourism) ve Uluslararası Otomobil

Federasyonu (FIA) tarafından ilk kez

düzenlenen Sürdürülebilir Spor Turizminde

Mükemmellik Ödülleri, İspanya'nın

başkenti Madrid'de gerçekleştirilen törenle

sahiplerine verildi. Jüri tarafından yapılan

değerlendirme sonunda kendi kategorisinde

en yüksek puanı alan Salomon Cappadocia

Ultra Trail, 'Spor Turizminin Toplumsal

Etkisi' ödülünü kazandı. Proje, Türkiye

Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile

Argeus Travel & Events iş birliğiyle hayata

geçirildi. TGA’nın Türkiye’nin turizm

değerlerini dünyaya anlatma konusundaki

güçlü yaklaşımı, organizasyonun

uluslararası

alanda daha

fazla görünür

olmasına

önemli katkı

sağladı.

Argeus’un

uzun yıllara

dayanan

organizasyon

tecrübesi

ve spor turizmine verdiği destek de bu

başarının en önemli parçalarından biri

oldu. Salomon Cappadocia Ultra Trail,

her yıl farklı ülkelerden binlerce sporcuyu

bir araya getirirken, bölge ekonomisine

sağladığı katkı, yerel paydaşlarla geliştirdiği

iş birlikleri ve çevreye duyarlı yaklaşımıyla

öne çıkıyor. Organizasyon, Kapadokya’nın

eşsiz coğrafyasında sadece bir yarış değil;

kültürü, doğayı ve insanları bir araya getiren

bir deneyim sunmaya da devam ediyor.



20

hotel restaurant

& hi-tech

antre

İksir Resort Town

tatili ekosistem

deneyimine

dönüştürüyor

Kastamonu Daday’da konumlanan İksir Resort

Town, yıl boyu açık otel modelinden çıkarak yalnızca

belirli zamanlarda, kürate edilmiş programlarla

misafir ağırlayan yeni programını duyurdu.

Dünya turizminde hızla büyüyen deneyim

ekonomisi, seyahatin odağını konaklamadan

yaşanan anlara kaydırıyor. Artık birçok

gezgin, standart tatil paketleri yerine

tematik, sınırlı ve anlam odaklı deneyimleri

tercih ediyor. Kastamonu Daday’da

konumlanan İksir Resort Town, bu anlayışın

Türkiye’deki karşılığı olarak öne çıkıyor.

Tesis, klasik yıl boyu açık otel işletmeciliğini

geride bırakıp, yalnızca belirli tarihlerde

kürate edilmiş programlarla hizmet

veriyor. Bu yaklaşım, “az ama nitelikli

ziyaret” anlayışının Türkiye turizmindeki

dikkat çekici

örneklerinden

biri olarak

konumlanıyor.

2026 sezonunda

tesis; Uçurtma

Şenliği, Doğa

& Deneyim,

Sporla Keşfet

ve Kurban

Bayramı özel programlarıyla farklı ilgi

alanlarına hitap eden sınırlı katılımlı

deneyimler sunuyor. Tesisin gastronomik

içerikleri ise Kastamonu’nun banduma ve

tirit gibi yöresel lezzetlerini odağa alarak

deneyimi tatlandırıyor.

Sports & Events

Türkiye, Sevilla’da

global lansmanını

yaptı

Sports & Events Türkiye, Türkiye’nin

spor turizmi alanındaki en önemli

uluslararası organizasyonlarından biri

olma yolunda, ilk global lansmanını

Sevilla, İspanya’da gerçekleştirdi.

23–25 Mart 2026 tarihlerinde düzenlenen

fuarda, Türkiye’nin spor turizmi vizyonu

özel filmlerle tanıtılırken, TGA tarafından

kurulan enformasyon standı büyük ilgi

gördü. Lansmanda TGA Spor Pazarlama

Müdürü Serhan Sarı ve Spor Turizmi Birliği

Uluslararası Organizasyonlar Komitesi

Başkanı Burçin Badem, organizasyonun

hedeflerini ve Türkiye’nin spor turizmindeki

iddiasını paylaştı. Sarı, Türkiye’nin güçlü

tesis altyapısı ve hizmet kalitesinin

uluslararası paydaşlarla buluşacağını

vurgularken, Badem dört yıllık emeğin

meyvesini uluslararası arenada görmekten

gurur duyduklarını belirtti. Sports & Events

Türkiye, Türkiye’de tüm spor branşlarını

kapsayan ilk uluslararası spor turizmi fuarı

olma özelliğini taşıyor. 31 Mayıs – 3 Haziran

2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek

organizasyon, uluslararası organizasyon

sahipleri, kulüpler, acenteler ve tur

operatörlerini Türkiye’deki tesis ve hizmet

sağlayıcılarla buluşturacak. Şimdiden dünya

genelinden 72 uluslararası alıcı başvurusu

alarak büyük ilgi gördü. Fuar, Türkiye’nin

spor turizminde güçlü bir merkez haline

gelmesini, uluslararası iş birliklerini

artırmasını ve sürdürülebilir ekonomik

değer oluşturmayı ratmasını hedefliyor.

Antalya başta olmak üzere Türkiye’nin spor

destinasyonları, global pazarda daha etkin

şekilde temsil edilecek.



22

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm

Dünyanın En Çok Ziyaret Edilen

Şehirleri Arasında İstanbul ve

Antalya da Var!

Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri güncel verilerle yeniden sıralandı. Bangkok,

Hong Kong ve Londra’nın ilk üçte yer aldığı listede Türkiye’den İstanbul ve Antalya’nın

üst sıralarda yer alması dikkat çekti.

Farklı bölgelerden şehirlerin yer aldığı

listede Asya şehirlerinin ağırlığı

hissedildi. Özellikle Bangkok ve Hong

Kong gibi merkezler yüksek ziyaretçi

sayılarıyla öne çıkarken, Avrupa’dan

Londra da güçlü konumunu korudu. Körfez

bölgesinden Dubai ve Mekke de önemli

turist akışına sahne oldu.

İstanbul ve Antalya’nın listede üst

sıralarda yer alması, Türkiye’nin

turizmdeki konumunu ortaya koydu. Her

iki şehir de sahip oldukları tarihi ve doğal

zenginliklerle milyonlarca ziyaretçiyi

ağırlamaya devam etti. Açıklanan veriler,

Türkiye’nin uluslararası turizmdeki payını

sürdürdüğünü gösterdi.

Bangkok, Hong Kong, Londra zirvede

Dünyada en çok ziyaret edilen şehirler

listesi, uluslararası turizm hareketliliğini bir

kez daha ortaya koydu. Açıklanan verilere

göre, farklı kıtalardan şehirler milyonlarca

turisti ağırlayarak öne çıktı. GZT'nin

aktardığına göre, listenin ilk sırasında 30,3

milyon ziyaretçi ile Bangkok yer alırken,

onu 23,2 milyon ile Hong Kong ve 22,7

milyon ile Londra takip etti. Makao 20,4

milyon ziyaretçi sayısıyla dördüncü sırada

bulunurken, İstanbul 19,7 milyon ile beşinci

sırada yer aldı. Listenin devamında 19,5

milyon ziyaretçi ile Dubai altıncı sırada,

18,7 milyon ile Mekke yedinci sırada ve

18,6 milyon ile Antalya sekizinci sırada

konumlandı. Böylece Türkiye’den iki şehrin

ilk 10 içinde yer alması dikkat çekti.



24

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm

Antalya 2025’i 17 Milyonun

Üzerinde Ziyaretçiyle Kapattı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açıkladığı verilere göre, Antalya 2025 yılını 17 milyon 122 bin 548

ziyaretçiyle kapattı.

Bakan Ersoy, 2025 yılı sonunda

Antalya’ya gelen toplam ziyaretçi

sayısının 17 milyon 122 bin 548

olarak kaydedildiğini belirtti. Bu rakamla

Antalya, 2024 yılının ardından 2025’i

de rekor ziyaretçi sayısıyla tamamladı.

Ersoy, Antalya’ya gelen ziyaretçi sayısının

geçen yıla göre yüzde 1,17 oranında

artış gösterdiğini ifade ederek, ziyaretçi

hareketliliğinin yıl geneline yayıldığını

vurguladı.

2025 yılında Antalya’ya en fazla ziyaretçi

gönderen ülkeler sıralamasında Rusya

Federasyonu, Almanya ve İngiltere ilk

üç sırada yer aldı. Bakan Ersoy, elde

edilen verilerin Antalya’nın uluslararası

turizmdeki güçlü konumunu ortaya

koyduğunu kaydetti.



26

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm

Türkiye’de Otel Yatak Sayısı

2 Milyona Dayandı

Türkiye’de belgeli faal otel yatakları 2026 yılı Şubat ayında 1 milyon 969 bini aşarak turizm sektöründe

büyümeye işaret etti.

Türkiye’de belgeli ve faal otel yataklarının

sayısı 2026 yılı Şubat ayında 1 milyon

969 bini aşarak turizm sektöründeki

kapasitenin büyüklüğünü ortaya koydu.

Turizmdatabank’ın, Kültür ve Turizm

Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere

göre, bu dönemde işletme ve basit belgeli

tesislerin sayısı 21.429’a ulaşırken, yatırım

belgeli tesis sayısı 576 olarak kaydedildi.

Tesislerdeki yatak dağılımına bakıldığında,

işletme ve basit belgeli yatakların sayısı 1

milyon 828 bini geçerken, yatırım belgeli

yataklar ise 141 bini aştı. Bu veriler,

Türkiye’de turizm altyapısının güçlü ve

sürdürülebilir bir şekilde gelişmeye devam

ettiğini gösteriyor.



28

hotel restaurant

& hi-tech

verilerle turizm

Turizm Havalimanlarında Yolcu

Sayısı 2,3 Milyona Ulaştı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bölge havalimanlarının ocak ayındaki yolcu ve uçuş

istatistiklerini açıkladı. Buna göre, söz konusu havalimanlarında toplam 2 milyon 285 bin 422 yolcu

seyahat etti.

Ulaştırma Bakanı Abdulkadir

Uraloğlu, turizm bölgelerindeki

havalimanlarında ocak ayında

toplam 2 milyon 285 bin 422 yolcu ve 16

bin 739 uçuş gerçekleştiğini açıkladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir

Uraloğlu, turizm bölgelerinde yer alan

havalimanlarının ocak ayı yolcu ve uçuş

verilerini açıkladı. haberaero'da yer alan

habere göre, yılın ilk ayında söz konusu

havalimanlarında toplam 2 milyon 285

bin 422 yolcu ağırlandı.

16 bin 739 uçak trafiği gerçekleşti

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı

sitesinde yer alan verilere göre,

ocak ayında turizm merkezlerindeki

havalimanlarında iç hatlarda 1 milyon

446 bin 366, dış hatlarda 839 bin 56

yolcuya hizmet verildi. Aynı dönemde 10

bin 418’i iç hat, 6 bin 321’i dış hat olmak

üzere toplam 16 bin 739 uçak trafiği

gerçekleşti.

İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda

978 bin 647, Antalya Havalimanı’nda

1 milyon 74 bin 277, Muğla Dalaman

Havalimanı’nda 89 bin 53 yolcuya

hizmet verildi. Muğla Milas-

Bodrum Havalimanı’nı 108 bin 763

yolcu kullanırken Gazipaşa Alanya

Havalimanı’nda 34 bin 682 yolcu

trafiği kaydedildi. Uraloğlu, söz

konusu verilerin turizm sezonu öncesi

hareketliliğin başladığını gösterdiğini

belirterek yaz aylarına doğru özellikle

dış hat yolcu sayısında önemli artış

beklendiğini ifade etti.



30

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

İlker Habeşoğlu: “Güvenli Çocuk Spor ve Eğitim

Turizmi İçin TÜRSAB Belgesi Şart”

TÜRSAB MICE Turizmi İhtisas Başkan Yardımcısı ve HBS

Group Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı İlker Habeşoğlu,

son yıllarda hızla büyüyen çocuk spor ve eğitim turizminin

sektöre katkısını ve beraberinde getirdiği güvenlik risklerini

değerlendirdi. Habeşoğlu, bu alanda yalnızca yetkili seyahat

acenteleriyle çalışılması gerektiğine dikkat çekti.

Son yıllarda spor ve eğitimi turizmle

birleştiren organizasyonların ciddi

bir hacme ulaştığını belirten İlker

Habeşoğlu, çocuk spor ve eğitim turizminin

yaklaşık 25 yıldır uygulanan bir model

olduğunu söyledi. Habeşoğlu, HBS Group

Türkiye’nin Power Bulls SPORT markasıyla

bu alanda sektörün ilk firmalarından biri

olduğunu ve binlerce çocuğa seyahat imkânı

sağladıklarını ifade etti.

“Her yıl yaklaşık 1 milyon çocuk seyahat

ediyor”

Çocuk spor ve eğitim turizminin özellikle

sömestr, ara tatil ve yaz tatili dönemlerinde

yoğunlaştığını belirten Habeşoğlu, basketbol,

voleybol, futbol, jimnastik ve satranç gibi

branşların yanı sıra LGS, YKS ve dil eğitimine

yönelik kamp ve turnuvalarla her yıl ortalama

1 milyon çocuğun okulları, dershaneleri

ve kulüpleriyle seyahat ettiğini söyledi. Bu

seyahatlerin çocukların özgüveni ile fiziksel,

zihinsel ve sosyal gelişimi açısından önemli

olduğunun altını çizdi.

“Bu organizasyonlar yasal çerçevede

yapılmak zorunda”

Habeşoğlu, bu tür organizasyonların ne

kadar resmi ve güvenli olduğu konusunun

büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’de

konaklama, ulaşım ve transfer gibi

hizmetlerin 1618 sayılı Seyahat Acentaları

Kanunu kapsamında yalnızca Kültür ve

Turizm Bakanlığı ile TÜRSAB tarafından

yetkilendirilmiş seyahat acenteleri aracılığıyla

yapılabileceğini hatırlattı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Eğitim Kurumları

Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’ne göre, resmi

ve özel okulların bu tür faaliyetlerde yetkili

seyahat acenteleriyle çalışmak ve seyahat

sağlık sigortası yaptırmak zorunda olduğunu

belirten Habeşoğlu, tatil dönemlerinin bu

yükümlülükler için istisna oluşturmadığını

söyledi.

“Denetimler arttı, cezalar uygulanıyor”

Gelen şikâyetlerin artması üzerine 2025-

2026 eğitim döneminde denetimlerin

sıkılaştırıldığını belirten Habeşoğlu, TÜRSAB,

Turizm İl Kültür Müdürlükleri ve maliye

denetim birimlerinin sahada aktif şekilde

kontrol yaptığını ifade etti. Denetimlerin

yalnızca organizasyon öncesiyle sınırlı

kalmadığını, otel lobilerinde yapılan

kontrollerde de çok sayıda spor kulübü ve

eğitim kurumunun cezalarla karşılaştığını

söyledi. Bu cezaların hem organizatörler hem

de katılımcılar için geçerli olduğunu vurguladı.

“Belgesiz organizasyonlar ciddi risk taşıyor”

Son yıllarda yetki belgesi olmayan kişilerin

otel ve salonlarla anlaşarak eğitim kampı

veya turnuva adı altında organizasyonlar

düzenlediğini belirten Habeşoğlu, bu tür

faaliyetlerde çocukların sigortasız seyahat

ettiğini ve sorun yaşandığında muhatap

bulunamadığını dile getirdi.Olası adli

davalarda organizatörler, katılımcılar ve otel

yönetimlerinin aynı oranda kusurlu sayıldığını

ifade eden Habeşoğlu, bu kişilerin çoğunun

şirketi dahi olmadığını söyledi.

“Önce güvenli turizm”

Güvenli seyahat için mutlaka resmi şirket

evraklarının ve TÜRSAB yetki belgesinin talep

edilmesi gerektiğini vurgulayan Habeşoğlu,

velilerin, eğitim kurumlarının ve spor

kulüplerinin belge numaralarını TÜRSAB

üzerinden teyit etmesinin önemine dikkat

çekti. Olası anlaşmazlıklarda hak kaybı

yaşanmaması için sözleşme imzalanmasının

zorunlu olduğunu belirten Habeşoğlu, otel

yönetimlerinin de organizatörlerden yetki

belgelerini talep etmesi gerektiğini söyledi.

Çocuk spor ve eğitim turizminin sürdürülebilir

turizm ve sağlıklı nesiller açısından önemli bir

alan olduğunu ifade eden İlker Habeşoğlu, bu

büyümenin ancak güvenli ve yasal zeminde

mümkün olabileceğini belirterek sözlerini,

“Önce güvenli turizm” vurgusuyla tamamladı.



32

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Turizm Gelirleri Son 8 Yılda

%109 Yükseldi

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, son 8 yılda turizm gelirlerinde %109 artış sağlandığını

açıklayarak, 2017–2025 döneminde küresel krizlere rağmen sektörde muazzam bir sıçrama

yaptırmayı başardıklarını söyledi.

Bakan Ersoy, son 8 yılda turizm

gelirlerinde yüzde 109 artış sağlandığını,

kültür ve sanat alanında küresel ölçekte

güçlü bir etki oluşturulduğunu, “Geleceğe

Miras” projesiyle arkeolojide kapsamlı bir

atılım gerçekleştirildiğini ve yatırımlar,

restorasyonlar ile kültür diplomasisi

çalışmalarıyla Türkiye’nin her alanda istikrarlı

şekilde güçlenmeye devam ettiğini belirtti.

Küresel gelişmelerin etkisinin arttığı

bir dönemde Türkiye’nin kültür ve

turizm alanındaki yol haritasına ilişkin

değerlendirmelerde bulunan Bakan Ersoy,

yürütülen çalışmaların kapsamını ve elde

edilen sonuçları paylaştı. Küresel yapının yeni

bir düzene doğru evrildiğini belirten Ersoy,

milletin huzur ve refahını teminat altına

almak ve ülkenin güçlü, lider ve tam bağımsız

yarınlarını inşa etmek için yoğun bir mesai

yürütüldüğünü ifade etti.

Turizmde artış yüzde 109

Göreve geldikleri ilk günden itibaren kültür

ve turizmi tek bir ekosistemin parçaları

olarak ele aldıklarını belirten Bakan Ersoy,

bu vizyonla hem her başlık için özel proje,

hizmet ve eser üretildiğini hem de bu bütüncül

yaklaşımın korunduğunu söyledi. Kültür ve

turizmin doğrudan veya dolaylı olarak birbirini

sürekli desteklediğini ifade eden Ersoy,

bu sayede önemli mesafeler katedildiğini

vurguladı.

Sektörde ürün ve pazar çeşitliliğinin arttığını

ve turizmin kıyılara hapsolmaktan kurtarılarak

ülke geneline yayıldığını belirten Ersoy, tesis

kalitesi ve insan kaynağıyla örnek alınan

bir yapı oluşturulduğunu kaydetti. Turizmin

ekonomide stratejik sektör olarak ilan

edildiğini hatırlatan Bakan Ersoy, turizmde

elde edilen başarıya dikkat çekti.

Son 8 yılda gelirlerin yüzde 109 artırıldığını

ifade eden Mehmet Ersoy, Covid-19 salgınına,

savaşlara ve siyasi gerilimlere rağmen 2017-

2025 yılları arasında turizmde muazzam bir

sıçrama yaptırmayı başardıklarını söyledi.

Türk dizileri 170 ülkede

Kültür-sanat sahasında özgün üretimin

arttığını belirten Ersoy, temsil, seyirci ve

ihracatta rekorlar kırıldığını ifade etti. Türk

dizilerinin yaklaşık 170 ülkede 1 milyardan

fazla insana ulaştığını, sinema sektörünün


uluslararası ödüllerde yer aldığını söyledi.

Bu alanlarda sundukları ciddi desteklerin

sürdürüldüğünü kaydetti.Dünyanın

Türkiye’yi takip ettiğine işaret eden Bakan

Ersoy, “Arkeolojiden yazma eserlere farklı

sahalarda dünyada sayılı örneği olan bilimsel

çalışmaların yürütüldüğü, elde ettiği veri ve

bulguları uluslararası alanda heyecanla takip

edilen bir Türkiye’nin gururunu yaşıyoruz.”

dedi.

Arkeolojide altın çağ

“Geleceğe Miras” projesine de değinen

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri

Ersoy, Türk arkeoloji tarihinin en kapsamlı

kazı, restorasyon ve ihya sürecinin hayata

geçirildiğini belirtti. Ersoy, 65 ilde 255

kazının projeye dahil edildiğini kaydetti. Kazı

çalışmalarının yılın tamamına yayıldığını,

her kazıya Türk koordinatör atandığını ve

yabancı kazıların da bu sisteme dahil edildiğini

belirten Bakan Ersoy, bu süreci millî ve yerli

bir arkeoloji atılımı olarak tanımladı ve Türk

arkeolojisinin altın çağını başlattıklarını

vurguladı. Bu süreçte 15 binin üzerinde eserin

müzelere kazandırıldığını belirten Ersoy, 2025

yılında toplam kazı sayısının 776’ya ulaştığını,

bu yıl ise 800’e çıkarılmasının hedeflendiğini

söyledi.

Gece Müzeciliği ve Kültür Yolu Festivali ile

yeni dönem

Gece müzeciliği uygulamasının 27 müze ve

ören yerinde hayata geçirildiğini belirten

Ersoy, 2025 yılında 600 bin ziyaretçinin

ağırlandığını kaydetti. Bakan Ersoy, proje

kapsamında bugüne kadar 7,5 Milyar

Lira destek sağlandığını ifade etti. Kültürsanat

faaliyetlerinde tiyatrodan operaya,

konserlerden sergilere kadar tüm alanlarda

temsil ve katılımın arttığını belirten Ersoy,

“Yaşayan Miras Şölenleri”, “Yaşayan Miras

Okulu” ve “Yaygın Kültürel Eğitim” gibi

projelerle geleneksel sanatların ve ustaların

desteklendiğini söyledi. Türkiye Kültür Yolu

Festivali ile kültür ve sanatın uluslararası

vitrine taşındığını ifade eden Ersoy, festivalin

bu yıl 26 ilde düzenleneceğini kaydetti.

Ersoy, AKM’den CSO Ada Ankara’ya, Rami

Kütüphanesi’nden Galata ve Kız Kuleleri’ne,

Bodrum Kalesi ve Sümela Manastırı’ndan

Selimiye, Süleymaniye ve Ayasofya-i Kebir

camilerine kadar uzanan geniş ölçekte

mimari, restorasyon ve ihya projelerini hayata

geçirdiklerini belirterek bu çalışmaların

kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. Ersoy, TİKA,

YTB, Yunus Emre Enstitüsü ve Vakıflar Genel

Müdürlüğü aracılığıyla yürütülen uluslararası

iş birlikleri, Türkçe öğretimi ve Türkiye

Bursları gibi projelerle Türkiye’nin kültür

diplomasisini küresel ölçekte etkin ve güçlü

bir şekilde kullandığını vurguladı.

Akdeniz’e 26,9 milyar liralık yatırım

Akdeniz Bölgesi’ne yapılan yatırımlara da

değinen Ersoy, 2002-2025 yılları arasında

yaklaşık 26,9 milyar lira kültür ve turizm

yatırımı gerçekleştirildiğini belirtti. Ersoy,

konaklama tesis sayısının neredeyse altı

buçuk katlık bir artışla 610’dan 3 bin 845’e

çıktığını, yatak kapasitesinin ise 161 bin

970’ten 684 bin 681’e yükseldiğini ifade etti.

Geleceğe Miras projesi kapsamında Antalya

ve Burdur’da kapsamlı kazı çalışmaları

gerçekleştirdiklerini hatırlatan Ersoy, şöyle

devam etti: “Antalya ve Alanya müzelerinde,

Aspendos, Patara ve Side ören yerleri

ile Nekropol Müzesinde Gece Müzeciliği

uygulamasını başlattık. Uygulamaya

geçilmesiyle birlikte 50 bine yakın ziyaretçi

rakamına ulaştık. 2026 yaz sezonuna kadar

Likya Uygarlıkları Müzesi ile Syedra ve

Sagalassos ören yerlerinde de Gece Müzeciliği

uygulamasını başlatacağız.”

Akdeniz Bölgesinin yoğun olarak tanıtıldığını

dile getiren Ersoy şunları söyledi: “TGA; film

iletişimi ve global projeler, GO Türkiye web

platformu, sosyal medya hesapları, basılı

yayınlar ile yurt dışı ve yurt içi ağırlamaları

üzerinden dünyanın her köşesinde Akdeniz

Bölgesi’ni şehir şehir tanıtmakta, yüzlerce

milyon insana ulaştırmaktadır.”

Deprem bölgesinde tarih yeniden ayağa

kaldırılıyor

Deprem bölgesinde yürütülen çalışmalara

ilişkin de bilgi veren Ersoy, Hatay ve

Kahramanmaraş başta olmak üzere hasar

gören kültür varlıklarının yeniden ayağa

kaldırıldığını belirterek haziran ayı itibarıyla

377 vakıf kültür varlığının tamamının restore

edilmiş olacağını söyledi. Ersoy, İran’a

yönelik başlatılan hukuksuz saldırıların bölge

genelinde ciddi bir istikrarsızlık yarattığını

belirterek patlama ve siren seslerinin, can

kayıplarının ve kriz ortamının birçok ülkenin

gündelik gerçeği haline geldiğini ifade etti.

Türkiye’nin güçlü devlet geleneği ve

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın

ortaya koyduğu irade doğrultusunda yürütülen

etkin diplomasi sayesinde milletin huzur ve

güvenliğinin korunduğunu vurgulayan Ersoy,

bu sürecin saldırıların sona erdirilmesine

yönelik mesafe alınmasına fayda sağladığını

dile getirdi. Ersoy, kültür ve turizm

alanında tüm paydaşlarla birlikte ülkenin

hem bugününü hem de yarınını güvence

altına almak için çalışmalarını kararlılıkla

sürdürdüklerini kaydederek “Türkiye Yüzyılı”

hedefleri doğrultusunda birlik ve dayanışma

içinde ilerlemeye devam edeceklerini belirtti.


Deniz Erçekin: “Farklı Segmentlerden Gelen

Talebin Dengeli Seyri Bizim İçin Önemli”

İş ve şehir turizmini bir arada sunan

Ramada Plaza by Wyndham İstanbul

Tekstilkent, yılın ilk üç ayında hedeflediği

doluluk seviyelerine ulaşarak güçlü bir

performans sergiledi. Yılsonu hedeflerinde

dengeli ve sürdürülebilir büyüme önceliğini

vurgulayan Otel Genel Müdürü Deniz

Erçekin, “Misafir memnuniyetini ve hizmet

kalitesini koruyarak yıl boyunca istikrarlı

bir doluluk grafiği yakalamayı amaçlıyoruz”

diyerek otelin doluluk performansını, misafir

profillerini ve önümüzdeki döneme dair

büyüme stratejilerini anlattı.

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

Ramada Plaza by Wyndham İstanbul

Tekstilkent, özellikle iş seyahatleri ve

toplantı turizmine hitap eden bir şehir oteli

olarak konumlanıyor. Bugün geldiğiniz

noktada otelin doluluk oranları nasıl

seyrediyor ve yılsonu için belirlediğiniz

hedefler neler?

Öncelikle şunu söyleyebilirim ki, otelimiz

yalnızca iş amaçlı seyahat eden misafirleri

değil, İstanbul’u keşfetmek için gelen

yerli ve yabancı turistleri de ağırlayan çok

yönlü bir konaklama ve hizmet anlayışına

sahip. Otelimizin konumu da bu noktada

önemli bir avantaj sağlıyor. Sanayi ve ticaret

merkezlerine, alışveriş alanlarına ve tarihi

noktalara yakın olmasının yanı sıra metroya

kısa mesafede bulunması, hem iş seyahati

için gelen misafirlerimize hem de şehri

gezmek isteyen ziyaretçilere büyük bir

ulaşım kolaylığı sunuyor.

Doluluk oranları açısından baktığımızda,

yılın ilk üç ayında hedeflediğimiz seviyelere

ulaştığımızı söyleyebilirim. Elbette turizm

sektörü küresel gelişmelerden ve bölgesel

dinamiklerden oldukça fazla etkilenebiliyor.

Ancak mevcut tabloyu şu an için olumsuz

değerlendirmiyoruz. Önümüzdeki dönemde

olumlu seyrin devam edeceğine dair

umudumuzu koruyoruz. Yaz aylarına

doğru talebin daha da artmasını ve doluluk

oranlarımızın daha güçlü bir seyir izlemesini

bekliyoruz.

Yılsonu hedeflerimizde ise, dengeli ve

sürdürülebilir bir büyüme yaklaşımı ön

planda. Misafir memnuniyetini ve hizmet

kalitesini koruyarak yıl boyunca istikrarlı bir

doluluk grafiği yakalamayı amaçlıyoruz.

Otelinizin misafir portföyüne baktığımızda

hem iş dünyasına hem de uluslararası

ziyaretçilere hitap eden bir yapı görülüyor.

Şu anda en güçlü olduğunuz pazarlar

hangileri ve İstanbul’a gelen turist

profilinde son yıllarda nasıl bir değişim

gözlemliyorsunuz?

Otelimizin misafir portföyüne baktığımızda

oldukça dengeli ve uluslararası bir yapı

görüyoruz. En güçlü olduğumuz pazarlar

arasında özellikle Avrupa ve Uzak Doğu

öne çıkıyor. Bunun yanı sıra Latin Amerika

ve Orta Doğu pazarlarından gelen

misafirlerimizi de ağırlıyoruz. İstanbul’un

uluslararası ticaret ve turizm merkezi

olması, yıl boyunca düzenlenen fuarlar ve

iş etkinlikleri şehre önemli bir hareketlilik

kazandırıyor ve ziyaretçi profilinin

çeşitlenmesine katkı sağlıyor.

Son yıllarda dikkat çekici bir gelişme ise, iş

seyahatleri ile turistik seyahatlerin giderek

daha fazla birleşmesi. İş amacıyla İstanbul’a

gelen birçok misafirimizin konaklamasını

birkaç gün uzatarak şehri keşfetmeye

zaman ayırdığını görüyoruz. Bunun yanı sıra

sağlık turizmi kapsamında İstanbul’a gelen

ziyaretçiler de tedavi süreçlerinin dışında

şehrin tarihi ve kültürel zenginliklerini

deneyimlemeye büyük ilgi gösteriyor. Bu

açıdan baktığımızda İstanbul, iş, turizm ve

sağlık turizmini bir arada sunabilen çok

yönlü bir destinasyon olarak cazibesini

sürdürmeye devam ediyor.

Ortadoğu ve Körfez bölgesindeki jeopolitik

gelişmeler turizm hareketlerini doğrudan

etkileyebiliyor. Bölgedeki savaş ve siyasi

gerilim ortamının İstanbul’a gelen turist

akışına ve otelinizin rezervasyonlarına

yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Turizm sektörü küresel ve bölgesel

gelişmelerden oldukça hızlı etkilenebilen

bir sektör. Orta Doğu ve Körfez bölgesinde

yaşanan jeopolitik gelişmeler de seyahat

planlarını ve talep dinamiklerini doğrudan

etkileyebiliyor. Bu süreçte hem mevcut

rezervasyonlarda iptaller yaşandığını,

aynı zamanda ileriye dönük rezervasyon

akışında ise bir yavaşlama olduğunuz

görüyoruz. İstanbul’un güçlü turizm

altyapısı ve uluslararası ulaşım olanakları

şehri her zaman önemli bir destinasyon

olarak öne çıkarsa da turizm sektörü bu tür

gelişmelere oldukça duyarlı bir yapıya sahip.

Bu tür gelişmelerin turizm üzerindeki

etkisinde sürecin ne kadar devam

edeceği belirleyici oluyor. Kısa vadede

dengelenmesi durumunda sektörün

toparlanma kabiliyeti oldukça yüksek.

Ancak uzun sürmesi durumunda hem

mevcut rezervasyonlar hem de ileriye

dönük seyahat planları etkilenebiliyor. Bu

nedenle biz de gelişmeleri yakından takip


ederek operasyonlarımızı esnek bir şekilde

planlamaya devam ediyoruz.

Son yıllarda İstanbul turizmi hem ziyaretçi

sayısı hem de gelir açısından oldukça

güçlü bir performans sergiliyor. Sizce

İstanbul’un uluslararası turizmdeki

rekabet gücü hangi alanlarda öne çıkıyor

ve şehir otelleri bu büyümeden nasıl pay

alıyor?

İstanbul dünya turizminde gerçekten

çok özel bir konuma sahip. Tarihi mirası,

kültürel çeşitliliği, gastronomisi ve

uluslararası iş bağlantıları sayesinde hem

turistik hem de ticari seyahatler açısından

önemli bir destinasyon olmayı sürdürüyor.

Bununla birlikte İstanbul’un turizmde sahip

olduğu potansiyelin hâlâ çok daha yüksek

olduğunu düşünüyorum. Avrupa’daki birçok

büyük şehirle kıyaslandığında İstanbul’un

hem ziyaretçi sayısı hem de ortalama

fiyat seviyeleri açısından ulaşabileceği

daha geniş bir alan bulunuyor. Şehrin bu

potansiyeline ulaşabilmesi için turizmin tüm

paydaşlarının yani; kamu kurumları, sektör

temsilcileri, oteller ve acentalar ile birlikte

hareket ederek uzun vadeli ve sürdürülebilir

bir planlama yaklaşımı benimsemesi büyük

önem taşıyor.

Bizim bakış açımıza göre, İstanbul için

en sağlıklı yol, kontrolsüz büyüme yerine

dengeli ve planlı bir gelişim modeli

olacaktır.

Önümüzdeki döneme baktığınızda hem

İstanbul turizmi hem de oteliniz özelinde

büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Yeni

pazarlara açılma, hizmet çeşitliliği veya

yatırım planları açısından hangi başlıklar

öne çıkıyor?

İstanbul turizmine genel olarak

baktığımızda, şehrin hem kültürel

hem de ticari açıdan sunduğu

potansiyelin önümüzdeki dönemde de

talebi desteklemeye devam edeceğini

düşünüyoruz. Ancak burada önemli

olan noktalardan biri şu: Oteller tek

başına turizmde büyük bir yön değişimi

sağlayabilecek yapılar değil. Oteller aslında

daha büyük bir turizm ekosisteminin

parçası. Bu nedenle şehir turizmine dair

büyüme stratejilerinin; kamu kurumları,

sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları,

turizm birlikleri ve özel sektörün birlikte

oluşturacağı uzun vadeli ve sürdürülebilir

bir planlama çerçevesinde şekillenmesi

gerektiğini düşünüyoruz. İstanbul’un gerçek

turizm potansiyeline ulaşabilmesi de ancak

Tekstilkent özelinde baktığımızda,

büyüme stratejimizi tek bir pazara

veya tek bir segmente bağlı

kalmak yerine daha dengeli ve

çeşitlendirilmiş bir misafir portföyü

oluşturmak üzerine kurguluyoruz.

Turizm sektörü küresel gelişmelere

oldukça hızlı tepki veren bir sektör

olduğu için farklı segmentlerden

gelen talebin dengeli bir şekilde

devam etmesi bizim için önemli.

Bu nedenle hem iş seyahati için

gelen misafirlerimizi hem toplantı

ve etkinlik organizasyonlarını

hem de İstanbul’u keşfetmek

isteyen ziyaretçileri kapsayan

bir hizmet çeşitliliği sunmayı

hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde

de uluslararası pazarlardaki

görünürlüğümüzü artırmak ve farklı

pazarlardan gelen misafirlerimizi

ağırlamaya devam etmek

önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Bununla birlikte misafir deneyimini

sürekli olarak daha ileri seviyeye

taşımaya yönelik çalışmalarımıza da

devam ediyoruz.

bu ortak vizyon ve koordinasyonla mümkün

olabilir.

Ramada Plaza by Wyndham Istanbul

Tekstilkent özelinde baktığımızda ise,

büyüme stratejimizi tek bir pazara veya

tek bir segmente bağlı kalmak yerine

daha dengeli ve çeşitlendirilmiş bir misafir

portföyü oluşturmak üzerine kurguluyoruz.

Turizm sektörü küresel gelişmelere oldukça

hızlı tepki veren bir sektör olduğu için farklı

segmentlerden gelen talebin dengeli bir

şekilde devam etmesi bizim için önemli.

Bu nedenle hem iş seyahati için gelen

misafirlerimizi hem toplantı ve etkinlik

organizasyonlarını hem de İstanbul’u

keşfetmek isteyen ziyaretçileri kapsayan bir

hizmet çeşitliliği sunmayı hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde de uluslararası

pazarlardaki görünürlüğümüzü artırmak

ve farklı pazarlardan gelen misafirlerimizi

ağırlamaya devam etmek önceliklerimiz

arasında yer alıyor. Bununla birlikte

misafir deneyimini sürekli olarak daha ileri

seviyeye taşımaya yönelik çalışmalarımıza

da devam ediyoruz. Ayrıca, sürdürülebilir

turizm anlayışı da günümüzde otelcilik

sektörünün geleceği açısından önemli bir

yer tutmaya devam ediyor. Enerji verimliliği,

kaynakların bilinçli kullanımı ve çevreye

duyarlı uygulamalarla hem sürdürülebilir

bir konaklama deneyimi sunmayı hem de

çevresel sorumluluğumuzu yerine getirmeyi

hedefliyoruz.


36

hotel restaurant

& hi-tech

gündem makale

Otel

KÜÇÜK

Sıkıntı

BÜYÜK

Bir sahil kasabasında, deniz kenarında

hatta İstanbul’un eski tarihi bölgesinde

10-15 odalı şirin bir binayı satın alıp

işletmek ya da küçük bir kafe açmak hem

prestijli bir yatırım hem de keyifli bir yaşam

vaadiydi. Ancak bugün geldiğimiz nokta,

maliyet baskısına yenilen butik işletmecilik.

Sektörde dengeler öyle bir şaştı ki, birkaç

sene öncesine kadar yatırımcıların hayali

butik oteller, küçük binalardı, bugün ise

otel sahiplerinin en büyük kabusu haline

gelmiş durumda. "Satılık otel" ilanlarındaki

artışın arkasında yatan temel sebep, artık

sadece sürdürülebilirliği imkansız hale gelen

operasyonel yükler.

Görünmez giderlerin pençesinde

Küçük bir otel işletmek, sanılanın aksine

büyük bir oteli yönetmekten daha zordur.

Çünkü büyük tesislerde maliyetleri

yayabileceğiniz geniş bir oda kapasitesi,

restoranlar, barlar, spa, toplantı salonları vb.

gelir getiren bölümler varken, küçük otellerde

her bir lamba, her bir personel ve her bir

tamirat doğrudan kar marjını azaltır. Bugün

butik oteller, batmak veya devam etmek ile

iki ucu keskin bir karar üzerinde duruyor: Bir

yanda misafir memnuniyetini korumak için

gereken kalite standartları, diğer yanda ise

hayatta kalabilmek için yapılması gereken

kesintiler.

İşletme sahiplerinin her ay sonu gider

kâbusu başlıklar; Personel giderleri,

enerji giderleri, internet sosyal medya vs.

tanıtım reklam giderleri ve geri kalan diğer

giderler; Vergi, sigorta, bakım-onarım ve

pazarlama masrafları, işletme küçük olsa da

"küçülmüyor." Kalemler değişmese de otelin

hacmine göre oran büyüyor veya küçülüyor.

Hayatta kalma eşiği 50 oda

Bugün sahada görüştüğümüz yatırımcıların

profilleri tamamen değişti. Artık kimse

"şirin olsun, az olsun, huzur olsun" demiyor.

Portföyümüzde 40-50 oda bandının altındaki

tesisler neredeyse alıcı bulamaz hale geldi.

Yatırımcı haklı olarak şunu hesaplıyor: "Aynı

gece müdürünü, aynı teknik personeli ve aynı

resepsiyon ekibini 15 oda için de 50 oda için de

istihdam edeceksem, neden 15 odaya yatırım

yapayım? Büyük otellere göre bu sayı değişse

de bulunması gereken hizmetler değişmiyor "

Bu matematiksel gerçeklik, sektörde yeni bir

standart doğurdu. 50 odanın altı, günümüz

ekonomik konjonktüründe artık "yatırım"

değil, "pahalı bir hobi" kategorisine girmeye

başladı.

Markaların "küçük" çıkmazı

Bir diğer yanılgı ise, "Oteli küresel bir zincirin

alt markasına bağlar, kurtarırım" düşüncesi.

Ama ne yazık ki uluslararası otel zincirleri de

bu matematiksel açmazın farkında. Büyük

markalar, işletme giderlerini karşılayamayan,

yeterli nakit akışını sağlayamayan küçük

yapılar için alternatif üretmekte çok seçici

davranıyor. Para kazanamayan bir operasyona

imza atmak, markanın itibarını da riske attığı

için butik yapılar için sunulan alt marka

seçenekleri bir elin parmağını geçmiyor.

Aykut Bakay

Otel Yönetim ve Yatırım Danışmanı

Hizmetten kısıp ve personel sayısını

azalttığınız anda misafir puanları düşüyor;

puanlar düştükçe talep azalıyor ve bu kısır

döngü otelin temelli satılığa çıkmasıyla son

buluyor.

Eğer cebinizde bir sermaye varsa ve otel

yatırımına niyetliyseniz, romantik hayalleri

bir kenara bırakıp rasyonel sayılara

odaklanmanın vaktidir. Turizmde artık "küçük

otel güzeldir" devri kapandı; artık sadece

"yönetilebilir ve ölçeklenebilir olan" ayakta

kalıyor.

Küçük otellerde "günü kurtarmak" bile artık

bir başarı…



Aslı Özcan:“Misafirlerimiz İzmir’i Gezmeden İzmir’i

Gezmiş Kadar Olacak”

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

Canopy by Hilton İzmir Bomonti, İzmir’in tarihi Bomonti bölgesinde kapılarını açtı. Hilton’un tasarım

ve “life style” odaklı markasının Türkiye’deki ilk örneği olan otel, şehir merkezine yakın konumuyla

hem iş hem de turizm amaçlı misafirlere hizmet verecek.

Canopy by Hilton İzmir Bomonti Genel

Müdürü Aslı Özcan ile; markanın

İzmir’e geliş sürecini, Bomonti’nin

tarihi mirasının modern mimariyle nasıl

buluştuğunu, “yeni lüks” anlayışını, Z kuşağına

hitap eden detayları ve otelin şehre katacağı

turizm vizyonunu konuştuk.

Aslı Hanım öncelikle sizi kısaca tanıyabilir

miyiz?

1979 yılında İzmir’de doğdum. Üniversite

eğitimim dışında İzmir’den hiç ayrılmadım.

Üniversite yıllarında Turizm ve Otelcilik eğitimi

alırken gönlümü kaptırdığım mesleğimi

hep bu şehirde sürdürdüm. 23 yıllık otelcilik

kariyerim boyunca çeşitli marka otellerde; Ön

Büro, Rezervasyon ve Satış departmanlarında

farklı kademelerde görev yaptıktan sonra,

sektörün en güçlü markalarından biri

olan Hilton’da Genel Müdürlük seviyesine

yükseldim. 2024 yılı Şubat ayında ise, uzun

yıllardır yakından takip ettiğim Türkerler

Holding projesi olan Canopy by Hilton İzmir

Bomonti Oteli’nin Genel Müdürü olarak

görevime başladım.

Canopy by Hilton Bomonti İzmir’in doğuş

hikâyesinden biraz bahseder misiniz? Bu

oteli İzmir’e kazandırma fikri nasıl doğdu?

“Canopy by Hilton”, Hilton’un yenilikçi ve

tasarım odaklı en özel markalarından biri.

Marka, bugün yalnızca 12 ülkede yaklaşık 40

otelle temsil ediliyor. Türkiye’deki ilk örneği

ise Canopy by Hilton İzmir Bomonti oldu.

Canopy markası; yalnızca özel şehirlerde,

bulunduğu destinasyonun tarihi ve kültürel

dokusuyla bütünleşen, entelektüel bir

çerçevede kurgulanan projelerde hayat

buluyor. Bu vizyonu İzmir’e taşımak için

güçlü bir yatırımcı ve güçlü bir marka iş

birliği gerekiyordu. Hikâye tam da bu noktada

başladı. Türkerler Holding’in yatırım gücü

ile Hilton’un global marka değeri birleşti

ve İzmir’e, şehrin ruhunu yansıtan bu özel

markayı kazandırma hedefiyle yola çıkıldı.

Bomonti gibi tarihî bir bölgede modern bir

şehir oteli açmanın sizce en büyük anlamı

ne?

Bomonti, İzmir’in 1900’lere dayanan geçmiş

tarihinden bugüne uzanan bir dokuya sahip.

Bu tarihi doku sadece bir fabrika yerleşkesi

değil, İzmir’in mesire yeri olma şansına

da sahip olmuş ve bunun mirası olarak


bulunduğumuz yerleşkeye 100 yıllık çınarlar

miras bırakmıştır. Bu büyük miras çok

yakında misafirlerimizle buluşacak ve şehir

hayatından yorulmuş misafirlerin iş gezisi

yada tatillerinde hem şehrin en merkezi

yerinde hem de bir tatil yöresi etkisinde

konaklamalarını sağlayacak.

Canopy by Hilton markasının “life style”

konsepti tam olarak ne anlama geliyor?

Canopy by Hilton, özellikle yeni kuşağın

sahnede daha çok yer almaya başladığı

günümüzde,

lüks algısının

yeni bir boyuta

ulaşmasıyla

ortaya çıkan

bir konsept

sunuyor. Bu

yeni lüks

anlayışında

bol bol konfor,

hızlı ve pratik

çözümler

var. Rahat

geniş odalar,

teraslar,

konforlu

yataklar,

temiz hava ile

havalandırılan

odalar, misafir

temasında

saygılı fakat

eşitlikçi bir

iletişim dili var.

Bu da aslında

değişen ve gelişen dünya düzeninde hepimizin

ihtiyaç duyduğu yeni bir dizayn getiren lüks

algısının konforla birleşmesi anlamına geliyor.

Diğer şehir otellerinden sizi farklı kılan

özellikleri nasıl tanımlarsınız?

Biz Canopy olarak misafirlerimize bir

konaklama deneyiminden fazlasını

vadediyoruz. Misafirlerimiz otelimizde

konaklarken, temiz ve güvenilir bir kalışla

beraber lezzetli yemekler tadabilecek,

konforlu geniş odalarla ağırlanıp aynı

zamanda bir gezi deneyimine de sahip olacak.

Bu, otelin genel alanlarında ve odalarında

misafirleri karşılayan bir görsel nitelik taşıyor

aynı zamanda. Misafirler alanlarımızın

tümünde İzmir’in tarihine uzanan bir

yolculukta hissedecek. Bu da Canopy

dizaynının en can alıcı noktası ve bizi çok

heyecanlandırıyor.

Z kuşağı ve genç profesyoneller bu otelde

kendilerini neden evlerinde gibi hissediyor

sizce?

Yüksek hızlı ve kesintisiz internet hizmeti,

odalardaki espresso makineleri ve Z kuşağının

önem verdiği “alan keşfi” duygusuna hitap

eden fotoğraf noktalarımız bunun en temel

sebepleri. Otelin her alanında fotoğraf çekilip

sosyal platformlarında paylaşacaklarından

çok eminiz.

Otelin mimari tasarımı ve iç mekân

konseptinde hangi detaylara özellikle dikkat

ettiniz?

Otelin mimarisinin arkasında büyük bir ekip

var aslında. Proje ekibi, mimarlık ofislerimiz

ve buna ilave Hilton’un Canopy markasını

özümsemiş mimari ekibi hepsinin ortak

çabası ile bu sanat eseri niteliğindeki otel

hayata geçiyor ve biz bu çabayı tüm İzmir’e

gururla anlatıyoruz.

Tarihi Bomonti dokusuyla modern çizgiyi

birleştirirken nasıl bir denge kurdunuz?

Tarihi dokunun modern çizgiler ile birleşmesi

belki de bu işin en zor kısmı. Bir önceki

soruda ilettiğim gibi, bu işin arkasında büyük

ve profesyonel bir ekip var. Tüm bunlara ilave

olarak, çok az sayıda otelde olan bir sanat

danışmanı ile çalışıyoruz. Tarihe ışık tutan

sanat çalışmalarımızın modern mimariye

entegre oluşuna sanat danışmanızın katkısı

büyük.

Konuklarınıza sadece bir konaklama değil,

bir yaşam alanı sunduğunuzu söylüyorsunuz.

Bunu biraz açabilir misiniz?

Konaklama; temizlik, güvenlik ve konfor gibi

çok temel ihtiyaçları karşılayan bir hizmet.

Bu temel unsurlar günümüzde birçok otelde

ve konaklama tesisinde bulunuyor. Ancak

Canopy by Hilton İzmir Bomonti’de konaklayan

bir misafir yalnızca bir oda deneyimi

yaşamıyor; bulunduğumuz yerleşke sayesinde

günün farklı saatlerinde farklı deneyimlere de

ulaşabiliyor. Adeta bir üniversite kampüsünü

andıran Mahall Bomonti İzmir, şehrin tam

içinde olmasına rağmen misafirlere şehirden

uzaklaşmış hissi veren eşsiz bir atmosfere

sahip. Konuklarımız, marka standartlarımızda

yer alan Canopy bisikletleriyle bölgede

dolaşabilir; farklı restoran ve eğlence

mekânlarında çeşitli atmosferler, alışveriş ve

yeme, içme deneyimleri yaşayabilir.

Özetle biz, sadece bir konaklama sunmuyoruz.

Bulunduğumuz mahallenin sunduğu

avantajlarla, misafirlerimize günün her

saatinde farklı ihtiyaçlara hitap eden bir yaşam

alanı sağlıyoruz.

Canopy by Hilton Bomonti İzmir’in şehre

ve bölge turizmine katkısı hakkında ne

düşünüyorsunuz?

Canopy by Hilton İzmir Bomonti, şehre yeni bir

soluk getirecek, bunu şimdiden hissediyoruz.

Farklı gezgin gruplarına ev sahipliği yapmayı

planlıyoruz. İzmir’i gezmeden İzmir’i gezmiş

kadar olacak bir deneyim için mutfağımız,

menülerimiz ekibimiz ve odalarımız şimdiden

hazır.

Gelecek hedefleriniz ve yeni projeleriniz

arasında neler var?

En büyük hedefimiz, misafirlerimize

unutmayacakları ve yaşadıkları şehir

ve ülkelerde ağız dolusu anlatacakları

deneyimler yaşatmak. Bu hedefimizi kısa

sürede yakalayacağımıza inancımız tam.

Bundan sonrasında yüksek gelir ve süreklilik

arz eden bir büyüme ana hedeflerimiz

arasında. Otel ekibi olarak başarılarla

ilerleyecek ivmemizden sonra Türkerler

Holdingin yeni otel yatırımları için harekete

geçeceğini öngörüyoruz.


40

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

ISTTA Başkanı Kalender Turizm Sektörüne

Acil Önlem Çağrısı Yaptı

Turizmde acilen müşteri çeşitliliğinin artırılması gerektiğini vurgulayan ISTTA Başkanı Murtaza Kalender,

sektörel krizi aşmanın yolunun yeni pazarlar ve doğru stratejilerden geçtiğini belirtti. Kalender, ‘Turizmde

rekabet için vize ve fiyat politikaları yeniden gözden geçirilmelidir’ çağrısında bulundu.

İstanbul Turizm Derneği Başkanı (ISTTA)

Murtaza Kalender, son dönemde dünyada

yaşanan gelişmelerin turizm sektörüne

etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde

bulundu. Kalender, uluslararası gerilimler ve

savaş ortamının turizm sektörünü doğrudan

etkilediğini belirterek, Türkiye’nin bu süreçte

hızlı ve stratejik adımlar atması gerektiğini

vurguladı.

Kalender açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Son dönemlerde Amerika, İsrail ve İran

arasında yaşanan gerilim ve savaş ortamından

en fazla etkilenen sektörlerin başında

turizm gelmektedir. İran’ın Türkiye’nin

komşu ülkelerinden biri olması nedeniyle

bu gelişmelerden turizm açısından en

fazla etkilenecek ülkelerden biri de Türkiye

olacaktır. Eğer bugün turizmde gerekli

önlemleri alamazsak yalnızca bugünü değil,

gelecek yılın turizm potansiyelini de kaybetme

riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”

“Yüksek sticker vize ücretleri türkiye

turizmini zorluyor”

Türkiye’nin turizmde sürdürülebilir büyümesi

için yeni pazarlara açılmanın büyük önem

taşıdığını belirten Kalender, özellikle müşteri

çeşitliliğinin artırılmasının kritik bir ihtiyaç

olduğuna dikkat çekti ve şu sözleri kaydetti:

“Eğer Türkiye olarak müşteri çeşitliliğini

artırmazsak önümüzde gerçekten zor

geçecek bir iki turizm sezonu olabilir. Çözüm

aslında oldukça açık ve nettir. Dünyada

yaklaşık 3 milyar nüfusa Türkiye sticker vize

uygulamaktadır ve bu vizelerin maliyeti 300

doların üzerine çıkmaktadır. Eğer sticker vize

ücretlerini 100 dolar seviyesine çekebilirsek

turizm talebini ciddi şekilde artırabiliriz.”

“E-vize kapsamının genişletilmesi turizmde

müşteri çeşitliliğini artıracak”

Kalender ayrıca Türkiye’nin elektronik vize

sisteminin kapsamının genişletilmesinin

de turizm hareketliliğine önemli katkı

sağlayacağını şu sözleriyle belirtti: “Türkiye

şu anda Schengen, ABD ve İngiltere gibi

ülkelerden geçerli vizesi olan kişilere e-vize

imkânı sunmaktadır. Eğer bu uygulamayı

genişletebilirsek; örneğin Körfez ülkelerinde

oturma izni olanlara, Avustralya, Yeni

Zelanda, Kanada, Çin ve Rusya gibi ülkelerde

aktif vizeleri bulunanlara ya da daha önce

Schengen veya ABD vizesi olup süresi dolmuş

kişilere de bu imkânı tanıyabilirsek müşteri

çeşitliliğini çok daha hızlı artırabiliriz.”

Kalender, bu tür uygulamaların Türkiye

turizminin özellikle yılın ikinci yarısı için büyük

önem taşıdığını belirterek şöyle devam etti:

“Bu müşteri çeşitliliği sayesinde en azından

turizmde üçüncü ve dördüncü çeyreği

kurtarabilir ve 2027 turizmini de büyük ölçüde

güvence altına alabiliriz. Son dakika satışları

ülkemize kâr değil, zarar getirecektir. Bu

nedenle fiyat politikamızı şimdiden doğru

şekilde belirlememiz gerekmektedir.”

“Kültür turizminde rekabet gücünü

artırılmalıyız”

Türkiye’nin özellikle kültür turizmi alanında

daha rekabetçi olması gerektiğini vurgulayan

Kalender, müze ve kültürel destinasyonlara

yönelik fiyat politikalarının da gözden

geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Özellikle

kültür turizmi kapsamında müze fiyatlarının

daha makul seviyelere çekilmesi veya paket

fiyat uygulamalarının geliştirilmesi Türkiye’yi

daha cazip bir destinasyon haline getirecektir.

Böylece diğer destinasyonlarla rekabet

gücümüz artacaktır.” dedi.

“Hindistan’da Türkiye’ye yoğun ilgiyle

karşılandık”

Kalender ayrıca Hindistan’da gerçekleştirilen

tanıtım faaliyetlerinin oldukça başarılı geçtiğini

belirterek şu bilgileri paylaştı: “Hindistan’ın

7 ayrı şehrinde Türkiye’nin tanıtımına

yönelik SATTE Turizm Fuarı ve Destination

Roadshow etkinlikleri gerçekleştirdik. Ayrıca

AKTOB Başkanı Sayın Kaan Kaşif Kavaloğlu,

Türkiye Cumhuriyeti Yeni Delhi Büyükelçisi

Sayın Ali Murat Ersoy ve Kültür ve Turizm

Müşavirimiz Sayın Başak Önsal Demir’in

katılımlarıyla Yeni Delhi’de oldukça başarılı

bir Türkiye Turizm Paneli düzenledik. Bunun

yanı sıra 6 farklı şehirde Türkiye sunumları

gerçekleştirdik. Hindistan’ın iki önemli turizm

sivil toplum kuruluşu olan TAAI ve OTOAI

başkanlarıyla da önemli görüşmeler yaptık.

Bu görüşmelerde özellikle büyük MICE

grupları, düğün organizasyonları ve 12 aya

yayılan lüks turizm gruplarının Türkiye’ye

yönlendirilmesi konusunda oldukça verimli

temaslar gerçekleştirdik. Hindistan’da

Türkiye’ye yönelik çok güçlü bir ilgi olduğunu

memnuniyetle gözlemledik.”

“Savaşın etkileri turizme hızla yansıdı”

Ancak bu tanıtım çalışmaları sırasında

bölgede savaşın başladığını belirten Kalender,

bunun turizm sektörüne çok hızlı bir şekilde

yansıdığını şöyle ifade etti: “Biz Hindistan’da

Roadshow etkinliğimizi sürdürürken savaş

başladı. Bu gelişmenin hemen ardından

dünyanın birçok ülkesinden iptaller gelmeye

başladı. Özellikle Körfez ülkelerine yapılan

uçuşların iptal edilmesi ve hava sahalarının

daralması nedeniyle turizm hareketliliği ciddi

şekilde etkilenmiştir. Bu durum, turistlerin

daha yakın mesafedeki ülke ve destinasyonları

tercih etmesine neden olmaktadır.”

Turizm sektörü için acil önlem çağrısı

Turizm sektörünün hızlı ve stratejik önlemler

alması gerektiğini vurgulayan Kalender

sözlerini şu şekilde tamamladı: “Özellikle

havayollarının birçok destinasyona uçuş

iptalleri ve Körfez bölgesi üzerindeki hava

sahası kısıtlamaları nedeniyle turizm

hareketliliği zaten daralmış durumdadır.

Eğer sektör olarak hızlı ve doğru önlemler

almazsak, turizm açısından oldukça zor bir

dönem bizi bekliyor olabilir.”


gündem makale

AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su

Tezer Öner

Eyy Abdurrahman Çelebi…

Baş Tacısın Gene Bu Sene

Savaş çok menem bir şey… Bunu hiçbir

şekilde tartışmayız. Etkileri, çevreye verdiği

zarar, ekolojik felaketleri, tarihi yerlere ve

turizme verdiği zarar inanılmaz büyüklükte…

Biz poşet almayalım hava kirlenmesin

telaşındayken, megaton boyutunda

kimyasallar patlayıp duruyor. Bu bir kenara,

insan psikolojisi ve bu işte suya sabuna

dokunmayan dünya ulusları üzerindeki

negatif etkileri de saymakla bitmez…

Ekonomik ve sosyopolitik dejenerasyona

girmiyorum bile…

Akdeniz ülkeleri ve başta biz turizm sektörü

olarak da hemen etkilendik tabii… Bu etki

artarak ve savaşın uzamasıyla felakete

dönüşerek yayılacak gibi duruyor. Daha

şimdiden rezervasyon iptalleri %30’lara

varmış durumda… Otellerin birçoğu

sezon açılışlarını 1 Nisan’dan 30 Nisan’a

aldılar… Özellikle Almanya ve İngiltere

başta olmak üzere Kuzey Avrupa ülkeleri

Akdeniz tatilinden vazgeçmeye başladı. Bu

aşamada İspanya ve İtalya’yı saymıyorum

elbette… Ama komşu ülke olarak Türkiye

gene Ortadoğu cehenneminin sıcağını

teninde hissediyor. Ruslar gene Türkiye’ye

gelecektir. Bir miktar azalma olsa bile

gidecek fazla alternatifleri olmadığı

için az bir kayıpla onları ağırlayacağımızı

düşünüyorum.

Ancak son günlerde gördüğüm demeçlerde

ve açıklamalarda turizmcilerimizin ağzında

“yerli turiste güveniyoruz” veya “iç turizmimiz

çok güçlü” gibi ifadeler gene bol bol söylenir

oldu. Eh bazen bir musibet bin nasihatten

iyidir diyemiyoruz çünkü turizmcilerimiz

bizim göz bebeğimiz, ekonomik lokomotifimiz

ama yerli turiste rezerv güç veya yedek

oyuncu muamelesi de artık biter umarım.

Yıllardır yazdığımız ve şikâyet ettiğimiz

yerliye ayrı yabancıya ayrı fiyat ve kampanya

uygulamaları, her felakette akla yerli turistin

gelmesi veya denize düştük yerli turiste

sarılalım mantığı gerçekten artık bitsin…

Bu ülkenin insanın da 5 yıldızlı tatili

ülkesinde geçirme hakkı var. Ha parası

olanları da geçen sene Yunanistan toplamıştı.

Bu sene artık kaptırmayın bir zahmet. Kimse

parasını yurt dışında harcama meraklısı

değil. Ama gerçekten Marmaris’te 1 hafta

yapılacak tatil masrafıyla yurt dışında 15 gün

tatil yapılıyor. Bu dengeyi değiştirebilmek

adına Rus ve Alman turistlere verilen her

şey dahil konseptli bedava tatil mantığından

çıkabilirsek ve bir eşitlik kurabilirsek emin

olun daha çok kazanacaksınız.

Yerli turiste bakılarak yapılan yabancıların

yol açtığı kayıpların finansörü yorumlarını ve

mantığını haklı buluyorum. Bu sene savaş

etkileri bu şekilde devam ederse elimizde

maalesef yerli turistten başkası kalmayacak.

Bu işletmeler kendisine çeki düzen verip

acilen yerli turiste göre fiyat ve kampanya

belirlemek zorundalar. Lütfen bunu yaparken

elinizin izanı olsun. Ne versek geliyorlar

mantığından çıkıp yabancılara verilen

ucuzlukta kampanyalar bekliyoruz. Bunları

acilen bekliyoruz… Herkes tam tatil planı

havasındayken bu sefer kimseyi Yunanistan

veya diğer Akdeniz ülkelerine kaptırmayalım.

Çünkü ben kötümser biri olarak bu savaşın

bu yaz bitmeyeceğini düşünenlerdenim.

Madem bitmeyecek biz de ya da bitmeme

ihtimali var biz de ona göre plan yapalım…

Biterse ne ala…

Hayat bazı şeyleri anlatmak için birden fazla

ders gönderir… Anlamadıkça daha fazla ders

alırsınız… Dersler açık olmak zorunda değil

ama mesajı gayet net. Güçlü bir iç ekonomik

dinamiğine ihtiyacımız var. Güçlü bir sosyal

yaşam, ekonomi, üretim ve hizmet dengesine

ihtiyacımız var… Turizm de bundan muaf

değil…

Herkese hayal ettiği bir sezon dilerim.


42

hotel restaurant

& hi-tech

gündem etkinlik

I-MICE FAM Trip’iyle 80 Acente Kuzey Kıbrıs

Tanıtımında Buluştu

MICE turizmi alanında yeni iş birliklerini geliştirmek ve destinasyonun potansiyelini Türkiye MICE

acentelerine yerinde tanıtmak amacıyla Dream of Cyprus, Dreamers ve I-MICE Derneği iş birliğiyle

Kuzey Kıbrıs’ta özel bir FAM Trip organizasyonu gerçekleştirildi.

9

–12 Mart 2026 tarihleri arasında

düzenlenen FAM Trip programı

kapsamında katılımcılara adanın tarihi

ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri ve

turizm altyapısı tanıtıldı. Program boyunca

acenteler yalnızca bilinen destinasyonları

değil, aynı zamanda adada keşfedilebilecek

farklı rotaları ve yakında hizmete girecek

yeni turizm yatırımlarını da yerinde

inceleme fırsatı buldu. Organizasyonun

açılış toplantısı Acapulco Resort Convention

& Spa Hotel’de ve 80 MICE Acentesinin

katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantıya sektör

temsilcileri ve turizm paydaşlarının yanı sıra

önemli isimler de katıldı.

Etkinlikte konuşan Dream of Cyprus adına

Burak Taşkent, Kuzey Kıbrıs’ın güçlü

konaklama altyapısı ve gelişen turizm

yatırımlarıyla MICE organizasyonları için

büyük bir potansiyele sahip olduğunu

vurgulayarak, acentelerle kurulan iş

birliklerinin destinasyonun tanıtımında

önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Özmen: “İş birliğimiz güçlenerek devam

edecek”

I-MICE Derneği Başkanı Işıl Özmen

konuşmasında derneğin kuruluş süreci

ve faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgi

verdi. Aynı zamanda I-MICE derneğinin

10. Yılını kutladıkları bu yıl ilk famtrip

organizasyonunu kurumsal üyesi Dreamers

ailesi ile birlikte yapmanın da haklı

gururunu yaşadıklarını belirtti. Özmen,

derneğin MICE sektöründe faaliyet gösteren

profesyonelleri bir araya getirerek sektörde

iş birliğini daha da güçlendirmeye devam

edeceklerini belirtti.

KITSAB adına toplantıya katılan Asbaşkan

Doğan Yalkı da konuşmasında Kuzey Kıbrıs

turizminin gelişim süreci ve özellikle MICE

turizminin destinasyon için taşıdığı stratejik

öneme değindi. Acapulco Resort Convention

& Spa Hotel Genel Müdürü Özer Özbilen de

otelin son yıllarda gerçekleştirdiği yenilikçi

yatırımlar hakkında bilgi verdi.

Özellikle kongre ve büyük ölçekli

organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek

modern convention center altyapısına dikkat

çeken Özbilen, tesisin sürekli yenilenen

hizmet anlayışı ve geliştirdiği yeni projelerle

Kuzey Kıbrıs’ın MICE turizminde önemli bir

merkez olmaya devam ettiğini ifade etti.

Toplantının K.K.T.C. turizmine ayrılan

soru-cevap bölümünde, I-MICE Derneği 2.

Başkanı M.Ali Kanji’nin moderatörlüğünde

Türkiye’den gelen MICE acentelerinin

beklenti ve talepleri interaktif biçimde ele

alınarak son derece verimli geri bildirimler

elde edildi.

Gerçekleştirilen FAM Trip programı,

Kuzey Kıbrıs’ın MICE turizmindeki güçlü

potansiyelini Türkiye pazarına daha

yakından tanıtma fırsatı sunarken, sektör

profesyonelleri arasında yeni iş birliklerinin

temellerinin atılmasına da katkı sağladı.

Kurulan bu güçlü bağların önümüzdeki

dönemde adaya gerçekleştirilecek ulusal

ve uluslararası organizasyonlara önemli bir

ivme kazandırması bekleniyor.


Nuova Simonelli Türkiye Distribütörü

SORCAN Teknik Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.

Showroom: Sultan Selim Cad. Turan Sok. No: 21/A

Kağıthane-İstanbul Tel: +90 (212) 269 18 00

www.tecnocoffeeshop.com / info@tecnocoffee.com.tr


44

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

2025 Kültür ve Festivallerin

Yılı Oldu

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2025 yılında Türkiye genelinde hayata geçirilen festival

programlarının, kültür ve sanatı yıl boyunca toplumun her kesimiyle buluşturan kapsamlı ve güçlü bir

tablo ortaya koyduğunu açıkladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet

Nuri Ersoy, Yaşayan Miras ve

Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü

koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla,

festivallerin yıl geneline yayılan bütüncül bir

anlayışla planlandığını ve Türkiye’nin dört bir

yanında kesintisiz bir kültür-sanat hareketliliği

oluşturulduğunu belirtti.

Küresel ölçekte bir kültür seferberliği

Bu kapsamda, yıl boyunca gerçekleştirilen

Türkiye Kültür Yolu Festivali, ulaştığı ölçek

ve yaygınlıkla öne çıktı. Festival; 20 şehirde,

1.000’in üzerinde etkinlik noktasında, 50

bini aşkın sanatçının katılımıyla toplam

9.600’ün üzerinde etkinliğe ev sahipliği

yaptı. Konserlerden sergilere, tiyatrodan

söyleşilere uzanan binlerce etkinlik; şehirlerin

meydanlarını, tarihî mekânlarını ve kültür

alanlarını sanatla buluşturdu. Ortaya konan bu

tabloyla Türkiye Kültür Yolu Festivali, ulaştığı

kapsam itibarıyla dünyanın en büyük kültürsanat

seferberliklerinden biri haline geldi.

Yaşayan Miras Şölenleri

2025 kültür takviminin bir diğer önemli

ayağını Yaşayan Miras Şölenleri oluşturdu.

Edirne’den Kars’a uzanan geniş bir coğrafyada

düzenlenen şölenlerde, 122 geleneksel

sanat dalında 1.100’ü aşkın usta ve sanatkâr

katılımcılarla buluştu. Uygulamalı atölyeler,

sergiler, geleneksel tiyatro gösterileri ve

konserlerle yüz binlerce kişiye ulaşılarak

somut olmayan kültürel mirasın kuşaklar

arası aktarımına güçlü katkı sağlandı.

Yerelden yükselen kültür buluşmaları

Yerel kültürleri ve geleneksel değerleri

odağına alan Bir Anadolu Şenliği, 2025 yılı

içerisinde beş şehirde hayata geçirildi. Konser,

tiyatro, sinema ve çocuk etkinliklerinden

oluşan program kapsamında 791 etkinlik

gerçekleştirildi; şenlikler yaklaşık 900 bin

katılımcıya ulaştı. Şehir merkezlerinden

ilçelere uzanan etkinliklerle kültür ve sanat,

daha geniş kitlelerle buluşturuldu.

Kültür hamlesi güçlenerek sürecek

Bakan Ersoy, değerlendirmesinin sonunda

2026 yılına ilişkin güçlü mesajlar vererek,

“Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel

Müdürlüğü çatısı altında yürüttüğümüz bu

büyük kültür hamlesini 2026 yılında daha

geniş bir coğrafyada, daha güçlü içeriklerle

sürdürmeye hazırlanıyoruz. Kültür ve sanatı

yılın belirli dönemlerine değil, hayatın

tamamına yayan bu yaklaşımı kalıcı hale

getirmekte kararlıyız. Türkiye, önümüzdeki

dönemde de kültür politikalarıyla hem kendi

toplumuna hem dünyaya söz söylemeye

devam edecek” ifadelerini kullandı.


SSerra Serres

@rinartporcelain

info@rinart.com.tr


46

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

YEPUD Başkanı Tülay Akın’dan Sektöre

Dayanışma Çağrısı

Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği (YEPUD) üyeleri, 6–8 Mart 2026 tarihleri arasında

Vonresort Abant Hotel & Spa ev sahipliğinde düzenlenen özel bir organizasyonda bir araya geldi.

YEPUD Başkanı Tülay Akın, Türkiye’nin zor dönemlerinde sektörün birbirine destek olmasının

önemine dikkat çekti.

Abant’ta gerçekleştirilen etkinlikte;

sektör profesyonelleri B2B toplantıları,

üye tanışma ve kaynaşma etkinlikleri

ile hem iş birliklerini geliştirme hem de

güçlü bir iletişim ağı oluşturma fırsatı

buldu. Program boyunca gerçekleştirilen

görüşmeler, sektör içindeki yeni iş

birliklerine zemin hazırlarken, katılımcılar

arasında dayanışma ve paylaşım kültürünü

de güçlendirdi.

YEPUD üyeleri, yoğun iş temposundan

uzaklaşarak aynı zamanda sosyal ve samimi

bir ortamda bir araya gelme imkânı buldu.

Etkinlik süresince yapılan görüşmeler ve

paylaşımlar, sektörün gelişimine katkı

sağlayacak yeni fikirlerin ortaya çıkmasına

da olanak tanıdı.

Akın: “Sektör olarak zor günlerde

birbirimizin yanında olmalıyız”

YEPUD Yönetim Kurulu Başkanı Tülay Akın

bu tür buluşmaların üyeler arasındaki

bağı güçlendirdiğini ve sektörel sinerjiyi

artırdığını belirterek, “Ülkemizde meydana

gelen olağanüstü durumlarda en çok

etkilenen sektör olarak, son dönemde

yaşanan savaş nedeniyle sektörümüzün

birbirine daha fazla destek vermesi

gerekiyor.” dedi. Akın, konuşmasında

organizasyona ev sahipliği yapan Vonresort

Abant & Spa yönetimine ve ekibine nazik

misafirperverlikleri için teşekkür etti.

YEPUD, üyeleri arasında iş birliğini

güçlendiren, sektörel gelişimi destekleyen

ve profesyonel dayanışmayı artıran

etkinliklerini önümüzdeki dönemde de

sürdürmeye devam edecek.



48

hotel restaurant

& hi-tech

gündem

Bakanlık Belek’te Turizm Altyapısını

Güçlendirme Kararı Aldı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Belek’te turizm altyapısını güçlendirmeye yönelik

kritik adımların ele alındığı BETUYAB toplantısında; Acısu Deresi’ndeki uygunsuz yapıların

kaldırılacağını, dere ekosistemini koruyacak çevre düzenlemelerinin hayata geçirileceğini ve

arıtma tesisinin iyileştirilmesi ile TOKİ altyapı sorunlarının kurumlar arası iş birliğiyle çözüme

kavuşturulacağını açıkladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri

Ersoy, Antalya programı kapsamında

Belek Turizm Yatırımcıları Birliği Başkanı

Ali Özdoğan ve Yönetim Kurulu Üyeleriyle,

BETUYAB’ta değerlendirme toplantısı

gerçekleştirdi. Toplantıya, Antalya Valisi

Hulusi Şahin, Serik Kaymakamı Cemal Şahin,

DSİ 13. Bölge Müdürü Özhan Erdanışman, İl

Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Çevre,

Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail

Öntaş, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay,

TURAŞ Genel Müdürü Mustafa Engin Akkaya

katıldı.

Belek Turizm Yatırımcıları Birliği'nde basına

kapalı olarak gerçekleştirilen toplantıda

bölgenin turizm altyapısını ve çevre

ekosistemini güçlendirmeye yönelik başlıklar

ele alındı. Belek’in çevresel sürdürülebilirliğini

artıracak ve turizm potansiyelini

destekleyecek projeler de masaya yatırıldı.

Uygunsuz yapılara müdahale

Kurumlar arası eşgüdümün artırılmasına

yönelik adımların görüşüldüğü toplantıda

değerlendirmelerde bulunan Ersoy, Acısu

Deresi çevresinde izinsiz şekilde inşa edilen

ve çevre ile görüntü kirliliğine neden olan

köprülerin yeniden düzenlenecek imar

planına uygun ve daha işlevsel yapılarla

yenilenmesinin planlandığını söyledi.

Bölgede dere yatağına müdahale eden

unsurların kaldırılmasıyla hem çevresel

hem de turistik kaliteyi yükseltmeye yönelik

bir çerçeve çizildiğini belirten Ersoy, Acısu

Deresi’nin denize kavuştuğu noktada dereyi

atıklarla kirleten ve uygunsuz konumunda

bulunan yapı ile barınakların yetkili idare

tarafından ivedilikle kaldırılmasının

kararlaştırıldığını ifade etti. Ersoy, bu adımın

çevre sorunlarının azaltılması ve dere

ekosisteminin korunması açısından kritik

olduğunu vurguladı.

TOKİ bölgesi ve arıtma tesisleri gündemde

Belek’te Yukarıkocayatak mevkisinde

inşa edilen TOKİ konutlarının altyapı ve

kanalizasyon sorunlarının çözümü için İller

Bankası’nın desteğiyle ASAT tarafından

yürütülecek çalışmaların hızlandırılması

yönünde adımlar atıldığını dile getiren Ersoy,

böylece müzminleşen sorunun çözüme

kavuşacağının müjdesini verdi.

Serik bölgesinde Bakanlık tarafından inşa

edilen iki arıtma tesisinin daha verimli

kullanılabilmesi amacıyla DSİ, ASAT ve

Antalya Valiliği iş birliğiyle altyapı, kanal ve

drenaj sistemlerinde iyileştirmeye gidilmesinin

kararlaştırıldığını sözlerine ekleyen Ersoy,

yoğun turizm sezonuna yetiştirilmesi

hedeflenen bu iyileştirme çalışmalarıyla Acısu

Deresi’nde yaşanan çevre sorunlarına kalıcı

bir müdahale planlandığı belirtti. Toplantı

kapsamında yapılan değerlendirmelerin,

Belek’te turizm altyapısının güçlendirilmesi

ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması

açısından yeni bir yol haritası oluşturması

bekleniyor.



50

hotel restaurant

& hi-tech

gündem fuar

Bu Yıl 60. Yaşını Kutlayan

ITB Berlin 2027 Takvimini Açıkladı

Messe Berlin’de bu yıl 60. sını düzenleyen ITB Berlin 2026, 166 ülkeden 5 bin 601 katılımcı ve yaklaşık 97 bin

ziyaretçiyi buluşturdu. "60 Yıllık Mirasın Ardındaki Hikâyeleri Keşfedin" temasıyla düzenlenen fuarda 47 milyar

euroluk iş hacmi oluşurken, turizm sektörünün en büyük küresel buluşmalarından biri olan etkinliğin bir sonraki

tarihi 16–18 Mart 2027 olarak açıklandı.

Dünyanın önde gelen B2B seyahat fuarı ITB

Berlin, 3–5 Mart tarihleri arasında Messe

Berlin fuar alanında düzenledi. Bu yıl 60.

yaşını kutlayan organizasyon, birçok kaynak ve

destinasyon pazarından yaklaşık 97 bin katılımcıyı

bir araya getirdi. Orta Doğu’daki gergin

durumun bazı bölgelerde uçuşların azalmasına

yol açmasına rağmen fuar, uluslararası turizm

sektörü için güvenin, iş birliğinin ve yüz yüze

görüşmelerin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Tarihlerde yapılan bir defalık değişiklik nedeniyle

bir sonraki ITB Berlin’in 16–18 Mart 2027 tarihlerinde

gerçekleştirileceği açıklandı.

166 ülkeden 5 bin 601 katılımcı

Türkiye’nin goturkiye standıyla katılım sağladığı

fuara, 166 ülkeden toplam 5 bin 601 katılımcı

firma katıldı. Üç gün süren profesyonel ziyaretçi

günlerinde dünyanın dört bir yanından gelen

yaklaşık 97 bin ziyaretçi, fuarı iş görüşmeleri

yapmak, ağlarını genişletmek ve yeni iş birlikleri

kurmak için kullandı. Orta Doğu’daki çatışma

nedeniyle bazı durumlarda uçuş seçeneklerinin

sınırlı kalmasına rağmen ziyaretçi sayısı geçen

yılki seviyeye neredeyse eşit oldu.

Bu tablo, ITB Berlin’in özellikle zorlu dönemlerde

uluslararası turizm ticaretinin en önemli

buluşma noktalarından biri olmayı sürdürdüğünü

gösterdi. Aynı zamanda kişisel temasın, yüz yüze

görüşmelerin ve doğrudan diyaloğun sektör için

önemini bir kez daha ortaya koydu. Ziyaretçilerin

yüzde 96’sı yapılan görüşmelerin kalitesini

yüksek bulduğunu ve fuara yeniden katılmayı

planladığını belirtti.

Fuar sırasında 47 milyar euroluk iş hacmi

ITB Berlin’in en önemli özelliklerinden biri de

doğrudan iş bağlantıları kurulmasına imkân tanıyan

bir platform olması. Fuar sırasında 47 milyar

Euro değerinde anlaşma ve satın alma kararı

gerçekleştirildi. Bu rakam yalnızca fuar süresince

yapılan işlemleri kapsıyor ve fuarın sektör için

önemli bir iş platformu olduğunu ortaya koyuyor.

Messe Berlin CEO’su Dr. Mario Tobias, fuarın

önemine dikkat çekerek ITB Berlin’in yıldönümü

yılında da pazarları bir araya getirdiğini ve

özellikle Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler gibi

zorlu dönemlerde uluslararası diyalog ve iş birliği

için önemli bir platform sunduğunu ifade etti. Tobias,

fuarın sektörün bir aynası olarak bağlantılar

kurmak, fikir alışverişi yapmak ve iş geliştirmek

için güvenilir bir çerçeve sağladığını vurguladı.

ITB Berlin Convention’da sektörün geleceği ele

alındı

Fuar kapsamında düzenlenen ITB Berlin Convention,

dünyanın dört bir yanından gelen 24 binden

fazla ziyaretçiyi ağırladı. “Leading Tourism

into Balance” başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte

17 tema başlığında 200 oturum düzenlendi

ve 400’den fazla konuşmacı turizm sektörünün

güncel ve geleceğe yönelik konularını ele aldı.

Konferansta yapay zekâ, sürdürülebilir büyüme,

yeni pazar yapıları, sektörün krizlere karşı

dayanıklılığı ve şirketler ile destinasyonların

sorumlulukları gibi başlıklar öne çıktı. Jeopolitik

gerilimler, iklim riskleri ve ekonomik belirsizlikler

ise turizm sektörünün karşı karşıya olduğu

temel konular arasında gösterildi.

Sektörün gündeminde krizlere hazırlık ve

yapay zekâ var

Konferans tartışmalarında turizm sektörünün

giderek daha belirsiz hale gelen küresel ortamda


uyum ve yenilik arayışı içinde olduğu vurgulandı.

Krizlere hazırlık, dayanıklılık ve veri tabanlı erken

uyarı sistemleri sektörün gündeminde daha fazla

yer bulurken, yapay zekânın turizm alanında

önemli dönüşümler yarattığı ifade edildi.

Kişiselleştirilmiş seyahat deneyimleri ve ajan

tabanlı rezervasyon sistemleri bu dönüşümün

dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Bununla

birlikte premium ve kitle turizmi arasındaki

farkın büyümesi, aşırı turizm sorununa yönelik

yeni destinasyon yönetimi modelleri ve gezginlerle

iletişimde güven faktörünün artan önemi de

konferansta tartışılan konular arasında yer aldı.

Turizmin kriz dönemlerinde istikrar ve yeniden

inşa süreçlerinde rol oynayabileceği de vurgulanırken,

buna örnek olarak Ukrayna gösterildi.

Sürdürülebilir turizm için yeni iş birliği

ITB Berlin’de ayrıca sürdürülebilir turizmi

güçlendirmeye yönelik önemli bir iş birliği de

duyuruldu. Messe Berlin ile Green Destinations

– Good Travel Community arasında yapılan

stratejik anlaşma kapsamında sürdürülebilirlik

ilkelerinin ITB Berlin programlarına daha güçlü

şekilde entegre edilmesi, bilgi paylaşımının

artırılması ve destinasyonların sürdürülebilir turizm

stratejileri geliştirmesine destek verilmesi

hedefleniyor. İş birliğinin operasyonel tarafı Good

Travel Institute tarafından yürütülecek.

Sektör liderleri geleceğin turizmini tartıştı

Phocuswright ve ITB Berlin tarafından düzenlenen

Leadership Exchange etkinliği de sektör

liderlerini bir araya getirdi. Katılımcılar, 2046

yılında sektörde güvenin nasıl şekilleneceği,

yapay zekâ çağında değerin nerede yaratılacağı,

seyahatin bir hak mı yoksa ayrıcalık mı olduğu ve

sektörün konsolidasyon mu yoksa parçalanma

mı yaşayacağı gibi konular üzerine görüş alışverişinde

bulundu. Çalışma gruplarında sektörün

fırsatları, riskleri, karşı karşıya olduğu zorluklar

ve önümüzdeki üç yılın öncelikleri ele alındı.

Etkinliğin sonuçlarının özetinin Mart ayı sonunda

yayımlanması bekleniyor.

Ev sahibi ülke Angola

ITB Berlin 2026’nın ev sahibi ülkesi Angola oldu.

“The Rhythm of Life” sloganıyla fuarda yer alan

Angola, Kalandula Şelaleleri, Atlantik kıyıları ve

zengin müzik ile dans kültürü gibi doğal ve kültürel

değerlerini tanıttı. Ülke ayrıca sürdürülebilir

turizm, yerel toplulukların güçlendirilmesi ve

uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi konularında

mesajlar verdi.

Turizmin geleceği bakanlar zirvesinde tartışıldı

Fuar kapsamında CityCube Berlin’de düzenlenen

UN Ministers’ Summit toplantısında yaklaşık 20

turizm bakanı bir araya geldi. Toplantıda sürdürülebilir

büyüme, yönetişim, beceri geliştirme ve

sosyal sorumluluk konuları ele alındı. Toplantıda

turizmin yalnızca ekonomik bir sektör olmadığı,

aynı zamanda kültürleri birleştiren, uluslararası

diyaloğu güçlendiren ve kriz dönemlerinde istikrara

katkı sağlayan bir alan olduğu vurgulandı.

2027 ev sahibi Maldivler olacak

ITB Berlin 2026’da yapılan anlaşmayla 2027

yılının ev sahibi ülkesinin Maldivler olacağı

açıklandı. Tanıtım kampanyasında lüks ve butik

resortlar, dalış ve su sporları, wellness turizmi,

kültürel deneyimler ve sürdürülebilir seyahat

seçenekleri öne çıkarılacak. Kampanyanın ayrıca

deniz ekosistemlerinin korunması ve yerel toplulukların

desteklenmesine odaklanacağı belirtildi.

Bir defaya mahsus tarih değişikliğiyle ITB Berlin

2027’nin 16–18 Mart 2027 tarihlerinde gerçekleştirileceği

duyuruldu. Bu değişikliğin Ramazan

Bayramı’nı kutlayan Müslüman katılımcıların

fuara daha rahat katılabilmesi için yapıldığı ifade

edildi.

Gözler şimdi ITB China’da

ITB Berlin sona ererken turizm sektörünün

gündemi şimdi Asya’ya yönelmiş durumda. ITB

China, 26–28 Mayıs 2026 tarihlerinde Shanghai

World Expo Exhibition & Convention Centre’da

düzenlenecek ve uluslararası turizm tedarikçilerini

Çinli alıcılarla bir araya getirecek.


52

hotel restaurant

& hi-tech

gündem etkinlik

Coral Travel Ödüllerinde İlk Üç Türkiye’den

Coral Travel tarafından her yıl geleneksel olarak verilen “Starway World Best Hotels” ödülleri sahiplerini buldu.

Müşteri memnuniyeti anketleri sonuçlarına göre belirlenen listede ilk üç sıraya Türkiye’den üç otel yerleşti.

Ödüller dört kategoride dağıtıldı

Konuşmaların ardından “Coral Travel

Starway World Best Hotels 2025”

ödül törenine geçildi. Törende, 25

destinasyondaki 6.611 otelden elde edilen

müşteri memnuniyeti verileri kapsamlı

bir istatistiksel analizden geçirildi. Çıkan

sonuçlara göre; en yüksek memnuniyet

skoruna ulaşan ilk 100 otelin yanı sıra çocuk

ve aile dostu kategorisinde ilk 25 otel, çevre

dostu kategorisinde ilk 20 otel ile yetişkin

kategorisindeki ilk 10 otel ödüllendirildi.

Coral Travel Starway World Best

Hotels 2025 Ödül Töreni, 3 Mart’ta

Berlin Axica Kongre Merkezi’nde

gerçekleşti. Törende müşteri memnuniyeti

anketleri doğrultusunda dünyanın dört bir

yanından sıralamaya giren otellere dört

ayrı kategoride ödülleri verildi. Törende Top

100 World Best Hotels kategorisinde tüm

kriterlerde en yüksek puan alan dünyanın

en iyi otelleri ödüllendirilirken, çocuklar ve

aileler için en iyi aktivitelere sahip “Çocuk

ve Aile Dostu Oteller” ile fiziksel alanları

ve çevre dostu uygulamalarıyla doğayı

korumaya yönelik yüksek çaba harcayan

“Çevre Dostu Oteller” ödüllerini aldı. Bu yıl

ilk kez ‘Yetişkin Oteller’ kategorisinde en iyi

10 otel de ödüllendirildi.

Törene; World Travel & Tourism Council

(WTTC) Başkanı ve CEO’su Sayın Gloria

Guevara ile Alman Turizm Endüstrisi

Federal Birliği (BTW) Başkanı Sayın Sören

Hartmann da katılarak turizm endüstrisinin

geleceğine ilişkin değerlendirmelerde

bulundu.

Guevara: "Mükemmeliyetle birlikte

liderliği de onurlandırıyoruz"

WTTC Başkanı ve CEO’su Gloria Guevara,

Coral Travel Starway World Best Hotels

Ödülleri’nin yalnızca mükemmeliyeti değil,

liderliği de onurlandırdığını belirterek

sektörün küresel ölçekteki etkisine dikkat

çekti. Konuşmasında, “Seyahat ve turizm

sektörü küresel ekonomiye 11,7 trilyon

dolar katkı sağlıyor ve dünya genelinde

371 milyon kişiye istihdam sunuyor. Talep

arttıkça sorumluluğumuz da artıyor; insan

kaynağına yatırım yapmak, sürdürülebilirliği

varsayılan tercih haline getirmek ve

teknolojiyi hem verimliliği hem de misafir

deneyimini güçlendirmek için kullanmak

zorundayız” ifadelerini kullanan Guevara,

bu yıl ödül alan otellerin ortaya koyduğu

liderliğin küresel turizm ekosisteminde

standartların yükselmesine katkı sağladığını

da sözlerine ekledi.

Hartman: "Bölgedeki dönüşüm sektöre

yeni fırsatlar sunuyor"

BTW Başkanı Sören Hartmann ise,

Almanca konuşulan pazarlarda ekonomik

ve jeopolitik gelişmeler ile dijitalleşmenin

seyahat alışkanlıkları üzerindeki etkilerine

değinerek, bölgedeki dönüşümün sektör

açısından yeni fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Dijital dönüşüme büyük destek

Törende konuşan Coral Travel Group’un

Orta Avrupa (Almanya, Avusturya, İsviçre)

bölgesinden sorumlu Başkan Yardımcısı

Koray Çavdır, grubun dijital dönüşümü

stratejik öncelik olarak konumlandırdığını

belirtti. “Yapay zeka uygulamalarından

robotik çözümlere, süreçlerin uçtan uca

otomasyonuna kadar birçok alanda IT

ekiplerimiz önemli çalışmalar yürütüyor.

Önümüzdeki iki yıl içinde bu yatırımların

etkisini daha güçlü şekilde göreceğiz” diyen

Çavdır, ODEON Tours’un Türkiye ve yurt

dışındaki 22 ofisinin Bureau Veritas Kalite

Sertifikasyonuna sahip olduğunu ve bu

belgelerin uluslararası kalite standartlarına

uyum konusundaki kararlılığı ortaya

koyduğunu ifade etti. DACH bölgesindeki

performansa da değinen Çavdır, son iki yılda

yolcu sayısında yüzde 70’in üzerinde artış

sağladıklarını ve Orta Avrupa’nın stratejik

büyüme bölgelerinden biri olmaya devam

ettiğini vurguladı.

34 yılda 39 milyonu aşkın misafir

Törende konuşma yapan Coral Travel Group

Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bektaş

1992 yılında başlayan uzun yolculukta 39

milyondan fazla misafire hizmet verdiklerini

belirtti. Bektaş, “Tur operatörlüğünden

konaklamaya, destinasyon hizmetlerinden

havacılığa, bilgi teknolojilerinden güvenliğe

kadar turizm endüstrisinin tüm temel

alanlarında entegre bir yapı ile faaliyet

gösteriyoruz. Bugün 21 ülkede, 37 şirketimiz

ve 6 binden fazla çalışanımızla yılda yaklaşık

3,81 milyon turiste ulaşıyoruz” dedi.

Top 100 World Best Hotels

Top 100 World Best Hotels kategorisinde ilk

üç otel Türkiye’den çıktı. Birinciliği Gloria

Serenity Resort aldı. Maxx Royal Kemer

Resort ikincilik ödülü alırken üçüncülük ise

Blue Waters Club’ın oldu. İlk 100’e giren

otellerin 56’sı Türkiye’den, 14’ü Mısır’dan,

10’u Yunanistan’dan, 6’sı İspanya’dan,

6’sı Birleşik Arap Emirlikleri’nden,

3‘ü Tayland’dan, 2’si Tunus’tan, 2’si

Maldivler’den ve 1’i Vietnam’dan çıktı.

Çocuk ve aile dostu oteller

Çocuklar ve aileler için en iyi aktivitelere

sahip “Çocuk ve Aile Dostu Oteller”

kategorisinde birinciliği Blue Waters Club

aldı. Mısır’dan Picakalbatros White Beach

ikinci sırayı alırken Maxx Royal Belek Golf

Resort üçüncü sırada yer buldu.

Çevre dostu oteller

Fiziksel alanları ve çevre dostu

uygulamalarıyla doğayı korumaya

yönelik yüksek çaba harcayan otellerin

ödüllendirildiği Çevre Dostu Oteller

kategorisinde birinci Maxx Royal Kemer

Resort oldu. Gloria Serenity Resort ikinci,

Akra Kemer üçüncü sırada yer aldı.

Yetişkin oteller

Bu yıl ödül programına yeni eklenen

‘Yetişkin Oteller’ kategorisinde ödül alan 10

otelden ilk sıra Mısır, ikinci ve üçüncü sıra

ise Türkiye’deki otellerin oldu. Rixos Sharm

El Sheikh birinci, Trendy Palm Beach ikinci,

Balmy Beach Resort Kemer ise üçüncülük

ödüllerini aldı.

2025’te 3,81 milyon turiste hizmet

Geçen yıl Türkiye’de 1,7 milyonun üzerinde

misafire hizmet sunan Coral Travel Group

Avrupa’da 2,4 milyon turiste ulaşırken,

dünya genelinde ise 3,81 milyonun üzerinde

misafire hizmet vererek güçlü büyümesini

sürdürdü. 40 ülkedeki 90 destinasyonda

operasyonlarını sürdüren Coral Travel

Group 2026 yılında hizmet verilen turist

sayısını yüzde 11 artışla 4.23 milyonun

üzerine taşımayı hedefliyor.

Grubun 2026 Yılı Kapasite Planlaması

Şu Şekilde:

Türkiye: 1,9 milyon

Mısır: 1 milyon

Yunanistan: 199 bin

Birleşik Arap Emirlikleri: 196 bin

İspanya: 173 bin

Tunus: 84 bin

Tayland: 65 bin



dosya / ITB Berlin 2026 özel

ITB BERLİN 2026

Sektör Değerlendirmeleri

Turizmin Geleceğine

Dair Ne Tür

Sinyaller Verdi?

Haber: Hatice Ünal Bilen

Dünyanın en büyük turizm buluşmalarından biri olan ITB Berlin

2026, bu yıl 60. yılını geride bırakırken, ortaya koyduğu yönelimlerle

sektörün geleceğine ışık tutu. 3-5 Mart tarihleri arasında Messe

Berlin’de düzenlenen fuar, salt rakamsal büyüklüğüyle değil, turizmin

önümüzdeki dönemde izleyeceği rotaya dair verdiği mesajlarıyla da

dikkat çekti.

166 ülkeden 5 bini aşkın katılımcıyı ve yaklaşık 97 bin profesyonel

ziyaretçiyi bir araya getiren fuar; yapay zekâdan sürdürülebilirliğe,

kriz yönetiminden yeni pazar dinamiklerine kadar geniş bir

yelpazede turizmin dönüşümünü tartışmaya açarken, 47 milyar

euroluk iş hacmiyle küresel turizm ekonomisinin en güçlü ticaret

platformlarından biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Fuara Türkiye’den katılan sektör temsilcilerinin değerlendirmeleri

ise özellikle Alman pazarı odağında dikkat çekici ortaklıklar ortaya

koydu. Termal sağlık ve wellness konseptlerinden kültür turizmine,

cruise deneyimlerinden üst segment lüks konaklamaya, destinasyon

çeşitliliğinden teknoloji ve yapay zekâ destekli çözümlere kadar uzanan

geniş bir perspektifte yapılan açıklamalar; Alman pazarında talebin

deneyim, kalite ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini gösterdi.

Oteller ve turizm grupları, yalnızca ürünlerini tanıtmakla kalmayıp

aynı zamanda yeni iş birlikleri, dağıtım kanalları ve uzun vadeli pazar

stratejileri geliştirme yönünde önemli temaslar kurarken; kültür turları,

grup organizasyonları ve niş segmentlerin öne çıkması, Türkiye’nin

alternatif ve çok yönlü bir destinasyon olarak konumunu güçlendirdi.

Öte yandan fuar kapsamında öne çıkan bir diğer ortak tema ise,

değişen küresel koşulların sektöre etkisi oldu. Jeopolitik belirsizlikler

ve bölgesel riskler kısa vadede talep üzerinde dalgalanmalara yol

açsa da, Türkiye’nin güçlü turizm altyapısı, destinasyon çeşitliliği ve

rekabetçi hizmet anlayışı sayesinde Alman pazarında güvenilir bir

alternatif olarak öne çıkmaya devam ettiği vurgulandı. Bununla birlikte

sürdürülebilir turizm, veri temelli karar alma, yapay zekâ destekli

operasyonlar ve kişiselleştirilmiş seyahat deneyimleri, sektörün hem

bugünkü hem de gelecekteki yönünü belirleyen başlıklar olarak öne

çıktı.

Hotel & Restaurant hi-tech olarak yerinde takip ettiğimiz ITB

Berlin 2026’da, fuarın sunduğu bu çok katmanlı gündemi sektör

temsilcilerinin doğrudan değerlendirmeleriyle birlikte ele aldık. Dosya

konumuz çerçevesinde, turizm sektörünün önde gelen isimlerinin

Alman pazarı, yatırım eğilimleri, yeni iş birlikleri ve geleceğe yönelik

öngörülerine dair görüşlerini bulabilirsiniz.


Yunus Özdemir: “Gloria Hotels & Resorts’ü

Rafine Tatil Deneyimiyle Tanıttık”

Özaltın Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yunus Özdemir, Gloria

Hotels & Resorts’ün ITB Berlin 2026 kapsamında Alman pazarına rafine ve

üst segment bir tatil deneyimiyle tanıtıldığını belirterek, lüks konaklama, villa

seçenekleri ve golf turizmine yönelik entegre hizmetlerin ziyaretçilerden yoğun

ilgi gördüğünü ifade etti.

Yunus Özdemir, ITB Berlin kapsamında

Gloria Hotels & Resorts’ün Alman

pazarındaki tanıtım faaliyetlerini

değerlendirirken, ”Fuar, dünya turizm

endüstrisinin en etkili ve en köklü

platformlarından biri olarak, küresel seyahat

sektörünün yönünü belirleyen stratejik bir

buluşma noktası olmayı sürdürüyor. 2026

yılında 60. yılını kutlayan fuar, 160’tan fazla

ülkeden binlerce katılımcıyı bir araya getirerek

turizmin ekonomik olduğu kadar kültürel

etkileşim açısından da ne kadar güçlü bir

alan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Türkiye’nin fuarda güçlü bir katılımla yer

alması ise destinasyonumuzun uluslararası

pazardaki rekabet gücünü net biçimde

gösterdi. Bu kapsamda Gloria Hotels &

Resorts’ü Alman pazarına, üst segment

konaklama anlayışını temsil eden bütüncül

ve rafine bir tatil deneyimiyle tanıttık. Lüks

resort yaşamı, seçkin villa alternatifleri, dünya

standartlarındaki golf altyapısı ve yüksek

düzeyde kişiselleştirilmiş hizmet yaklaşımı

sunumumuzun temelini oluşturdu. Güneş

ve deniz tatilinin ötesine geçen; mahremiyet,

konfor ve ayrıcalık odaklı deneyimler özellikle

yoğun ilgi gördü. Villa konaklama konseptimiz,

golf turizmine yönelik entegre olanaklarımız

ve uzun süreli konaklamalara uygun premium

hizmet kurgumuz Alman pazarından güçlü

geri dönüşler aldı. Günümüzde giderek

güçlenen ‘daha az seyahat, daha yüksek

kalite’ eğiliminin, sunduğumuz ürünlerle

yüksek düzeyde örtüştüğünü net biçimde

gözlemledik.” ifadelerine yer verdi.

“2026 sezonu güçlü bir talep potansiyeline

işaret ediyor”

Özdemir, fuar süresince Alman ve Avrupa tur

operatörleriyle gerçekleştirilen görüşmelerin

verimliliğine dair görüşlerini paylaşan

Özdemir, “Fuar süresince Avrupa’nın

önde gelen tur operatörleri, acenteleri ve

havayolu temsilcileriyle gerçekleştirdiğimiz

görüşmeler son derece verimli geçti.

Gloria Hotels & Resorts adına yaptığımız

temaslarda, başta Jet2 Holidays ve

Bentour olmak üzere kilit iş ortaklarımızla

yürütülen görüşmelerin 2026 sezonu için

oldukça güçlü bir talep potansiyeline işaret

ettiğini memnuniyetle gördük. Özellikle

Almanya ve İngiltere pazarlarında talep

ivmesinin yüksek seyretmesi, tesislerimize

yönelik yüksek misafir memnuniyetinin ve

uyguladığımız stratejik erken rezervasyon

yaklaşımının somut bir sonucu olarak öne

çıkıyor. Bentour ile yapılan görüşmelerde

satış performansımızın beklentilerin

üzerinde seyretmesi ve önümüzdeki yıl

için rekor düzeyde talep öngörülmesi,

pazardaki konumumuzu teyit eden önemli

göstergelerden biri oldu. Bunun yanı sıra

SunExpress ile planlanan uluslararası

golf turnuvası ve Avrupa genelinde hayata

geçirilecek workshop programları,

markamızın global ölçekte görünürlüğünü

artıracak stratejik adımlar arasında

yer alıyor. Ayrıca Almanya genelinde

düzenlenecek seyahat fuarları ve roadshow

organizasyonlarına katılım yönünde yapılan

temaslar, yıl boyunca pazardaki varlığımızı

güçlendirecek yeni tanıtım ve satış kanalları

açısından önemli fırsatlar sunmaktadır.” diye

konuştu.

“Erken rezervasyon stratejilerimiz olumlu

sonuçlar veriyor”

Özdemir, ITB Berlin’in Alman pazarındaki

görünürlüğe ve satış potansiyeline etkisini

değerlendirirken, “ITB Berlin’in ulaştığı

küresel ölçek ve sektör üzerindeki belirleyici

etkisi, fuarı yalnızca bir tanıtım alanı değil,

aynı zamanda geleceğe yönelik stratejilerin

şekillendiği bir platform haline getiriyor.

On yıllar içinde küçük bir organizasyondan

dünya çapında bir buluşma noktasına

dönüşmesi, turizmin uluslararası iş birliği ve

sürdürülebilir büyüme açısından ne kadar

kritik bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor.

Bu çerçevede ITB Berlin 2026, Gloria Hotels

& Resorts’ün Alman pazarındaki güçlü

konumunu pekiştiren ve gelecek dönem

hedeflerimize yön veren son derece verimli

bir organizasyon oldu. Fuar süresince

elde ettiğimiz geri bildirimler, markamıza

yönelik talebin yüksek seviyede devam

ettiğini ve erken rezervasyon stratejilerimizin

olumlu sonuçlar verdiğini açık biçimde

göstermektedir. Premium deneyim arayışının

güçlenmesi, konaklama sürelerinin uzaması

ve yüksek kalite beklentisinin artması,

tesislerimizin sunduğu ürünlerle güçlü

bir uyum içindedir. Bu durum yalnızca yaz

sezonu için değil, sezon dışı dönemlerde de

sürdürülebilir talep oluşturma potansiyeline

işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde

Alman pazarındaki görünürlüğümüzü

daha da artırmayı, stratejik iş birliklerimizi

derinleştirmeyi ve üst segment konumumuzu

güçlendirerek satış hacmimizi dengeli biçimde

büyütmeyi hedefliyoruz. ITB Berlin’in, mevcut

ilişkileri güçlendiren ve yeni fırsatları somut iş

sonuçlarına dönüştüren küresel bir platform

olarak bu hedeflerimize önemli katkılar

sağlamaya devam edeceğine inanıyoruz.”

açıklamalarında bulundu.


Aslı Polat: “Almanya Pazar

Haritamızdaki Stratejik Önemini

Koruyacak”

World of Sunrise Hotels (Starlight Resort Hotel & Sunrise Resort Hotel) Satış

Pazarlama Direktör Yardımcısı Aslı Polat, ITB Berlin 2026 sonrasında fuar

sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yenilenen hizmet anlayışları ve

misafir deneyimine odaklanan konseptleriyle dikkat çektiklerini ifade etti.

Aslı Polat, “Turizm sektörünün en önemli

uluslararası buluşmalarından biri

olan ITB Berlin kapsamında otelimizi

Alman pazarına, yenilenen alanlarımızı

ve misafir deneyimini odağa alan hizmet

anlayışımızla geliştirdiğimiz konseptimizi

tanıttık. Özellikle sürdürülebilir turizm

yaklaşımımız, gastronomi deneyimlerimiz,

aile odaklı hizmetlerimiz ve kişiselleştirilmiş

tatil seçeneklerimiz ön plana çıktı. Fuar

ziyaretçilerinin en fazla ilgisini çeken

başlıkların başında 6000 metrekarelik

Thalsso & SPA alanımızda sunduğumuz

masaj ve diğer uygulamalarımız, çocuklu

ailelere yönelik aktivitelerimiz, 2026 konser

planlamalarımız ve gastronomi alanındaki

tematik restoran deneyimlerimiz yer aldı.

Bunun yanında, Starlight Resort Hotel ve

Sunrise Resort Hotel misafirlerimizin her iki

otelimizin ayrıcalıklarını kullanabilmeleri,

tek fiyata iki otel ayrıcalığı yaşayabilmeleri

de Alman ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi

gördü.” dedi.

“Yeni iş birlikleri için önemli temaslar

kurduk”

Fuar süresince yürütülen görüşmelerin

sektörel iş birlikleri açısından önemli fırsatlar

sunduğunu aktaran Polat, “Berlin’de Alman

tur operatörleri, seyahat acenteleri ve sektör

temsilcileriyle oldukça verimli görüşmeler

gerçekleştirdik. Mevcut iş ortaklarımızla

2026 sezonuna yönelik planlamaları gözden

geçirirken, yeni iş birlikleri için de önemli

temaslar kurduk. Özellikle erken rezervasyon

kampanyaları, sezonu uzatmaya yönelik

paketler ve özel konsept haftaları gibi ürünler

üzerinden çeşitli tur operatörleriyle potansiyel

iş birlikleri gündeme geldi. Ayrıca bazı yeni

acentelerle otelimizin Alman pazarındaki satış

ağını genişletmeye yönelik ön görüşmeler

gerçekleştirdik. Bu temasların önümüzdeki

dönemde somut anlaşmalara dönüşmesini

bekliyoruz.” diye belirtti.

“Türkiye güvenilir ve cazip bir tatil alternatifi

olmayı sürdürüyor”

Fuarın ardından oluşan genel tabloyu

değerlendiren Polat, Türkiye turizminin güçlü

yapısına dikkat çekerek, “ITB Berlin’i bu yıl

da oldukça verimli ve stratejik açıdan güçlü

bir platform olarak değerlendirdik. Özellikle

Alman pazarı açısından bakıldığında fuar,

hem otelimizin görünürlüğünü artırmak

hem de mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi

güçlendirmek adına son derece önemli bir

fırsat sundu. Almanya zaten Türkiye turizminin

en güçlü ve en istikrarlı pazarlarından biri.

Fuarda gerçekleştirdiğimiz görüşmeler de

bu ilginin güçlü şekilde devam ettiğini net

biçimde gösterdi. Elbette dünya gündeminde

yaşanan savaşlar ve jeopolitik gelişmeler

zaman zaman turizm sektöründe soru

işaretleri oluşturabiliyor. Ancak Türkiye

turizmi geçmişte de birçok küresel krizden

güçlenerek çıkmayı başarmış bir sektör.

Güçlü turizm altyapımız, yüksek hizmet

standartlarımız, ulaşılabilir fiyat–kalite

dengemiz ve destinasyon çeşitliliğimiz

sayesinde Türkiye her zaman güvenilir ve

cazip bir tatil alternatifi olmayı sürdürüyor.”

ifadelerini kullandı.

Alman tur operatörlerinin ve iş ortaklarının

da yaklaşımının bu yönde olduğunu söyleyen

Polat, “Türkiye’nin pazardaki konumu oldukça

sağlam ve talep güçlü şekilde devam ediyor.

Biz de bu tabloyu oldukça olumlu okuyoruz.

Fuarda gerçekleştirdiğimiz temaslar

sayesinde hem mevcut kontratlarımızı

güçlendirdik hem de yeni iş birlikleri için

önemli adımlar attık. Bu görüşmelerin

özellikle sezon içi satışlara ve önümüzdeki

yılın planlamalarına somut katkı sağlayacağını

öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde pazar

haritamızda Almanya stratejik önemini

korumaya devam edecek. ITB Berlin’de elde

ettiğimiz sinerjinin satışlara güçlü şekilde

yansıyacağına inanıyoruz. Genel olarak

baktığımızda Türkiye turizmi dayanıklı,

dinamik ve rekabet gücü yüksek bir yapıya

sahip. Küresel gelişmeler elbette yakından

takip ediliyor ancak Türkiye’nin güçlü

destinasyon algısı sayesinde talebin istikrarlı

şekilde devam edeceğini düşünüyoruz.”

şeklinde sözlerini tamamladı.


Deniz Üstertuna: “Regnum: Carya,

The Crown ve Golf Sahalarıyla Alman

Pazarında Güçlü Bir Aktör”

Regnum Carya Pazarlama Direktörü Deniz Üstertuna, Messe Berlin’de,

Regnum The Crown ile Alman pazarına rafine ve deneyim odaklı bir sunum

yaptıklarını belirterek, yeni otelin özellikle geniş yaşam alanları, doğal tasarım

dili ve lüks segmentte sunduğu çok yönlü tatil konseptiyle ziyaretçilerden yoğun

ilgi gördüğünü kaydetti.

ITB Berlin 2026’da Regnum’un odağında

yeni açılan Regnum The Crown’un yer

aldığını belirten Deniz Üstertuna, süreci

şöyle değerlendirdi: “Regnum Carya

otelimizde edindiğimiz deneyimi daha da

ileri bir noktaya taşımayı hedeflediğimiz ve

birkaç ay önce (Temmuz 2025) açtığımız yeni

otelimiz Regnum The Crown, ITB Berlin’de

ana odağımızdı. Türkiye salonunun en güzel,

otelin iç tasarımını yansıtan büyük ve dikkat

çekici bir stant ile özellikle yeni otelimizi

sektöre tanıtmayı amaçladık. Regnum

konseptinin kendine özgü bir tarzı ve kalitesi

bulunuyor. Özellikle doğal renkler ve yeşil

dokular ile ferah ve misafire özgürlük hissi

veren geniş alanları ön plana çıkardık. Farklı

deneyimlerin tek ve geniş bir alan içerisinde

sunulduğu; çeşitli beklenti ve taleplere

sahip misafirlerin kaliteli, sakin ve keyifli

ortamlarda, çok sayıda seçenek arasından

kendi tatillerini şekillendirebilecekleri bir tesis

olduğumuz vurgulandı. Regnum’un sunduğu

bu geniş alan ve seçenek çeşitliliğinin, lüks

segmentte öne çıkan yeni deneyim anlayışıyla

birlikte; misafirlere rahatlama ve günlük

hayatın getirdiği yorgunluk karşısında

yeniden enerji kazanma imkânı sunmasını

öne çıkartmamız büyük ilgi gördü. Regnum

The Crown ile birlikte longevity (uzun yaşam)

odaklı hizmetlerde öne çıkarıldı. Wellness,

fitness ve spor olanakları ile bu alanlardaki

programlar detaylı şekilde anlatıldı. Aileler ve

yetişkinler için sunduğumuz farklı konseptler

de ziyaretçilere aktarıldı. Özellikle: Regnum

Carya ve Regnum The Crown’un ortak

kullandığı yeni aquapark, spor kompleksimiz,

yeni çocuk kulübümüz, genişleyen

çiftliğimiz, Regnum The Crown’un geniş oda

metrekareleri ve çatıdaki sonsuzluk havuzu

deneyimi öne çıkardığımız başlıca unsurlar

oldu.”

“Ultra all-inclusive segmentte talep artıyor”

Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelere

ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan

Üstertuna, şu ifadeleri kullandı: “Günümüzde

fuarlarda stantta bekleyip yeni müşteri

adaylarının sizi ziyaret etmesini beklemek

artık pek anlamlı değil. Fuar katılımcılarının

önemli bir kısmını, sizin asıl hedef kitleniz

dışında kalan tedarikçi ve hizmet sağlayıcılar

oluşturuyor. Bu nedenle önceden yaptığımız

planlama ve randevular sayesinde birçok yeni

potansiyel B2B butik acente, tur operatörü,

uzman firma ve mevcut partnerlerimizle

verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Uzun

süredir iş birliği hedeflediğimiz bazı

firmalarla da yüz yüze görüşerek somut

adımlar attık. Özellikle fuarın ilk iki günü

oldukça verimli geçti; üçüncü gün ise genel

olarak ziyaretçi yoğunluğu azaldı. Global

ölçekte ultra all-inclusive premium ürünlere

olan talebin arttığını gözlemliyoruz. Bu

doğrultuda sadece kendi bölgemizdeki

rekabeti değil, farklı destinasyonlardaki

global rekabeti de yakından takip ediyor;

yatırımlarımızı ve konumlandırmamızı

buna göre şekillendiriyoruz. ITB Berlin, bu

anlamda global trendleri analiz etmek için

çok önemli bir platform. Katılım açısından

dünyanın en büyük ve en kapsamlı turizm fuarı

olması sebebiyle her yıl vizyon genişleten ve

sektörel farkındalık sağlayan bir organizasyon

olduğunu düşünüyorum. Bu yıl ayrıca, Orta

Doğu’daki gelişmeler de birçok görüşmede

gündeme geldi ve genel olarak sektörde

temkinli ve endişeli bir atmosfer gözlemlendi.”

“İngiliz ve Avrupalı misafirler vazgeçilmez

segmentimiz”

ITB Berlin’in marka görünürlüğü ve pazar

etkisine dair değerlendirmelerde bulunan

Üstertuna, şunları söyledi: “Son iki yıldır

sektörün tüm önemli fuarlarına büyük

stantlarla katılım sağlıyoruz. Rusça konuşulan

pazarlarla birlikte Almanya ve özellikle

DACH pazarı, bizim için en öncelikli ve

stratejik pazarlardan biri konumunda. Pazar

çeşitliliğine büyük önem veriyoruz. İngiliz ve

Avrupalı misafirler bizim için vazgeçilmez bir

segment ve bu doğrultuda, markamıza ve

segmentimize uygun yeni iş ortakları aramaya

devam ediyoruz. Bu fuarlar sayesinde mevcut

iş birliklerimizi güçlendirirken, yeni otelimizi

daha detaylı şekilde tanıtma fırsatı buluyoruz.

Aynı zamanda henüz markamızı tanımayan

potansiyel partnerlere de kendimizi anlatma

imkânı elde ediyoruz. Regnum, sunduğu

değer açısından herkese hitap eden bir ürün

değil. Biz, yaptığımız işi en iyi, en farklı ve

en kaliteli şekilde sunmayı hedefliyoruz.

Gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ve vizyonumuz,

Türkiye’nin turizmdeki kalite algısına katkı

sağlama amacını taşıyor. Bu doğrultuda

global lüks segmentte doğru platformlarda

yer alarak payımızı artırmayı hedefliyoruz.

Almanya pazarında özellikle butik ve yüksek

segment acentelerin bu hedefe önemli katkı

sağladığını görüyoruz. Bununla birlikte,

DERTOUR ve TUI gibi büyük oyuncuların

da lüks segmenti daha fazla ayrıştırıp öne

çıkardığı dikkat çekiyor. Regnum; hem Carya

hem de The Crown otelleri ve golf sahalarıyla

Alman pazarında güçlü bir aktör olmaya

devam ediyor. Kısa vadede fiyat artışları,

jeopolitik gelişmeler ve global ekonomik

belirsizlikler seyahat talebini etkileyebilse

de, Alman pazarının Türkiye için önümüzdeki

dönemde de en önemli ve lider pazar olmaya

devam edeceğini öngörüyorum. Pandemi

sonrası daha da net şekilde ortaya çıktı ki,

tatil artık bir lüks değil, bir ihtiyaç. Türkiye

ise bu ihtiyacı en geniş ürün çeşitliliğiyle

karşılayabilen güçlü bir destinasyon. Bu

nedenle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da,

genel perspektifte geleceğin olumlu olduğunu

düşünüyorum.”


Duygu Oral: “Stratejik İş Birlikleri ve

Aile Segmentiyle Alman Pazarında

Güçlü Büyüme Hedefliyoruz”

Rixos Hotels Türkiye Pazarlama Direktörü ve ALL Inclusive Collection

Ürün Geliştirme Direktörü Duygu Oral, ITB Berlin 2026 kapsamında

Alman pazarına yönelik güçlü mesajlar verdi. Rixos’un özellikle aile odaklı

tatil anlayışı, kapsamlı deneyim kurgusu ve stratejik iş birlikleriyle fuarda

dikkat çektiğini belirten Oral, markanın pazardaki konumunu daha da ileri

taşıdığını vurguladı.

ITB Berlin 2026’da Rixos’un sunduğu konsept

ve deneyimlere ilişkin değerlendirmelerde

bulunan Duygu Oral, şunları söyledi: “Rixos

Hotels, ITB Berlin’de Alman pazarındaki

güçlü konumunu yeniden pekiştirdi. Rixos

markasının yıllardır sahip olduğu yüksek

bilinirlik, özellikle aile odaklı tatil konsepti

ve her yaştan misafire hitap eden kapsamlı

deneyimlerinden besleniyor. Bu yıl fuarda da

en çok öne çıkan unsur, aileleri merkeze alan

yaklaşımımız oldu. Rixy Kids Club’ın çocuklara

yönelik eğitici ve eğlenceli aktiviteleri ile

ailelerin birlikte kaliteli vakit geçirebileceği

özel alanlar, Alman ziyaretçilerin en çok ilgi

gösterdiği unsurlar arasında yer aldı. Bunun

yanı sıra zengin gastronomi seçeneklerimiz,

spor–wellness olanaklarımız ve eğlence

programlarımız da fuarda öne çıkan diğer

başlıklar oldu. Antalya’daki tüm Rixos

misafirlerine ücretsiz sunulan The Land of

Legends Theme Park erişimi ile geçtiğimiz yıl

açılan Nickelodeon Land, aile segmentinde

markamızı öne çıkaran önemli ayrıcalıklar

olarak büyük ilgi topladı. Öte yandan, şehir

resort konseptinin güçlü bir temsilcisi olan

Rixos Tersane Istanbul da fuar boyunca dikkat

çeken projelerden biri oldu.”

“Pazarda güçlü talebin sürdüğünü net

şekilde gözlemledik”

Fuar süresince gerçekleştirilen B2B

görüşmelere ilişkin de bilgi veren Oral,

şu ifadeleri kullandı: “Fuar süresince

Alman tur operatörleri, acenteler ve sektör

temsilcileriyle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler

son derece verimli geçti. Türkiye’nin bir

destinasyon olarak Alman pazarında güçlü

talep görmeye devam ettiğini net bir şekilde

gözlemledik. Alman misafirlerin kaliteli

hizmet, güçlü altyapı ve aile dostu tatil

seçeneklerine yönelik ilgisinin devam ettiğini

gösteren bu görüşmeler, Rixos Hotels’in

pazardaki konumunun daha da güçlendiğini

ortaya koydu. Özellikle TUI ile yürüttüğümüz

stratejik iş birliği, markamıza önemli bir

avantaj sağlıyor. Bu doğrultuda yapılan

toplantılar, mevcut ortaklıklarımızı daha

da güçlendirme ve satış hacmini artırma

açısından son derece olumlu fırsatlar sundu.”

“Alman pazarında büyüme ivmemizi

hızlandırıyoruz”

Uluslararası fuarın genel katkısına ve

gelecek hedeflerine de değinen Oral,

değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı:

“Fuar, Rixos Hotels’in Alman pazarındaki

görünürlüğünü güçlendirmeye devam

eden stratejik bir buluşma noktası olmayı

sürdürüyor. Her yıl düzenli olarak katıldığımız

bu fuar, hem marka bilinirliğimizi artırmak

hem de iş ortaklarımızla ilişkilerimizi

derinleştirmek açısından önemli fırsatlar

sunuyor. Bu yıl da sektör temsilcileriyle

gerçekleştirdiğimiz yoğun temaslar, pazardaki

güçlü konumumuzu pekiştirmemize ve

geleceğe yönelik satış stratejilerimizi daha net

şekillendirmemize katkı sağladı. Önümüzdeki

dönemde, özellikle aile segmentindeki

talep artışı ve stratejik iş birliklerimizin

güçlenmesiyle birlikte, Alman pazarında daha

geniş bir erişim ve yüksek bir büyüme ivmesi

öngörüyoruz.”



Pınar Ağır / Veli Korkmaz:

“Alman Pazarındaki Görünürlüğümüzü

Güçlendirdik”

Charisma De Luxe Hotel Kuşadası Kurumsal Satış ve Banket Müdürü

Pınar Ağır ile Satış ve Pazarlama Müdürü Veli Korkmaz, ITB Berlin 2026

kapsamında otellerini Alman pazarına konfor, gastronomi ve wellness

odaklı konseptle tanıttıklarını belirterek, sundukları esnek konaklama

seçenekleri ve kapsamlı spa olanaklarının ziyaretçilerden yoğun ilgi

gördüğünü ifade ettiler.

Charisma De Luxe Hotel Kuşadası

Kurumsal Satış ve Banket Müdürü Pınar

Ağır ve Satış ve Pazarlama Müdürü Veli

Korkmaz, ITB Berlin 2026’da otellerini Alman

pazarına konfor, gastronomi ve wellness

odaklı bir konseptle tanıttıklarını belirterek,

“ITB Berlin kapsamında Charisma De Luxe

Hotel Kuşadası olarak otelimizi Alman

pazarına; konfor, gastronomi ve wellness

odaklı bir konseptle tanıttık. Otelimizin 218

odalı yapısı, BB (oda-kahvaltı) ve HB (yarım

pansiyon) konseptinde hizmet vermesi,

özellikle esnek tatil planı yapan Alman

misafirler açısından ilgi çekici bulundu.

Tanıtımlarımızda ayrıca 2500 m²’nin üzerinde

bir alana kurulu spa, wellness ve fitness

merkezimiz, denize sıfır konumumuz

ve Kuşadası şehir merkezine yürüyüş

mesafesinde olmamız önemli avantajlarımız

arasında öne çıktı. Gastronomi tarafında ise

otelimiz bünyesindeki Charides Sea Food

A’la Carte Restaurant ve misafirlerimize

sunduğumuz Starbucks Corner konsepti

ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Standımızda

bölgesel değerleri de öne çıkarmak adına

Aydın’ın simgesi olan inciri misafirlerimize

ikram ederek hem yerel kültürü tanıtma

hem de sıcak bir misafirperverlik deneyimi

sunma fırsatı bulduk. Bu küçük ama anlamlı

dokunuşun ziyaretçiler üzerinde oldukça

olumlu bir etki bıraktığını gözlemledik.”

ifadelerini kullandılar.

“Türkiye’ye yönelik Alman pazarından pozitif

sinyaller aldık”

Fuar süresince Alman tur operatörleri,

acenteler ve sektör temsilcileriyle

gerçekleştirilen görüşmelerin verimli

geçtiğini belirten Ağır ve Korkmaz, “Fuarda

Alman tur operatörleri, acenteler ve sektör

temsilcileriyle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler

oldukça verimli ve pozitif geçti. Mevcut iş

ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirirken

aynı zamanda yeni iş birlikleri için de önemli

temaslar kurduk. Görüşmeler sonucunda

özellikle 2026 ve 2027 sezonları için yeni satış

kanalları ve iş birlikleri açısından umut verici

aksiyonlar aldığımızı söyleyebiliriz. Sektör

temsilcileriyle yapılan değerlendirmelerde,

komşu ülkelerde yaşanan savaş ve bölgesel

gelişmelerin turizm açısından ilk etapta bir

belirsizlik oluşturabileceği; ancak Türkiye’nin

güvenli ve güçlü turizm altyapısı sayesinde

orta vadede alternatif ve güvenilir destinasyon

olarak daha fazla talep görebileceği yönünde

görüşler paylaşıldı. Bu durumun özellikle

Alman pazarında Türkiye’ye olan ilgiyi

artırabileceği yönünde olumlu sinyaller aldık.”

diye belirttiler.

“Pazardaki payımızı artırmayı hedefliyoruz”

ITB Berlin’in otellerin uluslararası

pazarlara ulaşması açısından büyük bir

platform sunduğunu belirten Ağır ve

Korkmaz, “Fuar, dünya turizm sektörünün

en önemli buluşmalarından biri olarak,

hem destinasyonlar hem de oteller için

uluslararası pazarlara ulaşma açısından

büyük bir platform sunuyor. Bu yılki

katılımımızın ardından fuardan son derece

memnun ayrıldığımızı söyleyebiliriz. Fuar

süresince gerçekleştirdiğimiz görüşmeler

ve kurduğumuz yeni bağlantılar sayesinde

Charisma De Luxe Hotel Kuşadası’nın Alman

pazarındaki görünürlüğünün ve marka

bilinirliğinin önemli ölçüde güçlendiğini

düşünüyoruz. Bunun yanı sıra, önümüzdeki

sezonlara yönelik satış potansiyelimizi

artıracak yeni iş fırsatlarının temelleri de

atılmış oldu. Genel değerlendirmemize

göre fuar, yalnızca mevcut iş birliklerini

geliştirmek açısından değil, aynı zamanda

yeni pazar stratejileri oluşturmak ve uzun

vadeli turizm hedeflerini şekillendirmek

açısından da oldukça değerli bir platform

olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde

Alman pazarındaki payımızı artırmayı ve

Kuşadası’nın cazibesini daha geniş kitlelere

ulaştırmayı hedefliyoruz.” değerlendirmesinde

bulundular.


Cihan Coşkuntuncel: “Yapay Zeka

Destekli Çözümlerimizle Otellerin

Operasyonlarını Daha Verimli Hâle

Getiriyoruz”

HotelRunner Satış ve İş Geliştirme Direktörü Cihan Coşkuntuncel, ITB Berlin

2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, şirketin turizm sektörüne

sunduğu teknolojik çözümler ve yenilikçi platformlarla Alman pazarında güçlü

bir ilgi gördüğünü belirtti.

ITB Berlin 2026’da şirketin sunduğu

çözümlerden bahseden Coşkuntuncel,

“Messe Berlin’de turizm sektörünün

operasyon, satış ve dağıtım süreçlerini tek bir

platformda bir araya getiren teknolojilerimizle

yer aldık. Otellerin ve seyahat işletmelerinin

dağıtım ağlarını daha verimli yönetmesini,

direkt satışlarını artırmasını ve operasyonlarını

daha verimli hale getirmesini sağlayan

yapay zeka destekli çözümlerimizi sektör

paydaşlarıyla paylaşma fırsatı bulduk.

Özellikle akıllı otomasyonlar ve veri temelli

karar alma süreçlerini destekleyen yeni nesil

ürünlerimiz yoğun ilgi gördü. Bu yılın dikkat

çeken ürünü tamamen yenilenen otomasyon

platformumuz “HotelRunner Autopilot” oldu.

Yapay zeka destekli Autopilot; fiyatlandırma,

dağıtım ve operasyon süreçlerinde otomatik

aksiyonlar alarak işletmelerin günlük

operasyonlarını daha verimli hâle getiriyor.

Bunun yanında bir diğer ilgi gören çözümümüz

de Rakip Analizi aracımız oldu. “Rakip Analizi”

otellerin pazardaki konumlarını daha net

görmelerine ve stratejik kararlarını buna göre

şekillendirmelerine yardımcı oluyor. Tesislerin

farklı kanallardan aldıkları misafir yorumlarını

tek ekrandan yönetmelerini, yapay zeka

desteğiyle analiz edip yanıt hazırlayabildikleri

“Değerlendirme Merkezi” dikkat çeken bir

diğer ürünümüzdü.” dedi.

“İş birliği ve entegrasyon projelerimizi

güçlendirdik”

Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelerin

verimli geçtiğini vurgulayan Coşkuntuncel,

“ITB Berlin, her yıl olduğu gibi bu yıl da hem

mevcut iş ortaklarımızla yeniden bir araya

gelmek hem de yeni iş birlikleri geliştirmek

açısından oldukça verimli geçti. Uzun süredir

birlikte çalıştığımız global partnerlerimizle

projelerimizi değerlendirme fırsatı bulurken,

aynı zamanda yeni oteller ve seyahat

şirketleriyle de tanıştık. Bunun yanı sıra,

HotelRunner’ın Kurucu Ortakları Arden

Agopyan ve Ali Beklen, dünya turizminde

vizyon ve görüşleri merak edilen kişiler olarak

fuar kapsamında gerçekleştirilen iki önemli

etkinlikte fikirlerini dünya turizm sektörünün

bileşenleri ile paylaştılar. Ali Beklen,

konaklama sektöründe misafir davranışını

daha iyi anlamaya yönelik yeni yaklaşımların

ele alındığı bir panelde konuşmacı olarak yer

aldı. Yoğun ilgi gören panelde, yapay zeka

destekli sentetik misafir profilleri aracılığıyla

otellerin misafir beklentilerini daha doğru

analiz edebileceği ve operasyonel kararlarını

daha öngörülebilir hâle getirebileceği üzerine

değerlendirmeler paylaşıldı. Arden Agopyan

ise, Phocuswright ve ITB Berlin tarafından

düzenlenen Leadership Exchange oturumuna

katılarak tüm dünyadan sektörün önde gelen

yöneticileriyle birlikte turizm sektörünün

önümüzdeki 20 yılını şekillendirecek

stratejik başlıkları tartıştı. Fuar boyunca

gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde özellikle

dağıtım tarafında daha güçlü bağlantılar

kurmak, satış kanallarını çeşitlendirmek

ve operasyonel süreçleri otomasyonla

desteklemek konularında önemli fırsatlar

ortaya çıktı. Oteller, tur operatörleri ve

teknoloji sağlayıcılarıyla yeni entegrasyon

projeleri ve stratejik iş birlikleri üzerine

oldukça verimli görüşmeler gerçekleştirdik.”

ifadelerini kullandı.

“Global büyüme ve görünürlük açısından

kritik bir fuar”

Fuarın ardından genel bir değerlendirme

de yapan Coşkuntuncel sözlerini şöyle

tamamladı: “ITB Berlin, Almanya’da

düzenleniyor olmakla birlikte, aslında

global turizm sektörünün en önemli

buluşma noktalarından biri ve bu

bakımdan biz küreselde sürdürdüğümüz

büyümenin önemli bir parçası olarak bu

etkinliği değerlendiriyoruz. Bu nedenle

organizasyon boyunca tüm dünyadan

tesisler, tur operatörleri, dağıtım kanalları

ve teknoloji şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz

görüşmeler oldukça değerliydi. Sektörde

yalnızca görünürlük değil, aynı zamanda

verimlilik, otomasyon ve daha güçlü dağıtım

yapıları talebinin öngörülerimize uygun

bir şekilde giderek arttığını net şekilde

gözlemledik. ITB Berlin’de kurulan yeni

bağlantıların ve başlatılan görüşmelerin

önümüzdeki dönemde küresel büyümemizi

hızlandırmasını ve tüm dünyaya teknoloji

altyapısı sağlayan önemli oyunculardan biri

olarak sahip olduğumuz konumumuzu daha

da güçlendirmesini bekliyoruz.”


Sedat Kaymak: “Alman Pazarı Kültür

Turları ve Grup Organizasyonlarına

Yöneliyor”

Almira Hotel Thermal SPA & Convention Center Satış & Pazarlama Müdürü

Sedat Kaymak, ITB Berlin 2026 sonrasında otelin tanıtım yaklaşımına ilişkin

bilgiler paylaştı.

Termal ve sağlık turizmi odaklı

konseptlerinin fuarda öne çıktığını

vurgulayan Sedat Kaymak, “ITB Berlin

2026 kapsamında, Almira Hotel Thermal Spa

& Convention Center olarak Alman pazarına

yönelik tanıtım stratejimizde termal ve sağlık

turizmi odaklı konaklama deneyimini ön plana

çıkardık. Özellikle Avrupa pazarında giderek

artan wellness, sağlık ve sürdürülebilir turizm

talebini dikkate alarak; otelimizin termal spa

altyapısı ve dinlenme, yenilenme deneyimini

merkeze alan bir sunum gerçekleştirdik.

Tanıtım sürecinde ayrıca otelimizin, Bursa’nın

tarihi ve kültürel dokusunun merkezinde

konumlanması önemli bir değer olarak

vurgulandı. Bursa’nın UNESCO mirası tarihi

yapıları, Osmanlı kültürü, Uludağ’a olan

yakınlığı ve yıl boyunca erişilebilir turistik

destinasyonlara kolay ulaşım imkânı,

ziyaretçiler tarafından güçlü bir destinasyon

avantajı olarak değerlendirildi. Bu çerçevede

otel konaklamasının yalnızca bir konaklama

değil; tarih, kültür ve doğa deneyimi ile

bütünleşen bir seyahat paketi sunduğu ifade

edildi. Ziyaretçilerden gelen geri bildirimlerde

özellikle iki başlık öne çıktı. Bunlardan ilki,

Bursa’nın uluslararası ölçekte giderek daha

fazla tanınan “Green Destination” yaklaşımı

ve sürdürülebilir turizm potansiyelidir. Doğa,

sağlık ve sürdürülebilir yaşam konseptlerini

bir arada sunan destinasyon yapısı Alman

ziyaretçilerin dikkatini çekmiştir. İkinci

olarak ise Bursa gastronomisi büyük ilgi

gördü. Osmanlı mutfağından gelen köklü

yemek kültürü, yerel ürünlerin kullanımı ve

özgün lezzetlerin turizm deneyimine entegre

edilmesi özellikle tur operatörleri ve acente

temsilcileri tarafından önemli bir farklılaşma

unsuru olarak değerlendirildi. Sonuç olarak

ITB Berlin 2026’da Almira Hotel Thermal Spa

& Convention Center; termal sağlık turizmi,

sürdürülebilir destinasyon yaklaşımı, zengin

gastronomi kültürü ve tarihi şehir deneyimi

bileşenlerini bir arada sunan bütüncül bir

konsept ile Alman pazarına tanıtılmış olup, bu

unsurlar ziyaretçilerden en yüksek ilgiyi gören

başlıklar olmuştur.” ifadelerini kullandı.

“Kültür turları ve grup organizasyonları

öne çıkıyor”

Fuar süresince yapılan görüşmelere

değinen Kaymak, temasların genel olarak

verimli geçtiğini aktardı. Kaymak, “Fuar

süresince Alman tur operatörleri, acenteler

ve sektör temsilcileriyle gerçekleştirilen

görüşmeler genel olarak yapıcı ve

verimli bir çerçevede ilerlemiştir. Yapılan

değerlendirmelerde, Alman pazarının

destinasyon tercihlerinde ağırlıklı olarak

Ege ve Akdeniz bölgelerine yöneldiği ifade

edilmiştir. Bununla birlikte, özellikle kültür

turları ve tematik grup organizasyonları

kapsamında bölgemizin alternatif bir

destinasyon olarak değerlendirildiği ve bu

segmentte talep potansiyelinin bulunduğu

belirtilmiştir. Ayrıca, bölgemize yönelik

talebin önemli bir bölümünün Almanya’da

yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızdan

kaynaklandığı, bu segmentin Bursa ve

çevresine yönelik seyahat kararlarında

belirleyici bir rol oynadığı ifade edilmiştir. Bu

durum, pazarlama stratejilerinde, bu pazar

odaklı çalışmaların önemini bir kez daha

ortaya koymaktadır. Diğer taraftan, mevcut

küresel konjonktürde devam eden savaş ve

jeopolitik belirsizliklerin Alman pazarındaki

seyahat taleplerini doğrudan etkilediği ve

operatörler tarafından talep tarafında ciddi

bir daralma yaşandığının dile getirildiği

görülmüştür. Genel değerlendirmede, kısa

vadede büyük ölçekli anlaşmalardan ziyade

kültür turizmi, grup organizasyonları ve

gurbetçi pazarına yönelik iş birlikleri açısından

potansiyel fırsatların öne çıktığı; önümüzdeki

dönemde bu segmentlere yönelik satış ve

pazarlama çalışmalarının iş birliği fırsatlarını

artırabileceği öngörülmektedir.” dedi.

“Kültür turizmi odaklı büyüme hedefleniyor”

Fuar sonrası Kaymak, önümüzdeki döneme

dair görüşlerini de şu sözleriyle aktardı:

“ITB Berlin Fuarı sonrasında yapılan genel

değerlendirmede, fuarın otelimizin Alman

pazarındaki görünürlüğünü artırma ve mevcut

iş bağlantılarını güçlendirme açısından önemli

bir platform sunduğu görülmüştür. Fuar

süresince gerçekleştirilen görüşmelerde,

Alman tur operatörleri ve acentelerin

destinasyon tercihleri değerlendirildiğinde,

özellikle kültür turizmine yönelik grup

organizasyonlarında bölgemizin tercih

edilen alternatif destinasyonlar arasında

yer aldığı ifade edilmiştir. Bu durum, Bursa

ve çevresinin tarih, kültür ve gastronomi

potansiyeliyle Alman pazarı açısından belirli

bir segmentte güçlü bir konumlandırmaya

sahip olduğunu göstermektedir. Bununla

birlikte, mevcut jeopolitik gelişmeler ve

devam eden savaş ortamı, Avrupa pazarında

olduğu gibi Alman pazarında da seyahat

kararlarını doğrudan etkilemekte ve kısa

vadede taleplerde belirgin bir azalma

yaşandığı gözlemlenmektedir. Operatörler

tarafından yapılan değerlendirmelerde, bu

durumun özellikle yeni rezervasyon akışlarını

ve grup planlamalarını temkinli hale getirdiği

ifade edilmiştir. Önümüzdeki döneme ilişkin

öngörümüzde ise, jeopolitik belirsizliklerin

azalması ve savaşın sona ermesiyle birlikte

Alman pazarının yeniden ivme kazanacağı

değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda otel

olarak hedefimiz; kültür turizmi odaklı

grup organizasyonları, tematik turlar ve

bölgesel deneyim paketleri üzerinden Alman

pazarındaki konumumuzu güçlendirmek ve

fuar süresince kurulan temasları somut iş

birliklerine dönüştürmektir. Bu yaklaşımın,

orta vadede pazar çeşitliliğimizi artırarak satış

potansiyelimize olumlu katkı sağlayacağı

öngörülmektedir.”



Pınar Erginyavuz: “Farklı Konaklama

Konseptleri Öne Çıktı”

Liberty Hospitality Group Satış Direktörü Pınar Erginyavuz, fuara ilişkin

izlenimlerini paylaşarak, grubun geniş ürün yelpazesi ve farklı segmentlere

hitap eden yapısıyla Alman pazarında yoğun ilgiyle karşılandığını belirtti.

Liberty Hospitality Group olarak, orta ve

üst segmentte lüks konaklama anlayışını

farklı konseptlerle buluşturan toplam

11 otel ile hizmet verdiklerini aktaran Pınar

Erginyavuz, “ITB Berlin başta olmak üzere

katıldığımız tüm uluslararası fuarlarda,

portföyümüzde yer alan tüm otellerimizi

bütüncül bir yapı içinde temsil ediyoruz.

Grubumuzun en önemli avantajlarından

biri, farklı destinasyonlarda konumlanan

ve farklı misafir beklentilerine hitap eden

geniş bir tesis yelpazesine sahip olmasıdır.

Bu sayede hem tur operatörlerine hem de

son kullanıcıya, farklı tatil alışkanlıklarına ve

seyahat motivasyonlarına uygun alternatifler

sunabiliyoruz. Fuarda yoğun ilgi gören

markalarımız ve öne çıkan ürünlerimiz ise

ziyaretçi profiline, tur operatörlerinin portföy

yapısına ve hedefledikleri misafir segmentine

göre dikkat çekici geri bildirimler aldık.

Genel olarak baktığımızda, farklı konaklama

konseptlerimizi tek çatı altında sunabiliyor

olmamız, Alman pazarı açısından dikkat çeken

en önemli unsurlardan biri oldu. Bu çeşitlilik,

bize her misafir profiline uygun bir deneyim

önerme gücü kazandırıyor.” dedi.

“Mevcut iş birliklerini güçlendirmeye

odaklandık”

Fuar süresince Alman tur operatörleri,

acenteler ve sektör temsilcileriyle yapılan

görüşmelerin son derece verimli geçtiğini

belirten Erginyavuz, “Alman tur operatörleri,

acenteler ve sektör temsilcileriyle yaptığımız

temaslarda hem sezona yönelik beklentiler

hem de mevcut iş birliklerinin daha verimli

hale getirilmesine yönelik başlıklar kapsamlı

şekilde ele alındı. Bu görüşmelerde,

operatörlerin otellerimizden beklentileri

ile bizim pazar tarafındaki ihtiyaç ve

önceliklerimiz karşılıklı olarak değerlendirildi.

İçinde bulunduğumuz mevcut konjonktür

nedeniyle, tamamen yeni fırsatlardan çok

sezon başlangıcında alınması gereken

tedbirler, operasyonel hazırlıklar, satış

stratejileri ve karşılıklı aksiyon planları

üzerinde duruldu. Bununla birlikte, fuarın

en önemli çıktılarından biri de mevcut iş

ortaklıklarını daha da güçlendirmek ve sezon

öncesinde ortak yol haritasını netleştirmek

oldu. ITB Berlin, yalnızca yeni bağlantılar

kurulan bir platform değil; aynı zamanda

mevcut ilişkilerin derinleştirildiği, güvenin

pekiştirildiği ve iş birliklerinin daha sağlam

temellere oturtulduğu önemli bir buluşma

noktası oldu.” diye belirtti.

“Pazarı okuma açısından stratejik bir

platform”

Fuarın ardından yapılan değerlendirmelerde

grubun Alman pazarındaki görünürlüğünün

arttığını aktaran Erginyavuz, “Liberty

Hospitality Group olarak her yıl ITB Berlin’e

katılım sağlıyor ve fuarın grubumuz açısından

yarattığı katkıyı son derece değerli buluyoruz.

Sektörün tüm önemli paydaşlarını aynı çatı

altında buluşturması, pazardaki eğilimleri

doğrudan gözlemleme imkânı sunması ve

iş ortaklarımızla yüz yüze temas kurmamıza

olanak tanıması bakımından ITB, bizim için

stratejik öneme sahip bir organizasyondur.

Bu yıl da fuarın, grubumuz bünyesindeki tüm

otellerin tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine

olumlu katkı sağladığını rahatlıkla

söyleyebiliriz. Nitekim fuar öncesi ve sonrası

dönemde yapılan değerlendirmelerde, birçok

tesis özelinde görünürlük, talep ve satış ivmesi

açısından pozitif bir etki gözlemlenmektedir.

ITB Berlin’i yalnızca satış odaklı bir platform

olarak değil, aynı zamanda pazarı okuma,

beklentileri güncelleme ve sezon stratejilerini

yeniden şekillendirme fırsatı sunan önemli

bir mecra olarak değerlendiriyoruz. Turizm

sektörü, küresel ve bölgesel gelişmelerden

çok hızlı etkilenebildiği için uzun vadeli

planlar her zaman aynı ölçüde öngörülebilir

olmuyor. Buna rağmen, mevcut veriler ve fuar

süresince yapılan temaslar doğrultusunda,

hedef pazarların potansiyelinin yeniden

değerlendirildiğini ve sezonun genel

beklentilerle paralel bir seyir izleyebileceğini

öngörüyoruz. Elbette burada belirleyici olacak

en önemli unsurlardan biri, bölgesel jeopolitik

gelişmelerin turizm hareketleri üzerindeki

etkisidir. Ancak tüm bu değişkenlere rağmen,

Liberty Hospitality Group olarak güçlü ürün

çeşitliliğimiz, farklı segmentlere hitap eden

portföyümüz ve köklü iş ortaklıklarımız

sayesinde pazardaki konumumuzu daha da

güçlendireceğimize inanıyoruz.” dedi.


Cemal Erdem: “Alman Pazarında

Cruise’a İlgi Artarken Yeni Rotalara

Talep Güçleniyor”

Hünkar Turizm’in Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Cemal Erdem, ITB

Berlin 2026 kapsamında şirketin öne çıkan ürün ve deneyimlerine ilişkin

değerlendirmelerde bulunarak, fuarda özellikle yeni nesil cruise gemisi

Aroya’nın yoğun ilgi gördüğünü vurguladı.

Cemal Erdem, “Alman pazarına yönelik

tanıtımımızda, özellikle Aroya gemimizi

ön plana çıkardık. Aroya, misafirlere

lüks ve deneyim odaklı bir cruise seyahati

sunan yeni nesil bir gemi olarak fuarda

yoğun ilgi gördü. Tanıtımlarımızda geminin

geniş eğlence alanları, zengin gastronomi

seçenekleri, aile dostu aktiviteleri ve farklı

kültürleri bir araya getiren konsepti özellikle

vurgulandı. Fuarda ziyaretçilere Aroya

ile gerçekleştirilecek rotalar ve gemide

sunulan özel deneyimler hakkında detaylı

bilgiler paylaştık. Özellikle Orta Doğu ve

Kızıldeniz bölgesini kapsayan rotalar,

farklı destinasyonları keşfetmek isteyen

ziyaretçilerin dikkatini çekti. Bunun yanında

gemide sunulan lüks konaklama seçenekleri,

uluslararası mutfaklardan oluşan restoranlar

ve kültürel eğlence programları Alman

pazarından gelen profesyoneller ve ziyaretçiler

tarafından oldukça ilgi gördü. Genel olarak

fuarda ziyaretçilerden en fazla ilgiyi, Aroya

gemisinin sunduğu yenilikçi cruise deneyimi,

farklı destinasyonlara erişim sağlayan rotaları,

kültür, eğlence ve konforu bir araya getiren

konsepti gördük. Bu da Alman pazarının yeni

ve farklı cruise deneyimlerine olan ilgisini

açıkça ortaya koydu.” ifadelerini kullandı.

“Yeni destinasyonlara yönelik talep artıyor”

Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelerin

sektördeki eğilimleri net biçimde ortaya

koyduğunu aktaran Erdem, “ITB Berlin

süresince Alman tur operatörleri, seyahat

acenteleri ve sektör temsilcileriyle oldukça

verimli ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirdik.

Özellikle fuar standımızdaki toplantılarda,

Alman pazarının cruise turizmine yönelik

artan ilgisini ve yeni destinasyonlara olan

talebi yakından gözlemleme fırsatı bulduk.

Görüşmelerde, özellikle Aroya gemisinin

sunduğu yeni cruise deneyimi ve farklı

destinasyonları kapsayan rotaları sektör

profesyonellerinin dikkatini çekti. Alman tur

operatörleri ve acenteler, Aroya’nun özellikle

Orta Doğu ve Kızıldeniz bölgesine yönelik

rotaları, lüks hizmet konsepti ve gemide

sunulan kültürel deneyimler hakkında

detaylı bilgi talep etti. Bu görüşmeler

sırasında, Alman pazarında satış kanallarının

güçlendirilmesi, paket tur programlarına

cruise ürünlerinin dahil edilmesi ve ortak

pazarlama faaliyetleri gibi konularda önemli

iş birliği fırsatları öne çıktı. Ayrıca bazı

tur operatörleri ile grup rezervasyonları,

özel temalı cruise programları ve uzun

vadeli satış iş birlikleri konusunda olumlu

görüşmeler gerçekleştirdik. Genel olarak

fuarda gerçekleştirdiğimiz toplantılar, Alman

pazarında Aroya gemisinin tanınırlığını

artırmak ve yeni satış ortaklıkları geliştirmek

açısından oldukça önemli fırsatlar sundu ve

gelecekte hayata geçirilebilecek potansiyel iş

birlikleri için güçlü bir zemin oluşturdu.” dedi.

“Satış kanallarını ve iş birliklerini

güçlendireceğiz”

Fuar sonrasında oluşan tabloya ilişkin

hedeflerini de paylaşan Erdem, “ITB Berlin

sonrasında elde ettiğimiz geri bildirimler

doğrultusunda, Alman pazarına yönelik

hedeflerimiz arasında; satış ve dağıtım

kanallarını güçlendirmek, Alman tur

operatörleri ve seyahat acenteleriyle iş

birliklerini artırmak ve Aroya gemisinin

sunduğu deneyimi daha geniş bir kitleye

tanıtmak yer alıyor. Ayrıca pazarlama

ve tanıtım faaliyetlerimizi artırarak,

Alman misafirlerin farklı destinasyonlara

yönelik ilgisini değerlendirmeyi ve cruise

ürünlerimizi bu pazarda daha güçlü bir

şekilde konumlandırmayı hedefliyoruz.”

açıklamalarında bulundu.


Orhan Belge: “Çeşme’yi Alman Pazarına

Taşıdık”

Boyalık Beach Hotel & Resort Genel Müdürü Orhan Belge, ITB Berlin

2026 kapsamında Çeşme destinasyonunun Alman pazarındaki tanıtım

faaliyetlerine değinirken, bölgenin sahip olduğu doğal güzellikler ve çeşitli turizm

olanaklarının öne çıktığını vurguladı.

Orhan Belge, “ITB Berlin’de Çeşme’yi

Alman pazarına tanıtırken özellikle

destinasyonumuzun sahip olduğu

doğal güzellikler, uzun kumsallar, kaliteli

konaklama tesisleri ve Ege’ye özgü yaşam

kültürü üzerinde durduk. Çeşme sadece

deniz tatili sunan bir destinasyon değil; aynı

zamanda gastronomisi, doğası, rüzgâr sporları

ve yılın büyük bölümüne yayılan turizm

potansiyeliyle oldukça güçlü bir alternatiftir.

Ziyaretçilerin özellikle ilgisini çeken konuların

başında Çeşme’nin temiz plajları, kaliteli otel

konsepti, gastronomi deneyimleri ve wellness

olanakları geldi. Ayrıca destinasyonun

hem dinlenme hem de deneyim odaklı tatil

arayan misafirlere hitap etmesi Alman tur

operatörleri ve sektör temsilcileri tarafından

oldukça olumlu karşılandı.” dedi.

“Yeni iş birliği ve program fırsatları oluştu”

Fuar süresince Alman tur operatörleri ve

sektör temsilcileriyle yapılan temasların

verimli geçtiğini belirten Belge, özellikle yeni

iş birliği olanaklarının ortaya çıktığını söyledi.

Belge, “Fuar boyunca Alman tur operatörleri,

acenteler ve sektör temsilcileriyle oldukça

yoğun ve verimli görüşmeler gerçekleştirdik.

Alman pazarı Çeşme için her zaman önemli

pazarlardan biri olmuştur ve bu pazarda

destinasyon bilinirliğini artırmaya yönelik

çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yılki

görüşmelerde özellikle Çeşme’nin alternatif

ve kaliteli bir destinasyon olarak daha fazla

programlara dahil edilmesi konusunda

oldukça olumlu geri dönüşler aldık. Hem

mevcut iş birliklerinin güçlendirilmesi hem

de yeni satış kanallarının oluşturulması adına

önemli temaslar kuruldu. Önümüzdeki dönem

için daha fazla uçuş, daha fazla tur operatörü

programı ve ortak tanıtım çalışmaları

konusunda fırsatların oluştuğunu görüyoruz.”

dedi.

“Pazardaki görünürlüğümüz artıyor”

Fuarın Çeşme destinasyonunun Alman

pazarındaki görünürlüğüne etkisini

değerlendiren Belge, fuarın bilinirliği

artırmada ve yeni iş bağlantıları kurmada

etkili olduğunu ifade etti. Belge, “ITB Berlin

dünya turizm sektörünün en önemli buluşma

noktalarından biri ve bu platformda yer

almak destinasyonlar için büyük bir fırsat.

Çeşme açısından baktığımızda fuarın

destinasyon bilinirliğini artırma ve yeni

iş birlikleri geliştirme açısından oldukça

olumlu geçtiğini söyleyebilirim. Alman

pazarı Çeşme için stratejik pazarlardan biri

olmaya devam ediyor. Fuarda yaptığımız

görüşmeler ve aldığımız geri bildirimler, bu

pazarda Çeşme’ye yönelik ilginin giderek

arttığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde

hedefimiz, destinasyon olarak Çeşme’nin

uluslararası pazarlardaki konumunu daha

da güçlendirmek ve özellikle Alman misafir

sayısını artırarak turizmi daha sürdürülebilir

bir şekilde büyütmektir.” açıklamalarında

bulundu.


8 TH ISTANBUL

COFFEE EXPO

2026

08-10 May

Sektörün Devleri, Kahvenin Tutkunları:

2026’da Tek Çatı Altında

İstanbul’un en prestijli kahve Fuarı Coffex İstanbul 8. kez kapılarını açıyor!

100’ü aşkın marka, 18.000’den fazla ziyaretçi ve kahve dünyasının tüm

oyuncuları, çekirdekten ileri teknolojiye Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde buluşuyor.

İş Bağlantıları:

Yeni franchise

fırsatları ve global

ticari network.

Atölyeler:

Master Class

eğitimleri, workshoplar

ve tadım seansları.

Teknoloji:

Makine teknolojileri

ve kavurma

inovasyonları.

Cafe Markt Sahnesi:

İlham veren oturumlar

ve canlı yarışmalar.

Roaster Community:

Kavurma topluluğu ile

profesyonel buluşma.

YENİ

Best & Rare Bölümü

Dünyanın en nadir kahvelerini keşfedin. Üreticileriyle

tanışın, hikayelerine ortak olun ve kaynağına dokunun.

Coffee Beans

Focus Country

BRAZIL /BREZİLYA

8 – 10 Mayıs 2026

İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi– ICEC

Detaylı Bilgi

ve

Katılım

@coffexistanbul

coffexistanbul.com

*Bu Fuar 5174 Sayılı Kanun Gereğince TOBB

(Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği) İzni İle Düzenlenmiştir.


George Maştaoğlu: “Respectful

Hospitality Anlayışımız Yoğun İlgi

Gördü”

Selectum Hotels & The Norm Hotels Operasyon Direktörü George

Maştaoğlu, fuar sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, otelcilikte

teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımların Alman pazarında güçlü bir

ilgi gördüğünü aktardı.

ITB Berlin’de sunulan konseptler hakkında

bilgiler veren George Maştaoğlu, “Fuarda

Alman pazarına iki temel başlıkla çıktık.

Birincisi, otelcilikte teknolojik gelişmeler

ve yapay zekânın misafir deneyimine ve

operasyon yönetimine getirdiği yenilikler,

ikincisi ise çevreye duyarlı yaklaşımımızı

ifade eden ‘respectful hospitality’ anlayışımız

oldu. Fuar boyunca özellikle yapay zekâ

destekli operasyon yönetimi, misafir

iletişimi ve verimlilik çözümleri üzerine

sektör profesyonelleriyle oldukça verimli

görüşmeler gerçekleştirdik. Bunun yanında

markalarımızın sürdürülebilirlik odaklı

konsepti ve deneyim yaklaşımı da ziyaretçiler

tarafından ilgi gördü.” dedi.

“İş birliği ve temaslar verimli geçti”

ITB Berlin süresince yapılan görüşmelerin

kapsamını paylaşan Maştaoğlu, “Fuar

oldukça yoğun ve verimli geçti. Alman tur

operatörleri ve acentelerle gerçekleştirdiğimiz

görüşmelerde sezon planlaması, allotment

esnekliği ve operasyon güvenilirliği gibi

konular ön plandaydı. Bunun yanı sıra

dijitalleşme ve teknoloji entegrasyonu

konularında da önemli fikir alışverişleri

yaptık. Hem mevcut iş ortaklarımızla

ilişkilerimizi güçlendirdik hem de yeni iş

birlikleri için önemli temaslar kurduk.

Önümüzdeki dönemde bu görüşmelerin yeni

kontratlar ve ortak pazarlama çalışmalarıyla

somutlaşmasını bekliyoruz.” ifadelerini

kullandı.

“Alman pazarı güçlü talebini koruyor”

Fuarın genel etkisini değerlendiren

Maştaoğlu, “Genel olarak bizim için verimli ve

doğru bağlantılar kurduğumuz bir fuar oldu.

ITB Berlin, turizm sektöründe iş geliştirme

açısından hâlâ en güçlü platformlardan biri.

Öte yandan fuarın genel atmosferinde küresel

gelişmelerin etkisi de hissediliyordu. Dünya

genelindeki bazı jeopolitik gelişmeler ve

güvenlik gündemi sektörün tüm paydaşlarını

doğal olarak etkiliyor. Özellikle bazı Orta

Doğu ülkelerinin fuardaki sınırlı görünürlüğü,

2026 yılının turizm açısından güvenlik ve kriz

yönetimi bakımından dikkat gerektiren bir

yıl olacağını gösteriyor. Buna rağmen Alman

pazarı güçlü talep potansiyelini koruyor.

Fuarda kurduğumuz temasların, Selectum

Hotels ve The Norm Hotels markalarının

Avrupa’daki bilinirliğini ve satış potansiyelini

artıracağına inanıyoruz.” dedi.


Kerem Canarslanlar: “Termal Tatil

ve Wellness ile Öne Çıkıyoruz”

Oruçoğlu Termal Otel CMO’su Kerem Canarslanlar, ITB Berlin 2026

sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, termal sağlık, wellness ve

uzun süreli konaklama odaklı konseptlerinin Alman ve Avrupa pazarında

yoğun ilgi gördüğünü ifade etti.

Kerem Canarslanlar, ITB Berlin 2026’da

otelin öne çıkan konseptleri ve sunduğu

deneyimler hakkında bilgi verirken,

“Türkiye’de termal turizmin öncüsü olarak

sahip olduğumuz uzun yıllara dayanan

deneyimimizle, ITB Berlin 2026 kapsamında

otelimizi özellikle termal sağlık, wellness ve

uzun süreli konaklama odaklı konseptimizle

Alman ve Avrupa pazarına tanıttık. Doğal

termal su kaynaklarımız, şifa odaklı

termal paketlerimiz ve kapsamlı wellness

uygulamalarımız, fuar ziyaretçilerinin en

çok ilgi gösterdiği başlıklar arasında yer

aldı. Son yıllarda Avrupa pazarında sağlık

turizmine yönelik talebin artmasıyla, termal

tatil ile sağlık ve dinlenmeyi bir arada

sunan paketlerimiz Alman tur operatörleri

ve acenteler tarafından dikkatle incelendi.

Misafirlerimize sunduğumuz bütüncül sağlık

ve wellness deneyimi, fuarda öne çıkan

unsurlarımızdan biri oldu.” ifadelerini kullandı.

“Yeni iş birliği fırsatları gündeme geldi”

Canarslanlar, fuar süresince Alman ve

Avrupa tur operatörleriyle gerçekleştirilen

görüşmelerin verimliliğine dair, “Fuar

süresince Alman tur operatörleri, acenteler

ve sektör temsilcileriyle yoğun ve verimli

görüşmeler gerçekleştirdik. Özellikle sağlık

turizmi, termal tatil ve uzun konaklama

konseptine odaklanan acentelerle yeni iş

birliği fırsatları gündeme geldi. Mevcut iş

ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirmenin

yanı sıra, Türkiye’de termal turizmdeki öncü

deneyimimizi ve sektöre kattığımız inovatif

hizmetleri tanıtarak, farklı pazarlama kanalları

oluşturabilecek yeni iş birlikleri için de

önemli temaslar kurduk. Bu görüşmelerin,

önümüzdeki dönemde Almanya pazarından

gelecek misafir sayısına olumlu katkı

sağlayacağını öngörüyoruz.” dedi.

“Pazardaki bilinirliğimizi artırma açısından

değerli sonuçlar doğurdu”

Fuarın otelin Alman pazarındaki

görünürlüğüne ve satış potansiyeline etkisini

değerlendiren Canarslanlar, “ITB Berlin,

küresel turizm sektörünün en önemli buluşma

noktalarından biri olarak özellikle Avrupa ve

Almanya pazarı açısından büyük önem taşıyor.

Fuarda gerçekleştirdiğimiz görüşmeler ve

kurduğumuz yeni bağlantılar, otelimizin Alman

pazarındaki bilinirliğini artırma açısından

değerli sonuçlar doğurdu. Önümüzdeki

dönemde Almanya pazarındaki varlığımızı

daha da güçlendirmeyi, yeni tur operatörleri

ve acentelerle iş birlikleri geliştirerek

satışlarımızı artırmayı hedefliyoruz. Sağlık

ve termal turizmine yönelik artan talep

doğrultusunda, bu hizmetlerimizi daha geniş

kitlelere ulaştırmayı ve uluslararası pazarda

güçlü bir konum elde etmeyi amaçlıyoruz.”

açıklamalarında bulundu.


Oral Yiğitkuş: “ITB Berlin, Sektörün

Yapay Zekâ Destekli Dağıtım Modellerine

Hızla Evrildiğini Gösterdi”

BookLogic Kurucusu Oral Yiğitkuş, ITB Berlin 2026’da şirketin otellerin

dijital dağıtımını ve gelir yönetimini uçtan uca geliştirmeye yönelik yeni nesil

yapay zekâ tabanlı turizm teknolojileri platformunu tanıttığını belirterek,

ziyaretçilerden yoğun ilgi gören çözümleri paylaştı.

Oral Yiğitkuş, tanıtım faaliyetlerini

değerlendirirken, “BookLogic olarak

otellerin dijital dağıtımını ve gelir

yönetimini uçtan uca geliştirmeye yönelik yeni

nesil yapay zekâ tabanlı turizm teknolojileri

platformumuzu tanıttık. Günümüzde otellerin

karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan

biri; çok sayıda dağıtım kanalını etkin şekilde

yönetirken aynı zamanda fiyat optimizasyonu,

doğrudan satış ve müşteri deneyimini birlikte

yönetebilmek. Geliştirdiğimiz platform, bu

süreçlerin tamamını tek bir ekosistem altında

birleştirerek otellere operasyonel verimlilik

ve gelir artışı sağlamaktadır. Standımızda

özellikle AI tabanlı MaxiChannel Manager,

MaxiBooking rezervasyon motoru, PMS

entegrasyonları, veri analitiği çözümleri

ve yapay zekâ tabanlı gelir optimizasyon

araçlarımız ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.

Bu çözümler, otellerin tüm dağıtım kanallarını

ve operasyonlarını merkezi bir yapı üzerinden

yönetmesine olanak tanırken; fiyat ve envanter

yönetimini optimize ve otomatik hale getirerek

manuel operasyon yükünü önemli ölçüde

azaltıyor, gelirlerini maksimize etmelerini ve

doğrudan satışlarını artırarak kârlılıklarını

güçlendirmelerini sağlıyor. Bu yıl ayrıca

rezervasyon deneyimini yeniden şekillendiren

üç yeni teknolojiyi tanıttık. Bunlardan

Negotiations Engine, otellerin ve acentelerin

online rezervasyon sürecinde misafirlerle

otomatik yapay zekâ aracılığıyla dinamik fiyat

pazarlığı yapabilmesini sağlayan yenilikçi bir

rezervasyon motorudur. Bu sistem, sabit fiyat

yapısının ötesine geçerek talebe ve kullanıcı

davranışına göre esnek fiyatlama sunar ve

dönüşüm oranlarını artırır. AI Tabanlı Fiyat

Optimizasyon API’leri; talep, rekabet, sezonluk

değişimler ve kullanıcı davranışlarını analiz

ederek otellerin ve acentelerin fiyatlarını

gerçek zamanlı olarak optimize eden gelişmiş

gelir maksimizasyon teknolojisidir. Bu sayede

oteller yalnızca fiyat belirlemekle kalmaz, aynı

zamanda veri odaklı stratejik fiyat yönetimi

yapabilir. Conversational Booking Engine,

misafirlerin klasik rezervasyon formları yerine

sohbet ara yüzü üzerinden otellerle iletişim

kurarak rezervasyon yapmasını sağlayan yeni

nesil bir rezervasyon deneyimidir. Bu sistem,

yalnızca bir chatbot değil; rezervasyonu

tamamlamaya odaklı çalışan bir AI satış

temsilcisi gibi konumlanmaktadır. Bu

çözümler özellikle Avrupa’daki otel zincirleri

ve teknoloji sağlayıcıları tarafından büyük

ilgi gördü. Özellikle Negotiations Engine ve

Conversational Booking Engine, otellerin

doğrudan satışlarını arttırmaya yönelik

yenilikçi yaklaşımlarıyla fuarın en ilgi çekici

teknolojileri arasında yer aldı.” diye belirtti.

“100’den fazla otel ve 15 acente ile iş birliği

sağladık”

Fuar süresince yapılan görüşmeleri paylaşan

Yiğitkuş, “Fuarda otel zincirleri, bağımsız

oteller, seyahat acenteleri ve teknoloji

sağlayıcılarıyla oldukça yoğun ve verimli

görüşmeler gerçekleştirdik. Organizasyon,

yalnızca ürün tanıtımı değil, aynı zamanda

global iş geliştirme açısından da önemliydi.

Görüşmelerde özellikle üç ana başlık öne

çıktı: Çok Kanallı Dağıtım Optimizasyonu,

Doğrudan Satışların Arttırılması ve Yapay

Zekâ Destekli Otomasyon Çözümleri. Oteller,

farklı OTA’lar, Global Dağıtım Sistemleri

ve doğrudan satış kanalları arasında daha

merkezi ve akıllı bir yapı arayışında. Aynı

zamanda OTA bağımlılığını azaltacak

çözümlere ciddi bir talep söz konusu. Bu

doğrultuda fuar kapsamında Yapay Zekâ

Destekli Kanal Yönetimi ve Rezervasyon

Sistemi Entegrasyonları, PMS ve Dağıtım

Platformlarıyla Geliştirilebilecek Teknoloji

İş Birlikleri, Avrupa Pazarına Yönelik Yeni

Dağıtım Ortaklıkları, Gelir Yönetimi ve Veri

Analitiği Alanında Stratejik İş Birlikleri

alanlarında önemli fırsatlar ortaya çıktı. Bu

başlıklar, önümüzdeki dönemde hem ürün

geliştirme yol haritamıza hem de uluslararası

büyüme stratejimize yön verecek önemli

iş birliklerinin temelini oluşturuyor. Fuar

boyunca gerçekleştirdiğimiz görüşmeler

sonucunda 100’den fazla otel ve 15 seyahat

acentesi ile yeni iş birliği anlaşmaları sağladık.

Bu gelişme BookLogic’in uluslararası dağıtım

ağını önemli ölçüde genişletirken, Avrupa

pazarındaki konumunu da güçlendirdi.” dedi.

“Oteller artık yalnızca kanallarda yer almak

istemiyor”

Fuarın etkisini de değerlendiren Yiğitkuş

sözlerini şöyle tamamladı: “Turizm

teknolojileri açısından dünyanın en önemli

buluşma noktalarından biri olan ITB Berlin,

hem marka bilinirliği hem de iş geliştirme

açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu

nedenle fuarın, BookLogic’in Almanya ve

Avrupa pazarındaki bilinirliğini artırmanın

ötesinde, global ölçekte uluslararası

marka imajını güçlendiren önemli bir katkı

sağladığını düşünüyoruz. Bu yıl fuarda

dikkat çeken en önemli trend, sektörün

hızla veri odaklı ve yapay zekâ destekli

dağıtım modellerine yöneliyor olmasıydı.

Oteller artık yalnızca kanallarda yer almak

istemiyor; doğru fiyat, doğru müşteri ve

doğru kanal kombinasyonunu optimize

etmek istiyor. Bu kapsamda BookLogic

olarak geliştirdiğimiz CDS (Commercial

Distribution System) yaklaşımını da sektör

paydaşlarıyla paylaştık. CDS modeli,

geleneksel GDS ve IDS kanallarına ek

olarak, otellerin doğrudan ticari iş birlikleri

ve alternatif dağıtım ağları üzerinden satış

yapabilmesini sağlayan yeni bir dağıtım

katmanı sunuyor. Bu yaklaşım sayesinde

oteller yalnızca OTA’lara bağımlı kalmadan

daha esnek, daha kontrollü ve daha kârlı bir

dağıtım stratejisi oluşturabiliyor. ITB Berlin’de

aldığımız geri bildirimler, özellikle Avrupa

pazarında yapay zekâ destekli dağıtım ve

fiyat optimizasyon teknolojilerine olan talebin

hızla arttığını göstermektedir. Önümüzdeki

dönemde BookLogic olarak Almanya başta

olmak üzere Avrupa pazarındaki büyümemizi

hızlandırmayı ve oteller için uçtan uca dijital

dağıtım platformu vizyonumuzu daha da

güçlendirmeyi hedefliyoruz. ITB Berlin, turizm

ve konaklama sektörünün veri odaklı ve

yapay zekâ destekli dağıtım modellerine ne

kadar hızlı evrildiğini bir kez daha gösterdi.

BookLogic olarak oda satışını yalnızca dağıtım

kanallarına sunmaktan öteye taşıyan; otellerin

talebi, fiyatlandırmayı ve misafir etkileşimini

akıllı şekilde yönetmesini sağlayan teknolojiler

geliştirmeye odaklanıyoruz. Geliştirdiğimiz

Negotiations Engine, Conversational Booking

Engine ve yapay zekâ tabanlı fiyat optimizasyon

API’leri, otellere dijital pazaryerinde oda

satışlarını yönetme konusunda çok daha

fazla esneklik ve kontrol sağlayan yeni nesil

rezervasyon teknolojilerini temsil ediyor.”



72

hotel restaurant

& hi-tech

yeni yatırımlar

Voger ile Butik Lüks

Deneyim Artık

Sapanca’da

Butik otelcilikte estetik, konfor ve özgünlüğü birleştiren Voger, Alaçatı ve Bodrum’dan sonra şimdi Sapanca’nın

huzur veren doğasında misafirlerini ağırlıyor. Göl kıyısındaki camla çevrili modern mimarisiyle doğayı yaşam

alanlarının merkezine taşıyan tesis, konuklarına dingin ve lüks bir konaklama deneyimi sunuyor.

Sapanca’nın eşsiz doğası ve huzur veren

atmosferiyle bütünleşen Voger Sapanca, şık

ve zarif tasarımlarıyla öne çıkan 12 özel villadan

oluşan ayrıcalıklı bir konaklama deneyimi

yaşatıyor. Modern mimarisi ile doğallığı bir araya

getiren tesis, misafirlerine hem konforlu hem de

mahremiyet odaklı bir tatil imkânı sağlıyor. Her

biri özenle tasarlanmış villalar; estetik detayları,

geniş yaşam alanları ve doğayla uyumlu mimarisiyle

sakin ve seçkin bir atmosfer yaratıyor.

Özellikle kişiye özel açık sıcak havuz deneyimi,

Voger Sapanca’yı dört mevsim cazip kılan en özel

ayrıcalıklardan biri olarak dikkat çekiyor.

Soğuk havada sıcak havuz keyfi

Kış aylarında ise Voger Sapanca bambaşka bir

güzelliğe bürünüyor. Soğuk havada sıcak havuz

keyfi, doğanın dinginliği ve huzurlu atmosferle

birleşerek misafirlere unutulmaz bir kaçış sunuyor.

Şehrin stresinden uzaklaşmak, romantik bir

hafta sonu ya da doğayla baş başa kaliteli zaman

geçirmek isteyenler için ideal bir destinasyon

olarak öne çıkıyor. Mahremiyet, konfor ve estetiği

bir arada sunan Voger Sapanca, hem çiftler hem

de özel bir deneyim arayan misafirler için benzersiz

bir konaklama alternatifi oluyor.

Cam çevrili mimariyle doğa içeride

Sapanca Gölü’nün huzur veren siluetine karşı

konumlanan proje; camla çevrili mimarisi

sayesinde doğayı yaşam alanlarının merkezine

taşıyor. Gün ışığını içeri alan şeffaf tasarım

konukların doğayla kesintisiz bir bağ kurmasını

sağlarken, her detayda hissedilen VOGER zarafeti

ayrıcalıklı bir butik otel deneyimi yaşatıyor.

Modern mimari çizgilerle şekillenen konaklama

alanı, yalnızca bir konaklama alanı değil; doğanın

ritmiyle uyumlanan, dinginlik ve estetiği bir arada

yaşatan yeni bir yaşam alanı olarak öne çıkıyor.

Göl manzarasının sakinleştirici etkisi, doğal dokularla

harmanlanan iç mekân tasarımı ve rafine

detaylar; şehirden uzaklaşıp kendine ait bir mola

arayanlar için benzersiz bir atmosfer sunuyor.



74

hotel restaurant

& hi-tech

marka proje

Işığın ve Yansımanın Lüksle Buluşması

Merit Starlit Hotel & Rezidans & Casino

Karadağ’ın kıyı dokusundan ilham alan

Merit Starlit Hotel & Rezidans & Casino, klasik

casino ihtişamını çağdaş bir yaşam deneyimiyle

yeniden yorumluyor. Proje tasarım süreci

ARTMIM’in kurucu ortağı G. Hakan Külahçı

tarafından gerçekleştirilen mekân, sadece

konaklama değil; bir sahne, bir duygu, bir anı

üretme alanı olarak kurgulandı.

Altın tonlarının sıcaklığı, mermerin

zamansız asaleti ve aynaların çoğaltıcı

etkisiyle şekillenen bu misafir odası;

misafiri ilk adımda saran, her anı daha

yoğun ve unutulmaz kılan bir atmosfer

sunar. Mekânın ana karakteri ışıktır. Lineer

LED detaylar, elips formundaki aynalar ve

gizli aydınlatmalar ile ışık sadece bir ihtiyaç

değil, güçlü bir tasarım elemanı olarak

kullanılmıştır. Yüzeylerde kırılan ve yansıyan

ışık, mekânı olduğundan daha geniş ve

etkileyici gösterirken; aynalar ve parlak

dokularla oluşturulan katmanlı derinlik,

casino dünyasının büyüleyici ve sonsuz hissini

bu odada da yaşatır.

Misafir, mekânın içinde ilerledikçe sürekli

değişen perspektifler deneyimler. Dramatik

damarlara sahip mermer duvarlar, altın

tonlarındaki metal dokular, yumuşak

tekstiller ve kadifemsi yüzeyler, koyu

ahşapla dengelenmiş zeminler üzerinde

buluşarak sofistike bir bütünlük oluşturur.

Bu kombinasyon, lüksün ihtişamını konforun

sıcaklığıyla bir araya getirir. Her detay,

zarafetin ve lüksün zirvesini yaşatırken,

misafire unutulmaz bir konfor deneyimi sunar.

Her detay bir sahne unsuru gibi

Mekân kurgusunda açık planlı banyo ve yatak

odası ilişkisi, sınırları ortadan kaldırarak

daha geniş bir algı, güçlü ışık geçişleri ve

yoğun bir suit deneyimi sunar. Aynı zamanda

mahremiyet, yarı geçirgen yüzeyler ve

yerleşim kurgusu ile dengelenmiştir. Her

detay bir sahne unsuru gibi ele alınmıştır;

yatak başlığı arkasındaki sanatsal görseller,

zarif askı aydınlatmalar, elips formlu

aynalar ve gizli ışık detaylı mobilyalar. Tüm

bu unsurlar bir araya gelerek mekânı statik

bir oda olmaktan çıkarır; yaşayan, sürekli

dönüşen bir kompozisyona dönüştürür.

Bu otel odası, misafirlerine yalnızca

konaklama değil; kendilerini özel hissetme,

lüksü deneyimleme ve casino atmosferini

odalarında da sürdürme imkânı sunar.

Adriyatik Denizi’nin görkemli dağlarının nefes

kesen manzaraları eşliğinde, benzersiz bir

huzur ve rahatlama deneyimi yaşatır. Böylece

konaklama, çok katmanlı bir yolculuğa

dönüşerek misafirlere unutulmaz bir atmosfer

sağlar.

Bu proje, klasik lüks anlayışını yeniden

yorumlayarak; ışık, yansıma ve malzeme

üzerinden güçlü bir kimlik oluşturur. Sonuç

olarak ortaya çıkan mekân; zamansız,

etkileyici ve unutulmazdır.


Kale Alarm’da üst düzey atama

Doğanın sıcaklığını mekânlara taşıyan

Massive Wood Touch

Seramiksan’ın yaşam alanlarına doğal ve modern bir yorum sunan Massive

Wood Touch serisi ahşabın sıcaklığını ve zamansız estetiğini modern

mekânlara taşıyor. 20x120 cm ve 60x120 cm ebatlarında üretilen seri, masif

ahşabın doğal görünümünü porselenin dayanıklılığıyla bir araya getirerek uzun

ömürlü ve estetik bir kullanım sunuyor.

Massive Wood Touch’ın renk paleti, doğadaki rafine tonlardan ilham alınarak oluşturuldu.

Badem ve akçaağaç renk seçenekleri, farklı dekorasyon tarzlarıyla uyum sağlayan

doğal bir atmosfer oluşturuyor. Hem konut hem de ticari projelerde geniş uygulama alanı sunan koleksiyon, porselen yapısının sağladığı

çizilme, leke ve neme dayanıklılık özellikleriyle yoğun kullanıma uygun yüksek performans gösteriyor. Wood Touch yüzeyi ise, ahşabın

doğal geçişlerini gerçekçi bir şekilde yansıtarak mekânlara sıcaklık ve doğallık katıyor. Her dokunuşta huzur veren wood touch yüzey,

mekanlarda aidiyet ve doğayla yeniden kurulan bir bağ hissi oluşturuyor. Seramiksan’ın kalite anlayışını ve yenilikçi yaklaşımını yansıtan

Massive Wood Touch, mimari perspektifi destekleyen fonksiyonel bir çözüm olarak öne çıkıyor. Masif ahşap görünümünü tamamlayan

doğal tonları sayesinde, mekânlara zamansız bir estetik kazandırıyor.

Elektronik güvenlik çözümleri alanında faaliyet gösteren Kale Alarm’da üst düzey bir atama

gerçekleşti. Uzun yıllardır güvenlik teknolojileri sektöründe görev alan Kerem Özkan, Kale

Güvenlik Sistemleri Direktörü olarak görevine devam edecek.

Kariyeri boyunca satış, iş geliştirme ve ticari operasyonlar alanlarında çeşitli sorumluluklar üstlenen

Özkan, Kale Alarm bünyesinde yürüttüğü çalışmalarla özellikle elektronik güvenlik sistemleri,

iş ortakları ağı ve müşteri deneyimi alanlarında önemli projelerde görev aldı. Yeni görevinde

Kerem Özkan, Kale Alarm’ın Türkiye genelindeki büyüme stratejisinin geliştirilmesi, iş ortakları

ekosisteminin güçlendirilmesi ve yeni nesil akıllı güvenlik çözümlerinin daha geniş kitlelere

ulaştırılmasına yönelik çalışmalara liderlik edecek. Kale Alarm, kablosuz alarm sistemleri, akıllı

güvenlik teknolojileri ve 7/24 hizmet veren Alarm İzleme Merkezi ile konutlardan işletmelere kadar geniş bir kullanıcı kitlesine güvenlik

çözümleri sunmaya devam ediyor. Şirket, son dönemde geliştirdiği yeni nesil Kale Alarm X ürün ailesiyle akıllı güvenlik sistemlerini daha

erişilebilir ve kullanıcı dostu hale getirmeyi hedefliyor.

ATRAX Expo’nun yeni tarihi belli oldu

ATRAX Expo, 14. edisyonuyla 28–30 Ocak 2027 tarihlerinde İstanbul Fuar

Merkezi’nde düzenlenecek.

Eğlence, park, spor, havuz, kentsel tasarım ve sosyal tesis çözümlerini bir araya getiren fuar

ATRAX Expo; şehirleri daha aktif, daha sağlıklı ve daha cazip yaşam alanlarına dönüştüren

projelerin küresel buluşma noktası olacak. 2027 edisyonu, Urban Wellness – Aktif Şehir

temasıyla; fiziksel aktiviteyi, eğlenceyi, suyu, açık alan tasarımını ve sosyal etkileşimi bir araya

getiren yeni nesil tesis projelerine odaklanacak. Bu yaklaşım; Şehir ölçeğinde aktif yaşamı destekleyen eğlence park ve spor alanlarını, su

temelli rekreasyon ve wellness yatırımlarını, açık alan tasarımı ve sosyal tesis projelerini, kamusal alanlarda deneyim odaklı çözümleri tek bir

ekosistem içinde ele alacak. ATRAX, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir fuar değil; şehirleri cazibe merkezlerine dönüştüren yatırım ve proje

platformu olma vizyonuyla konumlanıyor. Fuar; 5 salonda 55.000 m² alanda tematik hollerle düzenlenecek: Eğlence & Aktivite Çözümleri, Park,

Yeşil Alan & Spor Tesisleri, AQUAFUN ve OUTDES. Bu yapı, şehirler için sürdürülebilir ve yenilikçi projeler geliştiren profesyonellere kapsamlı

bir ticaret ortamı sunuyor.

ZUCHEX 2026’ya “Prestijli Fuar” statüsü

ZUCHEX, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından 2026 yılı Prestijli Uluslararası Fuarlar listesine dahil

edildi. Prestijli fuar statüsü kapsamında, ZUCHEX 2026’ya katılacak firmalar yer kirası ve stant

giderleri için 1 milyon 292 bin TL’ye kadar devlet desteğinden yararlanabilecek.

Yaklaşık 250 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan dünya ev ve mutfak eşyaları pazarının en önemli buluşma

platformlarından biri olan ZUCHEX, 9–12 Eylül 2026 tarihleri arasında Tüyap İstanbul Fuar ve Kongre

Merkezi’nde 36. kez kapılarını açacak. Informa Markets tarafından düzenlenen ZUCHEX 2026, prestijli

fuar statüsüyle birlikte yalnızca katılımcılarına mali avantaj sunan bir organizasyon değil, Türkiye’nin ev

ve mutfak eşyaları sektöründeki küresel liderlik iddiasını güçlendiren stratejik bir platform olarak öne çıkıyor. Fuar, profesyonel satın alma

heyetleri, zincir mağazalar, e-ticaret platformları, distribütörler, HORECA temsilcileri, tasarımcılar ve uluslararası ticaret firmaları dahil

olmak üzere karar verici binlerce sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturacak. Sofra ve Mutfak Eşyaları’ndan Elektrikli Ev Aletleri’ne

uzanan geniş ürün yelpazesiyle ZUCHEX, sektördeki yeniliklerin vitrine çıktığı, iş birliklerinin şekillendiği ve küresel ticaretin yönünün

belirlendiği bir merkez olmayı sürdürüyor.


76

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

17 Bin Genç Şefle Türkiye, Gastronomide

80 Milyar Euro’luk Lige Hazırlanıyor

Antalya’da düzenlenen Culinary Forum, Türkiye’nin gastronomide küresel lig hedefini gündeme taşıdı.

İtalya’nın 70 milyar, Fransa’nın 80 milyar Euro’luk gastronomi ihracatı, gastronominin ülkeler için stratejik

bir ekonomik güce dönüştüğünü ortaya koyarken, Türkiye bu ligde genç şefleriyle yer almayı hedefliyor.

Türkiye’nin gastronomi alanındaki

en kapsamlı buluşmalarından

biri olan Culinary Forum, bu yıl

dördüncü kez sektör profesyonellerini

ve geleceğin şeflerini aynı platformda

bir araya getirdi. “Xchange-Değişim”

temasıyla Nirvana Cosmopolitan

Hotel’de düzenlenen forum,

Türkiye’nin 57 şehrinden, 100’ün

üzerinde üniversiteden gelen binlerce

gastronomi ve aşçılık öğrencisinin

yanı sıra şefler, sektör temsilcileri ve

akademisyenleri buluşturdu. Antalya’da

gerçekleştirilen etkinlik, Türkiye’nin

gastronomi alanındaki insan kaynağını

güçlendirmeyi ve mutfağını küresel

ölçekte daha rekabetçi bir konuma

taşımayı hedefliyor.

Aslan: “Gastronomi artık ülkeler için

büyüme modeli”

Culinary Forum Kurucu Ortağı Murat

Aslan, gastronominin artık yalnızca

kültürel bir değer değil, ülkeler için

doğrudan ekonomik büyüme alanı

haline geldiğini vurgulayarak, küresel

örneklere dikkat çekti: “Bugün İtalya

gastronomiyi yaklaşık 70 milyar euroluk

bir ihracat değerine dönüştürmüş

durumda. Fransa, gastronomi ve gıda

ürünlerinde 80 milyar euronun üzerinde

ekonomik değer sağlıyor. Japonya ise,

dünya genelinde 180 bini aşan restoran

ağıyla mutfağını küresel bir ekonomik

ve kültürel güce dönüştürdü. Bu ülkeler

gastronomiyi yalnızca bir mutfak değil,

doğrudan bir ihracat ve büyüme modeli

olarak konumlandırıyor’’ dedi.

Her 3 turistten biri İtalya’ya yemek için

gidiyor

Türkiye’de gastronomi turizminin güçlü

bir potansiyele sahip olmasına rağmen

henüz turizmin ana motivasyonu haline

gelmediğine dikkat çeken Aslan, bu

alandaki büyüme fırsatının son derece

yüksek olduğunu vurguladı: ‘’Küresel

gıda sisteminin ekonomik büyüklüğü

8 ila 10 trilyon dolar arasında. Dünya

turizm gelirlerinin yaklaşık yüzde 30’u

doğrudan yeme-içme harcamalarından

oluşuyor. Bu oran, gastronominin

artık yalnızca bir ihtiyaç değil, başlı

başına bir seyahat motivasyonu haline

geldiğini gösteriyor. Bugün İtalya’da

her üç turistten biri, yani yaklaşık

yüzde 35’i, Fransa’da ise yüzde 30’u

doğrudan gastronomi deneyimi için

seyahat ederken, Türkiye’de bu oran

yüzde 15-20 seviyesinde bulunuyor. Bu

tablo, Türkiye’nin sahip olduğu mutfak

zenginliğine rağmen gastronomi

turizminde henüz yolun başında

olduğunu, ancak doğru strateji ve

yatırımlarla küresel ölçekte çok daha

büyük bir ekonomik değer oluşturma

potansiyeline sahip olduğunu

gösteriyor” dedi.

“Türkiye’nin en büyük gücü genç

şefleri”

Türkiye’nin gastronomide küresel

rekabet gücünü artırmasının en

önemli unsurunun genç insan kaynağı

olduğunu belirten Aslan, forumun bu

dönüşümde önemli bir rol üstlendiğini

şu sözleriyle ifade etti: “Bir hayalle

başladığımız Culinary Forum bugün

binlerce öğrenciye ulaşan bir platform

haline geldi. 2026 itibarıyla toplamda

yaklaşık 17 bin gastronomi öğrencisine

doğrudan dokunmuş olduk. Türkiye’nin

gastronomide küresel ligde yer

alabilmesi için genç şeflere yatırım

yapmak, yerel ürünleri markalaştırmak

ve mutfağımızı dünyaya doğru bir

vizyonla anlatmak kritik önem taşıyor.

İtalya gibi mutfağı, ürünü ve markayı

birlikte ihraç etmeliyiz. Türkiye 1.806

coğrafi işaretli ürünüyle dünyanın en

zengin gastronomik kaynaklarından

birine sahip. Forumun temel

amaçlarından biri de, mezun olduktan

sonra yurt dışında çalışacak gastronomi

öğrencilerimizin, Türk ürünlerini ve

yerel mutfağımızı gittikleri ülkelerde

temsil etmesini sağlamak”.


Güral Porselen Culinary Forum 2026’da

Şeflerle Buluştu

Culinary Forum 2026’ya Co-Sponsor olarak katılan Güral Porselen, iki gün boyunca süren etkinlikte Valeron

Koleksiyonu başta olmak üzere Horeca sektörüne yönelik koleksiyonlarını sektör temsilcileri ve şeflerle buluşturdu.

Türkiye’nin gastronomi alanındaki

önde gelen platformlarından biri

olan Culinary Forum 2026, Nirvana

Cosmopolitan Hotel’de gerçekleşti.

Gastronomi sektörünün farklı paydaşlarını

bir araya getiren organizasyonda Co-

Sponsor olarak yer alan Güral Porselen’in

standı, hem sektör profesyonellerinin

hem de şeflerin buluşma noktası

oldu. Marka, Horeca sektörüne

yönelik koleksiyonlarını ziyaretçileriyle

paylaşırken, gastronominin yalnızca

tat değil aynı zamanda güçlü bir görsel

deneyim olduğu anlayışını ön plana

çıkardı.

Her tabak bir tuval, her dokunuş bir

imza

Etkinlik kapsamında Güral Porselen

standında düzenlenen özel sunumlarda

Şef Eyüp Kemal Sevinç, markanın

ürünleriyle hazırladığı tabaklarla

gastronomi ve tasarımın uyumunu

sahneye taşıdı. Valeron Koleksiyonu

üzerinde hayat bulan sunumlar, lezzetin

yalnızca tatta değil, sunum estetiğinde

de yeniden yorumlanabileceğini ortaya

koyarken, her tabağın bir tuvale

dönüştüğü özgün bir deneyim sundu.

Sunumlar, iki gün boyunca sektör

profesyonelleri ve genç şeflerden yoğun

ilgi gördü.

Valeron Koleksiyonu gastronomi

sahnesinde

Güral Porselen standında öne çıkan

koleksiyonlardan biri olan Valeron,

reaktif sır tekniğiyle üretilen yapısıyla

porselende doğal doku ve yüzey derinliği

sunuyor. Seal, Saura, Terra, Agate,

Calvera, Rosiventi, Aleste, Ombrai, Matte

Verde, Kelpy, Abisso, Matte Beige ve

Matte Azzurre gibi farklı alt serilerden

oluşan koleksiyon, her parçada değişen

ton geçişleri ve kendine özgü yüzey

karakteriyle dikkat çekiyor. Dayanıklı

yapısı ve istiflenebilir tasarımı sayesinde

yoğun kullanıma uygun olan Valeron,

Horeca sektöründe hem işlevselliği hem

de estetik beklentileri karşılıyor.


78

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Porland, Culinary Forum’da

İnovatif Ürünleri ve Kahve Deneyim

Alanıyla Öne Çıktı

Türkiye’nin öncü porselen markası Porland, yüzde 100 yerli üretim gücü,

yenilikçi tasarım dili ve kahveye özel deneyim alanıyla Culinary Forum

2026’da tasarım, üretim ve deneyimi aynı sahnede buluşturdu.

Türkiye’nin lider porselen üreticisi

Porland, Antalya’da düzenlenen

Culinary Forum 2026’ya yenilikçi

ürünleri ile katıldı ve kahve ürün grubuna

özel olarak tasarlanan stant kurgusunu

ilk kez burada hayata geçirdi. Şefler,

sektör profesyonelleri, otel ve restoran

temsilcileri ile genç yetenekler gibi geniş

katılımcı profiliyle dikkat çeken etkinlikte

marka; tasarım, üretim ve deneyimi bir

araya getiren yaklaşımını sahaya taşıdı.

Porland, Halo, Legacy Copper, Fenniks ve

Illusion gibi özel koleksiyonunun yanı sıra;

bu yıl Frankfurt’ta düzenlenen Ambiente

2026 Fuarı’nda ilk kez sergilenen Ray ve

Lotus koleksiyonları ile tüm dikkatleri

üzerine topladı.

Gastronomi dünyasının akademik

birikimini ve sektör deneyimini bir araya

getiren etkinlikte Porland’ın, tasarım

dili ve profesyonel mutfakların kullanım

alışkanlıklarına uygun dayanıklı yapısıyla

öne çıkan koleksiyonları, şefler ve satın

alma profesyonellerinden yoğun ilgi gördü.

Dirikolu: “Sofralara değer katmaya

devam ediyoruz”

Culinary Forum’un gastronomi dünyasının

güçlü bir buluşma noktası olduğuna

dikkat çeken Yurtiçi Toptan Satış Genel

Müdür Yardımcısı Ali Kemal Dirikolu,

“Üç gün boyunca akademisyenler, sektör

profesyonelleri ve turizm-otelciliğe gönül

veren genç yetenekler bilgi, deneyim

ve ilham etrafında buluştu. Biz Porland

olarak gastronomiyi bir mutfak disiplini

olmasının ötesinde; tasarım, üretim ve

deneyimin bir bütün olarak ele alındığı çok

katmanlı bir ekosistem olarak görüyoruz.

Yüzde 100 yerli üretim gücümüz, yüksek

üretim kapasitemiz ve küresel marka

hedeflerimiz doğrultusunda; sektörün

geleceğini şekillendiren fikirleri

yakından takip ettik, iş ortaklarımız ve

misafirlerimizle gelecek kurgumuzu

paylaştık. Uluslararası standartlarda

üretim anlayışımız ve yenilikçi tasarım

yaklaşımımız ile gastronomi dünyasının

güvenilir çözüm ortağı olmaya ve

sofralara değer katmaya kararlılıkla

devam ediyoruz” dedi.

Kahve ürün grubuna özel deneyim alanı

Porland, Culinary Forum’da kahve

ürün grubuna özel olarak tasarlanan

stant kurgusunu ilk kez hayata geçirdi.

Etkileşim ve deneyim odaklı bu özel kahve

alanı, Culinary Forum 2026 ziyaretçilerinin

Porland ürünlerini birebir deneyimleyerek

tanımasına imkân sağladı. Özel stant

uygulaması; Porland’ın gastronomi

dünyasına sadece ürün sunan bir marka

olmasının ötesinde, sahada değer üreten

bir çözüm ortağı olma yaklaşımını da

yansıttı.


S.Pellegrino Young Chef Academy

Yarışması’nın 7.’si Başlıyor

S.Pellegrino, gastronominin geleceğini şekillendirecek genç yetenekleri desteklemeyi amaçlayan küresel

girişimi S.Pellegrino Young Chef Academy Yarışması’ın 7.’sinin başladığını duyurdu.

Gastronomi dünyasında

ilham veren sofraların

ayrılmaz eşlikçilerinden

biri olan S.Pellegrino, aynı

zamanda genç şefleri destekleyen

global bir platforma da imza

atıyor. S.Pellegrino Young

Chef Academy, dünyanın

dört bir yanındaki yetenekleri

keşfetmek, onların mutfak

vizyonlarını geliştirmek ve

uluslararası sahnede görünür

kılmak için tasarlanmış güçlü

bir gastronomi platformu

olarak dikkat çekiyor. Yalnızca

bir yarışma olmanın ötesinde,

genç şeflerin yaratıcılıklarını

geliştirebilecekleri ve kendi

mutfak seslerini bulabilmelerine

destek olmayı hedefleyen bir

platform sunan S.Pellegrino

Young Chef Academy; mentorluk

programları, global şef ağı

ve uluslararası görünürlük

fırsatlarıyla katılımcıların kariyer

yolculuklarına güçlü bir ivme

kazandırıyor.

İlham veren yolculuk

Genç şefler başvurularını, ülkelerinin de

dahil olduğu 15 uluslararası bölgeden

biri üzerinden gerçekleştiriyor. ALMA-

Uluslararası İtalyan Mutfak Sanatları

Okulu tarafından gerçekleştirilecek ön

elemenin ardından kısa listeye kalan

adaylar, bölgesel finallerde yarışıyor.

Bölge birincileri ise Büyük Final’de

uluslararası şeflerden oluşan jüri

karşısına çıkarak yeteneklerini sergiliyor.

Katılımcılar teknik beceri ve yaratıcılık

kriterleri üzerinden değerlendiriliyor.

Bununla birlikte yarışma, sosyal

sorumluluk, mutfak mirası ve bireysel

ifade gibi alanlarda verilen özel ödüllerle

genç şeflerin çok yönlü gelişimini

destekliyor.

Güçlendirilmiş akademi deneyimi

Bu edisyonla birlikte hayata geçirilen yeni

mentorluk girişimi, Academy’nin genç

şefleri yarışmanın ötesinde de destekleme

vizyonunu güçlendiriyor. Yarışmanın

2024-25 edisyonunun küresel birincisi

Ardy Ferguson, uluslararası üne sahip

şefler Julien Royer ve Jeremy Chan ile üç

haftalık özel bir mentorluk programına

katılarak profesyonel gelişimini ileri

taşıma fırsatı bulacak. Yarışmanın 2024–

25 döneminin birincisi Ardy Ferguson bu

deneyim için: “S.Pellegrino Young Chef

Academy, bana hayal edemeyeceğim

fırsatlar sundu. Bu deneyim sayesinde

zanaatımı geliştirmeye devam ediyorum.”

sözleriyle yarışmanın kariyerine katkısını

vurguluyor.

Türkiye’den genç şefler davetli

S.Pellegrino Young Chef Academy

Yarışması’nın 7.’si için başvurular

16 Şubat – 9 Haziran 2026 tarihleri

arasında devam edecek. Yarışmaya

katılmak isteyen şeflerin, kişisel mutfak

anlayışlarını yansıtan bir imza reçete ile

başvuru koşullarında belirtilen şekilde

başvurmaları gerekiyor. S.Pellegrino,

Türkiye’deki gastronomi sahnesinde

yükselen genç şefleri bu global

platformda yer almaya davet ediyor.

Uluslararası jüri karşısına çıkma ve

dünyanın önde gelen şefleriyle aynı

sahneyi paylaşma fırsatı sunan yarışma,

Türkiye’den yeni yeteneklerin global

mutfak dünyasında söz sahibi olmasına

olanak tanıyor.


80

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Fethiye’nin Yerel Tatları, Liberty Fabay’da

Düzenlenen İlk Gastro Festle Öne Çıktı

Fethiye’nin büyüleyici doğasında konumlanan Liberty Fabay, 31 Mart Salı günü “Fabay Gastro Fest”

ile gastronomi tutkunlarını doğanın kalbinde benzersiz bir lezzet yolculuğunda buluşturdu.

Gastronomi yazarı Elif Korkmazel’in

sunumu ve Master Chef Türkiye

Jürisi Şef Mehmet Yalçınkaya’nın

katılımıyla zenginleşen etkinlikte;

Fethiye’nin doğasında yetişen aromatik

ve yabani otlar keşfedildi, yerel ürünlerle

hazırlanan özgün tarifler konuklarla

buluştu. Doğanın sunduğu en saf

malzemeleri gastronomiyle buluşturan

festivalde katılımcılar, yalnızca bir tadım

deneyimi değil; doğadan sofraya uzanan

ilham verici bir keşif yolculuğu yaşadı.

Keşkek ritüeli etkinliğe damga

vurdu

Şef Mehmet Yalçınkaya’nın

geleneksel keşkek dövdüğü anlar,

festivalin en dikkat çeken ve en

çok konuşulan bölümlerinden biri

oldu. Yalçınkaya’nın tadımlarıyla

zenginleşen gastronomi

buluşmasında ise Fethiye’nin

özgün otlarından ilham alınarak

hazırlanan seçkin tarifler konukların

beğenisine sunuldu, yerel lezzetler

modern yorumlarla yeniden hayat

buldu. Doğanın sunduğu aromalar

ile şeflerin üretkenliğinin bir

araya geldiği bu özel deneyim,

gastronominin kültür, doğa ve

yaratıcılıkla şekillenen bir anlatı

olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Tümkaya: “Gastronomiyi stratejik

bir alan olarak konumlandırıyoruz”

Liberty Fabay Genel Müdürü M.

Nihat Tümkaya, “Fabay Gastro

Fest ile hedefimiz, Fethiye’nin

sahip olduğu doğal ve kültürel

zenginliği uluslararası standartlarda

bir gastronomi deneyimiyle

Festivalin ilk gününde gastronomi

yazarları, Fethiye Yeşil Üzümlü

Köyü’nde doğanın içinde kısa bir keşfe

çıkarıldı. Yaklaşık 30 yabani ot türünün

yetiştiği bu köyde ot toplarken, konuklar

doğayla temasın en sade halini

deneyimledi. Ardından köy kadınlarının

maharetli elleriyle hazırlanan bu otlarla

yapılan sıcak gözlemeleri tatma fırsatı

buldular. Ege ile Akdeniz geçişinde

yer alan bölge, yabani ot çeşitliliği

açısından oldukça zengin; bu durum,

mutfağına hem karakter hem de güçlü

bir gastronomik değer katıyor.


Liberty Fabay Genel

Müdürü M. Nihat

Tümkaya, Fabay Gastro

Fest’te yabancı konuklara

mikrofonu uzatarak

Fethiye’nin yerel lezzetleri

hakkındaki izlenimlerini

sordu. Etkinlik sayesinde

misafirlere bölgenin

gastronomi değerleri de

tanıtıldı; keşkekten cağ

kebabına, oğlak etinden kar

şerbetine kadar pek çok tat

konuklardan tam not aldı.

buluşturmaktı. Yerel ürünlerin

ve bölgesel hikayelerin ön plana

çıktığı bu yaklaşımın, destinasyonun

marka değerine katkı sağladığına

inanıyoruz. Liberty Fabay olarak,

sürdürülebilir turizm anlayışımız

doğrultusunda gastronomiyi stratejik

bir alan olarak konumlandırmaya

ve bu alandaki yatırımlarımızı

güçlendirmeye devam edeceğiz.”

dedi.

Doğadan ilham aldılar

Liberty Fabay’da gerçekleştirilen

“Fabay Gastro Fest”, doğanın

sunduğu zenginliği şeflerin

üretkenliğiyle buluşturarak

katılımcılara ilham verici bir

deneyim sundu. Türkiye’nin önemli

turizm destinasyonlarından biri

olan Fethiye’de gerçekleşen bu

özel buluşma, bölgenin gastronomi

turizmi açısından taşıdığı potansiyeli

bir kez daha gözler önüne sererken

Liberty Fabay’ın gastronomi

alanındaki iddialı yaklaşımını da

güçlü bir şekilde ortaya koydu.


82

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Şef Mehmet Yalçınkaya

“Kendi Mutfağımızı

Küçümsemekten Yorulduk”

Haber: Hatice Ünal Bilen

Liberty Fabay Hotel’in bu yıl ilkini

düzenlediği Fabay Gastro Fest’e

konuk olan MasterChef Türkiye

jürisi Şef Mehmet Yalçınkaya, Türk

mutfağı, geleneksel ritüeller ve gençlerin

yemek kültürüne bakış açısı hakkında

çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Kendi

mutfağımızı küçümsemekten yorulduk”

diyen ünlü şef, gençlerin modern dünya

yemeklerini bilip kendi geleneksel tatlarını

tanımadığı konusundaki eleştirisini dile

getirerek, “Gençlerimiz risottoyu biliyor

ama pilav yapmayı bilmiyor.” dedi.

“Ritüellerimizi pazarlamayı atlıyoruz”

Festival standlarını tek tek gezen ve

Fethiye’nin Yörük lezzetlerini tadan

Yalçınkaya, özellikle keşkek ve Erendağı

kar şerbetini deneyerek bu geleneksel

tatların turizme kazandırılmasının

önemini şöyle özetledi: “Bu bir teknik.

Mesela bunu biz küçümsüyoruz değil mi?

Şu anda bir Avrupa ülkesinde bunun için

tur düzenlenir. Bizim yemek ritüellerimizi

de acilen pazarlamamız lazım. Bu

otelde ya da herhangi bir restoranda

yapılsa, İngiltere’de olsa bunun için bir

tur düzenlerler ve tura 250 euro yazar.

Samimiyetimle söylüyorum: Keşkek başlı

başına bir ritüel. Düğünlerde, askerde, ev

yeni yapıldığında, evlilikte, bayramlarda

yapılır; buna oy yemeği denir. Sadece

bunun için bile tur düzenleyebiliriz. Biz

sadece yemeklerimizle övünüyoruz.

Övünelim ama ritüellerimizi de

pazarlayalım.”

Festival alanında, Erendağı Fethiye

Seydikemer’de Mart-Nisan aylarında

kuyulara doldurulan karla hazırlanan

kar şerbeti ritüeline, Kar Şerbeti Ustası

Bekir Çam’ın sunumuyla tanıklık eden

Yalçınkaya, şunları dile getirdi: “Şu anda

bir Yörük ritüeli görüyorsunuz. Basit

görünebilir ama işin aslı çok derin: Mart-

Nisan aylarında kuyulara doldurulan kar,

Ağustos-Ekim ayına kadar erimeden

saklanıyor. Bu kar daha sonra buraya

getiriliyor ve el emeğiyle yapılmış

pekmezle aylarca korunuyor. Burada

karla pekmezi karıştırdınız olayı değil;

asıl önemli olan hikaye ve ritüel. Kar

şerbetinin içeriğinde köylü pekmezi ve

kara dut bulunuyor.”

Yalçınkaya, geleneksel yemeklerin

ve ritüellerin gastronomi turizmine

katkısını şöyle özetledi: “Elimizdeki

ritüelleri pazarlarsak, turizmde anlatacak

ürünlerimizin değerine katma değer

sağlamış oluruz. Gastronomiyi sadece

doyurmak olarak görmeyi bırakmalıyız;

ritüel ve hikaye tarafı daha etkileyici.

Bugün insanlar ellerindeki basit teknikleri

bile inanılmaz ritüellermiş gibi anlatıyor.

Ama keşkek, kar şerbeti… Bunların hepsi

tek başına bir ritüel, bir hikaye zaten.”

“Gençler risottoyu biliyor, pilavı

bilmiyor”

Türk yemeklerine yönelik gençlerin bakış

açısını sert bir eleştiriyle değerlendiren

Yalçınkaya, şunları söyledi: “Bizim

gençlerimiz kendi mutfağını küçümsüyor.

Programımıza bir çocuk geldiğinde pilav

yap dediğimizde ‘bilmiyorum’ diyor, ama

risottoyu biliyor. Bu yıllardır üzerinde

durduğum bir konu. Kendi gençlerimiz

kendi ülkesinin mutfağını küçümsüyor;

risotto yapmayı daha iyi, daha prestijli

bir şey zannediyorlar. Önce bunu

değiştirmeliyiz. Programda bunu çok iyi

aşılıyoruz.”

“Kim gelir deniyordu, beş gün

öncesinden doluyor”

Ünlü şef, Fethiye ve çevresindeki

gastronomik potansiyele dikkat

çekerek, Türkiye’deki restoran ve otel

mutfaklarında özgün yerel ürünlerin

önemini vurguladı: “İçli köfte bizim

için sıradan olabilir ama başkası için

bir mucize. Künefeyi düşünün. Biz

önemsemeyebiliriz ama iki saat boyunca

tadını sorgularlar. Yayla çorbamızın

terbiyesi, dünya literatüründe eşsiz bir

yöntemle servis ediliyor.”

Yalçınkaya, Arjantin’den steak sunmanın

anlamsız olduğunu ve Fethiye’de

yerel Yörük mutfağına, oğlak etine ve

bölgenin özgün pişirme tekniklerine

sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Şef,

uluslararası deneyimlerinden yola çıkarak

modern Türk mutfağını geliştirdiğini

ve göç yolu mutfağı konseptini kendi

restoranında başarıyla uyguladığını

söyledi: “Geçmişte Marschal Carlos ile

Katar’da çalıştım. Şef, Mezopotamya’daki

malzemeleri bir araya getirip mutfaklarını

güçlendirmelerini önerdi. O yıllarda

yaptığımız füzyon mutfak ve modern

Türk mutfağı çalışmaları böyle başladı.

Şu anda kendi restoranımda göç yolu

mutfağını uyguluyorum. Bu mutfakta göç

yolundan topladığımız meyve, sebze, etler

ve pişirme teknikleri, salamura ve kuru et

gibi yöntemlerle bir araya geliyor. Daha

önce buraya kim gelir denildi ama şimdi

beş gün öncesinden yer bulmak çok zor.”

“Millet anlamaz diye bir şey yok, yeter ki

iyisini yap”

Yalçınkaya, Türk mutfağına güvenin

önemine dikkat çekerek sözlerini

şöyle noktaladı: “Kendi ürünlerimiz ve

tekniklerimizle hazırladığımız yemekler

çok başarılı bir şekilde yeniyor ve

tüketiliyor. ‘Millet anlamaz’ diye bir şey

yok; yeter ki iyisini yapalım. Özgüvenimizi

yerine koymazsak mutfağımızı gerektiği

gibi sunamayız.”


35 Yaş Altı

3 Şef Yarışması

İçin Kayıtlar

Başladı

Dude Table Gastronomi Pazarlama İletişimi Ajansı tarafından, Türk mutfağının geleceğini

şekillendirecek genç şeflerin kariyer yolculuklarına katkı sağlamak amacıyla düzenlenen 35 Yaş

Altı 3 Şef Yarışması için kayıtlar başladı. Başvurular için son gün 16 Nisan!

Her yıl sektörün genç ve üretken

şefleri arasında heyecanla beklenen

35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması, bu yıl

Dude Table Gastronomi Pazarlama Ajansı

tarafından dördüncü kez düzenleniyor.

Daha önceki yıllarda sektöre, Türkiye’nin

ilk vegan fine dining konseptini yaratan

şef Bahtiyar Büyükduman, Jw Marriot

Istanbul Bosphorus ve Octo Restaurant

Executive Şefi Şafak Erten, dünyanın

en iyi restoranları arasında gösterilen

Mugaritz’de stajyer olma şansı yakalayan

Özge Nur Yılmaz gibi isimler kazandıran

yarışma, bu yıl da yurt dışı eğitim

ödülüyle genç şeflerin yetenek, vizyon ve

tekniklerini gösterebilecekleri önemli bir

platform olma görevini üstleniyor.

Bu yılın teması 'Geleceğin Menüleri'

Bu yıl yarışmanın temasını, ana sponsor

olan UFS’nin global şef ağının sahip

olduğu iç görü ve çalışma çıktılarının

yanı sıra dünyanın önde gelen araştırma

şirketlerinin raporları, sosyal medya

analizleri ve 21 ülkede gerçekleştirilen

300 milyondan fazla çevrimiçi arama ile

oluşturduğu Geleceğin Menüleri Trend

Raporu 2025 belirliyor. Raporda öne

çıkan “Neo Gelenek”, “Sokak Lezzetlerine

Şef Dokunuşu”, “Yeni Nesil Yemek

Deneyimi” ve “Sınır Tanımayan Mutfaklar”

trendleri, genç şeflerin tarif geliştirme

süreçlerinde ilham kaynağı olacak. Genç

şefler, bu 4 trendden birini seçip, güncel

mutfak teknikleriyle harmanlayarak

oluşturacakları özgün ana yemek

reçetesiyle yarışmaya başvuru yapacak.

İlk 10’a kalan şefler ise finalde, 4 trendden

ilham alan 4 reçete ile jürinin karşısında

olacak. Final, 12 Haziran’da Mutfak

Sanatları Akademisi’nde gerçekleşecek.

Yarışma; Türkiye’de yaşayan, 21-35

yaş aralığında, aktif olarak profesyonel

mutfaklarda görev yapan ve en az iki yıllık

deneyime sahip şeflerin başvurularına

açık olacak. Adayların online başvuru

formunu eksiksiz doldurmaları,

özgeçmişlerini iletmeleri ve kendi

tariflerini fotoğrafı ile paylaşmaları

gerekiyor. Tariflerin profesyonel çekimle

hazırlanma zorunluluğu bulunmuyor;

değerlendirmede esas olan yaratıcı

yaklaşım ve geleceğin menüleri trendleri

ile uyumlu oluşturdukları reçetelerinde

kullandıkları teknikler.

Büyük ödülün sahibi olacaklar

Unilever’in global gıda inovasyon merkezi

Hive, mutfakta alışılmışın dışına çıkmayı

ve gıdanın geleceğini yeniden düşünmeyi

odağına alan yaklaşımıyla, yarışmanın bu

yılki ödülünün gerçekleşeceği yer olarak

ayrı bir önem taşıyor. Hollanda’daki

Wageningen Kampüsü’nde, gıdanın

Silikon Vadisi olarak konumlanan Hive;

500’ü aşkın uzmanı bir araya getirerek

gıdanın geleceğini şekillendiren Ar-

Ge çalışmalarına ev sahipliği yapıyor.

Geleceğin Menüleri Trend Raporu’nun

da çıkış noktası olan merkezde;

laboratuvarlardan deneysel mutfaklara,

pilot üretim tesislerinden tüketici deneyim

alanlarına uzanan kapsamlı bir inovasyon

ekosistemi bulunuyor. Açık inovasyon

yaklaşımıyla akademiyi, girişimleri,

araştırmacıları ve şefleri aynı çatı altında

buluşturan Hive, yeni ürün geliştirme,

gıda teknolojileri ve global tüketici

eğilimleri üzerine yürüttüğü çalışmalarla

yarının yemek kültürünü şekillendiriyor.

Yarışmanın kazananı olacak genç şeflerin

Hive’da alacağı eğitim ise onları yalnızca

yeni tekniklerle değil, uluslararası

gastronomi sahnesinin geleceğini birebir

deneyimleme fırsatıyla da buluşturacak.

Başvurular 16 Nisan’a kadar devam

edecek

2 Mart’ta başvuruları başlayan ve 16

Nisan’a kadar devam edecek olan

yarışmanın ilk değerlendirme sürecinin

ardından 27 Nisan’da açıklanacak olan

ilk 10 finalist, UFS şefleriyle mentorluk

sürecine dahil olacak. Final hazırlıkları

MSA’nın ve UFS’nin şefleri yönetiminde

11 Haziran’da tamamlanacak ve

yarışma finali 12 Haziran’da MSA’da

gerçekleştirilecek. 35 Yaş Altı 3 Şef

Yarışması bu yıl da genç şeflere sektörde

seslerini duyurma şansı ve mutfaklarını

geleceğe taşıyacak güçlü bir platform

sunmayı hedefliyor. Gastronomiye

yenilikçi bir perspektif katmak isteyen

genç şefler, www.35yasalti3sef.

com adresi üzerinden başvurularını

gerçekleştirip, yarışma ile ilgili süreci

35yasalti3sef Instagram hesabından takip

edebilirler.


84

hotel restaurant

& hi-tech

gastro etkinlik

Beş Ülkeden Altı Eğitmen Şef,

Le Cordon Bleu İstanbul’da Buluştu

Dünyanın önde gelen gastronomi okullarından Le Cordon Bleu, İstanbul’daki mutfaklarında uluslararası bir

buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Beş farklı ülkeden altı eğitmen şef, Fransız mutfak terminolojisinin ortak dili

etrafında bir araya gelerek öğrencilere küresel standartlarda eğitim sunuyor.

Mutfak kültürünün tarihsel

gelişiminde önemli rol oynayan

François Pierre La Varenne,

Antonin Carême ve Auguste Escoffier gibi

öncü isimlerin tarifleri sistemli şekilde

kayıt altına almasıyla birlikte, gastronomi

dünyasında Fransızca ortak dil haline

geldi. Le Cordon Bleu de bu mirası

sürdürerek, öğrencilerine hem teknik

hem de terminolojik açıdan kapsamlı

bir eğitim sunmayı sürdürüyor. Le

Cordon Bleu İstanbul bünyesinde verilen

eğitimlerde; İsviçre’den Erich Ruppen

ve Andreas Erni, Türkiye’den Sezai

Erdoğan, İtalya’dan Francesco Di Marzio,

Belçika’dan Marc Pauquet ve Fransa’dan

Paul Metay gibi deneyimli isimler yer

alıyor.

alanında kariyer planlayanlar için önemli

bir fırsat olarak öne çıkıyor.

Mezunlardan ilham veren buluşma

Okulun düzenli etkinlikleri arasında

yer alan Gastroshow kapsamında,

mezunlardan Umut Karakuş da

öğrencilerle bir araya geldi. “Back to

School Gastroshow” etkinliğinde kendi

reçetesini uygulamalı olarak paylaşan

Karakuş, aynı zamanda profesyonel

mutfak yolculuğuna dair deneyimlerini

katılımcılarla aktardı. Her ay düzenlenen

Gastroshow etkinlikleri, farklı mutfak

hikâyelerini ve tekniklerini keşfetmek

isteyen katılımcılar için ilham verici bir

platform sunmaya devam ediyor.

Le Cordon Bleu İstanbul

bünyesinde verilen

eğitimlerde; İsviçre’den Erich

Ruppen ve Andreas Erni,

Türkiye’den Sezai Erdoğan,

İtalya’dan Francesco Di

Marzio, Belçika’dan Marc

Pauquet ve Fransa’dan Paul

Metay gibi deneyimli isimler

yer alıyor.

Yeni sezon başladı

Le Cordon Bleu İstanbul, yeni

dönemle birlikte uzun dönem sertifika

programlarını da başlattı. Temel Mutfak

ve Pastacılık eğitimlerini kapsayan

programlar, profesyonel mutfağa adım

atmak isteyen katılımcılara teknik bilgi

ve güçlü bir altyapı sunmayı hedefliyor. 8

Mayıs’ta başlayacak eğitimler, gastronomi


Müziğin ve Kahvenin Büyüsü Senfonik

Aromalar’da Buluştu

Beethoven'dan Bach'a,

Handel’dan Mozart'a

uzanan bir klasik müzik

yolculuğunda notalar

bu ünlü bestecilerin

hayatlarındaki kahveye

dair hikayeleri, aşkları

ve üretkenliklerini nasıl

tetiklediğinin ayrıntılı

anlatımları ile aynı sahnede

ilk defa buluştu.

Şampanya gibi geceye özel reçetelerin

tadımları ikram edildi. Hemington

2026 kreasyonunu standında seçkin

davetlilere sundu. D&R Fujifilm ile

ortak projede davetlilerin en güzel

anlarını fotoğraflayıp geceye özel

hazırlanan çerçevelerde hediye etti.

Eataly’nin sunduğu özel ikramlar da

konuklar tarafından tam not aldı.

Gastronomi ve kahve sektörünün

en bilinen isimlerinden Kahve

Danışmanı ve Gastronomi Yazarı

Cenk Girginol ve Piyanist Oğuz Kasap'ın

birlikte tasarladıkları bu farklı konsept,

7 aylık hazırlığın ardından, Avusturya

Başkonsolosluğu’nda 200 seçkin

davetlinin katılımıyla 9 Şubat akşamı

izleyenlerle buluştu.

Geceye özel ikramlar

Aralarında Murat Sungur, Burçin

Büke, Lilya İrem Salman, Murat Aygen,

Miray Akay, Burçin Abdullah, Zeliha

Sunal gibi tanınmış isimlerin dışında

sanat, iş ve cemiyet hayatının önemli

simaların katılımı ile ilgi gören gecede

Arçelik markasının Telvetiny ve Fahri

Konsolos markasının Türk Kahveli

Libretto ve Türk Kahvesi Tangosu

sürprizi

Her bir davetliye özel basılan ve her

biri numaralandırılmış koleksiyon

değerinde Libretto gecenin

sürprizlerinden biriydi. Opera Sanatçısı

Fuat Kılıç Aslan'ın solistliği Oğuz

Kasap'ın piyano notaları Girginol'un

hikayeleri ile çalınan eserlerde

Şecaattin Tanyerli'nin Türk Kahvesi

Tangosu ile finali yoğun istek üzerine

bis yaparak ayakta iki kere söylendi.

Arçelik ana sponsorluğunda; Avusturya

Kültür Ofisi, Hemington, D&R Store,

Fahri Konsolos, Eataly, Dora Magazin,

Blomm Coffee Roastery, AVC Packing,

Tane Medya ve Wemice Ajans’ın da

sponsor katkıları ile gerçekleşen

Senfonik Aromalar konsepti Nisan

2026’dan itibaren yeni notalar ile

aromaları birleştirmeye devam edecek.


GIDA PAZARLAMASININ EN İYILERI 2’INCI

FOMA ÖDÜLLERINDE BULUŞACAK

Dude Table tarafından bu yıl

ikinci kez düzenlenecek FOMA

Ödülleri yenilenen kategorileriyle

bu yıl da gıda pazarlaması

alanında yapılan çalışmaları

ödüllendirmeye devam edecek.

Türkiye’de gıda ve içecek sektöründe

ürün ve hizmet geliştiren marka ve

ajansların pazarlama odaklı çalışmalarını

değerlendirmek üzere kurgulanan FOMA

Ödülleri’nde başvurular başladı. Dude Table’ın

gıda pazarlaması alanındaki yaklaşımını referans

alan FOMA Ödülleri; gastronomi bilgi birikimiyle

beslenen, yaratıcı ve geliştirici pazarlama

projelerini görünür kılan ve sektörde bu alanın

gelişimini destekleyen Türkiye’nin tek gıda

pazarlama ödülleri platformu.

Dönüşen ve sadeleşen kategori yapısı

Yarışma bu yıl 3 ana kategori ve 12 alt

kategoride üretilen işleri değerlendirecek.

FOMA Ödülleri’nin 3 ana kategorisinden biri

olan “GIDANIN GELECEĞİ”; Mutfağımızın

Geleceğe Taşınması için Çalışan Marka, Gıdada

Öğreterek Geliştir, Prosperity Thinking in Food

ve Gıdada İnovasyon alt kategorileriyle yapılan

çalışmaları ele alacak. İkinci ana kategori olan

“FOOD MARKETING COMMUNICATIONS”; Food

Experience Marketing, Food Content Marketing,

Food Community Network Marketing, Gençlere

Odaklı Gıda Pazarlaması ve Multidisipliner Gıda

Pazarlaması alt kategorileriyle gıda ve içecek

alanlarında pazarlama iletişimi projelerini

ödüllendirecek. Üçüncü ana kategori olan

“FOOD DESIGN” ise; Ambalaj, Masa Üstü/Servis

Ekipmanı ve Food Product alt kategorileriyle

yaratıcılığı gıda içerikleriyle bütünleştirmiş işleri

değerlendirmeye alacak.

Kimler başvurabilecek?

Gıda ve içecek alanında ürün ve hizmet

geliştiren ajans ve markaların pazarlama

odaklı projeleriyle başvurabileceği FOMA

Ödülleri’nde, katılımcı markaların doğrudan gıda

ve içecek sektöründe faaliyet göstermesi şartı

aranmayacak. Global şirketler Türkiye pazarına

yönelik hayata geçirdikleri projelerle ödüllere

katılım sağlayabilirken, Türkiye’de faaliyet

gösteren markalar da yurt dışı pazarlarında

gerçekleştirdikleri projelerle başvuru

yapabilecek.

2025 yılında hayata geçirilen

tüm işlerin değerlendirileceği

yarışmada başvurular, 1 Şubat

2026 itibarıyla başladı. 1 Nisan

2026’ya kadar başvuruları

kabul eden yarışmanın jüri

değerlendirme süreci ise Nisan

2026’da gerçekleşecek.

Başvuru süreci ve ödüller

Başvuruların www.fomaodulleri.com web adresi

üzerinden siteye üye olarak yapılacağı FOMA

Ödülleri’ne başvuru için son gün 1 Nisan 2026.

Ön eleme ve ana değerlendirme süreçlerinden

sonra kazananların belirleneceği FOMA

Ödülleri’nde her bir kategoriden 3 kazanan

belirlenecek. Ödüller mayıs ayında Dude Table

tarafından organize edilecek özel bir törenle

sahiplerini bulacak.


DrṀurat

İstanbul Gelişim Üniversitesi

Dogan

Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı

Doç.

)

İstanbul’un Tadı: Çokkültürlü Bir Bellek Sofrası (I)

Kimliğin Mutfağı, Şehrin Hafızası

İstanbul, asırların yorgunluğunu sırtında

taşıyan ama her daim taze kalmayı

başaran devasa bir bellek. Sadece

kıtaların değil, yüzyıllardır ruhların,

dillerin ve en önemlisi sofraların

düğümlendiği eşsiz bir kavşak.

Bugün bu kadim metropol, tarihsel

mirasını yeni bir demografik çeşitlilikle

harmanlayarak gastronomik kimliğini

uluslararası bir ölçekte yeniden inşa

ediyor. 2016’dan 2026’ya uzanan o kısa

ama yoğun süreçte, Türkiye’deki yabancı

nüfusun on katına yaklaşan artışı ve

bu nüfusun bir milyondan fazlasının

İstanbul’u mesken tutması, kenti adeta

canlı bir “gastronomik laboratuvar”

atmosferine büründürdü. Artık bu

şehrin sokaklarında yükselen kokular,

sadece yerel olanı değil; geleneksel

tekniklerin, ana vatanlardan taşınan

özgün malzemelerin ve bin yıllık mutfak

birikimlerinin kentsel dokuya nasıl

incelikle entegre olduğunu fısıldıyor

bizlere.

Etnik kültür ve gastronomi arasındaki

o görünmez bağ, aslında insanın

toplumsal aidiyet kurma çabasının en

lezzetli, en içten dışavurumudur. Eski

Yunanca “ethnos” teriminden süzülüp

gelen etnisite kavramı, mutfak pratikleri

aracılığıyla biyolojik bir gereksinimi

aşarak kültürel bir bilgi aktarımına,

bir nevi yaşama üslubuna dönüşür.

Bu bağlamda bir etnik restorana adım

atmak, salt bir yemek yeme eylemi

değil; duyusal algıların, belleğin ve

kültürel öğrenmenin kesiştiği bir

kimlik yolculuğuna çıkmaktır. Bu

mekânlar, kurgusal bir tema sunan

sıradan restoranlardan farklı olarak,

doğrulanabilir pişirme teknikleri ve

otantik sunumlarıyla köken kültürün

mirasını bugünün İstanbul’una taşır.

Göçmen topluluklar için mutfak

pratikleri birer kimlik koruma kalesi

işlevi görürken, yerel gıda sistemleriyle

kurulan bu etkileşim, kentin

gastronomik inovasyon damarlarını

sürekli beslemektedir.

İstanbul’un bu çok katmanlı

gastronomik haritası, kentin tarihsel

yerleşim tercihleri ve göç yollarıyla

paralel bir seyir izler. Fatih-Aksaray

hattında yoğunlaşan Orta Doğu ve Orta

Asya mutfakları, özellikle 2011 sonrası

yaşanan hareketlilikle restoran sayısını

%340 gibi çarpıcı bir oranda artırarak

kültürel bir kümelenme oluşturmuştur.

Burada Saruja gibi Orta Doğu mutfağı

temsilcileri, bölgenin ruhuna uygun bir

sığınak sunar.

Öte yandan Beyoğlu, Beşiktaş ve

Kadıköy aksı, daha çok küresel

mutfak talebine hitap eden Uzak

Doğu lezzetleriyle renklenirken;

Bayrampaşa’da Balkan rüzgârları

esmekte, Avliya Boşnak Mutfağı

gibi duraklar göç ağlarının lezzet

coğrafyasını nasıl ilmek ilmek

ördüğünü göstermektedir. Şehrin

bu zengin haritasında hangi semtte

hangi hikâyenin piştiğini anlamak için,

sofraların derinliğine daha yakından

bakmak gerekir.

Yazı dizimizin ikinci bölümünde, semt

semt İstanbul’un gizli lezzet duraklarına

ve kıtaları aşan mutfak hikâyelerine

konuk olacağız.


88

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

NESTLÉ’NIN ŞEFLERE ÖZEL ÇIKOLATA SERISI

SATIŞA SUNULDU

Nestlé’nin 1927’den günümüze uzanan çikolata uzmanlığıyla, profesyonel mutfaklara özel

geliştirilen Nestlé 1927 Para Çikolata Serisi, Nestlé Professional ailesinin yeni üyesi olarak

satışa sunuldu.

Nestlé’nin ev dışı tüketim

kanallarına inovatif çözümler

üreten iş birimi Nestlé

Professional, iş ortakları için değer

oluşturacak ürünler geliştirmeye

devam ediyor. Nestlé 1927’nin bir asra

yaklaşan çikolata uzmanlığından doğan

Nestlé 1927 Para Çikolata Serisi bu

köklü mirası, profesyonel mutfaklara

pratik ve lezzetli ürün çözümleriyle

taşıyor. Feriköy’deki ilk çikolata

fabrikasıyla başlayan yolculuk, bugün

“Lezzet Ustalarının İmza Çikolatası”

Nestlé 1927 Ailesine eklenen yeni

Para Çikolata Serisi ile devam ediyor.

Böylece 1927 Ailesi blok kuvertür

çözümlerinin yanına para çikolata

ailesini de ekleyerek daha kapsamlı,

esnek ve zengin bir ürün portföyüne

dönüşüyor.

Tariflere ilham veren fonksiyonel

faydalar

Nestlé 1927 Para Çikolata Serisi;

ganajdan soslara, dolgu ve kaplamadan

dekoratif uygulamalara kadar tüm

pastacılık süreçlerinde yüksek

performans sunmak üzere tasarlandı.

Bu yeni seri; özenle üretilen kübik

şekli, hızlı erimesi ve kolay kullanımıyla

profesyonellere zaman kazandırmaya

yardımcı olurken, reçetelerde aranan

tutarlılığa ulaşmayı destekliyor.

İdeal parlak rengiyle şeflerin görsel

beklentilerine karşılık verirken, akışkan

yapısı sayesinde hem klasik hem de

modern reçetelerde zahmetsizce

işlenebiliyor. Aynı zamanda yüksek

hacimli üretimlerde güvenilir bir

deneyim sağlıyor.

%55 kakao içeriğiyle yoğun aromatik

bir karakter sunan Nestlé 1927

Bitter Kuvertür Para Çikolata, tatlı

reçetelerinde güçlü ve derin bir lezzet

öğesi oluştururken; %29 kakao oranıyla

dengeli bir tat profiline sahip Nestlé

1927 Sütlü Kuvertür Para Çikolata hem

hafif hem de zengin tat arayan tarifler

için ideal bir temel sunuyor. Nestlé

1927 Beyaz Para Çikolata ise; yoğun süt

lezzeti ve zarif tatlılık dengesinin yanı

sıra kendine özgü karakteri sayesinde

pasta ve tatlıların gizli kahramanı

olarak reçetelere rafine bir dokunuş

katıyor.

Seride kullanılan kakaonun

Yağmur Ormanları Birliği sertifikalı

sürdürülebilir kaynaklardan elde

edilmesi ve ambalajların geri

dönüşüme uygun şekilde tasarlanması,

Nestlé’nin sorumlu üretim yaklaşımını

da yansıtıyor. Bu yaklaşım, Nestlé 1927

Para Çikolata Serisi’ni yalnızca pratik

bir çözüm olmaktan çıkarıp Nestlé’nin

sürdürülebilirlik vizyonunun bir

taşıyıcısına dönüştürüyor.

Hız, tutarlılık, lezzet dengesi için

tasarlandı

Nestlé Professional Türkiye Genel

Müdürü Özlem Kayiş Erdönmez, yeni

ürün ailesiyle ilgili olarak şunları

söyledi: “Nestlé 1927 Para Çikolata

Ailesi, profesyonel mutfakların bugün

en çok ihtiyaç duyduğu hız, tutarlılık

ve lezzet dengesini bir arada sunmak

için tasarlandı. Nestlé’nin 1927’ye

uzanan köklü çikolata uzmanlığını,

kullanımı pratik bir formda sunmaktan

büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu

ürün ailesiyle hedefimiz, sektör

profesyonellerinin üretim süreçlerini

kolaylaştırırken, her reçetede aynı

kaliteyi güvenle yakalamalarına destek

olmak. Nestlé Professional olarak,

şeflerin yaratıcılığını güçlendiren ve

mutfaklarda gerçek karşılığı olan

çözümler geliştirmeye kararlılıkla

devam ediyoruz.”


MICHELIN Rehberi

Türkiye’nin Dört

Köşesini Seçkisine

Dahil Etti

MICHELIN Rehberi, ilk kez Türkiye’nin tamamını kapsayacak şekilde genişliyor. Gastronominin öne çıkan

örnekleri, büyük şehirlerin canlı yeme içme sahnelerinden yükselen bölgesel destinasyonlara kadar uzanacak.

Rehberin tüm Türkiye’yi kapsayan ilk ulusal seçkisi yıl sonuna kadar açıklanmış olacak.

MICHELIN Rehberi, bu yıl ilk kez

Türkiye geneline yayılıyor ve ülke

genelindeki varlığında yeni bir

sayfa açıyor. Büyük şehirlerin hareketli

sokaklarından şirin kasabalara kadar

uzanan bu gelişme Türkiye’nin gastronomi

dünyasında artan dinamizmini, çeşitliliğini

ve uluslararası çekiciliğini yansıtıyor.

2023 yılında MICHELIN Rehberi

İstanbul’un tanıtılmasının ardından İzmir,

Muğla ve Kapadokya’nın eklenmesiyle

Rehber’in coğrafi kapsamı kademeli

olarak genişlemişti. Bu yıl Türkiye’nin

tamamını kapsayacak bu yeni genişleme

ile birlikte seçki, Türkiye’nin zengin

gastronomik mirasını bütüncül biçimde

temsil edecek ve ülkenin ilk ulusal seçkisi

2026 yılı sonuna kadar duyurulacak.

Tanıtımda TGA aktif rol alıyor

Türkiye’yi tanıtma konusunda önemli

bir rol oynayan Türkiye Turizm Tanıtım

ve Geliştirme Ajansı (TGA), MICHELIN

Rehberi’nin Destinasyon Ortağı olarak

uluslararası pazarlama kampanyalarını

desteklemeye ve gastronomi temelli

hikâye anlatımıyla ülkenin etkili bir şekilde

tanıtılmasına katkı sunmaya devam ediyor.

Öte yandan Michelin müfettişlerinin

inceleme ve seçim süreçleri, Türkiye’de

ya da dünyanın herhangi bir yerinde

gerçekleştirilen hiçbir iş birliğinden

etkilenmeksizin, her zaman olduğu gibi

tamamen bağımsız şekilde yürütülmeye

devam ediyor ve tüm süreçler yalnızca

rehber tarafından, kendi yöntemleri

doğrultusunda gerçekleştiriliyor.

Anonim ve tam bağımsızlık ilkeleri

doğrultusunda çalışan MICHELIN Rehberi

müfettişleri, Türkiye ulusal seçkisini

yalnızca mutfakların sunduğu kaliteyi esas

alarak kademeli biçimde oluşturuyor

ve değerlendirme süreci, beş evrensel

kritere dayanıyor; ürünlerin kalitesi,

pişirme tekniklerine hakimiyet, lezzetlerin

uyumu, şefin kişiliğinin mutfağa

yansıması ve zaman içindeki tutarlılık.

Poullennec: “Genişlemesinden mutluluk

duyuyoruz”

MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü

Gwendal Poullennec, konuyla ilgili yaptığı

MICHELIN Rehberi, restoran

seçkisinin yanı sıra Türkiye’deki

ve dünyanın dört bir yanındaki

tüm bölgelerde yer alan özenle

seçilmiş otellerden oluşan özel

bir listeyi de paylaşmakta. 2024

yılında tanıtılan MICHELIN

Anahtarları, Rehber’in otel

seçkisindeki en seçkin tesisleri

ödüllendirmekte. Restoranlar

için verilen MICHELIN Yıldızları

ile benzer bir anlayışla sunulan

MICHELIN Anahtarı; tasarımı,

mimarisi, sunduğu hizmet ve

karakteriyle öne çıkan otelleri

vurguluyor. Rehber’de yer alan

tüm oteller, rehberin internet

sitesi ve mobil uygulaması

üzerinden doğrudan rezerve

edilebiliyor.

açıklamada şunları söyledi: “MICHELIN

Rehberi’nin Türkiye’nin tamamını

kapsayacak şekilde genişlemesinden

büyük mutluluk duyuyoruz. Türk mutfağı;

çeşitliliği, köklü gelenekleri ve dikkat

çekici üretkenliğiyle öne çıkıyor. Ülkenin

dört bir yanında şefler, bölgesel mirası

yeniden yorumlarken canlı ve çağdaş bir

yeme içme sahnesi inşa etmeye devam

ediyor.”


90

hotel restaurant

& hi-tech

gastro güncel

PROEGG, Horeca Mutfaklarında Profesyonel

Protein Kullanımını Yeniden Tanımlıyor

PROEGG, %100 doğal yumurta akı proteini ile profesyonel mutfaklarda yeni bir dönem başlatıyor.

Sağlıklı ve fonksiyonel beslenmeye olan ilgi

hızla artarken, Horeca sektörü de sürdürülebilir,

maliyet etkin ve operasyonel olarak

pratik çözümlere yöneliyor. Bu ihtiyaca güçlü

bir yanıt veren PROEGG, %100 doğal yumurta

akı proteini ile profesyonel mutfaklarda yeni bir

dönem başlatıyor.

Profesyonel mutfaklar için güçlü çözüm: 500 gr

PROEGG

PROEGG’in 500 gr’lık ambalajı, özellikle otel,

restoran, kafe ve catering mutfaklarının günlük

ve toplu kullanım ihtiyaçları göz önünde bulundurularak

tasarlandı. Yüksek hacimli üretim yapan

mutfaklar için ekonomik, pratik ve standart

kalite sunan bu ambalaj; reçete bazlı kullanımda

porsiyonlama kolaylığı sağlıyor.

Shake barlardan açık büfe mutfaklarına, sağlıklı

kahvaltı menülerinden sporcu tabaklarına kadar

geniş bir kullanım alanı sunan PROEGG 500

gr; üretim sürecinde hız kazandırırken, maliyet

kontrolünü de kolaylaştırıyor. Böylece işletmeler,

aynı kaliteyi her serviste tutarlı şekilde sunabiliyor.

Temiz içerik, yüksek performans

Laktoz, gluten, şeker ve katkı maddesi içermeyen

PROEGG; yüksek sindirilebilirlik oranı ve

doğal BCAA & EAA amino asit profili sayesinde

kas onarımı ve toparlanmayı destekliyor. Su veya

süt ile kolayca karıştırılabilen yapısı sayesinde;

protein içeceği, smoothie, shake ve fonksiyonel

tariflerde rahatlıkla kullanılabiliyor.

Tek kullanımlık 30 gr ile serviste esneklik

PROEGG, profesyonel mutfakların yanı sıra

servis alanlarında da çözüm sunuyor. 30 gr’lık

tek kullanımlık ambalaj, açık büfe ve self-servis

alanlarında hijyen, porsiyon kontrolü ve hız

avantajı sağlıyor. Özellikle sporcu misafirlerin ve

sağlıklı beslenmeye özen gösteren tüketicilerin

tercihi oluyor.

Hedef kitle odaklı tasarım

PROEGG; fitness & wellness otelleri, sporcu

menüsü sunan restoranlar, juice barlar ve

sağlıklı yaşam konseptli kafeler için operasyonel

ihtiyaçlara uygun bir protein çözümü sunuyor.

Horeca’da yeni standart

PROEGG, Horeca sektöründe profesyonel protein

kullanımının yeni standardını belirliyor. Özellikle

500 gr’lık ambalajı ile mutfak operasyonlarında

verimlilik, kalite ve maliyet avantajını bir araya

getirirken, 30 gr tek kullanımlık seçenekle servis

alanlarında esneklik sağlıyor.



92

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

Dünyanın en

prestijli yatlarında

çalışacak şefleri

yetiştirecek

MSA, Atlantico Yachting iş birliğiyle

hayata geçirdiği Türkiye’nin ilk

“Profesyonel Süperyat Şefliği”

programıyla şef adaylarını

uluslararası sularda kariyere

hazırlıyor.

Mutfak Sanatları Akademisi (MSA), Atlantico

Yachting iş birliğiyle süperyat ve megayatlarda

çalışacak şefler yetiştirmek amacıyla “Profesyonel

Süperyat Şefliği” eğitim programını başlattı. 23

Mart 2026’da başlayan program, katılımcılara

uluslararası yat sektöründe kariyer yapma

fırsatı sunmayı hedefliyor. Toplam 80 saat süren

eğitim, 48 saat teorik ve 32 saat pratik derslerden

oluşuyor. Programda süperyat mutfağı yönetimi,

dünya mutfaklarının yat mutfağına uyarlanması,

özel beslenme menülerinin hazırlanması, farklı

ülkelerde ürün tedariki ve sınırlı alanlarda

verimli mutfak kullanımı gibi konular ele alınıyor.

Eğitmenliğini Atlantico Yachting’in kurucusu ve

megayat şefi Deniz Kurt’un üstlendiği programı

tamamlayan katılımcılara mezuniyet sonrasında

iş bulma süreçlerinde de destek veriliyor. 18–45

yaş arası, MSA profesyonel aşçılık mezunları,

gastronomi eğitimi almış kişiler veya yat şefliği

deneyimi bulunan adaylara açık olan program,

Türkiye’den yetişen şeflerin uluslararası sularda ve

dünyanın prestijli yatlarında görev almasına katkı

sağlamayı amaçlıyor.

Lokanta Feriye The Times

listesinde

İstanbul Boğazı’nın kıyısında, tarihi dokusu ve özgün

mutfak yaklaşımıyla misafirlerini ağırlayan Lokanta

Feriye, İngiltere’nin köklü gazetelerinden The

Times tarafından yayımlanan “İstanbul’un En İyi 11

Restoranı” listesinde yer aldı.

2023, 2024, 2025, 2026 yıllarında Michelin

Rehberi’nde; 2024, 2025 ve 2026 yıllarında ise

Gault&Millau Rehberi’nde yer alan Lokanta

Feriye şimdi de The Times listesine girerek

uluslararası gastronomi dünyasındaki

bilinirliğini artırmaya devam ediyor. Executive

Chef Birkan Erköylü liderliğinde mevsimselliği

odağına alan Lokanta Feriye, iyi yemeğin

temelinde iyi malzemenin yer aldığı yaklaşımı

benimsiyor. Türk mutfağını güncel ve rafine

yorumlarla sunan restoran, bu anlayışı bir

İstanbul lokantası kimliğiyle buluşturuyor. The

Times tarafından yayımlanan “İstanbul’un En

İyi 11 Restoranı” listesi, şehrin gastronomi

sahnesini uluslararası ölçekte değerlendiren

saygın referanslardan biri olarak kabul ediliyor.

Bu listede yer alan Lokanta Feriye, İstanbul’un

kalbi Boğaz’ın kıyısındaki benzersiz lokasyonu

ve mutfak yaklaşımıyla dikkat çekiyor. The

Times editörlerinin değerlendirmesinde

restoranın İstanbul Boğazı’ndaki konumu,

Feriye Sarayı’nın tarihi atmosferi ve dinamik

sosyal yapısı öne çıkan unsurlar arasında

gösterildi. Paylaşım odaklı tabaklardan oluşan

konseptin keyifli bir akşam yemeği için ideal

olduğu özellikle vurgulanırken, menüde yer alan

imza tatlıların “paylaşılmayacak kadar lezzetli”

olduğu ifade edildi.


Ranchero’dan spora ve

sporcuya destek

Türkiye’de Meksika mutfağının öncü temsilcisi

Ranchero, gastronomi sektöründe 20 yılı

geride bırakırken, sosyal sorumluluk projeleri

kapsamında spora ve sporculara verdiği desteği

de sürdürüyor. Marka, farklı farklı branşlarda

faaliyet gösteren amatör kulüplere başta forma

sponsorluğu olmak üzere çeşitli alanlarda katkı

sağlıyor.

Ranchero’nun destek verdiği kulüpler arasında Şişli

Yeditepe Engelliler Spor Kulübü, İstanbul Kartalları Spor

Kulübü ve Caan Sports Academy Kız Voleybol Takımı yer

alıyor. 2005 yılından bu yana menüsü ve ambiyansıyla

Meksika’nın birbirinden özel yemeklerini ve binlerce yıllık

kadim kültürünü Türkiye’ye taşıdıklarını belirten Ranchero

yetkilileri, önümüzdeki dönemde de sporun birleştirici gücüne

yatırım yapmaya ve sosyal sorumluluk projelerini artırarak

sürdürmeye devam edeceklerini söylüyor. Şehrin Meksikalısı,

yalnızca gastronomi alanındaki başarısıyla değil, toplumsal

fayda odaklı yaklaşımıyla da gastronomi sektöründe dikkat

çekiyor. Marka, gençlerin sporla buluşmasını teşvik etmeyi,

engelli bireylerin spor yoluyla sosyal hayata daha güçlü

katılımını desteklemeyi

ve kadın sporcuların

gelişimine katkı sağlamayı

amaçlayan sosyal sorumluluk

adımları atıyor. “20 yıldır

misafirlerimize sağlıklı ve

lezzetli ürünler sunarken,

sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir

parçası olan spora destek

vermeyi de sorumluluğumuz

olarak görüyoruz. Sporun

dayanışma ruhunu ve

birleştirici gücünü sahaya yansıtan kulüplerimizin yanında

olmaktan gurur duyuyoruz” diyen Ranchero işletmecileri,

bu desteklerin yalnızca sponsorlukla sınırlı kalmayacağını;

uzun vadeli iş birlikleri, genç sporculara yönelik motivasyon

ve farkındalık çalışmalarıyla büyüyerek devam edeceğini

vurguladı.

Yaren Çarpar: “Gastronomide

kadın ekstra mücadele veriyor”

PUMA ve Socrates iş birliğiyle 8 Mart Dünya

Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen özel

buluşmaya konuk olan deneyimli şef Yaren

Çarpar, “Gastronomide var olmak isteyen kadın

ekstra mücadele veriyor” dedi.

PUMA ve Socrates iş birliği ile gerçekleştirilen YouTube

programında milli sporcular Gizem Örge, Didem Karagenç ve

Sevgi Uzun’un yanı sıra spor spikeri Çağıl Özge Özkul ve şef

Yaren Çarpar bir araya geldi. Moderatörlüğünü Spor Yazarı

ve Yayıncısı Banu Yelkovan’ın üstlendiği programın konukları

arasında bulunan Şef Yaren Çarpar da gastronomi sektöründe

kadın olmanın zorluklarına değindi. Çarpar, başlangıçta

insanların bu fikre biraz şaşırdığını ancak zamanla kabul

ettiklerini belirterek “Bana sorarsanız ocakbaşı o kadar eril

bir alan değil. Biz buna ‘ateşbaşı’ diyoruz ve klasik ocakbaşı

anlayışından farklı bir sistem kurduk. 15 yıldır aşçıyım ama

ocakbaşında ustadan fikir almak ya da ona öneride bulunmak

hâlâ her zaman kolay olmuyor.” diye konuştu. Fiziksel

ve mental olarak yoğun bir tempo gerektiren bu alanda

kadınların var olabilmek

için çoğu zaman ekstra

mücadele verdiğini belirten

Çarpar, stres yönetiminin

de zorluğuna vurgu

yaparak, “Var olabilmek

için mücadele ettiğimiz

ve gerektiğinde sesimizi

yükseltmek zorunda

kaldığımız anlar oluyor.

Erkek iş konusunda bir

tepki verdiğinde ‘normal’

karşılanırken, kadın bu

tepkiyi verirse, çoğu zaman farklı yorumlanabiliyor.” dedi.


94

hotel restaurant

& hi-tech

gastro aktüel

İstanbul’da bahar

tadında bir ‘Mesai’

Gümüşsuyu’nda Boğaz’ın büyüleyici

manzarasına karşı konumlanan Mesai, ılık

bahar akşamlarında gökyüzünün sofistike

atmosferiyle misafirlerini benzersiz bir

deneyime davet ediyor.

İstanbul’un tüm renklerine ve ışıltısına

karşı şehrin ritmini yeniden belirleyen

Mesai’de keyif hiç bitmiyor. Eşsiz İstanbul

manzarasına karşı konumlanan terasta

özel tatlar eşliğinde ılık bahar havasını

doyasıya yaşamak isteyenler için ayrıcalıklı

bir buluşma noktası oluyor. Paylaşımlı

masa kültürünü eğlence ile buluşturan

mekan romantik akşam yemeklerinin,

özel davetlerin, iş yemeklerinin, dost

sohbetlerinin ve gün sonu buluşmalarının

en özel adresi oluyor. Mekan, misafirlerine

geleneksel Türk mutfağını modern

şehir hayatının ritmiyle buluşturan özel

bir ocakbaşı deneyimi yaşatıyor. Meze

kültüründen taş fırın lezzetlere, ara

sıcaklardan kebaplara kadar tüm menü

mevsimsel ürünler ve rafine dokunuşlarla

hazırlanıyor. Mesai Kebap, Ali Nazik ve Kuzu

Şiş ana yemeğin favori lezzetleri arasında.

Anadolu mutfağının geleneksel tatlılarından

Havuç Dilim Baklava, Ekmek Kadayıfı ve

Çıtır Kabak bu gastronomi yolculuğuna

eşlik eden özel tatlar arasında. Mezeler, ara

sıcaklar ve ana yemekler masada birlikte

deneyimlenmek üzere kurgulanıyor.

Baharı şehrin

üzerinde karşılayın

İstanbul’un büyüleyici siluetine yukarıdan

bakan The Hezar, baharın gelişiyle birlikte

misafirlerini şehrin üzerinde keyifli anlara

davet ediyor.

The Wings Hotels’in Karaköy ve

Pera’daki teraslarında konumlanan

The Hezar, rafine gastronomi

anlayışını etkileyici şehir manzarasıyla

buluşturarak mevsimin en güzel

günlerinde zarif bir buluşma noktası

sunuyor. Gün ışığının terasa yayıldığı

saatlerde başlayan bu keyifli atmosfer,

mevsimsel ve özenle seçilmiş ürünlerle

hazırlanan karakterli lezzetlerle

tamamlanıyor. Mekanın mutfak

yaklaşımı; yerelliğe duyulan saygı, sade

ama güçlü tatlar ve sofrada paylaşılan

anların değerini ön plana çıkarıyor. Her

tabak, mevsimin

tazeliğini yansıtan

yalın ama etkileyici

dokunuşlarla

hazırlanıyor. Boğaz siluetine

açılan geniş manzara ise The

Hezar deneyiminin en etkileyici

parçalarından biri. Şehrin

dinamizmini yukarıdan izlerken

kurulan sohbetler ve paylaşılan

lezzetler, günün ritmini daha

da keyifli hale getiriyor. Günün

sonunda sunulan tatlı ve kahve

eşlikleri ise bu keyifli buluşmayı

zarif bir kapanışla tamamlıyor.


PizzaLazza’da lezzetin kaynağı

değişti

PizzaLazza, pizzalarında kullandığı sosları bir üst seviyeye

taşıyarak San Marzano tipi domateslerle hazırlanan yeni nesil

soslarını tüketicileriyle buluşturuyor.

Pizza mutfağının önde gelen yerli markası PizzaLazza, kalite

ve lezzet odaklı yaklaşımıyla tüm pizzalarında San Marzano

tipi domateslerden üretilen sosları kullanmaya başladı.

Dünya genelinde bir lezzet referansı olarak kabul edilen bu

özel domatesler, pizzanın temelini oluşturan sos deneyimini

yeniden tanımlıyor. PizzaLazza, bu yeniliğiyle hem kalite

standartlarını yükseltiyor hem de tüketicilerine daha rafine

bir pizza deneyimi sunuyor. San Marzano tipi domateslerin

kendine özgü tatlı-ekşi dengesi, pizza hamuru ve peynirle

mükemmel bir uyum yakalarken, pizzada kullanılan diğer

malzemelerin lezzetini de ön plana çıkarıyor. Bu doğal uyumun

en iyi şekilde hissedilebilmesi için PizzaLazza’nın yeni pizza

sosları baharat eklenmeden hazırlanıyor. Aynı zamanda daha

az yağ ve tuz içeriğine sahip olan bu özel soslar, daha hafif ve

dengeli bir lezzet deneyimi sunuyor. Daha az işlenmiş yapısı

sayesinde domatesin doğal aroması korunurken, parlak

kırmızı rengiyle de görsel olarak farkını ortaya koyuyor.

Aslında beslenme zincirimizin en küçük öğelerinden biri

olan pirinç, sağlığımıza boyutundan katbekat fazla destek

sağlıyor. İçerdiği 15 çeşitten fazla vitamin, mineral, faydalı

antioksidanlar ve sağladığı enerji ile tam bir sağlıklı besin

deposu. Uzman Diyetisyen Nesrin Eriş’e göre, içerdiği

vitamin ve minerallerden stres, yorgunluk, isteksizlik ve

depresyonun azaltılmasında etkili olan pirinç 3 yemek

kaşığı ölçüsünde 1 dilim ekmek yerine tüketilebilir. Ayrıca

pirinç su tutucu etkisinden dolayı bahar aylarında mevsim

değişikliklerinden kaynaklı ödemin atılmasına destek olarak

bağırsakların düzenlenmesine yardımcı olur ve bu yönüyle de

Pirinç neden sağlıklı besin deposu sayılıyor?

Gün geçtikçe hayatlarımıza daha çok nüfus etmeye başlayan sağlıklı

beslenme trendi yeni yılda da etkisini artırarak devam ediyor.

Kontrollü bir biçimde tüketildiğinde birçok faydası olan pirinç ise,

sofraları sağlıklı kılmak için kullanabilecek hem lezzetli hem de pratik

bir alternatif.

Radisson Otel Grubu’ndan Boğaz’da iftar

buluşması

Radisson Otel Grubu, İstanbul Boğazı’nın eşsiz atmosferinde

konumlanan Radisson Blu Bosphorus Otel’de turizm sektörünün

değerli basın mensuplarıyla gelenekselleşen özel iftar davetinde

bir araya geldi.

İstanbul’un en ikonik noktalarından birinde, Boğaz’ın

büyüleyici manzarası eşliğinde gerçekleşen davet, yalnızca

bir iftar yemeği olmanın ötesinde; paylaşımın, birlikteliğin

ve Ramazan’ın ruhunun hissedildiği özel bir buluşmaya

dönüştü. Ramazan’a özel olarak hazırlanan zengin ve özenli

menü, davetlilere geleneksel tatları modern yorumlarla

deneyimleme fırsatı sunarken, her detayda Radisson Blu’nun

gastronomiye verdiği önem hissedildi. Özenle kurgulanan bu

deneyim, İstanbul’un kalbinde unutulmaz bir akşam atmosferi

sundu. Radisson Blu Bosphorus Otel’in deneyimli şefleri

tarafından hazırlanan seçkin lezzetler, Türk mutfağının köklü

mirasını çağdaş dokunuşlarla buluşturdu. Misafirler, zarif

sunumlar eşliğinde lezzet yolculuğuna çıkarken, Boğaz’ın

kilo kontrolünde etkisini gösterebilir. Bir bardak California

Calrose pirinç, önerilen günlük folik asit ve B vitamini

değerinin %23’ünü karşılıyor ve bu içeriği sayesinde hücrelerin

yenilenmesine yardımcı oluyor. Yapılan bir araştırmaya

göre, folik asit ayrıca kardiyovasküler sağlığa ve doğuştan

kalp rahatsızlıklarına, sağlıklı yaşlanmaya ve aslında genel

anlamda tüm sağlığımıza destek oluyor. Ayrıca, vücudun yavaş

yavaş sindirdiği kompleks karbonhidrat içeriği sayesinde

pirinç hücre yenilemenin yanı sıra, gün boyu enerjik kalmanıza

ve iyi hissettiren kimyasal serotonin sayesinde modunuzu

destekleyerek iştahınızı kontrol altında tutmanızı sağlıyor.

eşsiz manzarası bu deneyimi tamamlayan en özel unsur

oldu. İstanbul’un en ikonik lokasyonlarından Ortaköy'de yer

alan Radisson Blu Bosphorus Hotel, İstanbul, misafirlerine

Boğaz'a bakan eşsiz bir konaklama deneyimi sunuyor. Otelin

otantik restoranı Et Cetera’da enfes etler, mezeler ve ağız

sulandıran ev yapımı gurme burgerler servis edilirken Cruise

Lounge Bar’da ise zengin kokteyl, bira ve şarap çeşitleri

bulunuyor. Birçoğu Boğaz manzarasına sahip 139 oda ve süit

bulunan otelde, ücretsiz Wi-Fi, yağmur duş, oda içi kahve ve

çay makinesi gibi olanaklar sunuluyor. Otel, İstanbul’un tarihi

yerleri, etkileyici kültür/sanat mekanları, restoranlar, kafeler

ve barlarla dolu Ortaköy’deki ideal konumuyla misafirlerine

unutulmaz bir konaklama vadediyor.


96

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Fırıncılık, Pastacılık ve Şekerleme Sektörü

IBAKTECH’in 15. Edisyonunda Buluşacak

Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı IBAKTECH,

15. edisyonuyla Ekim 2026’da İstanbul’da kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme

sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı

olan IBAKTECH, 15. edisyonuyla sektöre bir

kez daha yön vermeye hazırlanıyor. Sektör paydaşlarıyla

yapılan değerlendirmelerin ardından

bahar döneminden sonbahar dönemine alınan

fuar, 14–17 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul

Fuar Merkezi’nde düzenlenecek.

25 ülkeden 500’ün üzerinde katılımcı ve markayı;

118 ülkeden 90 binin üzerinde ziyaretçi ile bir

araya getiren IBAKTECH, yeni pazarlara açılmak

ve yatırım fırsatlarını değerlendirmek isteyen

firmalar için benzersiz bir ticaret platformu sunuyor.

Daha büyük fuar alanı, daha fazla marka

ve katılımcı, daha geniş bir uluslararası ziyaretçi


profili ve artan iş fırsatlarıyla IBAKTECH 2026,

ticaret, iş bağlantıları ve sektörün gelişimi için

güçlü bir platform sunmaya devam edecek.

Daha büyük

IBAKTECH 2026, bir salon daha büyüyerek bu

yıl toplam 7 salonda ve 80.000 m² fuar alanında

gerçekleştirilecek. Bu büyüme sayesinde daha

fazla katılımcı, global marka ve yenilikçi teknoloji

aynı çatı altında buluşarak sektör için daha güçlü

ve dinamik bir buluşma noktası oluşturacak.

Daha çeşitli

Fuar, çok sayıda uluslararası marka ve katılımcıya

ev sahipliği yapacak. Halihazırda 118 ülkeden

ziyaretçi ağırlayan IBAKTECH, yürütülen kapsamlı

uluslararası tanıtım faaliyetleriyle küresel

erişimini her geçen yıl daha da güçlendiriyor.

Özellikle Afrika, Rusya ve Orta Asya başta olmak

üzere hedef pazarlarda yürütülen özel ziyaretçi

programları, fuarın uluslararası profilini daha da

güçlendiriyor.

Daha verimli

Genişleyen fuar alanı ve artan katılımcı ile

ziyaretçi çeşitliliği sayesinde yeni edisyon, yeni

iş birlikleri kurmak, gelişen pazarlara erişmek

ve yatırım fırsatlarını değerlendirmek için çok

daha fazla imkan sunacak. IBAKTECH, her bir

katılımcı ve ziyaretçi için maksimum ticari faydayı

hedefliyor. Fuar; fırıncılık, pastacılık ve şekerleme

sektörünün profesyonelleri için yenilikleri,

ticareti ve uluslararası iş fırsatlarını aynı çatı

altında buluşturan önemli bir global buluşma

noktası olmaya devam edecek.


98

hotel restaurant

& hi-tech

fuar

Ambiente Frankfurt’ta LAV HORECA

İmzası

Frankfurt Ambiente Fuarı’nda yeni serilerini dünya ile buluşturan LAV HORECA, Archie ürün ailesiyle Tableware

International Awards of Excellence 2026’da “Hospitality Glassware” ödülünü kazanarak başarısını global arenada

bir kez daha kanıtladı.

Gürok Grup’un 1948’den beri süregelen köklü

mirası üzerine inşa edilen LAV HORECA,

profesyonel ikram sektöründe küresel

ölçekte lider markalar arasında yer alıyor. Sektörel

deneyimiyle LAV HORECA, dünya genelindeki

ikram sektörü işletmeleriyle güçlü iş birlikleri

kurarak; zarafet, dayanıklılık ve çok yönlülüğü bir

arada sunan ürünler geliştirmeye devam ediyor.

Profesyonellerin ihtiyaçlarından yola çıkarak

oluşturulan, özenle kurgulanmış cam bardak

koleksiyonlarıyla LAV HORECA; kalite odağıyla

alanında standartları yükseltmeye devam ediyor.

Archie ürün ailesine yoğun ilgi

Global sahnedeki varlığını güçlendirmeye

devam eden marka, 2026

yılının şubat ayında Frankfurt’ta

düzenlenen sektörün en prestijli

buluşmalarından biri olan Ambiente

Fuarı’nda yerini aldı. Özellikle Archie

ürün ailesi ve yeni çift parça ürünler

farklı pazarlardan gelen ziyaretçilerin

dikkatini çekti. Marka; Modena,

Salerno, Ravenna ve Bonn serilerini

uluslararası sektör profesyonelleriyle

ilk kez bu platformda buluşturdu.

İnce ağızlı tasarımlarıyla öne

çıkan Modena ve Salerno aileleri ile

istiflenebilir yapısıyla profesyonel

kullanımda verimlilik sağlayan Bonn

ve Ravenna serileri, fuar ziyaretçilerinden

yoğun ilgi gördü. Ambiente Fuarı, LAV

HORECA’nın uluslararası pazarlardaki profesyonellerle

doğrudan temas kurduğu önemli bir

buluşma noktası olarak öne çıktı.

Prestijli ödülüyle gücünü bir kez daha tescilledi

Markanın estetik ve profesyonellik odağı

uluslararası arenada da karşılık buldu. Yapısal

kemerlerin zarif hatlarından ve Art Deco’nun iddialı

estetiğinden ilham alan LAV HORECA Archie

ürün ailesi, Tableware International Awards of

Excellence 2026 kapsamında “Hospitality Glassware”

ödülünü kazandı. İkram sektörü ve cam

endüstrisinde yenilikçiliğin en önemli göstergelerinden

biri olarak kabul edilen bu prestijli ödül,

markanın profesyonel kullanım için geliştirdiği

ürünlerde estetik, dayanıklılık ve fonksiyonelliği

bir arada sunan yaklaşımının güçlü bir yansıması

oldu. Archie ürün ailesi daha önce Good Design

ve German Design Award ödülleriyle uluslararası

tasarım dünyasında dikkat çekmişti. Awards of

Excellence 2026 kapsamında kazanılan bu yeni

ödül ise LAV HORECA’nın profesyonel ikram

sektöründeki gücünü uluslararası platformda bir

kez daha tescilledi.


The Hotel Show, INDEX ve

WORKSPACE 2026’da tarih ve

lokasyon değişikliği

MENA bölgesinin konaklama ve iç tasarım alanındaki önemli

buluşmaları The Hotel Show, INDEX ve WORKSPACE fuarları, 28–30

Eylül 2026 tarihlerinde Expo City Dubai’de yer alan Dubai Exhibition

Centre’da gerçekleştirilecek.

MENA bölgesinde konaklama ve iç mekan tasarımı sektörlerini bir araya getiren önemli

organizasyonlardan The Hotel Show Dubai, INDEX Dubai ve WORKSPACE Dubai fuarlarının

yeni tarihleri ve lokasyonu açıklandı. Organizasyonların 28–30 Eylül 2026 tarihleri

arasında Dubai Exhibition Centre (DEC) Expo City Dubai’de düzenleneceği bildirildi. Söz konusu

değişiklikle birlikte fuarların, uluslararası katılımı ve ölçeği koruyarak sektörel etkileşimi daha

da güçlendirmesi hedefleniyor. Yetkililer, Eylül ayına alınan yeni takvimin, özellikle uluslararası

seyahat ve lojistik süreçlerde yaşanan mevcut zorluklara uyum sağlamak amacıyla planlandığını

ifade ederken, Dubai’nin küresel fuar ve etkinlikler açısından güçlü konumunun bu organizasyonlara

katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı. Yeni fuar alanı olan Dubai Exhibition

Centre’ın, büyük ölçekli uluslararası etkinlikler için özel olarak tasarlanmış altyapısıyla iş bağlantıları

ve sektör buluşmaları açısından önemli avantajlar sunduğu belirtiliyor. Organizasyonun,

bölgedeki hospitality ve iç tasarım profesyonelleri için stratejik bir buluşma noktası olmayı

sürdürmesi bekleniyor. Katılımcılarla bu yılki edisyon kapsamında görüşmelerin sürdüğü ve

organizatörlerin 2026 etkinliğinde daha geniş bir uluslararası katılım hedeflediği de aktarıldı.

SOLAREX İstanbul yeniliklerle geliyor

Enerji dönüşümünün merkezi SolarEX İstanbul, 08-10 Nisan 2026

tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 18. kez kapılarını açmak için

gün sayıyor.

Türkiye’nin temiz enerji ihracat hacmini genişleterek, ülkemizin küresel pazardaki payını

artırmayı ve bölgenin vazgeçilmez teknoloji üssü olmayı hedefleyen SolarEX İstanbul, 18.

yılında küresel ölçekteki dev firmaları, öncü teknolojileri, vizyoner liderleri ve ülkelerin resmi

temsilcilerini nitelikli ziyaretçilerle buluşturacak. Yaklaşık 15 ülkenin büyükelçi ve konsoloslarının

bizzat fuar alanında yer alacağı organizasyon, yerli teknolojilerin dünya pazarına

açılmasında bir kaldıraç görevi görüyor. Bu üst düzey diplomatik katılım, Türkiye’yi uluslararası

yatırımcılar için ana cazibe merkezi haline getirirken, kurulan ticari bağlantıların

devletler düzeyinde projelere dönüşmesinin önünü açıyor. Sektörün en saygın derneklerinin

iş birliğiyle hazırlanan konferanslarda, enerji dünyasının bugünü ve yarını masaya yatırılacak.

Vizyoner panelistler ve sektör liderleri, en yeni trendleri katılımcılarla paylaşacak. Simultane

tercüme desteği ve YouTube üzerinden yapılacak canlı yayınlarla bu bilgi şöleni, fiziksel

sınırları aşarak tüm dünyaya ulaşacak. Fuarın en dinamik noktası olan Startup Alanı, enerji

sektöründeki ezber bozan girişimlere ve dijital dönüşüm projelerine ev sahipliği yapacak. Yeni

nesil çözümlerin ve geleceği şekillendirecek inovasyonların ilk kez görücüye çıkacağı bu alan,

katılımcılara ilham verici bir deneyim sunacak. Geçtiğimiz yıl büyük ses getiren ve bu yıl 2.

kez düzenlenen "Çatı GES Yarışması", firmaların teknik uygulama kabiliyetlerini sergilediği

ödüllü bir arenaya dönüşüyor. Sektör lideri markaların en hızlı ve kusursuz kurulum için ter

dökeceği bu yarışma, fuar alanının en heyecanlı noktalarından biri olacak. Geleceğin Elektrik

Teknisyenleri İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ETOİST iş birliğiyle ilk kez gerçekleştirilecek

olan "Geleceğin Elektrik Teknisyenleri" Yetenek Yarışması'nda, genç yetenekler teorik

bilgilerini pratiğe dökerek hünerlerini sergileyecek. Sektörün geleceğini inşa edecek gençler,

SolarEX İstanbul çatısı altında profesyonel dünyaya adım atacak.


100

hotel restaurant

& hi-tech

yeni mekan

5masa

İstanbul'dan Sonra Ankara’da!

İstanbul’da doğan, Yalıkavak ve Alaçatı ile devam

eden hikayesiyle kısa sürede müdavimlerini oluşturan

5masa, şimdi Ankara’da kapılarını açıyor. Beytepe

Karafaki’nin içinde yer alan marka, yalnızca bir

restoran değil; birlikte olmanın, eğlenmenin ve anın

içinde kaybolmanın yeni bir hali.

5masa’yı klasik bir restoran deneyiminden

ayıran en önemli unsur; mutfak, servis

ve müziğin tek bir akış içinde buluşması.

Mekânda çalışan herkes müzik eğitimi almış;

gece ilerledikçe ritim sofraya karışıyor. Kaşık

sesleri alkışa, masa kahkahaya, akşam bir

performansa dönüşüyor. Planlı bir şovdan

çok, doğal bir akış… Samimi, içten ve artan

bir enerji.

Klasik bir restoran deneyimi değil

İstanbul’da ‘‘mutfaktan çıkan müzik’’

söylemiyle dikkat çeken marka, Ankara

gecelerine yeni bir sıcaklık getirmeye

hazırlanıyor. Misafirlerine klasik bir restoran

deneyimi değil; paylaşılan bir hikâye

vadediyor. Samimiyet, enerji ve birlikte olma

hissi 5masa’nın temelini oluştururken;

başkentin sosyal hayatına yeni bir akşam

ritüeli kazandırmayı hedefliyor. Mekan, mart

ayının son haftasında ilk ritmini tutmaya

hazırlanıyor.


Sojubar Yeni Şubeleriyle Şimdi de

Akaretler ve Metropol AVM’de

Geçtiğimiz sene Terminal Kadıköy’de açtığı ilk şube ile Türk gastronomi sahnesine

giriş yapan Sojubar, Akaretler ve Metropol AVM’de hizmete giren yeni şubeleriyle

genişliyor.

Terminal Kadıköy’deki ilk şubesiyle

Türkiye pazarına adım atan

Sojubar, Akaretler’in ardından

Metropol AVM’de açılan yeni şubesiyle

İstanbul’da üç noktada hizmet vermeye

başladı. Dünyada hızla yükselen

“Korean Gastropop” konseptini

Türkiye’ye taşıyan marka, gastronomiyi

sosyal deneyimle birleştiren

yaklaşımıyla kısa sürede geniş bir kitle

tarafından benimsendi.

Merkezinde paylaşım kültürü var

Sojubar, geleneksel Kore mutfağını

modern tekniklerle yeniden

yorumlayarak sosyal gastronomi

anlayışını farklı bir seviyeye taşıyor.

Paylaşım kültürünü merkeze alan

konseptiyle dikkat çeken marka;

çift kızartma yöntemiyle hazırlanan

Kore usulü kızarmış tavukları,

Chimaek & Somaek eşleşmeleri,

bibimbap, kimbap ve bingsu gibi imza

lezzetleriyle misafirlerine yenilikçi

bir deneyim sunuyor. Türkiye’de

büyümesini kararlılıkla sürdüren

mekan, önümüzdeki dönemde yeni

lokasyonlarla erişimini daha da

genişletmeyi hedefliyor.

Hollanda, Belçika ve

Almanya’daki uluslararası

başarısını Türkiye pazarına

da taşıyan Sojubar, enerjik

atmosferi, paylaşım odaklı

mekan kurgusu ve kültürlerarası

deneyimiyle İstanbul’un sosyal

yaşamına yeni bir dinamizm

kazandırıyor.


102

hotel restaurant

& hi-tech

HoReCa teknolojileri

HEYHOTEL AI, OTEL VE RESTORANLARDA MISAFIR

İLETIŞIMINI YAPAY ZEKÂ ILE DÖNÜŞTÜRÜYOR

Otel ve restoranlara özel geliştirilen Heyhotel AI, 7/24 çalışan yapay zeka altyapısıyla

misafir iletişimini otomatikleştiriyor, rezervasyon süreçlerini optimize ediyor ve

işletmelerin operasyonel verimliliğini artırıyor.

Konaklama ve yeme-içme sektöründe

misafirlerle kurulan iletişim, çoğu

zaman farklı kanallardan gelen

taleplerin manuel olarak yönetildiği

operasyonlara dayanıyor. Rezervasyon

talepleri, bilgi soruları, servis istekleri

ya da telefon çağrıları çoğu işletmede

farklı ekipler tarafından yanıtlanıyor ve

bu durum hem operasyonel yükü artırıyor

hem de kaçırılan fırsatlara neden

olabiliyor.

Heyhotel AI, bu iletişimi doğrudan

operasyonel aksiyonlara dönüştüren

yapay zekâ platformuyla bu süreci

yeniden tasarlıyor. Telefon çağrıları, web

sitesi, WhatsApp ve diğer dijital kanallar

üzerinden gelen talepleri gerçek zamanlı

olarak analiz eden platform, misafirin

isteğini anlayarak ilgili süreci otomatik

olarak başlatıyor. Rezervasyon oluşturma

ve güncelleme, fiyat ve müsaitlik bilgisi

paylaşımı, sipariş ya da servis taleplerinin

ilgili birimlere iletilmesi gibi işlemler

insan müdahalesine gerek kalmadan

yönetilebiliyor. Böylece misafir iletişimi

yalnızca yanıtlanan bir süreç olmaktan

çıkıp doğrudan operasyonun parçası

haline geliyor.

İletişimi operasyona dönüştüren

teknoloji

Doğal dil işleme ve makine öğrenmesi

teknolojileri üzerine geliştirilen Heyhotel

AI, hem yazılı mesajlaşma kanallarında

hem de telefon görüşmelerinde

misafirlerle doğal bir iletişim kurabiliyor.

Platformun voice agent teknolojisi

sayesinde gelen telefon çağrılarını

karşılayarak misafir taleplerini

anlayabiliyor ve ilgili işlemleri otomatik

olarak başlatabiliyor.

35’ten fazla dilde hizmet verebilen

platform, uluslararası misafir trafiği

olan işletmeler için kesintisiz ve standart

bir iletişim deneyimi sunuyor. Mevcut

otel yönetim sistemleriyle entegre

çalışabilen Heyhotel AI, tüm Opera

ürünleriyle entegrasyon kabiliyeti

sayesinde işletmelerin mevcut teknoloji

altyapısına kolayca uyum sağlayabiliyor.

Bu yapı, iletişim ile operasyon arasındaki

kopukluğu ortadan kaldırırken

işletmelerin operasyonel verimliliğini

artırıyor.

Bulut tabanlı ve ölçeklenebilir mimarisi

sayesinde farklı büyüklükteki işletmeler

tarafından kullanılabilen Heyhotel AI,

misafir iletişimini yalnızca yöneten değil,

doğrudan operasyona dönüştüren bir

teknoloji katmanı olarak konumlanıyor.

Böylece işletmeler kaçırılan çağrıların

ve yanıtsız taleplerin önüne geçerken,

daha hızlı ve tutarlı bir misafir deneyimi

sunabiliyor.

Yeni nesil dönüşüm başlatıyor

Heyhotel AI Kurucu Ortağı ve CEO’su

Ahmet Göker, Kurucu Ortak ve COO

Z. Emre Çüngüşlügil ile Kurucu Ortak

Ekin Şen tarafından hayata geçirilen

marka, konaklama ve yeme-içme

sektöründe misafir iletişimini operasyonel

süreçlerle bütünleştiren yeni nesil bir

teknoloji yaklaşımı sunmayı hedefliyor.

Turizm deneyimi ile teknoloji geliştirme

uzmanlığını bir araya getiren ekip,

Türkiye’den çıkan ve küresel ölçekte

ölçeklenebilir bir yapay zekâ çözümü

oluşturma vizyonuyla çalışmalarını

sürdürüyor. Heyhotel AI, konaklama

ve yeme-içme sektörünün dijital

dönüşümünde iletişim merkezli yapay

zekâ çözümleriyle yeni bir dönem

başlatmayı amaçlıyor.


Android YazarkasaPOS Vestel Bayilerinde

Satışta

Vestel’in satışa sunduğu Worldline lisanslı PAX A910SF Android YazarkasaPOS, banka

uygulamalarından yemek kartlarına kadar geniş entegrasyon ağıyla işletmelerin dijital iş

süreçlerini hızlandırıyor.

Vestel, işletmelerin dijital

dönüşümünü destekleyen B2B

çözümler vizyonu kapsamında

ürün gamına Worldline lisanslı PAX

A910SF Android YazarkasaPOS modelini

ekledi. Yeni ürünüyle ödeme çözümleri

pazarına güçlü bir giriş yapan Vestel’in

satışa sunduğu cihaz, geniş ekranı, uzun

pil ömrü ve Android işletim sistemiyle,

yalnızca ödeme almak için değil,

işletmelerin günlük operasyonlarını daha

hızlı, pratik ve verimli yönetebileceği

çok yönlü bir iş terminali olarak

konumlanıyor. Türkiye genelinde bin

200 Vestel mağazasında satışa sunulan

A910SF, modern işletmeler için mobil,

hafif ve güvenli bir kullanım deneyimi

sunuyor.

Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi

Satış Genel Müdürü Duygu Badem

Uylukçuoğlu, ürünün işletmelere

sunduğu avantajlara dikkat çekerek,

“Vestel olarak teknolojiyi herkes

için erişilebilir kılma vizyonumuz

doğrultusunda, iş hayatını kolaylaştıran

çözümleri ürün gamımıza eklemeye

devam ediyoruz. Worldline lisanslı

Android YazarkasaPOS ile esnafın günlük

operasyonlarına hız, güven ve kolaylık

kazandırmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

Worldline Türkiye Genel Müdürü Gökşin

Öney Yılmaz ise, “Türkiye genelinde

300 bin iş yerinde 500

binden fazla yazarkasa ile

işletmelerin verimliliğini

artıran çözümler

sunuyoruz. Vestel iş

birliğiyle A910SF Android

YazarkasaPOS’un

yaygın erişilebilirliği,

modern teknolojiyi uygun

fiyatlarla mükelleflerle

buluşturuyor” dedi.

Tüm ödeme yöntemlerini

destekliyor

Yüksek güvenlik

standartlarına sahip

olan A910SF; chip & pin,

temassız, akıllı kart ve

mobil ödeme dahil tüm

ödeme yöntemlerini

destekliyor. 4G/3G/2G/

Ethernet bağlantı

seçenekleri ve mobil

kullanım için uygun hafif

ve ergonomik yapısıyla

kuryeler, saha ekipleri

ve yoğun operasyon

yürüten işletmeler için pratik bir çözüm

sunuyor. Worldline Türkiye Ar-Ge ekibinin

geliştirdiği özel kilit mekanizması

sayesinde opsiyonel iletişim ve şarj

ünitesi ile cihaz masaüstü terminale

dönüşebiliyor; opsiyonel pinpad desteği

masaüstü kullanımda güvenli PIN girişi

imkânı sağlıyor.Bu özellik, özellikle

perakende zincirleri ve eczaneler için

pratik bir kullanım avantajı sunuyor.

Geniş entegrasyon yelpazesiyle fark

oluşturuyor

Sunduğu geniş entegrasyon

yelpazesiyle yemek kartı sistemleri,

banka uygulamaları ve çeşitli yazılım

çözümleriyle uyum içinde çalışan cihaz,

özellikle ERP ve B2B iş süreçlerinde,

entegrasyon gücü ve esnekliğiyle

işletmelerin dijital dönüşümüne önemli

destek sunuyor.

Cihaz; banka uygulamaları, yemek kartı

sistemleri ve çeşitli iş yazılımlarıyla geniş

bir entegrasyon uyumluluğu sunuyor.

A910SF, banka native uygulamaları, BKM

TechPOS aracılığıyla 21 bankaya erişim,

yemek kartı sistemleriyle hazır çalışma

imkânı ve 397 farklı VAS uygulamasıyla

uyumluluk sayesinde özellikle ERP ve

B2B iş süreçlerinde güçlü bir platform

oluşturuyor. Restoranlardan eczanelere,

perakendeden kuryelere kadar geniş

kullanım alanına sahip olan A910SF,

uzun pil ömrü ve büyük ekranı sayesinde

gün boyu kesintisiz ve verimli işlem

yapma imkânı sunuyor. Vestel, geniş bayi

ağı sayesinde cihazı Türkiye genelinde

işletmelere ulaştırarak dijitalleşen ödeme

ekosistemine katkı sağlamayı hedefliyor.


104

hotel restaurant

& hi-tech

hijyen

TORK, TÜRKIYE PAZARINDA KAPSAYICI

HIJYEN İÇIN HAREKETE GEÇTI

Essity bünyesinde faaliyet gösteren ve profesyonel hijyenin küresel lideri olan Tork, tuvaletlerde

hijyenin herkes için erişilebilir, konforlu ve güvenli olmasını hedefleyen kapsayıcı hijyen

yaklaşımını Türkiye’de de yaygınlaştırmak için harekete geçti.

erişim, davranış bilimleri ve tasarım gibi

alanlarda uzman uluslararası isimleri

bir araya getiriyor. Böylece kamusal

alanlardaki hijyen deneyimini olumsuz

etkileyen engelleri daha iyi anlamak

ve bu engelleri azaltmaya yönelik

uygulanabilir çözümler geliştirmek

hedefleniyor. Bu çalışmalar kapsamında

elde edilen içgörüler, tesis yöneticilerine

yönelik pratik ve araştırmaya dayalı

öneriler sunan Kapsayıcı Hijyen

Rehberi’nin (Inclusive Hygiene Playbook)

geliştirilmesine katkı sağlıyor. Söz

konusu girişimler, Türkiye dâhil olmak

üzere farklı pazarlarda daha güvenli,

daha kapsayıcı ve daha davetkâr kamusal

alanlar oluşturmak isteyen kurumlar için

uygulanabilir bir çerçeve ortaya koyuyor.

Tork, geliştirdiği Kapsayıcı

Hijyen Programı ve bu program

kapsamında hazırladığı Kapsayıcı

Hijyen Rehberi ile hareket kısıtlılığı,

duyusal hassasiyetler ve mahremiyet

beklentileri gibi farklı ihtiyaçları gözeten

hijyen çözümleri sunuyor. Güçlü

marka, iş yerlerinden sağlık tesislerine,

konaklama alanlarından ulaşım

merkezlerine kadar pek çok sektörde

daha iyi hijyen deneyimleri oluşturmayı

hedefliyor.

Herkes için daha erişilebilir hijyen

Tork, tuvaletlerde hijyenin herkes için

daha erişilebilir, konforlu ve kullanımı

kolay hale gelmesini hedefleyen

kapsayıcı hijyen yaklaşımına verdiği

desteği sürdürüyor. Kapsayıcı hijyen;

hareket kısıtlılığı, duyusal hassasiyetler,

mahremiyet beklentisi veya kaygı gibi

faktörlerin, bireylerin halka açık tuvalet

deneyimini nasıl etkilediğini ele alıyor.

İş yerleri, sağlık tesisleri, konaklama

alanları ve ulaşım merkezleri gibi

yoğun kullanılan mekânlarda tuvaletler,

kullanıcıların en sık temas ettiği alanlar

arasında yer alıyor. Bu nedenle hijyen

erişimini iyileştirmek, hem genel kullanıcı

deneyimini hem de bireylerin iyi olma

hâlini doğrudan destekliyor.

Küresel uzmanlıktan Türkiye’ye değer

katan yaklaşım

Tork, kapsayıcı hijyen konusundaki

küresel çalışmalarının bir parçası

olarak Kapsayıcı Hijyen Programı’nı

hayata geçirdi. Bu program; tuvaletlere

Farklı sektörlerde tesislere destek

Kapsayıcı Hijyen Rehberi, tesislerin

iyileştirme yapmasına yardımcı olmak

üzere üç temel ve uygulanabilir alana

odaklanıyor: Temiz, güvenli ve düzenli

görünen tuvalet ortamları oluşturmak,

kullanıcıların daha rahat hissetmesini

sağlamak için konforu ve mahremiyeti

artırmak, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına

duyarlılık gösteren bir hijyen tasarımı

ve iletişim yaklaşımı benimsemek. Söz

konusu ilkeler; sağlık, konaklama, ofisler,

eğitim kurumları ve ulaşım gibi Türkiye’de

hijyen deneyiminin ziyaretçi memnuniyeti,

çalışan konforu ve operasyonel verimlilik

üzerinde doğrudan etkili olduğu sektörler

için büyük önem taşıyor.

Daha iyi hijyen deneyimlerine sürekli

katkı

Tork, profesyonel hijyen çözümleri,

sunduğu hizmetler ve bilgi paylaşımı

sayesinde Türkiye’deki kuruluşların hijyen

standartlarını yükseltme ve farklı kullanıcı

ihtiyaçlarına uygun çözümler sunma

hedeflerini desteklemeye devam ediyor.

Kapsayıcı hijyen ilkelerini uygulamak,

tesislerin hem hijyen performansını hem

de kullanıcı deneyimini iyileştirmesi için

somut ve etkili bir fırsat sunuyor.


Infinity

Sofranızda sonsuz şıklığın adı, karakter yaratan bir dokunuş.

www.hisar.com.tr


Hooray! Your file is uploaded and ready to be published.

Saved successfully!

Ooh no, something went wrong!