sektörmaden 2026 Mart Sayısı
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler, Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18 Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42 Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52 Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı, yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 40.ncı kuruluş yılı, madencilik , Madenciler için yeni teknolojik gelişmeler,
Madencilik sektöründe atık barajlarına ilişkin bir
değerlendirme: Önlenebilir riskler ve güvenlik yaklaşımı
Prof. Dr. Remzi Karagüzel 18
Eski madenler nasıl değerlendirilir: Cornwall ve Batı Devon
madencilik bölgesi, İngiltere | Dr. Ali Vedat Oygür 42
Ağır metallerle kirlenmiş alanların bitki yetiştirilerek
temizlenmesine yönelik bazı çalışmalar | Prof. Dr. Hatice Dağhan 52
Madencilik ve cevher zenginleştirme tesislerinde su kullanımı,
yönetimi ve sürdürülebilirlik yaklaşımları
Araştırma Görevlisi Gülşah Güven, Prof. Dr. Gülay Bulut
PDF'lerinizi Online dergiye dönüştürün ve gelirlerinizi artırın!
SEO uyumlu Online dergiler, güçlü geri bağlantılar ve multimedya içerikleri ile görünürlüğünüzü ve gelirlerinizi artırın.
VAKIF’TAN HABERLER
VAKIF’TAN HABERLER
giriyordu. Turgut Özal’ın Anavatan Partisi’ni kurmasıyla
birlikte siyasete ilgi duydum. Partide İstanbul İl
Başkan Yardımcılığı ve Teşkilat Başkanlığı görevlerini
üstlendim; ardından İstanbul Milletvekili olarak görev
yaptım. O dönemde ilk Bakanlar Kurulunda, bugünkü
bakan yardımcılıklarına benzer görevler bulunuyordu.
Ben de Devlet Bakanı Sayın Kazım Oskay’a yardımcı
olarak görev yapıyordum ve Vakıflar Genel Müdürlüğü
ile ilgili konularla ilgileniyordum.
Erdoğan Hocamın anlattıklarını dinledikten sonra böylesine
faydalı ve iyi niyetli bir girişime destek olmanın
bizim için bir görev olduğunu düşündüm. Bunun üzerine
Hukuk İşleri Genel Müdürü Hüseyin Bey’i arayarak konuyu
kendisine aktardım ve hocamın yanımda olduğunu
söyledim. Hüseyin Bey, “Siz zahmet etmeyin, hocam
teşrif ederlerse hemen hallederiz,” dedi. Bu sözler Erdoğan
Hocamı oldukça memnun etti.
Hocam ayrıca vakfın kurucuları arasında benim adımın
da yer almasını istedi. Ben de böyle hayırlı bir çalışmada
yer almaktan büyük memnuniyet duyarak bu görevi kabul
ettim. Böylece Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfının
kuruluş sürecinde yer alma fırsatını buldum.
O günden sonra vakfın toplantılarına kurucu, danışma
kurulu üyesi ve mütevelli olarak mümkün olduğunca
katılmaya çalıştım. Yüreği madenciliğin gelişmesi için
çarpan meslektaşlarımla bir arada olmak her zaman benim
için ayrı bir mutluluk ve gurur kaynağı oldu.
Hilmi Güler, İsmet Kasapoğlu, Nizamettin Çoban, Güven Önal,
Dündar Renda, Yener Cander, Nijat Gürsoy , Işık Özpeker
Bu vesileyle, aramızdan ayrılan Güven Önal Hocamızı
saygı ve rahmetle anıyor; Erdoğan Yüzer Hocamıza da
sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Ayrıca vakfımızın
çalışmalarına katkı sunan herkese ve sevgili arkadaşım
Lütfi Çallı’ya emeklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum.
Yıllar içinde vakfımız büyüdü ve güçlendi. Zamanla ilgili
bürokratlar ve kamu kurumları da vakfın mütevelli
yapısına dâhil edildi. Madencilikle ilgili hazırlanan
kanun ve yönetmelikler vakfın toplantılarında ayrıntılı
şekilde tartışıldı; sektörün sorunları ve talepleri bürokratlar
aracılığıyla ilgili mercilere iletildi.
Bana sorulacak olursa, vakfımızın bu süreçte “çorbada
çok tuzu” olmuştur.
Madencilik kolay bir alan değildir. Hatta iş dünyasının
en zor alanlarından biridir. Daha iyi bir madencilik için
daha çok emek vermek ve daha fazla çaba göstermek gerekir.
Yurttaşlarımızın daha iyi şartlarda yaşayabilmesi
için de bu alandaki mücadeleyi sürdürmek zorundayız.
Madencilikte o gün yaşanan zorlukların bir kısmının bugün
de devam ettiğini görüyoruz. Vakfın toplantılarında
bu sorunların dile getirildiğine ve çözüm arayışlarının
sürdürüldüğüne yakından tanık olduk.
Vakfımız, daha iyi bir madencilik geleceği için maddi
imkânlardan çok bilgi, deneyim ve birikimiyle madencilerin
yanında ve önünde olmaya çalışmıştır.
Saygı ve rahmetle andığım Prof. Dr. Güven Önal Hocamızla
birlikte Sibirya ve Güney Afrika gezilerine katıldım.
Bu geziler sırasında madenciliğin daha ileri teknolojilere
ulaşması için gösterdiği çabayı yakından görme
fırsatım oldu. Aynı zamanda vakfı nasıl büyük bir titizlik
ve özveriyle yönettiğine de bizzat tanık oldum. Ne olursa
olsun mücadele etmekten vazgeçmeyen genç madencilere
örnek bir insandı. Nurlar içinde yatsın.
Bugün vakfı yöneten ve yarın yönetecek genç arkadaşlara
da bir tavsiyem var: İnancınız sizi yanlışlardan korur.
Bilginiz doğru yola sevk eder. Kararlılığınız o yolda
ilerlemenizi sağlar. Ancak size daha iyi bir madenciliğin
kapısını açacak olan şey, mücadele azminizdir.
Ne olursa olsun mücadele etmekten vazgeçmeyiniz.
Vakıf sektöre büyük katkılar sağladı
İsmet Kasapoğlu
Vakfın kuruluşundan önceki yıllarda Türkiye’de madencilik
aslında ciddiye alınan bir alan olmakla birlikte,
kamuoyunda çoğu zaman söylentilere ve yanlış değerlendirmelere
açık bir sektör olarak görülürdü. Bu durum
özellikle akademi çevrelerinde de sıkça konuşulurdu.
Ekrem Göksu gibi yurt dışında görev yapmış bazı hocalarımız,
madencilik alanında çalışan genç mühendislerin
yalnızca kendi çevreleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini,
başka üniversiteleri ziyaret etmelerini, yeni ilişkiler
kurmalarını ve farklı çevrelerle temas içinde olmalarını
önerirlerdi. Böylece hem akademik çevreler arasında
bağlar güçlenecek hem de madencilik alanında ortak bir
düşünce zemini oluşacaktı.
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın kuruluş fikri de
bu düşünce ortamı içinde ortaya çıktı.
O yıllarda Erdoğan Yüzer üniversitede genç sayılabilecek
bir akademisyendi. Kendisiyle temas kuruldu ve
bu fikre destek verdi. Onun da sürece dahil olmasıyla
birlikte bir grup olarak bu işi ciddi biçimde ele almaya
başladık. Üniversitelerde görev yapan arkadaşlarla toplantılar
yapılmaya başlandı. “Ne yapılabilir?” sorusuna
cevap aranırken bir vakıf kurma fikri ortaya çıktı.
İlk tartışmalardan biri vakfın adı üzerineydi. Başlangıçta
“Türk Madencilik Vakfı” gibi bir isim düşünülmüştü.
Ancak “Türk” adının kullanılabilmesi için Bakanlar Kurulu
kararı gerekiyordu. Bunun üzerine ben “Yurt Madenciliğini
Geliştirme Vakfı” adını önerdim ve bu öneri
kabul edildi. Vakfın logosu ise Güven Önal ile Erdoğan
Yüzer Hoca’nın birlikte yaptığı çalışmalar sonucunda
belirlendi.
Bir vakıf kurulacaksa, adı üzerinde, önce bir şeylerin
vakfedilmesi gerekiyordu. Bu nedenle başlangıçta vakfa
maddi katkı sağlayabilecek ve madenciliğe ilgi duyan
kişileri araştırmaya başladık. Vakfın güçlü bir başlangıç
yapabilmesi için bağışların önemli olduğunu düşünüyorduk.
Bu nedenle katkı sağlayabilecek herkese kapımızı
açık tuttuk.
İlk önemli bağışlardan biri Cahit Özden’den geldi. Kendisi
vakfa 100 altın bağışladı. Bu tür katkılar vakfın ilk
mali temellerinin oluşmasına yardımcı oldu. Vakfa gelir
sağlayabilecek ve madenciliğe ilgi duyan kişilere her zaman
açık davranmaya çalıştık.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, vakfın kurulduğu dönemde
Türkiye’de madenciliğin içinde bulunduğu koşullar
dikkate alındığında, vakfın sektöre birçok konuda
katkı sağladığı açıkça görülür. Bu nedenle vakfın kuruluşunda
emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekir.
Kurucular yönetim kurulunda görev alırken Güven Önal
da vakfın çalışmalarının başından itibaren aktif olarak
sürecin içindeydi ve genel sekreterlik görevini yürütüyordu.
Erdoğan Yüzer’in Amerika’ya gitmesiyle başkanlık
görevi boşalınca vakfın başkanlığına Güven Önal
geçti ve uzun yıllar boyunca bu görevi sürdürdü.
Yıllar içinde vakfın çalışmaları genişledi. Madencilikle
ilgili konular vakfın toplantılarında düzenli olarak ele
alındı. Sektörün karşı karşıya olduğu sorunlar, hazırlanmakta
olan kanun ve yönetmelikler, yatırım ortamı ve
madenciliğin geliştirilmesine yönelik öneriler bu toplantılarda
tartışıldı. Toplantılarda dile getirilen görüşler ve
sektörün talepleri bürokratlar aracılığıyla ilgili kurumlara
iletildi.
Bu açıdan bakıldığında vakfın Türkiye’de madencilik
politikalarının tartışıldığı önemli platformlardan biri haline
geldiğini söylemek mümkündür.
Bugün geriye dönüp bakıldığında Yurt Madenciliğini
Geliştirme Vakfı’nın ortaya çıkışındaki temel motivasyonun,
Türkiye’de madenciliğin gelişmesine katkı sağlamak
ve sektörün ortak meselelerini tartışabileceği bir
zemin oluşturmak olduğu açıkça görülmektedir. Kuruluş
sürecinde ortaya çıkan bu dayanışma ve ortak düşünce
ortamı, vakfın sonraki yıllardaki çalışmalarına da yön
vermiştir.
12 | SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART
SEKTÖRMADEN 2026 OCAK, ŞUBAT, MART | 13