Hotel Restaurant & hi-tech Nisan 2026
Hotel Restaurant & hi-tech April 2026
Hotel Restaurant & hi-tech April 2026
- TAGS
- hotel
- restaurant
- hitech
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
İş Türlerimiz;
Yeni sezon Türkiye’yi keşfe davet ediyor!
Turizm sektörü güçlü göstergelerle büyümesini sürdürüyor. Antalya’nın 17 milyonu aşan ziyaretçi performansı ve İstanbul’un dünyanın en çok
ziyaret edilen şehirleri arasında üst sıralarda yer alması, Türkiye’nin küresel turizmdeki iddiasını perçinliyor. Sezon başlamadan havalimanlarında
milyonlara ulaşan yolcu trafiği ve 2 milyona yaklaşan yatak kapasitesi, sektörün bu talebe hazır olduğunu ortaya koyuyor. Tüm göstergeler,
Türkiye turizminin yalnızca büyümediğini; aynı zamanda gücünü kalıcı ve rekabetçi bir yapıya dönüştürdüğünü gösteriyor. Güncel gelişmeleri
“verilerle turizm” sayfamızda inceleyebilirsiniz.
ITB Berlin 2026 cephesinde öne çıkan değerlendirmeler de dikkat çekiyor. Dünyanın en önemli turizm buluşmalarından biri olan fuar, 166
ülkeden 5 bini aşkın katılımcı ve yaklaşık 97 bin profesyonel ziyaretçiyi bir araya getirerek sektörün küresel ölçekteki en güçlü platformlarından
biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Fuar boyunca değişen pazar dinamikleri, sürdürülebilirlik, teknoloji kullanımı ve yeni iş birlikleri
gündemin öne çıkan başlıkları oldu. Hotel & Restaurant hi-tech ekibi olarak yerinde takip ettiğimiz fuarda, sektör temsilcilerinin Alman pazarı,
yatırım eğilimleri ve geleceğe yönelik öngörülerine dair değerlendirmelerini sizlerle paylaşıyoruz.
Gastronomi dünyası ise genç şefleri odağına alan yarışmalar, uluslararası iş birlikleri ve disiplinlerarası etkinliklerle dinamik bir dönüşüm
yaşıyor. Bu çerçevede Fethiye’deki Liberty Fabay, 31 Mart’ta düzenlenen “Fabay Gastro Fest” ile konukları doğadan sofraya uzanan ilham
verici bir lezzet yolculuğuna çıkardı. Etkinlikte MasterChef Türkiye jürisi Şef Mehmet Yalçınkaya, gençlerin kendi mutfaklarını küçümsediğini
vurgulayarak Türk yemeklerine sahip çıkmanın önemine dikkat çekti. S.Pellegrino Young Chef Academy, Dude Table Gastronomi Pazarlama
hotelrestaurantmagazine
@Hitechdergisi
hotelrestaurantmagazine
İletişimi Ajansı, Culinary Forum Türkiye, Le Cordon Bleu İstanbul ve Cenk Girginol ile Oğuz Kasap’ın projeleri, genç şeflere uluslararası vitrinler
sunarken gastronominin kültürel boyutunu ve global vizyonunu güçlendiriyor.
Gastronomi dünyasında heyecan veren bir diğer gelişme ise MICHELIN Rehberi’nin Türkiye genelinde ilk kez tüm ülkeyi kapsayacak şekilde
genişlemesi. Büyük şehirlerin canlı yeme-içme sahnelerinden şirin kasabalara kadar uzanan seçki, ülkemizin zengin gastronomik mirasını
dünyaya tanıtacak. 2026 yılı sonuna kadar açıklanacak ilk ulusal seçki ile Türkiye, gastronomi haritasında artık bir bütün olarak yerini alacak.
Bütün bu gelişmeleri izlerken bir kez daha anlıyoruz ki; ülkemiz, hem turizm hem de gastronomi alanında her köşesiyle keşfedilmeyi bekleyen
bir enerji ve heyecan merkezi. Yeni sezon, yeni lezzetler ve yeni iş birlikleriyle tam anlamıyla hareketleniyor. Yeni sezon, yeni lezzetler ve yeni iş
birlikleriyle tam anlamıyla hareketleniyor. Bu dönüşümün izlerini ve sektörel yansımalarını sayfalarımızda bulabilirsiniz.
Keyifli okumalar dilerim.
K
GENEL MÜDÜR
(Sorumlu)
REKLAM SATIŞ PAZARLAMA
TEKNIK MÜDÜR
REKLAM KOORDİNATÖRÜ
EMİR ÖMER ÖCAL
emir.ocal@img.com.tr
BILGI İŞLEM
SENA ERGİN
sena.ergin@img.com.tr
TAYFUN AYDIN
tayfun.aydin@img.com.tr
İMG WEB TEAM MAIL
web@img.com.tr
Prof. Dr. HÜSNÜ GÜNDÜZ
Doç. Dr. MURAT DOĞDUBAY
HÜSEYİN KURT
GlobeMeets Yönetim Kurulu Başkanı
TEZER ÖNER
Agon Danışmanlık / Gayrimenkul ve
İşletme Yatırım Danışmanı
GÜRKAN BOZTEPE
Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı
AYDIN DEMIR
Yeditepe Üniversitesi Gastronmi Mutfak
Sanatları Chef Ögretim Görevlisi/
Altunizade Suites Istanbul, Curio Collection
by Hilton Executive Chef
website
www.hotelrestaurantmagazine.com
info@img.com.tr
CTP - BASKI
İRTİBAT BÜROLARIMIZ
ADRES
İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi İhlas Plaza
No:11 A/41 Yenibosna–Bahçelievler/ İSTANBUL
Tel: +90 212 454 30 00 Fax: +90 212 454 34 94
www.ihlasmatbaacilik.com
BURSA +90.224 211 44 50-51
KONYA +90.332 238 10 71
İSTMAG
Magazin Gazetecilik Yayıncılık
İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.
İHLAS MEDIA CENTER
Merkez Mahallesi 29 Ekim Caddesi
No: 11 Medya Blok Kat: 1
34197 Yenibosna / İstanbul / Turkey
Tel: 0212 454 22 22
Faks: 0212 454 22 93
hotel & restaurant hi-tech dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. hotel & restaurant hi-tech dergisinin bütün yayın hakları
İSTMAG Magazin Gazetecilik Yayıncılık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan hotel & restaurant hi-tech dergisi ayda bir yayınlanır. ISSN:1305-1792
WORLDLINE KALiTESiYLE
ANDROID YAZARKASAPOS
Worldline lisanslı, büyük ekranlı, hafif ve yüksek batarya kapasitesine sahip
PAX A910SF Android YazarkasaPOS ile tanışın, ödemelerinizde fark yaratın!
İletişim ve Şarj Ünitesi ile
Masaüstü Kullanım Opsiyonu*
Büyük Ekran
5.5” IPS HD Multi-touch
Haf if Yapısıyla
Kolay Taşınır
Yüksek
Pil Kapasitesi
A910SF
Android
YazarkasaPOS
Tüm Ödeme
Türlerini Destekler
Yüksek Güvenlik
Standardı PCI PTS 6.x
*İletişim ve Şarj Ünitesi opsiyoneldir ve ayrı satılmaktadır. Bu aparat üzerinden iletişim için ethernet altyapısı olması gerekmektedir.
Bu sayımızda
antre
12 Sektörden kısa haberler
verilerle turizm
22 Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri
açıklandı
24 Antalya 2025’i 17 milyonun üzerinde
ziyaretçiyle kapattı
26 Otel yatak sayısı 2 milyona dayandı
28 Turizm havalimanlarında yolcu sayısı
2,3 milyona ulaştı
gündem
30 Habeşoğlu: Güvenli çocuk spor ve
eğitim turizmi için belge şart
32 Turizm gelirleri 8 yılda %109 yükseldi
34 Erçekin: Farklı segmentlerden gelen
talebin dengeli seyri önemli
36 Bakay: Otel küçük, sıkıntı büyük
38 Özcan: Misafirlerimiz İzmir’i gezmeden
İzmir’i gezmiş kadar olacak
40 Kalender turizm sektörüne acil önlem
çağrısı yaptı
14
22
48 Belek’te turizm altyapısını
güçlendirme kararı
32
38
41 Öner: Ey Abdurrahman Çelebi! Baş
tacısın gene bu sene
42 I-MICE 80 acenteyi Kıbrıs tanıtımında
buluşturdu
44 2025 kültür ve festivallerin yılı oldu
46 Akın’dan sektöre dayanışma mesajı
50 ITB Berlin 2027 takvimini açıkladı
52 Coral Travel Ödülleri’nde ilk üç
Türkiye’den
dosya
54 ITB Berlin turizmin geleceğine
dair ne tür sinyaller verdi?
50
88
yeni yatırımlar
72 Voger ile butik lüks deneyim
Sapanca’da
marka
74 Işığın ve yansımanın lüksle
buluşması: Merit Starlit Hotel
gastro etkinlik
76 Türkiye, gastronomide 80 milyar
euro’luk lige hazırlanıyor
77 Güral Porselen Culinary
Forum’da şeflerle buluştu
101
78 Porland, Culinary Forum’da
inovatif ürünleriyle öne çıktı
79 S.Pellegrino Young Chef
Academy Yarışması başlıyor
80 Liberty Fabay ilk gastro fest’ini
düzenledi
82 Yalçınkaya: Kendi mutfağımızı
küçümsemekten yorulduk
83 35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması
kayıtları başladı
84 Beş ülkeden altı şef Le Cordon
Bleu İstanbul’da bir araya geldi
85 Müziğin ve kahvenin büyüsü
Senfonik Aromalar’da buluştu
86 Gıda pazarlamasının en iyilerini
bir araya getirecek
gastro güncel
72
87 Doğan: Kimliğin mutfağı, şehrin
hafızası
88 Nestlé’nin şeflere özel çikolata
serisi satışa sunuldu
89 MICHELIN Rehberi Türkiye’nin
dört köşesini seçkisine dahil etti
90 PROEGG, profesyonel protein
kullanımını yeniden tanımlıyor
98
gastro aktüel
92 Gastronomi sektöründen
haberler
fuar
96 IBAKTECH 15. edisyonunu
gerçekleştirecek
98 Ambiente Frankfurt’ta LAV
HORECA imzası
yeni mekan
100 5masa İstanbul'dan sonra
Ankara’da
101 Sojubar şimdi de Akaretler ve
Metropol AVM’de
horeca teknolojileri
102 Misafir iletişimini yapay zekâ ile
dönüştürüyor
103 Android YazarkasaPOS Vestel
bayilerinde satışta
hijyen
104 Tork, Türkiye pazarında
kapsayıcı hijyen için harekete
geçti
www.hotelrestaurantmagazine.com
SULTANAHMET TOPKAPI
EXPRESS
info@eresinhotels.com.tr
www.eresinhotels.com.tr
+90 212 631 12 12
12
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Dalaman–Adana direkt
uçuşları 2 Haziran'da
başlıyor
Turizmci ve Ortaca Belediye Meclis Üyesi
Ali Mürşit Yağmur, ITB Berlin Turizm
Fuarı’nda Pegasus Havayolları yetkilileriyle
gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından
Dalaman ile Adana arasında yaz sezonunda
başlayacak direkt uçuşların müjdesini verdi.
Turizmci ve Ortaca Belediye Meclis Üyesi
Ali Mürşit Yağmur, Almanya’da düzenlenen
dünyanın en büyük turizm fuarlarından ITB
Berlin’de Pegasus Havayolları yöneticileriyle
gerçekleştirdiği görüşmelerde bölge turizmi
açısından önemli bir gelişmenin bilgisini
aldıklarını açıkladı. Pegasus Havayolları
yetkilileriyle yapılan görüşmede, Dalaman
ile Adana arasında direkt uçuşların yaz
sezonunda başlayacağı belirtildi. Buna
göre Dalaman–Adana direkt uçuşlarının 2
Haziran itibarıyla başlayacağı ve haftada üç
gün salı, perşembe ve cumartesi günleri
gerçekleştirileceği ifade edildi. ITB Berlin
Turizm Fuarı’nda Pegasus Havayolları
Direktörü Emre Pekesen ve Pegasus Airlines
Group
Head of
Sales
Burcu
Burcu
Ardalı
ile bir
araya geldiklerini belirten Yağmur,
görüşmede bölgenin ulaşım imkanlarının
geliştirilmesi konusunda önemli
değerlendirmeler yapıldığını söyledi. Yeni
uçuş hattının bölge turizmi için önemli bir
gelişme olduğunu vurgulayan Yağmur,
“Adana ve çevresi çok büyük bir nüfus
potansiyeline sahip. Dalaman’a başlayacak
direkt uçuşlar sayesinde Adana ve çevre
illerden bölgemize ulaşım çok daha kolay
hale gelecek. Bu gelişme Dalyan, Ortaca,
Köyceğiz, Fethiye, Marmaris ve çevresindeki
turizm merkezlerine gelecek yerli turist
sayısına önemli katkı sağlayacaktır” dedi.
Ulaşımın turizm hareketliliğinin en önemli
unsurlarından biri olduğunu ifade eden
Yağmur, yeni uçuş hattının mesafeleri önemli
ölçüde kısaltacağını belirtti.
Emerging Travel
Group rekor gelirini
duyurdu
Birleşik Arap Emirlikleri merkezli
küresel bir seyahat teknolojisi şirketi
olan Emerging Travel Group (ETG), 2025
yılında brüt işlem hacmini 4,8 milyar
dolara ulaştırarak bir önceki yıla göre
%30'luk bir artış kaydetti.
Büyümenin temel itici gücü, bu yıl 10.
yılını kutlayan şirketin amiral gemisi B2B
platformu RateHawk oldu. Platform, seyahat
profesyonellerinin otel, uçak bileti, transfer
ve diğer seyahatle ilgili hizmetleri rezerve
etmelerine hizmet ediyor. 2025 yılında
RateHawk'ın net rezervasyon değeri, 2024
yılına kıyasla %40 artarak 10 yıllık istikrarlı çift
haneli büyüme trendini sürdürdü. RateHawk'a
bağlı iş ortaklarının sayısı %37 artarak dünya
çapında 110.000 seyahat profesyonelini aştı.
Hepsi bir arada, çok ürünlü bir platform
olan RateHawk, ulaşım rezervasyonlarında
da %33'lük bir artış gördü; bu büyümenin
büyük çoğunluğunu uçuşlar ve transferler
sağladı. Emerging Travel Group’un Başkanı
ve CEO’su Felix Shpilman, büyümeyle ilgili
olarak, "RateHawk, son on yılda hızla büyüdü.
Yenilikçi ve iş ortağı odaklı yaklaşımımız
sayesinde Avrupa ve Orta Doğu gibi önemli
bölgelerde güçlü bir pazar uyumu yakaladık ve
hem rezervasyon platformumuz hem de API
çözümlerimizle Asya, Latin Amerika ve Kuzey
Amerika dahil olmak üzere yeni pazarlardaki
varlığımızı genişletmeye devam ediyoruz"
açıklamasında bulundu.
14
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Derya Özbalcı Yeşilyurt’a
yeni görev
Accor’un lüks segmentinde yer alan
Türkiye’deki iki önemli oteli; Fairmont
Quasar İstanbul ve Fairmont markasına
dönüşüm sürecinde olan The Grand
Tarabya Managed by Accor’un pazarlama
ve iletişim faaliyetleri, Derya Özbalcı
Yeşilyurt’un liderliğinde tek çatı altında
yönetilecek.
Hâlihazırda The Grand Tarabya’da
Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak
görev yapan Yeşilyurt, bu yeni yapılanma
kapsamında Fairmont Quasar İstanbul’a
yeniden dönerek her iki otelin pazarlama
ve iletişim stratejilerinden sorumlu
Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak
görevine devam edecek. Yeni görev
tanımı doğrultusunda Yeşilyurt; dijital
pazarlama, kurumsal iletişim, medya
ilişkileri, içerik stratejileri ve stratejik
iş birliklerini kapsayan geniş bir
sorumluluk alanını yönetecek. Accor’un
lüks segment
vizyonu
doğrultusunda
her iki
markanın stratejik konumlandırmasını
bütüncül bir yaklaşımla ele alarak,
Türkiye’deki Fairmont markalarının
pazardaki gücünü daha da artırması
hedefleniyor. Otelcilik ve medya
sektörlerinde uzun yıllara dayanan
deneyime sahip olan Yeşilyurt, kariyeri
boyunca Fairmont Quasar İstanbul’da
Pazarlama ve İletişim Müdür Yardımcısı
ve Dijital Pazarlama Müdürü olarak
görev aldı. Dijital dönüşüm, performans
odaklı kampanya yönetimi ve marka
hikâyeleştirmesi alanlarındaki
uzmanlığıyla öne çıkan Yeşilyurt’un
liderliğinde; her iki markanın da yerel
ve uluslararası pazarda daha güçlü
ve stratejik bir konum elde etmesi
amaçlanıyor.
Gloria Golf Club
Avrupa’nın en
iyileri arasında
Gloria Golf Club, Leading
Courses 2026 sıralamasında
Avrupa’nın en iyi golf resortları
arasında yer aldı.
Türkiye golf turizminin öncü markalarından
Gloria Hotels & Resorts bünyesindeki Gloria
Golf Club, Avrupa golf dünyasının en prestijli
referanslarından biri olan Leading Courses
tarafından açıklanan “Europe’s Best Golf
Resorts 2026” listesinde Avrupa’nın en iyi
golf resortları arasında gösterildi. Tamamen
gerçek kullanıcı değerlendirmelerine
dayanan sıralamada Gloria Golf Club,
Avrupa genelinde ilk 100 resort arasında 8.
sırada yer alarak uluslararası golf seyahati
pazarındaki güçlü konumunu bir kez daha
pekiştirdi. Liste; golf sahası deneyimi ile
konaklama kalitesini birlikte değerlendiren
şeffaf ve veri odaklı metodolojisiyle öne
çıkıyor. Gloria Golf Club’ın bu prestijli
listede yer alması, yalnızca saha kalitesine
değil, kapsamlı resort deneyimine dayanan
güçlü performansının bir sonucu olarak
öne çıkıyor. Çok sahalı yapısı sayesinde
golfçülere çeşitlilik sunan Gloria Golf Club,
golf, konaklama ve yaşam deneyimini
bir araya getiren eksiksiz golf deneyimi
(complete golf experience) yaklaşımıyla
uluslararası golf seyahatinde farkını ortaya
koyuyor. Gloria Golf Club’ın başarısı,
Türkiye’nin golf turizmindeki küresel
gücünü pekiştirirken Belek’in uluslararası
golf destinasyonları arasındaki ayrıcalıklı
konumunu bir kez daha tescilliyor. Dünya
standartlarındaki altyapısı ve kusursuz
golf deneyimiyle Gloria Golf Club, Avrupa
golf sahnesinde ilham veren yolculuğunu
kararlılıkla sürdürüyor.
16
hotel restaurant
& hi-tech
antre
Air Astana uçuş
sıklığını artırdı
Air Astana, bahar sezonunda popüler
destinasyonlara ekstra seferler
başlatıyor. Almatı'dan kalkan birçok
uluslararası güzergahta uçuş sıklığını
artıran havayolu şirketinin uçuş
programındaki büyüme nisan ayında da
devam edecek.
Air Astana’nın CFO’su ve CEO adayı
İbrahim Canlıel, ekstra seferlerle ilgili
şunları söyledi: “Nevruz kutlamaları
vesilesiyle, hem bölgesel hem de uzun
mesafeli destinasyonlara uçuş sıklığımızı
artırıyoruz; böylece daha fazla yolcuya
seyahat etme, ailelerini ve arkadaşlarını
ziyaret etme ya da tatillerini yurtdışında
geçirme fırsatı sunuyoruz. Bu ek seferler,
uçuş programındaki esnekliği ve rahatlığı
artıracak ve yolcularımızın seyahatlerini daha
kolay planlamalarını sağlayacaktır” dedi.
Mart ayında Air Astana, Almatı'dan kalkan
birçok uluslararası güzergahta uçuş sıklığını
artırdı. Nevruz tatili döneminde Almatı–
Phuket güzergahına dokuz ek uçuş konuldu.
Vietnam'ın Phu Quoc adasına yapılan
seferlerde, dar gövdeli uçakların yerine geniş
gövdeli Boeing 767'ler kullanılmaya başlandı
ve bu sayede koltuk kapasitesi %35 artırıldı.
Diğer popüler güzergahlarda da sefer sayısı
artırıldı. Özellikle Almatı–Delhi hattına 13
sefer eklenirken, Londra, Male, İstanbul,
Tiflis ve Taşkent'e yapılan seferlerin sayısı da
artırıldı. Uçuş programındaki büyüme nisan
ayında da devam edecek. Astana-Frankfurt
güzergahındaki haftalık dört sefer, ay sonuna
kadar kademeli olarak günlük seferlere
çıkarılacak. Ayrıca Almatı–Phuket ve Almatı–
Bangkok güzergahlarında da ek seferler
başlatılacak.
Liberty Fabay kapılarını
açtı
Ramazan Bayramı ile sezona başlayan Liberty Fabay,
Fethiye’de 5 yıldızlı lüks ve her şey dahil konseptiyle
özgürlük, konfor ve iyi hissetme odaklı, doğa ile iç içe
bir tatil deneyimi vadediyor.
Liberty Fabay, Fethiye’de palmiye
ağaçlarıyla çevrili doğayla uyumlu
atmosferi, modern mimarisi ve 5 yıldızlı
her şey dahil konseptiyle konuklarına
özgürlük, konfor ve kişiselleştirilmiş bir
tatil deneyimi sunuyor. Deniz manzaralı
odalardan havuza erişimli seçeneklere, aile
odalarından özel havuzlu süitlere uzanan
geniş konaklama alternatifleri; ferah
yaşam alanları, zarif detaylar ve fonksiyonel
tasarımlarla desteklenerek misafirlere
günün her anında rahatlık ve huzur sağlıyor.
Doğayla iç içe tasarlanmış özel plajı, farklı
konseptlerde planlanan havuzları, aquapark
alanı, ısıtmalı havuzları ve yetişkinlere özel
bölümleriyle tesis, sezonun enerjisini açık
alanlara taşıyor. Çocuklar, aileler ve “adults
only” deneyimini tercih eden misafirler
için ayrıştırılmış
alanlar sayesinde
herkes kendi tatil
ritmini özgürce
yaşayabiliyor.
Gastronomi
tarafında dünya
mutfağından ilham
alan restoranlar,
taze ve mevsimsel
ürünlerle hazırlanan
menüler ve
miksolojist imzalı
kokteyller öne
çıkarken; spa & wellbeing merkezi masaj
terapileri, aromaterapi uygulamaları ve
geleneksel Türk hamamı ile yenilenme
odaklı bir deneyim sunuyor. Kids Club ve
Teenage Club ile ailelere de konforlu ve
eğlenceli bir ortam sağlayan tesis, her
yaştan misafir için dengeli, konforlu ve
deneyim odaklı bir tatil atmosferi vadediyor.
hotel restaurant
18 & hi-tech
antre
Yeni sezonu 11 Nisan’da
açıyor
Bodrum’un Torba koyunda konumlanan
DoubleTree by Hilton Bodrum Işıl Club Ultra All
Inclusive Resort, 11 Nisan itibarıyla yeni sezon için
kapılarını açmaya hazırlanıyor.
Denize sıfır konumda yer alan ve mavi
bayraklı plajıyla öne çıkan DoubleTree
by Hilton Bodrum Işıl Club, yeni sezonda
sunduğu yeniliklerle konfor ve eğlenceyi
bir arada sunuyor. Bahçe ve deniz
manzaralı oda seçenekleri, aile odaları ve
süitleriyle farklı konaklama ihtiyaçlarına
hitap eden tesis, ferah yaşam alanları ve
yenilenen Spa & Wellness hizmetleriyle
misafirlerine hem fiziksel hem zihinsel
olarak yenilenme imkânı sağlıyor.
Basketbol, tenis, plaj voleybolu gibi kara
sporlarının yanı sıra kano, deniz bisikleti
ve jet ski gibi su sporlarıyla da zenginleşen
aktivite seçenekleri, gün boyu enerjik bir
tatil sunuyor. Çocuklar için özel olarak
hazırlanan ve yeni sezonda içerikleri
genişletilen Kids Club, yaş gruplarına uygun
atölye çalışmaları, takım oyunları ve yaratıcı
etkinliklerle minik misafirlere eğlenceli
bir dünya
sunuyor.
Bu sayede
çocuklar
keyifli vakit
geçirirken,
aileler de
tatilin tadını
çıkarabiliyor.
Gastronomi
alanında ise
Şef Kaan
Yıldırım
yönetiminde
yenilenen mutfak konsepti dikkat
çekiyor. Yerel ve mevsimsel ürünlerin ön
planda tutulduğu menüler, uluslararası
dokunuşlarla zenginleştirilerek misafirlere
rafine bir lezzet deneyimi sunuyor.
Evcil hayvan dostu yaklaşımıyla da dikkat
çeken tesis, Ege’nin doğal dokusuyla
uyumlu atmosferi, zengin aktivite
seçenekleri ve yenilenen gastronomi
deneyimiyle Bodrum’da kapsamlı ve keyifli
bir tatil vadediyor.
Uluslararası arenada
büyük başarı
Kapadokya’nın doğal ve kültürel mirasını
sporla buluşturan Salomon Cappadocia
Ultra Trail, Sürdürülebilir Spor Turizminde
Mükemmellik Ödülleri kapsamında 'Spor
Turizminin Toplumsal Etkisi' ödülüne layık
görüldü.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü
(UN Tourism) ve Uluslararası Otomobil
Federasyonu (FIA) tarafından ilk kez
düzenlenen Sürdürülebilir Spor Turizminde
Mükemmellik Ödülleri, İspanya'nın
başkenti Madrid'de gerçekleştirilen törenle
sahiplerine verildi. Jüri tarafından yapılan
değerlendirme sonunda kendi kategorisinde
en yüksek puanı alan Salomon Cappadocia
Ultra Trail, 'Spor Turizminin Toplumsal
Etkisi' ödülünü kazandı. Proje, Türkiye
Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile
Argeus Travel & Events iş birliğiyle hayata
geçirildi. TGA’nın Türkiye’nin turizm
değerlerini dünyaya anlatma konusundaki
güçlü yaklaşımı, organizasyonun
uluslararası
alanda daha
fazla görünür
olmasına
önemli katkı
sağladı.
Argeus’un
uzun yıllara
dayanan
organizasyon
tecrübesi
ve spor turizmine verdiği destek de bu
başarının en önemli parçalarından biri
oldu. Salomon Cappadocia Ultra Trail,
her yıl farklı ülkelerden binlerce sporcuyu
bir araya getirirken, bölge ekonomisine
sağladığı katkı, yerel paydaşlarla geliştirdiği
iş birlikleri ve çevreye duyarlı yaklaşımıyla
öne çıkıyor. Organizasyon, Kapadokya’nın
eşsiz coğrafyasında sadece bir yarış değil;
kültürü, doğayı ve insanları bir araya getiren
bir deneyim sunmaya da devam ediyor.
20
hotel restaurant
& hi-tech
antre
İksir Resort Town
tatili ekosistem
deneyimine
dönüştürüyor
Kastamonu Daday’da konumlanan İksir Resort
Town, yıl boyu açık otel modelinden çıkarak yalnızca
belirli zamanlarda, kürate edilmiş programlarla
misafir ağırlayan yeni programını duyurdu.
Dünya turizminde hızla büyüyen deneyim
ekonomisi, seyahatin odağını konaklamadan
yaşanan anlara kaydırıyor. Artık birçok
gezgin, standart tatil paketleri yerine
tematik, sınırlı ve anlam odaklı deneyimleri
tercih ediyor. Kastamonu Daday’da
konumlanan İksir Resort Town, bu anlayışın
Türkiye’deki karşılığı olarak öne çıkıyor.
Tesis, klasik yıl boyu açık otel işletmeciliğini
geride bırakıp, yalnızca belirli tarihlerde
kürate edilmiş programlarla hizmet
veriyor. Bu yaklaşım, “az ama nitelikli
ziyaret” anlayışının Türkiye turizmindeki
dikkat çekici
örneklerinden
biri olarak
konumlanıyor.
2026 sezonunda
tesis; Uçurtma
Şenliği, Doğa
& Deneyim,
Sporla Keşfet
ve Kurban
Bayramı özel programlarıyla farklı ilgi
alanlarına hitap eden sınırlı katılımlı
deneyimler sunuyor. Tesisin gastronomik
içerikleri ise Kastamonu’nun banduma ve
tirit gibi yöresel lezzetlerini odağa alarak
deneyimi tatlandırıyor.
Sports & Events
Türkiye, Sevilla’da
global lansmanını
yaptı
Sports & Events Türkiye, Türkiye’nin
spor turizmi alanındaki en önemli
uluslararası organizasyonlarından biri
olma yolunda, ilk global lansmanını
Sevilla, İspanya’da gerçekleştirdi.
23–25 Mart 2026 tarihlerinde düzenlenen
fuarda, Türkiye’nin spor turizmi vizyonu
özel filmlerle tanıtılırken, TGA tarafından
kurulan enformasyon standı büyük ilgi
gördü. Lansmanda TGA Spor Pazarlama
Müdürü Serhan Sarı ve Spor Turizmi Birliği
Uluslararası Organizasyonlar Komitesi
Başkanı Burçin Badem, organizasyonun
hedeflerini ve Türkiye’nin spor turizmindeki
iddiasını paylaştı. Sarı, Türkiye’nin güçlü
tesis altyapısı ve hizmet kalitesinin
uluslararası paydaşlarla buluşacağını
vurgularken, Badem dört yıllık emeğin
meyvesini uluslararası arenada görmekten
gurur duyduklarını belirtti. Sports & Events
Türkiye, Türkiye’de tüm spor branşlarını
kapsayan ilk uluslararası spor turizmi fuarı
olma özelliğini taşıyor. 31 Mayıs – 3 Haziran
2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek
organizasyon, uluslararası organizasyon
sahipleri, kulüpler, acenteler ve tur
operatörlerini Türkiye’deki tesis ve hizmet
sağlayıcılarla buluşturacak. Şimdiden dünya
genelinden 72 uluslararası alıcı başvurusu
alarak büyük ilgi gördü. Fuar, Türkiye’nin
spor turizminde güçlü bir merkez haline
gelmesini, uluslararası iş birliklerini
artırmasını ve sürdürülebilir ekonomik
değer oluşturmayı ratmasını hedefliyor.
Antalya başta olmak üzere Türkiye’nin spor
destinasyonları, global pazarda daha etkin
şekilde temsil edilecek.
22
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm
Dünyanın En Çok Ziyaret Edilen
Şehirleri Arasında İstanbul ve
Antalya da Var!
Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri güncel verilerle yeniden sıralandı. Bangkok,
Hong Kong ve Londra’nın ilk üçte yer aldığı listede Türkiye’den İstanbul ve Antalya’nın
üst sıralarda yer alması dikkat çekti.
Farklı bölgelerden şehirlerin yer aldığı
listede Asya şehirlerinin ağırlığı
hissedildi. Özellikle Bangkok ve Hong
Kong gibi merkezler yüksek ziyaretçi
sayılarıyla öne çıkarken, Avrupa’dan
Londra da güçlü konumunu korudu. Körfez
bölgesinden Dubai ve Mekke de önemli
turist akışına sahne oldu.
İstanbul ve Antalya’nın listede üst
sıralarda yer alması, Türkiye’nin
turizmdeki konumunu ortaya koydu. Her
iki şehir de sahip oldukları tarihi ve doğal
zenginliklerle milyonlarca ziyaretçiyi
ağırlamaya devam etti. Açıklanan veriler,
Türkiye’nin uluslararası turizmdeki payını
sürdürdüğünü gösterdi.
Bangkok, Hong Kong, Londra zirvede
Dünyada en çok ziyaret edilen şehirler
listesi, uluslararası turizm hareketliliğini bir
kez daha ortaya koydu. Açıklanan verilere
göre, farklı kıtalardan şehirler milyonlarca
turisti ağırlayarak öne çıktı. GZT'nin
aktardığına göre, listenin ilk sırasında 30,3
milyon ziyaretçi ile Bangkok yer alırken,
onu 23,2 milyon ile Hong Kong ve 22,7
milyon ile Londra takip etti. Makao 20,4
milyon ziyaretçi sayısıyla dördüncü sırada
bulunurken, İstanbul 19,7 milyon ile beşinci
sırada yer aldı. Listenin devamında 19,5
milyon ziyaretçi ile Dubai altıncı sırada,
18,7 milyon ile Mekke yedinci sırada ve
18,6 milyon ile Antalya sekizinci sırada
konumlandı. Böylece Türkiye’den iki şehrin
ilk 10 içinde yer alması dikkat çekti.
24
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm
Antalya 2025’i 17 Milyonun
Üzerinde Ziyaretçiyle Kapattı
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açıkladığı verilere göre, Antalya 2025 yılını 17 milyon 122 bin 548
ziyaretçiyle kapattı.
Bakan Ersoy, 2025 yılı sonunda
Antalya’ya gelen toplam ziyaretçi
sayısının 17 milyon 122 bin 548
olarak kaydedildiğini belirtti. Bu rakamla
Antalya, 2024 yılının ardından 2025’i
de rekor ziyaretçi sayısıyla tamamladı.
Ersoy, Antalya’ya gelen ziyaretçi sayısının
geçen yıla göre yüzde 1,17 oranında
artış gösterdiğini ifade ederek, ziyaretçi
hareketliliğinin yıl geneline yayıldığını
vurguladı.
2025 yılında Antalya’ya en fazla ziyaretçi
gönderen ülkeler sıralamasında Rusya
Federasyonu, Almanya ve İngiltere ilk
üç sırada yer aldı. Bakan Ersoy, elde
edilen verilerin Antalya’nın uluslararası
turizmdeki güçlü konumunu ortaya
koyduğunu kaydetti.
26
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm
Türkiye’de Otel Yatak Sayısı
2 Milyona Dayandı
Türkiye’de belgeli faal otel yatakları 2026 yılı Şubat ayında 1 milyon 969 bini aşarak turizm sektöründe
büyümeye işaret etti.
Türkiye’de belgeli ve faal otel yataklarının
sayısı 2026 yılı Şubat ayında 1 milyon
969 bini aşarak turizm sektöründeki
kapasitenin büyüklüğünü ortaya koydu.
Turizmdatabank’ın, Kültür ve Turizm
Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere
göre, bu dönemde işletme ve basit belgeli
tesislerin sayısı 21.429’a ulaşırken, yatırım
belgeli tesis sayısı 576 olarak kaydedildi.
Tesislerdeki yatak dağılımına bakıldığında,
işletme ve basit belgeli yatakların sayısı 1
milyon 828 bini geçerken, yatırım belgeli
yataklar ise 141 bini aştı. Bu veriler,
Türkiye’de turizm altyapısının güçlü ve
sürdürülebilir bir şekilde gelişmeye devam
ettiğini gösteriyor.
28
hotel restaurant
& hi-tech
verilerle turizm
Turizm Havalimanlarında Yolcu
Sayısı 2,3 Milyona Ulaştı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bölge havalimanlarının ocak ayındaki yolcu ve uçuş
istatistiklerini açıkladı. Buna göre, söz konusu havalimanlarında toplam 2 milyon 285 bin 422 yolcu
seyahat etti.
Ulaştırma Bakanı Abdulkadir
Uraloğlu, turizm bölgelerindeki
havalimanlarında ocak ayında
toplam 2 milyon 285 bin 422 yolcu ve 16
bin 739 uçuş gerçekleştiğini açıkladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir
Uraloğlu, turizm bölgelerinde yer alan
havalimanlarının ocak ayı yolcu ve uçuş
verilerini açıkladı. haberaero'da yer alan
habere göre, yılın ilk ayında söz konusu
havalimanlarında toplam 2 milyon 285
bin 422 yolcu ağırlandı.
16 bin 739 uçak trafiği gerçekleşti
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
sitesinde yer alan verilere göre,
ocak ayında turizm merkezlerindeki
havalimanlarında iç hatlarda 1 milyon
446 bin 366, dış hatlarda 839 bin 56
yolcuya hizmet verildi. Aynı dönemde 10
bin 418’i iç hat, 6 bin 321’i dış hat olmak
üzere toplam 16 bin 739 uçak trafiği
gerçekleşti.
İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda
978 bin 647, Antalya Havalimanı’nda
1 milyon 74 bin 277, Muğla Dalaman
Havalimanı’nda 89 bin 53 yolcuya
hizmet verildi. Muğla Milas-
Bodrum Havalimanı’nı 108 bin 763
yolcu kullanırken Gazipaşa Alanya
Havalimanı’nda 34 bin 682 yolcu
trafiği kaydedildi. Uraloğlu, söz
konusu verilerin turizm sezonu öncesi
hareketliliğin başladığını gösterdiğini
belirterek yaz aylarına doğru özellikle
dış hat yolcu sayısında önemli artış
beklendiğini ifade etti.
30
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
İlker Habeşoğlu: “Güvenli Çocuk Spor ve Eğitim
Turizmi İçin TÜRSAB Belgesi Şart”
TÜRSAB MICE Turizmi İhtisas Başkan Yardımcısı ve HBS
Group Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı İlker Habeşoğlu,
son yıllarda hızla büyüyen çocuk spor ve eğitim turizminin
sektöre katkısını ve beraberinde getirdiği güvenlik risklerini
değerlendirdi. Habeşoğlu, bu alanda yalnızca yetkili seyahat
acenteleriyle çalışılması gerektiğine dikkat çekti.
Son yıllarda spor ve eğitimi turizmle
birleştiren organizasyonların ciddi
bir hacme ulaştığını belirten İlker
Habeşoğlu, çocuk spor ve eğitim turizminin
yaklaşık 25 yıldır uygulanan bir model
olduğunu söyledi. Habeşoğlu, HBS Group
Türkiye’nin Power Bulls SPORT markasıyla
bu alanda sektörün ilk firmalarından biri
olduğunu ve binlerce çocuğa seyahat imkânı
sağladıklarını ifade etti.
“Her yıl yaklaşık 1 milyon çocuk seyahat
ediyor”
Çocuk spor ve eğitim turizminin özellikle
sömestr, ara tatil ve yaz tatili dönemlerinde
yoğunlaştığını belirten Habeşoğlu, basketbol,
voleybol, futbol, jimnastik ve satranç gibi
branşların yanı sıra LGS, YKS ve dil eğitimine
yönelik kamp ve turnuvalarla her yıl ortalama
1 milyon çocuğun okulları, dershaneleri
ve kulüpleriyle seyahat ettiğini söyledi. Bu
seyahatlerin çocukların özgüveni ile fiziksel,
zihinsel ve sosyal gelişimi açısından önemli
olduğunun altını çizdi.
“Bu organizasyonlar yasal çerçevede
yapılmak zorunda”
Habeşoğlu, bu tür organizasyonların ne
kadar resmi ve güvenli olduğu konusunun
büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’de
konaklama, ulaşım ve transfer gibi
hizmetlerin 1618 sayılı Seyahat Acentaları
Kanunu kapsamında yalnızca Kültür ve
Turizm Bakanlığı ile TÜRSAB tarafından
yetkilendirilmiş seyahat acenteleri aracılığıyla
yapılabileceğini hatırlattı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Eğitim Kurumları
Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’ne göre, resmi
ve özel okulların bu tür faaliyetlerde yetkili
seyahat acenteleriyle çalışmak ve seyahat
sağlık sigortası yaptırmak zorunda olduğunu
belirten Habeşoğlu, tatil dönemlerinin bu
yükümlülükler için istisna oluşturmadığını
söyledi.
“Denetimler arttı, cezalar uygulanıyor”
Gelen şikâyetlerin artması üzerine 2025-
2026 eğitim döneminde denetimlerin
sıkılaştırıldığını belirten Habeşoğlu, TÜRSAB,
Turizm İl Kültür Müdürlükleri ve maliye
denetim birimlerinin sahada aktif şekilde
kontrol yaptığını ifade etti. Denetimlerin
yalnızca organizasyon öncesiyle sınırlı
kalmadığını, otel lobilerinde yapılan
kontrollerde de çok sayıda spor kulübü ve
eğitim kurumunun cezalarla karşılaştığını
söyledi. Bu cezaların hem organizatörler hem
de katılımcılar için geçerli olduğunu vurguladı.
“Belgesiz organizasyonlar ciddi risk taşıyor”
Son yıllarda yetki belgesi olmayan kişilerin
otel ve salonlarla anlaşarak eğitim kampı
veya turnuva adı altında organizasyonlar
düzenlediğini belirten Habeşoğlu, bu tür
faaliyetlerde çocukların sigortasız seyahat
ettiğini ve sorun yaşandığında muhatap
bulunamadığını dile getirdi.Olası adli
davalarda organizatörler, katılımcılar ve otel
yönetimlerinin aynı oranda kusurlu sayıldığını
ifade eden Habeşoğlu, bu kişilerin çoğunun
şirketi dahi olmadığını söyledi.
“Önce güvenli turizm”
Güvenli seyahat için mutlaka resmi şirket
evraklarının ve TÜRSAB yetki belgesinin talep
edilmesi gerektiğini vurgulayan Habeşoğlu,
velilerin, eğitim kurumlarının ve spor
kulüplerinin belge numaralarını TÜRSAB
üzerinden teyit etmesinin önemine dikkat
çekti. Olası anlaşmazlıklarda hak kaybı
yaşanmaması için sözleşme imzalanmasının
zorunlu olduğunu belirten Habeşoğlu, otel
yönetimlerinin de organizatörlerden yetki
belgelerini talep etmesi gerektiğini söyledi.
Çocuk spor ve eğitim turizminin sürdürülebilir
turizm ve sağlıklı nesiller açısından önemli bir
alan olduğunu ifade eden İlker Habeşoğlu, bu
büyümenin ancak güvenli ve yasal zeminde
mümkün olabileceğini belirterek sözlerini,
“Önce güvenli turizm” vurgusuyla tamamladı.
32
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
Turizm Gelirleri Son 8 Yılda
%109 Yükseldi
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, son 8 yılda turizm gelirlerinde %109 artış sağlandığını
açıklayarak, 2017–2025 döneminde küresel krizlere rağmen sektörde muazzam bir sıçrama
yaptırmayı başardıklarını söyledi.
Bakan Ersoy, son 8 yılda turizm
gelirlerinde yüzde 109 artış sağlandığını,
kültür ve sanat alanında küresel ölçekte
güçlü bir etki oluşturulduğunu, “Geleceğe
Miras” projesiyle arkeolojide kapsamlı bir
atılım gerçekleştirildiğini ve yatırımlar,
restorasyonlar ile kültür diplomasisi
çalışmalarıyla Türkiye’nin her alanda istikrarlı
şekilde güçlenmeye devam ettiğini belirtti.
Küresel gelişmelerin etkisinin arttığı
bir dönemde Türkiye’nin kültür ve
turizm alanındaki yol haritasına ilişkin
değerlendirmelerde bulunan Bakan Ersoy,
yürütülen çalışmaların kapsamını ve elde
edilen sonuçları paylaştı. Küresel yapının yeni
bir düzene doğru evrildiğini belirten Ersoy,
milletin huzur ve refahını teminat altına
almak ve ülkenin güçlü, lider ve tam bağımsız
yarınlarını inşa etmek için yoğun bir mesai
yürütüldüğünü ifade etti.
Turizmde artış yüzde 109
Göreve geldikleri ilk günden itibaren kültür
ve turizmi tek bir ekosistemin parçaları
olarak ele aldıklarını belirten Bakan Ersoy,
bu vizyonla hem her başlık için özel proje,
hizmet ve eser üretildiğini hem de bu bütüncül
yaklaşımın korunduğunu söyledi. Kültür ve
turizmin doğrudan veya dolaylı olarak birbirini
sürekli desteklediğini ifade eden Ersoy,
bu sayede önemli mesafeler katedildiğini
vurguladı.
Sektörde ürün ve pazar çeşitliliğinin arttığını
ve turizmin kıyılara hapsolmaktan kurtarılarak
ülke geneline yayıldığını belirten Ersoy, tesis
kalitesi ve insan kaynağıyla örnek alınan
bir yapı oluşturulduğunu kaydetti. Turizmin
ekonomide stratejik sektör olarak ilan
edildiğini hatırlatan Bakan Ersoy, turizmde
elde edilen başarıya dikkat çekti.
Son 8 yılda gelirlerin yüzde 109 artırıldığını
ifade eden Mehmet Ersoy, Covid-19 salgınına,
savaşlara ve siyasi gerilimlere rağmen 2017-
2025 yılları arasında turizmde muazzam bir
sıçrama yaptırmayı başardıklarını söyledi.
Türk dizileri 170 ülkede
Kültür-sanat sahasında özgün üretimin
arttığını belirten Ersoy, temsil, seyirci ve
ihracatta rekorlar kırıldığını ifade etti. Türk
dizilerinin yaklaşık 170 ülkede 1 milyardan
fazla insana ulaştığını, sinema sektörünün
uluslararası ödüllerde yer aldığını söyledi.
Bu alanlarda sundukları ciddi desteklerin
sürdürüldüğünü kaydetti.Dünyanın
Türkiye’yi takip ettiğine işaret eden Bakan
Ersoy, “Arkeolojiden yazma eserlere farklı
sahalarda dünyada sayılı örneği olan bilimsel
çalışmaların yürütüldüğü, elde ettiği veri ve
bulguları uluslararası alanda heyecanla takip
edilen bir Türkiye’nin gururunu yaşıyoruz.”
dedi.
Arkeolojide altın çağ
“Geleceğe Miras” projesine de değinen
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri
Ersoy, Türk arkeoloji tarihinin en kapsamlı
kazı, restorasyon ve ihya sürecinin hayata
geçirildiğini belirtti. Ersoy, 65 ilde 255
kazının projeye dahil edildiğini kaydetti. Kazı
çalışmalarının yılın tamamına yayıldığını,
her kazıya Türk koordinatör atandığını ve
yabancı kazıların da bu sisteme dahil edildiğini
belirten Bakan Ersoy, bu süreci millî ve yerli
bir arkeoloji atılımı olarak tanımladı ve Türk
arkeolojisinin altın çağını başlattıklarını
vurguladı. Bu süreçte 15 binin üzerinde eserin
müzelere kazandırıldığını belirten Ersoy, 2025
yılında toplam kazı sayısının 776’ya ulaştığını,
bu yıl ise 800’e çıkarılmasının hedeflendiğini
söyledi.
Gece Müzeciliği ve Kültür Yolu Festivali ile
yeni dönem
Gece müzeciliği uygulamasının 27 müze ve
ören yerinde hayata geçirildiğini belirten
Ersoy, 2025 yılında 600 bin ziyaretçinin
ağırlandığını kaydetti. Bakan Ersoy, proje
kapsamında bugüne kadar 7,5 Milyar
Lira destek sağlandığını ifade etti. Kültürsanat
faaliyetlerinde tiyatrodan operaya,
konserlerden sergilere kadar tüm alanlarda
temsil ve katılımın arttığını belirten Ersoy,
“Yaşayan Miras Şölenleri”, “Yaşayan Miras
Okulu” ve “Yaygın Kültürel Eğitim” gibi
projelerle geleneksel sanatların ve ustaların
desteklendiğini söyledi. Türkiye Kültür Yolu
Festivali ile kültür ve sanatın uluslararası
vitrine taşındığını ifade eden Ersoy, festivalin
bu yıl 26 ilde düzenleneceğini kaydetti.
Ersoy, AKM’den CSO Ada Ankara’ya, Rami
Kütüphanesi’nden Galata ve Kız Kuleleri’ne,
Bodrum Kalesi ve Sümela Manastırı’ndan
Selimiye, Süleymaniye ve Ayasofya-i Kebir
camilerine kadar uzanan geniş ölçekte
mimari, restorasyon ve ihya projelerini hayata
geçirdiklerini belirterek bu çalışmaların
kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. Ersoy, TİKA,
YTB, Yunus Emre Enstitüsü ve Vakıflar Genel
Müdürlüğü aracılığıyla yürütülen uluslararası
iş birlikleri, Türkçe öğretimi ve Türkiye
Bursları gibi projelerle Türkiye’nin kültür
diplomasisini küresel ölçekte etkin ve güçlü
bir şekilde kullandığını vurguladı.
Akdeniz’e 26,9 milyar liralık yatırım
Akdeniz Bölgesi’ne yapılan yatırımlara da
değinen Ersoy, 2002-2025 yılları arasında
yaklaşık 26,9 milyar lira kültür ve turizm
yatırımı gerçekleştirildiğini belirtti. Ersoy,
konaklama tesis sayısının neredeyse altı
buçuk katlık bir artışla 610’dan 3 bin 845’e
çıktığını, yatak kapasitesinin ise 161 bin
970’ten 684 bin 681’e yükseldiğini ifade etti.
Geleceğe Miras projesi kapsamında Antalya
ve Burdur’da kapsamlı kazı çalışmaları
gerçekleştirdiklerini hatırlatan Ersoy, şöyle
devam etti: “Antalya ve Alanya müzelerinde,
Aspendos, Patara ve Side ören yerleri
ile Nekropol Müzesinde Gece Müzeciliği
uygulamasını başlattık. Uygulamaya
geçilmesiyle birlikte 50 bine yakın ziyaretçi
rakamına ulaştık. 2026 yaz sezonuna kadar
Likya Uygarlıkları Müzesi ile Syedra ve
Sagalassos ören yerlerinde de Gece Müzeciliği
uygulamasını başlatacağız.”
Akdeniz Bölgesinin yoğun olarak tanıtıldığını
dile getiren Ersoy şunları söyledi: “TGA; film
iletişimi ve global projeler, GO Türkiye web
platformu, sosyal medya hesapları, basılı
yayınlar ile yurt dışı ve yurt içi ağırlamaları
üzerinden dünyanın her köşesinde Akdeniz
Bölgesi’ni şehir şehir tanıtmakta, yüzlerce
milyon insana ulaştırmaktadır.”
Deprem bölgesinde tarih yeniden ayağa
kaldırılıyor
Deprem bölgesinde yürütülen çalışmalara
ilişkin de bilgi veren Ersoy, Hatay ve
Kahramanmaraş başta olmak üzere hasar
gören kültür varlıklarının yeniden ayağa
kaldırıldığını belirterek haziran ayı itibarıyla
377 vakıf kültür varlığının tamamının restore
edilmiş olacağını söyledi. Ersoy, İran’a
yönelik başlatılan hukuksuz saldırıların bölge
genelinde ciddi bir istikrarsızlık yarattığını
belirterek patlama ve siren seslerinin, can
kayıplarının ve kriz ortamının birçok ülkenin
gündelik gerçeği haline geldiğini ifade etti.
Türkiye’nin güçlü devlet geleneği ve
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın
ortaya koyduğu irade doğrultusunda yürütülen
etkin diplomasi sayesinde milletin huzur ve
güvenliğinin korunduğunu vurgulayan Ersoy,
bu sürecin saldırıların sona erdirilmesine
yönelik mesafe alınmasına fayda sağladığını
dile getirdi. Ersoy, kültür ve turizm
alanında tüm paydaşlarla birlikte ülkenin
hem bugününü hem de yarınını güvence
altına almak için çalışmalarını kararlılıkla
sürdürdüklerini kaydederek “Türkiye Yüzyılı”
hedefleri doğrultusunda birlik ve dayanışma
içinde ilerlemeye devam edeceklerini belirtti.
Deniz Erçekin: “Farklı Segmentlerden Gelen
Talebin Dengeli Seyri Bizim İçin Önemli”
İş ve şehir turizmini bir arada sunan
Ramada Plaza by Wyndham İstanbul
Tekstilkent, yılın ilk üç ayında hedeflediği
doluluk seviyelerine ulaşarak güçlü bir
performans sergiledi. Yılsonu hedeflerinde
dengeli ve sürdürülebilir büyüme önceliğini
vurgulayan Otel Genel Müdürü Deniz
Erçekin, “Misafir memnuniyetini ve hizmet
kalitesini koruyarak yıl boyunca istikrarlı
bir doluluk grafiği yakalamayı amaçlıyoruz”
diyerek otelin doluluk performansını, misafir
profillerini ve önümüzdeki döneme dair
büyüme stratejilerini anlattı.
Röportaj: Hatice Ünal Bilen
Ramada Plaza by Wyndham İstanbul
Tekstilkent, özellikle iş seyahatleri ve
toplantı turizmine hitap eden bir şehir oteli
olarak konumlanıyor. Bugün geldiğiniz
noktada otelin doluluk oranları nasıl
seyrediyor ve yılsonu için belirlediğiniz
hedefler neler?
Öncelikle şunu söyleyebilirim ki, otelimiz
yalnızca iş amaçlı seyahat eden misafirleri
değil, İstanbul’u keşfetmek için gelen
yerli ve yabancı turistleri de ağırlayan çok
yönlü bir konaklama ve hizmet anlayışına
sahip. Otelimizin konumu da bu noktada
önemli bir avantaj sağlıyor. Sanayi ve ticaret
merkezlerine, alışveriş alanlarına ve tarihi
noktalara yakın olmasının yanı sıra metroya
kısa mesafede bulunması, hem iş seyahati
için gelen misafirlerimize hem de şehri
gezmek isteyen ziyaretçilere büyük bir
ulaşım kolaylığı sunuyor.
Doluluk oranları açısından baktığımızda,
yılın ilk üç ayında hedeflediğimiz seviyelere
ulaştığımızı söyleyebilirim. Elbette turizm
sektörü küresel gelişmelerden ve bölgesel
dinamiklerden oldukça fazla etkilenebiliyor.
Ancak mevcut tabloyu şu an için olumsuz
değerlendirmiyoruz. Önümüzdeki dönemde
olumlu seyrin devam edeceğine dair
umudumuzu koruyoruz. Yaz aylarına
doğru talebin daha da artmasını ve doluluk
oranlarımızın daha güçlü bir seyir izlemesini
bekliyoruz.
Yılsonu hedeflerimizde ise, dengeli ve
sürdürülebilir bir büyüme yaklaşımı ön
planda. Misafir memnuniyetini ve hizmet
kalitesini koruyarak yıl boyunca istikrarlı bir
doluluk grafiği yakalamayı amaçlıyoruz.
Otelinizin misafir portföyüne baktığımızda
hem iş dünyasına hem de uluslararası
ziyaretçilere hitap eden bir yapı görülüyor.
Şu anda en güçlü olduğunuz pazarlar
hangileri ve İstanbul’a gelen turist
profilinde son yıllarda nasıl bir değişim
gözlemliyorsunuz?
Otelimizin misafir portföyüne baktığımızda
oldukça dengeli ve uluslararası bir yapı
görüyoruz. En güçlü olduğumuz pazarlar
arasında özellikle Avrupa ve Uzak Doğu
öne çıkıyor. Bunun yanı sıra Latin Amerika
ve Orta Doğu pazarlarından gelen
misafirlerimizi de ağırlıyoruz. İstanbul’un
uluslararası ticaret ve turizm merkezi
olması, yıl boyunca düzenlenen fuarlar ve
iş etkinlikleri şehre önemli bir hareketlilik
kazandırıyor ve ziyaretçi profilinin
çeşitlenmesine katkı sağlıyor.
Son yıllarda dikkat çekici bir gelişme ise, iş
seyahatleri ile turistik seyahatlerin giderek
daha fazla birleşmesi. İş amacıyla İstanbul’a
gelen birçok misafirimizin konaklamasını
birkaç gün uzatarak şehri keşfetmeye
zaman ayırdığını görüyoruz. Bunun yanı sıra
sağlık turizmi kapsamında İstanbul’a gelen
ziyaretçiler de tedavi süreçlerinin dışında
şehrin tarihi ve kültürel zenginliklerini
deneyimlemeye büyük ilgi gösteriyor. Bu
açıdan baktığımızda İstanbul, iş, turizm ve
sağlık turizmini bir arada sunabilen çok
yönlü bir destinasyon olarak cazibesini
sürdürmeye devam ediyor.
Ortadoğu ve Körfez bölgesindeki jeopolitik
gelişmeler turizm hareketlerini doğrudan
etkileyebiliyor. Bölgedeki savaş ve siyasi
gerilim ortamının İstanbul’a gelen turist
akışına ve otelinizin rezervasyonlarına
yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Turizm sektörü küresel ve bölgesel
gelişmelerden oldukça hızlı etkilenebilen
bir sektör. Orta Doğu ve Körfez bölgesinde
yaşanan jeopolitik gelişmeler de seyahat
planlarını ve talep dinamiklerini doğrudan
etkileyebiliyor. Bu süreçte hem mevcut
rezervasyonlarda iptaller yaşandığını,
aynı zamanda ileriye dönük rezervasyon
akışında ise bir yavaşlama olduğunuz
görüyoruz. İstanbul’un güçlü turizm
altyapısı ve uluslararası ulaşım olanakları
şehri her zaman önemli bir destinasyon
olarak öne çıkarsa da turizm sektörü bu tür
gelişmelere oldukça duyarlı bir yapıya sahip.
Bu tür gelişmelerin turizm üzerindeki
etkisinde sürecin ne kadar devam
edeceği belirleyici oluyor. Kısa vadede
dengelenmesi durumunda sektörün
toparlanma kabiliyeti oldukça yüksek.
Ancak uzun sürmesi durumunda hem
mevcut rezervasyonlar hem de ileriye
dönük seyahat planları etkilenebiliyor. Bu
nedenle biz de gelişmeleri yakından takip
ederek operasyonlarımızı esnek bir şekilde
planlamaya devam ediyoruz.
Son yıllarda İstanbul turizmi hem ziyaretçi
sayısı hem de gelir açısından oldukça
güçlü bir performans sergiliyor. Sizce
İstanbul’un uluslararası turizmdeki
rekabet gücü hangi alanlarda öne çıkıyor
ve şehir otelleri bu büyümeden nasıl pay
alıyor?
İstanbul dünya turizminde gerçekten
çok özel bir konuma sahip. Tarihi mirası,
kültürel çeşitliliği, gastronomisi ve
uluslararası iş bağlantıları sayesinde hem
turistik hem de ticari seyahatler açısından
önemli bir destinasyon olmayı sürdürüyor.
Bununla birlikte İstanbul’un turizmde sahip
olduğu potansiyelin hâlâ çok daha yüksek
olduğunu düşünüyorum. Avrupa’daki birçok
büyük şehirle kıyaslandığında İstanbul’un
hem ziyaretçi sayısı hem de ortalama
fiyat seviyeleri açısından ulaşabileceği
daha geniş bir alan bulunuyor. Şehrin bu
potansiyeline ulaşabilmesi için turizmin tüm
paydaşlarının yani; kamu kurumları, sektör
temsilcileri, oteller ve acentalar ile birlikte
hareket ederek uzun vadeli ve sürdürülebilir
bir planlama yaklaşımı benimsemesi büyük
önem taşıyor.
Bizim bakış açımıza göre, İstanbul için
en sağlıklı yol, kontrolsüz büyüme yerine
dengeli ve planlı bir gelişim modeli
olacaktır.
Önümüzdeki döneme baktığınızda hem
İstanbul turizmi hem de oteliniz özelinde
büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Yeni
pazarlara açılma, hizmet çeşitliliği veya
yatırım planları açısından hangi başlıklar
öne çıkıyor?
İstanbul turizmine genel olarak
baktığımızda, şehrin hem kültürel
hem de ticari açıdan sunduğu
potansiyelin önümüzdeki dönemde de
talebi desteklemeye devam edeceğini
düşünüyoruz. Ancak burada önemli
olan noktalardan biri şu: Oteller tek
başına turizmde büyük bir yön değişimi
sağlayabilecek yapılar değil. Oteller aslında
daha büyük bir turizm ekosisteminin
parçası. Bu nedenle şehir turizmine dair
büyüme stratejilerinin; kamu kurumları,
sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları,
turizm birlikleri ve özel sektörün birlikte
oluşturacağı uzun vadeli ve sürdürülebilir
bir planlama çerçevesinde şekillenmesi
gerektiğini düşünüyoruz. İstanbul’un gerçek
turizm potansiyeline ulaşabilmesi de ancak
“
Tekstilkent özelinde baktığımızda,
büyüme stratejimizi tek bir pazara
veya tek bir segmente bağlı
kalmak yerine daha dengeli ve
çeşitlendirilmiş bir misafir portföyü
oluşturmak üzerine kurguluyoruz.
Turizm sektörü küresel gelişmelere
oldukça hızlı tepki veren bir sektör
olduğu için farklı segmentlerden
gelen talebin dengeli bir şekilde
devam etmesi bizim için önemli.
Bu nedenle hem iş seyahati için
gelen misafirlerimizi hem toplantı
ve etkinlik organizasyonlarını
hem de İstanbul’u keşfetmek
isteyen ziyaretçileri kapsayan
bir hizmet çeşitliliği sunmayı
hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde
de uluslararası pazarlardaki
görünürlüğümüzü artırmak ve farklı
pazarlardan gelen misafirlerimizi
ağırlamaya devam etmek
önceliklerimiz arasında yer alıyor.
Bununla birlikte misafir deneyimini
sürekli olarak daha ileri seviyeye
taşımaya yönelik çalışmalarımıza da
devam ediyoruz.
”
bu ortak vizyon ve koordinasyonla mümkün
olabilir.
Ramada Plaza by Wyndham Istanbul
Tekstilkent özelinde baktığımızda ise,
büyüme stratejimizi tek bir pazara veya
tek bir segmente bağlı kalmak yerine
daha dengeli ve çeşitlendirilmiş bir misafir
portföyü oluşturmak üzerine kurguluyoruz.
Turizm sektörü küresel gelişmelere oldukça
hızlı tepki veren bir sektör olduğu için farklı
segmentlerden gelen talebin dengeli bir
şekilde devam etmesi bizim için önemli.
Bu nedenle hem iş seyahati için gelen
misafirlerimizi hem toplantı ve etkinlik
organizasyonlarını hem de İstanbul’u
keşfetmek isteyen ziyaretçileri kapsayan bir
hizmet çeşitliliği sunmayı hedefliyoruz.
Önümüzdeki dönemde de uluslararası
pazarlardaki görünürlüğümüzü artırmak
ve farklı pazarlardan gelen misafirlerimizi
ağırlamaya devam etmek önceliklerimiz
arasında yer alıyor. Bununla birlikte
misafir deneyimini sürekli olarak daha ileri
seviyeye taşımaya yönelik çalışmalarımıza
da devam ediyoruz. Ayrıca, sürdürülebilir
turizm anlayışı da günümüzde otelcilik
sektörünün geleceği açısından önemli bir
yer tutmaya devam ediyor. Enerji verimliliği,
kaynakların bilinçli kullanımı ve çevreye
duyarlı uygulamalarla hem sürdürülebilir
bir konaklama deneyimi sunmayı hem de
çevresel sorumluluğumuzu yerine getirmeyi
hedefliyoruz.
36
hotel restaurant
& hi-tech
gündem makale
Otel
KÜÇÜK
Sıkıntı
BÜYÜK
Bir sahil kasabasında, deniz kenarında
hatta İstanbul’un eski tarihi bölgesinde
10-15 odalı şirin bir binayı satın alıp
işletmek ya da küçük bir kafe açmak hem
prestijli bir yatırım hem de keyifli bir yaşam
vaadiydi. Ancak bugün geldiğimiz nokta,
maliyet baskısına yenilen butik işletmecilik.
Sektörde dengeler öyle bir şaştı ki, birkaç
sene öncesine kadar yatırımcıların hayali
butik oteller, küçük binalardı, bugün ise
otel sahiplerinin en büyük kabusu haline
gelmiş durumda. "Satılık otel" ilanlarındaki
artışın arkasında yatan temel sebep, artık
sadece sürdürülebilirliği imkansız hale gelen
operasyonel yükler.
Görünmez giderlerin pençesinde
Küçük bir otel işletmek, sanılanın aksine
büyük bir oteli yönetmekten daha zordur.
Çünkü büyük tesislerde maliyetleri
yayabileceğiniz geniş bir oda kapasitesi,
restoranlar, barlar, spa, toplantı salonları vb.
gelir getiren bölümler varken, küçük otellerde
her bir lamba, her bir personel ve her bir
tamirat doğrudan kar marjını azaltır. Bugün
butik oteller, batmak veya devam etmek ile
iki ucu keskin bir karar üzerinde duruyor: Bir
yanda misafir memnuniyetini korumak için
gereken kalite standartları, diğer yanda ise
hayatta kalabilmek için yapılması gereken
kesintiler.
İşletme sahiplerinin her ay sonu gider
kâbusu başlıklar; Personel giderleri,
enerji giderleri, internet sosyal medya vs.
tanıtım reklam giderleri ve geri kalan diğer
giderler; Vergi, sigorta, bakım-onarım ve
pazarlama masrafları, işletme küçük olsa da
"küçülmüyor." Kalemler değişmese de otelin
hacmine göre oran büyüyor veya küçülüyor.
Hayatta kalma eşiği 50 oda
Bugün sahada görüştüğümüz yatırımcıların
profilleri tamamen değişti. Artık kimse
"şirin olsun, az olsun, huzur olsun" demiyor.
Portföyümüzde 40-50 oda bandının altındaki
tesisler neredeyse alıcı bulamaz hale geldi.
Yatırımcı haklı olarak şunu hesaplıyor: "Aynı
gece müdürünü, aynı teknik personeli ve aynı
resepsiyon ekibini 15 oda için de 50 oda için de
istihdam edeceksem, neden 15 odaya yatırım
yapayım? Büyük otellere göre bu sayı değişse
de bulunması gereken hizmetler değişmiyor "
Bu matematiksel gerçeklik, sektörde yeni bir
standart doğurdu. 50 odanın altı, günümüz
ekonomik konjonktüründe artık "yatırım"
değil, "pahalı bir hobi" kategorisine girmeye
başladı.
Markaların "küçük" çıkmazı
Bir diğer yanılgı ise, "Oteli küresel bir zincirin
alt markasına bağlar, kurtarırım" düşüncesi.
Ama ne yazık ki uluslararası otel zincirleri de
bu matematiksel açmazın farkında. Büyük
markalar, işletme giderlerini karşılayamayan,
yeterli nakit akışını sağlayamayan küçük
yapılar için alternatif üretmekte çok seçici
davranıyor. Para kazanamayan bir operasyona
imza atmak, markanın itibarını da riske attığı
için butik yapılar için sunulan alt marka
seçenekleri bir elin parmağını geçmiyor.
Aykut Bakay
Otel Yönetim ve Yatırım Danışmanı
Hizmetten kısıp ve personel sayısını
azalttığınız anda misafir puanları düşüyor;
puanlar düştükçe talep azalıyor ve bu kısır
döngü otelin temelli satılığa çıkmasıyla son
buluyor.
Eğer cebinizde bir sermaye varsa ve otel
yatırımına niyetliyseniz, romantik hayalleri
bir kenara bırakıp rasyonel sayılara
odaklanmanın vaktidir. Turizmde artık "küçük
otel güzeldir" devri kapandı; artık sadece
"yönetilebilir ve ölçeklenebilir olan" ayakta
kalıyor.
Küçük otellerde "günü kurtarmak" bile artık
bir başarı…
Aslı Özcan:“Misafirlerimiz İzmir’i Gezmeden İzmir’i
Gezmiş Kadar Olacak”
Röportaj: Hatice Ünal Bilen
Canopy by Hilton İzmir Bomonti, İzmir’in tarihi Bomonti bölgesinde kapılarını açtı. Hilton’un tasarım
ve “life style” odaklı markasının Türkiye’deki ilk örneği olan otel, şehir merkezine yakın konumuyla
hem iş hem de turizm amaçlı misafirlere hizmet verecek.
Canopy by Hilton İzmir Bomonti Genel
Müdürü Aslı Özcan ile; markanın
İzmir’e geliş sürecini, Bomonti’nin
tarihi mirasının modern mimariyle nasıl
buluştuğunu, “yeni lüks” anlayışını, Z kuşağına
hitap eden detayları ve otelin şehre katacağı
turizm vizyonunu konuştuk.
Aslı Hanım öncelikle sizi kısaca tanıyabilir
miyiz?
1979 yılında İzmir’de doğdum. Üniversite
eğitimim dışında İzmir’den hiç ayrılmadım.
Üniversite yıllarında Turizm ve Otelcilik eğitimi
alırken gönlümü kaptırdığım mesleğimi
hep bu şehirde sürdürdüm. 23 yıllık otelcilik
kariyerim boyunca çeşitli marka otellerde; Ön
Büro, Rezervasyon ve Satış departmanlarında
farklı kademelerde görev yaptıktan sonra,
sektörün en güçlü markalarından biri
olan Hilton’da Genel Müdürlük seviyesine
yükseldim. 2024 yılı Şubat ayında ise, uzun
yıllardır yakından takip ettiğim Türkerler
Holding projesi olan Canopy by Hilton İzmir
Bomonti Oteli’nin Genel Müdürü olarak
görevime başladım.
Canopy by Hilton Bomonti İzmir’in doğuş
hikâyesinden biraz bahseder misiniz? Bu
oteli İzmir’e kazandırma fikri nasıl doğdu?
“Canopy by Hilton”, Hilton’un yenilikçi ve
tasarım odaklı en özel markalarından biri.
Marka, bugün yalnızca 12 ülkede yaklaşık 40
otelle temsil ediliyor. Türkiye’deki ilk örneği
ise Canopy by Hilton İzmir Bomonti oldu.
Canopy markası; yalnızca özel şehirlerde,
bulunduğu destinasyonun tarihi ve kültürel
dokusuyla bütünleşen, entelektüel bir
çerçevede kurgulanan projelerde hayat
buluyor. Bu vizyonu İzmir’e taşımak için
güçlü bir yatırımcı ve güçlü bir marka iş
birliği gerekiyordu. Hikâye tam da bu noktada
başladı. Türkerler Holding’in yatırım gücü
ile Hilton’un global marka değeri birleşti
ve İzmir’e, şehrin ruhunu yansıtan bu özel
markayı kazandırma hedefiyle yola çıkıldı.
Bomonti gibi tarihî bir bölgede modern bir
şehir oteli açmanın sizce en büyük anlamı
ne?
Bomonti, İzmir’in 1900’lere dayanan geçmiş
tarihinden bugüne uzanan bir dokuya sahip.
Bu tarihi doku sadece bir fabrika yerleşkesi
değil, İzmir’in mesire yeri olma şansına
da sahip olmuş ve bunun mirası olarak
bulunduğumuz yerleşkeye 100 yıllık çınarlar
miras bırakmıştır. Bu büyük miras çok
yakında misafirlerimizle buluşacak ve şehir
hayatından yorulmuş misafirlerin iş gezisi
yada tatillerinde hem şehrin en merkezi
yerinde hem de bir tatil yöresi etkisinde
konaklamalarını sağlayacak.
Canopy by Hilton markasının “life style”
konsepti tam olarak ne anlama geliyor?
Canopy by Hilton, özellikle yeni kuşağın
sahnede daha çok yer almaya başladığı
günümüzde,
lüks algısının
yeni bir boyuta
ulaşmasıyla
ortaya çıkan
bir konsept
sunuyor. Bu
yeni lüks
anlayışında
bol bol konfor,
hızlı ve pratik
çözümler
var. Rahat
geniş odalar,
teraslar,
konforlu
yataklar,
temiz hava ile
havalandırılan
odalar, misafir
temasında
saygılı fakat
eşitlikçi bir
iletişim dili var.
Bu da aslında
değişen ve gelişen dünya düzeninde hepimizin
ihtiyaç duyduğu yeni bir dizayn getiren lüks
algısının konforla birleşmesi anlamına geliyor.
Diğer şehir otellerinden sizi farklı kılan
özellikleri nasıl tanımlarsınız?
Biz Canopy olarak misafirlerimize bir
konaklama deneyiminden fazlasını
vadediyoruz. Misafirlerimiz otelimizde
konaklarken, temiz ve güvenilir bir kalışla
beraber lezzetli yemekler tadabilecek,
konforlu geniş odalarla ağırlanıp aynı
zamanda bir gezi deneyimine de sahip olacak.
Bu, otelin genel alanlarında ve odalarında
misafirleri karşılayan bir görsel nitelik taşıyor
aynı zamanda. Misafirler alanlarımızın
tümünde İzmir’in tarihine uzanan bir
yolculukta hissedecek. Bu da Canopy
dizaynının en can alıcı noktası ve bizi çok
heyecanlandırıyor.
Z kuşağı ve genç profesyoneller bu otelde
kendilerini neden evlerinde gibi hissediyor
sizce?
Yüksek hızlı ve kesintisiz internet hizmeti,
odalardaki espresso makineleri ve Z kuşağının
önem verdiği “alan keşfi” duygusuna hitap
eden fotoğraf noktalarımız bunun en temel
sebepleri. Otelin her alanında fotoğraf çekilip
sosyal platformlarında paylaşacaklarından
çok eminiz.
Otelin mimari tasarımı ve iç mekân
konseptinde hangi detaylara özellikle dikkat
ettiniz?
Otelin mimarisinin arkasında büyük bir ekip
var aslında. Proje ekibi, mimarlık ofislerimiz
ve buna ilave Hilton’un Canopy markasını
özümsemiş mimari ekibi hepsinin ortak
çabası ile bu sanat eseri niteliğindeki otel
hayata geçiyor ve biz bu çabayı tüm İzmir’e
gururla anlatıyoruz.
Tarihi Bomonti dokusuyla modern çizgiyi
birleştirirken nasıl bir denge kurdunuz?
Tarihi dokunun modern çizgiler ile birleşmesi
belki de bu işin en zor kısmı. Bir önceki
soruda ilettiğim gibi, bu işin arkasında büyük
ve profesyonel bir ekip var. Tüm bunlara ilave
olarak, çok az sayıda otelde olan bir sanat
danışmanı ile çalışıyoruz. Tarihe ışık tutan
sanat çalışmalarımızın modern mimariye
entegre oluşuna sanat danışmanızın katkısı
büyük.
Konuklarınıza sadece bir konaklama değil,
bir yaşam alanı sunduğunuzu söylüyorsunuz.
Bunu biraz açabilir misiniz?
Konaklama; temizlik, güvenlik ve konfor gibi
çok temel ihtiyaçları karşılayan bir hizmet.
Bu temel unsurlar günümüzde birçok otelde
ve konaklama tesisinde bulunuyor. Ancak
Canopy by Hilton İzmir Bomonti’de konaklayan
bir misafir yalnızca bir oda deneyimi
yaşamıyor; bulunduğumuz yerleşke sayesinde
günün farklı saatlerinde farklı deneyimlere de
ulaşabiliyor. Adeta bir üniversite kampüsünü
andıran Mahall Bomonti İzmir, şehrin tam
içinde olmasına rağmen misafirlere şehirden
uzaklaşmış hissi veren eşsiz bir atmosfere
sahip. Konuklarımız, marka standartlarımızda
yer alan Canopy bisikletleriyle bölgede
dolaşabilir; farklı restoran ve eğlence
mekânlarında çeşitli atmosferler, alışveriş ve
yeme, içme deneyimleri yaşayabilir.
Özetle biz, sadece bir konaklama sunmuyoruz.
Bulunduğumuz mahallenin sunduğu
avantajlarla, misafirlerimize günün her
saatinde farklı ihtiyaçlara hitap eden bir yaşam
alanı sağlıyoruz.
Canopy by Hilton Bomonti İzmir’in şehre
ve bölge turizmine katkısı hakkında ne
düşünüyorsunuz?
Canopy by Hilton İzmir Bomonti, şehre yeni bir
soluk getirecek, bunu şimdiden hissediyoruz.
Farklı gezgin gruplarına ev sahipliği yapmayı
planlıyoruz. İzmir’i gezmeden İzmir’i gezmiş
kadar olacak bir deneyim için mutfağımız,
menülerimiz ekibimiz ve odalarımız şimdiden
hazır.
Gelecek hedefleriniz ve yeni projeleriniz
arasında neler var?
En büyük hedefimiz, misafirlerimize
unutmayacakları ve yaşadıkları şehir
ve ülkelerde ağız dolusu anlatacakları
deneyimler yaşatmak. Bu hedefimizi kısa
sürede yakalayacağımıza inancımız tam.
Bundan sonrasında yüksek gelir ve süreklilik
arz eden bir büyüme ana hedeflerimiz
arasında. Otel ekibi olarak başarılarla
ilerleyecek ivmemizden sonra Türkerler
Holdingin yeni otel yatırımları için harekete
geçeceğini öngörüyoruz.
40
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
ISTTA Başkanı Kalender Turizm Sektörüne
Acil Önlem Çağrısı Yaptı
Turizmde acilen müşteri çeşitliliğinin artırılması gerektiğini vurgulayan ISTTA Başkanı Murtaza Kalender,
sektörel krizi aşmanın yolunun yeni pazarlar ve doğru stratejilerden geçtiğini belirtti. Kalender, ‘Turizmde
rekabet için vize ve fiyat politikaları yeniden gözden geçirilmelidir’ çağrısında bulundu.
İstanbul Turizm Derneği Başkanı (ISTTA)
Murtaza Kalender, son dönemde dünyada
yaşanan gelişmelerin turizm sektörüne
etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde
bulundu. Kalender, uluslararası gerilimler ve
savaş ortamının turizm sektörünü doğrudan
etkilediğini belirterek, Türkiye’nin bu süreçte
hızlı ve stratejik adımlar atması gerektiğini
vurguladı.
Kalender açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Son dönemlerde Amerika, İsrail ve İran
arasında yaşanan gerilim ve savaş ortamından
en fazla etkilenen sektörlerin başında
turizm gelmektedir. İran’ın Türkiye’nin
komşu ülkelerinden biri olması nedeniyle
bu gelişmelerden turizm açısından en
fazla etkilenecek ülkelerden biri de Türkiye
olacaktır. Eğer bugün turizmde gerekli
önlemleri alamazsak yalnızca bugünü değil,
gelecek yılın turizm potansiyelini de kaybetme
riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”
“Yüksek sticker vize ücretleri türkiye
turizmini zorluyor”
Türkiye’nin turizmde sürdürülebilir büyümesi
için yeni pazarlara açılmanın büyük önem
taşıdığını belirten Kalender, özellikle müşteri
çeşitliliğinin artırılmasının kritik bir ihtiyaç
olduğuna dikkat çekti ve şu sözleri kaydetti:
“Eğer Türkiye olarak müşteri çeşitliliğini
artırmazsak önümüzde gerçekten zor
geçecek bir iki turizm sezonu olabilir. Çözüm
aslında oldukça açık ve nettir. Dünyada
yaklaşık 3 milyar nüfusa Türkiye sticker vize
uygulamaktadır ve bu vizelerin maliyeti 300
doların üzerine çıkmaktadır. Eğer sticker vize
ücretlerini 100 dolar seviyesine çekebilirsek
turizm talebini ciddi şekilde artırabiliriz.”
“E-vize kapsamının genişletilmesi turizmde
müşteri çeşitliliğini artıracak”
Kalender ayrıca Türkiye’nin elektronik vize
sisteminin kapsamının genişletilmesinin
de turizm hareketliliğine önemli katkı
sağlayacağını şu sözleriyle belirtti: “Türkiye
şu anda Schengen, ABD ve İngiltere gibi
ülkelerden geçerli vizesi olan kişilere e-vize
imkânı sunmaktadır. Eğer bu uygulamayı
genişletebilirsek; örneğin Körfez ülkelerinde
oturma izni olanlara, Avustralya, Yeni
Zelanda, Kanada, Çin ve Rusya gibi ülkelerde
aktif vizeleri bulunanlara ya da daha önce
Schengen veya ABD vizesi olup süresi dolmuş
kişilere de bu imkânı tanıyabilirsek müşteri
çeşitliliğini çok daha hızlı artırabiliriz.”
Kalender, bu tür uygulamaların Türkiye
turizminin özellikle yılın ikinci yarısı için büyük
önem taşıdığını belirterek şöyle devam etti:
“Bu müşteri çeşitliliği sayesinde en azından
turizmde üçüncü ve dördüncü çeyreği
kurtarabilir ve 2027 turizmini de büyük ölçüde
güvence altına alabiliriz. Son dakika satışları
ülkemize kâr değil, zarar getirecektir. Bu
nedenle fiyat politikamızı şimdiden doğru
şekilde belirlememiz gerekmektedir.”
“Kültür turizminde rekabet gücünü
artırılmalıyız”
Türkiye’nin özellikle kültür turizmi alanında
daha rekabetçi olması gerektiğini vurgulayan
Kalender, müze ve kültürel destinasyonlara
yönelik fiyat politikalarının da gözden
geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Özellikle
kültür turizmi kapsamında müze fiyatlarının
daha makul seviyelere çekilmesi veya paket
fiyat uygulamalarının geliştirilmesi Türkiye’yi
daha cazip bir destinasyon haline getirecektir.
Böylece diğer destinasyonlarla rekabet
gücümüz artacaktır.” dedi.
“Hindistan’da Türkiye’ye yoğun ilgiyle
karşılandık”
Kalender ayrıca Hindistan’da gerçekleştirilen
tanıtım faaliyetlerinin oldukça başarılı geçtiğini
belirterek şu bilgileri paylaştı: “Hindistan’ın
7 ayrı şehrinde Türkiye’nin tanıtımına
yönelik SATTE Turizm Fuarı ve Destination
Roadshow etkinlikleri gerçekleştirdik. Ayrıca
AKTOB Başkanı Sayın Kaan Kaşif Kavaloğlu,
Türkiye Cumhuriyeti Yeni Delhi Büyükelçisi
Sayın Ali Murat Ersoy ve Kültür ve Turizm
Müşavirimiz Sayın Başak Önsal Demir’in
katılımlarıyla Yeni Delhi’de oldukça başarılı
bir Türkiye Turizm Paneli düzenledik. Bunun
yanı sıra 6 farklı şehirde Türkiye sunumları
gerçekleştirdik. Hindistan’ın iki önemli turizm
sivil toplum kuruluşu olan TAAI ve OTOAI
başkanlarıyla da önemli görüşmeler yaptık.
Bu görüşmelerde özellikle büyük MICE
grupları, düğün organizasyonları ve 12 aya
yayılan lüks turizm gruplarının Türkiye’ye
yönlendirilmesi konusunda oldukça verimli
temaslar gerçekleştirdik. Hindistan’da
Türkiye’ye yönelik çok güçlü bir ilgi olduğunu
memnuniyetle gözlemledik.”
“Savaşın etkileri turizme hızla yansıdı”
Ancak bu tanıtım çalışmaları sırasında
bölgede savaşın başladığını belirten Kalender,
bunun turizm sektörüne çok hızlı bir şekilde
yansıdığını şöyle ifade etti: “Biz Hindistan’da
Roadshow etkinliğimizi sürdürürken savaş
başladı. Bu gelişmenin hemen ardından
dünyanın birçok ülkesinden iptaller gelmeye
başladı. Özellikle Körfez ülkelerine yapılan
uçuşların iptal edilmesi ve hava sahalarının
daralması nedeniyle turizm hareketliliği ciddi
şekilde etkilenmiştir. Bu durum, turistlerin
daha yakın mesafedeki ülke ve destinasyonları
tercih etmesine neden olmaktadır.”
Turizm sektörü için acil önlem çağrısı
Turizm sektörünün hızlı ve stratejik önlemler
alması gerektiğini vurgulayan Kalender
sözlerini şu şekilde tamamladı: “Özellikle
havayollarının birçok destinasyona uçuş
iptalleri ve Körfez bölgesi üzerindeki hava
sahası kısıtlamaları nedeniyle turizm
hareketliliği zaten daralmış durumdadır.
Eğer sektör olarak hızlı ve doğru önlemler
almazsak, turizm açısından oldukça zor bir
dönem bizi bekliyor olabilir.”
gündem makale
AGON Danışmanlık ve Mümessillik Hizmetleri CEO’su
Tezer Öner
Eyy Abdurrahman Çelebi…
Baş Tacısın Gene Bu Sene
Savaş çok menem bir şey… Bunu hiçbir
şekilde tartışmayız. Etkileri, çevreye verdiği
zarar, ekolojik felaketleri, tarihi yerlere ve
turizme verdiği zarar inanılmaz büyüklükte…
Biz poşet almayalım hava kirlenmesin
telaşındayken, megaton boyutunda
kimyasallar patlayıp duruyor. Bu bir kenara,
insan psikolojisi ve bu işte suya sabuna
dokunmayan dünya ulusları üzerindeki
negatif etkileri de saymakla bitmez…
Ekonomik ve sosyopolitik dejenerasyona
girmiyorum bile…
Akdeniz ülkeleri ve başta biz turizm sektörü
olarak da hemen etkilendik tabii… Bu etki
artarak ve savaşın uzamasıyla felakete
dönüşerek yayılacak gibi duruyor. Daha
şimdiden rezervasyon iptalleri %30’lara
varmış durumda… Otellerin birçoğu
sezon açılışlarını 1 Nisan’dan 30 Nisan’a
aldılar… Özellikle Almanya ve İngiltere
başta olmak üzere Kuzey Avrupa ülkeleri
Akdeniz tatilinden vazgeçmeye başladı. Bu
aşamada İspanya ve İtalya’yı saymıyorum
elbette… Ama komşu ülke olarak Türkiye
gene Ortadoğu cehenneminin sıcağını
teninde hissediyor. Ruslar gene Türkiye’ye
gelecektir. Bir miktar azalma olsa bile
gidecek fazla alternatifleri olmadığı
için az bir kayıpla onları ağırlayacağımızı
düşünüyorum.
Ancak son günlerde gördüğüm demeçlerde
ve açıklamalarda turizmcilerimizin ağzında
“yerli turiste güveniyoruz” veya “iç turizmimiz
çok güçlü” gibi ifadeler gene bol bol söylenir
oldu. Eh bazen bir musibet bin nasihatten
iyidir diyemiyoruz çünkü turizmcilerimiz
bizim göz bebeğimiz, ekonomik lokomotifimiz
ama yerli turiste rezerv güç veya yedek
oyuncu muamelesi de artık biter umarım.
Yıllardır yazdığımız ve şikâyet ettiğimiz
yerliye ayrı yabancıya ayrı fiyat ve kampanya
uygulamaları, her felakette akla yerli turistin
gelmesi veya denize düştük yerli turiste
sarılalım mantığı gerçekten artık bitsin…
Bu ülkenin insanın da 5 yıldızlı tatili
ülkesinde geçirme hakkı var. Ha parası
olanları da geçen sene Yunanistan toplamıştı.
Bu sene artık kaptırmayın bir zahmet. Kimse
parasını yurt dışında harcama meraklısı
değil. Ama gerçekten Marmaris’te 1 hafta
yapılacak tatil masrafıyla yurt dışında 15 gün
tatil yapılıyor. Bu dengeyi değiştirebilmek
adına Rus ve Alman turistlere verilen her
şey dahil konseptli bedava tatil mantığından
çıkabilirsek ve bir eşitlik kurabilirsek emin
olun daha çok kazanacaksınız.
Yerli turiste bakılarak yapılan yabancıların
yol açtığı kayıpların finansörü yorumlarını ve
mantığını haklı buluyorum. Bu sene savaş
etkileri bu şekilde devam ederse elimizde
maalesef yerli turistten başkası kalmayacak.
Bu işletmeler kendisine çeki düzen verip
acilen yerli turiste göre fiyat ve kampanya
belirlemek zorundalar. Lütfen bunu yaparken
elinizin izanı olsun. Ne versek geliyorlar
mantığından çıkıp yabancılara verilen
ucuzlukta kampanyalar bekliyoruz. Bunları
acilen bekliyoruz… Herkes tam tatil planı
havasındayken bu sefer kimseyi Yunanistan
veya diğer Akdeniz ülkelerine kaptırmayalım.
Çünkü ben kötümser biri olarak bu savaşın
bu yaz bitmeyeceğini düşünenlerdenim.
Madem bitmeyecek biz de ya da bitmeme
ihtimali var biz de ona göre plan yapalım…
Biterse ne ala…
Hayat bazı şeyleri anlatmak için birden fazla
ders gönderir… Anlamadıkça daha fazla ders
alırsınız… Dersler açık olmak zorunda değil
ama mesajı gayet net. Güçlü bir iç ekonomik
dinamiğine ihtiyacımız var. Güçlü bir sosyal
yaşam, ekonomi, üretim ve hizmet dengesine
ihtiyacımız var… Turizm de bundan muaf
değil…
Herkese hayal ettiği bir sezon dilerim.
42
hotel restaurant
& hi-tech
gündem etkinlik
I-MICE FAM Trip’iyle 80 Acente Kuzey Kıbrıs
Tanıtımında Buluştu
MICE turizmi alanında yeni iş birliklerini geliştirmek ve destinasyonun potansiyelini Türkiye MICE
acentelerine yerinde tanıtmak amacıyla Dream of Cyprus, Dreamers ve I-MICE Derneği iş birliğiyle
Kuzey Kıbrıs’ta özel bir FAM Trip organizasyonu gerçekleştirildi.
9
–12 Mart 2026 tarihleri arasında
düzenlenen FAM Trip programı
kapsamında katılımcılara adanın tarihi
ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri ve
turizm altyapısı tanıtıldı. Program boyunca
acenteler yalnızca bilinen destinasyonları
değil, aynı zamanda adada keşfedilebilecek
farklı rotaları ve yakında hizmete girecek
yeni turizm yatırımlarını da yerinde
inceleme fırsatı buldu. Organizasyonun
açılış toplantısı Acapulco Resort Convention
& Spa Hotel’de ve 80 MICE Acentesinin
katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantıya sektör
temsilcileri ve turizm paydaşlarının yanı sıra
önemli isimler de katıldı.
Etkinlikte konuşan Dream of Cyprus adına
Burak Taşkent, Kuzey Kıbrıs’ın güçlü
konaklama altyapısı ve gelişen turizm
yatırımlarıyla MICE organizasyonları için
büyük bir potansiyele sahip olduğunu
vurgulayarak, acentelerle kurulan iş
birliklerinin destinasyonun tanıtımında
önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Özmen: “İş birliğimiz güçlenerek devam
edecek”
I-MICE Derneği Başkanı Işıl Özmen
konuşmasında derneğin kuruluş süreci
ve faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgi
verdi. Aynı zamanda I-MICE derneğinin
10. Yılını kutladıkları bu yıl ilk famtrip
organizasyonunu kurumsal üyesi Dreamers
ailesi ile birlikte yapmanın da haklı
gururunu yaşadıklarını belirtti. Özmen,
derneğin MICE sektöründe faaliyet gösteren
profesyonelleri bir araya getirerek sektörde
iş birliğini daha da güçlendirmeye devam
edeceklerini belirtti.
KITSAB adına toplantıya katılan Asbaşkan
Doğan Yalkı da konuşmasında Kuzey Kıbrıs
turizminin gelişim süreci ve özellikle MICE
turizminin destinasyon için taşıdığı stratejik
öneme değindi. Acapulco Resort Convention
& Spa Hotel Genel Müdürü Özer Özbilen de
otelin son yıllarda gerçekleştirdiği yenilikçi
yatırımlar hakkında bilgi verdi.
Özellikle kongre ve büyük ölçekli
organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek
modern convention center altyapısına dikkat
çeken Özbilen, tesisin sürekli yenilenen
hizmet anlayışı ve geliştirdiği yeni projelerle
Kuzey Kıbrıs’ın MICE turizminde önemli bir
merkez olmaya devam ettiğini ifade etti.
Toplantının K.K.T.C. turizmine ayrılan
soru-cevap bölümünde, I-MICE Derneği 2.
Başkanı M.Ali Kanji’nin moderatörlüğünde
Türkiye’den gelen MICE acentelerinin
beklenti ve talepleri interaktif biçimde ele
alınarak son derece verimli geri bildirimler
elde edildi.
Gerçekleştirilen FAM Trip programı,
Kuzey Kıbrıs’ın MICE turizmindeki güçlü
potansiyelini Türkiye pazarına daha
yakından tanıtma fırsatı sunarken, sektör
profesyonelleri arasında yeni iş birliklerinin
temellerinin atılmasına da katkı sağladı.
Kurulan bu güçlü bağların önümüzdeki
dönemde adaya gerçekleştirilecek ulusal
ve uluslararası organizasyonlara önemli bir
ivme kazandırması bekleniyor.
Nuova Simonelli Türkiye Distribütörü
SORCAN Teknik Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.
Showroom: Sultan Selim Cad. Turan Sok. No: 21/A
Kağıthane-İstanbul Tel: +90 (212) 269 18 00
www.tecnocoffeeshop.com / info@tecnocoffee.com.tr
44
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
2025 Kültür ve Festivallerin
Yılı Oldu
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2025 yılında Türkiye genelinde hayata geçirilen festival
programlarının, kültür ve sanatı yıl boyunca toplumun her kesimiyle buluşturan kapsamlı ve güçlü bir
tablo ortaya koyduğunu açıkladı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet
Nuri Ersoy, Yaşayan Miras ve
Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü
koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla,
festivallerin yıl geneline yayılan bütüncül bir
anlayışla planlandığını ve Türkiye’nin dört bir
yanında kesintisiz bir kültür-sanat hareketliliği
oluşturulduğunu belirtti.
Küresel ölçekte bir kültür seferberliği
Bu kapsamda, yıl boyunca gerçekleştirilen
Türkiye Kültür Yolu Festivali, ulaştığı ölçek
ve yaygınlıkla öne çıktı. Festival; 20 şehirde,
1.000’in üzerinde etkinlik noktasında, 50
bini aşkın sanatçının katılımıyla toplam
9.600’ün üzerinde etkinliğe ev sahipliği
yaptı. Konserlerden sergilere, tiyatrodan
söyleşilere uzanan binlerce etkinlik; şehirlerin
meydanlarını, tarihî mekânlarını ve kültür
alanlarını sanatla buluşturdu. Ortaya konan bu
tabloyla Türkiye Kültür Yolu Festivali, ulaştığı
kapsam itibarıyla dünyanın en büyük kültürsanat
seferberliklerinden biri haline geldi.
Yaşayan Miras Şölenleri
2025 kültür takviminin bir diğer önemli
ayağını Yaşayan Miras Şölenleri oluşturdu.
Edirne’den Kars’a uzanan geniş bir coğrafyada
düzenlenen şölenlerde, 122 geleneksel
sanat dalında 1.100’ü aşkın usta ve sanatkâr
katılımcılarla buluştu. Uygulamalı atölyeler,
sergiler, geleneksel tiyatro gösterileri ve
konserlerle yüz binlerce kişiye ulaşılarak
somut olmayan kültürel mirasın kuşaklar
arası aktarımına güçlü katkı sağlandı.
Yerelden yükselen kültür buluşmaları
Yerel kültürleri ve geleneksel değerleri
odağına alan Bir Anadolu Şenliği, 2025 yılı
içerisinde beş şehirde hayata geçirildi. Konser,
tiyatro, sinema ve çocuk etkinliklerinden
oluşan program kapsamında 791 etkinlik
gerçekleştirildi; şenlikler yaklaşık 900 bin
katılımcıya ulaştı. Şehir merkezlerinden
ilçelere uzanan etkinliklerle kültür ve sanat,
daha geniş kitlelerle buluşturuldu.
Kültür hamlesi güçlenerek sürecek
Bakan Ersoy, değerlendirmesinin sonunda
2026 yılına ilişkin güçlü mesajlar vererek,
“Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel
Müdürlüğü çatısı altında yürüttüğümüz bu
büyük kültür hamlesini 2026 yılında daha
geniş bir coğrafyada, daha güçlü içeriklerle
sürdürmeye hazırlanıyoruz. Kültür ve sanatı
yılın belirli dönemlerine değil, hayatın
tamamına yayan bu yaklaşımı kalıcı hale
getirmekte kararlıyız. Türkiye, önümüzdeki
dönemde de kültür politikalarıyla hem kendi
toplumuna hem dünyaya söz söylemeye
devam edecek” ifadelerini kullandı.
SSerra Serres
@rinartporcelain
info@rinart.com.tr
46
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
YEPUD Başkanı Tülay Akın’dan Sektöre
Dayanışma Çağrısı
Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği (YEPUD) üyeleri, 6–8 Mart 2026 tarihleri arasında
Vonresort Abant Hotel & Spa ev sahipliğinde düzenlenen özel bir organizasyonda bir araya geldi.
YEPUD Başkanı Tülay Akın, Türkiye’nin zor dönemlerinde sektörün birbirine destek olmasının
önemine dikkat çekti.
Abant’ta gerçekleştirilen etkinlikte;
sektör profesyonelleri B2B toplantıları,
üye tanışma ve kaynaşma etkinlikleri
ile hem iş birliklerini geliştirme hem de
güçlü bir iletişim ağı oluşturma fırsatı
buldu. Program boyunca gerçekleştirilen
görüşmeler, sektör içindeki yeni iş
birliklerine zemin hazırlarken, katılımcılar
arasında dayanışma ve paylaşım kültürünü
de güçlendirdi.
YEPUD üyeleri, yoğun iş temposundan
uzaklaşarak aynı zamanda sosyal ve samimi
bir ortamda bir araya gelme imkânı buldu.
Etkinlik süresince yapılan görüşmeler ve
paylaşımlar, sektörün gelişimine katkı
sağlayacak yeni fikirlerin ortaya çıkmasına
da olanak tanıdı.
Akın: “Sektör olarak zor günlerde
birbirimizin yanında olmalıyız”
YEPUD Yönetim Kurulu Başkanı Tülay Akın
bu tür buluşmaların üyeler arasındaki
bağı güçlendirdiğini ve sektörel sinerjiyi
artırdığını belirterek, “Ülkemizde meydana
gelen olağanüstü durumlarda en çok
etkilenen sektör olarak, son dönemde
yaşanan savaş nedeniyle sektörümüzün
birbirine daha fazla destek vermesi
gerekiyor.” dedi. Akın, konuşmasında
organizasyona ev sahipliği yapan Vonresort
Abant & Spa yönetimine ve ekibine nazik
misafirperverlikleri için teşekkür etti.
YEPUD, üyeleri arasında iş birliğini
güçlendiren, sektörel gelişimi destekleyen
ve profesyonel dayanışmayı artıran
etkinliklerini önümüzdeki dönemde de
sürdürmeye devam edecek.
48
hotel restaurant
& hi-tech
gündem
Bakanlık Belek’te Turizm Altyapısını
Güçlendirme Kararı Aldı
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Belek’te turizm altyapısını güçlendirmeye yönelik
kritik adımların ele alındığı BETUYAB toplantısında; Acısu Deresi’ndeki uygunsuz yapıların
kaldırılacağını, dere ekosistemini koruyacak çevre düzenlemelerinin hayata geçirileceğini ve
arıtma tesisinin iyileştirilmesi ile TOKİ altyapı sorunlarının kurumlar arası iş birliğiyle çözüme
kavuşturulacağını açıkladı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri
Ersoy, Antalya programı kapsamında
Belek Turizm Yatırımcıları Birliği Başkanı
Ali Özdoğan ve Yönetim Kurulu Üyeleriyle,
BETUYAB’ta değerlendirme toplantısı
gerçekleştirdi. Toplantıya, Antalya Valisi
Hulusi Şahin, Serik Kaymakamı Cemal Şahin,
DSİ 13. Bölge Müdürü Özhan Erdanışman, İl
Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail
Öntaş, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay,
TURAŞ Genel Müdürü Mustafa Engin Akkaya
katıldı.
Belek Turizm Yatırımcıları Birliği'nde basına
kapalı olarak gerçekleştirilen toplantıda
bölgenin turizm altyapısını ve çevre
ekosistemini güçlendirmeye yönelik başlıklar
ele alındı. Belek’in çevresel sürdürülebilirliğini
artıracak ve turizm potansiyelini
destekleyecek projeler de masaya yatırıldı.
Uygunsuz yapılara müdahale
Kurumlar arası eşgüdümün artırılmasına
yönelik adımların görüşüldüğü toplantıda
değerlendirmelerde bulunan Ersoy, Acısu
Deresi çevresinde izinsiz şekilde inşa edilen
ve çevre ile görüntü kirliliğine neden olan
köprülerin yeniden düzenlenecek imar
planına uygun ve daha işlevsel yapılarla
yenilenmesinin planlandığını söyledi.
Bölgede dere yatağına müdahale eden
unsurların kaldırılmasıyla hem çevresel
hem de turistik kaliteyi yükseltmeye yönelik
bir çerçeve çizildiğini belirten Ersoy, Acısu
Deresi’nin denize kavuştuğu noktada dereyi
atıklarla kirleten ve uygunsuz konumunda
bulunan yapı ile barınakların yetkili idare
tarafından ivedilikle kaldırılmasının
kararlaştırıldığını ifade etti. Ersoy, bu adımın
çevre sorunlarının azaltılması ve dere
ekosisteminin korunması açısından kritik
olduğunu vurguladı.
TOKİ bölgesi ve arıtma tesisleri gündemde
Belek’te Yukarıkocayatak mevkisinde
inşa edilen TOKİ konutlarının altyapı ve
kanalizasyon sorunlarının çözümü için İller
Bankası’nın desteğiyle ASAT tarafından
yürütülecek çalışmaların hızlandırılması
yönünde adımlar atıldığını dile getiren Ersoy,
böylece müzminleşen sorunun çözüme
kavuşacağının müjdesini verdi.
Serik bölgesinde Bakanlık tarafından inşa
edilen iki arıtma tesisinin daha verimli
kullanılabilmesi amacıyla DSİ, ASAT ve
Antalya Valiliği iş birliğiyle altyapı, kanal ve
drenaj sistemlerinde iyileştirmeye gidilmesinin
kararlaştırıldığını sözlerine ekleyen Ersoy,
yoğun turizm sezonuna yetiştirilmesi
hedeflenen bu iyileştirme çalışmalarıyla Acısu
Deresi’nde yaşanan çevre sorunlarına kalıcı
bir müdahale planlandığı belirtti. Toplantı
kapsamında yapılan değerlendirmelerin,
Belek’te turizm altyapısının güçlendirilmesi
ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması
açısından yeni bir yol haritası oluşturması
bekleniyor.
50
hotel restaurant
& hi-tech
gündem fuar
Bu Yıl 60. Yaşını Kutlayan
ITB Berlin 2027 Takvimini Açıkladı
Messe Berlin’de bu yıl 60. sını düzenleyen ITB Berlin 2026, 166 ülkeden 5 bin 601 katılımcı ve yaklaşık 97 bin
ziyaretçiyi buluşturdu. "60 Yıllık Mirasın Ardındaki Hikâyeleri Keşfedin" temasıyla düzenlenen fuarda 47 milyar
euroluk iş hacmi oluşurken, turizm sektörünün en büyük küresel buluşmalarından biri olan etkinliğin bir sonraki
tarihi 16–18 Mart 2027 olarak açıklandı.
Dünyanın önde gelen B2B seyahat fuarı ITB
Berlin, 3–5 Mart tarihleri arasında Messe
Berlin fuar alanında düzenledi. Bu yıl 60.
yaşını kutlayan organizasyon, birçok kaynak ve
destinasyon pazarından yaklaşık 97 bin katılımcıyı
bir araya getirdi. Orta Doğu’daki gergin
durumun bazı bölgelerde uçuşların azalmasına
yol açmasına rağmen fuar, uluslararası turizm
sektörü için güvenin, iş birliğinin ve yüz yüze
görüşmelerin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Tarihlerde yapılan bir defalık değişiklik nedeniyle
bir sonraki ITB Berlin’in 16–18 Mart 2027 tarihlerinde
gerçekleştirileceği açıklandı.
166 ülkeden 5 bin 601 katılımcı
Türkiye’nin goturkiye standıyla katılım sağladığı
fuara, 166 ülkeden toplam 5 bin 601 katılımcı
firma katıldı. Üç gün süren profesyonel ziyaretçi
günlerinde dünyanın dört bir yanından gelen
yaklaşık 97 bin ziyaretçi, fuarı iş görüşmeleri
yapmak, ağlarını genişletmek ve yeni iş birlikleri
kurmak için kullandı. Orta Doğu’daki çatışma
nedeniyle bazı durumlarda uçuş seçeneklerinin
sınırlı kalmasına rağmen ziyaretçi sayısı geçen
yılki seviyeye neredeyse eşit oldu.
Bu tablo, ITB Berlin’in özellikle zorlu dönemlerde
uluslararası turizm ticaretinin en önemli
buluşma noktalarından biri olmayı sürdürdüğünü
gösterdi. Aynı zamanda kişisel temasın, yüz yüze
görüşmelerin ve doğrudan diyaloğun sektör için
önemini bir kez daha ortaya koydu. Ziyaretçilerin
yüzde 96’sı yapılan görüşmelerin kalitesini
yüksek bulduğunu ve fuara yeniden katılmayı
planladığını belirtti.
Fuar sırasında 47 milyar euroluk iş hacmi
ITB Berlin’in en önemli özelliklerinden biri de
doğrudan iş bağlantıları kurulmasına imkân tanıyan
bir platform olması. Fuar sırasında 47 milyar
Euro değerinde anlaşma ve satın alma kararı
gerçekleştirildi. Bu rakam yalnızca fuar süresince
yapılan işlemleri kapsıyor ve fuarın sektör için
önemli bir iş platformu olduğunu ortaya koyuyor.
Messe Berlin CEO’su Dr. Mario Tobias, fuarın
önemine dikkat çekerek ITB Berlin’in yıldönümü
yılında da pazarları bir araya getirdiğini ve
özellikle Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler gibi
zorlu dönemlerde uluslararası diyalog ve iş birliği
için önemli bir platform sunduğunu ifade etti. Tobias,
fuarın sektörün bir aynası olarak bağlantılar
kurmak, fikir alışverişi yapmak ve iş geliştirmek
için güvenilir bir çerçeve sağladığını vurguladı.
ITB Berlin Convention’da sektörün geleceği ele
alındı
Fuar kapsamında düzenlenen ITB Berlin Convention,
dünyanın dört bir yanından gelen 24 binden
fazla ziyaretçiyi ağırladı. “Leading Tourism
into Balance” başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte
17 tema başlığında 200 oturum düzenlendi
ve 400’den fazla konuşmacı turizm sektörünün
güncel ve geleceğe yönelik konularını ele aldı.
Konferansta yapay zekâ, sürdürülebilir büyüme,
yeni pazar yapıları, sektörün krizlere karşı
dayanıklılığı ve şirketler ile destinasyonların
sorumlulukları gibi başlıklar öne çıktı. Jeopolitik
gerilimler, iklim riskleri ve ekonomik belirsizlikler
ise turizm sektörünün karşı karşıya olduğu
temel konular arasında gösterildi.
Sektörün gündeminde krizlere hazırlık ve
yapay zekâ var
Konferans tartışmalarında turizm sektörünün
giderek daha belirsiz hale gelen küresel ortamda
uyum ve yenilik arayışı içinde olduğu vurgulandı.
Krizlere hazırlık, dayanıklılık ve veri tabanlı erken
uyarı sistemleri sektörün gündeminde daha fazla
yer bulurken, yapay zekânın turizm alanında
önemli dönüşümler yarattığı ifade edildi.
Kişiselleştirilmiş seyahat deneyimleri ve ajan
tabanlı rezervasyon sistemleri bu dönüşümün
dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Bununla
birlikte premium ve kitle turizmi arasındaki
farkın büyümesi, aşırı turizm sorununa yönelik
yeni destinasyon yönetimi modelleri ve gezginlerle
iletişimde güven faktörünün artan önemi de
konferansta tartışılan konular arasında yer aldı.
Turizmin kriz dönemlerinde istikrar ve yeniden
inşa süreçlerinde rol oynayabileceği de vurgulanırken,
buna örnek olarak Ukrayna gösterildi.
Sürdürülebilir turizm için yeni iş birliği
ITB Berlin’de ayrıca sürdürülebilir turizmi
güçlendirmeye yönelik önemli bir iş birliği de
duyuruldu. Messe Berlin ile Green Destinations
– Good Travel Community arasında yapılan
stratejik anlaşma kapsamında sürdürülebilirlik
ilkelerinin ITB Berlin programlarına daha güçlü
şekilde entegre edilmesi, bilgi paylaşımının
artırılması ve destinasyonların sürdürülebilir turizm
stratejileri geliştirmesine destek verilmesi
hedefleniyor. İş birliğinin operasyonel tarafı Good
Travel Institute tarafından yürütülecek.
Sektör liderleri geleceğin turizmini tartıştı
Phocuswright ve ITB Berlin tarafından düzenlenen
Leadership Exchange etkinliği de sektör
liderlerini bir araya getirdi. Katılımcılar, 2046
yılında sektörde güvenin nasıl şekilleneceği,
yapay zekâ çağında değerin nerede yaratılacağı,
seyahatin bir hak mı yoksa ayrıcalık mı olduğu ve
sektörün konsolidasyon mu yoksa parçalanma
mı yaşayacağı gibi konular üzerine görüş alışverişinde
bulundu. Çalışma gruplarında sektörün
fırsatları, riskleri, karşı karşıya olduğu zorluklar
ve önümüzdeki üç yılın öncelikleri ele alındı.
Etkinliğin sonuçlarının özetinin Mart ayı sonunda
yayımlanması bekleniyor.
Ev sahibi ülke Angola
ITB Berlin 2026’nın ev sahibi ülkesi Angola oldu.
“The Rhythm of Life” sloganıyla fuarda yer alan
Angola, Kalandula Şelaleleri, Atlantik kıyıları ve
zengin müzik ile dans kültürü gibi doğal ve kültürel
değerlerini tanıttı. Ülke ayrıca sürdürülebilir
turizm, yerel toplulukların güçlendirilmesi ve
uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi konularında
mesajlar verdi.
Turizmin geleceği bakanlar zirvesinde tartışıldı
Fuar kapsamında CityCube Berlin’de düzenlenen
UN Ministers’ Summit toplantısında yaklaşık 20
turizm bakanı bir araya geldi. Toplantıda sürdürülebilir
büyüme, yönetişim, beceri geliştirme ve
sosyal sorumluluk konuları ele alındı. Toplantıda
turizmin yalnızca ekonomik bir sektör olmadığı,
aynı zamanda kültürleri birleştiren, uluslararası
diyaloğu güçlendiren ve kriz dönemlerinde istikrara
katkı sağlayan bir alan olduğu vurgulandı.
2027 ev sahibi Maldivler olacak
ITB Berlin 2026’da yapılan anlaşmayla 2027
yılının ev sahibi ülkesinin Maldivler olacağı
açıklandı. Tanıtım kampanyasında lüks ve butik
resortlar, dalış ve su sporları, wellness turizmi,
kültürel deneyimler ve sürdürülebilir seyahat
seçenekleri öne çıkarılacak. Kampanyanın ayrıca
deniz ekosistemlerinin korunması ve yerel toplulukların
desteklenmesine odaklanacağı belirtildi.
Bir defaya mahsus tarih değişikliğiyle ITB Berlin
2027’nin 16–18 Mart 2027 tarihlerinde gerçekleştirileceği
duyuruldu. Bu değişikliğin Ramazan
Bayramı’nı kutlayan Müslüman katılımcıların
fuara daha rahat katılabilmesi için yapıldığı ifade
edildi.
Gözler şimdi ITB China’da
ITB Berlin sona ererken turizm sektörünün
gündemi şimdi Asya’ya yönelmiş durumda. ITB
China, 26–28 Mayıs 2026 tarihlerinde Shanghai
World Expo Exhibition & Convention Centre’da
düzenlenecek ve uluslararası turizm tedarikçilerini
Çinli alıcılarla bir araya getirecek.
52
hotel restaurant
& hi-tech
gündem etkinlik
Coral Travel Ödüllerinde İlk Üç Türkiye’den
Coral Travel tarafından her yıl geleneksel olarak verilen “Starway World Best Hotels” ödülleri sahiplerini buldu.
Müşteri memnuniyeti anketleri sonuçlarına göre belirlenen listede ilk üç sıraya Türkiye’den üç otel yerleşti.
Ödüller dört kategoride dağıtıldı
Konuşmaların ardından “Coral Travel
Starway World Best Hotels 2025”
ödül törenine geçildi. Törende, 25
destinasyondaki 6.611 otelden elde edilen
müşteri memnuniyeti verileri kapsamlı
bir istatistiksel analizden geçirildi. Çıkan
sonuçlara göre; en yüksek memnuniyet
skoruna ulaşan ilk 100 otelin yanı sıra çocuk
ve aile dostu kategorisinde ilk 25 otel, çevre
dostu kategorisinde ilk 20 otel ile yetişkin
kategorisindeki ilk 10 otel ödüllendirildi.
Coral Travel Starway World Best
Hotels 2025 Ödül Töreni, 3 Mart’ta
Berlin Axica Kongre Merkezi’nde
gerçekleşti. Törende müşteri memnuniyeti
anketleri doğrultusunda dünyanın dört bir
yanından sıralamaya giren otellere dört
ayrı kategoride ödülleri verildi. Törende Top
100 World Best Hotels kategorisinde tüm
kriterlerde en yüksek puan alan dünyanın
en iyi otelleri ödüllendirilirken, çocuklar ve
aileler için en iyi aktivitelere sahip “Çocuk
ve Aile Dostu Oteller” ile fiziksel alanları
ve çevre dostu uygulamalarıyla doğayı
korumaya yönelik yüksek çaba harcayan
“Çevre Dostu Oteller” ödüllerini aldı. Bu yıl
ilk kez ‘Yetişkin Oteller’ kategorisinde en iyi
10 otel de ödüllendirildi.
Törene; World Travel & Tourism Council
(WTTC) Başkanı ve CEO’su Sayın Gloria
Guevara ile Alman Turizm Endüstrisi
Federal Birliği (BTW) Başkanı Sayın Sören
Hartmann da katılarak turizm endüstrisinin
geleceğine ilişkin değerlendirmelerde
bulundu.
Guevara: "Mükemmeliyetle birlikte
liderliği de onurlandırıyoruz"
WTTC Başkanı ve CEO’su Gloria Guevara,
Coral Travel Starway World Best Hotels
Ödülleri’nin yalnızca mükemmeliyeti değil,
liderliği de onurlandırdığını belirterek
sektörün küresel ölçekteki etkisine dikkat
çekti. Konuşmasında, “Seyahat ve turizm
sektörü küresel ekonomiye 11,7 trilyon
dolar katkı sağlıyor ve dünya genelinde
371 milyon kişiye istihdam sunuyor. Talep
arttıkça sorumluluğumuz da artıyor; insan
kaynağına yatırım yapmak, sürdürülebilirliği
varsayılan tercih haline getirmek ve
teknolojiyi hem verimliliği hem de misafir
deneyimini güçlendirmek için kullanmak
zorundayız” ifadelerini kullanan Guevara,
bu yıl ödül alan otellerin ortaya koyduğu
liderliğin küresel turizm ekosisteminde
standartların yükselmesine katkı sağladığını
da sözlerine ekledi.
Hartman: "Bölgedeki dönüşüm sektöre
yeni fırsatlar sunuyor"
BTW Başkanı Sören Hartmann ise,
Almanca konuşulan pazarlarda ekonomik
ve jeopolitik gelişmeler ile dijitalleşmenin
seyahat alışkanlıkları üzerindeki etkilerine
değinerek, bölgedeki dönüşümün sektör
açısından yeni fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Dijital dönüşüme büyük destek
Törende konuşan Coral Travel Group’un
Orta Avrupa (Almanya, Avusturya, İsviçre)
bölgesinden sorumlu Başkan Yardımcısı
Koray Çavdır, grubun dijital dönüşümü
stratejik öncelik olarak konumlandırdığını
belirtti. “Yapay zeka uygulamalarından
robotik çözümlere, süreçlerin uçtan uca
otomasyonuna kadar birçok alanda IT
ekiplerimiz önemli çalışmalar yürütüyor.
Önümüzdeki iki yıl içinde bu yatırımların
etkisini daha güçlü şekilde göreceğiz” diyen
Çavdır, ODEON Tours’un Türkiye ve yurt
dışındaki 22 ofisinin Bureau Veritas Kalite
Sertifikasyonuna sahip olduğunu ve bu
belgelerin uluslararası kalite standartlarına
uyum konusundaki kararlılığı ortaya
koyduğunu ifade etti. DACH bölgesindeki
performansa da değinen Çavdır, son iki yılda
yolcu sayısında yüzde 70’in üzerinde artış
sağladıklarını ve Orta Avrupa’nın stratejik
büyüme bölgelerinden biri olmaya devam
ettiğini vurguladı.
34 yılda 39 milyonu aşkın misafir
Törende konuşma yapan Coral Travel Group
Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bektaş
1992 yılında başlayan uzun yolculukta 39
milyondan fazla misafire hizmet verdiklerini
belirtti. Bektaş, “Tur operatörlüğünden
konaklamaya, destinasyon hizmetlerinden
havacılığa, bilgi teknolojilerinden güvenliğe
kadar turizm endüstrisinin tüm temel
alanlarında entegre bir yapı ile faaliyet
gösteriyoruz. Bugün 21 ülkede, 37 şirketimiz
ve 6 binden fazla çalışanımızla yılda yaklaşık
3,81 milyon turiste ulaşıyoruz” dedi.
Top 100 World Best Hotels
Top 100 World Best Hotels kategorisinde ilk
üç otel Türkiye’den çıktı. Birinciliği Gloria
Serenity Resort aldı. Maxx Royal Kemer
Resort ikincilik ödülü alırken üçüncülük ise
Blue Waters Club’ın oldu. İlk 100’e giren
otellerin 56’sı Türkiye’den, 14’ü Mısır’dan,
10’u Yunanistan’dan, 6’sı İspanya’dan,
6’sı Birleşik Arap Emirlikleri’nden,
3‘ü Tayland’dan, 2’si Tunus’tan, 2’si
Maldivler’den ve 1’i Vietnam’dan çıktı.
Çocuk ve aile dostu oteller
Çocuklar ve aileler için en iyi aktivitelere
sahip “Çocuk ve Aile Dostu Oteller”
kategorisinde birinciliği Blue Waters Club
aldı. Mısır’dan Picakalbatros White Beach
ikinci sırayı alırken Maxx Royal Belek Golf
Resort üçüncü sırada yer buldu.
Çevre dostu oteller
Fiziksel alanları ve çevre dostu
uygulamalarıyla doğayı korumaya
yönelik yüksek çaba harcayan otellerin
ödüllendirildiği Çevre Dostu Oteller
kategorisinde birinci Maxx Royal Kemer
Resort oldu. Gloria Serenity Resort ikinci,
Akra Kemer üçüncü sırada yer aldı.
Yetişkin oteller
Bu yıl ödül programına yeni eklenen
‘Yetişkin Oteller’ kategorisinde ödül alan 10
otelden ilk sıra Mısır, ikinci ve üçüncü sıra
ise Türkiye’deki otellerin oldu. Rixos Sharm
El Sheikh birinci, Trendy Palm Beach ikinci,
Balmy Beach Resort Kemer ise üçüncülük
ödüllerini aldı.
2025’te 3,81 milyon turiste hizmet
Geçen yıl Türkiye’de 1,7 milyonun üzerinde
misafire hizmet sunan Coral Travel Group
Avrupa’da 2,4 milyon turiste ulaşırken,
dünya genelinde ise 3,81 milyonun üzerinde
misafire hizmet vererek güçlü büyümesini
sürdürdü. 40 ülkedeki 90 destinasyonda
operasyonlarını sürdüren Coral Travel
Group 2026 yılında hizmet verilen turist
sayısını yüzde 11 artışla 4.23 milyonun
üzerine taşımayı hedefliyor.
Grubun 2026 Yılı Kapasite Planlaması
Şu Şekilde:
Türkiye: 1,9 milyon
Mısır: 1 milyon
Yunanistan: 199 bin
Birleşik Arap Emirlikleri: 196 bin
İspanya: 173 bin
Tunus: 84 bin
Tayland: 65 bin
dosya / ITB Berlin 2026 özel
ITB BERLİN 2026
Sektör Değerlendirmeleri
Turizmin Geleceğine
Dair Ne Tür
Sinyaller Verdi?
Haber: Hatice Ünal Bilen
Dünyanın en büyük turizm buluşmalarından biri olan ITB Berlin
2026, bu yıl 60. yılını geride bırakırken, ortaya koyduğu yönelimlerle
sektörün geleceğine ışık tutu. 3-5 Mart tarihleri arasında Messe
Berlin’de düzenlenen fuar, salt rakamsal büyüklüğüyle değil, turizmin
önümüzdeki dönemde izleyeceği rotaya dair verdiği mesajlarıyla da
dikkat çekti.
166 ülkeden 5 bini aşkın katılımcıyı ve yaklaşık 97 bin profesyonel
ziyaretçiyi bir araya getiren fuar; yapay zekâdan sürdürülebilirliğe,
kriz yönetiminden yeni pazar dinamiklerine kadar geniş bir
yelpazede turizmin dönüşümünü tartışmaya açarken, 47 milyar
euroluk iş hacmiyle küresel turizm ekonomisinin en güçlü ticaret
platformlarından biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Fuara Türkiye’den katılan sektör temsilcilerinin değerlendirmeleri
ise özellikle Alman pazarı odağında dikkat çekici ortaklıklar ortaya
koydu. Termal sağlık ve wellness konseptlerinden kültür turizmine,
cruise deneyimlerinden üst segment lüks konaklamaya, destinasyon
çeşitliliğinden teknoloji ve yapay zekâ destekli çözümlere kadar uzanan
geniş bir perspektifte yapılan açıklamalar; Alman pazarında talebin
deneyim, kalite ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini gösterdi.
Oteller ve turizm grupları, yalnızca ürünlerini tanıtmakla kalmayıp
aynı zamanda yeni iş birlikleri, dağıtım kanalları ve uzun vadeli pazar
stratejileri geliştirme yönünde önemli temaslar kurarken; kültür turları,
grup organizasyonları ve niş segmentlerin öne çıkması, Türkiye’nin
alternatif ve çok yönlü bir destinasyon olarak konumunu güçlendirdi.
Öte yandan fuar kapsamında öne çıkan bir diğer ortak tema ise,
değişen küresel koşulların sektöre etkisi oldu. Jeopolitik belirsizlikler
ve bölgesel riskler kısa vadede talep üzerinde dalgalanmalara yol
açsa da, Türkiye’nin güçlü turizm altyapısı, destinasyon çeşitliliği ve
rekabetçi hizmet anlayışı sayesinde Alman pazarında güvenilir bir
alternatif olarak öne çıkmaya devam ettiği vurgulandı. Bununla birlikte
sürdürülebilir turizm, veri temelli karar alma, yapay zekâ destekli
operasyonlar ve kişiselleştirilmiş seyahat deneyimleri, sektörün hem
bugünkü hem de gelecekteki yönünü belirleyen başlıklar olarak öne
çıktı.
Hotel & Restaurant hi-tech olarak yerinde takip ettiğimiz ITB
Berlin 2026’da, fuarın sunduğu bu çok katmanlı gündemi sektör
temsilcilerinin doğrudan değerlendirmeleriyle birlikte ele aldık. Dosya
konumuz çerçevesinde, turizm sektörünün önde gelen isimlerinin
Alman pazarı, yatırım eğilimleri, yeni iş birlikleri ve geleceğe yönelik
öngörülerine dair görüşlerini bulabilirsiniz.
Yunus Özdemir: “Gloria Hotels & Resorts’ü
Rafine Tatil Deneyimiyle Tanıttık”
Özaltın Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yunus Özdemir, Gloria
Hotels & Resorts’ün ITB Berlin 2026 kapsamında Alman pazarına rafine ve
üst segment bir tatil deneyimiyle tanıtıldığını belirterek, lüks konaklama, villa
seçenekleri ve golf turizmine yönelik entegre hizmetlerin ziyaretçilerden yoğun
ilgi gördüğünü ifade etti.
Yunus Özdemir, ITB Berlin kapsamında
Gloria Hotels & Resorts’ün Alman
pazarındaki tanıtım faaliyetlerini
değerlendirirken, ”Fuar, dünya turizm
endüstrisinin en etkili ve en köklü
platformlarından biri olarak, küresel seyahat
sektörünün yönünü belirleyen stratejik bir
buluşma noktası olmayı sürdürüyor. 2026
yılında 60. yılını kutlayan fuar, 160’tan fazla
ülkeden binlerce katılımcıyı bir araya getirerek
turizmin ekonomik olduğu kadar kültürel
etkileşim açısından da ne kadar güçlü bir
alan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye’nin fuarda güçlü bir katılımla yer
alması ise destinasyonumuzun uluslararası
pazardaki rekabet gücünü net biçimde
gösterdi. Bu kapsamda Gloria Hotels &
Resorts’ü Alman pazarına, üst segment
konaklama anlayışını temsil eden bütüncül
ve rafine bir tatil deneyimiyle tanıttık. Lüks
resort yaşamı, seçkin villa alternatifleri, dünya
standartlarındaki golf altyapısı ve yüksek
düzeyde kişiselleştirilmiş hizmet yaklaşımı
sunumumuzun temelini oluşturdu. Güneş
ve deniz tatilinin ötesine geçen; mahremiyet,
konfor ve ayrıcalık odaklı deneyimler özellikle
yoğun ilgi gördü. Villa konaklama konseptimiz,
golf turizmine yönelik entegre olanaklarımız
ve uzun süreli konaklamalara uygun premium
hizmet kurgumuz Alman pazarından güçlü
geri dönüşler aldı. Günümüzde giderek
güçlenen ‘daha az seyahat, daha yüksek
kalite’ eğiliminin, sunduğumuz ürünlerle
yüksek düzeyde örtüştüğünü net biçimde
gözlemledik.” ifadelerine yer verdi.
“2026 sezonu güçlü bir talep potansiyeline
işaret ediyor”
Özdemir, fuar süresince Alman ve Avrupa tur
operatörleriyle gerçekleştirilen görüşmelerin
verimliliğine dair görüşlerini paylaşan
Özdemir, “Fuar süresince Avrupa’nın
önde gelen tur operatörleri, acenteleri ve
havayolu temsilcileriyle gerçekleştirdiğimiz
görüşmeler son derece verimli geçti.
Gloria Hotels & Resorts adına yaptığımız
temaslarda, başta Jet2 Holidays ve
Bentour olmak üzere kilit iş ortaklarımızla
yürütülen görüşmelerin 2026 sezonu için
oldukça güçlü bir talep potansiyeline işaret
ettiğini memnuniyetle gördük. Özellikle
Almanya ve İngiltere pazarlarında talep
ivmesinin yüksek seyretmesi, tesislerimize
yönelik yüksek misafir memnuniyetinin ve
uyguladığımız stratejik erken rezervasyon
yaklaşımının somut bir sonucu olarak öne
çıkıyor. Bentour ile yapılan görüşmelerde
satış performansımızın beklentilerin
üzerinde seyretmesi ve önümüzdeki yıl
için rekor düzeyde talep öngörülmesi,
pazardaki konumumuzu teyit eden önemli
göstergelerden biri oldu. Bunun yanı sıra
SunExpress ile planlanan uluslararası
golf turnuvası ve Avrupa genelinde hayata
geçirilecek workshop programları,
markamızın global ölçekte görünürlüğünü
artıracak stratejik adımlar arasında
yer alıyor. Ayrıca Almanya genelinde
düzenlenecek seyahat fuarları ve roadshow
organizasyonlarına katılım yönünde yapılan
temaslar, yıl boyunca pazardaki varlığımızı
güçlendirecek yeni tanıtım ve satış kanalları
açısından önemli fırsatlar sunmaktadır.” diye
konuştu.
“Erken rezervasyon stratejilerimiz olumlu
sonuçlar veriyor”
Özdemir, ITB Berlin’in Alman pazarındaki
görünürlüğe ve satış potansiyeline etkisini
değerlendirirken, “ITB Berlin’in ulaştığı
küresel ölçek ve sektör üzerindeki belirleyici
etkisi, fuarı yalnızca bir tanıtım alanı değil,
aynı zamanda geleceğe yönelik stratejilerin
şekillendiği bir platform haline getiriyor.
On yıllar içinde küçük bir organizasyondan
dünya çapında bir buluşma noktasına
dönüşmesi, turizmin uluslararası iş birliği ve
sürdürülebilir büyüme açısından ne kadar
kritik bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor.
Bu çerçevede ITB Berlin 2026, Gloria Hotels
& Resorts’ün Alman pazarındaki güçlü
konumunu pekiştiren ve gelecek dönem
hedeflerimize yön veren son derece verimli
bir organizasyon oldu. Fuar süresince
elde ettiğimiz geri bildirimler, markamıza
yönelik talebin yüksek seviyede devam
ettiğini ve erken rezervasyon stratejilerimizin
olumlu sonuçlar verdiğini açık biçimde
göstermektedir. Premium deneyim arayışının
güçlenmesi, konaklama sürelerinin uzaması
ve yüksek kalite beklentisinin artması,
tesislerimizin sunduğu ürünlerle güçlü
bir uyum içindedir. Bu durum yalnızca yaz
sezonu için değil, sezon dışı dönemlerde de
sürdürülebilir talep oluşturma potansiyeline
işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde
Alman pazarındaki görünürlüğümüzü
daha da artırmayı, stratejik iş birliklerimizi
derinleştirmeyi ve üst segment konumumuzu
güçlendirerek satış hacmimizi dengeli biçimde
büyütmeyi hedefliyoruz. ITB Berlin’in, mevcut
ilişkileri güçlendiren ve yeni fırsatları somut iş
sonuçlarına dönüştüren küresel bir platform
olarak bu hedeflerimize önemli katkılar
sağlamaya devam edeceğine inanıyoruz.”
açıklamalarında bulundu.
Aslı Polat: “Almanya Pazar
Haritamızdaki Stratejik Önemini
Koruyacak”
World of Sunrise Hotels (Starlight Resort Hotel & Sunrise Resort Hotel) Satış
Pazarlama Direktör Yardımcısı Aslı Polat, ITB Berlin 2026 sonrasında fuar
sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yenilenen hizmet anlayışları ve
misafir deneyimine odaklanan konseptleriyle dikkat çektiklerini ifade etti.
Aslı Polat, “Turizm sektörünün en önemli
uluslararası buluşmalarından biri
olan ITB Berlin kapsamında otelimizi
Alman pazarına, yenilenen alanlarımızı
ve misafir deneyimini odağa alan hizmet
anlayışımızla geliştirdiğimiz konseptimizi
tanıttık. Özellikle sürdürülebilir turizm
yaklaşımımız, gastronomi deneyimlerimiz,
aile odaklı hizmetlerimiz ve kişiselleştirilmiş
tatil seçeneklerimiz ön plana çıktı. Fuar
ziyaretçilerinin en fazla ilgisini çeken
başlıkların başında 6000 metrekarelik
Thalsso & SPA alanımızda sunduğumuz
masaj ve diğer uygulamalarımız, çocuklu
ailelere yönelik aktivitelerimiz, 2026 konser
planlamalarımız ve gastronomi alanındaki
tematik restoran deneyimlerimiz yer aldı.
Bunun yanında, Starlight Resort Hotel ve
Sunrise Resort Hotel misafirlerimizin her iki
otelimizin ayrıcalıklarını kullanabilmeleri,
tek fiyata iki otel ayrıcalığı yaşayabilmeleri
de Alman ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi
gördü.” dedi.
“Yeni iş birlikleri için önemli temaslar
kurduk”
Fuar süresince yürütülen görüşmelerin
sektörel iş birlikleri açısından önemli fırsatlar
sunduğunu aktaran Polat, “Berlin’de Alman
tur operatörleri, seyahat acenteleri ve sektör
temsilcileriyle oldukça verimli görüşmeler
gerçekleştirdik. Mevcut iş ortaklarımızla
2026 sezonuna yönelik planlamaları gözden
geçirirken, yeni iş birlikleri için de önemli
temaslar kurduk. Özellikle erken rezervasyon
kampanyaları, sezonu uzatmaya yönelik
paketler ve özel konsept haftaları gibi ürünler
üzerinden çeşitli tur operatörleriyle potansiyel
iş birlikleri gündeme geldi. Ayrıca bazı yeni
acentelerle otelimizin Alman pazarındaki satış
ağını genişletmeye yönelik ön görüşmeler
gerçekleştirdik. Bu temasların önümüzdeki
dönemde somut anlaşmalara dönüşmesini
bekliyoruz.” diye belirtti.
“Türkiye güvenilir ve cazip bir tatil alternatifi
olmayı sürdürüyor”
Fuarın ardından oluşan genel tabloyu
değerlendiren Polat, Türkiye turizminin güçlü
yapısına dikkat çekerek, “ITB Berlin’i bu yıl
da oldukça verimli ve stratejik açıdan güçlü
bir platform olarak değerlendirdik. Özellikle
Alman pazarı açısından bakıldığında fuar,
hem otelimizin görünürlüğünü artırmak
hem de mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi
güçlendirmek adına son derece önemli bir
fırsat sundu. Almanya zaten Türkiye turizminin
en güçlü ve en istikrarlı pazarlarından biri.
Fuarda gerçekleştirdiğimiz görüşmeler de
bu ilginin güçlü şekilde devam ettiğini net
biçimde gösterdi. Elbette dünya gündeminde
yaşanan savaşlar ve jeopolitik gelişmeler
zaman zaman turizm sektöründe soru
işaretleri oluşturabiliyor. Ancak Türkiye
turizmi geçmişte de birçok küresel krizden
güçlenerek çıkmayı başarmış bir sektör.
Güçlü turizm altyapımız, yüksek hizmet
standartlarımız, ulaşılabilir fiyat–kalite
dengemiz ve destinasyon çeşitliliğimiz
sayesinde Türkiye her zaman güvenilir ve
cazip bir tatil alternatifi olmayı sürdürüyor.”
ifadelerini kullandı.
Alman tur operatörlerinin ve iş ortaklarının
da yaklaşımının bu yönde olduğunu söyleyen
Polat, “Türkiye’nin pazardaki konumu oldukça
sağlam ve talep güçlü şekilde devam ediyor.
Biz de bu tabloyu oldukça olumlu okuyoruz.
Fuarda gerçekleştirdiğimiz temaslar
sayesinde hem mevcut kontratlarımızı
güçlendirdik hem de yeni iş birlikleri için
önemli adımlar attık. Bu görüşmelerin
özellikle sezon içi satışlara ve önümüzdeki
yılın planlamalarına somut katkı sağlayacağını
öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde pazar
haritamızda Almanya stratejik önemini
korumaya devam edecek. ITB Berlin’de elde
ettiğimiz sinerjinin satışlara güçlü şekilde
yansıyacağına inanıyoruz. Genel olarak
baktığımızda Türkiye turizmi dayanıklı,
dinamik ve rekabet gücü yüksek bir yapıya
sahip. Küresel gelişmeler elbette yakından
takip ediliyor ancak Türkiye’nin güçlü
destinasyon algısı sayesinde talebin istikrarlı
şekilde devam edeceğini düşünüyoruz.”
şeklinde sözlerini tamamladı.
Deniz Üstertuna: “Regnum: Carya,
The Crown ve Golf Sahalarıyla Alman
Pazarında Güçlü Bir Aktör”
Regnum Carya Pazarlama Direktörü Deniz Üstertuna, Messe Berlin’de,
Regnum The Crown ile Alman pazarına rafine ve deneyim odaklı bir sunum
yaptıklarını belirterek, yeni otelin özellikle geniş yaşam alanları, doğal tasarım
dili ve lüks segmentte sunduğu çok yönlü tatil konseptiyle ziyaretçilerden yoğun
ilgi gördüğünü kaydetti.
ITB Berlin 2026’da Regnum’un odağında
yeni açılan Regnum The Crown’un yer
aldığını belirten Deniz Üstertuna, süreci
şöyle değerlendirdi: “Regnum Carya
otelimizde edindiğimiz deneyimi daha da
ileri bir noktaya taşımayı hedeflediğimiz ve
birkaç ay önce (Temmuz 2025) açtığımız yeni
otelimiz Regnum The Crown, ITB Berlin’de
ana odağımızdı. Türkiye salonunun en güzel,
otelin iç tasarımını yansıtan büyük ve dikkat
çekici bir stant ile özellikle yeni otelimizi
sektöre tanıtmayı amaçladık. Regnum
konseptinin kendine özgü bir tarzı ve kalitesi
bulunuyor. Özellikle doğal renkler ve yeşil
dokular ile ferah ve misafire özgürlük hissi
veren geniş alanları ön plana çıkardık. Farklı
deneyimlerin tek ve geniş bir alan içerisinde
sunulduğu; çeşitli beklenti ve taleplere
sahip misafirlerin kaliteli, sakin ve keyifli
ortamlarda, çok sayıda seçenek arasından
kendi tatillerini şekillendirebilecekleri bir tesis
olduğumuz vurgulandı. Regnum’un sunduğu
bu geniş alan ve seçenek çeşitliliğinin, lüks
segmentte öne çıkan yeni deneyim anlayışıyla
birlikte; misafirlere rahatlama ve günlük
hayatın getirdiği yorgunluk karşısında
yeniden enerji kazanma imkânı sunmasını
öne çıkartmamız büyük ilgi gördü. Regnum
The Crown ile birlikte longevity (uzun yaşam)
odaklı hizmetlerde öne çıkarıldı. Wellness,
fitness ve spor olanakları ile bu alanlardaki
programlar detaylı şekilde anlatıldı. Aileler ve
yetişkinler için sunduğumuz farklı konseptler
de ziyaretçilere aktarıldı. Özellikle: Regnum
Carya ve Regnum The Crown’un ortak
kullandığı yeni aquapark, spor kompleksimiz,
yeni çocuk kulübümüz, genişleyen
çiftliğimiz, Regnum The Crown’un geniş oda
metrekareleri ve çatıdaki sonsuzluk havuzu
deneyimi öne çıkardığımız başlıca unsurlar
oldu.”
“Ultra all-inclusive segmentte talep artıyor”
Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelere
ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan
Üstertuna, şu ifadeleri kullandı: “Günümüzde
fuarlarda stantta bekleyip yeni müşteri
adaylarının sizi ziyaret etmesini beklemek
artık pek anlamlı değil. Fuar katılımcılarının
önemli bir kısmını, sizin asıl hedef kitleniz
dışında kalan tedarikçi ve hizmet sağlayıcılar
oluşturuyor. Bu nedenle önceden yaptığımız
planlama ve randevular sayesinde birçok yeni
potansiyel B2B butik acente, tur operatörü,
uzman firma ve mevcut partnerlerimizle
verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Uzun
süredir iş birliği hedeflediğimiz bazı
firmalarla da yüz yüze görüşerek somut
adımlar attık. Özellikle fuarın ilk iki günü
oldukça verimli geçti; üçüncü gün ise genel
olarak ziyaretçi yoğunluğu azaldı. Global
ölçekte ultra all-inclusive premium ürünlere
olan talebin arttığını gözlemliyoruz. Bu
doğrultuda sadece kendi bölgemizdeki
rekabeti değil, farklı destinasyonlardaki
global rekabeti de yakından takip ediyor;
yatırımlarımızı ve konumlandırmamızı
buna göre şekillendiriyoruz. ITB Berlin, bu
anlamda global trendleri analiz etmek için
çok önemli bir platform. Katılım açısından
dünyanın en büyük ve en kapsamlı turizm fuarı
olması sebebiyle her yıl vizyon genişleten ve
sektörel farkındalık sağlayan bir organizasyon
olduğunu düşünüyorum. Bu yıl ayrıca, Orta
Doğu’daki gelişmeler de birçok görüşmede
gündeme geldi ve genel olarak sektörde
temkinli ve endişeli bir atmosfer gözlemlendi.”
“İngiliz ve Avrupalı misafirler vazgeçilmez
segmentimiz”
ITB Berlin’in marka görünürlüğü ve pazar
etkisine dair değerlendirmelerde bulunan
Üstertuna, şunları söyledi: “Son iki yıldır
sektörün tüm önemli fuarlarına büyük
stantlarla katılım sağlıyoruz. Rusça konuşulan
pazarlarla birlikte Almanya ve özellikle
DACH pazarı, bizim için en öncelikli ve
stratejik pazarlardan biri konumunda. Pazar
çeşitliliğine büyük önem veriyoruz. İngiliz ve
Avrupalı misafirler bizim için vazgeçilmez bir
segment ve bu doğrultuda, markamıza ve
segmentimize uygun yeni iş ortakları aramaya
devam ediyoruz. Bu fuarlar sayesinde mevcut
iş birliklerimizi güçlendirirken, yeni otelimizi
daha detaylı şekilde tanıtma fırsatı buluyoruz.
Aynı zamanda henüz markamızı tanımayan
potansiyel partnerlere de kendimizi anlatma
imkânı elde ediyoruz. Regnum, sunduğu
değer açısından herkese hitap eden bir ürün
değil. Biz, yaptığımız işi en iyi, en farklı ve
en kaliteli şekilde sunmayı hedefliyoruz.
Gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ve vizyonumuz,
Türkiye’nin turizmdeki kalite algısına katkı
sağlama amacını taşıyor. Bu doğrultuda
global lüks segmentte doğru platformlarda
yer alarak payımızı artırmayı hedefliyoruz.
Almanya pazarında özellikle butik ve yüksek
segment acentelerin bu hedefe önemli katkı
sağladığını görüyoruz. Bununla birlikte,
DERTOUR ve TUI gibi büyük oyuncuların
da lüks segmenti daha fazla ayrıştırıp öne
çıkardığı dikkat çekiyor. Regnum; hem Carya
hem de The Crown otelleri ve golf sahalarıyla
Alman pazarında güçlü bir aktör olmaya
devam ediyor. Kısa vadede fiyat artışları,
jeopolitik gelişmeler ve global ekonomik
belirsizlikler seyahat talebini etkileyebilse
de, Alman pazarının Türkiye için önümüzdeki
dönemde de en önemli ve lider pazar olmaya
devam edeceğini öngörüyorum. Pandemi
sonrası daha da net şekilde ortaya çıktı ki,
tatil artık bir lüks değil, bir ihtiyaç. Türkiye
ise bu ihtiyacı en geniş ürün çeşitliliğiyle
karşılayabilen güçlü bir destinasyon. Bu
nedenle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da,
genel perspektifte geleceğin olumlu olduğunu
düşünüyorum.”
Duygu Oral: “Stratejik İş Birlikleri ve
Aile Segmentiyle Alman Pazarında
Güçlü Büyüme Hedefliyoruz”
Rixos Hotels Türkiye Pazarlama Direktörü ve ALL Inclusive Collection
Ürün Geliştirme Direktörü Duygu Oral, ITB Berlin 2026 kapsamında
Alman pazarına yönelik güçlü mesajlar verdi. Rixos’un özellikle aile odaklı
tatil anlayışı, kapsamlı deneyim kurgusu ve stratejik iş birlikleriyle fuarda
dikkat çektiğini belirten Oral, markanın pazardaki konumunu daha da ileri
taşıdığını vurguladı.
ITB Berlin 2026’da Rixos’un sunduğu konsept
ve deneyimlere ilişkin değerlendirmelerde
bulunan Duygu Oral, şunları söyledi: “Rixos
Hotels, ITB Berlin’de Alman pazarındaki
güçlü konumunu yeniden pekiştirdi. Rixos
markasının yıllardır sahip olduğu yüksek
bilinirlik, özellikle aile odaklı tatil konsepti
ve her yaştan misafire hitap eden kapsamlı
deneyimlerinden besleniyor. Bu yıl fuarda da
en çok öne çıkan unsur, aileleri merkeze alan
yaklaşımımız oldu. Rixy Kids Club’ın çocuklara
yönelik eğitici ve eğlenceli aktiviteleri ile
ailelerin birlikte kaliteli vakit geçirebileceği
özel alanlar, Alman ziyaretçilerin en çok ilgi
gösterdiği unsurlar arasında yer aldı. Bunun
yanı sıra zengin gastronomi seçeneklerimiz,
spor–wellness olanaklarımız ve eğlence
programlarımız da fuarda öne çıkan diğer
başlıklar oldu. Antalya’daki tüm Rixos
misafirlerine ücretsiz sunulan The Land of
Legends Theme Park erişimi ile geçtiğimiz yıl
açılan Nickelodeon Land, aile segmentinde
markamızı öne çıkaran önemli ayrıcalıklar
olarak büyük ilgi topladı. Öte yandan, şehir
resort konseptinin güçlü bir temsilcisi olan
Rixos Tersane Istanbul da fuar boyunca dikkat
çeken projelerden biri oldu.”
“Pazarda güçlü talebin sürdüğünü net
şekilde gözlemledik”
Fuar süresince gerçekleştirilen B2B
görüşmelere ilişkin de bilgi veren Oral,
şu ifadeleri kullandı: “Fuar süresince
Alman tur operatörleri, acenteler ve sektör
temsilcileriyle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler
son derece verimli geçti. Türkiye’nin bir
destinasyon olarak Alman pazarında güçlü
talep görmeye devam ettiğini net bir şekilde
gözlemledik. Alman misafirlerin kaliteli
hizmet, güçlü altyapı ve aile dostu tatil
seçeneklerine yönelik ilgisinin devam ettiğini
gösteren bu görüşmeler, Rixos Hotels’in
pazardaki konumunun daha da güçlendiğini
ortaya koydu. Özellikle TUI ile yürüttüğümüz
stratejik iş birliği, markamıza önemli bir
avantaj sağlıyor. Bu doğrultuda yapılan
toplantılar, mevcut ortaklıklarımızı daha
da güçlendirme ve satış hacmini artırma
açısından son derece olumlu fırsatlar sundu.”
“Alman pazarında büyüme ivmemizi
hızlandırıyoruz”
Uluslararası fuarın genel katkısına ve
gelecek hedeflerine de değinen Oral,
değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı:
“Fuar, Rixos Hotels’in Alman pazarındaki
görünürlüğünü güçlendirmeye devam
eden stratejik bir buluşma noktası olmayı
sürdürüyor. Her yıl düzenli olarak katıldığımız
bu fuar, hem marka bilinirliğimizi artırmak
hem de iş ortaklarımızla ilişkilerimizi
derinleştirmek açısından önemli fırsatlar
sunuyor. Bu yıl da sektör temsilcileriyle
gerçekleştirdiğimiz yoğun temaslar, pazardaki
güçlü konumumuzu pekiştirmemize ve
geleceğe yönelik satış stratejilerimizi daha net
şekillendirmemize katkı sağladı. Önümüzdeki
dönemde, özellikle aile segmentindeki
talep artışı ve stratejik iş birliklerimizin
güçlenmesiyle birlikte, Alman pazarında daha
geniş bir erişim ve yüksek bir büyüme ivmesi
öngörüyoruz.”
Pınar Ağır / Veli Korkmaz:
“Alman Pazarındaki Görünürlüğümüzü
Güçlendirdik”
Charisma De Luxe Hotel Kuşadası Kurumsal Satış ve Banket Müdürü
Pınar Ağır ile Satış ve Pazarlama Müdürü Veli Korkmaz, ITB Berlin 2026
kapsamında otellerini Alman pazarına konfor, gastronomi ve wellness
odaklı konseptle tanıttıklarını belirterek, sundukları esnek konaklama
seçenekleri ve kapsamlı spa olanaklarının ziyaretçilerden yoğun ilgi
gördüğünü ifade ettiler.
Charisma De Luxe Hotel Kuşadası
Kurumsal Satış ve Banket Müdürü Pınar
Ağır ve Satış ve Pazarlama Müdürü Veli
Korkmaz, ITB Berlin 2026’da otellerini Alman
pazarına konfor, gastronomi ve wellness
odaklı bir konseptle tanıttıklarını belirterek,
“ITB Berlin kapsamında Charisma De Luxe
Hotel Kuşadası olarak otelimizi Alman
pazarına; konfor, gastronomi ve wellness
odaklı bir konseptle tanıttık. Otelimizin 218
odalı yapısı, BB (oda-kahvaltı) ve HB (yarım
pansiyon) konseptinde hizmet vermesi,
özellikle esnek tatil planı yapan Alman
misafirler açısından ilgi çekici bulundu.
Tanıtımlarımızda ayrıca 2500 m²’nin üzerinde
bir alana kurulu spa, wellness ve fitness
merkezimiz, denize sıfır konumumuz
ve Kuşadası şehir merkezine yürüyüş
mesafesinde olmamız önemli avantajlarımız
arasında öne çıktı. Gastronomi tarafında ise
otelimiz bünyesindeki Charides Sea Food
A’la Carte Restaurant ve misafirlerimize
sunduğumuz Starbucks Corner konsepti
ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Standımızda
bölgesel değerleri de öne çıkarmak adına
Aydın’ın simgesi olan inciri misafirlerimize
ikram ederek hem yerel kültürü tanıtma
hem de sıcak bir misafirperverlik deneyimi
sunma fırsatı bulduk. Bu küçük ama anlamlı
dokunuşun ziyaretçiler üzerinde oldukça
olumlu bir etki bıraktığını gözlemledik.”
ifadelerini kullandılar.
“Türkiye’ye yönelik Alman pazarından pozitif
sinyaller aldık”
Fuar süresince Alman tur operatörleri,
acenteler ve sektör temsilcileriyle
gerçekleştirilen görüşmelerin verimli
geçtiğini belirten Ağır ve Korkmaz, “Fuarda
Alman tur operatörleri, acenteler ve sektör
temsilcileriyle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler
oldukça verimli ve pozitif geçti. Mevcut iş
ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirirken
aynı zamanda yeni iş birlikleri için de önemli
temaslar kurduk. Görüşmeler sonucunda
özellikle 2026 ve 2027 sezonları için yeni satış
kanalları ve iş birlikleri açısından umut verici
aksiyonlar aldığımızı söyleyebiliriz. Sektör
temsilcileriyle yapılan değerlendirmelerde,
komşu ülkelerde yaşanan savaş ve bölgesel
gelişmelerin turizm açısından ilk etapta bir
belirsizlik oluşturabileceği; ancak Türkiye’nin
güvenli ve güçlü turizm altyapısı sayesinde
orta vadede alternatif ve güvenilir destinasyon
olarak daha fazla talep görebileceği yönünde
görüşler paylaşıldı. Bu durumun özellikle
Alman pazarında Türkiye’ye olan ilgiyi
artırabileceği yönünde olumlu sinyaller aldık.”
diye belirttiler.
“Pazardaki payımızı artırmayı hedefliyoruz”
ITB Berlin’in otellerin uluslararası
pazarlara ulaşması açısından büyük bir
platform sunduğunu belirten Ağır ve
Korkmaz, “Fuar, dünya turizm sektörünün
en önemli buluşmalarından biri olarak,
hem destinasyonlar hem de oteller için
uluslararası pazarlara ulaşma açısından
büyük bir platform sunuyor. Bu yılki
katılımımızın ardından fuardan son derece
memnun ayrıldığımızı söyleyebiliriz. Fuar
süresince gerçekleştirdiğimiz görüşmeler
ve kurduğumuz yeni bağlantılar sayesinde
Charisma De Luxe Hotel Kuşadası’nın Alman
pazarındaki görünürlüğünün ve marka
bilinirliğinin önemli ölçüde güçlendiğini
düşünüyoruz. Bunun yanı sıra, önümüzdeki
sezonlara yönelik satış potansiyelimizi
artıracak yeni iş fırsatlarının temelleri de
atılmış oldu. Genel değerlendirmemize
göre fuar, yalnızca mevcut iş birliklerini
geliştirmek açısından değil, aynı zamanda
yeni pazar stratejileri oluşturmak ve uzun
vadeli turizm hedeflerini şekillendirmek
açısından da oldukça değerli bir platform
olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde
Alman pazarındaki payımızı artırmayı ve
Kuşadası’nın cazibesini daha geniş kitlelere
ulaştırmayı hedefliyoruz.” değerlendirmesinde
bulundular.
Cihan Coşkuntuncel: “Yapay Zeka
Destekli Çözümlerimizle Otellerin
Operasyonlarını Daha Verimli Hâle
Getiriyoruz”
HotelRunner Satış ve İş Geliştirme Direktörü Cihan Coşkuntuncel, ITB Berlin
2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, şirketin turizm sektörüne
sunduğu teknolojik çözümler ve yenilikçi platformlarla Alman pazarında güçlü
bir ilgi gördüğünü belirtti.
ITB Berlin 2026’da şirketin sunduğu
çözümlerden bahseden Coşkuntuncel,
“Messe Berlin’de turizm sektörünün
operasyon, satış ve dağıtım süreçlerini tek bir
platformda bir araya getiren teknolojilerimizle
yer aldık. Otellerin ve seyahat işletmelerinin
dağıtım ağlarını daha verimli yönetmesini,
direkt satışlarını artırmasını ve operasyonlarını
daha verimli hale getirmesini sağlayan
yapay zeka destekli çözümlerimizi sektör
paydaşlarıyla paylaşma fırsatı bulduk.
Özellikle akıllı otomasyonlar ve veri temelli
karar alma süreçlerini destekleyen yeni nesil
ürünlerimiz yoğun ilgi gördü. Bu yılın dikkat
çeken ürünü tamamen yenilenen otomasyon
platformumuz “HotelRunner Autopilot” oldu.
Yapay zeka destekli Autopilot; fiyatlandırma,
dağıtım ve operasyon süreçlerinde otomatik
aksiyonlar alarak işletmelerin günlük
operasyonlarını daha verimli hâle getiriyor.
Bunun yanında bir diğer ilgi gören çözümümüz
de Rakip Analizi aracımız oldu. “Rakip Analizi”
otellerin pazardaki konumlarını daha net
görmelerine ve stratejik kararlarını buna göre
şekillendirmelerine yardımcı oluyor. Tesislerin
farklı kanallardan aldıkları misafir yorumlarını
tek ekrandan yönetmelerini, yapay zeka
desteğiyle analiz edip yanıt hazırlayabildikleri
“Değerlendirme Merkezi” dikkat çeken bir
diğer ürünümüzdü.” dedi.
“İş birliği ve entegrasyon projelerimizi
güçlendirdik”
Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelerin
verimli geçtiğini vurgulayan Coşkuntuncel,
“ITB Berlin, her yıl olduğu gibi bu yıl da hem
mevcut iş ortaklarımızla yeniden bir araya
gelmek hem de yeni iş birlikleri geliştirmek
açısından oldukça verimli geçti. Uzun süredir
birlikte çalıştığımız global partnerlerimizle
projelerimizi değerlendirme fırsatı bulurken,
aynı zamanda yeni oteller ve seyahat
şirketleriyle de tanıştık. Bunun yanı sıra,
HotelRunner’ın Kurucu Ortakları Arden
Agopyan ve Ali Beklen, dünya turizminde
vizyon ve görüşleri merak edilen kişiler olarak
fuar kapsamında gerçekleştirilen iki önemli
etkinlikte fikirlerini dünya turizm sektörünün
bileşenleri ile paylaştılar. Ali Beklen,
konaklama sektöründe misafir davranışını
daha iyi anlamaya yönelik yeni yaklaşımların
ele alındığı bir panelde konuşmacı olarak yer
aldı. Yoğun ilgi gören panelde, yapay zeka
destekli sentetik misafir profilleri aracılığıyla
otellerin misafir beklentilerini daha doğru
analiz edebileceği ve operasyonel kararlarını
daha öngörülebilir hâle getirebileceği üzerine
değerlendirmeler paylaşıldı. Arden Agopyan
ise, Phocuswright ve ITB Berlin tarafından
düzenlenen Leadership Exchange oturumuna
katılarak tüm dünyadan sektörün önde gelen
yöneticileriyle birlikte turizm sektörünün
önümüzdeki 20 yılını şekillendirecek
stratejik başlıkları tartıştı. Fuar boyunca
gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde özellikle
dağıtım tarafında daha güçlü bağlantılar
kurmak, satış kanallarını çeşitlendirmek
ve operasyonel süreçleri otomasyonla
desteklemek konularında önemli fırsatlar
ortaya çıktı. Oteller, tur operatörleri ve
teknoloji sağlayıcılarıyla yeni entegrasyon
projeleri ve stratejik iş birlikleri üzerine
oldukça verimli görüşmeler gerçekleştirdik.”
ifadelerini kullandı.
“Global büyüme ve görünürlük açısından
kritik bir fuar”
Fuarın ardından genel bir değerlendirme
de yapan Coşkuntuncel sözlerini şöyle
tamamladı: “ITB Berlin, Almanya’da
düzenleniyor olmakla birlikte, aslında
global turizm sektörünün en önemli
buluşma noktalarından biri ve bu
bakımdan biz küreselde sürdürdüğümüz
büyümenin önemli bir parçası olarak bu
etkinliği değerlendiriyoruz. Bu nedenle
organizasyon boyunca tüm dünyadan
tesisler, tur operatörleri, dağıtım kanalları
ve teknoloji şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz
görüşmeler oldukça değerliydi. Sektörde
yalnızca görünürlük değil, aynı zamanda
verimlilik, otomasyon ve daha güçlü dağıtım
yapıları talebinin öngörülerimize uygun
bir şekilde giderek arttığını net şekilde
gözlemledik. ITB Berlin’de kurulan yeni
bağlantıların ve başlatılan görüşmelerin
önümüzdeki dönemde küresel büyümemizi
hızlandırmasını ve tüm dünyaya teknoloji
altyapısı sağlayan önemli oyunculardan biri
olarak sahip olduğumuz konumumuzu daha
da güçlendirmesini bekliyoruz.”
Sedat Kaymak: “Alman Pazarı Kültür
Turları ve Grup Organizasyonlarına
Yöneliyor”
Almira Hotel Thermal SPA & Convention Center Satış & Pazarlama Müdürü
Sedat Kaymak, ITB Berlin 2026 sonrasında otelin tanıtım yaklaşımına ilişkin
bilgiler paylaştı.
Termal ve sağlık turizmi odaklı
konseptlerinin fuarda öne çıktığını
vurgulayan Sedat Kaymak, “ITB Berlin
2026 kapsamında, Almira Hotel Thermal Spa
& Convention Center olarak Alman pazarına
yönelik tanıtım stratejimizde termal ve sağlık
turizmi odaklı konaklama deneyimini ön plana
çıkardık. Özellikle Avrupa pazarında giderek
artan wellness, sağlık ve sürdürülebilir turizm
talebini dikkate alarak; otelimizin termal spa
altyapısı ve dinlenme, yenilenme deneyimini
merkeze alan bir sunum gerçekleştirdik.
Tanıtım sürecinde ayrıca otelimizin, Bursa’nın
tarihi ve kültürel dokusunun merkezinde
konumlanması önemli bir değer olarak
vurgulandı. Bursa’nın UNESCO mirası tarihi
yapıları, Osmanlı kültürü, Uludağ’a olan
yakınlığı ve yıl boyunca erişilebilir turistik
destinasyonlara kolay ulaşım imkânı,
ziyaretçiler tarafından güçlü bir destinasyon
avantajı olarak değerlendirildi. Bu çerçevede
otel konaklamasının yalnızca bir konaklama
değil; tarih, kültür ve doğa deneyimi ile
bütünleşen bir seyahat paketi sunduğu ifade
edildi. Ziyaretçilerden gelen geri bildirimlerde
özellikle iki başlık öne çıktı. Bunlardan ilki,
Bursa’nın uluslararası ölçekte giderek daha
fazla tanınan “Green Destination” yaklaşımı
ve sürdürülebilir turizm potansiyelidir. Doğa,
sağlık ve sürdürülebilir yaşam konseptlerini
bir arada sunan destinasyon yapısı Alman
ziyaretçilerin dikkatini çekmiştir. İkinci
olarak ise Bursa gastronomisi büyük ilgi
gördü. Osmanlı mutfağından gelen köklü
yemek kültürü, yerel ürünlerin kullanımı ve
özgün lezzetlerin turizm deneyimine entegre
edilmesi özellikle tur operatörleri ve acente
temsilcileri tarafından önemli bir farklılaşma
unsuru olarak değerlendirildi. Sonuç olarak
ITB Berlin 2026’da Almira Hotel Thermal Spa
& Convention Center; termal sağlık turizmi,
sürdürülebilir destinasyon yaklaşımı, zengin
gastronomi kültürü ve tarihi şehir deneyimi
bileşenlerini bir arada sunan bütüncül bir
konsept ile Alman pazarına tanıtılmış olup, bu
unsurlar ziyaretçilerden en yüksek ilgiyi gören
başlıklar olmuştur.” ifadelerini kullandı.
“Kültür turları ve grup organizasyonları
öne çıkıyor”
Fuar süresince yapılan görüşmelere
değinen Kaymak, temasların genel olarak
verimli geçtiğini aktardı. Kaymak, “Fuar
süresince Alman tur operatörleri, acenteler
ve sektör temsilcileriyle gerçekleştirilen
görüşmeler genel olarak yapıcı ve
verimli bir çerçevede ilerlemiştir. Yapılan
değerlendirmelerde, Alman pazarının
destinasyon tercihlerinde ağırlıklı olarak
Ege ve Akdeniz bölgelerine yöneldiği ifade
edilmiştir. Bununla birlikte, özellikle kültür
turları ve tematik grup organizasyonları
kapsamında bölgemizin alternatif bir
destinasyon olarak değerlendirildiği ve bu
segmentte talep potansiyelinin bulunduğu
belirtilmiştir. Ayrıca, bölgemize yönelik
talebin önemli bir bölümünün Almanya’da
yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızdan
kaynaklandığı, bu segmentin Bursa ve
çevresine yönelik seyahat kararlarında
belirleyici bir rol oynadığı ifade edilmiştir. Bu
durum, pazarlama stratejilerinde, bu pazar
odaklı çalışmaların önemini bir kez daha
ortaya koymaktadır. Diğer taraftan, mevcut
küresel konjonktürde devam eden savaş ve
jeopolitik belirsizliklerin Alman pazarındaki
seyahat taleplerini doğrudan etkilediği ve
operatörler tarafından talep tarafında ciddi
bir daralma yaşandığının dile getirildiği
görülmüştür. Genel değerlendirmede, kısa
vadede büyük ölçekli anlaşmalardan ziyade
kültür turizmi, grup organizasyonları ve
gurbetçi pazarına yönelik iş birlikleri açısından
potansiyel fırsatların öne çıktığı; önümüzdeki
dönemde bu segmentlere yönelik satış ve
pazarlama çalışmalarının iş birliği fırsatlarını
artırabileceği öngörülmektedir.” dedi.
“Kültür turizmi odaklı büyüme hedefleniyor”
Fuar sonrası Kaymak, önümüzdeki döneme
dair görüşlerini de şu sözleriyle aktardı:
“ITB Berlin Fuarı sonrasında yapılan genel
değerlendirmede, fuarın otelimizin Alman
pazarındaki görünürlüğünü artırma ve mevcut
iş bağlantılarını güçlendirme açısından önemli
bir platform sunduğu görülmüştür. Fuar
süresince gerçekleştirilen görüşmelerde,
Alman tur operatörleri ve acentelerin
destinasyon tercihleri değerlendirildiğinde,
özellikle kültür turizmine yönelik grup
organizasyonlarında bölgemizin tercih
edilen alternatif destinasyonlar arasında
yer aldığı ifade edilmiştir. Bu durum, Bursa
ve çevresinin tarih, kültür ve gastronomi
potansiyeliyle Alman pazarı açısından belirli
bir segmentte güçlü bir konumlandırmaya
sahip olduğunu göstermektedir. Bununla
birlikte, mevcut jeopolitik gelişmeler ve
devam eden savaş ortamı, Avrupa pazarında
olduğu gibi Alman pazarında da seyahat
kararlarını doğrudan etkilemekte ve kısa
vadede taleplerde belirgin bir azalma
yaşandığı gözlemlenmektedir. Operatörler
tarafından yapılan değerlendirmelerde, bu
durumun özellikle yeni rezervasyon akışlarını
ve grup planlamalarını temkinli hale getirdiği
ifade edilmiştir. Önümüzdeki döneme ilişkin
öngörümüzde ise, jeopolitik belirsizliklerin
azalması ve savaşın sona ermesiyle birlikte
Alman pazarının yeniden ivme kazanacağı
değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda otel
olarak hedefimiz; kültür turizmi odaklı
grup organizasyonları, tematik turlar ve
bölgesel deneyim paketleri üzerinden Alman
pazarındaki konumumuzu güçlendirmek ve
fuar süresince kurulan temasları somut iş
birliklerine dönüştürmektir. Bu yaklaşımın,
orta vadede pazar çeşitliliğimizi artırarak satış
potansiyelimize olumlu katkı sağlayacağı
öngörülmektedir.”
Pınar Erginyavuz: “Farklı Konaklama
Konseptleri Öne Çıktı”
Liberty Hospitality Group Satış Direktörü Pınar Erginyavuz, fuara ilişkin
izlenimlerini paylaşarak, grubun geniş ürün yelpazesi ve farklı segmentlere
hitap eden yapısıyla Alman pazarında yoğun ilgiyle karşılandığını belirtti.
Liberty Hospitality Group olarak, orta ve
üst segmentte lüks konaklama anlayışını
farklı konseptlerle buluşturan toplam
11 otel ile hizmet verdiklerini aktaran Pınar
Erginyavuz, “ITB Berlin başta olmak üzere
katıldığımız tüm uluslararası fuarlarda,
portföyümüzde yer alan tüm otellerimizi
bütüncül bir yapı içinde temsil ediyoruz.
Grubumuzun en önemli avantajlarından
biri, farklı destinasyonlarda konumlanan
ve farklı misafir beklentilerine hitap eden
geniş bir tesis yelpazesine sahip olmasıdır.
Bu sayede hem tur operatörlerine hem de
son kullanıcıya, farklı tatil alışkanlıklarına ve
seyahat motivasyonlarına uygun alternatifler
sunabiliyoruz. Fuarda yoğun ilgi gören
markalarımız ve öne çıkan ürünlerimiz ise
ziyaretçi profiline, tur operatörlerinin portföy
yapısına ve hedefledikleri misafir segmentine
göre dikkat çekici geri bildirimler aldık.
Genel olarak baktığımızda, farklı konaklama
konseptlerimizi tek çatı altında sunabiliyor
olmamız, Alman pazarı açısından dikkat çeken
en önemli unsurlardan biri oldu. Bu çeşitlilik,
bize her misafir profiline uygun bir deneyim
önerme gücü kazandırıyor.” dedi.
“Mevcut iş birliklerini güçlendirmeye
odaklandık”
Fuar süresince Alman tur operatörleri,
acenteler ve sektör temsilcileriyle yapılan
görüşmelerin son derece verimli geçtiğini
belirten Erginyavuz, “Alman tur operatörleri,
acenteler ve sektör temsilcileriyle yaptığımız
temaslarda hem sezona yönelik beklentiler
hem de mevcut iş birliklerinin daha verimli
hale getirilmesine yönelik başlıklar kapsamlı
şekilde ele alındı. Bu görüşmelerde,
operatörlerin otellerimizden beklentileri
ile bizim pazar tarafındaki ihtiyaç ve
önceliklerimiz karşılıklı olarak değerlendirildi.
İçinde bulunduğumuz mevcut konjonktür
nedeniyle, tamamen yeni fırsatlardan çok
sezon başlangıcında alınması gereken
tedbirler, operasyonel hazırlıklar, satış
stratejileri ve karşılıklı aksiyon planları
üzerinde duruldu. Bununla birlikte, fuarın
en önemli çıktılarından biri de mevcut iş
ortaklıklarını daha da güçlendirmek ve sezon
öncesinde ortak yol haritasını netleştirmek
oldu. ITB Berlin, yalnızca yeni bağlantılar
kurulan bir platform değil; aynı zamanda
mevcut ilişkilerin derinleştirildiği, güvenin
pekiştirildiği ve iş birliklerinin daha sağlam
temellere oturtulduğu önemli bir buluşma
noktası oldu.” diye belirtti.
“Pazarı okuma açısından stratejik bir
platform”
Fuarın ardından yapılan değerlendirmelerde
grubun Alman pazarındaki görünürlüğünün
arttığını aktaran Erginyavuz, “Liberty
Hospitality Group olarak her yıl ITB Berlin’e
katılım sağlıyor ve fuarın grubumuz açısından
yarattığı katkıyı son derece değerli buluyoruz.
Sektörün tüm önemli paydaşlarını aynı çatı
altında buluşturması, pazardaki eğilimleri
doğrudan gözlemleme imkânı sunması ve
iş ortaklarımızla yüz yüze temas kurmamıza
olanak tanıması bakımından ITB, bizim için
stratejik öneme sahip bir organizasyondur.
Bu yıl da fuarın, grubumuz bünyesindeki tüm
otellerin tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine
olumlu katkı sağladığını rahatlıkla
söyleyebiliriz. Nitekim fuar öncesi ve sonrası
dönemde yapılan değerlendirmelerde, birçok
tesis özelinde görünürlük, talep ve satış ivmesi
açısından pozitif bir etki gözlemlenmektedir.
ITB Berlin’i yalnızca satış odaklı bir platform
olarak değil, aynı zamanda pazarı okuma,
beklentileri güncelleme ve sezon stratejilerini
yeniden şekillendirme fırsatı sunan önemli
bir mecra olarak değerlendiriyoruz. Turizm
sektörü, küresel ve bölgesel gelişmelerden
çok hızlı etkilenebildiği için uzun vadeli
planlar her zaman aynı ölçüde öngörülebilir
olmuyor. Buna rağmen, mevcut veriler ve fuar
süresince yapılan temaslar doğrultusunda,
hedef pazarların potansiyelinin yeniden
değerlendirildiğini ve sezonun genel
beklentilerle paralel bir seyir izleyebileceğini
öngörüyoruz. Elbette burada belirleyici olacak
en önemli unsurlardan biri, bölgesel jeopolitik
gelişmelerin turizm hareketleri üzerindeki
etkisidir. Ancak tüm bu değişkenlere rağmen,
Liberty Hospitality Group olarak güçlü ürün
çeşitliliğimiz, farklı segmentlere hitap eden
portföyümüz ve köklü iş ortaklıklarımız
sayesinde pazardaki konumumuzu daha da
güçlendireceğimize inanıyoruz.” dedi.
Cemal Erdem: “Alman Pazarında
Cruise’a İlgi Artarken Yeni Rotalara
Talep Güçleniyor”
Hünkar Turizm’in Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Cemal Erdem, ITB
Berlin 2026 kapsamında şirketin öne çıkan ürün ve deneyimlerine ilişkin
değerlendirmelerde bulunarak, fuarda özellikle yeni nesil cruise gemisi
Aroya’nın yoğun ilgi gördüğünü vurguladı.
Cemal Erdem, “Alman pazarına yönelik
tanıtımımızda, özellikle Aroya gemimizi
ön plana çıkardık. Aroya, misafirlere
lüks ve deneyim odaklı bir cruise seyahati
sunan yeni nesil bir gemi olarak fuarda
yoğun ilgi gördü. Tanıtımlarımızda geminin
geniş eğlence alanları, zengin gastronomi
seçenekleri, aile dostu aktiviteleri ve farklı
kültürleri bir araya getiren konsepti özellikle
vurgulandı. Fuarda ziyaretçilere Aroya
ile gerçekleştirilecek rotalar ve gemide
sunulan özel deneyimler hakkında detaylı
bilgiler paylaştık. Özellikle Orta Doğu ve
Kızıldeniz bölgesini kapsayan rotalar,
farklı destinasyonları keşfetmek isteyen
ziyaretçilerin dikkatini çekti. Bunun yanında
gemide sunulan lüks konaklama seçenekleri,
uluslararası mutfaklardan oluşan restoranlar
ve kültürel eğlence programları Alman
pazarından gelen profesyoneller ve ziyaretçiler
tarafından oldukça ilgi gördü. Genel olarak
fuarda ziyaretçilerden en fazla ilgiyi, Aroya
gemisinin sunduğu yenilikçi cruise deneyimi,
farklı destinasyonlara erişim sağlayan rotaları,
kültür, eğlence ve konforu bir araya getiren
konsepti gördük. Bu da Alman pazarının yeni
ve farklı cruise deneyimlerine olan ilgisini
açıkça ortaya koydu.” ifadelerini kullandı.
“Yeni destinasyonlara yönelik talep artıyor”
Fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelerin
sektördeki eğilimleri net biçimde ortaya
koyduğunu aktaran Erdem, “ITB Berlin
süresince Alman tur operatörleri, seyahat
acenteleri ve sektör temsilcileriyle oldukça
verimli ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirdik.
Özellikle fuar standımızdaki toplantılarda,
Alman pazarının cruise turizmine yönelik
artan ilgisini ve yeni destinasyonlara olan
talebi yakından gözlemleme fırsatı bulduk.
Görüşmelerde, özellikle Aroya gemisinin
sunduğu yeni cruise deneyimi ve farklı
destinasyonları kapsayan rotaları sektör
profesyonellerinin dikkatini çekti. Alman tur
operatörleri ve acenteler, Aroya’nun özellikle
Orta Doğu ve Kızıldeniz bölgesine yönelik
rotaları, lüks hizmet konsepti ve gemide
sunulan kültürel deneyimler hakkında
detaylı bilgi talep etti. Bu görüşmeler
sırasında, Alman pazarında satış kanallarının
güçlendirilmesi, paket tur programlarına
cruise ürünlerinin dahil edilmesi ve ortak
pazarlama faaliyetleri gibi konularda önemli
iş birliği fırsatları öne çıktı. Ayrıca bazı
tur operatörleri ile grup rezervasyonları,
özel temalı cruise programları ve uzun
vadeli satış iş birlikleri konusunda olumlu
görüşmeler gerçekleştirdik. Genel olarak
fuarda gerçekleştirdiğimiz toplantılar, Alman
pazarında Aroya gemisinin tanınırlığını
artırmak ve yeni satış ortaklıkları geliştirmek
açısından oldukça önemli fırsatlar sundu ve
gelecekte hayata geçirilebilecek potansiyel iş
birlikleri için güçlü bir zemin oluşturdu.” dedi.
“Satış kanallarını ve iş birliklerini
güçlendireceğiz”
Fuar sonrasında oluşan tabloya ilişkin
hedeflerini de paylaşan Erdem, “ITB Berlin
sonrasında elde ettiğimiz geri bildirimler
doğrultusunda, Alman pazarına yönelik
hedeflerimiz arasında; satış ve dağıtım
kanallarını güçlendirmek, Alman tur
operatörleri ve seyahat acenteleriyle iş
birliklerini artırmak ve Aroya gemisinin
sunduğu deneyimi daha geniş bir kitleye
tanıtmak yer alıyor. Ayrıca pazarlama
ve tanıtım faaliyetlerimizi artırarak,
Alman misafirlerin farklı destinasyonlara
yönelik ilgisini değerlendirmeyi ve cruise
ürünlerimizi bu pazarda daha güçlü bir
şekilde konumlandırmayı hedefliyoruz.”
açıklamalarında bulundu.
Orhan Belge: “Çeşme’yi Alman Pazarına
Taşıdık”
Boyalık Beach Hotel & Resort Genel Müdürü Orhan Belge, ITB Berlin
2026 kapsamında Çeşme destinasyonunun Alman pazarındaki tanıtım
faaliyetlerine değinirken, bölgenin sahip olduğu doğal güzellikler ve çeşitli turizm
olanaklarının öne çıktığını vurguladı.
Orhan Belge, “ITB Berlin’de Çeşme’yi
Alman pazarına tanıtırken özellikle
destinasyonumuzun sahip olduğu
doğal güzellikler, uzun kumsallar, kaliteli
konaklama tesisleri ve Ege’ye özgü yaşam
kültürü üzerinde durduk. Çeşme sadece
deniz tatili sunan bir destinasyon değil; aynı
zamanda gastronomisi, doğası, rüzgâr sporları
ve yılın büyük bölümüne yayılan turizm
potansiyeliyle oldukça güçlü bir alternatiftir.
Ziyaretçilerin özellikle ilgisini çeken konuların
başında Çeşme’nin temiz plajları, kaliteli otel
konsepti, gastronomi deneyimleri ve wellness
olanakları geldi. Ayrıca destinasyonun
hem dinlenme hem de deneyim odaklı tatil
arayan misafirlere hitap etmesi Alman tur
operatörleri ve sektör temsilcileri tarafından
oldukça olumlu karşılandı.” dedi.
“Yeni iş birliği ve program fırsatları oluştu”
Fuar süresince Alman tur operatörleri ve
sektör temsilcileriyle yapılan temasların
verimli geçtiğini belirten Belge, özellikle yeni
iş birliği olanaklarının ortaya çıktığını söyledi.
Belge, “Fuar boyunca Alman tur operatörleri,
acenteler ve sektör temsilcileriyle oldukça
yoğun ve verimli görüşmeler gerçekleştirdik.
Alman pazarı Çeşme için her zaman önemli
pazarlardan biri olmuştur ve bu pazarda
destinasyon bilinirliğini artırmaya yönelik
çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yılki
görüşmelerde özellikle Çeşme’nin alternatif
ve kaliteli bir destinasyon olarak daha fazla
programlara dahil edilmesi konusunda
oldukça olumlu geri dönüşler aldık. Hem
mevcut iş birliklerinin güçlendirilmesi hem
de yeni satış kanallarının oluşturulması adına
önemli temaslar kuruldu. Önümüzdeki dönem
için daha fazla uçuş, daha fazla tur operatörü
programı ve ortak tanıtım çalışmaları
konusunda fırsatların oluştuğunu görüyoruz.”
dedi.
“Pazardaki görünürlüğümüz artıyor”
Fuarın Çeşme destinasyonunun Alman
pazarındaki görünürlüğüne etkisini
değerlendiren Belge, fuarın bilinirliği
artırmada ve yeni iş bağlantıları kurmada
etkili olduğunu ifade etti. Belge, “ITB Berlin
dünya turizm sektörünün en önemli buluşma
noktalarından biri ve bu platformda yer
almak destinasyonlar için büyük bir fırsat.
Çeşme açısından baktığımızda fuarın
destinasyon bilinirliğini artırma ve yeni
iş birlikleri geliştirme açısından oldukça
olumlu geçtiğini söyleyebilirim. Alman
pazarı Çeşme için stratejik pazarlardan biri
olmaya devam ediyor. Fuarda yaptığımız
görüşmeler ve aldığımız geri bildirimler, bu
pazarda Çeşme’ye yönelik ilginin giderek
arttığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde
hedefimiz, destinasyon olarak Çeşme’nin
uluslararası pazarlardaki konumunu daha
da güçlendirmek ve özellikle Alman misafir
sayısını artırarak turizmi daha sürdürülebilir
bir şekilde büyütmektir.” açıklamalarında
bulundu.
8 TH ISTANBUL
COFFEE EXPO
2026
08-10 May
Sektörün Devleri, Kahvenin Tutkunları:
2026’da Tek Çatı Altında
İstanbul’un en prestijli kahve Fuarı Coffex İstanbul 8. kez kapılarını açıyor!
100’ü aşkın marka, 18.000’den fazla ziyaretçi ve kahve dünyasının tüm
oyuncuları, çekirdekten ileri teknolojiye Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde buluşuyor.
İş Bağlantıları:
Yeni franchise
fırsatları ve global
ticari network.
Atölyeler:
Master Class
eğitimleri, workshoplar
ve tadım seansları.
Teknoloji:
Makine teknolojileri
ve kavurma
inovasyonları.
Cafe Markt Sahnesi:
İlham veren oturumlar
ve canlı yarışmalar.
Roaster Community:
Kavurma topluluğu ile
profesyonel buluşma.
YENİ
Best & Rare Bölümü
Dünyanın en nadir kahvelerini keşfedin. Üreticileriyle
tanışın, hikayelerine ortak olun ve kaynağına dokunun.
Coffee Beans
Focus Country
BRAZIL /BREZİLYA
8 – 10 Mayıs 2026
İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi– ICEC
Detaylı Bilgi
ve
Katılım
@coffexistanbul
coffexistanbul.com
*Bu Fuar 5174 Sayılı Kanun Gereğince TOBB
(Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği) İzni İle Düzenlenmiştir.
George Maştaoğlu: “Respectful
Hospitality Anlayışımız Yoğun İlgi
Gördü”
Selectum Hotels & The Norm Hotels Operasyon Direktörü George
Maştaoğlu, fuar sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, otelcilikte
teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımların Alman pazarında güçlü bir
ilgi gördüğünü aktardı.
ITB Berlin’de sunulan konseptler hakkında
bilgiler veren George Maştaoğlu, “Fuarda
Alman pazarına iki temel başlıkla çıktık.
Birincisi, otelcilikte teknolojik gelişmeler
ve yapay zekânın misafir deneyimine ve
operasyon yönetimine getirdiği yenilikler,
ikincisi ise çevreye duyarlı yaklaşımımızı
ifade eden ‘respectful hospitality’ anlayışımız
oldu. Fuar boyunca özellikle yapay zekâ
destekli operasyon yönetimi, misafir
iletişimi ve verimlilik çözümleri üzerine
sektör profesyonelleriyle oldukça verimli
görüşmeler gerçekleştirdik. Bunun yanında
markalarımızın sürdürülebilirlik odaklı
konsepti ve deneyim yaklaşımı da ziyaretçiler
tarafından ilgi gördü.” dedi.
“İş birliği ve temaslar verimli geçti”
ITB Berlin süresince yapılan görüşmelerin
kapsamını paylaşan Maştaoğlu, “Fuar
oldukça yoğun ve verimli geçti. Alman tur
operatörleri ve acentelerle gerçekleştirdiğimiz
görüşmelerde sezon planlaması, allotment
esnekliği ve operasyon güvenilirliği gibi
konular ön plandaydı. Bunun yanı sıra
dijitalleşme ve teknoloji entegrasyonu
konularında da önemli fikir alışverişleri
yaptık. Hem mevcut iş ortaklarımızla
ilişkilerimizi güçlendirdik hem de yeni iş
birlikleri için önemli temaslar kurduk.
Önümüzdeki dönemde bu görüşmelerin yeni
kontratlar ve ortak pazarlama çalışmalarıyla
somutlaşmasını bekliyoruz.” ifadelerini
kullandı.
“Alman pazarı güçlü talebini koruyor”
Fuarın genel etkisini değerlendiren
Maştaoğlu, “Genel olarak bizim için verimli ve
doğru bağlantılar kurduğumuz bir fuar oldu.
ITB Berlin, turizm sektöründe iş geliştirme
açısından hâlâ en güçlü platformlardan biri.
Öte yandan fuarın genel atmosferinde küresel
gelişmelerin etkisi de hissediliyordu. Dünya
genelindeki bazı jeopolitik gelişmeler ve
güvenlik gündemi sektörün tüm paydaşlarını
doğal olarak etkiliyor. Özellikle bazı Orta
Doğu ülkelerinin fuardaki sınırlı görünürlüğü,
2026 yılının turizm açısından güvenlik ve kriz
yönetimi bakımından dikkat gerektiren bir
yıl olacağını gösteriyor. Buna rağmen Alman
pazarı güçlü talep potansiyelini koruyor.
Fuarda kurduğumuz temasların, Selectum
Hotels ve The Norm Hotels markalarının
Avrupa’daki bilinirliğini ve satış potansiyelini
artıracağına inanıyoruz.” dedi.
Kerem Canarslanlar: “Termal Tatil
ve Wellness ile Öne Çıkıyoruz”
Oruçoğlu Termal Otel CMO’su Kerem Canarslanlar, ITB Berlin 2026
sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, termal sağlık, wellness ve
uzun süreli konaklama odaklı konseptlerinin Alman ve Avrupa pazarında
yoğun ilgi gördüğünü ifade etti.
Kerem Canarslanlar, ITB Berlin 2026’da
otelin öne çıkan konseptleri ve sunduğu
deneyimler hakkında bilgi verirken,
“Türkiye’de termal turizmin öncüsü olarak
sahip olduğumuz uzun yıllara dayanan
deneyimimizle, ITB Berlin 2026 kapsamında
otelimizi özellikle termal sağlık, wellness ve
uzun süreli konaklama odaklı konseptimizle
Alman ve Avrupa pazarına tanıttık. Doğal
termal su kaynaklarımız, şifa odaklı
termal paketlerimiz ve kapsamlı wellness
uygulamalarımız, fuar ziyaretçilerinin en
çok ilgi gösterdiği başlıklar arasında yer
aldı. Son yıllarda Avrupa pazarında sağlık
turizmine yönelik talebin artmasıyla, termal
tatil ile sağlık ve dinlenmeyi bir arada
sunan paketlerimiz Alman tur operatörleri
ve acenteler tarafından dikkatle incelendi.
Misafirlerimize sunduğumuz bütüncül sağlık
ve wellness deneyimi, fuarda öne çıkan
unsurlarımızdan biri oldu.” ifadelerini kullandı.
“Yeni iş birliği fırsatları gündeme geldi”
Canarslanlar, fuar süresince Alman ve
Avrupa tur operatörleriyle gerçekleştirilen
görüşmelerin verimliliğine dair, “Fuar
süresince Alman tur operatörleri, acenteler
ve sektör temsilcileriyle yoğun ve verimli
görüşmeler gerçekleştirdik. Özellikle sağlık
turizmi, termal tatil ve uzun konaklama
konseptine odaklanan acentelerle yeni iş
birliği fırsatları gündeme geldi. Mevcut iş
ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirmenin
yanı sıra, Türkiye’de termal turizmdeki öncü
deneyimimizi ve sektöre kattığımız inovatif
hizmetleri tanıtarak, farklı pazarlama kanalları
oluşturabilecek yeni iş birlikleri için de
önemli temaslar kurduk. Bu görüşmelerin,
önümüzdeki dönemde Almanya pazarından
gelecek misafir sayısına olumlu katkı
sağlayacağını öngörüyoruz.” dedi.
“Pazardaki bilinirliğimizi artırma açısından
değerli sonuçlar doğurdu”
Fuarın otelin Alman pazarındaki
görünürlüğüne ve satış potansiyeline etkisini
değerlendiren Canarslanlar, “ITB Berlin,
küresel turizm sektörünün en önemli buluşma
noktalarından biri olarak özellikle Avrupa ve
Almanya pazarı açısından büyük önem taşıyor.
Fuarda gerçekleştirdiğimiz görüşmeler ve
kurduğumuz yeni bağlantılar, otelimizin Alman
pazarındaki bilinirliğini artırma açısından
değerli sonuçlar doğurdu. Önümüzdeki
dönemde Almanya pazarındaki varlığımızı
daha da güçlendirmeyi, yeni tur operatörleri
ve acentelerle iş birlikleri geliştirerek
satışlarımızı artırmayı hedefliyoruz. Sağlık
ve termal turizmine yönelik artan talep
doğrultusunda, bu hizmetlerimizi daha geniş
kitlelere ulaştırmayı ve uluslararası pazarda
güçlü bir konum elde etmeyi amaçlıyoruz.”
açıklamalarında bulundu.
Oral Yiğitkuş: “ITB Berlin, Sektörün
Yapay Zekâ Destekli Dağıtım Modellerine
Hızla Evrildiğini Gösterdi”
BookLogic Kurucusu Oral Yiğitkuş, ITB Berlin 2026’da şirketin otellerin
dijital dağıtımını ve gelir yönetimini uçtan uca geliştirmeye yönelik yeni nesil
yapay zekâ tabanlı turizm teknolojileri platformunu tanıttığını belirterek,
ziyaretçilerden yoğun ilgi gören çözümleri paylaştı.
Oral Yiğitkuş, tanıtım faaliyetlerini
değerlendirirken, “BookLogic olarak
otellerin dijital dağıtımını ve gelir
yönetimini uçtan uca geliştirmeye yönelik yeni
nesil yapay zekâ tabanlı turizm teknolojileri
platformumuzu tanıttık. Günümüzde otellerin
karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan
biri; çok sayıda dağıtım kanalını etkin şekilde
yönetirken aynı zamanda fiyat optimizasyonu,
doğrudan satış ve müşteri deneyimini birlikte
yönetebilmek. Geliştirdiğimiz platform, bu
süreçlerin tamamını tek bir ekosistem altında
birleştirerek otellere operasyonel verimlilik
ve gelir artışı sağlamaktadır. Standımızda
özellikle AI tabanlı MaxiChannel Manager,
MaxiBooking rezervasyon motoru, PMS
entegrasyonları, veri analitiği çözümleri
ve yapay zekâ tabanlı gelir optimizasyon
araçlarımız ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.
Bu çözümler, otellerin tüm dağıtım kanallarını
ve operasyonlarını merkezi bir yapı üzerinden
yönetmesine olanak tanırken; fiyat ve envanter
yönetimini optimize ve otomatik hale getirerek
manuel operasyon yükünü önemli ölçüde
azaltıyor, gelirlerini maksimize etmelerini ve
doğrudan satışlarını artırarak kârlılıklarını
güçlendirmelerini sağlıyor. Bu yıl ayrıca
rezervasyon deneyimini yeniden şekillendiren
üç yeni teknolojiyi tanıttık. Bunlardan
Negotiations Engine, otellerin ve acentelerin
online rezervasyon sürecinde misafirlerle
otomatik yapay zekâ aracılığıyla dinamik fiyat
pazarlığı yapabilmesini sağlayan yenilikçi bir
rezervasyon motorudur. Bu sistem, sabit fiyat
yapısının ötesine geçerek talebe ve kullanıcı
davranışına göre esnek fiyatlama sunar ve
dönüşüm oranlarını artırır. AI Tabanlı Fiyat
Optimizasyon API’leri; talep, rekabet, sezonluk
değişimler ve kullanıcı davranışlarını analiz
ederek otellerin ve acentelerin fiyatlarını
gerçek zamanlı olarak optimize eden gelişmiş
gelir maksimizasyon teknolojisidir. Bu sayede
oteller yalnızca fiyat belirlemekle kalmaz, aynı
zamanda veri odaklı stratejik fiyat yönetimi
yapabilir. Conversational Booking Engine,
misafirlerin klasik rezervasyon formları yerine
sohbet ara yüzü üzerinden otellerle iletişim
kurarak rezervasyon yapmasını sağlayan yeni
nesil bir rezervasyon deneyimidir. Bu sistem,
yalnızca bir chatbot değil; rezervasyonu
tamamlamaya odaklı çalışan bir AI satış
temsilcisi gibi konumlanmaktadır. Bu
çözümler özellikle Avrupa’daki otel zincirleri
ve teknoloji sağlayıcıları tarafından büyük
ilgi gördü. Özellikle Negotiations Engine ve
Conversational Booking Engine, otellerin
doğrudan satışlarını arttırmaya yönelik
yenilikçi yaklaşımlarıyla fuarın en ilgi çekici
teknolojileri arasında yer aldı.” diye belirtti.
“100’den fazla otel ve 15 acente ile iş birliği
sağladık”
Fuar süresince yapılan görüşmeleri paylaşan
Yiğitkuş, “Fuarda otel zincirleri, bağımsız
oteller, seyahat acenteleri ve teknoloji
sağlayıcılarıyla oldukça yoğun ve verimli
görüşmeler gerçekleştirdik. Organizasyon,
yalnızca ürün tanıtımı değil, aynı zamanda
global iş geliştirme açısından da önemliydi.
Görüşmelerde özellikle üç ana başlık öne
çıktı: Çok Kanallı Dağıtım Optimizasyonu,
Doğrudan Satışların Arttırılması ve Yapay
Zekâ Destekli Otomasyon Çözümleri. Oteller,
farklı OTA’lar, Global Dağıtım Sistemleri
ve doğrudan satış kanalları arasında daha
merkezi ve akıllı bir yapı arayışında. Aynı
zamanda OTA bağımlılığını azaltacak
çözümlere ciddi bir talep söz konusu. Bu
doğrultuda fuar kapsamında Yapay Zekâ
Destekli Kanal Yönetimi ve Rezervasyon
Sistemi Entegrasyonları, PMS ve Dağıtım
Platformlarıyla Geliştirilebilecek Teknoloji
İş Birlikleri, Avrupa Pazarına Yönelik Yeni
Dağıtım Ortaklıkları, Gelir Yönetimi ve Veri
Analitiği Alanında Stratejik İş Birlikleri
alanlarında önemli fırsatlar ortaya çıktı. Bu
başlıklar, önümüzdeki dönemde hem ürün
geliştirme yol haritamıza hem de uluslararası
büyüme stratejimize yön verecek önemli
iş birliklerinin temelini oluşturuyor. Fuar
boyunca gerçekleştirdiğimiz görüşmeler
sonucunda 100’den fazla otel ve 15 seyahat
acentesi ile yeni iş birliği anlaşmaları sağladık.
Bu gelişme BookLogic’in uluslararası dağıtım
ağını önemli ölçüde genişletirken, Avrupa
pazarındaki konumunu da güçlendirdi.” dedi.
“Oteller artık yalnızca kanallarda yer almak
istemiyor”
Fuarın etkisini de değerlendiren Yiğitkuş
sözlerini şöyle tamamladı: “Turizm
teknolojileri açısından dünyanın en önemli
buluşma noktalarından biri olan ITB Berlin,
hem marka bilinirliği hem de iş geliştirme
açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu
nedenle fuarın, BookLogic’in Almanya ve
Avrupa pazarındaki bilinirliğini artırmanın
ötesinde, global ölçekte uluslararası
marka imajını güçlendiren önemli bir katkı
sağladığını düşünüyoruz. Bu yıl fuarda
dikkat çeken en önemli trend, sektörün
hızla veri odaklı ve yapay zekâ destekli
dağıtım modellerine yöneliyor olmasıydı.
Oteller artık yalnızca kanallarda yer almak
istemiyor; doğru fiyat, doğru müşteri ve
doğru kanal kombinasyonunu optimize
etmek istiyor. Bu kapsamda BookLogic
olarak geliştirdiğimiz CDS (Commercial
Distribution System) yaklaşımını da sektör
paydaşlarıyla paylaştık. CDS modeli,
geleneksel GDS ve IDS kanallarına ek
olarak, otellerin doğrudan ticari iş birlikleri
ve alternatif dağıtım ağları üzerinden satış
yapabilmesini sağlayan yeni bir dağıtım
katmanı sunuyor. Bu yaklaşım sayesinde
oteller yalnızca OTA’lara bağımlı kalmadan
daha esnek, daha kontrollü ve daha kârlı bir
dağıtım stratejisi oluşturabiliyor. ITB Berlin’de
aldığımız geri bildirimler, özellikle Avrupa
pazarında yapay zekâ destekli dağıtım ve
fiyat optimizasyon teknolojilerine olan talebin
hızla arttığını göstermektedir. Önümüzdeki
dönemde BookLogic olarak Almanya başta
olmak üzere Avrupa pazarındaki büyümemizi
hızlandırmayı ve oteller için uçtan uca dijital
dağıtım platformu vizyonumuzu daha da
güçlendirmeyi hedefliyoruz. ITB Berlin, turizm
ve konaklama sektörünün veri odaklı ve
yapay zekâ destekli dağıtım modellerine ne
kadar hızlı evrildiğini bir kez daha gösterdi.
BookLogic olarak oda satışını yalnızca dağıtım
kanallarına sunmaktan öteye taşıyan; otellerin
talebi, fiyatlandırmayı ve misafir etkileşimini
akıllı şekilde yönetmesini sağlayan teknolojiler
geliştirmeye odaklanıyoruz. Geliştirdiğimiz
Negotiations Engine, Conversational Booking
Engine ve yapay zekâ tabanlı fiyat optimizasyon
API’leri, otellere dijital pazaryerinde oda
satışlarını yönetme konusunda çok daha
fazla esneklik ve kontrol sağlayan yeni nesil
rezervasyon teknolojilerini temsil ediyor.”
72
hotel restaurant
& hi-tech
yeni yatırımlar
Voger ile Butik Lüks
Deneyim Artık
Sapanca’da
Butik otelcilikte estetik, konfor ve özgünlüğü birleştiren Voger, Alaçatı ve Bodrum’dan sonra şimdi Sapanca’nın
huzur veren doğasında misafirlerini ağırlıyor. Göl kıyısındaki camla çevrili modern mimarisiyle doğayı yaşam
alanlarının merkezine taşıyan tesis, konuklarına dingin ve lüks bir konaklama deneyimi sunuyor.
Sapanca’nın eşsiz doğası ve huzur veren
atmosferiyle bütünleşen Voger Sapanca, şık
ve zarif tasarımlarıyla öne çıkan 12 özel villadan
oluşan ayrıcalıklı bir konaklama deneyimi
yaşatıyor. Modern mimarisi ile doğallığı bir araya
getiren tesis, misafirlerine hem konforlu hem de
mahremiyet odaklı bir tatil imkânı sağlıyor. Her
biri özenle tasarlanmış villalar; estetik detayları,
geniş yaşam alanları ve doğayla uyumlu mimarisiyle
sakin ve seçkin bir atmosfer yaratıyor.
Özellikle kişiye özel açık sıcak havuz deneyimi,
Voger Sapanca’yı dört mevsim cazip kılan en özel
ayrıcalıklardan biri olarak dikkat çekiyor.
Soğuk havada sıcak havuz keyfi
Kış aylarında ise Voger Sapanca bambaşka bir
güzelliğe bürünüyor. Soğuk havada sıcak havuz
keyfi, doğanın dinginliği ve huzurlu atmosferle
birleşerek misafirlere unutulmaz bir kaçış sunuyor.
Şehrin stresinden uzaklaşmak, romantik bir
hafta sonu ya da doğayla baş başa kaliteli zaman
geçirmek isteyenler için ideal bir destinasyon
olarak öne çıkıyor. Mahremiyet, konfor ve estetiği
bir arada sunan Voger Sapanca, hem çiftler hem
de özel bir deneyim arayan misafirler için benzersiz
bir konaklama alternatifi oluyor.
Cam çevrili mimariyle doğa içeride
Sapanca Gölü’nün huzur veren siluetine karşı
konumlanan proje; camla çevrili mimarisi
sayesinde doğayı yaşam alanlarının merkezine
taşıyor. Gün ışığını içeri alan şeffaf tasarım
konukların doğayla kesintisiz bir bağ kurmasını
sağlarken, her detayda hissedilen VOGER zarafeti
ayrıcalıklı bir butik otel deneyimi yaşatıyor.
Modern mimari çizgilerle şekillenen konaklama
alanı, yalnızca bir konaklama alanı değil; doğanın
ritmiyle uyumlanan, dinginlik ve estetiği bir arada
yaşatan yeni bir yaşam alanı olarak öne çıkıyor.
Göl manzarasının sakinleştirici etkisi, doğal dokularla
harmanlanan iç mekân tasarımı ve rafine
detaylar; şehirden uzaklaşıp kendine ait bir mola
arayanlar için benzersiz bir atmosfer sunuyor.
74
hotel restaurant
& hi-tech
marka proje
Işığın ve Yansımanın Lüksle Buluşması
Merit Starlit Hotel & Rezidans & Casino
Karadağ’ın kıyı dokusundan ilham alan
Merit Starlit Hotel & Rezidans & Casino, klasik
casino ihtişamını çağdaş bir yaşam deneyimiyle
yeniden yorumluyor. Proje tasarım süreci
ARTMIM’in kurucu ortağı G. Hakan Külahçı
tarafından gerçekleştirilen mekân, sadece
konaklama değil; bir sahne, bir duygu, bir anı
üretme alanı olarak kurgulandı.
Altın tonlarının sıcaklığı, mermerin
zamansız asaleti ve aynaların çoğaltıcı
etkisiyle şekillenen bu misafir odası;
misafiri ilk adımda saran, her anı daha
yoğun ve unutulmaz kılan bir atmosfer
sunar. Mekânın ana karakteri ışıktır. Lineer
LED detaylar, elips formundaki aynalar ve
gizli aydınlatmalar ile ışık sadece bir ihtiyaç
değil, güçlü bir tasarım elemanı olarak
kullanılmıştır. Yüzeylerde kırılan ve yansıyan
ışık, mekânı olduğundan daha geniş ve
etkileyici gösterirken; aynalar ve parlak
dokularla oluşturulan katmanlı derinlik,
casino dünyasının büyüleyici ve sonsuz hissini
bu odada da yaşatır.
Misafir, mekânın içinde ilerledikçe sürekli
değişen perspektifler deneyimler. Dramatik
damarlara sahip mermer duvarlar, altın
tonlarındaki metal dokular, yumuşak
tekstiller ve kadifemsi yüzeyler, koyu
ahşapla dengelenmiş zeminler üzerinde
buluşarak sofistike bir bütünlük oluşturur.
Bu kombinasyon, lüksün ihtişamını konforun
sıcaklığıyla bir araya getirir. Her detay,
zarafetin ve lüksün zirvesini yaşatırken,
misafire unutulmaz bir konfor deneyimi sunar.
Her detay bir sahne unsuru gibi
Mekân kurgusunda açık planlı banyo ve yatak
odası ilişkisi, sınırları ortadan kaldırarak
daha geniş bir algı, güçlü ışık geçişleri ve
yoğun bir suit deneyimi sunar. Aynı zamanda
mahremiyet, yarı geçirgen yüzeyler ve
yerleşim kurgusu ile dengelenmiştir. Her
detay bir sahne unsuru gibi ele alınmıştır;
yatak başlığı arkasındaki sanatsal görseller,
zarif askı aydınlatmalar, elips formlu
aynalar ve gizli ışık detaylı mobilyalar. Tüm
bu unsurlar bir araya gelerek mekânı statik
bir oda olmaktan çıkarır; yaşayan, sürekli
dönüşen bir kompozisyona dönüştürür.
Bu otel odası, misafirlerine yalnızca
konaklama değil; kendilerini özel hissetme,
lüksü deneyimleme ve casino atmosferini
odalarında da sürdürme imkânı sunar.
Adriyatik Denizi’nin görkemli dağlarının nefes
kesen manzaraları eşliğinde, benzersiz bir
huzur ve rahatlama deneyimi yaşatır. Böylece
konaklama, çok katmanlı bir yolculuğa
dönüşerek misafirlere unutulmaz bir atmosfer
sağlar.
Bu proje, klasik lüks anlayışını yeniden
yorumlayarak; ışık, yansıma ve malzeme
üzerinden güçlü bir kimlik oluşturur. Sonuç
olarak ortaya çıkan mekân; zamansız,
etkileyici ve unutulmazdır.
Kale Alarm’da üst düzey atama
Doğanın sıcaklığını mekânlara taşıyan
Massive Wood Touch
Seramiksan’ın yaşam alanlarına doğal ve modern bir yorum sunan Massive
Wood Touch serisi ahşabın sıcaklığını ve zamansız estetiğini modern
mekânlara taşıyor. 20x120 cm ve 60x120 cm ebatlarında üretilen seri, masif
ahşabın doğal görünümünü porselenin dayanıklılığıyla bir araya getirerek uzun
ömürlü ve estetik bir kullanım sunuyor.
Massive Wood Touch’ın renk paleti, doğadaki rafine tonlardan ilham alınarak oluşturuldu.
Badem ve akçaağaç renk seçenekleri, farklı dekorasyon tarzlarıyla uyum sağlayan
doğal bir atmosfer oluşturuyor. Hem konut hem de ticari projelerde geniş uygulama alanı sunan koleksiyon, porselen yapısının sağladığı
çizilme, leke ve neme dayanıklılık özellikleriyle yoğun kullanıma uygun yüksek performans gösteriyor. Wood Touch yüzeyi ise, ahşabın
doğal geçişlerini gerçekçi bir şekilde yansıtarak mekânlara sıcaklık ve doğallık katıyor. Her dokunuşta huzur veren wood touch yüzey,
mekanlarda aidiyet ve doğayla yeniden kurulan bir bağ hissi oluşturuyor. Seramiksan’ın kalite anlayışını ve yenilikçi yaklaşımını yansıtan
Massive Wood Touch, mimari perspektifi destekleyen fonksiyonel bir çözüm olarak öne çıkıyor. Masif ahşap görünümünü tamamlayan
doğal tonları sayesinde, mekânlara zamansız bir estetik kazandırıyor.
Elektronik güvenlik çözümleri alanında faaliyet gösteren Kale Alarm’da üst düzey bir atama
gerçekleşti. Uzun yıllardır güvenlik teknolojileri sektöründe görev alan Kerem Özkan, Kale
Güvenlik Sistemleri Direktörü olarak görevine devam edecek.
Kariyeri boyunca satış, iş geliştirme ve ticari operasyonlar alanlarında çeşitli sorumluluklar üstlenen
Özkan, Kale Alarm bünyesinde yürüttüğü çalışmalarla özellikle elektronik güvenlik sistemleri,
iş ortakları ağı ve müşteri deneyimi alanlarında önemli projelerde görev aldı. Yeni görevinde
Kerem Özkan, Kale Alarm’ın Türkiye genelindeki büyüme stratejisinin geliştirilmesi, iş ortakları
ekosisteminin güçlendirilmesi ve yeni nesil akıllı güvenlik çözümlerinin daha geniş kitlelere
ulaştırılmasına yönelik çalışmalara liderlik edecek. Kale Alarm, kablosuz alarm sistemleri, akıllı
güvenlik teknolojileri ve 7/24 hizmet veren Alarm İzleme Merkezi ile konutlardan işletmelere kadar geniş bir kullanıcı kitlesine güvenlik
çözümleri sunmaya devam ediyor. Şirket, son dönemde geliştirdiği yeni nesil Kale Alarm X ürün ailesiyle akıllı güvenlik sistemlerini daha
erişilebilir ve kullanıcı dostu hale getirmeyi hedefliyor.
ATRAX Expo’nun yeni tarihi belli oldu
ATRAX Expo, 14. edisyonuyla 28–30 Ocak 2027 tarihlerinde İstanbul Fuar
Merkezi’nde düzenlenecek.
Eğlence, park, spor, havuz, kentsel tasarım ve sosyal tesis çözümlerini bir araya getiren fuar
ATRAX Expo; şehirleri daha aktif, daha sağlıklı ve daha cazip yaşam alanlarına dönüştüren
projelerin küresel buluşma noktası olacak. 2027 edisyonu, Urban Wellness – Aktif Şehir
temasıyla; fiziksel aktiviteyi, eğlenceyi, suyu, açık alan tasarımını ve sosyal etkileşimi bir araya
getiren yeni nesil tesis projelerine odaklanacak. Bu yaklaşım; Şehir ölçeğinde aktif yaşamı destekleyen eğlence park ve spor alanlarını, su
temelli rekreasyon ve wellness yatırımlarını, açık alan tasarımı ve sosyal tesis projelerini, kamusal alanlarda deneyim odaklı çözümleri tek bir
ekosistem içinde ele alacak. ATRAX, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir fuar değil; şehirleri cazibe merkezlerine dönüştüren yatırım ve proje
platformu olma vizyonuyla konumlanıyor. Fuar; 5 salonda 55.000 m² alanda tematik hollerle düzenlenecek: Eğlence & Aktivite Çözümleri, Park,
Yeşil Alan & Spor Tesisleri, AQUAFUN ve OUTDES. Bu yapı, şehirler için sürdürülebilir ve yenilikçi projeler geliştiren profesyonellere kapsamlı
bir ticaret ortamı sunuyor.
ZUCHEX 2026’ya “Prestijli Fuar” statüsü
ZUCHEX, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından 2026 yılı Prestijli Uluslararası Fuarlar listesine dahil
edildi. Prestijli fuar statüsü kapsamında, ZUCHEX 2026’ya katılacak firmalar yer kirası ve stant
giderleri için 1 milyon 292 bin TL’ye kadar devlet desteğinden yararlanabilecek.
Yaklaşık 250 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan dünya ev ve mutfak eşyaları pazarının en önemli buluşma
platformlarından biri olan ZUCHEX, 9–12 Eylül 2026 tarihleri arasında Tüyap İstanbul Fuar ve Kongre
Merkezi’nde 36. kez kapılarını açacak. Informa Markets tarafından düzenlenen ZUCHEX 2026, prestijli
fuar statüsüyle birlikte yalnızca katılımcılarına mali avantaj sunan bir organizasyon değil, Türkiye’nin ev
ve mutfak eşyaları sektöründeki küresel liderlik iddiasını güçlendiren stratejik bir platform olarak öne çıkıyor. Fuar, profesyonel satın alma
heyetleri, zincir mağazalar, e-ticaret platformları, distribütörler, HORECA temsilcileri, tasarımcılar ve uluslararası ticaret firmaları dahil
olmak üzere karar verici binlerce sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturacak. Sofra ve Mutfak Eşyaları’ndan Elektrikli Ev Aletleri’ne
uzanan geniş ürün yelpazesiyle ZUCHEX, sektördeki yeniliklerin vitrine çıktığı, iş birliklerinin şekillendiği ve küresel ticaretin yönünün
belirlendiği bir merkez olmayı sürdürüyor.
76
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
17 Bin Genç Şefle Türkiye, Gastronomide
80 Milyar Euro’luk Lige Hazırlanıyor
Antalya’da düzenlenen Culinary Forum, Türkiye’nin gastronomide küresel lig hedefini gündeme taşıdı.
İtalya’nın 70 milyar, Fransa’nın 80 milyar Euro’luk gastronomi ihracatı, gastronominin ülkeler için stratejik
bir ekonomik güce dönüştüğünü ortaya koyarken, Türkiye bu ligde genç şefleriyle yer almayı hedefliyor.
Türkiye’nin gastronomi alanındaki
en kapsamlı buluşmalarından
biri olan Culinary Forum, bu yıl
dördüncü kez sektör profesyonellerini
ve geleceğin şeflerini aynı platformda
bir araya getirdi. “Xchange-Değişim”
temasıyla Nirvana Cosmopolitan
Hotel’de düzenlenen forum,
Türkiye’nin 57 şehrinden, 100’ün
üzerinde üniversiteden gelen binlerce
gastronomi ve aşçılık öğrencisinin
yanı sıra şefler, sektör temsilcileri ve
akademisyenleri buluşturdu. Antalya’da
gerçekleştirilen etkinlik, Türkiye’nin
gastronomi alanındaki insan kaynağını
güçlendirmeyi ve mutfağını küresel
ölçekte daha rekabetçi bir konuma
taşımayı hedefliyor.
Aslan: “Gastronomi artık ülkeler için
büyüme modeli”
Culinary Forum Kurucu Ortağı Murat
Aslan, gastronominin artık yalnızca
kültürel bir değer değil, ülkeler için
doğrudan ekonomik büyüme alanı
haline geldiğini vurgulayarak, küresel
örneklere dikkat çekti: “Bugün İtalya
gastronomiyi yaklaşık 70 milyar euroluk
bir ihracat değerine dönüştürmüş
durumda. Fransa, gastronomi ve gıda
ürünlerinde 80 milyar euronun üzerinde
ekonomik değer sağlıyor. Japonya ise,
dünya genelinde 180 bini aşan restoran
ağıyla mutfağını küresel bir ekonomik
ve kültürel güce dönüştürdü. Bu ülkeler
gastronomiyi yalnızca bir mutfak değil,
doğrudan bir ihracat ve büyüme modeli
olarak konumlandırıyor’’ dedi.
Her 3 turistten biri İtalya’ya yemek için
gidiyor
Türkiye’de gastronomi turizminin güçlü
bir potansiyele sahip olmasına rağmen
henüz turizmin ana motivasyonu haline
gelmediğine dikkat çeken Aslan, bu
alandaki büyüme fırsatının son derece
yüksek olduğunu vurguladı: ‘’Küresel
gıda sisteminin ekonomik büyüklüğü
8 ila 10 trilyon dolar arasında. Dünya
turizm gelirlerinin yaklaşık yüzde 30’u
doğrudan yeme-içme harcamalarından
oluşuyor. Bu oran, gastronominin
artık yalnızca bir ihtiyaç değil, başlı
başına bir seyahat motivasyonu haline
geldiğini gösteriyor. Bugün İtalya’da
her üç turistten biri, yani yaklaşık
yüzde 35’i, Fransa’da ise yüzde 30’u
doğrudan gastronomi deneyimi için
seyahat ederken, Türkiye’de bu oran
yüzde 15-20 seviyesinde bulunuyor. Bu
tablo, Türkiye’nin sahip olduğu mutfak
zenginliğine rağmen gastronomi
turizminde henüz yolun başında
olduğunu, ancak doğru strateji ve
yatırımlarla küresel ölçekte çok daha
büyük bir ekonomik değer oluşturma
potansiyeline sahip olduğunu
gösteriyor” dedi.
“Türkiye’nin en büyük gücü genç
şefleri”
Türkiye’nin gastronomide küresel
rekabet gücünü artırmasının en
önemli unsurunun genç insan kaynağı
olduğunu belirten Aslan, forumun bu
dönüşümde önemli bir rol üstlendiğini
şu sözleriyle ifade etti: “Bir hayalle
başladığımız Culinary Forum bugün
binlerce öğrenciye ulaşan bir platform
haline geldi. 2026 itibarıyla toplamda
yaklaşık 17 bin gastronomi öğrencisine
doğrudan dokunmuş olduk. Türkiye’nin
gastronomide küresel ligde yer
alabilmesi için genç şeflere yatırım
yapmak, yerel ürünleri markalaştırmak
ve mutfağımızı dünyaya doğru bir
vizyonla anlatmak kritik önem taşıyor.
İtalya gibi mutfağı, ürünü ve markayı
birlikte ihraç etmeliyiz. Türkiye 1.806
coğrafi işaretli ürünüyle dünyanın en
zengin gastronomik kaynaklarından
birine sahip. Forumun temel
amaçlarından biri de, mezun olduktan
sonra yurt dışında çalışacak gastronomi
öğrencilerimizin, Türk ürünlerini ve
yerel mutfağımızı gittikleri ülkelerde
temsil etmesini sağlamak”.
Güral Porselen Culinary Forum 2026’da
Şeflerle Buluştu
Culinary Forum 2026’ya Co-Sponsor olarak katılan Güral Porselen, iki gün boyunca süren etkinlikte Valeron
Koleksiyonu başta olmak üzere Horeca sektörüne yönelik koleksiyonlarını sektör temsilcileri ve şeflerle buluşturdu.
Türkiye’nin gastronomi alanındaki
önde gelen platformlarından biri
olan Culinary Forum 2026, Nirvana
Cosmopolitan Hotel’de gerçekleşti.
Gastronomi sektörünün farklı paydaşlarını
bir araya getiren organizasyonda Co-
Sponsor olarak yer alan Güral Porselen’in
standı, hem sektör profesyonellerinin
hem de şeflerin buluşma noktası
oldu. Marka, Horeca sektörüne
yönelik koleksiyonlarını ziyaretçileriyle
paylaşırken, gastronominin yalnızca
tat değil aynı zamanda güçlü bir görsel
deneyim olduğu anlayışını ön plana
çıkardı.
Her tabak bir tuval, her dokunuş bir
imza
Etkinlik kapsamında Güral Porselen
standında düzenlenen özel sunumlarda
Şef Eyüp Kemal Sevinç, markanın
ürünleriyle hazırladığı tabaklarla
gastronomi ve tasarımın uyumunu
sahneye taşıdı. Valeron Koleksiyonu
üzerinde hayat bulan sunumlar, lezzetin
yalnızca tatta değil, sunum estetiğinde
de yeniden yorumlanabileceğini ortaya
koyarken, her tabağın bir tuvale
dönüştüğü özgün bir deneyim sundu.
Sunumlar, iki gün boyunca sektör
profesyonelleri ve genç şeflerden yoğun
ilgi gördü.
Valeron Koleksiyonu gastronomi
sahnesinde
Güral Porselen standında öne çıkan
koleksiyonlardan biri olan Valeron,
reaktif sır tekniğiyle üretilen yapısıyla
porselende doğal doku ve yüzey derinliği
sunuyor. Seal, Saura, Terra, Agate,
Calvera, Rosiventi, Aleste, Ombrai, Matte
Verde, Kelpy, Abisso, Matte Beige ve
Matte Azzurre gibi farklı alt serilerden
oluşan koleksiyon, her parçada değişen
ton geçişleri ve kendine özgü yüzey
karakteriyle dikkat çekiyor. Dayanıklı
yapısı ve istiflenebilir tasarımı sayesinde
yoğun kullanıma uygun olan Valeron,
Horeca sektöründe hem işlevselliği hem
de estetik beklentileri karşılıyor.
78
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
Porland, Culinary Forum’da
İnovatif Ürünleri ve Kahve Deneyim
Alanıyla Öne Çıktı
Türkiye’nin öncü porselen markası Porland, yüzde 100 yerli üretim gücü,
yenilikçi tasarım dili ve kahveye özel deneyim alanıyla Culinary Forum
2026’da tasarım, üretim ve deneyimi aynı sahnede buluşturdu.
Türkiye’nin lider porselen üreticisi
Porland, Antalya’da düzenlenen
Culinary Forum 2026’ya yenilikçi
ürünleri ile katıldı ve kahve ürün grubuna
özel olarak tasarlanan stant kurgusunu
ilk kez burada hayata geçirdi. Şefler,
sektör profesyonelleri, otel ve restoran
temsilcileri ile genç yetenekler gibi geniş
katılımcı profiliyle dikkat çeken etkinlikte
marka; tasarım, üretim ve deneyimi bir
araya getiren yaklaşımını sahaya taşıdı.
Porland, Halo, Legacy Copper, Fenniks ve
Illusion gibi özel koleksiyonunun yanı sıra;
bu yıl Frankfurt’ta düzenlenen Ambiente
2026 Fuarı’nda ilk kez sergilenen Ray ve
Lotus koleksiyonları ile tüm dikkatleri
üzerine topladı.
Gastronomi dünyasının akademik
birikimini ve sektör deneyimini bir araya
getiren etkinlikte Porland’ın, tasarım
dili ve profesyonel mutfakların kullanım
alışkanlıklarına uygun dayanıklı yapısıyla
öne çıkan koleksiyonları, şefler ve satın
alma profesyonellerinden yoğun ilgi gördü.
Dirikolu: “Sofralara değer katmaya
devam ediyoruz”
Culinary Forum’un gastronomi dünyasının
güçlü bir buluşma noktası olduğuna
dikkat çeken Yurtiçi Toptan Satış Genel
Müdür Yardımcısı Ali Kemal Dirikolu,
“Üç gün boyunca akademisyenler, sektör
profesyonelleri ve turizm-otelciliğe gönül
veren genç yetenekler bilgi, deneyim
ve ilham etrafında buluştu. Biz Porland
olarak gastronomiyi bir mutfak disiplini
olmasının ötesinde; tasarım, üretim ve
deneyimin bir bütün olarak ele alındığı çok
katmanlı bir ekosistem olarak görüyoruz.
Yüzde 100 yerli üretim gücümüz, yüksek
üretim kapasitemiz ve küresel marka
hedeflerimiz doğrultusunda; sektörün
geleceğini şekillendiren fikirleri
yakından takip ettik, iş ortaklarımız ve
misafirlerimizle gelecek kurgumuzu
paylaştık. Uluslararası standartlarda
üretim anlayışımız ve yenilikçi tasarım
yaklaşımımız ile gastronomi dünyasının
güvenilir çözüm ortağı olmaya ve
sofralara değer katmaya kararlılıkla
devam ediyoruz” dedi.
Kahve ürün grubuna özel deneyim alanı
Porland, Culinary Forum’da kahve
ürün grubuna özel olarak tasarlanan
stant kurgusunu ilk kez hayata geçirdi.
Etkileşim ve deneyim odaklı bu özel kahve
alanı, Culinary Forum 2026 ziyaretçilerinin
Porland ürünlerini birebir deneyimleyerek
tanımasına imkân sağladı. Özel stant
uygulaması; Porland’ın gastronomi
dünyasına sadece ürün sunan bir marka
olmasının ötesinde, sahada değer üreten
bir çözüm ortağı olma yaklaşımını da
yansıttı.
S.Pellegrino Young Chef Academy
Yarışması’nın 7.’si Başlıyor
S.Pellegrino, gastronominin geleceğini şekillendirecek genç yetenekleri desteklemeyi amaçlayan küresel
girişimi S.Pellegrino Young Chef Academy Yarışması’ın 7.’sinin başladığını duyurdu.
Gastronomi dünyasında
ilham veren sofraların
ayrılmaz eşlikçilerinden
biri olan S.Pellegrino, aynı
zamanda genç şefleri destekleyen
global bir platforma da imza
atıyor. S.Pellegrino Young
Chef Academy, dünyanın
dört bir yanındaki yetenekleri
keşfetmek, onların mutfak
vizyonlarını geliştirmek ve
uluslararası sahnede görünür
kılmak için tasarlanmış güçlü
bir gastronomi platformu
olarak dikkat çekiyor. Yalnızca
bir yarışma olmanın ötesinde,
genç şeflerin yaratıcılıklarını
geliştirebilecekleri ve kendi
mutfak seslerini bulabilmelerine
destek olmayı hedefleyen bir
platform sunan S.Pellegrino
Young Chef Academy; mentorluk
programları, global şef ağı
ve uluslararası görünürlük
fırsatlarıyla katılımcıların kariyer
yolculuklarına güçlü bir ivme
kazandırıyor.
İlham veren yolculuk
Genç şefler başvurularını, ülkelerinin de
dahil olduğu 15 uluslararası bölgeden
biri üzerinden gerçekleştiriyor. ALMA-
Uluslararası İtalyan Mutfak Sanatları
Okulu tarafından gerçekleştirilecek ön
elemenin ardından kısa listeye kalan
adaylar, bölgesel finallerde yarışıyor.
Bölge birincileri ise Büyük Final’de
uluslararası şeflerden oluşan jüri
karşısına çıkarak yeteneklerini sergiliyor.
Katılımcılar teknik beceri ve yaratıcılık
kriterleri üzerinden değerlendiriliyor.
Bununla birlikte yarışma, sosyal
sorumluluk, mutfak mirası ve bireysel
ifade gibi alanlarda verilen özel ödüllerle
genç şeflerin çok yönlü gelişimini
destekliyor.
Güçlendirilmiş akademi deneyimi
Bu edisyonla birlikte hayata geçirilen yeni
mentorluk girişimi, Academy’nin genç
şefleri yarışmanın ötesinde de destekleme
vizyonunu güçlendiriyor. Yarışmanın
2024-25 edisyonunun küresel birincisi
Ardy Ferguson, uluslararası üne sahip
şefler Julien Royer ve Jeremy Chan ile üç
haftalık özel bir mentorluk programına
katılarak profesyonel gelişimini ileri
taşıma fırsatı bulacak. Yarışmanın 2024–
25 döneminin birincisi Ardy Ferguson bu
deneyim için: “S.Pellegrino Young Chef
Academy, bana hayal edemeyeceğim
fırsatlar sundu. Bu deneyim sayesinde
zanaatımı geliştirmeye devam ediyorum.”
sözleriyle yarışmanın kariyerine katkısını
vurguluyor.
Türkiye’den genç şefler davetli
S.Pellegrino Young Chef Academy
Yarışması’nın 7.’si için başvurular
16 Şubat – 9 Haziran 2026 tarihleri
arasında devam edecek. Yarışmaya
katılmak isteyen şeflerin, kişisel mutfak
anlayışlarını yansıtan bir imza reçete ile
başvuru koşullarında belirtilen şekilde
başvurmaları gerekiyor. S.Pellegrino,
Türkiye’deki gastronomi sahnesinde
yükselen genç şefleri bu global
platformda yer almaya davet ediyor.
Uluslararası jüri karşısına çıkma ve
dünyanın önde gelen şefleriyle aynı
sahneyi paylaşma fırsatı sunan yarışma,
Türkiye’den yeni yeteneklerin global
mutfak dünyasında söz sahibi olmasına
olanak tanıyor.
80
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
Fethiye’nin Yerel Tatları, Liberty Fabay’da
Düzenlenen İlk Gastro Festle Öne Çıktı
Fethiye’nin büyüleyici doğasında konumlanan Liberty Fabay, 31 Mart Salı günü “Fabay Gastro Fest”
ile gastronomi tutkunlarını doğanın kalbinde benzersiz bir lezzet yolculuğunda buluşturdu.
Gastronomi yazarı Elif Korkmazel’in
sunumu ve Master Chef Türkiye
Jürisi Şef Mehmet Yalçınkaya’nın
katılımıyla zenginleşen etkinlikte;
Fethiye’nin doğasında yetişen aromatik
ve yabani otlar keşfedildi, yerel ürünlerle
hazırlanan özgün tarifler konuklarla
buluştu. Doğanın sunduğu en saf
malzemeleri gastronomiyle buluşturan
festivalde katılımcılar, yalnızca bir tadım
deneyimi değil; doğadan sofraya uzanan
ilham verici bir keşif yolculuğu yaşadı.
Keşkek ritüeli etkinliğe damga
vurdu
Şef Mehmet Yalçınkaya’nın
geleneksel keşkek dövdüğü anlar,
festivalin en dikkat çeken ve en
çok konuşulan bölümlerinden biri
oldu. Yalçınkaya’nın tadımlarıyla
zenginleşen gastronomi
buluşmasında ise Fethiye’nin
özgün otlarından ilham alınarak
hazırlanan seçkin tarifler konukların
beğenisine sunuldu, yerel lezzetler
modern yorumlarla yeniden hayat
buldu. Doğanın sunduğu aromalar
ile şeflerin üretkenliğinin bir
araya geldiği bu özel deneyim,
gastronominin kültür, doğa ve
yaratıcılıkla şekillenen bir anlatı
olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Tümkaya: “Gastronomiyi stratejik
bir alan olarak konumlandırıyoruz”
Liberty Fabay Genel Müdürü M.
Nihat Tümkaya, “Fabay Gastro
Fest ile hedefimiz, Fethiye’nin
sahip olduğu doğal ve kültürel
zenginliği uluslararası standartlarda
bir gastronomi deneyimiyle
Festivalin ilk gününde gastronomi
yazarları, Fethiye Yeşil Üzümlü
Köyü’nde doğanın içinde kısa bir keşfe
çıkarıldı. Yaklaşık 30 yabani ot türünün
yetiştiği bu köyde ot toplarken, konuklar
doğayla temasın en sade halini
deneyimledi. Ardından köy kadınlarının
maharetli elleriyle hazırlanan bu otlarla
yapılan sıcak gözlemeleri tatma fırsatı
buldular. Ege ile Akdeniz geçişinde
yer alan bölge, yabani ot çeşitliliği
açısından oldukça zengin; bu durum,
mutfağına hem karakter hem de güçlü
bir gastronomik değer katıyor.
Liberty Fabay Genel
Müdürü M. Nihat
Tümkaya, Fabay Gastro
Fest’te yabancı konuklara
mikrofonu uzatarak
Fethiye’nin yerel lezzetleri
hakkındaki izlenimlerini
sordu. Etkinlik sayesinde
misafirlere bölgenin
gastronomi değerleri de
tanıtıldı; keşkekten cağ
kebabına, oğlak etinden kar
şerbetine kadar pek çok tat
konuklardan tam not aldı.
buluşturmaktı. Yerel ürünlerin
ve bölgesel hikayelerin ön plana
çıktığı bu yaklaşımın, destinasyonun
marka değerine katkı sağladığına
inanıyoruz. Liberty Fabay olarak,
sürdürülebilir turizm anlayışımız
doğrultusunda gastronomiyi stratejik
bir alan olarak konumlandırmaya
ve bu alandaki yatırımlarımızı
güçlendirmeye devam edeceğiz.”
dedi.
Doğadan ilham aldılar
Liberty Fabay’da gerçekleştirilen
“Fabay Gastro Fest”, doğanın
sunduğu zenginliği şeflerin
üretkenliğiyle buluşturarak
katılımcılara ilham verici bir
deneyim sundu. Türkiye’nin önemli
turizm destinasyonlarından biri
olan Fethiye’de gerçekleşen bu
özel buluşma, bölgenin gastronomi
turizmi açısından taşıdığı potansiyeli
bir kez daha gözler önüne sererken
Liberty Fabay’ın gastronomi
alanındaki iddialı yaklaşımını da
güçlü bir şekilde ortaya koydu.
82
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
Şef Mehmet Yalçınkaya
“Kendi Mutfağımızı
Küçümsemekten Yorulduk”
Haber: Hatice Ünal Bilen
Liberty Fabay Hotel’in bu yıl ilkini
düzenlediği Fabay Gastro Fest’e
konuk olan MasterChef Türkiye
jürisi Şef Mehmet Yalçınkaya, Türk
mutfağı, geleneksel ritüeller ve gençlerin
yemek kültürüne bakış açısı hakkında
çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Kendi
mutfağımızı küçümsemekten yorulduk”
diyen ünlü şef, gençlerin modern dünya
yemeklerini bilip kendi geleneksel tatlarını
tanımadığı konusundaki eleştirisini dile
getirerek, “Gençlerimiz risottoyu biliyor
ama pilav yapmayı bilmiyor.” dedi.
“Ritüellerimizi pazarlamayı atlıyoruz”
Festival standlarını tek tek gezen ve
Fethiye’nin Yörük lezzetlerini tadan
Yalçınkaya, özellikle keşkek ve Erendağı
kar şerbetini deneyerek bu geleneksel
tatların turizme kazandırılmasının
önemini şöyle özetledi: “Bu bir teknik.
Mesela bunu biz küçümsüyoruz değil mi?
Şu anda bir Avrupa ülkesinde bunun için
tur düzenlenir. Bizim yemek ritüellerimizi
de acilen pazarlamamız lazım. Bu
otelde ya da herhangi bir restoranda
yapılsa, İngiltere’de olsa bunun için bir
tur düzenlerler ve tura 250 euro yazar.
Samimiyetimle söylüyorum: Keşkek başlı
başına bir ritüel. Düğünlerde, askerde, ev
yeni yapıldığında, evlilikte, bayramlarda
yapılır; buna oy yemeği denir. Sadece
bunun için bile tur düzenleyebiliriz. Biz
sadece yemeklerimizle övünüyoruz.
Övünelim ama ritüellerimizi de
pazarlayalım.”
Festival alanında, Erendağı Fethiye
Seydikemer’de Mart-Nisan aylarında
kuyulara doldurulan karla hazırlanan
kar şerbeti ritüeline, Kar Şerbeti Ustası
Bekir Çam’ın sunumuyla tanıklık eden
Yalçınkaya, şunları dile getirdi: “Şu anda
bir Yörük ritüeli görüyorsunuz. Basit
görünebilir ama işin aslı çok derin: Mart-
Nisan aylarında kuyulara doldurulan kar,
Ağustos-Ekim ayına kadar erimeden
saklanıyor. Bu kar daha sonra buraya
getiriliyor ve el emeğiyle yapılmış
pekmezle aylarca korunuyor. Burada
karla pekmezi karıştırdınız olayı değil;
asıl önemli olan hikaye ve ritüel. Kar
şerbetinin içeriğinde köylü pekmezi ve
kara dut bulunuyor.”
Yalçınkaya, geleneksel yemeklerin
ve ritüellerin gastronomi turizmine
katkısını şöyle özetledi: “Elimizdeki
ritüelleri pazarlarsak, turizmde anlatacak
ürünlerimizin değerine katma değer
sağlamış oluruz. Gastronomiyi sadece
doyurmak olarak görmeyi bırakmalıyız;
ritüel ve hikaye tarafı daha etkileyici.
Bugün insanlar ellerindeki basit teknikleri
bile inanılmaz ritüellermiş gibi anlatıyor.
Ama keşkek, kar şerbeti… Bunların hepsi
tek başına bir ritüel, bir hikaye zaten.”
“Gençler risottoyu biliyor, pilavı
bilmiyor”
Türk yemeklerine yönelik gençlerin bakış
açısını sert bir eleştiriyle değerlendiren
Yalçınkaya, şunları söyledi: “Bizim
gençlerimiz kendi mutfağını küçümsüyor.
Programımıza bir çocuk geldiğinde pilav
yap dediğimizde ‘bilmiyorum’ diyor, ama
risottoyu biliyor. Bu yıllardır üzerinde
durduğum bir konu. Kendi gençlerimiz
kendi ülkesinin mutfağını küçümsüyor;
risotto yapmayı daha iyi, daha prestijli
bir şey zannediyorlar. Önce bunu
değiştirmeliyiz. Programda bunu çok iyi
aşılıyoruz.”
“Kim gelir deniyordu, beş gün
öncesinden doluyor”
Ünlü şef, Fethiye ve çevresindeki
gastronomik potansiyele dikkat
çekerek, Türkiye’deki restoran ve otel
mutfaklarında özgün yerel ürünlerin
önemini vurguladı: “İçli köfte bizim
için sıradan olabilir ama başkası için
bir mucize. Künefeyi düşünün. Biz
önemsemeyebiliriz ama iki saat boyunca
tadını sorgularlar. Yayla çorbamızın
terbiyesi, dünya literatüründe eşsiz bir
yöntemle servis ediliyor.”
Yalçınkaya, Arjantin’den steak sunmanın
anlamsız olduğunu ve Fethiye’de
yerel Yörük mutfağına, oğlak etine ve
bölgenin özgün pişirme tekniklerine
sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Şef,
uluslararası deneyimlerinden yola çıkarak
modern Türk mutfağını geliştirdiğini
ve göç yolu mutfağı konseptini kendi
restoranında başarıyla uyguladığını
söyledi: “Geçmişte Marschal Carlos ile
Katar’da çalıştım. Şef, Mezopotamya’daki
malzemeleri bir araya getirip mutfaklarını
güçlendirmelerini önerdi. O yıllarda
yaptığımız füzyon mutfak ve modern
Türk mutfağı çalışmaları böyle başladı.
Şu anda kendi restoranımda göç yolu
mutfağını uyguluyorum. Bu mutfakta göç
yolundan topladığımız meyve, sebze, etler
ve pişirme teknikleri, salamura ve kuru et
gibi yöntemlerle bir araya geliyor. Daha
önce buraya kim gelir denildi ama şimdi
beş gün öncesinden yer bulmak çok zor.”
“Millet anlamaz diye bir şey yok, yeter ki
iyisini yap”
Yalçınkaya, Türk mutfağına güvenin
önemine dikkat çekerek sözlerini
şöyle noktaladı: “Kendi ürünlerimiz ve
tekniklerimizle hazırladığımız yemekler
çok başarılı bir şekilde yeniyor ve
tüketiliyor. ‘Millet anlamaz’ diye bir şey
yok; yeter ki iyisini yapalım. Özgüvenimizi
yerine koymazsak mutfağımızı gerektiği
gibi sunamayız.”
35 Yaş Altı
3 Şef Yarışması
İçin Kayıtlar
Başladı
Dude Table Gastronomi Pazarlama İletişimi Ajansı tarafından, Türk mutfağının geleceğini
şekillendirecek genç şeflerin kariyer yolculuklarına katkı sağlamak amacıyla düzenlenen 35 Yaş
Altı 3 Şef Yarışması için kayıtlar başladı. Başvurular için son gün 16 Nisan!
Her yıl sektörün genç ve üretken
şefleri arasında heyecanla beklenen
35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması, bu yıl
Dude Table Gastronomi Pazarlama Ajansı
tarafından dördüncü kez düzenleniyor.
Daha önceki yıllarda sektöre, Türkiye’nin
ilk vegan fine dining konseptini yaratan
şef Bahtiyar Büyükduman, Jw Marriot
Istanbul Bosphorus ve Octo Restaurant
Executive Şefi Şafak Erten, dünyanın
en iyi restoranları arasında gösterilen
Mugaritz’de stajyer olma şansı yakalayan
Özge Nur Yılmaz gibi isimler kazandıran
yarışma, bu yıl da yurt dışı eğitim
ödülüyle genç şeflerin yetenek, vizyon ve
tekniklerini gösterebilecekleri önemli bir
platform olma görevini üstleniyor.
Bu yılın teması 'Geleceğin Menüleri'
Bu yıl yarışmanın temasını, ana sponsor
olan UFS’nin global şef ağının sahip
olduğu iç görü ve çalışma çıktılarının
yanı sıra dünyanın önde gelen araştırma
şirketlerinin raporları, sosyal medya
analizleri ve 21 ülkede gerçekleştirilen
300 milyondan fazla çevrimiçi arama ile
oluşturduğu Geleceğin Menüleri Trend
Raporu 2025 belirliyor. Raporda öne
çıkan “Neo Gelenek”, “Sokak Lezzetlerine
Şef Dokunuşu”, “Yeni Nesil Yemek
Deneyimi” ve “Sınır Tanımayan Mutfaklar”
trendleri, genç şeflerin tarif geliştirme
süreçlerinde ilham kaynağı olacak. Genç
şefler, bu 4 trendden birini seçip, güncel
mutfak teknikleriyle harmanlayarak
oluşturacakları özgün ana yemek
reçetesiyle yarışmaya başvuru yapacak.
İlk 10’a kalan şefler ise finalde, 4 trendden
ilham alan 4 reçete ile jürinin karşısında
olacak. Final, 12 Haziran’da Mutfak
Sanatları Akademisi’nde gerçekleşecek.
Yarışma; Türkiye’de yaşayan, 21-35
yaş aralığında, aktif olarak profesyonel
mutfaklarda görev yapan ve en az iki yıllık
deneyime sahip şeflerin başvurularına
açık olacak. Adayların online başvuru
formunu eksiksiz doldurmaları,
özgeçmişlerini iletmeleri ve kendi
tariflerini fotoğrafı ile paylaşmaları
gerekiyor. Tariflerin profesyonel çekimle
hazırlanma zorunluluğu bulunmuyor;
değerlendirmede esas olan yaratıcı
yaklaşım ve geleceğin menüleri trendleri
ile uyumlu oluşturdukları reçetelerinde
kullandıkları teknikler.
Büyük ödülün sahibi olacaklar
Unilever’in global gıda inovasyon merkezi
Hive, mutfakta alışılmışın dışına çıkmayı
ve gıdanın geleceğini yeniden düşünmeyi
odağına alan yaklaşımıyla, yarışmanın bu
yılki ödülünün gerçekleşeceği yer olarak
ayrı bir önem taşıyor. Hollanda’daki
Wageningen Kampüsü’nde, gıdanın
Silikon Vadisi olarak konumlanan Hive;
500’ü aşkın uzmanı bir araya getirerek
gıdanın geleceğini şekillendiren Ar-
Ge çalışmalarına ev sahipliği yapıyor.
Geleceğin Menüleri Trend Raporu’nun
da çıkış noktası olan merkezde;
laboratuvarlardan deneysel mutfaklara,
pilot üretim tesislerinden tüketici deneyim
alanlarına uzanan kapsamlı bir inovasyon
ekosistemi bulunuyor. Açık inovasyon
yaklaşımıyla akademiyi, girişimleri,
araştırmacıları ve şefleri aynı çatı altında
buluşturan Hive, yeni ürün geliştirme,
gıda teknolojileri ve global tüketici
eğilimleri üzerine yürüttüğü çalışmalarla
yarının yemek kültürünü şekillendiriyor.
Yarışmanın kazananı olacak genç şeflerin
Hive’da alacağı eğitim ise onları yalnızca
yeni tekniklerle değil, uluslararası
gastronomi sahnesinin geleceğini birebir
deneyimleme fırsatıyla da buluşturacak.
Başvurular 16 Nisan’a kadar devam
edecek
2 Mart’ta başvuruları başlayan ve 16
Nisan’a kadar devam edecek olan
yarışmanın ilk değerlendirme sürecinin
ardından 27 Nisan’da açıklanacak olan
ilk 10 finalist, UFS şefleriyle mentorluk
sürecine dahil olacak. Final hazırlıkları
MSA’nın ve UFS’nin şefleri yönetiminde
11 Haziran’da tamamlanacak ve
yarışma finali 12 Haziran’da MSA’da
gerçekleştirilecek. 35 Yaş Altı 3 Şef
Yarışması bu yıl da genç şeflere sektörde
seslerini duyurma şansı ve mutfaklarını
geleceğe taşıyacak güçlü bir platform
sunmayı hedefliyor. Gastronomiye
yenilikçi bir perspektif katmak isteyen
genç şefler, www.35yasalti3sef.
com adresi üzerinden başvurularını
gerçekleştirip, yarışma ile ilgili süreci
35yasalti3sef Instagram hesabından takip
edebilirler.
84
hotel restaurant
& hi-tech
gastro etkinlik
Beş Ülkeden Altı Eğitmen Şef,
Le Cordon Bleu İstanbul’da Buluştu
Dünyanın önde gelen gastronomi okullarından Le Cordon Bleu, İstanbul’daki mutfaklarında uluslararası bir
buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Beş farklı ülkeden altı eğitmen şef, Fransız mutfak terminolojisinin ortak dili
etrafında bir araya gelerek öğrencilere küresel standartlarda eğitim sunuyor.
Mutfak kültürünün tarihsel
gelişiminde önemli rol oynayan
François Pierre La Varenne,
Antonin Carême ve Auguste Escoffier gibi
öncü isimlerin tarifleri sistemli şekilde
kayıt altına almasıyla birlikte, gastronomi
dünyasında Fransızca ortak dil haline
geldi. Le Cordon Bleu de bu mirası
sürdürerek, öğrencilerine hem teknik
hem de terminolojik açıdan kapsamlı
bir eğitim sunmayı sürdürüyor. Le
Cordon Bleu İstanbul bünyesinde verilen
eğitimlerde; İsviçre’den Erich Ruppen
ve Andreas Erni, Türkiye’den Sezai
Erdoğan, İtalya’dan Francesco Di Marzio,
Belçika’dan Marc Pauquet ve Fransa’dan
Paul Metay gibi deneyimli isimler yer
alıyor.
alanında kariyer planlayanlar için önemli
bir fırsat olarak öne çıkıyor.
Mezunlardan ilham veren buluşma
Okulun düzenli etkinlikleri arasında
yer alan Gastroshow kapsamında,
mezunlardan Umut Karakuş da
öğrencilerle bir araya geldi. “Back to
School Gastroshow” etkinliğinde kendi
reçetesini uygulamalı olarak paylaşan
Karakuş, aynı zamanda profesyonel
mutfak yolculuğuna dair deneyimlerini
katılımcılarla aktardı. Her ay düzenlenen
Gastroshow etkinlikleri, farklı mutfak
hikâyelerini ve tekniklerini keşfetmek
isteyen katılımcılar için ilham verici bir
platform sunmaya devam ediyor.
Le Cordon Bleu İstanbul
bünyesinde verilen
eğitimlerde; İsviçre’den Erich
Ruppen ve Andreas Erni,
Türkiye’den Sezai Erdoğan,
İtalya’dan Francesco Di
Marzio, Belçika’dan Marc
Pauquet ve Fransa’dan Paul
Metay gibi deneyimli isimler
yer alıyor.
Yeni sezon başladı
Le Cordon Bleu İstanbul, yeni
dönemle birlikte uzun dönem sertifika
programlarını da başlattı. Temel Mutfak
ve Pastacılık eğitimlerini kapsayan
programlar, profesyonel mutfağa adım
atmak isteyen katılımcılara teknik bilgi
ve güçlü bir altyapı sunmayı hedefliyor. 8
Mayıs’ta başlayacak eğitimler, gastronomi
Müziğin ve Kahvenin Büyüsü Senfonik
Aromalar’da Buluştu
Beethoven'dan Bach'a,
Handel’dan Mozart'a
uzanan bir klasik müzik
yolculuğunda notalar
bu ünlü bestecilerin
hayatlarındaki kahveye
dair hikayeleri, aşkları
ve üretkenliklerini nasıl
tetiklediğinin ayrıntılı
anlatımları ile aynı sahnede
ilk defa buluştu.
Şampanya gibi geceye özel reçetelerin
tadımları ikram edildi. Hemington
2026 kreasyonunu standında seçkin
davetlilere sundu. D&R Fujifilm ile
ortak projede davetlilerin en güzel
anlarını fotoğraflayıp geceye özel
hazırlanan çerçevelerde hediye etti.
Eataly’nin sunduğu özel ikramlar da
konuklar tarafından tam not aldı.
Gastronomi ve kahve sektörünün
en bilinen isimlerinden Kahve
Danışmanı ve Gastronomi Yazarı
Cenk Girginol ve Piyanist Oğuz Kasap'ın
birlikte tasarladıkları bu farklı konsept,
7 aylık hazırlığın ardından, Avusturya
Başkonsolosluğu’nda 200 seçkin
davetlinin katılımıyla 9 Şubat akşamı
izleyenlerle buluştu.
Geceye özel ikramlar
Aralarında Murat Sungur, Burçin
Büke, Lilya İrem Salman, Murat Aygen,
Miray Akay, Burçin Abdullah, Zeliha
Sunal gibi tanınmış isimlerin dışında
sanat, iş ve cemiyet hayatının önemli
simaların katılımı ile ilgi gören gecede
Arçelik markasının Telvetiny ve Fahri
Konsolos markasının Türk Kahveli
Libretto ve Türk Kahvesi Tangosu
sürprizi
Her bir davetliye özel basılan ve her
biri numaralandırılmış koleksiyon
değerinde Libretto gecenin
sürprizlerinden biriydi. Opera Sanatçısı
Fuat Kılıç Aslan'ın solistliği Oğuz
Kasap'ın piyano notaları Girginol'un
hikayeleri ile çalınan eserlerde
Şecaattin Tanyerli'nin Türk Kahvesi
Tangosu ile finali yoğun istek üzerine
bis yaparak ayakta iki kere söylendi.
Arçelik ana sponsorluğunda; Avusturya
Kültür Ofisi, Hemington, D&R Store,
Fahri Konsolos, Eataly, Dora Magazin,
Blomm Coffee Roastery, AVC Packing,
Tane Medya ve Wemice Ajans’ın da
sponsor katkıları ile gerçekleşen
Senfonik Aromalar konsepti Nisan
2026’dan itibaren yeni notalar ile
aromaları birleştirmeye devam edecek.
GIDA PAZARLAMASININ EN İYILERI 2’INCI
FOMA ÖDÜLLERINDE BULUŞACAK
Dude Table tarafından bu yıl
ikinci kez düzenlenecek FOMA
Ödülleri yenilenen kategorileriyle
bu yıl da gıda pazarlaması
alanında yapılan çalışmaları
ödüllendirmeye devam edecek.
Türkiye’de gıda ve içecek sektöründe
ürün ve hizmet geliştiren marka ve
ajansların pazarlama odaklı çalışmalarını
değerlendirmek üzere kurgulanan FOMA
Ödülleri’nde başvurular başladı. Dude Table’ın
gıda pazarlaması alanındaki yaklaşımını referans
alan FOMA Ödülleri; gastronomi bilgi birikimiyle
beslenen, yaratıcı ve geliştirici pazarlama
projelerini görünür kılan ve sektörde bu alanın
gelişimini destekleyen Türkiye’nin tek gıda
pazarlama ödülleri platformu.
Dönüşen ve sadeleşen kategori yapısı
Yarışma bu yıl 3 ana kategori ve 12 alt
kategoride üretilen işleri değerlendirecek.
FOMA Ödülleri’nin 3 ana kategorisinden biri
olan “GIDANIN GELECEĞİ”; Mutfağımızın
Geleceğe Taşınması için Çalışan Marka, Gıdada
Öğreterek Geliştir, Prosperity Thinking in Food
ve Gıdada İnovasyon alt kategorileriyle yapılan
çalışmaları ele alacak. İkinci ana kategori olan
“FOOD MARKETING COMMUNICATIONS”; Food
Experience Marketing, Food Content Marketing,
Food Community Network Marketing, Gençlere
Odaklı Gıda Pazarlaması ve Multidisipliner Gıda
Pazarlaması alt kategorileriyle gıda ve içecek
alanlarında pazarlama iletişimi projelerini
ödüllendirecek. Üçüncü ana kategori olan
“FOOD DESIGN” ise; Ambalaj, Masa Üstü/Servis
Ekipmanı ve Food Product alt kategorileriyle
yaratıcılığı gıda içerikleriyle bütünleştirmiş işleri
değerlendirmeye alacak.
Kimler başvurabilecek?
Gıda ve içecek alanında ürün ve hizmet
geliştiren ajans ve markaların pazarlama
odaklı projeleriyle başvurabileceği FOMA
Ödülleri’nde, katılımcı markaların doğrudan gıda
ve içecek sektöründe faaliyet göstermesi şartı
aranmayacak. Global şirketler Türkiye pazarına
yönelik hayata geçirdikleri projelerle ödüllere
katılım sağlayabilirken, Türkiye’de faaliyet
gösteren markalar da yurt dışı pazarlarında
gerçekleştirdikleri projelerle başvuru
yapabilecek.
2025 yılında hayata geçirilen
tüm işlerin değerlendirileceği
yarışmada başvurular, 1 Şubat
2026 itibarıyla başladı. 1 Nisan
2026’ya kadar başvuruları
kabul eden yarışmanın jüri
değerlendirme süreci ise Nisan
2026’da gerçekleşecek.
Başvuru süreci ve ödüller
Başvuruların www.fomaodulleri.com web adresi
üzerinden siteye üye olarak yapılacağı FOMA
Ödülleri’ne başvuru için son gün 1 Nisan 2026.
Ön eleme ve ana değerlendirme süreçlerinden
sonra kazananların belirleneceği FOMA
Ödülleri’nde her bir kategoriden 3 kazanan
belirlenecek. Ödüller mayıs ayında Dude Table
tarafından organize edilecek özel bir törenle
sahiplerini bulacak.
DrṀurat
İstanbul Gelişim Üniversitesi
Dogan
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı
Doç.
)
İstanbul’un Tadı: Çokkültürlü Bir Bellek Sofrası (I)
Kimliğin Mutfağı, Şehrin Hafızası
İstanbul, asırların yorgunluğunu sırtında
taşıyan ama her daim taze kalmayı
başaran devasa bir bellek. Sadece
kıtaların değil, yüzyıllardır ruhların,
dillerin ve en önemlisi sofraların
düğümlendiği eşsiz bir kavşak.
Bugün bu kadim metropol, tarihsel
mirasını yeni bir demografik çeşitlilikle
harmanlayarak gastronomik kimliğini
uluslararası bir ölçekte yeniden inşa
ediyor. 2016’dan 2026’ya uzanan o kısa
ama yoğun süreçte, Türkiye’deki yabancı
nüfusun on katına yaklaşan artışı ve
bu nüfusun bir milyondan fazlasının
İstanbul’u mesken tutması, kenti adeta
canlı bir “gastronomik laboratuvar”
atmosferine büründürdü. Artık bu
şehrin sokaklarında yükselen kokular,
sadece yerel olanı değil; geleneksel
tekniklerin, ana vatanlardan taşınan
özgün malzemelerin ve bin yıllık mutfak
birikimlerinin kentsel dokuya nasıl
incelikle entegre olduğunu fısıldıyor
bizlere.
Etnik kültür ve gastronomi arasındaki
o görünmez bağ, aslında insanın
toplumsal aidiyet kurma çabasının en
lezzetli, en içten dışavurumudur. Eski
Yunanca “ethnos” teriminden süzülüp
gelen etnisite kavramı, mutfak pratikleri
aracılığıyla biyolojik bir gereksinimi
aşarak kültürel bir bilgi aktarımına,
bir nevi yaşama üslubuna dönüşür.
Bu bağlamda bir etnik restorana adım
atmak, salt bir yemek yeme eylemi
değil; duyusal algıların, belleğin ve
kültürel öğrenmenin kesiştiği bir
kimlik yolculuğuna çıkmaktır. Bu
mekânlar, kurgusal bir tema sunan
sıradan restoranlardan farklı olarak,
doğrulanabilir pişirme teknikleri ve
otantik sunumlarıyla köken kültürün
mirasını bugünün İstanbul’una taşır.
Göçmen topluluklar için mutfak
pratikleri birer kimlik koruma kalesi
işlevi görürken, yerel gıda sistemleriyle
kurulan bu etkileşim, kentin
gastronomik inovasyon damarlarını
sürekli beslemektedir.
İstanbul’un bu çok katmanlı
gastronomik haritası, kentin tarihsel
yerleşim tercihleri ve göç yollarıyla
paralel bir seyir izler. Fatih-Aksaray
hattında yoğunlaşan Orta Doğu ve Orta
Asya mutfakları, özellikle 2011 sonrası
yaşanan hareketlilikle restoran sayısını
%340 gibi çarpıcı bir oranda artırarak
kültürel bir kümelenme oluşturmuştur.
Burada Saruja gibi Orta Doğu mutfağı
temsilcileri, bölgenin ruhuna uygun bir
sığınak sunar.
Öte yandan Beyoğlu, Beşiktaş ve
Kadıköy aksı, daha çok küresel
mutfak talebine hitap eden Uzak
Doğu lezzetleriyle renklenirken;
Bayrampaşa’da Balkan rüzgârları
esmekte, Avliya Boşnak Mutfağı
gibi duraklar göç ağlarının lezzet
coğrafyasını nasıl ilmek ilmek
ördüğünü göstermektedir. Şehrin
bu zengin haritasında hangi semtte
hangi hikâyenin piştiğini anlamak için,
sofraların derinliğine daha yakından
bakmak gerekir.
Yazı dizimizin ikinci bölümünde, semt
semt İstanbul’un gizli lezzet duraklarına
ve kıtaları aşan mutfak hikâyelerine
konuk olacağız.
88
hotel restaurant
& hi-tech
gastro güncel
NESTLÉ’NIN ŞEFLERE ÖZEL ÇIKOLATA SERISI
SATIŞA SUNULDU
Nestlé’nin 1927’den günümüze uzanan çikolata uzmanlığıyla, profesyonel mutfaklara özel
geliştirilen Nestlé 1927 Para Çikolata Serisi, Nestlé Professional ailesinin yeni üyesi olarak
satışa sunuldu.
Nestlé’nin ev dışı tüketim
kanallarına inovatif çözümler
üreten iş birimi Nestlé
Professional, iş ortakları için değer
oluşturacak ürünler geliştirmeye
devam ediyor. Nestlé 1927’nin bir asra
yaklaşan çikolata uzmanlığından doğan
Nestlé 1927 Para Çikolata Serisi bu
köklü mirası, profesyonel mutfaklara
pratik ve lezzetli ürün çözümleriyle
taşıyor. Feriköy’deki ilk çikolata
fabrikasıyla başlayan yolculuk, bugün
“Lezzet Ustalarının İmza Çikolatası”
Nestlé 1927 Ailesine eklenen yeni
Para Çikolata Serisi ile devam ediyor.
Böylece 1927 Ailesi blok kuvertür
çözümlerinin yanına para çikolata
ailesini de ekleyerek daha kapsamlı,
esnek ve zengin bir ürün portföyüne
dönüşüyor.
Tariflere ilham veren fonksiyonel
faydalar
Nestlé 1927 Para Çikolata Serisi;
ganajdan soslara, dolgu ve kaplamadan
dekoratif uygulamalara kadar tüm
pastacılık süreçlerinde yüksek
performans sunmak üzere tasarlandı.
Bu yeni seri; özenle üretilen kübik
şekli, hızlı erimesi ve kolay kullanımıyla
profesyonellere zaman kazandırmaya
yardımcı olurken, reçetelerde aranan
tutarlılığa ulaşmayı destekliyor.
İdeal parlak rengiyle şeflerin görsel
beklentilerine karşılık verirken, akışkan
yapısı sayesinde hem klasik hem de
modern reçetelerde zahmetsizce
işlenebiliyor. Aynı zamanda yüksek
hacimli üretimlerde güvenilir bir
deneyim sağlıyor.
%55 kakao içeriğiyle yoğun aromatik
bir karakter sunan Nestlé 1927
Bitter Kuvertür Para Çikolata, tatlı
reçetelerinde güçlü ve derin bir lezzet
öğesi oluştururken; %29 kakao oranıyla
dengeli bir tat profiline sahip Nestlé
1927 Sütlü Kuvertür Para Çikolata hem
hafif hem de zengin tat arayan tarifler
için ideal bir temel sunuyor. Nestlé
1927 Beyaz Para Çikolata ise; yoğun süt
lezzeti ve zarif tatlılık dengesinin yanı
sıra kendine özgü karakteri sayesinde
pasta ve tatlıların gizli kahramanı
olarak reçetelere rafine bir dokunuş
katıyor.
Seride kullanılan kakaonun
Yağmur Ormanları Birliği sertifikalı
sürdürülebilir kaynaklardan elde
edilmesi ve ambalajların geri
dönüşüme uygun şekilde tasarlanması,
Nestlé’nin sorumlu üretim yaklaşımını
da yansıtıyor. Bu yaklaşım, Nestlé 1927
Para Çikolata Serisi’ni yalnızca pratik
bir çözüm olmaktan çıkarıp Nestlé’nin
sürdürülebilirlik vizyonunun bir
taşıyıcısına dönüştürüyor.
Hız, tutarlılık, lezzet dengesi için
tasarlandı
Nestlé Professional Türkiye Genel
Müdürü Özlem Kayiş Erdönmez, yeni
ürün ailesiyle ilgili olarak şunları
söyledi: “Nestlé 1927 Para Çikolata
Ailesi, profesyonel mutfakların bugün
en çok ihtiyaç duyduğu hız, tutarlılık
ve lezzet dengesini bir arada sunmak
için tasarlandı. Nestlé’nin 1927’ye
uzanan köklü çikolata uzmanlığını,
kullanımı pratik bir formda sunmaktan
büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu
ürün ailesiyle hedefimiz, sektör
profesyonellerinin üretim süreçlerini
kolaylaştırırken, her reçetede aynı
kaliteyi güvenle yakalamalarına destek
olmak. Nestlé Professional olarak,
şeflerin yaratıcılığını güçlendiren ve
mutfaklarda gerçek karşılığı olan
çözümler geliştirmeye kararlılıkla
devam ediyoruz.”
MICHELIN Rehberi
Türkiye’nin Dört
Köşesini Seçkisine
Dahil Etti
MICHELIN Rehberi, ilk kez Türkiye’nin tamamını kapsayacak şekilde genişliyor. Gastronominin öne çıkan
örnekleri, büyük şehirlerin canlı yeme içme sahnelerinden yükselen bölgesel destinasyonlara kadar uzanacak.
Rehberin tüm Türkiye’yi kapsayan ilk ulusal seçkisi yıl sonuna kadar açıklanmış olacak.
MICHELIN Rehberi, bu yıl ilk kez
Türkiye geneline yayılıyor ve ülke
genelindeki varlığında yeni bir
sayfa açıyor. Büyük şehirlerin hareketli
sokaklarından şirin kasabalara kadar
uzanan bu gelişme Türkiye’nin gastronomi
dünyasında artan dinamizmini, çeşitliliğini
ve uluslararası çekiciliğini yansıtıyor.
2023 yılında MICHELIN Rehberi
İstanbul’un tanıtılmasının ardından İzmir,
Muğla ve Kapadokya’nın eklenmesiyle
Rehber’in coğrafi kapsamı kademeli
olarak genişlemişti. Bu yıl Türkiye’nin
tamamını kapsayacak bu yeni genişleme
ile birlikte seçki, Türkiye’nin zengin
gastronomik mirasını bütüncül biçimde
temsil edecek ve ülkenin ilk ulusal seçkisi
2026 yılı sonuna kadar duyurulacak.
Tanıtımda TGA aktif rol alıyor
Türkiye’yi tanıtma konusunda önemli
bir rol oynayan Türkiye Turizm Tanıtım
ve Geliştirme Ajansı (TGA), MICHELIN
Rehberi’nin Destinasyon Ortağı olarak
uluslararası pazarlama kampanyalarını
desteklemeye ve gastronomi temelli
hikâye anlatımıyla ülkenin etkili bir şekilde
tanıtılmasına katkı sunmaya devam ediyor.
Öte yandan Michelin müfettişlerinin
inceleme ve seçim süreçleri, Türkiye’de
ya da dünyanın herhangi bir yerinde
gerçekleştirilen hiçbir iş birliğinden
etkilenmeksizin, her zaman olduğu gibi
tamamen bağımsız şekilde yürütülmeye
devam ediyor ve tüm süreçler yalnızca
rehber tarafından, kendi yöntemleri
doğrultusunda gerçekleştiriliyor.
Anonim ve tam bağımsızlık ilkeleri
doğrultusunda çalışan MICHELIN Rehberi
müfettişleri, Türkiye ulusal seçkisini
yalnızca mutfakların sunduğu kaliteyi esas
alarak kademeli biçimde oluşturuyor
ve değerlendirme süreci, beş evrensel
kritere dayanıyor; ürünlerin kalitesi,
pişirme tekniklerine hakimiyet, lezzetlerin
uyumu, şefin kişiliğinin mutfağa
yansıması ve zaman içindeki tutarlılık.
Poullennec: “Genişlemesinden mutluluk
duyuyoruz”
MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü
Gwendal Poullennec, konuyla ilgili yaptığı
MICHELIN Rehberi, restoran
seçkisinin yanı sıra Türkiye’deki
ve dünyanın dört bir yanındaki
tüm bölgelerde yer alan özenle
seçilmiş otellerden oluşan özel
bir listeyi de paylaşmakta. 2024
yılında tanıtılan MICHELIN
Anahtarları, Rehber’in otel
seçkisindeki en seçkin tesisleri
ödüllendirmekte. Restoranlar
için verilen MICHELIN Yıldızları
ile benzer bir anlayışla sunulan
MICHELIN Anahtarı; tasarımı,
mimarisi, sunduğu hizmet ve
karakteriyle öne çıkan otelleri
vurguluyor. Rehber’de yer alan
tüm oteller, rehberin internet
sitesi ve mobil uygulaması
üzerinden doğrudan rezerve
edilebiliyor.
açıklamada şunları söyledi: “MICHELIN
Rehberi’nin Türkiye’nin tamamını
kapsayacak şekilde genişlemesinden
büyük mutluluk duyuyoruz. Türk mutfağı;
çeşitliliği, köklü gelenekleri ve dikkat
çekici üretkenliğiyle öne çıkıyor. Ülkenin
dört bir yanında şefler, bölgesel mirası
yeniden yorumlarken canlı ve çağdaş bir
yeme içme sahnesi inşa etmeye devam
ediyor.”
90
hotel restaurant
& hi-tech
gastro güncel
PROEGG, Horeca Mutfaklarında Profesyonel
Protein Kullanımını Yeniden Tanımlıyor
PROEGG, %100 doğal yumurta akı proteini ile profesyonel mutfaklarda yeni bir dönem başlatıyor.
Sağlıklı ve fonksiyonel beslenmeye olan ilgi
hızla artarken, Horeca sektörü de sürdürülebilir,
maliyet etkin ve operasyonel olarak
pratik çözümlere yöneliyor. Bu ihtiyaca güçlü
bir yanıt veren PROEGG, %100 doğal yumurta
akı proteini ile profesyonel mutfaklarda yeni bir
dönem başlatıyor.
Profesyonel mutfaklar için güçlü çözüm: 500 gr
PROEGG
PROEGG’in 500 gr’lık ambalajı, özellikle otel,
restoran, kafe ve catering mutfaklarının günlük
ve toplu kullanım ihtiyaçları göz önünde bulundurularak
tasarlandı. Yüksek hacimli üretim yapan
mutfaklar için ekonomik, pratik ve standart
kalite sunan bu ambalaj; reçete bazlı kullanımda
porsiyonlama kolaylığı sağlıyor.
Shake barlardan açık büfe mutfaklarına, sağlıklı
kahvaltı menülerinden sporcu tabaklarına kadar
geniş bir kullanım alanı sunan PROEGG 500
gr; üretim sürecinde hız kazandırırken, maliyet
kontrolünü de kolaylaştırıyor. Böylece işletmeler,
aynı kaliteyi her serviste tutarlı şekilde sunabiliyor.
Temiz içerik, yüksek performans
Laktoz, gluten, şeker ve katkı maddesi içermeyen
PROEGG; yüksek sindirilebilirlik oranı ve
doğal BCAA & EAA amino asit profili sayesinde
kas onarımı ve toparlanmayı destekliyor. Su veya
süt ile kolayca karıştırılabilen yapısı sayesinde;
protein içeceği, smoothie, shake ve fonksiyonel
tariflerde rahatlıkla kullanılabiliyor.
Tek kullanımlık 30 gr ile serviste esneklik
PROEGG, profesyonel mutfakların yanı sıra
servis alanlarında da çözüm sunuyor. 30 gr’lık
tek kullanımlık ambalaj, açık büfe ve self-servis
alanlarında hijyen, porsiyon kontrolü ve hız
avantajı sağlıyor. Özellikle sporcu misafirlerin ve
sağlıklı beslenmeye özen gösteren tüketicilerin
tercihi oluyor.
Hedef kitle odaklı tasarım
PROEGG; fitness & wellness otelleri, sporcu
menüsü sunan restoranlar, juice barlar ve
sağlıklı yaşam konseptli kafeler için operasyonel
ihtiyaçlara uygun bir protein çözümü sunuyor.
Horeca’da yeni standart
PROEGG, Horeca sektöründe profesyonel protein
kullanımının yeni standardını belirliyor. Özellikle
500 gr’lık ambalajı ile mutfak operasyonlarında
verimlilik, kalite ve maliyet avantajını bir araya
getirirken, 30 gr tek kullanımlık seçenekle servis
alanlarında esneklik sağlıyor.
92
hotel restaurant
& hi-tech
gastro aktüel
Dünyanın en
prestijli yatlarında
çalışacak şefleri
yetiştirecek
MSA, Atlantico Yachting iş birliğiyle
hayata geçirdiği Türkiye’nin ilk
“Profesyonel Süperyat Şefliği”
programıyla şef adaylarını
uluslararası sularda kariyere
hazırlıyor.
Mutfak Sanatları Akademisi (MSA), Atlantico
Yachting iş birliğiyle süperyat ve megayatlarda
çalışacak şefler yetiştirmek amacıyla “Profesyonel
Süperyat Şefliği” eğitim programını başlattı. 23
Mart 2026’da başlayan program, katılımcılara
uluslararası yat sektöründe kariyer yapma
fırsatı sunmayı hedefliyor. Toplam 80 saat süren
eğitim, 48 saat teorik ve 32 saat pratik derslerden
oluşuyor. Programda süperyat mutfağı yönetimi,
dünya mutfaklarının yat mutfağına uyarlanması,
özel beslenme menülerinin hazırlanması, farklı
ülkelerde ürün tedariki ve sınırlı alanlarda
verimli mutfak kullanımı gibi konular ele alınıyor.
Eğitmenliğini Atlantico Yachting’in kurucusu ve
megayat şefi Deniz Kurt’un üstlendiği programı
tamamlayan katılımcılara mezuniyet sonrasında
iş bulma süreçlerinde de destek veriliyor. 18–45
yaş arası, MSA profesyonel aşçılık mezunları,
gastronomi eğitimi almış kişiler veya yat şefliği
deneyimi bulunan adaylara açık olan program,
Türkiye’den yetişen şeflerin uluslararası sularda ve
dünyanın prestijli yatlarında görev almasına katkı
sağlamayı amaçlıyor.
Lokanta Feriye The Times
listesinde
İstanbul Boğazı’nın kıyısında, tarihi dokusu ve özgün
mutfak yaklaşımıyla misafirlerini ağırlayan Lokanta
Feriye, İngiltere’nin köklü gazetelerinden The
Times tarafından yayımlanan “İstanbul’un En İyi 11
Restoranı” listesinde yer aldı.
2023, 2024, 2025, 2026 yıllarında Michelin
Rehberi’nde; 2024, 2025 ve 2026 yıllarında ise
Gault&Millau Rehberi’nde yer alan Lokanta
Feriye şimdi de The Times listesine girerek
uluslararası gastronomi dünyasındaki
bilinirliğini artırmaya devam ediyor. Executive
Chef Birkan Erköylü liderliğinde mevsimselliği
odağına alan Lokanta Feriye, iyi yemeğin
temelinde iyi malzemenin yer aldığı yaklaşımı
benimsiyor. Türk mutfağını güncel ve rafine
yorumlarla sunan restoran, bu anlayışı bir
İstanbul lokantası kimliğiyle buluşturuyor. The
Times tarafından yayımlanan “İstanbul’un En
İyi 11 Restoranı” listesi, şehrin gastronomi
sahnesini uluslararası ölçekte değerlendiren
saygın referanslardan biri olarak kabul ediliyor.
Bu listede yer alan Lokanta Feriye, İstanbul’un
kalbi Boğaz’ın kıyısındaki benzersiz lokasyonu
ve mutfak yaklaşımıyla dikkat çekiyor. The
Times editörlerinin değerlendirmesinde
restoranın İstanbul Boğazı’ndaki konumu,
Feriye Sarayı’nın tarihi atmosferi ve dinamik
sosyal yapısı öne çıkan unsurlar arasında
gösterildi. Paylaşım odaklı tabaklardan oluşan
konseptin keyifli bir akşam yemeği için ideal
olduğu özellikle vurgulanırken, menüde yer alan
imza tatlıların “paylaşılmayacak kadar lezzetli”
olduğu ifade edildi.
Ranchero’dan spora ve
sporcuya destek
Türkiye’de Meksika mutfağının öncü temsilcisi
Ranchero, gastronomi sektöründe 20 yılı
geride bırakırken, sosyal sorumluluk projeleri
kapsamında spora ve sporculara verdiği desteği
de sürdürüyor. Marka, farklı farklı branşlarda
faaliyet gösteren amatör kulüplere başta forma
sponsorluğu olmak üzere çeşitli alanlarda katkı
sağlıyor.
Ranchero’nun destek verdiği kulüpler arasında Şişli
Yeditepe Engelliler Spor Kulübü, İstanbul Kartalları Spor
Kulübü ve Caan Sports Academy Kız Voleybol Takımı yer
alıyor. 2005 yılından bu yana menüsü ve ambiyansıyla
Meksika’nın birbirinden özel yemeklerini ve binlerce yıllık
kadim kültürünü Türkiye’ye taşıdıklarını belirten Ranchero
yetkilileri, önümüzdeki dönemde de sporun birleştirici gücüne
yatırım yapmaya ve sosyal sorumluluk projelerini artırarak
sürdürmeye devam edeceklerini söylüyor. Şehrin Meksikalısı,
yalnızca gastronomi alanındaki başarısıyla değil, toplumsal
fayda odaklı yaklaşımıyla da gastronomi sektöründe dikkat
çekiyor. Marka, gençlerin sporla buluşmasını teşvik etmeyi,
engelli bireylerin spor yoluyla sosyal hayata daha güçlü
katılımını desteklemeyi
ve kadın sporcuların
gelişimine katkı sağlamayı
amaçlayan sosyal sorumluluk
adımları atıyor. “20 yıldır
misafirlerimize sağlıklı ve
lezzetli ürünler sunarken,
sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir
parçası olan spora destek
vermeyi de sorumluluğumuz
olarak görüyoruz. Sporun
dayanışma ruhunu ve
birleştirici gücünü sahaya yansıtan kulüplerimizin yanında
olmaktan gurur duyuyoruz” diyen Ranchero işletmecileri,
bu desteklerin yalnızca sponsorlukla sınırlı kalmayacağını;
uzun vadeli iş birlikleri, genç sporculara yönelik motivasyon
ve farkındalık çalışmalarıyla büyüyerek devam edeceğini
vurguladı.
Yaren Çarpar: “Gastronomide
kadın ekstra mücadele veriyor”
PUMA ve Socrates iş birliğiyle 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen özel
buluşmaya konuk olan deneyimli şef Yaren
Çarpar, “Gastronomide var olmak isteyen kadın
ekstra mücadele veriyor” dedi.
PUMA ve Socrates iş birliği ile gerçekleştirilen YouTube
programında milli sporcular Gizem Örge, Didem Karagenç ve
Sevgi Uzun’un yanı sıra spor spikeri Çağıl Özge Özkul ve şef
Yaren Çarpar bir araya geldi. Moderatörlüğünü Spor Yazarı
ve Yayıncısı Banu Yelkovan’ın üstlendiği programın konukları
arasında bulunan Şef Yaren Çarpar da gastronomi sektöründe
kadın olmanın zorluklarına değindi. Çarpar, başlangıçta
insanların bu fikre biraz şaşırdığını ancak zamanla kabul
ettiklerini belirterek “Bana sorarsanız ocakbaşı o kadar eril
bir alan değil. Biz buna ‘ateşbaşı’ diyoruz ve klasik ocakbaşı
anlayışından farklı bir sistem kurduk. 15 yıldır aşçıyım ama
ocakbaşında ustadan fikir almak ya da ona öneride bulunmak
hâlâ her zaman kolay olmuyor.” diye konuştu. Fiziksel
ve mental olarak yoğun bir tempo gerektiren bu alanda
kadınların var olabilmek
için çoğu zaman ekstra
mücadele verdiğini belirten
Çarpar, stres yönetiminin
de zorluğuna vurgu
yaparak, “Var olabilmek
için mücadele ettiğimiz
ve gerektiğinde sesimizi
yükseltmek zorunda
kaldığımız anlar oluyor.
Erkek iş konusunda bir
tepki verdiğinde ‘normal’
karşılanırken, kadın bu
tepkiyi verirse, çoğu zaman farklı yorumlanabiliyor.” dedi.
94
hotel restaurant
& hi-tech
gastro aktüel
İstanbul’da bahar
tadında bir ‘Mesai’
Gümüşsuyu’nda Boğaz’ın büyüleyici
manzarasına karşı konumlanan Mesai, ılık
bahar akşamlarında gökyüzünün sofistike
atmosferiyle misafirlerini benzersiz bir
deneyime davet ediyor.
İstanbul’un tüm renklerine ve ışıltısına
karşı şehrin ritmini yeniden belirleyen
Mesai’de keyif hiç bitmiyor. Eşsiz İstanbul
manzarasına karşı konumlanan terasta
özel tatlar eşliğinde ılık bahar havasını
doyasıya yaşamak isteyenler için ayrıcalıklı
bir buluşma noktası oluyor. Paylaşımlı
masa kültürünü eğlence ile buluşturan
mekan romantik akşam yemeklerinin,
özel davetlerin, iş yemeklerinin, dost
sohbetlerinin ve gün sonu buluşmalarının
en özel adresi oluyor. Mekan, misafirlerine
geleneksel Türk mutfağını modern
şehir hayatının ritmiyle buluşturan özel
bir ocakbaşı deneyimi yaşatıyor. Meze
kültüründen taş fırın lezzetlere, ara
sıcaklardan kebaplara kadar tüm menü
mevsimsel ürünler ve rafine dokunuşlarla
hazırlanıyor. Mesai Kebap, Ali Nazik ve Kuzu
Şiş ana yemeğin favori lezzetleri arasında.
Anadolu mutfağının geleneksel tatlılarından
Havuç Dilim Baklava, Ekmek Kadayıfı ve
Çıtır Kabak bu gastronomi yolculuğuna
eşlik eden özel tatlar arasında. Mezeler, ara
sıcaklar ve ana yemekler masada birlikte
deneyimlenmek üzere kurgulanıyor.
Baharı şehrin
üzerinde karşılayın
İstanbul’un büyüleyici siluetine yukarıdan
bakan The Hezar, baharın gelişiyle birlikte
misafirlerini şehrin üzerinde keyifli anlara
davet ediyor.
The Wings Hotels’in Karaköy ve
Pera’daki teraslarında konumlanan
The Hezar, rafine gastronomi
anlayışını etkileyici şehir manzarasıyla
buluşturarak mevsimin en güzel
günlerinde zarif bir buluşma noktası
sunuyor. Gün ışığının terasa yayıldığı
saatlerde başlayan bu keyifli atmosfer,
mevsimsel ve özenle seçilmiş ürünlerle
hazırlanan karakterli lezzetlerle
tamamlanıyor. Mekanın mutfak
yaklaşımı; yerelliğe duyulan saygı, sade
ama güçlü tatlar ve sofrada paylaşılan
anların değerini ön plana çıkarıyor. Her
tabak, mevsimin
tazeliğini yansıtan
yalın ama etkileyici
dokunuşlarla
hazırlanıyor. Boğaz siluetine
açılan geniş manzara ise The
Hezar deneyiminin en etkileyici
parçalarından biri. Şehrin
dinamizmini yukarıdan izlerken
kurulan sohbetler ve paylaşılan
lezzetler, günün ritmini daha
da keyifli hale getiriyor. Günün
sonunda sunulan tatlı ve kahve
eşlikleri ise bu keyifli buluşmayı
zarif bir kapanışla tamamlıyor.
PizzaLazza’da lezzetin kaynağı
değişti
PizzaLazza, pizzalarında kullandığı sosları bir üst seviyeye
taşıyarak San Marzano tipi domateslerle hazırlanan yeni nesil
soslarını tüketicileriyle buluşturuyor.
Pizza mutfağının önde gelen yerli markası PizzaLazza, kalite
ve lezzet odaklı yaklaşımıyla tüm pizzalarında San Marzano
tipi domateslerden üretilen sosları kullanmaya başladı.
Dünya genelinde bir lezzet referansı olarak kabul edilen bu
özel domatesler, pizzanın temelini oluşturan sos deneyimini
yeniden tanımlıyor. PizzaLazza, bu yeniliğiyle hem kalite
standartlarını yükseltiyor hem de tüketicilerine daha rafine
bir pizza deneyimi sunuyor. San Marzano tipi domateslerin
kendine özgü tatlı-ekşi dengesi, pizza hamuru ve peynirle
mükemmel bir uyum yakalarken, pizzada kullanılan diğer
malzemelerin lezzetini de ön plana çıkarıyor. Bu doğal uyumun
en iyi şekilde hissedilebilmesi için PizzaLazza’nın yeni pizza
sosları baharat eklenmeden hazırlanıyor. Aynı zamanda daha
az yağ ve tuz içeriğine sahip olan bu özel soslar, daha hafif ve
dengeli bir lezzet deneyimi sunuyor. Daha az işlenmiş yapısı
sayesinde domatesin doğal aroması korunurken, parlak
kırmızı rengiyle de görsel olarak farkını ortaya koyuyor.
Aslında beslenme zincirimizin en küçük öğelerinden biri
olan pirinç, sağlığımıza boyutundan katbekat fazla destek
sağlıyor. İçerdiği 15 çeşitten fazla vitamin, mineral, faydalı
antioksidanlar ve sağladığı enerji ile tam bir sağlıklı besin
deposu. Uzman Diyetisyen Nesrin Eriş’e göre, içerdiği
vitamin ve minerallerden stres, yorgunluk, isteksizlik ve
depresyonun azaltılmasında etkili olan pirinç 3 yemek
kaşığı ölçüsünde 1 dilim ekmek yerine tüketilebilir. Ayrıca
pirinç su tutucu etkisinden dolayı bahar aylarında mevsim
değişikliklerinden kaynaklı ödemin atılmasına destek olarak
bağırsakların düzenlenmesine yardımcı olur ve bu yönüyle de
Pirinç neden sağlıklı besin deposu sayılıyor?
Gün geçtikçe hayatlarımıza daha çok nüfus etmeye başlayan sağlıklı
beslenme trendi yeni yılda da etkisini artırarak devam ediyor.
Kontrollü bir biçimde tüketildiğinde birçok faydası olan pirinç ise,
sofraları sağlıklı kılmak için kullanabilecek hem lezzetli hem de pratik
bir alternatif.
Radisson Otel Grubu’ndan Boğaz’da iftar
buluşması
Radisson Otel Grubu, İstanbul Boğazı’nın eşsiz atmosferinde
konumlanan Radisson Blu Bosphorus Otel’de turizm sektörünün
değerli basın mensuplarıyla gelenekselleşen özel iftar davetinde
bir araya geldi.
İstanbul’un en ikonik noktalarından birinde, Boğaz’ın
büyüleyici manzarası eşliğinde gerçekleşen davet, yalnızca
bir iftar yemeği olmanın ötesinde; paylaşımın, birlikteliğin
ve Ramazan’ın ruhunun hissedildiği özel bir buluşmaya
dönüştü. Ramazan’a özel olarak hazırlanan zengin ve özenli
menü, davetlilere geleneksel tatları modern yorumlarla
deneyimleme fırsatı sunarken, her detayda Radisson Blu’nun
gastronomiye verdiği önem hissedildi. Özenle kurgulanan bu
deneyim, İstanbul’un kalbinde unutulmaz bir akşam atmosferi
sundu. Radisson Blu Bosphorus Otel’in deneyimli şefleri
tarafından hazırlanan seçkin lezzetler, Türk mutfağının köklü
mirasını çağdaş dokunuşlarla buluşturdu. Misafirler, zarif
sunumlar eşliğinde lezzet yolculuğuna çıkarken, Boğaz’ın
kilo kontrolünde etkisini gösterebilir. Bir bardak California
Calrose pirinç, önerilen günlük folik asit ve B vitamini
değerinin %23’ünü karşılıyor ve bu içeriği sayesinde hücrelerin
yenilenmesine yardımcı oluyor. Yapılan bir araştırmaya
göre, folik asit ayrıca kardiyovasküler sağlığa ve doğuştan
kalp rahatsızlıklarına, sağlıklı yaşlanmaya ve aslında genel
anlamda tüm sağlığımıza destek oluyor. Ayrıca, vücudun yavaş
yavaş sindirdiği kompleks karbonhidrat içeriği sayesinde
pirinç hücre yenilemenin yanı sıra, gün boyu enerjik kalmanıza
ve iyi hissettiren kimyasal serotonin sayesinde modunuzu
destekleyerek iştahınızı kontrol altında tutmanızı sağlıyor.
eşsiz manzarası bu deneyimi tamamlayan en özel unsur
oldu. İstanbul’un en ikonik lokasyonlarından Ortaköy'de yer
alan Radisson Blu Bosphorus Hotel, İstanbul, misafirlerine
Boğaz'a bakan eşsiz bir konaklama deneyimi sunuyor. Otelin
otantik restoranı Et Cetera’da enfes etler, mezeler ve ağız
sulandıran ev yapımı gurme burgerler servis edilirken Cruise
Lounge Bar’da ise zengin kokteyl, bira ve şarap çeşitleri
bulunuyor. Birçoğu Boğaz manzarasına sahip 139 oda ve süit
bulunan otelde, ücretsiz Wi-Fi, yağmur duş, oda içi kahve ve
çay makinesi gibi olanaklar sunuluyor. Otel, İstanbul’un tarihi
yerleri, etkileyici kültür/sanat mekanları, restoranlar, kafeler
ve barlarla dolu Ortaköy’deki ideal konumuyla misafirlerine
unutulmaz bir konaklama vadediyor.
96
hotel restaurant
& hi-tech
fuar
Fırıncılık, Pastacılık ve Şekerleme Sektörü
IBAKTECH’in 15. Edisyonunda Buluşacak
Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı IBAKTECH,
15. edisyonuyla Ekim 2026’da İstanbul’da kapılarını açmaya hazırlanıyor.
Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme
sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı
olan IBAKTECH, 15. edisyonuyla sektöre bir
kez daha yön vermeye hazırlanıyor. Sektör paydaşlarıyla
yapılan değerlendirmelerin ardından
bahar döneminden sonbahar dönemine alınan
fuar, 14–17 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul
Fuar Merkezi’nde düzenlenecek.
25 ülkeden 500’ün üzerinde katılımcı ve markayı;
118 ülkeden 90 binin üzerinde ziyaretçi ile bir
araya getiren IBAKTECH, yeni pazarlara açılmak
ve yatırım fırsatlarını değerlendirmek isteyen
firmalar için benzersiz bir ticaret platformu sunuyor.
Daha büyük fuar alanı, daha fazla marka
ve katılımcı, daha geniş bir uluslararası ziyaretçi
profili ve artan iş fırsatlarıyla IBAKTECH 2026,
ticaret, iş bağlantıları ve sektörün gelişimi için
güçlü bir platform sunmaya devam edecek.
Daha büyük
IBAKTECH 2026, bir salon daha büyüyerek bu
yıl toplam 7 salonda ve 80.000 m² fuar alanında
gerçekleştirilecek. Bu büyüme sayesinde daha
fazla katılımcı, global marka ve yenilikçi teknoloji
aynı çatı altında buluşarak sektör için daha güçlü
ve dinamik bir buluşma noktası oluşturacak.
Daha çeşitli
Fuar, çok sayıda uluslararası marka ve katılımcıya
ev sahipliği yapacak. Halihazırda 118 ülkeden
ziyaretçi ağırlayan IBAKTECH, yürütülen kapsamlı
uluslararası tanıtım faaliyetleriyle küresel
erişimini her geçen yıl daha da güçlendiriyor.
Özellikle Afrika, Rusya ve Orta Asya başta olmak
üzere hedef pazarlarda yürütülen özel ziyaretçi
programları, fuarın uluslararası profilini daha da
güçlendiriyor.
Daha verimli
Genişleyen fuar alanı ve artan katılımcı ile
ziyaretçi çeşitliliği sayesinde yeni edisyon, yeni
iş birlikleri kurmak, gelişen pazarlara erişmek
ve yatırım fırsatlarını değerlendirmek için çok
daha fazla imkan sunacak. IBAKTECH, her bir
katılımcı ve ziyaretçi için maksimum ticari faydayı
hedefliyor. Fuar; fırıncılık, pastacılık ve şekerleme
sektörünün profesyonelleri için yenilikleri,
ticareti ve uluslararası iş fırsatlarını aynı çatı
altında buluşturan önemli bir global buluşma
noktası olmaya devam edecek.
98
hotel restaurant
& hi-tech
fuar
Ambiente Frankfurt’ta LAV HORECA
İmzası
Frankfurt Ambiente Fuarı’nda yeni serilerini dünya ile buluşturan LAV HORECA, Archie ürün ailesiyle Tableware
International Awards of Excellence 2026’da “Hospitality Glassware” ödülünü kazanarak başarısını global arenada
bir kez daha kanıtladı.
Gürok Grup’un 1948’den beri süregelen köklü
mirası üzerine inşa edilen LAV HORECA,
profesyonel ikram sektöründe küresel
ölçekte lider markalar arasında yer alıyor. Sektörel
deneyimiyle LAV HORECA, dünya genelindeki
ikram sektörü işletmeleriyle güçlü iş birlikleri
kurarak; zarafet, dayanıklılık ve çok yönlülüğü bir
arada sunan ürünler geliştirmeye devam ediyor.
Profesyonellerin ihtiyaçlarından yola çıkarak
oluşturulan, özenle kurgulanmış cam bardak
koleksiyonlarıyla LAV HORECA; kalite odağıyla
alanında standartları yükseltmeye devam ediyor.
Archie ürün ailesine yoğun ilgi
Global sahnedeki varlığını güçlendirmeye
devam eden marka, 2026
yılının şubat ayında Frankfurt’ta
düzenlenen sektörün en prestijli
buluşmalarından biri olan Ambiente
Fuarı’nda yerini aldı. Özellikle Archie
ürün ailesi ve yeni çift parça ürünler
farklı pazarlardan gelen ziyaretçilerin
dikkatini çekti. Marka; Modena,
Salerno, Ravenna ve Bonn serilerini
uluslararası sektör profesyonelleriyle
ilk kez bu platformda buluşturdu.
İnce ağızlı tasarımlarıyla öne
çıkan Modena ve Salerno aileleri ile
istiflenebilir yapısıyla profesyonel
kullanımda verimlilik sağlayan Bonn
ve Ravenna serileri, fuar ziyaretçilerinden
yoğun ilgi gördü. Ambiente Fuarı, LAV
HORECA’nın uluslararası pazarlardaki profesyonellerle
doğrudan temas kurduğu önemli bir
buluşma noktası olarak öne çıktı.
Prestijli ödülüyle gücünü bir kez daha tescilledi
Markanın estetik ve profesyonellik odağı
uluslararası arenada da karşılık buldu. Yapısal
kemerlerin zarif hatlarından ve Art Deco’nun iddialı
estetiğinden ilham alan LAV HORECA Archie
ürün ailesi, Tableware International Awards of
Excellence 2026 kapsamında “Hospitality Glassware”
ödülünü kazandı. İkram sektörü ve cam
endüstrisinde yenilikçiliğin en önemli göstergelerinden
biri olarak kabul edilen bu prestijli ödül,
markanın profesyonel kullanım için geliştirdiği
ürünlerde estetik, dayanıklılık ve fonksiyonelliği
bir arada sunan yaklaşımının güçlü bir yansıması
oldu. Archie ürün ailesi daha önce Good Design
ve German Design Award ödülleriyle uluslararası
tasarım dünyasında dikkat çekmişti. Awards of
Excellence 2026 kapsamında kazanılan bu yeni
ödül ise LAV HORECA’nın profesyonel ikram
sektöründeki gücünü uluslararası platformda bir
kez daha tescilledi.
The Hotel Show, INDEX ve
WORKSPACE 2026’da tarih ve
lokasyon değişikliği
MENA bölgesinin konaklama ve iç tasarım alanındaki önemli
buluşmaları The Hotel Show, INDEX ve WORKSPACE fuarları, 28–30
Eylül 2026 tarihlerinde Expo City Dubai’de yer alan Dubai Exhibition
Centre’da gerçekleştirilecek.
MENA bölgesinde konaklama ve iç mekan tasarımı sektörlerini bir araya getiren önemli
organizasyonlardan The Hotel Show Dubai, INDEX Dubai ve WORKSPACE Dubai fuarlarının
yeni tarihleri ve lokasyonu açıklandı. Organizasyonların 28–30 Eylül 2026 tarihleri
arasında Dubai Exhibition Centre (DEC) Expo City Dubai’de düzenleneceği bildirildi. Söz konusu
değişiklikle birlikte fuarların, uluslararası katılımı ve ölçeği koruyarak sektörel etkileşimi daha
da güçlendirmesi hedefleniyor. Yetkililer, Eylül ayına alınan yeni takvimin, özellikle uluslararası
seyahat ve lojistik süreçlerde yaşanan mevcut zorluklara uyum sağlamak amacıyla planlandığını
ifade ederken, Dubai’nin küresel fuar ve etkinlikler açısından güçlü konumunun bu organizasyonlara
katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı. Yeni fuar alanı olan Dubai Exhibition
Centre’ın, büyük ölçekli uluslararası etkinlikler için özel olarak tasarlanmış altyapısıyla iş bağlantıları
ve sektör buluşmaları açısından önemli avantajlar sunduğu belirtiliyor. Organizasyonun,
bölgedeki hospitality ve iç tasarım profesyonelleri için stratejik bir buluşma noktası olmayı
sürdürmesi bekleniyor. Katılımcılarla bu yılki edisyon kapsamında görüşmelerin sürdüğü ve
organizatörlerin 2026 etkinliğinde daha geniş bir uluslararası katılım hedeflediği de aktarıldı.
SOLAREX İstanbul yeniliklerle geliyor
Enerji dönüşümünün merkezi SolarEX İstanbul, 08-10 Nisan 2026
tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 18. kez kapılarını açmak için
gün sayıyor.
Türkiye’nin temiz enerji ihracat hacmini genişleterek, ülkemizin küresel pazardaki payını
artırmayı ve bölgenin vazgeçilmez teknoloji üssü olmayı hedefleyen SolarEX İstanbul, 18.
yılında küresel ölçekteki dev firmaları, öncü teknolojileri, vizyoner liderleri ve ülkelerin resmi
temsilcilerini nitelikli ziyaretçilerle buluşturacak. Yaklaşık 15 ülkenin büyükelçi ve konsoloslarının
bizzat fuar alanında yer alacağı organizasyon, yerli teknolojilerin dünya pazarına
açılmasında bir kaldıraç görevi görüyor. Bu üst düzey diplomatik katılım, Türkiye’yi uluslararası
yatırımcılar için ana cazibe merkezi haline getirirken, kurulan ticari bağlantıların
devletler düzeyinde projelere dönüşmesinin önünü açıyor. Sektörün en saygın derneklerinin
iş birliğiyle hazırlanan konferanslarda, enerji dünyasının bugünü ve yarını masaya yatırılacak.
Vizyoner panelistler ve sektör liderleri, en yeni trendleri katılımcılarla paylaşacak. Simultane
tercüme desteği ve YouTube üzerinden yapılacak canlı yayınlarla bu bilgi şöleni, fiziksel
sınırları aşarak tüm dünyaya ulaşacak. Fuarın en dinamik noktası olan Startup Alanı, enerji
sektöründeki ezber bozan girişimlere ve dijital dönüşüm projelerine ev sahipliği yapacak. Yeni
nesil çözümlerin ve geleceği şekillendirecek inovasyonların ilk kez görücüye çıkacağı bu alan,
katılımcılara ilham verici bir deneyim sunacak. Geçtiğimiz yıl büyük ses getiren ve bu yıl 2.
kez düzenlenen "Çatı GES Yarışması", firmaların teknik uygulama kabiliyetlerini sergilediği
ödüllü bir arenaya dönüşüyor. Sektör lideri markaların en hızlı ve kusursuz kurulum için ter
dökeceği bu yarışma, fuar alanının en heyecanlı noktalarından biri olacak. Geleceğin Elektrik
Teknisyenleri İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ETOİST iş birliğiyle ilk kez gerçekleştirilecek
olan "Geleceğin Elektrik Teknisyenleri" Yetenek Yarışması'nda, genç yetenekler teorik
bilgilerini pratiğe dökerek hünerlerini sergileyecek. Sektörün geleceğini inşa edecek gençler,
SolarEX İstanbul çatısı altında profesyonel dünyaya adım atacak.
100
hotel restaurant
& hi-tech
yeni mekan
5masa
İstanbul'dan Sonra Ankara’da!
İstanbul’da doğan, Yalıkavak ve Alaçatı ile devam
eden hikayesiyle kısa sürede müdavimlerini oluşturan
5masa, şimdi Ankara’da kapılarını açıyor. Beytepe
Karafaki’nin içinde yer alan marka, yalnızca bir
restoran değil; birlikte olmanın, eğlenmenin ve anın
içinde kaybolmanın yeni bir hali.
5masa’yı klasik bir restoran deneyiminden
ayıran en önemli unsur; mutfak, servis
ve müziğin tek bir akış içinde buluşması.
Mekânda çalışan herkes müzik eğitimi almış;
gece ilerledikçe ritim sofraya karışıyor. Kaşık
sesleri alkışa, masa kahkahaya, akşam bir
performansa dönüşüyor. Planlı bir şovdan
çok, doğal bir akış… Samimi, içten ve artan
bir enerji.
Klasik bir restoran deneyimi değil
İstanbul’da ‘‘mutfaktan çıkan müzik’’
söylemiyle dikkat çeken marka, Ankara
gecelerine yeni bir sıcaklık getirmeye
hazırlanıyor. Misafirlerine klasik bir restoran
deneyimi değil; paylaşılan bir hikâye
vadediyor. Samimiyet, enerji ve birlikte olma
hissi 5masa’nın temelini oluştururken;
başkentin sosyal hayatına yeni bir akşam
ritüeli kazandırmayı hedefliyor. Mekan, mart
ayının son haftasında ilk ritmini tutmaya
hazırlanıyor.
Sojubar Yeni Şubeleriyle Şimdi de
Akaretler ve Metropol AVM’de
Geçtiğimiz sene Terminal Kadıköy’de açtığı ilk şube ile Türk gastronomi sahnesine
giriş yapan Sojubar, Akaretler ve Metropol AVM’de hizmete giren yeni şubeleriyle
genişliyor.
Terminal Kadıköy’deki ilk şubesiyle
Türkiye pazarına adım atan
Sojubar, Akaretler’in ardından
Metropol AVM’de açılan yeni şubesiyle
İstanbul’da üç noktada hizmet vermeye
başladı. Dünyada hızla yükselen
“Korean Gastropop” konseptini
Türkiye’ye taşıyan marka, gastronomiyi
sosyal deneyimle birleştiren
yaklaşımıyla kısa sürede geniş bir kitle
tarafından benimsendi.
Merkezinde paylaşım kültürü var
Sojubar, geleneksel Kore mutfağını
modern tekniklerle yeniden
yorumlayarak sosyal gastronomi
anlayışını farklı bir seviyeye taşıyor.
Paylaşım kültürünü merkeze alan
konseptiyle dikkat çeken marka;
çift kızartma yöntemiyle hazırlanan
Kore usulü kızarmış tavukları,
Chimaek & Somaek eşleşmeleri,
bibimbap, kimbap ve bingsu gibi imza
lezzetleriyle misafirlerine yenilikçi
bir deneyim sunuyor. Türkiye’de
büyümesini kararlılıkla sürdüren
mekan, önümüzdeki dönemde yeni
lokasyonlarla erişimini daha da
genişletmeyi hedefliyor.
Hollanda, Belçika ve
Almanya’daki uluslararası
başarısını Türkiye pazarına
da taşıyan Sojubar, enerjik
atmosferi, paylaşım odaklı
mekan kurgusu ve kültürlerarası
deneyimiyle İstanbul’un sosyal
yaşamına yeni bir dinamizm
kazandırıyor.
102
hotel restaurant
& hi-tech
HoReCa teknolojileri
HEYHOTEL AI, OTEL VE RESTORANLARDA MISAFIR
İLETIŞIMINI YAPAY ZEKÂ ILE DÖNÜŞTÜRÜYOR
Otel ve restoranlara özel geliştirilen Heyhotel AI, 7/24 çalışan yapay zeka altyapısıyla
misafir iletişimini otomatikleştiriyor, rezervasyon süreçlerini optimize ediyor ve
işletmelerin operasyonel verimliliğini artırıyor.
Konaklama ve yeme-içme sektöründe
misafirlerle kurulan iletişim, çoğu
zaman farklı kanallardan gelen
taleplerin manuel olarak yönetildiği
operasyonlara dayanıyor. Rezervasyon
talepleri, bilgi soruları, servis istekleri
ya da telefon çağrıları çoğu işletmede
farklı ekipler tarafından yanıtlanıyor ve
bu durum hem operasyonel yükü artırıyor
hem de kaçırılan fırsatlara neden
olabiliyor.
Heyhotel AI, bu iletişimi doğrudan
operasyonel aksiyonlara dönüştüren
yapay zekâ platformuyla bu süreci
yeniden tasarlıyor. Telefon çağrıları, web
sitesi, WhatsApp ve diğer dijital kanallar
üzerinden gelen talepleri gerçek zamanlı
olarak analiz eden platform, misafirin
isteğini anlayarak ilgili süreci otomatik
olarak başlatıyor. Rezervasyon oluşturma
ve güncelleme, fiyat ve müsaitlik bilgisi
paylaşımı, sipariş ya da servis taleplerinin
ilgili birimlere iletilmesi gibi işlemler
insan müdahalesine gerek kalmadan
yönetilebiliyor. Böylece misafir iletişimi
yalnızca yanıtlanan bir süreç olmaktan
çıkıp doğrudan operasyonun parçası
haline geliyor.
İletişimi operasyona dönüştüren
teknoloji
Doğal dil işleme ve makine öğrenmesi
teknolojileri üzerine geliştirilen Heyhotel
AI, hem yazılı mesajlaşma kanallarında
hem de telefon görüşmelerinde
misafirlerle doğal bir iletişim kurabiliyor.
Platformun voice agent teknolojisi
sayesinde gelen telefon çağrılarını
karşılayarak misafir taleplerini
anlayabiliyor ve ilgili işlemleri otomatik
olarak başlatabiliyor.
35’ten fazla dilde hizmet verebilen
platform, uluslararası misafir trafiği
olan işletmeler için kesintisiz ve standart
bir iletişim deneyimi sunuyor. Mevcut
otel yönetim sistemleriyle entegre
çalışabilen Heyhotel AI, tüm Opera
ürünleriyle entegrasyon kabiliyeti
sayesinde işletmelerin mevcut teknoloji
altyapısına kolayca uyum sağlayabiliyor.
Bu yapı, iletişim ile operasyon arasındaki
kopukluğu ortadan kaldırırken
işletmelerin operasyonel verimliliğini
artırıyor.
Bulut tabanlı ve ölçeklenebilir mimarisi
sayesinde farklı büyüklükteki işletmeler
tarafından kullanılabilen Heyhotel AI,
misafir iletişimini yalnızca yöneten değil,
doğrudan operasyona dönüştüren bir
teknoloji katmanı olarak konumlanıyor.
Böylece işletmeler kaçırılan çağrıların
ve yanıtsız taleplerin önüne geçerken,
daha hızlı ve tutarlı bir misafir deneyimi
sunabiliyor.
Yeni nesil dönüşüm başlatıyor
Heyhotel AI Kurucu Ortağı ve CEO’su
Ahmet Göker, Kurucu Ortak ve COO
Z. Emre Çüngüşlügil ile Kurucu Ortak
Ekin Şen tarafından hayata geçirilen
marka, konaklama ve yeme-içme
sektöründe misafir iletişimini operasyonel
süreçlerle bütünleştiren yeni nesil bir
teknoloji yaklaşımı sunmayı hedefliyor.
Turizm deneyimi ile teknoloji geliştirme
uzmanlığını bir araya getiren ekip,
Türkiye’den çıkan ve küresel ölçekte
ölçeklenebilir bir yapay zekâ çözümü
oluşturma vizyonuyla çalışmalarını
sürdürüyor. Heyhotel AI, konaklama
ve yeme-içme sektörünün dijital
dönüşümünde iletişim merkezli yapay
zekâ çözümleriyle yeni bir dönem
başlatmayı amaçlıyor.
Android YazarkasaPOS Vestel Bayilerinde
Satışta
Vestel’in satışa sunduğu Worldline lisanslı PAX A910SF Android YazarkasaPOS, banka
uygulamalarından yemek kartlarına kadar geniş entegrasyon ağıyla işletmelerin dijital iş
süreçlerini hızlandırıyor.
Vestel, işletmelerin dijital
dönüşümünü destekleyen B2B
çözümler vizyonu kapsamında
ürün gamına Worldline lisanslı PAX
A910SF Android YazarkasaPOS modelini
ekledi. Yeni ürünüyle ödeme çözümleri
pazarına güçlü bir giriş yapan Vestel’in
satışa sunduğu cihaz, geniş ekranı, uzun
pil ömrü ve Android işletim sistemiyle,
yalnızca ödeme almak için değil,
işletmelerin günlük operasyonlarını daha
hızlı, pratik ve verimli yönetebileceği
çok yönlü bir iş terminali olarak
konumlanıyor. Türkiye genelinde bin
200 Vestel mağazasında satışa sunulan
A910SF, modern işletmeler için mobil,
hafif ve güvenli bir kullanım deneyimi
sunuyor.
Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi
Satış Genel Müdürü Duygu Badem
Uylukçuoğlu, ürünün işletmelere
sunduğu avantajlara dikkat çekerek,
“Vestel olarak teknolojiyi herkes
için erişilebilir kılma vizyonumuz
doğrultusunda, iş hayatını kolaylaştıran
çözümleri ürün gamımıza eklemeye
devam ediyoruz. Worldline lisanslı
Android YazarkasaPOS ile esnafın günlük
operasyonlarına hız, güven ve kolaylık
kazandırmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.
Worldline Türkiye Genel Müdürü Gökşin
Öney Yılmaz ise, “Türkiye genelinde
300 bin iş yerinde 500
binden fazla yazarkasa ile
işletmelerin verimliliğini
artıran çözümler
sunuyoruz. Vestel iş
birliğiyle A910SF Android
YazarkasaPOS’un
yaygın erişilebilirliği,
modern teknolojiyi uygun
fiyatlarla mükelleflerle
buluşturuyor” dedi.
Tüm ödeme yöntemlerini
destekliyor
Yüksek güvenlik
standartlarına sahip
olan A910SF; chip & pin,
temassız, akıllı kart ve
mobil ödeme dahil tüm
ödeme yöntemlerini
destekliyor. 4G/3G/2G/
Ethernet bağlantı
seçenekleri ve mobil
kullanım için uygun hafif
ve ergonomik yapısıyla
kuryeler, saha ekipleri
ve yoğun operasyon
yürüten işletmeler için pratik bir çözüm
sunuyor. Worldline Türkiye Ar-Ge ekibinin
geliştirdiği özel kilit mekanizması
sayesinde opsiyonel iletişim ve şarj
ünitesi ile cihaz masaüstü terminale
dönüşebiliyor; opsiyonel pinpad desteği
masaüstü kullanımda güvenli PIN girişi
imkânı sağlıyor.Bu özellik, özellikle
perakende zincirleri ve eczaneler için
pratik bir kullanım avantajı sunuyor.
Geniş entegrasyon yelpazesiyle fark
oluşturuyor
Sunduğu geniş entegrasyon
yelpazesiyle yemek kartı sistemleri,
banka uygulamaları ve çeşitli yazılım
çözümleriyle uyum içinde çalışan cihaz,
özellikle ERP ve B2B iş süreçlerinde,
entegrasyon gücü ve esnekliğiyle
işletmelerin dijital dönüşümüne önemli
destek sunuyor.
Cihaz; banka uygulamaları, yemek kartı
sistemleri ve çeşitli iş yazılımlarıyla geniş
bir entegrasyon uyumluluğu sunuyor.
A910SF, banka native uygulamaları, BKM
TechPOS aracılığıyla 21 bankaya erişim,
yemek kartı sistemleriyle hazır çalışma
imkânı ve 397 farklı VAS uygulamasıyla
uyumluluk sayesinde özellikle ERP ve
B2B iş süreçlerinde güçlü bir platform
oluşturuyor. Restoranlardan eczanelere,
perakendeden kuryelere kadar geniş
kullanım alanına sahip olan A910SF,
uzun pil ömrü ve büyük ekranı sayesinde
gün boyu kesintisiz ve verimli işlem
yapma imkânı sunuyor. Vestel, geniş bayi
ağı sayesinde cihazı Türkiye genelinde
işletmelere ulaştırarak dijitalleşen ödeme
ekosistemine katkı sağlamayı hedefliyor.
104
hotel restaurant
& hi-tech
hijyen
TORK, TÜRKIYE PAZARINDA KAPSAYICI
HIJYEN İÇIN HAREKETE GEÇTI
Essity bünyesinde faaliyet gösteren ve profesyonel hijyenin küresel lideri olan Tork, tuvaletlerde
hijyenin herkes için erişilebilir, konforlu ve güvenli olmasını hedefleyen kapsayıcı hijyen
yaklaşımını Türkiye’de de yaygınlaştırmak için harekete geçti.
erişim, davranış bilimleri ve tasarım gibi
alanlarda uzman uluslararası isimleri
bir araya getiriyor. Böylece kamusal
alanlardaki hijyen deneyimini olumsuz
etkileyen engelleri daha iyi anlamak
ve bu engelleri azaltmaya yönelik
uygulanabilir çözümler geliştirmek
hedefleniyor. Bu çalışmalar kapsamında
elde edilen içgörüler, tesis yöneticilerine
yönelik pratik ve araştırmaya dayalı
öneriler sunan Kapsayıcı Hijyen
Rehberi’nin (Inclusive Hygiene Playbook)
geliştirilmesine katkı sağlıyor. Söz
konusu girişimler, Türkiye dâhil olmak
üzere farklı pazarlarda daha güvenli,
daha kapsayıcı ve daha davetkâr kamusal
alanlar oluşturmak isteyen kurumlar için
uygulanabilir bir çerçeve ortaya koyuyor.
Tork, geliştirdiği Kapsayıcı
Hijyen Programı ve bu program
kapsamında hazırladığı Kapsayıcı
Hijyen Rehberi ile hareket kısıtlılığı,
duyusal hassasiyetler ve mahremiyet
beklentileri gibi farklı ihtiyaçları gözeten
hijyen çözümleri sunuyor. Güçlü
marka, iş yerlerinden sağlık tesislerine,
konaklama alanlarından ulaşım
merkezlerine kadar pek çok sektörde
daha iyi hijyen deneyimleri oluşturmayı
hedefliyor.
Herkes için daha erişilebilir hijyen
Tork, tuvaletlerde hijyenin herkes için
daha erişilebilir, konforlu ve kullanımı
kolay hale gelmesini hedefleyen
kapsayıcı hijyen yaklaşımına verdiği
desteği sürdürüyor. Kapsayıcı hijyen;
hareket kısıtlılığı, duyusal hassasiyetler,
mahremiyet beklentisi veya kaygı gibi
faktörlerin, bireylerin halka açık tuvalet
deneyimini nasıl etkilediğini ele alıyor.
İş yerleri, sağlık tesisleri, konaklama
alanları ve ulaşım merkezleri gibi
yoğun kullanılan mekânlarda tuvaletler,
kullanıcıların en sık temas ettiği alanlar
arasında yer alıyor. Bu nedenle hijyen
erişimini iyileştirmek, hem genel kullanıcı
deneyimini hem de bireylerin iyi olma
hâlini doğrudan destekliyor.
Küresel uzmanlıktan Türkiye’ye değer
katan yaklaşım
Tork, kapsayıcı hijyen konusundaki
küresel çalışmalarının bir parçası
olarak Kapsayıcı Hijyen Programı’nı
hayata geçirdi. Bu program; tuvaletlere
Farklı sektörlerde tesislere destek
Kapsayıcı Hijyen Rehberi, tesislerin
iyileştirme yapmasına yardımcı olmak
üzere üç temel ve uygulanabilir alana
odaklanıyor: Temiz, güvenli ve düzenli
görünen tuvalet ortamları oluşturmak,
kullanıcıların daha rahat hissetmesini
sağlamak için konforu ve mahremiyeti
artırmak, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına
duyarlılık gösteren bir hijyen tasarımı
ve iletişim yaklaşımı benimsemek. Söz
konusu ilkeler; sağlık, konaklama, ofisler,
eğitim kurumları ve ulaşım gibi Türkiye’de
hijyen deneyiminin ziyaretçi memnuniyeti,
çalışan konforu ve operasyonel verimlilik
üzerinde doğrudan etkili olduğu sektörler
için büyük önem taşıyor.
Daha iyi hijyen deneyimlerine sürekli
katkı
Tork, profesyonel hijyen çözümleri,
sunduğu hizmetler ve bilgi paylaşımı
sayesinde Türkiye’deki kuruluşların hijyen
standartlarını yükseltme ve farklı kullanıcı
ihtiyaçlarına uygun çözümler sunma
hedeflerini desteklemeye devam ediyor.
Kapsayıcı hijyen ilkelerini uygulamak,
tesislerin hem hijyen performansını hem
de kullanıcı deneyimini iyileştirmesi için
somut ve etkili bir fırsat sunuyor.
Infinity
Sofranızda sonsuz şıklığın adı, karakter yaratan bir dokunuş.
www.hisar.com.tr